Page 1

ETBİR

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Sektör Yayını 2014 / 4

• Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş • Gıdada Bilgi Kirliliği ve Bilimsel Gerçekler • Hayvancılık Yatırımlarına Hibe Desteği • Besi Hayvancılığı ve Teknolojileri Zirvesi Afyon’da yapıldı

• Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı • Halk sağlığının korunmasında geri bir adım; Taşeronlaşmış Veteriner Hekim • Yıldız Holding’den Harvard Üniversitesi’ne Toplum Sağlığı İçin 24 Milyon Dolar Bağış

• Buzağıların korunması yönetmeliğe bağlandı

Dosya Kırmızı Et Hakkında Bilimsel Gerçekler 2


www.aydoset.com Merkez : Namık Kemal Mah. Tonguçbaba Kiler Cad. No: 94 Esenyurt İstanbul Tel : (0212) 582 77 10 Pbx Faks : (0212) 415 47 57 Şube

: Üç Göz Cad. Pir Ömer Mah. Nakışcı Sok Tuvana İş Hanı No: 2/10 Ereğli/ Konya Tel : (0332) 713 43 35 Faks : (0332) 710 27 21 Kombina : (0332) 731 94 61

2


3


BU SAYIDA NELER VAR? ETBİR - Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Kırmızı Et Sektör Yayını Yıl: 8 Sayı: 32 - Aralık 2014 / 4 Para ile satılmaz.

DOSYA Kırmızı Et Hakkında Bilimsel Gerçekler 2

İmtiyaz Sahibi Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa BILIKÇI

Yayın Koordinatörü

20

Dr. Ayla TORUN

Yönetim Yeri Barbaros Mah. Akzambak Sk. Uphill Towers B Blok K: 10 No: 57 Ataşehir İSTANBUL Tel: 0216 478 62 79 Fax: 0216 478 62 76 e-mail: etbir@etbir.org www.etbir.org

06 08

Yapım Afiş İletişim I DBYR Tel: 0535. 711 41 37 @: afis@afisiletisim.net www.afisiletisim.net

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü

10

Ergün GÖÇER

Yayın Kurulu Prof. Dr. Mustafa TAYAR Vet. Dr. Ahmet YÜCESAN Vet. Dr. Can DEMİR Mustafa ALBAYRAK Prof. Dr. Ümit GÜRBÜZ

Katkıda Bulunanlar Prof. Dr. U. Tansel ŞİRELİ

Reklam Rezervasyon Tel: (216) 478 62 79-324 62 64 e-mail:etbir@etbir.org

Baskı Armoni Nuans Görsel Sanatlar, İletişim Hiz. San. ve Tic. A.Ş. Tel: (216) 540 36 11 pbx

12

BAŞKANDAN ETBİR’DEN HABERLER • ETBİR, TGDF’ye üye oldu • İstanbul’da et sanayi sitesi kurulması için çalışmalar sürüyor SEKTÖREL YATIRIMLAR • Ziraat Bankası’ndan tarım sektöründeki KOBİ’lerin modernizasyonuna 100 milyon euro’luk finansman desteği SEKTÖRDEN HABERLER • Et ve Süt Kurumu’nun Ana Statüsü belirlendi • GTHB İstanbul İl Müdürü Kasım PİRAL, ESK Genel Müdürlüğü’ne atandı

UZMAN GÖZÜYLE Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş

14

DÜNYADAN • Beyin GPS’si keşfine 2014 Nobel Tıp ödülü Dünya Gıda Günü’nün teması “aile çiftçiliği”

18

YÖNETMELİK • Buzağıların korunması yönetmeliğe bağlandı • Çiftlik Hayvanlarının Refahı yönetmeliği yenilendi

20

İSTATİSTİKLER • Et piyasasının 9 aylık seyri Kırmızı et üretimi

24

DOSYA • Kırmızı Et Hakkında Bilimsel Gerçekler 2

28

UZMAN GÖZÜYLE • Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş

32

AB’DEN • AB İlerleme Raporu 2014’te Tarım ve Kırsal Kalkınma ile Gıda Güvenliği fasıları

36

RAPOR • TÜSİAD Gıda Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü Raporu

24 ETBİR Kırmızı Dergi’de yayınlanan yazı ve fotoğraflar yazılı izin alınmadan kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

4

ETBİR I KIRMIZI

ÜLKE RAPORU Karpat Dağları içinde sanayileşen bir tarım ülkesi: Slovakya

58


38

PANEL • Ankara Üniversitesi’nden Gıdada Bilgi Kirliliği Paneli

40

KONGRE • Besi Hayvancılığı ve Teknolojileri Zirvesi Afyon’da yapıldı

42

GÖRÜŞ • Halk sağlığının korunmasında geri bir adım; Taşeronlaşmış Veteriner

44

YARIŞMA • Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı

48

TEKNO HABER • Otomatikleştirilmiş katma değer • Fıstık sakızından “yenilebilir ambalaj” üretildi • Üç makine, tek gövdede buluştu…

52

SOSYAL SORUMLULUK • Yıldız Holding’den Harvard Üniversitesi’ne Toplum Sağlığı İçin 24 Milyon Dolar Bağış

54

İŞ DÜNYASI • Sosyal paylaşım siteleri gelip geçici bir moda mı?

56

ÜLKE RAPORU • Karpat Dağları içinde sanayileşen bir tarım ülkesi Slovakya

60

BESLENME • Güzel bir cilde sahip olmanın yolu iyi beslenmeden geçiyor

62 64

SAĞLIK • 11 adımda unutkanlığı unutun

66

SEKTÖRÜN ETKİNLİK TAKVİMİ • Gıda Fuar ve Etkinlikleri

OTOMOTİV • Ticari araçların efsanesi Connect’in ikinci nesli Türkiye’de

OTOMOTİV Ticari araçların efsanesi Connect’in ikinci nesli Türkiye’de

64

Başarınızın Kılavuzu

CSB-System İşletmenizin tüm gereksinimleri için BT-Çözümü

ve güzellik ik rl e b ra e b , k li ir B meniz dolu yıllar geçir r dileğiyle. İyi yılla

Sizin amacınıza uygun sistemimiz CSB-System Türkiye Hasan Önel Cad. No:69  34325 Firuzköy - İstanbul Tel.: +90 212 690 3676 info@csb.com.tr  www.csb.com


BAŞKANDAN

Merhaba,

2

014 yılının son haftalarına geldiğimiz bu günlerde, geçirdiğimiz yıla bir göz

atmak gerekirse; hayvancılık ve kırmızı et sektörlerimiz için hareketli ve inişli çıkışlı seyirde bir yıl olduğu söyleyebiliriz. Sektör piyasamızda uzun zamandır devam eden yükseliş seyri, yıl içinde yine devam etti. Kırmızı et arzında daralmanın yaşandığı bir dönemle birlikte, üretim rakamlarındaki düşüş yılın üçüncü çeyreğinde istatistiklere yansıdı. Kurban Bayramı sonrasında başlayan besilik canlı hayvan ithalatının yurtiçi canlı hayvan varlığını arttırmasını umuyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yeni yıldan beklentimiz, kırmızı et piyasasının artık istikrar kazanmasıdır. Bunun ilk şartının canlı hayvan varlığının en az dörtte bir oranında arttırılması olduğunu burada bir kez daha yinelemek istiyorum. Bunu destekleyecek olan diğer koşul ise tabii et üretiminin etçi ırklarla yapılmasıdır. Bu yılın son çeyreğinde başlayan besilik canlı hayvan girişinin bu ihtiyaçları karşılamaya destek ve çözüm olmasını diliyoruz. Öte yandan, 2014 tarihli Et ve Et Ürünleri Tebliği’nde yapılacak olan değişikliklerle ilgili çalışmalar, TGK İhtisas Alt Komisyonu’nda devam ediyor. ETBİR olarak Tebliğ ile ilgili özellikle bağdokukıkırdak ve tür bulaşmasından kaynaklı tağşiş sorunlarının çözümü için talep ve takiplerimizi sürdürüyoruz. İstanbul’da bir toptan et sitesi oluşturmak, geçmişten bugüne birliğimizin en önemli konularından bir tanesi idi. Hiçbir zaman amaçlarımız arasından çıkarmadığımız bu konuyu hayata geçirmek üzere çalışmalar yeniden başlatıldı. İstanbul Ticaret Borsası işbirliğiyle, İstanbul Kasaplar Odası ile birlikte oluşturulan bir komisyonla, projenin altyapısını oluşturmak için çalışmalar sürdürülüyor. Anadolu ve Avrupa yakalarında iki ayrı toptan et sitesi kurulması için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yer talep edilmesine karar verildi. Bunun için ihtiyacı belirlemek üzere, sektör mensuplarına yönelik bir anket düzenleyerek ilerleyeceğiz. Bu konularla ilgili detayları bulabileceğiniz bu sayımızda, 2014 yılına ait istatistiki verileri, kırmızı etin sağlığa etkileri hakkında bilimsel gerçekleri içeren değerli uzmanlarımızın çalışmalarını, sektördeki gelişmelere dair bilgileri her zaman olduğu gibi içerikte görebileceksiniz. Son yıllarda artarak devam eden et üretim miktarında bu yıl beklenenin altında bir gerçekleşme gözleniyor. Kırmızı et sektöründeki büyüme, ancak üretimdeki artışın devam etmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle 2015’ten öncelikli beklentimiz üretimin artması ve her zaman belirttiğimiz gibi tüketiciye uygun koşullarda, kaliteli eti sunabilecek piyasa koşullarının oluşmasıdır. Yeni yılın ülkemize, sektörümüze ve üyelerimize bolluk ve bereket getirmesi dileğiyle, yönetim kurulumuz adına saygılarımızı sunuyorum.

Mustafa BILIKÇI ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı

6

ETBİR I KIRMIZI


7


ETBİR’DEN HABERLER

ETBİR, TGDF’ye

üye oldu

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği - ETBİR, Türkiye’nin gıda sektöründe önde gelen sivil toplum kuruluşlarını bir çatı altında toplayan, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu’na üye oldu.

S

ektörel bilgi birikimini arttırarak, üreticilerimizin yurtiçinde ve yurtdışında kalite ve rekabet gücünü arttıracak birlikteliği oluşturmayı görev edinen TGDF, bu amaç doğrultusunda gıda sektöründe faaliyet gösteren dernekleri bir araya getiriyor. Gıda sektöründe faaliyet gösteren 25 ayrı üye derneğin üye olduğu Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu-TGDF, bu derneklere üye 1000’in üzerinde gıda

işletmesiyle; Türk gıda sektörünün en büyük sivil toplum örgütü konumunda bulunuyor. TGDF, bilimsel kural ve ölçütleri esas alarak; ülkemizin kalkınmasına öncülük etmek, haksız rekabete yol açmayacak serbest piyasa koşullarını

oluşturmak, halkımızın sağlıklı, kaliteli ve en ekonomik şekilde beslenmesini sağlamayı hedefliyor. ETBİR de kendi amaçlarıyla örtüşen bu hedefler doğrultusunda çalışmalarını güçlendirmek üzere Federasyon’da yer aldı.

İstanbul’da et sanayi sitesi kurulması için

çalışmalar sürüyor İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakalarında iki ayrı et sanayi sitesi kurulması için, iki ayrı bölgede yer tahsisi istenecek. Yapılacak bir anketle firmaların yer talepleri ve ihtiyaç duyulan alan büyüklüğü belirlenecek.

İ

stanbul’da iki ayrı yakada et sanayi sitesi kurulması için başlatılan komisyon çalışmaları devam ediyor. Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği – ETBİR, İstanbul Ticaret Borsası, İTO Et Meslek Komitesi üyeleri ve İstanbul Perakendeci Kasaplar Esnaf Odası temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan komisyon yaz aylarında bu yana yürüttüğü görüş alışverişi

8

ETBİR I KIRMIZI

toplantılarını bir çalışma raporu haline getirdi. Bu doğrultuda çalışmaların ilerlemesi için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yer tahsisi istenmesine karar verildi. İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakalarında iki ayrı et sanayi sitesi kurulmasının daha doğru olacağı öngörülerek, iki ayrı bölgede yer tahsisi istenecek. Bu tahsisin yapılabilmesi için, ETBİR

üyeleri ve İstanbul’a toptan olarak et getiren firmaların taleplerinin toplaması amacıyla firmalara yönelik bir ön talep anketi yapılacak. Sözkonusu anketle yer talep eden firma sayısı ve işyeri büyüklükleri belirlenecek. İsteyen her firmanın yer alabileceği ankette ortaya çıkan talebe göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bir raporla başvuru yapılarak yer tahsisi istenecek.


Profesyonel Çözümler TOPLID Tam Otomatik Map Ambalaj Makinesi

KIYMA MAKİNESİ Saatte 100 Kg’den Saatte 32 Tona kadar

TUMBLER MAKİNELERİ 20 Litreden, 20.000 Litreye kadar

A-550 FULL OTOMATİK DİLİMLEYİCİ Tartım Özellikli

GLM-I MAXX OTOMATİK ETİKETLEYİCİ

Dakikada 30 Paketten - 150 Pakete Kadar Hız

ETBİR I KIRMIZI

9


SEKTÖREL YATIRIMLAR

Ziraat Bankası’ndan tarım sektöründeki KOBİ’lerin modernizasyonuna

100 milyon euro’luk finansman desteği Ziraat Bankası, tarım sektöründeki KOBİ’lerin modernizasyon projeleri için 100 milyon euro’luk finansman desteği sağlayacak. Krediler, 12 ayı geri ödemesiz dönem olmak üzere en az 30 ay vadeyle yatırım projelerini finanse etmek amacıyla kullandırılacak.

Z

iraat Bankası, tarım sektöründeki hayvansal gıda işleyen KOBİ’lerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) ile 3 yılı geri ödemesiz 12 yıl vadeli 100 milyon Euro’luk kredi anlaşması imzaladı. Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Bankamızın kaynak çeşitliliğini artırarak uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman imkanlarını artırma stratejimizi sürdürüyoruz. 12 yıl vadeli olarak sağladığımız 100 milyon Euro’luk bu kaynak, hayvansal gıda işleyen KOBİ’lerimizin uygun maliyetli ve uzun vadeli kredilere erişimini kolaylaştırarak, modernizasyon yatırımlarının finansmanını sağlamak amacıyla kullanılacaktır. AFD ile yaptığımız bu ilk anlaşma yoluyla sağlanan işbirliğinin, bu projede sağlanacak başarı sonrasında farklı alanlara da taşınacağına inanıyoruz.” dedi. Tarımın sadece üretimle sınırlı olmadığını ifade eden Aydın, çiftçinin ürettiği ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve pazarlanmasını da kapsayan gıda zincirine ait her halkanın

10 ETBİR I KIRMIZI

güçlenmesinin ülke ekonomisi için çok büyük önem taşıdığını belirterek, bu zincirde yer alan KOBİ’lerin desteklenmesinin hem çiftçinin ürününü değerlendirme imkânlarını artıracağını, hem de nihai tüketicinin bu ürünlere sağlıklı ve güvenli bir şekilde erişimini kolaylaştıracağını belirtti. Aydın, söz konusu kredinin gıda sektörünün, birincil üretim hariç, hayvansal üretimle ilgili bölümlerinde, paketleme, işleme ve pazarlama gibi alanlarda faaliyet gösteren KOBİ’lerin hijyen ve çevre uygulamaları konusunda AB standartlarına ve Türkiye’de yürürlükte bulunan 5996 sayılı kanuna uyumlu hale gelmesini sağlayacak modernizasyon projelerine finansman sağlanması amacı taşıdığını bildirdi. Proje amaçları doğrultusunda yapılacak arazi, bina, ekipman ve maddi olmayan yatırım harcamalarının da finanse edilebileceğini belirten Aydın, kredinin en az%15’inin kalkınmada öncelikli yörelerde kullandırılacağını, kırsal bölgelerde yatırım yapan KOBİ’lerin desteklenmesinin ve sağlıklı finansman yapısına kavuşturulmasının Ziraat

Bankası’nın misyonuyla da örtüştüğünü sözlerine ekledi. Proje kapsamında, 10-249 arasında çalışanı bulunan ve yıllık cirosu 2 milyon Euro ile 50 milyon Euro arasında, bilanço büyüklüğü 2 milyon Euro ile 43 milyon Euro arasında bulunan, mandıra, kümes hayvancılığı, kırmızı et, balık ve yem işleyen, paketleyen ve pazarlayan birincil üretim dışındaki KOBİ’lere finansman sağlanacağını belirten Aydın, kredilerin 12 ayı geri ödemesiz dönem olmak üzere en az 30 ay vadeyle yatırım projelerini finanse etmek amacıyla kullandırılacağını ve toplam kredinin %20’sini geçmeyecek şekilde işletme kredisi de kullandırılabileceğini ifade etti.


K

I DO Ş A ĞR B Ş A U

M A

MA KİNASI

Patentli Patented

c de Sa İş

e t e k uş b u ba ş yü ı doğ zd ram en en a makina iy is i sı biziz! üretiyoruz!

Tel: +90 332 345 08 43 Fax: +90 332 345 08 44 bilgi@devinoks.com

Büyük Aslım Sanayi Sitesi Hacı Yusuf Mescit Mh. Gürhanlar Sk. No: 7/B Karatay/Konya

www.devinoks.com

ETBİR I KIRMIZI 11


SEKTÖRDEN HABERLER

Et ve Süt Kurumu’nun

Ana Statüsü belirlendi EBK’nin Et ve Süt Kurumu’na dönüşmesinin ardından devam eden yeniden yapılanma çalışmaları kapsamında Kurum’un Ana Statüsü belirlenerek Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre ESK, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir İktisadi Devlet Teşekkülü olarak belirlendi.

E

t ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Ana Statüsü 29130 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan Ana Statü ile Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü’nün hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklıklar ve iştirakler ile bunların arasındaki ilişkileri ve ilgili diğer hususlar düzenleniyor. ESK’nın temel amacı; hayvansal ürünler, et, süt ve balık piyasasında ekonomik gereklere uygun olarak, verimlilik ve kârlılık ilkeleri çerçevesinde, kamu yararını da

12 ETBİR I KIRMIZI

gözeterek faaliyette bulunmak, sektörde tam rekabet koşullarının oluşmasına katkı sağlamak olacak. Tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı bir İktisadi Devlet Teşekkülü olarak oluşturulan ESK Genel Müdürlüğü’nün sermayesi, tamamı devlete ait olmak üzere 725 milyon TL olarak belirlendi. Kurum gerektiğinde et, süt ve balık fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önleyecek tedbirlerin uygulanması veya sektörün desteklenmesi çerçevesinde işletmecilik gereklerinin dışında

kalan ve Kurum’a ilave mali yük getirecek mahiyetteki görevleri, tarımsal destekleme bünyesinden aktarılacak kaynak ile yerine getirecek. Et ve Süt Kurumu’nun yönetim organları; Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlük olurken, müesseselerde ise Yönetim Komitesi ve Müessese Müdürlüğü olacak.

Et ve Süt Kurumu’nun belli başlı faaliyet konuları şöyle belirlendi: a) Kesimlik ve besilik hayvan satın almak, satmak, kesim öncesi beslemek/besletmek, gerektiğinde ithal veya ihraç etmek, kırmızı et, balık, kümes hayvanları, süt ve süt ürünlerini satın almak veya satmak, gerektiğinde ithal veya ihraç etmek, işleyerek mamul hale getirmek, yan ürünlerini üretmek ve bunları muhafaza etmek, iç ve dış piyasada satmak. b) Erken/geç kesim imkânı verecek kademeli fiyat uygulaması yapmak. c) Hayvansal ürünler, et, süt ve balık piyasasında, gıda güvenliği çerçevesinde, kalite standardını ve/veya belirli vasıfta hayvan ırklarını teşvik edici kademeli fiyat uygulamalarına yönelik politikalar uygulamak. d) Kamuya veya özel sektöre ait firmalarla teknik işbirliği ve her türlü sınaî mülkiyete


dair anlaşmalar yapmak, yurt içinde ve yurt dışında faaliyet konularıyla ilgili tesislerin kurulması ve işletilmesi için taahhütlere girmek, yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerle kendi faaliyet konuları ile ilgili işbirliği ve ortaklık anlaşmaları yapmak, kurulmuş olan şirketlere iştirak etmek veya yeni şirketler kurmak. e) Teşekkülün temel amacı çerçevesinde; bütün sektör paydaşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının piyasadaki gelişmeler ve alınacak tedbirlere yönelik olarak talep ve önerilerinin değerlendirileceği

istişare toplantıları yapmak, sektörün gelişmesine katkı sağlamak. f) Kamu kurum ve kuruluşlarının hayvancılık, et, süt ve balık üretimi ve ticaretine yönelik teşvik ve destekleme faaliyetlerinde işbirliği yapmak, bu kurumların teşvik ve

destek içeren program ve projelerinin hazırlanmasında ve uygulanmasında görev almak. Et ve Balık Kurumu’na ait her türlü mal, hak, izin ve ruhsat gibi aidiyetler ise hiçbir işleme gerek kalmaksızın Et ve Süt Kurumu’na ait olacak.

GTHB İstanbul İl Müdürü Kasım PİRAL

ESK Genel Müdürlüğü’ne atandı Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı’na İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kasım Piral atandı.

2

013 yılından bu yana İstanbul İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü görevini yürüten Kasım Piral, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı’na atandı. Kasım Piral’ın atama kararı 13 Kasım 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Et ve Süt Kurumu Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı, İsmail Kemaloğlu’nun GTHB Müsteşar Yardımcılığına atanması ile boşalmıştı

13


DÜNYADAN

Beyin GPS’i keşfine

2014 Nobel Tıp ödülü

İnsan nerede olduğunu nasıl bilir? Bir yerden başka bir yere giderken nasıl yolunu bulur? Varış noktasını bulmasını sağlayan bilgiyi nasıl depolar? Bu soruların yanıtını bulan üç bilim insanı bu yılki Nobel Tıp Ödülü’nü kazandı.

