Page 1

ETBİR

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Sektör Yayını 2017 / 1

DOSYA » Hayvancılıkta “Milli Bir Dönem” Başlıyor

ÜLKE RAPORU » Dünya ekonomisinin en zenginlerinden: BAE (Birleşik Arap Emirlikleri)

GÖRÜŞ » Üniversite-Sanayi İşbirliğinde ETBİR’in Vizyonu ve Hedefleri

GÜMRÜK BİRLİĞİ » Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi Türkiye’nin lehine mi aleyhine mi?


2


Türkiye’nin ilk ve tek FRC belgesine sahip Frigorifik Dondurulmuş Et Tır Kutusu yine ECOFRİGO’dan...

3


bu sayıda ETBİR - Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Kırmızı Et Sektör Yayını Sayı: 38 - Nisan 2017 Para ile satılmaz.

İmtiyaz Sahibi Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Vet. Dr. Ahmet Yücesan

8

36

Yayın Koordinatörü Dr. Ayla TORUN

Yönetim Yeri Barbaros Mahallesi, Mor Sümbül Sokak 5 A, Deluxia Palace Kat: 8 D: 240 34746 Ataşehir/İstanbul Tel: 0216 478 62 79 Fax: 0216 478 62 76 e-mail: etbir@etbir.org www.etbir.org

Yayına Hazırlayan Fevzi Kemal TORUN

Editör Kevser DEVECİOĞLU

18 12

56

Yapım Afiş İletişim I DBYR Tel: 0535. 711 41 37 @: afis@afisiletisim.net www.afisiletisim.net

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü Ergün GÖÇER

29 14

Yayın Kurulu Prof. Dr. Mustafa TAYAR Vet. Dr. Ahmet YÜCESAN Vet. Dr. Can DEMİR Mustafa ALBAYRAK Prof. Dr. Ümit GÜRBÜZ

Reklam Rezervasyon Tel: (216) 478 62 79-324 62 64 e-mail:etbir@etbir.org

20

Baskı Armoni Nuans Görsel Sanatlar, İletişim Hiz. San. ve Tic. A.Ş. Tel: (216) 540 36 11 pbx ETBİR Kırmızı Dergi’de yayınlanan yazı ve fotoğraflar yazılı izin alınmadan kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

4

ETBİR I KIRMIZI

32

64


neler var?

06 08

BAŞKANDAN

10

SEKTÖRDEN HABERLER

14

35 HABER

ETBİR’DEN HABERLER •

ETBİR’in Olağan Kongresi Yapıldı; Yücesan Yeni Başkan…

Türkiye’nin kırmızı et üretimi 2016’da %2,4 arttı

2016 Sığır Sayısında Konya Lider Oldu

Kipa’nın yeni sahibi Migros…

Namet, Anadolu 500’de

“Torku Mini Sucuk” Raflarda Fast Food’da dev birleşme

Tüberküloza dirençli büyükbaş hayvan klonlandı

Yiyecekleri Bozan Bakteriler, Kansere Çare Olacak!

36 GIDA ETİKETLEME

Hayvancılıkta “Milli Bir Dönem” Başlıyor

18 GÖRÜŞ

20 24

HAYVANCILIK

Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi Türkiye’nin lehine mi aleyhine mi? Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik; “Ülkemiz hayvancılıkta sınıf atlayacak!”

26 MAKALE

Ülkemizde Etlerin Soğuk ve Donmuş Muhafazasının Kısa Tarihçesi

29 HABER

• • •

Vergisini Düzenli Ödeyene Yüzde 5 İndirim Dünya yem üretimi 1 milyon tonu aştı Yem Kontrolünde AB’ye Uyduk!

32 MARKA YOLCULUĞU

KasapDöner Dönerin Global Markası Olmaya Hazırlanıyor

Kayseri Et ve Et Ürünleri İhtisas OSB Kuruluyor

42 SINAİ MÜLKİYET

Marka, Patent ve Tasarım Artık Daha Sıkı Korunacak!

45 HABER

Gıda Fiyatlarındaki Artış Oranı Kırmızı Eti Geçti

Küresel Gıda Fiyatları Zirveye Koşuyor

48 TEKNOLOJİ

Üretim işletmelerinde Industry 4.0 yaklaşımı ve yeni ERP çözümleri

Geleceğin Mesleği: ‘Kodlama’

52 GİRİŞİMCİ

Hititoloji mezunu ‘Hanımağa’ Ayten Çöl

54 BESLENME 56 ÜLKE RAPORU

Sağlıksız beslenmeye teslim olmayın!

Dünya ekonomisinin en zenginlerinden: BAE (Birleşik Arap Emirliği)

Türkiye - Çekya Tarım İş Forumu Düzenlendi

40 ARGE

Üniversite-Sanayi İşbirliğinde ETBİR’in Vizyonu ve Hedefleri

GÜMRÜK BİRLİĞİ

Gıda Etiketleri Doğru, Açık ve Net Olacak

39 HABER

DOSYA •

Et Taşımacılığın Temeli; Soğutma Sistemleri

60 SAĞLIK

Sağlıklı Kalmak İçin Birinci Kural: Stresi Azaltın!

62 İŞ DÜNYASI

Teknoloji Gelişiyor, Dünya Değişiyor, İş Dünyası Dönüşüyor…

64 OTOMOTİV

Toyota Hilux Yenilikleri ile Yine Efsane Oldu

66 ETKİNLİK TAKVİMİ


BAŞKANDAN

Değerli üyelerimiz ve sektör mensuplarımız,

H

em kendi sektörümüz hem ülkemiz için zorlu bir yılı geride bırakarak, yeni umutlar, yeni beklentiler, yeni planlar ile 2017 yılına başladık. Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği olarak 28 Şubat’ta olağan genel kurulumuzu gerçekleştirdik ve yolumuza devam edeceğimiz yeni yönetim kurulumuzu seçtik. Derneğimizin kıymetli üyelerinin oylarıyla ETBİR Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini, bugüne kadar çok değerli hizmetlerde bulunan Mustafa Bılıkçı’dan devraldım. Bılıkçı’ya hem derneğimiz hem sektörümüz adına yaptığı tüm hizmetlerinden dolayı teşekkür etmeyi borç biliyorum. Tüm sektör mensuplarımızın yararına olabilecek, ülke ekonomisine katkı sağlayacak çalışmalara, derneğimizin bugüne kadarki tüm başkanlarının gösterdiği kararlılıkla devam edeceğim. Yılın ilk “KIRMIZI” dergisiyle ve yeni yönetim kurulumuz ile karşınızdayız. Elinizde yine dolu dolu, içindeki her haberi okumak isteyeceğiniz, yoğun bir emekle hazırlanmış, rengarenk bir dergi var. Bu sayımızın dosya konusu hem tarım hem hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren Milli Tarım Projesi… Proje, hayvancılık alanında pek çok yeni düzenleme ve destekleme getiriyor. Hayvancılıkta dışa bağımlılığı azaltmanın amaçlandığı projenin tüm adımlarının başarıyla tamamlanmasını ve hayvancılık sektörüne beklenen katkıyı sağlamasını diliyoruz. Bu yıl hayvancılık, kırmızı et ve gıda sektörünü yakından ilgilendiren önemli yönetmeliklerin de yürürlüğe girdiği bir yıl oldu. AB düzenlemeleri ve uluslararası anlaşmalara uyum sağlanması hedeflenerek düzenlenen Sınai Mülkiyet Kanunu, 2017 itibariyle yürürlüğe girdi. Kanun ile marka, patent ve tasarım alanında başvuru süreçleri, başvuru sahibinin hakları ve ihlaller konusunda önemli düzenlemeler getirildi. Artık marka, patent ve tasarım daha sıkı korunacak. Yeniden düzenlenen “Yemlerin Resmî Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metotlarına Dair Yönetmelik” ile yem kontrolünde de AB’ye uyduk. Yemlerin resmî kontrolünde yemin bileşiminin, katkı maddelerinin ve istenmeyen maddelerin tespiti için numune alma metotları, numunelerin analiz için hazırlanması, analizlerde kullanılacak reaktifler ve aparatlar ile analiz metotlarının uygulanması ve sonuçların ifadesine ilişkin maddeler yer alıyor. Artık tüm kontroller AB normlarında gerçekleştirilecek. AB mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanan bir diğer yönetmelik de “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği”. 2017 itibariyle yürürlüğe giren bu yönetmelik ile gıda etiketlerindeki bilgilendirmelerin doğru, açık ve kolay anlaşılır olması sağlanacak. Yeni dönemde etiketlerde yanıltıcı bilgilere yer yok! Kabul edilen yenilenen, yeni hazırlanan yönetmelikler bize gösteriyor ki artık tüm alanlarda dünya ile uyumlu bir standartlaşmaya gidiyoruz. Tüm bu yeni düzenlemelerin sektörümüze olumlu etkileri olmasını temenni ediyoruz. Hızlı markalaşma süreci ve çokça konuşulan reklamlarıyla dikkatleri üzerinde toplayan Kasap Döner, bu ayki dergimizin marka yolculuğu konuğu. Global Restoran Yatırımları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Sarıtaş ile yaptığımız keyifli sohbeti dergimizin sayfalarında sizlerle de paylaştık. Dergimizdeki haberler bunlarla sınırlı değil! Damızlık yetiştiriciliğinde embriyo transferi, kırmızı et fiyatlarından fazla artan gıda fiyatları, etleri soğutmanın kısa tarihi ve daha fazlası dergimizin yeni sayısında yer alıyor. Güzel, umutlu haberler vereceğimiz yeni sayımızda buluşmak dileğiyle hepinize verimli, kazançlı, sağlıklı günler geçirmenizi dilerim. Saygılarımla, Dr. Ahmet YÜCESAN ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı

6

ETBİR I KIRMIZI


HACCP, ISO 22000, ISLAK HACİM EKİPMANLARINDA 32 yılın tecrübesi ile ...

7


ETBİR'DEN HABERLER

ETBİR’in Olağan Kongresi Yapıldı;

Yücesan Yeni Başkan…

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği - ETBİR’in 9. Olağan Genel Kurulu 18 Şubat’ta yapıldı. ETBİR’de yeni dönem yönetim kurulu başkanlığını Dr. Ahmet Yücesan devraldı.

E

TBİR Genel Kurulu 18 Şubat’ta yapıldı. Mevcut yönetim kurulunda görevde olan üyelerin çoğunluğu göreve devam ederken, ilk kez görev alan üyelerle bayrak yarışı geleneği devam ettirildi. Yönetim Kurulu’nun görev dağılımını yaptığı 23 Şubat’taki ilk toplantıda Dr. Ahmet Yücesan Yönetim Kurulu başkanı oldu. Yücesan, daha önce

8

ETBİR I KIRMIZI

de bir dönem ETBİR, bir dönem de Ulusal Kırmızı Et Konseyi –UKON yönetim kurulu başkanlığı yapmıştı. Yönetim Kurulu görev dağılımları ise şöyle belirlendi: Yılmaz Buldu ve Erhan Çetin başkan yardımcısı, Ahmet Tuncer Kahraman sayman, basın sözcüsü Hüseyin Kalkan ve bilim Kurulu Çağdaş

Öztürk. Belirlenen bu görevlerin yanı sıra ETBİR yeni dönemde kırmızı et sektörünün tümünü kapsayan uzmanlık gerektiren alanlarda alt komisyonlarla çalışacak. İşlenmiş Et Ürünleri, Hayvancılık, Kesimhaneler, Karkas Et ve Parçalama Depoları komisyonlarında tüm üyeler ve konusunda uzman olan profesyoneller görev alabilecek.


Üretim sürekli artıyor… Toplantı sonrasında yeni dönem faaliyet planı hakkında bilgi veren Dr. Ahmet Yücesan öncelikle sahaya açılmayı planladıklarını belirterek, 3-6 aylık periyotlarla düzenlenecek olan bölge toplantılarıyla çiftçiden sanayiciye her kesimin sorun ve taleplerini derleyerek, ülkemizde kırmızı et için bir yol haritası ortaya koyacaklarını söyledi. 2016 yılında ülkede 1 milyon, 173 bin 42 ton kırmızı et üretimi sağlandığını belirten Yücesan, bu üretimin 1 milyon 59 bin 195 tonunun büyükbaştan temin edildiğini, koyunculukta ise son üç yılın verilerine göre et üretimde azalma olduğunu hatırlattı. Sürekli artan bir kırmızı et üretim ve tüketimi olduğuna dikkat çeken Yücesan, kırmızı et sektörünün AB’yle entegre olması için ciddi yatırımlar yapıldığını ve özellikle et ürünlerinin dış pazarlarda değer bulduğunu ifade ederek; “Böyle bir ortamda kırmızı et sektörünün hak ettiği değeri bulması için ETBİR çatısı altında güç birliğimizi sürdüreceğiz” dedi.

ETBİR Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: AHMET YÜCESAN

SAN ET ve ET MAMÜLLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ.

EROL SARITAŞ

SARITAŞ ET GIDA SAN TİC. A.Ş.

CÜNEYT ASAN

GÜNAYDIN İSTANBUL MERKEZ GIDA TUR. TİC. LTD. ŞTİ.

MUSTAFA BILIKÇI

SULTAN ET ve GIDA ÜRETİM TİC. PAZ. LTD. ŞTİ.

ERHAN ÇETİN

AYTAÇ GIDA YATIRIM SAN. ve TİC. A.Ş.

YILMAZ BULDU

KARİZMA BEŞLER ET GIDA SAN. TİC. A.Ş.

ÇAĞDAŞ ÖZTÜRK

TRAKYA ET ve SÜT ÜRÜNLERİ A.Ş.

CAN KILIÇ

YILET ET VE ET ÜR. GIDA NAKL. TARIM HAYV. LTD. ŞTİ.

HÜSEYİN KALKAN

EREN ET GIDA LTD. ŞTİ.

HAKAN AKKOYUN

BONFİLET ET SANAYİ VE TİCARET A.Ş

BERKER ÜNLÜER

ÜNLÜER GURME RESTORAN ve GIDA SAN. TİC. LTD. ŞTİ.

CEM YARDIMCI

MARET - NAMET GIDA SAN. TİC. A.Ş.

AHMET TUNCER KAHRAMAN

BOZZO ET ve ET ÜRÜNLERİ HAYV. SAN. TİC. LTD. ŞTİ.

ETBİR I KIRMIZI

9


SEKTÖRDEN HABERLER

Türkiye’nin kırmızı et üretimi 2016’da %2,4 arttı Kırmızı et üretimi, 2016 yılı son çeyreğindeki düşüşe rağmen, toplamda bir önceki yıla göre, yüzde 2,04 artış gösterdi. Türkiye’de 2016 yılında, 1 milyon 173 bin 42 ton kırmızı et üretildi.

T

ürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kırmızı Et Üretim İstatistikleri, IV. Çeyrek: Ekim – Aralık, 2016 verileri açıkladı. Böylece, 2016 yılında gerçekleşen kırmızı et üretim miktarı da netleşti. TÜİK verilerine göre toplam kırmızı et üretimi 2016 yılı IV. çeyrek döneminde, 271 bin ton olarak tahmin edildi. Son çeyrekteki kırmızı et üretimi, Kurban Bayramı’nı kapsayan bir önceki çeyreğe göre yüzde 31,4, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 8,8 oranında azaldı. Toplam kırmızı et üretimi içinde sadece kesimhanelerde

10 ETBİR I KIRMIZI

üretilen kırmızı et miktarı ise 107 bin ton olarak açıklandı.

1 milyon 173 bin ton kırmızı et üretildi Son çeyrekteki kırmızı et üretimi içinde sığır eti üretimi, yaklaşık 249 bin ton olarak tahmin edildi. Sığır eti üretimi bir önceki çeyreğe göre yüzde 30,8, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre ise yüzde 3,7 oranında azaldı. Koyun eti üretimi ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 34,2, bir

önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 48 azalışla 15 bin ton olarak tahmin edildi. Son çeyrek rakamları ile birlikte, 2016 yılı kırmızı et üretim miktarları da belli oldu. Türkiye’nin toplam kırmızı et üretimi, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 2,04 artışla 1 milyon 173 bin 42 ton olarak gerçekleşti. TÜİK verilerine göre, yıldan yıla artış gösteren kırmızı et üretim miktarı, 2011 yılında 776 bin 915 ton, 2012’de 915 bin 845 ton, 2013’de 996 oldu.


2016 Sığır Sayısında Konya Lider Oldu TÜİK tarafından açıklanan ‘2016 Yılı Hayvansal Üretim İstatistikleri’ne göre, Konya sığır üretiminde ve süt üretiminde birinci oldu. 2016 yılında 752 bin 221 baş sığır ile birinci olan Konya’da 1 milyon 59 bin 496 ton süt üretimi gerçekleşti. Koyun üretiminde ise 2 milyon 417 bin 627 baş koyun ile Van birinci oldu.

T

ürkiye İstatistik Kurumu, 2016 Yılı Hayvansal Üretim İstatistiklerini açıkladı. Büyükbaş hayvan sayısı 2016 yılında bir önceki yıla göre %0,7 artarak 14 milyon 222 bin baş olarak gerçekleşti. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı %0,6 artarak 14 milyon 80 bin baş olurken, manda sayısı %6,2 artış ile 142 bin 73 baş olarak açıklandı. Türkiye genelinde Küçükbaş hayvan sayısı ise 2016 yılında bir önceki yıla göre %1,4 oranında azaldı ve 41 milyon 329 bin baş oldu. Küçükbaş hayvanlar arasında yer alan koyun sayısında bir önceki yıla göre %1,7 oranında bir azalma meydana geldi. 2016 koyun sayısı 30 milyon 983 bin baş olarak açıklandı. Keçi sayısında ise yine bir önceki yıla göre %0,7 oranında bir azalma

meydana geldi ve 10 milyon 345 bin baş olarak gerçekleşti.

Konya sığırda Türkiye birincisi

2016 Büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayıları şehirleri göre incelendiğinde ise Konya, sığır sayısında 752 bin 221 baş sığır ile birinci oldu. Konya’yı 649 bin 473 baş sığır ile Erzurum, 575 bin 538 baş sığır ile İzmir, 508 bin 793 baş sığır ile Balıkesir ve 451 bin 346 baş sığır ile Kars izledi. Karaman ilinde ise sığır sayısı 64 bin 301 baş oldu.

Koyun sayısında Van birinci oldu

Koyun sayısında Van 2 milyon 417 bin 627 baş koyun ile birinci olurken, Konya 1 milyon 826 bin 773 baş koyun ile

ikinci sırada yer aldı. 2016 yılı itibariyle, Şanlıurfa 1 milyon 562 bin 820 baş koyun ile üçüncü, Ağrı 1 milyon 252 bin 728 baş koyun ile dördüncü ve Ankara 984.385 baş koyun ile beşinci sırada yer aldı. Karaman’da 395 bin 701 baş koyun olduğu açıklandı.

En çok süt Konya’da üretildi Türkiye genelinde toplam süt üretimi 2016 yılında 18 Milyon 489 bin ton oldu. İllerin üretimlerine bakıldığında ise 1 milyon 59 bin 496 ton ile Konya birinci oldu. Konya’yı 906 bin 997 ton ile İzmir, 758 bin 225 ton ile Erzurum, 716 bin 926 ton ile Balıkesir ve 626 bin 629ton ile Kars izledi. Karaman’ın süt üretimi ise 123 bin 856 ton olarak gerçekleşti.

ETBİR I KIRMIZI 11


KISA KISA

Kipa’nın yeni sahibi resmen Migros… Kipa hisselerinin yüzde 95,5’nin Migros’a satışı Rekabet Kurumu tarafından onaylandı.

K

ipa hisselerinin yüzde 95,5’nin Tesco Overseas Investments Limited’ten Migros Ticaret A.Ş.’ye devri işlemi, Rekabet Kurumu tarafından onaylandı. Hisse devriyle ağırlıklı olarak Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinde hizmet veren Kipa’nın, 48 hipermarket, 48 süpermarket ve 72 express mağazası Migros bünyesine dahil edilecek. Kipa’nın 20 kentteki 26 AVM’si de Migros’un olacak. Hisse devrinin Mart ayından itibaren tamamlanması

planlanıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Migros Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Özgür Tort, “Uluslararası arenada önemli bir marka olan Tesco’nun Kipa’ya kattığı zenginlik, başarılı Kipa çalışanları ve Kipa’nın perakende hizmeti, Migros satın almasının ardından daha da güçlenecek. Hep birlikte çıtayı yukarı taşıyarak Migros’un perakende sektöründeki öncülüğünü zenginleştireceğiz” dedi.

Namet, Anadolu 500’de ilk 3 ihracatçı arasına girdi Namet Gıda, “Anadolu 500”de ihracatını en çok artıran üç şirketten biri oldu. Bir önceki yıla oranla yüzde 183,9 artışla, ihracatçılar arasında ilk 3’e giren Namet, 2015 yılındaki 1.225 milyon TL cirosuyla, Anadolu 500’de 19. sırada yer aldı. konomist Dergisi tarafından açıklanan üretim yapan şirketin, Azerbaycan, KKTC,

E

Anadolu 500 araştırması sonuçlarına göre Namet’in ihracatı, bir önceki yıla oranla yüzde 183,9 artışla, 14.632.925 USD düzeyinde gerçekleşti. Bu başarı ile Namet, Anadolu 500 içerisinde ihracatını en çok artıran üç şirketten biri olarak ödüllendirildi. Namet adına ödülü alan İhracat Müdürü Nihal Kayar, Dünya standartlarına uygun

“Torku Mini Sucuk” Raflarda Yerini Aldı

T

orku pratik ürünler ailesinin yeni ürünü “Torku Mini Sucuk” helal sertifikalı %100 dana etinden üretilen 75 gr’lık ambalajıyla raflarda yerini aldı. Tohumundan sofraya kadar tüm ürünlerini Türk çiftçisinin emeğini değerlendirerek üreten Torku, pratik ürünler ailesine yeni bir ürün daha ekledi. Bir paketinde 75 gr kangal sucuk olan Torku Mini Sucuk, tek seferde tüketilebilecek minik boyutuyla saklama ve bozulma derdini de ortadan kaldırıyor. Üretimini, tek kampüste dünyanın en büyük Et-Süt Entegre Tesisi olan Panagro’da ultra hijyenik bir ortamda ve son teknolojiyle donanımlı fabrikada gerçekleştirin Torku, yeni ürününü tüketicilerin beğenisine sundu.

12 ETBİR I KIRMIZI

Afganistan, Çin, Hong Kong, Vietnam, Kuveyt, Bahreyn, Dubai ve Katar’a ihracat gerçekleştirdiğini dile getirdi. Kayar; “İhracatta planlarımız dahilinde kontrollü büyümemizi sürdürüyoruz. Sahip olduğumuz helal sertifikası ve ürünlerimizin bölge insanının damak tadına uygunluğu, Ortadoğu ülkelerinin Namet ürünlerine olan ilgisini artırıyor” dedi.

Fast Food’da dev birleşme

F

ast food sektörünün dünya devlerinden Burger King ile Restaurant Brands International (RBI)’ın tavuk restoranı zinciri Popeyes’i 1,8 milyar dolara satın alacağı açıklandı. Dünya genelinde 2 bin 600’den fazla mağazası bulunan Popeyes’in 1,8 milyar dolar karşılığında RBI bünyesine katılacağı bildirilen açıklamada, Nisan ayı başlarında tamamlanması planlanan satın alım işlemlerinin ardından Popeyes’in bağımsız olarak ABD’den yönetilmeye devam edeceği bilgisi verildi. Popeyes restoranları, Türkiye’de TAB Gıda çatısı altında faaliyet gösteriyor. ABD’li Burger King’in 2014 yılında Kanadalı Tim Hortons ile birleşmesi sonucu Restaurant Brands International, 20 binin üzerinde mağazasıyla dünyanın en büyük üçüncü “fast food” zinciri haline gelmişti.


Tüberküloza Dirençli Büyükbaş Hayvan Klonlandı Bilim dünyası hayvancılıkta büyük bir adım attı. Çin’de sığır tüberkülozuna dirençli büyükbaş hayvanlar klonlandı. Çalışmada, 20 buzağıdan 11’i, 3 aydan uzun süre hayatta kalmayı başardı.

Ç

in, teknolojideki başarısını bilimde de sürdürmeye iddialı. Çin’in Şaanşi eyaletindeki Northwest A&F Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde görevli bir grup araştırmacı, büyük bir başarıya imza attı. Bilim insanları, sığır tüberkülozuna karşı direnci artırılan büyükbaş hayvan klonladı. Büyük bir titizlikle yapılan klonlamada, doğan 20 buzağıdan 11’i, 3 aydan uzun süre hayatta kaldı.

nedeniyle yılda binlerce hayvan telef oluyor. Sığır yetiştiricileri için büyük bir fırsat olan araştırmanın sonuçları, dünyaca ünlü “Genome Biology” dergisinde de yayımlandı.

Genleri değiştirildi Büyükbaş hayvanların genetik kodunu değiştirmek için genom düzenleme aracı kullanan araştırmacılar, enfeksiyonla savaşmış bir geni değiştirdi. Genetik yapısı değiştirilmiş büyükbaş hayvanların, sığır tüberkülozu dirençlerinin arttığı belirlenen araştırmada, tüberküloz direnci testleri klonlanmış hayvanlardan alınan kan örnekleriyle yapıldı. Sığır tüberkülozu, Afrika ve Asya ülkelerinin yanı sıra İngiltere’deki sürüler için de büyük risk teşkil ediyor. Sığır tüberkülozu

Yiyecekleri Bozan Bakteriler, Kansere Çare Olacak! Yiyeceklerin bozulmasına neden olan ve bozulan yiyecekleri tüketenleri de zehirleyen mikroplar, kansere çare oluyor. Genetiği değiştirilmiş “Salmonella” bakterileri kanser hücrelerine karşı savaşıyor.

K

anser hastalarına müjde! Bilim insanları, gıda zehirlenmesine neden olan Salmonella bakterilerini, farelere yerleştirilen insan kanseri hücrelerine karşı güçlü bir bağışıklık tepkisi ile tümörleri küçülterek yayılmalarını önleyecek şekilde değiştirdiler. Bilim insanlarının bu büyük buluşu rapor halinde Science Dergisi’nde yayınlandı. Raporda; kanserin, bulunduğu yerden ayrılmama eğiliminde olduğu ve vücudun kendini savunması açısından bakıldığında hemen hemen görünmez olduğu belirtildi. Kanser vakalarında, bağışıklık sisteminin yabancı istilacılar olmadığı için bu hücreleri tanımadığı vurgulandı.

tedavisi için önemli bir adım olacağı ifade edildi. Gainesville Üniversitesi, kanserle mücadelede benzeri bakteri tekniklerine öncülük etti. Florida Üniversitesi’nden bulaşıcı hastalık araştırmacısı olan Roy Curtiss, çalışmayla ilgili olarak “Bu ekip çok katı bir çalışma yaptı, çok titiz davrandı” yorumunu yaptı. Ekip, şimdilik bu tekniği hayvansal modellerle hassaslaştırmaya devam edecek. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde zenginleştirilmiş bakterilerin güvenli, etkili bir anti-kanser tedavisi olarak çalışıp çalışamayacağını görmek için klinik araştırmalar yapılması planlanıyor.

İnsanda da çoğaltılabilir Bilim insanları, kansere saldırmak için bağışıklık sistemini harekete geçirmek amacıyla kanserli dokuları bakterilerle enfekte etmek de dahil olmak üzere birçok püf noktayı denedi. Raporda, bu modifiye Salmonella bakterilerinin insanda çoğaltılabilir olmasının kanser

13


DOSYA - MİLLİ TARIM PROJESİ

Hayvancılıkta “Milli Bir Dönem” Başlıyor

“Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modeli” ile damızlık ve yerli hayvan üretimi artırılacak. Hayvancılıkta dışa bağımlılığı azaltmanın hedeflendiği “Milli Tarım Projesi” kapsamında 25 ilde mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri oluşturulacak, 32 ilde Damızlık Düve Üretim Merkezi kurulacak, genç çiftçilerin hayvancılık projeleri hibelerle desteklenecek.

G

ıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeni döneme bakış açısını ortaya koyan Milli Tarım politikasının iki önemli ayağını tarım ve hayvancılık oluşturuyor. “Havza bazlı üretime dayalı destekleme modeli” ve “Hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modeli” olmak üzere iki ana temel üzerine oluşturulan “Milli Tarım Projesi”ne göre, 2023’te tarımsal hasılanın 150 milyar dolara, tarımsal ihracatın ise 40 milyar dolara yükseltilmesi hedefleniyor. Tarım sektöründe havza bazlı üretimin destekleneceği Milli Tarım Projesi hayvancılıkta pek çok yeni düzenleme ve destekleme getiriyor. Projenin tanıtımında tarım alanında yapılacakları “Herkes kafasına göre değil havzasına

14 ETBİR I KIRMIZI

göre ekim yapsın” sözleriyle özetleyen Başbakan Binali Yıldırım projenin hayvancılıkla ilgili kısmına yönelik de açıklamalar yaptı. Damızlık amacıyla ithalat yapılacağını söyleyen Başbakan Yıldırım, “Eti ucuzlatacağım, et ihtiyacını karşılayacağım” diye bu kadar zengin toprakları olan, bu kadar imkanı olan bir ülkenin, sürekli ithalat yapması akıllı bir iş değil. Onun için 25 ilimizde mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri oluşturuyoruz. Bu illerimiz toplam mera varlığımızın yüzde 52’sini büyükbaş hayvan varlığımızın yüzde 32’sini oluşturuyor. Bu meralar, teröristlerin dolandığı yerler, onlar gidecek mal, davar yayılacak. Meralarda hayvancılık yapmak isteyenlere ıslah yapma şartıyla cüzi paralarla kiraya vereceğiz” dedi.

Milli Tarım Projesi’nin özellikle hayvancılık alanında nasıl bir gelişim sağlayacağını değerlendirebilmek için detaylarını incelemek gerekiyor. Peki Milli Tarım Projesi’nin hayvancılıkla ilgili düzenlemeleri kapsayan“hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modeli” neler getiriyor, üreticileri neler bekliyor?

