Page 1

2016 ÖZEL

savunma ve havacılık sanayine türkiye imzası


5,000 sqm Exhibition Floor 10,000+ Trade Visitors 200+ Exhibitors 50+ Countries

HOSTED BY

STRATEGIC PARTNER

ORGANIZED BY

TITLE SPONSOR

BADGE SPONSOR

MEDIA PARTNER

ENDORSING ASSOCIATION


HIGH TECH PORT’TAN

H

igh Tech Port by MÜSİAD her yıl sonbaharda düzenlenen bir yüksek, stratejik ve ileri teknolojiler fuarı. Geleneksel savunma fuarlarından farklılaşarak bir gösteri alanı olmasının yanında, iş geliştirme platformu da olan High Tech Port by MÜSİAD’ın üçüncüsü bu yıl MÜSİAD Expo kapsamında 9-12 Kasım tarihlerinde CNR Expo’da düzenlenecek. Türk savunma ve havacılık sanayine uluslararası iş geliştirme fırsatı, odak ve hedef pazarlara sıcak ulaşım ve uluslararası rekabet avantajları sunması hedeflenen fuara 20’den fazla ülkeden delegasyon katılmasını bekliyoruz. Ayrıca organizasyon Türkiye’nin en konsept pazar geliştirme projesi olarak dikkat çekerken T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde olması ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) ile birlikte organize edilmesi katılımcı firmalara da güven telkin ediyor. Son on yıllık süreçte Türkiye’nin savunma ve havacılık teknolojilerinde ürettiği taaruz helikopterleri, insansız hava araçları, silahlı insansız hava araçları, amfibi gemisi, taaruz portları/botları, deniz altı tasarımları; kara savunma araçlarında tankı, piyade tüfeği ile ciddi bir atak yaptığını söylemek yanlış olmaz. High Tech Port by MÜSİAD da böyle ortaya çıktı, Türkiye sınırları içinde yapılan üretimin dünyayla paylaşılma, sergilenme ve ihraç edilme ihtiyacından… Türkiye’nin savunma sanayindeki büyük atılımının dünyaya entegre olması için geliştirilmiş bir pazar geliştirme projesi olan High Tech Port by MÜSİAD, bugün geldiği konum itibarıyla 20’yi aşkın ülkenin askeri delegasyonunu bünyesinde toplayan dost, kardeş ve müttefik ülkelerle Türkiye’nin savunma sanayi markası adına en önemli iş geliştirme merkezi halini aldı. Aynı zamanda güvenirliği ile öne çıkan fuara tüm dünyadan katılım ve ilgi her geçen gün biraz daha artıyor. Özellikle bu yıl düzenlenecek üçüncü fuarın akabinde dünya çapında ilgi gören, çokuluslu firmaların ajandasında daimi olarak yeri olan bir organizasyon olmasını hedefliyoruz. Daha önce düzenlenen High Tech Port’larda Katar, BAE,

Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Ürdün, Fas, Tunus, Cezayir, Nijerya, Güney Afrika, Brezilya, Şili, Kolombiya, Endonezya, Malezya, Pakistan, Gürcistan, Azerbaycan ve Ukrayna gibi ülkelerin askeri delegasyonlarını, havacılık sektöründe ise OEM’ler (Original Equipment Manufacturers) ve uluslararası havayollarını ağırlamıştık. Bu yıl ise 16. Uluslararası MÜSİAD fuarı ve 20. Uluslararası IBF kongresi kapsamında fuarımızı Ortadoğu, Doğu Avrupa, Güney Asya ve Kuzey Afrika’dan 7 bini aşkın iş adamı ve satın alma heyetinin ziyaret etmesini bekliyoruz. Türkiye’den 100’e yakın firmanın ürün ve hizmetlerini de sergileyebilecekleri fuarda aynı zamanda bu pazarlarda uzun soluklu işbirliği fırsatları yakalayacağına inanıyoruz. High Tech Port by MÜSİAD Özel 2016 ekinde de sizlere kendimizi anlatmak, Türkiye’de savunma ve havacılık sektörünün geldiği noktaya işaret etmek istedik. Bu nedenle organizasyonda emeği ve destekleri olan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak ve Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir’le yaptığımız söyleşilerde Türkiye’de sektörün payını, imajını, hedeflerini ve bölgede Türkiye’nin etkinliğini konuştuk. Aynı zamanda hazırladığımız kapak dosyası ile Türkiye savunma ve havacılık sektöründe faaliyet gösteren ve fuar konuklarımız olan firmalara sektörü sorduk. Aselsan, Roketsan, Meteksan, Turkish Technic, STM gibi markaların yanı sıra ilk defa bir MÜSİAD fuarına katılacak ve geliştirdiği Altay Tankı’nı sergileyecek olan Otokar ya da sektöre yakın tarihte yatırım yapan ancak attığı inovatif adımlarla yerini her geçen gün sağlamlaştıran Katmerciler, Nurol Makine, Nurol Teknoloji, Altınay, Öztiryakiler, Vestel gibi markalara yer verdik sayfalarımızda. Tüm bunların yanında High Tech Port by MÜSİAD, Türkiye’nin 4’üncü sanayi devrimini yakalayabilmek için gereken hazırlıklara başlama start’ı olacak. Bu yıl üçüncü kez “Milli yeteneklerle küresel güçler oluşturmak” sloganıyla düzenleyeceğimiz High Tech Port by MÜSİAD’da sizleri de aramızda görmek ve elinizdeki eki keyifle okumanız temennisiyle... 3


SÖYLEŞİ MÜSİAD Genel Başkanı NAİL OLPAK

“Dünyayı yönetme yöntemlerinden biri, teknolojinin hakimiyetidir’ vizyonuyla yola çıkan High Tech Port, felsefenin tüm dinamiklerini bir araya getiren bir ileri ve stratejik teknolojiler fuarı. Bu projeyle Türkiye’nin teknolojik ürünlerini dünya pazarları için görücüye çıkarırken Türkiye’nin ileri teknoloji üreten firmalarını ve hedef pazarları buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu proje ile amacımız, Türk savunma ve havacılık sanayinin Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin teknoloji ihtiyaçlarına ve rekabetçi pazar oyuncusu arayışlarına cevap verebileceğini göstermek.” 4