2

014 Nobel Tıp Ödülü, beyinin küresel konumlama sistemini araştıran üç bilim insanına verildi. Ödüle İngiliz profesör John O’Keefe, May-Britt Moser ve Edvard Moser layık görüldü. ‘GPS sistemi’ olarak adlandırılan araştırma, beyinin kişinin nerede olduğunu nasıl bildiğini ve bir yerden başka yere giderken nasıl kendini konumlandırdığını inceliyor. Beynin yer belirleme sistemini keşfeden üç araştırmacı, beyindeki gri hücrelerimizin bir nevi navigasyon işlevi gördüklerini keşfederek bu ödüle sahip oldular. Nobel Ödül Komitesi’nden yapılan açıklamada “Buluşları filozofları ve bilim insanlarını yüzyıllardır meşgul eden bir sorunu çözdü” denildi. Açıklamada “Bu iki hücre türünün birleşimi, beyindeki yer belirleme sistemini açıklıyor. Uzamsal hafızanın altında yatan nörolojik mekanizmanın daha

14 ETBİR I KIRMIZI

iyi anlaşılması çok önemli ve bu hücrelerin keşfi, bu anlamda ileriye doğru atılmış büyük bir adımdır” ifadelerine yer verildi. Yapılan araştırmanın Alzheimer hastalarının konumlarını ve etrafındakileri neden tanımlayamadığına da ışık tutacağı düşünülüyor.

Denizci haritası gibi çalışıyor Universty College of London’da çalışmalarını sürdüren O’Keefe 1971’de beynin iç yer belirleme sisteminin ilk bölümünü keşfetmişti. O’Keefe bir odada belirli bir noktadayken farelerin beynindeki bir dizi sinir hücresinin faaliyete geçtiğini tespit etti. Aynı odada farklı bir noktadayken de farklı bir dizi beyin hücresinin faaliyete geçtiğini keşfetti. O’Keefe beynin hippocampus bölgesindeki bu “yer hücrelerinin” beyinde bir harita oluşturduğunu vurguladı.

2005’teyse May-Britt ve Edvard Moser çifti ise beyinde, denizcilerin kullandıkları haritalar gibi çalışan, yeni bir bölüm keşfetti. Moser çifti buradaki beyin hücrelerinin enlem ve boylam çizgileri gibi çalıştığını ortaya koydu. Çift ayrıca beynin mesafeleri ölçebildiğini ve yolu bulunmasına yardımcı olduğunu tespit etti. Moser çifti Trondheim’daki Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürüyor.


DÜNYADAN

Dünya Gıda Günü’nün teması

“Aile çiftçiliği”

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) liderliğinde, 1981’den bu yana her yıl 16 Ekim’de kutlanan Dünya Gıda Günü’nün bu seneki teması, aile çiftçiliği olarak belirlendi.

H

er yıl farklı temalarla 150’den fazla ülkede çeşitli etkinliklerle kutlanan Dünya Gıda Günü, bu sene “Aile Çiftçiliği: Dünyayı besle, yeryüzünü önemse” temasıyla kutlandı. Aile çiftçilerinin, dünya gıda güvenliğine katkısının öneminin uluslararası toplum tarafından fark edilmesi bakımından güçlü bir gösterge olan bu tema, 2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı’nı da destekledi. Açlık ve yoksulluk meselelerinde farkındalık yaratmayı amaçlayan Dünya Gıda Günü’nde şimdiye kadar ki temaların büyük bölümü tarımla ilgiliydi.

16 ETBİR I KIRMIZI

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 66. oturumunda ilan edilen “2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı’nın” temel amacının, açlık ve yoksullukla mücadele, ulusal ve küresel gıda güvenliğinin sağlanması, geçim kaynaklarının iyileştirilmesi ve doğal kaynakların yönetimi, çevrenin korunması ve özellikle de kırsal alanlarda sürdürülebilir kalkınma açısından aile çiftçiliğinin önemine dünyanın dikkatini çekmek ve aile çiftçiliğini ya da küçük ölçekli çiftçiliği öne çıkarmak olduğu ifade ediliyor. 2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı’nın hedefi, konuyla ilgili

eksiklikleri ve fırsatları belirleyerek, daha eşit ve dengeli bir kalkınmayı teşvik etmek, aile çiftçiliğini ulusal gündemlerde tarım, çevre ve sosyal politikaların merkezine oturtmak olarak saptanmıştı. 2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı’nda ayrıca, küçük toprak sahiplerinin karşı karşıya oldukları zorluklar konusunda farkındalığı ve anlayışı geliştirmek, çiftçi aileleri desteklemeye yönelik etkin yol ve yöntemlerin tanımlanmasına yardımcı olundu. Ulusal, bölgesel ve küresel seviyede işbirliğinin ve geniş katılımlı tartışmaların teşvik edilmesi amacıyla etkinlikler gerçekleştirildi.


Ban’dan Dünya Gıda Günü mesajı BM Genel Sekreteri Ban kiMun da Dünya Gıda Günü ile ilgili olarak yayımladığı mesajında, açlık çeken insanların sayısının, on yıl öncesine göre 100 milyon azaldığını, 63 ülkenin yeterli gıda alamayan nüfuslarının oranını yarı yarıya azalttığını, sıfır açlık hedefine ulaşılabileceğinin belirginleştiğini belirtti. Ban, 2014 Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı için; “Bugün ve her gün, aile çiftçileri sayesinde yemek yiyebiliyoruz. Dünya üzerindeki çiftliklerin büyük bölümünü onlar işletiyor” ifadesini kullanarak, aile çiftçilerinin, doğal kaynakları ve agro-biyoçeşitliliği koruduğunu, kapsayıcı-sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri oluşturulmasının temelini teşkil ettiğini ifade etti. Dünyada hala 800 milyon kişinin aktif bir yaşam sürebilmek için yeterli seviyede gıda alamadığını, her üç küçük çocuktan birinin yetersiz beslendiğini hatırlatan Ban, bu sorunun aşılmasında çözümün aile çiftçileri olduğunu, ancak teknolojiye, pazarlara ve hizmetlere erişim konusunda dezavantajlı durumda olduklarını, aynı zamanda beklenmedik olumsuz hava koşulları, iklim değişikliği ve çevrenin bozulması gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtti. Ban, başta kadınlar olmak üzere, dünyada yoksulluğun ortadan kaldırılması ve çevrenin korunması konularındaki mücadeleye katkı sağlayan 500 milyon küçük aile çiftçisinin güçlendirilmesi için üretim kaynaklarına eşit erişimlerinin sağlanmasının gerektiğini bildirdi. BM Genel Sekreteri, geçen ay New York’ta düzenlenen İklim Zirvesi’nde, yüzden fazla kuruluş ve hükümetin, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında balıkçılık, tarım ve hayvancılık yapanlarla daha yakın çalışmayı taahhüt ettiğini hatırlattı ve “Sıfır Açlık Hedefi ve Beslenmenin İyileştirilmesi hareketi, hükümetler, sivil toplum ve özel sektör arasındaki işbirliğini

güçlendiriyor. Dünya Gıda Güvenliği Komitesi, gıda kaybı ve israfına çözüm öngören tarımda sorumlu yatırım, sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri üretiminde önemli bir ilerleme sağlamış bulunuyor” ifadelerini kullandı. Ban, 2015 yılında Binyıl

Kalkınma Hedefleri’ne erişerek rüzgarın tersine çevrilebileceğini dile getirerek, açlık ve yoksulluktan kurtulmuş, insanların yeterli gıda hakkını hayata geçirmiş bir dünyanın, arzulanan geleceğin yaratılmasının temelini teşkil ettiğini vurguladı.

ETBİR I KIRMIZI 17


YÖNETMELİK

Buzağıların korunması

Yönetmeliğe bağlandı Yönetmeliğe göre, 8 haftalıktan büyük buzağılar veteriner hekim tarafından sağlığı ya da davranışları nedeniyle tedavi görmesinin gerekli olduğu onaylanmadıkça, bireysel bölmelerde barındırılmayacak.

G

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanan “Buzağıların Korunması ile İlgili Asgari Standartlara İlişkin Yönetmelik” 22 Kasım 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Besicilik ve yetiştirme amaçlı bakılan buzağıların konforlu bir ortamda yetiştirilmesi için asgari standartları belirleyen yönetmeliğe göre, 8 haftalıktan büyük buzağılar veteriner hekim tarafından sağlığı ya da davranışları nedeniyle tedavi görmesinin gerekli olduğu onaylanmadıkça, bireysel bölmelerde barındırılmayacak. Grup halinde barındırılan her buzağı için ayrılan kullanım alanı, canlı ağırlığı 150 kilogramdan düşük her buzağı için en az 1,5 metrekare, canlı ağırlığı 150-220 kilogram buzağılar için en az 1,7 metrekare ve canlı ağırlığı 220 kilogram ve daha fazla buzağılar için en az 1,8 metrekare olacak.

Yatak temin edilecek Buzağıların kalacağı yer, her bir buzağının zorlanmadan yatmasına, dinlenmesine, ayağa kalkmasına ve eğilmesine imkan sağlayacak şekilde yapılacak. Barınaklar, hastalık taşıyıcı organizmaların oluşmasını engellemek amacıyla,

18 ETBİR I KIRMIZI

düzgün şekilde temizlenip dezenfekte edilecek. Buzağıların yatacağı alan rahat, temiz ve yeterince kuru şekilde yapılacak, 2 haftalıktan küçük tüm buzağılar için uygun bir yatak temin edilecek. İşletme binalarında barındırılan buzağılar, sürekli karanlık ya da yapay aydınlatmada, yeterli dinlenme süresi verilmeden bulundurulamayacak. Mevcut doğal ışığın hayvanın fizyolojik ve etolojik ihtiyaçlarının karşılanmasında yetersiz olması durumunda, en azından doğal ışık süresine eşdeğer süre için uygun olan 8 saatlik suni aydınlatma sağlanacak.

Günde iki kez kontrol İşletme binalarında barındırılan buzağılar, sahipleri veya hayvanlardan sorumlu kişi

tarafından günde en az iki defa kontrol edilecek. Dışarıda tutulan buzağılar ise günde en az bir defa kontrol edilecek. Hasta veya yaralı olduğu tespit edilen buzağının gecikmeksizin uygun şekilde tedavisi veteriner hekime yaptırılacak. Grup halinde barındırılan buzağılar, süt ile beslendikleri dönem dışında bağlanamayacak, bağlı kaldıkları süre bir saati geçemeyecek, bağlar hayvanın yaralanmasına yol açmayacak. Buzağıların yatmasına izin verecek uzunluktaki bağlar, düzenli kontrol edilecek. Tüm buzağılar günde en az iki kere beslenecek. Gruplar halinde barındırılan ve otomatik bir besleme sistemi ile beslenmeyen buzağıların, aynı anda gıdaya erişmesi temin edilecek.


Çiftlik Hayvanlarının Refahı

Yönetmeliği yenilendi Yönetmeliğe göre çiftlik hayvanlarının bakımı; uygun kabiliyet, bilgi ve mesleki yeterliliğe sahip personel tarafından gerçekleştirilecek. Bakanlık, bakıcı ile işletme sorumlularına hayvan refahı konularında eğitimler düzenleyecek.

G

ıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nınca hazırlanan ve 22 Kasım’da Resmi Gazete’de yayınlanan Çiftlik Hayvanlarının Refahına İlişkin Genel Hükümler Hakkında Yönetmelik ile gıda üretimi amacıyla bakılan veya yetiştirilen hayvanların korunması ile ilgili asgari standartlar yeniden belirleniyor. Ürün ve hizmetinden yararlanılan hayvanların, gelişmesi, uyumu ve evcilleşme durumları ile fizyolojik, etolojik ihtiyaçları ve davranışları dikkate alınarak bakıldıkları ve yetiştirildikleri koşulların asgari standartlarını belirlemek amacıyla hazırlanan Çiftlik Hayvanlarının Refahına İlişkin Genel Hükümler Hakkında Yönetmeliğe göre, çiftlik hayvanlarının bakımı; uygun kabiliyet, bilgi ve mesleki yeterliliğe sahip personel tarafından gerçekleştirilecek. Bakanlık, bakıcı ile işletme sorumlularına hayvan refahı konularında eğitim kursları düzenleyecek. Çiftlik hayvanları refahlarının sağlanması amacıyla günde en az bir kere kontrol edilecek. Bu amaçla günün herhangi bir vaktinde hayvanların etraflıca kontrol edilmesini mümkün kılan yeterli düzeyde aydınlatma sağlanacak. Hasta ya da yaralı olabilecek hayvanın tedavisi gecikmeksizin veteriner hekime yaptırılacak; gerekli olması durumunda, hasta ya da yaralı hayvanlar uygun

bir ayrı bölmede izole edilecek. İşletmelerde hayvanlara uygulanan tedaviler ile her kontrolde tespit edilen ölüm sayılarına ilişkin kayıtlar, en az üç yıl süreyle muhafaza edilecek. Çiftlik hayvanlarının hareket özgürlüğü, gereksiz yere acı veya yaralanmaya neden olacak şekilde kısıtlanmayacak. Hayvanların temasta bulunabileceği malzeme ve donanım hayvanlara zarar vermeyecek. Hava dolaşımı, toz seviyeleri, sıcaklık, göreceli hava rutubeti ve gaz konsantrasyonu hayvanlar için zararlı olmayan sınırlar içerisinde tutulacak. Binalarda barındırılan hayvanlar, yeterli dinlenme süresi verilmeden sürekli karanlık ya da yapay aydınlatmada tutulmayacak. İşletme binalarında barındırılmayan çiftlik hayvanları ise gerekli ve mümkün olması durumunda; olumsuz hava koşullarından, yırtıcı hayvanlardan ve sağlıkları için risk teşkil eden unsurlardan korunacak ve günde en az bir kere kontrol edilecek. Hayvanların sağlığının ve refahının yapay bir havalandırma sistemine bağlı olduğu durumda, sistemin bozulması halinde hayvanların sağlığını ve refahını koruyabilmek amacıyla yeterli düzeyde havanın yenilenmesini temin edecek bir destekleyici sistem kurulacak ve sistemin bozulduğuna dair uyarı vermesi için

bir alarm sistemi temin edilecek. Çiftlik hayvanları, sağlıklarının sürdürülmesi ve besin ihtiyaçlarının karşılanması için; yaşlarına, ağırlıklarına, davranışlarına ve fizyolojik ihtiyaçlarına göre uyarlanmış yeterli miktarlarda uygun bir yemle beslenecek. Hayvanlara gereksiz yere acı çektirecek ya da yaralanmalarına yol açabilecek maddeleri ihtiva eden gıdalar ya da sıvılar verilemeyecek, yeterli miktarlarda, taze suya erişimi sağlanarak günlük sıvı alımı ihtiyaçları giderilecek. Beslenme ve içme suyu donanımı; gıdanın ve suyun kontamine olmasını engelleyecek ve hayvanlar arasındaki rekabetin zararlı etkilerini asgariye indirgeyecek şekilde inşa edilecek. Hayvanlara tedavi amaçlı olmayan müdahaleler yapılmayacak. Tedavi, koruma ya da zooteknik tedavi amacıyla Bakanlıkça kullanımına izin verilen maddeler dışında herhangi bir başka maddenin kullanımına, bilimsel çalışmalar ya da edinilen tecrübe ile söz konusu maddenin etkisinin hayvanın sağlığı ya da refahına zararlı olmadığı gösterilmedikçe izin verilmeyecek. Çiftlik hayvanlarında, acı duymalarına ve yaralanmalarına neden olan veya neden olması muhtemel üreme prosedürleri uygulanmayacak.

ETBİR I KIRMIZI 19


İSTATİSTİKLER

2014’ün ilk 9 ayında

Kırmızı et piyasası Kırmızı et üretiminde ki arz sıkıntısı istatistiklere, üretimde daralma olarak yansıyor. TÜİK’in kırmızı et üretim verilerine göre 2014 yılı ilk 9 aylık döneminde kırmızı et üretimi 605.936 ton oldu. 2013 yılının aynı döneminde ise kırmızı et üretimi 627.948 tondu. Kırmızı et üretiminde daralma gözleniyor Kırmızı et üretiminde ki arz sıkıntısı istatistiklere, üretimde daralma olarak yansıyor. TÜİK’in kırmızı et üretim verilerine göre 2014 yılı ilk 9 aylık döneminde kırmızı et üretimi 605.936 ton oldu. Bu veri üretimin şu an geçen yılın altında seyrettiğini gösteriyor. Kurban Bayramı’nın bu yılın 3. çeyreğine denk geldiğine dikkat edildiğinde, yıllık üretiminin, geçen yılın üretim miktarı olan 996.155 tonun altında gerçekleşeceği görülüyor. TÜİK kırmızı et üretim istatistiklerine göre 2014 yılı üçüncü çeyreğinde toplam kırmızı et üretimi 202.530 ton oldu. Buna göre üretim, bir önceki döneme göre % 7,3, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise % 1,9 oranında azaldı. Sığır eti üretimi bir önceki döneme göre % 7,6, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise % 1,4 oranında azaldı. Koyun eti üretimi bir önceki döneme göre % 7,8, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise % 18,1 oranında azaldı. Keçi eti üretiminde ise genel tablonun aksine bir önceki döneme göre % 11,2, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise % 137,8 oranında bir artış oldu. 2013 yılı ilk üççeyrek üretimi ile 2014 yılı ilk üççeyreğini kıyasladığında toplam kırmızı et üretiminde % 3,51 oranında bir düşüş görülüyor. (Tablo 1)

20 ETBİR I KIRMIZI

Tablo-1 Kırmızı Et Üretim İstatistikleri 2010-2014 Miktar ( Ton )

Sığır

Manda

Koyun

Keçi

Yıl

I.Dönem

II.Dönem

III.Dönem

IV.Dönem

2010

157.282

175.247

173.842

274.347

780.718

2011

157.932

171.595

173.177

274.210

776.915

2012

171.465

182.872

196.108

365.255

915.700

2013

208.597

212.885

206.466

368.177

996.125

2014

184.975

218.432

202.530

2010

125.145

144.121

138.983

210.334

618.584

2011

133.724

144.153

144.970

222.059

644.906

2012

149.722

159.320

173.202

317.100

799.343

2013

180.764

187.587

177.757

323.184

869 292

2014

163.913

189.848

175.353

2010

813

1.219

958

397

3 387

2011

224

181

602

608

1 615

2012

565

926

79

166

1 736

2013

20

61

40

215

336

2014

26

274

141

2010

27.306

26.042

28.940

53.400

135.687

2011

19.856

23.959

23.491

39.770

107.076

2012

17.330

19.969

20.987

38.903

97.189

2013

19.930

21.959

26.396

34.658

102 943

2014

17.370

23.451

21.631

2010

4.018

3.866

4.961

10.216

23.060

2011

4.128

3.303

4.114

11.773

23.318

2012

3.848

2.657

1.840

9.085

17.430

2013

7.883

3.278

2.273

10.120

23 554

2014

3.666

4.859

5.405

Kaynak: TUİK, Kırmızı Et Üretim İstatistikleri

Toplam

605.937

529.113

441

62.452

13.930


Kırmızı ette fiyat artışı devam ediyor Son bir yıl içinde besilik hayvan fiyatı % 20, yem % 8, karkas et % 30 arttı. Temmuz 2013’te 16,11 TL olan dana karkas et kg fiyatı Ekim 2014’e dek 20,47 TL’ye ulaştı. Ekim 2014’te TÜFE yıllık 8,96, Yİ-ÜFE 10,10 oranında artarken, kırmızı etteki artış % 22’yi aştı. (Grafik 1)

Tablo-2 Türlere göre kesilen hayvan sayısı ve et üretim miktarı (baş/ton) (2008-2013) Kesilen Hayvan Sığır

Et Üretimi

Kesilen Hayvan Koyun

Et Üretimi

Kesilen Hayvan Keçi

2008

1.736.107

370.619

5.588.906

96.738

767.522

13.752

2009

1.502.073

325.286

3.997.348

74.633

606.042

11.675

2010

2.602.246

618.584

6.873.626

135.687

1.219.504

23.060

2011

2.571.765

644.906

5.479.546

107.076

1.254.092

23.318

2012

2.791.034

799.344

4.541.122

97.334

926.799

17.430

2013

3.430.723

869.292

4.958.226

102.943

926.799

23.554

Yıllar

Et Üretimi

Kaynak: TUİK, Kırmızı Et Üretim İstatistikleri

Grafik 1: Kesimhanelerden Aylık Alınan Yağsız Dana ve Kuzu Kesim Fiyatları TL/Kg

Kaynak: Ulusal Kırmızı Et Konseyi, 18 ilden alınan haftalık fiyatların aylık ortalamaları

ETBİR I KIRMIZI 21


İSTATİSTİKLER Hayvan varlığı TÜİK verilerine göre 2013 yılında toplam hayvan sayısı bir önceki yıla göre % 6,4 arttı. Büyükbaş hayvan sayısı % 3,6 artarken, küçükbaş hayvan sayısı ise % 7,6 oranında arttı. Yılsonu itibariyle sığır sayısı 14 milyon 415 bin baş, koyun sayısı 29 milyon 284 bin baş, keçi sayısı ise 9 milyon 225 bin baş olarak kaydedildi. 2013 yılında kesilen hayvan sayısı ise büyükbaşta % 22,7, küçükbaşta bu artış %15,2 oranında artışla gerçekleşti. (Tablo-3) Tablo-3: 2010-2013 Yılları Arasında Hayvan Varlığı ve Kesilen Hayvan Sayısı 2010

2010

2011

2011

2012

2013

2013

Sayı (Baş)

Kesilen Hayvan Sayısı

Sayı (Baş)

Kesilen Hayvan Sayısı

Sayı (Baş)

Kesilen Hayvan Sayısı

Sayı (Baş)

Kesilen Hayvan Sayısı

TOPLAM

41.254.569

10.711.096

45.195.600

9.312.658

Büyükbaş

11.454.526

2.617.966

12.483.969

2.579.020

50.186.583

8.266.381

53.410.555

9.732.261

14.022.347

2.798.460

14.532.848

3.433.126

Sığır

11.369.800

2.602.246

12.386.337

2.571.765

13.914.912

2.791.034

14.415.257

3.430.723

84.726

15.720

97.632

7.255

107.435

7.426

117.591

2.403

Küçükbaş

29.382.924

8.093.130

32.309.518

6.733.638

35.782.519

5.467.921

38.509.795

6.299.135

Koyun

23.089.691

6.873.626

25.031.565

5.479.546

27.425.233

4.541.122

29.284.247

4.958.226

Keçi

6.293.233

1.219.504

7.277.953

1.254.092

8.357.286

926.799

9.225.548

1.340.909

Hayvan Türleri

Manda

2012

Kaynak: TUİK, Kırmızı Et Üretim İstatistikleri

Tablo 4: Yıllara göre Türkiye yem ve yem hammadde fiyatları (TL/Ton) *Yemlik Arpa

*Yemlik Buğday

Mısır

Kepek

ATK

2010

417

509

481

315

290

484

561

494

2011

521

580

622

429

363

665

824

686

2012

614

619

588

480

473

738

652

766

2013

632

700

640

484

505

760

648

780

Ocak-Ekim 2014

698

806

722

508

562

811

722

824

3.430.723

869.292

4.958.226

102.943

926.799

23.554

926.799

23.554

2013

Kaynak: Türkiye Yem Sanayicileri Birliği KDV Dahil Nakliye Hariç Peşin Fiyatları * TOBB

Yem fiyatları Yem ve yem hammaddelerinin fiyatlarında 2014’te Ocak ayından itibaren artış görüldü. (Tablo 4Grafik 2)

22 ETBİR I KIRMIZI

Besi yemi

*Yulaf

Süt yemi


DOSYA *Yazının

ilk bölümü 2014/3, bir önceki 31 sayılı dergide yayınlanmıştır.

