Page 1

www.hasbahcegazetesi.com

Ocak 2014

Yıl :1 Sayı :2

Sen üşürken ben uyuyamam

Kur’ani ahlakı yaşayan adam: Tekiner Tayfur Şişli İmam Hatip Lisesi (Kağıthane İmam Hatip Lisesi) sıralarında, öğretmenleri ve öğrenci arkadaşları arasında da, seçkin bir çehre Tekiner Tayfur. Yaşını aşmak ve en handikaplı hedeflere ulaşmak isteyen, hayat dolu, bulunduğu ortamı kendi lehinde değiştirebilen, küçük yaştan beri, Kur’ani ahlakı yaşamak için çırpınan bir çehre… •SAYFA 20

Kentsel dönüşümü imar artışıyla teşvik ediyoruz. Kağıthane Sanayi alanlarından, eğitim kültür alanlarına doğru, hızlı bir şekilde yöneldi. Şekillenen ve kendini geleceğe yönelik hazırlayan Kâğıthane de; burada yaşayan herkesin ihtiyaçlarını bulabileceği bir ilçe olarak yıllarca Kağıthanelilere hizmet edecektir. •SAYFA 28

Misafirperverliğimiz, Suriye’li Muhacirlere Yönelmelidir.

Savaş Mağduru Muhacirlere Çalışma ve oturma izinleri verilebilir

Millet olarak ortak misyonumuz ve tarihi derinliğimizde kendini gösteren kadirşinaslık ve misafirperverliğimiz işte bu günlerde kapımıza dayanan ve aman dileyen kadim komşumuz olan Suriye’li Muhacirlere yönelmelidir

Meslek sahibi olan sığınmacıların çalışmadığı için sürekli yardımlarla yaşamını sürdürmek zorunda kalması. Kayıt dışı olduklarından çalışma izinleri olmayan savaş mağdurları ya işe alınmıyor ya da çok düşük ücretlere çalıştırılıyor.

Bir medeniyet şehri Kastamonu

0212 283 12 55 0533 771 00 73

ÜROLOJİ ve BÖBREK TAŞI KIRMA MERKEZİ Op. Dr. Mehmet Ali Çıkım

Pir Şeyh Şaban-ı Hazretleri ve diğer velileriyle maneviyata ışık, Şerife Bacı’larıyla düşmana kafa tutmuştur bu toprağın insanı. Dürüstlüğün ve mertliğin kalesi, sevginin ölümsüz şelalesidir Kastamonu. •SAYFA 50


Ocak 2014

3

Yerel Gündem

Dört Beyazlı Günlerden, Bugünlere »Ahmed Akın VARICIER

“Ailemizle ve çocuğumuzla olan iletişimimizde ciddi sorunlar var. Her beyaz, maalesef insan hayatını kolaylaştırmıyor, insana katkı sunmuyor. ”

Kağıthane Kaymakamı Yıl 1991 Orta Anadolu ‘da bir ilin yeni kurulan ilçelerden birinin açılış törenindeyiz. Son konuşmayı yapmak üzere kürsüye teşrif eden dönemin Kültür Bakanı, memleketin gelişmişlik düzeyinden hararetle bahsediyor. Delil olarak da, kullanımı yaygınlaşan ‘ dört beyaz ‘ı işaret ediyor. ‘Sayıyorum’ diyor ve sayıyor: Bir; Televizyon! İki; Buzdolabı! Üç; Çamaşır Makinesi! Dört; Fırın! Tören bitince, hep birlikte, diğer bir ilçenin açılış törenine gidiyoruz. Orada da Sayın Bakan aynı konuşmayı yapıyor ve ülkenin gelişmişlik düzeyini, dört beyaza bağlayan bir ‘kültürel vizyon’ ortaya koyuyor. Bugün, çok şükür; ülkemizin gelişmişlik düzeyi için daha farklı ve daha bilimsel kriterler söz konusudur. Kişi başına düşen milli gelir, sağlık ve eğitime ait göstergeler (okullaşma oranı, kişi başına düşen doktor sayısı )

yoksulluk, işsizlik oranı, bölgesel eşitsizlik, gelir dağılımı durumları gibi konular kriter olarak belirlenmiştir. Son dönemlerde insani gelişme endeksi içerisinde; uzun ve sağlıklı yaşam, bilgi edinme, tatminkar bir hayat yaşamak için yeterli gelir, siyasi özgürlük, garanti edilmiş insan hakları gibi kriterler de gelişmişlik kriterleri içerisinde yerini almıştır. Ülkemiz bugün dünyanın en büyük on yedinci ekonomisine sahiptir. 2023 yılında hedef ilk on ekonomi içinde yer almaktır. Sayın Bakanın ısrarla vurguladığı dört beyazın sayısı, son yıllarda neredeyse ondört olmuştur. Her taraf adeta bembeyaz bile denilebilir. Öte yandan, bu kadar beyazın sarıp sarmaladığı gündelik hayatımızda; insanımız mekanikleştikçe, ilişkiler de mekanikleşmiş, insanlar arası iletişim neredeyse yok denecek kadar yüzeysel hale gelmiştir. Öyle ki; dış dünya ile iletişimimiz var, çocuğumuzla yok ; sosyal medyada aynı anda onlarca mesaj atıyoruz, alıyoruz ; lakin eşimizle, komşumuzla,

Kâğıthane’de İSKİ’ye ait su borusu patladı Yoğun kar yağışının devam ettiği sıralarda, Kâğıthane’de İSKİ’ye ait ana isale hattında bulunan su borusunun patlaması sonucu vatandaşlar zor anlar yaşadı. Kâğıthane’de İSKİ’ye ait ana isale hattında bulunan su borusunun patlaması sonucu vatandaşlar sıkıntılı anlar yaşadı. İSKİ’ye ait ana isale hattında bulunan boru büyük bir gürültüyle patladı. Tazyikli suyun akması sonucu Kâğıthane merkezi sular altında kaldı. Vatandaşlar karşıdan karşıya geçerken büyük sıkıntılar yaşarken, Tazyikli su yoldan geçen arabalara zor anlar yaşattı. İSKİ olaya müdahale edip isale hattında bulunan boruyu değiştirip vatandaşları rahatlattı.

öğretmenimizle, öğrencimizle, işçimizle, ustamızla, amirimizle, memurumuzla iletişimimiz yok. Çocuğumuz soru soruyor, duymuyoruz; duyuyorsak, yüzüne bakmadan konuşuyoruz; çok meşgulüz çok. Elimiz meşgul, gözümüz meşgul, zihnimiz meşgul… Ailemizle ve çocuğumuzla olan iletişimimizde ciddi sorunlar var. Her beyaz, maalesef insan hayatını kolaylaştırmıyor, insana katkı sunmuyor. Bazı türlerinin ise insan hayatını kararttığına şüphe yok. Sadece hayatı değil; geleceği, umutları da karartıyor. Bu kopukluğun ortaya çıkardığı boşluğu dolduracak olan şeyi ise davet etmenize, aramanıza gerek yok; o kendiliğinden çıkıp geliveriyor. Okulda, parkta, kantinde,sokakta, köşe başında , AVM’lerde, her yerde… İsteyene organik, isteyene kimyasal mutluluk sunuyor. Anlık mutluluk... Her seferinde daha fazlasını istetiyor.Daha fazla , daha fazla derken, insanı hırçınlaştıran, çaresizleştiren bir mutluluk arayışına mahkum ediyor.. Mevlana bir şiirinde der ki : “ İnsan tenini

öğrendim. Sonra, tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da, ruhun; aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..” Tabii ki gelişeceğiz, büyüme hızımızı artıracağız, artırıyoruz da. Ama Türkiye, maddî anlamda ne kadar büyüyorsa, toplumun kültürel, ruhsal ve ahlâkî çözülmesi de o ölçüde tehlike altına giriyor.Toplum ve ailenin ruh kökleri duyarsızlaşıyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin, hepimizin, kalbinin, ruhunun nasıl mutmain olacağının, nasıl huzur bulacağının yolu, reçetesi aslında bellidir. Türkiye’de önümüzdeki süreçte bu intiharın önüne geçebilmenin tek yolu, bütün değerlerimizi ve medeniyet iddialarımızı yerle bir eden bu bela ile mücadele etmekten ve kültür dünyamızda , manevi iklimimizde ve sanatımızda çığır açıcı atılımlar yapmaktan geçiyor. Aileye, çocuklara ve gençliğe eğilmek ve en büyük kaynağı buna harcamak gerekiyor. Hem de ısrarla ve vakit geçirmeden.

Hastaneler tıklım tıklım Burun akıntısı, öksürük, ateş ya da baş ağrısı şikâyetiyle hastanelere başvuranların sayısında son dönemde ciddi bir artış yaşanıyor. Uzmanlar son günlerde salgının boyutunun arttığını belirtiyor ve uyarıyor: “H3N2 virüsü ile karşı karşıyayız. Her hasta en az 1 hafta dinlenmeli, risk grubundakiler mutlaka doktora görünmeli. Daha geç geçen daha ağır seyreden bir tablo görüyoruz. Aralık başı, ortası gibi başlayan salgın şu sıralar en yüksek seviyeye ulaştı. Giderek sayılar artıyor” dedi. Gribe karşı bu dönemde kalabalık ortamlara girmekten kaçınmak, mut-

laka sık sık elleri yıkamak, bol bol c vitamini tüketmek, bilinen gripli kişilerden uzak durmak, öpüşüp sarılmamak, aynı odada kalınıyorsa sık sık odayı havalandırmak, evde istirahat etmek, işe ya da okula rahatsızlık bitmeden dönmemek gerekiyor. Bir dönem kene, bir dönem domuz gribi, bir dönem kuş gribi hastalıklar görülen ülkemizde şimdide H3N2 virüsü grip salgını başlamasını uzmanlar dış güçlerin oyunu olabileceğini dile getiriyorlar. Acaba bu gibi hastalıkların virüsü, üzerimize mi atılıyor sorusunu akıllara getirmiyor da değil !


4

Manşet Haber “Özel çaba ve özverilerle üretilen gazetemize yeni katılımlar olmuştur. Bu bilinçli katkılar 2. Sayımızın daha donanımlı üretimine, yazıların zenginleşmesine yansımıştır. ”

Ocak 2014

Kardeşlik

»Ayetullah Coşkun ayetullahcoskun@hasbahcegazetesi.com

Gazetemizin 2. Sayısı Üzerine Gazetemizin 1. sayısını Kağıthane’mizin bir çok mahallesinde, özenle dağıtımı yapıldı. Henüz bazı mahallelere ulaşamadık. İnşallah bu mahallelere de bu sayımızda ulaşacağız. Gazetemiz hakkında güzel eleştiriler ve teşekkürler aldık. Bu türden diyalog ve gösterilen ilginin anlamı gazetemizin doğru yolda olduğunu göstermektedir. Kağıthane’lilerin gazetemize ilgisi, sahiplenmesi bizim açımızdan çok değerlidir. Özel çaba ve özverilerle üretilen gazetemize yeni katılımlar olmuştur. Bu bilinçli katkılar 2. Sayımızın daha donanımlı üretimine, yazıların zenginleşmesine yansımıştır. Bu olumlu durum aynı zamanda dağıtım ve diğer organizasyonlara da yansıyacaktır. Gazetemizin içeriği, özü ve verdiği mesaj önemlidir. Gazetemiz başka yayın organlarına benzememektedir ve benzemeyecektir. Özü ve içeriği ile özgünlüğünü koruyacaktır. 1. Sayımızda sunulan ilkelerimizin arkasında disiplinle duracak

yeni katılımlarla daha da işlevsel olacaktır. Bu sayımızda Manşetimize Suriye’nin durumunu ve Suriyeli Mültecilerin yaşadığı dramı taşıdık. Orta Sayfamızda Kağıthane Belediye Başkanımız Fazlı Kılıç’la yaptığımız röportajı ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz. Onlar Öndeler sayfamızda Şehit Tekiner Tayfur’u ölüm yıldönümünde unutmadık. Siyasilerle yerel seçimleri siyaset sayfamızda konuştuk. Bu sayımızdan itibaren çocuk, diyar diyar memleket ve Milli Kahramanlar sayfalarını oluşturduk. Yerel Haber sayfamızda Kağıthane’de yapılan güzel hizmetleri, Spor, Eğitim ve Kültür-Sanat sayfalarımızla karşınıza dolu dolu bir gazete ile geldik. “Başlanan uçlanır” diyerek ırağında olmadığımız eksikliklerimizi hızla ve katkılarla tamamlayacağız. Dost okurlarımıza ve emeği geçen arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Merakla bekleyeceğiniz 3.sayımızda buluşmak umuduyla…

Kağıthane Hamidiye Mahellesi Muhtarı Temel ŞARDAN’a ve duyarlı halkımıza Suriyeli ailelere maddi manevi vermiş olduğu desteklerinden dolayı Teşekkür ederiz..

Savaş senaryolarının daha çok dillendirildiği son haftalarda Türkiye’ye sığınan muhacirlerin sayısı da hızla artıyor. Resmi rakamlara göre Türkiye’de şu an 490 bin Suriyeli mülteci var. Öte yandan kayıt dışı gelenlerin sayısının ise neredeyse kayıtlı gelenlerin sayısına denk olduğu tahmin ediliyor. İktidar çekişmesi, kaos, itiş kakış ve derken savaş patlak veriyor. Dünyamızın her coğrafyasında ve her zaman diliminde iktidar savaşları ve akabinde iç savaşlara dönüşmeler ve süregelen insan kıyımları oluyor.

vahim duruma ulaşmaktadır. Bu savaşlar sadece bizim yakın bölgemizde olmuyor, daha yakın zamanlarda ikinci dünya savaşında milyonlarca insan bu savaştan korunmak ve kurtulmak için göç etmiş yerlerini, mallarını, anılarını ve sevdiklerini terk etmek zorunda kalmışlardı. Amerika- Vietnam savaşı uzun yıllar sürerken bir kısmı savaşmış büyük bir kısmı bölge ve ülke değiştirmek zorunluluğuna zorlanmışlardı. Afganistan’ın 1979 da başlayan dramatik durumu kısmen silinmiş hafızalarımızda tekrar canlanmaktadır.

Yakın bölgemizdeki komşularımızın iç meseleleri, İktidarın kendi ülkesini yönetme konusundaki zafiyetleri, dış etkenlerin o ülke üzerindeki çıkarları doğrultusunda çıkardığı fitneler ne yazıktır ki çekişmenin dozunu artırmaktadır. Kendi toprağında yıllarca komşuluk yapmış, kız alıp vermiş, aynı inancı ve kültürü yaşamış bu kadim insanlar kendi kapı komşusuna silah doğrultmakta, İktidar yanlısı olanlarla, muhalif olanların birbirlerine karşı en acımasız biçimde her türlü savaş aletleri ile saldırmaları çoluk çocuk demeden canlarına kastetmeye varan çok

Çok yakın tarihte, ülkemiz halklarının akrabalarını da içinde barındıran Irak’ta bir milyondan fazla insan telef olmuş, Üç milyon civarında Irak’lı komşu ülkelere sığınmak suretiyle mülteci konumuna düşmüştür. Ve acımasız iç savaşların son perdesi kapı komşumuz olan Suriye’de sergileniyor, kim haklı kim haksız bakmadan insanlar birbirlerini boğazlıyorlar, Suriye insanının bu kaos ve savaş ortamında çokta sağlıklı düşündüğünü zannetmiyoruz. Bu savaş nereye kadar sürecek, sonunda kim galip gelecek, kaybedilen can, mal ve milyonlarca ümit kaybını


Ocak 2014

Manşet Haber

Bedel İster

kim ve kimler karşılayacak, tabi ki giden gitmiş ve kaybeden bizatihi kendileri olacak… Bahsi geçen yerlerde ve özelde Suriye’de birinci derecede kendileri sorumlu olabilirler lakin bir yangın varsa biz insanlık olarak seyirci kalamayız, kalmamalıyız! Bir karıncayı ezmekten imtina eden insani fıtratımız bu konularda kayıtsız kalamaz. Millet olarak ortak misyonumuz ve tarihi derinliğimizde kendini gösteren kadirşinaslık ve misafirperverliğimiz işte bu günlerde kapımıza dayanan ve aman dileyen kadim komşumuz olan Suriye’li Muhacirlere yönelmelidir. Evini barkını, edindiği maddi servetini, kariyerini, beklentilerini belki savaşta kaybettiği en yakınlarını bırakmak zorunda kalan çoluk çocuğuyla birlikte, sadece üzerlerindeki günlük kıyafetlerle kapımıza gelen Suriye’li Muhacirlere kol kanat olmak, bir nebzede olsa ihtiyaçlarını karşılamayı bir insanlık olarak görmek bu kadim ülke İnsanının hasletlerinin başında gelmektedir... Hamidiye Mahallemize, ilçemize ve ülkemize zorunlu göç etmek zorunda kalan, sokağımızda ve belki de binamızda olan kapı komşularımız olan

mağdur ve mahzun Suriye’li Muhacirlere şefkat elimizi uzatalım. ‘’Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’’ diyen Peygamber Efendimize (SAV) kulak verelim.

Kayıt dışı mülteciler kayıt altına alınmalı, yardımlar için veri tabanı oluşturulmalı... Kayıt dışı mültecilerin bir an önce kayıt altına alınması gerektiğini vurgulayan Kağıthane Kaymakamı A.Akın Varıcıer. Geçtiğimiz ay içerisinde valilikten bir emir geldi bu emir uyarınca sağda, solda, parkta, köprü altlarında zor şartlar altında yaşamaya çalışan Suriyeli ailelerin süratle Büyükşehir Belediyesine bağlı araçlarla Pendik ve Tuzladaki Kızılay kamplarına götürülmek üzere nakli isteniyor. Orada valilikçe oluşturulmuş uygun koşullar oluşturulmuş. Tabi bu arada normal ev koşullarında kalmak isteyen Suriyeli vatandaşlarımızda var. Bizde bunları kayıt altına alarak ikametlerini sağlama gayreti içerisindeyiz. Bu ailelere gıdadır, giyimdir vesaire ihtiyaçları için de yardımda bulunuyoruz dedi.

5 “Zorunlu durumları gereği Mahallemize gelen ailelerden birinden bahsetmek istiyoruz sizlere. Evin Reisi M.Nizar 1967 doğumlu, Memleketinde Tekstilci iş adamı idi, yanında 30 kişi çalıştırıyordu. Evi ve arabası vardı, gelir durumu kendisine yeten itibarı olan bir iş adamı idi. Savaş esnasında evine ve arabasına bomba isabet ediyor, ne acıdır ki eşini ve iki çocuğunu bu bombalama esnasında kaybediyor. Rabbim hiçbirimizi böyle bir durumla karşılaştırmasın.”


6

Taşocağı Caddesi Fevzi Çakmak Bağlantı Yolu’nun temeli atıldı

K

ağıthane Belediyesi tarafından 7 milyon TL’ye mal olan 300 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğindeki Taşocağı Caddesi Fevzi Çakmak Bağlantı Yolu’nun temeli atıldı. Çağlayan Mahallesi’nde 7 milyon TL’ye mal olan Taşocağı Caddesi Fevzi Çakmak Bağlantı Yolu’nun temeli atıldı. 300 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğinde olacak olan yolun yapımı için, 33 bina kaldırıldı. Temel atma töreninde Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, yolun trafiği rahatlatacağını, yolun yapımında kendisine destek veren mahalle sakinlerine teşekkür etti ve temel dökme butonuna basarak, 7 milyon TL’lik yatırımın temelini attı.

iSKi binasında sona gelindi

Yerel Gündem

Akabe Camii’nin Temeli Atıldı Kağıthane Belediyesi tarihi Sadabad Camii’sinden esinlenerek inşa edilecek Sadabad manzaralı Akabe Camii’nin temelini attı. Ana hatlarıyla simetrik düzenlemeye sahip olacak Akabe Camii temel atma törenine Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ve eşi Fatma Kılıç’ın yanı sıra Kağıthane Kaymakamı A. Akın Varıcıer, AK Parti Kağıthane İlçe Başkanı Sami İlhan, İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Göllüce, Kağıthane İlçe Müftüsü Mevlüt Haliloğlu, meclis üyeleri, STK yöneticileri, ve Kağıthaneliler katıldı. Osmanlı döneminde inşa edilen ve Kağıthane Deresi’nin kenarında yer alan Sadabad Camii’den esinlenerek projesi tamamlanan Akabe Camii’nin temel atma töreni yoğun katılımla gerçekleşti. Sadabad Camii’nin tarihi görünümü ve modern mimarı çizgileriyle harmanlanarak inşa edilecek Akabe Camii Hasbahçe ile Cendere Vadisi manzarasına tamamen hakim olacak. Nurtepe Sosyal Tesisleri’nin yakınında bulunan ve Sadabad ile Cendere Vadi’si manzarasına hakim olan bölgede yapılacak Akabe Camii hakkında bilgi veren Başkan Kılıç, “Bu bölgede cami inşası için yapılan projeler tamamlandı ve bugün burada böyle hayırlı bir çalışmanın temelini atıyoruz” şeklinde konuştu. Geleceğe önemli

Yahya Kemal Mah. Cendere Caddesinde bulunan İSKİ Kağıthane Şube Müdürlüğü binası yakın zamanda Ayazma Yolu Caddesindeki yeni binasına taşınacak. Yapımı tamamlanan İSKİ binası Kağıthane’lilere modern, çok rahat ve geniş bir ortamda 4 veznesi ile de hizmet verecek.

eserler bırakmanın önemine değinen Kağıthane Kaymakamı A. Akın Varıcıer, “Bir taraftan büyürken, gelişirken diğer taraftan geleneksel değerlerimizi de koruyup, geleceğe güzel eserler bırakmak en önemli vizyonumuzdur. Sadece ülke vizyonu değil. Genel düzeyde de bu vizyonun takip edilmesi gerekiyor. Burada gerçekten çok önemli bir ihtiyaca yönelik, güzel bir noktada tarihi bir özelliği olan bu caminin temel atma törenini gerçekleştiriyoruz. Sanki Sadabad Camii’ye nazire yapar gibi, O’nun bir örneğinin burada gerçekleştirilecek olması çok güzel. Sadece cami yapmak değil, bu mimari estetiği de göz ardı etmemek lazım” diyerek emeği geçen herkese teşekkür etti. Kabe’nin bir şubesini daha inşa etmek için bir araya geldiklerini ifade eden Kağıthane İlçe Müftüsü Mevlüt Haliloğlu, ”Cami bir araya getiren, toplayan demektir. İslami literatürde genellikle mescid kelimesi kullanılır. Bizler büyük olanlara cami, küçük olanlara mescid demekteyiz. Yer yüzünde ilk mabet Kabe’dir” diyerek Müslümanların cami tarihi hakkında bilgi verdi. Dualarla gerçekleştirilen temel atma töreni protokolün hep birlikte butona basmasıyla tamamlandı.

Ocak 2014

Kan Grubu Veri Bankası Açıldı

K

an vermek hayat kurtarır. Sizler de oluşturulan kan bankası listesine katılarak birçok insanın hayatını kurtarabilirsiniz. Kağıthane Belediyesinin internet sitesinde açmış olduğu Kan grubu veri bankası sayfasında Ad-Soyad, Kan Grubu, Cep Telefonu ve E-Mail alanlarının doldurulması sonucu Kan grubu üye listesi oluşturulmaktadır. Kağıthanelilerin kan ihtiyacı olduğunda 444 23 00 arayıp, Beyaz Masaya; hangi kan grubuna ihtiyacınız olduğunu bildirdiğinizde Veri Bankasında kayıtlı tüm üyelere mesaj gönderiliyor. Kan bağışı yapmak isteyen duyarlı kardeşlerimiz size hemen bu mesaj sayesinde ulaşıyor. Yakın zamanda Abdülkadir Coşkun’un annesine 3 ünite, B Rh (-) kan ihtiyacı oldu. Bunun için acil Belediyeden yardım istemesi sonucu Kağıthane Belediyesi tüm üyelerine anında mesaj gönderdi. Kağıthane Belediyesinden mesaj alan Özel Matematik Öğretmeni Orhan Aybat ve ismini sayamadığım diğer arkadaşların kendisini aradığını ve acil kan ihtiyacını gördüklerini dile getiren Coşkun, Duyarlı vatandaşlarımızdan ve Kağıthane Belediyesinden Allah razı olsun dedi.


8

Yerel Gündem “Öğretmen yaptığı işin bilincinde olursa bilir ki kendi eliyle bir toplum ya abat olacaktır ya da berbat.”

Ocak 2014

Madde Kullanımının Zararları Tiyatro ile Anlatıldı

»İdris Şekerci

Hayata Dokunan Öğretmen Olmak Öğretmenlikten söz edildiğinde bizim mahallede kullanılan en yaygın tanımlama öğretmenliğin Peygamber mesleği olduğu ifadesidir. Hz. Peygamberin “Ya öğrenen ol, ya öğreten, ya dinleyen ol, ya da bunları seven. Beşincisi olma yoksa helak olursun.” sözü topluma istikamet verme bakımından ele alındığında eğitimin bir kez daha önemini ortaya koyuyor. Bir önceki yazımızda “adanmışlığa” vurgu yaparken bir tehlikenin altını çizmek istemiştim aslında. Kullandığımız aracın konforuna kapılıp gözümüzü-belki de gönlümüzü demeliyim- istikametten ayırmışlığımıza dair farkındalık oluşturmak istemiştim. İnsan bulunduğu konuma, Yaptığı işe olan uyumu neticesinde bazı duyargaları körelirken kimi refleksler gelişir hayatında. Bir insanın kullandığı araç asli amacının önüne geçerse, bir sürücünün önünde istikametini ve şeritlerle gidebileceği upuzun yol duruyorken aracının ucuna bakması gibi bir ufuk körlüğü oluşur hayatında. Düşünün ki yıllık planlar ve öğrencinin devam/ devamsızlığı ve karnesi ile sınırlı bir eğitim algısı okulun dışına ve gerçek hayat dair ne söyleyebilir ki? Geçenlerde tavsiye üzerine “Her Çocuk Özeldir” adlı bir film izledim. Çocuğun defterindeki kargacık-burgacık yazıları çizen, okuldan kaçtığını şikayet edip gerekçesini araştırmayan ve sonunda da çocuğun okuyamayacağına hükmedip okuldan alınmasını isteyen bir öğretmen ufkunu eleştiriyordu. İstemeyerek

gönderildiği yatılı okulda işini seven ve öğrencisini eğitimin merkezine koyan Resim Öğretmeninin bir adanmış ruhla nasıl da çırpınması ve çocuğun defterindeki hataların izini sürerek bir algılama farklılığı olarak da tanımlayabileceğimiz Disleksi problemini fark ederek çözüm üretmesi, öğretmen olmanın sorun tespit etmekle sınırlı olmadığını o soruna çözüm üretmekle taçlanacağını anlatıyordu özetle. Öğrenciyi hayata hazırlamak ve istikamet vermek suretiyle her öğretmenin bir mürşit olması gerektiğini söylemişti bir dostum. Nitelikli fert, nitelikli toplum hayalimiz varsa içimizde bu kaygıyı sürekli taşımalıyız. Mesele kaç öğrencinin hayatında iz bırakabildiğimiz sorusunda saklı belki de. Öğretmen yaptığı işin bilincinde olursa bilir ki kendi eliyle bir toplum ya abat olacaktır ya da berbat. Öğretmenliği kurumla sınırlı görmeden hayatın bütününü, bir mimar duyarlılığıyla inşaya niyetli olmalı ki toplum kendi medeniyet değerleriyle arasına örülen duvarlar yıkılsın. Öğretmenliği sözün başında ifade ettiğimiz üzere Peygamberlik mesleği olarak görüyorsak şu noktayı özellikle dikkate almak gerekiyor. Peygamberlerin yüklendiği misyon fertten topluma takva eksenli bir değişimdir. Bu değişim, Allah’ın istediği düşünsel ve yaşamsal kirlerden arınmaktır. Bu yönüyle kendi medeniyet değerlerine yaslanarak bu mesleği icra ettiğimizde işimizin o kadar da basit olmadığı ortadadır.

Gültepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda madde kullanımının zararlarını konu alan tiyatro oyunu gerçekleştirildi. Gültepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda madde kullanımının zararlarını ve gençleri madde kullanımına yönlendiren etkenleri konu alan tiyatro oyunu Kağıthaneli öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ın da katıldığı tiyatro oyunu gösteriminin ardından öğrencilere madde bağımlılığına yönelik bilgi verildi. Madde bağım-

lılığına neden olan sosyal ortamlar, yanlış arkadaş seçimlerinin etkileri, madde kullanımının psikoloji ve beden sağlığı üzerinde oluşturduğu etkiler anlatıldı. Programda sergilenen tiyatro oyununu beğendiklerini ifade eden Kağıthaneli öğrenciler madde bağımlılığından uzak durmak için bilgilendirici bir etkinlikte bulunmaktan mutluluk duyduklarını ifade ettiler.


10

Yerel Gündem

Ocak 2014

Eyüp’ün Okuma Azmi Meryem Yıldırım

Muhteşem özverili bir annenin ve canından kıymetli cam kemik hastası olan oğlu Eyüp’ün zorlu yaşam mücadelesi içinde, pozitif yaşam sürecini annesi Hayriye Güzel ile konuştuk.

Kağıthane’de cam kemik hastası olarak doğan Eyüp Güzel okuma azmi sayesinde 5’nci sınıfa kadar geldi. Milli Eğitim’in evde eğitim hizmetine başvuran Eyüp’e 4 öğretmen haftada 3 gün ders veriyor.