“DÜNYAYI YÖNETME YÖNTEMİ TEKNOLOJİNİN HAKİMİYETİDİR”

T

ürkiye’de savunma ve havacılık sektörü sürekli bir gelişim ve değişim sergiliyor. 10 yıl gibi kısa bir sürede izlenen doğru politikaların bir sonucu olarak sektör Türkiye’nin net ithalatçı olduğu bu alanda, kendi ihtiyaçlarının yüzde 50’den fazlasını karşılayabilir konuma geldi. Şu konuda herkes hem fikir ki Türkiye’nin 2023 hedeflerine giden yol, ancak yük-

sek teknoloji ve katma değerli ürünler üretip ihraç etmesinden geçiyor. Bu anlamda savunma ve havacılık sektörünü Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayacak ve 2023 ideallerine yakınlaştıracak bir sektör olarak gördüklerini ifade eden MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak’a Türkiye’de savunma ve havacılık sanayini ve MÜSİAD olarak sektöre kazandırdıkları High Tech Port by MÜSİAD projesini sorduk.


Savunma ve havacılık sanayinin Türkiye ekonomisindeki payı nedir?

Sektör ülkemiz açısından gelecek vadeden, sürekli gelişim gösteren önemli ve stratejik bir alan. 2000’li yıllarda sürekli bir gelişim eğilimi yakalayan ülkemizde savunma sanayi, küresel krize rağmen son yıllarda olumlu bir tablo çizdi ve 2004’ten itibaren kendi ürünlerini geliştirmeye başladı. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca, yıllık 20 milyar doları aşan bir savunma bütçesi olan Türkiye, bunun yüzde 50’den fazlasını kendisi karşılıyor. 2009 yılında savunma sanayi şirketlerinin cirosu 2,319 milyar dolar, savunma sanayimizin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranı ise yüzde 45,2 seviyesinde gerçekleşti. 2010’a geldiğimizde sektör gelişimini sürdürdü, savunma sanayi şirketlerinin cirosu 2,733 milyar dolar ve savunma sanayimizin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranı yüzde 52,1 seviyesine ulaştı.

Sektörün yakın ve orta vadede hedefleri nelerdir?

2014 yılına baktığımızda 1,647 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiğimizi görüyoruz. Ama geliştirilen nihai ürünler olan atak helikopteri, Milgem, MPT, kirpi, Altay Tankı gibi ürünlerle önümüzdeki 10 yıl savunma sanayinde ihracatın 10 milyar dolar yıllık bazda geçeceğini tahmin ediyoruz. Savunma sanayimiz, yurt içi ürün geliştirme aşamasına gelmiş ve sistem entegrasyonu konusunda önemli bir alt yapı kazanmış durumda. Yüksek katma değeri, Ar-Ge yatırımları ve istihdama katkısıyla ülke ekonomisinde önemli yeri olan savunma sanayi sektörünü uluslararası pazara entegre etmek ve rekabetçi bir yapıya kavuşturmak için en temel adım sektörün ihracatını artırmak olacak.

MÜSİAD için High Tech Port ne ifade ediyor?

2010’da 13. MÜSİAD Fuarı’nda başlattığımız bir uygulama ile ülkemizde geliştirilen yeni teknolojilerin, fuar alanında sunumuna imkân verdik. Bu imkân sayesinde, yatırımcı ve proje sahibinin bir araya gelmesini sağladık ve yeni geliştirilen teknolojik ürünlerin kamuoyuna tanıtımına ön ayak olduk. 2012’de gerçekleştirdiğimiz 14. MÜSİAD Uluslararası Fuarı’nda devam eden bu proje, 2014’e geldiğimizde artık kabına sığmaz oldu ve MÜSİAD Uluslararası Fuarları kapsamında yepyeni bir çalışmayı doğurdu. MÜSİAD üyesi olmasa da Türkiye’de yerleşik bir firma olması şartıyla tüm firmaların katılabileceği High Tech Port by MÜSİAD, Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulması için ortaya koyduğumuz bir vizyon projesi. Bu anlamda, proje Cumhurbaşkanımız tarafından da sahiplenildi ve değer gören bir marka haline geldi. Projemizin ülkemizi 2023 ideallerine bir

adım daha yaklaştıracağına inanıyoruz. High-Tech Port’la Türkiye’nin yüksek teknoloji algısını kuvvetlendirmeyi, teknolojik ürünlerimizi dünya pazarları için görücüye çıkarırken ileri teknoloji üreten firma, yatırımcı ve proje sahiplerini hedef pazarlara ulaştırmayı amaçlıyoruz.Orta gelir tuzağı denen kişi başına düşen gelirin 10 bin dolardan 25 bin dolar seviyelerine çıkması, ancak yüksek teknoloji merkezli bir katma değer oluşturma çabasıyla mümkün. Son 10 yılda sektörün ürün geliştirme hususunda yaptığı çalışmalar, önümüzdeki 10 yıl yerini bu ürünlerin pazarlanması şeklinde sürdürülmeli. İşte High Tech Port ile bu noktada devreye giriyor.

Proje ile bölgede hedeflenen nedir?

