Page 1

Kağıthane’nin Sesi

www.hasbahcegazetesi.com

Şubat 2017

GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN

EVET

Evet’e Hazır mıyız? Cumhurbaşkanlığı Sistemini getirecek anayasa referandumuyla ilgili Mersin Şehir Hastanesi’nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Eski Türkiye’de ilaç alamazdınız” dedi. 16 Nisan’da yapılacak referandumda “Evet’e hazır mıyız?” diye soran Erdoğan, “Güçlü Türkiye İçin Evet” yanıtı üzerine “Maşallah” dedi. >>Sayfa 4

Yıl:3 Sayı: 29

Eğitimin Markası

Kağıthane

Anadolu Lisesi Kağıthane Anadolu Lisesi’nin başarılı müdürü Kadir Bolat ile eğitimi ve projelerini konuştuk… >>Sayfa 9

Daha Güçlü Yarınlar

için “EVET”

Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, 16 Nisan’da yapılacak referandumda, istikrarın devamı ve güçlü Türkiye için “Evet” denilmesi gerektiğini söyledi. >>Sayfa 4


Şubat 2017

3

Özel Röportaj

Yeni Maslak Kağıthane Olacak Beyaz İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Orkun Beyaz ile projelerini ve kentsel dönüşümü konuştuk… 1988 İstanbul doğumluyum. Aslen Gümüşhaneliyim. Fakat ailemiz yarım asrı aşkın süredir İstanbul›da ikamet etmektedir. 2012 Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İşletme Bölümü mezunuyum. Üniversite hayatım süresince yarı zamanlı olarak, üniversite ve askerlik görevimden sonra da tam zamanlı olarak 43 yıldır faaliyet gösteren aile şirketimiz Beyaz İnşaat A.Ş’de Finansal Direktör ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak çalışmaya başladım. Firmamız bu güne kadar 4000’in üzerinde konut, 600’ün üzerinde ticari alan ve 3 Alışveriş Merkezi projelerini başarıyla tamamlamıştır. Kağıthane’deki projelerinizden bahseder misiniz? Kağıthane’de yer alan Beyazhane projemiz bölgede 10 yıl aradan sonra inşa ettiğimiz ilk proje oldu ve Sultan Selim Mahallesi’ne çok farklı bir hava kazandırdı. Şu anda ince işler aşamasında ve Mayıs ayında binamızı, dairelerimizi teslim etmeyi planlıyoruz. Beyazhane, özellikle sosyal tesis ve otoparkları açısından emsallerine göre çok daha güçlü bir proje oldu. Bu bölgede yeni projeler oluşturmak hedeflerimiz arasında.

2017 yılı hedefleriniz nelerdir? 2017 yılında istikrarlı bir şekilde yolumuza devam etmeyi amaçlıyoruz. Bitme aşamasında olan 2 Residence ve 1 ticari projemiz var. Mayıs ayında bunları teslim etmeyi düşünüyoruz. Devamında Florya’da, Gaziosmanpaşa’da ve Topkapı’da 3 ayrı projeye başlayıp 18 ila 24 ay içinde tamamlayıp teslim etmeyi amaçlıyoruz. Firma olarak başta Topkapı olmak üzere, Gaziosmanpaşa ve Kağıthane gibi değerli ilçelerimize kentsel dönüşüm ivmesini kazandırarak İstanbul’un gelişmesine katkı sağlamayı planlıyoruz. 2017 ve ilerleyen yıllarda; Kentsel dönüşümde öncülük yapmaya devam etmek ve özellikle Kağıthane

444 95 29 para birimimiz kuvvetlenecektir. Bizler de bunun önünü açmak ve ekonomimizi kuvvetlendirmek için çalışmalar yapıyoruz.

gibi gelişme potansiyeli ve yoğunluğu çok yüksek olan ilçelerimizde katma değer oluşturmayı ve memleketimize katkı sağlamayı hedefliyoruz. Kentsel Dönüşüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Kentsel Dönüşüm, sadece eski bir binanın yıkılıp yerine yeni bir bina inşa etmek anlamına gelmiyor. Kağıthane’de çok ciddi bir nüfus yoğunluğu olduğundan projeler, civara uygun olarak inşa edilmeli. Örnek verecek olursak Beyazhane projemiz ile sadece 12 adanın birleşip tek kütle bir bina içerisine sıkıştırılmasından ziyade insanlara ferah, kullanışlı, teknolojik, çevre dostu ve dayanıklı yaşam alanları oluşturmayı amaçladık. Bu bölgede kentsel dönüşüm ile ilgili en önemli konu otopark konusudur. Özellikle Kağıthane Belediyesi’nin bu konuda değerli çalışmaları var ve bölgenin otopark sıkıntısını azaltıyor. İlerleyen yıllarda Kağıthane’nin daha modern ve planlı olarak değerlendirilmiş bir ilçeye dönüşeceğine canı gönülden inanıyorum, bu konuda çalışmaların devam ettiğini görmek bölge halkını sevindiriyor. Kağıthane sizin objektifinizden nasıl görünüyor? Kağıthane, İstanbul›un en alışılmış ve eski yerleşim alanlarından birisi. Cendere ile Büyükdere Caddesi arası çok önemli bir bölgeyi oluşturuyor. Özellikle Büyükdere Caddesi’ne cephe olan semtler çok büyük önem arz

ediyor. Daha önce de bahsettiğim gibi Kağıthane’nin ilerleyen yıllarda gittikçe değer kazanacağına ve inşa edilecek projeler ve hizmetler ile şu an olduğundan bile daha güçlü bir ilçe haline geleceğini düşünüyorum. Dünyada Türk inşaat firmalarının yeri nerededir? Yaklaşık 25 ülkeye turistik seyahatler düzenleyen biri olarak Türk İnşaat firmalarının inşa ettiği projelerin hızı, dayanıklılığı ve kalitesi dünya standartlarını rahatlıkla yakalıyor. Özellikle işçilik ve ustalık konularında dünya sıralamasında çok yüksek bir konuma sahibiz ve bu başarımızı devam ettirmemiz gerekiyor. Özellikle Rusya’da Türk firmalarımızın çok değerli ve başarılı projelerini inceleme fırsatı buldum ve gurur duydum. İnşaat sektörünün sıkıntıları nelerdir? İnşaat sektörünün geleceği ülkemiz ve milletimiz açısından son derece parlak. Bana göre tek sıkıntı yurtdışındaki yatırımcılar için yeterli tanıtım yapılamaması ve dikkatlerin buradaki ticari imkânlara çekilememesidir. Firma olarak yurtdışında yapılan fuarlara ve tanıtımlara katılarak hem ülkemizi hem de ülkemizdeki ticari kazançları tanıtmayı amaçlıyoruz. Yaşadığımız olaylardan dolayı yatırımcılar olumsuz yönde etkilense dahi Türkiye, her zaman yatırımcılar için çok ciddi ve kazançlı bir pazar. Yabancılara satışın ülkemize ekonomik olarak sağlayacağı döviz yatırımları ile

Doların artışı inşaat sektörünü nasıl etkiler? Belli bir kesim doların artışını sektörün yavaşlaması olarak anlamlandırıyor fakat ben böyle düşünmüyorum. Bizim inşaatlarımızda yaptığımız maliyetlerin çok büyük bir kısmı yerli üretim ve doların artışı bizleri olumsuz yönde etkilemiyor. Zaten çok uzun yıllardır Türk Lirası ile satış yapıyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanı’mızın çağrısından sonra vatandaşımızın milli duygular ile dövizlerini bozdurarak Türk Lirası’na çevirmesi ve bunu gayrimenkul sektöründe değerlendirmesi ticaret dünyamız açısından çok önemli oldu. Bizler gibi ülkesine değer veren insanların bu dönemde taşın altına elini koyarak üretim, yatırım yapmaya devam etmesi ve özellikle yerli ürünlerin tüketimine devam etmesi gerekiyor. 2017’de ev fiyatlarının artış oranı nasıl olur? Bu sene önceki yıllara benzer bir artış beklemiyoruz. Konut fiyatları tamamen ekonomimizle alakalıdır. Firma olarak herhangi bir zam planımız yok. Gayrimenkul olduğu yerde değerlenmeye devam edecektir. Bu sene m2 birim fiyatlarında %5 oranında bir artış olacaktır. Son olarak neler söylemek istersiniz? Yerli ürün üretimine ve tüketimine teşvik etmeyi aile ve birey olarak her zaman desteklemişizdir. Her zaman ülkemizdeki devlet büyüklerimize, iş adamlarına, işçilere, emekçilere, milletimize saygı ve sevgi ile yaklaşmamızı ve cennet vatanımızın kıymetini bilmemiz gerektiğine dikkat çekmek istiyorum. ürkiye’de o kadar güzel değerlerimiz, ürünlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz var ki, yeter ki hakkıyla sahip çıkalım.


4 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Avrupa’nın En Büyük Şehir Hastanesi olan “Mersin Şehir Hastanesi” açılışında referandum çağrısı yaptı:

Manşet Haber

Şubat 2017

Nisan’da Sandıkları “evet” le patlatalım

Avrupa’nın En Büyük Şehir Hastanesi Açıldı 1.294 hasta yatak kapasitesine sahip, 51 ameliyathane, 3.858 araçlık otopark ve helikopter pisti olan Avrupa’nın en büyük şehir hastanesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Mersin’de açıldı. Hastane günde 12 bin hastaya hizmet verecek. Kompleks 5 bin kişiye de iş kapısı olacak.

EVET’E HAZIR MIYIZ?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mersin Şehir Hastanesi açılış konuşmasında, “16 Nisan’da sandıklara gidilecek. “Sandıkta evet’e hazır mıyız?” Vatandaşlar “Evet” diye karşılık verdi. Erdoğan, “Geçmişte olduğu gibi Nisan’da Sandıkları “evet” le patlatalım. Türk Milleti uzun zamandır sessiz sedasız yürüttüğü istiklaline ve istikbaline sahip çıkma konusundaki kararlılığını tüm dünyaya adeta haykırmıştır” dedi.

Güçlü Bir Türkiye için “EVET” Demeliyiz Anayasa değişikliği referandumu için sosyal medyada başlatılan “EVET” kampanyasına destek çığ gibi büyüyor. Siyaset, iş adamı, dernek, sanat ve spor camiasından birçok kişi “Güçlü Türkiye” için “EVET” dedi. AK Parti Kağıthane İlçe Başkanı Av.Faruk Gökkuş: Güçlü Bir Türkiye İçin Kararımız “EVET” dedi. Gazi Mustafa Zorova: Zamanında Menderes’te hayır dedik, idam ettiler. Bir daha bu oyuna gelmeyeceğim. Şimdi evet diyeceğim ki hayırlı olsun. İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar: Memleketimizin istikrarı için gençlerimizin ve evlatlarımızın geleceği için, EVET dedi. MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak: Ülkemizin kalkınması için önemli bir adım olan yeni Anayasa için, üretmeye ve büyümeye devam etmek için, daha güçlü bir Türkiye ve sağlam bir irade için, EVET ben de varım. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın: 15 Temmuz’un nöbetçisi, 16 Nisan’ın ‘Evet’çisiyiz. Bunu net olarak ifade ediyorum. Çünkü biz bu ülkede bir daha antidemokratik süreçler yaşansın istemiyoruz. Biz bu ülkede sabah kalkıp akşama hükümet değişikliği,

pazarlıklarla yoğrulan, fırlayan, inen, yükselen borsa ve dolarlar istemiyoruz. Bu ülke büyüsün ve yürüsün istiyoruz dedi. İstanbul Gümüşhaneliler Derneği Başkanı Habip Arslan: Güçlü, istikrarlı bir Türkiye için gençlerimizin ve evlatlarımızın geleceği için, EVET İstanbul Karadenizliler Derneği Başkanı Ahmet Balcı: Tüm teröristler hayır diyor ve ben onların yanında olmamak için gönlüm, ruhum, karakterim kabul etmediği için başkanlık sistemine “evet” diyorum dedi. İş Adamı Recep Osmanoğlu: Daha güçlü bir Türkiye için daha yönetilebilir bir Türkiye için, Tam bağımsız bir Türkiye için bende varım diyorum dedi. Gazi Cafer Akın: 15 Temmuz bir daha yaşanmasın diye EVET. Ünlü Spor Sunucusu Ertem Şener: Daha büyük daha güçlü bir Türkiye için tabiki bende varım EVET dedi. Efsane Güreşçi Hamza Yerlikaya: Büyüyen güçlenen Türkiye için ben de varım, evet diyorum. Sanatçı Mustafa Çeçeli: Güçlü Bir Türkiye İçin elbette bende varım, EVET!

Ocak ayında gerçekleştirdiği İstişare Toplantılarında ülke gündemine ilişkin yorum ve görüşlerini aktaran Başkan Fazlı Kılıç, 16 Nisan’da halk oylamasına sunulacak olan Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ilgili olarak; “Biliyorsunuz ki önümüzde çok kritik ve önemli bir süreç var. Daha güçlü bir Türkiye ve daha güçlü yarınlar için ben şahsım adına “evet” diyorum. Bu bir kişi veya kişiler için oluşturulan bir düzenleme değil aksine ülkenin geleceği için oluşturulmuş bir sistemdir” dedi. “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın girdiği tüm seçimleri kazandığına dikkati çeken Başkan Kılıç, bunun halkın takdir ve teveccühü olduğuna vurgu yaparak, “Bundan sonra da Allah sağlık ve sıhhat verdiği sürece 10 seçim daha kazanır, dolayısıyla kendisinin herhangi bir düzenlemeye ihtiyacı yok. Ama ülkenin geleceği için, güçlü Türkiye için sistemin yenilenmesi şart. Şimdi güçlüyken ülkenin geleceğini garanti altına almak lazım” dedi. Kılıç, yönetim sistemini güçlü hale getirmek için çaba gösterdiklerine değinerek, şöyle devam etti: “Sistemi, iyi çalışacak bir sistem haline getirmek gerekiyor. Sistemi iyi kurguladığınız zaman ilerde gelecek

yöneticiler sistem dolayısıyla başarılı olmak durumunda olacaklar. Mevcut sistemdeki en önemli problemlerin başında iki başlılık ve istikrarsızlık geliyor. AK Parti ile istikrarsızlığı unuttuk ama bu ülkede 25 günlük, 15 aylık hükümetler kuruldu. Örneğin 7 Haziran seçimlerinde tek başına hükümet çıkmadı, hepimiz “ne olacak” diye kara kara düşündük. Bürokrat, sanayici, iş adamı ve esnaf kara kara düşündü. Sıkıntılı bir dönem oldu. Allah’tan millet duruma el koydu ve tek başına iktidarı oluşturdu. İstikrarsızlığın ve iki başlılığın önüne geçecek yeni bir yapı oluşturuyoruz. Tüm bunların gerçekleştirilmesi için 16 Nisan’daki referandumda güçlü bir şekilde EVET dememiz gerekiyor” dedi.


