Page 1

Kağıthane’nin Sesi

HASBAHÇE GAZETESİ

3. YILINDA www.hasbahcegazetesi.com

Mart 2017

Yıl:3 Sayı: 30

Hasbahçe Gazetesi UYGAD üyesidir

Kurumların Vesayetinden

Halkın İktidarına Strateji ve İstihbarat Uzmanı Muhammed Taha Gergerlioğlu ile Yeni Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemini ve yeni çıkan “Türk Tipi CumhurBaşkanlığı” kitabını konuştuk… >>Sayfa 16-17

Öğrenci Demek Gelecek Demektir İstanbul Vali Hayri Kozakçıoğlu MTAL Müdürü Abdurrahman Karakum ile eğitimi ve projelerini konuştuk… >>Sayfa 15

Ülkücüyüm Diyen Herkes EVET der

Güçlü ve İstikrarlı Bir Türkiye için EVET

MHP Lideri Devlet Bahçeli, “16 Nisan’da milli beka için EVET mührünü vuracağız. Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına EVET diyoruz” dedi. >>Sayfa 3

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “istikrar ve güvenin yeni sistemle güçlü hâle gelir. Büyük, güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir Türkiye için referandumda EVET demeliyiz” dedi... >>Sayfa 3

>>Sayfa 6

Güçlü Ekonomi

için “Evet”


Manşet Haber

Mart 2017

3

Güçlü ve İstikrarlı Bir Türkiye için EVET İstanbul Esenler’deki toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin çoğunluğunun desteğini almak, öyle gece-gündüz yalan söylemekle, sürekli palavra sıkmakla mümkün değildir. Çalışacaksınız, ter dökeceksiniz. Eğer milletimiz size itibar ederse, teveccüh gösterirse, sandıkta oyunu verirse, sizi de ne yapar, ortaya çıkartır. Yoksa ekmeden biçme dönemi 16 Nisan’dan sonra bitiyor” dedi. Milletimizin İstikbali için EVET

Halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğindeki amaçlarının, Türkiye’yi; 2023 hedeflerine ulaşabileceği, terörle mücadelesini daha etkin şekilde yürütebileceği, dünyadaki saygınlığını yükseltebileceği bir sisteme kavuşturmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, istikrar ve güvenin yeni sistemle güçlü hâle gelmesini istediklerini söyledi ve törende bulunanlardan büyük, güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir Türkiye için referandumda EVET demelerini istedi.

Bugün terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin bir olup Türkiye’nin tökezlemesini beklediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize düşen, ülkemize dört elle sarılmaktır. Ülkemizi daha da güçlendirmek, hedeflerine çok daha süratli oluşturmak için aldığımız kararın sebebi işte budur. Şahıslar için değil, milletimizin istikbali için, yönetim sistemini de bunun için değiştiriyoruz. Gelecek nesillere daha müreffeh bir ülke bırakmak için 16 Nisan’da sandığa gidiyoruz” sözlerine yer verdi.

Türkiye Tarihi Bir Karar Verecek Türkiye’nin, dünyanın ve bölgenin büyük bir dönüşüm içerisinde olduğu bu süreçte tarihî bir karar vereceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu meseleyi komik benzetmeleriyle şahsi hâle getirenlerin, yalanlarıyla sulandıranların, çarpıtmalarıyla başka tarafa çekmek isteyenlerin amacının başka olduğunu

dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar Türkiye bu dönüşüm sürecini güçlü bir şekilde karşılayamasın, eski-

den olduğu gibi sırtı yerden kalkmasın, hep birilerine muhtaç olarak yaşasın istiyorlar” dedi.

Konuşmasının sonunda törene katılanlardan “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devlet” için 16 Nisan’da EVET demelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini 16 Nisan’ın Türkiye için yeni bir milat olması dileğinde bulunarak tamamladı.

Bahçeli: ‘Ülkücüyüm’ diyen ‘evet’ demelidir Erzurum’da vatandaşlara seslenen MHP lideri Devlet Bahçeli, “Şimdi soruyorum: Türkiye’ye sahip çıkacak mısınız? Bayrağa vatana sahip çıkacak mısınız?” dedi. “16 Nisan’da milli beka için EVET mührünü vuracağız” diyen Bahçeli, “Ülkücüyüm diyen referandumda EVET der ve demelidir” diye konuştu. Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına EVET diyoruz Bahçeli, “Sorumluluk almaktan uzak kalamazdık. Ülkümüzden geri adım atamazdık. Rejimi değil hükümet etme sistemini reforma tabi tuttuk. İlk defa cumhurbaşkanına cezai sorumluluk geliyor. Bunun neresi yanlıştır. Çatışma olmayacak veya en aza çekilecektir. Cumhurbaşkanının bir partiye üye olmasında yanlış yoktur. Hangi cumhurbaşkanı bugüne kadar partisiz hareket etmiştir? Kılıçdaroğlu bu soruya yanıt vermelidir. CHP boşuna uğraşmasın, çamur siyasete saplanmasın. 16 Nisan’da milli beka için EVET mührünü vuracağız. Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına evet diyoruz” dedi.


4

Yerel Gündem “Birey olarak kendimiz için, hem içinde yaşadığımız toplum için hayatı daha kolay, daha huzurlu hale getirebiliriz! Belki o eski sükûneti bulmak kolay olmayacak ama istersek daha yaşanabilir bir hayatı ikame edebilir, kendimiz için bir tutam huzur elde edebiliriz! Evet, bunu yapabiliriz! Bu tamamıyla bizim elimizde!

»Necdet Meşe

Bir Tutam Huzur Büyükşehrin keşmekeşi içinde koşuşturmaktan selamı, merhabayı, günaydını, hal hatır sormayı unutmuşuz. Yüzler asık, omuzlar düşük, herkesin alabildiğine acelesi var. Gözlerden gereksiz bir öfke, yüreklerden anlamsız bir sıkıntı taşmakta… Her an gergin, her an tetikte, her an bir ters bakışa karşı kavgaya hazırız. Siyasi, ekonomik ve sosyal olaylar bu gerginliği sürekli besliyor. Sanki ateş üstündeyiz! Çoğumuz patlamaya hazır bir bomba! Oysa biz huzur ve sükûn toplumuyduk bir zamanlar; insana saygı, sevgi ve hürmet olmazsa olmaz değerlerimizdi. Mayamız şefkatle karılmış, davranışlarımız saygıyla şekillenmiş, çatımız huzurla çatılmıştı. Medeniyetimiz bir sükûnet medeniyetiydi; toplumun bütün ilişkileri iyilikle, şefkatle ve merhametle ilmek ilmek işlenmişti asırlar boyunca. Bu sükûnetten gayrı Müslimler dahi payını alıyor, bu topraklar üzerinde son derece emin ve özgür şekilde bizlerle iç içe yaşıyorlardı. Kaybolmaya yüz tutmuş bu ruhu, Anadolu’da hala hissetmek mümkünse de, Büyükşehirlerde çoktan tarihe karışmış durumda. Bakın güncel haberlere; adli vakalar, toplumu huzursuz edecek olaylar, tahammülsüzlükler, bireysel kavgalar hep Büyükşehirlerden... Siyasi ve ideolojik kavgaların, kitlesel eylemlerin ilk başladığı yerlerin Büyükşehirler olması da tesadüf değil. Bir kıvılcımla tutuşmaya meyyal bir zemini her zaman içinde barındırır büyük kalabalıklar. Ancak, unutmayalım ki bu yumuşak zemini, bu güvenilmez ve gergin ortamı besleyen bizim tahammülsüzlüğümüz, gerginliğimiz, her an kuşku ve kaygı içinde olan ruh halimizdir! Oysa istersek hem birey olarak kendimiz için, hem içinde yaşadığımız toplum için hayatı daha kolay, daha huzurlu hale getirebiliriz! Belki o eski sükûneti bulmak kolay olmayacak ama istersek daha yaşanabilir bir hayatı ikame edebilir, kendimiz için bir tutam huzur elde edebiliriz! Evet, bunu yapabiliriz! Bu tamamıyla bizim elimizde! Kimsenin dikte etmesine, dayatmasına, emretmesine yahut yasak koymasına mahal vermeden biz bunu başarabiliriz! Sadece sorunun kökenini tespit edip önceliklerimizi belirlememiz yeterlidir, arkası çorap söküğü gibi gelecektir. Bir kaç temel soru meseleyi çözmemize yardımcı olacaktır. Mesela; babalarımız/ dedelerimiz kadar geçim sıkıntımız var mıdır bugün? 1980’ler ve 90’lardaki kadar gelecek endişesi taşıyor muyuz? Çocuklarımızın eğitiminden ve geleceğinden eskisi kadar endişeleniyor muyuz? Bu sorulara vereceğimiz sağlıklı cevaplar gösterecektir ki; yaşama ilişkin eskisi kadar

Mart 2017

Minik Yunus Emre’ye

Büyük Destek 5 yaşında ölüme terk edilen, engelli ve yetim Yunus Emre için, 23 Şubat Perşembe günü Saat:19:00’da, Zeytinburnu İlçesi Yıldızlar Düğün Salonunda yardım gecesi düzenlendi.

şüphe ve kaygı içinde değiliz. Geçmişe nazaran daha seviyeli bir yaşam tarzımız var; gelir daha yüksek, iş bulma imkânı ve hayatı kolaylaştıran diğer imkânlar daha fazla vs. Artık şüphe ve kaygılarımızın yönü değişmiştir; bir önceki nesle nazaran daha iyi imkânlara sahip olmanın verdiği rahatlıkla, şimdi “daha iyi” olanın peşindeyiz. İşin daha iyisi, evin daha iyisi, arabanın daha iyisi, yazlığın daha iyisi, hatta semtin daha iyisi... İşte günümüz Büyükşehir insanında anksiyeteye (kaygı bozukluğuna) neden olan kök sebepler bunlar!.. Bundan dolayı sürekli tatminsiz, tahammülsüz ve öfkeliyiz! Kendimizi aldatmayalım! İstersek hem endişelerimizi giderebilir, hem de sorunlarımızı önem sırasına göre çözümleyebiliriz! Buyrun en basitinden yola çıkarak hep birlikte bir yerinden başlayalım; *Sabah kalkıp güne başlayınca karşılaştığımız eşe dosta, konu komşuya, mesai arkadaşına günaydın diyerek, hatır sorarak öncelikle gönlümüzü baharlayalım. *Sonrasında gittiğimiz, kaldığımız, oturduğumuz her yerde karşılaştığımız insanlara selamımızı esirgemeden birbirimize esenlik/barış/huzur dileyelim. *Her sabah evden öfkemizi toprağa gömerek çıkalım, asık suratı ve o taciz dolu bakışları son baktığımız aynada bırakalım. *Eğer araç kullanıyorsak yahut sürekli insanlarla kesişen bir iş yapıyorsak, karşımızdakine öncelik vermeyi, önce siz buyrun demeyi zillet saymadan kendimize nezaketler ısmarlayalım. *Olur da gün içinde birileriyle gerilir, küfürleşme yahut kavga derecesine gelirsek yutkunalım, Esma-i Hüsna’dan dilimize en uygun düşeni vird ederek kendimizi sabrın sonsuz okyanusuna salıverelim; ya Sabır, ya Rahîm, ya Latîf, ya Vedûd... İlle de “La havle vela guvvete illa billah...” *Ne kadar zor olsa da -yıllardır unuttuğumuz- akşam esenliklerini kendimize de, çevremizdekilere de çok görmeyelim; günü son bir tebessümle hayırlar, güzellikler, esenlikler dileyerek bitirelim. *Gece sükûn limanına yaklaşırken, çevremizi günün kalan son coşkusuyla iyi akşamlar, iyi geceler, sabah görüşmek ümit ve dilekleriyle şenlendirelim. Sizleri bu günden sonra; günaydınlar, selamlar, buyrunlar, lütfenler, efendimler, özürler, sabırlar, saygılar ve sevgilerle örülü bir hayatı yeşertmeye davet ediyorum. Kolaydır ve mümkündür! Zaten bize ait olan, fakat kaybolmaya yüz tutmuş bu değerleri yeniden ihya edebilirsek, hayatın hepimiz için daha kolay ve daha huzurlu geçtiğini göreceğiz! İhtiyacımız olan sadece bir tutam huzur.

Tuzla İçmeler’de ikamet eden, 5 yaşındaki Yunus Emre, 2 yasındayken geçirdiği havale sonucu %99 engelli olmuş. UYGAD Başkanı ve Mercek Haber Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mehmet Derviş Canbekli’nin “Ölüme Terk Edilen Çocuk” haberinden sonra engelli menajeri Serdar Kurtuluş olayı Zeytinburnu’na taşıdı. Derya Akkılıç ve gazeteci Mehmet Alpay’ın birlikte organize ettikleri yardım gecesine katılım yüksek oldu. Organizasyon adına Derya Akkılıç konuşmasında katılımcılara verdiği desteklerden

dolayı teşekkür ederken, Yunus Emre’nin yüzündeki tebessüm her şeye değer. Yardımlarınızdan dolayı katılımcılarımıza teşekkür ederiz” dedi. Gazeteci Mehmet Alpay sunumuyla, Rumeli Türküleri Sanatçısı Salih Can, fantezi ve THM sanatçısı Hürkan ve Sıra gecelerinin ünlü türkücüsü Mehmet Çimen şarkı ve türküleriyle geceye renk kattı. Programa katlısı bulunan sanatçı ve destekçilere günün anısına birer teşekkür plaketi verildikten sonra Yunus Emre’ye toplanan yardımlar ailesine takdim edildi.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ AYDINLATMAK ADINA

Üç�Aylar�ve��Regaib�Kandiliniz�

MÜBAREK OLSUN


GÜÇLÜ BİR

TÜRKiYE İÇİN

kararımız

ÜÇ AYLAR VE REGAiB KANDiLiNiZ MÜBAREK OLSUN FAZLI KILIÇ

KAĞITHANE BELEDiYE BAŞKANI


6

Yerel Gündem “Türkiye’nin vesayet odaklarını yerle yeksan edecek bir sürecin habercisi olarak gördüğüm 16 Nisan referandumu, bizi tarihi bir sorumluluğun yüküne ortak olmaya davet ediyor.”

»İdris Şekerci Eğitim-Bir-Sen İst. 6 Nolu Şube Başkanı

Duruşumuz Net, Tercihimiz EVET! İnsanın tercihleri durduğu yeri gösteren belirleyici bir unsur olur çoğu zaman. Geleceği ise bu bağlamda bakıldığında tercihleri ile şekillenir. Tercihlerimiz veya aldığımız kararlar bizi ya istikamete ulaştırır ya da istikametten uzaklaştırır. Hepimizin hafızasında bir şekilde yer bulmuş şu hadis bize istikametin adresini veriyor; “Haram bellidir helal bellidir; Fakat bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu belli olmayan) bir takım şüpheli şeyler vardır. Pek çok kimse onları bilemez...” Tam da ne olduğunu bilemediğimiz zamanlarda istikameti ararken atacağınız adıma kuracağımız cümleye ve alacağımız karara dikkat ederiz. Acaba bu kararım kimin işine yarar?! Hikmetini anlamaya matuf bu soru girift sorunlarla karşılaştığımızda imdadımıza yetişir. İşte böylesi durumlarda karşılaştığınızda hısımlarımıza ve hasımlarımıza bakarız. Hısımlarımızın kanaatleri kadar hasımlarımızın söyledikleri de önem arz eder bu kritik süreçlerde. İmamı Şafi, eğri ile doğrunun hak ile batılın birbirine karıştığı fitne zamanlarında nasıl hareket etmeliyiz diye soran talebelerine; “Hasmınızın okunu takip edin; O sizi istikamete/hak ehline götürür!” diyerek zor zamanlarda nasıl hareket etmemiz gerektiğini öğretir bize. Türkiye’de son yıllarda her seçim süreci hayat/memat meselesi olarak gündemimizi meşgul etmiştir. Bir türlü hayatın akışı içerisinde olağan bir hal üzere ülkeyi idare edecek siyasi kadroların belirlendiği normal bir seçim olmadı son süreçte. Bu ülkenin asli unsuru olan milletin tercihleri, her geçen gün devleti milletindin rengine boyadıkça seçimler daha da hayati bir önem arz eder oldu. Statükonun beka garantisi olarak gördüğü cumhurbaşkanlığı, her dönem -hele bir de sivil talep olursa- kimin seçileceği söz konusu olduğunda hep sorun oldu bu ülkede. Ali Fuat Başgil’in hangi kaygıyla adaylıktan vazgeçtiğini, “Sana alışamadık!” itirazları ile tartışılan Özal’ın Cumhurbaşkanlığı sürecini ve en son Abdullah Gül’ün, şark kurnazlığı ile 367 dayatması sonucu olarak cumhurbaşkanı seçilemeyişini, arkasından gelen 27 Nisan e-muhtırasını hatırlayalım. Erken seçim kararıyla, milletin hakemliği bu statükocu direnci kırdı da öylece seçilebildi Abdullah Gül.

Cumhurbaşkanının halka seçtirilmesi fikri ise bugün anlaşılıyor ki; “Söz de karar da milletindir!” iddiasının gerçekleştirilmesine dönük en önemli adımdır. Sayın cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkoyu ile seçilmesi, “cumhur” olan milletin, artık sözden karara evrilen asli unsur olmanın mücadelesinin ikinci hamlesi oluyordu. Sayın Davutoğlu ile Sayın Erdoğan’ın birlikte çalıştığı dönemde yaşananlar; bir hastalık ile karşılaştığımızda ortaya konan tedavinin mutlaka yan etkilerinin olacağına ilişkin iyi bir tecrübedir. Bir taraftan halkın seçtiği Başbakan, diğer taraftan halkın seçtiği Cumhurbaşkanı. Seçimle meşruiyet elde eden iki dinamik makam. Ve yaşananlar hala hafızalarda canlı. Peki, bu sorun yeni miydi? Elbette ki hayır! Cumhuriyetin ilanından beri alçalan ve yükselen bir trend ile hep yaşadık bu sorunu. Bu sebeptendir ki;1969 yılında merhum Erbakan, Milli Nizam Partisi seçim beyannamesinde çözüme dair Başkanlık Sistemini gündeme getirdi. Özal’ın da sürekli savunduğu Demirel’in dil ucuyla da olsa sitayişle bahsettiği, Sayın Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında bir çözüm yolu olarak önerdiği bu sistem, bugün, “cumhur” olarak milletin tercihinin esas alındığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak önümüzde durmaktadır. Milli Şeflik döneminde “açık oy gizli tasnif” ile Türkiye’yi yöneten CHP’nin neden hayır dediğini anlıyoruz; Allah’ın ismini ağzına almaktan kaçınan o Milli Şef’lerini uyardıklarında “Haydi Allah ısmarladık!” diyerek yasak savan tutumlarını hatırlatan Kılıçdaroğlu’nun, “hayırda hayır vardır!” tekerlemesi ile düştüğü komik durumu da anlıyoruz. Lakin payitaht dizisi ile tekrar bize feraset ve basiret abidesi Abdülhamit’in, “Bir konuda karar vereceğim vakit Avrupalı elçileri çağırır fikirlerini sorarım ne düşünüyorlarsa tersini yaparım!” sözünü idrak edememiş, hasımları ile aynı karede buluşan hısımlarımızı anlayamıyorum. Türkiye’nin vesayet odaklarını yerle yeksan edecek bir sürecin habercisi olarak gördüğüm 16 Nisan referandumu, bizi tarihi bir sorumluluğun yüküne ortak olmaya davet ediyor. EVET! Duruşumuz Net Kararımız Evet Olsun!

