Issuu on Google+

1


Genç ÜNAK Yönetim Kurulu

EDİTÖRDEN Serdinç KAYA serkay08@hacettepe.edu.tr

Başkan F. Meriç DİRİK

Dinlendirici ve bir o kadar eğlenceli yaz tatilinin ardından

Başkan Yardımcısı

bizler için okula tekrar dönmenin, çalışanlar için de işlerine geri

İlknur ENCAN

ve tatilinin keyfini çıkarabilmiştir. Bu sayıda yazımı sizlere

dönmenin vakti geldi. Umarım herkes gönlünce dinlenebilmiş

Zarife YILDIRIM

Türkiye sınırları dışından; Danimarka’dan yazıyorum. Eğitim

İletişim Sorumlusu

için tekrar geri döneceğim ve burada gördüğüm, öğrendiğim,

Yağmur Ege Zeybekoğlu Halkla İlişkiler ve

hayatıma kısa bir dönem burada devam edip ikinci dönem keşfettiğim şeyleri siz değerli okurlarımızla paylaşacağım ve bu beni şimdiden heyecanlandırıyor. Bu sayımızda; mesleğimiz bilgi uzmanlığı, kütüphanecilik,

Tanıtım Sorumlusu

bilgi profesyonelliğinin; eski çağlardan günümüze nasıl

Sefa Mustafa ANWAR

misiniz? Papirüslerden parşömenlere, daha sonra kağıda ve

Editör ve Bülten Sorumlusu Melisa GELBAL Serdinç KAYA Nurşah ARSLAN Web Sorumlusu Hüseyin Fırat AKIN

geldiğini, nasıl şekillendiğini öğrenmek ya da hatırlamak ister günümüzün dijital ortamına… O zaman sizinle derinlemesine bir sohbet etmeye, sohbet ederken de belki de kahvelerimizi yudumlamaya çağırıyoruz sizleri. Siz

kahvelerinizi

yudumlarken

sizleri

yerinizden

alıp

Türkiye’nin batısındaki incilerinden birine, İzmir’e götüreceğiz. Burada keşfedeceğimiz çok ilginç bir müzeyi (İzmir Mask Müzesi) birlikte gezme fırsatını yakalayacağız. Maskların çeşitliliğinden ve ne ifade ettiğinden bahsedeceğiz. Bu sayımızda da neler olup bittiğine bir göz atıp size birkaç haber vermeyi unutmadık! Günümüzde kurumların sosyal sorumluluk, kültür-sanat gibi projelerde yer almaları sıkça rastladığımız bir durum haline geldi. Biz de sizler için öğrendik ve bunlara bir yenisinin daha ekleneceği haberini vermek


istedik. Güncel sanat, araştırma, sergi, söyleşi, konferans, atölye çalışmaları, eğitim programları, film gösterimleri ve yayınlar yapacak olan kurum ayrıca bir kültür kumrunun vazgeçilmezi olan kütüphaneyi de bünyesinde barındıracak. İzmir gezintimizin ardından Ankara’ya dönüp burada gizli kalmış, plak seslerinin içinde sizlerle müzik dinleyecek, eski zamanlara bir yolculuğa çıkacağız. Ankara Kalesi yakınlarında; Gramofon Cafe’ye bir gezinti yapacağız. Cafe’nin sahibi Ali Bey’in o eşsiz plak koleksiyonunu tanıyacakve bu işe nasıl başladığını sizlerle birlikte öğreneceğiz. Bu sayımızda yine özel bir konuğumuz var; INFORMASCOPE Genel Müdürü Kıvanç Çınar. Sayın Çınar’dan INFORMASCOPE hakkında detaylı bilgiler edinecek ve bunları sizlerle paylaşacağız. INFORMASCPOE nedir, nasıl bir görev benimsemiştir, geliştirdikleri sistemler ve uygulamalar nelerdir, teknolojiyi bilgi merkezlerinde nasıl kullanıyorlar, hangi şirketlerle ortaklıkları vardır? Bu ve bunun gibi soruların cevaplarını bulabileceğiniz bir yazı sizleri bekliyor. Yoksa siz de mi “manga” meraklısısınız? Evet, belki koleksiyonunuz bile olabilir, hatta sizin çocukluğunuz da bunlarla geçmiş olabilir. Peki o zaman Monkey-D-Luffy ile maceraya atılmaya, onları tanımaya kaldığınız yerden devam etmeye hazır mısınız? İşte manga hakkında bilmek istediklerinizin hepsi burada. Onları tekrar tanımak, maceralarını hatırlamak heyecanlandırıcı olabilir diye düşündük ve sizler için bir manga incelemesi hazırladık. Tabii ki içine bir sürpriz koymayı da unutmadık; orada bir yerde sizi bekliyor. İnternette gezinirken değişik şeyler görmek, gezinirken öğrenmek ve öğrendiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşmak mı istiyorsunuz? O zaman tam size göre bir haberimiz var; StumbleUpon. Bu küçük eklentiyle web browserınız daha eğlenceli bir hale gelecek. “Ben eğlenmek isterim ama aynı zamanda da öğrenmek isterim!” diyenlerdenseniz, o zaman interneti eğlenerek keşfetmeye, StumbleUpon’a hoş geldiniz! İyi eğlenceler. Yaz mevsiminin yavaş yavaş sonuna geldiğimiz günlerde yaşamın tadına varmış bir şairi anarak devam ediyoruz bu sayımıza. Ege’nin masmavi suları arasında küçücük bir tatil beldesine sevdalı olan Melih Cevdet Anday’ı anarak veda ediyoruz sizlere. En başında da söze başladığım gibi, yaz tatili bitti. Şimdi çalışmalarımıza kaldığımız yerden hız kesmeden devam etme zamanı. Elimizden geldiği kadar mesleğimize katkıda bulunup onu daha da yükseklere çıkarmak için çalışmalıyız. Çalışanlarımıza kolaylık ve tüm öğrenci arkadaşlarıma başarılar dilerim. Hepimiz için iyi bir dönem olması dileğiyle…


Mesleğimizin Doğuşu Nurşah ARSLAN Bir mesleğin kökenini araştırırken, sormamız gereken ilk soru “mesleğin ortaya çıkış nedeni nedir?’’ olmalıdır. Nasıl arkeoloji bilimi, kazılar yapıp eserler ortaya çıkarılabiliyorsa ve biz o eserler sayesinde tarihe ışık tutabilecek bilgiler elde edebiliyorsak, aynı şey mesleğimiz için de geçerlidir. Eski adıyla “Kütüphanecilik” günümüzdeki adıyla ise “Bilgi ve Belge Yönetimi” için yazının bulunduğu çağlardan başlayarak araştırmamız gerekir. Basit bir zincirlemeyle anlatacak olursak yazı olmadan kitap, kitap olmadan da bilgiyi bize sağlayan, düzenleyen kişilerde, yani “Kütüphaneciler” günümüzdeki adıyla “Bilgi Profesyonelleri” var olmayacaktı. Yazının evrimine bakıldığında, bilinen en eski yazının çivi yazısı olduğu bilgisi elde edilir. Çivi yazısından sonra Mısır yazısı, Çin yazısı, Yunan yazısı gibi yazılarda geliştirilmiş, yazının gelişimine çeşitli uluslar kendi kültürlerine göre katkıda bulunmuşlardır. Yazılar geliştirilirken, kalem, mürekkep gibi yazı araçları kullanılmıştır. Aynı zamanda kâğıt bulunmadan önce mağara duvarlarına, taşlara, papirüs, parşömen gibi hayvan derilerine yazılan yazılar, kâğıdın üretilmesiyle de kâğıda yazılmaya başlanmıştır. Aslında öznel bir ifadeyle söyleyecek olursak, mesleğimizin dönüm noktası 15. yüzyılda John Gutenberg’in matbaayı bulmasıyla olmuştur. Çünkü matbaanın bulunmasıyla kitaplar basılmaya başlanmış kitapların çoğalması kolaylaşmıştır. Bu noktada, bilgi merkezleri ortaya çıkmaya başlamıştır (Çakın, 2011).

