Page 1

ETBİR

Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Sektör Yayını 2015 / 2

• G-20 Tarım Bakanları İstanbul’da Buluştu

• Türkiye kaliteli tiftik

• Hayvancılığın Devamı Olan Deri Sanayiinde de İzlenebilirlik Kaçınılmaz

• İnsan beyni, gelişimini et yemeye borçlu

için atakta

• Kurban Bayramı’nda et tüketirken! • Geçmişle Geleceği Bir Arada Yaşayan Ülke: İngiltere

DOSYA Kırmızı et fiyatları hakkında sektör ne diyor?


2


Türkiye’nin ilk ve tek FRC belgesine sahip Frigorifik Dondurulmuş Et Tır Kutusu yine ECOFRİGO’dan...

3


BU SAYIDA NELER VAR? ETBİR - Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Kırmızı Et Sektör Yayını Yıl: 9 Sayı: 34 - Ağustos 2015 / 2 Para ile satılmaz.

İmtiyaz Sahibi Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa BILIKÇI

Yayın Koordinatörü Dr. Ayla TORUN

Yönetim Yeri Barbaros Mah. Akzambak Sk. Uphill Towers B Blok K: 10 No: 57 Ataşehir İSTANBUL Tel: 0216 478 62 79 Fax: 0216 478 62 76 e-mail: etbir@etbir.org www.etbir.org

DOSYA

Kırmızı et fiyatları hakkında sektör ne diyor?

06 08

BAŞKANDAN

10

SEKTÖRDEN HABERLER • Pastırmanın nem oranı Tebliğ ile düzenlendi • Kırmızı et üretimi 2. çeyrekte arttı • AB Ülkelerinden Canlı Hayvan ve Karkas Et İthalatında Vergi Sıfırlandı • Hayvancılık desteklemeleri konusunda yetiştiricilerin güncelleme sorumluluğu • Bakanlık 2015’de 78 projeyi destekleyecek • 7. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması başvuruları başlad

Yayına Hazırlayan Fevzi Kemal TORUN

Editör Leyla KARAKOÇ

Yapım Afiş İletişim I DBYR Tel: 0535. 711 41 37 @: afis@afisiletisim.net www.afisiletisim.net

Sorumlu Yazi İşleri Müdürü Ergün GÖÇER

Yayın Kurulu Prof. Dr. Mustafa TAYAR Vet. Dr. Ahmet YÜCESAN Vet. Dr. Can DEMİR Mustafa ALBAYRAK Prof. Dr. Ümit GÜRBÜZ

Reklam Rezervasyon Tel: (216) 478 62 79-324 62 64 e-mail:etbir@etbir.org

Baskı Armoni Nuans Görsel Sanatlar, İletişim Hiz. San. ve Tic. A.Ş. Tel: (216) 540 36 11 pbx

ETBİR Kırmızı Dergi’de yayınlanan yazı ve fotoğraflar yazılı izin alınmadan kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

4

ETBİR I KIRMIZI

ETBİR’DEN HABERLER • Et Sektörü • Geleneksel İftar Yemeğinde Buluştu

22

18

TOPLANTI • G-20 Tarım Bakanları İstanbul’da Buluştu

20

HABERLER • Gıdalarınızın içeriğini TÜRKOMP’a sorun • İSO 500 listesinde 105 firma gıdadan

22

DOSYA • Kırmızı et fiyatları hakkında sektör ne diyor?

30

GÖRÜŞ • Tarım ve Gıda Güvenliğinde Etik İlkelerin Önemi 2

34

UZMAN GÖZÜYLE • Hayvancılığın Devamı Olan Deri Sanayiinde de İzlenebilirlik Kaçınılmaz

ÜLKE RAPORU Geçmişle Geleceği Bir Arada Yaşayan Ülke: İNGİLTERE

56


36 38

KONUK YAZAR • Verimlilik: OEE…

40

ARAŞTIRMA • Korksa da tüketmekten vazgeçmiyor

42

TEKNOLOJİ • Üçge ‘Webomatic’ makinalarıyla sektörde fark yaratıyor

44

KONGRE • Türkiye Doğal Beslenme ve Yaşam Boyu Sağlık Zirvesi Devlet Erkanını Ağırladı

46 48

HAYVANCILIK • Türkiye kaliteli tiftik için atakta

FUAR • Worldfood İstanbul Gıda Fuarı’nda “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası

HABER • Tek Sağlık Konsepti İçin İşbirliği • Yabancı çoban sorununa ‘ALMANYA MODELİ’ • Atlas Copco’dan Gıda Güvenliği için Önemli Adım

52

KIRMIZI ET • İnsan beyni, gelişimini et yemeye borçlu

54

BESLENME • Kurban Bayramı’nda et tüketirken!

56

ÜLKE RAPORU • Geçmişle Geleceği Bir Arada Yaşayan Ülke: İNGİLTERE

60 62

İŞ DÜNYASI • Pazarlama trendleri değişiyor

64

SAĞLIK • Ofis ağrılarını azaltmanın 5 YOLU OTOMOTİV • 2015’e damga vuran otomobiller

Tüm işletmeniz için Ticari BT çözümleri

Başarı sistemin sonucudur

Daha hızlı. Daha güvenilir. Daha verimli. Et sektörünün dünyadaki lider firmaları CSB-System’i başarıyla kullanıyorlar. Entegre BT Çözümümüz ile Rekabet gücünüzü arttırın. Avantajlarınız:  Ön tanımlı sektörel süreçler  İşletmenizin tüm ihtiyaçlarına tek elden çözüm  Kısa sürede kurulum ve yatırımın hızlı geri dönüşü Daha fazla bilgi için lütfen Kare kodu okutunuz! CSB-System Türkiye Hasan Önel Cad. No:69  34325 Firuzköy - İstanbul Tel.: 0212-6903676  Faks: 0212-6903536 info@csb.com  www.csb.com


BAŞKANDAN

Değerli üyelerimiz ve sektör paydaşlarımız,

H

ayvancılık ve kırmızı et sektörü hızla yükselen fiyatlar nedeniyle hareketli günler yaşıyor. Temmuz ayı sonunda fiyatlar 25,85 TL/Kg. düzeyine ulaştı. Aslında biraz daha gerilere gidip baktığımızda fiyatların çok hızlı ve çok fazla yükseldiğini görüyoruz. Ulusal Kırmızı Et Konseyi 2014 yılında dana kesim fiyatlarında yüzde 24 artış olduğunu açıklamıştı. Geçen yıl Temmuz ayı ile bu yılın aynı dönemi kıyaslandığında dana fiyatlarında yüzde 31,37 artış olduğunu görüyoruz. Bu yılın ilk 7 ayına baktığımızda fiyatlardaki hızlı artış kendini iyice gösteriyor; Ocak ayının ilk haftasında 20,58 TL/Kg olan fiyat Temmuz ayı sonu itibarı ile 25,85 TL/ Kg. seviyesine ulaştı. Bir cümle ile özetlemek gerekirse yılbaşından bu yana et fiyatları yüzde 25,6 oranında arttı.

Tüm sektör oyuncuları ve devletimizin odaklandığı fiyat artışı için farklı çözüm önerileri getiriliyor. ESK mağazalarında kırmızı et fiyatını indirdi, et ithalatı gündeme getirildi, yem fiyatlarındaki yükseliş tartışmaya açıldı. Bu konuların tartışılması taraftarıyım. Her tartışma sonunda bulacağımız çözümler sektörümüze olumlu katkılar sağlayacak. Ancak şuna dikkat çekmek istiyorum; hayvancılık ve et sektörünün kısa vadeli ve günlük düzenlemelerle fiyatlara çözüm bulamaz. Bizim için önemli olan uzun dönemli, kırmızı et ve süt sektörünün

tamamının ortak çıkarlarını koruyan, üreticinin sürdürülebilir üretim yapmasını, sanayicinin yatırımlarını büyütebileceği, istihdam sağlayacağı, tüketicinin sağlıklı, güvenli ve ucuz eti tüketebileceği şekilde orta ve uzun vadeli tedbirler alınmasıdır. Hem sektör temsilcilerinin hem de devletimizin bunu yapabileceğine inancım tamdır. Dergimizin yeni sayısında sizler için et fiyatlarındaki artışa dair değerlendirmelerle birlikte konuyla ilgili yeni gelişmeleri de ele aldık. Kurban Bayramı’nın yaklaştığı şu günlerde kırmızı et piyasasında rahatlama sağlayacak tedbirlerin hızla alınarak, sektördeki daralmanın aşılmasını temenni ediyoruz. Yaz aylarının gündemi fiyat hareketlerine endeksli geçse de sektörde yaşanan farklı gelişmelere de derginin bu sayısında yer verdik. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ArGe Destek Projesi kapsamında 2015 yılında 78 projeyi destekleyeceğini açıkladı. Bu tür çalışmaların üreticiler için çok önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin evsahipliğini yaptığı G-20 Tarım Bakanları Zirvesi ana teması “Gıda İsrafı ve Kayıplar” oldu. Et tebliğinde yapılan küçük rötuş, et tüketiminin insan beynine olumlu etkisi, tiftik keçisi yatırımlarına destek dergimizin keyifle okuyacağınız başlıkları arasında… Gelecek sayımızda yeni konularla görüşmeyi dilerken, Kurban Bayramınızı sağlık, mutluluk dilekleri ve tabii kırmızı et sektörü için hayırlı olması temennisiyle tüm yönetim kurulu üyelerimiz adına kutluyorum. Saygılarımla…

Mustafa BILIKÇI ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı 6

ETBİR I KIRMIZI


7


ETBİR’DEN HABERLER

Et Sektörü Geleneksel İftar Yemeğinde Buluştu ETBİR’in geleneksel iftar yemeği 25 Haziran’da İstanbul Günaydın Restoran’da gerçekleştirildi.

S

ektör temsilcilerini ve firmaları bir araya getiren iftara Gıda Tarım ve Hayvancılık İstanbul İl Müdürü Hamit Aygül, İstanbul Perakendeci Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Bilgin Şahin, ETBİR üyeleri, kırmızı et firmaları ile sektöre makine ve ekipman sağlayan firmaların temsilcileri katıldı. Yemek sonrasında ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bılıkçı, İl Müdürü Hamit Aygül ve ETBİR Basın Sözcüsü Cüneyt Asan birer konuşma yaptılar. ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Bılıkçı konuşmasında, sektörün güncel durumu, arz ve tüketim sorunlarına değindi. Yıl boyu artan et fiyatlarının Ramazan ayında da artışını sürdürdüğünü belirten Bılıkçı, fiyatların et tüketimini azalttığını vurguladı. Ette fiyatı düşürmek için verimliliği arttırmak gerektiğini vurgulayan Bılıkçı, süt ırkı Holştayn yerine kombine ırk olan Simmental ile hem et hem süt verimliliğini artırmanın ülke için en yararlı çözüm olduğunun altını çizdi. İstanbul Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Hamit Aygül ise aile çiftçiliğinden hiçbir zaman vazgeçilmemesi gerektiğini belirterek, “Bunun desteklenmesi hayvancılığın devamlılığını sağlayacak önemli unsurlardan biridir” dedi. ETBİR Yönetim Kurulu üyesi ve basın sözcüsü Cüneyt Asan da konuşmasında kasaplığın artık saygın bir meslek haline geldiğini belirterek, bu konuda ‘steak house’ların açılmasının dönüm noktası olduğunu ifade etti. Asan, hem satış hem restoran işlevinin bir arada olduğu bu sunum şeklinin bakış açısını ve hizmet kalitesini değiştirdiğini sözlerine ekledi.

8

ETBİR I KIRMIZI


ETBİR I KIRMIZI

9


SEKTÖRDEN HABERLER

Pastırmanın nem oranı Tebliğ ile düzenlendi Et ve Et Ürünleri Tebliği’nde yapılan değişiklik ile pastırmada nem miktarı kütlece en çok yüzde 50 olurken, emülsifiye et ürününde bitkisel sıvı yağ kullanılabilecek.

G

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, Türk Gıda Kodeksi Et ve Et Ürünleri Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, 24 Temmuz 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, pastırmada, çemen hariç olmak üzere nem miktarı, kütlece en çok yüzde 50 olacak. Söz konusu oran daha önce yüzde 45 olarak belirlenmişti. Tebliğ kapsamında emülsifiye et ürünü üretiminde bileşen olarak bitkisel sıvı yağ kullanılabilecek.

Kırmızı et üretimi 2. çeyrekte arttı Kırmızı et üretimi, bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki döneme göre yüzde 24,4 artarak 261 bin 871 ton oldu.

T

ürkiye’nin toplam kırmızı et üretimi, bu yılın ikinci çeyreğinde bir önceki döneme göre yüzde 24,4 artarak 261 bin 871 ton oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015’in 2. çeyreğine ilişkin kırmızı et üretim verilerini yayınladı. Buna göre, toplam kırmızı et üretimi, ikinci çeyrekte 261 bin 871 ton oldu. Kırmızı et üretimi, bir önceki döneme göre yüzde 24,4, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,9 arttı. Kırmızı et üretimi ilk iki çeyrekte (ilk altı ay) toplam 472.346 ton olarak kaydedildi. Söz konusu dönemde, kırmızı et üretiminin 229 bin 549 tonunu sığır eti, 24 bin 653 tonunu koyun eti, 7 bin 468 tonunu keçi eti, 201 tonunu manda eti oluşturdu. Sığır eti üretimi bir önceki döneme göre yüzde 24,4, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20,9 artış kaydetti. Koyun eti üretimi 24 653 ton olarak kaydedildi ve bir önceki döneme göre yüzde 36,3, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 arttı.

10 ETBİR I KIRMIZI

TÜİK verilerine göre kırmızı et üretim miktarları (ton) şöyle: Kırmızı et üretim miktarı ve değişim oranı, II.Çeyrek: Nisan-Haziran 2015 Miktar ( Ton ) Toplam

Sığır

Manda

Koyun

Keçi

Yıl

I.Çeyrek

II.Çeyrek

III.Çeyrek

IV.Çeyrek

2013

208 597

212 885

206 466

368 207

996 155

2014

184 975

218 432

202 530

402 335

1 008 272

2015

210 475

261 871

2013

180 764

187 587

177 757

323 184

869 292

2014

163 913

189 848

175 353

352 886

881 999

2015

184 511

229 549

2013

20

61

40

245

366

2014

26

274

141

84

526

2015

71

201

2013

19 930

21 959

26 396

34 658

102 943

2014

17 370

23 451

21 631

36 525

98 978

2015

18 090

24 653

2013

7 883

3 278

2 273

10 120

23 554

2014

3 666

4 859

5 405

12 840

26 770

2015

7 804

7 468

Kaynak: TUİK, Kırmızı Et Üretim İstatistikleri

Toplam

472 346

414 060

272

42 742

15 272


Termoformda yeni Form! Türkiye’de artık ÜÇGE Elektronik A.Ş. güvencesiyle...

APS ML 7100 APS ML 7100, Alman Webomatic firması tarafından üretilen; yüksek kapasiteli, seri Endüstriyel üretim yapan tesisler için gerekli olan vakumlu termoform paketleme makinesidir. Bu makine ile, 622 mm ye kadar genişlikteki tüm film türleri kullanılabilir ve repeat lenght (adım uzunluğu) 800 mm ye kadar çıkılabilir... Ürün özellikleri ve müşteri taleplerine bağlı olarak, APS ML 7100, baskısız ve baskılı flexible (yumuşak) ve rigid (sert) alt ve üst film kullanımına olanak sağlar. Tek kullanımlık veya çoklu aç-kapa ambalajlı ürünler yapmak da mümkündür. Modüler yapısıyla APS ML 7100, uzunluk ve genişlikte extra esneklikler sunar: bu çözüm sadece konforlu bir fulotomatik dolum işlemi için extra uzunlukta bir alan değil, ayrıca esnek bir opsiyonel kesim, baskı ve etiketleme alanı da sunar.

Özellikler: Sürücü Sistem: Kontrol: monitor/display: vakum pompası:

Mitsubishi servo-drive, yüksek dinamik ve elektronik kontrollüdür, PLC Mitsubishi FX -Opsiyonel remote hata bulma, hi-resolution Mitsubishi 12“ renkli dokunmatik ekran 100, 160, 250, 400, 630, 1.000 m3/h,

Ölçüler: Dış Ölçüler: Yükseklik: Repeat length (Adım Boyu): Kalıp Derinliği:

max. 22.000 x 1.250 x 1.995 mm (L x W x H) 850–950 mm 200–800 mm (Ön ısıtma ile birlikte) 70, 130 veya 190 mm

Materyal ve Kapasite: Alt film: Üst film: Paketleme Kapasitesi:

Formlanabilir ve yapıştırılabilir yumuşak ve sert filmler ( PA/PE, A-PET, PVC; 322–622 mm eninde) Yapıştırılabilir yumuşak film, PA/PE, Tyvec 20 cycle/dk. (vuruş/dakika)

Opsiyonlar: • Paslanmaz çelik, artık film tankı, • Gaz karışım ve/veya analiz cihazı, • Formlama birimi (Üst film için) • Film şeridi (film artığı) emme veya geri sarma, • Baskılı alt ve üst film için fotoselli print mark kontrolü, • Inkjet Kodlayıcı ve/veya etiketleme sistemi, • Farklı kesim ekipmanları (Punches, complete cut, contour cut) • Ürün besleme, • Su soğutma sistemi, • Film yükleme sistemi (Jumbo Film Ruloları için)

Jumbo Rulo Yükleme Sistemi Yüksek kapasiteli makineler için Jumbo film yükleme sistemlerini önermekteyiz. 1.000 mm (1 metre) ye kadar çapa sahip olan filmler kullanılabilir. Böylece ağır filmlerin güvenli bir şekilde ve efor sarfetmeden kolayca yüklenmesi mümkün olur. Yerleşim yerinin yetersizliği, makine yerleşiminin durumu veya diğer bir makine bağlantısı nedeniyle, düzgün rulo yüklemesi yapılamayan durumlarda 90° açılı film yükleme sistemi ile çözüm bulabilirsiniz. Düz rulo mekanizması, başka bir avantaj daha sunar. Genelde üst film için kullanılan ikinci bir mil olanağı sağlar. Bu mile takılacak ikinci bir rulo ile, yüksek kapasiteli üretimlerde, film değişimi nedeniyle daha az duraklama süresi ve kesintisiz üretim sağlanmış olur.

ÜÇGE ELEKTRONİK A.Ş. Değirmen Yolu Sok. Kutay İş Merkezi A Blok No:9 34752 Ataşehir / İSTANBUL Tel: 0 216 575 42 00 • Fax: 0 216 575 60 08 ETBİR I KIRMIZI www.ucgeelektronik.com.tr | ucge@ucge.com.tr

11


SEKTÖRDEN HABERLER

AB Ülkelerinden Canlı Hayvan ve Karkas Et İthalatında Vergi Sıfırlandı AB’den gelecek büyükbaş hayvanlar için uygulanan gümrük vergisi yıl sonuna kadar sıfırlandı.

A

vrupa Birliği (AB) Menşeli Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 14 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Süt Kurumu’nun yaptığı canlı hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergisi 2015 yılı için “0” sıfıra indirildi. Söz konusu hüküm, AB

12 ETBİR I KIRMIZI

meşeli bazı tarım ve işlenmiş tarım ürünleri ithalatına tarife kontenjanı uygulanması hakkında karara geçici ek madde olarak eklendi. Buna göre, AB menşeli, sığır damızlıklar, bufalo damızlıklar ve evcil türleri hariç canlı büyükbaş hayvan ve diğer kemikli parça etlerin ithalatında gümrük vergisi bu yıl için sıfır olarak belirlendi. Sözkonusu Karar ile sadece Et ve Süt Kurumu’nun kullanımına tahsis edilmiş olan Avrupa Birliği menşeli besilik/kasaplık büyükbaş canlı hayvan (4.040 ton) ve

büyükbaş karkas et (19.100 ton) gümrük vergileri 2015 yılı için % 0’a indirildi. Et ve Süt Kurumu besilik materyal (2.260 ton) ithalatında uygulanmakta olan %0 vergi de devam edecek. Daha önce, Et ve Süt Kurumu’na (ESK) ayrılan toplam 19 bin 100 ton karkas eti ithalatı kontenjanının, 5 bin tonuna yüzde 30 gümrük vergisi, kalan 14 bin 100 tonuna da yüzde 43 gümrük vergisi uygulanıyordu. Yeni düzenleme ile birlikte ESK, AB ülkelerinden %0 vergi ile karkas et ithal edebilecek.


K

I DO Ş A ĞR B Ş A U

M A

MA KİNASI

Patentli Patented

c de Sa İş

e t e k uş b u ba ş yü ı doğ zd ram en en a makina iy is i sı biziz! üretiyoruz!

Tel: +90 332 345 08 43 Fax: +90 332 345 08 44 bilgi@devinoks.com

Büyük Aslım Sanayi Sitesi Hacı Yusuf Mescit Mh. Gürhanlar Sk. No: 7/B Karatay/Konya

www.devinoks.com

ETBİR I KIRMIZI 13


SEKTÖRDEN HABERLER

Hayvancılık desteklemeleri konusunda

yetiştiricilerin güncelleme sorumluluğu Yetiştiricilerin 2015 yılı hayvancılık desteklemelerinden faydalanabilmeleri için TÜRKVET ve Koyun-Keçi Kayıt Sistemi’nde (KKKS) işletme ve hayvan bilgilerini güncellemeleri zorunluluğu bulunuyor.

H

ayvan kayıt sistemleri ve güncellemeleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan yetiştiricilerin mağdur olmamaları için yeni düzenlemeler yapıldı. Yetiştiricilerin yeterince bilmediklerini ya da önemsemedikleri yasal sorumlulukları konusunda yapmaları gereken çalışmalardan bir tanesi güncelleme. Bu konuda “2015 yılı Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2015/17)” hükümleri şu şekilde açıklandı:

Anaç sığır ve manda yetiştiriciliği desteklemeleri

Madde 5- f) Yetiştiriciler, işletmelerindeki anaç sığırlar ile desteklemeye esas kayıtlarının 31/12/2015 tarihine kadar Türkvet ve e-ıslah veri tabanında güncellenmesinden sorumludur. Bu tarihe kadar her iki veri tabanında sürü mevcudunu güncelletmeyen ve/ veya anaç sığırını kaydettirmeyen yetiştiricilerin, sürü mevcudu itiraz hakkı bulunmamaktadır.

Besilik materyal üretim (buzağı) desteklemesi

Madde 6- j) Buzağıların zamanında küpeletilmesi, Türkvet ve e-ıslah kayıt sistemlerine kaydettirilmesinden yetiştiriciler, belgelerin düzenlenmesi ve veri girişlerinin vaktinde yapılmasından ise görevli kişiler ve kuruluşlar sorumludur.

Besilik materyal üretim (anaç sığır) desteklemesi

Madde 7- d) Yetiştiriciler, işletmelerindeki anaç sığırlar ile desteklemeye esas kayıtlarının 31/12/2015 tarihine kadar Türkvet ve e-ıslah veri tabanında güncellenmesinden sorumludur. Bu tarihe kadar her iki veri tabanında sürü mevcudunu güncelletmeyen ve/ veya anaç sığırını kaydettirmeyen yetiştiricilerin, sürü mevcudu itiraz hakkı bulunmamaktadır.

Malak desteklemesi

Madde 11 – d) Malakların zamanında küpeletilmesi, Türkvet’e kaydettirilmesi ve destekleme başvurusu yapılmasından yetiştiriciler sorumludur.

14 ETBİR I KIRMIZI

Anaç koyun ve keçi desteklemeleri Madde 9- (2 ) a) Desteklemeden yararlanmak isteyen yetiştiriciler, KKKS’de işletme ve hayvan bilgilerinin güncellenmesini sağlayarak, güncellenmiş hayvanlarının kulak numaraları listesi bulunan dilekçeyi destekleme başvurusunda bulunmak üzere 1/9/2015 27/11/2015 tarihleri arasında üyesi olduğu birliğe verir. b) Birlikler, üyelerinin dilekçeleri ekindeki hayvan listesi ve işletme bilgilerinin kontrolünü 27/11/2015 tarihine kadar KKKS ve KKBS’de yapar, hatalı veya eksik kayıtların olması durumunda il/ilçe müdürlüklerine bildirerek, KKKS’de gerekli düzeltmelerin yapılmasını sağlar ve üyeleri adına destekleme başvurusunda bulunur.

Hayvanlarda soy kütüğü ve ön soykütüğü hakkında yönetmelik Başvuru; Madde 6 (3) Soy kütüğüne kayıtlı olmak isteyen yetiştirici, birliğe müracaat eder. Birlik kuruluş belgesindeki koşulları taşıyan, asıl veya geçici üye olan her yetiştirici ve işletmesindeki tüm hayvanlar soy kütüğü kapsamındadır. 5) İşletmesini ve hayvanlarını ön soy kütüğüne kayıt ettirmek isteyen yetiştiriciler, yetkili kuruluşlara müracaat eder, uygun görülenler sisteme dâhil edilir. (6) Ülke içerisinde, suni tohumlama ve embriyo transferi yapılan her sığır ve sığırın sahibi yetiştirici soy kütüğü veya ön soy kütüğüne kaydedilir. Bildirim; Madde 10 (1) Hayvanın başka bir şahsa satılması durumunda hayvan sahibi ve alıcısı tarafından; kesilmesi, ölmesi gibi sürü dışına çıkması durumlarında hayvan sahibi tarafından bir ay içerisinde soy kütüğü ve ön soy kütüğü sistemine işletilir. Ayrıca “Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması,Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği” ile “Koyun-Keçi Cinsi Hayvanların Tanımlanması,Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği”’nde de kayıt-tescil-bildirim-güncelleme konularında ayrıntılı maddeler bulunmaktadır.


Avrupa eti. Sıkı standartlar. Yüksek kalite.

Rozbif Malzemeler: 2 kg gerdan eti veya parça but eti (en az 21 gün boyunca dinlendirilmiş), taze biberiye, mirepoix (pırasa, maydanoz, kereviz ve pırasa yaprakları), tuz ve karabiber Hazırlanışı: Etin her tarafına karabiber ve tuzu serpiniz. Ardından kızmış ve yağlanmış tavaya koyunuz ve altın rengi oluncaya kadar kızartınız. Böylece etteki açık gözenekler kapanarak et kavrulduktan sonra daha sulu olur. Ondan sonra fırın tepsisine soyulmuş yeşillikleri yerleştiriniz ve onların üstüne daha önceden kızartılmış eti koyunuz. Kanlı, az pişmiş rostbif tercih ederseniz, 40 dakika için, çok pişmiş severseniz 1,5 saat için fırına sürünüz. Yemeği, pişmiş sebze ve fırınlanmış patates eşliğinde servis edebilirsiniz.

Lezzetli dana etiyle tanış ve Avrupa’nın tadına bak. Avrupa’nın tadına bak adlı tanıtım bilgilendirme kampanyası Polonya Et Derneği tarafından yürütülmektedir. Amacı, Türk girişimcilerine yüksek kaliteye sahip et ürünleri sunmak ve Avrupa üretim standartlarıyla yakınlaştırmaktır.

