Issuu on Google+

C

M

Y

CM

MY

CY CMY

K

8 12 14 17 19 20 22 24 28 30 32 43 49 52 54 85 89

MAYIS / 2013 Sayı: 61

Nanorobotlar

Prof. Dr. Hilmi Ünlü

Nanobilim İçin İnsan Gücü Prof. Dr. Eyüp Sabri Kayalı

Nanorobotlar Birbirleriyle Nasıl Konuşur? Y. Müh. Hakan Tezcan - Prof. Dr. Sema Oktuğ Yrd. Doç. Dr. Fatma Neşe Kök

Ultrahızlı Lazerler ve Malzeme İşleme Doç. Dr. Selçuk Aktürk

Nanotanecik İmalat Robotu

Doç. Dr. Emin Fa­ruk Ke­çe­ci - Doç. Dr. Ali Çağır - Prof. Dr. Serdar Özçelik

İTÜ VAKFI DERGİSİ

Nano-Optomekanik Teknoloji

İmtiyaz Sahibi: İTÜ Vakfı adına Prof. Dr. Mehmet Karaca

Doç. Dr. Erdal Bulğan

Yazı İşleri Müdürü:

Nanoteknoloji ve Cevher Hazırlama

Hatice Yazıcı Şahinli

Yrd. Doç. Dr. Birgül Benli - Prof. Dr. Fatma Arslan

Yayın Kurulu:

Türkiye Nanoteknoloji Devrimini Kaçırmamalı Doç. Dr. Orhan Yalçın

Seçici Nano Yüzeyler

Prof. Dr. Yıldız Sey Y. Müh. Naci Endem Dr. Y. Müh. (Mimar) Doğan Hasol Prof. Dr. Mete Tapan Kenan Çolpan Hatice Yazıcı Şahinli

C

M

Y

CM

Editör:

Prof. Dr. Figen Kadırgan

Hatice Yazıcı Şahinli Fahri Sarrafoğlu

Sekiz Ülkeye Nanoteknolojik Cihaz İhracı

Katkıda Bulunanlar:

Faik Mıdık

MY

CY

CMY

Burak Yedek, Osman Keskin, Burcu Koz K

Grafik Uygulama:

İTÜ’de Ar-Ge

Gökhan Kul

Yönetim Yeri:

İTÜ Vakfı Merkezi İTÜ Maçka Yerleşkesi 80394 Teşvikiye / İSTANBUL Tel: 0212 291 34 75 - 230 73 71 Faks: 0212 231 46 33

Mühendisliğe Gönlümü Verdim Y. Müh. Ülkü Arıoğu

Tasarımda Çözüm Ortağı Makineler

Baskı:

Ateş Öztan

Anka Matbaacılık 2. Matbaacılar Sitesi Litros yolu D:3 Topkapı - İstanbul Tel: 0212 565 90 33 - 480 05 71

Müzik Politikası Yeniden Şekillendirilmeli Prof. Adnan Koç

Yayın Türü: Yaygın, süreli

Higgs Bozonu Hakkında Her Şey

E-posta: basin@ituvakif.org.tr

Doç. Dr. Savaş Arapoğlu

www.ituvakif.org.tr

Ord. Prof. Ata Nutku: Türk Gemi İnşaatı Endüstrisi ve Mühendislik Eğitiminin Önderi Y. Müh. Aydın Eken - Prof. Dr. Reşat Baykal

Sedat Çetintaş: Rölövelere Adanmış Bir Yaşam Prof. Dr. Ayla Ödekan

58 71 80 96

İTÜ’den Haberler

Genç Başarı

Vakıf’tan Haberler

Sektör Haberleri

2

Bu dergide yayınlanan imzalı yazılar sahiplerinin görüşünü yansıtmaktadır. Dergiyi ve Yayın Kurulu’nu bağlayıcı nitelik taşımaz. İTÜ Vakfı Dergisi’nde yayınlanan yazı ve fotoğraflardan kaynak belirtilmek koşulu ile alıntı yapılabilir.

bu sayıda

Nanoteknoloji Geleceği Şekillendiriyor Yeni bir sanayi ve bilgi devrimi olarak 21. yüzyıla damgasını vuracak “Nanoteknoloji”, Dergimizin 61. sayısının konusunu oluşturuyor. Ülkelerin nanoteknoloji alanındaki yatırım, araştırma ve üretim potansiyelleri yakın gelecekte o ülkelerin dünya üzerindeki gücünün bir göstergesi olacak. Zira, olağanüstü özellikleri ile nanomalzemeler elektronikten savunmaya, tekstilden otomotive, inşaattan ilaç sanayi ve yeni tedavi yöntemlerine kadar hayatın her alanında devrim yaratacak. Bu teknoloji devriminin aktörü olmak isteyen ülkeler, kamu-üniversite-özel sektör kanalıyla milyar dolarlık yatırımlar yapıyor, araştırma merkezleri ve laboratuvarlar kuruyor, disiplinlerarası yüksek lisans ve doktora programları ile birlikte bilimsel araştırmalar yürütüyor, gelişen pazardan pay kapmak için birbirleriyle yarışıyor. Geride kalmamak için stratejik politikalar saptanması gereken bu teknoloji yarışında, ülkemizde ise daha çok üniversitelerin çabalarını gözlemliyoruz. Bu üniversitelerden biri olarak, İstanbul Teknik Üniversitesi de başta, çok disiplinli “NanoScience&NanoEngineering Lisansüstü Programı ile ülkemizin ihtiyaç duyduğu genç bilim insanları ve araştırıcıların yetiştirilmesine önemli katkıda bulunuyor; araştırma laboratuvarlarında mühendislerin ve bilim insanlarının kullanımına açık öncü nitelikte yeni teknolojiler geliştirerek, pek çok projenin alt yapısını hazırlıyor. İTÜ’nün nanoteknoloji alanındaki rekabette yerini alması için DPT desteği ile hayata geçirilen “İTÜ Nanobilim ve Nanoteknoloji İleri Araştırma Enstitüsü” ise Türkiye’de nanoteknoloji sanayisinin oluşması ve gelişmesinde öncü olmayı; uzun vadede, nanoboyutlu yarı iletken malzemeler ve cihazlar konusunda yüksek kaliteli Ar-Ge çalışmaları yürütmeyi hedefliyor. Üniversitemizin bu eksendeki çalışmalarından örnekler sunduğumuz “Nanoteknoloji” dosyamızda öğretim üyelerimiz; konuya farklı boyutları ile ışık tutuyor, araştırma safhasındaki çalışmaların getireceği sonuçlara değiniyor, üretim aşamasına getirdikleri devrim niteliğindeki nano ürünleri tanıtıyorlar. İTÜ’de özellikle son dönemde, uluslararası özel sektör kuruluşlarının da desteği ile ardı ardına, dünya çapında araştırma-geliştirme çalışmalarına olanak sağlayan yeni laboratuvarlar açıldı. “İTÜ’de Ar-Ge” başlığı altında sunduğumuz, başta İTÜ VLSI Ölçüm Laboratuvarı olmak üzere, Türkiye’nin ileri teknoloji endüstrisine hizmet edecek bu laboratuvarlar, üniversite-sanayi işbirliğinin başarılı örneklerini oluştururken, diğer taraftan İTÜ’nün bilimsel öncülüğünü ve uluslararası bilim dünyasıyla entegrasyonunu ifade ediyor. Y. Müh. Ülkü Arıoğlu, sınıfının tek kız öğrencisi olarak 1963 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi Betonarme bölümün-

4

den mezun oldu. Mühendislik mesleğinin öncü kadınlarından biri olarak mezuniyette 50. yılını dolduran, Vakfımızın Yönetim Kurulu Üyesi Ülkü Arıoğlu ile, öğrencilik yıllarından mühendislik idealine, Yapı Merkezi çalışmalarından Üniversite ile ilişkilerine uzanan bir söyleşi yaptık. Bu sayımızda, yayınlarımız arasında yer alan iki önemli eserin tanıtımına yer verdik. İTÜ’de sivil gemi mühendisliği eğitiminin kurucusu ve Türkiye’de gemi yapılamaz denen bir ortamda çelik gemi yapımını gerçekleştiren Ord. Prof. Ata Nutku’nun hayatı ve gemi inşaatı endüstrisine yaptığı katkılar “Ord. Prof. Ata Nutku Türk Gemi İnşaatı Endüstrisi ve Mühendislik Eğitiminin Önderi” isimli kapsamlı bir eser olarak, İTÜ Vakfı Yayınları arasında yerini aldı. Kendi alanında yakın tarihimize ışık tutan niteliği ile eşsiz olan bu eseri, Y. Müh. Aydın Eken ve Prof. Dr. Reşat Baykal’ın kaleminden sizlere aktarıyoruz. Yayınlarımız arasında yer almasından her zaman gurur duyduğumuz “Yazıları ve Rölöveleriyle Sedat Çetintaş” isimli eser, bu yıl gerek üniversitemizde açılan özel sergilerde, gerekse medya programlarında gündeme geldi. Mimarlık tarihimizde sanatsal ve mimari değeri güçlü rölöve ve restitüsyonların yaratıcısı olan Sedat Çetintaş’ı tanıtan bir bölümle, inanılmaz güzellikteki 108 adet rölövenin yer aldığı bu eseri, Prof. Dr. Ayla Ödekan’ın kitap için yazdığı ‘önsöz’le sizlere aktarmayı görev bildik. Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca’nın, bugüne kadar İTÜ’nün kurumsal tarihinin yazılmamış olmasını hüzün verici bir eksiklik olarak görüp, bu hissiyatla 2009 yılında harekete geçtiği ve bir grup yazarla, birinci baskısını 2012 yılında literatüre kazandırdığı “İstanbul Teknik Üniversitesi ve Mühendislik Tarihimiz” isimli eser büyük ilgi gördü. Önemli bir eksikliği dolduran eserin genişletilmiş 2. basımı, Vakfımız yayını olarak 240. İTÜ Günü’nde okurla buluştu. Rektör Karaca’nın Editör olarak; Mustafa Kaçar, Tuncay Zorlu, Burak Barutçu, Atilla Bir, C. Ozan Ceyhan ve Aras Neftçi’nin yazar olarak imza attıkları, tüm geliri burs ve yurt yapımı için kullanılacak olan bu nadide eseri, Dergimizin 62. sayısında geniş şekilde okurlarımıza tanıtacağız. İlgi ile okuyacağınızı düşündüğümüz, İTÜ Fizik Bölümü’nden Doç. Dr. Savaş Arapoğlu ile “Higgs Bozonu Hakkında Her Şey”, mimar ve çevreci Ateş Öztan’la “Tasarımda Çözüm Ortağı Makinalar” başlıklı röportajlar, umut vaat eden projeleri ile “Genç Başarı” sayfalarımıza konuk ettiğimiz öğrencilerimiz, İTÜ’den ve Vakfımızdan haberler bu sayımızın diğer konuları. Saygılarımızla. Yayın Kurulu

‹TÜ Sosyal Tesisleri  3’ü suit olmak üzere 29 odal› 57 yatak kapasiteli konaklama birimi.  Konferans salonu  Çok amaçl› toplant› salonlar›  Ar› Kovan› Restoran/Bar  K›fl bahçesi

C

 Çat› Restoran

M

Y

 Teras

CM

 Sergi salonu

MY

CY

 Otopark

CMY

K

Özenle seçilmifl menüler, ö€len ve akflam yemekleri, bilimsel ve sosyal etkinlikler, davetler, kokteyller, brunch, kokteyl prolonger, niflan-dü€ün törenleri, mezuniyet - do€um günü partileri, s›n›f yemekleri, aç›k büfe yemek davetleri.

‹TÜ Maçka Sosyal Tesisleri ‹TÜ Vakf› ‹fltiraki olan

Mühendislik-Mimarl›k-Müflavirlik Araflt›rma - Gelifltirme San. Tic. A.fi.

taraf›ndan iflletilmektedir.

‹TÜ Sosyal Tesisleri, ‹TÜ Maçka Kampüsü, Teflvikiye / ‹stanbul Tel: (0212) 296 31 47 - 296 55 12 Fax: (0212) 233 10 19 e-mail:sostes@ituvakif.org.tr / Havuzbafl› Restoran: 0212 246 10 07

Nanorobotlar

Nanoteknoloji’de Yeni Fırsatlar ve Açılımlar:

NANOROBOTLAR

“Nanoteknoloji ve nano-biyoteknoloji’deki gelişmelerle, kanser gibi bazı ölümcül hastalıkarın teşhis ve tedavisinde nanorobotların kullanılabilme olasılığı, insan sağlığı için yeni umutların kaynağı olmaktadır. Gelişmiş ülkeler, güncel hayatta yaygın uygulamaları olan nanoteknoloji alanında milyarlarca doları bulan mali yatırım yapmaktadırlar... İTÜ’nün de nanobilim ve nanoteknoloji alanındaki rekabette yerini alması gereğine inanan bir grup öğretim üyesinin 2007 yılında “İTÜ Nanobilim ve Nanoteknoloji İleri Araştırma Enstitüsü - İTÜ-ARINANOTEK” (İTÜ Advanced Research Institute on Nanoscience and Nanotechnology) kurulması için hazırladığı bir bilimsel araştırma altyapı projesi, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından kabul görmüş ve proje bütçesine destek alınmıştır...” Prof. Dr. Hilmi Ünlü

İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü Na­no­tek­no­lo­ji ürü­nü ci­haz­lar ge­le­ce­ğin elek­tro­ nik ha­ber­leş­me, bil­gi­sa­yar, kim­ya­sal al­gı­la­ma, sa­vun­ma, in­şa­at, çev­re, teks­til, ener­ji de­po­la­ma ve dö­nü­şüm tek­no­lo­ji­le­ri­nin te­mel öge­le­ri ola­rak ka­bul edil­mek­te­dir. Na­no­tek­no­lo­ji ve na­no-bi­yo­ tek­no­lo­ji’de­ki ge­liş­me­ler­le kan­ser gi­bi ba­zı ölüm­ cül has­ta­lı­kla­rın teş­his ve te­da­vi­sin­de na­no­ro­bot­ la­rın kul­la­nı­la­bil­me ola­sı­lı­ğı in­san sağ­lı­ğı için ye­ni umut­la­rın kay­na­ğı ol­mak­ta­dır. Ge­liş­miş ül­ke­ler gün­cel ha­yat­ta yay­gın uy­gu­la­ma­la­rı olan na­no­ tek­no­lo­ji ala­nın­da mil­yar­lar­ca do­la­rı bu­lan ma­li ya­tı­rım yap­mak­ta­dır­lar. Ulus­la­ra­ra­sı tek­no­lo­jik ge­liş­me­le­ri ya­kın­dan ta­kip et­mek bir zo­run­lu­luk olup ül­ke­mi­zin ge­le­cek­te­ki men­fa­at­le­ri­ni ko­ru­ mak “bir­lik­ten güç do­ğar-bil­gi­li top­lum güç­lü­dür” an­la­yı­şıy­la, na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da üni­ver­si­te-sa­ na­yi-ka­mu ku­rum­la­rı ara­sın­da­ki işbir­li­ği­nin güç­ len­di­ril­me­si­ni ge­rek­tir­mek­te­dir.

Na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji, 1959 yı­lın­da

Ame­ri­kan Fi­zik­çi Ric­hard P. Feyn­man’ın “The­re is plenty of ro­om at the bot­tom” baş­lık­lı bi­lim­sel ko­nuş­ma­sıy­la 1960’lı yıl­la­rın az sa­yı­da bi­lim in­sa­ nı­nın gün­de­mi­ne gir­miş ve ya­rı­ilet­ken tek­no­lo­ji­ sin­de­ki do­ğal sı­nır­la­ma­lar ne­de­niy­le 2000’li yıl­lar­ da öne­mi­ni tüm bi­lim dün­ya­sı­na ka­bul et ­ti r­miş­tir. Bi­lim ve tek­no­lo­ji­de­ki son ge­liş­me­le­re ba­kıl­dı­ğın­ da, na­no­tek­no­lo­ji 21. yüz­yı­lın en önem­li tek­no­ lo­jik bu­lu­şu ola­rak gö­rül­mek­te­dir. Na­no­tek­no­lo­ji gü­nü­mü­zün ge­liş­miş ve ge­liş­mek­te olan pek çok ül­ke­sin­de ha­ber­leş­me, bi­li­şim, ener­ji, in­şa­at, sa­ vun­ma, sağ­lık ve çev­re alan­la­rın­da sa­yı­sız uy­gu­ la­ma­la­rı keş­fe­di­len ve sü­rat­le ge­li­şen, fay­da­lı ve za­rar­lı yön­le­riy­le ül­ke­le­rin ümit kay­na­ğı ve teh­dit un­su­ru olan bir tek­no­lo­jik dev­rim ni­te­li­ği­ni ta­şı­ mak­ta­dır. Ya­rı­ilet­ken tek­no­lo­ji­si­nin ge­liş­mek­te ol­du­ğu 1970-1980 yıl­la­rın­da yak­la­şık 2 mi­li­met­re ça­pın­ da­ki kab­lo­lar, sa­de­ce bir te­le­fon hat ­tı hiz­me­ti ve­ rir­ken, tek­no­lo­jik ge­liş­me­le­rin do­ğal bir so­nu­cu ola­rak gü­nü­müz­de yüz­ler­ce te­le­fon hat ­tı ola­rak kul­la­nı­la­bi­len 1 mi­li­met­re­nin 10’da bi­ri ça­pın­da­ki fi­ber op­tik kab­lo­lar tek­no­lo­ji­nin bir par­ça­sı ol­muş ve ar­tık kuş­lar, ko­na­cak tel­graf tel­le­ri bu­la­maz ha­ le gel­miş­tir. Da­ha da çar­pı­cı ola­nı, na­no­tek­no­lo­

ji­de­ki ge­liş­me­ler sa­ye­sin­de mil­yon­lar­ca ki­tap say­ fa­sın­da­ki bil­gi­ye eş­de­ğer on­lar­ca gi­ga­bayt­lık bil­gi, in­san par­ma­ğı­nın ya­rı­sı bü­yük­lü­ğün­de­ki sey­yar elek­tro­nik de­po­la­ma ci­haz­la­rın­da sak­la­na­bil­mek­ te­dir. Di­ğer çar­pı­cı bir ör­nek ise gü­nü­mü­zün en yay­gın ha­ber­leş­me ci­ha­zı ha­li­ne ge­len cep te­le­ fon­la­rı, “fo­toğ­raf ma­ki­ne­si, gö­rün­tü­lü ha­ber­leş­ me, ses ve vi­de­o ka­yıt ci­ha­zı, rad­yo, te­le­viz­yon, in­ter­net ha­ber­leş­me, he­sap ma­ki­ne­si, bil­gi­sa­yarya­zı­cı, faks, pu­su­la, ad­res bu­lu­cu ve yön­len­di­ri­ci (na­vi­ga­tör)” gi­bi pek çok elek­tro­nik ale­tin yap­tı­ğı iş­le­ri ya­pa­bil­mek­te­dir. Kı­sa­ca­sı, yer­kü­re üze­rin­de­ ki pek çok ül­ke­de, in­san­lar adı­nı da­hi duy­ma­dı­ğı ve­ya hak­kın­da net bil­gi sa­hi­bi ol­ma­dı­ğı na­no­tek­ no­lo­ji ürün­le­riy­le ade­ta “iç-içe“ ya­şar ha­le gel­ miş­tir. Na­no­tek­no­lo­jiyi, mad­de­nin fi­zik­sel özel­lik­le­ri­nin na­no­met­re se­vi­ye­sin­de kon­tro­lu ile ye­ni mal­ze­ me ya­pı­la­rın el­de edil­me­si ve bun­lar­dan da ye­ni ci­haz­lar ve sis­tem­le­rin üre­til­me­si ola­rak ta­nım­la­ ya­bi­li­riz. Na­no­met­re bir uzun­luk öl­çü bi­ri­mi olup, mi­li­met­re­nin bin­de bi­ri­ne (bir met­re­nin mil­yar­da bi­ri) eşit ­ti r. Bir na­no­met­re bir ato­mun ça­pı­nın yak­la­şık on ka­tı­na eşit ­ti r. Bu­nun yak­la­şık 10 nm olan in­sa­nın saç te­li­nin ka­lın­lı­ğın­dan 1000 kat da­ ha kü­çük ol­du­ğu­nu dü­şü­nür­sek na­no­met­re se­vi­ ye­sin­de olan ve ha­ri­ka­lar ya­ra­tan mal­ze­me­le­rin,

8

üre­ti­len ci­haz­la­rın ve sis­tem­le­rin öne­mi­ni çok da­ ha ko­lay an­la­rız. Mad­de­nin na­no­me­ter se­vi­ye­sin­de de­sen­len­dir­ me yön­te­miy­le kim­ya­sal ya­pı­sı­nı de­ğiş­tir­me­den er­gi­me sı­ca­kı­ğı, mık­na­tıs­lan­ma­sı, yük ta­şı­ma ye­ te­ne­ği gi­bi ba­zı te­mel özel­lik­le­ri­ni de­ğiş­tir­mek müm­kün­dür. Ya­kın za­ma­na ka­dar atom, ci­sim ola­rak ula­şı­la­bi­le­cek son nok­ta idi. Ge­li­nen nok­ta o ki, na­no­tek­no­lo­ji­de­ki ge­liş­me­ler­le atom­la­rın di­ zil­me­si ve bel­li bir alan­da or­ga­ni­zas­yo­nu müm­kün ol­mak­ta ve do­la­yı­sıy­la özel­lik­le­ri in­san ye­te­ne­ği i­le de­ğiş­ti­ri­le­rek kon­trol al­tı­na alı­na­bil­mek­te­dir. Böy­le­ce mal­ze­me­le­rin na­no­met­re bo­yut­la­rın­da da­ya­nık­lı­lı­ğı ve iş­lev­le­ri sı­nır­la­rı­nı zor­la­ya­cak ka­ dar çe­şit­len­di­ri­le­bil­mek­te ve pek çok sa­yı­da ye­ni mal­ze­me tür­le­ri üre­ti­le­bil­mek­te­dir. Gü­nü­müz­de­ki üre­ti­mi nis­pe­ten pa­ha­lı olan na­no­ tek­no­lo­ji ürün­le­rin, ya­kın bir ge­le­cek­te yer­kü­re üze­rin­de­ki kıy­met­li ma­den­le­rin ta­nı­mı­nı ye­ni­den yap­ma­ya aday ol­du­ğu­nu şim­di­den gö­re­bi­li­riz. Ör­ne­ğin, ısın­mak­ta ve elek­trik üre­ti­min­de kul­la­ nı­lan kö­mür ve çe­şit­li de­ğer­li ürün­le­rin ya­pı­mın­ da kul­la­nı­lan el­ma­sın ana mad­de­sinin kar­bon ol­du­ğu bi­lin­mek­te­dir. Gü­nü­müz­de na­no­tek­no­lo­ji kul­la­nı­la­rak kö­mür­den el­de edi­len el­mas, bi­li­nen yön­tem­lerle el­de edi­len­den da­ha pa­ha­lı­ya mal ol­mak­ta­dır. An­cak, ya­pı­lan ya­tı­rım­lar ve araş­tır­

Hilmi Ünlü

Nanoteknolojideki gelişmelerle atomların dizilmesi ve belli bir alanda organizasyonu mümkün olmakta ve dolayısıyla özellikleri insan yeteneğiyle değiştirilerek kontrol altına alınabilmektedir. Böylece malzemelerin nanometre boyutlarında dayanıklılığı ve işlevleri sınırlarını zorlayacak kadar çeşitlendirilebilmekte ve pek çok sayıda yeni malzeme türleri üretilebilmektedir.

ma­lar sa­ye­sin­de na­no­tek­no­lo­ji­de ola­cak iler­le­ me­ler­le ya­kın bir ge­le­cek­te tam ter­si bir so­nuç bek­le­mek hiç de ha­yal de­ğil­dir. Bu ne­den­le, bi­lim­ sel ça­lış­ma­la­rın ya­nı­sı­ra, na­no­tek­no­lo­ji­nin ka­mu­ oyu­nun gün­de­mi­ne gir­me­si, okul ça­ğın­da­ki ye­ni ne­sil­le­rin bu ko­nu­da eği­til­me­si ve so­kak­ta­ki va­ tan­da­şı­mı­zın ge­li­şen tek­no­lo­ji­nin ya­rar­la­rı­nın ve za­rar­la­rı­nın bi­lin­cin­de ol­ma­sı son de­re­ce önem­li­ dir. Öte yan­dan, aka­de­mik ça­lış­ma­la­rın da­ha ile­ri git­me­sin­de özel­lik­le sa­na­yi­ci­le­ri­mi­zin bu ko­nu­ya il­gi­si­ni yön­len­dir­mek çok önem­li­dir. Üni­ver­si­te ve­ya ka­mu araş­tır­ma la­bo­ra­tu­var­la­rın­da mil­yon­ lar­ca li­ra har­ca­ya­rak bu­lu­nan so­nuç­la­rın top­lum ih­ti­ya­cı­na yö­ne­lik üre­ti­mi an­cak sa­na­yi­ci­nin il­gi­si, tü­ke­ti­ci ve­ya kul­la­nı­cı­nın is­te­ği ile müm­kün olur. Bu tür fa­ali­yet­lerin bi­lim in­san­la­rı ve mü­hen­dis­ le­ri ara­sın­da­ki iş­bir­lik­le­ri­ne ze­min ha­zır­la­ma­sı­na kat­kı­la­rı çok bü­yük­tür.

Nanoteknoloji Uygulamaları

Son yıl­lar­da na­no ya­pı­lı mal­ze­me­ler elek­tro­nik ha­ber­leş­me, bil­gi­sa­yar, bi­yo­tek­no­lo­ji, sağ­lık, gı­da, ener­ji, in­şa­at, çev­re, oto­mo­tiv, ve sa­vun­ma sa­na­ yi gi­bi alan­lar­da kul­la­nıl­mak­ta ve­ya kul­la­nı­mı için yo­ğun ça­ba sar­f e­dil­mek­te­dir. Ör­ne­ğin, (1) Gü­nü­müz­de ısın­ma ve elek­trik ener­ji üre­ ti­min­de kul­la­nı­mı ora­nı % 10’lar­da olan gü­neş ener­ji­sin­den na­no­tek­no­lo­ji sa­ye­sin­de % 60’ı aşan oran­da ya­rar­lan­ma­mız müm­kün ola­cak­tır. Hat­ta uzay araş­tır­ma­la­rın­da ve ve­ri top­la­ma­da kul­la­nı­ lan uy­du­ların, gün­lük ener­ji­le­ri­nin te­mi­nin­de gü­ neş ener­ji­sin­den da­ha faz­la ya­rar­lan­ma­la­rı na­no­ tek­no­lo­ji ile müm­kün ola­cak­tır. (2) Na­no­tek­no­lo­ji yön­tem­le­riy­le üre­ti­len su ge­çir­ me­yen el­bi­se­ler­le, kı­şın so­ğu­ğun­dan ve ya­zın da sı­ca­ğın­dan ko­run­ma­mız müm­kün ola­cak­tır. (3) Oto­mo­tiv ve in­şa­at sa­na­yi­sin­de kul­la­nı­lan bo­ ya ve ben­ze­ri mal­ze­me­ler, na­no­tek­no­lo­jik yön­

tem­lerle üre­til­di­ğin­de, her tür­lü ha­va şart­la­rın­da sağ­lam­lı­ğı­nı ko­ru­ya­cak ve kul­la­nı­cı­ya eko­no­mik ve sağ­lık açı­sı­ndan önem­li kat­kı­la­rı ola­cak ve çev­ re kir­li­li­ği­nin önü­ne ge­çi­le­cek­tir. (4) Gü­nü­müz­de kul­la­nı­lan an­ti­bi­yo­tik ilaç­lar sağ­ lı­ğı­mı­za za­rar­lı mik­rop­la­rı yok eder­ken, vü­cu­da ya­rar­lı olan mik­rop­la­rı da öl­dü­re­bil­mek­te uzun va­de­de in­san sağ­lı­ğı­na za­rar ve­re­bil­mek­te­dir. Na­ no­tek­no­lo­ji sa­ye­sin­de bu tür yan et­ki­ler gi­de­ril­ miş ve hat­ta yok edil­miş ola­cak­tır. (5) Gü­nü­müz­de in­san sağ­lı­ğı­nı cid­di oran­da teh­dit eden kan­ser gi­bi öl­dü­rü­cü has­ta­lık­la­rın za­ma­nın­ da teş­his ve te­da­vi­sin­de, na­no­tek­no­lo­ji­nin et­ki­li ola­ca­ğı bek­len­mek­te­dir. İcad edi­len na­no­ro­bot­ lar sa­ye­sin­de kan­ser gi­bi ölüm­cül has­ta­lık­la­ra ne­den olan kim­ya­sal kay­nak­la­rın tes­pi­ti, tü­mör­lü hüc­re­le­rin teş­hi­si, kon­trol al­tı­na alın­ma­sı ve on­la­ rın sağ­lık­lı hüc­re­le­re za­rar ver­me­den yok edil­me­si müm­kün ola­cak­tır.

Nanorobotlar

Gün­cel ya­şan­tı­mız­da­ki uğ­ra­şı­lar­dan do­la­yı far­ kın­da ol­ma­dı­ğı­mız bir ger­çek var ki, o da in­san vü­cu­du­nun bir na­no­tek­no­lo­ji ürü­nü ol­ma­sı­dır. İn­sa­noğ­lu ken­di­si­ne ve çev­re­si­ne yö­ne­lik ya­rar­lı iş­ler yap­tı­ğı gi­bi üret ­ti ­ği ürün­ler­le ve­ya baş­ka ne­ den­ler­le ken­di sağ­lı­ğı­na ve için­de ya­şa­dı­ğı top­lu­ mun sağ­lı­ğı­na za­rar ve­re­bil­mek­te­dir. Bu ko­nu­da en çar­pı­cı ör­nek sa­yı­la­rı bek­len­me­dik oran­da ar­ tan kan­ser va­ka­la­rı ol­du­ğu pek ço­ğu­mu­zun ma­ lu­mu­dur. Kan­ser, vü­cut için­de­ki sağ­lık­sız hüc­re­le­rin bek­len­ me­dik oran­da art­ma­sı ve za­ma­nın­da teş­his edi­le­ mez ve kon­trol al­tı­na alı­na­maz­sa vü­cu­dun baş­ka böl­ge­le­ri­ne hız­lı­ca ya­yı­la­rak in­san ya­şa­mı­nı teh­li­ ke­ye so­kar. Kan­ser­li hüc­re­le­rin kon­trol­süz ola­rak hız­la ço­ğal­ma­sı sağ­lık­lı hüc­re­le­rin bes­len­me­si­ni en­gel­ler ve ni­ha­yet kan­ser­li hüc­re­ler ta­ra­fın­dan yok edi­lir­ler. Has­ta­nın ha­yat­ta kal­ma­sı­nı be­lir­ le­yen en önem­li et­ken kan­ser­li hüc­re­le­rin er­ken teş­hi­si­ne bağ­lı­dır. Kan­ser te­da­vi­sin­de, kan­ser­li hüc­re­le­ri yok et­mek için uy­gu­la­nan ge­le­nek­sel yön­tem­de son­daj kul­la­nıl­ma­sı ve cer­ra­hi mü­da­ he­le ile tü­mör­le­rin alın­ma­sı ve da­ha son­ra ke­mo­ te­ra­pi ve rad­yas­yon otu­rum­la­rı­nın tek­ra­rı ge­re­kir. Fa­kat bu ge­le­nek­sel yön­tem has­ta sağ­lı­ğı açı­sın­ dan risk oluş­tu­ra­bi­lir. Çün­kü bu otu­rum­lar­da ve­ ri­len ila­cın kan­ser­li hüc­re­le­re uy­gu­la­nı­şı sı­ra­sın­da on­la­rı çev­re­le­yen sağ­lık­lı hüc­re­ler rad­yas­yo­na ma­ruz ka­la­bi­lir ve has­ta za­rar gö­re­bi­lir. Kan­ser te­ da­vi­sin­de ke­mo­te­ra­pi­nin yan et­ki­si­ni yok et­mek için ge­rek­li ila­cın has­ta­ya na­sıl uy­gu­lan­dı­ğı önem ta­şı­mak­ta­dır. Bi­lim ve tek­no­lo­ji­de­ki tüm ge­liş­me­le­re rağ­men, kan­ser va­ka­la­rı­nın hız­la ar­tı­şı bu has­ta­lı­ğın teş­hi­si ve te­da­vi­si hak­kın­da et­ki­li yön­tem­le­rin bu­lun­ma­sı bi­lim­sel ça­lış­ma­lar ara­sın­da ön sı­ra­lar­da gel­mek­ te­dir. Na­no­tek­no­lo­ji­de­ki son ge­liş­me­ler kan­se­rin teş­hi­sin­de, kan­ser­li hüc­re­le­rin kon­tro­lün­de ve sağ­lık­lı hüc­re­le­re za­rar ver­me­den te­da­vi­sin­de ve yok edil­me­sin­de ye­ni yön­tem­ler için bir fır­sat ve ümit kay­na­ğı oluş­tur­du­ğu bi­lim in­san­la­rı ara­sın­da yay­gın bir ka­nı­dır. Yu­ka­rı­da kıs­men de ol­sa özet­le­me­ye ça­lış­tı­ğı­mız fak­tör­ler in­san vü­cu­dun­da ba­ğım­sız ola­rak ha­re­

9

ket ede­cek mo­le­kü­ler dü­zey­de et­ki­li bir tek­no­lo­ ji­nin ge­rek­li­li­ği­ni işa­ret et­mek­te­dir. Bu fak­tör­ler kan­ser­li hüc­re­le­ri ilk aşa­ma­la­rın­da tes­pit ede­bi­ len ve vü­cut dı­şın­da bu­lu­nan elek­tro­nik ci­ha­za sin­yal­ler ile­te­bil­me ye­te­ne­ği­ne ve do­na­nı­mı­na sa­hip olan mo­le­kü­ler se­vi­ye­de­ki ci­haz­lar dok­ to­run bu bil­gi­le­ri ana­liz edip ha­re­ket et­me­si­ne ola­nak su­nar [1]. Bu ye­te­nek­li tek­no­lo­ji­ye an­cak na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­jiy­le sa­hip ol­mak müm­ kün­dür. Na­no­ro­bot­lar kan­la ta­şı­nan ci­haz­lar gi­bi vü­cut için­de ge­zi­ne­rek er­ken aşa­ma­la­rın­da kan­ se­rin teş­hi­si ve sağ­lık­lı hüc­re­le­re za­rar ver­me­den bu hüc­re­le­ri yok et­mek için ilaç uy­gu­lan­ma­sın­da ve so­nuç ola­rak ki­şi­nin sağ­lı­ğı­na ka­vuş­ma­sın­da önem­li rol oy­na­ya­bi­lir­ler. Na­no­ro­bot­la­rın bu gö­rev­le­ri ya­pa­bil­me­le­ri için sen­sör (al­gı­la­yı­cı), trans­mi­tör (ve­ri ak­ta­rı­cı), ak­ tua­tor (iş­le­ti­ci) ve güç kay­na­ğı gi­bi çe­şit­li na­no­ elek­tro­nik ci­haz­lar­la ve tek­no­lo­ji­ler­le do­na­nım­lı ol­ma­sı ge­re­kir. Kan­ser te­da­vi­sin­de kul­lan­mak için ta­sar­la­nan na­no­ro­bot­la­rın do­na­nı­mı ve hır­da­vat mi­mar­lı­ğı, mü­hen­dis­li­ğin en ya­ra­tı­cı ve id­dia­ lı bir ala­nı ha­li­ne gel­miş­tir [1], [4]. Bu­ra­da amaç sen­sör ve ac­tua­tör gi­bi na­no­ro­bot ele­man­la­rı­nı müm­kün olan en kü­çük ala­na yer­leş­tir­mek­tir. Gü­ nü­müz­de na­no­ro­bot sen­sor ta­sa­rı­mın­da CMOS (Comp­le­men­tary Me­tal Oxi­de Se­mi­con­duc­tor) VLSI (Very Lar­ge Sca­le In­teg­ra­ti­on) sis­tem ta­sa­rı­ mı esas alın­mak­ta­dır. CMOS ta­ban­lı bi­yo­sen­sör­le­ rin dev­re mon­ta­jın­da mal­ze­me ola­rak na­no­tel­ler kul­lan­mak zo­run­lu­dur. Na­no­ro­bot­la­rın kan­ser te­da­vi­sin­de­ki ça­lış­ma pren­si­bi­ni oluş­tur­mak için bal arı­la­rının ya­şam tarz­la­rı­nı in­ce­lemek­te bü­yük ya­rar var­dır. Na­no­ro­bot­lar kan­ser­li hüc­re­le­ri be­lir­le­yin­ce et­ki­li ve has­sas bir cer­ra­hi mü­da­he­le ile sağ­lık­lı hüc­ re­le­re za­rar ver­me­den bu tü­mör­ler yok edi­le­bi­ lir. Kan­ser hüc­re­le­ri­nin be­lir­len­me­sin­de “ak­tif ve pa­sif he­def­le­me” ola­rak bi­li­nen iki yön­tem yay­gın ola­rak kul­la­nıl­mak­ta­dır. Ak­tif he­def­le­me, ku­van­ tum nok­ta­la­rı (na­no­par­ça­cık) ön­ce­den ta­nım­lan­ mış tü­mör spe­si­fik li­gand­la­ra yön­len­di­ri­lir. Öte yan­dan, “pa­sif he­def­le­me” ise ku­van­tum nok­ta­sı ve tü­mör bü­yük­lü­ğü­nün ve/ve­ya ben­zer­li­ği­nin eş­leş­ti­ril­me­siy­le müm­kün­dür. Ku­van­tum nok­ta­la­rı kan­ser­li hüc­re­le­ri nu­ma­ra­ lan­dır­mak için tü­mör spe­si­fik li­gand­lar­la eş­leş­ti­ri­ le­rek na­no­ro­bot ile bu tü­mör­ler hak­kın­da­ki ve­ri­ ler vü­cut dı­şın­da­ki elek­tro­nik ci­haz­la­ra ak­ta­rı­lır ve

Şekil 1 - Protein ile kovalent bağ oluşturmuş şematik ZnS/CdSe kuvantum noktası.

Nanorobotlar

Günümüzde insan sağlığını ciddi oranda tehdit eden kanser gibi öldürücü hastalıkların zamanında teşhis ve tedavisinde, nanoteknolojinin etkili olacağı beklenmektedir. İcat edilen nanorobotlar sayesinde kanser gibi ölümcül hastalıklara neden olan kimyasal kaynakların tespiti, tümörlü hücrelerin teşhisi, kontrol altına alınması ve onların sağlıklı hücrelere zarar vermeden yok edilmesi mümkün olacaktır. Şekil 2 - Gao ve ekibinin [5] canlı fare üzerinde uyguladığı, çok renkli kuvantum noktalarının yaydığı ışıma ile hayvan üzerindeki kanser hücrelerinin tespitini ispat eden deney sonucunun görüntüsü.

da­ha son­ra da has­sas cer­ra­hi mü­da­he­le­ye im­kan sağ­lar­lar. Ku­van­tum nok­ta­la­rı CdSe/ZnS gi­bi ya­rı­ ilet­ken na­no k­ris­tal­ler olup flo­re­sans emis­yo­nu uya­rıl­mış elek­tron­lar­dan kay­nak­la­nır. Ku­van­tum nok­ta­la­rı me­tal bir ka­buk­la çev­ril­miş kad­min­yum ve ci­va gi­bi inor­ga­nik çe­kir­de­ği olup ça­pı­nın bü­ yük­lü­ğü­ne ve kim­ya­sal ya­pı­sı­na bağ­lı ken­di­ne has flo­re­sans spek­tru­mu var­dır. Ku­van­tum nok­ta­la­rı, üze­rin­de bu­lu­nuk­la­rı ze­min ta­ba­ka ile bir bağ oluş­tu­rark be­lir­li bir dal­ga bo­ yun­da ışı­ma ya­par ve on­la­rın ko­lay tes­pi­ti­ni sağ­ lar­lar. Ku­van­tum nok­ta­la­rı, tek bir ışık kay­na­ğı ile uya­rı­la­bi­le­cek şe­kil­de ve fark­lı dal­ga boy­la­rın­da ışık ya­ya­rak ba­ğım­sız eti­ket­le­me­ye izin ve­re­cek bi­çim­de ta­sar­la­na­bi­lir ve üre­ti­le­bi­lir­ler. Bu­na ör­ nek ola­rak, Ga­o ve ça­lış­ma eki­bi [5], ha­zır­la­dık­la­rı ku­van­tum nok­ta­la­rı ile tü­mör­le­ri gö­rün­tü­le­me­yi in­ce­le­mek için bir fa­re üze­ri­ne yap­tık­la­rı uy­gu­la­ ma­da fa­re­ye üç fark­lı ko­num­lar­da ilaç ver­dik­ten son­ra, tek bir ışık kay­na­ğı ve ışık­lan­dır­ma ile üç fark­lı ku­an­tum nok­ta­la­rı bul­ma­yı ve do­la­yı­sıy­la kan­ser­li hüc­re­le­ri nu­ma­ra­lan­dır­ma­yı ba­şar­mış­ lar­dır. Ko­nu­yu da­ha iyi an­la­mak için, TÜ­Bİ­TAK des­te­ği (Pro­je No: 105T463) ile ku­ru­lan ken­di na­no­tek­

Şekil 3 - 130 0C (solda) ve 160 0C (sağda) sıcaklıklarda ve 5 dakika reaksiyon sürecinde hazırlanan CdSe nanoparçacıklarının TEM microphotograph sonuçları

no­lo­ji araş­tır­ma la­bo­ra­tu­va­rı­mız­da kol­loi­dal yön­ tem­le ha­zır­la­nan CdSe/ZnS ku­van­tum ya­pı­lar­dan çar­pı­cı renk­ler ve on­la­rın flo­re­san spek­tru­mu aşa­ğı­da ör­nek ola­rak ve­ril­miş­tir. Na­no öl­çek­ler­de nes­ne­le­rin bo­yu­tu­nu de­ğiş­tir­me hak­kın­da teh­li­ke­li bir şey yok­tur. Bu­nun­la bir­lik­te, her­han­gi bir ye­ni tek­no­lo­ji ile ol­du­ğu gi­bi, na­no­ par­ça­cık­la­rın za­rar­lı yan et­ki­le­rin­den ko­run­mak için sü­rek­li ola­rak test edil­me­si ge­rek­mek­te­dir. La­bo­ra­tu­var araş­tır­ma­la­rın­da önü­müz­de­ki on yıl için­de çip ba­şı­na 1012 adet ci­ha­zın en ucuz ma­ li­yet­le na­sıl in­teg­re edi­le­bi­le­ce­ği so­ru­la­rı­na ya­nıt aran­ma­sı, na­no­ro­bot tek­no­lo­ji­si­nin çok ya­kın­da ol­gun­la­şa­ca­ğı ve in­san sağ­lı­ğı­nın ko­run­ma­sı için et­kin rol ala­ca­ğı şim­di­den gö­rü­le­bi­lir. Na­no­tek­no­ lo­ji­de­ki ge­liş­me­ler ye­ni ba­kış açı­la­rı ve ye­ni yak­la­ şım­lar ge­rek­ti­ri­yor. Na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji­ de­ki ba­şa­rı­lar na­no­bi­yo­tek­no­lo­ji ve in­san sağ­lı­ğı için par­lak umut­la­rı da be­ra­be­rin­de ge­ti­recek­tir.

Nanoteknoloji Yatırımları

Ge­liş­miş ül­ke­ler, bi­lim ve tek­no­lo­ji­de­ki ha­ki­mi­yet­ le­ri­ni sü­rü­dü­re­bil­mek için gün­cel ha­yat­ta yay­gın uy­gu­la­ma­la­rı olan na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da, araş­ tır­ma ve ge­liş­tir­me­ye yö­ne­lik mil­yar­lar­ca do­la­rı bu­lan dev ma­li ya­tı­rım­lar yap­mak­ta­dır­lar [1]-[3]. Bu ül­ke­le­rin ba­şın­da sı­ra­sıy­la, Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri (ABD), Rus­ya Fe­de­ras­yo­nu, Av­ru­pa Bir­ li­ği, Ja­pon­ya, Al­man­ya, Fran­sa, Çin, Bre­zil­ya ve Hin­dis­tan gel­mek­te­dir. Ör­ne­ğin, 2012 yı­lın­da Av­ ru­pa Bir­li­ği Fra­me­work Prog­ram 7 (FP7) için 3.5 mil­yar EU­RO ayı­rır­ken, Ame­ri­ka Bir­le­şik Dev­let­le­ri Na­tio­nal Na­no­tech­no­logy Ini­ti­ati­ve (NNI) için 1.6 mil­yar EU­RO de­ğe­rin­de­ki de­va­sa ma­li büt­çe ile na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me­ye yö­ne­lik pro­je­le­ri des­tek­le­me ka­ra­rı al­mış­tır. Bu aşa­ma­da şu so­ru­nun so­rul­ma­sı ga­yet do­ğal­dır: İTÜ’de ve ül­ke­miz­de na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji

10

Kanser tedavisinde kullanmak için tasarlanan nanorobotların donanımı ve hırdavat mimarlığı, mühendisliğin en yaratıcı ve iddialı bir alanı haline gelmiştir Burada amaç sensör ve aktuatör gibi nanorobot elemanlarını mümkün olan en küçük alana yerleştirmektir.

ala­nın­da ne­ler ya­pıl­mak­ta ve ne­ler ya­pıl­ma­lı­dır? Ül­ke­miz­de na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da ya­pı­lan ya­tı­rım­la­ra ba­ka­cak olur­sak, ge­liş­miş ül­ ke­ler­den cid­di an­lam­da ge­ri­de ol­du­ğu­mu­zu gör­ mek­te­yiz. Amaç ve he­def­le­rin tar­tı­şıl­dı­ğı ve cid­di be­yin fır­tı­na­la­rı­nın ya­pıl­dı­ğı bi­lim­sel top­lan­tı­la­rın il­ki “Ulu­sal Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji Kon­fe­ ran­sı” adı al­tın­da 2005 yı­lın­da Bil­kent Üni­ver­si­te­ si’nde ya­pıl­mış­tır. Bu top­lan­tı­lar da­ha son­ra 2006 ve 2007 yıl­la­rın­da Or­ta Do­ğu Tek­nik Ün­iv­er­si­te­si ve Bil­kent Üni­ver­si­te­si’nde tek­rar­lan­mış­tır. “Ulu­ sal Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji Kon­fe­ran­sı”nın dördüncüsü 2008 yı­lın­da İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­ si­te­si’nin ev sa­hip­li­ğin­de ya­pıl­mış­tır. Be­yin fır­tı­na­la­rı­nın ya­pıl­dı­ğı bu bi­lim­sel top­lan­ tı­lar da­ha son­ra di­ğer üni­ver­si­te­le­rin ev sa­hip­li­ ğin­de de­vam et­mek­te olup çok ya­rar­lı atı­lım­la­ra ve­si­le ol­muş­tur. Ör­ne­ğin, Dev­let Plan­la­ma Teş­ ki­la­tı’nın (DPT) des­te­ği ile 2006 yı­lın­da Bil­kent

Hilmi Ünlü

Ül­ke­miz öz kay­nak­la­rı­nı oluştu­ran üni­ver­si­te sa­na­yi ve ka­mu ku­ru­luş­la­rın­da, na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji alan­la­rın­da ça­lı­şan uz­man­la­rı ve bi­lim in­san­la­rı­nı bi­ra­ra­ya ge­ti­re­re­cek “Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji Stra­te­ji­si”nin ive­di­lik­le oluş­tu­rul­ma­sı, iş­bir­lik­le­ri­nin ya­ra­tıl­ma­sı ve des­tek­len­me­si, ül­ke­mi­zin re­ka­bet gü­cü­nü art ­tı­ra­cak ve ge­le­cek ne­sil­le­ri­mi­zi gü­ven­ce al­tı­na ala­cak­tır. Üni­ver­si­te­si’nde “Ulu­sal Na­no­tek­no­lo­ji Araş­tır­ma Mer­ke­zi” (UNAM) ku­rul­muş­tur. Ay­rı­ca, ge­ne Bil­ kent Üni­ver­si­te­si’nde “Mal­ze­me Bi­li­mi ve Na­no­ tek­no­lo­ji Ens­ti­tü­sü” ku­rul­muş­tur. İTÜ’nün de na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da­ki re­ka­bet­te ye­ri­ni al­ma­sı ge­re­ği­ne ina­nan bir kı­sım öğ­re­tim üye­si­nin, 2007 yı­lın­da “İTÜ Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji İle­ri Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü (İTÜ Ad­ van­ced Re­se­arch Ins­ti­tu­te on Na­nos­ci­en­ce and Na­no­tech­no­logy (İTÜ-ARI­NA­NO­TEK)” ku­rul­ma­sı için ha­zır­la­dı­ğı bir bi­lim­sel araş­tır­ma alt­ya­pı pro­ je­si Dev­let Plan­la­ma Teş­ki­la­tı (DPT) ta­ra­fın­dan ka­ bul gör­müş (Pro­je No: 2008KI20710, Pro­je yü­rü­ tü­cü­sü: Prof. Dr. Hil­mi Ün­lü; Araş­tı­rı­cı­lar: Prof. Dr. A. Se­za­i Sa­raç, Prof. Dr. Ca­nan Ta­mer­ler, Prof. Dr. Gü­laç­tı Top­çu, Prof. Dr. Bir­sen De­mi­ra­ta, Prof. Dr. Gü­le­ren Dö­ner, Doç. Dr. Oğuz­han Gür­lü, Doç. Dr. Öz­gür Özer, Doç. Dr. Nil­gün Ya­vuz, Doç. Dr. Nil­gün Kı­zıl­can, Yrd. Doç. Dr. Ra­ma­zan Kı­zıl, Pro­je baş­la­ ma-bi­tiş yı­lı: 2008-2010 (+ 2 yıl ek sü­re); büt­çe: 20 mil­yon TL(+ 5 mil­yon TL ek büt­çe) ve des­tek­le­me ka­ra­rı al­mış­tır. İTÜ’ye ka­zan­dı­rı­lan bu önem­li alt­ya­pı pro­je­si­nin ama­cı, fen ve mü­hen­dis­lik alan­la­rın­da­ ça­lı­şan bi­lim in­san­la­rı­mı­zı bir ara­ya ge­ti­re­rek na­no­mal­

ze­me­ler, na­no­ya­pı ay­gıt­lar ve dü­ze­nek­ler, ye­ni­le­ ne­bi­lir ener­ji, teks­til, ma­ki­na, in­şa­at, çev­re, tıp ve na­no­bi­yo­tek­no­lo­ji alan­la­rı­na odak­la­nan araş­tır­ ma-ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­ri ile il­gi­li ko­nu­lar­da­ki bi­ lim­sel prob­lem­le­re çö­züm üret­mek ve ül­ke­miz­de na­no­tek­no­lo­ji sa­na­yi­si­nin oluş­ma­sı­na ve ge­liş­me­ si­ne ön­cü ol­mak idi. Bu bağ­lam­da, Üni­ver­si­te­ ler-Ka­mu ve Sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı ara­sın­da oluş­tu­ru­ la­cak iş­bir­li­ği; (1) Na­no­tek­no­lo­ji uy­gu­la­ma­la­rı için ge­rek­li tek­no­ lo­ji­le­rin ge­liş­ti­ril­me­si­nin des­tek­len­me­si, (2) Sür­dü­rü­le­bi­lir bir na­no­tek­no­lo­ji araş­tır­ma alt­ ya­pı­sı oluş­tu­rul­ma­sı, (3) Ye­ni fi­kir­le­rin ve uy­gu­la­ma alan­la­rı­nın ge­liş­ti­ ril­me­si için uy­gun bir or­ta­mın oluş­tu­rul­ma­sı, (4) La­bo­ra­tu­ar­lar­da ger­çek­leş­ti­ri­len ça­lış­ma­la­rın pra­tik ve ti­ca­ri ürün­le­re dö­nü­şe­bil­me­si için ge­ rek­li sa­na­yi alt­ya­pı­sı­nın oluş­tu­rul­ma­sı ve ku­rum­ sal ko­lay­lık­la­rın sağ­lan­ma­sı, (5) Na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji eği­tim-öğ­re­ti­mi­ nin İTÜ’de ve ül­ke­mi­zin di­ğer üni­ver­si­te­le­rin­de ya­pı­lan yük­sek öğ­re­ni­min her aşa­ma­sı­na yay­ gın­laş­tı­rıl­ma­sı ile sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı­nın ih­ti­yaç

duy­du­ğu genç ve ni­te­lik­li araş­tı­rı­cı­la­rın ve bi­lim in­san­la­rı­nın ye­tiş­ti­ril­me­si­ne önem­li ya­rar­lar sağ­ la­ya­cak ve na­no­tek­no­lo­ji ürün­le­ri el­de et­mek müm­kün ola­cak­tır.

Sonuç

Ge­liş­miş ül­ke­ler­de­ki ya­tı­rım­la­ra ba­kıl­dı­ğın­da şu so­nu­ca va­ra­bi­li­riz: Na­no­tek­no­lo­ji; ona sa­hip ola­ nı efen­di, ola­ma­ya­nı ise kö­le ko­nu­mu­na ge­ti­re­cek tek­no­lo­jik güç ol­ma ko­nu­mu­na gel­miş­tir. Dün­ya­ da­ki bi­lim­sel ve tek­no­lo­jik ge­liş­me­le­ri ya­ka­la­mak ve in­san­la­rı­mı­zın ya­şam ka­li­te­si­ni sağ­la­mak için ül­ke­miz­de bi­lim yu­va­la­rın­da ve araş­tır­ma mer­ kez­le­rin­de­ki azim­li ve bi­linç­li bi­lim in­san­la­rı­mı­za sa­hip çık­ma­mız, on­la­rın fi­kir­le­ri­ne de­ğer ver­me­ miz son de­re­ce önem­li­dir. Ül­ke­miz öz kay­nak­la­ rı­nı oluş­tu­ran üni­ver­si­te-sa­na­yi ve ka­mu ku­ru­luş­ la­rın­da, na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji alan­la­rın­da ça­lı­şan uz­man­la­rı ve bi­lim in­san­la­rı­nı bi­ra­ra­ya ge­ti­re­re­cek “Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji Stra­ te­ji­si”nin ive­di­lik­le oluş­tu­rul­ma­sı, iş­bir­lik­le­ri­nin ya­ra­tıl­ma­sı ve des­tek­len­me­si, ül­ke­mi­zin re­ka­bet gü­cü­nü art ­tı ­ra­cak ve ge­le­cek ne­sil­le­ri­mi­zi gü­ven­ ce al­tı­na ala­cak­tır.

Kaynaklar

Şekil 4 - 170 0C reaksiyon sıcaklığında 1, 5, 10, 15, 20 dakika süre içinde hazırlanmış olan CdSe/ZnS nanokristalinin floresans emisyon spektrumu.

11

[1] R. A. Frei­tas, Jr., “Cur­rent Sta­tus of Na­no­me­di­ci­ne and Me­di­cal Ro­bo­tics”, J.of The­ore­ti­cal Na­nos­ci­en­ce, Vol. 2, 1-25 (2005). [2] DSTI/STP/NA­NO(2012)12, se­arch.oecd. org/.../disp­lay­do­cu­mentpdf [3] M. Ha­sel­man and S. Ha­uck, “The Fu­tu­re of In­teg­ra­ted Cir­cu­its: A Sur­vey of Na­no­elec­tro­nics”, Proc. of the IEE­E, Vol. 98, 11-28 (2010) [4] K. Naft­chi-Ar­deb­li, “ Na­no­ro­bots: No­vel Tech­no­logy for Can­cer The­rapy”, http://trip­le­he­lixb­log.com/2011/09 [5] Ga­o X et al, “In vi­vo can­cer tar­ge­ting and ima­ging with se­mi­con­duc­tor qu­an­tum dots”, Nat. Bio­tech­nol., Vol. 22, 1026-43 (2004).

Nanoteknoloji

İTÜ Nanobilim ve Nanomühendislik Lisansüstü Programı

Nanobilim İçin İnsan Gücü

“İTÜ NanoScience & NanoEngineering lisansüstü programının eğitime başlaması, ülkemizde ihtiyaç duyduğumuz genç bilim insanlarının ve araştırıcıların yetiştirilmesine önemli katkıda bulunmaktadır.” İTÜ Na­noS­ci­en­ce & Na­no­En­gi­nee­ring li­san­süs­tü prog­ra­mı­nın eği­ti­me baş­la­ma­sı ül­ke­miz­de ih­ti­yaç duy­du­ğu­muz genç bi­lim in­san­la­rı­nın ve araş­tı­rı­cı­la­rın ye­tiş­ti­ril­me­sin­de önem­li kat­kı­da bu­lun­mak­ta­dır ve ge­liş­ti­ri­le­cek tek­no­lo­ji­ler­le, na­no­tek­no­lo­ji­nin ül­ke­miz­de kök sal­ma­sı ve eko­no­mi­ye kat­kı sağ­lar ha­le gel­me­si için uz­man­lar ye­tiş­ti­ril­mek­te­dir. Prof. Dr. Eyüp Sabri Kayalı

İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Nanobilim ve Nanomühendislik Lisansüstü Programı

mi, bir­çok bi­lim­sel ve tek­no­lo­jik prob­lem­le­ri de be­ra­be­rin­de ge­tir­mek­te­dir. Bu so­run­la­rı or­ta­dan kal­dır­mak ama­cıy­la, dün­ya­nın ile­ri ge­len bi­lim adam­la­rı ve mü­hen­dis­le­ri, ge­le­ce­ğin bi­li­şim ve ile­ ti­şim tek­no­lo­ji­le­ri­nin bel­ke­mi­ği­ni oluş­tu­ra­cak olan ve hat­ta dün­ya eko­no­mi­si­ni ve dev­let­le­ra­ra­sı güç den­ge­le­ri­ni yön­len­di­re­ce­ği­ne ina­nı­lan “Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji” ko­nu­sun­da yo­ğun bi­çim­de ça­ lı­şmak­ta­dır­lar. Dün­ya­da­ki ge­liş­me­le­ri ta­kip ede­bil­mek ve ulus­la­ ra­ra­sı stan­dart­la­rı ya­ka­la­mak için ül­ke­miz­de na­no­ bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji ko­nu­sun­da di­sip­lin­le­ra­ra­sı iş­bir­li­ği­ni güç­len­dir­mek ge­rek­mek­te­dir. Ül­ke­le­rin na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da­ki dü­zey­le­ri, ül­ke­le­rin ge­liş­miş­lik­le­ri­ni öl­çen bir kri­ter ha­li­ne gel­me­ye baş­la­mış­tır. Na­no­tek­no­lo­ji­nin, ül­ke­miz eko­no­mi­si­ne ve sa­vun­ma­sı­na ge­ti­re­ce­ği kat­kı­la­rı en iyi bi­çim­de kul­la­na­bil­mek için üni­ver­si­te­le­ri­mi­z, sa­na­yi ve ka­mu ku­ru­luş­la­rı­mız ara­sın­da sı­kı iş­bir­li­ ği ka­çı­nıl­maz ha­le gel­miş­tir. Araş­tır­ma la­bo­ra­tuv­ ar­la­rı (na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji araş­tır­ma­la­rı­na yö­ne­lik ola­rak) ye­ni bir ör­güt­len­me­ye git­mek­te; üni­ver­si­te­ler ye­ni eği­tim prog­ram­la­rı baş­lat­mak­ ta­dır. Bu bağ­lam­da, İTÜ Na­noS­ci­en­ce & Na­no­En­gi­ nee­ring li­san­süs­tü prog­ra­mı­nın eği­ti­me baş­la­ma­sı ül­ke­miz­de ih­ti­yaç duy­du­ğu­muz genç bi­lim in­san­ la­rı­nın ve araş­tı­rı­cı­la­rın ye­tiş­ti­ril­me­sin­de önem­li kat­kı­da bu­lun­mak­ta­dır ve ge­liş­ti­ri­le­cek tek­no­lo­ji­ ler­le, na­no­tek­no­lo­ji­nin ül­ke­miz­de kök sal­ma­sı ve eko­no­mi­ye kat­kı sağ­lar ha­le gel­me­si için uz­man­lar ye­tiş­ti­ril­mek­te­dir.

Na­no­tek­no­lo­ji, mad­de­nin ato­mik ve mo­le­kü­ler bo­yut­ta ma­ni­pü­las­yo­nu­dur. Ulu­sal Na­no­tek­no­lo­ji Gi­ri­şimi’nin yap­tı­ğı ta­nı­ma gö­re ise na­no­tek­no­lo­ji 1-100nm ara­sı olan mad­de­le­rin ma­ni­pü­las­yo­nu­ dur. “The­re is a plenty of ro­om at the bot­tom” ad­lı ko­nuş­ma­sıy­la 1959 yı­lın­da Ric­hard Feyn­man, Na­no­tek­no­lo­ji kon­sep­ti­nin ilk te­me­li­ni or­ta­ya at­ mış­tır. “Na­no-tek­no­lo­ji” te­ri­mi­ni ilk kul­la­nan ki­şi ise 1974 yı­lın­da No­ri­o Ta­ni­guc­hi ol­muş­tur. Feyn­ man’dan esin­le­nen K. Eric Drex­ler ise 1986 yı­lın­ Şekil 2: Programa ait öğretim üyesi dağılımı da na­no­bo­yut­ta bir­leş­tir­me ya­pı­la­bi­le­ce­ği fik­ri­ni sun­du­ğu “En­gi­nes of Cre­ati­on: The co­ming era of ci­haz­la­rın na­no öl­çe­ğe gö­re uyar­lan­mış ol­ma­sı, na­no­tech­no­logy” ad­lı ki­ta­bı çı­kar­mış­tır. 3. Ta­sa­rım ve ima­lat­la­rın na­no öl­çek­te bo­yut­lan­ Na­no­bi­lim ve Na­no­tek­no­lo­ji ile il­gi­li ola­rak dün­ya­ dı­rıl­ma­sı, da yo­ğun araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­ri son 4. En mo­dern tek­no­lo­ji­le­rin ve öl­çüm yön­tem­le­ 20 yıl­da iv­me ka­zan­mış bu­lun­mak­ta­dır. Şe­kil 1’de ri­nin kul­la­nıl­ma­sı, bi­lim ve tek­no­lo­ji­de­ki kri­tik aşa­ma­lar ve na­no­tek­ 5. Do­ğa­da bu­lu­nan can­lı­la­rın ve­ya sü­reç­le­rin tak­lit no­lo­ji­nin bu kri­tik aşa­ma­lar içe­ri­sin­de­ki ye­ri gös­ edil­me­si, te­ril­mek­te­dir. Gü­nü­müz tek­no­lo­ji­si, mad­de­le­rin bi­li­nen fi­zik­sel ve kim­ya­sal özel­lik­le­ri­nin kul­la­nı­ Na­no­bi­lim ve Na­no­mü­hen­dis­lik Li­san­süs­tü mı­na da­yan­mak­ta­dır. Na­no­bo­yut­la­ra inil­di­ğin­de, Prog­ra­mı­mı­zın; mal­ze­me­nin bo­yut­la­rı ile de­ği­şe­bi­len ye­ni fi­zik­sel Öz­gö­re­vi: Di­sip­lin­le­ra­ra­sı bir ko­nu olan “na­no­bi­ ve kim­ya­sal özel­lik­ler, özel­lik­le­ri de­ğiş­ti­ri­le­bi­len lim ve na­no­mü­hen­dis­lik” ile il­gi­li alan­lar­da, ön­cü ve/ve­ya kon­trol edi­le­bi­len ye­ni mal­ze­me­le­rin üre­ ni­te­lik­te ile­ri bi­lim­sel araş­tır­ma­lar ya­pa­bi­le­cek, üst ti­le­bi­le­ce­ği­ne işa­ret et­mek­te­dir. dü­zey aka­de­mik for­mas­yo­na sa­hip, fark­lı di­sip­lin Gü­nü­müz­de bi­li­şim ve ha­ber­leş­me tek­no­lo­ji­le­ alan­la­rın­dan edin­di­ği bil­gi­le­ri­ni bü­tün­leş­ti­rip yo­ rin­de or­ta­ya çı­kan arz­dan kay­nak­la­nan kü­çük ha­ cim­li, bil­gi de­po­la­ma ve hız ye­te­ne­ği yük­sek olan Na­no-Bi­lim ve Na­no-Mü­hen­dis­lik Li­san­süs­tü rum­la­ya­rak, so­run çöz­me ve ka­rar ver­me gi­bi üst elek­tro­nik ve bil­gi­sa­yar ta­ban­lı ile­ti­şim sis­tem­le­ prog­ra­mı­nın di­ğer li­san­süs­tü prog­ram­la­rın­dan dü­zey zi­hin­sel sü­reç­le­ri kul­la­nıp, öz­gün ye­ni bil­gi­ ler oluş­tu­ra­bi­le­cek in­san gü­cü­nü ye­tiş­tir­mek­tir. ri­nin ge­liş­ti­ril­me­si ve üre­til­me­si ge­rek­si­ni­mi hız­la fark­la­rı şöy­le sı­ra­la­na­bi­lir: ar­tır­ma­ya de­vam et­mek­te­dir. Pi­ya­sa­da­ki elek­tro­ 1. Bo­yut­la­ra ve bun­la­rı il­gi­len­di­ren pro­ses­le­re ve­ Öz­gö­rü­sü: Na­no­bi­lim ve na­no­mü­hen­dis­lik ile il­gi­li nik ha­ber­leş­me ve bi­li­şim tek­no­lo­ji­si si­li­kon ya­rı­ ya olay­la­ra na­no öl­çek­te bak­ma­sı, ilet­ken ta­ban­lı olup, üre­ti­ci­ler mev­cut kul­la­nı­cı 2. Ka­rak­te­ri­zas­yon ça­lış­ma­la­rın­da kul­la­nı­lan tüm alan­lar­da, üst dü­zey bi­lim­sel yet­kin­li­ğe ve araş­tır­ ma-ge­liş­tir­me ye­ti­si­ne sa­hip, ulu­sal ta­le­bi­ni an­cak üre­tim sü­re­ci­ni ve ulus­la­ra­ra­sı dü­zey­de ön­de ge­len, art ­tı ­ra­rak ve/ve­ya ge­liş­ti­re­rek ter­cih edi­len ve say­gın in­san gü­cü­nü kar­şı­la­mak­ta, çok ya­kın bir sü­ ye­tiş­ti­ren bir prog­ram ol­mak ve bu­ reç için­de bu­nun da ye­ter­li ol­ nun sü­rek­li­li­ği­ni sağ­la­mak­tır. ma­ya­ca­ğı en­di­şe­si art­mak­ta­dır. Prog­ra­mı­mız Prof. Dr. Eyüp Sab­ri Yo­ğun araş­tır­ma-ge­liş­tir­me fa­ KA­YA­LI’nın ana bi­lim da­lı baş­kan­lı­ ali­yet­le­ri so­nu­cu mev­cut si­li­kon ğı, Prof. Dr. Zey­nep Pe­tek ÇA­KAR’ın ya­rı­ilet­ken ci­haz­la­rı­nın bo­yut­ prog­ram ko­or­di­na­tör­lü­ğü, Prof. Dr. la­rı­nın, an­cak 2020 yıl­la­rın­da İs­ma­il KO­YUN­CU, Prof. Dr. A. Se­za­i 10-20 na­no­met­re bo­yut­la­rı­na SA­RAÇ, Prof. Dr. Nil­gün KA­RA­TE­PE in­di­rile­bi­le­ce­ği bek­len­mek­te­dir. YA­VUZ ve Doç. Dr. Es­ra ÖZ­KAN ZA­ Elek­tro­nik ve op­to-elek­tro­nik ci­ YİM’den olu­şan yü­rüt­me ku­ru­lu ve haz­la­rın bo­yut­la­rı­nın ve ha­cim­ mal­ze­me ve me­ta­lür­ji, kim­ya, çev­re, le­ri­nin kü­çül­tül­me­si, hız­la­rı­nın elek­tro­nik ve ha­ber­leş­me, ma­ki­na, ar­tı­rıl­ma­sı an­la­mı­na ge­len bu teks­til, gı­da, cev­her ha­zır­la­ma mü­ ye­ni tek­no­lo­jik üre­tim yön­te­ Şekil 1: Bilim ve teknolojideki kritik aşamaları sergileyen kronolojik şema.

12

Eyüp Sabri Kayalı

hen­dis­lik­le­ri, ener­ji, fi­zik, kim­ya ve bi­yo­lo­ji gi­bi dal­lar­da gö­rev ya­pan 40 öğ­re­tim üye­si­ni içe­ren aka­de­mik ku­rul­dan (Şe­kil 2) oluş­mak­ta­dır. Prog­ ram da­nış­ma ku­ru­lu içe­ri­sin­de ise Ar­çe­lik, Ak­sa, Ion­bond-Tin­kap gi­bi sa­na­yi ku­ru­luş­lar­ından tem­ silciler bu­lun­mak­ta­dır. Prog­ra­mı­mız­da, Fen Bi­lim­ le­ri Ens­ti­tü­sü’ne bağ­lı 2, Öğ­re­tim Üye­si Ye­tiş­tir­me Prog­ra­mı’na (ÖYP) bağ­lı 3 araş­tır­ma gö­rev­li­si bu­ lun­mak­ta­dır. Prog­ra­mı­mız­da, araş­tır­ma la­bo­ra­tu­var ola­nak­la­rı ola­rak kul­la­nı­lan la­bo­ra­tu­var­lar, Bi­lim ve Tek­no­lo­ji Par­kı içe­ri­sin­de bu­lu­nan Na­no­tek­no­lo­ji Araş­tır­ma Mer­ke­zi baş­ta ol­mak üze­re; ulu­sal mem­bran tek­ no­lo­ji­le­ri la­bo­ra­tu­va­rı (MEM-TEK); Na­no/mik­ro Elek­tro­me­ka­nik Sis­tem­le­ri (MEMS) la­bo­ra­tu­va­rı; Elek­tro­po­li­me­ri­zas­yon la­bo­ra­tu­va­rı; Yü­zey ve kol­ lo­id kim­ya­sı la­bo­ra­tu­va­rı; Re­olo­jik, elek­tro­ki­ne­tik öl­çüm­ler, kom­po­zit, na­no­kom­po­zit üre­tim la­bo­ ra­tu­va­rı; İn­ce film kap­la­ma ve ka­rak­te­ri­zas­yon la­bo­ra­tu­va­rı; Spek­tros­ko­pi la­bo­ra­tu­va­rı; Po­li­mer mal­ze­me­ler araş­tır­ma gru­bu la­bo­ra­tu­var­la­rı (POL­MAG); Do­ğal ve sen­te­tik sür­fak­tant araş­tır­ ma gru­bu (İTÜ-DOS­SAG) la­bo­ra­tu­va­rı bu­lun­mak­ ta­dır. Na­no­bi­lim Na­no­mü­hen­dis­lik Prog­ra­mı­mı­za, eği­ ti­me baş­la­dı­ğı 2010-2011 Güz dö­ne­min­den bu ya­na 47 yük­sek li­sans öğ­ren­ci­si, 13 dok­to­ra öğ­ ren­ci­si kay­dol­muş­tur. Prog­ram 9 yük­sek li­sans me­zu­nu ver­miş­tir. Na­no­bi­lim na­no­mü­hen­dis­lik li­san­süs­tü prog­ra­mı­na her güz dö­ne­min­de ge­nel­ lik­le 10 yük­sek li­sans, 5 dok­to­ra öğ­ren­ci­si ol­mak üze­re top­lam­da 15 ki­şi alın­mak­ta­dır. Ya­ban­cı öğ­ ren­ci kon­ten­ja­nı ise ge­nel­lik­le 2 yük­sek li­sans, 3 dok­to­ra ol­mak üze­re 5 ki­şi­dir. Prog­ra­mı­mız %100 İn­gi­liz­ce di­lin­de olup, prog­ra­ma 4 yıl­lık mü­hen­ dis­lik ve/ve­ya fen bi­lim­le­ri prog­ram­la­rın­dan me­ zun olanlar baş­vu­ra­bi­lir.

Şekil 3: Nanobilim ve nanomühendislik programı öğrencilerinin kullandığı araştırma laboratuvarlarından birkaçı.

13

Nanoteknoloji

Nano Ağlar:

Nanorobotlar Birbirleriyle Nasıl Konuşur? “Çok sayıda nano Makina arasında iletişim ağı tesis edildiğinde, çok büyük hesaplama güçlerine ulaşılabileceği değerlendirilmektedir. Bunun gerçekleşebilmesi için nano-makinalar ve nano-robotlar arasında iletişimin hızlı ve kayıpsız olarak sağlanması gerekmektedir...”

Y. Müh. Hakan Tezcan Prof. Dr. Sema Oktuğ

İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü

Yrd. Doç. Dr. Fatma Neşe Kök

İTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Tıp, elek­tro­nik, bi­o-mal­ze­me­ler, as­ke­ri uy­gu­la­ ma­lar ve ener­ji üre­ti­mi gi­bi çok ge­niş bir uy­gu­ la­ma ala­nın­da ken­di­ne yer bu­lan na­no­tek­no­lo­ ji, ato­mik ya da mo­le­kü­ler has­sas­lık­ta üre­ti­mi müm­kün kıl­mak­ta­dır. Gü­nü­müz­de çok­di­sip­lin­li bir alan ola­rak ka­bul gö­ren na­no­tek­no­lo­ji bi­yo­ lo­ji, kim­ya, mal­ze­me bi­li­mi ve bil­gi­sa­yar bi­lim­ le­ri ve mü­hen­dis­li­ği gi­bi bir­çok di­sip­li­ni bir ara­ ya ge­tir­mek­te­dir. Bu fark­lı di­sip­lin­ler­de iş­bir­li­ği için­de ya­pı­lan ça­lış­ma­lar 2000’li yıl­la­rın ba­şın­ dan iti­ba­ren bu ye­ni ve göz­de tek­no­lo­ji­de hız­lı bir iler­le­me­yi be­ra­be­rin­de ge­tir­miş­tir.

Na­no Ma­ki­ne­ler ve Na­no Ağ­lar

Elek­tro­nik ci­haz­lar üze­rin­de na­no­met­re öl­çe­ ğin­de ça­lı­şa­bil­me ye­te­ne­ği ye­ni bir kav­ra­mın olu­şu­mu­na da yol aç­mış­tır; na­no ağ­lar ve na­ no-ma­ki­ne­ler. Ato­mik ya da mo­le­kü­ler dü­ze­yi göz önü­ne al­dı­ğı­mız­da, na­no-ma­ki­ne­le­ri en te­ mel fonk­si­yo­nel bi­rim ola­rak dü­şü­ne­bi­li­riz. Bu öl­çek­te bir na­no-ma­ki­ne, çok ba­sit he­sap­la­ma, al­gı­la­ma ve ha­re­ke­te ge­çir­me iş­lem­le­ri­ni ye­ri­ ne ge­ti­re­bi­len bir di­zi dü­zen­len­miş mo­le­kül­den olu­şan, en te­mel iş­lev­sel ya­pı ola­rak ta­nım­la­na­ bi­lir [1]. Na­no-ma­ki­ne­le­rin kü­çük bo­yut­la­rı göz önü­ne alın­dı­ğın­da en ba­sit gö­rev­le­ri bi­le tek baş­la­rı­na ya­pa­bil­me­le­ri ola­nak­sız­dır. Na­no­tek­ no­lo­ji­nin en il­gi çe­ki­ci özel­li­ği, tril­yon­lar­ca na­no ma­ki­ne­yi bir ağ ya­pı­sı için­de iş­bir­li­ği için­de ça­

lış­tı­ra­rak, da­ha kar­ma­şık gö­rev­le­ri ye­ri­ne ge­tir­ me­yi sağ­la­ma­sı­dır. Na­no ağ­la­rı oluş­tu­ran na­no ma­ki­na­la­rın üre­ ti­mi­ne yö­ne­lik ola­rak fark­lı yak­la­şım­lar ka­bul gör­mek­te­dir. Var olan mik­ro öl­çek­li ay­gıt bi­le­ şen­le­ri na­no öl­çek­te ye­ni­den üre­til­me­si, ya da mo­le­kül­le­ri ya­pı ta­şı ola­rak kul­la­nıp aşa­ğı­dan yu­ka­rı­ya doğ­ru na­no ay­gıt­la­rın üre­til­me­si en çok bi­li­nen iki yak­la­şım ola­rak sı­ra­la­na­bi­lir [2]. Bir di­ğer yak­la­şım olan bi­o-hib­rid yak­la­şım ise do­ğa­da var olan bi­yo­lo­jik ya­pı­la­rın mo­del alı­ na­rak, ye­ni na­no-ma­ki­ne­le­rin üre­til­me­si­ni ya da bu ya­pı­la­rın kul­la­nıl­ma­sıy­la, na­no-ro­bot­lar gi­bi da­ha kar­ma­şık sis­tem­le­rin üre­til­me­si­ni ön­

Şekil 1 - Biyolojik Nano-makineler

14

gö­rür [2]. Do­ğa na­no-ma­ki­ne ola­rak ka­bul ede­ bi­le­ce­ği­miz bir­çok bi­yo­lo­jik ya­pı­yı ba­rın­dır­mak­ ta­dır. Bu nano makinelerin birçoğu, hücreleri incelendiğinde, na­no-bi­yo­lo­jik al­gı­la­yı­cı­lar ve pom­pa­lar (mem­bran pro­te­in­le­ri), bi­yo­lo­jik ve­ri de­po­la­ma bi­rim­le­ri (DNA), ve­ri ve sin­yal ak­ta­rı­ mı sis­tem­le­ri (nö­rot­rans­mit­ter ta­şı­yan ke­se­cik­ ler), ta­şı­ma iş­le­ri için yol­lar (hüc­re içi is­ke­le­ti) ve mo­tor­lar (ki­ne­sin), yer de­ğiş­tir­me ele­man­ la­rı (kuy­ruk) vb.ola­rak kar­şı­mı­za çı­kar [3,4]. Bu na­no ma­ki­na­lar için bir­kaç ör­nek şe­kil 1’de gös­ te­ril­miş­tir. Na­no-ma­ki­ne­le­rin sı­nır­lı ye­te­nek­le­ri göz önü­ne alın­dı­ğın­da sa­hip ol­ma­la­rı ge­re­ken en önem­li ye­te­ne­ği­nin di­ğer na­n o-ma­k in­l er­l e ha­b er­l e­ş e­b il­m e ye­te­ne­ği ol­du­ğu açık­tır. Bu ye­te­ nek sa­ye­sin­de na­n o-ma­k i­n e­l er iş­bir­li­ği için­de ça­lı­şa­rak tek bir na­no-ma­ki­ne için ye­ri­ne ge­ti­ril­me­ si im­kân­sız or­tak bir gö­re­vi ko­lay­ ca ba­şa­ra­bi­lir­ler. Na­n o-ma­k i­n e­l er

Hakan Tezcan - Sema Oktuğ - Fatma Neşe Kök

Nano-makinelerin sınırlı yetenekleri göz önüne alındığında sahip olmaları gereken en önemli yeteneğin diğer nano-makinlerle haberleşebilme yeteneği olduğu açıktır. Bu yetenek sayesinde nano-makineler işbirliği içinde çalışarak tek bir nano-makine için yerine getirilmesi imkânsız ortak bir görevi kolayca başarabilirler. Şekil 2 - Moleküler İletişim Teknikleri

ara­sın­da­ki ağ ya­pı­sı­nı te­sis et­mek üze­re ha­ber­ leş­me­yi sağ­la­mak için elek­tro­man­ye­tik, akus­tik, na­no-me­ka­nik ve mo­le­kü­ler ile­ti­şim tek­no­lo­ji­le­ ri öne­ril­miş­tir [2,5]. Mik­ro elek­tro­nik ay­gıt­la­rın ha­ber­leş­me­si mak­sa­dıy­la kul­la­nı­lan en yay­gın yön­tem elek­tro­man­ye­tik dal­ga­lar­dır. Elek­tro­ man­ye­tik dal­ga­lar ha­va­da ya da kab­lo üze­rin­ de as­ga­ri ka­yıp ile iler­ler [2]. Na­no se­vi­ye­de­ki akus­tik ha­ber­leş­me te­mel­de ul­tra­so­nik dal­ga­ la­rın kul­la­nı­mı­na yö­ne­lik­tir. Hem akus­tik hem de elek­tro­man­ye­tik dal­ga­la­rın ha­ber­leş­me için kul­la­nıl­ma­sın­da akus­tik dö­nüş­tü­rü­cü ve rad­yo fre­kan­sın­da­ki alı­cı/ve­ri­ci­le­rin na­no se­vi­ye­ye in­dir­gen­me­sin­de prob­lem­ler ol­du­ğu bi­lin­mek­ te­dir. Na­no-me­ka­nik ha­ber­leş­me ise bil­gi­nin ile­ti­mi için gön­de­ri­ci ve alı­cı na­no-ma­ki­ne­ler ara­sın­da fi­zik­sel bir te­ma­sı zo­run­lu kıl­mak­ta­dır. Mo­le­kü­ler ile­ti­şim kav­ra­mı son yıl­lar­da or­ta­ya çı­kan bir ha­ber­leş­me tek­ni­ği olup, do­ğa­da­ki can­lı hüc­re­ler­de bu­lu­nan ha­ber­leş­me me­ka­niz­ ma­la­rın­dan esin­len­miş­tir [6]. Na­no ma­ki­ne­le­ rin sı­nır­lı ye­te­nek­le­ri ne­de­niy­le, öne­ri­len ile­ti­ şim me­tot­la­rı ara­sın­da mo­le­kü­ler ile­ti­şi­min en umut ve­ri­ci me­tot ol­du­ğu dü­şü­nül­mek­te­dir [7]. Ge­le­nek­sel ile­ti­şim tek­nik­le­rin­den fark­lı ola­rak, mo­le­kü­ler ile­ti­şim­de, gön­de­ri­ci bi­yo­kim­ya­sal bil­gi­yi mo­le­kül­ler üze­ri­ne kod­lar alı­cı­ya gön­de­ rir. Alı­cı ise mo­le­kül­ler üze­ri­ne kod­lan­mış bil­gi­yi çö­ze­rek bek­le­nen bi­yo­kim­ya­sal bir tep­ki ve­rir. Na­no ağ ise, mo­le­kü­ler ile­ti­şi­mi kul­la­na­rak bir­ bir­le­riy­le ha­ber­le­şen na­no ma­ki­ne­le­rin oluş­tur­ du­ğu ağ ola­rak ta­nım­lan­mak­ta­dır. Mo­le­kü­ler ile­ti­şi­min di­ğer me­tot­la­ra gö­re üs­tün ta­raf­la­rı bi­yo­lo­jik uyum­lu­lu­ğu, ha­ber­leş­me için kul­la­nı­ lan mo­le­kül­le­rin na­no se­vi­ye­de­ki do­ğal bü­yük­ lü­ğü, dü­şük ener­ji tü­ke­ti­mi ola­rak sı­ra­la­na­bi­lir [8,9]. Özel­lik­le bi­yo­lo­jik uyum­lu­lu­ğu ne­de­niy­le me­di­kal uy­gu­la­ma­lar­da bu yön­tem ter­cih edil­ mek­te­dir. Mo­le­kü­ler ile­ti­şim tek­nik­le­ri­ni na­ no-ma­ki­ne­le­rin ara­sın­da­ki me­sa­fe­ye gö­re kı­sa, or­ta ve uzun men­zi­lli ile­ti­şim tek­nik­le­ri ola­rak sı­nıf­lan­dı­ra­bi­li­riz (bk.şe­kil: 2) [2].

