Issuu on Google+

 Türkiye II. Dünya savaşı sonrasında IMF, IBRD, OECC ve NATO

gibi uluslararası kuruluşlara katılarak dışa açılma yolunda da adımlar atmıştır.  Öncelikli Adım, 31 Temmuz 1959’da siyasi ekonomik gerekçelerle (AET) katılma başvurusudur.  Ortaklık Anlaşması ve Gümrük Birliği’nin ilk adımı olan ve 1 Aralık 1964’de yürürlüğe giren Ankara Anlaşması bu tarihten sonra gelişen ilişkiler için yapı taşı niteliği taşır. Sürecin ikinci adımı olan Eylül 1971 Katma Protokolü ve Bu anlaşma ile Türkiye’yi Avrupa Birliği ile bir Gümrük Birliği’nin (GB) tarafı yapacak son ve zorlu süreç başlamıştır. (1 Ocak 1996)  Gümrük birliği, birliğe üye ülkeler arasında mal dolaşımıyla alâkalı gümrük târifesi, kota gibi türlü ticârî engelin kaldırılip, mal dolaşımının serbestleştirildiği ve üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük târifesi uygulandığı bir sistem olup, 1996’da AB ülkeleriyle GB uygulamasına geçilmiştir.


 GB’nin diğer ekonomik entegrasyonlara göre iki ayırıcı özelliği

vardır:  üye ülkeler aralarında tarifeleri kaldırırlar,  üçüncü ülkelere karşı ortak tarife – OGT uygularlar. Gümrük birliği literatürü, ekonomik etkileri“statik” ve“dinamik” olarak 2 bölümde inceler. Kaynak dağılımı üzerindeki bu etkiler olumlu ya da olumsuz olabilir. Yani GB, ülke ekonomisindeki kaynakların daha etkin - daha az etkin kullanılmasına neden olmuş olabilir. Bunlardan ilki “ticaret yaratıcı etkiler.” Diğeri “ticaret saptırıcı etkiler.” Örnek: Yerli ürünler ile gümrük birliği üyesi ülke ürünleri arasındaki ayırımcılığın kalkması tüketimde etkinliği artırabilir (olumlu tüketim etkisi) Gümrük birliği üyesi ülke ürünlerine göre birlik dışı üçüncü ülke ürünlerine karşı oluşturulan ayırımcılık ise tüketimde etkinliği azaltabilir (olumsuz tüketim etkisi).


 (ABD Doları)

Görüldüğü gibi GB’ye girişten 2001 yılı itibariyle dış ticâret açığı önceki döneme nazaran önemli ölçüde artmıştır. Şekle bakıldığında dikkati çeken başka unsur da 2002’de ihracat, ithalat ve dış ticâret hacminde başlayan keskin yükseliş trendidir. Trendlere dikkatlice bakıldığında ithalattaki artış hızının ihracattaki artış hızından daha fazla olduğu görülür.


(Milyon $ cinsinden) )

Şekil 2: Türkiye’nin Dış Ticareti (AB/AB Dışı)

Şekil 2 ve 4.’ten Türkiye’nin AB ve diğer ülke grupları ile dış ticaretinin gelişimi izlenebilir. Gümrük birliği sonrasında sadece AB ile dış ticaret hacmi gelişmekle kalmamış, diğer ülke grupları ile olan dış ticaret hacmi de istikrarlı bir biçimde artmıştır. Şekil 4’de Türkiye’nin genel olarak ihracatın ithalatı karşılama oranı 2005 yılında %63’e dek gerilemişken, AB’ne karşı ihracatın ithalatı karşılama oranı %78’dir. AB’ye karşı Türkiye’nin ihracatının ithalatı karşılama oranı yükselmektedir. Bu rakamlar ve oranlar (Şekil 4 ) Türkiye’nin artan dış açıkları içinde AB’nin payının artmadığını göstermektedir . Dış açıklar büyük ölçüde AB dışındaki (üçüncü) ülkelerle olan petrol ve enerji kökenli hammadde ithalatından (petrol fiyatlarındaki artışla birlikte) kaynaklanmaktadır. Yani AB dışı ülkelerle ihracatın ithalatı karşılama oranı düşmüştür. Yani Gümrük birliği sonrasında AB lehine bir ticaret saptırıcı etki yaşanmamıştır.


