Issuu on Google+

renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

2:18 PM

Page 1

C M YK

TABLOÝT BOY 40 SAYFA TAMAMI RENKLÝ

BUGÜN GAZETENÝZLE BÝRLÝKTE HERKESE ÜCRETSÝZ

Y GERÇEKTEN HABER VERiR

ASYA’NIN BAHTININ MÝFTAHI, MEÞVERET VE ÞÛRÂDIR 23 MART 2010 SALI / 75 Kr

YIL: 41 SAYI: 14.389

www.yeniasya.com.tr

ÇAÐIN SORUNLARINA BEDÝÜZZAMAN AÇILIMI BEDÝÜZZAMAN’IN 50. VEFAT YILDÖNÜMÜNDE RÝSALE-Ý NUR ENSTÝTÜSÜ’NCE TERTÝPLENEN “ÇAÐIMIZ SORUNLARINA ÇÖZÜM ARAYIÞLARI VE SAÝD NURSÎ MODELÝ” KONULU 5. ULUSAL RÝSALE-Ý NUR KONGRESÝNDEN ÖNEMLÝ MESAJLAR ÇIKTI. DÝN, SÝYASET VE DEVLET

DÝN VE SÝYASET: Din, toplumun siyasetler üstü ortak deðeridir, bir siyasî görüþün tekeline alýnamaz, siyaset de dinsizliðe alet edilemez. Devlet dine müdahale etmemeli, din adýna devleti yönetme talebi de olmamalýdýr. Cemaatler, hizmet alanlarýnýn dýþýna çekilerek siyasî tartýþmalara konu edilmemelidir

DEMOKRASÝ, ÝNSAN HAKLARI

DEMOKRASÝ VE ÝNSAN HAKLARI: Türkiye'nin siyasî ve sosyal alanda yaþadýðý problemleri çözebilmek için toplumun bütün farklýlýk ve çeþitlilikleriyle barýþ içinde kardeþçe, birlikte yaþayabilmesinin siyasî çerçevesini çizecek toplumsal mutabakat zeminine dayalý yeni bir demokratik anayasa hazýrlanmalýdýr.

KÜRT SORUNU VE EÐÝTÝM

KÜRT SORUNU: Eðitim demokratik hale getirilmeli; eðitim müfredatý her türlü ayrýmcý ifadeden temizlenmeli ve "andýmýz" türü metin ve ritüeller eðitim sisteminden tamamen çýkarýlmalýdýr. EÐÝTÝM, KÜLTÜR VE SANAT: Özgür bireylerin yetiþtirilmesi, eðitimin demokra tikleþtirilmesi ile saðlanabilir.

BARIÞ, ÝMAN VE AHLÂK

DÜNYA BARIÞI: Cihadýn gayesi i'lâyý kelimetullahtýr. Ýnsanlarýn medenîleþtiði bu zamanda aslolan maddî deðil, manevî cihaddýr. Bu cihadýn en önemli vasýtasý ilim ve irfandýr. ÝNSAN, ÝMAN, AH LÂK: Kur'ân'ýn yüzde 90'ý iman hakikatle ri, yüzde 10'u ahkâm âyetleridir. Bediüzzaman, imaný gündeme taþýmýþtýr.

KADIN, AÝLE VE GENÇLÝK

KADIN VE AÝLE: Bugün insanlýk Said Nursî'nin Kur'ân ve Sünnet referanslarýyla ortaya koyduðu iman, ahlâk, sevgi ve þefkat temelli aile modeline muhtaçtýr. GENÇLÝK: Said Nursî, gençleri, iman ve marifetullah gibi, iki dünyada mesut edecek yüksek bir hedef göstererek, amaçsýzlýk anaforundan kurtarmýþtýr. 14-15’te

BEDÝÜZZAMAN’IN TALEBESÝ MUSTAFA SUNGUR:

GAZETEMÝZ ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MEHMET KUTLULAR:

Risale-i Nur dünya çapýnda intiþar ediyor

Üstad, her meseleye çözüm getirmiþ KUR'ÂN VE PEYGAMBERÝN ÇÝZGÝSÝ Bediüzzaman Said Nursî’nin çok yönlü bir insan olduðunu belirten Mehmet Kutlular, “Üstad her mesele de fikrini beyan etmiþ. Bu fikirler de zamanýmýzýn þartlarý cihetinden herkes tarafýndan kabul görü yor. Mesleðini “cadde-i küb râ-yý Kur’ânî” olarak ifade ediyor. Yani Kur’ân ne yazýyor, Resulullah (asm) ne söylemiþ, uygulamalar nasýl olmuþ... Ýþte Üstad bu çizgiden ayrýlmýyor” dedi.

Mustafa Sungur, Üstadýn müjdelediði gibi, Risale-i Nur’u bütün dünyanýn ta nýyacaðýný ve vazifesini yapacaðýný ifade ederek, Rusya’daki hizmetleri anlattý: “Her hafta bir Rus Müslüman oluyor. Askeriyede Risale-i Nur dersleri devam ediyor. Okullarda ve camilerde Risale-i Nur okunuyor.”

BEDÝÜZZAMAN’IN TALEBESÝ ABDULLAH YEÐÝN:

Risale-i Nur’un fütuhatýný görüyoruz Abdullah Yeðin Risale-i Nur’un müsbet hareket düsturuyla daima tamiri tav siye ettiðini, birlik ve beraberliði, insanlar arasýnda uhuvveti, muhabbeti, kar deþliði öðrettiðini belirterek, “Elhamdülillah, nereye gitsek, Risale-i Nur’un fütuhatýna þahit oluyoruz” dedi. Röportajlarý sayfa 8 ve 9’da ISSN 13017748

Recep Bozdað’ýn röportajý sayfa 12’de

SAÝD NURSÎ BELGESELÝNÝN YAPIMCILARINDAN CEMALETTÝN CANLI:

Said Nursî anlaþýlýrsa Türkiye deðiþir Cemalettin Canlý, Bediüzzaman’ýn Ýslâm medeniyeti içinde öncü bir insan olduðunu belirterek, “Bediüzzaman mühim bir adamdýr, anlatýrken etrafýndaki süsler onun mühimliðini arttýrmamaktadýr. Düþünce ve eylem adamýdýr. Sonuçta; Said Nursî’nin ruhuna nüfuz edip onu anlayacak ve anlatacak pozisyona gelinse Türkiye’de Ýslâmýn kaderi deðiþir” dedi. H. Hüseyin Kemal’in röportajý sayfa 13’te

BEDÝÜZZAMAN HAFTASI DEVAM EDÝYOR

Haberi sayfa 5’te


renkli:Mizanpaj 1

2

3/22/2010

2:02 PM

Page 1

C M YK

LÂHÝKA

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

Ölümüm, hayatýmdan ziyade dine hizmet edecek

‘‘

lahika@yeniasya.com.tr

Þüphesiz Allahu Teâlâ her yüz yýlýn baþýnda bu ümmet için dinini yenileyecek bir müceddid gönderir. Câmiü's-Saðîr, No: 1060 / Hadis-i Þerif Meâli

Bediüzzaman mânen yaþýyor .. Bediuzzaman Said Nursi

‘‘

AHMET ÖZDEMÝR

Ben rahmet-i Ýlâhî’den ümit ederim ki, mevtim, hayatýmdan ziyade dine hizmet edecek.

E

y din ve âhiretini dünyaya satan bedbahtlar! Yaþamanýzý isterseniz bana iliþmeyiniz. Ýliþseniz, intikamým muzaaf bir sûrette sizden alýnacaðýný biliniz, titreyiniz! Ben rahmet-i Ýlâhî’den ümit ederim ki, mevtim, hayatýmdan ziyade dine hizmet edecek ve ölümüm baþýnýzda bomba gibi patlayýp baþýnýzý daðýtacak! Cesaretiniz varsa iliþiniz! Yapacaðýnýz varsa göreceðiniz de var. Ben bütün tehdidâtýnýza karþý, bütün kuvvetimle bu âyeti okuyorum: “Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar onlara ‘Düþman size karþý büyük bir kuvvet topladý; onlardan korkun’ dedikleri zaman onlarýn imaný ziyadeleþti ve ‘Al lah bize yeter; O ne güzel vekildir’ dediler.” (Âl-i Ýmrân Sûresi, 3:173) Mektûbat, s. 418 *** Felil lâhil hamd, hizmet-i Kur’âniye ve imaniyede Cenâb-ý Hak rahmetiyle öyle kardeþleri bana vermiþ ki, vefatýmla, o hizmet, bir merkezde yapýldýðýna bedel, çok merkezlerde yapýlacak. Benim dilim ölümle susturulsa, pek çok kuvvetli dil ler benim dilime bedel konuþacaklar, o hizmeti idame ederler. Hattâ diyebilirim: Nasýl ki bir tane tohum toprak altýna girip ölmesiyle bir sümbül hayatýný netice verir; bir taneye bedel yüz tane vazife baþýna geçer. Öyle de, mevtim, hayatýmdan fazla o hizmete vasýta olur ümidini besliyorum. Mektûbât, s. 412 *** Madem Risâle-i Nur’un vazife-i kudsiye-i imaniyesi benim ölümümle daha ziyade halisane inkiþaf edecek ve hiçbir cihetle dünya iþlerine ve benlik ve enaniyete vesilelikle itham edilmeyecek ve rekabeti tahrik eden hayat-ý þahsiyemi bulmadýðý için daha mükemmel ve ihlâs ile o vazife devam edecek. Hem ben dünyada kaldýkça gerçi bir derece yardýmým olabilir; fakat adi þahsiyetimin ehemmiyetli rakipleri, münekkitleri, o þahsiyeti itham edebilir ve Risâle-i Nur’a ihlassýzlýkla iliþebilir ve bir derece çekinir, çekindirir. Hem bir derece bekçilik yapan bir þahsiyetin yatmasýyla, o daire-i nuraniyedeki bütün ehl-i gayret müteyakkýz davranýr. Bir nöbettar yerine, binler bekçi çýkar. Elbette ölüm gelse, “Baþ üstüne geldin” demek gerektir. Hem, madem Nur þakirtlerinden çoklarý hem malýný, hem istirahatini, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatýný Nurun hizmetinde feda ediyorlar. Sen, ey nefsim; neden fedakârlýkta en geri kalmak istersin? Hem katiyen bil ki, çok biçarelerin hayat-ý bakiyelerini Nurlarla kurtarmak hizmetinde, fani ve zahmetli ihtiyarlýk hayatýný memnuniyetle býrakmaya lüzum olsa veya vakti gelse, razý olmak gayet lezzetli bir þereftir. Emirdað Lâhikasý, s. 174 LÜGATÇE:

muzaaf: Ýki kat, iki mis li, katmerli. rahmet-i Ýlâhî: Allah’ýn þefkat ve merhameti. mevt: Ölüm.

SERENCAM

idame: Devam ettirme. vazife-i kudsiye-i imaniye: Ýmanýn kýymetli ve kusursuz vazi fesi.

ahmed@ahmedozdemir.com

B

ediüzzaman Said Nursî’nin hayatýndan pencereler Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatýnýn 50. yýlýndayýz. Aramýzdan maddeten 50 yýl önce ayrýlmýþtý, ama mânen yaþamaya devam etmektedir. Çünkü o, “Mevtim hayatýmdan ziyade dine hizmet edecek” demiþti. Þimdi Risâle-i Nurlar elden ele, dilden dile yayýlmaktadýr. Risâle-i Nur Enstitüsü tarafýndan geçtiðimiz yýllarda Bediüzzaman’ýn vefat tarihi olan 23 Mart tarihini içine alan hafta “Bediüzzaman Haftasý” olarak kutlanmaya baþladý. Bu haftada her yýl ayrý bir konu baþlýðý Bediüzzaman’ýn görüþleri ýþýðýnda çeþitli faaliyetlerle ülke çapýnda ele alýnmaktadýr. Bu yýl iþlenecek ana baþlýk “Çaðýmýz sorunlarýna çözüm arayýþlarý ve Said Nursî modeli”dir. Mart ayýna baktýðýmýzda bununla ilgili pek çok olay tevafuk etmiþtir. Bediüzzaman’ýn hayatýndan dünyaya açýlan pencereler pek çoktur. Bazýlarýný hatýrlamaya çalýþalým: Bediüzzaman, doðuda “Hayatýmýn gayesi” dediði Medresetü’z-Zehra’nýn açýlmasý için padiþahla görüþmek maksadýyla 1908 yýlýnýn ÞubatMart aylarýnda Ýstanbul’a geldi. Van’da bir gün Tahir Paþa, “Þark ulemasýný ilzam ediyorsun, fakat Ýstanbul’a gidip o denizdeki büyük balýklara da meydan okuyabilecek misin?” demiþti. Ýstanbul’a gelir gelmez âlimleri münazaraya dâvet etti. Bunun üzerine Ýstanbul’daki ünlü âlimler, grup grup ziyaretine gelip sorular soruyorlar ve o hepsinin de cevaplarýný doðru olarak veriyordu. Bundan amacý, Doðu Anadolu’daki ilim ve irfan faaliyetine nazar-ý dikkati çekmekti. Yoksa Molla Said, katiyen hodfüruþluðu, övünmeyi sevmezdi. Her türlü gösteriþten uzak olarak hareket ederdi. Yapmacýk hareketlerden kesinlikle hoþlanmazdý. Ýstanbul’daki ikametgâhýnýn kapýsýna þöyle bir levha astýrmýþtý: “Burada her müþkül halledilir, her suale cevap verilir; fakat sual sorulmaz.” Genç yaþýnda böyle istisnasýz bütün sorulara cevap vermesi, gayet ikna edici, belið ifade, harika hâl ve tavýrlarýyla ilim adamlarýný hayranlýkla takdire sevk ediyordu. Onu “Bediüzza-

man” ünvanýna hakkýyla lâyýk görüyorlar ve bu fevkalâde zatý, bir “nadire-i hilkat” olarak tavsif ediyorlardý. Hatta bu zamanlarda, Mýsýr Camiü’l-Ezher Üniversitesi rektörlerinden Þeyh Bahîd Efendi Ýstanbul’a bir seyahat için geldiðinde, Þark’ýn sarp, yalçýn kayalarý arasýndan gelen Said Nursî’yi ilzam edemeyen Ýstanbul âlimleri, ondan bu genç hocanýn ilzam edilmesini isterler. Þeyh Bahîd de bu teklifi kabul ederek, bir münazara zemini arar. Bir namaz vakti, Ayasofya Camii’nden çýkýp çayhaneye oturulduðunda, Þeyh Bahîd Efendi, yanýnda âlimler hazýr bulunduðu sýrada Bediüzzaman’a, “Avrupa ve Osmanlýlar hakkýnda ne diyorsunuz, fikriniz nedir?” diye sorar. Bahîd Efendi, Bediüzzaman’ýn geleceðe ait kavrama gücünü ve dünya siyasetini anlamak istiyordu. Bediüzzaman’ýn verdiði cevap gayet kýsa ve muhteþemdir: “Avrupa, bir Ýslâm devletine hamiledir, günün birinde onu doðuracak; Osmanlýlar da Avrupa ile hamiledir, o da onu doðuracak.” Bu cevap karþýsýnda Þeyh Bahîd, “Bu gençle münazara edilmez; ben de ayný kanaatteyim. Fakat bu kadar vecîz ve beliðane bir tarzda ifade etmek, ancak Bediüzzaman’a hastýr” demiþtir. Nitekim Bediüzzaman’ýn dediði gibi, haberlerin iki kutbu da gerçekleþmiþtir. Bir iki sene sonra þeâir-i Ýslâmiyeye muhalif çok yabancý âdetleri alan ve yerleþtiren Türkiye ile Avrupa’da Kur’ân’a ve Ýslâmiyete karþý gösterilen güzel ilgi ve özellikle bahtiyar Alman milletinde gruplar hâlinde Ýslamiyeti kabul etmek gibi olaylar, o ihbarý tamamýyla doðrulamýþtýr.1 Bediüzzaman’ýn seyahatleri Bediüzzaman 31 Mart olayýndan sonra Ýstanbul’da fazla kalmaz2, Van’a gitmek üzere Ýstanbul’dan ayrýlýr (Mart 1910). Batum yoluyla Van’a giderken Tiflis’e uðrar. Tiflis’te, Þeyh San’an Tepesine çýkar. Dikkatle etrafý seyrederken, yanýna bir Rus polisi yaklaþýr, “Niye böyle dikkat ediyorsun?” diye sorar. Bediüzzaman, “Medresemin plânýný yapýyorum” der. Polis merakla, “Nerelisin?” diye sorar. Bediüzzaman, Bitlisli olduðunu söyler. Rus Polisi þaþkýnlýkla buranýn “Tiflis” olduðunu belirtir. Bediüzzaman gayet rahat bir þekilde “Bitlis Tiflis birbirinin kardeþidir” der.3 Rus Polisi bu cevaptan bir þey anlamamýþ olmalý ki, “Ne demek?” diye sözüne açýklýk getirmesini ister. Bediüzzaman o ka ranlýk günlerde geleceðe ait müjdeler yüklü þu sözlerle