Si­nir Hüc­re­le­rin­den Olu­şan Ağ­lar

Uzun men­z il­l i ile­t i­ş im tek­n ik­l e­r in­d en bi­r i olan can­l ı si­n ir hüc­re­l e­r i­n in kul­l a­n ıl­m a­s ıy­l a olu­ş an bir si­n ir ağı, na­n o ma­k i­n e­l er ara­s ın­ da­k i ha­b er­l eş­m e­y i sağ­l a­m ak için ile­t i­ş im alt ya­p ı­s ı ola­rak kul­l a­n ı­l a­b i­l ir. Bil­g i, ge­l e­n ek­s el ha­b er­l eş­m e ağ­l a­r ın­d a pa­ket­l er ha­l in­d e gön­ de­r i­l ir­ken si­n ir ağ­l a­r ın­d a elek­t rik­s el (ak­s i­yon po­tan­s i­ye­l i) ve kim­ya­s al (nö­rot­rans­m it­ter­l er) ile­t i­m in ko­o r­d i­n e­l i ola­rak ça­l ış­t ı­ğ ı ‘ya hep-ya hiç’ pren­s i­b iy­l e gön­d e­r i­l e­b i­l ir [10]. Bu­n u bil­ gi­s a­yar ha­b er­l eş­m e­s in­d e kul­l a­n ı­l an tek bit­ lik bil­g i 1 ya da 0 ola­rak dü­ş ü­n e­b i­l i­r iz. Bir­d en faz­l a na­n o-ma­k i­n e­n in va­r ı­ş a ulaş­m ak için or­tak bir si­n ir hat­t ı­n ı kul­l an­d ı­ğ ı bir ağ to­ po­l o­j i­s i dü­ş ü­n e­l im (bk. şe­k il 3). Böy­l e bir ağ ya­p ı­s ı her bir kay­n ak na­n o-ma­k i­n e ile va­r ış na­n o-ma­k i­n e ara­s ın­d a atan­m ış hat­l a­r ın kul­ la­n ıl­d ı­ğ ı ağ ya­p ı­s ı­n a gö­re çok da­h a ve­r im­l i ola­cak­t ır. Eğer ay­n ı an­d a bir­d en faz­l a na­n oma­k i­n e or­tak kul­l a­n ı­l an si­n ir hat­t ı­n a eri­ş ir­ se, bir ça­k ış­m a ola­cak ve bil­g i kay­b ı ya­ş a­n a­ cak­t ır. Bu prob­l e­m in çö­z ü­m ü için yap­t ı­ğ ı­m ız ça­l ış­m a­d a her bir na­n o-ma­k i­n e­ye bir za­m an bö­l ü­m ü ata­yan“Za­m an Bö­l üm­l e­m e­l i Çok­l u Eri­ş im (TDMA)” yön­te­m i ben­ze­r i yön­tem­l er kul­l an­d ık. Fa­kat yi­n e de ken­d i­s i­n e atan­m ış ol­m a­yan za­m an bö­l ü­m ün­d e bil­g i gön­d e­ren na­n o-ma­k i­n e­l e­r in bil­g i­l e­r i kay­b e­d i­l e­c ek­t ir.

Bu du­r um­d a ağın per­for­m an­s ı­n ı ar­t ır­m ak mak­s a­d ıy­l a bir tam­p on­l a­m a tek­n i­ğ i kul­l a­n ıl­ ma­l ı­d ır. Ken­d i­s i­n e ata­n an za­m an bö­l ü­m ün­ den ön­c e ge­l en bil­g i, bir son­ra­k i za­m an bö­ lü­m ü­n e ka­d ar ge­c ik­t i­r i­l ir­s e ola­s ı ça­k ış­m a­l ar ve ka­y ıp­l ar da ön­l e­n e­b i­l e­c ek­t ir. Op­t ik ağ­l ar­ da tam­p on­l a­m a, pa­ke­t in is­te­n i­l en ge­c ik­m e­ yi sağ­l a­ya­c ak ka­d ar bir fi­b er kab­l o için­d e do­l aş­t ı­r ıl­m a­s ıy­l a sağ­l an­m ak­ta­d ır [11,12]. Si­n ir ağ­l a­r ın­d a da bu ge­c ik­m e, op­t ik ağ­l ar­ da­k i­n e ben­zer bir şe­k il­d e si­n ir hüc­re­l e­r in­ den olu­ş an ge­c ik­m e hat­l a­r ın­d a do­l aş­t ı­r ı­l a­ rak sağ­l a­n a­b i­l ir [13]. Ör­n ek ola­rak, şe­k il 4’te gös­te­r il­d i­ğ i gi­b i or­tak bir hat­t ı kul­l a­n an üç na­n o-ma­k i­n e­n in bu­l un­d u­ğ u bir to­p o­l o­j i­d e bil­g i, iki si­n ir hüc­re­s i ya da tek bir si­n ir hüc­ re­s in­d en olu­ş an ge­c ik­m e hat­l a­r ı­n a ve­r i­l e­rek ola­s ı ça­k ış­m a­l ar ön­l e­n e­b i­l ir. Ak­tar­m a bi­r i­m i na­n o-elek­t ro­n ik bir ay­g ıt olup, eğer bil­g i ken­d i­s i­n e atan­m ış za­m an bö­l ü­m ün­d e gel­m iş ise ge­c ik­t i­r il­m e­d en or­tak hat­ta yön­l en­d i­r ir. Eğer bir za­m an bö­l ü­m ü ge­c ik­m e ile gel­m iş­s e 2 si­n ir hüc­re­s in­d en olu­ş an ge­c ik­m e hat­t ı­n a, eğer iki za­m an bö­l ü­m ü ge­c ik­m e ile gel­m iş­s e, tek si­n ir hüc­re­s in­d en olu­ş an ge­c ik­m e hat­t ı­ na ile­t i­l ir. Bu şe­k il­d e ak­s i du­r um­d a kay­b e­d i­ le­c ek bil­g i za­m an ala­n ın­d a ken­d i­s i­n e ata­n an bö­l ü­m e kay­d ı­r ıl­m ış olur.

Şekil 3 - Ortak iletim hattını kullanan sinir ağı

15

Hakan Tezcan - Sema Oktuğ - Fatma Neşe Kök

Nano-mekanik haberleşme, bilginin iletimi için gönderici ve alıcı nano-makineler arasında fiziksel bir teması zorunlu kılmaktadır. Moleküler iletişim kavramı son yıllarda ortaya çıkan bir haberleşme tekniği olup, doğadaki canlı hücrelerde bulunan haberleşme mekanizmalarından esinlenmiştir.

So­nuç

Çok sa­yı­da na­no ma­ki­ne ara­sın­da ile­ti­şim ağı te­sis edil­di­ğin­de, çok bü­yük he­sap­la­ma güç­le­ ri­ne ula­şı­la­bi­le­ce­ği de­ğer­len­di­ril­mek­te­dir. Bu­ nun ger­çek­le­şe­bil­me­si için na­no­ma­ki­ne­ler ve na­no­ro­bot­lar ara­sın­da ile­ti­şi­min hız­lı ve ka­yıp­ sız ola­rak sağ­lan­ma­sı ge­rek­mek­te­dir. Yu­ka­rı­da öne­ri­len gi­bi pek­çok yak­la­şım sa­ye­sin­de na­no ağ­la­rın, ge­le­cek­te in­san sağ­lı­ğın­dan as­ke­ri uy­ gu­la­ma­la­ra ka­dar bir­çok uy­gu­la­ma alan­da ken­ di­ne yer bu­la­ca­ğı dü­şü­nül­mek­te­dir.

Re­fe­rans­lar

[1] T. Su­da, M. Moo­re, T. Na­ka­no, R. Egas­hi­ra, A. Eno­mo­to, “Exp­lo­ra­tory re­se­arch on mo­le­cu­lar com­mu­ni­ca­ti­on bet­we­en na­no­mac­hi­nes”, in: Pro­cee­dings of Ge­ne­tic and Evo­lu­tio­nary Com­ pu­ta­ti­on Con­fe­ren­ce (GEC­CO’05), Ju­ne 2005. [2] I. F. Ak­yil­diz, F. Bru­net ­ti , and C. Blaz­qu­ez, “Na­no­Net­wor­king: A New Com­mu­ni­ca­ti­on Pa­ ra­digm”, Com­pu­ter Net­works Jo­ur­nal (El­se­vi­ er), Vol. 52, pp. 2260-2279, Au­gust, 2008. [3] Gre­go­ri, M and Ak­yıl­dız, I.F., “A New Na­no­ net­work Arc­hi­tec­tu­re using Fla­gel­la­ted Bac­te­ri­a

and Ca­taly­tic Na­no­mo­tors. IEE­E JSAC (Jo­ur­nal of Se­lec­ted Are­as in Comm.), vol. 28, 2010. [4] Walsh, F., Ba­la­sub­ra­ma­ni­am, S., Bot­vich, D., Su­da, T., Na­ka­no, T., Bush, F.S., Fogh­lu, M., “Hybrid DNA and enz­yma­tic ba­sed com­pu­ta­ ti­on for ad­dress en­co­ding, link switc­hing and er­ror cor­rec­ti­on in mo­le­cu­lar com­mu­ni­ca­ti­on. Third In­ter­na­tio­nal Con­fe­ren­ce on Na­no­net­ works and Work­shops, 2008. [5] R.A. Frei­tas, “Na­no­me­di­ci­ne, Vo­lu­me I: Ba­ sic Ca­pa­bi­li­ti­es”. Lan­des Bi­osi­en­ce, 1999. [6] Na­ka­no, T., and Li­u, J., “In­for­ma­ti­on Trans­fer thro­ugh Cal­ci­um Sig­na­ling”, Na­no-Net 2009. [7] Mo­ri­ta­ni, Y. Hi­ya­ma, S. Su­da, T. , “Mo­le­ cu­lar Com­mu­ni­ca­ti­on A Bi­oc­he­mi­cally-En­gi­nee­ red Com­mu­ni­ca­ti­on System”, in Pro­cee­dings of Fron­ti­ers in the Con­ver­gen­ce of Bi­os­ci­en­ce and In­for­ma­ti­on Tech­no­lo­gi­es, 2007. [8] Al­fa­no, G. and Mio­ran­di, D., “On in­for­ma­ ti­on trans­mis­si­on among na­no­mac­hi­nes”, The First In­ter­na­tio­nal Con­fe­ren­ce on Na­no-Net­ works and work­shops (Na­no-Net), Lou­san­ne, Swit­xer­land, Sem­tem­ber 14-16, 2006. [9] Par­ce­ri­sa, L. and Ak­yıl­dız, I.F., “Mo­le­cu­lar

Com­mu­ni­ca­ti­on op­ti­ons for long ran­ge na­no­ net­works”, Com­pu­ter Net­works (el­se­vi­er), 53, pp. 2753-2766, 2009. [10] Ba­la­sub­ra­ma­ni­am, S., Boy­le, N.,T., Chie­sa, A.,D., Walsh, F., Mar­di­nog­lu, A., Bot­wich, D., Mel­lo, A.,P., De­ve­lop­ment of Ar­ti­fi­ci­al Ne­uro­ nal Net­works for Mo­le­cu­lar Com­mu­ni­ca­ti­on, Na­no Com­mu­ni­ca­ti­on Net­works 2, pp. 150160, 2011. [11] Xi­ao­min Lu, Mark B.L, Per­for­man­ce Mo­de­ ling of Op­ti­cal-Burst Switc­hing with Fi­ber De­lay Li­nes, IEE­E Tran­sac­ti­ons on Com­mu­ni­ca­ti­ons, Vo­lu­me: 52, Is­su­e: 12, Pa­ge(s): 2175 – 2183, 2004. [12] Li, L., Scott, S. D., and Deo­gun, J. S., A no­vel fi­ber de­lay li­ne buf­fe­ring arc­hi­tec­tu­re for op­ti­ cal pac­ket switc­hing. In IEE­E Glo­bal Te­le­com­ mu­ni­ca­ti­ons Con­fe­ren­ce, 2003. GLO­BE­COM’03. (Vol. 5, pp. 2809-2813), De­cem­ber, 2003. [13] Ha­kan Tez­can, Se­ma Ok­tug, and Fat­ma Ne­se Kok. “Neu­ral de­lay li­nes for TDMA ba­sed mo­le­cu­lar com­mu­ni­ca­ti­on in neu­ral net­works.” Com­mu­ni­ca­ti­ons (ICC), 2012 IEE­E In­ter­na­tio­nal Con­fe­ren­ce on. IEE­E, 2012. http://www.ece.ga­t ech.edu/re­s e­a rch/labs/ bwn/NA­NOS/pa­pers/na­no_sur­vey.pdf

Şekil 4 - Sinir hücreleri ile tamponlama

16

Nanoteknoloji

Ultrahızlı Lazerler ve Malzeme İşleme “Lazerlerin günümüz teknolojilerinde en sık kullanıldıkları alanlardan biri malzeme işlemedir. Malzeme işlemenin esası, lazer ışığının “odaklamak” suretiyle şiddetinin (birim alana düşen optik güç) artırılması, böylece odak noktasında bulunan malzemenin ışığı emerek ısınması, erimesi ve buharlaşmasına dayanmaktadır. Lazerle kesme, delme, kaynak gibi işlemler artık tıptan sanayiye kadar çok sayıda farklı uygulamada rutin olarak kullanılmaktadır...” Doç. Dr. Selçuk Aktürk

İTÜ Fİzik Mühendisliği Bölümü Gö­rü­nür dal­ga boy­la­rın­da ışık üre­ten ilk ça­lışır la­zer, 1960 yı­lın­da Ted Mai­man ta­ra­fın­dan ge­ liş­ti­ril­di (1). La­zer kav­ra­mı­nın te­me­li as­lın­da çok da­ha ön­ce­si­ne, Al­bert Eins­te­in’ın 1916’da yaz­mış ol­du­ğu, ışık-mad­de et­ki­leşim­le­ri­ni ta­ nım­la­yan ma­ka­le­si­ne da­yan­mak­ta­dır (2). Işık (ve­ya da­ha ge­nel ola­rak elek­tro­man­ye­tik bir dal­ga) mad­de ile et­ki­leşir­ken, elek­tron ve­ya mo­le­kül­le­ri bir üst ener­ji se­vi­ye­si­ne çı­kart­mak su­re­tiy­le emi­le­bi­lir. Tam ter­si du­rum­da da, uya­ rıl­mış du­rum­da­ki bir atom, ışık ya­ya­rak düşük bir ener­ji se­vi­ye­si­ne ge­çe­bi­lir. Bu iki olay ışık-mad­de et­ki­leş­me­si­nin yalnız iki­li­si gi­bi gö­rü­nü­yor­ken, Eins­tein sa­de­ce bu iki­li ile hiç­bir za­man sis­tem­ le­rin ısıl den­ge­ye ulaşa­ma­ya­ca­ğı­nı, den­ge­ye ulaş­mak için ise bir et­ki­leşi­min da­ha müm­kün ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni gös­ter­di. Bu ye­ni et­ki­leşim yu­ka­rı­da­ki iki­li­nin bir­leşi­mi gi­biy­di. Bu­na gö­re ışık, za­ten uya­rıl­mış du­rum­da­ki bir ato­ma gel­ di­ğin­de, onu da­ha düşük bir ener­ji se­vi­ye­si­ne in­me­ye zor­la­ya­bi­lir. Bu­nun so­nu­cun­da da, ge­len ışı­ğa (fo­to­na) tı­pa­tıp ben­ze­yen (ay­nı dal­ga bo­ yun­da, ay­nı ku­tup­ta, ay­nı faz­da) bir fo­ton da­ha or­ta­ya çı­kar. Ei­ens­te­in bu ola­ya “Zor­la­ma­lı Emis­ yon (Sti­mu­la­ted Emis­si­on)” adı­nı ver­di. Eins­te­in,

bu so­nu­cu bu­lur­ken ta­ma­men is­ta­tis­tik­sel fi­zik ve ma­te­ma­tik yön­tem­le­ri­ni kul­lan­dı ve el­de et ­ti ­ ği so­nuç­lar da­ha son­ra de­ney­ler­le de ka­nıt­lan­dı. (Bu ça­lış­ma, Ma­te­ma­ti­ğin te­mel bi­lim­ler­de­ki kri­ tik öne­mi­nin de gü­zel bir ör­ne­ği­dir). Ei­ens­te­in’ın bul­du­ğu bu so­nu­ca her ne ka­dar bir iti­raz gel­me­miş­se de, zor­la­ma­lı emis­yo­nun

Şekil 1. Femtosaniye lazerle altın ince film üzerinde oluşturulmuş parçacıklar dizini.

17

pek de işe ya­rar ve­ya kay­da de­ğer birşey ol­ ma­dı­ğı fik­ri uzun sü­re ha­kim ol­du. Aşı­rı yük­sek sı­cak­lık­la­ra çı­kıl­ma­dık­ça, sı­ra­dan emis­yon ve ab­sorp­si­yon olay­la­rı çok da­ha bas­kın du­rum­da olur. Zor­la­ma­lı emis­yon ger­çek­leş­se bi­le, çok za­yıf oran­lar­da ka­lır. 1950’le­rin so­nu­na ge­lin­di­ ğin­de, sı­ra­dışı bir düşün­ce, du­ru­mu ta­ma­men de­ğiş­tir­di. ABD’li bi­lim ada­mı Char­les Tow­nes (Rus bi­lim adam­la­rı Ba­sov ve Prok­ho­rov ile ay­nı za­man­lar­da), den­ge­ye ulaş­ma­mış bir sis­tem­de zor­la­ma­lı emis­yo­nun bas­kın ha­le ge­le­bi­le­ce­ği­ni, böy­le­lik­le de sü­rek­li fo­ton çift­le­ri oluş­tu­rul­du­ğu için güç­lü ve uyum­lu bir elek­tro­man­ye­tik dal­ga kay­na­ğı oluş­tu­ru­la­bi­le­ce­ği­ni gös­ter­di. İlk ola­rak mik­ro­dal­ga­lar­da ger­çek­leş­ti­ri­len bu ola­ya, “zor­ la­ma­lı ışı­nım­la mik­ro­dal­ga­la­rın güç­len­di­ril­me­si” an­la­mın­da bir kı­salt­ma ola­rak MA­SER (Mic­ro­ wa­ve Amp­li­fi­ci­ati­on by Sti­mu­la­ted Emis­si­on of Ra­di­ati­on) adı ve­ril­di. Gö­rü­nür dal­ga boy­la­rı­na ge­lin­di­ğin­de do­ğal ola­rak LA­SER adı (Mic­ro­wa­ve ye­ri­ne Light) or­ta­ya çık­mış ol­du. Ça­lışan bir la­ze­rin or­ta­ya çık­ma­sı bi­lim­sel ola­rak önem­li bir ge­liş­me ol­sa da, tek­nik ola­rak bu­nun “ne işe ya­ra­ya­ca­ğı” hak­kın­da çok faz­la fi­kir bu­ lun­ma­mak­tay­dı. Öy­le ki, o yıl­lar­da ba­zı bi­lim adam­la­rı la­zer­ler için, bi­raz da iğ­ne­le­ye­ci ola­rak, “prob­lem ara­yan çö­züm” ifa­de­si­ni kul­lan­mak­ tay­dı­lar. Ara­nan prob­lem­ler çok kı­sa bir sü­re içe­ ri­sin­de or­ta­ya çık­ma­ya baş­la­dı. İca­dı üze­rin­den he­nüz bir yıl bi­le geç­me­den, ya­kut la­ze­ri re­ti­nal bir tü­mö­rü ya­ka­rak te­da­vi et­mek için kul­la­nıl­dı. Böy­le­lik­le bin­ler­ce in­sa­nın gör­me du­yu­la­rı­nı kay­ bet­me­le­ri ön­len­miş ol­du. Gü­nü­mü­ze ge­lin­ce­ye dek, ye­ni tip la­zer­ler ge­liş­ti­ril­me­ye ve üre­til­me­ye

Selçuk Aktürk

de­vam et­mek­te ve bu sis­tem­ler ken­di­le­ri­ne çö­ ze­cek ye­ni prob­lem­ler bul­mak­ta­dır­lar. Gü­nü­müz­de la­zer araş­tır­ma­la­rı­nın en önem­li ayak­la­rın­dan bi­ri­ni “ul­tra­hız­lı” ve­ya “ul­tra-kı­sadar­be­li” la­zer­ler oluş­tur­mak­ta­dır. Bu la­zer­ler, dar­be tren­le­ri şek­lin­de ışık üre­tir­ler. An­cak her­ bir dar­be sa­ni­ye­nin kat­ril­yon­da bi­ri (fem­to­sa­ni­ ye) mer­te­be­le­rin­de çok kı­sa sü­re için­de baş­la­yıp bit­mek­te­dir. Bu ka­dar kı­sa dar­be­ler üret­me­nin iki te­mel ve kri­tik öne­mi bu­lun­mak­ta­dır. Bi­rin­ ci­si; dar­be­nin top­lam ener­ji­si mü­te­va­zi se­vi­ye­ ler­de ol­sa da, bu ener­ji­yi çok kü­çük olan za­man ara­lı­ğı­na sı­kış­tır­mak­la çok yük­sek op­tik güç­ler el­de et­mek müm­kün ha­le gel­mek­te­dir. İkin­ci­si; söz­ko­nu­su dar­be sü­re­ci, elek­tro­nik ay­gıt­la­rın tep­ki sü­re­sin­den de çok da­ha kı­sa ol­du­ğu için, elek­tro­nik ola­rak öl­çü­le­me­ye­cek ka­dar hız­lı fi­zik­ sel, kim­yasl vb. olay­lar, bu la­zer­ler­le op­tik ola­rak öl­çü­le­bi­lir ha­le ge­lir. La­zer­le­rin gü­nü­müz tek­no­lo­ji­le­rin­de en sık kul­ la­nıl­dık­la­rı alan­lar­dan bi­ri mal­ze­me iş­le­me­dir. Mal­ze­me iş­le­me­nin esa­sı, la­zer ışı­ğı­nın “odak­ la­mak” su­re­tiy­le şid­de­ti­nin (bi­rim ala­na düşen op­tik güç) ar­tı­rıl­ma­sı, böy­le­ce odak nok­ta­sın­da bu­lu­nan mal­ze­me­nin ışı­ğı eme­rek ısın­ma­sı, eri­ me­si ve bu­har­laş­ma­sı­na da­yan­mak­ta­dır. La­zer­le kes­me, del­me, kay­nak gi­bi iş­lem­ler ar­tık tıp­tan sa­na­yi­ye ka­dar çok sa­yı­da fark­lı uy­gu­la­ma­da ru­ tin ola­rak kul­la­nıl­mak­ta­dır. Mal­ze­me iş­le­me uy­gu­la­ma­la­rı açı­sın­dan ba­kıl­ dı­ğın­da, fem­to­sa­ni­ye la­zer­le­rin önem­li bir­ta­kım avan­taj­la­rı or­ta­ya çık­mak­ta­dır. Ön­ce­lik­le, el­de edi­len çok yük­sek op­tik güç sa­ye­sin­de, her tür mal­ze­me­nin (cam gi­bi say­dam olan­lar da­hil) iş­ le­ne­bil­me­si müm­kün ha­le gel­mek­te­dir. Da­ha da önem­li­si, bu la­zer­le­rin dar­be sü­re­si, ısı­nın mad­ de içe­ri­sin­de ya­yıl­ma sü­re­sin­de çok da­ha kı­sa ol­du­ğun­dan, ısı ya­yıl­ma­dan bu­har­laş­ma ger­çek­ leş­mek­te, böy­le­lik­le çok has­sas ve en az yan et­ ki­li mal­ze­me iş­le­me ya­pı­la­bil­mek­te­dir. Ör­ne­ğin, in­san kor­ne­asın­dan LA­SIK ame­li­ya­tı ön­ce­si ka­ pak­çık (flep) oluş­tu­ru­la­bil­me­si için bı­ça­ğın tek al­ter­na­ti­fi fem­to­sa­ni­ye la­zer­dir. İTÜ Fen-Ede­bi­yat Fa­kül­te­si Fi­zik Mü­hen­dis­li­ği Bö­ lü­mü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Sel­çuk Ak­türk yü­rü­ tü­cü­lü­ğün­de­ki “Ul­tra­hız­lı ve Doğ­ru­sal Ol­ma­yan Op­tik Araş­tır­ma La­bo­ra­tu­va­rı”nda, fem­to­sa­ni­ye la­zer­ler kul­la­nı­la­rak, özel­lik­le has­sas mal­ze­me iş­le­me­ye yö­ne­lik uy­gu­la­ma­lar ge­liş­ti­ril­mek­te­ dir. Bu uy­gu­la­ma­lar­dan bi­ri­si, me­tal in­ce film­ler üze­rin­de per­iyo­dik ya­pı­lar oluş­tu­rul­ma­sı­dır. Me­ tal-say­dam or­tam ara­yüz­le­ri, “plaz­mo­nik” ola­rak ad­lan­dı­rı­lan elek­tro­man­ye­tik sa­lı­nım­la­rı des­tek­ ler­ler. Bu sa­lı­nım­lar, ışı­ğın na­no­met­re öl­çe­ğin­de lo­ka­li­ze edil­me­si ve bir­ta­kım sen­sör uy­gu­la­ma­la­ rı açı­sın­dan, son yıl­lar­da bü­yük il­gi gör­mek­te­dir. İTÜ’de ger­çek­leş­tir­ i­len ça­lış­ma­lar­da, fem­to­sa­ni­ ye la­ze­rin iş­lem has­sa­si­ye­ti na­no­met­re­le­re ka­ dar in­di­ri­le­bil­miş, böy­le­lik­le plaz­mo­nik ya­pıla­rın üre­ti­min­de çok hız­lı ve düşük ma­li­yet­li bir al­ter­ na­tif oluş­tu­rul­muş­tur(3). Fem­to­sa­ni­ye la­zer­le al­ tın film üze­rin­de oluş­tu­rul­muş ba­zı ya­pı­lar Şe­kil 1’de gös­te­ril­miş­tir. Ul­tra­hız­lı la­zer la­bo­ra­tu­va­rın­da ge­liş­ti­ri­len baş­ ka bir uy­gu­la­ma da, tıp ala­nın­da­dır. Bu la­zer­le­

İTÜ’de gerçekleştirilen çalışmalarda, femtosaniye lazerin işlem hassasiyeti nanometrelere kadar indirilebilmiş, böylelikle plazmonik yapıların üretiminde çok hızlı ve düşük maliyetli bir alternatif oluşturulmuştur. rin mad­de­yi bu­har­laş­tı­rır­ken ısı ya­yı­lı­mı­na izin ver­me­me­le­ri, tıb­bi uy­gu­la­ma­lar açı­sın­dan da çok önem­li­dir. Ör­ne­ğin, diş üze­rin­de me­ka­nik ola­rak bir iş­lem ya­pı­lır­ken (oy­ma, ka­nal aç­ma vb.) aşı­rı ısın­ma ger­çek­leş­me­si güç­lü ağ­rı his­le­ri or­ta­ya çı­kar­mak­ta­dır ve do­la­yı­sıy­la böy­le iş­lem­ ler­de lo­kal anes­te­zi ge­rek­mek­te­dir. Fem­to­sa­ni­ye la­zer­le diş mi­ne­si üze­rin­de ya­pı­lan ça­lış­ma­lar­da, mi­ne üze­rin­de çok yük­sek has­sa­si­yet­le iş­lem ya­ pı­la­bi­le­ce­ği, iş­lem sı­ra­sın­da ise diş üze­rin­de al­ gı­la­na­bi­lir hiç­bir sı­cak­lık ar­tışı or­ta­ya çık­ma­dı­ğı gös­te­ril­miş­tir. İTÜ Fi­zik Bö­lü­mü’nde fem­to­sa­ni­ye la­zer­le ger­ çek­leş­tir­ i­len en il­gi çe­ki­ci uy­gu­la­ma­lar­dan bi­ri­si de ta­ri­hi eser te­miz­li­ği­dir. Pa­ha bi­çil­mez de­re­ ce­de kıy­met­li bir ta­ri­hi sa­nat ese­ri üze­ri­ne, yük­ sek güç­te bir la­zer ışı­ğı gön­der­mek, ilk ba­kış­ta çıl­gın­ca bir fi­kir gi­bi al­gı­la­na­bi­lir. An­cak, 1970’li yıl­la­rın başın­da ABD’li bi­lim ada­mı John As­mus ve eki­bi­nin ger­çek­leş­tir­dik­le­ri son de­re­ce ti­tiz ve de­tay­lı ça­lış­ma­lar, la­zer­le­rin eser te­miz­le­me­de, kon­van­si­yo­nel me­ka­nik ve kim­ya­sal yön­tem­le­

re gö­re çok da­ha et­kin ve ese­re dost ola­bi­le­ce­ği gös­te­ril­miş­tir (4). Özel­lik­le taş eser­ler (mi­ma­ri ya­pı, hey­kel vb.) üze­rin­de ya­pı­lan ön ça­lış­ma­ lar­da el­de edi­len başa­rı ne­de­niy­le, la­zer­ler ar­tık res­to­ras­yon/kon­zer­vas­yon şan­ti­ye­le­rin­de kul­la­ nıl­ma­ya baş­lanmış­tır. La­zer­le te­miz­lik yön­te­mi, taş gi­bi da­ya­nık­lı mal­ ze­me­ler­de ko­lay­lık­la uy­gu­lan­ma­sı­na karşın, da­ ha has­sas mal­ze­me tür­le­rin­de da­ha faz­la dik­kat ge­rek­mek­te­dir. Ör­ne­ğin, el­yaz­ma­sı bir ese­rin ka­ ğı­dı te­miz­le­nir­ken ka­ğıt lif­le­ri­nin za­rar gör­me­si ve par­ça­lan­ma­sı ka­bul edi­le­bi­le­cek bir iş­lem de­ ğil­dir. İş­te bu nok­ta­da, fem­to­sa­ni­ye la­zer­le­rin sa­ hip ol­duk­la­rı has­sa­si­yet ve en az yan et­ki özel­lik­ le­ri dev­re­ye gir­mekte­dir. İTÜ’de ger­çek­leş­ti­ri­len ça­lış­ma­lar­da, fem­to­sa­ni­ye dar­be­li bir la­zer­le el yaz­ma­sı eser­le­rin et­kin ola­rak te­miz­le­ne­bi­le­ce­ ği, bu ya­pı­lır­ken de ka­ğıt do­ku­su­nun hiç­bir za­rar gör­me­di­ği gös­te­ril­miş­tir. Bu ça­lış­ma­lar, İs­tan­bul Bü­yükşe­hir Be­le­di­ye­si, ‘Pro­jem İs­tan­bul’ prog­ra­ mı çer­çe­ve­sin­de des­tek­len­miş­tir.

Kay­nak­lar

1. Mai­man, T. H. Sti­mu­la­ted Op­ti­cal Ra­di­ati­on in Ruby. , Pub­lis­hed on­li­ne: 06 Au­gust 1960; | do­ i:10.1038/187493a0187, 493–494 (1960). 2. Eins­te­in, A. Zur Qu­an­tent­he­ori­e der Strah­ lung. Physi­ka­lisc­he Ge­sells­chaft Zü­rich18, 47–62 (1916). 3. Ya­li­zay, B., Er­soy, T., Soy­lu, B. & Ak­turk, S. Fab­ri­ca­ti­on of na­no­me­ter-si­ze struc­tu­res in me­ tal thin films using fem­to­se­cond la­ser Bes­sel be­ams. App­li­ed Physics Let­ters100, 031104– 031104–3 (2012). 4. Laz­za­ri­ni, L., Marc­he­si­ni, L. & As­mus, J. F. La­ sers for the Clea­ning of Sta­tu­ary: Ini­ti­al Re­sults and Po­ten­ti­ali­ti­es. Jo­ur­nal of Va­cu­um Sci­en­ce and Tech­no­logy10, 1039 –1043 (1973).

Şekil 2. Femtosaniye lazerle kısmen temizlenen bazı elyazması kâğıt numuneler.

18

Nanoteknoloji

Kanser ilacının ne kadar etkili olduğunu takip edecek

Nanotanecik İmalat Robotu “Geliştirilmeye çalışılan bu robotik sistem sayesinde laboratuvar otomasyonu sağlanarak nanotanecikler imal edilecek ve bu tanecikler, yeni geliştirilen kanser ilacının çalışma mekanizmasını anlayarak ilacın ne kadar etkili olduğunu takip etmek için kullanılacak. Robotik sistem kullanılmasının sebebi, yaklaşık 8-10 saat süren bir tek tanecik üretme işleminin daha hassas yapılmasını sağlayarak, istenilen boyutta nanotanecik imalatının gerçekleşmesidir...” İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Ma­ki­na Fa­kül­ te­si’nden Doç. Dr. Emin Fa­ruk Ke­çe­ci, İz­mir Yük­sek Tek­no­lo­ji Ens­ti­tü­sü (İY­TE) Fen Fa­kül­te­ si Kim­ya Bö­lü­mü’nden Do­çent Dr. Ali Ça­ğır ve Pro­fe­sor Dr. Ser­dar Öz­çe­lik kan­ser araştır­ma­ la­rın­da kul­la­nı­la­cak olan na­no­ta­ne­cik­le­ri imal ede­cek bir ro­bo­tik sis­tem üze­rin­de ça­lı­şı­yor­lar. Ge­lişti­ril­me­ye ça­lı­şı­lan bu ro­bo­tik sis­tem sa­ ye­sin­de la­bo­ra­tu­var oto­mas­yo­nu sağ­la­na­rak na­no­ta­ne­cik­ler imal edi­le­cek ve bu ta­ne­cik­ler, ye­ni ge­lişti­ri­len kan­ser ila­cı­nın ça­lışma me­ka­ niz­ma­sı­nı an­la­ya­rak ila­cı­n ne ka­dar et­ki­li ol­du­ ğu­nu ta­kip et­mek için kul­la­nı­la­cak­tır. Ro­bo­tik sis­tem kul­la­nıl­ma­sı­nın se­be­bi, yak­la­şık 8-10 sa­ at sü­ren bir tek ta­ne­cik üret­me işle­mi­nin da­ha has­sas ya­pıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­rak is­te­ni­len bo­yut­ta na­no­ta­ne­cik ima­la­tı­nın ger­çek­leşme­si­dir. Kan­ser ila­ci in­san öm­rü­nü or­ta­la­ma ne ka­dar uza­tı­yor? Doç. Dr. Ali Ça­ğır: Kan­ser has­ta­lı­ğı gü­nü­müz­de ha­la te­da­vi­si bu­lu­na­ma­mış bir has­ta­lık. Bu ilaç­ la­rın in­san öm­rü­nü uzat ­tı k­la­rı bir ger­çek fa­kat ne ka­dar et­ki­li ol­duk­la­rı kan­ser tü­rü­ne ve kan­ se­rin han­gi saf­ha­da ol­du­ğu gi­bi fak­tör­le­re bağ­lı ola­rak de­ği­şi­yor. Glee­vec (İma­ti­nib) gi­bi bir ilaç 5 yıl gi­bi bir sü­re zar­fın­da kul­la­nıl­dı­ğın­da mye­ lo­ge­no­us lö­se­mi (CML) has­ta­la­rı­nın % 89’un­da ba­şa­rı­lı gö­rü­nü­yor. Bu­nun ya­nın­da ça­lışma­dı­ğı kan­ser tür­le­ri de var. Kan­ser ila­cı­nı na­sıl imal edi­yor­su­nuz? A.Ç.: Üç fark­lı yol iz­le­ne­bi­lir. Bi­rin­ci grup­ta do­ğa­dan di­rekt izo­le edi­lir­ler. İkin­ci grup­ta­ki­ ler do­ğa­dan izo­le edil­dik­ten son­ra kim­ya­sal tep­ki­me­ler kul­la­nı­la­rak da­ha et­ki­li tü­rev­le­re dö­nüştü­rü­lür. Üçün­cü grup­ta­ki­ler ise ti­ca­ ri ola­rak sa­tın alı­na­bi­le­cek uy­gun başlan­gıç mad­de­le­ri alı­na­rak, plan­lan­mış bir di­zi kim­ ya­sal tep­ki­me son­ra­sın­da ha­zır­la­nır. Sen­tez­ len­me aşa­ma­sın­da her ba­sa­ma­ğın düz­gün ça­lıştı­ğı­nı kon­trol et­mek için ürün­ler saf­laştı­ rı­lıp ka­rak­te­ri­ze edi­lir (Be­nim araştır­ma­la­rım üçün­cü gru­ba uyu­yor). Kan­ser ila­cı na­sıl ça­lı­şı­yor? A.Ç.: Li­te­ra­tür­de çok fark­lı me­ka­niz­may­la ça­lı­ şan kan­ser ilaçları var. Bi­zim ça­lıştığı­mız mad­ de da­ha çok hüc­re içe­ri­sin­de re­ak­tif ok­si­jen tür­le­ri de­di­ği­miz ROS’la­rın mik­ta­rı­nı art ­tı ­rı­yor. Kan­ser hüc­re­le­ri ok­si­je­ni sev­mez­ler. Araştır­ma­la­rı­nı­za ma­li des­tek bu­la­bi­li­yor mu­

ta­ne­cik bü­yü­tü­lür. Bu­ra­da hem ter­mo­di­na­mik hem de ki­ne­tik bü­yü­me üze­rin­de et­ki­li­dir. Bü­yüt­me na­sıl ya­pı­lır? S.Ö.: Na­no­ta­ne­cik kat­man kat­man ya­pı­la­bi­lir. Bu­nu or­ta­ma ek­le­di­ği­miz kim­ya­sal­lar ve ek­le­ me za­ma­nı­nın de­ğişti­ril­me­si ile kon­trol edi­yo­ ruz. Ve­ya re­ak­si­yo­nu bir kaç ba­sa­mak­ta ya­pa­ bi­li­yo­ruz. Her bir ba­sa­mak­ta ye­ni bir kat­man el­de edi­lir. Na­no­ta­ne­ci­ğin bü­yü­me­si na­sıl öl­çü­lür? S.Ö.: Ta­ne­ci­ğin bü­yü­me­si spek­tros­ko­pi ve mik­ ros­ko­pi ile ta­kip edi­lir. Ta­ne­cik bü­yür­ken or­ tam­dan ör­nek­ler alı­na­rak in­ce­le­nir. Ta­ne­cik bü­ yü­dük­çe spek­tros­ko­pik sin­yal­ler de­ği­şir. Ay­rı­ca mik­ros­ko­pi ile de ta­ne­cik­ler gö­rün­tü­le­ne­rek bü­yük­lü­ğü be­lir­le­nir.

Literatürde çok farklı mekanizmayla çalışan kanser ilaçları var. Bizim çalıştığımız madde daha çok hücre içerisinde reaktif oksijen türleri dediğimiz ROS’ların miktarını arttırıyor. Kanser hücreleri oksijeni sevmezler.

su­nuz? A.Ç.: Ge­rek TÜBİTAK, ge­rekse DPT ve İY­TE ta­ ra­fın­dan des­tek­le­nen pro­je­le­rim ile kan­ser ila­cı araştır­ma­la­rı­mı ma­li ola­rak des­tek­le­ye­bi­li­yo­ rum. Na­no­ta­ne­cik na­sıl imal edi­lir? Prof. Dr. Ser­dar Öz­çe­lik: Na­no­ta­ne­ci­ği oluştu­ra­ cak kim­ya­sal­lar uy­gun or­tam­da ka­rıştı­rı­lır. Uy­ gun or­tam, kim­ya­sı bi­li­nen ve or­tam­da­ki kim­ ya­sal­la­rın na­sıl et­ki­le­şe­ce­ği­ni ve han­gi kim­ya­sal bağ­lar ile na­no­ta­ne­ci­ğin oluşma­ya başla­ya­ca­ğı be­lir­le­ne­rek, ta­ne­ci­ğin çe­kir­dek­len­me­si başlar. Çe­kir­dek­len­me, ilk bağ­lan­ma­lar ile atom­la­rın bir ara­ya gel­me­si­dir. Çe­kir­dek­len­me­yi ta­ki­ben bü­yü­me başlar ve is­te­nen bü­yük­lü­ğe ka­dar

19

Ne­den bir ro­bo­ta ih­tiy­ aç var? Do­çent Dr. Emin Fa­ruk Ke­çe­ci: Ta­ne­cik ima­la­tı ve bü­yüt­me işle­mi ger­çek­ten çok zor bir işlem, çün­kü kim­ya­sal­la­rın oran­la­rı, za­man ve sı­cak­ lık gi­bi bir­çok pa­ra­met­re ta­ne­ci­ğin bo­yu­tu­nu de­ğişti­ri­yor ve bu işlem sı­ra­sın­da çok has­sas ol­mak ge­re­ki­yor. Bu ro­je kap­sa­mın­da ge­liştir­ me­ye ça­lıştı­ğı­mız ro­bo­tik sis­tem, bir kim­sa­sal re­ak­tö­rün oto­mas­yo­nu­nu sağ­la­ya­cak ve bu pro­je­den edin­di­ği­miz bil­gi­yi di­ğer na­no ima­lat yön­tem­le­ri­nin oto­mas­yo­nu için­de kul­la­na­bi­le­ ce­ğiz, ör­ne­ğin na­no elek­tro­nik ele­man­lar gi­bi. Ro­bot fik­ri ner­den çık­tı? E.F.K.: Yıl­lar ön­ce Ali ile ay­nı za­man­da dok­to­ ra ya­par­ken, ne ka­dar emek har­ca­dı­ğı­nı gör­ müştüm ve bu işlem­le­rin ro­bot­lar ile ya­pı­la­bi­ le­ce­ği­ni ve aka­de­mis­yen­le­rin dü­şün­me­ye da­ha faz­la za­man ayı­ra­bi­le­ce­ği­ni söy­le­miştim. Da­ha ön­ce böy­le bir pro­je ger­çek­leştir­di­niz mi? E.F.K.: Şu an­da Ser­dar için yap­tı­ğım 3 bo­yut­ lu bi­yo­mal­ze­me ya­zı­cı­sı­nın ilk pro­to­ti­pi bit­miş du­rum­da. Bu pro­je de yi­ne bir la­bo­ra­tu­var oto­mas­yo­nu pro­je­si ve has­ta­lık­la­rın teşhi­si için kul­la­nı­la­cak bi­yo­mal­ze­me­le­rin (Ser­dar’ın TÜBİTAK-TEYDEB pro­je­si), kul­la­nı­la­cak çu­buk üze­ri­ne uy­gu­lan­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak bir ro­bo­tun ima­la­tı­nı içe­ri­yor. S.Ö.: Araştı­ma­la­rı­mız sa­ye­sin­de kan­ser ila­cı ça­ lışma­la­rı­nı hız­lan­dı­ra­ca­ğı­mı­zı dü­şü­nü­yo­ruz.

Nanoteknoloji

Türkiye’de Devrim Yaratacak Proje:

Nano-Optomekanik Teknoloji “İTÜ Makina Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdal Bulğan ve ekibi, İTÜ’de kurdukları “Nanofotonik Sistemler Araştırma Laboratuvarı’nda yürüttükleri proje ile, nanometre mertebelerinde hareketleri ölçebilen çiplerin içinde entegre olarak bulunan yeni bir ‘Mesafe Ölçer Teknolojisi’ni dünyada ilk defa geliştirdiler...” İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Öğ­re­tim Üye­si Yrd. Doç. Dr. Er­dal Bul­ğan, İTÜ Ma­ki­na Fa­kül­ te­si’nde oluş­tur­du­ğu genç eki­bi ile Tür­ki­ye’de Na­no-Op­to­me­ka­nik Tek­no­lo­ji’nin te­mel­le­ri­ni atıyor. Dr. Bul­ğan, Makina Fa­kül­te­si Na­no­fo­to­ nik Sis­tem­ler Araş­tır­ma La­bo­ra­tu­va­rı’nda üçü yük­sek li­sans ve bir li­sans son sınıf öğ­ren­ci­sin­ den olu­şan beş ki­şi­lik eki­bi ile ak­tif ola­rak iki pro­je yü­rü­tü­yor üçün­cüsü de yaz­ma aşa­ma­ sın­da. Bun­lar­dan il­ki 1,5 yıl ön­ce baş­la­dık­la­rı TÜ­Bİ­TAK Pro­je­si… Ekip bu pro­je­de na­no­met­re se­vi­ye­le­rin­de ha­re­ket­le­ri öl­çe­bi­len çip­le­rin için­de en­teg­re ola­rak bu­lu­nan ye­ni bir “Me­sa­ fe Öl­çer Tek­no­lo­ji­si”ni dün­ya­da ilk de­fa ge­liş­ tir­me­yi ba­şardı. Na­no-Op­to­me­ka­nik nedir? Na­no­fo­to­nik di­ye isim­len­di­ri­len alan, as­lın­da ışık uy­gu­la­ma­la­rının mik­ro­na­no ebat­lar­da ça­ lışıl­dığı alan olu­yor. Bir mik­ro­met­re de­di­ği­miz me­sa­fe 1 mi­li­met­re­nin (mm) bin­de bi­ri, ya­ni stan­dart bir cet­ve­lin üze­rin­de bir mi­li­met­re­ yi ha­yal edin, onu 1000 eşit par­ça­ya bö­lün bir mik­ro­met­re­ye eri­şir­si­niz. O bir mik­ro­met­re­nin de bin­de bi­ri­ni alır­sa­nız na­no­met­re­ye eri­şir­si­ niz, do­la­yısıy­la ağır­lık­lı ola­rak ışığın dal­ga­bo­yu­ nun al­tın­da ka­lan me­sa­fe­le­ri kul­la­nan ci­haz­la­ra, üre­ti­len tek­no­lo­ji­ye, “Na­no-op­tik ya da Na­no­ fo­no­tik” de­ni­li­yor. Bu­nun üze­ri­ne ha­re­ket­li me­

Bugün bir otomobilin yapısında mevcut olan millerle iletilen büyük enerjiyi, biz hantal ve katı miller kullanmak yerine, yüzlerce MRA telini yan yana koyarak bunların üzerinden iletebilmeyi umuyoruz. Fikrimizi gerçekleştirdiğimiz anda, bu özellikle Makina Mühendisleri ve hareket iletimiyle ilgilenen teknik insanlar için, bilim dünyası için bir ilk olacak ve bunun insan hayatı üzerinde devrimsel değişiklikler yaratacağını düşünüyoruz.

ka­nik iş­lev­ler ek­ler­se­niz “Na­no-Op­to­me­ka­nik” adını ver­di­ği­miz öz­gün araş­tır­ma ala­nına gir­miş olur­su­nuz. Han­gi pro­je­ler üze­rin­de ça­lışıyor­su­nuz? İTÜ’ye ka­tıl­dığımız­da ilk yap­tığımız şey “Na­no­ fo­to­nik Sis­tem­ler Araş­tır­ma La­bo­ra­tu­va­rı” kur­ mak ol­du. Şu ­an ak­tif ola­rak iki ta­ne bü­yük pro­je yü­rü­tü­yo­ruz. Üçün­cü­sü­nü de yaz­ma aşa­ma­sın­ da­yız. İl­ki, bun­dan 1,5 yıl ön­ce baş­la­dığımız bir TÜ­Bİ­TAK pro­je­si. Bu pro­je­de biz na­no­met­re mer­te­be­le­rin­de ha­re­ket­le­ri öl­çe­bi­len çip­le­rin için­de en­teg­re ola­rak bu­lu­nan ye­ni bir “Me­sa­fe Öl­çer Tek­no­lo­ji­si” ni dün­ya­da ilk de­fa ge­liş­tir­ me­ye baş­la­dık. Bu­na da­ir TÜ­Bİ­TAK’tan top­lam­ da 393 bin li­ra­lık bir araş­tır­ma des­te­ği al­dık. 36 ay­lık bir pro­je olan çalışmanın şu an or­ta­ sın­da­yız. Eş­za­man­lı ola­rak da Av­ru­pa Ko­mis­yo­ nu’nun yurt­dışın­dan araş­tır­ma­cı be­yin­le­ri ge­ri ge­tir­mek için oluş­tur­du­ğu “Ma­ri­e Cu­ri­e Ulus­ la­ra­ra­sı Ye­ni­den En­teg­ras­yon Prog­ra­mı” baş­lığı al­tın­da yak­la­şık dört yıl için 100 bin Av­ro’luk bir araş­tır­ma ödü­lü­ne la­yık gö­rül­dük. Bu des­ te­ği ben al­dığım­da o gü­ne ka­dar Tür­ki­ye’de bu des­te­ği al­mış top­lam 25-30 ka­dar in­san var­dı. TÜ­Bİ­TAK bu des­tek­le­rin alın­ma­sı adına teş­vik­te bu­lun­mak için “Av­ru­pa Ko­mis­yo­nu 7. Çer­çe­ve Prog­ra­mı Ka­tılım Teş­vik Ödü­lü” isim­li prog­ra­mı baş­lat­mış­tı. 2009 yılın­da bir ödül de bu ödü­lü al­dığım için TÜ­Bİ­TAK’tan al­dım. O ça­lış­ma­da da öner­di­ği­miz yi­ne na­no­met­re mer­te­be­le­rin­ de ama fark­lı bir fi­zik­sel esa­sa da­ya­lı ye­ni bir al­gıla­yıcı me­sa­fe öl­çer tek­no­lo­ji­si ge­liş­tir­mek­ti.

20

Bu iki tek­no­lo­ji­de, ge­rek TÜ­Bİ­TAK’a ge­rek­se Av­ ru­pa Bir­li­ği’ne ver­di­ği­miz tek­no­lo­ji dün­ya­da ilk de­fa bi­zim dü­şü­nüp oluş­tur­du­ğu­muz tek­no­lo­ji­ ler idi. Şu an­da bu pro­je­le­rin so­nuç­la­rı çık­ma­ya baş­la­mış du­rum­da, ha­li­ha­zır­da AB pro­je­sin­den bir, TÜ­Bİ­TAK’tan da bi­rer ma­ka­le yaz­ma aşa­ma­ sın­da­yız. Bu pro­je­de­ki he­de­fi­niz ne? Biz TÜ­Bİ­TAK ta­ra­fın­dan top­lam­da bu tür pro­je­ ler için yak­la­şık 550 bin li­ra­lık araş­tır­ma pro­je­si des­te­ği al­dık. Bu­nun şu ana ka­dar ya­rısın­dan faz­la­sını kul­lan­mış du­rum­da­yız. TÜ­Bİ­TAK’a ya­ zım aşa­ma­sın­da ol­du­ğu­muz pro­je­yi ise Mart 2013’te gön­de­rip ora­dan des­tek ta­le­bin­de bu­ lu­na­ca­ğız. Bu pro­je­de de yap­mak is­te­di­ği­miz şey, ge­rek çip­ler içe­ri­sin­de ge­rek­se bü­yük ebat­ lı ola­rak uzun va­de­de me­ka­nik ener­ji ve ha­re­ ket ile­ti­mi­ni “Me­ka­nik Re­zo­nans Ab­sorb­si­yo­nu, MRA” adını ver­di­ği­miz bir tek­nik­le ger­çek­leş­ti­ re­bil­mek. Bu tek­nik­le bir­bi­ri­ne çok ya­kın 100 na­no­met­re ebat­la­ra sa­hip çu­buk­la­rı tit­reş­ti­ re­rek bi­rin­den di­ğe­ri­ne ener­ji­yi ha­ya­li bir yö­ rün­ge üze­rin­de zik­zak­lar çiz­di­re­rek ile­te­bil­me­ yi umu­yo­ruz. Bu­nu yap­tığımız­da, bir son­ra­ki aşa­ma as­lın­da bir elek­trik te­li ya da fi­ber op­tik hat­ta ol­du­ğu gi­bi an­cak bu se­fer me­ka­nik ha­ re­ke­ti ben­ze­ri şe­kil­de ile­te­bi­le­ce­ğiz. Ya­ni bu­gün bir oto­mo­bi­lin ya­pısın­da mev­cut olan mil­ler­le ile­ti­len bü­yük ener­ji­yi biz han­tal ve ka­tı mil­ler kul­lan­mak ye­ri­ne yüz­ler­ce MRA te­li­ni yan ya­na ko­ya­rak bun­la­rın üze­rin­den ile­te­bil­me­yi umu­ yo­ruz. Bu­nu ger­çek­leş­tir­mek iki ile dört yılımızı

Erdal Bulğan

NANOPSYS Araştırma Laboratuvarı’nda genelde mühendislerin ve bilim insanlarının kullanımına açık olacak yeni teknolojiler geliştirmenin yanısıra önümüzdeki süreçte grup olarak gerçekleştirmeyi planladığımız projelerin de altyapısını hazırlamış oluyoruz. ala­cak di­ye tah­min edi­yo­rum. Fik­ri­mi­zi ger­çek­leş­tir­di­ği­miz an­da, bu özel­lik­le Makina Mü­hen­dis­le­ri ve ha­re­ket ile­ti­ miy­le il­gi­le­nen tek­nik in­san­lar için, bi­ lim dün­ya­sı için bir ilk ola­cak ve bu­nun in­san ha­ya­tı üze­rin­de dev­rim­sel de­ği­ şik­lik­ler ya­ra­ta­ca­ğını dü­şü­nü­yo­ruz. Ya­ni, me­se­la, bir ara­ba­nın al­tın­da mo­tor­dan te­ker­lek­le­re ha­re­ket ile­tim sis­te­mi­nin dö­nen ka­tı bir mil ye­ri­ne bil­di­ği­niz elek­ trik kab­lo­la­rına ben­zer tel­ler ile ile­te­ bi­le­ce­ğiz. Bun­la­rın avan­ta­jı, ön­ce­lik­le es­nek ol­ma­la­rı do­la­yısıy­la is­te­di­ği­niz or­ta­ma is­te­di­ği­niz for­mat­ta ko­lay­lık­la yer­leş­ti­re­bi­le­cek­si­niz, geo­met­rik ola­rak bir en­gel ya­rat­ma­ya­cak­lar. Ay­rıca prog­ ram­la­na­bi­lir ola­cak, top­lam ener­ji ve güç, kü­çük öl­çü­ler­de kon­trol edi­le­bi­le­ ce­ği için bu­gün ha­yal ede­me­di­ği­miz ve müm­kün ol­ma­yan iş­lev­le­ri de in­sa­noğ­ lu­nun ha­ya­tına kat­ma­yı umu­yo­ruz. Ge­liş­tir­di­ği­niz “na­no-ci­haz­lar”, han­gi alan­lar­da kul­la­nıla­cak? Biz şu an ağır­lık­lı ola­rak 100 na­no­met­ re ile baş­la­yıp mik­ro­met­re­ler se­vi­ye­si­ne ula­şan ara­lığa yö­ne­lik ci­haz­lar ya­pıyo­ ruz. Bun­lar ön­ce­lik­li ola­rak in­ter­net hat­la­rı, IT de­di­ği­miz bil­gi tek­no­lo­ji­le­ri gi­bi te­le­ko­mü­ni­kas­yon (ile­ti­şim) uy­gu­ la­ma­la­rın­da kul­la­nıla­bi­le­cek. Sağ­lık-tıp uy­gu­la­ma­la­rın­da özel­lik­le tah­lil, teş­his ve te­da­vi aşa­ma­la­rın­da ve oto­mo­tiv sek­tö­rün­de, uzun va­de­de ise ener­ji ile­ ti­min­de ve bel­ki teks­til­de kul­la­nıla­bi­lir ola­cak. As­lın­da bu tek­no­lo­ji­le­ri ge­liş­ ti­rir­ken biz da­ha çok na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da ça­lışan di­ğer araş­tır­ma­cı ve şir­ket­le­rin AR-GE bi­rim­le­rin­de­ki araş­ tır­ma­cı tek­nik in­san­la­rın fay­da­la­na­bi­ le­ce­ği iki ye­ni tek­no­lo­ji­yi ge­liş­tir­me­ye ça­lışıyo­ruz ve ilk olum­lu so­nuç­la­rı da al­dık. NA­NOPSYS Araş­tır­ma La­bo­ra­tu­ va­rı’nda ge­nel­de mü­hen­dis­le­rin ve bi­ lim in­san­la­rının kul­la­nımına açık ola­cak ye­ni tek­no­lo­ji­ler ge­liş­tir­me­nin ya­nısıra önü­müz­de­ki sü­reç­te grup ola­rak ger­ çek­leş­tir­me­yi plan­la­dığımız pro­je­le­rin

de alt­ya­pısını ha­zır­la­mış olu­yo­ruz. Bu ça­lış­ma­lar he­men bu gün­den ya­rına ti­ca­ri ola­rak kul­la­nıla­bi­le­cek tek­no­lo­ji­ler de­ğil­ler. Çün­kü bun­la­rı ilk ola­rak biz dün­ya­da ge­liş­ti­ri­yo­ ruz. Bun­la­rın ol­gun­laş­ma­sı, ya­yın­ la­nıp aka­de­mik dün­ya­da ve tek­nik alan­da ça­lışan mü­hen­dis­le­rin oku­ ya­ca­ğı gün­le­rin gel­me­si ge­re­ki­yor. On­lar son­ra kul­la­na­cak­la­rı fark­lı uy­gu­la­ma­lar­da bu tek­no­lo­ji­ler­den fay­da­la­nıp ürün ge­liş­ti­re­bi­le­cek­ler. Bu alan­da fark­lı di­sip­lin­ler­le ça­ lışa­bi­li­yor mu­su­nuz? Na­no­fo­to­nik Sis­tem­ler Araş­tır­ma La­bo­ra­tu­va­rı ola­rak bu alan­da ye­ ter­li tec­rü­be ve alt­ya­pıya sa­hi­biz. Bu pro­je­ler as­lın­da Uy­gu­la­ma­lı Fi­ zik, Elek­trik-Elek­tro­nik ve Makina Mü­hen­dis­lik­le­ri­nin tam ola­rak ke­ si­şi­min­de ye­ra­lıyor. Her ne ka­dar ben Makina Mü­hen­dis­li­ği kö­ken­li ol­sam da dok­to­ra­da ça­lış­tığım alan as­lın­da di­sip­lin­le­ra­ra­sı idi. Ora­dan edin­di­ği­miz tec­rü­be­ler ve öğ­re­ti­ ler var. Te­mel viz­yo­nu­muz as­lın­da Fi­zik ve Elek­trik-Elek­tro­nik Mü­hen­ dis­le­ri­nin ça­lış­ma ala­nın­dan do­ğan bu mik­ro/na­no-tek­no­lo­ji öğ­re­ti ve tek­nik­le­ri­ni Makina Mü­hen­dis­li­ ği uy­gu­la­ma­la­rına ak­ta­ra­bil­mek. Çün­kü ge­rek Fi­zik­çi­ler ge­rek Elek­ trik ve Elek­tro­nik Mü­hen­dis­le­ri hep ken­di alan­la­rının sa­hip ol­du­ ğu be­lir­li bir ba­kış açısına sa­hip­ler. Bu ala­na, Makina Mü­hen­dis­le­ri bel­ki son 10 yıl­dır ye­ni ye­ni gir­me­ ye baş­la­dı. Makina Mü­hen­dis­le­ ri­nin nor­mal­de ça­lış­tığı alan­lar­da ya da uy­gu­la­ma­lar­da da mik­ro/ na­no-tek­no­lo­ji­le­rin kul­la­nıla­bi­le­ ce­ği­ni dü­şü­nü­yo­ruz. Bun­la­ra da­ir ör­nek­ler oluş­tur­ma­ya ça­lışıyo­ruz. Tür­ki­ye’de Bil­kent Üni­ver­si­te­si’nin Ulu­sal Na­no­tek­no­lo­ji Araş­tır­ ma Mer­ke­zi (UNAM) ve Sa­ban­cı Üni­ver­si­te­si’nin Na­no­tek­no­lo­ji Araş­tır­ma ve Uy­gu­la­ma Mer­ke­zi (SU­NUM)‘nde te­mi­zo­da te­sis­le­ ri var. Biz bun­la­rı be­lir­li bir üc­ ret kar­şılığın­da kul­la­na­bi­li­yo­ruz. Ekip­man kü­me­si ola­rak bu ci­haz­ la­rın üre­ti­mi­ni Bil­kent ve Sa­ban­cı Üni­ver­si­te­le­ri’nde DPT des­te­ğiy­ le ku­rul­muş bu or­tam­lar­da ken­di öğ­ren­ci­le­ri­miz ya­pıyor. Çok ge­niş alan­la­ra yak­la­şık 100 na­no­met­re hat­ta 80 na­no­met­re­le­re ine­bi­len de­sen­ler üre­te­bi­li­yo­ruz. Bu an­ lam­da Tür­ki­ye’de bi­zim­le ya­rışa­ bi­le­cek grup ol­du­ğu­nu dü­şün­mü­ yo­ruz. İTÜ Haber - Osman Keskin

21

Profesör Bulğan’ın Araştırma Grubuyla geliştirdiği bir mesafe ölçer cihazın şematik gösterimi

Nanofotonik Sistemler Araştırma Grubu (NANOPSYS)’nca üretilmiş bir mesafe ölçer cihazın elektron mikroskobu altında çekilmiş fotoğrafları

Nanoteknoloji

Sürdürülebilir Kalkınmada Hammadde İhtiyacını Karşılamak İçin:

Nanoteknoloji ve Cevher Hazırlama

“Nanoteknoloji ve uygulamaları, geleceğin disiplinlerarası teknoloji ve üretimleri olarak parlarken, birçok endüstriyel sektörle kesişim sağlamaktadır. Bu alanın önemli paydaşlarından biri de madencilik sektörü ve özellikle ‘Cevher Hazırlama’ teknolojileridir. Zira teknoloji, ancak malzemelerin elverdiği ölçüde gelişebilir...”

Yrd. Doç. Dr. Birgül Benli Prof. Dr. Fatma Arslan

İTÜ Ma­den Fa­kül­te­si Cev­her Ha­zır­la­ma Mü­hen­dis­li­ği Bö­lü­mü Nanoteknoloji ve uygulamaları, geleceğin di­ siplinlerarası teknolojisi ve üretimleri olarak parlarken, birçok endüstriyel sektörle kesişim sağlamaktadır. Bu alanın önemli paydaşlarından biri de madencilik sektörü ve özellikle ‘Cevher Hazırlama’ teknolojileridir. Zira teknoloji, ancak malzemelerin elverdiği ölçüde gelişebilir. İyi mal­ zeme seçimi, üretim maliyetlerinin ham madde maliyetlerini geçmediği ekonomik üretim imka­ nı, nanoteknoloji araştırmalarının ilk adımların­ dan biridir. Dünyada yaygın olarak tercih edilen, nanoteknoloji yaklaşımlardan biri malzemeyi kü­ çülterek nano boyuta getirmek, diğeri ise daha az kullanılan atomları kontrollü olarak dizerek nanomalzemeler geliştirmektir. Bahsedilen büyüklük, ortalama bir insan saçı genişliğinden 75.000 kat daha küçük bir ölçüyü ya da 10 hid­ rojen atomu uzunluğunu ifade eder. Bu boyutta, farklı fizik yasaları geçerli olup, atomik seviyede yer çekimi kuvvetinin öneminin azaldığı, van der Waals gibi zayıf kuvvetlerin öneminin arttığı nano dünyada; artık kolloidal davranımlar hü­ küm sürerek klasik DLVO teorisinden farklı ola­ rak, non-DLVO kuvvetlerinin etkisiyle malzeme

özellikleri değişiklik göstererek yeni malzeme davranışları meydana gelmektedir. Böylece, yü­ zey ve kolloid kimyasının öne çıktığı bu dünyada nanoteknolojiden yararlanılarak; daha fonksi­ yonel, daha hızlı, daha az yer kaplayan, daha az enerji sarfeden, daha mukavemetli, daha ucuz ve olağanüstü yeni özelliklerle daha değerli hale getirilmiş nihai ürün sağlamada ve yanısıra sü­ reçlerin geliştirilmesi mümkün olmaktadır. Bu kapsamda ilk akla gelen ürünler arasında na­ nokompozitler, su veya kiri tutmayan yüzeyler, kendi kendini tamir eden sistemler, kolay temiz­ lenen aynalar ve camlar, çizilmeye karşı parlak boyalar, nihayetinde gitgide daha verimli güneş panelleri, nanofiltreli klimalar, koku filtreli hijyen uygulamaları ve geliştirilmesi sayılabilir.

Sürdürülebilir Kalkınma İçin Kilit Sektör: Madencilik

Yeni teknoloji devriminde yer almak ve gelişen pazardan pay kapabilmek için ülkelerin birbirleri ile yarışmakta olduğu bu dönemde, yerli kaynak­ larla yola çıkarak, kendi öz kaynaklarımızı kullan­ maya odaklanan stratejik teknoloji alanlarına yönelme, uzun vadede geleceğin şekillendiril­ mesinde son derece belirgin bir rol oynayacak­ tır. Nanoteknoloji gibi özellikle dışa bağımlılığın önüne geçilmesi, öz kaynaklarımızdan azami ola­ rak yararlanmamız, ülkemize rekabet üstünlüğü sağlayabilecek teknolojilerde de yetkinleşmenin önünü açacaktır. Mikro dünyada kaliteli, zengin­ leştirilmiş, aranılan vasıflarda, talebi yüksek olan sarf malzemelerin ve bunların hammadde­ lerinin üretimi de ülkemiz için önemli stratejik konulardan biridir. Bu açıdan Cevher Hazırlama mühendislerine çok iş düşmekte olup, sürdürü­ lebilir kalkınma için kilit sektörlerden biri tekrar vurgulamak gerekirse, Madencilik sektörüdür. Ancak, 2000’li yılların başında hazırlanan, bi­ lim ve teknoloji yol haritasını belirleyen ‘Viz­ yon 2023 Strateji Belgesi’ ismi ile bilinen ‘2023 Türkiye Vizyonu ve Sosyoekonomik Hedefler’ doğrultusunda, sürdürülebilir gelişmeyi sağlık, enerji, kimya, tekstil, çevre alanlarında gözeten politikalarla; nanoteknoloji, malzeme teknoloji­ leri, doğal kaynaklar alanında, serbest, şeffaf ve istikrarlı piyasa koşulları içinde ulusal kaynak­ larına öncelik vererek, bu kaynakların istenen kaliteyle, güvenli ve ekonomik olarak üretiminde ileri teknolojileri geliştirme ve kullanma hedef­ lenmektedir. Doğrudan madencilik sektörünün ise maalesef bu vizyonun ögeleri arasında yer almaması talihsizlik olarak nitelendirilebilir. Bu

22

nedenle de madencilik sektörünü canlandıracak teşviklerin dışında, nanoteknolojik ürün geliştir­ meye yönelik vasıflara sahip, dış bağımlılığı azal­ tan, nitelikli ürünlerle yarışan, nitelikli hammad­ de, malzeme üretimine yönelik cevher hazırlama araştırmaları, ülkemizin öncelikli konuları arasın­ da olmadığından, önerilen potansiyel çalışma­ lar da maalesef destek bulamamaktadır. Öte yandan, dolaylı olarak tüm bu alanların sürdü­ rülebilir ulusal hammadde ihtiyacını karşılamak üzere, doğaldır ki, sektörün önemli bir ihtiyacını karşılamayı hedefleyen disiplinlerarası paydaşta Cevher Hazırlama mühendislerine önemli görev­ ler düşmektedir. 2004 yılında yayınlanan strate­ jik teknoloji alanları arasında doğal kaynaklar olarak, maalesef sadece gen kaynaklarından, bitkisel ve hayvansal kaynaklardan, yaban haya­ tından bahsedilmektedir. Bu önemli eksikliğin farkındalığıyla, doğal taş, mineral ve kömür zen­ ginliklerimizle, Cevher Hazırlama teknolojileri, odaklanılacak stratejik teknoloji alanları arasın­ da, uzun vadede geleceğin şekillendirilmesinde son derece belirgin bir rol oynayacaktır.

Nanoteknoloji ve Bor

Nitekim, Türkiye’de nanoteknolojiyle üretilen ürünlerin başında, bor madenleriyle en ileri na­ noteknolojiyi kullanarak elde ettiği uç ürünleri gelmektedir. Örneğin; bor alüminyum bileşimin­ den, çelikten daha sağlam hafif zırh üretimi, yanı sıra yakıt katkısı olarak bor kullanımı sayılabilir. Borun yakıt olarak dünyada genel kullanıma girmesiyle, küresel kirlenme ve ısınma azalaca­ ğı gibi, petrole olan gereksinim de azalacaktır. Stratejik maden olarak ilan edilen bor cevheri, nano teknolojiyle işlenip 0.70 nm boyutuna indi­ rildikten sonra, sentetik bazlı özel yağlayıcılar sa­ yesinde, tüm mineral ve sentetik yağ molekülleri arasına homojen şekilde dağıtılmaktadır. Motor aşınmasını önleyici ve mükemmel korumayı sağ­ layan bu nanoyapılar, nanoteknoloji firmaları sayesinde günümüzde %100 Türk sermayesiyle ve teknolojisiyle üretilebilmiştir. Benzer olarak ülkemizdeki nanoteknoloji firmaları arasında doğrudan nanoelmas, gümüş ilaveli zeolit nano­ parçacıklar üretimi yapan firmalar yer almakta­ dır. Bu kapsamda zeolit madeni nano teknoloji ile işlenerek kâğıt hammaddesi olan selülozla birleştirildiğinde ise dünyanın en kaliteli, kulla­ nışlı, beyaz ve dayanıklı, kolay kesilebilen ve mü­ rekkebi daha az dağıtan kağıt üretmek mümkün olmaktadır. Klinoptilolit, 10 mikrona kadar öğü­ tüldüğünde, aşındırma endeksi %3’ten az, par­

Birgül Benli - Fatma Arslan

Günümüzde üretilen ve en çok kabul gören yapı malzemelerinden olan çimento ve hazır betonda; nanoparçacıklar ile yüzey iyileştirme, antimikrobiyal özellik kazandırma, ışık geçiren, kendini temizleyen, kendi kendini onaran beton gibi yeni ürünler nano-silika, nanofiberler ve karbon nanotüpler sayesinde sağlanmıştır. laklığı 80 civarında bir malzeme özelliği kazanır ki, %28 zeolit tozu katılmış bir karışımdan, klasik kâğıda göre çok daha hafif kağıt üretimi müm­ kündür. Tekstil sektöründe de, sentetik elyafın bu maden ile işlenmesiyle üretilen elyaf lifleri ile çok kaliteli kumaş üretimleri ortaya çıkmıştır. Bu sentetik kumaşlar, insan üzerindeki radyoaktive­ yi ve terleme esnasında üreyi absorbe edecek özelliğe sahiptir. Kozmetikte nanoteknoloji, günlerce etkisini kay­ betmeyen kremlerden, kil tabanlı yüz maskele­ rine, revitaliftler, derma genesis montmorillonit tipi killer kullanılırken SiO2 veTiO2 nanopartikül ilaveli güneş kremleri, bunların hepsi aslında nanoteknolojik ürünlerdir. Öte yandan, en bili­ nen nanopartikül örneği altın, normal halinde

dünyadaki hiçbir maddeyle etkileşime girme­ diği halde; moleküler düzeyde, nanopartiküller halindeki altın her şeyle etkileşime giren bir yapı kazanır. Şekil 1’ de görüldüğü gibi na­ noboyutta tane şekli ve tane boyutu ile birlikte madde, farklı bir kimliğe bürüne­ bilmektedir. Ayrıca, günümüzde üretilen en çok kabul gören yapı malzemelerinden olan çimento ve hazır betonda; nanopar­ çacıklar ile yüzey iyileştirme, antimikrobi­ yal özellik kazandırma, ışık geçiren, kendini temizleyen, kendi kendini onaran beton gibi yeni ürünler nano-silika, nanofiberler ve karbonnanotüpler sayesinde sağlanmıştır. Ge­ çiş elementleri (Pt, Pd, Ti, V,...) ile işlevleştirilen nanotüpler ve moleküler boşluklara çok yüksek kapasitede hidrojen depolanabilmesi, verimli yakıt hücreleri ve katalizörlerin tasarımında kul­ lanılması düşünülmektedir. Bunların arasında; ülkemizin doğal kaynakların­ dan katma değeri yüksek ürünler üretebilme potansiyeline sahip olması, alternatif hammad­ deleri, örneğin; katalizörleri kimyasal tepkime­ leri daha düşük sıcaklıkta gerçekleştirebilen, do­ layısıyla enerji tasarrufu sağlayan; ürün seçiciliği daha yüksek olan, dolayısıyla ayırma işlemlerin­ den tasarruf ederek hammadde, enerji ve süreç ekonomisini aynı zamanda iyileştiren; zararlı yan ürünleri en aza indirgeyen ya da atık giderme aşamasında kullanılarak çevre kirliliğini süreç içinde çözümleyen katalizörler geliştirilmeye ça­ lışılmaktadır. Bu, çevreyi koruyarak bilimsel ge­ lişmeleri teknolojiye, üretime ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürme yolunda önemli ilk adımdır. Nihayetinde katma değeri yüksek, ye­ nilikçi, rekabetçi ve ileri teknolojiler içeren ürün geliştirilmesi ve üretimini temiz üretim tekno­

Şekil 1. Ortaçağ vitraylarındaki nanoteknoloji (http://www.freerepublic.com/focus/f-news/1348391/posts)

23

lojileriyle yapan yenilikçi süreç ve ürün teknolojileri yarata­ rak soda gibi U(VI), Cu(II), Au(I) madenciliği için yerinde üretimle sağlanmaktadır. Bu örnekte olduğu gibi, doğal kaynaklarından katma değeri yüksek ürünler üretebilme potansiyeline sahip olan ülkemizde; bakır, manganez, lityum, titan­ yum, tungsten, kobalt, nikel, krom, platin grubu metaller (platin, paladyum, rutenyum) ve nadir toprak elementlerin ayrıştırılmasına yönelik ça­ lışmaların merkezinde, gelecekteki nanotekno­ lojik uygulamaların ürüne taşınmasında Cevher Hazırlama Mühendisleri kritik rol oynayacaktır.

Nanoteknoloji

Doç. Dr. Orhan Yalçın: Dünya İle Rekabet Edebilecek Bilim İnsanlarımız Var

Türkiye Nanoteknoloji Devrimini Kaçırmamalı “Bugün bir fizikçinin tomogrofi ve görüntülemede, kimyacının nanoparçacıklar ve nanotüplerde, tıpçıların nanoparçacıkların kullanımında ve malzeme bilimcilerin nanoçubuklarda uzman olması şaşılacak durum değildir. İnsan hücreleri için demir oksit manyetik parçacıkları, standartları belirleyebilecek bir biyomedikal-biyokimyasal konumda durmaktadır. Bu ve sayamadığımız çok sayıda nanoteknolojik cihazların, günlük hayata girmesi kaçınılmaz olduğu için Türkiye de bu gelişmeden kaçamaz, kaçmamalıdır...” Manyetik nano yapılar alanında çalışmalarını sürdüren Niğde Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Yalçın, sürdürülebilir ve kalıcı kalkınma için nanoteknolojinin önemine dikkat çekiyor... Doç. Dr. Orhan Yalçın Niğde Üniversitesi

Na­no­tek­no­lo­ji ne­dir?

Na­no­tek­no­lo­ji, na­no ve tek­no­lo­ji ke­li­me­le­ri­nin bir­le­şi­mi­ni içe­ren te­mel bi­lim­le­rin dün­ya­ya ka­ zan­dır­dı­ğı bir te­rim­dir. Na­no, Yu­nan­ca kö­ken­li bir ke­li­me olup çok kü­çük olan cü­ce an­la­mı­na ge­lir. Na­no-met­re (nm), met­re­nin mil­yar­da bi­ ri­dir. Di­ğer bir ifa­dey­le, 1nm se­kiz ok­si­jen ato­ mu bü­yük­lü­ğü­ne ve saç kı­lı­nın sek­sen­de bi­ri­ne eşde­ğer­dir. Na­no­tek­no­lo­ji, met­re­nin mil­yar­da bi­ri öl­çe­ğin­de ya­pı­lan tek­no­lo­ji ça­lışma­la­rı­na ve­ri­len isim­dir. Na­no­tek­no­lo­ji, ay­nı za­man­da na­no öl­çek­li (na­no-si­ze) bü­yük­lük­ler­de atom ve mo­le­kül kü­me­le­rin­den oluşmuş top­lu­luk­lar ile uğ­ra­şan di­sip­lin­ler ara­sı bir ça­lışma ala­nı­dır. Na­no­tek­no­lo­ji; fi­zik, kim­ya, bi­yo­lo­ji, ma­te­ma­tik, bil­gi tek­no­lo­ji­le­ri, bü­tün mü­hen­dis­lik alan­la­rı ve tıp ile iç-içe geç­miş di­sip­lin­ler ara­sı bir ça­lışma or­ta­mı sun­mak­ta­dır. Gün­lük kul­la­nım­da ne gi­bi ko­lay­lık­lar ge­ti­ri­ yor? Gün­lük ha­yat­ta kul­la­nı­la­cak ci­haz­la­rın ha­fif, çok fonk­si­yon­lu, da­ya­nık­lı ol­ ma­sı, çok sa­yı­da bil­gi de­po­la­ma özel­li­ği ve ben­zer özel­lik­le­rin­ den do­la­yı na­no öl­çek­li ci­haz­ lar hız­la gün­lük ha­ya­ta gir­me­ye başla­mıştır. Na­no­tek­no­lo­ji ve bu öl­çek­te üre­ti­le­cek di­ğer ye­ni ci­haz ve ürün­ler, kı­sa­ca ha­ ya­tın ko­lay­laştı­rıl­ma­sı için en ola­sı fır­sat­la­rı sun­mak­ta­dır. Na­ no­tek­no­lo­ji ça­ lışma­l a­r ıy­l a cep te­le­fo­ nu, sa­

at, kol bil­gi­sa­yar­la­rı, ev­rak çan­ta­sı, kab­lo­suz ses ve gö­rün­tü ci­haz­la­rı tek bir alet ola­cak. Ye­mek son­ra­sı kirlenmeyen ça­tal ve ka­şık­lar, ıs­lan­ma­ yan ve buruşmayan el­bi­se­ler ar­tık gün­lük ha­ya­ta gir­miştir. Has­ta­lık­la­rın te­da­vi­sin­de ne­re­de ve­ya na­sıl kul­la­nı­lı­yor? Na­no­tek­no­lo­jik ci­haz­lar­dan na­no­ro­bot­lar, vü­ cu­dun is­te­ni­len yer­le­rin­de hüc­re se­vi­ye­sin­de ona­rım ya­pıp has­ta­lık­la­rın teşhis ve te­da­vi­sin­de dur­ma­dan ça­lı­şa­rak, ai­le he­kim­le­ri­nin na­no­bil­ gi­sa­yar­la­rı ile ile­ti­şim içe­ri­sin­de, in­sa­nın ha­be­ri ol­ma­dan bi­yo­lo­jik ve far­ma­ko­lo­jik so­run­lar gi­de­ ril­miş ola­cak. Kan­ser gi­bi ağır has­ta­lık­la­rın teşhis ve te­da­vi­sin­de kul­la­nı­la­cak olan ye­ni ne­sil na­no­ tek­no­lo­jik alet­ler üze­rin­de de ça­lışma­lar de­vam et­mek­te­dir. Bu­gün bir fi­zik­çi­nin to­mogro­fi ve gö­rün­tü­le­me­de, kim­ya­cı­nın na­no­par­ça­cık­lar ve na­no­tüp­ler­de, tıp­çı­la­rın na­no­par­ça­cık­la­rın kul­la­ nı­mın­da ve mal­ze­me bi­lim­ci­le­rin na­no­çu­buk­lar­ da uz­man ol­ma­sı şa­şı­la­cak du­rum de­ğil­dir. İn­san hüc­re­le­ri için de­mir ok­sit man­ye­tik par­ça­cık­la­rı, stan­dart­la­rı be­lir­le­ye­bi­le­cek bir bi­yo­me­di­kal-bi­ yo­kim­ya­sal ko­num­da dur­mak­ta­dır. Bu ve sa­ya­ ma­dı­ğı­mız çok sa­yı­da na­no­tek­no­lo­jik ci­haz­ la­rın, gün­lük ha­ya­ta gir­me­si ka­çı­nıl­maz ol­du­ğu için Tür­ki­ye de bu ge­lişme­den ka­ça­maz, kaç­ma­ma­lı­dır.

NA­NO­RO­BOT­LAR GE­LİYOR

Tür­ki­ye’nin na­no­tek­no­lo­ ji­de gel­di­ği nok­ta ne­dir, bu alan­da şu ana kadar ne­ler yap­tık? Na­no­tek­no­lo­ji ala­nı Tür­ ki­ye’nin, Fran­sız ih­ti­la­li ve sa­na­yi dev­ri­min­den son­ra ka­çır­ma lük­sü ol­ma­ yan son şans tre­ni ola­rak dur­mak­ta­dır. Tür­ki­ye, ha­ re­ket ha­lin­de olan bu na­no­tek­no­lo­ji tre­ni­ne ge­cik­me­li de ol­sa bir adı­mı­nı at­mış, di­ğer adı­mı ise ze­min­de dur­ mak­tadır; gay­ret edip bu tre­ne bi­ne­bi­lir­se, sür­ dü­rü­le­bi­lir ka­lı­cı kal­kın­ma­ yı sağ­lar ve 2023’ten son­ra

24

ge­lişmiş ilk 10 ül­ke ara­sın­da yer ala­bi­lir. Şu an­da ça­lışma­lar ne dü­zey­de­dir, bu çalışmalar sa­de­ce aka­de­mis­yen­ler­ce mi yü­rü­tü­lü­yor? Tür­ki­ye’de na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da­ki ça­lışma­lar öz­ve­ri­li aka­de­mis­yen­ler­ce yü­rü­tül­mek­te­dir. Şu­ nu açık­ça söy­le­mek ye­rin­de olur; bi­rey­sel gay­ret­ le­riy­le bu alan­da ça­lışma­lar ya­pan çok kıy­met­li aka­de­mis­yen­ler ve el­le­ri öpü­le­si ho­ca­la­rı­mız var­dır. Bun­lar dün­ya ile re­ka­bet ede­bil­mek­te­ dir­ler. An­cak, bun­la­rın sa­yı­sı az olup ye­te­ri ka­dar say­gın­lık gö­re­me­dik­le­ri gi­bi sta­tü­ko, ali-cen­giz oyun­la­rı ve bürok­ra­tik en­gel­le­rin dişli­le­ri ara­ sın­da, bu alan­da ha­yat­ta kal­ma mü­ca­de­le­si ver­ mek­te­dir­ler. Özel üni­ver­si­te­ler­de bu alan­da ça­lı­ şan ho­ca­la­rı­mız nis­pe­ten da­ha şans­lı­lar. Dev­let üni­ver­si­te­le­rin­de na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da ça­lı­şan aka­de­mis­yen­ler çok da­ha faz­la en­gel­ler­le kar­şı­ laşmak­ta­dır­lar. Bu alan­da bi­lim­sel ma­ka­le sa­yı­sı ba­kı­mın­dan ne du­rum­da­yız? Tür­ki­ye SCI ala­nın­da dün­ya ile re­ka­bet ede­bi­le­ cek se­vi­ye­de bi­lim­sel ma­ka­le yap­mak­ta­dır. An­ cak bu ma­ka­le sa­yı­sı dün­ya sı­ra­la­ma­sı­na ko­nul­ du­ğun­da hiç iç açı­cı du­rum­da de­ği­liz. Bu alan­da ça­lı­şa­cak çok sa­yı­da araştır­ma­cı­ya ih­ti­yaç var. Araştır­ma­cı­lar ço­ğal­dık­ça ma­ka­le sa­yı­sı ar­tar ve pa­tent ça­lışma­la­rı da hız ka­za­nır. Şu an iti­ba­riy­le çok da­ha faz­la ça­lışma­ya ve bu sa­ha­yı ge­nişlet­ me­ye ih­ti­ya­cı­mız var. Böy­le bir alan Tür­ki­ye’yi 2023 son­ra­sı­na çok ra­hat ta­şı­ya­bi­le­cek­ken, çok faz­la vur­dum­duy­maz dav­ra­nıl­mak­ta­dır. Bu alan­da ne­re­dey­se bü­tün iş aka­de­mis­yen­le­rin omuzun­da­dır. Diğer ülkelerde durum böyle de­ ğildir. Na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­jiy­le il­gi­li el­le tu­tu­lur bir dev­let po­li­ti­ka­mız yok­tur. Bu­nun ha­ ri­cin­de, üni­ver­si­te-sa­na­yi işbir­li­ği ile tam bir akıl bir­li­ği­ne va­rıl­dı­ğı da söy­le­ne­mez. Bu­na rağ­men sa­yı­la­rı çok az da ol­sa, son yıl­lar­da tek­no­lo­jik ci­ haz­lar ya­pıl­ma­ya başlan­dı.

