Issuu on Google+

funda baran

DİREN


Bir tasarım harikası değil elbet, bilgisayarı iki üç tuş ile kullanan ben için bayağı zorlu bir uğraş oldu, muhtemelen bir sürü hatam olmuştur ama, malum 3 aylar çıkmadan bitirmek ve paylaşmak istedim.

Niye? Kısaca, kendileri birer şiir olan tüm gezi direnişçilerine, gazı oksijen gibi soluyan, yaralanan ve artık burada olmayan tüm yürekli insanlara bir teşekkür yollamak için; kuru bir teşekkür yerine iyi kötü bir armağan da sunayım diyedir.


SIÇRAMAK


a ç ı s

a

r m

II II II II

ç ı s

gör beni…(diyedir) aslında gitmiştim ıslanıp sıkıntı yağmur duasından yaprağı nazsız aciz rüzgardan birinci cemreden ikinciden ve üçüncüden ne çıkar biri de gitsin dişlerim uykuda gıcırdasın gibi gitmiştim ne gezsem ne görsem her coğrafyada başka sevda ev başka ocak başka üşütüp terleten mevsim ayın doğuşu güneşin batışı başka sen pir-ü pak dolan bildiğim tüm şiirleri yaz yeniden duvarlar bile kekeledi kem küm akşamları ve son kertede hep aynı dildendi nedense cephede ilk vurulan

r m

II II II II


çın çın çınlatsam şimdi kulakı kulakınızı - çünkü ellerim uzakta kaldı siz, biz onlar onlar, ötekiler, berikiler ben türkçeden çakmıştım gerçi (aslında hoca gıcıktı) ama beniz diye de bi şey vardı masallarda hep iyiler kazanır mışya - geçmiş gelecek zaman oysa eciş bücüş dantelli ve yamalı bu hayat penceresinden sardunyalar hiç sarkmadı - ama ellerim benimle kalsın dı… siz değerli büyükler ve sevgili küçükler soldan geçin fındık fıstık atmayın akşamları ve son kertede belirleyici duruşum yorumlarınızdan anladığım Buridan’ın eşeği olmuşum


S

ı

dı a m r m ç m

III III m III m III

S

ı

dı a m r m ç m

çünkü gör beni boş düzen, bozuk düzen uygun adım marş düzen çoğunluk ve çokluk sizde sinir geren ağustos böceği ve dahi uğultusu tam pijamanızı giyip yatacakken yatmışken ki sessizliktedir please hold on…one minute…turn off...... hişt ayıp, küfürleşmeyin yanlış anlamasın günü yanlış yazan esrikliğimden değil - not düşülsün çığlık değil, yakarış değil sesimi geri sesimi ver ey tanrı çocukluktandır, toyluktandır sen ki hiçbir yükü taşımayansın doğmamış ve doğurmamışsın bu yüzden baba bu yüzden oğul bu yüzden adak istersin anladım büyüdüm hamdolmasın

III III m III m III


ben ne çetin cevizmişim ki tarihe karşı her kutsal kitap bana karşı ölüme tapınak yarama sunak ve fakat das kapital de uykuma karşı bana çatıktır hep kaşı ayaksız başsız kalmışım

A R Ç I S

D IIII IIII IIII IIII IIII

gör beni görebilecek misin bakalım görecek misin beni düşlerin bende kaldı

A I

R Ç M

I M

S

D IIII IIII IIII IIII IIII

I M M


YAZ GEÇİYOR


sonsuz dedi karınca telaşı okey dönüldü bir su sunuldu bir uydu küstü bahar yanlış yaz maske düşürdü ittirdiklerimiz itmediklerimiz toslaştı kimsesiz biri seslere sesini ekledi budur usan hız kesen yarıda kalan meydanlar kendi rengine boyandı ama o sivrisinekler ah o sinekler bizi kanladılar kumsalda gülüş eksildi havada soluk annelerin serdiği yamalı kilimdi çekirdek çitlenmeden tarhana dökülmeden ağıtlarla ezildi bir hacivat bir karagöz iki adam ıslıklarla ıslandı yüzleri hiç bu kadar akmamıştı önümüz kış onlar donacak Bizde baki o çocuklar, o sıcak bakışlar


