Page 1

1


İSTİKLAL MARŞI Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım, Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

İÇİNDEKİLER:

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?

1.Anasayfa 2.Sayfa: İçindekiler 3.Sayfa:Önsöz 4.Sayfa:Okulumuzu Tanıyalım

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın, Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın, Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

5.Sayfa:Şiir Köşemiz 6.Sayfa:Atatürk ve Çocuk 7.Sayfa:Bilim Ve Teknik

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı, Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

8.Sayfa:Bir Hikaye 9.Sayfa: Fıkra Köşesi 10.Sayfa:Tekerleme Ve Hikaye 11.Sayfa:Düşünce Bilmece Köşesi

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

12.Sayfa: Düşünce Köşesi 13.Sayfa: Bunları Biliyor musunuz? 14.Sayfa:Bunları Biliyor musunuz?

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli, Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.

15.Sayfa:Projelerimiz-Comenius 16-17.Sayfa:Resim Çalışmalarımız 18.Sayfa: Cahit Zarifoğlu

O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım, Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım, O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

19-20-21:Mini Mini Birlerimiz 22:Sevgi Dersi 23-24-25:Anasınıfı Öğrencilerimiz 26:Rehberlik Servisi

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal. Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

27:Okulumuzdan Kısa Kısa 28.Tübitak fuarı 29.Pabucu yarım çık dışarıya oynayalım projesi 30.Okulumuzda 23 Nisan coşkusu İMTİYAZ SAHİBİ: SEYFİ TİRYAKİOĞLU OKUL MÜDÜRÜ GENEL YAYIN YÖNETMENİ: CELAL TOPÇUOĞLU EDİTÖR-TASARIM İLYAS TÜRKBEN

Mehmet Akif Ersoy İNCELEME VE YAYIN KURULU:

İLETİŞİM:

1.

İLYAS TÜRKBEN

2.

HÜLYA EZGİ TEKİN

KARAPÜRÇEK MAH.439.SOK.NO:8 ALTINDAĞ/ANKARA

3.

YUSUF YILDIZ

TEL: 03123760102

4.

SEDANUR BAYRAMOĞLU

FAX: 03123760207

5.

TALHA İNCE

6.

MELİKE ŞİMŞEK

7.

MELİKE ŞİMŞEK

2


OKUL MÜDÜRÜMÜZ SEYFİ TİRYAKİOĞLU

Sevgili Hayme Hatun İlkokulu Dergisi Tomurcuk Okurları; Sizlere bu vesile ile seslenmek beni mutlu ediyor. Gerek öğretmenlik hayatım boyunca gerekse idarecilik yaptığım yıllarda Kültür ve Sanat etkinliklerine her zaman çok önem vermişimdir. Bir milletin gelişiminin güzel sanatlarla, kültür ve edebiyatla olabileceğine değinen Yüce Atatürk’ümüzün izinde, Milli Eğitimimizin esasları çerçevesinde görevimize devam ediyoruz. Kültür ve sanatla ancak bir canlı, birey olabilir. Öğrencilerimizin gelişimi için bu tarz faaliyetlerle çağı yakalama idealimize ulaşacağımıza kuşkum yoktur. Bu dergi sayfalarında emeği geçen öğrencilerimi ve dergimizin koordinatörü olan Sınıf Öğretmeni İlyas TÜRKBEN ‘i ve tüm öğretmen arkadaşlarımı yürekten kutluyorum.

3


Okulumuz Ankara Altındağ İlçesi’nin hızla gelişmekte olan Karapürçek Mahallesi’nde bulunmaktadır. 2008-2009 eğitim öğretim yılında hizmete açılmıştır. Mahallemizde hızlı bir yapılanma mevcuttur. Bu yapılanma ile birlikte hızlı bir nüfus artışı gerçekleşmektedir. Mahallemiz, Ankara Siteler mobilya yapım merkezine yakınlığı dolayısıyla, mobilya esnafı ve işçilerinin oturmayı tercih ettikleri bir semttir. Semtimiz, Altındağ Belediyesi tarafından yapılan Su Parkı Spor Tesisleri, Kapalı Spor Salonu, Hanımlar Lokali, Anaokulu, geniş, güzel parkları ve temiz havası ile yaşamak için tercih edilen bir merkez olmuştur. Okulumuz 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren ilkokul ve ortaokul olarak ayrılarak aynı binada hizmet vermeye devam etmektedir.. İDARECİLERİMİZ