UZAKTAN EĞİTİM SERTİFİKA PROGRAMLARIMIZ

Zeka Oyunları Satranç Yaratıcı Drama Eğitmenlik Proğramı Eğitmenlik Proğramı Eğitmenlik Proğramı

Stanford Binet Zekâ WİSC-R Zeka Testi Testi Uygulayıcı Belgesi Uygulayıcı Belgesi

Tiyatro Eğitmenliği

Çocuk Gelişimi Eğitimleri

Hızlı Okuma Uygulayıcı Eğitimi

Aile Danışmanlığı Eğitimi

Masa Tenisi Eğitmenliği

İşaret Dili ve Eğitmenlik Belgesi

Mental Aritmetik Öğrenci Koçluğu Eğitmenlik Proğramı Eğitim Danışmanlığı

Etkili Mülakat Teknikleri Eğitimi

Kişisel Gelişim Programı

SERTİFİKALARIMIZ DEVLET ÜNİVERSİTESİNDEN ONAYLI OLUP, M.E.B.’de GEÇERLİDİR. Not: Dernek ve Vakıf Üniversitelerinin vermiş oldukları sertifikalar devlet kurumlarında geçerli değildir.

Adres : Piyalepaşa Mah. Okul Sk. No:13/A Beyoğlu / İSTANBUL e-posta : info@busekitapakademi.com Gsm : 0507 539 34 49

www.busekitapakademi.com


6

Yerel Gündem “15 yıldır bin bir emekle atılan tohumların yavaş yavaş meyve verme zamanı gelmiştir. Kültür ve sanat adına ciddi manada ne olacaksa, bundan sonra olacaktır. Böylece bu alandaki hatalarımızı ve eksiklerimizi tespit etme ve üstüne gitme imkânını da bulmuş olacağız”

»Necdet Meşe

Kültür ve Sanata Destek Kültür ve sanat hayatımız epeyce zamandır son derece kabız ve renksiz seyretmekteydi. Zaten belli (seküler) bir kesimin elinde; kendi medeniyet mirasımızdan kopuk, tamamen Batıyı takliden ortaya konmuş eserler ve ürünlerin renklendirdiği kültür sanat ortamı, halktan kopuk bir şekilde senelerce yoluna devam etti. Ne yazık ki halkımızın hem kültür ve sanata fazla önem vermeyişi, hem o belli kesimin halkına yabancı çabaları sonucunda iyice tıkanma noktasına gelmişti. Sinema, tiyatro, resim, heykel gibi çağdaş görsel sanatlardaki gerilik başta olmak üzere, ilgisizlikten yok olmanın eşiğine gelmiş birçok geleneksel sanatımız Devletin ilgisine ve desteğine muhtaç duruma düştü. Aydın kesim -tuhaf bir şekilde- bu desteği adeta doğal bir hak olarak gördüğünden yıllarca yazıp çizmekten geri durmadı. “Sanata destek ve sanatçıların korunması” taleplerinden asla vazgeçmedi. Bu feryatlar sonucunda, geçmişte ve hala, bazı sanat dallarına, kültür projelerine sınırlı da olsa destek verilmekte ve aydınlarımız bundan asla rahatsızlık duymamaktadır. Şahsen Devletin veya Belediyelerin kültür ve sanat adı altında her alanı desteklemesini uygun bulmuyorum. Elbette kültür ve sanatta “hamilik” bir yere kadar olacaktır, kültür ve sanat adamının özgürlüğünü ortadan kaldırmadığı müddetçe makul de karşılanabilir. Ülkeyi ilgilendiren, içerde ve dışarda medeniyetimizi/geleneklerimizi tanıtma iddiası olan bazı özel projeler dışında yahut yok olmanın eşiğindeki geleneksel sanatları korumak amacı dışında; Devlet/Devlete bağlı Kamu Kurumlarının, Belediyelerin sanata ve sanatçıya desteği doğru değildir. Bu türden “hamilikler”, sanat ve sanatçıda özgür düşünme ve üretmeyi ortadan kaldıracak riskler içerir. Ancak sıraladığımız sebepler göz önüne alındığında “hamilik müessesesi” mazur görülebilir; 1. Bugüne kadar seküler kesimin elinde olan ve halkımıza yabancı kaynaklardan beslenen ve ilgi çekmeyen, ciddi bir varlık gösteremeyen kültür-sanat anlayışının hâkimiyeti. 2. Bu verimsiz ve bünyemize yabancı seküler/pozitivist/ batıcı kültür-sanat anlayışı uğrunda imkânların ve yılların heba edilmesi. 3. Halkımızın hem bu kendine yabancı seküler-batıcı sanat anlayışına, hem de genel olarak kültür ve sanat faaliyetlerine olan sıkıntılı mesafesi. 4. Bir milletin ancak kendi kültür ve medeniyet birikiminden kaynaklanan sağlam kültür-sanat eserleri ortaya koyarak gelişebileceği, gelecek vizyonu kazanabileceği gerçeği. 5. Genç neslin ülkesini geleceğe, ancak kendi medeniyet değerlerine basan kültür ve sanat ikliminden geçerek taşıyabileceği, sadece böyle kalıcı olabileceği

6. Bir milletin özgün varlığını, uluslararası arenada diğer milletler nezdinde ancak kültür ve sanatla tahkim ettiği sağlam bir duruşla ispat edebileceği.

Şubat 2017

SASAM, Yeni Bir Medeniyetin

Doğum Sancıları

Konulu Konferans Düzenledi SASAM (Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi) İstanbul Şubesi 27 Ocak Cuma Günü Saat:19:00’da Üsküdar Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Yeni Bir Medeniyetin Doğum Sancıları ve Avrupa’nın Türk İslam Dünyası Stratejileri” konulu bir konferans düzenledi.

Güzel olan şu ki, her türlü eksiğine ve zaaflarına rağmen bu olumsuz durum artık tersine dönmektedir! Kendi değerlerimizden kaynaklanan bir kültür-sanat ortamı henüz emekleme safhasında olsa da neşv ü nema bulmaya başlamıştır. “Hamiliğe” ilişkin ne söylenirse söylensin, olumlu manada bunun itici gücü de, itiraf etmeli ki iktidarın, özellikle yerel düzeyde kültür ve sanata verdiği destek, sağladığı imkânlardır. Kültür ve sanat hayatımız geçmişte Refah Partili Belediyelerin değerli ve öncü çabaları, sonrasında AK Parti iktidarının değerli katkılarıyla son yıllarda ümit verecek kadar neşelenmiş, çeşitlenmiş ve gelişmiştir. Asıl bundan sonra verilecek destek çok önemli, çünkü 15 yıldır bin bir emekle atılan tohumların yavaş yavaş meyve verme zamanı gelmiştir. Kültür ve sanat adına ciddi manada ne olacaksa, bundan sonra olacaktır. Böylece bu alandaki hatalarımızı ve eksiklerimizi tespit etme ve üstüne gitme imkânını da bulmuş olacağız. Benim bakışım ve tespitlerim elbette işin uzmanı bir kültür ve sanat adamı seviyesinde olmayacaktır. Daha dışardan, bir katılımcı/ziyaretçi bakışıyla bunları söylüyorum. Bu noktada Belediyeleri, Kültür ve Sanata destek vereceğim derken işi ayağa düşürmemeleri hususunda uyarmayı görev addediyorum. Hamilik müessesini sempatizan kazanma amacıyla kullanmamaları ve her kesimi kapsayıcı olmaları gerektiğini akıldan çıkarmamalıdırlar. Yine gönülden ve fedakârca destek verdikleri kültür-sanat programlarında (sunumlarda, sergilerde, icralarda) Yönetici kişinin öne çıkmaları da doğru değildir! Zira kültür ve sanat her ne kadar “hamiye” muhtaç ise de, bu tür sahiplenmeleri asla kaldırmaz! Aynı şekilde, programlara katılan kültür ve sanat ehlinin de, yerel yönetici ve bürokratlara sınırsız övgüler düzmesi, makamın yüksekliğine göre övgülerin mersiyeye dönüşmesi de bunca güzel çalışmaya zarar verecek niteliktedir. Tevazu ve mahfiyet duygusunun da kültürümüzün bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Kültür ve sanatla birlikte yaşatmamız gereken değerlerimizden biri de tevazu olmalıdır! Sonuçta, yöneticiler bu sponsorlukları, destekleri kendi ceplerinden sağlamıyorlar, hepsi kamu imkânıdır ve halk için seferber edilmiştir/ edilmelidir. Hamiler de, kültür-sanat ehli de meseleye bu bilinçle yaklaşmalıdır.

Halka açık etkinliklerinin ilki; MİT Ajanı olduğu iddiasıyla Almanya’da tutuklanan ve 11 ay tecrit altında tutulan Muhammet Taha Gergerlioğlu ve onun Avrupa’nın kalbinde yaşadığı bu insanlık dışı muameleleri “Taş Mezar” ismiyle kitaplaştıran SASAM İngiltere Şubesi Başkanı Ahmet Ferruh Öncü konuşmacı olarak katıldı. Yoğun bir katılımın olduğu konferansın açılış konuşmasını yapan SASAM İstanbul Şubesi Başkan Vekili Emre Ali Kodan daha güçlü bir Türkiye için uzman kadroları ile ülke ve millet menfaatleri odaklı çalışan stratejik düşünce kuruluşlarının önemine dikkat çekti. Şube Başkan Yardımcısı Av.Yurdal Kılıçer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen konferansta, konuşmacılar tarafından ülkemizdeki nihai sorunun sistem sorunu olduğu, sistemin mefkûre ve felsefe ile kurulmasının yerleşik kurumların temellerini sağlamlaştıracağı vurgulandı. Bireyi aile, sosyal, iş ve toplumsal çevrelerde ayrı ayrı davranışlar göstermeye zorlayan ve bu sayede özünden ve değerlerinden uzaklaşmasına sebep olan bir rol çatışmasına girmeyi kaçınılmaz hale getiren mevcut batı

taklitçisi sistemlerimizin yenilenmesi gerektiği belirtildi. Medeniyet inşasında yalnızca aydınlanma felsefesinin yeterli olmayacağı, insanın ruh, beden ve nefisten ibaret olduğu, ekonomik refah düzeyindeki iyileşmenin kendi tarihi köklerimize ve medeniyetimize dönüşte süreci kolaylaştıracağı dile getirildi. Avrupa nezdinde gelinen noktanın başarılı gibi görünmesine karşın, dünya savaşlarından çıkmış ve milyonlarca insanını kaybetmiş bir bütünlüğün, ancak nihai bir son olarak anlamlandırılabileceğini, ancak Türk İslam Medeniyeti için ise bir başlangıç olarak dahi kabul edilemeyecek boyutta zaafiyetlere sahip olduğunu belirtilmiştir. Kendi medeniyetimizin tarihte kimseye zulüm yapmadığı, merhamet temelli ahlak anlayışına sahip olduğumuz, Batı’nın bu noktada sadece menfaat ekseninde kaldığı belirtilerek Avrupa’nın Türk ve İslam dünyasına bakış açısı ve stratejilerine değinildi. Program, “TAŞ MEZAR” isimli kitabın yazarı Ahmet Ferruh Öncü ile kitabın kahramanı Muhammed Taha Gergerlioğlu’nun kitap imzalama etkinliği ile son buldu.


Şubat 2017

Yerel Gündem

Her Zaman Vatandaşın

7

Başkan Kılıç,

Yanındayız Kan Bağışında Bulundu Kağıthane Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışan Baş Şoförlük birimi 2016 yılı içinde ilçedeki bir çok kişi, kurum ve derneğe ücretsiz araç hizmeti sağladı.

Kağıthane’de yaşayan her kesimden insanın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik önemli çalışmalar yapan Kağıthane Belediyesi, 2016 yılında ilçedeki hasta ve yaşlı kişilerin yanı sıra spor kulüpleri, okullar, dernekler gibi bir çok kuruma ücretsiz araç destek hizmeti sağladı. Yapılan çalışmalarla birlikte geçtiğimiz yıl belediyeye ait toplam 22 bin 497 araç çeşitli kişi ve kurumların ulaşım ihtiyacını giderdi. Bunu yanı sıra Kağıthane’de ikamet eden ve düzenli olarak diyalize girmesi gereken vatandaşlar ile engelli vatandaşların günlük rutinlerini gerçekleştirebilmeleri için yıl içinde toplamda 2 bin 500’e yakın araç tahsis edildi.

Cenaze hizmetleri için gönderilen araç sayısı ise 1887 olurken bunun 319 tanesi şehir dışı cenazelerine gönderildi. Eğitim kurumları, dernekler ve spor kulüplerine ise yine toplamda 4 bin 325 araç tahsisi yapıldı. Vatandaşın talepleri doğrultusunda gereken her türlü desteğin sağlanmasının sosyal belediyeciliğin gereği olduğunu belirten Başkan Fazlı Kılıç; “İlçemizde ihtiyacı olan bir çok kurum ve kişiye araç desteği sağlıyoruz. Vatandaşlarımızın hastalığında, sağlığında, cenazesinde, düğününde de daima yanlarındayız. İhtiyaçları olduğunda onların yardımına koşmak da bizim vazifemiz” dedi.

Kağıthane Belediyesi ve Türk Kızılayı Kağıthane Şubesi tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen kan bağışı kampanyası ile Kağıthane Belediyesi çalışanları, bir günde toplam 162 ünite kan verdi.

Türk Kızılayı Genel Sekreteri Hüseyin Can ile fuaye alanına gelen Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ve başkan yardımcıları da kan bağışında bulundu. Kendisinin de Türk Kızılayı’nın daimi bağışçısı olduğunu ifade eden Başkan Kılıç, “Bugün, Kağıthane Belediyemizin çalışanları ile Türk Kızılayı’nın kan bağışı kampanyasına katıldık. Verdiğimiz bir ünite kan 3 hayatın kurtulmasına vesile oluyor. Yoğun çalışma ortamının içeri-

sinde kan verme fırsatı bulduğumuz için mutluyuz. İnşallah verdiğimiz kan ihtiyaç sahiplerine şifa olur” dedi. Türk Kızılayı, kan bağışında bulunan belediye çalışanlarının her birine birer teşekkür belgesi verildi. Kağıthane bu bağışla 486 kişinin Canını kurtardı. Sizde kan bağışında bulunun. 1 ünite kan ile 3 hayat kurtarın. Türk Kızılayı Kağıthane Şubesi’ne gidip her zaman kan verebilirsiniz.