Doğum esnasında kemikleriyle ilgili bir sıkıntı yaşandı mı?

Eyüp’ün hastalığı ilk ne zaman fark edildi?

Çocuğunuzun bu hastalığını öğrendiğinizde neler hissettiniz?

Bu hastalık Eyüp’ün doğumuna iki hafta kala fark edildi. Doktorlar ultrasonda baktılar ve çocuğumun ayaklarını göremediklerini söylediler. Beni Şişli Etfal Hastanesi’ne yönlendirdiler ve orada renkli ultrason çektiler. O zaman doktorlar ayaklarında kısalık olduğunu ve cam kemik hastası olduğunu söylediler.

Cam kemik hastalığı nasıl bir hastalıktır? Kalsiyum, fosfor, vitamin D metabolizmasıyla ilgili bozukluklar ve matabolik hastalıklardan birisidir. Kemiklerde kolay ve sık kırılmalar oluyor ve kemik kırıldığında yan yana değil üst üste kaynıyor.

Yapılan testlerde bu hastalığa dair bir şey bulunmadı mı? Bu hamileliğin son aylarında belli olan bir hastalıkmış. Bundan dolayı daha önce bir belirti ortaya çıkmadı.

Hayır doğumu normal oldu, bir sıkıntı yaşanmadı.

Tabi ki çok şaşırmıştım. Çünkü bu hastalığın nasıl bir hastalık olduğunu bilmiyordum. Hatta doğuma kadar belki iyileşir umuduyla bekledim ama sonuç değişmedi. Hastalıkla ilgili bilgi öğrendikçe bu şaşkınlık ve üzüntüm daha da çoğaldı.

Hastalıkla tanıştıktan sonra onunla baş etmek için neler yaptınız? İlk önce çocuğumu doğru tutmayı ve incitmeden giydirmeyi öğrendim. Çünkü Eyüp diğer çocuklardan farklıydı. Daha sonrasında ise kemiklerinin daha iyi gelişebilmesi için platin taktırdık ve birçok kemik ilacı kullandık. 2-3 sene sonra tekrar platini yenilenecek inşallah.

Çocuğunuzun eğitim hayatı nasıl başladı ve zorlukları nelerdi?

Ben Eyüp’ü 5 sene boyunca her gün okula getirip götürdüm. Onunla beraber okul çıkış saatine kadar beraberdim. Okul kalabalık olduğundan dikkat etmesi gerekiyordu. Bu yüzden orada olmak zorundaydım. Kucağımda getirip kucağımda götürdüm. Bazen bir yeri kırılıyordu ve bir ay okula gitmiyordu ve derslerden geri kaldığı için çok üzülüyordu.

Eyüp şu an okula devam ediyor mu? Evet şu an ZUHAL ORTAOKUL’u birinci sınıf öğrencisi, okula maalesef gidemiyor ve eğitimine evde devam ediyor. Öğretmenleri eve gelerek, ona ders veriyorlar. Allah öğretmenlerimizden ve Kağıthane Milli Eğitim Müdürlüğü’nden razı olsun.

Evde eğitim alması için nerelere başvurdunuz ve neler yaptınız? Önce Okul Müdürümüz Üzeyir TOSUN’a durumumuzu izah ettik. Üzeyir Bey Kağıthane Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe yazdı. Biz de hastaneden okula gidemeyeceğine dair rapor aldık. Okulda rehber öğretmeniyle görüştük. Eve geldiler Eyüp’le görüşüldü ve daha sonra ders vermek için eve öğretmenler gönderildi.

Eyüp’ ün hayata bakış açısı şimdi nasıl? Hayata karşı çok pozitif bakıyor ve yaşamayı çok seviyor. Her zaman ‘’anne yaşam çok güzel ve ben onu çok seviyorum’’ diyor.

Onun bu durumu kabullenmesi zor oldu mu? Aslında bizden daha metanetli yaklaşıyor kendine. Daha umut dolu ve kendine güvenen bir yapısı var.

Eyüp büyüyünce ne olmak istiyor? Okumayı çok seviyor ve bilgisayar mühendisi olmak istiyor.

Son olarak böyle hastalara ve annelere tavsiyeleriniz nelerdir? Sabırlı olmalarını tavsiye ederim. Özellikle anne-baba sabrı çocukların morali açısından çok önemli. Sabır olmadan kesinlikle hiçbir şey yapılmıyor. Hem aileye hem çocuğa moral lazım. Bu da ancak sabır sayesinde oluyor. İsyankar olmamak gerekli. Allah sabredenlerle beraberdir. Rabbimize her zaman dua ediyor ve şükrediyoruz.


Ocak 2014

11

Siyaset

17 Aralıkta oynanan oyunu milletin iradesi bozacaktır. AK Parti olarak Kağıthane’de büyük bir başarı elde etmek için gayret gösteriyoruz. Seçimlerde propaganda yöntemimiz, birebir vatandaşla görüşmek ve ev sohbetlerimiz. Her gün yaklaşık 40-50 ev sohbetini gerçekleştiriyoruz. Yerel Seçimler hakkında neler söylemek istersiniz? Ülkemiz yeni bir yerel seçimlere doğru gidiyor. Yaklaşık 3 aylık bir süre var. Yerel seçimlerde AK Parti olarak Kağıthane’de büyük bir başarı elde etmek için gayret gösteriyoruz. Seçimlerde AK Parti olarak en uygun bulduğumuz propaganda yöntemi birebir vatandaşla görüşmek ve en önemli faaliyet ev sohbetlerimiz. Her gün yaklaşık 40-50 ev sohbetini gerçekleştiriyoruz. Sohbetlerimizin içeriği AK Parti hükümetinin, İstanbul Büyükşehir Belediyemizin ve Kağıthane Belediyemizin yapmış olduğu hizmetlerin vatandaşlarla paylaşılmasını içermektedir.

17 Aralık Sivil Darbe Girişimi için ne neler söylemek istersiniz? Ülkemiz 11 yılda AK Parti iktidarıyla ekonomik anlamda çok geliştiği gibi demokratik anlamda da çok büyük kazanımlar elde etti. Bölgesinde bir güç olma iddiasını artırarak devam ettirdi. Bunun neticesinde bu bölgede güçlü bir Türkiye’nin olmasını istemeyen, arzu etmeyen özellikle dış çevreler ve Türkiye içerisinde birlikte hareket ettiği bir takım gruplar 7 Şubat’ta Mit başkanının yargılanmasıyla ilgili bir adım attılar. Maksat Mit başkanının yargılanması değil, Türkiye’nin son dönemde en büyük kazanımı olan çözüm sürecini baltalamaktır. Bizim tek derdimiz 76 milyon insanımız barış ve huzur içerisinde yaşamasıdır. Şimdi gezi hadiselerinde yaşanan olayları şöyle bir irdelediğimizde ve geziyle ilgili kurulan bir platformun sözcüsünün yapmış olduğu o açıklamaya baktığımızda, aslında olayın gerçek yüzünün ne olduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Yapmış oldukları açıklamada şöyle diyorlar: “Biz üçüncü köprünün yapılmasına karşıyız. Biz Nükleer Santralin yapılma anlaşmasına karşıyız, biz Üçüncü Havaalanının yapılmasına karşıyız, biz Kanal İstanbul’un yapılmasına karşıyız”. Neden karşı çıkıyorsunuz diye sorulduğunda efendim “biz doğa dostuyuz” dedikleri budur. Türkiye’nin dünyada güçlü bir ülke olmasını istiyorsak Nükleer Santralin yapılması, Üçüncü Köprünün, oto yolların yapılması ve Üçüncü Havaalanının yapılması kesinlikle şarttır. 17 Aralıkta yolsuzluk soruşturması adı altında başlatılan başkanlarımızın yakınlarına yönelik suçlamalarda bulunulan bir dava üzerinden Sayın Başbakanımızı hedef alan,

AK Parti hükümetini hedef alan ama aslında bakıldığında 76 milyon insanımızı hedef alan bir süreç başladı. Dertleri yolsuzluk, rüşvet değil, 76 milyon insanın refahı, huzurunun bozulmasıdır. Ama bu millet bu oyunu da bozacaktır.

Bu son olayları halk ve ilçe teşkilatı nasıl görüyor? Teşkilatımız Sayın Başbakanımızın izinden, onun yolundan, millete hizmet etmeye gayret eden arkadaşlarımızdan oluşuyor. Bu arkadaşlarımızın iradelerinde, bu arkadaşlarımızın görüşünde en ufak bir sapma yok hatta daha çok kenetlenme var. Hükümetine, Başbakanına son derece sahip çıkan bir millet var. Dolayısıyla bu millet, hükümetini ve Başbakanını tercih ettiği müddetçe, bu hizmet yolunda koşmaya devam edeceğiz.

Kağıthanenin gelişimiyle ilgili neler söylersiniz? Kentsel dönüşüm Kağıthane halkı istediği sürece gerçekleştirilir. Ama yok biz bu şekilde olmasını istiyoruz denilirse biz o şekle de geliriz, hiçbir problem olmaz. Vatandaşımız neyin nasıl yapılmasını istiyorsa biz o şekilde hareket ederiz.

Kağıthane ile ilgili ne söylemek istersiniz? Kağıthane İstanbul’un coğrafi olarak merkezinde ve ağırlıklı olarak da Anadolu’dan ekmek davası için göç etmiş insanlarımızın yaşamış olduğu bir ilçedir. Tabiri caizse Anadolu’nun hatta Türkiye’nin özeti olarak kabul edebileceğimiz bir ilçesidir. Kağıthane siyasi olarak da aynı zamanda İstanbul’da AK Partinin lokomotif ilçelerinden bir tanesidir. 10 yıllık süre içerisinde hem Kağıthane Belediyemizin çalışmaları hem de Büyükşehir Belediyemizin çalışmalarıyla ülkemize çok büyük hizmetler getirdik. İnşallah halkımız AK Parti’ye oyunu verir ve yerelde de AK Partiyi seçerse ki bunda şüphemiz yok, görevlere kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hasbahçe Gazetesi’ne bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür eder. Başarılarınızın daim olmasını dilerim.

Sami İlhan Kimdir? 1967 Sivas, Koyulhisar doğumlu. İlkokulu kendi köyünde, Ortaokul ve Liseyi Sivas’ta. Üniversiteyi de Yıldız Üniversitesi Kocaeli Mühendislik Fakültesinde tamamladı. Daha sonra İstanbul’a yerleşti. Kağıthane’nin Şirintepe mahallesinde uzun yıllardır ikamet etmektedir. 91’ de Refah Partisiyle sandık müşahiti olarak başladığı siyasi yolculuğuna AK Parti’nin kuruluşuyla birlikte AK Parti’de Şirintepe mahalle yönetim kurulu üyeliğinde ve mahalle teşkilat başkanlığında siyasi yolculuğuna devam etti. Belediye Başkan yardımcılığı ve ilçe başkanlığı görevlerinde bulundu...


12

CHP İl Binası Açılışın’a Kemal Kılıçdaroğlu Geldi

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı ve CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Sarıgül ile İstanbul İl Binasının açılışını gerçekleştirdi Kemal Kılıçdaroğlu Kağıthane’deki İl binası açılışında halka seslenerek, hiçbir yurttaşımız, bizim kitabımızda ötekileştirilmez. Kimliği ne olursa olsun. İnancı ne olursa olsun. Rengi ne olursa olsun. İnsan Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır ve benim başımın üzerinde yeri vardır dedi. Sözlerine devam eden Kılıçdaroğlu, İstanbul güzel bir kent, hepiniz çok şanslısınız. İstanbul dünyanın incisi. Ama İstanbul’a gelen turist sayısı Paris’ten çok daha az. Eski kimliğine kavuşturmamız gerekiyor. Önümüzdeki 5 yıl içinde halkçı bir belediye başkanı, icraatlarıyla kendisini kanıtlamış bir belediye başkanı Mustafa Sarıgül’ü önce Allah’a sonra size emanet ediyorum, Sarıgül İstanbul’u, karış karış gezecek kimseyi ayırmayacak” tır dedi.

Siyaset

Ocak 2014

Ak Parti Kağıthane’den ev sohbetleri, hedef 100 bin AK Parti Kağıthane Teşkilatı, Kasım ve Aralık aylarında 3 bin ev sohbeti yaparak 45 bin seçmene ulaştı.

Sarıgül Kağıthane’de halka seslendi

AK Parti Kağıthane Teşkilatı, Kasım ve Aralık aylarında 3 bin ev sohbeti yaparak 45 bin seçmene ulaştı. Teknik çalışmalarıyla seçmenlere bire bir ulaşan Ak Parti Kağıthane Teşkilatı, Kadın, Gençlik, Ana Kademe ve Yönetim Kurulunun her biri bin ev sohbeti yaparak yaklaşık 45 bin seçmene ulaştı. Konuyla ilgili gazetemize açıklama yapan Ak Parti ana kademe mensupları, bu sayıyı Ocak, Şubat ve Mart aylarında hedefledikleri sayıya ulaşacaklarını söylediler. Bu sayede 100 bin seçmene ulaşacak olan Ak Par-

ti, Genel ve Yerel hizmetlerini seçmenlere bire bir anlatmış olacak. 19 Mahallede, tüm birimleriyle adeta ev sohbeti seferberliği ilan eden Ak Parti Kağıthane Teşkilatı, hedefine ulaşırken bu sohbetler yaklaşık 2 saat sürüyor. Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, İlçe Başkanı Sami İlhan, Meclis Üyeleri, Ana Kademe Erkek ve Kadın, Gençlik kolu Yönetim Kurulu üyelerinin katıldığı ev sohbetlerinde çaylar içilip muhabbetler yapılıyor. Yaklaşık her bir sohbete 10 ile 50 kişi arasında katılımlar oluyor.

Şevket Kazan Kağıthanelilere Seslendi Saadet Partisi Kağıthane Teşkilatı’nın üçüncüsünü tertiplediği konferans, Hamidiye Mahallesi, Kösedağ Düğün Salonunda yoğun katılımla gerçekleşti. Kağıthane Belediye Başkan Adayı Zeynel Keskin bir konuşma yaptı. Zeynel Keskin’in konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Salonu dolduran Kağıthanelilere seslenen Keskin, Milli Görüş bayrağını tekrar Kağıthane’ye dikeceklerini, söyledi. Kağıthane’de Allah rızası için göreve talibiz dedi. Milli Görüş Hareketi’nin kula kul olmadığını sadece Allah’a kul olduğunu ifade etti.

Erbakan Hoca ve Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un ruhuna Fatiha okunmasının ardından eski Adalet Bakanı Şevket Kazan; Bizim Hedefimiz Milli Görüş’ün yer yüzüne hakim olmasıdır. Milli Görüş bizim derimizdir, damarımızdır hatta damarımızdan akan kandır diyerek bu görüşün taklit edilemeyeceğini söyledi. Zeynel Keskin’i Kağıthane Belediye Başkanı olarak görmek istiyorum diyerek sözlerini bitirdi.

Sarıgül, Kağıthane Meydanı’nda halka seslendi. Seçim otobüsü üzerinde meydanda kendisini bekleyen kalabalığın arasına gelen Sarıgül, alkışlar ve sloganlar eşliğinde karşılandı. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, 15 yıldır Belediye Başkanı olduğunu ve daha önce milletvekilliği de yaptığını söyledi. Dershaneler konusunda da “Devlet okullarının çok iyi bir noktaya getirilmesi ile öğretmenlerimiz muhteşem bir noktaya ulaşır ve evlatlarımızın dershaneye gitmeye ihtiyacı kalmaz. Dershaneler de ortadan kalkar” dedi. İstanbul’u gerçek anlamda kültür başkenti yapacaklarını kaydeden Sarıgül, İstanbul’un bilim ve teknoloji şehri olacağını belirterek, “Bizler çılgın projelerle değil, akılcı ve kalıcı projelerle geliyoruz” dedi.

Kağıthane Belediye Başkan Aday ve Aday Adayları 2014 SP Kağıthane Belediye Başkan Adayı Zeynel Keskin Ak Parti Kağıthane Belediye Başkan Aday Adayları Fazlı Kılıç, Seyit Ahmet Çandır, Abdullah Kazdal, İsmail Suman BBP Kağıthane Belediye Başkan Adayı Adem Mamaç CHP İstanbul Kağıthane Belediye Başkan Adayı Serdar Kurşun MHP Kağıthane Belediye Başkan Adayı Prof Dr. Çetin Aygün


13

Siyaset

Ocak 2014

Tapu tahsisli yerleri sahiplerine tavan değil, taban fiyatlardan vereceğiz.

Saadet Partisi Kağıthane Belediye Başkan Adayı Zeynel Keskin’le yerel seçimleri, çalışmalarını ve projelerini konuştuk. ERBAKAN hocamızın dediği gibi bir saat adaletli yöneticilik yapan kişi, 70 yıl nafile ibadet etmiş sevabı alır. Biz bu sözle çalışıyor ve en önemlisi aynı AŞK, AZİM ve SADAKATLE, Gençlik kollarımızla, hanım komisyonumuzla, sahadayız ve inanıyoruz ki biz Milli Görüşün kalesi olan Kağıthane’yi yeniden alacağız. Şu anda Kâğıthane’nin en önemli ihtiyacı “Dürüst, Şeffaf Bir Belediyeciliktir.” 1992 yılında İstanbul’un 4 ilçesinde yapılan ara seçimlerinde de halk Milli Görüşçü Belediye başkan Adaylarını tercih etti ve herkesin hayal dediği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını aldık.

Kağıthane Belediyesinin Çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zeynel Keskin Kimdir? 1959 yılı Sivas, Hafik, Günyamaç doğumluyum, evli, 3 çocuk babasıyım, 50 yıldır Kağıthane’de oturmaktayım. 2009 yılında SP Kâğıthane İlçe Başkanlığı görevine seçildim. 4 yıldır görev yapmaktayım. 38 yıldır otomotiv sektöründe Kağıthane bölgesinde esnaflık yapmaktayım. 25 yıl amatör kulüplerde futbol oynadım ve kulüp başkanlığı yaptım. Sivasspor’da 2 yıl yöneticilik yaptım. Sivil Toplum Kuruluşlarında, Sivaslılar Vakfı’nda 5 yıl Başkan yardımcılığı ve dernek başkanlığı görevlerinde bulundum.

Siyasete ilginiz nasıl başladı? Siyasete girişim Milli Türk Talebe Birliği, Milli Gençlik Vakfı görevlerimden sonra, 1993 yılında Refah Partisi yönetim kurulu ile başladım. Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’nde üst düzey yöneticilik yaptım. 1999-2004 yıllarında İstanbul İl Genel Meclis üyesi seçildim ve Spor Komisyon Başkanlığı görevinde bulundum. 2007 yılında 2.bölge Milletvekili adayı oldum. 2009 yılından itibaren Saadet Partisi Kağıthane İlçe Başkanlığı görevini sürdürmekteyim.

Sizce yerel seçimlerde aday mı yoksa parti mi önemlidir? Aday etkendir fakat adayın mensubu olduğu siyasi parti ve görüşü de önemlidir. Biz Kağıthane’yi 1991 de aldık ve Milli Görüş Belediyeciliği ile yaşanabilir hale getirdik, burada yaptığımız hizmetler halk tarafından beğenildi. İstanbul genelinde belediyiler de grev vardı her taraf çöp yığın halindeydi fakat Kağıthane’deki Milli Görüşçüler olarak çöpleri kendi arabalarımızla toplayıp, Kağıthane’yi yaşanabilir hale getirdik, bunun akabinde de

Mevcut belediyenin yapmış olduğu sadece “Şov Belediyeciliği” Hizmet yok, İsraf çok. Başarısız bir belediye var. Boşa geçmiş koskoca 10 yıl var. Kentsel dönüşüm yapıyoruz adı altında binalar yıkılıp yeniden yapılıyor. Cendere Vadisini %5 İmarını %20 yaparak dere yataklarına fore kazık çakılıp büyük firmaların buralara gelmesine sebep oluyorlar. Başbakanın ve Büyükşehir Belediye Başkanı’nın dere yataklarına kesinlikle imar verilmeyeceğini defalarca söylemelerine rağmen, koruma bantlarına dikkat edilmeden içlerine büyük binalar yapılıyor.

Seçimi kazanmak için nasıl çalışmalar yapıyorsunuz? Biz 1991 de belediyeyi aldığımızda yaptığımız hizmetler halk nezdinde kabul edildi. Biz Hizmet Belediyeciliği yapacağız Kağıthane ile ilgili çok güzel projelerimiz var bunlarla ilgili Üniversite hocalarımızla toplantılar yapıyoruz. Seçimden seçime değil her zaman sahada olan bir siyasi partiyiz, Kağıthane’de bulunan 19 mahallede dönüşümlü olarak seçmen ve esnaf ziyaretlerimizde halkımıza seçimi kazandığımızda yapacağımız hizmetleri ve projeleri anlatıyoruz. Çok güçlü bir siyasi partiyiz. Cennet Mekan Necmettin

Belediye Başkanı olursanız Kağıthane’ye ne gibi yenilikler getireceksiniz? Belediye’yi aldığımız da ilk işimiz Belediye Binamızın girişine “Rüşvet Alan da Veren de Melundur” tabelasını asacağız, Belediyenin en önemli ve acil olarak yapılması gereken iş budur. Mahallelerimize belediye otoparkı yapacağız. Trafik sorununa gelirsek bu meseleyi Kentsel Dönüşüm ile birlikte çözeceğiz. Aynı zamanda bir teleferik projemiz var bunun ilk ayağını “Nurtepe-Çağlayan” arası yapmak istiyoruz. Bunun için İstanbul Teknik Üniversitemizdeki hocalarımızla bir toplantı yaptık ve uygun olduğu söylendi. Biz geldiğimizde reklam belediyeciliği değil hizmet belediyeciliği yapacağız. İsrafı engelleyeceğiz, Tapu tahsisleri yerleri sahiplerine tavan değil, taban fiyatlardan vereceğiz. AVM’leri kesinlikle şehrin ortasına koydurmayacağız. Başıboş hayvanlar için barınak ve modern hastane yapacağız. Pazar yerlerimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Dini tesisler kurarak Önce Ahlak ve Maneviyat diyeceğiz. Cendere vadisinde bulunan Sadabad Mesire Alanını aslına uygun olarak projelendirip, bisiklet yollar ve engelliler için sosyal alanlar oluşturacağız. Biz güçlüden değil haklıdan yana olacağız. En önemlisi biz sosyal belediyecilik yapacağız.

Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir? Bize bu fırsatı verdiğiniz için şahsınıza ve Hasbahçe gazetesine teşekkür eder, 31 Mart Sabahı Belediyemizin önünde çektireceğimiz zafer fotoğrafında görüşmek üzere Allaha emanet olun.


14

Yerel Gündem

Ocak 2014

Kâğıthane Belediye İşletmeleri Hizmette Sınır Tanımıyor Kağıthane Belediyesi İşletmeler Müdürü Hayati Yeşilyurt ile Kağıthane’deki Sosyal İşletmeleri ve hizmetlerini konuştuk…

Hayati Yeşilyurt Kimdir? Aslen Gümüşhaneliyim. 1970 yılında Kağıthane ilçesine ekonomik nedenlerle ailemiz göç etmiş O zamandan beri merkez mahallesinde ikamet ediyoruz. Yaklaşık on yıl kadar da Hamidiye Mahallesi başak konutlarında ikametimizi sürdürüyoruz. Kendinizi tanıtabilir misiniz? İşletme Müdürü olarak Kağıthane’de görev yapıyorum. Kağıthane Belediyesinde 2005 yılında Sayın Belediye Başkanımızla birlikte, başkan danışmanı olarak hizmet vermeye başladık. 4 yıl kadar danışmanlık yaptım. 2009 yılı itibariyle Özel Kalem Müdürü olarak memuriyet hayatına geçiş yaptım. 2 yıl Özel Kalem Müdürlüğü görevini ifa ettikten sonra bir yıl da Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevinde bulundum. Peşinden 2012 yılı başlarında yeni kurulmuş olan işletme müdürlüğü çalışmalarını Belediye Başkanımız bize tevdi etti. Sıfırdan tesisleri özel işletmeden alarak tüm dekorasyonlarıyla, iç donanımıyla, personel yapısıyla, şeklini, yönetim anlayışını en ince ayrıntısına varıncaya kadar plan ve programını yapmak suretiyle 2013 sonundaki şekline kavuşturduk.

Sosyal işletmelerin amacı nedir? İlçemizde yaşayan, yaklaşık beşyüzbine yakın insanımıza Sosyal Tesislerimizde daha sağlıklı, daha güzel, daha iyi hizmet veren personelle, kaliteli hizmet sunmayı amaç edindik. Tercih ettiğimiz personelleri hemen

işe alıp başlatmıyoruz. Bunları denemeye tabi tutuyoruz. Bir garsonu veya bir komiyi birkaç gün deniyoruz. Mesleğinde ne kadar iyi, becerikli mi, servis açma kurallarını biliyor mu, müşteriye hitap etme şekli nasıl? Aşçılarımızı mutfakta deniyoruz. Yemek pişirme usullerini biliyor mu becerebiliyor mu? Ondan sonra kanalize edip başlatıyoruz. Personelimizin yapmış olduğu her ürünü, gıdaları en iyi, en güzel, en lezzetli, en ucuz ve hijyenik ortamda insanlarımıza sunmayı amaç edindik ve bu minhal üzerine devam ediyoruz.

Yeni işletmeler, proje çalışmaları, otopark gibi çalışmalar var mı? 2 tane otoparkımızı 2014 yılı içerisinde hizmete açacağız. Bir tanesi Ortabayır Mahallesinde kapalı otopark, bir tanesi de Talatpaşa Mahallesinde. Bu iki tanesini hizmete sokacağız. O bölgedeki trafik yoğunluğunu ana caddelerdeki ve sokaklardaki yoğunluğu kısmen de olsa otoparklara çekmek suretiyle buralardaki trafik akışını rahatlatmak istiyoruz. Yüksek rakamlarda bedel almıyoruz. Bunlar kar amaçlı kuruluşlar değil hizmet amaçlı kuruluşlardır. Belediyelerin amacı zaten hizmet

üretmektir.

Bu tesisleri özel günler için sunuyor musunuz? Tesislerimiz, tabi hep bir sosyal yapıdaki insanlarımıza hitap edecek şekilde hizmet vermekte. Nurtepe Sosyal Tesislerimizde restoran hizmeti verilmektedir. Restoran’ın kendine has özellikte yemeklerini üretiyoruz. Kırmızı et, beyaz et balık bunun yanında köfteler olsun diğer yanındaki mezeler olsun leziz bir ortam. Bir alt katındaki düğün ve toplantı salonumuzda, düğün ve toplantılarda öğretmenlerimiz olsun diğer sivil toplum kuruluşları olsun onlara hizmet verecek şekilde dört dörtlük diyebileceğim, herkesin memnun kaldığı bir mekan ve hizmeti vatandaşlarımıza sunuyoruz sunmaya da devam edeceğiz. 2014’te yine ücret politikalarımızda fazlaca bir değişiklik olmayacak. Fiyatlarımız da çok çok iyi durumda.

Sosyal Tesislere halk pahalıdır diye korkarak giriyor sebebi nedir? Örnek vereyim Beyaz Kafetaryamızı halkımız dışarıdan gördüğü zaman saray gibi görüyor. Nezih bir ortam. Dış görünüşü ve fiyat

itibariyle içeriye girmeye çekiniyor. Fakat çevremizdeki iyi bildiğimiz arkadaşlarımızla geldiği zaman böyle olmadığını yerinde görüyor ve bu sefer ailesini ve çevresini getiriyor. Belediyenin tesisleri halka hizmet veren yerlerdir. Biz de istiyoruz ki buraları insanlarımız değerlendirsin. Bu mekanları kendileri doldurursa bu hizmeti, bu anlayışı biz de devam ettirmek isteriz. Buraların zarar eden yerler olmasını istemiyoruz. Halkımız tercih etsin gelsin bu imkanlardan yararlansın. Hem biz, hem personelimiz daha zevkle, aşkla çalışmaya devam edelim. Burada 4-5 tesiste yaklaşık 120’ye yakın personelle hizmet veriyoruz. Artı otopark ve büfe personelimiz var bununla beraber tahmini olarak 160 personel çalıştırıyoruz.

Son olarak söylemek ve eklemek istediğiniz bir şey var mı? Bu tesislerimizi insanlarımızın keşfedip, değerlendirmesini ve kullanmasını istiyorum. Sadece yaz döneminde yoğunluk değil, kış dönemindeki mevsimsel olumsuzluk içinde de buraları tercih etmelerini istiyorum. Gerekirse bize rezervasyon yaptırtıp, kendilerine yer ayırttırabilirler.


SiViL TOPLUM 17 Aralık Sivil Bir Darbedir Marmara İlim Fikir ve Kültür Derneği (MAKDER) her ay düzenli olarak yaptığı söyleşi programının 2014 Ocak ayı konuğu Gazeteci- Yazar Ekrem KIZILTAŞ oldu. 17 Aralık operasyonun konuşulduğu Söyleşi, 01 Ocak’ta Kağıthane Belediyesi Sosyal Tesislerinden Beyaz Kafeterya’da gerçekleştirildi.