Dünya daima parayı idare edenlerle teknolojiyi yönetenlerin hükümdarlığı altında olageldi. Avrupa’da buharlı makinelerin icadıyla yani teknoloji yönetimiyle dünya liderliği el değiştirdi. Aynı şekilde ABD’de Amerikan ordusunun bir iletişim kabiliyeti olarak ortaya konulan internetin keşfi, dünyayı dijital bir mecraya taşıdı ve ABD’yi süper güç haline getirdi. Bu felsefeden hareketle ‘Dünyayı yönetme yöntemlerinden biri, teknolojinin hakimiyetidir’ vizyonuyla yola çıkan High Tech Port, fselsefenin tüm dinamiklerini bir araya getiren yüksek-ileri ve stratejik teknolojiler fuarı. Bu projeyle Türkiye’nin teknolojik ürünlerini dünya pazarları için görücüye çıkarırken Türkiye’nin ileri teknoloji üreten firmalarını ve hedef pazarları buluşturmayı amaçlıyoruz. Proje, Körfez Bölgesi’ndeki etkin fonlarla ‘Ortak Girişim’ kurulma imkânı sunacak, bölge ülkeleriyle mevcut ticari ilişki ve yatırımların geliştirilmesini sağlayacak, iş ve iletişim ağını genişletecek. Bu proje ile amacımız, Türk savunma ve havacılık sanayinin Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin teknoloji ihtiyaçlarına ve rekabetçi pazar oyuncusu arayışlarına cevap verebileceğini göstermektir. 5


SÖYLEŞİ Sivil Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İSMAİL DEMİR

Savunma sanayi ürünü ihraç etmek kolay bir husus değil. Öncelikle ülke olarak ürünün müşterideki algısı önemli yer tutuyor. Bu süreçte ülkeler arası ikili ilişkiler çok önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bugünkü durumda Türk savunma sanayi seçilmiş kritik ürünlerin ihracatına odaklanmalı, gerekirse maliyet fiyatına satış yaparak hedef pazarlara girebilmelidir. Ayrıca başarılı bir tedarik zinciri yönetiminin uygulanması gerekiyor. Ancak bu sayede, ekonomi biliminin de temel problemlerinden biri olan kısıtlı kaynakların optimum dağılımı ve kullanımı sorunu çözülebilir. 6

“MALİYETİNE SATIŞ PAHASINA İHRACATA YÖNELMELİYİZ”

S

avunma Sanayi Müsteşarlığı’nın (SSM) Türk savunma ve havacılık sektörü için çizdiği vizyona katkı sağlama hedefiyle yola çıkan High Tech Port by MÜSİAD, SSM’nin yakından takip ettiği ve desteklediği bir proje. Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir Türkiye’de savunma ve havacılık sanayinin kat ettiği yolu, sektörün Türkiye’nin 2023 hedefleri için üstlendiği lokomotif görevini ve aynı zamanda Türkiye ve böl-

ge ekonomisi içinde ifade ettiği anlamı değerlendirdi. SSM’nin de bu anlamda sektörü desteklemek adına süregelen projelerinden söz eden Demir, uluslararası işbirlikleri kurulabilmesi adına dost ve müttefik ülkelerle sanayi işbirliği fırsatlarının araştırıldığına dikkat çekerken, ihracat ve tanıtım faaliyetlerinin koordinasyonu için Ortadoğu, Uzakdoğu, ABD, Kafkasya-Orta Asya, AB-NATO olmak üzere beş bölgede irtibat ofislerinin faaliyete geçirildiğini kaydetti.


High Tech Port by MÜSİAD Türkiye savunma sanayi açısından ne anlam ifade ediyor? Türkiye’nin 2023 vizyonu ile ortaya konulan iddialı hedefleri, ekonomik perspektifte ülkenin tüm kaynaklarının ilerleme yönünde optimize edilmesinin gerekliliğine işaret ediyor. Nitekim, bu çerçevede devletimizin ortaya koyduğu politikalar ve bu politikaların uzantısı olan düzenlemeler, söz konusu ilerleme sürecindeki yol haritamızı ortaya koyuyor. Savunma ve havacılık sanayi ise bir yandan ülke güvenliğini ilgilendiren stratejik konumu, diğer taraftan ise içerdiği ileri teknolojiler bağlamındaki önemi nedeniyle 2023 yolculuğumuzda önemle üzerinde durulan bir noktada yer alıyor. Bu yolculukta atılan her adım hayati nitelikte öneme sahip. Türk Savunma ve Havacılık Sanayi son beş yıldır, artan bir ivme ile gelişmeye ve güçlenmeye devam ediyor. MÜSİAD’ın düzenlediği bu etkinlikte önemli savunma firmalarımız yer alıyor ve ürünlerini sergiliyor. Dolayısıyla MÜSİAD’ın bu organizasyonunu sürdürülebilir büyüme ve sinerji açısından değerli görüyorum.

Türkiye’de savunma sanayi ülke ekonomisinde önemli yer tutuyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu alanda ekonomik açıdan geleceğimize dair heyecan uyandıran tüm gelişmelerle birlikte şunun da farkındayız ki savunma sanayi ürünü ihraç etmek kolay bir husus değil. Öncelikle ülke olarak ürünün müşterideki algısı önemli yer tutuyor. Bu algı yönetiminin başarılı bir şekilde yürütülmesi için de modern ve kapsayıcı bir pazarlama anlayışıyla birlikte, kişisel temasların ağırlık kazandığı aktif bir süreç yönetimi oldukça elzem. Yine bu süreçte ülkeler arası ikili ilişkiler çok önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Jeopolitik ve ekonomik risk faktörlerinin tüm piyasa iklimini derinden etkileyebildiği ve çevresel karmaşıklığın had safhada olduğu bu ortamda, hedef ülkelerle olumlu ve istikrarlı ilişkiler geliştirebilmek ciddi emek ve yetenek istiyor. Ayrıca ihracatta bir diğer önemli husus, kullanım uygulamalarının aranması. Sorulan soruların başında ‘sistemin kim tarafından, nerede kullanıldığı’ geliyor. Bu çerçevede kendi silahlı kuvvetleriniz iyi bir referans. Bugünkü durumda sektör seçilmiş kritik ürünlerin ihracatına odaklanmalı, gerekirse maliyet fiyatına satış yaparak hedef pazarlara girebilmelidir. Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için ise başarılı bir tedarik zinciri yönetiminin uygulanması gerekiyor. Ancak bu sayede, ekonomi biliminin de temel problemlerinden biri olan kısıtlı kaynakların optimum dağılımı ve kullanımı sorunu çözülebilir.

Savunma harcamalarına ayrılan bütçeyi ve değerlendirilme şeklini nasıl yorumluyorsunuz, bu anlamda Türkiye’nin kısa ve orta vadeli hedefleri nasıl şekilleniyor?