Seyfi TİRYAKİOĞLU OKUL MÜDÜRÜ

Mehmet YAĞMURCUKARDEŞ

Celal TOPÇUOĞLU

Faruk GÜNER

MÜDÜR YRD.

MÜDÜR YRD.

MÜDÜR BAŞYRD.

SELİM GÜNER

Şevket BİDECİ

MÜDÜR YRD.

MÜDÜR YRD.

ADRES: Karapürçek Mah.439.sok.No:8 Altındağ/ANKARA TEL:0 312 376 01 02 FAX:0312 376 02 07

4


TRAFİK Canımızı koruyalım, Trafiğe uyalım. Kırmızıda duralım, Sarıda hazırlanalım. Yeşil geç demektir, Bu ışıklar üç renktir. Kaldırımdan yürüyelim, Bunu unutmayalım. Uymalıyız kurallara, Bakmalıyız yollara.

KIŞ

HAYALİMİZİN ANNESİ

Kış günü geldi çattı,

Hayalimizin annesi,

Hava soğumaya başladı,

Daima seversin beni,

Kar yavaş yavaş yağdı,

Her zaman bakarsın bana,

Her yer bembeyaz oldu.

Canım annem.

Günler yavaş yavaş kısaldı,

Her zaman beslersin beni,

Kalın elbiseler çıkarıldı,

Okula gönderirsin,

Atkı ,bereler takıldı,

Kalemimi alırsın,

Eldivenler takıldı.

Canım annem.

Hele yolda top oynamak, Kesinlikle yasaktır.

MEHMET AKİF YAVUZ Her istediğimizi alırsın,

3/B

Bize bakarsın,

Bunlara uymayanlar,

Yanından ayırmazsın,

Ya ölü,ya sakattır.

Canım annem.

SUDE AKSELİ 3/D

Beni gezdirirsin, Bakkala götürürsün, Sevdiğimizden alırsın, Canım annem. MERVE BİLGEN 3/A

BENİM GÜZEL KUŞUM BİLAL’İM Benim kuşumun adı Bilal, Her gün sabah kalkınca bana bakar, Sanki halimi ,hatırımı sorar, Benim güzel Bilal’im. Ailecek seni çok severiz, Yemini,suyunu her gün veririz, Yokluğunu asla düşünemeyiz, Benim güzel kuşum Bilal’im. MELİKE NUR AKKAYA 2/E