Ekrem Kızıltaş Osmanlının 22 milyon km2 ve 3 kıta topraklardan günümüz varisçisi olan Türkiye’ye 789 bin km2 topraklara nasıl küçüldüğün katılımcılara detaylı şekilde aktardı. Günümüz Türkiye’sinin belli dönemlerde dışa bağımlılıktan kurtulma çabalarını ve o dönemlerde uyanışa geçen Türkiye’nin hangi yollarla siyasi iktidarlarının ellerinden alındığını, Menderes dönemindeki uyanışın, milli iradenin içimizdeki işbirlikçiler ile dış mihrakların beraber hareket etmeleri sonucu Menderes ve arkadaşlarının nasıl darağacına götürüldüklerini, Özal ve Erbakan hoca dönemlerinde dışa bağımlılığın azaltılma çabalarını Milli üretim fabrika ve tesislerinin kurulması, devlet hesaplarının havuz sistemi kurularak her yıl ödenen faizin azaltılması ve nihayetinde ekonomik özgürlüğe ramak kala yaşanan 28 şubat olaylarından bahsetti. Kızıltaş konuşmasına tarihin tekerrür etmekte olduğunu, uyanışa geçen Türkiye’nin 12 yıllık iktidarının faizleri % 5’lere kadar düşmesi ve milli projeler ile Kanal İstanbul, 3.Boğaz köprüsü, Marmaray, dünyanın en büyük havaalanı

projesi, nükleer santraller, milli gemi, atak helikopter, insansız hava hava araçları, ilk yerli uçak hürkuş vb. birçok proje ile Türkiye’yi daha çok dışa bağımlılıktan kurtaracağı Türkiye’nin bölgede imzaladığı anlaşmalarla Irak, İran, Azerbaycan, Rusya petrol ve doğalgazlarının geçiş güzergahı olması, Şahdeniz ve Tanap projeleri ile Türkiye’nin yıllık 40 milyar $ kazanç sağlayacak olması ve ülkenin güneydoğusunda yaşanan barış havaları Türkiye üzerinden beslenen batı ülkelerini ve İsrail gibi ülkeleri rahatsız etmişti. 2013 Haziran ayında Koç, Garanti, Boyner gibi devasa şirketlerinin perde arkasındaki asıl sahipleri olan Yahudi lobisi, bir parkı bahane ederek ülkede kaos çıkarmayı hedeflediler. Dışarıdan batı medyası içeriden marjinal sol gruplar birlik oldular. Bu milletin ‘’Milli İradeye’’ sahip çıkması neticesinde oynanan oyun bozuldu, bu şekilde hükümeti deviremeyen başarısız sivil bir darbe girişimi yerini farklı bir şekilde kaleyi içten fethetme arzusu ile hükümetin taban paydaşlarından olan bir camia ile AKParti hükümetinin arasına büyük bir fitne sokuldu.

Hedef AK Parti’den çok Recep Tayyip Erdoğan’dı…

Peki neydi bu operasyonları tetikleyen?

Ve testinin kırıldığı gün 17 Aralık operasyonu ile yeni bir sivil darbe yaşanmaya başladı. Halk Bank üzerinden devlet kurumlarını yıpratma operasyonu yapılmıştır. Açıkçası bu bir zaman ayarlı bomba gibidir. Seçim öncesi 3 bakan oğlu, bir Belediye Başkanı, Halk Bank Genel Müdürü ve iş adamlarının gözaltına alınmasındaki nihai hedef AK Parti’den çok Recep Tayyip Erdoğan’dır. Zira bu operasyonlara bulaştırmak istenen bir isimde Bilal Erdoğan’dır. Bu operasyon ile toplanan sepetin içerisine başbakanın oğlunun da mesnetsizce ve iftira yolu ile katmak amacında idiler. O gece saat 05:30 sularında Bilal Erdoğan‘ın da evine giden camia polislerini, içeriye sokmayan başbakanlık koruma polisleriydi. İşin sonu silahla restleşmeye kadar gitmişti. Camia polisleri emellerine ulaşamadan geri çekilmişti. Buradaki amaç yapılan bu operasyon taktiği ile zaman ayarlı bombanın siyasi etkisi ve neticesini arttırmaktı. Allah’ın izni ile bu oyun bozulmuştur.

Bundan tam bir ay önce, Başbakanın önüne hizmetin ağabeyleri, 3 liste koymuştu. Birinci listede ülkenin önemli şehir ve ilçelerinin olduğu 120 yere kendi sundukları aday listesi idi. İkinci listede ise 2014 yılında alınacak 35 kaymakam için 35 isim listesi. Ve üçüncü listede ise daha sonraki dönemlerde alınmak üzere 300 kişilik Kaymakam listesi. Evet bu üç liste başbakanın önüne rica olunarak sunulmuştu. Siyasette rica ‘’emir’’dir. Ve milli iradeye saygısızlıktır, haksızlıktır. Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN bu üç listeyi de sert şekilde reddetmiştir. İşte ertesi gün karar verilmişti camiada Recep Tayip ERDOĞAN’ı bitirme operasyonu ama ne 28 Nisan muhtırası, ne parti kapatılma davası, ne Balyoz ne Ergenekon ne gezide nede 17 Aralık operasyonunda Recep Tayip ERDOĞAN’ı ve partisini bitiremeyecekler, artık millet oynanan oyunların farkında millet iradesine sahip çıkmaya devam ediyor dedi.


Kağıthane’de Noel değil, Mekke’nin Fethi kutlandı Siz Hiç Kurban Bayramı Kutlayan “Hıristiyan” Gördünüz mü ? Kağıthane Anadolu Gençlik Derneği’nin düzenlediği etkinlikle, Mekke’nin fethinin 1383. yıl dönümünü kutlandı. İnsanların büyük bir çoğunlunun günah deryasında boğulduğu günde AGD, geleneksel hale getirdiği bu programlarla Fethi Mubin’in 1383. Yıldönümünü andı. Programda Kur’an-ı Kerim ziyafetleri, ilahiler ve ezgiler ile Mekke’nin Fethi konulu konuşmalar yer aldı. Mekke’nin fethinin yıl dönümü dolayısıyla, 31 Aralık Saat:20.00’da AGD Kağıthane Şubesi tarafından Kağıthane Kültür Merkezi Nikah Salonunda düzenlenen program Hafız M.İsmail Demirel’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. AGD Kağıthane Şube Başkanı Cihan Koçyiğit konuşmasında Mekke’nin fethine dikkat çekerek yılbaşı kutlamalarını eleştirdi. Sa-

adet Partisi Kağıthane Belediye Başkan Adayı Zeynel Keskin’in selamlama konuşmasının ardından kürsüye çıkan İlahiyatçı Emekli Müftü Abdullah Cihangir ise “Mekke’nin Fethi” konulu bir konuşma yaparak “Başta İslam Dünyası olmak üzere yeryüzünde yaşanan bütün zulümlerin son bulması için Mekke’nin Fethi gibi gönüllerin fethine ihtiyaç vardır. Dünya ancak Fethi Mubin’in manasıyla ihya olabilir. İnsanlık bu fethin ruhuyla kan ve gözyaşından kurtulabilir” dedi. Konuşmaların ardından Grup Milli Gençlik ezgiler ve marşlar söyledi. Sinevizyon gösterimi ve Hasan Demirel hocanın duasından sonra program sona erdi.

HADiS DERSLERiNE DAVET FEHMİ ÇİÇEK

HOCANIN KATILIMI İle Her Pazar Sabahı 09:00’da Kur’an-a Hizmet Vakfı Kağıthane Şubesinde

Sanayi Mahallesi Sultan selim Caddesi No:95 (Onur market Üstü) İrtibat :

0212 282 88 22

iği’nden Darul İrşad Gençl son gününde bir grup 2013’ün değildir” “yıl başı bir bayram ı Kutlama” “Müslüman Yılbaş yılbaşına slogonları atarak rüyüşü gerhayır için tepki yü çekleştirdi. MahalKağıthane Sanayi ii önünde lesi Merkez Cam ve afişleriyle ellerinde pankart yan topluluk, toplanmaya başla ının ardınkalabalığın artmas kbirler eşlidan slogonlar, te etro istasğinde 4. Levent M rüyüş yaptı. yonuna kadar yü istas4. Levent Metro pılan basın yonun önünde ya ndan, yapıaçıklamasının ardı erdi. lan dualarla sona

Zincirler Kırılsın Ayasofya Açılsın

birliğinin Milli Türk Talebe ttığı 24 Kasım’da başla Kampanyası e Ayasofya Dilekç işareti, ‘Peygamberimiz’in sloganı ile Fatih’in emaneti” ete açılması Ayasofya’nın ibad ’ e kadar için 29 Mayıs 2014 r dilekçe devam edecek bi ttı. kampanyası başla manlı Şubeleriyle eş za dilekçe olarak başlattığı ndaşların ta kampanyası va devam yoğun katılımıyla ediyor.

i s e c e G ı r ğ a Ç e ğ li ş e d r Ka Eğitimder, AKMER, HAYDER’in ortaklaşa düzenledikleri “Kardeşliğe Çağrı” Gecesi Kağıthane Kültür Merkezi Nikah Salonunda gerçekleştirildi. Ümit Sönmez’in sunuculuğunu yaptığı gece Kur’an’ı Kerim ve , Mısır, meali ile başladı. Arakan ve Filistin Doğu Türkistan, Suriye ı kısa göbölgeleri ile ilgili tanıtıc den gelen rüntüler izletildi. Bölge vahşet ve n na şa ya r konuşmacıla zulümden bahsetti. Eğitimder başkanı Ayşe a Pamak Göksoy selamlam met anüm ler Biz a,” ınd konuşmas nlar olarak layışına sahip Müslüma ayız. bu çığlıklara sessiz kalam rı dindireKalmamalıyız. Bu acıla erin arayışı cek çalışmaların, projel ış yoluiçerisinde olmalı, tek çık

muzun yeniden terk ettiğimiz Kur’an’la buluşup, O’nun rehberliğine teslim olmuş bir toplumu inşa edebilmek olduğunu hatırlamalıyız. Gecenin konuşmacısı olan Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak konuşmasında: ri, ana-ba“İnsanların doğduğu ye tenlerinin balarını, cinsiyetlerini ve mektedir. me çe se rengini kendileri fitnesinden Müslümanların ırkçılık ile coğrafn ka uzak durmaları ve ndilerini ke n yaya dayalı algılarda dir. Evkte kurtarmaları gerekme ine ve ter rensel Müslüman karak manslü Mü ahlak anlayışına sahip vane zü lara ihtiyaç vardır. Yeryü n ma za rın ris kılınan Müslümanla bir in rin ele ve mekâna şahitlik etm bu rı kla gereği olarak sorumlulu lunmaktadır.”


18

Yerel Gündem

Siber İnsan

Ocak 2014

Çocuklar Sokakta Solmasın Kağıthane Belediyesi ilköğretim çağında sokakta çalışan ya da ekonomik durumu müsait olmayan çocukların tüm giyim ihtiyaçlarını karşıladı.

»Emir Seyyahoğlu

Hayatımız imkanların artmasına inat itirazların arttığı bir mecraya sürüklendi. Körleştiren, köleleştiren, bölüp bölüp param parça eden nihilizm hava sahasına itilmiş duygusunu kaybetmiş insanlar topluluğuna dönüştürüldük. Milenyumla zirveye ulaşmış elektromanyetik dalga boylarının kıta sahanlığında bilindik köleleştirme tekniklerinden çok uzak bir şeydi bu. Coğrafyaları, kıtaları, toprakları, ülkeleri, şehirleri değil doğrudan insan hücrelerini ilgilendiren eşine hiç rastlanmamış muazzam bir istila ile karşı karşıyayız. Bu kirliliğin ve köleliğin adı hiçte bize yabancı olmayan bir kavramla önümüze çıkıyor; ‘bilgi çağı’. Siber lobicilerin cebimize soktuğu aygıtların içindeki sınırsız yazıların adı bilgi, köleliğin adı sosyal ağ, yalnızlığın adı kişilik, şahsiyetsizliğin adı uyum, dayanışmanın karşılığı tıklama, paylaşımın adı tivit. Onlarca sapıtmış kavram, yüzlerce değişik bombardıman adı sanı duyulmamış bir savaş biçimi insanı insandan koparan. Adeta gök kubbeden üzerimize serilmiş gözle görülmeyen manyetik akımların oluşturduğu statik büyük çok büyük bir ağın altında yaşamaya icbar edilmiş insandan söz ediyoruz, Yani kendimizden. Beyni felç eden, körleştiren, köleleştiren, düşünme melekelerini devreden çıkaran adına bilgi çağı denilen bu muazzam görülmemiş istila biçimi doğrudan insanı hedef almakta onu adeta mecrasından, yatağından, akışından çekip kopartarak örümcek gibi bir kere bulaştırdığı o ağın içerisinde hiçliğe doğru sürüklemektedir. Yalnızlığı hiç bu kadar farklı tatmamışken ‘fe eyne tezhebun’ ayetine yeni bir muhatabiyet melekesi geliştirmek suretiyle kendini yeni baştan keşfetmeye yönelmediği takdirde hiçliğin ve yok oluşun içerisine doğru kendi eliyle kendini itmiş olacaktır. Elektromanyetik yaşam biçimi sayesinde tüm değerlerimiz yer değiştirdi. Kişilerin yerini dişiler, dişilerin yerini kişiler aldı. Sayısız arkadaşlarımız oldu, ama bir tane bile dostumuz olmadı. Her şey ama her şey sınırsızca önümüze kondu. Hayat denen bu yolda hızla ölüme doğru giderken ölülere mersiye düzen kitlelere dönüştürüldük. Bizler insan harcama konusunda uzmanlaşan insanlar topluluğu, rüzgarın sürekli ters düz ettiği ekin tarlaları gibi başımızı bir o yana bir bu yana çevirip dururken nereye gidiyoruz, ‘nereye bu gidiş’ ve başımıza gelenler neyin nesi.

Tanrının savaş açtığı her ne varsa içine itildik. İtirazımız olmadı. Bir anda tüm dünyaya servis edilen kişisel görüntülerimiz oldu. Bir tıklama kadar kolaydı binlerce insana ulaşmak. Bir tıklama ki yalnızlığa sihirli bir dokunuşta bulunmak… Her geçen gün bir yenisinin ortaya çıktığı sosyal ağ içerisinde elimize sıkıştırılan özel tasarımlı cihazlarla her an bizim için bir ‘tıklamanın’ bile büyük şey olduğu zehabına kapıldık. Çevremiz genişledi, sayısız insanlarla tanıştık. Sayılar çoğalırken nitelikler azalıyordu oysa. Küçük aygıtların ürettiği büyük insanlar olduk ilkin. Sonrada küçük aygıtlar üzerinden yönetilen küçük insanlar. Şahsiyet zedelenmesinin kendi ruhumuzdaki kayıplarını hiç göremediğimiz için hep başkalarının kusurlarını gördük. Gördüklerimizi uyarmak yerine muhatabımızın yüzüne karşı yalaka cümleler kurup, gittiğinde arkasından şahsiyetsizliğimizi belirginleştiren ithamlarda bulunduk. Bu hal kimseyi rahatsız etmedi, git muhatabının yüzüne konuş diyen hiç çıkmadı. Aslında küçük ama önemli bir çırpınışla içinde kaybettiği çocuğu özleyip için için ağlıyor insan.. Bir zaman önce lazım olan şimdi lüzumsuzlaşan insan… Yıllar sonra kaydettiğimiz insanın adı soyadı yazılı olduğu halde bu kim diye sorduk; bu adam kim? Düşündük, düşündük bulamadık. Bu halimize ağlamak yerine hiç utanmadan; ya arkadaş sen kimsin seni kaydetmişim ama çıkaramıyorum diye aradığımız onlarca ‘insan’ oldu. İki sesin buluştuğu birbirini tanımaya çalıştığı aygıtın içerisinde uzunca tarifin ardından öğrendik cebimizde kayıtlı duran şahsiyetin kim olduğunu. Onlarca insan kaydedip bir taraftan şunlar lüzumsuz diye onlarcasını silmeye başladık. Her şeyin gelişip çoğaldığı dünyada aynı orantıyla mutluluklar, dostluklar, paylaşımlar artmalı değil miydi? Yokluğun, imkansızlığın, çaresizliğin, kaynak eksikliğinin masal gibi anlatıldığı yıllarda arkadaşı için yaptığı fedakarlıklarıyla öne çıkan insanları yaptıklarını çok büyük işmiş gibi anlatır olduk. Oysaki erdemli olmak onların yaptıklarını masallardan çıkarıp hayata sokmaktı. Bizi hayal dünyasına sürükleyen o sihirli kutudan ruhumuzu kurtarıp yeni dünyalara yeni baştan kapılar aralamalıyız. Belki lazım olduğunda kullandığımız aygıtlar hakikaten ‘kullandığımız’ nesneler haline dönüşür.

Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın Çocuklar Sokakta Solmasın projesine destek veren Kağıthane Belediyesi ilköğretim çağında sokakta çalışan ya da ekonomik durumu müsait olmayan çocukların tüm giyim ihtiyaçlarını karşıladı. Sosyal Yardım Mağazası’nın geniş ürün yelpazesiyle sunduğu kıyafet seçenekleri arasında mutlulukları yüzlerine yansıyan çocuklara Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ve eşi Fatma Kılıç, Başkan Yardımcısı Mevlüt Öztekin, Sosyal Yardım İşleri

Müdürü Sadık Şişman, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Sedat Bika da eşlik etti. Başkan Kılıç, “Geleceğimizin teminatı çocuklarımızdır diyoruz. Çocuklarımıza yardım eli uzatırken geleceğimize de yardım ettiğimizi unutmamalıyız“ şeklinde konuştu. Başkan Kılıç ve eşi Fatma Kılıç’ın da yardımıyla beğendikleri kıyafetleri tek tek deneyen çocuklar mutluluklarını dile getirirken, Hayat Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı yöneticileri Başkan Kılıç’a teşekkür plaketi sundu.


ONLAR öNDELER Hüseyin Akın:

“Mazlum milletlerin olmadığı çok az rüyası vardı” Tekiner Tayfur hem sınıf hem de mahalle arkadaşımdı. Şişli İmam Hatip Lisesi’nde ısınmadan sorumlu başkan Nurullah Erbaş’ın tutuşturduğu sobanın etrafında oluşan sohbet halkasının en heyecanlı ve en ateşli kişisiydi. Biz dünyamızı genişletecek hayallerden bahsederken o dünyanın pabucunu ahirete fırlatacak rüyalar anlatıyordu. İçerisinde mazlum milletlerin olmadığı çok az rüyası vardı. En çok da Filistin, Afganistan, Elitre ve Moro süslerdi rüyalarını. Hayallerin kesaletinden rüyaların kesafetine yelken açardı. Memleketini çok seven, ayağı hep bu topraklara bağlı, ama cihanşümul perspektife sahip bir kişilikti. Tekiner Tayfur birlikte turladığımız vakitlerde Osman Sarı, Erdem Beyazıt, Arif Ay ve en çok da Sezai Karakoç‘ tan sık sık şiirler okurdu. Batıya gidip dönmeyen doğunun evlatlarından bahis açar, kendine has üslübuyla Karakoç’un o meşhur şiirini okurdu. Allah onu yeryüzünde dökülen mustazaf kanlarının şahidi olarak genç yaşta aramızdan aldı. Batıya değil doğuya gidip dönmeyen doğunun evlatlarından oldu. Tekiner lise yıllarında dünyanın acılar atlasında gezinir. Nerede Müslüman bir yürek varsa onun kalp çarpıntısını hisseder ve yanında olmak isterdi. Nerede gözyaşı ve zulüm varsa ondan kendini sorumlu hisseden bir hissiyata sahipti. Hayal ettiği şeyleri rüyaya tahvil etmeyi bildiği gibi rüyasına yattığı mücadeleleri hayatında gerçekleştirmeye de muvaffak oldu.

Kur’ani ahlakı yaşayan

Şişli İmam Hatip Lisesi (Kağıthane İmam Hatip Lisesi) sıralarında, öğretmenleri ve öğrenci arkadaşları arasında da, seçkin bir çehre Tekiner Tayfur. Yaşını aşmak ve en handikaplı hedeflere ulaşmak isteyen, hayat dolu, bulunduğu ortamı kendi lehinde değiştirebilen, küçük yaştan beri, Kur’ani ahlakı yaşamak için çırpınan bir çehre… Ortaokuldan liseye geçişte, bambaşka bir dinamizm kazanmıştı. Arkadaşları ve çevresi tarafından ‘Muhammed Taha’ olarak tanınıyordu. Bu mahlas, O’nun içindeki mucahidane duygu ve kararlılığın isim haline gelmiş şekliydi. Daha 18 yaşın kendisine verdiği yenilmez, alt edilmez bir cesaret ve aksiyondu bütün bunlar. İnandığı gibi yaşamaya azmetmiş ve asla düşündüğü ve inandığının aksine bir hayat seyri takip etmemiştir. Takva, cehd, ihlas ve samimiyetle dolu bir edası vardı. Bütün bu özellikler bir araya gelmiş, güzelliklerin kendisinde toplandığı bir çehreyi oluşturmuşlardı. Henüz 14 yaşında olduğu bir dönemde, kendisinden beklenmeyen çalışmaların içinde bulunuyordu. Çalışmalarından ötürü, henüz çocuk denecek yaşında zindana düşmüştü. Müslümanların yaptıkları çalışmaları, O kesinlikle yeterli bulmuyor, yapılması gerekenin çok altında bir çalışma ile günlerimizi

geçirip yitirdiğimizi söylüyordu. Müslümanların içinde bulundukları zor şartların tek sebebinin, cihadı terk etmelerinden kaynaklandığını söylüyor, her defasında Hz. Ebubekir’in şu sözünü tekrar edip duruyordu: ‘Cihadı terk eden hiç bir millet yoktur ki, Allah onların üzerine zilleti yazmasın.’ Tekiner kardeşimiz cihaddan aynen şöyle bahsediyordu, not defterinin arasında: ‘Müslümanların uzun zamandan beri, unutup, hatta ilmihal kitaplarından bile çıkardıkları İslam’ın en mühim farzlarındandır, cihad…’ ‘Bizim cihadımız,iki yönlüdür. Biri düşmana diğeri nefse karşı. Silahımızın en keskin yönü ise, nefsimize dönük olmalıdır. Nefsini yenemeyen, onu terbiye edemeyen, dış düşmana karşı zafer elde edemez.’ Afgan cihadı karşısında, gerek dünya ve gerekse Türkiye müslümanlarının suskunluğu, O’nu çok derinden etkiler, bunu bir türlü kabullenemezdi. O, şehadeti ar-

zuluyordu. Şehid olup dünyada ve ahirette izzet ve şeref bulmak istiyordu. Devamlı olarak: ‘Ya Rabbi kanımı, günahlarım için temizleyici kıl…’ diye dua ve niyazda bulunuyordu. 1983’te Şişli İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan Tekiner Tayfur, aynı yıl İ.Ü. İşletme Fakültesi’ni kazanır. Fakülteye bir kaç ay devam eder ve bırakır. Gönlünde liseden beri depreşen ve sevda olan bir şey vardır. 1984 yılbaşında, Taha kardeşimiz düğüne gidercesine bir haletle, Afgan Mücahidleri’nin safına karışmış bulunuyordu. Bu arada Pakistan’da üniversite öğrenimini de devam ettirmeyi ihmal etmemiş, kendini ilmi yönden de mücehhez kılmıştı. Pakistan’a gittikten sonra, bilgi kültür ve anlayışı da gelişmişti. Bunun yanı sıra bir çok kötü hasletlere karşı kendisini korumuş, ruhunu Rabbi’ne sunabilecek kıvama gelmişti. Fırsat buldukça cepheye gidiyor, Allah’a vermiş olduğu zösü yerine getirmeye çalışıyordu. Bilgi yüklü ama ameli olmayan bir müs-


adam: Tekiner Tayfur

lüman olmak istemiyor, özellikle böyle müslümanlara karşı iyi nazarla bakmıyordu. O şöyle diyordu: “Ya Rabbi tuğlasında teri ve kanı bu mubarek şehidlerin yolundan benimde yürümemi nasibet” 1986 yılında, bir kez gazi olmuştu. Bu gaziliği, sanki sonradan kendisini bulacak şehidliğe, bir hazırlık gibiydi. İlk gaziliğini Molla Kali bölgesinde, Ağustos ayında sağ bacağından yaralanarak almıştı… Bu yarası, O’nun şehadete olan azmini bileyerek, hatırlanmasını sağlamış, adeta şehadet için itici bir unsur olmuştu. Tekiner Tayfur da Allah’a söz veren müminlerden. Ve, vediği sözün eylemini tutmanın eylemini gerçekleştirdi. Allah yolunda ölümlerin en şereflisini kucakladı, şehidlerin kervanının bir üyesi olarak…Hayatının kirleri için, kanının Allah yolunda akmasını, bunun kendisinin geçmiş günahlarına keffaret olmasını istemişti. Ve yüce Mevlamız da O’nun bu niyetini kabul buyurmuş, kanını kendi yolunda akıtarak, şehadetle şereflendirmişti. 10 Ocak 1988′de Host kuşatmasında Tekiner Tayfur şehit oldu.

O’nu bize Allah verdi ve yine Allah uğruna şehid oldu… Babası Muzaffer Tayfur, oğlunu anlatırken, hem gözyaşı döküyor ve hem de ‘Bu Allah’ın bize büyük bir lutfudur’ diyor ve oğlunu bize şöyle anlatıyordu: “Bir gün oğlum Taha’yı rüyamda üzeri örtülü bir şekilde yatıyor olarak gördüm. Rüyamda üzerini açtım, bir de ne göreyim

Taha’nın yüzü güleç bir şekilde vefat etmiş. O günün ertesinde tanımadığım biri yanıma geldi. Ben bu tanımadığım adama ‘Oğlumun şehadet haberini mi getirdiniz?” dedim. İlk önce söylemek istemedi. Ben dedim ki ‘Ne olur söyleyin de, annesini teskin edeyim, değilse sizin söylemenizle teskin olmaz’ ve bana şehid olduğunu söylediler. Ben hanıma söyledim. Gözyaşları içinde kendimizi tutamadık. Ben hanıma dedim ‘Böyle müjdeli haber herkese nasib olmaz. Üzülme, O’nu bize Allah verdi ve yine Allah uğruna şehid oldu.’

O mont üzerimde değil ve üşüyorum şu an… Tekiner Tayfur’un yolculuğuna tanıklık etmiş dostlarından biri -Metin Ünlü- oldukça içli bir yazı yazmıştı ardından. Bu son derece dokunaklı yazının bir yeri var ki insan daha ileri gidemiyor. Okuyalım: “Soğuk bir Aralık akşamıydı hatırlarsın muhakkak. Dışarı çıkmamız gerekiyordu ve benim üzerime alacak bir şeyim yoktu. Bir mont getirmiştin. Yeşil renkli hiç unutmam. Kendi ellerinle giydirmiştin üzerime. Dışarı çıktığımızda bakışlarını bana giydirdiğin monttan hiç ayırmaman ve adeta başka hiçbir şeye bakmaman dikkatimi çekmişti. Açıkçası biraz rahatsız olmuştum bu tavırdan. “Bu üzerindeki mont kimin biliyor musun?” diye sormuştun. Ben de merakla “Hayır. Kimin acaba?” diye sorunca gözlerin dolarak “Şehit Bilal’in” demiştin… O mont üzerimde değil ve üşüyorum şu an…”

Necdet Meşe:

“Bir ideal uğruna”

Sen içi içine sığmayan taşralı çocuk! Hayatına bir gecekondu mahallesinde Tekiner olarak başladığında seni tanıdım. Yoksulluklar ve yoksunluklar çizerdi hayatımızı. Ne hayal kurmak mümkündü o zamanlar, ne gelecek planları. Zira bizler şehrin yabancıları, şehrin garipleriydik! İstanbul gibi, neyi istersen ulaşabilme ihtimali olan bir şehirde yaşamak bile dindiremedi heyecanını. İslamı kavramak, onu Tevhidi bir düna görüşü olarak ”asrın idrakine söyletmek” tek coşkun, tek idealin olmuştu. Sen, her gencin hayali olan Üniversite kapılarına dayandığın zaman, gerçek hayalinin bu olmadığını anlayan çocuk! Bir ideal uğruna, üniversiteyi terk edip ülkeler aşırı gitmeyi göze aldığında tek hedefin vardı: İslamı kaynağından öğrenmek. İlim öğrenmek coşkusuyla Pakistan’a vardığında ise komşu ülke Afganistan’ın Ruslar tarafından işgaline seyirci kalamazdın. Nitekim öyle de oldu ve yıllarca Afgan cihadına katıldın. İslamı öğrenmek için gösterdiğin azim ve kafire karşı savaşmak için ortaya koyduğun celadet, mükemmel şahsiyetinin bir yansımasıydı. Sen her zaman müslümanların derdiyle

yaralı çocuk! Bu sızıyla kıvranırken, dünyanın dört bir yanından kaç müslümanla tanıştın… Ve her birinin kederli hikayesi ile kaç gece yüreğini dağladın, yastığına göz yaşları damlattın! Bilirim, o yüreğe dünyalar sığdırdığını! ”Bir savaşçıydı kalbin” ve ”sıran geldiğinde” gereğini yerine getirdin! Sen soğuk bir kış mevsiminde şehitler kervanına katılan çocuk! Sen gittiğinden beri hep ruhumuz üşümekte; geçmişimizle yüzleşmekten korkarak bir türlü bakamıyoruz aynalara! Bize bıraktığın ”dava”nın ağırlığı altında eziliyoruz, hergün hayat bizi bir yanımızdan eksiltiyor! Dün şehrin garipleriydik, bugün şehrin zenginleri olduk. Senden sonra o kadar dünyaya meylettik, eşyaya tamah ettik ki; inan kaybetmekten korkuğumuz çok şeyimiz var! Sen ey Muhammet Taha ismiyle vedalaştığım çocuk! Bilesin ki, artık ”kaybolan yanlarımızı” daha az konuşuyor, daha az arıyoruz! Çünkü gerçekten artık kaybedecek çok şeyimiz var. Sen yolunda can verdiğin ”bir ideal uğruna” unutulmayacaksın, ancak bu gidişle bizi ”sıramız geldiğinde” bir tanıyan bile çıkmayacak!