Kedi Yerleşkesi Açıldı İstişare Toplantıları Kağıthane Belediyesi Kent Konseyi Havyanseverler Meclisi tarafından oluşturulan yeni Kedi Yerleşkesi, sokağa terk erilen ve rehabilite ihtiyacı duyan kedilere daha rahat yaşam koşulu sunacak.

Verimli Geçti Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç’ın her yıl düzenli olarak Ocak ayında Muhtarlar, Sivil Toplum Kuruluşları, Eski Yeni Meclis Üyeleri, Siyasi Parti Temsilcileri ile gerçekleştirdiği İstişare Toplantıları, Basın ve Sanat Camiası ile sona erdi.

Açılışı 17 Şubat Dünya Kediler Günü’nde yapılan yerleşkenin içerisinde, her biri 16 odalı 2 büyük kedi evi, kediler için oyun grupları, aydınlatma aksesuarı, kedilerin devamlı su ihtiyaçlarını karşılaması için su tesisatı ve diğer donatılar bulunuyor. Kağıthane Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü Hayvan Rehabilitasyon Birimi de bir personelini, yerleşkenin düzenli temizlenmesi ve kedilerin beslenmesi için görevlendirdi. Kağıthane’de 500 bin kişilik bir aile olduklarını dile getiren Başkan Kılıç, sokak hayvanlarına ve çevreye sahip çıktık-

larını ifade ederek, “Çevremizi gelecek nesillere en iyi şekilde teslim edebilmek için her türlü fedakarlığı yapıyoruz. Hayvanseverler Meclisimiz ve çocuklarımız burada büyük gayret gösteriyor” dedi. 17 Şubat Dünya Kediler Günü’nü de kutlayan Başkan Kılıç, sokak kedilerine nezih bir ortamda ev sahipliği yapacaklarını söyledi. Açılışta, Ali Fuat Cebesoy İlköğretim Okulu öğrencilerinin sokak hayvanları üzerine hazırladığı resim sergisi beğeniye sunuldu. Etkinlik, Başkan Kılıç’ın öğrencilere kedi evi, mama ve mama kabı dağıtmasıyla sona erdi.

Göreve geldiği günden bu yana katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir yönetim şeklini benimseyen Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç, “Bugün istişare toplantılarımız sonra eriyor. Bundan sonra esnaf ziyaretlerimiz var. Mahalle mahalle cadde cadde esnaflarımızı ziyaret edeceğiz. Düşüncelerini, önerilerini alacağız. Sizlerle olduğu gibi onlarla da Kağıthane’yi değerlendireceğiz. Sonra her mahallede akşamları halk meclisleri düzenleyeceğiz, gündüzleri de Kent Konseyi’nin düzenlediği halk meclislerine katılacağız.

İstişareler ve halk meclislerinde ki istek, talep ver sorunları tek tek ele alıp, çözmeye çalışacağız” dedi. Katılımcıların da kendi görüşleri her ne olursa olsun demokratik bir şekilde fikirlerini rahatça ifade etmelerini isteyen Başkan Fazlı Kılıç daha sonra söz almak isteyen konukları dinledi. Nurtepe Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen ve birçok önemli ismin konuk olarak katıldığı toplantı yapılan değerlendirmelerin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.


8

Sivil Toplum “Hakikatin dile getirilmesi, insanlar için ne kadar acı olursa olsun adil olmanın gereğidir. Bu hassasiyet, önce kamuoyunu temsil eden STK’ların vazifesidir.”

»İdris Şekerci Eğitim-Bir-Sen İst. 6 Nolu Şube Başkanı

Geciken Adalet, Adalet Değildir! Adaletin en kötüsü, geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da geciken adalet, adalet değildir, zulümdür. Adaletin gereği, yargılarken düşünsel karşıtlığımızı hasımlığa dönüştürmemektir. “Bir topluma olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin!..” buyuruluyor Kur’an’da. Bu hakikat bize daima adil olmayı ve yönetimin olmazsa olmazı adaletten, asla ayrılmamayı öğütlüyor. Hakikatin dile getirilmesi, insanlar için ne kadar acı olursa olsun adil olmanın gereğidir. Bu hassasiyet, önce kamuoyunu temsil eden STK’ların vazifesidir. Tolstoy’un, yıllarca işlemediği bir suçtan cezaevinde yatan bir ihtiyarın hikâyesini bilenlerimiz vardır muhakkak. Hafızamda kaldığı kadarıyla hikâye şöyleydi; “Zengin bir adam cezaevine düşer; ceza evinde ihtiyar bir adamın kaldığı koğuşa atılır. Zengin adam, yıllardır cezaevinde kalan yaşlı adama aldığı cezanın hikâyesini sorar muhabbetin bir yerinde. Bakar ki yaşlı adam, aslında yıllar önce kendisinin işlediği bir suçun cezasını çekmektedir. Gece boyu uyku girmez gözlerine ve sabah ilk iş olarak “yaşı 70’i aşmış bu adam hiç olmazsa ömrünün kalan kısmında hürriyetine kavuşmuş olarak yaşasın” düşüncesiyle cezaevi müdürüne durumu anlatmaya gider. Durumu anlatır ve yaşlı adamın cezaevinde tutulma gerekçesi olan suçu işleyenin kendisi olduğunu itiraf eder. Savcıyla görüşülür ve yaşlı adam koğuştan çağrılır. Ne yazık ki yaşlı adam için artık adaletin bir anlamı kalmamıştır. Zira hak vaki olmuştur.” Bu hikâyeyi hatırlatan birçok KHK mağduru memur olduğuna inanıyorum. Yakinen tanıdığım birçok arkadaş var bu durumda. Bunlardan bir tanesi de eski bir sendikacı arkadaş. İsmi bizde saklı bu arkadaşa, Bylock kullandığı gerekçesiyle tutuklama kararı verilip 7 gün cezaevinde kaldıktan sonra denetimli serbestlik verildi. Bir vesile ile çalıştığı şehri ziyarete gittiğimde kendisiyle geçmiş olsun demek için buluştuk. Ömrünün hiçbir zaman diliminde FETÖ ile irtibatı olmamış bu arkadaşın hikâyesini dinlerken hak etmediği bir suç isnadının ruh dünyasında açtığı yara yüreğimi burktu ve gözlerine bakamadım arkadaşın. Evet, belki tutuklanmak, isnat edilen suçun mesnetsizliğini ispata vesile bir fırsattı

onun için. Bylock kullanmadığı ortaya çıkmıştı bu doğru; Peki ruhunda açılan yara ne olacaktı?! İtibarına sürülen lekeyi kim temizleyecekti?! Sapla samanın, suçluyla masumun karıştığı/karıştırıldığı günleri yaşıyoruz. Bildiklerimiz, bir o kadar bilmediğimiz masumun olabileceğini de işaret ediyor ne yazık ki. FETÖ ile mücadele başlayınca hiç birimizin aklına, değil irtibatı itikadı bile örtüşmeyen kişilerin sürece dâhil edileceği gelmemişti. Özellikle son KHK’lar- ki yukarıda durumunu paylaştığım arkadaş ilk bylock listesinden- Tilki’nin hikâyesini hatırlatıyor maalesef. Hikâye şöyle; Tilkinin biri ormanın içinde son hızla kaçıyordu. Kurt, onun telaşını görünce sorar: -Yahu, kan ter içinde nereye, bu telaşın nedir? -Hükumet bir karar almış da. -Neymiş o karar? -Bütün develer kesilecekmiş! -Behey ahmak! Bundan sana ne?! Sen deve olmadığın gibi, ona benzer bir tarafın da yok. Tilki manalı cevap verir: -Öyle deme, iftiracının biri kalkar benim deve olduğumu ihbar eder de ele bir kere geçersem, deve olmadığımı ispatlayıncaya kadar kim bilir kürkümü hangi tüccar karısı giyer!

Şubat 2017

AKV Kağıthane

Söyleşileri Devam Ediyor Araştırma Kültür Vakfı Kağıthane Şubesi her ay düzenli olarak seminerler düzenliyor. 31 Ocak Salı günü düzenlediği seminerin konuşmacısı Sultan Ahmet Camii emekli imamı Emrullah Hatipoğlu oldu. Sultan Ahmet Camii emekli imamı Emrullah Hatipoğlu, 31 Ocak Salı Günü Saat:20.00’da AKV Kağıthane Şubesinde “İslam Birliği” konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Programa hanımlar ve erkekler yoğun katılım gösterdi. Müslümanların birlik ve beraberliğini, Ali İmran Suresi 103, Enfal Suresi 45, 60, 62 ve Hucurat Suresinin 10. Ayetleri ile vurgu yapan Emrullah Hatipoğlu, Birlik ve beraberliğin iman üzere olması gerektiğini bunun haricinde beraberlik olmayacağını. Bunun yolunun Kuran ve Sünnetten geçtiğini. Müslümanların bu birlik ve beraberlik sayesinde kardeş olduklarını sahabelerden örnekler vererek günümüze taşıdı. Kardeşliğin sözden eyleme nasıl geçtiğini ensar ve muhacir üzerinden anlattı.

Hatipoğlu, Müslümanların tek bir vücut olmaları ve aynı zaman da günümüzdeki batı ve şer odaklarına karşı mücadele etmek için gücümüzü oluşturmamızın gerektiğine değindi. Hatipoğlu, Müslümanların birlik ve beraberliğini yıkan şeyin tefrika olduğunu, bundan uzak durmamız gerektiğinin de altını çizdi.

MARDİNDER’in En Güçlü

Başkan Adayı Nedim Kaya Nisan ayı içerisinde yapılacak olan MARDİNDER Olağan Kongresinde başkanlık seçiminde adaylar belli olmaya başladı.

Açığa alındığı vakit nasılsa düzelir sabredelim diyerek bekleyen ve bir sabah uyandığında ihraç edilen birçok masum, böyle giderse haksız tutuklamalar ile de karşılaşabilir. Korkum Tolstoy’un hikâyesinde geçtiği üzere, masumların aklanması, adalete artık ihtiyaç kalmadığı bir vakte sarkması! Masumluğuna tanıklık eden bir dostumun yakını hanımefendinin feryadı sanırım hepimizin vicdanına hitap ediyor: “- Hz.Aişe (r.anha) iftiraya maruz kaldığında onu temize çıkaran vahiy gelmişti. Bizim böyle bir imkânımız da yok!” “Rabbim, dostlarım ve hayatım şahidimdir!” diyenlerin, “30 yıldır ailemden, eşimden ve çocuklarımdan sakladım da FETÖ’cü olduğumu kendimden nasıl sakladım bilemedim?!” diyerek şaşkınlığını ifade edenlerin ve daha bir çok masumun ahına tercüman olarak diyorum ki; Geciken adalet, adalet değildir!

MARDİNDER’de başkanlık yarışı kızıştı. Kısa adı MARDİNDER olan Mardinliler Derneği’nin Nisan ayı içerisinde yapılacak olağan kongresinde Nedim KAYA, seçilecek olan yeni yönetim kurulu başkanlığı için adaylığını açıkladı. Halen Mardin Dernekleri Federasyonu (MARDİNFED) Genel Başkan Yardımcılığı ve Mardinli İş Adamları Derneği (MARİŞ) Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren Nedim Kaya Mardinliler tarafından sevilen bir isim. Dernek temayül yoklamasında ilk sıralarda yer alan Nedim Kaya’nın dernek başkanlığı için adı ağır basıyor. Konu hakkında bilgi aldığımız Nedim Kaya, “Oluşturduğumuz yönetim listesi ile herkesi bir arada tutmayı hedefledik.

Tıpkı Mardin’imizin dinleri ve dilleri sevgi içerisinde bir arada tutan yaşam tarzı gibi, ben ve yol arkadaşlarım kardeşlik bağıyla hareket etmeyi amaçladık. Türk, Kürt, Süryani, Yezidi, ve Ermeni kardeşlerimiz ile Vatanın bölünmez bütünlüğü anlayışı ile bir araya gelerek Mardinliler Derneği’nin yeni dönem yönetimine talip olduk. İnşallah dernek üyelerimizin güvenini ve desteklerini kazanarak, doğduğumuz topraklara ve hemşerilerimize yapacağımız faydalı çalışmalar ve etkinliklerle hizmet edebiliriz” dedi. Kaya, “Ülkemizin geleceği için referandumda bende varım EVET” dedi. Hasbahçe Gazetesi olarak şimdiden MARDİNDER’in Nisan ayı içerisinde yapılacak kongresi Mardinliler ve Ülkemiz için hayırlı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederiz.


9

Eğitim

Şubat 2017

Eğitimin Markası

Kağıthane Anadolu Lisesi Kağıthane Anadolu Lisesi’nin başarılı müdürü Kadir Bolat ile eğitimi ve projelerini konuştuk… Röportaj: Burak Mustafa Ada Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1976 Kayseri doğumluyum. İlköğrenimimi bir köy okulunda, ortaokul ve lise öğrenimimi Yahyalı’da tamamladım. Adnan Menderes Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı, Marmara Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler okuyarak iki ayrı lisans eğitimi aldım. Gelişim Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans yaptım. Ortaokul ve liselerde Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı, bir dönem de İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı dersi verdim. 2014 Aralık ayında Kağıthane Anadolu Lisesinde göreve başladım. Farklı sivil toplum örgütlerinde de yöneticilik yapmaktayım. Kağıthane Anadolu Lisesi hakkında bilgi verir misiniz? Eğitimde MARKA BİR OKUL olmaya aday olan Kağıthane Anadolu Lisesi 1995/96 Eğitim Öğretim yılında İngilizce ve Almanca olmak üzere iki bölümde açılmış olup, TEOG sınavı sonuçlarına göre %5,6,7’lik dilimden öğrenci kabul etmektedir. Okulumuzda 850 öğrenci eğitim/öğretim görmekte olup 24 derslik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Bilgisayar laboratuvarları yanında Resim ve Müzik Atölyeleri, Çok Amaçlı -sinema/tiyatro/konferans- salonumuz bulunmaktadır. İstanbullun en eski ve seçkin Anadolu Liselerinden biri olan okulumuz Yabancı dil alanında Türkiye 4.cülüğü, Türkiye 13.cülüğü, Sayısal alanda Türkiye 44.cülüğü, sözel alanda Türkiye 39.luğu elde etmiştir. Bunun yanı sıra her sene öğrenci seçme sınavında ilk 1000’de öğrencimiz yer almaktadır. Sosyal faaliyet olarak, öğrenci kulüplerinin dışında, öğretim yılı içinde Tiyatro çalışmaları, Münazara, Bilgi yarışmaları, Şiir dinletileri, Eğitim ve Kültür Konferans/Seminerleri gibi faaliyetlerimiz bir de yıl içinde devam etmektedir. Kapalı spor salonumuzda eğitim yapan spor kulübümüz Kağıthane ve İstanbul’da çok güzel başarılar elde etmektedir. Resim ve Müzik atölyelerimizde yetenek avcılığı yapılmakta, Kağıthane’nin en yetenekli öğrencilerine alanında usta eğitimciler tarafından eğitim verilmektedir. Ayrıca okul kantinimize de burada mutlaka değinmeliyim. Her gün itinayla hazırlanan “Anne Yemeğinden” bir kez tadan öğrencilerimizin anne-

yapmalı, sancısını çekmeli, rüyasını görmeli. Bırakalım bakan da kendi projesinin rüyasını görsün.

lerinin şikâyetleri, oğlum/kızım artık benim yemeğimi beğenmez oldu, bizi ziyadesiyle mutlu etmekte.

sayılır dereceler elde etmiştir. Bu da okulumuzu “eğitimin markası” yapmaktadır.