Kırmızı Et Hakkında

Bilimsel Gerçekler 2

Prof. Dr. Tansel Şireli - Prof. Dr. Nevzat Artık Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü

Önemli bir protein, vitamin ve demir kaynağı olan kırmızı et, kolesterol kaynağı olarak da sağlıklı yaşam için en önemli hayvansal proteinlerden biridir. Genelde gözleme dayalı araştırmalar kırmızı et tüketenlerde yüksek kanser riski olduğunu ileri sürmektedir. Oysa ki daha kapsamlı çalışmalar, kırmızı et tüketiminin kanser üzerindeki etkilerinin çok az veya belirsiz olduğunu ortaya koymaktadır. 1. Kırmızı et, hormon ve ilaç kalıntısı barındırır mı? Hayvanların doğal olarak sahip olduğu hormonlar, kesim sonrasında ette az miktarlarda bulunabilir. Bu doğal hormonların az miktarlarda ette bulunması, insan sağlığı açısından zararlı değildir. Hayvanların yetiştirilmeleri sırasında doğal büyüme hormonları kullanıldığında hayvanların etlerinde yasal bekleme sürelerine uyularak beklendiğinde hiç bir risk bulunmamaktadır. FDA’nın açıklamasına göre yasal miktarlarda kullanılan büyüme hormonları etlerde insan sağlığını olumsuz etkileyecek miktarlarda bulunmamakta ve yapılan toksikolojik araştırmalar da bunu destelemektedir. Ayrıca doğal olarak hayvanların organizmasında uygulanan dozlardan daha yüksek düzeylerde hormon bulunmaktadır. Yine de tüm bunlara rağmen Avrupa’da ve diğer birçok ülkede etçi hayvanlarda büyütme ve performans artırma amaçlı

24 ETBİR I KIRMIZI

doğal ve sentetik hormon ve benzeri maddelerin kullanımı kanunlarla yasaklanmıştır. Başta antibiyotikler olmak üzere hayvanlarda büyümeyi ve verimi arttırıcı amaçla hiçbir veteriner ilacın kullanımına izin verilmemektedir. Hastalık hallerinde kullanılan ilaçlarda yasal bekletme süresi sonunda ette kalıntı bırakmamaktadır. Ayrıca kullanılan ilaçların uygulama yerleri de önemlidir, bu nedenle çoğu ilaç kaslara direkt uygulanmamaktadır.

2. Kırmızı et nasıl tüketilmelidir? Kırmızı et mümkün olduğu kadar iyi pişmiş bir şekilde tüketilmelidir. Pişirme sırasında etin merkezi sıcaklığının 72°C olması gerekmektedir. Bu sıcaklığın altındaki ette hastalık yapabilecek etkenler yok edilememektedir. Bu nedenle az pişmiş etlerin halk sağlığı açısından taşıyabileceği risklerden dolayı tüketilmesi önerilmemektedir.


Et nasıl pişirilmelidir? Ette zararlı maddelerin oluşmasını önlemek için pişirme yöntemine dikkat edilmelidir. • Izgara ya da kızartma yapmak yerine etler yahni olarak ya da buharda pişirilmelidir. • Yüksek sıcaklıklarda kısa süreli pişirme yapılmalı ve et kesinlikle ateşe temas etmemelidir. • Yanmış ya da tütsülenmiş etler tüketilmemelidir. Eğer et yandıysa yanık parçalar kesilip atılmalıdır. • Kırmızı et sarımsak, limon suyu ya da zeytinyağı ile marine edilirse HCA oluşumunu azaltmış olursunuz. • Eğer eti yüksek sıcaklıklarda pişirmek gerekli ise eti sıklıkla çevirerek yanmasını önlemek gereklidir. • Çiğ ette kullanılan hiçbir malzemenin pişmiş et ile temas etmemesine dikkat edilmelidir.

3. Kırmızı etin ızgarada pişirilmesinin sağlık üzerinde zararlı etkisi var mıdır? Yüksek sıcaklıklarda pişirildiği zaman ette zararlı bileşikler oluşmaktadır. Bunlardan bazıları heterosiklik aminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAHs) ve ileri glikasyon son ürünleridir. Bu maddelerin hayvanlarda kansere neden olduğu bilinmektedir. Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı açıklamalara göre yaklaşık 7 bin çalışmanın sonucunda sadece kırmızı et değil, diğer hayvanlara ait etlerin de ızgarada pişirilmesi durumunda potansiyel kanser riski olabileceği belirtilmiştir. Zira burada oluşan olay sadece etten değil, pişirme sırasında yağlar dahil birçok diğer bileşikten kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, ızgara kırmızı etin kanser yapma riskini arttırdığı düşünülüyorsa, yüksek sıcaklıklarda diğer gıdalar pişirildiğinde de bu zararlı maddelerin açığa çıkabileceği unutulmamalıdır. Yine de bu durumdan endişe edenlerin ette ızgaradan kaynaklanacak zararlı maddelerden sakınmak için haşlanmış et tüketmeleri önerilmektedir.

4. Dondurulmuş etler pişirilmeden önce nasıl çözdürülmelidir? Donmuş etlerin genel prensip olarak, ne kadar sürede dondurulduysa o kadar süre içerisinde de çözdürülmesi gerekmektedir. Çözündürme, oda sıcaklığında uzun sürede veya sıcak su içerisinde bekletilerek yapılmamalıdır. En iyi çözündürme, derin dondurucudan çıkan etlerin temiz bir kap içerisinde, buzdolabı sıcaklığında (+4 ⁰C) çözündürülmesidir. Bu şekilde hem etin su kaybı az olur hem de çözünme yüzeyden başladığı için yüzeyde gelişebilecek olan mikroorganizmaların buzdolabı sıcaklığında gelişmeleri yavaşlar veya gelişemezler. Büyük partiler halinde dondurulmuş etler çözündürüldükten sonra kalan kısım, tekrar dondurulup saklanmamalıdır.

5. Et nasıl muhafaza edilmeli? Etler temiz kaplar içerisinde ve mümkünse kapaklı kaplarda, yoksa üzerleri sarılı olarak ihtiyaçlar ölçüsünde porsiyon yaparak saklamalıdır. Etler koku çekecek gıdalarla veya maddelerle yan yana saklanmamalıdır. Blok ve parça etler parça büyüklüğüne göre çok daha uzun süre soğuk muhafazada veya derin dondurucularda muhafaza edebilir. Fakat uzun muhafazalarda etlerin niteliklerini ve özelliklerini kaybedeceği unutulmamalıdır. Etler kurban bayramlarında olduğu gibi fazla miktarlarda temin edilirse, kavurma, sucuk vs. gibi et ürünleri şeklinde muhafaza edilebildiği gibi farklı muhafaza teknikleri ile de saklanabilir. Fakat genel olarak en yaygın kullanım, soğukta muhafazadır. Soğukta muhafaza süreleri de etlerin üretimleri ve işlenmeleri sırasındaki (hayvanların hastalıkları ve beslemesi, mezbaha hijyeni, parçalama, satış vs.) iyi üretim ve hijyenik koşullara, işlenme şekillerine, muhafaza koşulları ve paketlenme şekillerine bağlı olarak değişmekle birlikte yaklaşık olarak aşağıdaki sürelerde muhafaza edilebilir.

ETBİR I KIRMIZI 25


DOSYA

Et muhafaza süreleri ÜRÜN

Depolama Süresi

Ürün

Depolama Süresi

Ürün

Depolama Süresi

0-2 ºC

-

-12, - 18, -24 ºC /ay

-

5 ºC/Gün

3-4 Hafta

Sığır Eti (bezle sarılı)

-12 ,- 18, -24

Sığır Kuşbaşı (Streç film sarılı)

3

Sığır Eti (Streç film sarılı)

12 ay

Kuzu - Koyun

-8 - 16, -18

Sığır Kuşbaşı (80% 02, 20% C02, MAP)

7

Kuzu - Koyun Eti (Streç film sarılı)

10-13 gün

Dana Eti

4, 6, 8

Kuzu (Streç film sarılı)

3

Sakatat

7 gün

Kıyma (Streç film sarılı)

4, 6, 8

Kıyma (Streç film sarılı)

1

Blok Vakumlu Et

0 ºC

Kuzu Kuşbaşı (Streç film sarılı)

-12 ,- 18, -24 ºC

Dana Kıyma (80% 02, 20% C02, MAP)

3-5

Sığır Eti

10-12 hafta

Sığır Biftek (Vakumlu Paket)

-8 ,- 18, -24 ºC

Dilimli Salamura (Vakumlı Paket)

14

Kuzu - Koyun Eti

6-10 hafta

Karaciğer

-4 ,- 12, -18 ºC

Kuzu - Koyun (Sakatat)

3-4 hafta

Pişirilmiş Et

3, 4

Kuzu - Koyun (Karkas ve Parça)

16 haftaya kadar

Karkas 1/4 Sığır Eti (bezle sarılı)

Kaynak: Storagelifeofmeat. http://www.meatupdate.csiro.au/Storage-Life-of-Meat.pdf.

6. Renk et kalitesini belirleyici bir faktör müdür? Renk bir kalite kriteri olmakla birlikte, sadece etin rengine bakarak kaliteli olup olmadığını söylemek çok doğru olmaz. Etin rengi; hayvanın cinsiyeti, yaşı, türü, bakım ve besleme koşullarına göre değişiklik göstermektedir. Dişi hayvanların etleri erkeklere göre,

26 ETBİR I KIRMIZI

genç hayvan etleri de yaşlılara göre daha açık renklidir. Bu nedenle ‘Açık renkli etler düşük kaliteli etlerdir’ anlamı taşımamaktadır. Diğer taraftan renk, etlerin bozulma kriterinde önemli bir faktördür. Sağlıklı, taze bir etin rengi parlak kırmızı olarak ifade edilir. Bozulmuş etlerde renk, koyu kahverengiden yeşile kadar değişebilmektedir.


7. Etin bozulduğunu anlaşılabilir mi? Bazı ipuçları bize etler hakkında kesin olmasa da önemli bilgiler verebilir. Tüketime uygun olmayan bozulmuş veya bozulmaya başlamış etlerde renk ve koku değişimleri başlar. Renk parlaklığını kaybeder, sarıdan kahverengine dönüşür ve zaman zaman bölgesel renk değişmeleri başlar. Etin bozulması yüzeyden başladığından yüzey kurur ve özellikle etin iç kısmı ile yüzeyi arasında ton farklılaşmaları olur. Kimi zaman da bozulmaya neden olan mikroorganizmaların türüne bağlı olarak farklı renkler (sarımsı, yeşilimsi vs.) gözlenir. Ette meydana gelen, kötü kokular da bir diğer bozulma belirtisidir. Etin kendine has kokusu, ağırlaşmış ve hoş olmayan bir koku halini alır. Aynı koku, et pişirildiğinde fazlalaşabilir. Ayrıca bakteri

gelişimine bağlı olarak et yüzeyinde yapışkanımsı, kaygan veya ıslak bir tabaka oluşabilir.

9. Kıyma alırken, hazır kıyma tercih edilmeli mi? Kıyma alırken, içeriği ve reyonda ne kadar kaldığı hakkında bilgi olmadığı için hazır kıymalar tercih edilmemelidir. Hazır kıymaların raf ömrü daha kısa ve bozulma daha çabuk şekillenebilir. Bu kıymalar bazı yerlerde arta kalan kaynağı bilinmeyen etlerden veya tüketim ömrü sonlanmaya yakın ürünlerden ve hatta sakatat ve kıymada bulunmaması gereken maddelerden çekilebileceği için güvenirliliği düşük ve riskli bir gıda olabilir. Bu nedenle kıyma alırken, reyonda görülen parça etlerden ihtiyaç nispetinde taze olarak çektirilmelidir.

8. Et alırken nelere dikkat edilmelidir? • Öncelikle kırmızı et alırken mümkünse günlük tüketilecek miktarlarda alınmalıdır. • Alışveriş yaparken et ve et ürünleri en son olarak alınmalı, özellikle yaz aylarında alınan ürünler, en kısa sürede soğuk muhafazalara ulaştırılmalıdır. • Et öncelikle parlak kırmızı renkte olmalı, kararmış veya kurumuş olmamalıdır. • Parça etlerde kanlı veya kanı iyi akıtılmamış koyu parçalar seçilmemelidir. • Et parçaları üzerinde sarı, yeşil veya farklı renklerde nodül, kese veya farklı oluşumlar bulunmamalıdır. • Etler eğer parçalar halinde satılıyorsa temiz tepsiler içinde ve görülebilir materyalle kaplı olmalıdır. Gelişi güzel reyona konulmuş yerlerden et alınmamalıdır. • Et alınan market, kasap ya da diğer satış yerleri önceden bilinen ve güvenilen yerler olmalı, bu yerlerin temizlik ve hijyenik kurallara uyduğuna dikkat edilmelidir.

• Eğer alışveriş haftalık veya aylık yapılıyorsa, etler günlük tüketim porsiyonlarına göre böldürmelidir. • Çalışan personelin kıyafeti temiz, ellerinde eldiven, başları saçlarının düşmesini önleyecek şekilde bone veya benzeri materyalle kapalı olmalıdır. • Kullanılan kesme tahtası, bıçak, satır, makinalar temiz olmalı ve her kullanımdan sonra temizlenmelidir. Kesme tahtası, bıçak ve satırların, sakatat ve diğer amaçlarla kullanılmadığına dikkat edilmelidir. • Tezgahlar temiz olmalı ve üzerinde kirli atıklar (kemik, yağ, deri parçası vs.) bulunmamalıdır. Özellikle kıyma makinalarının içinde et bırakılmamış olmalıdır. • Çöp kutularının ağzı kapalı olmalıdır. • Et reyonlarında, kırmızı et, beyaz et ve sakatat kısımları birbirinden bağımsız olmalıdır. Reyon ve dolaplar üzerinde görünür durumda sıcaklık göstergeleri bulunmalıdır. ETBİR I KIRMIZI 27


UZMAN GÖZÜYLE

Gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş

Markasız ve sokak ürünleri dediğimiz ürünler her ne kadar üreteni tanıdığınız için sağlıklıymış gibi, sempatik ve hatta otantik görülse bile; bilinçsizce üretilmiş olması sebebi ile kayıtsız ve kontrolsüz üretim ciddi rahatsızlıklara sebep olabilir.

Çağdaş Öztürk Veteriner Hekim ETBİR Yönetim Kurulu Üyesi

G

ıdalarda taklit ve tağşiş konusu, İlgili bakanlık olan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından da Türk Gıda Kodeksi bünyesinde işlendiği üzere, firmanın bir gıda ürününün belirlenen kriterlere uygunsuzluğu ve bunu kötü niyet ile sürekli yapma alışkanlığı şeklinde özetlenebilir. TBu terimlerin tanımlarına bakmak gerekirse tağşiş; ürünlere temel özelliğini veren öğelerin ve besin değerlerinin tamamının veya bir bölümünün mevzuata aykırı

28 ETBİR I KIRMIZI

olarak çıkarılmasını veya miktarının değiştirilmesini veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin, o madde yerine aynı maddeymiş gibi katılmasıdır. Taklit ise ürünlerin, şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi göstermektir. Bu konuyu örnekleyerek açıklamak gerekirse; tereyağına bitkisel yağ katılarak tamamen tereyağmış gibi satılması, peynire nişasta katılması, nar ekşisine glikoz şurubu katılması

tağşişe, meyve şurubunun pekmez olarak pazarlanması, yine bitkisel kökenli bir yağın aromalar ile ve katkı maddeleri ile tereyağına benzetilerek tereyağı olarak satılması taklite örnek olarak verilebilir. Tanım ve örneklerde görüldüğü gibi İki kelime birbirinden farklı olsada, halk arasında tağşiş terimi, taklit kelimesi ile birlikte anıldığı için bu iki terimi bir arada değerlendireceğiz.


Fermente ve ısıl işlem görmüş et ürünlerinde tağşiş Tüm gıdalar için belirlenmiş ürün tebliğleri vardır. Fermente sucuk ürünü tebliğ gereği sadece büyük ve küçükbaş kasaplık hayvanların karkaslarından elde edilen etlerden (kısaca kırmızı et diyelim) üretilmesi gerekmesine rağmen, bu üründe kanatlı eti kullanılması, tağşiş olarak değerlendirilir. Diğer taraftan ısıl işlem görmüş sucuklar ise kırmızı et kullanılarak üretildiği gibi, kanatlı etinden de üretilebilir. Ancak, bu durumun etiketinde okunaklı olarak belirtilmesi zorunluluğu vardır. Isıl işlem görmüş bir sucuk kırmızı etten yapıldı ise etiketin içerik kısmında belirtilir, eğer kanatlı etinden üretildi ise etiketin ürün ismi yanında aynı punto ile “Kanatlı veya ‘Tavuk’ ısıl işlem görmüş sucuk” şeklinde eksiksiz bir ifade ile belirtilmesi zorunluluğu vardır. İçerikte kullanılan et tipinin etikette yazılarak beyan edilmemesi veya beyan edilen türün analizde bulunamaması bir tağşiştir. Sık sık gündeme gelen bu konu yanında, soya kullanımı da taklit- tağşiş kapsamında değerlendirilebilin hususlardandır.

Kayıtsız ürünlerden kaçınılmalı Sanayi uygulamalarında dünyadaki her grup ürün, kötü niyet ve ne olursa olsun daha çok kar etmek amacı ile tağşişe konu olabilir. Tüketici bunlardan korunmak için, ürün satın aldığı yerin güvenilirliğine dikkat edebileceği gibi; satın aldığı ürünün ambalajı üzerinde TR ile başlayan kodu taşıyıp taşımadığını kontrol ederek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na kayıtlı olan ürünleri almalıdır. Alışverişte aslen dikkat edilmesi gereken husus budur. Markasız ve sokak ürünleri dediğimiz ürünler her ne kadar üreteni tanıdığınız için sağlıklıymış gibi, sempatik ve hatta otantik görülse bile; bilinçsizce üretilmiş olması sebebi ile kayıtsız

ve kontrolsüz üretim ciddi rahatsızlıklara sebep olabilir.

Tağşiş yapılmış ürünlerin sağlığa etkisi Tağşiş yapılmış ürünü tüketmek kısa vadede, müşterinin üründen beklentisini karşılayamaması ve istediği görüntü, lezzet ve tadı alamaması gibi bir etkinin yanında boşuna para harcamasına da sebep olur. Uzun vadede ise gıda kökenli mikrobiyal hastalıklara sebep olabilir. Gıda kaynaklı mikrobiyal toksinler ile kanserojen toksinlerin vücuda girmesi ve gıda zehirlenmeleri gibi etkiler, uygunsuz gıdaların genel etkileridir. Gıda kaynaklı virüslerin başında gelen rotavirüs de gıda zehirlenmelerinde ciddi ele alınması gereken diğer etkenlerdendir.

Ürünlerin üretimi sırasında kullanılan yasaların izin verdiği katkıların, üretici tarafından kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı da kronik hastalıklara sebep olabilmektedir. Bu sebeple, üreticiler üretim sonrası ürün analizlerini hem dahili laboratuvarlarında ciddi şekilde yapmalı hem de dış ve tarafsız laboratuvarlara yaptırdıkları analizlerle karşılaştırarak; bu kontrol zinciri sonrasında ürünlerinin satışlarını gerçekleştirmek zorundadırlar. Zira, ilgili bakanlık da rutin analizleri ile sahadan yani marketlerden, üreticiden ve kayıtlı fabrikalardan aldığı numunelerle, sıklıkla birçok kritik parametreyi

ETBİR I KIRMIZI 29


UZMAN GÖZÜYLE küçük oranlardaki karışma, yani bulaşmalardır. Eti kemikten ayırırken insan eliyle ve bıçakla yapılan sıyırma işleminde kemik-kıkırdak gibi hammaddenin doğasında olan unsurlar, küçük parçacıklar halinde ete karışabilmektedir. Diğer taraftan, kanatlı ile kırmızı eti ayrı ayrı işleyerek mamul üretilen makinelerde, çok dikkatli temizlik yapılarak bir sonraki üretime geçilse de, bazen, küçük miktarlarda kanatlı üretiminden partikül kalabilmektedir. Bu şekilde oluşan bulaşma da tağşiş kapsamında değerlendirilmektedir. Burada olması gereken ayrım oransal ve analitik yönteme dayalı bir değerlendirmeyle, miktara, istem dışılığına ve alışkanlık haline getirilip getirilmediğine bakılmasıdır.

Denetimler

analiz etmekte ve sonuçlarını da halkla paylaşmaktadır.