22

Aile Çocuklarımızı duygusal açlıkta bırakmamalı, onlara değer vermeli, onlarla vakit geçirilmeli...

»M. Said Demir

Teknoloji ile gelen bir tehdit:

Siber Zorbalık

İletişim; sosyal bir ihtiyaç olarak doğumumuzdan ölümümüze kadar daima süregelen insanoğlunun vazgeçilmez bir eylemidir. Türk toplumunda aile içerisindeki iletişim, çağın getirdiği gelişmeler kapsamında değişmektedir. Eskiden bir çocuk dışarıda oyun oynadığı zaman karnı acıktığında, su ihtiyacı olduğunda ve ailesi merak etmemesi için kısa sürede bir eve gelirdi. Günümüzde ise hemen hemen her çocuğun elinde bir cep telefonu olduğundan yüz yüze iletişimdense telefonla iletişim daha çok tercih edilmektedir. Çocukların oyun alanına kadar giren teknoloji onları sokakta maç yapmaktan ziyade internet kafelerde futbol oyunları ile meşgul hale getirmiştir. Günümüzde çocuklara verilecek eğitim artık davranışlar düzeyinde kalmamalıdır. Özellikle teknolojinin kullanımı hususunda da çocuklarımıza eğitim vermeliyiz. Teknolojinin olumlu yönleri olduğu gibi olumsuz yönleri de vardır. Geçmişte çikolata verip çocuklarımızı kandıran suçlular günümüzde artık teknolojiyi kullanmaktadırlar. Siber zorbalık, “bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey yada gruba, özel yada tüzel bir kişiliğe karşı yapılan teknik yada ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarının tümüdür.” İki çeşit siber zorbalık bulunmaktadır: İlki olayın daha çok teknik yönünü içeren elektronik zorbalık, diğeri ise olayın daha çok

psikolojik yönünü içeren elektronik iletişim zorbalığıdır. Kimlik çaldırma, pornografi, sağlıksız çevrimiçi topluluklar, tehlikeli gruplar, bilgisayar sistemlerine sızma, çevrimiçi oyunlar ve kumar en belirgin internet kullanımı ile alakalı risklerdir. Çocuklarımız internetteki sosyal paylaşım sitelerinde tanımadıkları kişilerin etkisi altında kalabilir. Bu etki gruplarının tehditleri neticesinde suç örgütlerine katılabilirler. Aileler benim çocuğum yapmaz düşüncesinde olmamalı, siber zorbalık karşısında önlemlerini kesinlikle almalıdırlar. Siber zorbalıkla mücadelede ailelere düşen önemli sorumluluklar vardır: • Çocuklarını duygusal açlıkta bırakmamalı, onlara değer vermeli, onlarla vakit geçirilmelidir. • Çocuklar ve gençlerle arkadaş olarak onların bilgisayarda ne yaptığıyla ilgilenin. İnternet servis sağlayıcınızdan “aile koruma paketleri” hakkında bilgi alın ve bu programları kullanın. • Çocuğunuzun internette girdiği web sayfalarından haberdar olun. • Zorbalık ve tehditlere boyun eğmemesini her koşulda kendisinin yanında olacağınızı ona hissettirin. • Zorbalık içeren dokümanların kopyasını saklamasını ve ileride kanıt olarak kullanılabileceğini belirtin. • Bilgisayarların IP numarasından

mesajlar gönderildiği adreslere ulaşılabileceğini belirtin. Çocuklarınızı gözlem altında tutun; depresif ruh hali, Öfke/kızgınlık, okul notlarında düşüş, okula gitmek istememek, arkadaşlarıyla görüşmek istememek, bilgisayarı/ cep telefonunu kullanmada tereddüt etmek gibi davranışlar siber zorbalığa maruz kalma belirtileridir. Ailelerin çocuklarına daha çok zaman ayırması, zorbalık davranışlarına karşı dikkatli, özenli olması önerilebilir… • Ailelerin belli zaman dilimleri içerisinde çocuklarını üzen veya kızdıran arkadaşları olup olmadığını ve bu durumun nasıl olduğunu sorması çocuklarının zorbalığa kurban veya zorba olarak katılmasını önlemede faydalı olacaktır. • Çocuğu zorbalığa karışan ailenin öncelikle çocuğunu dikkatle dinlemesi, çocuğuna nasıl yardım edebileceği üzerinde düşünmesi, okul ile iş birliği yapması ve olanak varsa okul dışı uzmanlardan da destek alarak çözüm üretmede işbirliği yaklaşımları kullanması önerilmektedir.

Ocak 2014 • Zorba ve kurban olan öğrencilerin ailelerin çocukları ile empati kurması ve durumu tartışmak yerine çocukların duygularını ve hissettiklerini anlamaya çalışması önerilmektedir. • Zorbalığın nerede meydana geldiğini, nasıl oluştuğunu öğrenmek ailelerin yapması gerekenler arasında yer almaktadır. • Son olarak aile başka ebeveynlerle ve öğretmenlerle konuşarak ortak çözüm yolları belirlemeye çalışması yararlı olabilir. Ancak aile çocuğunu buna zorlamamalı, çocuğunun hazır olduğundan emin olduğunda bu çözüme başvurmalıdır. Akran zorbalığı, toplumsal yaşantının sürdürüldüğü her ortamda önemli bir sorundur ve bu sorunla ebeveynlerin tek baslarına baş etmeleri oldukça zordur. Bu nedenle aile okul ve çocuk üçgeni dikkate alınmalı, öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocuklarının psikososyal gelişimi ve eğitiminde birbirleri ile iletişim halinde bulunmaları gerekmektedir.


1

İLİK SINIFL

A R

D

BİR EĞİTİM E R İ

N ŞMA ÖĞRE I AN

TM

B

5

KİŞ

İK ENL

SI

KİTA

HBERLİK E R

A ŞM

P

UMA YAR K I O

BİRİKİMLE KAZANACAKSINIZ

KAYITLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR 2014-2015 Lise ve Üniversiteyi Hazırlıkta Başarının Adresi

Erken Kayıt Avantajlarını Kaçırmayın

e-mail: birikimkagithane@gmail.com / www.birikimdersaneleri.com.tr


24

Tarih

Sadabad Camii’nde sona gelindi

Ocak 2014

Çeşme-i Nur törenle açıldı

Kâğıthane Deresi’nin yanında, Sadabad Çağlayanı’nın önünde bulunan 3’üncü Ahmet Çeşmesi Çeşme-i Nur, Çeşme-i Pakize ve Çeşme-i Nevpeydâ isimleriyle de biliniyor. 1721’ de 1’inci Sadabad Sarayı ile birlikte yapılan ve devrinin bütün özelliklerini taşıyan 3’üncü Ahmet Çeşmesi mermerle kaplanmış ve kesme taştan iki cepheli olarak yapıldı. Kâğıthane’de Lâle devrinin günümüze kalmış tek eseri olan çeşmede sivri kemerli bir niş ve ayna taşından yarım çanak şeklinde tekne bulunmaktaydı. Çeşmenin aynaları balık sırtı şeklinde dekore edildi.

Osmanlı döneminde Lale Devri’nin en önemli eserlerinden Sadabad Camii, İstanbul İl Özel İdaresi eliyle yenileniyor. 2 milyon 819 bin liraya mal olacak projede sona gelindi. Kağıthane Deresi`ne hakim bir noktada asil duruşuyla bir mabed olan Sadabad Camii, diğer adıyla Aziziye Camii’nin restorasyon çalışmalarında sona doğru gelindi. Tarihi caminin eski görkemine kavuşması için, şimdiye kadar yapılan çalışmaların yüzde 90 oranına yakın kısmı tamamlandı. Cami kısmının dış cephesinin kaba sıvası ve iç kısmının kaba sıvası tamamlandı. Kubbenin kurşunu, toprağı, betonu ve ahşap kaplama tahtası söküldü yenilendi. Cephede ve minarede, taş temizliğinin yapılması gibi işler de tamamlandı.

Lale Devri`nde Sadabad Sarayı ile birlikte inşa edilen ve Patrona Halil Ayaklanması`nda yıkılan bu cami, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde iki kez onarım görmüş. Zamanla artık kullanılamaz duruma gelen cami, Sultan Abdülaziz döneminde yeniden inşa edilerek Aziziye Camii olarak adlandırılmış. Zaman içinde ismi yanında bulunan Sadabad Sarayı ile kaynaşmış ve Sadabad Camii ismini almıştır. Caminin kapısının üstünde Sultan Abdülaziz`in 1863 tarihli tuğrası bulunmaktadır. Dönemin önemli eserlerine imza atan Mimar Sarkis Balyan`ın eseri olan cami, Batı mimari etkileriyle

yapılmıştır. Çift sıra pencereli ve muntazam kesme taştan duvarlar üzerinde ahşap kubbe bulunur. Üstü kurşun kaplı kubbenin içi, barok tezyinat ile süslüdür. Mihrap ve duvarlarındaki süslemelerden günümüze sadece mihraptakiler kalmıştır. Kare bir yapıya sahip caminin neogotik üsluba sahip minaresinin içinde, her biri 100 taş basamaktan oluşan iki ayrı merdiven bulunmaktadır. Birine caminin içinden, diğerine ise bahçeden girilir. Caminin, Hünkar İskelesi ve Vezir İskelesi olmak üzere iki iskelesi bulunur. Sadabad Camii, Beşiktaş Ortaköy Camii’ne çok benzemektedir.

Başkan Kılıç, modern zamanın yaşam standartlarına uygun dönüşümün yanında tarihi yapılara da önem verdiklerini dile getirdi. Başkan Kılıç, “Tarihi yapılarımıza önem veriyoruz. Çünkü göreve geldiğimizde Kağıthane 30-50 yıl içersinde bölgede bulunan sanayinin etkisiyle oluşmuş bir yerleşim yeri olduğuna ve Kağıthane’nin İstanbul’un merkezine uzak bir ilçe olduğuna yönelik bir algı vardı. Biz bu algının yanlış olduğunu gördük ve bu algının değişmesi için yoğun bir çalışma içine girdik. 3’üncü Ahmet Çeşmesi “Çeşme-i Nur” kurdele kesimiyle hizmete açıldı.


MiLLi KAHRAMANLAR

Destan yazan Kahraman

Erzurumlu Kara Fatma Türk milleti 5000 yıllık tarihi boyunca sayısız kahraman çıkarmış, insanlık tarihine bunların isimlerini altın harflerle yazmıştır. İşte Kara Fatma (Fatma Seher Erdem) bu isimler kervanının bir halkasında yer alır. İnsanlık tarihi; kavimlerin, Milletlerin, Milletlerin içlerinden çıkan kahramanların tarihidir. Milletler ne kadar çok kahraman çıkarmış ise, onların tarihleri, oldukça zordur. Bu nedenle sembol isim olmak o kadar da kolay değildir. Kara Fatma 1888 yılında Erzurum un Aşkale ilçesi Çay köyünde dünyaya gelmiştir. Ayvazların Mehmed’in kızıdır. Fatma Bir Osmanlı subayı olan Derviş beyle evlenir. Balkan savaşında Edirne’dedir. Bulgarlar Edirne’yi Kuşatır. Erzurumlu Şükrü Paşa komutasında Edirne sivil ve askeriyle altı ay dayanır. Şehirde yiyecek bitmiştir. Açlıktan insanlar ağaç kabuğu yerler. İşte Fatma Hanım da kabuk yiyenlerdendir. Fatma ve Eşi Binbaşı Derviş Bey savaşta değişik cephelerde çarpışır. Kara Fatma bu dönemde kadınlardan kurduğu çetelerle Kafkas cephesinde savaşır. Ermeni katliamlarına karşı halkı savunur. Mondros Mütarekesiyle savaş sona erer. Derviş bey vefat eder. O acılı günlerde. Kara Fatma 1919 yılında Mustafa Kemalin Sivas’ta olduğunu öğrenir. Bütün Zorlukları göz önüne alarak Sivas’a gider Paşayla zor görüşebilir. Aldığı görev gereği İstanbul’a gelir Topkapılı Pire Mehmet, Laz Tahsin Kardeşi Süleyman ve oğlu Selahaddin’le bir çete kurarak Anadolu’ya silah kaçırır. Daha sonra çetesiyle birlikte Anadolu’ya geçerek İzmit, Adapazarı, Bilecik yörelerinde çete faaliyetleriyle Yunanlılara zarar verir. Düzenli ordu kurulunca çavuş olarak orduya katılır. Sakarya

savaşında müfrezesiyle birlikte düşmanla savaşır. Başkomutanlık meydan savaşında Yunan generali Tripikosa esir düşer. Fakat kaçarak kurtulur savaşmaya devam eder. Savaştan sora üsteğmen rütbesiyle emekli edilir. Aylık bağlanır. Fakat Kara Fatma kendisinden bekleneni yapar maaşını Kızılay’a bağışlar. Ben “bütün mücadeleleri vatanım ve milletlim için yaptım bir beklentim yok” der. Kara Fatma’nın 1923-1944 yılına kadar ne yaptığından haber alınamaz. Sadece Yenigün dergisinden Mekki Said Bey 9 Ağustos 1933 yılında Kara Fatma’yı Galata Rus manastırında bulur. Perişandır. Açtır. Susuzdur. Yatacak yatağı yoktur. Kaldığı odada iki telis yerde serilidir. Birde tahta sedir vardır. Kara Fatma’nın iki torunu vardır. Onlarda sokakta dilencidir. Sokaktan ninelerinin yanına geldiklerinde büyük 100 kuruş, küçük 60 kuruş toplamıştır. Ninelerine, bunlarla bize bir şeyler yap ta karnımızı doyuralım derler. İşte O koca; Ermeni, Yunan çetelerine karşı savaşan gazinin içler acıtan durumu. 1934 yılında ise durumu Yakup Kadri “ANKARA” adlı eserinde söyle tasvir eder.”Bu kış Noel ve yılbaşı Balolarına, Ankara’da, her seneden daha zevkli bir hazırlanış vardı. Çünkü bu eğlenceler, henüz açılmamış olan Ankara Palasın büyük hol ve salonlarında yapılacaktı. Buranın bin kişiden fazla davetli alabileceği söyleniyordu. Onun için birçok ailenin daha iki ay evvelinden İstanbul terzilerine taşındıkları görülmeye başlandı. Gerek

Karugurisi’de, gerek Fegara’da en son Paris modelleri Ankaralı hanımlar tarafından kapışılıyordu. Beyler, fraklarını ya daralmış ya eskimiş bularak yeniden gece esvapları ısmarlıyorlardı.”Evet bir tarafta canını vatan uğruna harcayan aç ve susuz Kara Fatma, Diğer tarafta lüks ve ihtişam. Yıllar geçer Kara Fatma’dan Eser yoktur. Nihayet 1944 yılında bulunur kendisine İstanbul defterdarlığında iş verilir. Yaşlıdır Çalışacak hali yoktur. Yine Kara Fatma’nın izi kaybolur. Artık İstanbul’da baraka bir yerde yaşamaktadır. Nihayet Bu kahraman Erzurumlu, Kara Fatma, Kars milletvekili Temel Taşkıran ve Rize Milletvekili İzzet Alçal’ın teklifiyle 1954 yılının son aylarında maaş bağlanır.170 lira aylık almaktadır. Memleketi Erzurum’a gelir. Bir müddet sonra tekrar İstanbul’a gider. Darul- acezede kalmaktadır. 3 Temmuz 1955 yılında yoksullukların izlerini taşıyarak vefat eder. Kasım paşadaki kulaksız mezarlığına defnedilir. Yıllar sonra mezarlıktan yol geçer. Mezarlık kaldırılır. Bu nedenle İstiklal savaşının bu kahraman kadını, Erzurumlu Kara Fatma’nın mezarı da yok edilir. Maalesef birçok kahraman gibi Fatma Seher Erden, yani Kara Fatma’da Yokluklar içinde bu dünyadan göçüp gider. Kimileri Karun gibi zengin olur, kimileride Kara Fatma gibi Rusların vereceği sıcak bir çorbaya muhtaç edilir. Ne diyelim, Birileri bundan belki utanır.


‫ﺍاﺭرﺿﺮﻭوﻣﻠﻮ ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە‬ ‫ﺍاﻧﺴﺎﻧﻠﻖ ﺗﺎﺭرﻳﯾﺨﯽ؛ ﻗﻮﻣﻠﺮﻥن‪ ،٬‬ﻣﻠﺘﻠﺮﻥن‪،٬‬‬ ‫ﻣﻠﺘﻠﺮﻥن ﺍاﻳﯾﭽﻠﺮﻧﺪﻥن ﭼﻴﯿﻘﺎﻥن ﻗﻬﮭﺮﻣﺎﻧﻠﺮﻥن‬ ‫ﺗﺎﺭرﻳﯾﺨﻴﯿﺪﺭر‪ .‬ﻣﻠﺘﻠﺮ ﻧە ﻗﺪﺭر ﭼﻮﻕق ﻗﻬﮭﺮﻣﺎﻥن‬ ‫ﭼﻴﯿﻘﺎﺭرﻣﺶ ﺍاﻳﯾﺴە‪ ،٬‬ﺍاﻭوﻧﻠﺮ ﻙك ﺗﺎﺭرﻳﯾﺨﻠﺮﯼی‪،٬‬‬ ‫ﺍاﻭوﻟﺪ ﻗﭽە ﺯزﻭوﺭرﺩدﺭر‪ .‬ﺑﻮ ﻧﺪﻧﻠە ﺳﻤﺒﻮﻝل‬ ‫ﺍاﺳﻢ ﺍاﻭوﻟﻤﻖ ﺍاﻭو ﻗﺪﺭر ﺩدە ﻗﻮﻻﯼی ﺩدﻛﻠﺪﺭر‪.‬‬ ‫ﺗﻮﺭرﻙك ﻣﻠﺘﯽ ﺑﺶ ﺑﻴﯿﻚ ﻳﯾﻠﻠﻴﯿﻖ ﺗﺎﺭرﻳﯾﺨﯽ‬ ‫ﺑﻮﻳﯾﻮﻧﺠە ﺻﺎ ﻳﯾﻴﯿﺴﺰ ﻗﻬﮭﺮﻣﺎﻥن‬ ‫ﭼﻴﯿﻘﺎﺭرﻣﺶ‪ ،٬‬ﺍاﻧﺴﺎﻧﻠﻖ ﺗﺎﺭرﻳﯾﺨﻴﯿﻨە ﺑﻮﻧﻠﺮﻥن‬ ‫ﺍاﺳﻤﻠﺮﻳﯾﻨﯽ ﺍاﻟﺘﻴﯿﻦ ﺣﺮﻓﻠﺮﻟە ﻳﯾﺎﺯزﻣﺸﺪﺭر‪.‬‬ ‫ﺍاﻳﯾﺸﺘە ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە )ﻓﺎﻁطﻤە ﺳﻬﮭﺮ ﺃأﺭرﺩدﻥن(‬ ‫ﺑﻮ ﺍاﺳﻤﻠﺮ ﻛﺮﻭوﺍاﻧﻴﯿﻨﻚ ﺑﺮ ﺣﻠﻘە ﺳﻨﺪە ﻳﯾﺮ‬ ‫ﺍاﻟﺮ‪.‬‬ ‫ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە ‪ ١۱٨۸٨۸٨۸‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﺪە ﺍاﺭرﺿﺮﻭوﻣﻚ‬ ‫ﺁآﺵش ﻗﻠﻌە ﺍاﻳﯾﻠﭽەﺳﯽ ﭼﺎﯼی ﻛﻮﻳﯾﻮﻧﺪە ﺩدﻧﻴﯿﺎ‬ ‫ﻳﯾە ﻛﻠﻤﺸﺪﺭر‪ .‬ﺁآﻳﯾﻮﺍاﺯزﻟﺮﻙك ﻣﺤﻤﺪ ﻙك‬ ‫ﻗﻴﯿﺰﻳﯾﺪﺭر‪ .‬ﻓﺎﻁطﻤە ﺑﺮ ﻋﺜﻤﺎﻧﻠﯽ ﺻﻮﺑﺎﻳﯾﯽ‬ ‫ﺍاﻭوﻻﻥن ﺩدﺭرﻭوﻳﯾﺶ ﺑﻜﻠە ﺃأﻭوﻟﻨﺮ‪ .‬ﺑﺎﻟﻘﺎﻥن ﺳﻮﺍا‬ ‫ﺷﻨﺪە ﺃأﺩدﺭرﻧﺪە ﺩدﺭرﻟﺮ‪ .‬ﺑﻮﻟﻐﺎﺭرﻟﺮ ﺃأﺩدﺭرﻧە ﻳﯾﯽ‬ ‫ﻗﻮﺷﺎﺩدﺭر‪ .‬ﺍاﺭرﺿﺮﻭوﻣﻠﻮ ﺷﻜﺮﻭو ﭘﺎ ﺷﺎ‬ ‫ﻗﻮﻣﻮﺗﺎﺳﻨﺪە ﺃأﺩدﺭرﻧە ﺳﻴﯿﻮﻳﯾﻞ ﻭو ﻋﺴﻜﺮﻳﯾﻠە‬ ‫ﺁآﻟﺘﯽ ﺁآﯼی ﺩدﺍاﻳﯾﺎﻧﺮ‪ .‬ﺷﻬﮭﺮﺩدە ﻳﯾﻴﯿەﺟﻚ‬ ‫ﺑﻴﯿﺘﻤﺸﺪﺭر‪ .‬ﺍاﭼﻠﻘﺪﻥن ﺍاﻧﺴﺎﻧﻠﺮ ﺍاﻏﺎﭺچ‬ ‫ﻗﺎﺑﻮﻏﻮ ﻳﯾﺮﻟﺮ‪ .‬ﺍاﻳﯾﺸﺘە ﻓﺎﻁطﻤە ﺣﺎﻧﻢ ﺩدە‬ ‫ﻗﺎﺑﻮﻕق ﻳﯾﻴﯿﻨﻠﺮﺩدﻧﺪﺭر‪ .‬ﻓﺎﻁطﻤە ﻭو ﺃأﺷﯽ ﺑﻴﯿﻚ‬ ‫ﺑﺎﺷﯽ ﺩدﺭرﻭوﻳﯾﺶ ﺑﻚ ﺳﻮﺍا ﺷﺘە ﺩد ﻛﻴﯿﺸﻚ‬ ‫ﺟﭙﻬﮭﻠﺮﺩدە ﭼﺎﺭرﭘﻴﯿﺸﺮ‪ .‬ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە ﺑﻮ‬ ‫ﺩدﻭوﻧﻤﺪە ﻗﺎﺩدﻧﻠﺮﺩدﻥن ﻗﻮﺭرﺩدﻭوﻏﻮ ﭼﺘە ﻟﺮﻟە‬ ‫ﻗﻔﻘﺎﺱس ﺟﭙﻬﮭﺴﻨﺪە ﺳﻮﺍاﺷﻴﯿﺮ‪ .‬ﺃأﺭرﻣﻨﯽ ﻗﺘﻞ‬ ‫ﻋﺎﻣﻠﺮﻧە ﻗﺮﺷﯽ ﺧﻠﻘﯽ ﺻﺎﻭوﻭوﻧﻮﺭر‪.‬‬ ‫ﻣﻮﻧﺪﺭرﻭوﺱس ﻣﺘﺎﺭرﻛە ﺳﻴﯿﻠە ﺳﻮﺍاﺵش‬ ‫ﺻﻮﮔە ﺃأﺭرﺭر‪ .‬ﺩدﺭرﻭوﻳﯾﺶ ﺑﻚ ﻭوﻓﺎﺕت ﺃأﺩدﺭر‪.‬‬ ‫ﺍاﻭو ﺁآﺟﻴﯿﻠﯽ ﻛﻮﻧﻠﺮﺩدە‪ ،٬‬ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە ‪١۱٩۹١۱٩۹‬‬ ‫ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﺪە ﻣﺼﻄﻔﯽ ﻛﻤﺎ ﻟ ﻚ ﺳﻴﯿﻮﺍاﺳﺘە‬ ‫ﺍاﻭوﻟﺪﻭوﻏﻨﻮ ﺍاﻭوﻛﺮﻧﺮ‪ .‬ﺑﻮﺗﻮﻥن ﺯزﻭوﺭرﻟﻘﻠﺮﯼی‬ ‫ﻛﻮﺯز ﺍاﻛﻮﻛە ﺍاﻻﺭرﻕق ﺳﻴﯿﻮﺍاﺳە ﻛﻴﯿﺪﺭر ﻭو‬ ‫ﻣﺼﻄﻔﯽ ﻛﻤﺎﻝل ﭘﺎﺷﺎ ﺍاﻳﯾﻠە ﺯزﻭوﺭر ﺩدە‬ ‫ﺍاﻭوﻟﺴە ﻛﻮﺭرﻭوﺷﻮﺭر‪ .‬ﺁآﻟﺪﻳﯾﻐﯽ ﻛﻮﺭرﻭو‬ ‫ﻛﺮﻛﯽ ﺍاﺳﺘﺎﻧﺒﻮﻟە ﻛﻠﻴﯿﺮ‪ .‬ﻁطﻮﭘﻘﭙﻮﻟﯽ ﭘﻴﯿﺮە‬ ‫ﻣﺤﻤﺪ‪ ،٬‬ﻻﺯز ﺗﺤﺴﻴﯿﻦ ﻗﺮﺩدﺷﯽ ﺳﻠﻴﯿﻤﺎﻥن ﻭو‬ ‫ﺍاﻭوﻏﻠﻮ ﺻﻼﺡح ﺍاﻟﺪﻳﯾﻦ ﺍاﻳﯾﻠە ﺑﺮ ﭼﺘە‬ ‫ﻗﻮﺭرﺍاﺭرﻕق ﺍاﻧﺎ ﻁطﻮﻟﻮﻳﯾە ﺳﻼﺡح ﻗﺎﭼﺮﻳﯾﺮ‪.‬‬ ‫ﺩدﺣە ﺻﻜﺮە ﭼﺘە ﺳﻴﯿﻠە ﺑﺮﻟﻜﺘە ﺍاﻧﺎ‬ ‫ﻁطﻮﻟﻮﻳﯾە ﻛﭽﺮﻙك ﺍاﺯزﻣﻴﯿﺪ‪ ،٬‬ﺁآﻁطە ﭘﺎﺯزﺍاﺭرﯼی‪،٬‬‬

‫ﺑﻴﯿﻠە ﺟﻚ ﻳﯾﻮﺭرە ﻟﺮﻧﺪە ﭼﺘە ﻓﻌﺎﻟﻴﯿﺘﻠﺮﻳﯾﻠە‬ ‫ﻳﯾﻮﻧﺎﻧﻠﻴﯿﻠﺮە ﺿﺮﺭر ﻭوﺭرﻳﯾﺮ‪.‬‬

‫ﻛﻮﺭرﻭوﻟﻤە ﻳﯾە ﺑﺎﺷﻠﻨﺪﯼی‪ .‬ﻛﺮ ﻙك‬ ‫"ﻗﺎﺭرﻭوﮔﻮﺭرﻳﯾﺴﻴﯿﺪە" ﻛﺮﻙك "ﻓەﮔﺎﺭرﺍاﺩدﺍا" ﺃأﻥن‬ ‫ﺻﻮﻙك ﭘﺎﺭرﺱس ﻣﻮﺩدە ﻟﻠﺮﯼی ﺁآﻧﻘﺮە ﻟﯽ‬ ‫ﺣﺎﻧﻤﻠﺮ ﻁطﺮﻓﻨﺪﻥن ﻗﺎ ﭘﺸﻴﯿﻠﻴﯿﻮﺭرﺩدﻭو‪ .‬ﺑﻜﻠﺮ‪،٬‬‬ ‫ﻓﺮﺍاﻗﻠﺮﻳﯾﻨﯽ ﻳﯾﺎ ﺩدﺍاﺭرﺍاﻟﻤﺶ ﻳﯾﺎ ﺃأﺳﻜﻴﯿﻤﺶ‬ ‫ﺑﻮﻻﺭرﻕق ﻳﯾﻜﻴﯿﺪﻥن ﻛﺠە ﺍاﺳﻮﺍاﺑﻠﺮﯼی‬ ‫ﺍاﻳﯾﺴﻤﺎﺭرﻟﻴﯿﻮﺭرﻟﺮﺩدﯼی"‪ .‬ﺃأﻭوﺕت ﺑﺮ ﻁطﺮﻓﺪە‬ ‫ﺟﺎﻧﻴﯿﻨﯽ ﻭوﻁطﻦ ﺍاﻭوﻏﺮﻭوﻧە ﺧﺎﺭرﺟﻴﯿﺎﻥن ﺁآﭺچ ﻭو‬ ‫ﺻﻮﺳﻮﺯز ﻗﺮە ﻓﻄﻤە‪ ،٬‬ﺩدﻳﯾﻜﺮ ﻁطﺮﻓﺪە‬ ‫ﻟﻮ ْﻛﺲ ﻭو ﺍاﺣﺘﺸﺎﻡم‪.‬‬