Kağıthane Anadolu Lisesi’nin misyon ve vizyonu nedir? Okulumuzun misyonu; değişen dünya şartlarında bilgi toplumunun insanını yetiştirmeyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, demokrasi ve barış anlayışını benimsemiş ve analitik düşünce gücüne sahip, kendine ve insanlığa karşı sorumluluklarını bilen, hem ailesine hem ülkesine hem de dünyaya faydalı bireyler yetiştirmektir. Okulumuzun vizyonu ise Anadolu Liseleri arasında fark yaratan, yeniliklere ve değişime açık, yaptığı eğitim ve projelerle adından söz edilen, öncü, model, tercih edilen saygın bir okul olmaktır.

Üniversiteye hazırlanan öğrenciler için neler yapmaktasınız? Okulumuzda gerçekleştirilen Üniversite Hazırlık Kurslarıyla öğrencilerimiz, dışarıdan herhangi bir destek almaya ihtiyaç duymadan üniversiteye hazırlanmaktalar. Fazla mütevazı olacak(!) ama Üniversite Hazırlık Programında bizden daha iyisi varsa öğrencilerimizi oraya gönderebiliriz. Üniversite için KAL...

Okulunuzda ne gibi projeler yaptınız? Gelecekteki projeleriniz nelerdir? “Kağıthane Anadolu Lisesi, Eğitimin Markası” sloganıyla yola çıkan öğretmeni, öğrencisi, velisi, idaresi ile kocaman bir aileyiz biz. Bizim en büyük projemiz Yeniden Büyük Türkiye’nin lokomotifi olacak her alanda öncü şahsiyetler yetiştirmek. Bunu okulda, eğitimin gerçek adresinde yapmaktır. 2016’da ulusal ve uluslararası tiyatro festivallerinde İstanbul’u okulumuz temsil etmiş ve birçok kategoride birinci olmuştur. Yine İstanbul genelinde Keşfet Projesi’nde İstanbul üçüncüsü olmuş ve Google öğrencilerimize klip çekmiştir. Basketbol, futbol, masa tenisi, voleybol alanlarında hatırı

Eğitim müfredatı hakkında neler söylemek istersiniz, sizce değişiklik olmalı mı? Müfredat insanı her yönüyle kuşatmalı, beslemelidir. Evvela yerli ve milli olmalıdır. İnsanın aklı kadar ruhunu, ruhu kadar da bedenini beslemelidir. Bu zaviyeden baktığımızda müfredatı milli, ilmi, manevi ve akademik yönden gözden geçirmek ve ete kemiğe büründürmek elzemdir. Ancak bu aceleye getirilecek bir konu değildir. Öğrenciler sizin için ne ifade ediyor? Öğrenci yarındır, yarınlar da teneffüs edeceğimiz havadır. Hâsıl-ı Kelam öğrenci CANdır. Eğer Milli Eğitim Bakanı olsaydınız, yapacağınız ilk proje ne olurdu? Öğretmen, öğretmen olarak yapacağı projenin; öğrenci, öğrenci olarak yapacağı projenin; müdür de müdür olarak yapacağı projenin hesabını

Sizce başarının anahtarı nedir? Anahtardan murad, kapıyı açmaksa “Başarı sana hangi kapıları açmalı?” sorusunda gizlidir aradığımız cevap. Makam sahibi olmak mı, mal sahibi olmak mı, itibar, saygınlık mı? Nedir başarıdan kasıt? Mutlu olmak mı mutlu etmek mi? Âdem olmak mı, insan-ı kâmil olmak mı? Cevap Yunus’a göre olursa başarının sırrı “Kendin Bilmektir.” Okula ilk müdür olduğunuzda eksiklikleri nelerdi? O zamandan bu zamana neler gerçekleştirdiniz? Okulumuzda göreve başladığımdan beri eksik arama derdinde değil de hep ne yapabilirimin gayreti içinde oldum. Okul müdürlüğü bir bayrak yarışıdır. Herkes bayrağı devraldığı noktadan daha ileriye taşıma gayretinde olmalı. Ancak şunu belirtmek istiyorum. 500.000 nüfuslu bir ilçenin en iyi okulu olarak bulunduğumuz noktayı hiçbir zaman yeterli bulmadım. Hatta %6,7,8’lik dilimden öğrenci almak biraz zoruma gidiyor. Kağıthane Anadolu Lisesi, Kağıthane’nin en iyi lisesi ise Kağıthane’nin en iyi öğrencilerinin %1,2’lik dilimden öğrencilerinin ilk tercihi biz olmalıyız, olacağız da inşallah. Kağıthane Anadolu Lisesi her alanda sosyal, kültürel ve akademik alanda “MARKA” bir okul olacaktır. Son olarak neler söylemek istersiniz? Bizim okulda yaptığımız doğruları çevrenin, ailenin ve sokağın bozmaması gerekiyor. Bu konuda da hem velilerimizin, hem sivil toplum kuruluşlarının, hem duyarlı herkesin seferber olması gerekiyor. Ben bu röportaj için size ve Hasbahçe Gazetesi ekibine teşekkür ediyor, başarılarınızın daim olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Herkese sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum.


10

Eğitim “Bence çocukların sosyal gelişimlerini arttırma çabası içine giren ailelerin öncelikle kendi sosyal gelişimlerini tamamlamaları gerekmektedir. Sanal arkadaşlıklardan gerçek arkadaşlıklara yelken açma zamanı geldi de farkında değiliz”

»Erdoğan Ergin

Bir Bakmışsınız Yaşıyorsunuz Çocuklarının sosyalleşememesinden şikâyetçi ailelerin sayısının her geçen gün arttığını gözlemliyorum. Çocuğunun arkadaşının olmadığını, sırf bu yüzden çocuklarını okula kaydettiklerini söyleyen ailelerin sayısı her geçen gün artıyor. Bunun altında yatan nedeni araştırmak ise aklımıza dahi gelmiyor. Bu çağın en çok görülen hastalıklarından bir tanesi de her halde sosyalleşememek olacaktır. Ailelerin dahi bu konuda beceri gösterdikleri konusunda şüpheliyim. Komşuluk ilişkilerinin zayıfladığı, akraba ziyaretlerinin azaldığı insanın varlığını sürdürmede tekleştiği bu çağda çocukların ve ailelerin yalnızlığı eşdeğer olarak ilerlemekte. Akşamların televizyonlara emanet edildiği, gündüzlerin iş için (malum para kazanmak çok önemli) hunharca harcandığı, akrabalara giden yolların gidilmeye gidilmeyen dikenli tarlalara döndüğü günümüzde elbette çocuklarımız da sosyalleşmekte sıkıntı çekecektir. Bizlerin, yani anne-babaların hafta içi yapmamız gereken milyon tane önemli iş varken çocuğu yetiştirme görevini okullara yıkmak ise fazlasıyla ağır bir fatura olarak görüyorum. İhmal ettiğimiz çocuklarımızı bu şekilde daha fazla imkân sağlayacağımızı düşünmek ise ancak savunma mekanizmamız olabilir. Elbette yaptığımız iş önemli ancak çocuk ondan daha az mı önemli?

Büyükşehirlerin hayatımıza soktuğu çekirdek aile felsefesi ile de büyük anne ve büyük babaları yani biz işimizde gücümüzdeyken çocukların duygusal doygunluğunu sağlayacak kişilerin de dışarıda tutulması ayrı bir problem olarak görülebilir. Oysa çocukların vicdan gelişimleri için elzem nitelikte olan bu ebeveynler dışarda tutuldukça çocukların ahlak gelişimini de okulların sırtına ya da televizyonlardaki çizgi filmlere yüklememiz de bu durumun kaçınılmaz sonucu oluyor.

Şubat 2017

Üniversiteni Seç

Mesleğini Tanı Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu yıl ikincisini düzenlediği üniversite ve meslek tanıtım günleri 15-16 Şubat 2017 tarihinde Gültepe Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

“Üniversite ve Meslek Tanıtım Günleri” nin ilkini 13-14 Ocak 2016 tarihlerinde Gültepe Kültür Merkezinde düzenleyen Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 15-16 Şubat günlerinde yine Gültepe Kültür Merkezinde ikincisini düzenledi.

te katıldı. Öğrencilerimiz katılan üniversiteleri daha yakından tanıma imkânı buldu. Ayrıca program çerçevesinde akademisyenler tarafından yaklaşık 40 mesleğin de tanıtımı yapıldı” dedi. Düzenlenen etkinliğe katılan İstanbul Vali Hayri Kozakçıoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Demet Taşkan, “üniversite ve meslek tanıtım günlerinin, üniversite tercihlerimizi daha bilinçli yapmamız için faydalı oldu. Bu vesile ile üniversiteleri daha yakından tanıma imkânı bulduk. Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne teşekkür ediyorum” dedi.

Bence çocukların sosyal gelişimlerini arttırma çabası içine giren ailelerin öncelikle kendi sosyal gelişimlerini tamamlamaları gerekmektedir. Sanal arkadaşlıklardan gerçek arkadaşlıklara yelken açma zamanı geldi de farkında değiliz.

Konu hakkında bilgi aldığımız Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Çayır, “Üniversite ve meslek tanıtım günlerinde, lise son sınıf öğrencilerimizin üniversite ve meslek tercihlerini daha bilinçli yapmalarını hedefledik. Bu çalışmamıza 42 üniversi-

Üst komşunun çayını içmeye, yan komşunun kahvesinin tadına bakmaya gitmeliyiz. Akrabalık bağı daha kopmamış olan hala çocuklarını, dayıoğullarını, amcakızlarını ziyaret etmeli, sılayı rahimi kendimize dert etmeliyiz. Bir bakmışsınız onların çocukları ile sizin çocuklarınız arkadaşlık kurmuş ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamış. Bir bakmışsınız binanızda oturan başka insanlar, dertleri ve sevinçleri paylaşılması gereken akrabalarınız var…

Şehit Ramazan Meşe’nin İsmi İmam Hatip Ortaokuluna Verildi Kağıthane Kız AİHL’nin ortaokul bölümünün adına Şehit Ramazan Meşe İmam Hatip Ortaokulu adı verildi.

Bir bakmışsınız yaşıyorsunuz…

Yıl: 3 Sayı: 29 Şubat 2017 50 Kuruş

İmtiyaz Sahibi ARS Garaj Sinem Arslan -------------------Sorumlu Yazı işleri Müdürü Ayetullah Coşkun -------------------Hukuk Sorumlusu Av. Muharrem Akçay

Görsel Tasarım www.beyinisleri.com -------------------Eğitim İdris Şekerci -------------------Basım Yeri Akademi Matbaa Tel: (212) 493 24 67

Kuruçeşme Mah. Adnan Saygun Cad. Çağla Sok. No:2/1 1.Ulus - Beşiktaş / İstanbul www.hasbahcegazetesi.com / info@hasbahcegazetesi.com Süreli Yerel Yayın

Reklam Rezervasyon için 0533 662 1343

Evin tek erkek çocuğu olan Gümüşhaneli Şehit Ramazan Meşe, darbe girişiminin yaşandığı ikinci günü, AKOM’a saldırı olduğu duyumu üzerine arkadaşlarıyla birlikte Nurtepe Mahallesindeki AKOM’a (Afet Koordinasyon Merkezi’ne) kamyon üstünde arkadaşları ile birlikte giderken, Nurtepe Viyadüğü üzerinden teröristlerce ateş açılması sonucu şehit olmuştur. Konuyla ilgili bir açıklama yapan İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammet Çayır “Ramazan Meşe’nin şehadetinden sonra ilçemizin kaymakamı, belediye başkanı ve diğer ileri gelenleri ile yapılan istişare

sonucunda okulun adının Şehit Ramazan Meşe İHO olarak teklif edilmesine karar verildi. Resmi süreçlerin tamamlanmasının ardından okulumuzun ismi kesinleşti. 15 Temmuz Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi. Şehit Ramazan Meşe İmam Hatip Ortaokuluna müdür olarak Ülkü Çetinkaya atanmıştır. Okul 24 şube 1.050 kız öğrencisi ile eğitim öğretime devam etmektedir.