GÖZ­LE GÖ­RÜN­ME­YEN RO­BOT­LAR HA­YA­TI­MI­ZA GİRİYOR

Han­gi alan­lar­da na­no da­ha ca­zip, teks­til mi da­ha ön­de? Teks­til ürün­le­rin­de na­no öl­çek­li ürün­ler gün­lük ha­ya­ta gir­miş du­rum­da­dır. An­cak unu­tul­ma­ma­lı­ dır ki, na­no bü­yük­lük­ten zi­ya­de mik­ro bo­yut­lar­ da da teks­til ürün­le­ri ya­pıl­mak­ta­dır. Tam ola­rak na­no öl­çek­li teks­til ürün­le­ri­nin ha­ya­ta gir­me­si bi­raz da­ha za­man ala­bi­lir. Çün­kü na­no­tek­no­lo­ji­

Orhan Yalçın

Tür­ki­ye, ha­re­ket ha­lin­de olan bu na­no­tek­no­lo­ji tre­ni­ne ge­cik­me­li de ol­sa bir adı­mı­nı at­mış, di­ğer adı­mı ise ze­min­de dur­mak­tadır; gay­ret edip bu tre­ne bi­ne­bi­lir­se, sür­dü­rü­le­bi­lir ka­lı­cı kal­kın­ma­yı sağ­lar ve 2023’ten son­ra ge­lişmiş ilk 10 ül­ke ara­sın­da yer ala­bi­lir. nin ak­tif ol­du­ğu öl­çü ara­lı­ğı 0-100 nm’dir. Oy­sa gü­nü­müz­de, 500 nm as­lın­da 0.5 mik­ron olup bu öl­çek­te ya­pı­lan ürün­ler de na­no bü­yük­lük­te­ki ürün­müş gi­bi su­nul­mak­ta­dır. Ül­ke­miz­de ilk ta­nı­ şı­lan ürü­nü te­mel alıp o ürü­nün el­de edil­me­si­ni sağ­la­yan tek­no­lo­ji­ye de bu göz­le ba­kı­yo­ruz. Na­ no öl­çek­li teks­til ürün­le­ri için de ay­nı du­rum söz ko­nu­su­dur. Gü­nü­müz­de na­no­tek­no­lo­ji de­yin­ce sa­de­ce teks­til ala­nı al­gı­la­nı­yor san­ki? Na­no­tek­no­lo­ji sa­de­ce teks­til ürün­le­rin­den iba­ ret sa­nıl­mak­ta­dır. Oy­sa çok faz­la teks­til ti­ca­re­ tiy­le bir tek F16 uça­ğı alı­na­bi­lir. Na­no­tek­no­lo­jik ürün­ler­den cep te­le­fo­nu, bil­gi­sa­yar, ra­dar­lar, me­di­kal ci­haz­lar, as­ke­ri alan­lar­da­ki ci­haz­lar ve ki­şi­ye özel ta­sa­rım­lar teks­til ürün­le­rin­den çok ön­de git­mek­te­dir. Özel­lik­le ABD’nin kul­lan­dı­ğı ra­da­ra ya­ka­lan­ma­yan uçak­la­rın üze­ri ve bü­yük ge­mi­le­rin suy­la te­mas et ­ti k­le­ri yer­ler na­no-tek­ no­lo­jik yü­zey ürün­le­riy­le kap­lan­mak­ta­dır. Bu ve ben­ze­ri du­rum­lar teks­til­den çok da­ha önem­li­dir. Bu ör­nek­ler ço­ğal­tı­la­bi­lir. Bu ko­nu­da siz­ce ya­pıl­ma­sı ge­re­ken­ler ne­ler­dir, na­sıl bir hü­kü­met po­li­ti­ka­sı ol­ma­lı ki, na­no­tek­ no­lo­ji yay­gın­laşsın? Bü­tün tek­no­lo­jik ça­lışma­lar te­mel bi­lim­le­re da­ ya­nır. Özel­lik­le ge­lişmiş ül­ke­ler, araştır­ma mer­ kez­le­rin­de çok sa­yı­da araştır­ma­cı­la­rı bir ça­tı al­tın­da top­la­yıp, ko­or­di­ne­li ça­lışma­lar yi­ne te­ mel bi­lim­ler ça­lı­şan­la­rın­ca ger­çek­leşti­ri­lip, mü­ hen­dis­lik alan­la­rıy­la tek­no­lo­ji­ye ak­ta­rı­mı ger­ çek­leşti­ril­mek­te­dir. Bu araştır­ma mer­kez­le­rin­de 5000 ile 10000 ara­sın­da araştır­ma­cı ça­lışmak­ta­ dır. Bu du­rum ül­ke­miz­de ta­ma­men üni­ver­si­te­ler tarafından ger­çek­leşti­ril­mek­te­dir. An­cak bun­la­ rın ni­te­li­ği ve sa­yı­sı son de­re­ce kı­sıt­lı­dır. Özel­lik­le İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si, Sa­ban­cı Üni­ver­si­te­si, Geb­ze Yük­sek Tek­no­lo­ji Ens­ti­tü­sü, Or­ta­do­ğu Tek­nik Üni­ver­si­te­si, Ye­di­te­pe Üni­ver­ si­te­si, Koç Üni­ver­si­te­si ve Bil­kent Üni­ver­si­te­si na­no­tek­no­lo­ji­nin yay­gın­laşma­sı için lo­ko­mo­tif gö­re­vi üst­len­mişler­dir. Bun­lar ara­sın­da özel­lik­le va­kıf üni­ver­si­te­le­ri da­ha ak­tif rol oy­na­mak­ta­dır­ lar. Dev­let üni­ver­si­te­le­rin­de bu alan­da­ki çalışma­ ların bütün yükünü akademisyenler üstlenmiş olmalarına rağmen, ida­ri, dev­let po­li­ti­ka­sı ve is­te­dik­le­ri ele­man­larla çalışamama gi­bi çok sa­

Islanmayan elbisleler yı­da prob­lem­le kar­şı kar­şı­ya­dır­lar. Ma­ri­fet il­ti­fa­ ta ta­bi­dir ge­re­ğin­ce, dev­let üni­ver­si­te­le­rin­de bu tür ça­lışma­lar ya­pan aka­de­mis­yen­ler ge­re­ken il­ti­fa­tı gö­re­me­mek­te­dir­ler. Na­no­tek­no­lo­ji­nin yay­gın­laşma­sı için ne­ler ya­ pıl­ma­sı ge­re­ki­yor? Na­no­tek­no­lo­ji­nin yay­gın­laşma­sı ve iler­le­ye­ bil­me­si için üç te­mel işle­vin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si ge­re­kir. İlk ola­rak ola­rak, ül­ke­miz­de bu alan­da ya­pı­lan araştır­ma mer­kez­le­ri­nin ge­lişmiş ül­ke­ ler­de­ki ka­dar do­na­nım­lı ol­ma­ları gerekir. İkin­cisi, bu mer­kez­ler­de ça­lı­şa­cak ele­man­lar ke­sin­lik­le ka­li­fi­ye ele­man ol­ma­lı ve dev­let po­li­ti­ka­sı ola­ rak des­tek­len­me­li­dir. Son ola­rak, bu alan­da­ki araştır­ma­cı­lar hü­kü­met ta­ra­fın­dan des­tek­len­ me­li­dir. Bun­lar, burs ve dok­to­ra sü­re­sin­ce gö­rev al­ma gi­bi. Bu ala­na ya­pı­lan ya­tı­rım he­men so­nuç ver­mez, uzun so­luk­lu gay­ret­ler so­nu­cun­da ne­ti­ce ve­rir. Ma­ale­sef Ana­do­lu’da ba­zı üni­ver­si­te­ler­de na­no­ tek­no­lo­ji araştır­ma mer­kez­le­ri­nin ba­şı­na sırf ide­ olo­jik, bir gru­ba men­sup ve­ya kad­ro­laşma adı­na bu alan­da hiç de­ney­sel tec­rü­be­si ol­ma­yan, üre­ tim yap­ma­mış kişiler yetkili olarak ata­na­bil­mek­ te­dir. Bu du­rum­lar­dan şid­det­le ka­çı­nıl­ma­lı­dır. Ay­rı­ca Bi­lim Sa­na­yi ve Tek­no­lo­ji Ba­kan­lı­ğı, YÖK, TÜ­BİTAK ve Üni­ver­si­te­ler, bu alan­lar­da yük­sek li­ sans ve dok­to­ra öğ­re­ni­mi­ne de­vam eden öğ­ren­ ci­le­ri özel kon­ten­jan­la des­tek­le­me­li­dir. Ak­si du­

rum­da, bu tür mer­kez­ler­de bi­rey­sel ça­lışma­la­rın dı­şın­da, ül­ke eko­no­mi­si­ne ve sa­na­yi­ye kat­kı sağ­ la­ya­bi­le­cek ça­lışma­lar ya­pı­la­maz. İla­ve­ten te­mel bi­lim­ler (fi­zik, kim­ya, bi­yo­lo­ji, vb), bu işi iv­me­len­ di­re­cek ve sü­rük­le­ye­cek ol­duk­la­rın­dan, sa­na­yi­ci ve dev­le­tin bu alan­lar­da is­tih­dam sağ­la­ma­sı ka­ çı­nıl­maz­dır. Ne ga­rip­tir ki, ül­ke­miz­de na­no­tek­no­ lo­ji­nin te­mel da­ya­nak­la­rı olan fi­zik, kim­ya ve bi­ yo­lo­ji gi­bi te­mel alan­lar bi­ti­ril­miştir. Bu­nun acı­sı 10-15 yıl son­ra çı­kar. La­bo­ra­tu­ar­lar­da ça­lı­şa­cak, bi­lim üre­te­cek ele­man bu­la­ma­ya­ca­ğız. Fir­ma­la­ra dü­şen gö­rev­ler de var sanırım. Bunlar nelerdir? Ke­sin­lik­le var. Ge­lişmiş ül­ke­ler ya­tı­rım­la­rı­nı son tek­no­lo­ji­le­re ve bun­la­ra da­ya­lı alan­la­ra ya­par­ ken, biz­de­ki sa­na­yi ge­nel­de teks­til, mo­bil­ya, be­yaz eşya ve oto­mo­tiv gi­bi ge­lişme ev­re­si­ni ta­ mam­la­mış sek­tör­le­re da­yan­mak­ta­dır. Çün­kü en kı­sa yol­dan ka­zanç el­de et­me yo­lu­na git­mek­te­ dir­ler. Bu da do­ğal­dır. Ül­ke ola­rak ne­re­ler il­ti­fat gö­rü­yor, kı­sa yol­dan ka­zanç na­sıl el­de edi­li­yor­sa in­sa­nı­mız­ da bu yo­lu ter­cih edi­yor. An­cak bü­yük re­sim­den bak­tı­ğı­mız­da ül­ke kay­be­der. Bu ne­den­ le tek­no­lo­jik ya­tı­rım­lar uzun so­luk­lu, çok ka­zanç ge­ti­ren, sa­bır ve tec­rü­be is­te­yen bir iştir. Üni­ver­ si­te-sa­na­yi işbir­li­ği­ni doğ­ru yü­rüt­mek ge­rek­mek­ te­dir. Bu, doğ­ru, ayak­la­rı ye­re ba­sar bir ile­ti­şim­le sağ­la­na­bi­lir. Sa­na­yi­ci, üni­ver­si­te­nin na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da­ki ça­lışma­la­rı­na ya­tı­rım yap­ma­ya inan­dı­rıl­malı, işin uzun va­de­li olduğu ve ba­şa­rıl­ma­sı du­ru­mun­da şim­di­ki du­ru­mun­dan çok da­ha faz­la ka­zanç­lı çı­ kacağı ve dün­ya ile çok ra­hat re­ka­bet ede­bi­le­ce­ ği dik­kat­li­ce açık­lan­ma­lı­dır. Ay­rı­ca bu­nu ya­pa­bil­mek için özel­lik­le bu alan­da ya­tı­rım ya­pa­cak sa­na­yi­ci­le­rin, araştır­ma mer­ kez­le­ri ça­tı­sı altında dok­to­ra ya­pan öğ­ren­ci­le­ri des­tek­le­me­le­ri sağ­lan­ma­lı­dır. Dok­to­ra öğ­ren­ci­ le­ri, va­kit­le­ri­nin bir kıs­mı­nı sa­na­yi­de bir kıs­mı­nı araştır­ma mer­kez­le­rin­de ge­çir­me­li­dir. Böy­le­ce hem üni­ver­si­te­nin işi gö­rül­müş hem de sa­na­yi­ci ka­li­fi­ye ele­man ka­zan­mış olur. Tek­no­lo­ji trans­ fe­riy­le kı­sa va­de­de sa­de­ce sa­na­yi­ci ka­za­nır­ken,

Yapay retina

25

Nanoteknoloji

Nanobilim ve nanoteknolojiye yapılan yatırım ülke ve gençliğimize yapılan yatırım olacaktır. MEB, YÖK ve politikacılar, temel bilimleri ayağa kaldırmalıdırlar. Bireysel akademik özgürlük olmadan, bağımsız ve özgürce bilim yapılamaz. Bu yüzden özgürlükçü YÖK yasası tek başına yeterli değildir. Özgür akademisyenlere de ihtiyaç vardır. uzun va­de­de hem ken­di­le­ri da­ha faz­la ka­za­ na­cak hem de ül­ke ka­za­na­cak­tır. Sa­na­yi­ci­ye bu uzun va­de­nin uf­ku gös­te­ril­me­li­dir. Şu anda hangi üniversitelerimiz bu alanda çalışma yapıyor? Na­no­bi­lim ve na­no­tek­no­lo­ji ala­nın­da ça­lışma­la­ rıy­la öne çı­kan üni­ver­si­te­le­ri­miz şun­lar­dır. Geb­ze Yük­sek Tek­no­lo­ji Ens­ti­tü­sü; man­ye­tik re­zo­nans, spin­tro­nik, ne­ga­tif kı­rıl­ma in­di­si ve nük­le­er ku­ ad­ro­pol re­zo­nans (NQR) tek­ni­ği ile can­lı bom­ba de­dek­tö­rü ko­nu­la­rın­da öne çık­mak­ta­dır. İnö­nü Üni­ver­si­te­si; man­ye­tik sis­tem­ler, özel­lik­le na­no­ par­ça­cık­lar ve na­no­tel­ler üze­rin­de ba­şa­rı gös­ter­ miştir. Sa­ban­cı Üni­ver­si­te­si; gra­fen, elek­tro­nik, me­kat­ro­nik, mal­ze­me, kim­ya ve bi­yo­lo­ji gi­bi

alan­lar­da ön­cü du­ru­mun­da­dır. Ye­di­te­pe Üni­ ver­si­te­si; mal­ze­me ve bi­yo­tek­no­lo­ji ala­nın­da dün­ya ile re­ka­bet et­mek­te­dir. Bil­kent Üni­ver­ si­te­si; yü­zey kap­la­ma, bo­ya, hid­ro­jen eko­no­ mi­si, spin­tro­nik ve fi­ber gi­bi ko­nu­lar­da ba­şa­ rı­lı­dır. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si; mal­ze­me, ma­ki­ne, teks­til, ve çev­re gi­bi alan­lar­da göğ­sü­ mü­zü ka­bart­mak­ta­dır. İz­mir Yük­sek Tek­no­lo­ji Ens­ti­tü­sü; ta­ba­ka­lı na­no­kil­le­rin ila­ve edil­di­ği las­tik po­li­mer­ler, bu ya­pı­la­rın na­no­kom­ po­sit mal­ze­me­ler ola­rak ge­lişti­ril­me­si gi­bi ko­nu­lar­da; Ak­de­niz Üni­ver­si­te­si ise, özel­lik­le an­ti­bak­te­ri­yel kap­la­ ma­lar ko­nu­la­rın­da uz­man­laşmış du­rumdadır. Türkiye’nin na­no­tek­no­ lo­ji­den ka­zan­cı sizce ne ola­cak? Bir ra­kam­sal bil­gi ve­re­bi­lir mi­yiz? Doğ­ru bir ya­tı­rım­la ül­ke ke­sin­lik­le ka­za­nır. Hiç­ bir na­no­tek­no­lo­ji üre­ti­mi yap­ma­dan, bu mer­kez­le­rin ba­şı­na sırf kad­ro­laşmak için ken­di ren­gin­de olan­la­rı al­ma han­di­ka­bı­nı aşmadan, ya­tı­rım­la­rı dün­ya ile re­ka­bet ede­bi­lir dü­zey­de yap­ma­dan, bu alanda ya­rı­şa­ma­yız. Bu olum­suz şart­lar olum­lu­ya dö­nüştü­rü­lür­se, sı­ra­sıy­la şun­la­rı çok ra­hat söy­le­ye­bi­li­riz: Bi­ lim açı­sın­dan dün­ya ile re­ka­bet eder­ken, Do­ğu ve Ba­tı ara­sın­da köp­rü gö­re­vi gö­rü­ rüz. En az 20-25 ül­ke­nin (özel­lik­le kom­şu ve ta­ri­hi geç­mi­şi­miz olan ül­ke­ler­le) li­san­süs­tü öğ­re­nim üs­sü olu­ruz. İs­tik­rar­lı bi­lim­sel ça­ lışma, pa­tent ve tek­no­lo­jik ürün el­de edil­dik­ çe bu ül­kelerin sa­yı­la­rı da­ha da ar­tar. Ka­pan­ mış olan fi­zik, kim­ya ve bi­yo­lo­ji bö­lüm­le­ri,

26

olum­ suz du­rum­ dan olum­lu­ya dö­ner ve eko­no­mi­ye can ve­rir. 2023 yı­lı­na ka­dar, ül­ke­nin eko­no­mik ola­rak lo­ko­mo­ti­fi gö­rü­len TO­Kİ ve ya­ban­cı ya­tı­rım­la­rın ye­ri­ni, hem doğ­ru hem de sür­dü­rü­le­bi­lir ka­lı­cı eko­no­mik bü­yü­me almış olur. Be­yin gö­çü­nün önü­ne ge­çil­di­ği gi­bi, yurt dı­şın­da bu­lu­nan va­tan­daşla­rı­mı­zın da ül­ke­ye dönecekle­ ri aşi­kar­dır. Na­no­tek­no­lo­ji ol­ma­dı­ğı için sa­nı­rım ba­zı ka­ yıp­la­rı­mız da var de­ğil mi? Bi­raz da bun­lar­dan bah­se­de­bi­lir mi­yiz? Tek­no­lo­ji­de, kü­çük sis­tem­le­re inil­dik­çe zah­met ve emek ar­tar. İşler da­ha kar­ma­şık ha­le ge­lir. An­ cak el­de edi­len ürün­ler çok fonk­si­yon­lu ola­ca­ğı için ge­ti­ri­si da­ha faz­la olur. Tür­ki­ye’nin top­lam 169 üni­ver­si­te­si var ve yak­la­şık 75 mil­yon nü­fu­sa sa­hip. Fran­sa’nın 225 üni­ver­si­te­si var. Bu kar­şı­ laştır­ma­ya gö­re Tür­ki­ye’nin 200 üni­ver­si­te­sinin ol­ma­sı ge­re­kir. Burada, “Son yıl­lar­da ku­ru­lan üni­ver­si­te­le­rin ha­li or­ta­day­ken, ne 200 üni­ver­si­te­si?” sorusu akıl­ la­ra ge­li­yor. Bu­ra­da su­çu her­kes ken­din­de ara­ ma­lı­dır. Özel­lik­le dev­let üni­ver­si­te­le­ri­ne ele­man alı­nırken, işin eh­li olup ol­ma­dı­ğı hiç sor­gu­lan­ma­ dı. Bu du­ru­ma ken­di­miz gel­dik. Üni­ver­si­te­yi ku­ ran­lar bu ha­le ge­tir­me­di. Na­no­tek­no­lo­jik ürün­ ler ol­ma­dı­ğı için son de­re­ce han­tal, ma­li­yet­li ve bü­yük yer işgal eden tek­no­lo­ji­ler­le uğ­raşmak du­ru­mun­da­yız. Hiç­bir ül­ke, mo­dern ve son tek­

Orhan Yalçın

no­lo­ji­le­ri­ni fark­lı bir ül­ke­de kur­mu­yor. ABD’nin bu an­lam­da hiç­bir tek­no­lo­ji­si fark­lı bir ül­ke­de de­ğil­dir. Ge­lişme­si­ni ta­mam­la­mış tek­no­lo­ji­ler fark­lı ül­ke­le­re transfer edilmektedir. Ma­li­yet ko­ nu­sun­da Tür­ki­ye, ter­si­ne mü­hen­dis­li­ği iyi ça­lıştı­ ra­bi­lir, ül­ke­miz­de üre­tim ya­pan aka­de­mis­yen­le­ri des­tek­ler ve bü­rok­ra­tik işler­le meşgul et­mez­sek bu işler ko­lay­ca çö­zü­lür. An­cak kah­ro­la­sı ka­lıp­la­rı bir tür­lü kı­ra­mı­yo­ruz. Ko­nu ile il­gi­li ola­rak, ne­le­re dik­kat çek­mek is­ter­si­niz? Her ne olur­sa ol­sun, her za­man mer­kez­de in­ san ol­ma­lı­dır. Bi­rey­sel aka­de­mik öz­gür­lü­ğe hiç bir şe­kil­de sı­nır kon­ma­ma­lı­dır. Aka­de­mis­yen­le­ri kon­trol et­mek, on­la­rı hi­za­ya ge­tir­mek, ka­fa­sı­nın ar­ka­sın­da­ki­le­ri oku­mak gi­bi ça­ğın çok ge­ri­sin­de kal­mış dü­şün­ce­ler­den şid­det­le ka­çı­nı­la­cak po­li­ ti­ka­lar ge­lişti­ril­me­li­dir. İn­sa­na ve in­san eme­ği­ne ya­pı­lan ya­tı­rı­mın hiç­bir za­man za­yi ol­ma­ya­ca­ğı ger­çe­ği unu­tul­ma­ma­lı­dır. Ba­zı mes­lek­taşla­rım ba­na kı­za­cak ama, yu­ka­rı­da da ifa­de et ­ti ­ğim gi­

bi kah­ro­la­sı ka­lıp­la­rı kır­ma­dan bu işi ba­şar­mak çok zor ola­cak. An­cak, ya­ban­cı ül­ke­le­rin ül­ke­miz­de üni­ver­si­te kur­ma­la­rı­na izin ve­ril­me­si­ni isa­bet­li bu­lu­yo­rum. Bu üni­ver­si­te­ler al­ter­na­tif oluştu­ra­cak ve ka­lıp­ lar da­ha er­ken kı­rı­la­cak­tır. Çün­kü han­tal, eko­no­ mi­ye kat­kı­sı ol­ma­yan ve li­se man­tı­ğın­da öğ­re­tim ya­pan üni­ver­si­te­ler, al­ter­na­tif­le­ri kar­şı­sın­da ken­di­le­ri­ni ye­ni­le­mek du­ru­mun­da ka­la­cak­tır. Zah­met­siz bir so­nuç el­de edi­le­me­ye­ce­ği­ni unut­ ma­ma­lı­yız. Son ola­rak şu­nu be­lir­te­yim; na­no­bi­ lim ve na­no­tek­no­lo­ji­ye ya­pı­lan ya­tı­rım ül­keye ve genç­li­ği­mi­ze ya­pı­lan ya­tı­rım ola­cak­tır. MEB, YÖK ve po­li­ti­ka­cı­lar, te­mel bi­lim­le­ri aya­ğa kal­dır­ ma­lı­dır­lar. Bi­rey­sel aka­de­mik öz­gür­lük ol­ma­dan, ba­ğım­sız ve öz­gür­ce bi­lim ya­pı­la­maz. Bu yüz­den öz­gür­lük­çü YÖK ya­sa­sı tek ba­şı­na ye­ter­li de­ğil­ dir. Öz­gür aka­de­mis­yen­le­re de ih­ti­yaç var­dır. Rö­por­taj: Fah­ri Sar­ra­foğ­lu

Bu alanda yatırım yapacak sanayicilerin, araştırma merkezleri çatısı altında doktora yapan öğrencileri desteklemeleri sağlanmalıdır. Doktora öğrencileri, vakitlerinin bir kısmını sanayide bir kısmını araştırma merkezlerinde geçirmelidir. Böylece hem üniversitenin işi görülmüş hem de sanayici kalifiye eleman kazanmış olur.

Nanoteknoloji ve Grafen Grafen, silisyuma göre daha yüksek frekans performansı, elektriği bakırdan daha iyi iletmesi, çelikten 300 kat daha güçlü olması gibi özellikleriyle modern elektroniğin kalbi olduğunu göstermekte, uzun vadede yeni bilgisayar paradigmalarını ve yapay retina gibi çığır açan tıbbi uygulamaları doğurması beklenmektedir.

İşsiz­lik ve eko­no­mi in­san­lık var ol­duk­ça gün­dem­den düşme­ye­ cek. Na­no­tek­no­lo­ji ve na­no­bi­yo­tek­no­lo­ji sa­ye­sin­de, mo­le­kü­ler dün­ya­da gı­da sen­te­zi ile kıt­lık ve aç­lık en aza in­di­ri­le­cek. Tren, uçak, ge­mi, ve di­ğer ta­şı­ma araç­la­rı çok ha­fif ve da­ya­nık­lı olan na­no­mal­ze­me­ler­den ya­pı­la­ca­ğı için yol­cu­luk­lar da­ha gü­ven­li ve hu­zur­lu ola­cak. Ha­yat böy­le de­vam ede­cek.

Açık Ameliyatların Tarihe Karışması Kaçınılmaz

IBM’de de­ne­me amaç­lı man­ye­tik ha­fı­za­lar ya­ pıl­mıştır. İle­ri bir he­def ola­rak, kalp ve da­mar ame­li­yat­la­rın­da, man­ye­tik alan et­ki­sin­de dö­ nen man­ye­tik na­no­par­ça­çık­la­rın kul­la­nıl­ma­sı da, açık ame­li­yat­la­rın ta­ri­he ka­rışma­sı­nı ka­çı­ nıl­maz kı­la­cak­tır. Özel­lik­le DNA-DNA’da rol oy­na­ yan bi­yo­çip­ler, ge­ne­tik has­ta­lık­lar­da ve mu­tas­yon ta­ra­ma­sın­da kul­la­nı­la­cak­tır. Son za­man­lar­da çok­ça üre­til­me­ye başla­nan kar­bon na­no­tüp­ler ve bun­la­ rın na­no­te­ra­zi uy­gu­la­ma­sı bir hay­li il­ginç­tir. Na­no­tü­ pün ucu­na na­no­küt­le ko­nu­la­rak (22-23 fem­tog­rams), do­ ğal tit­re­şim mo­du­nu uya­ran na­no­te­ra­zi öl­çü­me ha­zır­dır. Yi­ne na­no öl­çek­ler­de bir ya­pı olan ve son za­man­lar­da bi­lim dün­ya­sın­da bü­yük il­gi gö­ren gra­fen, elek­tro­nik dün­ya­sı­nın vaz­ge­çil­me­zi ol­ma yo­lun­ da hız­la iler­le­mek­te­dir. 2010 yı­lı iti­ba­riy­le gra­fen elek­tro­nik dün­ya­sı­nın tam kal­bin­de yer al­mak­ta­dır.

Grafen: Modern Elektroniğin Kalbi

Gü­nü­müz elek­tro­nik dün­ya­sın­da ya­rı­ ilet­ken tek­no­lo­ji­sin­de en çok kul­ la­nı­lan mad­de si­lis­yum ve si­lis­yum te­mel­li tek­no­lo­ji­ler­dir. An­cak ge­li­

şen elek­tro­nik ci­haz­la­rın bo­yut­la­rı, si­lis­yum tek­no­lo­ji­si­nin ula­şa­bi­le­ce­ği en kü­çük bo­yut sı­nı­rı­nı aşmak­ta­dır. Si­lis­yu­mun ye­ri­ni ala­cak ve onu ta­ cın­dan edecek gra­fen, çok ye­ni olup 2010 yı­lın­da No­bel fi­zik ödü­lü­nü Manc­hes­ter üni­ver­si­te­sin­den Ge­im ve No­vo­se­lov’a ka­zan­dır­ma­sıy­la ­da dikkatleri üze­ri­ne çek­miştir. Gra­fen; iki bo­yut­lu/düz­lem­de ve al­tı­gen ya­ pı­da kar­bon atom­la­rı­nın di­zil­me­sin­den oluşmak­ta olup, si­lis­yu­ma gö­re da­ha yük­sek fre­kans per­for­man­sı, yük­sek mo­bi­li­te, çok ka­rar­lı ol­ma­sı, güç­lü bir am­bi­po­lar elek­trik alan et­ ki­si, ya­kıt pil­le­rin­de kul­la­nı­la­bil­me­si, elek­tri­ği ba­kır­ dan da­ha iyi ilet­me­si, çe­lik­ten 300 kat da­ha güç­lü ol­ma­sı ve uy­gu­la­nan ka­pı ge­ri­li­mi­ne bağ­lı ola­rak hem p-ti­pi hem de n-ti­pi ya­rı­ ilet­ken özel­li­ği ser­gi­le­ye­bil­me­siy­le de mo­dern elek­tro­ni­ğin kal­bi ol­du­ğu­nu gös­ter­mek­te­dir. Av­ru­pa Ko­mis­ yo­nu’nun seç­ti­ği pro­je­ler­den bi­ri­si olan Gra­fen Pro­je­si, 2013 yı­lın­da başla­ya­cak olup, Tür­ki­ ye’den Sa­ban­cı Üni­ver­si­te­si bu projede yer ala­ cak­tır. Gra­fe­n’in, uzun va­de­de ye­ni bil­gi­sa­yar pa­ ra­dig­ma­la­rı­nı ve ya­pay re­ti­na gi­bi cı­ğır açan tıb­bi uy­gu­la­ma­la­rı do­ğur­ma­sı da bek­len­mek­te­dir. Na­no­tek­no­lo­jik ürün­lerin as­ke­ri, sa­vun­ma ve tıp ala­nın­da önem­li ge­lişme­ler­de kul­la­nıl­ma­sı nedeniyle, ge­lişmiş ül­ke­ ler bu alana yüklü miktarda bütçe ayır­mak­ta­dır­lar. Na­no­tek­no­lo­ ji­ye ya­tı­rım ya­pan ül­ke­le­rin, bu tek­no­lo­ji­den yıl­da tril­yon do­lar­lık, bel­ki de kat­ril­yon do­lar­lık ge­lir el­de ede­cek­le­ri ise dik­kat­ler­den kaç­ma­ma­lı­ dır. Av­ru­pa Bir­li­ği, na­no­tek­no­lo­ji için mil­yar Eu­ro ka­dar kay­nak ayır­mış du­rum­da­dır. Bi­zim ise ge­ri­den ta­kip et ­ti ­ği­miz­ bu tre­ni ka­çır­ma­ma­mız ge­re­kir. Ay­rı­ca dev­let üni­ver­si­te­le­ri­nin bu tür ça­lışma­la­rı ge­lişmiş ül­ke se­vi­ye­le­ri­ne çı­kar­ma­la­rı için şart­ları zor­lan­ma­lı ve aka­de­mis­yen­ler teş­ vik edil­me­li­dir.

27

Nanoteknoloji

Güneş Isısını Düşük Maliyetle Ve Yüksek Verimle Kullanmak Artık Mümkün

Seçici Nano Yüzeyler

Prof. Dr. Figen Kadırgan’ın kurduğu Selektif Teknoloji şirketinin projesi ‘seçiçi nano yüzeyler’ ile güneş ısısından yüksek verimle yararlanmak mümkün olacak. Seçici Yüzeyler, İsviçre Rapperswil’ de Güneş Teknikleri Enstitüsü’ (SPF) tarafından akredite edilerek, 200 derecelik sıcaklığa 25 yıl süre dayandığı onaylandı ve uluslararası patenti alındı.

Türkiye’de Yarı Seçici Yüzeyler Üretiliyor

İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fa­ kültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Figen Kadırgan tarafından 2009 yılında kurulan Selektif Şirketi, seçici yüzeylerin Türkiye’de yatı­ rım maliyeti düşük, hızlı bir prosesle üretilmesi için çalışıyor. Bu projeyle güneş ısısından yük­ sek verimle yararlanmak artık mümkün olacak. Kadırgan, projeye ilişkin olarak yaptığı açık­ lamada şunları söyledi: “Türkiye’de emisyon oranı % 15-25 arasında olan yarı seçici yüzeyler üretiliyor. Seçici yüzey, güneş ışığı ile ısı arasın­ daki bağıntıdan kaynaklanıyor. Işık, ısıyı belli bir dalga boyu aralığında, maksimum olarak verir, bu dalga boyu aralığında ışığı absorbladığımız zaman, ısıyı soğurmuş oluruz. Isınan cisimler ısılarını, farklı dalga boylarında geri yansıtır, bu dalga boyları aralığında ışığı yansıtma­ yan yüzeylere “seçici yüzeyler” denir. Selektif Teknoloji’nin ürettiği yüzeylerde absorpsiyon katsayısı % 95-97 iken emisyon katsayısı % 5-8 arasında değişir.”

Türkiye İçin Güneş Isısı Çok Önemli

Türkiye için güneş ısısının, çok önemli oldu­ ğuna dikkat çeken Kadırgan, ısı ihtiyacını gi­ dermek için havanın soğuk olmasının önemli olmadığını, sadece güneş ışığının yeterli ola­

cağını; ülkemizde mekan ısıtmadan, sıcak su kullanmaya, endüstride orta ve düşük proses ısılarının karşılanmasında güneş enerjisinden yararlanmanın önemli olduğunu belirtti. Kadır­ gan, Türkiye’nin uzun süre aldığı güneş ışınımı şansını yüksek verimle kullanamamasının altını çizerek, yakın gelecekte, termal güneş enerjisi ile soğutmanın da yaygın bir uygulama olaca­ ğını vurguladı.

Cari Açıkta Enerji Harcamalarının Oranı Büyük

Kadırgan, cari açığın enerji harcamaları ile bü­ yüdüğünü, cari açık, enerji harcamaları ve iklim değişikliğinin birbirini beslediğini; fosil enerji kullanımlarının iklim değişikliğine ve küresel ısının artmasına neden olduğunu, yenilene­ bilen enerji kaynaklarının yaygın kullanımının, hem karbondioksit salımını azaltacağını, hem ülkenin kendi güneşinden yüksek verimle mak­ simum yararlanmasını sağlayacağını sözlerine ekledi.

Rapperswill Güneş Teknikleri Enstitüsü’nde Akredite Edildi Selektif Teknoloji’nin ürettiği yüzeylerin ömür­ leri, İsviçre Rapperswil’de Güneş Teknikleri Enstitüsü (SPF) tarafından akredite edilerek, 200 derecelik ısıya 25 yıl süre dayandıkları

Rapperswil Güneş Teknikleri Enstitüsü (SPF)’nde test edildi

İsvicre tarafindan yapilan testlerde,Selektif Teknoloji Ürünü Secici Yüzeyin yüksek sıcaklık altında tutulduğunda(280 derecede 509 saat), spektral özelliklerinin 0.01’den küçük bir standart sapma ile değişmediği, yüzey absorpsiyon katsayısı (%93-95) ve emisyon katsayısının (%3,9-8,9) olduğu tespit edilmiş ve yüzeylerin 25 yıl’dan fazla ömüre sahip olduğu onaylanmıştır. Ayrica Nano Kaplamanın bakır yüzeylere yapışma testleri ISO 2409 testi ile sorunsuz olarak kalitelendirilmiştir.

“Güneş Enerjisini Yüksek Verimle Isıya Dönüştüren Nanokaplamaların Sürekli Bir Yöntemle Rulodan Ruloya Sararak Prototip Üretimi” isimli projesi ile Selektif Teknoloji 2011 yılında Elginkan Teknoloji Ödülü’nü, 2012’de TÜBİTAK, TÜSİAD, TTGV 10. Teknoloji Ödüllerinde 3 kategori arasında (Mikro, Küçük, Orta Boy Şirketler) Süreç geliştirmede birinciliği alarak ödüle layık görülmüştür.

28

Figen Kadırgan

Prof. Dr. Figen Kadırgan Elginkan Teknoloji Ödülü töreninde onaylandı. Çalımanın uluslararası patenti alına­ rak, mayıs ayında patentin Türkiye’ye girişi ya­ pıldı. Kadırgan’ın verdiği bilgiye göre; hazırlanan Prototip sürekli prosesde 30 cm enindeki bakır şeritlere, dakikada 25 cm hızla nano seçici yü­ zey kaplanmıştır. Hedef 1200 mm enindeki me­ tal şeritlere dakikada 1 metre hızla kaplamak.

Sistemi daha az yer kaplayan, daha hızlı üreten kompakt hale getirmeye çalıştıklarını belirten Kadırgan, Ar- Ge çalışmalarının devam ettiğini, hedeflerinin çok hızlı bir şekilde üretime geçmek olduğunu kaydetti. Kadırgan, bu işe girmesindeki en büyük etkenlerden birinin, bilimsel birikimini, ülkeye ürün ve teknoloji olarak yansıtmak oldu­ ğunu söyledi.

ber ve birçok tarım ürünü, üretici tarafından güneşin altına serilerek kurutulmakta, kuruma süresi uzayınca da içinde kanserojen ‘aflatok­ sin’ bakterisi üremektedir. Kısa sürede kurutma, sağlıklı ürünlere ulaşmayı sağlarken, bu madde­ lerin ihracatında karşılaşılan sorunlara da engel olmaktadır.

Güneşte Gıda Kurutma İşlemi Türkiye İçin Çok Anlamlı Bir Uygulama

Elginkan Teknoloji Ödülü ile TÜSİADTÜBİTAK-TTGV Teknoloji Ödülü ‘Selektif Teknoloji’ye Verildi

Selektif Teknoloji’nin ürettiği seçici yüzeylerle yapılan güneş kollektörleri, Konya Belediyesi’nin yüzme havuzları tesislerinde uygulama alanı bulurken, Diyarbakır’da kurutma amacıyla ha­ zırlanan bir sistemde de uygulandı. Kurutmanın Türkiye için çok anlamlı bir uygulama olduğuna değinen Kadırgan, incir, domates, patlıcan, bi­

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Figen Kadırgan tarafından 2009 yılında kurulan Selektif Şirketi, 2011 Yılında Elginkan Teknoloji Ödülü’nü, 2012 Yılında da, TÜBİTAK -TÜSİAD-TTGV’nin Teknoloji Ödülü’nü, süreç ge­ liştirme alanında Küçük, Orta ve Mikro KOBİ’ler adına aldı.

Selektif Yüzey Özellikleri:

Güneşten gelen ısının % 95-97’sini soğurması Isının % 5-7 oranında yayınımı Isıya dayanıklı ve uzun ömürlü bir yüzey Tüm kaynak yöntemlerine elverişli bir yüzey

29

Nanoteknoloji

Arı Teknokent’teki Öğrenci Şirketi İnovenso,Endüstriyel Nanoteknoloji’de Fark Yaratıyor

Sekiz Ülkeye Nanoteknolojik Cihaz İhracı Girişimci ve araştırmacı İTÜ’lü dört öğrencinin fikri, Arı Teknokent’te hayat buldu. Kurdukları İnovenso Şirketi’nde ürettikleri nanolif üretim makinasını sekiz ülkeye ihraç eder hale gelen gençler, nanoteknoloji alanında umut vaat ediyor… İstanbul Teknik Üniversiteli dört öğrencinin İTÜ Arı Teknokent’te Kurduğu İNOVENSO şirketi, 2010 yılından bu yana, laboratuvar tipi ve endüstriyel elektrospinig cihazlarının üretimini yapıyor. Sanayi Bakanlığı’nın des­ teğinden faydalanarak hazırladıkları projenin kabul edilmesinden sonra endüstriyel ölçekli bir nanolif üretim makinası yapan firma, bu üretimini tekstile yönelterek şu anda sekiz ülkeye ihracat yapıyor.

Nano İle Tekstilde Rekabet Şansımız Artacak

Nanofiberler, yüksek gözenekliliğe, yüksek yüzey alanına ve çok özel bir seçici geçirgen­ lik özelliğine sahip, kâğıt formunda malze­ meler olarak tanımlanıyor. Tüm bu özellikler, nanofiberlerin kullanım alanlarının sayısını, gün geçtikçe artırıyor. Şirketin ortaklarından Faik Mıdık’ın verdiği bilgiye göre, nanofiber­ ler yüksek gözeneklilik oranı sayesinde, çok iyi bir hava filtrasyonu sağlıyor. Bu filtrasyon etkinliklerini sağlayacak filtre kâğıtlarının üretimi, henüz ülkemizde mevcut olmadığı için ilk defa İTÜ’den böyle bir projenin üre­ time dönüşmesi büyük bir başarı olarak ad­ landırılıyor.

Klima Sektörüne Destek

İthal ürün muadili yüksek hassasiyetli filt­ rasyon kâğıtlarını artık ülkemizde üretmenin mümkün hale geldiğini belirten Mıdık, bu tür

yenilikçi bir ürünün, endüstriyel hava filtras­ yonunun yanında, gündelik hayatta kullanı­ lan klimalarda bulunmasının, bu sektörde inovatif bir adım olduğuna dikkat çekti. Böy­ lece klima sektörü için gerekli olan filtrasyon kâğıtlarının artık Türkiye’de üretileceğini söy­ leyen Mıdık, yaptıkları proje ile ilgili olarak şu bilgileri verdi: ”İlgilendiğimiz ürünlerden diğeri ise, askeri kıyafetlerde ve sporcu giy­ silerinde kullanılan, su geçirmez nefes ala­ bilir kumaşlardır. Bu ürünlerin de üretimi, ülkemizde mevcut değildir. Nanofiber yapılı kumaşlar ile bu tür ürünlerin üretilebilmesi mümkündür.

oluşan nem dışarı atılabilecek, yağmur suyu içeri alınmayacak ve aflatoksin oluşumunun önüne geçilebilecektir. “

Fındık Kurutmada Risk Ortadan Kalkıyor

Nanofiberlerin bilinen hedef ürünlerinin dı­ şında, ‘DRYNUT’ diye adlandırılan fındık ku­ rutma örtüleri olduğunu da belirten Mıdık, konu ile ilgili olarak şunları söyledi: “Ülkemi­ zin bir bölgesinin, tamamının geçim kaynağı olan fındığın, yine aynı bölgenin iklim koşul­ ları nedeniyle kurutulması oldukça zahmet­ lidir. Kurutma işlemi, harmanlarda güneşli havalarda yapılmaktadır. Ancak yoğun yağ­ mur nedeniyle fındığın üstü kapatılmaktadır. Fındığın üzeri kapatılınca, fındık yoğun nem altında kaldığından kanserojen ‘aflatoksin’ maddesini üretmektedir. Bu da hem fındığın kalitesini düşürmekte, hem de ihracatını zor­ laştırmaktadır. Bizim geliştirdiğimiz nanofi­ ber örtü sayesinde, fındığın üzeri kapalıyken

Inovenso: Üniversite ile Sanayi Arasında Köprü

İTÜ Laboratuvarlarında Nanofiber Membran Çalışma Grubu (Nanofmg) bünyesinde yaklaşık dört yıldır devam eden “Elektrospinning Yöntemiyle Nanolif Eldesi” çalışmaları İnoven­ so Ltd.’in kurulmasıyla, bu şirket bünyesinde ticari faaliyetlerini sür­ dürüyor. Üniversite ile sanayi ara­ sında bir köprü olmayı hedefleyen İnovenso Ltd. Ar-Ge faaliyetlerini, üniversite ile kurduğu güçlü bağlar yardımıyla sürdürüyor. Çalışmalarını Endüstriyel Nanolif Üretim Makinası İmalatı ve Labo­ ratuvar Nanolif Üretim Cihazları İmalatı olmak üzere iki ana başlık altında toplayan Inovenso Ltd.’in ticari faaliyetlerinin başında Nanolif Üretim Cihazları İmalatı geliyor. Ül­ kemizde özellikle ‘elektrospinning’ yöntemiyle İlgili akademik çalışma­

N300 Çok iğneli laboratuvar ölçekli nanolif üretimi yapabilen Ne300 silindir yüzeyi üzerinde homojen nanolif kaplama imkanı vermektedir.Ayrıca düz plaka üzerine tek iğneden spinning yapılabilmektedir. 15 adet iğneye kadar farklı iğne sayılarında besleme yapılabilmekle birlikte düz plaka toplayıcı üzerine tek iğneden spinning yöntemiyle yüksek çözelti sarfiyatının önüne geçilebilmektedir. Özellikle ani müdahale gerektirmeyen ileri düzey çalışmalarda kullanım kolaylığı bakımından tercih edilebilmektedir.

larda standart cihazların eksikliği göze çarpıyor. Bu noktadan ‘Tek İğneli ve Çok İğneli Elektrospinning Cihazlarının İmalatı’na başlayan İnovenso Ltd., kısa zamanda birçok üniversite laboratuvarına ulaştı. Laboratuvar ölçekli ‘Elektrospinning Cihazları’na dünya genelinde talep olması ve bu talebi karşılayacak firma sayısının sınırlı ol­ ması ciddi bir ihracat potansiyeli do­ ğurduğundan, İnovenso Ltd. kurul­ duğu yıldan bu yana, bu potansiyeli fırsata dönüştürmeyi amaçlıyor. İnovenso Ltd., laboratuvar ölçekli ve endüstriyel nanolif üretim sistemle­ rinin imalatı konusunda, elde ettiği tecrübe ile üniversite laboratuarları için gerekli düzenek, mekanizma vs. için özel ürünler tasarlayarak çözümler sunuyor; her geçen gün yenilikçi çözümlerle imalatta işlev­ selliği ve kaliteyi artırıcı yöntemler geliştiriyor.

30

Faik Mıdık

İnanç Başarı Getirdi İNOVENSO Şirketi’nin ortaklarından Faik Mıdık, projelerinin hazırlanması, şirketin kurulması ve üretim sürecini İTÜ Vakfı Dergisi’ne anlattı. Şirketi kurmaya nasıl karar verdiniz? 2009 yılında, şu an ÖSYM Başkanı olan Prof.Dr. Ali Demir Hoca’nın laboratuva­ rında, nanolif ile ilgili çalışmalar yapılı­ yordu. Biz de ekip olarak oraya gittik. Ar-Ge çalışmaları tamamlanmış nanolif ve ürün çalışmalarının ekibine dahil ol­ duk. Aradan bir sene geçtikten sonra, Sanayi Bakanlığı’nın desteğinden fay­ dalanıp bir proje yazdık ve kabul edildi. Endüstriyel ölçekli bir nanolif üretim makinası yapıp, bundan tekstile yönelik bir hedef ürün belirledik.

İnovenso’nun finansmanı nasıl sağlandı? Şirketi ne zaman kurdunuz? Sanayi Bakanlığı Tekno Gelişim Desteği, 100 milyar’a kadar karşılıksız destek veriyor. Ara­ dığı şart ise, ya lisans eğitiminden bir sene içinde mezun olmak, ya da lisans, yüksek lisans veya doktorayı bitirdikten sonra en fazla beş sene geçmiş olmasıydı. Biz bu şart­ ları sağlıyorduk ve dört ortak olarak Sanayi Bakanlığı’na başvurduk. 2010 yılında, o se­ nenin Tekno Gelişim Desteği’ni birinci olarak tamamladık ve bu destekle 2010 yılının Mart ayında firmayı kurduk. Şirketi kurduğumuzda,

Soldan sağa: Talha UZUNER (İTÜ Nanoscience and Nanoengineering Yüksek Lisans Öğrencisi), Faik MIDIK (İTÜ Tekstil Mühendisliği 3. Sınıf Öğrencisi), Bekir ACIKABAK (İTÜ Nanoscience and Nanoengineering Yüksek Lisans Öğrencisi) hepimiz Tekstil Mühendisliği Bölümü lisans öğrencisiydik. Hangi alanda üretim yapıyorsunuz? Laboratuvar tipi ve endüstriyel elektrospinig cihazları yapmaya başladık. Bu elektrospinig cihazları, nanoteknolojinin bir alt disiplini olan nanolifleri, laboratuvar ölçekli ya da endüstriyel olarak üretmeyi sağlayan cihaz­ lardır. Neden Teknokent’i tercih ettiniz? Teknokenti seçmemiz başlıca nedeni, İTÜ

31

öğrencisi olduğumuz için vergi avantajları sağlamasıydı. Teknokent bünyesinde Ar-Ge yapıyorsanız, kurumlar vergisi ve gelir vergisi ödemiyorsunuz. Yaptığınız yenilikçi ürünleri sattıkça, Teknokent bu gibi yükümlülüklere destek olarak, biraz daha ayakta kalmanızı sağlıyor.

İTÜ’de Ar-Ge

İTÜ VLSI Ölçüm Laboratuvarı ile Türkiye, 1.5 Trilyon Dolarlık Dünya Elektronik Pazarına Hitap Edecek

Türkiye’de Artık Yerli ‘Chip’ Üretilebilecek “Türkiye’nin ileri teknoloji endüstrisine hizmet edecek ilk test merkezi İTÜ VLSI Ölçme Laboratuvarı, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde kuruldu. Elektrik Elektronik Fakültesi bünyesindeki hassas ölçme laboratuvarı ile Türkiye artık yerli ‘chip’ üretebilecek, 1,5 trilyon dolar büyüklüğündeki dünya elektronik pazarında artık “ben de varım” diyebilecek.” Tür­ki­ye’nin ile­ri tek­no­lo­ji en­düs­tri­si­ne hiz­met ede­cek ilk test mer­ke­zi İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­ tu­va­rı, İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si’nde ku­rul­du. İTÜ Elek­trik Elek­tro­nik Fa­kül­te­si bün­ye­sin­de­ki has­sas ölç­me la­bo­ra­tu­va­rı ile Tür­ki­ye ar­tık yer­li ‘chip’ üre­te­bi­le­cek, 1,5 tril­yon do­lar bü­yük­lü­ ğün­de­ki dün­ya elek­tro­nik pa­za­rın­da ar­tık “ben de va­rım” di­ye­bi­le­cek. Ala­nın­da dün­ya­nın en gün­cel mer­kez­le­ri ara­sın­ da yer alan İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı, ay­nı za­man­da be­yin gö­çü­nü de dur­du­ra­bi­le­cek, hat­ ta ter­si­ne dön­dü­re­bi­le­cek. İTÜ VLSI Ölç­me La­ bo­ra­tu­va­rı alt ya­pı­sı kul­la­nı­la­rak, ta­ma­men İTÜ mü­hen­dis­le­ri ta­ra­fın­dan ge­liş­ti­ri­len yer­li chip ise mil­li pro­je olan in­san­sız ha­va ara­cı AN­KA’da kul­ la­nı­la­cak. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Elek­trik Elek­tro­nik Fa­kül­te­si bün­ye­sin­de ku­ru­lan İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı, İTÜ Aya­za­ğa Kam­pü­sü Sü­ley­man De­mi­rel Kül­tür Mer­ke­zi’nde dü­zen­le­nen tö­re­ nin ar­dın­dan hiz­me­te açıl­dı. VLSI ala­nın­da Tür­ ki­ye’de ilk adım­la­rı atan Prof. Dr. Du­ran Leb­le­bi­ ci’nin adı ve­ri­len “İTÜ VLSI LABs Du­ran Leb­le­bi­ci Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı”nın açı­lış tö­re­ni, ba­sın top­ lan­tı­sı son­ra­sın­da İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si ile Agi­lent Tech­no­lo­gi­es ve SPARK ara­sın­da iş­bir­li­ği söz­leş­me­si­nin im­za­lan­ma­sı­nın ar­dın­dan ger­çek­ leş­ti­ril­di. İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, İTÜ Elek­trik Elek­tro­nik Fa­kül­te­si Öğ­re­tim Üye­le­

ri, İTÜ VLSI LABs ku­ru­cu­la­rı Yrd. Doç. Dr. Dev­rim Ak­sın ve Yrd. Doç. Dr. Tür­ker Kü­yel’in ev­sa­hip­li­ği ve Agi­lent Tech­no­lo­gi­es Baş­kan Yar­dım­cı­sı, Av­ru­ pa, Or­ta Do­ğu ve Af­ri­ka Ge­nel Mü­dü­rü Be­no­it Ne­el, SPARK Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı As­lı­han Yar­ kut ile Bi­lim, Sa­na­yi ve Tek­no­lo­ji Ba­kan­lı­ğı Ba­kan Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. Da­vut Kav­ra­noğ­lu’nun ka­tı­lı­ mı ile ger­çek­leş­ti­ri­len tö­ren, dev­let, aka­de­mi, bi­ lim ve iş dün­ya­sı­nın ya­nı sı­ra ya­ban­cı üni­ver­si­te ve şir­ket yet­ki­li­le­ri­ni de bu­luş­tur­du.

İTÜ’nün Akademi ve Bilim Dünyasına Son Katkısı: İTÜ VLSI Ölçme Laboratuvarı

Açı­lış tö­re­nin­de ko­nu­şan İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, İTÜ’nün ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı plat­form­lar­da aka­de­mik ve bi­lim alan­la­rın­da­ki kat­kı­la­rı­nı da vur­gu­la­ya­rak, İTÜ VLSI Ölç­me La­ bo­ra­tu­va­rı’nın öne­mi­ne de­ğin­di. Prof. Dr. Ka­ra­ ca, “İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı ile, aka­de­mik

32

açı­dan da­ha ni­te­lik­li bi­lim­sel araş­tır­ma ve ya­ yın­la­rın ya­pıl­ma­sı­nın önü açıl­mış ol­du. Eği­tim öğ­re­tim ka­li­te­si­ne doğ­ru­dan et­kileyecek olan bu pro­je, İTÜ’nün dün­ya ça­pın­da­ki mev­cut yük­sek gü­ve­ni­lir­lik ve say­gın­lı­ğı­nı da­ha da ar­tı­ra­cak­tır. Ay­rı­ca bu du­rum, İTÜ’nün ulus­la­ra­ra­sı bi­lim dün­ ya­sıy­la en­teg­ras­yo­nu­nu da ge­liş­ti­re­cek­tir. İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı, İTÜ’nün bu­gü­ne ka­ dar Tür­ki­ye’ye ve dün­ya­ya bir­çok alan­da yap­tı­ğı önem­li kat­kı­la­ra bir ye­ni­si­ni da­ha ek­le­ye­cek­tir. Önü­müz­de­ki sü­reç­te, bu­gü­ne ka­dar ‘ilk FM ya­yı­ nı’, ‘ilk TV ya­yı­nı’, ‘ilk tüm­le­şik dev­re’ gi­bi ilk­ler­de ön­cü olan İTÜ’nün, bu ko­nu­lar­da­ki bi­lim­sel ön­ cü­lü­ğü­nü sür­dür­me­si ve anı­lan stra­te­jik tek­no­ lo­ji­ler için ulus­la­ra­ra­sı bir ca­zi­be mer­ke­zi ha­li­ne gel­me­si sağ­lan­mış ola­cak­tır” şek­lin­de ko­nuş­tu.

Ül­ke Kal­kın­dı­ran Tek­no­lo­ji: VLSI

Yük­sek kat­ma de­ğer­li VLSI tek­no­lo­ji­si­nin öne­ mi­ne de­ği­nen İTÜ Elek­trik Elek­tro­nik Fa­kül­te­si Öğ­re­tim Üye­si Yrd. Doç. Dr. Dev­rim Ak­sın da, “İs­tis­na­sız tüm sek­tör­ler­de her tür­lü ürün­de yer alan VLSI tek­no­lo­ji­si, tıp­tan uzay ça­lış­ma­la­rı­na, ev alet­le­rin­den cep te­le­fon­la­rı­na ka­dar çok ge­niş bir yel­pa­ze­de bin­ler­ce çe­şit ürün­de bu­lu­nu­yor. Do­lay­lı kat­kı­la­rı­nın ya­nı sı­ra 1,5 tril­yon do­lar­lık doğ­ru­dan bir pa­zar bü­yük­lü­ğü söz ko­nu­su. Yük­

İTÜ’de Ar-Ge

İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı alt ya­pı­sı kul­la­nı­la­rak, ta­ma­men İTÜ mü­hen­dis­le­ri ta­ra­fın­dan ge­liş­ti­ri­len yer­li chip mil­li pro­je olan in­san­sız ha­va ara­cı AN­KA’da kul­la­nı­la­cak. sek kat­ma de­ğer­li VLSI tek­no­lo­ji­si; ül­ke kal­kın­dı­ ra­bi­len bo­yut­la­rı ile eko­no­mik kat­kı­la­rı­nın ya­nı sı­ra, ül­ke­le­re ulus­la­ra­ra­sı are­na­da pres­tij ve güç sağ­la­yan bir tek­no­lo­ji. Bu­gün ABD, Ja­pon­ya, Al­ man­ya, Gü­ney Ko­re gi­bi ül­ke­ler, VLSI tek­no­lo­ji­si ile sıç­ra­ma ya­rat­mış, önem­li ka­za­nım­lar el­de et­ miş­ler­dir” şek­lin­de ko­nuş­tu.

Tür­ki­ye, 1,5 tril­yon do­lar­lık pa­za­ra gi­re­bi­le­cek

İle­ri tek­no­lo­ji ko­nu­sun­da ürün ve bil­gi üre­ti­le­bil­ me­si için; ‘ta­sa­rım’, ‘üre­tim’ ve ‘test ol­mak üze­re üç te­mel sa­ca­ya­ğı­na ih­ti­yaç du­yul­du­ğu­nu be­lir­ ten Yrd. Doç. Dr. Dev­rim Ak­sın, “Ta­sa­rım ya­pa­bi­ le­cek ge­rek­li bil­gi bi­ri­ki­mi­ne ve ya­zı­lım­la­ra sa­hip ol­mak, üre­tim sü­re­ci­ne eri­şe­bi­lir ol­mak ve ürün­ le­rin öl­çü­le­bil­me­si, test edi­le­bil­me­si, gü­nü­müz­ de ti­ca­ri ve bi­lim­sel yük­sek per­for­mans­lı elek­tro­ nik ürün­le­rin ge­liş­ti­ril­me­si­ni müm­kün kı­lı­yor. Kur­muş ol­du­ğu­muz İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­ va­rı, Tür­ki­ye’de ek­sik olan test aya­ğı­nı ta­mam­lı­ yor. Yük­sek per­for­mans­lı has­sas ve doğ­ru ölç­me ola­na­ğı su­na­cak İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı sa­ye­sin­de Tür­ki­ye, ar­tık ken­di ile­ri tek­no­lo­ji­si­ ni üre­te­rek, yük­sek kat­ma de­ğer­li 1,5 tril­yon do­lar­lık dün­ya elek­tro­nik pa­za­rı­na da­ha güç­lü gi­re­bi­le­cek. Tür­ki­ye, ar­tık üre­te­bi­le­ce­ği ile­ri tek­ no­lo­ji­le­ri ile 1,5 tril­yon do­lar­lık pa­zar­da pa­yı­nı yük­sel­te­cek” de­di.

La­bo­ra­tu­var­da İlk Yer­li Chip AN­KA İçin Üre­til­di

İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı ile Tür­ki­ye’de ar­ tık yer­li ‘chip’ üre­ti­le­bi­le­ce­ği­ni de be­lir­ten Yrd. Doç. Dr. Ak­sın, “La­bo­ra­tu­va­rı­mız bu ko­nu­da ilk mey­ve­si­ni ver­di. Ta­ma­men İTÜ’lü mü­hen­dis­ler ta­ra­fın­dan ve İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı kul­la­ nı­la­rak ge­liş­ti­ri­len chip, Tür­ki­ye’nin in­san­sız ha­ va ara­cı AN­KA’da kul­la­nıl­mak üze­re ASEL­SAN’a trans­fer edi­li­yor. Ta­sa­rı­mı bit ­ti , trans­fer aşa­ma­ sı­na gel­di. Ge­rek­li ser­ti­fi­kas­yo­nun sağ­lan­ma­sı­nın ar­dın­dan mil­li pro­je­miz AN­KA’da kul­la­nı­la­cak” açık­la­ma­sın­da bu­lun­du.

Dün­ya­nın en gün­cel, en iyi la­bo­ra­tu­va­rı

İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı, ala­nın­da dün­ya­nın bi­li­nen en gün­cel, en iyi la­bo­ra­tu­ar­la­rın­dan bi­ri ol­du­ğu­nu da be­lir­ten Yrd. Doç. Dr. Tür­ker Kü­yel, “İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı; 2013 yı­lı iti­ba­ri ile dün­ya­nın en has­sas ve en doğ­ru öl­çüm­le­ri­ ni ya­pan ci­haz­lar­la ku­rul­du. M.I.T., Stan­ford, U.C. Ber­ke­ley, U.C.L.A. gi­bi çok önem­li üni­ver­si­te­ler­ de, bu tür ka­bi­li­yet­le­re sa­hip ben­zer la­bo­ra­tu­ var­lar na­dir de ol­sa var. An­cak İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı son de­re­ce gün­cel, bildiğim ka­da­ rıy­la da­ha gün­ce­li yok” de­di. Yrd. Doç. Dr. Kü­yel, ulus­la­ra­ra­sı are­na­da önem­li üni­ver­si­te­ler ve şir­ket­le­rin iş­bir­li­ği is­tek­le­ri­nin de, İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın dün­ya ça­pın­da­ki öne­mi­ni or­ ta­ya ko­yan un­sur­lar­dan bi­ri ol­du­ğu­na dik­kat çek­ ti. VLSI ta­sa­rı­mın­da­ki dün­ya­nın en bü­yük ya­ zı­lım şir­ket­le­ri­nin, yıl­ lık be­de­li mil­yon­lar­ca do­lar tu­tan ya­zı­lım­la­ rı­nı İTÜ’ye sem­bo­lik be­del­ler­le ver­dik­le­ri­ ne de dik­kat çe­ken Tür­ ker Kü­yel, “Bu du­rum, İTÜ’de ve­ri­le­cek hiz­me­te, eği­ti­me ve me­zun ola­cak öğ­ren­ci­le­re olan ulus­la­ra­ra­sı gü­ve­ni de or­ta­ya ko­ yu­yor” de­di.

33

Beyin Göçünü Durduracak, Tersine Çevirecek

İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın, eko­no­mik kat­ kı­la­rı­nın ya­nı sı­ra Tür­ki­ye’de ye­ni­lik içe­ren fi­kir­le­ rin sa­yı­sı­nı ar­tı­ra­rak, bi­lim­sel üret­ken­lik, pa­tent sa­yı­sı ve ka­li­te çı­ta­sı­nı da yu­ka­rı ta­şı­ya­ca­ğı­na dik­kat çe­ken Yrd. Doç. Dr. Tür­ker Kü­yel, “Bu la­ bo­ra­tu­va­rı; VLSI ala­nın­da 35 se­ne­nin üze­rin­de ABD iş tec­rü­be­sine sa­hip, 16 pa­ten­te, on­lar­ca kon­fe­rans bil­di­ri­si ve ma­ka­le ile ulus­la­ra­ra­sı ödü­ le sa­hip bir kad­ro kur­du ve yö­ne­ti­yor. Böy­le bir la­bo­ra­tu­va­rın var­lı­ğı, böy­le bir alt ya­pı­nın ol­ma­ sı; Tür­ki­ye’de dün­ya ça­pın­da araş­tır­ma ge­liş­tir­ me ya­pıl­ma­sı­na ola­nak sağ­la­ya­cak. Yurt­dı­şın­da­ki araş­tır­ma or­ta­mı­nı İTÜ’de sağ­landı­ğı­mız için be­ yin gö­çü­nü en­gel­le­ye­cek hat­ta ter­si­ne çe­vi­re­cek. Çün­kü, ABD’de­ki ya da di­ğer ile­ri ül­ke­ler­de­ki araş­tır­ma alt­ya­pı­sı ar­tık İTÜ’de de var” di­ye­rek, İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın be­yin gö­çü­nü ter­si­ne çe­vir­me­si­ne ilk ör­nek ise ça­lış­ma ar­ka­da­şı Yrd. Doç. Dr. Dev­rim Ak­sın ve ken­di­si ol­du­ğu­nu be­lirt ­ti .

İTÜ’de Ar-Ge

Tür­ki­ye, VLSI Pa­za­rı­na Hız­la Gi­re­cek, Güç­lü Bir Şe­kil­de Ge­li­şe­cek

Tür­ki­ye’nin, za­ten ya­kın­dan ta­kip et ­ti k­le­ri ve çok inan­dık­la­rı bir ül­ke ol­du­ğu­nu be­lir­ten Agi­ lent Tech­no­lo­gi­es Baş­kan Yar­dım­cı­sı, Av­ru­ pa, Or­ta Do­ğu ve Af­ri­ka Ge­nel Mü­dü­rü Be­no­it Ne­el ise “Tür­ki­ye’de ni­te­lik­li bi­lim in­sa­nı var. Tür­ki­ye, ge­rek­li eko­no­mik güç ve ka­bi­li­ye­te sa­ hip bir ül­ke. Tür­ki­ye’nin, VLSI pa­za­rı­na hız­la gi­ re­ce­ği­ne ve güç­lü bir şe­kil­de ge­li­şe­ce­ği­ne olan inan­cı­mız tam. Bu nok­ta­da Agi­lent Tech­no­lo­gi­es ola­rak, Tür­ki­ye’de VLSI tek­no­lo­ji­si­nin önün­de­ ki bu en önem­li en­ge­lin kal­dı­rıl­ma­sı­na kat­kı­da bu­lun­mak­tan, İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın sür­dü­rü­le­bi­lir ol­ma­sı­na des­tek ol­mak­tan gu­rur du­yu­yo­ruz” de­di. İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­ rı’nın Agi­lent Tech­no­lo­gi­es için önem­li bir pres­tij kay­na­ğı ol­du­ğu­nu da be­lir­ten Be­no­it Ne­el, “İTÜ gi­bi önem­li bir üni­ver­si­te ile iş­bir­li­ği yap­mak­tan son de­re­ce mem­nu­nuz. Bu iş­bir­li­ği­mi­zin ka­lı­cı ol­ ma­sı­nı is­ti­yo­ruz. Bu la­bo­ra­tu­va­rın 10 se­ne son­ra da gün­cel ye­te­nek­le ve ka­bi­li­yet­le hiz­met ve­re­ bil­me­si için iş­bir­li­ği­mi­zi ge­liş­ti­ri­yo­ruz” açık­la­ma­ sın­da bu­lun­du.

ola­rak, salt Tür­ki­ye’de de­ğil, ge­niş bir coğ­raf­ya­da hiz­met ve­re­bi­len ye­ga­ne mer­kez ko­nu­mun­da. Dün­ya­nın en önem­li ser­ti­fi­ka­la­rı­na sa­hip, SPARK’ın tek­no­lo­jik alt­ya­pı ve uz­man per­so­ne­li ile ala­nın­da­ki kök­lü geç­mi­şi ile SPARK Ka­lib­ras­ yon Mer­ke­zi, İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın sür­dü­rü­le­bi­lir­li­ği­ni sağ­la­ma­da en bü­yük gü­cü­ müz ola­cak” de­di. İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­ rı’nın, ve­re­cek­le­ri ba­kım, ona­rım ve ka­lib­ras­yon des­tek­le­ri ile yıl­lar bo­yun­ca gün­cel kal­ma­sı­nı, doğ­ru ve has­sas öl­çüm yap­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak­ la­rı­nı be­lir­ten As­lı­han Yar­kut, “Bu­nun­la bir­lik­te bir uz­man per­so­ne­li­miz, İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­ tu­va­rı’nda tam za­man­lı ola­rak ha­zır bu­lu­na­cak. Agi­lent­Tech­no­lo­gi­es’te staj im­ka­nı da sağ­la­na­cak iş­bir­li­ği kap­sa­mın­da; tez jü­ri­sin­de de yer ala­cak Agi­lent uz­man­la­rı, öğ­ren­ci­le­re se­mi­ner­ler ve­re­ cek­ler, work­shop’lar dü­zen­le­ne­cek” de­di.

La­bo­ra­tu­va­rın Gün­cel­li­ği ve Sür­dü­rü­le­bi­lir­li­ği ‘SPARK Kalib­ras­yon Mer­ke­zi’ Gü­vence­sin­de

İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın sür­dü­rü­le­bi­ lir­li­ği ve de­vam­lı­lı­ğın­da Agi­lent Tech­no­lo­gi­es ile bir­lik­te önem­li bir so­rum­lu­luk üst­le­nen SPARK Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı As­lı­han Yar­kut da, “Tür­ ki­ye’de bu ko­nu­da ge­rek­li alt­ya­pı ek­sik­li­ği­ni de yi­ne biz gi­der­miş ve SPARK Ka­lib­ras­yon Mer­ke­ zi’ni kur­muş­tuk. SPARK Ka­lib­ras­yon Mer­ke­zi, mad­di açı­dan da önem­li ve bü­yük bir ya­tı­rım ol­ ma­sı ile bir­lik­te ge­rek­li sis­te­me, tek­no­lo­ji­ye, ka­li­ fi­ye iş­gü­cü­ne, bil­gi bi­ri­ki­mi­ne ve gün­cel­li­ğe sa­hip

34

Prof. Dr. Du­ran Leb­le­bi­ci Hiz­me­te Aç­tı

Ko­nuş­ma­lar ve im­za tö­re­ni­nin ar­dın­dan İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı, adı­nı ta­şı­dı­ğı Prof. Dr. Du­ran Leb­le­bi­ci ta­ra­fın­dan ke­si­len kur­de­le ile bir­lik­te res­men hiz­me­te açıl­dı. VLSI ala­nın­ da Tür­ki­ye’de ilk adım­la­rı atan bi­lim dün­ya­sı­ nın dua­yen is­mi Prof. Dr. Du­ran Leb­le­bi­ci, bir za­man­lar öğ­ren­ci­le­ri olan bi­lim in­san­la­rı ta­ra­ fın­dan bu la­bo­ra­tu­va­rın ku­rul­ma­sı ve ken­di is­ mi­nin ve­ril­me­sin­den ötü­rü duy­du­ğu mut­lu­lu­ğu di­le ge­tir­di. La­bo­ra­tu­var, Sa­na­yi ve Tek­no­lo­ji Ba­kan­lı­ğı Ba­kan Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. Da­vut Kav­ ra­noğ­lu, İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca ve Prof. Dr. Du­ran Leb­le­bi­ci ta­ra­fın­dan kur­de­le ke­si­le­rek hiz­me­te açıl­dı.

İTÜ’de Ar-Ge

İTÜ VLSI Ölçme Laboratuvarı ile Türkiye kendi ileri teknolojisini geliştirebilecek, elektronik ürünlerini üretebilecek. Türkiye’nin bu kapsamdaki ilk laboratuvarı olma özelliğini taşıyan İTÜ VLSI Ölçme Laboratuvarı’nın kadrosu, daha önce ABD’de benzer laboratuvarları kuran deneyimli Türk bilim adamlarından oluşuyor.

Kal­kın­ma Ba­kan­lı­ğı ve Asel­san Fon­la­rı, Agi­lent ve SPARK İş­bir­li­ği ile Ku­rul­du

İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı, Tür­ki­ye’nin ile­ri tek­no­lo­ji ge­liş­tir­me stra­te­ji­le­ri ile uyum­lu ola­ rak, bü­yük oran­da Kal­kın­ma Ba­kan­lı­ğı ve kıs­men Asel­san A.Ş. fon­la­rı ile ha­ya­ta ge­çi­ril­di. Tür­ki­ ye’nin ile­ri tek­no­lo­ji ala­nın­da önü­nü aça­cak olan la­bo­ra­tu­var, Dün­ya elek­tro­nik sa­na­yi­nin test ve ölç­me ih­ti­ya­cı­nı kar­şı­la­yan mar­ka­la­rın ba­şın­ da ge­len Agi­lent Tech­no­lo­gi­es ve bu mar­ka­nın Tür­ki­ye dis­tri­bü­tö­rü SPARK Şir­ket­ler Gru­bu’nun, tek­no­lo­jik ve lo­jis­tik des­te­ği ile ku­rul­du. Bu des­ tek çer­çe­ve­sin­de, İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı ile Agi­lent Tech­no­lo­gi­es ve Tür­ki­ye dis­tri­bü­tö­rü SPARK ara­sın­da stra­te­jik or­tak­lık me­ka­niz­ma­sı da ge­liş­ti­ril­di.

Uzak­tan Öl­çüm Ya­pa­bi­le­cek, Öz­gün Tek­no­lo­ji­ler Ge­liş­ti­ri­le­cek

La­bo­ra­tu­va­rın en bü­yük fay­da­la­rın­dan bi­ri de Tür­ki­ye’de dı­şa ba­ğım­lı­lı­ğı azal­tan ile­ri tek­no­lo­ ji­nin üre­ti­le­bi­le­cek ol­ma­sı. Has­sas ve doğ­ru öl­ çüm hiz­me­ti ve­ren İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı ile özel­lik­le mik­ro elek­tro­nik ve mik­ro dal­ga ala­ nın­da fa­ali­yet gös­te­ren şir­ket­le­rin yük­sek per­for­ mans­lı elek­tro­nik sis­tem­le­ri­nin üre­ti­mi ko­nu­sun­ da ye­ni­lik­çi pro­je­le­re im­za at­ma­sı he­def­le­ni­yor. Ay­rı­ca böy­le bir la­bo­ra­tu­va­rın ül­ke içe­ri­sin­de

Ül­ke Kal­kın­dı­ran Tek­no­lo­ji: VLSI

Bin­ler­ce tran­sis­tö­rün tek bir chip üze­rin­de bir­ leş­ti­ril­me­siy­le tüm­le­şik dev­re­le­rin oluş­tu­rul­ma­ sı­nı sağ­la­yan VLSI (Very­Lar­geS­ca­le In­teg­ra­ti­on - Çok Ge­niş Öl­çek­li Tüm­leş­ti­ril­miş Dev­re) tek­ no­lo­ji­si, yük­sek kat­ma de­ğer ya­ra­tan elek­tro­nik ürün­le­rin üre­ti­mi­nin te­me­li­ni oluş­tu­ru­yor. VLSI tek­no­lo­ji­si, geç­ti­ği­miz otuz yıl­lık sü­reç içe­ri­sin­de ABD, Ja­pon­ya, Gü­ney Ko­re ve Tay­van gi­bi ül­ke­le­ rin kal­kın­ma­sın­da­ki en önem­li fak­tör­ler­den bi­ri ol­du. Bu tek­no­lo­ji sa­ye­sin­de ABD’nin ön­de ge­len bir­çok şir­ke­ti, 10–20 yıl­lık bir bü­yü­me sü­re­ci­nin so­nun­da mil­yar do­lar­lık bü­yük­lük­le­re ulaş­tı.

Tür­ki­ye’de Ye­ni Bir Baş­lan­gıç Ya­ra­ta­cak

İTÜ Elek­trik Elek­tro­nik Fa­kül­te­si bün­ye­sin­de ku­ ru­lan İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı ile Tür­ki­ye ken­di ile­ri tek­no­lo­ji­si­ni ge­liş­ti­re­bi­le­cek, elek­tro­ nik ürün­le­ri­ni üre­te­bi­le­cek. Tür­ki­ye’nin bu kap­ sam­da­ki ilk la­bo­ra­tu­va­rı ol­ma özel­li­ği­ni ta­şı­yan İTÜ VLSI Ölç­me La­bo­ra­tu­va­rı’nın kad­ro­su, da­ha ön­ce ABD’de ben­zer la­bo­ra­tu­var­la­rı ku­ran de­ne­ yim­li Türk bi­lim adam­la­rın­dan olu­şu­yor.

35

bu­lun­ma­sı, ürün­le­rin test ma­li­yet­le­ri­nin düş­me­ si­ni sağ­la­ya­cak. Bu sa­ye­de, ye­ni fi­kir ve ürün­ler için ce­sur adım­la­rın atı­la­ca­ğı Tür­ki­ye’de, Ar-Ge ve üre­tim ma­li­yet­le­ri aza­la­rak, Türk şir­ket­le­ri­nin dün­ya ça­pın­da­ki re­ka­bet gü­cü­nün art­ma­sı sağ­ la­na­cak. Ku­ru­lan la­bo­ra­tu­va­rın önem­li bir di­ğer özel­li­ği ise; kul­la­nı­cı­la­rın fi­zik­sel ola­rak mer­kez­de bu­lun­ ma­sı­na ge­rek ol­ma­dan, oto­mas­yon ya­zı­lı­mı ve uzak­tan eri­şim ola­nak­la­rı­nın kul­la­nı­mı­na ola­nak sağ­la­yan “sa­nal la­bo­ra­tu­var iş­let­me kav­ra­mı” ile kur­gu­lan­ma­sı.

İTÜ’de Ar-Ge

Yaşlı ve Engelli İnsanlara Umut Işığı: Robot Kol Doğuş Çentek’in İTÜ Teknogirişim Atölyesi’nde Ar-Ge çalışmalarını yürüttüğü “Robot Kol”, ileri aşamada beyin dalgaları ile kontrol edilebilecek.

İTÜ Tek­no­gi­ri­şim Atöl­ye­si’nde yap­tı­ğı AR-GE ça­lış­ma­larıyla, önemli ba­şa­rı­la­ra im­za atan Do­ğuş Çen­tek, ken­di­si­ni “İş bi­ti­ri­ ci adam!” ola­rak ta­nım­layarak, en­gel­li ve yaş­lı in­san­la­ra dö­nük yap­tı­ğı ça­lış­ma­nın bü­yük ses ge­ti­re­ce­ği­ne inan­dı­ğı­nı söy­lü­yor. Yaş­lı ve En­gel­li İn­san­lar İçin Re­ha­bi­li­tas­yon Ro­bo­tu Ge­le­cek Ro­bo­tik, “Yaş­lı ve En­gel­li İn­san­lar için Re­ha­bi­li­tas­yon Ro­bo­tu” ad­lı pro­je­yi yü­rüt­tük­le­ri­ni belirten Çen­tek, nö­ro­lo­jik ve­ya fi­zik­sel has­ta­lık­lar­dan do­la­yı el ve kol fonk­si­yon­la­rı­nı yi­ tir­miş in­san­la­ra, bu fonk­si­yon­la­rı­nı ro­bo­tik kol ara­cı­lı­ğı ile ge­ri ka­zan­dır­ma­ya ça­lış­tık­la­rı­nı di­le ge­tir­di. Çen­tek, ha­len uy­gu­la­ma çalışmaları de­vam eden pro­je ile il­gi­li şu bil­gi­le­ri ver­di: “Ro­bo­tik kol ile en­gel­li in­san­la­rı­mız gün­lük fa­ali­yet­le­ri­ni ken­di ken­di­le­ri­ ne ya­pa­bi­le­cekler. Kim­se­den yar­dım al­ma­dan ye­mek ha­zır­la­yıp yi­ye­bi­lir, mar­ket alış­ve­riş­le­ri ya­pa­bi­lir­ler. Ro­bot kol, en­gel­li ki­şi­le­ rin sos­yal ha­ya­ta ka­tıl­ma­la­rı­na bü­yük kat­kı sağ­la­ya­ca­ğın­dan, psi­ ko­lo­jik ola­rak da ki­şi­le­re des­tek olacaktır. Ro­bot ko­lun kul­la­nı­mı çok ko­lay­dır. Ev­de ve­ya so­kak­ta ro­bot ko­lu ra­hat­lık­la kul­la­na­bi­lir­ si­niz. Pro­to­tip­le­me aşa­ma­sın­da­ki ro­bot ko­lu­mu­zun, ta­sa­rım ve ya­zı­lım ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­ri de­vam et­mek­te­dir. İler­le­yen aşa­ ma­larda ro­bot ko­lu be­yin dal­ga­la­rı­nı­zı kul­la­na­rak kon­trol ede­bi­ le­cek­si­niz.” Türkiye’de Bir İlk: Beyin Dalgaları İle Kontrol Edilebilecek Ro­bot kolun, ül­ke­miz­de ilk ol­ma özel­li­ği­ni ta­şı­dı­ğı­nı di­le ge­ti­ren Çen­tek, yurt dı­şın­da­ki ben­zer­le­ri­ne gö­re tek­nik açı­dan fark­lı­lık­lar ve üs­tün­lük­ler ta­şı­dı­ğı­nı ifa­de et ­ti . Çen­tek, şun­la­rı söy­le­di: “Yurt dı­şı ben­zer­le­rin­de ro­bot kol sa­de­ce el ve­ya ayak par­mak­la­rı ile kon­trol edi­le­bil­mek­te iken, Tür­ki­ye’de imal edi­le­cek olan ro­bot ko­lu­mu­zun pro­to­ti­pi ta­mam­lan­dı­ğın­da, en­gel­li in­san­lar göz ve­ya diş ha­re­ket­le­ri ile ro­bot ko­lu kon­trol ede­bi­le­cek­ler­dir. İler­le­yen aşa­ma­lar­da ise be­yin dal­ga­la­rı ile ro­bot ko­lu kon­trol edi­le­bil­mek müm­kün ola­cak­tır. Eko­no­mik açı­dan da pro­je­miz yurt dı­şındaki ürün­le­re gö­re üs­tün­dür. Mua­dil it­hal ürün­ler ül­ke­miz­de yak­la­şık 40.000 TL’ye sa­tıl­mak­ta­dır. Bu fi­yat ül­ke­miz şart­la­rı­na gö­re çok yük­sek­tir. Bi­zim ro­bot ko­lu­muz hal­kın bü­yük ke­si­mi­nin kar­şı­la­ya­ bi­le­ce­ği bir üc­ret­le sa­tı­la­cak­tır.”

36

İşte Robot Kol’un Marifetleri Çen­tek’in ver­di­ği bil­gi­ye gö­re, ro­bot kol ile en­gel­li ki­şi yar­dım al­ma­dan buz­do­la­bı­nı açıp su­yu­nu içe­bi­lir, ye­mek ha­zır­la­yıp yi­ye­ bi­lir, ar­ka­daş­la­rı ile oyun­la­ra ka­tı­la­bi­lir, alış­ve­riş ya­pa­bi­lir, hatta tı­raş olabilir; çocuk yaştaki bir engelli, arkadaşları ile oyun oyna­ yabilir, yetişkin ise sosyal ortamlara daha hızlı uyum sağ­la­ya­bilir. Çen­tek, pro­jeyi destekleyen kişi ve kuruluşlar içinse şu bilgileri verdi: “Pro­je­miz, 2012 yı­lın­da Bi­lim Sa­na­yi ve Tek­no­lo­ji Ba­kan­ lı­ğı Tek­no­gi­ri­şim Ser­ma­ye Des­te­ği prog­ra­mı kap­sa­mın­da 100 bin TL fi­nan­sal des­tek al­ma­ya hak ka­zan­mış­tır. Fir­ma­mız ay­rı­ca KOS­ GEB des­tek­le­rin­den de ya­rar­lan­mak­ta­dır. Ön­ce­lik­le, üni­ver­si­te­ ler­de ka­za­nı­lan ye­ni­lik­çi bil­gi ve tec­rü­be­yi ürü­ne dö­nüş­tür­me­nin öne­mi­ni vur­gu­la­yan ve be­ni Ge­le­cek Ro­bo­tik fir­ma­sı­nı kur­ma­ya teş­vik eden Yrd. Doç. Dr. Pı­nar Boy­raz’ a çok te­şek­kür ede­rim. Fir­ma­mız, fa­ali­yet­le­ri­ni İTÜ Tek­no­gi­ri­şim Atöl­ye’sin­de­ki ofi­sin­ de yü­rüt­mek­te­dir. Bi­ze bu ofis im­ka­nı­nı su­nan İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca’ya, Rek­tör Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. Meh­met Sab­ri Çe­lik’e ve fir­ma­mı­za ya­kın des­tek sağ­la­yan da­nış­man­lar Doç. Dr. Mus­ta­fa Kum­ral, Doç. Dr. Le­vent Trab­zon ve Doç. Dr. Hü­se­yin Kı­ zıl’a çok te­şek­kür ede­rim.”

İTÜ’de Ar-Ge

THY Ar-Ge Ofisi İTÜ’de açıldı İTÜ’lü öğrenciler THY Ar-Ge Ofisi’nde belirli aralıklarla düzenlenecek seminerlerde, sektör temsilcileriyle bir araya gelerek, havacılık sektöründeki yenilikçi düşünceleri ve gelişmeleri yakından takip etme fırsatı elde edecekler.

Araş­tır­ma ve ino­vas­yon­da ön­cü üni­ver­si­te İTÜ, ye­ni açı­lan THY Ar-Ge ofi­si ile öğ­ren­ci­le­ri­ni “Ha­va­cı­lık Sek­tö­rü­ne” ha­zır­lı­yor… İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si ile Türk Ha­va Yol­la­rı (THY) ara­sın­da im­ za­la­nan pro­to­kol ile bir­lik­te Uçak ve Uzay Bi­lim­le­ri Fa­kül­te­si (UUBF) bün­ye­sin­de THY Ar-Ge Ofi­si ku­rul­du. İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, Rek­tör Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. İb­ra­him Öz­kol, Fa­kül­te De­ka­nı Prof. Dr. Me­tin Or­han Ka­ya, THY Tek­nik A.Ş. Ge­nel Mü­dü­rü Doç. Dr.