Eskiçağda bilgi merkezlerinin yani kütüphanelerin olduğunun en önemli kanıtlarından biri İskenderiye Kütüphanesi’dir. Ortaçağ Avrupa’ sının din mücadeleleri, göçler ve istilalarla dolu kargaşası içinde, manastır ve katedraller bilgi kaynaklarına sığınak olmuştur. İslam dünyasında ise saraylar, dini oluşumlarla kurulmuş eğitim kurumları bilgi kaynaklarına ev sahipliği yapmıştır. Uygarlıkların gelişimine paralel olarak belge üretimi ve erişim oluşturma çalışmaları sosyal, ekonomik, ticari yaşam koşulları çerçevesinde yoğunlaşmış ve önem kazanmıştır. 20. yüzyıla gelindiğinde kütüphaneler bilim adamı ve araştırmacıları bilgi gereksinimlerini karşılamada yetersiz kalmış, bunun sonucunda başta dokümantasyon merkezi daha sonra enformasyon merkezleri kurulmuştur (Yıldız, 2003). Çalışma alanlarımız ise, biri arşiv diğeri enformasyon merkezidir. Bu bilgiler ışığında aklımıza ilk gelen soru kütüphanelerin, arşivlerin, enformasyon merkezlerinin sağladığı bilgilere biz, nasıl ve kimler tarafından ulaşıyoruz? Kitapların basılmaya başlamasıyla hayat bulan mesleğimize Ortaçağ Avrupa’sında kilise rahipleri İslam dünyasında “hafız-ı kütübüler”(kitapları koruyan kişi) öncülük etmiştir. (Çakın, 2011). Antikçağ kütüphanelerindeki papirüs ve parşömen rulolarından günümüzün bilgisayarlarla donatılmış kütüphanelerine kadar uzanan kütüphanelerin gelişme zincirinin halkalarından biri de kütüphanecilerdir.

4


İlk meslekleşme ABD’nin 1876 yılında 140 kütüphanecisinin birkaç gün süren bir toplantısıyla önderi kütüphaneciler tarafından alınan kararlar ve kütüphaneciliği meslekleştirme kararı ile sonuçlanan bir toplantıyla meslek haline gelmiştir. İlk meslekleşmenin önderleri günümüzde ünlü kütüphaneciler olarak tanınan Melvil Dewey, Charles Ammi Cutter, William Freddick gibi isimlerdir. Bu isimler aynı zamanda ALA’in (American Library Asociation) kurucularıdır. (Sefercioğlu, 1977). Dünyada Antikçağdan günümüze Kütüphanecilikle ilgili bu denli gelişmeler olurken, Türkiye’de kütüphaneciliğin meslekleşmesi cumhuriyet dönemi yıllarına dayanır. İlk olarak Fethi Ethem Karatay kütüphanecilik alanında eğitilmek üzere Fransa’ya gönderilmiştir. Fransa’da “Ecole de Bibliotheke” de bir süre öğretim görmüş, yurda döndüğünde İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde görev almıştır. 1925 yılında kütüphanecilikle ilgili kurslar açmış kitaplar yayınlamış 30 kişiyi bibliyografya ve kataloglama konularında yetiştirmiştir. 1930 yılına gelindiğinde Adnan Ötüken’in de içinde bulunduğu 3 kişi daha yurt dışına gönderilmiştir. Adnan Ötüken ve arkadaşları da yurt dışından geri dönüşlerinde kısa süreli kütüphanecilik kursları açmış ve bu kurslara katılım başta 20–30 kişi iken daha sonları 160’ı bulmuştur (Çakın, 2011). Cumhuriyet döneminde bilgi kaynaklarının kullanımından çok, bakımından,

5

onarımından korunmasından sorumlu tutulan kütüphaneciler ve arşiv memurları yerini üniversite düzeyinde mesleki eğitimden geçmiş profesyonellere bırakmıştır. Türkiye’de ilk defa 1953 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde kurulan “Kütüphanecilik Bölümü” açılmıştır. Ankara Üniversitesi’nin ardından 1969 yılında İstanbul Üniversitesi,1972 yılında da Hacettepe Üniversitesi “Kütüphanecilik Bölümü” açılmıştır. Yazının bulunmasından başlayarak tohumlanan mesleğimiz, gelişmeleri takip ediyor ve gün geçtikçe, gelişen teknolojiye ayak uyduruyor. Bilgi var olduğu sürece bilgi profesyonelleri de var olacaktır. Biz, geleceğin “Bilgi Profesyonelleri” olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz ve mesleğimizi daha ileriye taşımalıyız.

Kaynakça Çakın, İ. (2011). BBY 101 Bilgi ve Belge Yönetimine giriş. Yayımlanmamış ders notları. Ankara: Hacettepe Üniversitesi. Sefercioğlu, N. (1977). Kütüphanecilik mesleğinin 100. yılı. Türk Kütüphanecilği 26(1),12-17. Yıldız, N. (2003). Antikçağ kütüphaneleri kalıntılar ve edebi kaynaklar ışığında. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.


İzmir Mask Müzesi F. Meriç DİRİK Kara bulutların dağılıp, güneşin kendini göstermesiyle renkli yaz günleri de başladı. Etkinlikler, konserler, masmavi deniz keyfi devam edip giderken tam da kıpır kıpır bir yazı simgeleyen, tarihi bir bina karşıladı beni Alsancak sokaklarında. Öylesine hoş, öylesine renkli bir yerdi ki heyecanla çıktım önündeki üç beş merdiveni. Kapıyı aralayıp bambaşka bir dünyanın beni karşılamasıyla; kendimi bir masal şehrinde, bir karnaval ortasında buluverdim. Öylesine eğlenceliydi ki, zaman zaman eski çağlara uzanıp farklı kültürlere tanık oldum, zaman zaman bir tiyatro oyununun içinde buldum kendimi. Bu sıra dışı gezintiden edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmak, sizleri de bu eğlenceye dahil etmek istedim. Nereye mi gittim?

dayanan, çeşitli biçimlerde boyanmış masklar, oyuncuların tek bir oyun içinde çeşitli tipleri canlandırmasına olanak sağlamıştır. Bazı kültürlerde hala eski önemini koruyan masklar, farklı inanışları da simgelemektedir. Güneydoğu Asya ülkelerinde hastaları iyileştirmek için yapılan törenlerde takılan masklar, hastalığa yol açan kötü ruhları, Mali Yerlilerinde antilop kafası biçimindeki masklar, ürünün bereketli olmasını simgelerler. Günümüzde karnavallarla öne çıkan masklar, farklı çeşitleriyle de büyük ilgi toplamaktadır. Karnavallarda kullanılan dört farklı mask türü vardır. Bunlar; “bauta”, “moretta”, “larva” ve “punchinella” dır.