‫ﺳﻮﺍاﺷﺪﻥن ﺻﻜﺮە ﺍاﻭوﺱس ﺗﻐﻤﻦ ﺭرﺗﺒە ﺳﻴﯿﻠە‬ ‫ﺃأﻣﻜﻠﯽ ﺃأﺩدﻳﯾﻠﺮ‪ .‬ﺁآﻳﯾﻠﻖ ﺑﺎﻏﻼﻧﻴﯿﺮ‪ .‬ﻓﻘﻂ ‪،٬‬‬ ‫ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە ﻛﻨﺪﻳﯾﺴﻨﺪﻥن ﺑﻜﻠﻨﻨﯽ ﻳﯾﺎﭘﺎ ﺭر ﻭو‬ ‫ﻣﻌﺎﺷﻴﯿﻨﯽ ﻗﻴﯿﺰﻳﯾﻞ ﺁآﻳﯾە ﺑﺎﻏﻴﯿﺸﻠﺮ‪ .‬ﺑﻦ‬ ‫"ﺑﻮﺗﻮﻥن ﻣﺠﺎ ﺩدﻟە ﻟﺮﯼی ﻭوﻁطﻨﻢ ﻭو ﻣﻠﺘﻢ‬ ‫ﺍاﻳﯾﭽﻴﯿﻦ ﻳﯾﺎﭘ ﺪ ﻡم‪ ،٬‬ﺑﺮ ﺑﻜﻠﻨﺘﻢ ﻳﯾﻮﻕق" ﺩدﺭر‪.‬‬

‫ﻳﯾﻴﯿﻼﺭر ﻛﭽﺮ ﻗﺮە ﻓﺎﻁطﻤە ﺩدﻥن ﺃأﺛﺮ ﻳﯾﻮﻗﺪ ﺭر‪.‬‬ ‫ﻧﻬﮭﺎﻳﯾﺖ ‪ ١۱٩۹٤٤‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﺪە ﺑﻮﻟﻮﻧﻮﺭر‪،٬‬‬ ‫ﻛﻨﺪﻳﯾﺴﻨە ﺍاﺳﺘﺎﻧﺒﻮﻝل ﺩد ﻓﺘﺮﺩدﺍاﺭرﻟﻴﯿﻐﻨﺪﻥن‬ ‫ﺍاﻳﯾﺶ ﻭوﺭرﻳﯾﻠﺮ‪ .‬ﻳﯾﺎﺷﻠﻴﯿﺪﺭر ﻭو ﭼﺎﻟﻴﯿﺸەﺟﻖ‬ ‫ﺣﺎﻟﯽ ﻳﯾﻮﻗﺪ ﺭر‪ .‬ﻳﯾﻴﯿﻨە ﻗﺮە ﻓﻄﻤە ﻧﻚ ﺍاﻳﯾﺰﯼی‬ ‫ﻗﺎﻳﯾﺒﻮﻟﻮﺭر‪ .‬ﺁآﺭرﺗﻖ ﺍاﺳﺘﺎﻧﺒﻮﻟﺪە ﺑﺎﺭرﺍاﻗە ﺑﺮ‬ ‫ﻳﯾﺮﺩدە ﻳﯾﺎﺷﺎﻣﻘﺘەﺩدﺭر‪ .‬ﻧﻬﮭﺎﻳﯾﺖ ﺑﻮ ﻗﻬﮭﺮﻣﺎﻥن‬ ‫ﺍاﺭرﺿﺮﻭوﻣﻠﻮ ﻗﺮە ﻓﻄﻤە ﻗﺎﺭرﺹص‬ ‫ﻣﻠﺘﻮﻛﻴﯿﻠﯽ ﺗەﻣەﻝل ﺗﺎﺷﻘﻴﯿﺮﺍاﻥن ﻭو ﺭرﻳﯾﺰە‬ ‫ﻣﻠﺘﻮﻛﻴﯿﻠﯽ ﻋ ّﺰﺕت ﺁآﻟﭽﺎ ﻟﻚ ﺗﻜﻠﻴﯿﻔﻴﯿﻠە‬ ‫‪ ١۱٩۹٥٤‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﻚ ﺻﻮﻙك ﺁآﻳﯾﻠﺮﻧﺪە ﻣﻌﺎﺵش‬ ‫ﺑﺎﻏﻼﻧﻴﯿﺮ‪ ١۱٧۷٠۰ .‬ﻟﻴﯿﺮە ﺁآﻳﯾﻠﻖ ﺁآﻟﻤﻘﺘەﺩدﺭر‪.‬‬

‫ﺩد ﻭوﺯزﻧﻠﯽ ﺍاﻭوﺭرﺩد ﻭو ﻗﻮﺭرﻭوﻟﻨﺠە ﭼﺎﻭوﺵش‬ ‫ﺍاﻭوﻻﺭرﻕق ﺍاﻭوﺭرﺩدﻭوﻳﯾە ﻗﺎ ﺗﻠﻴﯿﺮ‪ .‬ﺳﻘﺎﺭرﻳﯾە‬ ‫ﺳﻮﺍاﺷﻨﺪە ﻣﻔﺮﺯزە ﺳﻴﯿﻠە ﺑﺮﻟﻜﺘە‬ ‫ﺩدﻭوﺷﻤﺎﻧﻠە ﺳﻮﺍاﺷﻴﯿﺮ‪ .‬ﺑﺎﺵش ﻗﻮﻣﻮﺗﺎﻧﻠﻖ‬ ‫ﻣﻴﯿﺪﺍاﻥن ﺳﻮﺍاﺷﻨﺪە ﻳﯾﻮﻧﺎﻥن ﮔﻨﺮﺍاﻟﯽ‬ ‫ﺗﺮﻳﯾﭙﻴﯿﻘﻮﺳە ﺃأﺳﻴﯿﺮ ﺩدﻭوﺷﺮ‪ .‬ﻓﻘﻂ ﻗﺎﭼﺮﻕق‬ ‫ﻗﻮﺭرﺗﻮﻟﻮﺭر ﻭو ﺳﻮﺍاﺷﻤﻴﯿە ﺩدﻭوﺍاﻡم ﺃأﺩدﺭر‪.‬‬

‫ﻗﺮە ﻓﻄﻤە ﻧﻚ ‪ ١۱٩۹٤٤ ١۱٩۹٢۲٣۳‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨە‬ ‫ﻗﺪﺭر ﻧە ﻳﯾﺎ ﭘﺪﻳﯾﻐﻴﯿﻨﺪﻥن ﺧﺒﺮ ﺍاﻟﻴﯿﻨﺎﻣﺰ‪.‬‬ ‫ﺳﺎﺩدەﺟە ﻳﯾﻜﯽ ﻛﻮﻥن ﺩدﺭرﻛﻴﯿﺴﻨﺪﻥن ﻣ ّﻜﯽ‬ ‫ﺳﻌﻴﯿﺪ ﺑﻚ ‪ ٩۹‬ﺁآﻏﺴﺘﻮﺱس ‪ ١۱٩۹٣۳٣۳‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﺪە‬ ‫ﻗﺮە ﻓﻄﻤە ﻳﯾﯽ ﻏﻠﻄە ﺭرﻭوﺱس ﻣﺎﻧﺴﺘﻴﯿﺮﻧﺪە‬ ‫ﺑﻮﻟﻮﺭر‪ .‬ﭘﺮﻳﯾﺸﺎﻧﺪﺭر‪ .‬ﺁآﭼﺪﺭر‪ .‬ﺻﻮﺳﺰﺩدﺭر‪.‬‬ ‫ﻳﯾﺎ ﺗﺎﺟﻖ ﻳﯾﺎ ﺗﺎﻏﯽ ﻳﯾﻮﻗﺪﺭر‪ .‬ﻗﺎ ﻟﺪﻳﯾﻐﯽ‬ ‫ﺍاﻭوﻁطە ﺩدە ﺍاﻳﯾﻜﯽ ﺗە ﻟﻴﯿﺲ ﻳﯾﺮﺩدە ﺳﺮﻳﯾﻠﻴﯿﺪﺭر‪.‬‬ ‫ﺑﺮ ﺩدە ﺗﺨﺘە ﺳﺪﻳﯾﺮ ﻭوﺍاﺭرﺩدﺭر‪ .‬ﻗﺮە ﻓﻄﻤە‬ ‫ﻧﻚ ﺍاﻳﯾﻜﯽ ﻁطﻮﺭرﻭوﻧﻮ ﻭوﺍاﺭرﺩدﺭر‪ .‬ﺍاﻭوﻧﻠﺮﺩدە‬ ‫ﺻﻮﻗﺎﻗﺪە ﺩدﻳﯾﻠﻨﺠﻴﯿﺪﺭر‪ .‬ﺻﻮﻗﺎﻗﺪﻥن ﻧﻴﯿﻨە‬ ‫ﻟﺮﻳﯾﻨﻚ ﻳﯾﺎﻧﻴﯿﻨە ﻛﻠﺪ ﻛﻠﺮﻧﺪە ﺑﻮﻳﯾﻮﻙك‬ ‫‪ ١۱٠۰٠۰‬ﮔﺮﻭوﺵش‪ ،٬‬ﻛﻮﭼﻮﻙك ‪ ٦٠۰‬ﮔﺮﻭوﺵش‬ ‫ﺗﻮﭘﻼﻣﺸﺪﺭر‪ .‬ﻧﻴﯿﻨە ﻟﺮﻳﯾﻨە‪ ،٬‬ﺑﻮﻧﻠﺮﻟە ﺑﺰە‬ ‫ﺑﺮ ﺷﻴﯿﻠﺮ ﻳﯾﺎﭖپ ﺗە ﻗﺎﺭرﻧﻴﯿﻤﺰﯼی ﺩدﻭوﻳﯾﻮﺭرە ﻟﻢ‬ ‫ﺩدﺭرﻟﺮ‪ .‬ﺍاﻳﯾﺸﺘە ﺍاﻭو ﻗﻮﺟە؛ ﺃأﺭرﻣﻨﯽ ﻳﯾﻮﻧﺎﻥن‬ ‫ﭼﺘە ﻟﺮﻳﯾﻨە ﻗﺮﺷﯽ ﺳﻮﺍاﺷﺎﻥن ﻏﺎﺯزﻳﯾﻨﻚ‬ ‫ﺍاﻳﯾﭽﻠﺮ ﺁآﺟﻴﯿﺘە ﻥن ﺩدﻭوﺭرﻭوﻣﻮ‪.‬‬ ‫‪ ١۱٩۹٣۳٤‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﺪە ﺍاﻳﯾﺴە ﺩدﻭوﺭرﻭوﻣﻮ ﻳﯾﻌﻘﻮﺏب‬ ‫ﻗﺪﺭرﯼی "ﺁآﻧﻘﺮە" ﺍاﺩدﻟﯽ ﺃأﺳﺮﻧﺪە ﺷﻮﻳﯾﻠە‬ ‫ﺗﺼﻮﻳﯾﺮ ﺍاﺩدﺭر‪" .‬ﺑﻮ ﻗﻴﯿﺶ ﻧ َﻮەﻝل ﻭو ﻳﯾﻴﯿﻞ‬ ‫ﺑﺎﺷﯽ ﺑﺎﻟﻮﻟﺮﻳﯾﻨە‪ ،٬‬ﺁآﻧﻘﺮە ﺩدە‪ ،٬‬ﻫﮬﮪھﺮ ﺳﻨە ﺩدﻥن‬ ‫ﺩدﺣە ﺯزﻭوﻗﻠﯽ ﺑﺮ ﺣﺎﺿﺮﻻﻧﺶ ﻭوﺍاﺭرﺩدﯼی"‪.‬‬ ‫ﭼﻮﻧﻜﯽ ﺑﻮ ﺃأﻛﻠﻨﺠە ﻟﺮ‪ ،٬‬ﻫﮬﮪھﻨﻮﺯز‬ ‫ﺍاﭼﻴﯿﻠﻤﺎﻣﺶ ﺍاﻭوﻻﻥن ﺁآﻧﻘﺮە ﭘﺎﻻﺳﻚ ﺑﻮﻳﯾﻮﻙك‬ ‫ﻫﮬﮪھﻮﻝل ﻭو ﺻﺎﻟﻮﻧﻠﺮﻧﺪە ﻳﯾﺎﭘﻴﯿﻼﺟﻘﺪﯼی‪ .‬ﺑﻮﺭرە‬ ‫ﻧﻚ ﺑﻴﯿﻚ ﻛﻴﯿﺸﻴﯿﺪﻥن ﻓﻀﻠە ﺩدﺍاﻭوﺗﻠﯽ‬ ‫ﺍاﻻﺑﻴﯿﻠﺠﻐﯽ ﺳﻮﻳﯾﻠە ﻧﻴﯿﻮﺭرﺩدﻭو‪ .‬ﺍاﻭوﻧ ﻚ ﺍاﻳﯾﭽﻴﯿﻦ‬ ‫ﺑﺮ ﭼﻮﻕق ﺁآﻳﯾﻠە ﻧﻚ ﺩدﺣە ﺍاﻳﯾﻜﯽ ﺁآﯼی ﺍا ّﻭوﻟﻨﺪﻥن‬ ‫ﺍاﺳﺘﺎﻧﺒﻮﻝل ﺗﺮﺯزﻳﯾﻠﺮﻳﯾﻨە ﺗﺎ ﺷﻴﯿﻨﺪ ﻗﻠﺮﯼی‬

‫‪Osmanlıca Çevirisi Hasbahçe Gazetesi‬‬ ‫‪Editörleri tarafından yapılmıştır‬‬

‫ﻣﻤﻠﻜﺘﯽ ﺍاﺭرﺿﺮﻭوﻣە ﻛﻠﻴﯿﺮ‪ .‬ﺑﺮ ﻣ ّﺪﺕت‬ ‫ﺻﻜ ﺮە ﺗﻜﺮﺍاﺭر ﺍاﺳﺘﺎﻧﺒﻮﻟە ﻛﻴﯿﺪﺭر‪.‬‬ ‫ﺩدﺍاﺭرﺍاﻟﻌﺠﺰە ﺩدە ﻗﺎﻟﻤﻘﺘەﺩدﺭر‪ ٣۳ .‬ﺗ ّﻤﻮﺯز‬ ‫‪ ١۱٩۹٥٥‬ﻳﯾﻠﻴﯿﻨﺪە ﻳﯾﻮﻗﺼﻮﻟﻠﻘﻠﺮﻙك ﺍاﻳﯾﺰﻟﺮﻳﯾﻨﯽ‬ ‫ﺗﺎﺷﻴﯿﺎﺭرﻕق ﻭوﻓﺎﺕت ﺃأﺩدﺭر‪ .‬ﻗﺎﺳﻢ ﭘﺎﺷﺎ ﺩدە ﻛﯽ‬ ‫ﻗﻮﻻﻗﺴﺰ ﻣﺰﺍاﺭرﻟﻴﯿﻐﻴﯿﻨە ﺩدﻓﻦ ﺃأﺩدﻳﯾﻠﺮ‪.‬‬ ‫ﻳﯾﻴﯿﻠﻼﺭر ﺻﻜﺮە ﻣﺰﺍاﺭرﻟﻘﺪﻥن ﻳﯾﻮﻝل ﻛﭽﺮ‪.‬‬ ‫ﻣﺰﺍاﺭرﻟﻖ ﻗﺎ ﻟﺪﻳﯾﺮﻳﯾﻠﺮ‪ .‬ﺑﻮ ﻧﺪﻧﻠە ﺍاﺳﺘﻘﻼﻝل‬ ‫ﺳﻮﺍاﺷﻴﯿﻨﻚ ﺑﻮ ﻗﻬﮭﺮﻣﺎﻥن ﻗﺎﺩدﻳﯾﻨﯽ‪،٬‬‬ ‫ﺍاﺭرﺿﺮﻭوﻣﻠﻮ ﻗﺮە ﻓﻄﻤە ﻧﻚ ﻣﺰﺍاﺭرﯼی‬ ‫ﻳﯾﻮﻕق ﺃأﺩدﻳﯾﻠﺮ‪.‬‬ ‫ﻣﻌﺎﻟﺴﻒ ﺑﺮ ﭼﻮﻕق ﻗﻬﮭﺮﻣﺎﻥن ﻛﺒﯽ ﻓﻄﻤە‬ ‫ﺳﻬﮭﺮ ﺃأﺭرﺩدﻥن‪ ،٬‬ﻳﯾﻌﻨﯽ ﻗﺮە ﻓﻄﻤە ﺩدە‬ ‫ﻳﯾﻮﻗﻠﻮﻗﻠﺮ ﺍاﻳﯾﭽﻴﯿﻨﺪە ﺑﻮ ﺩدﻧﻴﯿﺎﺩدﻥن ﻛﻮﭼﻮﭖپ‬ ‫ﻛﻴﯿﺪﺭر‪ .‬ﻛﻴﯿﻤﻴﯿﻠﺮﯼی ﻗﺂﺭرﻭوﻥن ﻛﺒﯽ ﺯزﻧﻜﻴﯿﻦ‬ ‫ﺍاﻭوﻟﻮﺭر‪ ،٬‬ﻛﻴﯿﻤﻴﯿﻠﺮﻳﯾﺪە ﻗﺮە ﻓﻄە ﻛﺒﯽ‬ ‫ﺭرﻭوﺳﻠﺮﻙك ﻭوﺭرە ﺟﻐﯽ ﺻﻴﯿﺠﺎﻕق ﺑﺮ‬ ‫ﭼﻮﺭرﺑﺎﻳﯾە ﻣﺤﺘﺎﭺچ ﺃأﺩدﻳﯾﻠﺮ‪.‬‬ ‫ﻧە ﺩدﻳﯾە ﻟﻢ‪ ،٬‬ﺑﺮﻳﯾﻠﺮﯼی ﺑﻮﻧﺪﻥن ﺑﻠﻜﯽ ﺍاﻭوﺗﺎ‬ ‫ﻧﺮ‪.‬‬ ‫ﻋﺒﺪ ﺍاﻟﺮﺣﻤﻦ ﺯز ﻳﯾﻨﺎ ﻝل‬


RÖPORTAJ

Kentsel dönüşümü imar a

Kağıthane Sanayi alanlarından, eğitim kültür alanlarına doğru, hızlı bir şekilde yöneldi. Şekillenen ve kendini geleceğe yönelik hazırlayan Kâğıthane de; burada yaşayan herkesin ihtiyaçlarını bulabileceği bir ilçe olarak yıllarca Kağıthanelilere hizmet edecektir. 2004 belediye tablosuyla karşılaştınız? O günkü belediye ile bu günkü belediyeyi karşılaştırır mısınız? 2004 den bu yana, bir kere anlayış olarak bu gün çok ileri noktalara gelindi. Sosyal Belediyecilik kültürel etkinlikler daha öne çıkmaya başladı. Tespit ettiğimiz en önemli sorun; yönetim ile halk arasındaki diyalog kopukluğuydu. Bu anlamda Kâğıthane de çok önemli mesafeler alındı. Yönetimle halk arasında diyalog kurularak, halkla yönetimin birbirine olan sevgisi, saygısı pekiştirildi. Bizler sevgi ve saygı çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Belediyenizin orta ve uzun vadeli hedeflerinden bahseder misiniz? 2004’te Belediyeyi aldığımızda şunu gördük. Kağıthane’miz aslında tarihi bir yerleşim yeri olmasına rağmen 30- 40 yıl içerisinde kurulmuş bir gecekondu bölgesi gibi şehrin merkezi uzağında bir

yerleşim merkezi algısı vardı. Süratle bu yanlış algıyı değiştirmeye çalıştık. Kağıthane’nin antik devirden bu yana Roma, Bizans ve Osmanlı yerleşim merkezi olduğunu hem Kağıthanelilere, hem de İstanbullulara anlatabilmek için önemli çalışmalar başlattık. Tarihi eserlerimizin restore çalışmalarıyla, ilçemizin tarihi bir bölge olduğunu öne çıkarttık. Kağıthane’nin hem tarihi yönünü öne çıkararak, hem de modern bir kent olarak, geleceğe hazırlamak istiyoruz. Bu anlamda da Kağıthane’nin % 29 unu yeniledik ve dönüştürdük. Kağıthane Sanayi alanlarından, eğitim kültür alanlarına doğru, hızlı bir şekilde yöneldi. Şekillenen ve kendini geleceğe yönelik hazırlayan Kâğıthane de; burada yaşayan herkesin ihtiyaçlarını bulabileceği bir ilçe olarak yıllarca Kağıthanelilere hizmet edecektir.

Belediyenizin şuan ki mali tablosu nedir? Türkiye’de belediyelerin genel mali sorunları nelerdir? Göreve geldiğimizde, mali yönden tüm belediyelerde olduğu gibi bizim

belediyemizde de zorluklar vardı. Yerel yönetimlerle ilgili birçok düzenlemeler yapıldı. Belediyeler bu düzenlemelerle daha da güçlendirildi. Bizim mali tablonun düzelmesi, tasarrufa büyük önem vermemizdir. En önemli kaynağın tasarruflarla oluşacağını düşündük. Göreve gelir gelmez harcamaları kılı kırk yararak ve tasarruf ederek mali yönden çok sağlam bir yapıyı oluşturduk.

Kâğıthane’nin en büyük sorunlarından birisi de kentsel dönüşüm. Temel altyapı ve bu husustaki Kâğıthane’nin sorunları hakkında neler söyleyebilirsiniz? Kağıthane’yi çok uzun zamandan beri tanıyoruz. 50 yılı aşkın bir süredir bizde bu ilçede yaşıyoruz. 2004 yılında göreve başladığımızda, altyapı eksikliği ve yağmur suyu kanallarının olmadığını görmekteydik. Her yağmur yağdığında içim cız ederdi. Hangi evleri, hangi sokakları ve caddeleri su basacak diye düşünürdük. 60 km. yakın yağmur suyu

“Siyasetteki en önemli hedefimiz Kağıthanelilerimizin bize vermiş olduğu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmektir. Onun dışında siyasetle ilgili, gelecekle ilgili siyasi bir program içerisinde olmadık. Kendimiz için bir program yapmadık. Sadece ve sadece vatandaşın üzerimize yüklediği sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek düşüncesinde olduk. “


artışıyla teşvik ediyoruz

kanalları yaptık. Kağıthane meydanda, Cendere caddesinde, İnönü caddesinde, Sultan Selim caddesinde ve tüm ana caddelerimizde ve mahalle içlerinde yapmış olduğumuz yağmur suyu kanalları ile artık yağmur yağdığında bu gibi sorunlarla karşılaşmıyoruz. Doğal afet olarak İstanbul’da en çok konuşulan depremdir. Onunla ilgili de alınması gereken en önemli önlem çürük yapıların yenilenmesi güçlü yapılara dönüştürülmesidir. Tabi bu kolay bir şey değil. Bu konuda da çok çok önemli inanılmaz bir mesafe aldık. Bu güne kadar Kâğıthane’nin yüzde 29’unu yeniledik. Buda yaklaşık konut ve ofis olarak 52 bin bağımsız bölüme tekabül ediyor. Türkiye’de şuan da birçok il merkezinin yaşadığı alandan daha büyük bir alana tekabül ediyor. Bunların hepsi, yapmış olduğumuz yoğun çalışmalar ve emeklerin sonucudur. Öncelikle planlarda yapmış olduğumuz çalışmalar, arkasından da kamu ve özel sektörün çok önemli yapmış olduğu yatırımlarla Kağıthane cazibe merkezi haline geldi

Kentsel dönüşümde halka hitap etme adına bir projeniz var mı? Öncelikle Kâğıthane için çok önemli olan sanayinin dönüşümünü planladık. 1950’li yıllardan bu yana sanayi kurulmuştu çevreye; gürültü, hava kirliliği vs. olumsuzlukları vardı. Sanayinin

dönüşümünü gerçekleştirdik. İkincisi dört bölgede gecekondu önleme bölgeleri oluşturduk. Bu alanlarda dönüşümü gerçekleştirdik. Üçüncüsü mahalle içlerinde ada bazlı dönüşümleri teşvik ettik. Ada bazlı planlarda mahalle içlerinde komşuların bir araya gelmesi için yüzde 30 imar teşviki oluşturduk. Kâğıthane’de Parsel bazlı dönüşme dört ayrı açıdan, hızla devam ediyor. Tabi bu dönüşümlerle beraber Kâğıthane’nin sosyal kültürel ihtiyaçlarını da çözüyoruz. Ada bazlı dönüşümde o adanın otopark ve yeşil alan sorununu çözmüş oluyoruz. Tüm bunları yaparken Kâğıthane’nin ihtiyacı olan okul alanlarını üretebiliyoruz. 5 tane yeni okul alanı üretme imkânına sahip olduk. 50 yılda yapılan park sayısının 4 katını biz 10 yılda yaptık. Kâğıthane’nin 15’te 1’ini yeşil alan haline dönüştürdük. İstanbul’un en güzel mesire alanı Hasbahçe, Sadabad alanı ve Merkezden Seyrantepe’ye ordan da Hasdal’a kadar derenin iki yönünü park bahçe ve mesire alanı olarak düzenliyoruz. Tüm Kâğıthanelerin istedikleri zaman yeşil alanda dinlenebilecekleri ve rahat edebilecekleri çok rahat ve güvenli bir şekilde ailece kullanabilecekleri sosyal alanları oluşturduk. Spor alanları oluşturduk. Kültür merkezlerimiz tiyatro ve sinemasıyla hizmet vermektedir. Bilgi evleri oluşturduk. Sağlık alanında her mahallede 1-2 tane aile sağlık merkezi oluşturduk. Böylece sağlık, eğitim, kültür, spor ve tüm alanlarda Kâğıthanelilerin ihtiyaçlarını giderebileceği alanlar oluşturmuş olduk.

Kâğıthane’nin diğer ilçelere

göre artısı nedir? Kâğıthane bize göre İstanbul’un en güzel ilçelerinden birisidir. Bir kere merkezdeyiz. Bu merkezde oluşumumuzu, toplu ulaşım akslarıyla da daha da perçinleştirdik. Arama sitelerine girdiğimizde İstanbul’un merkezi dediğimizde Kağıthane’yi görüyoruz. 2004’te biz göreve geldiğimizde algı şuydu: İstanbul’un merkezine uzak, kenarda kalmış ve ihmal edilmiş bir ilçe. Ama bugün görüyoruz ki merkezdeyiz. Bugün Kağıthane’de yatırım yapanlara bakıyoruz, yatırımlarını bir hafta içerisinde ekonomik değere dönüştürebiliyorlar. Kağıthane’de beş mahallemizden direk metrobüsün geçmesi ve diğer mahallelerimizi de etkilemesi, metronun üç mahallemize daha ulaşmış olması Kağıthane’yi merkezi ve cazip bir yer haline getirdi. Mecidiyeköy-Mahmutpaşa metro projesi Kağıthane’yi daha merkezi bir konum haline getirecektir.

Sosyal sorumluluk projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Geldiğimiz ilk günden itibaren sosyal sorumlulukla ilgili bir takım çalışmalar başlattık. Mesela gelir gelmez hemen bir aşevi kurduk. Aşevinde ürettiğimiz yemekleri; gerek sağlık, gerek ekonomik olarak yemek pişiremeyecek olan komşularımıza her gün sıcak yemek götürüyoruz. Sefer taslarıyla sıcak yemekleri bırakıyoruz boş sefer taslarını alıyoruz. Bununla birlikte yoksul çocuklu ailelerin kıyafetlerini, ev eşyalarını temin etmeye çalışıyoruz. Şimdi işi daha da geliştirdik Aile Danışma

Merkezi ile komşularımızın psikolojik problemleri varsa bunları da takip ediyoruz. Tüm bunlarla Kağıthane’mizdeki gençlerimizin, sokak çocuklarımızın, madde bağımlısı çocuklarımızın ve ailelerinin her zaman yanında olmaya çalışıyoruz. Onlara moral motivasyon olması açısından da bir çok etkinlikler yapıyoruz. Sayın Kaymakamımıza da bu konuda teşekkür ediyorum. Sayın Kaymakamımızın da çalışmaları, destekleri ve birlikte oluşturduğumuz güç ile hizmet veriyoruz. İşin esası şu 500 bin kişilik bir aileyiz, her zaman birlikte olmalıyız. Güzel günlerde de zor günlerde de birlikte olmalıyız. Bu düşünce ile çevremize sahip çıkmaya çalışıyoruz.

Kağıthane’mizde engellilere yönelik çalışmalarınız nelerdir? TBMM’de olduğu gibi Kağıthane Belediyemizde de engelli arkadaşlarımızın bulunduğu engelliler komisyonunu oluşturduk. Engelliler komisyonumuz Kağıthane’deki tüm engellilerle ilgili çalışmaları ve programları düzenliyor. Büyükşehir Belediyesinin İSÖM adında bir merkezi var. Büyükşehir Belediyesi, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, STK’lar, işadamları ve esnaflarımızla birlikte ve de kendi imkânlarımızla engellilerimizin yanındayız. Binamıza engellilerin rahat giriş çıkışı için engelli rampaları ve engelli asansörlerini oluşturduk. Engellilerin kimsenin yardımına muhtaç olmadan binebilecekleri araçlar temin ettik. Bazı kavramların farkına yeni yeni varılıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın engellilerle ilgili ciddi çalışmaları var.