ROPORTAJ

Göç: 15 Temmuz, Demokrasi T

Kağıthane Kaymakamı Hasan Göç ile İstanbul’un nüfusa sahip Kağıthane’yi ve 15 Tem

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 1965 Çankırı doğumluyum. Çankırı İmam Hatip Lisesi Mezunuyum. 1988’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldum. Çorum-Dodurga, Kastamonu-Daday, Elazığ-Baskil, Sakarya-Pamukova, Kocaeli-Dilovası, Mersin-Tarsus ilçelerinde Kaymakam olarak görev yaptım. Mülki İdare Amirleri 2015 Yaz Kararnamesi ile Kağıthane Kaymakamlığı’na atandım. Evliyim ve üç çocuk babasıyım. Kaymakamlık sizce nedir? Kaymakamlığın zamanla birlikte hatta mesleğe başladığımız günlerden bugüne biraz tanımı tarifi değişir gibi oldu. Önceden yerel yönetimlerin biraz daha zayıf olduğu kırsal alanların, çok fazla alan kapladığı zaman diliminde (köylerin çok hareketli olduğu) devletin bayındırlık hizmetlerinin, sağlık hizmetlerinin ve eğitim hizmetlerinin kırsal bölgelerde yaşayan insanlarımıza ulaştırılmasının zorunlu olduğu zamanlarda, kaymakamlık mesleği çok daha etkili idi. Zamanla köylerimiz boşaldı. Kırsal alanlardan kentlere doğru büyük göçler meydana geldi. O zamanlar kaymakamlık devletin taşraya, yurdun dört bir köşesine uzanan eli idi. Bugün de öyle ama yerel yönetimler daha da güçlendi. Büyükşehir yapılanması var. Oralarda artık il özel idareleri dahi kalmadı. Onların bütün görevleri büyükşehir belediyelerine geçti. Merkez belediyenin bulunduğu yerden en uç noktadaki bir dağ köyüne kadar artık belediye hizmet veriyor. Roller değişti, hizmet alınan birimler değişti. Eskiden güvenlik hizmeti, sağlık hizmeti, eğitim hizmeti, bayındırlık hizmeti, yol, su, elektrik, kanalizasyon, tarım faaliyeti gibi hizmetlere kaymakamlık bakardı. Şuan güvenlik hizmetleri, tarım hizmetleri ve eğitimle ilgili hizmetlere bakmaktadır. Yerelden yönetimin mi merkezden yönetimin mi taraftarısınız? Yerel yönetimin taraftarıyım. Yerel yönetimler güçlenmeli ama daha profesyonel kadrolarla güçlenmelidir. Belediye Başkanları halkın iradesine uygun olarak seçimle iş başına gelmeli ama belediye başkanlarının elinin altında çok iyi eğitimli, donanımlı, tecrübeli bir danışman ve kurmay heyeti olmalıdır. Onlarla bu işi yürütmelidir. Çünkü bir takım hatalar sonradan telafi edilemiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız son zamanlarda boğazda yapılaşmayla ilgili bazı konula-

ra dikkat çekti mesela. Bu konular çok can alıcı konulardır. Bir hata yapılırsa telafisi de mümkün değildir. En yüksek yerden bunun bazen dile getirilmesi bu işin ciddiyetini de bize gösteriyor. Yerel yönetimler, başkan, belediye başkanları, karar organları olan belediye meclisleri halkın iradesine göre halkın bütün kesimlerini, işte; yaş gruplarından, eğitim yelpazesinden, çeşitli sosyal sınıflardan, ekonomik alanlardan hepsini yansıtmalıdır. Hepsinin kendini ifade edebildiği bir yer olmalı. Ama aynı zamanda bu yasama, bir yerde veya yerel yönetimde yürütme makamında olan kişilerin mutlaka profesyonel kadrolardan destek alması gerekir. Onların hegemonyası altında, onların tamamen yönlendirmesi ile değil de onlarla istişare etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlar üniversiteler, STK’lar, bağımsız çalışan uzmanlar olur. Bu işin bir sürü yolu var. Böyle bir yol izlenmesi gerekir diye düşünüyorum. İlçemize atama haberi aldığınızda neler hissettiniz? Daha önce Kağıthane’ye yolunuz düştü mü?

Kağıthane’ye daha önce yolum hiç düşmedi. Eyüp, Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu ve Sarıyer ilçelerine geldim. Kağıthane’nin hep çevresinde dolanmışım. İstanbul’a gelmek güzel. Kağıthane’ye son zamanlardaki gelişmelerden sonra geldik ve burada yaşamaya başladık. Kağıthane’nin eski halini bilmiyorum. Şuan Kağıthane İstanbul’un cazibe merkezi. Çok avantajlı bir ilçe aslında. Eski İstanbul hemen yanı başımızda; Beyoğlu, Fatih, Eyüp. İstanbul’un yeni yüzü ve iş merkezleri ile Levent ve Şişli yanı başımızda. Boğaz hemen bir adım ötemizde. Yeni yapılan Havaalanına giden ana halterlerden biri bizim üzerimizden geçiyor. Çok kısa zamanda güzel şeyler olmuş Kağıthane’de. Bundan sonra bu gelişmelerin daha da hızlanarak devam edeceğini düşünüyorum. Kağıthane; insanların yaşamak için, çalışmak için, eğlenmek ve dinlenmek için tercih edeceği bir ilçesi olacak buna inanıyorum. Yönetim anlayışınızı anlatır mısınız? Engelliler, Suriyeliler, İhtiyaç sahibi aileler için neler yapıyorsunuz? Bir takım şeyleri görevim gereği yapsam da ona mutlaka kendimden bir şeyler katmak isterim, böyle bir tavrım var. Bu aslında inancımızın da gereği kültürümüzün de gereğidir. Mesela geldiğimiz günden beri sevgi evlerindeki kimsesiz çocuklarımızı ziyaret ediyoruz. 5 tane sevgi evimiz var. Çocuklarımız o kadar enerjikler o kadar sevgi dolular ki. İlgi alaka bekliyorlar. Onlara aile olmaya çalışıyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı buraların görevli-

lerini temin ediyor. Biz evleri tutuyoruz evin eksiklerini Sosyal Yardımlaşma Vakfımızca gideriyoruz. İhtiyaç sahibi ailelere vakfımızca yardım ediyoruz. Şehit ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Gazilerimizi ziyaret ediyoruz. Kent Konseyi Engelliler Meclisi ile Sosyal Yardımlaşma Vakfımız ortaklaşa çalışıyor. Mesut İncesu’nun katkıları ile engelli kardeşlerimize akülü araçlar temin ettik. İlçemizde 15.000’nin üzerinde Suriyeli var. Yaklaşık 2.850 öğrenci var. 2000’i çeşitli okullarda 850’si özel eğitim merkezlerinde. Onların Türkçe öğrenmesi ve eğitim hayatlarına devam etmesi ve rehabilitasyonları için uğraşıyoruz. Devletimizin Suriyeliler için bir politikası var. Bizde bu yolda Suriyelilerin üretici hale gelmeleri, yük olmaktan çıkmaları, sosyal hayata ve ekonomik hayata entegre olmaları için çaba sarf ediyoruz. Kağıthane’nin sorunları hakkında bilgi verir misiniz? Sizce en temel sorun nedir? Kağıthane çok hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Kentsel dönüşümün en hızlı olduğu ilçelerden birisi. Bu sebeple çıta yükseliyor. İnsanları ekonomik ve sosyal seviyesi yükseliyor. Buna uygun sosyal donatı alanlarının gelmesi gerekiyor. Eğitimin aynı şekilde yapılanması gerekiyor. Sağlık teşkilatlarının aynı şekilde yeniden yapılanması gerekiyor. Kentsel dönüşüm yapılırken nüfusta artıyor. Buna uygun olarak belediyemizle devamlı irtibat halindeyiz. Kentsel dönüşüm yapılan alanlarda, belediye yaptığı çalışmalarla milli eğitimin kullanması için okul alanları da oluşturuyor. Eğer


Tarihine Altın Harflerle Yazıldı

n merkezinde bulunan ve 500 bin mmuz’u konuştuk…

nöbetlerinde de o süreci iyi yönetti. Halkımızdan Allah razı olsun. Milletimizin iradesine gem vurmak isteyenlere, set vurmak isteyenlere tüm Türkiye tek yumruk olarak bir destan yazdı. Bu direniş, gelecek nesillerin tarih kitaplarında altın harflerle yazacağı bir destandır.

bunu şuanda yapmazsak ilerde çok büyük sıkıntı yaşarız. Bunların çalışmasını takip ediyoruz. Kağıthane önceden gecekonduların, fabrikaların olduğu bir yerken şu an beyaz yakalı insanların çalıştığı, hizmet sektörünün yükseldiği yer haline geldi. Kağıthane İstanbul’un merkezi. Ona uygun olarak biz de hem eğitim alanında hem ulaşım alanında hem sağlık alanında bu çalışmaları yapıyoruz. Kağıthane tekstil atölyelerinin yoğun olduğu bir yer. Bu atölyelerde dünyanın dört bir yanından gelip çalışanlar da var. Tabi bu çeşitli sorunları da beraberinde getiriyor. Kötü alışkanlıklar ve uyuşturucu bağımlılığı ile de mücadele ediyoruz. Bununla ilgili bir proje yaptık. Valiliğimizin talimatıyla bünyemizde bir büro oluşturduk. Belediyemizden bir personel aldık. Bu arkadaşımız, üniversitelerden hocalarla şuan irtibat halinde. Önümüzdeki günlerde okullarımızda özellikle liselerimizde seminer serisi hazırlıyoruz. Halk Eğitim, Milli Eğitim, Sosyal Yardımlaşma Vakfı, Belediye ve üniversite hocalarının işbirliği ile seminerler vereceğiz. Başbakanımızın da bahsettiği bir seferberlik var. Bütün okullar tekli eğitime geçecek. Depreme dayanıklı olmayan okulları yıkıp yeniliyoruz, kapasitelerini arttırıyoruz. Yeni okul alanlarını da kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında kazanmaya çalışıyoruz. 15 Temmuz Gecesi Kağıthane’yi anlatır mısınız? 15 Temmuz 2016 günü akşamı maalesef Türk demokrasi tarihi adına

kapkara bir gün yaşanmış, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızan paralel yapı mensuplarınca fütursuzca bir darbe girişiminde bulunulmuştur. Devletin zırhlı araçlarını, silahlarını gasp ederek millete karşı kalkışmada bulunan bu hainler, ülkenin savunması için milletin kaynaklarıyla alınan bu silahları yine millete karşı kullanmış ve demokrasinin korunması adına tankların önüne bedenlerini atan onlarca kişiye ateş ederek şehit etmiştir. Milletin iradesinin, azminin, kararlılığının neleri yenebileceğini, nelere karşı koyabileceğini Türk Milleti o gün göstermiştir. Artık 15 Temmuz’da bir devir kapanmıştır. Bundan sonra Türkiye’de milletin iradesine rağmen, milletin değerlerine rağmen bu tip hain darbe girişimleri yapmak mümkün olamayacaktır. Ordunun, emniyetin yargının içine sızarak üç, beş bin kişiyi bir yerlerde yetiştirerek, eline silah vererek veya gayrı meşru, gayrı hukuki yetkiler kullanarak bu ülkeyi teslim alamayacaklarını bu hainlere Aziz Türk Milletimiz göstermiştir. O gece Kağıthaneliler, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne, Boğaziçi Köprüsü’ne, TRT’ye, AK Parti İl Binasına, Emniyet Müdürlüklerine akın ettiler. Gövdelerini siper ettiler, canlarını ortaya koydular. Bizde Müftü beyle istişare ederek daha Türkiye’de ezanlar, selalar başlamadan önce Kağıthane’de selalar, ezanlar okunması için imamlara, müezzinlere talimat verdik. O gece ilçe emniyet müdürlüğüne gittim. Her yerde önlemler aldık. Darbecilerin rahat hareket edememesi için otobüslerle, kamyonlarla yolları kapattık. Kağıthaneliler o gün iyi bir sınav verdi, tam not aldı. Demokrasi

Kaymakam olmak, baba olmakla ilgili bir sorun çıkarıyor mu? Duygularınız nelerdir? Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz? Aileme yeterince vakit ayıramıyorum. Akşamları katılmamız gereken, bulunmamız gereken faaliyetler olabiliyor. Bayram tatilinde çoğu insan bayram yaparken bizim yine bayramın her günü katılmamız gereken programlar olabiliyor. Sonuç olarak bu durum meslek açısından bizim için güzel hizmet alanları olmakla beraber evimize, ailemize uzak kalmamız anlamına geliyor dolayısıyla ailemizden, çocuklarımızdan zaman zaman şikâyet alabiliyoruz ama her mesleğin kendine göre muhakkak olumlu ve olumsuz yönleri var. 27 yıl önce Kaymakam veya Vali olma gibi hedefleriniz var mıydı yoksa tamamen afaki olarak gelişmeler sizi bu mesleğe mi getirdi? Küçük bir ilçede büyüdüm. Babam Kaymakamlıkta memurdu. İlkokulu Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde okudum. O zamanlar karar verdim. İlçede en büyük memur kim Kaymakam. O zaman ben Kaymakam olacağım dedim. Böyle bir hedefle yola çıktım ve çok çalıştım. Rabbime şükürler olsun bugünlere geldik. Sayın Kaymakamım biraz da resim, kitap, sinema gibi zevkleriniz nelerdir? Kültürel yaşamınız nasıldır? Kitap okumayı severim. Sinemayı pek sevmem. Resime becerim yoktur. Müzik dinlemeyi ve söylemeyi de severim. Dost ortamlarını, arkadaş ortamlarını severim. Sinema gibi tiyatro gibi kurgulanmış şeylerden çok belgesel programlarını, tarih programlarını, bilimle ilgili programları severim. Hasbahçe Gazetesi için neler söylemek istersiniz? Kağıthane’de çok fazla böyle bir yayın yok. Bu açıyı fedakârca kapatan, emek veren bir gazete. Ben size teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum. Kağıthane bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümü de

iyi yönetmek gerekiyor. Halkla iletişimi sağlamak lazım. O değişimi ve gelişimi halka ulaştırmak lazım. Halkın isteklerini, sorunlarını, ihtiyaçlarını karar vericilere, yöneticilere ulaştırmak lazım. Bu açıdan bu işi yapan Kağıthane’de çok fazla gazete, dergi yok. Ama fedakârca yapan arkadaşlar var. Kağıthane’nin geleceği şu günlerde inşa edildiği için bu iletişim kanallarını sağlıyorsunuz ben size teşekkür ediyorum. Zor bir iş takdiri gerektiriyor, bazen tepkilerde alıyorsunuzdur. Kağıthane’de güzel şeyler oluyor bunları halkımızla paylaşmak gerekiyor. Sizde bu görevi en iyi şekilde yerine getiriyorsunuz. Son olarak Kağıthane’de yaşayan insanımıza ve okurlarımıza bir mesajınız var mı? Kağıthane’miz çok hızlı gelişiyor. Bu değişimi, bu gelişimi yerel yönetimlerle irtibatı koparmadan, sorunlarınız varsa çekinmeden iletmelisiniz. İlçemizin, yaşam alanlarımızın gelişimini iyi yönetmemiz gerekiyor. Çünkü bir tarafta tarihi ve doğayı korumak durumundasınız. Böyle bir sorumlulukta var. Bir tarafta modern yaşam hemen yanı başımızda yükselmiş bizim içimize doğru giriyor. Yepyeni bir yapılaşma var, kentsel dönüşüm var. Ekonomik göstergeleri alt üst ediyor. İşte bu süreci iyi yönetmek gerekiyor. Dar gelirli ailelere de konut sağlamak zorundayız. Türk toplumun en temel değeri ailedir. Aileyi koruyacaksak bunları da yapmamız gerekiyor. Aile yapımız güçlü olduğu için bugün ekonomik sıkıntılara, sosyal sıkıntılara, siyasi dalgalanmalara göğüs gerebiliyoruz. Sağlam bir aile yapımımız var. Eğer bu aile yapımızı korumak istiyorsak, TOKİ gibi emeklilere, dar gelirlilere uzun vadeli ve ucuz konutlar da yapmalıyız. Eğer bunları sağlamaz isek insanları evlenmeye ikna edemeyiz. Aile yapımızı önemsiyorsak ona göre mekânlar üretmeliyiz. O mekânların da fiyat olarak ulaşılabilir olması lazım. Yeni akımda insanlar evlenmiyor, evlense de çocuk yapmıyor ve 1+1 evde oturuyor. Yerel yönetimlerin aile yapısına uygun politikalar geliştirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi en az üç, dört çocuk sahibi olmalıyız. Kağıthane’nin geleceği yine Kağıthaneliler tarafından belirlenebilmelidir. Tüm Kağıthanelileri en kalbi duygularım ile selamlıyorum.