Müsteşarlık olarak yönettiğimiz sözleşmelerin finansal büyüklüğü, geçmişten bugüne giderek artan bir seyir izleyerek devam ediyor. Mevcut durum itibarıyla toplam sözleşme bedeli bazında yaklaşık 30 milyar dolarlık çok ciddi bir büyüklükten bahsediyoruz. Kendi kendine yetebilme yolunda çok önemli adımlar atmış olan ve içinde bulunduğu ekosistem içerisinde vazgeçilmez niteliğe sahip bir savunma sanayinden her geçen gün daha yüksek bir özgüvenle bahsedebiliyoruz. Tüm bu istatistiksel göstergelerde söz konusu seviyelere ulaşmak belli politikalarınız ve bu politikaları uygulayabilecek araçlarınız olmadan mümkün değildir. Savunma sanayine yönelik Ar-Ge, sanayileşme -offset-, finansal planlama ve yönetim gibi konular sürecin dayanak noktaları olarak karşımıza çıkıyor.

Halihazırda SSM öncülüğünde sektöre dönük çalışmalardan söz eder misiniz? Uluslararası işbirliği boyutunda tüm dost ve müttefik ülkelerle sanayi işbirliği fırsatları araştırılıyor. İhracat ve tanıtım faaliyetlerinin koordinasyonu için beş bölgede (Ortadoğu, Uzakdoğu, ABD, Kafkasya-Orta Asya, AB-NATO) irtibat ofisleri faaliyete geçiriliyor. Ayrıca dost ülke pazarına hitap edecek ürün odaklı ortak girişim şirketleri teşvik ediliyor ve bu alanda gerek kamudaki paydaşlarımız gerekse özel sektörle işbirliği içinde hareket ediyoruz. Ancak üzerinde durduğumuz esas nokta ekonomik ölçekten ziyade sektördeki iştigal konularının, katma değer içeriği ve özellikle teknoloji tabanı ve insan kaynağı oluşturmadaki etkinliğidir.

7


KAPAK

küresel pazara Türkiye imzası SASAD 2015 verilerine göre, sektör son beş yılda ortalama yüzde 21 büyüdü. Ulusal ölçekteki savunma sanayi ihtiyacı da her geçen gün biraz daha artan oranlarda yerli proje ve yatırımlarla karşılanıyor. Bu perspektiften Türk savunma ve havacılık sektörü bileşenlerinin genel beklentisi Türkiye’nin kısa vadede savunma ve havacılık sektörünün ithalatçısı konumundan ihracatçısı konumuna geleceği yönünde.

T

ürk savunma ve havacılık sanayi son 12 yıldır büyük bir stratejik dönüşüm yaşıyor ve sektör Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın (SSM) kuruluş yılı olan 1985’ten günümüze büyük bir dönüşüm ve gelişim sürecinden geçiyor. Başlangıçta lisans altında üretim yapan Türk savunma sanayi, ortak üretim ve bugün özgün tasarım yerli üretim aşamasına geçmiş bulunuyor. 2004 yılında sektörde yüzde 80 olan dış teknolojiye bağımlılık oranı bugün ulusal, çok uluslu ve ortak girişim savunma sanayi projeleriyle yüzde 40 seviyelerine kadar inmiş durumda. Sektörde süregelen çalışmalar neticesinde yerli savunma sanayi 2015 yılında 5 milyar dolarlık üretim seviyesine ulaştı. Böylece savunma ve havacılık sanayi sektörü bileşenleri, yıllık 1 milyar dolar seviyesindeki Ar-Ge harcamasıyla Türkiye’nin en fazla Ar-Ge ve teknoloji yatırımı yapan sektörü konumuna geldi. Sektörün ortak kanısı 10 yılda platform geliştirebilir hale gelmenin önemini iç ve dış pazarda güçlü şekilde vurgulamak ve ilerleyen süreçte alt sistemlerin yerlileştirilmesine odaklanmak gerektiği yönünde. Tüm bu gelişmelerin akabinde bugün sektör korvet, savaş gemisi, ana muharebe tankı, güdümlü roketler, eğitim uçağı, insansız hava aracı gibi oldukça önemli hava, kara ve deniz platformlarında özgün ürünler geliştirebiliyor. Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) 2015 verilerine göre, sektörün son beş yılına ait ortalama büyüme oranı yıllık yüzde 21 seviyelerinde. Bununla birlikte ulusal ölçekteki savunma sanayi ihtiyacı her geçen gün biraz daha artan oranlarda yerli proje ve yatırımlarla karşılanabilir hale geliyor. Bu perspektiften sektör bileşenlerinin genel beklentisi Türkiye’nin kısa vadede savunma ve havacılık sektörünün ithalatçısı konumundan ihracatçısı konumuna gelmesi. Yine sektör temsilcilerinin ortak kanısı High TechPort’un TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdo-

8

ğan’ın himayelerinde düzenlenmesinin de etkinliğe katılacak delegasyonların temsilini ve markaların görünürlüğünü artırdığı yönünde. Ayrıca organizasyonun Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile düzenlenmesi de sektörü ve ihtiyaçlarını daha iyi anlayan bir etkinlik olduğu yönündeki algıyı kuvvetlendiren unsurlar arasında gösteriliyor. Sektör bileşenleri High Tech Port by MÜSİAD fuarını üst düzeylerde görüşmeler yapabilecekleri, çeşitli işbirliği imkanlarını araştıracakları bir organizasyon olarak değerlendiriyor. Organizasyon da bu anlamda sektörün beklentilerini karşılamak maksadıyla Türkiye’nin ileri teknoloji üreten savunma sanayi firmalarını ve hedef pazarlarını bir araya getirmeyi hedefliyor. Özellikle savunma sektöründe hedef pazarlara yönelik ticari ilişkileri ve yatırımları artırma hedefi organizasyonun odak noktasında yer alıyor. Sektör, Türkiye’nin 2023 hedeflerini gerçekleştirmesinin yolu, yüksek teknoloji içeren katma değerli ürünlerin üretiminden ve ihracatından geçtiği konusunda hemfikir. Bu nedenle sektör bileşenlerinde High Tech Port by MÜSİAD fuarını sadece savunma sektörü için değil, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmak için önemli bir destek olarak görme eğilimi yüksek. Sektör unsurları için bir diğer kritik husus ise organizasyon vesilesiyle hem Türkiye’den hem de potansiyel pazar ülkelerden gelen karar mercileriyle bir araya gelme fırsatı. Sonuç olarak Türk savunma ve havacılık sanayi henüz hedeflediği noktaya ulaşmış olmamakla sektördeki gelişmelerden ve genel havadan oldukça memnun. Türkiye’de savunmaya ayrılan pay azalırken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yerli sanayiye olan güveninin arttığını gözlemlemek de sektördeki motivasyonu artırıyor. Diğer yandan Türk savunma ve havacılık sanayi uluslararası pazarlarda da varlığını ve gücünü göstermek için uluslararası fuarlara katılım seviyelerinde son yıllarda ciddi bir artış gözlemlemek mümkün.