5


Çankaya’da gezi ve çocuklarla sohbet... İki kardeş okul dönüşü annelerinden izin alarak sık sık Atatürk’ün köşkünün etrafında gezinip dururlarmış. Öğretmeni Ayşe’ye o gün yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Ata’nın emrinde milletçe nasıl çok çalışıldığını anlatmıştır. İçinde bulunduğumuz ortamın nasıl meydana getirildiğini öğrenen Ayşe, kardeşi İsmet’i de alarak her zaman olduğu gibi belki Atatürk’ü görürüz diye köşkün etrafında gezip dururlar. Tesadüf aynı gün, yaveri ve arkadaşlarıyla bir gezinti yapan Atatürk, Ayşe ile kardeşinin köşkü seyrettiklerini görünce yanlarına yaklaştı. - Adın ne senin yavrum. - Ayşe. - Senin adın ne yavrum. Ayşe’nin kardeşi hemen cevap verdi. - İsmet. - Niçin burada dolaşıyorsunuz? - Sizi görmek istedik efendim. - Peki ben kimim? Beni niçin görmek istediniz? İki kardeş bir ağızdan Gazi Mustafa Kemal Paşasınız. Atatürk ve yanındakiler gülümsediler. - Benzettiniz çocuklar ben gazi değilim. Yine iki kardeş bir ağızdan - Siz Gazisiniz. - Peki nereden bildiniz? Çocuklar aynı ağızdan gür bir sesle, Çünkü size hiç kimse benzemez. - Ayşe sen okuyor musun? - Evet beşinci sınıftayım. - İsmet sen kaçıncı sınıftasın? - Üçüncü sınıftayım. - Ayşe sen ne olmak istiyorsun? - Öğretmen olmak istiyorum efendim. Öğretmenler yurtlarına yararlı insanlardır. Biz her şeyi öğretmenden öğreniriz. Sizi de öğretmenimiz tanıttı. - Evet yavrum, biz her şeyimizi öğretmenlere borçluyuz. Beni de öğretmenim Gazi yaptı. Peki İsmet sen ne olmak istiyorsun? - Asker olacağım. Çünkü sizi çok seviyorum. Yurduma saldıran düşmanın kafasını kıracağım. Atatürk iki kardeşi bağrına bastı sevdi ve okşadı. - Aferin çocuklar. Yanındaki arkadaşlarına dönerek: - Evet! Milletin bağrından tertemiz bir nesil yetişiyor. Eserimizi bunlara gözümüz arkada kalmadan bırakabileceğiz. Şimdi çok huzurluyum! derken gözleri yaşardı. 6


HÜCRENİN VE ATOMUN BÜYÜKLÜĞÜ Tipik bir hücreyle bir atomu kıyasladığımız zaman atomun boyu ne kadardır. Bunu anlayabilmek için şöyle bir benzetme yapabiliriz: Yan yana dizilen 2500 adet hücre 2,5 cm uzunluğunda bir çizgi oluşturur. Aynı uzunlukta bir çizgiyi oluşturmak için ise 100 milyon Atomun yan yana dizilmesi gereklidir. Şimdi, Atomun boyu ne kadardır, anlayabildiniz mi ? BİYOLOJİ NEDİR, BİYOLOG KİMDİR ? Biyoloji canlı varlıklarla ilgilenen bir bilim dalıdır. Bu isim Yunanca Bios ve Logos sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Bios “yaşam”, Logos ise “bilgi” anlamına gelir. Biyoloji ile ilgilenen insanlara “Biyolog” denir. Biyolojiden pek çok bilim doğmuştur: Zooloji hayvanlarla ilgilenir. Botanik ise bitkilerin incelendiği bir bilimdir. Ekoloji tüm canlıları ve onların yaşadıkları çevre ile olan ilişkilerini inceler. Bazı biyologlar yaşamın belli alanları üzerinde çalışırlar. Örneğin denizi inceleyen biyologlara “Deniz Biyoloğu” denir. Biyologlar ayrıca, çevre kirliliği ve çevre bilinci gibi konularla da ilgilenirler. IŞIK VE RENK Işık, çevremizdeki cisimleri görmemizi sağlayan bir enerji biçimidir. Lamba, mum, yada güneş gibi ısı kaynaklarından yayılır. Işık yedi temel renkten oluşur: Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, lacivert ve mor. Beyaz ışık ise tüm bunların karışımıdır. Gökkuşakları, yağmur yağarken (yada yağmurdan hemen sonra) güneş açtığı zaman ortaya çıkarlar. Güneş ışınları yağmur damlalarının içinden geçerken kırılır, yansır ve dağılırlar. Gökyüzü Neden Mavidir ? Güneş ışınları atmosfer içinde ayrışmaya başlar ve tüm gökyüzüne mavi ışık saçılır. Bunun nedeni, atmosferin üst tabakalarında ışığın dalga boyuna yakın büyüklüklerde gaz ve toz parçacıklarının bulunmasıdır.

7


HİKÂYE Hindistan'da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş. 'Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum. 'Neden?...' diye sormuş sucu. 'Niye utanç duyuyorsun?' Kova cevap vermiş. 'Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.' Sucu şöyle demiş. 'Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.' Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş. 'Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını farkettin mi?... Bunun sebebi

Cevap: Hepsi düz.

benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.' NOT: Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız.. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin. .Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz

Bu resimde kaç tane insan görüyorsunuz? Cevap: 2 değil. Dikkatli bakın.

