Issuu on Google+

Altýn yaldýzlý, gofreli kartona lüks baskýlý imsakiyeleriniz 80 il temsilcimize gönderilmiþtir. Ýmsakiyelerinizi temsilciliklerimizden isteyiniz.

Ayrýntýlý bilgi sayfa 15’te

Y GERÇEKTEN HABER VERiR

ASYA’NIN BAHTININ MÝFTAHI, MEÞVERET VE ÞÛRÂDIR

YIL: 42

SAYI: 14.881

29 TEMMUZ 2011 CUMA / 75 Kr

AB, ýrkçýlýða çare arýyor NORVEÇ KATLÝÂMININ ALARMA GEÇÝRDÝÐÝ AVRUPA, IRKÇI TEHDÝDÝ BRÜKSEL’DE MASAYA YATIRIYOR. KATLÝÂMA DERÝNLEMESÝNE ANALÝZ

DES Baþkaný Avcý: Okul bitirenler, “sudan çýkmýþ balýða” dönüyor.

ÖNCE GENEL FELSEFESÝ DEÐÝÞMELÝ

Eðitim sistemi bunalým üretiyor

DES Genel Baþkaný Gürkan Avcý, Tanzimat’tan bugüne yap-bozlara maruz kalan millî eðitim sisteminin iþsizlik, çarpýklýk ve bunalým ürettiðini, eðitimin genel felsefesinin deðiþtirilmesi, yeniden formatlanmasý ve bu nun müfredata geçirilmesi gerektiðini belirte rek, ''Eðitim sistemimiz kendi medeniyet ve kültürlerimize göre yeniden ve köklü bir þekilde deðiþtirilmelidir” dedi. Haberi sayfa 4’te

Nor veç katliâmýnýn ardýndan ýrkçýlýk tehdidini gündemine alan AB, üye ülkelerden terör uzmanlarýný Brüksel'de topladý. Dönem Baþka ný Polonya'dan yapýlan açýklamada, AB Terörle Mücadele Koordinatörü Gilles de Kerchove'un da katýlýmýyla Oslo ve Ütoya adasýndaki "korkunç olaylarýn" derinlemesine analiz edile ceði toplantýlarda terörün önlenmesinde kilit iþbirliði alanlarýnýn belirleneceði kaydedildi.

ÝSLÂMI SUÇLAMA ALIÞKANLIÐI

AB Ýçiþleri Komiseri Cecilia Malmström, "Avrupa'daki her türlü sorun için Ýslâmý ve göçmenleri suçlamanýn normal hale geldiði" uyarýsýnda bulunarak, Avrupalý hükümetlerin ýrkçý tehdidin gerçek boyutlarýný bilmediklerini, Norveç benzeri saldýrýlarý önlemeye hazýrlýklý olmadýklarýný ve geleneksel partilerin ýrkçý söylemlerin peþine takýlmak yerine karþý alternatif üretmeleri gerektiðini söyledi. Haberi sayfa 4’te

BAÞ SANIK FÝRARDA

Sivillerin katli dâvâsý, 7 yýldýr devam ediyor

Gü müþ ha ne’nin Þi ran il çe sin de, 2004'te terörist zannederek 2 kiþiyi öldürdükleri, 2 kiþiyi de yaraladýklarý ileri sürülen biri üsteðmen 8 askerin yargýlanmasýna devam edildi. Gümüþhane Aðýr Ceza Mahkemesindeki duruþmaya, olay sýrasýnda tim komutaný olan firarî sanýk Jandarma Üsteðmen Bülent Kýlýç ile 7 asker katýlmadý. Haberi sayfa 5’te

Vize muafiyetine biz hazýr deðiliz

Azerbaycan Cumhurbaþkaný Ýlham Aliyev, Türkiye vatandaþlarýna vize muafiyeti ve KKTC’yi tanýma konularýnda daha ha zýr ol ma dýk la rý ný i fa de etti. Aliyev, KKTC’yi tanýma la rýnýn Yukarý Karabað sorunu dururken müm kün olamayacaðýný kaydetti. Haberi sayfa 5’te

Patlama, istifa ettirdi ISSN 13017748

Kýbrýs Rum kesiminde Evangelos Florakis deniz üssünde meydana gelen patlamanýn siyasî krize yol açmasýnýn ar dýndan, dün hükümetin istifa ettiði açýklandý. Hükümet söz cüsü Stefanos Stefanu, 11 üyeli kabinenin yeni kabine oluþturulana kadar görevde kalacaðýný ifade etti. Haberi sayfa 4’te

 Yrd. Doç. Dr. Atilla Yargýcý Bir Âyet Bir Yorum / Bir Hadis Bir Yorum  Dr. Bahri Tayran (Dayýoðlu) Acbüzzeneb  Ekrem Kýlýç Çocukluðumun Ramazan'larý  Osman Zengin Þeair-i Ramazan  Zübeyir Ergenekon Unutulmayan Ramazan'lar  Erhan Akkaya - Foto-Yorum

1 Aðustos’ta Y sayfalarýnda ÝZMÝR TÝCARET ODASI BAÞKANI:

Özel sektörün borcu 180 milyar dolar

Ýzmir Ticaret Odasý Yönetim Kurulu Baþkaný Ekrem Demirtaþ, dövizdeki yükseliþle ilgili olarak “Dolarýn 1.70’in üzerine çýkmasý bizi epey sallar, çünkü özel sektörün 180 milyar dolar borcu var” deðerlendirmesinde bulundu. Haberi sayfa 11’de

AZERBAYCAN CUMHURBAÞKANI:

GÜNEY KIBRIS RUM HÜKÜMETÝ ÇEKÝLDÝ

www.yeniasya.com.tr

KANADA BAÞBAKANI HARPER:

Amerika’nýn durumu çok kötü

Kanada Baþbakaný Stephen Joseph Harper, ABD’nin durumunun, içinde bulunduðu ekonomik kriz dolayýsýyla çok kötü olduðunu, Obama’nýn çözmeye çalýþtýðý borç krizinin ‘’Washington’daki siyasî sürecin ürünü’’ olarak geliþtiðini söyledi. Haberi sayfa 5’te

ÝHH’dan Somali’ye 3 bin tonluk yardým

Doðu Afrika’yý kasýp kavuran kuraklýk So-

mali baþta olmak üzere Kenya, Etiyopya, Cibuti ve Uganda’da büyük bir insanî felâkete dönüþürken, Mayýs’tan beri bölgede bulunan ÝHH Ýnsanî Yardým Vakfý, 3 bin tonluk â cil yardým gemisi gönderiyor. Haberi 7’de

“DOKUZ OKUYANLAR” / LÂHÝKA’DA


HABER

Y

Genel Yayýn Müdürü

Yayýn Koordinatörü

Haber Müdürü Recep BOZDAÐ Ankara Temsilcisi Mehmet KARA Reklam Koordinatörü Mesut ÇOBAN Görsel Yönetmen: Ýbrahim ÖZDABAK

Kâzým GÜLEÇYÜZ

Abdullah ERAÇIKBAÞ

Abone ve Daðýtým Koordinatörü: Adem AZAT

Yeni Asya Gazetecilik Matbaacýlýk ve Yayýncýlýk Sanayi ve Ticaret A.Þ. adýna imtiyaz sahibi

Mehmet KUTLULAR Genel Müdür

Recep TAÞCI

Yazý Ýþleri Müdürü (Sorumlu) Mustafa DÖKÜLER Ýstihbarat Þefi Mustafa GÖKMEN Spor Editörü Erol DOYURAN

Yeni Asya basýn meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir.

Merkez: Gülbahar Cd., Günay Sk., No: 4 Güneþli 34212 Ýstanbul Tel: (0212) 655 88 59 Yazýiþleri fax: (0212) 515 67 62 Kitap satýþ fax: (0212) 651 92 09 Gazete daðýtým: Telefax (0212) 630 48 35 ÝlânReklam servisi fax: 515 24 81 Caðaloðlu: Cemal Nadir Sk., Nur Ýþhaný, No: 1/2, 34410 Ýstanbul. Tel: (0212) 513 09 41 ANKARA TEMSÝLCÝLÝÐÝ: Meþrutiyet Cad. Alibey Ap. No: 29/24, Bakanlýklar/ANKARA Tel: (312) 418 95 46, 418 14 96, Fax: 425 03 36 ALMANYA TEMSÝLCÝLÝÐÝ: Zeppelin Str. 25, 59229 Ahlen, Tel: 004923827668631, Fax: 004923827668632 KKTC TEMSÝLCÝLÝÐÝ: Avni Efendi Sok., No: 13, Lefkoþa. Tel: 0 542 859 77 75 Baský: Yeni Asya Matbaacýlýk Daðýtým:Doðan Daðýtým Sat. ve Paz. A.Þ.

Yayýn Türü: Yaygýn süreli

ISSN 13017748

29 TEMMUZ 2011 CUMA

NAMAZ VAKÝTLERÝ Hicrî: 28 Þaban 1432 Rumî: 16 Temmuz 1427

Ýller Adana Ankara Antalya Balýkesir Bursa Diyarbakýr Elazýð Erzurum Eskiþehir Gaziantep Isparta

Ýmsak 3.56 3.52 4.15 4.13 4.06 3.32 3.33 3.18 4.02 3.48 4.12

Güneþ 5.34 5.37 5.53 5.57 5.51 5.12 5.14 5.03 5.47 5.26 5.51

Öðle 12.52 13.02 13.11 13.22 13.17 12.33 12.37 12.28 13.11 12.44 13.11

Ýkindi 16.39 16.54 16.57 17.13 17.09 16.21 16.26 16.20 17.03 16.31 16.59

Akþam 19.58 20.15 20.17 20.34 20.31 19.41 19.47 19.42 20.24 19.50 20.19

Yatsý 21.27 21.51 21.46 22.10 22.08 21.12 21.20 21.17 22.00 21.20 21.50

Ýller Ýstanbul Ýzmir Kastamonu Kayseri Konya Samsun Þanlýurfa Trabzon Van Zonguldak Lefkoþa

Ýmsak 04.01 4.22 3.40 3.47 4.04 3.30 3.42 3.18 3.17 3.47 4.12

Güneþ 5.50 6.03 5.29 5.29 5.43 5.19 5.20 5.07 4.58 5.37 5.45

Öðle 13.18 13.25 12.58 12.52 13.04 12.48 12.38 12.35 12.20 13.06 13.00

Ýkindi 17.11 17.14 16.52 16.41 16.52 16.42 16.25 16.28 16.09 17.01 16.43

Akþam 20.34 20.34 20.15 20.02 20.12 20.05 19.45 19.51 19.30 20.23 20.02

3 Yatsý 22.12 22.07 21.55 21.35 21.43 21.44 21.14 21.29 21.02 22.04 21.27

Bakanlýktan ‘sýcak’ ikazý SAÐLIK BAKANLIÐI, BÜTÜN YURTTA ETKÝLÝ OLAN SICAK HAVAYA KARÞI ÝKAZ EDERKEN, ÝNSANLARIN GÜNLÜK HAYATLARINDA DAHA AZ ETKÝLENMELERÝNÝ SAÐLAMAK ADINA ÇEÞÝTLÝ TEDBÝRLERÝ BÝLDÝRDÝ.

irtibat@yeniasya.com.tr

SICAÐA BAÐLI HASTALIKLARA DÝKKAT!

Oslo katliamý ve sonrasý

SAÐLIK Bakanlýðý, aþýrý sýcaklarýn saðlýk üzerine etkilerine de deðinerek, sýcaklara baðlý olarak oluþabilen hastalýklarýn belirtileri ve tedbirleri konusunda da bilgiler verdi. Aþýrý sýcaða maruz kalma sonucu oluþan güneþ veya sýcak çarpmasý karþýsýnda vücut ýsýsý 10-15 dakika içerisinde 40-41°C üstüne çýkabilir. Güneþ veya sýcak çarpmasý acil olarak tedavi edilmezse kalýcý hasara veya ölüme sebep olabilir. Kiþinin ateþi 39°C’nin üzerindedir, deri kuru, kýrmýzý ve sýcaktýr, terleme yoktur, bulantý kusma, baþ aðrýsý, baþ dönmesi, göz çukurlarýnýn belirginleþmesi ve görme netliðinin bozulmasý ile komaya kadar gidebilen þuur bulanýklýðý veya kaybý vardýr. Ýlk yardýmda; kiþi hemen serin ve hava akýmý olan bir yere alýnmalý, sýký giysileri gevþetilmeli, soðuk su veya soðutucularla (vantilatör, klima vb.) soðutulmaya çalýþýlmalý, kesinlikle içmesi için sývý verilmemeli.

ediüzzaman’ýn, “Leyle-i Kadir’de ihtar edilen bir mesele-i mühimme” baþta olmak üzere eserlerinin deðiþik yerlerinde “Kur’ân’ýn mesajýna en açýk ve yakýn ülkeler” olduklarýný ima ettiði Ýsveç-Norveç-Finlandiya üçlüsünden Norveç’te gerçekleþen korkunç katliam, ilk baþta medya tarafýndan “bu ülkenin 11 Eylül’ü” gibi ifadelerle duyurularak, “Ýslâmcý terörün yeni bir saldýrýsý” þeklinde sunuldu. Ama daha sonra iþin aslýnýn çok farklý olduðu ve dehþet verici cinayetlerin Ýslâm düþmaný azýlý bir fanatik tarafýndan irtikâp edildiði ortaya çýktý. Saldýrganýn ýrkçý ve yabancý düþmaný kimliði, ayný özellikleri paylaþtýðý Hollandalý “fitneci” Wilders’a duyduðu hayranlýkla tamamlanýrken, ikisinin ortak yönlerinden birinin Ýsrail muhabbeti ve Filistin karþýtlýðý olmasý da dikkat çekici. Norveç’in Filistin devletini tanýyacak ilk devlet olma sinyalleri verdiði bir süreçte gerçekleþen bu kanlý saldýrýnýn bir Mossad organizasyonu olmasý ihtimaline iliþkin haberlerin (Taraf, 26.7.11) dayanaðý bu kabil ipucu ve iþaretler olsa gerek. Saldýrýnýn, Filistin devletine en kuvvetli desteði veren Ýþçi Partisine yakýn gençleri hedef almasý da bu iþaretlerden biri olarak yorumlanýyor. Ve bunlar, 11 Eylül benzetmesi üzerinden bu olayý da Müslümanlara yýkýp insanlarý bir kez daha “Ýslâm terörü” umacýsýyla korkutma tezgâhýnýn çok çabuk çöktüðünü ve tertipçilerinin ipliðinin bir çýrpýda pazara çýktýðýný düþündürüyor. Böylece, Kur’ân’da vurgulanan “Vallahü hayrül-mâkirîn” kanunu yine hükmünü icra ediyor. Norveç’in duayen gazetecilerinden Oystein Neggen’in saldýrýyý deðerlendirirken dile getirdiði tesbitler de bu baðlamda son derece önemli. CHA’ya konuþan Neggen, þimdiye kadar ülkesinde Müslümanlarla ilgili çok az problem yaþandýðýný belirterek, “Ýslâmý tehdit olarak görenlerin sayýsý yok denecek kadar az” derken, saldýrýnýn Norveç halkýyla Müslümanlar arasýndaki baðlarý zayýflatmayýp, tam tersine toplumun Ýslâma iliþkin kuþkularýnýn daha da azalmasýna hizmet edeceðini söylüyor (Yeni Asya, 27.7.11). Londra’da yayýnlanan Emel dergisinin Ýngiliz asýllý Müslüman yayýn müdürü Sarah Joseph’in beyanlarý da Neggen’in ifadelerini tamamlýyor. Saldýrýnýn arkaplanýndaki en önemli sebeplerden birinin, Avrupa’da son dönemde yükseliþe geçen ýrkçýlýk olduðuna dikkat çeken ve Avrupalý liderlerin gerek bu konudaki, gerekse Müslümanlara yönelik tavýrlarýný bir an önce gözden geçirip düzeltmeleri gerektiði uyarýsýný seslendiren Joseph, Müslümanlara da yaþadýklarý yerlerde farklý din mensuplarýyla iliþkilerindeki çekingenliklerini artýk aþmalarý çaðrýsýnda bulunuyor. Ve Müslümanlarýn önemli her konuda toplumun deðiþik kesimleriyle ve farklý din mensuplarýyla birlikte çalýþmasý gerektiðini ifade ediyor. Böylece geliþmeler, bizi bir kez daha bütün yollarýn ayný yere çýktýðý gerçeðiyle yüz yüze getiriyor: Materyalist bir temele bina edilen Batý medeniyetinin ürünü olan ve insanlýðý tehdit eden bilumum sorunlara karþý, bilhassa Müslümanlarla Hýristiyanlarýn tesanüdüne ihtiyaç var. Saldýrý sonrasýnda Norveç’in verdiði mesajlar, böyle bir iþbirliði ve dayanýþma zemininin teþkili noktasý açýsýndan kayda deðer katkýlar sunuyor. Evlâtlarýný fanatik terörüne kurban vermenin acýsýný sessiz ve olgun bir tavýrla içine gömen Norveç halký, çareyi güvenlik paranoyasý ile fevrî, öfkeli, intikamcý yaklaþýmlarda deðil, insanî deðerlere daha çok sarýlmakta aradýðýný gösteriyor. Norveç Baþbakaný da “Bizi çok sarsan ve þoke eden bu olaydan sonra ülkemiz çok deðiþecek; ama bu deðiþimi demokrasi ve açýklýk deðerlerine baðlý kalarak gerçekleþtireceðiz” diyerek, ayný saðduyulu duruþun bir baþka örneðini veriyor. Sonuçta dünyaya hep örnek gösterilen Ýskandinav demokrasisi, dayandýðý “þahane hürriyet” prensibini zedelemeden, ama onu ince ayarlarla daha saðlýklý bir temele oturtmanýn arayýþýnda. Bediüzzaman’ýn anlattýðý “doðru Ýslâm” yorumu, bu arayýþa cevap verecek en isabetli adres.

B

Hava sýcaklýðýndaki artýþýn, nemdeki artýþla birlikte daha fazla etkili olacaðý belirtilirken, gerekli tedbirlerin alýnmasý tavsiye ediliyor.

HAVA sýcaklýklarýnýn mevsim normalleri üzerinde seyretmesi karþýsýnda uzmanlar dikkatli olunmasý çaðrýsýnda bulunuyor. Saðlýk Bakanlýðý, aþýrý sýcaklara karþý vatandaþlarýn almasý gereken tedbirleri sýraladý. Saðlýk Bakanlýðý, özellikle aþaðýda belirtilen risk gruplarýnýn aþýrý sýcaklara maruz kalmasý halinde; en yakýn saðlýk kuruluþuna, aile hekimlerine, 112 Acil Yardým’a baþvurmalarý ve danýþma hattý olarak Saðlýk Bakanlýðý’nýn 184 numaralý SABÝM telefonunu kullanmalarý gerektiði konusunda uyardý. Hava sýcaklýðýndaki artýþýn, nemdeki artýþla birlikte daha fazla etkili olacaðý, gerekli tedbirler alýnmadýðý takdirde in-

san saðlýðýný olumsuz etkileyebileceðini vurgulayan Saðlýk Bakanlýðý, baþta 4 yaþýndan küçük çocuklarla yaþlý ve kronik rahatsýzlýðý bulunanlarýn bu havalardan olumsuz etkileneceðinin altýný çizdi. Ayrýca özürlüler, bakýma ihtiyacý olanlar, gebeler, 65 yaþ ve üzeri yaþlýlar, aþýrý kilolular, açýk alanda çalýþanlar, kronik hastalýðý olanlar, tansiyon ve depresyon gibi sürekli ilâç kullananlar ile alkol ve madde baðýmlýlýðý tedavisi görenlerin sýcak havalarda dýþarý çýkmamasý gerektiði bildirildi. Sýcaklýk ile nem artýþýna baðlý olarak vücut ýsýsýnýn da arttýðýný ve metabolizmanýn bu yeni duruma uyum saðlamaya çalýþtýðýný bildiren Saðlýk Bakanlýðý,

“Normalde terleme ile vücut ýsýsý dengede tutulmaya çalýþýlýr. Ancak aþýrý sýcaklarda sadece terleyerek vücut ýsýsý dengede tutulamaz. Yaþlýlar, bebekler ve kronik hastalýðý olanlarda terleme mekanizmasý ile vücut ýsýsýnýn dengede tutulmasý her zaman mümkün olmayabilir. Ayrýca þiþmanlýk, herhangi bir hastalýða baðlý yüksek ateþ, aþýrý sývý kaybý, kalp hastalýðý, ruh ve sinir hastalýðý, alkol ve uyuþturucu madde kullanýmý ile tedavi amaçlý bazý ilâçlarýn kullanýmý da sýcak havalarda terlemeyi etkileyen diðer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ýsýsý beyin ve diðer hayatî organlarda hasara yol açabilir” uyarýsýnda bulundu. Ankara / cihan

25 hafýza tören ZONGULDAK’IN Devrek ilçesinde 10’u kýz olmak üzere 25 öðrenci, hafýzlýðýný baþarýyla tamamladý. Ýlk olarak Batý Karadeniz Bölgesi’nin tek erkek hafýz yetiþtirme merkezi özelliðini elinde bulunduran Devrek’in Gürbüzler Köyü Kur’ân Kursu’nda hýfzýný tamamlayan 15 öðrenci için merasim düzenlendi. Öte yandan Devrek Müftülüðü Merkez Kýz Kur’ân Kursu’nda hýfzýný tamamlayan 10 bayan hafýz için de geniþ katýlýmlý bir diploma ve taç giyme merasimi düzenlendi. Hafýz öðrencilere taç giydirmek için düzenlenen törene Ýlçe Müftüsü Mustafa Nurgün ile eðitimci-yazar Sait Çamlýca, müftülük personeli ve veliler de katýldý. Törendeki konferansta konuþan eðitimci-yazar Sait Çamlýca, çocuk eðitimi ve çocuklarý hayata hazýrlamanýn yanýnda onlarýn dinî bilgilerle donatýlmasýnýn önemine deðindi. Zonguldak / cihan


4

HABER

29 TEMMUZ 2011 CUMA

Y

Eðitim sistemi bunalým üretiyor DEMOKRAT EÐÝTÝMCÝLER SENDÝKASI GENEL BAÞKANI GÜRKAN AVCI, TÜRKÝYE'DEKÝ MEVCUT EÐÝTÝM SÝSTEMÝNÝN ÝÞSÝZLÝK, ÇARPIKLIK VE BUNALIM ÜRETTÝÐÝNÝ SÖYLEDÝ. cakir@yeniasya.com.tr

Kötü anayasa örnek olur mu? ediüzzaman’ýn yýllar önce “Ýslâmýn zekî bir mahdumu” olarak isimlendirdiði Mýsýr, yeni bir anayasa hazýrlayarak hürriyet yolunda ilerlemek istiyor. Hatýrlanacaðý üzere, kimilerince ‘Arap baharý’ diye adlandýrýlan hadiseler sonrasýnda Mýsýr, bir anlamda ‘diktatör’ünden kurtulmuþ ve milletin dediði olmuþtu. Mýsýr’da meydanlarý dolduranlar bir ‘diktatör’den kurtuldu, ama problemlerin tamamýný geride býrakabilmiþ deðiller. “Hayýrlý iþlerin muzýr manileri olur” kaidesince sýradaki engelleri de aþmak durumundalar. Mýsýr, yeni bir anayasa yapmak istiyor ve bu sebeple Türkiye’nin kurtulmak istediði “1982 darbe anayasasý” tam olarak tercüme edilmiþ ve tartýþmaya açýlmýþ. Doðrusu bu haberi ilk duyduðumuzda da çok garip karþýlamýþ, ama itirazýn öncelikle Mýsýr’dan gelmesini beklemiþtik. Buradan, “Aman ha! Bu anayasayý almayýn” demek ilk anda pek anlamlý gelmedi. Çünkü böyle bir anayasaya Mýsýrlý aydýnlarýn itiraz edeceðini düþünüyorduk. Ki, öyle oldu... Mýsýr’da yayýnlanan Ehram gazetesinde Ýbrahim El Beyumi Ganim imzalý bir yazýda, ‘Türkiye Cumhuriyeti 1982 darbe anayasasý’na öyle bir itiraz geldi ki; hiç kimsenin bu itirazý görmezden gelmesi mümkün deðil. “Ehram” gazetesi sýradan bir yayýn organý deðil. Haberlerde, “Yarý resmî El-Ehram” diye anlatýlýrdý. Mýsýrlý yazar Ýbrahim El Beyumi Ganim’in, Türkiye’nin de kurtulmak istediði “1982 darbe anayasasý”na karþý yaptýðý itirazlarýn bir kýsmý þöyle: *Türk Anayasasý, hâlâ demokratik kriterlerden ve insan haklarýndan uzak. Dolayýsýyla bu hayranlýðýn peþinden gidersek, en az 30 yýl geriye gideriz. *TC Anayasasý ‘baskýcý otoriter rejimlerin anayasalarý’ kapsamýnda yer alýyor. *Bu anayasanýn kendisinden bir þeyler öðrenmek için önünde diz çökmemize uygun olmadýðýný ifade ederken, þunu belirtmeliyim ki sorun sadece TC Anayasasý’nýn laikliðinde deðil; ideolojik metotla tasarlanmýþ hukuk dýþý, ötekileþtirmeci ve egemenlikçi bir anayasa oluþunda. *TC Anayasasý, eski bir paçavradan ibaret; týpký Mýsýr’ýn iptal edilmiþ anayasasý gibi. TC Anayasasý, olumsuz laiklik ve ötekileþtirmeci otoriterlik ilkesiyle zehirlenmiþ bir kap. Türk halkýnýn kendisinin de nefret ettiði en kötü anayasal metinlerden biri. *Türkler, bu anayasayý tarihin çöp sepetine atma ve evrensel deðerlerle demokratik bir anayasaya gitme kararý aldý þimdi. Peki biz Mýsýrlýlar, bir þeyler öðrenmek için Türk anayasa deneyiminin çöplüðünü mü eþeleyeceðiz? Kesinlikle ‘hayýr’ diyorum. (Mýsýr gazetesi Ehram, 24 Temmuz 2011 nüshasýndan aktaran, Radikal g., 27 Temmuz 2011) Herhangi bir anayasayý olduðu gibi tercüme edip baþka bir ülkede uygulamak çoðunlukla arzu edilen faydayý vermez. Elbette her anayasadan istifade edilebilecek bölümler, maddeler olabilir. Ama 12 Eylül darbecilerinin Türkiye’nin baþýna sardýðý “1982 Anayasasý” hakikaten problemli. Problem bir yerinde deðil, her yerinde. Zaten öyle olmasaydý þimdiye kadar onlarca defa deðiþtirilmeye ihtiyaç duyulur muydu? Onlarca defa deðiþtirildiði halde yine ihtiyaçlara cevap veremedi ve þimdi toptan ve tamamen deðiþtirilmesi gündemde. Keþke Mýsýr’daki gibi tepkiler, vaktinde ve zamanýnda Türkiye’de de ortaya konulabilseydi. Ne yazýk ki ‘aydýn’larýn büyük bir bölümü ve ‘fetvacý hukukçular’ darbecilere yeterince itiraz etmediler ve ‘ileri’ gideceðimiz yerde ‘geri’ gittik. Mýsýrlýlarýn “Bu anayasa bize uymaz. Dayatýlýrsa 30 yýl geri gideriz” itirazlarý boþuna deðil... 1982 darbe anayasasý ‘kötü’dür ve Mýsýr’a da, baþka ülkelere de örnek olmaz ve olmamalý...

