Page 1

ETBİR

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Sektör Yayını 2016 / 2

DOSYA » ESK, 400 bin besilik dana ithal ediyor...

ÜLKE RAPORU » Güneydoğu Asya’nın Yıldızlaşan Ülkesi: Endonezya

VERGİ AFFI » Vergide yapılandırma, borçluları rahatlattı

YÖNETMELİK » Hayvancılığa hükümetten çifte destek


Kaliteli etin adresi belli Güveniniz için teşekkür ederiz...

Nesillerdir büyüyen deneyim ve uzmanlık…

Merkez: Girne Mah. Irmak Sok. Küçükyalı İş Mer. C Blok No: 9 Maltepe - İstanbul Şube: Hızırbey Cad. Ekşioğlu Apt. No: 140/B Göztepe - İstanbul Keşan Çiftlik: Büyük Cami Mah. Zanaatkarlar Cad. No: 34 / 3 Keşan - Edirne

info@eren-et.com

www.eren-et.com

(216) 367 10 10


Türkiye’nin ilk ve tek FRC belgesine sahip Frigorifik Dondurulmuş Et Tır Kutusu yine ECOFRİGO’dan...

1


bu sayıda ETBİR - Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Kırmızı Et Sektör Yayını Sayı: 37 - Ekim 2016 Para ile satılmaz.

İmtiyaz Sahibi Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa BILIKÇI

6

47

Yayın Koordinatörü Dr. Ayla TORUN

Yönetim Yeri Barbaros Mah. Akzambak Sk. Uphill Towers B Blok K: 10 No: 57 Ataşehir İSTANBUL Tel: 0216 478 62 79 Fax: 0216 478 62 76 e-mail: etbir@etbir.org www.etbir.org

8

Yayına Hazırlayan Fevzi Kemal TORUN

Editör Kevser DEVECİOĞLU

Görsel Tasarım Yavuz MAMAÇ

12

52

Yapım Afiş İletişim I DBYR Tel: 0535. 711 41 37 @: afis@afisiletisim.net www.afisiletisim.net

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü Ergün GÖÇER

16 54

Yayın Kurulu Prof. Dr. Mustafa TAYAR Vet. Dr. Ahmet YÜCESAN Vet. Dr. Can DEMİR Mustafa ALBAYRAK Prof. Dr. Ümit GÜRBÜZ

Reklam Rezervasyon Tel: (216) 478 62 79-324 62 64 e-mail:etbir@etbir.org

22

Baskı Armoni Nuans Görsel Sanatlar, İletişim Hiz. San. ve Tic. A.Ş. Tel: (216) 540 36 11 pbx

ETBİR Kırmızı Dergi’de yayınlanan yazı ve fotoğraflar yazılı izin alınmadan kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

2

ETBİR I KIRMIZI

38

61


neler var? BAŞKANDAN

4

ETBİR'DEN HABERLER

6

»» Kırmızı et sektörü, ETBİR iftarında buluştu

SEKTÖRDEN HABERLER

8

»» Et Tebliği’nde yapılan değişiklikle kasaplarda köfte satışının önü açıldı »» Kırmızı et üretimi artmaya devam ediyor »» Islah amaçlı hayvan yetiştiriciliği için Birlikler kurulacak

DOSYA

12

»» ESK, 400 bin besilik dana ithal edecek

HAYBİS

16

»» Hayvansal gıdaların satışına “yerel, marjinal ve sınırlı” düzenleme

YÖNETMELİK

18 20

»» Tarımsal üreticiye ekipman desteği

AR-GE

24

»» Et Sektöründe Atık Yönetimi

BESLENME

32

»» STAPHYLOCOCCUS AUREUS

HABER

DÜNYADAN

»» Önümüzdeki 10 yılda tarım ve gıda sektörünü neler bekliyor?

42

TEKNOLOJİ

»» Teknolojiyi Giymeye Hazır Olun!

44

TEKNO-HABER

»» Gıda Ambalajları Akıllanıyor!

46

VERGİ AFFI

»» Vergide yapılandırma, borçluları rahatlattı

50

GİRİŞİMCİ

»» Boğaziçilinin hayalleri tarlada hayat buldu

52

BESLENME

»» Profesyonel İş Hayatı, Profesyonel Beslenme Gerektirir!

54

ÜLKE RAPORU

»» Güneydoğu Asya’nın Yıldızlaşan Ülkesi: Endonezya

»» Hayvancılığa hükümetten çifte destek

DESTEKLEME

38

36

»» TGDF: “Gıdada sahtecilik kabul edilemez bir suçtur.”

58

SAĞLIK

»» Az Uyumak, Başarısızlığa ve Hastalıklara Neden Oluyor!

58 60

İŞ DÜNYASI

»» Yoğun İş Temposunda Başarının Sırrı

62

OTOMOTİV

»» Audi R8 2017 Geliyor!

64

ETKİNLİK TAKVİMİ

3


BAŞKANDAN Değerli üyelerimiz ve sektör mensuplarımız,

K

ırmızı et sektörü olarak bir yılı daha geride bırakıyoruz. Oldukça yoğun ve zor geçen 2016 yılı ülkemiz için de çalkantılı, üzücü günlerin yaşandığı bir yıl oldu. Terör saldırılarında binlerce insanımızı kaybettiğimiz 2016 yılında unutulmaz bir tarihe de tanıklık ettik. 15 Temmuz gecesi yaşananlar hafızalarımızda ve ülkemiz tarihinde silinmez izler bıraktı. Darbe girişimi gecesinde hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ancak birlik ve beraberliğimizi koruyarak, ülkemize ve ekonomimize sahip çıkarak yolumuza devam ediyoruz. Yepyeni bir dergi ile yine karşınızdayız. Elinizdeki dergide çok emek, sizleri ilgilendirecek bol bilgi ve haber var. Dergimizin dosya konusunda Et ve Süt Kurumu’nun canlı hayvan ithalatını enine boyuna ele aldık. Hükümetin kırmızı et fiyatlarını stabil hale getirmek için başvurduğu yöntemlerden biri olan canlı besilik dana ithalatında epey yol kat edilmiş durumda. Ancak bize göre çözüm yurt içinde kendi üreticilerimizle sağlanmalı. Üreticilerimize verilecek desteklerle ve çözüm gerektiren alanlara yapılacak müdahalelerle bu stabilizasyonun sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu sayımızda hükümetin hayvancılığa verdiği desteklere de ayrıntılarıyla yer verdik. Bunlardan ilki “Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Karar”. Karar kapsamında yeni kurulacak 500 baş düve kapasitesine sahip ya da mevcut kapasitesini 500 baş üzerine çıkarabilecek işletmeler, inşaat, hayvan alımı, makine ve ekipman alımında yüzde 50 hibe desteğinden faydalanabilecek. Bu konuda bizleri sevindiren bir diğer karar ise besilik sığır üreticilerinin, hayvanların genetiğinin korunmasına kadar pek çok konuda desteklenmesini konu alan “Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği” oldu. Et ve Süt Kurumu et sanayicilerinin kırmızı et ihtiyacını karşılamak üzere İstanbul’daki firmalara bir süredir taze et satışı sağlıyor. Mamul üreticilerini rahatlatan bu uygulama için kurum yönetimine ve bakanlığımıza teşekkür ediyoruz. Ancak sadece İstanbul çevresindeki firmalara sağlanan bu imkanın sektör geneline uygulanmaması, hammadde sıkıntısı yaşayan firmalar için haksız rekabete neden olmaktadır. Bu nedenle uygulamanın tüm Türkiye geneline yayılması, sektörün rahatlatılması açısından çok faydalı olacaktır. Hayvancılıkta önemli bir gelişme daha yaşandı. Sığır cinsi hayvanların kimliklendirilerek kayıt altına alındığı Türkvet Veteriner Bilgi Sistemi ile koyun keçi türü hayvanların kayıt altına alındığı Koyun Keçi Kayıt Sistemi (KKKS), Tarım Bilgi Sistemi Projesi kapsamında yer alan Hayvancılık Bilgi Sistemi’nde (HAYBİS) birleştirildi. Tüm hayvan türlerinin tek bir sistemde kaydedileceği Hayvan Kayıt Sistemi (TÜRKVET) 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle kullanılmaya başlandı. Artık yenilenmiş bu yepyeni yapı ile eski sistemde kaynaklanan teknik sorunlar yaşanmayacak ve tüm hayvan varlığı bir sistem üzerinden takip edilebilecek. Geçtiğimiz günlerde et ve süt ürünlerinin satışına ilişkin hem üreticileri hem perakendecileri ilgilendiren önemli düzenlemeler yapıldı. “Gıda İşletmelerinde Yerel, Marjinal ve Sınırlı Faaliyetlerin Düzenlenmesine Dair Yönetmelik” ile esnafın üreticiden doğrudan alışveriş yapmasının önü açıldı. Dergimizde yer verdiğimiz bu yeni yönetmeliğin neler getireceğini önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz. Hepimizi yakından ilgilendiren gıdada sahtecilik acil çözüm bekleyen konuların başında geliyor. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu gıdada sahteciliğin önlenmesi için tüm üyelerine çağrıda bulundu, çözüm önerileri sundu. Biz de federasyonun çağrısına sayfalarımız da yer verdik. Sektörümüzü ilgilendiren gelişmelerin dışında okumaktan keyif alacağınız pek çok konuyu da dergimize taşıdık. Güzel gelişmelerden bahsedebileceğimiz yeni sayımızda buluşmak dileğiyle hepinize verimli, kazançlı, sağlıklı günler geçirmenizi dilerim. Saygılarımla… Mustafa BILIKÇI ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı

4

ETBİR I KIRMIZI


5


ETBİR'DEN HABERLER

Kırmızı et sektörü, ETBİR iftarında buluştu ETBİR’in geleneksel iftar yemeği, 21 Haziran 2016’da yoğun bir katılım ile gerçekleşti. Keyifli sohbetler eşliğinde yenen iftar yemeğinde konuşma yapan ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bılıkçı sektörde yaşanan arz darlığına dikkat çekti.

E

TBİR, her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği iftar yemeğini bu yıl 21 Haziran’da Günaydın Nispetiye Kasap&Steak House’da düzenledi. Davetlilerin yoğun katılım sağladığı iftar yemeğine, İstanbul Tarım İl Müdürü Hamit Aygül, İl Müdür Yardımcısı Nazif Koca, İBB Gıda Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanı Bayram Ali Çakıroğlu, İBB

6

ETBİR I KIRMIZI

Veteriner Hizmetler Müdürü Muhammet Nuri Coşkun, TÜGİS Başkanı Necdet Buzbaş, TÜSEDAD Başkanı Adnan Yıldız, UKON Başkanı Ahmet Hacıince, ETBİR üyeleri, kırmızı et sektöründeki firmalar ve tedarikçiler katıldı. Yemeğin devamında davetlilere “Hoş geldiniz” konuşması yapan ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bılıkçı

misafirlere; “Artık gelenekselleşmiş olan iftar yemeğimizde bu yıl da aramızda olduğunuz için çok teşekkür ederiz.” dedi. Konuşmasında et üretiminin sorunlarına değinen Bılıkçı; “Soframızda paylaştığımız kırmızı etin üretimi 2015 yılında 1 milyon 149 bin 222 ton olarak gerçekleşti. 2016 yılındaki üretimin sadece 134 bin tonu koyun-keçi etinden elde edildi. 2010


yılında 780 bin ton olan kırmızı et üretimi, 6 yılda 1 milyon 150 bin tona ulaştı. Bu artışa rağmen kırmızı ette arz darlığı devam etmektedir ve bu aşılması gereken bir sorundur” şeklinde konuştu. Bılıkçı, kırmızı et piyasasında devam eden arz ve fiyat sorunlarını aşmak üzere bakanlık tarafından geliştirilen çeşitli yöntemler hakkında bilgi verdi. Et ve Süt Kurumu tarafından devam ettirilen besilik hayvan girişini çoğaltmak üzere yine ESK tarafından talep toplandığını belirten Bılıkçı, besilik canlı hayvan ithalatıyla birlikte, etçi ırk hayvan varlığında sağlanacak artışın ülkedmizdeki bu sorunun aşılmasında yarar sağlayıcı bir yöntem olacağını sözlerine ekledi. ✻

ETBİR I KIRMIZI

7


SEKTÖRDEN HABERLER

Et Tebliği’nde yapılan değişiklikle kasaplarda köfte satışının önü açıldı Et ve Et Ürünleri Tebliği’nde yapılan değişiklikle perakende işletmelerde kıyma ve köfte satışı serbest hale geldi. Sadece büyükbaş ve/veya küçükbaş hayvan karkas etlerinden hazırlanmış pişmemiş köfte ambalajlı olarak satışa sunulabilecek. Köftenin günlük satış miktarı 10 kilogramı geçmeyecek.

K

asaplarda köfte satışına izin veren Türk Gıda Kodeksi Et ve Et Ürünleri Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, 18 Temmuz 2016 tarih ve 29774 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandı. Tebliğe göre perakende işletmeler, hazırlanmış et karışımı olarak sadece büyükbaş ve/ veya küçükbaş hayvan karkas etlerinden günlük olarak 10 kilogramı geçmeyecek miktarda pişmemiş köfte üretilebilecek ve satışa sunabilecekler. 1 Temmuz 2015 tarihinde kasaplara getirilen köfte satışıyla ilgili yasaklama da yayınlanan tebliği ile sona ermiş oldu.

Ürünler ambalajlı satışa sunulacak Kasapları sevindiren tebliğde kıyma, köfte

8

ETBİR I KIRMIZI

hariç hazırlanmış kırmızı et karışımları ve hazırlanmış kanatlı et karışımlarının üretimi ise yasaklanıyor. Ancak tüketicinin talep etmesi durumunda kıyma ve köfte hariç hazırlanmış et karışımları anında hazırlanabilecek. Çiğ kanatlı etleri ise hazır ambalajlı olarak piyasaya arz edilecek ve perakende satıcı tarafından ambalaj bütünlüğü bozulmadan son tüketiciye sunulacak. Satın alınan ürün tüketici talebi doğrultusunda parçalanabilecek.

Günlük köfte satışı 10 kiloyla sınırlı Tebliğde yapılan bir başka düzenlemeye göre ise perakende satış yerleri günlük olarak Et ve Et Ürünleri Tebliği’nde tanımlanmış köfte ürününden üretebilecekler. Ancak üretilen köftenin Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği, Katkı Maddeleri Yönetmeliği başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerine uygun olması gerekiyor. Tebliğde günlük üretilecek köfte miktarı 10 kg ile sınırlandırılıyor. Hangi etten, yağdan,

hangi baharatlardan ne kadar kullanılarak ne kadar köftenin üretildiği, ne zaman üretildiği, muhafaza sıcaklığı vb. köfte üretimi ile ilgili kayıtların da tutulması gerekiyor. Ayrıca tebliğde günlük üretilen köftenin izlenebilirliğiyle ilgili olarak, etinin hangi karkaslardan hazırlandığı, karkasın kesim raporları ve kesim sonrası veteriner hekim muayene raporları, kullanılan tüm baharatların etiket bilgileri vb. tüm kayıtlarının bulundurulması şartı getiriliyor. Düzenlemeye göre “doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş olan köfte” üretim sonrası, Etiketleme Yönetmeliği’nde belirtildiği gibi, “aynı perakendeci tarafından hazır ambalajlı hale getirilmiş olan gıdayı” ifade ediyor. Aynı yönetmeliğe göre doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş olan gıdalar ile ilgili gıdanın satışı sırasında; gıdanın adı, bileşenler listesi, alerjen bileşenler veya alerjen işlem yardımcıları, son tüketim tarihi, menşe ülke bilgileri satın alan kişinin görebileceği yerlerde bulundurulması veya gıda ile birlikte satın alan kişiye sunulması gerekiyor. ✻


ETBÄ°R I KIRMIZI

9


SEKTÖRDEN HABERLER

Kırmızı et üretimi artmaya devam ediyor… TÜİK rakamlarına göre Türkiye’nin kırmızı et üretimi 2016 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki döneme göre yüzde 13,5 artışla 270 bin ton olarak gerçekleşti.

T

ürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nisan- Haziran 2016 II. çeyrek dönemi kırmızı et üretimi istatistiklerini açıkladı. TÜİK tarafından açıklanan rakamlara göre Türkiye’deki kırmızı et üretiminde bir önceki döneme göre yüzde 13,5, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 oranında artış yaşandı. Toplamda 270 bin ton kırmızı et üretilen dönemde sadece kesimhanelerde üretilen kırmızı et miktarı 153 bin ton olarak gerçekleşti.

243 bin ton sığır, 23 bin ton koyun eti üretildi Sığır eti üretimi 243 bin ton, koyun eti üretimi ise 23 bin ton olarak tahmin edildi. Sığır eti üretimi bir önceki döneme göre yüzde 16,9, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 5,8 arttı. Koyun eti üretimi ise bir önceki döneme göre yüzde 9,6 artarken, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,7 oranında azaldı.✻

Islah amaçlı hayvan yetiştiriciliği için birlikler kurulacak Hayvan gen kaynaklarının korunması, araştırılması, tespiti, ıslahı, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve pazarlanması konularında faaliyet göstermek amacıyla gerçek veya tüzel kişi yetiştiriciler tarafından birlikler kurulabilecek.

10

ETBİR I KIRMIZI

G

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Islah Amaçlı Hayvan Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmeliği, 26.08.2016 tarih ve 29813 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile hayvan gen kaynaklarının korunması, araştırılması, tespiti, ıslahı, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve pazarlanması konularında faaliyet göstermek amacıyla, koyun ve keçi türlerinde müştereken, diğer hayvan cinslerinde ise aynı türden hayvana veya arılı kovana sahip gerçek veya tüzel kişi yetiştiriciler tarafından tüzel kişiliği haiz ve özel hukuk hükümlerine tabi birlik ve merkez birliklerinin kurulması, işleyişi, görevleri, yönetimi ve denetimleriyle ilgili usul ve esasları belirlendi.

Birlik, koyun ve keçi türlerinde müştereken, diğer hayvan cinslerinde ise aynı türden hayvana veya arılı kovana sahip en az 7 yetiştiricinin bir araya gelmesiyle kurulacak. İl düzeyinde ıslah amacına yönelik aynı türden yalnızca bir birlik kurulabilecek. Birliğin kurulabilmesi için belirlenen üyelik şartlarını haiz en az 7 yetiştiricinin bağlı bulundukları Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’ne yazılı olarak başvurmaları gerekecek. Islah amaçlı yetiştirici birlikleri, asıl ve aday üyelerden oluşacak. Birliğe asıl üye olmak için Bakanlıkça belirlenen sayıda, koyun keçi türünde müştereken diğer hayvan cinslerinde ise aynı türden hayvana veya arılı kovana sahip olmak gerekecek. Kendi türünün ülke genelinde ıslah programına dahil olmak ve ıslah programının teknik ve mali yükümlülüklerini yerine getirmek de asıl üyelik için şart olacak. ✻


TÜSİAD gıda fiyatlarının artışını raporladı TÜSİAD Gıda, İçecek ve Tarım Çalışma Grubu koordinatörlüğünde hazırlanan “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu" raporunu açıkladı. 2050 yılında önemli bir nüfus artışı ile birlikte iklim değişikliğinden dolayı gıda üretiminin tehlikeye gireceğinin belirtildiği raporda, çözüm önerileri de sunuldu.

G

ıda fiyatları neden artıyor? En temel ihtiyacımız olan gıdaya erişmede ne tür tehditlerle karşı karşıyayız? Ülkemiz açısından durum nedir? Gıdaya ilişkin daha pek çok sorunun cevabını TÜSİAD araştırdı ve raporladı. TÜSİAD Gıda, İçecek ve Tarım Çalışma Grubu koordinatörlüğünde hazırlanan rapor, Akdeniz Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çağatay ve Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümü İstatistik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Mert tarafından kaleme alındı. Araştırmalarda elde edilen çarpıcı sonuçlar “Yapısal Sorunlar Perspektifinden Verimlilik ve Gıda Enflasyonu Konferansı”nda bir dizi çözüm önerileriyle birlikte sunuldu. Konferansın açılış konuşmaları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran Symes tarafından yapıldı. Symes konuşmasında, uluslararası kurumların tahminlerine göre, 2050 yılında, son bin yılda üretilenden daha fazla gıda üretilmesi gerektiğine dikkat çekti.

İklim değişikliği gıda üretimini tehdit ediyor Gıdaya olan talep artarken gıdayı üretme noktasında en büyük tehdidin iklim değişikliği olduğuna dikkat çeken Symes “Bu tehdit artık belli ülkelerin ya da bölgelerin sorunu olmaktan çıktı. Sınır tanımıyor gezegeni tümüyle etkiliyor. Avrupa Birliği’nin tahminine göre 2080

yılına kadar gerçekleşecek 2.5⁰C’lik bir sıcaklık artışı 50 milyona yakın insanı açlık riskiyle karşı karşıya bırakacak. Geçimini topraktan kazanan dünya nüfusunun yaklaşık % 20’si de iklim değişikliğinden ekonomik olarak ciddi bir şekilde etkilenecek” dedi. Symes, Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre Türkiye’nin açlığa son verme hedefine ulaşan 79 gelişmekte olan ülkeden biri olmasına rağmen, iklim değişikliği tehdidinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında olduğunu ifade etti. Türkiye nüfusunun 2050’lerde 95 milyona yaklaşmasının beklendiğini vurgulayan Symes düşük seyreden tarımsal verimlilik, Türkiye’nin uzun vadede kendine yeter bir ülke olma niteliğini ciddi riske sokacağını söyledi.

Tarım sektöründe köklü bir değişikliğe ihtiyaç var Türk tarımının çok boyutlu ve derin problemler içerdiğinin belirtildiği raporda tüm bu problemlerle baş edebilmek için sektöre bakış açısında köklü bir anlayış değişikliğinin gerektiği ifade edildi. Araştırmada gerekli görülen anlayış değişikliğinin ana hatları; genel tarımsal destekleme politikası, hayvancılık destekleri, tarımsal örgütlenme ve tarımsal pazarlama başlıkları altında özetlendi.

184 Ova tarımsal sit alanı oluyor

Genel tarımsal destekleme politikası olarak önce bölge daha sonra havza tabanlı, ekim alanı ve verim verileri ile çok yıllık ortalama fiyatlara dayalı gelir tahminlerinden yola çıkarak ayrıntılarıyla çalışılacak bir destekleme sistemi önerildi.

Symes’in ardından bir konuşma yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Şu an Türkiye'de 184 ova belirledik. Yağmadan kurtardığımız ovalarımızdan 184'ünü tarımsal sit alanı ilan edeceğiz, ekilmedik bir karış yer bırakmayacağız. Topraktan silahlar değil, topraktan bereketin fışkırması için bu çalışmaları yoğunlaştıracağız” dedi. Konferansta ayrıntıları açıklanan raporda Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonuna yol açabilecek ve/veya bunu kronik hale getirebilecek faktörler; artan üretim maliyeti, arz açığı, ihracat arzı (yaş sebzemeyve), dünya piyasalarından yalıtım ve ürün zincirlerinde eksik ve aksak örgütlenme olarak sıralandı.

Raporda hayvancılık sektöründe hayvan sağlığını da gözetecek şekilde girdi maliyetleri ve çıktı fiyatlarını göz önüne alan sade bir destekleme politikasına ihtiyaç olduğu ifade edildi. Raporda tarım sektöründe kooperatifler, üretici birlikleri, yetiştirici birlikleri, meslek örgütleri, vakıflar, dernekler gibi unsurları kapsayan sayısı binlerle ifade edilen, sınıflandırılması dahi güç olan bir örgütlenme yapısı olduğuna dikkat çekildi. Çözüm önerisi olarak “Her şeyden önce bu örgütlenme yapısı içerisinde yetki alanı karmaşası yaratan, pazarlama faaliyetleri yürütmeye engel olan vb. bir dizi soruna neden olan mevzuatın yenilenmesi gerekmektedir” denildi. ✻

ETBİR I KIRMIZI

11


DOSYA - Canlı Hayvan İthalatı

ESK, 400 bin besilik dana ithal ediyor... Artan kırmızı et fiyatlarını stabil hale getirmek için çalışmalar yapan hükümet, canlı hayvan ithalatına yöneldi. 31 Aralık 2016’ya kadar sıfır gümrük vergisi ile Et ve Süt Kurumu (ESK) 400 bin baş besilik dana, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ise 150 bin baş damızlık sığır, 20 bin baş koyun ve keçi ithalatı için yetkilendirildi. Partiler halinde ithalat yapmaya devam eden ESK, Eylül ayı sonuna kadar 47 bin besilik danayı besicilere teslim etti.

E

t fiyatlarındaki yükseliş uzun zamandır hem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hem de sektörün içinde faaliyet gösteren her meslekten insanın ve en önemlisi de tüketicinin gündemindeki öncelikli yerini koruyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesi ve sonrasında kırmızı et fiyatlarının artışına yönelik beklenti yine gündemde yerini aldı. Ancak beklenen dalgalanmalar olmadan bayram geride kaldı. Fiyatlar her yükseldiğinde ya da yükseleceğine dair beklenti oluştuğunda tartışılmaya başlanılan, kırmızı et arz ve talep dengesizliğini ortadan kaldırmak için hükümetin 2016 yılında hayata geçirdiği çözüm önerisi; yurt dışından canlı hayvan ihracatı yapmak oldu. Mart ayında Bakanlar Kurulu’nda alınan bir kararla canlı hayvan ithalatında yeni bir dönem başladı. Et ve Süt Kurumu 400 bin baş besilik dana, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ise 150 bin baş damızlık sığır, 20 bin baş koyun ve keçi ithalatı ile yetkilendirildi. Canlı hayvan ithalatını düzenleyen, “Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü’nce Kullanılmak Üzere Canlı Hayvan İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar” 3 Mayıs 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bakanlar Kurulu kararına göre, Et ve Süt Kurumu 31 Aralık 2016’ya kadar 400 bin baş besilik dana ithal edecek. İthal edilecek danalar, ihtiyacı olan yetiştiricilere satılacak. Et ve Süt Kurumu’nun besilik dana ithalatı için yetkilendirildiği kararda Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM)’ne de damızlık ithalat yetkisi verildi. Bakanlar Kurulu kararına göre, bu yılın sonuna kadar TİGEM tarafından 150 bin baş damızlık sığır ithal edilerek, talep eden yetiştiricilere satılacak. Ayrıca 31 Aralık 2016 tarihine kadar sıfır gümrükle ithalat yetkisi verilen 20 bin baş koyun ve keçi de yine TİGEM tarafından ithal edilecek.

