Page 1


Küratör H. Esra Oskay Malicki Sanatçılar Döne Arısoy Kübra Aytöre Ramazan Can Rabia Demir Melek Erat Esra Ertuğrul Bestami Gerekli İrem Hatipoğlu Özüm Koşar Büşra Özdemir Ecem Özmeriç Ecmel Sarıkaya Şule Sayan Ceren Solmaz Emine Sönmez Gökhan Tüfekçi Eda Gizem Uğur Özlem Yenigül Doğancan Yıldırım


Döne Arısoy

Algı 2015 90x120cm Tuval üzerine akrilik boya


Kübra Aytöre

Dağlar Dünyanin Çekildiği Yerde Bir Soğuk Yemindir. Soğuk Gecelerin Ve Rüzgarlarin Ülkesinde Dağlarin Sonu Var. (…) Bejan Matur


Dağların Sonu Var 2016 91 x 61 cm Karışık teknik


Ramazan Can

Yüklük 2016 15x20x23cm ölçülerinde 9 parça Beton, dokuma


Osmanlı’dan bu yana güdülen politakalar neticesinde göçebe yaşam biçiminden tarım kültürüne geçen yörükler, Cumhuriyet’in ilanından sonraki dönemde ise ekonomik nedenlerden dolayı kent kültürüne geçiş yapmışlardır. Göçebe kültürden kent kültürüne geçmiş yörüklerin bir daha kullanılmamak üzere yüklüklere kaldırdıkları dokumaların endüstriyel bir malzeme olan betonun içine grift bir şekilde hapsedilerek oluşturulan iş hem bir kültürün ezici gücünü izleyiciye sunmakta hem de betonarmeleşme ve kentleşmeye gönderme yapmaktadır.


Yüklük 2016 15x20x23cm ölçülerinde 9 parça Beton, dokuma


Rabia Demir

Saç Örgüsü 2016 50x105cm Keten Lifi


Kadın ve erkeğe cinsiyet üzerinden yüklenen roller ve sorumluluklar olarak tanımlanan Toplumsal Cinsiyet sosyal kurumlar aracılığı ile kadın ve erkeklerden beklenen davranış modelleri konusunda algı yaratır. Ataerkil toplum yapısının kadını ötekileştirerek dışlaması sosyal hayattan kopartılarak bir alan içine hapsedilmesi, kapatılması, susturulması hatta erkek tarafından yaşam hakkının elinden alınması ve hakim olan erkek egemen dil ve yapı çalışmalarımın temel dayanaklarını oluşturur. Bu bağlamda çalışmalarımda kadın ve kadına ait olanlar görünür kılınmaya çalışılmaktadır. Çalışma, keten liflerinin saç örgüsü olarak örülmesi ile oluşturulmuştur.


Saç Örgüsü 2016 50x105cm Keten Lifi


Melek Erat

‘Toplumsal Cinsiyet’ konusunu kadın bakış açısıyla çalışmalarıma yansıtmaya karar verdim. Ben de en az kendi cinsiyetimdeki diğer insanlar kadar feminist olduğuma inanıyorum. Erkek düşmanlığı gibi feminizm dışı bir algıya sahip değilim. Sorunum toplum içerisinde insanlara dayatılmış olan rollerden kaynaklanmaktadır. Erkek ve kadın aynı duyguları farklı biçimlerde yaşayan iki farklı cinsiyet ve erkekler rolleri gereği bu konurlarda çok dışavurumcu değiller ya da farklı yöntemlerle dışavurmaktadırlar. Aynı zamanda dışadönük insanlardır. Kadınlar ise, birçok şeyi içşel olarak yaşamaktadırlar ve bu noktada kadınlar, kendi içlerinde ve toplum içerisinde kendilerini hep yalnız hissetmekte ve iç duygularını dışarı yansıtamamaktadırlar. Buradan yola çıkarak toplumsal cinsiyeti ‘İç ve İçsel Yalnızlık’ başlığı altında çalışmalarıma yansıtmaya karar verdim.