İs­ma­il De­mir ve THY Tek­nik A.Ş. Ar-Ge Mü­dü­rü Dr. Gü­ven Pa­do’nun ka­tı­lı­mı ile 26 Ni­san 2013 tarihinde açı­lı­şı ya­pı­lan Ar-Ge ofi­sin­de THY ile İTÜ UUBF ara­sın­da yü­rü­tü­le­cek çe­şit­li pro­je­ler ha­ya­ta ge­ çi­ri­le­cek. İTÜ’lü öğ­ren­ci­ler Ar-Ge Ofi­si’n­de be­lir­li ara­lık­lar­la dü­zen­le­ne­cek se­ mi­ner­ler­de, sek­tör tem­sil­ci­le­riy­le bir ara­ya ge­le­rek ha­va­cı­lık sek­tö­ rün­de­ki ye­ni­lik­çi dü­şün­ce­le­ri ve ge­liş­me­le­ri ya­kın­dan ta­kip et­me fır­ sa­tı el­de ede­cek­ler. Öğ­ren­ci­ler an­laş­ma çer­çe­ve­sin­de hem İTÜ’nün tek­nik alt­ya­pı­sı­na hem de THY’nin do­kü­man­la­rı­na ula­şa­bi­le­cek­ler. Ofisteki çalışmalara katılacak öğ­ren­ci­ler; Ar-Ge pro­je­si na­sıl alı­nır? Na­sıl yü­rü­tü­lür? Na­sıl so­nu­ca ulaş­tı­rı­lır? Sek­tö­rün ih­ti­yaç­la­rı ne­dir? Bu ih­ti­yaç­la­rın ne şe­kil­de kar­şı­lan­ma­sı ge­re­kir? so­ru­la­rı­na ce­vap bul­muş, ha­va­cı­lık ge­nel kül­tü­rü oluş­muş, bu ko­nu­lar­da ça­lış­mış, hat­ta bun­dan bir mad­di ka­zanç sağ­la­mış do­na­nım­lı bir ele­man ola­ rak sek­tö­re ka­zan­dı­rıl­mış ola­cak­lar. THY’den ge­len ta­lep üze­ri­ne kul­la­nı­ma açı­lan Ar-Ge Ofi­si’nde öğ­ren­ ci­ler ha­li ha­zır­da ça­lış­ma­la­rı­na baş­la­mış­ durumdalar. Ofiste ça­lı­şır du­rum­da 8 is­tas­yon yer alı­yor ve pro­je­nin içe­ri­ği­ne gö­re fark­lı fa­ kül­te­ler­den de baş­vu­ru­da bu­lu­nan öğ­ren­ci­ler olu­yor. Uçak ve Uzay Bi­lim­le­ri Fa­kül­te­si­nin ya­nı sı­ra Elek­trik-Elek­tro­nik Fa­kül­te­si, Kim­ya Me­ta­lür­ji Fa­kül­te­si gi­bi di­ğer fa­kül­te­le­rin öğ­ren­ci­le­ri de pro­je­ler­de yer ala­bi­li­yor ve bu sa­ye­de di­sip­lin­ler ara­sı bir ça­lış­ma yü­rü­tü­lü­yor. İTÜ-THY Ar-Ge Ofi­si­nin kar ama­cı güt­me­den ta­ma­men aka­de­mik he­ves­ler­le ku­rul­du­ğu­nu be­lir­ten Ofis So­rum­lu­su Öğr. Gör. Dr. Öz­ ge Öz­de­mir, bu­ra­da­ki ça­lış­ma­la­rın, ürün ge­liş­tir­me­nin öte­sin­de ta­ ma­men Ar-Ge’ye yö­ne­lik bi­lim­sel ça­lış­ma­lar ol­du­ğu­nun al­tı­nı çiz­di. Ofisin ça­lış­ma­la­rı kap­sa­mın­da li­sans öğ­ren­ci­le­ri­nin bi­tir­me pro­je­le­ ri­ni, yük­sek li­sans ve dok­to­ra öğ­ren­ci­le­ri­nin ise ça­lış­ma­la­rı­nı bu­ra­da haf­ta­nın be­lir­li gün ve sa­at­le­rin­de sür­dü­re­bi­le­cek­le­ri­ni di­le ge­ti­ren Öz­de­mir, ge­liş­ti­ri­le­cek pro­je­ler­de uçak­lar­da kul­la­nı­lan sis­tem­le­rin Tür­ki­ye’de üre­til­me­si, bu ürün­le­rin ha­va­cı­lık sek­tö­rü­ne ka­zan­dı­rıl­ ma­sı ve ge­le­cek­te üre­ti­le­cek ken­di uçak­la­rı­mız­da kul­la­nıl­ma­sı­nın amaç­lan­dı­ğı­nı ifa­de et ­ti . İTÜ Haber - Osman Keskin

İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, Rek­tör Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. İb­ra­him Öz­kol, Prof. Dr. Me­tin Or­han Ka­ya, THY Tek­nik A.Ş. Ge­nel Mü­dü­rü Doç. Dr. İs­ma­il De­mir ve THY Tek­nik A.Ş. Ar-Ge Mü­dü­rü Dr. Gü­ven Pa­do açılış töreninde.

37

İTÜ’de Ar-Ge

Boeing ve İTÜ Arasında Havacılık ve Uzay Teknolojisi Araştırması İşbirliği Boe­ing ve İTÜ, araş­tır­ma­la­rın­da uçu­cu or­ga­nik bi­le­şen­le­ri uçak ka­bi­nin­den da­ha faz­la uzak­laş­tır­mak için özel iş­lem gör­müş na­no-fi­ber­le­rin ve­rim­li­li­ği­ni incelemek üzere bir anlaşma imzaladı. Boe­ing [NYSE: BA] ile Tür­ki­ye’nin ye­ni­lik­çi­lik, AR-GE, ha­va­cı­lık ve uzay tek­no­lo­ji­le­rin­de li­der ku­ru­mu İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si, ha­va­cı­lık ve uzay araş­tır­ma­sı ala­nın­da tüm yol­cu­la­rın fay­da­la­na­ca­ğı ye­ni bir iş­ bir­li­ği­ni du­yur­du. Boe­ing Tür­ki­ye Baş­ka­nı Ber­nard J. Dunn ve İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­ met Ka­ra­ca, or­tak araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me prog­ram­la­rı­nı baş­la­ta­cak olan an­laş­ma­yı kut­la­mak için üni­ver­si­te kam­pü­sün­de bir im­za tö­re­ ni dü­zen­le­di. Tö­re­ne Türk Ha­va Yol­la­rı yö­ne­ti­ci­le­ri Dr. Te­mel Ko­til ve Dr. İs­ma­il De­mir ka­tıl­dı. Türk Ha­va Yol­la­rı’nın Ge­nel Mü­dü­rü Dr. Te­mel Ko­til da­ha ön­ce Üni­ver­si­te­nin Uçak ve Uzay Bi­lim­le­ri Fa­kül­te­si Bö­lüm Baş­ka­nı ve Fa­kül­te De­kan Yar­dım­cı­sı gö­rev­le­rin­de bu­lun­muş­tu. Ay­rı­ca THY Tek­nik Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­kan Ve­ki­li Dr. İs­ma­il De��mir İTÜ me­zu­ nu­dur. Boe­ing ve İTÜ ilk or­tak pro­je­le­ri­ni, yol­cu­lar için ti­ca­ri uçak­la­rın ka­bin or­ta­mın­da ha­va ka­li­te­si­ni iyi­leş­ti­re­cek ile­ri bir ha­va fil­tre­le­me sis­te­mi­ ni araş­tır­mak ve ge­liş­tir­mek için bir yıl­lık bir ça­lış­ma ola­rak açık­la­dı. Dunn, yap­tı­ğı açık­la­ma­da “Tür­ki­ye’nin en iyi yük­sek eği­tim ku­rum­ la­rın­dan bi­ri olan İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si ile ye­ni bir araş­tır­ma or­tak­lı­ğı kur­du­ğu­muz için çok mut­lu­yuz” de­di. “Boe­ing, tek­no­lo­jik üs­tün­lü­ğü ile ta­nım­la­nır, İTÜ ile kur­du­ğu­muz iş­bir­li­ği­nin şir­ke­ti­mi­ze ye­ni­lik­çi fi­kir­ler ge­ti­re­ce­ği­ne ve Tür­ki­ye’nin eko­no­mik ve tek­no­lo­jik ge­li­şi­min­de­ki he­def­le­ri­ni des­tek­le­ye­ce­ği­ne ina­nı­yo­ruz” de­di. Boe­ing ve İTÜ, Araş­tır­ma­la­rın­da Na­no-Fi­ber­le­rin Ve­rim­li­li­ği­ni İn­ce­le­ye­cek İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Ka­ra­ca “Bu­gün, Boe­ing ve İTÜ ara­sın­da, Ha­va­cı­lık ve Uzay sek­tö­rün­de ye­ni­lik­çi ta­sa­rım ve araş­tır­ma­lar ko­nu­sun­da güç­lü bir or­tak­lı­ğın baş­lan­gı­cı­dır. Boe­ing’in ya­nı sı­ra mil­li bay­ra­ğı­mı­zı ta­şı­yan Türk Ha­va Yol­la­rı ve THY Tek­nik’i de Si­vil Ha­va­cı­lık ala­nın­da böy­le­si ile­ri bir AR-GE ko­nu­sun­da güç­lü des­tek­çi­le­ri­miz ve or­tak­la­rı­mız ara­sın­da gör­mek­ten çok mut­lu­yuz” de­di.

Boe­ing Tür­ki­ye Baş­ka­nı Ber­nard J. Dunn ve İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca

Gü­nü­müz ti­ca­ri uçak­la­rın­da­ki çev­re­sel kon­trol sis­te­mi, kim­ya­sal kir­ le­ti­ci­le­rin kon­san­tras­yo­nu­nu son de­re­ce dü­şük se­vi­ye­le­re in­di­ri­yor. Boe­ing ve İTÜ, araş­tır­ma­la­rın­da uçu­cu or­ga­nik bi­le­şen­le­ri uçak ka­bi­ nin­den da­ha faz­la uzak­laş­tır­mak için özel iş­lem gör­müş na­no-fi­ber­le­ rin ve­rim­li­li­ği­ni in­ce­le­ye­cek. Boe­ing Araş­tır­ma ve Tek­no­lo­ji, Kü­re­sel Araş­tır­ma ve Ge­liş­tir­me Stra­ te­ji­si Kı­dem­li Tek­nik Di­rek­tö­rü Mi­ke Fri­end, “Bu pro­je Boe­ing’in ti­ca­ri uçak yol­cu de­ne­yi­mi­ni ge­liş­tir­mek için sü­rek­li ça­lış­tı­ğı­nın bir ör­ne­ği­dir, uzay ve ha­va­cı­lık uy­gu­la­ma­la­rın­da na­no mal­ze­me­ler­le il­gi­li çok güç­lü bir araş­tır­ma prog­ra­mı olan İTÜ’nün ye­te­nek­li öğ­re­tim üye­le­ri ve öğ­ ren­ci­le­ri ile bir­lik­te ça­lış­mak için sa­bır­sız­la­nı­yo­ruz” de­di. Boe­ing 70 yı­la ya­kın sü­re­dir Tür­ki­ye ile uzun sü­re­li ve kar­şı­lık­lı fay­da sağ­la­yan bir iliş­ki sür­dür­mek­te­dir. Boe­ing hâ­li­ha­zır­da Türk ti­ca­ri ha­va­ cı­lık ve sa­vun­ma sek­tör­le­rin­de­ki müş­te­ri­le­re uçak ve hiz­met sağ­la­yan, Türk uzay ve ha­va­cı­lık sa­na­yi­si­nin gü­ve­ni­lir bir or­ta­ğı­dır.

Boe­ing Tür­ki­ye Baş­ka­nı Ber­nard J. Dunn ve İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, Türk Ha­va Yol­la­rı yö­ne­ti­ci­le­ri Dr. Te­mel Ko­til, Dr. İs­ma­il De­mir, İTÜ Rektör Yardımcıları ve Öğretim Üyeleri ile.

38

İTÜ’de Ar-Ge

İTÜ Yanma Laboratuvarı Yan­ma tek­no­lo­ji­le­rin­de­ki iler­le­me­nin, ener­ji ve­rim­li­li­ği­nin ar­tı­rıl­ma­sı ile çev­re kir­li­li­ği­nin azal­tıl­ma­sı yo­lun­da­ki öne­ mi bü­yük­tür. Uçak ve ro­ket mo­tor­la­rı­nın kal­bi yan­ma oda­sı­dır di­ye­bi­li­riz. İTÜ’de 2010 yılında kurulan “Yanma Laboratuvarı” Türkiye’de bir üniversite bünyesinde kurulan ilk deneysel altyapı olup, daha sonra kurulanlara önemli ölçekte örnek teşkil etmiş, bilgi transferi yapmıştır. İTÜ’de 2010 yı­lın­da Doç. Dr. Onur Tun­çer yü­rü­tü­cü­lü­ğün­de fa­ali­ye­ te ge­çen Yan­ma La­bo­ra­tu­va­rı, Tür­ki­ye’de üni­ver­si­te bün­ye­sin­de bu amaç­la ku­ru­lan ilk de­ney­sel alt­ya­pı­dır. Bu alt­ya­pı ül­ke­miz­de da­ha son­ra ge­rek araş­tır­ma ens­ti­tü­le­ri, ge­rek sa­na­yi ku­ru­luş­la­rı ta­ra­fın­dan ku­ru­lan test alt­ya­pı­la­rı­na ör­nek teş­kil et­miş­tir. Bu ku­rum ve ku­ru­luş­ la­ra geç­ti­ği­miz iki se­ne zar­fın­da İTÜ ola­rak önem­li öl­çek­te bil­gi trans­ fe­ri ya­pıl­mıştır. Doç. Dr. Onur Tun­çer, Yanma Laboratuvarı’nın işlevini anlatıyor. Yanma Odası: Uçak ve Roket Motorlarının Kalbi Yan­ma araş­tır­ma­la­rı iki açı­dan önem­li­dir. Bun­lar­dan il­ki ener­ji dö­ nü­şüm sis­tem­le­ri­dir. Ha­len dün­ya­da­ki top­lam ener­ji ih­ti­ya­cı­nın % 85’in­den faz­la­sı çe­şit­li ya­kıt­la­rın ya­kıl­ma­sı ile el­de edil­mek­te­dir. Bu, evi­mi­zin elek­trik ih­ti­ya­cın­dan, kul­lan­dı­ğı­mız oto­mo­bi­le, ge­mi, uçak gi­bi va­sı­ta­la­rın mo­tor­la­rı­na ka­dar çok ge­niş bir ala­nı kap­sa­mak­ta­dır. Do­la­yı­sıy­la yan­ma tek­no­lo­ji­le­rin­de­ki iler­le­me­nin, ener­ji ve­rim­li­li­ği­nin ar­tı­rıl­ma­sı ile çev­re kir­li­li­ği­nin azal­tıl­ma­sı yo­lun­da­ki öne­mi bü­yük­tür, uçak ve ro­ket mo­tor­la­rı­nın kal­bi yan­ma oda­sı­dır di­ye­bi­li­riz. Yan­ma bi­li­min­de­ki iler­le­me­ler ve yan­ma tek­no­lo­ji­le­rin­de­ki ge­rek­si­ nim­ler sı­ra­sıy­la hem in­san­lı­ğı ce­sa­ret­len­dir­miş, hem de en uç ko­şul­ lar­da ve ta­sa­rım ge­rek­sin­me­le­rin­de olu­şan fe­no­men­le­ri araş­tır­ma­ya it­miş­tir. Bu ni­te­lik­te­ki prob­lem­ler, ge­nel­de ter­mo­di­na­mik za­man öl­ çek­le­ri­nin sı­nır­la­rın­da, da­ha ön­ce göz önü­ne ye­te­rin­ce alın­ma­mış ya­ hut hiç alın­ma­mış bo­yut ve küt­le öl­çek­le­rin­de ger­çek­le­şir­ler. So­nuç ola­rak bu ol­gu­la­rın in­ce­len­me­si bi­zim te­mel ka­bul et ­ti ­ği­miz bir ta­kım bi­lim­sel hi­po­tez­le­rin de ye­ni­den göz­den ge­çi­ril­me­si so­nu­cu­nu do­ğur­ mak­ta­dır. Ar-Ge Çalışmaları Yan­ma la­bo­ra­tu­va­rın­da şu ana ka­dar iki TÜ­Bİ­TAK pro­je­si, iki de BAP pro­je­si ta­mam­lan­mış­tır. Önü­müz­de­ki dö­nem­de ye­ni SAN-TEZ ve TÜ­Bİ­TAK pro­je baş­vu­ru­la­rı ile bu­ra­da­ki araş­tır­ma­la­rın de­vam­lı­lı­ğı­nı sağ­la­ma­yı he­def­le­mek­te­dir. Yan­ma la­bo­ra­tu­va­rın­da şu an, gaz tür­bin mo­tor­la­rı­nın yan­ma oda­ la­rı­nı si­mü­le eden 30 kW gü­cün­de de­ney­sel bir gir­dap sta­bi­li­ze­li at­mos­fe­rik yan­ma oda­sı test dü­ze­ne­ği bu­lun­mak­ta­dır. Bu dü­ze­nek­ te ço­ğu la­zer ta­ban­lı tep­ki­me­li akı­şı boz­ma­yan non-in­trü­zif öl­çüm

tek­nik­le­ri ile alev içe­ri­sin­den hız da­ğı­ lı­mı, ser­best ra­di­kal­le­rin gö­rün­tü­len­ me­si, emis­yon öl­çüm­le­ri gi­bi de­ney­sel im­kan­la­rı­mız bu­lun­mak­ta. Bu de­ney­ler sa­ye­sin­de HAD (he­sap­la­ma­lı akış­kan­lar di­na­mi­ği) si­mü­las­yon­la­rı gi­bi ana­li­tik yön­tem­le­rin doğ­ru­lan­ma­sı için önem­ li ve­ri set­le­ri el­de edi­le­bil­mek­te­dir. Bir baş­ka TÜ­Bİ­TAK des­tek­li ça­lış­ma­da ise mik­ro öl­çek­te ener­ji dö­nü­şüm sis­tem­le­ ri üze­rin­de araş­tır­ma­lar yü­rü­tül­dü. Araş­ tır­ma te­ma­sı sı­vı hid­ro­kar­bon­la­rın mik­ro öl­çek­te ya­kıl­ma­sı idi. Bu çok di­sip­lin­li ça­lış­ma­da Kim­ya-Me­ta­lur­ji Fa­kül­te­si öğ­re­tim üye­le­rin­ den Doç.Dr. Hü­se­yin Kı­zıl ile Ma­ki­ne Fa­kül­te­sin­den Doç.Dr. Le­vent Trab­zon’un yar­dım­la­rı sa­ye­sin­de her bir san­ti­met­re­ka­re­sin­de 250 ay­rı lü­le­nin bu­lun­du­ğu bir mik­ro en­jek­tör ge­liş­ti­ril­di. Yü­rü­tü­len ça­lış­ma­la­rın ço­ğu de­ney­sel ağır­lık­lı ol­mak­la bir­lik­te, bir pro­je kap­sa­mın­da­ki sa­yı­sal si­mü­las­yon­lar ko­nu­sun­da yi­ne İTÜ bün­ ye­sin­de bu­lu­nan Ulu­sal Yük­sek Yük­sek Ba­şa­rım­lı He­sap­la­ma Mer­ke­ zin­den (UHeM) pa­ra­lel he­sap­la­ma des­te­ği alın­dı. Havacılık Eğitimi Ülkemizde Sadece İTÜ ve ODTÜ’de Mes­le­ğin pra­tik­te­ki ta­rih­çe­si­ne bak­tı­ğı­mız­da, Tür­ki­ye’de­ki ilk uçak fab­ri­ka­sı 1928 yı­lın­da Kay­se­ri’de açıl­mış. Bu fab­ri­ka 1939 yı­lın­dan iti­ba­ren dış ül­ke­re ih­ra­cat ya­pa­bi­lir ko­nu­mu­na gel­miş, İs­kan­di­nav ül­ ke­ri­ne uçak sat­mış­tır. İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı yıl­la­rın­da ise İs­pan­ya’ya 40 ka­dar sa­vaş uça­ğı sa­ta­bil­miş­tir. Ba­kıl­dı­ğın­da ma­zi­si Fran­sız Mi­ra­ge fir­ma­sı­nın­kin­den es­ki­dir. İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı’nı ta­kip eden yıl­lar­da fab­ri­ka­nın ima­la­tı­na son ve­ril­miş, sa­de­ce bir ba­kım mer­ke­zi­ne dö­nüş­tü­rül­müş­tür. Önem­li bir za­man kay­bı­nın ar­dın­dan da­ha son­ra­ki yıl­lar­da TA­I’nin ku­rul­ma­sıy­la bir­lik­te, özel­lik­le sis­tem en­teg­ras­yo­nu ala­nın­da ül­ke­miz­de son yir­mi se­ne sü­re­sin­ce be­lir­li me­sa­fe alın­mış­tır. Di­ğer sa­vun­ma sa­na­yi ku­ ru­luş­la­rı­nın da bu ko­nu­da olum­lu kat­kı­la­rı ol­muş­tur. Sis­tem en­teg­ ras­yo­nu ko­nu­sun­da­ki ba­şa­rı­lar, alt-sis­tem­le­rin de mil­li im­kân­lar­la ta­sar­la­nıp üre­til­me­si ge­rek­li­li­ği­ni de be­ra­be­rin­de ge­tir­miş­tir. İt­ki sis­ tem­le­ri bu alt-sis­tem­le­rin ba­şın­da gel­mek­te­dir. Hem li­sans hem de li­sans üs­tü dü­zey­de kök­lü bir ha­ va­cı­lık eği­ti­mi, ül­ke­miz­de sa­de­ce İTÜ ve OD­TÜ’de bu­lu­nu­yor. Ha­va­cı­lık ko­nu­sun­da­ki ye­tiş­miş ele­ man açı­ğı, ya­kın di­sip­lin­ler ol­ma­sı se­be­biy­le üni­ ver­si­te­le­rin ma­ki­ne mü­hen­dis­li­ği bö­lüm­le­rin­den ka­pa­tı­lı­yor. Me­zun­la­rı­mız sa­vun­ma sa­na­yi­nin ya­nı­sı­ra, uçak ba­kım sek­ tö­rün­de, mo­tor ba­kı­mı, göv­de ba­kı­mı, si­vil ha­va­cı­lık üze­rin­de de ça­lı­şa­bi­lir­ler. Ha­va­yol­la­rı­nın yö­ne­ti­ci­le­ri­nin ço­ğu İTÜ’den me­ zun­dur. Son yıl­lar­da sa­vun­ma sa­na­yii­ne yön­le­nen me­zun sa­yı­sın­da be­lir­gin bir ar­tış gö­ze çarp­mak­ta­dır. Ta­bii bu iş­ler coğ­ra­fi ola­rak An­ ka­ra ci­va­rın­da yo­ğun­la­şı­yor. İs­tan­bul’a alı­şan öğ­ren­ci­le­ri­mi­zi An­ka­ ra’ya git­me ko­nu­sun­da teş­vik ve ik­na et­mek ge­re­ke­bi­li­yor. İTÜ Haber - Burcu Koz

39

İTÜ’de Ar-Ge

Rockwell Otomasyon İTÜ’de laboratuvar açtı Rockwell Otomasyon, 1.5 milyon dolarlık bir yatırımla, İTÜ’de “Güç ve Hareket Kontrolü Laboratuvarı” açtı. İTÜ ile endüstri arasında köprü oluşturacak olan yeni laboratuvar, eğitim amacının yanında, araştırma ve geliştirme çalışmalarına büyük katkı sağlayacak.

Rock­well Au­to­ma­ti­on Güç ve Ha­re­ket Kon­tro­lü La­bo­ra­tu­va­rı’nın res­mi açı­lı­şı yapıldı. 19 Şubat 2013 tarihinde gerçekleştirilen açı­ lışa Rek­tö­r Prof.Dr.Meh­met Ka­ra­ca, Rock­well Au­to­ma­ti­on Glo­bal İş Ge­liş­tir­me Mü­dü­rü Jo­e Kann, Or­ta­do­ğu Böl­ge So­rum­lu­su Ne­il En­right, Tür­ki­ye Ge­nel Mü­dü­rü Cenk Cey­lan, la­bo­ra­tuva­rın ilk ku­ru­cu­su Prof.Dr. M. Ke­mal Sa­rı­oğ­lu ve çok sa­yı­da da­vet­li ka­tıl­ dı. La­bo­ra­tuva­rın yü­rü­tü­cü­lü­ğü­nü Yrd. Doç. Dr. Ali Fu­at Er­genç ya­ pı­yor. İTÜ Kon­trol ve Bil­gi­sa­yar Mü­hen­dis­li­ği me­zu­nu olan Er­

genç, la­bo­ra­tu­va­rın her­ke­se açık ol­du­ğu­nu ve bö­lüm­de­ki bü­tün öğ­re­tim üye­le­ri­nin la­bo­ra­tu­var­la iliş­ki­li ol­duk­la­rı­nı be­lirt ­ti . Er­ genç, “La­bo­ra­tu­va­rın ku­rul­ma­sı için 2011 Ekim ayın­da Rock­well ile gö­rüş­me­ler yap­ma­ya baş­la­dık, fir­ma­nın CE­O’su­nun İTÜ’yü zi­ya­re­ti ile ger­çek­le­şen top­lan­tı so­nu­cun­da an­laş­ma yap­ma­ya ka­rar ver­dik” de­di. Rock­well Au­to­ma­ti­on ekip­man­la­rı­nın İTÜ’ye hi­be edil­di­ği­ni ve İTÜ’ye yak­la­şık 1.5 mil­yon do­lar­lık ya­tı­rım ge­ti­ril­di­ği­ni ifa­de eden Er­genç, “Bö­lüm ders­le­rin­de ve la­bo­ra­tu­var­la­rı­n­da oto­ mas­yon ko­nu­sun­da en son tek­no­lo­ji ürün­le­ri kul­la­nı­la­cak ve bu sa­ye­de öğ­ren­ci­le­rin öğ­ren­dik­le­ri bil­gi­le­ri pra­ti­ğe dök­me­le­ri, hem de­ gün­cel tek­no­lo­ji­yi ya­kın­dan ta­kip et­me­le­ri ko­lay­la­şa­ cak” di­ye ko­nuş­tu. An­laş­ma­ya gö­re la­bo­ra­tu­var mü­sa­it ol­du­ğu sü­re­ce bu­ra­da hem en­düs­tri­yel eği­tim­ler ve­ri­le­cek hem de en­düs­tri ile be­ra­ber pro­ je­ler ya­pı­la­bi­le­cek. Rock­well ile, fir­ma­nın mi­sa­fir­le­ri­nin la­bo­ra­ tu­va­rı zi­ya­ret ede­bil­me­le­ri­ne ve üni­ver­si­te­den aka­de­mis­yen­ler­ le an­la­şıp eği­tim­le­rin bir kıs­mı­nın üni­ver­si­te­miz­de ve­ril­me­si­nin sağ­lan­ma­sı­na yö­ne­lik kar­şı­lık­lı bir an­laş­ma ya­pıl­dı. Rock­well La­bo­ra­tu­va­rı’nın açıl­ma­sı­nın İTÜ’nün en­düs­tri­yel oto­ mas­yon ala­nın­da en­düs­tri ile sağ­lam bir köp­rü oluş­tur­ma­sı iti­ba­ riy­le çok önem­li bir ge­liş­me ol­du­ğu­nu kay­de­den Er­genç, “Rock­ well’in İTÜ’yü seç­me ne­de­ni, Tür­ki­ye’de­ki üni­ver­si­te­ler ara­sın­da en­düs­tri ile iliş­ki­ler açı­sın­dan en iyi üni­ver­si­te­nin İTÜ ol­ma­sın­ dan ile­ri gel­mek­te­dir. Bu­ra­sı bir eği­tim ve araş­tır­ma la­bo­ra­tu­va­ rı­dır. Ay­rı­ca Rock­well Oto­mas­yon ile ya­pı­lan an­laş­ma ge­re­ği, bu la­bo­ra­tu­var­da ya­pı­la­cak araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me­ler hem üni­ver­si­ te bün­ye­sin­de aka­de­mik ya­yın ve pa­tent­li ürün oluş­tu­ra­bi­le­cek, hem de Rock­well’in ih­ti­yaç duy­ma­sı du­ru­mun­da fir­ma­ya bü­yük kat­kı­la­rı olacak. Bi­zim esas he­de­fi­miz la­bo­ra­tu­va­rı­mı­zın sa­de­ce eği­tim ama­cıy­la kul­la­nıl­ma­sı de­ğil, ay­nı za­man­da araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me için de kul­la­nıl­ma­sı­dır.” de­di. İTÜ Haber - Burcu Koz

40

İTÜ’de Ar-Ge

Elektrik Dağıtım Otomasyonu Laboratuvarı Açıldı İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi Elekt­ rik Mühendisliği Bölümü bünyesindeki Elektrik Tesisleri Laboratuvarı Siemens’in desteği ile yenilenerek “Elektrik Dağıtım Otomasyonu La­ boratuvarı” adı altında tekrar hizmete girdi. İTÜ’lü öğrencilerinin ve öğ­ retim elemanlarının modern teknolojiyle eğitim yapmasını sağlayacak Elektrik Dağıtım Otomasyonu Laboratuvarı, 16 Nisan 2013 Salı günü düzenlenen bir törenle hizmete açıldı. Laboratuvarın açılışında İTÜ Rek­ tör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik, Prof. Dr. İbrahim Özkol, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ömer Usta, Siemens Akıllı Şebekeler Global CEO’su Dr. Jan Mrosik, Siemens Akıllı Şebekeler Global CFO’su Bernd Haetzel, Siemens Akıllı Şebekeler Türkiye Direktörü Hasan Ali Pazar, Ticari Direktörü Tolga Afşin ve Siemens uzmanlarının yanı sıra, İTÜ’lü akademisyenler ve öğrenciler yer aldı. Elektrik Dağıtım Otomasyonu Laboratuvarı’nda kullanılan ekipmanın modern cihazlarla değiştirilmesine ek olarak iç restorasyon ve projek­ siyon temini gibi ihtiyaçlar da Siemens desteğiyle tamamlandı. Labora­ tuvarda Siemens’ten temin edilen 1 adet mesafe koruma rölesi (7SA6), 1 adet diferansiyel rölesi (7UT6), 1 adet aşırı akım rölesi (7SJ80), 1 adet gerilim rölesi (7SJ80), 1 adet SICAM 1703 RTU, 1 adet SICAM 230 SCA­ DA yazılımı, 5 adet pano ve ihtiyaç duyulan yardımcı ekipmanlar hiz­ mete alındı. Toplamda 100’ün üzerinde öğrenciye deney imkanı sunan laboratuvar, öğrencilerin koruma tekniği ve teknolojileri ile bunların

enerji otomasyon sistemlerine entegrasyonu hakkında bilgi sahibi ol­ malarını, RTU ve SCADA yazılımı sayesinde enerji otomasyon sistemleri ile ilgili detaylı bilgi edinmelerini sağlıyor. Laboratuvarda İTÜ’lü öğretim üyeleri tarafından Simatic PLC, Simatic HMI, Simatic NET, Simatic PCS 7, Simotion, Sinamics ve Sinumerik eği­ timleri veriliyor. Bu uygulamalar haricinde uygulamaya konulan “Gele­ ceğin Profesyonelleri Projesi” öğrencilere burs, staj imkânı ve bazen de esnek zamanlı çalışma fırsatları sunuyor. Öğrenciler, edindikleri dene­ yimle akademik öğrenimlerini daha bilinçli yönlendirebilirken, mezun olduktan sonra da daha iyi tercihler yapabilme şansı elde ediyor.

Prostat Kanseri Teşhisinde Yeni Bir Çığır İTÜ Teknogirişim Atölyesi’nde yapılan Ar-Ge çalışmaları ile, Türkiye’de en sık görülen tür olan “prostat kanseri” teşhisi daha kolay ve hata oranı daha az olacak. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Mo­le­kü­ler Bi­yo­lo­ji ve Ge­ne­tik Bö­lü­mü me­ zu­nu Ke­rem Şen­var­dar, İTÜ Tek­no­gi­ri­şim Atöl­ye­si’nde yap­tı­ğı AR-GE ça­lış­ma­la­rı ile pros­tat teş­hi­sin­de önem­li bir ça­ğır aç­tı. En Sık Gö­rü­len İkin­ci Kan­ser Tü­rü Tür­ki­ye’de Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı’nın ve­ri­le­ri­ne gö­re pros­tat kan­se­ri, gö­rül­me sık­lı­ğı açı­sın­dan 100 bin­de 19.39 ora­nıy­la ak­ci­ğer kan­se­rin­den son­ra en sık gö­rü­len ikin­ci kan­ser tü­rü ola­rak kaydediliyor. Pros­tat kan­se­ri­ nin, kan­ser­li hüc­re­ler pros­tat do­ku­la­rın­dan baş­ka do­ku­la­ra geç­me­di­ği sü­re­ce cer­ra­hi mü­da­ha­le ve­ya rad­yas­yon te­ra­pi­si yön­tem­le­ri ile te­da­vi edi­le­bi­len bir has­ta­lık ol­du­ğu­nu di­le ge­ti­ren Ke­rem Şen­var­dar, bu du­ru­ mun er­ken teş­hi­si önem­li kıl­dı­ğı­nı söy­le­di. Has­ta­lık­la il­gi­li kı­sa bil­gi ve­ ren Şen­var­dar, şun­la­rı kay­det ­ti : “PSA (Pros­tat Spe­si­fik An­ti­jen), pros­ta­ tın epi­tel hüc­re­le­ri ta­ra­fın­dan üre­ti­len ve se­mi­nal sı­vı­da yük­sek oran­da bu­lu­nan pro­te­in ya­pı­sın­da bir en­zim­dir. Nor­mal du­rum­da­ki pros­tat­tan se­ru­ma az mik­tar­da ka­rış­mak­ta­dır. Kan­da­ki yük­sel­me, pros­tat has­ta­lı­ ğı­nın gös­ter­ge­si­dir. PSA nor­mal­de, 4 ng/ml’nin al­tın­da ol­ma­lı­dır. 4 ng/ ml al­tın­da­ki de­ğer­ler nor­mal ola­rak ka­bul edil­mek­te­dir. 4-10 ng/ml ara­ sın­da­ki de­ğer­ler şüp­he­li sı­nır de­ğer­ler, 10 ng/ml üze­rin­de el­de edi­len PSA de­ğe­ri ise yük­sek ola­rak de­ğer­len­di­ril­mek­te­dir.“ Hastalar İçin Büyük Kolaylık Teş­hi­sin bu ka­dar önem­li ol­du­ğu bir du­rum­da, teş­his ama­cı ile kan­dan alı­nan ör­nek­te ya­pı­lan teş­his­lerde yüz­de 75’e va­ran ha­ta­lı so­nuç­lar or­ ta­ya çık­tı­ğı­nı kay­de­den Şen­var­dar, er­ken teş­hi­sin

41

ar­tık da­ha ko­lay ve ha­ta ora­nı­nın da­ha az ol­du­ğu­nu kay­de­de­rek şu bil­ gi­le­ri ver­di: “PSA’dan fark­lı, baş­ka bir mar­ker pros­tat kan­se­ri teş­hi­si­ni da­ha has­sas­laş­tı­ra­bil­di­ği gi­bi er­ken teş­hi­sin de önü­nü aça­bi­le­cek­tir. Bi­ zim teş­his için dü­şün­dü­ğü­müz mar­ker PCA3 ad­lı mar­ker­dır. Bu mar­ke­ rın doğ­ru­luk ora­nı­nın sı­nır de­ğer­ler­de yüz­de 75-80 ara­sın­da ol­ma­sı ve id­rar­dan ba­kı­la­bil­me­si, has­sa­si­ye­ti art ­tı r­dı­ğı gi­bi ay­nı za­man­da has­ta­lar için de ko­lay­lık sağ­la­mak­ta­dır.“ Testler Dünyada Sadece İki Ülkede Yapılıyor “Bu test şu an dün­ya­da iki ül­ke­de ya­pıl­mak­ta ve dün­ya­da­ki ör­nek­ler bu iki ül­ke­ye git­mek­te­dir” di­yen Şen­var­dar, ken­di­le­ri­nin ge­liş­tir­di­ği pro­je ile bir­lik­te ar­tık hem bu işin ül­ke eko­no­mi­si­ne yük ge­tir­me­ye­ce­ ği­ni, hem de ba­kı­lan PCA3 mar­ke­rı­nın kı­sa sü­re­de (2–3 gün) bo­zul­ du­ğu­dü­şü­nül­dü­ğün­de, yan­lış so­nuç­lar ve­ril­me­si­nin önü­ne ge­çi­le­ ce­ği­ni söy­le­di. Şen­var­dar, açık­la­ma­sı­nı şöy­le sür­dür­dü: “ Bu pro­je ile üre­til­me­si plan­la­nan ki­tin ma­li­ye­ti­nin, yurt­dı­şın­da­ki em­sal­le­ri­ne gö­re yüz­de 50–60 ora­nın­da ucuz ol­ma­sı ve test so­nu­cu­nun alın­ma­sı­nın 5-6 sa­at ara­sın­da ger­çek­leş­me­si müm­kün ola­cak­tır. Pro­je­mi­zi Mar­ma­ra Üni­ver­si­te­si Eği­tim ve Araş­tır­ma Has­ta­ne­si ile or­tak bir şe­kil­de yü­rüt­ mek­te­yiz. Ör­nek­le­rin te­mi­ni ile bir­lik­te ho­ca­ la­rı­mız­la be­lir­li pe­ri­yotlar­da gö­rüş­mek­te ve so­nuç­la­rı yo­rum­la­mak­ta­yız. Pro­je­miz için Sa­ na­yi Ba­kan­lı­ğın’dan des­tek al­mak­ta­yız. Ay­rı­ca destekleri için İTÜ Rek­tö­rü Prof.Dr. Meh­met Ka­ra­ca, Rek­tör Yar­dım­cı­sı Prof.Dr. Meh­met Sab­ri Çe­lik ve da­nış­man ho­ca­la­rı­mız Doç.Dr Mus­ta­fa Kum­ral ve Doç. Dr. Le­vent Trab­zon’a te­şek­kür edi­yo­ruz.“

İTÜ’de Ar-Ge

Boya Üretiminde Ses Getirecek Proje İTÜ’de yürütülen “Endüstriyel Hammaddelerin Su Bazlı Boyalarda İşlev Mekanizması” isimli proje sayesinde su bazlı boyalarda titanyum dioksit kullanımının azaltılması ile boya maliyeti düşecek, çevreye duyarlı boya üretimi gerçekleştirilecek. Tür­ki­ye, bo­ya üre­ti­min­de Av­ru­pa’da 6. sı­ra­da bu­lun­ma­sı­na rağ­men, dol­gu mad­de­si ve kat­kı mad­de­le­ri­nin yüz­de 70’ini it­hal et­mek zo­run­da. Özel­lik­le bo­ya­da kul­la­nı­lan en pa­ha­lı ham­mad­de­ler­den bir ta­ne­si olan ti­tan di­ok­sit (Ti­O2) pig­men­ti­nin ta­ma­mı yurt­dı­şın­dan it­hal edi­li­yor. İTÜ Öğ­re­tim Üye­si Prof. Dr Meh­met Sab­ri Çe­lik da­nış­man­lı­ğın­da yü­rü­tü­len ye­ni bir pro­je­ye gö­re, bo­ya ima­la­tın­da ham­mad­de ola­rak kul­la­nı­lan ti­ tan­yum di­ok­sit kul­la­nı­mı azal­tı­lı­yor. Yüz­de 1 ora­nın­da­ki bir dü­şü­şün bi­le bo­ya sek­tö­rün­de ma­li­yet­ler­de önem­li mik­tar­da azal­ma­ya se­bep ola­ca­ ğı bil­gi­si­ni ve­ren Çe­lik, İTÜ Araş­tır­ma Gö­rev­li­si Dr. Fı­rat Ka­ra­kaş ta­ra­fın­ dan ha­zır­la­nan “En­düs­tri­yel Ham­mad­de­le­rin Su Baz­lı Bo­ya­lar­da İş­lev Me­ka­niz­ma­sı” isim­li pro­je sa­ye­sin­de, su baz­lı bo­ya­lar­da ti­tan­yum di­ ok­sit kul­la­nı­mı­nın aza­la­ca­ğı­nı söy­le­di. Çelik, bu pro­je­nin en önem­li fay­ da­la­rın­dan birinin, iş­lev­sel özel­lik ka­zan­dı­rıl­mış kal­sit ve kal­si­ne kao­len gi­bi ham­mad­de­le­rin kul­la­nıl­ma­sı ile bo­ya ka­li­te­sin­den ödün ver­me­den, ti­tan di­ok­sit (Ti­O2) kul­la­nı­mın­da yüz­de 4’lük bir azal­ma sağ­lan­ma­sı­ol­ du­ğu­nu be­lirt ­ti . Boya Sektörünün Maliyeti Düşecek, Rekabet Gücü Artacak Pro­je­nin ha­yata geç­me­si ile Türk bo­ya sek­tö­rü­nün re­ka­bet gü­cü ar­ta­ cak. Bo­ya ka­li­te­sin­de­ki ti­tan­yum di­ok­sit pig­men­ti­nin sa­tış fi­ya­tı­nın 3 bin Eu­ro/ton, kal­sit sa­tış fi­ya­tı­nın 120 Eu­ro/ton ol­du­ğu dik­ka­te alın­dı­ğın­da, bu oran 10 bin ton/yıl üre­tim ka­pa­si­te­si­ne sa­hip bir fab­ri­ka için or­ta­ la­ma 1.000.000 Eu­ro/yıl gi­bi bir kat­ma de­ğer ya­ra­ta­cak. Ko­nu ile il­gi­li bil­gi ve­ren pro­je­nin sa­hi­bi Dr. Fı­rat Ka­ra­kaş, en­düs­tri­yel ham­mad­de­le­rin iş­lev­sel­lik ka­zan­dı­rı­la­rak bo­ya re­çe­te­le­rin­de kul­la­nıl­ma­sı ile da­ha ka­li­te­ li, ucuz ve çev­re­ci bo­ya üre­tim­inin ger­çek­leş­ti­ri­le­bi­le­ce­ği­ni söy­le­di. Yü­ rü­tü­cü­lü­ğü­nü Prof. Dr. Meh­met Sab­ri Çe­lik’in yap­tı­ğı ve Bor Araş­tır­ma Ens­ti­tü­sü (BO­REN) des­te­ği ile de­vam eden, bor (ko­le­ma­nit) mi­ne­ra­li­nin su baz­lı bo­ya­lar­da kul­la­nı­mı­nı he­def­le­yen pro­je bü­yük bir hız­la de­vam edi­yor. Ka­ra­kaş, Dün­ya’da ko­le­ma­nit mi­ne­ra­li­nin su baz­lı bo­ya­lar­da kul­ la­nı­mı­nın pra­tik ör­ne­ği bu­lun­ma­dı­ğı­na da dik­kat çe­ke­rek, Tür­ki­ye’nin bu ko­nuda bir il­ke im­za ata­ca­ğı­nı kay­det ­ti . Kolemanit Mineralini Değerlendirebiliriz Pro­je­de şu an ge­li­nen nok­ta­da ko­le­ma­ni­tin, özel­lik­le ısı­ya olan di­ren­ci sa­ye­sin­de yan­gın ge­cik­ti­ri­ci bo­ya üre­ti­min­de önem­li bir po­tan­si­yel ol­ du­ğu­nun gö­rül­dü­ğü­nü de be­lir­ten Ka­ra­kaş, ay­rı­ca an­ti­bak­te­ri­yel özel­ li­ği­nin, su baz­lı bo­ya­lar­da “bio­cid” ola­rak kul­la­nı­lan ze­hir­li kim­ya­sal­la­ra al­ter­na­tif olup ola­ma­ya­ ca­ğı­nın hâ­li­ha­zır­da pro­je kap­sa­mın­da araş­tı­rıl­dı­ ğı­nı söy­le­di. Pro­je olum­ lu so­nuç­lan­dı­ğı tak­dir­de, ül­ke­miz­de bü­yük oran­ da re­zer­vi olan ko­le­ma­ nit mi­ne­ra­li için ye­ni bir kul­la­nım ala­nı­nın or­ta­ya çı­ka­ca­ğı müj­de­si­ni de ve­ren Ka­ra­kaş, su baz­lı bo­ya­lar için ye­ni bir iş­ lev­sel ham­mad­de üre­ til­miş ola­ca­ğı­nı söy­le­di. Yerli Boya Üreticilerine Yeni Bir Soluk

Ka­ra­kaş, şu an baş­lan­gıç aşa­ma­sın­da olan bir di­ğer pro­je­den de bah­ se­de­rek şun­la­rı söy­le­di: Bu ye­ni pro­je, “Bo­ya­da kul­la­nı­lan kal­sit mi­ ne­ra­li­nin Ti­O2 pig­men­ti ile kap­lan­ma­sı ve bu sa­ye­de çok da­ha ucuz ve ti­tan­yum di­ok­sit ile ben­zer özel­lik­te ye­ni bir pig­ment ge­liş­ti­ril­me­si ko­nu­sun­da­dır. TU­Bİ­TAK 1001 pro­je öne­ri­si ola­rak ver­di­ği­miz ve de­ ğer­len­di­ril­me aşa­ma­sın­da olan bu pro­je, ön­gö­rül­dü­ğü gi­bi ba­şa­rı­lı ol­du­ğu tak­dir­de, özel­lik­le yer­li bo­ya üre­ti­ci­le­ri­ne ye­ni bir so­luk ka­zan­ dı­ra­cak­tır. Bu pro­je­ye sek­tör­den ka­tı­lım­la­rı bek­li­yo­ruz.“ Rakamlarla Türkiye Boya Sektörü * 2011 yı­lın­da dün­ya­da 35 mil­yon ton bo­ya tü­ke­til­di. Bu tü­ke­tim yak­ la­şık 107 mil­yar do­lar ci­va­rın­da bir mad­di de­ğe­ri tem­sil et­mek­te­dir. Bu tü­ke­ti­min yüz­de 51’i in­şa­at, yüz­de 49’u ise sa­na­yi bo­ya­la­rı kay­nak­lı ger­çek­leş­miş­tir. Mad­di de­ğer ola­rak ise yüz­de 44’ünü in­şa­at bo­ya­la­rı, yüz­de 56’sı­nı ise sa­na­yi bo­ya­la­rı oluş­tur­mak­ta­dır. * Tür­ki­ye’de ise 2011 yı­lın­da ger­çek­le­şen bo­ya tü­ke­ti­mi 750 bin ton ci­va­rın­da­dır. Tü­ke­ti­min yak­la­şık ola­rak yüz­de 60’ını (450 bin ton) in­ şa­at bo­ya­la­rı, yüz­de 40’ını (300 bin ton) ise sa­na­yi bo­ya­la­rı oluş­tur­ mak­ta­dır. * Tür­ki­ye bo­ya üre­ti­min­de Av­ru­pa’da 6. sı­ra­da bu­lun­mak­ta­dır. Bu­ nun­la be­ra­ber pig­ment, dol­gu mad­de­si ve kat­kı mad­de­le­ri­nin yüz­de 70’ini it­hal et­mek­te, bu an­lam­da ta­ma­men dı­şa bağ­lı bir po­zis­yon­da bu­lun­mak­ta­dır. Özel­lik­le bo­ya­da kul­la­nı­lan en pa­ha­lı ham­mad­de­ler­ den bir ta­ne­si olan ti­tan­yum di­ok­sit pig­men­ti­nin ta­ma­mı yurt­dı­şın­ dan it­hal edil­mek­te­dir.

42

Mühendislikte Öncü Kadınlar

İTÜ’den Mezuniyetinin 50. Yılında Y. Müh. Ülkü Arıoğlu:

Mühendisliğe Gönlümü Verdim Mühendislik mesleğinde 50. Yılını dolduran Ülkü Arıoğlu, tek kız öğrenci olarak girdiği İTÜ İnşaat Fakültesi Betonarme Bölümü”nden 1963 yılında mezun oldu. Yapı Merkezi bünyesinde “beton” konusunda yaptığı yıllar süren araştırma ve deneyler sonucu endüstriyel beton, hazır beton gibi kavramları yapı sektörüne kazandırdı, bu çalışma ile ilk “Kalite Belgesi”ni aldı. Türkiye”nin ve dünyanın bayındırlık tarihinde seçkin bir konuma sahip Yapı Merkezi”nin, mühendislik alanındaki başarılı çalışmalarında büyük katkısı bulunan Ülkü Arıoğlu”nun şimdiki rotası eğitim. Büyük bir idealle sürdürdüğü eğitim çalışmalarının merkezinde ise Irmak Okulları var. Mezun olduğu günden bugüne İTÜ ile bağını hiç koparmayan, her fırsatta destek veren Ülkü Arıoğlu ile, öğrencilik yıllarından günümüze uzanan bir söyleşi yaptık… 50 yıl öncesine dönüp baktığımızda, yükseköğretimde, özellikle de mühendislik bölümlerinde kız öğrenci görmek çok zor. Siz o dönemde, İTÜ İnşaat Fakültesi’ne girip sınıfın tek kız öğrencisi olarak mezun olmuşsunuz. İTÜ’ye girmeye nasıl karar verdiniz, sizin tercihiniz miydi, aileniz mi yönlendirdi?

Bu tamamen benim tercihim. Ben çalışkan ve meraklı bir öğrenci olarak kendimi buldum. Matematik ve fizik de en sevdiğim derslerdi. Lüleburgaz’da doğdum büyüdüm. Lise okumak istediğim için İstanbul’a Kandilli Kız Lisesi’ne geldim. Bir gün ağabeyim beni, o zamanki adıyla Mithatpaşa Stadyumu’na –bugünkü

43

İnönü Stadyumu- maça götürdü. Tam karşımda sarı renkli tarihi bir bina gördüm. Ağabeyime, binayı sorduğumda; “Burası mühendislik oku­ lu, mühendis yetişir, Teknik Üniversite, ama girmesi çok zor.” dedi. “Ne olunuyor orada?” dedim, “Mühendis oluyorsun.” dedi. Ben bu fikri de, o binayı da hiç unutmadım. Ondan sonra fizik ve matematiğe olan ilgim daha çok arttı. O arada inşaat mühendisliğini biraz da sağıma soluma bakarak anlamaya çalıştım. Hat­ ta hayatımda babamın karşı çıktığı yegane konu bu oldu. Çünkü babam benim eczacı olmamı ve Lüleburgaz’a dönüp, onun yanında kalmamı arzu ediyordu. O günlerde Eczacılık Fakültesi’ne girmek de çok zordu. Çok az öğrenci alınırdı ve çok tap bir meslekti. Eczacılık Fakültesi”ne baş­ vurdum ama babama da, ben mühendis olmak istiyorum, dedim. Teknik Üniversite’yi kazandı­ ğım zaman da artık konunun hiçbir tartışması olmadı. İTÜ İnşaat Fakültesi’ne çok sevinerek girdim. O zaman İnşaat Bölümü Taşkışla’daydı, her gün o binaya girerken şükrederdim. O dönemde hangi fakülteler vardı? Hangisine ilgi daha büyüktü? Teknik Üniversite o zamanlar oldukça küçüktü, sanırım altı fakülte vardı, Meteoroloji bölümü yeni açılmıştı, temel fakülteler; İnşaat, Mimar­ lık, Maden, Makina, Elektrik ve bir de Meteo­ roloji vardı. İnşaat en popüler bölümdü. Çünkü o zamanki iktidarın da öngördüğü ve teşvik et­ tiği büyük bir gelişim, bir atak vardı. En başarılı çocuklar da İnşaat’a gidiyordu. Diğer bölümlerde kız öğrenci sayısı kaçtı? Aranızdaki dayanışma nasıldı? Mimarlıkta her zaman daha fazla sayıda kız olurdu. Maden, Makina ve Elektrik’te de, İnşa­ at Bölümü gibi tek tük kız öğrenci vardı. Bir üst sınıftan Demet isimli bir arkadaşım vardı. Bir­ kaç sınıf büyük olanlar vardı. Onlarla arkadaşlı­ ğım oldu, sonraları da küçüklerle. Esin İnan da benden üc sene sonra girdi İnşaat Bölümü’ne. O da tek kız öğrenci olarak okudu. Birbirimizi severdik, birbirimize bağlıydık. Mimarlık’taki kız öğrencilerle de arkadaştık. Öğrenciyken, sizden önce mezun olup mesleğe atılan kadın mühendislerle tanıştınız mı? İlk mühendislerden Sabiha Gürayman’ı şahsen tanıdım. Meslekte 40. yılında Mühendisler Odası onun adına bir toplantı düzenlemişti. Öykülerini orada kendisinden dinlemiştim. Üni­

Ülkü Arıoğlu

versiteye girdiğimde Fatma Kumbasar vardı. O da tıpkı benim gibi Kandilli Kız Lisesi’nden birin­ cilikle mezun olmuş, İTÜ İnşaat Bölümü’nde tek kız olarak okumuş. Bölümümüzde asistan­ dı, derslerimize gelirdi. Benim Kandilli Kız Lise­ si mezunu olduğumu öğrenince çok sevinmiş, her zaman yakınlık göstermişti. Bölümde tek kız olmanın avantajları, dezavantajları nelerdi? İTÜ’ye girebilme başarısını ve cesaretini göstermiş bir kız öğrenci olarak, hocalar ya da öğrenciler size ayrıcalıklı davranıyor muydu? Tek kız olmanın ayrıcalığı hoşuma gidiyordu belki. Bizi çok sakınırlar, çok korurlardı. Bunun da o dönem için doğru bir hareket olduğunu düşünüyorum. Ama çok parlak mı? Hayır, de­ ğil! Biraz pasif oldum. Hatta anekdot gibidir: İlk yılımızda, bir gün matematik tatbikatındayız. Hocamız Selma Hanım ama asistanları derse geliyor. Ben de en ön sırada oturuyorum. Bir şeyi anlayamadım, zaten bizim Yüksek Mate­ matik dersimiz çok anlaşılmaz biçimde yapı­ lırdı, yani bize çok faydası olmamıştır ne yazık ki! Bunu burada söylemek istiyorum bu kadar sene sonra. Hepimiz matematik ve fizik bilen in­ sanlar olarak oraya gelmiş olmamıza rağmen… Ben anlayamadım, dedim . Birden, 111 no.lu anfide büyük bir homurtu oldu, “Kız konuştu! “ dediler. Bu olaydan sonra, sınıfta bir daha hiçbir şey soramadım. Çok etkilendim. Bu olay beni biraz pasif yaptı, daha aktif bir öğrenci olmak isterdim bugün düşündüğümde. Belki de ko­ nuşmam onlara biraz hoş geldi, gayri ihtiyari böyle bir tavır gösterdiler. Çünkü hepimiz 18 yaşındayız, çoğu Anadolu’dan gelmiş çocuklar. O zaman kız-erkek ilişkileri daha farklı. Ama onun dışında arkadaşlarım çok iyiydi; sağım­ da, solumda bana yer ayırırlardı, hepsi saygı gösterir, severdi. Mesafeli ama yakın bir ilişki oldu, sıkıntı çekmedim. Sınıfta bir yerim vardı, oraya kimse oturmazdı, sadece ben gider otu­ rurdum. Bizim zamanımızda da okul çok hoştu. Hepimiz aynı sınıfta okuyoruz. Dersler sabah dokuzda başlıyor, akşam dörde kadar. Cumar­ tesi günleri de öğlene kadar. Yani lise gibiydik. Bir hocamız gider, diğeri gelir, iki saatlik blok ders yapılırdı. O atmosferde ne bir ayrıcalık, ne bir üstünlük görmedim. Ersin Bey (Arıoğlu) de sınıf arkadaşınızdı değil mi? Ersin de İnşaat Fakültesi’nde olmasına rağ­ men, dönemin sonunda ancak tanıştık. İlk gittiğimde, daha çok sıraya yakın oturanlarla konuşurdum. Bir gün Ersin geldi yanıma, beni tanıyan bir arkadaşı olduğunu söyledi. Sonra Ersin’le daha iyi arkadaş olduk. Belki hayat öyle bir şey hazırlamıştır. Öğrenciyken, arkadaşlığı­ mızı her zaman çok seviyeli tuttuk. O günlerde Ersin, bana bir söz gelmesin diye çok hassas davranırdı. Beraber çok iyi ders çalışırdık. En çok etkilendiğiniz hocalarınız kimlerdi? Mustafa İnan, herkes gibi bizim de çok etki­ lendiğimiz hocamızdı. Kemal Erguvanlı, asis­ tanımız Erdoğan Yüzer, Mehmet Bilge, Mustafa İnan’ın asistanı Cengiz Dökmeci, Enver Çetmeli,

Dubai Metrosu - 2005 Günay Özmen, Süheyl Akman çok sevdiğimiz, çok değerli ve öğrenciye çok yakın hocaları­ mızdı. Onlardan çok şey öğ­ rendik. Kadın hocalardan Fatma Kumbasar ve Selma Soysal vardı. Mezun olduktan sonra mesleğe Bayındırlık Bakanlığı’nda başlamışsınız. Orada sizden başka kadın mühendis var mıydı? Mezun olunca İstanbul’da kalmak istedim. Ab­ lam İstanbul’da yaşıyordu, ben de onun yanın­ da kaldım. O sırada Bayındırlık Bakanlığı Yapı İmar İşleri de yeni kurulmuş bir bölümdü, ofisi de Taksim’deydi. Opera binasının inşaatı de­ vam etmekteydi. Onun istimlak alanındaki bir bina bu iş için ayrılmıştı. Orada işe başladım. Bentonarme bölümünden mezun olduğum için orada hem betonarme hesabı, hem de projenin tasarım kontrolünü yaptım; üç yıl çalıştım, pra­ tikte çok şey öğrendim. Yapı İmar’da başka kadın mühendisler de var­ dı. İTÜ’den benden üç sene önce mezun olan arkadaşlarım, ayrıca mimar ve makinacılar vardı. Çok güzel bir ortamdı, aile gibiydik. Sınıf arkadaşım Çetin Ay oradaydı. Orada çalıştığım dönemde Denizli’de yedi katlı bir devlet has­ tanesi yapmıştım, yıllar sonra Denizli’de bir deprem olmuş, Ersin’le gidip bakmıştık, bina sapasağlamdı. Ersin Bey’le ne zaman evlendiniz? Yapı İmar İşleri’nde çalışırken 1966’da evlendik. İlk çocuğum doğunca işten ayrıldım. 10 yıl ka­ dar resmen çalışmadım. Çünkü, çocuklarıma kendim bakmak istedim. Ersin’in yaptığı pro­ jelere de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım.

Ben, ilhamımı Ersin’den aldım

Yapı Merkezi’nde çalışmaya ne zaman başladınız? Eşinizle mesleki anlamda birbirinizi nasıl etkilediniz? Çok samimiyetle söyleyeceğim; ben Betonar­ me Bölümü’nden mezun oldum fakat, tasarım yapmada Ersin’den çok örnek aldım, ondan çok şey öğrendim. Çünkü Ersin gerçekten iyi bir mühendistir, iyi bir tasarımcıdır. Onun duygula­ rı beni de etkilemiştir. Zaten o da aldığı işlerde,

44

betonarme hesaplarında bana itimat ederdi. O zaman Yapı Merkezi küçük bir kuruluştu. Ersin sadece proje yapar, benim de kontrol etmem onu rahatlatırdı. Sonra ben giderek işlerle daha az meşgul olmaya başladım. Ama sürekli projeleri, fikirlerini konuşurduk. Onun sayesin­ de, düşünce olarak mesleğimden kopmadım diyebilirim. 1975’te dördüncü çocuğum Özge de aramıza katıldıktan sonra ben işe başladım.

Mühendisliğe Gönlümü Verdim, Betonu Çok Sevdim

Yapı Merkezi’nin beton konusunda öncü çalışmaları var. Siz de, malzeme olarak betonu çok sevdiğinizi söylüyorsunuz. Bu alanda, Yapı Merkezi’ndeki çalışmalarınız nasıl seyretti? Çalışmaya ara verdikten 10 sene sonra Altunizade’deki bu kampüsümüz yapılırken, Er­ sin, bir beton laboratuarı kurmak istediğini ve bu birimi benim yönetmemi teklif etti. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Bu aşamada benim istatistik öğrenmem, betonu, çimentoyu daha yakından tanımam gerekti. Ben bunları çok se­ verek yaptım, çok okudum, çok araştırdım. O zaman en iyi bilgiler DSİ laboratuvarlarında ve Karayolları’nda idi. Fransa’da Rilem diye büyük bir beton enstitüsü vardır, hep onun yayınlarını okudum, laboratuvarda araştırmalar yaptım, sonra bunları yayınladım, birbirleriyle ilintilerini oluşturdum. Üniversitede öğrendiğim bilgilerin de çok yararı oldu. Özelikle Süheyl Akman ile çok yakın temasta çalıştım. En çok etkilendiğim hocalarımdan biridir. Hazır beton diye bir şey yoktu o zaman. Bazı kavramları ilk defa konu­ şuyorduk. Endüstriyel betondan bahsetmeye başlamıştık, betonda kalite, yönetmelikler… O sırada bizim prefabrikasyon şirketimiz de kurul­ muş, endüstriyel beton üretmeye başlamıştık. Ben çalışmaları daha çok laboratuvar ile fabrika arasında yürütüyordum. Laboratuvarda bilgi sahibi olduktan sonra Süheyl Bey beni, düzen­ lediği beton seminerlerine konuşmacı olarak davet etmiş, bana o fırsatı da vermişti. Bütün bunlar, bana Yapı Merkezi’nin ve eşimin sun­

Ülkü Arıoğlu

Bilgi Paylaşıldıkça Artar

Ankara - Konya Yüksek Hızlı Demiryolu - 2007 duğu olanaklar dahilinde oldu. Arkamda Yapı Merkezi olduğu için birtakım işleri yapabildim. Ama bu çalışmalara gönlümü verdim. Betonu çok sevdim, beton gerçekten çok güzel bir mal­ zemedir. Endüstriyel anlamda buna öncülük edip, bir de kalite belgesi almışsınız… Biz 1994’te, ISO 9001 kalite belgesini alan ilk inşaat şirketi olduk. Bu başarı, önderlik etti­ ğim prefabrikasyondaki takımla kazanılan bir başarıdır. Sonrasında Ersin, “hadi çocuklar, siz beton 1000 yapın bakalım” dedi. Çünkü o za­ man beton 160’lardan bahsediliyordu. Beton 160, bir cm2’si 160 kg. taşıyan beton örneğidir. Biz beton 1000’i yaptık, şimdi beton 3000’lere doğru gidiyor çalışmalar. Yapı Merkezi’nde ha­ len bu araştırmalar devam ediyor. Bir süre son­ ra beton laboratuvarı yöneticiliğinden ayrıldım, başka görevlere geçtim. Çünkü orada ufkum genişledi. Kaliteyi çok sevdim, betonun yanın­

da kalite hayatımın yönlendiricisi oldu. Kalite nerede başlar, kaliteyi esas nerede izlemeliyiz dediğimde, yönetimde olduğumu gördüm. ISO 9000 de, bu arayış nedeniyle geldi. Betonla ilgili Ar-Ge çalışmalarınız şu anda hangi safhada? Hafif beton üzerinde çalıştık, renklendirilmiş betonlar üzerinde çalışıyoruz, içindeki birta­ kım çipler nedeniyle güneş ışığını alıp yansıtan ve dünyada da henüz araştırma safhasında olan beton üzerinde çalıştık. Ürünlerimizi hafifleti­ yoruz, bloklarımızı yaptık, şu anda inşaatlarda kullanılıyor. Şimdi paneltonları daha da hafif­ letmek için çalışıyoruz. Geri dönüşüm olarak agregalarımızı kırıp, yeniden beton içinde kul­ lanıp, o betonun dayanımlarının nasıl gittiğini izliyoruz. Hasarsız test yöntemlerini geliştirdik. Bunlarla ilgili çok önemli yayınlar yaptık. Labo­ ratuvarımız, yerindeki dayanımı tahmin etmek, yıkmadan, karot çıkarmadan, ultrasonik yön­ temlerle çok güzel çalışmalar üretti .

Siz, prefabrikasyonun Türkiye’de yeterince anlaşılamadığını söylüyorsunuz. Neden? Prefebrikasyon, akılcı , yenilikçi zihinlerin ürünüdür. Çünkü düşünerek yaparsınız, geliş­ tirilmiş bir metottur. Prefabrike ürün sadece betondan olmaz, ahşaptan da, çelikten de olur. Önemli olan bir fabrikada yapısal ürünleri üret­ mek, ondan sonra inşaatın şantiyesinde bir araya getirmektir. Prefabrikasyonda ürün hızlı ve kaliteli üretilir, malzemeden tasarruf sağla­ nır, dayanımı yüksek, kesitler incedir. Beton , çelik ve ahşaptan daha ucuzdur, daha az enerji kullanılır ve uzun süre dayanır. Durduğu yerde de dayanım kazanır. Dikkatlice yapılırsa, tabiat şartlarında bozulmaz. Rastgele dökülmüş be­ tonlar 30 yıl içinde dağılır gider, kum olur tekrar. Çünkü karışık bir malzemedir beton. Yaptığım deneylerde ultrasonla da çok çalıştım, herhalde laboratuvarda üç bin kadar örneği elimle kır­ mışımdır. Yerindeki betonu tanımlamak da ayrı bir şey. Beton deneyleri yapma şartnamelerini ilk defa biz hazırladık, bunları teknik kongreler­ de sunduk. TSE, daha sonra bu şartnameleri hazırladı. Yapı Merkezi Beton Laboratuvarı , hazır betonda da çoğu zamanlar öncülük etmiş­ tir. Çünkü benden sonra laboratuvarın başına Erbil Öztekin geldi. O da bir akademisyendir. Daha sonra Taşıma Beton Sanayii’ne danışman oldu. Bizim laboratuarımızda, örülmüş bilgiler sektöre dağıldı. Biz bundan çok memnunuz. Çünkü bilgi paylaşıldıkça artıyor. Şimdi Prof. Dr. Ergin Arıoğlu o işin başında.

Mutluluk İnşa Ederek Mutlu Oluruz

Yapı Merkezi’nin kuruluş vizyonunu ifade eden “Mutluluk İnşa Ederek, Mutlu Oluruz”, “Yapıda Bilim, Çağımıza Sorumluyuz” gibi ilkeleri var. Bu ilkeler, uygulamada nasıl şekilleniyor? Yapı Merkezi’nin vizyonunu kuran Ersin’dir. O gün gerçekten Türkiye’de bu motto’lar he­ nüz hiç bilinmezken “Yapıda Bilim, Çağımıza

El Mek Nimir Köprüsü (Sudan) - 2007

45

Ülkü Arıoğlu

Sorumluyuz” gibi ilkelerle kurmuştur Yapı Merkezi’ni. Yapı Merkezi hedeflerini ger­ çekleştirirken düşünce ile uygulama arasında teknik özellikler kadar, mesleki ve insani de­ ğerleri, estetik tutumu hiçbir zaman göz ardı etmez. Ben, Yapı Merkezi’nin kurucusu da olmadım hiçbir zaman, ama onların yanında oldum. Ersin, Yapı Merkezi’ni Köksal Ana­ dol ile birlikte kurdu. Köksal Bey mimar­ dır. Galata Kulesi’ni yaparken tanıştılar. Onlar birlikteliklerini sürdürdüler. Ben de mühendis olarak bana ihtiyaç duyduklarında, tasarım zamanında onlara destek verdim. Yapı Merkezi, proje seçiminde ve uygulamada toplumsal sorumluluğu öncelikli bir ilke olarak gözetiyor. Bu ilkeyle örtüştüğünü düşündüğünüz için mi, daha çok raylı sistem projelerine yöneliyorsunuz? Ersin, mesleğe önce tasarımcı olarak başla­ dı. Yaptığı güzel projeler var; Aksaray Yeraltı Çarşısı sonra, Haydarpaşa’nın yükünü hafif­ letmek, büyük bir demiryolu transferini ger­ çekleştirmek üzere düşünülen Söğütlüçeşme Tren İstasyonu... Ersin, orada ilk demiryolu yükler şartnamesini yaptı. Söğütlüçeşme projesinde viyadük kirişlerinde prefabrikeyi de kullandı, sonra 75 metre uzunluğundaki kirişlere yerinde yükleme deneyleri yaptı. Bu ciddi bir inovasyondur. Yapı Merkezi iki sene sonra 50. yılını kutlayacak. Bu kampüse 1978 yılında taşındık ve o zaman duvarına şu ibare yazıldı: “Yapıda Bilim, Çağımıza Sorumluyuz”. Bu, kaynaklara saygıyı, insanlara saygıyı ifa­ de ediyor. İnşaat, her yerde insanla iç içe olan bir şey; köprüleriniz, yollarınız, demir­ yollarınız, binalarınız, meydanlarınız hepsi… Bunları doğru konumlandırmak ve insan ya­ şamını tehlike altına atmadan üretmek, top­ luma duyulan saygı, motto olarak “Mutluluk inşa ederek mutlu oluruz”a geldi . Burada bu hava hep vardır, yani kalite çok önemlidir Yapı Merkezi’nde. Biz konut projeleri de yaptık. Çamkonaklar Sitesi, NP12, Arkeon Evleri; ger­ çekten çok özgün, bizim prefabrikasyon ürün­ leriyle oluşturulan, çok uzun süre yaşayacak, insana problem yaratmayacak yapılardır. Toplu ulaşım, raylı sistemler Yapı Merkezi’nin artık esas uzmanlık alanı olarak kendi seçti­ ği bir alandır. Önce bu alanda inşaat yapa­ rak başladık. Bir konsorsiyumla İstanbul Metrosu’nu yaptık. İzmir Metrosu yine güzel bir projedir. Eskişehir ve Kayseri ‘deki raylı sistem projelerimiz ödül almış projelerdir. Ankara-Konya hızlı tren projesi var. Yurt dışında mühendislik, teknoloji, sanat ve mimarinin eş­ siz uyumunun bir eseri olarak 75 km’lik Dubai Metrosu’nu yaptık. Şimdi sırada Etiyopya proje­ si var. Biz artık inşaatını değil, anahtar teslim;, teknolojisiyle, sinyalizasyonuyla, raylarıyla tüm projeyi gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle ‘Yapı­ ray’ uzmanlık şirketini geliştirdik. Yapıray, kendi konusunda bugün bir dünya markası olmuştur. Sinyalizasyon konusunda gelişen takımımız da şu anda İTÜ Teknokenti’nde çalışıyor. “Tarihe Saygı” çerçevesinde gerçekleştirdiği-

Kıtaları Kavuşturan Proje: AVRASYA TÜNELİ - 2011

AVRASYA TÜNELİ’NE AVRUPA’DAN ÖDÜL Uluslararası finans çevrelerinin etkili ve saygın yayınlarından Euromoney Dergisi tarafından ve­ rilen Proje Finansman Ödülleri sahiplerini buldu.

Avrasya Tüneli Projesi, Avrupa’da Yılın En İyi Pro­ je Finansman Anlaşması (European Deal of the Year) kategorisinde ödüle layık görüldü.13 Şubat 2013 tarihinde Londra’da düzenlenen ödül töre­ nine Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım A. Ş. (ATAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı ve Yapı Mer­ kezi İnşaat Murahhas Azası Başar Arıoğlu, Yapı Merkezi İnşaat Genel Müdürü Özge Arıoğlu ve ATAŞ yetkilileri katıldı.1.3 milyar dolarlık dev bütçeye sahip Avrasya Tüneli için Uluslararası ve Türk Bankaları tarafından sağlanan 960 mil­ yon dolar tutarındaki 18 yıllık proje finansman anlaşmaları 11 Aralık 2012 tarihinde Ankara’da imzalanmıştı. 17 Nisan 2013 Çarşamba günü, Infrastructure Journal Dergisi, Londra Milli Tarih Müzesi’nde, küresel altyapı yatırımlarında sektörün lider­ lerini bir araya getirdi. Daha önce Euro Money Dergisi tarafından Avrupa’da “Yılın En İyi Proje Finansman Anlaşması” ve PFI (Project Finance International) tarafından “Ortadoğu ve Afrika’da Yılın En İyi Altyapı Proje Finansman Anlaşması” ödüllerini alan Avrasya Tüneli Projesi, Infrastruc­ ture Journal Dergisi tarafından hazırlanan 2012 yılının en iyileri listesinde yerini aldı ve ulaşım alanında ödüle layık görüldü.

niz çok sayıda restorasyon projesinden, Galata Kulesi’nin sizin için özel bir anlamı var. Bir de İstanbul’a armağan ettiğiniz, Süleymaniye’nin karşı kıyısında, bulunduğu yerden dolayı sanki biraz hüzünlü bir Mimar Sinan heykeli… Galata Kulesi, bu kuruluşun İstanbul ile ilişkili ilk projesidir. Bugün İstanbul’un en önemli sim­ gelerinden biri olan Galata Kulesi restorasyon projesi Ersin’in mühendisliği için çok önemli bir adım oldu. Haşim İşcan zamanında restore edilmek üzere işi alan bir müteahhit, mimar olarak da Köksal Anadol ile anlaşmış. Bir statik mühendisi ararken teklif Ersin’e gelmiş. Ersin

o sırada İTÜ’de asistanlık yapıyordu. Bir gün he­ yecanla benim çalıştığım yere geldi, Galata Ku­ lesi işini aldım, dedi. O kadar seviniyordu ki, hiç parasız yapardım bunu, çünkü benim yapmam gereken bir iş, dedi. Kulenin o zamanki halini hiç unutmuyorum; yıkık duvarlar, dördüncü kata kadar çıkan merdiven, içi boş bir mekan, içinde uçuşan kuşlar, yanmış bir külah, kısaca­ sı metruk bir haldeydi. Köksal Bey ve Ersin, el ele verdiler projeyi tamamladılar. Kulenin esas önemli kısmı külahı. Yıl 1965 ve o yükseklikte, o günkü şartlarda bugünkü hazır beton da yok, ona rağmen külah betonarme olarak yeniden

Boğaz’ın Altında Otoyol: Avrasya Tüneli

Yapı Merkezi’nin şu anda odaklandığı büyük projeler arasında neler var? Yapı Merkezi, şimdi İstanbul’un iki yakasını Boğaz’ın altından bağlayacak büyük bir oto­ yol projesi olarak Avrasya Tüneli’ni ‘yap-işletdevret’ modeliyle yapıyor. Dünyanın önde gelen mühendislik projelerinden biri olarak, kıtaları kavuşturacak Avrasya Tüneli Projesi; İs­ tanbul Boğazı tabanının altından geçen 5.4 km uzunluğundaki iki katlı tüneli de kapsayan top­ lam 14.6 km’lik bir güzergahta İstanbul trafiğini rahatlatmak amacıyla Kazlıçeşme ile Göztepe arasında inşa edilecek. Marmaray’dan ayrı bir projedir bu. 13 metre çaplı, biri gidiş, diğeri dö­ nüş olmak üzere iki katlı, emniyet yolları, çıkış noktaları, havalandırması, sinyalizasyonu ile can güvenliğinin yüzde yüz sağlandığı en ileri ve en güncel teknolojlerin kullanılacağı bir proje. Bu projemiz, finansman modeli bakımından geçen ay Londra’da birincilik ödülüne layık görüldü.

46

Ülkü Arıoğlu

başka bölümlere de gitme şansı varken, doğ­ rudan İnşaat mühendisliğine gitti. Erdem, İTÜ İnşaat’ı birinci tercih olarak yazdı. Elif ise tıp doktoru. Kızınız Elif’in, tıp alanında literatüre geçen araştırmaları var… Elif hiçbir zaman mühendis olmak isteme­ di. Amerika’da tıp okumak istedi ancak, yaşı küçük olduğu için göndermedik. O da İstan­ bul Tıp Fakültesi’ni bitirdi. İhtisas sınavlarına hazırlanırken, Amerika’daki sınavlara da girdi. Harvard’da bir ara birlikte çalıştığı bir hocası onu, ihtisas için Amerika’ya çağırdı. O gün, bu­ gündür neredeyse 20 yıldır Amerika’da. Endok­ rin konusunda özellikle Tip 1 diyabet alanın­ daki araştırmalarıyla patentleri var. Şimdi de, obezitenin beyin ile ilgisi konulu araştırmasına patent almak üzere.

İTÜ Bizim Yetiştiğimiz Yuva

Casablanca Tramvayı - 2010 yapıldı, bugünkü silueti sağlandı. Kulenin gü­ zelliği ve ihtişamı o külahtadır. Galata Kulesi bizim için çok önemlidir. Yapı Merkezi’nin kuru­ luşu da ondan sonra gerçekleşti. Bizim ‘Tarihe Saygı’ sorumluluğu çerçevesinde ele aldığımız projeler arasında, rahmetli Sakıp Sabancı’nın katkıları ile ve dönemin İstanbul Valisi Mu­ ammer Güler’le eşi Neval Güler’in büyük des­ tek verdiği mezun olduğum lise Kandilli Adile Sultan Sarayı, Sakarya Vilayet Konağı, İzmir Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi, Darphane,

TARİHE SAYGI...

Haliç kıyısında, Süleymaniye Camii’nin karşısında yer alan ve heykeltıraş Prof. Haluk Tezonar tarafından yapılan 5m. yüksekliğindeki bu bronz Sinan heykeli Yapı Merkezi tarafından 1988 yılında şehre armağan edilmiştir.

Irmak Köşkleri ve daha pek çok proje var. Kül­ türel mirasımıza sahip çıkarak, bunları gelecek kuşaklara aktaracak çalışmalar yapmaktan do­ layı kıvanç duyuyoruz. Mimar Sinan bizim sembolümüzdür. Kam­ püs bloklarından birinin cephesinde Mimar Sinan’ın bir sözü ve portresi rölyef olarak iş­ lenmiştir. İstanbul Metrosu yapılırken Ersin ve Köksal Bey, İstanbul’a bir Mimar Sinan anıtı hediye etmek istediler. Heykeltraş Prof. Dr. Ha­ luk Tezonar’a yaptırılan 5 metre yüksekliğindeki bu bronz Sinan heykeli, Haliç kıyısında Süley­ maniye Camii’nin karşısında duruyor. Şu anda bulunduğu yerde kimsenin dikkatini çekmediği gibi, oldukça bakımsız bir halde ve üstelik Haliç köprüsü inşaatı şantiyesinin içinde kalmış du­ rumda. Bu heykelin İTÜ kampüsüne çok yakışa­ cağını düşünerek girişimlerde bulunduk ancak, sonuçsuz kaldı. Heykeli İTÜ’ye taşıyamazsak, yeni bir Mimar Sinan heykeli yaptırıp, İTÜ’ye armağan etmeyi çok istiyorum. Bu yapı içinde çocuklarınız hangi konumlarda. Aralarında mühendisliği seçen, İTÜ mezunu olan var mı? Çocuklarımız çok küçük yaştan beri bu işin içinde ve bu havayı teneffüs ederek büyüdü­ ler. Şimdi onlar devreye girdi. Ortaklarımız da var tabii. Çocuklarımın üçü mühendis oldu ve Yapı Merkezi’nde çalışıyorlar. Büyük oğlu­ muz Başar ABD’de IMT’den birincilikle mezun oldu. Master’ını da orada yaptı. Erdem, İTÜ İnşaat’tan, Özge ise İTÜ Maden Fakültesi’nden derece ile mezun oldu. Yurt dışında da master yaptılar. İTÜ’yü, mühendisliği tercih etmelerinde sizin etkiniz oldu mu? Benim, çocukların mühendis olmasında endi­ rekt bir etkim oldu. Ben mühendisliği çok sevi­ yorum. Çünkü ufku geniş, çok enerjik, çok geniş alanda çalışma imkanı var. İnsana çok yakın, canlı bir meslek. Çalışmadığım dönemlerde en çok Başar’ı etkilemiş olabilirim, çünkü o MIT’de

47

İTÜ ile bağınızı hiç koparmıyorsunuz. Yurt ve burs desteği, Mezunlar Konseyi çalışmaları… Bu çalışmalar nasıl seyrediyor. Kişisel olarak veya mezunlar adına atılan yeni adımlar neler? İTÜ bizim yetiştiğimiz yuva. Ersin’le birbirimizi orada tanıdık. Bizim için anlamı çok büyük, bir gönül bağımız var üniversitemizle. İTÜ’deki kız öğrencilerimizin barınma sorununa destek ama­ cıyla, Yapı Merkezi olarak 60 öğrenci kapasiteli, tek kişilik odaların yer aldığı konforlu bir yurt yaptık. Mustafa İnan Kütüphanesi’ne verdiğimiz destek, burslarımız, Yapı Merkezi’nde staj ve iş olanağı olarak kucak açtığımız öğrenciler bizi mutlu eden şeyler . Mezunlar Konseyi de, eski Rektör Faruk Karado­ ğan döneminde oluşturuldu ve önemli çalışmalar yaptı, yapmaya devam ediyor. Konsey Başkan­ lığı yaptığım altı yıl boyunca beraber çalıştığım ağabeylerim, kardeşlerim bana çok yardımcı ol­ dular. Bu görevi çok iyi bir gruba teslim ettiğim için mutluyum. Erol Bilecik ve arkadaşlarının bu çalışmaları başarıyla yürüteceklerini düşünüyo­ rum. Yeni Rektörümüz Mehmet Karaca da, bu yöndeki çalışmalara büyük destek veriyor, Kon­ sey olarak hayal ettiğimiz Mezunlar Evi proje­ si için adımlar atılıyor. Projenin gerçekleşmesi halinde mezunlar daha sık bir araya gelecek, öğrencilere koçluk yapma fırsatı bulacak, dene­ yimlerini aktaracaklar. Gençleri çok seviyor, on­ ların iyi yetişmesini çok önemsiyorum. Mezunlar Konseyi’nde görev yaptığım dönemde öğrenci temsilcileri de toplantılarımıza katılıyordu, on­ larla sürekli temas halindeydik. Öğrencileri daha yakından tanıyıp, heyecanlarını, projelerini, bek­ lentilerini görmek, fikirlerini anlamak, öncelikli çalışmaların da yönünü belirliyor. O dönemde yaptığımız çeşitli anketlerde İTÜ’ye birinci tercih olarak yazanların gelmesi gerektiğini belirtiyor, hepsi hakiki staj yapmak istediğini vurguluyor­ du. Büyük mühendislik firmalarında çalışmak onlar için paradan daha önemliydi. Konsey’de biz bunları çok konuştuk. Konsey’in ortak fikri, İTÜ’de bir ‘koçluk müessesesi ‘yaratmaya yö­ nelikti. Şimdi Mezunlar Derneği bunu yapmaya başladı. Çünkü öğrencilerin çok sayıda ve çok büyük projeleri var, sponsor arıyorlar, maddi manevi destek istiyorlar, büyük projelerin içinde

Ülkü Arıoğlu

Uyguladığı eğitim modeliyle adından ve başarılarından söz ettiren Irmak Okulları fikri nasıl doğdu? Eğitim konusu da bizim kendimizi sorumlu hissettiğimiz, çok önemsediğimiz bir konu. Irmak Okulları da bu çerçevede eğildiği­ miz bir proje oldu. Gençlik Kültür ve Hizmet Vakfı, sahibi olduğu arazide yapmayı düşündüğü okul için bize bir teklif getirdi. Yapı Merkezi işi yapmaya karar verince vizyonu belirleyerek, görevi bana verdi. Bu da benim hayatımın önemli projelerinden biri­ dir. Yarım bir binayı sekiz ay gibi bir sürede tamamlayarak eğitime hazır hale getirdik. Açılışını da o zaman Cumhurbaşkanı olan Sü­ leyman Demirel yaptı. Eğitimde bir devrim yapma idealiyle haya­ ta geçirdiğimiz bu kurum için belirlediğimiz vizyon, bugün birçok okulda aynen kullanılıyor. Okulun eğitim programını uluslar arası programlarla yapılandırılarak, geleceği inşa edecek çocuklarımızın özgür akademik bir ortamda, sosyal sorumluluk bilinci gelişmiş, kendine güvenen, entelektüel birikimi yüksek, yaşadığı toplumun ve dünyanın sorunlarına duyarlı, öğrenmeyi öğrenen, etik ve es­ tetik değerleri gelişmiş bireyler olarak yetişmelerine özen göste­ riyoruz. Öğrencilerimizin üçte biri burslu okuyor. Mezunlarımız,

yer almak, mezunların tecrübelerinden yararlan­ mak istiyorlar. Ben de elimden geldiğince onları desteklemeye çalışıyorum.

Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi’nin çalışmalarına elim değdikçe sponsorluk yapacağım İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi’nin çalışmalarını da yakından izlediğinizi, desteklediğinizi biliyoruz. Yıllardır gönüllü ve özverili çabalarla sürdürülen bu çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? İTÜ Vakfı, kurulduğu yıldan bu yana fedakarca çalışıyor. Vakfın Yönetim Kurulu’nda olduğum için Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi’nin çalışmalarını da yakından izliyor, öğrencilerimiz için yıllardır hep aynı heyecanla ve gönüllü ola­ rak yürüttükleri çalışmaları çok takdir ediyorum. Oradaki her bir üyenin çok büyük katkısı var, hepsi mücevher gibi. Sosyal ve Kültürel Hizmetler Ko­ mitesi bu yıl 25. kuruluş yılını kutluyor. Dile kolay, 25 yıl… Komite artık bünyesine gençlerin de katıl­

bugün Amerika’dan İngiltere’ye, A l m a nya ’d a n Kanada’ya kadar dünyanın en iyi üniversitelerinde öğrenim görüyor­ lar. İTÜ’de de öğ­ rencilerimiz var. Öğretmenlerimizin mesleki gelişimi de bizim için çok önemli. Bu çerçevede ABD Michigan’da köklü bir geçmişi olan çok başarılı bir okul ile ortak eğitim programı yürütüyoruz. Öğretmen ve öğrencilerimiz, gözlem yapmak üzere karşılıklı ziyaretler ger­ çekleştiriyor. Öğrencilerimizin öğrenme ortamlarını zenginleştiren, araştırma becerilerini destekleyen çok sayıda mekânın yer aldığı kampüsümüzdeki Lise binamız, OECD tarafından “Yarının Okulu” ödülüne layık görüldü.

masını istiyor. Hocalarımızı, eşlerini, mezunları bu yapıya yönlendirmemiz gerekiyor. Komite’nin her yıl bursiyer öğrencilerle yaptığı geleneksel tanış­ ma toplantısında öğrencilere bu fikir aşılanmaya çalışılıyor. Her yıl yüzlerce öğrenciye bu kanalla karşılıksız eğitim bursu veriliyor. Ben de, aldığım bir kararla önümüzdeki dönemden itibaren, Yapı Merkezi’nin burslarının topluca Komite üstünden verilmesini planlıyorum. Ömrüm oldukça ben de burs vereceğim, Komite’nin etkinliklerine elim değdikçe sponsorluk yapacağım. Bünyenizde kaç İTÜ’lü çalışıyor. Staj veya iş için başvuran İTÜ’lülere öncelik tanıyor musunuz? 80 kadar İTÜ mezunu Yapı Merkezi bünyesinde çalışıyor. Tabii ki İTÜ mezunlarını tercih ediyo­ ruz, onlar da gerçekten donanımlı geliyorlar. Yapı Merkezi’nde çok iyi konumlara gelen, kısa zamanda yükselen İTÜ’lüler var. Boğaziçi’nden ODTÜ’den de çalışanlarımız var. Size iş başvurusuna gelen gençlerde aradığınız öncelikli özellikler neler? İTÜ’deki kız öğrenci sayısı giderek artmakla birlikte, sizin gibi gönlünde mühendislik yatan kız öğrencilere neler tavsiye

48

edersiniz? Mutlaka işini severek yapacak, kendini adaya­ cak, işine yaratıcı olarak bakacak. Yabancı dil bilmesi, kendini geliştirmeyi istemesi de çok önemli. Biz bunlara çok önem veriyoruz. Birlik­ te eserler yapmamız için insan kaynağı bizim için çok önemli. Türkiye’de kadın akademisyen sayısı Amerika’dan çok fazla. İTÜ’de okuyan kız öğrenci oranı yüzde 31, İnşaat’ta okuyanların oranı yüz­ de 21’e ulaşmış. Bizim zamanımızda yüzde 1’di. Büyük bir gelişme var bugün. Mühendislik erkek mesleği değildir. Kadınların sezgisi ve matematik kabiliyeti erkeklerden hiç farklı değildir. Bu sene üniversite sınavında birinci olan öğrecilerin üçü de kız. Öğrencilere yönelik yaptığım konuşma­ larda her zaman şunu vurguluyorum: Fırsat ve­ rildiğinde herkes başarılı olur ama, mühendisliği istemek önemli. Kız ya da erkek önemli değil. Birşeyi gerçekten istiyorsanız, onu elde etme­ ye çalışmanız lazım. Kaderin sizi süreklediği bir yerde olmayın, bilinçli seçin ve istekle seçin. Röportaj: Hatice Yazıcı Şahinli

İş Dünyasında Mezunlarımız

Mimar Ateş Öztan: 3D Modelleme ve Dijital Baskı Sistemleri Ondan Soruluyor

Tasarımda Çözüm Ortağı Makineler

“Ateş Öztan İTÜ’den mezun bir mimar. Ancak o, proje mimarı olmak yerine, endüstri ürünleri tasarımcılığını kendine daha yakın hissettiğinden, farklı disiplinleri bir araya getirerek tasarım yapabileceği bir yol çizmiş kendine. Bu yolun çözüm ortağı ise, kurucusu olduğu ve İTÜ öğrenci projelerinin sponsorları arasında ismini görmeye alıştığımız Alfanorm Mimarlık Mühendislik. Türkiye’nin yanısıra çevre ülkelere de 3D Modelleme Makineleri ile Dijital Baskı ekipmanlarının satış ve eğitimini veren Alfanorm’un çözüm ürettiği alanları, Ateş Öztan’ın çevreci yönü ve sosyal sorumluluk adına öncülük ettiği çalışmaları aktarıyoruz... mak ye­ri­ne, fark­lı di­sip­lin­le­ri bir ara­ya ge­ti­re­ rek ta­sa­rım ya­pa­bi­len bi­ri ol­ma­yı ter­cih et­tim. Mi­mar, ta­sa­rım­cı, fu­tu­rist, rek­lam­cı, bah­çe­van gi­bi...

Mi­mar­lık ye­ri­ne ne­den dijital baskı ve reklam alanına yö­nel­diniz? 1974 yı­lın­da Mi­mar­lık Fa­kül­te­si’n­de En­düs­tri Ürün­le­ri Ta­sa­rı­mı bö­lü­mü ol­say­dı onu ter­cih eder­dim. Yük­sek li­san­sı­mı Sev­gi­li ho­cam Prof. Yıl­dız Sey’le pre­fab­ri­ke ürün­ler üze­ri­ne yap­ tım. Pre­fab­ri­ke in­şa­at işi ile hiç uğ­raş­ma­sam da bu ko­nuda al­dı­ğım eği­tim, her alan­da­ki işi­ mi, ta­sa­rım­la­rı­mı şe­kil­len­dir­memde ba­na yol gös­ter­di. Me­ra­kım ne­de­niy­le pro­je mi­ma­rı ol­

Al­fa­norm, di­ji­tal bas­kı çö­züm­le­rin­de na­sıl bir fark­lı­lık ya­ra­tı­yor? Tür­ki­ye ge­rek eği­tim ge­rek­se uy­gu­la­ma açı­sın­dan bu sek­tör­de ne­ re­de? Al­fa­norm olarak, 3D Mo­del­le­me ma­ki­ne­le­ri ile Di­ji­tal Bas­kı Çö­züm­le­ri sa­tı­şı­nı ger­çek­leş­ti­rir­ ken, bu ürün­le­rin eği­tim ve sa­tış son­ra­sı tek­nik ser­vis hiz­met­le­ri­ni de ver­iyoruz. Bu ko­nu­da ya­rat­tı­ğımız fark­lı­lık, tek­no­lo­ji­nin ge­rek kul­ la­nım ge­rek­se ye­ni ürün­ler ta­sar­lan­ma­sın­da, ya­ni ye­ni iş alan­la­rı oluş­tu­rul­ma­sın­da des­tek ver­me­mizdir. Müş­te­ri­le­rin pa­zar­da fark­lı­lık ya­rat­ma­sı ama­cıy­la bu eği­tim­leri kul­la­nım, ta­ sa­rım, üre­tim ve pazarlama alanında bir bütün olarak veriyoruz. Bu da, il­gi­li tek­no­lo­ji­le­rin ül­ ke­miz­de dün­ya ile eş­za­man­lı kul­la­nı­mı­nı sağ­la­ mak­ta ve­ya hız­lan­dır­mak­ta­dır. Al­fa­norm olarak dü­zen­le­di­ğimiz se­mi­ner­ ler, uy­gu­la­ma top­lan­tı­la­rı, üc­ret­siz ve bi­re­bir kul­la­nı­cı eği­tim­le­ri­ni ara­lık­sız düzenliyoruz. Ül­ke­miz­de 15.000’in üze­rin­de ma­ki­ne sa­tı­şı

ger­çek­leş­tirdik ve tü­mü­nün ça­lı­şır du­rum­da ol­ma­sı­nı sağ­la­ma­ya ça­lış­ıyoruz. Tür­ki­ye 3D Mo­del­le­me ma­ki­ne­le­ri kul­la­nı­mın­ da ne ya­zık ki ide­al bir ko­num­da de­ğil an­cak, son za­man­lar­da­ki mar­ka­laş­ma eği­lim­le­ri bu­nu hız­lan­dı­ra­cak­tır ümi­din­de­yiz. Di­ji­tal bas­kı­da çok ba­şa­rı­lı uy­gu­la­ma­lar gö­rü­yo­ruz. Al­fa­norm olarak baş­ka han­gi alan­lar­da çö­ züm üre­ti­yorsunuz? Al­fa­norm olarak 1980-1990 yıl­la­rı ara­sın­da in­şa­at, de­ko­ras­yon ve rek­lam­cı­lık alan­la­rın­da ken­di­mize ait olan öz­gün ta­sa­rım­la­rla ha­ya­tı­ mızı sür­dü­rür­ken, 1990 yı­lın­dan iti­ba­ren bil­gi­ sa­yar ku­man­da­lı üre­tim sis­tem­le­ri­ni kul­lan­ma­ ya baş­ladık. Ma­ki­ne üre­ti­ci­le­ri­nin de bas­kı­sı ile 1990’dan gü­nü­mü­ze ka­dar bu tek­no­lo­ji­le­ rin Tür­ki­ye ve çev­re ül­ke­ler­de­ki sa­tış ve pa­ zar­la­ma­sı­nı yapıyoruz. Tek­no­lo­ji­nin ye­ni­li­ği, öz­gün ta­sa­rım yap­ma ye­ri­ne kop­ya­la­ma­nın ön plan­da ol­du­ğu dö­nem­de kul­la­nı­cı­la­rın ufuk­ la­rı­nı aç­mak için yo­ğun bir uğ­raş içi­ne girdik. Müş­te­ri­le­rimizin, bu tek­no­lo­ji­ler­le iş­le­ri­ne ka­ ta­bi­le­cek­le­ri­ni, na­sıl ye­ni ürün ta­sar­la­ya­bi­le­ cek­le­ri­ni, eği­tim­le­ri­ni ve­re­rek sa­tış ya­pı­yoruz. Müş­te­ri­le­ri­mizin rek­lam, teks­til, mat­ba­a, ku­ yum, ma­ki­ne sa­na­yi­i gi­bi çok fark­lı seg­ment­ ler­den ol­ma­sı her iki ta­ra­fa da bü­yük bil­gi ve tec­rü­be­ler ka­tı­yor. 2013 yı­lın­dan iti­ba­ren tek­no­lo­ji­ler­de­ki ye­ni­lik­ le­rin yay­gın ola­rak kul­la­nı­lır ha­le gel­me­si ne­ de­niy­le fir­ma bün­ye­sin­de ar­-ge ve ino­vas­yon ağır­lık­lı ça­lı­şa­cak, yay­gın bil­gi ve tec­rü­be­le­rin­ den ya­rar­la­na­cak, de­ği­şik di­sip­lin­le­rin ko­or­ di­nas­yo­nu ile öz­gün ürün­ler ta­sar­la­ya­cak bir bö­lü­mü fa­ali­ye­te ge­çi­ri­yoruz. Bu bö­lü­mün ça­lış­ma­sın­da­ki ye­ni­lik, uzun geç­ mi­şin­den ge­len, öz­gün ta­sa­rım gü­cü, de­rin pa­zar­la­ma bil­gi­si, fark­lı grup­la­rı or­ga­ni­ze ede­ bil­me ka­bi­li­ye­ti­ni, aka­de­mik çev­re­nin bel­li ko­nu­lar­da­ki de­rin bil­gi­si ile bir­leş­ti­re­rek, üst se­vi­ye­de, fark­lı di­sip­lin­le­rin ka­tıl­dı­ğı, ye­ni­lik­ çi ürün­ler or­ta­ya çı­kar­mak ve dün­ya ça­pın­da ürün ve/ve­ya li­sans sa­tı­şı­nı yap­mak­tır.

KAĞIT VE PİL ATIKLAR

Ateş Öz­tan, çev­re­ci yö­nü ve hayata geçirdiği toplumsal sorumluluk projeleri ile de tanınıyor. Bu çer­çe­ve­de neler yapıyorsunuz?

Ateş Öztan (solda) ve Muzaffer Öztan

49

Ateş Öztan

Müşterilerin pazarda farklılık yaratması amacı ile 3D Modelleme ve Dijital Baskı Çözümleri eğitimlerini kullanım, tasarım, üretim ve pazarlama alanında bir bütün olarak veriyoruz. Bu da, ilgili teknolojilerin ülkemizde dünya ile eşzamanlı kullanımını sağlamakta veya hızlandırmaktadır.

Çev­re­ye du­yar­lı ol­ma­yı söz­de de­ğil öz­de ya­şı­ yorum. İs­tan­bul gi­bi do­ğa­nın so­kak ara­la­rı­na sı­kış­tı­ğı bir yer­de bi­le çev­re­ye du­yar­lı olu­na­ bi­le­ce­ği­ni gös­ter­me­ye ve çev­re­mi bi­linç­len­dir­ me­ye ça­lı­şı­yorum. Me­se­la, gü­nü­müz­de­ki ya­ sak­lar­dan çok ön­ce 1985 yı­lın­da, şir­ket için­de si­ga­ra içil­me­si­ni müş­te­ri­ler da­hil ya­sak­ladım. 1995, 1996 yı­lın­da yıl­ba­şı­kar­tı ye­ri­ne müş­te­ri­ le­ri­mizin adı­na İs­tan­bul De­mir­ci­köy gi­ri­şin­de­ ki es­ki ma­den oca­ğı­na 650 adet fi­dan diktik. Şim­di, kü­çük, şi­rin bir ko­ru ol­muş orası. Uzun yıl­lar yi­ne müş­te­ri­le­ri­mize yıl­ba­şı he­di­ye­si ola­rak Çe­kül Vak­fı ile bin­ler­ce fi­dan di­ki­mi ya­ ptık. 2008 yı­lın­da do­ğa­ya atı­lan pil­le­rin ya­rat­tı­ğı çev­re kir­li­li­ği­ne dik­kat çek­mek için bir bi­linç­ len­dir­me kam­pan­ya­sı ya­ptık. Bin­ler­ce pos­ter, bir web si­te­si ile öğ­ren­ci­le­ri, bü­yük­le­ri bi­linç­ len­di­ri­yoruz. Söz­le ol­maz, na­sıl top­la­na­ca­ğı­nı da gös­ter­mek için, pil top­la­ma ku­tu­su ta­sar­la­ ya­rak şir­ket­le­re ba­ğış kar­şı­lı­ğı ve­ri­yoruz, el­de edi­len fon­la okul­la­ra üc­ret­siz da­ğı­tı­yoruz. Bir yıl­da top­lam 1 ton 150 ki­lo pil top­la­yıp

res­mi ma­kam­la­ra tes­lim ettik. 2012 yı­lın­da ken­di bah­çe­m için yap­tı­ğım pem­ be do­ma­tes, si­yah do­ma­tes ve sa­rı, kır­mı­zı çe­ ri do­mas­tes fi­de­le­ri­ni ila­ve 1000 adet üre­tip is­te­yen­ler­le pay­la­şıp na­sıl eki­le­ce­ği­ni, na­sıl to­ hum ala­ca­ğı­nın bil­gi­si­ni pay­la­ştım. Şir­ket ola­rak dai­ma atık­la­rı­mı­zın ge­ri dö­nü­ şü­me gir­me­si­ne özen gös­te­rdik. Ka­ğıt kar­ton atık­la­rı­mı­zı Lok­man He­kim Vak­fı­na (ma­ale­sef, bu yar­dım­lar­la fa­kir hal­ka üc­ret­siz sağ­lık hiz­ me­ti ver­dik­le­ri için ka­pa­tıl­mış­tır) veriyorduk. Üre­tim yap­tı­ğı­mız dö­nem­ler­de atöl­ye­den çı­kan, şe­hir­ci­lik ve­ya mi­ma­ri ma­ket ya­pı­mın­ da kul­la­nı­la­bi­le­cek olan pvc lev­ha, ah­şap ve plek­sig­las gi­bi par­ça­la­rı kam­yon do­lu­su ola­rak İTÜ Mi­mar­lık Fa­kül­te­si­’nin ma­ket atöl­ye­si­ne ver­dik. Ki­şi­sel ola­rak evim­de­ki ça­tı su­la­rı­nı sar­nıç­ta top­lu­yor bah­çe­de kul­la­nı­yorum. Ev­de­ki atık­la­ rı torf ya­pı­yor top­ra­ğa ka­tı­yorum. Cam­la­rı me­ tal­le­ri ayı­rı­yorum. Bun­la­rı çev­re­mle pay­ la­şı­yorum.

500 SEVGİ KÜTÜPHANESİ

“Her Köy İl­ko­ku­lu­na Bir Kü­tüp­hane” projesinde istediğiniz so­nu­ca ulaş­tı­nız mı? Bu çer­çe­ ve­de baş­ka bir so­rum­lu­luk pro­je­si plan­lıyor musunuz? Bu pro­je­yi yüksek lisans ko­num olan pre­fab­ri­ ke ya­pı­lar­da­ki mo­dü­ler sis­tem­ler­den esin­le­ne­ rek yap­tım. Bir ki­tap­lık ve en az 200 adet ye­ni ki­tap­tan olu­şan Sev­gi Kü­tüp­ha­ne­si, bir ba­ğış­cı­ nın kü­çük bir ba­ğı­şı­na kar­şı­lık, is­te­di­ği bir köy il­ko­ku­lu­na yol­la­nı­yor ve üs­tü­ne “..... Sev­gi Kü­ tüp­ha­ne­si “ şek­lin­de bir alın­lık ko­nu­lu­yor. Bu­gü­ne ka­dar 500 ci­va­rın­da Sev­gi Kü­tüp­ha­ ne­si, 100.000 adet ye­ni ki­tap ço­cuk­la­rı­mız­la bu­luş­tu. Kü­tüp­ha­ne­le­ri olu­şan köy il­ko­kul­la­ rın­da­ki öğ­ret­men ve öğ­ren­ci­ler­den ge­len mek­ tup­lar­da­ki mut­lu­lu­ğu pay­laş­mak tüm yor­gun­ luk­la­ra de­ğer, ta­bi bu pro­je­de gö­nül­lü ola­rak ça­lı­şan tüm dost­la­ra ve özel­lik­le Doç. Dr. Oya Pe­ker’e te­şek­kür et­mek is­te­rim. Şir­ket ola­rak 23 yıl­dır bir sek­tö­rü eği­te­rek ya­şam ka­li­te­le­ri­ni yük­selt­me­le­ri­ni iz­le­mek, okul­lar oku­ya­rak işi ba­ba­la­rın­dan dev­ra­lan ço­ cuk­la­rı gör­mek, adı kon­ma­mış en gü­zel sos­yal so­rum­lu­luk pro­je­si ol­ma­lı.. Alfanorm, İTÜ Ro­bot Olim­pi­yat­la­rı spon­ sorları arasında. Bu des­te­ğe na­sıl ka­rar ver­diniz, genç­ler­den bek­len­ti­le­riniz ne­ler? Son ino­vas­yon fua­rın­da İTÜ Ro­bot Ku­lü­ bü­nün ça­lış­ma­la­rı­nı gö­rüp di­ğer okul­lar­la kar­şı­laş­tı­rın­ca, kulüp üye­le­ri ile ko­nuş­tum. Spon­sor bul­ma­da­ki zor­luk­la­rı­nı an­la­ tın­ca, ken­dim ve fir­mamın im­kan­la­rı ile tam des­tek ola­ca­ğı­mı söy­le­dim. Ta­bi­i ki, bu ka­ra­rı o an ver­me­dim. Son iki üç yıl­dır yurt­dı­şın­da ile­ri mo­

50

Ateş Öztan

İn­san seç­ti­ği oku­lu iş ha­ya­tı­na gi­rin­ce da­ha iyi de­ğer­len­di­re­bi­li­yor. İTÜ’yü se­çer­ken en iyi tek­nik eği­ti­mi ve­re­ce­ği­ne ina­nı­yor­dum. Me­zun olup ha­ya­ta atı­lın­ca, he­le mi­mar­lı­ğın o gün bi­li­nen sı­nır­la­rı dı­şın­da ta­sa­rım yap­ma­ya baş­la­yın­ca kıy­me­ti­ni da­ha iyi an­la­dım. “Her Köy İlkokuluna Bir Kütüphane” projesi kapsamında oluşturulan Sevgi Kütüphanesi del­le­me tek­no­lo­ji­le­ri­nin ta­nı­tıl­dı­ğı fua­ra her git­ti­ğim­de, Al­man üni­ver­si­te­le­ri­nin öğ­ren­ci iş­le­ri­ni ta­nıt­tı­ğı stand­la­rı il­gi ile in­ce­li­yor ve re­sim­li­yor­dum. “Ne ya­pı­la­bi­lir de, bi­zim öğ­ ren­ci­le­ri­mizi de bu fua­ra ge­ti­re­bi­li­riz?” di­ye dü­şü­nü­yor­dum. “Hep­si­ni fua­ra ge­ti­re­me­ye­ ce­ği­mi­ze gö­re, fua­rı fo­toğ­raf­layarak on­la­ ra gö­tü­rürüm!” di­ye plan yap­tım ve tek tek fo­toğ­raf­la­dım. Dö­nün­ce İTÜ Bö­lü­mü­’ne ait kulü­bün or­ga­ni­zas­yo­nu ile üni­ver­si­te­de bir su­num yap­tım. Ar­zu eden öğ­ren­ci­le­rin, müş­ te­ri eği­ti­min­de kul­lan­dı­ğı­mız sis­tem­ler­le pro­ je ma­ket­le­ri­ni ya­pa­bi­le­cek­le­ri­ni du­yur­dum. İki öğ­ren­ci pro­je­si­nin ma­ket­le­ri­ni bizim atöl­ ye­miz­de yap­tı. Genç­ler­den bek­len­tim; son yıl­lar­da tek­no­

lo­ji­de­ki ge­liş­me­de hız­lan­ma çok art­tı. Ben­ ce, dün­ya, ta­sa­rım ve üre­tim tek­no­lo­ji­sin­de adı kon­ma­mış bir eşi­ği at­la­mak üze­re­dir. Bu bil­gi­ye sa­hip olan genç­ler ge­le­ce­ğe de sa­hip ola­cak­lar­dır. Genç­le­rin he­de­finin ül­ke­den çok dün­ya­ya hat­ta ev­re­ne dö­nük ol­ma­sı ge­re­kir. Ana,ba­ba, okul, sa­na­yi, dev­let ola­rak var gü­ cü­müz­le genç­le­rin bu ge­le­ce­ğe ha­zır­lan­ma­sı on­la­rın de­ğil bi­zim gö­re­vi­miz­dir. İTÜ ile bu spon­sor­luk dı­şın­da bir iş­bir­li­ği ça­ lışmanız var mı? Ro­bot ku­lü­bü ya­nın­da For­mü­la gru­bu­nun­ da bu yıl­ki lo­go ça­lış­ma­la­rı­nı yap­tık. Ba­zı ta­nı­tım mal­ze­me­le­ri­ne des­tek ol­mak­ta­yız. En­düs­tri ürün­le­ri ta­sa­rı­mı bö­lü­mü­nü her za­man des­ tek­le­mek­te­yiz. Onun dı­şın­da im­kan­la­rı­mız için­de her za­man des­tek ol­ma­ya ve on­lar adı­na çev­re­den des­tek al­ma­ya ha­zı­rız. Bu des­tek­le­ri­miz gö­nül­den olup hiç­bir ti­ca­ri bek­ len­ti­yi içer­me­mek­te­dir. Neden İTÜ’yü seç­tiniz? Ya­kın­la­ rı­nız­dan, ai­le­niz­den İTÜ’de oku­ yan ya da me­zun olan var mı? Çevrenizdekilere İTÜ’yü öneriyor musunuz? İn­san seç­ti­ği oku­lu iş ha­ya­tı­na gi­rin­ce da­ha iyi de­ğer­len­di­re­bi­li­ yor. İTÜ’yü se­çer­ken en iyi tek­nik eği­ti­mi ve­re­ce­ği­ne ina­nı­yor­dum. Me­zun olup ha­ya­ta atı­lın­ca, he­le mi­mar­lı­ğın o gün bi­li­nen sı­nır­la­rı dı­şın­da ta­sa­rım yap­ma­ya baş­la­ yın­ca kıy­me­ti­ni da­ha iyi an­la­dım. İş ha­ya­tı­nın en zor dö­ne­mi me­zu­ ni­yet­ten son­ra­ki ilk üç yıl­dır. Ve­ri­ len eği­ti­min ka­li­te­si, si­zin bu sü­ re­de iş ha­ya­tı­na adap­te ol­ma ve ka­bul edil­me sü­re­si ile öl­çü­le­bi­lir. İTÜ’den al­dı­ğım eği­tim ba­na, me­

51

zun ol­duk­tan son­ra he­men iş ku­ra­cak ka­dar iyi bir eği­tim ve öz­gü­ven ver­miş­tir. Bu sağ­lam te­mel­le­ri atan tüm ho­ca­la­rı­ma sev­gi­le­ri­mi ve say­gı­la­rı­mı sun­mak is­te­rim. İTÜ’lü üç ye­ğe­ni­m var. İki kar­deş İTÜ Mi­mar­lık Fa­kül­te­si’n­den, bi­ri Çev­re Mü­hen­dis­li­ğin­den me­zun ol­du. Çev­re­miz­de bi­ze mes­lek se­çi­mi için so­ru so­ran dost­la­rı­mı­zın ço­cuk­la­rı­na da her za­man İTÜ’yü öne­ri­yo­ruz. İTÜ her za­man ter­cih­le­rin en ba­şın­da yer al­ma­sı ge­re­ken bir okul­dur.

Adnan Koç

İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müdürü Adnan Koç:

Müzik Politikası Yeniden Şekillendirilmeli “Bağlamadan piyanoya, neyden kemana, 28 farklı çalgı eğitimiyle, bünyesinde bulundurduğu Türk Halk Müziği, Sanat Müziği, Klasik Batı Müziği alanları ve inter disipliner çalışmalarıyla kurumumuz, küresel ölçekte eşsiz bir okuldur... Türk müziğinin geleceğe aktarılması konusunda herkese sorumluluk düşüyor. Ülkemizin müzik politikasının yeniden şekillendirilmesi zaruridir...” İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı (İTÜ-TMDK) Müdürü Prof. Adnan Koç, ‘Bağlamadan piyanoya, neyden kemana, 28 farklı çalgı eğitimiyle, bünyesinde bulundurduğu Türk Halk Müziği, Sanat Müziği, Klasik Batı Müzi­ ği alanları ve inter disipliner çalışmalarıyla kuru­ mumuz, küresel ölçekte eşsiz bir okuldur’ dedi. Adnan Koç, Türk müziğinin geleceğe aktarılması konusunda herkese sorumluluk düştüğünü be­ lirterek, ülkemizin müzik politikasının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. Türk musikisini devlet katında belgelemek, ör­ neklemek, araştırmak, yaymak ve çağdaş mü­ zikteki yerini almasını sağlayacak çalışmalar yapmak amacıyla; 3 Mart 1976 günü Milli Eği­ tim Bakanlığı tarafından hizmete açılan İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı birçok başa­ rılı çalışmalara imza atıyor. Yedi bölümde eğitim veren konservatuarda öğrenciler, Türk Müziğii hakkında en köklü eğitimi alırken, bir yandan da Müzik Teknolojileri Bölümü altında Türk ve Batı müziği çalgılarını aynı tezgahta buluşturuyor. Öğ­ renciler burada müziğe hayat veren enstrüman­ ları kendileri üretiyor.

Eğitim Çekirdekten Veriliyor

İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müdürü Adnan Koç, konservatuar bünyesinde yedi bö­ lümde eğitim verildiğini belirterek, “Burada hem ana sanat dalı, hem ana bilim dalı yapılanması var. Çalgı, ses eğitimi, kompozisyon ve Türk Halk

oyunları, bununla beraber müzik teknolojileri, müzik koleji, müzik teorisi gibi ana bilim dalı olan bölümlerimiz de var” dedi. Müzik yeteneği olan­ ların küçük yaşlardan itibaren eğitim görmesi gerektiğinin altını çizen Koç, “Çalgı bölümümüz konservatuvarımızın hazırlayıcı bölümü olarak geçer. 5+3 sisteminde ancak liseden öğrenci ka­ bul edebildik. Aslında biz ortaokuldan öğrenci alıp eğitime başlıyoruz, köklü bir müzik eğitim aldıklarını söylemek doğru olur” diye konuştu.

Müzik Politikası Yeniden Şekillendirilmeli

Prof. Dr. Koç birçok ünlü ismin konservatuvar bünyesinde eğitim aldığını belirterek şunları söyledi: “Donanımlı olarak eğitim alan öğrencile­ rimiz mezun olduklarında çok çeşitli sektörlerde görev alabiliyorlar, bu donanımla istedikleri tarz müzik yapabiliyorlar. Birçok ünlü isim var. Bun­ ların arasında popüler müziğe hizmet edenler de var, TRT’de, Kültür Bakanlığı’nda çalışan çok profesyonel isimler de var.” Türk müziği denin­ ce akla ilk gelen yerin İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı olduğunu kaydeden Koç, okulun 1976’da kurulan modern bir konservatuar oldu­ ğuna dikkat çekti. Türk müziği hepimizin müziği, bu bakımdan geleceğe taşınması için hepimize düşen sorumluluklar var diyen Koç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için bilinçli olmamız ge­ rekir. Gerek kurumsal, gerek bireysel bakımdan

düşünüldüğünde 21’inci yüzyılda da bu müziğin hem kendini ifade etmek, hem de farkındalık yaratması açısından zemine ihtiyacı var. Özellikle ülkemizin müzik politikasının yeniden şekillen­ dirmesi zaruridir.”

180 Kişilik Eğitim Kadrosuna Sahip

İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın 180 kişilik öğretim kadrosu ve 800 civarındaki öğren­ cisiyle büyük bir aile olduğunu belirten Adnan Koç, “Gerek anabilim gerekse anasanat dalı ya­ pılanmasıyla donanan konservatuvar mezunları kendi alanlarına damga vurmakta olup, ulusal ve uluslararası arenada aranan kişiler konumunda­ dır.” dedi.

Türk Müziğine Daha Fazla İmkân Sağlanmalı

Türk musikisine karşı, “hor görme”, zaman za­ man da “önemsenmeme” şeklinde ortaya konu­ lan bakışın değişmesi gerektiğini savunan Adnan Koç, “21. yüzyılda bu çalışmaları ulusal ve ulusla­ rarası alanda layıkıyla yapabilmemiz için destek şart. Batı müziği dediğimiz, Avrupa kökenli müzi­ ğe görünürde sağlanan bir takım imkanların eşit ve hatta daha fazlasının Türk müziğine sağlan­ ması gerekiyor” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.

Popüler Sanatçılara Eleştiri

İTÜ Türk Mu­si­ki­si Dev­let Kon­ser­va­tu­va­rı’ndan me­ zun olan bir çok po­pü­ler sa­nat­çı bu­lun­du­ğu­nu da di­le ge­ti­ren Prof. Ad­nan Koç, bu isim­le­ri po­pü­ler ol­ma adı­na ver­dik­le­ri ödün­ler­den do­la­yı eleş­tir­ di. Ad­nan Koç, şun­la­rı kay­det ­ti :”Bran­şın eği­ti­mi­ni alı­yor­su­nuz. Ba­zı sı­nır­la­rı koy­ma­nız müm­kün de­ ğil. Ek­ra­nın di­ğer ta­ra­fın­dan ya­ra­tı­lan ta­lep­ler, bu eği­ti­mi alan öğ­ren­ci­le­rin fre­kan­sı­nı bo­zu­yor. Ba­zı olum­suz­luk­la­ra rağ­men işin içi­ne rey­ting, mad­di kay­gı­lar gi­rin­ce öğ­ren­ci­ler yol­la­rı­nı baş­ka tür­lü çiz­mek is­ti­yor. Biz­den me­zun ve po­pü­ler mü­zik ya­pan ar­ka­daş­la­ra da so­rar­sa­nız, on­lar da bu du­ rum­dan mem­nun de­ğil. Bu­ra­da öğ­ren­dik­le­ri­ne sa­dık kal­dık­la­rı tak­dir­de çok gü­zel ça­lış­ma­lar ya­pa­ bil­me­le­ri müm­kün. Far­kın­da­lık ya­ra­ta­ma­ya­cak­la­rı en­di­şe­siy­le bu yo­lu de­vam et ­ti r­mi­yor­lar ve ko­lay yo­lu se­çi­yor­lar. Ko­lay yo­lu gör­dük­ten son­ra ge­çen yıl­lar, piş­man­lık­lar için­de ge­ri dö­nü­le­me­yen yıl­lar olu­yor. Ben on­la­ra, otan­tik­lik­ten, ori­ji­nal­lik­ten ve ken­di öz­le­ri­ne bak­ma­la­rın­dan vaz­geç­me­me­le­ri­ni tav­si­ye edi­yo­rum.”

Prof. Dr. Adnan Koç

52

Adnan Koç

Konservatuvarımız, bağlamadan piyanoya, neyden kemana 28 farklı çalgı eğitimiyle, bünyesinde bulundurduğu Türk Halk Müziği, Sanat Müziği, Klasik Batı Müziği alanları ve inter disipliner çalışmalarıyla, küresel ölçekte eşsiz bir okul, 180 kişilik öğretim kadrosu ve 800 civarındaki öğrencisiyle büyük bir ailedir.

Kendi Ülkemizde Üvey Evlat Muamelesi Ha­len İTÜ ve OD­TÜ’de ders­ler ve­ren bes­te­kâr Erol Sa­yan, o yıl­la­rı an­la­tır­ken; “Bi­zi okul­dan ko­var­lar­dı, eli­miz­de Türk mü­zi­ği ens­trü­ma­nıy­ la içe­ri gi­re­mez­dik.” di­yor Ad­nan Koç ve şöy­le de­vam edi­yor: “Ken­di ül­ke­sin­de üvey ev­lat mu­ame­le­si gö­ren Kla­sik Türk Mü­zi­ği­nin ses­ le­ri­ne dev­let kon­ser­va­tu­var­la­rın­da aler­ji olu­ şu­yor. 1970’le­re ge­lin­di­ğin­de ise ‘ha­kir gö­rü­ len’ bu mü­zi­ğin de­ğer­li isim­le­ri da­ya­nış­ma­ya gi­re­rek Türk Mü­zi­ği Kon­ser­va­tu­va­rı ku­rul­ma­ sı­nı is­ti­yor­lar. Bu, çok san­cı­lı ve çal­kan­tı­lı bir sü­reç. Sa­de­ce ken­di için­de de çal­kan­tı de­ğil, An­ka­ra’yla bağ­lan­tı­sı var sü­re­cin. Er­cü­ment Ber­ker, Ada­let Par­ti­si’nin avu­kat­la­rın­dan bi­ri. Türk Mü­zi­ği Kon­ser­va­tu­va­rı’nın açı­la­bil­me­si an­cak ya­sal bir ze­min­le müm­kün. Ber­ker, An­ ka­ra’yla bağ­lan­tı­sı­nı kes­me­den yö­ne­ti­yor sü­ re­ci ve ni­ha­ye­tin­de onun baş­kan­lı­ğı, Prof. Dr. Mu­har­rem Er­gin, Ca­hit Ata­soy, Ne­ri­man Tü­ fek­çi, Yü­cel Paş­mak­çı, Cü­neyt Or­hon, Yıl­maz Öz­tu­na, İs­ma­il Ba­ha Sü­rel­san ve Alâ­ed­din Ya­ vaş­ça’nın ön­cü­lü­ğün­de 1975’te ül­ke­mi­zin ilk Kla­sik Türk Mü­zi­ği Kon­ser­va­tu­va­rı ku­ru­lu­yor. 1976’da da öğ­ren­ci­ler öğrenime baş­lı­yor.”

Yeni Birimler Adnan Koç, yeni projelerle ilgili şu bilgiyi ve­ riyor: Kon­ser­va­tu­va­rı­mız bün­ye­sin­de oku­lu­ mu­zu Türk Halk Mü­zi­ği, Türk Sa­nat Mü­zi­ği ve Ba­tı Mü­zi­ği alan­la­rın­da dai­mi ola­rak tem­sil ede­cek bir “İC­RA HE­YE­Tİ”nin ku­rul­ma­sı plan­ lan­mak­ta­dır. İlk etap­ta 20’si sa­zen­de, 20’si ise ha­nen­de ola­rak gö­rev ala­cak 40 ki­şi­lik kad­ro­lu he­yet, öğ­re­tim ele­ma­nı ve öğ­ren­ci­ le­ri­mi­zin ka­tı­lım­la­rıy­la hem mü­zi­ği­mi­zi hem de Üni­ver­si­te­mi­zi mü­kem­mel bi­çim­de tem­sil ede­cek­tir. Kon­ser­va­tu­arı­mız Mü­zik Tek­no­lo­ji­le­ri Bö­lü­ mü için­de, Dö­ner Ser­ma­ye kap­sa­mın­da, hem okula hem de ka­mu­ya hiz­met ve­re­cek “ÇAL­GI BA­KIM ve ONA­RIM Bİ­Rİ­Mİ” kurulacaktır.

2013 Yılına Kadar Toplam Mezun Öğrenci Sayısı

Çal­gı Bö­lü­mü: Kom­po­zis­yon: Mü­zik Tek­no­lo­ji­le­ri: Mü­zi­ko­lo­ji: Ses Eği­ti­mi: Te­mel Bi­lim­ler/Mü­zik Te­ori­si: Türk Halk Oyun­la­rı: TOP­LAM:

307 80 139 98 447 1664 487 3222

İTÜ TMDK Mezunlarından Öne Çıkan İsimler

Türk Halk Mü­zi­ği ala­nın­da: Za­ra, Sev­can Or­han, Or­han Ha­kal­maz, Er­kan Oğur, İs­ma­il Hak­kı De­mir­ci­oğ­lu, Onur Şan, Er­dal Er­zin­can, Cen­giz Öz­kan, Erol Par­lak, İs­ma­il Al­tun­sa­ray Yu­dum, Za­fer Gün­doğ­du, Mel­da Kurt, Mü­cel­la Ata, Erol Kö­ker, Nur­saç Do­ğa­nı­şık, Rüs­tem Av­cı, Bo­ra Er­tuğ­rul. Kla­sik Türk Mü­zi­ği ala­nın­da: Me­li­hat Gül­ses, Be­kir Ün­lü­a­ta­er, Sa­mi Ak­su, Es­ma Öz­can, Do­ğan Dik­men, De­niz Tür­kan, Ne­ve­ser Ger­gi­nok, Tuğ­çe Pa­la, Gök­han Se­zen, Çiğ­dem Kı­rö­me­roğ­lu, Yap­rak Sa­yar, Pı­nar Dilşe­ker. Po­pü­ler mü­zik ala­nın­da: Fun­da Arar, Gök­han Te­pe, Mah­sun Kır­mı­zı­gül, Na­di­de Sul­tan, Çe­lik (Eriş­çi), Fer­da Anıl Yar­kın, Ali­şan, Rey­han Ka­raca, Kla­sik Ba­tı Mü­zi­ği Ala­nın­da: Ci­hat Aş­kın, Ha­kan Şen­soy.

53

Fizik ve Evren

Higgs Parçacığı Bulundu Ama Evrenin % 96’sı Hakkında Hala Hiçbir Fikrimiz Yok

Higgs Bozonu Hakkında Her Şey

CERN’de yapılmakta olan deneylerden en önemlilerinden biri Higgs bozonunun bulunup bulunamayacağına dair yapılan deneydi. Yaklaşık 4-5 yıldır süren deneyler sonucunda bilim insanları nihayet Higgs bozonunun bulunduğunu teyit eden açıklamalar yaptı. Tabi bir yandan da medyada Higgs bozonu için kullanılan “Tanrı Parçacığı” ifadesinden dolayı bu parçacığın bulunmasıyla sanki fiziğin en büyük problemi çözüldü izlenimi oluşturuldu. Biz de bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri siz okurlarımıza aktarmak için İTÜ Fizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Arapoğlu ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Doç. Dr. Savaş Arapoğlu, Higgs bozonunun bulunmasının fizik bilimi için ne ifade ettiğini ve fiziğin diğer temel problemlerini anlattı. Neden CERN’de, binlerce bilim insanı ve araştırmacı 4-5 yıldır, bu deneye odaklanmış durumda? Niçin bu çalışmalar, asrın en büyük deneyi olarak nitelendiriliyor? 10 milyar dolarlık koskoca deney, Higgs’in varlığını göstermek için mi yapılıyor? Higgs’in önemi nereden geliyor? Bir kere Higgs’in önemi şuradan geliyor: Bu konu parçacık fiziğinde yüksek enerji fiziği diye geçer. Biz evrende 4 temel etkileşme olduğunu düşü­ nüyoruz. Bunlardan kütle çekimi dışında olan 3 tanesini açıklayabildiğimiz ve oradaki parça­ cıkların bir tür sınıflandırılmasını yaptığımız bir model var. Parçacık fiziğinde şu ana kadar göz­ lemleyebildiğimiz temel parçacıkları ve 3 temel etkileşmeyi açıklayan modele parçacık fiziğinin standart modeli deniyor. Bu model 70’li yılların başında ortaya atıldı. Sonra zaman içinde ön­ gördüğü bir sürü Higgs kadar önemli parçacığın bazıları CERN’de, bazıları Amerika’da CERN’ün eş değeri olan “Fermi LAB” diye bir laboratuvar var­ dır, -yine böyle parçacık hızlandırıcı merkezi-, ba­ zıları orada olmak üzere tek tek gözlendi. Higgs’e bu kadar büyük önem atfedilmesinin aslında fizik camiasındaki sebebi şu: Bu standart modeli 100 parçalık puzzle gibi düşünürseniz, ‘puzzle’ın 99 parçası yerine kondu, geriye sadece bir tane par­ ça kaldı. Bunun anlamı şu; Higgs’i bulamazsanız bütün model çöker. Yeni bir puzzle yapmak ya

da oluşturmak zorundasınız. Ama aslında Higgs gibi başlangıçta olması pek beklenmeyen parça­ cık gözlemlendikten sonra insanların şu andaki beklentisi, ben de dahil, Higss’in bulunacağına dair. Higgs’in bulunmasının önemi şuradan ge­ liyor: Bizim çok güvendiğimiz, yaklaşık 40 yıldır her deneyde başarıyla test edebildiğimize bir model için “artık tamam, bu doğrudur. Nokta!” deyip, daha ilerisini geçebilmemizi sağlayacak. Mesele bu. Higgs bozonu nedir? Higgs parçacığa kütleyi nasıl kazandırıyor? Bu çok teknik, hakikaten açıklaması alanın dı­ şından birilerine açıklaması da çok zor bir soru. Ama şunu söyleyeyim, fizikteki parçacıklar fer­ miyonlar ve bozonlar olarak iki temel gruba ay­ rılırılar. Bozon denilen parçacık, Higgs’in de içine dahil olduğu sınıf. Bu parçacıkların spin denilen, tamamen kuantum mekaniksel bir özellikleri var. Klasik dünyadan size eşdeğerini gösterebile­ ceğim bir şey değil. Bu konuyu fizik dışından biri­ lerine tarif ederken; gözde bir şey canlandırmak, klasik dünya eşleştirerek anlatmak açısından, bir tür parçacığın kendi ekseni etrafında dönüşü gibi tarif edebilirsiniz. Ama sonuçta buradaki parçacıklar, noktasal olarak düşündüğümüz par­ çacıklar. Bunların içyapısı yok. Yani bu alanlar

küredir, küptür, dikdörtgenler prizması şeklinde bir tanımlama yapmıyoruz. O zaman da kendi ekseni etrafında dönüş gibi bir kavramın pek de bir anlamı olmuyor. Onun için şöyle demek belki daha doğru olur; parçacıkların spin adı verilen kuantum mekaniksel özellikleri var. Bozon deni­ len parçacıklarda bu spin sayısı 0, 1, 2, 3, 4 gibi tam sayılarla gidiyor. Fermiyonlar ise 1/2, 3/2, 5/2 gibi kesirli sayılarla gidiyor. Bütün parçacıklar gerçekten ya tam sayılı ya da spinli parçacıktırlar. Higgs bozonu spini 0 olan bir parçacık. Spini 0 olan parçacık spini yok demek anlama gelmiyor. Aslında bu bir tür sınıflandırma için kullanılıyor. Bozon buradan kaynaklanıyor. Kütle kazandırma meselesi ise şöyle; siz bu standart modelde birtakım parçacıkların kütle­ lerinin aslında hangi değeri alması gerektiğini, yani elektronun kütlesinin ya da herhangi bir quark denilen parçacığının kütlesinin neden o değerde olması gerektiğini söyleyemiyorsunuz. Deneysel bir takım veriler var, siz parçacık hız­ landırmalarda yapılan bu deneylerde, bu parça­ cıklarının kütlelerinin ne mertebede olduğunu ölçüyorsunuz. Bu verileri de teorinin içine elle koyuyorsunuz. Yani siz dışarıdan bir veri olarak teorinin içine onu ilave ediyorsunuz. Oradaki kütle sayısını, elektronun kütlesi olması gerekti­ ğini, herhangi bir quarkın da quark kadar olması gerektiğini söyleyen parçacık Higgs parçacığıdır. Aslında elektronun bir kütlesi var çünkü elekt­ ron evrenin ilk başlangıcında, büyük patlama­ dan kısa süre sonra Higgs parçacığı ile etkileşti. O sırada bizim şimdi kabul ettiğimiz kütlesini aldı diyebiliriz. Önemi biraz bu yüzden… Kritik bir şey, standart modelin en kritik parçalarından Higgs bozunu... Çok temel özelliklerinden birini kazandırıyor bu parçacık. Yani şöyle diyebilir miyiz? Mesela demir elementinin belli bir sayıda elektron, nötron ve protonu var. Bunların belli değerleri var. Bu değerleri aslında temel belirleyicisi Higss bozunudur. Öyle dememek lazım, sadece kütleleriyle alakalı bir durum. Çünkü aslında protonun ve nötronun da bir içyapısı var. Proton tek başına temel bir parçacık değil. 3 tane başka ‘quark’tan oluşuyor. Bu deneysel olarak gösterilebilmiş bir şey. Bu quarkların da kütlelerinin kazanılmasına neden olan şey. Yani aslında biz Higgs bozonundan ko­

Doç. Dr. Savaş Arapoğlu

54

Savaş Arapoğlu

nuşarak, demir elementin oluşmasından ziyade daha temel aşamada demiri oluşturan malzeme­ nin olu��umuyla ilgili bir yere bakıyoruz. Demir elementinin evrende nasıl oluştuğunu, nerede oluştuğunu biliyoruz. Bu çok daha temel, oraya giden yolun üzerindeki şeyler… Higgs olmasa ne olacaktı? Çok güzel soru. Hiçbir şey olmaz. Yani teorik fi­ zikte şöyle bir şey vardır; kâğıdınız, kaleminiz ve yeteri kadar hayal gücünüz varsa, o verileri açık­ lamak için başka bir şey kullanırsınız. Bilim tari­ hinin gelişimi de böyle bir şey. Yıllarca Aristo’dan gelen bir takım şeyler vardı, dünyanın evrenin merkezinde olduğu gibi. Bir gün anlaşılıyor ki dünya evrenin merkezinde değil. Her şeyin dün­ yanın etrafında dönmediğinde dünyanın sonu gelmiyor. Sonuçta oradan daha doğru bir teori­ ye gidiyorsunuz. Higgs’e fizik camiasının içinden de atfedilen önem, sadece Higgs’in ait olduğu teoriyle ilgili hemen hemen her şey gösteril­ mesinden kaynaklanıyor. Bugüne kadar tespit edilemeyen sadece küçük bir parça vardı, o da Higgs. Ve teori pek çok şeyi o kadar güzel açıklı­ yor ki, bunun için kullandığımız hafif esprili ifade vardır; “yanlış olamayacak kadar güzel bir teori” diye… Teori öyle bir şey. Standart model, parça­ cık fiziğin standart modeli… Bu yüzden olması daha çok beklenen bir şey… Ama olmadığı anda bu demektir ki, bir yerlerde yanlışlık yapıyoruz. Tekrar kağıtları, kalemimizi hayal gücümüzü ala­ cağız, bütün bu verileri açıklayabileceğimiz yeni bir teori yada model oluşturmaya çalışacağız. Dünyanın sonu gelmiştir ya da bütün fizik çök­ müştür demek, alakası olmayan bir şey. Deney sırasında Higgs’i nasıl gördüler? Bu çok zor. Aslında bu tür parçacık hızlandırıcıla­ rında parçacıkları görmek çok zor. Onun için de­ ney 10 yıl sürüyor. Aslında teorik fiziğin size söy­ lediği şey, hesaplamalarla ilgili… Belli bir enerji düzeyinde şöyle iki parçacığı çarpıştırırsanız şu kadar olasılıkla bu özellikteki parçacık, bu kadar olasılıkla bu özellikteki parçacık ortaya çıkar di­ yor. Siz de o zaman bu olasılıkları görmek için, hakikaten aynı değerlerde çıkıp çıkmadığını gör­ mek için ne kadar çok çarpışma yaparsanız, çar­ pışmalardan o kadar çok parçacık üreteceksiniz. Bu da, bu çarpışmalarda Higgs dediğimiz parça­ cığın özelliklerine benzer, o kadar çok parçacık göreceksiniz anlamına gelir. Bunların CERN’deki tünelde çarpıştırıldıkları yerlerin etrafında, de­ tektör adı verilen bir takım algılayıcılar var. Bu yapılan deney; mesela siz bir balkonun üzerine çıkıyorsunuz, sanki iki tane topun çarpışmasını görüyorsunuz gibi bir şey değil. Hatta hiçbir şey görmüyorsunuz. O parçacıklar kontrollü olarak bir bölgede bulunan detektörler için çarpıştırı­ lıyor. Çarpışmanın ürünü olan parçacıklar sonra saçılıp, etraftaki detektörlere çarpmaya başlı­ yorlar. Sizi aslında o sinyallerin özelliklerinden, o parçacıkların özelliklerinin neler olduğunu anla­ maya çalışıyorsunuz. Nedir bunlar? Oraya çarpış hızı, az önce bahsettiğim kuantum mekaniksel spin denilen özellik ve başka böyle kuantum

mekaniksel değerlerini öğrenebiliyorsunuz. Çün­ kü sizin o parçacıkların çarpmasını beklediğiniz yerler var. Daha önceden bir hesaplama yapmış­ sınız, diyorsunuz ki; şu özellikteki parçacık, şu noktada açığa çıkarsa onun şuraya gitmesi lazım. Orada bir beklentiniz var. Bilgisayar analizleri ile yapılan; işte o çarpmaların sizin beklentilerinizle ne kadar örtüştüğünü görmek. Ama çok zor bir şey bu. Zaten deney başladığı zaman, saniyede milyon kere milyon tane çarpışma yaptırılıyor. Muazzam bir veri akışı var. Onun elenmesi gere­ kiyor, sonra o elenmiş verilerin içinden bir takım analizlerin yapılması lazım. Korkunç bir süreç. Deney 2008 Eylül’ünde başladı. İlk çarpışmalar

55

2010 yılındaydı. Bundan sonra 2013’e kadar olan süreçte bir sürü çarpışma yapıldı. Zaman zaman deney durduruluyor, tekrar bir takım düzeltme­ ler ve onarımlar yapıyorlar. Tekrar başlatıyorlar, yine aynı süreç devam ediyor. Yani aslında şöyle düşünebilirsiniz, bu çarpışmalarda bir tür anket yapılıyor. Toplumsal olarak da doğru sonucu bir ne zaman alırsınız? Soruyu herkese sorarsınız... Burada da öyle… Ne kadar çok çarpışma yapar­ sanız, ortaya çıkacak sonuçlar sizin beklentinizi incelemek açısından o kadar güvenilir olacak. Bunun için deney de uzun sürüyor. Ama orada verilerin analizi de başlıbaşına bir konu. Önemli bir konu…

Savaş Arapoğlu

Analizler sonucu Higgs’in varlığından yüzde yüz emin olabiliyor muyuz? Kabul edilmiş bilimsel ölçüler içerisinde, eğer o analizler böyle bir parçacık vardır derse emin olacağız. Yaklaşık 3 hafta önce yapılan açıklama­ da söylenilen şeye benzer açıklamaları zaman zaman yine duyacağız. Bu deneyleri yapıyor­ sunuz, o deneyleri sonucunda ilk 2 yıllık, son 3 yıllık verilerin analizlerinde Higgs’e benzer bir parçacık görüyorsunuz. En azından insanların düşündükleri şey ilk olarak şu; yeni bir parçacık bulduk. İkinci nokta bu yeni bulduğumuz par­ çacığın kuantum mekaniksel özellikleri mese­ la spini ya da buna benzer bir takım özellikleri aynı Higgs parçacığınınki gibi. Şimdi son aşama şu; eğer bu parçacık Higgs ise bunun bozulması sonucu ortaya çıkan parçacıkların bizim beklen­ tilerimizle uyuşuyor olması lazım. Yani evet bir cisim bulduk, ama bu Higgs gibi yürüyor ve ko­ şuyor mu? Aslında buna bakılacak. Bu da eğer aynı şeyi söylerse, bu parçacık Higgs parçacığıdır. Ama bütün parçacıkları için aynı şey geçerli. So­ nunda kafanızda acaba Higgs değil miydi gibi bir soru gelebilir. Ama bu kadar doğruladıktan sonra ona Higgs parçacığıdır diye bakıyoruz. Higgs’in bulunması teknolojiyi nasıl etkiler? Ne kadar kısa zamanda teknolojiye bir etkisi olur, onu bilemem. Çünkü 1900’lerin başında kuantum mekaniğinin temelleri atılırken, her­ halde yarı iletken teknolojisi ve bilgisayarlar gibi şeyleri kimse hayal etmemişti aslında. Bir şey bulunmuştu. Dolayısıyla Higgs’in bulunması da muhakkak daha ileriki zamanlarda bir şeye yola açacaktır. Şu anda teknolojik olarak bize ne ka­ zandırır? Çok çok hızlı bilgisayarların yapılmasına mı neden olur? Hiçbir fikrim yok aslını isterseniz. Ama teknolojik gelişim açısından bu tür deney­ lerin yapılmaya çalışılıyor olması, bu tür parçacık hızlandırıcı merkezlerin oluşması çok önemli… Çünkü mesela hepimizin hayatımızda kullandığı o “www” CERN’de bulunmuş bir şey. Oradaki iç

haberleşme için bulunmuş bir şey. Şimdi baktığı­ mızda hayatımızı ne kadar etkiliyor. Ben 1997-98 yılında öğrenciyken hiç kimsenin evinde internet falan yoktu, ama şimdi cep telefonumuzdan bile bağlanabiliyoruz. Bir sürü yerden girebiliyoruz internete. Yani oradaki teknoloji, bu deneyin yapılmasının mümkün olmasını sağlamaya çalı­ şırken bulunan şeyler, hayatımızı çok daha kısa vadede çok daha büyük ölçekli olarak giriyor aslında. Tomografi denilen görüntüleme cihazı yine aynı şekilde bu parçacık hızlandırıcı mer­ kezlerinde bulunmuş cihaz. Kısa vadede oradaki teknolojik buluşlar hayatımızı daha çok etkile­ yecektir. Higgs’in nasıl etkileyeceğini ya da etki­ lemeyeceğini gerçekten bilmiyorum. Bir teorik fizikçi olarak şimdilik sadece, Higgs gibi bir şey varsa alkışlayacağım, yoksa çok şaşıracağım ve başka bir şeyler öğrenmeye çalışacağım. Neden “Tanrı parçacığı” deniyor? Ben etrafımda tanıdığım, ciddi fizikçi diyebile­ ceğim hiç kimseden Tanrı Parçacığı gibi bir tabir duymadım. Bu ismi hak ediyor mu? Bence hak etmiyor. Higgs daha önce bulduğumuz parça­ cıklarından çok da farkı olmayan parçacık. İsim bence abartalı bir isim. Bu ismi hiç kimsenin kullandığını da duymadım, görmedim. Sadece magazinsel olarak bu işle çok yakından ilgilenen bilim adamlarının bir tanesinin bunun için ‘god damned particle’ diye bir tabiri var. O da işte “Tanrının belası” ya da “lanet olası parçacık” gibi bir isim. Bu parçacık bulunamadığı, gözlem­ lenemediği için kullanılmış bir tabir. Çok abartı bir isim. Higgs bozonunun varlığına inanmayanlar da yok değil. Ünlü fizikçi Stephan Hawking bunlardan biri. Hawking neden buna inanmıyor? Tabii böyle bir şey olabilir. Böyle bir konuya bakı­ yorsanız, inanıp inanmama kelimesi durumu tam olarak doğru anlatacak kelime değil. Elimizdeki verileri, başta söylediğim etkileşmeleri açıklaya­

cağını düşündüğünüz daha iyi bir model varsa, bildiğiniz ya da sizin kendinizin oluşturduğu bir model; ama aynı güvenilirlikle, aynı hassasiyetle bütün veriler açıklayacak, o zaman Higgs’in ol­ madığını iddia edebilirsiniz. Ben şuanda parçacık fiziğinde böyle bir model olduğunu bilmiyorum. Hawking’in neden inanmıyorum dediğini, olma­ dığını düşündüğünü, böyle bir şey söylediğinde hangi altyapıyla, hangi teknik destekle fiziki olarak bunu söylediğini bilmiyorum ama bana doğru gelmiyor. İlk çalışmalarıma başladığım zaman kendi branşımla ilgili ilk aldığım ders parçacık fiziği dersiydi. 98 yılında son sınıftay­ ken adını ilk duyduğum parçacıkların bir tanesi, Higgs parçağıydı. O zamandan beri Higgs’in adını duyuyorum. Gördüğüm her şey Higgs’in varlığını destekler bir şey. Açıkçası bu deneyler sonucu Higgs’in yüzde 99 görüleceğine de inanıyorum. Ama yüzde 1 olasılığa rağmen Higgs görülmezse çok da şaşırmayacağım. Dolayısıyla modellere karşı öyle çokta kalpten bir bağlılığımız yok. Ol­ mayabilir, değiştirebiliriz bütün bildiklerimizi. Higgs’in bulunması evrenin sadece yüzde 4’ünü ilgilendiren araştırmaları açıklayan bir şey. Yüzde 96’lık kısım karanlık enerji, karanlık madde diye egzotik bir madde var. Neden böyle? Bunu bize açıklar mısınız? Pek çok insan CERN’de sadece Higgs bozonu ile ilgili deney yapıldığını düşünüyor ama aslında fi­ ziğin başka modelleri, henüz açıklayamadığımız bir takım gözlemlerle ilgili deneyler de yapılıyor. Çünkü şu anda kafamızı kaldırıp, teleskoplarımız­ la gökyüzüne, çok daha büyük yapıya baktığımız zaman, gördüğümüz yapıyı açıklamak için kullan­ dığımız iki tane içeriğini ne olduğunu bilmediği­ miz egzotik madde var. Bir tanesi karanlık enerji, bir tanesi de karanlık madde. Ne olduklarını bil­ mediğimiz için ikisinin de isimlerinde “karanlık” geçiyor. Şu anda ikisinin toplamı evrenin yüzde 96’sını oluşturuyor. Biraz da ironik bir şey… Biz burada yıllarca fizik öğrenciliği yapıyoruz, yüksek lisans, doktora, doçentlik falan ama en sonunda açıklayabildiğimiz madde miktarı yüzde 4, yüzde 96 hakkında hiçbir fikrimiz yok. CERN’de aslında bir taraftan Higgs dışında bulunmaya çalışılan parçacıklar arasında bu karanlık madde ya da karanlık enerjiyi oluşturabilecek yapılar da var mıdır diye deneyler yapılıyor. Higss parçacığıyla birlikte, aynı derecede önemli şekilde test edili­ yor. CERN deyince insanların ilk akıllarına gelen Higgs parçacığıdır, ama bu konularla ilgilenen herhangi bir fizikçiye sorduğunuz zaman Higss’in yanında karanlık madde, karanlık enerji, süper simetri gibi daha başka şeyler listeyi biraz daha uzatabilir. Aklına bir sürü şey geliyordur. Henüz açıklayamadığımız başka konularla ilgili de orada deney yapılıyor. Orada çıkacak başka parçacıklar, başka konuları da aydınlatabilir diye umuyoruz. Higgs parçacığının bulunmasıyla standart model tamamlanmış olsa da standart modelin yer çekimini açıklayamadığı ifade ediliyor. Ayrıca fiziğin en önemli iki teorisi olan izafiyet teorisi ve kuantum teorisi arasındaki uyumsuzluk olduğu

56

Savaş Arapoğlu

da belirtiliyor. Bu anlamda fiziğin çözmesi gereken temel hangi problemler var ve bununla ilgili çalışmalar ne düzeyde? Bu ikisi de birbiriyle alakalı… Sorun şu; doğada 4 temel etkileşme var. Bunlardan ikisini biz lisede de öğreniyoruz. Bunlardan bir tanesi kütle çe­ kim; iki tane cismin birbirlerine kütleleri yüzün­ den uyguladıkları çekim kuvveti… Bir tanesi de ilkokuldan beri bildiğimiz elektriksel itme veya çekme kuvveti. Bunların ikisi hakkında çok bilgi­ miz var, çünkü etrafımızdaki dünyada bu ikisi et­ kili aslında. Bunların ikisi dışında, sadece atomun çekirdeği mertebesindeki büyüklüklerde etkili olan kuvvetli nükleer etkileşme, zayıf nükleer etkileşme adı verilen iki tane daha etkileşme var. Toplam 4 tane etkileşmememiz var. Standart model kütle çekim dışında diğer üçü­ nü birleştiriyor. Kütle çekimini de içine alacak, 4 etkileşmenin de birleştirildiği bir model henüz elimizde yok. Buna aslında bir tür ku­ antum kütle çekim teorisi diyebilirsiniz. Kütle çekim diğerlerinden biraz daha farklı bir tür etkileşim. Aslında en kolay görüneni, etrafımı­ za en etkili olanı olarak gördüğümüz etkileş­ me. Ama onun kuantum teorisini bilmiyoruz. Burada aslında biraz standart modelin içinde kuantum mekaniği ile rölativite (izafiyet) teo­ risi birleştiriliyor ama bir de bu ikisinin içine kütle çekimini katmaya kalktığınız zaman orta­ ya çıkan şeyler pek bir şey açıklamıyor. Onun yerine size son derece saçma sonuçlar verme­ ye başlıyor. Aslında temelde bu etkileşmelerin aynı anda etkili olduğu, geçerli olduğu her şe­ yin teorisi gibi bir teorimiz yok. Amaç da bunu bulmak. Zaten CERN’de yapılan deneylerde bulunmaya çalışılan o küçük küçük parçalar bize bu yolda yardımı olabilecek şeyler. Bütün teorik fizik camiasının üstünde çalıştığı konu budur aslında. Sizin izlediğiniz kadarıyla böyle bir teoriye yakın zamanda ulaşmak mümkün mü? Bunu yapacak aday modeller var. Ama onların doğrudan gözlemleri pek mümkün değil. Ama eninde sonunda bulunacaktır. Neden 4 tane temel etkileşimi birleştirmek zorundayız der­ seniz, şu anda içinde bulunduğumuz zamanı geri sarmaya başladığınız zaman elimizdeki modellerle ulaştığımız nokta evrenin büyük patlama adı verilen bir patlama anından sonra neler meydana geldiğine dair. O büyük patla­ mayla ilgili olarak filmi geriye sarış mertebe­ miz, sadece bu üç kuvvetin birbirleriyle aynı anda etkili olabildikleri şeyleri kapsıyor. Çünkü bahsettiğim bu dört kuvvetin, dört temel etki­ leşmenin şu anki etkileri aynı değil. Mesela siz atomun yapısını anlamaya çalışırken şu anda orada elektriksel etkileşimi hesaba katıyorsu­ nuz. Diğer 3 etkileşimi hesaba katmıyorsunuz. Çünkü çok küçükler. Ancak filmi başa sarınca her şey birbirine çok yakın olduğu zaman, o çok sıcak yapıdan, o büyük patlamadan he­ men sonrasından bahsediyorsak, bu 4 kuvve­ tin güçlerini birbirinden ayıramayacağınız bir evre var. Ve o evrede tam olarak ne olduğunu

anlayabilmek için 4’ünün de birlikte etkili ol­ dukları dönemi açıklayabilmeniz lazım. Elimiz­ de böyle bir teori ne yazık ki yok. Tabii hemen şunu sorabilirsiniz; böyle bir teoriyi bulmak ne işimize yarayacak? İnsan hayatına bir etkisi var mıdır? Geçmiş, gitmiş bir zaman ama işte bu insan aklı, bunu merak ediyoruz. Nasıl oldu­ ğunu anlamaya çalışıyoruz. Evrenin başlangıç sınırlarını, sonra gideceğimiz yere kadar, daha ileriki fazlarının nasıl olacağını anlamaya ka­ dar merak ediyoruz. Bunu açıklamaya, bunu anlamaya çalışıyoruz. Ben tabii ki, bu konu üzerinde çalışan biri olarak bir açıklama olaca­ ğına dair ümitliyim. Türkiye’den CERN’e katılan araştırmacıların varlığı yeterli mi? Orada ne ölçüde varız? Biz oraya gözlemci ülke olarak katılıyoruz. Bu­ radan gidenler var. Kurum bazında, Boğaziçi Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi, İstanbul Tek­ nik Üniversitesi’nden de oraya gidip, çalışanlar var ama ülke olarak ne yazık ki katılmıyoruz. Bizim oraya katılıyor olmamız prestijli bir şey. Neden katılamıyor olduğumuzun geri planın­ da neler var, doğruyu isterseniz bilmiyorum. Ama bu konuda bana kim ne açıklarsa açıkla­ sın büyük ihtimalle bir cevap verebilirim. Beni ikna edeceğini de zannetmiyorum. Bence ge­ lişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin bu tür deneyler içinde olması lazım. Çünkü bu tür deneylerin içinde olduğunuz zaman oradaki teknolojiye de bir şekilde ortak olmuş oluyor­ sunuz. Buna sadece ülkenin milli gelirinden oraya aktarılan para olarak bakmamak lazım. Biz sonuçta orada üretilen, icat edilen şeyle­ re, keşfedilen şeylere, hayatımızı kısa vadede etkileyecek şeylere de bu sayede ortak olabi­

57

liriz. Ama bu işin pratik tarafı. Bunun dışında böyle bir şey olmasa bile bence kendini dünya ülkeleri sıralamalarında ciddi bir yere koyan her ülkenin bu tür deneylerin içinde olması lazım. Biz ne yazık ki ülke olarak katılmadık. Türkiye olarak orada yokuz. Türkiye’den bazı üniversiteler, kendi doktorası sırasında orada bulunmuş bir takım fizikçiler hala o bağlan­ tılarını devam ettirerek, içinde bulundukları kurumlar ile birlikte bir takım ortak çalışma­ lar gerçekleştirerek oraya gidiyorlar. Bence çok da iyi bir şey. Benim etrafımda tanıdığım kendi doktorası sırasında orada bulunmuş bir sürü öğrenci var. Yarın bir gün bizde böyle bir işe girersek, kendi ülkemizde bu büyüklükte olmasa da en azından deney yapabilecek bir merkez kurmaya çalışırsak bu insanların tecrü­ beleriyle çok büyük faydası olacaktır. O tecrü­ beyi, aynı zamanda mantaliteyi edinmek için orada olmak çok önemli bir şey. Keşke daha büyük ölçekle katılabilsek. Ama hiç katılmıyor değiliz. Gerek İTÜ, gerek Boğaziçi Üniversite­ sinde, Çukurova’dan, ODTÜ’den bu deneye katılıyorlar. Ama grup grup ve kurum olarak katılıyorlar. Keşke bütün olarak, Türkiye olarak katılabilsek. İnşallah ileride o da olur. Sizin eksik kaldı dediğiniz veya son olarak eklemek istediğiniz şeyler var mı? Umarım söylediklerim aydınlatıcı olmuştur. Bunu canı gönülden arzu ediyorum. İnsanların bu konuyla ilgilenmeleri, ülkemizin bu deney­ lere katılıp katılmıyor olmasıyla ilgilenmeleri çok güzel bir şey. Röportaj: Engin Dinç - on5yirmi5.com

İTÜ’den Haberler

TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak İTÜ’de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelen Başkan Prof. Dr. Yücel Altunbaşak, TÜBİTAK’taki değişimler, akademisyenlere ve öğrencilere sağlanan araştırma destekleri hakkında bilgi verdi

Tür­ki­ye Bi­lim­sel ve Teknik Araş­tır­ma Ku­ru­mu (TÜ­Bİ­TAK) Baş­ka­nı Prof. Dr. Yü­cel Al­tun­ba­şak, İTÜ’lü aka­de­mis­yen­ler­le bir ara­ya gel­ di; TÜ­Bİ­TAK’ta son bir bu­çuk yıl­da ger­çek­le­şen de­ği­şim­ler, aka­ de­mis­yen­ler ile öğ­ren­ci­le­re sağlanan araş­tır­ma des­tek­le­ri, ödül­ ler ve burs­lar­la il­gi­li önem­li bil­gi­ler ver­di. Aya­za­ğa Kampusu’nde dü­zen­le­nen se­mi­ne­re, İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, Rek­tör Yar­dım­cı­la­rı Prof. Dr. Meh­met Sab­ri Çe­lik ve Prof. Dr. İb­ ra­him Öz­kul’un ya­nısı­ra fa­kül­te de­kan­la­rı ve çok sa­yı­da aka­de­ mis­yen ve öğrenciler ka­tıl­dı. Proje Başına 100 Bin TL Ödül Bi­lim Tek­no­lo­ji Yük­sek Ku­ru­lu’nda alı­nan ka­rar­lar­dan ör­nek­ler su­nan Baş­kan Prof. Dr. Yü­cel Al­tun­ba­şak, pro­je teş­vik­le­ri ko­nu­ sun­da ye­ni dö­nem­le bir­lik­te sü­reç odak­lı sis­tem­den so­nuç odak­lı bir sis­te­me ge­çil­di­ği­ni söy­le­di. Al­tun­ba­şak, so­nuç odak­lı sü­re­ci ise şöy­le açık­la­dı: “So­nuç odak­lı­”dan kas­tım şu: Pro­je­niz bit­sin, çık­tı­la­rı­nı­za ba­ka­lım, çık­tı­la­rı­nız üze­rin­den bir he­sap­la­ma ve pu­ an­la­ma ya­pa­lım, ona gö­re pro­je ba­şı­na 100 bin TL’ye ka­dar ödül ve­re­lim. Pro­je per­for­mans ödü­lün­de pro­je sı­nır­la­ma­sı yok. 10 pro­je­niz var­sa ve hep­sin­den de 100 pu­an alı­yor­sa­nız biz si­ze 1.000.000 TL ve­ri­yo­ruz. Böy­le­lik­le ikin­ci al­ter­na­tif oluş­tur­mak is­ti­yo­ruz. Biz, araş­tır­ma pa­ti­ka­sın­dan yü­rü­yen bir öğ­re­tim üye­ si­nin iyi şart­lar­da ya­şa­ma­sı­nı ar­zu edi­yo­ruz. Üni­ver­si­te­den al­dı­ğı 4000-5000 TL maaşın yanısıra biz­den ala­bi­le­ce­ği 5000-6000 TL ay­lık ile Tür­ki­ye şart­la­rın­da 10.000 TL ci­va­rın­da bir üc­ret al­ma­sı­nı amaç­lı­yo­ruz” de­di.

lin­di­ği­ni söy­le­di. Öğ­re­tim üye­le­rinin is­te­dikleri ko­nu­lar­da ça­lı­şa­ bi­le­ce­ği­ni fa­kat, Tür­ki­ye’nin de ön­ce­lik­le­ri ol­du­ğu­nu ifa­de eden Al­tun­ba­şak, 2023 he­def­le­ri­ni tut­tu­ra­bil­me­si için bir­ta­kım ko­nu­ la­ra da­ha faz­la ağır­lık ver­ilmesi ge­rek­ti­ği­nin al­tı­nı çiz­di. Baş­kan, ”Tür­ki­ye’nin önü­nü aça­cak bü­yük pro­je­le­re ih­ti­yaç var. Bu özel sek­tör, üni­ver­si­te ve ka­mu sek­tö­rü ara­cı­lı­ğıy­la ger­çek­le­şe­cek. Üni­ver­si­te­ler ba­zın­da Tek­no­lo­ji Trans­fer Ofis­le­ri (TTO) oluş­tur­ duk. Pro­je­le­ri­ne Pa­tent al­ma­da yar­dım­cı ol­ma­ya ça­lı­şı­yo­ruz. Öğ­ re­tim üye­le­ri­ne, pro­je­le­ri­ni ge­liş­ti­rir­ken her tür­lü des­te­ği su­nu­ yo­ruz. Gi­ri­şim­ci­lik eği­tim­le­ri ve­re­rek on­la­rı şir­ket kur­ma­ya teş­vik edi­yo­ruz. Aşa­ma­lı bir des­tek prog­ra­mı var. İki say­fa­lık bir fi­kir­le baş­vu­ru­yor­su­nuz. Pa­nel bu­na ba­kı­yor ve ‘bu iş fik­ri­ni iş pla­nı­na çe­vir’ di­yor. Eği­tim ve­ri­yo­ruz, reh­ber­ler atı­yo­ruz. Bu sa­ye­de iş fik­ri­niz ge­li­şip iş pla­nı­na dö­nü­şü­yor. Şir­ke­ti­ni­zi kur­mak için 100 bin TL ve­ri­yo­ruz ve gü­nün so­nun­da bir pro­to­tip or­ta­ya koy­ma­nı­zı is­ti­yo­ruz. 3. aşa­ma­ya ge­lin­ce 550 bin li­ra ve­ri­yo­ruz. Bu aşa­ma­da TÜ­Bİ­TAK dı­şın­da baş­ka bir ye­ri de ik­na et­me­ni­zi bek­li­yo­ruz, ya da % 20’si­ni ce­bi­niz­den ve­re­cek­si­niz diyoruz. 4. aşa­ma­da ar­tık pa­ ra des­te­ği ver­mi­yo­ruz ama kre­di bul­ma­nı­za yar­dım­cı olu­yo­ruz. TÜ­Bİ­TAK’ın des­tek­le­di­ği pro­je­ye za­ten her­kes des­tek ver­mek is­ te­ye­cek­tir. En kö­tü ih­ti­mal­le şir­ke­ti­niz ba­tar, ama bu çok dü­şük bir ih­ti­mal ve bi­zim için önem­li olan bat­ma­sı de­ğil, Tür­ki­ye’de bu bi­lin­cin oluş­ma­sı. Bu kül­tür Tür­ki­ye’nin bü­tün üni­ver­si­te­le­rin­de ya­yı­lı­yor. Bu im­kan­la­rı da baş­ka bir yer­de bul­mak müm­kün de­ğil. Bu yıl 10 üni­ver­si­te­ye bu des­te­ği ver­dik, ge­le­cek yıl 10 üni­ver­si­ te­ye da­ha des­tek ve­re­ce­ğiz. İTÜ’yü de bu­ra­da gör­mek is­ti­yo­ruz.” di­ye ko­nuş­tu. Öğretim Üyesi Sayımız Yeterli Değil Burs prog­ram­la­rın­da da bir ye­ni­len­me­ye gi­dil­di­ği­ni söy­le­yen Al­tun­ba­şak, yurtdı­şı dok­to­ra son­ra­sı araş­tır­ma burs prog­ra­mı kap­sa­mın­da, Tür­ki­ye’den Ame­ri­ka’ya git­mek is­te­yen her öğ­re­tim üye­si­ni gön­de­re­bi­le­cek­le­ri­ni ifa­de et ­ti . Öğ­re­tim üye­si sa­yı­sı­nın az oluşuna ve dok­to­ra öğ­ren­ci­le­ri­nin des­tek­len­me­si ge­rek­ti­ği­ne dik­kat çe­ken Al­tun­ba­şak, “Öğ­re­tim üye­si sa­yı­mız ye­ter­li de­ğil, ol­ma­sı ge­re­ke­nin 5 kat al­tın­da­yız. Pa­ra des­te­ği su­na­rak bu açı­ğı ka­pat­ma­yı dü­şü­nü­yo­ruz” de­di. İTÜ Haber - Osman Keskin

Girişimci Üniversite, Girişimci Hoca Tür­ki­ye’nin bi­lim­sel ma­ka­le ve atıf sa­yı­sın­da iler­le­me ya­şan­dı­ğı­ nı kay­de­den Baş­kan, Tür­ki­ye’nin en­deks­li ya­yın­lar­da 30. sıradan 17. sıraya gel­di­ği­ni söyledi, atıf sa­yı­la­rın­da ise 31’den 27’ye ge­

58

İTÜ’den Haberler

İTÜ’de Üretilen İkinci Uydu “TURKSAT-3USAT” Uzayda İstanbul Teknik Üniversitesi tarafın­ dan üretilen ikinci küp uydu TURKSAT3USAT başarıyla fırlatıldı ve planlandı­ ğı şekilde yörüngesine yerleşti. Türkiye’nin ikinci küp uydusunun, 26 Mayıs 2013 Çarşamba günü Türki­ ye saati ile 07:13’te, Çin’in Jiuquan Uydu Fırlatma Üssü’nden Long March 2D roketi ile uzaya fırlatılmasını canlı olarak takip eden Uzay Mühendisliği Bölümü akademisyen ve öğrencileri heyecanlı anlar yaşadı. TURKSAT-3USAT uydusu ile İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’ndeki yer istasyonu arasında, saat 12:00 civa­ rında ilk haberleşmenin gerçekleşti­ rilmesi bekleniyor. İTÜ ile TÜRKSAT arasında 29 Kasım 2010’da imzalanan protokol kapsa­ mında yapılan, yaklaşık 4 kilogram ağırlığında, 10x10x34,05 santimetre boyutlarındaki haberleşme uydusu, yaklaşık 645 kilometre irtifalı yörün­ gesinde VHF/UHF frekans bantlarında

haberleşme imkanı sağlayacak. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Sistemleri Tasarım ve Test La­ boratuvarı ile İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi RF Elektronik Laboratuva­ rı tarafından üretilen, Türk Amatör Uydu Teknolojileri Derneği tarafından faydalı yükü sağlanan ve Türksat A.Ş. tarafından mali desteği sağlanan, TURKSAT-3USAT adlı küp uydu projesi­ ne iki yılı aşkın süre içinde, lisansüstü ve lisans seviyesinde onlarca öğrenci ve ona yakın araştırma görevlisi, yü­ rütücü ve danışman öğretim üyeleri Prof. Dr. A. Rüstem Aslan (Uzay Müh. Böl. Başkanı) ve Dr. H. Bülent Yağcı (İTÜ RF Elektronik Lab. Yöneticisi) yö­ netiminde emek verdi. İTÜ tarafından üretilen Türkiye’nin ilk küp uydusu, İTÜpSAT1 ise 23 Eylül 2009 tarihinde Hindistan Uzay Araştır­ maları Kurumu (ISRO) tarafından PSLV C–14 roketi ile uzaya gönderilmişti.

İTÜ Maden Fakültesi 60 Yaşında Rek­tö­r Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, Rek­tör Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. Meh­met Sab­ri Çe­lik, Ma­den Fa­kül­te­si De­ka­nı Prof. Dr. Fat­ma Ars­lan, Rek­tör Da­nış­man­la­rı, De­kan­lar, Bö­lüm Baş­kan­la­rı, aka­de­mis­yen­ler ve öğ­ren­ci­le­rin ka­tıl­dı­ğı kut­la­ ma­da, 60. yıl­dö­nü­mü pas­ta­sı Fa­kül­te De­ka­nı Prof. Dr. Fat­ma Ars­lan ta­ra­fın­dan ke­sil­di. Et­kin­lik, Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca’nın gü­nün anı­sı­na ha­zır­la­nan Ma­den Fa­ kül­te­si 60.Yıl Pu­lu ve Özel Gün Zar­fı’na İlk­gün dam­ga­sı­nı vur­ma­sıy­la baş­la­dı. Fa­kül­te­nin ilk de­fa ba­sı­lan özel gün pu­lu­na ka­tı­lım­cı­la­rın il­gi­si yo­ğun­du. Kut­la­ ma, Mes­lek Oda­la­rı Baş­kan­la­rı, Ma­dencilik sek­törü tem­sil­ci­le­ri, es­ki me­zun­ lar, emek­li öğ­re­tim üye­le­ri ve pul ko­lek­si­yon­cu­la­rının da ka­tı­lı­mıy­la da­ha da renk­len­di.

Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca, Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Arslan ve Öğretim Üyeleri

59

İTÜ’den Haberler

Araştırmacılarımızın Avrupa Birliği Projeleri “AB Başarı Hikâyeleri” Arasında İTÜ Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Faruk Karadoğan’ın yürüttüğü SAFECAST projesi ile Yrd. Doç. Dr. Güneş Karabulut Kurt’un yürüttüğü REALMARS projesi “AB Başarı Hikâyeleri” arasına girdi. RE­AL­MARS Pro­je­si: Çoklu Taşıyıcı Sistemlerde Konum Tahmini Araştırması İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Elek­tro­nik-Ha­ber­leş­me Bö­lü­mü öğ­ re­tim üye­le­rin­den Yrd. Doç. Dr. Gü­neş Ka­ra­bu­lut Kurt’un, Av­ru­ pa Bir­li­ği Ye­din­ci Çer­çe­ve Prog­ra­mı­nın Ma­ri­e Cu­ri­e In­ter­na­tio­nal Re­in­teg­ra­ti­on Grant pro­je­le­ri kap­sa­mın­da yer alan “Çok­lu Ta­şı­yı­ cı Sis­tem­ler­de Ko­num Tah­mi­ni Araş­tır­ma­sı - Re­se­arch on Lo­ca­ ti­on Es­ti­ma­ti­on in Mul­ti-Car­ri­er Systems – RE­AL­MARS” baş­lık­lı pro­je­si AB Ba­şa­rı Hi­kâ­ye­le­ri için­de yer al­ma­ya de­ğer bu­lun­du. Pro­je kap­sa­mın­da 4. Ne­sil (4G) ha­ber­leş­me ağ­la­rın­da yük­sek doğ­ru­luk­ta ko­num be­lir­le­me tek­nik­le­ri ge­liş­ti­ril­di. Dr. Kurt, RE­ AL­MARS pro­je­si fik­ri­ni dok­to­ra ça­lış­ma­sı sı­ra­sın­da ge­liş­tir­miş ve da­ha son­ra ko­nu hak­kın­da­ki ça­lış­ma­la­rı­na Turk­cell’de de­vam et­miş. Pro­je İTÜ Tel­siz Ha­ber­leş­me Araş­tır­ma La­bo­ra­tu­va­rı bün­ ye­sin­de ge­liş­ti­ri­le­rek ta­mam­lan­mış. Pro­je kap­sa­mın­da öne­ri­len yön­tem­le­rin kul­la­nıl­ma­sı ile kab­lo­suz ile­ti­şim­de ko­num be­lir­le­ me hiz­met­le­ri da­ha hız­lı ve doğ­ru ya­pı­la­bi­le­cek. Pro­je­ye iliş­kin da­ha de­tay­lı bil­gi için: http://ec.eu­ro­pa.eu/re­se­arch/in­fo­cen­tre/ar­tic­letid

SA­FE­CAST Pro­je­si: Prefabrike Yapı Elemanlarından Oluşan Bina Türü Yapı Sistemleri İçin Yeni Birleşim Türleri Geliştirmek İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si İn­şa­at Mü­hen­dis­li­ği Fakültesi emek­ li öğ­re­tim üye­le­rin­den Eski Rektör Prof. Dr. Fa­ruk Ka­ra­do­ğan’ın Av­ru­pa Bir­li­ği Ye­din­ci Çer­çe­ve Prog­ra­mı al­tın­da Ka­pa­si­te­ler Özel Prog­ra­mı Ko­bi Ya­ra­rı­na Araş­tır­ma Pro­je­le­rin­de yer alan “In­no­ va­ti­ve Ins­pec­ti­on System to Ma­ke Bu­il­dings Sa­fer – SA­FE­CAST” baş­lık­lı pro­je­si AB Ba­şa­rı Hi­kâ­ye­le­ri için­de yer al­ma­ya de­ğer bu­ lun­du. SA­FE­CAST Av­ru­pa Bir­li­ği­nin des­tek­le­di­ği ulus­la­ra­ra­sı bü­tün­ler ni­ te­lik­te­ki bir di­zi pro­je­nin üçün­cü hal­ka­sı­dır. Ama­cı, pre­fab­ri­ke ya­pı ele­man­la­rın­dan olu­şan bi­na tü­rü ya­pı sis­tem­le­ri için ye­ni bir­le­şim tür­le­ri ge­liş­tir­mek­tir. Kü­çük ve or­ta boy gi­ri­şim­ci­ler ve on­la­rın oluş­tur­duk­la­rı bir­lik­ler ile Av­ru­pa Bir­li­ği üye ül­ke­le­ri­nin ba­zı araş­tır­ma ku­rum­la­rı­nı bir ara­ya ge­ti­ren pro­je kap­sa­mın­da, de­ney­sel ve ku­ram­sal ça­lış­ma­lar ger­çek­leş­ti­ril­miş. Ül­ke­miz­de de Tür­ki­ye Pre­fab­rik Bir­li­ği ve sek­tö­rün ön­de ge­len ku­ru­luş­la­rı ile bir­lik­te araş­tır­ma yap­ma im­kâ­nı sağ­la­mış. Pro­je so­nun­da; uy­gu­ la­ma­da kul­la­nı­la­bi­le­cek, de­ney­ler ile sı­nan­mış, ta­sa­rım il­ke­le­ri be­lir­len­miş bir­le­şim tür­le­ri or­ta­ya çık­mış. Pro­je, de­ney­sel ça­lış­ ma­la­rın ger­çek­leş­ti­ril­di­ği İn­şa­at Fa­kül­te­si Ya­pı ve Dep­rem Mü­ hen­dis­li­ği La­bo­ra­tu­va­rı­nın alet par­kı­nın gün­cel­len­me­si­ne çok önem­li kat­kı­lar sağ­la­mış­tır. Pro­je­ye iliş­kin da­ha de­tay­lı bil­gi için: http://ec.eu­ro­pa.eu/re­se­arch/in­fo­cen­tre/ar­tic­letid

İTÜ Konservatvuarı’ndan Sosyal ve Kültürel Sorumluluk Projesi İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Türk Mu­si­ki­si Dev­let Kon­ser­ va­tuva­rı, ku­ru­lu­şu­nun 38. Yı­lın­da bü­yük bir sos­yal so­rum­ lu­luk pro­je­si baş­lat­tı. Uzun va­de­li bir kül­tü­rel-sos­yal pro­je ola­rak “Ar­ka­da­şım Mü­zik” pro­je­si­nin ilk aya­ğı Türk Mü­zi­ği Çal­gı­la­rı ol­du. Bu pro­je yar­dı­mıy­la Türk Mü­zi­ği ve kül­tü­rü ço­cuk­la­ra ak­ta­rıl­dı. İTÜ TMDK öğ­re­tim üye­si Doç. Ser­pil Mur­te­za­oğ­lu’nun pro­ je­len­dir­di­ği “Ar­ka­da­şım Mü­zik” kap­sa­mın­da­ki ilk et­kin­lik­ te, 550 il­köğ­re­tim öğ­ren­ci­si­ne çal­gı­la­rı­mız hak­kın­da kı­sa su­num­lar ya­pıl­dı ve seç­me eser­ler­den oluş­tu­ru­lan re­per­ tu­var­la­rı ile us­ta­la­rın­dan ay­rı ay­rı çal­gı per­for­mans­la­rı su­ nul­du. İTÜ Türk Mu­si­ki­si Dev­let Kon­ser­va­tvua­rı aka­de­mis­yen­le­ ri Yrd.Doç.Ay­şe­gül Kos­tak Tok­soy (Ka­nun), Dr. Ali Tü­fek­çi (Ney), Öğr. Gör. A. Ser­hat Tu­runç (Tar), Doç. Ci­han Yurt­çu (Ka­val), Öğr. Gör. De­niz Gü­neş (Bağ­la­ma), Öğr. Gör. Meh­ met Emin Bit­mez (Ud) ta­ra­fın­dan, İTÜ Maçka Kampüsü Mustafa Kemal Konferans Salonu’nda ve­ri­len se­mi­ner ve kon­ser, San­cak­te­pe Be­le­di­ye­si iş­bir­li­ği ile ger­çek­leş­ti­ril­di.