12

ETBİR I KIRMIZI


Hayvan ithalatında kamuya sıfır, özele yüzde 60 vergi Bakanlar Kurulu kararında ESK ve TİGEM’in canlı havyan ithalatı için yetkilendirilmesinin yanı sıra vergi oranlarında da önemli değişikliklere gidildi. Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) canlı hayvan ithalatında 400 bin besilik sığır için gümrük vergisi sıfırlanırken, özel  sektör tarafından yapılan ithalat için gümrük vergileri yüzde 15’ten yüzde 60’a çıkarıldı. Kararı değerlendiren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik “Bakanlar Kurulu kararıyla et ve süt piyasasının regülasyonundan sorumlu ESK ile TİGEM’e 400 bin baş, besi ve damızlık hayvan ithalatı yetkisi verildi. Bu tedbirle daha uygun fiyatlarda, ihtiyaç duyulan dönemlerde ve sayıda dana ithalatı yapılarak besicilerin ihtiyacının karşılanması hedefleniyor” dedi. Üretici ve besicilerin artık çok daha uygun şartlarda ve diledikleri sayıdaki besi danasını ESK’dan kolaylıkla temin edebileceğine dikkat çeken Çelik, “ESK, besilik canlı hayvan ihtiyacını karşılamak için gerekli her türlü tedbiri almış ve biçilen yeni rolüyle piyasanın belirleyici aktörü haline gelmiş durumdadır” yorumunu yaptı. Besilik hayvan ithalatının, ESK’nın öncülüğünde şeffaf bir şekilde yürütüleceğini belirten Bakan Çelik “Kazanan; üreticilerimiz, besicilerimiz ve ülkemiz olacaktır” dedi.

Temmuz ayına kadar 250 bin hayvan ithal edildi Mayıs ayında ESK’nın ve TİGEM’in yurtdışında hayvan ithalatı yapmasına ilişkin kararın yayınlamasının ardından hızla çalışmalara başlandı ve aylar sonra ithalatta gelinen noktayı Kurban Bayramı’nın ardından yine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik açıkladı. Bakan Çelik, bugüne kadar 250 bin hayvanın ithalatı ve bu hayvanların üreticilere dağıtımının için planlama yapıldığını söyledi. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde yeterli hayvan olmadığı için et fiyatlarının yükseleceğine dair spekülatif açıklamalar yapıldığına ancak beklenen dalgalanmanın olmadığına dikkat çeken Çelik şöyle devam etti:

“Biz Kurban Bayramı öncesinde yeterli hayvan hazırlığımızı yaptık ve bunu kamuoyuna duyurduk. Geçmişte 870 bin civarında büyük baş hayvan ve yaklaşık 2 milyon 700 bin civarında da küçükbaş hayvan kurban edilmiş. Biz elimizde 1 milyon 200 bin büyükbaş hayvan ve ihtiyacın ötesinde 3 milyon 700 bin küçükbaş hayvan olduğunu Bayram öncesinde kamuoyu ile paylaştık. Üreticilerimize de ‘Eğer elinizde bayramı sonrası hayvanlar kalırsa bunları da ESK adına alıp piyasaya biz süreceğiz’ dedik. Bu hazırlıklar etkili oldu ve bayram öncesi fiyat ile bayram sonrası fiyat arasında gerek canlı hayvanın kilo fiyatı, gerekse karkas fiyatlarında bir oynama olmadı. Canlı hayvan kg fiyatı 15 TL civarında, karkas fiyatı ise 25 – 26 TL arasında değişti.” Bu yıl Kurban Bayramı’nda 924 bin büyükbaş, 2 milyon 940 bin küçükbaş hayvan kesildi ve bayram sonrasında üreticiler tarafından ESK’ya herhangi bir hayvan iadesi gerçekleşmedi.

Çelik: “Et fiyatları stabil hale gelecek” ESK Bakanlar Kurulu’ndan aldığı canlı

hayvan ithalatı yetkisi çerçevesinde çalışmalarını sürdürüyor. Yıllık 400 bin civarındaki hayvan ihtiyacını karşılamak için ithalat yapmaya devam ettiklerini belirten Bakan Çelik “İlk partide 17 bin hayvan geldi ve besicilere dağıtıldı. 9 Eylül tarihi itibariyle 10 bin hayvan daha geldi. 24 Eylül itibariyle de 7 bin, 28 Eylül tarihinde de 20 bin olmak üzere toplam 47 bin hayvan 28 Eylül’e kadar besicilerimize verilecek” dedi. Ekim ayında da ithal besilik dana dağıtımına devam edeceklerine vurgulayan Çelik “İlk müracaat hangi besici ve üretici tarafından yapılmış ise bu sıra gözetilerek, üreticilerimize dağıtım yapacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. Kırmız et sanayicileri, yerel marketler, kasaplar ve tüketiciler arasında güzel bir dağıtım zinciri kurduklarını ve önümüzdeki günlerde et fiyatlarının çok daha stabil hale geleceğini söyleyen Bakan Çelik, et fiyatları stabil hale gelirken üreticilerin zarar etmeyeceğine dikkat çekti. Çelik “Bizim amacımız uygun şartlarda canlı hayvan getirip, uygun şatlarda et temin edip üreticiyi zarar ettirmek değil. Üreticinin

ETBİR I KIRMIZI

13


İthal Sığırlar 12 aydan küçük, 300 kg’ın altında Besilik Sığırların teknik özelliklerine gelince… Güney Amerika ülkelerinden ithal edilecek besilik sığırlar Angus ve Hereford, Avrupa Birliği ülkelerinden ithal edilecek besilik sığırlar ise Limuzin, Şarole gibi etçi veya kombine ırklar ile kendileri arasındaki melezleri kapsıyor. İthal edilecek hayvanlarda aranacak özellikler şartnamede şöyle sıralanıyor: İthal edilecek besilik sığırlar etçi ve kombine ırkların saf veya melez erkekleri olacak. Sütçü ırklar ile bunların melezleri alınmayacak. Ülkeye girişte hayvanların her birinin yaşı 12 aydan küçük ve ağırlığı 300 kilogramdan az olacak.

maliyetlerini dikkate alarak adımlar attığımızı üreticilerimizin bilmesini istiyorum. Hayvancılıktan çıkma değil hayvancılıktan kapasiteyi arttırma dönemi” dedi.

Sığırlar AB’den ve Güney Amerika’dan Peki bahsi geçen ve üreticilere teslim edilen besilik danalar nerelerden geliyor ve kimlere dağıtılıyor? İthalatın yapılacağı ülkeler, ithal edilecek hayvanların taşıması gereken şartlar ve dağıtım koşullarına dair tüm ayrıntılar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Besilik Sığır İthalatı Teknik Şartnamesi”nde açıklandı. Şartname gereği besilik sığırlar, Avrupa

Birliği ülkeleri ve Güney Amerika ülkelerinden ithal ediliyor. Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya, Macaristan, Estonya, Litvanya, Letonya, Fransa, Avusturya, Slovakya, İsveç, Çek Cumhuriyeti, İtalya ve Yunanistan ithalat yapılan ülkeler… Ancak Yunanistan’da bazı adalar, Doğu Makedonya ve Trakya bölgeleri ithalat yapılacak bölgelerin haricinde tutuluyor. İthalat yapılan ülkeler içinde yer alan İtalya da bazı eyalet ve adalar ithalat yapılacak bölgelerin dışında yer alıyor. Güney Amerika ülkelerinden ithal edilecek besilik danalar Kocaeli, Tekirdağ, İzmir, Mersin, Samsun ve Trabzon illerine, Avrupa Birliği ülkelerinden ithal edilecek sığırlar ise Kocaeli, Tekirdağ, İzmir, Mersin, Trabzon, Samsun ve Edirne’ye teslim edilecek.

Hayvanlar, kendi ırk özelliklerini taşıyacak ve herhangi bir fiziki kusur (ayak, göz, kulak vb. kısımlarında) bulunmayacak. Seçilecek hayvan üzerinde bireysel tanımlamayı sağlayan işaret (küpe ve elektronik kulak küpesi/mikroçip) bulunacak. Ayrıca hayvan, bireysel tanımlama numarası, yaş, cinsiyet ve ırk bilgileri ile uyumlu kimlik belgesine sahip olacak. Sağlık ve teknik muayenesi yapılmayan ve kontrolden geçirilmeyen, seçim heyetince seçilmeyen ve hazırlanan seçim listesinde kulak küpe numarası yer almayan hiçbir hayvanın ithalatına izin verilmeyecek. Hayvanlara, herhangi bir stilben veya tirostatik madde ile tedavi veya zooteknik uygulama dışında başka amaçlara yönelik östrojenik, androjenik, gestajenik veya agonist maddelerin uygulaması yapılmamış olacak. İthal edilecek hayvanlar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenen sağlık ve teknik şartlarına uygun olacak.

Besi İthalatına 100 Baş Sınırı Besilik dana ithalatı yapmak isteyen kişi veya işletmelerin en az 100 baş besi hayvanına sahip olması şartı aranıyor. İşletmesinde 100 baş hayvan olmayanların başvuruları dikkate alınmayacak. Ayrıca 100 baş hayvan sahibi kişi veya işletme en çok 40

14

ETBİR I KIRMIZI


baş besi ithal edebilecek. 200 baş ve üstü talep sahipleri, hayvanların grup halinde yapılacak seçimine kendi imkânları dâhilinde refakat edebilecekler. Hayvanların yurt dışındaki seçim sürecinde seçime nezaret eden veya etmeyen talep sahipleri, hayvan seçimi ve teslimine itiraz edemeyecek.

İthal edilen hayvanlar satılamayacak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ithal edilecek hayvanların satışını da yasaklıyor. Bakanlığın açıkladığı teknik şartnamede ithal edilecek besilik sığırların ihracatçı ülke topraklarında doğup büyümüş hayvanlardan olması gerektiği belirtilerek: “İthalatçı kişi/firma, ihracatçı ülkede ithal edilecek hayvanlar hazır olduğunda veteriner hekimden oluşan iki kişilik seçim heyeti talebi ile ilgili Hayvancılık Genel Müdürlüğü’ne başvuru dilekçesi verecek. Bu dilekçede ne kadar hayvan seçileceği belirtilecek” deniliyor. İthal edilecek besilik sığırların seçimi, bakanlıkça görevlendirilecek ‘Seçim Heyeti’ tarafından ihracatçı ülkede yapılacak. Seçimi yapılan hayvanların,

en geç 45 gün içerisinde ülkemize gönderilmek üzere yüklemesi yapılacak” bilgisine de şartname de yer veriliyor.

AB’den 5 bin ton kırmızı et ithal edilecek ESK, hükümetin kırmızı et fiyatlarının stabil tutulması için aldığı önlemler kapsamında canlı ithal hayvan ihracatının yanı sıra Polonya hariç Avrupa Birliği ülkelerinden 5.000 ton taze soğutulmuş sığır karkas eti ithal etmeye hazırlanıyor. 23 Ağustos’ta AB Ülkeleri’nden 5 bin ton taze soğutulmuş sığır karkas eti alımı ihalesini gerçekleştiren Et ve Süt Kurumu, aday firmaların tekliflerini kabul etti. Kamu İhale Kanunu çerçevesinde pazarlık usulü ile gerçekleştirilen ihalede, birinci kısım için bin tonluk, ikinci ve üçüncü kısımlar için ise 2’şer bin tonluk üç kısım halinde yapıldı. Toplam 12 şirketin teklif verdiği ihalede 2. tura 9 şirket katıldı. ESK tarafından ithal edilecek etlerin Ekim ayından başlayarak 30 Kasım’a kadar Türkiye’ye getirilmiş olması hedefleniyor. İthal edilecek etler Sakarya, İstanbul, Ankara’ya bölümler halinde teslim edilecek. ✻

ETBİR I KIRMIZI

15


HAYBİS

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar tek bir sistemle izlenebilecek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, sığır cinsi hayvanların kayıt sistemi TÜRKVET ile Koyun Keçi Kayıt Sistemi (KKKS)’ni, Hayvancılık Bilgi Sistemi (HAYBİS) çatısı altında birleştirdi. Artık tüm hayvan türleri tek bir sistem üzerinden, yeni “Hayvan Kayıt Sistemi” (TÜRKVET)’e kaydedilecek hastalık, aşılama, numune takibi “Veteriner Bilgi Sistemi” üzerinden yapılacak.

S

ığır cinsi hayvanların kimliklendirilerek kayıt altına alındığı Türkvet Veteriner Bilgi Sistemi ile koyun keçi türü hayvanların kayıt altına alındığı Koyun Keçi Kayıt Sistemi (KKKS), Tarım Bilgi Sistemi Projesi kapsamında yer alan Hayvancılık Bilgi Sistemi’nde (HAYBİS) birleştirildi. Türkiye’deki tüm hayvan varlığının tek bir sistem üzerinden takibine imkan veren uygulama, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden duyuruldu. Hayvan Kayıt Sistemleri Türkvet ve KKKS’nin tek bir sistemde birleştirilmesinin ardından,

16

ETBİR I KIRMIZI

tüm hayvan türlerinin tek bir sistemde kaydedileceği Hayvan Kayıt Sistemi (TÜRKVET) ile hastalık, aşılama, numune takibi sistemlerinin yer alacağı Veteriner Bilgi Sistemi 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle devreye alındı.

Eski sistemler artık ihtiyaçlara cevap veremiyordu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yayınladığı duyurusunda, Türkvet ve KKKS’nin tek bir sistem üzerinde birleştirilmesini gerektiren nedenlere ayrıntılı bir şekilde yer verdi. Türkiye’de sığır cinsi hayvanların kimliklendirilmesi

ve kayıt altına alınması uygulamasına 2001 yılında başlandı, 2006 yılından itibaren de Türkvet Veteriner Bilgi Sistemi kullanıma açıldı. Sistem 2009 yılında Avrupa Birliği’ne uyumlu olarak yenilendi ve bir önceki Türkvet’te yer alan veriler, bugün de kullanılan Türkvet’e aktarıldı. Koyun ve keçi türü hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması uygulamasına ise 2010 yılında başlandı. Ancak uzun yıllardır kullanılan Türkvet ve Koyun Keçi Kayıt Sistemi’nin (KKKS) yazılım ve donanım olarak ihtiyaçları karşılayamaması, hayvan kayıt


sistemlerinin iki farklı sistem üzerinden yürütülmesi nedeniyle sistem donanım ihtiyaçlarının farklılık göstermesi, donanımların güncelliğini kaybetmesi, sistem donanımlarının yeni gelişmelere cevap verememesi yeni uygulamaya geçilmesi ihtiyacını doğurdu. Sistemler arası senkronizasyon hataları ve mükerrer veri girişleri ile Bakanlığa ait tüm yazılımların, Tarım Bilgi Sistemi (TBS) çatısı altında birleştirilecek olması nedeniyle tüm hayvan türlerinin kaydedileceği tek bir Hayvan Kayıt Sistemi oluşturuldu. Hastalıkların yönetimi ve eradikasyonunu desteklemek amacıyla epidemiyolojik birim seviyesine dayanan ayrı bir Veteriner Bilgi Sistemi hazırlanması yoluna gidildi. Duyuruda ayrıca gerek mevzuattan kaynaklanan yeniliklerin, gerekse sahada karşılaşılan sorunların kısa sürede çözülmesi ve hayvan kayıt sistemlerinin performanslı ve kesintisiz olarak çalışabilmesi amacıyla, Türkvet ve Koyun Keçi Kayıt Sistemi (KKKS), Tarım Bilgi Sistemi Projesi kapsamında yer alan Hayvancılık Bilgi Sistemi’nde (HAYBİS) birleştirildiği ifade edildi.

Eski kayıtlar, Hayvan Kayıt Sistemi TÜRKVET’e aktarıldı Türkvet/KKKS’de yer alan verilerin Hayvan Kayıt Sistemi TÜRKVET ve Veteriner Bilgi Sistemi’ne aktarımı tamamlanarak, HAYBİS çatısı altında erişime açıldı. 1 Temmuz itibariyle devreye alınan her iki sisteme de http://hbs.tarim.gov.tr/ adresinden erişim sağlanabiliyor. Kullanıcılar tek bir şifreyle sisteme girerek, yetkisine göre işlem yapabiliyor. Şu anda uygulamaya konulan yeni sistemde, sığır cinsi hayvanlar ile koyun ve keçi türü hayvanlar tek bir sistemde kayıt altına alınabiliyor, hastalıkları, aşılamaları, numune takip işlemleri ise ayrı bir sistemde izlenebiliyor. Ancak bu sistem geliştirilmeye devam edilecek ve daha sonraki dönemlerde tek bir sistem üzerinden hem hayvanlar kayıt altına alınabilecek hem de hareketleri ve hastalıkları izlenebilecek. ✻

Yeni sistemden kaçış yok! Yeni Hayvan Kayıt Sistemi TÜRKVET oluşturulurken aşağıdaki listeler de ilgililerin bilgisine sunuldu: P Koyun ve Keçi Türü Hayvan Kayıp Çalıntı Listesi P Sığır Cinsi Hayvan Kayıp Çalıntı Listesi P TÜRKVET/KKKS’de Hatalı T.C. Kimlik Numarası ile Kayıtlı, Durumu Kapalı Yapılan İşletme Listesi P Mükerrer, Hatalı ve Geçersiz Vergi Numarası İle Kayıtlı Yeni Sistemi Aktarılmayan Kurum/ Kuruluşlar Listesi P İllere Tahsis Edilen/Satın Alınan, İl Depolarında Bulunan/ Kullanılan Kulak Küpe Aralıkları Listesi

ETBİR I KIRMIZI

17


YÖNETMELİK

Hayvansal gıdaların satışına “yerel, marjinal ve sınırlı” düzenleme Esnafın üreticiden doğrudan alışveriş yapmasının önünü açan “Gıda İşletmelerinde Yerel, Marjinal ve Sınırlı Faaliyetlerin Düzenlenmesine Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Değişiklik ile et ve süt ürünlerinin satışında hem üreticileri hem perakendecileri ilgilendiren önemli düzenlemeler getirildi.

G

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, Gıda İşletmelerinde Yerel, Marjinal ve Sınırlı Faaliyetlerin Düzenlenmesine Dair Yönetmeliği 26/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişiklikle perakende satış yerlerinde et ve et ürünlerinden çiğ et ve kıyma, süt ve süt ürünleri kapsamındaki çiğ süt, içme

sütü, kolostrum, kolostrum bazlı ürünler, çiğ krema ve kaymak dışındaki süt ve süt ürünleri ile bütün halindeki balık ve su ürünlerinin satış şartlarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi. Yönetmelik hükümlerinde belirtilmeyen hayvansal gıdalar ve hazır ambalajlı olarak tedarik edilerek ambalajı bozulmadan satışa sunulan hayvansal gıdalar kapsam dışında tutuldu.

yıllık olarak belirlenmiş maksimum miktarını, “Sınırlı” Hayvansal gıdayı arz eden ve/veya tedarik eden, belirlenmiş perakende işletme tipini ve/veya hayvansal gıdayı, “Yerel” Hayvansal gıdanın arz edilebileceği coğrafi olarak sınırlandırılmış alanı” olarak tanımlanıyor.

Perakenciler arasındaki alışverişe son tüketici şartı

Gıda ürünlerinin tedarik edilmesi ve satışına ilişkin önemli düzenlemelerin yapıldığı yönetmelikte, et ve et ürünlerine ait özel hükümlere yer verildi. Yönetmeliğe göre; Et ve et ürünlerinin satışı, perakende işletmenin bulunduğu nokta merkez kabul edilerek 50 kilometrelik yarıçap içerisinde kalan alanda yapılabilecek. Perakendecinin diğer perakendeciye yapabileceği toplam satış, haftalık olarak 2.500 kilogramı geçmeyecek, çiğ et ve kıyma, sadece kasaplar tarafından diğer perakendecilere arz edilebilecek. Hazırlanmış et

Yapılan düzenlemeye göre; gıda işletmecisi yerel, marjinal ve sınırlı faaliyetler kapsamında tedarik ettiği gıdayı sadece son tüketiciye arz edebilecek, son tüketiciye satış amacıyla işleyebilecek, muameleye tabi tutabilecek ve/veya depolayabilecek. Yönetmelikteki bu madde ile perakende ticaret yapan işletmelerin birbirlerinden sınırlı da olsa alışveriş yapmalarının önü açıldı. Buna göre hayvansal gıdaların, perakendeci tarafından başka bir gıda işletmesine arzı, bu gıda işletmesinin de son tüketiciye satış yapan perakendeci olması şartıyla hayata geçirilmiş oldu. Ancak hayvansal gıdanın, perakendeci tarafından başka bir perakendeciye arz edilebilmesi için yerel, marjinal ve sınırlı olarak tanımlanan faaliyetler için getirilen gerekliliklerin tamamını karşılaması gerekiyor. Yönetmelikte; “Marjinal” Perakendecinin başka bir perakendeciye arz edebileceği hayvansal gıdanın günlük, haftalık veya

18

ETBİR I KIRMIZI

Kasaplar haftada 2500 kg çiğ et ve kıyma satabilecek

Küçük işletmelerin mal teminini kolaylaştıran yönetmeliğin, fiyatlara da olumlu yansıması bekleniyor.


karışımları ve et ürünlerinin satışı yapılamayacak. Yapılan düzenleme ile artık kasaplar kurum yemekhanelerine, lokanta, dönerci, kebapçı gibi diğer perakendecilere et satışı yapabilecek.

Raf fiyatlarında düşüş bekleniyor Yönetmelikte süt ve süt ürünlerinin perakendeciden perakendeciye haftalık satış miktarı ise 500 kg. olarak belirlendi. Ancak yönetmeliğe göre; perakendeciden perakendeciye çiğ süt, içme sütü, kolostrum, kolostrum bazlı ürünler, çiğ krema ve kaymak satışı gerçekleştirilemeyecek. Balıkçılık ürünleri için yerel faaliyet alanı 50 kilometre, haftalık satış miktarı ise 500 kg olarak belirlendi. Yönetmeliğe göre sadece bütün halindeki balıkçılık ürünleri satışa sunulabilecek.

Satış öncesi Bakanlık’a başvuru yapılacak Yönetmelik kapsamında “yerel, marjinal ve sınırlı”  faaliyette bulunmak isteyen perakendecilerin ve işletmecilerin gerekli evraklarla birlikte Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na başvuruda

bulunması gerekiyor. Yönetmelikte perakendecilerin hangi hayvansal gıdanın arzını gerçekleştirmek istediğini, işletmecilerin de her perakendeciye ne kadar hayvansal gıda sattığına dair kayıtları güncel tutması isteniyor.

İşletmelerin onay süresi 1 Temmuz 2017’ye kadar uzatıldı “Gıda İşletmelerinde Yerel, Marjinal ve Sınırlı Faaliyetlerin Düzenlenmesine Dair Yönetmelik”in Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından aynı tarihte “Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete Yayınlandı. 17/12/2011 tarihli ve 28145 Sayılı Yönetmeliğin geçici 1’inci maddesinde yer alan “1/7/2016” ibareleri “1/1/2017” olarak değiştirildi. Bu değişiklikle; Modernizasyonu devam eden onay belgeli gıda işletmelerinin modernizasyonlarını tamamlaması için verilen süre 1 Temmuz 2017 tarihine kadar uzatılmış oldu. Yapılan düzenlemeyle, onay belgeli işletmeler için verilen modernizasyon süresi dördüncü kez ertelendi.

yönetmeliğin yayımından önce çalışma izin belgesi, çalışma izni ve gıda sicili belgesi veya bu belgelere eşdeğer belge alarak faaliyet gösteren onaya tabi gıda işletmeleri, yönetmeliğe göre onay belgesi almak zorunda. Onay belgesi alamayacak gıda işletmecilerinin ise, işletmesinin modernizasyonuna dair planları ile modernizasyonun hangi tarihte ve hangi aşamalardan sonra tamamlanacağına dair bilgileri yetkili mercilere sunması gerekiyor. Bu işletmelerin, modernizasyon planını vermeleri halinde, çalışmaların tamamlanma süresi 1 Temmuz 2017 tarihine kadar uzatılabiliyor. Yetkili merci, gıda işletmecisinin bu planı vermemesi veya modernizasyon planında yer alan tarih ve aşamalara uymaması durumunda işletmenin faaliyetini durdurabiliyor. ✻

Et ve et ürünlerinin satışı, perakende işletmenin bulunduğu nokta merkez kabul edilerek 50 kilometrelik yarıçap içerisinde kalan alanda yapılabilecek.

Geçici birinci maddeye göre

ETBİR I KIRMIZI

19


DESTEKLEME

Hayvancılığa hükümetten çifte destek Türkiye’de hayvancılığın geliştirilmesi çalışmaları kapsamında Bakanlar Kurulu’nda kabul edilen iki ayrı karar, yetiştiricilere onlarca başlıkta devlet desteğinin yolunu açtı. Damızlık düve yetiştiriciliğinden, besilik sığır üreticilerine, çiğ süt üretimden, hayvanların genetiğinin korunmasına kadar pek çok konuda düzenlenen destekleme kararları ve tebliğ yürürlüğe girdi.

2

016 yılında Türkiye’de hayvancılığın geliştirilmesini sağlayacak iki önemli destek, karara bağlandı. “Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Karar” ve “Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği”nin Bakanlar Kurulu’nda kabul edilmesiyle hayvancılıkla uğraşanların, hem Türkiye hem de kendi işletmeleri için çok daha verimli üretim yapabilecekleri imkanlar sağlanmış oldu. Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Karar kapsamında yeni kurulacak 500 baş düve kapasitesine sahip ya da mevcut kapasitesini 500 baş üzerine çıkarabilecek işletmeler, inşaat, hayvan alımı, makine ve ekipman alımında yüzde 50 hibe desteğinden faydalanabilecek. Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği kapsamında ise ülkemizde sağlıklı üretiminin artırılması ve sürdürülebilirliğin sağlanması, yerli hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi için önemli düzenlemeler yapıldı. Ancak her iki destekleme kararının da kapsamı bu kadarla sınırlı değil. Damızlık düve yetiştirenlere yüzde 50 hibe desteği Hayvancılığı destekleyen önemli adımlardan biri olan Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Karar ile damızlık düve yetiştiriciliği yapan büyükbaş hayvancılık işletmelerinin kurulması, ülkenin ihtiyaç duyduğu damızlık gebe düvelerin yurt içinden

20

ETBİR I KIRMIZI

karşılanması, et ve süt üretiminde verim ve kalitenin artırılması, sermayenin ülke içinde kalmasını sağlayacak yatırımların desteklenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi. Resmi Gazete’nin 3 Ağustos 2016 tarihli sayısında yayınlanan karara göre destekler, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ne üye, Veteriner Bilgi Sistemi’ne (TÜRKVET) en az 3 yıl kayıtlı, aktif sığır işletmesi olan gerçek ve tüzel kişi üreticilerin bireysel veya bir arada yapacakları 500 baş kapasiteye sahip, projeli sütçü, etçi veya kombine saf ırk damızlık düve üretimi ve ticari gebe düve satışı için sağlık sertifikasına sahip yeni işletme kurulması veya mevcut işletmelerin kapasitelerinin 500 baş üzeri olacak şekilde artırılması ve bu işletmelerin rehabilitasyon yatırımlarını kapsayacak.

Hibe desteği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca belirlenecek illerde 2016-2018 yılları arasında uygulanacak. Verilecek destekler 3 başlık altında toplanıyor: İnşaat, hayvan alımı, makine ve ekipman alımı. Her üç konuda da yüzde 50 oranında hibe desteği verilecek. Buna göre, kurulacak yeni işletmenin inşaat yatırımının yüzde 50’sine hibe desteği verilecek. Mevcut işletmelerin ise kapasite artırımı ve rehabilitasyonun yine yüzde 50’si hibe olarak karşılanacak. Hayvan alımı kapsamında ise damızlık dişi buzağı alımına yüzde 50 hibe verilecek.