İçsel-3 2016 80x100cm Tuval üzerine dekolaj


İçsel-3, 5 2016 80x100cm, 35x50cm Tuval üzerine dekolaj


Esra ErtuÄ&#x;rul Tomsuk


Nature Vivante / Canlı Doğa 2017 55x600cm Karşık malzeme


Nature Vivante / Canlı Doğa 2017 55x600cm Karşık malzeme


Bestami Gerekli

İnsanın doğaya müdahalesi olarak şehir öncesi görünüm, kurulum süreci, biten bir şehir bu çalışmanın bittiğini göstermemektedir; bittikten sonra tekrar başa sarması yani videonun sonundaki replay imgesini gördükten sonra izleyici değişimin farkına varmaktadır. İnsanın sadece doğaya müdahalesi değil, bu değişimde, doğanın da hafızasının olduğu insan müdahalesinin sekteye uğradığı andan itibaren doğa, o evrilmeyi reddetmektedir. Çünkü ‘Doğa’ yapay olan hiçbir şeyi asla kabul etmez. 3d sesle doğal seslerden yapay seslere doğru gidişin, aniden doğal sese dönüşmesiyle tamamlanır.

Doğanın Hafızası 2016 4:03“ Video


Doğanın Hafızası 2016 4:03“ Video


İrem Hatipoğlu

Parça Serisi 2016 34x24cm Kâğıt üzerine yağlı boya


Parça Serisi x 6 2016 34x24cm 6 adet Kâğıt üzerine yağlı boya


Özüm Koşar

Çevremizdeki şeyler tarafından şekillendirilmeye ve sektörler tarafından güdülenmeye çocukluktan başlarız. Oyuncakçılara girip baktığınız zaman, ki kız-erkek ayrımını bariz bir şekilde anlarsınız, kızlar için tasarlanmış dünyada bir yandan ev işlerinin sempatikleştirilmiş halleriyle ev hanımlığına, bir yandan da gerçek insan formuyla alakası bulunmayan Barbie bebeklerin sihirli dünyalarında kaybolan birer prenses olarak hayal kurmaya zorlanırsınız. Böylesine bir karmaşada çocuk olarak oynadığınız oyunlar tarafından istemsiz bir yöne doğru sürüklenmeye başlar, büyüdükten sonrada sisteme tam uyumlu rolünüzü oynamaya başlarsınız.

Sindrella Kompleksi 2017 40x110x40cm Karışık malzeme


Sindrella Kompleksi 2017 40x110x40cm Karışık malzeme


Büşra Özdemir Toprak, ot, kahve, ağaç parçaları gibi alışılmadık ve zaman içerisinde nasıl dönüşeceği tahmin edilemeyen, doğal ama alışılmadık malzemeleri tuval üzerine yerleştirir. Tuval üzerine manipüle ederek yerleştirdiği malzemelerin, doğada bulunduğu haliyle zaman aşımına uğramasını bekler. Sergideki yapıtların bir kısmı zaman karşısında ayakta durmayı başarırken aynı yaklaşımla üretilenler doğadaki gibi aşınmaya, değişmeye başlar. Kullanılan malzemelerin ölü olanın örünümünden çok bir süreç olarak yaşamın değişimlerine dikkat çeker. Bir zamanlar capcanlı olan doğa yıpranma, kirlenme ve çürüme gibi süreçleri varoluşuna ilişkin mücadeleleri açıkça gösterir. Uzun ömürlü olmayı garanti eden yapıtlar yerine, geçici çalışmalar ortaya koyarak izleyicinin süregelen bir kaybın geri dönüşsüz sürecine tanıklık etmesini ister.