B

DES Genel Baþkaný Gürkan Avcý

DEMOKRAT Eðitimciler Sendikasý (DES) Genel Baþkaný Gürkan Avcý, eðitim sisteminin, ülkenin medeniyet ve kültürlerine göre özgün ve köklü bir þekilde deðiþtirilmesi, bolca tartýþýlmasý ve çözümler üretilmesi gerektiðini belirtti. Avcý, yaptýðý yazýlý açýklamada, saðlýklý, verimli, iþe yarar çözümler üretmesi gerekenlerin, eðitim sistemine yap-boz oyunu anlayýþýyla yaklaþmaya devam ettiklerini sa-

yeni Millî Eðitim Bakanýmýz Sayýn Ömer Dinçer, eðitim sistemimizi daðýnýklýktan kurtarmalý; yap-boz uygulamalardan vazgeçilerek kalýcý, çaðdaþ ve özgün Türk medeniyet perspektifli bir eðitim sistemine geçilmesine çalýþmalýdýr’’ görüþüne yer verdi. Eðitimin genel felsefesinin deðiþtirilmesi, yeniden formatlanmasý ve bunun müfredata geçirilmesi gerektiðini kaydeden Avcý,

‘’Eðitim sistemimiz kendi medeni yet ve kültürlerimize göre özgün bir þekilde yeniden ve köklü bir þekilde deðiþtirilmeli, bolca tartýþýlmalý, çözümler üretilmelidir’’ ifadesini kullandý. Millî Eðitim Bakanlýðýnýn teþkilât yapýsý ve yürütme mevzuatlarýnýn ivedilikle deðiþtirilmesi teklifinde de bulunan Avcý, eðitim sisteminin yaþadýðý sýkýntýlardan kurtarýlmasý gerektiðini kaydetti. Ankara / aa

Radoslaw Sikorski, Breivik’in patlayýcý yapýmýnda kullandýðý bazý kimyasallarý Polonya’dan temin etmiþ olmasýnýn terörle mücadelede Avrupa genelinde iþbirliðinin ne kadar gerekli olduðunu gösterdiðini vur guladý. FOTOÐRAF: AA

AB, ýrkçýlýða çare arýyor NORVEÇ'TEKÝ TERÖR SALDIRILARININ ARDINDAN AÞIRI SAÐ TEHDÝTLERÝ GÜNDEMÝNE ALAN AVRUPA BÝRLÝÐÝ, ÜYE ÜLKELERDEN TERÖR UZMANLARINI BRÜKSEL'DE TOPLADI. NORVEÇ’TE 22 Temmuz’daki terör saldýrýlarýnýn ardýndan aþýrý sað tehditleri gündemine alan Avrupa Birliði, üye ülkelerden terör uzmanlarýný Brüksel’de topladý. AB Konseyi bünyesindeki Terörizm Komitesi (COTER) ve Terörizm Çalýþma Grubu’nun (TWG) olaðanüstü toplantýlarýna Norveçli yetkililer de dâvet edildi. AB Dönem Baþkaný Polonya’dan yapýlan açýklamada, AB Terörle Mücadele Koordinatö rü Gilles de Kerchove’un da katýlýmýyla Norveç’in baþþehri Oslo ve Ütoya adasýndaki “korkunç olaylarýn” derinlemesine analiz edileceði toplantýlarda terörün önlenmesinde kilit iþbirliði alanlarýnýn belirleneceði kaydedildi. Bu arada dün Londra’yý ziyaret eden Polonya Dýþiþleri Bakaný Radoslaw Sikorski, ülkesinde Norveç’teki korkunç saldýrýlarý gerçekleþtiren Anders Behring Breivik gibi düþünenlerin bulunduðunu söyledi.

Sikorski, Ýngiliz mevkidaþý ma da, Nor veç’te ki ne William Hague ile ortak basýn benzer aþýrý sað saldýrýtoplantýsýnda, “Polonya’da da la rýn Al man ya’da da hükümeti, yönetmek için siyasî gerçekleþebileceði uyave yasal haktan mahrum oldu rýsýnda bulundu. ðunu düþündüðü için düþürFriedrich, “Sað kanat mek isteyen ve bunun için kenaþýrýcýlar arasýnda tehli di halkýna ateþ açabilecek kiþike oluþturabilecek inler yok deðil” dedi. Sikorski, isanlar biliyoruz, ama sim vermeden “bazý siyasî parsorun gözümüzü üze tilerin teröristi onayladýklarýný” rinde tuttuklarýmýz dedile getirdi. ðil, sessizce radikalleRadoslaw Sikorski, Breivik’in þenlerdir” dedi. patlayýcý yapýmýnda kullandýðý Polonya Dýþiþleri Bakaný Radoslaw Sikorski Öte yandan AB Ýçiþbazý kimyasallarý Polonya’dan temin etmiþ ol - leri Komiseri Cecilia Malmström, uygun siyasî masýnýn terörle mücadelede Avrupa genelinde ortam dolayýsýyla “Avrupa’daki her türlü sorun iþbirliðinin ne kadar gerekli olduðunu gösterdi - için Ýslâmý ve göçmenleri suçlamanýn normal ðini vurguladý. hale geldiði” uyarýsýnda bulundu. Almanya Ýçiþleri Bakaný Hans-Peter FriedMalmström, Avrupalý hükümetlerin aþýrý rich, Rheinische Post gazetesine yaptýðý açýkla - sað tehdidin gerçek boyutlarýný bilmediklerini

Haberal hastaneye kaldýrýldý

Kýbrýs Rum kesiminde hükümet istifa etti KIBRIS Rum kesiminde hükümetin istifa ettiði bildirildi. Hükümet sözcüsü Stefanos Stefanu, Kýbrýs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ýn kabine toplantýsýnda istifalarý talep ettiðini, bunun üzerine hükümetin istifasýný sunduðunu söyledi. Stefanu, 11 üyeli kabinenin yeni kabine oluþturulana kadar görevde kalacaðýný ifade etti. Kýbrýs Rum kesiminde Zigi’deki Rum Millî Muhafýz Ordusu’nun (RMMO) Evangelos Florakis deniz üssünde 11 Temmuz’da meydana gelen patlama ve üssün yakýnýnda bulunan Vasiliko elektrik santralinin patlamanýn etkisiyle yanarak devre dýþý kalmasýnýn ardýndan baþlayan siyasî tartýþmalar krize dönüþmüþtü. Hristofyas’a istifa çaðrýlarý yapýlýrken, koalisyon hükümetinin küçük ortaðý Demokratik Parti (DÝKO) Baþkaný Marios Karoyan, hükümette yer alan bakanlarýndan istifa etmelerini istemiþti. Hükümet sözcüsü Stefanu, dün yaptýðý açýklamada, Hristofyas’ýn, patlamanýn ardýndan istifa eden savunma ve dýþiþleri bakanlarýndan sonra 11 üyeli kabinede kalan bakanlardan da bakanlar kurulu toplantýsýnda istifalarýný sunmalarýný isteyeceðini söylemiþti. Lefkoþa / aa

vun du. Mil lî e ði tim sis te mi nin Tanzimat’tan bugüne yap-bozlara maruz kaldýðýný ifade eden Avcý, Türkiye’deki mevcut eðitim sisteminin iþsizlik, çarpýklýk ve bunalým ürettiðini, okulda öðretilenlerin iþ hayatýna ve toplumsal hayata katkýsýnýn yeterince olmadýðýný, diplomasýný alan gençlerin gerçek hayatta ‘’sudan çýkmýþ balýða döndüðünü’’ öne sürdü. Avcý açýklamasýnda, ‘’Bu nedenle

Haberal’ýn avukatý Dilek Helvacý, Haberal’ýn kalp aritmilerinde artýþ, yüksek tansiyon, göðüste daralma ve kolda uyuþma þikâyetleri bulunduðunu belirtti.

ÝKÝNCÝ ‘’Ergenekon’’ dâvâsý kapsa mýnda tutuklu yargýlandýðý sýrada CHP’den Zonguldak Milletvekili seçilen Prof. Dr. Mehmet Haberal, hastaneye kaldýrýldý. Haberal’ýn avukatý Dilek Helvacý, müvekkilinin mevcut rahatsýzlýklarýnda 25 Temmuz’dan bu yana bir artýþ yaþandýðýný, Haberal’ýn kalp aritmilerinde artýþ, yüksek tansiyon, göðüste daralma ve kolda uyuþma þikâyetleri bulunduðunu belirtti. Bunun üzerine cezaevi doktorunun ambulans çaðýrdýðýný, ancak müvekkilinin ilk etapta hastaneye gönderilmeyi kabul etmediðini ifade eden Helvacý, akþam saatlerinde rahatsýzlýðýnýn artmasý üzerine Habe ral’ýn semt polikliniðinde müþahede altýna alýndýðý söyledi. Geceyi semt polikliniðinde geçi ren Haberal’ýn, 26 Temmuz sabahý cezaevine döndüðünü, ancak akþam saatlerinde tekrar rahatsýzlanmasý üzerine bu defa Silivri Devlet

Hastanesine sevk edildiðini belirten Helvacý, müvekkilinin müþahede altýnda tutulmasýna ihtiyaç olmadýðý gerekçesiyle geri gönderildiðini ifade etti. Ataklarýn artýþ göstermesi üzerine önceki gün Silivri Cumhuriyet Baþsavcýlýðýna baþvurduklarýný belirten Helvacý, bu sabah (dün) Haberal’ýn Silivri Devlet Hastanesine kaldýrýldýðýný söyledi. Cezaevi þartlarý ve hava sýcaklýklarýnýn yüksek oluþunun Haberal’ýn rahatsýzlýðýnýn artmasýna sebep olduðunu ifade eden Helvacý, cezaevi doktorunun Haberal’ýn kardiyolojik yoðun bakým ünitesi bulunan bir hastanede tedavisinin gerektiði yönünde daha önceden hazýrlanan raporlarýnýn bulunduðunu belirtti. Haberal, müvekkilinin kardiyolojik yoðun bakým ünitesi bulunmayan Silivri Devlet Hastanesinde tedavi altýna alýnmasýný da uygun bulmadýklarýný bildirdi. Ýstanbul / aa

ve Norveç’tekine benzer saldýrýlarý önlemeye yeterince hazýrlýklý olmadýklarýný söyledi. Avrupa’daki “siyasî liderlik konusundaki bü yük eksikliðe” dikkati çeken Malmström, siyasî partilerin “aþýrý saða en yakýn çözümler bulma konusunda birbirleriyle rekabet halinde olduklarý” tesbitinde bulundu. “Bunu Hollanda, Ýtalya, Danimarka, Fransa birçok yerde görüyoruz” diyen Malmström, geleneksel partilere aþýrý saðýn ardýna takýlmak yerine onlarýn söylemlerine karþý alternatif üretmeleri tavsiyesinde bulundu. Bu arada Ýtalya’da göçmen karþýtý Kuzey Bir liði (Lega Nord) partisinden Avrupa Parlamentosu üyesi Mario Borghezio, bir Ýtalyan radyosuna yaptýðý açýklamada, Breivik’in þiddete yönelmesi hariç bin 500 sayfalýk manifestosunda yansýttýðý fikirlerini “iyi ve hatta fevkalade” bulduðunu söyledi. Brüksel / aa

KOMBASSAN SANAYÝ TÝCARET VE YATIRIM HOLDÝNG ANONÝM ÞÝRKETÝ ANASÖZLEÞME 21. MADDE TADÝL TASARISI ESKÝ ÞEKLÝ Madde : 21 - GENEL KURUL TOPLANTILARINDA TOPLANTI ve KARAR YETERSAYISI Ana sözleþmenin 8.(sekizinci) maddesi saklý kalmak ve Türk Ticaret Kanunu'nun emredici hükümleri gereði daha yüksek bir yeter sayýnýn öngörülmediði hallerde, 21.1 Olaðan ve olaðanüstü Genel Kurullara iliþkin ilk toplantý yetersayýsý Ortaklýk esas sermayesinin mutlak çoðunluðunu temsil eden pay sahiplerinin mevcudiyeti, karar yetersayýsý ise toplantýda temsil edilen Ortaklýk esas sermayesinin en az 3/4'ünü temsil eden hissedarlarýn olumlu oyu ile saðlanmýþ olacaktýr. 21.2 Olaðan ve olaðanüstü Genel Kurullara iliþkin ikinci toplantýlarda hazýr bulunan pay sahipleri temsil ettikleri esas sermayenin miktarý ne olursa olsun görüþme yapmaya ve hazýr bulunanlarýn çoðunluðu ile karar almaya yetkilidir. YENÝ ÞEKLÝ Madde : 21 GENEL KURUL TOPLANTILARINDA TOPLANTI ve KARAR YETERSAYISI Ana sözleþmenin 8.(sekizinci) maddesi saklý kalmak üzere: 21.1 Olaðan ve olaðanüstü Genel Kurullara iliþkin ilk toplantý karar ve yetersayýsý TTK ve SPKn'nun ilgili hükümleri çerçevesinde belirlenecektir. 21.2 Olaðan ve olaðanüstü Genel Kurullara iliþkin ikinci toplantýlarda hazýr bulunan pay sahipleri temsil ettikleri esas sermayenin miktarý ne olursa olsun görüþme yapmaya ve hazýr bulunanlarýn çoðunluðu ile karar almaya yetkilidir. Anasözleþmenin 21. maddesinin tadili ile ilgili olarak Sermaye Piyasasý Kurulu'ndan 01/06/2011 tarih ve B.02.1 .SPK.0.13.00-110.03.02-1062 sayý ile, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý Ýç Ticaret Genel Müdürlüðünden 24/06/2011 tarih ve B.14.0.ÝTG.0.10.00.01/35102.5926270239-3473 sayý ile ön izin alýnmýþtýr.


HABER

Y

29 TEMMUZ 2011 CUMA

HABERLER

Kürtler, tefrikaya karþý… cevher@yeniasya.com.tr

zerkliðin “demokratikleþme” ve “barýþ” deðil, tefrika getirdiði; demokrasi ve özgürlüklerin noksanlýðýndan kaynaklanan bugünkü problemlere çözüm getiremediði, bizzat özerkliði apar-topar tek taraflý ortaya atanlarca da örtülü bir þekilde itiraf edilmekte. Bediüzzaman’ýn bundan doksan yýl önce tesbit ettiði, “Bin sene birlikte yaþamýþ, omuz omuza cihâd edip Kur’ân’ýn bayraktarlýðýný yapmýþ Türklerle Kürtlerin ve bu vatandaki sâir Müslüman unsurlarýn birbiriyle mecz olmuþ ve tam birleþmiþ Ýslâmî bir milliyet” haline gelen inanç birliði ve kardeþliði üzerinde geliþen baðlarý koparmayý, tarih boyunca en evvel Kürtler reddetmiþler. 1920’de Paris’te Kürtlerin Osmanlýdan koparýlmasý “muhtýrasý”na Ermeni Boðos Nubar Paþa’yla beraber Kürtler adýna imza koyan Þerif Paþa’ya “en susturucu ve belið cevabý”, Þark vilâyetlerindeki Kürt aþiretleri vermiþ. Bunun içindir ki Bediüzzaman, “Kürtler

Ö

ve Osmanlýlýk” ile “Kürtler ve Ýslâmiyet” baþlýklý makalelerinde, “Paris iftirak muhtýrasý”na, “Kürtler Ýslâm câmiasýndan ayrýlmaya asla tahammül edemezler. Bunun aksini iddia edenler, Kürtlük nâmýna söz söylemeye selâhiyettar (yetkili) olmayan beþon kiþiden ibârettir” cevabýný verir. “Kürtlerin ecnebi himâyesinde bir muhtariyeti (özerkliði) kabul etmektense ölümü tercih edeceklerini” belirtir. (Ýkdam, 7 Mart 1920; Sebilürreþad, 17 Mart 1920, Eski Said Dönemi Eserleri, 107-110) AYRILIK NEYÝ HALLEDECEK? Bu “muhtýra”nýn “Kürtleri bir millet-i tâbia (uydu kavim)” haline getirmek olduðunu ve aklý baþýnda Kürtlerin kavmiyetçi tahriklere ve tuzaklara gelip bu tür muhataralý ithal projelere taraftar olamayacaklarýný ifâde eder. “Herþeyden önce Müslüman olan Kürtleri Müslümanlýktan ayýrmak isteyenlerin Ýslâmî esaslara muhalif hareket ettiklerini” nazara vererek, “Fakat bunlar da kimlerdir? Bir-iki kulüpte toplanan beþ-on kiþiden ibâret. Hakikî Kürtler, kimseyi kendilerine vekil-i müdafi (savunma avukatý) olarak kabul etmiyorlar” cümlesiyle, ayrýlýkçý düþüncelerin Kürtlerin irâdesini yansýtmadýðýna dikkat çeker. Gerçek þu ki, bugün de Türkiye’deki Kürtlerin kahir ekseriyeti, bölge halkýnýn

büyük çoðunluðu, iþbirlikçilerin bölünüp parçalanmaya kapý açacak “özerklik” benzeri “tefrika fitneleri”ne karþý. Dahasý, her ne kadar bazý DTP’liler hâlâ “özerkliði tartýþmayý kabul etmeyiz” deseler de, hatta tehdit ve þantajlarla Kandil’den “ilân edecekleri özerkliði savunmak için savaþacaklarýný” söyleseler de, sonunda özerkliði savunan “blok”un önemli bir kýsmý dahi buna itibar etmemekte; bunun çâre olmadýðýný “zamanlama yanlýþlýðý” benzeri dönüþlerle perdeli bir biçimde ikrar etmekteler… Sahi bazýlarýnýn açýkladýðý gibi söz konusu bayat ecnebi projesi “adem-i merkeziyetmuhtariyet (özerklik)” zâhiren mâkul görünse dahi, geçilecek “federatif sistem”de “Kürdistan eyâleti” ya da “eyâletler”in sýnýrý ne olacak? Bölge coðrafyalarý mý, bölgede yaþayan etnik nüfus mu esas alýnacak? Bu karmaþada Batýdaki Kürtlerin ya da Doðudaki Türklerin ve sâirlerin durumu ne olacak? Bin yýldýr ayný potada erimiþ, iç içe geçmiþ, ayný inancý ve tarihi paylaþan unsurlarýn zorla ayrýþtýrýlmasýyla ortaya çýkacak fâcialar ve felâketler hesaplandý mý? Bediüzzaman’ýn ikaz ettiði gibi, “pek mânâsýz bir iddia olan Kürtlük dâvâsý”yla “adem-i merkeziyet/muhtariyet (özerklik)” paravanýnda “ayrýlýk marazý”ný telkinle, ýrklarýn þiddetli ihtilâfýyla eþitsizliðin sebep olduðu, kavga ve keþmekeþliðiyle ecnebi par-

5

maðýnýn karýþýp tefrikayý tahrik fitnesi, neyi halledecek? ÖNEMLÝ BÝR FIRSAT… Gelinen noktada, “özerklik ilâný,” hiçbir ciddiyeti ve geçerliliði olmayan “ekall-i kalil” hükmündeki küçük bir grubun propaganda amaçlý ütopik taktikli bir çýkýþý olarak ortaya çýkmakta. Oysa “özerklik” benzeri arayýþlara karþý, Türkiye’nin demokratikleþme ile temel hak ve hürriyetlerin hayata geçirilmesi gibi ciddî sorunlarý var. Bundandýr ki, doksan sene önce netice vermediði gibi bugün de hiçbir müsbet netice vermeyecek ve “þuristana akacak” boþ çabalar yerine, Türkiye’nin enerjisini “yeni demokratik sivil anayasa” ve AB kriterlerine uyum çerçevesinde haklarýn ve özgürlüklerin temin edilip koruma altýna alýnmasýna teksif etmesi gerekiyor. Aslýnda “yeni anayasa”, belli bir bölgeyi ve etnik grubu deðil, bütün vatan sathýný ve vatandaþlarý kapsayan inanç temelli ortak deðerler üzerine inþa edilecek demokrasi için önemli bir fýrsat. Bunun içindir ki baþta “Kürtler adýna siyaset yaptýðýný iddia edenler” olmak üzere büyük beklentilerle “yeni demokratik anayasa” sözünü veren siyasî iktidar, bunu birinci gündem yapýp bu fýrsatý heba etmemelidir…

Yolcu uçaðýnýn kanadýna çarpan bagaj traktörü korkuttu.

Havalimanýnda korkutan kaza

TATARÝSTAN Havayollarýna ait yolcu uçaðýnýn kanadýna çarpan bagaj traktörü, Atatürk Havalimanýnda heyecanlý dakikalar yaþattý. Alýnan bilgiye göre, Tataristan Havayollarýna ait, Ýstanbul’dan Kazan’a gidecek olan, 70 yolcusu ve 12 mürettebatý bulunan 222 numaralý körükte park halindeki U9 544 sefer sayýlý Tupolev 154 tipi yolcu uçaðýnýn sol kanadýna Turkish Ground Services’e (TGS) ait bagaj traktörü çarptý. Çarpmanýn etkisiyle kanadý delinen uçakta bulunan yaklaþýk 5 ton yakýt aprona döküldü. Uçaðýn çevresinde tedbir alan Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) itfaiye ekipleri, aprona köpük sýkarak, sýzan yakýtýn alev almasýný önledi. Uçaktaki yolcular tahliye edilirken yakýt tamamen boþaltýldý. Uçak, Atatürk Havalimanýnda güvenli bir bölgeye çekildi. DHMÝ yetkilileri, kaza dolayýsýyla Atatürk Havalimanýnda uçuþ trafiðinin aksamadýðýný ancak taksi yolunun deðiþtirildiðini belirtti. Ýstanbul / aa

Hükümeti uyarýyoruz ABD'nin durumu çok kötü

KANADA Baþbakaný Stephen Joseph Harper, ABD’nin durumunun, içinde bulunduðu ekonomik kriz dolayýsýyla çok kötü olduðunu söyledi. Baþbakan Harper, Kore Savaþý’nýn 58. yýl dönümü dolayýsýyla Brampton kentinde düzenlenen anma törenlerine katýldý. Burada gazetecilerin sorularýný cevaplayan Harper, Baþkan Obama’nýn çözmeye çalýþtýðý ABD’nin borç krizinin ‘’Washington’daki siyasî sürecin ürünü’’ olduðunu belirtti. Harper, hükümetinin Kanada ekonomisinin bu durumdan olumsuz etkilenmemesi için gereken tedbirleri aldýðýný kaydetti. Kanada’nýn malî dengelerinin, saðlam olduðunu ifade eden Baþbakan Stephen Joseph Harper, 2015’de denk bütçe için baþlattýklarý programý devam ettireceklerini ve bütçede 4 yýl içinde 11 trilyon dolar tasarruf saðlayacaklarýný açýkladý. Harper, ABD’nin mevcut sorunu çözebilmek için zor seçimlerle karþý karþýya olduðunu, bu durumun ülkesini etkilemeyeceðini belirtti. Brampton / aa

8 bin Suriyeli ülkelerine döndü  BAÞBAKANLIK Afet ve Acil Durum Yönetimi Baþkanlýðý (AFAD), ülkelerindeki olaylar dolayýsýyla bugüne kadar 16 bin 16 Suriyelinin Türkiye’ye geldiðini, bunlardan 8 bin 164’ünün ülkesine döndüðünü, bugün (dün) itibariyle Türkiye’de 7 bin 852 Suriyelinin bulunduðunu bildirdi. Baþbakanlýk Basýn Merkezinin internet sitesinde yer alan bilgi notuna göre, sýnýrýn hemen ötesinde bulunan Suriye vatandaþlarýna insanî yardým faaliyetleri kapsamýnda gýda yardýmý yapýlmaya devam ediliyor. AFAD, Suriyelilerin acil ihtiyaçlarý için Hatay Valiliði emrine 7 milyon 750 bin acil yardým ödeneði gönderildi. AFAD’ýn verilerine göre, bugüne kadar Türkiye’ye 16 bin 16 Suriye vatandaþý geldi, bu kiþilerin 8 bin 164’ü ülkelerine geri döndü. Bugün itibariyle Türkiye’deki Suriyeli sayýsý 7 bin 852. Bilgi notuna göre, 27-28 Temmuz 2011 tarihlerinde 54 Suriyeli kendi isteðiyle ülkesine dönerken 40 kiþi de Türkiye’ye geldi. 40’ý refakatçi 64’ü hasta olmak üzere toplam 104 Suriyeli ise hastanede bulunuyor. Ýlgili kurum ve kuruluþlarca çadýr kentlerde barýnma, yiyecek, saðlýk, güvenlik, sosyal aktivite, eðitim, ibadet, tercümanlýk ve haberleþme gibi hizmetleri ile günlük olarak 3 öðün sýcak yemek veriliyor. Ankara / aa

Yüksek Askerî Þûrâ Pazartesi toplanýyor

YÜKSEK Askerî Þûrâ’nýn (YAÞ) olaðan toplantýsý 1-4 Aðustosta Genelkurmay Baþkanlýðý Karargahýnda yapýlacak. Genelkurmay Baþkanlýðý Genel Sekreterliðinden yapýlan yazýlý açýklamada, YAÞ’ýn çalýþmalarýna Pazartesi g ünü baþlayacaðý bildirildi. Þûrâ çalýþmalarý öncesi gazetecilerin kýsa süre görüntü ve fotoðraf almalarýna izin verileceði belirtilen açýklamada, YAÞ üyelerinin Pazartesi günü saat 11.55’te Anýtkabir’i ziyaret edeceði kaydedildi. Ankara / aa

Türkiye, Ramazan ayýna hazýr BELEDÝYELER, onbir ayýn sultaný Ramazan’ý vatandaþlarýn huzurlu bir þekilde geçirmesi için hazýrlýklarýný tamamladý. Bazý belediyeler iftar çadýrý kurma geleneðini sürdürürken, bazý belediyeler havalarýn sýcak olmasý dolayýsýyla, çadýr kurmak yerine ihtiyaç sahibi ailelere yardým paketi vermeyi kararlaþtýrdý. Belediyeler ayrýca, iftar sonrasý vatandaþlar için çeþitli kültürel faaliyetler düzenleyecek. Karagöz, meddah ve söyleþi programlarý hazýrlayacak belediyeler, hem büyükler hem de küçüklere, Ramazan’ýn farklýlýðýný yaþatmaya çalýþacak. Ramazan nedeniyle, her akþam Mersin’de 5 bin, Bursa’da 4 bin, Balýkesir’de 3 bin, Sakarya’da 2 bin 800, Osmaniye’de 2 bin, Adana’da 1800, Antalya ve Hatay’da bin 500’er, Karabük’te bin 400, Sivas’ta bin 200, Edirne’de 750, Kýrýkkale’de 600, Tokat, Bartýn ve Burdur’da da 500’er kiþi için iftar çadýrlarý kurulacak. Hava sýcaklýklarýnýn yüksek olmasý dolayýsýyla iftar çadýrý kurulmayan Ýzmir’de 88 bin, Mersin’de 10 bin, Isparta’da 4 bin 200, Kocaeli’de 3 bin, Burdur’da bin 200 aileye erzak paketi ve maddî yardýmda bulunulacak. Balýkesir, Hatay ve Sivas’ta, iftar çadýrýnýn yaný sýra, 5 bin’er, Sakarya’da 3 bin 500, Osmaniye’de 3 bin, Adana’da 2 bin 300, Antalya’da bin 500 ve Karabük’te 200 aileye, gýda ve maddî yardým yapýlacak. Ankara / aa

Aliyev: Vize konusunda daha hazýr deðiliz Rahmet ayý Ramazan yaklaþýrken, halk gibi belediyeler ve sivil toplum kuruluþlarý da hazýrlýklarýný tamamladý.

