Issuu on Google+

> SÖYLEŞİ

Kürtaj haktır karar kadınların Ayşegül Taşıtman-Sakine Günel Feminist aktivist Hükümet neden kürtajı yasaklamak istiyor, sadece nüfus azaldığı için mi? Genel olarak hükümetlerin nüfus politikaları kadınların ihtiyaç ve taleplerini dikkate almıyor. Dönemin muhafazakâr otoriter politikalarıyla da birleşince bu durum yasakçı bir uygulamaya dönüşüyor. Bugün hem Türkiye’de hem de genel olarak dünyada neoliberal politikalar ve muhafazakâr iktidarların kürtajı yasaklama girişimlerinin tesadüf olmadığını biliyoruz. Türkiye’de olduğu gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de, neolibe-

62 l Mesele Mayıs 2014

ral muhafazakâr politikalar sonucunda cinsiyetçilik ve ayrımcılık derinleşiyor. Sağlıkta dönüşüm politikalarıyla sosyal devlet uygulamalarından vazgeçildi. Artan yoksulluğun ev içinde kadınlar üzerinden hafifletilmesi, kreşlerin kapatılması, hasta-yaşlı bakım hizmetlerinin kadınların üzerine yıkılması için ailenin güçlendirilmesi politikası izleniyor. Kürtaj yasağı ya da fiili engeller konulması, kadınlar üzerindeki patriyarkal denetimin önemli bir ayağını oluşturuyor. Kadınların kürtaja erişimini sınırlan-

dırmak, patriyarkal sistemin kadınların bedenleri, kimlikleri ve emekleri üzerinde denetimin güçlendirilmesi demek. Kürtajı, kadınların yaşamlarını belirleyen bir sorun olarak görmek yerine, tıbbi ve ahlaki bir konu olarak ele alınması kadınların karar verme hakkını engelliyor. İlk defa bir Başbakan “Kadınlar ile erkekler eşit değil” diyerek kadın erkek eşitliği hedefini devletin gündeminden çıkardı. Muhafazakârlar geleneksel kadın-erkek rollerinin değişmesini ve evlilik dışında da cinselliğin yaşanmasını aileye tehdit


SÖYLEŞİ olarak görüyorlar. Öte yandan kadınlar daha talepkar, paylaşımcı ilişkilerden yana; daha kolay boşanıyorlar. Boşandığı ya da boşanmak istediği için kadınları öldüren erkeklerin olduğu bir ülkede, kadınları güçlendirecek eşitlikçi politikalar yerine bir kısır döngü olarak AKP, erkeğin sarsılan iktidarını güçlendirmek amacıyla aileyi korumak istiyor. Kürtajı yasaklayarak kadını annelik kimliği ile ev içinde tutmayı hedefliyor. Kürtaj olup olmama kararı neden kadının kararı olmalı? Patriyarkal sistemde kadınlar erkeklerle ev içinde cinsiyetçi işbölümüne bağlı olarak eşitsiz bir güç ilişkisi içinde. Ev işleri ve çocuğun bakımı kadının üzerinde dolayısıyla bu cinsiyetçi işbölümü kadınların hayatlarını belirliyor. Ev dışında ücretli çalışsın çalışmasın toplum tarafından ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımından sorumlu tutuluyor. Erkekler ise ev işleri ve çocuk bakımında ya destekçi ya da yardımcı rolde. Kadınlar anne olmaya karar verdiğinde hayatları ciddi olarak değişiyor, ücretli bir işte çalışıyorlarsa da işini ya da mesleğini genellikle bırakmak zorunda kalıyor. Çünkü iş yerlerinde ücretsiz kreş hizmeti verilmiyor. Bu durumda kadınlar, işten sonra evde devam eden ev işleri ve çocuk bakımıyla birlikte artan ev içi işleriyle baş edemeyip işlerini, mesleklerini bırakmak zorunda kalıyorlar. Kendi geçimlerini sağlayabilen bir konumdan erkeğe bağımlı hale geliyorlar. Erkeklerin hayatında ne değişiyor gibi bir karşılaştırma yapmak mümkün değil. Erkeğin baba olduğunda da para kazanmak, statüsünü yükseltmek gibi amaçları değişmiyor. Çocuğun beslenmesinden eğitimine, temizliğinden duygusal gereksinimlerine kadar tüm ihtiyaçları kadınların sorumluluğunda. Bütün bu koşullara baktığımızda kürtaj olup olmama kararı neden kadına ait olmasın ki? Erkeğin isteğiyle çocuğu doğursa bile kadının çocuğa bakma zorunluluğu ve ekonomik olarak erkeğe bağımlığı değişmiyor. Genel olarak bu bağımlılık erkek şiddetine de kadınları açık hale getiriyor. Dolayısıyla kürtaj kararını “Benim be-