Bulaşma mı, tağşiş mi? Tağşiş yapan et ürünü firmalarını, tağşişe yönlendiren sebepleri genellikle 5 B teorim ile sıralıyorum. Sektörde et fiyatları ve işçilik maliyetlerinin yüksek oluşu firmaların bu tarz bir yola yönlenme gerekçeleri olabilse de 5 B teorimi oluşturan maddeler, bilinçsizlik, bilgisizlik ,”ben bilirim ‘’, ’’bana ne’’ ve ‘’bana mı kaldı” şeklindeki bakış açılarından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan bulaşma ve tağşişin tespiti, analizi ve doğruluğunun da teknolojiye

30 ETBİR I KIRMIZI

uygun, net ve kesin olması gereklidir. Aksi halde teknoloji gereği yapılan ve üretimin doğasında bulunan etkenler de tağşiş olarak değerlendirilir. İşte böyle bir durumda, üretici için saydığım maddeler, sırası ile özel laboratuvarlar, resmi makamlar ve hatta tüketiciyi de içine alacak şekilde genişlemiş olur. Tağşiş konusu içerisinde değerlendirilen en ciddi sorun çoğunlukla “bulaşma” olarak adlandırdığımız, üretim tekniğinden kaynaklı olarak istem dışı ve hatta üretim tekniği gereği kaçınılmaz olarak gerçekleşen,

Eğer bir firma üretim yapmak için bakanlığa başvuruyor ve resmi olarak görünürlük kazanıyor ise denetime tabi oluyor. Merdiven altı firmalarda veya birçok kasap tezgahında gayri resmi olarak sucuk ve benzeri ürünler üretiyor. Bunlar ise ancak halkımızın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Alo Gıda hattına veya kolluk kuvvetlerine ihbar edilirse yakalanıp, ‘’ya ruhsat başvurusunda bulun yada kapat‘’ denilebiliyor. Diğer taraftan, işletme kaydı ve kontrolü olan işletmelerde ise bakanlık ön denetimleri, takip denetimleri ve kontrol analizleri gayet doyurucu. Uygunsuz ürün yapanlar için de aynı ölçüde boğucu olabiliyor. Yurtdışındaki denetim mekanizmaları ve kontrol aşamaları ülke ülke değişiklik gösterse de şu anda uyuma doğru giden bir yoldayız denilebilir. Ürünlerde yapılan analizler yönünden de daha katı değerlendirildiğimizi de belirtmek isterim. Cezalar, ortalaması düşünüldüğünde caydırıcı ve özellikle ifşa edilen firmalar için de fazlasıyla ağır sonuçları olmakta. Saydığım 5 B kriterleri ve ülkemizde sektörün iyileşerek gelişimi için maalesef


bu gibi mekanizmalar zorunlu diye düşünüyorum. Bazen bir firmanın isim değiştirip tekrar alıştığı şekilde tağşiş yapmaya devam etmesi söz konusu olabiliyor ama burada temel amaç marka değerinin ceza alması olduğundan, amaç gerçekleşmiş oluyor. Taklit ve tağşişi sanat haline çeviren firma yöneticilerine özel bir uygulama ve ticaret yasağı gibi bir engelin konulması üst yasalar ve evrensel hukuk ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir noktadır.

Bilinçli tüketici

Tüketici elbette ucuza doğru bir yol izlemekte bu konu tüm dünya tüketicileri için aynıdır. Ancak, her tüketici kendine belirlediği birkaç güvenilir satıcı ve marketten alışveriş yapmaktadır. Hatta çoğu zaman gözü kapalı olarak o satış yerine giderek alışverişini tamamladığını görmekteyiz. Marketlerin sattıkları ürünleri üreten firmaları denetlemeleri de son birkaç yılda iyice yaygınlaşmış bir uygulamadır. Ulusal zincirlerin tedarikçi denetimi uygulamaları, son yıllarda daha küçük zincir hipermarket ve marketlerin bir araya gelerek dernek kurup bunun üzerinden merkezi denetim sağlamaları ve ortak satın alma yapmaları gibi güzel ve örnek uygulamalar görülmeye başlamıştır. Denetim ve kontrol müşteri, devlet, market, üretici fabrika ve elbette hammadde tedarikçisi olan mezbaha ve hatta tarlaya kadar giden bir zincirdir. Tüm bunların bir birini kontrol etmeleri kaliteye giden en mükemmel yoldur. Geçmişte bu kontroller ve denetimler sırasında, genel hijyen uygulamaları denetlenirken, sonrasında HACCP, ISO 22000 ve son yıllarda BRC ve IFS gibi uluslararası gıda hijyen standartları sistemleri uygulanmaya başlayarak, gerek tüketici memnuniyeti ve gerek farkındalık ve bilincin arttırılması için ciddi yatırımlar yapılmıştır. Şehirleşme ve şehir aile yapısında 80’lerden sonra gelişen ve 90’lardan sonra hızlanan bir gelişme de kadının ekonomiye katkısıdır. Ailelerde ev halkının

çalışma süresi arttıkça alışverişe harcayacakları süre azaldığı için, daha büyük mağazalara giderek alışveriş yapma ve listesinin tamamını en kısa zamanda tamamlama refleksi benimsenmiştir. Daha öncelerde turşucudan turşu şarküteriden sucuk, peynir ve şekerciden şeker gibi tek tek ve sokakta yürünerek yapılan alışveriş süresi ortalama 8-9 saat alırken, şu anda birkaç saatte ve hatta internet üzerinden hiç markete gitmeden yapılmaktadır. Tüm bu değişmeye rağmen değişmeyen tek faktör, mutfakların kraliçesidir. Mutfakların kontrolünde en önemli rolü kadınlar almakta ve alınan maddeleri yani sucuk, peynir ve hatta ekmeğe bile ağırlıklı olarak kadınlar belirlemektedir.

Marketlerden ürünleri alırken üretim tarihi ve kullanım bilgileri, içerik gibi hususlar genelde bayanlar tarafından dikkatle incelenmekte, okullarda çocuklara verilen bilinçli tüketici konulu derslerde de bu bilinç yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Maalesef erkekler bu hususları dikkate almaya yeni başlıyor. Toplumsal gelişim ve bilinç sürekli artıyor, basın yayın ve bilgi teknolojileri de bu süreci hızlandırıyor. Bir zamanlar, gıda güvenliği ve basın yayın arasında teorik olarak bir ilgi görülmemiş olsa da takip izleme ve bilgilendirme için ve en önemlisi gelişme için bugün medyanın katkısı önemlidir.

ETBİR I KIRMIZI 31


AB’DEN

AB İlerleme Raporu 2014’te

Tarım ve Kırsal Kalkınma ile Gıda Güvenliği fasılları

2014 İlerleme Raporu’nda ilerleme kaydedilen konular sıralanırken, Türkiye’nin AB’den canlı sığır, sığır eti ve türev ürünlerin ithalatında kısıtlamaya devam ettiği ve bu konuda 2010 - 2012 yılları arasında sağlanan kısmi ilerlemenin azaldığı belirtildi.

H

er yıl düzenli olarak yayınlanan Avrupa Birliği uyum sürecindeki gelişmeleri değerlendiren İlerleme Raporu’nda gıda güvenliği ile ilgili olarak etiketleme, gıda katkı maddeleri ve saflık kriterleri, aroma verici maddeler ve gıda takviyeleri gibi bir dizi konuda mevzuat uyumu ve uygulama bakımından ilerleme kaydedildiği belirtildi. Ancak, bazı gıda maddeleri için etiketleme ve takip sistemine ilişkin yeni getirilen kuralların işletmelere gereksiz yük oluşturduğu vurgulandı. Risk esaslı resmi denetimler devam ederken, denetimlerin finansmanına ilişkin düzenlemelerin henüz AB sistemi

32 ETBİR I KIRMIZI

ile uyumlu hale getirilmediği belirtildi. Türkiye’nin AB’den canlı sığır, sığır eti ve türev ürünlerin ithalatında kısıtlamaya devam ettiği hatırlatılan raporda, bu konuda 2010 ve 2012 yılları arasında sağlanan kısmi ilerlemenin azaldığı belirtildi. Uzun zamandır süren bu meselenin çözümlenmesi için Türkiye harekete geçmelidir denilerek, tarımsal ürünlere ilişkin ticaret anlaşması kapsamındaki ikili yükümlülüklerin yerine getirilmesine dikkat çekildi. 2014 AB İlerleme Raporu’nda Tarım ve Kırsal Kalkınma ile Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası fasıllarına dair şu

değerlendirmelere yer verildi:

Fasıl 11: Tarım ve Kırsal Kalkınma Yatay konularla ilgili olarak, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarım sayımına yönelik hazırlıklar dahil olmak üzere, tarım bilgi sisteminin geliştirilmesinde ilerleme kaydetmiştir. Çiftlik Muhasebe Veri Ağı 54 ile genişletilmiş olup, kapsamın gelecek yıl 81 ilin tamamına ulaşması için çalışmalar devam etmektedir. Çiftlik Muhasebe Veri Ağı’nın çıktılarının yayımlanmasına ve bunların politika analizlerinde kullanılmasına yönelik bir düzenleme henüz yapılmamıştır.


Tarım istatistikleri sisteminin iyileştirilmesine yönelik strateji belgesi henüz kabul edilmemiştir. Üreticilere verilen doğrudan destekler konusunda, Türkiye kendi tarımsal destekleme politikasını Ortak Tarım Politikası (OTP) ile uyumlaştırmak üzere bir strateji hazırlama yönünde ilave bir adım atmamıştır. 2014 yılı tarım bütçesi artmaya devam etmektedir. Türkiye, entegre idare ve kontrol sisteminin önemli bir unsuru olan arazi parsel tanımlama sistemini geliştirmeye başlamıştır. Türk makamları, AB’den canlı sığır, sığır eti ve türev ürünlerin ithalatında haksız kısıtlamalar uygulamaya devam etmiş ve dolayısıyla 2010 ve 2012 yılları arasında sağlanan kısmi ilerlemenin azalmasına neden olmuştur. Türkiye, tarımsal ürünlere ilişkin ticaret anlaşması kapsamındaki ikili yükümlülüklerini yerine getirmeli ve uzun zamandır süren bu meselenin çözümlenmesi için harekete geçmelidir. Kırsal kalkınma konusunda, Türkiye, Katılım Öncesi Yardım Aracı-Kırsal Kalkınma Bileşeni (IPARD) kapsamında 6 il için daha, AB fonlarının yönetimine ilişkin koşulsuz yetki devrini almıştır. Dördüncü tedbir olan Teknik Destek Tedbiri kapsamında da yetki devri verilmiştir. Türkiye ayrıca, pilot bir tarımçevre tedbirinin uygulanmasına yönelik hazırlıklar bakımından ilerleme kaydetmiştir. En önemlisi, IPARD uygulamasının gelişmesiyle birlikte, 2013 yılında 134 milyon Euro AB fonunun faydalanıcılara ödenmiş olması, AB fonlarının kaybının önlendiğini göstermektedir. Her bir çağrı, konuyla ilgili yüksek sayıda projeyi çektiği için proje stoku güçlüdür. Danışmanlık hizmetlerinin sağlanmasında sınırlı düzeyde gelişme kaydedilmesine rağmen, Avrupa Yatırım Bankası desteği dahil olmak üzere, krediye erişim artırılmıştır. IPARD yönetim otoritesinin yönetim yapısı geliştirilmiş olup, stratejik gelişmeyi iyileştirmek için çalışmalar

yürütülmektedir.

Organik tarım ile ilgili tüm hususlara ilişkin mevzuat AB müktesebatı ile daha da uyumlu hale getirilmiştir.

Sonuç Tarım ve kırsal kalkınma alanında mevzuat uyumu bakımından düzensiz bir ilerleme kaydedilmiştir. Katılım öncesi kırsal kalkınma programının uygulamasında ileri düzeyde ilerleme sağlanmıştır. Çiftlik Muhasebe Veri Ağı kapsamı genişlemiştir, fakat etkinliği henüz gözlenmemiştir. Canlı sığır, sığır eti ve türev ürünler üzerindeki fiili ithalat yasağı kaldırılmamıştır ve tarımsal desteklerin yeniden

yönlendirilmesi ile tarım istatistiklerinin iyileştirilmesine yönelik stratejiler bulunmamaktadır. Sonuç olarak, tarım ve kırsal kalkınma alanındaki hazırlıklar erken aşamadadır.

Fasıl 12: Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası Genel gıda güvenliği konularında, AB müktesebatına

uyum sağlanması ve müktesebatın uygulanması hususunda sınırlı gelişme kaydedilmiştir. Veterinerlik politikası konusunda, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların

ETBİR I KIRMIZI 33


AB’DEN

kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması ile ilgili çalışmalar devam etmiştir. Kara ve liman sınır kontrol noktaları ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı sınır kontrol noktası henüz tam olarak işler hale getirilmemiştir. Türkiye, hayvan hastalıklarına karşı mücadelesine devam etmiştir. Trakya bölgesinin Şap hastalığından ari statüsünü sürdürebilmesi için yoğun aşılamayla birlikte, Trakya ile Anadolu arasında hayvan hareketlerine yönelik sıkı kontrollerin uygulanmasına devam edilmiştir. Kesim sırasında hayvan refahına ilişkin bir düzenleme kabul edilmiştir, fakat hayvan refahı ile ilgili mevzuatın genel olarak uygulanması hususunda sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Salmonella ve belirlenmiş diğer gıda kaynaklı zoonotik etkenlerin kontrol altına alınması hakkında bir yönetmelik uygulamaya konulmuştur. Nakledilebilir süngerimsi ensefalopatilere ilişkin mevzuata uyum sağlanması hususunda ilerleme kaydedilmemiştir ve bu konuda bir sürveyans sistemi bulunmamaktadır. Türkiye, gıda, yem ve

hayvansal yan ürünlerin 34 ETBİR I KIRMIZI

piyasaya arzı konularındaki eğitim, denetim ve izleme programlarını sürdürmüştür. Tarımsal gıda işletmeleri için ulusal bir modernizasyon planı oluşturulmasına yönelik ilerlemeler sınırlı kalmıştır. Çiğ süte ilişkin mikrobiyolojik kriterler mevzuatının yürürlüğe girmesi ertelenmiştir. Gıda işletmelerinin kayıt altına alınması ve onaylanmasına yönelik olmak üzere yeni kuralların uygulanması için kayda değer çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Risk esaslı resmi denetimler devam etmiştir. Hayvansal yan ürünler sektörünün yeni kurallara uyumunun sağlanması ve bu kuralların tam olarak uygulanması için önemli çalışmaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Denetimlerin finansmanına ilişkin düzenlemeler henüz AB sistemi ile uyumlu hale getirilmemiştir. Gıda güvenliği kuralları konusunda, etiketleme, gıda katkı

maddeleri ve saflık kriterleri, aroma verici maddeler ve gıda takviyeleri gibi bir dizi konuda mevzuat uyumu ve uygulama bakımından ilerleme kaydedilmiştir. Ancak, kabul edilen mevzuat AB müktesebatıyla tam olarak uyumlu değildir. Bazı gıda

maddeleri için etiketleme ve takip sistemine ilişkin yeni kurallar kabul edilmiştir ve bu durum işletmeler için gereksiz yük oluşturmaktadır. Gıda enzimleri ve yeni gıdalar konularında AB müktesebatına uyum henüz tamamlanmamıştır. Yem için özel kurallar konusunda, yemlerde istenmeyen maddeler hakkında bir tebliğ kabul edilmiştir. Bitki sağlığı politikası konusunda, zararlılarla mücadele programları uygulanmıştır.

Sonuç Gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikası alanındaki ilerleme sınırlı kalmıştır. Bu alandaki AB müktesebatının tam olarak uygulanmasında ilerleme sağlanması için daha fazla kayda değer çalışma yürütülmesi gerekmektedir. AB standartlarının karşılanması amacıyla, tarımsal gıda işletmelerinin iyileştirilmesi, hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması, hayvan refahı, hayvansal yan ürünler ve hayvan hastalıkları ile mücadele konusunda kayda değer çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, bu alandaki hazırlıklar erken aşamadadır.


ETBİR I KIRMIZI 35


RAPOR

TÜSİAD Gıda Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü Raporu;

“Tarımsal üretimde verimlilik ve kalite, çiftçinin refahıyla sağlanabilir” TÜSİAD, Türk tarım sektörünün tüm unsurlarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almak amacıyla “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü” konulu bir çalışma gerçekleştirdi. Çalışmaya ilişkin temel bulgular İstanbul Sabancı Center’da düzenlenen bir konferansla sunuldu.

T

ürk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) tarafından yayımlanan “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü Temel Bulgular” başlıklı raporda Türkiye’de tarım sektörüne yönelik önemli tespitlerde bulunuldu. Raporda gıda güvenliği, tarımsal üretim, tarımın istihdamdaki payı, kırsal kalkınma, iklim değişikliği, rekabet gücü ve Ar-Ge gibi konular ön plana çıktı. Raporun sunumu için düzenlenen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü Konferansı’nda, gıda güvenliği konusunun tarım ve su kullanımını stratejik bir noktaya getirdiğini bir kez daha ortaya koydu. Tarımın, kırsal kalkınma boyutunun ötesinde ekonomilerin vazgeçilmez bir itici gücü olduğunun altı çizildi. Konferansın açılış konuşmaları TÜSİAD Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Ali Yavan ve TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı ve Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan tarafından yapıldı. Tuncay Özilhan konuşmasında, tarım sektörünün, insanoğlunun en temel ihtiyacı olan “beslenme

36 ETBİR I KIRMIZI

ihtiyacına” cevap vermenin yanı sıra istihdama sağladığı katkı itibarıyla kırsal kalkınmanın da itici gücü konumunda bulunduğunu söyledi. Dünya nüfusunun beşte birine iş sağlayan bu sektörün Türkiye’de iş gücünün yüzde 22’sini istihdam eder konumda bulunduğuna işaret eden Özilhan, diğer yandan sanayi ve hizmetler alanlarındaki diğer sektörlerle ilişkisi düşünüldüğünde tarımın öneminin daha da arttığına dikkati çekti. Özilhan konuşmasında gıdada arz güvenliği sorununa da değindi. Sürdürülebilir üretimin, kaynaklara olan ihtiyacı en aza indirgeyen teknoloji seçimlerini gerektirdiğine işaret eden Özilhan, şunları kaydetti: “Tarımın temel girdilerinden biri olan suyun verimli kullanımına imkan sağlayacak tekniklere ağırlık verilmesi ve su kaynaklarının korunması bu kapsamda öne çıkan hususlardan biridir. Sektör için hayati önem arz eden bu konunun 10. Kalkınma Planı kapsamındaki Öncelikli Dönüşüm Programları’na da dahil edilmiş olması mutluluk vericidir. 2023 yılı hedefleri

dahilinde tarımsal GSYH’mızın 150 milyar dolar düzeyine, bir başka deyişle iki katına çıkarılması, tarım sektörü ihracatımızın ise yaklaşık yüzde 160’lık bir artışla 40 milyar dolar düzeyine ulaştırılması öngörülmektedir. Bu hedefleri yürekten destekliyoruz. Ancak söz konusu hedeflere ulaşmak daha rekabetçi bir tarım sektörüyle mümkün olacaktır.” Zafer Ali Yavan ise konuşmasında, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (Transatlantic Trade and Investment Partnership-TTİP) Anlaşması’nın tarım sektörü için de önemli olduğunu vurguladı. Yavan, TTİP’in muhatapları Avrupa Birliği (AB) ve ABD’nin dünya üretiminin yüzde 60’ını, ürün ticaretinin yüzde 33’ünü karşıladığını dile getirdi. Yavan, “AB ile Gümrük Birliği bağı olan, ABD ile 20 milyar dolar ticareti bulunan ülkemizin konuyu yakından takip etmesi, anlaşma ve görüşmelerde yer almayı talep etmesi doğaldır. Öte yandan tartışmaların somut bir zeminde yürümesi adına bir etki analizi çalışmasının zamanlıca yapılmasının kıymetli katkılar


sunacağını vurgulamalıyım.” dedi. Yavan, şöyle devam etti: “Tüm bu olaylar karşısında ülkemizin bu sektörde rekabet gücünü korumaya ve geliştirmeye yönelik politikaların geliştirilmesi bütüncül bir anlayışı gerektirmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü çalışması böylesi bir anlayış dahilinde hazırlanmış olup bu alanda uygulamalara ve tartışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.” Konferansta “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Rekabet Gücü” başlıklı çalışmanın temel bulguları sunuldu. Çalışmada, çiftçinin refahının artmasının sanayinin rekabet gücünün artmasında en

önemli göstergelerinden biri olduğu sonucu çıkarken, çiftçinin refahının artması için kırsal kalkınmanın kilit önem taşıdığı, bu kilidi açacak anahtarın ise tarım olduğu ifade edildi. Uluslararası rekabet gücünün sürdürülebilir olması için toprak, su gibi özvarlıkların korunmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapılan çalışmada, iklim değişikliği, gıda güvenliği, aşırı kentleşme, ulaşım altyapısı ve sanayileşme için tarım arazilerinin azalıyor olmasının gıda güvenliği ve rekabet gücü açısından büyük tehdit yarattığı anlatıldı. Konferansta, “G20 Dönem Başkanlığı, Gıda Güvenliği ve

Rekabet Gücü” konulu özel bir oturum gerçekleştirildi. Başkanlığını TÜSİAD Tarım ve Tarıma Dayalı Sanayiler Çalışma Grubu Başkanı Metin Akman’ın oturumda, T.C. Kalkınma Bakanlığı Tarım Dairesi Başkanı Taylan Kıymaz, AB Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma İkili İlişkilerden Sorumlu Direktörü John Clarke, Avrupa Çiftçileri ve Tarım Kooperatifleri Birliği Genel Sekreteri Pekka Pesonen yer aldı. Kapsamlı bir içerikli çeşitli alanlarda hazırlanan raporun Bitki ve Hayvan Sağlığı ile Gıda Güvenilirliği bölümlerinde mikro politika önerileri sıralandı.

Bitki ve hayvan sağlığına ilişkin mikro politika ve reform önerileri: 1. Bitki sağlığı ve tohumculuk kapsamında biyo çeşitlilik bakımından AR-GE ve inovasyon faaliyetlerine ağırlık verilmelidir. 2. Bitki ürünlerinin sağlığına yönelik eğitim-tanıtım çalışmaları yaygınlaştırılmalı ve teşvik edilmelidir. 3. Bitki ve çevre sağlığının temini bakımından mevzuatın uygulanabilmesi ve denetlenebilmesi için nicel ve nitelikli kadroların her aşamada etkin şekilde çalışması gerekmektedir. 4. Hayvan hastalıkları bakımından, hastalık şüphesi ya da ölü hayvan bildirimleri ile hastalıkların çiftçiler tarafından yayılma riskini azaltabilecek önlemler artırılmalıdır. Bu kapsamda örneğin, çiftçiler arasında farkındalık yaratıcı programlar uygulanması ve çiftçilerin Bakanlık personeli ve TARSIM personeli tarafından düzenli olarak eğitilmesi üzerinde durulabilir.