Sivilleri öldürdü, 7 yýldýr firarda GÜMÜÞHANE'NÝN ELMAÇUKURU KÖYÜ KIRSALINDA, 17 EYLÜL 2004 TARÝHÝNDE GÜVENLÝK GÜÇLERÝNÝN TERÖRÝST ZANNEDEREK ATEÞ AÇMASI SONUCU 2 KÖYLÜ ÖLMÜÞ, 2'SÝ DE YARALANMIÞTI. TÝM KOMUTANI HÂLÂ FÝRARDA. GÜMÜÞHANE’NÝN Þiran ilçesinde, terörist zannederek 2 kiþiyi öldürdükleri, 2 kiþiyi de yaraladýklarý ileri sürülen 1’i üsteðmen 8 askerin yargýlanmasýna devam edildi. Gümüþhane Aðýr Ceza Mahkemesindeki duruþmaya, olay sýrasýnda tim komutaný olan firarî sanýk Jandarma Üsteðmen Bülent Kýlýç ile 7 asker katýlmadý. Duruþmada maðdurlarýn avukatý Celalettin Köse ile askerlerin avukatý Hasan Çiftçi hazýr bulundu. Duruþmada söz alan askerlerin avukatý Çiftçi, dosyanýn sürüncemede kaldýðýný belirterek, bu sebeple karar verilmesini talep etti. Köse de dosyadaki eksikliklerin giderilerek sanýklarýn cezalandýrýlmasýný istedi. Görüþü sorulan Cumhuriyet savcýsý ise olay sýrasýnda tim komutaný olan sanýk Jandarma Üsteðmen Bülent Kýlýç hakkýnda çýkarýlan yakalama emrinin infazýnýn beklenmesini ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesini istedi. Mahkeme heyeti de Bülent Kýlýç hakkýnda çýkarýlan yakalama emrinin infazýnýn

CHP Genel Baþkan Yardýmcýsý Hurþit Güneþ, ‘’Muhalefet olarak hükümeti uyarýyoruz; ekonomi iyi gitmiyor’’ dedi. Güneþ, Balýkesir’in Bandýrma ilçesinde partililer ve sivil toplum örgüt temsilcileriyle bir araya geldi. Güneþ, yaptýðý konuþmada, Avrupa ekonomisindeki en ufak kýpýrtýlarýn Türkiye’de ciddi sallantýlar oluþturduðunu öne sürdü. Türk ekonomisinin ciddî kýrýlganlýklar taþýdýðýný belirten Güneþ, þunlarý söyledi: ‘’Dünyada en ufak kýpýrdamalar olduðunda ülkemizde sallantýlar olmaktadýr. Dünyada sadece Yunanistan ve ABD’nin borç krizi tartýþýlýyor. Bu krizde diðer ülkelerin borsalarý bizim ülkemizin borsasý gibi sallanmadý. Burada bir sorun var. Hani istikrar vardý? 12 Haziran 2011 seçimleri sonrasýnda hükümet kuruldu. AKP parlamentoda sayýsal çoðunluða sahip. O zaman borsa niye düþüyor? Dövizin bol olduðu, iþsizlik oranýnýn azaldýðý yaz aylarýnda bile döviz artýyor. Artýk iþler iyi gitmiyor. Sonbaharda dövizdeki artýþýn daha fazla olacaðýný düþünüyoruz. Muhalefet olarak iktidarý uyarýyoruz; ekonomi iyi gitmiyor. Bu yapýyý toptan deðiþtirmeniz gerekmektedir.’’ Gündemde olan ‘’yeni Anayasa’’ tartýþmasýna da deðinen Güneþ, Baþbakan Erdoðan’ýn, ‘’Anayasayý ben hazýrlayayým siz de üzerinde uzlaþýn’’ dayatmasý içinde olduðunu iddia etti. ‘’Ne güzel deðil mi, onun yaptýðýný biz kabul edeceðiz ve uzlaþmýþ olacaðýz’’ diyen Güneþ, CHP olarak yeni Anayasa’nýn bütün kesimlerin katýlýmýyla hazýrlanmasý gerektiðini savunduklarýný, bu konuda iktidarla ayrýþtýklarýný belirtti. Bandýrma / aa

beklenmesine karar vererek, duruþmayý erteledi. DÂVÂNIN GEÇMÝÞÝ Gümüþhane’nin Þiran ilçesine baðlý Elmaçukuru Köyü kýrsalýnda, 17 Eylül 2004 tarihinde özel harekât timlerince düzenlenen operasyonda, güvenlik güçlerinin terörist zannederek ateþ açmasý sonucu Kenan Çubukçu (34) ve Olcayhan Bayrak (17) ölmüþ, Selahattin Çubukçu (30) ve Ýsmail Sarý (19) yaralanmýþtý. Olayda sorumluluðu bulunduðu iddiasýyla Gümüþhane Aðýr Ceza Mahkemesinde yargýlanan tim komutaný Jandarma Üsteðmen Bülent Kýlýç 30 yýl aðýr hapis cezasýna çarptýrýlmýþ, 7 askerin ise beraatýna karar verilmiþti. Karar, Yargýtay 1.

Ceza Dairesince, ‘’dâvânýn askerî mahkemede görülmesi’’ gerektiði gerekçesiyle bozulmuþtu. Bunun üzerine Gümüþhane Aðýr Ceza Mahkemesince yeniden görülen dâvâda mahkeme ‘’görevsizlik kararý’’ vererek, dâvâ dosyasýný Trabzon 48. Mekanize Piyade Tugay Komutanlýðý Mahkemesine göndermiþti. Bu mahkeme ise davanýn sivil mahkemede görülmesi gerektiðine karar vermiþti. Uyuþmazlýðýn giderilmesi sonrasý ise dosya yeniden Gümüþhane Aðýr Ceza Mahkemesine gönderilmiþti. Gümüþhane / aa

AZERBAYCAN Cumhurbaþkaný Ýlham Aliyev, Türkiye vatandaþlarýný vize muafiyeti ve KKTC’yi tanýma konusunda daha hazýr olmadýklarýný ifade etti. Baþþehir Bakü’de Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan ile birlikte düzenlenen ortak basýn toplantýsýnda bir gazetecinin konuyla ilgili sorusuna muhatap olan Aliyev, KKTC’yi tanýmalarýnýn Yukarý Karabað sorunu dururken mümkün olamayacaðýna iþaret etti. Söz konusu gazetecinin Türkiye’nin Azeri vatandaþlarýna 4 yýldýr vize uygulamadýðýný hatýrlatmasý üzerine ise Ýlham Aliyev ülkesinin bu konuda da daha hazýr olmadýðýný kaydetti. Bakü / cihan

‘Ýslâmî terör’ saplantýsý Batý’yý kör etti

NORVEÇ'TEKÝ kanlý saldýrýyý deðerlendiren Irkçýlýkla Mücadele ve Eþit Fýrsatlar Merkezi (CGKR) Baþkaný Jozef De Witte, Batý’nýn özellikle 11 Eylül’den sonra ‘Ýslâmî terör’ saplantýsý içinde olduðu ve bu yüzden yaný baþýndaki ‘gerçek tehdidi’ fark edemediði söyledi. Belçika’da ýrkçýlýkla mücadele alanýnda en muteber kurum sayýlan CGKR, dünyada geniþ yanký uyandýran Norveç’teki kanlý saldýrýlarý deðerlendirdi. 76 kiþinin hayatýna mal olan saldýrýyý ‘korkunç’ olarak deðerlendiren De Witte, “Yakýnda onuncu yýlýný dolduracak olan 11 Eylül (2001) saldýrýlarý Batýlý toplumu o kadar derin sarstý ki, var güçleriyle sadece ‘Ýslâmî teröre’ odaklandýlar. Bu ise nispi körlüðü beraberinde getirdi. Gerçek tehlikenin varlýðý gözlerden kaçtý’’ þeklinde konuþtu. Brüksel / cihan


6

YURT HABER

29 TEMMUZ 2011 CUMA

Bu duygu ve düþüncelerle yaylada tefekkür ve tenezzüh manasýndaki kâinat kitabýný okuma müzakeresidir yaylaya teþrif etmek aslýnda.

“Ýnsan binasýnýn temelleri iman esaslarýdýr. Bunun için bunlar zayýflatýlmamalý. Varsa bu zafiyetin giderilmesi gerekir. Peygamberimizin (asm) ‘Lailahe illallah ile imanýnýzý yenileyin’ hadisi bunu emretmektedir. Dehþetli asrýn dehþetli fitnesine karþý imanýn kuvvetlendirilmesi ve tecdid edilmesi gerekir. Ýlim iki türlüdür. Bir tür ilim vardýr ki, bir kere okununca yeter. Ýlmihal gibi. Ýkinci tür ilim ise su gibi, hava gibi her zaman okunmasý gerekir. Ýman ilmi böyledir.. Üstad ‘Saniin azametini zihinlerde tesbit etmek gerekir’ diyor. Emir ve nehiylerdeki hassasiyet ancak bu tesbitle olur. Her Nur Talebesinin vazifesi, günde beþ on dakikada olsa Risâle-i Nur ile meþgul olmaktýr. Böyle yaparsa talebe-i ulum dairesine girer. Öte yandan ehl-i iman olduðu halde bazýlarýnýn aðzýndan küfrü iþmam eden sözler çýkabiliyor. Bu sözlerden kurtulmanýn çaresi, ehl-i imanýn imanýný kuvvetlendirmektir. Nur Talebelerinin bir diðer vazifesi, ehl-i imanýn imanýný kurtarmak ve kuvvetlendirmektir. Ýçinde bulunduðumuz yayla bir tenezzühgâh ve bir ticaretgâhtýr. Kâinatý mana-i harfiyle tefekkür etmek suretiyle her þeyde esma-i Ýlâhînin tecellilerini okumuþ oluyoruz. Yine ‘Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayýrlýdýr’ buyurur Peygamberimiz (asm). Risâle-i Nur bunu kazandýrýyor. Kâi-

Çevre il ve ilçelerden gelen Nur müþtaklarý müfritane irtibatý saðlamak için bir araya gelip birbirlerinden þevk alýp þevk verdiler. Kâinat kitabýný tefekkür ettiler. Ali Vapurlu Aðabey “Þu misafirhane-i dünyada hiçbir þey nizamsýz gayesiz deðil, ey insan sen nasýl gayesiz, nizamsýz olabilirsin?” diye baþlayan sohbeti, “Kâinatta her þeyde bir nakýþ var. Bu nakýþlarýn içinde en azam nakýþ insandýr. Ahsen-i takvim sûretinde yaratýlmýþýz. Maksatsýz, gayesiz olmamýz imkânsýzdýr. Rabbimiz kâinat fabrikasýnýn çarklarýný insan için çalýþtýrýyor. Yapan bilir, elbette bilen konuþur” ifadeleriyle sürdürdü. “Ben insan ve cinleri ancak Bana ibadet etsinler diye yarattým” âyetini, 20. Mektub’un Mukaddimesi’nden okuyarak açýkladý. “Ýnsaniyetin en âlî mertebesinin iman-ý billah, marifetullah ve muhabbetullah” olduðu hakikatini izah ettikten sonra:

nat kitabýný bize okutan Ayetü’l-Kübrâ Risâlesi olduðu gibi Münacat Risâlesi de onun duâsý manasýndadýr” diyerek Münacat’tan okuyarak sohbetini tamamladý. Namazdan sonra merhum Þaban Döðen Aðabey için okunan hatmin duâsý yapýldý. Yemekten sonraki kýsýmda Hasan Okur Aðabeyimiz Risâle-i Nur’u tanýmasýný ve Üstad’ý yedi defa görüþünü anlattý. Üstaddan hatýralar nakletti. Hizmetlerle ilgili sorularý cevaplandýrdý. Bu minval üzere saat 16.00’ya kadar sohbet devam etti. Bundan sonra herkes yayladaki esmâyý tefekkür ede ede mahallerine döndüler. Eminim medrese-i seyyarelerinde bu tefekkür devam etmiþtir. Ýrtibatýn getirdiði þevk ve gayret, mahallerindeki hizmetlere yansýyacaktýr inþâallah. Gelecek sene buluþmak umuduyla...

MEHMET KOVANCI kovancim19@gmail.com

Kargý Yaylasý’nda Nurdan esintiler 30 seneden beri devam eden geleneksel Çorum Kargý Yaylasý pikniði Ramazan dolayýsýyla bu sene 24 Temmuz Pazar günü gerçekleþtirildi. Yaylaya gelenler tullâbun nurdur. Burada halleþmek elbet sürurdur. Þahs-ý mâneviyse elbet onurdur. Nurun naþirleri, geliniz dostlar. Üstada talebe olanlar gelsin. Nurun dâvâsýný bulanlar gelsin. Asrýn sahibine uyanlar gelsin. Gidelim yaylaya haydi a dostlar

Üstü açýk camide 600 yýl sonra teravih OSMANLI DEVLETÝ’NÝN BURSA’YI FETHÝNDEN SONRA YAPILAN ÜSTÜ AÇIK CAMÝDE 600 YIL SONRA ENDERUN USÛLÜ TERAVÝH NAMAZI KILINACAK.

Eski belediye baþkanlarýndan Ekrem Barýþýk döneminde bir kez bayram namazý kýlýnan üstü açýk cami, eski Bursa Valisi Oðuz Kaðan Köksal döneminde temizlenmiþti.

OSMANLI Devleti’nin Bursa’yý fethinden sonra yapýlan üstü açýk camide Enderun usûlü teravih namazý kýlýnacak. Osmanlý zamanýnda ordunun sefere çýkarken ve seferden döndüðünde namaz kýldýðý Namazgâh mevkiindeki üstü açýk cami, Ramazan boyunca açýk havada namaz imkâný sunacak. Osmanlý Ýmparatorluðu’na uzun yýllar baþþehirlik yapan Bursa, ecdad yadigârý tarihî hazinelerini yeniden keþfediyor. Ordunun savaþa çýkarken toplu halde namaz kýldýðý Yýldýrým ilçesi Namazgâh Mahallesi’nde bulunan

üstü açýk camide, Ramazan süresince teravih kýlýnacak. Mihrap ve minberi mermer lâhitlerden yapýlan tarihî cami, çýnar aðaçlarýnýn gölgesinde görsel güzelliði ile dikkat çekiyor. Mahalle çocuklarýnýn yýllarca oyunlar oynadýðý, büyüklerin ise çeþitli organizasyonlar düzenlediði tarihî alan, muhtar Nedim Serbestol sayesinde aslî vazifesine geri dönecek. Eski belediye baþkanlarýndan Ekrem Barýþýk döneminde bir kez bayram namazý kýlýnan üstü açýk cami, eski Bursa Valisi Oðuz Kaðan Köksal döneminde temizlenmiþti.

Y seri i l â n l a r Uygun Fiyata Satýlýk DEVREMÜLK Afyon Hilal Termal Tatil Köyünde 17-27 Eylül arasý kullanýma hazýr, 14.000TL satýlýk Not: Araba ile takas olunur. Gsm: 0542 240 03 42

Fuar Organizasyonunda çalýþmýþ, yönetici ve elemanlar aranýyor Cv için : Tel : 0212 474 63 49 Fax : 0212 474 09 07

bizimletur@gmail.com

Takým arkadaþlarý arýyoruz.

maný aramaktayýz. Ýrtibat tel : 0(212) 528 95 32 E Ehliyetli Kamyon Þoförü aranýyor. 0(212) 671.51.71

Pazarlama departmanýna yetiþtirilmek üzere elemanlar alýnacaktýr. 0(212) 655 88 59

KÝRALIK DAÝRE

ELEMAN

Otomotiv Sektöründe Yetiþtirilmek üzere 4 yýllýk üniversite mezunu bayan sekreterler alýnacaktýr. DORA OTOMOTÝV Tel: 0(212) 422 22 23

Beyaz Eþya tamir ustasýyým 12 senedir. 0545 771 76 23 Barýþ Akça Bahçelievler Topkapý'daki okulumuza resim, müzik, beden eðitimi ve çocuk geliþimi öðretmenlerine ihtiyaç duyulmaktadýr. 0532 605 00 02 0506 836 89 00 Web Ofsette çalýþacak makina ustasý ve yardýmcýlarý aranýyor. (0535) 278 52 18 saidaydin@yeniasya.com.tr Kýrtasiye sektöründe deneyimli pazarlama elemaný araç kullanabilen Tel : 0(212) 544 19 20 Gsm: (0506) 860 95 68 Grafik ve Tasarým elemaný aranýyor. Tel : 0(212) 544 19 20 Gsm: (0506) 860 95 68

Özel Duyu Özel Eðitim ve Rehabilitasyon Merkezine Ýþitme Engeliler Öðretmeni alýnacaktýr. Ücret Dolgundur. (0532) 374 68 07 (0505) 778 34 39 Antakya/Hatay Sultanahmet bölgesinde ki otelimiz için Ýngilizce bilen bay resepsiyon ele-

Y

 Sahibinden Denizli'de Kiralýk zemin dükkân Bayrampaþa Ulu Cami Yaný Ulu Çarþý Ýþhanýnda zemin 11 nolu dükkân Kaloriferli-Kapalý Otoparklý Ýþyeri 300 TL (0533) 712 48 06  Sahibinden Denizli Mehmetçik mahallesi Diþ Hastanesi yanýnda Kombili Daire 100m2 2+1 Yeni Bakýmdan çýkmýþ 280 TL (0533) 712 48 06  75 m2, 1+1, 4 katlý, 1.KAT, Bina yaþý 5-10 yýl arasý, 500 TL depozit, kira 350 TL 0(212) 640 58 88  3+1, kombili, masrafsýz, orta kat, 120 m2, bina yaþý 5-10 yýl arasý, 3 katlý, 2.kat, kat kaloriferli, krediye uygun 700 TL (0536) 313 81 79  90 m2, 2+1, bina yaþý 5-10 yýl arasý, 3 katlý, 3.kat, doðalgaz sobalý kiralýk daire 500 TL kira, 1000 TL depozit (0536) 313 81 79

SATILIK DAÝRE

Sahibinden Satýlýk Daire Ankara Aydýnlýkevler 1. Durak da 3+1 Full yapýlý Ýrtibat: 535 810 81 11  BARLADA Göl manzaralý 3 kat saðlýk ocaðýnýn önünde 0537 464 41 31 0536 599 39 40 Kemal Karta  Sahibinden Eyüpsultan Akþemsettin Mah. ÝETT Son duraðý Ülker Ýlköðretim Okulu

yanýnda kombili cadde üstü iki tarafý açýk 80m2 yeni 2+1 acil ihtiyaçtan satýlýk 115.000TL 0505 374 41 70  Ankara Hilal 92 Arsa ve konut kooperatifindeki 180m2 'lik daire, iþ merkezi ve arsa hisselerim ihtiyaçtan devren satýlýktýr. 0533 761 46 80  SAHÝBÝNDEN DENÝZLÝ Pýnarkent'te satýlýk Dubleks villa 214 m2 bahçeli 115.000 TL Tel: (0535) 423 83 79  Sahibinden DENÝZLÝ'de daire üçlerde 800.yüzyýl konutlarýnda 3+1 kaloriferli 120 m2 (0533) 712 48 06  ASYA TERMAL KIZILCAHAMAM Tatil Köyü'nde SATILIK Devre mülk. 15.Dönem TemmuzAðustos (Sayran Konaklarý B2-2-15) ve 19.Dönem Aðustos-Eylül(Park Evleri C1-065-19) Müracaat Tel:0532-2637221  Kumburgaz 'da Sahibinden satýlýk dubleks daire 180m2 130.000TL Krediye Uygun 0542 512 54 28  Þirinevler 'de Hürriyet mahallesinde Sahibinden satýlýk kombili asansörlü 120m2 daire 115.000TL 0542 512 54 28 Satýlýk Triplex 350m2 kapalý alan 500m2 müstakil bahçe, deniz manzaralý. Beylikdüzü, Kavaklý, Ýstanbul 0532-2366370  Küçükköy Yenimahalle'de 3.Kat 100 m2 Doðalgazlý-Kombili Tapulu-Krediye uygun 120 bin lira Acil ihtiyaçtan

satýlýk azda olsa pazarlýk payý var. 0537 712 39 91  400 TL Taksitle Tamamý 39.300 TL'den baþlayan fiyatlarla Samsun Panorama Evlerinde Site içerisinde % 82 yeþil alan, yarý olimpik açýk havuzu, fitness saðlýk kabini, oyun merkezi, çocuk oyun parký, 24 saat güvenlik, kamelyalar, otoparklar hayalinizdeki yaþama merhaba demek için Arsa Bizim Ýnþaat Bizim Ev Sizin Erken Gelen Kazanýyor Kampanyasýný Kaçýrmayýn. Çekiliþsiz kurasýz istediðiniz daireyi seçme imkaný Ön Kayýt Ýçin: Satýþ Ofisi:0362 428 07 65 Gsm: (0532) 494 85 00 www.alangayrimenkul.com.tr  Sahibinden Denizli'de Üçler 800. yüzyýl Belediye Toki Konutlarýnda 3+1 Asansörlü Isý Ýzalasyonlu 120 m2 çevre düzenlemesi ve sosyal tesisleri faal 82.000 TL (0533) 712 48 06

SATILIK ARSA

 Arnavutköy 'de Çardak-

tepe'de 301m2 imarlý, ,frazlý 90.000TL 0532 344 26 71  Yalova 'da Þok fiyata 3 adet imarlý arsa 0532 243 28 85  Yalova Fevziye köyünde asfalt cepheli 4200m2 85.000TL 0532 631 12 25  Yalova 'da Sahibinden 2300m2 arazi 80.000TL 0532 631 12 25  Arnavutköy 'de Sahibinden yerleþim içerisinde elektriði, suyu çekilebilir. 500m2 tamamý

Bu defa Ramazan ayý boyunca teravih kýlýnmasý planlanan caminin çevre düzenlemesini Büyükþehir Belediyesi yapýyor. Yýldýrým Ýlçe Müftülüðü de bir ay boyunca namaz kýldýracak imam atadý. Ramazan’ý yaz sýcaklarýnda geçirecek olan Bursalýlarýn, açýk alanda teravih namazý kýlmak için tarihî meydana akýn etmesi bekleniyor. Namazgâh Mahalle Muhtarý Nedim Serbestol, en az 600 yýllýk geleneðin mahallelerinde yeniden baþlatýlmasý için uðraþtýklarýný söyledi. Yüzyýllarca açýk havada toplu namaz kýlýnmadýðýný

hatýrlatan Serbestol, atýl durumdaki eski caminin yeniden kullanýma açýlmasýnýn çok faydalý olacaðýný kaydetti. Ramazan boyunca her akþam teravih ve Bayram Namazý’nýn burada kýlýnacaðýný vurgulayan Serbestol, Cuma ve Cumartesi akþamlarý Enderun usûlü (Her dört rekâtta ilâhiler okunacak) ile namaz kýlýnacaðýný ifade etti. Yaz sýcaklarýnda açýk havada namaz kýlmak isteyenlerin Namazgâh’a akýn edeceðine iþarete eden Serbestol, seneye restorasyonun bitmesiyle daha fazla insaný aðýrlayabileceklerini söyledi. Bursa / cihan

SERÝ ÝLANLARINIZ ÝÇÝN email: reklam@yeniasya.com.tr Fax: 0 (212) 515 24 81 22.000 Yarý peþin yarýsý vadeli Hemen tapulu arsa, 0(212) 597 99 21 (0532) 552 5973 Trakya'nýn muhtelif yerlerinde sanayi-tarým hayvancýlýk veya kýsa ve uzun vadeli yatýrýmlýk imarlý, imarsýz arsa ve tarlalar için arayýn. Abdullah Gürman (0532) 323 94 27 - 0(282) 653 66 67 0(282) 651 66 40 www.gurmanarsaofisi.com Çorlu/Tekirdað

VASITA

 2006 GAZELLE sobol

çok temiz 44.500 km de vade ve takas olur, gaz 2752 model, 44500 km de, motor hacmi 18.012.000 cm3, motor gücü 101125 arasý, beyaz renk, manuel vites, dizel yakýt, takaslý, ikinci el 10.000 TL. 0(212) 640 58 88 2003 model Transit connect 160,000 km 12.000 TL kapalý kasa (0532) 365 06 37 /Ankara 2005 model Transit connect 151,000 km 14.000 tl kapalý kasa (0532) 365 06 37 /Ankara

ÇEÞÝTLÝ

Gebze Abdi Ýpekçi Mahallesinde (Tren Ýstasyonu Yaný) bulunan "Ucuzluk Japon Pazarý" Dükkânýmý Uygun Þartlarda Devretmek Ýstiyorum. (0537) 334 58 94 Acele Devren Satýlýk veya Kiralýk Pastane (0539) 260 53 08/Fatih Kuyumcukent Yanhizmet'de 33m2 Hazýr kiralýk ofis 650 TL (aidat dahil) 0532 344 26 71


DÜNYA

Y

Somali’ye yardým gemisi ÝHH ÝNSANÎ YARDIM VAKFI, RAMAZAN AYI ÝÇERÝSÝNDE BÖLGEYE GÖNDERÝLMEK ÜZERE TEMEL GIDA MADDELERÝ, ÝLÂÇ VE MEDÝKAL MALZEMELERÝN BULUNDUÐU 3 TONLUK BÝR GEMÝ HAZIRLIYOR.

büyük bir felâkete dönüþeceðini belirtmiþ ve dünya genelinde acil yardým çaðrýsýnda bulunmuþtu. Do ðu Af ri ka’da ki a cil du rum dolayýsýyla harekete geçen ÝHH Ýnsanî Yardým Vakfý Ramazan ayý içerisinde bölgeye gönderilmek üzere temel gýda maddeleri, ilâç ve medikal malzemelerin bulunduðu bir gemi hazýrlýyor.

birlikte buðday, mýsýr, un, sývý yað, toz þe ker, süt to zu, be be bisküvisi, pirinç ve makarna gibi temel gýda maddelerinden ve acil ilâç ve medikal malzemelerinden oluþan 3 bin tonluk acil yardýmý gemisi hazýrlýyor.

45 BÝN KÝÞÝYE GIDA YARDIMI Afet bölgesini “insanlýðýn sonu” diye nitelendiren ÝHH Acil AFRÝKA’YA, 3 BÝN Yardým ekipleri Somali ve KenTONLUK YARDIM ya’daki kamplara acil gýda yardýÝHH Ýn sa nî Yar dým Vak fý, mýnda bulunuyor. Somali kamp Doðu Afrika’da yaþanan kurak- larýnda ilk etapta 45 bin kiþiye gýlýk ve beraberinde gelen ölüm- da malzemesi daðýtan ÝHH ekiplerin ardýndan büyük bir yar- leri, hastalanan çocuk ve yaþlýlardým kampanyasý baþlattý. ÝHH, la özel olarak ilgileniyor. ÝHH ayaç lýk la mü ca de le e den Af ri ka rýca bir baþka kriz bölgesi olan Ehalkýna kardeþlik vazifesini yap - tiyopya’da da yardým çalýþmalarýmak için týbbî malzemeler ile na baþlýyor. Ýstanbul / Yeni Asya

7

“122 ülke Filistin’i tanýyor” FÝLÝSTÝN Yönetimi Devlet Baþkaný Mahmud Abbas, 1967 sýnýrlarýna dayalý Filistin devletini 122 ülkenin taný dýðýný söyledi. Abbas, Ramallah’ta toplanan Filistin Kurtuluþ Örgütü’nün (FKÖ) Merkez Konseyi toplantýsýnda yaptýðý konuþmada, Filistin devletinin uluslar arasý anlamda tanýnmasý için BM’ye gitme konusunda kararlý olduk larýný bir kez daha yineledi ve “1967 sý nýrlarýna dayalý Filistin devletinin tanýnarak BM’ye tam üye olma talebiyle BM Güvenlik Konseyi’ne gidiyoruz” dedi. 122 ülkenin 1967 6 Gün Savaþlarý önceki sýnýrlarla Filistin devletini tanýdýðýný belirten Abbas, bu sýnýrlarýn Doðu Kudüs, Batý Þeria ve Gazze Þeridi’ni içerdiðini vurguladý. Abbas, bu baþvurunun Filistinlilerin haklarý için mücadele çerçevesinde yapýldýðýna ve barýþ müzakereleriyle ilgisi bulunmadýðýna iþaret ederek, “Baþarýlý olur veya olmaz, ama bu müzakerelerin yerine geçecek bir þey deðildir. Devletimiz tanýnýrsa elbette müzakerelerin formatý da deðiþir” diye konuþtu. Barýþýn, kendilerinin ilk ve tek seçeneði olduðunu vurgulayan Abbas, ancak barýþ müzakerelerinin, yerleþimlerin durdurulmasý ve 1967 sýnýrlarýnýn Filistin devletinin esas temeli olarak alýnmasý konusunda kaydedilen baþarýsýzlýklardan sonra, “Þimdi barýþ müzakereleri için çok geç olduðunu” da söyledi. Abbas, Filistinlilerin bu giriþimiyle ilgili olarak, ABD’nin resmî tutumuna iliþkin görüþ duymadýðýný da kaydetti. Tel Aviv / aa

Ýsrail’in ‘özür’ hesaplarý DOÐU Afrika’yý kasýp kavuran kuraklýk Somali baþta olmak üzere Kenya, Etiyopya, Cibuti ve Uganda’da büyük bir insanî felâkete dönüþmüþ durumda. Bulunduklarý kasaba ve þehirlerden sýnýrlardaki kamplara sýðýnmak için yollara düþen Afrika halký ölümle pençeleþiyor. Afrika Boynuzu’nda krizin ilk ayak seslerinin duyulduðu Mayýs ayýndan bu yana bölgede bulunan ÝHH Ýnsanî Yardým Vakfý, þimdi de 3 bin tonluk acil yardým gemisini bölgeye gönderiyor. 50 derece sýcaklýkta adeta kavrulan Afrika Boynuzu’nda 3 yýldýr yaðmur yaðmayan yerler bulunuyor. Bölgede bulunan ÝHH ekipleri ve diðer uluslar arasý insanî yardým kurumlarý müdahale edilmemesi halinde kuraklýðýn