İzmir Mask Müzesi Mask; karton, kumaş, deri veya plastikten yapılan ve çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere tasarlanan yapma yüzdür. Ruh bilimi açısından ise, kişinin oynadığı rol, kendisine veya çevresine karşı takındığı davranışın göstergesidir. Mask kültürü aslında çok eskilere, paleolitik çağlara kadar dayanan bir kültürdür. İnanışa göre mask; eski Latincede hayalet, ruh sözcüklerinin karşılığı olan mascadan gelmektedir. Eski zamanlarda, yüzlerine mask takarak başka bir ruha, kimliğe büründüklerine inanan insanlar, doğaüstü güçlere sahip kimi yaratıkları sembolize eden masklar da yapmışlardır. Sanat tarihinde de köklü geçmişe sahip olan masklar, Eski Yunan`da tiyatro oyunlarının vazgeçilmez öğeleridir. Kökeni dinsel inançlara ve törelere

Bauta; karnavallarda en çok kullanılan mask türlerinden biridir. Tüm yüzü kaplayan bir maskedir ve oldukça süslüdür. Ağız bölgesinde herhangi bir boşluk yoktur. Bu da normalde toplumda rahat konuşamayan, kendi tabakasının üstündeki veya altındaki kişilere kimliklerini belli etmeden, korkusuzca konuşabilmek için kullanılan, genellikle suçlular, yüzünde yara olan hastalar veya umutsuz aşıklar tarafından kullanılan maskelerdir.

6


Moretta; oval, siyah kadife kaplı ve genellikle kadınlar tarafından takılan maskelerdir. Fransa’da ortaya çıkmış, kısa zamanda Venedik’te de popüler olmuştur.

Larva; tamamen beyaz olan ve “Tipik Venedik” olarak adlandırılan maskelerdir. Genellikle pelerin ve üç kenarı kalkık bir şapka türü olan tricorn ile takılır. Oldukça hafif olan ve takıldıklarında rahatsızlık vermeyen bu maskeler, en çok tercih edilenler arasında yer almaktadır.

Punchinella; upuzun ve sarkık burun görünümü ile hemen fark edilen bir maskedir. Genellikle tüm yüzü kaplar ve renkli olur.

7


Dünya tarihinde bu kadar eski bir geçmişe sahip olan mask kültürü artık Türkiye’de de bir müze olarak varlık kazanmıştır. İzmir’de, Konak Belediyesi tarafından Türkiye’nin ilk mask müzesinin açılışı gerçekleştirilmiştir. Dünyada 56 mask müzesinden biri olan müze, Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden 250’nin üzerinde maska ev sahipliği yapmaktadır. Tarihi bir binada açılan müze; zemin katında kafeterya, dinlenme salonu ve hediyelik eşya bölümlerini, birinci katında etnik mask salonunu, ikinci katında Anadolu seçkisi, iz bırakanlar, sergi salonu ve atölyeleri barındırmaktadır. Giriş kattaki sergi salonunda; tiyatro maskları, ritüelik (tören, dini) masklar ve çeşitli kabile gruplarının kullandıkları masklar yer almaktadır. Müzenin arşivinde etnik mask olarak toplam 95 parça mask ve 2 adet heykel bulunmaktadır.

dik karnavallarında kullanılan masklara benzemekte, ancak kendi kültürümüz yansıtılmakta ve farklı tasarımlara imza atılmaktadır. Yolunuz bir gün İzmir’e düşerse ve siz de gizemli ruhlar aleminde bir gezintiye çıkıp, tarihe bir yolculuk yapmak, Anadolu ve dünya kültürünü tanımak isterseniz İzmir Mask Müzesi’ni mutlaka görmelisiniz.

Müze yalnızca masklara ev sahipliği yapmakla sınırlı kalmamış, Konak Belediyesi bünyesinde açılan mask atölyesi ile de hizmet vermeye başlamıştır. “Mask Atölyesi” eğitimleri ile; maskın tarihçesi ve mask yapımı hakkında teknik bilgilendirme ve uygulama çalışmaları yapılmaktadır. Eğitim süresinin yaklaşık sekiz ay olduğu mask atölyelerinde; bireylerin kendilerini sanat aracılığıyla ifade etmeleri, yeteneklerini geliştirmeleri ve edindikleri bilgilerle ekonomik yaşamlarına katkı sağlamaları amaçlanmıştır. Mask atölyelerinde akademik bir eğitim verilmekte ve kursiyerler yaratıcılıklarını ortaya çıkaracak pek çok aktiviteye (maskeli balo, fuar, sergi vb.) katılmaktadır. Mask Atölyesi eğitim programı kapsamında tasarlanan masklar; bugün Vene-

8


Yeni Kültür Kurumu SALT Kültürel bilinçlenmenin oluşması ve sanatın toplumla bütünleşmesi için, üretime olanak tanıyan bağımsız ve sürdürülebilir ortamların çoğalması ve yıllanarak tortu oluşturması gerektiğine inanan kurum SALT ile yeni ufuklara yelken açacak.

Garanti Bankası, farklı konularda ve mekanlarda faaliyet gösteren kültür-sanat kurumlarını yeniden yapılandırdı. Osmanlı Bankası Müzesi, Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi ve Garanti Galeri’nin yeniden yapılandırılmasıyla oluşan Garanti Bankası’nın özerk, 19.yüzyıla ait iki binadan oluşan on beş bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösterecek. Güncel sanat; mimarlık ve tasarım; ekonomik, tarihi ve sosyal çalışmalar alanlarında etkinliklere ev sahipliği olacak olan SALT; araştırma, sergi, söyleşi, konferans, atölye çalışmaları, eğitim programları, film gösterimleri ve yayınlar yaparak farklı disiplinleri karşılaştıracak. Ayrıca bir kültür kumrunun vazgeçilmezi olan kütüphanede bu kurumda yer alacak. www.saltonline.org üzerinden de etkinlikler yapacak olan kurum, dijital arşivi ve 100.000 basılı eseri barındıran kütüphanesiyle de kültürel ve sosyal alanda araştırma yapacak olanlara kaynak sunmayı amaçlıyor.

9


Gramofonda Eski Alaturka A. Dilara DAĞLI

Ankara’nın keşfedilmeyi bekleyen nezih bir mekanlarından biri, gramofon tamircisi Ali Bey’in yeri, Gramofon Cafe… Ankara Kalesine giden yolu takip ediyorsunuz, sizi kapısının üzerinde siyah beyaz film şeridiyle bu sıcacık, eski, sevimli yer selamlıyor. Camdan içeri baktığınız da zaman makinesine girmişçesine eskiye gidiyorsunuz. Pikaplar, taş plaklar, küçük tahta masalar, eski tip ahşap sandalyeler hepsi geçmişe götürüyor sizi. Kapıdan içeri adımınızı atar atmaz çalışanlar büyük bir ilgiyle karşılıyor sizi. Etrafa biraz göz atıp, anılar ortasında gezindikten sonra köşedeki bir masa ilişiyor gözüme ve hemen oturuyorum. Bir kaç dakika sonra yöneltilen ne içersiniz sorusunu, “Türk Kahvesi” olarak yanıtlıyorum. Bir plak yerleştiriliyor gramofona ve maziden bir ses takılıyor kulağınıza, sanki tam yanınızda söyleniyormuşçasına bir şarkı size sesleniyor derken dumanı üstünde kahveler geliyor ve şöyle bir dalıp gidiyorsunuz uzaklara. Şehrin yorgun havasından sıyrılıp, müzik dinlemenin zevkine varıyor, eskiye bir yolculuk yapıyorsunuz.