60

İTÜ’den Haberler

İTÜ’de “Bir Bilim Adamının Oyunu: Mustafa İnan” Prof. Dr. Mus­ta­fa İnan’ın ha­ya­tın­dan esin­le­ne­rek Oğuz Atay ta­ra­fın­dan ya­zıl­an “Bir Bi­lim Ada­mı­nın Ro­ma­nı: Mus­ta­fa İnan” ro­ma­nı, tamamı İTÜ’lü “Tesahne” ekibi tarafından ti­yat­ro sah­ne­sin­de canlandırıldı... İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si’ne çok önem­li hiz­met­le­ri olan, bir­ çok öğ­ren­ci ye­tiş­tir­miş efsane rek­tör­le­rimizden Prof. Dr. Mus­ta­fa İnan’ın ha­ya­tın­dan esin­le­ne­rek Oğuz Atay ta­ra­fın­dan yazılan “Bir Bi­lim Ada­mı­nın Ro­ma­nı: Mus­ta­fa İnan” ro­ma­nı ti­yat­ro sah­ne­sin­ de can bu­ldu. Te­sah­ne’nin ye­ni oyunu Şu­bat ve Mart ay­la­rın­da İTÜ Maçka Kampüsündeki İşletme Fa­kül­te­si Ti­yat­ro Sa­lo­nun­da sahnelendi. İTÜ’lü olan Te­sah­ne ekibi, “Bir Bilim Adamının Romanı”nı sah­ neleme sürecini anlatıyor: Ne­den “Bir Bi­lim Ada­mı­nın Ro­ma­nı”? Te­sah­ne: Biz he­pi­miz ti­yat­ro­ya İTÜ Ti­yat­ro Ku­lü­bü’n­de baş­la­dık. Da­ha son­ra üni­ver­si­te­den me­zun ol­du­ğu­muz­da ti­yat­ro yap­ma­ya de­vam et­mek is­ti­yor­duk. Ti­yat­ro ku­lü­bün­den fark­lı ola­rak kü­çük bir ekip ola­rak (Vol­kan Çı­kın­toğ­lu, Dam­la Dön­mez, Hü­se­yin Ur­ can) ça­lış­ma­ya de­vam et ­ti k (2012). Üni­ver­si­te­nin bit ­ti ­ği dö­nem bil­di­ği­niz üze­re in­san için bi­raz san­cı­lı da bir dö­nem­dir. Hem ruh ha­li­miz, hem ha­yat­ta­ki ide­al­le­ri­miz hem de ken­di İTÜ yıl­la­rı­mız üze­rin­den Oğuz Atay ve Mus­ta­fa inan ile kur­du­ğu­muz bağ de­rin­ leş­ti. Ça­lış­ma­la­rı­mı­zı bir oyu­na dö­nüş­tür­mek is­te­di­ği­miz­de tek­ rar gün­de­me gel­di. Hem öz­deş­leş­me duy­gu­su hem de met­nin ve Mus­ta­fa İnan’ın ha­yat hi­ka­ye­si­nin çe­ki­ci­li­ği ile bu işe kal­kış­tık ve 2012’nin so­nun­da da oyun çık­tı. Uyar­la­ma sü­re­ci na­sıl ger­çek­leş­ti? Te­sah­ne: Uyar­la­ma sü­re­cin­de, baş­lan­gıç­ta her­kes ro­man­dan sev­di­ği me­tin­le­ri sah­ne­de tek ba­şı­na de­ne­me­ye baş­la­dı. Böy­le­ ce hem bir mal­ze­me bi­rik­tir­dik, hem de ro­ma­nın sah­ne di­li­ne na­sıl dö­nü­şe­ce­ği ko­nu­sun­da fik­ri­miz oluş­ma­ya baş­la­dı. Do­ğu Can, pro­je­ye yö­net­men ola­rak ka­tıl­dı ve bir­lik­te ça­lış­ma­ya baş­ la­dık. Asıl pro­dük­si­yon sü­re­ci onun­la ça­lış­tı­ğı­mız 3 ay­lık dö­nem di­ye­bi­li­riz. Sah­ne­de uğ­raş­tık­ça, ro­man eli­miz­de Mus­ta­fa İnan’ın bi­yog­ra­fi­si, Oğuz Atay’ın kat ­tı ­ğı de­rin­lik ve İs­tan­bul Tek­nik Üni­ ver­si­te­si, dö­ne­min Tür­ki­ye’si gi­bi kat­man­la­ra ay­rıl­ma­ya baş­la­dı. Bu an­lat ­tı k­la­rım yak­la­şık 2 ay­lık bir sü­re­ye te­ka­bül edi­yor. Bu dö­ nem­de ay­rı­ca be­lirt­me­li­yiz ki Hü­se­yin İnan (oğ­lu) ve Prof. Dr. Esin İnan (asis­ta­nı ve öğ­ren­ci­si) pro­je­ye çok des­tek ver­di­ler. So­nuç­ta yak­la­şık 5 ay­lık bir ça­lış­ma­nın so­nu­cun­da oyun or­ta­ya çık­tı. Ese­ri ki­tap­tan sah­ne­ye ta­şı­mak zor bir de­ne­yim miy­di? Te­sah­ne: Oyun­laş­tır­ma­da en çok zor­lan­dı­ğı­mız nok­ta ki­tap­la ve Mus­ta­fa İnan’la ku­ru­lan bağ ol­du di­ye­bi­li­riz. Çün­kü hi­ka­ye ve ver­di­ği me­saj­lar ile öz­deş­leş­tik­çe bir an­la­tı oluş­tur­mak zor­la­şı­ yor. Ay­rı­ca bir Mus­ta­fa İnan gü­zel­le­me­si de yap­mak is­te­mi­yor­ duk çün­kü; biz­ce Mus­ta­fa İnan ken­di­ne bir kah­ra­man­lık ro­lü biç­me­di, sa­de­ce ken­di bil­di­ği ha­ya­tı ya­şa­ma­ya ça­lış­tı ve oyun­ laş­tı­ğın­da ha­ya­tı­nın bu ma­sum­lu­ğu­nun bo­zul­ma­ma­sı ge­rek­ti­ği­ ni dü­şün­dük. Se­yir­ci­nin is­te­di­ği şe­kil­de bağ ku­ra­bi­le­ce­ği kü­çük ve sa­de hi­ka­ye­ler an­lat­mak ve so­nun­da da in­san­la­rın me­ra­kı­nı uyan­dı­ra­cak “böy­le bi­ri ya­şa­mış” di­ye­bi­le­cek bir an­la­tı oluş­tur­ mak is­ti­yor­duk. Yö­net­men ve oyun­cu­lar ola­rak tüm bun­la­rın den­ge­si­ni kur­mak için çok uğ­raş­tık. Ay­rı­ca Mus­ta­fa İnan, dün­ya üze­ri­ne ka­fa yor­muş ve bü­yük bir

me­rak­la ha­yat­ta­ki her şe­yi cid­di­ye al­mış bir in­san. Bu ba­kım­dan onun ha­ya­tı­nı araş­tı­rır­ken o ka­dar fark­lı şey­ler­le te­ ma­sa ge­çi­yor­su­nuz ki bu çok ke­yif­li bir şey. Ta­bi oyu­nun­da bel­li bir sü­re ol­ma­sı ge­re­ki­yor ve bu yüz­den çok sev­di­ği­niz ba­zı şey­le­ri de se­yir­ciy­le pay­la­şa­mı­yor­su­nuz. Bu ba­kım­dan se­yir­ci­nin ken­di Mus­ta­fa İnan araş­ tır­ma­sı­na de­vam ede­ce­ği bir oyun te­ma­sı ya­rat­ma­ya ça­lış­tık. Ti­yat­ro ile oyun ara­sın­da na­sıl bir iliş­ki var siz­ce? Bi­ze gö­re ti­yat­ro ve oyun kav­ ra­mı bir­bi­ri­ne çok ya­kın du­ ru­yor. Bir ço­cu­ğun eğ­len­mek için ço­cuk­ken yap­tık­la­rıy­la ve­ya ha­yal dün­ya­sın­da ya­rat ­tı k­la­rı­na ken­di­ni kap­tı­rı­şıy­la, ti­yat­ro sa­na­tı ara­sın­da bü­ yük ben­zer­lik var. Ti­yat­ro, iz­le­yi­ci­si ve oyun­cu­suy­la ço­cuk­luk­ta­ ki bu ruh ha­li­nin bir te­za­hü­rü ola­bi­lir. Ti­yat­ro yap­ma­ya de­vam eder­ken, “oyun oy­na­yan in­san” ha­li bi­zim için te­mel bir mo­ti­vas­ yon. Öte­ki tür­lü ha­yat çok bo­ğu­cu ola­bi­li­yor. Son ola­rak Oğuz Atay’ın ede­bi­ya­tın­da da bu oyun oy­na­ma “mu­ zip­li­ği­ni” ve sa­de­li­ği­ni her an­lam­da gö­rü­yo­ruz. Bel­ki biz­le­re Oğuz Atay’ı sev­di­ren onun de­rin ko­nu­la­rı bu şe­kil­ler­de ele ala­bil­me­ sin­de ya­tı­yor. Biz de Mus­ta­fa İnan’ın ha­yat hi­kâ­ye­siy­le ben­zer bir sa­de­lik­le iliş­ki kur­ma­ya ça­lı­şı­yo­ruz. He­pi­miz, oyun­cu­lar ve se­yir­ ci­ler bü­tün gün ko­ca bir şe­hir­de koş­tu­ru­yo­ruz. Bi­zim için önem­ li olan, ak­şam sa­lon­da bir ara­ya gel­di­ği­miz­de Mus­ta­fa İnan’nın dün­ya­sın­da baş­ka dü­şün­ce­le­re, ha­yal­le­re da­la­bil­mek. Bel­ki oyun­dan çık­tı­ğı­mız­da bu ko­ca şe­hir­le, ha­ya­tı­mız­la kur­du­ğu­muz iliş­ki de­ği­şir gi­bi ma­sum bir inan­cı­mız var. Ba­zı an­lar­da tek­rar­dan din­le­nen şar­kı­lar, oku­nan ro­man say­fa­la­rı ve ya şi­ir­ler gi­bi… Bi­ze gö­re ti­yat­ro böy­le bir bu­luş­ma ol­ma­lı.

61

İTÜ’den Haberler

İTÜ Tanıtım Günleri’ne 5200 Öğrenci Katıldı İstan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Ku­rum­sal İle­ti­şim Ofi­si ta­ra­fın­dan İTÜ’lü aka­de­mis­yen, ça­lı­şan ve öğ­ren­ci­ler­le bir­lik­te dü­zen­le­ nen İTÜ Ta­nı­tım Gün­le­ri ba­şa­rıy­la gerçekleştirildi. 19-22 Şu­bat 2013 ta­rih­le­ri ara­sın­da Sü­ley­man De­mi­rel Kül­tür Mer­ke­zi’nde ger­çek­le­şen İTÜ Ta­nı­tım Gün­le­ri’ne Tür­ki­ye’nin en iyi Ana­do­lu, Fen ve Özel Li­se­le­ri ile ders­ha­ne­le­rin­den yak­la­şık 5200 öğ­ren­ci ka­tıl­dı. İTÜ’nün aka­de­mik ve sos­yal ola­nak­la­rı­nın, İTÜ’lü aka­de­mis­ yen­ler ve öğ­ren­ci­ler ta­ra­fın­dan aday öğ­ren­ci­ler­le pay­la­şıl­dı­ ğı et­kin­lik­te aday öğ­ren­ci­ler, İTÜ’nün seç­kin aka­de­mis­yen­le­ri ta­ra­fın­dan ya­pı­lan su­num­lar ve dü­zen­le­nen kam­püs tur­la­rı ile üni­ver­si­te­yi ya­kın­dan ta­nı­ma fır­sa­tı bul­du. Aday­lar, İTÜ’lü aka­de­mis­yen­ler­den, ABET, Yet­kin Mü­hen­dis­lik, Çift Ana­dal,

Yan­dal, Ya­tay Ge­çiş, Ulus­la­ra­ra­sı Or­tak Li­sans Prog­ram­la­rı, Eras­mus Ola­nak­la­rı ve me­zu­ni­yet son­ra­sı iş im­kân­la­rı ile il­gi­li bil­gi al­dı. Et­kin­lik ala­nın­da ay­rı­ca İTÜ’nün ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı alan­da ba­şa­rı­lar ka­zan­mış öğ­ren­ci pro­je­le­ri de ser­gi­len­di. Aday öğ­ren­ ci­ler, öğ­ren­ci pro­je­le­ri­ni ya­kın­dan ta­nı­ma ve in­ce­le­me fır­sa­tı bul­du. 2012 yı­lın­da ABD’de dü­zen­le­nen So­lar Splash ya­rış­la­rın­ da Dün­ya Bi­rin­ci­si olan Gü­neş Tek­ne­si (ODA­BA­ŞI), 2011 Yı­lın­da ABD’de dü­zen­le­nen Mik­ro Uy­du Ya­rış­ma­sı’nda, Dün­ya Bi­rin­ci­si olan (MO­DEL UY­DU), 2013 World So­lar Chal­len­ge Ya­rış­la­rı­na ha­zır­la­nan (ARI­BA5) ve Tür­ki­ye’nin ilk “TRI­PO­LI Roc­ketry As­so­ ci­ati­on Se­vi­ye 2 Ser­ti­fi­ka­sı”na sa­hip olan “PARS Ro­ket Gru­bu” ser­gi­de yer alan pro­je­ler­den ba­zı­la­rıy­dı.

İTÜ, Çukurova Üniversitesi Tanıtım Günleri’nde İTÜ, Çukurova Üniversitesi’nin organizasyonuyla Adana’da ger­ çekleşen 11. Çukurova Üniversitesi Tanıtım Günleri’ne katıldı. İTÜ ile birlikte İTÜ KKTC’nin de katıldığı etkinlikte, Üniversitemi­ zin stantları aday öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü.

Adana’nın yanısıra, Mersin, Hatay, Gaziantep, Kilis, Osmani­ ye ve diğer çevre illerden çok sayıda lisenin katıldığı Tanıtım Günleri 3 gün sürdü. Etkinlik süresince 12 bini aşkın öğrenci, üniversitelerin eğitim, sosyal ve kültürel olanakları hakkında ayrıntılı bilgi aldı. Adaylara, İTÜ stantlarında, ABET, Yetkin Mühendislik, çift ana­ dal, yandal, yatay geçiş, uluslararası ortak lisans programları, Erasmus olanakları ve mezuniyet sonrası iş imkânları ile ilgili bilgiler verildi. İnşaat Mühendisliği, Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği ve Mimarlık bölümleri adaylar tarafın­ dan sıkça sorulan bölümler arasında yer aldı. İTÜ standlarını çok sayıda öğrencinin yanı sıra Çukurova Üni­ versitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Fenercioğlu da zi­ yaret etti. Prof. Fenercioğlu, bilim, teknoloji ve mühendislik alanında lider üniversite İTÜ’nün etkinliğe katılımından duy­ duğu memnuniyeti dile getirdi. Tanıtım etkinlikleri Antalya, Ankara ve Şanlıurfa’da gerçek­ leşecek eğitim fu­ arlarına katılım ile devam edecek.

62

İTÜ’den Haberler

44. TÜBİTAK Ortaöğretim Avrupa Bölgesi Yarışması Sonuçlandı

TÜBİ­TAK 44.Or­ta­öğ­re­tim Öğ­ren­ci­le­ri Araş­tır­ma Pro­je­le­ri Av­ru­pa Böl­ge Ya­rış­ma­sı, İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si’nin ev sa­hip­li­ğin­de ger­çek­leş­ti­ril­ di. Öğ­ren­ci­ler bir­bi­rin­den il­ginç pro­je­le­ri­ni 25 – 28 Mart Ta­rih­le­ri ara­

sın­da İTÜ Aya­za­ğa Kam­pü­sü Sü­ley­man De­mi­rel Kül­tür Mer­ke­zi’nde ser­gi­le­di. Bil­gi­sa­yar, Bi­yo­lo­ji, Coğ­raf­ya, Fi­zik, Kim­ya, Ma­te­ma­tik, Sos­yo­lo­ji,Psi­ko­ lo­ji ve Ta­rih ko­nu­la­rın­da ha­zır­la­nan pro­je­ler­den de­re­ce­ye gi­ren öğ­ ren­ci­le­rin ödül­le­ri 29 Mart Cu­ma gü­nü dü­zen­le­nen tö­ren­le sa­hip­le­ri­ni bul­du. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca “Her bir pro­je ken­di ça­pın­da de­ğer­li­dir, bu pro­je­ler sa­de­ce emek­le­me­dir. İler­ le­yen dö­nem­ler­de çok iyi iş­le­re im­za ata­ca­ğı­nı­za ina­nı­yo­rum” de­di. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Rek­tör Yar­dım­cı­sı, Prof.Dr.İb­ra­him Öz­kol ise “Bu pro­je­ler ilk adım­la­rı­nız­dır as­la kü­çük de­ğil­dir ve ar­ka­sı ge­le­ cek­tir” de­di. Ya­rı­şa­ma­ya ka­tı­lan 138 Pro­je­den 39’una ödül ve­ril­di. Bun­lar­dan 19’u bi­rin­ci, 10’u İkin­ci ve 10’u üçün­cü se­çil­di. Bi­rin­ci olan 19 Pro­je An­ka­ra’da Tü­bi­tak’ın Tür­ki­ye ge­ne­lin­de ya­pa­ca­ğı ya­rış­ma­ya ka­tı­la­cak. Bu ya­rış­ma so­nun­da ka­za­nan Pro­je­ler Ame­ri­ka’da ya­pı­la­cak olan ‘IN­TE­LI­SEF’ ad­lı ya­rış­ma­ya ka­tıl­ma­ya hak ka­za­na­cak.

İTÜDF Eğitim Gemisi Çanakkale’de 18 Mart Ça­nak­ka­le De­niz Za­fe­ri­nin 98. yıl­dö­nü­mün­de, Şe­hit­le­ri An­ ma Gü­nü kap­sa­mın­da, İTÜ De­niz­ci­lik Fa­kül­te­si Eği­tim Ge­mi­si MTA Sis­mik-1 ile ge­mi per­so­ne­li, Öğ­re­tim Gö­rev­li­si De­niz­ci­lik Ko­or­di­na­tö­rü Ümit Ül­gen, Öğ­re­tim Gö­rev­li­si Ali Kan­de­mir ve öğ­ren­ci­ler ile be­ra­ber İTÜ De­niz­ci­lik Fa­kül­te­si rıh­tı­mın­dan ava­ra ol­du. 16 Mart’ta Ça­nak­ka­le’ye gel­mek üze­re yo­la çı­kan MTA Sis­mik-1 Ge­mi­ si olum­suz ha­va ko­şul­la­rı­na rağ­men, 17 Mart’ta Ça­nak­ka­le’nin Ke­pez Li­ma­nı­na abor­da ol­du. Gemiyi ziyarete ge­len Ça­nak­ka­le 18 Mart Üni­ ver­si­te­si Öğ­ren­ci­le­ri ve Öğ­re­tim Gö­rev­li­le­ri­ne; MTA Sis­mik-1 Ge­mi­si gez­di­ril­di. Da­ha son­ra 18 Mart Üni­ver­si­te­si Öğ­ren­ci­le­ri ve Öğ­re­tim Gö­rev­li­le­ri ile be­ra­ber, İTÜ Denizcilik Fakültesi Öğ­ren­ci­le­ri, Öğ­re­tim Gö­rev­li­le­ri ve Ge­mi Per­so­ne­li, reh­ber eş­li­ğin­de Şe­hit­lik zi­ya­re­t edildi. Ça­nak­ka­le Des­ta­nı Ta­nı­tım Mer­ke­zi ve Arı­bur­nu zi­ya­retinin ar­dın­dan 57. Alay Şe­hit­li­ği’nde say­gı du­ru­şun­da bu­lu­na­rak çe­lenk bı­ra­kıl­dı. De­va­mın­da, M. Ke­mal Ata­türk’ün cep sa­ati­ne isa­bet eden kur­şu­nun atıl­dı­ğı yer olan 261 Ra­kım­lı Te­pe, Sed­dül­ba­hir, Er­tuğ­rul Ko­yu, Meh­ met­çik Abi­de­si, Ki­lit­ba­hir Ka­le­si, Se­yit On­ba­şı Anı­tı, Al­çı­te­pe ve Ay­na­lı Çar­şı ge­zil­di. Ak­şam sa­at­le­rin­de ge­mi­ye dö­nen gru­ba, De­kan Prof. Dr. Nil GÜ­LER’in de katılımı ile ak­şam ye­me­ği verildi. Ge­ce­yi Ke­pez Li­ma­nın­da ge­çi­ren MTA SİS­MİK -1 Ge­mi­si per­so­ne­li, öğ­ ren­ci­le­ri, öğ­re­tim gö­rev­li­le­ri, 18 Mart sa­ba­hı Ça­nak­ka­le Şe­hit­li­ği açık­ la­rı­na ge­le­rek Ça­nak­ka­le Şe­hit­le­ri için say­gı du­ru­şun­da bu­lun­dular ve ge­mi­den de­ni­ze çe­lenk bı­rak­tılar. İTÜ De­niz­ci­lik Fa­kül­te­si rıh­tı­mı­na dönen MTA Sis­mik-1 Ge­mi­si ve per­ so­ne­li ve­ri­len gö­re­vi­ni ba­şa­rıy­la ta­mam­la­dı. De­niz­ci­lik Ko­or­di­na­tö­rü Ümit Ül­gen, Ge­mi Kap­ta­nı A. Fa­ruk Ka­ra­han ve Baş Mü­hen­dis C. Seç­ kin Men­ge­çin, hem ge­mi­nin hem ge­mi per­so­ne­li­nin bu tür gö­rev­le­re her za­man açık ol­du­ğu­nu, da­ha faz­la öğ­ren­ci ve öğ­re­tim gö­rev­lisiyle be­ra­ber da­ha uzak li­man­la­ra git­me­yi he­def­le­dik­le­ri­ni di­le ge­tir­di. Zor ha­va ve de­niz ko­şul­la­rın­da ma­ki­ne ve gü­ver­te se­yir var­di­ya­la­rın­da ak­ tif gö­rev al­ma im­kâ­nı bu­lan öğ­ren­ci­ler, ay­rı­ca dost­luk­la­rın pe­kiş­ti­ği unu­tul­ma­ya­cak ha­tı­ra­la­ra da im­za at­mış ol­du.

63

İTÜ’den Haberler

Aydoğan Özcan’ın, “Kan Tahlili Yapan Cep Telefonu” buluşu Popular Science Dergisi’nin dünyanın en parlak 10 bilim insanı arasında gösterdiği Dr. Aydoğan Özcan İTÜ’ye konuk olarak “Kan Tahlili Yapan Cep Telefonu“ buluşunu tanıttı.

Po­pu­lar Sci­en­ce der­gi­si ta­ra­fın­dan, tüm dün­ya­da 2012 yı­lı­nın en par­ lak 10 bi­lim ada­mı ara­sın­da gös­te­ri­len ve ABD Baş­kan­lık Ofi­si’nin ge­ çen yıl 94 genç bi­lim in­sa­nı ve mü­hen­di­se ver­di­ği ‘Baş­kan­lık Ka­ri­yer Baş­lan­gıç Ödü­lü’ne la­yık gö­rü­len Ca­li­for­ni­a Üni­ver­si­te­si’nde (UC­LA) gö­rev­li Dr. Ay­do­ğan Öz­can, İTÜ’ye konuk oldu. Özcan, İTÜ Bilim Sanat ve Teknoloji Seminerleri çerçevesinde “kan tah­li­li ya­pan cep te­le­fo­ nu” bu­lu­şu­nu İhsan Ketin Salonu’nda İTÜ’lülere anlattı. 32 ya­şın­da­ki Türk bi­lim in­sa­nı­nın ci­ha­zı, sı­ra­dan bir cep te­le­fo­nu­nu has­sas tah­lil­ler ya­pan bir mik­ros­ko­ba çe­vi­re­bi­li­yor. Dü­şük ma­li­yet­li ve ha­fif ci­haz­lar, özel­lik­le pa­ha­lı gö­rün­tü­le­me sis­tem­le­ri­ne ulaş­mak­ta sı­kın­tı çe­ken yok­sul ül­ke­ler­de­ki has­ta­lık­la­rın teş­his ve te­da­vi­si için umut ışı­ğı ol­du. 100 bin hücreye analiz Cep te­le­fo­nu­nun ka­me­ra mer­ce­ği üze­ri­ne ta­kı­lan kü­çük bir apa­rat­la ça­lı­şan sis­tem, apa­ra­tın üze­ri­ne yer­leş­ti­ri­len kan ör­ne­ğin­de yer alan yak­la­şık 50-100 bin hüc­re­nin ay­nı an­da ve bir­kaç sa­ni­ye için­de gö­rün­ tü­len­me­si­ni ya­pıp, te­le­fo­na yük­le­nen özel bir ya­zı­lım sa­ye­sin­de teş­his ko­yu­yor. Hüc­re­ler­de­ki de­ği­şi­mi al­gı­la­ya­rak, sıt­ma, ve­rem, tü­ber­kü­loz, ane­mi, si­fi­lis, ma­lar­ya ve AIDS gi­bi has­ta­lık­la­rı teş­his ede­bi­len bu sis­ tem, so­nuç­la­rı is­te­ni­len sağ­lık ku­ru­mu­na ya da dok­to­ra da me­saj ola­ rak di­rek gön­de­ri­le­bi­li­yor. Azgelişmiş ülkere ucuz ve etkili sağlık hizmeti Dr. Ay­do­ğan Öz­can’ın bu ci­ha­zı sa­ye­sin­de dün­ya­nın pek çok dok­tor­suz, la­bo­ra­tu­var­sız ve has­ta­ne­siz böl­ge­sin­de teş­his edi­le­me­yen has­ta­lık­lar ko­lay­ca ve çok ucuz yol­la tes­pit edilebilecek. Öz­can, “Uzun yıl­lar­dır mik­ros­kop­la­rın ba­sit­leş­ti­ril­me­si ve he­sap­la­ma­lı tek­nik­ler kul­la­na­rak te­le­tıp için uy­gun alet­ler yap­mak üze­ri­ne ça­lış­ma­la­rı­mız var. Bu pro­je de bu ça­lış­ma­la­rın bir uzan­tı­sı. Sağ­lık hiz­met­le­ri­nin da­ha üc­ra, az­ge­liş­ miş yer­le­re da­ha hız­lı, et­ki­li ve ucuz ge­ti­ril­me­si için cep te­le­fon­la­rı­na en­teg­re edi­le­bi­len tek­no­lo­ji­ler çok önem­li. Be­nim araş­tır­ma gru­bum da tam bu ko­nu, ya­ni te­le­tıp üze­ri­ne ça­lı­şı­yor. Has­ta­nın gi­dip gel­me­si­ ne ge­rek kal­ma­dan teş­his koy­mak da müm­kün ola­cak. Böy­le­lik­le kü­

çük sağ­lık ocak­la­rı bi­le tam te­şek­kül­lü bir has­ta­ne­nin va­zi­fe­si­ni ya­pa­bi­le­cek ha­le ge­le­bi­lir.” di­yor. Dr. Ay­do­ğan Öz­can Stan­ford Uni­ver­si­ te­si Elek­trik Mü­hen­dis­li­ği De­part­ma­ nı’nda dok­to­ra­sı­nı yap­tık­tan son­ra, 2006 yı­lın­da Har­vard Me­di­cal Scho­ol, Well­man Cen­ter for Pho­to­me­di­ci­ne bün­ye­si­ne gir­di. 2007’de UC­LA’ya ka­tı­ lan Öz­can, ha­len bu üni­ver­si­te­nin Elek­ trik Mü­hen­dis­li­ği ve Bi­yo­mü­hen­dis­lik bö­lüm­le­rin­de­ki Bi­yo­fo­to­nik ve Na­no­fo­ to­nik La­bo­ra­tuvarı’nı yönetiyor. Dr. Öz­can, na­nos­ko­pi, ge­niş alan gö­ rün­tü­le­me, lens­siz gö­rün­tü­le­me li­ne­er ol­ma­yan op­tik­ler, fi­ber op­tik ve op­tik uyum ko­nu­la­rın­da­ki bu­luş­la­rı­na da­ir ta­ma­mı li­sans­lı 22 pa­ten­tin sa­hi­bi ve ay­nı alan­lar­da onay bek­le­yen 15 pa­ten­ti bu­lu­nu­yor. Dr. Öz­can’ın al­dı­ğı ödül­ler: • 2011 Pre­si­den­ti­al Early Ca­re­er Award for Sci­en­tists and En­gi­ne­ers (PE­CA­SE), (ABD Hü­kü­me­ti­nin bi­lim insanları ve mü­hen­dis­le­re, ka­ri­yer­le­ri­nin er­ken dö­nem­le­rin­de ver­di­ği en yük­sek ödül) • 2013 SPI­E Bi­oP­ho­to­nics Tech­no­logy In­no­va­tor Award • 2011 Army Re­se­arch Of ­fi ­ce (ARO) Yo­ung In­ves­ti­ga­tor Award • 2011 SPI­E Early Ca­re­er Ac­hi­eve­ment Award • 2010 NSF CA­RE­ER Award • 2009 NIH Di­rec­tor’s New In­no­va­tor Award • 2009 Of ­fi ­ce of Na­val Re­se­arch (ONR) Yo­ung In­ves­ti­ga­tor Award • 2009 IEE­E Pho­to­nics So­ci­ety (LE­OS) Yo­ung In­ves­ti­ga­tor Award • MIT’s Tech­no­logy Re­vi­ew TR35 Award • 2012 Po­pu­lar Sci­en­ce Bril­li­ant 10 Award • 2012 Na­tio­nal Aca­demy of En­gi­nee­ring (NA­E) The Gra­in­ger Fo­un­da­ti­on Fron­ti­ers of En­gi­nee­ring Award • 2011 In­no­va­tors Chal­len­ge Award pre­sen­ted by the Roc­ke­fel­ler Fo­un­da­ti­on and He­alth Al­li­an­ce • 2010 Na­tio­nal Ge­og­rap­hic Emer­ging Exp­lo­rer Award • 2010 Bill & Me­lin­da Ga­tes Fo­un­da­ti­on Grand Chal­len­ges Award • 2010 Po­pu­lar Mec­ha­nics Bre­akt­hro­ugh Award, • 2010 Ne­texp­lo­ra­te­ur Award Gi­ven by the Ne­texp­lo­ra­te­ur Ob­ser­va­tory & Fo­rum in Fran­ce • 2011 Re­gio­nal He­alth Ca­re In­no­va­ti­on Chal­len­ge Award Gi­ven by The von Lie­big Cen­ter at UCSD • 2010 Pop­Tech Sci­en­ce and Pub­lic Lea­ders Fel­lows­hip • 2009 Wi­re­less In­no­va­ti­on Award or­ga­ni­zed by the Vo­da­fo­ne Ame­ri­cas Fo­un­da­ti­on • 2008 Oka­wa Fo­un­da­ti­on Award, gi­ven by the Oka­wa Fo­un­da­ti­on in Ja­pan.

64

İTÜ’den Haberler

SESAR Çalıştayı’na İTÜ Evsahipliği Yaptı İstan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si, Si­vil Ha­va­cı­lık Ge­nel Mü­dür­lü­ğü (SHGM) des­te­ği ile ger­çek­leş­ti­ri­len Av­ru­pa Tek Ha­va Sa­ha­sı Ha­va Tra­fik Yö­ne­ti­ mi Araş­tır­ma­la­rı Or­tak Gi­ri­şi­mi Ça­lış­ta­yı’na ev sa­hip­li­ği yap­tı. Tür­ki­ye’nin SE­SAR sü­reç­le­ri­ne ak­tif ka­tı­lım sağ­la­ma­sı ama­cıy­la dü­ zen­le­nen ve iki gün sü­ren ça­lış­ta­ya, baş­ta SE­SAR ve EU­RO­CON­TROL yet­ki­li­le­ri ol­mak üze­re ulus­la­ra­ra­sı ka­tı­lım­cı­la­rın ya­nı sı­ra, Ulaş­tır­ma Ba­kan­lı­ğı, Si­vil Ha­va­cı­lık Ge­nel Mü­dür­lü­ğü, Dev­let Ha­va Mey­dan­la­rı İş­let­me­si, TÜ­Bİ­TAK, Sa­vun­ma Sa­na­yii Müs­te­şar­lı­ğı, Ana­do­lu Üni­ver­si­ te­si, THY, Asel­san, TU­SAŞ, Ha­vel­san, Ro­ket­san gi­bi ku­rum ve üni­ver­si­ te­ler­den sek­tör tem­sil­ci­le­ri, yet­ki­li­ler ve araş­tır­ma­cı­lar ka­tı­ldı. SE­SAR Pro­je­si, ha­va tra­fik yö­ne­ti­mi açı­sın­dan si­vil ha­va­cı­lı­ğın şe­kil­len­ me­si ve tek­no­lo­jik alt­ya­pı­sı­nın ge­liş­ti­ril­me­si an­la­mın­da yüz­yı­lın en bü­ yük pro­je­le­rin­den bi­ri sa­yı­lı­yor. Av­ru­pa Bir­li­ği (EU), Av­ru­pa Sey­rü­se­fer Em­ni­yet Teş­ki­la­tı (ERO­CON­TROL) ve ha­va­cı­lık en­düs­tri­si fir­ma­la­rı­nın pay­daş­lık­la­rıy­la 2.1 Mil­yar Av­ro­luk büt­çe­ye sa­hip olan SE­SAR Pro­je­ si, ha­va­cı­lık­ta çı­ğır aç­ma­sı bek­le­nen ye­ni tek­no­lo­ji­le­rin ta­nım­lan­ma­sı, ge­liş­ti­ril­me­si ve mev­cut ha­va ta­şı­ma­cı­lı­ğı­na en­teg­ras­yo­nu açı­sın­dan ol­duk­ça öne­me sa­hip­tir. İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı son­ra­sı ha­ber­leş­me tek­no­lo­ji­le­ri ve ha­va­cı­lık pro­ se­dür­le­ri­ne da­ya­nan mev­cut ha­va tra­fik yö­ne­tim sis­tem­le­ri­nin, 2030 yı­lın­da iki ka­tı­na çık­ma­sı, ha­va tra­fi­ği­nin ve ge­ti­re­ce­ği prob­lem­le­rin üs­te­sin­den gel­me­si­nin müm­kün ol­ma­dı­ğı ön­gö­rü­lü­yor. Ta­mam­lan­ ma ta­ri­hi ola­rak 2020 yı­lı not edi­len SE­SAR Pro­je­si so­nu­cun­da, Tür­ ki­ye’nin de da­hil ol­du­ğu Av­ru­pa Ha­va Sa­ha­sın­da Ha­va Tra­fik Yö­ne­ti­mi ma­li­yet­le­ri­nin %50 azal­tıl­ma­sı, ha­va tra­fik ka­pa­si­te­si­nin üç ka­tı­na çı­ ka­rıl­ma­sı ve ha­va ta­şı­ma­cı­lı­ğı gü­ven­lik fak­tör­le­ri­nin de on kat ar­tı­rıl­ ma­sı he­def­le­ni­yor. Bu­nun ya­nı sı­ra do­lay­lı fay­da­lar ara­sın­da, Av­ru­pa Ha­va Sa­ha­sın­da ha­va ta­şı­ma­cı­lı­ğın­dan kay­nak­la­nan yıl­lık or­ta­la­ma 130 Mil­yon to­na ula­şan kar­bon­di­ok­sit (CO2) ga­zı salımının %10 dü­

şü­rül­me­si, da­ha uzun uçuş za­ man­la­rı­nın kı­sal­tıl­ma­sı, ha­va­li­ ma­nı rö­tar­la­rı­nın azal­tıl­ma­sı ve yıl­lık or­ta­la­ma 5 Mil­yar Av­ro ek ma­li­ye­te ne­den ol­du­ğu tah­min edi­len (%6-12 ora­nın­da da­ha pa­ ha­lı bi­let üc­ret­le­ri an­la­mı­na gel­ mek­te­dir) ve­rim­siz pro­se­dür­le­rin mo­der­ni­ze edil­me­si bek­len­ti­ler ara­sın­da yer alı­yor. Bu he­def­le­rin ya­nı sı­ra 2020 yı­lı son­ra­sı ye­ni­lik­çi ha­va tra­fik yö­ne­tim tek­no­lo­ji­le­ri­nin ve fonk­si­yon­la­rı­nın ge­liş­ti­ril­me­si ama­cıy­la SE­SAR Pro­je­si, İTÜ Kon­trol ve Avi­yo­nik La­bo­ra­tu­va­rı’nın da Se­cu­re­Da­taC­lo­ud, AU­TOFLY-Aid ve Re­si­li­en­ce2050 pro­je­le­riy­le da­hil ol­du­ğu Uzun Va­de­li ve Ye­ni­lik­çi Ça­lış­ma Pa­ke­ti (WP-E) ça­tı­sı al­tın­da araş­tır­ma­lar sür­dü­rü­lü­yor. Ha­va Tra­fik Yö­ne­ti­mi ve Si­vil Ha­va­cı­lık açı­sın­dan çı­ğır aça­cak araş­tır­ma ve tek­no­lo­ji ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­ri­nin sür­dü­rül­dü­ğü gü­nü­müz­de, bu fa­ali­yet­ler­de ak­tif rol al­mak, ül­ke­miz için önem­li fır­sat­lar­dan bi­ri ola­ rak de­ğer­len­di­ri­li­yor. Bu amaç­la 20-21 Mart 2013 ta­ri­hlerinde İTÜ’de ger­çek­leş­ti­ri­len SE­SAR Ça­lış­ta­yı ya­nı sı­ra, Ma­yıs 2014’te, ABD Si­vil Ha­ va­cı­lık Da­ire­si (FA­A), Ulu­sal Ha­va­cı­lık ve Uzay Da­ire­si (NA­SA), Av­ru­pa Ha­va Sey­rü­se­fer Gü­ven­lik Teş­ki­la­tı (EU­RO­CON­TROL) ve Or­tak Plan­la­ ma ve Ge­liş­tir­me Da­ire­si’nin (JPDO) spon­sor­luk­la­rın­da ger­çek­leş­ti­ri­le­ cek ve İTÜ’nün ev sa­hip­li­ği­ni ya­pa­ca­ğı ‘Ulus­la­ra­ra­sı Ha­va Ta­şı­ma­cı­lı­ğı Araş­tır­ma­la­rı Kon­fe­ran­sı’ (In­ter­na­tio­nal Con­fe­ren­ce on Re­se­arch in Air Trans­por­ta­ti­on – IC­RAT’14) dün­ya­da sü­re­ge­len ha­va ta­şı­ma­cı­lı­ğın­ da ön­de ge­len araş­tır­ma ve ge­liş­tir­me fa­ali­yet­le­rin­de pa­ra­lel­lik ya­ka­ la­mak adı­na ki­lo­met­re ta­şı ola­ca­ğı ön­gö­rü­lü­yor.

İTÜ - Nato Çalıştayı

olan Poliklorlandırılmış bifenillerin (Polychlorinated Biphenyls PCB) Yüksek çözünürlüklü HR Gaz kromatografik Electron capture Detec­ tor -HRGC-ECD, HR Gaz kromatografik –Kütle spektrofotometri -GC MS ve diğer FTIR-ATR yöntemlerle analiz edilerek bölgesel dağılım miktarlarının tespiti gerçekleştirildi bu verilere göre bölgesel dağılım haritaları üzerinde çalışılmaya başlanmış ilgili kurumlarla gerekli işbir­ likleri oluşturuldu. Bu verilere dayanarak Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan’ın bulundu­ ğu ve özellikle PCB atıkları ile kirletilmiş çevre için bölgesel eko-sistem modeli çalışmaları yürütülmekte ve ilgili kurum ve enstitülerin bilgi­ lendirilmesi yolu ile çevre bilinci geliştirilmesine yardımcı olunmakta ve atık kontrolü yöntemleri önerildi.

İstanbul Teknik Üniversitesi liderliğinde yürütülen NATO Çalıştayı 0305 Nisan 2013 tarihleri arasında İTÜ Ayazağa Kampüsü’nde gerçek­ leştirildi. Asya’daki Toksik Kirleticilerin Sürdürülebilir Atık Yönetimi: Çevresel Güvenliğe Yönelik Ekosistem Modeli (SUS-CA-REM) konusunda bilim­ sel çalışmaların gerçekleştirildiği, Almanya, Kazakistan, Romanya, Ta­ cikistan ve Özbekistan’ın üye olduğu NATO Science for Piece 983931 proje çalıştayı, İTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Sezai Saraç’ın yürütücülüğünde, üye ülkelerden 5 proje direktör yardımcısı, 3 araştırmacı olmak üzere toplam 17 kişilik katılımla düzenlendi. Çalıştayda başlıca toksik kirleticiler konusundaki ve bölgede proje desteği ile oluşturulan laboratuvarlardaki son gelişmeler ve ölçüm sonuçları ve izleme yöntemleri gözden geçirildi. Farklı disiplinlerden bilim adamlarının sunumları ile gerçekleştirilen çalıştayda projenin ilerlemesi konusunda bilgi alışverişinde bulunuldu. 2001 yılında kabul edilen ve 2004 yılında yürürlüğe giren Stockholm Convention on Persistent Organic Pollutants çerçevesinde, Kazakis­ tan, Tacikistan, Özbekistan’ın bulunduğu bölgede gerçekleştirilen NATO SfP projesi ile seçilmiş laboratuvarlarda çevreye karşı dirençli organik kirleticiler (Persistent Organic Pollutants -POP) ve özellikle di­ elektrik özellikleri yüksek transformatör ve kapasitörlerde kullanılmış

65

İTÜ’den Haberler

Prof. Dr. Ahmet Dervişoğlu’naTESİD Üstün Hizmet Ödülü Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD), Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ile Prof. Dr. Ahmet Dervişoğlu’na ‘Üstün Hizmet Ödülü’ verdi

Prof. Dr. Ah­met Der­vi­şoğ­lu’na Türk Elek­tro­nik Sa­na­yi­ci­le­ri Der­ne­ği (TE­SİD)’den Üs­tün Hiz­met Ödü­lü ve­ril­di. Türk Elek­tro­nik Sa­na­yi­ci­le­ri Der­ne­ği (TE­SİD) Ocak 2013’te ya­pı­lan ola­ğan ge­nel ku­rul top­lan­tı­sı­nın ar­dın­dan dü­zen­le­nen ödül tö­re­niy­ le Bi­lim, Sa­na­yi ve Tek­no­lo­ji Ba­ka­nı Ni­hat Er­gün ile Prof. Dr. Ah­met Der­vi­şoğ­lu’na TE­SİD Üs­tün Hiz­met Ödül­le­ri ve­ril­di. Prof. Dr. Ah­met Der­vi­şoğ­lu’na TE­SİD ola­rak hiz­met ödü­lü ver­mek­ten bü­yük onur duy­duk­la­rı­nı be­lir­ten TE­SİD Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı C.Müj­dat Al­tay: “Sek­tö­re ve ye­ni ne­sil­le­re ör­nek bir in­san, bir bi­lim ada­mı olan Prof. Der­vi­şoğ­lu’na, şük­ran­la­rı­mı­zı su­nu­yo­ruz” de­di.

Yarım Asırlık Akademisyen İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi emekli öğretim üyesi ve İTÜ Vakfı Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Der­vi­şoğ­lu, törende yaptığı konuşma­ da, 9 yı­lı de­kan­lık ol­mak üze­re 50 yı­lı aş­kın bir sü­re­dir bu dün­ya­nın için­de ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek şun­la­rı söy­le­di: “Gü­nü­mü­zün si­hir­li ke­li­ me­le­rin­den bi­ri araş­tır­ma­dır. Özel­lik­le de Ar-Ge! Ül­ke­mi­zin ge­le­ce­ği açı­sın­dan bu­nun çok önem­li ol­du­ğu­nu an­la­dık ve ger­çek­ten hız­lı bir iyi­leş­tir­me var. Mil­li ge­lir­den araş­tır­ma­ya ay­rı­lan pay hız­la ar­tı­yor. Ça­ lı­şan 10 bin ki­şi­ye dü­şen tam za­man­lı araş­tı­rı­cı sa­yı­sı hız­la yük­se­li­yor. 2009’dan be­ri en çok Ar-Ge per­so­ne­li özel sek­tör­de ça­lı­şı­yor. Bun­ lar hep se­vin­di­ri­ci iler­le­me­ler. Araş­tı­rı­cı­lar ye­ni bil­gi­ler üre­te­rek ye­ni sis­tem­ler ge­liş­ti­re­rek top­lu­mu ile­ri gö­tü­rür. Ay­nı de­re­ce­de önem­li bir kat­kı­la­rı da­ha var: Araş­tı­rı­cı­lar top­lu­mu ay­dın­la­tan ışık kay­nak­la­rı gi­bi­ dir. Bir top­lum­da ne ka­dar çok araş­tı­rı­cı ve araş­tı­rı­cı ka­fa ya­pı­sı­na sa­ hip in­san var­sa o top­lum o de­re­ce ras­yo­nel , akıl­cı dav­ra­nır; bun­la­rın sa­yı­sı azal­dık­ça hu­ra­fe­le­rin ve dog­ma­tik dü­şün­ce­nin et­ki­si ar­tar.” TE­SİD Hak­kın­da : TE­SİD, Sa­na­yi ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı yet­ki­li­le­ri­nin teş­vi­ki ile Tür­ki­ye’de­ki Elek­tro­nik Sa­na­yi­i ku­ru­luş­la­rı­nın tem­sil­ci­le­ri ve üni­ver­ si­te­le­ri­mi­zin elek­tro­nik­le il­gi­li öğ­re­tim üye­le­ri­nin gi­ri­şi­mi so­nu­cun­da 24 ku­ru­cu üye ta­ra­fın­dan 1989 ta­ri­hin­de ku­ru­lu­şu­nu ta­mam­la­mış­tır. Ha­len 80 ay­rı sa­na­yi ku­ru­lu­şu­na men­sup 160 üye­si bu­lu­nan TE­SİD’e Tür­ki­ye’de elek­tro­nik sa­na­yi­i, bil­gi tek­no­lo­ji­le­ri ve bun­lar­la il­gi­li hiz­ met sek­tö­rün­de ar-ge ve/ve­ya üre­tim ya­pan tüm ku­ru­luş­lar üye ola­ bil­mek­te­dir.

Elginkan Vakfı Teknoloji Ödülü İTÜ’den Levent Trabzon ve Hüseyin Kızıl’a Verildi El­gin­kan Vak­fı ta­ra­fın­dan Türk kül­tü­rü ile tek­no­lo­ji ve sa­na­yi uy­gu­la­ma­ la­rı­na dö­nük araş­tır­ma ve hiz­met­le­rin de­ğer­len­di­ril­me­si, teş­vik edil­me­si ama­cıy­la 2006 yı­lın­dan bu ya­na dü­zen­le­nen “El­gin­kan Vak­fı Türk Kül­tü­rü Araş­tır­ma ve Tek­no­lo­ji Ödül­le­ri” sa­hip­le­ri­ni bul­du. Tek­no­lo­ji Da­lın­da ve­ri­ len ödül­ler­de bu yıl İTÜ’lü aka­de­mis­yen­ler öne çık­tı. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si bün­ye­sin­de ku­ru­lan İTÜ-MEMS (Mik­ro-Elek­ tro-Me­ka­nik Sis­tem­ler) Ar-Ge Mer­ke­zi’nde önem­li ça­lış­ma­la­ra im­za atan Doç. Dr. Le­vent Trab­zon ve Doç. Dr. Hü­se­yin Kı­zıl, Tek­no­lo­ji Da­lın­da ve­ri­len ödü­le la­yık gö­rül­dü. İTÜ’lü aka­de­mis­yen­le­re ödül­le­ri, Mar­ma­ra Üni­ver­si­ te­si Sul­ta­nah­met Yer­leş­ke­sin­de dü­zen­le­nen tö­ren­de İTÜ Rek­tö­rü Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca ta­ra­fın­dan tak­dim edil­di. Ödül sa­hi­bi Doç. Dr. Le­vent Trab­zon, tek­no­lo­ji ala­nın­da ya­pı­lan bi­lim­sel ça­lış­ma­la­ra ve­ri­len des­tek­ten duy­du­ğu mut­lu­lu­ğu di­le ge­tir­di. İTÜ- MEMS Ar- Ge Mer­ke­zin­de ya­pı­lan ça­lış­ma­lar­dan bah­se­den Trab­zon, Tek­no­lo­ji ala­nın­da mik­ro­akış­kan ve na­no akış­kan sis­tem­lerin, bi­lim­sel araş­tır­ma ve tek­no­lo­ji ge­li­şi­min­de en hız­lı bü­yü­yen alan­lar ara­sın­da ol­du­ğu­nu söy­le­ye­ rek Mik­ro-öl­çek­te elek­tro­nik ve me­ka­nik sis­tem­le­rin en­teg­re edil­me­siy­le, bi­rim ma­li­ye­ti çok ucuz, yük­sek has­sa­si­yet­li ci­haz­lar üre­ti­le­bi­le­ce­ği­ni ifa­ de et ­ti . Trab­zon “Mik­ro­akış­kan ko­nu­su sa­de­ce kü­çük öl­çek­ler­de ge­tir­di­ği avan­taj­la­rın ha­ri­cin­de, hüc­re uy­gu­la­ma­la­rı, sağ­lık ala­nın­da teş­his ve te­da­ vi ko­nu­sun­da el­le tu­tu­la­bi­lir, la­bo­ra­tu­var­la­rın oluş­tu­ru­la­bil­me­si açı­sın­dan da son de­re­ce il­gi çe­ki­ci avan­taj­lar içer­mek­te­dir. Araç ha­va yas­tık­la­rın­dan, ge­ce gö­rüş sis­tem­le­ri­ne, er­ken kan­ser teş­hi­sin­den, mik­ro­al­gı­la­yı­cı ve ey­le­ yi­ci­le­re ka­dar bir­çok uy­gu­la­ma ala­nı mev­cut­tur.” de­di.

Doç. Dr. Hü­se­yin Kı­zıl ise Mer­kez­de yü­rü­tü­len bir di­ğer ça­lış­ma “Bi­yo­lo­jik Hüc­re Ay­rış­tır­ma­la­rı için Dü­şük Ma­li­yet­li MEMS Ta­ban­lı Me­di­kal Ci­haz­la­ rın Ta­sa­rı­mı, Üre­ti­mi ve Ka­rak­te­ri­zas­yo­nu Pro­je­si” hak­kın­da bil­gi­ler ver­di. Söz ko­nu­su pro­je­de üre­ti­len en­teg­re ile ken­din­den tah­rik­li, ucuz, kul­lan-at ve sa­ha­da kul­la­nı­ma el­ve­riş­li ba­sit bir mik­ro­akış­kan ci­ha­zı üre­ti­mi­ne yö­ne­ lik pe­ris­tal­tik mik­ro­pom­pa ge­liş­ti­ril­miş ve mik­ro­akış­kan ka­nal sis­tem­le­ri ile bü­tün­leş­ti­ril­di­ği­ni, böy­le­ce bu ama­ca yö­ne­lik bir ci­haz pro­to­ti­pi ger­çek­leş­ ti­ği­ni di­le ge­tir­di. Kı­zıl, Pro­je­nin Tür­ki­ye’de ger­çek­le­şi­yor ol­ma­sı, ül­ke­miz­de özel­lik­le tıp ve mü­hen­dis­lik alan­la­rı­nın bir ara­ya ge­le­rek bi­yo­tek­no­lo­ji ala­ nın­da önem­li bir kat­ma de­ğer oluş­tu­ra­ca­ğı­nı ve ken­di tek­no­lo­ji­si­ni üre­te­ rek bü­tün dün­ya­ya ürün­le­ri­ni pa­zar­la­ma im­ka­nı sağ­la­ya­ca­ğı­nı söy­le­di.

66

İTÜ’den Haberler

İTÜ MİAM Yılın En İyi Müzik Eğitim Kurumu Seçildi Klasik müzik dergisi Andante’nin Beyoğlu Belediyesi iş­ birliği ve KÜSAV desteğiyle 24 farlı kategoride verilen “2013 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri”ni kazanan sa­ natçılar açıklandı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen “Mü­ zik Ödülleri”ne İTÜ’lü sanatçılar damgasını vurdu. İTÜ Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi (MIAM), İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne bağlı Müzik Anabilim Dalı yüksek lisans ve doktora programları ile 2013 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nin “Yılın Müzik Eğitim Kurumu” dalında verilen ödülünü kazandı. “Yı­ lın Bestecisi” ödülüne İTÜ-MIAM Kompozisyon bölü­ mü öğretim üyesi Prof. Dr. Kamran İnce, “Yılın Orkestra Şefi” ödülüne ise şeflik bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Şensoy layık görüldü. 2013 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’ni kazanan sanatçı­ lara ödülleri 21 Mayıs Salı günü Rahmi Koç Müzesi’nde düzenlenecek tören ile verildi.

İTÜ Sosyal Medya Zirvesi’ne Ev Sahipliği Yaptı Ulus­la­ra­ra­sı Sos­yal Med­ya Der­ne­ği’nin kat­kı­la­rıy­la İTÜ’de ger­çek­le­ şen Sos­yal Med­ya Zir­ve­si, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Sos­yal med­ya­da ön pla­na çı­kan ko­nu­lar­dan, Twit­ter­fe­no­me­ni na­sıl olu­na­ ca­ğı­na ka­dar bir­çok bil­gi­nin pay­la­şıl­dı­ğı zir­ve­ye Twit­ter üze­rin­den # ITUSMZ hash­ta­gi ile eş za­man­lı ola­rak ka­tı­lım sağ­lan­dı. Ay­nı hash­tag ile 2500’ün üze­rin­de pay­la­şım ya­pıl­dı. Böy­le­lik­le in­te­rak­tif bir tar­tış­ma or­ta­mı da ya­ra­tıl­mış ol­du. 11 Mart 2013 ta­ri­hin­de Ulus­la­ra­ra­sı Sos­yal Med­ya Der­ne­ği’nin (US­ MED) kat­kı­la­rıy­la, İTÜ’de ger­çek­leş­ti­ri­len Sos­yal Med­ya Zir­ve­si’nde, sos­yal med­ya­nın top­lum­sal ve bi­rey­sel et­ki­le­ri ko­nu­şul­du. Sa­bah ve öğ­le se­an­sın­da top­lam 200’ü aş­kın ko­nu­ğun ka­tıl­dı­ğı zir­ve­de ka­tı­lım­ cı­lar zen­gin içe­rik­li sos­yal med­ya su­num­la­rı ile sos­yal med­ya­ya doy­ du. US­MED Ge­nel Sek­re­te­ri ve Ku­ru­cu Üye­si Sa­lih Çak­tı ile baş­la­yan se­mi­ ner­de ilk ola­rak US­MED hak­kın­da ön bil­gi ve­ril­di. İlk otu­rum içe­ri­sin­ de da­ha son­ra “Sos­yal med­ya ve ki­şi­sel mar­ka­laş­ma ne­dir?” so­ru­su­na ce­vap­lar aran­dı. Sos­yal med­ya­nın, bi­rey­sel kul­la­nı­cı­la­rın sa­hip ol­du­ğu de­ğer­le­ri na­sıl ge­liş­ti­rip bir mar­ka ha­li­ne ge­ti­re­ce­ği­nin su­nu­mu ya­pıl­ dı. Ki­şi­sel mar­ka­laş­ma ve sos­yal med­ya ara­sın­da­ki iliş­ki­ye de­ği­ni­le­rek iz­len­me­si ge­re­ken adım­lar pay­la­şıl­dı. Su­num­lar­da özel­lik­le ki­şi­sel mar­ka­laş­ma için içe­rik üre­ti­mi­nin ve bu­ nu de­vam­lı kıl­ma­nın ne de­re­ce önem­li ol­du­ğu vur­gu­lan­dı. İçe­rik­le­rin ko­ru­nu­mu ile il­gi­li ola­rak li­sans­la­ma tek­nik­le­ri, te­lif hak­la­rı bil­di­ri­mi vb. yön­tem­ler­le içe­rik­le­rin ko­ru­na­bi­le­ce­ği bil­gi­le­ri de­tay­lı ola­rak pay­ la­şıl­dı. İlk otu­rum­dan son­ra top­lum­sal pers­pek­tif­ten sos­yal med­ya­nın glo­ bal an­lam­da na­sıl kul­la­nıl­dı­ğı ve kul­la­nıl­ma­sı ge­rek­ti­ği ko­nu­la­rı de­tay­lı ola­rak ma­sa­ya ya­tı­rıl­dı. Si­ya­si li­der­le­rin sos­yal med­ya­yı stra­te­ji­le­ri­ne na­sıl da­hil et ­ti k­le­ri­ ra­kam­lar üze­rin­den in­ce­le­nir­ken bu ra­kam­la­rın el­de edil­me­si­ni sağ­la­yan “Ve­ri­ma­den­ci­li­ği”nin ne ol­du­ğu hak­kın­da bil­gi ve­ril­di. Bu ye­ni ala­nın şir­ket­ler ve bi­rey­ler açı­sın­dan öne­mi tar­ tı­şı­lır­ken sos­yal med­ya­nın in­san­la­rın ha­ya­tın­da na­sıl yer tut­tu­ğu­ ve

67

bu­nun fay­da sağ­la­ya­cak şe­kil­de na­sıl kul­la­nı­la­bi­le­ceği; afet yö­ne­ ti­mi, sos­yo­lo­ji, si­ya­set ve eği­tim ko­nu­la­rı üze­rin­den ör­nek­ler­le su­ nul­du. Son ola­rak sos­yal med­ya ve gü­ven­lik ko­nu­sun­da in­san­la­rın za­af­la­rı­nın sos­yal ağ­lar ta­ra­fın­ dan ne şe­kil­de kul­la­nıl­dı­ğı bil­gi­si ka­tı­lım­cı­la­ra ak­ta­rı­lır­ken, in­ter­net sek­tö­rün­de yer alan gü­ven­lik so­ run­la­rı sos­yal med­ya açı­sın­dan de­ğer­len­di­ril­di. Top­lan­tı­da ko­nuş­ma ya­pan ko­ nuk­lar arasında ga­ze­te­ci Yıl­dı­ray Oğur, Hür­ri­yet Sos­yal Med­ya Edi­ tö­rü Şer­min Ter­zi ve Twit­ter fe­ no­me­ni Fer­di Car­re­fo­ur yer aldı.

İTÜ’den Haberler

Dünya Kadınlar Günü Etkinlikleriyle Öğrencilere Destek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü İTÜ’de düzenlenen sanat ve tasarım etkinlikleri ile kutlandı. Etkinliklerden elde edilen gelirle İTÜ öğrencilerine burs desteği oluşturuldu. 8 Mart Dün­ya Ka­dın­lar Gü­nü, İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si’nde Bi­lim Kül­tür Sa­nat ve Spor Ko­mis­yo­nu (BKSS) ta­ra­fın­dan dü­ zen­le­nen bir di­zi et­kin­lik ile kut­lan­dı. Et­kin­lik, 7 Mart’ta Rek­tör Yar­dım­cısı Prof. Dr. Ali Fu­at Ay­dın, Rek­tör Da­nış­man­la­rın­dan Doç. Dr. Gül­çin Çi­vi ve İTÜ’lü ka­dın­ lar­dan olu­şan top­lu­luk eş­li­ğin­de, Ka­dın­lar Gü­nü anı­sı­na Sü­

ley­man De­mi­rel Kül­tür Mer­ke­zi önün­de Ma­ nol­ya Ağa­cı di­ki­miy­le baş­la­dı, sa­nat­çı Ay­ han To­mak’ın “Ka­dı­nın Ren­gi” ad­lı re­sim ve hey­kel ser­gi­si­nin açı­lı­ şı ile da­vam et­ti. Ser­ gi­de 6 hey­kel, 4 tab­lo, 3 ay­na ça­lış­ma­sın­dan olu­şan 13 fark­lı eser yer al­dı. Sa­nat­çı, ka­tı­ lım­cı­la­ra eser­le­ri hak­ kın­da de­tay­lı bil­gi­ler ver­di. 8 Mart Cu­ma gü­nü ise Teks­til Tek­no­lo­ji­le­ri ve Ta­sa­rı­mı Fa­kül­ te­si De­kan Yar­dım­cı­sı Prof. Dr. Te­lem Gök Sa­dı­koğ­lu, “Bü­tün Ka­dın­lar Çi­çek­tir” te­ma­lı et­kin­lik­te, İTÜ’lü ka­dın­la­ra çi­çek ta­ sa­rım tek­nik­le­ri­ni gös­ter­di. Ça­lış­ma ön­ce­si yap­tı­ğı ko­nuş­ma­ da dün­ya­da­ki çi­çek tü­ke­ti­mi­ne de­ği­nen Sa­dı­koğ­lu, ki­şi ba­şı yıl­lık çi­çek tü­ke­ti­min­de, İs­viç­re’de 94 Eu­ro(†), Hol­lan­da’da 60†, Nor­veç’te 58†, Avus­tur­ya ve Bel­çi­ka’da 44†, Da­ni­mar­ka ve İn­gil­te­re’de 40†, Al­man­ya’da 38†, Tür­ki­ye’de ise yıl­da 2† öden­di­ği­ni söy­le­di. Tür­ki­ye’de öde­nen ra­ka­mın dü­şük­lü­ğü­ne dik­kat çe­ken Sa­dı­koğ­lu, bu­nun kül­tü­rel ve eko­no­mik de­ğer­le il­gi­li bir du­rum ol­du­ğu­nu ifa­de et­ti. Atöl­ye ça­lış­ma­sın­da İTÜ’lü ka­dın­lar ta­ra­fın­dan ha­zır­la­nan ta­sa­rım­lar ay­nı gün, İTÜ - BMT KA­UM açı­lı­şın­da “İTÜ En­gel­li Öğ­ren­ci­le­re Des­tek” pro­je­sin­ de kul­la­nıl­mak üze­re sa­tı­şa su­nul­du. Prof. Sa­dı­koğ­lu ben­zer bir ça­lış­ma­nın An­ne­ler Gü­nü’ne özel ola­rak da ya­pı­la­ca­ğı­nı, ora­da­ki ta­sa­rım­la­rın da satışa sunulacağını, el­de edi­len ge­li­ rin İTÜ’de oku­yan ve an­ne­si ha­yat­ta ol­ma­yan öğ­ren­ci­le­re burs ola­rak ve­ri­le­ce­ği­ni söy­le­di. İTÜ Haber - Osman Keskin

İTÜ Bilim, Mühendislik, Teknoloji Kadın Araştırma ve Uygulama Merkezi Maden Fakültesi’ndeki Yeni Yerinde Açıldı İTÜ Bi­lim, Mü­hen­ dis­lik Tek­no­lo­ji Ka­dın Araş­tır­ma ve Uy­gu­la­ ma Mer­ke­zi, Ma­den Fa­kül­te­sin­de ye­ni ye­ rin­de hiz­met ver­me­ ye baş­la­dı. Mer­ke­zin açı­lı­şın­da ko­nu­şan Rek­tö­r Prof. Dr. Meh­ met Ka­ra­ca İTÜ’lü ka­ dın­la­rın 8 Mart Dün­ya Ka­dın­lar Gü­nü’nü kut­ la­dı. İTÜ’de bir il­kin ya­şan­dı­ğı­nı ifa­de eden Ka­ra­ca, “Bu­gün, İTÜ’lü ka­dın ça­lı­şan­la­rı­mız ida­ri izin­li sa­yı­lı­yor. Ma­den Fa­kül­te­miz de ilk de­fa ka­dın bir de­kan ta­ra­fın­dan yö­ne­ti­li­yor. Bu du­rum­dan biz ol­ duk­ça mem­nu­nuz. ”de­di.

68

8 Mart Dün­ya Ka­dın­lar Gü­nü do­la­yı­sıy­la İTÜ-BMT KA­UM’un Ma­den Fa­kül­te­si’nde­ki açı­lı­şı­na ge­len dün­ya­ca ün­lü Ar­keo­log ay­nı za­man­da Efes Vak­fı­’nın ku­ru­cu üye­si olan Dr. Sa­bi­ne Ladstter “Do­ğal Afet­ler ve Ar­ke­olo­ji: Efes Ka­zı­la­rı” ko­nu­lu bir se­mi­ner ver­di. Doç. Dr. Sa­bi­ne Ladstter İz­mir’in Sel­çuk il­çe­si­ne 2 km uzak­lık­ta bu­lu­nan ve Bül­bül Da­ğı’nın etek­le­rin­de yü­rü­tü­len Efes ka­zı ça­lış­ma­la­rı hak­kın­da bil­gi­ ler ver­di. Ka­zı­la­rın top­lam 11 ay sü­re­ce­ği­ni belirten Ladstter, Do­ğal afet­le­rin ve çev­re­nin ar­ke­olo­ji­ye et­ki­le­ri­ne dik­kat çekerek, an­tik Efes ken­ti­nin Efes fay hat ­tı üze­rin­de ol­du­ğu­nu ha­ri­ta­lar­la gös­ter­di ve bu böl­ge­le­rin dep­rem­ler­den et­ki­len­di­ği­ni ifa­de et ­ti . Ladstter, He­le­nis­ tik dö­nem ve Yu­nan dö­ne­mi­ne ait uy­gar­lık­la­rın mer­ke­zi olan İz­mir Efes böl­ge­si ve Çu­ku­ri­çi Hö­yü­ğü­nün; ar­ke­olo­jik ka­zı­lar açı­sın­dan çok önem­li bir ye­re sa­hip ol­du­ğu­nu söy­le­di. Et­kin­lik, 8 Mart 2013 Dün­ya Ka­dın­lar Gü­nü ve Ka­dın­lar Mer­ke­zi’nin açı­lı­şı için ha­zır­la­nan “Özel Pul ve Özel Gün Zar­fı­na İlk­gün Dam­ga­sı” vu­rul­ma­sıy­la so­na er­di.

İTÜ’den Haberler

Ciner Grup Başkanı Turgay Ciner İTÜ’de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nde İTÜ’lü akademis­ yen ve öğrencilerle bir araya gelen Ciner Grup Başkanı Turgay Ciner, madencilik sektöründe ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücü açığına dik­ kat çekti. Türkiye’de madencilik ve enerji sektöründe büyük yatırımlara imza atan ve sektörde ülkemizin önde gelen şirketlerinden olan Ciner Grubu Başkanı Turgay Ciner, İş ve İnsan Kaynakları Merkezi’nin dü­ zenlediği seminerde İTÜ’lülerle bir araya gelerek Türkiye’de maden­ ciliğin gelişimini ve iş fırsatlarını anlattı. Maden Fakültesi Prof. Dr. İhsan Ketin Konferans Salonu’nda gerçekleşen seminere İTÜ Rektö­ rü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Arslan, Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, İTÜ’lü öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Ülkemizdeki madenciliği, konuşmaya başlamamış emekleyen bir çocuğa benzeten Ciner, sektördeki yetişmiş insan azlığına dikkat çekerek İTÜ’lü öğrencilere önemli tavsiyelerde bulundu. Ciner “De­ ğerli arkadaşlar kadastrosu bitmemiş bir yerde fırsat çoktur. Benim gibi lise mezunu biri buralara gelmişse sizin gibi eğitimli insanların önü açıktır. Önemli olan doğru yerde doğru zamanda doğru insanla karşılaşmanızdır. Bu sektör üstünden çok darbe geçmiş, öğütülmüş ezilmiş bir sektördür. Bugün itibariyle madenlerin %57si devlete ait ancak devlet bunları yavaş yavaş elden çıkarmakta. Ne kadarını çıka­ rır bilemeyiz ama kadastro yapılmadığı için fırsat çok. İçinizden en az %10’u bu işte başarılı olursa kalan %80-90’ı da karşılar.” dedi. Ülkemizde enerji, madencilik, medya, ticaret, sanayi ve hizmet sek­ törlerinde faaliyetlerini sürdüren grubun yaklaşık 25 yıl önce ma­ dencilik sektörüne girdiğini belirten Ciner, bu alanda sarf ettikleri gayretli çalışmaları ile sektörde iyi bir konuma geldiklerini söyledi. Gruba bağlı maden ve enerji şirketlerinin, bulundukları sektörde Türkiye’ye hep ilkleri kazandırdıklarını ifade eden Ciner “Biz grup olarak bugün dünyada az uygulanan solüsyon madenciliği (soba külü üretimi) uygulamasının en güzel örneğini sergiliyoruz. Tamamı­ nı dünya çapında 82 ülkeye gönderdiğimiz malın kapasitesini yakın zamanda 4,5 milyon tona çıkarmayı hedefliyoruz. Böylelikle Türki­ ye kökenli bir sanayi kuruluşu, ilk defa en büyük üretici konumuna gelmiş olacak.” dedi. Ciner, ayrıca Ankara /Çayırhan / Beypazarı’nda bulunan ve Türkiye’de özel sektöre devredilen ilk termik santral olan

“Çayırhan Termik Santrali’ni” ülkemizin en verimli çalışan termik santrali haline getirdiklerini ifade etti. Ciner, bir akademisyenin nükleer santrallerle ilgili sorusu üzerine “Çevreye düşkün arkadaşlarımız nükleer santrale karşıdır buna rağ­ men nükleer santrali Ruslardan bu ülkeye getiren insan benim. 12,35 dolar sentten elektriğin %85ini devlet karşılayacağı için Türkiye’ye yatırım yapacaklar. Ben bu projede yokum; çünkü bugünkü sistem bunu istemedi. Ama ben nükleeri bu ülkeye getirdiğim için mutlu­ yum. Bence temiz bir enerji, birçok yerde yapılıyorsa Mersin’de de yapılmalı. Kaza olmadığı sürece temiz bir iştir. Sinop’tan herhangi bir bilgim yok. Özel sektör bu işe giremez, sermayesi çok fazladır. Cari açık olduğu gibi sermaye açığı da vardır. Bunu ancak devletler yapar.” şeklinde konuştu. Seminer sonunda Turgay Ciner’e Ülkemize ve özellikle madencilik sektörüne sunduğu katkılardan dolayı Rektör Prof. Dr. Mehmet Ka­ raca tarafından plaket takdim edildi. İTÜ Haber - Osman Keskin

Avrupa Birliği NICE-II Projesi Yıllık Konferansı İTÜ’de Yapıldı İstanbul Teknik Üniversitesi, NICE-II: Network for Innovation in Career Guidance in Europe projesinin en kapsamlı organizasyo­ nu olan yıllık konferanslardan ilkine ev sahipliği yaptı. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde 23-25 Mayıs 2013 tarihlerinde düzenlenen konferansa Avrupa’daki 28 ülkeden 52 akademisyen katıldı. Konferans, proje yöneticisi Doç. Dr. Salim Atay koordinatörlüğünde İTÜ İş ve İnsan Kaynakları Merkezi tarafından organize edildi. İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Sabri Çelik’in açılış konuşma­ ları ile başlayan program, çeşitli work­ shop çalışmaları ve seminerler ile devam etti. NICE-II projesi kapsamında gelecek 3 yıl boyunca yapılacak çalışmalar planla­ nırken, misafirler Boğaz Turu ve Sultanah­

met Gezisi gibi İstanbul’un güzelliklerini keşfedecekleri sosyal aktivitelere de katıldı. Avrupa Birliği Hayatboyu Öğrenme Programı kapsamında des­ teklenen NICE-II projesi, 28 Avrupa ülkesinden 42 üniversitenin ortaklığı ile yürütülüyor. Kariyer Danışmanlığı alanındaki bilgi ve deneyimin Avrupa ülkeleri arasın­ da sistematik olarak değişimini ve üniversitelerin ortak birikiminden yola çıkarak, AB ülkeleri için Kariyer Danışmanlığı konseptinin ve eğitim programlarının geliştirilmesini amaçlayan proje 2013-2015 yılları arasında uygulanacak. Üniversitemiz adına çalışmaları, İTÜ İş ve İnsan Kaynakları Merkezi yürütüyor.

69

İTÜ’den Haberler

Yücel Paşmakçı ve Ahmet Kocabıyık’a Fahri Doktora Unvanı Verildi İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bir geleneği haline gelen ve 1949 yılından beri ülkemizin önemli bilim ve sanat insanlarına verilen fahri doktora ünvanı bu sene Yücel Paşmakçı ve Ahmet Kocabıyık’a verildi. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bir geleneği haline gelen ve 1949 yılından beri ülkemizin önemli bilim ve sanat insanlarına verilen fahri doktora ünvanı bu sene Yücel Paşmakçı ve Ahmet Kocabıyık’a verildi. İTÜ Ayazağa Kampüsü’nde düzenlenen törene Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Törende konuşan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, “İs­ tanbul Teknik Üniversitesi olarak 64 yıldır fahri doktor ünvanı veriyoruz. 240 yıllık bir üniversite olarak, ülkemizin kültür ve sanat alanındaki önemli şahsiyetlerinin İTÜ ailesine katılması benim için hem mutluluk hem de gurur kaynağıdır.” dedi. Fahri Doktor unvanı bugüne kadar inşaat mühendisi Prof. Dr. K. Terzaghi, matematikçi Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, mimar Dr. Doğan Hasol, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, neyzen Dr. Niyazi Sayın ve halk ozanı Dr. Neşet Ertaş gibi birçok önemli isme verildi. Yücel Paşmakçı kimdir? 1935 doğumlu Yücel Paşmakçı, Türkiye’nin kültür sanat ha­ yatının değerli isimlerinden biridir. TRT bünyesinde başladı­ ğı sanat yaşamına başka sanat kurumlarında devam etmiştir. İstanbul Radyosu Yurttan Sesler (1966) ve TRT Müzik Dairesi

Başkanlığı (1979) görevlerini yapan Paşmakçı, kurucuları ara­ sında yer aldığı İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda da uzun yıllar hizmet etmiştir. Yücel Paşmakçı, başta Hisarlı Ahmet türküleri olmak üzere Türkiye’nin hemen her yöresinden yaklaşık 300 kadar türkü ve oyun havasını derleyerek arşivlere aktarmıştır. Ahmet Kocabıyık kimdir? 1955 doğumlu Ahmet Kocabıyık İstanbul Erkek Lisesi’ni bi­ tirdikten sonra Birmingham Üniversitesi Ekonomi ve Makina Mühendisliği bölümlerinde lisans eğitimini tamamlamış; Car­ negie Mellon Üniversitesi’nde makina mühendisliği bölümün­ de üst lisans derecesini almıştır. 1990 yılında ise ABD Harvard Üniversitesi İşletme Fakültesi OPM programını bitirmiştir. 1980 yılında profesyonel iş hayatına başlayan Kocabıyık, Tem­ muz 2001 tarihinden itibaren Borusan Grubu Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütmektedir. Ahmet Kocabıyık sanata ve klasik müziğe desteği, bu alandaki yenilikçi yaklaşımı nedeni ile ABD’deki Kennedy Vakfı Ulusal Sanat Komitesi’nin “Kennedy Center Vakfı Altın Madalya” ödülüne; bilim, sanat ve kültür alanlarındaki yaratıcı ve üstün faaliyetleri nedeni ile de Avusturya Hükümeti’nin “Bilim ve Sanat Şeref Nişanı”na layık bulunmuştur.

Soldan sağa: Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Yücel Paşmakçı, Ahmet Kocabıyık, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Adnan Koç.

70

Genç Başarı

İTÜ Güneş Arabası Ekibi’nin “İlk Dört Tekerlekli Güneş Aracı ARIBA 6” Avustralya Yolculuğuna Hazırlanıyor İTÜ Güneş Teknesi Takımı, öğrenci takımları arasında en uzun soluklu olanlardan biri. Bu süreçte, sayısız öğrenci Güneş Aracı projesinde görev alarak hem projenin geliştirilerek sürdürülebilirliğini sağladı, hem de İTÜ adını başarı ile temsil ettikleri yarışmalarda çok sayıda şampiyonlukla döndü. Güneş Aracı projesinin son versiyonu “İlk Dört Tekerlekli Güneş Aracı ARIBA 6” ise büyük bir heyecanla Ekim ayında katılacağı Avustralya yarışmasına hazırlanıyor. 2004’ten bu yana aynı heyecanla sürdürülen, projeye dahil olan her öğrenciye paha biçilmez deneyimler kazandıran Güneş Aracı’nın oluşum ve gelişim süreci, azim ve kararlılığın geldiği noktayı gösteriyor. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Gü­neş Ara­ba­sı Eki­bi, 2004 yı­lın­da kurulmuş AR-GE baz­lı bir öğ­ren­ci pro­je­si­dir. Ekip üyeleri, 2004 yı­lın­dan bu ya­na top­lam 5 adet araç ta­sar­la­mış ve üret­miş, her bir araç­ta ken­di bil­gi bi­ri­kim­le­ri­nin ya­nı sı­ra araç­la­rı­nı da ge­liş­ tir­miş­ler­dir. Ta­ma­mı öğ­ren­ci olan ekip, şu an­da elek­trik-elek­tro­nik, mal­ ze­me, me­ka­nik ve or­ga­ni­zas­yon olmak üzere dört te­mel grup üze­rin­den fa­ali­yet­le­ri­ni sür­dür­mekte, her ekip üye­si bel­li bir ko­ nu­ya yo­ğun­la­şa­rak ala­nın­da en faz­la kat­kı­yı sağ­la­ma­yı he­def­ le­mek­te­dir. Bu ya­pı­sı ile ade­ta öğ­ren­ci dü­ze­yin­de ku­rum­sal­lı­ğı ya­ka­la­yan ekip, yaptığı işin ciddiyetini de ortaya koymaktadır.

20’den Faz­la Ulu­sal ve Ulusla­ra­ra­sı Ya­yın ve Tez

Sa­de­ce araç ta­sar­la­yıp üret­mek­le kal­ma­yan ekip, bu ko­nu­da çı­ kar­dı­ğı pek çok ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı ya­yın ve tez­le de, hem sek­tö­re hem de di­ğer ekip­le­re aka­de­mik de­ne­yim ve bil­gi sun­ mak­ta­dır. Tüm bu öğ­ren­ci baz­lı ça­lış­ma­nın ya­nın­da, proje da­ nışmanı Öğr. Gör. Dr. Or­han Ata­bay’ın deneyim ve yön­len­dir­ me­le­ri de, eki­bin yönünü çizmesine ve yenilikçi çalışmalarına ışık tut­mak­ta­dır. Ekip, bu­gün aktif olarak sa­de­ce 20 ki­şi­lik bir ya­pı­ya sa­hip ol­ ma­sı­na rağ­men, 2004’ten be­ri bü­yü­yen ge­niş me­zun ağı ta­ra­ fın­dan bil­gi ve ge­li­şim an­la­mın­da des­tek gör­mek­te, tec­rü­be­ler

her ye­ni ge­len je­ne­ras­yo­na ak­ta­rıl­mak­ta­dır. Böy­le­ce geç­miş­te ya­pı­lan ha­ta­lar tek­rar­lan­ma­mak­ta, sü­reç­ler çok da­ha hız­lı iler­ le­mek­te ve ke­sin so­nuç­la­ra ula­şılmak­ta­dır. Öğ­ren­ci baz­lı pro­je ol­ma­nın ge­tir­di­ği de­vi­nim, ekip ta­ra­fın­ dan ye­ni üye alım­la­rı ile sür­dü­rü­le­bi­lir­lik ko­ru­na­cak şe­kil­de so­run­suz ha­le ge­ti­ril­mek­te­dir. Ye­ni üye­le­r, çe­şit­li mü­la­kat ve de­ne­me sü­reci sonunda ekibe katılabilmekte, projeye dahil olmanın zorluğu ve gerekli kriterler, ekip üyeleri tarafından şu şekilde ifade edilmektedir: “Ön­ce­lik­le ger­çek­ten bu­ra­ da bu­lun­ma­yı is­te­mek ge­re­ki­yor. Ye­ri gel­di­ğin­de cid­di fe­da­ kar­lık­lar gös­te­ri­yo­ruz. Bu­nu, sev­me­yen ve is­te­me­yen bi­ri­nin ya­pa­bil­me­si çok güç. Ekip men­faa­ti adı­na bu­na gö­re se­çim yap­mak mec­bu­ri­ye­tin­de­yiz. Ger­çek­ten kal­mak is­te­yip, eki­be da­hil olan üye­ler için ise ar­tık bu­ra­dan ay­rıl­mak çok güç. Bu kri­ter­le­ri sağ­lam tut­tu­ğu­muz için ekip­te çok cid­di bir bağ­lı­lık ve gü­ven iliş­ki­si var. He­pi­miz bu­ra­ya ait ol­mak­tan bü­yük mut­ lu­luk ve gu­rur du­yu­yo­ruz.” Eki­bin me­zun­la­rın­dan pek ço­ğu, dün­ya­nın dört bir ya­nın­da ener­ji ve oto­mo­tiv sek­tö­rü­nün bü­yük ku­rum­la­rın­da ça­lış­ma­ la­rı­nı sür­dür­mek­te, fa­ali­yet gös­ter­mek­te­dir. Ekip, in­ter­net si­te­le­ri üze­rin­den, projede görev almış me­zun­la­rın şu anki du­rum­la­rını lan­se et­mek­te, böy­le­lik­le bir yan­dan ara­da­ki bağ ko­ru­nur­ken diğer yan­dan da me­zun­la­rı­na ve­fa­ gös­te­rip bu yol­la te­şek­kür et­mek­te­dir­ler.

71

Genç Başarı

Tüm bun­lar­dan yıl­ma­yan ekip, iki yıl­da bir ya­pı­lan yurt­dı­şı ya­rı­şı­nın 2013 eta­bı için ye­ni bir araç üret­me­nin ha­zır­lık­la­rı­na baş­la­mış ve ge­çen dö­nem­ler­de ya­şa­nan lo­jis­tik ma­li­ye­tin kar­şı­la­na­ma­ma­sı gi­bi sı­kın­tı­la­rın tek­rar­lan­ma­ma­sı adı­na yo­ğun ça­ba gös­ter­mek­te­dir.