Gıda güvenilirliğine yönelik mikro politika önerileri: 1. Bağımsız bir kuruluş olarak “Ulusal Gıda Bilgi ve İletişim Komitesi” oluşturulmalıdır. 2. Gıda güvenilirliği konusundaki denetim sayısı ve kalitesinin artması için yeminli gıda müfettişlik sisteminin yaratılması ve bu sistemin denetlenmesi nicel ve nitelik yeterliliğin sağlanması açısından göz ardı edilmemelidir.

5. Hayvanların kimliklendirilmesi ve hareketlerinin kontrolü sistemi etkin biçimde uygulanmalıdır.

3. Gıda güvenliği, güvenilirliği, sürdürülebilirlik perspektifinde, gıda, tarım ve hayvancılık ürünlerine yönelik uluslararası kalite, standart ve dokümantasyonla alakalı hareket alanının belirlenmesi ve Türkiye yararına uzun vadeli stratejiler geliştirilmesi gereklidir (AB müktesebatı ve Gümrük Birliği, Serbest Ticaret Anlaşmaları, TTIP).

6. Her türlü hijyenik koşulun sağlanması adına hayvan hastalıklarına karşı düzenli aşılamalar devam etmelidir. Bölgelerde hayvan hastalıklarını engelleyici her türlü hijyenik koşulun sağlandığını temin etmek amacıyla da denetimler sıklaştırılmalıdır.

4. Türkiye’nin uluslararası alanda takipçiliği ve katılımının devamı bakımından, ihracat ve ithalat potansiyelinin yüksek olduğu ülkeler öncelikli olmak üzere, büyükelçiliklerdeki Tarım Ataşe kadroları fiilen çalışır hale getirilmelidir.

7. Benzer şekilde, hayvanların nakliyesinde ve kesiminde uluslararası kabul görmüş hayvan refahı koşulları uygulanmalı, mevzuat ve idare kapasitesi bu yönde geliştirilerek denetimler artırılmalıdır.

5. Gıda güvenilirliğine dair sorunların eğitim yoluyla önlenebilmesi amacıyla, ilköğretim okulları ve liselerdeki derslerde gıda güvenilirliğine dair bilgiler verilmelidir. Tüketicinin doğru bilgilendirilmesi amacıyla GTHB tarafından yürütülen çalışmaların yaygınlaştırılması ciddi önemdedir. Bu uygulamalar, üniversiteler, kamu kurumları ve sektörel dernekler ile işbirliği içerisinde yürütülmelidir.

8. Bitkisel üretimde entegre mücadele, biyolojik/ biyoteknik mücadele, tahmin ve uyarı sistemleri konularında AR-GE, ürün geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmalarına hız verilmeli, kamu-özel sektör işbirliği teşvik edilmelidir.

ETBİR I KIRMIZI 37


PANEL

Ankara Üniversitesi’nden

Gıdada Bilgi Kirliliği ve Bilimsel Gerçekler Paneli Ankara Üniversitesi’nce düzenlenen panelde besleyici değeri yüzyıllardır bilinen et, süt, yumurta ve yoğurt gibi gıdalar hakkındaki yanlış bilgilendirmelerin, ülkemizde zaten yetersiz ve dengesiz beslenme alışkanlığı olan halkımızın daha fazla beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalmasına zemin hazırladığı vurgulandı.

A

nkara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü tarafından düzenlenen “Gıdada Bilgi Kirliliği ve Bilimsel Gerçekler” toplantısı, Rektörlük 100. Yıl Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık; medyada gıda konusundaki bilgi kirliliğine dikkat çekerek, gereksiz ve yanlış bilgilerle “bilgi obezitesi” olan toplumun, bilimi temel alan “bilgi diyetine” ihtiyacı olduğunu vurguladı. Günümüzde medya aracılığı ile istenilen bilgiye istenilen zamanda ulaşabildiğini belirten Prof. Dr. Artık, “Kuşkusuz bilgiye bu kadar kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmak zamanın verimli kullanılması açısından çok önemli bir rahatlıktır. Ancak bunun yanında, yanıltıcı birçok bilginin kitlelere ulaşması da hem

38 ETBİR I KIRMIZI

tehlike doğurmakta hem de bilgi obezitesine yol açmaktadır.” dedi. Besleyici değeri yüzyıllardır bilinen et, süt, yumurta ve yoğurt gibi gıdalar hakkındaki yanlış bilgilendirmelerin, ülkemizde zaten yetersiz ve dengesiz beslenme alışkanlığı olan halkımızın daha fazla beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalmasına zemin hazırladığını vurgulayan Prof. Dr. Artık, bu nedenle medyaya, sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere büyük görevler düştüğünü ifade etti.

“Kirlilik bütün alanlara yayılmış durumda” “En önemli kirlilik bilgi kirliliğidir” diyen Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de açış konuşmasında şunları vurguladı: Gıda ile ilgili bilmeden,

araştırmadan, konunun uzmanı olmadan konuşan çok. Çünkü bilgi teknolojileri hızla büyüyor ve bu araçlarla bilgi yanıltması yapan önemli bir kesim karşımıza çıkıyor. Bu yüzyıl bir pazarlama yüzyılı. Bu pazarın temelini de bilgi, bilişim ve iletişim oluşturuyor. Ama en önemli yönetim, algı yönetimidir. Algıyı yönetmezseniz daha ilk adımda kaybediyorsunuz demektir. Toplumumuz da araştırma sorgulama çabasına girmeden duyduklarıyla hayatını idame ettiriyor ve bunu yayıyor. Gıda çok önemli bir unsur ve güvenli gıdaya mutlak ulaşmamız lazım. Bu bağlamda üniversite, STK, kamu yöneticileri, siyasetçilere ve yerel yönetimlere büyük iş düşüyor. Yanlış algı ve yanlış bilgiye karşı bilimsel silahlarımızı ortaya çıkarmalıyız. Bu da doğru bilgiyi paylaşmakla gerçekleşir.”


“Doğru bilgiyi tüketiciye ulaştırmamız lazım” Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil de konuşmasında gıdada yanlış ve kasıtlı haberlerin sıkça medyada yer aldığını kaydetti. Kamu olarak pek çok konuda her türlü eleştiriye açık olduklarını ifade eden Pakdil, “Ama biri çıkıp, bir tavuk günde 3 kere yumurtlatılıyor diyorsa, kimse kusura bakmasın buna saygı duyamayız. Böyle bir şey olamaz. Aklımıza bunun kasıtlı yapıldığı düşüncesi geliyor. Buna medyanın da izin vermemesi lazım. İnsanların yediği içtiği ile kavgalı hale getirilmesi doğru değil.” dedi. “Gıdalar üzerindeki haksız algıları tersine çevirecek bir çaba içerisinde olmamız gerekiyor” diyen Pakdil, bu noktada doğru bir strateji geliştirilmesi ve doğru bilginin tüketiciye ulaştırılmasının önemli olduğunu belirtti. Açış konuşmalarının ardından Dr. Nihat Pakdil moderatörlüğünde bir panel gerçekleştirildi. Panele; ASÜD Genel Sekreteri Dr. İsmail Mert, BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca, SET-BİR Başkanı Zeki Ilgaz, A.Ü. Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Hakan Akbulut, Gazeteci Yazar Ahmet Dirican ve Prof. Dr. Nevzat Artık katıldı.

“Ortak akılda buluşmalı ve harekete geçmeliyiz” Konuşmasına AB, dünya ve Türkiye’de sanayiye giden süt verileri ve karşılaştırmasıyla başlayan Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği

(ASÜD) Genel Sekreteri Dr. İsmail Mert, dünyada üretilen çiğ sütün ortalama yüzde 54’ünün sanayiye gittiğini Türkiye’de ise sanayiye giden süt oranının yüzde 43’lerde kaldığını söyledi. AB’de sanayiye giden süt oranının yüzde 95, ABD’de ise yüzde 99 olduğuna dikkat çekti. İsmail Mert, sanayiye gitmeyen sütlerin merdivenaltı işlendiğini ve böylece nerede nasıl üretildiği belli olmayan sağlıksız ürünlerin tüketiciye ulaştığını kaydetti. Gıda sağlık ilişkisine ilişkin haberlerin hemen her gün medyada yer aldığını vurgulayan Mert, “Bilim dışı değerlendirmeler çok bileşenli bir sağlık konusu olan gıda güvenliğinde öncelikleri değiştirip toplumun dikkatini gerçek risklerden uzaklaştırdığı için toplum sağlığına zarar vermektedir.” dedi. Gıda konusunda gerçek ile algı arasında fark olduğunu da kaydeden Mert, olumsuz, yanlış ve kasıtlı haberlere karşı ASÜD olarak aksiyon aldıklarını belirterek; hem sektörün hem de tüketicinin zarar görmemesi için ortak akılda buluşulması ve bir an önce harekete geçilmesi çağrısında bulundu.

“Gıdalar ve kanser gelişimi arasında bağlantı yok” Medyada sıkça yer bulan gıda ve kanser ilişkisi üzerine bir sunum yapan A.Ü. Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Hakan Akbulut ise bugüne kadar alkol dışında yiyeceklerle kanser gelişimi hakkında bir bağlantı gösterilemediğini belirtti.

Prof. Dr. Akbulut, gıdalar ve kanser ilişkisi konusunda yanlış bilinenlere de değindi: “Kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerini normalden fazla tüketenlerde barsak ve mide kanseri riski daha sık görülmekte. Ancak bu, et ve işlenmiş et ürünlerinin kansere yol açtığını göstermez. Ayrıca Et tüketiminin ülkemizde normale göre az olduğu bilinmekte. Bununla birlikte Mangal, barbekü ve ızgara, kanser riski açısından en sağlıksız pişirme şeklidir. Bu şekilde pişirilen ürünlerde, kanser yapan kimyasal maddeler meydana gelir. Katkı maddeleri de sıkça suçlanmakta. Gıdalara eklenen katkı maddelerinin yasal olarak kullanılmasına izin verilen dozlarda kanser riskini arttırdığını gösteren bir kanıt yoktur. Bunlarla ilgili sürekli araştırmalar yapılmaktadır. Burada önemli olan, denetlemedir. Gıdalara dayanıklılığı arttırmak amacıyla değişik katkı maddeleri eklenmektedir. Bunların hepsinin zararlı olduğu söylenemez. Örneğin, besinlerde zararlı mikroorganizmalar küf vb. mantarların üremesini engelleyen katkı maddeleri, gerçekte kansere karşı koruma sağlamaktadır. Obezite ve alkol dışında diyetin kanser riskini kesin azalttığını gösteren spesifik bir kanıt yoktur. Fakat sağlıklı bir diyet, kanser riskini ve kalp hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalık riskini azaltabilir.” Panel konuşmacılarından Gazeteci-Yazar Ahmet Dirican da haberlerin üretim sürecini ve bu süreçte karşılaşılan zorlukları anlattı.

ETBİR I KIRMIZI 39


KONGRE

Besi Hayvancılığı ve Teknolojileri Zirvesi

Afyon’da yapıldı Ulusal Büyükbaş ve Küçükbaş Besi Hayvancılığı ve Teknolojileri Canlı Hayvan Borsası Zirvesi, 19-22 Kasım 2014 tarihinde Afyonkarahisar’da düzenlendi. Afyonkarahisar Valiliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Afyon Ticaret Borsası işbirliği ile düzenlenen zirvede hayvancılık sektörü masaya yatırıldı.

U

lusal Büyükbaş ve Küçükbaş Besi Hayvancılığı ve Teknolojileri Zirvesinin açılış törenine Afyonkarahisar Vali Vekili Ali Osman İşşen, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, İGM Başkanı Salih Sel, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı ve Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz, Et ve Süt Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Sadık Küçükgünay, Afyon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mühsürler, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Hüseyin Arap, besi hayvancılığı alanında hizmet veren sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile et ve et ürünleri üreten firmaların yetkilileri katıldı. Kasım ayında Afyon’da gerçekleştirilen zirvenin ilk oturumuna Vali Vekili Ali Osman İşşen, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, İGM Başkanı Salih Sel, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkan Yardımcısı ve Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz, Ticaret Borsası Yönetim Kurulu

40 ETBİR I KIRMIZI

Başkanı Mehmet Mühsürler, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Hüseyin Arap, besi hayvancılığı alanında hizmet veren sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile et ve et ürünleri üreten firmaların yetkilileri katıldılar.

“Başarı hedefe ulaşabilmektir” Toplantının açılış konuşmasını yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Hüseyin Arap, zirvenin amacının Afyonkarahisar küçükbaş ve büyükbaş sektörünün verimini artırmak ve ilimizdeki söz konusu sektörün sürdürebilirliğini sağlamak olduğunu belirterek, besi hayvancılığı ve et üretiminde çiftlikten sofraya kadar yeni gelişim, atılımları ve değişimi yakalamak için toplandıklarını söyledi. İlimizde mevcut olan büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanların sayıları ile bunları kırmızı ve beyaz et potansiyelleri hakkında detaylı konuşan Arap, sucuk, süt ve kaymak gibi ürünlerin yıllık üretim skalaları hakkında rakamsal bilgiler verdi. Başarı hedefe ulaşabilmektir diyerek sözlerine devam eden

Arap, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü olarak belirledikleri hedefleri, planları ve çalışmaları hakkında bilgiler verirken, et ve süt ürünlerinin üretim aşamalarında gerekli denetimleri yaparak insanların sağlıklarını olumsuz yönde etkileyecek etmenlerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Çalışma ve faaliyetlerde takip, kontrol ve ölçülebilirlik konularına önem verdiklerini belirten Arap, teknolojiyle bütünleşmiş bir biçimde tüm üreticileri ve üretimde etken olan her bölümü yakından takip ettiklerini belirtti. Tarım alanında da üreticilere üretimi artırmak anlamında destek olduklarını ve ilimizde Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü olarak yapılan çalışmalar doğrultusunda İlimiz Tarımsal Üretiminin Ülke Ekonomisine katkısı 2011 yılında 3,2 2012 yılında 3,3 ve 2013 3,7 milyar olduğuna dikkat çeken Arap, bu oranm giderek artacağına inandığını ve şu anda yapmış oldukları zirvenin bu doğrultuda önemli gelişmelere vesile olacağını ve zirvenin ilimiz için hayırlı olması temennisinde bulundu.


“Canlı Hayvan Borsası ülkemiz için büyük önem taşıyor” Afyonkarahisar Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Mühsürler ise toplantıdaki konuşmasında şunları söyledi; “ Borsamızın ülkemize yön vereceğini düşündüğümüz canlı hayvan borsası yatırımları devam etmektedir. Çok yakında faaliyete geçireceğiz. Bu nedenle zirvemizce bir diğer önemli amacı ise borsamız tarafından yapılmakta olan canlı hayvan borsamızın ülke genelinde tanıtımını ve hayvancılık sorunlarının yetkililer kontrolünde çözümlerin tartışılması sağlanmaktadır. Bizde canlı hayvan sektöründe arz, talep belgesini sağlıklı bir şekilde sağlayacak olan canlı hayvan borsaları sektörün sıkıntılarına bir nebzede olsa çözüm olacaktır. Alıcı ve satıcının gerçek anlamda karşı karşıya olacağı ve piyasa fiyatının oluşmasını sağlayacak bu sistemin Ticaret Borsaları tarafından yürütülmesi gerektiği inancındayız. 1920Tİ yıllardan bu yana Avrupa’da uygulanan bu sistem ülkemiz hayvancılığı için büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle bu sistemin iyi anlatılması ve desteklenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte 2 gün boyunca ülkemizin Besi, hayvancılığı sorunları masaya yatırılacak ve Bakanlığımız yetkilileri, değerli hocalarımız, sektör yetkilileri ve ilgili sivil toplum kuruluşu temsilcileri tarafından değerlendirilerek 3 farklı komiteye ait görüş bildirileri kamuoyuna aktarılacaktır. Zirvenin amacına ulaşması dileğiyle katkı veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum” dedi.

“Hayvancılık Türkiye ekonomisi bakımından oldukça önemli bir sektördür” Açılış konuşmalarında söz alan Vali Vekili Ali Osman İşşen; “Besi hayvancılığının en önemli merkezi olan Afyonkarahisar’da 19-22 Kasım 2014 tarihleri arasında BüyükbaşKüçükbaş Besi Hayvancılığı ve Teknolojileri, Canlı Hayvan Borsası Zirvesi gerçekleşecek olması İlimiz kazanımları açısından büyük önem arz etmektedir. Türkiye’de ilk defa düzenlenecek olan böyle bir zirveye ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşamaktayız. Hayvancılık Türkiye ekonomisi bakımından oldukça önemli bir sektördür. Türkiye’de ilk olan süt takip sistemi ve kesimhanelerin kamera izlenmesi sistemi gibi çalışmalar İl Müdürlüğümüzce yapılmış olup bu çalışmalar Afyonkarahisar ilimize ayrıca katkı sağlamıştır. Özellikle büyükbaş hayvan konusunda, hayvan materyalini iyileştirmek ve daha yüksek verimli bir hayvan varlığı oluşturmak amacıyla birçok çalışma ve uygulama yapılmaktadır. Ülkemiz ve İlimiz hayvancılığı açısından sorunlara yönelik çözümler üretmek büyük önem arz etmektedir. Zirvede, sürü yönetimi, hayvan sağlığı, beslenmesi ve refahı komitesi, kaliteli et üretimi ve işleme teknolojileri komitesi ve besi hayvanları pazarlama politikası ve canlı hayvan borsaları komitesi oluşturulmuştur, ilimizde düzenlenen bu zirvenin yetiştiricilerimize ve ülkemiz hayvancılığına yararlı olmasını diliyor, Afyonkarahisari büyütecek geliştirecek ve kalkındıracak

çalışmalarımızda birlik ve beraberlik ruhuyla hareket eden emeği geçen herkese teşekkür eder, değerli üreticilerimize sağlık, bol kazanç ve başarılar dilerim “dedi. Zirve kapsamında ‘Besi Hayvanları Pazarlama Politikası ve Canlı Hayvan Borsaları’, ‘Çiftlik Yönetimi, Hayvan Sağlığı ve Refahı’ ve ‘Kaliteli Kırmızı Et Üretimi ve İşleme Teknolojileri’ komitelerinin gerçekleştirdiği çalıştaylar, sonuç bildirgelerinin açıklanmasıyla sonuçlandırıldı. Zirvenin kapanış konuşmasını yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat PAKDİL, hayvancılıkta başarı için gerekli koşullardan iklim ve mera varlığındaki sorunların altını çizerek, buna karşın sağlanan gelişmelerden bahsetti. Bakanlık tarafından 2015 yılından itibaren düzenlenecek sektör toplantılarında, zirveye ait sonuç bildirgelerinin de mutlaka değerlendirileceğini kaydeden Müsteşar Yardımcısı Pakdil, Et ve Süt Kurumunun yeniden yapılanması ve yeni ana statüsünün eylül ayında yayınlanması ile Kurumun etkinliğinin artacağını dile getirdi. Zirve kapsamında, Edirne ve Sakarya Ticaret Borsalarından sonra canlı hayvan satış salonu ile sektörün gelişimine ivme sağlaması beklenen Türkiye’nin en büyük canlı hayvan borsası olmaya aday Afyonkarahisar Borsası tesisleri ziyaret edildi. Organize Sanayi Bölgesi ve Beyyazı Beldesi arasında yaklaşık 350 bin metrekare alanda inşaası devam eden tesislerin yatırım bedelinin 15 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor.

ETBİR I KIRMIZI 41


GÖRÜŞ

Halk sağlığının korunmasında geri bir adım;

Taşeronlaşmış Veteriner Hekim 5996 sayılı kanunla gelen gıda güvenilirliği alanında en önemli yeniliklerinden bir tanesi de “resmi veteriner hekim” veya “yetkilendirilmiş veteriner” düzenlemeleridir. İnsan sağlığı açısında önemli olan muayene hizmetlerin etkiden ve çıkar ilişkisinden uzak, tarafsız, şeffaf, uygun sıklıkta yapılması ve kanunun verdiği idari ve cezai yaptırımları uygulaması önem arz etmektedir. Hüseyin DEDE Uzman Veteriner Hekim

A

B ye uyum sürecinde yürürlüğe konulan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu veteriner hizmetleri gıda tarım ve hayvancılık konularında birçok yenilik getirmiştir. Gıda güvenilirliği alanında en önemli yeniliklerinden bir tanesi de “resmi veteriner hekim” veya “yetkilendirilmiş veteriner” düzenlemeleridir. Bu düzenlemeler AB’nin EC: 854-2004

42 ETBİR I KIRMIZI

sayılı hayvansal kökenli gıdaların resmi kontrollerine ilişkin direktifine uygun hazırlanmaya çalışılmıştır. Bu direktifteki “resmi veteriner hekim”, “Onaylı veteriner hekim” kavramları aynı doğrultudadır. Bu düzenlemelerin detayları Hayvansal Gıdaların Resmi Kontrollerine İlişkin Özel Kuralları Belirleyen Yönetmelikte yer almaktadır. Gıda güvenilirliğinin sağlanması için çiftlikten başlanarak çatalın ucuna gelinceye kadar bir dizi tedbirin alınmasını gerekmektedir. Diğer bir ifade ile; hayvana verilen

yem, tedavide kullanılan ilaçlar, barınma şartları, mezbaha öncesi ve sonrası muayene, parçalama şartları, ürün haline getirilirken uyulması gereken teknik ve hijyenik şartlar, satış yerinin uygun olması vb. tedbirlerdir. Ancak kesim öncesi, kesim sonrası ve parçalama işlemlerindeki muayene gıda güvenilirliğinin omurgasını oluşturmaktadır. Çünkü hayvanlarla insanlar arasında 200’e yakın ortak hastalık mevcut olup bunların bir kısmı direk temasla bir kısmı hayvansal ürünler vasıtası


ile bulaşabilmektedir. ABD de bulunan CDC’nin (Hastalık Kontrol Merkezi) çalışmalarına göre insan sağlığını tehdit eden ve enfeksiyonlara yol açan toplam mikroorganizma sayısının 1415 olduğu bunların %61’inin, yani 868 adedinin zoonotik (hayvanlarla insanlar arasında ortak) karakter taşıdığı, bu mikroorganizmaların da %33’nün insanlara, daha sonra da insandan insana bulaştığı ortaya konulmuştur. Bu nedenlerden dolayı bu hizmetlerin yetkili otoriteye adına hareket edecek ve maaşını da yetkili otoritede alan tarafsız, dışarıda gelecek etkilerden ve çıkar ilişkilerinden uzak bir personel ve yardımcısı tarafından yapılması öngörülmüştür. Düzenleme belediye mezbahalarında çalışan memur olan veteriner hekimleri bile uygun görmemektedir. Bunun nedeni; her ne kadar memur da olsa maaşını belediyede aldığı için görevini yaparken bazı telkin ve etkilere açık olması ihtimalidir. İnsan sağlığı açısında önemli bu hizmetlerin etkiden ve çıkar ilişkisinden uzak tarafsız, şeffaf, uygun sıklıkta, yapılması ve kanunun verdiği idari ve cezai yaptırımları uygulaması önem arz etmektedir. 5996 sayılı kanun ve bu konudaki yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra bir bocalama dönemi geçirilmiş bilahare bakanlık kendi bünyesinde istihdam ettiği veteriner hekimleri kesim ve parçalama yerlerinde görevlendirmeye başlamıştır. Kendi bünyesindeki veteriner hekim sayısının yetersiz olması nedeniyle bazı illerde bu eksiğini hizmet alımı şeklinde ihale mevzuatı ile gidermeye başlamıştır. Yöntem olarak; il müdürlükleri ihtiyaç duydukları sayıda veteriner hekimi yeterliliği olan kişi ve kurumlardan ihale yöntemi ile karşılamaya çalışmışlardır. İhaleye katılma şartı olarak sadece personel çalıştırma yeterliliği aranmaktadır. Bu da daha çok temizlik, güvenlik vb. işi yapan kurumlarca karşılanmaktadır. İhaleyi kazanan kişi ve kuruluşlar veteriner hekimlerle iş akdi

yaparak kesim ve parçalama yerlerinde görevlendirmektedirler. Bu uygulama ile yetkilendirilmiş veteriner hekim iş güvencesi olmayan maaşını taşeronda alan her türlü etkiye açık “taşeronlaştırılmış veteriner hekim” şekline getirilmektedir. Böyle görevlendirilen veteriner hekimin idari ve cezai yetkisi de bulunmamaktadır. 5996 sayılı kanuna göre bu görevler asli ve sürekli görevlerdir. Anayasanın 128. maddesi kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler memurlar eliyle yürütüleceğini hüküm altına almaktadır. Belediye mezbahasında kontrol yapan memur veteriner hekimin bile kabul

edilmediği bir durumda taşerona bağlı veteriner hekimle halk sağlığının nasıl koruyacağı merak konusudur. Yeni bir düzenleme olduğu için çözüm buluncaya kadar geçici olarak kabul edilen bu yöntemin kalıcı hale getirilmesi halk sağlığı için büyük bir tehdit oluşturacağı açıktır. Bunun doğrusu; AB müktesebatı ve ulusal mevzuatın gereklerine uygun olarak bakanlığın kendi bünyesinde istihdam ettiği veteriner hekimlerce yapmasıdır. Bunun yolu da Bakanlığın, bazı meslek lobilerinin direncini kırması ve gerekçelerini Maliye Bakanlığı’na iyi anlatarak, ihtiyaç duyduğu veteriner hekim kadrolarını almasıdır.