Hayvancılıkta dışa bağımlılık azaltılacak Milli Tarım Projesi’nin temel unsurlarından biri olan hayvancılıkta temel amaç hayvan varlığının artırılarak dışa bağımlılığın azaltılması. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Milli Tarım Projesi’nin kitapçığına yazdığı önsözde projenin amacını ve hayvancılığa katkısını şöyle


özetliyor: “Milli Tarım Projesi’nin ikinci bölümünü Hayvancılık Destekleme Modeli” oluşturmaktadır. Bu model; hayvansal üretimde sürdürülebilirliği sağlamayı, kaliteyi iyileştirmeyi, dışa bağımlılığı azaltarak hayvancılıkta ihtiyacımızı yerli üretimle karşılamayı ve hayvansal ürün ihracatımızı artırmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda; mera varlığı ve yetiştirici kültürü göz önünde bulundurularak kırmızı ette hammadde kaynağı oluşturan yetiştirici bölgeleri belirlenmiştir. Böylece hayvan sayısı ve hayvansal üretim en uygun bölgede, ihtiyaca göre karşılanacaktır. Damızlık üretim merkezlerinin oluşturulması, hayvan barınaklarının altyapısı ve ölçeğinin büyütülmesi de bu kapsamda teşvik edilecek ve desteklenecektir. Yeni modelde meralar hayvancılık yapmak ve ıslah etmek şartıyla uzun süreli

kiraya verilecektir. Ayrıca, yem bitkileri desteklemelerinin Havza Bazlı Modele dahil edilmesi ve destek miktarının artırılması ile üretimde önemli gelişme sağlanması hedeflenmektedir. Milli Tarım Projesi ile yapısal sorunlara kalıcı çözümler getirilerek, planlı, yeterli ve bilinçli üretim ön plana çıkarılacak, gıda güvenliğimizin garanti altına alınması ve tarımsal hasılamızın artırılması sağlanacaktır.”

Yem Bitkileri Üretimi Desteklenecek Bakan Çelik’in kısaca özetlediği “Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modeli” önemli bir politika değişikliğinin yolunu açacak. Proje ile bitkisel üretimde uygulanacak Havza Bazlı Destekleme Modeli’nin kapsamı genişletilerek yem bitkileri üretimi Türkiye’deki her havzada

desteklenecek. Bu karar ile yem bitkileri üretiminin artırması bekleniyor. Ayrıca, yem bitkileri de dahil çiftçinin üretimde kullanacağı mazotun bedelinin yarısının devlet tarafından karşılanacak olması üretim maliyetlerini düşüreceği için üretim artışını artırıcı bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Damızlık Düve Üretim Merkezleri Kurulacak Proje kapsamında, Adana, Adıyaman, Afyon, Aksaray, Amasya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Edirne, Erzurum, İzmir, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Yozgat ve Niğde’yi kapsayan 32 il, Damızlık Düve Üretim Merkezi olarak ilan edildi. Bu illeri kapsayan bölgede en

ETBİR I KIRMIZI 15


DOSYA - MİLLİ TARIM PROJESİ

az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve merkezlerinin kurulması öngörülüyor. Kurulacak bu işletmeler için inşaat, hayvan alımı ve makine alımında yüzde 50 hibe desteği verilecek. Ayrıca 22 ilde en az 500 baş kapasiteli Damızlık-Koç Teke Üretim Merkezleri, 8 ilde ise en az 250 baş kapasiteli “Damızlık Manda Üretim Merkezleri” kurulması öngörülüyor. Ette sınıflandırma, sütte anlık kayıt sistemi, hayvan hastalıklarıyla mücadele gibi konularda da düzenlemeler yapılacak.

Mera Hayvancılığı Yetiştiricilik Bölgesi Belirlendi Milli Tarım Projesi’nin hayvancılık ayağını oluşturan “Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modeli”ne göre, Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Malatya, Muş, Samsun, Sivas, Şırnak, Tunceli, Van Yozgat’tan oluşan 25 il, “Mera Hayvancılığı Yetiştirici Bölgesi” olarak belirlendi. Bu bölgede yer alan iller proje kapsamında ilave destekler alacak. Bu illerde ağıl ve ahır yapımına veya yenilenmesine yüzde 50 hibe desteği verilecek. Et sığırcılığına uygun 200 başa kadar düve alımına yüzde 30 hibe desteği sağlanacak. Bu bölgedeki yetiştiricilere buzağı başına 200 lira daha fazla destek ödenecek.

16 ETBİR I KIRMIZI

Meralar 25 Yıllığına Kiralanabilecek Meralar, hayvancılık yapmak isteyenlere “ıslah etmeleri ve hayvancılık yapmaları” şartıyla kiraya verilecek. Mera, yaylak ve kışlakların kiralanmasında, öncelik hak, kiralamanın yapılacağı mera, yaylak ve kışlakların en yakın olduğu köy veya belediyede en az altı aydan beri ikamet eden ve hayvancılık yapan çiftçilere, o köy veya belediyede bulunan kooperatif, birlik veya tüzel kişiliklere ait olacak. Meralar 25 yıllığına kadar kiraya verilebilecek. Üç yıl içerinde 1 milyon hektar alanda ıslah amaçlı kiralama yapılması planlanıyor. Kira bedeli, kiralanan mera, yaylak ve kışlaklar üzerine kurulacak tesis ve yapıların yerleri bu alanın kullanım bütünlüğü, bitki örtüsü, topografyası, konumu, taban suyu seviyesi, ulaşım durumu, alanın büyüklüğü gibi unsurlar dikkate alınarak mera komisyonunca belirlenecek. Meralarda güvenlik sorunu yaşanmaması için, her yıl yayınlanan il valilik genel emirleri doğrultusunda hareket edilmesine devam edilecek.

Et ve Süte Yeni Düzenlemeler Geliyor Hayvansal üretimde, üretim miktarının artmasıyla beraber, ürün kalitesi de artırılacak. Bunun için de et ve sütte birtakım adımlar atılacak. Bunlardan

biri de anlık süt kayıt sistemi olacak. Bu sistemle üretilen süt ve süt kalitesi, toplanan ve sanayiye aktarılan süt anlık olarak takip edilecek. Süt üretici fiyatlarının referans fiyatın altına düşmesine müsaade edilmeyecek. Çiğ süt fiyatının düşmesi durumunda, Et ve Süt Kurumu aracılığıyla piyasaya müdahale edilecek. Nerede, ne kadar süt üretildiği izlenerek, kalite standardına göre süt pirimi ödenecek. Süt mamulleri ihracatı teşvik edilip, markalaşmaya verilen önem sürdürülecek. Yeni dönemde ette kesim standardı ve karkas sınıflamasına geçilerek, üretici ve tüketici korunacak. Et kalitesi artırılacak. Kesilen hayvanın cinsiyeti ve karkas kalitesine göre derecelendirme yapılarak kaliteye göre fiyat oluşması sağlanacak. Büyükşehir sınırları içindeki hayvan barınaklarından ruhsat harcı alınmasına da son verilecek.

Ari Bölgeler Türkiye Geneline Genişletilecek Hayvan hastalıklarından ari bölgeler genişletilecek. Şu anda aşılı Trakya bölgesinin sahip olduğu arilik statüsü, kademeli olarak Türkiye geneline yaygınlaştırılacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Türkiye’de büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde önemli ekonomik kayıplara neden olan şap hastalığına yönelik yeni kontrol eylem planına göre, Trakya Bölgesi 2018 yılında “aşısız hastalıktan ari bölge” statüsüne, Batı Karadeniz, Güney Marmara ve Ege Bölgeleri ise 2019 yılında “aşılı hastalıktan ari bölge” statüsüne kavuşturulacak. 2023 yılına kadar da diğer tüm bölgelerin de aşılı arilik statüsü elde etmesi sağlanacak. 2017 yılından itibaren Batı Karadeniz, Güney Marmara ve Ege Bölgesi, “Şap Hastalığından Korunmuş Bölge” olarak ilan edilecek ve tanımlanan bölgeye Bakanlıkça açıklanan kurallar dışında sevk edilen hayvanlar, tazminatsız olarak doğrudan kesime sevk edilecek. Tanımlanan bölgeye, bölge dışından yapılacak duyarlı hayvan sevklerinin kontrolü için 19 adet yol kontrol noktası oluşturulacak. Kurulacak Yol Kontrol Noktaları şöyle olacak: AnamurGazipaşa arası, Karaman-Antalya,


Akseki-Seydişehir, Beyşehir-Şarkikaraağaç, Senirkent-Karaadilli, Isparta/BurdurDenizli-Sandıklı Kavşağı, Afyon-Banaz, Afyon-Kütahya, Eskişehir/SivrihisarPolatlı, Eskişehir/Sarıcakaya-Nallıhan, Kızılcahamam-Cankurtaran (Otoyol), Kızılcahamam-Gerede, KızılcahamamÇerkeş, Kalecik-Çankırı, Çankırı-Kırıkkale, Çorum-Çankırı, Çorum-Ilgaz, ÇorumSinop ve Samsun-Sinop.

Hayvancılık Projelerine 315 Milyon TL Ayrıldı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2016, 2017 ve 2018 yıllarında üç yıl süreyle uygulanacak Genç Çiftçilerin Desteklenmesi Projesi kapsamında bu yıl 15 bin genç çiftçi için 450 milyon TL ödenek ayrıldı ve ödeneğin yüzde 70’ini oluşturan 315 milyon TL hayvancılık projelerine tahsis edildi. Hayvancılıkta hak sahibi olan her bir genç çiftçiye 30 bin TL hibe ödemesi karşılığı ayni yardım yapılacak. Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Genç Çiftçilerin Desteklenmesi Tebliğ ile TİGEM’e hayvan tedariki görevi verilen proje kapsamında yurtdışından temin edilen sığırların dağıtımına başlandı, yurtiçinden tedarik edilen 20 bin 240 baş koyun dağıtımı gerçekleştirildi. Proje kapsamında 2017 ve 2018’de dağıtılacak hayvan sayıları, proje için belirlenecek bütçe ve piyasadaki birim hayvan fiyatlarına göre değişkenlik gösterebilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçilere yönelik hibe desteğinde 2017 yılı için yakında başvuruları almaya başlayacaklarını belirterek şu açıklamada bulundu. “Genç çiftçilere yönelik hibe desteğinde nakit para yerine ayni olarak destek verdik. Böylece parayı başka amaçla harcaması, başka yere yatırılmasını önledik. Bu kapsamda 15 bin genç çiftçi için 51 bin büyükbaş hayvan ithal ettik. Ayrıca 150 bin küçükbaş hayvan verdik. Genç çiftçilere yönelik 2017 yılı hibe desteği başvurularını yakında almaya başlıyoruz. Bu sene bazı değişiklikler olacak. Diyeceğiz ki, hayvanların yüzde 40’ı içerden, yüzde 60’ı ithal olacak. Erzurum’daki, Kars’taki köylü vatandaşım da para kazansın.”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Faruk Çelik’in notlarıyla “Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modeli”: P Hayvan ithal ederek para kazanmak isteyen kendini düşünür. Biz 79 milyonu düşünmek zorundayız. P İthal damızlık ve besi hayvanın fiyatını düşürüyoruz. Hayvan alım fiyatını düşürürsek et fiyatını 30-40 lira aralığında tutabiliriz P Her yıl ithalat düşecek, yerli üretim artacak. Bunun için 2018’de yüzde 20 yerli, yüzde 80 ithal hayvan olacaksa,2019’da yüzde 50, yüzde 50’ye gelecek. P Yem pahalıysa et pahalı olur. Yemi ucuzlatırsak et ucuzlar. Meralar, ıslah etmek şartıyla yetiştiricilik yapanlara tahsis edilecek. P Amacımız 2010’daki ithalat çarkını tersine çevirmek. İthalatı bir daha yapmayacak şekilde bir düzen kurmak P Bakan olarak benim görevim ari süt miktarını artırmak. Bunu ne kadar artırırsak o kadar daha çok sağlıklı süt tüketilecek. Ariliği ülke sathına yaygınlaştırmak P Dışarıdan hayvan getirip besleyip kesmek hayvancılık değil. Şimdi ete ihtiyacımız olduğu için bunu yapmak zorundayız. P Genç çiftçi hibe desteğinde, hayvanların yüzde 40’ı içerden, yüzde 60’ı ithal olacak. Erzurum’daki, Kars’taki köylü vatandaşım da para kazanacak. P Derdimiz birilerinin sütünü satmak değil, sütün sağlıklı olmasını sağlamaktır.

ETBİR I KIRMIZI 17


GÖRÜŞ

Üniversite-Sanayi İşbirliğinde

ETBİR’in Vizyonu ve Hedefleri Bilime, teknolojiye, Ar-Ge’ye ve inovasyona kaynak ayıran toplumlar, bu yolla sosyal ve ekonomik refah sağlamakta ve küresel olarak söz sahibi olabilmektedir. Ülkelerin kalkınmasında, teknolojik ve inovasyona dayalı kapasitelerini geliştirilmeye yönelik araçlar önemli katkı sağlarken, bu araçların başında Üniversite-Sanayi İşbirliğinin geliştirilmesi gelmektedir. Prof. Dr. Gürhan Çiftçioğlu İstanbul Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı, Avcılar, İstanbul ETBİR Bilim Kurulu Üyesi, Gıda Hijyeni ve Mikrobiyolojisi Alt Komisyonu Temsilcisi

G

ünümüzde, toplumların gelişmesinde, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin sağlanması ancak sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sağlanması tüm dünyada izlenen bir yol olarak tercih edilmektedir. Bilime, teknolojiye, Ar-Ge’ye ve inovasyona kaynak ayıran toplumların bu yolla sosyal ve ekonomik refah sağladığı ve küresel olarak söz sahibi olabildiği çok açık olarak görülmekte; ülkelerin teknolojik ve inovasyona dayalı kapasitelerini geliştirilmeye yönelik araçları kullanmaları kalkınmaya büyük

18 ETBİR I KIRMIZI

oranda katkı vermektedir. Bu araçların en başında Üniversite-Sanayi İşbirliğinin geliştirilmesi gelmektedir. Ülkemizin teknolojiyi ithal eden ülke konumundan çıkarak yenilikçi teknolojileri üreten ve teknolojik ve yenilikçi ürünleri ihraç eder konuma gelmesi ülke refahı ve ilerlemesi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Sanayi Bakanlığı’nın Türkiye Kamu-ÜniversiteSanayi İşbirliği Strateji Belgesi ve Eylem Planında (2015-2018), “Ülkemizde KamuÜniversite-Sanayi İşbirliği’nde paydaşlar

arasındaki sinerjiyi artırmak, ulusal inovasyon ekosisteminde bu işbirliğini geliştirmek, sanayimizi rekabet gücü ve katma değeri yüksek, yenilikçi ürünler üretebilen yüksek teknoloji ağırlıklı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak” genel amaç olarak belirlenmiştir. ETBİR, gelişmelere açık, edindiği tecrübeyi yaşama geçiren ve paylaşan, sektörün beklentilerine önem veren, toplumsal sorumluluk sahibi, öncü bir kurum olma hedefi ile; et üreticilerini bir araya getirerek modern teknoloji, hijyen ve kalite standartlarına uygun üretim


yapan üyelerimizle alanımızda farklılıklar yaratmak, sektörümüzde öncülüğü sürdürmeyi amaçlamaktadır. ETBİR kamu kurum kuruluşları, üniversite ve araştırma kurumlarıyla iş birliği içerisinde, ülkemizin uluslararası standartlarda ürünler üreten, uluslararası platformlarda rekabet edebilir bir ülke profilini olması yönünde adımlar atmaktadır. Bu güne kadar, Türk Gıda Kodeksi çalışmalarına, gıda güvenilirliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikasına, IPARD - AB katılım öncesi kırsal kalkınma programına, AB ortak tarım politikasına, TOBB Türkiye Hayvancılık Meclisi’ne, ve Ulusal Kırmızı Et Konseyi’ne önemli katkılar vermiştir. Ülkemizi 2023 hedeflerine taşıma yolunda ana eksenleri; yüksek katma değerli ürünlerin üretilmesini sağlamak ve desteklemek, Ar-Ge insan kaynağı kapasitesini artırmak, bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji ve yenilikçi şirketlerin ortaya çıkmasını ve gelişimini desteklemek, üniversite-sanayi işbirliğini geliştirmek ve kurumsallaştırmak, Ar-Ge ve yenilik ekosistemini güçlendirmek olarak belirlenen “Ar-Ge Reform Paketi“ne ilişkin 6676 sayılı “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 26.02.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak, 01.03.2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Kanun kapsamında; tasarım faaliyetlerinin de Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine sağlanan destek ve teşvikler kapsamına alınması, siparişe dayalı Ar-Ge faaliyetlerine verilen teşviklerin arttırılması, Ar-Ge ve tasarım personeline sağlanan teşviklerin arttırılması, Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilecek Temel Bilimler mezunu personele ek teşvik sağlanması, Sanayi – Sanayi ve Üniversite – Sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi adına teşviklerin arttırılması, öncelikli ve stratejik sektörlerde ‘İhtisas (Tematik) Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin kurulması, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ile Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde çalışan personelin, dışarıda geçirilen sürelere ilişkin teşviklerden yararlandırılması gibi ek destek ve teşvikler getirilmiş, uygulamaya ilişkin detayların ikincil düzenlemeler ile belirleneceği eklenmiştir.

Bunun yanında, 12.03.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6170 Sayılı (4691 Sayılı) Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun’a (daha sonra 6676 sayılı kanun) paralel olarak bölgede faaliyet gösterenler açısından 4691 sayılı Kanun’un bazı tanımları kanunlar arasında uyum sağlamak ve uygulamalarda ortaya çıkan bazı sorunları çözmek amacıyla değiştirilmiş ve böylece, destek kapsamı genişletilirken, destek süresi artırılmış bulunmaktadır. Ayrıca, yeni getirilen tanımlarla esas olarak teşvikin kapsamının genişletilmesi hedeflenmiştir. Ülkemizde teknoloji, yenilikçi ürünler ve rekabetçiliği destekleyecek bu değişimler çerçevesinde, ETBİR üyeleri vasıtası ile üniversite araştırmacıları ile işbirliklerinde bulunmaktadır. Özellikle Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde AR-GE faaliyetlerinde bulunan öğretim üyeleri ve kurulmuş AR-GE şirketleri ile işbirlikleri içinde ülkemizde üretilmesi hedeflenen

yenilikçi, teknoloji üreten, dışa bağımlılığımızı azaltacak ve uluslararası kaliteleri ile ihracat potansiyelimizi arttıracak ürünlerin üretilmesini desteklemektedir. Önümüzdeki yıllarda, ETBİR üniversite-sanayi işbirlikleri ve ARGE faaliyetlerinin arttırılması vasıtasıyla, ülkemizde et sanayini rekabet gücü ve katma değeri yüksek, yenilikçi ürünler üretebilen bir konuma getirmek hedefi ile çalışmalarını yoğunlaştıracaktır. KAYNAKLAR

• Anonim, 1929. Akşam Gazetesi, Bağırsak tekeli ve nakliye, soğuk hava işleri. 28 Mayıs 1929 No 3814, 2. sahife) • Anonim, 1930. Belediye Kanunu. 14.04.1920 tarih ve 1471 sayılı Resmi Gazete, Ankara. • Anonim, 1955. Ankara Et Kombinası Açılış Töreni Protokol Konuşmaları. Balık ve Balıkçılık 3(10-12), s.7-9 EBK Yayınları, İstanbul. • Anonim, 1956. Konya Et Kombinası açılış töreni protokol konuşmaları. Balık ve Balıkçılık 4 (2), s.9-10, EBK Yayınları

ETBİR I KIRMIZI 19


GÜMRÜK BİRLİĞİ

Gümrük Gümrük Birliği Birliği Anlaşması’nın Anlaşması’nın güncellenmesi güncellenmesi

Türkiye’nin lehine mi aleyhine mi?

Gümrük Birliği Anlaşması’nın tarım, hizmetler, sanayi ve kamu alımları alanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanıyor. Ancak bu başlıkların dahil edilmesiyle anlaşmanın Türkiye’nin lehine mi yoksa aleyhine mi olacağı tartışma konusu. Tarım ve hayvancılık, anlaşma genişletilirken dikkatli davranılması gereken en riskli başlıkları oluşturuyor. Tüketici tarafında fiyatların ucuzlaması beklense de üreticilerin bu genişlemeden olumsuz etkileneceği öngörülüyor.

T

ürkiye uzun yıllardır AB ile müzakerelerini sürdürüyor. Henüz AB’ye üye olamadık ama bundan 22 yıl önce 6 Mart 1995’te AB ile Gümrük Birliği Anlaşması imzaladık ve anlaşma 31 Aralık 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. Anlaşma çerçevesinde sanayi ürünleri, her iki taraf arasında herhangi bir gümrük kısıtlaması olmaksızın satılabiliyor. Anlaşma tarım ürünleri gibi temel ekonomik ürünleri kapsamıyor. Ancak son yıllarda, sadece sanayi ürünlerinde ticareti kolaylaştıran bu anlaşmanın günümüz koşullarını

20 ETBİR I KIRMIZI

sağlayamadığı gerekçesiyle yeniden gözden geçirilmesi, kapsamının genişletilerek güncellenmesi gündemde… Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Aralık 2016’da yaptığı haftalık toplantıda, Türkiye ile Gümrük Birliği anlaşmasının güncelleştirilmesi konusunda resmi görüşmelere başlamak için AB Konseyi’nden yetki talep etme kararı aldığını açıkladı. Açıklamada, Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesinin 29 Kasım 2015 ve 18 Mart 2016 tarihlerinde yapılan AB-Türkiye zirve kararlarında yer aldığı hatırlatılarak, “Bu teklifle birlikte AB Komisyonu taahhütlerini yerine

getirmeye devam ediyor. Gümrük Birliği’nin mevcut AB-Türkiye ticari ilişkilerini yansıtarak iyileştirilmesi tüm taraflara önemli ekonomik fayda sağlar’ ifadesi kullanıldı. 29 Kasım 2015’te gerçekleştirilen Zirvenin sonuç bildirisinin 10. maddesinde “Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin hazırlık çalışmalarının tamamlamasının ardından 2016 yılı sonlarına doğru resmi müzakereler başlatılabilecektir” ifadesi yer aldı. Türkiye açısından önem taşıyan bu konuya 18 Mart 2016’da yapılan Türkiye-AB sığınmacı mutabakatında da yer verilerek, “AB ve Türkiye’nin, Gümrük


Birliği’nin güncellenmesi doğrultusunda sürdürülen çalışmaları memnuniyetle karşıladığı” belirtildi. Bu kararların üzerinden 1 yılı aşkın bir süre geçti ve Türkiye’nin anlaşmanın güncellenmesi için AB ile müzakerelere başlayacağı 2016 sonu geldi ve geçti. Hazırlıklar devam ediyor… Yakın zamanda anlaşmanın güncellenmesi için müzakerelere başlanması bekleniyor. Anlaşmanın güncellenmesi Gümrük Birliği’ndeki ürünlerin niteliği ve yelpazesinin tarım, hizmetler, sanayi ve kamu alımları alanlarını kapsayacak şeklide genişlemesi ve AB’nin 3. ülkelerle imzalayacağı serbest ticaret anlaşmalarında Türkiye’nin mağdur olmasının da önüne geçilmesi hedefleniyor. Daha önce AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı ülkeler Türkiye’ye vergisiz mal satabiliyor ancak Türk mallarından vergi almaya devam ediyorlardı. Güncelleme ile Türkiye mallarını 3. ülkelere vergisiz satabilecek.

4 Farklı senaryo var Şimdi merak edilen ise Türkiye’nin talebiyle başlatılan bu güncelleme sürecinde ve sonucunda neler yaşanacak? Müzakereler sırasında hangi düzenlemeler yapılacak? Anlaşmanın kapsamının genişletilerek güncellenmesi Türkiye ekonomisini ve ilgili sektörleri nasıl etkileyecek? Anlaşmanın güncellenmesi Türkiye lehine olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak özelikle tarım ve hayvancılık konusunda tedbirli hareket edilmesi ve önemli risklerin olduğu konusunda görüş bildirenlerin sayısı gittikçe artıyor. AB Komisyonu’nun Türkiye ile görüşmelere başlamak için yetki talep etmesinin ardından Aralık 2016’da konuyla ilgili açıklama yapan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AB ile Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesine ilişkin dört farklı senaryo bulunduğunu söyleyerek, tam güncellemede en riskli alanın tarım olduğuna dikkat çekti. Açıklamasında Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi konusunda hem Türkiye’nin hem de AB’nin bağımsız kuruluşlara etki değerlendirmesi analizleri yaptırdıklarını hatırlatan Zeybekci, sonuçların her iki taraf için de pozitif

olacağının öngörüldüğünü bildirdi. Nihat Zeybekci, etki analizlerine dayalı olarak hazırlanan ve Bakanlar Kurulu’na sundukları dört farklı alternatifi şöyle açıkladı: “Birinci alternatif; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ama tarımda tedbirli davranılması, yüzde 50 oranında bir açılım sağlanması. İkinci alternatif; Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımları dahil bir bütün olarak, tam anlamda güncellenmesi. Burada tüm sektörlerde karar alma mekanizmalarına dahil olma ve üçüncü ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarına (STA) otomatik taraf olmak da kapsamda yer alacak. Üçüncü alternatif; Gümrük Birliği’nin kapsamlı bir STA’ya dönüştürülmesi. Ama burada tarafların bütün ürünlerde ayrı ayrı gümrük tarifeleri belirleme hakları olacak. Dördüncüsü de mevcut haliyle olduğu gibi Gümrük Birliği’nin sadece sanayi ile STA’ya dönüştürülmesi. Bu şu anki halden daha da geri gitmek demek.”

“Tarımda risk var, ette dezavantajlı oluruz” “Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımları dahil bir bütün olarak, tam anlamda güncellenmesi” olarak açıklanan 2. alternatifin gerçekleşmesinden yana olduklarını belirten Zeybekci bunun gerçekleşmesi durumunda Türkiye için en riskli alanın tarım olduğunu vurguladı. Zeybekci, “Tarımda avantajlı ya da dezavantajlı olduğumuz alanlar var. Yaş meyve sebzede, tahılda ve turunçgilde avantajlı oluruz, ette dezavantajlı

oluruz” dedi. Türkiye’nin bugüne kadar tarımı yüksek gümrükle koruduğunu ifade eden Zeybekci, tarımın kapsama alınmasıyla Türk çiftçisinin artık AB’deki gibi desteklerle korunacağını, halkın tarımsal ürünlerde kalite ve fiyatta AB standartlarına kavuşacağını kaydetti. Ancak Bakan Zeybekçi 16 Ocak 2017’de yaptığı bir başka açıklamada ise Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi ile tarımda dönüşüm yaşanacağını söyledi. Hazırlıkların sürdüğünü belirten Zeybekci, tarımda yeni dönemde AB uyumu ile yapısal değişiklik yaşayacağını aktardı. Zeybekci, tarımın Gümrük Birliği’ne dahil edilmesiyle etten buğdaya birçok ürünün ucuzlayacağına işaret etti.

“Tarımda dönüşüm yaşayacağız” Anlaşmanın güncellenmesinin Türk ekonomisi adına dönüm noktası olduğunu söyleyen Zeybekci “Türkiye olarak biz de tarımı Gümrük Birliği’ne dahil ettiğimiz zaman bir dönüşüm yaşayacağız. Hiç kimse endişe etmesin hazırlıklarımızı da bu yönde yapıyoruz” dedi. Güncelleme ile Türk tarımının kazançlı çıkacağını söyleyen Zeybekci, tarım konusunda AB uyumu ile farklı bir karakter kazanacağını ifade etti. Zeybekçi, sektörü değiştirecek çalışma için şunları söyledi: ‘AB ile Türkiye’nin tarım politikaları arasında büyük farklar var. Biz tarımı, çiftçiyi, tarımsal ürünleri sağlarken gümrük duvarları ile koruma politikaları güdüyoruz. Çiftçinin alması

ETBİR I KIRMIZI 21


GÜMRÜK BİRLİĞİ taşımaktadır. Ülkemizin tarımsal yapısında başta kırsal nüfus ve tarımsal işletme yapısı olmak üzere örgütlenme, destekleme politikası, teknoloji kullanımı, verimlilik, kalite ve standartlar açısından AB ile farklılıklar bulunmaktadır” dedi. Vardan uyarılarına şöyle devam etti. “Mevcut koşullarda tarım ürünleri ticaretinin serbestleşmesi durumunda, AB tarımı ile rekabet edilemediği için başta hayvancılık olmak üzere, yağlı tohumlar, hububat ve toplam tarımsal üretim değerinde genel olarak düşüş görülebilir. Dolayısıyla bu konuda özellikle müktesebatın uyumlu hale getirilmesi, tarımsal istatistik ve kayıtlar ile işletme yapılarının iyileştirilerek tarımın daha rekabetçi yapıya kavuşturulması gerekmektedir.”

gereken o fiyatı, gümrük duvarlarıyla koruyarak tüketiciye ödettiriyoruz. Yani 20-25 liraya tüketeceği eti 40-50 liraya tükettirerek parasını tüketiciye ödetiyoruz. Buğday dünyada 200 lirayken, biz buğdaya burada 400 lira fiyat vererek yine farkı tüketiciye ödetiyoruz. Bu yanlış değil doğru ama farklı bir doğruyu AB yapıyor. Piyasalarını açıyor, vatandaş ucuz tüketiyor. Diğer taraftan da et, süt yumurta, tarım ürünleri üretene belirlemiş olduğu politikalarla bütçeden direkt destek veriyor. Türkiye olarak biz de tarımı Gümrük Birliği’ne dahil ettiğimiz zaman böyle bir dönüşüm yaşayacağız. “

STK’lar uyarıyor: “Önce çiftçinin koşulları düzeltilmeli”

çalışmalar sırasında “Tarım ürünlerine dikkat edilmesi gerektiği” uyarısı yaptı. İKV Strateji ve İş Geliştirme Müdürü Gökhan Kilit, Türkiye ile AB arasında tarımsal ürün hareketindeki artışın, AB kurallarının ne kadar hızlı bir şekilde uygulayacağına bağlı olduğunu söyledi. Kilit, AB üyesi olmadan yani AB’nin Ortak Tarım Politikası ile desteklenmeden tarım sektörünün GB’ye dahil olmasına son derece dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Olumsuz etkileri dengelemek için, Türkiye’nin tarımda üretkenliği artırmaya yönelik önlemler düşünmesi gerektiğini söyleyen Kilit, sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomik olarak, tarımsal alanda dünyanın en önemli aktörü olan AB ile tarım ürünlerini kapsayacak şekilde modernize edilecek GB için müzakereler hassasiyetle yapılmalı ve olası sorunların çözümü için süratle çalışılmalıdır.”

Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi için müzakerelerin 2017’nin ilk çeyreğinde başlaması öngörülüyordu. 2017’nin ilk çeyreğinin sonuna gelindi. Henüz müzakereler başlamadı ama tarih yaklaştıkça sivil toplum kuruluşları da konuya ilişkin açıklamalar hatta uyarılar yapıyor. 23 Şubat 2017’de “Gümrük Birliği Sohbetleri” başlığı altında, yürürlükte olan Gümrük Birliği’nde yaşanan problemleri ve güncelleme sürecini ele alan İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) uzmanları

Ancak İKV bu konuda ilk defa uyarıda bulunmuyor. 12 Haziran 2014 tarihinde dönemin İKV Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, Seta Vakfı tarafından düzenlenen “Yeniden Canlanan Türkiye AB Ticari İlişkileri Bağlamında Gümrük Birliği” başlıklı toplantıda yıllar önce de aynı uyarıyı yapmıştı. Vardan konuşmasında “Türkiye’nin, AB’nin bu en masraflı ve geniş kapsamlı politikasına uyum sağlaması, aynı zamanda sektörün gelişimi açısından büyük önem

22 ETBİR I KIRMIZI

2 Mart 2017 ise İKV’nin şimdiki başkanı Ayhan Zeytinoğlu, konuyla ilgili bir açıklamada bulundu. Zeytinoğlu “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve genişletilmesi sürecinin 2017 başında başlamasını bekliyoruz. Bu süreçte hizmet ve tarım sektörlerini ve kamu alımlarını içerecek daha kapsamlı bir yeni nesil ticaret anlaşmasının yapılması söz konusu. Bu sürecin Türk ekonomisine olumlu katkısının olacağını ve gayri safi hasılayı önemli ölçüde artıracağını düşünüyoruz” dedi. Zeytinoğlu “Gümrük Birliği’nin hizmet sektörlerini ve tarım ürünlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi, Türkiye’nin toplam ticaretini artıracağı gibi, daha etkin ve verimli bir tarımsal dönüşüm gerçekleştirmesi ve hizmet sektörlerinde rekabet edebilirliğini geliştirilmesi açısından da büyük fayda sağlayacak” şeklinde konuştu.

Ette ithalat artar, üretim miktarları düşer Anlaşmanın güncellenmesi sırasında tarım dışında riskli bir diğer alan da et üretimi ve hayvancılık. Henüz bu konuda tam olarak değerlendirmeler yapılmış değil. Genel olarak bu iki alanda da düzenlemeler yapılırken titiz davranılması gerektiği konusunda herkes hem fikir ise de güncelleme sonucunda ne yaşanacağı henüz belli değil. Güncelleme öncesi en ayrıntılı değerlendirme ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda AB Uzmanı olarak çalışan Ufuk Alkan’ın “Türkiye-


Avrupa Birliği Gümrük Birliği Alanı’na Tarımsal Ürünlerin Dâhil Edilmesinin Hukuki Rejimi ve Muhtemel Etkileri” adlı çalışmasında yer alıyor. Çalışmasında Et üreticilerinin şu anda uygulanan gümrük vergileriyle korunduğunu belirten Alkan et ithalatının gümrüksüz gerçekleştirilmesi ile yaşanabilecekleri şöyle değerlendiriyor: “Ülkemizde sığır eti üretici fiyatlarının yüksekliği, üretim miktarının AB’ye oranla daha az oluşu ve kişi başına düşen yıllık arz miktarı dikkate alındığında sığır eti ithalatında artış yaşanması muhtemeldir. Böyle bir durumda ithalatımız dünyaya en fazla sığır eti ihracatı yapan ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Hollanda, İrlanda, Almanya, Brezilya, Hindistan ve Uruguay’dan artabilecektir. İthalat artışı ile birlikte fiyatlar ve üretim miktarında önemli bir düşüş yaşanması muhtemeldir. Koyun ve keçi eti ithalatımızda da belirli ölçüde artış yaşanabilir. Ancak, bu artışın sığır eti ithalatına oranla daha düşük olması beklenmektedir. Çünkü sığır eti ülkemizde kişi başına düşen arz miktarı itibariyle daha fazla talep gören bir üründür. İthalat artışının dünyadaki önemli koyun ve keçi eti ihracatçılarından Yeni Zelanda ve Avustralya’dan olabileceği düşünülmektedir. Ülkemizin tavuk etinde ihracatçı olduğu dikkate alındığında AB OGT ile birlikte ülkemizde tavuk eti ithalatında önemli bir artış yaşanması beklenmemektedir. Ancak, ülkemiz üretici fiyatları AB’den görece yüksek olduğu için AB’nin ülkemize gümrük vergilerini sıfırlaması önemli bir ihracat artışına yol açabilir.”

“En geç 2018’de tamamlanmalı” AB’nin 5’inci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin AB ile karşılıklı ticareti yıllık 140 milyar avroyu buluyor. Türkiye toplam ticaretinin yüzde 40’tan fazlasını AB ülkeleriyle gerçekleştiriyor. Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık 3’te biri AB’den geliyor. AB ile olan ticari ilişkilerimizde genel tablo böyle. Ancak endişelerin eleştirilerin, desteklerin ışığında güncelleme çalışmaları devam ediyor. “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarında 2017 sonunda önemli bir noktaya gelmek niyetinde olduklarını söyleyen Bakan Zeybekci, “2017’de, maksimum

2018’de tamamlamamız gerekiyor. Çünkü dünyada Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Anlaşması gibi bazı süreçler çok hızlı ilerliyor” diyor. Anlaşma ile Avrupa Birliği’nin kendi ekonomisinde 12 milyar euroluk bir ek gelir bekleniyor. Ayrınca AB’nin 5. büyük ticaret ortağı Türkiye ile arasındaki ticaretin daha da büyüyeceği öngörülüyor. Güncellemenin hayat geçmesi için, konunun müzakere edilip taraflarca üzerinde mutabakata varıldıktan sonra Avrupa Parlamentosu (AP) ve AB Konseyi tarafından onaylaması gerekiyor. Gümrük Birliği Anlaşması güncellendiği taktirde 2 sene içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Alkan çalışmasında “Gümrük Birliği’nin tarım ürünlerine genişletilmesinin düşen fiyatlar yüzünden tüketici refahını artırabileceği ancak artan ithalat karşısında azalan üretim neticesinde üretici refahında önemli kayıplara yol açabileceği öngörülmektedir” değerlendirmesinde bulunuyor. Bakan Zeybekci ise güncellemenin 2030 yılında büyümeyi yüzde 2 artıracağını ifade ediyor. Zeybekci “İhracatın üzerine yüzde 24.5 artı getirecek. İthalatın üzerine de yüzde 23 etki yapacak. İhracat ve ithalatın eşdeğer yükselmesi Türkiye’nin menfaatine. 2030’da Türkiye büyük dönüşüm ve kazançla çıkacak” diyor.

ETBİR I KIRMIZI 23


HAYVANCILIK

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik;

“Ülkemiz hayvancılıkta sınıf atlayacak!” Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı TİGEM ile birlikte “Damızlık Hayvanlara Embriyo Transferi Projesi”ni hayata geçiriyor. Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilecek embriyo transferi ile istenilen cinsiyette ve ırkta buzağı elde edilebilecek. Projenin amacı ise hayvancılıkta dışa bağımlılıktan kurtulmak…

G

ıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde (TİGEM) ile gerçekleştirdiği “Damızlık Hayvanlara Embriyo Transferi Projesi” konulu basın toplantısında hayvancılık sektörüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Çelik, TİGEM’in taze ve dondurulmuş embriyo üretim merkezi haline getirileceğini belirterek, “Damızlık yetiştiriciliğinde embriyo transferiyle ilgili yeni bir dönem başlatıyoruz. Bu çalışma, ülkemizin ihtiyaç duyduğu hayvan varlığını temin etmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmaların önemli bir ayağını oluşturuyor. Böylelikle istenilen

24 ETBİR I KIRMIZI

cinsiyette ve ırkta buzağı elde etmek mümkün olabilecektir” dedi.

“Hayvancılığın temeli damızlık”

TİGEM’in 3,6 milyon dekarlık arazisinde tarımsal faaliyet yürütüldüğünü dile getiren Çelik, hayvancılığın temelinin damızlığa dayandığını söyledi. Türkiye’de damızlıktan hayvan üretiminin gerçekleşmesi döngüsünün sağlıklı yürütülemediğini, temel sorunun da buradan kaynaklandığını anlatan Çelik, nüfus artışına paralel olarak kırmızı et talebinin, dolayısıyla damızlık düve ihtiyacının da giderek arttığına dikkat çekti.

Çelik, yetiştiricilerden gelen kombine damızlık düve talebini karşılama yönünde adımlar attıklarını, geçen yıl 130 bin damızlık düvenin Türkiye’ye giriş yaptığını ifade etti. Çelik, “Bunların önemli bir kısmını genç çiftçilerimize hibe olarak dağıttık. Amacımız hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak. Milli Tarım Projesi kapsamında 33 ilimizde Damızlık Düve Üretim Merkezi kuracağımızı ilan ettik. Buralarda en az 500 baş kapasiteli damızlık düve üretim merkezleri olması gerektiğini de söyledik. Bu merkezlerin kurulacağı illerimizin tamamında ahır, ağıl yapımına, makine-ekipman alımına ve damızlık hayvan alımına yüzde 50 hibe


veriyoruz. Üreticilerin damızlık ihtiyaçları bu merkezlerden karşılanacak” diye konuştu. Bu merkezlerin Ziraat Bankası’ndan çok daha kolay şekilde kredi kullanabileceklerine işaret eden Çelik, hayvancılık yapmak isteyen vatandaşların damızlık ihtiyaçlarını bu merkezlerden aracısız olarak karşılayabileceklerini söyledi.

Simental ırkı damızlık elde edilecek

Çelik, amaçlarının Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu hayvan varlığını üretecek tesislerle damızlık hayvan açığını, kırmızı et açığını bir an önce ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, “Bu üretim merkezleriyle ülkemiz hayvancılığının sınıf atlayacağı inancındayız.” dedi. TİGEM’in ilk defa gerçekleştireceği embriyo transferi projesinin de bu yöndeki çalışmaların önemli bir ayağını oluşturduğunu dile getiren Çelik, embriyo transferinin, dünyada çok yaygın bir şekilde uygulanmasına rağmen Türkiye’de ağırlıklı olarak üniversitelerde araştırma çerçevesinde kaldığını söyledi. Embriyo transferine çok kısa sürede başlanılacağını belirten Çelik, bu uygulamanın yüksek vasıflı bir dişi sığırdan alınan çok sayıda yumurtanın döllenmesiyle elde edilen embriyoların, taze ya da dondurulmuş olarak çok sayıda taşıyıcı anne adayı dişi sığıra nakledilmesi işlemi olduğunu anlattı. Böylece istenilen cinsiyette ve ırkta buzağı elde etmenin mümkün olabileceğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti: “Halen TİGEM’in faal 17 işletmesinin 12’sinde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılıyor. Buralarda simental, siyah alaca, esmer, jersey ve limuzin ırklarından oluşan toplam 32 bin baş hayvan varlığıyla damızlık yetiştiriliyor. Damızlık yetiştiriciliğinde embriyo transferiyle yeni bir dönem başlatıyoruz. TİGEM’in 6 işletmesinde çeşitli ırklardan 15 bin baş, taşıyıcı anne adayı kombine veya etçi ırklardan elde edilen embriyoların nakliyle gebe bırakılacak. Bunlardan kombine simental ırkı damızlık elde ederek hayvan varlığımızı artıracağız. TİGEM, bu projeyle taze ve dondurulmuş embriyo üretim merkezi haline gelecek. TİGEM, ilerleyen dönemlerde hayvan üreticilerimize ıslah amaçlı hizmet de sağlayacak.”

“Amacımız, hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmak”

Şu anda 400-500 bin büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını belirten Bakan Çelik embriyo transferiyle amaçlarının Türk hayvancılığını dışa bağımlılıktan kurtarmak olduğunu söyledi. Çelik, embriyo transferi ile bir anlamda ırk ıslahının da gerçekleştirilmiş olacağına işaret ederek, “2016 yılı sonunda 15 bin civarında damızlık düve ithal ettik. TİGEM’in bünyesinde 32 bin baş damızlık hayvan var, ama bunun 15 bini kısa sürede geldi ve embriyo transferine

hazır vaziyette.” dedi. TİGEM bünyesinde 6 işletmede yoğun bir şekilde embriyo transferi yapılacağı dikkate alındığında, hayvan sayısı artışında ciddi mesafeler kat edileceğine dikkat çeken Çelik, ancak bunun bir sürece ihtiyacı olduğunu, 3-5 yıllık periyotta sonuçların görüleceğini söyledi. Çelik, “Kendi hayvan varlığımızı kendimiz temin edince de fiyat belirleme konusunda elimizin çok daha esnek olacağını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

ETBİR I KIRMIZI 25


MAKALE

Ülkemizde Etlerin Soğuk ve Donmuş Muhafazasının

Kısa Tarihçesi

Et, beslenmedeki en temel gıdalardan biridir. Bu önemi onun, hem besleyiciliğinin hem de uygun şartlarda üretilip tüketilmemesi halinde oluşturacağı sağlık riskinin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Et kaynaklı sağlık risklerinin önlenmesinde uygun şartlarda depolanması ve taşınması son derece önemlidir. Bu açıdan en önemli muhafaza ve taşıma yöntemi soğuk muhafazadır. Dünyada yaklaşık 140 yıldır etlerin muhafazası ve taşınmasında soğuk tekniği kullanılmakta ve böylece hem muhtemel riskler önlenmekte, hem de besleyici değeri korunmaktadır. Ülkemizde etlerin soğuk muhafazasının ise yaklaşık 90 yıllık bir geçmişi vardır. Ramazan GÖKÇE, Haluk ERGEZER Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü

S

oğutucu gazlar kullanarak etlerin soğutulması ve dondurulması dünyada ilk defa 19. yüzyılın son çeyreğinde başlamıştır. 1877 yılında Fransa’nın Rouen Limanı’ndan Arjantin’in Buenos Aires Limanı’na doğru yola çıkan geminin 700 m3’lük deposu 3 amonyak kompresörü ile soğutulmaktaydı ve depoda deneme amaçlı bir miktar sığır eti bulunuyordu. Fransız Charles Tellier’in tasarladığı ve uygulamaya koyduğu bu soğuk depolu gemi, Lizbon’a uğrayarak 3.5 ay sonra Buenos Aires’e varmıştır. Gemi deposundaki etlerin bozulmamış olduğunun görülmesi, başarılı et soğuk muhafazasının ilk uygulamasıdır. İlgili çevrelerde büyük yankı uyandıran bu

26 ETBİR I KIRMIZI

deneme, başarısını test etmek için bu defa aynı şartlarda Buenos Aires’ten 35 ton et ile yola çıkmıştır. Gemi Fransa’ya geldiğinde etlerin yüklendiği gibi donmuş halde ve kalitelerinden hiçbir şey kaybetmedikleri görülmüştür (Kılıç,1956). Charles Tellier’in büyük gayretleri sonunda gerçekleşen bu seferler dünya üzerinde etlerin donmuş olarak kıtalar arası naklinin yapıldığı ilk uygulamalardır. Soğuk ve donmuş muhafaza teknolojisi, yaklaşık 140 yıldır etlerin gerek kıtalar arası, gerekse ülkeler arasında ve ülke içinde sağlıklı depolama ve naklinin en güvenilir teknolojisi olarak kullanılmaktadır.

Osmanlı Dönemi’nde ilk soğuma tesisi 1904’da kuruldu Erbin’in (1952) bildirdiğine göre ülkemizdeki ilk soğutma tesisi saraydan 30 yıllığına İstanbul’da soğutma tesisleri kurma ve işletme lisansını alan İngiltere vatandaşı George Ertourbaker tarafından 1904 yılında Unkapanı’nda Haliç kıyısında kurulmuştur. Altı katlı olan binanın beş katında CO2 ile çalışan iki kompresörden sağlanan soğuk salamura ile soğutma yapılmakta idi. Ertourbaker bu tesisi 1912 yılında çıkan yangına kadar işletmiş, yangından sonra tesisi yenilemek istediyse de diğer taahhütlerini yerine getirmediği için lisansı iptal edilmiştir.


Bir diğer soğuk depo 1905 yılında Feriköy’deki işletmesini ve Fener semtinde bulunan depolarını modernleştiren Bomonti Bira Fabrikaları tarafından bu çalışmalar esnasında kurulmuştur. Bomonti Kardeşler 1890 yılından beri İstanbul’da bira üretmekte ve ürettikleri biraları yeraltı mahzenlerinde muhafaza etmekteydiler (Erbin, 1952). İstanbul Sütlüce semtinde kurulan şehir mezbahasının soğuk depoları 1926’da faaliyete geçtiğinde Türkiye’de sadece 3 adet soğutma tesisi vardır. Bunlar; 1909 yılında Adana’da kurulan bir buz fabrikası, 1912’de İzmir’deki bir bira fabrikasının soğuk tesisleri ve buz imalathanesi ile 1920’de İstanbul Tahtakale Rüstem Paşa Hamamı’nda kurulan soğuk hava deposudur (Erbin 1952).

Cumhuriyet Dönemi Ülkemizde modern anlamdaki ilk et soğuk deposu, Sütlüce Mezbahası’nda 1926 yılında açılmıştır. 12 Temmuz 1923 tarihinde faaliyete geçen ve günlük kesim yaparak şehirdeki kasaplara dağıtan mezbaha o günün şartlarında belediyenin en önemli tesislerinden biridir. Belediye Sütlüce Mezbahası’nın frigorifik makine ve tesisleri ile mezbaha havai raylarını yapma işini 30 Nisan 1923 tarihinde ihale etmiş ve tesis Alman Humboldt firması tarafından yapılarak Mart 1926’da hizmete alınmıştır. Belediye soğuk depo işletmeciliğine cesaret edemediğinden soğuk tesislerin işletilmesi işi 10 yıllığına ihale edilmiş ve ihale o sıralar İstanbul’da müteahhitlik yapan Rus uyruklu Feldmann’da kalmıştır. Feldmann bu ihale ile sadece soğuk depo işletmeciliğini değil aynı zamanda et nakli ve bağırsak işleme imtiyazını da almıştır. Feldmann’ın bağırsak işleme imtiyazı 1929’da bu yetkinin belediyece kasaplar şirketine verilmesine kadar sürdürmüştür (Anon., 1929). Soğuk depo ve et nakli imtiyazı ise süre bitimine (1 Nisan 1935’e kadar) Feldmann’ın yetkisinde kalmıştır (Erbin, 1952). 1935’den sonra hayvan padokları, kesim salonları, soğuk depoları ve dağıtım araçları ile tam teşekküllü bir yapıya dönüşen Sütlüce Mezbaha’sının adı kurulduğu semtin adına izafeten Karaağaç Kurumları olarak değiştirilmiş ve soğuk depo işletmeciliği de belediyeye

bırakılmıştır (Irmak, 2013). Sütlüce mezbahasında Mart 1926’da üç ve Ağustos 1926’da iki olmak üzere başlangıçta beş soğuk depo kurulmuştur. Bu soğuk depolar etlerin soğutulması ve soğuk halde muhafazası için kullanılırken daha sonradan ilave edilen inşaatlarla soğuk depo sayısı 12’ye çıkarılmıştır. Soğuk depoların kapladığı toplam alan yaklaşık 9960 m2 kadardır. Bu depolardan 6234 m2’si sadece et soğuk muhafazası için ayrılmıştır. Et için ayrılan alanın 2374 m2’lik kısmı ön soğutma, geriye kalan 3860 m2’lik bölüm ise esas soğutma amacıyla kullanılmıştır. Diğer alanların farklı sıcaklık derecelerinde çalıştırılan meyve (543m2), sebze (543 m2), peynir (641 m2), tereyağı (638 m2), balık (865 m2) ve yumurta deposu (492 m2) olarak kullanıldıkları görülmektedir. 2374 m2’lik ön soğutma deposu 30 tonu sığır ve 50 tonu koyun olmak üzere toplam 80 ton karkas depolama kapasitesine sahiptir (Erbin 1952). Mezbahacılığımızda önemli bir dönüm noktası olan Sütlüce Mezbahası (Karaağaç Kurumları) hizmete alındığı 1923’den 1952 yılında Et ve Balık Kurumu kuruluş kararı çıkıncaya kadar bütün tesisleriyle ülkemiz mezbahacılığının model işletmesi olmuştur (Gökçe, 1998). Bu işletmeyi gezip gören diğer şehirlerin belediye başkaları veya diğer yetkilileri böylesi bir tesisi yapıp işletemeyeceklerini düşünerek daha küçük örneklerini kendi şehirlerinde kurmaya çalışmışlardır. Örneğin 1924-25 yıllarında hazırlanan Lorcher’in Ankara şehir planında yer alan Ankara Mezbahası, 1931 yılında Haydar Bey’in belediye başkanlığı döneminde Akköprü-İstasyon Caddesinde Ankara Çayı kıyısında kurulmuştur. Yapı, ortada kubbeli çatısı ve tek katlı yapısı;

padokları, rampaları, kesim salonları ve soğuk depoları ile Sütlüce Mezbahası’nı andırmaktadır (Cengizkan, 2010).

Et ve Balık Kurumu soğuk depoları Et ve Balık Kurumu kuruluş Kanununun 1952 yılında yayınlanmasından sonra ilk iş olarak, memleket balıkçılarının üretim kabiliyetlerini arttırmalarını temin amacıyla balıkçılara binlerce paket ağ ipliği, teknesiz deniz motoru, konserve üreticilerine bu sanayi için son derece lüzumlu olan tesis malzemesi dağıtmıştır. Bütün bu faaliyetlere ilâveten ülkemizin balıkçılık açısından önem arzeden bölgelerinden Trabzon, Samsun, Sinop, Zonguldak, Ereğli, İstanbul, Marmara, Çanakkale, Çeşme ve İskenderun’da soğuk hava depoları kurulması çalışmaları başlatılmıştır. Bu tesislerden Çeşme, Marmara ve Çanakkale soğuk depoları 1952-1953 yılları içinde işletmeye açılmıştır. İstanbul (Beşiktaş), Zonguldak, Sinop, Samsun ve Trabzon tesisleri ise 1954 yılında kullanıma açılmıştır. Soğuk depolarda çeşitli cins balıkların soğukta muhafazası, dondurulması ve donmuş şekilde muhafazası onların uzun süre bozulmadan taze olarak depolanması ve nakledilmesi imkânını vermiştir. Diğer taraftan bu tesislerde ayrıca buz da imal edilmektedir. Bu sayede yerel balıkçılara günlük ihtiyaçları olan buz, bol miktarda ve ucuz fiyatla temin edilmiştir (Onat 1954). Daha büyük kapasiteli ve kapsamlı soğuk depolar olan İstanbul-Haydarpaşa, Haliç, Ereğli ve İskenderun tesisleri ise 1956-59 yılları arasında kullanılmaya başlanmıştır. Bütün bu soğuk depolar her türlü balığın soğukta muhafazasını, dondurulmasını

ETBİR I KIRMIZI 27


MAKALE ve donmuş muhafazasını uzun süre sağlayabilecek şekilde yapılmış ve işletilmişlerdir. Bu tesislerde yine gerek halkın ihtiyacı ve gerekse balıkların naklinde kullanılmak üzere buz üretilmekteydi. Et ve Balık Kurumunun 1953 yılında Erzurum’da açılan et kombinası kuruluşunda soğuk depoları olan bir tesis idi. Bu tesiste merkezi sistem olarak kurulan soğuk depolarda aynı anda yüzlerce metreküp alan 0oC’lere kadar soğutulmakta ve böylece etler kesimden hemen sonra güvenli bir depolama ortamında tutulmakta idi. Aynı yıl içinde Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü’ne yaptırılan termos vagonlarla etler soğukluğunu kaybetmeden taşınmıştır. Bu taşımanın sınırlı süre taşıma imkanı sağlaması takip eden yıllarda 83 adet TIR, 72 adet frigorifik kamyon ve120 adet termos kamyon ile Et ve Balık Kurumu ülkemizin en büyük soğutmalı taşımacılık filosuna sahip olmuştur (Uçar ve Gökmen, 2010). 30 Ekim 1955 tarihinde Ankara Et ve Balık Kurumu Kombinası açılış töreninde EBK genel Müdürü 1952-55 yılları arasında 11 soğuk depo ve 12 buz fabrikası açıldığını bildirmiştir. Genel Müdür konuşmasında planlaması yapılan 50’yi aşkın soğuk depo projesi bulunduğunu ve bunlardan bazılarının ihalelerinin yapıldığını belirtmiştir (Anon., 1955). EBK Beşiktaş Deposu müdürü ile mülakat yapan Tezel (1955), tesiste toplam 8 soğuk depo (500 m2), 4 adet dondurma tüneli (-40 oC’de dondurma yapabilen) ve 3 adet de donmuş muhafaza (-18/20oC) odasının bulunduğunu ve bu depolarda balık başta olmak üzere et, yumurta ve bazı meyve ve sebzelerin depolandığını bildirmektedir. 07 Ocak 1956 tarihinde açılan Konya EBK kombinası soğutma tesislerinde, 9 ton sığır, 128 ton koyun soğutulmaktadır. Buz imalâtına gelince; günde 50 ton buz, imal edilmekte, 150 ton buz da muhafaza edilebilmektedir. Soğuk muhafaza kısmında ise 910 baş sığır (100 ton), 3100 baş koyun (108 ton) muhafaza edilmektedir. Dondurma günde 40 ton, donmuş muhafaza 902.5 tondur (Anon., 1956). Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü

28 ETBİR I KIRMIZI

1957 yılında diğer depolar ile İstanbul depoları arasında donmuş ürün naklini gerçekleştirmek üzere Norveç’ten bir gemi satın almıştır. Geminin 6 ambarında toplam 1232 m3’lük donmuş deposu vardır ve bu depolar -25/-40 oC’ler arasında kullanılabilecek soğutma tertibatlarına sahiptir (Tezel, 1957). Hayvancılığın temel geçim kaynağı olduğu doğu illerinde daha çok olmak üzere ülkemizde yaygın bir dağılım gösteren EBK mezbaha ve kombinaları tam teşekküllü soğuk depolar ile birlikte kurulmuştur. Bu mezbahalarda/ kambinalarda kesilen etler ve üretilen ürünler yine soğutmalı araçlarla EBK satış noktalarına taşınmış, buralardan tüketicilere ve toptancılara ulaştırılmıştır. 1528 sayılı Belediye Kanunu (Anon., 1930) gereğince neredeyse her beldede kurulan, sadece günlük kesim yaparak etleri kasaplara sevkeden belde mezbahaları soğuk depo kurma ve işletme konusunda EBK tesisleri gibi ciddiyetle çalışmamışlardır. Ancak büyük şehirlerde ve bu konuda hassasiyet gösteren yöneticilerin bulunduğu il, ilçe ve beldelerde mezbaha soğuk depoları sağlıklı bir şekilde çalıştırılarak et kalitesi korunmaya çalışılmıştır. Etlerin soğuk muhafazasında 1982 yılında yürürlüğe giren 2678 sayılı kanuna dayanılarak çıkartılan “Özel ve Resmi Kombinalar Kuruluş ve İşleyişini Gösterir Yönetmelik” (Anon., 1982) önemli bir dönüm noktasıdır. Bu yönetmelik ile özel sektöre mezbaha kurma ve işletme yetkisi verilmiş, kurulacak mezbaha ve kombinalara soğuk depo kurma zorunluluğu getirilmiştir. Soğuk depolarda 1 m2 alanda 100 kg küçükbaş, 200 kg büyükbaş eti depolanabileceği, etlerin birbirine değmeyecek şekilde asılması gerektiği belirtilmiştir. Bu uygulamalar ülkemizde ortalama bir hafta olan taze etlerin dayanma süresini 15-20 günlere kadar yükseltmiştir. Günümüzde çok az sayıdaki EBK ve belediye kombinası/mezbahası ile et piyasasının neredeyse %90-95’ini oluşturan özel sektör kuruluşlarında soğuk depoculuk en üst seviyede yapılmaktadır. Etler kesim ücreti karşılığında üç gün boyunca tesis soğuk deposunda kalabileceği gibi kesimi müteakip en az bir gün soğutularak yine soğutmalı araçlarla satış noktalarına

ulaştırılmaktadır. Böylece beslenme açısından son derece önemli bir gıda kalitesinde herhangi bir kayıp oluşmadan tüketicilerle buluşturulmaktadır. KAYNAKLAR

• Anonim, 1929. Akşam Gazetesi, Bağırsak tekeli ve nakliye, soğuk hava işleri. 28 Mayıs 1929 No 3814, 2. sahife) • Anonim, 1930. Belediye Kanunu. 14.04.1920 tarih ve 1471 sayılı Resmi Gazete, Ankara. • Anonim, 1955. Ankara Et Kombinası Açılış Töreni Protokol Konuşmaları. Balık ve Balıkçılık 3(10-12), s.7-9 EBK Yayınları, İstanbul. • Anonim, 1956. Konya Et Kombinası açılış töreni protokol konuşmaları. Balık ve Balıkçılık 4 (2), s.9-10, EBK Yayınları • Anonim, 1982. Özel ve Resmi Kombinalar Kuruluş ve İşleyişini Gösterir Yönetmelik. 12.12.1982 tarih ve 17895 sayılı Resmi Gazete, Ankara. • Cengizkan, A. 2010. Türkiye İçin Modern ve Planlı Bir Başkent Kurmalı; Ankara 1920-1950. www. goethe.de/in/tr/ank/prj/urs/geb/sta/ trindex.htm Erişim tarihi 31.03.2016 • Erbin, İ.E. 1952. Frigorifik Endüstrisi ve Gıda Maddelerinin Soğukla Muhafaza Tekniği. s. 14-20, Kurtuluş Basımevi, İstanbul. • Gökçe, R. 1998. Mezbaha tarihçemize genel bir bakış. Bornova Vet. Kontrol ve Araşt. Enst. Müd. Derg. 23(37): 129-134, İzmir. • Irmak, H. 2013. Günümüze uykulukçuları miras bırakan tesis:Sütlüce Mezbahası (Sanayi tarihi). Global Sanayici, 05.04.2013, İstanbul. • Kılıç, N. 1956. Soğuk muhafaza ve tekamülü. Balık ve Balıkçılık. 4(6-7), s.25-28. EBK Yayınları, İstanbul. • Onat, S. 1954. Balık ve Balıkçılık Balık Servetinin Kıymetlendirilmesi Yolunda Soğuk Hava Depolarımız. Balık ve Balıkçılık, 2(4), s.5-8. EBK Yayınları, İstanbul. • Tezel, R.1955. Beşiktaş soğuk deposunda bir gün. Balık ve Balıkçılık 3 (10-12), s. 14-17. EBK Yayınları, İstanbul. • Tezel, R.1957. Kar frigorifik gemisini ziyaret. Balık ve Balıkçılık 5 (12), s. 5-9. EBK Yayınları, İstanbul • Uçar, A ve Gökmen F. 2010. 52’den Günümüze EBK. EBK Değerlendirme Raporu. 69 sayfa, Ankara.