gördüm ki durum farklı, bu yeni bir merak değil, yılların birikimi. Nereden geldi bu merak? diye sordum Gramofon Cafe’nin sahibi Ali Bey’e kırmadı yanıtladı bizler için: “ Benim asıl mesleğim gramofon tamirciliği ve bakımı, ancak mesleğime bu kadar sahip çıkmamın asıl sebebi müziğe olan ilgim ve sevgim. Gramofondan müzik dinlemenin ayrı bir tadı var. Gramofon sesi doğala, gerçek insan sesine çok yakın. On iki yıl boyunca bu mesleği icra ettim ve her seferinde duyduğum sesin daha iyisini duydum, aldığım tadın daha fazlasını aldım. Koleksiyoncu olmak için değil, gerçekten plakları çok sevdiğim için birikim yaptım. Elimde otuz-kırk bine yakın bir plak arşivi var.” Duyduklarımdan etkilenmiş ve biraz da şaşırmıştım. Koleksiyonunu bu şekilde paylaşması ne kadar güzel bir fikirdi, acaba bunu nasıl düşünmüştü? Bunu da incelikle cevapladı Ali Bey: “Elimde olan koleksiyon benim için çok özel. Ama sanatın değeri paylaştıkça çoğalıyor. Böyle ufak bir yer açıp insanlarla bir arada bu şarkıları dinlemenin keyifli olacağını düşündüm.” Ve gerçekten çok güzel düşünmüş Ali Bey… Otuz-kırk bine yakın müzik barındıran koleksiyon sahibinin acaba hala ulaşmak istediği bir materyal

Son dönem sinema filmleriyle gündeme yeniden gelen taş plaklar yeniden herkesin ilgisini çekiyor. Ama burada

10


var mıdır? diye merak ettim ve sordum yine. Ali Bey: “ Halk Ozanı diye nitelendirdiğimiz kimselerin kayıtlarına ulaşmak çok güç. Örneğin Aşık Veysel’in Atatürk’e Ağıt adında bir türküsü var ama bulamıyorum. Bunun gibi eserlere ulaşmayı isterim.” diye yanıtladı. Böylesi güzel bir müzik ziyafeti Ali Bey ile sohbetimizle devam etti. Bu ilgi çeken ve bu kadar güzel bir mekanı daha işlek bir yerde açmayı neden tercih etmediklerini sordum, Ankara Kalesi’nin Ali Bey için çok özel bir yer olduğunu, orayı çok sevdiğini öğrendim. Bir parçasının oraya ait olduğunu, yakın zamanda yeni bir şubeyle, daha işlek bir yerde de hizmet vereceklerini söyleyen Ali Bey, buradan kopamayacağını söylüyor. Gramofon Cafe dışında üniversitelerde müzik dinletileri yapan Ali Bey, elinde birden fazla olan plakların satışını da yapıyormuş. Yalnızca plakların yer almadığı bu cafede bir de fotoğraf arşivi var. En göz alıcı fotoğrafların yer aldığı Zeki MÜREN köşesi çarpıyor burada ilk gözünüze. Ali Bey tam bir Orhan GENCEBAY hayranı. Bir başka köşeyi de Orhan GENCEBAY fotoğrafları süslüyor. Mekanı süsleyen gramofonlar, eski

11

radyolar ve gazeteler sıcacık bir hava katıyor. Sevdiklerinizle hoşça vakit geçirmek, kaliteli müzik dinlemek, Ankara’nın yorgun havasını üzerinizden atmak ve bir an eskiye gitmek için bu yere, Ankara Kalesine giden yoldan ulaşıyorsunuz. Pirinç Hanına geldikten sonra ara sokakta Gramofon Cafe sizleri bekliyor. Bu hoş sohbet için bizi mekanında ağırlayan Ali OLCAY’a Genç ÜNAK ailesi adına teşekkür ediyorum. Umarım böylesi güzel bir mekandan haberdar olmak sizlerin hayatına da farklı bir tat katar. Sevgiler…


INFORMASCOPE INFORMASCOPE Genel Müdürü Kıvanç Çınar Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji’nde eğitimini tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. 2000 yılında Swets Information Services firmasında Türkiye Temsilcisi olarak göreve başladı. 2003 yılında Swets Information Services firması Türkiye ofisinin kurulmasında görev yaptı ve 2008 yılına kadar Türkiye Ofis Yöneticisi olarak görevini sürdürdü. Elektronik yayıncılık ile ilgili gelişmeler ve kütüphane teknolojilerinde yaşanan değişikler neticesinde elektronik yayıncılık ve kütüphane teknolojileri konusunda ürün ve hizmetler sunan Informascope firmasını 2008 yılında kurdu ve uluslararası yayınevleri ve kütüphane teknoloji sağlayıcıları ile çeşitli konularda işbirliği projeleri yürütmeye başladı. 2008 Yılından itibaren Informascope firmasının yöneticisi olarak görev yapmaktadır. INFORMASCOPE HAKKINDA Informascope, Türkiye ve Amerika’daki ofisleriyle, Türkiye ve Orta Asya’da bulunan akademik, araştırma, kamu ve özel kütüphanelere; bilgi hizmetleri ve elekronik kaynaklar, otomasyon sistemleri ve kütüphane teknolojileri sağlama konusunda uzmanlaşmıştır. Informascope, başlıca uluslararası yayınevlerinin, kütüphane ürünlerinin ve servis sağlayıcılarının sistem çözüm ortağı ve temsilcisidir. Yıllardır pazarda önemli deneyimi olan Informascope, kullanıcıların yazılım ve servis ihtiyaçlarıyla birlikte bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için geniş bir portfolyoda ihtiyaca özel çözümler sunmaktadır. Şirketin temel rekabetçi avantajı; kullanıcılar için, yerel ekspertizler ve stratejik görev yönetimi yanında, uluslararası partnerlerinin teknik bilgilerini ve en iyi ve gelişmiş teknolojilerini tanıtan entegre çözümler sunmasıdır.

12


VİZYONUMUZ Türkiye’de bilgi, elektronik kaynak ve kütüphane teknolojileri sağlama konusunda dünya standartlarında hizmet sunarak öncü olmaktır. MİSYONUMUZ Informascope’un temel misyonu, bilgi yoğunluğunun üst seviyeye ulaştığı günümüzde, sürekli yenilik ve gelişmeleri takip ederek; bilgi profesyonellerine ve kütüphanelere bilimsel, güvenilir ve doğru bilgiyi sağlamak için gerekli ürün ve hizmetleri sunmaktır. Informascope, sahip olduğu geniş ve kaliteli içerik ve ürün yelpazesi ile bilgi profesyonellerinin en hızlı, etkin ve verimli olarak bilgiye ulaşmasını amaçlamaktadır. Informascope, Türkiye’de bir ilk olan Elektronik Kitap Ödünç Verme hizmetini bilgi profesyonellerine sağlayarak, bu anlamda yeni kütüphane teknolojileri alanında öncü olmuştur. Bu sistem vasıtasıyla 700.000 üzerinde kitap içerisinde kütüphanelerin koleksiyonlarına eklemek istediği kitaplar, kütüphanelerin aynı basılı kitaplarda belirledikleri ödünç verme politikaları kapsamında ödünç verilebilmekte ve ödünç verme süresi bitiminde kitap otomatik olarak kütüphaneye geri dönmektedir. Geliştirilen Yazılım ve Uygulamalar Informascope firması 2010 yılı itibariyle kütüphane teknolojileri alanında yazılımlar geliştirmek amacıyla Hacettepe Teknokent bünyesinde çalışan teknoloji firmaları arasına katılmıştır. Gelişen teknolojiler karşısında beklentilere cevap verebilmek amacıyla, ihtiyaca yönelik özel yazılımlar geliştirmek üzere çalışmalarını başlatan Informascope firması ilk yazılımını 15 milyondan fazla bilim insanına, öğrenciye ve bilgi profesyoneline hizmet sunan dünyanın önde gelen yayınevi Elsevier tarafından geliştirilmiş SciVerse Hub platformu üzerinde tarama yapıldığında eşzamanlı olarak kütüphane kataloğunun da taranmasını sağlayan uygulama ile dünyadaki tüm araştırmacıların kullanımına sunmuştur. Katalog tarama uygulaması ile hem kütüphanelerin görünürlülüğü artırılmış hem de kullanıcılara bulunduğu platformu terk etmeden kütüphane kaynaklarına erişme imkânı sağlanmıştır. Şu anda bilimsel araştırmalara destek olabilecek birçok yazılım üzerinde çalışmalar halen devam etmektedir. Geliştirilmiş olan uygulamaları, http://www.applications.sciverse.com/action/gallery adresinden inceleyebilirsiniz. 13