14

Yerel Gündem “Kitleler samimiyetine inandıkları, aynı ideal etrafında bir araya gelebildikleri ve güven duydukları bir lider bulduklarında; canları, kanları pahasına ona nasıl sahip çıktıklarını gösterdiler. 16 Nisan oylaması, başkanlığı ve yetkilerini oylasa da duygusal beyni çok güçlü bu millet, kâğıt üstünde ve teorik olarak kalacak bir düzenleme olmadığını bilerek sandık başına gidecek”

»Ahmet ÇAĞAN

Referandum Neyi Oyluyor? Cumhurbaşkanının onayıyla birlikte ülkeyi bekleyen takvim ortaya çıktı. 21 Ekim 2007 tarihinde yapılan oylamayla halkın, temsilcilerini aradan çıkararak, doğrudan devletin başını seçme hakkını kendi eline alması, doğal olarak iki başlı bir görüntü ortaya çıkarmıştı. Gücünü sandıktan alan başbakan ve cumhurbaşkanı, eski usul ve esasların içine sığmayacak fiili bir durum oluşturdular. 16 Nisan, ülkenin iki başlı görüntüsünü teke indirecek olan düzenlemenin oylanacağı tarih olacak. Yapılan aleyhte propagandalar, geniş kitleleri neye ikna etmeye çalışırsa çalışsın, önümüzdeki referandum ülkenin temel hedeflerini, yönünü değiştirmeyecek. Çünkü ne bir rejim sorunumuz var ne de üniter yapıdan taviz anlamına gelen bir adım atmak söz konusu. Fakat uzun zamandan beri değiştirmek zorunda olduğumuz bir durumumuz var: Askeri gücün iktidarda olduğu dönemlerde, darbeci yapının güvenliğini ve ülkenin onların istediği istikametten başka bir yöne gitmesini engellemek için yapılan anayasaların ön gördüğü idari yapılanma, çıkan kaotik durumların üstesinden gelmek konusunda yıllardır yetersiz kalıyor. Ülkemizin tarihinde atılım yılları olarak bilenen tüm dönemler, güçlü tek parti yönetimlerinin yürütme yetkilerini tek başına kullandığı dönemler olmuşsa, koalisyonlu devirler yalnız, bir ileri iki geri, memlekete zaman kaybettirdiyse bunu ifadeye mecburuz: Güçlü merkezi devlet bizim mayamızla iyi uyuşuyor. Türkiye’de hızla yıpranan pek çok kuruma rağmen insanların güven duydukları bazı makamlar hala varlığını sürdürüyor. Uzun zamanlardır kamuoyu araştırıcıları TSK’nın en güvenilir kurum olduğunu söyleye geldiler. 15 Temmuz sonrasındaysa araştırmalar güvenilirlikte en yüksek kurumun Erdoğan’ın şahsiyetiyle birleşen Cumhurbaşkanlığı makamı olduğunu gösteriyor. Demokrasi tarihine altın harflerle yazılan, büyük bir hamleyle seçmenini, vatandaşını sivil iradeye yönelen tehditlere karşı direnişe çağıran ve alnının akıyla o kara gecenin içinden ülkesini daha da kuvvetlendirerek çıkan bir lider. Elbette güvenilirlikte diğer tüm kurumların üstünde olacaktır. Kitleler samimiyetine inandıkları, aynı ideal etrafında bir araya gelebildikleri ve güven duydukları bir lider bulduklarında; canları, kanları pahasına ona nasıl sahip çıktıklarını gösterdiler.

16 Nisan oylaması, başkanlığı ve yetkilerini oylasa da duygusal beyni çok güçlü bu millet, kâğıt üstünde ve teorik olarak kalacak bir düzenleme olmadığını bilerek sandık başına gidecek. Erdoğan’ın bu unvanı ve yetkileri nasıl taşıyacağıyla ilgili kimsenin bir şüphesi yok. 15 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı performansı artık ustalık ehliyetiyle devletin başındaki kişi olarak tarihi rolünü perçinlemiş vaziyette. Bu sürece AKP ve MHP dışında daha geniş katılımlı bir uzlaşıyla girilebilir miydi? Şüphesiz evet. Ayrıca böyle bir uzlaşı kafalarda az çok bulunan soru işaretlerini de halletmiş olurdu. Fakat ontolojik olarak kendini iktidarın savunduğu her şeyin tam karşısında gören, ana stratejisini durdurmak ve engellemek planı üzerinden yapan bir muhalefetin, öncekilerde olduğu gibi bu sürecin işlemesini sabote etmekten başka katkısı olmadı. On yıllardır kendi vatandaşının tercihlerini sorgulayan, insanının inancını, milliyetçiliğini, hassasiyetlerini, anlayamadığı için sandıktan çıkan sonuçlara şaşıran ve neticeyi yok hükmünde sayan tuhaf bir politikacı grubu, yaklaşan referandumda yine köşelerindeki yerlerini almış durumdalar. Şimdiden sonuç belli olmuşçasına çıkacak neticenin neden kabul edilemez olduğunun kendilerince sebeplerini sayıp dökme yoluna girdiler bile. Makamların ve yetkilerin sınırlarını iyi tayin edilse de bütün tanımlamalar onu kuşanacak bir yöneticiyle birleşince anlam taşımaya başlıyor. Referandum, sürüncemede kalıveren hükümet kurma, güvenoyu alma konularını tamamen hallediyor. Ayrıca insanımızın manevi dünyasına, kutsallarına, saygı göstermeyecek, onun anladığı manada tarihi süreçlere bütünlüklü bakamayacak hiçbir liderin referandumdan sonra yüzde 50’yi geçme ihtimali, dolayısıyla iktidar olma ihtimali kalmayacak. Bir kesim hazımsızın feryatlarının manasını bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Kendilerini ezeli beri imtiyazlı zannedenler, iktidar değilsek de muktedir biziz diyenler, çarpık zihinleri ve arkaik fikirleriyle, bundan sonra genel seçim kazanma ihtimallerinin hiç kalmayacağını görüyorlar. Çırpınışları eski düzenin tamamen ellerinden gitmesi karşısında duydukları ağır depresyon hissinden başka bir şey değil.

Şubat 2017

Kağıthane Geleceğin

Yazarlarını Arıyor Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Venüsya Yayınları’nın ortaklaşa düzenlediği “Kağıthane Geleceğin Yazarları Öykü Atölyesi’” nin protokolü Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde imzalandı. Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammed Çayır, “Kağıthane Geleceğin Yazarları Öykü Atölyesi’ Kağıthane’mize hayırlı uğurlu olsun. Kağıthane’de geleceğin yazarlarını arıyoruz” dedi. Venüsya Yayınları kurucusu Suat Bozkurt, “Bu Protokolün amacı, Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Venüsya Yayınları işbirliğinde öğrencilerin yazma yeti ve becerilerine ilişkin farkındalığı artırmaktır. Yarışma sonucunda dereceye giren eserin ve Çocuk Edebiyat Atölyesine seçilen öğrencilerin, sekiz haftalık atölye çalışmalarını yapacağız ve çıkan eserleri kitaplaştıracağız” dedi. Yapılan konuşmaların ardından Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammed Çayır ile Venüsya Yayınları Kurucusu Suat Bozkurt tarafından protokol sözleşmesi imzalandı.

Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde imzalanan protokolün imza törenine, Kağıthane İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhammed Çayır’ın yanı sıra Venüsya Yayınları Kurucusu Suat Bozkurt, Kağıthane İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü İlhan Kurt ile Venüsya Yayınlarından Büşra Bozkurt katıldı.

Eğlendirirken

Öğreten Harita Oyunu Cengizhan Anadolu Lisesi son sınıf öğrencilerinden Enes Abdullahoğlu, birkaç arkadaşı ile birlikte Android Platformuna “Harbigel” adlı Harita Oyunu yaptı. Harbigel Ekibi, yazılımcı Enes Abdullahoğlu önderliğinde Mehmet Ali Padır ve Akif Ahsen Özer’den oluşmaktadır. Genç girişimciler Türkiye’de olmayan bir oyunu yaparak buradan gelecek gelirleri 15 Temmuz Şehit Ailelerine bağışlayacaklar. Konu hakkında bilgi aldığımız Enes Abdullahoğlu, “Bu proje üzerinde 6 aydır çalışmaktayız. Kendi oyunumu yapmak benim çocukluk hayalimdi. 13 Şubat’ta uygulamanın Android sürümünü bitirip yayınladık. Oyunumuzun adını “Harbigel” koyduk. Harbigel, Harita Bilgisi Geliştirme Oyunun kısaltılmış halidir. Andorid Akıllı Telefonlardan bu oyunu ücretsiz indirebilirsiniz. Oyunun iOS versiyonunu da çok yakında çıkaracağız” dedi. Abdullahoğlu, “Oyunda amaç, 60 saniye boyunca önünüze gelen soruların doğru cevabını harita üzerinde işaretleyerek yüksek skor yapmaktır. Süre bitince de yaptığınız skor sıralamaya gönderilir. Skor sıralamasında birinci olanlara çeşitli ödüller veriyoruz.

Oyunumuzun diğer oyunlardan farkı kendimize özgü bir soru havuzumuzun olmasıdır. Ayrıca oyunu çevrimdışı iken oynayıp (mesela metro’da) yaptığınız skoru çevrimiçi olduğunuzda sıralamaya gönderebiliyorsunuz. Uygulamaya ilerleyen zamanlarda reklam koyacağız ve reklam gelirlerini 15 Temmuz Şehit Ailelerine bağışlayacağız. Tüm öğrenci arkadaşlarımızdan bu uygulamayı indirip arkadaşlarına tavsiye etmesini istiyorum” dedi.


16

Sivil Toplum “Hep merak etmişimdir “Allah Rasulü (s.a.v) nasıl hutbe okurdu?” diye. Elinde yazılı bir kâğıdı yoktu. İnci gibi dişlerinin arasından dökülen kelimeleri sahabe hava da mı yakalıyordu acaba? Hutbelerinin konusu muhtemelen Kuran eksenli konulardı. Kaç dakika sürerdi acaba?”

»Serdar Çil

Ömür Boyu Süren Ders; CUMA Bize muhatap diyor dil âlemi. Basbayağı milyonlarca mü’min cuma günleri bir hatibin anlattıklarına muhatap oluveriyor. Hem de öyle böyle değil, senede elli iki hafta. Bu rakamı senelere çarparsanız sayı katlandıkça katlanıyor. Aslında yaklaşık kırk dakikalık bir dersten bahsediyoruz. Cuma günleri yediden yetmişe herkes bir şeyler katıyor kendine. Aslında iki nokta çok önemli. Birincisi, dersin sahibi yani hoca, yani öğretmen. İkincisi; konu ve konunun açılması, örneklemeler. Cuma namazından bahsediyoruz durum çok ciddi. Ayetle sabit ve Kuran’da bir surenin ismi olmuş mübarek gün. Milyarlarca paylaşımın ve beğenin pik yaptığı saatler. Seviyorum cuma mesajı atmayı ne yapayım? En tercih edilen cuma mesajları diye sayfalar dolaşıyor sanal âlemde. Mezun olamayacağınız tek okul cuma okuludur. Öldüğünüzde diploma alırsınız. Öyle kişiler vardır ki namaz kılmaz ama cumayı kaçırmaz. Bir yanıyla tembelliğin, diğer yanıyla istikrarın sembolüdür cumacılar. Öğretmen yani hoca hutbe okur öğrencilere. HUTBE, muhataba direkt sunulan etkili konuşmadır. Bizi farza hazırlayan bir talim ve terbiye metodudur. Hep merak etmişimdir “Allah Rasulü (s.a.v) nasıl hutbe okurdu?” diye. Elinde yazılı bir kâğıdı yoktu. İnci gibi dişlerinin arasından dökülen kelimeleri sahabe hava da mı yakalıyordu acaba? Hutbelerinin konusu muhtemelen Kuran eksenli konulardı. Kaç dakika sürerdi acaba? Süre kısıtlı mıydı yoksa uzar mıydı? Uyuyan sahabe var mıydı acaba; şöyle sırtımı duvara yaslayayım, kafamı önüme eğeyim, karambolden vakti geçireyim diyenler çıkabilir miydi? Bana sorarsanız mümkün değil. Onlar cuma yaygın eğitiminin en şiddetli zeki talebeleriydi. Rasulullah’ın hutbelerini iple çektiklerine kefilim. Bu öğrencilerin yetişmesinde Rasulullah’ın (Hicretle başladığına göre) dört yüzden fazla hutbesi çok önemli bir yer tutar hiç şüphesiz. Ben hutbenin kâğıttan düz metin gibi okunmasına âcizane hiç anlam veremiyorum. Gözün muhataba ulaşmayıp sadece kâğıda yapıştığı müsamere tipi okumaların eğitimin kalitesini azalttığını hatta o hatip ve muhatap arasındaki entegrasyonu kopardığını düşünüyorum. Yapılan işin baştan savma, okuya-