8


PAHALI BİR KAZA Adamın biri lüks mersedesiyle giderken, bir yayaya çarpmış ve yayanın ayakları kırılmış. Telaşa kapılan zengin şoför, hemen adamın yanına gidip : - Sana para vereyim, beni şikayet etme, demiş. Adam da cevap vermiş : - Tamam, bana 100 Milyar lira ver, seni şikayet etmeyeyim demiş. Zengin adam küplere binmiş. - Sen beni milyarder mi sandın be adam, demiş. Ayakları kırılan adam da gayet sakin cevap vermiş : Ya sen, beni kırkayak mı sandın…

HAZIRLAYAN: H.EZGİ TEKİN 2/D

LASTİK PATLAMIŞ Küçük temel yaz tatilinde bir kamyon şoförünün yanında muavinlik yapıyormuş. Bir gün geri manevra yapacak olan şoför, muavini Temel’i aşağıya indirip kendisine yardım etmesini istemiş. Temel inmiş, bir yandan bakıyor bir yandan da sesleniyormuş : Cel… Ceeel.. Cel… Sağ yap cel.. Ha şimdu sol yap cel.. ceel… Cel… HOOOP Lastik Patladu…. Şoför hemen aşağıya inmiş. Bakmış. O da ne? Lastik patlamasına patlamış ama lastiğin altında kanlar içinde bir adam yatıyormuş… Şoför dehşetten kocaman açılmış gözlerle Temel’in üstüne yürümüş : Neden söylemedin bana lastiğin altında adam olduğunu ? Temel ise gayet sakin : Ha ne bilirdum, Adamın cebinde çivi olduğuni ? Sabahları elmanın kahveden daha fazla uykunuzu açtığını,

AYIN SÖZÜ "Ne arıyorsan kendinde ara." MEVLANA

BİLİYOR MUYDUNUZ?

9


1.Bir berber bir berbere bre berber beri gel bar bağırmış.

diye bar

Bizde bize biz derler, sizde bize ne derler? Gül dibi bülbül dili gibi,gül dibi bülbül dili. 2.Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.

BİR AĞACIN DÖRT MEVSİM HİKAYESİ Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda. Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne gördüklerini sormuş. İlk Oğlu Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi. İkinci oğlu Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi. Üçüncü oğlu başka fikirdeydi .Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.

3.Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın,kapı gıcırdatıcılardan mısın?Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım. 4.Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar,nesi için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar?Kârı için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar. Üç tunç tas kayısı hoşafı. 5.Dört deryanın deresini dört dergahın derbendine devrederlerse,dört deryadan dört dert,dört dergahtan dört dev çıkar.Paşa tası ile beş has tas kayısı hoşafı. Zaman saman satar, saman zaman satar.

Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti. Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştı. Ya da neye sahip olup olmadıklarını ......

6.Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür.Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al da gel.

Gerçekleri ancak sonunda 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz. Eğer kışın vazgeçersen, İlkbahar nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğünde...Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin. Hayatınızı bir mevsim (bir dönem) yüzünden yargılamayın... MEHMET YAĞMURCUKARDEŞ

7.Nankör nalbant nalları nallamalı mı,nallamamalı mı?

MÜDÜR BAŞYARDIMCISI

8.Az kaz, uz kaz, boyunca kaz. 9.İşlek işlemeci,işlemeli işleri işlikte işleyerek işletmeciye işyerinde izletti. 10.Ilgarcı ılgar,ılgıngillerin ılgancırı ılgalayarak,ılgıt ılgıt ılgılardı. 11.Pısırık pırlak pırnallıklarda pırnallanırken pılı pırtısını pısırık pıtraklara pıtır pıtır pırtlattı. 12.Üçüncü üçkağıtçı,üçetek üçleşerek üç teker arabayla süzüm süzüm süzülen süzgeçleri süzdü.