İŞ ORTAKLARIMIZ VE ÜRÜNLERİMİZ: Informascope, başlıca uluslararası yayınevlerinin, kütüphane ürünlerinin ve servis sağlayıcılarının sistem çözüm ortağı ve temsilcisi olarak hizmet vermektedir. Dünya üzerinde kendi alanında öncü sağlayıcıların tanıtım, destek ve eğitim faaliyetlerini yürütmekte ve uzmanlaşmış personel kadrosuyla da kullanıcılarına yüksek kalitede lokal hizmet vermektedir. İş ortaklarımız, ürün ve hizmetlerimiz aşağıda kısaca listelenmiştir. ELSEVIER: Bilim ve sağlık enformasyonu alanlarında dünyanın lider yayınevi olan Elsevier, 30 milyondan fazla bilim insanına, öğrenciye, tıp ve bilgi profesyoneline tüm dünyada hizmet sunmaktadır. Bilim, tıp ve teknoloji alanında ilerleme kaydedilmesine yardımcı olmayı amaçlayan ELSEVIER, kiritk karar süreçlerinin desteklenmesi, üretkenliğin iyileştirilmesi ve süreç çıktılarının iyileştirilmesinde etkin destek sunmaktadır. Amsterdam merkezli global bir firmadır ve 25 ülkede görevlendirilmiş toplam 7.000 çalışanı ile tüm dünyaya hizmet vermektedir. • Elsevier E-kitapları Dünyanın en güvenilir kitapları ve dergileri, yalnız basılı mecrada değil, online alanda da, araştırmacıların ihtiyacı olan karşılaştırmalı ve güvenilir içerik ve araştırmacıların istediği erişim ve araştırma yeteneği sağlamak için ScienceDirect üzerinde birleşmiştir. Elsevier akademik kitapları, monografları, temel referans kaynaklarını, el kitaplarını ve konferans tutanaklarını içeriğinde bulundurmaktadır. • Elsevier El Kitapları (Handbooks) Yalnızca davetli yazarlar tarafından yazılan bu prestijli ve en çok atıf yapılan ciltler, bir konu alanının en iyilerinin toplanması ve gözden geçirilmesiyle oluşturulur ve genelde bir alanı tanımlar. El kitapları, değerli bir giriş noktası olarak hareket eder ve birincil araştırma için temel bir tamamlayıcıdır ve sıklıkla makale başına yüksek kullanım görülür.

14


• Elsevier Referans Kaynakları (Reference Works) Elsevier, kaliteli çoklu cilt referans kaynaklarını yayımlama konusunda seçkin bir geçmise sahiptir. Bu kaynaklar, editoryal güvenilirlik ve kalitesinden dolayı, mükemmel gözlem sonuçları almıştır. • Elsevier Kitap Serileri Elsevier Kitap Serileri, alanlarında en çok saygı gösterilen ve Elsevier’in geniş araştırmacı ağını kullanarak, tüm dünyadan seçilen yazarlar tarafından hazırlanmakta ve yazılmaktadır. Tüm kitap serisi paketlerinin aralarında geçmişteki kitapların içeriğinde bulunan 2000 yılında basılan içerik şimdi erişilebilir. • Brain Navigator: Elsevier ve Allen Enstitüsü’nün sunduğu Brain Navigator, eksiksiz, doğru verilerle ve verimliliği, araştırma kalitesini arttıran araçlarıyla nörologlar için hazırlanmış online bir iş akış çözümüdür. Brain Navigator, beyni daha iyi anlamak ve beyin yapılarını keşfedebilmek için geliştirilmiş bir navigasyon sistemi gibidir. Bu interaktif atlas ve 3 boyutlu yazılım tıpkı bir GPS gibi çalışarak, günlük çalışmalarınızı kolaylaştırır ve vakit kazandırır. • Reaxys: Elsevier tarafından, CrossFire Beilstein, Gmelin ve Patent Chemistry veritabanlarının güvenilir içeriğine dayanarak hazırlanan yeni bir iş akış çözümüdür. Reaxys, reaksiyon ve madde verilerini taramayı sentez planlama ile birleştirir. Güçlü ve esnek arama özelliklerine sahip, reaksiyon, madde ve/ veya sayısal veri arama seçeneklerini içeren, sezgisel bir web uygulamasıdır. Madde arama: (alt-)yapı, jenerik ve R-grup arama, molekül formülü, isim ve daha pek çok arama seçeneği içerir. Sonuçlar: reaksiyonlar ve ölçülmüş madde verileri- kolay okunabilir tablolar halinde görüntülenir. Akıllı filtreleme ve sıralama araçları kapsamlı veri kaynağından en ilgili verileri belirlemenize izin verir.

n o i t a m or f n i f o scope 15


TAYLOR AND FRANCIS GROUP : İki yüz yılın deneyimini birleştiren Taylor&Francis, son 20 yılda hızla büyüyeyerek; başlıca uluslararası akademik yayınevlerinden biri olmuştur. İngiltere’de bulunan Londra, Brighton, Basingstoke ve Abingdom; USA’da Newyork ve Philadelphia; Singapur ve Melborn ofisleriyle Taylor and Francis Group, her yıl 1800’ün üzerinde yeni kitap ve 1000’in üzerinde dergi yayınlamaktadır. Uzmanlık konularındaki 20,000’i aşkın geçmişte yayınlanan kitaplar ise akademisyenleri geçmişten günümüze bilgilendirmektedir. Taylor and Francis e-Kitapları, Dünyanın önde gelen kaynaklarından, İnsan Bilimleri, Sosyal Bilimler, Davranış Bilimleri, STM ve Hukuk konularında, 30.000’in üzerinde e-kitabı içermektedir. • Elektronik Kolleksiyonlar: Kütüphanenin kullanıcı deneyimini geliştiren, her konu alanında kapsamlı kitap dizilerini sağlayan 30 anahtar e-kolleksiyon mevcuttur. • Best Seller e-Paketler: Best Seller e-Paketler, en çok satılan basılı kaynakları ekitap formatinda sunuyor. Konu dizilerini kapsayan, 12 paket bulunmaktadır ve her biri Taylor and Francis, Routledge ve Psychology Press’ten en favori 100 kitabı içermektedir. • Efocus: Elektronik kitap paketlerinin başarısından dolayı, araştırma kütüphaneleri için hazırladığımız 7 yeni e-kitap abonelik ve satın alma paketini içermektedir. Efocus’un odaklandığı konular: Cinsiyet, Insan Haklari, Islam, Kore, Ortaçağ Çalışmaları, Sosyal ve Kültürel Teoriler, Çevre, Gelişim Çalışmaları, Avrupa Politik Biliminde Routledge/ECPR Çalışmaları, Çin, Küreselleşme’dir.