Makine alet ve ekipman alımında ise yatırımcının alacağı yem karma makinesi ve gübre sıyırıcı alım bedelinin yarısı hibe ile desteklenecek. Projelerde 3 başlıkta yatırımın olması şart Gerçek veya tüzel kişilerce kurulacak işletmeler, uygulanacak hibe desteğinden bir kez yararlandırılacak. Yatırım tutarının desteklemeye esas üst sınırı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenerek açıklanacak. Desteklemeden yararlanacak yeni yatırım projelerinde inşaat yapımı, hayvan alımı ile makine alet ve ekipman alımı olarak belirlenen üç yatırımın da yer alması gerekiyor. Yani sadece hayvan alımı veya sadece inşaat yatırımı ile hibe alınamayacak. Ancak rehabilitasyon ve kapasite artırımı için, Bakanlıkça belirlenen şartları taşımak kaydıyla, yatırım konularından en az birini ihtiva eden bir proje ile başvurularak destekten yararlanılabilecek. Hibe desteklemelerinden kamu kurum ve kuruluşları ile bunların ortaklıkları yararlanamayacak. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının aynı konudaki faiz ve hibe desteği niteliğindeki desteklerinden faydalanan yatırımcılara bu Karar kapsamında hibe alamayacak. Hibe kullanacak yatırımcılardan, aynı konuda diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca sağlanan faiz ve hibe desteği niteliğindeki desteklerden yararlanmadıklarına, bu desteklerden yararlandıklarının tespiti halinde bu Karar kapsamındaki hibe desteğinin

iptal edileceğini kabul ettiklerine dair taahhütname alınacak. Ziraat Bankası hayvan üreticilerine kredi açıyor Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Karar kapsamındaki destek ödemeleri Ziraat Bankası A.Ş. aracılığıyla yapılacak. Ziraat Bankası aynı zamanda Damızlık Etçi ve Kombine Sığır Yetiştiriciliği Kredileri de verecek. Etçi ırklar olan Angus, Hereford, Şarole ve Limuzin Irkı ile kombine ırklar olan Montbeliard, Brown Swiss ve Simental Irkı hayvanlarla 10 baş ve üzerinde damızlık etçi ve kombine sığır yetiştiriciliği işletmesi kurmak ve/veya işletme kapasitesini 10 baş ve üzerine çıkarmak isteyen üreticilere kredi verilecek. Banka tarafından kullandırılacak yatırım kredileri kapsamında, Türkvet Kayıt Sistemi’ne kaydedilmiş, Damızlık Belgesi’ne sahip, ilk yavrusuna gebe veya en fazla ilk doğumunu yapmış, azami 36 aylık hayvan alımı, barınak yapımı ve tadilatı, hazırlama ünitesi, balya makinesi, çayır biçme makinesi ve silaj makinesi alımı, gübre yönetimiyle ilgili alt yapı ve alet/ekipman alımı da yer alıyor.

Güneş enerjisi kullanımında; damızlık etçi sığır işletmelerinde asgari 1.000 baş, kombine sığır yetiştiriciliği işletmelerinde 500 baş, biyokütle kullanımında: kombine sığır yetiştiriciliğinde asgari 800 baş kapasitede faaliyet gösterilmek kaydıyla kendi elektrik ihtiyaçlarını yenilenebilir enerji kaynaklarından (damızlık etçi sığır işletmelerinde sadece güneş, kombine sığır işletmelerinde ise güneş ve biyokütle) üretmek için gerekli olan tesis ve alet ekipman alımı için de üreticiler Ziraat Bankası’ndan kredi kullanabilecek. Tek yıllık yem bitkisi üretim giderleri ve diğer işletme giderlerinin finansmanı da İşletme Kredileri kapsamında kullandırılacak. ✻

ETBİR I KIRMIZI

21


DESTEKLEME

Hayvancılık Destekleme Tebliği kabul edildi

B

u yıl hayvan üreticilerinin yüzünü güldüren ikinci destekleme kararı ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği”nin kabul edilmesi oldu. 24 Haziran 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğde ülkemiz hayvancılığının geliştirilmesi, sağlıklı üretimin artırılması ve sürdürülebilirliğin sağlanması, yerli hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi, kayıt sistemlerinin güncel tutulması, hayvancılık politikalarının etkinliğinin arttırılması ve hayvan hastalıklarıyla mücadele için yetiştiricilerin desteklenmesine ilişkin düzenlemeler yapıldı. Manda Islah Sistemi soy kütüğü bölümüne 1 Ekim 2016 tarihinden önce kaydedilmiş ve 31 Aralık 2016 tarihinde halen kayıtlı bulunan ve soy kütüğü çalışmaları ile ilgili talimatlara uygun işletmeler soy kütüğü malak desteğinden yararlanacak. Bu destekten yararlanmak isteyen yetiştiricilerden, Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliğine üye olanlar İl Birliğine, üye olma şartlarını taşımayanlar veya birlik bulunmayan illerdekiler ise il veya ilçe müdürlüklerine 1 Kasım ile 31 Aralık 2016 tarihleri arasında yazılı olarak başvuruda bulunabilecek.

22

ETBİR I KIRMIZI

Besilik erkek sığır üreticileri destekleniyor Oldukça geniş kapsamlı hazırlanan Hayvancılık Destekleme Tebliği’nde hayvan yetiştiricilerini destekleyecek pek çok başlığa deniliyor. Yine tebliğ kapsamında kesim tarihi itibarıyla, besi süresinin son 90 gününü başvuranın veya eşinin işletmelerinde tamamlamış, TÜRKVET’e kayıtlı, yurt içinde doğmuş ve en az 12 aylık yaşı tamamlamış erkek sığırlarını (manda dahil) Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren kesimhanelerde kestiren ve kesim bilgilerini Kırmızı Et Kayıt Sistemi veri tabanına kaydettiren sözleşmeli besicilik yapan üreticilere, kestirdikleri hayvan başına destekleme ödemesi yapılacak. Yıllık 6 baş ve üzeri sayıda, destekleme şartlarını taşıyan erkek sığır kesimi yaptıranların, kırmızı et üretici birliklerinin bulunduğu yerlerde bu birliğe üye olmaları zorunlu tutulacak. Yıl içinde daha az sayıda kesim yaptıran üreticiler ise birliğe üye olmasa da desteklemeden yararlandırılacak. Üreticiler, Kırmızı Et Üretici Birliği’nin olduğu yerlerde birliğe, olmadığı yerlerde ise il ve ilçe müdürlüklerine yazılı olarak müracaat


İlk destekleme başvuruları 15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren il veya ilçe müdürlüklerine yapılmaya başlandı. Bu dönemde başvuru yapmayan yetiştiriciler, sonraki destekleme dönemleri için 1 Kasım-31 Aralık 2016 tarihleri arasında başvuru yapabilecek.

edebilecek. Yıl içinde yapılan kesimlerin son başvuru tarihi ise 31 Ocak 2017 olarak belirlendi. Tebliğ kapsamındaki “Çoban istihdam Desteği” 250 ve üzeri anaç küçükbaş (koyun-keçi) hayvan varlığına sahip işletmelere ödenecek. Başvurular işletmenin kayıtlı olduğu il/ilçe müdürlüklerine, 30 Aralık 2016’ya kadar yapılabilecek. Tebliğe göre, hastalıklardan ari işletmeler için sağlık sertifikasına sahip olan süt sığırı işletmelerinde bulunan, damızlık boğalar dışındaki, 6 aylığın üzerindeki erkek hayvanlar hariç, tüm sığırlar için hayvan başına doğrudan destekleme ödemesi yapılacak. Ari sığır başına ödeme birim miktarları 500 başa kadar tam olarak, 501 baş ve üzeri için ise yüzde 50›sine karşılık gelen tutarın ödenmesi suretiyle uygulanacak. Koyun keçi ve tiftik de destek kapsamında

üyesi olduğu damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliğine verecek. Anaç koyun ve keçilerin aynı ırktan olma şartı aranmayacak. Ancak anaç koyun ve keçilerin 1 Eylül 2015 tarihinde ve öncesinde doğmuş olması gerekiyor. Ürettiği tiftiği, Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Tiftikbirlik), Tiftikbirlik’e bağlı kooperatifler veya damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliklerine satan ve Tiftik Kayıt Sistemi veri tabanına kaydettiren üreticilere, kilogram başına destekleme ödemesi yapılacak. Çiğ süte devlet desteği Çiğ süt desteklemesi, üretmiş olduğu çiğ sütü, Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren süt işleme tesislerine, fatura/e-fatura veya müstahsil makbuzları

karşılığında kendisi, yetiştirici, üretici örgütü veya bunların yüzde 50›nin üzerinde paya sahip oldukları ortaklıkları vasıtasıyla satan, Süt Kayıt Sistemi (SKS) veri tabanına altyapısı kurulan yerlerde anlık olarak kayıt yaptıranlara ödenecek. Hayvan genetik kaynakları korunacak Bakanlıkça Akkaraman koyunu, Kilis ve Ankara keçileri ile Türk Saanen keçisinin de aralarında bulunduğu hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması için de destekleme yapılacak. Bu kapsamda yavru desteği ile damızlık erkek materyal desteği verilecek. Projeli işletmelerde 20 anaç materyale 1 damızlık erkek materyal oranını geçmemek üzere halen kullanılan damızlık erkek materyale, yıl içinde yavru desteği ile birlikte ödeme yapılacak. Söz konusu desteklemelerden kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak. . ✻

Tebliğde küçükbaş hayvan destekleri de yer alıyor. Koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan, damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliklerine üye, hayvanları, Koyun Keçi Kayıt Sistemi (KKKS) ve Koyun-Keçi Bilgi Sistemine (KKBS) kayıtlı yetiştiriciler, anaç hayvan başına yılda bir kez olmak üzere desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemeden yararlanmak isteyen yetiştiriciler, KKKS’de işletme ve hayvan bilgilerinin güncellenmesini sağlayarak, güncellenmiş hayvanlarının kulak numaralarının listesi bulunan dilekçeyi destekleme başvurusunda bulunmak üzere 1 Eylül-25 Kasım 2016 tarihlerinde

ETBİR I KIRMIZI

23


DESTEKLEME

Tarımsal üreticiye ekipman desteği Üretimde kaliteyi artırmak ve kırsalda kalkınmayı desteklemek için üreticiyi desteklemeyi sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, son olarak kırsaldaki küçük ölçekli üreticilerin ekipman ihtiyacını karşılamak için 17 ziraat odasına toplam 2.7 milyon lira değerinde 147 adet tarım makinesi ve aleti dağıttı.

U

yguladığı tarım projeleriyle üreticiye destek olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, kırsaldaki küçük ölçekli üreticilerin ekipman ihtiyacını karşılamak için 17 ziraat odasına 147 adet tarım makinesi dağıttı. Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Selçuk, Tire, Torbalı, Urla ilçelerine dağıtılan 2 milyon 705 bin lira tutarındaki aletlerin içerisinde traktör, ilaçlama, hayvan gübresi serpme, dal parçalama,  zeytin hasat,  mısır silaj, gübre atma, taş toplama, havalı ekim makineleri,  hububat mibzeri ve hidrolik duyargalı toprak frezesi bulunuyor.

Kocaoğlu “Tarıma destek artarak devam edecek” İnciraltı Kent Ormanı’nda düzenlenen makine ve ekipman dağıtım töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 2000-2014 yılları arasında Türkiye’de tarım

24

ETBİR I KIRMIZI


sektörü yüzde 2,1 büyürken, İzmir’de bu büyümenin yüzde 5,5 olarak gerçekleştiğine dikkat çekerek; “İzmir’de tarım sektörü Türkiye’den 2,5 kat fazla büyümüştür” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarını harcarken, bütçesini yaparken,  parasını nereye harcayacağını belirlerken kırsal kesimin kalkınmasına öncelik verdiğine dikkat çeken Kocaoğlu, “Birçok öncelikli projemiz var ama kırsal bizim nazarımızda birinci gelmektedir. Her şey eksik olabilir, gecikebilir ama tüm dünyanın en stratejik sektör olarak gördüğü tarıma,  kırsala vereceğimiz destek artarak devam edecektir” şeklinde konuştu.

Proje çerçevesinde bugüne kadar FoçaGerenköy ve Kiraz’ın İğdeli, Haliller, Karaman ve Yenişehir kooperatiflerine 40 ton kapasiteli 7 adet sabit süt soğutma tankı ve 1 adet 15 ton kapasiteli nakil tankı kuruldu. Bergama, Ödemiş ve Kiraz’da faaliyet gösteren 10 kooperatifte toplam 60 ton kapasiteli 11 adet sabit süt soğutma tankı kurulma çalışmaları halen devam ediyor. Ayrıca 8 kooperatifin müracaatları da değerlendirme aşamasında.

Belediye laboratuvarında ücretsiz toprak analizi Büyükşehir Belediyesi bir başka

projesinde doğru ürünün belirlenmesinde büyük rol oynayan ve gübre kullanımını azaltan toprak analizlerini kendi laboratuvarında yaparak üreticiye önemli bir destek sağlıyor. Üreticileri analiz raporlarına göre ürün dikmeye yönlendiren Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar 26 ilçeden 4 bine yakın toprak numunesini analiz ederek üreticiye doğru ürün yönlendirmesi yaptı. Belediye köylere giderek hem çiftçileri bilgilendiriyor hem de toprak numunesi alarak analizlerini gerçekleştiriyor. Analiz sonuçları doğrultusunda üretim yapmaya başlayan çiftçiler, daha verimli ve kaliteli ürün alıyor. ✻

Kooperatiflere 224 milyon TL Ziraat odalarına tarım makinesi dağıtımı ile Türkiye’de bir ilke imza atan İzmir Büyükşehir Belediyesi, daha önce de yüz binlerce meyve fidanı ile sebze fidesi, arı kovanı ve arıcılık malzemeleri, incir kurutma kasası ve zeytin kasası dağıtımı gerçekleştirmişti. Arıcılık eğitimleri veren Büyükşehir Belediyesi, yerli üreticiyi desteklemek amacıyla kooperatiflerden bugüne kadar yaklaşık 224 milyon TL bedelle çiçek, süt, yoğurt, peynir, çim ve fidan alımı yaptı. Ayrıca ürünlerin tozdan kurtulması ve alıcıların tarlalara kolaylıkla ulaşabilmesi için 2005 yılından beri sathi kaplama yapılan ova yolu uzunluğu 4000 kilometreyi aştı. Belediye, üreticilerin ihtiyaç duyduğu sabit süt soğutma ve nakil tanklarının dağıtımına da başladı.

ETBİR I KIRMIZI

25


ARGE

Et sektöründe atık yönetimi Gıda kayıpları, gıda tedarik zincirindeki tüm aktörler ve tüketiciler üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Ayrıca kaynakların israf edilmesi, gereksiz CO2 emisyonunu ve çöp alanlarını da arttırıyor. Gıda endüstrisinde etkili olan çevresel sorunlar; katı atıklar, hava kirleticileri ve enerji tüketimi olarak sıralanıyor. Et sektöründeki başlıca atık yönetim sorunlarını ise su tüketimi, atık oluşumu ve gıda israfı olarak sıralamak mümkün. Soğutma ve işleme esnasındaki hava kirliliği, kötü koku, katı atık ve enerji tüketimi de önemli sorunlar arasında dikkat çekiyor.

26

ETBİR I KIRMIZI


Şekil 1: Dünya genelinde et talebi artışı

T

ürkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası-TÜGİS, gıda sektörüne yönelik sürdürdüğü “Gıda Atıklarının Azaltılması ve Geri Kazanımı Projesi”nin sonuçlarını, düzenlediği bir panelle sektörle paylaştı. Kısa adı Foodward olan proje kapsamında et, süt ve süt ürünleri ve konserve sektörlerinde atık yönetimi ve gıda atıklarının geri kazanımı konusunda çalışma yapıldı. T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı Erasmus + Programı ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi işbirliğiyle yürütülen Foodward Projesi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü –TAGEM- tarafından da destekleniyor. Projenin kırmızı et sektörüne yönelik atık yönetimi raporunu dergimiz aracılığıyla sektörümüzle paylaşıyoruz.

Yalnızca Birleşik Krallık’ta 2010 yılında 7,2 milyon ton gıda israf edilmiştir. Bunun 4,4 milyon tonluk bölümünün önlenebilir kayıplar olduğu raporlanmıştır (Quested et al., 2011).

Tahminler kayıp ve atıkların dünya gıda zincirindeki gıdaların yaklaşık üçte biri kadar olduğunu göstermektedir. Avrupa Birliği’nde tahmini gıda israfı 89 milyon tondur (Buzby and Hyman, 2012).

Gıda kaybı aynı zamanda parasal yatırımın ve alan, iş gücü, tatlı su ve enerji gibi diğer kaynakların israf edilmesi anlamına gelmektedir. Sonuç olarak gıda kayıpları, gıda tedarik zincirindeki tüm

Gıda Kayıp ve İsrafının Etkisi Gıda kayıplarının genel olarak ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri vardır. Gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun yaklaşık olarak %15’i açlık çekmekte, gelişmiş ülkeler dahi gıda güvencesizliği sorunu yaşanmaktadır (Buzby and Hyman, 2012; Mirabella et al., 2014). Dünya nüfusunun büyüdüğü düşünüldüğünde, gıda kaybını azaltmanın sosyal eşitsizlik yönünden oldukça önemli olduğu görülmektedir. (Şekil 1).

aktörler ve tüketiciler üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca kaynakların israf edilmesi, gereksiz CO2 emisyonunu ve çöp alanlarını arttırmaktadır. Gıda endüstrisinde etkili olan çevresel sorunlar katı atıklar, hava kirleticileri ve enerji tüketimidir (EC, 2006). Hall ve ark. (2009) gıda israfının ABD’de tatlı suyun %25’inden fazlasına ve 300 milyon varil petrole karşılık geldiğini bildirmiştir. Gıda kaybı ve gıda israfı; birbiriyle yakından ilişkili terimlerdir ve FAO tarafından “Gıda zincirinin yenilebilir ürünlerin insan tüketimine işlendiği kısımlarında kaybolan veya israf edilen gıda miktarı” olarak tanımlanmaktadır. Gıda miktarındaki azalma hasat sonrasında veya üretim aşamasında gerçekleştiğinde, “gıda kaybı” olarak ifade edilir. Tüketim aşamalarındaki kayıplar ise “gıda israfı” olarak adlandırılır (FAO, 2011). Gıda zincirindeki tüm gıdaların %32’sinin kaybolduğu veya israf edildiği tahmin edilmektedir.

ETBİR I KIRMIZI

27


Et Sektöründe Gıda Kaybı ve İsrafı Tuzlama ve tütsüleme gibi et işleme yöntemleri (Şekil 2) modern muhafaza yöntemlerinden çok daha önce bilinmekteydi. Tuzlama ve tütsülemeyle birlikte insanlar, daha uzun muhafaza sürelerini mümkün kıldı ve eti güvenli olarak sakladı. Dünyanın farklı bölgelerinde bu ürünlerin kültürel önemi halen oldukça fazladır (AMI, Tarihsiz).

Tablo 1. Et Tedarik Zincirindeki Gıda Kayıpları Kayıp seviyesi

Nedeni

Referans

Hasat öncesi

Yetiştirme esnasındaki hayvan ölümleri

FAO, (2011)

Et sektöründe başlıca atık yönetim sorunları; su tüketimi, atık oluşumu ve gıda israfıdır. Ayrıca soğutma ve işleme esnasındaki hava kirliliği, kötü koku, katı atık ve enerji tüketimi de dikkat çekmektedir.

Hasat sonrası

Kesimhaneye sevkiyat esnasındaki hayvan ölümleri

FAO, (2011)

Üretim ve perakende aşamalarındaki gıda kayıp ve israfları kolaylık amacıyla dört farklı aşamada incelenmektedir; hasat öncesi, hasat sonrası, üretim ve dağıtım ve perakende. Et tedarik zincirinin her aşamasındaki olası gıda kaybı nedenleri Tablo 1’de gösterilmektedir.

İşleme

Kesim artıkları

Kummu et al., (2012)

Dağıtım/ Perakende

Hasarlı ambalajlar, raf ömrünün dolması

Lipinski et al. (2013)

Et ileri işleme veya perakende parçalar için hazırlanmadan önce karkaslar orta büyüklükteki parçalara ayrılmaktadır (Resim 1). Karkası bölmek ve küçültmek için elektrikle çalışan satırlar, testereler, bıçaklar ve palalar kullanılmaktadır. Bu aşamada ikincil organlar ve yenilmeyen kısımlar da uzaklaştırılmaktadır. Bu ürünlere hayvan yan ürünleri denmektedir (BREF). Bu aşamadan sonra fermente sucuk, pastırma gibi ileri işlemler için ilave kesim işlemleri gereklidir. Kemik çıkarma, yağı çıkarma, emülsiyon haline getirme, kıyma yapma ve doğrama bu işlemlerden bazılarıdır. Et sektöründeki gıda kayıplarının önemli bir kısmı bu aşamalarda ortaya çıkar. Aynı zamanda karkas kullanımı da önemli bir aşamadır. 200.000 ton artık maddenin gereksiz yere ıskartaya çıkarıldığı tahmin edilmektedir. Şekil 2. Bir işleme tesisinin akış şeması (HACCP Alliance.org, 1996’dan alınmıştır)

Yüksek mikrobiyal yük ve yetersiz işlem kontrolleri de işleme aşamasında gıda kayıplarına neden olmaktadır. Perakende aşamasında tedarik zincirindeki gıda kaybının ana kaynağı paketlemedir. WRAP’ın raporuna (2011) göre, et sektörü tarafından 81.000 ton ambalaj artığı üretilmiştir. Et kısa raf ömrüne sahip bozulabilir bir ürün olduğundan kısa bir süre içinde bozularak kalite standartlarının dışına çıkabilir. Williams (2011) perakende aşamasında başlıca gıda kayıp nedenlerinin raf ömrünün dolması ve renk değişimi olduğunu bildirmiştir. Birleşik Krallık’ta yılda 570.000 ton et, ev tüketimi aşamasında israf edilmektedir. Bunun 260.000 tonunun önlenebileceği bildirilmiştir (WRAP, 2012).

Farklı Bölgelerde Güncel Kayıp Tahminleri Et sektörü AB’deki en büyük gıda sektörlerinden biridir ve tek başına gıda üretiminin %19’unu kapsamaktadır

Resim 1: Karkas kesim sahası

28

ETBİR I KIRMIZI


Tablo 2: Et sektörünün yan ürünlerinin yüzdeleri.

Gıda israfı hiyerarşi şemasına göre (Şekil 5), gıda kayıp ve israflarını önlemenin en iyi yolu, ortaya çıkan gıda israfı miktarını küçültmektir. Dolayısıyla gıda zincirinin her adımında gelişmiş planlama, atık önleme protokolleri geliştirme ve azaltma hedefleri belirlemeye ihtiyaç vardır. UNEP tarafından yayınlanan Daha Temiz Üretim kılavuzu internetten bulunabilir (UNEP, tarihsiz). Ayrıca, farklı bölgelerdeki gıda kayıp ve israfları, tedarik zincirinin farklı aşamalarında gerçekleşmektedir. Sonuçta, yerel ihtiyaçlara göre özel öncelik ve hedefler belirlenmelidir.

62-64

69

56

7

4

75-80

Karkas, et ve kemik Perakende parçalar (kemikli)

42

Perakende parçalar (kemiksiz)

41

Organlar

4

Kırmızı sakatat

6

Kemik

8

Yenilebilir yağlar

ABD*

Karkas ve yenilebilir ürünler

İsveç

Danimarka

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Sosyal Sorumluluk için İş Çevreleri (BSR), Su Kaynakları Faaliyet Programı (WRAP), Avrupa Birliği ve BM Çevre Programı (UNEP) gibi küresel kuruluşlar ve ABD’deki Çevre Koruma Kurumu (EPA) gibi devlet kurumları, gıda tedarik zincirindeki gıda kayıp ve israflarını asgari seviyeye indirmek için gittikçe artan bir çaba göstermektedir (Tablo 2). EPA en çok tercih edilen seçenekten en az tercih edilen seçeneğe giden bir gıda israfı geri kazanım hiyerarşisi oluşturmuştur.

Domuz Danimarka

Sığır

Gıda Kayıp ve İsrafının Önlenmesi ve Asgari Düzeye İndirilmesi

ABD

Bölgeler arası farklılığa katkıda bulunan bazı nedenler vardır. En önemli nedenler kentleşme, küreselleşme ve beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerdir. Ayrıca kültürel farklılıklara bağlı olarak gıda kayıpları; pastırma, sucuk, salam ve domuz pastırması gibi farklı et ürünlerinde gözlenmektedir.

Şekil 4. Dünyanın farklı bölgelerindeki tahmini kişi başı gıda kayıp ve israfı (FAO, 2011’den alınmıştır)

İngiltere

(Şekil 4). Ayrıca et sektörü, tüm gıda sektörleri arasında en büyük ekonomik etkiye sahip olanlardan biridir. Örneğin işlenmiş et sektörü AB’nin tüm gıda ihracatının %11’ini karşılamaktadır. Oldukça büyük üretim ve ekonomik etki nedeniyle atık yönetimi, et sektörü için önemli bir konudur. Beklendiği gibi, gelişmiş ülkelerdeki gıda kayıpları tüketim seviyesinde gerçekleşirken, gelişmekte olan ülkelerde önemli kayıplar üretim aşamasında gözlenmektedir. Bu durum et sektörü için de geçerlidir (Şekil 4).

3-4

Beyaz sakatat

10

11

3

16

16

4

3

4

3

6

8

15

10

Kan

3-4

Yenilemeyen hammaddeler

8-10

17

7

8

6

14

6

Deri ve/veya tüyler

3

Deri (tabaklanmış ağırlık)

6

Atık

20

İşkembe içeriği ve gübre Fire

12

8 2-10

ETBİR I KIRMIZI

29


Şekil 5. Gıda israfı hiyerarşi şeması. (EPA, 2011’den alınmıştır)

İyi hijyenik uygulamalarla israfı azaltmak mümkündür. Bu uygulamaların bazıları şöyledir: • Üretim tesisinin konumu ve çevresi, • Bina tasarımı, • Uygun teknik ve teknolojik tesisler, • Makine ve ekipmanın temizlenmesi, sterilize edilmesi, bakımının yapılması, • Mikrobiyolojik güvenliğin ve yüksek kalite hammaddelerin sağlanması, • Uygun prosedür ve teknolojik kontrolün uygulanması, • Eğitim ve çalışan hijyeni.

Resim 2: Kemik katı atık sahası

Kesim ve İşleme Aşamasında Atık Yönetimi ve Kullanımı Et sektöründe katı ve sıvı atıklar söz konusudur. Kemikler, gübre, hayvan yan ürünleri ve ambalaj maddeleri katı atıklardır. Bunlar arasında kemikler toplam ağırlığın %15’ini oluşturur. Bu nedenle kemiklerin kullanımı çöpü azaltmak için vazgeçilmezdir (Resim 2).