HABER

Vergisini Düzenli Ödeyene Yüzde 5 İndirim Örnek vatandaşlara mükâfat geliyor. Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre; vergisini düzenli ödeyen vatandaşlar, yüzde 5 oranında vergi indiriminden yararlanacak.

V

ergisini düzenli ödeyenlere vergi indirim yapılacak. Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ilk 4 maddesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. “Vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi” başlığıyla yeniden düzenlenen kanun teklifine göre; ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösterenler hariç olmak üzere kurumlar vergisi mükelleflerinden, belirlenen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin yüzde 5’i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilecek.

1 Milyon liradan fazla indirim olamayacak Hesaplanan vergi indirim tutarı, her hal ve takdirde 1 milyon liradan fazla olamayacak. İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden

mahsup edilebilecek. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarlar ret ve iade edilmeyecek. Gelir vergisi mükelleflerinin yararlanacağı indirim tutarı ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle beyan edilen kazançların toplam gelir vergisi matrahı içerisindeki oranı dikkate alınmak suretiyle hesaplanan gelir vergisi esas alınarak, tespit edilecek.

Borcu bin lirayı geçene indirim yok İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dahil) 1000 liranın üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması şartı aranacak. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile önceki dört takvim yılında Vergi Usul Kanunu’nun “Kaçakçılık suçları ve cezaları” başlığı altındaki sayılan fiilleri işlediği tespit edilenler, bu madde hükümlerinden yararlanamayacak. Bakanlar Kurulu, indirim oranını ve bir milyon liralık tutarı iki katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, kanuni oran ve tutarına getirmeye yetkili olacak. Vergisini düzenli ödeyen mükellefe indirim öngören yasa 9 Martta Resmi Gazete’de yayımlandı. Yasa 1 Nisan 2018 yılı itibariyle hayata geçecek.

Yabancıya dövizle konut satışına KDV istisnası Gelirler Vergisi Kanunu’nda yapılan yeni düzenleme, damga vergisine tabi kağıtlar arasında yer alan inşaat sektörüne ilişkin farklı sözleşme türlerinde oranların farklılaştırılmasına ve kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının desteklediği sosyal sorumluluk kapsamındaki projelerin başlangıç maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla desteği sağlayanlar ile proje yürütücüleri arasında düzenlenen kağıtların damga vergisinden istisna tutulmasına imkan veriliyor. Bakanlar Kurulu tapu harcı oranını, gayrimenkullerin türleri, gayrimenkul sertifikası karşılığı edinimi, sınıfları, büyüklükleri, bulunduğu yer ve vergi değerleri itibarıyla birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere, bir katına kadar artırmaya, onda birine kadar indirmeye yetkili olacak. İnşa edilen iş yeri ve konutların, satış bedelinin yurt dışından getirilecek döviz olarak ödenmesi şartıyla, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kanuni ve iş merkezi Türkiye’de olmayan ve bir iş yeri ya da daimi temsilci vasıtasıyla Türkiye’de kazanç elde etmeyen kurumlara ilk satışı, KDV’den istisna olacak.

ETBİR I KIRMIZI 29


HABER

Dünya yem üretimi 1

milyar tonu aştı

141 ülkede 30 binin üzerinde yem fabrikasını kapsayan 2017 Alltech Küresel Yem Araştırması’na göre Dünyada faal yem fabrikası sayısında %7 düşüş olmasına rağmen, global yem üretimi geçen yıla oranla %3,7 artarak ilk kez 1 milyar ton rakamını geçti. Rapora göre en fazla üretim yapan ülkeler ise ABD ve Çin. Türkiye et yemi ve balık yemi üretiminde artış kaydeden ülkeler arasında yer aldı.

2

017 Alltech Global Yem Araştırması’na göre dünya yem üretimi 2016 yılında 1 milyar metrik tonu aştı. Geçen yıla göre %3,7 oranında gerçekleşen bu artış, araştırmanın 2012’de başlamasından bu yana yem şirketi sayısındaki %7 azalışa rağmen, pazarda % 19’luk büyüme olduğunu ortaya koydu. Her yıl gerçekleştirilen araştırmanın altıncısı, şimdiye kadarki en kapsamlı araştırma olup, 141 ülkeden 30.000’den fazla yem şirketini kapsıyor. Sonuçlar, ABD ve Çin’in en yüksek üretime sahip iki ülke olduğunu ve toplam hayvan yeminin üçte birini ürettiğini gösteriyor. Bu oranın büyük kısmını sığır, domuz ve balık yemi sektörleri oluşturuyor.

çıktılarına göre sıralanan 30 ülkenin, dünyadaki yem şirketlerinin % 82’sine ev sahipliği yaptığını ve dünya toplam yem üretiminin % 86’sını sağladığını ortaya koydu. 2016’nın yem üreten ülkelerin ilk 10’ununda üretim miktarlarına göre Çin, ABD, Brezilya, Meksika, İspanya, Hindistan, Rusya, Almanya, Japonya ve Fransa yer alıyor. Bu ülkeler dünyadaki yem şirketlerinin %56’sına sahip ve toplam üretimin %60’ını gerçekleştiriyorlar.

2017 Alltech Global Yem Araştırması Bölgesel Sonuçları Avrupa: Yıllar içinde ilk kez Avrupa Birliği, yem tonajında büyüme gösterdi. Bölge 2016 yılındaki üretimi 31,9 milyon ton olan İspanya liderliğinde % 8 oranında büyüdü. Üretim düşüşü Almanya, Fransa, Türkiye ve Hollanda’dan geldi. Asya: Çin, 187,20 milyon metrik tonla en yüksek yem üretilen ülke olarak kalırken, Asya bölgesindeki büyüme Vietnam,

2017 Alltech Global Yem Araştırması’ndan önemli notlar: • Kanatlı endüstrisi, geçen seneye göre küçük bir düşüşle toplam global yem üretiminin %44’ünü oluşturuyor. Raporda bu düşüşün; kuş gribi, endüstri konsolidasyonu ve daha etkin yem dönüşümünden kaynaklanabileceği ifade ediliyor.

İlk 10 ülke üretimin yüzde 60’ını karşılıyor

• Global süt yemi üretimi sabit kalırken, ABD ve Hindistan sırasıyla %12 ve %14 artışla en iyi iki üretici olarak yerlerini sağlamlaştırdı. Avrupa ise düşüş yaşadı.

Alltech İş Geliştirme Sorumlusu ve Kurumsal Hesaplar Başkan Yardımcı Aidan Connolly, raporun açıklanmasının ardından konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “2016 yılı, yem endüstrinin artan etkinliğini ve gelişimini açıkça ortaya koymuştur. Toplam yem üretiminin ilk kez 1 milyar tonu aşmasının yanı sıra, bunun daha az tesisle sağlanması, yüksek etkinlik ve düşük çevresel ayak izi anlamına gelmektedir.” Alltech Global Yem Araştırması, yerel yem derneklerinin desteğiyle Alltech’in global satış ekibi tarafından toplanan bilgiler yoluyla yem üretimi bileşimlerinin ve fiyatlarının değerlendirilmesiyle hazırlandı. Bu yılki araştırma, üretim

• ABD, et endüstrisinde en üst seviyesini korudu ve geçtiğimiz yıla oranla yem üretimini %10 arttırdı. Çin, İspanya, Türkiye ve Meksika da et yemi üretimini arttırdı.

30 ETBİR I KIRMIZI

• Balık yemi üretimi, 2016’da %12 oranında bir kazançla yıldan yıla gelişimine devam etti. Türkiye, Almanya, İngiltere ve Fransa’daki üretim artışı, Avrupa bölgesinde güçlü bir performansa neden oldu. Afrika üretimini neredeyse 1 milyon ton arttırdı, Asya ise hacmini korudu. Balık yemi üretimindeki artış, kültür balıklarının tüketimi ile doğru orantılı olarak gerçekleşti. • 2016 araştırması daha önceki yıllara kıyasla evcil hayvan sektörü ile ilgili daha fazla veri toplamayı başardı ve pazarın boyutu ve ölçeği hakkında daha fazla bilgi edinildi. ABD bir numara olurken Avrupa ve Asya da büyüme gösterdi. Fransa’da 1 milyon ton artış görüldü ancak bu artışın üretim artışından ziyade daha sağlıklı veri toplamadan kaynaklanmış olduğu tahmin ediliyor. İngiltere, İspanya, Almanya, Macaristan, Endonezya ve Çin’de de büyüme görüldü.


Yem Kontrolünde AB’ye Uyduk! Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı AB’ye uyum mevzuatı kapsamında “Yemlerin Resmî Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metotlarına Dair Yönetmelik”i yeniden düzenledi. Yem kontrolünde tüm süreçlerin AB’ye uyumlu olarak gerçekleştirilmesi için gerekli tüm düzenlemelere, yeni yönetmelikte yer verildi.

G Pakistan, Hindistan ve Japonya’dan geldi. Özellikle Vietnam, geçtiğimiz yıla oranla özellikle domuz ve broyler yemi üretimindeki artış ile %21 büyüdü ve ilk kez, ilk 15 ülke listesine girdi. Asya, dünya genelinde hayvan yetiştiriciliği için en pahalı lokasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Japonya’daki yem fiyatları dünyanın en yükseği ve Çin’deki fiyatlar ise en büyük 10 üretici ülkenin çoğunun iki katı. Kuzey Amerika: Kuzey Amerika yem üretimi, nispeten sabit kalmaya devam etti. Ancak bölge, sığır, hindi, evcil hayvan ve at yemi üretiminde diğer bölgelere liderlik etmeye devam ediyor. Afrika: Bölgedeki ülkelerin yarısından fazlasının büyüme gösterdiği Afrika, beşinci yılda en yüksek bölgesel büyüme performansını gösterdi. Nijerya, Cezayir, Tunus, Kenya ve Zambiya % 30’un üstündeki oran ile kayda değer bir büyüme gösterdi. Bölge genelde yem açısından geride kalmasına rağmen, gelişme fırsatı devam ediyor. Latin Amerika: Brezilya yem üretiminde lider olmaya devam ederken, Latin Amerika’nın toplam yem üretiminin % 20’sini sağlayan ancak hala Brezilya’nın neredeyse yarısı kadar üretimi olan Meksika tonajda en büyük büyümeyi gösterdi. Genel olarak, Latin Amerika yem fiyatlarını stabil tutsa da Brezilya bu yıl yem fiyatlarını arttırdı. ABD ile kıyaslandığında Brezilya yem fiyatları domuzlarda %20, yumurta ve besi hayvanlarında ise %40 daha yüksek. Global bir bakış açısı ile yem endüstrisinin değeri 460 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir.

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan“Yemlerin Resmî Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metotlarına Dair Yönetmelik” 21 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik yürürlüğe girdi. Avrupa Birliği uyum mevzuatı kapsamında hazırlanan yeni yönetmeliğin yayınlanmasıyla birlikte aynı konuda 2011 yılında yayınlanan 28155 Sayılı yönetmelik yürürlükten kaldırıldı. Yönetmelik, 27 Ocak 2009 tarihli ve (AT) 152/2009 sayılı “Yemin Resmî Kontrolü İçin Numune Alma ve Analiz Metotları hakkında Komisyon Tüzüğü” dikkate alınarak hazırlandı.

Yem kontrol süreçleri yenilendi Yönetmeliğin kapsamında; yemlerin resmî kontrolünde yemin bileşiminin, katkı maddelerinin ve istenmeyen maddelerin tespiti için numune alma metotları, numunelerin analiz için hazırlanması, analizlerde kullanılacak reaktifler ve aparatlar ile analiz metotlarının uygulanması ve sonuçların ifadesine ilişkin maddeler yer alıyor. Ayrıca yem maddeleri ve karma yemlerin bileşimlerinin, yemlerde kullanımına izin verilen yem katkı maddelerinin düzeylerinin ve yemlerde istenmeyen maddelerin kontrolüne yönelik analiz metotları ile yemlerdeki hayvansal bileşenlerin tespitine yönelik analiz metotları da yönetmelikte düzenleniyor. Kanatlı karma yemlerinde enerji değerinin hesaplanmasına ve yemlerde kullanımı yasaklanan yem katkı maddelerinin kontrolüne yönelik analiz metotları, numunelerin analiz için hazırlanması, sonuçların açıklanması ile ilgili hususlar da yönetmelik ile belirleniyor.

Numune alımı detayları yönetmelikte Kabul edilen yönetmelikte numune alma metotları da ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Yemin resmî kontrolü amacıyla GDO, katkı maddeleri ve istenmeyen maddeler de dahil olmak üzere yemin bileşiminin tespiti için alınacak numuneler yönetmelik ekinde yer alan metotlar uygulanarak alınacak. Yönetmelikte belirlenen metotlara göre alınan ve laboratuvara gönderilen numunelerin analiz için hazırlanması, analizlerde kullanılacak reaktifler ve aparatlar ile analiz metotlarının uygulanması ve sonuçların ifadesi de yine yönetmelik ekinde yer alan kurallara göre yapılacak.

Analiz metotlarına yeni düzenleme Yem maddeleri ve karma yemlerin bileşimlerinin, yemlerde kullanımına izin verilen yem katkı maddelerinin düzeylerinin, yemlerde istenmeyen maddelerin kontrolü, yemlerdeki hayvansal bileşenlerin tespiti, kanatlı karma yemlerinde enerji değerinin hesaplanması, yemlerde kullanımı yasaklanan katkı maddelerinin kontrolü yönetmelikte belirtilen analiz metotlarına göre yapılacak. Bu metotlar, 29 Aralık 2011 tarihli ve 28157 üçüncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Gıda Kontrol Laboratuvarlarının Kuruluş, Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esaslarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik” kapsamında uygulanacak.

ETBİR ET BİR I KIRMIZI 31


MARKA YOLCULUĞU

KasapDöner Dönerin Global Markası Olmaya Hazırlanıyor

KasapDöner hamburger çocuklarına döner yedirmeye geldi, şube açtığı şehirlerde KasapDöner yemeyen, tatmayan kalmadı. Kısa zamanda markalaşma sürecini tamamlayan KasapDöner, şimdi de dönerin global markası olmak için kolları sıvadı. Amerika New York’ta şube açmaya hazırlanan KasapDöner yurtiçinde de franchise ile büyümeye devam edecek.

K

asapDöner, ilginç sloganları, dikkat çeken reklamları, konsept şubeleri ile biranda hayatımıza girdi. “Hamburger çocuklarına yedirmeye geliyoruz” sloganıyla hızlı bir büyüme kaydeden KasapDöner, tüm hamburger çocuklarına döner yedirmeye kararlı, yoluna devam ediyor. İlk şubesi 2010 yılında Üsküdar’da açılan KasapDöner’in bugün Türkiye’de ve yurtdışında toplam 47 şubesi bulunuyor. 2016 yılında 3.6 milyon kişiye 350 ton döner yediren KasapDöner’in hedefi, dönerin global markası olmak. Önümüzdeki dönemde yurtiçinde Anadolu’ya

32 ETBİR I KIRMIZI

yayılmayı, yurtdışında ise hamburgerin anavatanı Amerika’ya gitmeyi planlayan KasapDöner’in yeni hedeflerini, izleyeceği stratejiyi, sosyal sorumluluk projelerini Global Restoran Yatırımları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Sarıtaş ile konuştuk. Sarıtaş Et firmasını kısaca bize tanıtır mısınız? Sarıtaş Et, 1946 yılında İstanbul’da küçük bir dükkan ile kasaplığa başladı. En büyük ilkemiz de ‘kendi yemeyeceğimiz eti kimseye yedirmeyiz’ oldu. Sarıtaş’ın kurucusu Ahmet Sarıtaş özenle

hazırladığı etlerin, her zaman lezzetli, sağlıklı, doğal ve helal olmasını istedi. Ahmet Sarıtaş’ın ufak bir dükkanla başladığı Sarıtaş Et, bugün Sarıtaş’ın 3. Kuşağı ile Bulgurlu, Göztepe, Üsküdar, Acıbadem, Suadiye, Paşabahçe ve Yeni Sahra olmak üzere 7 şubesi ile en güzel etleri misafirlerine sunmaya devam ediyor. Global Restoran Yatırımları A.Ş’yi bize kısaca tanıtır mısınız? Global Restoran Yatırımları A.Ş, geleneksel et ve tavuk lezzetlerimizi tüketicilerimize nitelikli restoranlarda


sunmak amacı ile 2011 yılında kuruldu. KasapDöner markası ile sadece bifteklik etten ürettiği dönerini, İkiSatır markası ile köfte ve ızgara çeşitlerini, KöylüGüzeli markası ile de özel soslu piliç ürünlerini tüketicilerin beğenisine sunan Global’in ana stratejisi uluslararası zincirlerin tekelinde olan perakende gıdada hem Türkiye’de hem de dünyada söz sahibi olmak üzerine kurulu. Tüm Global restoranlarında Sarıtaş Et’in Afyon’da bulunan tesislerinde İslami usüllere uygun olarak kesilen helal sertifikalı etler kullanılarak herhangi bir katkı maddesi içermeksizin sade marinasyonlarla üretilen ürünler kullanılıyor. 2013 yılı ile birlikte franchise vermeye de başlayan Global Restoran Yatırımları AŞ, bugün 14’ü merkeze ait olmak üzere 47 restoran ile hizmet veriyor. KasapDöner, sıradan bir dönercinin aksine tüketicide güçlü bir marka algısı yarattı. Markalaşma sürecinde başarınızın anahtarı ne oldu? Arkamızda 70 yıllık Sarıtaş Et tecrübesinin güvenini hissederek hareket ediyoruz. Bu birikim, bize hem büyük bir güven veriyor, hem de işimizle ilgili ar-ge çalışmalarında yol gösteriyor. Ayrıca gerek KasapDöner olarak, gerekse de tüm Global Restoran Yatırımları A.Ş. firması olarak sadece bildiğimiz işle, et ve dönerle uğraşıyoruz. Ayrıca böyle büyük bir tecrübe birikiminin üstünde duran bir firma olarak yine tecrübeli ve işi bilen insanlarla çalışıyoruz. Türkiye’nin en başarılı ve en sıradışı döner markası olan KasapDöner’in başarısının ardında bu ilkelerimiz bulunuyor. KasapDöner, “Hamburger çocuklarına yedirmeye geliyoruz” gibi ilginç sloganlar üretiyor. Çocuklara hamburgeri gerçekten unutturabildiniz mi? Döneri hamburgerin sağlıklı ve yerli alternatifi olarak görüyoruz. Yerli, çünkü döner yıllardır 7’den 70’e hitap edebilen milli yiyeceğimiz ve tüm dünyada da Türk yiyeceği olarak tanınıyor ve seviliyor. Sağlıklı, çünkü hem dönerde hem de beraberinde yediğiniz ürünlerde katkı maddesi ve koruyucu yok. Kırmızı et yüksek oranda protein içeriyor ve hem sağlıklı hem de hızlı bir şekilde beslenmeye olanak sağlıyor. Yanında sunduğumuz geleneksel tandır lavaşı

ve pidesi şeker içermiyor. Dönerimiz sadece bifteklik etten yapılıyor, içinde kıyma bulunmuyor. Hamburger köftesi ve yanındaki ürünler ise bu olumlu özelliklere sahip değiller. Bu nedenle bilinçli anne babalar artık yavaş yavaş klasik fast food’dan dönere kaymaya başladı. Yeni yetişen gençlerimiz de döneri, özellikle de KasapDöner’i tercih ediyor. Bunu şubelerimizde gözlemleyebiliyoruz. Kaç tane KasapDöner şubesi var, bu şubeler nerelerde? İstanbul, İzmir, Konya, Adana, Azerbaycan-Bakü, KKTC-Girne ve Lefkoşa, Irak-Erbil olmak üzere 47 şubemiz var. Hayat Sende Derneği ile gerçekleştirdiğiniz projeden bahseder misiniz? Neler yapıyorsunuz? Gelecekte de böyle projelerde olacak mısınız? KasapDöner olarak, Hayat Sende Derneği ile başlattığımız işbirliği ile masa üstü servislerimizde “Koruyucu Ailelik” hakkında bilgi vererek uygulamayı teşvik ediyoruz. Koruma altındaki çocukların bu sürede ve korumadan çıktıktan sonraki süreçte yaşam kalitesini arttırmak, hayata hazırlamak ve toplumla uyumlu, sağlıklı bireyler olmalarını sağlamak için çalışan Hayat Sende Derneği ile biraraya geldik. Bu proje ile farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Bu konuda neler yapabileceğimizi araştırırken derneğimizin de yönlendirmeleri ile aslında çocukların en önemli ihtiyacının sevgi olduğunu farkettik. Bunun da ancak aile ortamında hak ettikleri sevgiyi alarak çözümlenebildiğini gördük. Koruyucu aile uygulamasının çok fazla bilinmediği, bunun daha

çok insana anlatılıp özendirilmesi gereğinden yola çıkarak misafirlerimiz ile iletişimimizi sağlayan servis kağıtları ile bu konuda bilgilendirme yapmaya karar verdik. Uygulamanın hem koruma altındaki çocuklarımıza yeni koruyucu aileler bulma yolunda, hem de farkındalık yaratma noktasında başarılı olmasını umuyoruz. Hatta proje sonrası bir çocuğumuzun yeni ailesine kavuştuğunu büyük bir mutlulukla belirtmek isterim. Hayat Sende Derneği ile olan çalışmalarımız devam edecek. Yakın gelecekte dernek vasıtasıyla istihdam yaratıcı projeler de geliştirmeyi hedefliyoruz. Gelecek dönemde KasapDöner konseptinde değişiklik yapmayı ya da yeni bir konsept, yeni bir marka yaratmayı planlıyor musunuz? Global Restoran Yatırımları’nın ana işi KasapDöner ve öyle kalmaya devam edecek, ama düşündüğümüz iki yeni konseptimiz mevcut. Bunun dışında KasapDöner konseptinin menü içeriğinde birtakım değişiklikler yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Hamburger çocuklarına 2016 yılında ne kadar döner yedirdiniz? 2016 yılında tüm şubelerimizde toplam 350 ton döner tükettik ve 3.6 milyon kişiye hizmet verdik. Hedeflerinizin hem marka bilinirliği hem de cirosal anlamda ne kadarını gerçekleştirdiniz? Biz ürün olarak dönere çok inanıyoruz, markamıza da çok değer veriyor ve güveniyoruz. Döner ise yıldız bir ürün ve bizim amacımız bu yıldızı daha da yukarıya çıkarmak. Markamıza bakışımız da aynı. Hem şube sayısı hem de ciro olarak Türkiye’de daha gideceğimiz

ETBİR I KIRMIZI 33


MARKA YOLCULUĞU olarak bulunacağız. Doğru zamanda, en iyi yerden başlayarak sağlam bir giriş yapmayı hedefliyoruz. Çünkü Amerika’da doğru kurulan bir gıda zincirinin ancak dünyanın geri kalanında şansı olacağına inanıyoruz. 2017’de Azerbaycan’da iki yeni şubemiz dışında şuan için planlanmış bir açılışımız bulunmuyor. Diğer ülkelerde daha önce belirttiğimiz şartlara uyan yatırımlar olursa bunlara onay verebiliriz. Şubelerinizi franchise olarak mı açılıyor? Kendiniz mi açıyorsunuz?

çok yol var. Hedeflerimizde biraz daha ilerlediğimizde yurtdışı açılımını da gerçekleştireceğiz. Döner dünyada hamburger kadar tanınan ve çok tercih edilen bir yiyecek, buna rağmen zincirleşmeyi başarmış bir marka yok. Bizim nihai hedefimiz dönerin global markası olmak. Yurtdışına ne zaman açıldınız? Nerelerde kaç şubeyle bulunuyorsunuz? Nerelerde olmayı hedefliyorsunuz? Yurtdışına ilk olarak 2015 yılında Kıbrıs Lefkoşa ile açıldık. Ardından Azerbaycan Bakü, Kıbrıs’ta Girne ve Irak’ta Erbil ile devam ettik. Şuan KasapDöner markası olarak 4 şube ile yurtdışında bulunuyoruz. 2017 ve sonrasında yurtdışında büyüme planınız nedir? Hangi ülkelerde, kaç şubeyle, nasıl yayılacaksınız(bayilik, franchise, kendiniz vs)? Bizim şubeleşme politikamız her zaman aynı. Dünyanın önemli ve büyük metropollerinde işlek cadde ve seçkin AVM’lerde olmak istiyoruz. Ancak ülkemizde henüz tüm şehirlere yayılmamışken yurtdışı için özel bir çaba sarfetmiyoruz. Sadece yurtdışında olmak adına dış şube açmaya sıcak bakmıyoruz. Israrlı bir girişimci, stratejik olarak doğru bulduğumuz bir ülkede şube açmak istiyor ve markamızı yurtdışında doğru temsil edecek bir profil çiziyorsa yurtdışı şubeye onay veriyoruz. Uzun bir süredir üzerinde çalıştığımız Amerika’yı ise ayrı tutuyoruz, çünkü orada merkez

34 ETBİR I KIRMIZI

KasapDöner şubelerinin 3’de 1’i merkez şubeler. Hedefimiz franchise ile büyümek. Ama lokasyonunu uygun gördüğümüz yerlerde merkeze bağlı şubeler de açıyoruz. KasapDöner için franchise şartlarınız nelerdir? Franchise verirken en önemli kriterimiz tabii ki franchise alan kişinin markamızı iyi temsil edip edemeyeceği. Bunun dışında açılacak lokasyonun özellikleri çok belirleyici oluyor. Firma olarak marka caddeler ve seçkin AVM’lerde

olmayı tercih ediyoruz. Çok merkezi ve özel yerlerde daha küçük alanlar da değerlendirilmekle birlikte genel olarak 100 metrekareden küçük lokasyonları çok tercih etmiyoruz. Mağazalarımızda 150.000 TL/ay ve üzeri ciro, 18-24 ay arası da yatırım geri dönüşü hedefliyor, bu kriterleri sağlayacağına inandığımız yerlere onay veriyoruz. KasapDöner özelinde 2017 hedefleriniz nelerdir? 2017 ile ilgili temel iki hedefimiz; Anadolu’da yaygınlaşmak ve kadın girişimci ile kadın çalışan sayısını arttırmak. İstanbul’da oldukça yaygın olarak bulunabilen KasapDöner’i tüm Anadolu’ya tanıtmak ve yaygınlaştırmak istiyoruz. Bunun dışında firma olarak kadın istihdamına ve kadın girişimciliğine çok önem veriyoruz. 2016 yılında kadın girişimini desteklemek için franchise bedellerinde çok özel indirimler uyguladık. 2017 yılında da kadın girişimcilere özel çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. Ayrıca, her şubemizde bir kadın döner ustası ve bir kadın motor kurye istihdam etmekte 2017 hedeflerimiz arasında yer alıyor.


HABER

Et Taşımacılığında Temel İhtiyaç;

Hızlı Soğutma Eti sağlıklı taşımak, doğru soğutucu seçimini gerektiriyor. Soğutucu seçiminde ise risksiz, kayıpsız taşıma, düşük bakım gideri, yüksek hızda soğutma, hassas derece kontrolü, tümüyle elektrik teknolojisi gibi özellikler Carrier Transicold’u öne çıkarıyor.

U

ygun saklama ve taşıma koşulları sağlanmadığından ciddi sağlık problemlerine neden olabilecek bir ürün olan etin taşınmasında soğutucular büyük önem taşıyor. Etin şehirlerarası hatta uluslararası taşımacılığının yapıldığı günümüzde soğuk zincir nakliyesi ekipmanları üretiminde, teknolojik ilerlemelerin yanı sıra müşterilerin ihtiyaçlarının dikkate alındığı önemli gelişmeler yaşanıyor. Yaz ayları yaklaşırken soğuk zincirin önemi yeniden hatırlatmak üzere ASCO Soğutma Genel Müdürü Ünsal Angar’dan et taşımacılığına sundukları çözümler hakkında bilgi aldık. Hafif Ticari Araç Soğutucuları, Dizel Motorlu Kamyon Soğutucuları ve Treyler Soğutucuları olmak üzere üç ayrı kategoride üretim yapan Carrier Transicold’un Türkiye Distribütörü ASCO Soğutma Genel Müdürü Ünsal Angar, Kırmızı Dergi’ye yaptığı açıklamada et sektöründe faaliyet gösteren müşterilerin ihtiyaçlarına uygun çözümler ürettiklerini ifade etti. Angar ayrıca soğutucuların yanı sıra tüm bu ürünlerin görevlerini destekleyecek soğuk zincir aksesuarları, sıcaklık kaydediciler ve telematik sistemleri, müşterilerin hizmetine sunduklarını sözlerine ekledi.