29 TEMMUZ 2011 CUMA

ÝSRAÝL radyosu, Ýsrail’in “Sekizler” olarak tanýmlanan kabine toplantýsýnda, geçen yýl Mayýs ayýndaki “Mavi Marmara gemisine el konulmasý sýrasýnda meydana gelen hatalar için Türkiye’den özür dilenmesinin gündeme geldiðini” bildirdi. Radyo, bunun operasyonun kendisi veya sonuçlarý için bir özür olmayacaðýný ifade etti. Sekizler’in toplantýsýnda, söz konusu özür biçiminin, Türkiye ile iliþkilerin tekrar eski rayýna oturtulmasý ve Palmer raporunun yayýmlanmasý öncesinde gündeme geldiði kaydedildi ve “Aslýnda Palmer raporunun, Ýsrail’in operasyonunun yasal olduðunu vurgulamasýna raðmen, gemiye el konulduðu sýrada askerlerin yapmýþ olabilecekleri hatalar ve bu hatalar yüzünden dünya çapýnda açýlabilecek dâvâlara iliþkin endiþeler mevcuttur” denildi. Üst düzey bir Ýsralli diplomatik kaynak da radyoya, Ýsrail’in vakit kaybetmeden, olayda ölen veya yaralananlar için kurulacak bir fona para aktarmaya hazýr olduðunu belirtti, ancak bu paranýn doðrudan kurbanlarýn ailelerine verilmeyeceðini söyledi. Ayný kaynak, Gazze’ye uygulanan ablukanýn da kaldýrýlmayacaðýný ifade etti. Haberde, Sekizler kabinesindeki bakanlardan, Dýþiþleri Bakaný Avigdor Lieberman ve Baþbakan Yardýmcýsý Moþe Ya’alon’un Türkiye’yle iliþkilerin devamýnýn önemine vurgu yapmalarýna raðmen, Ýsrail’in özür dilemesine karþý çýktýklarý ifade edildi. Ýçiþleri Bakaný ve Þas partisi lideri Eliyahu Yiþai’nin de Türkiye’den özür dilenmesine karþý çýkan iki bakana katýldýðý belirtildi. Radyonun haberine göre, Sekizler kabinesinin konuyu yeniden ele alýp deðerlendirmesi bekleniyor. Tel Aviv / aa

Papaz: Lenin ve Stalin caniydi RUSYA Ortodoks Kilisesi Halkla Ýliþkiler Baþkaný Vsevolod Çaplin, eski Sovyet devleti kurucu liderleri Vladimir Lenin ve Josef Stalin’in cani olduðunu belirtti. Moskova’da iç istihbarat FSB önündeki Lubyanski Meydaný’nda Sovyet rejimi kurbanlarýnýn anýsý için düzenlenen merasimde konuþan Kilise sözcüsü papaz Çaplin, “Bugün birileri bizden muazzam sayýdaki kurbanlarý unutmamýzý istiyor. Fakat Kilise, toplum, gaziler ve siyasî baskýlarý yaþayan insanlar ve onlarýn akrabalarý hiç bir þeyin unutulmamasý için elinden gelen her þeyi yapmalý” dedi. Eski Sovyet liderlerinin cani olduklarýný belirten Kilise sözcüsü, “Eðer Lenin’i, Stalin’i, Troçki’yi, Sverdlov’u ve Uritski’yi cani olarak tanýmazsak ülkenin onurlu geleceði olamaz! Bu caniler Kýrmýzý Terör’ün, Stalin baskýlarýnýn mimarlarýdýr! Bu adamlarýn eli suçsuz insanlarýn kanýna bulaþmýþ. Bunu da toplumumuz, devletimiz ve halkýmýz sadece unutmamak deðil, açýk bir dille ifade etmelidir” diye belirtti. Moskova / cihan

hibrahimcan@windowslive.com

Sarkisyan’ýn Ermeni gençlere gösterdiði hedef rmenistan Cumhurbaþkaný Serj Sarkisyan’ýn Aðrý Daðý bölgesine yönelik açýklamalarý bir çok kimseyi þaþýrttý. Bir yandan Azerbaycan’la iþgal edilmiþ Yukarý Karabað’a iliþkin müzakereler yürütüp, öbür taraftan Türkiye ile iliþkileri güya yumuþatmaya çalýþýrken yapýlan açýklama kafalarý karýþtýrdý. “Batý topraklarýmýzý Aðrý Daðý ile birlikte geri alabilecek miyiz?” þeklindeki –bize göre yönlendirilmiþ- öðrenci sorusuna þöyle cevap vermiþti Sarkisyan: “Bu sizin kuþaðýnýzýn görevi. Benim kuþaðým üzerine düþen görevi baþarýyla yerine getirdi. Doksanlý yýllarda vatanýmýzýn parçasý Karabað bölgesini düþmanýn elinden kurtardýk…” Eðer söyleyen Cumhurbaþkaný olmasa, deli saçmasý der geçerdik. Türkiye’nin doðrudan uçak seferlerini bile baþlatmaya hazýrlandýðý bir dönemde böyle bir açýklamanýn yapýlmasýnýn bir anlamý olmalý mýdýr? Unutulmamasý gereken husus; Ermenistan’ýn varlýk sebebinin Türk düþmanlýðý ve sözde soykýrýmý iddialarý olduðudur. Ermeni diyasporasý onlarca yýldýr bu argümaný iþleyerek, Batýda sempati ve destek buluyor. Hatta protokollerin imzalanmasý, bu diyasporayý elinden ekmekleri alýnmýþ gibi öfkelendirmiþti. Sonrasýnda Azerbaycan’ýn Türkiye nezdinde, diyasporanýn da Ermeni yönetimi nezdindeki çabalarý yüzünden, protokoller askýda kaldý. Þimdi ise Sarkisyan yeniden fetih rüyalarýna kapýlmýþ görünüyor. Bu açýklamadan çýkarýlabilecek üç temel sonuç var: Birincisi; Sarkisyan diyaspora ve iç tribüne oynuyor. Aðrý Daðý hayali kendi kamuoyunu en çok etkileyecek sembol olduðu için onu kullanýyor. Bu çýkarý için Türkiye ile yumuþama politikasýndan tamamen vazgeçmiþ görünüyor. Ýkincisi; Azerbaycan’la Rusya’nýn öncülüðünde iþgal altýndaki topraklara iliþkin olarak yapýlan müzakerelerden bir sonuç çýkmasý mümkün deðildir. Zira Sarkisyan’ýn “kurtarýlmýþ topraklar” olarak görüp övündüðü bölgeyi iþgalden vazgeçmeyeceði aþikârdýr. Ýþgal sona erdirilmeden de Azerbaycan’la barýþ imkânsýzdýr. Üçüncüsü; Türkiye-Ermenistan uzlaþmasý konusunda baský yapmaya çalýþan ABD ve AB, Ermeni tarafýnýn bu konuda samimî olmadýðýný açýkça görmüþ olmalýdýr. Bu yüzden artýk Türkiye’ye bu konuda tavsiye ve teþvikte bulunmayacaklarýný umuyoruz. Sarkisyan’ýn açýklamalarýna Batýdan bir tepki gelmemiþ olmasý, yalnýzca ciddiye almadýklarý þeklinde yorumlanabilir. Ama Türkiye’nin elinde bundan sonra bu konudaki telkinlere verebileceði bir cevap gerekçesi oluþmuþtur. Ancak bu durumun Ermenistan’la husûmeti körükleyici bir politika izlenmesini gerektirdiðini düþünmüyoruz. Sarkisyan’ýn açýklamalarýna da gülüp geçilmesi gerekiyor. Sayýn Baþbakan da zaten Azerbaycan Cumhurbaþkaný Aliyev’in “Sarkisyan’ý tanýyorum huyu budur” mealindeki açýklamasýna gülüp “ben sizin kadar iyi tanýmýyorum” dedi. Kýsacasý; Sarkisyan bir hezeyan anýnda bilinçaltýný dile getirmiþ gibi görünüyor. Belki diyasporadan bu konuda alkýþ alacak, ama bundan zarar görecek olan kendi halký ve ülkesidir. Aðrý Daðý’na ise Sarkisyan’ýn torunlarý da yüzyýllar sonra uzaktan bakmaya devam edeceklerdir.

E

“Saldýrgan Breivik narsist biri” NORVEÇ’ÝN baþþehir Oslo’daki patlamayý ve katliâmý gerçekleþtiren Anders Behring Breivik’in, narsist biri olduðu belirtildi. Failin, internet aracýlýðý ile umuma açýk olarak yayýnladýðý bin 500 sayfalýk manifestosunda, kendisinin fizyolojik görünümüyle oldukça yakýndan ilgilendiði, çene, burun ve alnýndan estetik ameliyat olduðu, bundan dolayý oldukça mutluluk duyduðunu ve buna arkadaþlarýnýn bire bir þahit olduklarý ortaya çýktý. Norveç Çocuk ve Gençlik Ruh Saðlýðý Doðu ve Güney Merkezi Araþtýrmacý (RBup) Uzman Psikolog Proffesör Svenn Torgersen, failin manifestosundan edindiði bilgilere göre, Breivik’in aþýrý bir narsist karaktere sa hip olduðunu söyledi. Torgersen, bu tip kiþilikteki insanlarýn kendilerini benzersiz, diðer insanlardan üstün ve oldukça yüksek deðerde olduklarý vehmine kapýldýklarýnýn altýný çizdi. Ayrýca psikolog Torgersen, böylelerin, kendi yaptýðý davranýþlarýn doðru olup, bu özelliðin, baþkalarýnda olmadýðý zannýyla hayat sürdüklerini de sözlerine ekledi. Oslo / cihan

TAZÝYE Muhterem kardeþimiz

Adem Tekle'nin babasý

Ýsmail Tekle

'nin vefatýný teessürle öðrendik. Merhuma Cenâb-ý Hak'tan rahmet ve maðfiret diler, kederli ailesi ve yakýnlarýna sabr-ý cemil niyaz eder, taziyetlerimizi sunarýz.

Ernail Kantar ve Ailesi Hasan Yýlmaz ve Ailesi


8

29 TEMMUZ 2011 CUMA

Tarikat ile Risâle-i Nur arasýndaki anneciðim...

s.bulut@saidnursi.de

sasýnda tarikattan Risâle-i Nur´a geçiþ de olabilirdi hikâyemizin baþlýðý… Fakat annemin neslinin büyük bir kýsmýnda bu iki tarzýn iç içeliðinden dolayý aralarýnda kesin bir çizgi çizmedim. Büyük ýrmaklarýn yirmi birinci yüzyýlýn geniþ sahrasýnda yavaþ yavaþ bitiþini herkes anlayamayacaðýndan, belki de tarikat ile hakikat iç içeliðinde ayrý bir güzellik ortaya çýkmýþtý. Anneciðim tarikatýn her mensubu gibi rüyalara önem verirdi. Çokça rüya görürdü. Tarikatýn büyüklerine rüyalarýný tabir ettirdiði gibi, kendisine gelen rüyalarý da tabir ederdi. Onun rüyalarýndaki “tehlikeli” sembolleri bilirdik. Gördüðümüz rüyalarý herkesten önce ona anlatýrdýk. Tarikattan Risâle-i Nur´a geçiþin rüyasýný da o görmüþtü. Rüyasýnda kendisine “ferdiyet” noktasýndan dünyanýn boþalmakta olduðu söylenmiþti. Tam o sýrada da yerleri doldurulamayan þeyhleri ve halifeleri vefat etmiþti. Anneciðim rüyasýnda, nazarýnda büyük gördüðü zatlarýn isimlerini söyleyerek “dünyanýn henüz boþalmadýðýný” rüyasýndaki zata söylemeye çalýþýnca, o zat “Onlar da gidecekler ve tarikat noktasýnda dünya boþalacak” diye cevap vermiþ. Bu rüyayý 1960'larýn henüz baþýnda görüyor. Risâle-i Nur'un babacýðým tarafýndan henüz evimize getirileceði zamanlarda… Ýstanbul'dan tanýdýðý Ahmet Aytimur ve Ahmet Ramazan gibi hemþehrisi Nur Talebeleri aracýlýðýyla Bediüzzaman ve Risâle-i Nur’la tanýþan babam, bu münasebetini kitaplarla pekiþtirmiþti. Anneciðim ise aðabeylerim aracýlýðýyla Nurlarý dinleyerek baðlanmýþtý. Üstada olan baðlýlýklarý, Nakþi ve Kadiri þeyhlerinden geri kalmayacak derecede kuvvetli idi onlarýn. Anneciðimin gelin geldiði evin ilk defa “medrese” olarak kullanýldýðý zamaný biliyoruz. Merhume Remziye ablam ve akranlarýna Kur'ân ve ilmihal öðreten hocasýnýn ismi ve zamaný maruf olduðundan tarih tesbitinde sýkýntý yok. Fakat “tekye” olarak, bilhassa kýþýn uzun gecelerinde sofilerin bir araya geldikleri tarihi tam tesbit edemedim. Merhum babamýn demokratlarýn ocak temsilcisi olduðu 1946'lardan sonra baþlayabilir. Fakat 1950'lerden sonra Bingöl’den Diyarbakýr´a uzanan mesafelerden þeyhlerin, halifelerin veya sofilerin toplandýðýný büyüklerimiz anlattýðý gibi, 1960'lardan sonralarýný biz de hatýrlýyoruz. Bu sürecin 1960'larýn sonuna kadar devam ettiðini ve 1970'lerde ayný evde risâle sohbetlerinin baþladýðýný rahatlýkla hatýrlýyorum. Hem Nakþîlerin hatmesi ve hem de Kadirîlerin sesli teflerin eþliðinde zikir meclisleri çocukluðumuzun dimaðýndan çýkmayan bir lezzettir. Hele meclisi güzel sesi ve geniþ sîret bilgileriyle süsleyen Sincikli Sofî Hacýsýný unutmak hiç mümkün müdür? Evimizde þialýðý tedaî edecek düzeydeki Al-i Beyt muhabbetini de unutmuyorum. Ýmam Hasan ve Hz. Hüseyin isimleri yaðmur yüklü bulutlar gibi cemaati dalgalandýrýr, beþuþ sîmalarý hüzün sarardý. Tarikattan Risâle-i Nur´a geçiþi 28. Lem’a’da güzelce izah eden Üstadý okuduktan sonra, ailemin ehl-i tarike olan hürmet ve muhabbeti ayrýca devam etti. Bu muhabbetle hâlâ tarikat mensuplarý bir medreseye dönüþmüþ evi tekyeleri kadar sever ve ziyaret ederler. Tarikat büyüklerinin bir kýsmýnýn veya geldikleri yörenin isimleri hafýzamda mûnisçe otururlar: Bingöl'den Kiðý'nýn Sefkâr beldesi, Urfa'dan Elhan Köyü ve Þeyh Si-

E

nan, Adýyaman Artan'dan Nakþî M. Said, Malatya'dan Sofî Ali, Þam-ý Þerif´ten Berdol'a yerleþmiþ Þeyh Hacý Ömer ve daha niceleri… Fakat çocukluðumun en çok etkilendiði zat ise ümmî bir veli olduðuna inandýðým Sakýzlý Ebuzer Amca… Birçok kerametine þahit olduðum bu zatýn ahlâkî güzelliði, aðýrbaþlýlýðý, tevazusu ve istiðnasý ayrýcalýðýný ortaya koyardý. Nakþîlerin sabah namazlarýndaki tesbihatlarý hâlâ sabah uykularýný çok seven nefsime aðýr gelirdi. Çok uzun ve bitmez görünürdü gözümde. Risâle-i Nur´u tanýyýp medreselerde kalmaya baþlayýnca, Üstadýmýzýn “sabah tesbihatýnýn” daha da geniþ olduðunu görecektim. Nakþîlerin ve Kadirîlerin bazý evradlarýný da içine almýþtý Risâle-i Nur tesbihatlarý… Tarikattaki usûl, sûlûk ve rabýtayý bilmeyenler Üstadýmýzýn “Zaman tarikat zamaný deðil” sözünün esas mânasýný anlayamayacaklar ve Nur Talebelerini tarikate muarýz göreceklerdi. Fakat zamanýn anlayýþ biçimini, ahirzaman dinsizliðinin taarruzunu, tarikat mensuplarýnýn çocuklarýna bile hallerini miras býrakamamalarýný görünce, Üstadýmýzýn “hakikat” sözü ile neyi ifade ettiðini pekâlâ anlýyoruz. Kaldý ki, M. Kemal'in vazifeli olarak tekyeleri kapatýp zaviyeleri kiltlediði zamanda, Bediüzzaman Hazretleri 29. Mektub'daki “telvih”lerle bu mübârek mesleði müdafaa ediyordu. Bediüzzaman Hazretleri, Kemalistlerin ehl-i tarikattan bir zatý kendisine rakip çýkarma çabasýný, tarikate ve ehl-i tarike sahip çýkarak boþa çýkarýr. Bilhassa Nakþîlerde öne çýkan tefekküre telmihan yazdýðý mektubunda tarikatýn da, klâsik medresenin de Risâle-i Nur'da bir araya geldiklerini lâtif bir üslûpla haber veriyor: “Halbuki medrese içinde daha kýsa bir yol hakikatin envârýna gittiðini ve ulûm-u imaniyede daha sâfi ve daha halis bir âb-ý hayat çeþmesi bulunduðunu ve amel ve ubudiyet ve tarikattan daha yüksek ve daha tatlý ve daha kuvvetli bir tarik-i velâyet ilimde, hakaik-i imaniyede ve Ehl-i Sünnetin ilm-i kelâmýnda bulunmasýný, Risâle-i Nur, Kur’ân-ý Mu'cizü’l-Beyânýn mu'cize-i maneviyesiyle açmýþ, göstermiþ; meydandadýr. “ (Kastamonu Lâhikasý S. 177) Bu yalnýzca anneciðimin hikâyesi deðil. Anadolu'da ve dünyada tarikattan Risâle-i Nur'a geçen yüz binlerce annenin ayný serencamý yaþadýðýna inanýyorum. Risâle-i Nur'da imanî dersleri dinlerlerken köþelerinde ellerindeki tesbihlerle evrad ve ezkârla meþguliyetlerine hepimiz çoklukla þahit olmuþuzdur. Hâlâ tarikattan getirdikleri gelenekleri Nurlarla – kendilerince – entegre etmiþ yaþlý kadýn cemaatlerini Anadolu'da çokca duyarýz. Þeriatýn genel çerçevesi içinde kalacak þekilde bazý annelerin derledikleri evrad ve ezkârý incelediðinizde, hak tarikatlarýn da iç içeliðine þahit olursunuz. Materyalist çarkýn duygularýmýzýn üzerine boca ettiði müþevveþiyetlerle “güzel rüyalarýn” da iyice azaldýðý bu zamanda, mübarek annelerimiz tarikatla hakikat arasýnda koþuþturmaktan yorulmuþ görünüyorlar. Tarikatýn ulvî münasebetlerini tahrip eden “modern hayat”, “elektronik medya” ve “bu dünyalardan etkilenen insanlarýn sohbetleri” de annelerimizi, tarikatýn sükûnet isteyen dünyasýndan realitelerin acýmasýz dünyasýna hicrete mecbur etmiþ görünüyor. Ýhlâs, sadakat, samimiyet ve sebatla salih amellere devam eden annelerimiz için ise hedef hiç deðiþmedi: Yalnýzca Allah´ýn rýzasýný tahsil etmek…

MEDYA POLÝTÝK

Y

Madde madde, Atatürk’ün yanlýþlarý ATATÜRK’ÜN Türk köle ordularýnýn varlýðýna deðinmeyi Türklere yönelik bir önyargý, “bizi” küçültme ve aþaðýlamaya yönelik bir komplo gibi görüp, bunun söylenmemesini istemesi, (2g) halifelik sorununa da eklemleniyor. Türk gulamlarýn Ýslâm âleminde “birinci derecede nüfuz ve hâkimiyet sahibi” olmalarýna örnek olarak, “Muhammed’in Halifesi unvanýný taþýmak maskaralýðýnda bulunanlarý emir ve iradelerine râm” etmelerini gösteriyor. Burada Atatürk’ün ne kastettiði nispeten daha açýk. Halifeler bir yere kadar hem dinî, hem siyasî lider ve yönetici konumundaydýlar. Emevîlerle birlikte halifelik ýrsî bir monarþiye, bir hanedan devletine dönüþtü. Ancak Emevi ve Abbasilerden sonra halifeler zayýflayýp siyasî yetkilerini yitirdiler. 11. yüzyýlda önce Selçuklularla gelip klasik Ýslâm diyarlarýnýn tepesine oturan “Türk askerî aristokrasisi”nin (savaþçý soyluluðunun) himayesine girdiler. Bu geliþmenin (hâkim) “sultan” ile (tabii) “halife”yi ayýrdýðýný ve “gölgede” bir halifeliðe yol açtýðýný görüyoruz. Anlaþýlan Atatürk’ün kafasýnda bu süreç var. Var ama, bundan söz ediþ tarzýna baþka þeyler karýþýyor. Ýlk göze çarpan, Türk-Arap, ya da “aslýnda kimin efendi olduðu” çerçevesi. Atatürk’ün Türkler açýsýndan ciddî bir efendilik meselesi var ve bunu (kendi zamanýnýn genel önyargýlarýna da baðlý olarak) hep

yüksek ve aþaðý ýrklar üzerinden deðerlendiriyor. Ýkinci nokta, üslûbun ne kadar sert ve aðýr olduðu. Bir noktanýn altýný çizeyim: Atatürk burada asla yayýmlanýp kamuoyuna açýklanmak için deðil, tamamen özel ve mahrem ölçüler içinde yazýp konuþuyor. Ve bu özel, mahrem sesiyle Atatürk, Ýslâmiyet, hele Ýslâmiyet ve Araplar hakkýnda, besbelli, çok katý kanaatlere sahip. Dine karþý tavrý ile Araplara karþý tavrý birbirini güçlendiriyor. Hiç kendini frenlemek ve lâfýný sakýnmaksýzýn, Ömer’in davranýþýna “çýplak ve çýfýt Araplýk” ya da vahiy inancýna “safsata” dediði gibi, halifelerden söz ederken de sanki özel bir öfke ve hýnçla “maskaralýk” deyimini kullanýyor. Ben de dinsizim ama ne Ýslâm, ne baþka bir din hakkýnda böyle konuþuyorum. Çekindiðimden deðil; içimden gelmediði ve bilime yakýþmadýðý için böyle konuþmuyorum. Atatürk’ün tavrýnýn, sýrf Cumhuriyet’in yakýn bir geçmiþte halifeliði ilga etmiþliðiyle (yani bir ancien regime allerjisiyle) açýklanamayacaðý kanýsýndayým. 16-17 Aðustos 1931 mektubu veya “haþiye”sinin ikinci yarýsý (Atatürk’ün elyazýsýyla 21 küçük sayfanýn 10-21 arasý), daha bile ezici ve kahredici bir üslûpla, yerine göre Zakir Kadiri'nin, yerine göre (geleceðin TTK’sý) Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti yönetiminin aþaðýlanmasýna hasredilmiþ. Her þeyden önce, o sýradaki

TTTC Baþkaný Tevfik Býyýklýoðlu’na çok yukarýdan sesleniyor, neredeyse baðýrýyor Atatürk. Zakir Kadirî'nin taslaklarý hakkýndaki, bir ölçüde tarih içerikli eleþtirileri bittiðinde, sanki derin bir nefes alýp yeniden baþlýyor: “Tevfik Beyefendi!” (ünlem orijinalindedir). Sonraki sayfalarda Býyýklýoðlu’na “çocuðum!” diye de hitap ediyor (o sýrada 50, kendisi de askerlikten gelen Tevfik Býyýklýoðlu ise 43 yaþýnda -ve ünlem bir kere daha orijinalinde mevcut). Daha genel olarak, sürekli emir ve talimat yaðdýrýyor. “Hatýrlatýrým ki” diyor; “dikkatli olunuz” diyor; “bunu yalnýz beyninizde deðil, bütün Türk milleti nazarýnda tebarüz ettiriniz” diyor; “kullanýnýz!” diyor ve ardýndan, karþýsýndaki üzerinde ne etki yapacaðý belli olmasý gereken þiddetli azarýna “Bu sözlerimi sizi utandýrmak için yazmýyorum. Bu yazýlarýmý bundan sonraki mesainizde dikkat ve intibah dersi olmasý için yazýyorum” cümleleriyle son veriyor. Mamafih Tevfik Býyýklýoðlu gene de ucuz kurtulmuþ sayýlýr, çünkü bu ihtar ve tekdirler, Zakir Kadirî'nin tahkir ediliþ biçimi yanýnda çok hafif kalýyor. Kadirî'nin taslaklarýný, yerine göre “eblehâne,” yerine göre “örümcek Arap yazýlý paçavralar” ve tekrar “paçavralar” diye tavsif ediyor Atatürk. Yazarýn kendisinden de “Camii Ezher kaçkýný” diye söz ediyor. Bu ifade 11 küçük sayfada dört kere tekrarlanýrken son seferinde “ser-

sem ve cahil ve Camii Ezher kaçkýný” þeklini alýyor. Bu baðlamda, Tevfik Býyýklýoðlu’nun payýna da “Camii Ezher kaçkýnýný bulan sizsiniz” cümlesi düþüyor. Peki, kimmiþ bu Zakir Kadirî-ve bundan sonra neler gelmiþ baþýna? Gözünüzün önüne sarýklý bir Mehdi tipi gelmesin. Resimlerinde itinayla ayrýlmýþ saçlarýyla, kolalý yakasý ve kravatýyla zarif bir centilmen. Aslen Türkistanlý ve düþünsel kökleri itibariyle, din ve medrese eðitiminin yaný sýra, Rusya’ya özgü bir Türk milliyetçisi. Ýbni Haldun’un Mukaddime’si dâhil, esaslý tercümeleri var. Zaten büyük kriz yatýþtýðýnda, hayatýný sadece (1931’de paldýr küldür atýldýðý) TTK’ya ve Maarif Vekâleti’ne Arapça ve Rusçadan çeviri yaparak kazanýyor. Ankara’nýn Keçiören ve Etiler gibi, o zamanlar iyice uzak semtlerinde çok mütevazý bir hayat sürüp, 76 yaþýnda sessizce vefat ediyor. Bu bilgiler kýsmen, Hâmit Zübeyir Koþay’ýn Türk Yurdu’nun Aralýk 1954 sayýsýndaki anma yazýsýnda mevcut. Söylenmeyen, suskunlukla geçiþtirilen þeyler de var tabii. 1931’den sonra bir süre yurtdýþýna çýktýðýna; döndüðünde ise öðretmenlik baþvurusunun reddedildiðine; Millî Tarihin inþasýna kurban edilmiþ bu yoksul ilim insanýna, görüþleri ne olursa olsun, T.C. devletinin bir öðretmenliði bile çok gördüðüne hiç deðinilmiyor. Halil Berktay, Taraf, 28.7.2011

Makamýn gereði BU Ýçiþleri Bakanlýðý makamý nasýl bir yer? Nasýl oluyor da o makamda oturan her siyasetçi ayný otoriter ve milliyetçi zihniyeti taþýyabiliyor? O makama zaten aslýnda bu zihniyette olan insanlar mý seçiliyor, yoksa aslýnda gayet aklýselim, demokrat olmasa da saðduyulu insanlar o koltuða oturduktan sonra mý dönüþüyor? Devleti yönetenlerin söylem ve davranýþlarýnýn salt bir kiþilik meselesi olmadýðý, devleti aslýnda þu veya bu kiþinin deðil yerleþik bürokratik pratiklerin yönettiði malum. Yine de son yýllarda valilik, bakanlýk, baþbakanlýk görevlerine gelen birçok devlet yetkilisinin kendi kiþiliklerini, siyasi tercihlerini, dünya görüþlerini devlet yönetimine yansýttýklarýný, bunun da bir iyileþmeye yol açtýðýný gözlemledik. Diyarbakýr’ýn eski valisi Efkan Ala, mesela, demokratlýðý ve halkla kurduðu iletiþimle kentte hâlâ iyi anýlýr. Kimi bakanlar da baþýna geçtikleri kurumlarýn politikalarýný bir ölçü de olsa iyileþtirebilmiþtir. Nimet Çubukçu’nun Milli Eðitim Bakaný iken gayrimüslim okullara yönelik hassasiyeti, pratik olarak fazla sonuç vermemiþ olsa da devletten bu kadarýný bile görmeye alýþýk olmayan Ermenilerce takdir edilmiþtir örneðin. Ama iþte, öncekilerden farklý, bir

nebze özgürlükçü, demokrat, cesur bir içiþleri bakanýmýz olamýyor bir türlü. Beþir Atalay, karþýsýndakini dinleyen, diyalog ve öðrenmeye açýk kiþiliðiyle insani açýdan bir fark getirdi kuþkusuz, ancak Kürt sorunu baþta olmak üzere bakanlýðý döneminde Ýçiþleri Bakanlýðý’nýn demokratikleþmesi yönünde bir ‘açýlým’ söz konusu olamadý bir türlü.