RÖPORTAJ Fazlı Kılıç kimdir? 1958’de Erzincan’da doğdu. 1960 yılından itibaren Kağıthane’de ikamet ediyor. İlk ve orta öğretimini Kağıthane’de tamamladı. Beyoğlu Ticaret Lisesi’ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi’ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde Muhasebe Denetim Uzmanlığı programını tamamladı. 25 yıldır Kağıthane’de siyaset yapan Kılıç, bu süre içende siyasi partilerin bünyesinde mahalle teşkilatından il başkan yardımcılığına kadar bir çok kademede görev aldı. 1994-1999 arası 8. dönem İl Genel Meclis Üyeliği yaptı ve Grup Başkanlığı’nı üstlendi. AK Parti İl Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi olarak İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 28 Mart 2004 yerel seçimlerinde Kağıthane Belediye Başkanı seçildi. 29 Mart 2009 seçimlerinde AK Parti’den yeniden Kağıthane Belediye Başkan seçilen Fazlı Kılıç, evli ve dört çocuk babasıdır.

Hem engellilerin hem de bayanların dini vecibelerini rahatlıkla yerine getirebilmeleri için Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapmış olduğu çalışmalar var. Bizde bu konuda Müftülüğümüzün yine Derneklerimizin, Vakıflarımızın her zaman yanında oluyoruz. Büyük bir mutlulukla görüyoruz ki artık engellilerimiz ekonomik, sosyal, kültürel ve sportif alanların içerisindedirler.

Kâğıthane’nin en büyük sorunu olan trafik konusunda çalışmalarınız nelerdir? Kâğıthane’mizde bizim 12 tane yer altı otoparkımız var. Çocuk parklarının altında, meydanların altında 3000 kişilik otoparklar. Bu anlamda çok önemli kaynak ayırıyoruz. Daha önemlisi kentsel dönüşümde sokak aralarında ada bazlı dönüşümleri teşvik ediyoruz. Ada bazlı dönüşümü teşvik etmemizin sebebi oradan kaç daire çıkıyorsa, o kadar araç otoparkının oluşma imkânı oluyor. Onlarca ada bazlı dönüşüm merkezlerinin altında otoparklar yapılmaktadır. Biz kendi imkânlarımızla 12 tane otopark meydanlarımızın altına yaptık. Onlarcasını da vatandaş kendi

dairelerinin altına yapma fırsatı buluyor. Trafikle ilgili Kâğıthane İstanbul’da trafik açısından en az sıkıntı yaşanan yerlerden bir ilçe. İstanbul’un her yerinde olduğu gibi Kâğıthane’ye de ulaşımla ilgili kavşaklar, tüneller, altgeçitler, üst geçitler gibi büyük yatırımlar yapıldı. Tabi devam da edecek. Bunların hepsini destekleyen iki çalışmamız oldu. Üçüncüsü çok daha önemlisi Metrobüsün İstanbul ve Kağıthane trafiğine katkısıdır. Ayrıca yeni metro da Kağıthane trafiğini rahatlatacaktır.

Siyasi hedefinizde Kağıthane Belediye başkanlığı son nokta mıdır? Başka hedefleriniz var mı? Siyasete bakışımız hizmet etmek düşüncesidir. Siyasete hayırlı işler yapalım diye girdik. Kağıthane’de yaşayan birisi olarak, çocukluğumuzdan bu yana birçok şeyin Kağıthane’de olmasını istedik. Kağıthane’nin ne ihtiyacı varsa gece gündüz demeden çalışıyoruz. Eğitim, sağlık, kültür ve tüm alanlarda Kağıthane’nin ihtiyacını gidermeye çalışıyoruz. Siyasetteki en önemli hedefimiz

Kağıthanelilerimizin bize vermiş olduğu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmektir. Onun dışında siyasetle ilgili, gelecekle ilgili siyasi bir program içerisinde olmadık. Kendimiz için bir program yapmadık. Sadece ve sadece vatandaşın üzerimize yüklediği sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek düşüncesinde olduk.

Son günlerde ki gündemde var olan yolsuzluk ve ayrışma ortamı ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Türkiye şuanda gerçekten çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı dünyada itibarlı bir Başbakan. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu, dünyada itibarlı bir pasaport haline geldi. Türk ürünleri itibarlı ürünler haline geldi. Türk vatandaşları dünyada saygın vatandaşlar olarak görünüyor. Bunların hepsi güzel şeyler. Türkiye büyüdükçe ve geliştikçe bazı yerleri rahatsız etmeye başladı. Türkiye 3. havalimanı projesinde bir kuruş harcamadan yap, işlet devret modeliyle bunu gerçekleştirecek. Türkiye’ye ekonomik katkı sağladığı için 3.Havaalanı birilerini rahatsız ediyor. Kanal İstanbul yapılacak denildi işte bundan da rahatsız oluyorlar. Nükleer santrallerin anlaşmaları yapılıyor birileri bunlardan da rahatsız oluyor. Şuanda yaşadığımız sıkıntıların esası ve

temeli bunlar bu bahsettiğimiz şeylerdir. Bunun dışındakiler işin detaylarıdır. Önemli olan arka plandaki gerçeklerin görülmesidir. Türkiye’nin büyümesi, kalkınması ve dünyada söz sahibi olmaya çalışması bugün yaşadıklarımızın ortaya çıkmasına neden oluyor. Yaşadıklarımızın esası budur. Bu bir süreçtir Türkiye büyüme ve kalkınmaya devam etmek zorundadır. Gençlerin geleceği, ülkemizin geleceği için Türkiye’nin kalkınması ve büyümesini sürdürmesi lazımdır.

AK Parti’den Belediye Başkan Aday Adayısınız, Hasbahçe Gazetemiz aracılığıyla ne söylemek istersiniz? Adaylık için başvurumuzu yaptık ancak partimiz henüz İstanbul’daki adaylarla ilgili çalışmayı sonuçlandırmadı. Onun sonuçlanmasını bekliyoruz. Önemli olan yine bu süreçte ve yaşamın her aşamasında olduğu gibi hayırlı olmasıdır. Hem Kağıthane’miz, hem İstanbul, hem de Ülkemiz için hayırlı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Ülkemizin geleceği her şeyden önemlidir. Biz ülkemizin geleceğini düşünüyoruz. Ben bu ropörtaj için sizlere ve Hasbahçe Gazetesi ekibine teşekkür ediyor. Kâğıthane’mizdeki duyuru hususunda ve iletişim alanında bir ihtiyacı bir eksikliği inşallah kapatmış olursunuz.


32

Eğitim

Eğitimde Gündem

Ocak 2014

İBB’den Kağıthane Lisesine Kapalı Spor Salonu İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden geleceğin şampiyonları olacak gençlere yönelik dev bir hizmet daha…

»Ahmet ÇAĞAN

Gerçek Gündemimiz Uzaklaşırken Yeni dünya her gün hızını artıran bir tempoyla kendine başka başka kulvarlar açarak ilerliyor. Özellikle teknolojinin yalnızca tüketicisi olan ülkeler, bu gidişi uzaktan bile zor takip edebiliyorlar. Bir yanda son iki yüz yıl içinde hammaddenin mamul haline gelişinde bilimin biçimlendirici gücünü ellerinde tutanlar, öte yanda buna özenmekle yetinen hazır tüketiciler haline gelenler. Dünya uzun yıllardır bu iki sarkacın arasında gelip gidiyor. Üretici konumundaki ülkeler mevcut yapıyı devam ettirmek ve onu yıkılmaz kılmak için ocağın harını hep taze tutuyorlar. Dünyanın her yerinden ırk ve mezhep fark etmeden buldukları kabiliyetlerle tesislerinin üretimini sürdürüyor ve kendilerine bağladıkları tüketici ağını genişletiyorlar. Teknoloji devriminin ucundan kenarından tutamamış olanları bekleyen akıbet, dünyanın dört köşesinde aynı parodilerle sergileniyor. Üretim kurumları donanımlı eleman gereken iş sahalarını belirliyor, bu alanda eğitim yatırımları artıyor ve yolun ucunda işverenle çalışan buluşarak üretim merkezlerinin surlarına birer taş daha ilave ediyorlar. Görece olarak başarılı olanlara iyi hayat standartları vaat ediliyor ve bu özendirici hale getirilerek çarkın daimi olarak dönmesi garanti ediliyor. Tüketici olanlar ise her gün uzaklaştıkları bir merkeze karşı, yalnız hayranlık ve tuhaf bir yabancılaşma duygusuyla kalıyorlar. Günümüzde özellikle kentleri dolduran kalabalıklar modern teknolojinin en sadık müşteri kesimini oluşturuyor. Birbirleriyle kıyasıya bir rekabet içine de giren bu kişiler bilgi ve hüner sahibi olmadan kişilikli de olunamayacağının en açık delili gibi durmaktalar. Özenti bir tekno kullanıcılık ve kendilerini pek rüküş gösteren bir fiyaka çabası da bu manzarayı tamamlayan diğer unsurlar oluyor. Dört bir tarafımızda dolanan henüz eğitim çağlarını yaşayan evlatlarımızın bu garip

varoluşları, Türkiye’mizin neleri ıskaladığını gösteren ürpertici bir tabloya dönüşüyor. Topraktan, tabiattan kopmuş ama sanayileşmesini de tamamlayamamış ülkelerin makus talihini sırtımızda taşıyoruz. Kentlerimiz insan ambarları halinde harala gürele yaşarlarken, yalnız pazara ve yalnız tüketime yarayan birer nesne haline dönüyoruz. Üreterek var olmayı düşünen birkaç müteşebbis de daha yolun başında bin bir direniş ve engellemeye uğrayarak yollarından vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Elimizdeki yegane gücümüz içi anlamlı bir güvenle doldurulmuş insani enerjimizdir. Bu enerji günümüzde suyun akışına bırakılmış ve kendine akacak bir mecra bulamamış, hazin dolanmalarla garip girdaplar yaratıyor. Çocuklarımız bu girdapların içinde batıp çıkmaktan ve debelenmekten başka hiçbir şey yapamıyorlar. En kıymetli varlıklarımız sulara teslim olmuş durumdalar ve bu akış hiç de şefkat dolu bir kulvarda ilerlemiyor. Kısır çekişmelerin her zaman asıl gündemimizi ustalıkla perdelediği yurdumuzda maalesef gerçek meselelerimiz yine uzağımızda duruyor. Ülkemiz dershane üniversite atışmaları içinde yeni bir hesaplaşma, didişme ve kardeş dövüşü içine düşürülüyor. Enerjilerinden hepimizin istifade ettiği kuvvetler yalnızca kaybedeni biz olacağımız bir amansız dövüşe tutuşuyorlar. Ülkemizin son yıllarda aldığı hızlı mesafe herkesin başını döndürmüş olacak ki midemizi kaldıran yeni söylemlerin sayısı ne kadar arttı. Bu itiş kakışı zaten bir fırsat olarak bekleyenler de kenardan ellerini ovuşturuyorlar. Ülkemizin bir an önce sağ duyuya, basiretli görüşlere ve önümüzü göremediğimiz toz dumandan kurtulmaya ihtiyacı var. Kavganın tarafları en çok kaybedenin yarınlar ve o zamanları yaşayacak olan evlatlarımız olacaklarını hiç unutmamalıdırlar.

İ

stanbul Büyükşehir Belediyesi, Kağıthane Lisesine’de Spor Salonu kazandırıyor. Büyükşehir Belediyesi nüfusun çoğunluğu gençlerden oluşan Kağıthane’de gençlerin enerjilerini daha faydalı harcamaları için Spor Salonları yapmaya devam ediyor. Kağıthanelilere spor yapma imkânı sağlayarak sağlıklı ve sporu

seven bir toplum oluşturulması amacıyla uygulamaya geçirilen çalışma ile Türk sporuna önemli bir alt yapı hizmeti sunulmuştur. Okul Spor Salonlarındaki çalışmalar ile çocukların sportif yeteneklerini değerlendirip yönlendirerek Türk sporuna sporcu kazandırmak hedeflenmektedir.


Ocak 2014

33

Eğitim

Haydi Çocuklar Bilgi Evine

Dokunmanın Sihirli Gücü

Bilgi Evleri, öğrencilere hem rahat ders çalışabilecekleri hem de sosyal ve kültürel aktivitelere aktif katılma ortamı sunuyor.

»Meryem Yıldırım

Ç

eliktepe, Şirintepe, Gültepe, Hürriyet ve Mehmet Akif Ersoy Mahallelerinde hizmete açılan Bilgi Evleri, öğrencilere okul dışındaki zamanlarını daha faydalı geçirme imkânı sağlıyor. Binlerce öğrencinin eğitim aldığı bu merkezlerde, okulda gördükleri derslerine takviye dersler alan öğrenciler etüt ve satranç odaları, kütüphane, tiyatro salonu, cep sineması ve internet erişim odalarında da keyifli ve dolu dolu vakit geçirebiliyor. Alanlarında uzman eğitmenlerin rehberliğinde günlük hayatın stresinden uzak, ders ve sınav kaygısı olmadan eğitim alan öğrenciler, istedikleri her konuda rehberlik hizmeti alabildikleri gibi kabiliyet ve ilgilerine göre çeşitli sosyal etkinliklerine de katılabiliyor.

Kağıthanelilere rahat bir ortamda güvenilir internet sunmak için geniş, aydınlık ve sigaradan uzak pırıl pırıl mekanlar oluşturan Kağıthane Belediyesi, bu mekanlarda son teknolojiyle donatılmış bilgisayarlarla hizmet veriyor. Haftanın belirli günlerinde akıllı tahtalar ile projeksiyon eşliğinde uzman eğitmenlerce ders alan çocuklar ayrıca Satranç, Yap-Boz, Bulmaca, Boyama ve benzeri oyunları oynuyor, belediyenin düzenlediği etkinliklere ücretsiz katılabiliyorlar. Okuldan artakalan zamanlarını Bilgi Evleri’nde geçirmek isteyen öğrencilerin başvuru formu, nüfus cüzdanı fotokopisi ve 2 adet vesikalık fotoğraf ile başvurmaları gerekiyor.

Dokunmak, daha doğar doğmaz anneyle başlayan bir serüvendir. Doğduktan hemen sonra iki gözü iki çeşme olan bebek, annenin sakinleştirici kollarına bırakılır. 0 çığlık çığlığa ağlayan minik ‘’ insan’’ bir anda hiçbir şey olmamışcasına mutlu bir ifadeye bürünür. Peki nedir onu böylesine değiştiren şey? Tabi ki ‘’DOKUNULMAK’’ tır. Dokunmanın etkisi bu kadar büyükken nedense yaşadığımız hayatta bu pek farkedilmez. O bebek biraz büyüdüğünde artık ona hiç dokunulmuyordur. Gerek annenin işleri, gerekse hayatın yoğunluğu insanların üzerinde bir baskı yaparak o eli birbirinden uzaklaştırır ve unutturur. Bunun unutulması demek, sıkıntıların yavaş yavaş başlaması demektir. Çünkü dokunmak, kişilerin birbirleri arasında ahenk uyandırmasıdır. Yani ‘’SENİ’’ kabulleniyorum, ‘’SENİ’’ destekliyorum, ‘’SENİ’’ fark ediyorum ve ‘’SEN’’ benim için değerlisin demektir. Dokunma süreci azalan ya da hiç olmayan ve aynı zamanda’’ fark edilmeden’’ büyüyen o bebeğin adı artık çocuk olmuştur. Karşılanılmayan dokunma hissiyle beraber, başlar kavgalara, itişkakışlara ve çevreye zarar vermeye. O çocuğun adı bu sefer yaramaz olarak

değişmiştir. Herkes (buna ailesi de dahil olmak üzere) o çocuğa cephe almış ve o küçücük bedene koca bir ‘’YARAMAZ’’ damgası vurmuşlardır. Oysa ‘’YARAMAZ’’ olanın aslında kendileri olduklarını hiç düşünmemişlerdir. Çünkü her zaman insanın karşı tarafı suçlaması daha kolay, kendi hatasını görmesi ise daha zordur ve onlar kolay olanı tercih etmişlerdir. O küçük beden ise sessiz çığlıklarıyla sevgiyi zorla istemek zorundadır. “SEVGİYİ ZORLA İSTEMEK’’ diyorum çünkü yapılan istatistiklerde yaramazlıkla itham edilen çocukların, ailelerinden göremediği sevgiyi, ilgiyi ve dokunma hissini, yapmış oldukları yanlış davranışlar sonrasında, yediği dayakla giderebildikleri söyleniyor. Yani isteyerek verilmeyen sevgi ve dokunma hissi ailelerden zorla alınıyor. Dayak yiyen çocuğun bir müddet rahat durması da bu yüzdendir aslında. Kısa süreliğine de olsa hissedilen bir yakınlık duygusu. Ailesi tarafından şiddet gördüğünde bu denli yakınlık hissediyorsa ya sevgi gördüğünde neler hisseder bu çocuk? Öyleyse o çocuğu anlamalı, şefkatle sarılmalı, insanlığın en yüce duygusu olan sevgiyle besleyip büyütmeliyiz...

Haydi Gençler Öğrenelim, Eğlenelim Onbeş-Yirmibeş yaş arası Kağıthaneli gençler birbirinden farklı etkinlik ve eğitimlerle hem eğleniyor hem öğreniyor. Kağıthane Belediyesi Gençlik Meclisi “Haydi Gençler Öğrenelim, Eğlenelim” programı ile Kağıthaneli gençlerin kişisel ve sosyal gelişimleri için çalışma başlattı. Gençlik Merkezinde: Kitap okuma etkinlikleri, gençlik sohbetleri, satranç ve dama turnuvaları, Jenga ve Puzzle Turnuvaları, sinema günleri, liselere ders etüd günleri, konferanslar, söyleşiler, doğa yürüyüşleri, kültür gezileri, tiyatro günleri, Osmanlıca, Arapça, Almanca ve Kur’an-ı Kerim dersleri,

ve spor aktiviteleri var. Gençlik Meclisi eğitimin her alanında çalışıyor. Bu anlamda liselere yönelik etüd günleriyle geleceğe tam destek veriyor. Gençler spor aktiviteleri ve doğa yürüyüşleriyle sayesinde sağlıklı yaşam koçluğu yapıyor ve bunun önemini sürekli vurguluyor. Bu etkinliklere katılmak isteyen gençler hafta içi her gün 18:00 ile 22:00 saatleri arasında Kağıthane Gençlik Merkezine gidebilirler.


SORU/YORUM

İlim, Ahlak ve Siyaset Ahlak, insanın içerisindeki hazretliği ortaya çıkarmaktır desek; yaratılışına uygun, aslına döndürmeye çalışmak olsa gerek. Çünkü insan, özünde saf günahsız ve de meleklerin secde ettiği yüce varlıktır. İnsan ol yeter demek ahlaklı ol demek değimli özde?

»Salim YILMAZ İlim, ne kadar söz söylense ne kadar yazı yazılsa anlatılması çok zor uçsuz bucaksız Okyanusların mürekkep olsa dahi yazmaya yetmeyeceği… Ancak yunus kendini Bil yeter diyor, kolay mı kendini bilmek, nedir kendini bilmek. İnsan ruhunda ilahi Bir nefes yok mu? İlim ve insan ruhu ikisi de ilahi terimler, birbirleriyle münasebetli. Her insanın içinde bir hazreti insan olduğuna göre, bunu uyandırmaya çalışmakta Yüce bir görev olduğuna göre, ilimsiz olur mu ? Olmaz. Ahlak, insanın içerisindeki hazretliği ortaya çıkarmaktır desek; yaratılışına uygun, aslına döndürmeye çalışmak olsa gerek. Çünkü insan, özünde saf günahsız ve de meleklerin secde ettiği yüce varlıktır. İnsan ol yeter demek ahlaklı ol demek değimli özde? Yaratılışta temiz olanı günahsız olanı sonradan bozmuyor muyuz; aslından uzaklaştırmıyor muyuz? İnsanın yaratılıştan sahip olduğu huy, seciye ruhsal-zihinsel halleri ahlak olduğuna göre insan özünde çok temizdir görevi ağırdır dünyanın yükünü sırtlamıştır. Bir filin kocaman gövdesi olmasına rağmen insan gibi ağır bir vazifesi yoktur…

Geldik zor olan kelimeye, anlaşılamayan, istismar edilen, içi boşaltılmış, öcü gibi gösterilen siyaset kelimesine. Kimilerine göre kesinkes uzak durulması gereken şeytani bir uğraş, kimilerine göre ibadet… Aynı insan gibi… Meleklerin secde ettiği… Sefillerin sefili… Evet biz kendimize göre ne olduğunu elbet kültürümüzden örneklerle anlatabiliriz. İnsanı toplumu sevk ve idare etme sanatıdır. İnsanlığın numunesi yüce insan toplumu insanları idare etmemiş mi? Hz. Peygamberin vefatında Ensar’ın halife seçtiğini duyan Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer Ensar’ın yanına giderek bu yaptığınız yanlış. Biz Hz. Peygamberin Ensar’dan halife değil vezir olur dediğini işittik. Siz bu seçimden geri dönün, Müslümanlar size tabii olmaz ve bölünür… Demek ki Müslümanların birliği Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir için çok önemli… Hz. Peygamberin cenazesi dururken halife seçimine bakmak siyaset değil mi? Halifelerin yaptığı işe ne ad vereceğiz. İnsan olanın çevresindeki olaylara duyarsız kalması irade ortaya koymaması şeytanlığın dik alası değil de ne… Görülen yanlışlık karşısında elinle dilinle irade ortaya koymak gerektiğini emreder kültürümüz; buda pekala siyasettir...

Hee insanların çevresinde olup bitene karışma diye söyleyenler ya gafil yada… Gelelim sadede bu üç yüce kavram birbiriyle kucaklaşmadan el ele vermeden kaynaşmadan ancak şu anda olduğu gibi kaos olur bundan da düşman sevinir. Kaostan nemalananda farkında olmadan ülkeye kötülük etmiş olur… Bir bakalım çevremize hangi alanda ilim ve ahlak rehberimiz ? Ticarette mi? siyasette mi? Nerdeee… Bugün idarecilerimizde gerçekten ahlak olsa

ilmi kılavuz edinseler; bu durumda mı oluruz. Aynı mürayi taife çember gibi bir yöneticiden çıkıyor yerine geçenin etrafını sarıveriyor. İlim erbabı nerede. Gelmeyecek mi gerçek ilim erbabı? Işığı gözümüze değil de önümüze tutsun. Yok mu ilmi, ahlakı rehber edinecek siyasiler? Sarılsın ahlaka, ilme. Uçuralım ülkemizi eski azametine…

Hülasa siyaset, ahlak ve ilim el ele vermeliii…

MURAT ÇİÇEKÇİLİK “Cumartesi ve Pazar Günleri Açığız”

Darülaceze Cad. İdil Sitesi No:5 D:3 Okmeydanı, Şişli, İstanbul Tel: 0212 221 61 32 / Gsm: 0533 738 06 39 www.muratcicekcilik.com / Servisimiz vardır.


36

Nereye Gitsem

Ocak 2014

Nezih bir mekanın ve doyumsuz manzaranın adresi

HAMiDiYE SOSYAL TESiSLERi Sizlere Kağıthane’yi tepeden izleyebileceğiniz ve lezzetlerini paylaşabileceğiniz bir mekanı tanıtacağız. Bu sayımızda Hamidiye Sosyal Tesisleri…

hizmet sunuyoruz. Bundan da mutluluk duyuyoruz dedi. Sevdiklerinizle hoşça vakit geçirmek ve eşsiz manzara eşliğinde şehrin içinde ama gürültüden uzak bir mekanda huzur bulmak istiyorsanız sizlere

İç-dış mekân ve tetesisler birinci sınıf servis ras bölümünden oluşan ve hizmet kalitesiyle Türk tesisin, iç mekânında mutfağının en seçkin lez80 kişi oturabilirken, dış zetlerini bütçeye uygun mekânda 76 kişiye hizmet fiyatlarla sunuyor. Lezzet, verilebiliyor. Teras bölühijyen ve kaliteden ödün münde ise 40 kişi ağırlavermeden çalışan “En Hamidiye Sosyal Tesis Amiri nabiliyor. Hamidiye Sosyal iyi - En kaliteli - En ekoİlhan Sarıkaya Tesisleri’nde 100 kişilik nomik” hizmet anlayışıyla grup aynı anda hizmet kapılarını açan sosyal alabiliyor. tesis uzman kadro ve uluslararası Hamidiye Sosyal Tesisi Kaliteli standartlardaki hizmet kalitesiyle hizmeti, uygun fiyatı ve güler yüzlü çalışıyor. servisiyle misafirlerini en iyi şekilTSE tarafından onaylanan ISO de ağırlıyor. Tecrübeli kadrosu ve 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve yönetim anlayışıyla müşterilerinin ISO 22000 Gıda Güvenliği Sistem memnuniyetini kazanan sosyal belgeleri ile hizmet kalitesini ispattesis, toplu organizasyonların da layan tesis özel gün ve organizasyapılabileceği nezih mekânların yonlar, düğün ve yemekli toplantıbaşında geliyor. lar için de hizmet veriyor. Hijyen ve kaliteli çalışma anAmaç para kazanmak değil, layışıyla hizmet veren Kağıthane halka en iyi şekilde hizmet vermek Belediyesi Sosyal Tesisleri sohbeHamidiye Sosyal Tesis amiri tinize eşlik eden sıcacık kahvesi, İlhan Sarıkaya, asıl gayenin vatanzengin ve leziz yemek çeşitleri ve daşa hizmet olduğunu ifade edeİstanbul’un eşsiz noktalarında seyrek, “Kağıthanemiz her şeyin en rine doyulmaz bir manzara eşliğingüzeline layıktır. Biz de kâr amacı de hizmet veriyor. güdülmeksizin kaliteyi ve hizmeti Haftanın her günü ailece vakit Kağıthaneli vatandaşlarımıza bu geçirmek, dinlenip huzur bulmak nezih ve manzaralı ortamda Kaisteyenlerin tercih ettiği sosyal ğıthane Belediyemiz sayesinde

“Hamidiye Sosyal Tesisi”ni tavsiye edebiliriz…

Rezervasyon için irtibat telefonu

0212-294-55-30


KULTUR SANAT Ömer Döngeloğlu: Bizler Cennetin Çocuklarıyız…

Kağıthane Müftülüğü’nden Aile Konulu Konferans Kağıthane Müftülüğü’nün düzenlediği İslam’ da Aile konulu konferansa Dr. Ülfet Görgülü konuşmacı olarak katıldı.

Ömer Döngeloğlu Kağıthane Belediyesi’nin Gültepe Kültür Merkezi’nde düzenlediği Kültür Sanat Etkinlikleri’nin konuğu oldu.

Ö

mer Döngeloğlu, Peygamberler zamanı, İslamiyet’in doğuşu, Asr-ı Saadet’ten ilgi çekici konularla Kağıthanelilerle buluşurken ilçe sakinlerinin sorularını da yanıtladı. Kağıthane, İstanbul’un en kıymetli mekanlarından biri olduğunu ifade eden Döngeloğlu, ”Kültürel faaliyetler de maşallah çok yoğun. Biz birçok yere gidiyoruz. İnanın Kağıthane birkaç ilçenin yaptığını tek başına yapıyor. Ben insanımızın gönlüne dokunan bu hizmetlerinden dolayı başta Başkanımız Fazlı Kılıç olmak üzere emeği geçenleri yürekten alkışlıyorum dedi. “Söz insanda emanettir ve bir sahibi vardır” diyen Döngeloğlu kültürel faaliyetlerin önemini kendi hatıralarından örnek vererek anlattı.

Bizler Cennetin Çocuklarıyız… Biz aslında cennetin çocuklarıyız diyen Döngeloğlu, “Allah bizi cennette yarattı. Allah, Hz. Adem’i bir anadan, babadan doğurtturmadı. Hz. Adem babamız 33 yaşında bir insanın kalıbında

yaratıldı. Öldüğünüz zaman mahşerde babanız, dedeniz, torununuz aynı yaşta, 33 yaşında dirileceksiniz. Hanım kardeşlerim de 18 yaşında dirilecek” diyerek Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yaratılışını anlattı.

O Muhammedü’l Emin’di… Döngeloğlu, Muhammedü’l Emîn olarak anılan peygamberimizin peygamberlik ile görevlendirilmeden önce de güvenilen ve sevilen bir insan olduğunu söyleyerek güzel ahlakı anlattı. Döngeloğlu, ”Hayatınızda çok güzel bir şey olsa ve ailenize söyleseniz onlar hemen inanmaz, şaşırarak söylediğiniz müjdeyi size defalarca onaylatırlar. Hz. Muhammed Ebu Celil’e kendisi için Muhammedü’l-Emîn dedirtmiş ama biz kendi ailemize dedirtemedik. Bizi gören O şaka da olsa yalan söylemez diyemediler” şeklinde konuştu ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’in dürüstlüğü ve güvenilirliğini anlattı. Kağıthanelilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen program hatıra fotoğraflarının çektirilmesinin ardından son buldu.