İlk Dört Te­ker­lek­li Araç ARI­BA 6

Yur­ti­çi ve Yurt­dı­şı Ya­rış­la­r­dan 18 Ödül

Ekip, şu ana ka­dar ta­sar­la­yıp üret ­ti ­ği beş araç­tan ilk üçü­nü, Tür­ki­ ye’de her yıl dü­zen­li ola­rak ger­çek­le­şen Tü­bi­tak For­mu­la-G ya­rı­şı­nı baz ala­rak ha­zır­la­mış­tır. 2006, 2007 ve 2008 yıl­la­rın­da ARI­BA 1, ARI­BA2 ve ARI­BA3, ya­rış­lar­da hem bi­rin­ci­lik hem de ikin­ci­lik ödül­ le­ri­ni ala­rak üç se­ne üs­tüs­te dub­le ya­pan ilk ve tek ekip ol­ma özel­ li­ği­ni ka­zan­mış, kı­rıl­ma­sı zor bir re­ko­ra im­za at­mış­tır. Bu bü­yük ba­şa­rı­la­rın ar­dın­dan Güneş Aracı ekibi, ro­ta­sı­nı ulus­la­ra­ ra­sı plat­form­da­ki dün­ya­nın en pres­tij­li gü­neş ener­ji­li araç­lar ya­rı­şı olan World So­lar Chal­len­ge’a yö­nelt­miş ve ye­ni araç­la­rı olan ARI­ BA 4 ile ilk de­fa ka­tıl­mış ol­du­ğu bu bü­yük plat­form­da en iyi ye­ni ka­tı­lım­cı ödü­lü­nü ka­za­na­rak, bu­gün ha­len ge­çer­li­li­ği­ni sür­dü­ren, ül­ke­mi­zin tek ulus­la­ra­ra­sı ödül­lü gü­neş ara­ba­sı eki­bi ol­ma pres­ti­ ji­ni elde etmiştir.

Şu an ya­pı­mı de­vam et­mek­te olan ARI­BA 6, eki­bin ilk dört te­ker­ lek­li ara­cı ola­cak. Ekip bu ara­cı üret­me­nin ve bu mü­hen­dis­lik ese­ri araç ile el­de ede­cek­le­ri ba­şa­rı­la­rın he­ye­ca­nı­nı şim­di­den ya­şa­ma­ya baş­la­dı. Şim­di­ye ka­dar ya­pı­lan beş ara­cın da üç te­ker­lek­li ol­ma­sı­nın ya­nı ­sı­ra, ye­ni ya­pı­lan ara­cın dört te­ker­lek­li ve gü­nü­müz stan­dart araç for­mu­na yak­la­şı­yor ol­ma­sı, tek­no­lo­ji­nin kul­la­nı­la­bi­lir­li­ği­nin art ­tı ­ğı­ nın en bü­yük işa­ret­le­rin­den bi­ri­dir. Ka­tıl­dık­la­rı ya­rış ku­ral­la­rın­da ya­pı­lan dü­zen­le­me­ler­le, ekip git­gi­de kon­sept ya­rış ara­cı ta­sar­la­ mak­tan, kul­la­nı­la­bi­lir ve se­ri üre­ti­me el­ve­riş­li araç for­mu­na yak­la­ şır araç­lar ta­sar­la­ma yo­lu­na gir­miş­tir.

World So­lar Chal­len­ge

Bah­si ge­çen World So­lar Chal­len­ge, Avus­tral­ya kı­ta­sın­da ger­çek­ le­şen 3000 km’lik bir par­kur­la, kı­ta­nın boy­dan bo­ya ge­çil­di­ği bir uzun yol, ener­ji ve­rim­li­li­ği ve da­ya­nım ya­rı­şı­dır. Tüm dün­ya üni­ ver­si­te­le­ri­nin ka­tıl­dı­ğı bu ya­rış, dün­ya­nın en pres­tij­li gü­neş ener­ji­li araç ya­rı­şı ola­rak ka­bul gör­mek­te­dir. Uzun yol­da fark­lı stra­te­ji­ler ge­liş­ti­re­rek, ener­ji­le­ri­ni en ve­rim­li kul­ lan­ma­ya ça­lı­şan ekip­ler için ara­cın ener­ji kay­bı­nı mi­ni­mi­ze ede­cek şe­kil­de ha­zır­lan­ma­sı, ya­rış es­na­sın­da da cid­di bir mü­hen­dis­lik op­ ti­mi­zas­yo­nu su­na­cak ol­ma­la­rı, mü­hen­dis­lik ye­ti­le­ri­ni gös­ter­me­le­ri için uy­gun bir plat­form oluş­tur­mak­ta­dır. Top­lam 7 gün sü­ren ya­rış, gün do­ğu­muy­la baş­la­mak­ta ve gü­ne­ şin bat­ma­sıy­la bu­lun­duk­la­rı ala­na kamp ku­rup, sa­bah tek­rar gün do­ğu­muy­la ha­re­ket et­me­le­ri şek­lin­de sür­mek­te­dir. Tüm bu sü­reç­ le­re, ya­rış ko­mi­te­sin­den bir gö­zet­men eş­lik et­mek­te ve bu­na ek ola­rak gün için­de kon­trol nok­ta­la­rı­na gi­riş ya­pa­rak, bel­li şart­la­rın ­sağ­lan­dı­ğı­nın gös­te­ril­me­si ge­rek­mek­te­dir.

Lojistik Maliyet Karşılanamadığı İçin 2011’de Yarışmaya Gidemedi

Güneş Aracı ekibi, 2011 yılında ta­ma­men ge­liş­miş tek­no­lo­ji­de bir araç ta­sar­la­mış ol­ma­sı­na rağ­men, lo­jis­tik ma­li­ye­ti kar­şı­la­ya­ma­dı­ğı için ya­rı­şa gi­de­me­miş­tir. Da­ha son­ra alı­nan ya­rış ve­ri­le­ri ve araç is­ta­tis­tik­le­ri kar­şı­laş­tı­rıl­dı­ğın­da, ara­cın çok cid­di ba­şa­rı­lar el­de ede­ bi­le­cek durumda olduğunun gö­rül­me­si eki­bi ay­rı­ca üz­müş­tür. Mas­lak kam­pü­sün­de ser­gi­len­mek­te olan ilk beş ara­cın her bi­ri için ay­rı ay­rı en iyi ta­sa­rım ödü­lü alan ekip, tek­nik an­lam­da­ki is­tik­rar­lı ba­şa­rı­la­rı­nı da bu yol­la tas­tik­le­miş­tir.

Ya­rı­şa Gi­de­mez­se­niz Ka­li­te­ni­zi Bi­le­mez­ler

ARI­BA 5 ‘te ya­şa­dık­la­rı ta­lih­siz de­ne­yi­mi ARI­BA 6’da ya­şa­mak is­ te­me­yen ekip, cid­di bir des­tek ara­yı­şı içi­ne gir­miş du­rum­da­dır. Ara­cın ta­mam­lan­ma­sı için gereken tutar 250 bin TL olup, lo­jis­tik ma­li­yet­ler de yak­la­şık bu ci­var­da­dır. El­bet­te bu gi­bi pres­tij­li ya­rış plat­form­la­rın­da ara­cın ba­şa­rı­sı­nı gös­te­re­me­dik­ten son­ra, dün­ya­ nın en iyi ara­cı­da­hi yapılsa, bi­lin­me­si müm­kün ol­maz. Do­la­yı­sıy­la bu ya­rış­ta el­de edi­le­cek ba­şa­rı bir an­lam­da sa­de­ce üni­ver­si­te adı­nı du­yur­mak­la kal­ma­ya­cak, ül­ke pres­ti­ji­ni de tüm dün­ya üni­ver­si­te­le­ ri ara­sın­da üst sı­ra­ya ta­şı­ya­cak­tır.

ARIBA 6’dan Göze Alın, Avustralya Yolculuğuna Katkıda Bulunun

Büt­çe­le­ri­ni an­cak spon­sor des­tek­le­riy­le sağ­la­yan ekip için ya­pı­la­cak her tür­lü des­tek çok de­ğer­li. Fark­lı tip­te spon­sor­luk­lar için al­dı­ğı des­tek­ler kar­şı­sın­da, spon­ sor­luk ti­pi gö­ze­ti­le­rek araç üze­ri­ne des­tek­çi­le­ri­nin lo­go­la­rı­nı­ya­pış­tı­ran ekip, hem ken­di hem de des­tek­ çi­le­ri­nin adı­nı tüm dün­ya­ya du­yur­ma­yı he­def­le­mek­ te­dir. Tüm bun­la­ra ek ola­rak yü­rüt­tük­leri fark­lı bir ça­lış­ma ile eki­bin res­mi web si­te­si olan www.itu­ga­e.com üze­rin­den, ye­ni araç­la­rın­da yer ala­cak olan gö­ze­le­ri 200 TL kar­şı­lı­ğın­da eki­be ba­ğış­la­ya­rak, araç üze­rin­de­ki gö­ze­ler­den bi­ri­nin ma­ne­vi ba­ğış­çı­sı ola­bi­lir­si­niz. Böy­le­lik­le eki­be des­tek ola­bi­lir ve ba­şa­ rı­la­rın­da­ki gu­ru­ru pay­la­şa­bi­lir­si­niz.

72

Genç Başarı

Dünya Öğrencileri Model Economic Forum’la İstanbul’da Buluştu Model Economic Forum’da, gençlerde girişimciliğin teşviki, sosyal girişimcilik anlayışı kazanma, eğitim sistemlerine girişimcilik modellerinin entegre edilmesi, finans sektörünün genç girişimcilere sunduğu imkânlar, genç işsizlik açısından Euro-bölgesel krizi ve sürdürülebilir ekonomi için yeni modeller oluşturmak gibi güncel konularda beyin fırtınası yapıldı. İTÜ öğ­ren­ci­le­ri ta­ra­fın­dan ku­rul­muş olan IRE­CO ve ULİ­DER der­ nek­le­ri­nin 1-3 Mart 2013 ta­rih­le­rin­de or­tak­la­şa dü­zen­le­di­ği Mo­del Eco­no­mic Fo­rum (MEF)’da dün­ya­nın dört bir ya­nın­dan üni­ver­si­te öğ­ren­ci­le­ri bir ara­ya gel­di. “Genç­ler­de Gi­ri­şim­ci­li­ğin Teş­vi­ki” ana te­ma­sı ile ger­çek­leş­ti­ri­ len fo­rum­da genç­le­ri doğ­ru­dan ve­ya do­lay­lı ola­rak et­ki­le­yen bir­çok kü­re­sel ko­nu, öğ­ren­ci­ler ta­ra­fın­dan se­vi­ye­li bir üs­lup­la tar­tı­şıl­dı. Üç gün sü­ren fo­rum kap­sa­mın­da or­ga­ni­ze edi­len 8 otu­rum ve 8 ça­lış­tay­da, otu­ru­mu yö­ne­ten de­ne­yim­li aka­de­mis­yen ve iş adam­la­rın­dan baş­ka, 40 öğ­ren­ci pa­ne­list ola­rak öz­gür­ce ko­nuş­ tu. Genç­ler­de gi­ri­şim­ci­li­ğin teş­vi­ki, sos­yal gi­ri­şim­ci­lik an­la­yı­şı ka­zan­ma, eği­tim sis­tem­le­ri­ne gi­ri­şim­ci­lik mo­del­le­ri­nin en­teg­re edil­me­si, fi­nans sek­tö­rü­nün genç gi­ri­şim­ci­le­re sun­du­ğu im­kan­ lar, genç iş­siz­lik açı­sın­dan Eu­ro-böl­ge­sel kri­zi ve sür­dü­rü­le­bi­lir eko­no­mi için ye­ni mo­del­ler oluş­tur­mak gi­bi gün­cel ko­nu­lar­da be­yin fır­tı­na­sı ya­pıl­dı ve öğ­ren­ci ener­ji­si or­ta­ya çık­tı. 1 Mart’ta, 30’u aş­kın ül­ke­den yüz­ler­ce öğ­ren­ci­yi bir ara­ya ge­ti­ ren MEF 13 dâ­hi­lin­de, Eyüp Be­le­di­ye­si Kül­tür Mer­ke­zi’nde ak­

şam ye­me­ği ve­ril­di. İs­tan­bul Va­li­si Hü­se­yin Av­ni Mut­lu genç­le­ re, pa­ra­nın öne­min­den söz et ­ti . “Eko­no­mi­nin ya­nın­da mut­la­ka sos­yal an­la­yış ve sos­yal ya­şam ge­rek­li, ya­ni pa­ra­nın ya­nın­da gö­ nül­le­ri­ni­zi de zen­gin­leş­ti­rin. İyi gi­ri­şim­ci­ler olun, bol ge­lir el­de edin ama yal­nız ken­di­niz har­ca­ma­yın, mut­la­ka bö­lü­şün.” di­ye­ rek gö­rüş­le­ri­ni genç­ler­le pay­laş­tı. Mut­lu, MEF 13’ün fay­da­lı bir et­kin­lik ol­du­ğu­nu söy­le­ye­rek, genç­le­ri İs­tan­bul’u ta­nı­ma­ya ve ru­hu­nu an­la­ma­ya ça­ğır­dı. İs­tan­bul Ce­va­hir Kon­gre Mer­ke­zi’nde ger­çek­leş­ti­ri­len Fo­rum’un açı­lı­şın­da ko­nu­şan Rek­tö­rü­müz Prof. Dr. Meh­met Ka­ra­ca, ise ya­pı­lan fo­ru­mun Da­vos’a al­ter­na­tif ola­bi­le­ce­ği­ni be­lirt ­ti . Ka­ra­ ca, “Uma­rım 5-10 se­ne için­de bu­nun ör­nek­le­ri­ni gö­rü­rüz. Fo­ rum ge­le­cek­le bir­lik­te bu­gü­ne kat­kı­da bu­lu­nu­yor. Öğ­ren­ci­le­ri­ miz mar­ka­la­şa­cak gü­zel ça­lış­ma­lar ya­pı­yor. Prog­ra­ma 250’den faz­la öğ­ren­ci ka­tı­lı­yor. Bu­ra­dan da Tür­ki­ye’nin ne ka­dar önem­li bir ül­ke ol­du­ğu­nu an­la­ya­bi­li­riz.” de­di. Ka­ra­ca, İTÜ’ye Eko­no­mi Bö­lü­mü’nün açıl­mak­ta ol­du­ğu­na ve bu­nun öne­mi­ne de­ğin­di. İMKB Baş­ka­nı İb­ra­him Tur­han ko­nuş­ma­sın­da, dün­ya­nın sü­rek­li de­ği­şim ge­çir­di­ği­ni ve eko­no­mik ve fi­nan­sal kriz­den son­ra de­ ği­şi­min iv­me ka­zan­dı­ğı­nı be­lirt ­ti . Dün­ya­nın en bü­yük eko­no­ mi­le­ri­nin sı­ra­la­ma­sı­nın 20 yıl ön­ce­kin­den fark­lı­lık gös­ter­di­ği­ni ve ye­ni eko­no­mi­le­rin yıl­dı­zı­nın par­la­dı­ğı­nı ha­tır­la­tan Tur­han, “Tür­ki­ye’yi dün­ya­nın en bü­yük 10 eko­no­mi­sin­den bi­ri ha­li­ne ge­tir­mek is­ti­yo­ruz” de­di. Tur­han, bu­nun için ino­vas­yo­na ih­ti­ yaç du­yul­du­ğu­nu, ino­vas­yo­nu sağ­la­ma­sı bek­le­nen en güç­lü aday­la­rın ise genç­le­rin ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı. Tur­han, genç­le­rin bu­gün­den ken­di­le­ri­ni kü­re­sel so­run­la­ra ha­zır­la­ma­la­rı­nın son de­re­ce önem­li bir ge­liş­me ol­du­ğu­nu ifa­de et ­ti . Dün­ya­nın dört bir ya­nın­dan ge­len mi­sa­fir­ler­le, prog­ram çer­çe­ ve­sin­de dü­zen­le­nen öğ­le ye­me­ği­ne ka­tı­lan Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ali Ba­ba­can, fo­ru­mun üni­ver­si­te genç­le­ri­nin böy­le­si­ne bir­kaç gü­nü be­ra­ber ge­çir­me­le­ri­nin ve eko­no­mi ile il­gi­li ko­nu­la­rı ar­ka ar­ka­ya otu­rum­lar­la tar­tış­ma­la­rı­nın son de­re­ce fay­da­lı ola­ca­ğı­nı be­lirt ­ti . Fo­rum­da­ki gö­rüş alış-ve­ri­şin­den ye­ni fi­kir­ler ve ye­ni çö­ züm­ler çı­ka­ca­ğı inan­cı­nı öğ­ren­ci­ler­le pay­laş­tı.

73

Genç Başarı

Sürdürülebilir Ekosistem Günleri Türkiye’nin üreten, çevreye duyarlı ve yaratıcı genç beyinleri; çevre ve enerji alanlarında çalışmalar yapan akademisyenler; çevre teknolojilerine, sürdürülebilir çevre yaklaşımına, çevre konusunda küresel hassasiyete ve vizyona sahip endüstri temsilcileri, “Sürdürülebilir Ekosistem Günleri”nde bir araya geldi. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Çev­re Mü­hen­dis­li­ği Ku­lü­bü ta­ra­fın­ dan or­ga­ni­ze edi­len “Sür­dü­rü­le­bi­lir Eko­sis­tem Gün­le­ri “SEG’13” 4-5-Ni­san 2013 ta­rih­le­rin­de İTÜ Aya­za­ğa Kam­pü­sü Sü­ley­man De­mi­rel Kül­tür Mer­ke­zi’nde ger­çek­leş­ti­ril­di. Tür­ki­ye’nin üre­ten, çev­re­ye du­yar­lı ve ya­ra­tı­cı genç be­yin­le­ri, çev­re ve ener­ji alan­la­rın­da ça­lış­ma­lar ya­pan aka­de­mis­yen­le­ri, çev­re tek­no­lo­ji­le­ri­ne, sür­dü­rü­le­bi­lir çev­re yak­la­şı­mı­na, çev­re ko­nu­sun­da kü­re­sel has­sa­si­ye­te ve viz­yo­na sa­hip en­düs­tri tem­ sil­ci­le­ri, dü­zen­le­nen pa­nel ve söy­le­şi­ler­de bir ara­ya gel­di. Çev­re, ener­ji ve ik­lim de­ği­şik­li­ği alan­la­rın­da­ki ge­liş­me­le­rin ka­ tı­lım­cı­la­ra ak­ta­rıl­dı­ğı et­kin­lik­te, sür­dü­rü­le­bi­lir çev­re has­sa­si­ye­ ti­ne sa­hip ya­tı­rım­cı­lar ve bu hu­sus­ta bi­lim­sel çö­züm­ler üre­ten aka­de­mis­yen­ler ay­nı plat­form­da bu­lu­şa­rak çev­re­ye du­yar­lı en­ düs­tri ça­lış­ma­la­rı­na des­tek su­nul­du. Et­kin­li­ğin ilk gü­nü, 2012 yı­lı­nın Ha­zi­ran ayın­da dün­ya kı­yı­la­rı­ nı atık­lar­dan te­miz­le­mek ama­cıy­la Av­ru­pa’da baş­la­tı­lan Was­te Fre­e Oce­ans (Atık­sız De­niz­ler) ha­re­ke­ti­nin Tür­ki­ye, Or­ta­do­ğu ve Af­ri­ka Baş­kan­lı­ğı’na se­çi­len Ya­vuz Eroğ­lu ko­nuş­tu. İTÜ me­zu­nu olup, ay­nı za­man­da İTÜ Çev­re Mü­hen­dis­li­ği Ku­lü­bü­nün ku­ru­cu­ la­rı ara­sın­da yer alan Eroğ­lu ko­nuş­ma­sın­da, 2020 yı­lı­na ka­dar dün­ya kı­yı­la­rı­nı yü­zen atık­lar­dan te­miz­le­me­yi he­def­le­dik­le­ri­ni ifa­de et ­ti . Bu­nu na­sıl ger­çek­leş­ti­re­cek­le­ri­ni ise şöy­le açık­la­dı.

Eroğ­lu, “Vak­fı­mı­zın yap­tı­ğı ak­tif iş­ler­den bi­ri atık ba­lık­çı­lı­ğı­dır. Ba­lık ye­ri­ne atık tut­ma üze­ri­ne bir fa­ali­yet. Biz ba­lık­çı­la­ra AB fon­la­rın­dan kay­nak ayı­rı­yo­ruz, bi­zim özel ağ­la­rı­mız ba­lık­la­rı tut­mu­yor yü­zey­de gi­den atık­la­rı ya­ka­lı­yor. Bu iş ba­lık­la­ra za­rar ver­me­den ya­pı­lı­yor. Da­ha son­ra ge­ri dö­nüş­tü­rü­lü­yor. Ölç­me so­ru­nu­muz var. Bir şe­yi öl­çe­mez­se­niz yö­ne­te­mez­si­niz. Atık yö­ ne­ti­miy­le il­gi­li dün­ya­nın ha­ri­ta­sı kul­la­nıl­ma­lı. Ge­ri dö­nü­şüm de­ ğil de top­la­ma kıs­mı­na ay­rı­lı­yor. De­niz atık­la­rı gü­neş al­dı­ğın­da, dal­ga­la­rın me­ka­nik et­ki­siy­le be­ra­ber za­man­la kü­çül­me­ye baş­lı­ yor. Mic­rop­las­tik­le­re dö­nü­şü­yor­lar. Ba­lık­lar, mid­ye­ler yi­ye­bi­lir. Böy­le­lik­le bi­zim be­sin zin­ci­ri­mi­ze ka­tıl­ma­ya baş­lı­yor­lar. Bu­nun­la ala­ka­lı; Cle­ans Vip, gra­nül ka­yıp­la­rı­nı sı­fır­la­ya­cak bir pro­je. Plas­ tik­ler eğer düz­gün ge­ri dö­nüş­tü­rü­lür­se çok fay­da­lı, bu sis­tem yok­sa do­ğa­ya bı­ra­kı­lı­yor­sa bu hem kay­nak is­ra­fı hem de kir­li­li­ğe yol açı­yor. Plas­tik­le­rin % 23’ü me­ka­nik dö­nü­şüm, ge­ri ka­la­nı da ya­kı­lıp ener­ji el­de edi­li­yor.”de­di. İTÜ Mi­mar­lık Me­zu­nu, Ka­dir Has Üni­ver­si­te­si Araş­tır­ma Gö­rev­ li­si Emir­han Coş­kun kon­fe­ran­sın ikin­ci gü­nü yap­tı­ğı su­num­da “Bi­yo­mi­me­tik” ta­sa­rım­lar­la il­gi­li bil­gi­ler ver­di. Do­ğa­dan esin­ len­me ola­rak ad­lan­dı­rı­lan Bi­yo­mi­me­tik’in mi­mar­lı­ğa yan­sı­ma­ la­rı­nı ör­nek­ler­le or­ta­ya koy­du. Çoş­kun, “Gü­nü­müz­de bi­na­lar ba­zen rüz­gâr­gü­lün­den, ba­zen bir çi­çek­ten, kuş yu­va­sı ya da de­ niz can­lı­la­rın­dan esin­le­ne­rek tasarlanabiliyor. Ener­jiy­le uyum­lu tek­no­lo­ji­le­rin ge­liş­ti­ril­me­sin­de fay­da­sı ve çev­re­ye da­ha uyum­lu ol­ma­sı Bi­yo­mi­me­tik’in mi­ma­ri alan­da da­ha çok kul­la­nıl­ma­sı­na ola­nak sağ­lı­yor. Bu sa­ye­de gü­nü­müz­de do­ğa­ya uyum­lu ta­sa­rım­ lar ön pla­na çı­kı­yor.” di­ye ko­nuş­tu. İTÜ Haber - Osman Keskin

Av­ru­pa’da baş­la­tı­lan Was­te Fre­e Oce­ans (Atık­sız De­niz­ler) ha­re­ke­ti­ nin Tür­ki­ye, Or­ta­do­ğu ve Af­ri­ka Baş­kan­lı­ğı’na se­çi­len Ya­vuz Eroğ­lu

74

Genç Başarı

Beş üyeden, iki bin üyeye: İTÜ Yatırım Kulübü’nün Başarısı 2006 yılında beş üye ile kurulan İTÜ Yatırım Kulübü, bugün bünyesindeki iki bin üye ile büyük organizasyonlara imza atıyor. Üyelerini yatırım konusunda bilinçlendirmek üzere çeşitli etkinlikler düzenleyen Kulübün, gelenekselleşen GOBİ organizasyonu ise iş ve yatırım alanında küresel fırsatlar sunuyor... Faaliyete 2006 yılında 5 üye ile başlayan İTÜ Kulübü bu­gün iki bin’i aş­kın üye­ye ula­şa­rak iş ve ya­tı­rım ala­nın­da bü­yük ba­şa­rı­la­ra im­za at­ıyor. İTÜ İş­let­me Fa­kül­te­si’nde 2006 yı­lın­da beş ku­ru­cu üye ta­ ra­fın­dan ku­ru­lan İTÜ Ya­tı­rım Ku­lü­bü’nün ama­cı öğ­ren­ci­le­ rin ya­tı­rım ko­nu­sun­da bi­linç­len­me­le­ri­ni sağ­la­mak ve ün­lü ya­tı­rım­cı­lar­la öğ­ren­ci­le­ri bir ara­ya ge­tir­mek­ti. Ara­dan ge­ çen 12 yıl sü­re­sin­ce ku­lüp öğ­ren­ci­le­ri bil­gi­len­dir­mek­le kal­ ma­dı, bir­çok ba­şa­rı­lı or­ga­ni­zas­yo­na da im­za at­tı. 11 ki­şi­lik Yö­ne­tim Ku­ru­lu dı­şın­da 150’yi aş­kın ak­tif, 2000’i aş­kın da ka­yıt­lı üye­si bu­lu­nan Ku­lü­bün en bü­yük ba­şa­rı­sı GO­Bİ (Glo­ bal Op­por­tu­ni­ti­es in Bu­si­ness and In­vest­ment) pro­je­si­ni baş­lat­ma­sı ol­du.

Tür­ki­ye’nin En İyi Öğ­ren­ci Or­ga­ni­zas­yo­nu Se­çil­di

GO­BI, 2009 yı­lın­da Üni­ak­ti­vi­te ta­ra­fın­dan Tür­ki­ye’nin en iyi ulus­la­ra­ra­sı öğ­ren­ci or­ga­ni­zas­yo­nu se­çil­di. Ku­lü­bün yö­ne­ tim ku­ru­lu üye­le­rin­den İrem Çift­çi ve GO­Bİ Ge­nel Ko­or­di­ na­tö­rü Me­lih Yah­şi, bu­başarının yanında, bu se­ne ger­çek­ leş­ti­ri­len ‘Sa­nal­Bor­sam’ ad­lı sa­nal port­föy ya­rış­ma­sın­da da beş bi­ni aş­kın öğ­ren­ci­nin, pa­ra kay­bet­me en­di­şe­si ol­ma­ dan bor­sa tec­rü­be­si ka­zan­ma­sı­nı sağ­la­dık­la­rı­nı be­lirt­ti­ler. Dü­zen­le­dik­le­ri­ etkinliklerden, Pa­zar­la­ma ve Fi­nans Zir­ve­si ve İİKM’nin ön­der­li­ğin­de­ki İn­san Kay­nak­la­rı Zir­ve­si ile alan­ la­rı­nın ön­de ge­len isim­le­ri­nin konuşmacı olarak katıldığı se­mi­ner­le­rle, öğ­ren­ci­le­rin iş alan­la­rı hak­kın­da bil­gi sa­hi­bi ol­ma­la­rı­nı sağ­la­dık­la­rı­nı ifa­de eden Ku­lüp Yö­ne­ti­ci­le­ri, fir­ ma­la­rın İTÜ’de­ki ola­nak­la­rı ve po­tan­si­ye­li gör­me­le­rini sağ­ ladıklarını, bu alan­da İTÜ’nün en çok et­kin­lik dü­zen­le­yen ku­lüp­le­rin­den bi­ri ol­duk­la­rı­nı ifa­de et­ti­ler.

Firmalar Büyük Rağbet Gösteriyor

İTÜ Ya­tı­rım Ku­lü­bü ta­ra­fın­dan dü­zen­le­nen pa­nel­le­re iş dün­ya­sı bü­yük rağ­bet gös­te­ri­yor. Hem içer­de hem dı­şa­rı­da bü­yük ses ge­ti­ren pa­nel baş­lık­la­rın­dan birkaçı şöyle: * Kriz­de Mar­ka Yö­ne­ti­mi *Türk iş Dün­ya­sın­da Ka­dın Ol­mak *Te­miz Ener­ji Ya­tı­rım­la­rı *Li­der­lik ve Fark Ya­ra­tan­lar *İs­tan­bul- Kül­tür­ler Be­şi­ğin­de Bir Fi­nans Mer­ke­zi *Dün­ya­da Öne Çı­kan Türk Mar­ka­la­rı

Konuşmacı Olarak Katılanlar

GO­BI, şu ana ka­dar Er­sin ÖZİN­CE - İş Ban­ka­sı CE­O, Cü­neyt YA­ VUZ - Ma­vi Je­ans CE­O, Wulf Die­ter-Kurz - Mer­ce­des-Benz Türk CE­O, Te­mel KO­TİL - THY CE­O, Saf­fet KAR­PAT-P&G Tur­ki­ye, Or­ta­ do­ğu ve Kaf­kas­ya’dan So­rum­lu Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı, P&G Tur­ki­ye Ge­nel Mu­du­ru vb. gi­bi daha pek çok üst dü­zey yö­ne­ti­ci­ yi dün­ya genç­le­riy­le bu­luş­tur­du.

Bu Yıl Yine Farklı Katılımcılar Vardı

GO­BI, bu yıl 14-19 Ni­san 2013 ta­rih­le­ri ara­sın­da Maç­ka Kam­ pü­sü’nde bir kez daha dünya gençlerine kapılarını açtı. 14 Ni­ san’­da Me­lis Da­niş­mend’in yer aldığı açı­lış ge­ce­si ile başlayan et­kin­lik, 15,16 ve 17 Ni­san ta­rih­le­rin­de ye­ni Kü­re­sel fır­sat­lar ve sek­tör­ler­de­ki glo­bal de­ği­şim­ler, ana baş­lığı ile beş ayrı pa­nel­de, Tür­ki­ye’nin ön­de ge­len üst düzey isim­le­ri­ni ağırladı. İTÜ Ya­tı­rım Ku­lü­bü’nün GO­BI 2013 et­kin­li­ğine yurt­dı­şın­dan 100, yurtiçin­ den ise 2000 civarında öğrenci katıldı.

İş Dünyasında Gündem Oluşturuyorlar

GO­BI (Glo­bal Op­por­tu­ni­ti­es in Bu­si­ness and In­vest­ment) etkinliğinin ilk ola­rak 2009 yı­lın­da gerçekleştirildiğini söy­ le­yen Yö­ne­tim Ku­ru­lu Üye­si İrem Çift­çi, ko­nu ile il­gi­li ola­ rak şun­la­rı söy­le­di: “İş ve ya­tı­rım ala­nın­da kü­re­sel fır­sat­lar su­nan et­kin­li­ği­miz, tüm et­kin­lik­le­ri­miz için­de en do­na­nım­ lı­sı­dır. GO­BI, yur­ti­çi ve yurt­dı­şın­dan top­lam 2000’i aş­kın öğ­ren­ci­yi beş gün bo­yun­ca ağır­la­yan, gün­düz ger­çek­le­şen pa­nel­le­ri ak­şam eğ­len­ce­le­riy­le har­man­la­yan, da­ha çok iş ve ya­tı­rım ala­nın­da ko­nu­la­rın gö­rü­şül­dü­ğü ulus­la­ra­ra­sı bir kon­gre­dir.”

75

Genç Başarı

İTÜ Robot Olimpiyatlarına 800 Proje Katıldı İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Kon­trol ve Oto­mas­yon Ku­lü­bü ta­ra­fın­dan bu yıl 7.’si dü­zen­le­nen İTÜ Ro­bot Olim­pi­yat­la­rı, 800 pro­je ve bin­ler­ce ro­bo­tik me­rak­lı­sı­nı ağır­la­dı. İTÜ Aya­za­ğa Kam­pü­sü Sü­ley­man De­mi­rel Kül­tür Mer­ke­ zi’nde ger­çek­leş­ti­ri­len olim­pi­yat­lar­da bir ara­ya ge­len ro­bo­ tik me­rak­lı­la­rı, ro­bo­tik bi­li­mi üze­ri­ne yap­tık­la­rı ça­lış­ma­la­rı ser­gi­le­me ve ya­rış­ma fır­sa­tı bul­du. Her yıl ol­du­ğu gi­bi bu yıl­da bü­yük il­gi gö­ren İTÜ­RO’nun baş­ lan­gı­cı “Çiz­gi İz­le­yen” ile “Mi­ni Su­mo” ve “Mik­ro Su­mo” etap­la­rın­da­ki pro­je­le­rin ya­rı­şı ile ve­ril­di. Öğ­ren­ci­ler üç gün sü­ren olim­pi­yat­lar­da ay­rı­ca “Yan­gın Sön­dü­ren”, “Mer­di­ven Çı­kan”, “La­bi­rent”, “Ken­di­ni Den­ge­le­yen Ro­bot”, “Sü­pür­ ge”, “Ser­best” ve “Se­nar­yo” ka­te­go­ri­le­rin­de ya­rış­tı. Tür­ki­ye’nin dört bir ya­nın­dan ge­len 10000’e ya­kın zi­ya­ret­çi, ya­rış­ma­la­rın ya­nın­da dü­zen­le­nen pa­nel, söy­le­şi ve se­mi­ner gibi etkinliklerle de ko­nu ile il­gi­li yur­ti­çi ve yurt­dı­şın­da­ki ça­ lış­ma­la­rı ta­kip et­me fır­sa­tı bul­du. Bir­bi­rin­den il­ginç 10 fark­lı ka­te­go­ri­de yak­la­şık 800 pro­je­nin ya­rış­tı­ğı olim­pi­yat­lar­da de­re­ce­ye gi­ren pro­je­ler ve ya­rış­ma­ cı­lar şu şe­kil­de sı­ra­lan­dı:

Ser­best Ka­te­go­ri:

1. TE­FA Kim­ya­ger Ro­bot Kol - Maç­ka Akif Tun­cel Ana­do­lu Tek­nik Li­se­si 2. Clo­ak - Yıl­dız Tek­nik Üni­ver­si­te­si 3. Akıl­lı Te­le­fon­la­rın - Ga­zi­an­tep Üni­ver­si­te­ si Ro­bo­tik­te Kul­la­nıl­ma­sı.

Ken­di­ni Den­ge­le­yen Ka­te­gorisi:

1. ro­but13 - Sa­ban­cı Tek­nik ve En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 2. tit­rek - Ba­lı­ke­sir İMKB En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 3. son Da­ki­ka - Sa­ban­cı Tek­nik ve En­düs­tri Mes­lek Li­se­si

Mer­di­ven Çı­kan

1. ro­bo­zi­le - Zi­le En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 2. an­ka - Ha­va Harp Oku­lu 3. ve­ci­hi hür­kuş - Ha­va Harp Oku­lu

La­bi­rent Ka­te­go­ri­si

1. de­mir can 2 - Sta­bil Grup 2. ka­ra ku­le - Mar­ma­ra Üni­ver­si­te­si 3. apoç - Sa­kar­ya Tek­nik ve En­düs­tri Mes­ lek Li­se­si

Sü­pür­ge Ka­te­go­ri­si:

1. çöp­çü - Zi­le En­düs­tri Mes­lek Li­se­si

“Bir Örgütü Ne Zeki Yapar?” 19 yaşındaki İTÜ öğrencisi Mert Tepe, Vircob’s uluslararası kongresinde sunduğu “iş zekâsı” projesi ile büyük takdir topladı. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Bil­gi­sa­yar ve Bi­li­şim Fa­kül­te­si Bil­gi­sa­yar Mü­ hen­dis­li­ği 2.sı­nıf öğ­ren­ci­si Mert Te­pe he­nüz 19 ya­şın­da. Te­pe, Vir­cob’s ulus­la­ra­ra­sı kon­gre­sin­de “Bir Ör­gü­tü Ne Ze­ki Ya­par? (What Ma­kes an Or­ga­ni­za­ti­on In­tel­li­gent?)” baş­lık­lı bil­di­ri­yi sun­du. Ulus­la­ra­ra­sı bir kon­gre­ de ilk ol­ma­sı açı­sın­dan önem ta­şı­yan su­num ka­tı­lım­cı­lar ta­ra­fın­dan bü­yük il­gi gör­dü. Mert Te­pe yap­tı­ğı su­num­da, Bil­gi­sa­yar Mü­hen­dis­li­ği Bö­lü­mü Öğ­re­tim Gö­rev­li­si Ser­kan Tür­ke­li ve Acı­ba­dem IT Di­rek­tö­rü Ke­mal Kap­lan ile or­tak ya­pı­lan ça­lış­ma­da bir ör­gü­tün ze­ki­ce ka­rar al­ma­sı için ya­pıl­ma­sı ge­re­ken­ler. Acı­ba­dem Has­ta­ne­le­ri ve­ri­le­ri ile an­lat ­tı . Su­num­da özet­le İş ze­kâ­sı (Bu­si­ness In­tel­li­gen­ce, BI) ne­dir? İş ze­kâ­sı pro­je­si na­sıl ta­mam­lan­ ma­lı­dır? baş­lık­la­rı­na yer vererek, iş ze­ka­sı pro­je­si­nin na­sıl da­ha ba­şa­rı­lı ola­bi­le­ce­ğin­den bah­set ­ti .

2. sü­pür­ge ro­bot - İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­ si­te­si 3. bal­ba­zar - Bah­çe­cik En­düs­tri Mes­lek Li­ se­si

Yan­gın Sön­dü­ren Ka­te­go­ri­si

1. içim ya­nı­yor - Or­ta Do­ğu Tek­nik Üni­ver­ si­te­si 2. üfü­rük­çü - Zi­le En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 3. ag­re­sif - Zi­le En­düs­tri Mes­lek Li­se­si

Mi­ni Su­mo Ka­te­go­ri­si:

1. gör­düm - Zi­le En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 2. şeh­za­de ka­ra­göz pa­şa - Adil Ka­raa­ğaç Tek­nik ve En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 3. hır­çın - Zi­le En­düs­tri Mes­lek Li­se­si

Mik­ro Su­mo

1. bö­cek - Bah­çe­cik En­düs­tri Mes­lek Li­se­si 2. mik­rop - Ba­lı­ke­sir İMKB En­düs­tri Mes­ lek Li­se­si 3. edi - Adil Ka­raa­ğaç Tek­nik ve En­düs­tri Mes­lek Li­se­si

Çiz­gi İz­le­yen Ka­te­go­ri­si:

1. taş­de­len 5 – Özel Taş­de­len Ko­le­ji 2. taş­de­len 10 - Özel Taş­de­len Ko­le­ji 3. pen­dik end. mes­lek li­se­si-1 - Pen­dik En­ düs­tri Mes­lek Li­se­si.

part­ma­nın­da sta­ja baş­la­dım. De­part­man Di­rek­tö­rü Ke­mal Kap­lan’ın da kat­kı­la­rıy­la sağ­lık gru­bu­nun ve­ri­le­ri­ni te­min et ­ti k. Al­dı­ğı­mız ve­ri­ler üze­ rin­de yap­tı­ğı­mız araş­tır­ma­yı bil­di­ri­ye çe­vir­dik. Ge­le­bi­le­cek her so­ru­ya ha­zır ol­mam için haf­ta­lar­ca ma­ka­le­ler oku­dum bir ki­ta­bı bi­ti­rip, ki­tap hak­kın­da 200 say­fa­lık bir su­num ha­zır­la­dım. Kon­fe­rans­ta da ha­zır­la­dı­ ğım su­nu­mun 35 say­fa­sı kul­la­nıl­dı.” de­di. Daha iyisini yapacağım Genç yaş­ta böy­le bir su­num yapmanın çok gü­zel bir duy­gu ol­du­ğu­nu di­le ge­ti­ren Te­pe ”Bir­çok ül­ke­den ka­tı­lan Pro­fe­sör­ler ye­mek sı­ra­sın­da ma­sa­mı­za ka­dar ge­le­rek su­num için ba­na te­şek­kür et ­ti ­ler. Bu be­ni da­ha da he­ye­can­lan­dır­dı. Bu benim, ile­ri­de ya­pa­ca­ğım di­ğer su­num­la­ra da­ha da iyi ha­zır­lan­abilmem için bü­yük bir tec­rü­be ol­du.” di­ye ko­nuş­tu.

200 sayfa hazırlandı 35 sayfasını sundu Te­pe, su­na­ma ha­zır­lık sü­re­cin­de ho­ca­sı Dr. Ser­kan Tür­ke­li’nin çok bü­ yük des­te­ği­ni gör­dü­ğü­nü söy­le­di. Ho­ca­sı­nın ken­di­si­ne duy­du­ğu gü­ve­ni ze­de­le­me­mek için bü­yük ça­ba sarf et ­ti ­ği­ni ifa­de eden Te­pe, “Geç­ti­ği­ miz yaz Ser­kan Ho­cam ön­ce­lik­le be­nim özel bir sağ­lık ku­ru­lu­şun­da staj ya­pa­bil­mem için il­gi­li ki­şi­ler­le ile­ti­şi­me geç­ti. Has­ta­ne­nin bil­gi iş­lem de­

76

Genç Başarı

Kadınla Erkeğin İktidar Mücadelesi: Şiddet İTÜ Gö­nül­lü­lük Ku­lü­bü’nün bu yıl 3.sünü gerçekleştirdiği “Gönüllü Zirvesi’13”te, ‘İnsan Hakları’ teması ile çeşitli etkinlikler düzenlendi; ‘Şiddet’ konusu, akademisyenler, gazeteciler ve sivil toplum kuruluş temsilcilerinin katıldığı panelde irdelendi. İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Gö­nül­lü­lük Ku­lü­bü ta­ra­fın­dan or­ ga­ni­ze edi­len; gö­nül­lü­lük, sos­yal so­rum­lu­luk, sos­yal gi­ri­şim­ ci­lik, çev­re­sel ve top­lum­sal so­run­la­rın ele alın­dı­ğı “Gönüllü Zirvesi’13”te, bu yıl ‘İnsan Hakları’ teması ile çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzen­ lenen Zirvede, “Şid­det” ko­nu­sunun irdelendiği pa­nel­de, Tür­ki­ ye’de son dö­nem­de hız­la ar­tış gös­te­ren ka­dı­na yö­ne­lik şid­det ve ai­le için şid­det olay­la­rı aka­de­mis­yen­ler, ga­ze­te­ci­ler ve si­vil top­lum ku­ru­lu­şu tem­sil­ci­le­ri ta­ra­fın­dan ge­niş bir yel­pa­ze­de de­ ğer­len­dir­di.

Son On Yılda Öldürülen Kadın Sayısı: 4675

Hür­ri­yet Ga­ze­te­si Ku­rum­sal İle­ti­şim Ko­or­di­na­tö­rü Emel Ar­mut­ çu “Şid­det” un­su­ru­nun ne sta­tü, ne eği­tim, ne eko­no­mik dü­zey, ne dil, ne ırk ne ­de inanç­la il­gi­li bir du­rum ol­du­ğu­nu söy­le­di. Şid­de­tin her­ ke­simde fark­lı yön­le­riy­le kar­şı­mıza çı­ka­bi­le­cek bir so­run, ik­ti­dar mü­ca­de­le­si, er­kek­le­rin ka­dın­la­ra hük­met­me ide­ olo­ji­sin­den kay­nak­la­nan bir zih­ni­yet me­se­le­si ol­du­ğu­nu ifa­de et ­ti . Tür­ki­ye’de ka­dın­la­rın ve er­kek­le­rin, 1948’de ka­bul edi­len İn­ san Hak­la­rı Ev­ren­sel Be­yan­na­me­si­ne gö­re eşit hak­la­ra sa­hip ol­du­ğu­nu, fa­kat ka­dın­la­rın ve kız ço­cuk­la­rın bu hak­la­rı­nın sık­ lık­la ih­lal edil­di­ği­ni ifa­de eden Ar­mut­çu, söz ko­nu­su ih­lal­le­rin çar­pı­cı so­nuç­la­rı­nı ra­kam­lar­la or­ta­ya koy­du. Ar­mut­çu “İn­san Hak­la­rı Ev­ren­sel Be­yan­na­me­si’ne gö­re çok te­mel in­san hak­la­ rından bi­rin­ci ve en önem­li­si ya­şa­ma hak­kı, da­ha son­ra eği­tim hak­kı, mülk edin­me hak­kı, se­ya­hat hak­kı, ha­ber­leş­me hak­kı, seç­me ve se­çil­me hak­kı, ka­nun önün­de ken­di­ni sa­vun­ma hak­kı ve hak ara­ma hak­kı... Pe­ki ül­ke­miz­de­ki du­rum ne? Ka­dın­la­rın ya­şa­ma hak­kı me­se­la… Res­mi ra­kam­la­ra gö­re Tür­ki­ye’de 2005 yı­lın­da 317, 2006 yı­lın­da 633, 2007’de 1011, 2008’de 806 ka­dın öl­dü­rül­müş. Bi­ane­t ’in ve­ri­le­ri­ne gö­re ise ül­ke­miz­de son on yıl­ da öl­dü­rü­len ka­dın sa­yı­sı 4675. Bu ger­çek­ten çok ür­kü­tü­cü bir du­rum. ”de­di.

ettiğini vurgulayan Ar­mut­çu, bu du­ru­mun çö­zü­mü ko­nu­sun­da ise şöy­le ko­nuş­tu: “Ni­çin bu ko­nu hiç­bir şe­kil­de bir iler­le­me sağ­la­na­ma­dan hal­le­di­le­mi­yor? Bu du­ru­m sis­tem­den kay­nak­ lanıyor, sis­te­mi ku­ranlar er­kek­ler ol­du­ğu için bu ko­nu­nun hiç­bir şe­kil­de üs­te­sin­den ge­le­mi­yo­ruz. 2023 yılı hedefi olarak dünya­ daki ilk 10 eko­no­mi­ye gir­me­si bek­le­nen Tür­ki­ye’nin, top­lum­sal cin­si­yet eşit­li­ği­ne yö­ne­lik kar­ne­si­ne bak­tı­ğı­nız za­man 134 ül­ke ara­sın­dan 124’cü sı­ra­da yer alı­yor. Hü­kü­met­te­ki 26 ba­kan­dan sa­de­ce 1 ta­ne­si ka­dın, 2924 be­le­di­ye baş­ka­nın­dan 26’sı, 34210 muh­tar­dan ise sa­de­ce 64’ü ka­dın. Kar­ne­miz bu… Top­lu­mun ya­rı­sı­nın için­de ol­ma­dı­ğı hiç­bir yer­de ba­şa­rı, ba­şa­rı sa­yı­la­maz, Şid­de­tin kalk­ma­sı­nı ger­çek­ten is­ti­yor­sak, ka­dı­nın her alan­da yer al­ma­sı­na ola­nak say­la­ya­cak­sı­nız ki, ka­dın güç­len­sin ve şid­det olay­la­rı da azal­sın” de­di.

Şiddet Gören Kadınlara Sığınma Evlerimizde Sahip Çıkıyoruz

Pa­ne­lin di­ğer ko­nuş­ma­cı­la­rın­dan olan Mor Ça­tı Ka­dın Sı­ğı­na­ ğı Vak­fı Baş­ka­nı İl­ke Gök­de­mir ise ko­nuş­ma­sın­da fe­mi­nist bir ör­güt olan Mor Ça­tı’nın ka­dı­na yö­ne­lik şid­det­te, fe­mi­nist­le­rin yü­rüt­tü­ğü po­li­ti­ka­la­ra da­hil ola­rak ger­çek­leş­tir­dik­le­ri ça­lış­ma­ lar­dan bah­set ­ti . Mor Ça­tı sı­ğı­nak­la­rın­da şid­det gö­ren ka­dın­la­ra, ön­ce­lik­le 3 ay­dan 1,5 yıla ka­dar sa­hip çı­kıl­dı­ğı­nı, her tür­lü ih­ ti­yaç­la­rı­nın kar­şı­lan­ma­ya ça­lı­şıl­dı­ğı­nı ifa­de eden İl­ke, bu­nun­la bir­lik­te Tür­ki­ye’de şid­det gö­ren bü­tün ka­dın­la­ra, ya­sal hak­la­rı ko­nu­sun­da bi­linç­len­dir­me ve baş­vu­ra­cak­la­rı yer­ler­le il­gi­li bil­gi­ len­dir­me fa­ali­yet­le­rin­de bu­lu­nul­du­ğu­nu belirtti. İTÜ Haber - Osman Keskin

134 Ülke Arasında 124. Sıradayız

Ka­dı­na yö­ne­lik şid­detin her gün cid­di bir şe­kil­de ar­ta­rak de­vam İlke Gökdemir

Düşünce Özgürlüğü Paneli

“Gönüllü Zir­vesi’13”ün ilk gü­nü “Dü­şün­ce Öz­gür­lü­ğü” baş­lı­ğın­ da ger­çek­le­şen pa­nel­de Pos­ta Ga­ze­te­si Mu­ha­bi­ri Ne­dim Şe­ner, Ra­di­kal Ga­ze­te­si Mu­ha­bi­ri İs­ma­il Say­maz, Ya­zar- Prog­ram­cı En­ ver Ay­se­ver, Sa­nat­çı Meh­met Ali Ala­bo­ra ve Çağ­daş Hu­kuk­çu­lar Der­ne­ği Üye­le­rin­den Avu­kat Ef­kan Bo­laç İTÜ’lü öğ­ren­ci­ler­le bir ara­ya gel­di. Pa­nel’de dü­şün­ce öz­gür­lü­ğü, ifa­de öz­gür­lü­ğü gi­bi ko­nu­la­rın top­lum­da­ki al­gı­sı ve bu kav­ram­la­rın si­ya­si ve hu­ku­ki

Emel Armutçu

yan­sı­ma­la­rı de­ğer­len­di­ril­di. Top­lum­da fark­lı alan­lar­da ya­pı­lan ça­lış­ma­lar­la dik­kat çek­mek, gö­nül­lü­lük bi­lin­ci­ni bü­yük bir or­ga­ni­zas­yon­da an­la­ta­rak ka­tı­lım­ cı­la­rın üze­rin­de ka­lı­cı ve sür­dü­rü­le­bi­lir bir et­ki ya­rat­mak, top­ lu­mun in­sa­na ve in­san hak­la­rı­na olan du­yar­lı­lı­ğı­nı ar­tır­mak ve bi­linç­len­dir­me­nin amaç­lan­dı­ğı zir­venin diğer panel başlıkları “Nef­ret Şuç­la­rı”, “Mo­dern Kö­le­lik”, “En­gel­ler&En­gel­li­ler” şek­ lindeydi.

77

Genç Başarı

ABD’deki Türk Öğrencilerin Robotik Başarısı ABD’nin New Jersey Eyaleti’ndeki özel Türk okulu Pionner Academy of Science Lisesi öğrencileri, tasarladıkları robot için çizdikleri üç boyutlu proje ile 95 okul arasından, en iyi tasarım ödülünü kazandılar. ABD’nin New Jer­sey Eya­le­ti’nde Pi­one­er Aca­demy of Sci­en­ce Li­se­si 3. sı­nıf öğ­ren­ci­le­ri, ta­sar­la­dık­la­rı ro­bot için çiz­dik­le­ri üç bo­yut­lu pro­je ile en iyi ta­sa­rım ödü­lü­nü ka­zan­dı. Bu yıl al­tın­cı­sı dü­zen­le­nen FTC (First Tech Chal­lan­ge) ro­bot ya­rış­ma­sın­da, ABD’nin New Jer­sey Eya­le­ti’nden özel Türk oku­lu Pi­one­er Aca­demy of Sci­en­ce Li­se­si 3. sı­nıf öğ­ren­ci­le­ri Si­nan Şa­hin, Ali Si­nan Çift­çi, Bün­ya­min Yu­suf Ko­nuk, Hi­lal Bu­lur, Hi­lal Te­kin, Müc­te­ba Gür­can­lı ve Zey­nep Ha­le Te­ke, eya­let ele­me­le­ri­ni ge­çe­ rek fi­nal­le­re ka­tıl­ma­ya hak ka­za­nır­ken, ta­sar­la­dık­la­rı ro­bot için çiz­dik­le­ ri üç bo­yut­lu pro­je de en iyi ta­sa­rım ödü­lü­nü ka­zan­dı. Bire Bir Eğitim Veriliyor Bil­gi­sa­yar öğ­ret­meni İs­ma­il De­de, öğ­ren­ci­le­rin ba­şa­rı­sı­nın hem ken­di­ le­ri hem de Tür­ki­ye için gu­rur ve­ri­ ci ol­du­ğu­nu di­le ge­ti­re­rek İTÜ Va­kıf Der­gi­si’nin so­ru­la­rı­nı ce­vap­la­dı: Kı­sa­ca oku­lu­nuz ta­nı­tır mı­sı­nız? Oku­lu­nu­zun di­ğer okul­lar­dan far­kı ne­dir? Oku­lu­muz Ame­ri­ka’nın New Jer­sey eya­le­ti­nin Clif­ton böl­ge­sin­de­dir. 1999 yı­lın­da ku­rul­muş olup ma­te­ ma­tik, fen ve sos­yal bi­lim­ler alanın­ da eği­tim ver­mek­te­dir. Oku­lu­muz­da ya­ban­cı öğ­ren­ci­ler için Türk di­li ve kül­tü­rü ders­le­ri var­dır. Do­ğuş­tan be­ri Ame­ri­ka’da olan Türk öğ­ren­ci­ler için ana dillerini ko­ru­ma­la­rı için ders­ler ve­ril­mek­te­dir. Okul­da eği­tim şek­li hak­kın­da da bil­gi ala­bi­lir mi­yiz, sı­nıf­lar kaç kişilik? Oku­lu­muz­da bi­re bir eği­tim ve­ril­mek­te­dir. Sı­nıf­lar 20 ki­şi­yi geç­mi­yor. Ba­şa­rı­lı olan öğ­ren­ci­ler için üni­ver­si­te ders­le­ri ve­ril­mek­te­dir. Olim­pi­ yat­lar ve ya­rış­ma­la­ra ka­tı­lan öğ­ren­ci­ler­le yönelik gün­lük ça­lış­ma­lar var­dır. Okul­da­ki Türk öğ­ren­ci sa­yı­sı kaç? Oku­lu­mu­zun % 90’ı Türk öğrenci, ge­ri ka­la­nı di­ğer mil­let­ler­den­dir. Pro­je hak­kın­da bilgi verebilir misiniz, han­gi ko­nu­da ve ne­ler amaç­la­ nı­yor­du, ne­ler ya­pıl­dı? Bu pro­je­de, belirli bir büyüklüğü geçmeyecek, çubuklardan halkaları alıp daha yüksekteki çubuklara takacak bir ro­bot ta­sar­la­ma­mız gereki­ yordu. Bu işi be­ce­re­bi­len, hem hızlı hem güçlü bir ro­bot yap­tık. Bu genç­le­rin şim­di­den icat yap­ma ko­nu­sun­da­ki he­ye­ca­nı­nın ar­ka­sın­ da ne­ler var? Bu genç­ler bu işler­le uğ­raş­mak için çok he­ye­can­lı­lar, çün­kü ye­ni bir şey oluş­tur­mak ve ya­pı­lan ro­bot­la­rın ger­çek ha­yat­ta iş yapabilmesi, öğ­ren­ci­le­ri hem mut­lu hem de he­ye­can­lı ya­pı­yor.

mek. Ço­ğun­da bu ka­pa­si­te var. İs­te­di­ği üni­ver­si­te­yi ka­za­na­ma­yan öğ­ ren­ci­le­ri­miz Tür­ki­ye’ye dön­me­yi dü­şün­mek­te­dir. Ge­le­cek­te ro­bot­lar dünyada da­ha mı et­kin ola­cak, bu ko­nu­da şim­ di­den ne­ler yap­mak la­zım? Ro­bot ko­nu­su il­köğ­re­tim­de ders ola­rak oku­tul­ma­lı di­ye­bi­lir mi­yiz? Ge­le­cek­te ro­bot­lar dün­ya­da da­ha et­kin ola­cak gi­bi gö­zü­kü­yor. Bu ko­ nu­da önce il­köğ­re­tim­de FLL de­ni­len ya­rış­ma­ya, da­ha son­ra FTC ve FRC ad­lı ya­rış­ma­la­ra ha­zır­la­na­rak baş­la­nıl­ma­lı­dır. Bu ha­zır­lık­lar okul­lar­da ders ve­ya ku­lüp ola­rak ve­ril­me­li ve ar­ka­sın­da du­rul­ma­lı­dır. 15 Günlük Çalışmanın Ürünü PİO­TEC gru­bun­da­ki ro­bot pro­je­si­nin üç bo­yut­lu ta­sa­rı­mı­nı çi­zen Si­nan Şa­ hin, 15 gün­lük ge­ce­li gün­düz­lü ça­lış­ma so­nu­cu bu ba­şa­rı­yı el­de et ­ti k­le­ri­ni söy­le­di. Şa­hin, “New Jer­sey’de fa­ali­yet gös­te­ren ve bu ya­rış­ma­ya ka­tıl­ mak için ha­zır­lık ya­pan 95 li­se ara­sın­dan Türk öğ­ren­ci­ler ola­rak böy­le bir sı­ra­la­ma­da üst sı­ra­la­ra çık­ma­mız çok gü­zel bir duy­gu” di­ye ko­nuş­tu. Teknolojide Yarışıyor New Jer­sey’nin fark­lı böl­ge­le­rin­de son bir ay içe­ri­sin­de he­men he­men her haf­ta ger­çek­leş­ti­ri­len ya­rış­ma­lar hak­kın­da bil­gi ve­ren Şa­hin şun­la­rı söy­le­di: “Bir tür ro­bot ya­rış­ma­sı olan FTC, Ame­ri­ka ve dün­ya­nın bir­çok ül­ke­sin­den li­se ve den­gi okul­la­rın ka­tı­lı­mı ile ger­çek­le­şen bir or­ga­ni­zas­ yon. Bu ya­rış­ma­da he­def; ta­kım­la­rın ta­sar­la­dık­la­rı ro­bot­lar­la ya­rış­ma ko­mi­te­si­nin be­lir­le­di­ği ka­ide­le­re gö­re is­te­ni­len sü­re­de, is­te­ni­len yer­le­re ma­ter­yal­le­ri ta­şı­ma­sı­dır. Ya­rış­ma­ya ka­tı­lan ro­bot­lar­da uzak­tan ku­man­da, blu­eto­oth, wi-fi gi­bi kab­lo­suz bağ­lan­tı kon­trol mec­bu­ri­ye­ti ol­du­ğu için, ta­sar­la­dı­ğı­nız ro­bot­la bir an­lam­da tek­no­lo­ji­ni­zi ve ge­li­şi­mi­ni­zi de ya­rış­ tır­mış olu­yor­su­nuz.”

Dünyanın İlk 50 Üniversitesini Hedeflediler Bu genç­le­ri­mi­zin gelecekteki he­def­le­ri neler? Genç­le­ri­mi­zin ço­ğu mü­hen­dis ol­mak is­te­mek­te­dir. Bi­li­şim tek­no­lo­ji­le­ ri, me­ka­nik, nük­le­er bi­lim­ler oku­mak is­te­yen­ler de var. Genç­ler ABD mi kal­mak is­tiy­ or­lar yok­sa, Tür­ki­ye’ye dön­me plan­la­rı var mı? Öğ­ren­ci­le­ri­mizin hedefi dün­ya­nın ilk 50 üni­ver­sitesinden birine git­

78

Vakıf’tan Haberler

İTÜ Vakfı 57. Mütevelli Heyet Toplantısı İTÜ Vakfı 57. Mütevelliler Heyeti toplantısına, ilk kez İTÜ Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı olarak katılan Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca, toplantının açılış konuşmasında birlik ve beraberlik mesajı verdi.. İTÜ Vak­fı’nın 57. Olağan Mü­ tevelliler Heyeti toplantısı 26 Mart 2013 tarihinde İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri Konfe­ rans Salonunda gerçekleşti­ rildi. Toplantıya, İTÜ Vakfı Yö­ netim Kurulu Başkanı olarak ilk kez katılan Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca, yaptığı açı­ lış konuşmasında, rektörlüğü döneminde İTÜ’de hayata geçirmeyi planladıkları ön­ celikli projeler hakkında bilgi verdi.

Mütevelli Heyeti Divan Heyeti Başkan Yardımcısı Y. Müh. Şahap Özer (solda) ve Divan Başkanı Dr. Y. Müh. Keskin Keser.

Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca

İlk Hedef: Bilim ve Teknoloji Müzesi

Rektör Prof. Dr. Mehmet Karaca, konuşmasında İTÜ’nün bu yıl 240. kuruluş yılını kutlamakta olduğunu ve bu köklü kurumun ta­ rihine sahip çıkmak gerektiğini belirtti. Bu yönde bir yazılı kaynak oluşturmak amacıyla rektör yardımcısı iken başladığı çalışmala­ rın yakın zamanda tamamlandığını ve bu çerçevede hazırlanan “İstanbul Teknik Üniversitesi ve Mühendislik Tarihimiz” isimli kitabın mezun ve mensupların büyük bölümüne gönderildiğini kaydeden Karaca, kitabın ikinci baskısının, yeni ilavelerle 240. İTÜ Günü törenine yetiştirileceğini; İTÜ’de bir Bilim ve Teknoloji Müzesi kurmak için de çalışmaların başladığını söyledi. Akademik ve örgün eğitimle ilgili olarak atılan adımlar, öğretim üyelerinin her alanda Ar-Ge projesi üretmeleri için yapılan giri­ şimler, sağlanan kolaylıklar, İTÜ Ayazağa Kampüsü’nün kurumsal kimliğe yakışır hale getirilmesi için kurgulanan çalışma, İnsan Kaynakları’nın işlerlik kazanması için atılan profesyonel adımlar hakkında ayrıntılı bilgi aktaran Rektör Karaca, Yönetim Kurulu Başkanı olduğu İTÜ Vakfı’nın durumuna da değinerek, son yıllar­ da ihmal edilmiş olan Vakfın, gelirlerinin artırılması için kurulan İTÜNOVA A.Ş. hakkında bilgi verdi. Mezunlar Yurdu projesi için de İTÜ’lüleri destek vermeye çağıran Karaca, İTÜ’yü yüceltmenin her mezun için bir borç olduğunu vurgulayarak, hiçbir ayrım yapılmadan tüm İTÜ kuruluşlarının,

mezun ve mensupların birlik, beraberlik ve dayanışma içinde ol­ ması gerektiğini vurguladı. Açılış konuşmasının ardından toplantı gündemine geçilerek, İTÜ Vakfı’nın 2012 yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile Denetim Kurulu Raporları görüşülerek ibra edildi, 2013 Çalışma Programı ve Tahmini Bütçesi onaylandı. Dilekler kısmında söz alan Mü­ tevelli Heyeti üyeleri, Üniversite için yapılabilecek çalışmaların yanısıra, İTÜ Vakfı burs gelirlerini ve bursiyer öğrenci sayısını ar­ tırma yönünde çeşitli proje önerilerinde bulundular. Yeni üyelerin de katıldığı toplantının ardından, Mütevelliler Heyeti’ne bir kokteyl verildi.

79

Vakıf’tan Haberler

Üniversite Hazırlık Yayınlarımıza Büyük İlgi İTÜ Vakfı’nın “Üniversite Hazırlık Yayınları” alanındaki hamlesi ses getiriyor. İstanbul Kitap Fuarı’nın ardından İzmir Kitap Fuarı’nda da sergilenen yayınlarımız, farklı ve etkin öğrenme sunan içerikleriyle tercih ediliyor... İTÜ Vak­fı’nın üni­ver­si­te ha­zır­lık ya­yın­la­rı ala­nın­da rol al­mak üze­re 2012 yılında attığı adım, meyvelerini vermeye başladı. İTÜ Vak­fı, Üniversitemizin birikimlerini, bu alanda deneyim sahibi mezunlarla ortak yürütülen bir proje ile ‘Üniversite Hazırlık Yayınla­ rı’ olarak hayata geçirdi. YGS, LYS hazırlık kitaplarının yanısıra, Lise 9, 10 ve 11. sınıf kitapla­ rından oluşan yayınlar, ilk kez İstanbul’da TÜYAP Uluslararası Kitap Fuarı’nda hedef kitle ile buluştu. Kitap fuarının ardından, Türkiye’nin tüm bölgelerine bayilik sistemi ile dağıtılan yayınların gördüğü bü­ yük ilgi üzerine, Ocak 2013’ten itibaren Habertürk Gazetesi ile yapı­ lan anlaşmayla, haftasonu Deneme Sınavı ekleri, haftaiçi ise Hazırlık Kitapları eki verilmeye başlandı. Şırnak’tan Muğla’ya, Ardahan’dan Edirne’ye kadar, kitabevlerinin taleplerinin yanısıra öğrenci ve eği­ timcilerin övgü ve istekleri de hedef kitlenin ‘Üniversite Hazırlık Yayınları’mıza duydukları ilgi ve güvenin göstergesi. İTÜ Vakfı Genel Sekreteri Kenan Çolpan: Öğrencilerin İlgisi Memnuniyet Verici Üniversite Hazırlık Yayınları’nın hayata geçirilmesinde, girişimleri ile pay sahibi olan İTÜ Vak­fı Ge­nel Sek­re­te­ri Ke­nan Çol­pan, yayınların modüler sistem oluşu, görsel tasarımı ve bilimsel içerikteki seçicilik gibi unsurlarla, öğ­ren­ci­le­re fark­lı ve da­ha et­kin bir öğ­ren­me me­to­ du sunulduğunu ve bu yaklaşımın başarıyı getirdiğini vurguladı.

Çol­pan, öğrencilerin farklı bir sistemle hazırlanan yayınlara olan il­ gilerinden ol­duk­ça mem­nun ol­duk­la­rı­nı di­le ge­tirerek şun­la­rı kay­ detti: “Bu mo­dül ki­tap­lar­da, ye­ni YGS-LYS for­ma­tı­na uy­gun ola­rak, tüm sı­nav müf­re­da­tı­nı kap­sa­yan, hem bil­gi hem de yo­rum gü­cü ge­rek­ti­ren so­ru tip­le­ri­ne yer ve­ril­miş­tir. So­ru­la­rın güç­lük dü­ze­yi YGS-LYS so­ru­la­rı­nın güç­lük dü­ze­yin­de ha­zır­lan­mış olup, se­çi­ci ol­ ma­sı ama­cıy­la be­lir­li oran­da zor so­ru­lar da bu­lun­mak­ta­dır. Bun­dan amaç­la­nan, geç­miş yıl­lar­da so­ru­lan ve ge­le­cek­te de çık­ma­sı muh­te­ mel zor so­ru tip­le­ri­ne de öğ­ren­ci­le­rin ha­zır­lık­lı ol­ma­sı­nı sağ­la­mak­ tır. Mo­dül ki­tap­ta­ki so­ru­lar, öğ­ren­ci­le­rin ça­lış­ma ve­ri­mi­ni ar­tır­mak ama­cıy­la ko­lay­dan zo­ra doğ­ru bir sis­te­ma­tik­le, üni­te­ler ha­lin­de (mo­ dü­ler) su­nul­mak­ta­dır.” YGS Sınavından Sonra Talep Daha Fazla YGS sı­na­vın­dan son­ra­ki haf­ta­da LYS ürün­le­ri­ne ge­len ta­lep­lerin ve ilginin gi­de­rek art ­tı ­ğı­nı da di­le ge­ti­ren Çol­pan, ge­rek öğ­ren­ci­ler­ den ge­rek­se öğ­ren­ci ve­li­le­rin­den ge­len ge­ri bil­di­rim­ler­den ol­duk­ ça mem­nun kal­dık­la­rı­nı belirterek, “Öğ­ren­ci­le­rin ki­tap­la­rı­mı­za ve Deneme Sınavlarımıza il­gi­si ar­ta­rak sür­mek­te­dir. YGS sı­na­vı ön­ce­si haf­ta­da or­ta­la­ma 100 bin ki­şi­ye ula­şır­ken, sı­nav gü­nü­ne ka­dar 800 bin ki­şi­ye ulaş­tık. LYS sı­na­vı­na ka­dar bu sa­yı­yı 2 mil­yon ki­şi­ye çı­ka­ra­ bi­le­ce­ği­mi­zi tah­min edi­yo­ruz.” dedi.

İTÜ Vakfı Genel Sekreteri Kenan Çolpan

Hedef Tüm Gençlere Ulaşabilmek Tür­ki­ye’nin bü­yük bir genç nü­fu­sa sa­hip ol­du­ğu­na da dik­kat çe­ken Çol­pan, da­ha ula­şı­la­cak nok­ta­lar ol­du­ğu için Ha­ber­türk ile ya­pı­lan ça­lış­ma­la­ra de­vam ede­cek­le­ri­ni ve tüm genç­le­re ulaş­ma­yı he­def­ le­dik­le­ri­ni söy­ledi. Ge­le­cek yıl­ki he­def­le­ri ara­sın­da, İTÜ Vakfı Üni­ versite Hazırlık Yayınları’nın her nok­ta­da öğ­ren­ci­le­re ulaş­ma­sı­nı sağ­la­mak ol­du­ğu­nu be­lir­ten Çol­pan, talep üzerine SBS Deneme Sınavı’nın da hazırlandığını ve Ha­ber­türk ile bir­lik­te de­ne­me­le­rin ve­ril­me­si­nin sı­na­va ka­dar de­vam ede­ce­ği­ni vurguladı. İTÜ Rek­tö­rü Meh­met Ka­ra­ca’nın bu ça­lış­ma­yı des­tek­le­di­ği­nin al­tı­nı çi­zen Çol­pan, Ka­ra­ca’nın, YGS sı­nav ön­ce­si Ha­ber­türk te­le­viz­yo­nun­da can­lı ya­yı­na ka­tı­la­rak öğ­ren­ci­le­re önerilerde bulunan ve ba­şa­rı di­le­yen tek rek­ tör ol­du­ğu­na da dik­kat çek­ti.

Üniversite Hazırlık Yayınlarımız, İzmir Kitap Fuarı’nda Tanıtıldı İTÜ Vakfı, ‘Üniversite Hazırlık Kitapları’ ile katıldığı TÜ­YAP İzmir Kitap Fuarı’nda büyük ilgi gördü. TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 20-28 Nisan tarihlerinde Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda açılan 18. İzmir Kitap Fuarı, kitapseverlerin akınına uğradı. LYS ve SBS sınavı öncesi, öğrencilerin, eğitimcilerin ilgisi doğal ola­ rak, üniversite hazırlık kitaplarının yer aldığı standlar oldu. İTÜ Vak­ fı Üniversite Hazırlık Yayınları ile yer aldığı fuarda tanıtım ve satış yaptı. İlk kez Kasım 2012’de İstanbul Kitap Fuarı’nda hedef kitleyle buluşan ya­ yınlarımız; modüler sistem, bol gör­ sel ve etkin öğrenme metodu sunan içerikleriyle İzmir’deki öğrencilerin de büyük ilgisini çekti.

80

Vakıf’tan Haberler

Dünya Kadınlar Günü’nde “2023 Vizyonu ve Kadın” 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi, gazeteci Zeynep Göğüş’ü ve Flüt Quartet’i konuk etti. Göğüş yaptığı konuşmada, kadın istihdamı sorunu çözülmedikçe, 2023 vizyonundaki hedeflere ulaşmanın zorluğuna dikkat çekti. İTÜ Vak­fı Sos­yal ve Kül­tü­rel Hiz­met­ler Ko­mi­te­si, 8 Mart Dün­ya Ka­dın­lar Gü­nü’nü İTÜ Maç­ka Sos­yal Te­sis­le­rin­de dü­zen­le­di­ği et­kin­lik­ler­le kut­la­dı. Her yıl ge­le­nek­sel ola­rak bir ko­nuş­ma­cı­nın yer al­dı­ğı et­kin­li­ğe bu yıl ga­ze­te­ci Zey­nep Gö­ğüş ko­nuk ol­du ve “2023 Viz­yo­nu ve Ka­dın” baş­lık­lı bir ko­nuş­ma yap­tı. Gül­çe Kü­çü­kas­lan, Ev­rim Öz­türk, Çağ­la Ca­nen ve De­niz Ünel’den olu­şan “Flüt Qu­ar­tet” in gü­ne renk ka­tan kon­se­ri­nin ar­dın­dan, yıl­la­rın de­ne­yim­li ga­ze­te­ci­si Zey­nep Gö­ğüş “2023 Viz­yo­nu ve Ka­dın” baş­lık­lı ko­nuş­ma­sı­nı yap­tı. Zey­nep Gö­ğüş, Türk ka­dın­la­rı­nın 2023 yı­lın­da, ya­ni Cum­hu­ri­ ye­tin 100. yı­lın­da ne­re­de ola­ca­ğı­nı an­la­mak ba­kı­mın­dan ba­zı bil­gi­le­ri OECD ve­ri­le­rin­den alın­tı­lar­la ak­tar­dı. Ulus­la­ra­ra­sı gös­ ter­ge­le­re ba­kıl­dı­ğın­da ha­len çok ge­ri­de ol­du­ğu­mu­zu be­lir­ten Gö­ğüş “Özel­lik­le bu­gü­nün çok gün­dem­de olan ko­nu­su ka­dı­nın is­tih­da­mı yö­nün­den bak­tı­ğı­mız­da OECD ül­ke­le­ri ara­sın­da so­ nun­cu­yuz. OECD or­ta­la­ma­sın­da ka­dın is­tih­da­mı % 61 ve biz bu­ nu aşa­ğı çe­ken ül­ke­le­rin ba­sın­da ge­li­yo­ruz. Tür­ki­ye’de ma­ale­sef her 100 ka­dın­dan % 28.1’i ça­lış­ma ha­ya­tı­nın için­de. OECD or­ta­ la­ma­sı ise %60. Biz­den bi­raz da­ha iyi du­rum­da olan Mek­si­ka var ama biz­den da­ha kö­tü du­rum­da olan baş­ka ül­ke yok.” de­di. Bu du­ru­mu mut­la­ka dü­zelt­mek ge­rek­ti­ği­nin al­tı­nı çi­zen Gö­ğüş söz­le­ri­ni şu şe­kil­de sür­dür­dü: Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Hü­kü­me­ti bir 2023 viz­yo­nu ya­yın­la­dı. Bu viz­yon­da 2023 yı­lın­da dün­ya­ nın 10. bü­yük eko­no­mi­si ol­ma hedefi var. Bu na­sıl ola­cak? He­ def kon­muş, bu viz­yon­da ki­şi ba­şı­na 25 bin USD mil­li ge­lir­den bah­se­di­li­yor. Bu­nu is­te­me­mek müm­kün de­ğil, keş­ke 25 bin’in de üze­ri­ne çı­ka­bil­sek. Ka­dın is­tih­da­mı so­ru­nu çö­zül­me­dik­çe, ka­dın­lar ça­lış­ma ha­ya­tın­da ol­ma­dı­ğı sü­re­ce, bu­nun ger­çek­leş­ me­si çok zor. % 28 ka­dın is­tih­da­mı ile er­kek­le­rin de % 100’ü is­tih­dam edil­se bi­le -ki bu im­kan­sız, bi­li­yor­su­nuz dün­ya­nın hiç bir ye­rin­de % 100 er­kek is­tih­da­mı di­ye bir şey yok- biz 18.000 USD mil­li ge­li­ri aşa­mı­yo­ruz.

Siyasette kota şart...

2023 viz­yo­nu de­yin­ce, si­ya­set ko­nu­su­na de­ğin­me­miz la­zım. Bir par­la­men­to­da ka­dın­la­rın et­ki­li ola­bil­me­si ve ara­la­rın­da da­ya­nış­ ma sağ­la­ma­la­rı için bir kri­tik eşik var, bu oran % 30. Şu an­da biz %14’ler­de­yiz ama ge­ri­ye dö­nüp bak­tı­ğı­mız­da % 2’den, %1.8’den bu­ra­ya gel­mi­şiz. Ata­türk dö­ne­min­de bu oran % 17’ler­de baş­la­mış­ tı. 90 son­ra­sı % 1.8 -1.9’lar­dan % 14’e çık­mak iyi bir du­rum. Es­ki par­ti­ler­de, ka­lıp­laş­mış ya­pı­lar­da­ki er­ke­ğin ha­kim ol­du­ğu sis­te­mi de­ğiş­tir­mek çok zor. Ye­ni si­ya­sal olu­şum­lar­da ka­dın­lar ken­di­le­ri­ni da­ha ra­hat gös­te­ri­yor­lar. Ka­dın­la­rın si­ya­set­te da­ha ak­tif ol­ma­sı­nın

Flüt Qu­ar­tet: Gül­çe Kü­çü­kas­lan, Ev­rim Öz­türk, Çağ­la Ca­nen ve De­niz Ünel

yo­lu ko­ta­lar­dır. Dün­ya­nın hiç bir ül­ke­sin­de bu iş ko­ta­sız ba­şa­rıl­ ma­mış. Biz­de de böy­le ol­mak zo­run­da. Ka­dın­la­rın ka­rar me­ka­niz­ ma­sın­da ol­ma­sı için eko­no­mik ha­yat­ta ve si­ya­set­te ol­ma­la­rı çok önem­li...” Bir di­ğer gün­cel ko­nu ola­rak, ka­dı­na kar­şı şid­de­te de de­ği­nen Gö­ ğüş, bu çer­çe­ve­de ka­dın­lar­la il­gi­li pro­je­le­re er­kek­le­rin de da­hil edil­me­si gerektiğini, özel­lik­le de er­gen er­kek­ler üze­rin­de ça­lı­şı­la­ rak bu tür pro­je­ler­den so­nuç alı­na­bi­le­ce­ği­ni vur­gu­la­dı.

Arabeski çok küçümsedik...

Et­kin­lik­te­ki kla­sik mü­zik kon­se­ri­nin gü­zel­li­ğin­den, Tür­ki­ye’nin baş­ ka bir ger­çe­ği­ne de dik­kat çe­ken Gö­ğüş, şun­la­rı söy­le­di: Bu­gün bu­ ra­da ha­ri­ka bir kon­ser din­le­dik. Fa­kat Tür­ki­ye’nin baş­ka bir ger­çe­ği de var. Ben Fa­zıl Say’ı çok be­ğe­ni­yo­rum. Ama biz Müs­lüm Gür­ses ola­yı­nı da an­la­mak zo­run­da­yız. He­le be­nim gi­bi top­lu­mu yön­len­ dir­me, ga­ze­te­ci­lik vs. gi­bi iş­ler ya­pan­lar ola­rak biz ara­bes­ki çok kü­ çüm­se­dik an­la­ma­dık, alay et ­ti k. Bi­zim, göğ­sü­nü ji­let­le­yen­le­ri de an­la­yıp, iz­le­me­ye al­ma­mız ge­re­ki­yor­du. On­lar ne­re­ye oy ve­ri­yor, di­ye bak­tı­ğı­nız­da bu­gün baş­ka bir re­sim gö­rü­yor­su­nuz. Bu açı­dan ken­di­mi­zi eleş­tir­me­miz ge­re­ken nok­ta­lar da mut­la­ka var.” Zeynep Göğüş, konuşmasının devamında soruları yanıtladı. Ka­dın­lar Gü­nü et­kin­lik­le­ri, Arı­ko­va­nı Res­to­ran’da “Dün­ya Ka­dın­lar Gü­nü Briç Tur­nu­va­sı” ile sür­dü. Sos­yal ve Kül­tü­rel Hiz­met­ler Ko­ mi­te­si’nin yıl­lar­dır sür­dür­dü­ğü briç et­kin­li­ği­nin ka­tı­lım­cı­la­rı, dü­ zen­le­nen tur­nu­va­da us­ta­lık­la­rı­nı ser­gi­le­di­ler ve ga­lip ge­len­ler, gü­nü bir ku­pa sa­hi­bi ola­rak ta­mam­la­dı.

Zeynep Göğüş (solda) ve Komite Başkanı Zeliha Dilek

81

Vakıf’tan Haberler

İTÜ’lü ‘Genç Arılar’ İş Dünyasının Kapılarını Aralıyor İTÜ Vakfı’nın, mezunlarla öğrenciler arasında köprü oluşturmak, öğrencilerin iş dünyası ile temasını sağlamak amacıyla geçmiş yıllarda oluşturduğu ve büyük başarı yakaladığı “Genç Arılar” projesi,, birkaç yıllık kesintiden sonra yeniden hayat buldu. İTÜ Yatırım Kulübü öğrencilerinden oluşturduğumuz yeni “Genç Arılar” grubu, İTÜ Vakfı’nda aldıkları bir dizi eğitimin ardından, mezunlarla buluşmak üzere yola çıkıyor... İTÜ Vakfı olarak, 90’lı yıllardan başlayarak hayata geçirdiğimiz, uy­ gulama süresince gerek öğrenci cephesinde gerekse mezun cephe­ sinde mutluluk verici gelişmelere tanıklık ettiğimiz “Genç Arılar” projemiz, bir dönemlik kesintiden sonra yeniden hayat buluyor. Mezunlarla öğrenciler arasında bir köprü oluşturmak, öğrencilerin iş dünyası ile temasını sağlamak, İTÜ Vakfı ve Dergisini tanıtma yoluy­ la eğitim giderlerine katkı sağlamak gibi amaçlarla hayata geçirilen ve uzun yıllar başarı ile uygulanan Genç Arılar” projemiz süresince, öğrenciler sayısız mezunla bir araya gelerek, onların tecrübelerin­ den yararlandılar, çoğu zaman bu iletişim, onlar için bir staj yeri temini veya iş dünyasına ilk adımı atmanın kapılarını araladı. Hatta girişimcilikte sınır tanımayan öğrencilerimizden bazıları, edindikleri tecrübelerden yararlanarak, kendi işlerini kurdular, bizim halen öğ­ rencilere aktardığımız ‘başarı hikayeleri’nin aktörleri oldular.

Eği­tim Se­mi­ner­le­ri

Aynı heyecanla, İTÜ’nün değişik fakültelerinden biraraya gelmiş Ya­ tırım Kulübü öğrencilerinden oluşturduğumuz ‘Genç Arılar’ grubu, İTÜ Vakfı’nca verilen eğitim seminerlerinde edindikleri yeni dene­ yimlerle sahaya hazırlanıyorlar. Bu çerçevede düzenlediğimiz ilk etkinlikte ‘Genç Arılar’, Kişisel Ge­ lişim Uzmanı Fahri Sarrafoğlu’nun “Düşün, Konuş, Dinle” başlıklı semineri ile ilk eğitimlerini almış oldular.

uygulanan ‘Genç Arılar’ projesi ve sonuçları hakkında bilgi verdi. 20 yıl­dır yayın hayatını sürdüren İTÜ Vak­fı Der­gi­si’nin genç­le­rin yu­va­sı ol­du­ğu­nu be­lir­ten Yazıcı, eği­tim alan genç­le­ri­mi­zin, git ­ti k­le­ri fir­ma­ lar­da hem İTÜ’yü hem de İTÜ Vak­fı’nı tem­sil ede­cek­le­ri­ni di­le ge­ tir­di. Genç Arı­lar, ilk ola­rak Vak­fın burs ça­lış­ma­la­rı­na des­tek ol­mak ama­cıy­la iş dün­ya­sı­na İTÜ Vak­fı’nı ta­nıt­ma­ya ça­lı­şa­cak­lar. Ön­ce­lik­le İTÜ’den me­zun işa­dam­la­rı ile tanışıp, gö­rü­şe­cek olan Genç Arı­lar, hem onların tec­rü­be­le­rin­den fay­da­la­na­cak­lar, hem de mad­di du­ ru­mu ye­ter­siz İTÜ’lü öğ­ren­ci­le­re burs te­min et­mek için ça­lı­şan İTÜ Vak­fı’na katkıda bulunacaklar.

Ön­ce Din­le­me­yi Öğ­ren­mek

Kişisel Gelişim Uzmanı Fahri Sarrafoğlu da “Düşün, Konuş, Dinle” başlıklı sunumla, Genç Arılar’a öncelikle dinlemenin önemini belir­ terek, iyi bir dinleyici olma konusunda ilginç film ve görüntüler eşli­ ğinde bilgiler aktardı. Sarrafoğlu, konuşma sırasında sık sık söylenen “ee, şey, yani” vb. asalak kelimelerden kurtulmanın püf noktalarını öğreterek, doğru nefes almanın faydalarını vurguladı, konuşma ve beden diline yönelik yanlış ve doğruları, bizzat öğrencilerle doğaçla­ ma uygulamalar şeklinde gösterdi.