13.Kırk kırık küp, kırkının da kulpu kırık kara küp.A be kuru dayı ne kuru sarı darı bu darı ,a be kuru dayı. Şu odayı badanalamalı mı,yoksa badanalamamalı mı? 14.Sen seni bil,sen seni,bil sen seni,bil sen seni,sen seni bilmezsen patlatırlar enseni. 10


BİLMECELER 01- Ateş olmayan yerde ne olmaz? 02- Hangi yolda trafik kazası olmaz? 03- Yankesiciler neden modayı takip ederler? 04- Hiç kar yağmayan hava hangisidir? 05- Çalındığı halde görülmeyen şey nedir? 06- Horoz nerede öter? 07- Hangi top zıplamaz? 08- Hangi karnede sıfır olmaz? 09- Hangi bağda üzüm yetişmez? 10- En güzel kokan fil hangisidir? HAZIRLAYAN:ALİ ASAN-2/C

CEVAPLAR 01- İtfaiye 02- Samanyolu'nda 03- Ceplerin yerini öğrenmek için! 04- Oyun havası 05- Islık 06- Kendi çöplüğünde 07- Kartopu 08- Sağlık karnesinde 09- Ayakkabı bağında 10- Karanfil 11


İLK DONDURMA NASIL YAPILMIŞ?

TEBESSÜM Zamanın birinde Mısır’da yaşayan tatlıcı Ebu Bekir Usta varmış. Ebu Bekir Ustanın yaptığı yuvarlak soğuk tatlıların ünü bütün Mısır’a yayılmış. Fakat Ebu Bekir Usta yaptığı tatlıları sadece cam kaselere koyabiliyor, müşteriler ise bu soğuk tatlıyı sadece ustanın dükkanında yiyebiliyorlarmış. Bir gün Ebu Bekir Usta yenilebilir bir kap yapmayı ve bu kabı nasıl yapacağını düşünürken, tatlıların ününü duyan Mısır Kralı Ramses Ustayı yanına çağırtmış. Ebu Bekir usta kralın sarayının ününü çok duymuş ama bir türlü gitme fırsatı bulamamışmış. Kraliyetin mutfakları Ebu Bekir Usta için hazırlanmış. Tatlısını kral için yapan ve sunan Ebu Bekir usta saraydan ayrılırken son bir kez saraya bakmış ve kare olan tabanın yukarıda tek bir noktada üçgenlerle birleştiğini görmüş. Bu şeklin kendi tatlılarını koymak için çok uygun olacağını düşünmüş. Dükkanına döner dönmez un şeker karışımından kralın sarayına benzeyen yenilebilir bir kap yapmış. Ardından yaptığı kaba koymuş hemen tatlısını.

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir bölümünü her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle; öyle minnet kar oldu ki... İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti Karnını ilk defa doyurduktan sonra bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öğle neşeliydi ki, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı... Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar... Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.

Fakat yuvarlak tatlılar hemen gömülmüş kabın içinde ve kaybolmuş. Uzun süre düşünen Ebu Bekir usta kabın tabanının kare değil yuvarlak olmasının daha iyi olacağını keşfetmiş. Ama yaptığı o şeklin yanlarında köşesi de olmayacakmış. Ebu Bekir usta yaptığı şekli kralın sarayından farklı olsa da çok sevmiş ve bundan sonra müşterilerine soğuk tatlısını hep o kapta satmaya başlamış. Yıllar sonra ise insanlar Ebu Bekir ustadan öğrendikleri soğuk tatlıya dondurma, kralın sarayına piramit, dondurma yuvarlaklarına küre ve kabına da önceleri koni daha sonra külah demişler.

Şemsiyeyi Kim İcat Etti? Şemsiyeyi kesin olarak kimin icat ettiği bilinmiyor ama insanların çok çok uzun zamanlardan beri kullandığını biliyoruz. İnsanlar ilk olarak eski Yunanistan, Çin ve Mısır’da güneşten korunmak için kullanmışlardır. Şemsiye Latincede gölge anlamına gelen “umbra” kelimesinden gelmiştir. Şemsiyeyi yağmurda kullanan ilk insanlar Romalılardır. Kâğıt şemsiyelerini yağ ile ovarak su geçirmez hale getirmişlerdir.