cevap verir: “Asya’da, Âlem-i Ýslâm’da, üç nur birbiri arkasýnda inkiþafa baþlýyor. Sizde, birbiri üstünde üç zulmet inkiþafa baþlayacak. Þu perde-i müstebidâne yýrtýlacak, takallüs edecek, bende gelip burada medresemi yapacaðým.” Rus Polisi þaþkýnlýðýný kelimelere döker: “Heyhat!.. Þaþarým senin ümidine!” Bediüzzaman, polisin bu ifadelerine þaþýrmýþtýr. Ayný netlikte cevap verir: “Ben de þaþarým senin aklýna! Bu kýþýn devamýna ihtimâl verebilir misin? Her kýþýn bir baharý, her gecenin bir nehârý (gündüz) vardýr.” Rus Polisi bunlarýn gerçekleþmeyeceði düþüncesindedir. Çünkü o tarihlerde Ýslâm âlemi parça parça olmuþtur. Bediüzzaman Ýslâm âleminin içindeki keþmekeþliði, karýþýklýðý hayra yormaktadýr. Onun hayatýnda ümitsizliðe hiçbir zaman yer yoktur ve olmamýþtýr da. Bediüzzaman Ýslâm ül kelerini sanki eðitim görmek için daðýldýklarýný düþünmektedir: “Tahsile gitmiþler. Ýþte Hindistan, Ýslam’ýn müstaid (istidatlý) bir veledidir; Ýngiliz mekteb-i idadîsinde çalýþýyor. Mýsýr Ýslam’ýn zekî bir mahdumudur; Ýngiliz mekteb-i mül kiyesinden ders alýyor. Kafkas ve Türkistan Ýslâm’ýn iki bahadýr oðul larýdýr; Rus mekteb-i harbiyesinde talim ediyorlar. Ýlaahir… “Yahu, þu asilzade evlat, þehadetnamelerini (diploma) aldýktan sonra, her biri bir kýt'a baþýna geçecek, muhteþem adil pederleri olan Ýslâmiyetin bayraðýný afak-ý kemalatta temevvüc ettirmekle (dalgalandýrmakla), kader-i ezelînin nazarýnda feleðin inadýna, nev-i beþerdeki hikmet-i ezeliyenin sýrrýný ilan edecektir.”4 Bediüzzaman’ýn Rus polisine söylediði sözler kýsa süre sonra gerçekleþmeye baþlar. Parça parça olan Ýslâm âlemi toparlanma sürecine girer. Birer birer baðýmsýzlýklarýna kavuþurlar. Dipnotlar: 1- Tarihçe-i Hayat, s. 83-85; 2- Bediüzzaman’ýn Ýstanbul hayatý önemli yere sahiptir. Bu konuda geniþ bilgi için bkz: A. Menek, Bediüzzaman Said Nursî, Ýstanbul Hayatý, Y.A.Neþ. 3- Enteresandýr ki, yýllar sonra Bediüzzaman Said Nursî’nin verdiði bu müjdeler gerçekleþmiþtir. Þimdi Bitlis ve Tiflis belediyeleri aralarýnda anlaþarak karþýlýklý kardeþ þehir ilân etmiþlerdir. Ayný zamanda burada Nur medresesi de bulunmaktadýr.

-DEVAM EDECEK-

Kartal bakýþlý mücahidi tanýyor musun? Bu aziz vatanda öterken baykuþlar Üstad, ümitvar olun dedi anlýyor musun? Bir yýlmaz fedai, önünde sarp yokuþlar Kartal bakýþlý mücahidi tanýyor musun? Ruhsuz kalan saraylarda, yaþamak kayýp Nur mihrabýnda baþýný secdeye koyup Asýrlar var ki daim susuzluðu duyup Nur þerbetinden içip kanýyor musun? Dilimde hiç durmadý ümit türküsü Dünyamda daima berrak gökyüzü Kalkmasýn üstümüzden Nur’un örtüsü Sen hâlâ karalar baðlýyor musun? Yaralamasýn seni sakýn zulmetin oku Derindedir meyvedar aðacýn kökü Sýrtýna yüklenen bu mukaddes yükü Sonsuza kadar taþýyor musun? Gelir bir gün kutuplara giden gemiler Sahile vurur dalga dalga sevgiler Açar gönlümüzde renk renk çiçekler Haydi, davran menzile varýyor musun? Nurlar pusulan olsun, çýkmaz bu sokaklar Yutmasýn sakýn seni kuþtüyü yataklar Cezp etmesin aldatan süslü bayraklar Deryada elmas cevher arýyor musun? Daim duyulsun manevî cihad sesleri Yaktýk gemileri artýk dönmeyiz geri Gel artýk sen de gör bu týlsýmlý seheri Çað açan Üstad gibi çaðlýyor musun? Nur’u, ufukta parlayan fecirden dediler Geliþi, güneþin doðduðu yerden dediler Aziz Üstad âlem-i Nur’a göçtü dediler Gözlerinde yaþlar var aðlýyor musun? HASAN ÞEN / ÝZMÝR


renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:00 PM

Page 1

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

Yeni Asya Gazetecilik Matbaacýlýk ve Yayýncýlýk Sanayi ve Ticaret A.Þ. adýna imtiyaz sahibi

Yazý Ýþleri Müdürü Mustafa DÖKÜLER

Mehmet KUTLULAR

Ýstihbarat Þefi Mustafa GÖKMEN

Genel Müdür

Recep TAÞCI Genel Yayýn Müdürü

Yayýn Koordinatörü

Kâzým GÜLEÇYÜZ

Abdullah ERAÇIKBAÞ

Spor Editörü Erol DOYRAN

Haber Müdürü Faruk ÇAKIR Ankara Temsilcisi Mehmet KARA Reklam Koordinatörü Mesut ÇOBAN

Görsel Yönetmen: Ýbrahim ÖZDABAK

Yeni Asya basýn meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir.

Kur’ân'ý güzel okumak için yarýþtýlar

3

HABER

C M YK

Merkez: Gülbahar Cd., Günay Sk., No: 4 Güneþli 34212 Ýstanbul Tel: (0212) 655 88 59 Yazýiþleri fax: (0212) 515 67 62 Kitap satýþ fax: (0212) 651 92 09 Gazete daðýtým: Telefax (0212) 630 48 35 ÝlânReklam servisi fax: 515 24 81 Caðaloðlu: Cemal Nadir Sk., Nur Ýþhaný, No: 1/2, 34410 Ýstanbul. Tel: (0212) 513 09 41 ANKARA TEMSÝLCÝLÝÐÝ: Meþrutiyet Cad. Alibey Ap. No: 29/24,Bakanlýklar/ANKARA Tel: (312) 418 95 46, 418 14 96, Fax: 425 03 36 ALMANYA TEMSÝLCÝLÝÐÝ: Zeppelin Str. 25, 59229 Ahlen, Tel: 004923827668631, Fax: 004923827668632 KKTC TEMSÝLCÝLÝÐÝ: Avni Efendi Sok., No: 13, Lefkoþa. Tel: 0 542 859 77 75 Baský: Ýhlas Gazetecilik A.Þ.Tel (0212) 4543000Daðýtým:DoðanDaðýtýmSat.vePaz. A.Þ.

Yayýn Türü: Yaygýn süreli

DÝN Eðitimi Genel Müdürlüðü tarafýndan Ýmam Hatip Liseleri arasýnda düzenlenen ‘Hafýzlýk, Kur'ân-ý Kerim ve Ezan Okuma Yarýþmasý’nýn Antalya Ýl Elemesi Korkuteli’de yapýldý. Korkuteli Ýmam Hatip Lisesi Müdürü Ahmet Barut’un açýlýþ konuþmasýnýn ardýndan yarýþmacýlara kurallar anlatýldý. Çekiþmeli geçen yarýþma sonucunda Hafýzlýk Yarýþmasý’nda Elmalý Ýmam Hatip Lisesinden Bahattin Kuþlar 291 puanla birinci, Antalya

ISSN 13017748

Ýmam Hatip Lisesi’nden Murat Karalar 265 puan ile ikinci, Korkuteli Ýmam Hatip Lisesi’nden Þaban Özokudan 259 puanla üçüncü oldu. Ezan Okuma Yarýþmasý’nda Alanya Ýmam Hatip Lisesi’nden Nebi Dinç 476 puanla birinci, Korkuteli Ýmam Hatip Lisesi’nden Yasin Kýr 471 puanla ikinci, Serik Ýmam Hatip Lisesi’nden Sýddýk Sarýdað 465 puanla üçüncü oldu. Kur’ân-ý Kerim Okuma Yarýþmasý’nda ise Alanya

NAMAZ VAKÝTLERÝ Hicrî: 7 R.Ahir 1431 Rumî: 10 Mart 1426

Ýller Adana Ankara Antalya Balýkesir Bursa Diyarbakýr Elazýð Erzurum Eskiþehir Gaziantep Isparta

Ýmsak 4.10 4.15 4.28 4.36 4.30 3.49 3.52 3.42 4.25 4.01 4.28

Güneþ 5.32 5.41 5.50 6.01 5.56 5.12 5.16 5.07 5.50 5.23 5.51

Öðle 11.52 12.02 12.11 12.22 12.18 11.33 11.37 11.29 12.12 11.44 12.12

Ýkindi 15.18 15.27 15.36 15.47 15.42 14.58 15.02 14.53 15.36 15.10 15.38

Akþam 18.01 18.12 18.20 18.31 18.27 17.42 17.46 17.38 18.21 17.53 18.20

Ýmam Hatip Lisesi’nden Abdullah Özcan 469 puanla birinci olurken, Manavgat Ýmam Hatip Lisesi’nden Ýnanç Özalan 468 puanla ikinci, Kumluca Ýmam Hatip Lisesi’nden Ziyat Yýldýz ise 456 puanla üçüncü oldu. Yarýþmanýn ardýndan dereceye giren öðrencilere Korkuteli Belediye Baþkaný Hasan Gökce, Millî Eðitim Müdürü Halim Ýzgi ve Ýlçe Müftüsü Abdulmüttalip Peþe tarafýndan çeþitli hediyeler verdi. Antalya / iha

Yatsý 19.16 19.30 19.35 19.50 19.46 18.58 19.03 18.56 19.39 19.08 19.36

Ýller Ýstanbul Ýzmir Kastamonu Kayseri Konya Samsun Þanlýurfa Trabzon Van Zonguldak Lefkoþa

Ýmsak 4.29 4.40 4.09 4.07 4.20 3.59 3.56 3.46 3.35 4.17 4.20

Güneþ 5.56 6.04 5.37 5.31 5.43 5.27 5.18 5.13 4.59 5.45 5.40

Öðle 12.18 12.25 11.59 11.52 12.04 11.48 11.39 11.35 11.20 12.07 12.00

Ýkindi 15.42 15.50 15.23 15.17 15.29 15.13 15.04 14.59 14.45 15.31 15.26

Akþam 18.27 18.34 18.08 18.01 18.13 17.58 17.47 17.44 17.29 18.16 18.09

Yatsý 19.47 19.51 19.29 19.18 19.29 19.18 19.02 19.04 18.46 19.37 19.22

TAHLÝL

Çýkýþ yolu

KÂZIM GÜLEÇYÜZ irtibat@yeniasya.com.tr

on dönemde çok farklý alanlara yönelik olarak seslendirilen “açýlým” söylemleri, bir kapalýlýk ve týkanýklýðý da açýða vuruyor. Ve bunun temelinde, toplumun gerçekleriyle çeliþen, dayatma ve ayrýmcýlýk üzerine bina edilen sistem ve ona vücut veren zihniyet yatýyor. Ama gelinen noktada sistemdeki týkanýklýk o raddeye vardý ki, artýk dikiþ ve yama tutmuyor. 50. vefat yýldönümünde bir kez daha rahmetle andýðýmýz Bediüzzaman Said Nursî ise, eserlerinde ortaya koyduðu Kur’ân kaynaklý tesbitleriyle, bu týkanýklýklardan çýkýþ yolunu gösteriyor. O, bu tesbitleri tam bir asýr önce seslendirmeye baþladý. “Bizim düþmanýmýz cehalet, zaruret, ihtilâftýr” deyip, bu üç düþmana karþý san'at, marifet, ittifak silâhlarýyla cihad edilmesi gerektiðini vurguladý. Ve cihada böyle bir yorum getirdi. Ta o zaman, “Milletin kalb hastalýðý zaaf-ý diyanettir” diyerek, bunu takviye ile sýhhat bulabileceðini ve bu takviyenin de, dinin temelini oluþturan imaný taklidî olmaktan çýkarýp “tahkikî” hale getirmekle mümkün olabileceðini ifade etti. Ýmaný tahkikî kýlmanýn formülünü ise, “vicdaný dinî ilimlerle ve aklý modern fenlerle aydýnlatmak;” Kur’ân’ý ve kâinatý, ayný Yaratýcýnýn “kalemi”nden çýkýp birbirini tefsir eden kitaplar olarak okumak þeklinde tarif etti. Eserlerindeki izahlar, baþtan sona bu tarif in açýlýmý niteliðinde. Said Nursî’nin yaklaþýmý, doðru ve ideal tevhid-i tedrisat yorumuna da temel oluþturuyor. Onun yüz yýl önce önerdiði model hayata geçirilebilmiþ olsaydý, asýrlardýr iki ana eðitim kanalý olarak gelen tekke ve medreselerle Osmanlýnýn son dönemlerinden itibaren açýlan modern mektepler müþterek bir potada eritilir; buralarda tahsil görenler ayný ortak deðerleri paylaþan, dini de, dünyayý da bilen nesiller olarak yetiþirdi. Hele, hayatý boyunca tahakkukuna çalýþtýðý ve 50’li yýllarda uluslararasý bir bölge üniversitesi olarak kurulmasý gereðini tekrar gündeme getirdiði Medresetüzzehra projesi gerçekleþmiþ olsaydý, gerek ülke, gerekse bölge olarak bugünkünden çok daha farklý ve iyi bir yerde olurduk. Çünkü dinin getirdiði ahlâkî ölçülerle tahkim edilmiþ bir demokrasi kökleþir; çoðunluðun da, azýnlýðýn da hak ve hürriyetlerini de güvenceye alan bir hukuk devleti inþa edilir; her türlü f itne ve provokasyonu besleyen zulüm ve haksýzlýklara meydan verilmez; aydýn-halk kopukluðu olmaz; laik-antilaik gerilimlerine, etnik çatýþmalara ve toplumdaki farklýlýklardan kavga üretme tuzaklarýna imkân vermeyen bir þuur oluþurdu. Eðer bugün hâlâ rejim tartýþmalarýný bitiremediysek; din-siyaset iliþkisindeki dengeyi bulamadýysak; “toplumla inatlaþan elitler” sorununu aþamadýysak; yargý adalet daðýtmak yerine resmî ideolojinin bekçiliði misyonunu üstleniyorsa; sivilleþmeyi baþaramadýysak; özellikle devlet kontrolündeki eðitim kurumlarýnda kalite her geçen daha da düþüyorsa; okullar hedefsiz ve vasýfsýz nesiller üretiyorsa; baþörtüsü yasaðý ve katsayý ayrýmcýlýðý gibi haksýzlýklar bir türlü aþýlamýyorsa; yoksulluk ve iþsizlik dizboyu iken zengin-fakir uçurumu giderek derinleþiyorsa ve burada zikredemediðimiz diðer bilumum toplumsal sorunlar kronik boyutlar kazanarak devam ediyorsa, hepsi Said Nursî’ye kulak verilmediði içindir. Buna karþýlýk, madalyonun diðer yüzüne bakarsak, bütün bu olumsuzluklara raðmen, bunlarýn yýkýcý ve tahripkâr sonuçlarýný önemli ölçüde haf ifleterek, her alanda daha iyiye doðru gitme iradesini canlý tutan ve o yönde kapýyý açýk býrakan en önemli dinamik de, Bediüzzaman’ýn mesajlarýnýn toplumda mâkes bulmuþ olmasýdýr. Bugün ayakta oluþumuzu ve geleceðe ümitle bakabilmemizi buna borçluyuz. Ve diyoruz ki, 50. vefat yýldönümünde Said Nursî’yi anarken, eserlerini ve f ikirlerini daha iyi anlama ve anlatma çabamýzý daha da arttýrarak devam ettirelim. Çünkü son Ýlâhî kitap olan Kur’ân-ý Hakîmin, ahirzaman insanlarýna yönelik, dünyalarýný da, ahiretlerini de kurtaracak mesajlarý bu eserlerde.