“sektörün geldiği noktayı resmediyor”

Hakan Altınay

Altınay Yönetim Kurulu Başkanı

Altınay olarak 2006’dan beri savunma sanayimize alt-sistem ve sistem bazında tasarım, imalat, entegrasyon ve kalifikasyon aşamalarında hizmet sunuyoruz. Mühimmat imhasında kullanılan otomasyon sistemleri, elektro-mekanik tahrik sistemleri, hareketli platformlar, insansız hava araçları ve mobil robotlar gibi ürünlerimizin yanı sıra, müşteri istekleri doğrultusunda tamamen özgün sistemler tasarlayıp üretiyoruz. Devletimizin, SSM aracılığıyla yaklaşık 20 yıl önce başlattığı sektörde millileştirme atağının meyvelerini toplamaya başladık. Türkiye artık kara, deniz ve hava savunma sistemlerinde platform üretici ülke seviyesine ulaşmış durumda. Artık platform seviyesinden alt-sis-

tem ve bileşen seviyesinde milli sanayimizin gelişmesi gerekiyor ve burada bizlere büyük bir sorumluluk düşüyor. Katma değeri ve ihracat birim değeri yüksek, ileri teknoloji ürünleri yerli imkanlarla üretmeli ve sadece Türkiye değil, yurt dışına da satabilmeliyiz. Bu anlamda hem yeteneklerimizi sergilemek hem de sektördeki gelişmeleri takip etmek için High Tech Port, bizim için büyük bir fırsat. 2014 ve 2015 yıllarındaki fuarlar gibi 2016’ya da katılıyoruz. Ayrıca hangi ölçekten olursa olsun savunma ve havacılık sanayindeki tüm paydaşların High Tech Port organizasyonunda milli savunma sanayimizin geldiği noktanın bir resmini ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz.

“sektör Sivil ihtiyaçların karşılanmasını da sağlıyor” Aselsan, Türk savunma sanayisi için bir başarı öyküsü. Sektörde 40 yılı geride bırakan Aselsan’ın telsiz üretimi ile başlayan yolculuğu artık savunma elektroniğinin her alanına yayıldı. Çok farklı uzmanlık alanları gerektiren faaliyet alanlarında silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçları ve ülke güvenliğini göz önünde bulundurularak en son teknoloji sistem/ ürünler geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Türk Silahlı Kuvvetlerini Geliştirme Vakfının bir şirketi olan Aselsan, sözleşmeli projeleri kapsamında yürüttüğü Ar-Ge faaliyetlerinin yanı sıra her yıl cirosunun yüzde 6’lık kısmını Ar-Ge çalışmalarına ayırıyor. Bu özelliği ile ülkemizde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran firma olma

özelliği ile öne çıkıyor. 5 binden fazla çalışanı olan Aselsan’da beş ayrı Ar-Ge merkezi faaliyet gösteriyor. Milli ve yerli bir savunma sanayi, bağımsız bir ülkenin vazgeçilmez koşulu oldu yüzyıllar boyunca. Aselsan’ın öncülüğünü yapmaktan gurur duyduğu bu sanayi, pek çok farklı faydayı da içeriyor. En zorlu ve teferruatlı elektronik sistemler, savunma sanayi tarafından geliştirilip üretiliyor. Bu çalışmalarda elde edilen çekirdek teknolojiler pek çok sivil ihtiyaca cevap verecek yeteneğin ülkemize kazandırılması anlamına geliyor. Bu noktada High Tech Port, savunma ve havacılık sektörünün global aktörlerini bir araya getirerek bizim için ideal bir pazar geliştirme ortamı yarattığını düşünüyorum.

Dr. Faik Eken

Aselsan Genel Müdürü 9


KAPAK

“Yeni ürün lansmanımızı fuarda yapacağız”

Furkan Katmerci

Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili

Katmerciler olarak 2010’da üretimine başladığımız Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları (TOMA), savunma sektörüne yönelik ilk ve en dikkat çeken ürünümüz oldu. Ar-Ge merkezimizde geliştirdiğimiz zırhlı personel taşıyıcılar başta olmak üzere çeşitli araçlar üretiyoruz. High Tech Port by MÜSİAD Fuarı, adı üstünde en ileri teknolojilerin ve bu teknolojilerle üretilen araçların tanıtılacağı bir fuar ve biz de güçlü bir Ar-Ge Merkezine sahip, inovatif bir şirketiz. Mevcut araçların daha efektif hale getirilmesi yönündeki çalışmalarımızın yanı sıra tamamen kendi geliştirdiğimiz yeni ürünlerimiz de var. Örneğin, zırhlı personel taşıyıcılar. Dolayısıyla milli savunma için önemli, gerekli ve

anlamlı olduğuna inandığımız, üretiminde nano teknolojiden de faydalandığımız araçlarımızı, ileri teknolojilerin rekabet halinde olacağı bu fuarda etkin bir şekilde tanıtmak istiyoruz. Zırhlı personel taşıyıcı ailemizin Khan ve Kangal’dan sonraki üyesi olan yeni aracımızın lansmanını bu fuarda yapacak olmamız da sanırım fuara verdiğimiz önemi yeterince ortaya koyuyor. Öte yandan, fuarda sadece katılımcı olarak yer almakla yetinmediğimizi, sponsor olarak da desteklediğimizi belirtmek isterim. Fuarda çok sayıda savunma aracımızla güçlü bir şekilde yer alırken, VIP Lounge ve Resmi Delegasyon Lounge olmak üzere iki ayrı kategoride de fuarın sponsoru olacağız.

