Page 1

Yıl: 2016 Sayı:8 Ek�m - Kasım - Aralık

“M�llet�n Efend�s�, H�zmetkârıdır.”

8

DİLİNİ TUTAN KURTULUR (TİRMÎZİ)

• Konuşma Bilinci / Zafer MERT • Kalbe Açılan Bir Kapı Dil / Bayram KOCABAŞ • Ailede Yalan Fitnesi / Eyüp GÜVERE • Gıybet / Zübeyir AYAN


SURİYE’YE 5 TIR DAHA KÖMÜR

YARDIMI ULAŞTIRDIK

www.f ilizder.org

bilgi@f ilizder.org

“Milletin Efendisi, Hizmetkârıdır”


!

HALEP’teki Muhacirlere Ensar Olalım

Un 60 ₺ Kumanya 50 ₺ Konserve 20 ₺ Battaniye 20 ₺

Türkiye Finans Tophane Şubesi Filiz Derneği Hesap No: 1869315-1 İban: TR89 0020 6000 5801 8693 1500 01

Hayır Kervanında Siz de Yerinizi Alın İrtibat: 0538 517 2321

“Milletin Efendisi, Hizmetkârıdır”


Editör YIL: 2016 Sayı: 8 Ekim - Kasım - Aralık Sahibi Filiz Eğitim Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Adına Zübeyir Ayan Genel Yayın Yönetmeni Tashih, Redaksiyon Emrah Seven Grafik Tasarım Ercan Araz Yayın Türü Ücretsiz, Yerel, Süreli Yayın, 3 Aylık Filiz Derneği Bülten (Türkçe) Baskı, Cilt Step Ajans

Hamd, yaratılışı ve tasarrufu elinde bulunduran Allah’adır. Salat ve selam mümin erkek ve kadınların önünü meşale gibi aydınlatan Resulünün, ehlinin ve ashabının üzerine olsun. Filiz Derneği olarak 2016 yılının son sayımızı insanları hem dünyada hem ahirette helake sürükleyen Dil’in Afetleri konusuna ayırdık. İnsanoğlu söylemiş olduğu her sözün, amelinden sayıldığını bilseydi konuşmak yerine susmayı tercih ederdi. İnsan amelleriyle ve sözüyle karşılığını ahirette alacağı ekini bu dünyada ekmektedir. Allah’tan niyazımız hakkıyla anlayıp ve amel etmek.

Basım Tarihi, Yeri Aralık 2016, İstanbul

Filiz Derneği olarak siz değerli gönüldaşlarımızın desteğiyle kuşatma

Yönetim Merkezi Şehid Er Cihan Namlı Cad. Bilgi İş Merkezi No: 83/4,5,6 Mecidiyeköy – Şişli – İstanbul

altında olan Suriye halkına yardım tırlarımızı ulaştırdık ve ulaştırmaya

Tel - Faks (0212) 234 29 53

devam ediyoruz. Eğitim faaliyetlerimiz ara vermeksizin devam ediyoruz. Ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine yönelik faaliyetlerimiz kapsamlı bir şekilde devam ediyor.

Temsilcilikler Çeliktepe Temsilciliği Buhara Sk. No: 12/c Çeliktepe - Kağıthane - İstanbul Çağlayan Temsilciliği Kuştepe Mah. Hudud Sk. No:174/4 Şişli - İstanbul www.filizder.org /filizdernegi /filizdernegi /filizdernegi /filizdernegi /filizdernegi /filizdernegi www.filizcocukkulubu.com

Selam ve dua ile…

İçindekiler Konuşma Bilinci / Zafer MERT 3 Kalbe Açılan Bir Kapı Dil / Bayram KOCABAŞ 8 Ailede Yalan Fitnesi / Eyüp GÜVERE 11

e-mail: bilgi@filizder.org

Derneğimizden Haberler 12

Yayınlanacak yazılarda düzeltme ve çıkartmalar yapılabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Gıybet / Zübeyir AYAN 14


Zafer MERT

KONUŞMA BİLİNCİ “G

örmedin mi, Allah güzel bir sözü na-

sinde ifade edildiği gibi konuşmasına çok dik-

sıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü

kat etmeli ve İslam’ın çizmiş olduğu sınırlar

sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç, Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. ” (İbrahim, 24-25)

dâhilinde konuşmaya çok dikkat etmelidir. Peygamber efendimiz salllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu sabaha çıktığı zaman bütün organları dile baş eğerler ve ken-

Allah-u Teâlâ’nın mümin kullarına yüklemiş ol-

di dilleri ile şöyle derler: Ey dil! Bizim hakkımızda

duğu görevlerin en önemlilerinden birisi de di-

Allah’tan kork. Biz sana uyarız. Eğer sen doğru

line hâkim olmak, sözün esiri olmamak, bilinçsiz

olursan biz de dürüst oluruz. Eğer eğilirsen bizde

bir şekilde konuşmamaktır. Gerek Rabbimiz ge-

eğiliriz.”

rekse peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve

(Tirmizi, Zühd, 60)

sellem bizlere birçok yerde konuşurken nelere dikkat etmemiz ve nelerden kaçınmamız gerek-

Sahabeden Süfyân b. Abdullah (r.a.) anlatıyor: “Benim hakkımda en çok korkup endişe ettiğin

Müslümana düşen vazife, dilini muhafaza et-

habeye Efendimiz mübarek dilini tutarak “işte

mesi, iyiliği emir ve kötülüğü engelleme yolunda kullanmasıdır.