İhtiyaca göre soğutucu Ünsal Angar, Carrier Transicold markasının çok uzun yıllardır ülkemizin et üreticisi firmalarının en çok tercih ettiği soğutucu markası olduğunu söyleyerek. “Ülkemizin kesimhane, depolama ve iklim şartları göz önüne alındığında kesilen etin sofralarımıza kadar soğuk zincirin kırılmadan taze ve sağlıklı bir biçimde sofralarımıza gelmesinde Carrier Transicold soğutucularının çok büyük katkısı vardır.

Yüksek soğutma kapasitesi ile kasa içinde hızlı derece düşürülmesini sağlayan ve hassas derece kontrolü ile et ve et ürünlerinde oluşabilecek olumsuzlukların önüne geçen Carrier Transicold Üniteler, zorlu iklim koşullarında ve parsiyel dağıtımda da müşterilerimizin ürünleri güvenle taşımasını sağlamaktadır”dedi. Etlerin sağlıklı koşullarda dağıtımın yapılması için kullanılacak soğutucunun da müşterinin yaptığı işe, satış pazarlama ağına uygun olması gerekiyor diyen Angar , “Supra ve Vector serisi cihazlarımızın yanı sıra minivan, panelvan, kamyonet ve kamyonlarda özellikle şehir içi dağıtımlar için Carrier Transicold Viento ve Xarios serisi cihazları müşterilerimize hizmet vermekteyiz. 4 m³’den 50 m³’e kadar kasa hacimlerini istenilen derecede muhafaza etmek mümkün olmaktadır. Bunlarla beraber yeni geliştirilen ve e-drive teknolojisi ile çalışan Pulsor adlı cihazımızı da pazara sunduk. Kamyon soğutucuları için Supra serisi cihazlar ise 15 m³ hacimden 90 m³ hacimlere kadar tüm kasalarda kullanılabiliyor. Dünyada ilk ve tek elektrik teknolojisi ile donatılmış treyler tipi soğutucu olan Vector serisi cihazlarımız ile de müşterilerimize hem yüksek kapasitede soğutma hem de düşük bakım ve yakıt imkânı sunmaktayız.” diyen Angar, Carrier Transicold’un hangi ürünü olursa olsun, hızlı soğutmanın garantileri altında olduğunu ifade etti.

Satış sonrası hizmet önemli

Farklı durumlar için üretilen soğutuculara örnekler veren Angar, müşterilerin soğutucu seçiminde risksiz, kayıpsız, düşük bakım gideri, yüksek hızda soğutma, hassas derece kontrolü, tümüyle elektrik teknolojisi gibi

özelliklerin etkili olduğuna dikkat çekti. Ayrıca et sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin, soğutucu konusunda tercih yaparken ürün aldıkları firmanın uzman kadrosunu, satış sonrası hizmet kalitesini, hesaplı ve yaygın yedek parça imkanını, referanslarını, 7/24 yol desteği imkânlarını da iyi incelemesi gerektiğine dikkat çekerek; Asco Soğutma olarak Carrier Transicold Müşterilerine daima en mükemmeli sunmaya devam edeceklerini ifade etti.

ETBİR I KIRMIZI 35


YÖNETMELİK - GIDA ETİKETLEME

Gıda Etiketleri Doğru, Açık ve Net Olacak AB mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlanan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği” ile gıda etiketlerindeki bilgilendirmelerin doğru, açık ve kolay anlaşılır olması sağlanacak. Etiketlerde verilen bilgiler yanıltıcı olamayacak. Bilgilendirmelerde ilgili gıdanın hastalıkları önleme, tedavi etme veya iyileştirme özelliğine sahip olduğuna dair ifadeler bulunmayacak.

G

ıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği” 26 Ocak 2017’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikte özellikle gıdaların etiketlenmesi başta olmak üzere, gıda hakkında bilgilendirme ile ilgili genel kuralları, gereklilikleri ve sorumlulukları belirleyen maddeler yer alıyor. Yönetmelik, yeni bilgilendirme gereklilikleri ile sonradan oluşabilecek gelişmelere karşılık verilebilmesi amacıyla yeterli esnekliğin sağlanması ihtiyacı dikkate alınarak, gıda hakkında

36 ETBİR I KIRMIZI

bilgilendirme usulleri ve tüketicinin bilgilenme hakkının garanti altına alınmasını sağlayacak tedbirleri ortaya koyuyor. 2017 itibariyle yürürlüğe giren yönetmelik, Tüketicilerin Gıdalar Hakkında Bilgilendirilmesine İlişkin 25 Ekim 2011 tarihli ve (AT) 1169/2011 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü dikkate alınarak Avrupa Birliği mevzuatına uyum çerçevesinde hazırlandı.

Gıdanın “son tüketim tarihi” yeniden tanımlanıyor Gıda zincirinin tüm aşamalarında, gıda işletmecilerine uygulanacak yönetmelik,

toplu tüketim yerleri tarafından sunulan gıdalar dâhil olmak üzere son tüketiciye sunulması amaçlanan tüm gıdaları ve gıda işletmecileri arasında arz edilen gıdaları kapsıyor. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanılarak hazırlanan yönetmelik, halen yürürlükteki mevzuattaki tanımlara ek olarak, çok sayıda yeni tanım getiriyor. Gıdaların “son tüketim tarihi” yönetmeliğe göre mikrobiyolojik açıdan kolay bozulabilen ve bu nedenle insan sağlığı açısından kısa süre içerisinde tehlike oluşturması muhtemel olan gıdaların tüketilebileceği son tarih olacak.


Tüketici aradığı her bilgiyi etikette bulacak Kabul edilen yönetmelikte, gıda hakkında bilgilendirme mevzuatının gerektirdiği pek çok zorunlu bilgilendirme kuralı yeniden düzenleniyor. Buna göre; tüketici sağlığının korunması ve gıdanın güvenilir kullanımının sağlanması amacıyla özellikle belli tüketici gruplarının sağlığına zararlı olabilecek içerik, güvenli kullanım, muhafaza, dayanıklılık ve gıdanın zararlı veya tehlikeli içeriğine ilişkin sonuçları ve riskleri içeren sağlık etkisine dair bilgiler etiketlerde yer alacak. Özel beslenme

ihtiyaçları olanlar tüketicilerin bilinçli olarak seçim yapmasını sağlayacak besin öğelerine etiketlerde yer verilecek.

Gıda işletmecileri son tüketiciyi yanıltamayacak Son tüketici veya toplu tüketim yerlerine yönelik tüm gıdalarda, Yönetmeliğin gerektirdiği bilgilerin yer alması, temel gereklilik olacak. Doğru bilgilendirme için gıdanın başta doğası, kimliği, özellikleri, bileşimi, miktarı, dayanıklılığı, menşe ülkesi, imalat veya üretim metodu olmak üzere başlıca nitelikleri etiketlerde

Gıda hakkında etiketlerde yer alması zorunlu bilgiler Yönetmelikteki istisnalar saklı kalmak kaydıyla; P Gıdanın adı, P Alerjiye veya intoleransa neden olan belirli madde veya ürünler, P Belirli bileşenlerin veya bileşen gruplarının miktarı, P Gıdanın net miktarı, P Tavsiye edilen tüketim tarihi veya son tüketim tarihi, P Özel muhafaza ve/veya kullanım koşulları, P Gıda işletmecisinin adı veya ticari unvanı ve adresi, P İşletme kayıt numarası veya tanımlama işareti, P Menşe ülke, P Kullanım bilgisi olmadığında gıdanın uygun şekilde tüketimi mümkün değilse, gıdanın kullanım talimatı, P Hacmen %1,2’den fazla alkol içeren içeceklerde hacmen gerçek alkol derecesi, P Beslenme bildirimi yer alacak.

bulunacak. Gıda hakkında verilen bilgiler yanıltıcı biçimde olamayacak. Gıda hakkında bilgilendirmenin doğru, açık ve tüketici için kolay anlaşılır olması sağlanacak. Özel beslenme amaçlı hazır besinlerle alakalı, mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, hazır besinlerin bir hastalığı önleme, tedavi etme veya iyileştirme özelliğine sahip olduğuna yönelik bilgilendirme yapılamayacak. Bu tür özelliklere de atıfta bulunulmayacak. Söz konusu kurallar, hazır besinlerin reklamı, görünüşü veya ambalajı için de uygulanacak. Hazır besin hakkında bilgilendirmeden, hazır besinleri kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden hazır besin işletmecisi sorumlu olacak. İthal edilen hazır besin hakkında bilgilendirmeden ise ithalatçı sorumlu olacak. Hazır besin işletmecileri, sahip oldukları bilgiler çerçevesinde, yürürlükteki hazır besin hakkında bilgilendirme mevzuatına uygun olmayan hazır besinleri tedarik etmeyecek. İşletmeciler, faaliyetleri kapsamında, tüketiciyi yanıltacak veya bilinçli seçim yapma şansını azaltacak şekilde hazır besinlere ilişkin bilgilerde değişiklik yapamayacak.

Hazır ambalajlı olmayan gıdalar için bilgilendirme yapılacak Gıda işletmecileri, son tüketiciye yönelik olan veya toplu tüketim yerlerine arz edilecek olan hazır ambalajlı olmayan gıdalar ile ilgili olarak, gerektiğinde gıda hakkında zorunlu bilgilendirmenin son tüketiciye sunulmasını sağlamak amacıyla, gıdayı alan gıda işletmecisine gerekli bilgileri aktaracaklar. Gıda işletmecileri ilgili maddelerde belirtilen bilgilerin, hazır ambalajlı gıdaların piyasaya arz edildiği dış ambalaj üzerinde de yer almasını sağlayacaklar. Ancak bilgiler hazır ambalajlı gıdanın ambalajı veya etiketi üzerinde bulunuyorsa ve dış ambalajdan açık bir şekilde ve kolayca görülebiliyorsa, dış ambalajda tekrar belirtilmesine gerek olmayacak. Zorunlu bilgilendirme, hazır ambalajlı gıdalarda doğrudan ambalajın üzerinde veya bu ambalaja ayrılmayacak şekilde yapıştırılmış veya iliştirilmiş bir etiket üzerinde bulunacak. Zorunlu

ETBİR I KIRMIZI 37


YÖNETMELİK - GIDA ETİKETLEME adının aynı olması veya gıdanın adının, bileşenin doğasını açıkça tanımlaması durumunda tek bir bileşenden oluşan gıdalarda, bileşenler listesinin bulunması gerekmeyecek.

Gıdalara “Tavsiye edilen tüketim tarihi” geliyor

bilgilendirme Türkçe olarak yapılacak. Ancak bilgilendirme Türkçe’ye ilave olarak diğer ülkelerin resmi dillerinde de yapılabilecek. Eğer satılan gıda hazır ambalajlı değilse, gıdanın satışı sırasında, gerekli bilgiler satın alan kişinin görebileceği yerlerde bulundurulacak veya gıda ile birlikte satın alan kişiye sunulacak. Uzaktan iletişim araçlarıyla satışa arz edilen hazır besinlerde zorunlu bilgilerin tümü teslimat sırasında sunulacak.

Gıdanın bileşenleri ambalajın üzerinde yer alacak Bileşenler listesi, “bileşenler” veya “içindekiler” başlığıyla ya da bu kelimeleri içeren uygun bir başlıkla verilecek. Gıdanın bütün bileşenleri, üretim sırasında kullanıldıkları miktara

38 ETBİR I KIRMIZI

göre ağırlıkça azalan sırayla listede yer alacak. Kalıntılar ‘bileşen’ olarak kabul edilmeyecek. Soyulmamış, doğranmamış veya benzeri bir işlemden geçirilmemiş, kök/ yumru olanlar da dâhil taze meyve ve sebzeler, tanımından karbonatlı olduğu anlaşılan karbonatlı sular, başka bir bileşen ilave edilmemiş olması koşulu ile sadece tek bir temel üründen elde edilen fermantasyon sirkeleri, üretimleri için elzem olan laktik ürünler, gıda enzimleri ve mikroorganizma kültürleri dışında bir bileşen ilave edilmemiş olan tereyağı, fermente süt ürünleri ve kremalar, taze peynirler ve eritme peynirleri hariç olmak üzere, üretimleri için elzem olan laktik ürünler, gıda enzimleri ve mikroorganizma kültürleri ve tuz dışında bir bileşen ilave edilmemiş olan peynirler, gıdanın adı ile bileşenin

Mikrobiyolojik açıdan kolay bozulabilen ve bu yüzden kısa bir süre sonra insan sağlığı açısından tehlike teşkil etmesi muhtemel olan gıdalarda son tüketim tarihi, diğer gıdalarda tavsiye edilen tüketim tarihi belirtilecek. Son tüketim tarihi geçmiş olan gıdalar, güvenilir olmayan gıda olarak kabul edilecek. Zorunlu beslenme bildiriminde; Enerji değeri, yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, şekerler, protein ve tuz miktarlarına ilişkin bilgiler olacak. Bunlara ilave olarak sadece ilgili gıda kodeksinde tanımlanan sürülebilir yağ/margarinler, yoğun yağlar, bitkisel yağlar ve bu yağları içeren gıdaların %2’den fazla trans yağ içermesi durumunda trans yağ miktarı bildirilecek. Zorunlu beslenme bildirimi içeriği; Tekli doymamış yağ, çoklu doymamış yağ, lif, polioller veya şeker alkol, nişasta, belirgin miktarda bulunan vitamin ve mineraller gibi besin öğelerinden birinin veya birkaçının miktarı ile desteklenebilecek. Enerji değeri ve besin öğesi miktarları, 100 g veya 100 mL üzerinden verilecek. Yönetmelikte belirtilen bazı hükümler uygulandığında ise aynı görüş alanında olmak kaydıyla bu bilgilere çok yakın bir yerde ‘Ortalama bir yetişkinin referans alım (RA) değeri (8400 kJ / 2000 kcal)’ ifadesine yer verilecek. İsteğe bağlı olarak ilgili Glutenin gıdadaki yokluğu veya azaltılmış varlığı hakkında tüketici bilgilendirilebilecek. Bilgilendirme de “Glutenin Gıdadaki Yokluğu veya Azaltılmış Varlığına İlişkin İzin Verilen İfadeler ve Bunların Koşulları” kullanılacak. Ayrıca bilgilere ilave olarak ‘gluten intoleransı olan bireyler için uygundur’ veya ‘çölyak hastaları için uygundur’ ifadeleri kullanılabilecek. Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren hazır besin işletmecileri, 31 Aralık 2019 tarihine kadar bu hükümlere uymak zorunda olacak. Söz konusu tarihten önce etiketlenen veya piyasaya arz edilen hazır besinler raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunabilecek.


HABER

Türkiye - Çekya Tarım İş Forumu Düzenlendi Türkiye ile Çekya arasında ticaret güçleniyor… Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Çekya ile tarımsal ticaretin geliştirebileceğini vurgularken; Çek mevkidaşı ise “Kapımız size açık” diyerek iki ülke arasındaki ticarete yeşil ışık yaktı.

T

ürkiye’den tarım için bir atak daha. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), 31 Ocak 2017de Akara’da Türkiye-Çekya Tarım İş Forumu’nu düzenledi. Forumda iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması ele alındı. Foruma Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile eski adı Çek Cumhuriyeti olan Çekya Tarım Bakanı Marian Jurecka, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı M. Ülkü Karakuş’un yanı sıra iki ülke tarım ve gıda sektörleri kamu, özel sektör ve STK temsilcileri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, forumda son derece verimli görüşmeler ve bağlantılar gerçekleştirileceğine inandığını söyledi.

Kazan-kazan ilkesi Milli Tarım Projesi ile 54,7 milyar dolar olan tarımsal hasılatı artıracaklarına dikkati çeken Çelik, Gürcistan, İran ve Ukrayna ile düzenlenen tarım iş forumlarını yaygınlaştırarak dış ticareti kazan-kazan ilkesi temelinde geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Bakan Çelik, Türkiye-Çekya Tarım Komitesi’nin 5. Dönem Toplantısı’nı gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Rusya ile yaşadığımız ve kısmen geride kalan süreç bize tarımsal ticarette piyasa çeşitlendirmesinin önemini gösterdi. Benzer bir tecrübeyi, AB üyesi olması hasebiyle Çekya’nın da yaşadığını biliyoruz. Bu nedenle önümüzdeki süreçte Gümrük Birliği’ni daha iyi

değerlendirerek tarımsal ticaretimizi geliştirebileceğimizi düşünüyorum. Çekya ile son yıllarda canlı hayvan ticaretimiz arttı. İhracatımızda ise işlenmiş gıda, yaş meyve-sebze, kuru meyve ve su ürünleri gibi kalemler öne çıkıyor. Her iki ülkeden çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren iş insanlarımız bugün bu çatı altında bir araya geldi. Bugün son derece verimli görüşmeler ve bağlantılar gerçekleştireceğinize eminim.”

“Kapılarımız size açık” Çekya Tarım Bakanı Marian Jureçka da Çekya’nın küçük ama ekonomi konusunda önemli bir ülke olduğunu belirtti. Arsa ve arazi işlenmesinde Çekya’nın çok önemli buluşları bulunduğuna işaret eden Jureçka, “Çekya, son 2 yılda özellikle büyükbaş hayvan ticareti konusunda Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye en fazla ihraç eden ülke oldu. Burada hayvancılık, tarımsal üretim, bitki koruma, kendi ürünlerini yem ve hayvan besleme konusunda sunan şirketler ve odun işleme gibi değişik konularda

faaliyette bulunan şirket temsilcileri var. En önemli konu başarılı olan ticaretimizin tekrarlanması ve yakın dostlukların kurulması. Kapılarımız size daima açık” diye konuştu.

“Hedef Çekya ile iş hacmini artırmak” Türkiye-Çekya İş Konseyi Başkanı Halil Kulluk da yaklaşık 2003’ten beri Çekya yörelerinde olduklarını belirterek, Çekya ile iş hacmini artırmak istediklerini vurguladı. DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ise DEİK çatısı altında 134 iş konseyi bulunduğunu ve bunlardan 127’sinin diğer ülkelerle temas halinde olduğunu belirterek, “Hemen her sektörde çalışmaya gayret ediyoruz. Sanayinin her dalı, bugün olduğu gibi tarım, çeşitli teknolojiler, savunma sanayi gibi aklınıza gelebilecek her alanda üyelerimiz var ve biz bu üyelerimizin ilgili ülkelerle temasını sağlamaya, dış ekonomik ilişkilerini geliştirmeye ve o ülkeler arasında ticaret ve yatırım hacmini artırmaya çalışıyoruz” dedi.

Türkiye-Çekya Ticaret Rakamları (Ekonomi Bakanlığı-2016 (Ocak-Kasım) • Toplam dış ticaret hacmi: 3.05 milyar ABD Doları • Türkiye’den Çekya’ya yapılan ihracat: 737 milyon ABD Doları • Başlıca ihracat kalemleri: Motorlu taşıtlar, karayolu taşıtları için aksam ve parçaları ve tekstil. • Türkiye’nin Çekya’dan yaptığı ithalat: 2.32 milyar ABD Doları • Başlıca ithalat kalemleri: Motorlu taşıtlar, karayolu taşıtları için aksam ve parçaları, otomatik bilgi işlem makineleri ve klima. • Dış Ticaret Dengesi: Çekya lehine 1.58 milyar ABD Doları

ETBİR I KIRMIZI 39


AR-GE

Kayseri Et ve Et Ürünleri

İhtisas OSB Kuruluyor Kayseri’de kent içinde kalan pastırmacılar ve besicileri bir araya toplayacak olan Kayseri Et ve Et Ürünleri İhtisas OSB, yakında hayata geçirilecek. 6 milyon metrekare arazi üzerine kurulacak modern OSB sayesinde 1 milyon hayvan yetiştirilecek. Dev projenin kente katkısı ise yılda 1 milyar lira…

Y

ılda 100 bin ton et üretimi sayesinde Türkiye’nin 2’inci büyük et üretim merkezi olan Kayseri’ye dev hizmet… Et ve Et Ürünleri İhtisas OSB için düğmeye basıldı. 6 milyon metrekare büyüklüğünde kamu arazisi üzerine kurulacak OSB sayesinde kent içindeki pastırma ve sucuk üreticileri bir araya toplanacak. Kentteki besicilerini de çatısı altına alacak Et ve Et Ürünleri İhtisas OSB’nin içinde 1 milyon baş hayvan yetiştirilecek. Kayseri Besi İhtisas OSB’nin temelini atan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, projesi büyükşehir belediyesince hazırlanan OSB için uygun alanın kamudan sağlandığını belirtti. OSB’nin altyapı hizmetlerinin ise belediye tarafından yerine getirileceği duyuran

40 ETBİR I KIRMIZI

Çelik, “Böylece kent içinde sıkışıp kalan pastırma üreticileri ve besiciler buraya taşınacak. Böylece entegre olmalarını sağlayacağız. Bu sayede hem yan sektörler gelişecek, hem de kente önemli miktarda kaynak akışı sağlanmış olacak” diye konuştu.

Daha Modern Üretim İçin Kayseri’ye yeni OSB’ler kazandıracak projeler geliştirdiklerini, bunlardan birinin de Besi ihtisas OSB’si olduğunu kaydeden Çelik, “Özellikle et ürünleri üretiminde Kayseri farklı bir konuma sahip. Amacımız hem pastırma ve sucuk üreticilerine daha modernize üretimin önünü açmak, hem de dağınık halde ve uygun olmayan koşullarda besicilik yapan

küçük ve orta ölçekli çok sayıda işletmeyi OSB çatısı altında bir araya getirerek, daha donanımlı ve daha düzenli çalışma ortamına kavuşmalarını sağlamak” dedi. Kayseri’de Türkiye’nin en önemli et işleme tesislerinin olmasına rağmen canlı hayvan üretiminin iyi olmadığının altını çizen Mustafa Çelik, sözlerine şöyle devam etti: “Sağlıklı et üretimi önemli. Hem besicilerin daha iyi ortamlarda üretim yapmalarını sağlamak, hem de canlı hayvan üretimini artırmak için ‘Besi Köyü’ yani Hayvancılık İhtisas OSB kurmayı planladık. Bu proje için konunun otoriteleri sayılan akademisyenlerin, yöneticilerin ve üreticilerin görüşlerini alarak, projeye son şeklini vereceğiz. Daha sonra da projeyi hayata geçireceğiz.”


1 Milyon Hayvan Yetiştirilecek Proje için Kayseri’nin Beydeğirmeni kesiminden 6 milyon metrekare büyüklüğünde bir kamu arazisi aldıklarını aktaran Çelik, “Et ve Et Ürünleri İhtisas OSB, kentin kuzeybatısında ve merkeze 32 km mesafedeki bu alan üzerinde oluşacak. Karpuzatan’da sıkışıp kalan pastırma ve sucuk üreticilerini buraya taşıyacağız. Ayrıca dağınık haldeki besiciler de burada biraraya gelecek. Söz konusu alanın 1 milyon metrekarelik bölümü ihtisas OSB için kullanılacak. Kalan bölümünde ise besicilerle pastırma ve sucuk imalathaneleri yer alacak.

Yapılan hesaplara göre burada 1 milyon baş hayvan üretilebilecek. Bu sayede hem yan sektörler gelişecek, hem de Kayseri’ye yılda 1 milyar liralık kaynak girecek” diye konuştu.

Türkiye’nin Et Merkezi Kayseri Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Ünlü ise hayvancılık sektörünün organize besicilik uygulamasının hayata geçirilmesiyle daha da gelişeceğine inandığını söyledi. Kayseri’nin Türkiye’nin 2’inci büyük et üretim merkezi olduğunu hatırlatan

Ünlü, “Kentte sadece sucuk ve pastırma üretimi için yılda 30 ila 35 bin büyükbaş hayvan kesiliyor. Eskiden pastırma ve sucuk yapımı için Doğu Anadolu’dan Kayseri’ye canlı hayvan gelirdi. Şimdi Kayseri’den Doğudaki illere et gidiyor. Kayseri’nin özellikle organize olmuş besiciliğe ihtiyacı vardı. Üretici dört gözle projenin gerçekleşmesini bekliyor” dedi. Şaban Ünlü, Et ve Et Ürünleri İhtisas OSB’nin kurulacağı arazinin belediye tarafından tahsisinin yapıldığını belirterek, “Artık son aşamaya gelindi. Önümüzdeki günlerde arazi Milli Emlak’tan satın alınıp projeye başlanacak” diye konuştu.

Günde bin ton et üretimi Kayseri’de hayvan sayıları 50 ila 5 bin arasında değişen 2 bin 200 kadar besi işletmesi var. Büyükbaş hayvana odaklı bu işletmelerin 4 tanesi, 5’şer bin baş hayvan varlığına sahip. 30’a yakın işletmede ise hayvan sayısı bin ila 3 bin arasında değişiyor. Geriye kalanların büyük bölümünü de hayvan varlıkları binin altında kalan işletmeler oluşturuyor. Ağustos 2016 verilerine göre Kayseri’de 257 bin 907 büyükbaş, 600 bin 552 küçükbaş hayvan var. Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Kadir Güneş, Kayseri’nin et üretimi konusunda ülkede büyük bir söz sahibi olduğunu belirterek, “Kayseri’de günde bin ton et üretiliyor. Yıllık üretim ise 60 ila 100 bin ton arasında değişiyor” dedi. ETBİR I KIRMIZI 41


SINAİ MÜLKİYET KANUNU

Marka, Patent ve Tasarım Artık Daha Sıkı Korunacak! AB düzenlemeleri ve uluslararası anlaşmalara uyum sağlanması hedeflenerek düzenlenen “Sınai Mülkiyet Kanunu” 2017 itibariyle yürürlüğe girdi. Teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlaması amaçlanan kanun marka, patent ve tasarım alanında başvuru süreçleri, başvuru sahibinin hakları ve ihlaller konusunda önemli düzenlemeler içeriyor.

S

ınai Mülkiyet Kanunu, 2017 yılı itibariyle yürürlüğe girdi. Sınai mülkiyet hakları konusunda pek çok yeni düzenlemenin yapıldığı kanunla, marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor. Türk Patent Enstitüsü’nün adı Türk Patent ve Marka Kurumu olarak değiştiriliyor. Kurumun kısa adı ise kanunda “Türk Patent” olarak ifade ediliyor. AB düzenlemeleri ve uluslararası anlaşmalara uyum sağlanması amacıyla hazırlanan kanunda tescilli markaların piyasada daha etkin kullanımının sağlanması, kullanılması düşünülmeyen mal ve hizmetler için marka tescil talebinde bulunulmasının önüne geçilmesi ve marka kullanımının özendirilmesi hedefleniyor. AB düzenlemesine paralel olarak, 7 yıl sonra yürürlüğe girmek üzere, markalara idari iptal getiriliyor, marka tescil süreçleri kısaltılıyor. Önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı muvafakatnamenin Türk Patent ve Marka Kurumu’na sunulması halinde, başvurunun reddedilemeyeceğine ilişkin düzenleme getiriliyor.

Markalar tescille korunacak Sinai Mülkiyet Kanunu’nun ilk bölümünde marka ile ilgili maddelere yer veriliyor. Bu bölümde ‘marka’nın nasıl olması gerektiği şöyle özetleniyor: “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilecek.” Kanuna göre tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilecek. Kanunla sağlanan marka koruması, tescil yoluyla elde edilecek.

42 ETBİR I KIRMIZI


5 Yıl kullanılmayan marka iptal edilebilecek Tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilecek. Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması durumunda da marka sahibi mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği gibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilecek.

Markalar 10 yıl koruma altında kalacak Kanuna göre, bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren 2 ay içinde yapılması gerekiyor. Tescilli bir markanın koruma süresi ise başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olacak. Bu süre, 10’ar yıllık dönemler halinde yenilenecek. Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilecek. Mahkeme tarafından ilgili maddeler uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilecek. Menfaati olanlar, cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilecek. Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, markaya kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılacak. Koruma süresinin dolması ve markanın süresi içinde yenilenmemesi; marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi durumunda da marka hakkı sona erecek.

Kanunda marka sahibinin izni olmadığı sürece marka kullanımı, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz olarak tanımlanıyor. Taklit markayı taşıyan ürünleri, bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği halde satan, dağıtan, bir başka şekilde ticaret alanına çıkaran, ithal ve ihraç eden, ticari amaçla elde bulunduran veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunan kişiler de marka hakkına tecavüz etmiş sayılacak. Kanunda bu suçu işleyenlere verilecek cezalara da yer veriliyor. Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 21 güne kadar adli para cezası verilecek. Marka koruması olduğunu belirten işareti, mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişiye, 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek.

Marka hakkına tecavüze 3 yıl hapis geliyor

Geleneksel ürünler korumaya alınıyor

Sınai Mülkiyet Kanunu, marka konusunda en fazla sorun yaşanan başlıklardan biri olan marka hakkına tecavüze de düzenleme getiriyor.

Marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti

etmeye yarayan işaret, garanti markası olacak. Kanuna göre; garanti markası, marka sahibinin veya marka sahibine iktisaden bağlı olan işletmenin mal veya hizmetlerinde kullanılamayacak. Kanunda yasalarla korumaya alınan bir başka önemli başlık da “Geleneksel ürünler”. Kanunda coğrafi işaret hakkı, geleneksel ürün adı hakkı ile birlikte düzenleniyor. Bu kapsamda, geleneksel ürün adının tescil yoluyla korunmasına ilişkin düzenleme getiriliyor. Doğal ve beşeri unsurların bir araya gelmesi sonucu gıda, tarım, maden, el sanatları ürünleri ve sanayi ürünlerinden kanundaki şartlara uygun olanlar, tescil edilmesi şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanabilecek. Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret, coğrafi işaret olarak adlandırılacak. Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen, ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az 30 yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan adlar, geleneksel üretim veya işleme yöntemi yahut geleneksel bileşimden kaynaklanması veya geleneksel hammadde veya malzemeden üretilmiş olması halinde, geleneksel ürün adı olarak tanımlanacak.