S


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

2:24 PM

Page 1

4 FARK

Ýman kurtarmaya koþan âlim

FARUK ÇAKIR cakir@yeniasya.com.tr

Mart, Bediüzzaman Said Nursî’nin vefat yýldönümü. 1960’da Urfa’da Hakkýn rahmetine kavuþan Bediüzzaman; çileli, ama bir o kadar da bereketli bir ömür geçirdi. Vefatýnýn 50. yýlý vesilesiyle “imanlarý kurtarmaya koþan büyük âlim”i bir defa daha rahmet ve dualarla anýyoruz. Üstad Bediüzzaman’ýn telif ettiði Risale-i Nur eserlerinde birinci vazife olarak “iman kurtarmak”tan bahsedilir. Çünkü, saðlam iman temellerine oturtulan bir metod ile ancak küfrün hücumlarý bertaraf edilebilir. Risale-i Nur’un “iman kurtarma” hususunu birinci sýraya almasý kimilerince anlaþýlmamýþ olsa da, geçen zaman bu tavrýn ne kadar haklý bir tavýr olduðunu bütün dünyaya göstermiþtir. Bediüzzaman, eserlerinde ortaya koyduðu gayeyi þöyle ifade etmiþtir: “Bir tek gâyem vardýr: O da mezara yaklaþtýðým bu zamanda, Ýslâm memleketi olan bu vatanda bolþevik baykuþlarýnýn seslerini iþitiyoruz. Bu ses, âlem-i Ýslâmýn îman esaslarýný zedeliyor. Halký bilhassa gençleri îmansýz yaparak kendisine baðlýyor. Ben bütün mevcûdiyetimle bunlarla mücadele ederek gençleri ve Müslümanlarý îmana davet ediyorum. Bu îmansýz kitleye karþý mücadele ediyorum. Bu mücahedem ile inþâallah Allah huzuruna girmek istiyorum. Beni bu gâyemden alýkoyanlar da, korkarým ki bolþevikler olsun! Bu îman düþmanlarýna karþý mücahede açan dindar kuvvetlerle el ele vermek, benim için mukaddes bir gâyedir. Beni serbest býrakýnýz. Elbirliðiyle komünistlikle zehirlenen gençlerin ýslahýna ve memleketin îmanýna, Allah’ýn birliðine hizmet edeyim.” (Þualar, s.427) “Bolþevik baykuþlar”ýn hedefinin “imaný zedelemek” olduðu tesbitinin ne kadar doðru olduðuna dünya þahit. Bilhassa medya vasýtasýyla yapýlanlarý baþka þekilde yorumlamak mümkün mü? Ýnsî ve cinnî þeytanlarýn, gençlerin imanlarýný hedef almasý da tesadüf deðil. Onlar da biliyor ki imanlarý gasbedilmiþ bir gençliðe her türlü kötülüðü yaptýrmak mümkün. Bediüzzaman, yýllar önce bu tehlikeyi gördüðü için meselesini iman kurtarma olarak ortaya koymuþ. Gençlere hitap ederken de onlarý ‘iman’a çaðýrmýþ. “Ahirzaman gençliði”nin bu çaðrýya icabet etmesi, çok önemli. Þükürler olsun ki ‘içeriden ve dýþarýdan’ yapýlan her türlü engellemeye raðmen günümüz gençliði bu çaðrýya müsbet karþýlýk vermiþ ve imanlarýný Risâle-i Nur eserleriyle kurtarmak için ‘çaðýn tefsiri’ne dört elle sarýlmýþ durumda. Vefatýnýn 50. yýlýnda bir defa daha görüyoruz ki, Risâle-i Nur bu memlekette kök salmýþ, her türlü engellemelere raðmen gönüllerle buluþmuþ ve kitlelere yeni bir iman heyecaný sunmuþtur. Bediüzzaman’ý anmak ve anlamak için düzenlenen her toplantýnýn yoðun ilgi görmesi buna en büyük delildir. Ayný zamanda þimdiye kadar Risale-i Nur eserlerine ve Said Nursî’ye mesafeli durmaya çalýþan ‘aydýn’larýn da artýk bu hakikati teslim ettiðine þahit oluyoruz. Bugünkü gazetemizin eki olarak sunulan “Aydýnlarýn Gözüyle Said Nursî” bu müsbet geliþimin güzel bir misali. Ýnþallah bu çalýþmalarýn çok daha mükemmelini önümüzdeki yýllarda yapmak Nur Talebelerine nasip olur. Yarým asýr önce hakkýn Rahmetine kavuþan Üstad Bediüzzaman’ý rahmetle yâd ederken, Risâle-i Nur’un “iman çaðrýsý”na bütün insanlýðýn muhtaç olduðunu da bilelim. Ýmansýzlýk cereyanýna karþý, en tesirli silahýn Risâle-i Nur eserleri olduðunu da unutmayalým...

23

KEY ödemeleri baþladý

KONUT Edindirme Yardýmý (KEY) ödemeleri, dün baþladý. KEY ödemeleri 8 Aralýk 2009 tarihli 5939 sayýlý Kanun ve ilgili Yönetmelik gereðince, Ziraat Bankasý kanalýyla, dünden baþlayarak, 2 Nisan akþamýna kadar yapýlacak. Ödemelerde T.C. kimlik numarasýnýn ibrazý zorunlu olacak. Hak sahiplerinin alacaklarý KEY tutarlarý, Emlak Konut Gayrimenkul Yatýrým Ortaklýðý A.Þ’nin internet sitesinde sorgulanabilecek. KEY ödemeleri Türk vatandaþlarýna T.C. Kimlik Numarasýyla, yabancý uyruklu hak sahiplerine ise Yabancý Kimlik Numarasý veya Vergi Kimlik Numarasý ile yapýlacak. T.C. Kimlik No ve yabancý kimlik numarasý veya vergi kimlik numarasý ile yapýlan sorgulama sonucunda listede isimleri yer almayan, kimlik no ve yabancý kimlik numarasý ya da vergi kimlik numarasýnýn bulunmamasý ya da KEY hak sahibi olduðunu ve ödeme miktarýnýn doðru olmadýðýný ileri süren kiþilerin, öncelikle adlarýna ödeme yapan kurumlara, bu kurumlardan sonuç alýnamamasý durumunda ise Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmeleri gerekecek. Ankara / aa

HABER

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

Anayasa paketinden 22 madde çýktý AKP MÝLLETVEKÝLLERÝNCE HAZIRLANAN ANAYASA DEÐÝÞÝKLÝÐÝ TASLAÐI, YÜRÜRLÜK MADDESÝ HARÝÇ 22 MADDEDEN OLUÞUYOR. AKP milletvekillerince hazýrlanan anayasa deðiþikliði taslaðýnýn detaylarý belli oldu. Taslak metnin detaylarý þöyle: Anayasa deðiþiklik teklif taslaðý, yürürlük maddesi hariç 22 maddeden oluþuyor. Teklif, Anayasa’nýn 10, 20, 23, 41, 53, 69, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156 ve 159. maddelerinde deðiþiklik öngörüyor. Anayasanýn Geçici 15. maddesinin yürürlükten kaldýrýlmasýný da düzenleyen teklif taslaðýnda, Anayasa’ya 3 geçici madde de yer alýyor. Teklif taslaðýnýn yayýmý tarihinde yürürlüðe girmesi ve halkoylamasýna sunulmasý halinde ise tümüyle oylanmasý öngörülüyor. Teklif taslaðýnda, öngörülen düzenlemeler þöyle:  Anayasa Mahkemesi’ne bireysel baþvuru hakký getiriliyor.  Anayasa Mahkemesi 19 üyeden, HSYK 21 asil ve 10 yedek üyeden oluþacak.  Askeri mahkemeler, asker kiþilerin sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak iþledikleri askeri suçlara ait davalara bakacak. Devletin güvenliðine, anayasal düzene ve bu düzenin iþleyiþine karþý suçlara ait davalarda her halde sivil mahkemelerde yargýlanacak.  Yüksek Askeri Þuranýn Silahlý Kuvvetlerden her türlü iliþik kesme kararlarýna karþý yargý yolu açýlacak. Yargý yetkisi, idari eylem ve iþlemlerin hukuka uygunluðunun denetimi ile sýnýrlý olacak, hiçbir surette yerindelik denetimi þeklinde kullanýlamayacak.  Anayasanýn, ‘’toplu iþ sözleþmesi hakký’’

Devlet Bakaný Cemil Çiçek, Adalalet Bakaný Sadullah Ergin ve AKP Grup Baþkanvekili Bekir Bozdað ile TBMM’de düzenlediði basýn toplantýsý düzenledi. Çiçek, ''milletvekili sýfatlarýyla basýn toplantýsýný yaptýklarýný'' vurguladý. FOTOÐRAF: AA

baþlýðýný taþýyan 53. maddesinde deðiþiklik yapýlýyor. Buna göre, memurlara ve diðer kamu görevlilerine toplu sözleþme yapma hakký tanýnýyor.  Geçici 15. madde yürürlükten kaldýrýlýyor.  Anayasanýn, ‘’siyasi partilerin uyacaklarý esaslar’’ baþlýklý 69. maddesi deðiþtiriliyor. Buna göre, siyasi partilerin mali denetimi Sayýþtay tarafýndan yapýlacak. Siyasi partiler hakkýnda kapatma davasý, Yargýtay Cumhuriyet Baþsavcýsý’nýn talebi üzerine, TBMM’de grubu bulunan her siyasi partinin 5’er üye ile temsil edildiði ve Meclis Baþkaný’nýn Baþkanýlýðýnda oluþturulacak komisyonun üye

tam sayýsýnýn üçte 2 çoðunluðu ve gizli oyla vereceði izin üzerine açýlacak dava sonucunda Anayasa Mahkemesince karar baðlanacak. Komisyonun bu kararý, yargý denetimi dýþýnda olacak. Reddedilen izin baþvurusunda ileri sürülen sebepler, hiç bir þekilde yeni bir baþvuruya konu olamayacak. Siyasi parti gruplarýnda ve TBMM’de izin konusunda görüþme yapýlamayacak ve karar alýnamayacak. Partilerin kapatýlma davasýnda devlet yardýmýnda yoksun býrakýlma, baðlý olduðu kapatma davasýnýn ve kararýn usulüne tabi olup tek baþýna dava konusu yapýlamayacak. Kapatma davasýnda, partililere verilen ‘’siya-

setten men edilme’’ süresi 5 yýldan 3 yýla indiriliyor.  Parti kapatma davalarý, TBMM’de oluþturulacak komisyon izniyle açýlacak.  Anayasanýn ‘’kanun önünde eþitlik’’ baþlýklý 10. maddesinde deðiþiklik yapýlýyor. Maddenin, ‘’kadýnlar ve erkekler eþik haklarý sahiptir. Devlet, bu eþitliðin yaþama geçmesini saðlamakla yükümlüdür’’ þeklindeki 2. maddesine ‘’bu maksatla alýnacak tedbirler, eþitlik ilkesine aykýrý olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaþlýlar ve engelliler, gibi özel süratle korunmasý gerekenler için alýnacak tedbirler, eþitlik ilkesine aykýrý sayýlamaz’’ hükümleri ekleniyor.  Anayasanýn, ‘’özel hayatýn gizliliði’’ baþlýklý 20. maddesinde deðiþiklik yapýlýyor. Maddeyle “herkes kendisi ile ilgili kiþisel verilerin korunmasýna isteme hakkýna sahip” olacak. Maddeye, kiþisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kiþinin açýk rýzasý ile iþlenebilir’’ hükmü ekleniyor.  Anayasanýn ‘’seyahat hürriyeti’’ baþlýklý 23. maddesinde deðiþiklik yapýlýyor. Buna göre, ‘’vatandaþýn yurt dýþýna çýkma hürriyeti, ancak suç soruþturmasý veya kovuþturmasý sebebiyle ve hakim kararýna baðlý olarak sýnýrlandýrabilecek.’’  Anayasanýn ‘’Ailenin korunmasý’’ baþlýklý 41. maddesinde deðiþiklik yapýlýyor. Maddenin baþlýðý, ‘’ailenin korunmasý ve çocuk haklarý’’ þeklinde deðiþtiriliyor, maddeye, çocuklarýn korunmasý konusunda hükümler ekleniyor. Ankara / aa

Özbek: Yürütme yargýda yer tutmayý amaçlýyor

Devlet Bakaný Çiçek, Adalet Bakaný Ergin ile Grup Baþkanvekili Bozdað'dan oluþan AKP heyeti, Anayasa deðiþikliði taslaðýyla ilgili olarak partileri ziyaret etti. FOTOÐRAF: AA

MUHALEFET TURU BAÞLADI

CHP: PAKETE DESTEK VERMEYECEÐÝZ

DEVLET Bakaný ve Baþbakan Yardýmcýsý Cemil Çiçek, Adalet Bakaný Sadullah Ergin ile Grup Baþkanvekili Bekir Bozdað’dan oluþan AKP heyeti, Anayasa deðiþikliði taslaðýyla ilgili olarak CHP, BDP ve MHP gruplarýný ziyaret etti. Heyet, DSP Genel Baþkaný Masum Türker ile DSP Genel Merkezinde, Demokrat Parti Genel Baþkaný Hüsamettin Cindoruk ile de Celal Bayar Köþkü’nde görüþtü.

CHP Grup Baþkanvekili Hakký Süha Okay, Anayasa deðiþiklik paketine destek vermeme iradelerinin devam ettiðini söyledi. Açýklama yapan Okay, pakete yönelik olarak baþlangýçtan bu yana rezervlerinin ve bu pakete destek vermeyecekleri yönündeki iradelerinin devam ettiðini söyledi. Okay, “Buna, Meclisin demek, biraz haksýzlýk olur. Doðrudan doðruya AKP’nin yaptýðý bir çalýþma” dedi.

Bu ay Meclis’e sunulacak DEVLET BAKANI VE BAÞBAKAN YARDIMCISI CEMÝL ÇÝÇEK, "ANAYASA DEÐÝÞÝKLÝK TEKLÝFÝNÝ, MART AYI ÇIKMADAN TBMM'YE VERECEÐÝZ" DEDÝ. DEVLET Bakaný ve Baþbakan Yardýmcýsý Cemil Çiçek, anayasa deðiþikliði konusunda ‘’hala uzlaþý arayýþý içinde olduklarýný” belirterek, “Anayasa deðiþiklik teklif ini, Mart ayý çýkmadan TBMM’ye vereceðiz” dedi. Çiçek, TBMM’de düzenlediði basýn toplantýsýnda, “Milletvekili” sýfatýyla basýn toplantýsý düzenlediklerini ifade ederek, “Hükümetin hazýrladýðý anayasa paketi taslaðý” ifadelerinin yanlýþ olduðunu kaydetti. Çiçek, “Hükümetin anayasa deðiþikliðiyle ilgisi yoktur” diyerek, anayasa deðiþikliðini yapacak mercinin TBMM olduðuna ve bunun milletvekilleri tarafýndan gerçekleþtirileceðine dikkati çekti. Milletvekillerinin hazýrladýðý deðiþiklik taslaðýný muhalefete sunacaklarýný anlatan Çiçek, yeni bir anayasaya ihtiyaç oldu-

ðu, bunu herkesin dile getirdiðini, ancak gerçekleþtirilemediðini söyledi. Çiçek, “Kýsmi bir anayasa deðiþikliðiyle kamuoyunun önüne çýkýyoruz. Baþtan itibaren uzlaþý aradýk, arýyoruz. Onun için buna taslak metin dedik. Hala uzlaþý arayýþý içindeyiz” diye konuþtu. Bugüne kadar 16 tane Anayasa deðiþikliði yapýldýðýný belirten Çiçek, “Bugün itibariyle yürürlükteki anayasamýzýn ne öncelikleri, ne felsefesi, ne iç dengeleri türkiyenin ihtiyaçlarýný karþýlayacak durumda deðil. Bugünün Türkiyesi için mevcut anayasa yetmiyor ve dar geliyor” dedi.Temel hak ve özgürlükler ile AB sürecini kapsayacak bir anayasa deðiþikliðinin zaruri görüldüðünü ifade edenn Çiçek, anayasa taslaðýnda AB normlarýný esas almaya çalýþtýklarýný söyledi.