Şubat 2017

Ensar Vakfı

Yemek Hizmetine Başladı Ensar Vakfı Kağıthane Şubesi 2.Dönem Gültepe Erkek Anadolu İmam Hatip Lisesinde öğrencilere yemek vermeye başladı. Yeni hedefleri ise Kağıthane’deki tüm imam hatip okullarına öğlen yemeği vermek…

lım da bitsin veya dinleyelim de farza geçelim boyutuna dönüştüğünü uzun yıllardır kendimce gözlemliyorum. Konunun küçük notlar halinde alınıp maddeleştirilerek öğretmen tarafından açılmasını, sesin yükselmesini, alçalmasını, duyguların işin içine karışmasını, bazen iki damla gözyaşının öğrencilerden dökülmesini, bazen hocanın sesinin titremesini çok isterdim. Bir hafta on dakika, diğer hafta kırk dakika sürmesini isterdim. Her hafta A4 kâğıdını ikiye bölmüş bir yazıyı okumaktan başka bir şeylerinde bu işin özünde olduğunu, soyut kelimelerin ve duygu eksiği cümlelerin terkedilmesini hayal ediyorum. Olsun hayali bile mutlu ediyor beni. Diyanete son haftalardaki hutbeleri için çok teşekkür ediyorum. Özellikle, geçen cuma hutbesi hatta son aylardaki hutbeleri beni umutlandırıyor. Geçen hafta (17 Şubat) Asr suresinin tefsir edilmesi çok kaliteli bir dersti. Asr suresi bu kadar kısa sürede bu kadar güzel özetlenebilirdi. “Salih amel nedir?” sorusunun cevabını arıyorsanız hutbedeki Asr suresinin tefsirine bakmanız özetle yeter. “Kuran’da kısa ama anlamı oldukça derin bir suredir” diye başladı ya hoca bu beni inanılmaz mutlu etti. Hele bir de bu konuda birkaç örnek verseydi, bir daha o öğrencilerin aklından kolay kolay çıkmazdı o konu herhalde. Bir hafta geriye gittiğimizde (10 Şubat) dua ile ilgili bir ders vardı cuma eğitiminde. “Tefekkür aklın duasıdır. Aşk ve merhamet kalbin duasıdır. İstiğfar ise sadece dilin duasıdır. Akıl ve kalp duaya durmadan, dilin duası fayda etmez” dediğinde hoca, bizim şöyle bir gözlerimizi açtıkça açıp irkilmemiz gerekmez miydi? 13 Ocak’ta camilerde okunan hutbede “ALLAHIN SEVDİĞİ KUL OLABİLMEK” Günde üç kere okunmalı. Sabah, akşam ve yatarken. Her satırını al, kendine vur. Ben neyim, nerdeyim, ne yapıyorum? Sor da sor. Bir şey eksik. Tam olarak adını koyamıyorum ama eminim bir şey eksik. Hutbelerin önemini anlatarak mı başlanmalı? Hutbe metodolojisi üzerine çalışma mı yapılmalı? Yeni teknikler mi geliştirilmeli? Herkesin etrafa değil de hocaya baktığı “Acaba ne kapacağım bu hafta bu dersten” dediği bir cuma dersi hayal ediyorum ben yine. Sonunda eksikliğin ana nedenini kâğıttan okumaya veriyorum. Bilmem belki de yanılıyorum.

Ensar Vakfı yurtiçi ve yurtdışında yurt, burs, eğitim, neşriyat vb. gibi eğitim faaliyetlerinin yanında yaklaşık 30 bin İmam hatip öğrencisine yemek hizmeti vermektedir. Özellikle imam-hatip öğrencilerine burs vermek, onların her alanda iyi bir eğitim alması için çaba sarf etmek düsturunu kendine ilke edinen Ensar Vakfı Kağıthane Şubesi, Gültepe Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerine hafta içi her gün verilecek olan yemek hizmetine ikinci dönemim ilk gününde başladı. Konu hakkında bilgi aldığımız Ensar Vakfı Kağıthane Şubesi Başkanı Aziz Gündoğdu, “Vakit ENSAR Olma Vakti, en büyük hizmet insana yapılan hizmettir. Bizimde hedefimiz ilmin filizlenmesi ve nitelikli iyi insan yetiştirmektir. Gayemiz insana hizmet etmektir” dedi. Gündoğdu, “Gültepe Anadolu İmam Hatip Lisesinden sonra Kağıthane genelinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüren İmam Hatip

Liselerinde okuyan binlerce öğrenciye hafta içi her gün yemek hizmeti vermek istiyoruz” dedi. Gündoğdu, “Biz iyilik yapıp denize atıyoruz. Öğrencilerimizin mezuniyet sonrası yapacakları işle, toplumda tutacakları yerle ilgili bir yönlendirmemiz olmuyor. Beklentimiz bir öğrencinin topluma, inandığımız değerlere faydalı olabilecek şekilde yetişmesi. Biz öğrencilerimizi profesyonel rehberlik hizmeti vererek, yanlış yapmaması, eğitim hayatı ile ilgili başarılı olması için maddi ve manevi destekliyoruz” dedi.


17 Bulmaca Şubat 2017

BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA • BULMACA


18

Yerel Gündem “Ecdadımızın reformları, zamana göre sürekliliği olması ve toplumun faydasına sunulması açısından özen ve önemle seçilmiştir. II. Abdülhamid Han’ın zamanında bilahare kendilerinin takip ettiği birçok yenilikler vardır. Bu yenilikler Turizm, Siyasal, Ekonomik, Enerji, Tarım ve Kültürel alanlarda çok büyük öneme sahiptir”

»Volkan Yaşar Berber berbervolkanx@gmail.com

II. Abdülhamid Han Reformları Ecdadımızın reformları, zamana göre sürekliliği olması ve toplumun faydasına sunulması açısından özen ve önemle seçilmiştir. II. Abdülhamid Han’ın zamanında bilahare kendilerinin takip ettiği birçok yenilikler vardır. Bu yenilikler Turizm, Siyasal, Ekonomik, Enerji, Tarım ve Kültürel alanlarda çok büyük öneme sahiptir. Osmanlı Devleti, ilk defa 1851 yılında Londra’da fuara katılmıştır. Bunu 1855’te Paris, 1863’te İstanbul, 1867’de Paris, 1873’te Viyana, 1893’te Chicago ve 1900’de Paris fuarları takip etmiştir. Lakin Amerika’nın Christophe Colomb tarafından keşfinin 400. yıldönümü sebebiyle düzenlenen 1893 Chicago Fuarının ayrı bir önemi vardır. Bu fuara, ABD hükümeti, Osmanlı’yı II. Abdülhamid’e özel bir heyet göndererek davet etmiştir. Osmanlı Devleti de Hakkı Paşa heyetiyle fuara katılmıştır. Birçok yenikliklerin öncüsü II. Abdülhamid Han, Bursa’da İpekböcekçiliği Okulu, Dilsiz ve Körler Okulu, Bağcılık ve Aşıcılık Okulu, Orman Madencilik Okulu, Polis Okulu, Çoban Okulu, Aşiret Mektebi, Hamidiye Ticaret Mektebi, Sanay-i Nefise Mektebi, Deniz Ticaret Okulu, Maliye-i Mekteb-i Ali Okulu, Yüksek Adalet Okulu, Yüksek Mühendis Okulu, Mekteb-i Hukuk, Ziraat ve Baytar Okulu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Askeri Baytar Okulu, Kurmay Okulu, Harp Okulları, Kuleli Askeri Okulu, Askeri Tıp Okulu, Deniz Mühendisliği Okulu, Darülfünun Dişçilik Okulu, 109 yeni Lise Kabataş Erkek Lisesi gibi okullar, 619 Rüşdiye Ortaokulu, 29.130 İlkokul, 32 Kız Öğretmen Okulu açmıştır. Dünyanın ilk torpido atan denizaltısını Taş Kızak Tersanesi’nde yaptıran, Posta ve Telgraf teşkilatını kurduran, kendisine Allah’ın belası diyen Namık Kemal’i Rodos ve Sakız Adası Valiliklerine atayan parasını cebinden ödediği yerde kabir yaptıran, Şişli Etfal Çocuk Hastanesini yaptırtan, Darülaceze’yi yaptırıp içerisine Sinagog, Kilise ve Cami koyduran, İstanbul boğazı için iki köprü çizdiren, ABD’nin Erzurum’da konsolosluk açmasını reddeden, İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturan, İslam’a ve Osmanlı ya hakaret içeren oyunları kaldırtan (Fransa, İngiltere, Roma, ABD) bir piyes için bile Alman İmportya koymuştur, Vatikan da kilise yapılmasına dahi yardım eden, Telefonu Avrupa’dan beş yıl sonra ülkemize getiren, Yeni gemiler alınıp hatta ki Çanakkale’de kullanılmıştır. Beş vakit namazını aksatmadan kılan ve yatağının dibinde teyemmüm tuğlası bulunduran II. Abdülhamid Han’dır.

Doğu Türkistan’a gönderdiği askeri yardım ile Çinlilere karşı onları örgütleyen, Pekin’de Hamidiye Üniversitesi kurduran, Kendisine yapılan bombalı suikastta 26 kişinin ölmesine 58 kişinin yaralanmasına rağmen Ermeni katilini affedip Avrupa’da hafiyelik yapmaya gönderen, Kendi elleriyle yaptığı marangozluk eşyalarını hediye eden, Yalova Termal Kaplıcalarını kurdurtup Terkos sularını İstanbul’a taşıtan ve de bir çok çeşme yaptırtan, Latin Amerika Ülkeleriyle diplomasiyi başlatan, Hindistan, Cava, Afganistan, Çin, Malezya, Endonezya Açe, Zengibar, Orta Asya ve Japonyaya elçiler ve din adamları gönderten, İstanbul, İzmir vs. illere Saat kulelerini yaptırtan, Isparta’daki gül yetiştiriciliğini başlatan, her yıl 30.000 saksı alıp çiçek ektiren, yabancı bilim adamı ve ayazarlara nişanlar veren, modern matbaa makinelerini getirten, 6.000 kitabın çevrilmesini sağlayan, Beyazıt kütüphanesini kurup 30.000 kitap bağışlayan, Biriktirdiği parasından bir kısmını her sene borç sebebiyle hapse düşenleri kurtarmaya tahsis eden, Ermeni Onnik’in mektubu üzerine kendi parasından takma bacak yaptırtan, Halkına kendi cebinden kömür dağıtan, öğrencilere kitap hediye eden, yaz aylarında toplu sünnetler düzenleyen, Beykoz’da Yıldız Çini Fabrikası ve Kağıthane’de Kağıt Fabrikalarını kuran, Ziraat Bankasını kuran, Ticaret Sanayii ve Ziraat Odalarını açtıran, Hereke Bez Fabrikasını kuran, Feshaneyi kuran, Midilli Adasını eşi Fatma Pesend Hanım’ın şahsi mülkünden ısrarla verdiği para ile Fransızlardan geri alan, Teselya Savaşı esnasında çamaşır diktirip sarayın bahçesinde hizmet ettiren, Azerbaycan okullarında Türkçe yasağını kaldıran, Paris’te İslam Külliyesini kuran, Polisiye romanların ülkemize girmesini sağlayan, İstanbul Darü’lKelb Tedavihanesi Kuduz Hastanesi açan, İstanbul’un binlerce fotoğrafını çektiren, Arkeoloji müzeciliğini başlatan, Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptıran, Haydarpaşa Tren İstasyonu yapan, Dünya’nın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arası olup 2. metroyu kurduran, Atlı ve Elektrikli tranwayları kurdurtan, İlk otomobili getirten, İlk defa elektriği, gazı getiren, ilk defa eczaneyi açtıran II. Abdülhamid Han’dır. II. Abdülhamid Han gibi reformlarını saymakla bitiremeyeceğimiz devlet adamlarımızın sayılarının artması dileğiyle.

Şubat 2017

Halk Eğitim

Merkezi

4 Dalda Ödül aldı 15.Uluslarası İstanbul Mutfak Günleri, Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu (TAŞFED) ve Dünya Aşçılar Birliği (WACS) işbirliği ile düzenlenen festival 2-5 Şubat tarihleri arasında Tüyap Fuar Merkezinde yapıldı.

15.International Gastronomy Festivalinde katılan Kağıthane Halk Eğitim Merkezi “İstanbul Şefler Akademisi” kursiyerleri 4 farklı dalda ödül aldı. Kağıthane Halk Eğitim Merkezi, Ekip Pratik Kategorisinde Üniversite Düzeyi Modern Türk Mutfağı Ekip Yarışmasına Levent Odabaş, Funda Evin, Ferhat Arslan ve Gönül Türkden ile katılarak 1.oldu ve altın madalya kazandı. Kategorideki en yüksek puan alarak da Kupa kazandı. Bireysel Display Ustalar Kategorisi Sebze/Meyve Oymacılığı Yarışmasında Ayşe Aktaş 2.olup gümüş madalya, Bireysel Pratik Ustalar Kategorisi Ustalar Balık yarışmasında Ayşe Aktaş 3 olup bronz ve Bireysel Display Ustalar Kategorisi Kutlama Pastası/Pasta Maketi yarışmasında Muhammed Enes Kocaağaoğlu 3.olup bronz madalya kazanmıştır. 4 gün süren 15.International Gastronomy Festivalin’e 80 ayrı kategoride 22 ülkeden toplamda 1.201 yarışmacı katıldı. Festivalin jüri başkanlığını ise 30 kişilik ekibiyle İngiltere’den Gary Filbey yaptı.

Konu hakkında bilgi aldığımız Halk Eğitim Merkezi Müdürü Hüseyin Çömlek, “Aşçı yardımcılığı adı altında vermiş olduğumuz eğitimin henüz daha yarısını tamamlayan kursiyerlerimizden, bu kadar önemli başarılar elde etmek, çok büyük mutluluk. Acaba eğitim süresini tamamladıklarında nasıl başarılar ortaya koyacaklar? Hep birlikte göreceğiz. Bu başarılar, tesadüfi değil. Kurumumuzun sloganını bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Eğitimin Doğru Adresi. Gerçekten doğru şeyler yapıyoruz. Burada çok büyük emek var. Geçen yıldan beri projelendirdiğimiz bir eğitim bu. Geçen yıl Kadın Şefler Akademisi-1, bu yıl ise İstanbul Şefler Akademisi-2 İstanbul’da ses getirdi. Her geçen gün, özellikle gençlerimizin aşçılık alanında vermiş olduğumuz eğitime ilgileri artarak devam ediyor. Gençlerin ilgisinin çok yoğun olduğu bu festivalin, onları yarınlara hazırlayacak, vizyonlarını ve heveslerini artıracak bir organizasyon olduğunu düşünüyorum” dedi. Hasbahçe Gazetesi ailesi olarak Kağıthane Halk Eğitim Merkezi’ni, Öğretmenlerini ve kursiyerlerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.


ARS Garaj 3M Yetkili Bayii olmuştur

• SERAMİK KAPLAMA

• DETAYLI İÇ TEMIZLİK

• MOTOR KORUMA

• OTO YIKAMA

3M Y

ET

İ

AJ

S GAR AR

KİLİ BA

• BOYA KORUMA • OTOPARK

Y O A B K K O İ R M UMA A R SE GÜVENCESİYLE ARS GARAJ’D A!