şey nedir? Ya Rasulullah!” diye soran bir sabundan” cevabını vermiştir. (Tirmizi) Sehl b. Sa’d es-Saidi ra. Rasulullah Efendimizin

Dil insanı vezir de eder, rezil de eder denildiği

sav. şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kim

gibi kişi konuşmasının karşılığını hem bu dün-

dili ile iffeti konusunda bana garanti verirse, ben

yada hem de ahirette görecektir. Dolayısıyla

de ona cennet hakkında garanti veririm.” (Buhari,

her Müslüman “bin düşün, bir söyle” vecize-

Rikak, 23)

Ekim - Kasım - Aralık

tiğini beyan etmişlerdir.

3


Başyazı Dil insanı vezir de eder, rezil de eder denildiği gibi kişi konuşmasının karşılığını hem bu dünyada hem de ahirette görecektir. Dolayısıyla her Müslüman “bin düşün, bir söyle” vecizesinde ifade edildiği gibi konuşmasına çok dikkat etmeli ve İslam’ın çizmiş olduğu sınırlar dâhilinde konuşmaya çok dikkat etmelidir.

Dil keskin kılıç gibidir.

- “Mü’min yalancı olur mu?” denilince, Peygam-

Kötü söz kurşun gi-

berimiz: - “Hayır, olamaz”, buyurmuştur. (Mu-

bidir. Kan akıtmadan

vatta, Kelam 19)

öldürdüğü gibi sahibini de yakar. Yayından çıkan ok gibidir. Artık geriye dönüşü mümkün İnsanın

değildir. kalbi

sandıktır. onun

bir

Dudaklar

kilididir.

anahtarıdır.

Dil

İnsana

gereken bu kilidi iyi kullanmaktır.

Lok-

man hekime hastalarımıza ne yedirelim? diye sorunca, acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin, buyurmuştur.

Dil Hakkında Kaçınılması Gereken Durumlar 1- Yalan Konuşmak

na müsaade etmemiş ve şöyle buyurmuşlardır: “Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!” (Tirmizî, Zühd, 10) Unutmayalım ki yalan, Hz. peygamberin ifadesiyle  münafıklık alametlerinden birisidir: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Dört şey vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse katıksız münafık olur. Kimde bunlardan bir şey bulunursa -onu bırakıncaya kadar- kendisinde nifaktan bir haslet var demektir. Konuştu mu yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz, va’dederse va’dinden döner, bir dava ve duruşma esnasında haktan ayrılır.” (Buhari, İman, 24) 2- Yalancı Şahitlik Yapmak Yalancı şahitlik, insan huzurunu bozup, hakkını zayi eden, toplumları ifsat edip kötülüklere kapı açan ve adaletin yıkılmasına sebep olan kötü

Yalan, kişinin, gerçeği gizleyip, bildiğinin aksini

bir durumdur. İçinde hem yalan hem de iftira

söylemesi; hakkında bilgi sahibi olmadığı bir ko-

boyutu vardır.

nuda kesin biliyormuş gibi konuşmasıdır. Yüce Allah, Kur’an’ı Kerimde insanların sözün en güzelini ve doğrusunu söylemelerini (Ahzab, 70) emrederken kötü sözlerden de uzak durulmasını bildirerek “ Yalan Sözden sakının” (Hac, 30)

www.filizder.org

4

Hz. Peygamber (s.a.v.) şaka ile  dahi olsa yala-

“(O kullar), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.” (Furkan, 72) “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tu-

buyurmuştur.

tan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aley-

Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: Bir gün Pey-

olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin

gamberimize sorulmuş: “Mü’min korkak olur mu?” Peygamberimiz cevap vermiş: - “Olabilir.” – “Mü’min cimri olur mu?” diye sorulunca, Peygamberimiz: - “Olabilir” buyurmuş.

hinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa, 135)


Başyazı Peygamber efendimiz yalan şahitlik konusun-

Ve Yemin-i Ğamus. Konumuzla ilgili olan son

da söylediği sözleri pek çok kez tekrar etmek

kısımda zikredilen yemin çeşididir. Yemin-i ğa-

suretiyle bizlerin dikkatini çekiyor ve konu-

mus: kişinin yalan olduğunu bile bile yemin et-

nun ne kadar tehlikeli olduğunu ifade ediyor:

mesini ifade eder. Bu tür yemin için kefaretten

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir keresinde “Büyük gü-

daha fazlası gereklidir. Zira imani bir konudur.

nahların en büyüğünü size haber vereyim mi?”