Bu bir ilandır

Sözü geçen kampanya Ocak 2015 tarihinde başlatılıp üç sene boyunca sürmesi planlanmıştır. Kampanya kapsamında www.avrupanintadinabak.eu web sayfasına yönlendirilen tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülmektedir. Kampanyaya Türk gazetecileri ve lokanta şefleri davet edilmiştir. Tanıtım, İstanbul’da Eylül 2015 yılında World Food Uluslara-

rası Fuarı boyunca organize edilen kampanya temsilcilerinin müşterileriyle görüşmeleri kilit öneme sahiptir. Avrupalı müşterilere Avrupa etinin o kadar sevdiren nedir? Dana etinin yüksek kalitesi, İyi Hijyenik Uygulama esaslarına uygun olarak gerçekleştirilen et üretiminde sıkı standartlarla elde edilmektedir. Avrupa üretim standartları; üretim tesisinin konumu ve ortamı, uygun teknolojik ekipman seçimi, makinelerin bakım dezenfeksiyonu, temizleme prosedürü, tüm hammadde kalitesi, eğitim ve çalışan hijyeni gibi en detaylı kriterlere dikkat edilmesini sağlar. Yıllardır bütün bu gereksinimler Avrupa’daki distribütörlere sadık müşteriler kazandırır. Şimdi

KAMPANYA AVRUPA BIRLIĞI VE POLONYA CUMHURIYETIN DESTEĞI ILE FINANSE

Türkiye’de Avrupa sunma zamanıdır.

dana

etini

pa etinin Siz de Avru eti ın! Avrupa tadına bak ak ın tadına b ’n a p ru v A ve da nya hakkın adlı kampa sı için daha fazla ak.eu intadinab n a p u r v .a www ediniz. ızı ziyaret web sayfam

Kampanya, Polonya Et Derneği inisiyatifi ile gerçekleştirilmiş olup, Avrupa Birliği ve Dana Eti Tanıtım Fonu tarafından finanse edilmektedir.

KAMPANYA SIĞIR PROMOSYON FONU DESTEĞI ILE FINANSE

15


SEKTÖRDEN HABERLER

Bakanlık 2015’de 78

projeyi destekleyecek

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Ar-Ge Destek Projesi kapsamında 2015 yılında destekleyeceği 78 proje için bir imza töreni düzenledi.

G

ıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Masum Burak ile 78 projenin yürütücü kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ve proje yürütücülerinin katıldığı tören 9 Temmuz’da Ankara’da yapıldı. Sözleşme töreninde konuşan Genel Müdür Burak, son dönemde uygulamaya konulan Tarımsal ArGe’deki Değişim ve Dönüşüm Programı ile ilgili kısaca bilgi verdi. Burak konuşmasında programın en önemli kısmı olan kamu-üniversite-özel sektör işbirliği olduğunu vurguladı. Bakanlık Araştırma Enstitüleri’nin altyapılarının üniversite, özel sektör ve STK’ların kullanımına açıldığını ifade eden Burak, bu kapsamda 2007 yılında bu yana 30 araştırma enstitüsünde, 114 firma ile 15.5 milyon lira bütçeli toplam 195 proje yürütüldüğünü açıkladı. Bakanlık

Ar-Ge Destek Programı’nın ise ilk olarak 2007 yılında başladığını söyleyen Genel Müdürü Burak, 2007-2014 yılları arasında 813 proje başvurusundan 214 projenin desteklenmesi uygun bulunduğunu ve bu 214 projeden 92 adedinin sonuçlandığını, 122 adedinin ise devam ettiğini kaydetti. Yapılan törenle yürürlüğe giren 78 yeni proje ile bakanlık Ar-Ge Destek Programı kapsamında yapılan başvuru sayısının 1094’e, desteklenen toplam proje sayısının ise 292’ye yükseleceğini belirten Genel Müdür Burak, destekleme kapsamındaki 214 projeye Bakanlıkça toplam 28.9 milyon TL destekleme ödemesi yapıldığını dile getirdi. Sözleşme imzalanan 78 projenin; 57 adedi üniversite, 20 adedi özel sektör şirketi ve 1 adedi de sivil toplum kuruluşu projesinden oluşuyor.

7. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması başvuruları başladı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın gelenekselleşen Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması bu yıl 7. düzenleniyor.

D

enizbank sponsorluğunda düzenlenen yarışmanın bu yılki teması, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı’nın (FAO) 2015 yılını Uluslararası Toprak Yılı ilan etmesi nedeniyle “Toprak” olarak belirlendi. Yarışma, tematik kategorinin yanı sıra “Genel, çiftçi, öğrenci, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çalışanları ile Denizbank çalışanları” olmak üzere 6 farklı kategoride gerçekleşecek. Yarışmacılar tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, tarım ürünlerinin işlenmesi, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyeti konu alan fotoğraflarla yarışmaya katılabilecek. Yarışmaya başvurular 02 Ekim 2015 tarihinde sona erecek. Yarışma sonuçları 16 Kasım’da yarışmaya ait web adresleri ve sosyal medya kanallarından duyurulacak. Yarışmada dereceye giren eserlere toplam 36 bin lira tutarında Denizbank hediye çeki ödül olarak verilecek.

16 ETBİR I KIRMIZI


www.aydoset.com Merkez : Namık Kemal Mah. Tonguçbaba Kiler Cad. No: 94 Esenyurt İstanbul Tel : (0212) 582 77 10 Pbx Faks : (0212) 415 47 57 Şube

: Üç Göz Cad. Pir Ömer Mah. Nakışcı Sok Tuvana İş Hanı No: 2/10 Ereğli/ Konya Tel : (0332) 713 43 35 Faks : (0332) 710 27 21 Kombina : (0332) 731 94 61


TOPLANTI

G-20 Tarım Bakanları

İstanbul’da Buluştu Dünyanın önde gelen ülkelerinin tarım bakanlarını buluşturan ve Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı G-20 Tarım Bakanları Toplantısı’nın ana konusu “gıda israfı ve kayıplar” oldu.

T

ürkiye tarihinin tarım konusunda düzenlendiği en geniş katılımlı, uluslar arası nitelikteki “G-20 Tarım Bakanları Toplantısı” 6-8 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Eski Bakanı Mehdi Eker’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya G-20 üyesi ülkelerin (Türkiye, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, İngiltere, ABD ve AB) tarım bakanları katıldı. Dünya ekonomisinin yüzde 85’ini, küresel tarımsal ekonominin yüzde 70’ini ve dünya nüfusunun üçte ikisini temsil bu ülkelerin temsilcileri toplantının ana gündem maddesi olan “Sürdürülebilir Gıda Sistemlerinin Tesisi Kapsamında Gıda İsrafı ve Kayıpları” konusunu tartıştı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın girişimleri ile düzenlenen toplantı, G-20 tarihinde ikinci kez gerçekleştirilmesi nedeniyle özel bir öneme sahipti. Küresel ekonominin büyük bölümünü oluşturan G-20 üyelerinin yanı sıra Singapur, İsveç, Azerbaycan, Malezya, İspanya Tarım Bakanları ile bu alanda faaliyet gösteren birçok uluslararası kuruluş (FAO, OECD, WTO, WB, IFPRI, WFP, IFAD, CIHEAM) başkan

18 ETBİR I KIRMIZI

ve temsilcileri de toplantıyı izleme imkanı buldu. Halen 805 milyon insanın açlık nedeni ile hayatta kalma mücadelesi verdiği 21. yüzyılda 600 milyon insan obezite problemi yaşamaktadır. Her yıl 1,3 milyar ton üretilmiş gıdanın israf ya da çeşitli sebeplerle kaybedildiği dünyamızda, alınacak tedbirlerle bu miktarın yarısının kazanılması durumunda bile açlık çeken bunca insanı beslemek mümkün olacaktır.

Gündem: İsraf ve Açlık

Düşük Faizli Tarım Kredileri’nin kritDünyanın en yüksek temsil gücüne sahip platformlarından biri

olan G-20’de, gıda israfı ve kayıpları konusu ilk kez bu toplantı ile tarım bakanları düzeyinde ele alındı. Ana teması “Sürdürülebilir Gıda Sistemlerinin Tesisi Kapsamında Gıda İsrafı ve Kayıpları” olan toplantıda bir konuşma yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Mehdi Eker, dünyada gıda israfının ekonomik değerinin yıllık 1 trilyon dolar olduğunu belirterek, “Her yıl, 1,3 milyar tonu bulan üretilmiş gıda, kayıp veya israf edilmektedir. Bunun yarısı bile 805 milyon aç insanı doyurmaya yetecek düzeyde” dedi. Eker, 1 Aralık 2014 tarihi itibariyle Türkiye’nin, G-20

Bildiri’ye Yansıyan Öncelikli Konular • Gıda israfı ve kayıplarını en aza indirecek gıda sistemlerinin önemi • Gıda israfı ve kayıplarının ölçümü noktasında ortak bir çerçevenin oluşturulmasının önemi • G-20’nin ortak, bir platform teşkil ederek etkin bir ölçüm gerçekleştirebilmek için bilgi paylaşımı ile elde edilen veriler temelinde gıda israfı ve kayıplarının azaltması • Gıda güvenliği ve beslenmenin G-20 için öncelikli konulardan biri olması • Sürdürülebilir verimlilik artışının teşvik edilmesi • Doğal kaynakların daha etkin kullanımı • Özellikle kadınlar ve genç nüfus olmak üzere kırsal alanda nitelikli istihdamın artırılması ve küçük işletmelerin piyasalara entegre edilmesi


Dönem Başkanlığını devraldığını anımsatarak, G-20’nin, dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya ticaretinin yüzde 75’ini, dünya ekonomisinin yüzde 85’ini ve dünya tarımsal ekonomisinin yüzde 70’ini oluşturan uluslararası ekonomik işbirliğinin temel platformu olduğunu kaydetti. Eker konuşmasında şunları söyledi: “ G-20 ile düşük gelirli ülkeler arasındaki diyalogu kuvvetlendirmeyi hedefliyoruz. Küresel büyümenin ve istihdamın en önemli itici güçlerinden birisi olması nedeniyle ‘Yatırımlar’, dönem başkanlığımızın temel önceliklerinden birisi olarak kabul edilmiştir. 2030 yılına kadar küresel altyapı yatırımı ihtiyacı 70 trilyon dolar olarak hesaplandı, tarımsal yatırımlar da önemli bir paya sahip. Bu ihtiyacın karşılanmasına yönelik çalışmaların gerçekleştirilmesi gerekiyor. Türkiye, küresel çapta gıda güvenliğinin sağlanması çabalarına özel bir önem veriyor, katkıda bulunuyor. Gıda güvenliği, Türkiye’nin dönem başkanlığında önemli konular arasında yer alıyor. Hedef kitlemiz sadece G20 üyeleri değil. Özellikle düşük gelirli gelişmekte olan ülkelere yönelik çalışmalar da desteklenmektedir. Gıda güvenliği ve küresel açlık sorunu uzun yıllardır uluslararası gündemin önemli maddelerinden birini oluşturmaktadır ve ilerleyen süreçte de önem arz etmeye devam edecektir. 2050 yılında 9 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılamak için küresel tarımsal üretimin yüzde 60 oranında arttırılması gerektiği hesaplanmaktadır.”

Hızlı Nüfus Artışı Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor

Dünya nüfusundaki hızlı artışın, gıda güvenliği, su ve diğer doğal kaynakların sürdürülebilirliği açısından büyük tehdit oluşturduğunu, üretim ve tüketim tarafında israfın rolü ve etkisinin daha fazla ön plana çıktığını belirten Eker, önümüzdeki dönemde toprak ve su gibi doğal

kaynaklar üzerindeki baskının artmasının beklendiğine işaret etti. Mehdi Eker, bugün gıda güvenliği ile ilgili sorunların ne şekilde çözülebileceğini ele almak için bir araya geldiklerini dile getirerek, şöyle devam etti: “Karşılaştığımız bu sorunların çözümü ekonomik, sosyal ve çevre bakımından sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulmasından geçmektedir. Bugün üzerine konuşacağımız bildiriyle, bu ihtiyacın önemini vurgulayarak bazı adımlar atılmasını önereceğiz. Bu kapsamda, gıda güvenliği temelinde önemli rolü olan sürdürülebilir gıda sistemlerinin, özellikle gıda israfı ve kayıplarının azaltılmasına yönelik olarak geliştirilmesi, başkanlığımız döneminde tarımda belirlediğimiz temel hedef olmuştur. Küresel

düzeyde, gıda israfı ve kayıplarının ekonomik değeri yıllık 1 trilyon dolar olarak ölçülmektedir. Her yıl, 1,3 milyar tonu bulan üretilmiş gıda, kayıp veya israf edilmektedir. Bunun yarısı bile 805 milyon aç insanı doyurmaya yetecek düzeydedir.” Üretilen gıdanın üçte birinin israf edildiğini, son tüketicilerdeki israf ve kayıp kadar, tarım sektöründe hasat öncesi, hasat sırası ve hasat sonrasında yaşanan ürün kayıplarının da dikkat çekici boyutta olduğunu söyleyen Eker, “Düşük gelirli ülkelerde gıda kayıpları temel olarak üretim ve işleme teknikleri ile altyapı yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerdeki gıda israfı sorunu ise tüketici alışkanlıkları, uygulanan politikalar ve yasal düzenlemelerden dolayı ortaya çıkmaktadır” diye konuştu.

‘Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Eylem Planı’ Bakan Mehdi Eker, toplantıda G-20 üyelerini Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Gıda Sistemler Eylem Planı’nı kabul etmeye çağırdı. Eker, böylesine önemli bir konuda G20 liderlerinin bir Eylem Planı kabul etmesinin bu konuya görünürlük kazandıracağı gibi kuvvetli bir siyasi mesaj da içereceğine dikkati çekti. Hedeflerinin, hem G20 üyeleri hem de başta düşük gelirli gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya için önemli olan bu konuda G20’nin sessiz kalmadığını tüm dünyaya açık bir şekilde göstermek olduğunu bildiren Eker, “Böyle güçlü bir siyasi mesajın bu konudaki küresel çalışmalara ciddi katkıda bulunacağına inanıyoruz” dedi.

ETBİR I KIRMIZI 19


HABERLER

Gıdalarınızın içeriğini

TÜRKOMP’a sorun Türkiye’de üretilen ve tüketilen et, süt, meyve ve sebze ürünleri, sıvı ve katı yağlar gibi 14 farklı gıda grubundan; 582 gıda maddesine ait 105 farklı gıda bileşeni incelenerek 60 bin civarında veri TürKomp’a kaydedildi.

G

ıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve TÜBİTAK işbirliğinde geliştirilen Türkiye’nin ilk Ulusal Gıda Kompozisyon Veri Tabanı “TürKomp”; gıda, tarım ve sağlık sektörünün yanı sıra başta tüketici olmak üzere üreticiler, sanayiciler, bilim adamları ve diyetisyenlere hizmet verecek bir başarıya imza attı. Kullanıcılar, www.turkomp.gov. tr adresinden “detaylı arama” ile herhangi bir gıdanın enerji ve besin ögelerini kolaylıkla öğrenebilecek. Üç kuruluşun işbirliği ile toplam 12 Ar-Ge kuruluşundan 43 Ar-Ge personeli ile 4,4 milyon TL bütçe ve 4 yıllık çalışma sonunda ulusal gıda içerikleri belirlenerek bir veri tabanında toplandı. Veri tabanının oluşturulmasında, tüm Türkiye taranarak, ülkemizde üretilen ve tüketilen et, süt, meyve ve sebze ürünleri, sıvı ve katı yağlar gibi 14 farklı gıda grubundan; 582 gıda maddesine ait 105 farklı gıda bileşeni incelenerek 60 bin civarında veri kaydedildi.

Çalışmada ayrıca 53 geleneksel gıdaya ait gıda kompozisyon verileri de elde edilerek ürünlerin tarihsel kökenleriyle ilgili ait bilgi derlendi. Bu gıdalara ait üretim yöntemleri yerinde incelenerek kayıt altına alındı.

20 ETBİR I KIRMIZI

Kendi verisini üreten 7’inci ülkeyiz

Ulusal Gıda Kompozisyon veri tabanı TürKomp; ABD, Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Danimarka’nın ardından dünyada kendi verilerini üreten 7. veri tabanı olup verilerin tamamı, uluslararası standartlarda ve güvenilir

yöntemlerle elde edildi. Bu veri tabanı ile gıda kompozisyon verileri bugüne kadar başka ülkelere ait veri tabanlarından karşılanmakta iken TürKomp ile tüketilen gıdalara ait daha doğru verilere ulaşma imkanı elde edilmiş oldu. TürKomp’a; www.turkomp.gov.tr adresinden ulaşılabilir.

Nasıl Arama Yapılabilir? Kısaca Türkomp adıyla hizmete giren veri tabanında gıdaya, bileşene ve beslenmeye göre arama yapılabiliyor. •

Gıdaya göre aramada, içeriği öğrenilmek istenen gıda maddesinin adı listeden seçilerek ya da arama kutusuna yazılarak içeriğinde bulunan tüm bileşenler görülebiliyor.

Bileşene göre (proteinler, karbonhidratlar, vitaminler, mineraller gibi) aramada gıdalar bileşen miktarına göre çoktan aza doğru sıralanıyor. Buna göre örneğin; A vitamini olan gıdaları öğrenilmek isteniyorsa bileşen kısmına A vitamini yazılarak, en fazladan en aza şeklinde sıralanmış olarak A vitamini içeren gıdalar görülebiliyor.

Beslenmeye göre aramada düşük enerjili, az yağlı, yağsız, yüksek lifli ve yüksek proteinli olarak sınıflandırılan gıdalar arasından seçim yapılabilmesine imkan tanıyor. Böylelikle, çeşitli nedenlerle beslenme tercihi yapacak olanlara rehberlik ediliyor.

Ayrıca “Gıdaları karşılaştır” bölümünde iki farklı gıda, bileşenleri yönünden, aynı ekran üzerinde karşılaştırılabilmekte, “beslenme çantası” uygulamasıyla ise seçilen birden çok gıdanın toplam enerji ve besin öğesi değerleri kolaylıkla hesaplanabiliyor. TürKomp veri tabanının geliştirilerek sürdürülebilirliğinin sağlanması, her yıl yeni ürünler eklenmesi ve bu konuda gelen taleplerin karşılanması, Bakanlık Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Bursa Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından yapılıyor.


İSO 500 listesinde

105 firma gıdadan İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2014” araştırmasında, gıda ve içecek sektöründen 105 firma yer aldı.

İ

SO’nun “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2014” araştırması sonuçları, düzenlenen toplantı ile açıklandı. İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine 2014 yılında 52 yeni firma girdi. Bunlardan 40 tanesi geçen yıl “İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” sıralamasında yer alırken, 12 firma ise 2014’te İSO 1000 dışından ilk 500 sıralamasına doğrudan girdi. Araştırma sonuçlarına göre, TÜPRAŞ, 2014 yılında 37.501.812.917 liralık net üretimden satışla geçen yıl olduğu gibi yine birinci olurken, TÜPRAŞ’ı 10.539.302.862 lira ile Ford Otomotiv Sanayi, 8.777.455.748 lira ile Oyak-Renault izledi. Gıda ve içecek sektörü ise 105 firma ile temsil edildiği listenin beşte birinden fazlasını oluşturdu.

Şirketlerin faaliyet kârı geriledi

İSO Başkan Yardımcıları Adnan Dalgakıran ve İrfan Özhamaratlı ile birlikte araştırma sonuçlarını açıklayan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayinin esas faaliyet karları açısından 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun performansında ciddi oranda gerileme yaşandığına dikkat çekti. Şirketlerin faaliyet karının bir önceki yıla göre %6,4’e gerileyerek 30 milyar TL’ye düştüğünü vurgulayan Bahçıvan, “Bizim için esas olan sanayicinin faaliyetinden elde ettiği kârdır. Bu rakamda gerileme olması oldukça düşündürücü. Sanayicilerin kârlılık artışında faaliyet dışı

imkanlarının olumlu etkisi oldu. Ancak ana faaliyeti olan sanayiden elde ettiği karlılığın asla geri plana itilmemesi gerekli.” diye konuştu. Bahçıvan, araştırmanın “Sanayi şirketlerinin teknoloji ve katma değere daha çok yönelmeleri gerektiği, finansman yönetiminin, en az üretim kadar önem kazandığını ve sanayisiz bir büyümenin sürdürülemeyeceği” gerçeklerini ortaya çıkardığını söyledi. Sanayinin son 15 yıldan bu yana genel ekonomi içindeki ağırlığını kaybetme sürecinin devam ettiğini, hak ettiği noktaya yaklaşamadığını hatta uzaklaştığını dile getiren Bahçıvan, 2015 yılı birinci çeyrek verilerinin moralleri bozan bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. Bahçıvan, “Buna göre 2015 ilk çeyrekte 2,3 büyüyen ekonomide imalat sanayi büyümesi yüzde 0,8 olarak gerçekleşti. Bu da hep dile getirdiğimiz büyümenin kalitesi sorununu bir kez daha açıkça gösterdi” dedi. Bahçıvan, İSO 500’ün temel göstergelerine ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: “2014 yılında şirketlerin toplam satışları geçen yıla göre yüzde 3,9’luk bir artışla 473 milyar liraya çıkmıştır. Yalnız bu artışın 8,2’lik 2014 yılı enflasyonunun altına kalması düşündürücüdür. Faaliyet kârlarına baktığımızda 500 büyük şirketin geçen yıla göre performansının biraz düştüğünü görüyoruz. 2013 yılında faaliyet kârını yüzde 8’e çıkaran 500 büyük sanayi şirketlerimizin, 2014 yılındaki faaliyet kâr oranı yüzde 6,4’e

gerilemiştir. Yani 2013 yılında 36 milyar lira faaliyet kârı elde eden şirketlerimizin bu kârı 2014 yılında 30 milyar liraya düşmüştür. Geçen yıl, sanayi şirketlerimiz neredeyse esas faaliyetlerinden elde ettikleri kârlarının yarısı ile finansman giderlerini karşıladıklarının altını çizmiştik. Bu yıl ki tabloda da görebileceğiniz gibi ne yazık ki bu yıl da aynı durum ile karşı karşıyayız. Sanayinin asıl temel faaliyet alanı olan esas faaliyet kârlarına baktığımızda 500 büyük şirketin performansının ciddi oranda gerilediği görülüyor. 2013 yılında faaliyet kârları 36.5 milyar lirayı bulan 500 Büyük Sanayi Kuruluşu, bunun yarısından çoğunu, 19 milyar lirasını finansman gideri olarak kaybetmişti. Bu yılda da 500 büyük şirketlerimiz, 30 milyar lira olan esas faaliyet gelirlerinin yine yarısından fazlasını, 16 milyar lirasını finansman gideri olarak kaybetmiş görünüyor. Sanayicilerimizin esas faaliyetlerindeki karlılığında yaşanan azalmaya rağmen, üretmek arzusu ve mücadelesini takdire değer bulmakla birlikte, bunun sürdürebilir olmadığını da vurgulamak istiyorum.”

ETBİR I KIRMIZI 21


DOSYA

Kırmızı et fiyatları hakkında

sektör ne diyor? Et fiyatlarında önlenemeyen artış hükümeti, üreticiyi, tüketiciyi kısacası herkesi tedirgin ediyor. Çözüm önerileri gerek hükümet tarafında gerekse sektör tarafından aynı… Bundan sonrasında iş, uzun vadeli çözüm önerilerinin kısa zamanda hayata geçirilmesinde…

R

akamlar et fiyatlarının geldiği boyutu ortaya koyuyor; 2015 yılında yüzde 25,6 oranında artarken, 2014 Temmuz – 2015 Temmuz ayları arasında yüzde 45,29 oranında arttı. Yani geçen yılın neredeyse 2 katı… Peki, bu ciddi yükseliş nasıl ortaya çıktı? Sektör temsilcilerinin ortak görüşü; canlı besi hayvan sayısının az olması ve fiyatlarının yüksekliği… Bir diğer sebep ise yem maliyetleri… Fiyatların neden bu kadar yükseldiği ve çözüm önerileri konusunda sektör temsilcilerine şu soruları yönelttik.

Son 1 yıla baktığımızda et fiyatlarının izlediği artış grafiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Et fiyatının artışını tetikleyen etkenler nelerdir?

Fiyatlarda artışın devam edip etmeyeceği konusundaki görüşleriniz nedir? Artışın devam etmesi üreticileri nasıl etkiler?

Bu etkiler nelerdir? Artışlar tüketiciyi nasıl etkiler?

Fiyatların sabit olması (en azında yıl boyu hiç durmadan yükselen bir tablo çizilmemesi açısından) ve bu durumun uzun süre devam etmesi için genel çerçevede neler tavsiye ediyorsunuz?

2015 yılın ilk yarısını bitirdik. 2016’da et fiyatları açısından benzer bir tablo ortaya çıkması halinde sektörün durumunu değerlendirir misiniz?

Aldığımız yanıtlar durumun kritik bir noktaya geldiğini ortaya koyuyor. Et ithalatı gibi kısa vadeli çözümlerin sektörü rahatlatmayacağı görüşü savunuluyor. Artık orta ve uzun vadeli çözümlerin uygulanmaya konulması gerekiyor. Besiciliğin desteklenmesi, nitelikli yatırım ve işgücü gibi çözümlerle sektörün önümüzdeki yıllarda rahatlayacağı vurgulanıyor. Hem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hem de üreticilerin çabası gelecek yıllarda benzer sıkıntılar yaşanmaması için. Sorunlar, çözüm önerileri ve beklentiler sektör temsilcilerinin yanıtlarında…..

22 ETBİR I KIRMIZI


ETBİR ve UKON Yönetim Kurulu Başkanı

“ Fiyat istikrarı için gerekli tedbirler alınıyor ”

Mustafa Bılıkçı:

Oldukça büyük bir nüfusun tüketimini karşılayan ülkemiz kırmızı et sektörü, gerek beslenmedeki yeri gerekse üretimdeki mevcut potansiyeli nedeniyle kritik öneme sahip. 2014 yılı içerisinde fiyatlar yüzde 25,6 oranında artarken, 2014 Temmuz – 2015 Temmuz ayları arasında yüzde 45,29 oranında bir artış görüldü (Kaynak: Edirne ve İstanbul Ticaret Borsalarında Tescil Edilen Ortalama Fiyatlar) Söz konusu canlı hayvan fiyatları AB ülkelerinde ise 2,6 - 3,0 €/kg seviyelerinde seyrediyor. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre, 2014 yılında dana kesim fiyatlarındaki artış yüzde 24 oldu. 2014 yılı Temmuz ayı ile 2015 yılı aynı dönemi kıyasladığımızda dana fiyatlarında yüzde 31,37 oranında bir artış olduğu görülüyor. 2015 yılı Ocak ayının ilk haftasında 20,58 TL/Kg olan fiyat Temmuz ayı sonu itibarı ile 25,85 TL/Kg. seviyesine ulaştı, yılbaşından bu yana yüzde 25,6 oranında arttı.