ETBİR I KIRMIZI 43


YARIŞMA

Genel Birincilik Ödülü: İlhan TURAN

Tarım ve İnsan

Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bu yıl 6. kez düzenlediği “Tarım ve İnsan” temalı fotoğraf yarışması giderek büyüyen bir ilgiyle gerçekleşti. Değerlendirmeye alınan 1653 eserden 19’u çeşitli kategorilerde ödüle layık görüldü.

G

ıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ile Denizbank işbirliğinde bu yıl 6.’sı düzenlenen Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması’na 569 katılımcı, 2 bin 552 eser ile katıldı. Devlet Sanatçısı Ozan Sağdıç, Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Arslan Güven, Denizbank Kültür Sanat Danışmanı Perihan Yücel ve Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanı Halil İbrahim Gül’den oluşan Seçici Kurul; yoğun bir çalışma

44 ETBİR I KIRMIZI

temposuyla değerlendirmeye alınan 1653 eserden ödül alan ve dereceye giren eserleri belirledi. Seçici Kurul herkesin katılımına açık olan Genel, Çiftçi, Aile Çiftçiliği teması kategorilerinin yanında, belirli katılımcılara açık olan Öğrenci, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çalışanları ve DenizBank çalışanları olmak üzere 6 farklı kategoride dereceye giren eserleri tespit etti. 2009’dan bu yana düzenlenen yarışmada, toprağın ve tarımın

önemi konusunda sosyal ve bireysel duyarlılığın geliştirilmesi amaçlanıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün önerisi üzerine 2014 yılı Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı olarak ilan edilmesiyle, açlık ve yoksullukla mücadele, doğal kaynakların korunması ve kırsal kalkınmanın etkin bir parçası olduğu vurgulanan “Aile Çiftçiliği”, bu yıl tematik kategori olarak belirlendi.


Genel Birincilik Ödülü: Akif ÖZTOPRAK

Yarışmada ilk üç ve diğer 6 kategoride dereceye giren eserlerin sahipleri ve ödülleri şöyle sıralandı; • Genel Birincilik Ödülü: İlhan TURAN, Akif ÖZTOPRAK • Genel İkincilik Ödülü: Kemal ÖZKILIÇ, Sare KURAL • Genel Üçüncülük Ödülü: Caner BAŞER, Çetin ALKILIÇ • Denizbank Özel Teşvik Ödülü: Kadir REMZİ ERTEN, Yakup YENER • Çiftçi Üretici Ödülü: Kemal Kenan USTAOĞLU, Sabri ALTUN

Genel İkincilik Ödülü: Kemal ÖZKILIÇ

• Aile Çiftçiliği Ödülü: Fuat YETKİN, Zeki YAVUZAK • Öğrenci Ödülü: Hasan ZER, Necati Enes MİLETLİ • GTHB Çalışanları Ödülü: Dursun Ali AKPINAR, Hatice AKYOL • Denizbank Çalışanları Ödülü: Hüseyin UYSAL, Mehmet Ali ŞENGÜL, Mesut SARAÇ

Genel İkincilik Ödülü: Sare KURAL

ETBİR I KIRMIZI 45


YARIŞMA

Genel Üçüncülük Ödülü: Çetin ALKILIÇ

Genel Üçüncülük Ödülü: Caner BAŞER

Çiftçi Üretici ödülü: Sabri ALTUN

Çiftçi Üretici ödülü: Kemal Kenan USTAOĞLU

Aile Çiftçiliği Ödülü: Zeki YAVUZAK

Aile Çiftçiliği Ödülü: Fuat YETKİN

Öğrenci Ödülü: Necati Enes MİLETLİ

Öğrenci Ödülü: Hasan ZER

46 ETBİR I KIRMIZI


ETBİR I KIRMIZI 47


TEKNO HABER

Otomatikleştirilmiş

katma değer

Edeka’nın entegre tam çözümünde; et ve et ürünlerinin mal girişi, parçalaması, üretim planlaması ve yönetimi, paketlenmesi ve fiyatlandırması, depo işlemleri, sevkiyata hazırlama, malzeme arabalarının yönetimi ve sevkiyatı, CSB tarafından yönetiliyor.

E

deka Südwest Fleisch GmbH, Almanya’nın Rheinstetten şehrinde Avrupa’nın en modern ve yenilikçi tesislerinden birini açtı. Ayırt edici özellikler ve başarı faktörü bir arada yüksek otomasyon derecesi ve yüksek randımanı getirdi. En modern ekipman ve makineler ve optimum proses zincirleriyle, 1.250 Edeka marketine günlük 650 ton yüksek kalitede et ve et ürününün sevkiyatı sağlanıyor. Edeka diğer et entegre tesislerinde de olduğu gibi tüm işletmeyi kapsayabilen CSB-System AG sektörel yazılımında karar kıldı. Yeni işletmede entegre tam çözüm; Et ve et ürünlerinin mal girişi, parçalaması, üretim planlaması ve yönetimi, paketlenmesi ve fiyatlandırması, depo işlemleri, sevkiyata hazırlama, malzeme arabalarının yönetimi ve sevkiyatı, CSB tarafından yönetilir.

48 ETBİR I KIRMIZI

Mal girişi - Karkas Karkaslar özel bir donanım ve yazılıma sahip CSB-Meater’da tam otomatik olarak, el değmeden sınıflandırılır. Özel kameralar karkasların yapılarını kaydeder ve ölçüm sonuçlarına göre çeşitli kalite sınıflarına ayırır, kanca ile hatlı depoya alınması da yazılım tarafından gerçekleştirilir.

Parçalama Altı karkas parçalama hattı ve 2 parça et parçalama hattı ile parçalama başlar. Bu bölümde: 4.000 civarı karkas ve 400 kıymetli et parçası bir vardiyada parçalanır. Üretim aşamalarının mevcut durumu ve talebe göre karkas gereksinimi otomatik belirlenir. Bu değer mevcut satış/sevkiyat verilerine dayanarak CSB-System üzerinden ilgili gün için olası ürün satışı olarak hesaplanır. “Parçalama

yapılandırması” çerçevesinde herhangi bir üründen limitlerin altına düşülürse, bir tedarik planı ve Make-or-Buy (üret veya satın al) kararı oluşturulur. Kasalar konveyörlerde, barkodları okuyuculardan geçip, parçalamada kurulu 8 adet CSB kayıt ve bilgi noktalarına aktarılır. Kasalar bilgi noktalarına geldiğinde tartılıp; Ürün, ağırlık ve kasa numarası eşleştirilir.

Et ürünleri (Sucuk, sosis):

Üretim, paketleme ve fiyatlandırma CSB-Rack’de karışım düzenlemesi kapsamında sistem her bir ürün için tam doğru reçeteyi verir. Burada kullanılan makineler için teknolojik talimatlar da bulunur. Ayrıca gerekli hammaddeler otomatik olarak silolardan talep edilir. Bu sayede hamurun daima en uygun koşullarda üretilmesi ve


ürünlerin kalitesinin daima sabit kalması da sağlanmış olur. Hazırlanan hamur için CSBSystem, tüm gerçek karışım bilgileri ile kaydını oluşturur, etiket basımını gerçekleştirir. Paketleme hattında ürünler yazılım yönetimli olarak paketlenir, tartılır ve fiyatlandırılır. Burada da her hattın sonunda, CSB-System tarafından özet bir şekilde ürün bilgileri, müşteri numarası, fiyat, SKT ve lot numarası gibi verilere anında erişim sağlayan, bilgi kabinleri (CSB-Rack) bulunur.

Yüksek raf deposu / Palet değişikliği / High Dynamic Storage Firmada kurulu 3.500palet kapasiteli yüksek raf deposunun yönetimi CSB depo yönetim modülündedir. Yazılım tüm depo giriş/çıkış proseslerini, raf yerleştirme ekipmanları ve taşıma sistemlerini, yönetir. Ayrıca CSB-System müşteri siparişlerini kontrol ederek 50.000 palet kapasiteli “High Dynamic Storage”a aktarılacak ürün miktarlarını hesaplar.

terminalleri ile kağıtsız olarak yapılır. Her toplama başlangıcında, toplanacak ürünlerin gireceği, kasanın barkodu okutulur, ürün kalemleri toplanır. Yanıp sönen lambalar hangi kasada ürünün bulunduğunu gösterir. Verimlilik ve üretim miktarı yüksek bir düzeyde kalırken, toplayıcı başına sıfır hata ile saatte 400-500 kalem ürün toplanır.

Sevkiyata hazırlama

Dağıtım arabalarının doldurulması ve sevkiyat

Müşteri siparişleri temelinde CSB-System’den ürünler, günlük 130.000 civarı sipariş pozisyonuna ve toplamda 100.000 karton kutu kapasiteli, dinamik veya statik sevkiyata hazırlamaya yönlendirilir. CSB-System üzerinden kasalar iş istasyonlarına aktarılır. Burada bir ekranda yazılım hangi miktarda ürün alınacağını ve hangi kasaya aktarılacağını görüntüler. Bu yöntemle tüm sevkiyata hazırlama hatasız ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilir: Her bir çalışan saatte 700 civarı mal toplayabilir. Mal toplama sürecinin onaylanması ve ERP-sistemine geri bildirim ya el terminali ya da iş istasyonuna yerleştirilmiş bir buton üzerinden yapılır. Statik sevkiyata hazırlama 19 mal toplama adasında el

Burada CSB-System 9 istasyonda malzeme arabalarının

doğru doldurulması için gerekli verileri sağlar. Yüklenen ve sevkiyat için hazırlanmış malzeme arabalarına, tüm sipariş verilerini içeren, bir irsaliye kesilir. Sonrasında atandıkları tura göre kamyonlara yüklenir. Kamyonlar GPS-yönetimi ile en uygun rotayl EDEKA-Şubelerine yönlendirilirler.

Kontrol merkezleri Sistemdeki her nokta izlenir ve herhangi bir hata durumunda sarı veya kırmızı lamba yakarak, ilgili birimleri uyarır ve olası arızalara hızlı bir şekilde müdahale edilmiş olur.

ETBİR I KIRMIZI 49


TEKNO HABER

Fıstık sakızından

“Yenilebilir ambalaj” üretildi Gıdaların raf ömrünü uzatmak için kullanılacak olan fıstık sakızlı yenilebilir ambalajla kanatlı ve kırmızı et de daha uzun süre saklayabilecek.

G

aziantep Üniversitesi (GAÜN) Gıda Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Erkmen’in danışmanlığında, Araştırma Görevlisi Aykut Önder Barazi’nin gerçekleştirdiği çalışmayla fıstık sakızından “yenilebilir ambalaj” üretildi. Geliştirdiği ürün hakkında bilgi veren Aykut Önder Barazi, fıstık sakızından üretilen ambalaj malzemesinin 1,5 yıllık çalışmanın ürünü olduğunu söyledi. Fıstık sakızını endüstriyel pazara katabilmek amacıyla yola çıktıklarını belirten Barazi, fıstığın severek tüketildiğini, sakızının ise atık olarak görüldüğünü ifade etti. Fıstık sakızının sağlığa faydası olduğu için bunu endüstriyel pazara

50 ETBİR I KIRMIZI

sunmayı düşündüklerini dile getiren Barazi, “Fıstık sakızının içerdiği elastikiyet ve antimikrobiyaller bizi ambalaj malzemesi üretmeye yöneltti. Yenilebilir film üretim teknolojisini fıstık sakızına uygulayarak, doğal tüketilebilir antimikrobiyal ambalaj malzemesi ürettik. Ürettiğimiz malzeme yenilebiliyor da” dedi.

Gıdaların raf ömrünü uzatacak Fıstık sakızından elde edilen ambalajın uygulama alanının geniş olduğunu ifade ederken, ambalajın her türlü paketleme malzemesi olarak kullanılabileceğini belirten Barazi, bu ürünle bir

paketin iç yüzeyinin kaplanarak antimikrobiyal hale getirilmesinin sağlanabileceğine söyledi. Barazi, “Tavuk ve kırmızı eti bu ambalajla daha uzun süre saklayabilirsiniz. Aroma hapsedebilirsiniz. Fıstığı doğradığınızda aroması uçar ama bu ambalajla kaplandığında aroma hapsolacaktır” dedi. Fıstık sakızlı yenilebilir ambalajın gıdaların raf ömrünü uzatmak için de kullanılabileceği belirtilirken, ürünün patent başvurusu da yapıldı. Ambalaj sektörüne yeni bir ivme kazandırması beklenen ambalajın uluslararası patentin de alınmasının ardından, antimikrobiyal paketleme malzemesi olarak seri üretime geçilecek.


TEKNO HABER

Üç makine, tek gövdede buluştu…

MADO EXTRUDER Patentli parçalama sistemi sayesinde tüm malzemeler hijyenik olarak karıştıran MADO EXTRUDER’ın, mükemmel kesimi ile tam anlamıyla sinirsiz ürün hammaddesi elde ediliyor.

Ü

ÇGE Elektronik A.Ş. distribütörlüklerinden MADO, patentli teknolojiye sahip EXTRUDER Kıyma Makinesi ile gıda üreticilerinin vazgeçilmezleri arasına girecek. Kıyma makinesi, karıştırıcı ve cutter özelliklerine sahip olan makine, tek gövdede tüm bu özellikleri sunarak, üreticiye hem yerden tasarruf sağlıyor, hem de tek makine için elektrik tüketimi yapıldığından aynı kapasitedeki üretimi daha ekonomik hale getiriyor. Üstelik Mado Extruder sahibi olan firmaların, bakım ve servis giderleri de aynı oranda azalıyor. MADO EXTRUDER Kıyma Makinesi, 8 farklı seçeneği ve 5 farklı boyutu ile üreticilerin beğenisine sunuluyor. Tek seferde 1500 litreye kadar işleme kapasitesine sahip olan modelinde, saatte 36 tona kadar et işleyebilmek mümkün. Cihazın boğaz kısmında 3 farklı bölgede ayna ve bıçaktan geçen ürün, hızlı bir şekilde üretime aktarılabiliyor. Ürünü çok hızlı bir şekilde işleyen makinede, ısınma mininum seviyelere indiğinden, ürün kalitesinde herhangi bir değişiklik olmuyor. Makinenin içinde gerçekleştirilen birden çok işlem sayesinde ürün taşıma sorunu olmadığından, hammaddede oluşabilecek kontaminasyon %80 oranında azalıyor. Patentli parçalama sistemi sayesinde tüm malzemeler hijyenik olarak karıştırılırken, mükemmel kesim ile tam anlamıyla sinirsiz ürün hammaddesi elde etmek isteyen et işleyen firmalar, bir MADO EXTRUDER sahibi olmalılar.

ETBİR I KIRMIZI 51


SOSYAL SORUMLULUK

Yıldız Holding’den Harvard Üniversitesi’ne

Toplum sağlığı İçin 24 milyon dolar bağış Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi içinde yer alan Genetik ve Kompleks Hastalıklar Laboratuvarı, on yıl boyunca “Sabri Ülker Merkezi” adıyla toplum sağlığının geleceği için çalışacak.

T

ürkiye’nin lider gıda ve içecek şirketi Yıldız Holding, toplum sağlığının geleceği için, dünyanın en köklü ve saygın bilim akademilerinden biri olan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’ne (Harvard School of Public Health - HSPH) önemli bir bağışta bulundu. Yıldız Holding’in 24 milyon dolarlık bağış yaptığı fakültenin şu anda aktif şekilde çalışmakta olan Genetik ve Kompleks Hastalıklar Laboratuvarı, 10 yıl boyunca Sabri Ülker Merkezi (Sabri Ülker Center) olarak anılacak. Halen başkanlığını dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in yürüttüğü merkez, bu bağışla birlikte özellikle kronik hastalıkların oluşmasını önlemek adına hem Türkiye’den hem dünyadan bilim adamlarının çalışmalarına ev sahipliği yapacak. Sabri Ülker Merkezi’nin (Sabri

52 ETBİR I KIRMIZI

Ülker Center) açılışı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Boston şehrindeki Harvard Üniversitesi’nde geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker’in katılımıyla gerçekleştirilen açılışa, Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi Dekanı Julio Frenk ve Sabri Ülker Merkezi Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in yanı sıra, bilim, akademi ve iş dünyasından çok sayıda isim katıldı. Sabri Ülker Merkezi’nde gerçekleşen basın toplantısının ardından Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen öğle yemeğinde Türkiye ve dünyadan bilim ve iş dünyası temsilcileri bir araya geldi. Lansman etkinlikleri kapsamında Harvard Üniversitesi Loeb House’da düzenlenen resepsiyon ve akşam yemeği ise, Amerika Birleşik Devletleri’nde görev yapan Boston

Başkonsolosu Ömür Budak ve Harvard Üniversitesi Başkanı Drew Faust’un yanı sıra iş dünyasından isimlerin katılımıyla gerçekleşti. Açılış töreninde konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker, “Bugüne kadar Türkiye’den dünya çapında bir bilim kurumuna yapılan en büyük bağışı gerçekleştirmiş olmak, hem aile olarak hem de Türkiyeli olarak bizim için gurur verici. Bilime ve inovasyona olan inancımız, toplum sağlığının geleceği için alanının en iyileriyle işbirliği yapma vizyonumuzla bütünleşti. Türkiye’nin lider gıda ve içecek şirketi olarak ülkemizde ve dünyada toplum sağlığının geleceğine olan sorumluluğumuzu layığıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi, “kamu sağlığı” kavramını ilk kez bir branş


olarak eğitim sistemine alan köklü bir geleneğin temsilcisi, dünyaca saygı duyulan bir bilim kurumu. Bu kurumda ana dilimizi konuştuğumuz saygın bir bilim insanıyla yolumuzun kesişmiş olması bizler için bir ayrıcalık” dedi.

“Dünya sağlığının geleceği için tam zamanında gelen bir bağış” Toplantıya katılan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi Dekanı Julio Frenk, “Kronik metabolik bozuklukların tüm dünyada toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği bir dönemde, böylesine büyük bir bağış almış olmaktan bilim ve gıda endüstrisinin geleceği adına çok mutluyuz” diye konuştu.

“Hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için önemli adımlar atacağız” Sabri Ülker Merkezi’nin liderliğini yürütecek olan, Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “Hem kişisel hem de mesleki bir rüya gerçekleşiyor. Bu bağış ile önümüzdeki 10 yıl içerisinde yapmayı hayal ettiğimiz çalışmaların kesintisiz olarak sürdürülmesi ve bu çalışmalar çerçevesinde Türkiye’den de birçok bilim insanının yetiştirilmesi mümkün olacak. Hedefimiz, toplum sağlığının geleceği için beslenme ve metabolizma arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyerek bu alanda yeni çığırlar açacak inovatif

araştırmalara imza atmak. Kronik kompleks hastalıkların önlenmesi ve tedavisi yolunda önemli adımlar atacağımıza inanıyorum” dedi. 20.yüzyılın başından bu yana beslenmenin toplum sağlığına katkısının bilimsel araştırmalar ışığında arttırılması için; mısır gevreğinin demir katkısıyla geliştirilmesi, tuzun iyot ile desteklenmesi veya süte D vitamini katkısı yapılması gibi sınırlı sayıda çalışmanın gerçekleştiğine değinen Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, şöyle devam etti: “Yapılan bu çalışmaların insan sağlığına çok büyük etkisi oldu. Sabri Ülker Merkezi ile bu çağdaş araştırmaların biraz daha derinine inerek, gıda öğelerinin fonksiyonlarının ortaya çıkarılması ve yaygın olarak insanların kronik ve yaşlanma ile gelen hastalıklardan korunması hedefleniyor. Bu merkezde yapılacak çalışmalar, insanların uzun ve sağlıklı yaşamalarını destekleyecek.”