Dolayısıyla insanın imanını yeniden gözden ge-

buyurdular. Orada bulunan sahabelerin: “Evet,

çirmesini, iyi bir tevbe etmesi gerekir.

bildir, ey Allah’ın Resulü”, demeleri üzerine, Peygamber efendimiz: “Allah’a ortak koşmak, anne ve babaya karşı gelmek”, buyurdu. Sonra da yatmakta olduğu yerden doğrulup oturdu  ve:  “İyi dinleyin, bir de yalan şahitliğidir”, buyurdu. Bu  sözü durmadan tekrar ediyordu.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “…Yalan kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı alışkanlık haline getirir de sonunda Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir.” (Buhari,Edeb 78/69)

Orada bulunanlar: -‘Keşke sükût buyursalar’,

İnsan diline sahip olmalı ve her işittiğini doğru-

dediler” (Buhari, Şehâdet, 10).

luğunu bilmeksizin konuşmamalıdır. Rasulullah

Unutmayalım ki; yalan şahitlikte bulunmakla, hak sahibine iftira atılıyor, zulmediliyor, kul hakkına giriliyor, cehennem ateşi harlanı-

efendimiz bu konuda bizleri uyarıyor ve diyor ki: “ Her işittiğini söylemesi insana yalan olarak yeter.” (Müslim)

yor, suçsuz yere insan karalanıyor, asıl suçlu-

Atalarımız bu durumu çok güzel şekliyle ifade

nun suçu örtbas ediliyor, aleni olarak büyük

etmişler: “Çok mal, haramsız; Çok laf, yalansız

günah işleniyor, Açıkça Allah’ın rızasından

olmaz.” “Yalancının mumu yatsıya kadar ya-

uzaklaşılıyor, adalet bozuluyor, toplumsal ze-

nar.” “şehrin yukarısında bir yalan söyledim, 

delenmelere ve felaketlere sebep olunuyor.

aşağıda kendim de inandım”, “yalan söyle, tu-

Nice aileler yok olup gidiyor. İnsanlar suçsuz ol-

tunmazsa izi kalır” gibi sözler bu konuda çok

dukları halde yıllarca hapiste kalıyorlar.

hassa davranmamız gerektiğini ifade etmek-

3- Yalan Yemin ve Yalan Yeminle Mal Satma Bilindiği üzere İslam âlimlerimiz ayeti kerime-

tedir. 4- İftira Atmak

lerden hareket ederek yemini üç kısma ayır-

Ubade b. Samit (r.a.)’ten rivayet edilen hadisi

maktadırlar. Yemin-i Lağv, Yemin-i Mün’akide

şeriflerinde Efendimiz yeni Müslüman olan-

Ekim - Kasım - Aralık

5


Başyazı lardan biat alırken iftira etmemelerini de biat

kullanıyorsak, gıybet hastalığımızı iyileştirecek

konusu yapmış ve bu hususta söz almıştır.

çarelere başvurmalıyız.

“Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla kimseye iftira etmemek, hiçbir iyi olan emirde karşı gelmemek üzere  bana biat ediniz.” (Buhari, İman, 7) “Mümin erkeklere ve mümin ka-

sin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurat, 12)

dınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet

Laf taşımak da dil afetlerinin en büyüklerin-

edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah

den bir tanesidir. Nice insanlar birbirleri hak-

yüklenmişlerdir.” (Ahzab, 58)

kında taşınan bu laflar yüzünden küsmüş ve

Özellikle birileri itham edileceği ve hakkında hüküm verileceği zaman Müslüman bilmediği meselelerde susmalı ve asılsız konuşmamalıdır. Yoksa –Allah muhafaza- bilmeden de olsa iftira bataklığına saplanabilir.

sıkıntılara girmiştir. Hasan-I Basri Hazretlerine bir adam gelir ve “Falan kimse senin hakkında şöyle dedi” der. Hasan-ı Basri Hazretleri “Filanın yanında sen ne yapıyordun?” diye sordu. Onun yanında misafir olduğunu söylemesi üzerine Hasan-ı Basri Hazretleri “Hangi yemekleri

5- Gıybet, Dedikodu, Koğuculuk ve Laf Taşımak

yedin?” diye sorar. Adam: “Yirmi çeşit yemek”

Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Gıybetin ne ol-

Yirmi çeşit yemeği yedin hazmettin de, bir tek

duğunu biliyor musunuz?” “Allah ve Resûlü daha iyi bilir!” dediler. Bunun üzerine: “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” dedi. Orada bulunan bir adam: “Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)” dedi. Aleyhissalatu vesselam: “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.” (Müslim, Birr, 70) Uzaklaşmak, gözden kaybolmak, gizli kalmak gibi anlamlara gelen “gayb” kökünden gelen gıy-

www.filizder.org

6

“… Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirme-

yediğini söyler. Hasan-ı Basri de: “Be hey fasık! sözü hazmedemedin mi?” der ve huzurundan adamı kovar. Unutulmamalıdır ki, laf taşıma, arkadan çekiştirme, gıybet çok masum, çok küçük gibi durmakla beraber sonuçları itibariyle toplumu içten içe kemiren, fitneye sebep olan çok tehlikeli bir hastalıktır. İnsanın gıybet ve dedikodu, laf getirip götürmesi bütün amellerinin boşa gitmesine sebep olabilir. 6- Küfür, Kötü ve Çirkin Sözler Konuşmak

bet, bir kimsenin aleyhindeki incitici, küçültücü

Küfür gibi, alay gibi, hakaret gibi kötü ve çir-

söz ve davranışları ifade eder. Kısaca  gıybet;

kin söz ve ifadeler kâmil bir müminin hayatında

bir kimsenin gıyabında hoşlanmayacağı şey-

olmamalıdır. Bunların açıkça söylenmesini yüce

leri söylemeyi, eleştirme ve çekiştirmeyi ifade

rabbimiz yasaklamıştır. İnsan eline diline ve be-

eden bir kavramdır. Halk arasında “Dedi-Kodu”

line sahip olduğu kadar insandır. Dilimizi muha-

denen şeyde gıybet kapsamında değerlendirilir.