Hayvan ırkları, bitki tür ve çeşitleri coğrafi işaret olamayacak Marka tescilleri konusunda önemli düzenlemeler getiren Sınai Mülkiyet

ETBİR I KIRMIZI 43


SINAİ MÜLKİYET KANUNU Kanunu’nda coğrafi işaret, menşe ve mahreç tanımlarının ardından bu kapsama dahile edilemeyecek ve coğrafi işaret olarak tescillenmeyecek adlar sıralanıyor. Buna göre; Menşe adı, mahreç işareti ve geleneksek ürün kapsamına girmeyen adlar, ürünlerin öz adı, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzerleri, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı adlar, şartları taşıyan kişiler tarafından başvurusu yapılmasına rağmen kendi ülkesinde korunmayan, koruması sona eren veya kullanılmayan adlar, tescilli veya başvurusu yapılmış bir coğrafi işaret ile tamamen veya kısmen eş sesli olan ve tüketiciyi yanıltabilecek adlar coğrafi işaret olarak tescil edilemeyecek. Kanunla, bültende yayımlandığı tarihten itibaren 3 ay içinde itiraz yapılmamış, yapılan itirazlar nihai olarak reddedilmiş veya itirazların değerlendirilmesi sonucunda değişikliğe uğramış başvuru, bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde tescil edilecek. Tescil edilmiş coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının kullanım hakkına sahip olan kişiler, bunları, amblem ile birlikte ürün veya ambalajı üzerinde kullanacak. Coğrafi işaretler bakımından amblemin kullanılması zorunlu olacak. Tescilli bir markanın sahip olduğu itibar, ün ve kullanım süresi de göz önünde bulundurularak bu marka ile aynı veya benzer olması sebebiyle markanın varlığına zarar verici veya gerçek kaynağı konusunda yanıltıcı olacak nitelikteki adların coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı olarak tesciline, önceki tarihli hak sahibinin itirazı üzerine izin verilmeyecek.

44 ETBİR I KIRMIZI

Ücreti ödenmeyen patentler kamuya ait olacak Patent hakkı, koruma süresinin dolması, patent sahibinin patent hakkından vazgeçmesi veya yılık ücretlerin öngörülen sürelerde ödenmemesi halinde sona erecek. Hakkı sona eren patentin konusu, kamuya ait olacak. Patent sahibi, patentin tamamından veya bir ya da birden çok patent isteminden vazgeçebilecek. Sicile kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin izni olmadıkça, patentten vazgeçilemeyecek. Patent üzerinde, üçüncü kişi tarafından hak sahipliği iddia edilmiş ve bu hususta alınan tedbir kararı sicile kaydedilmişse, bu kişinin izni olmadıkça patentten vazgeçilmesi mümkün olmayacak.

Sanayiye uygulanabilir buluşlar faydalı model sayılacak Yeni olan ve sanayiye uygulanabilen buluşlar, faydalı model verilerek korunacak. Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilecek. Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler; zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler; bilgisayar programları; estetik niteliği bulunan mahsuller, edebiyat ve sanat eserleri ile bilim eserleri; bilginin sunumu buluş niteliğinde sayılmayacak. Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı buluşlar; mikrobiyolojik işlemler veya bu işlemler sonucu elde edilen ürünler hariç, bitki çeşitleri veya hayvan ırkları

ile bitki veya hayvan üretimine yönelik biyolojik işlemler; insan veya hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemleri ile cerrahi yöntemler dahil tüm tedavi yöntemleri; oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarında insan bedeni ve bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi de dahil olmak üzere insan bedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi; insan klonlama işlemleri, insan eşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri, insan embriyosunun sınai ya da ticari amaçlarla kullanılması, insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar patent verilerek korunmayacak. Üçüncü kişiler, patentin verilmesi kararının yayımlanmasından itibaren 6 ay içinde patente itiraz edebilecek. Türk Patent ve Marka Kurumu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi bünyesinde bulunan kurul patentin veya değiştirilmiş halinin uygun olduğu görüşündeyse patentin ya da varsa değiştirilmiş halinin devamına, uygun olmadığı görüşündeyse patentin hükümsüzlüğüne karar verecek.

Patent 20 yıl, faydalı model 10 yıl korunacak Başvuru tarihinden başlamak üzere patentin koruma süresi 20 yıl, faydalı modelin koruma süresi ise 10 yıl olacak. Bu süreler uzatılamayacak. Yıllık ücretlerin ödenmemesi halinde, patent hakkı bu ücretin vade tarihi itibarıyla sona erecek. Patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde telafi ücretinin ödenmesi halinde patent hakkı, ücretin ödendiği tarih itibarıyla yeniden geçerlilik kazanacak. Faydalı modelin verilmesi, geçerliliği ve yararlılığı konusunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından garanti verildiği şeklinde yorumlanamayacak, kurumun sorumluluğunu doğurmayacak. Aynı kişiye veya halefine, aynı buluş konusunda, aynı koruma kapsamıyla, birbirinden bağımsız olarak birden fazla patent veya faydalı model ya da bu belgelerin her ikisi verilmeyecek.


HABER

Gıda Fiyatlarındaki Artış Oranı

Kırmızı Eti Geçti

Yıllarca et fiyatlarındaki artışı konuştuk… Ancak son aylarda döviz kurundaki dalgalanma, girdi maliyetlerindeki artış, hava koşulları ve belirsizliklerin etkisi ile gıda fiyatlarında yaşanan dikkat çekici artış gündemde. 2016 yılında dana etinin fiyatı yüzde 9.22 artarken, nohutun fiyatı yüzde 55 mercimeğin yüzde 30.79 arttı. Kırmızı et fiyat artışı, gıda fiyatlarındaki dalgalanma karşısında olağan bile durmaya başladı…

E

t fiyatları yıllardır gündemi meşgul ediyor. Özellikle kırmızı et fiyatlarındaki en ufak artış dahi haber konusu oluyor, tartışmalara yol açabiliyor. Ancak son 3 ayda dolarda yaşanan yükseliş ve bu yükselişin gıda fiyatlarına olan etkisi et fiyatlarındaki artışı olağan hale getirdi. Dolardaki artışa paralel olarak, gıda fiyatlarında yeni zam dalgalarının sık aralıklarla yaşanması, gıda fiyatlarını da en az et fiyatları kadar gündemde tutuyor. Döviz kurundaki dalgalanma gıda fiyatlarını oldukça etkiliyor. Yılbaşından beri döviz kurunda yaşanan yüzde 8.8’lik yükseliş henüz raflara yansımazken, gıda fiyatlarında etkin rol oynuyor. 2015 yılını 2.91’den 2016 yılını ise 3.52 TL seviyesinden kapatan dolar, 1 yıl içinde Türk Lirası karşısında yüzde 21 değer kazandı. Aynı dönemde temel gıda maddelerinin fiyatlarında da önemli artış gözlendi. Yumurta %24.79, mercimek %30.79, nohut %55, sivri biber fiyatları ise %25.82 artarak enflasyon rakamlarını oldukça yukarılara çekti. Gıdada bu denli artışın yaşandığı dönemde süt fiyatlarında %5.62, dana etinde %9.22, ayçiçek yağında ise %11.16’lık fiyat artışları görüldü.

yaşandı. Tarım ve sanayi ürünlerinde hammadde, mazot, gübre, elektrik, tohum gibi maliyet kalemlerindeki artışlar fiyatların yükselmesine neden oldu. Şubat ayı başında enflasyon raporunu açıklayan Merkez Bankası da döviz kurunun işlenmiş gıda ürünlerinde yüzde 27.1, işlenmemiş gıda ürünlerinde de yüzde 23.5’lik etkiye neden olduğunu açıkladı.

Patlıcan fiyatı yüzde 145 arttı Diğer taraftan temel gıda maddelerindeki son üç aylık ortalama fiyatlara bakıldığında ise yine dolar kurunda yaşanan artışı aşan etiketler dikkat çekti. 29 Kasım 2016 tarihinde 3.42 olan dolar kuru aralık ayında yüzde 3.2 değer kazanarak 3.53 TL’den işlem görmeye başladı. Aynı dönem içinde patlıcan yüzde 145, domates yüzde 30.93, yumurta yüzde 25.86, tavuk eti yüzde 8.82, kabak yüzde 116 zamlandı. Dolarda peş peşe rekorların görüldüğü 2017’nin Ocak ayında ise Türk Lirası yüzde 8.8 değer kaybederken dolar ay sonunda 3.83’ten işlem gördü. Ocak ayında market fiyatlarına bakıldığında ise domateste yüzde 20, biberde yüzde 25’lik artış gözlendi.

Kurun, gıda fiyatlarına etkisi yüzde 23,5

Belirsizlikler, 2017’de de zamları getirecek

Dolardaki yükselişten ithal gıda ürünleri doğrudan etkilenirken, yerli tarım ve sanayi ürünlerinde dolaylı bir artış

Gıda fiyatlarını değerlendiren Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz,

2017 için gıda fiyatları ile ilgili küresel tahminlerin ‘stabil kalacağı’ yönünde olduğuna dikkat çekti. Ancak, kur ve maliyet artışları ile küresel ekonomi ve iklim alanlarındaki belirsizliklerin 2017’de gıda fiyatları açısından belirleyici olacağına işaret eden Kopuz, şunları söyledi: “OECD ve FAO 2016-2025 Tarımsal Görünüm Raporu’nda, petrol fiyatları, verim ve ekonomik büyümedeki değişimler gibi birçok belirsizliğe vurgu yapılıyor. Hammadde fiyatlarında salt kur artışı bazında bir değerlendirme gıda sanayinin yapısal birçok sorununu da göz ardı etmek anlamına gelir. Tarımsal ürünlerdeki maliyetlerin yüksekliği, bunun yanında enerji ve diğer girdi kalemlerindeki yükselişler de fiyatların seyrinde etkili oluyor.”

Yumurta ihracatı zam getirdi Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici ile market fiyatları arasındaki makasın her geçen gün açıldığına dikkat çekerek, 2016 sonu ile Ocak 2017’deki olumsuz hava koşullarının özellikle sebze meyve fiyatlarının zirveleri görmesine neden olduğunu söyledi. Bayraktar, aralık ayında yumurtada ihracat patlaması yaşandığına dikkat çekerek, fiyatların üreticide yüzde 45, markette yüzde 25 arttığını dile getirdi.

ETBİR I KIRMIZI 45


HABER

Küresel Gıda Fiyatları

Zirveye Koşuyor BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi açıklandı. FAO Gıda Fiyat Endeksi Ocak ayında 173.8 puan olurken bu oran neredeyse son iki yılın en yüksek seviyesi olarak gerçekleşti. Endeks Aralık ayına göre yüzde 2,1 artarken geçtiğimiz yılın Ocak ayına göre ise yüzde 16,4 yükseldi. Şeker ve tahıl fiyatlarındaki artıştan dolayı belirgin şekilde yükselen endekste, et ve süt fiyatlarında neredeyse hiç değişiklik olmadı.

U

luslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan beş ana gıda maddesinin fiyatlarındaki değişimleri yansıtan FAO Gıda Fiyat Endeksi açıklandı. 2016 ile birlikte Gıda Fiyat Endeksinde son beş yılda ardı ardına düşüş yaşanmasına rağmen Ocak ayında yükselme görüldü. Fiyatlar Ocak ayında, Aralık 2016’ya göre yüzde 2,1 (3.7 puan) artışla 173.8 puana yükseldi. Son iki yılın neredeyse en yüksek seviyesini çıkan

46 ETBİR I KIRMIZI

bu değerle endeks, 2016 yılı Ocak ayına göre ise yüzde 16,4 (24.5 puan) oranında yükseliş sergiledi.

Tayland’da giderek uzayan arz kıtlığı beklentisi kaynaklı olarak, Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 9,9 (26 puan) oranında artışla 288.5 puana yükseldi.

Şeker ve tahıl fiyatları endeksi yükseltti

Tahıl fiyatları 6 ayın zirvesinde

Küresel gıda fiyatlarının artmasının temel nedeni olarak şeker ve tahıl fiyatlarındaki yüksek artışlar gösteriliyor. FAO Şeker Fiyat Endeksi, Brezilya, Hindistan ve

Endeks artışında belirleyici olan bir diğer endeks olan FAO Tahıl Fiyat Endeksi ise Aralık ayına göre Ocak’ta yüzde 3,4 (4.8 puan) yükselişle 147 puana çıktı ve son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı.


Ocak 2017’de buğday, mısır ve pirinç fiyatlarında artış yaşanırken, buğdaydaki yükselmenin kötü hava koşullarının mahsulleri etkilemesinden ve ABD’de ekimlerin azalmasından kaynaklandığı ifade edildi. Mısırdaki yüksek fiyatlar ise artan talep ve Güney Amerika’da mahsullerle ilgili beklentilerdeki belirsizliğe bağlı olarak gerçekleşti. Uluslararası pirinç fiyatlarındaki yükseliş ise kısmen Hindistan’da ihracata müsait miktarı düşüren devlet tedarik programından kaynaklandı.

Et ve süt fiyatları değişmedi FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi Ocak ayında yüzde 1,8 (3.3 puan) artışla 186.3 puana yükselirken, bu durum daha çok palm yağı seviyesindeki küresel stok düşüklüğünden ve Güney Asya’daki düşük üretim oranından ileri geldi. Soya yağı fiyatları küresel kolay ulaşılabilirlik beklentisinden dolayı daha rahat seviyede seyretti. Aralık ayına göre FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi’nde değişim gözlenmedi. FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi’nde 193 puan seviyesi korundu. Ancak endeks, geçen yılın Mayıs ayından bu yana yaklaşık yüzde 50 artmış durumda. FAO Et Fiyat Endeksi de, Avustralya’dan kaynaklı büyükbaş hayvan eti fiyatlarındaki artışı küçükbaş hayvan etlerindeki düşük fiyatlar dengelediğinden neredeyse değişmedi ve 156.7 puan seviyesinde gerçekleşti.

Dünya tahıl stokları 681 milyon ton ile rekorda

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun son Tahıl Arz ve Talep Özeti’ne göre, dünya tahıl stoklarının, rekor üretime paralel olarak 2017 yılı sonuna kadar tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşması bekleniyor. Son verilere göre tahıl stoklarının 681 milyon tona çıktığı belirtiliyor. Bu miktar, Aralık ayı tahminlerinden yüzde 1,5 ve önceki sezona göre yüzde 3 artış anlamına geliyor. FAO öngörülerine göre dünya buğday stokları büyük ihtimalle yıllık yüzde 8,3 artışla 245 milyon tona ulaşıp, yeni bir rekor kıracağının işaretini şimdiden veriyor. Kaba yem stoklarının da yüzde 0,7 artışla ikinci kez en yüksek seviyeye ulaşması beklenirken, pirinç stoklarında ise hafif bir düşüş öngörülüyor. FAO, Rusya ve Avustralya’da beklenen fazla üretimden dolayı 2016 küresel tahıl üretimini tahmini 15 milyon ton artırarak 2.592 milyon tona revize etmişti. Dünya tahıl kullanımı ve ticaretinin de tahmin edilenden daha yüksek seviyede gerçekleşmesi bekleniyor.

Vietnam’da etkili olan aşırı yağmurların ve Sri Lanka’daki yetersiz yağış miktarının üretimi olumsuz etkileyeceği dikkat çekiliyor. Diğer hububatlar için genel olarak daha olumlu şartlar bekleniyor. Güney Afrika ülkelerindeki mısır üretiminin ise geçtiğimiz yılki kuraklıktan sonra daha fazla ekim ve ürün ile ortalama seviyesine yükselip dengelenmesi öngörülüyor. Endekste yüksek yerel fiyatlar ve elverişli hava şartlarının Arjantin ve Brezilya’da daha fazla ekim yapılmasının önünü açacağı ifade ediliyor.

ABD’de Fiyatlar Düşüyor, Ekim Alanları Daralıyor

Tahılda düşük fiyatlarla beraber, ekim alanları daralan ABD’de ekili alanlar ikinci en düşük seviyeye indi. Rusya’da ise ABD’nin tam tersine bir durum yaşanıyor. Pirinç’te ise iki bölgedeki aşırı yağmur ve yetersiz yağmur faktörleri devrede.

ETBİR I KIRMIZI 47


TEKNOLOJİ

Üretim işletmelerinde

Industry 4.0 yaklaşımı ve yeni ERP çözümleri Mobility (Mobil kullanım), Big Data (Büyük veri), Ağ (Networking), İnsanMakine etkileşimi (human-machine interaction), Dinamik ve Hızlı Yapı… Tüm bunlar, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) yazılımlarının geleceğinde yer alması düşünülen Industry 4.0 yaklaşımının içeriğini oluşturuyor. Ancak hedefe ulaşma 20 yıla yakın sürebilir. Muharrem Gezer Genel Müdür, Trovarit Danışmanlık

I

ndustry 4.0 yaklaşımı, ses getirici bir şekilde hayatımıza giriyor. Artık makineler, üzerinde bulunan sensörler ve merkezi yazılım sayesinde, üretim bandındaki ürün ile ilgili kararları verecek (hatalı, yeniden üretim, operatör tarafından kontrol) ve bir sonraki adımı otomatik olarak belirleyebilecek. Şu anda MES (Manufacturing Execution System) yazılımları ile yönetilen bu operasyonlar, artık merkezi donanım ve yazılım altyapısı içerisinde eş zamanlı olarak kontrol edilebilir duruma gelecek. Merkezi sistem (ERP), aldığı anlık bilgileri yorumlayarak, malzeme ihtiyacı, planlama değişiklikleri, operatör bilgilendirme, tamir/onarım iş emri gibi kararları oluşturacak, yeni planlama ile ilgili bilgileri tedarikçi ya da müşterilere anlık olarak aktaracak. Gelecekte makineler, sadece parametreler ile belirlenmiş üretim modelinden çıkarak,

48 ETBİR I KIRMIZI

kendi kendine öğrenme yeteneğini geliştirerek süreç optimizasyonu, üretim parametre değişiklikleri gibi davranışları otomatik olarak sergileyebilecek. Industry 4.0, Alman Hükümeti tarafından 4. Endüstri Devrimi yolunda atılmış yeni bir girişimdir. Önceki girişimlere ek olarak, akıllı fabrika (Smart Factory) temelinde, dijital ve fiziksel bileşenlerin bir araya getirilme prensibi yatar. (CPS - CyberPhysical Systems).

Temel – BT Altyapısı Bilgi Teknoloji altyapısı olmadan Industry 4.0 düşünülemez. Bir yanda internet üzerinde, farklı teknoloji ve merkezi olmayan bir yapıda iletişimin sağlandığı cihazlar (Internet of Things - IoT), diğer taraftan ise insan, makine ve iş parçacıklarının koordinasyonunun

sağlandığı, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), servis, üretim planlama ve kontrol, MES, finans ve muhasebe, raporlama (BI) gibi fonksiyonlar ile desteklenen ve sipariş, üretim, sevkiyat gibi süreçlerin yönetildiği bir sistemin bilgi teknolojisi altyapısı ile desteklenmesi gerekir. ERP sistemlerinin yakın gelecekteki rolü, bu alanda karşımıza çıkacaktır.

Industry 4.0, ERP sistemlerinden yeni beklentileri ortaya çıkartıyor Siber-Fiziksel destek sistemlerinin fonksiyonları, ERP sistemlerinden beklentileri yükseltiyor. Bunlar; aşağıda özetlendiği gibi mobil kullanım, büyük


ile sadeleştirilmesi ve kullanım kolaylığı önem taşımaktadır. Araştırma çalışması göstermektedir ki, son yıllarda ERP üreticilerinin yaptığı, rol bazlı tasarım, kişiselleştirme, iş akış yönetimi, mobil platforma taşınan bazı fonksiyonlar gibi geliştirmeler ve entegrasyon; son kullanıcıların ERP sistemlerine adaptasyonunu kolaylaştırmaktadır.

veri işleme kapasitesi, ağ entegrasyonu, insan-makine etkileşimi, dinamik ve hızlı yapı. Mobil kullanım, zaten ERP çözümlerinin bir parçası olarak uzun zamandır gündemde yer almaktadır. Trovarit’in yaptığı pazar araştırma sonuçlarına göre, ERP çözümlerinin üçte ikisi en az bir mobil platformu desteklemektedir. Ancak, bu mobil ERP çözümlerinin yarısına yakını, tek bir platform üzerinde yer alıyor. (Apple iOS, MS Windows Mobile or Android). “Kendi cihazını getir” (BYOD - Bring Your Own Device ) yaklaşımı da, mobil kullanımda sınırlamalara neden oluyor. Büyük veri ise, çoğunluğu yapısal olmayan, yüksel hızdaki verinin işlenmesi. Yapısal verilerin (ürün, müşteri tedarikçi bilgileri, ürün ağacı gibi) büyük bir kısmı ERP sistemleri içerisinde ilişkisel olarak yönetilmekte ancak Industy 4.0 ile gelen özelliklerden biri olan, her bir iş parçacığına benzersiz bir kimlik verilmesi ve bu kimliğin ürün döngüsü içerisinde takibi, üretim makine kurulum ve çıktıları gibi yüksek hız gerektiren verilerin işlenmesi, ERP’yi doğru veri kaynağı olarak düşündüğümüzde çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu sorun geleneksel saklama teknolojilerinin (disk üzerinde) yerini fiziksel hafıza alanlarına taşınması ile (In-memory) giderilecek.

süreçlerdeki veri alışverişi bir noktaya kadar yapılmasına rağmen, özellikle harici süreçlerde farklı uygulamalar ve veri formatları kullanılmasından dolayı zorluklar yaşanmaktadır. Trovarit araştırma çalışması, son yıllarda ERP üreticilerinin, farklı ağlar ile iletişim konusunda yaptığı çalışmalar ve sağlanan iyileştirmeler, kullanıcılar arasında yüksek memnuniyet dereceleri ile değerlendirilmektedir. Bu araştırmaya göre, yeni sürümlerle gelen ara yüz fonksiyonları geçmişe oranla daha iyi seviyelere yükselmiştir. Ağ entegrasyonunun önemli bileşenlerinden bir diğeri ise ERP sistemlerinin, sosyal medya ile entegrasyondur. Her geçen gün ERP çözümleri içerisinde Kurumsal İçerik Yönetimi (ECM – Enterprise Content Management) modül olarak yer almakta, fonksiyonları geliştirmektedir. İnsan-Makine etkileşiminde, sayısallaşan iş süreçlerinde kullanıcıların operasyonlara katkısı ve kontrolü ön plana çıkmaktadır. Özellikle, çok fazla unsuru içerisinde barındıran ve karmaşık görünen operasyonların, kullanıcı bakışı

Dinamik ve hızlı yapı, çeviklik aynı zamanda esneklik anlamına da gelmektedir. Süreçlerin uygulanması sırasında meydana gelen ani değişikliklere karşı, ERP sistemi, hızlı reaksiyon göstermeli ve karar almalıdır. ERP sistemleri artık, malzeme ihtiyaç planlama (MRP - Material Requirement Planning) ve darboğaz planlama mantığı ile planlamanın dışına çıkarak, ürün kalite kontrol sonuçlarına, fiili oluşacak maliyete, beklenen ve gerçekleşmesi olası işlem zamanlarının önceden tespiti gibi geri bildirimler ile gerçek zamanlı ileri planlama ve çizelgeleme (APS Advanced Planning and Scheduling) desteği ve fonksiyonları sunmalıdır.

BT sistemlerinin dönüşümü 20 yıla yakın zaman alacak Industry 4.0 vizyonu ile adaptasyon, içeriği ile verimliliği artırarak, rekabet ortamında şirketlere büyük avantajlar sağlayacağı düşünülse de, ekonomileri üretim ağırlıklı olan ülkeler dışındaki yerlerde kısa vadede gerçekleşmeyecek gibi görünmekte. Yapılan çalışmalar ve gelinen, gelinecek nokta, orta vadede bu tür ülkeler için avantaj yaratacak. Başka bir açıdan adlandırmak gerekir ise, Industry 4.0 bir devrim değil daha çok evrim olacak.

Bir diğer içerik konusu ise ağ entegrasyonudur. Makine verilerinin alınması, içerik, belge ve harici bilgi servisleri ile veri alışverişi gibi dahili ve harici süreç zinciri içerisindeki verilerin birbirleri ile ilişkilendirilmesi ve etkileşimidir. Amaç, bu zincir içerisinde anlık verilerin toplanması, işlenmesi ve değerlendirilmesidir. Dahili

ETBİR I KIRMIZI 49


TEKNOLOJİ

Geleceğin Mesleği: ‘Kodlama’ Çocuklara “kodlama dili” öğretmek özellikle Amerika’da ve Avrupa’da hızla yaygınlaşan bir trend haline geldi. Lego, Apple gibi firmalar çocukları kodlama ile tanıştıracak uygulamalar ve oyunlar geliştirirken, okullarda da kodlama dersi veriliyor. Dünyada bunlar olurken Türkiye de geleceğin mesleği kodlamayı müfredata eklemeye hazırlanıyor.

T

eknolojinin her geçen gün hatta her geçen saniye kendini yenilemesi ile artık geleceğin meslekleri de değişiyor. Günümüzde var olan mesleklerin bir kısmı yepyeni nitelikler kazanırken kimileri ise yeni yeni literatüre dahil oluyor. Bu hız en çok gelecekte çocuklarının hangi mesleği yapacağını düşünen anne ve babaların başını döndürüyor. ABD ve Avrupa’da çocuklara ‘kodlama dili’ öğretmek, hızla yaygınlaşan bir trend haline gelmiş durumda. Hatta bu trend Türkiye’de de ilkokullarda müfredata girmeye hazırlanıyor. Peki geleceğin en önemli meslekleri arasında yer alacak olan, trend haline gelecek ve ekonomiyi de etkisi altına alacak ‘Kodlama’ nedir? Kodlama, bilgisayarlara bir işlemi yerine getirmeleri için izlemeleri gereken yolu adım adım yazılan komutlarla anlatmak olarak tanımlanıyor. Telefonlardan araba göstergelerine, bilgisayarlardan termostatlara kadar birçok cihazın içindeki yazılımlar, yazılımcıların yazdığı kodlar sayesinde çalışıyor. Öncelikle bilgisayarlara adım adım komut verme mantığının kavranması üzerinde duruluyor. Kodlamanın yapı taşlarını ise; Mantıksal düşünme, problem çözme yaratıcılık oluşturuyor.

Oyuncak Firmaları ve Teknoloji Dünyası Elele Kodlama dünyası ile çocukları biraraya getirmek, onları tanıştırmak amacıyla pek çok girişimde bulunuluyor. Özellikle oyuncak firmaları ve teknoloji dünyası bu anlamda el ele vererek yeni bir işbirliği alanını inşa ediyor. Lego ve Apple bunun için ilk adımları attı bile… Danimarkalı

50 ETBİR I KIRMIZI

oyuncak devi Lego ve Apple, çocukları kodlamayla tanıştıracak uygulamalar ve oyuncaklar geliştiriyor. Mesela Lego’nun Boost adını verdiği serisi, çocukların yarattıkları oyuncaklara Apple’ın iOS işletim sistemi sayesinde hayat vermesini sağlıyor. Üzerlerinde sensör bulunan Lego küpleri, birleştirilip programlandığında hareket edip, ses çıkarabiliyor. Bu set 7 yaş ve üzeri çocuklar için geliştirilmiş ve çocuklar bu set ile ilk robotlarını inşa ediyorlar. Google’da ‘Project Bloks’ adlı girişimiyle öne çıkıyor. Google ‘Project Bloks’ ile çocuklara kodlama öğretilmesini teşvik etmeye çalışıyor. Google’ın geliştirdiği sistem, bir ‘beyin bloğu’ ve çevresine yerleştirilen farklı komut bloklarıyla işliyor. ‘Beyin bloğu’ tüm komut dizisine güç sağlıyor. Zincir şeklinde eklenen küplerle çocuklar müzik çalabiliyor, nesneleri harekete geçirebiliyor veya robotlara çizim yaptırabiliyor.

Kodlama Türkiye’de Müfredata Giriyor Geleceğin meslek trendleri arasında yer alan ‘Kodlama’nın ülkelerin devlet politikası ile yavaş yavaş eğitim müfredatlarına da girmesi için çalışmalar yürütülüyor. ABD’de her 10 okuldan birinde kodlama dersleri verildiği belirtilmesine rağmen bu oranın yetersiz bulunduğu ve pek çok eyaletin kodlamayı zorunlu ders haline getirmek için çalışmalar yürüttüğü kaydedilmekte. Avrupa Birliği ise Dijital Ortak Pazar, Kodlama haftası ve Avrupa Kodlama Girişimi gibi etkinlik ve projelerle, kodlamanın genç yaşta edinilen bir beceri olması için çalışmalar yürütüyor.

Türkiye’nin bu anlamda girişimleri bulunuyor ve ‘Kodlama’ dersleri ilkokullarda müfredata girmeye hazırlanıyor. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından yapılan açıklamada 2017 - 2018 eğitim dönemi müfredatı değişiklikleri içerisinde kodlamaya da değinildiği bilinmekte. Yılmaz, Kodlama dersinin birinci sınıftan dördüncü sınıfa kadar verilen tüm derslerin içine yerleştirildiğini söylemişti.

Dünya Devlerinden Kodlama Desteği ABD’li otomotiv devi General Motors CEO’su Jeff Immelt, işe alınacak gençlere bilgi teknolojileri alanında çalışmasalar dahi kodlama öğretileceğini söylerken, dünyanın en büyük yazılım üreticisi Oracle ise yüksek maaşlı işlerin yarısından fazlasında kodlama becerilerinin gerekli olduğunu vurguluyor. Apple’ın CEO’su ise “Kodlama, her çocuğa öğretilecek ikinci bir dil olmalı” diyor.