HAKÝMLER ve Savcýlar Yüksek Kurulu (HSYK) Baþkanvekili Kadir Özbek, Anayasa deðiþiklik paketinde yer alan HSYK’nýn yapýsýna iliþkin düzenlemelerin ‘’yürütmenin yargýda yer tutma amacýný taþýdýðýný gösterdiðini’’ savundu. Özbek, yaptýðý açýklamada, paketle ilgili konularý televizyondan izlediklerini, metni inceleme imkaný bulamadýklarýný belirtti. Kadir Özbek, þöyle konuþtu: ‘’Yüksek yargý organlarý baþkanlarýnýn daha önce ifade ettikleri hususlar konuyla ilgili sorularýn yanýtlarýný da içermektedir. Önemli olan bunun niye yapýldýðý, neden yapýlmak istendiði ve yapýlýþ biçimidir. Niye yapýldýðý meselesinden bakýlýrsa bunun, yürütmenin yargýda yer tutma amacýný taþýdýðý görülmektedir. Nasýl yapýldýðý meselesinden bakarsak da demokratikleþme ve Avrupa Birliði beklentileri düþünüldüðünde ana unsurun uzlaþma olmasý gerekirken bunun mevcut olmadýðý görülmektedir. Dolayýsýyla anayasalarýn en önemli unsuru olan uzlaþma ve bunun sonucunda kalýcýlýk unsurlarýnýn eksik olduðu görülmektedir. Bunun þimdi ve gelecekte doðuracaðý sakýncalar çok büyüktür.’’ Kadir Özbek, metni inceleme imkaný bulduktan sonra kurul üyeleriyle kendi aralarýnda deðerlendirme yapacaklarýný ifade etti. Ankara / aa

“BUGÜNKÜ TBMM YETKÝLÝDÝR, YETKÝNDÝR” HALK egemenliðini her alanda tesis etmek ve güçlendirmek istediklerini vurgulayan Çiçek, vesayet altýndaki bir anayasayla ülkeyi baðdaþtýrmanýn mümkün gözükmediðini dile getirdi. Uzlaþma arayýþýnda son derece samimi olduklarýna iþaret eden Çiçek, þunlarý kaydetti: “TBMM, Anayasa deðiþikliðini yapacak, Anayasa yapacak tek mercidir. Bu Meclisin anayasa yapamayacaðý tarzýndaki görüþleri asla benimsemiyoruz. Bugünkü TBMM buna yetkilidir, yetkindir. Bunu geciktirmenin de bir anlamý yoktur. Mademki hepimiz bu anayasanýn bugünün þartlarýna uymadýðý konusunda ittifak halindeyiz, bugünün iþini yarýna býrakmak uygun deðildir.” Ankara / aa

Vekillerle olmazsa asillere gideriz DEVLET Bakaný ve Baþmüzakereci Egemen Baðýþ, anayasa deðiþikliðiyle ilgili pakete muhalefet partilerinin de gereken desteði vereceðini umduðunu ifade ederek, ‘’Biz de Meclis’te gereken çalýþmalarý yaparýz. Bu iþ vekillerle olmazsa asillere yani millete gideriz’’ dedi. AKP Sarýyer Ýlçe Baþkanlýðý’nca düzenlenen Sarýyer Koordinatörleri Eðitim Çalýþmasý’na katýlan Baðýþ, ‘’Yeni Türkiye Vizyonu, Gelecek Dünyasýnda Türkiye’nin Yeri ve Avrupa Birliði Milli Birlik ve Kardeþlik Projesi’’ konulu bir sunum yaptý. Baþmüzakereci Baðýþ, Anayasa deðiþikliði konusuna deðinerek, sözlerini þöyle sürdürdü:

‘’Türkiye’de Anayasa’yý deðiþtirmenin kurallarý belli. Anayasa deðiþikliðiyle ilgili sunulacak pakete umarým muhalefet partileri de gereken desteði verir. Biz de Meclis’te gereken çalýþmalarý yaparýz. Bu iþ vekillerle olmazsa asillere yani millete gideriz. Vatandaþa gidip sorarýz ‘Sen daha çok demokrasi, þeffaflýk istiyor musun?’ Yargýnýn baðýmsýz olduðu kadar tarafsýz olmasý için bunu saðlayacak sistemi oluþturmamýz lazým. Türkiye de parti kapatma konusunda AB’deki standartlarý benimsesin istiyoruz. Türkiye’de herkesin ‘benim’ diyeceði bir anayasaya ihtiyacý var.’’ Ýstanbul / aa

ZAYÝ:

Devlet Bakaný ve Baþmüzakereci Egemen Baðýþ

06 C 2892, 06 C 4780, 06 C 6082 Plakalý araçlarýmýzýn Ankara Büyükþehir Ego Genel Müdürlüðünden verilmiþ olan Özel Servis Ýzin Belgesi ve Ticarî Tanýtým Kartlarýný kaybettik. Hükümsüzdür. ATAK TURÝZMCÝLÝK NAK. VE TÝC. LTD. ÞTÝ.

ZAYÝ Nüfus Cüzdanýmý, Ehliyetimi, Kredi Kartlarýmý, Cüzdanýmýn içindeki bilimum evraklarýmý kaybettim. Hükümsüzdür. Ýbrahim Gülçay


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:29 PM

Page 1

5

HABER

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

BAÞKENT YAZILARI

Ýnsan haklarý ve hürriyetleri antolojisi… CEVHER ÝLHAN cevher@yeniasya.com.tr

emokratikleþme ve özgürlüklerin tartýþýldýðý ve “açýlýmlar”ýn konuþulduðu süreçte Bediüzzaman’ýn bundan bir asýr önce “efkâr-ý ammenin zembereði” olarak nitelendirdiði Meþrûtiyet ve hürriyete dair esaslý tesbitleri, gün geçtikçe haklýlýk kazanmakta. Cemil Meriç’in ifâdesiyle, “Bediüzzaman, dað baþýnda va’z eden bir mürþit. Hor görülenler, her þeyini kaybedenler, mukaddesleri çiðnenenler ona koþtu akýn, akýn. Nass’larýn yalçýn duvarlarý arkasýndan geliyordu bu ses, tarihin içinden geliyordu; kabuðuna çekilmiþ yüzbinlerce insaný uyandýrdý. Tanzimat’tan beri her hisarý deviren teceddüt dalgasý, ilk defa olarak Nur kalesi önünde geriledi. Said Nursî, bir dâvâ adamý. Yalçýn bir irâde, tâviz vermeyen bir mîzaç, tefekkürden çok iman…” (Bu Ülke, 246-247) Ancak Bediüzzaman’ýn Kur’ân’ýn mânevî ve hakikî tefsiri Nur Risâlelerinin irþadý, iman ve Kur’ân hizmeti” olarak formüle ettiði inanç ve aksiyon hareketi, imanýn ihyasýyla kalmadý, kalmýyor. Dal ve budaklarý hükmündeki hayatýn ve içtimâiyatýn ýslâhýný öneriyor. Dersini Resûl-ü Ekrem’den ve tâlimini Kur’ân’ül Mucizü’l Beyân’dan alan ve Veda Hutbesi’nde insanlýða iletilen hak ve hürriyetler mesajýný son çaða taþýdý, taþýyor…

D

“Yol deðil, sürücüler suçlu”

 Ulaþtýrma Bakanlýðý Müsteþarý Habip Soluk, Türkiye’deki kara yolu aðý standardýnýn özellikle son yýllardaki çalýþmalarla yükseltildiðini belirterek, ‘’Türkiye’deki kara yollarýnýn kazalara neden olacaðýna inanmýyorum. Ehliyet almýþ, ama yeterli eðitim almamýþ sürücüler kaza yapýyor, suçu da yola atýyor’’ dedi. Çorum-Osmancýk kara yolunun 20 ile 32’nci kilometreleri arasýndaki Kýrkdilim mevkiinde yol yapým çalýþmalarýný inceleyen Müsteþar Soluk, Kýrkdilim mevkiinin zor bir coðrafyada olduðunu, yapýlan çalýþmalarla bu yolu ‘’çile’’ olmaktan çýkaracaklarýný ifade etti. Beraberindekilerle yol yapýmý üstlenen firmanýn þantiyesini de ziyaret eden Müsteþar Soluk, burada gazetecilere açýklamalarda bulundu. Türkiye’deki kara yolu aðýnýn kalitesine deðinen Soluk, son yýllarda yapýlan çalýþmalarla bu kalitenin yükseldiðini ifade etti. Bir gazetecinin ‘’Kara yollarýndaki kazalarýn önlenmesi veya azaltýlmasý konusunda ekstra çalýþmanýz var mý?’’ sorusuna Soluk, ‘’Türkiye’deki kara yollarýnýn kazalara neden olacaðýna inanmýyorum. Ehliyet almýþ ama yeterli eðitim almamýþ sürücüler kaza yapýyor, suçu da yola atýyor. Þu an için sorun yok’’ diye karþýlýk verdi. Çorum / aa

HÜRRÝYET, ADALET, MEÞVERET DERSÝ 10 Aralýk 1948’de yazýlan “Birleþmiþ Milletler Ýnsan Haklarý Bildirgesi”nin, 2 Mayýs 1948’deki “Amerikan Ýnsan Haklarý ve Ödevleri Bildirisi”nin, 4 Kasým 1950 tarihli “Ýnsan Haklarýnýn ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasýna Ýliþkin Ýnsan Haklarý Avrupa Sözleþmesi”nin, “ekleri”nin ve “protokolleri”nin daha esâmesi okunmazken, Bediüzzaman, insaný, insan haklarýný ve hürriyetlerini târif etti… Geçen asrýn baþlarýndan baþlayarak üç devir boyunca, hürriyeti, adaleti, meþvereti anlattý. Tam yüzyýl evvel Doðu’daki aþiretlere “Meþrûtiyet (demokrasi ve cumhuriyet), hâkimiyet-i millettir; ruh-û meþrûtiyet þeriattandýr, hayatý da ondandýr” þuurunu ders verdi. Adaleti, hürriyeti, þûra emrini, bütün milletlerin saadet sebebi olduðunu izâh etti. Âyetin tecellisi olarak dört hak mezhepten delil getirerek Kur’ân nâmýna alkýþladý. Cumhuriyetin baþýnda milletin Meclisi’nde “Bu inkýlâb-ý âzimin (büyük inkýlâbýn) temel taþlarý saðlam gerek” beyannâmesini neþretti. Asr-ý Saadeti örnek aldý; dört büyük halifenin “mânây-ý dindar birer reis-i cumhur” olduðunu; aksi halde Cumhuriyet’in “mânâsýz isim ve resimden ibâret kalacaðýný” bildirdi. (Tarihçe-i Hayat, 125-127) CUMHURÝYETÝN HÜRRÝYETLE TÂRÝFÝ Ýstibdadýn tahakküm, keyfî muamele, cebir-zorlama ve su-i istimale açýk olduðunu haber verdi. “Meþrûtiyetin sýrrý, kuvvet kanundadýr, þahýs hiçtir. Ýstibdâdýn esâsý, kuvvet þahýsta olur, kânunu kendi keyfine tâbî edebilir, hak kuvvete maðlûb olur” uyarýsýnda bulundu. (Münâzarât, 20-45) Millet irâdesini tahribe çalýþan darbelere, demokrasi kýtallerine, hak ve hürriyet gasýplarýna karþý uyardý. “Kahr (baský) ve cebir ile zâhiri bir hâkimiyet, sathî bir tahakküm”ün kýsa zamanda kurulabileceðini, “tehditlerle, korkularla, hîlelerle efkâr-ý

ammenin baþka bir mecraya çevrilmesine”, az bir zamanda da olsa aklî muhâkemeyi kapatýp þaþýrtmasýna karþý, milleti ikaz etti. (Ýþârâtü’l Ý’câz, 164) Cumhuriyeti hürriyetle tanýmladý. Umumî hürriyeti, fertlerin zerrelerin hürriyetinin yekûnuyla açýkladý. Gerçek hürriyetin sýnýrýný “ne nefsine, ne gayriye (baþkasýna) zararýnýn dokunmamasý”yla çizdi. Ýlâhî esaslardan, “Hürriyet budur ki, kanun-u adâlet ve te’dibten (adaletin cezalandýrmasýndan) baþka hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsýn, herkes harekât-ý meþrûasýnda (meþrû hareketlerinde) þâhâne serbest olsun” hükmünü çýkardý. (Münâzarât, 55-57) “MAHKEME TESÝRÂT-I HÂRÝCÝYEDEN AZÂDE OLMALI” Bediüzzaman’ýn altý bin küsur sayfalýk Risâle-i Nur eserlerinde iman ve Ýslâm esaslarýnýn yaný sýra inanç esaslarýna dayalý “uhuvvet-kardeþlik”ten vatandaþlýða, vatan ve milletin birliðinden ýrkçýlýk ve kavmiyetçilik tehlikesine, “milliyetçilik mevzuu”na, “laiklik” kavramýndan “müsbet hareket”te ve “mânevî cihad” meselesine kadar yaptýðý Kur’ânî tefsirler bir tarafa… “Günümüzde Türkiye’de ve dünyada en çok tartýþýlan “yargý reformu; yargýnýn baðýmsýzlýðý ve tarafsýzlýðý” hakkýndaki tahlilleri, bugünkü problemlere çâre olmakta, en istikametli ve isâbetli “yol haritasý”ný göstermekte…Bediüzzaman’ýn, “Hükûmetin (devletin) daireleri içinde en ziyade hürriyetini (baðýmsýzlýðýný) muhâfaza etmeye ve tesirât-ý hariciyeden (dýþ etkilerden) en ziyade bîtarafane (tarafsýz), hissiyatsýz bakmakla mükellef olan, elbette mahkemedir” cümlesi, bugün geliþmiþ demokrasilerin ulaþmaya uðraþtýðý hukukî müteârife haline gelen en mütekâmil zirvedir. Ona göre, adâlet müessesesi, hiçbir cereyana kapýlmamalý, hiçbir tarafgirliðe girmemeli. Hâkim ve mahkemenin tarafgirlik þâibesinden uzak ve gayet bîtarafane bakmasý adaletin birinci þartýdýr. Vatandaþýn

VÝCDAN VE FÝKÝR HÜRRÝYETÝNÝN ESASI Keza Bediüzzaman, millete raðmen dayatýlan emr-i vakilere muhalefeti, “meþrû ve samimî bir muvâzene-i adâlet unsuru” ibâresiyle adalet ölçüsü-tartýsý ve dengesi olarak mütalâa eder. “Âsâyiþe, emniyete dokunmamak þartýyla, hiç kimse vicdanýyla, kalbiyle kabul ettiði bir fikirden, bir metoddan dolayý mes’ul olmaz.” “Kabul etmemek, tasdik etmemek, idarece bir cünha (sorgulanacak bir kabahat), bir suç teþkil etmez. En müthiþ bir muhalif, rejim müessesesini tel’in de etse, bilfiil idâreye iliþmese, onun mefkûresine kanunen iliþilmez. Hürriyet-i vicdan ve hürriyet-i fikir, onlarý tebrie eder”; zandan uzak olduðunu bildirir, suçsuzluðunu ortaya koyar.” (Kastamonu Lâhikasý, 206) Vefatýnýn 50. yýlýnda Bediüzzaman’ýn temel hak ve hürriyetlerde, fikir, vicdan ve ifâde özgürlüðünde belirlediði ana umdeler, hâlen çaðdaþ hukukun, en ileri ve özgürlükçü demokrasilerin varmaya çalýþtýðý kriterlerdir… Bundandýr ki Nur Risâleleri, bir iman ve kültür külliyatý olduðu kadar Bediüzzaman’ýn imanýn iksiriyle ve Kur’ân’ýn mânevî mesajýyla bu çaða insanî deðerleri, içtimaî prensipleri ihtiva eden bir demokrasi ve insan haklarý ve hürriyetleri antolojisidir. Demokratikleþme ve özgürlüklerde, insanlýðýn Bediüzzaman’ýn beyânlarýna ihtiyacý var…

Reformlarla büyüyeceðiz MALÝYE BAKANI ÞÝMÞEK, HÂLÂ YAPILMASI GEREKEN BÝRÇOK REFORM OLDUÐUNU BELÝRTEREK, BU REFORMLAR YAPILDIKÇA TÜRKÝYE’NÝN DAHA HIZLANACAÐINI, BÜYÜYECEÐÝNÝ SÖYLEDÝ.

TÜRKÝYE’NÝN GÜCÜNE ÝNANIYORUZ

Ýzmir’de 13 kiþi tutuklandý

 ÝZMÝR’DE Ergenekon sanýklarýyla iliþkileri bulunduðu iddia edilen þebekeye yönelik operasyonda, ad liyeye sevkedilen 17 kiþiden 13’ü tutuklandý. Ýzmir Emniyet’tindeki iþlemleri tamamlanan zanlýlar, önceki gün sabah saatlerinde ad liyeye sevkedildi. Savcýlýk tarafýndan ifadeleri alýnan zanlýlardan biri, savcýlýk sorgusunun ardýndan serbest býrakýldý. Aralarýnda iki muvazzaf askerin de bulunduðu 17 kiþi ise tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Hakim karþýsýna çýkan 17 kiþiden biri muvazzaf asker 13 kiþi tutuklandý. Mahkeme, 4 kiþinin ise tutuksuz olarak yargýlanmasýna karar verdi. Tutuklananlar arasýnda muvazzaf bir askerin de bulunduðu öðrenildi. Ýzmir / cihan

hakkýný aramasý için “gâyet bîtarafâne bir merci” lâzým. Gerçek bir adâlet için, evvela “mahkemenin hürriyet-i tammesi (tam hür ve baðýmsýzlýðý)” olmalý... Yine herkes, “hürriyetle, hukùk-u hürriyetini müdafaa etme hakký”ný kullanmalý. Ve “adliye memurlarý, (hâkimler, savcýlar, yargýçlar), hissiyattan ve tesirâtý hariciyeden bütün bütün azâde (baðýmsýz) ve serbest olmalý. Baþta devlet ve siyasî otorite olmak üzere adaletin dýþýndaki bütün etkili mihraklardan baðýmsýz kalmalý. (Tarihçe-i Hayat, 201-202)

Maliye Bakaný Þimþek, son yýllarda gerçekleþtirilen reformlarýn ülkeyi daha güçlü ve rekabet edebilir hale getirdiðini belirtti.