12


Dünyanın en gürültücü hayvanı mavi balinadır. Sesini öyle yükseltebilir ki suyun içinde 750 km. uzaklıktaki arkadaşları bile onu duyabilir. Diyelim ki mavi balina arkadaşlarıyla oyun oynamak istiyor. Ama arkadaşlarını bulamayabilir. İşte o zaman şöyle etrafı çınlatan bir şarkıyla arkadaşlarını oyuna davet edebilir... Tükettiğimiz kağıdın % 75 ‘ini geri kazanabilseydik bir yılda 35 milyon adet ağacı kurtarabilirdik. Kağıtlarınızı tekrar kullanmanın yollarını bulun ve kağıdınızın kıymetini bilin. Petrol ve kömürle işleyen fabrikalar atmosfere fazla miktarda zehirli gaz ve kimyasal madde yayar. Bunlar yağmur ve karla birleşerek yüzlerce kilometre uzaklığa rüzgarların yardımıyla gider ve asit yağmurları olarak yağarlar. Asit yağmurlarının yağdığı yerlerde ağaçlar hasar görür, göllerde yaşam sona erer. Dünyada ilk elektronik bilgisayar Amerika’da 1946 yılında yapılan ENIAK isimli makinedir. Bir plastik pet şişenin doğa tarafından yok edilebilmesi için 100 yıl gereklidir. Bir teneke kola kutusu için ise tam 10 yıl gereklidir. Sokağa attığınız bir çiklet ise tam 5 yılda doğa tarafından yok edilebilmektedir. Dünyada her yıl iki buçuk milyon insan, sigaranın sebep olduğu hastalıklardan ölmektedir. Dünyada her yıl sigara alışkanlığı % 1 azalırken Türkiye’de her yıl % 2 oranında artmaktadır. Suami Maharal adındaki bir Hintli 17 yıl boyunca hiç oturmamış. Suçlu olduğu için hapishanede olan bu Hintli, ancak uyurken bir tahtaya yaslanıyormuş. Bu onun en önemli lüksüymüş.

HAZIRLAYAN:2/G SINIFI ÖĞRENCİLERİ

13


ÇİZGİ FİLMİ İLK KİM İCAT ETTİ?

İlk çizgi filmi kimin yaptığını kimse bilmiyor fakat onları ünlendiren Walt Disney’di. Disney 1928’de ilk Mickey Mouse çizgi filmini yarattı. Birkaç yıl sonra ilk uzun çizgi film olan Pamuk Prenses Ve Yedi Cüceleri yaptı. Film yapmak için binlerce resim gerekir. Siz bir Disney çizgi filmi seyrederken, gerçekten binlerce resim seyrediyorsunuz – saniyede 24 resim!

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? •Kendi dirseğini yalamanın imkânsız olduğunu …... •Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin açıklayamadığını ……. •Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini kırabileceğini..

14


SLOVAKYA

SLOVAKYA

TÜRKİYE

SLOVAKYA

İSPANYA

POLONYA

Comenius projesi kapsamında; okulumuz Hayme Hatun Okulu öğretmen ve öğrencilerinden oluşan proje ekibi İspanya'yı ve Slovakya’yı gezdiler...Geçen yıl Mayıs ayında da yurt dışından gelen öğrenci ve öğretmenler okulumuzu ziyaret etmişti.

SLOVAKYA

İSPANYA 15


İKRA RUMEYSA ECİK 2/D

YUSUF KÜLÜK 3/B

16


BEYZA CANATAR 2/H

İREM BEYZA ŞİMŞEK 3/B

17


ÇOCUK YÜREKLİ ÇOCUK DOSTU ŞAİR (CAHİT ZARİFOĞLU)

Cahit Zarifoğlu deyince akla ilk gelen, çocuklar ve onların hüzünlü coşkularıdır. Sevgili arkadaşlar bizler şairleri ve yazarları ansiklopedi sayfalarına sıkıştırılmış kuru bilgilerden ibaret hayatı olan kişilik olarak biliriz. Bir de işin diğer bir yüzü vardır. İşte bu işin diğer yüzü, Cahit Zarifoğlu’nun iç dünyası, kalbinin güzelliğindendir.