Kaynak: DTM, Dış Ticaret İstatistileri

Şekil 4: Türkiye’deki Memur Maaşları ve Dış Ticaret Açığının Karşılaştırması


Şekil 5: AB Dış Ticaret Hacminin Diğer Ülkeler Dış Ticaret Hacmine Oranı (%) Kaynak: DTM, Dış Ticaret İstatistileri: http://www.dtm.gov.tr/dtmweb/inde


Türkiye ile AB arasındaki dış ticaret rakamları değerlendirildiğinde GB sonrasında ticaretin, Türkiye’nin AB’ye ihracatında da sürekli bir artış kaydedilmesine rağmen ithalat lehine bir dağılım gösterdiği saptanmaktadır. Bu durumun temel sebebi, Türkiye’nin tek taraflı olarak 1971 yılı itibariyle bazı istisnalar dışında sanayi ürünlerinde AB pazarına gümrüksüz giriş hakkına sahip olması, AB’nin ise bu hakkı 1996 yılında elde etmesidir

Avrupa Birliği ülkeleri Türkiye’nin temel ticaret ortağıdır. Rakamlar bunu açıkça göstermektedir. Özellikle Gümrük Birliği (1996) sonrası Avrupa Birliği ülkeleri ile olan dış ticaret hacmi artışı önemlidir.

Avrupa Birliği ülkeleri ile olan ihracatımız istikrarını korumuştur

İkinci önemli nokta, rakamlar Avrupa Birliği ile olan dış ticarette ticaret yaratıcı etkilerin özellikle iki binli yıllarda arttığına işaret etmektedir. Üçüncü ülkeler ile olan ticaretin azalmaması da ticaret saptırıcı etkilerin olmadığı anlamına gelmektedir.

Üçüncü en önemli sonuç, iki binli yıllarda ihracatın ithalatı karşılama oranının toplam dış ticarette yıllık ortalama %65 iken, Avrupa Birliği ile olan dış ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranı yıllık ortalama %75 dolayında olmuştur.

Özellikle 2003 ve sonraki yıllarda (yani son beş yıl) GB’nin olumlu dinamik etkilerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin görülmeye başlandığı yıllardır. Türk firmalarının AB pazarında rekabet güçlerinin artması, ihracatta buna bağlı olarak mal kompozisyonundaki değişim ve özellikle son 3 yılda doğrudan yabancı sermaye yatırımlarındaki çarpıcı artışta (2005 yılında $5 milyar ve 2006 yılında $20 milyar gerçekleşmiş olup, 2007 yılında $22 milyar yabancı sermaye yatırımı gerçekleşmiştir.) AB ile entegrasyon sürecinin devam etmesinin olumlu etkilerini göz ardı etmemek gerekir.

GB’nin sorgulanması gereken husus, AB’ye uyum sürecinde Türkiye’nin özel statüsü olmalıdır. ABTürkiye GB, AB ile diğer ülkelerin oluşturduğu ilişki modeline benzememektedir. Türkiye dışında hiçbir ülke tam üye olmaksızın böylesine geniş kapsamlı bir ekonomik entegrasyon modeline geçmemiştir. Belki de bundan daha da önemli olan husus, AB karar alma sürecine dahil olmayan Türkiye’nin, kendisinin katılımı olmaksızın oluşturulan mevzuat ve politikaları kendi düzenlemelerine yansıtma yükümlülüğünü üstlenmiş olmasıdır.


Gumruk Birligi