Page 5

Ne mutlu Türk'üm diyene

www.fethiyegazetesi.com

30 Ekim 2012 Salı

www.fethiyehaber.com www.fethiyehaber.com

H A

Günlük Bağımsız Siyasi Gazete

DAN KINA E N

İ EV

l

Irde eme Saorv utguDa.ma FEN D

FETHIYE 5

davutfen@hotmail.com

YAŞAMA İSTENCİ ÜSTÜN GELİNCE Yüksek, karlarla kaplı sıradağların üzerine bir sporcu grubunu taşıyan uçak düşmüştür. Birkaç parçaya bölünen düşen uçakta ilk anda yaşamını kaybedenler olduğu gibi yaralananlar, kazayı ufak sıyrıklarla atlatanlar da vardır. Hatta çok daha iyi konumda olanlar da yok değildir. Ne var ki onlara ilk yardım hemen ulaşmaz. Birbirlerine yardım etmeye çaba gösterirler. Uçağın iletişim aygıtı da bir işe yaramaz; o da hasar görmüştür. Uçağın pilotları da yaşamlarını yitirenler arasındadırlar. Sağ kalanlar, yaralılar uçağın enkazı çevresinden ayrılamazlar. Kar engeli hareket etmelerine ket vurmuştur. Yine de kısa bir keşif yapmaya kalkışırlar. Anlarlar ki kendileri yüksek And Dağları üzerine düşmüşlerdir. Yakın çevrelerinde ulaşabilecekleri bir yerleşim yeri de bulunmaz. Issızlığın içinde pek de yapabilecekleri bir şeyleri yoktur. Bir süreliğine uçağın içindeki bisküvi, çikolata ve benzeri yiyecekler ile yetinmeye çalışırlar. Öyle de olsa kendilerini aramaya gelen keşif ve kurtarma araçlarını da göremezler. O soğuk dağ başında uçağın gövdesini kendilerine ister istemez korunaksığınak edinirler. Kaçınılmaz olarak o korkunç açlıkla yüzleşirler. Çok direnseler de çevrelerinde yiyecek hiçbir şey olmadığından arkadaşlarının donmuş cesetlerine kafayı takarlar. İçlerinde hekim olduğu gibi yüksek öğrenim görmüş

konuyu bilinçli olarak değerlendirebilecek genç sporcular da vardır. İlk olarak büyük sıkıntılar ve üzüntüler içinde cesetlerin besin değeri en yüksek olan yerlerini birbirlerinden gizlendiklerini sanarak yemeğe çalışırlar. Hatta bu konuda hekim olan arkadaşları hiç istekli olmasalar da onlarıa bu beslenme yöntemine zorunlu olduklarını açıklayarak yüreklendirir. Yaşamalarının önemli olduğunu özellikle dile getirir. Bir sure böyle yaşama tutunurlar. Havanın açık ve uygun olduğu bir günde iki arkadaşları çevrelerinde yerleşim yeri aramaya çıkarlar. Bir akarsuyu uzun süre izleyerek bu amaçlarına da kavuşurlar. Merkezle kurdukları iletişimle de arkadaşlarının kurtulmalarını sağlarlar. Mutlu sonla bitmemiş de olsa söz konusu olayın bir benzeri bizim bu çevremize yakın bir yerde yaşanmış olduğunu geçenlerde öğrendim. Çıktığımız kıraathanede Karadenizli bir öğretmen arkadaşım anlatmıştı. Benim son kitabımı okuduğunu ve bayağı bir etkilendiğini dile getirerek kendisinin de benzer anılarının gözünün önünde canlandığından söz etmişti. İşte o arada da Köyceğiz'in Çöğmen Köyü'ne ilk öğretmenliğe atandığında çetin koşullarla karşılaşmış. Bir kere köyde eğitim yapılabilecek uygun okul yapısı yokmuş. Bu başta gelen zorluklar karşısında mesleği

bırakmayı bile düşünmüş. Nitekim bırakmış da. İşte o sıralarda yakınlarda bulunan krom madeninde göçük olmuş. Üç işçi maden ocağı içinde mahsur kalmışlar. Kendilerine bir zaman sonra güçlükle ulaşıldığında ise orada bulunan herkes şaşkınlık içindeymişler. Her üç işçi de kurtarılamamış; yaşamlarını yitirmişler. Olayın asıl şaşırtıcı boyutu ise üç işçiden en zayıf ve çelimsiz olanının cesedinin diğerlerince parçalanıp etlerinin yendiğinin çok açık oluşuymuş. Maden ocağı içinde göçükten kendilerini sakınan işçiler açlıkla baş edememişler. Bu sorun karşısında da doğada hep olduğu gibi güçlü diğer ikisi içlerinde en zayıf halka olan üçüncü kişiyi yaşama istencinin üstün gelmesi karşısında yemeği göze almışlar. Öğretmen arkadaşımız mesleğe daha yeni başlayacağı bir sırada onca yetersizlikle nasıl baş edeceğine kafa yorarken bir de insanlığın bu yanıyla tanışmış olmakla ruh hali daha bir bozulduğundan işe yeni başlamaktan hepten caymayı kafasına koymuş. Memleketine dönüp uygun koşullarda yeniden mesleğine sonradan dönebilmiş. Bu konuda hayvanlara ilişkin belgeselleri izlerken hemcinsini, hatta kendi yavrusunu parçalayıp yiyenlerini de görmüş olmalısınız. Anne hayvanın babadan