Döngü 1- 2 2016 30x30cm Tuval üzerine karışık teknik


Ecem ร–zmeriรง


Fallus Seri 1-2-3 2016 70X50cm FotoÄ&#x;raf


“Fallus”1, bedenime ilişen bedensiz bir organdır. Zizek burada Fallus’u erkek cinsel organı olarak ele alsa da burada teknolojinin giderek insan bedeninin bir parçası olmasına bir anlamda organikleşerek yapaylığını kaybettiği bir düzlemde ele alınır. Beden, anatomik yapısı gereği bütünsel algılanmasının yanı sıra, hareket eden, kolajlanabilen bir mekân, hacim ve kütledir. Etten oluşmuş bu mekân, hareket ve zaman boyutunda var olmaktadır.2 Günümüzde Kimlikler sabit ve değişmez olmaktan çıkarak metinler arasında inşa edilir. Aynı zamanda Bailey’e göre bedene “sanal bir deri” giydirilebilir.3 (Bailey’den Akt. Binark,). Bu anlamda beden yeniden kurgulanabilir, inşa edilebilen bir alan olarak ele alınır.

Zizek, S. (2013) Bedensiz Organlar (Çev: Umut Karaca), İstanbul: Monokl Yayınları, s.138 2 Feyzioğlu, H. (2008) Otorite Nesnesi Olarak Beden, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Yazıları 19, s.85 3 Binark, M. (2005) “İnternet, Toplum, Kültür”, Ankara: Epos Yayınları, 2005, s.8 1

Fallus Seri 1-2-3 2016 70X50cm Fotoğraf


Ecmel Sarıkaya Nükleerin, duyuyla algılanmamış doğaya etki eden maddesel güçler ve hacimlerin, günümüzün büyük örneği, rengarenk iyi bir dünyaya atılan adımmış gibi dikkat çeken. Başka bir tanımla da göz boyayıcı renklerle döşenmiş halde tüketimin ve insanın doymazlığının büyük bir simgesi halinde, içine çok dalmadan düşünmeden algılayamayacağımız kadar derinde korkunç bir durum sunuluyor. Bizi alanının içine alan Akkuyu adı altında. Birçok şey aslında bize öyle alışılagelmiş halde yedire yedire işliyor ki tanımlarından uzakta görebiliyoruz önümüzdekini. Sınırların olmaması gerektiği yerde sınırları olmayan anlamlar, zamanlar ve yerler içindeyiz. Biz bunun sadece göze değebilen duyuya aktarılamayan kısmıyla yüz yüze bırakılıyoruz. Hissettirmeden içselleştirilen bu renkli ve olumlu anlatıyla insanları içine çeken görüntü bir yıkımın habercisi gibi tehditlere ulaşıyor derine ve deneyimlere indiğinizde. Ses çıkarmadan canlıyı uyarılma haline sokmadan sızıyor doğanın içine. Doğa özgür bırakılmaya adanmış en temel yapı ve sallanması halinde hiçbir şeyin varlığıyla öylece kalma riskindeyiz. Ve doğa özgür bırakılmadığı durumda, içine duyuyla algılayamayacağımız maddenin girmesiyle görülmez bir bozuklukla bize kendini geri sunar. Bu durumun içinde dönüp bir noktadan bakmak ve bunun ortaya çıkış kaynağı ne?’ye dönünce belki aklına birkaç soru işareti bırakabileceğim kişilerin beyninde sarı çizgiler ve uyarılmalar oluşturmak belki de amacım. Sembolik olarak kullandığım sarı levha ve çizgilerin görünürlüğü dışında içeriye tutturabileceğim sorular ve sorumluluklar. Bu sorulardan beslendiğim rahatsızlıkla işlerimin belirli bir konumu oluştu bir yıldır geniş ve belirgin bir noktadan bakıyorum. Zeminde doğanın, yer ve göğün birbirini sunduğu müthiş etkileşim oluşumları kendime plan alıyorum. Pripyat şehrinden ve şehre ayrılmış yaşamın içinde, güzel olan bir noktada hissettirmeyi sağlayan lunaparkının içinde kendimi fazlasıyla içselleştirdim ifade ve cevap doyumuna ulaşana kadar bu mekânda sınırımı çevrelemeye devam edip, başkalarına sorular sunmam gerekiyormuş gibi hissediyorum.