faza etmeye gayret ederken şu ayeti kerimenin

Gıybet hastalığı, insanı ve toplumu derinden

ifadelerini iyice düşünmeliyiz.

sarsan çok ciddi bir virüstür. Nasıl ki bilgisaya-

Suhriyyet (alay) bir kimseye hakaret etmek,

rımıza virüs bulaştığında anti virüs programları

onu hafife almak veya gülünecek şekilde ayıp


Başyazı ve eksikliğini söylemektir. Bir kimsenin yaptığını veya söylediğini hikâye ve işaret veya ima ile veya bir insanın sözüne, işine veya

iman eden kimse ya faydalı söz söylesin

herhangi bir kusuruna veya yüzüne gülmektir.

veya sussun!” (Riya-

Dahhak’tan rivayet olunduğuna göre; Temîm

züs Salihin)

oğullarından bir takım kimseler; Bilal Habeşi, Habbab, Ammar, Süheyb, Ebu Zer ve Salim Mevla Ebu Hüzeyfe gibi zevat ile alay etmişlerdi. Hz. Aişe ile Hz. Hafsa, Ümmü Seleme’yi kısa diye konuşmuşlardı. İşte aşağıdaki ayet bu

Dilimizi Hatalardan Korumanın Yolları

sebeplerle inmişti... “Ey müminler! Bir toplu-

Dil, Allah’ın insanla-

luk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki

ra verdiği en önemli

de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir

organlardan ve en büyük

emanet-

lerden biridir. Bu

Unutulmamalıdır ki, laf taşıma, arkadan çekiştirme, gıybet çok masum, çok küçük gibi durmakla beraber sonuçları itibariyle toplumu içten içe kemiren, fitneye sebep olan çok tehlikeli bir hastalıktır. İnsanın gıybet ve dedikodu, laf getirip götürmesi bütün amellerinin boşa gitmesine sebep olabilir.

isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar za-

emaneti iyi değer-

limlerdir.” (Hucurat, 11)

lendirmek gerekir. Aksi bizler için bir felaket

7- Zan ve Boş Sözler

olur. Dilin bozukluğu kalbin bozulmasına, kalbin

Zan: Sanma, sezme, şüphe ve kesin ol-

bozulması ise imanın zayıflamasına sebep olur.

mayan

bilgi

anlamlarına

gelir.

Sebepsiz

yere birini suçlamak, delilsiz olarak biri-

Dilin afetlerinden sakınmak gerekir. Zira dile ait

nin herhangi bir kötü iş yaptığını sanmaktır.

afetler insanlar arasındaki sevgi ve saygıyı yok

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının.

edip insanları ve insanlığı itibarsızlaştırır. Di-

Çünkü zannın  bir  kısmı  günahtır.”  (Hucurat, 12) “Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en ya-

lin afetlerinin süreklilik arz etmesi durumunda

lanıdır.” (Buhari, Edeb, 58/6064)

insanın iradesi zayıflar ve kötülükleri, işlediği

Boş söz ve lakırdı, malayani cinsinden olan ko-

dil kusurlarını meşru görmeye başlar ve Allah

nuşmalardır. Hiçbir hedef gözetilmeyen, maksadı bulunmayan, vakit geçirmek için yapılan

muhafaza imanının gitmesine sebep olabilir. Bu sebeplerden dolayı dilin afetlerinden kurtulma-

çirecek zamanı yoktur. İnsan için önemli olan

nın birinci ve öncelikle şartı dilimizi Allah’ın zikri

zamanı değersiz konuşmalarla israf etmemektir. “Onlar den

ki, yüz

boş

ve

çevirirler”

yararsız

şeyler-

(Müminun,

3)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah  sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu: “Allah’a ve âhiret gününe

ile meşgul etmek, Kur’an tilaveti gibi ibadetlere özen göstermekten geçmektedir. Rabbim cümlemizi diline sahip olan sâlih kullarından eylesin.

Ekim - Kasım - Aralık

konuşmalardır. Oysa müminin malayani ile ge-

7


Bayram KOCABAŞ

Kalbe Açılan Bir Kapı

DİL

D

eğerli dostlar insanın hayat serüveni

“Malın da, çocukların da bir yarar sağlaya-

varoluşuyla beraber hiç değişmeden aynı

madığı günde. Ancak Allah’a selim bir kalp ile

endişelerle sürüp gidiyor. Her şey gelişmiş gibi görünse de aslında hiç değişmiyor. İnsanların büyük bir gurubu dünyanın lezzetlerine

www.filizder.org

8

dalmışken bir gurup inanmış insan ise kendini rabbinin huzuruna çıkacağı o güne hazırlıyor. Endişesi olsun olmasın herkes bu yurda gidecek. İşte “o gün bizlere fayda verecek olan şey nedir?” sorusunun cevabını rabbimiz Allah azze

gelenler başka.” (Şuara, 88-89) Yani cennete açılan bir kapıdır kalp. “o güzel olursa bütün beden güzel olur “ diyen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)

kalplerimizin değerini

hatırlatıyor bize. Bütün organlar asker ve başındaki hükümdardır kalp. Hükümdar iyi olursa bütün askerlerde iyi olur.

ve celle Kur’an-ı Keriminde bizlere haber veri-

Değerli dostlar bizler cennet hayalleri ku-

yor;

rarken rabbimizin rahmet ve mağfiretini uma-


Kapak Konu rken kalbin kıymeti ve değerini görüyoruz.