16


PRESS DISPLAY : PressDisplay, kurumunuzun ve kullanıcılarınızın, 90 ülkeden, 47 dilde, 1,800 üzerinde gazeteye erişmesini sağlayan dünyanın en büyük dijital gazete ve dergi sağlayıcısıdır. PressDisplay dünya çapında binlerce üniversite kütüphanesinde sürekli kullanılan standart bir kaynak haline gelmiştir; kütüphane içinden erişim ve mobil erişim özelliği bulunmaktadır. Gazeteler, yerel pazarında basılmadan önce okunmak icin hazır bulunmaktadır; tüm editoryal içeriği, grafikleri ve reklamları içermekte ve orjinal formatında ve sayfa düzeninde görüntülenmektedir. Evinizden, ofisten veya seyahatteyken erişim sağlayan PressDisplay, yerel ve uluslararası yayınları okumanın, en uygun, kapsamlı ve masrafsız yöntemidir. Library PressDisplay, gelişmiş arama, sosyal paylaşım, yabancı dil çevirisi gibi çok çeşitli dijital özelliklere sahiptir. Dünyanın en büyük online gazete sağlayıcısı olmasının yanında, güçlü tarama, arama, okuma, paylaşma ve sosyal araçlar özellikleriyle, kullanıcılarınızın bilgilerini artırmasını, yeni ilgi alanlari keşfetmesini ve tüm dünyayı yeni bir gözle görmesini sağlayacaktır. OverDrive : E-kitap, sesli kitap ve videoların lider global distribütörüdür. OverDrive, milyonlarca son kullanıcıya hizmet eden yüzlerce yayınevi, binlerce kütüphane, okul ve perakendeci için güvenlik yönetimi, DRM koruma ve yerine getirme hizmetleri gerçekleştirir. OverDrive dünya üzerindeki kütüphanelere dünyanın en geniş iPod®uyumlu sesli kitap kolleksiyonunu sağlar. OverDrive 1986’da kurulmuştur ve Cleveland, OH merkezlidir. OverDrive binlerce tedarikçiden sağladığı 700.000’den fazla sesli kitap, ekitap, video ve müzik formatlarını içeren etkileyici ürün başlıkları dizisiyle dünya üzerinde 15.000 üzerinde kütüphaneye hizmet vermektedir. OverDrive dünyadaki en büyük dijital medya dağıtıcılarından biridir. Sesli kitaplar ve e-kitaplar hemen hemen tüm konularda mevcuttur.

17


SCIENCE NAVIGATION GROUP Faculty of 1000 (F1000), biyoloji ve tıp alanındaki en onemli makaleleri ve trendleri belirler. Makaleler, önerdikleri bildirilerin neden önemli okunacak metinler olduğunu açıklayan, emsal atanmış 10,000’in üzerinde uzman klinisyenimiz ve araştırmacımız tarafindan sınıflanmakta ve değerlendirilmektedir. The Scientist yaşam bilimleri profesyonelleri için hazırlanmış bir dergidir. 20 yıldır, yaşam bilimcileri her konuda bilgilendirmiştir ve beslemiştir. The Scientist’in misyonu araştırma, teknoloji içeren yaşam bilimlerindeki son gelişmeler konsunuda bilgilendirici içerik sunmaktadır. Hedef kitlesi, güncel, özlü, doğru makaleleri okuyarak yaşam bilimleri konusunda geniş bakış açısını koruyan aktif araştırmacılardır. SirsiDynix: SirsiDYnix, dünya üzerinde 20.000’den fazla kamu, akademik, devlet ve özel kurum kütüphanesine bilgi ve kaynak sağlayarak; 300 milyondan fazla kullanıcı ile iletişim kuran dünyanın önde gelen kütüphane teknoloji çözümleri sağlayıcısıdır. Kütüphane yönetim teknolojisi arama ve keşif araçları aracılığıyla; kütüphaneler, kullanıcılarına ve topluluklara, SirsiDynix teknolojisini kullanarak bilginin gücünü getirmektedirler. Symphony Kütüphane Otomasyon Sistemi: SirsiDynix’in özünü oluşturan ve çığır açan Symphony Entegre Kütüphane Sistemi ile, açık bir yapı platformu üzerinde kütüphanelere tam donanımlı çözümler sunmaktadir. Esnek mimarisi ve engin dizaynı sayesinde, bu güçlü ILS çözümü, kütüphanelerin ve kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılamak için gerektiğinde kolay bir şekilde yeni teknolojiler ile adapte edebilmekte ve geliştirebilmektedir. SirsiDynix Symphony, her çeşit ve büyüklükteki kütüphaneler için çekirdek bir sistem sağlamak amacıyla 30 yılı aşkın bir süredir kütüphane teknolojileri geliştirmeye devam etmektedir.

18


19


One Piece Sefa M. ANWAR Manganın şimdiye kadar ki kopyaları 240 milyonun üzerinde satmıştır. Şu an 23 ülkede 16 farklı dilde basılmaktadır ve anime serisi de 20 ülkede 13 dilde yayınlanmaktadır.

One Piece (Japonca: ワンピース - Wan Pīsu), Eiiçiro Oda tarafından yazılan ve çizilen Japon shōnenmanga serisidir. Haftalık Shōnen Jump dergisinde Ağustos 1997’den beri yayınlanmaktadır. İlk kez 24 Aralık 1997’de tankōbon cilt halinde Shueisha tarafından yayınlanmaya başlandı. 4 Ağustos 2011’de 63. cildi yayınlandı. İlk kez 60. cildi bir haftada 2 milyondan fazla satış yaptı, bunu 61. cildi takip etti. 63. cilt (Eiichiro Oda) ise 4 günde 2.1 milyon satış yapıp rekor kırdı. 63. cildi 3.9 milyon basıma ulaştı.

Manga serisi, Production I.G tarafından 1998’de bir orijinal video animasyonuna, Toei Animation tarafından tüm Japonya’da yayın yapan Fuji Televizyonu’nda yayınlanan bir anime serisine ve birkaç bilgisayar ve video oyununa uyarlanmıştır.

(Gol D. Roger) Para, ün, güç… Bu dünyada her şeyi elde etmiş olan bir adam, Korsanlar Kralı, Gold Roger (Gol D. Roger). İdamı sırasındaki son sözleri, bütün insanları denize yöneltti. “Bütün servetim ve hazinelerim? Eğer istiyorsanız, almanıza izin vereceğim. Hepsini o yerde bıraktım, arayın!” İnsanlar şimdi Grand Line’a doğru hayallerinin peşine düştüler. Dünya şimdi Büyük Korsan Çağı’na girdi.

20


Hikayemiz Korsanlar Kralı Gol D. Roger’ın idamından önce “One Piece” olarak adlandırdığı hazinesinin gerçek olduğunu ve yerini söylemesiyle başlar. Bu sözler “Büyük Korsan Çağı”nın da başlangıcı ve herkesin One Piece’yi aramaya başlamasına sebep olur.

(Shanks)

(Luffy)

Roger’ın idamından bu yana 20 geçmiştir. Genç bir korsan Monkey D. Luffy, “Kızıl Saç” olarak bilinen Shanks’tan esinlenmiş ve hayali Korsanlar Kralı olmaktır. Luffy, One Piece’yi bulmak ve hayalini gerçekleştirmek için East Blue’dan Grand Line doğru bir yolculuğa çıkar. Yolculuğu sırasında ekibini toplayacak ve One Piece’i bulmak için Grand Line’da birbirinden tehlikeli ve komik maceralara atılacaktır. Luffy’nin ekibi “Hasır Şapka Korsanları” diye adlandırılmaktadır. Mürettebatı ise 9 kişiden oluşmaktadır.