Prikrom 8-9 2016 65x105cm - 100x110cm Tuval Ăźzerine akrilik boya


Prikrom 9 2016 65x105cm - 100x110cm Tuval Ăźzerine akrilik boya


Şule Sayan

Müzik 2016 20x20cm Tuval üzerine akrilik boya


A. Ceren Yılmaz

Son yıllarda tüm dünyada hızlı bir ekonomik ve sosyal değişim süreci yaşanmaktadır. Bu süreç içerisinde en çok değişikliğe uğrayan kavramlardan birisi ise tüketimdir. Gösterişi de içinde barındığı bu kavram aslında bize olanın abartılışını ya da farklı gösterilmeye çalışıldığını görmezden gelmemizi sağlar. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey, tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğini, tüketimi etkileyen, örgütleyen bir olgu olduğunu bize gösterir. Vitrin, tüketen kişinin hayatını, toplumsal statüsünü ve kişisel durumları vb. tüketim kültürünün bütününü oluşturan ögeleri yansıtır. Üretimle tüketim arasındaki ilişkiyi tamamlar. Bireyin içinde bulunduğu durum ile olmak istediği durum arasındaki çelişkiyi sorgulayan mekandır. Ara yüzdür. İzleyici olarak bakan tüketiciler, kendilerine ait-kendilerinden bir şeyler buldukları- kurgudan fiziksel ve psikolojik olarak etkilenirler.

İsimsiz 2016 90x90cm Tuval üzerine polyester


Emine Sönmez Kimliklerin oluşum sürecinden, kimliklerin dönüşüm sürecine kadar uygun olan geçişin sağlanabilmesi için var olan kimliklerin içinin boşaltılması ve yeni bir kimlik inşa etme sürecine girilmesi gerekmektedir. Böylelikle bireylerin toplumdaki yaşamsal mecburiyetleri içerisinde, dayatılan yeni yaşama biçimleri ve kimlikleri daha kolay benimsetilecektir. İdealize edilmiş imajlara kitle iletişim araçları üzerinden uyum sağlamamız istenmekte ve bu fikir imgeler yoluyla görsel olarak aşılanmaktadır. Bu aşılanma sayesinde düşündüğümüz ya da inandığımız nesnelerin bir parçası olarak dönüşme uğramaktayız. Kabul ettiğimiz her imajda oluşturulmaya çalışılan kimlikle kendi yalın kimliğimiz etkileşime girerek gerçeklikten uzaklaşmaya başlarız. Birbirinin içine geçen ve değişen benliklerle birlikte ayrılması zor olan bu sarmal yapısı içerisinde zamanla kendimizden uzaklaşarak ve kendimize yabancılaşarak, yeni kimliklerimizin oluşturduğu imgeler haline dönüşmeyiz. Yaşadığımız toplumun değerleri içerisinde oluşturulan kurgusal alanların ve hayatların hem içindeyiz hem de dışında. İki kişilik yaşıyor gibiyiz. Birbiri içine geçen çifte hayatlarımızda neyin illüzyon neyin gerçek olduğunu veya neyin taklit edilen gerçek hayat olduğu konusunda yanılgılar içerisindeyiz. Karmaşıklaşan algımız ve yaşam biçimlerimiz arasında “kendimizi” ve kendi içimizdeki “ötekini” görselleştirmede; illüzyon ve görüntü kayması, parçalanma, kırılma, bozulma ve iç içe geçen dokularla sanal yaşamlarımızdaki hatanın estetiği vurgulanmaktadır.