Besi işletmelerimizin besi başlangıcı canlı hayvan dışında önemli bir maliyet unsuru yem girdisidir. Yem ve yem hammaddelerinde büyük ölçüde ithalata bağımlı olmamız ve dolar kurunda yaşanan artış ile birlikte fiyatlar yükseldi. Ancak 2013-2014-2015 yılları arasında ortalama fiyat kıyaslamalarına baktığımızda karkas et fiyatlarında yaşanan yükselişin yemde bu oranda olmadığını görüyoruz. Mevcut durumda yaşanan fiyat artışını yem ve yem hammaddelerinde görülen artışa bağlamak doğru görülmüyor. Sorunun ana kaynağı ülkemizde canlı besi başlangıcı hayvan sayısının az olması ve dolayısı ile besi başlangıcı canlı hayvan fiyatlarının yüksekliğidir. Nitekim besi başlangıcı canlı hayvan fiyatlarına baktığımızda karkas fiyatlarında yaşanan artıştan daha yüksek oranda artışlar görüyoruz.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı fiyat istikrarının sağlamak için çeşitli tedbirler alıyor. Bu doğrultuda yetiştiricilere işletme kapasiteleri kadar besilik hayvan ithalat izni verildi. Son dönemde kurlardaki yükselme nedeni ile getirilen besi hayvanının maliyeti oldukça yükseldi. Besi başlangıcı hayvanda yaşanan maliyet artışı doğrudan sanayiciye yansıyor. Fiyatların sürekli artış içerisinde olması üreticilerin sürdürülebilir üretim yapmasını zorlaştırıyor ve tüketicilerin ise taleplerinde düşüş yaşanıyor. Ağustos ayından itibaren ithal edilen besilik hayvanların kesimine müteakip fiyat istikrarı sağlanacağını düşünüyoruz.

Besi işletmelerinin üretim maliyetleri göz önüne alındığında sürdürülebilir üretim için hammaddelerin girdi fiyatlarının daha fazla desteklenerek üreticinin üzerindeki maliyet yükünün azaltılması gerekiyor. Üretici için bu kapsamda büyük önem arz eden bir husus ta erken buzağı ölümleri. Bu konuda üreticilerimizin bilinç seviyesinin artırılması için gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor. Kırmızı et üreten sanayicilerimizin yeterli hammaddeye ulaşımları en büyük sorunu oluşturuyor. Bu kapsamda sanayici üretici işbirliği içerisinde üreticinin kaliteli, yüksek verimli dünya standartlarına uygun et üretimi ile et tedariki sağlanmalı. Kısa vadeli ve günlük düzenlenmelerden ziyade uzun dönemli, kırmızı et ve süt sektörünün tamamının ortak çıkarlarını koruyan, üreticinin sürdürülebilir üretim yapmasını, sanayicinin yatırımlarını büyütebileceği, istihdam sağlayacağı, tüketicinin sağlıklı, güvenli ve ucuz eti tüketebileceği şekilde orta ve uzun vadeli tedbirler alınması gerekiyor. Fiyat istikrarının sağlanması için ✓ Bakanlığımız tarafından çeşitli tedbirler alınıyor. Bu doğrultuda sözleşmeli üretim modeli

içerisinde yetiştiricilere işletme kapasiteleri kadar besilik hayvan ithalatı izni verildi. Ayrıca Et ve Süt Kurumu ile sözleşmeli besicilik yapan birlik ya da kooperatif üyesi üreticilere boş kapasitelerini doldurmak üzere ithalat izni verildi. Bakanlığın bu konularda atmış olduğu adımlar son derece olumludur. Ancak son dönemde kurlardaki yükselme nedeni ile getirilen besi hayvanının maliyeti oldukça yükseldi. Bu nedenle gümrük vergisi oranlarında bir revize yapılmasının veya sıfıra indirilmesinin gereken besi hayvanı tedariki için olumlu bir etki ortaya çıkaracağı düşünülüyor. Hayvan sayılarının ve kırmızı et üretiminin artışında hayvancılığa ayrılan desteklemelerin önemi de büyük. Damızlık ve kombine ırklara yönelik destek ve kredi imkânları artırıldı. Bu kapsamda DAP, GAP, KOP, DOKAP kapsamındaki illerde etçi veya kombine ırk damızlık boğa alımı desteklendi, damızlık kombine ve etçi sığır yetiştiriciliğine sıfır faizli kredi imkânı sağladı. Fiyat istikrarının sağlanmasında besi desteklerinin miktar olarak artırılarak devam etmesi önemlidir. Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ve ilgili uygulama tebliği ile gerekli yasal mevzuat tamamlanmasıyla, 2015 yılında hayvan başına 150 TL./baş olarak destek uygulaması devam ediyor. Sözleşmeli besicilik yapan üreticilere yapılacak ödeme 200 TL/baş olarak belirlendi. Fiyatların azaltılmasında ve makul seviyelere indirilmesinde kısa vadede besi başlangıcı canlı hayvan tedarikinin kombine

ETBİR I KIRMIZI 23


DOSYA ırklardan oluşacak şekilde yurtdışından temini, orta vadede kombine ırk damızlıkları yetiştiren işletmelerin yurt genelinde yaygınlaştırılması gerekiyor. Uzun dönemde bahsettiğimiz tedbirlerin alınmasıyla ürettiğini tüketen ve katma değeri yüksek et ve et ürünleri ihraç eden bir Türkiye’nin ortaya çıkacağına inanıyoruz. Sorunun çözümünde son dönemde büyük gelişmelere imza atan Bakanlığın önderlik ederek, tüketicilerin daha uygun fiyatlı et tüketmesi ve kırmızı et üreten firmalarımızın sektörden çekilmesinin önüne geçecek adımları atması gerekiyor. Konsey ve meslek örgütümüz olarak fiyat istikrarının sağlanması ve halkımızın uygun bir fiyatla et tüketebilmesi için yapılan tüm çalışmaları destekliyoruz.

Bakanlık, fiyat istikrarının sağlanması için sözleşmeli besicilik kapsamında şimdiye kadar 200 bin adet besi danasının ithaline müsaade etti. Ağustos ayından itibaren ithal edilen besilik hayvanların kesimine müteakip fiyat istikrarı sağlanacağını düşünüyoruz. Karkas fiyatlarının sürdürülebilir olması amacıyla rakamın artırılması için Bakanlıkça, besi danası ithalatı çalışmaları devam ettirilmesi görüşündeyiz.

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı

Zeki Ilgaz:

Fiyat artışının en çok yaşandığı gıda ürünlerinin başında kırmızı et geliyor. 2014 yılı Ocak ayından bugüne karkas et fiyatlarında yüzde 35 oranında artış yaşandı. Süt ve et sektörlerinde artan maliyetler satış fiyatlarına tam yansıtılamadığından kar marjlarında düşüş yaşanıyor. Serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde fiyatı belirleyen unsurun arz ve talep olduğu ve talep tarafında önemli bir artış olmadığı dikkate alındığında sorunun kaynağı olarak kırmızı et arzının yetersizliği görülüyor. Ülkemizdeki besilik dana arzının talebi karşılayamamasından ve besilik dana ithalatının zamanında ve gerekli miktarda yapılamamasından dolayı fiyat artışı kaçınılmaz oldu ve olmaya devam ediyor. Bugün için bu durumun maliyet artışına dayalı olmadığına ancak gelecek aylarda maliyete dayalı fiyat artış talebi göreceğimize dikkat çekmek istiyorum.

Bir taraftan kayıt dışılığın etkisi diğer taraftan arz/talep dengesini etkiyebilen faktörlerin varlığı nedeniyle fiyatların oluşumu her zaman serbest piyasa ekonomisi kurallarına uygun gerçekleşmeyebiliyor. Değer zincirinde halka sayısının fazlalığı, canlı hayvan ve kırmızı ette- gerek kesimhane operasyonunda ve gerekse karkas et ticaretinde- standardizasyon eksikliği çoklu fiyat yapısına sebep oluyor. Bu durumun bir sonucu olarak vadeli işlemlerin yapılabilmesinin mümkün olmaması da fiyat istikrarı açısından yaşadığımız başka bir olumsuzluk olarak değerlendirilebilir. Türkiye’nin sahip olduğu yağış rejimi, fiziki ve coğrafi yapısı nedeniyle mera ve otlak imkânlarımız kısıtlı ve genellikle kapalı sistem besi yapılıyor. Bu durum

24 ETBİR I KIRMIZI

“ İthal et sorunu çözmez ” yemleme maliyetlerini artıyor. Büyükbaş hayvancılık işletmelerimizin büyük çoğunluğu alt yapısı yeterli olmayan küçük işletmeler şeklinde, otomasyon ve mekanizasyon imkânı kısıtlı ve çalışanlarının eğitimi de çok yeterli değil. Buna ilave olarak hayvanlarımızın genetik kapasitesi (son yıllardaki önemli iyileşmeye rağmen) yetersiz ve zaman zaman yaşanan hayvan hastalıkları da yetiştiriciliği olumsuz yönde etkiliyor. Piyasayı düzenleyen, regüle eden yapıların olmaması da sektörü daha hassas ve kırılgan yapıyor. Bütün bunlara ilave olarak et ve süt sektörlerinin önemli bir kısmının kayıt ve kontrol dışı üretim ve ticaret yapıyor olması da sorunları ağırlaştırıyor, kayıtlı işletmeler aleyhine haksız rekabet ortamı yaratıyor, fiyat istikrarını bozuyor, tarımsal politikaların oluşturulması ve uygulanmasında zorluk yaratıyor. Yem hammaddelerinin ve girdilerinin önemli bir kısmını (yağlı tohum ve küspe başta olmak üzere) ithal etmek zorunda kalıyoruz ki kurlarda yaşanan artış yem maliyetlerini de artırmaktadır. Bir taraftan mera ve otlak alanların korunması ve doğru kullanılmasının sağlanması, diğer taraftan yem ve yem hammadde üretiminin artırılması ve fiyatlarının düşürülmesi (KDV uygulamaları dâhil) nihai ürün maliyetlerinin düşmesine ve tüketimin artmasına yardımcı olacak. Ayrıca kırmızı et maliyetlerimizin ve buna bağlı oluşan piyasa fiyatlarının dünya fiyatlarına göre yüksek ve rekabetten uzak olması nedeniyle kırmızı et ve ürünleri ihracatımız maalesef çok düşük neredeyse yok seviyesinde. Diğer sektörlerde (un, makarna, süt, yağ, şekerleme vb.) ihracatı desteklemek için DİR (Dahilde İşleme Rejimi) kapsamında, dünya fiyatları ile hammadde ithalatı yapılarak maliyet dezavantajının


giderilmesi ve ihracatın desteklenmesi modeli, kırmızı et sektörü için de mümkün kılındığında sektörün ihracat potansiyelini hayata geçirebilmesi söz konusu olabilecek çünkü sektörün bilgi birikimi ve kapasitesi yeterli. Tek zaafımız, dünya fiyatlarına göre iki kat hatta rekabetçi ülkelerin maliyetlerine göre üç kat daha yüksek olan kırmızı et maliyetleri. etin başlıca iki ana girdisi bulunuyor. Bunlardan ✓ Kırmızı ilki besiye uygun dana bulunması ve ikincisi ise canlı hayvanın beslenebilmesi için yem hammaddelerinin varlığı. Arz eksikliğine bağlı olarak ülkemizde hem besilik dana fiyatları hem de yem pahalı, ayrıca büyükbaş hayvan varlığımız etçi tip değil, sütçü tip. Bu durum da verim düşüklüğüne sebep oluyor. Kırmızı et fiyatlarının artması beraberinde besilik dana fiyatlarını da artırdığından –yeni tedbirler alınmadığı takdirde- önümüzdeki dönemde kırmızı et fiyatları (yem maliyetlerinde yaşanan iyileşmeye rağmen toplam maliyetler artmış olacağından) bugün müşteki olduğumuz seviyelerin altında olmayacak. Sektörün en büyük ihtiyacı istikrardır; istikrarın kurulması ve sürdürülmesi, gelecek dönem için öngörüde bulunabilmek, sektör açısından hayati öneme sahip...

yıl artan nüfusumuz yanında kişi başına yıllık ✓ Her gelirimizde yaşanan artış, daha fazla proteinli gıda talebi yaratıyor. Ülkemizde özellikle kırmızı et fiyatları dünya

ortalama fiyatlarının oldukça üzerinde ve bu durum tüketimin artırılabilmesinin önündeki en önemli engeli oluşturuyor. Zaman zaman medyada yer alan olumsuz görüşler ve yaratılan bilgi kirliliği de çok mükemmel bir protein kaynağı olan kırmızı etin tüketimini olumsuz yönde etkiliyor. Kırmızı ete ve ticaretine, kesim sisteminden başlayarak standardizasyon getirilmesi, kayıt ve kontrol dışı üretim ve ticareti ile mücadele, piyasa düzeni ve istikrarı açısından önem arz ediyor. Bu mücadeleden başarıyla çıkabilirsek, bunların sonucu olarak kişi başına kırmızı et tüketiminin artmasını bekleyebiliriz.

kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli, kalıcı ✓ Öncelikle politikalar belirlenip uygulamaya konmalı, kaliteli ve yeterli hammadde arz güvenliği sağlanmalıdır. Piyasayı

düzenleyen, regüle eden, hem üretici hem de tüketiciyi koruyan ve kollayan mekanizmalara ihtiyaç var. Kayıt ve kontrol dışı üretim ve ticaret mutlaka önlenmeli. Tarım ürünlerindeki maliyet ve fiyat değişimleri, gıda sanayisini doğrudan etkilemeli. Sorun gerçekten grift ve çok yönlüdür; Süt - Et ve Hayvancılık alt sektörlerinin bütününü ilgilendiriyor. Başka bir deyişle her üç sektörün ihtiyaçlarını, sorunlarını, realitesini dikkate alan çözümler üretmek durumundayız. Önereceğimiz çözümün de çok yönlü, çok ayaklı “entegre” çözüm olmak mecburiyeti var. Besicimizin ekonomik faaliyetini sürdürebilmesi için makul bir kazanç elde etmesi gerekiyor. Tüketicinin daha fazla kırmızı et - süt ve ürünlerini tüketebilmesi için fiyatının makul, ulaşılabilir olması gerekmektedir.

Bu çerçevede; • Üreticinin öncelikle girdi maliyetlerinin düşürülmesi, dengelenmesi gerekmektedir (yem ve yem hammaddesi, besi materyali, mazot - elektrik, ilaç, aşı vb.) • Besi maliyeti açısından büyük önem arz eden meraların daha etkin kullanımı, kaba yem üretiminin artırılması • Yemleme ve yem teknolojilerinin daha etkin kullanılması • Hayvanlarımızın genetik özelliklerinin geliştirilmesi (etçi ırklar ve melezleme tekniklerinin kullanımı) • Doğum oranının artırılması ve zamana daha düzgün yayılmasının sağlanması • Doğum ve doğumu takip eden günlerde yaşanan buzağı ölümlerinin azaltılması • Et üretiminde etçi ırkların kullanımın hayata geçirilmesi • Hayvan hastalıkları ile etkin mücadele • Küçük işletmelerin altyapı zaaflarının giderilmesi, işletme büyüklüğünün mikro seviyeden optimal seviyeye çıkarılması • Besicinin eğitimi, yetişmiş eğitimli insan gücünün istihdamının sağlanması • Kesimhanelerin kesim standardına uyumunun sağlanması, karkas sınıflandırma sisteminin hayata geçirilmesi • Vadeli işlemler borsasının bünyesinde ileri tarihli ticari işlem yapılabilmesi ve istikrar • Değer zincirinde sisteme katkı sağlamayan, katma değer yaratmayan her halka yok edilmeli, sistem yalınlaştırılmalı, besicilik zincirinin finans ihtiyacı sorunu çözümlenmeli • *Hayvan kayıt sistemimiz süratle yenilenmeli, veri tabanı zenginleştirilmeli sürekli güncel kalması sağlanmalı ve sektör oyuncularının erişimine açılmalı • Besilik dana envanterimiz sürekli izlenerek, öngörülü davranarak, gelecek dönemlerin ihtiyaçlarını karşılayacak (açığı kapatacak) kadar besilik dana takviyesine/ithalatına imkân verilmeli • Ülkemiz kaynaklarının sonuna kadar kullanıldığından emin olmadıkça (prensip olarak) ithalat özendirilmemeli, iç kaynakların kullanımına öncelik verilmeli. Açığı kapatmak için kesimlik dana (ve özellikle karkas et) ithalat etmek, tüketicilerimiz açısından fiyat artışlarında belirli bir rahatlama sağlayacak olmasından dolayı düşünülse bile bu iyileşme kalıcı olmayacak, muhtemelen istikrarı bozacak ve ülke besiciliğine orta-uzun dönemde zarar verecektir. Buna karşılık besilik dana açığını kapatmaya dönük genç dana ithalatına bir süre daha ihtiyacımız olabilecektir. Ayrıca etçi ırk damızlık hayvan ithalatı da bu çerçevede yeniden değerlendirilmelidir.

ETBİR I KIRMIZI 25


DOSYA Kasaplar Federasyonu Başkanı

“ Et ve Süt Kurumu piyasayı regüle etmedi ”

Fazlı Yalçındağ:

Kırmızı et üretiminin sürdürülebilirliğinde ülkemizde yapısal sıkıntılar bulunmaktadır. Hayvansal üretimde maliyetler (mazot, gübre, yem, elektrik, besi materyali gibi girdiler) rekabette olduğumuz diğer ülkelerle kıyasladığımızda çok yüksek. Nüfus artıyor, insan ömrü uzuyor, önemli sayıda turist geliyor, beslenme alışkanlıkları değişiyor. Buna karşın tarım arazileri genişlemiyor aksine şehirleşme nedeniyle daralıyor. Kırsal bölgelerde yaşayan insanlar şehirlere göç ediyor. Kırsal bölgelerde ve köylerde üretimin sigortası olan aile işletmeciliği yok olma aşamasına geldi. Hayvansal üretimimiz ihtiyacımızı karşılamıyor. Son beş yılda hayvancılığa verilen destek tutarının önemli ölçüde artması, hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi amacıyla düşük faizli kredi verilmesi, 50 baş ve yukarısı kapasiteye sahip işletme sayısının artmasına, ithalat yapılmasına rağmen gelinen noktada yeterli miktarda kırmızı et üretimimiz bulunmuyor. Son bir yılda sadece et fiyatları yükselmedi. Altın ve döviz fiyatları, işlenmiş süt ürünleri, tavuk eti fiyatları da yükseldi. Yeterli üretim olmayınca ve yetkili kurumlarca önlemler zamanında alınmayınca, piyasayı düzenleme görevi verilen kurum etkin şekilde bu görevini yapamayınca, hatta kendisi doğrudan ticarete soyununca arz-talep dengesi sağlanamadığı için fiyatlar yükseliyor. Hayvan sayıları ile ilgili olarak resmi verileri TUİK yayınlıyor. Yakın dönemde sayım yapılmadığından TUİK, Bakanlığın kayıt sistemine bağlı hesaplamalarla güncel sayıyı açıklanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hayvanların kayıt alınması için her hayvana kulak küpesi takıyor ve bilgileri bireysel düzeyde kaydediyor. TÜRKVET veteriner bilgi sistemi normalde en güncel verileri vermesi gerekir. Ancak kesilen hayvanların düşümündeki bazı sorunlar nedeniyle doğru veriler elde edilemiyor. Hayvancılıkla ilgili olarak açıklanan resmi verilerle sektörle ilgili sivil toplum kuruluşlarının ve sektör paydaşlarının verileri birbiri ile örtüşmüyor. Bu verilere dayanılarak yapılan planlamalar yanlış sonuçlara yol açıyor. Besilik materyal ihtiyacı bulunmasında ve zamanında temin edilmesinde sorunlar yaşanıyor. Genel olarak piyasada oluşan fiyat artışı et için daha fazla oldu. Et fiyatlarının artmasında bazı büyük besicilerin hayvanını geç kestirmesi de etkili oldu. Yaz dönemi ve Ramazan ayında et talebi artınca fiyatlar hareketleniyor. Üretici birlikleri ıslah ve üretim konusunda etkin olamadı, artan

26 ETBİR I KIRMIZI

fiyatların sebebini başkalarına yüklemeye çalıştı, ticaret yapma söylemleri ile halkın kafasını karıştırdı. Et ve Süt Kurumu piyasayı regüle etme görevini yapmadı. Bize göre bu durumlar fiyat artışını tetikledi.

Kurban bayramı için beslenen hayvanlar da göz önüne alındığında piyasada darlık yaşanması sürecek ve fiyat artışı devam edecek. Et fiyatlarının artması üreticileri olumlu yönde etkiliyor. Ancak yeteri kadar besi materyali bulunmaması ve çiğ süt fiyatlarında yaşanan sıkıntılar nedeniyle ineklerin kesimhaneye gitmesi de uzun vadede üretimi olumsuz yönde etkiliyor.

Dar gelirliler fiyat artışından çok etkileniyor. Tüketiciler için yapılacak tek iş gelirlerinin artırılması yönünde önlem alınması aksi takdirde mevcut olan hayvansal protein tüketimi daha da azalacak.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı önderliğinde kurulan “Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi” hayvansal ürünler için daha etkin çalıştırılmalıdır. Kırmızı et ve süt piyasasının düzenlenmesi üretimin fazla olduğu zamanlarda üreticiye alım garantisi verilmesi, üretimin yetmediği durumlarda üreticiye canlı hayvan ve yem gibi girdi desteği sağlanması, işletmeci ve perakendecilere ürün tedariki yapılması, et ve süt tüketimini artırmaya yönelik çalışmalar yapılması için geç kalınmamalı. Sadece büyük ölçekli işletmelere bağlı kalınmamalı, gıda güvenliği, beslenme, istihdam sağlanması, açlık ve yoksullukla mücadele, doğal kaynakların korunması, kırsal alandan şehre göçün azaltılması, dengeli kalkınma, ekonomik ve sürdürülebilir üretim konularında çok sayıda faydalarından dolayı küçük ve orta ölçekli aile işletmeciliği desteklerle öne çıkarılmalı. Türkiye, hayvan hastalıkları ile mücadele programı uygulamak yerine, hayvan hastalıklarını tamamen yok edecek bir program uygulamalı. Yetiştirici ve üretici birlikleri daha ucuz kırmızı et arz edeceğiz söylemi ile ticarete soyunmak yerine asıl görevi olan hayvan ıslahı ve üretim konusunda daha etkin çalışmalı.

Et ve Süt Kurumu (ESK)’nun bayilik açarak satış yapması yerine kasaplara ve perakende satış yerlerine karkas et tedariki sağlaması düşünülmeli. Esasen ESK’nun yapacağı tek iş, mezbaha hizmeti olması gerekir. Bu konuda kesimde kalite ve kamu disiplini, hayvan varlığı ve kesimler konusunda daha sağlıklı veri tabanı oluşturulması ve ödenen desteklerin hak edene kesintisiz ve hızlı şekilde verilmesi sağlanabilir.


Diğer yandan süt fiyatlarında kalıcı istikrar sağlanmalı, günümüzde şekillenen 1 kg süt eşittir 1 kg yem dengesi, 1’e 1,5 oranına yükseltilmeli. Yüksek verimli süt inekçiliğine kota konulması alternatif olarak düşünülmelidir. Tarımsal kooperatifler etçi sığır yetiştiriciliği, kombine ırk sığır yetiştiriciliği, etçi koyun yetiştiriciliği, kombine ırk koyun yetiştiriciliği alanında yönlendirilmeli.

Doğal ortamda serbest dolaşan hayvanın etinin daha sağlıklı ve lezzetli olduğu tüketicilere anlatılmalı ve küçükbaş hayvan eti tüketimi artırılmalı. Üreticilerin üye olduğu oda, birlik vb kurumlar yem bitkisi ekimi, silaj yapımı konularında üyelerine daha etkin hizmet vermeli. TİGEM tarafından yapılan üretim yaygınlaştırılarak çiftçilere besi materyali sağlanmalı. Et ve et ürünleri ticareti ile uğraşan esnaf desteklenerek tüketicilerin daha hijyenik ve ekonomik et tüketmesi sağlanmalıdır.

Besici, üretici, satıcı ve tüketici memnuniyeti önemli. Bu dört olgunun her hangi birindeki memnuniyetsizlik piyasaya olumsuz yansıyor. Sadece et fiyatına odaklanmak yerine bütüncül yaklaşımla kırmızı et sektörünün ele alınması gerekiyor. Doğru planlama için ilk önce hayvan sayıları ile ilgili karmaşanın düzeltilmesi gerekiyor. Hayvancılığın temel sorunlarına bakılmalı, yıllık

Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü

Kasım Piral:

K

arkas etin kilogram fiyatı 26 TL’ye dayanınca harekete geçen Et ve Süt Kurumu (ESK), Avrupa menşeli 3 bin 200 ton dondurulmuş sığır karkas eti alımı ihalesi gerçekleştirdi. Biri yabancı 6 firmanın katıldığı ihalede verilen tekliflerin, 7 milyon 8 bin euro ile 12 milyon 811 bin 200 euro arasında değişmesi, firmaların ESK’ya ‘Karkas eti kilogram fiyatı 6.6 ile 12.2 TL arasında getirip teslim edebilirim’ taahhüdü verdiğini ortaya koydu. İhale şartnamesine göre, firmalar eti 30’a yakın ülkeden getirebilecekler. Çoğunluğu AB ülkelerinden oluşan bu ülkelerde karkas et fiyatı Türkiye’nin çok altında. Dana karkas etin ortalama kilogram fiyatının 12.4 TL seviyesinde olduğu AB’de en düşük fiyat, 5.4 TL ile Macaristan’da. ESK Genel Müdürü Kasım Piral, Kurban Bayramı’na kadar daha yüksek miktarlı et ithalatının süreceğini belirterek, sonbaharda canlı hayvanların da piyasaya girmesiyle hedeflerinin et fiyatlarını 23.5 TL’ye çekmek olduğunu söyledi. Şu anda maliyete

politikalar uygulamak yerine uzun süreli, kalıcı ve sonuçları izlenen politikalar benimsenmeli. Besicilikte sistem değişikliğine gidilmeli, girdi maliyetleri azaltılmalı, ucuz besleme nasıl yapılır diye düşünülmeli Ayrıca arazi ve hayvan ıslah çalışmalarına özel önem verilmesi sorunların çözümünde önem taşıyor.

Yüksek verimli ve büyük ölçekli sütçü sığır yetiştiriciliği yanında farklı verim kabiliyetine sahip sığır yetiştiriciliğini benimsemeliyiz. Etçi ve kombine ırk sığır varlığının artırılması gerekiyor. Genel anlamda büyükbaş hayvan sayısı iki katına çıkarılmalı ve bu sağlanıncaya kadar besi materyali ithalatı talebe dayalı olarak kısıtlanmamalı. Besilik materyal ihtiyacı iç piyasadan karşılanamayacaksa bir plan çerçevesinde ithalat takvimi oluşturulmalı ve sektör paydaşlarına zamanında duyurulmalı.