Mart 2017

Güçlü Ekonomi

için “Evet” Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç tarafından her yıl geleneksel olarak yapılan esnaf ziyaretleri ve Halk Meclisi Toplantıları devam ediyor. AK Parti Kağıthane İlçe Başkanı Faruk Gökkuş’ta toplantılara eşlik ediyor.

Gittiği iş yerlerinde esnafların talep ve önerilerini değerlendiren Başkan Kılıç ayrıca Kağıthane’deki mevcut çalışmaları ve ülke gündemine ilişkin düşüncelerini esnafla paylaştı. Yatırımcının istikrar aradığını ve istikrarın kalıcı hale gelmesi için Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin şart olduğunu dile getiren Başkan Kılıç ilçe esnafıyla referandum sürecini değerlendirdi. Başkan Kılıç; ‘’2001 yılında Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Ecevit arasında yaşanan anayasa kitapçığı fırlatma meselesi yüzünden bir gecede borsa çöktü, döviz fırladı. Türk Lirası bir gecede % 40’a varan değer kaybetti. Kağıthane’de birçok esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmıştı. Esnafın borcu bir gecede yarı yarıya arttı. Bunun nedeni elbette ki Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasındaki çift başlılıktı. Bu çift başlılığı tamamen ortadan kaldırmak, istikrarı kalıcı hale getirmek için yani güçlü ekonomi için 16 Nisan’da ‘evet’ diyelim.’’ şeklinde konuştu. Gündüz saatlerinde Mahalle esnafını gezen ve işyeri sahipleriyle birebir görüşen Başkan Fazlı Kılıç, akşam da Mahallesi sakinleri ile bir araya geliyor. Vatandaşın istek ve önerilerini birinci ağızdan dinleyen Başkan Fazlı Kılıç,

ilçedeki mevcut ve yeni dönem çalışmaları hakkında da bilgi verdi. İMAR BONUSU FIRSATINI KAÇIRMAYIN İlçedeki kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında konuşan Başkan Fazlı Kılıç; ‘’Kağıthane’nin %60’ı yani 107 bin bağımsız bölüm yenilendi. Olası bir depremde can ve mal kaybının önüne geçmek için kentsel dönüşüme hız kesmeden devam ediyoruz. Vatandaş eğer binasını tek başına yenilemek isterse ona imar artışı vermiyoruz ama komşularıyla birlikte birkaç binadan oluşan ada bazlı kentsel dönüşüm yaptırmak isterse ona biz de %30’luk bir imar bonusu veriyoruz. Hem bu sayede ev sahipleri kendi otopark ve çocuk parklarına da sahip oluyorlar. İmar bonusu fırsatını kaçırmayın’’ dedi. GELECEĞİMİZİ DÜŞÜNELİM Önemli olanın gelecek nesillere işlevsel bir sistem bırakmak olduğunu belirten Başkan Fazlı Kılıç; ‘’ Geçmiş, cumhurbaşkanlarıyla başbakanların çekişmelerine şahit oldu. Bunun bedelini de millet ödedi. Bu çift başlılığı ortadan kaldırarak geleceğe çekişmelerden uzak günler miras bırakalım. Cumhurbaşkanlığı Sistemiyle 2023 yılında dünyanın en güçlü 10 ülkesinden biri olma yolundaki hedefimize daha da yaklaşacağız.’’ dedi.


EĞİTİCİ ve ZEKA GELİŞTİRİCİ EĞLENCELİ OYUNLAR

GO Strateji ve Zeka Oyunu

Koridor Stratejik Zeka ve Akıl Oyunu

Abolone - Strateji ve Zeka Oyunu

Brain Storm Zeka ve Akıl Oyunu

Ne Kadar Zekisin Oyunu - Ahşap

Penguins (Penguenler) Zeka Oyunu

Klikko - Hayel Gücü Geliştirici ve Eğitici Oyun

Skippity Zeka Oyunu

Adres : Piyalepaşa Mah. Okul Sk. No:13/A (Piripaşa İlkokulu Karşısı) Beyoğlu / İSTANBUL e-posta : bilgi@busekitap.com Gsm : 0507 539 34 49

www.busekitap.com

Pentago IQ CAR - Zihin Geliştirme Mangala Strateji ve Zeka Oyunu ve Odaklaşma Oyunu Zeka ve Akıl Oyunu

Road Blok Hırsız - Polis Zeka Oyunu

Bingo - Hedef 4 Strateji ve Zeka Oyunu

Hanoi Kuleleri Zeka ve Makematik Oyunu

Dedemin Evi Zeka Geliştirme Oyunu

UZAKTAN EĞİTİM SERTİFİKA PROGRAMLARIMIZ

Zeka Oyunları Satranç Yaratıcı Drama Eğitmenlik Proğramı Eğitmenlik Proğramı Eğitmenlik Proğramı

Stanford Binet Zekâ WİSC-R Zeka Testi Testi Uygulayıcı Belgesi Uygulayıcı Belgesi

Tiyatro Eğitmenliği

Çocuk Gelişimi Eğitimleri

Hızlı Okuma Uygulayıcı Eğitimi

Aile Danışmanlığı Eğitimi

Masa Tenisi Eğitmenliği

İşaret Dili ve Eğitmenlik Belgesi

Mental Aritmetik Öğrenci Koçluğu Eğitmenlik Proğramı Eğitim Danışmanlığı

Etkili Mülakat Teknikleri Eğitimi

Kişisel Gelişim Programı

SERTİFİKALARIMIZ DEVLET ÜNİVERSİTESİNDEN ONAYLI OLUP, M.E.B.’de GEÇERLİDİR. Not: Dernek ve Vakıf Üniversitelerinin vermiş oldukları sertifikalar devlet kurumlarında geçerli değildir.

Adres : Piyalepaşa Mah. Okul Sk. No:13/A Beyoğlu / İSTANBUL e-posta : info@busekitapakademi.com Gsm : 0507 539 34 49

www.busekitapakademi.com


8

Yerel Gündem “Ey oğlum, gözümün nuru muradım, zabit efendiye selam söyle. Biz kurbanlık koçları kınalar, öyle kurban ederiz. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen İsmail’sin. Sen orada şehit olacaksın İnşallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim diyen ANA anlatır.”

Mart 2017

Erbakan Hoca

Unutulmadı

Bize Çanakkale’yi Kim Anlatır?

Anadolu Gençlik Derneği Kağıthane Şubesi, Erbakan Hocamızın 6.Sene-i Devriyesi münasebetiyle 24 Şubat Cuma günü Saat:20.30’da Kağıthane Kültür Merkezi Nikah Salonunda anma programı düzenlendi.

Hepimizin bildiği gibi Çanakkale Savaşı 1.Dünya Savaşının bir cephesi olarak lanse edilmektedir. 1914-1918 yılları arasındaki bu savaşa bir dünya savaşı dememiz gerçekçi değildir. Çünkü dünyanın % 82’sinin batılı devletlerin işgalinde olduğu bu dönemde Avrupa devletleri arasındaki bu mücadele/ sömürgecilik ve açgözlülük savaşına 1.paylaşım savaşı dersek daha gerçekçi oluruz.

Yoğun bir katılımın olduğu programa Tarihçi Yazar Ekrem Şama, Saadet Partisi İlçe Başkanı Halid Özgür Atak, AGD Kağıthane İlçe Başkanı Cihan Koçyiğit, Kağıthane Belediye Başkan Yardımcısı M. Oğuz Toktekin, Kağıthane Halk Eğitim Müdürü Hüseyin Çömlek, Hasbahçe Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ayetullah Coşkun, Mehmet Akif Mahallesi Muhtarı Ali Osman Tunç, STK Başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

»Abid Yaşaroğlu

1.Paylaşım savaşında İtilaf devletlerinin Rusya’ya yardım ve İstanbul’u alarak bizi savaşın dışına itmek amacıyla açtıkları bu cephede durumu gözden geçirirsek görürüz ki burada birbirine denk en azından yakın iki kuvvetin çatışması değil, birbirleri arasında ekonomik ve malzeme yönün den uçurumlar olan iki gücün çatışması vardır. Bir tarafta yenilmez ve mağrur İngiltere’nin başkanlığındaki İtilaf kuvvetleri. İtilaf güçleri zaferlerinden o derece emindirler ki “İngiliz hükümetinin Akdeniz’deki filo komutanı Amiral Korden savaş başladıktan sonra 2 Mart 1915 tarihinde Londra’ya çektiği telgrafta şunları söylemektedir: “Havalar müsait gittiği takdirde iki hafta sonra İstanbul’da olabileceğimizi ümit ediyorum.” İngiltere’nin savaş Bakanı Lord Kitchener ise zaferden o kadar emindir ki Hamilton’a çektiği bir telgrafta “Gelibolu şehrinin karşısında bir denizaltı su yüzüne fırlayıp İngiliz sancağını üç defa sallasa yarımadadaki bütün Türk garnizonu tabanları yağlayıp soluğu Bolayır’da alır” diyordu. Hamilton’un hedefi ise daha büyüktür. Hamilton hareketten önce Limni adasında askerlere şöyle hitap edecektir; Türkleri yalnız İstanbul’dan değil Anadolu’dan söküp atacaksınız. Peki, ARADAKİ BU MUAZZAM FARKA RAĞMEN bu beklenmeyen zafer nasıl kazanılmıştır. Bunu bize kim açıklayabilir veya BİZE ÇANAKKALEYİ KİM ANLATIR. Rakamlar bu olağanüstü zaferi bize anlatamaz ama;

görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler ise Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar” diyen M. Kemal anlatır. -“Çanakkale Savaşının bütün şiddeti ile devam ettiği günlerden birindeyiz. Bir ara yanımda bir ayak sesi duyar gibi oldum. Geri dönünce Ali Çavuş ile karşılaştım. Sapsarı olmuş yüzünde müthiş bir ızdırap okunuyordu. Sol kolu bileğinin dört parmak kadar üzerinden aldığı bir isabetle tamamen kopacak hale gelmişti. Eli yere düşmekten ancak zayıf bir deri parçası alıkoymakta idi. Sağ elindeki çakıyı bana uzatarak “Şunu kesiver komutanım” dedi. Bu üç kelimelik cümle öyle müthiş bir istek, öyle bir mecburiyet içeriyordu ki, gayri ihtiyari çakıyı alarak derinin ucunda sallanan eli kolundan ayırdım... “Üzülme Ali Çavuş, Allah vücuduna sağlık versin” diye mırıldandım... Birden bire doğruldu ve sert bir hareketle kolunu fırlatıp attıktan sonra “Zararı yok. Millet sağ olsun. Bana bir kol da yeter” dedi ve süratle savaş alanına doğru uzaklaştı“ diyen 21.Piyade Alayı 1.Bölük Komutanı Albay Saib Avcı anlatır. -“Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar ayakta kalamaz. Sadece bu gün 1.800 şarapnel attık. Aylardan beri gemilerimiz gece–gündüz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri Cenab-ı Allah’larından ayırmak için başka ne yapılabilir. Bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etmiştir. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz, gökten inen güçleri müşahede ettik” diyen General Hamilton anlatır.

-“Ey oğlum, gözümün nuru muradım, zabit efendiye selam söyle. Biz kurbanlık koçları kınalar, öyle kurban ederiz. Sen dört kardeşin arasında kurbansın. Sen İsmail’sin. Sen orada şehit olacaksın İnşallah. Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa, ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim” diyen ANA anlatır.

-Askerimizi anlatırken; “Taş üzerinde yatıyor, güneşe, fırtınalara, soğuğa ve yağmura karşı korumasız çamur ve toz içinde günler geçiriyor, fakat dünyanın bütün vasıta ve imkânlarına sahip düşmanları ile aslanlar gibi dövüşüyordu. Arkalarında fakir bir vatan toprağı duran bu insanlar, savaş boyunca birer kahramandılar. Ölüme bu kadar gülerek giden başka bir millet yoktur. Allah adını, yürekten tekrarlayarak saldırganın üzerine atılıyorlardı” diyen Liman Von Sanders anlatır.

-Bomba Sırtı mevkiinde “Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına dövüşüyor. İkinciler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni

Evet, Çanakkale’nin üzerinden 102 yıl geçti ama bugün tüm İslam dünyası bir Çanakkale, bir Kerbela. Mazlumlarda değişmedi, zalimlerde. Çanakkale bitmedi sadece nöbeti devralanlar değişti. Biz iman ediyoruz ki Allah, yolunda mücadele edenlerin yanındadır.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını AGD Kağıthane Şubesi Başkanı Cihan Koçyiğit yaptı. Koçyiğit, “Davamızın lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı rahmetle ve minnetle anıyoruz. Allah rahmet etsin mekânı cennet olsun. Toplu iğne yapmayı bile hayal edemezken motor yapan, ilk yerli otomobili yapan, emperyalizme, siyonizm’e kafa tutan bir liderdir Erbakan. Hayat iman ve cihad düsturunu kendine yol edinen bizlere örnek olan bir liderdir Erbakan. Bu milletin külünü üfledi, imanını ortaya çıkardı. Bazıları gibi sadece kitap yazmadı takvasıyla, ilmiyle ferasetiyle, dirayetiyle ümmetin uyanışına vesile oldu. “Bir milletin asıl gücü topu, tankı, tüfeği değil imanlı ve inançlı evlatlarıdır“ diyerek bu davanın maddi güçle değil Allah’ın yardımıyla yürüdüğünü öğretti, o hep haklı çıktı. Onun yolu kuran ve sünnet yoluydu. Biz sadece senin adını anmıyoruz senin yolundan gidiyoruz. Yaşanabilir Türkiye, yeniden büyük Türkiye, yeni bir dünyanın kurulması için bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz” dedi. Daha sonra kürsüye gelen Saadet Partisi Kağıthane İlçe Başkanı Halid Özgür Atak, ”Erbakan hoca yalnız bizim değerimiz değil bütün Türkiye’nin bütün İslam Coğrafyasının hatta insanlığın ortak değeri idi. Onun hedefinde 7 milyar insanın saadeti

vardı. Hep onu söylerdi. Bütün dünyanın Saadeti için derdi. Sabır küpü, cihad küpü idi. Yılmadı bütün ömrünü davasına adadı. Hocamıza çelmeler taktılar, ittiler, düşürdüler. Yılmadı kalktı tekrar yoluna devam etti. Parti üstüne partileri kapatıldı. Yılmadı beşinci partisini kurdu. Dünyayı karşısına alacak kadar aslan yürekli idi. Ama küçük bir kız çocuğunun kamyonet arkasından yalın ayak koşmasını anlatırken de gözlerinden yaş akıtacak kadar merhamet dolu idi. Hedefleri büyüktü. İslam Birliğinden bahsederdi. Kurdu da. Adil ekonomik düzenden bahsederdi. İlk adımını havuz projesini-denk bütçeyi kurarak olabileceğini ispatladı. İnancın, azmin zaferini Müslümanlara müjde, Siyonizm’e de korku olarak sundu. Hep malı ile canı ile mücadele eden bir Müslüman olarak anılmak isterim derdi öyle de oldu. Bugün milyonlar Mücahit Erbakan diye anıyor onu. Ne mutlu onun izinden gidenlere ne mutlu onun davasına sahip çıkanlara” dedi. Programa konuşmacı olarak katılan ve Erbakan hocanın yakın arkadaşlarından Tarihçi Yazar Ekrem Şama Prof. Dr.Necmettin Erbakan ile yaşadıklarını, yaşantısını, siyasetini ve kişiliğini anlattı. Dünyadaki Müslümanlarının düştüğü durumlara değinen Şama, birlikten ve beraberlikten bahsetti. Erbakan hoca 50 yıldır şöyle yaparsanız böyle olur, şunu yapmazsanız böyle olur diye anlattı. Ferasetli bir lidermiş, ileri gören bir insanmış. Ama maalesef yapma dedikleri yapıldı. Yap dedikleri yapılmadı. İşte Müslümanların geldiği durum ortada. Hocamızı her zaman anlatmaya çalışacağız, anlamaya çalışacağız ve anacağız” dedi. Program, slayt gösterimi ve Prof. Dr.Necmettin Erbakan hocamıza yapılan duaların ardından sona erdi.


Mart 2017

9

Kültür & Sanat

Kitap Kahvesi

Kavacık Şubesi Açıldı Kitap Kahvesi 4.Levent’den sonra ikinci şubesini Kavacık Beykoz’da açtı. Kitap Kahvesi ortaklarından Hasan Kaya ile Kitap Kahvesini ve hizmetlerini konuştuk…

Kültür-Sanat Etkinlikleriniz devam edecek mi? Geçen sene başlattığımız kültür etkinlikleri bu sene de devam edecekti ama bu şube açılışı dolayısıyla ertelemek zorunda kaldık. Bu sene de birkaç yazarımız geldi. Şafak Alka hanımla Ücretsiz Kişisel Gelişim Seminerleri verdik. Bu seminerler halka açık ve “Duygularımı Nasıl Yönetirim” konusu altında yapıldı. Bazen öğretmen arkadaşlarımızla kendi aramızda edebiyat sohbetler yapıyoruz, öğrencilerden de katılan oluyor.

İş bölümünü nasıl yapıyorsunuz? Kitap Kahvesinde herkesin bir görevi var. Salih Aras yayınevi işine bakıyor. Babıali ile Kitap Kahvesi arasında koşturur ama genelde şirket içerisinde olur. Mehmet Ali Kaşıkçı ortaokulları ben ise liseleri ziyaret ediyorum. İkimiz satış ve pazarlamaya bakıyoruz. Kavacık şubesini açtık. Ben daha çok Kavacık Şubesinde oluyorum. Okullara tanıtıma gidiyoruz ben Beykoz’da. Mehmet Ali Kağıthane, Sarıyer, Beşiktaş çevrelerini dolaşıyor.

Kitap Kahvesi nedir? Kitap Kahvesi üç arkadaşın yıllardan beri hayal ettiği; bir tarafta kitaplar okunsun, bir tarafta çay-kahve içilsin ve bir tarafta edebiyat sohbetleri yapılsın düşüncesi ile yola çıktığı bir projedir. 4.Levent’te iki senedir varız. Kitap Kahvesine bir kitapevinden çok kültür merkezi diyebiliriz. Bunun sebebi de edebiyat ve tarih sohbetlerinin olması, öğrencilerin çok rağbet göstermesi, kitap üyeliklerimizin olması ve çay-kahve eşliğinde ücretsiz kitap okunmasıdır. Kitap üyeliklerimiz daha çok öğrenci ağırlıklıdır.

Kitap Kahvesi Ortakları kimlerdir? Kitap Kahvesi ortaklığı yıllardır arkadaş olduğumuz Salih Aras, Mehmet Ali Kaşıkçı ve Hasan Kaya’dan oluşmaktadır. Salih Aras yayıncıdır. Yıllardır Akademik Yayınlarda hizmet ediyordu. Mehmet Ali ve ben daha önce okullarda pazarlama işi yapıyorduk. Üç arkadaş bir araya geldik böyle bir yer açtık. Her kitapçının hayalidir bir Kitap Kafe açmak. Biz de bu hayali gerçekleştirmiş olduk.