denim, benim kararım” sloganıyla keyfi, bireysel seçim özgürlüğüne indirgeyerek tartışmak da doğru değil. Kadınların yeniden üretim kapasitelerinin patriyarkal bir toplumsal düzen içinde belirlendiği, dolayısıyla da kürtajın kadınlar için bir ihtiyaca, zorunluluğa tekabül ettiği gerçeği göz ardı ediliyor. Diğer yandan seçim özgürlüğünü bedensel mülkiyet anlayışı içinde düşünmek, istenmeyen gebeliklerde erkeklerin rolünü göz ardı ettiği kadar, doğurganlığı kadınların biyolojik olarak belirlenen, “kaderleri olan” özel bir alan olarak mutlaklaştırıyor. Erkek egemen denetim de zaten bu mutlaklaştırma üzerinden işliyor. Bu durumda doğum kontrolü kadınlar için bir zorunluluk, doğum kontrolüne erişim ne durumda? Kürtaj yasağı doğum kontrol hizmetlerinin sınırlandırılmasıyla birlikte uygulanıyor; kamu hastanelerinde doğum kontrol yöntemleri ücretli. Erkekler bu konuda da kendilerini sorumlu hissetmiyorlar; korunmamak, sorumluluk almamak belli bir özgürlük sağlıyor. Erkekler için de doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verilsin istiyoruz. Kadın için ise tam tersi. Yüzde yüz koruyan hiçbir doğum kontrol yöntemi yok. Yasa bekar kadınların kendi kararlarını yeterli sayıyorken, bekar kadınlar kürtaja başvurduklarında yasaya aykırı olarak baba izni isteniyor. Aileden gizlenmesi gereken durumlarda ise kadınlar özel hastanelerde, yüksek ücretler ödeyerek ya da merdiven altı kürtajla risk altındalar. Hamile kalma endişesiyle cinsellik kadınlar için baskıya dönüşüyor. Bu nedenle kadınların cinselliği endişe duymadan, planlanmamış bir hamilelik ile toplumsal baskıya maruz kalmadan yaşayabilmesi için doğum kontrolüne erişim ücretsiz ve kolay olmalı. Aynı zamanda kadınlar için istenmeyen gebeliği sonlandırabilmek cinsel özgürlüğün ayrılmaz bir parçası. Kürtaj Türkiye’nin gündemine, Başbakan’ın “Uludere katliamsa, Kürtaj cinayettir. Buna müsaade edilemez” sözleriyle geldi. Türkiye’de ilk defa

<

kürtajın cinayet olduğu telaffuz edildi. Cenin hakkı meselesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Dönemin Sağlık Bakanı “Benim bedenim diyorlar biz yaşam peşindeyiz” dedi. Diyanet İşleri Başkanı’na kadar çeşitli resmi kesimler “Haram ve cinayet hükmündedir” gibi sözlerle kürtaj karşıtlığını “yaşam hakkı” üzerinden meşrulaştırmaya çalıştılar. Bu söylem ABD’li Evanjelistler’in söylemiyle paralel. ABD’de “Ceninin yaşam hakkı” söylemiyle kürtaja karşı çıkan gruplar aynı zamanda dini kurumlardan da destek görüyor. 80’lerde başlayan küçük Amerika hedefimizle muhafazakâr politikalarda da örnek alınmasının şaşılacak bir yanı yok. Şaşılacak olan, yine çocuk bakımından muaf olan erkekler tarafından cılız da olsa sol bir dergide “Benim bedenim, benim kararım” sloganının eleştirisiyle kürtajın ahlaki bir mesele olarak gündeme getirilmesiydi. Kadınların kürtaj hakkını, ahlaki bir tartışmaya çekmek, en hafifinden kadınların eşitsiz konumlarını gözetmeden karar verme inisiyatifini engellemek anlamına geliyor. Hükümetin o dönemde gündeme getirdiği yasa taslağı söz konusuydu. Şu anda durum nedir? AKP son zamanlarda öğrenci evleriyle, medyada kadınlara dekolte uyarılarıyla muhafazakâr söylemlerini artırdı.17 Aralık siyasi krizi çıkmasıydı AKP’nin icraatlarından biri kürtajı yasaklamak olacaktı. Hala bu mümkün; kürtaj bir gecede sessiz sedasız yasaklanabilir. AKP 2012’de kürtajı yasaklamak için taslak hazırladı ancak bu taslağı tepkiler nedeniyle meclise getirmedi. Bu taslakta vicdani gerekçeyle hekime kürtaj yapmama hakkı öngörülüyordu. Yasa Meclis’ten geçmedi ama hala özel hastanelerde “müşterilerin inanç ve değerlerini gözetme” gerekçesiyle kürtaj yapmaktan kaçınılıyor. Örneğin kadın programında konuk edilen din adamları fetüs görüntüleri eşliğinde kürtajın günah olduğunu işliyorlar. Muayene sırasında ceninin kalp atışları dinletiliyor. Kadınlar makinadaki cenin görüntüsüyle duygusal bağ kurMesele Mayıs 2014 l 63