Sabri Ülker Merkezi genç araştırmacıların önünü açacak Yıldız Holding’in toplum sağlığının geleceği için dünyanın en köklü ve saygın bilim kurumlarından biri olan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi ile yaptığı bu işbirliği kapsamında, Sabri Ülker Merkezi’nde araştırmalar ve uygulama yöntemlerin yanı sıra, disiplinler arası çalışmalar ve teknoloji platformlarının geliştirilmesi hedefleniyor. Sabri Ülker Merkezi ile Türkiye’den

öğrenci ve araştırmacıların yanı sıra, tüm dünyadan da bilim insanlarına eğitim ve deneyim kazandıracak programlar da hayata geçiriliyor olacak. Sabri Ülker Merkezi etkinlikleri arasında İstanbul-Boston dönüşümlü “Bilimsel Bienal” projesi de yer alıyor. Bilimsel Bienal, farklı coğrafyalardan bilim insanlarının araştırma yerlerini değiştirerek, farklı perspektif ve imkanlarla çalışmasını mümkün kılacak.

Alanının en köklü kurumu: Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi Tüm dünyada en fazla tartışılan konuların başında gelen metabolik hastalıklar üzerine çok önemli çalışmaları bulunan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi, 1913’te Massachusetts Institute of Technology (MIT) – Harvard ortaklığında, Amerika’nın ilk profesyonel halk sağlığı eğitim merkezi olarak kuruldu. Halk sağlığı kavramının bir branş olarak okutulmaya başlandığı ilk kurum olan Fakülte, MIT’den ayrılarak, 1946’dan bu yana Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağlı olarak çalışmalarına devam ediyor. Alanının en köklü ve saygın kurumu olan Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’nin bilim dünyasına katkıları arasında HIV 2 virüsünün keşfi, çocuk felci aşısının bulunuşu, yapay akciğer üretimi, SARS hastalığının önlenmesi için geliştirilen yöntemler ilk sıralarda yer alıyor.

ETBİR I KIRMIZI 53


İŞ DÜNYASI

Sosyal paylaşım siteleri

Gelip geçici bir moda mı? İnternetin bir yayın aracı olarak (mecra) hayatımıza girmesi, matbaanın icadıyla başlayan bir sürecin son aşamasıdır. Matbaa 1440’larda icat edildi ve dünya o günden sonra bambaşka bir dünya oldu. Nasıl matbaa Avrupa’nın değerlerini, ekonomisini, siyasetini, kilisenin rolünü değiştirdiyse internet üzerinde oluşan sosyal ağlar da bizim yaşadığımızı dünyanın çehresini değiştirecek. Temel AKSOY Marka Danışmanı

S

osyal ağlar, internet gibi bir teknoloji üzerinde bizlerin gönüllü katılımıyla hayat buluyor. Bu ‘gönüllülük’ esası, bize bugüne kadar öğretilen ekonomi disiplininin temel varsayımlarıyla taban tabana zıt bir kavramdır. İnsanlar, hiçbir çıkar beklemeden zamanlarını, emeklerini, inandıkları bir amaç uğruna harcayabiliyorlar. Oysa ekonomi disiplini insanın akılcı olduğu, parasal bir karşılık olmadan hiçbir yere emek harcamayacağını varsayıyordu. (homo economicus) İnternetin bir yayın aracı olarak (mecra) hayatımıza girmesi, matbaanın icadıyla başlayan bir sürecin son aşamasıdır. Matbaa 1440’larda icat edildi ve dünya o günden sonra bambaşka bir dünya oldu. Matbaanın icadı Avrupa’da her şeyi değiştirdi. Daha sonra, 19. yüzyılın ortalarında telgrafın icadıyla

54 ETBİR I KIRMIZI

başlayan yeni iletişim yöntemleri, telefon, fotoğraf, radyo ve televizyonun icadıyla, bizim bugün kullandığımız medyanın altyapısını oluşturdu. Ancak bunların hepsi ya “birebir” iletişim araçlarıydı (telgraf, telefon) ya da “bir kişinin birçok kişiye” iletişimini sağlayan araçlardı (radyo, televizyon). İnternet iletişimi ise “çok kişinin çok kişiye” yaptığı bir iletişimdir ve bu niteliğiyle diğer mecralardan radikal bir şekilde farklılaşır. Böyle bir mecranın varlığı, insanlık tarihinde ilk kez yaşanan bir deneyimdir ve bunun etkisi tahminlerimizin ötesinde olacaktır. Nasıl matbaa Avrupa’nın değerlerini, ekonomisini, siyasetini, kilisenin rolünü değiştirdiyse internet üzerinde oluşan sosyal ağlar da bizim yaşadığımızı dünyanın çehresini değiştirecek. Sosyal ağların gücü sayesinde sivil hareketlerin örgütlenmesi,

protesto gösterileri düzenlenmesi, baskı gruplarının organize olması, lobi çalışmalarının yapılması belki de tarihte benzeri görülmemiş bir şekilde sosyal değişimlerin tetikleyicisi oldu. Online sivil toplum hareketleri arasında en güncel örnek Obama’nın sanal ağları kullanarak yaptığı seçim kampanyası ile Amerika’da sosyal değişim umudunu yaygınlaştırarak seçimleri kazanmasıdır. Obama, dünyadaki tüm politikacılar içinde interneti en iyi kullanan lider oldu. (Barack Obama – Twitter) Barack Obama’nın seçim kampanyasını yürüten David Plouffe, “Bana internet ve sanal topluluklar olmasaydı Obama başkan olabilir miydi?” diye soruyorlar. Barack Obama, çok başarılı ve iyi bir iletişimci, ancak sanal toplulukların desteği olmasaydı Başkan seçilebilir miydi, bilmiyorum.” diyor.


“Sosyal ağlar ve internet medyası” insanların bilgiye demokratik olarak ulaşabildikleri ve ekonomiye daha önce hiç olmadığı kadar katılım sağladıkları yeni bir çağ yarattı. Yeni paradigmalar, yeni iş modelleri ve oyunun kurallarının farklılaştığı yeni bir düzen başlattı. Sosyal ağların en belirgin özelliklerinden biri, her katılımcının aynı zamanda hem üretici hem tüketici olmasıdır (prosumer). Bir forum sitesine girerek bir konuda başkalarının yorumlarını okuyup onlara yorum yazan bir kullanıcı, söz konusu sitenin hem tüketicisi hem de üreticisi konumundadır. Bir sosyal ağa üye olan her yeni kullanıcı, üretim ve tüketim potansiyeliyle o ağın değerini artırır. (Sosyal ağların bu özelliği ekonomi disiplininin “azalan verimler teorisini” de yerle bir eden bir gelişmedir.) Bir bilgisayara ve internet bağlantısına sahip olan herkesin “bilgi ekonomisine” katkı yapabildiği ve tek başına yeni zenginlikler yaratabildiği bir dönemde yaşıyoruz. Eskiden yayıncı olmak için büyük sermayeye gereksinim vardı. Bugün elinde bir bilgisayar veya bir cep telefonuyla haber üretmek mümkün: 2008 yılında Çin’in Sichuan eyaletindeki depremi bütün dünya -Çin hükümeti dahil deprem bölgesinden Twitter’la yayın yapanlardan öğrendi. 7.9 şiddetindeki deprem henüz bitmemişken, bütün dünya depremden haberdar olmuştu. Dünya artık gerçekten küçük bir köy gibi. Herkesin herkese ulaşması çok kolay. Stanley Milgram’ın, “küçük dünya” (Small World) deneyinde, birbirini tanımayan iki kişinin birbirlerine sadece altı kişilik tanıdık zinciri üzerinden ulaşabileceğini öne sürüyordu. (Yale Üniversitesi, 1967) Milgram dünya üzerindeki herkesin birkaç aracı sayesinde birbiriyle bağlantılı olduğu hipotezini test etmek üzere Boston- Massachusetts arasında

birkaç yüz kişiyle bir deney yaptı. Bu kişilerden Boston’da hiç tanımadıkları, adresini bilmedikleri bir hedefe mektupla ulaşmalarını istedi. Denekler hedef kişiyi tanıması muhtemel olan dostlarına mektup yazdılar. Milgram sonuçları incelediğinde, alıcısına ulaşan mektupların, sadece altı kez el değiştirdiklerini tespit etti. (Six Degrees of Separation) Microsoft kökenli araştırmacılar Eric Horvitz ile Jure Leskovec 2006 yılında, Milgram deneyini küresel bazda ele aldılar. İki yıl süren araştırmalarında, Microsoft’un internet sohbet programı olan MSN Messenger’a ait kayıtları incelediler. Birbirine mesaj gönderen iki yüz milyona yakın insanın gerçekleştirdiği milyarlarca yazışmayı analiz ederek, insanların % 78’inin, ortalama 6,6 adımda birbirleriyle temas kurabildiğini tespit ettiler. Böylece bir insanı diğerine bağlayan “zincirin” ortalama altı halkadan oluştuğunu bir kez daha kanıtlanmış oldular. Sıradan bir Harvard öğrencisi olan Mark Zuckerberg’in, Harvard’lıları birleştirmek için yarattığı ve kısa sürede bir “olay” haline gelen sosyal paylaşım sitesi Facebook , bundan bir kaç yıl önce, sanal sosyal ağlar furyasının fitilini ateşledi. Bir ‘sanal kimlik kartı’ gibi çalışan Facebook, sadece internet anlayışını tamamen değiştirmekle kalmadı, başka birçok sosyal ağa da ilham kaynağı oldu. Bugün sosyal ağlara ‘microblogging’ kavramını sokan Twitter ile günün her saati, o anda ne yaptığını veya ne düşündüğünü

dünyayla paylaşan milyarlarca insan, bir anlamda dünyayı da avuçlarına aldılar. Dünyaca meşhur oyunculara, müzisyenlere, sporculara, siyasi liderlere Twitter ile ulaşmanın mümkün olduğu bir dünyada yaşıyoruz artık. İnternet kısıtlamasını en iyi yaptığını iddia eden Çin ve İran’da sosyal ağlar yoluyla İran seçimleri ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşanan olayları dünya kamuoyuna ileten insanlar, artık dünyada hiçbir şeyin gizli kalmayacağını bir kez daha hepimize gösterdiler. Yeni dünya düzeninde, markaların sosyal ağlar aracılığıyla insanlarla buluşabilmesi, geleneksel pazarlamanın da sonu oldu. Sosyal medya, bloglar, mikrobloglar, wikiler, paylaşım siteleri gibi etkileşimli platformları kullanarak kendi kimliğini yaratan, yeni dostluklar kuran, öğrenen, proje üreten, alışveriş yapan, eğlenen, oyun oynayan, sosyalleşen, yaşamının neredeyse büyük bir çoğunluğunu sanal ortamda geçiren bir “Internet Nesli” yarattı. İnternet üzerinde oluşan sosyal ağlar bundan sonra hayatımızın ayrılmaz parçası olacak. Toplumsal ilişkilerimizi ve ekonominin işleyişini değiştiren bu yeni oluşumu daha iyi anlamamız ve nasıl kullanacağımızı daha iyi bilmemiz gerekiyor. Sosyal ağlar, gelip geçici bir moda değildir. Bundan sonra hem bizler gibi bireylerin hemen de kurumların sosyal medyasız bir hayat sürdürmesi artık mümkün değil.

ETBİR I KIRMIZI 55


ÜLKE RAPORU

Karpat Dağları içinde sanayileşen bir tarım ülkesi

Slovakya Eski Çekoslovakya’nın bir parçası olan ve Karpat dağları içinde kalan Slovakya genellikle dağlık bir yapıya sahiptir. Dağlık sahalarda yükselti 2500 metreyi aşar. Ülkenin beşte birini oluşturan ovalar, Tuna nehri boylarında yer alır.

B

ir Orta Avrupa ülkesi olan Slovak Cumhuriyeti’nin kuzeyinde Polonya, batısında Çek Cumhuriyeti, güneybatısında Avusturya, güneyinde Macaristan, doğusunda Ukrayna bulunmaktadır. Eski Çekoslovakya’nın bir parçasıdır. Karpat Dağları içinde kalan bu ülke genellikle dağlık bir yapıya sahiptir. Dağlık sahalarda yükselti 2500 metreyi aşar. Ülkenin beşte birini oluşturan ovalar, Tuna nehri boylarında yer alır. Slovak Cumhuriyeti, kışları çok soğuk ve karlı, yazları yağışlı ve fazla sıcak olmayan karasal bir iklime sahiptir. Dağların büyük bir bölümü iğne yapraklı ağaçlardan (melez, sarıçam ve köknar) oluşan ormanlarla kaplıdır. Doğa zenginliklerini korumak için tabiatı koruma alanları oluşturulmuş ve

56 ETBİR I KIRMIZI

millî parklar kurulmuştur. Nüfusu az olan ülkede çoğunlukla küçük kentler ve yerleşme birimleri görülür. Sadece iki şehrin (Kosice ve Bratislava) nüfusu 100 binin üzerindedir. Orta Avrupa ana yolu üzerinde bulunan başkent Bratislava, sanayi ve ticarî fonksiyonlara sahiptir.

Ekonomik Performans Slovakya’da tarım önemlidir ve ekonomisi tarıma dayanır. Tarım ürünleri arasında tahıl, özellikle mısır, şeker pancarı, tütün en önemli yeri tutar. Ayrıca üzüm yetiştirilir. Keten ve kenevir, kuzey Slovakya’nın önemli

Ülke Profili Resmi Adı: Slovakya Cumhuriyeti Yönetim Şekli: Parlamenter Cumhuriyet Yüzölçümü: 49.035 km2 Nüfus: 5,5 milyon (2008) Nüfus Yoğunluğu: 110 kişi/km2 Başkent: Bratislava Önemli Şehirleri: Kosice, Trnava, Presav, Nitra İklimi: Karasal iklimin özellikleri görülmektedir. Resmi Dil: Slovakça


ürünleri arasındadır. En önemli tarım alanlarını Tuna Ovası ile Karpat’ların etekleri oluşturur. Yeraltı kaynakları az olan ülkede ormancılık ve hayvancılık önem kazanmıştır. Demir, bakır, çinko, civa ve magnezyum çıkarılır. Ayrıca ormanlardan bol miktarda kereste üretilir. Tarımsal faaliyetler içerisinde hayvancılık önemlidir. Hayvanlardan çoğunlukla sığır beslenir. Koyun ve domuz da hayvancılıkta önemlidir. Maden yataklarını; linyit, taş kömürü, demir, altın ve manyezit oluşturur. Kimyasal madde, çelik ve kâğıt üreten fabrikaları vardır. Tuna boyunca (Komarno) gemi yapı tesisleri kurulmuştur. Diğer sanayi kollarını gıda, tekstil ve konfeksiyon sanayii oluşturur. 1 Ocak 1993 tarihinde bağımsız bir devlet haline gelen Slovakya, Çekoslavakya’dan ayrılmasından itibaren önemli ekonomik reformlar gerçekleştirmiştir. Vergi mevzuatı, sağlık politikaları, ücretler ve maaşlar ile sosyal güvenlik sistemiyle ilgili düzenlemeler, 1990’ların başı ve ortalarında yaşanan göreli bir durgunluğun ardından bütçe rakamları açısından istikrarlı bir süreç yakalayıp 2004’te AB’ye üye olma sürecinde önemli bir basamak oluşturmuştur. Bu dönemde yapılan reformlarla birlikte devlet kontrollü sistem tamamen düzenlenip özelleştirme süreci tamamlanma noktasına yaklaşmıştır. Özellikle bankacılık sektöründe yabancı yatırımların yoğunluğu dikkat çekerken hükümet işletmelere sağlanan kolaylıklar ve sermaye destekleyici politikalar sayesinde yabancı yatırımlarda ciddi bir artışa yol açmıştır. Özellikle 2001-2008 döneminde Slovakya’nın ekonomik büyümesi beklentilerin de üzerine çıkmış, otomotiv ve elektronik sektörlerine yönelik yabancı yatırımlar başta olmak üzere 2008 yılına kadarki büyümenin temel noktasını ülkeye yönelik yatırımlar oluşturmuştur. Ucuz ve vasıflı işgücü, düşük vergi oranları, kurumlar ve bireyler için

sabit %19’luk vergi oranı, göreli olarak liberal sayılabilecek çalışma mevzuatı ve önemli bir coğrafi konum, Slovakya’nın avantajlarını oluşturan unsurlardır. Ülkenin 2004 yılında önce NATO’ya, ardından AB’ye üye olması sonrasında ekonomik açıdan büyük bir gelişme sağlanmıştır. 2001 yılında özellikle makro ekonomik istikrarın sağlanması ve yapısal reformların gerçekleştirilmesi amacıyla yürürlüğe konulan uygulamalar, son yıllarda sonuçlarını vermiş, Slovakya AB ülkeleri içinde en fazla büyüme gösteren ülkelerden biri olmuştur. Slovak ekonomisinin bu gelişiminde, ülkenin AB fonlarından sağlamakta olduğu teşviklerin yanı sıra özellikle son birkaç yıl içinde ülkeye büyük ölçeklerde yatırımlar gerçekleştiren Volkswagen, Peugeot-Citroen ve KİA gibi başlıca otomotiv kuruluşları ile Sony, Samsung gibi elektronik

eşya üreticisi kuruluşların ihracata yönelik üretimleri önemli rol oynamıştır. 2007-2008 yıllarında Maastricht kriterlerinin tamamını sağlayan Slovakya 1 Ocak 2009 itibariyle Euro bölgesine dahil olmuştur. Ülkenin AB üyeliği sonrası giderek gelişmeye başlayan ekonomik performansı özellikle doğu ve batı arasındaki gelir dengesinde bozulma yaşanmasını sağlamış bu anlamda Bratislava’nın eski AB üyelerinin sahip olduğu satın alma gücüne göre kişibaşına gelirin % 107’sine karşılık gelen bir gelire sahip olmasıyla birlikte Slovakya ortalaması olan % 49’un oldukça üzerinde olduğu gözlenmiştir. Ülke genel anlamda hala Polonya’nın ardından Doğu Avrupa’daki en düşük değerlere sahip bir konumdadır ve doğu bölgeleri AB sonrası sağlanan desteklerden yeterince faydalanamamaktadır.

ETBİR I KIRMIZI 57


ÜLKE RAPORU Dış Ticaret İhracat

Sanayi Slovakya’nın endüstriyel yapısı genel anlamda 20. yy’ın ikinci yarısından itibaren gelişme göstermiştir. Ağır sanayi genel olarak kömür madenciliği, makine üretimi ve çelik sektörlerine yönelik gelişmekle birlikte bu bölgenin eski Çekoslovakya’nın batı bölümlerine kıyasla askeri tehdide daha az açık bir nitelik göstermesi sebebiyle temelde stratejik amaçlarla oluşturulmuştur. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte ağır sanayinin önemi de giderek azalmıştır. 1990’larda sanayi sektörü ülke milli gelirinin %49’unu oluştururken 2010’lu yıllara gelindiğinde bu oran %35,6’lara düşmüştür.

Geçmişten gelen vasıflı işgücünün varlığı sayesinde büyüme potansiyeli taşıyan mevcut sektörlerden en önemlileri otomotiv, elektronik, mekanik mühendislik, kimyevi maddeler, bilgi teknolojileridir. Özellikle otomotiv sektörü son dönemde Volkswagen (Bratislava), Peugeot (Trnava) ve Kia Motors (ilina Plant, ilina) gibi önemli işletmelerin yaptığı yatırımlar sayesinde ciddi gelişmeler göstermiştir. Ülkede mevcut diğer büyük işletmeler US Steel (metalürji), Slovnaft (petrol endüstrisi), Samsung Electronics (electronik sektörü), Sony (electronik sektörü), Mondi Business Paper (kağıt sanayii), Hydro Aluminium (aluminyum üretimi), and Whirlpool Corporation.

BM verilerine göre; Slovakya’nın ihracatı 2010 yılında 64,7 milyar $ gerçekleşmiştir. Slovakya’nın genel ihracatında ilk üç ülke sırasıyla Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’dır. Türkiye, 2010 yılı verilerine göre Slovakya’nın ihracat yaptığı ülkeler arasında 1,1 milyar $ ile 15. sırada yer almaktadır. 2010 yılında Slovakya’nın önemli ihraç ürünlerinde ilk sırayı elektrikli makine ve cihazlar oluşturmaktadır. Motorlu kara taşıtları, traktör, bisiklet, motosiklet, nükleer reaktörler, kazan, makine ve cihazlar, aletler, parçaları ile demir ve çelik Slovakya’nın ihraç ettiği diğer başlıca ürünlerdir. 2010 yılında Slovakya tarafından gerçekleştirilen elektrikli makine ve cihazlar, aksam ve parçaları ve motorlu taşıtlar, traktör, bisiklet, motosiklet ihracatı, Slovakya’nın genel ihracatı içerisinde % 45 pay almaktadır.

Türkiye’nin Slovakya’dan ithal ettiği ürünler • Demir ve çelik • Plastik ve plastikten mamul eşya • Elektrikli makine ve cihazlar, aksam ve parçaları • Nükleer Reaktörler, Kazan, makine ve cihazlar, • Kauçuk ve kauçuktan eşya • Motorlu kara taşıtları, bunların aksam ve parçaları • Optik, fotoğraf, sinema, ölçü, ayar cihazları, tıbbi aletler, • Kağıt ve karton,kağıt hamurundan kağıt ve karton eşya • Kakao ve kakao müstahzarları • Silahlar ve mühimmat, bunların aksam, parça ve aksesuarları

İthalat Slovakya’nın ithalatı 2010 yılında 65,9 milyar $ kaydedilmiştir. Slovakya’nın genel ithalatında

58 ETBİR I KIRMIZI


en çok payı alan ilk üç ülke sırasıyla Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Rusya’dır. Türkiye, BM’nin 2010 yılı verilerine göre, % 42,7 artış göstererek, Slovakya’nin ithalatında 512 milyon $ ile 19. sırada yer almaktadır.