KOLAJ


Yaşlı bir şehirde güne başladın günyorgun Senin aradığın eksik kuz ey yıldız hatırası sigara sarmaktan vazgeçen baban denizci masasında fesleğen sulamaktadır hatırası rüzgarla kıyıya vurmaktır ve elleriyle beslediği florya ötüşü lağım kokuludur herkes biraz ölüdür zaten, değil midir? sen bu sabahı yürümeksin yürüdükçe hatırlarsın sıkıcı törenleri, ellerine tutuşan papağanı susmak, kaybolmak, beklemek kekeleyenin kaderi çok şükür artık tan bul halkı her 23 nisan neşeyle doldurarak faytonların gübre kokan koltuklarını tavaf ediyor aya yorgi – mado dondurma arasını sadece afrika küçük sulukule deki çocuk çizgili totem utanıyor, ah minel aşk , nelere kadirsin Ne destanlar ne öyküler büyüdün sen oysa boğazdan kaçan deniz kızları sen boğazını sıktıkça biri hırçın biri arsız buluşan iki balık sürüsü tutuşmadan ezeli kavgaya poyrazda ağlanmış kara mavi bir akıntı dipten çıkarır kaybettiğini sen bu dalgada ıslaklandın, şaşkınca bakakal sahile bıkmış bir kurşun sekmesi gibi geçer hayat bakışlar bakışların içinde demirli herkes bel fıtığı,topuk dikeni ve aşkın iki yüzü kız kulesi umarsız gecenin şehvetiyle, sinsice güler haydarpaşa suikastına


varsın Kıpırdamasın insandan gelen sesler birazdan dökülecektir gecenin mührü sabah naz niyaz bilmez hatırla bir sırt çantası peşinde kaybolurken ücra kasabaların silüetinde ardında dumanaktı kadıköy şunu soruyordun kendine : o gardan tekerleyip yanımdan geçen yolcu benim resmimdeki renklerden ne anlar Ne anlar, sırtından kalkan yük yüreğindeyse bir hamal göçmek hala yorgan ve döşekle holsüz viranelere İşçiler birleşiniz beş sezonluk dizi seyrinde ekmek gene kutsal ama elektrik fırında pişen daha az çamursa çamur vıcıklandığımız sadaka ve duaya aynı biçimde açılıyorsa eller Kayayı delen incir elbet vaazda bir mucizedir sen yürümektesin ardında sabah haberleri mızmız mırıldanan can havliyle atılan ipe sapmaz manşetleri her dilden türkler söyledik bir rum meyhanesinde ermeni mezeler eşliğinde eğlendik eller havada, pek havalı kurtuluş yakasına sararmış fotograflar taktık Üf f ! Üff! Bir adam göğüme tükürdü alt yazı geçilmez mi hiç yaşamadık ki biri bizi duymasın zaten çoğalan karaltıydık gezgin cüzzamlı elma dendi çık ve ½ santimlik farkla yakalamıştık şu bu olmanın ezasını kırılgan kimlikler dönüşen mezarlar susuyosunu biri de bizi görmesin


yasdan yasa koşabilirsin vakit yok soluklanmaya ya da yaslanmalısın beşiktaş vapurunda çay keyfine değil mi ki yıllardır aynı nakarat İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı ama kimin umurunda toprak tükrüklendi işte bu tan saatlerde bu mezarlardır ağlar kaldırımlar eksik bu yüzden sürü otomobiller kıbleyi bulamayıp döndükçe dönen pusula, hep pustular hatırla gözbebeği yaşam haritan dağların tepelerin nehirlerin çizdiğin sevdaların isyanların imlediğin yok edildi bir anda ıslak imzasız kimler ki pustular hatırla çünkü bu asır sirkler diyarı huşu içinde aval aval bakan diyarı nasıl oldu bitti nasıl çığlık çığlık pinyata bir ejderha ne yazık bu sirkin gözbebeği azdırıyor milleti

Kör olmak ne iyi şeydir ne güzeldir sevmek karanlığı bağırıyor seyreyleyen kalabalığın susanı olmaz gölgede kalmış acemi bir canbaz usanmış sırasını beklemekten hasedinden sapanıyla vurdu kuşları, döküldü hepsi birer birer ayağının tersiyle iterek onları tırnaklarını kemirmeye devam etti emirganda kuşlardan can alan canalıcı utanmaz


sen bu sabahları yürümektesin henüz genç iç çekişsiz günlerin değişip duran sokaktır kararsız aşk yoksunu kalabalık karışamadığın bir sonbaharı süpürür hep yuhlarsın sen yaprağı damarında sulama vaktisin törebozan nazar etmez bakış ey sakın avunma ey sakın alınyazısı şarkısını kendi yazansın ilk ışıklar söner siren sesi, ezanlar köpeklerin uluması sokağa akan kızların türküleri duyulur artık delikanlılarda volkan bakış mors alfabesi duvarlara fırlayan ürkmeler içinde sis farıdır gülüşün galata - taksim arası gülümse gülümse tek başına nasılsa yankılanacaksın