Resim 3: Mekanik kemik ayrımı

Kemikler geleneksel olarak çorba ve jelatin yapımında kullanılmaktadır. Kemik çıkarma aşamasında et kaybını azaltmak için birçok ülkede mekanik ayırma tekniği kullanılmaktadır. Bu yolla alınan doku “mekanik olarak uzaklaştırılmış”, “mekanik olarak ayrılmış” ve “mekanik olarak kemiği alınmış” olarak isimlendirilmekte ve bu dokunun et ürünlerinde kullanımına izin verilmektedir. Mekanik olarak ayrılmış et yüksek oranda kullanıldığında genel kaliteyi düşürmektedir (Resim 3). Bu nedenle birçok ülkede et ürünlerinde bulunan mekanik olarak ayrılmış ete yönelik düzenleme ve sınırlamalar vardır. Kemikler iyi bir mineral, amino asit ve vitamin kaynağıdır. Kemikler hayvan yemlerinde ve gübrelerde katkı maddesi olarak kullanılabilir. Hayvan dışkıları da gübre olarak kullanılabilen bir üründür. Kurutulmuş gübre gelişmiş ülkelerde enerji kaynağı olarak da kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde

30

ETBİR I KIRMIZI


dışkı anaerobik sindirim yoluyla metana dönüştürülmektedir (Jayathilakan et al., 2012). Hayvan yan ürünleri tanım olarak beyin, böbrek, bağırsaklar, kalp, dil, akciğerler, kulak, kuyruk, karaciğer ve ayakları kapsamaktadır. Et sektörü bu ürünleri, yenilebilir ve yenilebilir olmayan ürünlere işleyerek kullanmaktadır. Yenilebilir ürünlerin çoğu pişirme, ızgara veya kızartma gibi işlemlerden sonra kullanılmaktadır. Hayvan yan ürünleri aynı zamanda tıp, eczacılık ve kozmetik sektörü tarafından da kullanılmaktadır (Jayathilakan et al., 2012). Örneğin beyin ve sinir sistemi yüksek kolesterol içeriği nedeniyle kozmetik sektöründe emülgatör olarak kullanılmaya uygundur (Ejike and Emmanuel, 2009). Bu dokular yüksek kolesterol içeriği nedeniyle D3 vitamini sentezinde de kullanılabilmektedir. Eczacılık firmaları ve tıbbi firmalar; endokrin bezleri, pankreas ve karaciğer gibi hormon salgısı yapan organları kullanmaktadır. Endokrin bezlerinin yerini bulmak deneyim ister ve bunun yapılabilmesi için hayvanlar

Resim 4: Et ambalajı

sağlıklı olmalıdır (Jayathilakan et al., 2012). Hayvan yan ürünleri kolayca bozulabilir ve değerlerini koruması için hızlıca dondurulmalıdır. Et sektöründeki başlıca sıvı atık, kandır. Biyokimyasal oksijen ihtiyacı (BOD) seviyelerini düşürmek için kan toplanmalı ve işlenmelidir. FAO (2011) dolaylı ve doğrudan ısıtma ile BOD seviyelerinin 10 kg/tondan sırasıyla 1,3 kg/ton ve 0,3 kg/ tona düşürülebileceğini bildirmiştir. Kan aynı zamanda hayvan yemi ve gübre olarak kullanılan “kan ununa” işlenmektedir. Kan aynı zamanda iyi bir protein kaynağıdır

Şekil 9. Yerel üretim tablosu (Dickinson et al., 2013’den alınmıştır)

ETBİR I KIRMIZI

31


ve santrifüj ve ayırma sonrasında kandaki protein ve biyoaktif peptitler alınabilir. Kan protein kaynağı, demir takviyesi, yağ ikamesi, yumurta beyazı ikamesi, emülgatör ve stabilizör olarak kullanılabilir. Kan aynı zamanda mikrobiyolojik, farmasötik ve tıbbi araştırmalarda kullanılmaktadır (Bah et al., 2013). Et kısa raf ömrüne sahip bozulabilir bir ürün olduğundan ambalajlamanın optimizasyonu kayıpları azaltmak için oldukça önemlidir. Satış öncesinde veya evlerde fazla miktarda taze et, raf ömrü dolmadan önce renk değişimi nedeniyle atılmaktadır. Birleşik Krallık’ta et ambalajı için basit vakum ambalaj yerine yüksek oksijenli modifiye ambalajlar kullanılmaktadır. Bu ambalaj ile renk değişimi olmaksızın 7 gün raf ömrünü sağlamak mümkündür (Richardson, 2011). Yakın gelecekte yeni malzeme ve ambalaj tekniklerinin ortaya çıkması beklenmektedir (Resim 4). Besi hayvanı üreticileri için kesime hazır hayvanları her zaman kabul edebilen bir imalatçı idealdir. İmalatçılar bunları çiftlikten alabilir veya yalnızca karkasları

32

ETBİR I KIRMIZI

işleme tesisine götürebilir. İşleme seçenekleri sınırlı, değişken veya düşük kaliteli olmamalıdır. En önemlisi, taze veya donmuş haldeki son ürün çiftliğe soğutmalı bir kamyonla, ayrı kutularda ambalajlanmış ve uygun olarak sıralanmış şekilde getirilmelidir. Hiçbir kısmın kaybolmadığını göstermek için parçaların, ağırlıkların ve ulaştırılan ürünlerin detaylı bir listesi bulundurulmalıdır (Dickinson et al., 2013). Katma değerli et ürünleri üretme ve bu ürünleri isteğe göre farklılaştırma seçeneklerinin sınırlı olması, yerel üreticiler için bir sorundur. Dahası üreticiler işletmeyle ilgili ve teknik konularda, yerel et ürünlerine olan talep verileri konusunda ve hizmet kalitesiyle ilgili sorunlarda desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bu sorunların birçoğu uygun eğitim ve yerel üreticiler arasındaki koordinasyonun artmasıyla çözülebilir. Yerel üreticiler arasındaki koordinasyonun artması, yerel üreticilerin işleyicilerle yaptıkları pazarlıkta güçlenmelerini sağlamakta ve işletme maliyetlerini azaltmaktadır (Dickinson et al., 2013). Tarıma yerel olarak odaklanmanın

bazı önemli avantajları vardır. Birincisi ve en önemlisi, yerel olarak üretilen gıdaların daha kısa taşıma ve depolama sürelerine ihtiyaç duymalarıdır (Şekil 9). Bu sayede tüketiciler daha taze ürünlere ulaşabilmektedir. Ayrıca yerel üretim sayesinde endüstriyel üretimdeki fazla atık miktarı da azalmaktadır. Yerel üretim yerel olarak harcanan para miktarını arttırarak ekonomiyi güçlendirmekte, yerel yatırımlara ve gelişime olanak tanımaktadır (Dickinson et al., 2015). Hayvan yan ürünlerinin verimli bir şekilde kullanılması için bazı etmenler göz önünde bulundurulmalıdır. Bu etmenlerden bazıları şunlardır: (1) Hayvan yan ürünlerinin kullanılabilir parçalar olarak değerlendirilmek için işlemden geçmeleri gereklidir. (2) Kullanımdan önce son ürüne yönelik pazar seçenekleri incelenmelidir. (3) Hayvan yan ürünü arzı yeterli olmalıdır. (4) Yan ürünler ve son ürünler kolayca bozulabilen ürünlerdir. Bunlar için uygun bir depolama tesisi gereklidir. (5) Tüm çalışanlar iyi eğitimli olmalıdır (FAO, Tarihsiz). ✻


REFERANSLAR • American Meat Industry (AMI). (Undated). Processed meats: Convenience, nutrition, and taste. Available at https://www. meatinstitute.org/index.php?ht=a/ GetDocumentAction/i/94559 • Bah, C. S. F., et al. (2013). “Slaughterhouse Blood: An Emerging Source of Bioactive Compounds.” Comprehensive Reviews in Food Science and Food Safety 12(3): 314-331. • Buzby, J. C., & Hyman, J. (2012). Total and per capita value of food loss in the United States. Food Policy, 37(5), 561-570. doi: http://dx.doi.org/10.1016/j. foodpol.2012.06.002 • Dickinson, E., Joseph, S., Ward, J. (2013) Confronting challenges in the local meat industry: Focus on the Pioneer Valley in Western Massachusetts. Avaliable at: http://www.buylocalfood.org/local-meatprocessing-study/ • Ejike, C.E.C.C., Emmanuel, T. N. (2009). Cholesterol concentration in different parts of bovine meat sold in Nsukka, Nigeria: implications for cardiovascular disease risk. African Journal of Biochemical Research. 2009;3(4):095–097. • European Comission (EC). (2006). IPPC Reference Document on Best Available Techniques in the Food, Drink and Milk Industries, Seville, European Commission, available at: http://ec.europa.eu/ environment/ippc/brefs/fdm_bref_0806. pdf • FAO. (2011). Global food losses and food waste – Extent, causes and prevention.

Rome: FAO • FAO. Undated. Management of waste product from animal product processing. Available at: http://www.fao.org/wairdocs/ lead/x6114e/x6114e04.htm#b6-2.1.2.%20 Quantities%20of%20byproducts • International Meat and Poultry HACCP Allience. (1996). Generic HACCP Model for Beef Slaughter. Available at: http:// www.haccpalliance.org/sub/haccpmodels/ beefslaughter.pdf • Hall, K. D., Guo, J., Dore, M., & Chow, C. C. (2009). The Progressive Increase of Food Waste in America and Its Environmental Impact. PLoS ONE, 4(11), e7940. doi:10.1371/journal.pone.0007940 • Jayathilakan, K., Sultana, K., Radhakrishna, K., & Bawa, A. S. (2012). Utilization of byproducts and waste materials from meat, poultry and fish processing industries: a review. Journal of Food Science and Technology, 49(3), 278–293. doi:10.1007/ s13197-011-0290-7 • Kummu, M., de Moel, H., Porkka, M., Siebert, S., Varis, O., Ward, P.J. (2012). Lost food, wasted resources: Global food supply chain losses and their impacts on freshwater, cropland, and fertilizer use. Science of The Total Environment, Volume 438, Pages 477-489 • Lipinski, B. et al. (2013). “Reducing Food Loss and Waste.” Working Paper, Installment 2 of Creating a Sustainable Food Future. Washington, DC: World Resources Institute. Available online at http://www.worldresourcesreport.org

• Mirabella, N., Castellani, V., & Sala, S. (2014). Current options for the valorization of food manufacturing waste: a review. Journal of Cleaner Production, 65(0), 28-41. doi: http://dx.doi.org/10.1016/j. jclepro.2013.10.051 • Quested, T. E., et al. (2011). “Food and drink waste from households in the UK.” Nutrition Bulletin 36(4): 460-467 • Richardson, I. (2011). Reducing waste in beef and lamb supply chains. Available at: http://beefandlamb.ahdb.org.uk/wp/wpcontent/uploads/2013/04/Reducing-wastein-the-beef-and-lamb-supply-chain.pdf • Steffen, A.J. (Undated). Waste disposal in the meat industry (A comprehensive review of the practice in the Unites States). Available at: http://pac.iupac.org/ publications/pac/pdf/1972/pdf/2901x0173. pdf • Williams, A. (2011). Effect of discoloration losses in meat chain. Cranfield Univeristy. Available at:http://beefandlamb.ahdb. org.uk/wp/wpcontent/uploads/2013/04/ effects_of_losses_in_meat_chain_report_ dec-2011-Report.pdf • WRAP. (2011). Resource maps for fresh meat across retail and wholesale supply chains. Available at: http://www.wrap.org. uk/sites/files/wrap/RSC009-002_-_Meat_ Resource_Map.pdf • WRAP. (2012). Sector guidance note: preventing waste in meat supply chain. Available at: http://www.wrap.org.uk/sites/ files/wrap/WRAP%20Meat%2010%20final. pdf

ETBİR I KIRMIZI

33


UZMAN GÖZÜYLE Pınar ORAL Gıda Mühendisi Ordu İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü

STAPHYLOCOCCUS AUREUS Staphylococcus aureus, hem insanlarda hem de hayvanlarda kolonize olabilen, iyi huylu deri enfeksiyonundan yaşamı tehdit eden sistemik enfeksiyonlara kadar çeşitli klinik tablolarla seyredebilen enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmadır.

M

icrococcaceae familyasından olan Staphylococcus türleri Gram pozitif, fakültatif anaerob, spor oluşturmayan, hareketsiz ve katalaz pozitif bakterilerdir. Bu familyada yer alan Staphylococcus aureus, hem insanlarda hem de hayvanlarda kolonize olabilen, iyi huylu deri enfeksiyonundan yaşamı tehdit eden sistemik enfeksiyonlara kadar çeşitli klinik tablolarla seyredebilen enfeksiyonlara neden olan mikroorganizmadır. Başta ısıl işlem olmak üzere mikroorganizma sayısının azaltılmasına yönelik tüm uygulamalara karşı yüksek duyarlılık göstermekte, buna karşılık insanlarda zehirlenmeye neden olan ve ısıl işleme dayanıklı enterotoksinler

34

ETBİR I KIRMIZI

üretebilmektedir. Genellikle protein ve nişasta içeriği yüksek gıdalarda gelişim gösteren Staphlylococcus aureus; özellikle et ve süt ürünleri, balık, patates, makarna ile bunlardan yapılan yiyeceklerde yaygın olarak görülmektedir. Hijyenik şartlarda üretilmeyen ve muhafaza edilmeyen, açıkta bekletilen yiyecekler stafilokokal zehirlenme açısından tehlike arz etmektedir. Ortam şartlarına dayanıklı olduklarından doğada çok yaygındırlar. İnsanlarda enfeksiyon yapan patojen stafilokokların kaynağı yine insanlardır. Doğal olarak en fazla burun ve boğaz boşluğunda, insan ve hayvan dışkılarında, ciltte

apseli yaralarda ve sivilcelerde yoğun olarak bulunurlar. Gıdalarda ve gıda işletmelerinde, elle gıda hazırlayanlarda, hastane personeli ve hastane ortamlarında da yaygın olarak bulunurlar. Nazal stafilokoklar, taşıyıcılarla çevreye yayılarak tehlike oluştururlar. Taşıyıcı olan ve özellikle gıda sektöründe bizzat elleriyle gıda hazırlayanlar stafilokok besin zehirlenmelerinin önemli kaynağıdırlar. Bunun yanı sıra birçok evcil hayvanın da Staphlylococcus aureus kaynağı olduğu bildirilmektedir. Daha çok sıcakkanlı hayvanların burun deliklerinde, derilerinde ve tüylerinde bulunan bu mikroorganizma aynı zamanda önemli bir mastitis etkenidir. Özellikle subklinik


mastitisli ineklerden elde edilen sütlerin, sağlıklı ineklerden elde edilen sütlere karışmış olması, süt ve süt ürünleri için en önemli kontaminasyon kaynağıdır. Bu bakterinin oldukça geniş sıcaklık, pH ve sodyum klorür aralığında gelişebilmesi birçok gıda maddesinde canlı kalmasını kolaylaştırmaktadır. Ön burun boşlukları, havalanmanın ve nemin fazla olmasından dolayı Staphlylococcus aureus yerleşimi için uygun bir bölgedir. Genel popülasyonun % 30-40’ı Staphlylococcus aureus’un burun taşıyıcısıdır ve tüm dünyada Staphylococcus aureus’un nazal taşıyıcılığı giderek artan oranda rapor edilmektedir Bu nedenle, otoinfeksiyon (kişinin kendini infekte etmesi) sık görülür. Sağlıklı taşıyıcılar toplumda Staphlylococcus aureus’un yayılımında önemli rol oynarlar. Gıda sektörü çalışanlarında da Staphlylococcus aureus’un nazal taşıyıcılık oranları yüksek seyretmektedir. Gıda çalışanlarının periyodik sağlık kontrollerinden geçirilerek taşıyıcılığın belirlenmesi, gıda üretim tüketim zincirindeki bulaşma riskinin azaltılması besin kaynaklı hastalıkların önlenmesinde en etkili yollardan biridir. Gıda kaynaklı hastalıklar toplumun her kesiminden ve her yaştaki bireyi etkileyen önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Gıda kaynaklı enfeksiyonlar sporadik vaka olarak görülebileceği gibi kontamine gıda kaynaklı, birden fazla kişiyi etkileyen salgınlar şeklinde de görülebilir. Yapılan araştırmalarda gıda kaynaklı enfeksiyonların yaklaşık üçte birinin bakteriyel etkenler olduğu saptanmıştır. Bakteriyel etkenlerden Salmonella sp. ilk sırada iken Staphylococcus aureus’un onu takip ettiği belirlenmiştir. İlk stafilokokal gıda zehirlenmesinin 1884 yılında ABD’de görüldüğü bildirilmiştir. Cheddar peynirinin tüketiminden sonra çeşitli hastalık vakaları ortaya çıkmış ve analizler sonucunda peynir

örneklerinden yüksek düzeyde stafilokok türleri izole edilmiştir. 1914 yılında mastitisli ineklerden sağılan sütün tüketilmesi sonucu, Filipinli çiftçilerde stafilokokal zehirlenme tespit edilmiştir. Şüpheli süt örneğinde önemli miktarda stafilokok belirleyen araştırmacılar, bu sütü kendileri de tüketerek gıda zehirlenmesi belirtilerinin doğruluğunu kanıtlamışlardır. Ancak ne yazık ki yukarıda bahsi geçen her iki çalışmanın da önemi 1930’lara kadar fark edilememiştir. Aynı yıllarda yapılan başka bir çalışmada gıda zehirlenmesine neden olan keklerin yüksek sayıda stafilokok içerdiği tespit edilerek, stafilokokal gıda zehirlenmesinin varlığı bir kere daha kanıtlanmıştır. Bu tür vakalara daha sonraki yıllarda da rastlanılmıştır. 1985 yılında ABD’de çikolatalı sütten kaynaklanan stafilokokal gıda zehirlenme vakası tespit edilmiş ve incelemeler sonucunda, üretim sırasında kontaminasyona uğrayan çikolatalı sütün, pastörizasyondan önce 4-5 saat uygun olmayan şartlarda depolandığı ortaya çıkmıştır. Pastörizasyon işlemi ile stafilokoklar ortamdan uzaklaştırılabilmiş; ancak ısıl işlem enterotoksinler üzerine herhangi bir etkide bulunamamıştır. Staphylococcus aureus insanlarda menenjit, ekzama, ergenlik sivilceleri, iltihaplı yaralar, çıban, deri kangreni, akciğer iltihabı, kemik iliği iltihabı, üriner sistem enfeksiyonlarına ve eklem romatizmalarına neden olmaktadır. Ayrıca Staphylococcus aureus suşlarının birçoğu intoksikasyonlara neden olmaktadır. Ayrıca F enteretoksini Toksik Şok Sendromu denilen çok ciddi bir rahatsızlığa yol açmaktadır. Stafilokokal gıda zehirlenmeleri, Staphlylococcus aureus tarafından sentezlenen ve sindirim sistemi üzerine etkili olan enterotoksinlerin gıdalarla birlikte vücuda alınması sonucu ortaya çıkan gıda kaynaklı hastalıklardan birisidir. Kontamine gıdanın tüketilmesinden yaklaşık 0.5-7 saat sonra ortaya çıkan

Stafilokoklar çeşitli hastalandırıcı etkinlikleri olan birçok toksin ve enzim üretirler: Koagülaz : Fibrinojeni pıhtılaştıran enzimdir. Tüm S.aureus suşları bu enzimi üretir. Hemolizin : Eritrositleri eriten enzimdir. Tüm S.aureus suşları bu enzimi üretir. Hyaluronidaz : Bağ dokusunun önemli bir yapı taşı olan hiyalüronik asidi parçalayan enzimdir. Lökosidin : Lökositleri tahrip eden enzimdir. Lipaz : Yağ asitlerini tahrip eden enzimdir. Nükleaz : Nükleik asitleri tahrip eden enzimdir. Eksfoliatin : Derinin yüzey tabakalarının dökülmesine neden olan maddedir. Enterotoksin : S.aureus’un besin zehirlenmesine neden olan toksinidir.

zehirlenme belirtileri karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal, su kaybı ve normalin altına düşen vücut ısısı ile karakteristiktir. Görülen bu belirtilerin derecesi sindirilen toksinin tipi ve miktarı ileyakından ilişkilidir. Stafilokokal enterotoksinler (SE) molekül ağırlığı 26900-29600 Dalton arasında değişen, yapısında fazla miktarda lisin, tirozin, aspartik asit ve glutamik asit bulunduran tek zincirli proteinlerdir. Stafilokokal enterotoksinlerin en önemli özelliği ısıl işleme dayanıklı olmasıdır. Yapılan çalışmalarda toksinlerin 100°C’de 10 dakika ısıl işlem ile aktivitelerini %50 oranında korudukları ve ancak 121°C’de 1-2 dakikalık ısıl işlem sonucu inaktif hale geldikleri belirlenmiştir.

ETBİR I KIRMIZI

35


Yapılan bir çalışmada farklı ülkelere ait gıda üretim yerlerinde çalışan personelin Staphlylococcus aureus taşıyıcılığı araştırılmış ve personelin yüzde % 26.0- 36.9’unun Staphlylococcus aureus taşıyıcısı olduğu, % 8.0-17.4’ünün ise enterotoksijenik Staphlylococcus aureus suşlarını taşıdığı tespit edilmiştir. Gıda çeşidine göre farklılık göstermekle birlikte, gıdalardan izole edilen Staphlylococcus aureus suşları arasında enterotoksijenik suşların bulunma oranının yaklaşık %25 olduğu bildirilmektedir.

Stafilokoklar, antibiyotiklere karşı gittikçe artan dirençlilikleri sebebiyle gerek hastanelerde ve gerekse toplum kökenli enfeksiyonlarda büyük bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Ancak Staphylococcus aureus antibiyotiklere karşı çoğul direnç gösterse de, gıda sanayiinde kullanımı hızla artan dezenfektan ve antiseptiklere duyarlıdır.

dezenfektanda %0.5 konsantrasyonda 3 dakika ve QAC bazlı dezenfektanda %0.5 konsantrasyonda 7 dakika sonunda ölüm görülmüştür. Sonuç olarak Staphlylococcus aureus’un bu dezenfektanlara karşı direncinin az olduğu ya da kullanılan dezenfektanların bu mikroorganizma üzerine oldukça yüksek etkiye sahip olduğu saptanmıştır.

Yapılan bir çalışmada Staphlylococcus aureus’a alkol bazlı dezenfektan uygulaması sonucu 1 dakika sonunda dahi üreme görülmemiştir. Klor bazlı

Bu çalışmanın bulguları göz önüne alındığında en iyi sonuçları direkt olarak kullanılan ve durulamaya gereksinim göstermeyen alkol bazlı dezenfektanın verdiği gözlenmektedir. Bununla birlikte alkol bazlı dezenfektanın pahalı olması nedeniyle daha çok gıda ile direkt temas eden yüzeylerde ve işçilerin ellerinin dezenfeksiyonunda kullanılması uygundur. Klor bazlı dezenfektan Pseudomonas aeroginosa, Staphylococcus aureus, Enterococcus faecalis ve Enterobacter aerogenes üzerine etkili olurken, QAC bazlı dezenfektan da Escherichia coli, ve Bacillus cereus üzerine etkili olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte her iki dezenfektanın da fenole karşı üstünlük sağladıkları saptanmıştır. Fenolün dezenfektan etkisi konsantrasyon artışıyla artmaktadır. Dezenfektanların bakterisit etkileri kullanıldıkları konsantrasyon ve süreye bağlı bulunmaktadır. Ayrıca dezenfektanların seçiminde bileşimlerinin dikkate alınması gereklidir. Bununla birlikte dezenfektanın kullanılacağı yerdeki hakim mikroorganizmaların saptanması ve bunların miktarlarının belirlenerek dezenfektan seçimine yönelinmesi gerekmektedir. Bunlara ek olarak dezenfektan seçiminde işlenen ürün ve kullanılan alet ve ekipmanın da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Son olarak, dezenfeksiyon kullanımında personele genel eğitimlerin verilmesi ve doğru kullanılmalarının sağlanması önemli bir adımı oluşturmaktadır.

36

ETBİR I KIRMIZI


Bununla birlikte gıdalarda doğal olarak bulunan tanenler, flavonal polimerleri, antosiyaninler, organik asitler gibi birçok madde de antimikrobiyal etkiye sahiptir. Ezilmiş sarımsak, taze sarımsak suyu, sulu ve alkollü ekstraktları, liyofilize tozları, buhar destile yağı gibi sarımsak ürünleri gram (+) ve gram (-) bakterilere karşı geniş antibakteriyel spektrum sergilemektedir. Sarımsak ekstraktları Staphylococcus enterotoksin A,B,C1 ve termonükleaz formasyonunu engellemektedir. Yeşil çay, oolong çayı ve siyah çaydaki ekstraktların antimikrobiyal aktivitesi bulunmaktadır. 2,0 mg/ml’lik ekstrakt Staphylococcus aureus gelişmesine inhibitör etki yapmaktadır. Teofilin ve teobromin de Staphlylococcus aureus’u da içeren birçok gıda kaynaklı patojen üzerinde bakterisidal etki göstermektedir. Laboratuvar şartlarında yapılan bir çalışmada kafein ve teofilinin Staphylococcus aureus üzerine neomisinin antimikrobiyal etkisini artırdığı tespit edilmiştir. Teofilin iyi bir antibiyotiktir. İki kekik türü ile birlikte altı farklı bitkiden elde edilen esansiyel yağların antimikrobiyal aktivitesi üzerine yapılan bir çalışmada denenen bütün bitkilerin esansiyel yağları izole edilerek bakteriler üzerine denenmiştir. Staphylococcus aureus üzerinde de antimikrobiyal aktivite gözlenmiştir. Yirmi bir bitkinin esansiyel yağlarının ve iki esansın antimikrobiyal özellikleri 5 gıda patojenine karşı denendiği bir çalışmada ise defne, kimyon ve kekiğin en fazla inhibitör etkiye sahip olduğu ve yine Staphylococcus aureus üzerinde bakteriyostatik etkileri bulunduğu gözlenmiştir.

ve kalite güvence sistemlerindeki hijyen sorunlarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca toplum sağlığı açısından gıda üretilen yerlerin hijyeninin yanı sıra çalışanlarında kişisel hijyen uygulamalarına da dikkat etmesi gerekmektedir. Tarama testlerinin gıda sektörü çalışanlarında düzenli aralıklarla yapılması, taşıyıcıların belirlenerek bulaşma riskinin azaltılması, gıda üretim ve hazırlama konusundaki eğitimlerle çalışanların bilinçlendirilmesi ve toplum bilincinin artırılması gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesindeki en etkili yollardır. Staphlylococcus aureus’la oluşan besin zehirlenmelerinden korunmak için besinlerin hazırlama, pişirme ve servisinde kişisel hijyen kurallarına uyulmalıdır. Kişisel hijyeni sağlamak için eller sık sık yöntemine uygun şekilde yıkanmalı, tırnaklar kısa ve temiz tutulmalı, besinle uğraşırken oje, alyans ve takı kullanılmamalı, ellerde yara, bere, kesik vb. varsa besin hazırlarken yaralı kısım su geçirmeyen bandaj ile kapatılmalı, yiyecek içecekle uğraşırken eller vücut yüzeylerine değdirilmemelidir. Staphlylococcus aureus tarafından üretilen toksinler normal pişirme ile yok edilemez. Bu nedenle mutfakta kişisel hijyen ve temizlik kurallarına mutlaka uyulmalıdır. Üretim yerleri modern aletlerle donatılmalı, aletekipmanın sterilitesine dikkat edilmeli, çalışan personel eğitime tabii tutulmalı, koruyucu giysiler giyilmeli, maske ve eldiven kullanılmalıdır. Hijyen kriterleri yönünden personel zaman zaman eğitime tabii tutulmalıdır. ✻

KAYNAKLAR • http://beslenme.gov.tr/content/files/ yeterlibeslenme/hijyen/b3.pdf • http://ucmaz.home.uludag.edu.tr/ PDF/ziraat/2002-16(1)/htmpdf/mak11. pdf • http://docplayer.biz.tr/4019648Antalya-ili-gida-calisanlarinda-nazalstaphylococcusaureustasiyiciliginin-ve-mrsa-oranlarininuc-farkli-yontem-kullanilarakincelenmesi. html • http://teknolojikarastirmalar.com/ pdf/tr/02_010206_3_coskun_tr.pdf • https://birimler.dpu.edu.tr/app/ views/panel/ckfinder/userfiles/16/files/ Dergiler/18/ sayi1.pdf • http://www.ankemdernegi. org.tr/ANKEMJOURNALPDF/ ANKEM_10_4_380_384.pdf • http://dergipark.ulakbim. gov.tr/gidader_backup/article/ view/5000043516 • http://www.gata.edu.tr/infek_ komitesi/dosya/MRSA.pdf • http://www.food-info.net/tr/bact/ staur.htm • http://dergipark.ulakbim.gov.tr/ dicletip/article/view/5000104293/0

Sonuç olarak, gıdaların üretim, dağıtım, tüketim zincirinde her halkada oluşabilecek zehirlenme, bozulma gibi olumsuzlukların çok önemli bir kısmı, gıda üretimiyle uğraşanların gıda güvenliği

ETBİR I KIRMIZI

37


HABER

TGDF: “Gıdada sahtecilik kabul edilemez bir suçtur.” Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu gıdada sahteciliğin önlenmesi için tüm üyelerine çağrıda bulundu. TGDF’nin gıdada sahteciliğin üzerine kararlılıkla gideceğinin belirtildiği açıklamada alınması gereken önlemler de sıralandı. amaçlanması anlamına geliyor. Taklit ise gıdayı, gıda bileşenini veya ambalajını şekil, bileşim ve nitelikleri itibariyle evsafında olmayan özellikleri haiz gibi göstermeyi, tağşiş ise bunların mevzuata veya izin verilen özelliklerine aykırı olarak üretilmesi halini ifade ediyor.