(Straw Hat Pirates – Hasır Şapka Korsanları)

21

Monkey D. Luffy (モンキー・D・ルフィー) 17 yaşında olan erkek, ana karakterdir. Hasır Şapka Korsanları’nın kaptanıdır. Korsan olma tutkusu Kızıl Saçlı Shanks’e duyduğu hayranlıktan kaynaklanmaktadır. Kaygısız ve bazen de aklı havada biri olarak tanımlanır. Genellikle oldukça kabarık bir iştahı vardır, özellikle de ete düşkündür. Kazara yediği ve yiyenlere özel bir yetenek bahşeden Şeytan meyvelerinden “Gomu Gomu no Mi” sayesinde vücudu bir lastiğin özelliklerini kazanmıştır. Luffy’nin hayali, Korsan Kral olmaktır. Luffy, OVA’da Urara Takano ve animede Mayumi Tanaka tarafından seslendirilmiştir.


Roronoa Zoro (ロロノア・ゾロ)

Nami (ナミ)

Mürettebata ilk katılan kişidir. 19 yaşında ve üçüncüyü ağzıyla kavrayarak tek seferde üç kılıç kullanabilen becerikli bir kılıç ustasıdır. Zoro aslında bir ödül avcısıdır ve korsanları yakalayarak Dünya Hükümeti tarafından başlarına konan ödülleri alır. Luffy’nin hayatını kurtarması nedeniyle tayfalığı kabul etmek zorunda kalmıştır. Coğrafi yönleri anlamada son derece zayıftır ve kolayca kaybolur. Ayrıca uykuya çok düşkündür ve içki içmeyi sever. Amacı; dünyanın en büyük kılıç ustası olabilmektir. Zoro, OVA’da Wataru Takagi ve animede Kazuya Nakai tarafından seslendirilmiştir.

Mürettebatın 18 yaşındaki rotacısıdır ve mürettebata ikinci katılandır. Gemicilik becerileri mükemmeldir ve güçlü sezgileriyle havadaki en ufak değişiklikleri bile hissedip analiz edebilir. Ayrıca mükemmel bir hırsız ve kapkaççıdır. Hayali, bütün bir dünya haritası çizmektir. Nami, OVA’da Megumi Toyoguçi ve animede Akemi Okamura tarafından seslendirilmiştir.

22


23

Usopp (ウソップ)

Sanji (サンジ)

Mürettebata üçüncü olarak katılan 17 yaşındaki nişancıdır. Kronik bir yalancı, yetenekli bir mucittir ve Hasır Şapka’nın korsan bayrağını boyamada ve ayrıntılı kar heykelleri yapmada da gösterdiği kayda değer bir sanat yeteneği vardır. Usopp’un hayali, “denizin cesur savaşçısı” olabilmektedir. Usopp, animede Kappei Yamaguçi tarafından seslendirilmiştir.

Mürettebatın sürekli sigara içen 19 yaşındaki ahçısıdır ve mürettebata dördüncü olarak katılmıştır. Açlıktan ölmenin ne anlama geldiğini kendi tecrübelerinden bilmektedir. Bu yüzden, yemek isteyen birini asla geri çevirmez ve yiyeceklerin ziyan edilmesi onu kolayca altüst eder. Kadınlara karşı takıntılıdır ve güçlü bir şövalyelik hissi vardır. Ne pahasına olursa olsun bir kadını asla incitmez. Sanji’nin hayali, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan “All Blue” denen büyük denizi bulmaktır. Sanji, animede Hiroaki Hirata tarafından seslendirilmiştir.


TonyTony Chopper (トニートニー・チョッパー)

Nico Robin (ニコ・ロビン)

Mürettebatın beşinci olarak katılan 15 yaşındaki doktorudur. Şeytan meyvelerinden “Hito Hito no Mi”yi yiyerek insan özellikleri kazanan, mavi burunlu bir ren geyiğidir. Hem insanlarla hem de hayvanlarla aynı şekilde konuşabilmektedir. Ayrıca çok saftır ve kendisine söylenen her şeye kolayca inanır. Hayali, dünyadaki tüm hastalıkları iyileştirebilen bir ilaç yapmaktır. Chopper, animde İkue Otani tarafından seslendirilmiştir.

28 yaşında bir arkeologdur ve mürettebata katılan altıncı kişidir. Ona, yakınındaki yüzeyler üzerinde vücudunun herhangi bir parçasının kopyalarını çıkarabilme yeteneği kazandıran şeytan meyvelerinden “Hana Hana no Mi”yi yemiştir. Son derece zekidir ve küçük yaşlardan beri arkeolojiye ilgi duymaktadır. Hayali, tarihin uzun, kayıp bir kısmını anlatan antik bir taş olan Rio Poneglyph’i bulup deşifre edebilmektir. Ayrıca Poneglyph’leri okuyabilen nadir insanlardandır. Ohara bilginlerinden geriye kalan tek kişidir. Ohara’ya düzenlenen Buster Call(Yıkım Çağrısı) ‘dan Amiral Akoiji tarafından kurtarılmıştır. Hasır Şapkalara Barok Örgütünden katılmıştır. Robin, animede Yuriko Yamaguçi tarafından seslendirilmiştir.

24


25

Franky (フランキー)

Brook (ブルック)

Mürettebata yedinci katılan kişidir ve 34 yaşında bir marangozdur. Kola-güçlü bir cyborgdur (insan ve makine bileşimi). Yapay vücudu sayesinde inanılmaz güçlüdür ve ön cepheden gelen çoğu saldırıya karşı oldukça dayanıklıdır. Sayısız silahla donatılmıştır. Bununla beraber Franky, çok hassastır ve Chopper gibi hislerini saklamada beceriksizdir. Hayali, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır. Franky, animede Kazuki Yao tarafından seslendirilmiştir.

88 yaşında bir müzisyendir ve mürettebata sekizinci katılandır. Yaşayan bir iskelettir, bir kez ölüyü diriltebilen şeytan meyvelerinden “Yomi Yomi no Mi”yi kullanarak dirilmiştir. İlginç bir kişiliği vardır, kimi zaman bir centilmen, kimi zamansa kaba saba bir karakterdir. Çoğu zaman ağırbaşlı, eğitimli bir tavırla konuşurken, bazen şaşırtıcı derecede kötü tavırlar sergiler. Amacı, Grand Line’ın etrafında daire çizip Reverse Mountain’a dönmek ve böylece Rumbar Korsanları (kendisi de bu korsan tayfasındaydı) tarafından Laboon’a verilen sözü yerine getirmektir. Brook, animede Chō tarafından seslendirilmiştir.


Evet Genç ÜNAK Bülteni okurları; bu sayıda sizler için “One Piece”yi tanıtmaya çalıştım. Şuan animesinde 511. bölümü geçmiş bulunuyor. Mangası ise 600’lü bölümleri çoktan geçti. 250 bölüm çizer bırakırım diyen genç yaştaki Oda’nın 1000 bölümden aşağı bu vazgeçilmez tadı bırakacağı beklenmiyor. Yerinizde olsam çoktan başlamıştım. Son olarak sizler için bir sürprizim var… Japonya’ya uzanırız ve Japonlar deriz de mutfaksız olur mu? Olmaz dediğinizi duyar gibiyim :) Evet, karşınızda “Suşi” Suşimiz için öncelikle Tezu soslu suşi pilavını hazırlarız. Pilav için malzemelerimiz: • 500 gram Japon Pirinci • 600 ml Su • 100 ml Pirinç Sirkesi • 90 gram Toz Şeker • 20 gram Tuz Tezu sos için: Pirinç sirkesi, toz şeker, tuz bir tencereye konulur bir taşım kaynatılır ocaktan alınır ve soğutulur. Suşi pirinci soğuk suyla nişastası çıkana kadar iyice yıkanır ve 30 dakika kadar suda bekletilir ve süzülür. Özel suşi pilavı haşlama makinasına pirinç konulur üstüne soğuk su ilave ettikten sonra 30 dakika pişirilir ve haşlama işlemi sonlandırılarak aynı kapta on beş dakika dinlendirilir ve hazırladığımız Tezu sos ile tatlandırılıp suşi yapımına hazır hale getirilir.