JANDARMA NE ZAMAN HATALI? Yeni Ýçiþleri Bakaný Ýdris Naim Þahin, makamýna oturalý henüz birkaç hafta bile olmamýþken inanýlmasý güç açýklamalarda bulundu. En baþta tabii, Þahin’in Samsun’un Havza ilçesinde jandarmanýn açtýðý yaylým ateþi sonucu öldürülen bir çocuk için sarf ettiði sözler var. Bir düðünden evlerine yürüyerek dönmekte olan Gökhan Çetintaþ ile aðabeyi Habip Çetintaþ, kendilerini PKKlý ‘sanan’ jandarma tarafýndan ‘dur ihtarýna uymadýklarý’ gerekçesiyle öldürülmüþtü. Ýki kardeþin PKK’lý olduklarýna ve hatta olabileceklerine dair herhangi bir nesnel neden bulunmamasýna raðmen. Yüzlerce kurþun yaðdýrýlarak. Karanlýkta... Kendi yönetimi altýnda olan bakanlýðý daha henüz bu olaya iliþkin soruþturma açmýþken, Bakan Þahin ölümde kimin hatalý olduðuna dair fikrini açýklamak-

tan çekinmedi: “Baþta jandarmamýz üzüldü, biz üzüldük, Samsun üzüldü. Ama güvenlik hizmetinde güvenlikten sorumlu birimler kadar tüm yurttaþlar olarak bizim de dikkatli olmamýzýn gerekliliði bir kez daha ortaya çýkýyor. Orada jandarmamýz hakikaten sorumsuz ve hesapsýz bir eylem, davranýþ içinde olmuþ olsaydý ikinci kiþi de ne yazýk ki hayatýný kaybetmiþ olabilirdi.” Öncelikle ikinci kiþinin, yani Habip’in, mucize eseri hayatta kalmýþ olmasý, jandarmanýn sorumlu ve hesaplý davranýþýnýn deðil! Habip’in yanýnda cep telefonu olmasýnýn, kafasýnýn üzerinden kurþunlar geçerken babasýný aramayý akýl edebilmesinin ve buna cesaret etmesinin, babanýn aradýðý polisin jandarmaya ulaþarak durumu bildirmesinin sonucu. Bir çocuðun hukuk dýþý ve keyfi biçimde öldürülmesi, bakanýn, jandarmanýn ‘hesapsýz ve sorumsuz’ davrandýðýna kanaat getirmesine yetmemiþ nedense. Kaç insan öldürülünce jandarma hatalý oluyor?

ZEKÂMIZ HAFÝFE ALINMASA... Yurttaþlar olarak bizim dikkatli olmamýz’ ne demek? Yaz gecesi gittiðimiz düðünden yürüyerek geri dönmememiz mi? Bir çocuðun gece karanlýðýnda kendisine ateþ edildiðini gördüðünde ve ki-

min neden ateþ ettiðini bilmediðinde, kaçmayýp da ne yapmasýný bekliyor Sayýn Bakan? Baþta Gökhan’ýn ailesi, Samsun halký üzülmüþtür muhakkak. Ama ‘jandarmamýz’ýn ya da bakanýn üzülmesi, baþlý baþýna, bir þey ifade etmez. Hukuk devletinde yetkililerden beklenen, üzülmeleri deðil, suç iþleyen güvenlik görevlilerinin yargýlanmasýný saðlayarak hesap sormalarýdýr. Polisin ve jandarmanýn öldürdükleri her insanýn ardýndan dillerine pelesenk ettikleri “Dur ihtarýna uymadý” savunmasýný iþitmek, meselenin o ihtara ‘uymayan’ sivillerde deðil de ihtarý verip vermediði bile meçhul olan ve sadece ‘dur’ diye baðýrmanýn kurþun yaðdýrmaya yettiðine inanan güvenlik görevlilerinde olduðunu hiç mi aklýna getirmiyor Þahin’in? Saðduyu, vicdan, hukuka baðlýlýk neden devreye girmiyor? Makamýn gereði nedeniyle mi? Ýnsan hayatýný deðil devletin onurunu, insan haklarýný deðil güvenliði, demokrasiyi deðil otoriterliði savunan, kollayan içiþleri bakanlarýný kanýksadýk aslýnda. Ama en azýndan, zekâ düzeyimiz hafife alýnmasa, devletlilerin ince zekâdan ve yaratýcýlýktan yoksun açýklamalarýný inandýrýcý bulmadýðýmýz anlaþýlsa artýk, ne iyi olur...

Dilek Kurban, Radikal, 28.7.2011


MAKALE

Y

29 TEMMUZ 2011 CUMA

9

Norveç canavarý Anders ve medyatik kamuflaj

afersadoglu@hotmail.com

aþta Avrupa ve ABD olmak üzere, geliþmiþ ülkelerde insanlar büyük bir bunalýmýn eþiðinde. Kimi ölmek, kimisi de öldürmek için yeni yeni metodlar, yollar arýyor! Bediüzzaman da diyor ki: “Avrupa’nýn medeniyeti fazîlet ve hüda üstüne tesis edilmediðinden, belki heves ve heva, rekabet ve tahak-

B

küm üzerine binâ edildiðinden; þimdiye kadar medeniyetin seyyiâtý hasenatýna galebe edip ihtilâlci komitelerle kurtlaþmýþ bir aðaç hükmüne girdiði cihetle; Asya medeniyetinin galebesine kuvvetli bir medar, bir delil hükmündedir. Ve az vakitte galebe edecektir.” 1 Ne var ki, Avrupa, bugüne kadar teknik, haberleþme, maddî imkân ve teknolojinin gücü ile bu yönlerini gizliyor. Ayrýca, bazý zihinleri iðfal ederek, kendi hayat felsefesi doðrultusunda þartlandýrýyor. Bugün ise, gerek ferdî, gerek âilevî, gerekse sosyal hastalýklar ve zaaflar öylesine boyutlar kazanmýþ ki, örtmeye teknik imkânlarý dahi yetmiyor.

Ancak, Batýlýlar, inat ve gururlarý yüzünden bunu görmüyor, itiraf edemiyor! Hâlâ “medyatik” oyunlarla kendilerini kandýrýyorlar. Bilhassa beynelmilel fesat þebekeleri, Ýslâm ülkelerindeki Müslümanlarýn periþan hâlini sýk sýk ekranlara, gazete ve dergi sayfalarýna aktararak insanlarý yanýltýyorlar. Müslüman coðrafyalarda yaþayan gayr-ý müslim veya ateistlerin ahlâk ve davranýþlarýný da Müslümanlýktan kaynaklanýyor gibi göstererek, Ýslâmiyete olan teveccühleri kýrmak istemeleri gözlerden kaçmýyor. Batý kendisini hasta kabul etmiyor. Þimdilik elindeki teknoloji ile kendisini oyalýyor. Baþkalarýyla karþýlaþtýrmasýný da maddeperest bakýþla yapýyor ve yanýlýyor. Fakat, insanlýðý uzun süre

aldatmak mümkün deðildir. Bu cazibedar kamufle araçlarý da miadýný doldurmak üzere. Böylece Batý insaný, medyanýn bombardýmaný altýnda, gerçeði bulamýyor, en azýndan kýyaslayamýyor! Hele, bir kýsým Ýslâm ülkelerinde yaþanan menfî hâdiseleri duyunca, bütün bütün aleyhte þartlanýyor ve Ýslâmiyet öy le zannediliyor! “Eðer biz Ýslâmiyetin güzel ahlâkýný hâl ve hareketlerimizle gösterebilsek, sâir dinlerin tâbileri de grup grup Ýslâmiyete koþacaklardýr” hakikati, mutlak bir realite olarak kendisini gösteriyor. Dipnot: 1-Tarihçe-i Hayat, s. 83.

Terörün payandalarý; ahtapotun kollarý (2) haliluslu1951@hotmail.com

Isparta’da düðün ünya ve bizler bir âlem-i kebîrde gidiyoruz. Bazý hakikatleri görüyoruz, bazý la rý ný i se ma a le sef gö re mi yo ruz. Nuh Aleyhisselâm büyük Peygamber ve büyük babamýz, Kur’ân’daki yaþý 950 yýl olarak geçiyor. Soruyorlar “Ya Nuh! Senin için dünyanýn uzunluðu ne kadar?” Cevap manidardýr: “Ýki kaþýn arasý kadar.” Böyle bir yolculukta vefatlar ve onun karþýsýnda, bir ailevî huzur ve meþgale bulmak için önümüze hep evlilik çýkmýþ. Bazýlarý hakikaten cennet hayatýnýn cüz’î numunesini görmüþler, bazýlarý da Hz. Bediüzzaman’ýn tabiriyle “Bir üzüm tanesi yedirir, yüz tokat vurdurur” hakikatýnýn tefsirliðini binbir elem içinde görmüþ ve her iki tesbiti de görmektedirler. Fakat Efendimizin (asm) bir sünneti ve sosyal hayatýn vazgeçilmez unsurlarýndan ve sýrlar âlemi.. Dünya Saðlýk Örgütünün (WHO) tesbitine göre 7 milyarlýk büyük dünya ailesinde günde 400 bin çocuk doðmaktadýr. Bunun karþýlýðýnda yýlda 56 milyon kiþi ölmektedir. Yine Dünya Nüfus Teþkilâtý’nýn tesbitlerine göre dünyada ortalama 1.6 civarýnda nüfus artýþý var. Bu itibarla da 50 yýl sonraki Türkiye’mizin nüfusu bir kýyamet kopmaz ise 98 milyon civarýnda olacaktýr. Elbette bunlara þimdiden bütün beþeriyet ve beþeriyetin düþünürleri maddî ve manevî çareler düþünmelidirler. Yoksa akýbet korkunç olur. Ýþte salonda da ifade ettiðim gibi 5 milyonluk Norveç’te bir çýlgýn 45 dakikada 76 genci öldürmüþtür. Düðün konuþmalarýmda bu hususlar üzerinde mesaimi teksif etmiþ durumdayým ve 73 milyonda bir hisse sahibi olarak konuþuyoruz. Bize düþen bu hisse sahipliðiyle, fani âlemde ihsanat-ý Ýlâhiyeye ve rýza-ý Barî’ye vâsýl olmaktýr. Bu babda, geçtiðimiz hafta Isparta’daki güzel ve numune-i imtisâl bir düðünde idik, hem de konuþmacý olarak. Kýzýmýzýn babasý eðitimci Rahmi Ulu Bey kardeþim bundan 4 ay önce beni aradýlar. 24 Temmuz günü S. Demirel Kongre Salonu’nda konuþmamýzý istediler. Nihayetinde gittik, ko nuþtuk, döndük… Kurnaz ve Ulu ailelerini tebrik ediyor ve alkýþlýyoruz. Birçok yerde kýz evi yemek vermez, maþaallah kýzýmýzýn baba sý Rahmi Bey çevreden gelen bütün can dostlarýna düðün yemeði verdi. Çorum’da da bunu görmüþtüm. Harika güzellikler... Akþamýnda Yeni Asya Vakfý’nda çevreden gelen misafirlere “Hicret-i Peygamberî (asm)” münasebetiyle “Hicret” baþlýklý bir seminer verdik. Ertesi gün ise mezkûr salonda çok geniþ bir nurânî kitleye hitap ettik. Burada çok aziz can dostlarý ile yeni görüþmenin mutluluðuna kavuþtuk. Uzun zamandýr görüþemediðim ve düðün sahiplerinden, Almanya Ahlen þehrinde çok büyük Ýslâmî hizmetlere vesile olan Kurnaz ailesinin büyük kýsmýyla, baþta Osman Aðabey ve Aziz ve Mevlüt Beyler olmak üzere konuþtuk. Ayrýca salondaki ikramlarýna hepimiz muhatap olduk. Özetle Kur’ân tilâveti, ilâhiler ve duâlar ve Belediye Reisimizin nikâh kýymalarý seyredilecek tablolardý. Ayrý bir düðünde Hz. Bediüzzaman’ýn takriben 18 yýl kaldýðý Isparta’da, misafir kaldýðým öðretmen evinden sabah namazýna Hz. Bediüzzaman’ýn evine gittim. Ýki katlý bina nýn bütün odalarý dolu ve hepsi genç. Türkiye’nin ve dünyanýn her beldesinden gelmiþler. Hz. Üstadýn kapýsýnýn eþiðinde namazý kýldým, gözyaþlarý ile duâ ettim. Nerden nereye geldik. Çileli iþkenceli devirden bugünlere geldik. Bunlar da ayrý bir bayram, hem de güller diyarý Isparta’da. Bir Ulu ailesinin, bir de Kurnaz ailesinin düðünlerine baktým, her ikisine de nazar deðmesin. Bu mutluluk berdevam olsun diye duâlar ettim. Düðün bizim, bayram bizim. Kýzýmýz Vesile Nur’a ve oðlumuz Süleyman’a mutluluklar dilerken, Sultan-ý Kâinat’a þükürler ediyor ve Efendimize (asm) salâtü selâm gönderiyoruz.

D

latif@yeniasya.com.tr

ahirde "Kürtlük adýna" yapýlýyor gibi gö rü nen te rö rist fa a li yet le rin ar ka plânýný deþifre etmeye bugün de devam ediyoruz.

Z

Silâh tâcirlerinin pazarý Dünyadaki silâh imâlatçýlarý ile onlarýn mamüllerini pazarlayan kalbi nasýrlaþmýþ tâcirler, vargüçleriyle savaþlardan, çatýþmalardan, boðuþmalardan yana tavýr koyarlar. Keza, silâh kaçakçýlarý da öyle... Kan deryasý, onlar için en kârlý pazardýr. Dolayýsýyla, onlar çatýþmalardan, vuruþmalardan menhus bir lezzet alýrlar. Beslenme, palazlanma kaynaklarý budur. Bu kay na ðýn ku ru ma sý ný, tü ken me si ni asla istemezler. Bir yerde kavga yoksa bile, orada kavgaya sebebiyet verecek bahaneler üretirler. Var olan kavgalarý ise, alabildiðine körükleme cihetine giderler. Ýþte, Türkiye'deki hem terör örgütünün lider kadrosu, hem de bu örgütle yegâne mücadelenin ancak silâh yoluyla yapýlabileceðini iddia edenler, aslýnda bir yönüyle silâh ve mühimmat tüccarlarýna hizmet ediyor. Þunu herkes biliyor ki, silâh ve güvenlik harcamalarý, büyük bir yekûn tutar. Bu iþlerin uygulanmasý, çok zengin bütçelerle mümkün olur. Ýþte, böylesine iþtah kabartan bir pazarýn varlýðýný da bilmek, onu hesaba katmak ve onunla ayrý bir mücadele metodunu tatbik sahasýna koymak gerekiyor.

Uyuþturucu baronlarý Terör örgütünün bir de uyuþturucu payandasý vardýr. Bunu, yakalanan ve itirafçý durumuna düþen örgütün birçok mensubu ifade etti, ediyor. Keza, terör örgütüyle baðlantýlý olarak, literatürümüze ayrýca "üniformalý çeteler" girdi. Or ta lý ðýn te rör a dý na toz du ma na bü rünmesi sayesinde, uyuþturucu ticareti daha rahat bir þekilde yapýlabiliyor. Bu uyuþturucu sektöründe, silâh pazarýnda da büyük paralar dönüyor. Sadece Türkiye üzerinden iþletilen uyuþturucu trafiðiyle el deðiþtiren paranýn yekûnu, belki de devletlerin bütçesine tekabül ediyor. Gaffar Okkan gibi bazý çalýþkan, vicdanlý ve dürüst devlet görevlilerinin katledilmesinin ardýnda yatan temel sebeplerden bi-

rinin de, iþte bu silâh ve uyuþturucu baronlarýnýn menfaat hesabý olduðu yaygýn bir kanaattir. Bu gaddarlar, menfaatlerinin haleldar olmasýný asla istemezler. Dolayýsýyla, kendilerine engel olarak gördüklerini en acýmasýz þekilde bertaraf etme cihetine giderler. Ýþte, bu baronlarýn da menfaat borusunu kesecek ayrý bir yöntemin devreye sokulmasý icap ediyor.

Cehaletin veletleri Terör vahþetini besleyen en önemli saiklerden biri de cehalet ve maarifsizliktir. Ýlim tahsil etmeyen, cahil kalan, akýldan ziyade duygularýyla hareket eden ve ilimle yükselme yolunun kendisi için kapalý olduðu zehabýna kapýlan gençler, terör ör gütünün silâhlý kadrosuna daha çabuk dahil olabiliyor. Bunlar, ölmekten ve öldürmekten baþka bir þey bil mi yor. Hat ta, kim ta ra fýn dan kullanýldýðýný ve içine girdiði boðuþmanýn nereye varacaðýný dahi bilmiyor, bilemiyor. Üstelik, bu durumu sorgulayamýyor dahi. Öte yandan, terörle mücadelede kullanýlan köy koruculuðu sistemi de, bilgiden,

‘‘

Ýkisi de ayný bölgede yer alan Diyarbakýr ile Gaziantep'in durumlarý son derece dikkat çekici. Terör belâsý yüzünden biri alabildiðine geri kalýrken, diðeri sanayi baþta olmak üzere birçok alanda atýlýmlar gerçekleþtiriyor. Bu da gösteriyor ki, terör ile kalkýnmanýn birbiriyle yakýn münasebeti var.

maariften ziyade cehalete dayanýyor. Mar din Bil ge Kö yün de ve da ha kü çük çap ta baþ ka yer ler de ser gi le nen vah þet tablolarý, bu halin bir ifadesi olsa gerek. Cehalet ve maarifsizlik, Üstad Bediüzzaman'ýn i fa de siy le, "vah þet, keþ me keþ ve Garb'ýn þemateti"ni netice verir.

Kalkýnmadan ürkenler Terör eylemleri, ülke genelinde görülmekle birlikte, aðýrlýklý olarak GAP bölgesinde etkilidir. Yüzde yüz millî imkânlara dayanan GAP, tam kapasite çalýþtýrýldýðý takdirde, Türkiye'yi hemen her yönüyle kanatlandýrýp uçuracak derecede harikulâde bir projedir.

GÜN GÜN TARÝH

Turhan Celkan

Tarým, hayvancýlýk ve bununla baðlantýlý sanayi dalýnda mükemmel bir kapasiteye sahip olan GAP Bölgesi, ne aciptir ki, terörün de en azgýn eylemlerini sergilemiþ olduðu bir saha haline getirildi. Haliyle, güvenliðin olmadýðý yerde, yatýrým ve kalkýnma da olmaz. Türkiye, genel olarak hem dinamik bir nüfusa sahip, hem de zengin kaynaklara sahip bir ülkedir. Bu ülkenin geliþmesini istemeyen güçlerin de teröre destek verdikleri kuvvetle muhtemeldir.

Ýþsizliðin hissesi Nüfusu kalabalýk olan Doðu ve Güneydoðu Bölgelerinde, iþsizlik bir türlü önlenemeyen kronik bir sýkýntý halini almýþtýr. Ýþsiz kalan, ya da iþ bulmakta zorlanan gençlerin terör örgütüne katýlmalarý çok da zor olmasa gerek. Me se lâ, Di yar ba kýr'a na za ran Ga zi an tep'te iþsizlik oraný daha düþüktür. Ý ki si de ay ný böl ge de bu lu nan bu i ki þehrimizden biri, sanayi baþta olmak üzere hemen her yönüyle kalkýnýrken, diðeri i se a de ta te rö rün pen çe sin de kýv ra nýp dur mak ta ve i le ri doð ru a dým lar a ta ma maktadýr. Yani, bir yönüyle iþsizlik terörü körüklemekte, terör de kalkýnmayý baltalamaktadýr.

AB karþýtlýðý Tür ki ye, el li yýl dan faz la bir za man dýr AB üyeliði yolunda mesafe almaya çalýþmaktadýr. Bu yöndeki çabalardan, hiç þüphesiz ki çok rahatsýz olanlar vardýr. Terör faaliyetleri ise, AB yolundaki çabalarýnda Türkiye'yi hayli zora sokmaktadýr. Bu da gösteriyor ki, Türkiye'nin AB üye li ði ni is te me yen iç ve dýþ o dak lar, var güçleriyle teröre destek vermektedirler.

Kan dâvâsý husûmeti Kürt a þi ret ve ka bi le le ri a ra sýn da en müzmin dertlerden biri de, bitip tükenmek bilmeyen "kan dâvâlarý"dýr. Te rör ör gü tü, Kürt le rin bu ge le nek le bað lan tý lý hu sû met le ri ni dev le te doð ru yönlendirmede büyük baþarý gösterdi. Öyle ki, terör örgütünün fikriyatýndan nef ret e den ler da hi, ba ba sý nýn, kar de þi nin, evlâdýnýn veya bir yakýnýnýn öldürülmesiyle, devlete düþman olup adeta "devletle kan dâvâlý" bir duruma düþtü. Esasýnda, BDP destekli baðýmsýzlarýn oy oraný da, aralarýndaki fikir birliðinden deðil, daha ziyade iþte bu kan düþmanlýðýndan besleniyor. Bu bilgileri, terör sorununun halli için ça ba gös te ren â kil ve vic dan lý in san la rý mýzýn dikkatine sunmayý bir vatanî vazife telâkki ediyoruz.

turhancelkan@hotmail.com

fikihgunlugu@yeniasya.com.tr www.fikih.info (0 505) 648 52 50

Kur’ân kampanyasýnda dalga dalga heyecan

Asuman Haným: “Gazetemizin verdiði Kur’ân hediyesi birçok kiþiyi Kur’ân ile bu luþturdu. Çok hayýrlý bir hizmet oldu. Se bep olanlardan ve ilgililerden Allah razý olsun.” u günlerde Yeni Asya canibinde, okuyucusundan yazarýna, yönetiminden iþçisine ve memuruna dalga dalga yayý lan bir heyecan yaþanýyor: Ýnsanlarý Kur’ân ile buluþturma heyecaný. Ýnsanlara Allah kelâmýný ulaþtýrma heyecaný. Yeni Asya Kur’ân üstüne Kur’ân vermeye devam ediyor. Bu heyecana melekler þahit. Sema ehli þahit. Yer ehli þahit. Ýnsanlar þahit. Allah þahit. Heyecanlarýn en müstesnasý, en eþsizi! Bu heyecan yarýn rûzi mahþerde birer yüz aký olarak, birer nur olarak inþâallah elimizden tutacak; biliyor musunuz? Allah böyle anlý þanlý heyecanlarýmýzýn sayýsýný arttýrsýn. Âmin. Peygamber Efendimiz (asm), “Bir adamýn seninle imana gelmesi, sana sahra dolusu kýrmýzý koyundan daha hayýrlýdýr.” 1 buyuruyor. Keza Resûlullah (asm) bir diðer hadislerinde: “Bir cemaat Allah’ýn evlerinden bir evde toplanýr, Allah’ýn Kitabýný okur ve aralarýnda müzakere ve ders yaparlarsa üzerlerine sekî net iner, onlarý Allah’ýn rahmeti kaplar, çevrelerini melekler kuþatýr ve Allah (cc) onlarý kendi katýndaki razý olduðu kullarý arasýnda zikreder” 2 buyuruyor. Kur’ân bizim her þeyimiz. Biz; mü’minler olarak duâyý, ilmi, hikmeti, zikri, fikri, tefekkürü, tezekkürü, namazý, niyazý, ibadeti, tevazuu, emri, dâveti, dini, diyaneti... Kýsacasý ne kadar maddî ve manevî deðerimiz varsa hepsini Kur’ân’dan aldýk. 3 Þu halde, Kur’ân üzerinde titremek bizim her þeyden önce imanýmýzýn gereðidir. Bir adamýn, senin elinle Kur’ân’a ulaþmasý, bir adamýn senin elinle Allah kelâmýna ulaþmasý, bir adamýn senin elinle Allah sözüne u laþmasý Allah katýnda ne kadar deðerlidir, tahminine imkân var mý? Öyleyse, henüz vakit geçmiþ deðil. Bu gün, þu an, þu satýrlarý okuduðumuz dakikada bile, ulaþmadýðýmýz birçok kiþiye ulaþma imkânýmýz muhakkak vardýr; bir gözden geçirelim. Þuna söylemedim, ama o zaten almaz, demeyelim. Onun adýna karar vermeyelim. Biz söyleyelim, kararýný o versin. Evet veya hayýr! Ýki türlü cevabý var bunun. “Hayýr!” cevabýnýn bize mahþerde mesuli yet getirmeyeceðini, fakat ona tanýtým yapmada ihmalimiz olursa bize mesuliyet getireceðini bilmemiz yeter. Ya rýn rû zi mah þer de hiç um ma dý ðý mýz komþumuz veya akrabamýz, “Bana Kur’ân’ý neden getirmedin?” diyebilir ve bizi mahcup edebilir. Alsýn, almasýn; biz tanýtým yaptýðýmýzda mesuliyetten kurtuluyoruz. Yarýn yüzümüz ak oluyor! Bu, bizim için hiç de azýmsanacak bir sonuç deðil. Þu an Bozyazý’dayým. Bozyazý ilçesi çalýþmalarýný hýzlandýrmýþ. Gazete abone sayýsýný yüzde yedi yüz arttýrmýþ. Altýdan kýrka çýkarmýþ. “Çoðunluðu da kalýcý aboneler inþâallah” diyor Bozyazý’da abone için çalýþan Ahmet Yýldýrým. Cenâbý Hak kendisine yedi yüz kat sevap ve bereket lütfetsin. Yeni Asya’nýn aboneleri dikkatli, titiz, bilinçli ve sorgulayan okuyucular. Beylere gazeteyi evlerine götürmelerini ýsrarla tavsiye ediyor Ahmet Aðabey. Çünkü Yeni Asya’nýn evlerde hanýmlar tarafýndan daha çok ve daha esaslý okunduðundan emin. Meselâ bir Havva Hanýmdan bahsetti. Önceleri gazete beyine ücretsiz ilçe fonundan baþlatýlmýþ. Bir süre býrakýnca kestik diyor. Ardýndan evin hanýmý Havva Haným, “Benim gazetemi kesmeyin! Beyimle konuþun ve gazetemi getirin.” demiþ. Biz de gazetesini vermeye devam ettik, di yor. Tebrikler Bozyazý! Þu an böyle tebriki hak eden nice il ve ilçe var! Tebrikler bütün il ve ilçelerin Yeni Asya okuyucularý!

Þ

Dipnotlar: 1 Bediüzzaman, Sikkei Tasdiki Gaybi, 191. 2 Müslim. 3 Sözler, s. 331.