MALÝYE Bakaný Mehmet Þimþek, Türkiye’de hala yapýlmasý gereken birçok reform olduðunu belirterek, ‘’Bu reformlarý yaptýkça Türkiye daha hýzlanacak büyüyecek, yatýrýmlar daha deðer kazanacak’’ dedi. Þimþek, Fransa’daki temaslarý kapsamýnda Orleon þehrine geçerek burada faaliyet gösteren Türk iþ adamlarý derneðinin toplantýsýna katýldý. Bakan Þimþek, toplantýda yaptý-

ðý konuþmada, Türkiye’nin son yýl larda çok güçlendiðini ve gerek siyasî gerek ekonomik anlamda büyük bir deðiþim ile dönüþüm sürecinden geçtiðini belirterek, ‘’Türkiye eskiden kâðýt üzerinde var olan potansiyelini harekete geçirerek daha saygýn ve etkili bir siyasî ve ekonomik aktör olma konusunda önemli mesafeler kat etti’’ dedi. Türkiye’nin son yýl larda ekonomiden diðer

BUGÜNE kadar yapýlan çalýþmalar ve önceliklendirilen alanlar hakkýnda bilgi veren Þimþek, kriz ortamýnda dahi eðitime, araþtýrma ve geliþtirmeye, alt yapý projelerine önemli kaynak aktardýklarýný bildirdi. Ýki temel önceliklerinin bulunduðunu, bunlardan birinin yurt içinde rekabet ortamýný iyileþtirmek, adil rekabet ortamýný oluþturmak ve daha yenilikçi, verimli bir yapýya kavuþmak olduðunu ifade eden Bakan Þimþek, ikinci önceliðin de Türkiye’nin uluslar arasý anlamda rekabet gücünü arttýrmak olduðunu vurguladý.Türkiye’de önemli bir potansiyel bulunduðunu ve Türkiye’nin gücüne inandýklarýný belirten Þimþek, biz o potansiyeli harekete geçirdik. Bu güce, potansiyele insanýmýz da inanmaya baþladý’’ dedi. Paris / aa alanlara hak ve özgürlüklerden AB ile müzakerelere kadar önemli reformlar gerçekleþtirdiðini anlatan Þimþek, bunun da ül keyi daha güçlü ve rekabet edebilir hale getirdiðini ifade etti. Ül ke de hâlâ yapýlmasý gereken birçok reform bulun duðunu belirten Þimþek, ‘’Bu reformlarý yaptýkça Türkiye daha hýzlanacak, büyüyecek, yatýrýmlar daha deðer kazanacak’’ dedi.

Ýþgal, Irak’a yýkým ve ölüm getirdi

 IRAK’IN ABD tarafýndan iþgal edilmesinin 8. yýldönümünde MAZLUM-DER Ankara Þubesi ABD Büyükelçiliði önünde basýn açýklamasýyla iþgali protesto etti. 20 Mart 2003’te baþlayan Irak iþgali sekizinci yýlýna girdiðini söyleyen MAZLUM-DER Ankara Þube Baþkaný Üstün Bol, þunlarý söyledi: “Bundan tam yedi yýl önce ABD ve müttef ikleri tarafýndan gerçekleþtirilen ve Irak’a özgürlük ve demokrasi getirmek için baþlatýldýðý iddia edilen bu savaþ, Irak ve Orta Doðu’ya yýkým, kaos ve ölümden baþka hiçbir þey getirmemiþtir. Irak’ta bugün, ölen 1 milyo nun üzerinde insanýn yaný sýra; savaþýn neticesi olarak 3 milyon civarýnda kadýn dul, 5 milyonu aþkýn çocuk da yetim kalmýþtýr. Bunlarla beraber savaþýn doðurduðu yýkýmdan kaçmak için 2 milyon insan ül ke içinde ve 3 milyonun üzerinde insan da Suriye, Ürdün gibi bölge ül kelerinde sýðýnmacý durumuna düþmüþ, mülteci durumundakiler ise hâlâ ül kelerine dönememekte ve zor þartlar altýnda hayatlarýný sürdürmeye çalýþmaktadýr.” Irak 7 yýldan beri ölümlerle, iþkencelerle, toplu kýyýmlarla, göçle, toplumsal travmalarla, savaþýn getirdiði vahþetle ve insan haklarý ihlâl leriyle anýlan bir ül ke olduðunu söyleyen Üstün Bol, bütün bu yaþananlarýn sebebi ve savaþýn temel gerekçesi olan “kitle imha silâhlarý” Irak’ta hiçbir zaman bulunamadýðýný söyledi. Ankara / Fatih Karagöz

Ruhsata uymayan müteahhite aðýr ceza

 DÜZCE Valisi Bülent Kýlýnç’ý ziyaret eden Ba yýndýrlýk ve Ýskân Bakaný Mustafa Demir, Elazýð’daki depremin ardýndan gündeme gelen ‘’güvensiz yapýlar’’ ile ilgili çalýþma yaptýklarýný ifade etti. Bayýndýrlýk ve Ýskân Bakanlýðý olarak yeni bir düzenleme üzerinde çalýþma yaptýklarýný bildiren Bakan Demir, þunlarý kaydetti: ‘’1 Ocak 2012 tarihinden itibaren proje eksiklikleri konusunda sýký denetim mekanizmalarýný devreye sokacaðýz. Bir binada, ruhsat ve eklerine aykýrý çalýþma yapan müteahhit, belediyelerin imara izin veren birim müdürleri ile Bayýndýrlýk ve Ýskân Ýl Müdürlüklerindeki bu tip binalara izin verenler hakkýnda aðýr cezai müeyyideler uygulayacaðýz. Bina yapýlmadan önce projesinde tadilat yaptýrmak isteyenlere belediyelerin yolu açýk. Görev ve yetki belediyelerde. Fakat aykýrý iþlem yapan müteahhit, aðýr þekilde cezalandýrýlacak ve bir daha Türkiye’de iþ yapamaz hale gelecek. Ayrýca binalarda çalýþacak olan ustalarý da belgelendireceðiz. Belgesiz usta çalýþmayacak. Yumuþak bir geçiþ döneminin ardýndan bunlarý faaliyete geçireceðiz.’’ Düzce / aa

Su içinde 4 el bombasý

 MANÝSA’DA Ýzmir-Ýstanbul kara yolunun geçtiði Gediz Köprüsü’nün altýnda su içinde çamura saplanmýþ 4 el bombasý bulundu. Alýnan bilgiye göre, Manisa’dan Karaaðaçlý beldesine motosikletle giden Kudret Toros, sigara içmek için durduðu Gediz Köprüsü üzerinde, su içinde yan yana duran ve çamura saplanmýþ 4 el bombasý olduðunu fark etti. Toros, güvenlik güçlerine haber verdi. Olay yerine gelen jandarma ekipleri, bölgede güvenlik tedbiri aldý. Ýzmir-Ýstanbul kara yolunun tek þeridi güvenlik ge rek çe siy le tra f i ðe ka pa týl dý. Ma ni sa Cumhuriyet Savcýlýðý yetkilileri bölgede incele me ler de bu lun du. Jan dar ma yet ki li le ri, bombanýn türünün belirlenmesi ve sudan çýkarýlmasý için bölgeye jandarma bomba uzmanlarýný çaðýrdý. Kudret Toros, yaptýðý açýklamada, ‘’Köprünün üzerinde sigara içmek için durdum. Köprünün korkuluklarýna tutunarak suya bakarken çamura saplanmýþ þekilde yan yana duran 4 el bombasýný gördüm. Karaaðaçlý Belediyesine giderek durumu belediye baþkanýna anlattým. O da durumu yetkililere bildirdi’’ dedi. Manisa / aa


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

2:39 PM

Page 1

5

HABER

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

BAÞKENT YAZILARI

HABERLER

Ýnsan haklarý ve hürriyetleri antolojisi…

Ýþgal, Irak’a yýkým ve ölüm getirdi

CEVHER ÝLHAN cevher@yeniasya.com.tr

emokratikleþme ve özgürlüklerin tartýþýldýðý ve “açýlýmlar”ýn konuþulduðu süreçte Bediüzzaman’ýn bundan bir asýr önce “efkâr-ý ammenin zembereði” olarak nitelendirdiði Meþrûtiyet ve hürriyete dair esaslý tesbitleri, gün geçtikçe haklýlýk kazanmakta. Cemil Meriç’in ifâdesiyle, “Bediüzzaman, dað baþýnda va’z eden bir mürþit. Hor görülenler, her þeyini kaybedenler, mukaddesleri çiðnenenler ona koþtu akýn, akýn. Nass’larýn yalçýn duvarlarý arkasýndan geliyordu bu ses, tarihin içinden geliyordu; kabuðuna çekilmiþ yüzbinlerce insaný uyandýrdý. Tanzimat’tan beri her hisarý deviren teceddüt dalgasý, ilk defa olarak Nur kalesi önünde geriledi. Said Nursî, bir dâvâ adamý. Yalçýn bir irâde, tâviz vermeyen bir mîzaç, tefekkürden çok iman…” (Bu Ülke, 246-247) Ancak Bediüzzaman’ýn Kur’ân’ýn mânevî ve hakikî tefsiri Nur Risâlelerinin irþadý, iman ve Kur’ân hizmeti” olarak formüle ettiði inanç ve aksiyon hareketi, imanýn ihyasýyla kalmadý, kalmýyor. Dal ve budaklarý hükmündeki hayatýn ve içtimâiyatýn ýslâhýný öneriyor. Dersini Resûl-ü Ekrem’den ve tâlimini Kur’ân’ül Mucizü’l Beyân’dan alan ve Veda Hutbesi’nde insanlýða iletilen hak ve hürriyetler mesajýný son çaða taþýdý, taþýyor…

D

“Yol deðil, sürücüler suçlu”

 Ulaþtýrma Bakanlýðý Müsteþarý Habip Soluk, Türkiye’deki kara yolu aðý standardýnýn özellikle son yýllardaki çalýþmalarla yükseltildiðini belirterek, ‘’Türkiye’deki kara yollarýnýn kazalara neden olacaðýna inanmýyorum. Ehliyet almýþ, ama yeterli eðitim almamýþ sürücüler kaza yapýyor, suçu da yola atýyor’’ dedi. Çorum-Osmancýk kara yolunun 20 ile 32’nci kilometreleri arasýndaki Kýrkdilim mevkiinde yol yapým çalýþmalarýný inceleyen Müsteþar Soluk, Kýrkdilim mevkiinin zor bir coðrafyada olduðunu, yapýlan çalýþmalarla bu yolu ‘’çile’’ olmaktan çýkaracaklarýný ifade etti. Beraberindekilerle yol yapýmý üstlenen firmanýn þantiyesini de ziyaret eden Müsteþar Soluk, burada gazetecilere açýklamalarda bulundu. Türkiye’deki kara yolu aðýnýn kalitesine deðinen Soluk, son yýllarda yapýlan çalýþmalarla bu kalitenin yükseldiðini ifade etti. Bir gazetecinin ‘’Kara yollarýndaki kazalarýn önlenmesi veya azaltýlmasý konusunda ekstra çalýþmanýz var mý?’’ sorusuna Soluk, ‘’Türkiye’deki kara yollarýnýn kazalara neden olacaðýna inanmýyorum. Ehliyet almýþ ama yeterli eðitim almamýþ sürücüler kaza yapýyor, suçu da yola atýyor. Þu an için sorun yok’’ diye karþýlýk verdi. Çorum / aa

Ýzmir’de 13 kiþi tutuklandý

 ÝZMÝR’DE Ergenekon sanýklarýyla iliþkileri bulunduðu iddia edilen þebekeye yönelik operasyonda, adliyeye sevkedilen 17 kiþiden 13’ü tutuklandý. Ýzmir Emniyet’tindeki iþlemleri tamamlanan zanlýlar, önceki gün sabah saatlerinde adliyeye sevkedil di. Savcýlýk tarafýndan ifadeleri alýnan zanlýlardan biri, savcýlýk sorgusunun ardýndan serbest býrakýldý. Aralarýnda iki muvazzaf askerin de bulunduðu 17 kiþi ise tutuklanma talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Hakim karþýsýna çýkan 17 kiþiden biri muvazzaf asker 13 kiþi tutuklandý. Mahkeme, 4 kiþinin ise tutuksuz olarak yargýlanmasýna karar verdi. Tutuklananlar arasýnda muvazzaf bir askerin de bulunduðu öðrenildi. Ýzmir / cihan

HÜRRÝYET, ADALET, MEÞVERET DERSÝ 10 Aralýk 1948’de yazýlan “Birleþmiþ Milletler Ýnsan Haklarý Bildirgesi”nin, 2 Mayýs 1948’deki “Amerikan Ýnsan Haklarý ve Ödevleri Bildirisi”nin, 4 Kasým 1950 tarihli “Ýnsan Haklarýnýn ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasýna Ýliþkin Ýnsan Haklarý Avrupa Sözleþmesi”nin, “ekleri”nin ve “protokolleri”nin daha esâmesi okunmazken, Bediüzzaman, insaný, insan haklarýný ve hürriyetlerini târif etti… Geçen asrýn baþlarýndan baþlayarak üç devir boyunca, hürriyeti, adaleti, meþvereti anlattý. Tam yüzyýl evvel Doðu’daki aþiretlere “Meþrûtiyet (demokrasi ve cumhuriyet), hâkimiyet-i millettir; ruh-û meþrûtiyet þeriattandýr, hayatý da ondandýr” þuurunu ders verdi. Adaleti, hürriyeti, þûra emrini, bütün milletlerin saadet sebebi olduðunu izâh etti. Âyetin tecellisi olarak dört hak mezhepten delil getirerek Kur’ân nâmýna alkýþladý. Cumhuriyetin baþýnda milletin Meclisi’nde “Bu inkýlâb-ý âzimin (büyük inkýlâbýn) temel taþlarý saðlam gerek” beyannâmesini neþretti. Asr-ý Saadeti örnek aldý; dört büyük halifenin “mânây-ý dindar birer reis-i cumhur” olduðunu; aksi halde Cumhuriyet’in “mânâsýz isim ve resimden ibâret kalacaðýný” bildirdi. (Tarihçe-i Hayat, 125-127) CUMHURÝYETÝN HÜRRÝYETLE TÂRÝFÝ Ýstibdadýn tahakküm, keyfî muamele, cebir-zorlama ve su-i istimale açýk olduðunu haber verdi. “Meþrûtiyetin sýrrý, kuvvet kanundadýr, þahýs hiçtir. Ýstibdâdýn esâsý, kuvvet þahýsta olur, kânunu kendi keyfine tâbî edebilir, hak kuvvete maðlûb olur” uyarýsýnda bulundu. (Münâzarât, 20-45) Millet irâdesini tahribe çalýþan darbelere, demokrasi kýtallerine, hak ve hürriyet gasýplarýna karþý uyardý. “Kahr (baský) ve cebir ile zâhiri bir hâkimiyet, sathî bir tahakküm”ün kýsa zamanda kurulabileceðini, “tehditlerle, korkularla, hîlelerle efkâr-ý

ammenin baþka bir mecraya çevrilmesine”, az bir zamanda da olsa aklî muhâkemeyi kapatýp þaþýrtmasýna karþý, milleti ikaz etti. (Ýþârâtü’l Ý’câz, 164) Cumhuriyeti hürriyetle tanýmladý. Umumî hürriyeti, fertlerin zerrelerin hürriyetinin yekûnuyla açýkladý. Gerçek hürriyetin sýnýrýný “ne nefsine, ne gayriye (baþkasýna) zararýnýn dokunmamasý”yla çizdi. Ýlâhî esaslardan, “Hürriyet budur ki, kanun-u adâlet ve te’dibten (adaletin cezalandýrmasýndan) baþka hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsýn, herkes harekât-ý meþrûasýnda (meþrû hareketlerinde) þâhâne serbest olsun” hükmünü çýkardý. (Münâzarât, 55-57) “MAHKEME TESÝRÂT-I HÂRÝCÝYEDEN AZÂDE OLMALI” Bediüzzaman’ýn altý bin küsur sayfalýk Risâle-i Nur eserlerinde iman ve Ýslâm esaslarýnýn yaný sýra inanç esaslarýna dayalý “uhuvvet-kardeþlik”ten vatandaþlýða, vatan ve milletin birliðinden ýrkçýlýk ve kavmiyetçilik tehlikesine, “milliyetçilik mevzuu”na, “laiklik” kavramýndan “müsbet hareket”te ve “mânevî cihad” meselesine kadar yaptýðý Kur’ânî tefsirler bir tarafa… “Günümüzde Türkiye’de ve dünyada en çok tartýþýlan “yargý reformu; yargýnýn baðýmsýzlýðý ve tarafsýzlýðý” hakkýndaki tahlilleri, bugünkü problemlere çâre olmakta, en istikametli ve isâbetli “yol haritasý”ný göstermekte…Bediüzzaman’ýn, “Hükûmetin (devletin) daireleri içinde en ziyade hürriyetini (baðýmsýzlýðýný) muhâfaza etmeye ve tesirât-ý hariciyeden (dýþ etkilerden) en ziyade bîtarafane (tarafsýz), hissiyatsýz bakmakla mükellef olan, elbette mahkemedir” cümlesi, bugün geliþmiþ demokrasilerin ulaþmaya uðraþtýðý hukukî müteârife haline gelen en mütekâmil zirvedir. Ona göre, adâlet müessesesi, hiçbir cereyana kapýlmamalý, hiçbir tarafgirliðe girmemeli. Hâkim ve mahkemenin tarafgirlik þâibesinden uzak ve gayet bîtarafane bakmasý adaletin birinci þartýdýr. Vatandaþýn

hakkýný aramasý için “gâyet bîtarafâne bir merci” lâzým. Gerçek bir adâlet için, evvela “mahkemenin hürriyet-i tammesi (tam hür ve baðýmsýzlýðý)” olmalý... Yine herkes, “hürriyetle, hukùk-u hürriyetini müdafaa etme hakký”ný kullanmalý. Ve “adliye memurlarý, (hâkimler, savcýlar, yargýçlar), hissiyattan ve tesirâtý hariciyeden bütün bütün azâde (baðýmsýz) ve serbest olmalý. Baþta devlet ve siyasî otorite olmak üzere adaletin dýþýndaki bütün etkili mihraklardan baðýmsýz kalmalý. (Tarihçe-i Hayat, 201-202) VÝCDAN VE FÝKÝR HÜRRÝYETÝNÝN ESASI Keza Bediüzzaman, millete raðmen dayatýlan emr-i vakilere muhalefeti, “meþrû ve samimî bir muvâzene-i adâlet unsuru” ibâresiyle adalet ölçüsü-tartýsý ve dengesi olarak mütalâa eder. “Âsâyiþe, emniyete dokunmamak þartýyla, hiç kimse vicdanýyla, kalbiyle kabul ettiði bir fikirden, bir metoddan dolayý mes’ul olmaz.” “Kabul etmemek, tasdik etmemek, idarece bir cünha (sorgulanacak bir kabahat), bir suç teþkil etmez. En müthiþ bir muhalif, rejim müessesesini tel’in de etse, bilfiil idâreye iliþmese, onun mefkûresine kanunen iliþilmez. Hürriyet-i vicdan ve hürriyet-i fikir, onlarý tebrie eder”; zandan uzak olduðunu bildirir, suçsuzluðunu ortaya koyar.” (Kastamonu Lâhikasý, 206) Vefatýnýn 50. yýlýnda Bediüzzaman’ýn temel hak ve hürriyetlerde, fikir, vicdan ve ifâde özgürlüðünde belirlediði ana umdeler, hâlen çaðdaþ hukukun, en ileri ve özgürlükçü demokrasilerin varmaya çalýþtýðý kriterlerdir… Bundandýr ki Nur Risâleleri, bir iman ve kültür külliyatý olduðu kadar Bediüzzaman’ýn imanýn iksiriyle ve Kur’ân’ýn mânevî mesajýyla bu çaða insanî deðerleri, içtimaî prensipleri ihtiva eden bir demokrasi ve insan haklarý ve hürriyetleri antolojisidir. Demokratikleþme ve özgürlüklerde, insanlýðýn Bediüzzaman’ýn beyânlarýna ihtiyacý var…