Honda 3D Yazıcıdan

“Otomobil” Çıkarttı 3D bir yazıcılardan sizce ne üretilebilir ya da ne üretilemez? Mesela bir ev, bir araba üretilebilir mi? Sınırlarınızı zorlasanız aklınıza en büyük ne gelir? Honda da sınırları zorladı ve 3D yazıcıdan bir otomobil çıkartmayı başardı.

T

eknolojinin sınır tanımadığı günümüzde 3D yazıcılar ile yapılabilecekler ya da 3D yazıcıların yapabilecekleri sınırları aşmaya devam ediyor. 3D yazıcıların sınır tanımayanlar kategorisine en iyi örnek Honda’nın ilginç görüntüsüyle dikkatleri üzerine çeken elektrikli arabası oldu. Japon üretici, mikro elektrikli otomobilinin gövde panellerini 3 boyutlu yazıcıdan çıkarttı. Hatta Japon otomotiv şirketi Honda, 3 boyutlu yazıcıdan çıkartılan otomobili kullanıma sundu. Boyutun ve ağırlığın öneminin büyük olduğu küçük arabaların tanıtıldığı micro EV’ler kategorisinde sunulan bu yeni araç, sürücülerin neye ihtiyaçları olduğu ve buna bağlı olarak özelleştirilebilen

bir düzene sahip şekilde üretildi. Bu özelleştirmelerden bazıları, araca girişi daha kolay sağlamak için alçaltılmış giriş noktaları, taşıma araçları için daha büyük bir bagaj bölmesi veya üç kişilik aileye özel bir alan… 3D yazıcı ile araba panelleri üretmek pek güvenli gelmese de Honda’dan bir yetkili bu anlamda motosiklet bölümünün bilgisinden ve mühendisliğinden yararlanıldığını, panellerin altına hafif ancak güvenli olan boru temelli bir iskelet kurulduğunu belirtiyor. Honda tasarım konusunda ise bir tasarım firması olan Kabuku’dan da destek alıyor. Tek kişilik aracın arka kısmında ise küçük bir kargo bölümü bulunuyor.

Masrafları Azaltıyor 80 kilometrelik menzile sahip olan mikro elektrikli otomobil, 200 voltluk priz üzerinden şarj edildiğinde üç saatten daha kısa sürede tamamen şarj olabiliyor. 600 kg ağırlığındaki aracın maksimum hızı ise 70 km/s. Honda’nın bu aracı 3D yazılmış yüzeylerin tanıdık görüntüsüne sahip olsa da büyük oranda değiştirilebilen bir elektrikli araç. Gelecek için ilginç bir sektör olarak karşımıza çıkan 3D yazıcılar ile yapılabilecekler düşünüldüğünde araçların 3D yazıcılar aracılığı ile üretilmeleri, tasarım sürelerini kısalttığı ve masrafları da ciddi ölçüde azalttığı vurgulanıyor. Tabii şu an platformun geliştirme aşamasında olduğunu hatırlatmak gerek.

ETBİR I KIRMIZI 51


GİRİŞİMCİ

Hititoloji mezunu ‘Hanımağa’ Ayten Çöl: “Benim ürettiğimi yiyen insanların kanser olmalarını istemiyorum.” Amasya’da 16 yaşında 2 bin dönümlük arazinin başına geçen ve bölgede ‘Hanımağa’ olarak bilinen Ayten Çöl, bilinen toprak ağası rolünün çok üzerinde farklı bir isim. Üniversitede Hititoloji okuyup, Almanya’da doktora yapan Çöl, Türkiye’nin ilk paraşüt takımında da bulunmuş, birçok arkeolojik kazıya da katılmış. Yılın 11 ayı çiftliğin başında duran Ayten Çöl, sırt çantasıyla 1 ay çıktığı dünya gezileri ile dünyada ayak basmadık yer bırakmamış… Çöl, şimdi de Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), tarafından verilen “ Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” unvanını aldı.

52 ETBİR I KIRMIZI


A

masya’da toprak ağası olan Demokrat Parti milletvekili Faruk Çöl’ün kızı olarak dünyaya gelen Ayten Çöl’ün hayatı aslında o kadar da pembe bir tablo ile başlamıyor. Ayten Hanım daha küçük bir çocukken babası dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile birlikte ‘vatana ihanet’ suçundan idamla yargılanıyor ve ömür boyu hapse mahkum ediliyor. 1965 yılında aldığı mahkumiyet sonrası 1967 yılında çıkan afla serbest kalan Faruk Bey, Ayten Hanım daha 16 yaşındayken evlerinin kapıcısı tarafından öldürülüyor. Bu arada Faruk Çöl’ün geçmişi Osmanlı’ya dayanıyor. Çöl Ailesi, Osmanlı şehzadelerinin tahta hazırlandığı Amasya’nın tanınmış ailelerinden. Aile erkekleri, babadan oğula geçen sistemle hep mutasarrıflık (valilik) yapmış. Baba hasreti ile büyüyen Ayten Hanım’ın hayatı bu acıdan sonra tamamen farklı bir yola sapıyor.

16 Yaşında 2 Dönümlük Arazinin Başına Geçiyor Üniversitede Hititoloji okuyup, Almanya’da doktora yapan Ayten Hanım’ın herkes farklı bir yol çizeceğini düşünürken kendisi babasının ölümünden sonra 2 bin dönümlük arazinin yani Kılçak Çöl Çiftliği’nin başına geçiyor. Çorum’da doğan, Ankara ve yurtdışında yaşayan, Amasya’yı ise hiç bilmeyen, tanımayan Ayten Çöl, bugün modern bir ‘Hanımağa’ rolünü üstlenmiş durumda. Yaptıkları ile oldukça başarılı bir iş kadını olan Çöl, babasının adını yaşatmak amacıyla geçtiği arazi ve çiftlikte yaptıkları ile örnek alınacak bir isim olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız başarı hiç de göründüğü kadar kolay gelmiyor. 16 yaşında bir kızı o dönemin koşullarında ne yazık ki rahat ettirmemek için ellerinden geleni yapanlar olmuş. Hatta bir gece evi mermi yağmuruna bile tutulmuş.

de üretim yapıyor. Tarım söz konusu olduğunda çok ilkeli; pahalı da olsa en uygun yöntemi ve malzemeleri kullanıyor. Mottosu ise “Benim ürettiğimi yiyen insanların kanser olmalarını istemiyorum.”

Ayten Çöl, Nam-ı Diğer ‘Hanımağa’ Çöl, ihracat potansiyelinin yanı sıra istihdam anlamında da bölgede önemli bir isim. Çünkü 2 bin dönüm alana sahip Kılçak Çöl Çiftliği bölgenin en geniş ve verimli çiftliklerinden biri. Çiftlikte yaşayan ve çalışan 10 aile var. İşin büyük bölümünü onlar yapıyor. Ancak, çitflikte yetiştirilen ürüne göre gündelik tarım işçisi de çalıştırılıyor. Yılda yaklaşık bin kişiye, 40 bin yevmiye veriliyor yani Çöl başarılı bir iş kadını unvanını hakkıyla elde ediyor. Hem ihracat hem de istihdam anlamında Türkiye ekonomisine büyük katkıda bulunuyor. Ayten Çöl, nam-ı diğer ‘Hanımağa’ insan gücünün yanında teknolojiyi de çalışmalarına entegre etmiş durumda, en gelişmiş teknolojiden yararlanıyor. Çiftlikte, tarım ve iş makineleriyle dolu bir araç parkı da bulunuyor.

Ayten Çöl, ‘Kılçak Çöl Çiftliği’ ile Ekim 2016’da Ekonomist Dergisi, Garanti Bankası ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), tarafından verilen “ Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” unvanını aldı.

11 Ay Çalışıyor, 1 Ay Dünyayı Geziyor Bu kadar başarıya imza atan Çöl, 11 ay hiç durmadan çalışıyor. Bu gün 60 yaşında olan Çöl, yılın kalan 1 ayında ise sırt çantasını alarak dünyayı dolaşıyor. Çöl neredeyse dünyada ayak basmadık yer bırakmamış. Son iki yıldır ise tercihi Güney Amerika. Gördüğü yerler onu ne kadar etkilese de Çöl, baba toprağının kokusunun bir başka olduğunu söylüyor. İşte bu anlamda da tek üzüntüsü ölümünden sonra baba toprağını bırakacak kimsenin olmaması. Çöl’ün mirasçısı olabilecek bir kızı var ama yurt dışında yaşıyor. Çöl’ün anlattığına göre de ne yazık ki tarım konusunda hiç de bilgili değil. İşte bu konuda her fırsatta düşüncelere dalan Ayten Çöl, ölümünden sonra çiftliğin başına kimin geçeceği sorusuna cevap bulamıyor.

Tohum Üretip Yurt Dışına Satıyor Ayten Çöl, 2 bin dönümlük arazisinde mısır, şeker pancarı, sebze, soya, buğday, soğan ve patates başta olmak üzere çok çeşitli ürünler yetiştiriyor. Asıl işi tohumculuk. Yetiştirdikleri tüm bu ürünlerin tohumlarını da yetiştiriyor ve yurt içine sattığı gibi yurt dışına da ihraç ediyor. Tabii aynı tohumlarla kendileri

ETBİR I KIRMIZI 53


BESLENME

Sağlıksız beslenmeye

teslim olmayın! Hızla akıp giden hayatın içinde sağlıklı kalmaya devam etmek için sağlıklı beslenmeli ve kilonuzu dengede tutmalısınız. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Diyet yaparak ya da kendinize spor yapmaya adayarak mı? Tabii ki hayır… Öncelikle yapmanız gereken; vücudunuzu tanımak, ihtiyaçlarınızı bilmek, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğrenmek.

D

ünyada yaşam kalitesinin yükselmesine rağmen teknolojinin getirdiği rahatlık ve hız beslenme konusunda toplumları oldukça endişelendiriyor. Günlük koşuşturma içerisinde beslenmeye ya da yemek hazırlamaya yeterince vakit ayıramayan insanlar, gerek zamansızlık gerekse tembellik nedeni ile bol miktarda sağlıksız besin tüketiyor. Bu beslenme şeklinin sonucu olarak; bir grup yine sağlıksız diyetlerle kilo vermeye çalışırken, bir grup da vücudunun ihtiyacı olan besini yeterince alamadığı için zayıf düşüyor, sık sık hastalanıyor. Bütün bunların çözümü ise “Sağlıklı ve dengeli beslenme”de yatıyor. Peki herkesin dilinde olan sağlıklı beslenme tam olarak nedir? Vücudun günlük olarak alması gereken, besin değeri yüksek protein, karbonhidrat, yağ, mineral ve vitaminleri içeren yiyecekleri tüketmesi sağlıklı beslenme olarak tanımlanıyor. Tabii sağlıklı beslenmenin bir başka şartı da bu yiyecekleri sağlığımızı korumak adına dengeli olarak tüketmek… Her yaş grubunda insan için sağlıklı beslenme ile dengeli bir kiloya sahip olmak sağlık için büyük önem taşıyor. Beynin, kalbin ve diğer organların

54 ETBİR I KIRMIZI

fonksiyonlarını yerine getirebilmesi, insanın kendini iyi hissetmesi, vücudun sağlıklı ve güçlü olması için kilonun dengede tutulması gerekiyor.

Herkesin ihtiyacı farklı… Yeterli ve dengeli beslenmek için değişik yaş, cinsiyet ve özel durumlardaki bireylerin enerji ve besin öğelerine gereksinmeleri de farklılık gösteriyor. Besinlerimiz, içerdikleri besin öğelerinin türleri ve miktarları yönünden de farklı… Bazı besinler proteinden, bazıları karbonhidrattan zengin. Bu nedenle, besinlerimizi, besleyici değerleri yönünden 4 grup altında toplayabiliriz. Bu grup içinde yer alan

besinler, birbirinin yerini tutuyor. Günlük beslenmemizde her gruptan besin bulundurmaya özen gösterirsek ve bunların miktarları da ihtiyacımıza uygun olursa, yeterli ve dengeli beslenmiş oluruz.

Süt ve süt ürünlerini her gün tüketin! Süt ve süt ürünlerinden yapılan yiyecekler kalsiyum için oldukça iyi bir kaynak. Süt, yoğurt, peynir, çökelek, süt ile yapılan tatlılar bu gruba giriyor. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçından günde 2 porsiyon yenilmesi sağlıklı beslenme için uygun. En az bir büyük su bardağı süt veya


yoğurt, iki kibrit kutusu büyüklükte peynir, bir küçük kase muhallebi veya sütlaç, bir porsiyon kabul ediliyor. Bu gruptaki yiyecekler özellikle büyümekte olan çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar ile yaşlılar için önem taşıyor. Yetişkin ve normal durumda olan kişilere günde iki porsiyon, çocuklar, gebe-emzikli kadınlar ve yaşlılar 3-4 porsiyon süt ve süt ürünlerinden tüketmeliler. A vitamini, fosfor ve D vitamini açısından oldukça önemli olan süt ve süt ürünlerini sevmiyorsanız bu önemli vitamin ve mineralleri havuç, tatlı patates, kabak, brokoli, koyu yeşil yapraklı sebzeler, somon, sardalye, güçlendirilmiş tahıllar ve diğer besin kaynaklarını mutlaka tüketmelisiniz.

Meyve yemeden gününüz geçmesin! Farklı renklerdeki meyve ve sebzeleri haftanın günlerine bölerek tüketmek sağlıklı beslenmede önem taşıyor. Çünkü C vitamini, birçok vitamin ve mineral gereksinmemizi bu gruptan karşılıyoruz. Günde toplam 5 kase sebze ve meyve tüketilmesi önerilirken, bu miktar 2-3 adet meyve ile 2 çorba kasesi sebzeye denk geliyor. Mesela, sabah portakal suyu içebilir, öğlen ıspanak yemeği yiyebilir, akşam yemeğinde domates salatası, sonrasında da muz yiyebilirsiniz.

Et yemeyi ihmal etmeyin! Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller nohut, fasulye, mercimek ve bu besinlerden yapılan ürünler protein, B vitaminleri ve demir bakımından oldukça zengindir ve enerji verirler. Herhangi birinden ya da bir kaçından her gün 2 porsiyon yemelisiniz. Bu grupta yer alan besinler, öğle ve akşam birinci yemeği oluşturuyor. Öğünlerden birinde kurubaklagil, birinde etli sebze yemeği ya da et yemeği yiyebilirsiniz. Kırmızı et tüketmek sağlık için önemlidir ancak kırmızı et sevmeyenler tavuk, hindi eti ve balık tüketebilirler.

Sağlıklı Beslenmeye Adım Adım P Öncelikle yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Bir gün boyunca tüm yediklerinizi bir kenara not edin ve hangi ürünlerin sağlıksız olduğuna karar vererek onları sağlıklı gıdalar ile değiştirin. P Sağlıklı beslenmeye hazırlanırken vücudunuzun günlük ne kadar kaloriye ihtiyacı olduğunu bilmeniz gerekiyor. P Bir kişinin alması gereken minimum kalori miktarı metabolizma hızına göre değişebileceğinden metabolizma hızınızı da öğrenmelisiniz. Öğrendiğiniz bu değerler üzerinden ihtiyacınız olan miktarı ve ilgili besinleri belirleyin. P En önemlisi kahvaltıyı atlamayın, iyi bir kahvaltı metabolizmayı güne hazırlar. P Su içmeyi ihmal etmeyin. Yeterli su içmek sağlıklı beslenmenin yanında genel sağlık açısından da önem taşıyor. P Tamamen doymadan sofradan kalkın, vücudunuzun beyninize tokluk sinyali vermesi birkaç dakika sürer. Bu nedenle acele etmeden yavaş yavaş yiyin. P Yatmadan 3 saat öncesine kadar yemek yemeyi bırakın.

Tahıllar enerji veriyor Tahıllar ve tahıllardan yapılan yiyecekler temel enerji kaynağımızı oluşturuyor. Ekmek, makarna, şehriye, pirinç, bulgur, kuskus, börekler, un ve irmikten yapılan tatlılar bu grupta yer alıyor. Ekmek, her öğün yediğimiz yiyeceklerden. Türk mutfağının klasik alışkanlığı klasik beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tüketilmeniz sağlıklı beslenmenize yardımcı olur. Çünkü buğdayın işlenmemesi gerekiyor. Tam tahıllı ekmekte buğdayın tamamı kullanıldığı için mineral, besin lifi açısından daha zengin. Ekmeğin tam tahıllı kabul edilebilmesi için dilim başına 2-3 gram besin lifi içermesi gerekiyor. Bu gruptaki yiyecekler enerji verdiği için hareketli bir yaşamı ya da iş hayatı olanlar daha fazla ama oturarak çalışanlar ve gün içinde fazla enerji harcamayanlar daha az tüketebilir. Bu gruplarda yer almayan fakat yiyeceklerimize lezzet vermek için kullandığımız yağlar, şeker, salça ve baharat var. Şeker ve şekerli tatlılar vücuda sadece enerji sağladığından bunların fazla tüketilmesi şişmanlığa neden oluyor. Bu nedenle dengeli tüketilmesi öneriliyor. Ayrıca vücudumuzun ihtiyacı olsa da sağlıklı beslenme için yağ tüketimine de dikkat etmek gerekiyor. Gün boyu alınan kalorinin sadece yüzde 30-35’inin yağlardan gelmesi tavsiye ediliyor.

ETBİR I KIRMIZI 55


ÜLKE RAPORU

Dünya ekonomisinin en zenginlerinden:

BAE (Birleşik Arap Emirlikleri)

Dünyanın petrol rezervi bakımından en zengin 6. ülkesi olan Birleşik Arap Emirlikleri, kişi başına düşen milli gelir ile dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. 7 emirlikten oluşan ülkenin iklimine bağlı olarak topraklarının büyük bölümü tarıma elverişli değil. Gıda ihtiyacının çoğunu ithalat ile karşılayan BAE, özellikle et ve et ürünlerinde önemli bir ithalatçı konumunda…

Coğrafi konum

Ülke profili PP PP PP PP PP PP PP

Resmi Adı: Birleşik Arap Emirlikleri Para Birimi: BAE Dirhemi Yüzölçümü: 83.600 km2 Nüfus: 9.156.000 (DB - 2015) Başkent: Abu Dhabi Büyük Kentleri: Abu Dhabi, Dubai, Sharjah Resmi Dili: Arapça

56 ETBİR I KIRMIZI

Yüzölçümü 83.600km2 olan BAE’nin topraklarının %97’si çölden oluşuyor. Ülkenin Arap/Iran Körfezi’ne ve Hint Okyanusu’na kıyısı bulunuyor. Yedi emirlik içinde coğrafya olarak en büyük alana sahip olan Abu Dhabi, ülke topraklarının yaklaşık % 86’sını kaplıyor. 200’e yakın adadan oluşan BAE’nin başkenti Abu Dhabi bu adalardan biri üzerine kurulmuş durumda. Dubai, ülke topraklarının % 5’ini oluşturuyor. Ülkede yaz döneminde (Nisan-Ekim) sıcak ve nemli bir hava görülüyor, hava sıcaklığı 46 dereceye kadar çıkabiliyor ve %100 nem hissediliyor. Kışları (Kasım-Mart) ise ülkeye serin bir iklim hakim oluyor ve sıcaklık 14-23°C arasında değişiyor. Zaman zaman yaşanan kum fırtınalarının dışında, kış aylarında (Aralık-Ocak) anlık ve kısa süreli aşırı miktardaki yağış, altyapısı yetersiz olan şehirlerde sele yol açabiliyor. Özellikle su kıtlığı son yıllarda BAE için önemli bir sorun haline gelmiş durumda. Konutlarda kullanılan su, deniz suyu arıtılarak elde ediliyor.


Siyasi ve İdari Durum Bağımsızlık öncesinde Aşiretler Devleti (Trucial States) olarak tanınan BAE, 2 Aralık 1971’de İngiltere’den bağımsızlığını ilan etti ve aynı gün Abu Dhabi Emiri Sheikh Zayed bin Sultan al-Nahyan (1971-2004) ülkenin ilk Başkanı seçildi. Başkenti Abu Dhabi olan BAE, yedi emirlikten meydana gelen bir federasyon olarak yönetiliyor. Federasyonun kuruluşundan itibaren, Devlet Başkanının Abu Dhabi Emiri, Başbakanın ise Dubai Emiri olması yönünde yazılı olmayan bir mutabakat bulunuyor. Dış politika, güvenlik, ordu ve askeri konular ağırlıklı olarak Abu Dhabi Emirliği’nin kontrolün yürütülüyor. Abu Dhabi Emiri Şeyh Khalifa Al-Nahyan (ülkenin kurucu başkanı Şeyh Zayed Al-Nahyan’ın oğlu) 2004 yılından beri Devlet Başkanı. Ülkenin ikinci büyük Emirliği olan Dubai’nin Emiri Şeyh Muhammed bin Rashid al-Maktoum ise 2006’dan beri ülkenin Başbakanı olarak görev yapıyor. BAE’nin karar alma mekanizmasında, kesin hatlarıyla yasama, yürütme ve yargı olarak kuvvetler ayrımı bulunmuyor. BAE’nin devlet yapısında yasama yetkisi daha çok yürütmenin elinde tutuluyor. Yedi Emirden oluşan Yüksek Konsey, BAE’deki en üst düzey siyasi karar organı. Konsey, üyeleri arasından Devlet Başkanını, Başbakanı ve Bakanları seçiyor. Yüksek Konsey’in Başkanı, aynı zamanda BAE Devlet Başkanı. Devlet Başkanı (Yüksek Konsey toplantı halinde olmadığı zamanlar) Konsey’in tüm yetkilerini kullanabiliyor. Dolayısıyla, Devlet Başkanı yasama ve yürütme yetkisine de sahip. Abu Dhabi ve Dubai emirlerinin FYK’da veto yetkisi bulunmuyor. BAE yönetiminde siyasi parti yer almıyor. Yarısı seçimle ve yarısı FYK tarafından belirlenen 40 üyeli Konsey’de Bakanlıkların politikaları (yasa tasarıları) tartışılıyor, üyeler görüş ve tavsiyelerini dile getiriyor. Ulusal Konsey’in yasa tasarılarını onama ya da veto yetkisi bulunuyor sadece tavsiye niteliğinde görüşlerini bildiriyor. Yasa tasarıları, Yüksek Konsey’de onaylanmasının ve Devlet Başkanı tarafından imzalanmasının ardından yasalaşıyor. Konsey’in görev süresi 4 yıl olup, Yüksek Konsey’in onayına istinaden Devlet Başkanı tarafından feshedebiliyor. BAE’de yeni seçim 2019 yılında yapılacak.

Nüfus ve İşgücü

Ekonomik Yapı

BAE nüfusu, yabancı ağırlıklı olarak sürekli artış gösteriyor. Nüfus 2015 yılında 9,1 milyona ulaştı. Nüfusun %39’u Abu Dhabi, % 29’u Dubai, % 18’i Sharjah ve % 14’ü diğer emirliklerde yaşıyor. Ancak, BAE’nin toplam nüfusunun çoğunluğunu (%83’nü) ülkede ikamet izniyle çalışan yabancılar oluşturuyor. Yabancıların %60’ını Uzak Asya (Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Filipinler) kökenli, %18’ini İran ve Ortadoğu ülkeleri (Lübnan, Suriye, Mısır), %5’ini de bazı batılı ülkelerden (İngiliz/Britanya) çalışmaya gelenler oluşturuyor. Ülkede çalışanların %90’ını yabancılar. BAE’de başlıca işgücü kaynağını oluşturan uzak Asya kökenli (Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Filipinler) göçmenler, başta inşaat olmak üzere emek yoğun sektörlerde düşük ücretler karşılığında işçi olarak çalışırken; yerli nüfus kamu kurumlarında memur olarak istihdam ediliyor; Avrupalılar (Britanya/ İngiltere) ise özel şirketlerde yönetici veya danışman kadrolarında görev alıyor. Resmi dil Arapça olmakla birlikte; iş ve ticaret hayatında yaygın olarak İngilizce konuşuluyor ve yazışmalar İngilizce yapılıyor. Öte yandan; ülkede son yıllarda göçmen işçilerin yerini BAE vatandaşlarının alması fikrine giderek sıcak bakılıyor. BAE nüfusunun yaklaşık %40’ının 21 yaş altı kişilerden oluştuğu dikkate alındığında, işsizliğin ilerleyen yıllarda BAE vatandaşları için önemli bir sorun teşkil etmesi muhtemel görünüyor. Ülkede orta yaş nüfus grubu (ortalama 32,6 yaş grubu) artıyor.

BAE, 1996 yılından bu yana Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ), 1998 yılından beri on yedi Arap Ülkesi’nden oluşan Pan-Arab Serbest Ticaret Alanı’nın (PAFTA) ve ayrıca Arap Körfezi’ne kıyısı bulunan 6 Arap Ülkesi’nden meydana gelen Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK/ GCC) üyesi. Serbest piyasa ekonomisinin hakim olduğu BAE’nin ekonomik zenginliği büyük ölçüde petrol ve doğal gaz üretimine ve ihracatına dayanıyor. Sektörün GSYİH içindeki payı yaklaşık %37. Dünya finansal krizi ve en büyük ithalatçısı Çin ekonomisinin yavaşlaması ve son olarak 2014 yılının ikinci yarısından itibaren petrolün uluslararası piyasa fiyatındaki %50 oranındaki düşüş, BAE ekonomisini de (hidrokarbon ihraç gelirini) olumsuz etkilemiş durumda. Sanayi üretimi ve ihracatı da bu dalgalanmalardan doğrudan etkilenirken, harcamalar, tüketim, ithalat de bu durumdan dolaylı biçimde etkileniyor. Global finansal kriz ve akabinde petrol fiyatının düşmesinden dolayı cari işlemler fazlası ve bütçe gelirleri azalıyor. Büyüme hızının yavaşlamasıyla birlikte BAE’de ekonomi küçüldü. Bütçe gelirlerini artırabilmek için, IMF ile de görüşülerek, 2015 yılında (sıkı) mali ve parasal politikalarla bazı tedbirler yürürlüğe konuldu. Öte yandan, global finansal kriz nedeniyle azalan yabancı sermaye ve doğrudan yatırımı artırmaya yönelik mevzuat değişiklik çalışmalarına devam ediliyor. Dünya ekonomisindeki küçülmeden olumlu etkilenen BAE ekonomisinin

ETBİR I KIRMIZI 57


ÜLKE RAPORU

2017 yılında ise %2,6 oranında (düşük seviyede) büyümesi öngörülüyor. IMF rakamlarına göre BAE Ortadoğu ve Afrika ülkeleri içinde Suudi Arabistan ve İran’dan sonra en büyük ekonomiye sahip üçüncü ülke konumunda. BAE ekonomik büyüme hedefine yönelik olarak federal ve yerel bazda stratejik kalkınma planını yürürlüğe koydu. Kalkınma programlarının ortak özelliği, ekonomiyi petrol ve gaza bağımlı olmaktan çıkarmak ve gelir kaynaklarında çeşitliliği sağlamak. Böylece, milli üretim içindeki enerji haricindeki sektörlerin payını artırmak hedefleniyor. Kalkınmada öncelik verilmesi planlanan başlıca sektörler ise havacılık ve uzay, bilgi teknolojileri, yenilenebilir enerji, ulaşım, turizm, sağlık ve ihracat odaklı sanayi ile petrokimya. BAE’nin resmi para birimi olan Dirhem konvertibıl olup, ABD Doları’na 1 $=3,67 Dirhem kurundan sabitlenmiş durumda ve Merkez Bankası kur oranının korunmasında oldukça kararlı.

Tarım ve Hayvancılık Körfez Bölgesi dünyadaki en büyük et ve et ürünleri ithalatçısı ve talebin büyük çoğunluğu tavuk eti ve ürünlerinden oluşuyor. Körfez Bölgesi ülkelerinde petrol rezervlerinin keşfedilmesini takiben, büyük ölçüde göçmen işçi hareketinden kaynaklanan bir nüfus artışı yaşanmış ve buna paralel olarak gıda maddelerinin ithalatı da artmış. Ülke iklimine bağlı olarak topraklarının önemli

58 ETBİR I KIRMIZI

bölümünün tarıma elverişli olmaması nedeniyle sınırlı yerel üretim olanaklarına sahip olan BAE’de gıda ihtiyacının % 90’ı ithalatla karşılanıyor. Her ne kadar ülke toprakları tarıma elverişli değilse de hayvancılık yapılması için bir engel bulunmuyor. BAE bölgedeki lider kümes hayvanı üreticilerinden biri ve ülkede kümes hayvancılığı doğal olarak yapılamamasına karşın kurulan çiftliklerle üretim düzenli olarak artıyor. Son yıllarda üretim artmasına karşın, ülkedeki üretim yerel talebin ancak % 20’sini karşılayabiliyor. Ülkede yumurtadan çok tavuk eti üretimine ağırlık veriliyor. Kümes hayvanı çiftliklerinin artması aynı zamanda, kıyma, köfte, köri gibi dondurulmuş olarak satılan ürünler üreten yerel et işleme endüstrisinin gelişmesine destek oluyor. Kümes hayvanı çiftliklerinin artması aynı zamanda hayvan yemi üreten firmaların da gelişmesini sağlıyor. BAE yerel halkının beyaz ete olan talebinin yüksek olmasında dini inançların yanı sıra beyaz etin az kolesterol içermesi, sağlıklı olması da önemli rol oynuyor. Çok çeşitli milletten vatandaşın yaşadığı ve çok sayıda turist ve ziyaretçi ağırlayan BAE’de tavuk eti her millet için öncelikli gıdalardan biri.