Geçen sene Kağıthane’deki yazar öğretmenlerden her ay bir kişiye belli bir konu üzerinden söyleşiler gerçekleştirdik. Söyleşiler soru-cevap şeklince geçti. Sıcak ve samimi bir ortam oluştu. Kitap kahvesinde çay var sohbet var herkesi bekleriz. Kavacık Şubesi nasıl olacak? Kitap Kahvesi 4.Levent Şubesinde verdiğimiz hizmetlerin aynısını burda da vereceğiz. Bölgeye yabancıyız ama ne kadar başarılı oluruz tam bilmiyoruz. Buranın diğer şubeden farkı üniversiteye yakın olması. Bu olumlu mu olacak olumsuz mu olacak zamanla göreceğiz. İnşallah olumlu olur. 4.Levet’te genelde ortaokul ve lise öğrencileri ziyaret ediyordu. Burda üniversite öğrencileri ziyaret ediyor. İşimiz biraz daha zor ve biz de bunun bilincindeyiz ve ona göre çalışıyoruz. İnternet Üzerinden kitap satışınız var mı? İnternet üzerinden satış yapmıyoruz. O ayrı bir iş. Onun için farklı bir ekip kurmak gerekiyor, sürekli ilgilenmek gerekiyor. Biz perakende satış yapıyoruz.

Kitap Kahvesinde ne gibi hizmetler vermektesiniz? Bizim en büyük sıkıntımız kitabın pahalı olması. İhtiyaç sıralamasında maalesef en son sırada olur kitap. Genelde şöyle olur evin ihtiyaçlarını ve giderlerini karşılarsın para kalırsa kitap alırsın. Biz bunu nasıl çözeriz dedik. Bir kitap kulübü, kitap üyeliği açtık. Kulübe üye olup bir ay boyunca 25 TL veriyorsunuz ve sınırsız kitap okuyorsunuz. Evinize götürebilirsiniz, isterseniz kafede okuyabilir ücretsiz çay içebilirsiniz. Yani ayda 4-5 kitap okuyan için avantajlı oluyor. Bir kitap 5 TL’ye gelmiş oluyor. 4.Levent Şubesinde 90 üyemiz var aynısını Kavacık Şubesinde de yapacağız. Bunun dışında Dil Kurslarımız var. Biri Genel İngilizce diğeri TOEFL olmak üzere İki sınıf açtık. İhtiyaca göre hizmet veriyoruz.

Yayıncılık için neler söylemek istersiniz? Kitap Kahvesi aynı zamanda yayıncılıkta yapıyor. Biz bulunduğumuz bölgedeki öğretmen ve öğrencilerden yazar ve şair potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefledik. Bölgesel kitapçıyız diyebiliz. Kağıthane’de okumuş yaşamış insanların kitaplarını yayınlamayı hedefledik. Örneğin değerli yazarlarımızdan İlhan Kurt, Abid Yaşaroğlu ve Şafak Alka’nın kitaplarını çıkardık ve söyleşiler yaptık. Beykoz da aynı hedeflerimiz var. Kitap Kahvesinde hedefiniz nedir? Kitap Kahvesine her gelenin memnun ayrılmasını hedefliyoruz. Bir defa gelen bir daha gelsin istiyoruz. Müdavimi olsun istiyoruz. Bölge de kitap dendiği zaman Kitap Kahvesi akla gelsin istiyoruz. Çok büyüyüp şubeleşme taraftarı değiliz. Kavacık Şubesini de yakınlığı dolayısı ile tercih ettik. Bir şubemiz köprüden önce son çıkış, diğeri de köprüden sonraki ilk çıkış oldu. Hakkımızda hayırlısı olsun.

Kitap sizce neden pahalı? Birinci etken; Türkiye’de kâğıt fabrikası yok. Kâğıt yurt dışından geliyor. İkinci etken kitabın ihtiyaç sıralamasında en sonda olmasıdır. Sabah kalkınca kitap almalıyım dese insan fiyatına bakmaz ki. Türkiye’de kitap okuma oranı değil de kitap satış oranı düşük. Çünkü bir kitap satın alıyorsunuz okuduktan sonra başka birine veriyorsunuz o da okuyor. Yani bir kitabı 3-4 kişi okuyor. Kitaplar az satıldığı için fiyatlar yüksek. Bir şeye talep az olursa fiyatlar da ona göre pahalı oluyor. Sizce Türkiye’de okuma oranı nasıl? Türkiye’de kitap okuma oranı her geçen gün artıyor. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığının 100 Temel Eser projesi buna en büyük etken. Daha ilkokuldan çocuklarımıza kitap tavsiyeleri ile okuma alışkanlığı arttırılmış oluyor. Okullarda yazarlar projesi de okuma oranın artmasında etkili olmuştur. Son olarak okuyucularımız için neler söylemek istersiniz? Okumak yazmak kadar büyük bir erdem. Bir ihtiyaç. Bunun bir ihtiyaç olduğunu okudukça anlıyorsunuz. Okumazsanız anlayamıyorsunuz. Bilgiye sahip olmak önemli bir şey. Bu bir ayrıcalık. Belki kitap pahalı ama biz bunları üyelik sistemi yaparak önüne geçmeye çalışıyoruz. Bizim ülke olarak okumaya çok ihtiyacımız var. Öğrenmeye ve bilgiye de çok ihtiyacımız var. Okusunlar diyorum. Kitap Kahvesi’ne bekliyoruz diyorum.

Kitap Kahvesi İrtibat: Kitap Kahvesi 4.Levent: Sultan Selim Mahallesi, Eski Büyükdere Caddesi, No:21 4. Levent Kağıthane / İstanbul Telefon: 0212 512 70 10 Kitap Kahvesi Kavacık: Fatih Sultan Mehmet Cad. Kavacık Mah. Otağcı Sok. No:5 Kavacık Beykoz / İstanbul Telefon: 0216 693 06 00


10

Eğitim “Hem kendimizin ruh ve beden sağlığı için hem de çocuklarımızın sağlıklı bir çocukluk geçirebilmesi için özel de toprağa genel de ise doğaya ihtiyacımız var. Gazetemizin adında var olan ve bize de şehrin içinde bir cennet bahçesi gibi sunulan “Hasbahçe” bu tanışma için birinci adım olabilir!”

»Erdoğan Ergin

Toprak, Doğa ve Çocuk Bu hafta memleketim olan Kastamonu’ya gitmek nasip oldu. Çocuklarımla birlikte akrabalarımı ziyaret ettik. Bir de onların doğa ile hemhal olmasını izleme fırsatı elde ettim. Çocukluk yıllarımın geçtiği köy evinde gözümün önüne bolca çocukluk yaşantılarım da geldi. Doğa ile iç içe büyümenin tüm faydalarını yaşadığımı fark etmemi sağladı bu gezinti. İnsan doğanın vazgeçilmez bir parçası olarak ondan ne kadar uzaklaşırsa özünden de o kadar uzaklaşmış oluyor. Çamurdan gelme olan insan, çamurdan uzaklaştıkça kendi doğasına aykırı bir yapıya bürünüyor. Ham maddesi toprak olan insan yapaylaştıkça, fıtratının da dışına doğru taşıyor. Doğarken kendisine yüklenmiş olan tüm güzel kodları, doğadan uzaklaşıp yapaylaştıkça yapay kodlarla fıtratına aykırı bir yapıya büründürüyor. Doğa ile tanışması ile birlikte ise fıtratındaki tüm iyilikler yeniden can buluyor. En basit tabiri ile ayakları toprağa değen insan üzerindeki tüm olumsuzlukları bir anda toprağa bırakıyor. Çağımız ilerledikçe toprağın faydasını anlamamız gerekirken ondan uzaklaşarak ruh iklimimizi de şehrin betonlarının içinde bir kalıp betona çeviriyor olmamız da bunun en ilginç yanı olsa gerek. Bunu anlamak için kısa bir süre doğa ile iç içe yaşamamız yeterli olacaktır. Çocuğun da öğrenme süreçlerinde doğanın çok büyük faydası var. Tüm yapay ve sıradan olan oyun ve oyuncaklardan kurtulup kendini doğanın kucağına bırakan çocuk o kadar doğal ve yaratıcı bir boyuta geçebiliyor. Oyunları daha insancıl ve fıtrata uygun hale geliyor. Sanki hamurunda bulunan tüm iyilikler tekrar ortaya çıkıyor.

Çağın ona sunmuş olduğu “tüket” mantığından, kodlarımızın içinde bulunan “üret” mantığına istemsiz olarak geçiş gerçekleşiyor. Sadece bu kadarla da kalmıyor bu buluşma… Çocuğun üzerinde bulunan tüm olumsuz duygu ve düşüncelerde bir anda toprağa karışıveriyor. Toprak çocuğun yeniden kendisi ile tanışmasına fırsat veriyor. Bardağın hangi tarafına bakmamızı öğreten modern eğitim anlayışından, bardağın varlığına şükreden bir doğal eğitim süreci ile karşılaşıyor çocuk. Bu haliyle daha mutlu bir çocuk modeli önümüzde duruyor. Çocuklarında ki davranış bozukluklarından, hırçınlıklarından, huysuzluklarından ve hatta dil gelişiminden şikâyet eden aileler önüme geldikçe, “keşke, doğa ile buluşabilecek vakitleri olabilseydi” cümlesi içimde büyüdükçe büyüyor. Maalesef, yaşam bana bu ebeveynlerin o kadar vakitlerinin de olmadıklarını gösterdi. Hafta sonlarını dahi modernizmin yapay kollarına teslim eden aileler, çocuklarını bir piknik yerine dahi götürmeyi sıradan buluyorlar. Sinema, alışveriş merkezi, dil ve ders kursları daha modern geliyor, çocuğun doğanın içinde çamur oynamasından. Oysaki yaşamın gerçek döngüsünde çocuğun merkezine oyun yerleştirilmeli. Oyunun merkezine de doğa… Özetin özetini yaparsak; hem kendimizin ruh ve beden sağlığı için hem de çocuklarımızın sağlıklı bir çocukluk geçirebilmesi için özel de toprağa genel de ise doğaya ihtiyacımız var. Gazetemizin adında var olan ve bize de şehrin içinde bir cennet bahçesi gibi sunulan “Hasbahçe” bu tanışma için birinci adım olabilir!

Yıl: 3 Sayı: 30 Mart 2017 50 Kuruş

İmtiyaz Sahibi ARS Garaj Sinem Arslan -------------------Sorumlu Yazı işleri Müdürü Ayetullah Coşkun -------------------Hukuk Sorumlusu Av. Muharrem Akçay

Görsel Tasarım www.beyinisleri.com -------------------Eğitim İdris Şekerci -------------------Basım Yeri Akademi Matbaa Tel: (212) 493 24 67

Kuruçeşme Mah. Adnan Saygun Cad. Çağla Sok. No:2/1 1.Ulus - Beşiktaş / İstanbul www.hasbahcegazetesi.com / info@hasbahcegazetesi.com Süreli Yerel Yayın

Reklam Rezervasyon için 0533 662 1343

Mart 2017

Geleceğin Yazarları

Kağıthane’de Yetişiyor Kağıthane İlçe Milli Eğitimin katkılarıyla sürdürülen Kağıthane Yazarlık Atölyesinin çalışmaları son hız devam ediyor. Bugüne kadar pek çok yazarı, şairi, gazeteciyi, yayınevi sahiplerini konuk eden atölye; Kağıthane Şehir Müzesi’nde cumartesi günleri saat 09:30 ile 12:30 arasında genç yazarlarını yetiştirmeye devam ediyor. Bugüne kadar atölyeye Hasbahçe Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ayetullah Coşkun, Şair ve Çocuk Hikâye Yazarı Erdoğan Ergin, Şair-Yazar Ahmet Çiçek ve Emre Miyasoğlu, Kağıthane İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü aynı zamanda Şair-Yazar İlhan Kurt, Yazar Doç.Dr. Şenel Karataş, Kitap Kahvesi ve Yayınevi Sahibi Hasan Kaya atölyeye teşrif ederek engin bilgilerini genç yazarlarla paylaşıp onlara bu yolda adeta ışık kaynağı oldu. Atölyenin koordinatörlüğünü Şair-Yazar Mehmet Akpınar yapıyor. Atölyeye gelen öğrencileri yedi güzel adamın ayak

izlerindeki kıpırdayan gölgelere benzettiğini söyleyen Akpınar, bu meşakkatli işi seve seve yaptığını belirtiyor. Gençlerin her biri yazma sevdalısı, bu yolda ilerleyebilmek için çok çabalıyor ve ustalarının sözünü dinleyerek kalemlerini geliştirmeye çalışıyorlar. Kalemlerini geliştirdikçe memleketimizin yarınları adına daha güzel işler yapabilmenin hayali içerisinde bu yolda emin adımlarla yürüyorlar. Haber: Burak Mustafa Ada


12

Yerel Gündem “Derhal Hollanda mallarını boykot havasına girmeden, karşı ülkenin de mukabele edebileceğini hatırda tutarak bir yol haritası belirlemek gerekiyor. Ülkemizin sivil güçlerini, Hollanda’nın Türkiye yatırımlarını Türk-Hollanda ortak iş alanlarının üreteceği ekonomik baskıyı Rutte üzerinde açıkça hissettirmeliyiz”

»Ahmet ÇAĞAN

Kırıp Dökmeden Aranan düşman nihayet bulundu, her seçim öncesinde murat edilen çatışma ortamı tesis edildi gibi söylemleri ağızlara tıkayan cevap nihayet geldi. AK Parti, Hollanda ve Almanya’da referandum sürecinde, kampanyalar kapsamında miting ve gösteri düzenlemeyecek. Rotterdam Konsolosluğumuza 30 metre kala Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın maruz kaldığı utanç verici muameleler haysiyet sahibi tüm ağızlardan aynı tepkiyle karşılandı. Avrupa, son yıllarda Polonya, Macaristan, Avusturya ve Fransa üzerinden siyasi arenaya güçlü biçimde yansıyan popülist, milliyetçi, yabancı ve İslam düşmanı, yer yer liberal demokrat değerlerin önerdiği dünya görüşlerine tepkili bir dip dalganın gücünü hissediyordu. Rekabetçi, global vizyonlu, yüksek eğitimli, şeffaflıktan ve demokrat değerlerden yana bir kısım Avrupalının etrafında dönüp duran yaşamı, kendi menfaatlerine aykırı gören bir nüfus var Avrupa’da. Gittikçe azalan kendi gelirlerinin sebebi olarak yabancı işçileri gören, etrafında kendi diliyle konuşmayan, adetlerine, davranışlarına ama özellikle düşük ücretlerle çalışmalarına fena halde içerlediği bir sınıfa duydukları kini, duygusal yaklaşımı ve hayal gücüyle daha da besleyen bir sınıfın sesi her gün daha gür çıkıyor. Hollanda Başbakanı Rutte, bıçak sırtı gördüğü seçimlerde milliyetçi oyların daha fazla Wilders’e kaymaması için tepki doğurması muhtemel her faaliyete karşı mesafeli yaklaşıyordu. Ama hiçbir bahane kendi toprağı sayılan elçiliğe, ülkenin bakanının girmesini engellemeyi mazur gösteremez. İnsanların üzerlerine atlı, sopalı polislerin sürüldüğü, köpeklerin göstericilere saldırtıldığı uğursuz bir gecenin bütün vebali Rutte’nin boynundadır. Neredeyse hep bir ağızdan Türkiye referandumuna karşı benzer tepkiler gösteren, iş PKK mitinglerine geldiğinde bunu özgürlük ve ifade hürriyeti kapsamında sayan Avrupa, saklayıp gizlemeden kartlarını açık oynuyor artık. 15 Temmuz sürecinde önce sessiz kalıp ardından hükümetin gücünü artırmak için kurgu bir darbe planladığını yüksek sesle dillendirmişlerdi. Özellikle Almanya temelinde, darbe girişiminin en önemli isimlerinin rahatça sığınma imkânı bulduğu ve medya üzerinden istedikleri propa-

gandaları yaparak kamuoyunu yönlendirebildiklerini görüyoruz. Faillerin ülkemize iade edilmesi talepleriyse iç hukuk sistemi ve yargı süreci denilerek savsaklanıyor. Kendilerini dost ve müttefik saydığımız ülkeler bu tavırlarla yaklaşıyorlar Türkiye’ye. Üstelik aynı ülkeler savaş gibi bir durumla karşılaşırsak eğer NATO dolayısıyla bizlerle aynı safta yer alacaklar. Yani canımızı birbirimize emanet edeceğimiz ülkeler gözlerimizin içine baka baka ne kadar içten pazarlıklı olduklarını ve güvenilmezliklerini sergilemekten geri durmuyorlar. Derhal Hollanda mallarını boykot havasına girmeden, karşı ülkenin de mukabele edebileceğini hatırda tutarak bir yol haritası belirlemek gerekiyor. Ülkemizin sivil güçlerini, Hollanda’nın Türkiye yatırımlarını Türk-Hollanda ortak iş alanlarının üreteceği ekonomik baskıyı Rutte üzerinde açıkça hissettirmeliyiz. Tabi bu arada eksik olduğumuz alanları da bir kez daha görme fırsatı karşımıza çıktı. Ciddi bir Türk nüfusunun bulunduğu Hollanda’da kamuoyunu etkilemede ne ölçüde kuvvetliyiz diye düşünmemiz gerekiyor. Orada yaşayan Fas’lıların aksine Türk nüfus son derece uyumlu ve örnek gösterilen bir kesimi oluşturuyor. Hollanda halkın genelinin memnun olduğu bu topluluğun istek ve tercihleri mutlaka siyasi platformlarda dikkate alınacak sonuçlar doğurma gücüne sahiptir. Her sene bir milyonu aşan bir turist nüfusuyla ülkemize ciddi katkı sağlayan bir ülke Hollanda. 20 milyar doları aşan enerjiden temizlik ürünlerine kadar geniş bir yelpazede yatırımları var topraklarımızda. Rusya’yla uçak krizinin yaralarını henüz tam manasıyla saramadığımız bir ortamda ekonomimizi daha da kırılgan hale getirecek kararlar almadan önce hesabımızı iyi yapmalıyız. Askerimiz sınır ötesi harekâtı önce Membiç’e oradan Rakka’ya doğru genişletmeye çalışırken, enerjimizi bir de küstah ve densiz Avrupa ülkeleriyle harcamak ne kadar işimize gelir diye düşünmeye ihtiyacımız var bugünlerde. Türk bir bakana gereken saygıyı hatırlatmanın devlet adamları ağzından çıkan sert sözlerden başka yolları da olduğunu hatırlamamız gerekiyor.

Mart 2017

Görme Engelli

Esma’nın Kur’an Aşkı Doğuştan yüzde yüz görme engeli olan Kağıthane Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 10. Sınıf öğrencisi Esma Torlak 1,5 yılda mors alfabesiyle Kuran-ı Kerim’i ezberleyerek hafız oldu. Küçük yaştan itibaren annesinin ve hocalarının yardımı ile Kuran’ı Kerim öğrenmeye başlayan Esma, bununla yetinmeyerek hafız olmaya karar verdi. Ailesinin, onun için özel olarak yaptırdığı kabartma Kuran-ı Kerimi el parmakları kanayıncaya kadar ayet ayet, sure sure ezberledi ve 13 yaşında kurra hafız oldu. Esma’nın bu engeli onu engel tanımaz yapmış. Her yıl düzenlenen İmam Hatip Liseleri Hafızlık ve Kuran-ı Kerim’i güzel okuma yarışmalarında dereceye giren Esma, ayet numaraları söylendiğinde veya ayet başı tekrar edildiğinde hemen o ayetin devamını getirebiliyor. Kabartmalı yazılardan dolayı parmakları kanamasına rağmen eğitimine ara vermeyen Esma, “Hiç bir zaman öğrenmekten vazgeçmediğini ve mukabelelerde, parmaklarının kanadığı sayfalara geldiğinde duygulanıp o günleri hatırladığını herkes sureyi unuttuğumu düşünüyor ancak ben unutmuyorum sadece parmaklarımın hali aklıma geliyor ve çok duygulanıyorum” dedi. Ailelere de tavsiyelerde bulunan Esma, “Her evde bir hafız olsun ve çocuklarınıza Kuran’ı Kerim öğretin” dedi.