ANLAMAK

Sevgili şairimizde sonsuz bir iç derinliği ve sınırsız bir insan sevgisi vardır. Bu niteliklerin birinci simgesi şair duyarlılığı ikinci duyarlılığı ise şiirlerini çocuk kalplerine adamasıdır. Bu alanda yaptığı çalışmalar şiirle kalmaz, öykü ve romanlarla desteklenir.

Göstererek beni

Edebiyata lise yıllarında ve çocuk denecek yaşta başlayan sanatçı, sanat yaşamının her döneminde yapıtlarındaki doğallığı ve duyarlılığı korumuştur. O, kendisini tanımlarken, titiz olmadığını, derli toplu bir yaşamdan uzak olduğunu söyler. Yalnız bütün bunlara rağmen hayatında olumsuz yönlenmeler, aradığını bulamama gibi düzensiz insan özellikleri görülmez. Şairimiz Maraşlıdır, Anadolu’nun her köşesinden yetişen şair ve yazarlarımız gibi o da önemli ustaların yanında yetişip, onlardan edebi ilhamlar alıp, sanatını şekillendirmiştir. 1940’ ta doğup 1987’de bu dünyadan göçen şair, tüm yaşamına, çocuk duyarlılığında gül esen gülüşler sığdırmıştır.

Bazen anlıyorum Bazen anlamıyorum Annemi Babamı Ninemi

Annem şöyle der -Cin gibi maşallah Cin ne demek Gibi ne demek Babam diyor ki Bana bakarak -Altını üstüne getirmiş evin

Hiç yapabilir miyim Dediklerini, Tek başıma Ninemse der bana -Topaç gibi Bir dedem Açık insan, Pek de zeki Dilinden bal akar Attaya gidelim der, Al sana şeker der, Göz kırpar Okşar Sever, Bir de gıdıklar

Dedemi çok anlıyorum.

Hazırlayan:

18

CAHİT ZARİFOĞLU Mükerrem KALKAN Türkçe Öğretmeni


19


20


21


SEVGİ DERSİ Küçük oğlumuz annesine geldi ve ona elindeki kağıdı uzattı. Annesi ellerini önlüğüne kuruladıktan sonra kağıdı okumaya başladı: Çimleri biçtiğim için :5 TL Bu hafta odamı temizlediğim için:1 TL Alışverişe gittiğim için:1 TL Küçük kardeşime baktığım için:2 TL Çöpü döktüğüm için:1 TL İyi bir karne getirdiğim için:5 TL Bahçeyi temizlediğim için:2 TL Toplam borç:17 TL Annesi umutla kendisini süzen oğlumuza baktı. Eline bir kalem aldı, kağıdın arka yüzünü çevirdi ve şunları yazdı: Seni dokuz ay karnımda taşıdım bedava, Hasta olduğunda başını bekledim, elimden geleni yaptım,bedava, Senin için dua ettim. Yıllar boyu değişik nedenlerle senin için gözyaşı döktüm bedava, Senin için geceler boyu kaygı duyup, uykusuz kaldım bedava, Oyuncaklarını topladım, yemeğini hazırladım, giysilerini yıkadım, ütüledim bedava, Ve oğlum bunların hepsini topladığın zaman gerçek sevginin bedelinin olmadığını görürsün.

Bedavadır çünkü….