K

ağıthane İlçe Müftülüğü Aile İrşat ve Rehberlik Bürosunun tarafından Gültepe Kültür Merkezin’de aile konulu konferans düzenlendi. Program Hz. Ali Camii İmamhatibi Mürsel Yavuz Hoca efendinin sunumu ve ilahileri ile başladı. Aydınlar Camii İmamHatibi Hasan Demirel’in oğlu hafız M.İsmail Demirel Kuranı Kerim okudu. Açılış konuşmasını Kağıthane İlçe Müftüsü Mevlüt Haliloğlu yaptı. Konuşmasında “Aile ilk eğitimimizi aldığımız kurumdur, aile müessesesi insanlık kadar eskidir”’ dedi. Aile İrşat ve Rehberlik Bürosunun tanıtım sinevizyonu izlendikten sonra Diyanet işleri Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Ülfet Görgülü “Aile kurmak ve korumak” konulu konferansına başladı. Konuşmasında Mesneviden alıntılar yapan Dr. Görgülü erkeğin kadın, kadının da erkek üzerinde ki haklarını anlattı. Görgülü, “Aile olmak çok büyük bir nimet. Bu nimeti korumak için elimizden geleni yapmalıyız. Bir yuvada huzurlu, mutlu bir hayat ancak sevgi ve merhametle mümkün olur. Gün içerisinde dışarıya ayırdığımız vakti eve geldiğimizde nasıl olsa aile fertlerimiz hep bizimle düşüncesiyle onları ihmal etmeden ailemize ilgi ve alaka göstermeliyiz” şeklinde konuştu.

Anne babanın çocuklara karşı sorumluluklarını anlatan Görgülü, “Huzur-u Mahşerde yavrularımızı nasıl yetiştirdiğimizden hesaba çekileceğimizi unutmayarak, onlara en güzel terbiye ile ve Peygamber ahlakıyla yetiştirmemiz gerektiğini unutmamalıyız” dedi. Öfke kontrolü ve kadının ailedeki önemi konusunda da bilgi veren Görgülü, “Bugün birçok aile içi problemin ve etrafımızdaki sorunlar, öfkemizi kontrol edememekten kaynaklanmaktadır. Öfkeyle kalkan zararla oturur düsturunca kendimize her daim hâkim olmalıyız. Geçen zamanlarımızı bir daha yaşayamayacağımızı göz önünde bulundurarak, bayanlarımıza Allah’(ın birer emaneti olarak bakmamız gerektiğini asla unutmamalıyız” diyerek günümüzde yaşanan aile sorunlarının temelinde yatan nedenler üzerine konuştu. Kağıthanelilerin yoğun ilgi gösterdiği “Aileyi Kurmak ve Korumak” isimli konferans sonrasında Dr. Ülfet Görgülü’ye Kağıthane İlçe Müftüsü Mevlüt Haliloğlu tarafından çiçek ve Kağıthane Belediyesi Başkan Yardımcısı M.Oğuz Toktekin tarafından Kağıthane’nin sembolü haline gelen Lale figürü takdim edildi.


Mevlana’yı Anma Etkinliği Yapıldı

Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Engelliler Müdürlüğü (İSEM)’nün düzenlediği Mevlana’yı Anma etkinliğine Kağıthane Belediyesi ev sahipliği yaptı. Kağıthane Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ın yanı sıra Kağıthane Kaymakamı A. Akın Varıcıer, Büyükşehir Engelliler Müdürü Bekir Köksal, İSEM yönetici ve çalışanları, STK yönetici ve üyeleri, birim müdürleri, engelliler ile aileleri ve Kağıthaneliler katıldı. Gurur veren bir programa ev sahipliği yapıldığını söyleyen Kağıthane Kaymakamı A. Akın Varıcıer, “Kağıthane adına onur verici, bizler için gurur verici bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Büyükşehir Belediyemiz Türkiye’ye örnek bir çalışma gerçekleştiriyor. İstanbul’un her noktasına bu hizmetleri götürebilmek, çağdaş standartlara bu İstanbul’umuzun ulaşabilmesi için fiili çalışmalar yapmak, uygulamada bunları yapmak kolay değil” dedi. Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç Kağıthane’de 500 bin kişilik bir aileyiz. Ailemiz içerisinde herkes var. Engelli vatandaşlarımız, öğrencilerimiz, STK üyelerimiz, iş adamlarımız, tüm gruplarla birlikteyiz. Bizler yaşamı hep birlikte güzelleştirmeye çalışıyoruz. Engellilerimiz için çıkarılan

yasa, yapılan uygulamalar ve çalışmalar için Başbakanımıza çok teşekkür ediyoruz. Yapılan çalışmalarla engellilerimiz sokağa çıkabilir, sosyal ve siyasal çalışmalarda yer alıyorlar. Engellilerimiz hayatın içerisinde aktif ve üretken hale geldi. Ben bu anlamda bir kez daha Başbakanımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Engelliler Müdürü Bekir Köksal, “2005 yılında belki dünyada ilk defa engelliler ile ilgili bir yasa çıkarıldı. Bu yasa engellilere ulaşımından, sağlığa, istihdamdan, medikal ihtiyaçlara kadar bir çok yarar sağladı. Biz de bu hakları Başbakanımızın mirası ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’ın desteği ile şuan İstanbul’da 26 merkez 4 tane de irtibat bürosu olarak 30 ayrı yerde engellilerimize destek veriyoruz. Kağıthane Belediyesi’nin desteği ile kurulan Gürsel Mahallesi’ndeki birimimiz ilçede hizmet veriyor. Bu konuda Kaymakamımız ve Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” diyerek engelli vatandaşlara sunulan hizmetleri anlattı.


EKONOMi

Şenol Bulut: Kentsel

Bulut Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Bulut ile Yapı Sektörü, Kentsel Dönüşümü ve Kağıthane ile ilgili projelerini konuştuk… Bana göre kentsel dönüşümde imarlar durmalı. Kağıthane Belediyesinden isteğim, kentsel dönüşümde bireysel inşaatların 1 yıl kapatılıp, ada bazında inşaatlara müteahhitlerin teşvik edilmelerini sağlamaktır. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

kopuk yaşamasına sebep olan yapılanmayla karşı karşıyayız.

1968 Gümüşhane doğumluyum, 1976’da İstanbul’da ikamet etmeye başladım.

İşiniz ile ilgili belli prensipler edindiniz mi?

1986 yılında İmam-Hatip Lisesi’nden mezun oldum. 23-24 yaşlarımda ticarete atıldım. Memleketimde mevcut yapılar, inşaatlar vardı, bir müddet oralarda çalıştım. Sonra kısa bir dönem kamyonculuk yaptım. Bu süreçte inşaat sektöründe ağabeylerimiz vardı onları örnek alarak inşaatlara başladım. 24 yıllık inşaat sektöründeyim.

Sektördeki tecrübelerinizi bizlerle paylaşır mısınız? İnşaat sektörü bana göre çok hain, insanları yakınlaştırmaktan çok uzaklaşmasını sağlıyor. Sektörün, insanların bir araya getirerek sevgi oluşumuna katkıda bulunması gerekir. Şuan tam tersi, insanların

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Mahallemi çok seviyorum. Ağırlıklı olarak kendi oturduğum mahallede inşaat yaptım. Mahallemize bir şeyler katmak için 20 yıl çalıştım. Bir inşaata başlarken insanları severek, toplumu üzmeden, onların isteklerine cevap vererek ve güvenliklerini düşünerek inşaatlara özen gösteririm. Özellikle alt yapıda koruyucu sistemlerime mutlaka önem veririm. En büyük prensibim en iyi kalite, işçilik ve en güzel görünümlü bina yapmaktır. Bunun yanında yaptığım inşaatı bitirmeden satmıyorum. Müşterime en güzel haliyle sunmaya özen gösteririm. İşimin başındayım, bizzat kendim takip ediyorum. Bir takım fuarlara giderek kendimi yetiştiriyorum.

Kentsel dönüşüm ile ilgili düşüncelerinizi bizlerle paylaşır mısınız? Kentsel dönüşümün alt yapısının oluştuğunu düşünmüyorum. İBBKağıthane Belediyesi ve Bayındırlık Bakanlığının bu konuda yeterli çalışması yok, ülke olarak, il ya da ilçe olarak hazır değiliz. Bana göre kentsel dönüşümde imarlar durmalı. Kağıthane Belediyesi’nden isteğim, kentsel dönüşümde bireysel inşaatların 1 yıl kapatılıp, ada bazında inşaatlara müteahhitlerin teşvik edilmelerini sağlamaktır. Kağıthane Belediyesi ile sıkıntımız yok ama ilçe yapılaşmasında maalesef halk bilgiden yoksun. Bir takım konularda tıkanıp, kalıyoruz. Bu konularda belediyemize bir tavsiyem olacak; Şahsen otoparka önem veren bir insanım, bu doğrultuda Sanayi Mahallesine 3 adet otoparklı bina yaptım. Kentsel dönüşümde de yeşil alanların ko-

runması ve otopark olması esastır. Fakat bu kriterlere ulaşabilmek için, ada bazında inşaat yapılması gerekir. Bir ada bazen 10 parsel 15 parsel olabiliyor. Bunları bitirmek zor oluyor. Bunları 1000’er m2 gibi ayırarak veya 3 parseli birleştirerek ya da % 20 artırarak çözümler üretebiliriz. Biz ancak bu tarz yerlerde bazı standartlara ulaşabiliriz. Bu bizim için önemli bir konu. Ben yine belediyemize şunu da belirtmek istiyorum; biraz önce de dediğim gibi halk yeterli bilgiye sahip değil, dolayısıyla %30 artırımı insanlarımız parselin tamamı gibi algılıyorlar. Bu durum bizleri de çıkmaza sokuyor. %30 artırımı tek bir kat artırımına denk gelir ama insanlar 13-14 kat yer olacağını sanıyorlar. Bunun bilincini insanlara yaymak lazım.

Sizce kentsel dönüşümün mahallemize faydaları ya da dezavantajları neler olur?


dönüşümde imar durmalı. 1968 Gümüşhane doğumluyum, 1986 yılında Kağıthahe İmam-Hatip Lisesi’nden mezun oldum. 23-24 yaşlarımda ticarete atıldım. Bu süreçte inşaat sektöründe ağabeylerimiz vardı onları örnek alarak inşaatlara başladım. 24 yıldır inşaat sektöründeyim. Kentsel dönüşüm, mahallemizin değerine %50 artı değer katar. Bunun yanında Sanayi Mahallesinin merkez yerleşim kapasitesi belli. Ana caddemizin genişlemesi mümkün değil, İnşaatlar yaparken ada bazlı çalışmalarda insanların gönlünü yapmak için daire sayılarını artırırken metrekarelerini küçültüyoruz. Zaman zaman 50 metrekarelere düşen daireler yapılıyor. Buna karşıyım, bir dairenin en az 75 m2 olması gerekir. Ailelerin küçük bir alana sıkıştırılmasını tasvip etmiyorum. İnsanların akrabalık ilişkilerini engelleyen bir proje olarak görüyorum. Bu hoş değil. Ailenin parçalanmaması, bir arada olabilme imkânına sahip olması gerekir. Örnek veriyorum bir adada 100 adet dükkân var, burada bir inşaat yapacaksınız. Vatandaş 1’e 1 istiyor, artırıyoruz 200’e çıkarıyoruz. Yani 100 tane yerleşim varken 200’e nasıl çıkarılıyor bunu merak ediyorum. Bu konuda da daha kanaatkâr, daha çevreci olmalıyız.

Kağıthane ile ilgili sizin projeleriniz var mı? Benim sevdam Sanayi Mahallesi… Burada oturuyorum, yaklaşık 36 yıldır buranın insanıyım. Sanayi mahallesinde merkez ana arterde bulunan Hacı Osman yolunun mahalle girişinin düzenlenmesi projelerimden bir tanesi. Üst geçit ve alt tünelli giriş çıkış yapılmasından yanayım. 2. olarak bahsedeceğim proje çok büyük bir proje. Belki ilçeyi aşabilir, bu durumda İBB yapabilir. Mahallenin başından merkez camiye kadar 15m’lik yolu 4m kaldırımda dahil komple boşaltılması ve altının otoparka çevrilmesi. Bu çok büyük ihtiyaç, yapılması lazım, 4-5 yer-

den giriş çıkış verilebilmesi ve rahatlatılması gerekir. Bir sene esnafı zor durumda bırakabilir belki ama sonu iyi olur. Bunu Gümüşhane bölgesinde çarşıda bir alanda yapıldığını, esnafın önünden 2-3 m tahta kaldırımlar yaparak 1 yılık bir sürede bitirdiler. Yapılabileceğine inanıyorum. Çift şeritli yolun birini kapatıp, diğerini yapmak suretiyle sırayla da yapabilirler. Yaya kaldırım yerlerini de Taksim istiklal gibi ışıklandırıp değerli bir cadde haline getirip, otopark ve trafik sorununun da çözülmesine vesile olacağına inanıyorum. Diğer projem, mevcut muhtarlık parka alınıp, altını otopark, üstünün de tamamen park kalmasını sağlamak. Bu projenin olamaması halinde alternatif olarak, merkez caminin oradaki ana refüjün kaldırılması gerekir. Alan genişletilmeli. Böylece trafik de rahatlar. Refüjün ilk günden beri trafiği tıkadığını uzun zamandır gözlemlemekteyim. Bu proje zaman alacağından bu göbeğin yine otopark olarak kullanıma açılması da geçici çözüm olabilir. Bir de ara sokaklarda 20m-30m içeride bulunan küçük binaların istimlâk edilip, park yapılması da önerilerimden bir tanesi.

Sanayi Mahallesi’nin ismiyle ilgili siz ne düşünüyorsunuz? İsminden ben memnunum. Oto sanayi diye geçmiyor zaten. Ama şunu yapabiliriz, önüne yeşil, güzel gibi ibareler getirilebilir. Önüne güzel bir kelime bulup fark yaratabiliriz.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı ? Hasbahçe Gazetesine bana bu fırsatı verdiği için teşekkürlerimi sunar, projelerimin hayata geçirilmesi ümidiyle selam ederim.

Benim sevdam Sanayi Mahallesi… Burada oturuyorum, yaklaşık 36 yıldır buranın insanıyım.

Sanayi Mahallesi yaya kaldırım yerlerini de Taksim İstiklal gibi ışıklandırıp değerli bir cadde haline getirilebilir


SÖZCÜK BULMACA 2

6

Bilmecelerimiz

3

- Yaprak kadar hafif, Da

ğlar kadar büyük, Onu havad a gördük. - Ot yedim etlendim, Su içt im sütlendim, Aç kapıyı Fa tmacık, Dört ayaklı ben ge - Başımda saç yok, içimde ldim tat çok - Kuyruğu var canlı değil, Konuşur ama insan değil, Camı var ama pencere değil - Hem arkadaştır tatlıdır ses i, Hem anne babadır içimi zde en bilgilisi. - Dışı var içi yok, Dayak ye r suçu yok - İnsanın ağzında bulunab ilecek en son dişin adı nedir ? - Çukura düşen adam gülm eye başlamış neden ? - Yaramazlık yapan laza ne denir ?

Cevaplar zalyah ,zamalğa neşüd id ne

k ,şid amkat ,pot ,nemte rğ

Okun gösterdiği yerden yola çıktım. Ama Hasbahçe Gazetesini bulamıyorum. Gazetenin yolunu bulabileceğine inanıyorum. Yardımın için teşekkürler.

1 7 5 4 8

ö ,noyzivelet ,kabak ,nuy

YOL TAKIP BULMACA

ok ,tulub

Soldan Sağa / Yukardan Aşağıya 1.Bir erkek ismi 2.Aklında kalmamak, hatırlamamak 3.Kürekle çekilen bir su aracı 4.Kola takılan bayan takısı

5.Bir meyve 6.Gerçek dışı uydurulan sebep 7.Kendiliğinden yetişmiş ot 8.Vücuda giyilen yakalı ve kollu giysi

Alfabe Duası

yordu ki, ezanın günü koyunları güdü ma Cu bir n ba ço de de ne Küçük bir mayı bilmiyor, ezberin kıl z ma na n ba ço k sesini duydu. Küçü lunuyordu. bir sûre, ne bir dua bu e, duyduğu kadarıyla “Elif, be, te, se…” diy ü, kt çö re ye ü st zü Di bir adam şladı. Oradan geçen ba a ay ym sa ini er rfl çökmüş, alfabenin ha ından ona baktı. Diz as ar r lıla ça ve u yd çocuğun sesini du i okuduğunu gördü. bir çocuğun alfabey lı pa ka ri zle gö ş, mı elini aç diye seslendi. yapıyorsun, küçük?” Çocuğa: “Burada ne m efendim” dedi. Çocuk “Dua ediyoru orsun?” diye sordu. : “Niçin alfabeyi okuy de kil şe bir ın şk şa Adam endim. Fakat, iç dua bilmiyorum, ef “H i: rd ve p va ce k cu Ço bana yardım yunlarımı güderken ko ve ı sın ma ru ko ni Allah’ın be etmesini istiyorum. anıyorum ki, ini ferah tut” dedi. “İn alb “K : ve di se lüm Adam gü ecektir.” Allah duanı kabul ed

Yatmadan Önce Okunacak Dua

Hazırlayan: Merve Coşkun

Yattım Allah, kaldır beni, Nur içine daldır beni Can bedenden çıkmadıkça, İmanla uyandır beni Yattım sağıma, döndüm soluma, Melekler şahit olsun dinime imanıma, Yedi melek sağıma, yedi melek soluma Bismillah diyerek, dalarım ben uykuya, Duamı ederek, dalarım ben uykuya, Yattım sağıma, döndüm soluma Melekler şahit olsun dinime imanıma


“yaşanabilir mekanlar inşa ediyoruz”

Şirintepe Mah. Gümüşhane Cad. No: 61-63 Kağıthane / İSTANBUL +90 (212) 282 71 89 +90 (212) 283 67 24 info@kikyapi.com.tr


44

Yerel Gündem “Efkan ALA sıradan bir isim olmadığı gibi aksine bu düello da çok şey bilen, çok şey katacak bir isimdir ve bunu önümüzde ki günlerde muhakkak ki göreceğiz.“

» Av. H.Ferhat Karagöz

Ocak 2014

Engellilerle birlikte olmanın hayatı daha anlamlı Kağıthane Belediyesi’nin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla düzenlediği programda doktorlar söyledi, engelliler oynadı. Kâğıthane Kültür Merkezinde düzenlenen programda coşku büyüktü.

Son Dönemeç; “Koz Ala” 17 Aralık operasyonu. Ve yeni kabine… 14 Eylül 2004, Batman Valisi Efkan ALA, suikaste kurban giden devlet adamı Gaffar OKKAN’ın boşluğunu doldurma gayesi ile Diyarbakır Valiliğine atanıyor… Batman’dan Diyarbakır’a oradan da Milletvekili dahi olmadan Bakanlığa gidilecek bir yol açılıyor halkla iç içe olan, halktan olan başarılı Vali Efkan ALA’ya… Devletin Valisi; devletin pek de kendisini gösteremediği topraklarda, Batman’dan atandığı şehre, yer yer bölge halkının gözünde başkent olarak nitelediği Diyarbakır’a doğru 800 araçlık bir konvoy ile gidiyor. Kendisini Diyarbakır da DTP’li Belediye Başkanları çiçeklerle karşılıyor !!! Dtp’li Belediye Başkanları devletin valisini; yani devletin bir il için atamış olduğu en büyük temsilciyi kapıda karşılıyor. Bölge de yaşayan yakın arkadaşımdan bu yaşanan olayın teyitini alıyorum ve cevap aynen şöyle; “Önce Batman halkı ardından da Diyarbakır halkı Efkan ALA’yı hakikaten çok sevdi, nasıl ki valisini 800 araçlık konvoy ile Batman’dan halk göz yaşları ile uğurladıysa Diyarbakır’a vedasında da halk kendisini gözyaşları ile uğurladı.” Demek ki artık devletimiz Gaffar OKAN’larını teröre kurban vermiyor, demek ki devletimiz gerçek devlet adamlarına artık sahip çıkabiliyor... Ülkemiz üzerine yazılan kirli senaryoların sahnelenen son oyunu olan 17 Aralık operasyonunun ardından değişen kabine ile Diyarbakır Eski Valisi Efkan ALA artık İç İşleri Bakanı… Diyebilirim ki son dönemlerde bakanlık gömleği üzerine bu denli yakışan ve bu görevi sonuna dek hak ettiğini düşündüğüm yegane isimlerden

birisidir kendisi. Özellikle bu son günlerde yaşanan olaylar neticesinde ülke iç siyasetinin geldiği durumu göz önüne aldığımızda, tarafların kozlarını karşılıklı olarak paylaştığı dönemeçte AKParti hükümetinin ileri sürdüğü en önemli koz olarak görüyorum bu durumu. Çünkü Efkan ALA sıradan bir isim olmadığı gibi aksine bu düello da çok şey bilen, çok şey katacak bir isimdir ve bunu önümüzde ki günlerde muhakkak ki göreceğiz. Bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor... 17 Aralık tarihi itibariyle Türkiye’de var olan cemaat ve toplulukların siyasi partilerden, iktidarlardan menfaat elde etme kapısı tamamiyle kapanmış, iktidarların sırtında her daim bir kambur sonuna dek sökülüp atılmıştır. Her ne kadar bu süreç sıkıntılı geçecek olsa da bunlar Türkiye yeni siyasetinin doğum sancılarıdır ve bu doğum muhakkak ki gerçekleşmiştir. Artık cemaatlerin barındırdığı oy karşılığı iktidarlardan istediği sayıda milletvekilliği, bakanlık, bürokrasi de koltuk talep etme hakları yani benim deyimimle İktidar Kamburluğu ortadan kalkmıştır. Çünkü; Türkiye halkı 17 Aralık tarihli yaşanan bu vahim olaylar ile; talepleri karşılanmayan cemaatlerin kendi çıkarlarını ülke genel çıkarlarının önünde tuttuğunu, onlar için önemli olanının sadece kendi menfaatleri olduğunu ve bu uğurda ülkenin yüzmilyarlarca dolar kaybetmesini umursamadıklarını açık ve beyan şekilde görmüştür. Bu önemli süreçte dikkat edilmesi gereken yegane isim ve en önemli koz; Sayın Bakan “Efkan ALA” dır. Bekleyip göreceğiz...

Engelleri Aşalım sloganıyla her yıl geleneksel olarak düzenlenen programa Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ve eşi Fatma Kılıç’ın yanı sıra Kağıthane Kaymakamı Ahmet Akın Varıcıer, Başkan Yardımcısı Mevlüt Öztekin, Kağıthane Devlet Hastanesi Doktorlar Korosu, sanatçılar Faruk K, Özlem Ceylan, AK Parti İlçe teşkilatından misafirler, çok sayıda engelli ve aileleri katıldı. Sunuculuğunu Çeliktepe Mahallesi muhtarı Ahmet Karamanlı’nın sunduğu program Down sendromlu çocukların oynadığı “Sevin Bizi” klibiyle başladı. Klipte oynayan çocukların büyük alkış aldığı programdan sonra bir konuşma yapan Başkan Kılıç, engelli dostu bir belediye olduklarını belirterek “Öncelikle böyle güzel bir ortamın oluşmasında katkıda bulunan herkesi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Özellikle buraya kadar zahmet edip gelen engelli ve ailelerine hoş geldiniz diyorum. Bizler sadece bir gün değil her gün engellilere daha fazla nasıl hizmet verebiliriz diyerek çalışıyoruz. Hayata geçirdiğimiz her hizmetten onların da faydalanmasını istiyoruz. Hayatın her alanında engelli vatandaşlarımızla iç içeyiz. Kültür, eğlence, spor, iş hayatımızın her alanını engelli vatandaşlarımızla birlikte sür-

dürüyoruz. Unutmayalım ki engelli vatandaşlarımızın sosyal hayatlarında en büyük sorun onların haklarını ve şartlarını yok sayanlardır. Yani engelli insan yoktur, engellenen insan vardır. Bizler engelli vatandaşlarımızla birlikte olduğumuz gibi onları engelleyenlerinde karşısındayız” dedi. Engellilerle birlikte olmanın hayatı daha anlamlı kıldığını ifade eden Kaymakam Varıcıer “Geçmişten günümüze çok önemli aşamalar kaydedildi. Devletimiz engellilerin her zaman yanında oldu. Bugün onlarla yaptığımız maçı kaybettik. Çok güçlü bir takımla oynadık. Umarım önümüzdeki maçlarda onları yeneceğiz “ dedi. Konuşmaların ardından Sahneye çıkan Kağıthane Devlet Hastanesi Doktorlar Korosu söylediği şarkılarla gelenlere bir müzik ziyafeti sundu. Türk Sanat Müziğinin en önemli eserlerinin sergilendiği konserin sonunda doktorların söylediği hareketli şarkıların ritmine kendilerini kaptıran engelli çocuklar hem oynadılar hem de şarkılara eşlik ettiler.


46

Yerel Gündem

Kağıthane Esnafı Senden sonra çok yalnız kaldı

Merhum, Rahmetli Metin TAŞKIN vefatının 4.yılında Taşkın Ailesi ve sevenlerince mevlütler ve dualarla anıldı. Kağıthane Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Metin Taşkın bundan tam 4 yıl önce kalabalık bir cemaatle Çeliktepe Merkez Camiinden son yolculuğuna uğurlanmıştı. Dört yıl önce Oda Başkanı Metin Taşkın, rahatsızlanarak, önce Şişli Etfal ve Okmeydanı araştırma hastanesine kaldırılmış, daha sonra acil olarak Çapa Tıp Fakültesine kaldırılarak yaklaşık on gün tedavi görmüştü. Taşkın’ın hastanede vefat etmesi, bütün sevenlerini şok etmiş ve Kağıthane camiasını yasa boğmuştu. Esnaf odası başkanlığına seçildiği günden bu yana yenilikler ve başarılı çalışmaları ile esnafın ve Kağıthane halkının sevgi, takdir ve sempatisini kazanan Metin Taşkın

yaptığı sosyal faaliyetlerle, başarılı hizmetlerle adından söz ettirmiş. Hatta esnaf-sanatkar ilişki ve anlamlarını gündeme getirmek için Ahilik haftası kutlamalarını ilk kez Kağıthane’de gündeme getirmiş, şed kuşatması törenleri düzenlemişti. Başta Taşkın Ailesi ve tüm sevenleri 4.yılında da başkanını unutmadı. Herkesin gönlünde taht kurmuş ve yapmış olduğu hizmetlerle anılması, ne denli bir kişiliğe sahip olduğunu 4.yılında da dualara katılanlarca gösterilmiş oldu. HASBAÇE GAZETESİ olarak Başkan Metin TAŞKIN’a Allah’tan rahmet, Ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Mekanın cennet olsun. Mevlam Sana Rahmetiyle muamele etsin.

Kağıthane Emniyet Müdürlüğünde Görev Değişimi Yaklaşık bir yıldır, Kağıthane Emniyet Müdürlüğü görevini üstlenen Hüseyin Göllüce Ümraniye Emniyet Müdürlüğüne, Ümraniye Emniyet Müdürü Mustafa Yolcu’da Kağıthane Emniyet Müdürlüğüne getirildi. Hasbahçe Gazetesi olarak Emniyet Müdürü Mustafa Yolcu beye yeni görevinde başarılar dileriz.

Ocak 2014

Kağıthane Deresi ıslah ediliyor.

Kâğıthane Deresi, İstanbul’da yer alan küçük bir akarsudur. Terkos Gölü’nün doğusunda bir kaynaktan doğar. Eyüp, Şişli ilçelerinden geçerek Kâğıthane’de Haliç’e dökülür. Bizans döneminde Barbisos adıyla bilinen derenin, Osmanlı döneminde çevresinde bulunan kâğıt fabrikası nedeniye Kâğıthane Deresi olarak anılmaya başlandığı rivayet edilir. İstanbul’da özellikle yağışlı mevsimde taşkın riski taşıyan, can ve mal kaybı tehdidi oluşturan dereler ıslah ediliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (İSKİ) yapılan açıklamaya göre, çoğunluğu yerleşim alanında kalan dere kesitlerinin ıslahıyla inşa edilen atıksu hatları sayesinde derelerin göl ve denizlere atıksu taşıması da önleniyor. İSKİ, Kağıthane Deresi’nin ana kolu olan Cendere-Kemerburgaz Caddesi’nde ıslah çalışmalarına başladı. İSKİ’den alınan bilgiye göre, prekast sistemiyle inşa edilen dere yatağı ile birlikte Kâğıthane Deresi’nin 2 bin 566 metre olan ana kolunda ıslah edilmemiş kesit kalmayacak. 30 metre genişlik ve 2.72 metre yükseklikte inşa edilen dere yatağı ile bölgede sel baskını riski tamamen önlenmiş olacak. 700 metresi tamamlanan ve 2014’te tamamı bitirilmesi hedeflenen ıslah çalışması yaklaşık 26.5 milyon TL’ye mal olacak.