BEDÝÜZZAMAN HAFTASI DEVAM EDÝYOR RÝSALE-Ý NUR ENSTÝTÜSÜ, BEDÝÜZZAMAN HAFTASI KAPSAMINDA, PEK ÇOK ÝL VE ÝLÇEDE ETKÝNLÝKLER DÜZENLÝYOR. RÝSALE-Ý Nur Enstitüsü, Bediüzzaman Haftasý kapsamýnda, Ýstanbul baþta olmak üzere, Þanlýurfa’dan Ýzmir’e, Trabzon’dan Adana’ya pek çok il ve ilçede etkinlikler düzenliyor. Risale-i Nur Enstitüsü tarafýndan yapýlan açýklamada, Bediüzzaman Said Nur si’nin, vefatýnýn üzerinden 50. yýl geçmesine raðmen, eserleri ve fikirleriyle, gerek Türkiye’de, gerekse dünyada her geçen gün artan bir ilgiyle, kendisinden söz ettiren bir inanç, ilim, tefekkür ve aksiyon adamý olduðu belirtildi. Açýklamada, Bediüzzaman’ýn 100 yýldýr tazeliðini koruyan fikirlerinin, günümüz Türkiye’sinin, Ýslam âleminin ve insanlýðýnýn sorunlarýna Kur’an’dan reçeteler sunduðu, çözümler getirdiði vurgulandý. Bediüzzaman’ýn getirdiði çözümle-

ri toplumun tüm kesimleriyle paylaþmak adýna, Risale-i Nur Enstitüsü tarafýndan organize edilen Bediüzzaman Haftasý etkinlikleri kapsamýnda geçtiðimiz hafta sonu ya pýlan V. Ulusal Risale-i Nur Kongresi’nin ardýndan Ýstanbul, büyük bir organizasyona daha hazýrlanýyor. Ýstanbul-Süt lüce’de bulunan Haliç Kongre Merkezinde 28 Mart 2010 tarihinde, saat 14:00’te baþlayacak olan “Said Nursi ve Demokratik Açýlým” konulu panele Nazlý Ilýcak, Prof. Dr. Doðu Ergil, Prof. Dr. Mithat Sancar, Kâzým Güleçyüz konuþmacý olarak katýlacaklar. Av. Kadir Akbaþ’ýn yöneteceði panel öncesinde Said Nursi’nin hayatýný anlatan kýsa film gösterimiyle birlikte V. Ulusal Risale-i Nur Kongresi’nin sonuç deklarasyonlarý da kamuoyuyla paylaþýlacak. Ýstanbul / Yeni Asya

 IRAK’IN ABD tarafýndan iþgal edilmesinin 8. yýldönümünde MAZLUM-DER Ankara Þubesi ABD Büyükelçiliði önünde basýn açýklamasýyla iþgali protesto etti. 20 Mart 2003’te baþlayan Irak iþgali sekizinci yýlýna girdiðini söyleyen MAZLUM-DER Ankara Þube Baþkaný Üstün Bol, þunlarý söyledi: “Bundan tam yedi yýl önce ABD ve müttefikleri tarafýndan gerçekleþtirilen ve Irak’a özgürlük ve demokrasi getirmek için baþlatýldýðý iddia edilen bu savaþ, Irak ve Orta Doðu’ya yýkým, kaos ve ölümden baþka hiçbir þey getirmemiþtir. Irak’ta bugün, ölen 1 milyonun üzerinde insanýn yaný sýra; savaþýn neticesi olarak 3 milyon civarýnda kadýn dul, 5 milyonu aþkýn çocuk da yetim kalmýþtýr. Bunlarla beraber savaþýn doðurduðu yýkýmdan kaçmak için 2 milyon insan ül ke içinde ve 3 milyonun üzerinde insan da Suriye, Ürdün gibi bölge ül kelerinde sýðýnmacý du rumuna düþmüþ, mülteci durumundakiler ise hâlâ ül kelerine dönememekte ve zor þartlar altýnda hayatlarýný sürdürmeye çalýþmaktadýr.” Irak 7 yýldan beri ölümlerle, iþkencelerle, toplu kýyýmlarla, göçle, toplumsal travmalarla, savaþýn getirdiði vahþetle ve insan haklarý ihlâl leriyle anýlan bir ül ke olduðunu söyleyen Üstün Bol, bütün bu yaþananlarýn sebebi ve savaþýn temel gerekçesi olan “kitle imha silâhlarý” Irak’ta hiçbir zaman bulunamadýðýný söyledi. Ankara / Fatih Karagöz

Ruhsata uymayan müteahhite aðýr ceza

 DÜZCE Valisi Bülent Kýlýnç’ý ziyaret eden Bayýndýrlýk ve Ýskân Bakaný Mustafa Demir, Elazýð’daki depremin ardýndan gündeme gelen ‘’güvensiz yapýlar’’ ile ilgili çalýþma yaptýklarýný ifade etti. Bayýndýrlýk ve Ýskân Bakanlýðý olarak yeni bir düzenleme üzerinde çalýþma yaptýklarýný bildiren Bakan Demir, þunlarý kaydetti: ‘’1 Ocak 2012 tarihinden itibaren proje eksiklikleri konusunda sýký denetim mekanizmalarýný devreye sokacaðýz. Bir binada, ruhsat ve eklerine aykýrý çalýþma yapan müteahhit, belediyelerin imara izin veren birim müdürleri ile Bayýndýrlýk ve Ýskân Ýl Müdürlüklerindeki bu tip binalara izin verenler hakkýnda aðýr cezai müeyyideler uygulayacaðýz. Bina yapýlmadan önce projesinde tadilat yaptýrmak isteyenlere belediyelerin yolu açýk. Görev ve yetki belediyelerde. Fakat aykýrý iþlem yapan müteahhit, aðýr þekilde cezalandýrýlacak ve bir daha Türkiye’de iþ yapamaz hale gelecek. Ayrýca binalarda çalýþacak olan ustalarý da belgelendireceðiz. Belgesiz usta çalýþmayacak. Yumuþak bir geçiþ döneminin ardýndan bunlarý faaliyete geçireceðiz.’’ Düzce / aa

Su içinde 4 el bombasý

 MANÝSA’DA Ýzmir-Ýstanbul kara yolunun geçtiði Gediz Köprüsü’nün altýnda su içinde çamura saplanmýþ 4 el bombasý bulundu. Alýnan bilgiye göre, Manisa’dan Karaaðaçlý beldesine motosikletle giden Kudret Toros, sigara içmek için durduðu Gediz Köprüsü üzerinde, su içinde yan yana duran ve çamura saplanmýþ 4 el bombasý olduðunu fark etti. Toros, güvenlik güçlerine haber verdi. Olay yerine gelen jandarma ekipleri, bölgede güvenlik tedbiri aldý. ÝzmirÝstanbul kara yolunun tek þeridi güvenlik gerekçesiyle traf iðe kapatýldý. Manisa Cumhuriyet Savcýlýðý yetkilileri bölgede incelemelerde bulundu. Jandarma yetkilileri, bombanýn türünün belirlenmesi ve sudan çýkarýlmasý için bölgeye jandarma bomba uzmanlarýný çaðýrdý. Kudret Toros, yaptýðý açýklamada, ‘’Köprünün üzerinde sigara içmek için durdum. Köprünün korkuluklarýna tutunarak suya bakarken çamura saplanmýþ þekilde yan yana duran 4 el bombasýný gördüm. Karaaðaçlý Belediyesine giderek durumu belediye baþkanýna anlattým. O da durumu yetkililere bildirdi’’ dedi. Manisa / aa


1:26 PM

Page 1

6 HABERLER

Sarar'dan yeni gözlükler

SARAR Gözlükleri, 2010 Ýlkbahar/ Yaz sezonunda soðuk hava þartlarýndan gözleri korumak için yepyeni gözlük alternatifleri sunuyor. 2010 koleksiyonu ile modanýn deðiþen trend lerini güneþ gözlüklerine yansýtan ve yýlýn iddialý gözlüklerini “Etkileyici Bakýþlar” konsepti ile sunan Sarar, 2010 Ýlkbahar/ Yaz sezonunda soðuk hava þartlarýndan gözleri korumak için yepyeni gözlük alternatifleri sunuyor. Güneþ gözlüðü koleksiyonunda bu sezon iddialý ve çekici taþlý, pýrýltýlý gözlük model leri ile dikkat çeken Sarar, bu sezon gözlük koleksiyonlarýnda 70’li yýl lardan esinlenerek hazýrlanan, yüz çevresini tamamen kaplayan büyük kemik gözlüklere aðýrlýk veriyor. Ýnce çerçeveli büyük model lerde çerçeve etrafýný saran ýþýltýlý tasarýmlar ise oldukça þýk bir görünüm oluþturuyor. Sarar’ýn büyük kemik tasarýmlarýnda daha çok oval ve kare model ler öne çýkýyor. Büyük kemik gözlüklerde çerçeve kenarlarýnda da kul lanýlan parlak taþlar, metal aksesuarlarla zenginleþtiriliyor. Ýstanbul / Yeni Asya

Yatýrým ve finans dünyasý Ýstanbul’da buluþacak

EUROPEAN Business Angels Network (EBAN, Avrupa Ýþ Melekleri Aðý) 2010 Yýl lýk Toplantýsý, 15-16 Nisan’da Ýstanbul’da yapýlacak. EBAN Kongresi, Teknokent Teknoloji Yatýrýmcýlarý Der neði (METUTECH-BAN) giriþimi ile ilk kez Türkiye’de düzenlenecek. 10. EBAN Yýl lýk Kongresi, Avrupa’nýn en büyük yatýrým kuruluþlarýný ve finansörlerini bir araya getirecek. EBAN’a üye yatýrýmcý kurum ve kiþilerin yýlda bir buluþarak bilgi alýþ veriþinde bulunduklarý EBAN Yýl lýk Kongresi, 2000 yýlýndan beri Almanya, Ýtalya, Fransa, Portekiz ve Hol landa’nýn aralarýnda bulunduðu ül kelerin ev sahipliðinde gerçekleþti. Türkiye’de ilk defa düzenlenecek EBAN Yýl lýk Kongresi, Avrupa’nýn en büyük 300 yatýrým kuruluþunu ve finansörünü bir araya getirmesinin yaný sýra, dünyada giriþimcilerin erken dönem finansman sorununa çözüm olarak geliþtirilen ‘’iþ melekleri’’ kavramýný, Türk iþ çevreleri ile buluþturacak. Kongre, METUTECHBAN’ýn ev sahipliðinde 15-16 Nisan 2010’da Ýstanbul WOW Otel’de yapýlacak. Ankara / aa

EKONOMÝ YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

IMF’den sanayileþmiþ ülkelere borç uyarýsý

Kontör yerine para uygulamasý, 1 Nisan’da

ÝÞLETMECÝLER 1 Nisana kadar ‘’ön ödemeli görüþmelerde kontör yerine para birimi uygulamasý’’ný hayata geçirecek. Bilgi Teknolojileri ve Ýletiþim Kurumu (BTK), kontör birimine yönelik ortak ve standart bir taným ya da bir karþýlýk bulunmadýðý için yaþanan belirsizliði ortadan kaldýrmak ve tüketicinin alacaðý veya aldýðý hizmetin ücretine iliþkin olarak daha saðlýklý bilgilendirilmesinin saðlanmasý amacýyla kontör uygulamasýna son vermiþti. Bu kapsamda, iþletmecilerin, en geç 1 Nisan’a kadar ön ödemeli görüþmelerde kontör yerine para birimi uygulamasýný hayata geçirmeleri gerekiyor. Uygulamada tarife, kampanya ve reklamlarda hizmet birim ücretinde kontör yerine lira ya da kuruþun kul lanýlmasý esas olacak. Yeni uygulamayla tüketicinin fiyat algýsý artacak ve aboneler kendilerine en uygun iþletmeci ve abonelik paketini seçme þansýna kolayca sahip olabilecek. Ön ödemeli hat kul lanýcýlarý, her bir hizmeti kul lanmalarýnýn ardýndan aldýklarý hizmete yönelik olarak kul laným miktarýna (saniye ve adet), kul laným tutarýna (TL/Kr) ve kalan tutara (TL/Kr) iliþkin bilgilendirme mesajýný ücretsiz alabilecek. Ankara / aa

masýný olumsuz etkileyebileceðini, bu sebeple, geliþmiþ ül kelerin, bundan sonra kemer sýkmaya hazýr olmalarý gerektiðini kaydetti. IMF’ye göre, G-7 ül kelerinin kamu borçlarý, Almanya ve Kanada hariç, 2014 yýlýnda mil lî gelirlerinin yüzde 110 düzeyine ulaþacak. Lipsky, yüksek kamu borcunun, faiz oranlarýný yükselterek, büyümeyi olumsuz etkileyebileceðini söyledi.

SERBEST PÝYASA

DOLAR

EURO

DÜN 1.5420 ÖNCEKÝ GÜN 1.5320

DÜN 2.0860 ÖNCEKÝ GÜN 2.0790





ALTIN DÜN 54.900 ÖNCEKÝ GÜN 55.500

C. ALTINI DÜN 366.000 ÖNCEKÝ GÜN 367.000

Otomobil firmalarýnýn kampanya yarýþý TÜRKÝYE pazarýnda faaliyet gösteren yerli ve yabancý otomobil firmalarý, ilkbahar mevsimine son derece cazip kampanyalarla girdi.