Hem tüketiciler hem gıda zincirleri kurban TGDF üyelerine yaptığı açıklamada “Gıdada sahtecilik tüketicilerin gıdalara güvenini sarsmaktadır. Mazur görülemez bu suçla ilgili risklerin ortadan kaldırılması için eyleme geçilmesi gereklidir. Ayrıca gıda sahteciliği kurbanlarının sadece tüketiciler değil, gıda tedarik zincirindeki işletmeler de olduğunun altı çizilmelidir” denildi.

S

on yıllarda artış gösteren “Gıdada sahtecilik” gıda sektörü de dahil olmak üzere toplumda endişe yaratan konuların arasında ilk sıralarda yer alıyor. Gıdada sahtecilik eğilimi artsa da bunu engellemeye yönelik çalışmalarda da önemli bir aşamaya gelindi. Gıdada sahtecilik konusunu yakından takip eden ve tüketicilerin endişelerini dikkate alan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) üyeleri, bu konudaki görüşlerini paylaştıkları bir açıklamada bulundu. Açıklamada “Gıdada sahtecilik kabul edilemez bir suçtur ve gıda sektörü kendisini bu suçtan uzak tutmayı ilke edinmiştir. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu, tüketicilerin

38

ETBİR I KIRMIZI

korunması ve gıda tedarik zincirinin güçlenmesi adına, devletin gıdada sahtecilik ile mücadele çabalarını desteklemekte kararlıdır” denildi. Federasyon açıklamasında, tüm üyelerini gıdada sahteciliğin önlenmesi için gıda güvenliği ve kalite yönetim sistemlerini daimi olarak iyileştirmeye çağırdı.

Gıdada sahtecilik nedir? TGDF açıklamasında gıdada sahteciliğin tanımına da yer verdi. Açıklamadaki tanıma göre gıdada sahtecilik; ekonomik kazanç sağlamak amacıyla bir gıdanın, gıda bileşenlerinin ya da ambalajının kasıtlı olarak, taklit ve/veya tağşiş yoluyla farklı sunulması ile kişilerin yanıltılmasının

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) yaptığı açıklamada tüm paydaşlarını bu konuya birlikte odaklanmaya çağırdı. Devlet yetkilileri ve sektörün birlikte hareket etmesinin, tüketicilerin gıda sahteciliğinden korunması ve Türkiye gıda sektörüne güvenin tahsis edilmesi için gerekli olduğuna dikkat çekilen açıklamada “TGDF üyeleri, parçası oldukları gıda tedarik zincirinin bütünlüğünün korunması ve tüketicilere güvenilir gıda arzı konusunda kararlıdır” ifadesine yer verildi. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) açıklamasına şöyle devam etti: “Gıda sektörü, tüketicilere uygun fiyatlı, sabit kalitede seçeneklerin arzının devamlılığını sağlayabilme konusunda gıda tedarik zincirine güvenmektedir. Tüketicilerin korunması ve tedarik zincirinin


sağlamlığının garantilenmesi için gıda firmaları süregelen gıda sahtecilikleri konusunda uyanık olmalı, riskleri ortaya koyup azaltmak için tüketiciler ve tedarikçilerle birlikte aktif olarak girişimlerde bulunmalıdır. Bu bağlamda TGDF, üyelerinin mevcut gıda güvenliği ve kalite yönetim sistemlerini tedarik zincirindeki sahtecilik risklerini en aza indirecek şekilde tasarlanan üretim süreç ve sistemleri içerecek biçimde güncellemeleri çağrısını yapmaktadır” TGDF, firmaların gıda sahteciliği risklerini belirlemesi ve değerlendirmesinde yardımcı olmak üzere halen Avrupa’da kullanılmakta olan FDF ve SSAFE gibi kılavuz doküman ve araçlara da dikkat çekti. TGDF, gıda sahteciliğini etkili şekilde azaltacak ve cezalandıracak kontroller ve diğer yaptırımları içeren güçlü yasal bir çerçeveyi oluşturma ve gerekli hallerde iyileştirme yönünde devleti destekleyeceklerini ifade etti.

TGDF, sahteciliğin önüne geçmek için öneriler sundu Küçük ve orta ölçekli işletmelerin özel ihtiyaçları da dikkate alan TGDF açıklamasında üyelerine gıdada sahteciliği önleme süreçleri ve eylem planlarında izlemeleri gereken adımlar konusunda

tavsilerde bulundu. TGDF yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: • Firmanın gıda güvenliği ve kalite yönetim sistemi ile iç içe bir gıda sahteciliği risk yönetim sisteminin oluşturulmalı. • Gıda sahteciliği risk değerlendirmesi yapılmalı. Gıda sahteciliği risklerinin belirlenmesi için tedarik zinciri boyunca uygun noktalarda iç ve dış verilerin (hammaddeler, ürün bileşenleri, ürünler ve paketleme, tedarikçi bilgileri gibi) derlenmesi ve değerlendirilmesi. • Gıdada sahteciliğin önlemesi süreçlerinin geliştirilmesi ve bunu kolaylaştırıcı kılavuz ve araçlardan destek alınmalı. • Tedarik zincirindeki halkalara riskleri baz alarak öncelikler verilmeli ve bu halkalar için risk değerlendirmeleri yapılmalı. • Önleyici stratejiler oluşturulması ve önlemlerin işlerliğini test edilmeli. • Önlemlerin uygulamaya konulması ve denetim yapılmalı. • Gıda sahteciliği yönetim sistemlerinin etkinliği, sürekli olarak gözden geçirilmeli.

Sıralanan önerilerin ardından “TGDF gıdada sahtecilik olaylarının bu sayede çok daha düşük seviyelere indirilebileceği inancı ile devlet ve sektör arasında işbirliğini teşvik etmektedir” denilen açıklamada birlikte hareket etmenin sağlayacağı yararlara da değinildi. TGDF’ye göre alınan önlemlerle gıdada sahtecilik konusunda daha hızlı bilgi alışverişi sağlanacak, gümrük kontrollerinin ve sınır güvenliğinin daha etkin şekilde uygulanabilecek. Açıklamada son olarak “TGDF, yasal yaptırımların olması gerektiği şekilde uygulaması ve gıda sahteciliği ile ilgili soruşturmaları kararlılıkla yürütmeleri konusunda otoriteleri desteklemektedir” ifadesine yer verildi. ✻ Kaynaklar: - FoodDrinkEurope internet sitesi: www.fooddrinkeurope.com - FDF Gıda Özgünlüğü Kılavuzu: www. fdf.org.uk/food-authenticity.aspx - Gıda Sahteciliği Risk Değerlendirme Aracı: www.ssafe-food.org (excel formatında) ffv.pwc.com/vsat (çevrimiçi formatta).

ETBİR I KIRMIZI

39


DÜNYADAN

Önümüzdeki 10 yılda tarım ve gıda sektörünü neler bekliyor? OECD ve FAO tarafından ortak hazırlanan 2016-2025 Tarımsal Görünüm Raporu’na göre; 2025 yılında et üretimi 2015 yılına oranla yüzde 16 büyüyecek. Toplam et üretimi ve kişi başı et tüketimindeki artışta kanatlı et sektörü etkili olacak. Dünyada gıdaya olan talep yavaşlarken obezite ve mikrobesin eksikliği gibi farklı beslenme sorunları aynı anda ortaya çıkacak.

2025 Yılı Tahmini Dünya Et Fiyatları TÜR

FİYAT ($/Ton)

Sığır eti

4.497

Koyun eti

3.857

Domuz eti

1.580

Kanatlı eti

1.571

O

ECD ve FAO, yaptıkları ortak bir çalışma ile 2016-2025 Tarımsal Görünüm Raporu’nu yayınladı. Küresel tarım ve gıda sektörüne ilişkin değerlendirme ve tahminlere yer verilen raporda 41 ülke ve 12 coğrafi bölgeye yönelik başlıca tarım ürünleri ve gıda için arz, talep, ticaret ve fiyat tahminlerine yer verildi. 2016 yılından başlayarak 2025 yılına kadar 10 yıllık sürecin analizinin yapıldığı raporda gelecek dönemde tarım ve gıda sektöründe yaşanacak sorunlar, bu sektörlerdeki global ticarette değişimlere neden olacak gelişmelere dikkat çekildi.

2015’te fiyatlar düştü! Rapora göre başlıca tarım ürünleri, canlı hayvan ve balık ürünleri fiyatları 2015 yılında düştü. Bu düşüş, tüm alt sektörler için, fiyatların yüksek olduğu bir dönemin sona erdiğinin de işareti oldu. 2014 yılında rekor seviyelere ulaşan et fiyatlarında da 2015 yılında düşüş yaşandı. Gelişmekte olan ekonomiler ve petrol ihraç eden ülkelerin ete olan taleplerindeki zayıflama

40

ETBİR I KIRMIZI

2015 yılı boyunca et fiyatlarında aşağıda doğru bir baskı yarattı. 2002 yılında et fiyatlarında başlayan artış bugüne kadar sadece bir kere, 2007 – 2008 ekonomik krizinde büyük bir düşüş göstermişti. Bunun dışında yaşanan ikinci fiyat düşüşü 2015 yılında yaşandı. Raporda Dünya ticaret hacmi açısından 2015 yılında önemli bir durağanlık yaşandığı belirtildi. Süt ürünleri de 2013 ve 2014 yılında başlayan düşüşünü 2015 yılında sürdürdü. Tarım ürünü fiyatları, 2012 yılında ulaştığı zirve noktasından sonra düşmeye devam etti. Düşük fiyatların arkasında, birkaç yıldır süren güçlü tedarik büyümesi, genel ekonomik yavaşlamaya bağlı olarak zayıflayan talep büyümesi, düşük petrol fiyatları ve hali hazırda bol olan stokların daha da artması gibi nedenler yer aldı.

2025 yılında et üretimi 2015’e göre yüzde 16 artacak Et piyasasının genel olarak güçlü bir görünüme sahip olduğu değerlendirmesinin yapıldığı rapora göre global et üretiminin 2025 yılında,


2013-15 dönemine göre yüzde 16 artması bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerde hayvanlara hazırlanan besi rasyonlarında daha fazla protein içeren yem karışımları hazırlanmasının da artışta etkili olacağı ifade ediliyor. Daha uygun fiyatlarla temin edilebilen beyaz ete olan talebin artmasının, toplam et miktarının artışında da etkili olacağı tahmin ediliyor. Raporda kümes hayvanlarının düşük üretim maliyetleri ve düşük satış fiyatları ile gelişmekte olan ülkelerde üreticiler ve tüketicilerin tercihlerinde etkili olduğuna dikkat çekiliyor.

Et ticaret hacmini kanatlı sektörü büyütecek Büyük baş hayvan sektörüne bakıldığında ise; global pazarda birkaç yıldır inek sürülerinin tavsiye edilmesiyle 2015 yılında düşük sığır eti üretiminin gerçekleştiğine raporda yer veriliyor. Ancak bu durumun 2016 yılında hayvan sayısı azalsa da artan kaskas ağırlıkları ile telafi edilmesinin beklendiği ifade ediliyor. Koyun üretiminde ise Çin önderliğinde Pakistan, Sudan

ve Avustralya’nın da desteğiyle gelecek 10 yılda % 2.1 küresel büyüme yaşanması bekleniyor. Rapora göre; 2025 yılında küresel et ticaretinde yaşanacak yüzde 10’luk artışın yüzde 9’u kanatlı et ticaretinden kaynaklanacak. İthalat talebi özellikle Rusya gibi ithalat yasağı olan ülkeler ve Çin’in büyümesinin yavaşlaması gibi nedenlerle ilk dönemlerde zayıf olsa da ilerleyen dönemde gelişmekte olan ülkelere olan ithalat da önemli oranda büyüme yaşanacak. Her et çeşidinin ithal edilebildiği Vietnam ithalatın büyümesinde etkili olacak. 2025 yılına kadar gerçekleştirilecek ithalatın yarısının hızlı büyüyün bir pazar olan Afrika’ya gerçekleştirileceği tahmin ediliyor. Diğer taraftan Brezilya’nın küresel et ihracatındaki payının yüzde 26 olması bekleniyor. Raporda 2025 yılında Dünya Et Fiyatlarının tahmini, sığır etinde 4.497 $/ton, domuz etinde 1.580 $/ton, koyun etinde 3.857 $/ton, kanatlı etinde 1.571 $/ton olacağı öngörülüyor.

Kişi başı et tüketimi 35,3 kg’a yükselecek 2025’te küresel olarak yıllık kişi başı et tüketiminin 35,3 kg olması bekleniyor. Kişi başı tüketimin artışında da yine kanatlı et tüketimi ağırlıklı olacak. Tüketim artışının, hızlı nüfus artışının yaşandığı gelişmekte olan ülkelerde olması bekleniyor. Özelikle Sahra Altı Afrika’da yaşanan tüketim artışındaki hız, diğer tüm bölgelerin çok üstünde gerçekleşecek. Rapora göre küresel olarak, salgın hayvan hastalıkları ve ticaret politikaları, dünya et piyasalarını olumsuz etkileyen, endişe yaratan temel faktörler arasında yer alıyor. Bu endişenin giderilmesi için çeşitli anlaşmalar ve çalışmalar yapılıyor. Raporda TransPasifik Ortaklığı gibi yapıların ticaret anlaşmaları yapmak, et ticaretini çeşitlendirmek için çalışmalar yaptığı anlatılıyor. Geçtiğimiz dönem Dünya Sağlık Örgütü’nün işlenmiş kırmızı eti kanserojen olarak açıklamasının tüm dünyada kişi başı et tüketimine olumsuz etkilediğine de raporda dikkat çekiliyor.

Kişi Başı Et Tüketimi Tahminleri

BÖLGE

(kg/kişi/yıl) – (2013-15, 2025 yılları arası dönem)

Kuzey Amerika

2013-15

24,43

0,44

21,14

44,33

2025

24,80

0,39

22,55

48,25

AB

Latin Amerika ve Karayipler

Brezilya

2013-15

17,18

0,54

9,51

30,81

2025

17,08

0,55

10,33

33,76

2013-15

25,62

0,40

11,36

38,37

2025

25,74

0,37

13,13

42,88

Dünya

YIL

BRICS Ülkeleri

2013-15

10,61

1,83

32,17

Asya ve Pasifik

6,49

1,70

12,53

13,30

2025

6,67

1,89

12,54

14,20

Koyun Eti

Domuz Eti

Kanatlı Eti

2013-15

4,35

1,63

16,02

10,22

2025

4,73

1,94

16,96

11,43

22,11

Afrika

2013-15

Sığır Eti

2013-15

3,90

2,31

0,98

3,90

2025

3,96

2,40

1,07

3,85

2013-15

2,91

1,73

12,81

8,47

2025

3,36

1,99

13,24

9,44

ETBİR I KIRMIZI

41


Ülke politikaları ve iklim koşulları tarım fiyatlarını dalgalandırabilir

Dünyada gıda talebi yavaşlayacak 2016-2025 arasındaki 10 yıllık dönemin analiz edildiği raporda gıda ve beslenmeye ilişkin de önemli değerlendirmelere yer veriliyor. Rapora göre dünyada gıdaya yönelik talep büyümesinin zamanla yavaşlaması bekleniyor. Talep artışını destekleyen en önemli unsur olan küresel nüfus artışı yavaşlarken, gelişmekte olan ekonomilerdeki gelir artışının da zayıf olacağı tahmin ediliyor. Önümüzdeki 10 yıllık dönemde, gelişmekte olan ülkelerdeki artan talebin, tüm dünyadaki yeterli beslenemeyen insan sayısını 788 milyondan 650 milyona düşürmesi bekleniyor. Bu düşüş, yetersiz beslenenlerin dünya genelindeki oranının %11’den %8’e inmesi anlamına geliyor.

Farklı beslenme sorunları aynı anda ortaya çıkacak Öte yandan rapora göre birçok ülke aynı anda yetersiz beslenme, obezite ve mikrobesin eksikliği gibi beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalacak. Gıdaya yönelik artan talebin üretkenlik artışı ve

42

ETBİR I KIRMIZI

tarım alanları ve canlı hayvan sayısındaki makul artışlarla karşılanması bekleniyor. Ürün artışının %80’inin verim iyileştirmeleri yoluyla sağlanması bekleniyor. Raporda Latin Amerika ve Sahra Altı Afrika’nın bazı bölgelerinde, tarımsal alanları sürdürülebilir bir şekilde arttırma yönünde bazı faaliyetler olduğuna işaret ediliyor.

Gıda ihracatında 5 ülke öne çıkacak Yavaş olması beklenen genel piyasa büyümesiyle birlikte, tarım ticaretinin önceki 10 yıllık dönemin yarısı hızında büyümesi bekleniyor. Doğal kaynakları bol olan ülke sayısının az olması, küresel gıda güvencesinin sağlanması konusunda ticaretin daha önemli hale geleceğini gösteriyor. Birçok tarım ürününde, küresel ihracatın birkaç önemli tedarikçi ülkede yoğunlaşması bekleniyor. Görünüm kapsamındaki tüm ürünler için, 5 büyük ihracatçı ülkenin toplam ihracatın en az %70’ini gerçekleştirmesi bekleniyor. İthalat konusunda böyle bir yoğunlaşma söz konusu değil.

Arz ve talebin bir arada büyümesi nedeniyle, gerçek tarım fiyatlarının çok değişmeden kalması bekleniyor. Buna karşın, talep bileşimindeki ve tedarik koşullarındaki değişimleri yansıtan bazı fiyat hareketlerinin görülmesi bekleniyor. Genel olarak, canlı hayvan fiyatlarının tarım ürünü fiyatlarına kıyasla artması, iri taneli tahılların ve yağlı tohumların fiyatlarının ise temel gıda ürünlerine kıyasla artması bekleniyor. Rapor’a göre tarih boyunca tekrarlayan bazı olayların devam etmesi durumunda önümüzdeki 10 yılda ciddi bir fiyat dalgalanması yaşanması ihtimali oldukça yüksek. Sıra dışı hava koşullarının görülme sıklığının artması durumunda, iklim değişikliği de bu belirsizliğin artmasına neden olabilecek. Tüm bu unsurların yanında dünyanın pek çok bölgesinde birçok politika belirsizliği de bulunuyor. Çin’in kısa bir süre önce duyurduğu, yurt içi fiyatların belirlenmesini ve stokların yönetimini kapsayan tahıl politikası bunlardan birini oluşturuyor. Rapor’da Çin’in bu değişimler sayesinde, uluslararası piyasalarını etkilemeden mısır konusunda kendine yeten bir konuma gelebileceği varsayılıyor. ✻


TEKNO-HABER

Gıda ambalajları akıllanıyor! Ürünlerin sıcaklığını, tazeliğini kontrol eden, raf ömrünü uzatan akıllı ambalajlar çok kısa sürede tüm raf ürünlerinde kullanılmaya başlanacak. Artan tüketici bilinci ve teknolojideki gelişmeleri dikkate alan TÜBİTAK akıllı ambalaj üretimini destekleme hazırlanıyor. TÜBİTAK desteklerinden

yararlanabilecek projeler: PP Gıdaları uzun süre iyi muhafaza edecek akıllı ve aktif ambalajlama teknolojilerinin geliştirilmesi, PP Aktif ambalaj sistemlerinin geliştirilmesi PP Tutucular (oksijen, karbon dioksit, nem, etilen vb.) PP Salıcılar (etanol, antimikrobiyaller, antioksidanlar, koruyucu maddeler, kükürt dioksit vb).

G

ıda üretimi ve ambalajlama alanında yaşanan gelişmeler ve teknolojik ilerleme, yeni nesil akıllı ve aktif özelliklere sahip fonksiyonel ambalajlar, geleneksel ambalajlama teknolojilerinin yerini almaya başladı. Artık ambalajlar içindeki ürünün tazeliğini, sıcaklığını kontrol ediyor, kendi kendine ısınıp soğuyabiliyor. Üretim tarafından bu gelişmeler yaşanırken artan tüketici bilinciyle üreticiden beklentiler de artıyor. Hem tüketicilerin taleplerini hem de teknolojinin ulaştığı noktaya dikkate alan TÜBİTAK, teknoloji firmaları ve üniversitelere yönelik “Akıllı/Aktif Ambalaj Malzeme ve Teknolojilerinin Geliştirilmesi Çağrısı” yayınladı ve başvuruları topladı.

Ambalajlamada yeni teknolojilerin kullanımı kaçınılmaz TÜBİTAK yayınladığı çağrıda akıllı ambalaj ihtiyacını şöyle açıkladı: “Çiftlikten çatala gıda güvenliğinin, daha etkin ve daha sağlıklı olarak sağlanabilmesi amacıyla günümüz tekniklerinin ambalajlama alanında da kullanılması kaçınılmaz hale gelmiştir. Tüketicilerin bilinçlenmesiyle; kaliteli, güvenli, olabildiğince uzun raf ömrüne sahip, uygun fiyatlarda satışa sunulan ve zengin çeşitlilikte gıda ürünlerine olan talep giderek artmaktadır. Gıda üretim ve dağıtımının merkezileşmesi, ticaretinin küreselleşmesi, gıda kalite ve güvenliğinin sağlanması ve takibi, yeni gıda ambalajlama teknolojilerinin ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin geliştirilmesini gerektirmektedir.” Çağrıyla, bozulmuş bir ürünün önceden fark edilebilmesinin sağlanması için akıllı ambalajlama ile raf ömrü boyunca ürün kalitesini ve dış ortam durumunu gösterebilen sistemlerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca aktif ambalaj kullanımı ile ürün kalite ve raf ömrünün uzatılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve böylece pazardaki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Çağrı kapsamında sunulacak projelerin gıda sektöründe kullanıma yönelik olması gerekiyor. ✻

PP Akıllı ambalaj sistemlerinin geliştirilmesi: PP Sensörler (gaz sensörleri, biyosensörler vb) PP İndikatörler (tazelik, sızıntı, patojen, sıcaklık ve zaman kontrolü, metabolik ürünler vb) PP Kendi kendini ısıtan/soğutan ambalajlar PP Mikrodalga susceptor sistemleri PP RFID etiket uygulamalarını (lojistik takip, izlenebilirlik vb) kapsayan sistemlerin geliştirilmesi PP Biyobozunur ambalajların aktif ve akıllı ambalaj sistemleri ile entegrasyonu, PP Akıllı ambalaj üretimine yönelik mikroçip sistemleri ve nanomalzeme uygulamaları, PP Diğer akıllı veya aktif ambalaj sistemleri; soluyabilen filmler, vb ambalajlar.

43


TEKNOLOJİ

Teknolojiyi giymeye hazır olun! Akıllı telefonlara alıştık şimdi sıra akılı gözlük, saat, kolye hatta akıllı giysilerde... Ama bunlar için çok uzun yıllar beklememiz gerekmiyor. 2017 yılı itibariyle pazarda 300 milyon adet ürünün olması bekleniyor. Giyilebilir teknolojiler, akıllı telefonlar kadar hızla hayatımıza girmeye hazırlanıyor

Rakamlarla giyilebilir teknoloji • 2015 yılında 75 milyon olan satılan giyilebilen teknoloji ürün sayısı 2018 yılında 172 milyona ulaşacak • Giyilebilir aygıtların kümülatif satışlarının 2018’de 340 milyon adet olması bekleniyor. • 2018 yılında 2013 yılına göre 14 kat daha fazla giyilebilir ürün satılacak • 2018 satışlarının %2’sini çoğunluğu şirketlere satılacak akıllı gözlükler oluşturacak.

J

ames Bond’un sesle komut verdiği saat, Iron Man’in süper güçlerinin gömülü olduğu kıyafetleri, akıllı gözlükler, mücevherler, stresi kontrol altına alan akıllı bileklikler ve daha pek çok şaşırtıcı derece akıllı giyilebilir teknolojiyi 2017’de hayatımıza hızla girmeye başlayacak. Kısa süre öncesine kadar sadece hayal olan, kendilerinden sanki bir masal kahramanı gibi bahsedilen giyilebilir teknoloji ile bilgisayar teknolojilerinin önümüzdeki yıl günlük hayatın bir parçası olacağı öngörülüyor. Hayatımıza girecek bu teknolojileri kol saatinden gözlüğe, gömlekten vücut üzerine yerleştirilen silikon çiplere kadar genişletmek mümkün. Intel’e göre 2017 yılı itibariyle söz konusu pazarın ekonomik büyüklüğünün 45 milyar dolara ulaşması, pazarda toplam 300 milyon adet ürün olması bekleniyor. 2018 yılı bitiminde dünya çapında 340 milyondan fazla

44

ETBİR I KIRMIZI

giyilebilir aygıt kullanılıyor olacağı öngörülüyor.

Giyilebilir gözlük ve saatler sektörün lokomotifi olacak Uzmanlar giyilebilir teknoloji sektörünün önümüzdeki beş yıl içinde hızla büyüyerek geleceği şekillendireceğini ifade ediyor. Morgan Stanley analistleri bu kategorinin beklentileri de aşacağını ve gelecek yılların en hızlı büyüyen tüketici teknolojileri segmenti haline gelerek, akıllı telefon ve tabletlerdeki büyümeyi bile geçeceğini belirtiyor. Akıllı saatler ve akıllı gözlüklerin aslan payını alması öngörülen giyilebilir teknoloji pazarının hacmi Juniper Research adlı araştırma şirketinin yayınlamış olduğu rapora göre 2019 yılında 53.2 milyar dolara ulaşacak.