Azmi ile arkadaşları arasında çok sevilen ve örnek bir şahsiyet olmayı başaran Esma Torlak, Engelli olmanın hiçbir şeye mani olamayacağının hikâyesini bize anlatıyor. Derslerinde de çok başarılı olan Esma, Kanal 7 Televizyonuna konuk olarak hikâyesini Tüm Türkiye’ye duyurdu.

Somali’de Acil

Suya İhtiyaç Var İHH Acil Yardım ekipleri Somali’de hastalık ve ölümlerin önüne geçebilmek için çalışmalar yürütüyor. 6 yıl aradan sonra Somali tekrar kuraklığa bağlı yeni bir krizinin pençesinde. 12 milyon nüfuslu ülkede 6 milyon insanın hayatını riske eden büyük bir kriz yaşanıyor. 2011 yılında yaşanan ölümcül kuraklık sonrasında 250 bin insan hayatını kaybetmiş, Kenya ve Etiyopya gibi ülkelere kitlesel göçler yaşanmıştı. Henüz 2011 krizinin yaraları tam manasıyla sarılamamışken maalesef ülke yeni bir açlık ve susuzluk felaketinin eşiğinde. 800 kişinin faydalanacağı bir tanker suyu şehirlerde susuzlukla mücadele eden insanlara ulaştırmanın maliyeti 650 TL. 800 kişinin faydalanacağı bir tanker suyu kırsalda ve köylerde yaşayan insanlara ulaştırmanın maliyeti ise 900 TL.

Kriz giderek büyüyor. Somali acil yardımlarınızı bekliyor. SU yazıp 3072’ye göndererek 5 TL ya da SU yazıp 4072’ye göndererek 15 TL bağış yapabilirsiniz.


K A Ğ I T H A N E S A N AY İ Ş U B E S İ SON TEKNOLOJİ SINIFLARIMIZ VE KALİTELİ EĞİTİMLERİMİZLE SÜRÜCÜ BELGESİ ALMAK

SİZİN DE HAKKINIZ

www.ozdamla.com.tr Sultan Selim Mh. Sultan Selim Cd. No:85 (Kocaoğlu Pasajı) Kat:1 Kağıthane / İstanbul Tel: 0212 269 25 26 kagithanesanayi@ozdamla.com.tr


14

Yerel Gündem

Kağıthane’den Ayvacık’a

Yardım Eli Uzandı Çanakkale İli Ayvacık ilçesinde meydana gelen deprem nedeniyle Kağıthane Anadolu Lisesi’nin hazırlamış olduğu yardım paketlerini Kağıthane Kaymakamlığı aracılığı ile bölgeye ulaştırıldı.

İstinye-Çubuklu Feribot Seferleri Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Hatları A.Ş, İstanbul trafiğine önemli bir katkı sağlayacak İstinye-Çubuklu arabalı vapur hattını hizmete açtı. Hat seferleri 21 Mart Salı gününden itibaren başladı. İstanbul’un köprü geçişlerindeki araç trafiğini rahatlatmak amacıyla yeni bir arabalı vapur hattı hizmete açıldı. Asya-Avrupa geçişlerini 8 dakikaya indirecek hattın Arabalı vapur ücretleri otomobiller için 7 TL diğer araçlar ise 15 TL olarak belirlendi. İlk etapta iki arabalı vapur ile hizmet verecek hatta, yılda 40 bin seferle 1 milyon 700 bin araç ve 2,5 milyon yolcu taşınması hedefleniyor. Yeni hat sayesin-

Kağıthane Anadolu Lisesi okul İdaresi, öğretmenleri, öğrencileri ve Kağıthane Kaymakamlığı personelinden oluşan heyet ilk önce Ayvacık Kaymakamı Hakan Hakyemez ve Ayvacık İlçe Milli Eğitim Müdürü Harun

Aşiyan ve Erguvan isimli arabalı vapurlar, dalgasız ve yumuşak yanaşma özelliğinde tasarlandı. Aşiyan Gemisi 65 otomobil, 250 yaya yolcu kapasiteli. Erguvan Gemisi 65 otomobil, 434 yaya yolcu kapasitelidir.

Daha sonra hazırlanan yardım paketleri depremden etkilenen köylere ulaştırılarak depremzedelere dağıtımı yapıldı.

Vefatının 8. Yılında Rahmetle Anıldı BBP Kağıthane İlçe Başkanlığı ile Alperen Ocakları Eğitim Kültür Vakfı Kağıthane İlçe Başkanlığı, Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu ve tüm şehitlerimiz için 26 Mart Pazar günü ikindi namazı sonrası Dayehatun Camiinde Mevlid’i Şerif okuttu.

Büyük Birlik Partisi Kağıthane İlçe Başkanı Yusuf Karademir, “Şehadetinin 8. Yıl dönümünde Şehid Muhsin Yazıcıoğlu ve tüm şehitlerimiz için program düzenledik. Başta rahmetli genel başkanımız olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun. Mevlid programımıza katılım gösteren halkımıza teşekkür ediyorum” dedi.

de günde 5.000 aracın köprü trafiğinden çekilmesi planlanıyor. Bu sayede, zaman ve yakıtta önemli ölçüde tasarruf sağlanırken, karbondioksit salınımında da azalma gerçekleşecek.

Çetin’i makamında ziyaret etti. Yapılacak yardımlar hakkında bilgi verildi.

Şehit Muhsin Yazıcıoğlu

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun Şehadetinin 8. Yıl dönümünde her yıl 25- 31 Mart arasında yurdun her yerinde olduğu gibi Kağıthane’de de Mevlid’i Şerif ve Kur’an-ı Kerim okutuldu ve dualar edildi. Mevlid programının sonunda vatandaşlara pilav, ayran ve tatlı ikram edildi.

Mart 2017

Kağıthane Alperen Ocakları Ocak Başkanı Cemal Yılmaz, “Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve Şehitlerimiz için düzenlemiş olduğumuz Mevlid-i Şerif programımıza yoğun yağışa rağmen katılım sağlayan tüm gönüldaşlarımıza ve vatandaşlarımıza teşekkür ederim. Liderimize ve şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi.

2017 Kağıthane Kültür

Gezileri Başladı Kağıthane Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği şehirlerarası kültür gezileri bu yıl Çanakkale turuyla başladı.

Türkiye’nin sanatsal ve kültürel mozaiğinin ilçe sakinlerince yerinde gözlenmesi adına her yıl ücretsiz gerçekleştirilen kültür gezilerinde, Hasbahçe Mesire Alanı’ndan kaldırılan otobüslerle tura katılan Kağıthaneliler; Türkiye’nin ünlü tarihi, turistik ve manevi mekanlarını gezme fırsatı buluyor. Farklı tarihlerde 4 ayrı ilin gezileceği kültür gezilerinde o yörenin lezzetleri yine Kağıthane Belediyesi tarafından ilçe sakinlerine ücretsiz ikram ediliyor. Şubat ayında internet üzerinden kayıtların yapıldığı ve katılımın yoğun olduğu gezilere bu yıl yaklaşık 20 bin kişi katılacak.

Bu yılki kültür gezileri Çanakkale turuyla başladı. Çanakkale turunda destanın yazıldığı yerlere giden Kağıthaneliler; Kabatepe Tanıtım Müzesi, 57. Alay Şehitliği, Conk Bayırı, Alçıtepe Köyü, Sargıyeri Şehitliği, Şehitler Abidesi, Yahya Çavuş Anıtı, Şahindere Şehitliği, Soğanlıdere Şehitliği, Kocadere Hastane Şehitliği, Seyid Onbaşı Heykeli ve Tabyalar, Kilitbahir Kalesi gibi tarihin dönüm noktasına şahitlik eden mekânları ziyaret ettiler. Çanakkale turunun ardından geziler Edirne, Bursa ve Konya ile devam edecek.


Mart 2017

15

Eğitim

Ülke Ekonomisine

Katma Değer Katıyoruz İstanbul Vali Hayri Kozakçıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Abdurrahman Karakum ile eğitimi ve projelerini konuştuk…

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1965 Sivas Koyulhisar doğumluyum. İlkokulu Kağıthane Şair Yahya Kemal ilkokulunda, orta ve liseyi Kağıthane İmam Hatip Lisesinde tamamladım. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulundan mezun oldum. Nişantaşı Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları üzerine yüksek lisans yaptım. 1999 yılından itibaren müdür olarak görev yapmaktayım. Okulumuz hakkında bilgi verir misiniz? Okulumuz Vali Hayri Kozakçıoğlu Ticaret Meslek Lisesi adı altında Kâğıthane Hamidiye Mahallesinde Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı olarak eğitim ve öğretim hizmeti vermektedir. Okulumuz 1994-1995 Eğitim ve Öğretim yılında Hasdal İlköğretim Okulunun 4. katında Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim öğretim hayatına başlamıştır. 1995-1996 Eğitim ve öğretim yılının ikinci yarısında bugünkü binasına taşınmıştır. Dönemin İstanbul Valisi Hayrı Kozakçıoğlu’nun okulun açılmasındaki katkılarından dolayı okula ismi verilmiştir. Okulumuzda şu anda “Muhasebe ve Finansman”, “Pazarlama ve Perakendecilik”, “Büro Yönetimi ve Sekreterlik”, “Halkla ilişkiler” ve “Adalet” alan müfredatı da uygulanmaktadır. Okulumuzda çok amaçlı bir salon, bir kantin, bir satranç odası, bir öğretmen odası, bir beden eğitimi odası, bir yazı işleri bürosu, bir psikolojik danışmanlık ve rehberlik servis bürosu gibi idari birimler bulunmaktadır. Dört adet bilgisayar laboratuarımız, bir adet Adalet Alanı salonu, bir adet Halkla İlişkiler Laboratuarı, bir adet sunum odası, bir kütüphane ve yirmi iki sınıf bulunmaktadır. Okulumuzda ayrıca tam gün tam yıl eğitim kapsamında Mesleki açık öğretim lisesi öğrencilerine yüz yüze eğitim verilmektedir. Okulumuzda 800 öğrenicimiz ve 7252 metrekare kullanım alanımız vardır.

başına insanları başarıya götürmez. Tabii kendine güvenin yanında, başarılı olmanın yolu sabırla çalışmaktan geçer. Kişilerin hedeflerinin olması gerekir. Özellikle öğrencilerin kendilerini bilerek çalışması ve bol bol tekrar yapması gerekmektedir. Hiç kimse çalışmadan başarıyı elde edemez. Çalışan insan her alanda başarılı olur. Okulumuzun misyon ve vizyonu nedir? Misyonumuz, Türk Milli Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda, alanında meydana gelen yenilikleri takip ederek gençlerimizi, yapıcı, yaratıcı ve seçkin bireyler olarak yetiştirerek ülkemizin kalkınmasında tarihi ve kültürel değerlerimizi tanıtarak ülke ekonomisine katkı yarışında en önde olmayı başarmaktır. Vizyonumuz, eğitim sosyal çevresinde, kendisini farklı ve başarılı bir biçimde kanıtlamış olarak, 21.Yüzyılın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi etkili ve doğru kullanabilen “Ülke Ekonomisine Katma Değer” oluşturmak yoluyla bölgesinin seçkin bir kurumu olmayı başarmaktır. Okulunuzda ne gibi projeler yapmaktasınız? Geçmiş yıllarda ulusal ve uluslararası projelerde istenilen seviyede katılım sağlanamamıştır. 2016-2017 Eğitim ve öğretim yılında Ulusal Ajans kapsamında “Avrupa’da Staj , “Türkiye’de İstihdam” adında okulumuzun Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri, Pazarlama ve Perakende ile Muhasebe Finansman Alanlarını kapsayan 3 ayaklı proje planlamaktayız. İnşallah bu projeler başlangıç olur ve devamı gelir. Bu projelerin öğrencilerimizin mesleki eğitimlerine faydalı olacağına inanıyorum. Üniversiteye hazırlanan öğrenciler için neler yapmaktasınız? Öncelikli olarak öğrencilerimize yükseköğrenimin önemini anlatarak, öğrencilerimizin yükseköğrenime yönlendirilmeleri konusunda, YGS ve LYS’de başarılı olmalarını sağlamak amacıyla 9. sınıftan başlamak üzere rehberlik faaliyetleri yapmaktayız. Yine öğrencilerimizin sınav kaygısını azaltmaya yönelik seminerler düzenlemekteyiz. Yine okul rehber öğretmenimiz tarafından öğrencilere planlı ve verimli ders çalışma yöntemleri konusunda seminerler düzen-

lemekteyiz. Son sınıf öğrencilerimize Sınav Sistemi Tanıtım Seminerleri düzenlenmekteyiz. Belli aralıklarla deneme sınavları tertip etmekteyiz. Üniversitelerden kendi alanlarında uzmanlaşmış kişileri okulumuza davet ederek öğrencilerimizle buluşmalarını sağlıyoruz. Hafta sonu veya hafta içi öğrencilerin talepleri doğrultusunda Destekleme ve Yetiştirme Kursları kapsamında YGSLYS için hazırlık kursları düzenlemekteyiz. Son sınıf öğrencilerimizin YGS-LYS başvuru ve tercih işlemleri yapmakta onlara YGS ve LYS hazırlık danışmanlığı ile sınav sonrasında tercih danışmanlığı yapmaktayız. Öğrenciler sizin için neyi ifade ediyor? Öğrenciler benim için geleceği ifade etmektedir. Onları hem akademik hem de manevi değerler bakımından geleceğe hazırlamalıyız.

Sizce başarının anahtarı nedir? Başarının anahtarı kişiden kişiye değişebilir. Bir başarısızlığın nedenleri incelenecek olursa, dış engellerden çok insanın kendine karşı duyduğu güvensizliğin büyük payı olduğu görülür, öyleyse, başarının anahtarını kendine güven olarak alabiliriz. İnsan kendisine güvenebildiği, inanabildiği ölçüde önemli işler yapabilen, başarılara ulaşabilen bir varlıktır. Ancak kendine güven tek

Okula ilk müdür olduğunuzda eksiklikleri nelerdi? O zamandan bu zamana neler gerçekleştirdiniz? Makam mevkiler gelip geçicidir. Önemli olan geleceğimiz olan gençleri Türk Milli Eğitiminin amaçlarına göre yetiştirmektir. Okula geldiğimde okulda eksiklikler vardı. Benden sonra da eksiklikler olacaktır. Bu eksiklikleri takım ruhu içerisinde idareci, öğretmen, öğrenci, veli ve diğer paydaşlar ile gidermek gerekmektedir. Okula geldiğimde yetersiz olduğunu gördüğüm arşiv odalarını yeniledik. Daha sonra öğretmenlerimizin hak ettikleri, daha rahat hareket edebilecekleri geniş konforlu bir öğretmenler odası tefriş ettik. Mesleki açından çok önemli bir yere sahip olan bilgisayar laboratuvarı sayısını artırarak bu laboratuvar içerisinde bulunan bilgisayarları yeniledik. Sınıflarda kullandığımız sıraların bakımlarını düzenli olarak yaptık. Daha yeni ve kullanışlı sıralar ve sandalyeler aldık. Okulumuz çok amaçlı salonunu Kağıthane Belediyesi ile işbirliği sonucunda yeniledik. Okulun etrafında bulunan, güvenlik tedbirleri açısından önemli olana demir korumalıkları yeniledik. Okul kantinin okulun dışına taşıdık. Okulun mescidini yaptık. Okulda atıl duran bölümleri kullanışlı hale getirdik. Örneğin zemin katta bulanan merdiven altlarını hizmetli odası ve danışma olarak düzenledik. Koridorlardaki pano sayıları artırdık. Okulun güvenlik kamera sistemini yeniledik. Yine okul girişine turnike sistemini kurma aşamasındayız. Bu sayede hem güvenlik tedbirlerini artırmış olacağız hem de devamsızlıklar konusunda velilerin zamanında bilgilendirilmesi sağlanmış olacağız. Eksikleri tespit edip elimizden geldiğince öğretmen, öğrenci ve velilerimize dahi iyi hizmet sunabilmek ve onların mutluluğunu sağlamak için çalışmalarımıza devam etmekteyiz. Son olarak neler söylemek istersiniz? Bize zaman ayırıp röportaj yaptığınız için size ve Hasbahçe Gazetesi ekibine teşekkür ediyor, başarılarınızın daim olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Herkese sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum.


ROPORTAJ

Kurumların Vesayetind

Strateji ve İstihbarat Uzmanı Muhammed Ta ve Başkanlık Sistemini ve yeni çıkan “Türk T

MUHAMMED TAHA GERGERLİOĞLU KİMDİR? Somuncu Baba’nın 17. kuşaktan torunu olan ve 1956 yılında babasının yedek subaylığı esnasında yine birçok Peygambere ve Veliyullaha ev sahipliği yapmış olan Urfa’da dünyaya gelir Muhammed Taha Gergerlioğlu. Memur bir ailenin oğlu olarak ilkokul, ortaokul ve liseyi Türkiye’nin çeşitli illerinde okuyarak tamamlar. Lise yıllarının son demlerini ise 1974 yılında Antalya’da İmam Hatip Lisesinde tamamlar. Aynı yıl Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ile başladığı yükseköğrenimini 1978 yılında tamamlar. Devletin ebet müddet varlığını devam ettirmesi için atalarının gittiği yoldan gitmeyi kendisine şiar edinmiş bir tavırla eğitim serüveninin hiçbir anını boş geçirmez siyasi hayatın içerisine atılır ve 1974 yılında Milli Selamet Partisi (MSP) Gençlik Kolları Başkanlığı yapar. 1976 yılında Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) kuruluşunda ve teşkilatlanmasında çalışır. 1977 yılında Akıncılar Teşkilatı kuruluşunda görev alır. Daha sonraları Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk tohumlarının atıldığı dönemlerde fiili olarak bu yapının içinde bulunur. Birçok özel kuruluşta danışmanlık dönemleri 2002 yılında sosyometri danışmanlığı ile kamuya da taşınmış oldu. Sırası ile Halk Bankası İcra Kurulu Başkan Danışmanlığı, TMSF iştiraki Denetim Kurulu Üyeliği, Kamu Sosyometri Danışmanlığı görevleri birbirinin peşi sıra gelir. Uluslararası finans konusunda yurtiçinde ve yurt dışında aldığı eğitimler seminerler sonucunda Yüksek Finans Yönetiminde uzman/yönetici olan Muhammed Taha Gergerlioğlu, üniversite, kamu ve özel sektöre bu konuda danışmanlık hizmeti vermeye ve çeşitli firmalarda yönetim kurulu üyeliği görevlerine devam ediyor. Gergerlioğlu kültürel anlamda donanımına Fransızca, Arapça ve Farsça dillerini de eklemiştir. Aile hayatının toplumun temelini oluşturduğunu bilen ve buna inanan Gergerlioğlu evli ve dört çocuk babasıdır.