Ülkemiz coğrafi konumu, arazi şartları, bitki örtüsü, iklimi itibarı ile küçükbaş hayvancılık için daha uygun. Küçükbaş hayvancılık yaparak ekonomik gelir elde etme uğraşı içerisinde bulunan üreticilerimizin sorunları doğru tespit edilmeli ve üretim, pazarlama ve tüketici açısından yansımaları ve çözüm önerileri getirilmesi sorunun çözümünde fayda sağlar. Bu kapsamda küçükbaş hayvan sayısı kısa sürede 60 milyon adedin üzerine çıkarılarak azami ölçüde desteklenmeli.

“ Fiyatlarda yüzde 10 balon var ” göre yüzde 10’luk bir fiyat balonu olduğunu vurgulayan Piral, şöyle devam etti: “Kırmızı et fiyatındaki hareketlilik üzerine piyasaya müdahale kararı alındı ve bu ihale yapıldı. Son 1 yıldaki fiyat artışı yüzde 28 civarında oldu. Piyasayı karkas et ile dengelemeye çalışacağız. Piyasanın ihtiyacına göre ihaleler ve müdahale devam edecek. İhtiyaca göre daha büyük dilimler halinde ihale yapılacak.

ESK Fiyatları İndirdi Et fiyatlarının artışı konusunda yapılan tartışmalar devam ederken ESK yaptığı bir açıklama ile fiyatlarını düşürdüğünü açıkladı. Kurumun mağazalarında satılan ürünlerde ortalama yüzde 5 indirim yapıldı. İndirimli fiyatlarla 10 Ağustos itibariyle satışlar başladı. Piyasa fiyatlarına oranla yüzde 23 daha ucuz satış yapan ESK mağazalarında yeni indirimli fiyatlarla birlikte, kıyma, kuşbaşı gibi parça dana etleri yüzde 27 daha ucuza tüketiciye ulaşacak.

ETBİR I KIRMIZI 27


DOSYA Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkan

“ Et ithalatı çözüm değil ”

Cemalettin Özden: dönemlerde sığır ve koyun eti fiyatlarında yaşanan ✓ Son artışları, sadece bugün içinde bulunduğumuz tablo ile değil, geçmişten bugüne kadar yaşanan gelişmeler ile

ele almak daha doğru olur. Kırmızı et piyasa fiyatlarının 2000 yılı ve sonrası gelişimine incelediğimizde, 2000 yılında düşüşle 7,45 TL olan sığır karkas alım fiyatı, 2002 yılında dalgalanma ile 10 TL’nin üzerine çıkmış, 2004 yılında bir dizi dalgalanmanın ardından 12,5 TL düzeyini görmüştür. 2005 yılında tekrar fiyatın düşerek 2006 yılı sonuna kadar 7,60 – 8,50 TL aralığında seyretmiştir. İşin enteresan tarafı kırmızı et üretiminin yüzde 15-16 oranında gerilediği 2008 yılında karkas alım fiyatlarının neredeyse değişmeden kaldığı görülmektedir. 2009 yılının ilk yarısında 10-11 TL civarında seyreden karkas alım fiyatları 2009 yılının son çeyreğinde başlayan yükselişle 2010 yılının ilk çeyreğinde 15-17 düzeyini gördü. 20002015 yılları arasında yaşanan karkas alım fiyatlarını o günün dolar kuru üzerinden hesaplandığında yetiştirici veya besici açısından fiyatların çok fazla değişmediğini söylemek mümkün. Diğer taraftan bu süreç içerisinde yem, enerji, mazot, gübre ve işçilik giderleri başta olmak üzere üretim girdi maliyetleri de sürekli artış kaydetti. Hem ürün hem de girdi maliyetlerindeki artışa bağlı olarak piyasa fiyatında da bir miktar artışın meydana gelmesi kaçınılmaz. Artış olmaması için üretim girdi maliyetlerini düşürmek ya da sabit tutmak gerekir ki bu da mümkün değil. Elektrik, su, fabrika yemi, mazot başta olmak üzere sürekli artan girdi maliyetleri karşısında çiğ süt ve kasaplık sığır üreten yetiştiricilerimiz işletmelerini ayakta tutmaya çalışıyor. Yetiştirici kesimi, üretimde sürekliliğini ve gelişmesini sağlayacak düzeyde bir piyasa fiyat oluşumu beklentisi içerisinde.

İşin ilginç tarafı üretmiş olduğu ürünlerin piyasa fiyatının belirlenmesi noktasında da yetiştirici en ufak bir söz sahibi değil. Yetiştirici kesim olarak, uzun vadeli üretim ve tüketim politikası ile desteklenmiş, ürün konseyleri ile Et ve Süt Kurumu gibi piyasa düzenleme nitelikli müdahale kurumları ile düzenlenen süt ve et piyasası beklentimizi her platformda dile getirdik. Zira Et ve Süt Kurumu, ülkemizde bu görevi üstlenmiş bir kurum olarak faaliyetlerini sürdürmekle beraber, çalışmaları yalnızca et piyasası düzenlemesi ile sınırlı kalıyor. Kurumun, süt ve et piyasasını birlikte düzenleyen bir yapıya kavuşturulmasını arzu ediyoruz.

zaman bir seçenek olarak değerlendirilmesi ✓ Gerektiği gereken ithalat kısa vadede tüketici tarafında bir rahatlama sağlamakla beraber uzun vadede üretim piyasasının sahip olduğu dengeler üzerine olumsuz etki yaratıyor. Bu

28 ETBİR I KIRMIZI

nedenle, özellikle kırmızı et ve süt ürünleri ithalatında iç piyasa dengelerinin çok dikkatle değerlendirilmesi ve izlenmesi gerekiyor. Genel itibariyle canlı hayvan ithalatı damızlık, kasaplık ya da besilik canlı sığır şeklinde gerçekleşiyor. İthal edilen besilik hayvan varlığından sağlanacak kırmızı et arzı mevcut nüfusa bölündüğünde kişi başına tekabül eden et miktarı oldukça cüzi miktarda... Yerli üretim veya ithal hangi şekilde üretimi artırırsanız arttırın, kırmızı et piyasasında fiyatlar, bazı kesimlerce keyfi olarak belirlenmeye veya değiştirilmeye çalışılıyor. Et piyasasında iyi niyetli olmayan bir kısım aracı, stokçu, perakendecinin disipline edilmesi adına ithalatın artan oranlarda sürdürülmesi halinde bu işten asıl ve en fazla zararı, fiyatın belirlenmesinde en ufak bir söz hakkı dahi olmayan yetiştirici ve besici kesimi görüyor. Türkiye’de kırmızı et üretiminin kaynağı ✓ durumundaki sığır, koyun ve keçi türleri aynı zamanda süt üretimine de uygun. Bunun

anlamı; süt ve kırmızı et üretiminin birlikte ele alınması gerekiyor. Süt ve kırmızı etin piyasa fiyatı ineğin sürüdeki ömrünü belirleyen kritik bir konu. Süt fiyatının düştüğü dönemlerde artan girdi maliyetleri karşısında işletmelerini devam ettirebilmek adına yetiştiricilerin sürülerini küçülttükleri, diğer bir ifade ile ineklerinin veya damızlık düvelerinin bir bölümünü kasaba sevk ettikleri gözleniyor. Özellikle süt fiyatlarının düştüğü dönemlerde kırmızı et fiyatları artacak olursa, bu tasfiye sürecinin ölçüsü ve hızı da o oranda artıyor. İşletmelerin kendi içlerinde kapasitelerini arttırmalarını ya da korumalarını sağlayıcı uzun vadeli tedbirlere ihtiyaç duyuluyor. kırmızı et üretimi açısından kaynaklarını en ✓ Türkiye rasyonel bir biçimde kullanmak zorunda. Kırmızı et üretimi açısından sığır türü üzerindeki baskıyı azaltmanın tek yolu koyun, keçi varlığı ve birim hayvan başına verimin arttırılmasıdır. Bu nedenle, koyunculuğun gelişimi ve sürekliliği açısından yetiştiriciler süt, yapağı ve et üretiminden para kazanabilir duruma kavuşmalı.

sığırcılık işletmeleri, AB ülkelerindeki ✓ Türkiye’deki emsallerine göre elektrik enerjisini daha pahalıya

tüketiyor. Bu açıdan et ve sütün kaynağı durumundaki süt ve besi sığırcılığı işletmelerinin indirimli tarifeler ile desteklenmesinde fayda var. Diğer taraftan çiftlik gerekirse bitkisel üretimde kullanmış oldukları mazot tüketiminde de benzer bir uygulamaya ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca üretim, işleme ve pazarlama aşamalarında piyasa düzenini sarsabilecek oligopol yapılanmaları önleyecek düzenlemelere ihtiyacımız var. Üretimin arttırılmasına yönelik olarak ürün odaklı devlet desteklerinin artarak devam ettirilmesi büyük önem arz ediyor.


Mustafa Kayhan:

“ Öncelik ithalatta değil üretimde ”

K

ırmızı et fiyatlarındaki yükselişi dönemsel arz eksikliği ve talep artışına bağlayan Hayvancılık Genel Müdürü Mustafa Kayhan; Türkiye’nin şu anki karkas et arz açığının 25-30 bin ton arasında olduğunu, et fiyatlarını makul seviyelere çekmek için dönemsel olarak ithalat yapılması konusunda gerekli düzenlemelerin yapıldığını kaydetti. Kayhan; ithalatın dönemsel, önceliklerinin üretim olduğunu vurguladı. “Yetiştiricimizde ‘kurban bayramı sendromu’ var” diyen Kayhan, yetiştiricilerin kendisini kurbana göre ayarladığını belirterek, “Bu nedenle kurban bayramı öncesi piyasaya arzı azaltıyorlar. Yaz mevsimi ise kırmızı et tüketiminde talep artışının yaşandığı bir dönemdir. Arz ile talep arasındaki bu dönemsel farkı kapatmak ve tüketicimize makul fiyattan et sunabilmek için Bakanlık olarak tüm tedbirleri aldık” diye konuştu. Kayhan, Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) piyasayı düzenleyici kuruluş olarak şu aşamada devreye girerek kırmızı et fiyatlarını makul bir seviyeye çekmek amacıyla ithalat çalışmalarına başladığını belirterek; “İthalat dönemsel ve kısa sürelidir. Bizim asıl gayemiz, yerli üretimdir” dedi.

“Yetiştirici, Besici ve Sanayici Entegre Olmalı” Mevsimsel talep artışının olduğu dönemlerde fiyat, arz ve üretim konularının çok sık tartışma konusu olabildiğini vurgulayan Kayhan, hedeflerinin kırmızı et üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak olduğunu ifade etti. Canlı hayvan ithalatında gümrük vergilerinin indirilmesi, KDV’nin düşürülmesi gibi önerilere de değinen Kayhan şunları söyledi:“Gümrük vergisi indirimi önerilerini doğru bulmuyoruz. Bu, dönemsel arz açığı ve talep artışının

faturasını buzağı yetiştiricilerimize kesmek olur ki buna izin veremeyiz. KDV indirimi düşünülebilir ancak bunun için de düzenleme yapılması gerekir.” Kayhan et piyasasındaki üç aktörden, buzağı yetiştiricileri, besiciler ve sanayicilerin birinin kar etmesinin zaman zaman diğerinin zarar etmesine neden olabildiğine dikkat çekti. Bu durumun değişmesi için üç temel aktörün entegre olması gerektiğini vurgulayan Kayhan: “Bu iş için model önerimiz sözleşmeli besiciliktir. Bunun yaygınlaşmasını hedefliyoruz, bu nedenle sözleşmeli üretime sübvansiyonlu kredi, ilave besi danası desteği ve kapasitesi kadar yurt dışından besilik dana ithalatının önünü açtık. Hem sanayicinin hem üreticinin arzını planlamasının ve dolayısıyla mevsimsel dengesizliklerin çözüm yolunun yaygın sözleşmeli besicilik olacağını düşünüyoruz” diye konuştu. Hayvancılık Genel Müdürü Kayhan, kurbanlık hayvan sayısında sıkıntı olmadığını söyleyerek, kurbanlık seçiminde önceliğin küçükbaş hayvanlara verilmesi önerisinde bulundu.

Kırmızı Et Stratejisi Hayvancılık Genel Müdürlüğü olarak kısa bir süre önce Türkiye’nin Kırmızı Et Stratejisi’ni oluşturduklarını ifade eden Kayhan, şu bilgileri verdi: “Dünya dana eti üretimi 80 milyon ton civarındadır. Bu üretimin dünya ticaretine konu olan miktarı ise 8-10 milyon ton dolayında. Yani Türkiye’nin yıllık tüketiminin sadece sekiz katı civarında. Geri kalanını domuz eti oluşturmakta. Bu nedenle dünyada da dana eti fiyatları çok ucuz değil. Üstelik ihracat yapan ülkelere bakıldığında ihracatçı ülkelerin sayısının 5-6 ülkeden ibaret olduğu görülmektedir. Bu nedenle ette dışa bağımlı olmak büyük risk. Bunun önüne geçmek için Türkiye’nin Kırmızı Et Stratejisi’ni hazırladık. Arz-talep projeksiyonunu ortaya koyduk. Ülkemizin coğrafi yapısı, iklim özellikleri ve daha birçok faktörü dikkate alarak, sürdürülebilir hayvancılık üretimini geliştirmeyi stratejik hedef olarak belirledik.”

(Röp: Gıda Hattı)

GTHB Hayvancılık Genel Müdürü

ETBİR I KIRMIZI 29


GÖRÜŞ

Tarım ve Gıda Güvenliğinde

Etik İlkelerin Önemi 2 Prof. Dr. Hasan Vural Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü (hvural@uludag.edu.tr)

2. BÖLÜM

Gıda üretimi; gıda geliştirme, hayvan yetiştirme, ulaşım, gıda işlenmesi ve tüketicilere satış dahil farklı sorumluluklar taşıyan sanayiyi içine alan karmaşık bir alandır. Bu üretim aşamalarının hiçbirinin, ilaç gibi kamusal bir malla yakından alakalı olduğu görünmemektedir. Ancak, son on yıl gıda üretimi ile biyomedikal etiğin temel konuları arasında önemli bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. 4. 2017’ye Doğru Türkiye’nin Gıda Güvenliği Stratejisi

Dünyada, tarımın görünümü ve gelecek vadede gıda güvenliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılan çalışmalara paralel olarak Türkiye’de 2013-2017 arası dönemi kapsayan stratejik plan oluşturmuştur. Bu planı oluştururken katılımcı bir anlayışla, anket vb. çalışmalar vasıtasıyla, üretici ve tüketici beklentilerini göz önüne alarak, Türkiye’nin söz konusu alanda küresel bir aktör haline getirme vizyonu doğrultusunda hazırlanmıştır. Plan çerçevesinde;

30 ETBİR I KIRMIZI

• Tarımsal üretim ve arz güvenliği, • Gıda güvenliği,

• Bitki sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, • Tarımsal alt yapı ve kırsal kalkınma, ve

• Kurumsal kapasite, olarak 5 temel stratejik alan belirlenmiştir. Gıda güvenliğinin sofrada biten bir konu olmayıp tarlada başlamaktadır. Bu doğrultuda tüm süreçlerin denetim ve kontrolü önem taşımaktadır. Raporda; gıda güvenliğine yönelik yürütülen denetim ve kontrollerde Türk Gıda Mevzuatına uygun, güvenli

gıda üretiminin sağlanması ve buna yönelik yapılan kontrollerin işyeri sorumluluğu temelinde, risk esasına uyun olarak işletmenin asgari ve teknik hijyen şartlarına ve söz konusu kurallara uymada gösterdikleri otokontrol sonuçları göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Burada yatan temel unsur tarımsal işletmelerin daha özenli hareket ederek, halk sağlığı açısından güvenilir gıdanın temin edilmesidir. Ancak burada tüketici bilincinin artırılarak, gerektiği takdirde geri dönüş yaparak katkı sağlamaları hususu ortaya çıkmaktadır.


5. Gıda Üretimi Etiği İle Tıp Etiği İlişkisi

İlk bakışta, ilaç ve gıda üretimi alanlarında arasındaki benzerliklerden daha çok, farklılıklar var gibi görünmektedir. Gıda üretimi; gıda geliştirme, hayvan yetiştirme, ulaşım, gıda işlenmesi ve tüketicilere satış dahil farklı sorumluluklar taşıyan sanayiyi içine alan karmaşık bir alandır. Bu üretim aşamalarının hiçbirinin, ilaç gibi kamusal bir malla yakından alakalı olduğu görünmemektedir. Ancak, son on yıl gıda üretimi ile biyomedikal etiğin temel konuları arasında önemli bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Gıda üretimi ve sağlık, hastalık sorunları arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Örneğin, gıda ve gıda üretimiyle ilgili olan Escherichia Coli enfeksiyonlarındaki artış gıda şirketleri için endişe yaratmaktadır.

6. Sürdürülebilir Gıda Üretimi ve Tüketimi

İyi bir tarımsal sistem için özellikle arazi, sınırlı tarımsal girdiler, biyoçeşitlilik, hayvanlar ve insanlar ve esnek biçimde nasıl bir kombine sağlanması gerektiği konuları sürdürülebilir tarım unsurlarını oluşturmaktadır. Gıda güvenliği, besin içeriği ve yeşili koruyan ambalajlama sürdürülebilir işleme ve paketlemenin temelini oluşturmaktadır. Sürdürülebilir tüketimin sağlanması için en önemli etmen eğitimdir. Daha sonra, tercihler sürdürülebilir tüketimin sağlanmasında büyük önem taşımaktadır.

Gıda sanayinde firmaların etik uygulamasında dikkat edilecekleri temel konular; uluslararası kurallar, hükümet yasaları, şirket standartları, ortalama pazar standartları ve endüstriyel ilişkiler olarak belirlenmektedir. Gıda işyerinde etik uygulaması için bir ülkedeki ilgili birimlerin sorumlulukları şu şekilde ifade edilmektedir: • Hükümet: Vergi ödemek vb. gibi devlete karşı sorumluluklarının gerçekleştirilmesi. • Sanayi: Gıda sanayinde uyulması gereken kurallar ve el kitapları. • Eğitim: Diğer sektörlere göre gıda sanayinde eğitim daha da fazla önem taşımaktadır. • Danışman: İşyerini ve çalışanları inceleyen danışman. • Genel olarak bir ülkede etiksel zorluklar şu şekilde sınıflandırılmaktadır: • Ekonomik Etiksel Zorluklar • Kişiler arası Etiksel Zorluklar • Yasal veya Düzenleyici Etik Sorunlar • Diğer Etiksel Zorluklar

7. Gıda üretim ve pazarlamasında etik

Gıda ürünlerinin gönül rahatlığıyla tüketilmesini sağlayan en önemli etken tüketicinin gıdaya olan güvenidir. Beslenme

hakkından bahsederken, insanların sağlıklı olarak gıda maddelerine ulaşma hakkına da değinilmiştir. Farklı nedenlerden dolayı insanların bu haktan mahrum bırakıldıkları görülmektedir. Tamamı etik ihlali olan bu nedenler neler olabilir? • Ürünün, bilindik bir markaymış gibi algılanmasını sağlamak, • Üründe gerçekten olmayan bir özelliğin varmış gibi gösterilmesini sağlamak, • Ürünün uygun olmayan bir özelliğini örtmeye çalışmak, • Üründe meydana gelen bozulmayı kapatmaya çalışmak. Gıdalardaki hilelerin bilinen tarihi orta çağa kadar uzanmaktadır. O zamanlarda bile caydırıcı olması açısından çok ciddi cezaların uygulandığı biliniyor. Günümüzde ise durum çok daha karmaşıktır. Bir yandan bilimsel çalışmalar teknolojinin gelişmesine paralel olarak ilerlemeler kaydederken, diğer yandan gıda ürünlerindeki hileler de daha zor tespit edilebilen, benzer ileri teknik ve teknolojilerin kullanıldığı bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Yani bilimsel ve teknolojik gelişmeler gıda ürünlerinde başvurulan hilelerin tespitini kolaylaştırırken, aynı bilimsel ve teknolojik gelişmeler daha karmaşık hilelerin de ortaya çıkmasına hizmet etmektedir.

ETBİR I KIRMIZI 31


GÖRÜŞ

Gıdaların eskiden olduğu gibi sadece duyusal (tat) ve fiziksel (görüntü) özelliklerinin incelenmesi bu türden hilelerin tespiti için gerekli verileri artık sağlayamamaktadır. Diğer taraftan, teknoloji ve bilimin en önemli çıktılarından olan modern, gelişmiş analitik cihazlar ve bunlarla birlikte bilimsel çalışmalarla geliştirilen pratik, hızlı ve güvenilir metotlar, gıdalardaki hilelerin günümüzde kolaylıkla tespit edilebilmesine de imkân sağlamaktadır. Hem dürüst, üretken, büyük ve küçük ölçekli kuruluşlara karşı yapılan haksız rekabetin giderilmesi, hem de ülke ekonomisine katkı ve sağlıklı güvenilir gıdaların tüketime sunulmasını sağlamak için, kuruluşlar ar-ge çalışmaları ile önemli sorumluluklar üstlenmelidir. Çoğumuz satın aldığımız gıdaların etiket bilgilerindeki üretim ve son kullanım tarihlerini kontrol ederiz. Sağlıklı gıda tüketimi için bu önemlidir. Ancak aynı duyarlılığı gıdanın etiketi ve içeriği konusunda gösteriyor muyuz? Tahminen çok az kişi bunu merak etmektedir. Aslında gıdalarda hile şüphesi tam da bu noktada başlamaktadır. - Tükettiğim ürünün etiket bilgileri doğru mu? - Ürün, etiket bilgisine uygun mu? - Organik diye aldığım gıda organik mi?

32 ETBİR I KIRMIZI

- Katkı maddesi kullanılmış mı? - Ürün belirtilenden daha düşük kalitede mi? - Sağlık açısından risk taşıyor mu? Bu ve benzeri soruların pek çoğunu kendimiz cevaplayamayız. Çünkü çoğu zaman bu soruların cevapları gıda ürünlerinin görünüşünden ve tadından anlaşılmaz. Gerekli cevaplar, sadece gıdaların uygun ortamlarda, uygun analiz metotlarıyla incelenmesiyle elde edilebilir. Kontrol talebi, gıda ürünlerini tüketiciye sunan büyük market zincirlerinden, üretimi yapan firmalardan, denetleme sorumluluğu bulunan kurumlar ve kuruluşlardan, hatta bireysel tüketicilerden gelmelidir. Oluşan talep kadar, bu talebin ciddi

çalışan, güvenilir kurum ve kuruluşlarda yapılacak analizlerle karşılanması da önemlidir. Ayrıca, bu kurum ve kuruluşların analizlerin doğruluğunu ve devamlılığını da sağlayarak güven oluşturması gerekir. Toplumda bilinçli tüketici ve üreticiler arttıkça problemlerin azaltılması mümkündür. Literatürde bilinçli bir tüketicinin yol haritası olabilecek birçok tüketim modellemesi önerilmektedir. Gıda ürünlerinde en çok karşılaşılan hile çeşidi taklittir. Taklit kelimesi herkesin bildiği bir kelimedir, ama “tağşiş” çok yaygın olarak bilinmez. “Tağşiş” literatürde kısaca, bir ürünün doğallığının başka bir ürünle bilinçli veya bilinçsiz olarak değiştirilmesi anlamına gelir. Gıda sektöründe tağşişin önemli iki nedeni bulunmaktadır. - Bunlardan biri insan sağlığı açısından risk taşımayan, daha sağlıklı, raf ömrü daha uzun ve fonksiyonel gıda üretimi ve benzeri amaçlarla yapılan tağşiştir. - Diğeri ise ilkinin tam tersine yüksek kalitedeki ürüne daha düşük kalitede ürünler katarak aynı fiyata tüketiciye sunulan gıdalar üretmektir. Tağşiş: Gıda maddelerinin ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin, mevzuata veya izin verilen özelliklerine aykırı olarak üretilmesi halini ifade eder. Bu tür tağşişler ürün kalitesini


düşürerek hem haksız rekabete yol açar hem de insan sağlığını ciddi olarak tehdit edebilir. Gıdada hile olarak adlandırdığımız asıl problem de bu noktada başlar. Bu nedenle, Türkiye’de ve dünyada üretim yapan milyonlarca büyük ve küçük çaplı, dürüst ve saygın kurum ve kuruluşa karşı haksız rekabeti engellemek, toplumun daha sağlıklı ve kaliteli ürünleri bilinçli olarak tüketmesini sağlamak için merdiven altı yani yasal olmayan üretimi engellemek, başta düzenleyici ve denetleyici görevleri bulunan devlet kurumları olmak üzere, herkesin görevi olmalıdır. Taklit ve tağşiş problemi sadece Türkiye’de değil Dünya’nın birçok ülkesinde de yaşanıyor.

Türkiye’de üretilen veya tüketilen bütün gıdaların kalitesinin belirlenmesi ve izlenebilirliğinin sağlanması gelişmiş bir ülke kimliği açısından çok önemlidir. Yurt içinde kaliteli ve sağlıklı gıda tüketiminin sağlanmasının yanı sıra, ülkemizden yurt dışına ihraç edilen gıdaların kontrolü de aynı derecede önemlidir. Çünkü Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ülkelere ihraç edilen ürünlerin hileli çıkması durumunda ülkemize bakış açısı değişmektedir. Burada yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliriz. Gıda ürünlerimize kota konulabilir. Bu da hem ülke ekonomisine zarar verir hem de duyulan güvenin kaybolmasına yol açar. Bundan dolayıdır ki, Türkiye’deki gıda ürünlerinin kalitesinin belirlenmesi, üreticilerin ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi çok önem verilmesi gereken bir konudur. her ne kadar ülkemizde ve dünyada bu tür sıkıntıların yaşanmaması için pek çok denetim yapılsa da, yasal düzenlemeler getirilse de gıda hileleri devam etmektedir. Üreticinin ve özellikle de tüketicinin bilinçlendirilmesi ve yine özellikle üreticinin sorumluluklarının artırılması son derece önemli görünmektedir. Bilinçsiz kullanılan katkı maddeleri, bilindiği halde kontamine (pestisitler, ağır

metaller, hormonlar ve diğer bulaşanlarla) gıdaların tüketime sunulması insan sağlığını tehdit eden en önemli gıda hileleridir. Ülkemizde gıda güvenliğini ve adil ticareti temin amacıyla ETİK KURULLARININ bulunmaması sektör ve tüketici açısından büyük bir eksikliktir. Bu kurul Avrupa Birliği’ne tarım ve gıda sektörünün uyumu çalışmaları için de önem taşımaktadır (kamu, sivil toplum, üniversite, özel sektör ve çiftçi temsilcileri bulunmalıdır). Türk Gıda Kodeksi’nde ve diğer mevzuatta bu kalıntıların miktarlarına dair yasal sınırlar vardır. Belirtilen yasal sınırların aşılması, insan sağlığını ciddi olarak tehdit eder. Bilinen önemli gıda hileleri; Gıda Renklendiricileri, Pul Biberlerde Boya Kullanılması, Bitkisel Yağ Karışımları, Bal örneklerinde yapay tatlandırıcıların kullanılması, Et ürünlerindeki tağşiş (domuz eti kullanımı, başka et türlerinin kullanımı), Alkollü içkilerde metanol kullanımı, Meyve sularında ve süt ürünlerinde görülen çeşitli hileler verilebilir. Dünya’da insan sağlığını önemli ölçüde etkileyen başlıca gıda taklit ve tağşişlerine şunlar örnek verilebilir; -1981. Toksik yağ sendromu: Anileine ile tağşiş edilen kolza yağının tüketimi sonucu yüzlerce insan ölmüştü. -1985. Şaraplara donmalarını engellemek için etilenglikol katılması. –1985. Çürümüş yumurtaların pastacılık ürünlerinde kullanılması. -1980. Deli dana hastalığına yakalanmış inek etlerinin tüketilmesi. -1994. Baharatlarda kurşun tetraoksit tespiti. -1996. Konsantre sentetik elma suyu. -1999. Yemlerde dioksin bulunması. – 2001. Et ürünlerinde sentetik hormonların kullanılması.2002. Çin’deki bal ürünlerinde antibiyotik bulunması. -2003. Şarapların su, şeker, alkol ve renklendiriciler kullanılarak tağşiş edilmesi. -2004. Pul biberlerde yasak boyaların kullanılması. -2005. Atık etlerin normal et olarak kullanılması. -2006. Genetik olarak modifiye (GDO) edilmiş pirincin normal pirince katılması.