“KÜRESEL MARKA OLMALIYIZ” Meteksan Savunma, 2006’da Bilkent Holding bünyesinde faaliyet gösteren yüksek teknoloji şirketlerinin savunma sanayisine yönelik proje ve aktivitelerini tek bir çatıda birleştirmek ve koordine etmek amacıyla kuruldu. Savunma ve havacılık sektöründe, SSM’nin de vizyonu doğrultusunda, TSK’ya milli, bağımsız ve özgün, yüksek teknoloji ürünler ve alt sistemler geliştirmek üzere yola çıktık. 10 yıldır yürüttüğümüz projeler ve kazandığımız yetkinliklerle bugün dört ana iş kolunda faaliyetimizi sürdürüyoruz; algılayıcı sistemler, haberleşme sistemleri, sualtı akustik sistemler ve platform simülatörleri. Bu faaliyet alanları kapsamında radar sistemleri, lazer sistemleri, üçüncü nesil veri aktarma (data link) 10

sistemleri, sonar tasarım ve üretimi, su altı haberleşme ve uyarı sistemleri, eğitim simülatörleri gibi konularda ileri teknoloji çözümleri milli imkanlarla geliştirmek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz. Biz de Meteksan olarak TSK ve diğer güvenlik güçlerimiz için geliştirdiğimiz milli ve yüksek teknoloji ürünlerin yurtdışına ihracatını da oldukça önemsiyoruz. Bu çalışmaları gerçekleştirirken hem Türkiye’nin küresel bir marka olarak gücünü gösterebileceğimiz hem de ürünlerimizi ve faaliyetlerimizi üst düzey yabancı askeri ve tedarik makamlarına anlatabileceğimiz platformlara ihtiyaç duyuyoruz. Bu doğrultuda ilk etkinlikten beri düzenli katılım sağlıyoruz ve önemli fayda elde ettiğimizi söyleyebilirim.

Tunç Batum

Meteksan Genel Müdür


“Ülkelerin karar mercileriyle bir araya gelme fırsatı sunuyor”

Engin Akyol

Nurol Makina Genel Müdürü

Nurol Makina’nın kuruluşu 1976 olmasına rağmen savunma sanayi ile ilgilenmesi 1980’li yılları buluyor. Sektörde daha önceleri silah kulesi, KBRN sistemi gibi alt sistemlerin üreticisi olarak faaliyet gösterirken 2002’de ilk Toplumsal Olaylara Müdahale Aracını (TOMA) üretiyor. 2012’nin ikinci yarısında ise kendisine yeni bir yol çiziyor ve 2008’de ihraç ettiği tasarımı ve üretimi Nurol Makina’ya ait olan Ejder 6x6 taktik tekerlekli zırhlı araç tecrübesini kullanarak Ejder ailesini oluşturuyor. Bu kapsamda sınıfında dünyada da ilk zırhlı TOMA olan Ejder TOMA’yı güvenlik güçlerimizin hizmetine sunuyor. Akabinde

Ejder Yalçın 4x4 güvenlik güçlerinin envanterinde yerini alıyor. Geliştirdiğimiz araçların tasarımı özgün olup özel üretim teknikleri kullanıyoruz. Balistik ve mayın dayanımları uluslararası kabul gören kuruluşlarca test edilerek onaylanıyor. Ayrıca Ejder ailesinden olan çok amaçlı zırhlı taşıyıcı platform olan Ejder Kunter de ürünlerimiz arasında yer alıyor. Biz bu yıl High Tech Port by MÜSİAD’a ilk defa katılıyoruz. Organizasyon sektörde yer bulmaya başladı, bizim de ziyaretçi profili açısından ilgimizi çekiyordu ve katılmaya karar verdik. High Tech Port ülkelerin kullanıcı ve karar mercileriyle bir araya gelmek açısından büyük bir fırsat.

“İşbirliği odaklı olması bizi cezbediyor” Nurol Teknoloji, temel olarak ileri balistik zırh ürünleri üretmek ve balistik çözümler sunmak amacıyla kuruldu. Türkiye’de zırh sistemlerinin dışa bağımlılığı ve bu alandaki boşluğu, ürettiğimiz bor karbür, silisyum karbür, alumina, tungsten karbür ve kompozit üretimlerimizle geliştirdiğimiz hibrid balistik çözümlerle gidermeye çalışıyoruz. Geleneksel zırh çözümleri, ağırlığı veya yetersiz koruma sağlaması gibi nedenlerle personel ve kara-hava-deniz platformlarının korunmasında operasyonel kabiliyetleri azaltan ya da sınırlandıran sonuçlar doğuruyordu. Nanoteknoloji ürünü yeni malzemelerle geliştirdiğimiz hibrid balistik çözümleri, ulusal ve uluslararası birçok

projede personel için balistik koruyucu yelekler, kalkan ve siperlik takımları, kara-hava-deniz araçları zırhlaması ve balistik iyileştirilmesi, zırhlı güvenlik kabinleri gibi alanlarda uyguluyoruz. Sektördeki organizasyonlar içinde artan bir öneme sahip olduğunu gözlemliyoruz. Özellikle ülkeler arasında gelişen ikili ilişkilere paralel olarak işbirliği ihtimallerinin yüksek olduğu pazarlara odaklanması, bizim için organizasyonun cazibesini artırıyor. Ayrıca High Tech Port’un bizim gibi geleneksel olandan farklı açılımlar sağlaması, belirli noktalarda tıkanmış sektöre yeni bakış açıları ve alternatifler sunması da sektör açısından önemsediğimiz unsurların başını çekiyor.