ŞİMDİYE KADAR KAÇ ESER ÇIKARDINIZ? “TÜRK TİPİ CUMHURBAŞKANLIĞI-Kurumların Vesayetinden Halkın İktidarına” İlk kitabımdır. Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı kitabınızda en kritik üç soru nedir? Kitabımızdaki en kritik üç soru; “Rejim mi değişiyor? Sistem mi geliyor? Ülkemiz nasıl daha iyi yönetilecek?” bana göre en kritik sorulardır. Zira halkımızı bu üç soru üzerinden kafa karışıklığına sevk etmek istiyorlar. Ben de bu kitap ile bir nebzede olsa bu soruların karşılığının gerçekte ne olduğunu anlatmaya gayret ettim. Peki, Türkiye’de Vesayetin Kısa Tarihi nedir? Bu tarihi serüveni birkaç satıra sığdırmak oldukça zor lakin Abdülhamit’in tahttan indirilmesi sonrasında İttihat Terakki’nin iktidarıyla başlayan süreç çok sancılı geçti. I. Dünya Savaşı sonunda devletin merkezi çökmüş oldu. Kurtuluş Savaşı’nın zaferle neticelenmesinin ardından devleti yeniden yapılandırmak gerekiyordu. Fakat kurulan yeni merkez, ideolojik olarak topluma yabancı bir kimlik dayattı. Bu, toplumda “eski” ile “yeni” arasında sosyolojik, kültürel ve ideolojik bir kutuplaşmaya sebep oldu ve ayrıca devlet-millet yabancılaşmasını körükledi. Toplumsal meşruiyeti sınırlı olan bürokratik elit, siyasetin merkezini devleti toplumdan koruma ve kollama amacı taşıyan vesayetçi bir Parlamenter Sistem üzerinden düzenledi. Böylece siyasetin merkezi devlet-millet etkileşimini sağlayacak ve otorite üretecek bir yönetim

“Her millet kendi karakteristik özelliğine göre sistemi bulur ve bünyesinde onu işletir. Toplumda birleştirici bir rol oynayacak ve yönetimi değişen dünyaya uyumlu, hızlı karar alabilen bir yapıya kavuşturacak Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi zorunludur”

Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne Geçiş Neden Zorunlu? Neredeyse yüz yıldır Parlamenter Sistem ile yolumuza devam etmeye çalışıyoruz. Bir türlü istediğimiz atakları gerçekleştiremedik. Neredeyse her on yılda bir darbeye maruz kaldık. Çok basit bir mantıkla ben size sormak isterim. Parlamenter Sistemi denedik olmadı peki neden değişmesin ki? Yeni bir sistemi denemekle bu ülke ne kaybedecek? Zaten bedelini ödediğimiz ve her kesimin gönülden bağlı olduğu ve kabul ettiği bir rejimizin var bizim. Cumhuriyet bizim omurgamızdır. Bu omurga ayaktadır. Ve bu omurgaya tutunarak biz kendimize en uygun sistemi bulabiliriz. Yüz yıldır işlemeyen ve bizi geri götüren bir sisteme körü körüne yapışmanın bir anlamı yoktur. Batı dünyasına bakın birçok ülkede bunun örneğini göreceksiniz. Her millet kendi karakteristik özelliğine göre sistemi bulur ve bünyesinde onu işletir. Toplumda birleştirici bir rol oynayacak ve yönetimi değişen dünyaya uyumlu, hızlı karar alabilen bir yapıya kavuşturacak Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi zorunludur.

Parlamenter Sistem ve Başkanlık Sistemi Nedir? Devletin kuvvetlerinin ayrılma derecesine ve ayrılan kuvvetler arasındaki ilişkilerin niteliğine göre, farklı hükümet sistemleri ortaya çıkar. Kuvvetlerin sert ayrılmasına “Başkanlık Sistemi”, kuvvetlerin yumuşak ayrılmasına ise “Parlamenter Sistem” deniyor.

Anayasa Değişikliği Neleri İçeriyor? Bu anayasal değişiklikler oldukça uzun anlatılabilir lakin bana göre en önemli değişiklik; Yürütme organında yetkileri başkanda toplayarak yürütmede çiftbaşlılıktan doğan yetki karmaşası ve yetki-sorumluluk dengesizliğini ortadan kaldıracak olmasıdır. Ayrıca darbe anayasalarıyla tahkim edilmiş vesayetçi bürokratik yapının tasfiye edilecek olması ve halkın doğrudan siyaseti belirlemesi anayasa içerisinde yapılabilecek en önemli değişikliklerdendir diyebiliriz.

mekanizması kuramadı. Bu otoriter zihniyetin şekillendirdiği kurumsallaşma, devlet-millet bağını kurmaktan ziyade devleti toplumdan koruyan vesayetçi bir yapı ortaya koymuştur.


den Halkın İktidarına…

aha Gergerlioğlu ile Yeni Anayasa Değişikliği Tipi CumhurBaşkanlığı” kitabını konuştuk… isteyen cumhurbaşkanının, seçilemediği takdirde, egemenliğin sahibi halk tarafından sandık yoluyla düşürülebilmesi cumhurbaşkanına siyaseten bir sorumluluk yüklemektedir. Cumhurbaşkanının icraatları ve yetkilerinden dolayı işlediği fiilleri cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesiyle halkın onayı ve denetimine açık hale gelmektedir.

“Bugüne kadar kurduğumuz devletlerde de en temel mesele adalettir. İşte adaleti tevzi etmenin, Kızıl Elma’ya yürümenin en temel koşulu önce evin içini düzene sokmak, sistemli ve her açıdan organize bir toplum meydana getirmektir”

Peki, Rejim mi değişiyor? Sistem mi geliyor? Hep anlattık hep söyledik. Bu ülke insanının fıtratına en uygun rejim Cumhuriyettir. Bu rejimi kimse bu halkın elinden alamaz. Bu millet bu rejime canıyla bedel ödeyerek sahip oldu. Bu ülkede rejimi değiştirmek kimsenin haddi değildir. Ancak rejimin alt yapısındaki mekanizmayı değiştirebilirsiniz ki rejim daha özgür hareket edebilsin hantallıklarından kurtulsun. “Kuvvetler Ayrılığı”: Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde Cumhurbaşkanının Yetki ve Sorumlulukları Nelerdir? Konuyla alakalı olarak bir kere en önemlilerinden birisi; Cumhurbaşkanının “sorumsuzluğu” ortadan kalkıyor, “yetkili ama sorumsuz” olmaktan çıkıyor. Denetim ve cezai sorumluluk geliyor. Cumhurbaşkanı soruşturulabiliyor ve gerek görülürse Yüce Divan’a yollanıyor. Soruşturma açılan cumhurbaşkanı erken seçim kararı alamıyor. Yüce divan’da mahkûm olursa, cumhurbaşkanlığı görevi sona eriyor. Yani yeni sistemle halka hesap verecek ve yaptığımdan sorumlu olacak bir makam ortaya çıkıyor. Yeni Sistemde Cumhurbaşkanının Siyasi Sorumluluğu ve Yetkileri nelerdir? Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin getirdiği en önemli değişiklik, cumhurbaşkanının tam anlamıyla siyaseten de sorumlu kılınmasıdır. Seçilebilmek için halkın desteğini

Yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı halka doğrudan hesap verebilir hale getirildiği gibi, halkın temsilcileri olan TBMM’ne karşı da sorumlu tutulmakta, hesap verebilir bir konuma getirilmektedir. Yani istediğini yaparak oturacağı bir makam olmaktan çıkmaktadır. Kısaca yetkilerinden bahsetmek gerekirse; Seçimleri Karşılıklı Yenileme Yetkisi, Cumhurbaşkanının Kararname Yetkisi, Bütçe Hazırlama Yetkisi, OHAL Yetkisi gibi yetkileri de cumhurbaşkanına veriyor. Ülkemiz nasıl daha iyi yönetilecek? Bunun cevabı çok nettir. Kendi karakter ve kimliğine uygun bir sistem ile yönetildiğinde. Yeni Anayasa ve Yeni Sistemle Türkiye Halkının Kazanımları neler olacaktır? Öncelikle; Çift -başlılıktan doğan yetki karmaşası ve yetki- sorumluluk dengesizliğini ortadan kaldıracak. Halkın doğrudan siyaseti belirlemesi garanti altına alacak. Vesayetçi düzenin toplumsal muhalefeti konjonktürel ve lider odaklı siyasete mahkûm etmesinin önüne geçerek demokratik siyasetin kurumsallaşıp kalıcılık kazanmasını sağlayacak. Yasama organını yürütmeden tamamen ayıra-

rak, Meclis’in sadece yasama görevini yerine getirmesini, yürütmenin de halkın doğrudan yetkisine dayanarak milletvekillerinden bağımsız hareket etmesini sağlayacak. Ayrıca, halk doğrudan devlet yönetimine müdahil olacak, hâkimiyet yetkisini anayasal organlar eliyle değil doğrudan kullanabilecek ve sivil iradenin tüm vesayet bağlarından kurtulabilmesini sağlayacak. Türkiye, 90 yıllık vesayet parantezini kapatıp yeni bir sistem inşa etmek zorundadır. Batı Medeniyeti neden Türkiye’de Başkanlık Sistemini istemiyor? Batı kendisinin hakim olup yönetemeyeceği bir sistemi hiçbir yerde istemez. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeniden inşasını gerçekleştirecek kapsamlı bir dönüşüm yaşanacak. Bir milletin aslına dönüşü elbette ki Batı’yı korkutacaktır. “Neden istemiyorlar?” sorusuna bence bir de “Neden korkuyorlar?” sorusunu eklemek gerekiyor. Tarihimize bakmak bu soruların cevabı için yeterli olacaktır sanırım. Sonuç itibari ile bu dönüşümün nihai hedefi ise güçlü ve büyük Türkiye’dir. İşte tamda burada neden EVET demeliyiz? Bu köklü millete daha köklü bir devletin yolunu açmak için yani bir Devlet-i Muazzama’nın mayasını yeniden karmak için. Mazluma umut zalime korku salmak için. En önemlisi de insanlığa umut olmak için. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi; Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan olmak için. 16 Nisan’daki EVET bir gün için değil bin yıl için denecek bir EVET’tir.

Son olarak Hasbahçe Gazetesi okurları için neler söylemek istersiniz? Bu referandum sürecinin bu millete hayır getirmesi en büyük temennimdir. Hep söylüyorum her birimizin ebet müddet devlet bilincinde olmamız ve bunun için çabalayanlara da destek olmamız gerekiyor. Bu yolda yürüyenleri yalnız bırakmadan tıpkı 15 Temmuz’da yaptığımız gibi omuz omuza vererek, bu toprakları yeni bin yıla birlikte hazırlamak zorundayız. Ben bu röportaj için size ve Hasbahçe Gazetesi ekibine teşekkür ediyor, başarılarınızın daim olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Herkese sevgilerimi, saygılarımı ve selamlarımı iletiyorum.


18

Yerel Gündem “Avrupa’nın Türk ve İslam düşmanlığı açıktır. Bizim bu düşmanlık içerisinde nasıl bir duruş sergilediğimiz oldukça önemlidir. Her ne olursa olsun diplomatik dil terk edilmemelidir. Birileri bizi gerginlik sahasına çekip yalnızlaştırmak ve politik hatalar yapmaya zorlamaktadır, dikkatli olmalıyız.”

»Fatih Alim Daşpınar

Avrupa’nın İslam Düşmanlığı İnsanlığın hafızası derin kodlara sahiptir. Günübirlik yakınlaşmalar, menfaat birliktelikleri ve akraba olmak bazen milletler arasındaki beşeri münasebetleri normalleştirse bile kültürel ve inanç farklılıkları, en ufak bir gerginlikte kendini göstermektedir. Birde bakmışsın ki en yakının sana düşman oluvermiş. Türkiye’de önümüzdeki günlerde referandum var ve bu referandum insanları doğal olarak ikiye bölmüştür. Bu ise hiç şaşılacak bir şey değil. Çünkü her iki kesimde ülke adına kendi savunduğu rejimin çok daha hayırlı olduğunu düşünmektedir. Muhalefet ve iktidar görüşleri pek tabi ki karşıtlık taşıyacaktır. Ülkemiz için hangi rejim daha hayırlıdır, eski yönetim biçimiyle mi devam etmeliyiz yoksa yeni bir anayasa mı ikame etmeliyiz? Bu konulara çok girmeye gerek görmüyorum. Burada benim için en önemli husus; bu değişim ve dönüşümlerin yerli olup olmamasıdır. Eğer yerli akılla bir şeyler yapılıyorsa iyi şeyler olur kanaatindeyim. Yok, arkasında başka bir el var ve bizi tehlikeli sulara çekmek istiyorlarsa buna da müdahil olacak olan Allah’tır. Halkın iradesi bunları anlayamaz. Halk ne verirse versin her anlamda iyi niyetli ve ülkesinin geleceği için mücadele etmektedir. Türkiye’de seçim hazırlıkları devam ederken Avrupa ülkeleri köklü duygularını depreştirmiş görünüyor. Almanya zehir zemberek açıklamalar yapıyor. Fransa’da cami basılıyor. Hollanda da insanların üzerine köpeklerle, atlarla saldırılıyor. Anlamsız yasaklarla sanki bir noktadan düğmeye basılmış gibi gerginlikler her iki kesim içinde tırmandırıldıkça tırmandırılıyor. Türkiye olup bitenleri İslami

fobi ve Türk düşmanlığına, Avrupa ise Türkiye’de ikame edileceği düşünülen diktatörlüğe vurgu yapıyor.

Mart 2017

LİDER, Hüseyin Akgül’e Teslim LİDER Kağıthane İmam Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği Olağan Kongresini 26 Mart 2017 Pazar günü Saat:11.00’da Kağıthane Kız İmam Hatip Lisesi Şehid Mustafa Sevim Konferans Salonunda gerçekleştirdi.

Avrupa’nın Türk ve İslam düşmanlığı açıktır. Bizim bu düşmanlık içerisinde nasıl bir duruş sergilediğimiz oldukça önemlidir. Her ne olursa olsun diplomatik dil terk edilmemelidir. Birileri bizi gerginlik sahasına çekip yalnızlaştırmak ve politik hatalar yapmaya zorlamaktadır, dikkatli olmalıyız. Unutmamalı ki Türkiye en büyük ihracatını Avrupa’ya yapmaktadır. NATO üyesidir ve ordusu altmış beş yıldır NATO’nun en büyük ordusu ve tüm silah donanımları maalesef ki NATO’ya aittir. Elbette kendi duruşumuzu belirlemeliyiz. Kavga ederek ve tahrik ederek değil. Avrupa’daki çürümüşlüğü, İslami fobiyi ve Türk düşmanlığını tazeleyecek tutum ve davranış içinde olmak; Rus komutanın 99 yılında dediği gibi; “Biz ayağa kalkmayı Çeçenlere borçluyuz” sözünün derinliğine bizi iter. Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızı zora sokacak tutum ve davranıştan kaçınmalıyız. Zihnen çürümüş Avrupa’yı milliyetçilik ve tarihi hafızalarını tazelemeye itmek bizim açımızdan hiçte uygun bir davranış değildir. Biz kendi seçimlerimizi kendi iç meselemiz haline getirmeliyiz. Onlar bizi tahrik etse bile biz tahriklere kapılmadan kendi istikametimizde yürümeliyiz. Dünyada körüklenmeye çalışılan İslam düşmanlığının bilinçli tarafı olursak geleceğimizle alakalı kararlar çok daha geniş masaların mevzusu olabilir. Her şeye rağmen kavganın tarafı olmamaya özen göstermeliyiz.

Kuran-ı Kerim tilaveti ve istiklal marşının okunmasından sonra divan heyeti oluşturuldu. Divan heyeti başkanlığına Abid Yaşaroğlu, Divan heyeti üyeliklerine Mustafa Tahan ve Yusuf Ağır seçildi. Programın açılış konuşmasını Divan başkanı Abid Yaşaroğlu yaptı. Divan üyesi Yusuf Ağır’ın faaliyet raporu ve mali raporun ibrasından sonra tek liste ile girilen kongrede, Hüseyin Akgül mezunların oyları ile başkanlığa seçildi. LİDER Başkanı Hüseyin Akgül, “Kongreye katılan tüm mezunlarımız ve mensuplarımıza hoş geldiniz diyorum. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu bir bayrak yarışı. Lider’i biraz daha ileri götürmek için gayret edeceğiz. Bizim tek amacımız bir dahaki olağan kongre zamanı geldiğinde bu işi başka bir genç kardeşimize iyi bir yerde bırakıp onun da daha ileriye bayrağı taşıması için çalışmaktır. Kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim” dedi. Kongreye katılan Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, AK Parti Kağıthane

Vatanını ve Bayrağını Sevenler Olarak Biz de EVET Diyoruz! İstanbul Gümüşhaneliler Derneği Başkanı

HABİP ARSLAN

İlçe Başkanı Av.Faruk Gökkuş, Kağıthane Kız AİHL Müdürü Abdullah Ağırtmış ve LİDER eski başkanı Tuncay Çelik birer konuşma yapıp kongrenin hayırlara vesile olmasını diledi. Program sonunda derneğe hizmetleri geçen Mustafa Karakuş, Mustafa İçöz, Hamit Hatipoğlu, Tuncay Çelik, Celalettin Özoğul ve Çetin Bulut’a plaket takdim edildi. Kongre Toplu çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi. YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER: Başkan: Hüseyin Akgül Asil Üyeler: Ali Torlak, Ali Yıldıran, Adem Kara, Ahmet Can Şahin, Hakan Sivritepe, Hamdi Özdemir, Kenan Tepeyurt, Malik Karanfil, Murat Altınay, Talha Ceylan, Yusuf Ağır Yönetim Kurulu Yedek Üyeler: İsa Gümüş, Metin Osmanoğlu, Esat Selvi, Mustafa Tahan, Güven Özensel, Yavuz Arslan, Fatih Akgül, Gürsel Balahorlu, Hüseyin Kirazlı, Zahit Sevinç, M.Yıldırım Turan, Bilal Gürler Denetleme Kurulu Asil Üyeler: Tuncay Çelik, Raif Nas, İdris Şekerci Denetleme Kurulu Yedek Üyeler: Murat Şahin, Metin Ünlü, Mehmet Çukuryurt


#KagithaneEVETdiyor GÜCÜMÜZ

MİLLET

Üç�Aylar�ve��Regaib�Kandiliniz�

MÜBAREK OLSUN Derya UZUNBOY Kağıthane�Belediye�Meclis�Üyesi

facebook.com/akkagithane twitter.com/akkagithane

Esnaf varsa, biz de varız! Üç Aylar ve Regaib Kandiliniz Mübarek Olsun


20

Sivil Toplum

Mart 2017

UYGAD Güçlü Bir Türkiye İçin

Başkanlık Sistemini Değerlendirdi UYGAD Uluslararası Yazarlar ve Gazeteciler Derneği, 01 Mart 2017 Saat:19.00’da Beyoğlu Gençlik Merkezinde “Anayasa Değişikliği ve Başkanlık Sistemi” konulu bir panel gerçekleştirdi. Panele AK Parti İstanbul Milletvekili Dr. Nurettin Nebati, Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, Takvim Gazetesi Haber Müdürü Mevlüt Yüksel, İlahiyatçı Yazar Prof. Dr.Ramazan Ayvallı, AK Parti Eski Mardin Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı Av.Cüneyt Yüksel, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Türkiye Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av.Mustafa Kuran konuşmacı olarak katıldı.

olacak, kuvvetler ayrılığı tamamen sağlanmış olacak. Kuvvetler birliğine hükümetlerin, yürütmenin parlamento üzerindeki etkisini de inşallah kaldırmış olacağız” dedi. hazırlamış olduğu “Şehit Ömer Halis Demir” tiyatro gösterisi yapıldı. Gösteri izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Gecenin en dikkat çeken genç tiyatrocuları göstermiş oldukları performansla ayakta alkışlandı.