> SÖYLEŞİ

maya zorlanıyor. “Fetüsün yaşam hakkı”nı savunanlar, kadının yaşamı tehlikede olduğu durumlar dahil, tecavüz sonucu hamile kalsa bile, doğurması gerektiğini ahlaki bir mesele olarak tartışmasız kabul ediyorlar. Örneğin tecavüz sonucu hamile kalan 16 yaşındaki F.T.’nin kürtaj isteği mahkemece reddedildi. Mahkeme “ceninin yaşam hakkı nedeniyle annenin sağlık sorunu olmadığı sürece gebeliğin sonlandırılmayacağı”nı gerekçe olarak sundu. Yasakçıların derdi fetüsün yaşam hakkından çok, cinselliğin ahlaki olarak düzenlenmesi ve kadınlar üzerindeki patriyarkal denetimin güçlendirilmesi. Uluslararası sözleşmelerde istenmeyen gebeliğe son vermek için kadına tanınan süre 12-16 hafta arasında değişiyor ve bu süre içinde kadının kendi kararı yeterli sayılıyor. Oysa Türkiye’de bu 10 hafta

64 l Mesele Mayıs 2014

gibi en alt sınırda ve koca iznini bağlı. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) koca izninin kaldırılması için Türkiye’ye uyarısı var. Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu içinde yer alıyorsunuz, platform neyi hedefliyor? Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, 40’ın üzerinde kadın grubunun, örgütünün oluşturduğu bir platform; Haziran 2012’den bu yana ücretsiz, sağlıklı erişilebilir ve güvenli kürtaj hakkını sağlamak üzere mücadelesini sürdürüyor. Platform bugüne kadar hamilelik kayıtlarıyla gebelik fişlemesine, hastanelerde fiili olarak kürtaj hakkının engellemesine dikkati çekti. Bunun yanı sıra İspanya’da kürtajı yasaklamayı amaçlayan yasa tasarısına karşı eş zamanlı ey-

lemler düzenledi. Kürtaj hakkını politik olarak yaygınlaştırmak için broşür ve videolar hazırladı. Sağlık Bakanı’nın kürtajın SGK kapsamına aldığı yönündeki açıklamalarına rağmen birçok kamu hastanesinde kürtajın yapılmadığını açığa çıkardı. Deneyimler gösterdi ki kürtaj yasaklansa da kadınlar gebeliği sonlandırmak için ya hayati tehlike içeren yöntemlere başvuruyorlar ya da merdiven altı koşullarda kürtaj yaptırmak zorunda kalıyorlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, güvenli olmayan koşullarda yapılan düşükler nedeniyle her yıl dünya genelinde on binlerce kadın yaşamını yitiriyor. Devlet kadınlara ücretsiz, ulaşılabilir doğum kontrolü ve güvenli kürtaj hizmetine erişimi zorlaştırmaya devam ederse kadın ölümlerinin meydana gelmesinden endişe ediyoruz. r


Kürtaj Haktır Karar Kadınların / Söyleşi - Mesele Dergisi