Sanayi BAE’de imalat sanayi hidrokarbona dayalı olmakla birlikte, diğer bazı imalat sanayi alt sektörleri de büyümeye başlamış durumda. Sektöre yapılan yatırımlarla yaklaşık 2.500 civarında fabrika

kuruldu ve çoğu Asyalı göçmenlerden oluşan 200.000’in üzerinde kişiye iş imkanı yaratıldı. Sektördeki sanayi kuruluşlarının çoğu gıda (un, şeker, süt ürünleri, meşrubat, balık), inşaat ve yapı malzemeleri (çimento, seramik, mermer, demirçelik), metaller (alimünyum, bakır, çelik), kimyasal maddeler (kükürt, gübre), elektrik malzemeleri, mobilya, plastikler (pvc, mutfak eşyaları) ve hazır giyim üretimi yapan orta ölçekli kuruluşlar. Ülkede büyük ölçekli üretim faaliyetini, petrol ve petrokimya, enerji (Dubai Petrolum-Dubai), Alüminyum (Dubal-Dubai), seramik (RAK CeramicsRas Al Khaimah), ilaç (Julphar-Ras Al Khaimah) tesisleri oluşturuyor. Bu firmaların sahipleri ise ilgili Emirlikler. Dubal şirketi, sektördeki üretimin çoğunu gerçekleştiriyor. Dubai Aluminium, dünyanın ilk 10 alüminyum üreticisi arasında yer alıyor. Üretimin büyük kısmı ihraç ediliyor. Sharjah’ta KOBİ düzeyinde üretim tesisleri bulunuyor. BAE’de üretime dönük herhangi bir Türk yatırımı bulunmuyor. Ülkenin tarım aleyhindeki zor coğrafi ve iklim koşullarından dolayı, gıda sektörünün GSYİH’ye katkısı oldukça düşük. %2 civarındaki üretim ülkenin ihtiyacını karşılamıyor. Gıda fiyatlarındaki artışı önlemek ve düzenli gıda arzını sağlayabilmek için Sudan ve Pakistan gibi ülkelerde tarımsal yatırımlar yapılıyor. Balıkçılık, gıda sektörünün geleneksel olarak önemli bir kısmını oluşturuyor.

Turizm Dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından birisi olan BAE’nin ekonomik çeşitlendirme planlarında turizm sektörünün gelişimi de hedefleniyor. Bu hedef doğrultusunda Orta Doğu’da daha önce görülmeyen başarılı projelere imza atıldı. Dubai kıyılarına dört adet yapay ada inşa edildi, bir adet kapalı kayak merkezi kuruldu. Dünyanın en yüksek ve tek yedi yıldızlı oteli olan Burj al-Arab, Aralık 1999’da açılmıştır. Ülke ayrıca, birçok uluslararası turnuvaya da (tenis, golf, kriket, at yarışı gibi) ev sahipliği yapıyor. Artan turist sayısı ve turizm gelirleri dikkate alınarak Abu Dhabi emirliği de çok sayıda otel projesine başlanmış bulunuyor. Abu Dhabi’de önümüzdeki üç sene içinde 20 yeni otelin tamamlanarak hizmete girmesi planlanıyor.


Türkiye’nin BAE ile Ticari İlişkileri (1.000 Dolar) Yıllar

İhracat

2010

3.332.885

İthalat 698.421

Dış Ticaret Hacmi Dış Ticaret Dengesi 4.031.306

2011

3.706.654

1.649.456

5.356.110

+2.057.198

2012

8.174.607

3.596.545

11.771.152

+4.578.062

2013

4.965.630

5.384.468

10.350.098

-418.838

2014

4.655.710

3.253.024

7.908.734

+1.402.686

2015

4.681.255

2.008.690

6.689.945

+2.672.565

2016 5.406.224 Kaynak: TÜİK

3.701.152

9.107.376

+1.705.072

Her yıl düzenlenen “Dubai Alışveriş Festivali” ve “Dubai Yaz Sürprizleri” adı altında düzenlenen etkinlikler 40°C’nin üzerinde seyreden sıcaklıklara rağmen diğer Körfez ülkelerinden ve Avrupa’dan gelen turistler sayesinde otel, restoran, havayolu ve mağaza işletmecilerini memnun ediyor. Turizm konaklama sektörüne yönelik önemli altyapı yatırımları başlatan Abu Dhabi Emirliği’nde turizm gelirlerinin de bu paralelde artması bekleniyor. Ayrıca, Dubai halihazırda, “Marka Dubai” sloganıyla “Expo-2020”ye ev sahipliğine yönelik hazırlıklarına devam ediyor.

Dış Ticaret BAE’nin iİhracatında hidrokarbon, ithalatında ise motorlu kara ve hava taşıtları, mücevherat, elektrik ve elektronik ürünler, tekstil ve ağır iş makinaları ve gıda ürünleri, önemli yer tutuyor. BAE, başta Dubai Emirliği olmak üzere, re-export ağırlıklı bir ticari yapıya sahip. Çeşitli ülkelerden gelen mallar, BAE üzerinden farklı pazarlara ulaştırılıyor. Reeksportta en büyük pazarı Hint Yarımadası ve Körfez ülkeleri oluşturuyor. İran, Hindistan, Irak, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Pakistan reeksportta ilk sıraları paylaşıyor. Makineler, ses kaydediciler, inci, mücevherat, tekstil ürünleri, taşıt araçları, kimyasal ürünler ve gıda ürünleri ve içecekler reeksport yoluyla satışı yapılan başlıca ürünler arasında yer alıyor.

+2.634.464

hareketlerden birisi. 1998 yılından beri 17 Arap Ülkesi (S. Arabistan, Bahreyn, Mısır, Irak, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Libya, Fas, Umman, Katar, Sudan, Suriye, Tunus, BAE, Yemen, Filistin) arasında Arap Ortak Pazarı yaratmak için çalışmalar yapılıyor. BAE’nin başlıca ihraç pazarları arasında Japonya, Hindistan, Güney Kore, Çin, Singapur, Tayland, Umman, Pakistan, Tayvan, Malezya, Hong Kong, Türkiye ve Belçika bulunuyor. BAE’nın ithalat yaptığı ülkeler ise Çin, Hindistan, ABD, Almanya, İngiltere, Japonya, Güney Kore, İtalya, Katar, Hong Kong, Singapur, Umman, Fransa, Belçika, Türkiye ve Hollanda.

Türkiye ile Ticaret Türkiye’nin BAE’ne yönelik dış ticaret

hacmi yıllar itibariyle sürekli artış gösterdi ve 2008 yılında, 8,6 milyar dolara ulaştı. 2009 yılında global krizin de etkisiyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 3,5 milyar dolara düştü. 2012 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi %138 artarak 11,7 milyar dolara ulaştı. mıştır. 2015 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 6,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, 2016 yılında %36 artış yaşandı. Türkiye ile BAE arasındak, ticarette özellikle inşaat malzemeleri, mobilya ve dekorasyon ürünleri, ev tekstili, gıda ürünleri, oto yedek parça, elektrik malzemeleri, yapı malzemeleri, hazır giyim, mücevherat, medikal ürünler, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri önemli yer tutuyor.

Coğrafya ve nüfusu küçük olduğundan dış ticaretini re-export yönünde geliştirme gayreti devam ediyor. Doğu Afrika-Ortadoğu-Yakın Asya bölgesindeki en istikrarlı ve güvenli ülke konumunda olan BAE, 1996 yılından bu yana Dünya Ticaret Örgütü’nün üyesi. BAE, DTÖ’nün Asyalı gelişmekte olan ülkeleri grubuna dahil. Pan-Arab Serbest Ticaret Alanı (PAFTA ya da GAFTA), Arap Ülkeleri arasındaki en önemli ekonomik

ETBİR I KIRMIZI 59


SAĞLIK

Sağlıklı Kalmak İçin Birinci Kural:

Stresi Azaltın!

Artık her günümüz çok stresli. Alarm sesiyle uyandığımız gün, işe yetişme telaşı, stresli toplantılar, trafik çilesi ve daha pek çok gergin an ve olay ile akıp gidiyor. Uzun süren stresli saatler ve genel olarak stresli bir yaşam, pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Stres pek çok hastalığın nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor.

2

0. yy’da popüler olmaya başlayan ve 21. yy’de artık hayatımızın neredeyse her anında hissettiğimiz bir kavram “stres!”. Günümüzde hayatın her alanı zor ve stresli. Ev hayatımız, iş hayatımız, okul, vs.… Artık çocuklar bile stresli. Ancak stres basit bir endişe ya da kişiye göre değişmekle birlikte bir gerginlik hissi olmanın çok ötesinde… Artan stres düzeyimiz her şeyin başı dediğimiz sağlığımızı tehdit eden faktörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Her ne kadar kalp ve beyin gibi organları daha çok etkilediği düşünülse de stres, kısırlıktan egzamaya, bel ağrısından astıma kadar birçok hastalığın ya doğrudan ya da dolaylı yoldan en önemli nedeni. Stresin neden olduğu başlıca hastalıklar şu şekilde sıralanıyor…

Migren: Stres ve sinir bozukluğunun en yaygın sonuçları, tansiyondan kaynaklanan baş ağrıları ve migren krizleridir. Birçok insan evde veya işte baskı altında kaldıklarında stres ve sinir bozukluğu yaşarlar. Bazı insanlarda belirtilerin, rahatlamaya başlayınca kötüleştiği fark edilmiştir; bütün bir hafta çok çalışıp cuma akşamı rahatlamaya başlayan kişilerde, cumartesi sabahları migren ağrıları yaygın olarak görülüyor. Ayrıca stresli bir dönemde alınan daha yağlı ve şekerli besinler ile uyku düzeninin bozulması migrene neden olabiliyor.

Kalp Hastalıkları: Stresin tek başına mı yoksa diğer faktörlerin etkisini artırarak mı kalp hastalıklarına neden olduğu kesinleşmese de stres faktörlerini azaltmanın kalp hastalıkları riskini de azalttığı kesin. Stresin kalp hastalıklarına etkisine gelince… Şöyle ki, kronik stres ile kalp atışları hızlanıyor, tansiyon yükseliyor. Bunların sonucu olarak yağ asitleri kana karışıyor ve karın

sisteminin benzer özellikleri bulunuyor. Çünkü mide ve beyin benzer hormonlar ve sinir sisteminin etkisi altında bulunuyor. Stresin uzaması sindirim bozuklukları, ishal, kabızlık, kramp ağrıları, şişkinlik, ağrılı yanma şikayetlerine neden olabiliyor. Stres ve sıkıntının mide için çok zararlı olduğu biliniyor. Aşırı stres tükürük bezlerinin durmasına ya da tükürüğü arttırmasına neden olabiliyor.

60 ETBİR I KIRMIZI

bölgesinde yağlanma başlıyor. Bu da kalp hastalıklarını beraberinde getiriyor.

Mide ve Bağırsak Sistemi Hastalıkları: Beyin ve sindirim

Stres midedeki asit salgılarını arttırıyor, asitlenmeye, bulantıya veya ülsere yol açabiliyor.

Soğuk Algınlığı: Stres üzerindeki araştırmalar, stresin bağışıklık sistemini zayıflattığını ve hastalıklara yakalanmayı kolaylaştırdığını gösteriyor. Örneğin; sık sık soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanmanın nedeni strese bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıflamasından kaynaklanabiliyor. İşsizlik, ailevi problemler gibi nedenlerle ortaya çıkan ve bir aydan fazla süren kronik stres soğuk algınlığına yakalanmayı kolaylaştırabiliyor. Üst Solunum Yolu Hastalıkları: Uzun süre devam eden bazı olaylar nedeniyle kronik bir hale gelen stres üst solunum yolu hastalıklarına karşı vücudu daha hassas hale getiriyor.

Bel Ağrısı: Ofiste yaşanan yoğun stres sonucu hormonlar, kasların gerilmesine ve normalde hiçbir olumsuz etkisi olmayacak bir hareket ile yaralanmaya neden olabiliyor. Bu da tıpkı aşırı ağırlık kaldırmışçasına bel ağrısı çekilmesine yol açıyor.


Stresinizle Başa Çıkmak İçin… • Beslenmenizi kontrol altında tutun. Yemenin ölçüsünü kaçırmayın. Stresten kurtulmak için alkol ve gıda tüketimini artırmayın.

Astım: Ciddi bir akciğer hastalığı olan astım, özellikle soğuk ve kirli hava ile ilişkili olduğu biliniyor. Ancak stres, korku, çaresizlik ya da endişe astım ataklarını artırıyor. Egzama: Egzama için tetikleyen gıdalardan ve alerjenlerden uzak durmak çoğu zaman egzamanın iyileşmesinde etkili olamıyor. Stresin artması ya da uzun süren stresli bir dönem geçirmek, egzama şikayetlerinin artmasına neden oluyor.

Kısırlık: Stres sonucu oluşan hormonlar seks hormonlarını etkileyerek kadında yumurtlamayı baskılar, erkekte de sperm sayısını düşürüyor. Bu durum çiftlerin bebek sahibi olma oranlarını düşürüyor bazen tamamen bu ihtimali ortadan kaldırıyor.

Kilo Alma ve Kilo Kaybı: Aşırı

stres pek çok kişide fazla yemek yeme isteğine neden olurken bazı kişilerin de iştahını keserek aşırı kilo kaybı yaşamalarına neden olabiliyor. Bazı insanlar stresliyken, yemek yemeyi unutabiliyor ya da ara öğünlerini atlayabiliyor. Bu durumda değişen kan şekeri kişide ruhsal dalgalanmalara ve sağlıksız kilo kaybına sebep oluyor. Stres pek çok insanda ise kilo almaya neden oluyor. Stresteki artış vücuttaki kortizol seviyesini arttırıyor. Bu da kişiyi aç olsun olmasın tatlı veya tuzlu yiyeceklere yönlendiriyor. Bu hormon, hem metabolizmayı yavaşlatıyor hem de vücudu zararlı etkenlere karşı korumak amacıyla organların etrafında koruyucu bir yağ tabakası oluşmasına neden oluyor.

• Her şeye ‘Evet’ diyemezsiniz. Başkalarının beklenti ve taleplerini her zaman karşılayamazsınız. Gerektiğinde ‘Hayır’ demeyi öğrenin. • Sigarayı bırakın. Sigara içerdiği uyaranlarla stresi tetikler. • Düzenli egzersiz yapın. Ama bunu kendinizle savaş haline getirmeyin. Özellikle düşük tempolu egzersizlerle başlayın. Bu kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. • Her gün mutlaka dinlenmek için kendinize zaman ayırın. • Denetim altında tutabileceğiniz ve yapabileceğiniz sorumluluklarınızı bilin. • Stres nedenlerinizi azaltmaya çalışın. • Gerçekçi hedefler ve beklentiler ayarlayın. Her şeyi tek seferde yüzde 100 başarılı gerçekleştiremeyebilirsiniz. • Yeterince dinlenin. Uygun bir diyet ve egzersizle dinlenme olmadan stresle mücadele edemezsiniz.

ETBİR I KIRMIZI 61


İŞ DÜNYASI

Teknoloji Gelişiyor, Dünya Değişiyor, İş Dünyası Dönüşüyor… Teknolojide yaşanan gelişmeler, tüketici alışkanlıklarında yaşanan değişimler, toplum bilincindeki değişim, ekonominin dinamiklerindeki hareketlilik geleceğin iş dünyasına yön veriyor. Geleceğin iş dünyasını anlamak ve doğru yönde adım atmak için ise değişime yol açan önemli başlıkları iyi analiz etmek gerekiyor.

A

raştırmalara göre dünyada yaşananlar, teknolojideki ilerlemeler, yeni trendler önümüzdeki dönemde iş dünyasında da önemli değişimlere kapı açacak. İş dünyası kendini yenileyerek, değiştirerek, geliştirerek yoluna devam edecek, değişmek zorunda kalacak. İş dünyasında değişime, yeniliklere, yeni iş modellerine yol açacak trendleri ise 10 başlık altında sıralamak mümkün.

62 ETBİR I KIRMIZI

1

Teknoloji coğrafi sınırları kaldırıyor

Bugün baş döndüren bir hızla gelişmeye devam eden teknoloji gelecekte yaşam tarzlarımız da değiştirecek. Bioteknoloji, lazer teknolojisi ve nanoteknoloji gibi alanlardaki yeni gelişmeler, ürün ve hizmetlerin gelişiminin çok ötesine geçmiş durumda. Mobil telefonlar, e-postalar, arama motorları çoktan yaşam tarzımızı etkisi altına aldı. Yılda 9 trilyon adet e-posta gönderiyoruz. Bu teknolojik

gelişmeler ile coğrafya artık iş dünyası ve ekonomi için sınır oluşturmuyor.

2

Ekonomi Merkezleri Değişecek

Dünyada ekonomide yaşanan liberalleşmenin yanında teknolojik gelişmeler, sermaye piyasalarının gelişmesi ve dünyanın coğrafi değişimlerinin sonucu dünya, ekonomik çalışmalar için yeniden gruplaşmaya başladı. Bugün Batı Avrupa dünya GSMH’sini yüzde 30’unu


oluştururken Asya (Japonya hariç) yüzde 13’ünü yaratıyor. Önümüzdeki 20 yılda iki kamp başa baş noktasına gelecek. Önümüzdeki 20 yılda ABS hala mutlak ekonomik büyümede en büyük paya sahip olacak.

3

Yaşlı Nüfus Dünya Sorunu Olacak

Hızlı yaşlanma ile gelen yaşlı nüfus artışı her ülkenin sorunu haline gelecek. Bu da kamu sektörünün verimlilik ve yaratıcılık konusunda yeni seviye arayışına girmesine neden olurken, verimlilik kazançları, emekli maaşları, sağlık harcamaları, vergileri artacak. Sosyal hizmetlerin sağlanmasına yönelik olarak, özel sektör daha çok öne çıkacak.

4

Yetenekli Çalışanlar İçin Şirketler Rekabet Edecek

Yetenekli çalışanlar daha öne çıkacak ve şirketler yetenekli çalışanlar için birbirleriyle neredeyse savaşır hale gelecek. Bilgi yoğun endüstrilere yönelim, eğitimli yeteneklerin önemini ve azlığını daha çok ortaya çıkaracak. Birçok şirket ve hükümet için global emek ve yetenek stratejisi, global kaynak ve üretim stratejileri kadar önemli hale gelecek.

5

Yeni İş Modelleri Ortaya Çıkacak

Piyasalardaki değişimlere ve yeni teknolojik gelişmelere karşı geleneksel olmayan iş modelleri gelişiyor. Dünyada devleşen birkaç şirket en tepede yer alırken, orta ölçek daralıyor, böylece küçük ve hızlı oyuncular ortaya çıkıyor. Tedarikçiler, üreticiler ve tüketicilerin eko-sistemleri birbirine bağladıkça kurumsal sınırlar karışıyor. Kazanan şirketler yeni yapısal olasılıklar ile elde ettikleri verimliliği bu dönüşümler üzerinde aktifleştirecekler.

6

Yeni Tüketici Grubu Geliyor!

İnsanlar gelişme ile birlikte günümüz yaşantısına göre keyfi harcamalarına başlamış bulunuyor. Yaklaşık gelecek 10 yılda bir milyar yeni tüketicinin global pazara girmesi bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki tüketicilerin harcamaları Batı Avrupa’daki harcama gücüne oldukça yakın hale gelecek. Tabii gelişmiş ülkelerde de tüketici segmentlerinde de büyük

değişimler olacak. Farklı segmentlerdeki tüketicilerin harcama gücünde de önemli değişimler izlenecek.

7

Büyük Şirketler Sevilmemeye Devam Edecek

Globalleşen dünya ve artan çevre bilinci ile büyük işletmeler üzerindeki toplumsal baskı ve onlara yönelik toplumsal şüphe artmaya devam edecek. Yani ekonomiye, gelişime ve yaşama olan katkılarının yanında büyük işletmeler övgüye değer olsa da diğer taraftan hiç sevilmeyecek.

8

Bilimsel Yönetim Öne Çıkacak

Teknoloji ve ekonomi geliştikçe büyük ve karmaşık şirketleri yürütmek, yönetebilmek için yeni araçlara ihtiyaç duyulacak. Gelişmiş teknoloji ve istatistiksel kontrol araçları, mega şirketleri oluşturabilecek yeni yönetim yaklaşımlarının doğmasını sağlıyor. Böylece içgüdü ile yönetim tarihe karışıyor. Her şey bilimsel olarak ele alınarak, yönetim biçimi de ona göre değerlendirilecek.

9

Global Büyüme Artarken Doğal Kaynaklar Azalacak

Ne yazık ki ekonomik büyüme doğal kaynakların tüketimini daha da artıracak. Mesela petrol talebi artarak devam edecek. Su kaynakları birçok ülkenin büyümesinde en büyük baskı unsuru olacak. Teknoloji ve düzenlemede yenilikler ile kaynak kullanımı, güçlü ekonomik büyümeyi sürdüren, bir yandan da çevresel talepleri karşılayan bir dünya yaratmak için en önemli unsurlar olacak.

10

Bilgi Kolay Elde Edilecek, Yönetmek Zor Olacak

İnternet dünyasında arama motorlarının varlığı ile bilgiye ulaşmak hayatın vazgeçilmezi haline gelirken, bilgi üretimi, erişimi, dağıtımı ve sahipliğinde yeni modeller gelişiyor. Bilginin toplumlara ulaştırılabilmesi için açık kaynak yaklaşımları dikkat çekiyor. Bilgi üretiminin kendisi büyüyor. Şirketlerin bu yeni bilgi evrenini veya fazla bilginin neden olacağı riski nasıl yöneteceğini öğrenmesi gerekiyor.

ETBİR I KIRMIZI 63


OTOMOBİL

Toyota Hilux Yenilikleri ile Yine Efsane Oldu Zorlu arazi şartlarının dünyada en vazgeçilmez modeli olan Toyota Hilux yenilendi. Dayanıklılık, kalite ve güvenirlilik açısından hem güçlü off-road sürüş performansı hem de bir binek otomobilden beklenen konforu ile Yeni Toyota Hilux, Pick-Up segmentinde yeni bir çığır açıyor.

A

dını efsane modeller arasına yazdıran Hilux’un 8’nci jenerasyonu, 50 yıla yakın birikimi günümüze taşırken, şimdi çok daha konforlu ve güvenli. Güvenirlilik ve dayanıklılık ile kalite anlamında her zaman segmentinin en üst sırasında yer alan Hilux, Antartika’dan Dakar Rallisi’ne kadar her türlü koşulda ve en zor şartlarda üstün özellikleri ile öne çıkmasını biliyor. Yeni Hilux, teknolojik özellikleri, sofistike tasarımı, yüksek offroad yeteneklerinin yanı sıra SUV tarzı

64 ETBİR I KIRMIZI

mükemmel bir sürüş konforuna da sahip bulunuyor. Hilux, Avrupa pazarında yüzde 23,5’lük pay ile en çok satan pickup ünvanını da elinde bulunduruyor. Toyota’nın “Keen Look- Keskin Bakış” tasarım dilini yansıtan ızgara ve farlar, güçlü bir görünüme sahip sis farlarını barındıran tampon ve “Under PriorityÖncelikli” tasarım felsefesiyle oluşturulan alt ızgara, Yeni Hilux’a şık ve güçlü bir görünüm kazandırıyor. Büyütülmüş logo, yeni krom ızgara tasarımı ve güçlü

duruşu tamamlayan çamurlukların yanı sıra 12 beyaz LED’e sahip Gündüz Sürüş Farları, Yeni Hilux’ı çok daha dikkat çekici bir pick-up haline getiriyor. Tasarımı ve teknolojisiyle sınıfında çıtayı yükseltmeyi başaran Yeni Toyota Hilux, motor seçenekleriyle de iddiasını artırıyor. Yeni Hilux, iki motor seçeneği ile satışa sunuluyor. Yeni 2.4 D-4D dizel motor 150 bg güç/400 Nm tork üretirken, 2.8 D- 4D dizel motor ise 177 bg güç/450 Nm tork güç üretiyor.


Gündüz İşçi, Gece Smokinli Yeni Hilux’ın segmentinde lider olma iddiası taşıyor. 16 milyondan fazla satış rakamıyla “dünyada da en çok satan pick-up” ünvanına sahip Toyota içinde ayrı öneme sahip. Toyota’nın Corolla’dan sonra en çok satan modeli olan Hilux yine lider pozisyonuna ulaştırmak için bütün imkanlara sahip bulunuyor. Aracın üzerinde Land Cruiser’dan esinlenmiş, hatta direkt alınmış özellikler bulunuyor. Hilux hem şehirli hem de iş aracı dediğimiz özellikleri tek bir araçta topluyor. Hilux ile dünyanın her şartlarında gündüz işinizi yapabilir, seyahat edebilirsiniz. Ama gece olunca da

yaşadığınız şehrin en lüks restoranlarına bir 4x4 kullanıcısı olarak smokininizi giyip gidebilirsiniz. Zaten Hilux’ın en üst donanım seviyesinin ismi de bu özelliğinden dolayı Hi-Cruiser olarak adlandırılıyor.

Yakıt Tüketimi Yüzde 10 Azaldı Japon üretici Toyota’nın global pick-up modellerinden birisi olan Hilux, yeni neslinde binek otomobillere yaklaşan özellikleriyle dikkat çekiyor. 70 mm uzayan, 20 mm genişleyen fakat 35 mm alçalan Hilux, gerçekten iri bir araç ve ister istemez insanda korkuyla

saygı arasında bir duygu hissettiriyor. Yeni yüzü, makyajla değişen Auris ve Avensis modellerine benzetilen Hilux, daha çekici bir görünüme sahip olmuş. Ticari kullanım dışında gelişmiş altyapısı sayesinde zorlu yolların aracı olarak haklı bir üne sahip Hilux’ün yeni versiyonunda bu özellikleri daha da geliştirilmiş. Taşıma kapasitesi 1240 kg, çekme kapasitesi 2.5 tona yükselen aracın yetenekleri yükseltilmiş. Pick-up modelleriyle SUV yeteneklerini harmanlayan yeni Hilux’te yeni geliştirilmiş GD serisi turbo dizel ve benzinli motorlar kullanılacak. Yeni motorların yakıt tüketimleri yüzde 10 oranında düşürülmüş.

ETBİR I KIRMIZI 65


ETKİNLİK TAKVİMİ / 2017

Nisan 1-13 World Food Warsaw (Varşova Uluslararası Gıda Fuarı) 4th INTERNATIONAL FOOD & DRINK EXHIBITION EXPO XXI Warsaw, Poland Pradzynskiego 12/14 St. www.worldfood.pl/Home.aspx

13-16

Haziran 27-30

13 – 14

Teke Yöresi Hayvancılık-2017 Hayvancılık, Çiftlik Ekipmanları, Süt, Gıda Yem Teknolojileri Fuarı Burdur Fuar Merkezi

“FIAAP/VICTAM/GRAPAS Conferences 2017” Cologne Exhibition Halls (Koelnmesse). Köln, Almanya Fiaap, Hayvan YeMi ve Katkı Maddeleri Endüstrileri Etkinliği

Mayıs

Bilgi: Edip H. Aktaş, Victam International Türkiye Temsilcisi Uğur Mumcu Cad. 85/8 Gaziosmanpaşa 06700, Ankara.

02 – 04

Tel: 312 447 4093 Faks: 312 447 4094

Doğu Anadolu Tarım-2017

“Fi İstanbul 2017,

E-Mail: ediphaktas@gmail.com

Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı

Food Ingredients Istanbul 2017”

www.victam.com

Tuşba Fuar ve Kongre Merkezi  

Gıda Bileşenleri İstanbul 2017 Fuarı

Van Afyonkarahisar Tarım-2017 Tarım, Seracılık, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı Afyon Kültürpark Fuar Alanı

UBM Istanbul

“Institute of Food Technologists Annual Meeting and Food Expo”

Tel: 216 693 3200, Faks: 216 693 3202 E-Mail: ozgur.kayihan@ubm.com www.figlobal.com/istanbul/home

26-29 Ekoloji İzmir-2017 Doğal Ürünler, Ekoloji ve Çevre Teknolojileri Fuarı İzmir Kültürpark Uluslararası Fuar Merkezi

25 – 28

İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı. İstanbul.

www.foodingredientsglobal.com

Gıda Teknologları Enstitüsü Yıllık Toplantısı ve Gıda Sergisi Sands Expo Center Lav Vegas, NV, ABD Bilgi: IFT. 221 N. LaSalle St. Suite 300, Chicago, IL 60601–1291, ABD

05 - 14

Tel: +1 (312) 782 8424,

Gurme Gıda ve Yöresel Lezzetler Fuarı-2017

Faks: +1 (312) 782 0045

Gıda ve İçecek Ürünleri, Gıda İşleme, İçecek Teknolojileri Fuarı

www.ift.org

E-Mail: info@ift.org

Tüyap Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi Adana

ETBİR

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği

Yeni Adresinde Barbaros Mahallesi, Mor Sümbül Sokak 5 A, Deluxia Palace Kat: 8 D: 240 34746 Ataşehir/İstanbul Tel: 0216 478 62 79 Fax: 0216 478 62 76 e-mail: etbir@etbir.org www.etbir.org

66 ETBİR I KIRMIZI


67


İLERİ İŞLEM KIRMIZI ET MAKİNE ve EKİPMANLARI BUTİK FIRIN

KIYMA MAKİNASI

SOSİS SOYMA MAKİNASI

KUTER

KLİPS

DİLİMLEME MAKİNASI

MİXER

KAVURMA KAZANI

MİXER GRİNDER

Kırmızı Et Sanayiinde Çözüm Ortağınız: FERMAK FERHAT MAKİNA

ELEKTRONİK OTOMASYON İNŞAAT SAN. ve TİC. LTD. ŞTİ. Y. Dudullu Des Sanayi Sitesi 111 Sokak D 22 Blok No: 67 Ümraniye / İSTANBUL Tel: +90. 216 420 94 82 Fax: +90 216. 420 94 83 E-mail: info@fermak.net

www.fermak.net

E KALİT DA YLAR DETA IDIR SAKL

Etbir Kırmızı Dergi Sayı 38  

Hayvancılıkta “Milli Bir Dönem” Başlıyor, Dr. Ahmet Yücesan, Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği - ETBİR, ETBİR Genel Kurulu,...