Panele şehir dışında olduğu için katılamayan Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç telgraf göndererek programı tebrik edip selamlar gönderdi. Panel, bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından Hafız Muzaffer Coşkun’un Kur’an tilaveti ile başladı. Ardından, 15 Temmuz darbe girişimi gecesiyle ilgili slayt gösterisi yapıldı. Daha sonra TOKİ Yahya Kemal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin

gösterecektir. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum” dedi. Panele ev sahipli yapan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan hoş geldiniz diyerek selamla konuşması yaptı.

NURETTİN NEBATİ: ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE PARLAMENTO DAHA ÖZGÜR OLACAK

CANBEKLİ: KOLTUK HİÇ KİMSENİN MALI DEĞİL Panelin açılış konuşmasını UYGAD Genel Başkanı Mehmet Derviş Canbekli yaptı. “Koltuk hiç kimsenin malı değil, hizmet edenin emaneti olacaktır” diyen Canbekli sözlerine şöyle devam etti, “UYGAD Basın Cemiyeti, ulusal ve yerel medya ağırlıklı gazeteci ve yazarlardan oluşmaktadır. Yaklaşık yüze yakın üyemiz bulunmaktadır. Yeni bir oluşum içindeyiz. 2016 yılında kurduğumuz derneğimizin Ankara, Şanlıurfa, Erzurum ve İzmir temsilciliklerini kısa zamanda açtık. Yeni temsilciliklerde açmaya devam ediyoruz. Uluslararası Yazarlar ve Gazeteciler Cemiyeti Devletine Milletine sadık bir cemiyettir. Bu ülke uğruna elinden gelen her hizmeti yapmaya da gayret

Daha sonra AK Parti İstanbul Milletvekili Nurettin Nebati bir konuşma yaptı. 16 Nisan’da gerçekleşecek olan referandumda ‘Evet’ oyunun çıkmasıyla parlamentonun daha özgür olacağını belirtti. Nurettin Nebati, “Milletvekilinin kendi başına bir kanun değişikliği yapacak bir gücü yok. Ama cumhurbaşkanlığı sisteminde milletvekilleri yasaların tamamı bütçe yasası hariç Millet Meclisi’nde milletvekillerinin teklifi ile geçecek. Dolayısı ile milletvekilinin daha güçlü olması hem parlamentoda etkin, yetkin olması anlamında cumhurbaşkanı ile olan ilişkileri de belli bir düzene oturmuş olacak. İnşallah 16 Nisan’da kabul edilecek Anayasa Değişikliği ile parlamento hem daha özgür

GENÇLER DE TEMSİLCİ OLACAK İstanbul Milletvekili Nurettin Nebati, anayasa değişikliğindeki milletvekilliği için 18 yaş sınırına da değindi. 18 yaşında milletvekili seçilebilmesine karşı çıkanlara anlam veremediğini belirten Nebati, “Ben 18 yaşında hatta daha da düşük yaşlarda çok etkin ve yetkin insanların çıkabileceğine inananlardan biriyim. 12 yaşındaki dahi çocukların İngiltere’de üniversiteden mezun oldukları ve çok önemli görevler aldıklarını biliyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş dönemini gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet’in ki, hep sloganlarımız bunlardı yıllar önce Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın diye” Fatih’in 21 yaşında olduğunu farz edersek 18 yaşın aslında ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu biliriz. 18 yaşında sanki bütün parlamento bütün gençlerle dolacak. Bu ülkenin büyük bir kısmı genç, gençler de temsilci olacak. Kadınlar da temsilci olacak, erkekler de olacak. Başı örtülü veya açık, sakallı veya sakalsız, üniversite mezunu doktoru, hocası, avukatı, bu ülkenin temsilcisi ise 18 yaşındaki gençlerimizin de çocuklarımızın da temsilci konumunda orada bulunacaklardır” diye konuştu. Milletvekillerinin parlamentoda daha çok etkin olmasını anayasa değişikliğine bağlayan Nebati,


Mart 2017 “Milletvekilinin kendi başına bir kanun değişikliği yapacak gücü yok, oluşan sistemden dolayı. Ama Cumhurbaşkanlığı sisteminde yasaların tamamı milletvekillerinin teklifleri ile geçecek. Dolayısı ile de milletvekilinin hem daha güçlü olması hem parlamentoda daha etkin olması anlamında Cumhurbaşkanı ile olan ilişkileri de belirli bir düzene oturmuş olacak” ifadelerini kullandı.

Sivil Toplum ediyorum. İnanamayacağımız makamdaki insanların direk ajan oldukları ortaya çıkacağı için bunlar dillendirilmiyor. Buradaki mesele oligarşinin, sömürünün bitmesi. Yabancı ülkeler içimizdeki Fetöcülerle, içimizdeki ajanlarla yaptıramadıkları darbeyle Türkiye’ye baskı yaparak bize referandumu yaptırmamaya, OHAL’in kaldırılmasına dair birtakım baskılar yapmaya çalışıyorlar. Yani Türkiye üzerinde hala vesayetler de yaptırımlarda kalkmış değil. 15 Temmuz bizlere milli birlik beraberliğin artmasına katkı sağladı. Alevisi, Türk’ü, Kürd’ü, Laz’ı, Çerkez’i yani her kesimden insanlar sokağa vatan için çıktılar, bayrak için çıktılar, millet için çıktılar” dedi.

NUH ALBAYRAK: BU KARARLA MİLLET İLK DEFA SÖZ SAHİBİ OLACAK MEVLÜT YÜKSEL: ATATÜRK’ÜN KAFASINDA DA BAŞKANLIK SİSTEMİ VARDI Daha sonra söz alan Takvim Gazetesi Haber Müdürü Mevlüt Yüksel, başkanlık sisteminin Mustafa Kemal Atatürk’ün de düşünceleri arasında olduğunu kaydederek, “16 Nisan referandumuyla birçok vesayet dediğimiz toprağa gömülecek. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Atatürk döneminde de biliyorsunuz bir 15 sene kadar, 1923’ten 1938’e kadar tek adam dönemi vardı. Aslında Atatürk’ün kafasında da bir başkanlık sistemi vardı, hiç açıklanmadı şimdiye kadar. Ancak bunu tartışmıyorlar. Çünkü Atatürk, İnönü ile yaşadığı problemleri bu parlamenter sistemdeki eksikleri biliyordu” ifadelerini kullandı. Mevlüt Yüksel, Referandumdan “Evet” oyu çıkması halinde ülkede üst düzey bazı kişilerin ajan olduğunun ortaya çıkacağını savundu. “Başka ülkelere çalışan bazı kişilerin “Evet” oyu geldiğinde kaçmaya yer arayacak ve kaçışacaklarını net olarak ifade

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak ise, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun referandumu kurtuluş savaşının ikinci kısmı olarak nitelendirmesini anımsatarak, Kılıçdaroğlu’nun bu düşüncesine anlam veremediğini belirtti. Albayrak, “Bu dönem ülkeyi gerçekten kalkındırmak için ciddi gayret sarf edildiği bir dönemdir. Bu sebeple bu sistem değişikliğine daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Kılıçdaroğlu referandumu Kurtuluş Savaşı’nın ikinci kısmı olarak nitelendiriyor ve buna istinaden Hayır diyor. Bunu neye göre nitelendiriyor anlayamıyorum. Bende daha önce Kurtuluş Savaşına değinmiştim konuşmalarımda ancak benim iddiam; Atalarımız Kurtuluş Savaşında cephelerde canları pahasına savaşarak çok büyük sayıda şehitler vererek ülkemizi düşmanlardan korudu. O dönemlerde milli ruhumuz dışarıda bırakılarak, milletimizi bertaraf edip ülkemizde dinimizi yaşamaya izin vermeyenler milletimizle alakası olmayan bir devlet biçimi ortaya koydu. Bunu milletimiz sabırla 27 yıl bekleyerek yine sandık yoluyla bu duruma son verdi. Kurtuluş Savaşında milletimizin

gösterdiği o azim yine aynı şekilde 16 Nisan’da verilecek. Bu kararla millet ilk defa söz sahibi olacak. Bana göre referandumun en önemli özelliği; vesayet değişimi ile demokrasiyi güçlendirmek olacaktır” diye konuştu.

RAMAZAN AYVALLI: BİR ÜLKENİN ASIL GÜCÜ İMANIDIR İNANÇLI GENÇLİĞİDİR.

21 Panelin sonunda konuşan Türkiye Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av. Mustafa Kuran ise, şöyle konuştu “İlk Menderes’in ”Bu millet Müslümandır, Müslüman kalacaktır” sözü bugünden sonra arkasından gelen Demirellerin, Özalların, Erbakanların Türkiye’de başkanlık sistemi ile ilgili beyanlarını hepimiz biliyoruz. Biz 50 seneden beri bu millet ve memleket meselelerinde sevdalı olarak halk ve hak için hizmet edenlerin hem ömrünün uzun olacağı hem de bu aziz topraklara hizmet götüreceğinden inananlardan birisiyiz. Burada toparlanmaya mecburuz” Programın sonunda medya mensuplarına başarı belgesi takdim edilirken konuşmacılara ve STK başkanlarına plaket verildi.

İlahiyatçı Yazar Prof.Dr.Ramazan Ayvallı, “Böyle güzel bir paneli düzenledikleri için UYGAD’a ve bu organizasyonda emeği geçenlere kalbi teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Ayvallı, “15 Temmuz, bir Milli İrade Zaferi’dir. Bu münasebetle darbe teşebbüsüne kararlılıkla ve cesurca karşı koyan silahlı kuvvetlerimize, polisimize, hükümetimize, emniyet mensuplarımıza, ama hepsinden önemlisi bu menfur girişimi önlemek, milli iradeye sahip çıkmak için canını ortaya koyan; genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle meydanları dolduran aziz milletimize şükran ve minnetlerimizi sunuyoruz” diyerek 16 Nisan’ın önemine değindi. Ayvallı, “Unutmayalım ki bir ülkenin asıl gücü; tankı, topu, tüfeği değildir. Asıl gücü imanıdır inançlı gençliğidir” dedi.

MUSTAFA KURAN: BU MİLLET MÜSLÜMANDIR, MÜSLÜMAN KALACAKTIR

2016 Yılı Yerel Gazetecilik Başarı Ödülü

Hasbahçe Gazetesi’nin UYGAD-Uluslararası Yazarlar ve Gazeteciler Derneğinin düzenlediği Panelde Hasbahçe Gazetesi 2016 Yılı Yerel Gazetecilik dalında başarı ödülüne layık görüldü. Konuşmacılar, başkanlık sisteminin önemine vurgu yaparak, Türkiye için başkanlık sisteminin kaçınılmaz olduğu gerçeğinin altını çizdiler. Konuşmalardan sonra 2016 yılı başarı ödülleri sahiplerini buldu. Hasbahçe Gazetesi Yerel Gazetecilik dalında başarı ödülüne layık görüldü. Hasbahçe Gazetesi adına Genel Yayın

Yönetmeni Ayetullah Coşkun ödülü AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı Av.Cüneyt Yüksel ve Türkiye Hukukçular Birliği Genel Başkanı Av.Mustafa Kuran’dan aldı. UYGAD Genel Başkanı Mehmet Derviş Canbekli, Gazetecilik başarı ödülünü Hasbahçe Gazetesi’nin hak ederek aldığını ifade etti.


22

Yerel Gündem “Reis bir gönül adamıdır. İhtiyacı olanın peşindedir. Bu Allah’ın verdiği bir nimettir kendisine. İyilik köprüsü olmak öyle herkese nasip olmuyor. Hamidiye Mahallesi’nde yazdığı iyilik destanının ayrıntısına girmiyorum. Adıyaman’a, Elazığ’a, Anadolu’da birçok yere uzatabilmiştir (iyilik ve sevgi) ellerini. Kışın soğuk günlerinde o, doğuda bir köydedir. Etrafından destek ister, güçlü olmak ister. En iyisinin ulaşmasını ister.”

»Serdar Çil

REİS ‘’Mübarek, yerinde misin?’’ diye telefonumu açmışsam sabah işe giderken, reis kahvaltıya geliyor demektir. Durun bir dakika! Bu reis, bizim mahallemizin reisi. Hamidiye Mahallesi’nin muhtarı, hiperaktif çalışma üstü çalışkanlığıyla meşhur Temel Şardan. Kendisini 15 yıla yakındır tanırım. Çok sevdiğim, saydığım, sohbetinden keyif aldığım ağabeyimdir. Hamidiye Mahallesi’ne bakmayın mahalle dediğime bu kadar nüfusu ve kozmopolit yapıyı öyle her yerde bulamazsınız. İşte burada devreye bizim muhtarımız girer ve bu yapının idamesinde temel taşlardan biri olma görevini yıllardır sırtına almış adeta çile ile bütünleşmiştir. Reisle sohbetlerimiz siyaset ve sosyal faaliyetler arasında gidip gelirken sözlerimizin tadını daima kesen bir telefonunun olması beni aşırı derecede yorar. Zira telefonu hiç susmaz. Telefon konuşmaları çoğunlukla uzadıkça uzayan problem çözme tekniklerine dönüşür. Elektrik kesilmişse 186 elektrik arızayı değil reisi ararlar, o derece yani. Varın, gerisini siz tahmin edin. Aslında ondan dinleyeceğiniz hatıralar, özellikle seksen öncesi yaşadıkları (anladınız siz konuyu) ve ticaret hayatındaki inişleri ve çıkışları gibi mevzular çay eşliğinde saatlerce sürse hiç de yorulmazsınız. O çileli günleri (gülmek garanti) tadında anlattıkça bir romanın reise dönmüş halini ve romanın kahramanın size canlı anlatımını izlersiniz. Bir insan yirmi dört saate en çok neleri sığdırabilir diye düşünseniz bilin ki reisin günlük ajandası yeterlidir. O dernek, bu vakıf, şu belediye, o sorun, bu ziyaret, şu düğün, o nişan, bu sünnet, şu cami, o cenaze, bu toplantı, şu tören ve daha niceleri... Bu saydıklarımı bir kenara yazalım ve bir başka yönüne aslında benim en çok sevdiğim yönüne doğru ilerleyelim. Reis bir gönül adamıdır. İhtiyacı olanın peşindedir. Bu Allah’ın

verdiği bir nimettir kendisine. İyilik köprüsü olmak öyle herkese nasip olmuyor. Hamidiye Mahallesi’nde yazdığı iyilik destanının ayrıntısına girmiyorum. Adıyaman’a, Elazığ’a, Anadolu’da birçok yere uzatabilmiştir (iyilik ve sevgi) ellerini. Kışın soğuk günlerinde o, doğuda bir köydedir. Etrafından destek ister, güçlü olmak ister. En iyisinin ulaşmasını ister. Okullar mı açıldı bilin ki bu konuda bir projesi vardır ve sizle paylaşır, Ramazan geldi değil mi, her sene geleneksel projesini hayata geçirir. Bizzat kendi dolaşır, gezer, tespit yapar, arabasını yükler ve yola çıkar. Karadenizli olmasının ona verdiği biraz sinirlilik hatta bunu asabiyet diye de telaffuzlandırabiliriz, bazen devreye girer ve orada daha yüksek bir perdeden “Mübarek!” diye bir ses gelir üzerinize. Hamidiye Mahallesi’nde bir güreş kulübü kurduğunu ve bu sporu gençlere sevdirmek için uğraştığını biliyorum. Yaşı elliyi geçmiş olsa da gençlerle çok kolay iletişim kurabilen bir kişidir. Gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak için ne kadar mücadele verdiğini çok iyi biliriz. Biz, kendisini genelde sosyal medyadan takip edebiliyoruz. Hangi ilde, nerede, şu anda hangi programda, ne yapıyor, sıkı takipteyiz. Mesajını aldık reis, cuma sabahı Çanakkale Şehitlerimizi ziyarete gidecekmişsiniz. Biz yine işleri bahane edip gelemeyeceğiz. Rabbim, şehitlerimize gani gani rahmet eylesin. Orası İslam coğrafyasının en kuvvetli sembollerinden bir tanesidir. Hepsine ayrı ayrı selam olsun. Rabbim onlardan razı olsun. Allah sana da uzun, hayırlı, sağlıklı, ailenle sevdiklerinde mutlu bir ömür nasip eylesin. Bu arada haftaya nasip olursa sabah sabah “Mübarek” diye başlayan bir cümle ile telefonumu açmak istiyorum (Anladın sen onu). Selam ve Dua ile...

Mart 2017

28 Şubat İslam’ı

Azaltma Projesidir 28 Şubat’ın yıl dönümünde Hamidiye Gençlik Merkezi’nde Kağıthaneliler ile bir araya gelen Gazeteci Yazar Ahmet Taşgetiren “20. Yılında 28 Şubat Bize Ne Söyler” adlı bir söyleşi gerçekleştirdi. 28 Şubat’ın yaşayan tanıkları ve mağdurlarından biri olan ve 28 Şubat’ın demokratik sisteme bir müdahale olduğunu belirten Taşgetiren, “Asker ve sivil kadrolar bunu Milli Güvenlik Kurulu marifetiyle birlikte gerçekleştirdiler ve sonucunu aldılar. Türkiye’de açık askeri müdahaleler ne tür sonuçlar veriyorsa, bu örtülü müdahale de benzeri sonuçlar verdi. Siyasi iktidarı devirdi. Bundan sonra partiyi kapattı, ardından bir askeri müdahale projesi neyi öngörüyorsa ona dair uygulamalar yaptı. Ben o uygulamaların tamamının İslam’ı azaltma operasyonu olduğunu, oraya “İslam çok oldu” tarzındaki bir değerlendirmeden gelindiğini düşünüyorum. O değerlendirmenin de yerli bir değerlendirme olmadığını, uluslararası boyutları olduğunu düşünüyorum. Sadece Türkiye’nin pilot ülke olarak kullanıldığı, aslında çok daha geniş Ortadoğu’ya dönük operasyonların bir parçası olduğu kanısındayım” dedi.

28 Şubat’ın yaşayan tanıkları ve mağdurlarından biri olan ve 28 Şubat’ın demokratik sisteme bir müdahale olduğunu belirten Taşgetiren, “Asker ve sivil kadrolar bunu Milli Güvenlik Kurulu marifetiyle birlikte gerçekleştirdiler ve sonucunu aldılar. Türkiye’de açık askeri müdahaleler ne tür sonuçlar veriyorsa, bu örtülü müdahale de benzeri sonuçlar verdi. Siyasi iktidarı devirdi. Bundan sonra partiyi kapattı, ardından bir askeri müdahale projesi neyi öngörüyorsa ona dair uygulamalar yaptı. Ben o uygulamaların tamamının İslam’ı azaltma operasyonu olduğunu, oraya “İslam çok oldu” tarzındaki bir değerlendirmeden gelindiğini düşünüyorum. O değerlendirmenin de yerli bir değerlendirme olmadığını, uluslararası boyutları olduğunu düşünüyorum. Sadece Türkiye’nin pilot ülke olarak kullanıldığı, aslında çok daha geniş Ortadoğu’ya dönük operasyonların bir parçası olduğu kanısındayım” dedi.

Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç , “Darbelerin bu milletin hayrına olmadığını en son 15 Temmuz’da gördük. 28 Şubat sürecinde imam hatiplerin kapatılması, çocuklarımızın üniversitelere alınmaması, asker ya da polis olmalarına izin verilmemesi, başörtüsünün yasaklanması gibi nice sıkıntılar yaşadık. Her ne kadar adı post modern darbe olsa da netice de bundan her zamanki gibi zarar gören devlet ve millet oldu. 12 Eylül ile 27 Mayıs Darbeleri ve muhtıralar da yine aynı şekilde ülkeyi demokrasi, insan hakları, özgürlükler noktasında kısıtladı. Milletimiz bu hadiselerden edindiği acı tecrübeyle, bir daha bu olumsuzlukların yaşanmaması için 15 Temmuz’da tek vücut oldu ve meydanlara inerek darbe girişimini önledi” dedi.

Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç , “Darbelerin bu milletin hayrına olmadığını en son 15 Temmuz’da gördük. 28 Şubat sürecinde imam hatiplerin kapatılması, çocuklarımızın üniversitelere alınmaması, asker ya da polis olmalarına izin verilmemesi, başörtüsünün yasaklanması gibi nice sıkıntılar yaşadık. Her ne kadar adı post modern darbe olsa da netice de bundan her zamanki gibi zarar gören devlet ve millet oldu. 12 Eylül ile 27 Mayıs Darbeleri ve muhtıralar da yine aynı şekilde ülkeyi demokrasi, insan hakları, özgürlükler noktasında kısıtladı. Milletimiz bu hadiselerden edindiği acı tecrübeyle, bir daha bu olumsuzlukların yaşanmaması için 15 Temmuz’da tek vücut oldu ve meydanlara inerek darbe girişimini önledi” dedi.


23

Bulmaca

Mart 2017 Bozuk eşya

Bahçe duvarı Sığınmacı kabûlünde en katı ülke

Kabaca evet

Oksijenin sembolü

Bakanlar Kurulu kararı

Bir tür Afrika zebrası

Bir bağlaç İçle ilgili

Bir sâhiplik eki Vâli

At yetiştirme tesisi

Otomobil (kısaltma)

Fikir, düşünce

Ailesini geçindiren

Küçük Mağara Pirinç ya da bulgur yemeği

Aşırı saf kimse Yer kabuğunda bulunan mineral

Yemin

Trabzon’un bir ilçesi

Bağışlama

Bir bağlama edatı

Kemik ucu

Niyobyumun sembolü

Tam olmayan

Zararı giderme, yerine koyma

Tarak ile düzeltme

Enerji depolayan cihaz

Aç olmayan

Lityumun sembolü Karadeniz teknesi

Ünite

Otlak

Doğrulama

Antlaşma

Teori

Omuz atkısı

Bir bağlaç

Köpek

Su kabı

Yasaklama

Kâğıthane Müftüsü (alt resim) ...... Haliloğlu

Burmalı çivi

Tuluat tiyatrosunda bir gösteri

Kusursuz, mükemmel

Gönül rahatlığı, ferahlık

Bir nota Yumuşak, yuvarlak ve irice

Gelenek

Ses, seda

Hayır karşıtı

Lanetlenmiş melun Barışçı bir yolla Ağacın kolları

Saygın, itibarlı

Eski dilde baş kaldıran

Fiyat, paha, değer

Film çekme aygıtı

Yabanî hayvan yakalama

Tantalın sembolü

Hâne

En kısa zaman

Gelecek, gelecek zaman

Adet

Hava yolu ulaşımı için gerekli kuruluşların bütünü

Flu olmayan

S U D O K U

8 5 3 2 6 1 6 9 1 5 7 5 6 1 5 4 1 3 7 6 3 7 1 8 5 6 7 8 4 6 9 3 5 7

1 9 7 8 5 6

KELİME AVI

E J DURE İ S P K A Y AÖ FGEEKÖ İ M İ ÇESDE J ÜVM İ S T İ KR AR J V K K A A S İ S T E MG Y K E İ AMN B T S OD Z Ü V I T T L REÇRE F A Z ÇOD T E İ AT FCN İ S AN İ NÜ L THAKK AN İ YE T AR I ENT EY AD İ HECSK

AŞAĞIDAKİ KELİMELERİ YUKARIDAKİ TABLODA BULUNUZ. KELİMELER HER YÖNE DOĞRU YAZILMIŞ OLABİLİR.

GÜÇ DOST ETİK EVET KAYA

REİS TÜRK DEVAM NİSAN SEÇİM

ZAFER EMANET KALİTE SANDIK SİSTEM

HİDAYET İSTİKRAR HAKKANİYET

1

1

2

3

4

5

6

7

8

9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 SOLDAN SAĞA: 1. Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, düzeltme, düzeltim - Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü. 2. Hayırın karşıtı, doğrulama ve onaylama sözü - Azerbaycan halkından olan kimse - Belirme, görünme, ortaya çıkma, zuhûr etme, meydana çıkma. 3. Ayın ilk günkü durumu - Biçimsiz - Ortaklık. 4. Bir şart eki Bir metrenin milyonda biri - Adaletten, doğruluktan ayrılmayan - Büyük, yetişkin. 5. Uzak Doğu savaş sanatlarında bir form - Hangi kişi anlamında bir soru sözü - Kedi, köpek yavrusu - Yabancı. 6. Halk ağzında, hasır örülen bir ot - Avrupa Kıtası’nın üç yarımadasından biri - Ad, unvan, titr - Mahal, mekân. 7. Birbirine sevgi bağıyla bağlanmış kişiler, yaren - Hastalık nöbeti, kriz - Kudret, iktidar. 8. Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya - Bir ay adı - Şaka. 9.Olmamış - Son - Eski dilde kadın. 10. Bir element - İmamlık - Birine karşı duyulan öç alma isteği, garaz. 11. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, sonuca giden düşünme biçimi - Düzene uygun olan.

YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1. Yönetim biçimi cumhuriyet olan ülkelerde devlet başkanı, cumhurbaşkanı. 2. Daha iyi - İsviçre’de bir ırmak. 3. Bozma, feshetme - Bölümleme, sınıflama. 4. Tedavi etme - Kur’an’da bir harf - Anka kelimesinin ünsüzleri. 5. Kayıp olan şey - Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih. 6. Eski dilde su - Paltoya benzer üst giysisi - Akıl. 7. İnce perde veya örtü - Kazanma, iktisap. 8. Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi. 9. Söylenen sözün tersini kastederek alay etme - Tanık. 10. Bir işte deneyimli kimse, guru - Milattan Sonra (kısaltma) - Mektup. 11. Müzikte bir nota - Bir haber ajansı Dört mevsimden biri. 12. Küçük bitkilerin genel adı - Uygun değer verilerek sağlanan eşitlik, muadele. 13. İşlenmiş koyun derisi - Parlak, pamuklu kumaş. 14. İvedi olma durumu - Boru sesi. 15. Baş - Bir harfin ince okunuşu - Küçük mağara. 16. Temel düşünce, temel inanç - Bir kadın adı. 17. Kiri gösteren iz - Kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçim. 18. Bir şeyin başka şeylerden ayıran özellik, vasıf - Ansızın yapılan, birdenbire.

HAZIRLAYAN: AHSEN İLHAN eposta: bulmaca_ekibi@hotmail.com

BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA

Kâğıthane Millî Eğitim Müdürü .......Çayır (üst resim) Tüze


24

Kültür & Sanat

3. Geleneksel

Mart 2017

Genç Düşünce Şiir Gecesi Şair Yazar İlhan Kurt’un Kaleminden “KARINCA NEFESİ” Çıktı!

Kağıthane’de Yapıldı Genç Düşünce Dergisinin düzenlediği “Ya Şehit Olmalı, Ya Şahit Olmalı” isimli 3. Geleneksel Genç Düşünce Şiir Gecesi 4 Mart 2017 Cumartesi günü Saat:19.00’da Kağıthane Sultan Selim Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Kağıthane İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü, Şair-Yazar İlhan Kurt’un “KARINCA NEFESİ” Kitabı MGV Yayınları’ndan çıktı.

Roman ve öykü yazarı, çevirmen Osman Koca’nın “SÖZ CANGILI” Deneme Kitabı Beyan Yayınları’ndan çıktı.

Ya Şehit Olmalı, Ya Şahit Olmalı sloganı ile düzenlenen 3. Geleneksel Genç Düşünce Şiir Gecesine Ahmet Mercan, Şakir Kurtulmuş, İsmail Kılıçarslan, Hüseyin Akın, Muhammed Cemal Ünal ve genç şairler katıldı.

İlk olarak İstanbul Kitap Fuarı’nda 2-5 Mart 2017 tarihlerinde okuyucusuyla buluşan “KARINCA NEFESİ” kitabı ezber bozmaya hazırlanıyor. Şair Yazar İlhan Kurt, 02 Mart 2017 Perşembe günü Saat:10-17 arası Yeşilköy CNR 4.Uluslararası Kitap Fuarı MGV Yayınları standında imza günü düzenledi. Kitabı hakkında görüş aldığımız Şair, Yazar İlhan Kurt, “Karınca Nefesi; Çile demektir, hüzün demektir, acı demektir. Zulmün en şiddetli anında, herkesin güçlüden yana olduğu bir zamanda, mazluma can üflemek de¬mektir. Bütün zenginlikleri elinin tersiyle itip, Hak uğruna bir kırıntı ekmeğe muhtaç Mus’ab olabilmektir. Doğruluktan şaşmama uğrunda, yapayalnız ölmeyi göze alan Ebu Zer olabilmektir. Sümeyye olabilmektir, işkenceler karşısında “Allah!” diye haykıran. Uhud’da şehit oğlunu, babasını ve eşini gösterdiklerinde: “Bana Allah Resul’ünden haber verin, o sağ mıdır?” diye bağıran Sümeyra olabilmektir” dedikten sonra Karınca Nefesi; Cesarettir, ÖZveridir, sadakattir.” dedi.

Kitaptan bir bölüm: Nedir bu telaşın, böyle nefes nefese nereye? Ateş büyük, çok büyük, yayılmış her yöreye Neyin ateşi bu söylesene? Zulmün ateşi, bâtılın dinmek bilmeyen ateşi!

Usta Öykücü Osman Koca’nın “SÖZ CANGILI” İlk Deneme Kitabı Çıktı!

Büyük Şairlerin ve Genç Şair adaylarının seslendirdiği birbirinden güzel şiirlerle katılımcılar muhteşem bir geceye şahitlik ettiler. Kur’an Tilaveti ile başlayan gecenin açılış konuşmasını Genç Düşünce Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Seyfullah Şenel yaptı. Şenel, “Geceye, verdikleri söze, yaşadıkları çağa, şehitliğe şahit olanlara, bizleri ve şiiri yalnız bırakmayanlara teşekkür ediyorum. Hepiniz hoş geldiniz. Allah izin verirse geleneksel hale getirdiğimiz şiir geceleri

her sene devam edecek” dedi. Ya Şehit Olmalı, Ya Şahit Olmalı sloganı ile düzenlenen 3. Geleneksel Genç Düşünce Şiir Gecesinin ilk ziyafetini Şair Yazar Hüseyin Akın “Beraber Ağlayalım” şiiri ile yaptı. Şair Ahmet Mercan “15 Temmuz” şiirini, Şair Şakir Kurtulmuş “Ağır Hüzün” şiirini, Şair Muhammed Cemal Ünal “Kışlaklarda Biz” şiirini, Şair Mustafa Yücel Sezai Karakoç’un “Çocukluğumuz” şiirini, Şair Furkan Selamoğlu ise Metin Önal Mengüşoğlu’nun “Kardeşime Mektup” şiirini ve son olarak Seyfullah Şenel ve Enes Topal “Yasin Yerden Göğe Kadar Şehidsin” şiirini okudu. Şiir gecesi sonunda katılımcılara tablo hediye edildi. Toplu çekilen hatıra fotoğraflarının ardından program sona erdi.

“SÖZ CANGILI” deneme kitabı ilk olarak 11-19 Şubat tarihlerinde 3.Üsküdar Kitap Fuarında daha sonra da 24 Şubat-5 Mart 2017 tarihlerinde 4. CNR Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda okuyucusuyla buluştu. Kitabı hakkında görüş aldığımız Yazar Osman Koca, “Hayatımızın her anısı, yazmak ile yazgılanmak arasında mekik dokuyor. Yazmak, Türkçede inanç menşeli bir eylem. Kader ile doğrudan ilintili. Alın yazısı örneğin. Her Müslümanın duygu ve düşünce boyutunda yazı ile yazgıya tahvil edilen anıları, anekdotları mutlaka vardır. Kimi bunları notalarla, kimi fırçasıyla, kimi sözcüklerle, kimi bizzat eylemleriyle gösterirken; çok insan içinde yaşar ve yaşatır bu olguları. Bizim inancımızda yazgı’lanmak aynı zamanda şeksiz ve şüphesiz teslimiyeti ifade eder. Bağlanışı, kabul edişi, onamayı. Bu nedenle yazı ile yazgı’ya; yazgı ile yazı’ya da sevdalanmışızdır. “Söz Cangılı” bu bağlamda ortaya çıkan bir eser. Estetik kaygıdan ziyade tezli ve tematik yanları ağır basıyor. Biz Müslümanız. Tarihin bize verdiği mesuliyet duygusu var. Misyonumuz ve vizyonumuz da bu ölçekte şekilleniyor. Biz, zor dönemlerde kalem başında olmaktan çok, meydanlarda idik. Gün oldu devran döndü, kalemi elimize, kâğıdı önümüze aldık. Kâğıdın kokusuna, kalemin mürekkebine hasret kalamayız. Genel anlamda şunu ifade etmek istiyoruz ki; sanatçı ile siyaset arasındaki ilişki gece ile gündüz arasındaki döngüye benzer. Ne tümüyle birbirlerinden ayrılabilir, ne de tamamen birleşebilir” dedi.


26

Yerel Gündem “Sultan Vahdettin, Türk milletinin istiklalini yok edecek, Türkiye’yi cihan haritasından silecek gibi görünen korkunç bir bozgunun arifesinde tahta oturmuştu. Memleket, düşmanların bin bir türlü hainlik hadiseleriyle dolu bir dönemece girmişti”

»Volkan Yaşar Berber berbervolkanx@gmail.com

VI. Mehmed-Sultan Vahdettin VI. Mehmed, Osmanlı Devleti’nin 36. ve son Sultanı ve 115. İslam Halifesidir. Türbesi Türkiye’de olmayan tek padişahtır. Abdülmecid Han’ın 42. ve son çocuğu VI. Mehmed, Gülüstü hanımdan dünyaya gelmiştir. Vahdettin Han’ın doğduğu sene valideleri Gülüstü Hanım vefat etmiştir. Abdülmecid Han’ın ikballerinden Şayeste Kadın tarafından büyütülmüştür. Abdülhaziz Han’ın saltanatı zamanında VI. Mehmed çocuk olduğundan serbest yetişmiştir. Ağabeyi Sultan II. Abdülhamit, eğitim ve öğretimiyle ilgilenmiştir. Vahdettin Han çok kitapseverdir. Fıkıh, Hadis, Kelam, Kuran-ı Kerim, Arapça ve Farsça eserleri özen ve önem vererek okurdu. Genç şehzade, abilerinin destekleri ve dadılarının teşvikleriyle edebiyat, musiki ve hat öğrenerek kendini geliştirmiştir. Sazen olduğu Kanun çaldığı ve de nota yazdığı kaynaklarca sahihtir. Koleksiyon merakı da vardı ve materyal silahlar toplardı. Atıcılığı ile meşhurdu. 25 metreden yedi güvercini peş peşe vururdu. Sultan Vahdettin ilk izdivacıyla Feriye’deki üç katlı ahşap sarayında yangın çıkana kadar yaşamıştır. Sonrasında İstanbul’da Çengelköy’de Ermeni ailelerden kalma olan III. Selim zamanına ait olan ve Kemalettin Efendi’den Abdülhamit Han’ın satın aldığı ve Sultan Vahdettin için temin ettiği güzide köşkte yaşamaya başlamıştır. Vahdettin Han 5 kez nikâhlanmıştır. 1885’de Nazikeda Kadın ile Ortaköy Sarayında, 1905’de İnşirah Kadın ile Çengelköy Sarayında, 1911’de Müveddet Kadın ile Çengelköy Sarayında, 1918’de Nevare Kadın ile Dolmabahçe Sarayında ve 1921’de Nejat Kadın ile evlenmiştir. Yalnız ilk izdivacı Nazikeda Kadın’dan üç kızları; 1888’de Fenire Sultan, 1892’de Ulviye Sultan ve 1894’de Sabiha Sultan doğmuştur. Çengelköy’de stresten uzak ve nezih yaşam sürmeyi kendine adet edinen Vahdettin Han, kaliteli giyime, spora ve sanata burada daha fazla ehemmiyet vermiştir. Meşakkatli zamanlardı. 1.Dünya Savaş’ı devam ediyordu. Sultan Mehmet Reşad padişah olduğu zaman; Sultan Vahdettin’in abileri Kemalettin Efendi ve Süleyman Efendi 1905 yılında birer birer hakkın rahmetine kavuşmuş ve Sultan Abdülaziz’in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht olmuştu. Onun da vefat etmesi üzerine 4 Temmuz 1918 tarihinde 58

Mart 2017

Bürokrasi ve Farkındalık

Zirvesi Yapıldı Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan Kastamonulu mülki idare amirleri, “Kastamonu’dan Türkiye’ye Altın Adamlar” programı kapsamındaki “Bürokrasi ve Farkındalık Zirvesi’nde” bir araya geldi.

yaşında Sultan Mehmet Vahdettin padişah olmuştur. Sultan Vahdettin, Türk milletinin istiklalini yok edecek, Türkiye’yi cihan haritasından silecek gibi görünen korkunç bir bozgunun arifesinde tahta oturmuştu. Memleket, düşmanların bin bir türlü hainlik hadiseleriyle dolu bir dönemece girmişti. 29 Eylül 1918’de Bulgaristan’ın mütareke ederek harpten çekilmesi Türkiye’nin diğer müttefikleriyle ilişkisini koparmasının yanında Filistin ve Suriye’nin de elden gitmesi büyük moral bozukluğu yaşanmasına sebep olmuştu. 8 Ekim 1918’de savaşın kaybedileceğinin anlaşılması üzerine Sadrazam Talat Paşa başkanlığındaki İttihat ve Terakki kabinesi istifa etti. Yerine Ahmet İzzet Paşa başkanlığında bir kabine kuruldu. Bu sırada fırsattan istifade eden Fransız filosu İskenderun limanına girmiş ve peşine 23 Ekim 1918’de Halep İngilizlerce işgal altına alınmıştı. En nihayet savaşı sonlandıracak ümit ışığı olarak görünen 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi, Mondros Limanı’nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay’ın Başkanlığında imzalanmış ve silahlı çatışma sonlandırılmıştır. Lakin Osmanlı Devletinin yıkılışını öngören çok ağır şartlar içermesi ve sonrasında baskıların artmasıyla 1919’da Kurtuluş Savaşı başlamıştır. Kurtuluş Savaşı, 1.Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri’nce işgali sonucunda Misak-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadeledir. 1919-1922 yılları arasında gerçekleşmiş ve 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile resmen sona ermiştir. Kurtuluş Savaşı zafer ile neticelendikten sonra TBMM hükûmeti 1 Kasım 1922’de hilafet ile saltanatın ayrıldığını ve saltanatın kaldırıldığını bir kanun ile ilan etti. Vahdettin’in adı hutbelerden kaldırıldı. Bunun sonucunda Sultan Vahdettin 17 Kasım 1922 Cuma günü Dolmabahçe Sarayı’ndan Malaya harp gemisi tarafından alınıp Malta Adası’na götürüldü. Oradan Melik Hüseyin’in daveti üzerine Mekke’ye oradan da İtalya’daki San Remo şehrine giderek bu şehirde ikamet etti. Vahdettin 16 Mayıs 1926’da San Remo’da vefat etti. Cenazesi Şam’a getirilerek Sultan Selim Camii kabristanına defnedildi.