Birincisi: Batıl konuşmak. Zira batıl konuşan

Bizi kurtaracak olan bu kalp aynı şekilde şey-

kişi sizin kardeşiniz, en büyük askeriniz ve

tanında hedef tahtasında duruyor. Hazinenin

yardımcınızdır.

büyüklüğü düşmanın taarruzunu ve iştahını artırıyor. Güzel bir misal ile bakın bu taarruz nasıl oluyor; “Şimdi sendeki iki ordunun karşılaşmasına, iki tarafın çarpışmasına bak; nasıl durum, bazen onun aleyhine bazen senin aleyhine oluyor? Kâfirlerin kralı ordusuyla ve askerleriyle kalbe doğru yöneldi. Kalbi kalesinin içerisinde, memleketinin tahtına oturur vaziyette buldu. Adamlarına ne söylese hemen yapıyorlar. Askerleri etrafında, onun için savaşıyor, yanına kims-

İkincisi: Hakkı konuşmamak. Hakkı haykırmayan kişi -birincisi konuşan kardeşiniz olduğu gibi- sizin dilsiz kardeşinizdir. Hatta neredeyse bu size diğerinden daha faydalıdır. “ (İbni Kayyım, Kalbin İlacı) İşte kıymetli dostlar düşman kalbi zayıflatmanın gayesiyle dile saldırıyor. Tüm gaye ve hedefi bizleri cennet bahçelerinden alıp cehennem çukuruna atacak olan şeytan kendi taraftarlarına dili işaret ediyor.

enin girmemesi için mücadele ediyorlar. Kral

“Öyle ise, beni azdırmana karşılık, and içerim

kalbin bazı valilerini ve adamlarını entrikalarla

ki, ben de onları saptırmak için senin doğru

ele geçirmedikçe hücum etmesinin imkânsız olduğunu anladı. Kalbin en has askerini ve en yakın adamının kim olduğun sordu, “O nefistir” dediler. Adamlarına şu emri verir: “Ona istek ve arzusu kapısından yanaşın. Neleri çok sevdiğini, nelerden hoşlandığını tespit edin. Sonra onları ona teker teker sayın. Onlara iştahını kabarsın, uykusundan ve uyanıklığın-

yolunun üstüne oturacağım. Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından onlara sokulacağım ve çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.” (A’raf, 1617) Sanırım bizlerinde kendi savunmamızı yapacağımız yerde belirlenmiş oldu. Dilini koruyan kalbini korur kalbini koruyan cennetini korumuş olur. Hâlbuki biz insanoğlu belki de en az endişe ettiğimiz organımızdır dil. Savurgan

da onu bunlarla mest edip kendinden geçsin.

bir miras yedi gibi istediği gibi hareket eden ve

Onlarla rahatlayıp teskin olunca ve kendinden

kimsenin akıbetini düşünmeden ömür geçiren

geçince üzerine şehvet kancasını ve çengelleri-

dilimiz bizden ne kadar bağımsız?

ni atıp kendinize doğru çekin.

Tirmizî’nin Bilal b. Haris Müzenî’nin rivayetiyle zikrettiği hadisin lafzı da şöyledir:

Dil gediği üzerinde nöbet tutun. O en önemli

“Biriniz Allah’ı razı edecek öyle bir söz söyler ki,

gediktir. Diline faydasız ve zararlı sözleri söylet-

ulaştığı noktayı tahmin edemez; Allah buluşun-

tirin ve Allah’ı (c.c.) zikir, istiğfar, Kur’an’ını oku-

caya kadar ondan hoşnutluğunu yazar. Biriniz

ma, kullarına nasihat etme ve faydalı bilgi verme

Allah’ı kızdıracak öyle söz söyler ki, o kadar çirkin

gibi ona (kalbe) fayda verecek sözleri söylemes-

olduğunu tahmin edemediği bu söz Allah’ın onu,

ine engel olun. Bu gedikte sizin için iki büyük iş

Allah’a varacağı güne kadar gazabını yazmasına

var; hangisini başarırsanız olur, fark etmez:

sebep olur.”

Ekim - Kasım - Aralık

Şeytanların komutanı daha sonra şöyle der:

9


Kapak Konu SubhanAllah! Durup düşünmeden ağzımızdan

“Kul, nefsinde bir ayıp görmediği zaman Allah

çıkacak bir söz belki de ebedi olan ahiret yur-

Teâlâ’ya teşekkür etmelidir. Nefsini ayıpların

dunda bizleri sıkıntıya sokacak rabbimizin

en büyüğü olan gıybetle kirletmemelidir; zira

rızasıyla aramıza girecek. Ve yahut da cenne-

halkın ayıplarını söyleyip ölünün etinden ye-

tin bahçelerinde salına salına gezmemize vesile

mek, ayıpların en büyüklerindendir. Eğer kişi

olacak. Ve öğrendik ki şeytan bizlere ilk saldırısı-

insaflı olsaydı nefsini her ayıptan uzak san-

na buradan başlayacak. Bu kaleyi güçlendirmeli

masının, nefsini tanımaması anlamına geld-

etrafını güzel duvarlarla yükseltmeli değil mi

iğini bilirdi. Bu ise ayıpların en büyüklerin-

dostlar?