ETBİR I KIRMIZI 33


UZMAN GÖZÜYLE

Hayvancılığın Devamı Olan Deri Sanayiinde de

İzlenebilirlik Kaçınılmaz

Dr. Can DEMİR Veteriner Hekim

Hayvan kökenli olan ve çok çeşitlilikte ürünlerde kullanılan derinin hayvanların kesim öncesi sağlık kontrolleri bazlı ve kulak küpelerinde belirtilen kayıt numaraları başlangıç kabul edilerek, sanayide işlenmesi ile birlikte ithal edilen ürünlerinde izlenebilirlik bilgi kapsamı içine dahil edilmelidir.

H

emen hemen ayda bir, iki kez medyada gündeme gelen zehirli ve kanserojen ayakkabılar başta olmak üzere çeşitli deri ürünlerinin tüketiciye verdiği zararları konuşur olduk. Ancak bu olaylar sanki benim başıma gelmez diye önemsemediğimiz durumlar beklemediğiniz bir anda en yakınınızı yakalayabilmektedir. Sadece ayakkabıyla sınırlı olmayan ve çok detayı olan bu konunun diğer yönlerine baktığımızda uzak doğudan ithal edilen deri ve deri ürünleri ile deri benzeri ürünlerin bazılarında insan sağlığını tehdit edecek boyaların, vb. kimyasalların imalat sırasında kullanılabilindiğini düşünmekten geçemeyiz. Deri

34 ETBİR I KIRMIZI

ve deri ürünleri imalatı sanayi; tabaklama ve deri işleme, saraciye ürünleri, deri giyim eşyası, kürkten eşya ve ayakkabı sektörüne kadar geniş bir üretim alanında faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Sanayi çoğunlukla el emeğine dayanan ancak uzmanlık ve tecrübe gerektiren bir yapıdadır. Ayakkabı, çanta, giyim, mobilya, otomotiv, iç döşeme vb. yumuşak deriden yapılmış okul ürünleri ile oyuncakları da içeren çok geniş bir yelpazenin etki alanına aldığını sayabilmekteyiz. Hat üzerine çözümler üreten bir İSO’nın Şubat 2015 tarihli ve 2015/7 sayılı sektör raporunda belirtildiği üzere; ham deri üretimi ve işleme faaliyetleri 1990’lı yılların ikinci

yarısından itibaren gelişen ülkelere kaymaya başlamış olup bu eğilim yeni aşamaları ile sürmektedir. Çin, Hindistan ve Pakistan geleneksel üreticilerin önünde yeni rakip üreticiler haline gelmiştir.

İthal edilen ürünlere dikkat

Özellikle uzak doğudan ithal edilen ürünlerin tamamı insan sağlığını olumsuz etkileyeceğinden bahsetmemiz mümkün değildir. Konuyla ilgili bakanlıkların görevli birimlerince ithal edilen bu tür ürünlerin yurt içine kabulünden önce ve ayrıca zaman zaman satış noktalarından örnekleme metoduyla alınan deri ürünleri ile yerli imalat ürünlerin de analiz


Hastalık bulaşma riski

Deri, hayvan kökenli bir ürün olduğundan imalatçıya veya kullanıcıya hastalık bulaştırma riskinin bulunduğu unutulmamalıdır. Ayrıca mezbahane dışında kesilen ve Veteriner Hekim kontrolü yapılmadan sağlıksız bir ortamda derileri toplanan hayvanlardan elde edilenlerde değerlendirmek için tabaklama işlemi esnasında özellikle çalışanların enfeksiyon kapma ihtimalinin de her zaman olabileceği düşünülmektedir. Bunlardan en önemlileri Aspergillus niger ve Penicillus glaucum gibi mantarlar, tetanoz, şarbon, brucella ve leptospira’yı örnek olarak verebiliriz. Tabaklama işlemlerinde kullanılan bazı kimyasallardan, kullanım miktarlarına dikkat edilmeden uygulananlardan ve imalat gereklerinin yerine getirmeden hazırlanan ürünlerinde kimyasal tehlikeleriyle birlikte tüketiciye ulaşabileceği değerlendirilmelidir. Ayrıca kayıt dışı ekonomiyi tercih eden merdiven altı olarak tanımladığımız sözde üreticilerin imal ettikleri sağlıksız ürünlerin kontrolünün tam olarak sağlanamadan tüketiciyle buluşması ihtimalide göz ardı edilmemeli ve vahim sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır.

sonuçları kamu oyu ile paylaşıldığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Sonuçları değerlendirdiğimizde dikkat çekecek oranlarda olumsuz rapor edilen ürünleri tüketiciye ulaşmasının söz konusu olması biz tüketicileri tedirgin etmekte ve bu ürünlerin hangisini almasını gerektiğini ve nasıl kontrol edeceğini bilmemektedir. Deri ürünleri için bazı kuruluşların tüketiciye yönelik, özel uyarı etiketleme gibi güven verme çalışmalarının yapıldığı medyada yer alması yeterli olmamaktadır. Tüketici beklentisi, sistemin devlet otoritesi olarak tek bir merkezden yerli ve ithal ürünlerin tamamına uygulanması neticesinde tam olarak karşılanmış olacaktır.

Ayrıca, İSO’nın Şubat 2015 tarihli ve 2015/7 sayılı sektör raporunda Hayvan varlığının arttırılması için hayvancılığın desteklenmesi, deriye et ve süt kadar önem verilmesi, mezbahaların kayıt içine alınması, derinin elde edilmesi taşıması ve depolanmasında standartlara uyulması, Doğal deri ile suni deri ayrımına ilişkin tüketici bilincinin arttırılması, Kayıt dışılık ile mücadelede derinin elde edilmesi (mezbahalar) aşamasından başlayarak kayıt dışı denetimlerin arttırılması, caydırıcı önlemler alınması, işgücü üzerindeki yükler azaltılarak kayıt dışılığın azaltılması, taklitçilik ile mücadelede fikri mülkiyet hakları düzenlemelerindeki uygulamaların etkinleştirilmesi

bildirilmekte, Tehdit, olarak da; Hammadde ve girdi tedarikinde deri ve ürünleri sanayinde yerli ham deri arz kaynağının azalması, dünyadan ham deri tedarikinin zorlaşması, ayakkabı sanayi için yerli yan sanayinin gelişimini sınırlayan ucuz-kalitesiz ithal girdiler şeklinde özetlenmektedir.

Güvenlikli İzlenebilirlik çok önemli Tüketicilerin sağlıklı ürün edinmeleri için her fırsatta başta gıda olmak üzere dile getirdiğim “Güvenlikli İzlenebilirlik” sisteminin ilaçlarda, alkollü içkilerde ve de sigarada olduğu gibi deri ürünleri içinde mutlaka uygulanmasının gereği gündeme getirilmelidir.

Hayvan kökenli olan ve çok çeşitlilikte ürünlerde kullanılan derinin hayvanların kesim öncesi sağlık kontrolleri bazlı ve kulak küpelerinde belirtilen kayıt numaraları başlangıç kabul edilerek, sanayide işlenmesi ile birlikte ithal edilen ürünlerinde izlenebilirlik bilgi kapsamı içine dahil edilmelidir. Piyasada, kesinlikle kayıt dışı ürün kalmaması için güvenlikli izlenebilirlik etiketleme sisteminin dericilik sanayinde de kullanılmasının zamanının geldiğini ve hatta geç kaldığımızı kamu takdirine sunuyor ve ilgili bürokrasiye hatırlatmak istiyorum.

ETBİR I KIRMIZI 35


KONUK YAZAR

Verimlilik: OEE… Ali Emin Eskiçırak Üçle Elektronik A.Ş. Endüstriyel İş Geliştirme Direktörü

Verimlilik, her gün mesaiye gelen personelin giriş çıkış kartı basmasına endeksli olamayacak kadar geniş bir bileşen grubundan müteşekkildir. OEE (Overall Equipment Effectiveness) olarak tanımlanan verimlilik; Availability, Performance ve Quality faktörlerine dayalıdır.

S

on yazımızı, ‘işini en çok seven, işine en çok yatırım yapandır’ diyerek kapatmıştık. Buradan başlayarak devam etmek sanırım faydalı olacaktır. Sevgi, emek gerektirir, uğraş gerektirir, odaklanma gerektirir… İşimizi sevmek, işimize odaklanmamızla orantılıdır. ‘İşimizi sevmesek, sabahın köründen, gece yarılarına kadar koşturur muyuz?’ diyenleri duyuyorum doğal olarak. Hemen öyle celallenmeyin, vardır belki bir bildiğimiz… Sevdiğinizi dinlediğiniz, anladığınız ve bunu yansıtabildiğiniz ölçüde ilişkilerde başarı sağlarsınız. Verimlilik, her gün mesaiye gelen personelin giriş çıkış kartı basmasına endeksli olamayacak kadar geniş bir bileşen grubundan müteşekkildir. OEE (Overall Equipment Effectiveness) olarak tanımlanan verimlilik; Availability, Performance ve Quality faktörlerine dayalıdır.

36 ETBİR I KIRMIZI

Availability (Kullanılabilirlik): Planlanmış olan üretim süresindeki (makine-ekipman ve personel) duruşları çıkartılarak hesaplanır. (Çalışma süresi/Planlanmış Çalışma süresi) oranına göre hesaplanır. Performance (Performans):

Çalışma süresindeki üretime göre hesaplanır. (ideal üretim süresi x Toplam Üretilen Adet)/Çalışma süresi İdeal Üretim Süresi: Bir adetlik/ birimlik ürünün üretilebilmesi için gerekli olan süredir.


Quality (Kalite): Doğru üretilen miktarın, genel üretilene oranına göre hesaplanır. (Doğru Üretilen Adet/Toplam Üretilen Adet) OEE, işte bu üç değere bağlı olarak Availability x Performance x Quality şu şekilde sadeleşir: OEE=(Doğru Üretilen Adet x İdeal Üretim Süresi)/Planlanmış Çalışma Süresi Grafiksel görüntü aşağıda verilmiştir. Bu hesaba göre bakıldığında, %100 verimliliğin yakalanabilmesi için, tüm bileşenlerin %100 oranında olması gerekir yani, hiçbir şekilde duruş olmamalı, hatalı üretim yapılmamalı… Ki, bu da yakalanması imkânsız, çok ideal bir yaklaşım olur. Zira üretimdeki personel değişimleri, makine arızaları ve duruşlar, setup zaman kayıpları gibi sıfırlanamayacak etkenler söz konusudur. Buradan çıkan sonuçlara dayalı olarak, %60 Dünya ortalaması; %40 düşük verimlilik ve %85 de, Dünyanın erişmek istediği hedef oran olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya ortalamasını %60 olarak verirken, bizlerin bu orana kani olup; OEE’de %85 hedeflerine göre verimliliğimizi gözden geçirmememiz ve kendimize hedef koymamamız söz konusu olmamalıdır. Üretim sadece insanla yapılmıyor, bir makine parkuru ve üretim prosesleri var doğal olarak. Müşterilerimize sunmuş olduğumuz eşsiz bir kaliteden bahsediyor olabiliriz. Ama verimliliğimiz nerede, hangi değerdeyiz? Aylık ya da yıllık raporlardaki karlılığa göre artıda olmak mı olmalı hedefimiz? Kalite kontrol mühendisi, Veteriner Hekim, Laborant, Üretim Müdürü, Bölüm Şefi, Makine operatörü ve diğer çalışanlara da sahibiz. Her birinin işlerini, mesailerine gelerek yapıyor olmasını takip etmek yeterli olmaz, hedeflediğimiz verimlilik seviyesine erişmek için kendilerine biçilen rolden haberdar olmaları da gerekir. Zira toplam verimlilik ve kalite bu şekilde oluşur.

Altı farklı etken verimliliğin düşmesine nedendir:

1. Setleme Süresi: Üretim sırası ve süresince makine ve ekipmanların setlenmesi için harcanan süre olup, aynı hatta, farklı ürün üretimlerinden kaynaklı olan geçiş zaman kayıplarıdır. (Ülkemizde etkili olan önemli konulardan biridir). 2. Arıza Süresi: Arızadan kaynaklı duruşlar olup, ekipman kalitesi ve performansına; periyodik bakımların düzenli olarak yapılıp yapılmamasına bağlı olarak yaşanan kayıplar. 3. Düşük Hızda Üretim: Makine ve ekipman parkuruna da bağlı olarak, kapasitenin altındaki (sipariş kaynaklı) üretim kayıpları. 4. Kısa Duraklamalar: Üretim sırasındaki hata veya problemler nedeniyle yaşanan kısa duruşlar kaynaklı kayıplar. 5. Üretim Kayıpları: Üretilen üründe meydana gelen fireler, üründe deformasyon, bozuk/ hatalı ambalajlama, bozuk/ yanlış etiketleme gibi nedenlerle oluşan kayıplar. 6. Reject Edilmiş Ürünler: Üretilen ancak, gramaj, yabancı madde içeriği ve/veya gerekli kriterleri içermemesi nedeniyle kabul edilmeyen (reject edilmiş) ürünlerden kaynaklı kayıplar. Yukarıda belirtilen 1 ve 2 nolu kayıplar, Availability ile ilgili; 3 ve 4 nolu kayıplar Performance ile ilgili; 5 ve 6 nolu kayıplar ise, Quality ile ilgilidir. Bu altı kaybın her biri için farklı bir neden ve çözüm stratejisi söz konusudur. Konulara bir işletme bütünlüğü açısından bakmak, fakat ayrı birimler ve sorunlar için farklı farklı proje geliştirme çalışmaları yapmak gerekir. Endüstri 4.0 kapsamında, cihazların çevre birimlerle ve çeşitli yazılımlarla konuşuyor olmasına bağlı olarak geliştirilmiş olan yazılımlar sayesinde, hızlıca ve otomatik olarak üretimin izlenmesi ve OEE analizlerinin kolayca yapılabilmesi söz konusudur.

Bunlara ilave olarak iki durum söz konusudur ki, bunlar da planlama faktörüdür.

a) Makinelerin, bakım ya da eksik üretim (yetersiz sipariş/satış) nedeniyle çalışmaması,

b) Makinelerin, materyal, personel ya da detay bilgi eksikliği nedeniyle çalışmaması. Şimdi sesleniyorum işini seven sizlere: Sevdiğinizi ne kadar dinliyor, anlıyor ve anladığınızı ona belli ediyorsunuz? Onun için ne yapıyorsunuz?

Koşturuyoruz da, verimlilikte neredeyiz, koşturmalarımız ne kadar verimli, ilişkilerle, fiyatla veya farklı yaklaşımlarla satmaya çalışmak yerine; verimlilik ve kalite ile satmaya çalışsak daha mı doğru olur acaba? Marka değerlerimiz nasıl korunur ve uzun ömürlü firmalarımızı nasıl yaratabiliriz? Özellikle patronlara sesleniyorum… ‘Alet işler, El övünür’ deyimi boşa söylenmiş olmasa gerek… Tesisleşme ne kadar önemliyse, doğru ve verimlilik esaslı projeler de, tesislerin devamlılığı için o kadar, hatta daha da önemli. İyi projelendirme ile yapılacak, Yatırım ve işletme maliyetlerinin birlikte ele alınması da bu açıdan önem arz etmekte.

Tüm bu ifade edilenler genel olarak bir işletmenin geleceği ile ilgili temel konular olup, ilgili ve yetkililerin bu farkındalık ve hassasiyetlerle konuya eğilmesi; enerjimizi boşa harcamamak için de en kısa sürelerde iyi bir planlama ve gerekli revizyonlarla iyileştirmelerin hayata geçirilmesi, hem işletmeler için, hem de ekonomi için hayati önem arz eder kanaatindeyim. Havaya sıkılacak mermimiz yok maalesef… Enerjimizi, servetimizi ve zamanımızı boşa harcamayalım… Bunun için de, VERİMLİLİK, VERİMLİLİK, VERİMLİLİK… Kalın sağlıcakla…

ETBİR I KIRMIZI 37


FUAR

Worldfood İstanbul Gıda Fuarı’nda “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası, İstanbul Worldfood fuarında ziyaretçilere Avrupa dana etini yakından tanıma imkanı sunacak. Kampanya organizatörleri, gıda endüstrisini buluşturacak 4 günlük etkinlik boyunca, Avrupa eti ile ilgili bilgilendirme faaliyetleri, basın toplantısı ve açık oturum düzenleyecek. Fuar, et endüstrisi uzmanlarıyla temaslar ve dana eti ile hazırlanan lezzetli yemekleri tatmak için bir fırsat olacak.

3

-6 Eylül tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi CNR Expo’da düzenlenecek olan Worlfood İstanbul 2015 Gıda Fuarı’nda Avrupa kırmızı eti tanıtılacak. Türkiye’nin önemli gıda ve içecek fuarlarından olan WorldFood İstanbul, Türkiye pazarında yer almak isteyen firmalar için de bir ticaret platformu sunuyor. Avrupa dana eti hakkında olumlu bir imaj oluşturmak ve dana eti hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası kapsamında, 20152017 yıllarında Türkiye’de çeşitli faaliyetler planlanıyor. Kampanya, özellikle B2B alanında işbirliği yapmaya ve kanaat önderleri ile iletişim kurmaya odaklanıyor. Tanıtım ve bilgilendirme inisiyatifi olan “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası, WordFood fuarında iş ilişkilerini geliştirmeyi ve kampanyayı geniş kitleye tanıtmayı hedefliyor. Türk piyasasının beklentilerinin öğrenilmesi ve Türkiye kamuoyunda Avrupa dana eti tanıtımına başlanılması amacıyla WorlFood’da yer alan kampanya organizatörleri; “İddialı planlar kapsamlı faaliyetleri gerektirir” fikriyle, bilgilendirme standı dışında, Avrupa sektör uzmanları ile Avrupa dana eti üretimi, kalitesi, iddialı tadı ve ihracat potansiyeli hakkında konuşulacak ek görüşmeler yapmayı planlıyor.

38 ETBİR I KIRMIZI


“Avrupa’nın tadına bak” kampanya standında ziyaretçiler, kampanyanın ilkeleri ve planları hakkında bilgi alabilecek, et sektörü uzmanlarıyla konuşulabilecek ve Avrupa üreticileri ile işbirliği için bağlantı kurabilecek. Ayrıca, kanaat önderleri grubu için 3 ve 5 Eylül tarihlerinde yemekli basın toplantısı ve açık oturum olmak üzere iki özel etkinlik gerçekleştirilecek. Her iki toplantıda, organizatörler, Avrupa etinin kalitesini, tarım-işleme politikasını daha iyi tanıtabilecek ve et üretiminin çeşitli aşamalarını anlatacak uzmanların katılımını sağlayacaklar. Fuar çerçevesinde yapılan faaliyetlere uzman bir şef tarafından dana eti ile hazırlanan yemek tadımı eşlik edecek. ”Avrupa’nın tadına bak” adlı kampanyası taze, soğutulmuş veya dondurulmuş dana eti ve bu et ile işlenmiş ürünler hakkında tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini kapsıyor. Kampanya organizatörleri girişimin ana hedeflerini, Avrupa dana eti ve et ile yapılan ürünlerin pazarını genişletmek ve kapsamlı bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri sağlayarak Avrupa eti hakkında olumlu imaj oluşturmanın yanı sıra, Avrupa Birliği menşeli olan ürünlerinin yüksek kalitesini ve AB et üretimini karakterize eden sıkı hijyen ve güvenlik kurallarını vurgulamak olarak belirtiyor. Tarım Piyasası Kurumu (ARR)’nin denetiminde Polonya Et Derneği tarafından yürütülen “Avrupa’nın tadına bak” kampanyası 3-6 Eylül 2015 tarihlerinde İstanbul CNR Expo’da bulunan F540 standında ziyaret edilebilecek.

Tarım Piyasası Kurumu (ARR), 1990 yılında tarım piyasasını stabilize etmek ve tarımsal üretimden elde edilen geliri korumak amacıyla kurulmuştur. 1 Mayıs 2004 yılından itibaren kurum, Ödeme Ajansı statüsüne sahiptir ve AB mevzuatına uygun olarak faaliyet göstermektedir. Kurumun 16 bölge şubesi mevcuttur ve AB Ortak Tarım Politikası’nın seçilen mekanizmalarını yönetmekte ve uygulamaktadır. Tarım Piyasası Kurumu, “Avrupa’nın tadına bak” adlı tanıtım ve bilgilendirme kampanyasını denetlemektedir. Polonya Et Derneği, et endüstrisi işletmelerine adanmış bir Polonya kurumudur. Kuruluş, 20 yılı aşkın bir süredir yaklaşık 60 büyük ve orta ölçekli et tesisi ile et endüstrisi için çalışan şirketleri bir araya getirmektedir. Polonya Et Derneği, Polonya’daki tek bir kurum olarak Avrupa sektör örgütü olan UECBV’nin (Avrupa Canlı Hayvan ve Et Ticareti Birliği) üyesidir. Örgütün ana görevi, bağlı kuruluşların ekonomik çıkarlarını temsil etmek ve ekonomik faaliyet kapsamında uygulanan etik ilkeleri geliştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Böylece, Polonya Et Derneği kalkınma için uygun koşulların yaratılmasına katkıda bulunmakta ve üyelerinin ekonomik girişimlerini desteklemektedir. Polonya Et Derneği, Türkiye’de gerçekleşen “Avrupa’nın tadına bak” adlı kampanya tanıtım kampanyasının yapılmasını teşvik eden ve öneren bir kuruluştur.

ETBİR I KIRMIZI 39


ARAŞTIRMA

Korksa da tüketmekten vazgeçmiyor Türkiye’de yapılan iki ayrı gıda araştırmasına göre tüketici, endişe ve sağlık yönünden kaygı duyduğu gıdaları yine de tüketmekten vazgeçmiyor. Araştırmada ortaya çıkan sonuca göre tüketicide bilgiden çok korku ve endişenin hakim olduğu ortaya çıktı.

E

RA Araştırma ve Danışmanlık ile Dörtok İletişim tarafından oluşturulan Güncel Gıda Araştırmaları Platformu tarafından gündelik yaşama dair, gıda tüketicilerinin algı ve davranışlarını incelemek üzere yaptığı 2 ayrı araştırmada çok ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarına göre; tüketicide bilgiden çok korku ve endişenin yaygın olarak görüldüğü tespit edilirken, bu endişe ve kaygıya rağmen küçük sapmalar haricinde bu gıdaları tüketmeye devam ettiği belirlendi. Diğer bir sonuç ise, organik, hormonlu ve doğal gıda gibi kavramlar konusunda ise tüketicinin kafasının oldukça karışık olduğu yönünde. Organik ürünlerin yüzde 80 oranında daha sağlıklı olarak değerlendirilmesine rağmen bu sonucun satın alma aşamasına yansımadığı da başka bir araştırma sonucu. Bu arada kırmızı et konusunda ise tüketicinin yüzde 60’ı için en güvenlisi güvendiği ve bildiği kasaptan alışveriş yapmak… Araştırmanın ortak sonucu ise tüketicinin düşüncesi ile eylemi arasında ters bir orantı olduğu…

40 ETBİR I KIRMIZI


Yumurtada İşler Karışık

Türk tüketicisi üzerinde yapılan araştırma 2 bölüme ayrılıyor. Birincisinde, tavuk, yumurta, sebzemeyve gurubu, ikincisinde ise kırmızı et-kıyma, süt ve yumurta ele alınıyor. Tüketicilerin sebze ve meyveden sonra en çok endişe duydukları besi tavuk. Yüzde 55 ile tavuk tüketiminin endişeli olduğu düşünülse de araştırmada ortaya çıkan tam tersini gösteriyor çünkü tüketicilerin yüzde 92’si tavuk tüketiyor. Yüzde 80’i ise haftada en az 1-2 kez tavuk yediğini söylüyor. Tüketicilere göre en sağlıklı tavuk ise yüzde 62 ile köy tavuğu. Markalı tavuk ürünü satın alanların oranı ise yüzde 17. Yumurta tüketiminde ise endişe noktası yüzde 55 ile hormon içerip, içermediği. Satın almada ise en belirleyici faktör, markalı ve paketli olması. Tüketicilerin yüzde 75’inin tercihi markalı ve paketli yumurtadan yana. Tüketicilerde sebze ve meyveler doğal ya da organik değilse hormonludur algısı yüzde 51 düzeyinde. Tüketicilerin yüzde 91’i organik kavramının ne anlama geldiğini bildiğini belirtmekte. Görüşülen Organik veya doğal olmayan sebze ve meyvelerin insan sağlığına zararlı maddeler içerdiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 78. Sebze ve meyve alımında market/ süpermarket/ indirim marketlerinin semt pazarları ile aynı oranda tercih edildiği dikkat çekerken, hormonlar yüzde 66 ile en zararlı madde olarak öne çıkıyor.