Cem Sapmaz

Nurol Teknoloji Genel Müdürü 11


KAPAK

“Altay Tankı’nın seri üretimi için görev bekliyoruz”

SERDAR GÖRGÜÇ OTOKAR GENEL MÜDÜRÜ

Otokar, Türkiye’nin en büyük özel ve yüzde yüz Türk sermayeli savunma sanayi şirketlerinden biri. Kendi teknoloji, tasarım ve uygulamalarımızla fikri mülkiyet hakkını elimizde bulundurduğumuz, müşterilerimizin ihtiyaçlarına uygun özel çözümler sunuyoruz. Savunma sanayi kara araçlarında Türkiye’nin milli ana muharebe tankı Altay’ın Tasarım ve Prototip Üretimi Projesinde ana yüklenici olarak görev alıyoruz. Ar-Ge’ye düzenli olarak yatırım yapıyor, ciromuzun her yıl yüzde 4’ünü ayırıyoruz. Otokar olarak savunma sanayinde en büyük iddiamız, tasarımını ve üretimini tamamen kendi yaptığımız askeri araçlarımız ve kule sistemlerimiz. Savunma sanayinde 1990’lı yıllarda Türkiye’nin ilk taktik tekerlekli zırhlı aracını

üreten, ihracatını gerçekleştiren, ilk özgün 8x8 taktik tekerlekli zırhlı aracını üreten Otokar olarak, geçen yıl SSM’nin değerlendirmeleri sonucu “Savunma Sanayi Birincilik Ödülü”ne de layık görüldük. Bugün Sakarya’da ürettiğimiz ürünlerimiz beş kıtada, 30’dan fazla ülkede, pek çok riskli ve zorlu bölgede 28 binden fazla askeri aracımız hizmet veriyor. Ayrıca tüm tasarım ve fikri mülkiyet hakları Türkiye’ye ait olacak Altay tankı için seri üretimi için gerekli tüm hazırlıkları yaptık ve görev bekliyoruz. Aynı zamanda Altay’ın Türkiye’ye yeni ihracat fırsatları da yaratacağına, dost ve müttefik ülkelerin seri üretimi takiben projeye katılması halinde farklı coğrafyalarda da üretim olanakları açılacağına inanıyoruz.

“Askeri lojistik konusunda farkındalık yaratmalıyız” Öztiryakiler olarak savunma sanayi lojistik destek sistemleri üretiyoruz. 1958’de endüstriyel mutfak alanında çalışmaya başladık ve devam ediyoruz ama son sekiz yıldır savunma sanayi ürünleri de üretiyor ve ihraç ediyoruz. Büyük İskender’in Hindistan Seferi ve Müttefiklerin Normandiya Çıkarması birer lojistik başarıdır, Napolyon’un Moskova Seferi ve bizim Sarıkamış Harekâtımız da lojistik felaketler olarak anlatılır. İşte tam da bu noktada, bu dört örneğin kesiştiği yerde yani lojistik alanda biz varız. Bazı kaynakların Napolyon’a bazı kaynakların da Amerikalı General Omar Bradley’e atfettiği o sözü hatırlatmak isterim: “Amatörler strateji, profesyoneller lojistik konuşur. Ürettiğimiz mutfaklar, banyo ve 12

tuvalet sistemleri, fırınlar, çamaşırhaneler ve su arıtma sistemleri insanların her türlü ihtiyacını karşılıyor. Askeri anlamda da bunlar tamamsa savaşa hazırsınız, demektir. Oysa savunma sanayi deyince akla sadece silah ve muhabere sistemleri geliyor ama lojistik destek sistemleri gelmiyor. Biz lojistik konusunda bir farkındalık yaratmak, en azından sektörde ‘askeri lojistik’ kavramını yerleştirmek, sektörün hafızasına doktrinel bir katkı yapmak ve tabii ki kendimizi tanıtmak maksadıyla HighTech Port by MÜSİAD’a katılmayı önemsiyoruz. Fuar bize bu anlamda sektörün kurumsal hafızasına Öztiryakiler (OZTİ) olarak adımızı yazdırma ve devler liginde var olduğumuzu gösterme fırsatı veriyor.

Yusuf Öztiryaki

Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkanı


“Yüksek teknolojili düşük maliyetli ürünE talep var”

Selçuk Yaşar

Roketsan Genel MüdürÜ

Roketsan, ‘ülkemizde roket ve füze tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi konularında lider bir kuruma sahip olunması’ amacıyla Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla 28 yıl önce kuruldu. Farklı özelliklerdeki roket, füze, güdümlü mühimmat ve silah sistemlerini, bunların fırlatma ve sevk sistemlerini, roket yakıtlarını, arayıcı başlık, güdüm ve kontrol sistemlerini, tapa ve harp başlıklarını, mekanik aksamlarını, bu sistemlerle ilgili algoritma ve yazılımlarını üretme, bu sistemleri kara, hava, deniz platformlarına entegre etme, lojistik destek hizmetleri verme, çeşitli platformların balistik koruma (zırh) sistemlerini imal etme, uydu fırlatma sistemleri geliştirme, mühimmat ayırma

ayıklama tesisi (MAAT), mühimmat ıslah, geliştirme ve yenileştirme merkezi (MIGYEM) ve her türlü topçu mühimmatı, tank, roket ve füze testlerinin gerçekleştirilebildiği atış test ve değerlendirme merkezi (ATDM) tesislerinin anahtar teslimi kurulumu çerçevesinde faaliyetlerini yürütüyor. Son yıllarda sektörde ileri teknolojili, yüksek hassasiyetli ve düşük maliyetli ürünler talep ediliyor. Bu beklentiye cevap verecek şekilde son yıllarda geliştirdiğimiz yüksek teknolojili hassas sistemlerimizle ilerde hem TSK’nın ihtiyacını karşılamayı hem de yoğun olarak yürüttüğümüz pazarlama faaliyetleri sonucu yurt dışı pazarlara da bu ürünlerimizin teslimatını yapmayı hedefliyoruz.