Yapay Gerçek IV 2016 70x100cm Tuval üzerine dijital baskı


Gökhan Tüfekçi

İsimsiz 2016 150x200cm Tuval üzerine karışık teknik


İsimsiz 2016 150x200cm Tuval üzerine karışık teknik


Eda Gizem Uğur İşlediğim yazıları asla bir slogan olarak düşünmedim. O cümleler gerçekti. Ben de herkes o gerçekleri görsün istedim. İnsanın kendine acı veren bir yaşamı anlatması zordur, evet bunu iyi biliyorum ama o anları kişinin kendisi anlattığı sürece gerçek varlığının devam edeceğine inanıyorum. İşimin ilk aşaması dinlemek üzerine diyebilirim. Geçmişte kalmış her hikaye bugün bir başkası tarafından birebir olmasa da yaşanmaya devam ediyor. Özellikle de kadın ve şiddet hikayeleri! Karşımda geçmişini tüm gerçekliğiyle anlatan bir kadın. Yaşadıklarını tekrar eden bir kadın üstelik bu tekrarların farkında değil. Ellerini sıkarak söylediği her cümle bir darbe gibi...Bu kadın içinde bulunduğu koşullar ile çocuklarının isteklerini, dışarıya yaptığı el işleriyle yerine getirmeye çalıştığını anlatıyor - kendi ve çocukları için tek gelir kaynağı bu - bir de sadece eline iş aldığında rahatladığını söylüyor. Neden perde ? Kadının naifliği, kendini saklaması, dışarıyla olan sınırı, insanların ona müdahalelerine tutumu tıpkı bir perde gibi. İp ve perdenin birlikte kullanılması, iğnenin tülü yıpratması sesini duyduğumuz o kadının imgesi.


Hikaye 2016 Ses kaydı, oynatıcı, hoparlör


Özlem Yenigül

Sistem Üçlüsü 2016 200x150cm Tuval üzerine keçeli kalem


Sistem Üçlüsü 2016 200x150cm Tuval üzerine keçeli kalem


Doğancan Yıldırım

Eclectic / Eklektik 2016 120x400cm Karışık malzeme


Eclectic / Eklektik 2016 120x400cm Karışık malzeme


Tuval Üzerine Karışık Teknik (5 parça) 2016 140x160cm, 120x100cm, 100x100cm, 50x70cm, 70x100cm Tuval bezi, cam şişe


Savaş yıllarında komünist partinin korumaya almak istediği işler için; Bırakın hayat yakmak, yıkmak istiyorsa öyle yapsın. Tuvali, heykeli vs. korumak yerine küllerini bir kaba koyup sergilemenin daha samimi olduğunu söylüyor Maleviç. Akıp giden yaşamın getirdiklerinin daha kuvvetli olacağına inanıyor. İlk bakışta Maleviç’in söyledikleriyle ortaya koyduğum pratik arasında çelişki varmış gibi gözükse de, ben tam anlamıyla örtüştüğünü düşünüyorum. Yani bir tarafta doğallıktan söz edebiliyorsak, akıp giden yaşamın getirdikleri söz konusu ise, aynı şekilde yaşamın getirdiği bir ‘doğallıktan’ bu tarafta da söz edebiliriz. Aslında olması gerekenin ‘’yakmak’’ olduğuna, Temsil’in ve ‘’Vuruculuğun’’ böyle daha kuvvetli olduğuna inanıyorum. Bu bağlamda da Nietzche’nin ‘’güzellik’’ anlayışını tırnak içine alıp rafa kaldırıyorum.


GERÇEKLİK ALANI-4 Sergi Kataloğu Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Ankara, 20-28 Ocak 2017 Küratör H. Esra Oskay Malicki Yardımcı Küratörler Döne Arısoy Özüm Koşar Esra Ertuğrul Tomsuk Sergi Düzenleme Döne Arısoy Ramazan Can Kübra Şahin Çeken Yunus Kaya Deniz C. Koşar Özüm Koşar H. Esra Oskay Malicki Esra Ertuğrul Tomsuk Fotoğraflar Mustafa Acet Galip Kürkçü Benhan Giray Selçuk ve sanatçıların kendi arşivlerinden Grafik Tasarım ve Kapak Görseli Deniz C. Koşar Bu katalog, 20-28 Ocak 2017 tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilen Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinden oluşan “GERÇEKLİK ALANI-4” adlı sergi için hazırlanmıştır. Bu katalogda yer alan tüm görsellerin ve yazıların sorumluluğu, aksi belirtilmediği sürece, yapıt sahiplerine ve yazarlarına aittir. Yayımlanan yazılardan alıntı yapmak, kaynak göstermek koşulu ile serbesttir. 2017


Bu serginin oluşturulmasında emeği geçen herkese ve her kuruma teşekkürler... DESTEKLEYENLER

Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

Gerceklik Alani - 4  

Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Gerçeklik Alanı - 4 Sergi Kataloğu

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you