• 2018 sonunda gelişen ekonomilerde 40 kişiden 1’i giyilebilir kamera sahibi olacak. • 2018’de satışların %44’ünü akıllı saatler oluşturacak • 2018’deki satışların % 43’ünü akıllı bileklik oluşturacak. • Takı ve mücevher satışları 2018’de pazarın %3’ünü oluşturacak • 2018 yılında satılan giyilebilir aygıtların cep telefonu deneyimin iyileştirenlerin toplamdaki payı %50 olacak. • 2018 yılında gelişmiş ülkelerde herhangi bir giyilebilir eş aygıtı olan cep telefonlarının toplamdaki payı %8 olacak. • 2019 yılında 100 milyon adet saat/ bileklik satılacağı öngörülüyor.


Giyilebilir teknoloji nedir? Vücuda takılabilen, giyilebilen, kıyafet veya aksesuarların bir parçası olabilen elektronik aygıtlara genel olarak ‘giyilebilir teknolojiler’ deniyor. Bu aygıtlar aslında kablosuz bağlantı sağlayabilen ve bu sayede görüntü ekrana getirebilen, veri toplayabilen ve işleyebilen mini bilgisayarlar. Başka bir deyişle on yıllar önce bir ev büyüklüğünden taşınabilir hale gelen bilgisayar teknolojilerinin evriminde gelinen son nokta olarak da tanımlanıyor.

Sağlık hizmetleri ve işletmeler aslan payını alacak Juniper raporunda giyilebilir teknolojilerin önce işletmelerde ve sağlık bakımı sektöründe gelişeceği, bu segmentlerin giyilebilir teknoloji sektörünün lokomotifi olacağı ve zamanla tüketicilere doğrudan satışların yükseleceği ifade ediliyor.  Bu sebeple 2017 yılına kadar kullanıcıların sağlık durumu ve fitness faaliyetlerini takip edebilen giyilebilir teknolojilerin pazarın baskın segmenti olarak kalacağı, fakat 2017’de akıllı saatlerin - sağlık bakımı ile ilgili birçok özelliği de bünyesinde barındırarak - aslan payına ulaşacağı belirtiliyor.

Giyilebilir teknolojiler sağlık sektörünü kökten değiştiriyor Giyilebilir teknolojiden sağlanan veri sayesinde sağlık sektörü de köklü değişiklikler yaşayacak. Akıllı spor giyim şirketi Smartlife CEO’su Martin Ashby’ye göre giyilebilir teknolojinin geleceği sağlıklı yaşam… Örneğin Apple ResearchKit ürünüyle dünya üzerindeki milyonlarca kullanıcıdan önemli sağlık verileri toplayarak, bunu medikal araştırmalar yapan akademisyen ve

bilim adamlarıyla paylaşıyor. Başka bir teknoloji girişimcisi Bainisha’nın insan ‘dijital dövme’ şeklinde omurgasına yerleştirilebilen sensörler ürettiği, bu dövmelerin sırt ağrısını azaltan öneriler sunduğu belirtiliyor.

Doktora sinyal gönderen akıllı insulin iğnesi yolda Cambridge Consultants adlı araştırma şirketi ise akıllı bir insülin iğnesi çıkarmaya hazırlanıyor. KiCoPen adlı tasarımın bleutooth aracılığıyla doktorlarına kullandıkları insülin miktarını gönderebildiği belirtiliyor. Şirketin kurucusu Dipak Raval gelecek birkaç yılda bu gibi örneklerin artarak çoğalacağının, sağlık sektörünün kökten değişeceğinin sinyallerini veriyor. Ayrıca spor sektöründe, atletlerin performansları giyilebilir teknolojiler sayesinde ölçülür bir şekilde yönetilerek önemli değişiklikler yaşanacağı belirtiliyor.

sağlayacak ürün segmentlerinden biri de kadın tüketiciler için sektörü cezbedici hale getirecek olan akıllı mücevherler. Koruyucu melek anlamına gelen Guardian Angel isimli giyilebilir teknoloji Singapur’lu teknoloji şirketi JWT tarafından Eylem ve Araştırma için Kadın Derneği (AWARE) adlı sivil toplum kuruluşunun desteğiyle üretiliyor. 120 dolar gibi cüzi bir fiyata alınabilen bir kolye veya bilezik formundaki Guardian Angel’ın iki önemli özelliği bulunuyor. Rahatsız bir durumda üzerindeki düğmeye basıldığında kullanıcının telefonunu arayabiliyor veya acil bir durumda daha uzun süre düğmeye basıldığında kullanıcının telefonundan konum bilgileriyle bir kısa mesaj gönderilebiliyor. ✻

Kadınlar için ‘Koruyucu Melek’ akıllı mücevher GFK’nın yapmış olduğu araştırmaya göre giyilebilir teknolojilerin önümüzdeki on yılda hızla yükselmesine katkı

ETBİR I KIRMIZI

45


VERGİ AFFI

Vergide yapılandırma, borçluları rahatlattı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin Kanun, 30 Haziran 2016 tarihine kadar olan borçların 18 aya kadar taksitlendirilerek ödenmesine imkan tanıyor. Vergi yapılandırma için son başvuru tarihi 31 Ekim 2016.

T

ürkiye için 2016 yılı, hem ekonomik hem siyasal anlamda zor bir yıl oldu. İnişlerin çıkışların bol olduğu, hayretler verici olayların yaşandığı 2016 yılında, ekonomide istikrarın sağlanması için bir dizi önemler alındı. En merakla beklenen düzenlemeler vergi barışıydı ve sonunda içinde vergi affını ve vergi barışını barındıran 6736 Sayılı “Bazı Alacaklıların Yeniden Yapılandırılmasına

İlişkin Kanun” TBMM Genel Kurulu’nda 3 Ağustos 2016 tarihinde kabul edildi ve Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Hükümetin bu yasayı çıkarmaktaki amacı Resmi Gazete’de şöyle ifade edildi: “Borçluların kamuya olan borç yükünün azaltılarak taksitle ödeme imkanı getirilmesi, ihtilafların sulh yoluyla sonlandırılması, vergi

incelemesinde olan konuların dava yoluna gidilmeksizin çözümlenmesi, vergilemede öngörülebilirliğin artırılarak geçmiş vergilendirme dönemleri ile ilgili olası risklerin ortadan kaldırılması, işletme kayıtlarının fiili durumlarına uygun hale getirilerek kayıtlı ekonomiye geçişin teşvik edilmesi, bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması.”

162 milyarlık borç yapılandırılacak Kanun; Maliye Bakanlığı’na bağlı tahsil dairelerince takip edilen vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, askerlik, seçim, nüfus, trafik karayolu geçiş ücreti ve RTÜK idari para cezaları, gümrük vergileri, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı, sigorta primleri, topluluk sigortası primleri, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, genel sağlık sigortası prim alacakları ile bu alacaklara ilişkin her türlü faiz, zam, gecikme zammı, gecikme faizi, cezai faiz ve gecikme cezalarının yeniden yapılandırılmasını kapsıyor. Ayrıca belediyelerin idari para cezaları, su, atık su ve katı atık ücreti alacakları, belediyelere ödenmesi gereken paylar hariç, beyana dayanan vergiler ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları da yeniden yasanın

46

ETBİR I KIRMIZI


kapsamında yer alıyor. Kanunda sayılan bu borçların, taksitlendirilerek yeniden yapılandırmasına imkân tanınıyor. Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre 90 milyarı vergi, 72 milyarı sosyal güvenlik primleri olmak üzere toplam yaklaşık 162 milyar liralık borcun yeniden yapılandırılması bekleniyor.

ödenmesi halinde, ceza ve gecikme faizinin silinmesi öngörülüyor.

Devlete 50 milyar kaynak oluşturulacak Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı SGK, il özel idareleri ve belediyeler başta olmak üzere kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının alacaklarını yapılandıran yasaya göre vergi borcunu yapılandıran, beyanname veren, matrah artıran mükelleflere geriye dönük 5 yıl boyunca vergi incelemesi yapılmayacak, ceza kesilmeyecek. Geçmişte yeniden yapılandırmaya girip taksitlerini ödeyemeyenlere de bu yasa teklifiyle ikinci bir fırsat getirildi.

30 Haziran ve öncesindeki borçlar yasa kapsamında Ekonominin sıkıntılı bir dönemden geçtiği günlerde kabul edilen ve büyük sevinçle karşılanan söz konusu yapılandırmalar, 30 Haziran da dahil olması şartıyla, 30 Haziran 2016 tarihinden önceki dönemi kapsıyor. Yasaya göre, vadesinde ödenmemiş tüm kamu alacaklarının üzerindeki ceza ve faizler silinecek. Onun yerine anapara borç, Yurt İçi Üretici Fiyatı (Yİ-ÜFE) oranında artırılarak tahsil edilecek. Ayrıca gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine matrah artırımı ile kasa ve stok affı imkânı da getiriliyor. Mükellefler bunun dışında devletten gizledikleri gelirleri için de yeniden beyanname verebilecek. Yasanın yayım tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan, vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen vergi cezalarının (usulsüzlük ve özel usulsüzlük gibi) ise yarısı silinecek. Kalan yarısı ile bu tutara gecikme zammı yerine yasanın yayımlandığı tarihe kadar YİÜFE aylık değişim oranları esas alınarak

hesaplanacak, tutar ödenmek suretiyle bu borç kapatılmış olacak. Vergi veya gümrük vergilerinin ödenmemiş kısımlarının tamamı ile bu asıllara bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı gibi kamu alacaklarında da aynı hüküm uygulanacak. İhtilaflı alacaklarda ise alacağın veya ihtilafın bulunduğu aşamaya göre farklı düzenlemeler getiriliyor. Yasanın Resmi Gazete’de yayımı tarihi itibariyle vergi hesaplaması yapılmış, dava açılmış ancak karar verilmemişse veya dava açma süresi henüz geçmemişse, verginin yüzde 50’si ile bu tutara Y-Ü- FE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanan faizinin

Düzenleme sayesinde devletin kasasına 50 milyar lira civarında kaynak girmesi bekleniyor. Borçlarını yapılandırmak isteyenlerin bu kolaylıktan yararlanmak için 31 Ekim2016 tarihine kadar vergi dairelerine ve sosyal güvenlik kurumuna müracaat etmeleri gerekiyor. Yasadan yararlananlar Kasım ayından itibaren vergi borçlarına yönelik, Aralık ayından itibaren de prim borçlarına yönelik taksitli ya da peşin ödeme yapılabilecekler. Vergi borçlularının büyük bölümünü motorlu taşıtlar vergisi oluşturuyor. Vergi dairelerine borcu olan yaklaşık 6,3 milyon vatandaşın 3,9 milyonunun Motorlu Taşıtlar Vergisi borcu bulunuyor. Kanun kapsamında borcunu yapılandıran Motorlu Taşıtlar Vergisi mükellefleri araçlarının muayenesini de yaptırabilecekler.

18 Aya kadar taksit yapılabilecek Yasa kapsamında yer alan borçların taksitle ödenmek istenmesi halinde, borçluların başvuru sırasında 6, 9, 12 veya 18 taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri gerekiyor. Taksitle yapılacak ödemelerde, ilgili maddelere göre belirlenen tutar, 6 taksit için (1,045), 9 taksit için (1,083), 12 taksit için (1,105), 18 taksit için (1,15), katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı hesaplanacak. Düzenlemeden yararlanmak için başvuruda bulunan borçlulara, tercih ettikleri taksit süresine

ETBİR I KIRMIZI

47


Vergi Yapılandırmasının Ayrıntıları: P Yapılandırmada vergi, sigorta primi ve trafik cezaları, MTV, ödenmeyen su faturaları, Emlak Vergisi gibi günü geçmiş kamu alacaklarının tümüne uygulanacak. Elektrik borçları ise özel sektöre ait olduğu için yapılandırma dışı kalacak. Çalışan emeklilerin ödemesi gereken sosyal güvenlik destek primi ile cezaları da kapsama alındı.

uygun ödeme planı verilecek. Ancak tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde, ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilecek.

İki taksit ödemeyen hakkını kaybedecek Bu düzenlemeden yararlanmak isteyen borçlular, Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile il özel idarelerine bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksidini, kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan; SGK’ya bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksitini ise dördüncü aydan başlamak üzere 2’şer aylık dönemler halinde 18 taksitte ödeyebilecek. Tutarın, ilk taksit ödeme süresi içinde tamamen ödenmesi halinde, bu tutara herhangi bir faiz uygulanmayacak. İlk taksitin ödeme süresi içinde tamamen ödenmesi halinde, feri alacaklar yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutar üzerinden ayrıca yüzde 50 indirim yapılacak. Başvuruda bulunan borçlular, sigorta primlerini bir takvim yılında ikiden fazla kez vadesinde ödememeleri ya da eksik ödemeleri halinde, yapılandırılan borçlarına ilişkin kalan taksitlerini ödeme haklarını kaybedecek.

Yurt dışındaki varlıklara vergi affı geldi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen 6736 Sayılı “Bazı Alacaklıların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun”un kapsamı borçların yeniden

48

ETBİR I KIRMIZI

yapılandırılmasıyla sınırlı değil. Hükümet, daha önce tasarı olarak hazırlayıp Meclis’te geri çektiği yurt dışı varlıklarını yurda getirilmesine yönelik af düzenlemesini kamu alacaklarına getirdiği büyük affın içerisine dahil etti. Yeni düzenlemeye göre, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yanı sıra her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarını, 31 Aralık 2016 tarihine kadar Türkiye’ye getiren gerçek ve tüzel kişiler söz konusu varlıklarını serbestçe tasarruf edebilecekler. Eski tasarıda yer alan ve varlıkların Türkiye’deki bir banka veya aracı kuruma bildirilmesi zorunluluğu da yeni yasayla kaldırıldı. Onun yerine usul ve esasları belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı’na verildi. Yasaya göre, Türkiye’ye getirilerek ilgili sicile veya kütüğe kaydedilen her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının Türkiye’ye getirilme ve kayıt işlemleri nedeniyle ithalde alınan vergiler dahil herhangi bir vergi, resim, harç veya diğer mali yükümlülükler ile bunlara ilişkin cezalar alınmayacak. Buna göre, yurt dışında gemisi olanlarla yasa çıktıktan sonra yurt dışından gemi veya yat satın alanlar, bu yasadan yararlanıp hiçbir vergi ödemeden gemi ve yat ithal etme imkânına kavuşacak. Parasını ya da gemisini getirenlere sırf bu işlemin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek “hiçbir şekilde” vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile herhangi bir araştırma, inceleme, soruşturma veya kovuşturma yapılamayacak, vergi cezası ve idari para cezası kesilemeyecek. ✻

P Düzenleme 30 Haziran 2016 tarihine kadar olan borçları kapsayacak. (2016 yılına ilişkin olarak 30 Haziran 2016 tarihinden önce tahakkuk eden vergilerin de bu kapsama girdiğini hatırlatmakta fayda var. Ancak Motorlu Taşıtlar Vergisi 2. taksit ödemesi bu kapsama girmiyor) P Borçların üzerindeki ceza ve yüksek oranlı faizler silinecek. Borcun anaparasına ÜFE oranında daha düşük faiz işletilecek. P KDV ile Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine matrah artırımı, gelirini beyan etmeyenlere yeni beyanname verme hakkı getirildi. P İşletmelere yeni bir stok ve kasa affı getirildi. P Gelir ve kurumlar vergisi ile KDV mükelleflerinin geçmiş 5 yıla ilişkin olarak daha önce beyan ettikleri tutarları belli oranlarda artırmaları halinde Maliye Bakanlığı’nın geçmişe dönük herhangi bir vergi incelemesi yapılmayacak. P Bu kapsamda 90 milyar liralık vergi, 72 milyar liralık SGK prim borcu yapılandırılacak. P Devlete olan tüm borçlar peşin ya da 18 taksitte ödenecek. Peşin ödeyenin ÜFE oranı yüzde 50 silinecek, taksitle ödeyene yüzde 1.08 ila yüzde 1.24 oranında ilave faiz getirilecek. P Bir takvim yılında iki taksit ödemeyenin yapılandırma hakkı kaybolacak. P İtilaflı vergi ve sigorta borçları yeniden yapılandırılacak. P Düzenleme ile işletmelerin kasa ve ortaklardan alacaklarına ilişkin düzenlemeye gidilecek. P İşletmede olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizatın kayıt altına alınması sağlanacak.


SGK borçlarında da yapılanmaya gidildi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin 6736 Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun” , pek çok kişi ve firma için önemli bir sorun haline gelen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) alacaklarının da yeniden yapılandırılmasına imkan tanıyor. Kanun, 2016 Haziran ayı ve daha önceki dönemlere ait SGK alacaklarını ve bunların gecikme cezalarını kapsıyor. Kanundaki yapılandırma sigorta primi, emeklilik keseneği, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, ödenmesi imkanı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi, SGK tarafından takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı, genel sağlık sigortası primini kapsıyor. Kanuna göre bu primlerin asılları ile bu alacaklara Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak, tutarın belirtilen sürede ödenmesi halinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammının tahsilinden vazgeçilecek. Yaşlılık aylığı, emekli aylığı veya malullük aylığı bağlandıktan sonra, kendi işinde çalışması nedeniyle sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlere yönelik yapılandırmada ise, 2016 yılı Şubat ayı ve önceki aylara ilişkin ödenmeyen destek primlerinin

asıllarıyla, bu alacaklara Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak, tutarın ödenmesi halinde de gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmayacak.

SGK Borçları 36 ay vade ile ödenebilecek SGK alacakları ve bunların gecikme cezaları yapılandırması kapsamında gecikme cezaları affedilecek, bunun yerine TÜİK verilerine göre hesaplanan enflasyon farkı, borç asılına eklenerek tahsil edilecek. Yapılandırma kapsamında, idari para cezalarında gecikme cezalarının yanı sıra borç asıllarının da yüzde 50’si silinecek. Düzenleme kapsamında SGK’ya borcu olanlardan borcunun tamamını peşin ödemesi halinde, anaparaya eklenen enflasyon farkının yarısı alınmayacak. SGK’ya borcu olanlar peşin ödemenin yanı sıra iki aylık dönemler halinde ödeme yapabilecekler. Böylece; 6 taksit 12 ay, 9 taksit 18 ay, 12 taksit 24 ay, 18 taksit 36 ay vade ile ödenebilecek.

Genel sağlık sigortası borçları da yapılandırılacak Yapılandırma, Genel Sağlık Sigorta Borçlarını (GSS) da kapsayacak. 2016 Haziran ve önceki dönemlere ait genel sağlık

sigortası prim borcu olanların, gecikme cezası ve gecikme zamları silinerek borç aslını vade farkı uygulanmaksızın peşin veya 12 aylık eşit taksit şeklinde Gelir testi yaptırmamış olanlar 2 Ocak 2017 tarihine kadar gelir testine müracaat edebilecekler. Belirlenecek gelir testi sonucuna göre genel sağlık sigortası primleri de ödenme imkanına kavuşmuş olunacak. Borçları dolayısıyla sağlık hizmetlerinden yararlanamayan genel sağlık sigortalılar, ilk taksiti ödemeleri halinde sağlık hizmetlerinden yararlanabilecekler.

Kapanan işyerlerinin 50 lirayı aşmayan borçları silinecek Kanun kapsamında borcunu yeniden yapılandıran ve “Borcu yoktur” yazısı alan esnaf ve işveren; bu borçlarından dolayı icra takibi ve haciz işlemlerinden kurtulacak, teşviklerden yararlanabilecek. Ayrıca daha önce tecil edilen, taksitlendirilen ve yapılandırılan borçların kalan taksit tutarları talep edilmesi halinde yeniden yapılandırılabilecek. Kapanan işyerlerine ait 31 Aralık 2014 tarihine kadar ödemedikleri 50 lirayı aşmayan borçları ile tutarına bakılmaksızın bu borçlara bağlı ceza tutarı 100 lirasını aşmayanlar silinecek. ✻

ETBİR I KIRMIZI

49


GİRİŞİMCİ

Boğaziçilinin hayalleri tarlada hayat buldu Boğaziçi Üniversitesi mezunu Ata Cengiz, diplomasıyla doğanın, Anadolu’daki tarlaların yolunu tuttu. “Tarlamvar” projesi ile şehirli insanları ağaç sahibi yapan Cengiz, tarımsal üretim gerçekleştiriyor, köylülere iş imkanı sağlıyor, doğayı yeşillendiriyor. Girişimci ruhuyla hayalini gerçekleştiren Cengiz “Herkes sevdiği işi yapmalı” diyor.

bir öğretmen. Cengiz ise babasının tam aksine Boğaziçi İşletme mezunu, toprağa dönmek, toprağa dokunmak için can atan bir toprak tutkunu. Cengiz’in bu merakı çocukluk yıllarına dayanıyor. Küçüklüğünden beri tarıma ilgisi olan Cengiz yaz tatillerinde köye gittiğinde sabah ezanından sonra üzüm toplamaya gittiklerini anlatıyor ve ekliyor “Hiç unutmuyorum, ilk ben kalkardım ve büyük bir heyecanla tarlaya giderdim. Tarımda dokunabildiğiniz, koklayabildiğiniz ve yiyebildiğiniz bir şey üretiyorsunuz. Bir ekip bin geri alıyorsunuz. En önemlisi, üretken hissediyorsunuz.”

A

ta Cengiz, üniversiteye hazırlananların hayallerini süsleyen Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Bugün Türkiye’deki pek çok büyük şirketin sayılı yöneticisiyle aynı okuldan aynı bölümden… Ancak Cengiz, kariyer tercihini, çocukluğundan beri tutkun olduğu topraktan yana kullandı. Toprağa olan merakıyla “Tarlamvar” projesini geliştiren Cengiz, üniversite yıllarında Borsa İstanbul, Dışişleri Bakanlığı ve French Connection gibi yerlerde staj

50

ETBİR I KIRMIZI

yaptı ve bu deneyimlerden sonra gerçekten sevdiği işin tarım olduğuna karar verdi.

Toprak merakı çocukluktan geliyor Cengiz’in toprağa merakı yüzyıllardır tarımla uğraşan ailesinden geliyor. Adanalı, çiftçilikle uğraşan bir ailenin torunu olarak dünyaya gelen Cengiz’in babası “çocuğumuz toprakla uğraşmasın” diye çocuklarını okutulan

Fen lisesi çıkışlı olan Cengiz üniversite sınavında tıp ve mühendislikleri kazanacak puan aldığı halde dört duvar arasında kalmak istemediği için kendini geliştirebileceğini düşünerek Boğaziçi İşletme Bölümü’nü tercih ediyor. Ailesi ise Cengiz’in doktor olmasını istiyor. Bir süre sonra ne yapmak istediğine karar veren ve hayallerini ailesiyle paylaşan Cengiz aldığı tepkiyi şöyle anlatıyor: “Anneme bu tutkumu söyleyince çok şaşırdı. Anneannemi ziyaret ettiğimde hep elini öperim, o da biraz harçlık verir. Bu merakımı ona açıklarken “Anneanne nedir senin tarlaların durumu bana da 15-20 dönüm ayırır mısın?” demiştim, o gün çok sinirlenmişti ve harçlık vermemişti”


Şehir insanı çıplak ayakla toprağa basıyor Cengiz’in hayalini gerçeğe dönüştürdüğü Tarlamvar projesine gelince… Cengiz “Liseden bir arkadaşım var. İkimizde girişimci ruhlu insanlarız ve toprağı çok seviyoruz. Projeye başlarken cevizin çok popüler olduğunu gördük” diyerek anlatmaya başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Cevizin birkaç çeşidi var. “Maraş 18” Maraş ve Adana çevresine yetişen bir tür. Türün patenti Sütçü İmam Üniversitesi’ndeki bir hocaya ait. Biz de onunla iletişime geçtik ve şu an üniversiteyle işbirliği içindeyiz. Tarlamvar. com’u Şubat’ta duyurduk. Adana’nın Tufanbey ilçesine 25 dönüm ceviz ağacı ektik. Projeyi oluştururken insanların şehrin kaosundan kaçıp doğaya dönme isteği üzerinden hareket ettik. Mesela en son ne zaman çıplak ayakla toprağa bastık? Tarlamvar’la beraber insanları toprakla buluşturmak istiyoruz. İnsanların adına ağaç dikiyoruz ve onun bakımıyla ilgileniyoruz.”

İster dalında ye, ister bağış yap ister yatırım… Tarlamvar Projesi’nde kişiler üç farklı modelle ağaç sahibi olabiliyor. ‘Dalından ye’ modeliyle kişilerin adlarına dikilen ağaçların tüm bakım, budama, hasat işlemleri yapılarak mahsül adreslerine gönderiliyor. Bu modelde tek bir ağacın 15 yıl boyunca maliyeti 900 lira. Ağaçtan alınan mahsülün yarısı ağaç sahibine gönderilirken geri kalan diğer yarısı projenin sürdürülebilirliği için kullanılıyor. Ağaç sahiplerine fotoğraflar gönderiliyor. Kişiler isterlerse Çatalçam Köyü’ne gelerek ağaçlarındaki mahsulleri toplayabiliyor ve köyde misafir ediliyor. İsteyenler sevdiklerine tarlamvar’dan bir ağaç hediye edip çevreye katkı da sağlayabiliyor. Ağaç sahibi olmak için geliştirilen bir diğer model ise ‘Bağış yap’ modeli. Kişiler destekledikleri vakıf ya da derneğe kalıcı gelir akışı sağlamak için bu paketi 375 lira karşılığında satın alabiliyor. İnsanlar STK’lara satın aldıkları ağaçları bağışlayarak kuruluşların sürdürülebilir gelir problemini çözmüş oluyorlar. ‘Yatırım yap’ modeliyle projeye dahil olan kişilere ürünün kendisini göndermekten ziyade ürünü piyasa fiyatından satıp

parasını göndermek amaçlanıyor. Piyasa faizinin üzerinde bir getiri sağlayan modelin 15 yıllık tek bir ağaç için fiyatı 375 lira..

Köylülere iş imkanı yaratılıyor Proje için Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’yle beraber çalıştıklarını belirten Ata Cengiz, köydeki insanlara istihdam sağladıklarına dikkat çekiyor. Ata “Köylülerin kullanmadığı arazileri kiralıyoruz. Teknik ekibimiz sonrasında oraya uygun ürünün dikimini gerçekleştiriyor. Üniversite tarlanın toprak analizlerini yaparken aynı zamanda çiftçilere eğitim de veriyor. Köyde yaşayan 4 kişilik bir aileye bu yolla istihdam sağlayarak dikilen ağaçların bakımını gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuşuyor. Dikilen ağaçları büyük şehirlerde toprakla buluşamayan insanlara sahiplendirdiklerini anlatan Cengiz, Adana yöresinde 750 ağaca ulaştıktan sonra projeyi özellikle köyden kente göçün yoğun olduğu, tarım arazilerinin atıl vaziyette durduğu, farklı yörelerdeki farklı bitki türlerinde uygulayacaklarını ifade ediyor. Hayvancılık anlamında da

arıcılık, balıkçılık ve ipekböcekçiliği için belirledikleri alanlar olduğunu belirten Cengiz “Tarlamvar projemizle tarımsal üretim gerçekleştirirken, köylülerimize iş imkanı sağlıyor ve doğayı yeşillendiriyoruz” diyor.