İstamonu Gazetesi tarafından düzenlenen “Bürokrasi ve Farkındalık Zirvesi” programının ana sponsoru United Group oldu. Cide Dernekler Federasyonu ve Çatalzeytinliler Yardımlaşma Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen program 5 Mart 2017 Pazar Günü Saat:09.30’da Esenler Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Programa; Ankara Üniversitesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İhsan Çapcıoğlu, Mülkiye Baş Müfettişi Fazıl Can ile Recep Muhlis Gür, Adana Vali Yardımcısı İsmail Hakkı Ertaş, Amasya Vali Yardımcısı Nevzat Sinan ve Ataşehir Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu, Yargıtay Üyesi Mehmet Faik Ateş, Esenler Kaymakamı Hulusi Şahin, TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, KASİAD Genel Başkanı Ayhan Aslan ve UNİTED Grup Ceo’su İlhan Altun, İSTAMONU Gazetesi imtiyaz sahibi Hüseyin Karadeniz, Cide Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Celal Gül, Çatalzeytinliler Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmet Çetinkaya konuşmacı olarak katıldı. Programın açılış konuşmasını İstamonu Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hüseyin Karadeniz yaptı. Karadeniz “Bürokrasi ve Farkındalık Zirvesi” ne katılımlarından dolayı misafirlere hoş geldiniz dedi. TÜRKİYE, DÜNYA İNSANLIĞININ KURTULUŞ ADASIDIR Programın Moderatörlüğünü yapan Ankara Üniversitesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. İhsan Çapcıoğlu yüzyılladır birlikte yaşama kültürü ve tecrübesinin merkezinin Türkiye olduğunu ifade ederek, “Vakıf ve yardımlaşma gibi önemli kurumları bu günlere ulaştıran bu aziz millet kimseyi aç açık bırakmaz. İşte bu yüzden diyorum ki Türkiye, dünya insanlığının kurtuluş adasıdır. Bunun farkında olalım ve değerlerimizi hatırlayalım” dedi.

DÜNYA MAZLUMLARINA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, “15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi ve sonrası yaşadığımız olaylar daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır ki, Türkiye ve Türk milleti yeni ve eski bir vekâlet savaşı ile karşı karşıyadır. Bu saldırıların artmasının temel sebebi Türkiye’nin gerçekten bağımsız bir ülke olmak ümidiyle ciddiyet kazanmasına bağlıdır. İnşallah milletimizin azmi Allah’ın yardımı ile bu zorluğun üstesinden Türk milleti olarak geleceğiz yeter ki basit hatalar yapmayalım” dedi. BU GÜNÜ BİR MİLAT BİLİP BİR ARAYA GELMELİYİZ Ataşehir Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu, “Memleketimize ve milletimize hep beraber hizmet edelim. Önemli olan birbirimizi sevmek, saymak, hürmet ve muhabbet içerisinde olmaktır. Bununla beraber bu dayanışmayı arttıracak güzel gayretlerde, çalışmalarda da herkes üzerine düşeni yapsa inanıyorum ki geleceğimiz çok daha güzelleşecektir” dedi. BİZLER VATAN SEVDASI İLE YANIP TUTUŞAN BİRER DEĞERLERİZ KASİAD Genel Başkanı Ayhan Aslan, “Bizler vatan sevdası ile yanıp tutuşan birer değerleriz. Aynı zamanda Kastamonu doğru insanların kenti olarak bilinir. Bugün huzurunda olduğumuz Kastamonulu mülki idare amirlerimiz bizler için güç kaynağıdır. Yine onlar gibi devletimizin üst kademelerinde görev yapmalıyız. Bu sıcakkanlı ve çalışkan insanların varlığı devletimizi ve milletimizi güçlü kılmaya yetecektir. Bu beraberliğimiz tüm insanları aynı çatı altında birleştirmelidir. Bizler sorgulayan, araştıran kültüre sahip olduğumuz sürece yapamayacağımız ve başaramayacağımız iş yoktur” dedi.


Merkez Mah. Sadabad Cad. No:44/B Kağıthane / İstanbul Tel : 0212 294 07 61 Gsm : 0543 721 51 51

KREDİ KARTINA

12 AY

TAKSİT


28

Din ve Yaşam “Çanakkale bir ölüm kalım savaşıdır. Bütün bir milletin mutlaka zafere odaklanmış bir şeklidir. Çanakkale; İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Yunanlıların kabarmış iştahlarının kursaklarında kaldığı yerdir. Çanakkale Zaferi, Osmanlı’nın İslam Dünyası karşısında itibarını yenilemiş ve güvenini arttırmıştır. Çanakkale Savaşında saldıran topa, tüfeğe, çeliğe, ateşe karşı etin kemiğin kendisini savunmasıdır”

»Muzaffer Coşkun info@ibretli.net

Mart 2017

1915 Çanakkale Köprüsü’nün

Temeli Atıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı olan 2023’te açılması planlanan Çanakkale 1915 Köprüsü’nün temeli 18 Mart 2017 Cumartesi günü törenle atıldı.

Çanakkale Zaferi 102 Yaşında Bundan yaklaşık bir asır önce Kahraman ecdadımız bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diye haykırdı.

namus sevgisi ile komutanların üstün sevk ve idaresinde ve en önemlisi de Allah’ın yardımı ile kazanılmıştır.

Onlar; İ’lay-ı Kelimetullah için, Din-i Mübin-i İslam için canlarını feda ettiler. Tevhidi savundular. İslam’ın izzet ve şerefini korudular. Müslümanların onurunu müdafaa ettiler. Mabetlerimize namahrem eli değdirmediler. Ezanlarımızın susturulmasına müsaade etmediler.

Bu zaferin tek bir izahı vardır: O da Mehmetçiğin teslim ve tevekkülüdür. İnsanın gönüllü olarak canını feda etmesi ancak canından daha değerli bir amaç uğruna olur. O da vatandır, din ve namustur. Şöyle ki; Ölürsem şehit, Kalırsam gazi, Ya İstiklal Ya Ölüm.

Çanakkale Zaferi, milletimizin kardeşliğini, birliğini, dirliğini, izzetini ve şerefini korumaya yönelik şuurlu bir mücadelenin adıdır.

Mehmetçiğin ben ölürsem vatan sağ olsun dedirten imanıdır, idealidir, gözünü kırpmamasıdır.

Çanakkale bir ölüm kalım savaşıdır. Bütün bir milletin mutlaka zafere odaklanmış bir şeklidir. Çanakkale; İngilizlerin, Fransızların, Rusların, Yunanlıların kabarmış iştahlarının kursaklarında kaldığı yerdir. Çanakkale Zaferi, Osmanlı’nın İslam Dünyası karşısında itibarını yenilemiş ve güvenini arttırmıştır. Çanakkale Savaşında saldıran topa, tüfeğe, çeliğe, ateşe karşı etin kemiğin kendisini savunmasıdır.

Yabancı komutanlar Çanakkale Zaferi için şunları söylediler; “Türkler gaz kullanmazlar, çünkü onlar temiz savaşçıdırlar”, “Çanakkale’de Mehmetçik; korkmuyor, ürkmüyor, iman dolu sinesini, çelik duvara siper etmiş bekliyordu”, “ Dünyanın en yürekli ve kahraman askeri olan Mehmetçiğe; derin sevgi ve saygılar. Çünkü savaş alanında, günlerce bu kahraman askerinin cesareti, yaptığın işin güzelliği ve insani vasıfları konuşuldu.”

Çanakkale savaşında maddi zenginlik; top, tüfek cephane kadar; manevi güç, iman, ahlak sabır ve sebatta önemli olmuştur. Balkanlarda kaybettiğimiz toprakların acısını silmek için bütün iç âlemimiz hazırdı. İmanımız tamdı. Kendimize güveniyorduk ve yeterince silahımız da vardı. Çanakkale’de savaşı başlamadan önce kumandandan askere kadar herkes büyük bir heyecan içinde abdestini almıştı. Namazlar kılındı, dualar edildi, herkes birbiriyle kucaklaşıp, helallik isteyerek vedalaştı. Sonra cepheye: Bismillah ya Allah diye yürüdüler. Nihayet Allah’ın yardımı ile Seyit Onbaşı’nın üçüncü defa kaldırıp topun ağzına sürdüğü mermi 276 kilo ağırlığında idi. Fırlatılan top, tam düşman zırhlısının bacasından içeri girdi. Fransızların Bouvet zırhlı gemisi 12 yerden isabet almış, kaptan dâhil 639 deniz askeri, boğazın soğuk sularına gömülmüştür. Bu büyük zafer; mevcut silahlarla, Mehmetçiğin imanı, azmi, vatan, din,

Mehmetçiğin güzelliklerinin kaynağında iman yatmaktadır. Onu güçlü kılan İslam imanıdır. Bu millet, bin senedir sahip olduğu bütün güzellikleri İslam imanına borçludur. Çanakkale Savaşında İngiltere Genelkurmay Başkanının bilmediği bir şey vardı. O da Mehmetçiğin sarsılmaz imanı idi. Çanakkale harbindeki bu birlik, gönül birliğidir. İman birliği, din kardeşliği birliğidir. Genelkurmay Başkanlığımızın kayıtlarına göre Çanakkale Savaşında; 589 Subay ve Astsubay. 56.495 Er ve Erat olmak üzere toplam 57.084 askerimiz şehit olmuştur. 97.864 yaralımız, 11.000 kayıp, 7.000 hava değişimi, 20.000 hastalık nedeniyle ölüm, 14.000 hasta eklendiğinde ordunun zayiatı toplam 206.507 olmuştur. Bizlere bağımsız bir ülkeyi miras bırakan hiç düşünmeden canını vermiş tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Selam, Huda’ya tabi olanların üzerine olsun.

1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale otoyolu temel atma töreni için Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkisinde tören düzenlendi. Anadolu yakasındaki Lapseki’nin Şekerkaya ile Avrupa tarafındaki Gelibolu’nun Sütlüce mevkisi arasına yapılacak köprü, Çanakkale Boğazı’nın ilk, Marmara Bölgesi’nin de 5. Asma Köprüsü olarak hizmet verecek. 138 YILLIK HAYAL GERÇEK OLDU 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yılı dolayısıyla Çanakkale 18 Mart Stadyumu’nda düzenlenen törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, buradan Lapseki’deki tören alanına telekonferans sistemi ile bağlandı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, “Çanakkale geçilmez” diyen ecdadımızdan aldığımız güçle, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün temelini sizlerin huzurunda atıyoruz. Projede emeği geçenlere, Koreli ve Türk firmalara teşekkür ediyorum. 1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale otoyolu temel atma törenini hayırlı olsun” dedi. 10.3 MİLYAR LİRALIK PROJE Ayakları deniz içine inşaat edilecek 1915 Çanakkale Köprüsü’nün Lapseki tarafındaki yaklaşım viyadüğü 650 metre, Gelibolu tarafındaki yaklaşım viyadüğü ise 900 metre uzunluğunda

olacak. Proje kapsamında Çanakkale 1915 Köprüsü’nün yanı sıra yapılacak 354 kilometrelik otoyolda 31 viyadük, 5 tünel, 30 köprülü kavşakla 143 alt ve üst geçit yapılacak. Köprü, 3 geliş ve 3 gidiş olmak üzere toplam 6 şeritten oluşacak. İki yakanın birbirine, kenar açıklıklarıyla kendisinin toplam uzaklığı 3.860 metre ve viyadükleriyle 5 km üzerinde olacak köprünün iki ayak arasındaki açıklığının ise Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023’ü taçlandırmak için 2.023 metre olarak belirlendi. Köprü ve otoyol ihalesini 10.3 milyar lira bedel ve 16 yıl işletme süresiyle DaelimLimak-SK-Yapı Merkezi kazanmıştı. Temel atma töreni Asya kıtasındaki Lapseki İlçesi Şekerkaya mevkiinde yapılacak. Köprü hizmete girdiğinde Japonya’yı tahtından indirerek dünyanın en uzun aralıklı köprüsü unvanına sahip olacak. Temel atma töreni, dua edilmesinin ardından sona erdi.


#KagithaneEVETdiyor Türkiye,�16�Temmuz�sabahı�nasıl karanlıktan�aydınlığa�uyandıysa, 16�Nisan�ile�birlikte�vesayetleri�ve demokrasi�dışı�güçleri�de

YOK EDECEK! Av. Faruk GÖKKUŞ Kağıthane�İlçe�Başkanı

Üç�Aylar�ve��Regaib�Kandiliniz�

MÜBAREK OLSUN

facebook.com/akkagithane twitter.com/akkagithane

KAĞITHANE İLÇE BAŞKANLIĞI


30

Spor

Kağıthane Spor’dan Gazetemize Plaket Kağıthane Spor Genel Sekreteri Abdurrahman Karakum, gazetemiz adına Ayetullah Coşkun’a teşekkür plaketi verdi. 2016-2017 sezonunda şampiyonluk yolunda Kağıthane Spor Kulübüne vermiş oldukları desteklerden dolayı kurum idarecilerine, yöneticilere teşekkür plaketi veren Kağıthane Spor Kulübü Başkanı H. İbrahim Kasapoğlu, gazetemizi de unutmadı. 2016-2017 sezonunda şampiyon olan Kağıthane Spor’a katkılarımızdan dolayı gazetemiz adına Genel Yayın Yönetmeni Ayetullah Coşkun’a plaket takdim eden Kağıthane Spor Genel Sekreteri Abdurrahman Karakum, “2016-2017 sezonunda yönetimiyle, antrenörüyle, futbolcusuyla ve taraftarıyla çok

Hasbahçe Gazetesi olarak bizler de kendisine bu nazik davranışından dolayı teşekkür ediyor, Kağıthane Spor’a Süper Amatör Lig’de başarılar diliyoruz.

Şampiyonu Kağıthane’den Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen Türkiye 3 Bant Bilardo Şampiyonası’nda, gençler erkekler kategorisinde Kağıthane’den Hayrettin Kaan Ermiş birinciliği elde etti. Türkiye Bilardo Federasyonu tarafından 4-10 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye 3 Bant Bilardo Şampiyonası Muğla’nın Bodrum ilçesinde gerçekleştirildi. Türkiye Gençler Bilardo Şampiyonu Çeliktepe’de ikamet eden 19 yaşındaki Gümüşhaneli Hayrettin Kaan Ermiş oldu. Türkiye 3 Bant Bilardo Şampiyonasında Hayrettin Kaan Ermiş Finalde rakibi Ahmet İşcan’ı 30-11 mağlup ederek Türkiye şampiyonu olarak Milli Takıma seçildi.

Hedefinin 28-30 Nisan 2017 tarihleri arasında Almanya’da gerçekleştirilecek olan Avrupa Şampiyonasında Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istediğini belirten Ermiş, “İnşallah önce Avrupa’da daha sonra da Dünya’da başarılı olmak

Kağıthaneliler

Spora Doydu 20’den fazla branşta binlerce vatandaşa hizmet veren Kağıthane Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü, 2016 yılında çeşitli kurslar ve eğitimler sayesinde toplamda 56 bin 358 kişiye spor yaptırarak, Kağıthanelileri spora doyurdu.

başaralı bir sezon geçirerek şampiyon olduk. Başarımız Kağıthane camiasına, Kağıthane halkına hayırlı olsun” dedi. Karakum, Kağıthane Spor’un haberlerini, başarılarını halka duyurarak ve isteklerimizi kurumlara ileterek aramızda köprü olan sizleri tebrik ediyor, ilçemize sağladığınız katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye Üç Bant Bilardo

Şampiyonluğu hakkında görüş aldığımız Hayrettin Kaan Ermiş, “Bu başarımda emeği geçen başta Annem, Babam ve Pardus Istakaları’nın Sahibi Aziz Dayangaç olmak üzere, beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim” dedi.

Mart 2017

Konu hakkında görüş aldığımız Spor İşleri Müdürü Mehmet Yüksel Kızıloğlu, “2016 yılında yüzme eğitimine 10.864, yaz spor okullarına 9.068, okçuluğa 7.357 ve spor okullarına 5.462 kişi katıldı” dedi. Kızıloğlu, “Müdürlüğün spor tesislerinden dernek, kulüp ve sivil toplum kuruluşları da dâhil olmak üzere 22.596 kişi faydalandı. İlçe spor şenliklerine 2.355, Şirintepe Spor Merkezi’ndeki eğitime 1.589, sabah sporlarına 287, yaşam beceri atölyelerinin kurslarına 423, 12. Uluslararası Fevzi Şeker Güreş Turnuvası’na ise 150 kişi katıldı” dedi. Spor ve sporcunun gelişmesine önem

veren Kağıthane Belediyesi, her yıl olduğu gibi 2016 yılında da spor kulüplerine malzeme desteğinde bulunmayı unutmadı. 57 spor kulübü ve 73 de okul olmak üzere toplamda 129 kuruma spor malzemesi desteğinde bulunan Kağıthane Belediyesi, 49 kulüp, 16 antrenör ve 159 sporcuya da nakdi yardımda bulundu. Çeşitli müsabakalar için ilçe ve il dışına çıkmak zorunda kalan spor kulüplerine de sporcuların taşınması için servis yardımında da bulundu. 20’den fazla branşta binlerce vatandaşa hizmet veren Kağıthane Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü ekipleri, 2017’de yılında da spora ara vermeden çalışmalarına devam ediyor.

Önce Mendili Sonra Kupayı Kaptılar için var gücümle çalışacağım” dedi. Hasbahçe Gazetesi olarak Türkiye şampiyonu Hayrettin Kaan Ermiş’i tebrik ediyor, Avrupa Şampiyonasında başarılar diliyoruz. Kardeşimize Kağıthane Belediyesi’nin veya Kağıthane’deki iş adamlarımızın sponsor olmasını bekliyoruz. Hayrettin Kaan Ermiş’in Kağıthane’mizi en iyi şekilde temsil edip Avrupa Şampiyonu olacağına inancımız tamdır.

Kağıthane Belediyesi, Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü tarafından düzenlenen “İlçe Spor Şenlikleri Mendil Kapmaca Yarışması” Yahya Kemal Spor Kompleksinde gerçekleştirildi. İlçe Spor Şenlikleri Mendil Kapmaca Yarışması, 20 okulun katılımıyla yıldızlar ve minikler olmak üzere 2 kategoride yapıldı. Miniklerde Ali Fuat Cebesoy Ortaokulu, yıldızlar da ise Cengiz Han Ortaokulu şampiyon oldu. Yarışmada dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları takdim edildi.


ƞ 4 & ƞ4 / & ' & 7 ƞ 4 & ƞ4 6 "/"%0-

F E  F O B I U ‘ ǘ ,B

"±*-*Ƶ"½;&-'ƞ:"5-"3ƞ±ƞ/"$&-&&%ƞ/

.BOFWƌ &ǘƌUƌN

ANAOKUL-İLKOKUL-ORTAOKUL-TEMEL LİSE-ANADOLU LİSESİ-FEN LİSESİ

“problem yok, çözüm var!”

Hasbahçe Gazetesi Sayı: 30  

Hasbahçe Gazetesi Yıl:3 Sayı: 30 Mart 2017 Kağıthane'nin Aylık Yerel Gazetesi - Kağıthane'nin Sesi - www.hasbahcegazetesi.com

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you