Kağıthane’nin yerel gazetesi

Yıl: 1 Sayı:2 Ocak 2014 25 Kuruş İmtiyaz Sahibi Recep Sevinç -------------------Sorumlu Yazı işleri ve Haber Müdürü Ayetullah Coşkun -------------------Hukuk Sorumlusu Av. H. Ferhat Karagöz -------------------Görsel Tasarım Cumali Ünal -------------------Reklam Koordinatörü Zahit Sevinç -------------------Eğitim Ahmet Çağan Aile M.Said Demir Spor İsa Gümüş -------------------İnternet A.Nail Yosma -------------------Çeliktepe Mahallesi, Mahmut Şevket Paşa Caddesi No: 11/2 Kağıthane–İST. -------------------www.hasbahcegazetesi.com info@hasbahcegazetesi.com Tel: (212) 279 90 89 Süreli Yerel Yayın Basım Yeri : İhlas Gazetecilik A.Ş. Tel: (212) 454 30 00

Reklam Rezervasyon için

0507 501 51 41


48

Yerel Gündem

Betül yardım bekliyor

Ocak 2014

Öğrencilerimiz Tiyatroyla Tanıştılar… Gülhatun SABAN

SSPE denilen ve bilinen bir ilaç tedavisi olmayan hastalığa yakalanan Betül Başeğmez’in ailesi hayırseverlerin yardımlarını bekliyor. Kağıthane Sanayi Mahallesi, Aydınlar Sokakta oturan Betül Başeğmez, eksik doz yada bayat aşı nedeniyle yakalandığı SSPE hastalık yüzünden 7 yıldır yatağa mahkum olarak yaşıyor ve beslenme problemi yaşıyor. Yatağa bağımlı ve kıpırdamadan yatan Betül çevresinde olan biteni ise çok iyi anlıyor. Konuşulanları duyuyor, anlıyor ama cevap veremiyor. Babasının sigortalı bir işi yok gündelik ne bulursa çalışıyor. Evleri kira, sosyal güvenceleri yok, yardımlarla ayakta durmaya çalışıyorlar. Defalarca suları, doğalgazları ve elektrikleri kesilmiş. Birikmiş kira ve market borçları var. İlgiye ihtiyaçları var. Betül’ün annesi Nihal Hanım,“Kızımız çok çalışkan ve aktif bir öğrenciydi. Daha okula başlamadan folklor oyunlarını öğrenmişti. Okulun folklor ekibindeydi. Önce derslerinde başarısızlık, unutkanlık başladı. Ardından

düşmeler ve krizler geldi. Hastaneye sağlam giren çocuğum aylar sonra ağır hasta olarak hastaneden çıkartıldı. Hatta ‘siz bunun ölümünü bekleyin’ diyenler oldu. Sonra SSPE teşhisi konuldu. Neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk. Çocuğumla birlikte biz de perişan olduk. Dünya adeta başımıza yıkıldı” dedi. Kısa zaman içinde çocuğunun yatağa bağımlı hale geldiğini ifade eden acılı anne; “İlacı bile olmayan bir hastalık. Çocuğum konuşamıyor ama her şeyi anlıyor, duyuyor. Şifa Rabbimdendir, elbet çocuğuma şifasını verecektir” şeklinde konuştu. Hasbahçe Gazetesi olarak Betül Başeğmez’in durumuna dikkat çekmek, hem kamuoyunda, hem de kurumlar bazında alakayı arttırmak istedik.

Matematik öğrenmek hiç bu kadar kolay olmadı

Çeliktepe, Emniyet Evler Mahallesinde öyle bir hoca var ki 27 yıldır özel matematik dersi veriyor. 1000’den fazla öğrenci yetiştirdiğini söyleyen Orhan Aybat, Mate-

matik dersini temelinden öğreterek başarıyı yakalıyorum. Öğrencilerim arasında Reyhan Karaca, Deniz Gezmiş’in sınıf arkadaşının oğlu gibi ünlü kişilere de özel ders verdiğini dile getirdi. Öğrencilerimi sınava hazırlanma sürecinde motive ederek bir nevi yaşam koçluğu da yapmış oluyorum. Matematiğin hayatın her evresinde karşımıza çıktığını dile getiren Aybat, matematiği öğrenen çocuk, diğer derslerinde de başarılı oluyor dedi. Özel Matematik Dersi için Orhan Aybat: 0536-842-59-88

Nartanesi Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi Tiyatro Etkinliği Nartanesi Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri 16 Kasım 2013 Cumartesi günü Kâğıthane Kültür Merkezinde “Ali Baba ve Kırk Haramiler” adlı oyuna gitti. Yaklaşık yirmibeş öğrenci, on veli ve beş öğretmenle beraber gittiği oyunda öğrencileri ilebol bol eğlendiler. Öğrencilerin bu tarz etkinliklere katılma şansları pek olmuyor. Ancak günlük hayatta sosyal etkinliklerin öğrencilere katkıları yadsınılmamalıdır. Bu nedenle bu etkinlikle aynı zamanda öğrencilere tiyat-

roda uyulması gereken kurallar hakkında bilgi de verilmiş oldu. Öğrenciler oyunu sessiz bir şekilde izlediler. Veliler ve öğrenciler bu etkinlikten mutlu ayrıldılar. Kültür merkezine çocuk oyunları geldikçe, öğrenciler ve aileleri hep birlikte oyunlara gitmeye devam edeceklerini dile getirdiler. Bu etkinlikte başta Nartanesi Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi Kurum Müdürü Cevdet Ziya USTA’ya ve emeği geçen tüm öğretmen arkadaşlara teşekkür ederiz...


DiYAR DiYAR MEMLEKET

Bir medeniyet şehri Kastamonu Binlerce yılık tarihin en etkin şahidi, en yetkin söz sahibi, Pir Şeyh Şaban-ı Hazretleri ve diğer velileriyle maneviyata ışık, Şerife Bacı’larıyla düşmana kafa tutan bu toprağın insanı, Dürüstlüğün ve mertliğin kalesi, sevginin ölümsüz şelalesidir Kastamonu.

Üç katlı konakların birinci katı, günlük yaşamın başladığı, kat, İkinci kat aile yaşamının alanı, üçüncü kat ise özel mekânlar olarak tasarlanmıştır.

Saat Kulesi’ni Kastamonu Valilerinden Abdurrahman Nureddin Paşa 1884-1885 yıllarında yaptırmış ve saatini de Avrupa’dan getirtmiştir.

K

astamonulu; dağları kadar başı dik, denizleri kadar engin, cebi delik olsa da yüreği zengindir. İlk olarak cömert Nasrullah Şadırvanı karşılar Kastamonu’ya gelen misafiri… Rivayet odur ki; Nasrullah’tan bir defa su içen tekrar gelir Kastamonu’ya. Ve rivayet değil, tüm çıplaklığıyla kendini gösteren bir gerçek vardır ki; her Kastamonulu fıtrattan misafirperver, cömerttir. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu M.S. 395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğuna katılmıştır. Moğol istilasında Türkistan ve İran’dan kaçan Türklerin, ikinci büyük göç dalgasından da en fazla etkilenen şehirlerin başında Kastamonu gelmiş ve İc Anadolu’da Moğollara karşı tutunamayan birçok Türk boyu Ilgaz Dağlarının kuzeyine yani Kastamonu’ya sığınmıştır. Kastamonu’da halen birçoğu yaşatılan Kayı, Bayat, Ça-

vundur, Kınık, İğdir, Afşar, Kıyık, Büğdüz, Bayındır, Çepni, Karaevli gibi yer adları Oğuz iskanının mahiyetini çok iyi ifade etmektedir. Osmanlı devletinin kuruluş surecinde Bizans’a karşı düzenlenen seferlerde Kastamonu’da yerleşik Türkler, Osmanlı Beyliğine yoğun bir destek vermişlerdir. 1333’te Kastamonu’ya uğrayan ünlü gezgin İbn Batuta “Kastamonu (Anadolu’daki) şehirlerin en büyük ve en güzellerindendir. Hiçbir ülkede fiyatları bu şehirden daha ucuz bir yer görmedim.” şeklindeki açıklamalarıyla şehrin büyüklüğüne ve hayat şartlarının elverişliliğine ışık tutmuştur.

ye en çok asker gönderen ildir. Şerife Bacılar, Halime Çavuşlar, Necibe Nineler ve 10 Aralık 1919 tarihinde Anadolu’nun ilk kadınlar mitingini yapan kadınlarına kadar anıtsallaşan isimlere ve efsaneleşen olaylara da imza atmıştır. Türk egemenliğine geçtikten sonra hiç düşman istilasına uğramamış olan Kastamonu, Çanakkale ve İstiklal savaşında en fazla şehit veren ildir. İl, Çanakkale Savaşında 2.527 şehit verdi. Meşhur “Çanakkale Türküsü” Kastamonulu aşık Yorgansız Hakkı’ya aittir.

İstiklal Madalyası

Kastamonu Milli Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olması nedeniyle büyük yarar sağlamıştır. Özellikle Ankara’ya İnebolu-Kastamonu yoluyla yiyecek, giyecek, para, cephane ve silah gönderimi yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nda cephe-

Türkiye’de bir ilk ve tek olarak T.B.M.M. tarafından 9 Nisan 1924 tarihinde İnebolu ilçesi Mavnacılar Loncası’na verilmiş olan Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası ve Vesikası da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kastamonu’ya vermiş olduğu yüksek onurlardan bir diğeridir.

Şerife Bacı Anıtı Kahraman Türk Kadını anısına 1985 yılında tamamlanarak açılmıştır.

Kastamonu Kalesi Kastamonu’nun en önemli tarihi miraslarından birisi olan Kale, Kommenler Hanedanı zamanında 12. yüzyılda Türklerin bölgeye yaptıkları akınlar neticesinde yapılmıştır. Kalenin orta kısmındaki dehliz şeklinde merdivenli yol, Kale Kapısı mevkiinden dış surlara ulaşmaktadır. Bu dehliz hem kale dışından erzak, malzeme alımını sağlayan, hem de bir kuşatma esnasında halkın barındığı bir mekan olarak kullanılmıştır.

Kent Tarihi Müzesi 2002 yılında Türkiye’nin ilk kent tarihi müzesi olarak açılmıştır. Kentlileşme surecindeki gelişmeleri fotoğraf, grafik ve çeşitli objelerle ziyaretçilerine sunan müze içerisinde; 1904 yılına ait Anadolu’nun ilk el yapımı konsol piyanosu, Kastamonu Sanayi Nefise Mektebi’nde 1907 yılında yapılan 40m2’lik halı gibi nadir eserler de sergilenmektedir.


SPOR “Maalesef takım yöneticilerimiz oluşturdukları sistemsizlik ile futbolumuzu geriye götürmekte ve bu sistemsizliği başarı saymaktadır.”

» İsa Gümüş

Futbolda Yönetici Olmak Evet futbola çok büyük emekleri olan emektar usta amatör futbolun kurucularından TASKK, İASKF Başkanlık yapan İASKF Üyesi İASKF Onur sahibi kısa zamanda tanıdığımız önemli şahsiyet Orhan Saka ağabeyimizi, bir büyüğümüzü KAYBETTİK !! Orhan Saka, amatör futbol birlikleri kurulurken o zamanın hizmetkarlarıyla amatör futbola sayısız hizmetler vermiştir. Futbola olan aşkı ve Türk futboluna kattığı eserleri Türk spor kamuoyunda hiç unutulmayacaktır. Allah rahmet eylesin. Bu sayımızda, futbolda futbolumuzu yönetemeyen yöneticilerimizi konuşacağız. Maalesef takım yöneticilerimiz oluşturdukları sistemsizlik ile futbolumuzu geriye götürmekte ve bu sistemsizliği başarı saymaktadır. Aslında hakemler, taraftarlar, futbolcular, basından ve sahalarımızdan önce tek konuşacağımız ve eleştiri yapacağımız, kendine çeki düzen vermesi gereken yöneticilerimiz değil midir! Liglerimizin sonu yaklaştıkça yalnız bırakılan kulüplerden hepimiz haberdar oluyoruz. Takım iyi giderken mangalda kül bırakmayan sözde kulüp yöneticilerimiz işler kötü gittiğinde bütün sorumluluğun kulübün başkanında olduğunu söylemektedirler. Aslında bu yapıyı bilerek ve isteyerek yapmak bir başka; şöyle ki amatörün kelime anlamı latincede ‘’sevmek’’ kelimesinden gelmiştir.

Türkçemizde ‘’bir şeye hevesi olan, bu işi, zevki para karşılığı yapmayan kimse’’ olarak yer bulmaktadır. Maalesef bizim amatör liglerimiz bu söylemden çok uzak, bu işten para kazanan geçimini sağlayan kardeşlerimizde var. Günümüzde amatör futbol halı sahalarda yada eskiden sokak aralarında top peşinde koşturan ve bu işten para kazanmayıp zevk için dostluk için yapan futbolun sevdalılarıdır. Spor kulüplerimizin genel olarak gelirlerine ve giderlerine baktığımızda kulüplerimizin ayakta kalmasının çokta kolay olmadığını görüyoruz. Her spor kulüplerinin yalan yanlış bütçeleri var. Bütün bu bütçelerin ayarlanması yapılandırılması kanunlarımıza uygun olarak belirlenmelidir. Borçlar, gelirler giderler, transfer politikaları, teknik kadroları, alt yapı yöneticileri standartlara uygun olarak oturtulmalıdır. Biz amatör futbola gönül veren yöneticilerin isteği, amatör futbola destek verilmesi, kulüp yöneticilerinin spor kulüplerine sahip çıkmaları, üyelerin spor kulüplerine sahip çıkmaları, semt halkının esnafın sahip çıkmalarıdır. Siz üzerinize düşeni yapın, bakın futbol ne kadar değerli hale gelecek, kalite nasıl artacak. Bu adımların atılmaması durumunda maalesef amatör futbol geri gitmeye ve bu oyunların sadece play station’dan ibaret olduğunu, oynanan oyunun sanal futboldan öteye gitmeyeceğini gösterir.

Örnektepe Süper Amatör Ligini garantiledi 1. Amatör Liginde şampiyonluk mücadelesi veren 2 takımda gülen taraf Örnektepespor oldu. 1. Amatör Ligi 7. Grupta şampiyonluk mücadelesi veren Örnektepespor ligin bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan etmiş oldu. Geçen hafta Esentepe Şahinspor ile karşı karşıya gelen 2 takım 90 dakika boyunca galibiyet için elinden geleni yaptı diyebiliriz. İlk yarıda iki takımında kazanma arzusu skora yansımadı. İkinci

Kongreye Davet Talatpaşaspor kulubünün olağan kongresi 19 Ocak Saat 13:30 da Talatpaşaspor Kulübü binasında gerçekleştirilecek. Yaklaşık 2.5 yıldır Kulüp başkanlığını layıkıyla yerine getirmeye çalışan ve önümüzdeki dönemlerde Talatpaşaspor ile ilgili ciddi hedefleri olduğunu ifade eden başkan İsa Gümüş’ün tek listeyle kongreye girmesi bekleniyor. Talatpaşaspor Kulübü Taraftarlarını 19 Ocak 2013’te yapılacak olan kongreye davet ediyor. Hasbahçe Gazetesi olarak oluşturulacak yeni yönetime, şimdiden başarılar diliyoruz.

yarıda risk alan taraf ev sahibi Esentepe Şahinspor oldu ancak Örnektepespor yine tecrübesini kullanarak maçın bitimine 10 dakika kala bulduğu 2 şık golle galip gelmeyi bildi. Bu galibiyetle sezonun bitimine 2 hafta kala Örnektepespor şampiyonluğunu ilan etmiş oldu. Hasbahçe Gazetesi olarak Örnektepespor kulübümüze önümüzdeki sezon Süper Amatör Liginde başarılar diliyoruz.

İstanbul Bayburtspor rahat kazandı Kağıthanede alt yapılara verdiği destekle bilinen, sayısız futbolcu yetiştiren, 1. Amatör 9. Grupta mücadele veren İstanbul Bayburtspor düşme hattında yer alan Şişli Yaylaspor ile sahasında karşı karşıya geldi. Maç genelinde üstün olan takım, İstanbul Bayburtspor oldu. Maçı 4-0 gibi farklı skorla kazanmayı bilen ev sahibi ekip bu skorla 26 puanla ligdeki yerini korumuş oldu.


Engelleri Kaldırıyoruz Dünya Engelliler Günü nedeniyle Kağıthane mülkü amirleri ve zihinsel engelli öğrenciler futbol karşılaşmasında bir araya geldiler.

Talatpaşaspor üç puana hasret kaldı

K

1.amatör 10. Grupta mücadele eden Talatpaşaspor uzun zamandır galip gelemiyor.

ağıthane Belediyesi ve Kağıthane Kaymakamlığı’nın Engelliler Haftası nedeniyle düzenlediği futbol karşılaşmasına Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ın yanı sıra Kağıthane Kaymakamı A. Akın Varıcıer, Kağıthane Emniyet Müdürü Hüseyin Göllüce, STK temsilcileri, muhtarlar, engelli öğrenciler katıldı. Ay-tu Spor Tesisleri’nde soluk soluğa geçen mücadelede engelli öğrenciler performanslarıyla beğeni topladı. Zihinsel engelli öğrencilerin karşısında ise Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ın takım liderliğinde, Kağıthane Kaymaka-

mı A. Akın Varıcıer, İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Göllüce ve mülkü amirler yer aldı. Engelli öğrencilerle birlikte spor yapmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Başkan Kılıç, sporun herkesi buluşturan bir aktivite olduğunu ifade etti. Engellilerin

Yürüyüş Yapmak Yeterli Değil

F

itness ve Pilates antrenörü Ömer Faruk Ermiş, sağlıklı bir vücuda sahip olmak için yürüyüşün yeterli olmadığını söyledi. Yürüyüş yapmanın kardiyovasküler sistemi çalıştırdığını fakat kas yoğunluğunu arttırmada yeterli olmadığını söyleyen Ömer Faruk Ermiş, haftada en az iki gün düzenli egzersiz yapılması gerektiğini vurguladı ve “Egzersiz mutlaka bir uzman eğitmen denetiminde

yapılmalıdır. Bilinçsiz yapılan egzersiz vücuda fayda değil zarar getirir. Kadın, erkek her birey, hangi yaşta olursa olsun mutlaka düzenli egzersiz yapmalıdır” dedi. “Düzenli Yapılan Egzersizin Faydaları” Akciğer ve kalbin fonksiyonlarını arttırır, bazal metabolizmayı hızlandırır, vücudun mutluluk hormonu salgılamasını sağlar, kas yoğunluğunu arttırır, stresi azaltır.

ve engelli ailelerinin Dünya Engelliler Günü’nü kutlayan Kağıthane Belediye Başkanı Kılıç, engellilerin yaşamın içerisinde olduğunu belirtti. Başkan Kılıç, “ Bizler, spor, kültür, iş alanlarımızda engellilerle birlikte yaşamımızı sürdürüyoruz. Bugünde engelli gençlerimizle birlikte mücadele ediyoruz” diyerek karşılaşmanın her iki takım için de çok güzel geçtiğini belirtti. Engelli gençlerin üstünlüğü ile biten maçın 12-5’lik skoru kupayı zihinsel engelli gençlere kazandırdı. Dostluğun kazandığını söyleyen engelli gençler kupayı mülkü amirler takımıyla birlikte kaldırdı.

K

ağıthanemizin Köklü spor kulüplerinden olan Talatpaşaspor kulübü 1. Amatör 10. Grupta bu hafta sahasında karşılaştığı kendisi gibi ateş hattında bulunan Yenigayretspor kulübüyle karşı karşıya geldi. Maç öncesi iki kulüp başkanı ve yöneticileri centilmen yaklaşımlarda bulundu. İki tarafta maç boyunca belki de sezonun en iyi futbolunu sahaya ortaya koydu. Ancak 90 dk. boyunca iki tecrübeli takım galip gelmek için elinden gelenin fazlasını sahaya yansıttı ancak iki takımda 1 puana razı geldi. Aslında Talatpaşaspor kulübü grubunda sezona çok iyi başlangıç yapmasına rağmen ligin 2. Yarısında işler tamamen değişti ve kötü sonuçların ardı ardına gelmeye başladı. Sezonun ilk yarısında 16 puan toplamayı başaran Talatpaşaspor ikinci yarıda sadece 2 puan toplayabildi kendisini ateş hattına attı. Ligin bitimine 2 hafta kala 18 puanı bulunan Talatpaşaspor’un fikstür avantajıyla ligde kalması bekleniyor. Bizde Kağıthane takımımız olan Talatpaşaspor kulübümüze başarılar diliyoruz.


54

Din ve Yaşam “Kişi konuşurken iki şeye dikkat edecek: Bir, fitneyi uyandırmayacak. İki, sevdirerek Hak’kı tebliğ edecek. Menfaatte fitne gibidir.”

Ocak 2014

Yılbaşı mı? Mekke’nin Fethi mi?

»Muzaffer Coşkun info@ibretli.net

Bu Topraklarda Fitne Yeşermez “Vel fitnetü eşeddü minel katl”

dosta bir karış yer bol gelir. * Yukardan aşağı inerken insanlara “Fitne katilden beterdir” -Bakaiyi davranınız, çünkü tekrar karşılara:191- katil, bir kişiyi öldürür. Fitne şabilirsiniz. çıkarsa binlerce kişi; kadın, çocuk * Dost odur ki dar gününde yâr ola, telef olur. Mısır’da, Suriye’de Irak’ta geniş günde, düşman bile yâr olur. daha nice yerlerde olduğu gibi. * Zorluklar hayatımızın bileyi taşıdır. Diyanet İşleri Başkanlığının Dini kavBiz onlara sürtüne sürtüne keskinramlar sözlüğünde ise, görüş ayrılığı, leşiriz. kargaşa, şiddet, işkence, öldürmek, * Dost sanma, şanlı vaktinde dost bela musibet, kötülük mihnet anlamolanı. Dost bil, gamlı vaktinde elinları verilmiştir. Peygamber Efendimiz den tutanı. (sav):”Şu fitne uykudadır. Onu uyan* Korkanlar köle olur, korkmayanlar dırana lanet olsun” buyurur. efendi.-Platon (K.Hakim ve Meali Kerim, H.Basri Çantay 1/52.Sayfa) * Çıktığın kapıyı sert kapatma, tekrar dönebilirsin. Kişi konuşurken iki şeye dikkat edecek: Bir, fitneyi uyandırmayacak. * Azgınlık insanı felakete sürükler. İki, sevdirerek Hak’kı tebliğ edecek. * Gel bana bir adım, geleyim sana iki adım. Menfaatte fitne gibidir. Onun girdiği * Zorluklara karşı mütehammil ol. yerde hayırlı haber gelmez. F.Hüsnü Dağlarca derki “Fitnenin başı vardır * İnsanın fiyatı olmaz kıymeti olur. fakat sonu yoktur. Fitne çıkaranların * Dostlarına düşmanlık yapmak için fırsat verme. durumunu kısaca gördükten sonra, * Düşmanı yenmenin yolu, soğukkorunmak için bilgelerin sözlerine kanlı olmaktır. kulak verelim ve kendimize gelelim. * Kurt besleyenin düşmanı koynun* Meseldir erenlerden: iki iyi bodadır. zuşmaz. Biri iyi, biri kötü yinede * Umudunu yitirmeyen, her zaman bozuşulmaz. Çünkü iyi fehmeder galip gelir. idare eder. İşler de iyi gider. İkisi de * Yönünü dön bana, koşa koşa gelekötü nefislerine uyar, işlerde bozuk yim sana. gider. * Dostu üzmek, düşmanı sevindirir. * Gece ne kadar karanlık olsa da * Ahlakçı olmayın ahlâklı olun. sabredersek gündüzü görebiliriz. * Muhabbet uzundur, ömürler kısa. * İnsanların güvenini kaybetmekNe olurdu sevgiler ebedi olsa. tense, para kaybetmeyi tercih * Tevbe et, secde et, zikret, şükret ederim.-Robert Bosh. rahatla. * Her insan yağmur damlası gibidir. * Ey âlem duyduk duymadık deKimisi camura, kimisi de gül yaprameyin “Fitne ateşini yakan, içinde ğına düşer.-Mevlana yanar.” Benden söylemesi. * İktidar, ancak onu eğilip alabilme Yazımızı bir dua ile bitirelim “Allah cesaretini gösterenlere verilir.(c.c.) mazlumlara kuvvet-metanet, ZaTolstoy limlere, fırsatçılara hidayet. Bizlere de * Allah, şehirleri fethedenleri değil, dik durma, sabır ve sebat versin. Amin! gönülleri fethedenleri unutmaz. Son Söz: Ağacın kurdu kendinden * Affetmek ve unutmak, iyi insanlaolur ama, ilacı salıverdin mi kaçacak rın intikamdır. * İki düşmana bir dünya dar gelir, iki delik ararlar.

Bildiğiniz üzere 31 Aralık Son yıllarda hükümetin de aynı zamanda Mekke’nin vatandaşa verdiği öz fethidir. Rasulullah (sav)’in güvenle birlikte yılbaşına olan, karşı tepkilerin oldukça İsra Suresi’nin 81. ayetini arttığını görüyoruz. okuyarak putları devirdiği Hatırlıyorum da 90’lı yıllarda gündür. Rasulullah (sav)’in yılbaşını kutlamak ve “Size karşı konulmadıkça, kutlamamak aşırı uçlar idi. size saldırılmadıkça, hiç Büyük bir kesim yılbaşını »M.Bilal Ermiş kimseyle çarpışmaya kutlamamak ayıp algısında, girmeyeceksiniz, hiç kimseyi küçük bir kesim de yılbaşını öldürmeyeceksiniz.” Emrini kutlamak haram, kutlayanlar verdiği ve 4 koldan oluşan ordunun Müslüman değil anlayışında idi. 3 koluna direniş olmadan kapılarını Günümüze baktığımızda her iki tarafında yumuşadığını fakat kutlamayanların açmış bir Mekke’nin fethini kutluyoruz, sayısının bir hayli fazlalaştığının kutlamalıyız. farkındayız. Özellikle 28 Şubat’ın Bununla ilgili yapılan organizasyonlara etkilerinin silinmesiyle, muhafazakâr da bu sene katılım bir hayli fazla söylemler halk tarafından daha rahat idi. Bu da yılbaşına olan tepkilerin dile getiriliyor. arttığını gösteriyor. Hele ki özellikle Peki, yılbaşına niçin karşıyız? Ülkemizde dış mihrakların ülkemizde yapmaya yılbaşı demek ne demek? Biraz çalıştığı ameliyatlardan sonar halkımız bu buna değinelim. Bildiğiniz gibi yılbaşı konuda oldukça dolmuş ve bilinçlenmiş Hıristiyanların Noel olarak adlandırdığı durumda. Bunun bir örneğini 31 dini bayramlarıdır. Noel günlerinde tatil yaparlar, akrabalarla bir araya Aralık’ta Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde gelirler, hindi yerler, çam süslerler v.s… gerçekleştirilen Gönenli Mehmed Ülkemizde neler yapılıyor? Yine hindi Efendi’yi anma programında gördük. Bu yeniyor, akrabalar toplanıyor, ertesi program geçtiğimiz senelerde yapıldı mı gün de olsa tatil yapılıyor, çam ağaçları bilmiyorum ama yapıldıysa da bu sene süsleniyor ve milli piyango aracılığı ile ki kadar kalabalık olmamıştır. 800 kişilik kumar oynanıyor. Alkol de gırla tabi... salona 2000 kişiden fazla katılım vardı Hatta bazı kesimlerde hiç içilmese bile hamdolsun. yılbaşında içilmesi mübah sayılıyor… Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Kim bir kavme (topluluğa) benzemeye çalışırsa o, onlardandır.” [Ebu Davud, libas 4]

Velhasılıkelam;

Yılbaşını kutlarken baya benzemişiz, üstüne bide alkol alıp kumar oynamak… Eyvah eyvah…

Anlıyoruz ki yılbaşı aynı zamanda ülkemizde bir çıbanbaşı… Çıbanın en önemli ilacı duadır. Dualarımızla bu çıbana merhem olalım, Rabbim nice fetihler kutlamamızı nasip etsin inşallah…

Yok, tutulacak bir tarafı yok değil mi? Yazarken bile insanın tüyleri ürperiyor…

Fetihlerin darısı da Ayasofya’mızın başına…


ENGELLERi

DEYİZ

RAM Raporu Olan Zihinsel, İşitme, Bedensel engelli yaygın gelişimsel bozukluk yaşayan bireyler ve öğrenme güçlüğü çeken çocuklar, Kurumumuzdan ÜCRETSİZ olarak Eğitim ve Servis Hizmetlerimizden yararlanabilirler.

R FALİYETLE Rİ

M

PE

NİN RE

EĞ İ

Biliyormuydunuz?

KI

NT Ö

EYİZ MD Tİ

EĞİTİMLERİMİZ

YEMİ

O SP

Z

Ölçme ve Değerlendirme Testleri Bireysel Eğitim Grup Eğitimi Aile Danışmanlık Hizmetleri Uyum ve Davranış Hizmetleri Fizik Tedavi Refleksoloji Sanat Terapisi Uygulamaları Dil Konuşma Terapisi Okul Ziyaretleri Spor Aktiviteleri Folklorik Aktiviteler Gezi Aktiviteleri

İZ

ODİK DİŞ B RİY A

KİBİMİ RE LO

KALDIRIYORUZ

M

HiZMETMERİMİZ

LK

Okul Başarısızlıkları

M

Gecikmiş Konuşma Özel Öğrenme Güçlükleri İletişim, Dil ve Konuşma Bozuklukları Psikolejik Uyum ve Davranış Bozuklukları Zihinsel Engel ve Yetersizlikleri İşitme Engel ve Yetersizlikeri Bedensel Engel ve Yetersizlikleri Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Yaygın Gelişimsel Bozukluklar (Otizm)

IZ

NAT ÇAL R SA IŞ M Ü T L A KÜ

FO

Genetik Anormallikler ve Down Sendromu

Yapıkredi Bankası ve Uğur Dershaneleri Karşısı Kağıthane Merkez

Merkez Mah. Kemerburgaz Cad. Lale Sokak No: 2 Kat:4-5 Kağıthane-İstanbul Tel: 0212 321 61 89 - 0 555 988 29 45 - 0532 570 87 34 www.nartanesiozelegitim.com / nartanesi2001@hotmail.com

IZ IM


Hasbahçe Gazetesi Sayı:2  

Hasbahçe Gazetesi Yıl.1 Sayı.2 Kağıthane Aylık Yerel Gazete.

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you