Su, her varlýðýn ihtiyacý JEOLOJÝ MÜHENDÝSLERÝ ODASI: SUYUN, YALNIZCA ÝNSANLIK ÝÇÝN DEÐÝL, CANLI VE CANSIZ BÜTÜN TABÝAT ÝÇÝN VAZGEÇÝLMEZ BÝR ÝHTÝYAÇ OLDUÐU UNUTULMADAN PROJELER OLUÞTURULMALI. SUYUN yalnýzca insanlýk için deðil, canlý ve cansýz bütün tabiat için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduðu unutulmadan projeler oluþturulmasý gerektiði bildirildi. 22 Mart Dünya Su Günü dolayýsýyla Jeoloji Mühendisleri Yönetim Kurulundan yapýlan yazýlý açýklamada, enerjide dýþa baðýmlýlýðýn azaltýlarak yerli kaynaklarýn harekete geçirilmesi gibi meþrû ve anlamlý gerekçelendirmelerle, suyun tabiî hak olmaktan çýkarýlýp, ticarî bir haline getirilerek sermayeye, küresel piyasaya açan politikalardan vazgeçirilmesi gerektiði kaydedildi. Doðu Karadeniz’de, Rize Fýndýklý’da, Çayeli, Hemþin, Çamlýhemþin Ýkizdere, Askaroz, Trabzon’da Ýkizdere Çaðlayan Deresi, Uzun göl’de, Artvin’de Papart’ta, Balcý’da, Maçahel’de, Bar-

Çin, büyüme tarzýný deðiþtirecek

ÇÝN'DE önümüzdeki dönemde, istikrarlý ve nispeten hýzlý bir ekonomik geliþme saðlanýrken, bü yüme tarzýnýn deðiþimine öncelik verileceði bildirildi. Çin Devlet Kal kýnma ve Reform Komitesi Baþkaný Can Ping Pekin’de düzenlenen “Çin’in Geliþmesi” konulu forumda, 2009 yýlýnda, ulusal ekonomide istikrarlý büyümenin korunmasýna raðmen, büyümeyi destekleyici iç güç ve yenilik oluþturma gücünün yetersiz kalmasý, üretim kapasitesinin fazla olmasý, enerji tasarrufu ve artan a týklarýn bertaraf edilmesi sorunu, ekonomik ve toplumsal geliþmede dengesizlikler belirmesi gibi sorunlarla karþýlaþýldýðýný belirtti. Çinli yetkili bu sorunlarýn gittikçe daha dikkat çekici hale geldiðini ifade etti. Can Ping, Çin’deki ekonomik büyüme tarzýnýn yatýrým ve ihracata dayalý olmaktan çýkarýlýp tüketim, yatýrým ve ihracat arasýnda etkin eþgüdümün bulunduðu bir dengeye kavuþturulmasý; sanayiye dayalý olmaktan çýkarýlýp tarým, sanayi ve hizmet sektörü arasýnda uyumun saðlan dýðý bir yapýya dönüþtürülmesi; kaynak tüketiminin arttýrýlmasýna dayalý olmaktan çýkarýlýp bilim ve teknolojik yenilik oluþturan bir hale getirilmesi gerektiðini anlattý. Pekin / aa

IMF, sanayileþmiþ ül keleri, yükselen kamu borçlarýnýn yaratacaðý riskler konusunda uyardý. IMF Birinci Baþkan Yardýmcýsý John Lipsky, Çin’de yaptýðý bir konuþmada, sanayileþmiþ ül kelerin, küresel krizdeki durgun luðu aþmak için þimdiye kadar teþvik paketleri uyguladýklarýný, ancak yükselen kamu borçlarýnýn, bu ül kelerin ekonomik büyümesini ve dolayýsýyla ekonomik toparlan-



3/22/2010



siyahbeyaz:Mizanpaj 1

Ezine Peyniri’ni dünyaya duyurdu ÜLKEMÝZÝN en lezzetli peynirleri arasýnda yer alan Ezine Peynirini dünyaya duyuran Tahsildaroðlu, özel likle peynirin önemini, yöreye has aromasý, tabiî maya ve yüzde 100 sütten olmasýna dikkat çekiyor. Tahsildaroðlu, Ezine Peynirlerinin önemini vurgularken, markanýn özel üretim Ezine Koyun-Keçi-Klasik Beyaz Peynirleri’nin, Ezine yöresinin iklim þartlarýndan kaynaklanan, tabiî aromasý ve lezzeti ile ünlü sütlerinin iþlenmesiyle imal edildiðini belirtiyor. Ezine Peynirleri’nin farkýný markanýn yetkilileri þöyle açýklýyor; “Ezine Koyun-Keçi peynirleri minimum 9 ay, Ezine Klasik peyniri ise minimum 6 ay soðuk hava þartlarýnda bekletildikten sonra doyumsuz tatlarýna eriþebilmektedir. Bundan dolayý, tabiî tat ve aromasýný kaybetmemesi için; tüketeceðiniz kadarýnýn ambalajý açýldýktan sonra tatlý sudan geçirilmesi tavsiye edilir. Geri kalaný dilimlenmeden, kendi ambalajýnda veya mevcut ise içindeki salamura suyunda aðzý kapalý þekilde hava ile temasý aza indirgenerek buzdolabýnda +3/+5C’de muhafaza edilmeli, derin dondurucu veya buzluða asla konulmamalýdýr” diyerek peynir tüketmenin de önemli olduðunu vurguluyor. Ayrýca, buzdolabýnda muhafaza edilen peynirler kul lanýlmadan 30 dakika önce tüketileceði kadar miktarý çýkarýlýp, oda sýcaklýðýnda bekletilirse tabiî koku ve tatlarýný alýp, aðýzda daha kalýcý mükemmel bir lezzet býrakacaðý da kaydedildi. Ezine peyniri, mevsimine göre yüzde 40 oranýnda keçi sütü, yüzde 45-55 oranýnda koyun sütü ve yüzde 15 oranýnda inek sütü karýþtýrýlarak hazýrlanmaktadýr ve üretimi Mart ayýndan Aðustos ayýna kadar sürmektedir. Ezine Peynirinin bu coðrafî özel liði ve hiç deliksiz bir yapýya sahip olmasý, onu diðer peynirlerden ayýran kalitesini ortaya koyan en önemli özel likleridir. Ýstanbul / Said Temur

hal’da dereler üzerine yapýlan, sayýlarý yüzlerce olan plansýz nehir tipi HES ya da barajlarla tabiat katliâmý yaþandýðý ifade edilen açýklamada, þöyle denildi: ‘’Artvin’de Çoruh Vadisi boyunca, vadi üzerinde yer alan onlarca köy ile Yusufeli ilçesi, projelendirilen barajlar ve hidroelektrik santrali sebebiyle sular altýnda kalacak, tarihî, kültürel ve doðal güzel likleri yok olacaktýr. Tunceli Munzur Vadisi ile çevrenin baraj ve hidroelektrik santral projesi sebebiyle ekolojik dengesini bozulacak, insanlar göçe zorlanacak, yaþam kültürünün temel leri yok edilecektir. Hasankeyf’te yapýlacak barajlarla tarihî kültürel deðerlerimiz sular altýnda kalma ve yok olma tehdidi altýndadýr. Mahkeme süreçleriyle durdurulan

projeler karþý, ‘sulama için su istiyorsanýz, musluklardan su akmasýný istiyorsanýz, taþkýn afetinden korunmak istiyorsanýz ve temiz enerji talep ediyorsanýz baraj ve hidroelektrik santrale karþý olamazsýnýz, barajlara karþý çýkmaz bilgisizliktir’, anlayýþla yapýlan açýklamalar Baþbakan ve Çevre Bakaný tarafýndan defalarca tekrarlanmýþtýr. Jeoloji Mühendisleri Odasý olarak Dünya Su Gününde bir kez daha ifade ediyoruz ki; suyun, yalnýzca insanlýk için deðil, canlý ve cansýz tüm doða için vazgeçilmez doðal ihtiyaç olduðu unutulmadan projeler oluþturulmalý, doðal bir varlýk olan suyun kul lanýmý ve korunmasý ile ilgili kararlarda yöre, bölge, ül ke insanýný yok sayma anlayýþý terk edilmelidir.’’

FIAT’TA TAKAS ÝNDÝRÝMÝ Fiat, hem uygun þartlarda uzun vadeli kredili alým imkâný hem de eski otomobillerini getirenlere 2 bin liraya varan takas indirimi sunuyor. Mart ayý boyunca Linea, Palio ve Albea Sole Premio modellerini tercih edeceklere 2 bin lira, Grande Punto ve Punto Evo modellerini tercih edeceklere i se bin liralýk takas desteði uygulanýyor. Takas desteðiyle birlikte Linea 26 bin 300, Albea Sole 20 bin 600, Palio Sole 18 bin 900, Punto Evo 27 bin ve Grande Punto 24 bin liradan baþlayan tavsiye edilen kampanyalý anahtar teslim satýþ fiyatýyla satýlýyor. Bütün Fiat markalý otomobillere de 3 yýl veya 150 bin kilometre garanti güvencesi veriliyor. RENAULT’TA ÝLERÝ TESLÝM Renault, Nisan-Mayýs ileri teslim kampanyasý çerçevesinde, 15 bin liraya kadar 12 ay vadeli sýfýr faizli kredi imkâný sunuyor. Ayrýca, anahtar teslim fiyat larý üzerinden Symbol’de 500750, Clio Grand Tour’da 7501250, Megan HB ve Grande Scenic’te bin lira kampanya indirimi uygulanýyor. Renault’un yeni modeli Fluence’den satýn almak isteyen müþterilere ise bir yýllýk kasko ve yýllýk bakým bedeli ise hediye ediliyor. OPEL’DE 7 BÝN LÝRAYA VARAN ÝNDÝRÝM Hemen tüm modellerinde anahtar teslim fiyatlarý üzerinden kampanyalý anahtar teslim fiyatlarý sunan Opel, 7 bin liraya yaklaþan indirimleriyle dikkati çekiyor. Opel, Corsa’da 3 bin 750-4 bin 250, Astra HB’de bin, Astra Sedan’da 5 bin 750-6 bin 750, Meriva’da 4 bin 250-4 bin 855, ve Zafira’nýn bazý versiyonlarýnda 2 bin 498 lira indirim yapýyor. Insignia’nýn versiyonlarý nýn çoðunda indirim yapmayan Opel, bazý versiyonlarda ise 2-3 bin lira indirim imkâný veriyor. PEUGEOT’TA SIFIR FAÝZ Peugeot yetkili satýcýlarýndan alýnacak kampanya kapsamýndaki bütün araçlar için kredi imkâný sunan Peugeot Finans, 12 aya ka dar sýfýr faizle kredi veriyor. Anahtar teslim fiyatlarý üzerinden 206 Sedan’da bin 100-2 bin 100, 206 HB’de 810-2 bin 810, 207 HB’de 2 bin 790-4 bin 200 ve 308 HB’de 940-4 bin 95 lira indirim uygulayan Peugeot, ayrýca düþük karbondioksit salýnýmý ve düþük yakýt tüketimi ile ‘’Blue Lion’’ ürün gamýnda bulunan modelleri için ise ilâve bin lira çevre koruma desteði indirimi saðlýyor. HYUNDAI 5 YIL GARANTÝLÝ Hyundai de Mart ayýnda indirimli anahtar teslim fiyatlarýyla otomobil satýyor. Tuscon alan müþterilere ayrýca, geri görüþ kamerasý ve uzaktan kumandalý tavan monitörü hediye eden Hyundai, ‘’Saðlam seçim, saðlam gaz, saðlam fýrsat’’ kam panyasý kapsamýnda ayrýca, Eccent Era, Getz, Matrix, i10 veya i30 modellerinin LPG’li versiyonlarýna 5 yýl garanti veriyor. TOYOTA Toyota da en çok sattýðý Corolla modelinin benzinli versiyonlarýnda, anahtar teslim fiyatlarý üzerin den bin 600 lira indirim yapýyor. Toyota, Verso’da bin, Avensis’in bazý versiyonlarýnda da 2 bin lira indirim uyguluyor. Bursa / aa


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:54 PM

Page 1

7

DÜNYA

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

Saðlýk reformunda Obama’nýn istediði oldu GEÇTÝÐÝMÝZ ARALIK AYINDA SENATO TARAFINDAN KABUL EDÝLEN SAÐLIK REFORMU TASARISI REFORM PAKETÝ, TEMSÝLCÝLER MECLÝSÝ'NDEN DE GEÇTÝ. ABD Baþkaný Barack Obama’nýn iç politikadaki en önemli önceliklerinin baþýnda gelen Saðlýk Reformu Tasarýsý, Temsilciler Meclisi’ndeki tarihî oylamada çok az oy farkýyla onaylandý. Temsilciler Meclisi’nin oturumunda, Senato tarafýndan geçen Aralýk ayýnda kabul edilen reform paketi oylamaya sunuldu. Çok çekiþmeli geçen oylamada tasarý, 212’ye karþý 219 oyla kabul edildi. Oylamada Cumhuriyetçilerin tamamý, Demokratlarýn ise 34’ü “hayýr” oyu kullandý. ABD’deki saðlýk sigortasý sisteminde son 40 yýlýn en büyük deðiþikliklerini içeren tarihî önemdeki tasarý, ABD Baþkaný Barack Obama’nýn imzalamasýnýn ardýndan yasalaþarak yürürlüðe girecek. Temsilciler Meclisi Genel Kurulu bugün ayrýca, Senato’nun kabul ettiði tasarýda Demokratlarýn istekleri doðrultu-

sunda birtakým deðiþiklikler yapýlmasýný içeren tasarýyý da 211’e karþý 220 oyla kabul etti. Oylamada yine Cumhuriyetçilerin tamamý karþý oy kullanýrken, 33 Demokrat milletvekili de ‘’hayýr’’ dedi. Hafta içinde Senato tarafýndan ele alýnarak oylamaya sunulacak olan deðiþiklikler paketi, Senato’da aynen kabul edilirse, imza için Obama’nýn önüne gidecek, aksi takdirde Temsilciler Meclisi’ne geri gönderilecek.

SAÐLIK REFORMU NELER GETÝRÝYOR Üzerinde 9 aydýr siyasî mücadeleler verilen Saðlýk Reformu Paketi, ABD’de Gayri Safi Millî Hasýla’nýn yüzde 16’sýný teþkil eden, 2,5 trilyon dolar büyüklüðündeki saðlýk sektöründe, 1965 yýlýnda yaþlýlar ve engelliler için baþlatýlan hükümet destekli saðlýk sigortasý

programýndan bu yana en büyük deðiþiklikleri ihtiva edecek. Tasarýnýn yasalaþmasýyla 32 milyon sigortasýzýn sigorta kapsamýna alýnmasý ve böylece Amerikalýlarýn yüzde 95’inin sigortalý olmasý öngörülüyor. Paket, sigorta þirketlerinin, daha önceki saðlýk koþullarýný gerekçe göstererek insanlarý sigortalamayý reddetmesini ya da sigortayý keyfi olarak iptal etmesini yasaklýyor. Saðlýk sigortasýný zorunlu hale getiren ve buna uyulmamasý halinde cezalar öngören paket, yoksullara saðlanan saðlýk sigortasýnýn kapsamýnýn geniþletilmesi ve bu kesimler için kaynak aktarýlmasýný içeriyor. Sigorta þirketlerinin primleri hýzlý bir þekilde arttýrmasýný yasaklayan pakette, sigorta edinmek isteyenlerin farklý planlar arasýndan seçim yapabilecekleri devlet temelli poliçeler oluþtur-

masý, bireylerin ve küçük iþletmelerin bir araya gelip sigorta hizmeti alabilecekleri pazarlarýn oluþturulmasýný da öngörülüyor. Paket, bünyesinde 50’den fazla iþçi çalýþtýran þirketlerin de çalýþanlarýný sigortalatmasýný zorunlu tutuyor. Ayrýca velilerin, çocuklarýný 26 yaþýna kadar kendi sigorta kapsamlarýnda tutabilmelerini de içeriyor. Partiler üstü bir organ olan Kongre Bütçe Dairesi, paketin ilk 10 yýlda 940 milyon dolara mal olacaðý, ancak ayný dönemde bütçe açýðýný 138 milyar dolar azaltacaðý tahmininde bulunundu. Demokrat liderler, ikinci on yýlda ise bütçe açýðýnýn 1,2 trilyon dolar azalacaðýný dile getirirken, Obama bunun 1990’lý yýllardan bu yana bütçe açýðýndaki en büyük azalmayý oluþturacaðýný ifade ediyor. Washington / aa

 FRANSA’DA bölgesel seçimlerin ikinci turunda kul lanýlan oylarýn yüzde 80’i sayýldý. Ýçiþleri Bakanlýðýnýn açýklamasýna göre Sosyalist Parti ve müttef iklerinin oluþturduðu sol partiler listesi oylarýn yüzde 53,7’sini alýrken, Cumhurbaþkaný Nicolas Sarkozy’nin Halk Hareketi Birliði ve müttef iklerinin oluþturduðu muhafazakâr liste yüzde 35,2’de kaldý. Aþýrý saðcý Ulusal Cephe ise oylarýn yüzde 10’unu aldý. Paris / aa

CNN’in kadýn savaþ muhabiri öldü

 BOSNA savaþýný izlerken aðýr yaralan Amerikan CNN televizyonunun foto muhabiri Margaret Moth, rahatsýzlýðý sebebiyle 59 yaþýnda öldü. CNN televizyonunun yayýmladýðý ölüm ilânýnda, üç yýldýr baðýrsak kanseri rahatsýzlýðý bulunan Moth’un dün Minnesota’da öldüðü bildirildi. Gazeteci Moth, Bosna savaþýnýn (1992-1995) baþlarýnda, Temmuz 1992’de Saraybosna’da CNN aracýnýn içindeyken keskin niþancý ateþinde yüzünden aðýr yaralanmýþtý. Birkaç kez ameliyat geçiren Moth, iki yýl sonra savaþ bölgesine geri dönmüþtü. Moth, Ýsrail’in 2002’de Batý Þeria’ya saldýrýsý dahil çok sayýda çatýþma bölgesinde görev yapmýþtý. Atlanta / aa

Taliban’a büyük operasyon

Hava saldýrýsý: 28 ölü

 PAKÝSTAN ordusu, aþiretler bölgesinde Taliban militanlarýna karþý düzenlediði hava saldýrýlarýnda 28 terörist öldü. Ordu kaynaklarý, Kuzey Veziristan’ýn Kurram ve Orakzai bölgelerinde teröristlerin gizlendiði sýðýnak ve maðaralara savaþ uçaklarý ve helikopterlerle yapýlan saldýrýlarda en az 28 Taliban militanýnýn öldüðünü açýkladý. Taliban’ýn Güney Veziristan’ýn önemli komutanlarýndan birinin de saldýrýlarda öldüðü belirtilen açýklamada, militanlarýn bölgeden kaçýþlarýn devam ettiði kaydedildi. Ýslamabad / aa

Moskova’da yolcu uçaðý acil iniþ yaptý

 RUSYA’NIN baþkenti Moskova’da bulunan Domodedovo havalimanýnýn bir ki lometre yakýnýna bir uçaðýn acil iniþ yap týðý kaydedildi. Ria Novosti haber ajansýnýn edindiði bilgiye göre mürettabattan i ki kiþi aðýr yaralý. Mýsýr’ýn Hurghada tatil beldesinden gelen Tu-204 model uçakta yolcu bulunmadýðý, 9 kiþilik mürettebat tan ikisinin yaralý olduðu belirtiliyor. Ýtfa iye, ambulans ve kurtarma ekiplerinin hazýr bulunduðu olayda, uçaðýn kontrol altýna alýndýðý kaydediliyor. Domodedovo havalimaný sözcüsü Yelena Galanova, yaralý iki mürettabatýn durumunun aðýr olduðunu açýkladý. Olay, TSÝ 01:35’de meydana geldi. Moskova / cihan

ABD Baþkaný Barack Obama, saðlýk reformu paketinin Temsilciler Meclisi’nde onaylanmasýnýn herhangi bir parti için deðil, Amerikan halký için bir zafer olduðunu söyledi. Oylamanýn ardýndan Beyaz Saray’da, yanýnda Baþkan Yardýmcýsý Joe Biden ile birlikte gazetecilere açýklama yapan Obama, tasarýyý onaylamalarýndan ötürü milletvekillerine teþekkür etti. Bunun kolay bir oylama olmadýðýný bildiðini, ancak ‘’doðru oylama’’ olduðunu ifade eden Obama, reform planýnýn saðlýk sistemindeki bütün yanlýþlarý düzeltmeyeceðini, ancak ‘’kendilerini kararlý biçimde doðru yöne taþýyacaðýný’’ belirtti. Obama, ‘’Bugünkü oylama, sigorta þirketlerine deðil, sýradan insanlara hizmet veren bir saðlýk sistemi için birþeyler yapýlmasýný umut eden her bir Amerikalýnýn dualarýný karþýlýyor’’ dedi. Oylamayý ‘’Amerikan rüyasýnýn temeline döþenen yeni bir taþ’’ olarak niteleyen Obama, reform paketinin saðlýk sigortasý bulunmayanlara sigorta kapsamýna girmeleri için yardýmcý olmanýn yaný sýra, sigortasý olanlara da katký sunacaðýný kaydetti. Obama, reformun saðlýk sigortasý olanlara, ülke tarihinin en sýký tüketici haklarý sayesinde saðlýk sigortasý endüstrisinin suiistimallerini ve aþýrýlýklarýný önlemede daha fazla kontrol saðlayacaðýný söyledi.