Türkiye’nin Slovakya’ya ihraç ettiği ürünler

Makine ve aksamları Slovakya’nın en önemli 4. ithal kalemidir. Makine ve aksamları ithalatı Slovakya’nın genel ithalatından % 10,1 pay almaktadır. Slovakya’nın ithal ettiği başlıca diğer ürünler elektrikli makina ve cihazlar, mineral yakıtlar, mineral yağlar ve mumlar ve motorlu kara taşıtları, traktör, bisiklet, motosiklet ve diğerleridir.

• Motorlu kara taşıtları, bunların aksam ve parçaları

• Elektrikli makine ve cihazlar, aksam ve parçaları • Demir veya çelikten eşya • Kauçuk ve kauçuktan Eşya • Nükleer reaktörler, kazan, makine ve cihazlar • Sebze, meyve, bitki parçaları, sert kabuklu yemiş konserveleri • Yenilen meyveler, kabuklu yemişler, turunçgiller

Türkiye ile Slovakya arasındaki dış ticaret dengesi ülkemiz aleyhine açık vermektedir. Dış ticaret dengesi 2010 yılında bir önceki yıla göre % 20,9 azalma göstermiştir. 2010 yılında iki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 1,4 milyar $ kaydedilmiştir.

• Demir ve çelik • Cam ve cam eşya • Esasını hububat, un, nişasta, süt teşkil eden müstahzarlar

Temel Ekonomik Göstergeler GSYİH (milyar $) Kişi Başına GSYİH ($, satın alma gücü paritesine göre ) Reel GSYİH Büyüme Hızı (%)

2009

2010

2011

2012a

2013b

2014b

2015b

87,5

87,4

96,2

91,9

98,0

102,2

104,4

20.910

22.120

23.340

24.340

25.240

26.580

28.170

-4,9

4,4

2,2

2,0

1,3

2,8

3,4

a

a

a

Tüketici Fiyatları Enflasyonu (ort; %)

1,6

1,0

3,9

3,9

3,6a

2,4

2,5

İhracat (milyar dolar)

55,3

64,0

78,5

81,1

87,3

96,8

108,8

İthalat (milyar dolar)

54,0

63,0

75,1

76,7

84,4

94,4

106,7

Cari İşlemler Dengesi (milyar $)

-2,3

-2,2

0,1

2,1

1,4

1,0

0,9

Döviz Kuru (Dolar: Avro) (ort.)

1,39

1,33

1,39

1,29

1,33

1,31

1,27

Kayıtlı İşsizlik Oranı

11,4

12,5

13,2

13,6a

14,3

13,9

13,6

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Slovakia Country Report, Mart 2013 a: Tahmin b: Öngörü

ETBİR I KIRMIZI 59


BESLENME

Güzel bir cilde sahip olmanın yolu

İyi beslenmeden geçiyor

Sağlıklı bir yaşam için pek çok konuda olduğu gibi, güzel bir cilde sahip olmanın yolu da besinlerden geçiyor. Kolaylıkla bulunarak yenilen pek çok sebze ve meyve cildi yenilerken; taze, aknelerden arınmış, canlı, ışıltılı bir görünüme kavuşmayı sağlıyor. ağlıklı bir yaşam için pek çok Bitter çikolata: İçindeki Cilt güzelliği için konuda olduğu gibi, güzel bir flavonoidler ve antioksidan önerilen besinler cilde sahip olmanın yolu da maddelerle cildinizin dostu ve için besinlerden geçiyor. Sağlıklı ve etkileri şöyle güneş hasarına karşı koruyucu. ve güzel bir cilt için besinlerden Ayrıca kakao, atar damarları sıralanıyor: faydalanılması gerekiyor. Cildi

S

yenileyen ve bakım adı altında yüzlerce lira ödeyerek alınan ürünleri artık bir kenara bırakmanın zamanının geldiğini belirten uzmanlar, bu ürünlerin yerine doğal yolları denenin çok saha işe yarar olduğunu belirtiyor. Kolaylıkla bulunarak yenilebilen pek çok sebze ve meyve cildi yenilerken; taze, aknelerden arınmış, canlı, ışıltılı bir görünüme kavuşmayı sağlıyor.

60 ETBİR I KIRMIZI

Kırmızı biber: Sadece 30

kalori ihtiva eden, içinde günlük C vitamini ihtiyacının tamamını karşılayabilecek kadar C vitamini bulunan, çiğ ya da pişmiş olarak alabileceğiniz bu sebze aynı zamanda vitamin B6 kaynağı. İçindeki karoten cildinize giden kan miktarını artırıyor ve kırışıklıkları yok ediyor, cildinizi parlak bir hale getirirken aynı zamanda da akneyle savaşıyor.

genişleterek cildinize giden kan miktarını artırıyor ve cildiniz daha sağlıklı hale geliyor.

Somon: Endişe, stres ve depresyonla savaşan bir mucize yiyecek. İçinde bol miktarda bulunan vitamin D, beyin, kalp, kemik sağlığı için önemli ve bizi kolon kanserinden koruyor. Somon içindeki zengin Omega-3 yağ asitleri, vücuttaki enflamasyonla, cilt kırışıklıkları ve aknelerle savaşan


önemli bir yapıtaşı. Ayrıca deriyi içeriden dışarıya nemlendiren güçlendiren, sağlıklı hale getiren güçlü bir nemlendirici etkiye sahip. Bunun yanı sıra somon, saçlı deriyi hidrate ediyor yani su tutmasını sağlıyor, kırılmaları önlüyor. Yani sağlıklı saçlar için önemli bir besin desteği.

Hindistan cevizi yağı:

Doymuş yağ asidi deposu, antibakteriel ve antiviral özellikler taşıyan enfeksiyon, akne ve virüslerle savaşan bir besin maddesi. İçinde buluna esansiyel yağ asitleri ve vitamin E sayesinde deriyi nemli, yumuşak ve kırışıklıklardan arınmış bir hale getiriyor. Vücuda nemlendirici krem gibi uygulanan çiğ Hindistan cevizi yağı tiroid bezi için de faydalı.

Yeşil çay: Sıcak tüketildiğinde ortama salınan anti oksidan özellikteki kateşinler sayesinde kanseri önlemekte ve anti enflamatuar etkileri görülmekte. Aynı zamanda tansiyonu düşürücü, gevşetici ve stresi önleyici etkisi de mevcut. Ispanak: Mutlaka günlük alınması gereken bir besin. Demir, folat, klorofil, E vitamini, magnezyum, A vitamini, sebze proteini, ve Vitamin C içeren müthiş bir besin, içinde adeta yok, yok. Antioksidanlardan zengin olan bu besin, deri problemleriyle savaşırken içindeki A,C,E vitaminleriyle cildinizi adeta içten dışa temizler.

akne oluşumunu, migren ve hatta kanser oluşumunu azaltabiliyor. İçindeki sodyum, potasyum ve su, deriyi nemli tutar ve kurumasını engeller, hidrasyon sağlar, kırışıklık oluşumunu önler. Çok düşük kalorili, sağlıklı ama pek de sevilerek tüketilmeyen, sofralarımızda pek yer etmeyen bu mucize sebzeye gereken önemi vermek gerekiyor. Papaya: Tropikal bir meyve olan papayanın 100 gramında sadece 39 kalori var ve 0 kolesterollü. Düşük fruktoz şekeri ihtiva ediyor ve sindirim için mükemmel. Papaya içeriğinde C vitamini, E vitamini beta karoten gibi pek çok

antioksidan bulunan bir besin, hem cildi güneş ışınlarının zararlarından koruyor hem de anti enflamatuar özellikleriyle akne oluşumunu engelliyor. Havuç: Sadece gözler için değil cildiniz için de önemli. İçeriğindeki A vitamini, cildin dış katmanlarında aşırı hücre oluşumunu ve birikimini engeller. Bu ölü hücrelerin temizlenmesi ve azaltılması sebum, akne oluşumunu ve ciltteki porların kapanmasını önler. A vitamini cilt kanserini önlüyor, yani doğal anti kanserojen. Her gün bir havuç yemek hem çok sağlıklı bir atıştırmalık hem de cildiniz için mükemmel bir seçim olacak.

Kendir, kenevir, ayçiçeği, kabak, keten tohumları:

Cildiniz için çok önemli tohumlar. Bunlar derideki kırışıklık ve aknelerle savaşan en önemli besinlerden. Kabak ve ayçiçeği selenyum, E vitamini, magnezyum ve protein açısından çok zengin. Selenyum ve proteinler kırışıklıkları silerken E vitamini deriyi nemli tutar besler; magnezyum stresi alır. Bu tohumları salata, yoğurt yerken üzerlerine serperek lezzet artırıcı olarak tüketebilmek; kek ve çöreklerde kullanmak mümkün. Kereviz: İçindeki K vitamini sayesinde kan basıncını düşürür ve kan dolaşımını daha sağlıklı kılar. Stresle savaşan bu bitki,

ETBİR I KIRMIZI 61


SAĞLIK

11 adımda

Unutkanlığı unutun!

Unutkanlık sorunu, yaşlanan insanın en önemli korkularındandır. Özellikle 50’li yaşlar sonrasında ufak tefek unutkanlıklar ile ciddi bellek sorunları birbirine karıştırılır.

O

rta yaşlıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder. Aslında bunların çoğu küçük ve hoş unutkanlıklardır. Hayatı tatlandıran ve keyif katanlar biraz da bu nükteli olaylardır. Belleği güçlü tutmanın pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda kuralı var. Zinde bir beyne sahip olmanın aşağıdaki temel kuralları günlük yaşama da katkı sağlıyor:

* Hipertansiyonu ve kolesterol yüksekliği sorununu önleyin ya da kontrol altına alın Kalbiniz için kötü olanın beyniniz için de kötü olduğunu unutmayın.

62 ETBİR I KIRMIZI

*Alkolü azaltın Erkeklerin iki, kadınların bir ölçüden (bir ölçü içkiyi ‘bir bardak şarap’ olarak kabul edebilirsiniz) daha fazla alkol kullanımı beyin hücrelerini tahrip etmektedir.

* İyi ve kaliteli uyku uyuyun İyi bir uyku için ortalama 8 saat gerekir. Kaliteli uyku beynin yeni öğrenilenleri pekiştirmesini sağlar. Öğrenilmiş bilgilerin pekiştirilmesinin uzun süreli belleğin en önemli desteği olduğu biliniyor.

* Stresinizi iyi yönetin Ölçülü ve kontrollü stres dikkati yoğunlaştırmakta, odaklanmayı arttırmaktadır. Kontrolsüz, uzun süreli ve aşırı stres ise dikkati

sürdürme kapasitesini yok etmekte, unutkanlığı tetiklemekte, kortizon hormonunu yükselterek beynin bellek için önemli bölümlerinde hasar geliştirmektedir.

* Yeni şeyler öğrenmeye devam edin Her yeni bilgi ve beceri birer bellek egzersizidir. Yeni sporlar, hobiler, araştırma alanları, heyecanlı ve zevkli problemler, ezberlenen yeni şiirler ve yeni diller beyniniz için en güçlü vitaminlerdir.

* Tembelliği bırakın Zihinsel faaliyetlerinizi sınırlamayın. Özellikle televizyon seyretmek gibi pasif faaliyetleri azaltın. Televizyon karsısında geçirdiğiniz saatler sadece bedensel değil, ruhsal sağlığınızı da kötü yönde etkiler.


* Her gün egzersiz yapın Günde 30–45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, iş saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalışın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli ve ılımlı egzersizlerdir. En iyi öneri fırsat buldukça yürümenizdir.

unutmayın. Antihistamik- antialerjik ilaçları özellikle alüminyum içeren antiasitleri ve uyku kolaylaştırıcıları doktorunuzla konuşmadan uzun süre kullanmayın.

* Vitaminlerden yararlanın E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, selenyum gibi serbest radikal avcısı minerallerin hücreleri oksitlenmekten koruyan güçlerinden faydalanabilirsiniz. Yeteri kadar B vitamini, özellikle B12 vitamini aldığınızdan emin olun. Dengeli bir beslenmenin de yaşlılıkta vitamin eksikliğine yol açabileceğini hatırlayın.

* Hayata bağlı kalın Hayatınıza önem katan bağları iyice sıkılaştırın. Huzurunuzu koruma ve güçlendirmeye bakın. Aileniz, dostlarınız, işiniz, inançlarınıza daha sıkı sarılın, insanlarla daha sık birlikte olmaya, aileniz ve arkadaşlarınızla olumlu ilişkiler kurmaya ve sosyal aktivitenizi çoğaltmaya çalısın. İyi sosyal ilişkileri olan yaşlılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor. Sosyal ilişkiler bir taraftan zihinsel egzersizleri yoğunlaştırıyor, diğer taraftan çeşitli olayların ruhsal travmalarını hafifletmeye yardımcı oluyor.

* Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komşu, eş dost tavsiyeleri ile başlamayın.

* Reçetesiz satılan ilaçları rasgele yutmayın Doğal ya da zararsız diye kullanabileceğiniz bitkisel ürünlerin (valerianlar), besin desteklerinin (melatonin) ve diğerlerinin (hüperzin, Sem’e) beyin hücrelerinizi üzebileceğini, zihinsel fonksiyonları bozabileceğini

ETBİR I KIRMIZI 63


OTOMOTİV

Ticari araçların efsanesi

Connect’in ikinci nesli Türkiye’de Türkiye’de ticari araç denince akla gelen ilk isim olan Connect, yenilenen yüzü ile segmentine yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. Üstün donanım paketleri ve düşük tüketim-yüksek performanslı motorları ile yenilenen Tourneo Connect, sürücülere Ford’un en yeni sürüş yardım özelliklerini ve iç mekan teknolojilerini sunuyor. Tourneo Connect 57.650 TL’den başlayan anahtar teslim fiyatıyla satışa sunuldu.

Y

eni Tourneo Connect, dinamik ve modern görünümüyle hafif ticari araç sınıfına cesur bir görünüm kazandırıyor. Titiz bir tasarım ve işçilik anlayışıyla tamamlanan Yeni Tourneo Connect, çekici ve konforlu bir araç arayanları hedefliyor. Yeni motor seçenekleri ile performans ve düşük tüketimi bir arada sunan Yeni Tourneo Connect, Ford’un akıllı teknolojileri ile beraber sunuluyor. Daha güvenli ve konforlu hale gelen Yeni Tourneo Connect, hacimli ve çok yönlü kabini içerisinde kayar arka

64 ETBİR I KIRMIZI

kapılar ve esnek oturma kapasitesi ile birlikte bir çok akıllı depolama detayıyla yüksek kullanışlılık sağlıyor. Hafif ticari araç segmentine damga vuran ve uzun yıllardır hem Türkiye’de ve hem de dünyada ticarete yön veren Yeni Tourneo Connect, Deluxe ve Titanium olmak üzere iki farklı donanım paketini, 95 PS ve 115 PS güce sahip 1.6 TDCi motor ile sunuyor. Yeni Tourneo Connect’in 1.6 TDCi 95 PS’lik versiyonu şehir dışı 4,5 lt, şehir içi 5,5 lt/100 km’lik yakıt

tüketim değerlerine sahip. 115 PS’lik versiyonda ise Yeni Tourneo Connect’in 100 km’de şehir dışı yakıt tüketimi 4,4 lt, şehir içi yakıt tüketimi 5,7 lt seviyesinde.

Ticari araç sınıfında ilkleri sunan donanım seçenekleri Geniş yaşam alanı, kullanışlı eşya gözleri ile akılcı çözümler sunan Yeni Tourneo Connect modelinin Deluxe donanım paketinde, çift arka-yan kayar kapı, yukarı açılan bagaj kapağı,


karartılmış arka camlar, gövde rengi ön tampon ve kapı kolları, ısıtmalı yan aynalar, gündüz farları ve sis farları tasarımda etkin olurken iç mekanda 4 yöne ayarlanabilen sürücü koltuğu, katlanabilen arka koltuklar, kol dayama ünitesi, kilitlenebilir torpido gözü, uçak tipi saklama alanları sunuluyor. Elektrikli ön ve arka camlar, manuel klima, yol bilgisayarı, ayarlanabilir hız sınırlandırma özellikli hız kontrol sistemi, Bluetooth ve USB özellikli radyo-CD çalar, SYNC, direksiyon üzerinden kontrol edilebilen müzik sistemi ve deri direksiyon simidi gibi konfor donanımlarının standart olduğu Tourneo Connect Deluxe’te, sürücü ve yolcu için ön ve yan hava

yastıkları, ABS, ESP, Yokuş Kalkış Desteği, Acil Durum Fren Uyarısı ve Acil Durum Fren Desteği, 4 tekerlekte disk frenler, lastik basınç ölçme sistemi ve 16 inç alüminyum alaşım jantlar da standartlar arasında yer alıyor. Tourneo Connect Titanium donanım paketinde Deluxe’e ek olarak, gövde rengi arka tampon, krom detaylı ön ızgara, gövde rengi yan koruma çıtaları, otomatik katlanan gövde rengi yan aynalar, ısıtmalı ön cam ve silecek suyu, yağmur sensörü, otomatik yanan farlar, adaptif sis farları, tavan rayları, panoramik cam tavan, koltuk arkası sehpalar, tavan arka

bölümünde saklama alanı, çift bölgeli dijital klima, ön ve arka park sensörü, geri görüş kamerası ve otomatik kararan iç dikiz aynası sunuluyor. Tüm gövde tipi ve donanımlarda opsiyonel olarak sunulan metalik boya alternatifleri ile Tourneo Connect 9 farklı renk seçeneğine sahip.

ETBİR I KIRMIZI 65


SEKTÖRÜN ETKİNLİK TAKVİMİ

GIDA FUAR ve ETKİNLİKLERİ ŞUBAT 2015

NİSAN 2015

8 – 12 Şubat

21 – 25 Nisan:

“Gulfood 2015”

“8. Asian Buffalo Congress”.

Dubai World Trade Centre. Dubai, BAE

İstanbul

Gulfood Yıllık Gıda ve İkram Endüstrileri Fuarı

8. Asya Manda Kongresi.

Bilgi için: E. Mail: gulfood@dwtc.com,

Bilgi için: Prof. Dr. M. İhsan Soysal. Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Zooteknik Bölümü, Biyometri ve Genetik Ana Bilim Dalı 5903, Tekirdağ.

www.gulfood.com

18 – 21 Şubat KONYA ET 2015 Kırmızı Et Üretimi, Teknolojileri ve Donanımları Fuarı TÜYAP Konya Fuarcılık www.tuyap.com.tr

23 - 25 Şubat “Global Ag Investing Middle East 2015” Dubai, BAE Küresel Tarımsal Yatırımlar Orta Doğu 2015 Konferansı.

Tel: (282) 293 1292, 250 1006, E. Mail: misoysal@gmail.com, info@abc2015.org, www.abc2015.org

28 – 30 Nisan: İç Anadolu Bölgesi 2. Tarım ve Gıda Kongresi. Nevşehir Bilgi için: Prof. Dr. Nesimi Aktaş, Kongre Başkanı. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi

Bilgi için: Şule Basa. HighQuest Partners.

Gıda Mühendisliği Bölümü, 2000 Evler Mah. Zübeyde Hanım Cad. 50300 Nevşehir.

Tel: (542) 434 4044, Skype: sule.basa,

Tel: (384) 228 1000, E. Mail: bilgi@targid2015.org,

E. Mail: sule.basa@gmail.com,

www.targid2015.org

www.oilseedcongress.com, www.globalaginvesting.com

MART 2015 05 - 08 Mart:

Web sayfamızdan ve Facebooktan bizi takip edin!

FOTEG İstanbul 12. Gıda İşleme Teknolojileri Uluslararası İhtisas Fuarı CNREXPO Fuar Merkezi Yeşilköy, İstanbul Bilgi için: Tomris Bayal, Fuar Müdürü. HKF Fuarcılık A.Ş. Barbaros Bulvarı No: 163, K: 2 Dikilitaş, Beşiktaş Tel: (212) 216 4010 (Pbx), Faks: (212) 216 3360 – 61, E. Mail: tomris@hkf-fairs.com, www.hkf-fairs.com

25 - 28 Mart: EDT EXPO, 3. Ev Dışı Tüketim ve Gıda Ürünleri, Sarf Malzemeleri, Ekipmanları Üreticileri ve Tedarikçileri Fuarı CNR Expo İstanbul Bilgi için: ITF Fuarcılık A.Ş. Tel: (212) 465 7474, Faks: (212) 465 7476 E. Mail: info@cnredtexpo.com, www.cnredtexpo.com

66 ETBİR I KIRMIZI

www.etbir.org www.facebook.com//ETBİR


Yatırımlarınız için gerekli ; - Fizibilite - Etüt - Projelendirme - İnşaat Taahhüt - Danışmanlık Hizmetleri verilmektedir.

ANAHTAR TESLİM ET ENTEGRE TESİSİ

Hazırlamış olduğumuz IPARD projelerinin tamamı en üst limit olan 3 milyon Euro hibe almaya hak kazanmıştır.

PROJE & İNŞAAT AKŞEKER ET ENTEGRE TESİSİ ÇOMAKLI / KONYA İnşaat Alanı : 27.000 m²

TAVUK KESİMHANE

SOSYAL TESİS

PADOK

ARITMA TESİSİ

TEKNİK MERKEZ

ET ENTEGRE TESİSİ

KAZAN DAİRESİ

İDARİ BİNA

Reklam Atölyesi

RENDERİNG

TAMET ET ENTEGRE TESİSİ DURSUNBEY / BALIKESİR İnşaat Alanı : 5.570 m²

ENGİN ET ENTEGRE TESİSİ

AŞM ET ENTEGRE TESİSİ

CİHANBEYLİ / KONYA İnşaat Alanı : 7.821 m²

İnşaat Alanı : 23.061 m²

OĞUZELİ / GAZİANTEP

TAMET ET ÜRÜNLERİ A.Ş.

AYRINTILI BİLGİ İÇİN

www.ozmerhaba.com Proje Dış Tic. İnş. Mak. İkl. A.Ş.

Küçük İhsaniye Mh., Mehmetçik Sk., Mehmet Ali Ünal İş Merkezi, No: 2/305, 42060, Selçuklu / Konya / TÜRKİYE

Tel : +90 (332) 320 49 55 Fax : +90 (332) 322 92 02 Web : www.ozmerhaba.com 67 Mail : info@ozmerhaba.com


68

ETBİR I KIRMIZI 02

Etbir Kırmızı Dergi Sayı 32  

Etbir, Et Üreticileri Birliği, Kırmızı Et, Mustafa Bılıkçı, ayla Torun, Afiş İletişim, www.etbir.org, Meat Magazine

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you