yavrusunu gözü gibi sakındığına da tanık olmuşsunuzdur. Bu hareketleri gördüğümüzde şaşırmakla birlikte sonuçta hayvan deyip üzerinde pek de durmayız. Zaten elimizden gelen de yoktur; yalnızca içimiz kaldırmaz, hareketi sorgulamadan edemeyiz. Oysa yukarıda verdiğim iki örnekte de görüleceği üzere biz insanoğlu da az hayvan değildir hani! Yazımın başlığına taşıdığım ilk yakın olay ülkemizden çok uzaklarda, Güney Amerika'nın And Dağları'nın da yer aldığı Arjanti''dedir. Bu olayın yaşanmasının ardından hem romanı yazılmış, hem de bu çalışmaya dayalı sinema filmi de yapılmıştır. Ben her iki çalışmaya da ulaşmış, önce olayın romanını okumuş, sinema filmini de TV'de izlemiş biriyimdir. İnsanoğlunun böylesi ender olarak başına gelen hareketlerine kayıtsız kalmam benden herhalde beklenemez.

Bindallı Kiralayabilirsiniz NİKAH - SÜNNET - BEBEK ŞEKERLERİ Kına - Bindallı - Kına Örtüsü Bebek ve Kına Sepeti Nişan Tepsisi M.Avni SAÇIKARA

Tel : 0252 614 46 66 Gsm : 0546 977 11 66 Askerlik Şubesi Arkası Bim Karşısı 48300 Fethiye / Muğla

www.hanedankinaevi.com FETHİYE YÖRESİ ÜÇ ETEK SİPARİŞ ÜZERİNE DİKİLİR İŞ ELBİSELERİ SİPARİŞİ ALINIR

________________ (*) 'Hayatta kalmak için arkadaşlarımı yedim' Arjantin'de 40 yıl önce düşen uçaktan sağ kurtulan ve ölen arkadaşlarını yiyen Uruguaylı doktor Candessa kazadan sonra yaşadıklarını anlattı…

TURİSTLE YAZ AŞKI EVLİLİKLE NOKTALANDI YETKİLİ BAYİİ & SERVİS

ERDEM ELEKTRONİK

NAVİGASYON

YETKİLİ BAYİİ & SERVİS

Gsm: 0530 880 51 71 Gsm: 0543 762 19 48

Tel: 0 252 646 90 43 - 646 56 56 Fethiye'ye 4 yıl önce tatile gelen İngiliz uyruklu genç kız, bir eğlence sırasında dans ederek tanıştığı garson genç ile dünya evine girdi. Fethiye'de turizm sezonunda sona yaklaşırken, yaz aşkları da evlilik ile noktalanmaya başladı. Fethiye'nin Çalış Plajı'ndaki bir barda garson olarak çalışan Emrah Aslan (26), İngiliz uyruklu Natasha Reynoldson ile Çalış Plajı manzarasındaki düğün töreniyle dünya evine girdi. Düğüne çiftin aileleri ve yakınları ile yörede ki İngiliz turistlerde katıldılar. Düğünde nikâhı Fethiye belediyesi evlendirme müdürü Fatma Durgut kıyarken, şahitlikleri de Sezai

Karpuz ve Tarık Göktaş yaptı. Damat Emrah Aslan çok mutlu olduklarını, 4 yıl önce tatile gelen sevgilisi ile dans ederek tanışıp arkadaş olduklarını şimdide evlendiklerini belirtti. Aslan, "Biz Türkiye'de yaşayacağız. Bu konuda anlaştık garsonluğa devam edeceğim" dedi. İngiliz kızı Natasha Raynoldson da, "Çok mutluyum Türkiye'de yaşamaya devam edeceğiz. Emrah'ı ve Türkiye'yi çok seviyorum. Ailemizde ve çevremizde Türk ile evli kişi yok" diye konuştu.(iha)

YETKİLİ SERVİS

o

MERT EZAN ALICISI

YETKİLİ SERVİS

Görüşünüz Netleşsin

bakırcılar optik

0 252 604 00 00

optik@bakircilar.com

30102012  

fethiyegazetesi

Advertisement