“İleri teknoloji üreten firmalara fırsat sunuyor” Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret (STM), 25 yıl önce yüksek teknoloji içeren alanlarda SSM ve TSK’ya danışmanlık, proje yönetimi ve yazılım mühendisliği gibi konularda hizmet vermek amacıyla kuruldu. Bugün üzerinde durduğumuz en önemli konular arasında teknoloji alanında siber güvenlik, büyük veri ve yapay zeka destekli akıllı sistemler; danışmanlık alanında ise karar destek sistemleriyle beslenen simülasyon çözümleri, mühendislik alanında su altı ve su üstü savaş gemileri tasarımı ve modernizasyonu yer alıyor. STM olarak High Tech Port by MÜSİAD’ı ileri teknolojiye önem veren ve bu alanda yatırım yapan firmalar için önemli bir buluşma noktası

olarak görüyoruz. Bu gibi organizasyonlar bizler için, stratejik işbirliklerinin sağlanması ve ürünlerimizi hedef pazarlarda etkin biçimde tanıtabilmemiz açısından önem arz ediyor. High Tech Port, ileri teknoloji üretimi yapan tüm yerli firmalar için önemli fırsatlar sunuyor. Biz de sektörün son yıllarda geçirdiği dönüşüm ve gelişim sürecine azami katkı sunmayı amaçlıyoruz. Sağladığımız danışmanlık, sistem mühendisliği ve proje yönetimi hizmetleri ile TSK ve SSM’nin sürdürmekte olduğu projelerde başarılı sonuçlar almalarını hedefliyoruz. Bu kapsamda, Türkiye’ye kazandırdığımız en önemli değerin, bilgi birikimimiz ve nitelikli insan kaynağımız olduğuna inanıyoruz.

Davut Yılmaz

STM Genel Müdürü 13


KAPAK

“TurkIsh TechnIc’in inovatif ürünLerini tanıtıyoruz”

Ahmet Karaman

TurkIsh TechnIc Genel Müdür

Merkezi İstanbul’da olan Türk Hava Yolları Teknik (Turkish Technic) Ankara, Aydın dahil toplam sekiz ilde hangarı olan ve sahip olduğu EASA, FAA ve SHGM bakım hizmeti verme yetkileri ile iş jetlerinden yerli ve yabancı bir çok havayoluna mühendislik, uçak, komponent bakım hizmetleri sunan bir havacılık bakım onarım merkezi. Türk Hava Yolları’nın 83 yıllık deneyimi ve 6 binden fazla nitelikli çalışanı, 14 binden fazla Boeing ve Airbus komponent bakım kabiliyeti ile A’dan Z’ye tüm bakım onarım hizmetlerini bir arada veren Turkish Technic artık bu hizmetlerinin yanında üretim de yapıyor. Biz havacılık sektörünün içinde bulunduğu rekabet

ortamında daha öne çıkmak için sürdürülebilir inovatif ürün ve hizmetler sunuyoruz. Bugün bakım onarım faaliyetlerimiz dışında Ar-Ge alanında yaptığımız yatırımlarla kabin modifikasyonlarından kablolu ve kablosuz uçak içi eğlence sistemlerine kadar geniş bir yelpazede yenilikçi çözümler üretiyoruz. High Tech Port by MÜSİAD da bu noktada tüm bu yenilikçi ürün ve hizmetlerimizi tanıtabileceğimiz bir platform olma özelliği gösteriyor. Organizasyon, markamız ve ülkemizde sektörünün öncüsü konumunda olan diğer firmaların, yüksek teknoloji bütün yenilik ve ürünlerini bir arada, doğrudan ulusal ve uluslararası tüm paydaşlara tanıtıyor.

“KOYP prototipi ürettik” Zorlu Grubu’nun iki özel markası olan Vestel Savunma Sanayi ve Aydın Yazılım ve Elektronik (AYESAŞ) olarak sektörde varlık gösteriyoruz. Vestel Savunma yüzde 100 Zorlu Holding’in bir şirketi iken AYESAŞ ise çoğunluk hissesi Zorlu Grubuna ait olan Amerikan ortaklı bir şirket. AYESAŞ dünyanın önde gelen savunma şirketlerinin sistem tedarikçisi. Vestel Savunma ise ağırlıklı olarak insansız hava araçları segmentinde çalışan Türkiye’nin önde gelen İHA platform üreticisi. İki şirketin kurumsal fonksiyonları birleştirilmiş olup tek yönetim altında faaliyet gösteriyorlar. 1990 yılında kurulan AYESAŞ, Türk savunma sanayinin önde gelen sistem tedarikçilerinden biri olarak, sektörde, komuta-kontrol sistemleri, aviyonik sistemler, elektronik ve elektro-mekanik sistemlerin üretimi ve 14

tedariği konularında ileri ve gelişmiş çözümler sunuyor. VESTEL Savunma ise, 2003’ten bugüne yaptığı çalışmalar sayesinde İHA sistemleri konusunda derin bilgi birikimi ve tecrübeye sahip oldu. Türkiye’de NATO’nun Uçuşa Elverişlilik Standardı; STANAG 4671’e göre tasarımı ve üretimi yapılmış tek İHA KARAYEL Taktik’i Vestel Savunma üretiyor. Aynı zamanda, Vestel Savunma dünyada seri üretimi daha başlamamış olan hidrojen ve katı yakıt pili (KOYP) teknolojisi alanında, Ar-Ge çalışmaları yaparak zırhlı araçlar için KOYP prototipi geliştirdi. Bizler de tüm bu çalışmalarımızı Türkiye’de ve dünyada ilgili kişilere anlatmak istiyoruz ve High Tech Port’a katılmak network ağlarını genişletmek ve doğru bağlantılara ulaşabilmek açısından oldukça avantajlı.

Aziz SİPAHİ

AYESAŞ ve VESTEL Savunma Genel Müdürü


*Genel Ticaret Fuarıdır.


3. HTP by MUSIAD  

HTP Defence & Aviation Exhibiton 2016 Capital Dergisi Özel Eki

3. HTP by MUSIAD  

HTP Defence & Aviation Exhibiton 2016 Capital Dergisi Özel Eki

Advertisement