Oğlumuz annesinin yazdıkların okuyunca gözleri doldu. Annesine baktı ve “Anneciğim, seni seviyorum.” Dedi. Sonra annesinin elinden kalemi aldı ve kağıda büyük harflerle şunları yazdı: “HEPSİ ÖDENMİŞTİR”. HAZIRLAYAN: Gülçin TÜRKBEN 2/F

22


23


24


25


MUAMMER ÇETİN REHBER ÖĞRETMEN

Öğrencilerimizin sınavı kazanamama nedenlerinden biri ‘düzenli bir çalışma alışkanlığının’ olmamasıdır. Düzenli çalışma alışkanlığı olmayan öğrenci, Çalışma yerini rastgele seçer, sürekli bir mekan edinmez, Çalışma zamanını düzensiz kullanır, Çalışırken düşünce ve hayallere dalar gider, Yatarak çalışır, Televizyon seyrederek yada müzik dinleyerek çalışır, Yavaş okur, Dersi ezberler, önemli konuları ayırt etmesini bilmez, Derste anlamadığını sormaz, Ders tekrarlarını yapmaz, nasıl olsa bir kere çalışmış ve anlamıştır, Uykusu geldiği halde anlamasa da çalışmaya devam eder. Önemli olan anlamak değil kaç saat çalıştığıdır.

ÇALIŞMA ODASI AYARLAYIN · Aynı yerde yapılan çalışma, kişiyi ortama alıştırır ve dikkatin dağılmasını önler. Eğer bir çalışma odanız yoksa, evin bir odasının uygun bir köşesini çalışma köşesi olarak ayarlayabilirsiniz. · Oda ısısı normal olmalı (fazla sıcak veya soğuk olmamalı) · Televizyon ve aşırı müzikten, afiş ve posterlerden uzak olmalıdır. · Çalışma odası dikkatin dağılmaması açısından düzenli olmalıdır. · Masada çalışınız, yatarak çalışmayınız. Yatarak çalışmak ciddiyetten uzak bir çalışma olur, aynı zamanda uyku getirir. · Çalışırken mümkün olduğunca derse konsantre olunuz. Hayallerinizden ve birtakım sorunlarınızdan sıyrılın.

26


2012-2013 Eğitim –Öğretim Yılına okulumuz boyanarak yeni bir yüzle girdi.

Öğretmenler Günü’nü coşkuyla kutladık.

Okulumuzun düzenlemiş olduğu gezi görüntülerinden bir fotoğraf karesi.

10 Kasım’da Atamızı anarak ,onun Türk Milleti için büyük bir değer olduğunu bir kez daha kavramış olduk.

Okulumuzda çevre düzenlemesi yapıldı. Okulumuz bahçesi öğrencilerimizin oyun oynayabileceği yeni şekillerle süslendi.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı öğrencilerimizin gösterileriyle coşkuyla kutladık.

Okulumuzun iç düzenlemesinden bir görüntü.

Okulumuz Beyaz Bayrak ödülü sahibi.

27

Okulumuzda düzenlenen mendil kapmaca oyunu turnuvasında okulumuz 3/H sınıfı Altındağ ilçe birincisi oldu.


Tübitak Bilim Fuarı Ankara il genelinde ilk olarak okulumuzda gerçekleşti. Fuarın açılışını Altındağ İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol BOZKURT ve Okul müdürümüz Seyfi TİRYAKİOĞLU birlikte yaptılar. Açılışın ardından, öğrenciler tarafından hazırlanan projeleri tek tek gezen BOZKURT ve açılışa katılan davetliler, öğrencilerden proje hakkında detaylı bilgiler aldılar.

28


Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Geleneksel Çocuk Oyunları Derneği iş birliği ile yürütülmekte olan ´´Pabucu Yarım Çık Dışarıya Oynayalım´´ Geleneksel Çocuk Oyunları Altındağ İlçesi final müsabakaları okulumuzda yapılmaktadır. Müsabakanın açılışını İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol BOZKURT ve okul müdürümüz Seyfi TİRYAKİOĞLU birlikte yaptılar.

29


23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı’nı okulumuzda coşkuyla kutladık. Kutlama saygı duruşu , istiklal marşı ve okul müdürümüz Seyfi TİRYAKİOĞLU’ nun konuşmasıyla başladı. Öğrencilerimizin oyun ve gösterileriyle devam etti. Öğrencilerimizin oyun ve gösterileri coşkuyla izlendi.

30


31

HAYME HATUN OKUL DERGİSİ  

HAYME HATUN OKUL DERGİSİ

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you