Issuu on Google+

Kimlik, canlıları kargaşadan kurtararak kim olduğunu, neler yaptığını veya yapabileceğini gösteren ayırma birimidir. Pek çoğunuz kimlik deyince cüzdanlarında bulunun o kâğıt parçalarını gösterebilir. Bir yönüyle evet ama kimlik sizin her şeyiniz; benliğiniz, vicdanınız, hürriyetiniz. Sizi siz yapan değerlerdir aslında. Kişileri tanımlarken isim ile başlarız. Ama sonrası... Asıl sorun işte burada başlıyor. İsimler var; Ali, Mustafa, Ayşe, Fatma ve dahası. Peki, hangisi birbirine benziyor? Hangisi iyi veya kötü? İsimlere bakarak karar verebiliyor muyuz? İsterseniz şimdi bu soruların cevabını arayalım. İnsanlık tarihine bir gezintiye hazır mısınız? Acaba kimlik dediğimiz kavram geçmişten günümüze nasıl bir değişim geçirmiş? Kaptan: Değerli yolcularımız koltuklarınıza oturunuz ve kemerlerinizi bağlayınız. Yolculuk esnasında gezintimiz ile ilgili gerekli açıklamalar ve sizlere özel ikramlarımız olacaktır. Hayatın içinden seyahat şirketimiz iyi yolculuklar diler. Rehber: Bu yolculuğumuzda sizlerin merak ettiği bilinmeyen veya daha önce göremediğiniz yönler keşfedeceğiz. Biz insanların bu günlere nasıl geldiğinden ve gelirken ardımızda neler getirdiğimizden bahsedeceğiz. İlk insanlara bakıldığında bizim şu anda kullandığımız gibi isimlerin yerine onları belirten lakap diyebileceğimiz isimlere sahipti. Birisi çok iyi avcı diğeri ise iyi bir çiftçi idi. Kısacası insan özellikleri ile anılıyordu. Zamanla bu isimlere döndü. Fakat bunda da mutabakat sağlanamadı. Çünkü önceleri küçük gruplar halinde yaşayan insanoğlu tarım ile birlikte birçok insanın beraber yaşadığı koloniler halini almıştı. Böylece ortak özelliklere sahip insanlar çoğalmış ve kargaşa baş göstermişti. Lakaplarla beraber isimler kullanılmaya başlanmıştı. Ama bu da bir yere kadar. Tek başına doğal hayatın o çetin şartlarına dayanamayacağını anlayan insanoğlu daha büyük gruplar halinde yaşamaya başlamış ve küçük devletler halini almış idi. İnsanoğlunun belki de en önemli zaaflarında biri baş gösterecek ve insanlar daha çok toprak ve hayvan elde etmeye çabalayacaktı. Bu hırsla insanlar bir zamanlar yaşadığı o küçük yerler az gelecek ve devletler büyüyerek imparatorluğa kadar yükselecekti.


Tüm bu olan gelişmeler karşısında biraz önce de bahsettiğimiz sorunlar artık daha çok büyüyecekti. Bu durumda insan tanına bilmek için önceden mensubu olduğu kabile ismi, millet gibi kavramlar işin içine girmeye başlamıştı. Önceden lakap olan isimler bu devirde soyadı olarak bilinecekti. Bu adından da anlaşıldığı gibi soyunu temsil eden bir isim olacaktı. Bu bazen daha önceleri olduğu gibi yaptığı işler(Demirci, Marangoz vs.),doğa ait tanımlar(Güneş, Poyraz, Toprak, Kaya vs.) bazen de kişilik özellikleri (Kurnaz, Çalışkan vs.),hayvan kullandığımız TC. Kimlik numarası haline gelmişti. Yine de insanın kimliği belirsizdi. Önceleri "Çalışkan" soyadına sahip bir kişi gerçekten de çalışkan bir kişinin özelliklerini gösteriyordu. Ama günümüze geldiğimizde soyadı "Temiz" olan veya masumiyeti öngören isimlere sahip kişilerin daha çok suça bulaştığı ve hatta bu isimleri kötü emellerine alet etmeyi çalışmış ve birçok kez de başarılı olmuşlardı. Böyle olunca da insanlar isimler yerine kişilik özelliklerine göre davrandıkları görülmüştür. Halen "Kimlik nedir?" sorusuna tam bir cevap bulmuş değiliz. Kimlik insanı insan yapan değerler demiştik; Benlik, vicdan, hürriyet. Bundan sonraki yazılarımızda sırasıyla benlik, vicdan ve hürriyeti açıklamaya çalışacağız. Bilinmezlerle dolu olan insanı, kara kutuyu. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle… Esen kalın efem...

MEVLÜT ÇELİK 04.03.2012


İnsan ve Kimlik