Me­zun Ol­ma­dan İş Bu­la­bi­le­cek­ler

Seminer’de konuşan İTÜ Vak­fı Ge­nel Sek­re­ter Yar­dım­cı­sı Cem İpek, İTÜ Vak­fı ola­rak, ge­le­cek va­at eden genç­ler­le ya­kın­dan il­gi­len­dik­ le­ri­ni di­le ge­ti­re­rek, genç­le­rin ken­di­le­ri­ni ger­çek­leş­ti­re­bil­me­le­ri ve ön­le­ri­ni aç­mak için bu tür pro­je­le­re de­vam ede­cek­le­ri­ni söyledi. Bu tür eği­tim ve des­tek­ler sa­ye­sin­de İTÜ’de oku­yan ba­şa­rı­lı genç­le­ rin, me­zun ol­duk­tan son­ra iş bul­ma kay­gı­sı ta­şı­ma­ya­cak­la­rı­nı ifa­de eden İpek, şim­di­den iş dün­ya­sı­na gi­re­cek olan ‘Genç Arı­lar’ın ba­ şa­rı­lı ola­ca­ğı­na inan­dı­ğı­nı söy­le­di. İTÜ Vak­fı Der­gi­si Ya­zı İş­le­ri Mü­ dü­rü Ha­ti­ce Ya­zı­cı da, İTÜ Vakfı’nı tanıtarak, geçmiş dönemlerde

Sektör Temsilcileri Deneyimlerini Aktarıyor İTÜ Vak­fı’nın ‘Genç Arı­lar’ için iş dün­ya­sı ile ile­ti­şim kur­ma be­ce­ri­le­ri­ne yö­ne­lik eği­tim se­mi­ne­ri­nin ikin­ci­si­ne ko­nuş­ma­cı ola­rak ka­tı­lan Gö­ze­ tim Si­gor­ta Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı Ab­dul­lah İs­met ve Ye­di­renk İle­ti­şim Rek­lam Ajan­sı Ge­nel Mü­dü­rü Ke­mal Çift­çi de­ne­yim­le­ri­ni öğ­ren­ci­ler­le pay­laş­tı. Abdullah İsmet: İşi­ni­zi Se­vin Uzun yıl­lar ABD’de si­gor­ta­cı­lık yap­tık­tan son­ra Tur­key Eko­no­mi Ga­ze­te­ si­nin Ya­yın Yö­net­men­li­ği­ni üst­le­nen, ken­di si­gor­ta şir­ke­ti­ni ku­ra­rak, bu alan­da 800’den faz­la ku­rum­sal fir­ma­ya hiz­met ver­mek­te olan Ab­dul­lah İs­met, genç­le­rin, ilk ön­ce ya­pa­cak­la­rı işi sev­me­si­ni tav­si­ye ede­rek, ile­ti­ şim­de ol­maz­sa ol­maz ku­ra­lın “dik­kat” ol­du­ğu­nu di­le ge­tir­di. İs­met, söz­le­ ri­ni şöy­le sür­dür­dü: “Pi­ya­sa­yı iyi ta­kip et­me­li­si­niz. Me­zun ol­ma­dan ön­ce pi­ya­sa ile il­gi­li bil­gi­le­ri te­min eder­se­niz, iş ha­ya­tı­na atıl­dı­ğı­nız­da zor­luk çek­mez­si­niz” İs­met, pa­zar­la­ma ile il­gi­li ola­rak dik­kat, bil­gi al­ma, ana­liz

ve ka­rar aşa­ma­la­rın­dan da bah­se­de­rek genç­le­rin ken­di­le­ri­ni ye­tiş­tir­me­ le­ri­ni tav­si­ye et ­ti . Dev­let Pa­ra Ve­re­cek Pro­je Arı­yor Ye­di­renk İle­ti­şim Rek­lam Ajan­sı Ge­nel Mü­dü­rü Ke­mal Çift­çi ise, hü­kü­me­ tin genç­le­re dö­nük des­tek­le­rin­den bah­se­de­rek, Şim­di­den pro­je üret­me­ ye ba­kın. Her tür­lü pro­je­ni­ze ra­hat­lık­la des­tek bu­lur­su­nuz. Ye­ter ki el­le tu­tu­lur, bir pro­je­niz ol­sun, de­di. Çift­çi, Tür­ki­ye’de pro­je kı­sır­lı­ğı de­ğil pro­je tem­bel­li­ği çe­kil­di­ği­ne de dik­kat çe­ke­rek şun­la­rı söy­le­di: “Genç­le­ri­mi­zin bir­çok pro­je­si ol­du­ğu­na ina­nı­yo­rum. Ama ne­re­den han­gi des­te­ği ala­ cak­la­rı­nı bil­mi­yor­lar. Bu ko­nu­da bir­çok ku­rum ve ku­ru­luş des­tek ve­ri­yor. Öğ­ren­ci iken bi­le et­kin­lik­le­ri­ni­ze spon­sor bu­la­bi­lir­si­niz. Kül­tür Ba­kan­lı­ğı ba­zı spon­sor­luk­la­rın yüz­de yüz ver­gi­den dü­şül­me­si için des­tek ve­ri­yor. Bun­la­rı araş­tı­rın ve siz de pro­je üre­te­rek şim­di­den pi­ya­sa­ya gi­rin” di­ye ko­nuş­tu

82

Vakıf’tan Haberler

Annelere En Güzel Hediye İçin: Kermes İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi’nin geleneksel Anneler Günü ve Bahar Kermesi 8 Mayıs’ta İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri salonlarında gerçekleştirildi. Aralık ve Mayıs’ta olmak üzere her yıl iki defa düzenlenen ker­ mesin amacı, Komite’nin tüm etkinliklerinde olduğu gibi İTÜ öğrencilerine burs desteği sağlamak. Bu yıl yine özel tasarım takı ve dekorasyon ürünleri, mutfak mal­ zemeleri, giysi, el emeği göz nuru geleneksel ürünler gibi gün­ lük yaşamın gereksinimlerini kaşılamaya yönelik katılımcılarla, Anneler Günü için alternatif oluşturacak pek çok hediyelik İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri salonlarında sergilendi, satışa sunuldu. Çok Sayıda Firmadan Kermes’e Destek Kermes, İTÜ öğrencileri için burs desteği sağlama amacına yö­ nelik olunca, çok sayıda kuruluş, ürün bağışı ile destek verdi, kermes ortamının daha da zenginleşmesini sağladı. Duyuru ve çağrılarımıza kulak veren bu kuruluşlar giysiden yiyecekiçeceğe, dekorasyon ve mutfak malzemelerinden bujiteriye varıncaya kadar firmalarına ait ürünlerden setler göndererek, Komitemizin öğrencilere yönelik çabasına katkıda bulundular. Mini Konser Sanatçı Mine Geçili, kermeste verdiği mini komserde Türk Sanat Müziği’nin popüler parçalarını seslendirerek güne ayrı bir renk kattı.

Kermesimize Bağışladıkları Ürünlerle “İTÜ Vakfı Burs Fonu”na Katkıda Bulunan Kuruluşlara Sonsuz Teşekkürlerimizle... Ziylan Ayakkabı

Kervan Gıda

Yedirenk İletişim

En-Ka Çelik

Elvan Gıda

Saka Su

Uğur Bijuteri

Unilever

Tekin Bijuterii

83

Banat Diş Fırçaları

Fakir Ev Aletleri

Şekerci Cafer Erol Besse Gömlek

White Sea Markiz Patent

Vakıf’tan Haberler

Prof. Dr. Mustafa Gediktaş Anısına “Çağdaş Türk Müziği Konseri” İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi, Prof. Dr. Mustafa Gediktaş anısına bir Türk Müziği konseri düzenledi. 25 Mart 2013’te İTÜ Maçka Kampüsü Mustafa Kemal Amfisinde gerçekleştirilen konsere Mehmet Özkaya solist, Melihat Gülses ve Atilla Atasoy konuk solistler olarak katıldı. Sanatçılar, şef Kamil Coşkun yöneti­ mindeki Çağdaş Türk Müziği Orkestrası eşliğinde, Türk müziğinin gönüllerde yer etmiş unutulmaz eserlerini seslendirdiler. İTÜ öğrencilerine burs desteği sağlamak amacıyla, İTÜ’nün unutulmaz hocalarından Prof. Dr. Mustafa GEDİKTAfi anısına düzenlenen “Çağdaş Türk Müziği Konseri”nde Mustafa Gediktaş’ın öğrencileri, meslektaşları, sevenleri biraraya geldi. Konser, daha önceki Mustafa Gediktaş’ı anma konserlerinde olduğu gibi Tülin Gediktaş’ın katkıları ile gerçekleştirildi. Vakfımıza katkıları nedeniyle Sayın Tülin Gediktaş’a teşekkür ederiz.

Matematik 1 Çözümlü Problemleri Ayşe Peker Dobie Matematik 1 Çözümlü Problemleri kitabı, Yazar’ın yaklaşık 15 yıldan beri İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si Fen ve Mü­hen­dis­lik Fa­kül­te­le­ri­nin bi­rin­ci sı­nıf öğ­ren­ci­le­ri­ne ver­mek­te ol­du­ğu Ma­te­ma­tik I der­si­nin not­ la­rın­dan der­len­miş bir prob­lem ki­ta­bı­dır. Her bö­lüm­de, ön­ce­lik­le ye­ ter­li öl­çü­de ge­rek­li olan teo­rik bil­gi ve­ril­miş olup bu bil­gi, ko­nu ile il­gi­li çok sa­yı­da ba­sit­ten da­ha zo­ra sı­ra­lan­mış çö­züm­lü prob­lem­ler­le pe­kiş­ ti­ril­miş­tir. 6. baskısı yapılan bu prob­lem ki­ta­bı­nın, üni­ver­si­te­le­rin il­gi­li bö­lüm­le­ri­nin bi­rin­ci sı­nı­fın­da ve­ri­len ma­te­ma­tik der­siy­le il­gi­li ge­rek­si­ nim­le­ri­ni kar­şı­la­ya­ca­ğı­nı umuyoruz. Yazar Ayşe Peker Dobie, tüm basımlarda olduğu gibi, bu basımda da telif hakkını, İTÜ öğrencilerine burs verilmek üzere İTÜ Vakfı’na bağış­ lamıştır. Kendisine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Cisimlerin Mukavemeti Prof. Dr. Mustafa İnan İstanbul Teknik Üniversitesi’nin efsane hocalarından Prof. Dr. Mustafa İnan’ın üniversitemize ve mühendislik dünyasına armağanı olan “Cisim­ lerin Mukavemeti” adlı eserinin 9. baskısı çok yakında İstanbul Teknik Üniversitesi Vakfı yayını olarak tekrar basılacak.

9. Baskı Çok Yakında...

Sipariş ve bilgi: 0212 232 57 62 : 230 73 71  basin@ituvakif.org.tr www.ituvakif.org.tr

84

Yayınlarımız

Ord. Prof. Ata Nutku

Türk Gemi İnşaatı Endüstrisi ve Mühendislik Eğitiminin Önderi İTÜ’de sivil gemi mühendisliği eğitiminin kurucusu ve Türkiye’de gemi yapılamaz denen bir ortamda çelik gemi yapımını gerçekleştiren Ord.Prof. Ata Nutku’nun hayatı ve gemi inşaatı endüstrisine yaptığı katkılar “Ord. Prof. Ata Nutku Türk Gemi İnşaatı Endüstrisi ve Mühendislik Eğitiminin Önderi” isimli kapsamlı bir eser olarak İTÜ Vakfı Yayınları arasında yerini aldı. Y. Müh. Alb. Aydın Eken tarafından hazırlanan “Ord. Prof. Ata Nutku Türk Gemi İnşaatı Endüstrisi ve Mühendislik Eğitiminin Önderi” kitabı, üç yıl süren bir araştırmanın, titiz ve sabırlı bir çalışmanın sonucu olarak ortaya çıktı. Prof. Dr. Reşat Baykal ise, İTÜ’de 31 yıl hizmet vermiş olan Ata Nutku’nun akademik yaşamı ile ilgili bilgi ve belgelerin kitapta eksiksiz yer alması; kitabın adına yaraşır biçimde basımı için kaynak bulunması konularında destek verdi. Kendi alanında, yakın tarihimize ışık tutan niteliği ile eşsiz olan bu eserin içerik ve oluşum sürecini kitabın “Önsöz”lerinden okurlarımıza sunuyoruz… Kitabın, İTÜ Vakfı Yayını olarak çıkarılması ve satış gelirinin İTÜ Vakfı Burs Fonu’na aktarılması için tüm haklarını Vakfımıza bağışlayan Y. Müh. Aydın Eken’e ve Eken’in bu kararı almasında yönlendirici olan Prof. Dr. Reşat Baykal’a en derin teşekkürlerimizi sunarız.

Y. Müh. Aydın Eken

İTÜ Vakfı Yayını - www.ituvakif.org.tr

Ata Nutku ismi biz gemi inşaatcılar için her zaman büyük bir önem taşımıştır. Hocamızın ismini ilk defa 1981 yılında İTÜ Gemi İnşaatı Fakültesinde eğitime başladığım zaman duymuştum. Ancak kendisi 1974 yılında emekli olduğu için üniversitede bulunmuyordu. 1984 yılında yapılan bir teknik kongrede, kendisini görme ve dinleme fırsatını bulmuştum. Daha sonra derslerin yoğunluğu içinde Ata Nutku ismi de yavaş yavaş hafızamdan çıkmıştı. Ta ki 1990 yılında Gölcük Tersanesi’nde göreve başlayana kadar. Gölcük Tersanesi’nde Cumhuriyet sonrası Türkiye’de dizayn ve inşa edilen ilk bü­ yük ölçekli çelik gövdeli gemi olan Gölcük Yağ Gemisi’nin Ata Nutku tarafından yapıldığını ve sonrasında da yeni gemi inşa hamlesinin; Torpido Şalopaları, Atak Mayın Gemisi ve Dalgıç Motoru projeleri ile devam ettirildiğini öğrenmek beni yine heyecanlandırmıştı. Fakat tersanenin yoğun çalışma tem­ posu içerisinde bir projeden diğerine koşmaktan yıllar gelip geçti ve Ata Nutku’nun yaptıklarının önemini tam olarak id­ rak edememiş oldum. 2008-2009 yıllarında Gemi ve Deniz Teknolojisi Dergisi’ne yazılar yazarken Ata Nutku’nun hayatı ve çalışmaları ile il­ gili geniş çaplı bir yayının olmadığını fark ettim ve bundan sonraki makalemin Ata Nutku ve yaptıkları üzerine olmasına karar vererek çalışmalara başladım. Başlangıçta niyetim bu konuda bir makale kaleme almaktı. Fakat araştırmalarımı

derinleştirdikçe bunun makale boyutunu aşacağını ve özel bir sayı olarak basılabileceğini düşünmeye başladım. Tam o sıralarda okuduğum bir yayında Ata Nutku’nun ölümün­ den sonra, oğlu Prof.Dr. Yavuz Nutku’nun, babasının tüm evraklarını Deniz Harp Okulu Kütüphanesine bağışladığını öğrendim. Orada yaptığım araştırmalar neticesinde daha önce hiç rastlamadığım çok değerli bilgi ve belgelere ulaş­ tım. Özellikle onların içerisinde dört cilt çok önemliydi ve Deniz Harp Okulu Komutanlığı ilgililerinden aldığım izin sa­ yesinde bunları Gölcük Tersanesi’ne getirerek, inceleme ve tarama fırsatını buldum. Hocamızla ilgili kaynaklar kısmında belirtilen diğer yayınları da inceledikten sonra, çalışmamın bir kitap olması gerektiğine karar verdim. Son olarak 2011 yılında Yavuz Nutku’nun vefatından sonra, kızı Sırma Nutku, tavan arasında bulduğu dedesine ait dört sandık bilgi ve bel­ geyi Gölcük Tersanesi’ne bağışladı. Bu belgeleri bizzat tasnif ettim ve buradan da çok önemli bilgi ve belgelere ulaştım. Bu yeni belgelerin ışığı altında dördüncü defa olmak üzere, oluşturmaya başladığım kitabı yeni baştan derlemek zorun­ da kaldım. Tüm bu çalışmalar yaklaşık olarak üç yıldan fazla sürdü. Bu çalışmaya başladıktan sonra, Ata Nutku isminin Türk Gemi İnşa Endüstrisi için ne kadar büyük bir anlam ta­ şıdığını ve hocamızın bir ömre bu kadar çok ve önemli çalış­ mayı nasıl sığdırdığını görmek, beni kendisine bir kez daha

85

Yayınlarımız

hayran bıraktı. Bu kitabın üniversitede basımı için bana her türlü desteği veren İTÜ Rektörleri Prof. Dr.Muhammed Şahin ve Prof. Dr.Mehmet Karaca ile Rektör yardımcısı Prof.Dr.Fevzi Ünal’a ve İTÜ Yayın Komisyonu Teknik Komite Başkanı ve üyelerine şük­ ranlarımı sunarım. Prof.Dr. Ata Nutku’nun akademik yaşamıyla ilgili çok değerli bil­ gi, belge ve fotoğrafları vererek kitabın belirli sayfaları arasında yer almasını sağlayan İTÜ Rektörlerinden hocam Prof.Dr.Reşat Baykal’a özellikle ve içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Bu değerli katkıları yanında Reşat hocamın kitabın daha kaliteli ba­ sılması için denizcilik kuruluşlarından maddi destek sağlaması yanında, kitabın son şeklini alması için matbaada basım aşama­ sındaki düzenleme ve düzeltmeleriyle ilgili özverili çalışmalarını şükranlarımla belirtmek istiyorum. Doğrusu onun son altı ay bo­ yunca sürdürdüğü inanılmaz destek ve çabaları olmasaydı, kita­ bın hem içerik hem de düzenleme yönünden önemli eksikleri olacaktı. Birlikte uyumlu çalışmamız bu kitabın istenilen düzeyde yayımlanmasını sağladı. Prof.Dr.Ömer Gören’in kitabın basımı için olumlu görüşü ile ver­ diği desteğe içtenlikle teşekkür ederim. Kitabın basım aşamasın­ da samimi destek ve çabaları için Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Ahmet Ergin’i şükranla belirtir, teşekkür ederim. Kitabın kuşe kağıda renkli basımı için maddi destek ve­ ren TL-Türk Loydu, DNV-Norveç Loydu, Gemak Tersanesi, LRİngiliz Loydu, BV-Fransız Loydu, RINA-İtalyan Loydu ve ABSAme­ rikan Loydunun Türkiye yetkililerine gönülden teşekkür ederim. Gölcük Tersanesi’nde mevcut dokümanların incelenmesine ve alıntı yapılmasına izin veren, Deniz Harp Okulu Kütüphanesin­ den getirdiğim, Ata Nutku‘ya ait dört cilt dokümanın taranarak bilgisayar ortamına aktarılmasını sağlayan ve bu çalışma esna­ sında beni her zaman destekleyen, Gölcük Tersanesi Komutanı Tuğamiral Şevki Şekerefeli’ye, kitabın oluşturulması esnasında

Ata Nutku, Tolunay Tankeri inşaatı esnasında Taşkızak Tersanesi’nde - 1943 photoshop bilgisiyle bana yardımcı olan kızım Yaprak’a, bölüm başlıklarının oluşturulmasında ve kitabın hazırlanması sürecinde photoshop programını kullanmadaki maharetiyle, her türlü iste­ ğimi sabırla ve bıkmadan yerine getiren Nurettin Türker’e, imla hatalarının düzeltilmesinde bana yardımcı olan eşim Şule’ye ve dedesinden kalan dokümanları Gölcük Tersanesine bağışlayarak çok önemli bilgi ve belgelerin bu kitapta yer almasını sağlayan Sırma Nutku’ya, teşekkürlerimi sunarım. Kitabın İTÜ Vakfı Yayını olarak basılmasını destekleyen İTÜ Vakfı yönetimine titiz ve öz­ verili uğraşlarıyla basımı gerçekleştiren Cenkler Matbaası yetkili ve çalışanlarına en içten duygularla teşekkür ederim. Mevcut bir eksikliği gidermek amacı ile özenle hazırlanmış olan bu kitap hakkında okuyucuların yapacakları katkı, eleştiri düzeltme ve önerilerini aşağıdaki adrese bildirmelerinden mutluluk duyarak titizlikle değerlendireceğimi belirtmek isterim.

Gemi İnşaatı Mühendisliğinin Önderleri Prof. Dr. Reşat Baykal

Dünyada gemi inşaatı mühendisliğine önemli katkıları olan bir­ çok bilgin arasında S. Archimedes ve P. Bouguer’in ayrı bir yeri vardır. Matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis olan Arşimet’in (Siraküzali Archimedes) bir çok buluşu vardır. Kendi adıyla bilinen Arşimet prensibiyle, suyun kaldıma kuvvetini belir­ leyerek bilim tarihinde önemli bir yer almıştır. Fransız matematikçi ve astronom Pierre Bouguer ise, gemi inşaatına bilimsel yaklaşım yapan ilk bilgin olarak kabul edilir. Çok sayıda eseri arasında 1746 yılında Peru’da yayınlanan “Traite’ du navire” isimli kitabı, gemi tasarımı ve stabilitesi konusunda yazılmış ilk kitaplardan biri ola­ rak kabul edilmektedir. Ülkemizde ise, İTÜ’de sivil gemi mühendis­ liği eğitiminin kurucusu ve Türkiye’de gemi yapılamaz denen bir ortamda çelik gemi yapımını gerçekleştiren Ord.Prof. Ata Nutku gemi inşaatı mühendisliğinin önderidir. Bazı mesleklerle özdeşle­ şen isimler vardır. Gemi inşaatı mühendisliği denince, ilk akla gelen kuşkusuz rahmetli Ata hocamızdır. Hem eğitim, hem de endüstri alanında asker ve sivil yaşamını denizcilik sektörüne adayan, yurti­ çi ve yurtdışı kuruluşlarda çalışan, çok sayıda gemi inşaatı mühen­

disi ve bilim adamı yetiştiren, gemi model deney laboratuvarını kuran, tersaneyi dershaneye taşımayı büyük bir ustalıkla beceren, meslekte hep ilkleri gerçekleştirmesiyle mesleğinin örnek bir lide­ ridir. Hocamız ülkemizin öz kaynaklarını önemseyip, batının bilim ve teknoloji alanındaki bilgi birikiminden yararlanarak, Türk gemi inşaatı endüstrisi ve eğitiminin güçlenmesi hedeflerini gerçekleş­ tirmede tüm engelleri; meslek sevgisi, çalışma azmi ve yılmadan mücadele eden karakteriyle aşmıştır. Hayalleri, hedefleri, meslek sevgisi, başarıları ve yurtseverliğiyle dört dörtlük bir cumhuriyet öncüsü Ord.Prof. Ata Nutku’yu genç kuşaklara tanıtmak ve hizmetlerini unutulmadan yazılı belgelere dayalı olarak belirten bu kitabı çok önemsiyor ve değerli buluyo­ rum. Bu nedenle kitabın hazırlanması için, tüm kaynakları titizlikle ve sabırla inceleyip büyük emek veren eski bir öğrencim ve mes­ lektaşım Y.Müh.Alb. Aydın Eken’i içtenlikle kutluyor ve ona şük­ ranlarımı sunuyorum. “Aslanların gerçek hikayelerini anlatmas­ sanız, avcıların hikayeleriyle yetinmek zorunda kalırsınız.” Sözünü esas alarak, değerli hocamızın gerektiği gibi tanıtımına katkıda bu­

86

Yayınlarımız

babasının görevli olduğu Preveze’de doğmuştur. Ataullah Nutki olan adı ve soyadını, Mesut Savcı hocamızın tanıklığı ve mahke­ me kararı ile Ata Nutku olarak değiştirmiştir. Bu nedenle kitapta hep Ata Nutku ismi yer almaktadır. Mevcut bilgilerden yararlanılarak oluşturulan soy ağacından da görüldüğü gibi hocamızın kendinden önceki üç kuşak da denizci­ dir. Kitapta babası Süleyman Nutki, amcası Ali Rıza ve kardeşi Em­ rullah hakkında da belgelere dayalı önemli bilgiler verilmektedir. Hocamızın teknik bir deniz subayı olarak Yarbaylığa kadarki askeri yaşamı ile ilgili hizmetleri, başarıları, ödülleri, çabaları ve eserleri Deniz Harp Okulu’ndaki Ata Nutku’nun büyük bir titizlikle birik­ tirdiği belgelerine dayalı olarak Y.Müh.Alb. Aydın Eken tarafından kitapta ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Aslında bu kitabın en büyük kaynağını rahmetli hocamızın düzenli olarak biriktirdiği bilgi ve belgeler oluşturmaktadır. Yaklaşık 55 yıl önce İTÜ’de öğrencisi ve daha sonra öğretim üyesi olarak beraber çalışma onuruna eriş­ miş biri olarak, onun sivil mühendislik yaşamıyla ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum.

Ata Nutku, bir gemi inşa töreninde. lunmak ve onu saygıyla anmak hepimiz için onurlu bir görev ola­ caktır. Bu bağlamda Ord.Prof. Ata Nutku’nun İTÜ de 31 yıl hizmet verdiği akademik yaşamı ile ilgili eksik gördüğüm bazı bilgi ve bel­ gelerin kitapta yer alması için çaba gösterdim. Böylece yazarın da belirttiği gibi bu bilgiler kitabın belirli sayfaları arasında yer aldı. Kitabın kuşe kağıda renkli basımı konusunda ülkemizde hizmet veren saygın denizcilik kuruluşlarının maddi desteğini sağlama­ mın yanında, kitabı adeta bir gölge yazar veya editör gibi gözden geçirip, matbaa çıktılarını da düzelterek yazara destek oldum. “Öğretim bir binanın temeli gibidir. Temel ise toprak altında kal­ dığı için gösterişi yoktur.” diyen hocamızın hocası, Tosyalı Ahmet Şevki Bey’in bu sözünden esinlenerek; onun bu mesleğe katkıla­ rıyla ilgili bilgi ve belgelerin kaybolmadan yalın bir dille yazılmış kitap olarak çıkarılması; hem bir vefa borcu, hemde görünmeyen gösterişsiz temelin neler içerdiğini belirtmesi yönünden de çok önemlidir. Bu kitabın çok önemli diğer bir özelliği ise, İTÜ Gemi İnşaa­ tı ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nin başlangıçını oluşturan Gemi Bölümü’nün kuruluş ve tarihçesi ile ilgili bilgileri hiç bir yoruma ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde orjinal belgelere dayalı olarak vermesidir. Bu nedenle kitabı, bu mesleği merak eden herkese içtenlikle öneriyorum. Üç Kuşak Denizci ‘Nutku’ Ailesi Emrullah, Seyfullah, Ataullah, Hayrullah ve Sadullah isimli beş kardeşin üçüncüsü olan hocamız, 26.10.1904 yılında denizci olan

Ata Nutku, 2500 tonluk yüzer havuzun inşaatı sırasında Taşkızak Tersanesi 1942

İTÜ’de 31 Yıl 1943 Yılında deniz subayı üniformasıyla girdiği İTÜ Gümüşsuyu binasında “Türkiye’de Gemi İnşaatı” konulu konferansını vererek başladığı sivil akademik yaşamından 31 yıl sonra, 26.10.1974 ta­ rihinde 70 yaşında yasal yaş sınırı nedeniyle emekli olmuştur. Ge­ lecek kuşakların dinamik ve yaratıcı gücünü oluşturarak mesleği­ ni gençlere devretmenin huzuru ile, çalışma gücü ve azminden hiçbir şey kaybetmeden bir delikanlı edasıyla, emekli yaşamında da üretkenliğine devam etmiştir. 01 Eylül 1924 tarihinde Deniz Harp Okulundan asteğmen rütbesiyle mezun olan Ata Nutku, as­ ker ve sivil olarak toplam 52 yıl 2 ay hizmetten sonra, ardında gu­ rurlanacağı eser ve unutulmayacak izler bırakarak 26.10.1974’de emekli olmuş ancak İTÜ ile ilişkisinin sürekliliği hiç kesilmemiştir. Mesleki çalışmaların tatmininin doruğuna erişmiş çok önlü bir lider olarak, yetiştirdiği öğrencileri onun belirli yönlerini örnek alarak mesleklerini yüceltirken, mesleklerinin önderi Ord.Prof. Ata Nutku’yu daima hayır ve şükranla anmaktadırlar. Mühen­ dislik konusunda Türkçe yayınların olmadığı bir dönemde gemi inşaatı mühendisliği konusunda üniversite kütüphanesinde bile hiçbir yayının olmadığı bir ortamda, Ata hocanın ingilizce mesleki kitaplar getirerek ders anlatması, öğrencilerini yabancı dilde kay­ nak kitap karıştırmaya yönlendirmiştir. Değerli eşi Naciye hanım bir söyleşisinde şöyle diyor: “Bugün biz evleneli iki sene oldu. İki sene evvel eşim bir ev alsaydı bugüne kadar borçtan kurtulmuş olurduk. Fakat o kadar çok kitap almış ki, hala gönderilen fatu­ raların altından kalkamadık.” Atak mayın gemisinin 1938 yılında Gölcük’te denize indirilişi nedeniyle gemiyi dizayn eden Yüzbaşı Ata Nutku’nun eşi Naciye hanıma hatıra olarak fabrika müdürü Albay Naim Arnas’ın verdiği bileziğin üstünde “Atak Mayın gemisi indirme annesi Naciye’ye Deniz fabrikalarının hatırasıdır” yazısı yer almaktadır. Hocamız gemi elemanları, gemi inşaatı, tersane organizasyonu, harp gemileri, gemi yardımcı makinaları gibi çok değişik dersler vermiş, projeler yaptırmış ve diploma projele­ ri yönetmiştir. Gemi İnşaatı şubesinin gelişmesi için akademik kadroda yetişen kişilerin bilgi ve görgüsünü artırmak, araştırma yönlerini geliştirmek ve lisansüstü eğitimlerini iyi bir şekilde ta­ mamlamaları için önemli olanaklar sağlayarak, herkesi yurtdışına göndermiştir. Ayrıca yurtdışından dünyaca tanınmış yabancı pro­ fesörleri uzun süreli ders verdirmek amacıyla davet ederek, hem öğrencilerin iyi şekilde yetişmelerini sağlamış hem de yurtdışı iliş­ kileri geliştirerek TC uyruklu iyi bir akademik kadro oluşturarak, kurumuna ülkemizde ve yurtdışında saygınlık kazandırmıştır.

87

Yayınlarımız

Bu kapsamda gemi direnci, gemi hidrodinamiği, model deney tekniği, öğretim programları, pervane, gemi hareket ve manevra­ ları, gemi mukavemeti, yelkenli tekneler, gemi makina ve tesisleri konularında İTÜ de ders vermek üzere İngiltere, Almanya ve Ame­ rikadan davet edilen profesörler olarak; Prof. E.V. Telfer (19461951), Prof. G.Kempf (1952, 1953 ve 1956), Prof. F. Horn (19521957 yılları yarıyıl tatillerinde), Prof. Schnadel (1953-1955), Prof. K. Davidson (1954), Prof. H.A. Schade (1960) ve Prof. K. Illies’i be­ lirtebiliriz. Bunlardan Prof. H.A. Schade ve Prof. K. Illies bizim sınıfa da ders vermişlerdir. Bu yabancı profesörler sayesinde, batının bi­ lim ve teknoloji kaynaklarından yararlanılarak gemi inşaatı şubesi gelişmiş ve öğretim üyelerimize yabancı profesörlerin ülkelerinde çalışma olanağı yaratılarak büyük yararlar sağlanmıştır. Ord.Prof. Ata Nutku İTÜ Makina Fakültesi Gemi Şubesi dışında, İTÜ Teknik Okulunda pistonlu buhar makinaları, Yüksek Denizcilik Okulu ve Deniz Harp Okulunda gemi inşaatı derslerini vermiştir. 1943 yılın­ da Taşkızak Tersanesini ziyaret eden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Ata Nutku ile görüşerek Yüksek Mühendis Okulu’nda açılan Gemi İnşaatı Mühendisliği Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışma­ sını ister. Bu istek doğrultusunda dönemin Milli Eğitim Bakanı Ha­ san Ali Yücel’in 03.11.1943 tarih 74/9-19638 sayılı yazısıyla, deniz binbaşısı Ata Nutku Gemi İnşaatı Şubesinde ders vermek üzere ek görevle atanır. Böylece başlayan dönemdeki yeni görevi, Cumhu­ riyete yeni nesiller yetiştirmektir. Ata Nutku 30.08.1947 tarihinde yarbaylığa terfi eder. Bu dönemde Yarbay Ata Nutku ve arkadaşı Yarbay Muhittin Etingü Taşkızak Tersanesine atanarak üniversite olan İTÜ’nün, Makine Fakültesi Gemi Şubesinde öğretim görevlisi olarak göreve başlarlar. Aynı dönemde deniz subayı Faruk Erler ve Saff et Kiyasi ile Denizcilik Bankasından Y.Müh. Rahmi Güran’da Gemi İnşaatı Şubesi öğretim kadrosunda görev almışlardır. 1943 ders yılı başında Muhittin Etingü “gemi teorisi”, Ata Nutku “gemi inşaatı”, Rahmi Güran’da “gemi elemanları” derslerini vermekle görevlendirilirler. 1946 yılından itibaren 23 yıl “gemi elektriği” dersini titizlikle veren değerli hocam, merhum Amiral Adnan Kaynar’ıda rahmetle anarak özellikle belirtmek isterim. 1948 yı­ lında üniversiteler kanununda yapılan değişiklikten yararlanarak, Ata Nutku ve Muhittin Etingü profesörlüğe başvururlar. Prof. E.V. Telfer’in başkanlığında kurulan komisyonun adayların profesörlü­ ğe yükseltimesi için olumlu raporu, İTÜ Senatosunda kabul edilir ve Üniversitelerarası Kurul tarafından onaylanır. Yarbay Ata Nutku ve Yarbay Muhittin Etingü’nün Milli Savunma Bakanlığı kadrosun­ da gösterilerek, İTÜ Makine Fakültesi Gemi Şubesinde Profesör olarak görevlendirilmeleri Bakanlar Kurulunun 08.04.1948 tarih ve 3/7301 sayılı yazısında belirtilmiştir. 11 Mayıs 1948 tarihinde dönemin Başbakanı Hasan Saka ve Milli Eğitim Bakanı Reşat Şem­ settin Sirer’in önerisi ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün onayı ile Ata Nutku İTÜ Makine Fakültesi Gemi Bölümü Gemi İnşaatı Kürsüsüne 4938 sayılı Üniversiteler Kanunun Geçici 5. Maddesi uyarınca 80 lira aylıkla profesör olarak atanır. Bu atama kararı 17.05.1948 tarihinde İTÜ Rektörü Prof. Tevfik Taylan tarafından Makine Fakültesi Dekanlığına, İTÜ Makine Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ratıp Berker tarafından da 23 Mayıs 1948 tarihinde Prof. Ata Nutku’ya yazıyla bildirilir. Böylece Ata Nutku’nun askerlik yaşamı sona erer. Fakat kadrosu halen Milli Savunma Bakanlığındadır. Deniz mimarı olarak eğitimini sürdürürken bir gün bir üniversite kürsüsünün başına geçeceğini hiç aklından geçirmeyen Ata Nut­ ku, artık Gemi İnşaatı II kürsüsünün başkanıdır. Prof. Ata Nutku 29 Ocak 1953 tarihinde ordudan istifa eder ve istifası kabul edilir. Böylece Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Personel Daire Başkanlığı­ nın İTÜ Rektörlüğüne yazdığı 04.02.1953 tarihli yazı ile ordu ile ilişkisi sona erer ve kadrosu İTÜ de olan profesör olarak görevine

Ata Nutku ve Ulvi Yenal devam eder. Prof. Ata Nutku görevini 1958-1959 Öğretim yılında Amerika’da Berkeley Üniversitesinde misafir profesör olarak sür­ dürür. 1960 yılında ordinasyüs profesör olan hocamıza, 1974 yı­ lında mühendislik dalında TÜBİTAK Hizmet Ödülü verilmiştir. İTÜ Yönetim Kurulu 1990 yılında hocamızın kurucusu olduğu labora­ tuvara “ Ata Nutku Gemi Model Laboratuvarı” adını, 1999 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri 112 oto kapasiteli araba vapuruna “Ord.Prof. Ata Nutku” adını vermiştir. Uzun yıllar hizmet verdiği Gölcük Tersanesi ise 2010 yılında , 310 Yeni Gemi İnşa Baş Mühendisliği kısmına “Yb. Ata Nutku 310 Yeni Gemi İnşa Baş Mühendisliği” adını vermesiyle değerli hocamızın üniversite, denizcilik ve askeri alanda ismi ölümsüzleştirilerek anılması sağ­ lanmıştır. Sanırım bu arada Ata Nutku’nun asker ve sivil yaşamında yakın arkadaşı Muhittin Etingü’den de kısaca söz etmek yerinde olur. İtalya ve Almanya tersanelerinde yapılan denizaltıların kontrol mühendisliğini yapan Muhittin Etingü, Taşkızak tersanesinde birçok gemi projesinde ve İTÜ de sivil gemi inşaatı mühendisliği eğitiminin kuruluşunda Ata Nutku ile beraber çalışmıştır. Birbirin­ den ayrılmaz bu iki idealist gemi inşaat mühendislerini dönemin Milli Savunma Bakanı general Ali Rıza Artunkal “Atasız Muhittin, Muhittinsiz Ata olmaz” diye tanımlamaktadır. Prof. Etingü İTÜ Makina Fakültesi Gemi Şubesinde görev yaparken biri çeviri, biri derleme ve dördü telif toplam altı türkçe kitabını gemi teorisi, denizaltı ve gemi inşaatı konularında 1946-1952 yılları arasında yayınlamasını, o dönem için çok önemli bir hizmet olarak görmek gerekir. Bu kadar üretken birini, ne yazık ki 1952 yılında çok genç yaşta talihsiz bir kaza sonucu kaybettik. Hocamızın bilimsel yayınları, kitapları, enstitü broşürleri, patent­ leri, projeleri, ödülleri ve başarı belgeleri bu kitabın içinde çok kapsamlı olarak yer almaktadır. Bu konuların ayrıntıları için kita­ bın ilgili bölümlerine bakılmasını öneririm. Çapa Öğretmen Okulu mezunu Yanya’lı bir ailenin kızı olan Naciye hanımla 1938 yılında evlenmesi hocanın en büyük şansı olmuştur. Eşinin oluşturduğu rahat ortamdaki aile huzuru, mesleki birikimi ve tutkusu, gemi inşaatı endüstrisi ve eğitiminin gelişmesine olan inancı, azmi, ça­ lışkanlığı, ülkesine ve ailesine bağlılığı onun başarılarının kaynağı olmuştur. Ülkemizde rahatça yaşıyor olmayı elbette büyük önderimiz Atatürk’e borçluyuz. Gemi inşaatı mühendisleri olarak, bize mes­ leki yönden önderlik eden Ord.Prof. Ata Nutku’nun ikinci bir Ata­ mız olduğunu unutmuyor, onu saygıyla anıyor ve ruhu şad olsun diyorum. Son olarak, bu kitabın basımına destek veren saygın denizcilik kuruluşlarımıza ve özenle baskıyı gerçekleştiren Cenkler Matbaası personeline içtenlikle teşekkür ederim.

88

Kültür Mirası

Osmanlı Anıtsal Mimarlığı ‘Ülkügüderi’: Sedat Çetintaş

Rölövelere Adanmış Bir Yaşam

“Sedat Çetintaş, mimarlık tarihimizde sanatsal ve mimari değeri güçlü rölöve ve restitüsyonların yaratıcısı, 19. yüzyıl kültürü ile beslenmiş 20. yüzyılın ilk yarısında yaşayan bir Cumhuriyet aydını. O, Selçuklu dönemi ile Erken ve Klasik Dönem Osmanlı mimarlığı tutkunu bir ‘Ülkügüder’. Sedat Çetintaş, anıtsal yapıtları çizimleriyle günümüze taşımakla kalmamış, yazılarıyla da mimar olarak toplumsal duyarlılığı sürekli diri tutmuş bir aydın. Ülküsü bir ‘Corpus’ oluşturmak. Amacı doğrultusunda yaklaşık 200 adet rölöve ve restitüsyon üretmiş. Bu ürünlerden 108’i İTÜ Mimarlık Fakültesi Arşivi’nde bulunmaktadır. Bu kitap da, Sedat Çetintaş’ın bu arşivde yer alan yapıtlarını toplu olarak okuyucuya ulaştırmayı ve araştırmaya açmayı hedefliyor. Buna ek olarak, çizimleriyle tanıdığımız Sedat Çetintaş’ı yazılarından da okuyarak ‘ülkügüder’liğinin insancıl boyutlarına da erişme olanağı veriyor...” İTÜ Vakfı Yayınları arasında yer alan “Yazıları ve Rölöveleriyle Sedat Çetintaş” isimli eserin ilk basımı 2004 yılında gerçekleştirildi. Her geçen yıl değerine değer katan, koleksiyonlarda yer alıp, TV programlarına konu olan, hem içerik hem yapım olarak çok özel bu eseri, Prof. Dr. Ayla Ödekan’ın “önsöz”ü ve her biri inanılmaz güzellikteki rölövelerden bir seçki ile huzurlarınıza getiriyoruz…

‘Sedat Çetintaş’ın inanılmaz rölöveleri karşısında insan şaşırıyor. Şaşırmamız rölövelerin insan emeğinin ürün­ leri oluşundan. Hele bilgisayara dayalı bir tasarım kuşağı içinde olduğumuz günümüzde, bu çizimler doğal olarak inanılmaz geliyor. Niçin yapılmışlar? Niye bu kişi yaşamını bunlara adamış? Bu tür sorular yanıtsız kalıyor. Bugünün teknoloji düzeyinin insanı olarak fotogrametri ya da dijital kamera varken, tek başına bir tek metreyle ölçerek ve harita kalemiyle çizerek bu rölöveleri yapmanın anlamı ne olabilir diye sorguluyoruz. Oysa bu rölöveler bir insanın yaşamının ana amacı olmuş. Kendi anlatımıyla bir ‘aşkın ürünleri’. Sedat Çetintaş, 19. yüzyıl kültürüyle beslenmiş 20. yüzyılın ilk yarısında yaşayan duygulu bir Cumhuriyet aydını. Bu kişiyi tanımaya çalıştığımızda sorunlarla karşılaştık. Kendi yaşıtları göçmüştü. Prof. Dr. Semavi Eyice’yle ilk konuş­ mayı yaptık. Belleği güçlü bir araştırmacı olarak Semavi Bey yayınlardan bildiği kadar aydınlatıcı oldu. Prof. Dr. Oktay Aslanapa, Prof. Dr. Ernst Diez’le ilgili tartışma ko­ nusunda bizi aydınlattı. Mimar Cahide Tamer yanında kısa bir süre çalışmıştı. Mimar Fatin Uluengin Topkapı Sarayı çalışmalarında kendisinden çok şey öğrendiğini ifade etti. Mimar Hüsrev Tayla Rölöve ve Restorasyon Bürosu’ndan kendisini tanıyordu, ama özel yaşamına dönük fazla bir bilgisi yoktu. Behçet Ünsal Arapgirli memleketlisiydi, Yapı dergisinde birlikte çalışmışlardı. Arredamento Dekoras­ yon 1992’de onunla söyleşi yapmıştı. Erdem Yücel’in ba­ bası Süreyya Yücel, Kemalettin Bey’in öğrencisiydi. O da Kemalettin Bey’in yetiştirdiği mimarlarla ilgili yazısında Çetintaş’tan kısaca söz etmekteydi. Mimarlar Odası Yöne­ tim Kurulu Üyesi Turhan Uyaroğlu onu ölümünden kısa bir süre önce evinde ziyaret etmiş, Mimarlık dergisinde ölü­ mü üzerine bir yazı yazmıştı. Bir rastlantı Mimar Mehmet Konuralp’le karşılaştık. O ise, 1962 yılında ondan rölöve tekniği öğrenmeye gitmişti; ustanın çırağı olmuştu. Gü­ nümüzde yaşayanların bir bölümü bir sonraki kuşaktandı. Yaşayanların onu yeterince tanımadıklarını duyumsadık. Yakın kuşakta olanların ilişkileri, belki de Sedat Çetintaş’ın

Ressam konutu, cepheden ayrıntı, 15.07.1914

89

Sedat Çetintaş

Yazıları ve Rölöveleriyle Sedat Çetintaş Editör: Prof. Dr. Ayla Ödekan ISBN: 975-561-252-1 Basım Yılı: 2004 Boyutlar: 27 x 39 cm Cilbent kutu içinde 79 sayfa metin + 108 sayfa rölöve föyleri. Satış Yerleri: İTÜ Vakfı, İTÜ Maçka Kampüsü – YEM Kitabevi - Çantaylar Kitap, İTÜ Ayazağa Kampüsü – Milenyum Kitap – Kabalcı Kitabevi – Alkım Kitabevi

kişiliğinden, yüzeyseldi. Onunla ilgili soruların yanıtlarını arar­ ken söyleşiler açıklayıcı gelmedi. Belgeler ise sınırlıydı. Ailesin­ den kimseye ulaşmak mümkün olmadı. Ondan sonraki kuşağa

iz bırakacak çocuğu olmamıştı. O zaman yazılarına gömüldük. Evet, Sedat Çetintaş’ı başkalarının söylemesine gerek yoktu. O kendini yazdığı yazılarla açıyordu. Sedat Çetintaş’ın inanılmaz rölövelerini neden ve nasıl yaptığını kendi anlatımlarında oku­ maya koyulduk. O tutkundu; Selçuklu ve özellikle klasik dönem Türk mimarlığı tutkunuydu. Cumhuriyet’in kuruluşunu yaşamıştı, onu coşkuyla benimsemişti ama, geçmişin yüce anıtlarına hayrandı. Tasarım ancak o yücelikte olmalıydı. O bu yaratı biçemine aşıktı. Bu aşk onu tüm benliğiyle sarmıştı. Cumhuriyet ereği uygarlık düzeyi onun benimsediği düzeydi ama o Türk mimarlığının anıtsallığına aşıktı. Ve tüm yaşantısında bu aşkını aradı. O bir Osmanlı anıtsal mimarlığı ‘ülkügüderi’ydi. Çetintaş’ın yazılarını okumadan onu tanımak olası değil. Onun hakkında söylenenler kişilerin kendi kişiliklerinin yansıması; o nedenle söyleşiler gerçeği yansıtıyor mu kuşkulu. Söylenenlerde hep vurgulanan ‘kavgacı’ bir kişiliğe sahip olduğudur. Yazıları ise tüm açıklığı ile onu okumayı kolaylaştırıyor, tüm içtenliğiyle onu açığa vuruyordu, çünkü inanılmaz rölövelerin sahibini inanılmaz toplumsal duyarlıkla bulduk. Yazılarında inancı doğrultusunda doğrularını duyaklılıkla savunan bir kişi idi Sedat Çetintaş. Evet Sedat Çetintaş’ı başkalarının tanımlamasına gerek yoktu, o ken­ disini okumasını bilene yazılarında açıyordu. O nedenle yazıları­ na daldık ve Sedat Çetintaş’ın inanılmaz rölövelerini neden ve nasıl yaptığını kendi anlatımıyla anlamaya çalıştık.

Yazıları ve Rölöveleriyle Sedat Çetintaş Kitabına Temel Oluşturan Proje “İstanbul’da Tarihi ve Yeni Kent Dokularının Karşılaştırmalı Analitik, Görsel Değerlendirilmesi” Ekim 1999’da İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde “İstanbul’da Tarihi ve Yeni Kent Dokularının Karşılaştırmalı Analitik, Görsel Değer­ lendirilmesi” başlıklı bir araştırma projesi başlatıldı. Prof. Dr. Mehmet Ocakçı ve Uzman Dr. Aras Neftçi tarafından yürütü­ len ve Fakültenin, İstanbul kent dokusu ile ilgili veri arşivinin oluşturulmasının planlandığı bu proje kapsamında; İTÜ Mi­ marlık Fakültesi arşivinde bulunan Y. Mimar Sedat Çetintaş tarafından, her biri çeşitli teknikler kullanılarak tek tek elde çizilmiş 110 adet İstanbul ve diğer bazı şehirlerin kent kimliği­

Bursa Eski Kaplıca, doğu cephesi (1337), 30.6.1948

nin önemli referans noktalarına ait eserler onarılarak geleceğe aktarılması sağlandı. Uzun yıllar Mimarlık Fakültesi arşivinde korunan ancak, zama­ nın ve mekanın yıpratıcı etkisine yenilen rölövelerin onarı­ mı, kuşkusuz hayli uzun süren bir çalışma ve yoğun bir emek gerektirdi. Zira, yapıldıkları dönemde her biri MDF denilen bir nevi plak üzerine yapıştırılmış olan rölöveler, zamanla bu levhaların esnemesiyle yırtılmış ve çeşitli yerlerinde çatla­ malar oluşmuş; ışık, nem, ısı ve toz gibi dış etkenler zamanla kağıtta tahribata yol açmıştı. 36.2x74.5 cm ile 119.5x189.5 cm arasında değişen boyutlarıyla hemen hemen tümü bu durumdaki rölövelerin onarımı kağıt restorasyonu uzmanı Hatice Karagöz ta­ rafından gerçekleştirildi. Karagöz’ün bu uğurda verdiği emek yadsınamaz. Rölö­ velerin genel fotoğraflarının çekilmesi, Osmanlıca yazıların çevirisi Dr. Aras Neftçi tarafından, özel ayrıntı çekimleri ise Hadi­ ye Cangökçe tarafından yapıldı. Bu proje ile bir taraftan Y. Mimar Sedat Çetintaş koleksiyonu koruma altına alınır­ ken, diğer taraftan İTÜ Vakfı’nın prestij yayınları arasında yerini alan “Yazıları ve Rölöveleriyle Sedat Çetintaş” adlı eserin oluşturulmasına büyük katkıda bulunul­ muş oldu.

90

Sedat Çetintaş

Bursa Yıldırım Külliyesi, çevre duvarı kapısı, 26.1.1950

Bu nedenle rölöveleriyle birlikte onun yazılarının değerlendiril­ mesi gerekiyordu. Sedat Çetintaş’ı tanımak amacıyla taramala­ rımızı Cumhuriyet gazetesi 1930-1960 yılları arasında sınırladık. Yazılarında belirttiği öteki dergilere de ulaşmaya çalıştık. Ayrıca Yapı, Mimarlık, Arkitekt, Mimar, Vakıflar, Uludağ ve Güzel Sa­ natlar dergilerini taradık. Bu araştırma sürecinde Atatürk Ki­ taplığı, İstanbul Üniversitesi Kitaplığı, Beyazıt Devlet Kütüp­ hanesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü Kitaplığı, Mimar Sinan Üniversitesi Kitaplığı, Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Kütüphanesi, Boğaziçi Üniversitesi Aptullah Kuran Kitaplı­ ğı, İstanbul Teknik Üniversitesi Merkez Kitaplığı ve Mimarlık Fakültesi Kataplığı’nda araştırmamızı sürdürdük. Lisansüstü öğrencilerimizden Ayşe H. Köksal, Tufan Sağnak ve Hande Dedeal’ın katkılarıyla taramalarımızı gerçekleştirdik. Araştır­ mayı yürüttüğümüz kitaplık sorumlulularına yardımlarından dolayı teşekkür ederiz. Rölöveler yazılarla birlikte anlam kazandı. Sedat Çetintaş’ı nostaljisi, coşkusu, beklentileri, hırçınlıkları, inadı, yalnızlığı, küskünlüğüyle tanıma olanağı kulduk. Sedat Çetintaş, mimarlık tarihiminde sanatsal ve arkitekto­ nik değeri güçlü rölöve ve restitüsyonların yaratıcısıdır. Erken Dönem ve Klasik Dönem Osmanlı Mimarlığı tutkunu bir Erken Dönem Cumhuriyet mimarıdır. Anıtsal yapıları çizimleriyle ölümsüzleştirmekle kalmamış koruma, mimarlık ve sanat ko­ nularında yazılarıyla da mimar olarak toplumsal duyarlığını sürekli diri tutmuş bir aydındır. Amacı doğrultusunda 200’ün üstünde rölöve ve restitüsyon üretmiş olmalı. Bu ürünlerin 108’i İTÜ Mimarlık Fakültesi Arşivi’nde korunmaktadır. Bu kitap, öncelikle Sedat Çetintaş’ın arşivde yer alan yapıt­ larını topluca herkesin beğenisine ve araştırmasına açmayı amaçlamaktadır. İkincil amaç ise, çizimleriyle tanıdığımız Sedat Çetintaş’ı yazılarından da okuyarak ‘ülkügüder’liğinin insancıl boyutlarına varmaktır. Bu nedenle, kitapta özelilkle kendi anlatımlarına yer verilmiştir; çünkü kendi sözcük ve anlatım dili sanatsal ve savaşçı kimliğini dolaysız açığa çıkar­ maktadır. Yazılar dönemin yaklaşımlarını, düşünce yapısını ve davranış biçimlerini de okumaya sunmaktadır. Çalışma süresi sınırlıydı Bu süre içinde toplanan bilginin ek­ siksiz olmaması amaçlandı. Yine de gözden kaçmış konular, ulaşılamamış malzeme kuşkusuz olabilir. Boşlukların doldu­

Bursa Ulu Camii, boyuna kesit, bozulmamış durumu (1399), 15.1.1950

rulmasını yeni araştırmalara bırakıyoruz. Sedat Çetintaş’ın rölövelerinin yayımlanmasında en büyük des­ tek Rektör Prof. Dr. Gülsün Sağlamer’indir. Desteğiyle Mimarlık Tarihi’ne bu yayını kazandırdığı için kendisine teşekkürümüz sonsuz. Bir öteki destek Prof. Dr. Yıldız Sey’indir. Önemine inan­

Edirne Selimiye Camisi, cephe (1569-1575), 15.11.1934

91

Sedat Çetintaş

dığı için yayınevinin kuruluş aşamasında öncelikli olarak yayını programına almış, yayın sorunlarını sabırla çözümlemiştir. Mi­ marlık Fükültesi arşivini bize açan Dekan Prof. Dr. Hasan Şener ve Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sinan Şener çalışma süresinde tüm kolaylıkları sağlamışlardır. Ersu Pekin yaratıcı tasarımıyla malze­ meyi özenle değerlendirmiştir. Rölövelerin genel fotoğraflarının çekimi ve Osmanlıca yazıların çevirisi Dr. Aras Neftçi’nindir. Özel ayrıntı çekimleri ise Hadiye Cangökçe tarafından gerçekleştiril­ miştir. Kitabın tamamlanmasında her aşamada katkılarını esir­ gemeyenlere teşekkür ederiz. Eşim ve oğlumun çalışma süresinde gösterdikleri anlayış ve yap­ tıkları katkılar yadsınamaz.’ Prof. Dr. Ayla Ödekan, Mayıs 2004.

Bursa Yeşil Camii, çini deseni (1419-1424), 29.4.1934

Bursa Alaeddin Camii, kesit, plan, sütun başlıkları, yan cephe, cephe (1325-1326), 10.1.1934

İstanbul Kadırga Sokullu Camisi, cephe, son cemaat yeri kesit (1571-1572), 1920

92

İstanbul Şehzade Türbesi, çini pano (1543-1548), 6.5.1933

Vakıf’tan Haberler

2012-2013 Akademik Yılı Burs Bağışçıları Geleceğimizin Yapı Taşları

Gençlerimize Katkı

Geleceğimizin yapı taşları gençlerimizin büyük bir kısmı maddi imkansızlıklar içinde öğrenimlerini sürdürüyorlar. İTÜ vakfı, kuruluş yılı olan 1984’ten beri gerek bütçesinden ayırdığı burs fonu, gerekse mezunlarımız, mensuplarımız ve İTÜ dostlarının verdiği desteklerle bugüne kadar on binlerce öğrencimiz için umut oldu. İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi ise, gönüllü üyelerinin yıllardır sergilediği örnek dayanışma ile, gerçekleştirmekte olduğu etkinliklerden elde ettiği gelirin tümünü burs fonuna aktarıyor. Tüm bu çabaların sonucu olarak, 2012-2013 akademik yılında da yüzlerce İTÜ öğrencisinin eğitim giderlerine katkı sağlandı. Geleceğimizi şekillendirecek gençlerimiz adına yapılan küçük-büyük her katkı öğrencilerimize umut, üniversitemize güç veriyor. Burs verenlerimize en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

İTÜ VAKFI BAĞIŞÇILARI A.Ener Pelin Abdullah Dursun Alinur Büyükabay Altok Kurşun As Kaynak Ataç Soysal Ayşe Peker Dobie Aydın Eken Burçelik A.Ş. - (Şevket Kömürcüoğlu Bursu) Can Gürocak Cavit Çıtak Cumhur Şenol Ece Petrol Elif Kaya Ok Erdal Tusavul Eşref Adalı Fahriye - Şule Gündüz Gökhan Uzgören Has Mimarlık Hüseyin İnan (Mustafa İnan Bursu) Hüseyin Ersin Tahla Işın Hızver İbrahim Kafalıer İlknur Çiftçi İTÜ VAKFI (Lisans ve Sporcu Bursları) İTÜ VAKFI Sosyal Ve Kültürel Hizmetler Komitesi Mahmut Aytaç - (Zübeyde Aytaç Bursu) Mahmut Kurtoğlu Mas Pompa Mehmet Çağıl / Çağıl Mak. Mehmet Çapa Metin Çelik Mithat İdemen Naci Endem Nafis Çubukçu Nahit Kitapçıoğlu

Odak Firması Okida Elk. Tic.Ltd. Omega Müh. Ltd. Önder Hızver / İzmit Süt Ürünleri Özdemir Konuralp Prof. Dr. Öner Arıcı - (Nesrin Arıcı Öner) Recep Torunoğlu Remzi Kayahan Selda Arabacıoğlu Selim Zeydanlı Sema Oktuğ Sema Yazar Gençlik Vakfı - (Mehmet Yazar) Servet – Ata Turşucu Suat Başer Şevket Sevgen Yağlı Tahsin Demircioğlu Talha Dinibütün Tuğrul Ersavaş - Konsan Kontrol Cihazları Turhan Tuna Türkmenoğlu İnşaat Ümran Çelik A.Ş. Yıldız Göncü

İTÜ VAKFI SOSYAL VE KÜLTÜREL HİZMETLER KOMİTESİ BAĞIŞÇILARI Ali Rıza Erdoğan (Elki Elektrik) Belkıs Eryüksel (Pisa Tekstil Boya Fab.A.Ş.) Berrak Özcan Betül Erozan (grup adına) Betül Eskişar Bezen Hong Çiğdem Yenel Duygu-Serim Erkmen Elifsu Simla Serin Elkon Elevatör Konveyor Mak. San.

93

Emel Uzcan Emine Ağar Emine Yağcı Ertan-Bülent Doğan Erten Ersu Esen Atlı F.Erzen Onur Gönül Karagöz Gülçin Güvensoy Gülten-Ali Haydar Kazgan Güzin Karaca

(Karaca Mim.ve Moda San.Tic.Ltd.Şti.)

İclal Gürsel (İsmail Cengiz Gürsel) İrem Vardar İTÜ 61 İnş. Fak. Mezun eşleri Kamuran Aköz Kamuran Ekenler Kevser Arsan Münevver Melekoğlu Naci Koloğlu Necla Bilge Nesrin Şatıroğlu Nevin Osmanoğlu Nezihe Özelgin Nuran Akay (Mavi Jeans) Ömer İzgin - (İzgin Depolama San.Tic.Ltd.) Reyyan Aksel Sacide Bilgün Salim Bilgün Sevgi Karakadıoğlu Sevil Göker Sevim Ülgen Suna Atak Süha Çilmi (Tüm Elektrik Tic.Paz.A.Ş.) Şerife-Taner Özkaynak Şükrü Tayfun Saltaş Turhal Özgür (H.Gülsün Gürsel) Ülkü Kalyon Yurdanur Aydostlu

VakĹf’tan Haberler

94

VakĹf’tan Haberler

95

Sektör Haberleri

Tümosan Ar-Ge Çalışmalarını İTÜ Arı Teknokent’te Sürdürüyor Traktör ve dizel motor üretiminde 38 yıllık köklü geçmişiyle Türkiye’nin en önde gelen üreticileri ara­ sında yer alan TÜMOSAN, Ar-Ge çalışmalarına hız verdi. 2004 yılından bu yana TÜMOSAN’ın İstanbul ve Konya’daki merkezlerinde TÜBİTAK’ın desteği ve İTÜ’nün danışmanlığında sürdürülen Ar-Ge çalışma­ ları bundan böyle İTÜ Teknokent’te devam edecek. Konuyla ilgili açıklama yapan TÜMOSAN Genel Mü­ dürü Kurtuluş ÖĞÜN, “ulusaldan evrensele bir marka yaratmak” vizyonuyla çıktıkları yolda gerçekleştirdik­ leri Ar-Ge çalışmaları ile özgün teknoloji oluşturma yolunda çok önemli aşamalar kaydettiklerini belirtti. TÜMOSAN’ı yurt içi kaynakları kullanarak ve özgün bir tasarımla geleceğe hazırlamak istediklerini belir­ ten Genel Müdür, bu amaç için Ar-Ge yatırımlarına büyük önem verdiklerini söyledi. TÜMOSAN Ar-Ge merkezinin Türkiye’nin otomotiv alanında teknokent kapsamında faaliyet gösteren ilk ve tek uygulama olduğunu vurgulayan Genel Müdür bu çalışmaların ülkemizdeki otomotiv sanayinde önemli bir aşama olduğunu belirtti. TÜMOSAN’ın Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermesi, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının “Ülkemizi bir üretim üssü olduğu kadar, aynı zaman da bir tek­ noloji, bir Ar-Ge üssü haline getirme” amacına da hizmet etmektedir. TÜMOSAN AR-GE MERKEZİ ÇALIŞMALARI HAKKINDA. İTÜ Teknokent’teki TÜMOSAN Ar-Ge merkezinde; dizel motor, transmisyon, traktör ve tarım makina­ larının tüm mühendislik ve tasarım çalışmaları sür­ dürülmektedir. Tasarım çalışmaları yanında prototip, test ve analiz çalışmaları da bu merkez kontrolünde İSTANBUL ve KONYA’da bulunan tesislerde gerçek­ leştirilmektedir. Merkezde 37 mühendis ve 4 teknis­ yen görev yapmaktadır. TÜMOSAN HAKKINDA: 1975 yılında kurulan TÜ­ MOSAN, Türkiye’nin ilk dizel motor üreticisidir. Yıllık 45.000 adet traktör ve 75.000 adet dizel motor üre­ tim kapasitesi bulunan şirketin 10 seride 170 farklı model traktörü bulunmaktadır. TÜMOSAN, Temmuz 2013’ten itibaren başlangıçta 115 HP olmak üzere 115-125-135 HP büyük güç segmentindeki traktör­ leri piyasaya arz etmeye hazırlanmaktadır.

Sarkuysan NASA’ya bakır kablo veriyor Sarkuysan 1972 yılında, ticari hayatımızın önemli merkezlerinden olan Kapalıçarşı’da altın ticareti ya­ pan sarraf ve kuyumcuların öncülüğünde kurulmuş olup Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları arasın­ dadır. İsmi, kurucularının mesleklerini ifade eden SARraf, KUYumcu ve SANatkar kelimelerinin ilk 3 harflerinin birleşti­ rilmesinden türetilmiştir. Sarkuysan’ın ürünleri elektroteknik, elektronik, motor, haberleşme, elekt­ rik üretim ve dağıtımı, güneş enerjisi, ev cihazları ölçü aletleri, savunma, otomotiv, kimya, inşaat, ısıtma – havalandırma ve sıhhi tesisat sanayilerinin standart girdisi olarak kullanılıyor. Sarkuysan, yurtiçinde sektörde üretim ve satışlarıyla lider olup, ürünlerinin önemli bir bölümünü beş kıtada 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Bugün Avrupa’da üretilen binek ve ticari araç­ ların tahminen yarısında SARKUYSAN teli kullanılmaktadır. Uzun yıllardır ABD’deki Uzay Araştırma Merkezi NASA’ya, son yıllarda da uçak sanayinin tedarikçi kuruluşlarına oksijensiz bakırdan üretilen tel ile nikel kaplı bakır tel verilmektedir. 600’ün üzerinde personeli olan kuruluşun üretiminde görev alan işçilerin yaklaşık % 90’ı lise ve teknik lise düzeyinde eğitimlidir. Üretimde kullandı­ ğı makinelerin büyük bir bölümünün imalatını bünyesinde gerçekleştiren, ko-jenerasyon tesisine de sahip kuruluş, 40 yıla yaklaşan bilgi birikimini ve deneyimlerini know-how olarak yurtdışına da satabilmektedir.

“İnsana Saygı Ödülü” 6. kez Albaraka’nın Bu yıl 18’incisi düzenlenen İnsan Kay­ nakları Zirvesi’nde, Kariyer.net tarafın­ dan 12. kez verilen İnsana Saygı Ödülleri sahiplerini buldu. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen ödül töre­ ninde Albaraka, bankacılık kategorisin­ de İnsana Saygı Ödülü’nü üst üste altıncı kez almaya hak kazandı. İnsan kaynakları platformu Kariyer.net tarafından düzenlenen ve insan kaynak­ ları alanında başarılı çalışmaları öne çı­ karmak ve kamuoyu ile paylaşmak üzere gerçekleştirilen ve bu yıl 12. kez verilen İnsana Saygı Ödülleri, İnsan Kaynakları Zirvesi kapsamında yapılan bir törenle sahiplerini buldu. Son beş yılda olduğu gibi bu yıl da bankacılık alanında İnsana Saygı Ödülü’nü Albaraka aldı. Kariyer.net’in ana sponsorluğunda 13 Şubat 2013 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen ödül tö­ reninde, Ödül değerlendirmesi, Kariyer. net’te ilan yayınlayan firmaların, yapılan başvuruları kısa sürede ve yüksek oran­ da cevaplamalarına göre yapıldı. İsminin son derece anlamlı olmasından dolayı

96

her geçen sene ilginin daha fazla arttığı İnsana Saygı Ödülü’ne Albaraka, başvu­ ruların tamamını en kısa zamanda cevap­ layarak 43 banka arasında yapılan değer­ lendirme neticesinde layık görüldü. İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Temel Hazıroğlu yap­ tığı değerlendirmede; “Albaraka kurum kültürü; Dünyanın en iyi katılım banka­ sı olmak vizyonu doğrultusunda, faizsiz bankacılığın ülkemizdeki öncüsü olma misyonuna uygun olarak, sürekli en iyiye ulaşmak için değişime ve yeniliğe açık, işinin gerektirdiği bilgi ve yetkinlik­ lere sahip seçkin çalışanlardan oluşan bir aile ortamı oluşturmak temelinde yapılandırılmıştır. Kurum kültürünü oluşturmuş ve insana değer veren bir Banka olarak, çalışanlarımıza kaynaktan ziyade bizleri geleceğe taşıyacak çok de­ ğerli bir kıymet olarak bakıyoruz. Tüm çalışmalarımızı insanı merkeze alarak yapmanın gayreti içindeyiz. Gerek halen çalışan personelimize, gerekse Banka­ mızda çalışmak için iş başvurusunda bulanan adaylara örgüt kültürümüzün bir gereği olarak gereken saygının göste­ rilmesi gerektiğine inanıyoruz” diyerek, bu konuda kurumsal hassasiyetlerinin üst seviyede olduğunu belirtti.

{ Mezunlar / Atamalar Hasan Gültekin

Okan Karaduman

Trend Mikro, Akdeniz Bölgesi Kurumsal Satış Müdürü

Intellica Genel Müdürü Okan Karaduman, Türkiye’de hızla gelişen bilişim sektörüne getirdiği yeniliklerle tanınan Intellica’nın Genel Müdürü oldu. 1970 yılında doğan Okan Karaduman, İTÜ Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. İş hayatına Yapı Kredi’de başlayarak, programcı, analist, proje müdürü, yazılım geliştirme müdürü gibi pozisyonlarda çalıştı. 2007 yılında Avea’ya geçerek İş Zekası ve Kurumsal Sistemler Direktörü olarak görev yaptı. Intellica’ya geçen Karaduman, şirketin Türkiye’deki başarısını yeni projelerle yurt dışına taşımayı hedefliyor.

Hasan Gültekin, Japonya merkezli bulut güvenliğinin uzman şirketi Trend Micro’da, Akdeniz Bölgesi’nden sorumlu Kurumsal Satış Müdürlüğü görevine atandı. 1970 yılında doğan Hasan Gültekin, İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenimini İstanbul Teknik Üniveritesi’nde tamamladı. İyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Gültekin, sırasıyla Pamukbank, Oracle Türkiye, Oracle İsviçre, Hewlett-Packard Türkiye, Intel Türkiye ve Microsoft Türkiye’de Satış Yöneticisi pozisyonunda görev yaptı.

Ayça Erkol

Nestle Kahvaltılık Gevrekler Ülke Müdürü

Özgür Şahin

Divan Grubu İnsan Kaynakları Direktörü Özgür Şahin, Divan Grubu’nda İnsan Kaynakları Direktörlüğüne getirildi. İTÜ İşletme Mühendisliği Bölümü’nden 1988 yılında mezun olan Şahin, iş yaşamına 1998’de Arçelik A.Ş. İnsan Kaynakları Bölümü’nde başladı. Burada sırasıyla Bulaşık Makinesi İşletmesi İnsan Kaynakları Yöneticisi ve yurtdışı şirketlerden sorumlu İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak görev yaptı. 2010’dan itibaren Koç Holding A.Ş.’de Yönetim Geliştirme Yöneticisi pozisyonunda çalıştı. Kariyerine aynı bünyede İnsan Kaynakları Direktörü olarak devam ediyor.

Ayça Erkol, Nestle Kahvaltılık Gevrekler Ülkü Müdürlüğü görevine getirildi. 1976 doğumlu Ayça Erkol, İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü’nden 1998 yılında mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi’nde MBA yaptı. Nestle’deki kariyerine 2001 yılında başladı. Şirketin satış ve pazarlama departmanlarında çeşitli pozisyonlarda görev yaptı. 2009 yılında Mövenpick Dondurma Ülke Müdürlüğü görevine getirildi. Ekibi ile birlikte bu markayı 2012 Premium segmentinde lider yaptı. Erkol, Kahvaltılık Gevrekler Türkiye Ülke Müdürü olarak şirketin bu alandaki liderliğini sürdürmesine katkıda bulunacak.

Sevinç Suna

Harun Tiftikçi

Hasbro Türkiye ve Mena Finans Direktörü

Enocta Satış ve Pazarlama Direktörü Harun Tiftikçi, Enocta Satış ve Pazarlama Direktörü oldu. İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü mezunu olan Harun Tiftikçi, Mikrosistem, 4K, Karel Bilgisayar, DHL Express Uluslararası Taşımacılık firmalarında değişik görevlerde bulundu. Superonline Operasyon Müdürü, Koç.net Genel Müdür Yardımcılığı görevlerini üstlendi. Son olarak Gantek Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu.

Sevinç Suna, Hasbro ve Mena Finans Direktörlüğü görevine atandı. İTÜ İşletme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Suna, kariyerine Yöntem araştırma şirketinde Proje yöneticisi olarak başladı. 1995 yılında Hasbro ailesine katılarak çeşitli kademelerde görevler üstlendi. Hasbro Türkiye’de 16 yıldır finans ve operasyon yönetiminde görev alan Suna, Hasbro Türkiye ve MENA Finans Direktörü olarak, Türkiye’nin yanısıra Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinin de finans yönetiminden sorumlu olacak.

Gökhan Küçüktopuzlu

Selim Cengiz

Ekol’de Chief Technology Officer

Ekol Lojistik CCO’su

Gökhan Küçüktopuzlu, 1994 yılından bu yana kariyerini sürdürdüğü Ekol Lojistik’te Chief Technology Officier görevine yükseltildi. 1994 yılında İTÜ Matematik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Küçüktopuzlu, 1994 yılında Ekol Lojistik’te başladığı kariyerine çeşitli süreçlerde Bilgi Teknolojileri Yöneticisi olarak sürdürürken, bu alanda birçok projeye imza attı. 2007-2012 yılları arasında Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı Ekol’de, yeni pozisyonu Chief Technology Officer’dır.

Selim Cengiz, Ekol Lojistik’e CCO (Chief Customer Officer) olarak atandı. 1985 yılında İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Cengiz, İÜ’de yüksek lisans yaptı. Unilever’de üretim, planlama, fabrika yönetimi, bölge satış yönetimi, satış operayonları konularında yönetici kademede görev yaptı. 1999-2005 arasında Reckitt Benckiser’de, 2005-2006’da Levi Strauss Co.’da, ardından Ülker’de Genel Müdür Yardımcısı, Altıparmak Gıda’da Genel Müdür olarak görev yaptı.

97

Aramızdan Ayrılanlar

Prof. Orhan Daldal

Prof. Muzaffer SUDALI

1925 yılında Ankara’da doğdu. İTÜ Makine Fakültesi Tayyare Bölümü’nden mezun oldu. 1957 yılında Doçent, 1969 yılında Profesör unvanını aldı. İTÜ Taşıt Tekniği Kürsüsü’nün kurucusu ve başkanı olarak görev yaptı. 1955 yılında Motorlar Enstitüsü olarak kurulup daha sonra Motorlar ve Taşıtlar Enstitüsü adını alan ve uzun yıllar müdürlüğünü yaptığı birim, 1981 yılında YÖK tarafından kapatılıncaya kadar Üniversite ile Sanayi arasında köprü görevi gördü. Gerek Kürsü başkanlığı, gerekse Enstitü müdürlüğü yaptığı yıllar boyunca, İTÜ’nün Ayazağa’daki yeni kampüsünde Motorlar ve Taşıtlar Laboratuvar binalarının ilk yapılar arasında yükselmesinde, projelendirme ve kontrol aşamalarında, laboratuarların günün en ileri teknolojileri ile teçhiz edilmesi, test ve analiz donanımlarının seçimi, temini ve kurulup işletmeye alınmasında yürütücü olarak büyük emek verdi. Ford Otosan’da uzun yıllar danışman mühendis olarak yürüttüğü görevi sürecinde edindiği deneyimleri Üniversitemiz Otomotiv ekibi ve tesislerinin geleceğinin planlanmasına yansıttı. İTÜ Otomotiv akademik ekibi bugün büyük ölçüde Prof. Orhan Daldal’ın yetiştirmiş olduğu öğrenciler tarafından yaşatılmaktadır. İTÜ Otomotiv Laboratuvarı’na 2012 yılında Prof. Orhan Daldal Laboratuvarı adı verildi. 6 Mayıs 2013 tarihinde aramızdan ayrıldı.

1923 yılında İstanbul’da doğdu. 1948 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden Yüksek Mühendis Mimar unvanı ile mezun oldu. Akademik yaflantısına, İTÜ Mimarlık Fakültesi Bina Bilgisi III Kürsüsü’nde Prof. Paul Bonatz’ın yanında asistan olarak baflladı. 1957’de Doçent, 1958 yılında Profesör unvanlarını aldı. 1961-1962 yıllarında İkinci Dünya Savaflı sonrası İtalya’da halk konutları konusunda arafltırmalar yaptı. İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde 43 yıl süren öğretim

İTÜ’48

İTÜ’48

üyeliğinin ardından 1990 yılında emekli oldu. Prof. Muzaffer Sudalı’nın çok sayıda mesleki makalesinin yanısıra 1957 tarihinde hazırladığı doçentlik çalıflmasının yayınlandığı Hünkar Mahlifleri isimli bir kitabı bulunuyor. Sudalı, 31.03.2013 günü aramızdan ayrıldı.

Dr. Yük. Müh. Akın ERİŞKON İTÜ’68

1968 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1968 – 1972 yılları arasında TC Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü’nde İstanbul 1. Çevre Yolu ve Boğaziçi Köprüsü Projesi’nde görev aldı. Yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda inşaat projesinde teknik danışmanlık hizmetinin yanı sıra, bilirkişi ve hakem olarak görev yaptı. 1969 yılında Otoyol Tekniği Etüdü için gönderildiği Fransa-Paris’te BCEOM ve Aix En Provance’da Teknik Etüd Merkezi’nde incelemelerde bulundu. 1968–72 Işık Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulu’nda, 1972–76 Vatan Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulu’nda, 1973–74 KTÜ İnşaat Fakültesi’nde, 1987–92 İÜ İşletme İktisadı Enstitüsü’nde öğretim görevlisi olarak dersler verdi. 1997’den itibaren İTÜ SEM’de İnşaat İşletme Mühendisliği dalında öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1972 yılında Geotek Mühendislik firmasını kurarak, çok sayıda fabrika projesi ve inşaatını gerçekleştirdi. 1973 yılında Çinkur’u temsilen Kanada Montreal’de bulundu. 1993 – 1994 döneminde İTÜ Arıköy Konut Yapı Kooperatifi’nde 52 villanın inşaatını yaptı. İnşaat sektöründe önde gelen kuruluşların inşaat müşavirliğini üstlendi. 19992002 yılları arasında Marmara depreminde zarar gören yapıların güçlendirilmesi konusunda pek çok proje ve zemin etüdü yaptı. 23 Nisan 2013’te aramızdan ayrıldı.

Prof. Dr. Gündüz ATALIK İTÜ’55

1931 yılında İstanbul’da doğdu. 1955’te İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl İTÜ Mimarlık Fakültesi III Bina Bilgisi Kürsüsü’ne asistan olarak atandı. 1961’de Bilim Doktoru unvanını aldı. 1963-67 yılları arasında İmar ve İskan Bakanlığı Bölge Planlama Dairesi çalıflmalarında uzman ve yönetici olarak görev aldı. 1964 ve 1966 yıllarında OECD bursları ile İtalya ve Fransa’da Şehir ve Bölge Planlama alanlarında incelemeler yaptı. 1967 yılında Doçent unvanını aldı. 1974’te MühendislikMimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Şehircilik Kürsü Baflkanı olarak atandı. 1975’e profesörlüğe yükseltildi. 1979-1980 döneminde Maçka Mimarlık Fakültesi Dekanlığı, 1985-1988 ve 1988-1991 döneminde İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanlığı yaptı. Çeflitli dönemlerde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu üyeliği, 1988-1993 arasında ise Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Baflkanlığı yaptı. Akademik hayatını, 1998 yılında emekli olana dek İTÜ Şehircilik Kürsüsü’nde sürdüren Atalık’ın kitap, makale, bildiri, ders notundan oluflan sekseni aflkın eseri bulunuyor. Atalık, 30 Nisan 2013’te aramızdan ayrıldı.

Bülbün ÖZ

İTÜ Yabancı Diller Yüksekokulu emekli okutmanlarından Bülbün Öz, 13 Mayıs 2013 tarihinde sonsuzluğa uğurlandı.

Mehmet Celalettin ÇETİN

İTÜ Yabancı Diller Yüksekokulu personellerinden Uzman Mehmet Celalettin Çetin, 27Mayıs 2013 tarihinde aramızdan ayrıldı.

Sonsuzluğa uğurladığımız mezun ve mensuplarımızın ailelerine, yakınlarına ve İTÜ camiasına başsağlığı dileriz.

98

Briç

Hazırlayan: Süleyman Kolata

Kış 4’lü Şampiyonu Majör BK-Tarsus Amerikan Koleji Maçından Bir El: Zonda Dağıtan: Doğu

Avrupa Şampiyonası’ndan bir el: Zonda Dağıtan: Güney ♠ R 95 ♥AV ♦A R ♣A R10987

♠ R 76 ♥ A KD3 ♦V63 ♣RV3 ♠A9 ♥2 ♦D10942 ♣108765

♠10 3 ♥8762 ♦DV10754 ♣3

♠10853 ♥106 ♦ A85 ♣AD94

♠A V 7 4 ♥D 94 ♦9862 ♣42

♠DV42 ♥V98754 ♦R7 ♣2

AÇIK ODA Tarhan Aydoğdu

KAPALI ODA Atabey Şakrak

Güney — 4 Tref Pas

Güney — 2tref 4 kör

Kuzey 1NT — 4 kör

♠D 862 ♥R 105 3 ♦3 ♣DV65

Avrupa Şampiyonası’nda oynanan bu elde, kapalı odada oyun 3NT oynandı ve 11 löve alındı. üoynayan trefleri sağladı, sonra da doğyu 2. fazla löve için majör renklerde sıkıştırdı. Diğer odada Nyström’ün güneyden oynadığı 4 pik kontratına batı tek trefini çıkmıştı. Yerden ası ile alan Nyström pik asına gel­ di ve yere doğru trefl oynadı. Batı çakmayıp, bir karo attı. 3. tur trefle vale kozu ile çakan dekleran koz Ruası ile yere geçti ve bir trefle daha son kozu ile çakarak rengi sağladı.

Kuzey 1NT 2 kör pas

Kalan kartlar şöyleydi: ♠ 9 ♥ AV ♦ AR ♣109

Batıdaki Tevfik Gürkan ile Adnan Musaoğlu pik asını çıkıp, bir pik ile daha devam ettiler. Kozlar toplandıktan sonra kapalı odada Şakrak yerden trefl oynayıp valeyi girdi, ası ile alan İflitemiz küçük karo döndü, ancak Şakrak Rua koyup kontratı yaptı. Nevzat Aydoğdu ise elden trefl rua’sını oynadı. Doğudaki Tezcan Şen, ası ile alıp küçük karo oynayınca, eldeki valeye çekmek istedi ama bu oyun tutmadı. Sanırım Aydoğdu Rua trefl oynayarak karoyu rakibe oynatmak veya karodan yatırmak istedi. Majör takımı bu elden 12 imp kazandı.

♠ ♥ ♦ ♣

— 87 2 DV107 —

♠D8 ♥R1053 ♦3 ♣—

♠ — ♥D94 ♦9862 ♣ — Karo Ruası ile yere geçen Nyström trefleri oynamaya başladı. Doğu, istediği zaman çakabilirdi ancak, yerin AV’sine doğru kör oynamak zorundaydı. Egale olan bir elde mükemmel bir oyun aynamıştı Fredik Nyström.

99

Briç

Briç dünyasından haberler

2013 Kış 4’lü Yarı Finalllerinden Bir Başka El: Zonsuz. Dağıtan: Güney

♥ 10-16 Mart 2013 tarihinde İzmir Balçova’daki Kaya Otel’de düzenlenen Türkiye Kış Takımı Şampiyonası’nda dereceye giren takımlar:

♠V ♥V 8 52 ♦9753 2 ♣R102

1.Majör Briç Klübü Tezcan Şen, Tevfik Sayılkan, Adnan Musaoğlu, Yalçın Atabey, Özgür Şakrak

♠R ♥D976 ♦DV64 ♣DV96

♠ 98732 ♥104 ♦A108 ♣853

Kaya

Kandemir

Ünver

Kolata

W

N

E

S

1nt (1) 2 pik(3) pas

1= 1 tur forsing

2= forsing

pas pas pas

3.lük maçında TAC 107 - Şahin 89 ♥ 21-24 Şubat tarihlerinde Ankara’da düzenlenen Türkiye Kadınlar Şampiyonası’nda dereceye girenler:

♠AD10654 ♥A R3 ♦R ♣A74

pas pas pas

2.Yılankıran Salim Yılankıran, Süleyman Kolata, İsmail Kandemir, Okay Gür, Gökhan Yılmaz, Mehmet Sırıklıoğlu

1 pik 2trefl (2) 4 pik

3= en fazla 7 puan

Trefl dam atağını elden asile alan dekleran küçük pik oynadı. Rua pik ile alan batı, küçük karo oynayınca doğu As ile eli alır ve tekrar karo döner. Karoya çakan güney, koz As’ını çekince kötü dağılımı görür. Şimdi trefl 10 ile yere geçer, yerden karo oynayıp çakar. As, Rua körü de tahsil eder. Böylece 5 el pikten, 2 el körden, 3 el treflden alarak 10 löveye ulaşır. Diğer ma­ sada 3 NT oynanmış ve karo as atağına 1 batılmıştı. Bu elden Yılankıran takımı 10 imp kazandı.

1.Galatasaray S. K. Belis Atalay, Vera Adut, Mine Babaç, Lale Gümrükçüoğlu, Mey Zaim, Serap Kuranoğlu Kaptan: Serdar Erdem 2.Kökten Mehveş Pisak, Meltem Özümerzifon, Tuna Aluf, Banu Altınok, Ece Mizrahi, Nazan Kökten Kaptan: Namık Kökten Üçüncülük maçında Fenerbaçe-Mersin maçında, kazanan Fenerbahçe oldu. ♥ 9-10 Şubat 2013 tarihlerinde düzenlenen Çukurova Açık İkilisi’ne 206 sporcu katıldı. Dereceye girenler: 1. Nuri Cengiz - Tuğbars Bozkurt 2. Süleyman Kolata - Şehmuz Ercan 3. Kenan Erdoğan - Haldun Vahapoğlu Mix Mehmet Bilgin - Deniz Türkoğlu Senyor Tekin Tav - Baykara Köksal Bayan Tuna Elmas - Nur Çınar

58,65% 57,55% 55,84% 52,86% 52,55% 50,70%

İTÜ Sosyal Tesisleri 3’ü süit, 29 odalı 57 yatak kapasiteli konaklama birimi Konferans salonu Çok amaçlı toplantı salonları Yüzme Havuzu

Arı Kovanı Restoran/Bar Havuzbaşı Restoran Teras/Kış Bahçesi Sergi Salonu Teras Cafe

İTÜ Vakfı Sosyal Kulübü’ne üye oldunuz mu? Bilgi ve İletişim: 0212 230 73 71 - 246 64 05 İTÜ Sosyal Tesisleri, Maçka / İSTANBUL Tel: (0212) 296 31 47 - 296 55 12-13 Fax: (0212) 233 10 19 web: www.ituvakif.org.tr - e-mail:sostes@ituvakif.org.tr Havuzbaşı Restoran/Arı Kovanı Restoran: 0212 246 10 07

100


İTÜ Vakfı Dergisi - 61