dendir. Kendisinin gıybeti yapıldığı takdirde

Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur:

rahatsız olduğu gibi, başkasının da gıybeti yapıldığı takdirde rahatsız olacağını bilmesi,

“Kul sabahladığında tüm âzâlar bile hatırlatma-

kendisine fayda verir. Mademki kendi gıybe-

da bulunarak şöyle derler: Bizim için Allah’tan

tinin yapılmasına razı değildir, o halde kendi

kork. Çünkü biz sana bağlıyız. Düzgün olursan

nefsi için razı olmadığı bir şeye başkası için de

düzgün olur. Eğrilirsen eğriliriz.”

razı olmamalıdır. İşte bunlar tedavi usullerinin

Tüm organların yaptığını bizlerde kendi nef-

en güzelleridir.”

simize yapmalıyız. Onu sürekli kontrol altında

Ve ilk bu hastalığımızın tedavisiyle başlay-

tutmalıyız. Fakat değerli dostum bu hiç de öyle

alım. Başlayalım ki cennette açılan bir kapımız

kolay ve bir anda olacak bir şey değil onunda

olsun… Selamette ve dua ile kalınız…

farkında olmalıyız. Bakınız büyük İslam âlimlerinden Muhammed b. Vâsık, Mâlik b. Dinar’a şöyle dedi: ‘Ey Ebû Yahya! İnsanlar için dilini korumak, dinar ve dirhemi (parayı) korumaktan daha çetindir.’ Ama Allah için yola çıkanı Allah yolda koymaz biz bir şeyleri düzeltmeye başlayıp rabbimizin rızasını niyet edersek inanın dostlar rabbimiz Allah azze ve celle bize yardım edecektir. Tıpkı bizden öncekileri ettiği gibidir. Nice olmaz dediklerini oldurmuş nice varılmaz dediklerini vardırmış rabbimiz bize bu konuda da yardım edecektir. Bize düşen ise bir yerlerden başla-

www.filizder.org

10

maktır. O zaman değerli dostlar bugünü yarına ertelemeden dilimizin muhasebesini yapmak ve artık onu arındırmak için adım atma vaktidir. Dilimizin en büyük hastalığını İmam Gazali (r.a.)den dinleyelim.

“Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde. Ancak Allah’a selim bir kalp ile gelenler başka.” (Şuara, 88-89)


Eyüp GÜVERE

Aile

AİLE’DE YALAN FİTNESİ

E

vlilik hayatında en değerli şey güven duy-

Bilindiği gibi yalan, dile ait bir afettir. Dil ise,

gusudur. Güven de ancak dürüst olunarak

kalbin sözcüsü olarak insanın tüm organ-

sağlanabilir. Evliliğe niyet eden çiftler daha söz,

larını ve davranışlarını etkilemektedir. Diline

nişan safhasından itibaren birbirlerine yalan söylememeli ve birbirlerini yalan söylemek zorunda bırakmamalıdırlar. Evlilikte yalan varsa iki sebebi vardır. Birincisi, taraflardan biri bunu çocukluğundan beri alışkanlık etmiştir. Ya aile baskısı ile büyümüştür

-en azından- bilinçli olarak yalan söylememek konusunda hâkim olabilen kişi, büyük ölçüde kendisini hadiste haber verilen kötü âkıbetten korumuş demektir. Yalan söylememek her doğruyu söylemek

veya ailede çok yalan söyleniyordur. Bu du-

demek değildir. Gerekli olduğu kadar konuş-

rumda kişi yalan söylemeyi hata olarak bile

maktır. Doğruyu söyleyeyim diye söylenmesi

görmez. Böyle biri dürüstlüğe çok değer veren

gerekmeyen şeyleri de söylemeye gerek yok-

biri ile evlenirse ikisinin de işi zordur. Dürüst

tur. Evlilik de eşlerin birbirlerine hoşgörülü

olan taraf sürekli incinir, kendini güvende his-

olması çok önemlidir. Hoşgörü olmayınca bir-

setmez. İki taraf da yalan söyleme alışkanlığı edinmişlerse birbirlerini idare etmeleri daha kolay olur. Tabii, evlilikleri pek sağlam olmaz. Dinimiz yalanı yasaklamış, dürüstlüğe çok değer vermiştir. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) “Mümin yalan söylemez.” buyuruyor. Şu dünyada yalan ayağına dolanır, kişi yakalanır, güven duygusu yerle bir olur. Yalancılığı âdet edinen kişinin Allah katında “kezzâb” diye tescil edilmesi, yalanın insanı ne

taya çıkacaktır. Yalan, aile hayatına girdiğinde eşler birbirlerine hep kuşku ile bakacaktır. Kuşku olunca muhabbetten söz etmek biraz zordur. Rabbimiz, Âl-i İmrân Sûresinin 94 . Ayetinde “Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” Buyurmaktadır.

kadar ağır ve kötü bir duruma düşürdüğünü

Sözle çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitne gibidir.

göstermektedir. Âhirete ait sonuç ise, ce-

Yalan söylemek, iftira etmek ile çıkarılan fitne,

hennem olmaktadır.

kılıçla çıkarılan fitneden de kötüdür.