Tarımdan sonra sıra hayvancılıkta Türkiye’nin tarım sektöründeki durumunu değerlendiren Cengiz, Türkiye olarak bereketli topraklarımız olduğuna dikkat çekiyor. “Avusturalya ve İsrail’in ardından dünyanın en verimli ülkelerinden biriyiz” diyen Cengiz, şöyle devam ediyor: “780 bin metrekare toprağımız var, Danimarka’nın bizden daha az toprağı varken tarımsal ihracatta bizden öndeler. Oysa ihracatta potansiyelimiz çok yüksek, bunu kullanmalıyız. Tarım alanına gerekli önem verilmiyor bence. Gelecekte tarlamvar’da hayvancılığa da el atacağız. Tarım sektöründe fırsatlar çok, biz de bunun farkındalığını yaratmayı umut ediyoruz.* Web sitesi: www.tarlamvar.com https://www.facebook.com/ tarlamvarcom/?ref=py_c

ETBİR I KIRMIZI

51


BESLENME

Profesyonel iş hayatı, profesyonel beslenme gerektirir! Zamanımızın büyük bölümünü işte, ofiste geçiyoruz. Yoğun enerji gerektiren, çoğu zaman stresli anların yaşandığı iş hayatında, enerjik hali tüm gün sürdürmenin, zihinsel ve bedensel sağlığı koruyabilmenin yolu gün boyunca doğru beslenmeden geçiyor.

P

rofesyonel iş hayatında başarı için çalışanların sahip oldukları enerjiyi en üst düzeyde tutmaları gerekiyor. Güne iyi bir başlangıç yapmak günün geri kalanını da aynı oranda etkiliyor, sahip olduğunuz enerjiden tam verim almanızı sağlıyor. Tamamen dinlenmiş bir şekilde uyanıp, hafif ama dengeli bir kahvaltı yaptıysanız, bir de basit egzersiz hareketleri yaparak kendinizi yeni güne hazırladıksanız ‘bomba gibi’ bir gün sizi bekliyor demektir.

Kahvaltısız asla güne başlamayın! Siz siz olun her yeni güne kahvaltı yaparak başlamaya özen gösterin. Sabah kalktığınızda karbonhidrat açısından zengin ama hafif bir kahvaltı yapmak sizi zihnen güne hazır hale getirecektir. Sağlıklı yaşam için beyin dokusu ve alyuvarların enerji yakıtı olan karbonhidratın en çok tahıl, kuruyemiş, bal gibi kahvaltılık gıdalarda bulunması, karbonhidrat ihtiyacımızı kolayca karşılamamıza yardımcı olacaktır. Ancak günümüzde pek çok çalışanın, kahvaltı etmeden evinden çıkmak ve işbaşı yapmak zorunda kalıyor. Pek çoğumuz metroda işe giderken ya da ofiste sabah raporlarını incelerken kahvaltı yapmak durumunda kalıyoruz. Poğaça, açma, simit gibi kolayca ulaşılabilen besinlerle geçiştirilen böyle kahvaltılar da fazla yağ ve enerji alımına neden olabiliyor.

Ofiste kahvaltılık alternatifler bulundurun! Eğer evde kahvaltı yapacak vaktiniz yoksa evde hazırladığınız bir sandviç ile ya da ofiste her zaman elinizin altında bulundurabileceğiniz mısır gevreği ile de bu ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Kahvaltılık gevreğinize taze-kuru meyveler, badem, ceviz gibi yağlı tohumlar ekleyerek daha da lezzetlendirebilir ya da kuru meyveli veya bademli kahvaltılık gevrekleri

52

ETBİR I KIRMIZI

tercih edebilirsiniz. Bunlar gibi alternatif beslenme yöntemlerini kullanarak kendinizi yüksek tempolu bir güne hazır hale getirebilirsiniz. Gün içinde ihtiyaç duyulan besinleri almak iş hayatında başarılı olmanız için önemlidir.

Sıvı tüketimine ihmal etmeyin! Sağlıklı bir kahvaltının yanı sıra zinde bir vücut için sıvı tüketiminin önemine de dikkat etmek gerekiyor. Su içmenin faydaları herkesçe bilinen bir gerçek… Uzun çalışma arasında su tüketimini de ihmal etmeyin. Su içmeyi unutuyorsanız masanızda su şişesi bulundurup düzenli olarak su içmeye çalışın. Sebebi bilimsel olarak açıklanamasa da, sabahları su ihtiyacımız, günün diğer saatleri kadar fazla olmuyor. Vücudumuz sabahları suya ihtiyaç duyduğu sinyalini beyne göndermediği için yeterince sıvı tüketmiyoruz. ‘Sıvı’dan kastımız sadece su, çay veya kahve değil elbette. Tüm sıvı ihtiyacınızı asla bunlardan karşılamaya kalkmayın. Bu tür içecekler yerine meyve suları ya da soda içmenizde de fayda var.

Sabah kalktığınızda karbonhidrat açısından zengin ama hafif bir kahvaltı yapmak sizi zihnen güne hazır hale getirecektir.


Stres ve yorgunluk iş hayatında başarı elde etmenin önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Bu engeli ortadan kaldırmak başarıya giden yolda önemli bir adım atmanızı sağlayacaktır.

Çay ve kahve tüketimine dikkat edin Gün içerisinde kendimizi daha zinde hissetmek için çay ve kahve tüketimini arttırırız. Fakat çay ve kahvenin aşırı tüketilmesi; bazı vitamin ve mineral emilimlerini bozulmasına neden oluyor. Özellikle antioksidan vitaminler (A, C, E) hassas olduklarından kahve ve çaydaki tanen ve kafeinden negatif etkileniyor.

esmer makarna, bulgur pilavı gibi tam tahıllar, diğer yarısını da et ve balık gibi protein grubuna ayırın. Ek olarak yoğurt, ayran, cacık gibi süt grubu besinleri de almayı ihmal etmeyin. Öğle yemeklerinize 1 kase çorba ile başlamanız sadece menünüzü zenginleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda doygunluk gelişmesini sağlayarak öğün içinde fazla besin tüketiminizi engellemeye yardımcı olacaktır.

Bitki çayları enerjinizi toplamanıza yardımcı olur

Sağlıklı atıştırmalıkları ihmal etmeyin!

Bitkisel çaylar da uzmanların önerdiği içecekler arasında yer alıyor. Yoğun iş temposunun telaşı içinde geçen her gün farkında olmadan enerjimiz düşüyor. Zinde bir halden oldukça uzaklaşırız. Enerji veren bitki çayları iyi bir alternatif olarak günün yorgunluğunu atmak, konsantrasyon sağlamak ve canlanmak için kullanılabilir. İçecek olarak yeşil çay, beyaz çay veya diğer bitki çaylarını tercih edebilirsiniz. Gergin, uykusuz, stresli ve yorgun anlarınızda sizi rahatlatır; yüzünüze gülümseme, vücudunuza hafiflik getirir. Stres ve yorgunluk iş hayatında başarı elde etmenin önündeki en büyük engeli oluşturuyor. Bu engeli ortadan kaldırmak başarıya giden yolda önemli bir adım atmanızı sağlayacaktır.

Yoğun iş temposunda yaşanan en büyük sorun, uzun süren toplantılar veya işlerin

uzaması durumunda ana öğünlerin atlanması sonucunda yaşanan daha büyük açlıklardır. Bu tür acil durumlar ve özellikle öğle ve akşam yemeği arasındaki uzun sürede tüketmek üzere sağlıklı atıştırmalıkları ihmal etmeyin. Çekmecenizde veya varsa buzdolabında kolay hazırlanabilen, besin içeriği yüksek besinleri bulundurun. Bu atıştırmalıkları tek seferde bitiriyorsanız, küçük paketlenmiş halde bulundurabilirsiniz. İş yerinde ara öğün için uygun seçenekler arasında taze ve kuru meyveler, fındık, fıstık, ceviz, light bisküviler, kutu süt, yoğurt veya ayran, salatalık, çeri domatesler, galeta veya tam tahıllı bisküviler sayılabilir. ✻

Öğle yemeğinizi zenginleştirin! Öğle yemeklerini iş yerinde yiyorsanız besin seçimlerine dikkat etmeniz önem taşıyor. Mümkün olduğunca tabağınızın yarısını sebze yemekleri veya salata, geri kalan kısmın yarısını

ETBİR I KIRMIZI

53


ÜLKE RAPORU

Güneydoğu Asya’nın yıldızlaşan ülkesi: Endonezya 17 binin üzerinde adadan oluşan Endonezya, Güneydoğu Asya’nın en büyük ekonomisine sahip ülkesi konumunda. Nüfusunun yüzde 53’üne iş olanağı sağlayan tarım ile dünyanın önemli ihracatçıları arasında yer alan ülke, petrol ve doğal gaz gelirleri, sanayide gösterdiği ilerleme ve turizmdeki başarısıyla dikkatleri üzerine çekiyor.

Coğrafi Konum Ülke profili PP PP PP PP PP PP

Resmi adı: Endonezya Cumhuriyeti Para Birimi: Endonezya Rupisi Yüzölçümü ( km2 ): 1.904.443 Nüfus: 258.714.000 (2016, IMF) Başkent: Cakarta Büyük kentleri: Bali, Cakarta, Batam, Medan, Lombok, Surabaya, Bandung, Yogjakarta, Sumatra ve Sulewesi PP Resmi Dili: Bahasa Endonezya (Resmi Dil), İngilizce, Flemenkçe

54

ETBİR I KIRMIZI

Güneydoğu Asya ile Avustralya anakaraları arasında uzanan bir adalar grubu devleti olan Endonezya’nın karasuları toplam yüzölçümünün yaklaşık olarak dört katı kadardır. Kuzeyde Malezya, doğuda Papua Yeni Gine ile komşu olup, batısında ve güneyinde Hint Okyanusu bulunmaktadır. Endonezya, Sumatra, Kalmantan, Java, Bali, Sulawesi, Nusa, Tenggra, Maluku ve Yapua adında 8 ana bölgeden oluşmaktadır. Bu bölgeler bir ana ve çevresindeki küçük


adalar olarak gruplandırılır. Ülke 17.507 adet adadan oluşmaktadır. Endonezya pek çok önemli ticari ve stratejik suyollarını kontrol etmektedir. Endonezya topraklarının yarısından fazlası ormanlık olup, önemli bir bölümü de dağlık ve volkaniktir.

Siyasi ve İdari Yapı Endonezya’da devlet ve hükümet başkanlığı Cumhurbaşkanlığı makamında toplanmıştır. Bunun dışında ülkede iç siyasi yapının önemli unsurları, en yüksek yasama organı olan Halk Danışma Meclisi (MPR), Temsilciler Meclisi (DPR) ve Bölgesel Temsilciler Konseyi’dir. Temsilciler Meclisi, ülkedeki temel yasama organı olup, 550 sandalyeye sahiptir. Endonezya’nın 32 vilayetinin her birinden 4 temsilcinin oluşturduğu 128 sandalyeli Bölgesel Temsilciler Konseyi, bölgesel özerklik, merkez ile bölgeler arasındaki ilişkiler, bölgelerin sınırlarının oluşturulması ya da birleştirilmesi, doğal ve diğer kaynakların işletilmesi, bölgeler ve merkez arasındaki mali ilişkiler gibi yasalar hakkında önerilerde bulunabilmekte ya da bu yasaların uygulanmasını gözlemleyebilmektedir. Halk Danışma Meclisi ise Temsilciler Meclisi ve Bölgesel Temsilciler Konseyi üyelerinden oluşmaktadır. 678 üyeli Halk Danışma Meclisi’nin yetkileri, anayasayı değiştirmek, Cumhurbaşkanı ve yardımcısının görevden alınmasıyla ilgili son kararı vermek, seçimlerden sonra Cumhurbaşkanı ve yardımcısını göreve atamak, bu makamların boşalması durumunda ise bu makamlara gelecek kişileri seçmek olarak belirlenmiştir. Yılda bir kez olağan olarak toplanan Endonezya Temsilciler Meclisi, Hükümet tarafından sunulan taslak politikaları görüşmekte, gerektiğinde değiştirerek onaylamaktadır. Parlamento görevini esasen Temsilciler Meclisi yapmaktadır. Nüfus ve İşgücü Yapısı 247 milyon nüfusuyla Çin, Hindistan ve ABD’nin ardından Endonezya, dünyanın en kalabalık 4. ülkesidir. 1960’ların sonlarından itibaren uygulamaya konulan aile planlaması programı sonucunda nüfus artış oranında azalma olmuştur. Yüzölçümünün sadece % 7’sini oluşturan Java, Bali ve Madura adalarında halkın % 61’i yaşamaktadır. Ülke dil, din, kültürel ve

sosyal açıdan çok çeşitlilik arz etmektedir. Nüfusun %95’i Malay kökenlidir fakat aralarında Melanezyalı, Polinezyalı ve Mikronezyalıların da olduğu 300’ün üzerinde farklı etnik grup vardır. Endonezya’da yaklaşık 4 milyonluk Çin etnik kökenli Endonezyalı bulunmaktadır.

geride bıraktığımız son 25 yılda gösterdiği büyüme performansı ile Uzak Doğu’nun kaplanları arasında sayılan Endonezya, 1997 yılı ortalarında baş gösteren Asya Krizi ile mali çevrelerin dikkatlerini üzerinde toplamıştır.

Endonezya nüfusunun % 30,4’ü 15 yaş altındadır. 65 yaş üzeri nüfus ise % 4,6’dır. Ülke bu yapıyla artan bir işgücüne sahiptir. İşsizlik ülke için önemli bir sorun olup, işsizlik oranı % 9,1’dir. İşsizlik genç nüfus grubu 15-24 yaş arasında yaygındır. İşgücünün verimliliği ise eğitim seviyesiyle bağlantılıdır. Yurtdışına göçmen işçi gönderilmesi işsizliğe çare olarak görülmüştür. Endonezya Ortadoğu ülkeleri, Tayvan, Hong Kong ve Malezya’ya işgücü ihraç etmiştir.

Bugün Endonezya ekonomisinin dengeleri oldukça iyi olarak kabul görmekte ve bu ana sektörlerin önemli rol oynaması sayesinde ortaya çıkmaktadır. Tarım (mezbahacılık, balıkçılık ve ormancılık dahil) geleneksel olarak istihdam ve üretim açısından baskın aktivite konumunu sürdürmektedir. Ülkede birçok mineral kaynak bulunmakta ve son 30 yıl içinde oldukça hızlı bir şekilde değerlendirilmekte ve böylelikle madencilik sektörü ödemeler dengesine önemli katkı sağlamaktadır.

Ekonomik Yapı

Tarım ve Hayvancılık

Bağımsızlığını ancak 1945’te kazanmış olan Endonezya, 1950’li ve 1960’larda yaşadığı büyük iktisadi sorunların ardından iktisadi hedeflerini 5 yıllık kalkınma planları ile belirlemektedir. Kararlı iktisadi idare ülkenin istikrarlı bir büyüme oranı tutturmasını sağlamıştır. Bu büyüme oranı 1970-96 döneminde yıllık %6’nın üzerinde gerçekleşmiş olup, 1960’larda fakir ülkeler sınıfında yer alan Endonezya 1996 yılında gerçekleştirdiği 1.150 dolarlık kişi başına gelirle orta gelirli ülkeler sınıfına girmiştir. Zengin doğal kaynakları, 240 milyon nüfusu ve

Tarım, balıkçılık ve ormancılık sektörleri de dahil edildiğinde, ülkenin en önemli istihdam kaynağıdır. Ülke nüfusunun yüzde 53’üne iş olanağı ve önemli ihracat geliri sağlayan tarım sektörü, Endonezya’nın ulusal ekonomik büyümesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Tarım gelirlerinde çalışanların ödemeleri mahsul payı şeklinde olup bunlar büyük ölçüde iç tüketim içindir. Mahsulün büyük bir bölümü de ülke ekonomi kayıtlarında yer almamaktadır. Endonezya sanayileştikçe, tarımın GSYİH içindeki payı da azalmıştır.

ETBİR I KIRMIZI

55


çimento ve yüksek teknoloji sanayileri yer almaktadır.

Yetiştirilen belli başlı tarım ürünleri pirinç, mısır, tatlı patates, soya fasulyesi, yer fıstığı, doğal kauçuk, kahve, kakao, çay, şeker, tütün, biber ve baharatlardır. Endonezya dünyanın ikinci en büyük palm yağı üreticisi, dördüncü en büyük kahve üreticisi, önde gelen kauçuk ve hint kamışı kaynağı, baharat ve belli başlı yağ üreticisi ve ihracatçısıdır. Ülkede kullanılan temel besin kaynağı pirinçtir. Endonezya dünyanın en büyük üçüncü pirinç üreticisi ülkesidir. Kendi kendine yeterliliği 1985 ve 2004 yıllarında sağlamıştır. Aradaki yıllarda ise Endonezya dünyanın en çok pirinç ithal eden ülkelerinden birisi olmuştur. Java, Bali ve Madura gibi adalar başlıca pirinç üretim merkezleridir. Sanayileşme ve nüfusun yoğunluğu ekilebilir alanların kaybına yol açmıştır. Endonezya’da pirinç üretiminde 1985 yılından beri azalma olduğu görülmektedir. Ülke her sene piyasalardan yaklaşık 3,5 milyon ton (ihtiyacının % 10’u) pirinç ithal etmektedir ve bu da Endonezya’yı en önemli pirinç ithalatçısı haline getirmiştir. Palmiye yağı üretiminde son yıllarda ülkedeki ekonomik gelişmelerin aksine hızlı bir artış yaşanmıştır ve Endonezya 2007 yılında Malezya’nın en büyük üretici olma ünvanını elinden almıştır. Bugün dünyada ikinci büyük kauçuk üreticisi konumunda olup, sıralamada Tayland ile Malezya arasında bulunmaktadır. Bu üç ülke dünya üretiminin %85’ini gerçekleştirmektedirler. Düşük ücretler ile mücadele etmek üzere 1999 yılında kurulmuş olan International Rubber Organization aracılığı ile fiyatlar kontrol edilmeye ve yıllık kauçuk üretimi belirlenmeye çalışılmaktadır.

56

ETBİR I KIRMIZI

Kahve üretiminde de Endonezya bugün dünyanın 4. büyük üreticisi konumundadır. Üretimin %90’lık bölümü robusta çeşididir. Kalan miktar ise % 10 oranında arabica çeşididir. Ana kahve üretim alanlarının bulunduğu bölgeler Sumatra (Lampung, Bengkulu, Jambi ve South Sumatra) ve Sulawesi’nin belirli bölümleridir. Tipik olarak kahve üretiminin % 85’i ihraç edilmektedir. Endonezya’da kakao üretimi de son yıllarda popüler ürünler arasında yer almaya başlamıştır. Bunların dışında Endonezya’da belirli miktarlarda baharat ve bitkisel ürün üretimi mevcuttur. Endonezya Hindistan’dan sonra dünyanın ikinci büyük biber (birinci büyük beyaz biber) üreticisi olup, 100.000 ton civarında üretimi vardır. Bunların dışında karanfil, hindistan cevizi tozu ve tarçın da üretilen baharatlar arasında yer almaktadır.

Sanayi İmalat sanayi, Endonezya’nın iktisadi büyümesinin arkasındaki itici güçtür. Ülkede imalat sanayi 1965 yılından sonra sürekli olarak GSYİH’nın üzerinde büyüme oranında seyretmiştir. İmalat sanayinin GSYİH içindeki payı 1965 yılında % 8,3 olarak gerçekleşirken bu rakam 1991 yılında % 20,8’e ulaşarak tarihinde ilk defa tarımı geride bırakmıştır. Sanayinin 2012 yılında GSYİH içindeki payı % 46,9 oranında gerçekleşmiştir. İmalat sanayi ekonomide giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Belli başlı sanayi sektörleri arasında tekstil, kağıt, motorlu araçlar, demir-çelik, alüminyum, petrol rafinerileri, petrol-kimyasallar,

Endonezya yüksek nüfusu, sahip olduğu hammadde çeşitliliği, sanayinin gelişimi için önemli unsurlardır. Hükümet tarafından önem verilen sektörler; enerji, kimyasallar, tekstil, makina, metal işleme, madencilik ürünleri, makina ve elektronik, gıda, kakao, palm yağı ve kauçuk işleme endüstrileridir. Tekstil ve hazır giyim sanayi, petrol ve gaz dışında ülkenin en büyük ihracat gelirini ve istihdamı sağlayan temel sektördür. Ancak, son yıllarda Çin mallarının rekabetinden olumsuz etkilenmiştir. Kağıt sanayi ilk başlarda birkaç kamu şirketinden oluşmakta olan Endonezya’da 1980’lerde özel yatırım için ilgi çeken bir alan haline gelmiştir. Ülkedeki taşıt aracı üretimi 2011 yılında 886 bin iken 2012 yılında 1,08 milyon araç seviyesine gelmiştir. Araç satışları ise 2011 yılında 889.476 adet iken 2012 yılında 1.092.801 adete ulaşmıştır. Birçok montaj sanayi araç üretiminde % 70’lere varan ithal girdi kullanılabilmektedir. Otomotiv sektörü 1999 yılında serbest bırakılarak liberalleştirilmiştir. Endonezya’da bir dizi ağır sanayi de mevcuttur. Bunlardan demir-çelik sektörünün odak noktasında bir kamu firması olan Krakatau Steel bulunmaktadır. Batı Java’da yer alan Cilegon’da 1973 yılında açılarak demirçelik entegre üretim tesisi şeklinde işletilmektedir. Ülkede yıllık çelik üretimi 2,9 milyon ton civarında olup, Krakatau bu miktarın 2,5 milyon tonunu üretmektedir. Endonezya’da toplam tüketim ise yıllık 3,9 milyon tondur. Endonezya, Güneydoğu Asya’daki en gelişmiş uçak sanayine sahiptir. Küçük ve sabit kanatlı uçaklar, uçak için yedek parça, helikopter ve motorlar ülkenin en çok ihraç ettiği ürünlerdir. Uçak sanayine ek olarak Endonezya’nın, otomotiv yedek parçalar ve elektronik eşyalar üretme kapasitesi her geçen gün artmakta iken ve ülke, bölgenin en önemli motorlu araçlar ve motor yedek parçası üreticilerinden biri olma yolunda ilerlerken patlayan Asya krizi, Endonezya’yı olumsuz etkilemiştir. Kriz sonrası IMF ile yapılan anlaşmalar neticesinde uçak sanayi etkin bir halde değildir.


Enerji Endonezya enerji kaynakları açısından geniş bir çeşitliliğe sahiptir. Ülkede giderek azalmasına rağmen büyük petrol rezervleri ile birlikte önemli doğal gaz ve kömür yatakları mevcuttur. Ayrıca Endonezya, güneş enerjisi, gelgit enerjisi ve rüzgardan elde edilen enerjiye ek olarak hidro-elektrik santralleri gibi gelişme potansiyeli olan daha geleneksel enerji kaynaklarına da sahiptir. Endonezya, OPEC’in Asyalı tek üyesi olup önemli petrol ve doğal gaz üreticisidir. Ancak, son yıllarda ülke net petrol ithalatçısı konumundadır. Petrol üretimi koloniyel zamanlara dayanmaktadır. Petrol rezervi 8,7 milyar varildir. Günlük üretim 965.000 varildir. Rafineri kapasitesi ise 993.000 varil/gün düzeyindedir. Petrol satış ve dağıtımında 1971 yılında tekel yetkisi verilen devlet petrol şirketi PERTEMİNA 2004 yılındaki yasal düzenleme ile tekel konumundan çıkmıştır. Petrol fiyatları halen sübvanse edilmektedir. Dış Ticaret Endonezya 1970, 1980 ve 1990’lı yıllarda ithalata bağımlılığı nedeniyle cari işlemler açığı veren bir ülke konumunda olmuştur. Ancak, kriz

sonrasında ithalattaki önemli ölçüdeki düşüş nedeniyle dış ticaretteki bu yapı değişmiş ve ülke ticaret fazlası veren bir ülke konumuna gelmiştir. Bu durumun oluşmasında, Endonezya’nın ihraç ettiği hammaddelerin dünya fiyatlarındaki artışı da önemli rol oynamıştır. 2014 yılı itibarıyla ticaret açığı 1,8 milyar $’dır. İthalat ve ihracatta petrol ve gaz önemli bir yer tutmaktadır.  

Ülkenin Dış Ticareti 2015 yılında Endonezya’nın ihracatı 162,8 milyar dolar ithalatı ise 137,6

Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) istatistiklerine göre Endonezya 2011 yılında 203,4 milyar $ toplam ihracatı ile dünya ihracatı içerisinde % 1,16 paya sahiptir. Dünya ihracat sıralamasında ise 25. konumdadır. Toplam 96,8 milyar $ ithalat ile Dünya ithalatındaki payı ise % 1 düzeyinde olup, dünya ithalat sıralamasında 28. sıradadır. 

Türkiye ile Ticaret

Türkiye – Endonezya arasındaki ticaret hacmi Yıl

İhracat

İthalat

Hacim

Denge

2010

250,8

1.476,7

1.727,4

-1.225,9

2011

308,0

1.931,7

2.239,7

-1.623,7

2012

243,7

1.795,8

2.039,5

-1.552,1

2013

231,0

1.989,6

2.220,7

-1.758,6

2014

227,6

2.043,8

2.271,4

-1.816,2

2015

    207,1  

   1.638,2  

   1845,3

   -1.431,1

Endonezya dış ticaret rakamları (milyon $)

2011

2012

2013

2014

2015

İHRACAT

203.497

190.032

182.552

176.292

162.782

İTHALAT

177.436

191.691

186.629

178.179

137.625

HACİM

380.933

381.723

369.181

354.471

300.407

DENGE

26.061

-1.659

-4.077

-1.887

25.157

Kaynak:TradeMap

milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2014 yılında Endonezya toplam 176 milyar dolarlık ihracat 178 milyar dolarlık ithalat yapmıştır. Bu dönemde dış ticaret hacmi ise 354 milyar dolara ulaşmıştır.

Endonezya, Türkiye’nin de üyesi olduğu D-8 ülkeleri içindedir. D-8’in diğer üyeleri Bangladeş, İran, Malezya, Pakistan, Nijerya ve Mısır’dır. Bu organizasyon, üyelerinin sosyal ve ekonomik ilişkilerinin zenginleştirilmesine yeni bir boyut katmaktadır. D-8’in amacı, üye ülkeler arasındaki ticareti ve işbirliğini artırmaktır.

İhracat Potansiyeli Olan Başlıca Sektörler Buğday unu, zeytinyağı, zeytin, domates salçası, kuru ve sert kabuklu meyveler, tütün, yaş meyve ve sebze gibi tarım ürünlerinin yanı sıra sanayi ürünleri olarak demir çelik ürünleri, değirmen makineleri, gıda işleme, paketleme makine ve ekipmanları, tekstil makineleri, ağaç işleme makineleri, inşaat malzemeleri, mermer, halı, seccade ve savunma sanayi ürünleri gibi ürünlerde Endonezya potansiyel bir pazardır. ✻

ETBİR I KIRMIZI

57


SAĞLIK

Az uyumak, başarısızlığa ve hastalıklara neden oluyor! Yenidünya düzeninde 24 saat yaşamak ideali, uykuyu ikinci plana attı. Televizyon, internet, geceleri dışarı çıkma imkanı, trafikte geçen uzun saatler, uyku saatlerini kısaltmaya başladı. Ancak araştırmalar gösteriyor ki uyku süresini belli bir seviyenin altına indirmek mümkün değil. Aksi taktirde uykusuzluk, işte başarısızlığı ve pek sağlık sorununu beraberinde getiriyor.