Mahalle Kasabı Hala En Güvenlisi

Ankete katılan yetiştiricilerin yüAraştırma sonucuna göre, et ve kıymada satın almada etken konu devamlı alışveriş yapılan, kasabın güvenli olması. Türkiye’deki kırmızı et/ kıyma tüketicisinin yüzde 94’ü kırmızı et ve kıyma ürünlerini tükettiğini ve satın alırken de yüzde 60 ile kasaplarını tercih ettiklerini ifade ediyor. Katılımcılar haftada ortalama 1.17 kg kırmızı et/ kıyma

tükettiklerini söylerken, tüketicilerin yüzde 37’si haftada 1-2 gün et tüketiyor. En çok tercih edilen et türü ise yüzde 75 ile dana eti. Sütte ise en çok tüketilen uzun ömürlü olanlar. Sütün alım yeri yüzde 68 ile market ve süpermarketler olarak belirlenirken, sütçüden süt alanlar ise sadece yüzde 29. Tüketicilerin yüzde 97’si gibi büyük bir çoğunluğu diğer gıdalara göre süt tüketiminde bir endişe duymuyor. Endişe duyan yüzde 89’unun nedeni ise sütün koruyucu katkı madde içermesi. Araştırmaya göre pastörize günlük süt tüketim oranı yüzde 32 iken, haftalık ortalama hane süt tüketimi ise yüzde 3.8 litre…

Tüketici Kavramlar Konusunda Aydınlatılmalı

Gıda tüketicisinin sağlık kaygıları ile hareket ettiğini vurgulayan Dörtök İletişim Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Aydın Dörtok, “Araştırmalardan elde edilen veriler göstermektedir ki bu kaygıları giderecek, sağlıklı gıda seçimi konusunda bilgi veren, kaygıları

gideren, açık ve dürüst olup sağlık dilinden konuşan markalar, geleceğin gıda markaları olacaktır. Gıda üreticisi sağlık konusunda endişeleri gidermek üzere ‘şeffaf’ olmak durumundadır. Halkın kavramlar konusunda aydınlatılması hatta bu yönde halkın anlayacağı dilde ‘gıda okur-yazarlığı’/ ‘Gıda Sözlüğü’ projeleri hayata geçirilmesi bir ihtiyaçtır” açıklamasını yapıyor. Doğallık ve organik ürün arayışının 10 yıl öncesine göre hızlı bir yükselişte olduğunun altını çizen Dörtok, “Ancak genel bir tutum olarak tüketici, organik veya doğal olmayan markaları elinin tersiyle itmemekte ve aksine halen tüketmektedir. Önümüzdeki dönemde ise tüketicisiyle doğru bir ‘bilgilendirme’ ilişkisi kurmayan, kullandıkları girdileri net ifade etmeyen, üretim süreçleri açısından şeffaf olmayan markalar yok olmaya mahkum olacaklardır. Şeffaf olup sağlık dilinden konuşan, sağlık kaygılarını gideren, bilimsel açıdan olgunlaşmış ve kanıtla konuşan sorumlu markalar, geleceğin markaları olacaktır diyebiliriz” diye konuşuyor.


TEKNOLOJİ

Üçge ‘Webomatic’ makinalarıyla

sektörde fark yaratıyor Alman hat üstü çözüm firması WEBOMATİC ile distribütörlük anlaşması imzalayan ÜÇGE Elektronik markanın en önemli iki ürünü “Thermoform ve Traysealer” makinelerinin temsilciliğini aldı.

P

erakende sektörünün Türkiye’deki tedarik devi Üçge, yurtdışı ortaklıklarına ve iş birlikteliklerine aynı hızla devam ediyor. Bizerba gibi 150 yıllık bir devin yaklaşık 20 yıldır distribütörlüğünü yürüten, Mado, Grouppo Fabbri, Rewebo, Komet ve Consol Converger gibi kendi alanlarında liderliğe oynayan firmalara da ev sahipliği yapan Üçge, yarım asrı geride bırakmış Alman firması olan Webomatic’le de anlaşma sağladı. Hat üzerine çözümler üreten bir Alman firması olan Webomatic, 36 metrelik ekipmanlarıyla tanınıyor. Hat üstü çözümler dolum hatlarıyla başlayıp, paketleme, tartım, etiketleme ve tasniflemeyle bitiyor. Marka tamamen üretim standardizasyonu üzerine çözümler üretiyor.

42 ETBİR I KIRMIZI

Üçge Elektronik A.Ş. Endüstriyel Proje Uygulama Yönetmeni Selçuk Bostancı, makinelerinin hem teknik yeterliliğe sahip olması hem de -gıdayla temas ettiği için çizilen belli kurallar var- kurallara uyması nedeniyle Webomatic’in makinelerini temsil etmek istediklerini anlatıyor. Bostancı Webomatic’i tercih etmelerinde rol oynayan diğer özellikleri şöyle açıklıyor: “Sektöre baktığımızda, yerleşmiş çok güçlü rakiplerimiz var. Rekabeti ve sektördeki çeşitliliği arttırmak için, üretim hatlarını oluşturan ve/ veya tamamlayıcı olan farklı ürün gamlarına ihtiyacımız oluyor. Bunların başında da, hazır ambalajlı ürünlerin üretim hatlarının girişinde yer alan Thermoform veya Traysealer (MAP) makineleri gelir. Bu makineler Webomatic’in

de 55 yıldır çok ciddi anlamda üretim yaptığı makineler arasında. Üretici firmalar hat çözümlerini tek bir tedarikçiden temin etmek istedikleri için bazı projelere teklif verememe ya da projeyi kaçırma ihtimalimiz oluyordu. Dolayısıyla, bizim de bu noktada üretim hattı çözümleri konusunda bir arayışımız başladı ve 2014 yılında Almanya’nın Köln şehrinde düzenlenen Anuga Foodtech Fuarı’nda Webomatic ile tanıştık ve temsilcilik aldık.” Bostancı, üretim hatları içinde eksik olana Thermoform Paketleme makinesini nedeniyle Webomatic’i setçilerinin vurguluyor. Tabii bu kararı almalarında Webomatic’in sektörde ciddi anlamda iyi bir itibarının olması da etkili. Bostancı, “Biz de bu gücü, Türkiye ve çevresi pazarlarda Üçge markası ve bilinirliği ile birleştirerek, ‘Yüzde 100


doğru ürünler, yüzde 100 doğru çözümler’ anlayışıyla pekiştirmek ve sektöre çözüm sunmak niyetindeyiz. Tercihimizin ağırlıklı bir başa nedeni ise, pazardaki önemli bir sektörel oyuncunun eksiğini tamamlamak ve müşterilerimiz olan firmalara, ihtiyaçlarına dair seçimlerini arttırabilecek çözümler sunabilmek” diyor.

Doğru çözümler için doğru ürünler”

Gıda, son kullanıcıya gitmeden önce inanılmaz bir emek, proses ve teknolojiden geçiyor. Ürünlerin hem raf ömrü hem kalitesi hem de estetiği çok önemli. Raf ömrünü arttıracak teknolojinin yanı sıra, ürünün tasarımıyla da kendini sattıracak ambalaja sahip olması gerekiyor. Thermoform makineleri tam anlamıyla bunu yapıyor. Bostancı, bu makinelerle üreticinin paketleme ve ambalajlama karakterini yansıtabildiğini ifade ediyor ve ekliyor: “Tüketicinin satın aldığı hazır ürün paketlerini şekillendiriyor, raf ömrünü uzatacak gıda gazı karışımı ile ürünü korumaya alıp, paketin üstünü kapatıyor, hem sağlıklı bir ürün güvenliği ve raf ömrü; hem de müşteriye en şık şekilde ulaşmasını sağlıyor. Eski ve tecrübeli bir firma olması sebebiyle şirketin ciddi bir mühendislik çalışması mevcut.” Webomatic bugüne kadar 100 bini aşkın makine satmış tüm dünyaya. Almanya’da 16 tane, 38’i Avrupa, 28’i Asya, 3’ü Okyanusya, 5’i Afrika, 12’si Amerika olmak üzere 86 ülkede temsilciliği var. Webomatic’i öne çıkaran özelliği 1’inci sınıf bir sürece sahip olması. Ayrıca makineleri kolay kullanım ara yüzlerine sahip ve kullanıcı dostu. Bostancı, ürünlerin ömrünün oldukça uzun olduğunu söylüyor ve “Doğru çözüm için doğru ürün üretiyorlar” diyor.

Üçge, webomatic’in pazar payını artıracak

Bostancı, Webomatic firmasının thermoform makinesi ile hat içerisindeki makine eksikliklerini

giderdiğini söylüyor. Tabii Üçge de Webomatic’e ciddi bir değer katacak. Üretim hattı çözümlerini komple sunabilen, kalitesi ile tartışılmaz bir yere oturan Üçge de Webomatic’e pazar payı konusunda önemli katkılar sunacak. Bostancı bu konuda şunları söylüyor:”Öncelikle 20 yıldır Bizerba gibi, Gruppo Fabbri gibi, Mado, Vakona gibi, Komet ve Rewebo gibi dünyaca bilinen firmaların Türkiye temsilciliğini yapıyoruz. Yani, bizim arayışlarımızın nedeni olan hattın tamamlayıcısına sahip olma eğilimi, Webomatic için de cazip bir durum olsa gerek. Bizi tercih etmelerindeki en büyük etken kesinlikle bu. 2’nci etkense, açıkça konuşmak gerekirse Türkiye’de bazı firmalarla çok kötü tecrübeler yaşanmış. Bu nedenle, gerek işin gerekse Üçge Elektronik’in ciddiyetini hassasiyetle değerlendirmişler. Üçge Elektronik’in, ÜÇGE Şirketler Grubu’nun bir firması olması, Üçge

Mağaza Ekipmanları ve ÜÇGE DRS (depo raf sistemleri) firmalarımızın kendi alanında Türkiye’nin en büyüğü ve Avrupa’nın önde gelen üreticileri arasında olması ve dünyanın her yerine ihracat yapan, dünyada ilk 3’te olan bir firma olması ve tesislerimizin yerinde görülmesi, ciddi anlamda etkili oldu.” Üçge’nin satış ve teknik servis yapılanması, perakende ve endüstri alanlarındaki bilinirliği ve geniş portföyü de Webomatic’in doğru bir tercih yaptığını gösteriyor. Bostancı, hedeflerini açıklarken Webomaticsiz her firmanın kendileri için potansiyel yeni bir müşteri olduğunu vurguluyor. 2015 yılını eğitimler ve pazarlama çalışmalarıyla geçireceklerini anlatan Bostancı, 2016’da sektörde varlıklarını göstereceklerini ve yaklaşık yarım milyon avroluk bir ciroyu yakalayacaklarını belirtiyor.

Webomatic nasıl doğdu? Şirketin kurucusu Wernek Bonk’un sektöre girişi, masa üstü vakum makinesi üreterek oluyor ve firma 1958 deki kuruluşundan sonra farklı çözüm ve makine üretimleriyle büyüyerek gelişiyor. Bu gelişimin başlangıç hikayesi de gayet ilginç. Werner Bonk, market zincirleri olan biridir ve raflardaki taze gıdaların raf ömrünü uzatmak adına kendi çabasıyla basit bir makine üretiyor. Zengin bir müşterisi bu makineyi gördüğünde kendisine sponsor oluyor. Bonk’un kendisi için ürettiği makineyi seri şekilde üretip satması için teşvik ediyor ve Bonk böylelikle hiç aklında dahi olmadığı makine imalat sektörüne giriş yapıyor. Halen şirketin yönetiminde oğlu Ralf Bonk bulunuyor. Werner Bonk, işlerini oğluna devrettikten sonra, 11 Ocak 2015’te vefat etmiş.

ETBİR I KIRMIZI 43


KONGRE

Türkiye Doğal Beslenme ve Yaşam Boyu Sağlık Zirvesi

Devlet Erkanını Ağırladı Başbakanlık, Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Türkiye Doğal Beslenme ve Yaşam Boyu Sağlık Zirvesi” 21 Mayıs’ta Sapanca Güral Otel’de uzmanların yanı sıra devlet erkanını da ağırladı.

Z

irveye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman ile belediye başkanları, akademisyenler ve beslenme uzmanları katıldı.

44 ETBİR I KIRMIZI

1 Milyar 300 Milyon Ton Gıda İsraf Ediliyor Zirvede konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, üretilen gıdaların nakliye sırasında yaşadığı kayıplara dikkat çekti. Eker, “850 milyon insan açlıktan kıvranırken, gıdanın bulunduğu yerlere gidişte telef olurken, yılda değeri 1 trilyon dolar civarında olan 1 milyar 300 milyon ton gıda da israf ediliyor. Kayıp, kaçak ve israf olmazsa, ürettiklerimiz yeryüzünde bütün insanlığa yeter.” diye konuştu.

Eker, bu durumu zulüm ve cehaletin bir araya gelmesine bağlayarak sözlerine şöyle devam etti: “Sadece rekabetten, fiyattan, kardan, tahakkümden, kıvrak zekadan, güçten, daha çok para kazanma arzusundan ibaret değerlerle hayatımızı örersek o zaman bu sorunlar bizim karşımıza çıkar, nitekim çıkıyor. Halbuki bizim tasavvurumuzda eşya varlık bizim dışımızdaki bütün varidat aslında nimettir ve bu nimet bize emanettir. Bundan gerektiği gibi istifade etmek, bunu gerektiği gibi kullanmak ve değerlendirmek hem


kendi hayatımızın sağlıklı şekilde sürdürülmesi için önemli, hem de hayatı daha anlamlı kılar.” Bakan Eker, israf, kayıp ve kaçaklara mani olunması gerektiğini vurgulayarak, “Kayıp, kaçak ve israf olmazsa, ürettiklerimiz yeryüzünde bütün insanlığa yeter. Bunu yapmadığımız için bize yetmiyor. Bunu para kazanmanın ve daha fazla kar etmenin bir aracı haline getirirsek o zaman karşımıza sorunlar çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Obeziteden Ölenler, Açlıktan Ölenlerin 3 Katı Zirvede konuşmacı olarak yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, özellikle obezite, açlık ve yoksulluk konularına değinerek, “Dünyada yılda 1.3 milyar ton, gıda israfı yapılıyor. Düşünebiliyor musunuz, yılda 10 milyon insanın açlıktan öldüğü bir dünyada, 1.3 milyar ton gıda israfı” dedi. Erdoğan, obeziteden ölümlerin açlıktan ölenlere oranla 3 kat fazla olduğuna dikkat çekerek, Dünyada yılda 1.3 milyar ton gıda israfı yapılıyor. Düşünebiliyor musunuz, yılda 10 milyon insanın açlıktan öldüğü bir dünyada, 1.3 milyar ton gıda israfı... Her 6 kişiden biri, sağlıklı ve aktif bir yaşam için gereken gıdaya ulaşamıyor. Tüm bunlar, global dünyanın çelişkileri... Öte yandan, gıda sömürgeciliğin

de konusu. Bugün zengin ülkeler kendi topraklarını ve su kaynaklarını korumak adına, dev sanayi tesislerini Uzakdoğu’da ya da Afrika’da kuruyorlar. ‘Zarar başkasına, hasat bize’ mantığı ile bir tür gıda sömürgeciliği yapıyorlar” açıklamasını yaptı. Beslenme bilincine dayalı bu tür kampanyaların artmasını umut ettiğini vurgulayan Emine Erdoğan, “Böyle alışkanlıkları toplumun tüm katmanlarına yayabilirsek daha sağlıklı nesillere sahip olabiliriz. Evlatlarımıza, küçük yaşta doğru ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırmak durumundayız. Çocuklarımız bir gıdanın topraktan sofraya uzanan serüvenini bilmeli. Doğal ve gerçek gıdanın ne olduğunu öğrenmeli. Bir tohumun tabağımızda bir besine nasıl dönüştüğünü idrak etmeli ki, israf etmemeyi, paylaşmayı, sabrı ve kanaati öğrensin” diyerek, toprağa eskisi kadar yakın olunmadığına

fakat tabiattan uzakta, şehirlerde yaşamanın buna mazeret olmaması gerektiğini söyledi.

Sağlıklı Beslenme Ulusal Politikamız Olmalı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Doç. Dr. Ayşenur İslam ise; “Sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrının dengeli ve doğal beslenmekten, zararlı alışkanlıklardan vazgeçmekten, düzenli uykudan, spor yapmaktan geçtiği teorik olarak biliniyor. Ancak bunları hayata geçirirken aceleci ya da istekli davranılmıyor” açıklamasını yaptı. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu’da “Kentleşmenin yoğun temposuna bağlı olarak gelişen geleneksel beslenmeden uzak, ev dışı hızlı beslenme gibi faktörlerle ortaya çıkan sağlıksız beslenme alışkanlıkları, toplumların sağlığını artık tehdit eder boyuta gelmiştir. Bu tehdidi bertaraf edebilmek için sağlıklı beslenmenin ulusal sağlık politikamızın merkezinde yer alması gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda bireylerin beslenme alışkanlıkları anlamında eğitilmesi, besin güvenliğinin sağlanması ve tüketici bilinciyle farkındalık oluşturulmasını önemli buluyorum” şeklinde konuştu. Doğal ve organik üretim, gıda hijyeni ve güvenliği, beslenme, sağlıklı yaşam ve spor alt başlıklarıyla düzenlenen zirve uzman katılımcıların konuşmalarıyla son buldu.

ETBİR I KIRMIZI 45


HAYVANCILIK

Türkiye kaliteli tiftik için atakta

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın önderliğinde bir araya gelen tiftik üreticileri üretimin canlanması ve dünyanın en kaliteli tiftik üretimi için ilk adımları attı.

B

ir dönem Türkiye’nin en önemli ihraç ürünlerinden biri olan tiftik için sektörün tüm tarafları ilk kez bir araya geldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda düzenlenen “Tiftik Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri’ konulu toplantıda buluşan sektör temsilcileri toplantıda alınan kararlar uygulandığında Türkiye’nin yeniden dünyanın en kaliteli tiftik üreticisi olacağını, Ankara Keçisi’nin de değer kazanacağını belirtti. Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Özcan’ın başkanlığında yapılan toplantıya Tiftik ihracatçısı Mesut Yıldırım, Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmet ve Jeotermal Kaynaklar Daire Başkanı Özgür Güven aralarında bulunduğu sektörün güçlü isimlerinin yanı sıra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Tiftik Birliği yetkilileri

46 ETBİR I KIRMIZI

katıldı. Toplantıda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın diğer birimlerinden temsilciler ile çok sayıda Ankara keçisi yetiştiricisi de hazır bulundu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak tiftiği yakın takibe aldıklarını belirten Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Özcan, bu toplantı ile sonuç almak istediklerini belirtti. Bakanlık olarak tiftik yetiştiriciliğine yapılan desteği vurgulayan Özcan: “Piyasa fiyatı 8-10 TL olan tiftiğe biz Bakanlık olarak 22 TL destek veriyoruz. Bunu kadim kültürümüzün bir parçası olan Ankara Keçisi yetiştiriciliğinin devamı için yapıyoruz. Ancak sektörün tüm bileşenleri bir araya gelir, sorunları ve çözümlerini tespit eder herkeste üstüne düşeni yaparsa yetiştirici daha fazla kazanır, daha fazla alıcı çıkar, ihraç ürünü olduğu içinde en fazla Türkiye kazanır. Geçmişten bugüne atalarımızdan bize miras kalan tiftiğin değerlenmesi ülkemizin

yurtdışında en şekilde temsil edilmesi için bakanlık olarak tiftik ile ilgili gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz” dedi.

Uluslararası tanıtım atağı

Tiftik ihracatçısı Mesut Yıldırım toplantıda yaptığı konuşmada Türk tiftiğinin üstün özellikleri üzerinde durdu. Türk tiftiğini yurtdışında tanıtmak için güçlü bir lobi faaliyeti yürüttüklerini. ülke ülke gezdiklerini belirten Yıldırım: “Türk tiftiği olarak güçlü yönlerimiz var, bunlar doğru kullanmalıyız. Türk tiftiğinin doğal beyazlığı ve sağlam oluşu talebi artırıyor. Bizim tek sıkıntımız dünya standartlarında üretim yapamıyoruz. 1983 yılında Ankara Rusya’ya doğal parasını tiftik ile ödedi. Güçlü yönlerimiz var bunları doğru kullanmalıyız. Türkiye tiftiğini tekrar tanıtmak için çaba harcıyoruz. Eğer bunu başarabilirsek en başta yetiştirici daha sonra ülkemiz kazanacaktır” dedi.


Dünya standartlarında tiftik üretimi içinde neler yapılması gerektiğini sıralayan Yıldırım “Tiftiğimiz 30 mikronun altında olmalı. Biz de ise ortalama 35 -40 arası. Randımanı çok düşük. Bu da karlı olmaktan çıkartıyor. Randıman oranımız artmalı. Ayrıca Kemp yani ölü kıl oranımız çok yüksek. Bunu da uluslararası standartlara çekmeliyiz. Hasat zamanını doğru planlayamamak da en önemli sıkıntılarımızdan biri. Haziran ayından önce sanayicinin tiftiği almış ve elden geçirmiş olması gerekiyor” diye konuştu. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler ve Jeotermal Daire Başkanı Özgür Güven ise toplantıda, Ankara’nın sembolü olan ve şehri dünyada tanıtan Ankara keçisinin kendileri için çok

Tiftiğin Katma Değeri Artırılmalı Ankara Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç toplantıda kaliteye dayalı alım üzerinde durdu. Başkan Kılınç: “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın destekleriyle 5 projede 30 binin üzerinde hayvanın yer aldığı ıslah programı yürütüyoruz. Islahtaki amacımız ilin damızlık ihtiyacını karşılamak, gen kaynağını korumak ve uluslararası standartlarda tiftik üretmek. Ancak yetiştiricinin elde ettiği kaliteli üründe kalitesiz ürünle aynı fiyata satıldığı için kaliteyi artırma noktasında zorlanıyoruz. Ayrıca kaliteli ürünle kalitesiz ürün aynı fiyata alındığı sürece uluslararası standartlarda ürün elde etme şansımız da yok. Tiftik hala uluslararası piyasalarda katma değerli bir ürün. En güçlü potansiyele sahip olmamıza karşın biz ülke olarak bu katma değerden pay alamıyoruz. Ankara Keçisi’nin ıslahı noktasında canla başla çalışıyoruz. Ürünün de değerlenmesi noktasında göreve hazırız” dedi. önemli olduğunu ifade etti. Kırsalı desteklediklerini ifade etti. Güven, Ankara keçisi konusunda daha hassas olduklarını söyledi. Daire Başkanı Bekir Ankaralı ise “Soy

kütüğü desteği çalışmalarında Ankara keçisine pozitif ayrımcılık yapacağız. Ülkemize döviz kazandıran ve bizi dünyada tanıtan bir ürün“ diye konuştu.

Üretici mera istiyor

Tiftik eski günlere geri dönecek

Toplantıda Ankara keçisi yetiştiricileri de sorunlarını dile getirme olanağı buldu. Yetiştiriciler, özellikle mera konusunda yetkililerden destek istediler. Mera alanlarının işgal edilmesi ve orman arazisi olarak tanımlanmasından kaynaklı mağduriyet yaşadıklarını belirten yetiştiriciler bu nedenle maliyetlerinin de artığını belirtti. Ayrıca barınak, mera ve orman alanlarındaki vahşi hayvan saldırıları, tiftikte tek alıcı olması, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından kontrolsüz dikim yapılması gibi sorunlarına da çözüm bulunmasını istediler.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda düzenlenen “Tiftik Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri’ toplantısında alınan kararların uygulanmasıyla tiftik eski parlak günlerine dönecek. Taraflar toplantı sonunda uygulamaya konulmak üzere şu kararlar imza attı: • • • • • • •

Bilimsel metotlarla, laboratuvar koşullarında kalite ayrımı yapılacak ve kaliteye göre alım yapılacak Islaha daha fazla önem verilecek Soy kütüğü takibi yapılacak

İyi kaliteli tekeler ile hızlı bir gelişim sağlanacak Sürüler gençleştirilecek

Hasat zamanı planlanacak

Barınakların ve hayvanların temizliği ve hijyeni konusunda çalışma yapılacak

ETBİR I KIRMIZI 47


HABER

Tek Sağlık Konsepti İçin İşbirliği

Tek Dünya Tek Sağlık 11-12 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Tek Sağlık ve Gıda Güvenilirliği Çalıştayı sonrasında yayınlanan bildiri ile ‘Tek Dünya Tek Sağlık’ konseptinde hedeflenen başarıya ulaşılabilmesi için yapılması gerekenler sıralandı.

D

ünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü tarafından kabul edilen “Tek Sağlık” konsepti, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslararası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkilere bağlı olarak gündeme getirilmişti. Tek Sağlık yaklaşımı; süreç içinde insan, hayvan ve çevrenin optimal

48 ETBİR I KIRMIZI

sağlığı ile yerel, ülkesel ve global olarak çalışan değişik disiplinlerin işbirliği faaliyetleri olarak önem kazandı. FAO/WHO Ortak Zoonotik Hastalıklar Uzmanlar Komitesi, 1967 yılında dünyada 150’den fazla bakteriyel, viral, paraziter ve fungal kaynaklı zoonotik hastalık bulunduğunu ve bu sayının 2000 yılında 200’ü aştığını açıklamıştı. İnsanlarda görülen infeksiyon

hastalıklarının yaklaşık yüzde 60’ının zoonotik olduğu ve bunların da yüzde 75’inin yeni veya yeniden önem kazanan zoonotik hastalıklar olduğu vurgulanmıştı. Gıda kaynaklı hastalıkların yüzde 90’ından fazlasının hayvansal gıdalardan kaynaklandığı dikkate alındığında, bu hastalıklarla etkin mücadelede beşeri ve veteriner hekimlerin birlikte çalışmalarının gerekliliği ortaya çıkıyor. İnsan Sağlığı İçin Hayvan Sağlığı Güvence Altına Alınmalı Çalıştayda, infeksiyon hastalıklarının değişen yapısı ve buna neden olan global faktörler dikkate alındığında, halk sağlığı hizmetlerinin multidisipliner bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Uzmanlar, buna bağlı olarak hayvan sağlığının güvence altına alınmasını gerektiğini vurguladıkları sonuç bildirgesinde şu sözlere yer verdiler: “Hayvan sağlığının güvencede olmadığı bir dünyada insan sağlığını, gıda güvenliğini ve çiftlik hayvanlarının insanların en önemli protein kaynağı olması nedeniyle, sürdürülebilir gıda güvencesini temin etmek de mümkün değildir. Tüm dünyada insanların yaşamak, fiziksel ve mental gelişimi sağlamak için yeterli gıdaya ulaşmaları ve gıdaların sağlık yönünden güvenli olması, devredilemez ve ertelenemez temel hak olarak görülmektedir. Gıda güvenilirliği gıda güvenliğinin önemli bir parçasıdır. Beslenme ve gıda kaynaklı hastalıklar arasında kısır bir döngü vardır. Gıda kaynaklı


hastalıkların yetersiz beslenme üzerinde de büyük oranda etkisi vardır.” Çalıştay’da Tek Dünya Tek Sağlık konseptinin hedeflenen başarıya ulaşılabilmesi için ulusal ve ulusararası düzeyde halk sağlığı ve tarım/veterinerlik sektörlerinin işbirliği içinde olması gerektiği vurgulandı. Bunun yanı sıra eğitim, mevzuat ve uygulamaya ilişkin çalışmaları yapılması, uluslararası girişimlerde bulunulması gerektiğine dikkat çekildi. Ayrıca bu hedef için Türkiye’de her iki meslek örgütü tarafından kararlaştırılan 16 kriterin ulusal kuruluşlar tarafından yerine getirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Sonuç bildirgesinde de yer alan bu kriterler şöyle: 1. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı arasında gıda kaynaklı hastalıkların izlenmesine yönelik işbirliğinin arttırılması ve diğer ilgili birimler Halk sağlığı ve veterinerlik sektörleri arasında bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla bir mekanizma oluşturulmalıdır. 2. Salgınlarda bilgi paylaşımı ve sektörler arası işbirliği yapılmalıdır. 3. Türkiye Zoonoz Milli Komitesi, “Tek Sağlık” adı altında yeniden etkinleştirilmelidir. 4. Zoonotik hastalıklara ilişkin epidemiyolojik çalışmalar artırılmalı ve Bakanlıklar arasında gıda kaynaklı hastalıklara yönelik verinin iyileştirilmesi için ortak bir sürveyans sistemi oluşturulmalıdır. 5. Gıda kaynaklı ve zoonotik hastalıkların sürveyansı ve raporlama sistemi güçlendirilmelidir. 6. Ekolojik üretimin geliştirilmelidir. 7. Kırsal kalkınma ve küçük aile çiftçiliği her yönden desteklenmelidir. 8. GDO’lu ürünlerin /ülke girişinde yasaklanması (GDO’lu yemlerin ülkeye girişi) gerekmektedir. 9. Bulaşanların kökeni olan sanayi

atıkları en etkin şekilde bertaraf edilmeli ve bu atıkların suya, havaya, toprağa karışması önlenmelidir. 10. Tıp ve veteriner fakülteleri ile araştırma enstitüleri arasında Tek Sağlık konseptine yönelik açılımlar yapılmalı ve işbirliği geliştirilmelidir. 11. Çiftçilerin pestisit kullanımında bilgilendirilmesi önemlidir. 12. Ulusal Zoonoz Eylem Planı geliştirilmelidir. 13. Ulusal Antimikrobiyal Direnç Eylem Planı geliştirilmelidir. 14. Mevcut veriler kullanılarak ulusal zoonoz raporu geliştirilmelidir.