Akdeniz yaraşıyor sana en çok sana


ÇALI ÇIRPI


NE GÖRDÜM DÜŞÜMDE


kapı açıktı çıktım dışarı güneş akıyordu sıcacık yaz günü tanık yollara gitmelerime çıktım neden gök karardı arı kovanları sepken limon kokusu sırrı saklayan uğultu kızgın arılar kızgın iğnelerini batırdılar inatla bulutlandım,bulutlara taşındım sanki gece ve orman diyarı sanki bir yarasa gözlerimin içinde düşlerime bastım ve tanrı uyuyordu yanımda elinde kırık, kırılmış, bir kar küresi suyunu kurutmuş ben bu karlar yüzünden mi bu kadar üşüdüm neden kim ateşi çalmış ki küller içli son boş nefes külün içinde taş, özlemle dolu o taş kanıyordu, benden bana kanın aktığını gördüm kan kuruya kuruya akıyordu rengini solduruyor, inceliyor, parlıyordu tanrı görmedi ama; uyuyordu


zaman ve şans değişken ben ve beni yani ben dediğim beni sustu bir hemşire,kara uzun tırnaklı bir hemşire saçlarımı yoluyordu ses ver diye fısıldadı ablam kulaklarıma olmaz, tanrı uyuyordu ben düşümdeki düşü düşlüyordum nasıl mı anladım sonsuz bir merdiveni düşüyordum tam o anda içim basamak susayışım basamak başıma dike dike su içememek bir basamak……………14……………27 ……..32……..35…………….42…….45 arılar vızıldadı gök yine karardı, toz kalktı, annemin yüzü annem niye bu kadar üzgündü ben çok, daha çok üşüdüm tanrı uyuyordu ve kar küresi elinden kaydı


ESKİZ


yak覺ndan


ya

k 覺 n d an

bak


yak

覺ndan

bak

dedim


Yak覺n

bak dedim dan

korkma korku


Yakı

ndan

bak

dedim

korkma korku

u zak lı ğa dır


Yakından bak dedim korkma korku u z a k l ı

ğ

k ay be di ş tir

a

d

ı

r


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır e i

kybdştr

k

n

n

d

i


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır

kaybediştir kendini

hiçlikte


Yakından u

kork

u

z a

bak

k l ı ğ

dedim

korkma

adı

k a y b e d iştir kendini

hiçlikte

sesindir

kulağına

r


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm


Yakından bak dedim korkma korku

uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm

ç

ıı nn ll aa tt ıı

rr r r


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir

kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün

utandırır


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına

ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır

kaybediştir kendini hiçlikte sesindir

kulağına ölüm çınlatır

üşütür günbegün utandırır

ateşi avuçlar

cam buğusu


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam buğusu ürkmekten


yakından

bakdedimkorkma

korku

uzaklığadırkaybediştirkendini

hiçlikte

sesindirkulağına

ölüm

çınlatıüşütürgünbegünutandırır

ateşi

avuçlarcam

buğusu

ürkmektenkırılır


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam buğusu ürkmekten kırılır kül rengi


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam buğusu ürkmekten kırılır

kül rengi kelebekler kelebekler


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam buğusu ürkmekten kırılır kül rengi k

e l

e

b

e k

dağılmış

l e r

ke

l

e b

l e k

e r


yakından korkma

bak dedim

korku uzaklığadır

kaybediştir hiçlikte

ölüm

kendini

sesindir kulağına

çınlatır üşütür

günbegün avuçlar

utandırır ateşi

cam buğusu

ürkmekten kırılır kül rengi kelebekler kelebekler dağılmış aynalarda yankıdır


korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam buğusu ürkmekten kırılır kül rengi kelebekler kelebekler dağılmış aynalarda dan bak dedim

yakın

yankıdır kaçışın uzaklaştıkça


Yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır

kaybediştir kendini hiçlikte

sesindir kulağına ölüm çınlatır

günbegün kelebekler kelebekler

üşütür

utandırır ateşi avuçlar cam buğusu

ürkmekten kırılır kül rengi

dağılmış aynalarda yankıdır kaçışın

uzaklaştıkça unutamamaktan usanır


yakından bak dedim korkma korku uzaklığadır kaybediştir kendini hiçlikte sesindir kulağına ölüm çınlatır üşütür günbegün utandırır ateşi avuçlar cam buğusu ürkmekten kırılır kül rengi kelebekler kelebekler dağılmış aynalarda yankıdır kaçışın uzaklaştıkça unutamamaktan usanır korkma

yakından bak


Diren