A

raştırmalara göre Türkiye çalışan insanlar istisnalar olsa da hafta içinde ortalama 5-6 saat uyuyor ve uykusuzluğunu hafta sonu 8-10 saat uyuyarak telafi etmeye çalışıyor. Yüzde 10’luk bir grup ise hafta sonu dahi az uyumaya devam ediyor. Bilim insanlarına göre günde 5 saatten az uyumak en az sigara tiryakiliği kadar zararlı. Nöroloji alanında yaptığı çalışmalar ile tanınan Russel Foster, özellikle geç yatıp erken kalmak zorunda olanların sarhoş birinden farkı olmadığını ileri sürüyor. Yeteri kadar uyumamak işte başarısızlığa neden olmasının yanı sıra diyabet ve yüksek tansiyon başta olmak üzere birçok sağlık sorununa da neden oluyor.

58

ETBİR I KIRMIZI

Her insan kendi bünyesine uygun bir şekilde gerektiği kadar uyuması gerekiyor. Bu süre birçok insan için değişse de, uzmanlara göre herkesin minimum 7 saat uyuması gerekiyor. Gece 00.0001.00 ile sabah 07.00 arasında uyumak; melatonin hormonunun salgılanması açısından önem taşıyor. Uzun uyuyanlar, çalışmak için daha çok zamana ihtiyacı olanlar, çoğunlukla uyku sürelerini kısaltmak eğiliminde olsa da uyku süresini belli bir oranın ötesinde kısaltmak mümkün değil. Yapılan deneyler gösteriyor ki az uykuyla

yetinmek sağlığı bozuyor. Yetersiz uykunun kısa vadedeki en belirgin sonucu, hafızanın ve öğrenme kapasitesinin kötü etkilenmesi, öğrenme güçlüğü çekilmesi ve vücudun hastalıklara daha açık hale gelmesi.

Reflekslerde yavaşlık kazalara neden oluyor Uykusuzluk beraberinde refleks kaybını ve fiziksel reaksiyon sıkıntısını getiriyor. Az


uyuyan kişiler çoğu kişinin sakarlık diye nitelendirdiği bu tip kazalara karşı koyabilecek enerjiyi bulamıyor, gerekli refleksi gösteremiyor. Hangi sektörde ne iş yapıldığı önem taşımıyor. Masa başında ya da ağır işlerde çalışan bir işçi olun, eğer oluşabilecek iş kazaları karşısında reaksiyon gösteremiyorsa hayati risk sayılabilecek birçok sonuçla karşılaşabiliyor.

Dikkat eksikliği hatalı kararlar aldırabiliyor Yeterince kaliteli bir uyku düzeni olmayanların düşünme yetisinin zayıflaması, dikkati yapılan işe verememe ve aldığınız kararlarda geri dönüşü zor hatalar yapma olasılığı yükseliyor. Uykusuzluk sağlıklı düşünme ve doğru karar verme konusunda kişiyi olumsuz etkiliyor.

Hastalıklara karşı savunmasız bırakıyor Uykusuzluk vücut dengenizi bozucu ve hastalıklara davetiye çıkarıcı bir etkiye de sahip. Bağışıklık sistemini zayıflatan uykusuzluk, vücudun hastalıklara karşı daha savunmasız kalmasına neden oluyor. Daha da kötüsü kalp ritminde bir takım bozukluklar yaşanma ihtimalidir ki; bu en ciddi sağlık sorunlarının başında geliyor. Ayrıca uykusuz bünyelerde kas ve iskelet sistemi de zayıf kaldığı görülüyor. Tüm bunlar kişinin gün içinde kendini aşırı şekilde yorgun hissetmesine zaman zaman çekilmez ağrılara neden olabiliyor.

Kalp krizi riski artıyor Uykusuzluk tansiyonu ve kolesterol seviyesini yükseltiyor. Stres hormonu olan kortisol de artıyor. Tansiyon, kolesterol ve kortisolde artış uzun yıllar boyunca sürdüğünde kalp krizi ve inme riski de artıyor. Günde altı saatten az, on saatten fazla uyumak kalp krizi ve inme riskini yükseltiyor, beyinde hücre ölümüne neden oluyor.

Yaşlanmayı hızlandırıyor Yapılan araştırmalarda az uyumanın yaşlanmayı tetiklediği belirlenirken; ciltte ve iç organlardaki yaşlanmaya neden olarak ömrü kısalttığı da biliniyor.

İnsan ömrünü ortalama 80-90 yıl kabul edersek; az uyuyanlar sekiz ila 10 yıl daha az yaşıyor. Bağışıklık sistemleri ve bellekleri daha zayıf oluyor. Alzheimer ve demans gibi hastalıklara daha yatkın oluyorlar. Genç nüfus hafta içi daha az uyuyup hafta sonu bunu telafi ediyor ama yaşlılar bunu yapamıyor. Uykusuzluğun yarattığı semptomların gelip geçici olduğuna ilişkin yaygın kanı ile bir gecelik uzun bir uykunun bütün bu olumsuzlukları ortadan kalkacağına inanılıyor. Oysa araştırmalar gösteriyor ki uykusuzluk birikim yaparak sağlık için ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor. İki gece üst üste uykusuz kalındığında kortizol düzeyi (stres hormonu olarak da bilinen doğal steroid) yükselerek yüksek tansiyona neden olabiliyor, vücudun bağışıklı sistemi zayıflıyor, enfeksiyonlara karşı mücadelede yetersiz kalıyor. ✻

Uykusuzluğun sonuçları: Uzun süreli uykusuzluk sorunu, günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. İş hayatı ve özel yaşamda çeşitli problemlere neden olabilen uykusuzluğun en sık görülen semptomları şöyle: • Gün içinde bitkinlik  • Gündüzleri uykulu olma hali  • Duygu durum değişiklikleri  • Dikkat ve konsantrasyonun zayıf olması   • Enerjinin çabuk tükenmesi  • Anksiyete (kaygı)  • Sosyal yaşamın ve bağların kötüleşmesi  • Baş ağrıları  • Yapılan yanlışlar ve dikkatsizliklerin artması ETBİR I KIRMIZI

59


İŞ DÜNYASI

Yoğun iş temposunda başarının sırrı Siz de ofiste işi başından aşkın olanlardan mısınız? İşlerin biri bitmeden yenisi mi geliyor? Aynı anda çok sayıda iş mi takip ediyorsunuz? İşyerinde hem iş yükünüz çok hem de sizden beklentiler yüksek demektir.

E

lbette böyle bir tempo içerisinde, yapılması gerekenler listesinin peşinde koşarken büyük başarılar elde etmeniz projeler geliştirmeniz, fikirler sunmanız da güçleşiyor. Ama bu güçlükler aşılmaz değil. Dikkat edeceğiniz küçük detaylarla, disiplinli uygulayacağınız bazı yöntemlerle yoğunluğun içinden büyük başarıyla çıkabilirsiniz. İşte başarıyı ayağınıza kadar getirecek detaylar…

60

ETBİR I KIRMIZI

1- İşlerinizi Önceliklendirin! Gün içerisinde çok sayıda işi gerçekleştiriyor ve iş akışına büyük katkılarda bulunuyorsunuz ama yine önemli bir şeyler hep eksik ya da geç kalıyorsa işlerinizi günün akışına göre değil önem derecesine göre sıralandırın. Önemli olan işlerinizi ilk sıraya koyun ve sakin kafayla ilk olarak onları bitirmeye özen gösterin. Ardından kısa sürede tamamlanacak belki bir mail atmanın ya da bir telefon etmenin yeterli olduğu

işleri yapın. Böylece listenizdeki iş sayısı da azalacaktır. Listenizdeki iş sayısının azalması stresinizin azalmasına ve işleriniz daha sakin olarak daha kısa sürede yapmanıza yardımcı olacaktır.

2- Kısa Notlar Almayı Alışkanlık Haline Getirin! Aklınızı sadece üzerinde çalışma yaptığınız işle meşgul etmek için kısa notlar almayı alışkanlık haline getirin. Çalışırken aklınıza gelen bilgileri, diğer


kullanabilirsiniz. Bu yüzden dikkati elden bırakmayın ve tam bir konsantrasyon ile çalışmaya özen gösterin. işlerle ilgili notları ve hatırlatmaları notlar halinde görebileceğiniz yerlerde tutmak işlerinizi hızlandıracaktır. Hem ihtiyacınız olan bilgileri bulmak için vakit kaybetmezsiniz hem de yapmanız gereken hiçbir şeyi unutmayarak başarıyla işlerinizi tamamlayabilirsiniz.

3- Ön Hazırlık Zaman Kazandırır! Başarının temelinde zamanı planlı şekilde ve verimli kullanmak yatıyor. Hangi ne kadar sürede yapabileceğinizi bilmek, işlerinizi sıralarken zamanlarına göre bir planlama yapmak ve planlarınıza sadık kalmaya çalışmak tüm gününüzün verimli geçmesini sağlayacaktır. Sizden bir sonraki gün hangi çalışmaların istenebileceğini de tahmin edecek bir bilgi düzeyine sahipseniz ön hazırlık yapın. Ön hazırlık yapmak hm size vakit kazandıracak hem iş yerindeki stres seviyenizi düşürecektir.

4- Gereksiz Kontrollerden Kendinizi Kurtarın! Gün içerisinde çalıştığınız konu hakkında son derece dikkatli olmanız, iş bittiğinde defalarca kontrol etmenize gerek bırakmaz. Dikkatli bir şekilde çalışmanızı tamamlamanız için de tam bir konsantrasyon ile çalışmaya başlamanız gerekiyor. Yaptığınız bir çalışmayı kaç defa kontrol ettiğinizi ve bu iş için ne kadar zaman harcadığınızı düşünün. Ayırdığınız dakikaları farklı bir çalışma için

5- Kendinizi Kriz Yönetimi Konusunda Geliştirin! Kriz yönetimi aslında kritik görevleri olan tüm ofis çalışanlarının sahip olması gereken bir özelliktir. Başarılı olarak tabir edilen çok sayıda kişinin özelliklerine baktığınızda kriz yönetimi konusunda etkili olduklarını görebilirsiniz. Bu durumu dikkate alarak kendinizi kriz yönetimi konusunda şimdiden geliştirmeye başlayın. Strese girme ve paniğe kapılma gibi özellikleriniz varsa bunlardan derhal kurtulun. Böylece soğukkanlı ve kriz yönetiminde başarılı bir ofis çalışanı olarak herkesin dikkatini çekeceksiniz.

6- Hatalarınızdan Dersler Çıkarın!

yeni bir bilgisayar programı sayesinde birkaç dakikada tamamlanabilir. Excel’de saatlerinizi alan bir işi birkaç formül bilgisi ile çok kısa sürelere inebilir. Bu teknolojiyi iyi kullanabilmek hem işlerinizi kolaylaştıracak hem de başarılı bir çalışan olmanın kriterlerinden birine sahip olmasızı sağlayacaktır.

8- Gün Sonunda 10 Dakika Yarına Hazırlık Yapın! Günü tamamlamadan önce son 10 dakikanızı yeni güne hazırlık için kullanın. Bir sonraki gün neler yapmanız gerektiğini düşünerek bir planlama yapmanız, yeni günde bu iş için ayırdığınız zamanı ortadan kaldırır. Elbette ekstra işler ve hesapta olmayan çalışmalar ya da aksilikler olacaktır. Ancak programlı bir çalışma gidişatı izlemeniz, hesapta olmayan sorunlar ve işler konusunda sizi rahatlatır. Daha az paniğe kapılır, daha az stres yaşarsınız. ✻

Birçok insan hata yapmaktan korkar. Ancak hata ve yanlış yapmadan herhangi bir şeyin doğrusunu öğrenmek mümkün değildir. Önemli olan bu hataların neden kaynaklandığını bularak bir kez daha tekrarlamamaktır. Eğer hatalarımızdan ders çıkarmazsak, sürekli aynı şeyleri tekrar ederiz. Geçmişte yaşanılan her şeyin bize bir deneyim kattığını düşünerek, gelecek için bunlardan bilgi çıkarmak, başarının size daha hızlı gelmesini sağlayacaktır.

7- Yeni Teknolojilere Açık Olun Teknolojiyi ve mesleki gelişmeleri de yakından takip edin. Sizin saatlerce zaman ayırmanıza neden olan bir çalışma,

ETBİR I KIRMIZI

61


İŞ DÜNYASI

Yeni nesil ofisler Çalışanlar uykuda geçirdikleri zaman çıkarıldığında hayatlarının büyük bölümünü iş yerlerinde geçiriyorlar. Değişen çalışma koşullarının yanı sıra globalleşme, yeni kuşaklarla birlikte çalışan profilindeki değişim, ofislerin de değişimini beraberinde getiriyor. Yüksek teknolojiyi sahip, geniş sosyal imkanları barındıran, ferah, çağa ayak uyduran “yeni nesil ofislerin” sayısı her geçen artıyor.

Ş

irket patronlarının ve yöneticilerin çalışanlarından öncelikli beklentileri verimli olmaları ve zamanlarını olabildiğince iş için yararlı kullanmaları. Bunu sağlamak için şirketler çalışanlarının motivasyonunu arttıracak pek çözüm üzerinde çalışıyor. Ancak çalışanların motivasyonunu arttıran anahtar çözümlerin başında fiziksel koşulların iyileştirilmesi geliyor. Şirketlerin verimli çalışma ortamı için ilk olarak iç müşterileri olan çalışanlarını mutlu etmeleri gerekiyor. Mutlu olan çalışanlar, dış müşteriyi mutlu ediyor, memnun olmasını sağlıyor.

İş yerinde sosyal aktivite motive ediyor Geçtiğimiz dönemde çalışanları büyüleyen ve bir akım olarak gelişen plazalarda ve gökdelenlerde yer alan ofisler, artık etkilerinin kaybetmeye başladı. Bu tarz binalarda yer alan 1,5-2 m2’lik bir çalışma alanı sunan açık ofis sistemleri, yüksek katlı olmaları, temiz havadan faydalanamamaları gibi olumsuzlukları ile “ofis hastalıkları” adıyla pek çok sağlık sorunlarını da beraberinde getirdi. Gerilim tipi baş ağrıları, migren ve kış ayları boyunca çalışanların peşini bırakmayan nezle ve grip, bu hastalıkların başında geliyor. Artık çalışanlar daha fazla temiz hava alabilecekleri daha az

62

ETBİR I KIRMIZI


gürültülü, ihtiyaç duyduklarında yalnız kalabilecekleri imkanlar sunulan son teknolojiyle donatılmış, içinde sosyal aktivitede bulunabilecekleri ofislerde çalışmak istiyor. Son teknoloji ile hızı yakalarken doğadan kopmak isteniyorlar. Çalışanların memnuniyeti, sağlıklı çalışma koşulları ve verimi arttırma hedeflerinden yola çıkarak biçimlenen yeni ofis binalarında yatay hatlar ve loft ofisler dikkat çekiyor. Ekonomik ömrünü tamamlamış sanayi yapılarının restorasyonu batıda sıklıkla görülürken; ülkemizde de yavaş yavaş uygulanmaya başlıyor. Eski fabrikalar, depolar hatta tarihi binalar sıra dışı mimari dokunuşlarla tamamen kendine özgü bir ofis haline dönüşüyor. Kimi tamamıyla camdan yapılıyor, kiminin koridorlarında küçük bahçeler oluyor, kimilerinde ise iç dekorasyonuyla çalışanların kendini özel hissetmesi sağlanıyor. Gün ışığından ve temiz havadan maksimum düzeyde faydalanmayı hedefleyen mimari yapı, iç mekanda da

ofis çalışanlarına bir takım sosyal alanlar yaratarak, iş hayatında sosyalleşmeyi sağlıyor. Artık ofislerde cafe, fitness, sauna, spa, yüzme havuzu, hatta bowling salonuna bile rastlanabiliyor. Hatta çalışanlar gün içinde yapılan egzersiz programlarına bile katılabiliyorlar. İnsanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini göz önüne alarak, çevresiyle olan uyumuna göre tasarlanan, ergonomi, aydınlatma, malzeme, grafik ve etkileşim konularından beslenen ofislerin çalışanların verimliliğini arttırdığı gözleniyor.

Mobilyalar ofislerde kişiselleştirmenin yolunu açıyor Mobilya açısından bakıldığında da küçük çalışma alanlarında dahi çalışanın ilgi ve zevklerini yansıtabileceği ve mobilyasını kişiselleştirebileceği unsurların öne çıktığı görülüyor. Raflar, pinboardlar, mıknatıslı panolar işlevselliğin yanı sıra bu amaca da hizmet ediyor. Mobilyada fonksiyonellik, yapılan işe uygunluk ve ergonomi tasarımın vazgeçilmez unsurları arasında

yer alıyor. Ancak ofislerin sadece dekoratif anlamda değişim geçirmesi çalışanlarını verimliliğini arttırmak için yeterli olmuyor. Çalışanlar ofisleri nasıl dekore edilirse edilsin son teknolojiyi de beraberinde talep ediyor. Ofis dünyası bu şekilde gelişirken; gelişen teknoloji yeni bir trend daha doğuruyor; Home – Office’ ler. Bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması, kullanımının artması ve erişilebilir olması, bu kavramı da beraberinde getiriyor. Birçok kişi evinin bir bölümünü çalışma alanı olarak düzenliyor. Burada da ev dekorasyonuna uygun çalışma masaları, kitaplıklar öne çıkıyor. İster evde ister ofiste olsun; mobilyalarda kullanılan malzemeler ve çizgiler, yalın, moda etkilerden uzak, fonksiyonel, kolay temizlenebilen, uzun ömürlü zamansız malzemelerden seçiliyor. Çalışma saatlerini keyifli geçirmek, iş hayatının stresini azaltmak, sağlıklı, huzurlu çalışma ortamları yaratabilmek, başarının da önünü açıyor. ✻

ETBİR I KIRMIZI

63


OTOMOTİV

Audi R8 2017 geliyor! Otomotiv sektörünün öncülerinden olan ve müthiş bir sürücü kitlesine sahip Audi, R8 Spyder 2017 modeli ile otomobil severlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 5,2 litrelik hacme sahip V10 ünitesi ile birlikte 540 beygir güç üretebilen 2017 Audi R8 Spyder, 0’dan 100 kilometrelik hıza 3.6 saniyede çıkabiliyor ve saatte maksimum 317 km hıza ulaşıyor.

A

lmanya denince pek çok insanın aklına ilk olarak otomobiller geliyor. Otomobil üretiminde oldukça başarılı olan Almanya BMW, Audi, Mercedes, Volkswagen gibi birçok otomotiv devine ev sahipliği yapıyor. 2017 yılında birbirinden güzel ve etkileyici modellerini piyasaya çıkarmaya hazırlanan bu büyük araba üreticileri otomotiv dünyasını sarsmaya hazırlanıyor. Dünya devi otomobil markalarından Audi, uzun zamandır hazırlıklarını yaptığı

64

ETBİR I KIRMIZI

tüm çalışmalarını gizli yürüttüğü 2017 Audi R8 Spyder’ı New York’ta tanıttı ve şimdi de satışa sunuyor. Piyasada en çok tutulan sayılı markalar arasında yer alan Audi’nin özellikle spor araba modelleri genç yaşlı demeden çok beğenilen ve tercih edilen modeller arasında bulunuyor. En çok tutulan modeller arasında ise ilk sıralarda R8 modeli yer alıyor. Gelecek günlerde 2017 versiyonu satışa sunulacak ikinci nesil

Audi R8 modeli, daha hafif, daha hızlı ve daha güçlü yeni tasarımıyla otomobil tutkunlarını büyüleyecek gibi görünüyor. Giriş modelinin dış tasarımında Led farlara,19 inçlik alüminyum jantlara ve arka spoylera sahip olan 2017 Audi R8, iç bölümde ise 18 yönlü koltuklar, Nappa deri döşemeler ve 13 hoparlörlü Bang & Olufsen ses sistemi ile donatıldı. Aynı zamanda orta bölümde 12.3 inçlik dijital ekranı da bulunuyor. R8 ileri teknolojinin ve lüksün eşsiz kombinasyonu ile her


gün kullanılabilecek bir süper araba ile 2017’ye merhaba diyor.

2017 Audi R8 Spyder İç Tasarımı 2016 New York Uluslararası Otomobil Fuarı’nda tanıtılan yepyeni 2017 Audi R8 Spyder modeli, en az şık tasarımlarıyla dikkat çeken 2016 model otomobiller kadar etkileyici bir iç mekana sahip. 2017 Audi R8 Spyder modeli, genellikle çoğu arabada rastlanan gri renkte bir iç tasarıma sahip olsa da şık dokunuşlar ve bazı parlak renklerle sahiplerine oldukça güzel bir ambiyans vadediyor. Rahat ve tamamıyla ayarlanabilir koltukları, bu modelin coupe versiyonunu andırıyor. Direksiyonundaki fonksiyonel koltuklar ile şık bir tasarıma sahip vites topuzu da bu aracın iç mekanının farklılaşmasına yardımcı oluyor. 2017 Audi R8 Spyder 12.3 inçlık ekranı ve kişiye özel ayarlanabilen direksiyonu ile aracın rahat kullanımı sağlıyor. En doğru bilgi sunmak için hesaplanmış 12.3 inç ekran yüksek çözünürlüklü grafiklerle yakınlık bilgisi veriyor. Etkileyici navigasyon sistemi ise Google Earth’ün en güncel uydu görüntülerinden yararlanıyor.

tamamlıyor. Alüminyum ve karbon fiber alaşımdan oluşan monokok gövdeye sahip 2017 Audi R8 Spyder modelinin altın sarısı versiyonunun yanı sıra; kırmızı, kahverengi ve siyah versiyonları da bulunuyor.

2017 Audi R8 Spyder Performansı Performans özellikleriyle de 2015 versiyonundan belirgin farkları bulunan 2017 Audi R8 modeli, 540 beygir gücü üreten yeni bir V10 Spyder motoru bulunduruyor. Ayrıca 7 ileri, çift kavramalı S-tronic şanzımana sahip olan bu yeni Spyder; saatte 0’dan 100 kilometrelik hıza 3.6 saniyede çıkabiliyor ve maksimum saatte 317 km hıza ulaşabiliyor. Önceki modeline göre biraz daha hafif yapılan yeni Audi R8 spyder tam olarak 1612 kilo ile Audi tutkunlarının karşısına çıkıyor. Alüminyum ve karbon fiber takviyeli plastik karışımı sayesinde önemli kilo kaybı olan R8 spyder serisinin en hafif modeli ünvanını taşıyor. ✻

2017 Audi R8 Spyder Dış Tasarımı 2017 R8 Spyder’in dış tasarımına gelince… 4.426 mm uzunluğu ile R8 modelinin ilk jenerasyonundan daha kısa olan 2017 R8 Spyder, iç ve dış tasarımı hemen hemen 10 silindirli bir yol canavarı olan 2016 Audi R8 modelini andırıyor. Bu yeni modelin burun kısmı ve ön ızgara petekleri de Audi’nin klasikleşmiş yapısını yansıtmakta olup LED diyot farları, üstü açık olan bu modelin ön kısmını

ETBİR I KIRMIZI

65


ETKİNLİK TAKVİMİ / 2016

EKİM

KASIM

05-07

03-06

24-27

Türkiye 12. Gıda Kongresi.

EXPONATURA’16

Göller Bölgesi Yayla Şartları

Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi. Edirne.

8.Doğal ve Organik, Sağlıklı Ürünler Fuarı

Tarım ve Hayvancılık Fuarı

Bilgi için: Yrd. Doç. Dr. Ufuk Bağcı, Kongre Sekreteri.

İstanbul, Türkiye

Süleyman Demirel – Isparta, TÜRKİYE

İstanbul Fuar Merkezi / Yeşilköy

Tel: +90 242 321 34 33

E. Mail: ufukbagci@trakya.edu.tr,

Tel:+90 212 570 63 05

Fax: +90 242 321 24 26

Web: www.gidakongresi2016.org

Fax:+90 212 570 63 06

info@detayfuarcilik.com

tureks@tureksfuar.com.tr

www.detayfuarcilik.com

Sommet De L elevage

www.exponatura.net

Hayvancılık Fuarı Clermont – Ferrand, Fransa

03 - 06 Kasım 2016

Tel : +33 (0) 4 73 28 95 10

Anadolu Expo

Fax : +33 (0) 4 73 28 95 15

3. Canlı Besi Hayvanları, Hayvancılık, Et ve Et Ürünleri İşleme Teknolojileri Fuarı

www.sommet-elevage.fr

06-09 Anamur Agrodays 3.Anamur Tarım ve Gıda Fuarı

Efes K.M. – Kuşadası, Türkiye Tel: +90 (232) 347 80 33

Sial Middle East

info@glplatformfuar.com

Uluslararası Gıda Fuarı

www.platformfuar.com

Abu Dhabi, Birleşik Arap Emirlikleri

15-18

Şehit Atanur Bal Fuar Merkezi www.anamurtarimfuari.com

Bursa Hayvancılık ve Ekipmanları Fuarı 2016 Osmangazi / Bursa, Türkiye Tüyap Bursa Fuar ve Kongre Merkezi www.tuyap.com.tr

16-20

Hannover Hayvancılık Fuarı Hannover, Almanya www.eurotier.de

23-25 IV. Et Ürünleri Çalıştayı: Emülsifiye Ürünler. Eftalia Marin Hotel. Alanya, Antalya.

SIAL Uluslararası Gıda Fuarı

Bilgi için: Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü

Paris, Fransa

20070 Kınıklı, Kampus, Denizli.

www.sial.fr

Tel: (258) 296 3106-3339, Faks: (258) 296 3262,

ETBİR I KIRMIZI

Tel: +971 (0)2 401 2949 Fax: +971 (0)2 401 1949 info@sialme.com sialme.com

EuroTier

E. Mail: emulset@pau.edu.tr, www. emulset.pau.edu.tr

66

05-07

Fax: +90 (232) 347 80 53

Anamur, Türkiye

12-16

ARALIK


www.aydoset.com Merkez : Namık Kemal Mah. Tonguçbaba Kiler Cad. No: 94 Esenyurt İstanbul Tel : (0212) 582 77 10 Pbx Faks : (0212) 415 47 57 Şube

: Üç Göz Cad. Pir Ömer Mah. Nakışcı Sok Tuvana İş Hanı No: 2/10 Ereğli/ Konya Tel : (0332) 713 43 35 Faks : (0332) 710 27 21 Kombina : (0332) 731 94 61

ETBİR I KIRMIZI

67


68

ETBÄ°R I KIRMIZI

Etbir Kırmızı Dergi Sayı 37  

Etbir, Et Üreticileri Birliği, Kırmızı Et, Mustafa Bılıkçı, Ayla Torun, Afiş İletişim, www.etbir.org, Meat Magazine, #sağlık, #kırmızıet #fo...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you