15. Sektör arası işbirliğini kolaylaştıracak bir ağ geliştirilmelidir. 16. Aşağıdaki başlıklarda mevcut hükümet yapıları daha etkin kullanılmalıdır: • Risk Değerlendirmesi Dairesi’nin güçlendirilmesi, • Farklı disiplinlerden uzmanlardan destek alınması, • Zoonotik tehlikeler dahil olmak üzere gıda güvenilirliği değerlendirmesi konusunda Risk Değerlendirmesi Dairesi’nin kapasitesinin güçlendirilmesi.

ETBİR I KIRMIZI 49


HABER

Yabancı çoban sorununa

‘ALMANYA MODELİ’

Yerli çoban bulmayan küçük baş hayvan yetiştiricileri yabancı çoban için izin verilmesini istiyor.

T

ürkiye’de çoban sorunu yaşayan özellikle orta ve büyük işletmeler yabancı çoban çalıştırıyor ve bu durumun kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, durumun kendileri açısından zorluk yarattığını belirterek İşkur’dan çoban talep eden ve taleplerine yanıt bulamayan işletmelerin yabancı çoban çalıştırılmasına izin verilmesini istedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye’de işgücü piyasasının düşmemesi için yabancı çalıştırmaya kısıtlamalar getirdiğini ancak küçükbaş hayvancılık sektöründe asgari ücretin çok üstünde bir maaş ödenmesine karşın çalıştırabilecek çoban bulunamadığına dikkat çeken Kılınç, “Bir dönem fabrikalarda çalıştıracak işçi bulamayan Almanya’ya Türkiye’den çok sayıda işçi gitmişti. Bugün bir çobanın maaşı 3 bin–3 bin 500 TL. Buna karşın çalıştıracak çoban bulamıyoruz. İşletmelerimiz için yabancı çoban çalıştırılması bir zorunluluk” dedi.

50 ETBİR I KIRMIZI

Çoban bulamayan sektörden çıkıyor Birincil ve öncelikli hedefin küçükbaş hayvancılıkta üretim ve ıslah olması gerektiğinin altını çizen Kılınç, “Çoban bulamayan işletmeler sektörden çekilmektedir. Bir grup yetiştiricinin elinde de çoban olmadığı için hayvanlar zayi olmaktadır, üretim ve ıslah istenilen düzeyde olmamaktadır. Sektör yabancı çoban ile sorununu çözmüş durumda. Orta ve büyük işletmelerin büyük çoğunluğunda yabancı çoban çalışıyor. Tek derdi atadan kalma küçükbaş hayvancılığı sürdürmek ve üretmek olan yetiştiricilerimiz diken üstünde. Yasal düzenleme yapılmazsa yetiştiricilerimiz büyük bir mağduriyet yaşayabilirler” dedi. Antalya’da gerçekleşen son dönemlerin en kapsamlı küçükbaş hayvancılık etkinliği olan Doğu Akdeniz Küçükbaş Hayvancılık Çalıştayı’nda da yabancı çoban sorunun küçükbaş hayvancılığın en önemli sorunlarından biri olarak öne çıktığını anımsatan Hasan Kılınç, “Yabancı çoban sorunun çözümü noktasında umutluyuz.

Girişimlerimizi hızlandırdık. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yabancı çoban çalıştırılması ile ilgili bir tereddüdü yok. Çözüm için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birçok yazışma yaptık. Çözümü noktasında epey yol kaydedildiği kanaatindeyiz” diye konuştu. Yeni nesil çobanlar alttan geliyor Asgari ücretin çok üstünde bir maaşa sahip olmalarına rağmen bir dönem Türkiye’de çobanlığın yapılmak istenmeyen meslekler arasında yer aldığını belirten Kılınç çobanlığın statü kaybettiğini ve dünyaya entegre olamadığını vurguluyor. Bakanlığın girişimleri ile Çobanlık, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından meslek olarak tanımlandı. Ayrıca ‘sürü yöneticisi elemanı benim’ projesi uygulanıyor. Kılınç, proje kapsamında çobanlara eğitim verildiğini, eğitimini tamamlayan ve sertifika alan çobanları çalıştıran işletmelere de 5 bin TL destek verildiğine dikkat çekiyor. Kılınç, “ Yaşam alanları da kolaylaştırıldığında özelikle köyde yaşayan genç nüfus için çobanlık mesleği talep görecektir” diyor.


Atlas Copco’dan

Gıda Güvenliği için Önemli Adım

Atlas Copco, Antwerp Belçika’daki üretim tesisi için ISO 22000 Gıda Güvenlik Sistemi Sertifikası aldı.

A

tlas Copco, en güncel teknolojiye sahip yağsız kompresör, blower ve hava şartlandırma ürünlerini ürettiği Antwerp, Belçika’daki üretim tesisi ile Lloyds Register’dan ISO 22000 sertifikası alan ilk kompresör üreticisi oldu. ISO 22000; gıda zincirinde yer alan kuruluşların, gıdanın tüketilmesi sırasında güvenli olması ile ilgili tehlikeleri kontrol etme becerisini gösteren bir gıda güvenliği yönetim sistemidir. Günümüzde nüfus artışı ve yüksek kaliteli gıdaya olan ihtiyacın gittikçe daha önemli hale gelmesiyle gıda standartlarının düzenlenmesi önem kazanıyor. Basınçlı havanın son ürüne temas eden ve hatta ürünün etkin bir parçasını oluşturan birçok uygulamada kullanılması nedeniyle Atlas Copco gıda sektörü için son derece değerli olan bu sertifika için

başvuru yaptı. Atlas Copco aldığı sertifika ile ölçülebilir ISO standardı sayesinde müşterilerin ürün ve prosesleri için güvenilir bir basınçlı hava üretiicisi olduğunu ortaya koydu. Yağsız Hava Bölümü Başkanı Chris Lybaert, “Yoğun geçen atölye çalışmaları ve Lloyd’s Register’ın kapsamlı bir şekilde yürüttüğü denetimlerden sonra Atlas Copco’nun yağsız kompresörleri ile gıda sektöründeki en yüksek standartları karşılamaya hazır olduğunu gösterebildik. Kompresör, blower ve kurutucuların tasarım ve üretiminde en yüksek kaliteli gıda şirketlerinin kullandığı HACCP (Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) ve prosedürleri uygulandı. Atlas Copco olarak müşterilerimizin sürdürülebilir verimliliğine odaklanıyoruz ve paydaşlarımız için artı değer oluşturmaya devam edeceğiz” dedi.

ETBİR I KIRMIZI 51


KIRMIZI ET

İnsan beyni, gelişimini

et yemeye borçlu Son yılların trendi vejetaryan beslenme olsa da yapılan araştırmalar insan beyninin “et yiyerek” geliştiğini ortaya koyuyor.

V

ejetaryen, vegan ve çiğ besinlere dayanan diyetler sağlıklı olabilir. Ancak araştırmalar beynin büyümesinin ve kalori ihtiyacının karşılanmasında et ve et ürünlerinin önemli rolü olduğunu belirtiyor. Araştırmaların merkezinde insan beyninin vücudun dinlenme halindeki enerjisinin yüzde 20’sini harcadığı gerçeği yatıyor. Bu, diğer primatların (evrim teorisinde insanın atası kabul edilen maymun) beyinlerinin harcadığı enerjinin 2 katına denk geliyor. Etler ve pişirilmiş yiyecekler, giderek irileşen bir beynin ihtiyacı olan kalorileri karşılamak için neredeyse bir mecburiyet. Araştırmalardan birisi, Haziran 2015’te Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlandı. Bu araştırmada, birden fazla primatın beyin boyutları incelendi. Zaten bilindiği üzere, genel olarak bakıldığında, büyük vücutlu canlıların beyinleri de büyük olmaktadır. Buna rağmen insanların beyni sıradışı bir miktarda büyüktür. Goriller bizden 3 kat iri olmasına rağmen, bizler onlardan 3 kat daha fazla nöronu barındıran beyinlere sahibiz. İyi ama neden?

52 ETBİR I KIRMIZI


Görülen o ki cevap, gorillerin çiğ besinlerden oluşan vegan bir diyeti takip etmesidir. Bu diyette hayvansal proteinler bulunmaz. Bu da, kütlelerine yetecek kadar enerjiyi üretebilmek için saatlerce ve saatlerce beslenmelerini gerektirir. Brezilyalı bilim insanı Suzana Herculano-Houzel önderliğindeki Rio de Jenario Üniversitesi’nden sinirbilim araştırmacıları, bir primat beynine nöron eklemenin masrafının sabit olduğunu gösterdiler. Eğer bir primat beynine tek 1 nöron ekleyecekseniz, karşılığında fazladan 6 kaloriye ihtiyaç duyacaksınızdır. Yani her bir nöronun fiyatı 6 kaloridir. Gorillerde insan-benzeri bir beynin evrimleşebilmesi için günde 733 ek kaloriye ihtiyaçları vardır. Bu da, normal diyetleri dahilinde günde 2 saat fazladan beslenmeye denktir. Ancak bu, ekolojik olarak pek mümkün değildir. Çünkü goriller, şu andaki halleriyle bile, tropik bir iklimin müsade ettiği 12 saatlik gün ışığının yüzde 80’ini beslenme ile harcamaktadırlar Araştırmacıların hesapladığına göre, benzer şekilde, erken insanlar da sadece çiğ otlarla besleniyorlardı ve bu nedenle günün 9 saatten uzun bir miktarını yeterli kalori elde etmeye harcıyorlardı. Dolayısıyla vegan bir diyette atalarımız çok fazla besin tüketmeleri gerekmesi, bu sırada tehlike altına girecek olmaları ve diğer zorluklar nedeniyle bizlerin evrimleşmesini mümkün kılamazdı. En azından bu, hiç de olası gözükmüyor! Yemekleri pişirebilme yeteneğimiz, yıl boyunca daha fazla besin tüketebilmemizi ve yiyeceklerin daha fazla besin değerini ortaya çıkarmasını mümkün kıldı.

dergisinde Ekim 2014’te yayınlandı. Bu araştırmada, 1.5 milyon yıl önce yaşamış olan insan-öncesi atalarımızdan olan ve yeterli beslenmeme nedeniyle öldüğü belirlenen bir çocuk incelendi. Günümüzdeki Tanzanya ülkesinde bulunan kafatası kemiği kırıkları, çocuğun porotik hiperostoz hastası olduğunu gösteriyor. Bu hastalık, demir eksikliği ve B9 ile B12 vitaminleri eksikliğinde ortaya çıkıyor. İncelenen çocuk, hemen hemen sütten kesildiği yaşta. Dolayısıyla çocuğun ölüm nedeni ya annesinin meme sütünde kilit besin maddeleri bulunmaması ya da kendisinin yeterince et veya yumurta tüketememiş olmasıdır.

Araştırmanın başında bulunan Madrid’deki Complutense Üniversitesi’nden arkeolog Manuel Dominguez-Rodrigo şöyle söylüyor: “Her iki durumda da araştırmamızın bulguları, 1 milyon yıl önceki atalarımızda etin olmazsa olmaz bir besin kaynağı olduğunu ve geçici, öylesine, keyfekeder olarak tüketilmediğini gösteriyor.” Araştırmaların her ikisi de sonuç kısımlarında pişirilmiş yemekler ve etin insan beyninin gelişimi için zorunlu olduğu gerçeği vurguluyor. Araştırmaların gösterdiği tek şey, insanı “insan” yapmak için gerekli diyetin et temelli ve pişirilmiş yemeklere dayandığını ortaya koyuyor.

İlk İnsanın İlk Yemeği; ET Yemeklerimizi pişirmek modern insanların evriminden önce yaygın bir uygulama olmayabilir. Ancak et yemek kesinlikle öyleydi! İkinci araştırma, PLOS One

ETBİR I KIRMIZI 53


BESLENME

Kurban Bayramı’nda et tüketirken!

Et ve tatlı tüketiminin çok fazla olduğu Kurban Bayramı, yaz aylarının devam ettiği Eylül ayında gerçekleşiyor. Bu durumda eti sağlıklı şekilde tüketmek için dikkat edilmesi gereken detayları gözden kaçırmamak gerekiyor.

K

urban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Et tüketiminin tavan yaptığı bayramda keyifli sofralarda bazen dikkat edilmesi gerekenleri gözden kaçırabiliyoruz. Eti kesilir kesilmez yemek, günlerce yalnızca et ile beslenmek, iyi pişirmeden yemek… Her yıl tekrarlanan bu hatalar birkez daha düşmemek için Kurban Bayramı öncesinde et tüketimi, pişirme ve saklama yöntemleri konusunda birkaç ipucu vermek istiyoruz.

54 ETBİR I KIRMIZI


Eti sağlıklı tüketmek için öneriler; • Yeni kesilmiş et en az bir gün dinlendirilmeli.

• Demir tüketiminin verimli olması için etin yanında mutlaka sebze yemeği ya da salata tüketmeye özen gösterilmeli. • Etin yağlı kısımları ve sakatatlar az miktarda tüketilmeli. • Mangalda pişirilen etlerin yanmamasına dikkat edilmeli. Eğer mangalda pişirilmek isteniyorsa etin ateşten en az 15 cm uzak olması ve ateş alevliyken değil kor haldeyken etler pişirilmeli.

• Etin iç kısmının iyi pişmiş olmasına dikkat edilmeli. • Etin arkasından çay ve kahve tüketimi demir bağlanmasını bozar ve demir alımını azaltarak uzun vadede kansızlığa neden olur. Bu nedenle çay ve kahve et yedikten en az bir saat sonra içilmeli. • Kolesterolü yüksek hastalar özellikle sınırlı miktarda et tüketmeli. Tadımlık olacak miktarda etin yağsız kısmından ızgara ya da fırında pişirerek et tüketilmeli. Önerilen et miktarı günde 100 gram yani 3 köfte kadar ettir.

Pişirirken hangi yöntem tercih edilmeli?

Et pişirme yöntemi olarak ızgara, haşlama ve sebze ile birlikte fırında pişirilmesi önerilir. Kavurarak eti pişirmek sağlıklı bir yöntem değildir. Kırmızı eti sağlıklı pişirmek için kullanılacak en basit ve sağlıklı yöntem haşlamadır. Kahvaltıda et tüketiminde ise; et sindirim sistemini daha fazla zorladığı için hazımsızlık gibi mide ve bağırsak problemleri yaşanabilir. Et sindirimi zor bir besin olduğu için buzdolabında 24 saat dinlendirildikten sonra pişirilmesi önerilir. Dinlendirilmiş etin sindirimi ve pişirildikten sonra çiğnenmesi daha kolaydır.

Etin yanında ne yemek gerekir?

Etin posa içeriği olmadığından kabızlığa neden olabilir. Bu nedenle etin yanında posa içeriği yüksek olan sebze, meyve, kepekli ekmek gibi gıdaların tüketimi çok önemlidir. Etin yanında tüketilecek olan sebze ve meyvelerdeki C vitamini; etin içerisindeki demirin vücutta kullanımını artırır. Bu yüzden etin yanında bolca limonlu yeşil salata yemek, ette bulunan demirin emilimine yardımcı olur.

Etleri kızartmadan lezzetli yapmak için öneriler Etleri kızartmadan da lezzetli hale getirmek mümkün. Kırmızı eti sağlıklı pişirmek için kullanılacak en basit ve sağlıklı yöntem haşlamadır. Haşlama suyuna soğan, havuç ve özellikle de kereviz koymak eti lezzetlendirecektir. Yumuşak ve lezzetli bir et elde etmek için haşlama suyuna sirke veya limon suyu ile baharat kullanmak da uygun olacaktır. Haşlama suyuna sebzeler ile birlikte özellikle karanfil veya biberiye ilave etmek ete artı bir lezzet sağlayacaktır. Eti marine etmek de lezzeti artırmada çok önemlidir. Çeşitli marinasyon yöntemleri vardır. En basit ve sağlıklı olanı eti; süt, soğan suyu, zeytinyağı ve baharat (kimyon, kekik, tane karabiber, biberiye ve pul biber ile) karışımında buzdolabında bir gece bekletmektir. Bu şekilde ızgara yöntemi ile pişirilen et hem kurumayacak hem de daha lezzetli hale gelecektir. Bazı marinasyon yöntemlerinde şarap da kullanılır. Şarap kullanmak yerine başka alternatifler de vardır. Kırmızı şarap yerine üzüm sirkesi, beyaz şarap yerine elma sirkesi kullanılabilir. Eti marine etmede domatesin asitliğinden yararlanmak da bir diğer yöntemdir. Domates, soğan suyu, zeytinyağı ve baharat karışımında bekletilecek et, ertesi gün pişmeye hazır hale gelecektir.

Eti nasıl saklamak gerekir? Kurban etinin en doğru şekilde nasıl yenileceği kadar nasıl saklanacağı da önemlidir. Kurban etini dondurucuda saklamak en iyi yöntemdir. Et kıyma ve küçük parçalara ayırılarak kuşbaşı olarak saklanabileceği gibi, antrikot, biftek gibi parçalara ayırılarak da saklanabilir. Dondurucuda 3-6 ay bekletilebilen etin dondurucudan alındıktan sonra yine buzdolabında çözdürülmesi gerektir. Buzdolabında çözdürdükten sonra yenilmesini daha sağlıklı olur. Çözülen etin tekrar dondurulmaması için saklanacak etlerin tek seferde kullanılacak büyüklükte muhafaza edilmesi gerekir.

ETBİR I KIRMIZI 55


ÜLKE RAPORU

Geçmişle Geleceği Bir Arada Yaşayan Ülke:

İNGİLTERE Kendine özgü mimarisi, tarihi, kültürü, edebiyatı hatta monarşisi ile dünya ülkeleri arasında farklı bir yere sahip İngiltere… Görülmesi gereken ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldığını söyleyebiliriz… Öyle ki her şehri farklı bir kültüre ve tarihe sahip olan İngiltere’yi her gidişinizde yeniden keşfedebilirsiniz…

K

endi kültürünü ve tarihini korumayı başarmış sayılı ülkeler arasında yer alan İngiltere 50 şehirden oluşuyor. Dünyanın önemli bir iş ve finans merkezi olarak da karşımıza çıkan İngiltere’de başkent Londra dışında, Cambridge, Manchester, Brighton, Birmingham, Liverpool ve Oxford gibi ünlü şehirleri de gezilmesi gereken yerler arasında ilk sırada yer alıyor. Ancak zamanınız kısıtlı ise Londra’yı baştan başa dolaşmak için bile süreniz yeterli olmayabilir. Tabii bir de İngiltere’ye gidiş amacınızda bunun için çok önemli bir detay. Kültür, alışveriş, tarih, edebiyat ya da doğa ile iç içe bir gezi bu bölümlerden birini ya da birkaçını birleştirerek güzel bir plan yapabilirsiniz. Ancak geziye

56 ETBİR I KIRMIZI

başlamadan önce mutlaka bir metro haritası edinin. En gelişmiş metro ağlarından birine sahip olan İngiltere’de ulaşım çoğunlukla metro ile sağlanırken, taksilerinde pahalı olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Ülkenin En Önemli Sembolü: Big Ben Londra’yı öncelikle, İngilizlerin önemli bir keşfi olan dönme dolap biçimindeki London Eye ile yaklaşık 1 saat süre ile havadan izleme imkanına sahip olabilirsiniz. Sonrasında ise hızlı bir Londra turuna hazır olun. Öncelikle 1993 yılında ilk defa halkın ziyaretine açılan ve Kraliçe’nin evi ile ofisi

olarak kullanılan Buckingham Sarayı’nı ziyaret edebilirsiniz. Ziyaret sırasında ‘Muhafız Değişim Töreni’ne rastgelirseniz, nöbet değiştiren askerleri izleyebilir ve görevli muhafızlar ile fotoğraf çektirebilirsiniz. İngiltere’nin ve Londra’nın ikinci önemli yapısı ise Parlamento Binası’dır. Yaz aylarında binanın içini de gezebilirsiniz. Sırada filmlere konu olan ünlü saat kulesi Big Ben var. Big Ben, İngilizler arasında ülkenin en önemli sembolü olarak görülürken, 106 metre yüksekliğindeki bu önemli yapı Parlamento Binası’nın önünde yer alıyor. Tabii ki şehrin 400 yıllık geçmişi ile en eski yapılarından olan Thames Nehri’nin yanında bulunan Londra Kulesi yani Tower of London ve muhteşem manzarası


ile ünlü Kule Köprüsü yani Tower Bridge listede görülmesi gereken yerler arasında üst sıralarda yerini alıyor. Kraliyet ailesinin yaşamlarını ve nerede taç giydiklerini merak ediyorsanız, birçok ünlü ismin mezarının da yer aldığı Westmnister Abbey ve St. Paul Katedrali ziyaret edeceğiniz mekanlar arasında olmalı…

Müzeler Başrolde

İngiltere’nin, kültürel ve tarihsel anlamda birçok dünya mirasını müzelerinde sergilediğini düşünecek olursak, British Museum, bunun için en ideal müze olarak karşımıza çıkıyor. 1753 yılında kurulduğunu düşünecek olursak, British Museum, dünyanın eski müzelerinden biridir. Satın alınan ve hediye edilen eserlerle büyümeye devam eden müzede dünyanın her köşesinden bir parça görmek mümkün. 4 kilometre uzunluğundaki müzenin 94 galerisinde, iki milyon yıllık dünya ve medeniyet tarihi sergileniyor ki bu bile sizin bir gününüzü alabilir. Dünyanın en tanınmış isimlerini bir arada görebileceğiniz Madame Tussaud’s Müzesi ise diğer ülkelerdeki örneklerine göre en mükemmeli olarak değerlendirilebilir. Atatürk’ün balmumundan heykelinin de bulunduğu müzede son olarak yapacağınız stilize edilmiş bir Londra taksisiyle 1666’daki Büyük Yangın’a yapacağınız yolculuk ziyaretçilerin en etkilendiği

bölümlerden biri. National Gallery ise sizi birbirinden ünlü ressamların tabloları ile zaman yolculuğuna çıkarmaya hazır. 2200’den fazla tablonun bulunduğu National Gallery içinde neredeyse 1 güne ihtiyacınız bulunmakta. Müzede, Leonardo Da Vinci’nin “Kara Kalem” ve Piero della Francesca’nın “Hz. İsa’nın Vaftizi” tabloları oldukça dikkat çekmekte.

Antikaseverlerin Gözdesi Nothing Hill ve Portobello Tarih, edebiyat ve müzelerin ardından biraz da şehir içinde keşfe çıkalım derseniz, Londra’nın en eğlenceli semtlerinden biri olan Covent Garden’ı asla es geçmeyin. Özellikle Amy Winhouse hayranı iseniz işte, birçok Amy Winhouse’ı burada görebilirsiniz. Açıkçası

her türden insanın bulunduğu Covent Garden’da dövmenin merkezi olarak da adlandırılabilir. Eğer antikalara ve eski eşyalara meraklı iseniz Nothing Hill ve Portobella Çarşısı tam istediğiniz atmosfere sahip bölgeler. Hem kendiniz için hem de sevdiklerinize çok farklı hediyelik eşyalar satın alabileceğiniz gibi çok farklı ürünlerle de karşılaşmanız olası bir durum. Londra’nın ünlü Trafalgar ve Soho meydanlarının ise turistlerin en gözde mekanları arasında yer aldığını söyleyebiliriz.

Hyde Park’sız Olmaz

Tabii ki Londra ve İngiltere deyince parklarını ve bunların içinde en ünlüsü Hyde Park’ı es geçmek olmaz. Güneşlenenlerin, piknik yapanların, kitap okuyanların, koşanların, sincaplara yem verenlerin bir ucundan diğer

ETBİR I KIRMIZI 57


ÜLKE RAPORU tadabilirsiniz. Bu arada her adım başı rastlayabileceğiniz publarda da hem istediğinizi içebilir hem de atıştırmalıklar ile karnınızı doyurabilirsiniz. Ancak İngilizlerin ünlü beş çayını merak ediyorsanız ve usulüne uygun bir beş çayı içmek istiyorsanız, beş çayı ile ünlü tarihi ve lüks oteller oldukça fazla. Mesela bunun için Piccadilly’deki Fortnum & Mason’ı tercih edebilirsiniz.

ucunun gözükmediği devasa büyüklükte bir yeşil alana sahip olan Hyde Park, dünyaca meşhur şarkıcıların yaz aylarında verdikleri konserler ile de hareketliliğine hareket katmaktadır. Hyde Park dışında yine Londra’nın merkezinde yer alan St.James Park ve Regent’s Park gibi ünlü parklarını da molalarınız da değerlendirebilirsiniz. Bu arada Hammersmith ve Richmond gibi Londra’nın kendi içinde birer doğa harikası olan bölgelerini de gezmeden şehirden ayrılmayın.

0 Noktası Greenwich’i Unutmayın

Eğer zamanınız kısıtlı değilse Londra’ya yakın mesafede bulunan Cambridge, Brighton ve Birminghon şehirlerine de mutlaka uğrayın. Cambridge bisiklet kiralayabileceğiniz gibi

kanolarla düzenlenen özel turlar ile nehirde kısa bir tur atabilirsiniz. İngiltere’ye gitmişken bulunmanız gereken en önemli yerlerden birisi de Greenwich. Sıfır boylamı olarak kabul edilen Greenwich gözlemevine çıkarak, 0 noktasında fotoğraf çektirmeyi unutmayın.