Ekim - Kasım - Aralık

kimseyi kurtarmış değildir. Bir şekilde kişinin

birleri üzerinde baskı kurduklarında yalan or-

11


Derneğimizden Haberler

/filizdernegi /filizdernegi /filizdernegi

/filizdernegi /filizdernegi /filizdernegi

Filiz Derneği Sokak Davetinde Nebevi Nesil davetçileri Gültepe Meydan’ında halka ve esnaflara yönelik “Allah Seni Seviyor mu?” Kitapçığı ve broşürler dağıttı. Aynı hafta içerisinde Çeliktepe Derneği gönüllülerimiz ise Çeliktepe meydanında “Allah Seni Seviyor mu?” Kitapçığı ve broşürler dağıttı. Gültepe ve Çeliktepe esnafını ve halkını ziyaret

eden derneğimiz olumlu yönde tepkilerle karşılaştı. Derneğimizin faaliyet bültenlerini dağıtan gönüllülerimiz faaliyetlerimiz konusunda halkı bilgilendirdi. Ayrıca röportaj yapan derneğimiz vatandaşlara çeşitli sorular sordu. Röportajı Filiz Derneğinin resmi sitesinden izleyebilirsiniz. Programımızı katılan tüm kardeşlerimizden ve desteklerini esirgemeyen Gültepe ve Çeliktepe halkı ve esnafından Allah razı olsun. “Milletin efendisi, hizmetkârıdır.”


Haberlerin detayı için; www.filizder.org

Ortaokul Sinevizyon Programı Kardeşlerimizle sinevizyon izlemek üzere buluştuk. Program öncesi oyun oynadık. Ardından sinevizyonu izleyip değerlendirmesini yaptık. Enes kardeşimizin çocuklara nasihatlerinin ardından Lokman ve Nuri abileri çocuklara çiğköfte ikramıyla son buldu.

Liselilerle Pazar Seminerleri

Kemerburgaz’da Kardeşlerimizle Buluştuk

Liseli öğrencileri yönelik her Pazar saat 13.00’da Çağlayan Temsilciğimizde sohbet programı gerçekleştiriyoruz.

Sabah namazıyla başlayan program, turnuvaların yapılmasıyla devam etti. Kardeşlerimizin hasbihallerinin ardından öğlen yemeği verilerek program son buldu.

Filiz Çocuk Kulübü Eğitimine Devam Ediyor

Bayanlara Seminerlerimiz Devam Ediyor

Öğrencilerin eğlenerek öğrendiği eğitim programı gezilerle ve sosyal aktivitelerle gerçekleştiriliyor.

Bayanlara yönelik her Çarşamba saat 14.00’da Merkez binamızda sohbet programı gerçekleştiriyoruz.

Nebevi Nesil Eğitimine Devam Ediyor Öğrencilerimiz bu sene 3.seviyelerini tamamlıyor. İslami eğitimin yanı sıra fenni ilimleri de alarak eğitimlerini en iyi şekilde tamamlıyorlar.


Zübeyir AYAN

GIYBET S

on zamanlarda ümmetin en önemli meselelerinden birisi olan gıybet, gösterilmesi gereken hassasiyeti maalesef gösteremediğimiz için ahirette hesabını vermekte en çok güçlük çekeceğimiz hususlardandır.

etlerini yiyen ve onların ırzlarına sataşan, şahsiyetlerini zedeleyen insanlardır.” (Ebu Davud)

Gıybet, kişinin din kardeşini onun hoşuna gitmeyecek şekilde anması, ayıplamasıdır. Müslümanlar birbirlerinin velisidirler. Kardeşi ve yardımcısıdırlar. Birbirlerinin hata ve kusurlarını dedikodu yaparak değil, münasip bir tarzda karşılıklı olarak, bir araya gelip konuşarak telafi etmeye çalışmalıdırlar.

‘Gıybet nedir, bilir misiniz?’ Dediler ki:

Gıybet sadece sözle olmaz, yazarak veya göz, kaş, el işaretleri yaparak da gıybet yapılır ki, bunların hepsi haramdır. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Sizden bazınız bazınızı gıybet etmesin. Biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” (Hucurât, 12)

www.filizder.org

14

Ayet-i kerimede gıybet yapmanın, ölü eti yemek kadar tiksindirici olduğu ifade edilerek, Müslümanların bu kötü ahlâktan uzak durmaları istenmektedir. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Rabbime çıkarıldığım zaman (Miraç’ta) yüzlerini bakırdan tırnaklarıyla tırmalayan insanlara uğradım. Dedim ki: Ey Cibril! Bunlar kimdir? Şöyle dedi: Bunlar (gıybet etmek suretiyle) insanların

Ebu Hureyre radıyallahu anh. şöyle rivayet etti: “Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