10

KÜLTÜR SANAT

29 TEMMUZ 2011 CUMA

nesriyat@yeniasya.com.tr

ÝNSANI VE KÂÝNATI OKUMAK ÝÇÝN rifatokyay@hotmail.com

“Gölgelerin Secdesi” ert, cemiyet ve ümmet olarak Rabbimize daha bir yak(ýn)laþtýðýmýz mübarek Üç Aylar’ýn sonuncusuna, yani Ramazan ayýna girmek üzereyiz. Ne kadar þükretsek az. Ýnþaallah tefekkür ve ibadetlerimiz, hayýr ve hasenatýmýz bu ayda doruða çýkacak. Bu hafta köþemizde sizlere, bir tefekkür ziyafeti sunacaðýna inandýðýmýz yeni kitabýmýz “Gölgelerin Secdesi”nden detaylý olarak bahsetmek istiyoruz. “Yeni Asya” gazetesi yazarlarýndan Hasan Güneþ’in kaleme aldýðý eser, 13,5 x 19,5 cm ebadýnda ve 240 sayfa. “Düþünmeye Deðer,” “Kendini Bilmek,” “Ýlme Yöneliþ” ve “Olumlu Bakýþ” baþlýklý dört bölümden meydana gelen eserde, toplam 69 yazý bulunuyor. Ýsmini üçüncü bölümdeki ayný baþlýklý yazýdan alan kitabýn kapak yazýsý da ayný yerden. Þöyle ki: “Güneþ, Ay ve Yerküre’nin vazifelerini verilen emir ve çizilen rota doðrultusunda þaþmaz bir ölçü içerisinde yapmalarý, Âlemlerin Rabbine itaattir ve azametli bir ibadettir. “Cenâb-ý Hak, Nahl Sûresi’nde þöyle ferman eder: “‘Onlar, Allah’ýn yarattýðý þeyleri görmezler mi ki, gölgeleri sürünerek Allah’a secde eder hâlde saða sola dönüp durur.’[…] “Gölgenin Âlemlerin Rabbine secde etmesi bile, bütün ilimlerin Cenâb-ý Hakk'a secde etmesinin bir göstergesidir. Çünkü fen ilimlerinin esasý ve temeli matematik, geometri ve fiziktir. Hepsi de Cenâb-ý Hakk'ýn isimlerinin birer tecellisidir, ilimlerin þahý ve padiþahý olan marifetullaha dönüktür…” Kitabýn çarpýcý bir kapak illüstrasyonu var. Grafikerimiz Kenan Býyýklý’nýn çalýþmasýnda, bir yanda tepesinde bir aðaç barýndýran bir tümsek, hemen üstünde de birbiri peþi sýra birkaç gezegen ve Güneþ bulunuyor. Ýllüstrasyonun devamý olarak da, ön ve arka kapaða girmiþ hâliyle sýrtta mavimsi-yeþilimsi Dünya, onun karþý köþesinde de halkalý kardeþi Satürn yer almakta. Elbette bu bir uzay kitabý deðil; ancak kapak illüstrasyonunun vermek istediði mesaj, Peygamber Efendimizin ifadesiyle “bir saati bir sene nafile ibadetten hayýrlý” olan tefekkürün, yani “yaradýlýþ ve hayatýn manasý üzerine düþünme”nin çok boyutlu olduðu yönünde. Zaten eserin “Takdim”inde tefekkürün bu yönüne þöyle dikkat çekiliyor: “Ýnsanýn günlük hayatýn koþuþturmacasýndan sýyrýlýp kendine zaman ayýrmasý, kendini ve varlýk âlemini tanýmaya, anlamaya çalýþmasý her þeyden önemli. “Monotonlaþan günlük hayatýn kalbi ve ruhu sýkan çarklarý arasýnda kalan, âdeta robotlaþan günümüz insanýnýn ne kadar da çok ihtiyacý var tefekküre. “Yeryüzünde daracýk mekânlarda yaþayan insanýn ruhen kanatlanýp gökyüzüne yükselmesi, âlemi yukarýdan temaþa etmesi ya da karanlýk deniz dibindeki bir kimsenin yüzeye çýkýp ciðerlerine temiz hava çekmesi gibidir tefekkür hâli. “Her þeyin bir sebebi ve hikmeti olduðunu bilen ve tefekkür eden bir insan, karþýlaþtýðý sýkýntý, hastalýk ve musîbetlerden bile manevî bir lezzet alabilir. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifade ettiði gibi, ‘güzel gören güzel düþünür, güzel düþünen hayatýndan lezzet alýr.’ Kâinatý yaratanýn varlýk âlemindeki icraatlarýna imanî bir bakýþ açýsýyla bakarak tefekkür eden bir insan, nasýl lezzet almaz ki!.. “Elde Kur’ân ve onun asrýmýza bakan âyetlerini tefsir eden Risâle-i Nur gibi bir tefekkür hazinesi varken, tefekkürün keyfine doyum olur mu? Ýþte, yazarýmýz Hasan Güneþ, bu çalýþmayla tefekkür ekseninde farklý bir boyut açma denemesinde bulunuyor. Birbirinden ilginç konulara dair yaptýðý imanî tefekkürlerini güzel bir üslûpla yazýya dökmüþ. Bizler de insanýn tefekküre olan zarurî ihtiyacýnýn þuurunda olarak, bu müstesna çalýþmayý önemli bir görev addederek kitap yaptýk.” (s. 10) Cenâb-ý Allah’ýn mü’minleri bile mütemadiyen iman etmeye çaðýrmasýndan hareketle, bizler de sürekli olarak “varlýðýn anlamý” üzerine düþünerek imanýmýzý kuvvetlendirmeliyiz. Kitaplar da bunun için var. Güzel okumalar ve hayýrlý Ramazan’lar…

F

Seyahatname tekrar basýlýyor TÜRK Dil Kurumu (TDK) Baþkaný Prof. Dr. Þükrü Haluk Akalýn, Türk Tarih Kurumu tarafýndan 10 cilt ve 4 bin sayfalýk Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin ‘’týpký basýmýnýn’’ yapýlacaðýný bildirdi. Prof. Dr. Akalýn, günümüzden 400 yýl önce doðan, 18 padiþahlýk gezen, 70 yýlý aþkýn ömrünün 51 yýlýný seyahatlerle geçiren, gezdiði yerlerin yüzölçümü 25 milyon kilometreyi bulan Evliya Çelebi’yi, Avrupa Konseyi’nin 21. yüzyýlda insanlýða yön veren 20 kiþi arasýnda gösterdiðini, UNESCO’nun (Birleþmiþ Milletler Eðitim, Bilim ve Kültür Teþkilâtý) ise bu yýlý ‘Evliya Çelebi Yý lý’ olarak listeye aldýðýný hatýrlattý. Akalýn, 26 Eylül’de Dil Bayramý’ný ‘Evliya Çelebi Bilimsel Toplantýsý’ ile kutlayacaklarýný da söyledi. Adana / aa

Ramazaniye Zamana serilmiþ bir kâinat... Kâinatýn içinde koca bir zaman! Zamanýn içinde bir dünya. Dünyanýn zamanýnda bir ay... Kadir Gecesinin olmadýðý bin ayýn, bir ayý RAMAZAN! Hep öyle duyduk ve duyurduk, dilimizle buyurduk: Hoþ geldin ya þehri gufran-ý Ramazan!.. Ýnsanoðlu hayatý boyunca çok az þeyi özler. Mü’min ve muvahhidler ise bir þeyi, Mübarek Ramazan’ýn orucunu çok çok özler. Severek, isteyerek ve özenilerek aranan, Beklenen ve kavuþulunca seviçlere gark olunan...

Vaad-i Ýlâhiye, hususan mazhar olan. Kâinatýn ibadet devranýnda en mühim yeri olan. Ýslâmýn beþ þartýnýn içinde ilân edilen. Dirayetli Müslümanýn ilân edildiði, Sabrýnýn ve imanýn test edildiði kudsî bir ay... Efendimizin (asm) ehemmiyet verdiði, Dikkat ve özen göstererek yerine getirilmesini, Arzu ettiði Ramazan-ý Þerif savmý namazýmýzdan Hemen sonra bizim için çok büyük ehemmiyet Arz ederek, bizleri böyle kudsî ibadete çaðýrýr. Nefis ve þeytanýn zirvelerden indirildiði ay. Ýnanç ve itikadýn zirveye çýktýðý ay. Sabrýn her türlüsünün denendiði ay. Ýbadet emirlerinin sahih ve samimî yapýldýðý ay. Ýmanýn mü’minlerce parlatýldýðý ay... Zamanýn içinde ele geçirilmesi en zor olan. Ýbadet ve taatýn lezzet ve saadetine varýlan.

Y HABERLER

Huzu ve huþunun dehrine girilen... Saadet ve lezzetin nimetler, ikramlar; Þükür ve hamd kapýsýndan geçtiði anlaþýlan vakitler... Ýsrafýn rafa kaldýrýldýðý. Ýktisadýn bayraklaþtýðý. Merhametsizliðin anlaþýldýðý. Þefkatin herkese sarýldýðý. Acýmanýn açlýkla öðrenilip acýmayla sarýldýðý. Nimetlerin nimet, þükürsüzlüðün nikmet olduðu. Ýhsan, kerem ve maðfiret ayý Ramazan. Dileðimiz o ki Rabb-ý Rahimimizden, izzet ve ikram kapýsýndan; Bizleri çevirmesin içi boþ bir açlýkla uzak bir manayý Ramazan’dan... Bir kudsî fýrsat ve ihsan ayýný bildirelim nefsimize hakkýyla. Düþmeyelim maðlataya, malayaniyata, içi boþ safsatayiye... Þunu çok iyi bilelim ki: Kapýmýza geldi mübarek Ramazan-ý Þerifiye... Hepimizin Ramazan-ý Þerifi mübarek ve mübeccel olsun, Ýçi ibadetler, faydalar, sevaplar, güzellikler ve muvaffakiyetlerle dolsun inþaallah...

Yeniçað'daki piknik manevî güzellikleri arttýrdý.

Külliyatý bitirecekler

 RÝSÂLE-Ý Nur okumalarý ve Nurlarý okuyanlarýn piknikleri, Nur menzillerine sýcak yaz günlerinde geziler, yanan sinelere Barla çýnarlarýndan Üstadýn ferahlýðýný ve esintisini daðýtmaya devam ediyor. Yeniçað'da düzenlenen Batý Karadeniz pikniðinde, Zonguldak Çaycuma’da külliyat bitirme programýna 20 genç de dâhil oldu. Düzce, Bartýn, Zonguldak, Ereðli, Bolu, Karabük gibi mahallerden gelenlerle piknikte buluþan gençler piknik sahasýna renk kattýlar. Yapýlan dersler, sohbetler, cemaatle kýlýnan namazlar pikniðe katýlanlarda manevî güzellikler estirdi. Batý Karadeniz piknik organizesini yapan, vesile olan ve organizeye dâhil olan herkese teþekkür eden gençler böyle güzel organizelerde yer almak istediklerini ifade ettiler. Mesnevi Nursöz / Düzce

Kredi kartýndan önce “Müzekart” DÖSÝMM MÜDÜRÜ USTA: GENÇLERÝMÝZÝN CÜZDANLARINA KREDÝ KARTINDAN ÖNCE BU KÜLTÜR KARTINI KOYABÝLMEK ÇOK ÖNEMLÝ BÝR ADIMDIR. KÜLTÜR ve Turizm Bakanlýðý Döner Sermaye Ýþletmesi Merkez Müdürlüðü (DÖSÝMM) Müdürü Murat Usta, ‘’Müzekart ‘’ ve ‘’Museum Pass Ýstanbul’’ kartlarýna iliþkin, ‘’Bu kartlar, insanýmýzýn müze ve ören yerlerine ilgisini artýrmak, gençlerimizin cüzdanlarýna kredi kartýndan önce bu kültür kartýný koyabilmek, müze ve ören yerlerimizi yalnýzca okul gezilerinden hatýrlanýlan mekânlar olmaktan çýkarýp birer yaþam alanýna dönüþtürmek için atýlan çok önemli bir adýmdýr’’ dedi. Ýstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki törende konuþan Usta, bundan 3 yýl önce 5 aylýk bir emeðin sonucu olarak ortaya çýkan Müzekart’ýn tanýtýmýnýn da ayný binada yapýldýðýný hatýrlatarak, tanýtýmý yapýlan kartlarýn, müzeleri ziyaret edenlerin profilini ortaya çýkaracaðýný kaydetti. Usta, Müzekart’ýn, yalnýzca müzeleri ziyaret eden yerli ziyaretçilerin sayýsýný arttýrmakla kalmadýðýný, ayný zamanda Bakanlýk ile müze ziyaretçisi arasýnda bir iletiþim unsuru

oluþturduðunu belirtti. MÜZEKART Kültür ve Turizm Bakanlýðý ve TÜRSAB-MTM Ýþ Ortaklýðý, müzecilik ve kültür sanat alanýnda Türkiye’de benzeri olmayan bir uygulama baþlattý. Müzelere ücretsiz giriþ imkâný saðlamakla kalmayan Müzekart , tiyatrodan konserlere, kafelerden hediyelik eþya dükkânlarýna kadar pek çok noktada cazip indirimler saðlýyor. Týpký klâsik Müzekart gibi sahibine Kültür ve Turizm Bakanlýðýna baðlý 300’ün üzerinde müzeye sýnýrsýz giriþ imkaný tanýyan Müzekart, bununla beraber, Geleneksel El Sanatlarý Kurumu, Ýstanbul Modern Müzesi, Pera Müzesi, Rahmi M. Koç Müzesi, Rezan Has Müzesi, Sakýp Sabancý Müzesi, Santralistanbul, TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi, ÝKSV, Balat Kültür Evi, Bilkent Kültür Giriþimi, Ýstanbul Akvaryum gibi kurumlarýn bazýlarýný kimi zaman ücretsiz, bazýlarýný ise yüzde 40’a varan indirimlerle ziyaret etme

Gençler 'Ülkeler Panayýrý'nda biraraya geldi.

olanaðý tanýyor. Üstelik bu indirimleri, kurumlarýn kafelerine ve hediyelik eþya dükkânlarýna taþýyor. Müzekart, klâsik Müzekart gibi, www.muze.gov.tr internet adresinden, ezici kart satýþ araçlarý ile müze giþelerinden 40 TL karþýlýðýnda temin edilebilecek.

60 farklý ülkeden gençler Türkiye’ye geldi

 DÜNYA’NIN çeþitli ülkelerinden gönüllü gençler tarafýndan yürütülen ve dünyanýn en büyük geliþim organizasyonu olan AIESEC’in Ýstanbul Þubesi’nin düzenlediði, 17. Anatolia Kongresi kapsamýndaki “Ülkeler Panayýrý” Outlet ile farklý ülkelerin kültürlerini ziyaretçi leri ile buluþturdu. 212 Ýstanbul Power Outlet’te gerçekleþen etkinliðe; Japonya’dan Venezuela’ya kadar 60 farklý ülkeden gelen 1825 yaþ arasý yaklaþýk 250 AISEC gönüllüsü genç, kendi ülkelerini ve kültürel deðerlerini diðer katýlýmcýlarla ve 212 Ýstanbul Power O utlet’in ziyaretçileriyle paylaþtý. AIESEC; gençlerin liderlik potansiyellerini keþfetmelerini ve bu yolla topluma pozitif etki etmeyi amaçlayan, dünyanýn gençler tarafýndan yürütülen en büyük geliþim organizasyonu olup, 110 ülkede, 1500 üniversitede, 40.000 üye ile faaliyet gösteren AIESEC, 18-25 yaþ arasý üniversite öðrencileri tarafýndan tamamen gönüllük esasýna dayalý olarak yürütülmektedir. Nagehan Bayram / Ýstanbul

MUSEUM PASS ÝSTANBUL Ýstanbul’u münferit olarak ziyaret eden yabancý turistleri ilin kültür sanat mirasýyla buluþturan ‘’Museum Pass Ýstanbul’’, sahibine, Ayasofya Müzesi, Topkapý Sarayý Müzesi (Harem Dairesi hariç), Kariye Müzesi, Ýstanbul Arkeoloji Müzeleri, Türk ve Ýslâm Eserleri Müzesi, Ýstanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi’ni ekstra ücret ödemeden, bilet giþelerinde beklemeden ziyaret edebilme imkâný saðlýyor. 3 gün geçerlilik süresi olan ve 5 ile 4 yýldýzlý oteller, gezici kart satýþ araçlarý ve Turizm Enformasyon Bürolarýndan temin edilebilecek kartlara 72 TL karþýlýðýnda sahip olunabilecek. Ýstanbul / aa

BULMACA

SOLDAN SAÐA — 1. Ballýbabagillerden, Akdeniz

çevresinde çok yetiþen, güzel kokulu yapraklarýný dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yýllýk bir bitki. - Gelecek. 2. Ýç yan, iç bölüm. - Açýklamalar. 3. Son dönem Osmanlý ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeðe ayrýlan er. - Bucak. 4. Ödünç alýnmýþ. -Teklik ikinci kiþiyi gösteren söz. 5. Bir kimsenin dilediði þey, istek, talep, temenni, rica, murat. - Sekiz yýllýk ilköðretimden sonra en az üç yýllýk bir eðitimle hayata veya yükseköðretime hazýrlayan ortaöðretim kurumu, ortaöðretim. 6. Diyarbakýr iline baðlý ilçelerden biri. -Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taþ. 7. Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanýlan, oval tahta bir kasnaða gerilmiþ bir aðla veya lastikle kaplanmýþ saplý araç, vuraç. - Selin sürükleyip getirdiði çok küçük taneli çamurlaþmýþ kum ve toprak karýþýmý. -Selenyum elementinin simgesi. 8. Ýçinde bulunulan zaman, dönem. -Düþüncesizce her iþe atýlan, cüretkâr. 9. Kasaplýk büyük ve küçükbaþ hayvan ticareti yapan. - Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiþ, basýlý veya yazýlý kâðýt yapraklarýn bütünü. 10. Ýki olguyu, iki olayý birbirinden ayýran zaman, fasýla. - Bir yüzeyde boy sayýlan iki kenar arasýndaki uzaklýk. - Kir.

Hazýrlayan: Erdal Odabaþ (erdalodabas@mynet.com)

1

2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

1 2 3 4 5 6

Selimiye Cami’ine Dünya Mirasý Beratý HAZÝRAN ayýnda UNESCO Dünya Kültür Mirasý Listesi’ne giren Selimiye Camii ve Külliyesi’ne “Dünya Mirasý Beratý” verilecek. Edirne Belediyesi’nden yapýlan açýklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin Ekim ayýnda açýlmasýnýn ardýndan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi’ne Dünya Mirasý Berat’ý verileceði belirtildi. Kültür ve Turizm Bakanlýðý da Türkiye’den, Dünya Miras Listesi’ne girmiþ olan varlýklar için tabela yapýlmasýna dair ödenek ayýrdý. Ölçüleri bildirilen tabelâ için Edirne’deki ilgili kuruluþlardan yer tesbit yapýlmasý istendi. Yazýnýn gelmesiyle birlikte Edirne Belediyesi tarafýndan yapýlan çalýþmada yer tesbiti yapýldý. Ayrýca, Edirne Belediyesi hazýrlattýðý tabelâlarý Kültür ve Turizm Bakanlýðý’yla eþ zamanlý olarak ilgili yerlere dikecek. Edirne / cihan

7 8 9 10 YUKARIDAN AÞAÐIYA — 1. Erkek kardeþ. - Kalsiyum elementinin simgesi. 2. Kimi yörelerimizde hapishane. - Ateþ 3. Deðer, fiyat, kýymet. -Kaldýðýnda. 4. Kürtçede evet. - Elemek iþi, eliminasyon. 5. Arif kelimesinin ikinci hecesi. - Yazýt. 7. Tekrarlamak. 8. Ezanla ilgili. - Asarak öldürme cezasý. 9. Ýlenme, bedduâ. - Genellikle bazý çið ot ve sebzelerle yapýlan, yað, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek. 10. Dinî inanýþa göre, insanýn öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacaðý ve Allah'a hesap vereceði yer. - Genellikle içine sulu þeyler konulan metal vb.nden yapýlmýþ kap. 11. Üç yaþýna kadar olan at yavrusu. - Gidilen yol üzerinde olmayan, sapýlarak varýlan. 12. Sürekli itmek, arka arkaya itmek.

1 2 3 4 5 6 7 8 9

10

1

BÝR ÖNCEKÝ BULMACANIN CEVABI

M U R A D I R A B Ý

2

3

4

E L E R A Z O B U R

S U V A N A M A L A

Ý H A L A K A R U N

5

6

R E A K N Ý UM N E A S L A A T T A E K

7

8

9 10 11 12

T A F A T A R A M A

A N A D A Y E N A M

L S R Ý K A B E S E

A L E Y L D A M A R

C A N E R Ý Ð Ý E U

A L A T A V N T O N


EKONOMÝ Cinsi 1 ABD DOLARI

ULUSLAR ARASI kredi derecelendirme kuruluþu Standard & Poor’s (S&P), Yunanistan’ýn kredi notunu düþürdü. S&P, Avrupa Birliðinin (AB) Yunanistan için hazýrlanan ikinci kurtarma paketinde borçlarýný yeniden yapýlandýrmasýnýn ülke için ‘’tercihli iflâs’’ olacaðýný belirterek, Yunanistan’ýn çöp seviyesindeki ‘’CCC’’ olan kredi notunu iki kademe birden düþürerek ‘’CC’’ye indirdiðini açýkladý. Açýklamada, Yunanistan’ýn kredi notu görünümünün ise ‘’negatif’’ olduðu belirtildi. Yunanistan’ýn borçlarýnýn yeniden yapýlandýrýlmasýnýn sorunlarýn ertelenmesi anlamýna geldiði belirtilen açýklamada, özel sektörün tahvil takasý ve alacaklarýnýn süresini uzatmasý seçeneklerinin yatýrýmcýlar için uygun görülmediðini, sýkýntýdaki bir borçlunun borçlarýndan kurtulmadýðý sürece borcunu tam ve zamanýnda ödeyemeyeceði ifade edildi. Avro Bölgesi liderleri Yunanistan için 109 milyar avro tutarýnda ikinci bir kurtarma paketi üzerinde anlaþmaya varmýþtý. New York / Atina / aa

KOMBASSAN SANAYÝ TÝCARET VE YATIRIM HOLDÝNG A.Þ. YÖNETÝM KURULU BAÞKANLIÐINDAN ORTAKLARA DUYURU ve DAVET Þirketimizin 26/07/2011 tarihinde yapýlmasý için toplanýlan ancak yasal çoðunluk nisabý olan % 25 çoðunluðunun saðlanamamasý nedeniyle ertelenen Ortaklar Genel Kurul 2. toplantýsý, Ana sözleþmemizin 21. maddesinin tadilini görüþüp, gerekli kararlarý almak üzere aþaðýda yazýlý saat ve adreste Olaðanüstü olarak toplanacaktýr. Ortaklarýmýzdan Hamiline hisse senedi sahibi olanlar, toplantý gününden en geç bir hafta önce hisse senetlerini þirket merkez adresine teslim ederek katýlým belgesi alabilecekleri gibi, hisse senetlerini herhangi bir bankaya vererek bu bankadan alýnan ve bankaya teslim edilen hisse senetlerinin deðer, adet ve numaralarýný gösteren belgeyi en geç bir hafta öncesinden þirket merkez adresine bildirmeleri halinde de kendilerine katýlým belgesi verilecektir. Katýlým Belgesi olmayan Hamiline yazýlý hisse senedi sahiplerinin toplantýya katýlmalarýna kanunen imkân bulunmamaktadýr. Toplantýya bizzat iþtirak edemeyecek ortaklarýmýzýn vekâletnamelerini aþaðýdaki örneðe uygun olarak düzenlemeleri veya vekâlet formu örneðini þirket merkez adresinden temin etmeleri, imzasý noterce onaylanmýþ vekâletnamelerini veya vekâletnameye ekli imza beyannamelerini ibraz etmeleri gerekmektedir. OLAÐANÜSTÜ GENEL KURUL Toplantý Tarihi : 24/08/2011 Toplantý saati : 10:00 Toplantý Yeri : Yeniþehir Mah. Dr. M. Hulusi Baybal Cad. No: 12 Bera Ýþmerkezi 5. Kat Selçuklu/Konya GÜNDEM: 1. Açýlýþ, yoklama, Baþkanlýk Divanýnýn teþekkülü, 2. Baþkanlýk Divanýna Genel Kurul adýna tutanaklarý imzalamasý için yetki verilmesi, 3. SPK ile Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý onayýndan geçmiþ Anasözleþmemizin 21. maddesinin Tadilininin görüþülmesi, 4. Dilek ve temenniler, kapanýþ VEKÂLETNAME Kombassan Sanayi Ticaret ve Yatýrým Holding A.Þ.'nin 24/08/2011 tarihinde saat 10:00'da Yeniþehir Mah. Dr. M. Hulusi Baybal Cad. No: 12 Bera Ýþmerkezi 5. Kat Selçuklu/Konya adresinde yapýlacak Olaðanüstü Genel Kurul 2. Toplantýsýnda aþaðýda belirttiðim görüþler doðrultusunda beni temsile, oy vermeye, teklifte bulunmaya ve gerekli belgeleri imzalamaya yetkili olmak üzere Sayýn....................................................'ý vekil tayin ettim. A) TEMSÝL YETKÝSÝNÝN KAPSAMI: a) Vekil, tüm gündem maddeleri için kendi görüþü doðrultusunda oy kullanmaya yetkilidir. b) Vekil, aþaðýdaki talimatlar doðrultusunda gündem maddeleri için oy kullanmaya yetkilidir. TALÝMATLAR:................................................................. c) Vekil, þirket Yönetiminin önerileri doðrultusunda oy kullanmaya yetkilidir. d) Toplantýda ortaya çýkabilecek diðer konularda vekil, aþaðýdaki talimatlar doðrultusunda oy kullanmaya yetkilidir, (talimat yoksa vekil oyunu serbestçe kullanýr) TALÝMATLAR:................................................................. e) Vekil, seçimli gündem maddelerinde birikimli oy yöntemi teklif edilirse, oyunu birikimli oy yöntemine göre kullanacaktýr. Not: a, b, c, e þýklarýndan biri seçilir, b ve d þýklarý için açýklama yapýlýr. B) ORTAÐIN SAHÝP OLDUÐU HÝSSENÝN a) Tertip ve Serisi b) Numarasý c) Adet-Nominal Deðer d) Hamiline / Nama yazýlý Olduðu ORTAÐIN ADI SOYADI VEYA UNVANI : ADRESÝ ÝMZASI Not: Ana sözleþmemizin 18. maddesine göre Genel Ku rulda hisse sahipleri kendilerini yalnýz diðer hissedarlar a racýlýðý ile temsil ettirebilirler. Vekâletnameler Noter Tas dikli olacaktýr. Vekâletnamenin Noter tasdikli olmamasý halinde Vekâlet verenin Noterden Ýmza Beyannamesi ve ya Ýmza Sirküleri Vekâletnameye eklenecektir.

EFEKTÝF SATIÞ

1 ÝSVÝÇRE FRANGI 1 ÝSVEÇ KRONU

EFEKTÝF ALIÞ

SATIÞ

2.1029 0.26782

2.1164 0.27061

2.0997 0.26763

2.1196 0.27123

1.7903 6.1325

1.7984 6.2133

1.7837 6.0405

1.8052 6.3065

1.6857 1.8530

1.6975 1.8850

1 KANADA DOLARI

0.32753 2.4412

0.32914 2.4530

0.32730 2.4395

0.32990 2.4567

1 NORVEÇ KRONU

1 EURO

1 SUUDÝ ARABÝSTAN RÝYALÝ

0.31435 0.45117

0.31647 0.45198

0.31413 0.44779

0.31720 0.45537

1 ÝNGÝLÝZ STERLÝNÝ

2.7639

2.7783

2.7620

2.7825

100 JAPON YENÝ

2.1655

2.1799

2.1575

2.1882

1 KUVEYT DÝNARI

11

SERBEST PÝYASA

DOLAR

EURO

ALTIN

DÜN 1,6810 ÖNCEKÝ GÜN 1,7210

DÜN 2,4010 ÖNCEKÝ GÜN 2,4710

DÜN 87,45 ÖNCEKÝ GÜN 89,45

C. ALTINI DÜN 592,71 ÖNCEKÝ GÜN 603,26



Yunanistan’ýn notu düþtü

ALIÞ

DÖVÝZ SATIÞ



ASYA’DA borsalar, ABD’de borçlanma tavanýna iliþkin soruna henüz çözüm bulunamamasý dolayýsýyla deðer kaybetti. Japonya’da Tokyo Borsasý’nýn temel göstergesi Nikkei 225 Endeksi yüzde 1,45 (145.84 puan) azalarak 10 bin puanýn altýna geriledi ve 9.901,35 puandan kapandý. Asya’da ayrýca Avustralya Borsasý yüzde 1,44, Hindistan Borsasý yüzde 0,86, Singapur Borsasý yüzde 0,50, Güney Kore Borsasý yüzde 0,88, Endonezya Borsasý yüzde 0,85, Hong Kong Borsasý yüz de 1,02, Tay van Bor sa sý yüz de 0,57 ve Çin’de Þanghay Borsasý’nda SE Composite Endeksi yüzde 0,95 ve SE Endeksi yüzde 0,99 geriledi. Tayland Borsasý ise yüzde 0,07 deðer kazandý. Tokyo / Singapur / aa

DÖVÝZ SATIÞ

ALIÞ

1.6950 1.8738

1 DANÝMARKA KRONU

Asya’da borsalar deðer kaybetti

ALIÞ

Cinsi

1.6869 1.8616

1 AVUSTRALYA DOLARI

Borçlanma tavanýna çözüm bulunamamasý borsalarý etkiledi.