Beş Çayı Ritüeli

Gelelim bu kadar gezip, dolaştıktan sonra nerede güzel bir yemek yiyebileceğimize ya da kahve – çay içeceğimize. Bu kadar eski bir tarihe ve kültüre sahip olmasına rağmen çok ilginçtir ki öyle bilinen özel bir yemekleri yoktur. En ünlü mönüleri Fish&chips adını verdikleri yağda kızartılmış balığın yanında servis edilen patates kızartmasıdır. Bunun yanı sıra tüm dünya mutfaklarından örnekleri bulabileceğiniz birçok mekanda rahatlıkla farklı lezzetleri

Ekonomide Dünyanın 7. Büyük Gücü

İngiltere, AB içinde Almanya ve Fransa’dan sonra üçüncü ve dünyada yedinci en büyük ekonomidir. İngiltere ekonomisinde GSYİH’nin yaklaşık üçte ikilik kısmı özel tüketim kaynaklıdır. Diğer pek çok gelişmiş ülkede olduğu gibi İngiltere’de de imalat sanayinin GSYİH’deki payı giderek azalmaktadır. İmalat sanayindeki bu durum, kısmen ülkedeki yan sanayi faaliyetlerinin küçülme eğilimini de yansıtmaktadır. Geçmişte imalat sanayi firmaları tarafından, kendi çalışanları kullanılarak yürütülen pek çok yan sanayi faaliyeti bugün artık hizmetler sektörü içinde sınıflandırılmaktadır. Diğer taraftan, bu durum aynı zamanda tekstil gibi geleneksel bazı sanayi sektörlerinin, maliyetlerin düşük olduğu ülkelerden gelen ithal ürünlerle rekabet edemeyerek küçüldüğünün göstergesi olarak da kabul edilmektedir. Ayrıca, ihracata yönelik imalat sanayi, 1990’lı yılların sonlarından itibaren güçlü bir döviz kuru ile de baş etmek zorunda kalmıştır. Diğer taraftan kişiler refah düzeylerinin artışına bağlı olarak gelirlerinin daha büyük kısmını hizmetlere harcamaya başlamışlardır. Diğer taraftan hizmetler sektörünün önemi artmış, sektör İngiltere GSYİH’sinin yaklaşık dörtte üçünü oluşturur hale gelmiştir. 2014 yılı itibarıyla hizmet sektörü ülke GSYİH’sinin %78,9’unu oluşturmaktadır. Londra’nın dünya finans sektöründeki geleneksel

58 ETBİR I KIRMIZI


önemine de bağlı olarak finans sektörü GSYİH’nin yaklaşık % 10’luk, vergi gelirlerinin ise % 11’lik kısmını oluşturmaktadır. Ayrıca finans ve finans sektörüne bağlı olarak gelişen profesyonel hizmetler sektörünün ülkede 2 milyonun kişinin üzerinde istihdam yaratmaktadır. GSYİH’nin yaklaşık % 4’ünü oluşturan telekomünikasyon sektörü 90’ların ortalarından itibaren hızla büyümüştür. İngiltere’nin evlerin yeniden yapımı ile ilgili yasal düzenlemeleri de inşaat sektörünün GSYİH’deki payını yüzde 6’ya yükseltmiştir.

Ekonomik Performans

1992’den beri sürekli büyüyen İngiliz ekonomisinde 1997-2004 yılları arasında özel tüketim GSYİH’da yaşanan büyümeden daha yüksek oranda artmıştır. Bu da hane halkı borçlarının artmasına neden olmuştur. Borç/gelir oranı 2007 yılında 1980’lerden beri en yüksek seviyesine ulaşmıştır, bu durum da piyasanın faizlerdeki değişikliklere daha hassas hale gelmesine yol açmıştır. Bunlara ek olarak dünyada da kriz yaşanması İngiltere’nin ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkilemiştir. 2009 yılında GSYİH % 4,9 oranında daralmıştır, söz konusu oran II.Dünya Savaşı’ndan beri ülke ekonomisinde yaşanan en büyük gerilemedir. 2010 yılında ülke ekonomisi % 1,3 oranında büyüyerek resesyondan çıkmıştır. IMF verilerine göre İngiltere ekonomisine yönelik büyüme tahminleri 2014 yılı için yüzde 3.2, 2015 yılı için ise yüzde 2.7’dir.

Hayvancılık Tarımdan Önde Gidiyor

Üretimde yüksek verimlilik ve elverişli iklim koşullarına bağlı olarak İngiltere’nin tarım sektörü, ülkenin toplam gıda ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini karşılayabilmektedir. Ülkenin ılıman iklimi ve yıl içine dengeli bir biçimde dağılan yağışlar sayesinde hem İngiltere’nin hem çok geniş bir

ürün yelpazesi bulunmaktadır hem de üretim sezonu oldukça uzundur. Ormancılık ve balıkçılık sektörleriyle beraber tarım sektörü ülke GSYİH’sinin %1’inden daha az bir kısmını oluşturmaktadır. Bu sektörde çalışan nüfus ise ülke toplam nüfusunun %2’si düzeyinde seyretmektedir. Bu oran, diğer pek çok gelişmiş ülke ile %5 olan AB ortalamasından daha düşüktür. İngiltere’deki çiftlikler, ortalama 70 hektar ile AB standartlarına göre oldukça büyük sayılmaktadır. Verimlilik düzeyinin yüksekliğine rağmen İngiliz tarım sektörü son yıllarda gerek fiyatların düşmesi, gerekse oldukça değerli olan döviz kurları sebebiyle ciddi bir kriz yaşamaktadır. Bu durum tarımsal hastalıklarından dolayı ülkede ciddi bir gıda sorunu yaşanmıştır.

Yaşanan bu hastalıklar, ülkede kullanılan tarımsal üretim tekniklerinin de sorgulanmasına yol açmış, gıda güvenliği ve gübre kullanımı konusunda tüketicilerin endişeleri artmış ve bu durum organik gıdaya yönelik talepte önemli bir artışa sebep olmuştur. Böylelikle organik üretime ayrılan tarımsal alanlar ve bu alanda faaliyet gösteren üreticilerin sayısında önemli bir artış olmuştur. Ülke ekonomisinde hayvancılık tarıma göre daha geniş bir yer tutuyor. Her mevsim yağışlı ikliminden dolayı ülke geniş otlaklara sahip. Bu otlaklar büyükbaş hayvancılık için oldukça değerli. Modern yöntemlerin uygulandığı hayvancılık daha çok süt üretimine yöneliktir. İngiltere’de 15 milyon baş sığır, 30 milyon baş koyun yetiştiriliyor.

Tarımsal ve Hayvansal Üretim İstatistikleri Tarımsal Üretim (1 000 ton)

Buğday

Arpa

Yulaf

Şeker pancarı

Patates

Elma

Yumuşak Meyveler

Armut

Büyükbaş hayvanlar

2006

14.755 5.239 728

7400

5.727

229,5

105,4 28,4

2007

13.221 5.079 712

6733

5.564

266,2

107,7 20,6

2008

2009

17.227

14.076

6.144

6.668

784

10.304

6.145

6484

6.396

230,7

6.045

228,6

124,1

10.107

685

8457

227,7

150,6

Canlı Hayvan Stoku (1 000 adet)

10.579

5.252

744

7641

19,8

2010

14.878

145,7

20,5

10.025

32,8

10.112

Koyun ve kuzu

34.722

33.946

33.131

31.445

31.084

Kümes hayvanları

173.081

167.667

166.200

152.753

163.867

Domuz

4.933

4.834

4.714

4.540

4.460

Kaynak: Department for Environment, Food and Rural Affairs, Agriculture Statistics

ETBİR I KIRMIZI 59


İŞ DÜNYASI

Pazarlama trendleri değişiyor İş dünyası, pazarlama alanında pek çok yeni trend, yeni kavramla tanışıyor. Giyilebilir teknoloji tanıştığımız yeni ürünlerden… Bir de fayda odaklı pazarlama, gerçek zamanlı pazarlama gibi kavramlarla tanıştık. Her birine adapte olmak gerekiyor. Dünya hızlı dönüyor ve iş dünyası hıza ayak uydurmak zorunda…

P

azarlamada yeni iş modellerine ayak uyduran şirketler rakipleriyle yarışabilir hale geliyor. Aslında yeni iş modelleri daha çok teknoloji ve bilişimle ilintili olarak gelişiyor. Bu gelişme geleneksel iş modellerinde faaliyet gösteren markaları da gerek iş yapış şekli gerekse de pazarlama iletişimi açısından değişime zorluyor. Gelişime ayak uyduramayanlar zaman içinde yok olup gidebiliyor. Şirketlerin yeni trendler peşinde koşması, uyum sağlamak için sürekli yenilenmesi işte bu yüzden… Peki, 2015’in ve önümüzdeki yılın trendleri neler? Gelin birlikte bakalım…

1

Mobil ödeme trendi yükseliyor

Patron şirketleri, kurumsallık ko2015’te mobil ödeme ve mobil ödemedeki kullanıcı sayısı, geçen yıla oranla çok daha fazla bir artış gösterdi. PayPal’ın kredi kartı olmayan kullanıcılara banka hesaplarını bağlama özelliği, ApplePay’in Türkiye’ye gelişi, oyun şirketlerinin komisyon oranlarını düşürebilmek için mobil ödeme şirketleri ile yürüttükleri çalışmalar ve mobil ödeme pazarına yapılan yurtdışı yatırımlar, bu trendin yükseleceğinin en önemli belirtileri.

2

Müşteri odaklı pazarlama ve hedeflemenin önemli

Müşteri odaklı kampanyalar ve hedeflemenin önemi giderel artıyor. Bu doğrultuda pazarlama stratejileri geliştiriliyor. Müşterilerinin davranışlarını analiz eden ve bu deneyimler ile reklam ve kampanyalarına yön veren markalar, rakiplerinden bir adım daha öne çıkıyor.

60 ETBİR I KIRMIZI


3

Dijital reklam yatırımları artıyor

4

Büyük veri daha önemli

2014’ün ilk yarısını 650 milyon lira ile kapatan (2013 kapanış 1.169 milyar lira) dijital reklam sektörü, bu yıl da benzer çizgide devam ediyor. Arama motoru yatırımları, display yatırımları ile arayı biraz daha açarak yılı önde kapatacak.

Son dönemde gerek BT gerek pazarlama ekiplerinin çok sık duyduğu bir kavram büyük veri. Dünyadaki mevcut datanın yüzde 90′ının son iki yılda oluştuğunu göz önüne alırsak 2015’te gerek donanımsal gerek organizasyonel anlamda yatırım yapmayan şirketler, bu alanda geri kalmaya mahkûm olacak.

5

Giyilebilir Teknolojiler pazarlamanın merkezinde

Google glass, reklamcılara “pay per gaze (bakış yaparak ödeme)” sistemiyle dijital ve dijital olmayan ortamları bütünleştirme şansı tanıdı. Artık şirketler bu özellik sayesinde billboardlar ya da dergi reklamları gibi mecraları tıpkı dijitaldeki gibi hızlı ve kolay bir şekilde ölçümleyebilecek.

6

Maksimum şeffaflık yeni pozisyonların doğmasına zemin hazırlayacak

İnsanların artık şirketler hakkında inanılmaz bilgiye erişimi var ve kiminle iş yapıp yapmayacakları hakkında karar verirken ellerinin altında inanılmaz seviyede bilgi var. Bu yüzden değerleriniz çalışanlarınızla, tüketicilerinizle veya hissedarlarınızla aynı değilse, hayat bundan sonra sürekli daha zor hale gelecek.

7

Video hız kesmeyecek, rekabet artacak

2014 ve 2015’in yükselen trendi video, önümüzdeki yıl daha fazla önem kazanacak. Facebook ve

YouTube video içerik rekabetinin de artacağı öngörülüyor.

8

Paylaşım ekonomisi yeni bir dönemin başlangıcı

Birbirini fiziksel anlamda hiç görmemiş insanların alışverişlerine, paylaşımlarına zemin hazırlayan dijital platformların ortaya çıkması hayatımızı her açıdan yeni bir boyuta taşıyor. Tanımadığımız, aslında dijital kimlikleri sayesinde tanıdığımız insanların evinde kalıyoruz (Airbnb), arabalarına biniyoruz (Uber, Lyft), bisikletlerini (Spinlister) veya ev aletlerini (Zilok) kullanıyoruz, projelerine veya gelecek hayallerine (Kickstarter, Indiegogo) ortak oluyoruz.

ETBİR I KIRMIZI 61


SAĞLIK

Ofis ağrılarını azaltmanın

5 YOLU

Kişi her günü masasının başında hareketsiz geçiyorsa, sportif aktivitesi yoksa ve de en önemlisi ergonomi kurallarına uymuyorsa ofis ağrıları kaçınılmaz hale geliyor.

B

ilgisayarın başında 10 saat sürekli çalışmak insonoğlunun doğasına aykırı. Oysa modern hayat; insanı adeta eve, ofise ve arabaya çiviledi. Artık insanlar, günlük hayatta değil hareket etmek yürümüyorlar bile. Sonuç olarak bunun bedelini de ödüyorlar. Ofis ağrıları da bu bedellerin başında geliyor. Kişi her günü masasının başında hareketsiz geçiyorsa, sportif aktivitesi yoksa ve de en önemlisi ergonomi kurallarına uymuyorsa ofis ağrıları kaçınılmaz hale geliyor. Acıbadem Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nadir Şener, “Tüm gün masa başında oturmak çalışanların kendi seçimleri değil. Bu durumda ya bu ağrıların oluşmasını engelleyecek kurallara dikkat etmeleri ya da işlerinden vazgeçmeleri gerekiyor. İş hayatına son vermek makul bir çözüm olmadığına göre ağrıların önüne geçebilecek basit kurallara uymak gerekiyor” diyen Prof. Dr. Nadir Şener ofis ağrılarını azaltmanın 5 yolunu anlattı.

62 ETBİR I KIRMIZI


1. Sık sık hareket molaları verin Tüm gün ofiste çalışanların uyması gereken ilk kural, gün içinde sık sık hareket molaları vermek. Saat başı 5 dakika bile olsa kalkılmalı; ofiste kısa bir yürüyüş yapılmalı; kollar, boyun ve bel hareket ettirilmeli. Çünkü kasların kan dolaşımı ile sağlanan beslenmesi, uzun süre aynı konumda hareketsiz kalındığında bozuluyor ve katılaşıyor. Bu durum günlerce, yıllarca tekrarlanınca halk arasında “kulunç” denilen sertlikler oluşmaya başlıyor. 2. Sert bölgeye sıcak uygulayın Sürekli oturmaya bağlı adale spazmları ve sertliklerini çözmekte sıcak uygulamak faydalı bir yöntem. Sabit pozisyonda çalışanların iş dönüşü veya akşam yatmadan sıcak bir duş almaları da kasların rahatlamasını sağlıyor. Bu hem günün stresinin atılmasına yardımcı oluyor hem de adale sertliklerini yumuşatıyor. 3. Sağlıklı oturma pozisyonu kurallarına uyun “Masa düzeni ve oturma şekli de ofis ağrılarını önlemekte çok önemli” diyen Prof. Dr. Nadir Şener, “Bilgisayar ekranı çaprazda olmamalı. Kişi yan dönerek

çalışmak zorunda olmamalı. Ekran da klavye de tam karşımızda yer almalı. Ayrıca bilgisayar ekranının 1/3 üst kısmı göz hizasında olmalı. Yani göz ekrana baş eğilerek değil dik bakmalı. Koltuğa da dik oturulmalı. Dirsekler ve dizler 90 dereceden daha fazla kıvrık olmamalı” diyor. 4. Bilek destekli mause ve klavye kullanın Bilgisayar başındayken el bileklerini yukarı doğru aşırı kıvrık kullanmamak önemli. Bilek destekli mouse ve klavyenin tercih edilmesi gerekiyor. Telefonla konuşurken telefon baş ile boyun arasına

sıkıştırılarak kullanılmamalı. Tüm bunlar kasların ve eklemlerin doğal olmayan şekilde yüklenmesine ve hasara neden oluyor. 5. Stres ağrılarını hafife almayın Ofis ortamı ağrılarından kurtulmak için stresi kontrol etmeyi öğrenmek gerekiyor. Çünkü sürekli stres demek, sürekli adrenalin hormonunun salınıyor olması anlamına geliyor. Bu da kasların sürekli sert ve kasılı durumda durmasına ve katılaşmasına neden oluyor. Sonucunda eklemler, sertleşmiş kaslar arasında daha fazla yük taşıyor ve dolayısıyla ağrı kaçınılmaz oluyor.

Ofisteki hareketsiz saatlerin acısını ofis dışında çıkarın Ofis hayatı nedeniyle eklemler uzun süre sabit pozisyonda yorucu bir şekilde kalıyorsa, o zaman güçlü ve dayanıklı kaslara ve eklemlere sahip olmak için ofis dışında vücudu hazırlamak gerekiyor. Bunun da en kestirme yolu, düzenli spor yapmak. En ideal spor ise yüzmek. Olanak yok ise ikinci alternatif olarak yürüyüş de yapılabilir. Herkesin kolaylıkla yürüyüş yapabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Şener, “Ben hastalarıma sabah ve akşam işe gidiş ve dönüşlerde 10’ar dakikalık yürüyüş öneriyorum. Bu kadarı bile faydalı. Arabanızı bir uzak otoparka bırakmak, otobüs veya servisten bir durak önce inmek, bu iş için yeterli” diyor. ETBİR I KIRMIZI 63


OTOMOTİV

2015’e damga vuran otomobiller Yılın ikinci yarısında ilerlerken her zaman olduğu gibi yeni otomobil modellerinde yeni yıla hazırlıklar hızla devam ediyor. 2015’e damgasını vuran süper otomobiller göz doldurmaya devam ederken, 2016 modeller de beğeniye sunulmaya başladı bile...

Jaguar XJ’ye 2015 Makyajı

O

tomobil dünyasında bir İngiliz asilzadesi olarak karşımıza çıkan Jaguar, 1968 yılından beri F segmentinin en özel modellerinden birisi olarak boy gösteren XJ’yi makyajla yeniledi. 2015 yeni Jaguar XJ’nin makyajdan sonraki en belirgin özelliği ise farlarında. Bu arada boyut olarak da değişime uğrayan yeni XJ 8 farklı dış renk seçeneği ile müşteriye sunuluyor. 2015 yeni Jaguar XJ’de farlar led bir görünüm alırken boyutsal anlamda 3 metre, yükseklik olarak ise 4 metre gibi bir artış sağlanmış. İç donanım özelliklerinde ise 4 bölgeli otomatik klima araç içindekilerin ayrı ayrı kontrolüne sunulurken,incontrol touch pro alt yapısında sunulan multimedya ve navigasyon sistemi, 8

Toyota Auris 25 Kilo Daha Hafif

H

atchback ve Touring Sports modellerini yenileyen Toyota Auris, tasarım olarak, Toyota markasının yeni nesil otomobillerinde uyguladığı Keen Look ve Under Priority tasarımının devamı niteliği özelliğini taşıyor. Yapılan değişiklikler ile Auris’in sürüş dinamikleri geliştirilmiş ve ağırlığı ortalama 25 kilo azalmış. Yeni Auris hatchback 55 mm’den 4.330 mm’ye, Auris Touring Sports ise 35 mm’den 4.595 mm’lik uzunluğa ulaşmış. Böylece yenilenme ile Toyota Auris eski tasarımına gore çok daha dinamik bir görünüme sahip bulunuyor. Otomobilin alt radyatör ızgarası daha büyük ve sis farlarının en dış noktalara konumlandırılması nedeniyle yolu

64 ETBİR I KIRMIZI

inç dokunmatik ekran üzerinden kontrol ediliyor. 12.3 inç dijital gösterge paneline sahip olan 2015 yeni jaguar xj, opsiyon listesinde 380 watt ses çıkış meridian ses sistemine sahip. Bu arada modelin 1300 watt’lık ses sistemi de isteğe gore mevcut. Ayrıca arka koltuklara da yine isteğe gore 10.2 inçlik lcd ekranlar alınabiliyor. Sürüş ve güvenlik sistemlerinde ise yaya algılama özelliği, geliştirilmiş adaptif cruise control ve 360 derece park özelliği gibi donanımlar öne çıkıyor. Makyajla birlikte 3.0 litre dizel ünitesinin gücü artırılarak daha güçlü ve daha verimli hale getirilmiş. Dizel motorun torku da 600’den 700 nm torka çıkmış. Bunla birlikte ortalama yakıt tüketimi 7.0 litreden, 5.7 litreye düşürülmüş.

kapsayan bir görüntü sunuyor. Ayrıca Toyota Auris Premium versiyonunda LED farlar bulunuyor. Avensis’in tüm versiyonlarında 7 hava yastığı yer alıyor. Toyota Auris’in tüm motor seçenekleri, Euro 6 emisyon standartlarına uygun. Toyota Auris benzinli motor seçenekleri arasında; 1329 cc hacminde, 99 PS gücünde 1.33 Dual VVT-i 6 İleri Düz Vites, 1598 cc hacminde, 132 PS gücünde 6 ileri düz 1.6 Valvematic 6 İleri Düz Vites ve CVT 1.6 Valvematic Multidrive S bulunuyor. Toyota Auris’de dizel motor seçeneği olarak 1364 cc hacminde, 90 PS gücünde 1.4 D-4D 6 İleri Düz Vites bulunuyor.


Caravelle BlueMotion

BlueMotion teknolojisiyle yolculuklarınız hem Kırmızı ışıkta veya trafik durduğunda motoru Otomatik Start-Stop Sistemi sayesinde şehir yakıt tasarrufu sağlayabilirsiniz.

Modern, Şık ve Konforlu: VW Caravelle

T

icari araç sınıfında öne çıkan Volkswagen’in yeni Caravelle modeli dış tasarımında modern ve şık detayları ile dikkatleri üzerine çekerken, konforlu iç mekanı ile de keyifli bir sürüş zevki sunuyor.

VW Caravelle’nin konfor sağlayan özellikleri arasında ilk sırada otomatik yanan farlar yer alıyor. Tünele girildiğinde ya da hava karardığında farlar otomatik olarak devreye giriyor ve yakıt tüketimini artırmıyor. Ayrıca yağmur yağdığında otomatik olarak aktif hale gelen silecekler. 7 ileri DSG otomatik vites teknolojiside, vites aralıklarını milisaniyeler içerisinde değişecek şekilde küçültüyor ve daha yumuşak vites geçişleri ile sürüş konforunu artırıyor. Güvenlik donanımlarında

2016 Volvo S60 Cross Country Sedan, yıl sonunda Türkiye’de

ise Prefill:Acil durumlarda fren yapabilmek için ayak aniden gaz pedalından çekildiğinden balatalar disklere yaklaşıyor, böylece fren süre ve mesafesi kısalıyor. Ön sileceklerin çalıştırılması ile balatalar her 5 dakikada 1 kez disk yüzeyine yaklaştırılarak kurutuluyor ve böylece yağmurda ani fren desteği sağlanmış oluyor. Caravelle’in iç mekanında kullanılan kaliteli malzemeler ve tasarım detaylarının yanında, üstün ses izolasyonu seyahat konforunu artrıyor. VW Caravelle dış donanım özellikleri arasında; sürüşe duyarlı ön sis farları, gövde rengi ön tampon, otomatik sağ kayar kapı, alüminyum alaşım jantlar, sol yan aynaya entegre anten, ön ve arka park mesafe sensörü ile karartılmış arka camlar bulunuyor.

V

olvo’nun ilk vrossover modeli olması ile tanınan 2016 Volvo S60 Cross Country Sedan’a ait özellikler ve fotoğraflar yayınlandı. 4638 mm uzunluğunda,1539 mm yüksekliğinde olan 2016 Volvo S60 Cross Country Sedan,18 ve 19 inçlik jantlar ile yollara çıkacak. Kaputunun altında ise iki dizel ve bir benzinli ünite bulunduracak olan 2016 Volvo S60 Cross Country Sedan,benzinli cephesinde 254 beygirlil 2.5 litrelik motora sahip olacak. Dizel tarafında ise 190 beygirlik 2.0 litrelik motor ve 190 beygirlik 2.5 litrelik motor bulunacak.2.0 litrelik dizel motoru ile 400 Nm tork 2016 Volvo S60 Cross Country Sedan,0-100 km/s hıza 7.7 saniyede ulaşabiliyor.

ETBİR I KIRMIZI 65


SEKTÖRÜN ETKİNLİK TAKVİMİ

GIDA FUAR ve ETKİNLİKLERİ EYLÜL 2015

29 Eylül – 01 Ekim FachPack 2015

3 - 6 Eylül

Nürnberg, Almanya

WorldFood İstanbul

FachPack Uluslararası Ambalaj Çözümleri Uzmanlık Fuarı

İstanbul Fuar Merkezi, CNR Expo

Bilgi için: M. Atila Özal, Feustel Fairs & Travel. Kemeraltı Cad. No: 27 Kitapçıbaşı İş Merkezi Kat: 4 34425 Karaköy, İstanbul.

Yeşilköy – İstanbul Bilgi için: Tel: +90 212 291 83 10 Fax: +90 212 240 43 81

Tel: (212) 245 9600, Faks: (212) 245 9605,

E-mail: ceyda.ciftci@ite-turkey.com

E. Mail: info@feustelfairs.com.tr,

www.worldfood-istanbul.com

www.fachpack.de, www.feustelfairs.com.tr

13 – 17 Eylül EKİM 2015

32. Dünya Veteriner Kongresi Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı. İstanbul Bilgi için: Türk Veteriner Hekimleri Birliği.

01 – 04 Ekim

Tel: (312) 435 5415/430 6657, Faks: (312) 435 1853,

3. Uluslararası “Adriyatik’ten Kafkaslar’a Geleneksel Gıdalar” Sempozyumu

E. Mail: merkezkonseyi@tvhb.org.tr, info@ wvcistanbul2015.com,

Saraybosna, Bosna-Hersek

www.tvhb.org.tr,

Bilgi için: E. Mail: traditionalfoods2015@nku.edu.tr,

www.wvcistanbul2015.com

http://traditionalfoods2015.nku.edu.tr

07 – 11 Ekim 6. Ulusal Veteriner Gıda Hijyeni Kongresi Rescate Hotels, Van Bilgi için: Web: http://vetgida2015.yyu.edu.tr/

Web sayfamızdan ve Facebooktan bizi takip edin!

www.facebook.com//ETBİR www.etbir.org

66 ETBİR I KIRMIZI


Hazırlamış olduğumuz IPARD projelerinin tamamı en üst limit olan 1,5 milyon Euro hibe almaya hak kazanmıştır.

ABAZLAR ET ENTEGRE TESİSİ BEYŞEHİR / KONYA İnşaat Alanı : 7.482 m²

GAZİANTEP ET BORSASI VE ET HALİ ŞEHİTKAMIL / GAZİANTEP İnşaat Alanı : 16.528 m²

TAMET ET ÜRÜNLERİ A.Ş.

67


68

Etbir Kırmızı Dergi Sayı 34  

G-20 Tarım Bakanları, Et Üreticileri Birliği, Ayla Torun, Kırmızı Et, Tarım Bakanlığı, Kevser Devecioğlu, Fevzi Kemal Torun, Tarım, Gıda, Sa...

Etbir Kırmızı Dergi Sayı 34  

G-20 Tarım Bakanları, Et Üreticileri Birliği, Ayla Torun, Kırmızı Et, Tarım Bakanlığı, Kevser Devecioğlu, Fevzi Kemal Torun, Tarım, Gıda, Sa...

Advertisement