3M

SERAMİK KAPLAMA YAPTIRANA ÜCRETSİZ MOTOR KORUMA

0212 278 77 77 / www.arsgaraj.com Kuruçeşme Mah. Adnan Saygun Cad. Çağla Sok. No:2/1 1.Ulus - Beşiktaş / İstanbul Tel: 0212 278 77 77 Gsm: 0533 540 88 88 Mail: info@arsgaraj.com


20

Din ve Yaşam “Kardeşlerim, mutluluğa; iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz arasındaki bir meseledir. Yani kendinizle barışık (hoş görülü, sabırlı, metanetli) olmanızdır. Hz.Ömer (r.a.), “Ey insanlar! İçinizi düzeltin ki dışınız düzelsin. Ahiretiniz için çalışın ki, dünya işleriniz düzene girsin. Kim cenneti dilerse, cemaat namazlarına katılsın. Müdavim (devamlı) olsun” buyurmuştur.”

»Muzaffer Coşkun info@ibretli.net

İnsan Nasıl Mutlu Olur? Aziz okuyucularım, uzuvlarını günahlarından, nefsini heva ve heveslerden (boş işlerden), kalbini karanlık ve katılıktan, ruhunu hissi kirlerden, aklını boş düşüncelerden arındırmadıkça; uyanmak, silkinmek, ayağı kalkmak, dik durmak imkânsızdır. Böylece Allah’a (c.c.) vasıl olmakta mümkün olmaz. Öyle ise Hak aşığı Talip Ulaşan beyin şu dizelerine kulak verelim. Yıllardır uyudun yetmez mi artık, Uyan ey Müslüman gafletten uyan, Senin Bu halinden bıktık usandık Uyan ey Müslüman gafletten uyan, Sus dediler sustun, dur dediler durdun, Düşmanın çalıştı, sen hep uyudun, Elinle kendine zincirler vurdun, Uyan ey Müslüman gafletten uyan, Malını sarfeyle Hakk’ın yolunda, Zikrini daim yadeyle her an dilinde, Nimetin kıymetini bil, varken elinde, Uyan ey Müslüman gafletten uyan, Gayret et biraz ileri atıl, Zahir olsun Hakk, yıkılsın bâtıl, Dine-vatana, hizmete sende acele katıl Uyan ey Müslüman gafletten uyan, İlim rehberin olsun, iman kuvvetin, Fedakâr ol, biraz artsın gayretin, Allah kulum desin, Resul ümmetin, Uyan ey Müslüman gafletten uyan,

Onun için bakın Âşık Yunus nasıl uyarmış bizi: “İlahi gaflet uykusundan uyar gözümü, Dergâhında kara etme yüzümü, Aşık Yunus diyor gelin tutun sözümü, Bu dünyayı seven ahireti bulamaz”

O halde bizde millet olarak ferden ferda şuurlanmalı özümüze dönmeliyiz, kendimize gelmeliyiz. İyi bir Müslüman olmalıyız. İyi bir Müslüman nasıl olmalı? İyi bir Müslüman, insanlarla kavgalı değil, barışık olmalıdır. Herkesle iyi geçinmelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kendisiyle geçinilmeyen, kendisi başkasıyla geçinmeyen

ümmetimde hayır yoktur” buyurur. O çekişmeci ve mücadeleci değildir. Müslümanın kavgası kendi nefsiyle ve şeytanıyladır, diğer hemcinsleri ile değil, çevresiyle kavga içinde yaşayan insanlar; şiddet, gıybet, kötü söz, küfür-zifir, müstehcenlik ve kalp kıymaya namzet insanlardır. Yüce Resul (s.a.v.), “Devamlı herkesle çekişir halde olman, günah olarak sana yeterlidir” buyurmuştur. Büyüklerimiz eskiden kabına sığmayan kişi için; Akıllı ol oğlum akıllı! derlerdi. Çünkü akıllı adamın önce Allah’la arası iyi olacak, Allah’ı (c.c.) gücendirmeyecek sonra peygamberini rehber edinecek, onun sünnetini ihya edecek. Böylece has ümmet olacak. Sonra annebabası ile arası iyi olacak. Onları üzmeyecek, dualarını alacak. Daha sonra hanımı ve çoluk çocuğu ile arası iyi olacak. Cennet vari bir hayat sürecek dünyada. Bitmedi! Çalıştığı, çalıştırdığı kişilerle iyi uyum sağlayacak. Onlarla kaynaşacak. Böd bin, kaba-saba hareketlerden sakınacak. Komşuları akrabaları, hısımları, ticaret ortakları ve yol arkadaşları ile de kaynaşır halde hayatını idame edecek. Böylece mesut, mutlu ve bahtiyar olacak. Kardeşlerim, mutluluğa; iş, para ya da aşkla ulaşılmaz. Mutluluk sizinle kendiniz arasındaki bir meseledir. Yani kendinizle barışık (hoş görülü, sabırlı, metanetli) olmanızdır. Hz.Ömer (r.a.), “Ey insanlar! İçinizi düzeltin ki dışınız düzelsin. Ahiretiniz için çalışın ki, dünya işleriniz düzene girsin. Kim cenneti dilerse, cemaat namazlarına katılsın. Müdavim (devamlı) olsun” buyurmuştur. Yüce Kuran’ın Hac Suresi 77.Ayetinde “Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye kapanın. Rabbinize ibadet edin. Hayır (hasenat) işleyin ki kurtuluşa eresiniz” buyrulmuştur. Son Söz: Uyumluyum mutluyum, uyumlu olun ki mutlu olasınız. Selam Huda’ya tabi olanların üzerine olsun.

Şubat 2017

Kağıthane

Halep’in Yanında Büyük bir insanlık dramının yaşandığı Halep’e yardımlar tüm hızıyla devam ediyor. Kağıthane Müftülüğü, Kağıthane Kaymakamlığı ve Kağıthane Belediyesi’nin ortaklaşa başlattığı kampanyada toplanan yardımlar Halep’e dualarla gönderildi.

Kağıthane Merkez Anadolu Caddesi üzerinde bulunan Ebu Hureyre Camii önünde toplanan vatandaşlar, yardım tırını dualar eşliğinde Halep’e uğurladı. Yardım tırında giyim, gıda, battaniye ve temel ihtiyaçlardan oluşan malzemeler yer aldı. Destek ve yardımlarından dolayı Kağıthane Kaymakamlığı ve Kağıthane Belediyesi’ne teşekkür eden Kağıthane Müftüsü Mevlüt Haliloğlu, ”Diyanet İşleri Başkanlığımızın önderliğinde Halep’te İnsanlık Ölmesin çağrısı adı altında bütün Türkiye’de yardımlar toplandı. Biz de Ocak ayı başından beri yardım toplamaya başladık.

Bu kampanyamızla Kağıthane’deki tüm camilerimizde bir Cuma’da 150 bin TL civarında nakdi yardım topladık. Öte yandan camilerimizde farkındalık oluşturmak için gıda, giysi, mutfak malzemesi, battaniye ve bunun gibi malzemeleri halkımızdan talep edip topladık. Bu kampanya ile 1 Tır yardım topladık. Bugün bu yardımları dualarla gönderiyoruz. Önümüzdeki günlerde elimizdeki parayla oradaki ihtiyaca göre malzeme alıp göndereceğiz ya da Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile nakit olarak oraya göndereceğiz. Halep’e gönderilmek üzere elinden gelen her türlü yardımı yapan vatandaşlarımızdan Allah razı olsun” dedi.

Nihayet Taksim Camii’nin

Temeli Atıldı Taksim Meydanı’nda yapılacak olan caminin temeli, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas’ın ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla düzenlenen törenle atıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan tören, protokol konuşmalarıyla devam etti. Taksim bölgesindeki cami eksikliğine dikkat çeken ve caminin önemli bir eksikliği gidereceğine vurgu yapan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Türkiye’ye, Taksim’e yakışan estetik bir caminin temelini atmış oluyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyin destekleriyle 49 yıllık rüya gerçek oldu. Taksim Camimiz hayırlı olsun” dedi. Y.Mimar Şefik Birkiye ve Dr.Mimar Selim Dalaman’ın imzasını taşıyan cami

projesine “onay” İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulundan çıktı. Sur Yapı’nın inşa edeceği; Osmanlı izleri taşıyacak ve tüm meydana hâkim olacak cami inşaatı, I. Mahmud tarafından 1731 yılında bölgeye su taksimi yapmak için inşa edilen Taksim Maksemi’nin arkasına yapılıyor. Taksim camisinin zemin üstü bina yüksekliği 20,70 metre, kubbe yüksekliği 9,6 metre, toplam mahya yüksekliği ise 30,3 metre olacak. Projeye resmi olarak 17 Şubat 2017 tarihinde başlandı ve 2 yıl içerisinde bitirilmesi hedefleniyor.


22

Spor

Şubat 2017

Şampiyon Kağıthane Spor İstanbul 1. Amatör Lig 4.Grupta; 18 maçta 15 galibiyet, 1 yenilgi ve 2 beraberlik alarak gurubunda 47 puanla lider olan Kağıthane Spor Şampiyon olarak Süper Amatör Lige yükseldi.

ŞAMPİYONLUK MAÇINI

3-0 KAZANDI

Kağıthane Spor, İstanbul 1. Amatör Lig 4.Grup’un 18.Hafta son maçında Ligin 3.sü Kazım Karabekir Mevlana Spor’la, 29 Ocak Pazar günü Saat:13.00’da Hasbahçe Stadında karşı karşıya geldi. Maçı 3-0 alarak şampiyon oldu. Maç sonrası gazetemize konuşan Kağıthane Spor Kulübü Başkanı Halil İbrahim Kasapoğlu, “Yönetim kurulu arkadaşlarıma, taraftarlarımıza, teknik heyetimize, futbolcu kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Sezon başından beri kenetlenmiştik. Öyle zannediyorum ki ligin bir tık üstünde bir takımımız vardı. Bir iki maçtaki şahsi hatalarımızdan dolayı şampiyonluğumuzu çok daha önce ilan edebilirdik ama bugüne nasip oldu. Şükürler olsun şampiyon olduk ve amacımıza ulaştık” dedi. Maç sonrası yine görüşünü aldığımız Şampiyon Kağıthane Spor’un basın

sözcüsü Sıtkı Torlak, “Bizim en büyük şanslarımızdan bir tanesi İbrahim başkanla çalışmamızdı. Başkanımız bizim şampiyon olmamız için tüm imkânları, olanakları sağladı. Bizim de çok çalışıp şampiyon olmamız gerekiyordu. Biz de çalıştık ve şampiyon olduk. Kağıthaneli dostlarımız ve siz yerel basın mensuplarımız bizlere destek verdiği için çok

teşekkür ediyorum. Şampiyonluğumuz Kağıthanemize hayırlı olsun. Tüm teknik kadromuzu ve futbolcularımıza teşekkür ediyorum” dedi.

ŞAMPİYONLUK YEMEKLE, HALAYLA KUTLANDI Kağıthane Spor Kulübü, 10 Şubat Cuma günü Saat:20.00’da Nurtepe Sosyal

Tesislerinde Futbolculara, Yönetim Kuruluna, taraftarlarına ve çok sayıda misafirlere Şampiyonluk Yemeği vererek kutlama yaptı ve şampiyonluk kupasını kaldırdı. Gecede protokole, futbolculara ve yöneticilere plaket verildi. Hasbahçe Gazetesi ailesi olarak Şampiyon Kağıthane Spor’u tebrik ediyor, Süper Amatör Lig’de başarılar diliyoruz.

Gültepe Spor Tarih Yazdı İstanbul 1. Amatör Lig 8.Grupta; 18 maçta 10 galibiyet, 7 beraberlik ve 1 yenilgi alarak gurubunda 37 puanla ikinci olan Gültepe Spor, 1. Amatör Lig Play Off karşılaşmasında rakibi Mahmut Şevket Paşa Spor’u normal süresi 0-0 biten maçta penaltılarla mağlup edip Süper Amatör Lig’e yükseldi.

ŞAMPİYONLUK MAÇINI 4-3 KAZANDI 1. Amatör Lig 8. Grup ikincisi Gültepe Spor ve 7. Grup ikincisi Mahmut Şevket Paşa Spor ile 11 Şubat Cumartesi Günü Saat:12.00’de Avcılar Atatürk Stadında karşı karşıya geldi. 90 dakikası golsüz sona eren mücadelenin 15’er dakikalık iki devreden oynanan uzatma bölümünde de gol sesi çıkmadı. Gültepe Spor’da Ceyhun Oskay, Hüseyin Kaya, Fatih Tuna ve Muharrem Aksoy penaltı atışlarını golle sonuçlandırırken, Ercan Sadi penaltı atışında kaleciyi geçemedi. Penaltı atışları sonrasında 4-3’lük üstünlük sağlayan Gültepe Spor, Süper Amatör Lig’e yükselen taraf oldu.

2 SEZONDA 2 ŞAMPİYONLUK Kağıthane’mizin köklü takımlarından olan Gültepe Spor, 13 yıllık süren şampiyonluk hasretini geçtiğimiz sezon mücadele ettiği 2.Amatör Ligden 1.Amatöre çıkarak sonlandırmıştı. Bu sene de 1. Amatör Lig’den Süper Amatör Lige yükselerek büyük bir başarıya imza attı.

YÖNETİM, FUTBOLCU VE TARAFTAR DAYANIŞMASI ŞAMPİYONLUĞU GETİRDİ Kadrosunda bir kaç oyuncu dışında kayıp yaşamayan sarı siyahlı ekip, dış transferde kadrosuna kattığı tecrübeli ve yetenekli oyuncularla yeni sezonda

hedefini Süper Amatör lig olarak belirleyen ve maçlarını Yahya Kemal Stadı’nda oynayan Gültepe Spor Şampiyon oldu. Taraftarını sevince boğan Gültepe Sporun bu başarıyı yakalamasında takımın antrenörü Ahmet Altıntaş’ın ise büyük payı büyük.

ŞAMPİYONLUK KUTLAMASI YAPTILAR Gültepe Spor Kulübü, 18 Şubat Cuma günü Saat:20.00’da Gültepeli Müzisyen Zafer Eyri’nin sahne aldığı, Beyoğlu

Feriştah Bistro’da futbolculara, yönetim kuruluna, taraftarlarına şampiyonluk yemeği vererek kutlama yaptı. Hasbahçe Gazetesi ailesi olarak Şampiyon Gültepe Spor’u tebrik ediyor, Süper Amatör Lig’de başarılar diliyoruz.


Hasbahce Gazetesi Sayı: 29  

Hasbahçe Gazetesi Yıl:3 Sayı: 29 Şubat 2017 Kağıthane'nin Aylık Yerel Gazetesi - Kağıthane'nin Sesi - www.hasbahcegazetesi.com

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you