Suşimiz için malzemelerimiz: • 1000 gram Suşi pilavı • 100 gram Mısır kocanı konserve • 3 adet Avokado • 2 adet Renkli biber • 2 adet Havuç • 2 adet Salatalık • 10 adet Nori yaprağı / Yosun Suşi pilavını hazırladıktan sonra salatalık, havuç, biber jülyen doğranır. Avokado dilimlenir. Daha sonra suşi yapımı için hasır gereç hazırlanır. Yosun yaprakları hasır üzerine yerleştirilir ve suşi sarım tekniği eşliğinde pilav kaplanır. (Pilav kaplama: yosunun üzerine üstünü tamamen kaplayacak kadar pilav alınır ve yosunun üzerine yayılarak yosun kaplanmış olur.) Pilavın ortasına listedeki iç malzemeleri yerleştirilir. Hasır yardımı ile yosun dışta, pilav içte kalacak şekilde roll sarılır. Roller 6 eşit parçaya bölünür ve servise sunulur. Suşi servise sunulurken yanında soya sos, wasabi ve zencefil turşusu ile servis edilmelidir.

İtadakimasu :)

Yazıda 1-7 Eylül tarihleri arasında www.wikipedia. com, www.onepiece.wikia.com, www.anime.gen.tr, www.animeou.net , www.gurmeclub.com adreslerinden yararlanılmıştır.

26


27


Eğlenceli Bir Keşif: Stumbl Upon Zarife YILDIRIM Bu sayımızda sizlerle birlikte, sosyal medyanın belki de çok tanınmayan bir üyesini keşfedeceğiz. Küresel bir web analiz şirketi olan StatCounter’ın yaptığı bir araştırmaya göre; StumbleUpon Temmuz 2011 itibariyle web sitesi trafiği yönlendirme konusunda dünyanın en popüler sosyal ağı olan Facebook’u bile geçerek ilk sırada yer aldı. “StumbleUpon” kullanmaya tıpkı diğer sosyal medya araçları gibi üyelikle başlıyorsunuz. StumbleUpon.com adresi ise üyelik için ziyaret etmeniz gereken doğru adres. Üyelik işleminden sonra servis sizden internet üzerinde hangi konularla ilgilendiğinizi size verilen kategori üzerinden işaretlemenizi istiyor. Bu kategoride ise yok yok; sanat, spor, müzik, otomotiv, bilim, teknoloji, web... Bu kategorileri belirledikten sonra Stumble butonuna tıklıyorsunuz ve servis, tarayıcınıza bir araç çubuğu indiriyor. Artık yüz binlerce kullanıcı tarafından bağımlılık yaptığı test edilen StumbleUpon, yeni eğlenceniz. Sıkıldıkça, yapacak yeni bir şeyler aradığınızda hesabınıza giriş yaparak kullanabileceksiniz. Stumble butonuna her tıkladığınızda ilgi alanlarınızdan keşfedilmeye değer siteler geliyor karşınıza. Bu gelen sitelerden beğendiklerinizi “I like it” butonu ile beğenebilir, beğenmediklerinizi de beğenmedim diyip geribildirimde bulunduktan sonra bir sonraki siteye yönlendirilmiş oluyorsunuz. Aynı zamanda gezmiş olduğunuz sitelere yorum gönderme, gönderilen yorumları ve hatta kimin gönderdiğini de görme şansınız var.

StumbeleUpon’ı çok büyük bir veritabanına benzetebiliriz. Ve öyle ki; size istediğiniz doğru siteleri getirebilen, muhteşem bir veritabanı. Diyelim ki bu veritabanında yer almayan ama beğendiğiniz bir site keşfettiniz, bu siteyi uygulamaya kendi adınıza ekleyebiliyorsunuz ve aynı zamanda da bu eklediğiniz bilgileri diğer kullanıcılarla da paylaşabiliyorsunuz. Bu şekilde bu keşif gemisinin bir mürettebatı haline geliyorsunuz. StumbeleUpon’da Türk sitelere rastlamak oldukça zor. Aslında hatırı sayılır sayıda Türk kullanıcı olmasına rağmen eklenen site sayısının azlığı dikkat çekici ve biraz üzücü. “Ben eğlenmek isterim ama aynı zamanda da öğrenmek isterim!” diyenlerdenseniz, o zaman interneti eğlenerek keşfetmeye, StumbleUpon’a hoş geldiniz. İyi eğlenceler.

28


Çok Güzel Şey (Melih Cevdet ANDAY Anısına) Yaşamak güzel şey doğrusu üstelik hava da güzelse hele gücün kuvvetin yerindeyse elin ekmek tutmuşsa birde hele tertemizse gönlün hele kar gibiyse alnın yani kendinden korkmuyorsan kimseden korkmuyorsan dünyada

Melih Cevdet Anday’ ın hayatı ve üzerine söyleşiler yapıldı. Muğlalı ressamların yer aldığı Resim Sergisi açılışının ardından, Türkiye Yazarlar Sendikası Üyeleri’nin söyleşilerine yer verildi, usta yazarlar okurları için kitaplarını imzaladı. İlk gün etkinlikleri; Grup Pusula’ nın konseri ve ünlü yol öykücüsü Tayfun Talipoğlu’ nun şiir ve şarkı sunumlarıyla son buldu.

iyi günler bekliyorsan hele iyi günlere inanıyorsan üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey, Çok güzel şey doğrusu! 6. Ören Melih Cevdet Anday Şiir Günleri ve Kültür Şenliği Muğla’nın Milas ilçesinin, Ören beldesine sevdalı olan Melih Cevdet Anday; en güzel dizelerini yazdığı bu beldede her yıl anılıyor. “Yaşamak güzel şey doğrusu” diyen Ören halkı, Melih Cevdet Anday adına bir park yaptırmış. Bu yıl 2-3 Eylül tarihlerinde 6.’sı düzenlenen Melih Cevdet Anday Şiir Günleri ve Kültür Şenliği; Ören Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Sendikası ile ortalaşa düzenlenen etkinliklerle konuklarını ağırladı.

29

Yeni güne Alatepe’de Ören manzarası eşliğinde kahvaltı yaparak başlayan katılımcılar, etkinlik için enerji topladılar. Gün içinde “Anayasa ve Demokrasi” konferansı ve ardından “Çocuklar Duymasın” dizisinin oyuncularının söyleşisiyle devam etti. Sahilde yapılan “Tavla Turnuvası” konuklara heyecanlı anlar yaşattı. Gece “Bodrum Dans Kulübü” tarafından düzenlenen Sirtaki Gösterisi ve Suavi konseri ile keyifli anlar yaşatarak son buldu.


facebook.com/gencunak twitter.com/gencunak flickr.com/gencunak ÜNAK www.unak.org.tr

Genç ÜNAK www.gencunak.org

30


Genç ÜNAK Bülten Eylül - Ekim Sayısı