27 TEMMUZ 2011

MERKEZ BANKASI DÖVÝZ KURLARI



HABERLER

29 TEMMUZ 2011 CUMA



Y

Ekonomideki kara delikler kapatýlsýn ÝSTANBUL Sanayi Odasý (ÝSO) Yönetim Kurulu Baþkaný Tanýl Küçük, yüksek dýþ tica ret açýðý ve carî açýk baþta olmak üzere, ‘’Türkiye ekonomisindeki kara delikleri’’ kalýcý þekilde çözmeye yönelik adýmlarýn sür'atle atýlmasý gerektiðini söyledi. Küçük, ÝSO Temmuz ayý Meclis Toplantýsýnda yaptýðý konuþmada,

Avrupa baþta olmak üzere, küresel ekonomi üzerinde belirsizliklerin yaþandýðýna deðindi. Türkiye’nin, eskiye göre daha güçlü ve dayanýklý olduðunu, ancak yüksek carî açýk baþta olmak üzere çözümü ertelenen yapýsal sorunlardan kaynaklanan tedirginlikler ya þandýðýný belirten Küçük, þu deðerlendirmede bulundu:

‘’Yüksek dýþ ticaret açýðý ve carî açýk baþta olmak üzere ekonomimizdeki kara delikleri kalýcý þekilde çözmeye yönelik adýmlarý artýk sür'atle atmamýz gerekiyor. Öte yandan uzun yýllardýr enerjimizi tüketen ve maalesef son dönemde yine, çok üzücü kayýplarla, yeniden týrmanma belirtileri gösteren terör baþta olmak üzere baþ-

ka önemli sorunlarýmýz var. Temel hak ve özgürlükleri geniþletecek, demokratik ve hukukî yapýmýzý daha ileri taþýyacak, yeni bir anayasa beklentisi hakim.’’ Tür ki ye’de ki tab lo nun, ‘’Türkiye, mevcut dinamiklerle ya pa bi le cek le ri ni yap tý, bundan sonraki sýçrama için yapýsal dönüþüm þart’’ mesajýný verdiðini dile getiren Kü-

çük, bu yöndeki beklentileri des tek le yen bir hü kü met programý ile karþýlaþýldýðýný, programýn baþarýyla hayata geçirilebileceðini ümit ettiklerini ifade etti. Küçük, ‘’Bu süreçte, hem bir itici güç hem de sürecin doðrudan bir aktörü olarak, özel sektöre de çok önemli görev ve sorumluluk düþüyor’’ dedi. Ýstanbul / aa

Tahminler deðiþmedi

Özel sektörün borcu 180 milyar dolar ÝZMÝR Ticaret Odasý (ÝZTO) Yönetim Kurulu Baþkaný Ekrem Demirtaþ, dolarýn 1,70 liranýn üzerine çýkmasýnýn özel sektörü zora sokabileceðini belirtti. Demirtaþ, kriz sözünü kullanmayacaklarýný ancak üyelerine ihtiyatlý olun uyarýsýnda bulunduklarýný da kaydetti. Demirtaþ, dövizdeki son yükseliþi dikkatle izlediklerini, hiçbir turizm sezonunda dövizin böyle fýrladýðýný hatýrlamadýðýný, bu durumu ‘’kontrollü bir düzeltme’’ olarak yorumlayanlarýn olduðunu ancak bu düzeltmenin ‘’kontrol dýþýna çýktýðýný’’ savundu. Dövizdeki yükseliþi kriz baþlangýcý olarak yorumlayanlarýn da bulunduðunu kaydeden Demirtaþ, þöyle konuþtu: ‘’Gerçek piyasa faizi bozulmadýðý, yüzde 8-9 bandýndaki istikrarýný koruduðu sürece bu durumdan fazla endiþelenmeyiz. 1,60-1,70 aralýðýndaki dolar/TL kuru daha gerçekçi bir mertebede. Bugün 1,68 oldu, ama daha aþaðý doðru gitmesi gerekecek. Dolarýn 1,70’in üzerine çýkmasý bizi epey sallar, çünkü özel sektörün 180 milyar dolar borcu var. Ülkemiz ekonomisi güçlü, ama dýþ faktörler bizi zora sokabilir. Bu nedenle tedbirli olmamýz gereken bir döneme giriyoruz. Her türlü senaryoya hazýrlýklý olmalýyýz. Önümüzdeki günlerde yatýrýmlarý yaparken aþýrý borçlanma yerine daha çok özkaynak kullanýn, harcamalarýnýz gelirlerinizi aþmasýn, uzun vade ve gelirleriniz cinsinden borçlanýn. ‘Biz artýk kriz lâfýný kullanmayacaðýz’ demiþtik. Yine kriz demeyeceðiz. Türkiye bir kriz içinde deðil. Tedbirli olmak baþka bir þey devamlý kriz ve felâket tellâllýðý yapmak baþka bir þey. 2010 sonunda, 2011 baþýnda ‘ihtiyat, ihtiyat, ihtiyat’’ demiþtik. Bugün de bunu tekrarlýyoruz.’’ Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan’ýn ‘’krizin Türkiye’yi teðet de geçmeyeceði’’ açýklamasýnýn kendisini rahatlattýðýný, piyasalarýn da bu mesajý aldýðýný ifade eden Demirtaþ, son dönemde tüketiciye har cama yapmama yönünde telkinlerde bulunulmasýnýn ekonomi için tehlikeli olduðunu söyledi. ‘’Ekonomiyi dizginleyelim derken durdurursak Avrupa’nýn durumuna düþeriz’’ diyen Demirtaþ, bu ortamda bölgesel teþvik sisteminin 2 yýllýðýna kaldýrýlmasý, bütün Türkiye’yi kapsayan bir teþvik sistemine geçilmesi gerektiðini savundu. Ýzmir / aa

MERKEZ BANKASI BAÞKANI ERDEM BAÞÇI, ENFLASYON TAHMÝNLERÝNÝN DEÐÝÞMEDÝÐÝNÝ AÇIKLADI.

Ýhracatçýlar kriz beklemiyor TÜRKÝYE Ýhracatçýlar Meclisi (TÝM) Baþkaný Mehmet Büyükekþi, Türkiye için hiçbir kriz tehlikesi görmediklerini bildirdi. Büyükekþi, Türkiye’nin geçen yýl rekor büyüme, bu yýl ilk çeyrekte de dünyada en yüksek büyümeyi gerçekleþtirdiðini hatýrlatarak, ikinci çeyrekte de yüksek bir büyüme olmasýnýn öngörüldüðünü söyledi. Türkiye’de ihracat artýþ hýzýnýn yüksek olduðunu, iþsizlik rakamlarýnýn yüzde 10’un altýna düþtüðünü, sanayide kapasite kullaným oranlarýnýn ve sanayi üretiminin son derece pozitif olduðunu anlatan Büyükekþi, herhangi bir þekilde hiçbir kriz beklentisi olmadýðýný kaydetti. ‘’Kriz bizde deðil, kriz Avrupa’da var’’ diyen Büyükekþi, Avrupa’da da krizin baþta Yunanistan olmak üzere Ýspanya’da, Portekiz’de kýsmen de Ýtalya’da yaþandýðýný belirtti. Ankara / aa

GEÇMÝÞ OLSUN

MERKEZ Bankasý Baþkaný Erdem Baþçý, enflasyonun tahminlerinin deðiþmediðini, yüzde 70 ihtimalle 2011 yýlý sonunda orta noktasý yüzde 6,9 olmak üzere yüzde 5,9 ile yüzde 7,9 aralýðýnda olacaðýný tahmin ettiklerini söyledi. Baþçý, yýlýn üçüncü enflasyon raporunu açýkladýðý basýn toplantýsýnda, 2012 yýlý sonunda enflasyonun orta noktasý 5,2 olmak üzere yüzde 3,5 ile yüzde 6,9 aralýðýnda gerçekleþeceðini, orta vadede de yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacaðýný öngördüklerini bildirdi. Erdem Baþçý, tahminlerini üretirken petrol fiyatlarýna iliþkin varsayýmlarýný 115 dolar olarak koruduklarýný, 2011 yýlý sonunda

gýda enflasyonu varsayýmýný yüzde 7,5 düzeyinde tuttuklarýný belirtti. Tahminlerini oluþtururken, maliye politikasýnýn bir miktar sýkýlaþtýrýlacaðýný varsaydýklarýný ifade eden Baþçý, kredi büyümesinin yýllýk yüzde 25 düzeyine indiði, politika faizinin de yýl sonuna kadar sabit kaldýðý bir çerçeveyi esas aldýklarýný söyledi. Merkez Bankasý Baþkaný Erdem Baþçý, 2011’in ikinci çeyreðinde dünyada büyümenin yavaþladýðýný, aþaðý yönlü risklerin belirginleþtiðini, geliþmiþ ve geliþen ülkelerde büyüme rakamlarýnýn ayrýþmaya devam ettiðini kaydetti. Baþçý, yeni politika yaklaþýmlarýnda önceliklerinin fiyat istikrarý olduðunu, ama finansal is-

TAZÝYE

ÝLAN

Seyit, Hasan, Emre, Mustafa, Murat, Yiðit, Berat, Ali, Ferzan, Fatma Gül, Figen, Rabia ve Esra'nýn dedesi; Mehmet, Bekir, Hanife, Emine ve arkadaþýmýz Mustafa Gödelek'in muhterem babasý

Yeni Asya Ayaþ Sosyal Tesislerinde Ramazana Özel Aile Okuma Programý yapmak isteyenler için yerimiz mevcuttur.

Hasan Gödelek

Karabük Yeni Asya Temsilcisi ve Yeni Asya Okuyucularýndan muhterem aðabeyimiz

Þenel Toksöz

'ün

baþarýlý bir ameliyat geçirdiðini öðrendik. Kendisine geçmiþ olsun der, kardeþlerimizin duâlarýný bekler, Cenâb-ý Hak'tan acil þifalar dileriz.

Karabük Yeni Asya Okuyucularý

tikrarý da gözettiklerini kaydetti. Erdem Baþçý, bir soru üzerine de TL’nin daha fazla deðer kaybetme sinin enflasyon üzerinde arzu edilmeyen katkýlarý olabileceðini bildirerek, þöyle dedi: ‘’Türk Lirasý aþýrý deðerli deðil, hiç kimse aþýrý deðerli olduðunu iddia edemez. TL’nin carî açýða yapabileceði azamî katkýyý da biz yaptýðýný düþünüyoruz. Kurlarla ilgili taahhüt verildiðinde baþýmýza neler geldiðini gördük. Bugün için gerçekten þunu baþardýk. TL üze rinde ilâve bir deðerleme baskýsý kesinlikle þu anda yok. Bizim benzediði miz ül ke le re gö re TL yüz de 20’nin üzerinde nispeten daha az deðerli durumda.’’ Ankara / aa

'in

vefatýný teessürle öðrendik. Merhuma Cenâb-ý Hak'tan rahmet ve maðfiret diler, kederli ailesi, yakýnlarý ve arkadaþýmýza sabr-ý cemil niyaz eder, taziyetlerimizi sunarýz.

Kayseri Yeni Asya Okuyucularý

NOT : 1. Grup Pazartesi, Salý, Çarþamba 2. Grup Cuma, Cumartesi, Pazar olmak üzere 2 Grup oluþturulacaktýr. Ýrtibat : (0537) 203 22 84 - (0505) 689 36 75

AS YAYLA PANSÝYON ÝÞLETMESÝ OLTAN - AYAÞ ANKARA


12

AÝLE - SAÐLIK

29 TEMMUZ 2011 CUMA

Y

Saðlýklý hayat isteði sözde kalýyor KÝLO vermek ve forma girmek için spor merkezlerine yüzlerce lira ödeyerek kayýt yaptýranlarýn hevesi çabuk geçiyor. Sayýlarý son yýllarda hýzla artan, çeþitli spor aktivitelerinin yapýlabildiði lüks spor merkezlerine bin 500 TL ile 3 bin TL civarýnda kayýt parasý ödeyenlerin, ‘’iþ programýnýn uymamasý’’ ve ‘’düzenli spor alýþkanlýðýnýn olmamasý’’ gibi sebeplerle onlarca lira ödeyerek üye olduklarý spor merkezlerine devam etmedikleri görülüyor. OMD Spor Merkezi hocasý Hayati Eker, pek çok kiþinin tatil öncesi, kilo vermek ve forma girmek üzere spor merkezlerine üye olduklarýný

belirtti. Baþlangýçta hevesle dersleri takip eden üyelerin pek çoðunun bir süre sonra hevesini kaybettiðini ifade eden Eker, özel durumlar dýþýnda kayýt ücretinin iade edilmemesine raðmen hevesi çabuk geçen üyelerin ödedikleri parayý ‘’çöpe atarak’’ salonlara gelmekten vazgeçtiklerini söyledi. Eker, sporun düzenli yapýlmasý gereken ve devamlýlýk gerektiren bir aktivite olduðuna iþaret ederek, ‘’Yaza girerken kilo vermek için hevesle kayýt yaptýranlarýn bir çoðunun bir süre sonra hevesini yitirdiðini görüyoruz. Oysa spor uzun süreli yapýlmalý. Hatta gündelik yaþamýn bir parçasý olmalý’’ dedi.

KÝÞÝLER, SPORU BIRAKTIKTAN SONRA VERDÝKLERÝNDEN ÇOK KÝLO ALIYORLAR SEZONLUK spor yapanlarýn ya da spor yapma isteðini çabuk kaybedenlerin metabolizmalarýna zarar verdiklerine dikkati çeken Eker, þöyle konuþtu: ‘’Düzensiz ve disiplinsiz spor aktiviteleri, aþýrý kilo, uyku bozukluðu, vücut aðrýlarýnýn artmasý gibi negatif sonuçlara yol açýyor. Bu nedenle geçici spor aktivitelerini tavsiye etmiyoruz. Kilo vermek amacýyla spor merkezine gelip, birkaç ay sonra býrakanlar, metabolizmalarý yavaþladýðý için, verdikleri kilolardan fazlasýný kýsa süre sonra geri alýyor. Vücut spora baþladýktan kýsa süre sonra ritmi yakalýyor, kendini yeniliyor. Ancak devamý gelmeyince bu sefer, ‘Saðlýklý bedene sahip olayým’ diyenlerin bedenleri yýpranýyor. Baþlangýçta üyelerden duyduðumuz, ‘Kendimi çok zinde hissediyorum, neþem, motivasyonum arttý, uyku düzenim iyileþti, daha enerjik ve neþeli bir insan oldum’ gibi olumlu ifadelerin yerini, sporu býrakanlarda, ‘Vücut aðrýlarým arttý, hantallaþtým, metabolizmam yavaþladý’ gibi serzeniþlere býraktýðýna tanýk oluyoruz.’’ Ankara / aa

Ramazan ayýnda hastalýk söz konusu ise ilâçlarýn aksatýlmamasý gerekiyor.

Kronik hastalar, ilâcýný aksatmamalý FATÝH Üniversitesi Týp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Uzm. Dr. Ayþe Gürel, Ramazan ayýnda özellikle hipertansiyon, þeker hastalýðý, astým, kanser ve bunlara benzer kronik hastalýðý olanlarýn, kullandýklarý ilâçlara aðýzdan veya kas içine enjeksiyon ile olsa da aksatmadan devam etmeleri uyarýsýnda bulundu. Uzm. Dr. Ayþe Gürel, “Ramazan ayýnýn manevî bereketinden oruç tutarak hepimiz faydalanmak isteriz. Fakat hastalýk durumunda bunu, saðlýðýmýzý tehlikeye atmadan yapmak gerekir. Bunun için özellikle hipertansiyon, þeker hastalýðý, astým, kanser ve bunlara benzer kronik hastalýðý olanlar kullandýklarý ilâçlara aðýzdan veya kas içine enjeksiyonla olsa da aksatmadan devam etmelidir.” dedi. Rahatsýzlýðý çok önemli olmayanlar ve günde bir kez ilâç alanlarýn ya iftarda ya da sahurda sabit kalmak suretiyle ilâçlarýný alabileceklerini söyleyen Gürel, “Günde iki kez ilâç alanlar ise sahur ve iftarda ilâçlarýný alabilirler. Fakat bu þekilde oruç tutarken gün içinde saðlýðý bozulanlarýn ihmal etmeden doktora baþ vurmalarý ve onun tavsiyesini yerine getirmeleri uygun olur“ diye konuþtu. ” Ýstanbul / cihan

DSÖ’den Hepatit C uyarýsý

Oruç tutmanýn ruhsal olarak yararlarýnýn yanýnda vücut üzerinde de fiziksel olarak olumlu etkileri mevcut olduðunu belirten uzmanlar, iftar sofralarýnda ölçünün kaçýrýlmamasýný tavsiye ediyorlar.

Oruç, ziyafet deðil, ibadet NUTRÝGENETÝK UZMANI DR. GÜL: VÜCUDU YORDUKLARINI BÝLDÝÐÝMÝZ, HAYVANSAL AÐIRLIKLI YÝYECEKLERÝ ÇOK DAHA AZ MÝKTARLARA ÝNDÝREREK, AÐIRLIKLI OLARAK, SEBZE, MEYVE, BAKLÝYATLAR VE KURU YEMÝÞ GÝBÝ BESÝNLERLE VÜCUDU KALÝTELÝ BESLEMEKTE BÜYÜK YARAR VAR. BESLENME ve gen iliþkisini inceleyen bilim dalý (Nutrigenetik) Uzmaný Dr. Nurhayat Gül, Ramazan’da oruç tutmanýn ziyafet deðil ibadet olduðunu belirterek, vücudu yorduklarý bilinen hayvansal aðýrlýk yiyeceklerin çok daha az miktarlara indirilerek, aðýrlýklý olarak, sebze, meyve, bakliyatlar ve kuru yemiþ gibi besinlerle kaliteli beslenmekte büyük yarar olduðunu bildirdi. Gül, yaptýðý yazýlý açýklamada, oruç tutmanýn ruhsal olarak yararlarýnýn yaný sýra, vücut üzerinde de fiziksel olarak olumlu etkilerinin olduðunu belirtti. Sebze ve meyvelerin, Ramazanda tüketilmesinin vücut açýsýndan saðlýklý olacaðýný ifade eden Gül, ‘’Vücudu yorduklarýný bildiðimiz, hayvansal aðýrlýklý yiyecekleri çok daha az miktarlara indirerek, aðýrlýklý olarak, sebze, meyve, bakliyatlar ve kuru yemiþ gibi besinlerle vücudu kaliteli beslemekte büyük yarar var’’ görüþünü aktardý. Uzman Dr.

Gül, Ramazan ayý süresince vücudu yormamak için, þu tavsiyelerde bulundu: ‘’Eti az miktarda sebze yemeklerinin içinde tüketmek, haftalýk et tüketimini sýnýrlamak, bol miktarda sebze, meyve ve barbunya gibi bakliyatlara aðýrlýk vermek gibi ayrýntýlar vücudu yormayacak, temizlenme ve arýnma iþlevini yapmasýna engel olmayacaktýr. Bu dönemde vücudu ve hücreyi en fazla strese sokan nedenlerden biri yað. Çünkü yaðýn cinsi ve miktarý hücreyi en çok yoran sebeplerden biridir. Bu nedenle yemekler çok az yaðla piþirilmeye gayret edilmelidir. Ýftarda dikkat etmek gereken en önemli konu da hafif bir baþlangýç yapýp bir süre ara verip daha sonra yemeðe devam etmektir. Ýftarýn yavaþ yapýlmasý, lokmalarýn yavaþ yavaþ çiðneyerek yenilmesi, ayrýca günde 2 öðün yemek vücudun kendisini iyileþtirmesine zaman tanýmak açýsýndan çok yararlýdýr.’’

ÝFTARDA VE SAHURDA DÝKKAT EDÝLMESÝ GEREKENLER Dr. Gül açýklamasýnda, Ramazan ayý boyunca iftarda ve sahurda dikkat edilmesi gerekenleri ise þu þekilde belirtti: ‘’Þerbetli tatlýlar yerine karpuz, kavun, kayýsý, þeftali gibi mevsim meyveleri tüketmek hem saðlýklý hem gün içerisinde kaybedilen suyun vücuda geri kazanýmý açýsýndan büyük önem taþýr. Ýftarý zeytin veya hurma ile açýp, hafif bir atýþtýrmanýn ardýndan yemeðe bir süre ara vermek mideyi dinlendirecek, aþýrý yüklenmeden koruyacaktýr. Ýftar sofralarýnýn zenginliðini olabildiðince sebze yemekleri ile çeþitlendirmek çok önemlidir. Taze fasulye, barbunya, patlýcan, biber, domates salatalýk gibi yiyecekleri bolca tüketmekte fayda vardýr. Sahurda, vitamin açýsýndan zengin, barbunya, bulgur, esmer ekmek ve salata tercih edilmelidir. Buna alternatif olarak, peynir, zeytin, domates, salatalýk ve biber de tercih edilebilir. Gün içinde çalýþma verimini düþürmemek ve enerjiyi yükseltmek için sahurda mutlaka küçük bir avuç badem yenmelidir.’’ Ýstanbul / aa

ÝLÂÇ tedavisiyle kontrol altýna alýnabilen Hepatit C virüsü (HCV), doðru þekilde ve zamanýnda tedavi edilmemesi dolayýsýyla dünya genelinde her yýl 350 bin kiþinin ölümüne sebep oluyor. Hepatit C’nin birkaç hafta süren hafif bir hastalýktan ömür boyu süren kronik saðlýk sorununa dönüþebildiðine dikkati çeken Dünya Saðlýk Örgütü (DSÖ), üye ülkelerdeki bilinç düzeyinin arttýrýlmasý, teþhis, tedavi konusunda ileri adýmlar atýlmasý amacýyla her yýl 28 Temmuz’un ‘’Dünya Hepatit Günü’’ olarak kabul edilmesini kararlaþtýrdý. DSÖ’den yapýlan açýklamada, enfekte olan kiþinin kanýyla temas yoluyla bulaþan HCV’nin küçümsenmemesi gerektiðine iþaret edilerek, 130-170 milyon kiþinin Hepatit C���ye baðlý kronik saðlýk sorunlarý yaþadýðý, 350 bin kiþinin de Hepatit C’ye baðlý karaciðer hastalýklarý sonucu vefat ettiði belirtiliyor. HCV’nin, etkisini giderek arttýran antiviral ilâçlarla tedavi edilebildiðini, buna karþýn sürdürülen çalýþmalarýn henüz enfeksiyonu tamamen önleyen bir aþý geliþtirilmesiyle sonuçlanmadýðýný belirten DSÖ, HCV’nin karaciðeri etkileyen en yaygýn virüs olarak dünya genelinde ‘’daha tanýnýr’’ hale gelmesi gerektiðini kaydediyor. Ýzmir / aa

Diþ eti hastalýðý, hamileliði engelliyor YAPILAN bir araþtýrma, diþ eti hastalýðýnýn hamile kalmayý güçleþtirdiðini ortaya koydu. Batý Avustralya Üniversitesi’nden araþtýrmacýlar, diþ eti hastalýðý bulunan kadýnlarýn, saðlýklý diþleri ve diþ eti olanlara oranla hamile kalmasýnýn iki ay geciktiðini açýkladý. Araþtýrmacýlar, hamileliðinin 12. haftasýnda olan 4 bin kadýnla yapýlan çalýþma neticesinde, bu kadýnlarýn yüzde 26’sýnda diþ eti çekilmesi bulunduðunu tesbit etti. 35 yaþ ve üzerindekiler, sigara içenler ve obezlerin daha zor gebe kaldýðýný belirleyen araþtýrmacýlar, hamile kalmasý bir yýldan uzun süren kadýnlarda diþ eti hastalýðý oranýnýn yüksek olduðunu da belirledi. Ekibin baþý Profesör Roger Hart, kadýnlarýn hamile kalmayý denemeden önce diþ hekimine gitmesinin teþvik edilmesi gerektiðini söyledi. Hart, diþ eti hastalýðýnýn erkeklerde sperm kalitesini düþürdüðüne dair deliller bulunduðunu da belirtti. Hastalýðýn gebe kalmayý neden etkilediði net olarak bilinmiyor, ancak iltihaplý diþ etinin baðýþýklýk sistemini etkileyen ve rahim duvarýnda iltihaplanmaya yol açabilecek kimyasallar ortaya çýkarabileceði ifade ediliyor. Ankara / aa


LÂHÝKA

Y

‘‘ Beþeri saadete sevk edecek, yalnýz Ýslâmiyettir

29 TEMMUZ 2011 CUMA

13

Allah haram ve helâli size açýkça bildirmek, sizden evvel doðru yolu bulup saadete erenlerin yoluna sizi de ulaþtýrmak ve size kötülüklerinizden tevbe nasip etmek istiyor. Allah herþeyi hakkýyla bilir ve her iþi hikmetle görür.

Nisâ Sûresi: 26 / Âyet-i Kerime Meâli

Asr-ý Saadet’ten günümüze Ashab-ý Suffa

‘‘

Beþeri dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnýz Ýslâmiyettir ve Ýslâmiyete inkýlâp etmiþ ve hurafattan ve tahrifattan sýyrýlacak Ýsevîlerin hakikî dinidir ki Kur’ân’a tâbi olur, ittifak eder.

E

vet, meþhurdur ki: “En kat’î fazilet odur ki, düþmanlarý dahi o faziletin tasdikine þehadet etsin.” Ýþte yüzer misallerinden iki misal: Birincisi: On dokuzuncu asrýn ve Amerika kýt’asýnýn en meþhur filozofu Mister Carlyle, en yüksek sadasýyla, çekinmeyerek, filozoflara ve Hýristiyan âlimlerine neþriyatýyla baðýrarak böyle diyor, eserlerinde þöyle yazmýþ: “Ýslâmiyet gayet parlak bir ateþ gibi doðdu. Sair dinleri kuru aðacýn dallarý gibi yuttu. Hem bu yutmak Ýslâmiyetin hakký imiþ. Çünkü sair dinler—fakat Kur’ân’ýn tasdikine mazhar olmayan kýsmý—hiç hükmündedir.” Hem Mister Carlyle yine diyor: “En evvel kulak verilecek sözlerin en lâyýký, Muhammed’in (Aleyhissalâtü Vesselâm) sözüdür. Çünkü, hakikî söz, onun sözleridir.” Hem yine diyor ki: “Eðer hakikat-i Ýslâmiyette þüphe etsen, bedihiyat ve zaruriyat-ý kat’iyede iþtibah edersin. Çünkü, en bedihî ve zarurî bir hakikat ise Ýslâmiyettir.” Ýþte bu meþhur filozof, Ýslâmiyet hakkýnda bu þehadetini, eserinde müteferrik yerde yazmýþ. Ýkinci misal: Avrupa’nýn asr-ý âhirde en meþhur bir filozofu Prens Bismark diyor ki: “Ben bütün kütüb-ü semaviyeyi tetkik ettim. Tahrif olmalarýna binaen, beþerin saadeti için aradýðým hakikî hikmeti bulamadým. Fakat Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) Kur’ân’ýný umum kütüplerin fevkinde gördüm. Her kelimesinde bir hikmet buldum. Bunun gibi beþerin saadetine hizmet edecek bir eser yoktur. Böyle bir eser, beþerin sözü olamaz. Bunu ‘Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselâm) sözüdür’ diyenler, ilmin zaruriyatýný inkâr etmiþ olurlar. Yani, Kur’ân Allah kelâmý olduðu bedihîdir.” Ýþte Amerika ve Avrupa’nýn zekâ tarlalarý Mister Carlyle ve Bismarck gibi böyle dâhi muhakkikleri mahsulât vermesine istinaden, ben de bütün kanaatimle derim ki: Avrupa ve Amerika Ýslâmiyetle hamiledir; günün birinde bir Ýslâmî devlet doðuracak. Nasýl ki Osmanlýlar Avrupa ile hamile olup bir Avrupa devleti doðurdu. Ey Cami-i Emevîdeki kardeþlerim ve yarým asýr sonraki âlem-i Ýslâm camiindeki ihvanlarým! Acaba baþtan buraya kadar olan mukaddemeler netice vermiyor mu ki, istikbalin kýt’alarýnda hakikî ve mânevî hâkim olacak ve beþeri dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnýz Ýslâmiyettir ve Ýslâmiyete inkýlâp etmiþ ve hurafattan ve tahrifattan sýyrýlacak Ýsevîlerin hakikî dinidir ki Kur’ân’a tâbi olur, ittifak eder. Hutbe-i Þamiye, s. 36-38 LÛGATÇE:

kat’î: Kesin. hakikat-i Ýslâmiyet: Ýslamiyetin hakikati. bedihiyat: Delil ve ispata muhtaç olmayan sarih ve açýk bilgiler. zaruriyat-ý kat’iye: Kesin ihtiyaç, katî zaruret. iþtibah: Þüphelenme. bedihî: Ap açýk, belli. müteferrik: Çeþitli, kýsým kýsým, baþka baþka, daðýnýk. asr-ý âhir: Son asýr. kütüb-ü semaviye: Semâvî kitaplar. Vahiy ile gönderilen kitaplar. kütüp: Kitaplar. fevkinde: Üstünde, üzerinde.

zaruriyat: Mecbûri, zarurî olanlar. Cami-i Emevî: Þam’da bulunan büyük bir câmi; Emevi Camii. ihvan: Kardeþler. mukaddeme: Önsöz, giriþ. uhrevî: Ahiretle ilgili. inkýlâp: Bir halden diðer bir hâle geçme; deðiþme, köklü deðiþim. hurafat: Aslý esâsý olmayan bâtýl rivâyetler, batýl inanýþlar. tahrifat: Birþeyin aslýný bozmalar, deðiþtirmeler. Ýsevî: Hz. Ýsâ’nýn (as) dininden olan; Hýristiyan.