‘Allah ve Rasûlü bilir.’ Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Birinizin kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır.’ Birisi: ‘Ya Rasûlallah, ya anlattıklarım o kardeşimde bulunursa?’ dedi. Rasûlullah (s.a.v.): ‘Anlattıkların o kardeşinde bulunursa, onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa o zaman ona iftira etmiş olursun,’ buyurdu.” (Ebu Davud) Gıybet edeni dinlemek de, gıybet etmek gibi günahtır. Gıybet edilen bir yerde, o gıybeti durdurmaya muktedir birisi varsa, onu durdurmalıdır. Muktedir olduğu halde durdurmuyorsa, o da gıybet eden gibidir. Günaha ortaktır. Gıybeti durdurmaya gücü yetmeyen, gıybet mahallinden ayrılmalıdır. Buna da güç yetiremiyorsa oradan ayrılma imkânı yoksa yapılanlardan razı olmamalı, kalben reddetmelidir. Bir mecliste bir Müslümanın gıybeti yapıldığında o Müslüman müdafaa edilmelidir. Onun hakkında yalan yanlış söz edilmesine, şahsiyetine hakâret edilmesine asla fırsat verilmemelidir. Rasûlullah sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:


Esnaf Köşesi “Kimin yanında bir mü’min gıybet edilir de ona yardım ederse (gıybete mani olursa) Allah o kimseyi dünyada da, ahirette de hayırla mükâfatlandırır. Kimin yanında da bir mü’min gıybet edilir de, ona yardım etmezse (gıybete mani olmazsa) Allah o kimseye dünyada da, ahirette de şer işlemiş cezası verir. Hiç kimse bir mü’mini gıybet etmekten daha fena bir lokma yutmamıştır. Eğer bir mü’minin arkasından bildiği bir gerçeği söylerse, o Mü’mini gıybet etmiş olur. Eğer bilmeyerekten söylerse, mü’mine bühtan (iftira) etmiş olur.» (Edebül Müfred, Buhari)

zlık yapan kimsenin yaptığı kötülükleri hâkime

Gıybetin Sebepleri

değildir.

1. İntikam duygusunu tatmin,

6-

2. Arkadaşlara muvafakat,

erin de, erkek ve kadın hakkında bildiklerini, iyi

anlatması gıybet değildir. 4- Herhangi bir kimsenin herkesçe bilinen bir lakabı varsa, o kişiyi tanıtmak için o lakabı zikretmekte bir beis yoktur. Meselâ: Çolak Hasan, Kambur Ali gibi. 5- İslam düşmanlığı yapan, Müslümanlar arasında fitne ve tefrika çıkarmaya çalışan fasıkların kötü hallerini, sinsi planlarını Müslümanlara anlatmak, onları teşhir edip tanıtmak gıybet

Evlenmek

isteyen

kişilerin

birbirlerini

araştırıp soruşturması, kendilerine sorulan kişil-

3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyütme,

ve kötü vasıflarını söylemeleri gıybet değildir.

4. Kıskançlık,

kişilerin, bu kötülüklerden kurtulması için o kişi-

5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarının ortaya serilmesi, 6. Küçük düşürmek için alay (Gazzâlî, İhyâu Ulûmiddin) Gıybet Olmayan Şeyler 1- Herhangi bir kimse açıktan kötülük yapıyor, yaptığı kötülükleri gizlemiyorsa, onun yaptıklarını söylemek, konuşmak gıybet olmaz. Meselâ: Açık saçık bir kadına, açık geziyor demek, içkiyi açıktan içen bir kişiye içki içiyor demek ve benzerleri gıybet olmaz.

3- Zulme uğrayan bir kişinin, kendisine haksı-

nin üzerinde etkili olacak, kötülüklerine mâni olacak kişi ya da kişilere durumunu anlatmak da gıybet olmaz. 8- İslamî hizmetlerin selameti için, hizmetin içinde bulunan veya dışarıdan kişilerin hizmetleri köstekleyici veya hizmetlere zarar verici söz ve davranışlarına muttali olan bir kişinin, durumu yetkili kişilere anlatması gıybet değildir. “Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsva eder” (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya). Bilginize sunar, Hayırlı ve Bereketli İşler Dileriz.

İki haftalık periyotlarla esnaf kardeşlerimize dağıtılan davet mektuplarımızın tamamına www.filizder.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Ekim - Kasım - Aralık

2- Kötü ahlâklı, Müslümanlar için zararlı olduğu bilinen bir kişinin, durumunu, temas kurduğu, arkadaşlık tesis ettiği kişilere bildirmek, böylece zarar vermesini önlemeye çalışmak gıybet değildir.

7- İslam’a aykırı işler yapan, günaha dadanan

15


Haftalık Seminerlerimize Siz ve Dostlarınızı Bekliyoruz...

Her Cumartesi Mecidiyeköy Temsilciliği’nde Erkeklere Yönelik 21.00’da Seminerler

Her Çarşamba Mecidiyeköy Temsilciliği’nde Bayanlara Yönelik 14.00’da Seminerler

Her Çarşamba Çağlayan Temsilciliği’nde Erkeklere Yönelik 21.00’da Seminerler

Her Pazar Çağlayan Temsilciliği’nde Liseli Erkeklere Yönelik 11.00’da Seminerler

Her Çarşamba Çeliktepe Temsilciliği’nde Erkeklere Yönelik 21.00’da Seminerler

www.f ilizder.org

bilgi@f ilizder.org

“Milletin Efendisi, Hizmetkârıdır”

Filiz Derneği Bülten 8. Sayı  
Filiz Derneği Bülten 8. Sayı  

"Dilini tutan kurtulur." (Tirmizi)

Advertisement