slâm’a hizmet etmenin deðiþik yollarý vardýr. Kimi malýyla, kimi ilmiyle, kimi de hayatýyla hizmet edebilir ve de etmiþtir. Vakýflýk da Ýslâm’a hizmet etmenin bir yoludur. Bu mânâda “vakýflýk”, belli bir süre veya hayatý boyunca bütün zamanýný Ýslâm’a vakfetmek ve ayýrmak demektir. Her an hizmete hazýr olmaktýr. Baþka þeylerle meþgûl olmamak, sadece hizmet-i Kur’âniye ile iþtigal etmektir. Çünkü cemaatin inkiþâfý ve keyfiyeti bir vesîleyle bu tür hizmetlere bakar. Vakýflýk, sünnet-i Peygamberîyi (asm) hayata tatbîk edebilme cehdidir. Efendimiz’in (asm) halleri ile hâllenmek ve bizzat ona (asm) ittibâ ile hizmette sebât edebilmek ve yaþayabilmektir. Böyle güzîde bir hizmete hayatýný ve zamanýný vakfeden fedakârlarý kutlamak gerekir. Biliyorsunuz Asr-ý Saadet, saadet ve mutluluk asrýdýr. Peygamberimiz (asm) ve dört halifenin yaþadýðý devire verilen addýr. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) peygamber olarak dünyada bulunduðu devirdir. Asr-ý Saadet Ýslâm tarihinin merkezinde bir daire gibidir. Her zamana ve asra bakan veçhesi ve izdüþümü vardýr. Çünkü “Evet, bakýnýz, zaman hatt-ý müstakîm üzerine hareket etmiyor ki, mebde [baþý] ve müntehâsý [sonu] birbirinden uzaklaþsýn. Belki küre-i arzýn [dünyanýn] hareketi gibi bir daire içinde dönüyor.”1 Ýþte her bir asrýn merkezindeki daire, Asr-ý Saadet dairesidir. Asr-ý Saadet dairesinde yaþanan her bir hâdise diðer asýrlara simetri olarak yansýr. Olaylar benzer, þahýslar farklýdýr. O halde Asr-ý Saadet dairesinde karþýlaþýlan sýkýntýlar hangi yol ve metod ile çözülmüþ ise; diðer asýrlarýn problemleri de ayný yol ve metodla çözülmelidir. Çünkü Asr-ý Saadet’in çýkýþý nefsî ve hissî deðil, vahyîdir. Öyleyse sünnetullah her asýrda cârîdir. Çünkü sünnet

bakicimic@hotmail.com / http://www.feyzinur.com

Kur’ân’ýn hayata þâmil olan prensipleridir. Bu sebeple de Müslümanlarýn problemlerinin çýkýþý ve çözümü sünnetin tatbîkatýndadýr. Sünnetten baþka yollar nefsî ve vehmîdir. Öyleyse her meselemize sünnetten bir yol bulmalýyýz. Vakýflýk meselesi için de Asr-ý Saadet’ten delil getirebiliriz. Meselâ, Ashab-ý Suffa’nýn hayatý bu meselemize mihenk olabilir. Ashab-ý Suffa; hayatlarý boyunca Peygamberimiz‘in (asm) yanýnda bulunan, Peygamberimiz’in (asm) mescidine bitiþik bir yerde oturan ve orada yaþayan, Peygamberimiz’den (asm) ders alan sahâbelerdir. Vazîfeleri sadece ilm-i Kur’ân ile tâlim ve tebliðdir. Ashab-ý Suffa bir öðünde iki kap yemek yememiþlerdir. Hiçbir zaman iki kat elbiseleri olmamýþtýr. Bugüne gelinceye kadar Ýslâm hakîkatlerinin ve nûrunun mâyesi olan Ashab-ý Suffa’dýr. Suffa mescidinde ikameti saðlanan ve sadece ilme ve Kur’ân’a kendilerini vakfeden Suffa Ashabý bekârdýrlar. Bütün giderlerini ve ihtiyaçlarýný Efendimiz (asm) ve ashab karþýlardý. Onlar evlenmez ve baþka bir iþle de iþtigâl etmezlerdi. Sadece ilim ve irþâd ile vazîfeliydiler. Kendilerini bu vazîfeye vakfetmiþlerdi. Allah rýzâsý için fîsebîlillah gönüllü çalýþýrlardý. Þimdi Asr-ý Saadet’ten günümüze bu müessese gönüllülük esasýna baðlý olarak yansýmýþ ve Risâle-i Nûr mesleðinde de ma’kes bulmuþtur. Çünkü “Risâle-i Nûr mesleði sahâbe mesleðinin bu asýrda bir cilvesi ve yansýmasýdýr.” 2

Hem Bedîüzzamân Hazretleri “Zaten Üveysî bir surette doðrudan doðruya hakikat dersimi Gavs-ý Âzamdan (k.s.) ve Zeynelâbidîn (r.a.) ve Hasan, Hüseyin (r.a.) vasýtasýyla Ýmam-ý Ali’den (ra) almýþým. Onun için, hizmet ettiðimiz daire onlarýn dairesidir.” 3 demektedir. Vakýflýk elbette ki gönüllülük isteyen bir hizmettir. Zoraki olacak bir hâl deðildir. Eðer zorlama varsa aksülamel olur ve sýrr-ý ihlâsa da uygun düþmez. Risâle-i Nûr hizmetinin esâsý ihlâs sýrrýna dayanýr. Eðer bir hizmette bu sýr yoksa zaten o hizmet arzî olur. Hizmetteki makbûliyet ihlâs sýrrý iledir. Ýhlâsta ise sadece Allah rýzâsý esâstýr. Madem bu zamanda sadece Allah rýzâsý için vakýf olmanýn Asr-ý Saadet’ten bir hissesi ve izdüþümü varsa, o halde bu hizmette vakýf olanlarýn bu hâl ile hâllenmeleri ne kadar güzeldir. Hem Üstadýmýz bütün talebelelerini vakýf olmaya zorlamamýþtýr. Ancak Risâle-i Nûr’a talebe olanlara da Sözler’e sahiplenme vazîfesini vermiþtir. “Talebeliðin hâssasý ve þartý þudur ki: Sözler’i kendi malý ve telifi gibi hissedip sahib çýksýn ve en mühim vazîfe-i hayatiyesini, onun neþir ve hizmeti bilsin” 4 denilmiþtir. Öyleyse Risâle-i Nûr Talebeleri bir nevî mânen hizmette sorumlu durumundadýr. Risâle-i Nûr hizmeti mütedahil (iç içe geçmiþ) daireler misüllüdür. Üstad Hazretleri “Risâle-i Nûr, bir daire deðil; mütedahil daireler gibi tabakatý var. Erkânlar ve sahipler ve haslar ve nâþirler ve talebeler ve taraftarlar gibi tabakatlarý var.” 5 demiþtir. Üstad Bediüzzamân Hazretleri vakýflýkla ilgili þöyle bir îzâh yapar: “Ve kaç senedir benim yaptýðým gibi, benim mânevî evlâtlarým, benim vereselerim aynen öyle yapmak vasiyet ediyorum. Ýnþâallah tam Risâle-i Nûr intiþara baþlasa, o sermâye þimdiki fedakâr, kendini Risâle-i Nûr’a vakfeden þakirtlerden çok ziyâde fedakâr talebe-

lere kâfî gelecek ve mânevî Medresetü’z-Zehrâ ve medrese-i Nûriye çok yerlerde açýlacak, benim bedelime bu hakîkate, bu hale mânevî evlat larým ve has ve fedakâr hizmetkârlarým ve Nûra kendini vakfeden kahraman ve herkesçe malûm kardeþlerim...” 6 devam edeceklerdir. “Bütün hayatýný, fîsebilillâh Kur’ân’a, Ýslâmiyete, Sünnet-i Seniyyenin ihyâsýna hasr ve vakfeden bu fedakâr-ý Ýslâm” 7 kahramaný talebelerinden de böyle fedakârlar çýkmýþtýr ve de çýkacaktýr inþâallah. “Evet, hem yirmi beþ seneden beri Risâle-i Nûr’la îmân hizmetine, bütün varlýðýný vakfeden ve þimdiye kadar ‘gaddar din düþmanlarýnýn’ çok defalar tecâvüz ve taarruzuna ve taharriyâta ma’rûz kaldýðý halde, yirmi beþ senedir inzivâ’ içinde, Risâle-i Nûr’un nâþirliðini yapan Nûr kahramanlarý aðabeylerimiz, bizlere birer nümûne-i imtisâl olan, imân ve Ýslâmiyet fedâileridir.” 8 Cenâb-ý Hak bizi bu hizmet-i Kur’ân rûhundan ayýrmasýn. Risâle-i Nûr hizmeti de bugün böyle bir rûhu bekliyor ve beþeriyet buna muhtaçtýr. Nûr Talebeleri ne dünya umûrundan kazandýðýna mesrur ve ne de kaybettiði þeye mahzûn olmazlar. O rûh, öyle bir mânevî iklimdir ki, insanýn yüz binlerce kusûru olsa, o iklime girse tasaffî ediyor. Cenâb-ý Hak bizim rûhlarýmýzý Ashab-ý Suffa’nýn rûhlarý gibi keskin ve lâtîf kýlsýn. Onlarýn rûhlarýyla bizleri rûhlandýrsýn ve nûrlandýrsýn. Cenâb-ý Hak bu kudsî hizmette bütün zerrelerimizle, duy gularýmýzla hizmet etmeyi nasip etsin. Âmin. Dipnotlar: 1- Hutbe-i Þâmiye, 1996, s: 43. 2- Emirdað Lâhikasý-I, 2006, s: 130. 3- Emirdað Lâhikasý-I, 2006, s: 130. 4- Mektubat, 2005, s: 576. 5- Kastamonu Lâhikasý, 2006, s: 359. 6- Emirdað Lâhikasý, 2006, s: 858. 7- Tarihçe-i Hayat, 2006, s: 184. 8- Konferans.

‘Dokuz okuyanlar’ FATMA NUR ÖZDEMÝR eygamber yýldýzlarý sahabeler Kur’ân’a zamanlarýný vermemiþler, adeta kendilerini, hayatlarýný vermiþlerdir. Aynen onun gibi Bandýrma/Edincik’te liseli kýz talebeler de Kur’ân’a ve Kur’ân’ýn asrýmýzdaki manevi bir tefsiri olan Risâle-i Nur’a kendilerini vermek için 1 Temmuz’da bir araya geldiler. Ashab-ý Kehf’e “Yedi Uyuyanlar” dedikleri gibi, biz de kendimize “Dokuz Okuyanlar” dedik. Edincik bizim için “aylardan Risâle-i Nur” ve “günlerden Barla” sözleriyle anýlýr oldu. Burasý insanlardan ve dünyanýn cazibedar fitnelerinden uzak, bir daðýn zirvesinde, yeþil ve mavi renklerin kaynaþtýðý bir yerdi. Yirmi gün boyunca saatlerce okuduk, yine okuduk. Liseli talebeler orada üç þeyi bir arada görüyorlardý; deniz, yeþillik ve Risâle-i Nur’un sayfalarý... Ýlk günlerin heyecanýný sizlerle paylaþmak istiyorum. “Sözler”i okurken kardeþlerimizin þiir deðil; ama þiire benzer sözleri yansýdý ajandamýza: “Okunan sözler hakikattir sakýn þaþma, Sayfaný bitirmeden kalkma! Uyku fikrine dalma, tembelliktir, Kulak asma, eder elbet seni maðlûp.” Günün sonunda hepimizin aðzýndan birer dörtlük dökülür olmuþtu. Bir kardeþimizin sözü hepimizi þaþýrtmýþtý. 25 günlüðüne geldiðimiz programa þöyle bir nakaratla katýlmýþtý: “Yemekleri kendimiz yaptýðýmýz halde, Elhamdülillah bitirdik Külliyat’ý, 20 günde” Hepimiz susmuþtuk bu söz karþýsýnda… “Kardeþim 25 günde bitirmeye geldiðimizi bilmiyor musun? Nereden çýktý bu 20 gün?” “Biliyorum ama, birden çýktý aðzýmdan!” deyiverdi. “O zaman bu bizim duâmýz olsun. Ýnþâallah bitiririz 20 günde” dedik ve tebessüm ettik. Sözler’i bitirdikten sonra Barla Lâhikasý’nda þa-

P

irimsi havalardan çýkýp aðabeylerin hayatlarýný merak eder olduk: “Kim bu Bedrettin? Bana Bedrettin’i bulun!” diye merak ederken, “7 sayfa önce Refet Aðabey evlenmiþti. Þimdi çocuðu olmuþ!” diyerek hayretlerimizi gizleyemez olmuþtuk. “Hulusi Aðabey var, bir de Refet Aðabey var. Bunlar Üstadýn gözbebekleri” diye kendimizce yorumlarken, “Sýddýk Süleyman Aðabeye lâf atýyorlar” diye kýzar olmuþtuk. Mesnevî-i Nuriye aðýr bir kitap derken içerinden gelen kardeþimiz “Hayýr o aðýr bir kitap deðil. Lem’alar çok daha aðýr bir kitap. Bakýn taþýrken ellerim yoruluyor” diyerek önümüzden geçip gidiyordu. Okumak bizim için hep yeni bir heyecan olmuþtu: “Bu akþam ne yapalým kardeþim biliyor musun?” Farklý bir þey mi olacak diye heyecanla sorunun cevabýný beklerken aðzýmýzdan þu sözler çýkar olmuþtu: “OKUYALIM!” Günlük konuþmalarýmýzda en çok “okumak”, “okuyalým”, “Kaç sayfa okudun?”, “Nereye kadar okudun?”, “Ben þu kadar sayfa okudum” gibi cümleler yer etmiþti. Merhum Zübeyir Aðabeyin dediði gibi “Dem ve damarlarýmýza karýþacak derecede okuma”yý gaye-i hayal edinmiþtik. Son dakika haberi diye heyecanla salona giren kardeþimiz, “Refet Aðabey ameliyat oldu”, “Bir tane daha oðlu var, adý Hüsnü” demesi üzerine kardeþlerimizden birisinin “Tühh ya, bütün heyecaný kaçtý. Sürpriz olacaktý” sözleri bizim hislerimize tercüman olmuþtu. O kadar çok kendimizi kaptýrmýþýz ki, ilk günlerde küçücük böcek gördüðümüzde ablalarýmýza haber verirken, sonraki günlerde “Aaa.. böcekmiþ” deyip yan koltukta okumayý sürdürür olduk. Validelerimiz bizi ararken hep ayný cevaplarý fýsýldýyorduk telefonda. 1. gün:

Ashab-ý Kehf’e “Yedi Uyuyanlar” dedikleri gibi, biz de kendimize Risâle-i Nur okuyucularý olarak “Dokuz Okuyanlar” dedik.

Anne: “Ne yapýyorsunuz, kýzým?” Çocuk: “Ýyiyiz. Ne yapalým anneciðim okuyoruz!” 2. gün: “Ne yapýyorsunuz, yavrucuðum?” “Ne yapabiliriz ki, anneciðim, OKUYORUZ iþte!” 3. gün: “Ne yapýyorsunuz, caným?” “Caným anneciðim, ben seni akþam arayacaðým. Þimdi vaktim yok, okumam gereken yerler var” diyerek süren konuþmalarda artýk annelerimiz farklý sorular sormaya baþlamýþlardý. Anne: “Kýzým, hangi kitaptasýn? Hangi bölümleri bitirdin yavrucuðum? Bugün 200 sayfa okuyabildin mi?” Onlar da bizim “okumalar”ýmýza kaptýrmýþtý kendilerini. Bir kardeþimizin ilk gün yazdýðý þöyle bir þiiri vardý: “Sözler, seni okurken kapanýr gözler, Nefis daima küçük kitaplarý özler” Acaba bu kardeþimiz programýn sonunda hangi nakaratý söyleyecek diye bekledik. Bu kardeþimizin sonraki günlerde söylediði nakaratlar gerçekten çok güzel olmuþtu. “Emirdað Lâhikasýný okurken;

Emirdað’ýn eteðinde, halis bir talebe olsam. Sözler olsam, dillerde mamo, mamo, Programdan programa koþsam, dolaþsam.” Bu NUR kardeþimiz en son olarak bize þu mýsralarý yazdý: “Ehl-i uyku; Bitiririz gündüzden iki yüzü. Aksatýlmaz asla uyku, Göz kapaklarým indiyse artýk aþaðý, Kaldýrmaya uðraþma ehl-i uyku. Ehl-i mesai; Gecenin feyizli saatlerini kaçýrmayýz. 200 ne zaman biter, ancak öyle yatarýz, Börtü, böcek, uyku bizi maðlûp edemez. Valiz odasýna geçer, son haddine kadar dayanýrýz.” 1. Liseli Kýzlar Külliyatý Bitirme Programý için anlatacak çok þeylerimiz var. Ama… Programýn baþýndan sonuna kadar bizimle yakýndan ilgilenen ve yardýmlarýný hiçbir zaman esirgemeyen Balýkesir/Bandýrma cemaatindeki aðabey ve ablalara teþekkür ediyor, hepsinden “Allah razý olsun” diyoruz. Gelecek 2. Liseli Kýzlar Külliyat Bitirme Programýnda buluþmak üzere…


14

29 TEMMUZ 2011 CUMA

SPOR

Y

EYOF’ta ilk altýn judodan geldi

 11. AVRUPA Gençlik Olimpik Oyunlarý’nda Türkiye ilk altýn madalyasýný judoda 57 kiloda Kevser Çelik ile kazandý. Of Spor Salonu’nda gerçekleþtirilen judo müsabakalarýn ikinci gününde 57 kiloda Türkiye’den Kev ser Çe lik, Ro man ya’dan Stefania Adelina Dobre’yi finalde yenerek oyunlarda Tür kiye’ye ilk altýn madalya sevincini yaþattý. Hollanda’dan Do Velema ile Maracistan’dan Vivien Koteles ise bronz madalya elde ettiler. Bayanlarda 52 kiloda ise Romanya’dan Alexan dra La ri sa Flo ri an al týn, Rus ya’dan Za ri na Ba bin yan gümüþ, Ýtalya’dan Daniela Rai a ile Almanya’dan Katja Karolin Stiebeling de bronz madalyanýn sahibi oldular. Portekiz'deki karþýlaþmada iyi bir mücadele ortaya koyan Trabzonspor 2 farklý yenilmekten kurtulamadý. Rövanþ, Olimpiyat Stadý'nda oynanacak. FOTOÐRAF: AA

Ýstanbul’da telâfi ederiz BENFÝCA’YA 2 FARKLI KAYBEDEREK AVANTAJI RAKÝBÝNE KAPTIRAN TRABZONSPOR’DA TEKNÝK DÝREKTÖR ÞENOL GÜNEÞ: “BENFÝCA AVANTAJ YAKALADI, AMA KENDÝ SAHAMIZDA BUNU TELÂFÝ ETMEK ÝSTÝYORUZ” DEDÝ. AVRUPA Þampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda deplasmanda Benfica’ya 2-0 yenilen Trabzonspor’un teknik direktörü Þenol Güneþ, ‘’Benfica avantaj yakaladý, ama kendi sahamýzda bunu telâfi etmek istiyoruz’’ dedi. Maç sonraÞenol Güneþ sýnda düzenlenen basýn toplantýsýnda konuþan Þenol Güneþ, ‘’Tabiî 2-0 Benfica için avantajlý bir skor, ama biz ne olursa olsun rövanþa gol yemeden kazanmak için çýkacaðýz’’ deðerlendirmesinde bulundu. ‘’Oyun kontrolü bakýmýndan bölüm bölüm iyi oynadýk ancak orta sahada top

kaybý yaptýk ve hücumda eksikliklerimiz oldu’’ diyen Trabzonspor Teknik Direktörü Güneþ, Benfica’nýn sahip olduðu kaliteli futbolcularýný iyi kullandýðýný belirtti. Rövanþýn Ýstanbul’da oynanacak olmasýyla ilgili bir soruya ise Güneþ, ‘’Seyircimiz Ýstanbul’da da olacak. Olumsuz olan maçý Ýstanbul’da oynayacak olmamýz deðil, skor. Ama biz 2-0’lýk skora teslim olmadan rövanþa çýkacaðýz. Seyircimizle ve oyunumuzla rakibi yenip tur atlamak istiyoruz’’ cevabýný verdi.

JESUS: HERÞEY BÝTMEDÝ AVRUPA Þampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda Trabzonspor’u 2-0 yenen Benfica’nýn teknik direktörü Jorge Jesus, ‘’Ne olursa olsun kazanmamýz gerekiyordu, avantajlýyýz’’ dedi. Kaliteli bir takým olduklarýný ancak sezon baþý olmasýndan dolayý futbolcularýnýn beklentisinin üstünde bir performans gösterdiklerini kaydeden Jesus, ‘’Bizim için ilk gol maçýn en önemli aný oldu’’ deðer lendirmesini yaptý. Jesus, ‘’Ýkinci yarý biraz daha risk aldýk. Rakibe göre daha tecrübeli bir takýmýz ve sonuçta 2-0’lýk büyük bir avantaj yakaladýk. Ancak henüz her þey bitmedi’’ þeklinde konuþtu. Jesus ayrýca, Þenol Güneþ’in Benfica’yý çok iyi analize etmiþ olduðunu sahada gördüklerini söyleyerek, ‘’Özellikle þunu gözlemledim ki Trabzons por, Benfica maçýna en iyi þekilde hazýrlanmýþ. Ataklarýmýzý çok iyi kestiler’’ þeklinde konuþtu.

Aguero M. City’de

 ATLETÝCO Madrid’in Arjantinli forveti Sergio Agüero, Ýngilte re’nin Manchester City takýmýna transfer olduðunu açýkladý. 23 yaþýndaki Agüero, Twitter hesabýn da ki me sa jýn da, “Ar týk City’nin oyuncusuyum. Bu kulüpte ve bu þehirde olmaktan mut luyum’’ ifadesini kullandý. Ýngiltere basýnýna göre Manchester City, Agüero için Atletico Mad rid’e 43 milyon avro ödeyecek. A güero’nun dün saðlýk kontrolünden geçtiði belirtiliyor.

Grekoromen stil 84 kiloda Aslan Atem bronz madalya kazandý.

Grekoromende 3 bronz kazandýk ROMANYA’NIN baþþehri Bükreþ’te düzenlenen Dünya Gençler Güreþ Þampiyonasý’nda, Türk Millî Takýmý’ndan grekoromen stil 84 kiloda Aslan Atem bronz madalya kazandý. Akþam seansýnda Ýranlý Alia Rýfeýzabadi ile üçüncülük-beþincilik maçýnda karþýlaþan Aslan Atem, ilk periyodu 1-0 aldýktan sonra ikinci periyodu 1-0 kaybetti. Son periyotta üstün bir müsabaka çýkaran Aslan Atem, bu periyodu 5-0, müsabakayý da 2-1 kazanarak, bronz madalyanýn sahibi oldu. Türkiye, þampiyonayý böylece grekoromen stilde 3 bronz madalya ile tamamlamýþ oldu.


ÇOCUKLARI BÝLGÝSAYAR BAÞINDAN KALDIRIN

Ü M Ý T V Â R O L U N U Z : Þ U Ý S T Ý K B A L Ý N K I L Â B I Ý ÇÝN D E E N Y Ü K S E K GÜR SADÂ ÝSLÂMIN SADÂSI OLACAKTIR

Y 29 TEMMUZ 2011 CUMA

Nete baðýmlý olduk ÝNTERNET BAÐIMLILIÐIYLA BÝREYSELLEÞEN ÇOCUKLAR GRUP OYUNLARINA YÖNLENDÝRÝLMELÝ. ULUDAÐ Üniversitesi (UÜ) Eðitim Fakültesi Ýlköðretim Bölümü Okul Öncesi Anabilim Dalý Baþkaný Prof. Dr. Handan Asude Baþal, internetin yaygýnlaþmasýyla toplumun bireyselleþtiðini belirtti. Prof. Dr. Baþal, “Ýnternete baðýmlý olduk ve bireyselleþiyoruz. Çocuklarýmýzý toplumsallaþmalarý için, özellikle çocuk parklarýna götürüp, grup oyunlarý kurmalarýný, birlikte oynamalarýný saðlamalýyýz” dedi. UÜ Eðitim Fakültesi Okulöncesi Eðitimi Anabilim Dalý ve Uluslar arasý Oyuncak Derneði iþbirliðin-

de ‘Dünya Oyuncak Kongresi’ gerçekleþtirildi. Kongrenin baþkanlýðýný yapan Prof. Dr. Handan Asude Baþal, o yun cak la rýn hem e ðit sel hem de saðlýk anlamýnda düþünülerek alýnmasý gerektiðini kaydetti. Çocuðun yaþ ve geliþim özellikleri bilinerek oyuncak alýnmasýný tavsiye eden Baþal, ticarî anlamda çocuklarýn eðitimi çok düþünülmeden oyuncak üretil-

diðini dile getirdi. Çocuklarý daha çok þiddete yönlendiren, onlarýn algýlamasýnda biraz zorluk oluþturan oyuncaklardan kaçýnýlmasýný isteyen Baþal, “Sadece oyun cak lar de ðil çiz gi filmler, kitaplar, resimler de çocuklarýmýzýn kendi yaþamlarýna son vermesine bile neden olabilir. Dolayýsýyla program yapýmcýlarý, medyadaki otoriteler aslýnda bu tür yayýnlarý yaparlar-

ken psikologlardan, pedagoglardan yardým almalarý gerekiyor. Çünkü çocuklar çok fazla kitle iletiþim araçlarýndan etkileniyorlar” ifadelerine yer verdi. Eskiden bahçelerde grup oyunlarý oynayan çocuklarýn þimdi internete baðýmlý olduðunu ve bireyselleþtiðini kaydeden Baþal, “Toplumsallaþmalarý için anne ve babalar çocuklarýný, çocuk parklarýna götürüp grup oyunlarý kurmalarýný, birlikte oynamalarýný saðlamalý. Böylece onlarýn sosyalleþmelerini saðlamýþ oluruz” ifadelerini kullandý. Bursa / cihan

Dünyanýn yoldaþý göktaþý DÜNYA’NIN, Güneþ etrafýnda bir yýl içerisinde tamamladýðý yörüngesini yaklaþýk 300 metrelik bir göktaþý ile paylaþtýðý anlaþýldý. Dünya’nýn önünde, gezegenimizin dönüþ yönünde Güneþ et rafýnda dönen bu göktaþý, NASA’nýn WISE uydusu tarafýndan geçen yýl keþfedildi. Gök cismine, ‘’2010 TK7’’ adý verildi. Keþif, Hawai’deki teleskopla yapýldý. Göktaþýnýn konumu, Dünya’nýn Güneþ etrafýndaki yörüngesi bir saat kadraný gibi dü þü nül dü ðün de, or ta da Gü neþ bu lu nu yor ve çevresinde, bu göktaþý önde, Dünya genellikle iki saat dilimi arkasýnda saat yönünde dönüyor. Ancak Ka na da At ha bas ca U ni ver sity’den Mar tin Co nors’un ver di ði bil gi ye gö re gök ta þý ba zen Dünya ile arasýný açýyor. Keþif ile ilgili makale Nature dergisinde yayýmlanacak. New York / aa

Hurma çekirdeðinden kahve

 ANKARA bir hurmacý iþletmesinin sahibi Mehmet Alkan, hurma çekirdeðinden kahve yaptý. 22 yýl Medine’de yaþayan Alkan, yalnýzca ticaretini deðil pastasýndan cezeryesine, dondurmasýndan þerbetine, hurmanýn 22 çeþit yan ürününü de satýyor. Hurmayý en iyi þekilde deðerlendirdiðini söyleyen Alkan, elinde kalan hurma çekirdeðinden ne yapabileceðini düþünürken aklýna kah ve yap mak gel miþ. Hurma kahvesinin mucidi, mermerden daha sert olan hurma çekirdeðinin Arap ülkelerinde kemik tedavisinde kullanýldýðýný söyledi. Ankara / cihan

BAE’de Ramazan affý

 BÝRLEÞÝK Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Baþkaný Þeyh Halife bin Zayid El Nahyan, farklý sürelerde hapis cezasýna çarptýrýlmýþ 676 yerli ve yabancý mahkumun salýverilmesini em retti. Resmî haber ajansý WAM’ýn bildirdiðine göre Þeyh Halife ayný zamanda mübarek Ramazan dolayýsýyla mahkumlarýn borçlarýnýn da ödeneceði teminatýný verdi. Aftan yararlanan yerli vatandaþlara uygun iþ imkâný saðlanacak ve ya bancý mahkûmlar ise ülkeden çýkarýlacak. BAE devlet baþkanýnýn ilân ettiði affýn, salýverilen mahkûmlara yeni bir hayata baþlamala rý i çin ve ri len im kâ ný gösterdiði ve ailelerinin çektiði sýkýntýnýn azalmasýna yönelik olduðu ifade e dildi. Abu Dabi / cihan


29 Temmuz 2011