HABERLER

Sarkozy’e bölgesel seçim þoku

 PAKÝSTAN ordusu tarafýndan Peþaver ve Svat bölgesinde Taliban’a karþý yapýlan operasyonlarda biri komutan, 7 terörist tutuklandý, 1000’den fazla þüpheli gözaltýna alýndý. Ordu kaynaklarýna göre, güvenlik güçleri Taliban militanlarýna karþý yürüttüðü operasyonlar kapsamýnda Peþaver’de bir hücre evine baskýn düzenledi. Baskýnda Mohmand aþiret bölgesinde devletten baðýmsýz mahkeme kurmakla suçlanan Osman ad lý Taliban komutaný ile 7 terörist yakalandý. Svat bölgesinin en büyük þehri Mingora ve çevresinde düzenlenen operasyonlarda da 1000 þüpheli gözaltýna alýndý. Pakistan ordusundan bu sabah yapýlan açýklamada, 28 teröristin öldürüldüðü açýklanmýþtý. Ýslamabad / aa

‘SONUÇ AMERÝKAN HALKI ÝÇÝN BÝR ZAFER’

Belgrad treninde eroin yakalandý

Ýsrail'in Doðu Kudüs'ü tamamen Yahudileþtirecek olan inþa planý bütün dünyadan tepki çekmiþti. FOTOÐRAF: AA

Netanyahu: Doðu Kudüs’teki inþaatlarý kýsýtlamayacaðýz DOÐU KUDÜS'TE ÝNÞA EDÝLEN BÝNALAR SEBEBÝYLE ABD ÝLE CÝDDÝ KRÝZ YAÞAYAN ÝSRAÝL'DE BAÞBAKAN NETANYAHU, PLANLARINDAN DÖNMEYECEKLERÝNÝ SÖYLEDÝ. ÝSRAÝL Baþbakaný Binyamin Netanyahu, ABD ile aralarýnda krize sebep olan Doðu Kudüs’teki inþaatlarý kýsýtlamayacaklarýný söyledi. Netanyahu, Washington’a yapacaðý yolculuktan bir kaç saat önce kabinesinde yaptýðý açýklamada, “Bina inþa ederken Tel Aviv’de ne kadar endiþeleniyorsak, Kudüs’te de aynýsý olacak. Herhangi bir kýsýtlama olmayacak” dedi. Ýsrail Baþbakaný, 10 gün once Washington hükümeti ile aralarýnda patlak veren inþaat krizinin ardýndan ilk üst düzey temaslarý gerçekleþtirmek üzere ABD’ye gidiyor. Netanyahu, Salý günü ABD Baþkaný Barack H. Obama ile görüþecek. Ýsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Oren, ülkesi ile ABD arasýndaki iliþkilerin, son 35 yýl içinde en ciddî kriziyle karþý karþýya olduðunu bildirmiþti. ABD ile iliþkilerin son yýllarda hiç olmadýðý kadar kötüleþmesine sebep olan kriz, ABD Baþkan Yardýmcýsý Joe Biden’in ziyareti sýrasýnda Doðu Kudüs’te, Ramat Þlomo’da verilen 1600 konutluk inþaat izniyle patlak vermiþti. Washington tarafý, Ýsrail’den söz konusu kararý iptal etmesini ve inþaatlarý durdurmasýný istiyor. Kudüs / cihan

MISIR, ÝSRAÝLLÝ GAZETECÝYÝ SALIVERDÝ MISIR’DA geçen hafta sýnýr muhafýzlarý tarafýndan gözaltýna alýnan Ýsrailli gazeteci serbest býrakýlarak, ülkesine geri gönderildi. Ýsrail’in Kahire Büyükelçiliði sözcüsü, Ýsrailli gazeteci Yotam Feldman’ýn (30) serbest býrakýldýðýný doðrulayarak, Feldman’ýn salýverilmesi için ellerinden geleni yaptýklarýný söyledi. Ýsrail ordu radyosu, Feldman’ýn geceyarýsý uçakla Tel Aviv’e gittiðini ve burada Ýsrail Ýçiþleri Bakaný Eliyahu Yiþai ile görüþtüðünü duyurdu. Gazetecinin Afrikalý göçmenlerle birlikte Mýsýr-Ýsrail sýnýrýný yasa dýþý yollarla geçmeye çalýþýrken yakalandýðý bildirilmiþti. Ýsrailli gazeteci polise, Sina yarýmadasýna yasal yollarla geldiðini, çalýþmak veya sýðýnmak için Ýsrail’e girmeye çalýþan Afrikalý göçmenleri izlediðini, göçmenler hakkýnda haber hazýrladýðýný söylemiþti. Ajanslarýn duyurduðuna göre, gazeteci, insan kaçakçýlarýna faaliyetlerini izlemek ve göçmenlerle birlikte Ýsrail’e girmek için para ödediðini belirtti. Kahire / aa

 ÝSTANBUL-Belgrad seferini yapan yolcu treninde, piyasa deðeri 500 bin avro olan 11,5 kilogram eroin ele geçirildi. Bulgaristan Gümrükler Genel Müdürlüðünden yapýlan açýklamaya göre eroin, Bulgaristan-Sýrbistan sýnýrýndaki Kalotina gümrük kapýsýnda trenin yataklý vagonundaki bir kompartýmanda bulundu. Boþ olan kompartýmanda detaylý arama yapan Bulgar gümrük görevlileri, lavabonun altýnda özel olarak yapýlmýþ gizli bir bölme ortaya çýkardý. Gizli bölmede 22 paket halinde toplam 11,5 kilogram eroin ele ge��irildi. Yetkililer, uyuþturucu kaçakçýlýðýyla ilgili soruþturmanýn çok yönlü olarak sürdürüldüðünü açýkladý. Sofya / aa

Rum Baþpiskopos KKTC’de

 KIBRIS Rum Ortodoks Kilisesi Baþpiskoposu 2. Hrisostomos, KKTC’ye geçti. Dün sabah saatlerinde Ledra Palace sýnýr kapýsýndan KKTC’ye geçen Baþpiskopos 2. Hrisostomos, ilk olarak KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakaný Ersan Saner ile birlikte Gazimaðusa yakýnlarýndaki St. Barnabas Manastýrýný ziyaret etti. Baþpiskopos, daha sonra Dipkarpaz’da yaþayan Rumlarla görüþecek ve restorasyonu gündemde olan Apostolos Andreas Manastýrýný ziyaret edecek. Bu arada Rum basýný, Hrisostomos’un 1974’ten sonra ilk kez Apostolos Andreas Manastýrýna gideceðini bildirdi. Rum basýný, Hrisostomos’un, 16-19 Nisan tarihleri arasýnda Ýstanbul’a giderek Fener Rum Patrikhanesini ziyaret edeceðini ve ziyareti sýrasýnda Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan tarafýndan kabul edilmesinin beklendiðini yazdý. Lefkoþa / aa

Çin ile Rusya arasýnda 1,6 milyar dolarlýk anlaþma

 RUSYA’NIN Vladivostok þehrinde hafta sonunda Pekin ile Moskova arasýnda, toplam deðeri 1,6 milyar dolarý bulan 15 anlaþma imzalandýðý bildirildi. China Daily gazetesinin haberinde, anlaþmalarýn Çin Devlet Baþkaný Yardýmcýsý Þi Cinping’in Rusya ziyareti sýrasýnda imzalandýðý kaydedildi. Yerel hükümetler ile iþ kuruluþlarý arasýnda imzalanan anlaþmalar ekonomi, teknoloji, enerji ve altyapý konularýný içeriyor. Pekin / aa


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:21 PM

Page 1

8

RÖPORTAJ YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

BEDÝÜZZAMAN'IN TALEBESÝ ABDULLAH YEÐÝN:

Risâle-i Nur’un fütuhatýný görüyoruz ELHAMDÜLÝLLAH, NEREYE GÝTSEK, RÝSÂLE-Ý NUR'UN FÜTUHATINA ÞAHÝT OLUYORUZ. ÜSTADIMIZIN VERDÝÐÝ HABERLER ÇIKIYOR. BU RÝSÂLE-Ý NUR'UN KUVVETÝNÝ, ÝSLÂMÝYETÝN HAKKANÝYETÝNÝ GÖSTERÝYOR. ÝSMAÝL TEZER / FARUK ÇAKIR tezer@yeniasya.com.tr / cakir@yeniasya.com.tr

Üstadýn vefatýndan sonra 50 yýl geçti. Risâle-i Nur hizmetlerinin geldiði noktayý nasýl deðerlendiriyorsunuz?

luþtum, görüþmeler yaptým. Biz namaz kýlarken, onlar arkamýzda elleri önde ayakta bekliyorlar, Müslümanlarýn namazýna hürmet ediyorlar. Ne Hýristiyanlýk, ne Yahudilik, hiçbirisi Müslümanlar kadar manen kuvvetli deðil. Bizim elhamdülillah müceddid diye tanýnan Üstadýmýz gelmiþ, bütün dünya dinsizliðine meydan okuyacak þekilde Ýslâmiyetin bütün hakikatlarýný aklî, mantýkî, ilmî delillerle ispat etmiþ ve bunu okuyan þüphesiz Ýslâmiyetin hakkaniyetine inanmaya baþlamýþ. Bu daha da kuvvetlenecek inþâallah. Elhamdülillah þimdi Risâle-i Nurlarý okuyanlar aydýnlanýyor, Ýslâmiyet gittikçe kuvvetleniyor. Bu konuda bizim itimadýmýz tamdýr.

e kadar þükretsek azdýr diyorum, dünyanýn her tarafýnda dersane-i nuriyeler var. Allah nasip etti, Avustralya’ya gittim, Filipinler’e gittim. Afrika’ya gittik. Fas’a, Üstad bu sözü söylediðinde siz neredeydiniz? Mýsýr’a, Pakistan’a nereye gittiysek hep O zamanýn þartlarý nasýldý? oralarda dershaneler var. Ve oranýn ahalisinin, bilKastamonu Lisesi’nde lise ikinci sýnýftaydým. Mekhassa aklý baþýnda ulemanýn, hep Üstadýmýza hürmetep tatil olmuþtu, biz Üstad’a “Allahaýsmarladýk” deti var, Üstadýmýzý müceddid olarak biliyorlar. Gittikmeye gitmiþtik. Birkaç kiþi de yanýnda vardý, anlatýçe de bu daire geniþliyor. Üstadýmýz 1943 senesi Deyordu: “Bir zaman gelir, inþâallah her tarafta Risâle-i nizli’ye gitmeden birkaç ay evvel bir sohbette demiþNur’un talebeleri olacak” diyordu. “Ben buradan gitti ki: “Bir zaman gelecek, dünyanýn her tarafýnda Risem de, ölsem de siz Risâle-i Nur’dan ve birbirinizden sâle-i Nur Talebeleri olacak.” ayrýlmayýn” diye nasihat etmiþti. Þimdi bu müjdenin Þimdi onu hatýrlýyorum. Hakikaten öyle oldu. Üsne kadar doðru olduðunu gördük. Sadece þimdi görtadýmýz neyi haber vermiþse aynen oluyor, elhamdümüyoruz. Her taraftan Risâle-i Nur’un fütuhatýna dalillah. Cenâb-ý Hak Üstadýmýzý ihlâsýndan dolayý muir haberler alýyoruz. Bu Risâle-i Nur’un kuvvetini, Ýsvaffak ediyor; Risâle-i Nur’un kerâmetidir bunlar. Üslâmiyetin hakkaniyetini gösteriyor. tad diyordu ki: “Bana baðlanmayýn, Risâle-i Nur’a baðlanýn.” Sonra “Birbirinizden ayrýlmayýn” diyordu. Bazý talebeleri Risâle-i Nur’u yazarken ÜsSonra bir konuþmasýnda þöyle demiþti: “Nasýl Ýstan- tad’a hitaben; “Üstadým, sen söylüyoon, biz bul senelerce Ýslâm âleyazýyoh... Bunlarý mini idare etmiþ, Ýslâm kim okuyacak?” deâleminin merkezi olmiþler. Bu hatýrayý muþ; bir zaman gelecek hatýrlýyor musunuz? Ankara ayný vazifeyi yaEvet, Üstad’ýn talepacak.” Þimdiki hadiseÜstadýmýz 1943 senesi belerinden Þamlý Hafýz ler ona doðru gidiyor. Tevfik Efendi, içinden Denizli’ye gitmeden birkaç ay Bir kardeþ Almanya’dan böyle söylemiþ. Üstad, evvel bir sohbette demiþti ki: telefon etti geçenlerde. “Yaz, yaz” demiþ. O da Avusturya’da bir kilisede “Bir zaman gelecek, dünyanýn “Hep biz yazýyoruz, biz toplantý olmuþ. Papazlar okuyoruz” demiþ. Üsher tarafýnda Risâle-i Nur Risâle-i Nur’u seviyorlar tad hemen farkýna varTalebeleri olacak.” ve çoklarýnýn gizli Müsmýþ, “Hafýz sen yazmalüman olduðunu karya devam et, ben onu deþler anlýyorlar. Frandünyaya okutturacasa’da da iyi elhamdülilðým inþâallah” demiþ. Þimdi görüyoruz bu müjdelah. Her yerde, nereye gittiysek Risâle-i Nur’un fütulerin neticelerini. Risâle-i Nur, 60’tan fazla dile çevhatýný gözümüzle görüyoruz. rilmiþ. Afrika’nýn ortasýnda da okunuyor. Üstadýn “Bir zaman gelecek, dünyanýn her taAfrika’ya gittik geçen sene, orada bir sempozyum rafýnda Risâle-i Nur Talebeleri olacak” sözü- vardý. Amerika’dan birkaç profesör gelmiþti, Türkinü ilk duyduðunuzda siz ne düþünmüþtü- ye’den gidenler de vardý. Hep Risâle-i Nur’dan bahnüz? “Ben bunlarý görürüm” diye tahmin edi- settiler. Oranýn vali muavini vs. geldiler, bizlere “Hoþ yor muydunuz? geldin” dediler. Büyük bir salonda çok iyi karþýladýlar, Acaba diyorduk, þüpheyle bakýyorduk. “Acaba Ri- sevindiler. Elhamdülillah, nereye gitsek, Risâle-i sâle-i Nur serbest olur mu?” diye düþünüyorduk. Ama Nur’un fütuhatýna þahit oluyoruz. Üstadýmýzýn verdiþimdi serbest olmak deðil, her memlekette elhamdü- ði haberler çýkýyor. Bu intâk-ý bilhak. Allah konuþturlillah dershaneler açýlmaya baþladý. Rusya’da da çok muþ; Üstadýmýzýn ihlâsýndan, fedakârlýðýndan, herþefütuhat varmýþ. Ýþittiðimize göre askeriyede Risâle-i yinden belli... Eski eserlerinde bile “Ýstikbal inkýlâbatý Nur okumaya baþlamýþlar. Risâle-i Nur’a herkes ihti- içinde en yüksek gür sada Ýslâmýn sadasý olacaktýr” diyaç duyuyor. Ýslâmiyetin yerine geçecek, insanlarý tat- ye kaç yerde söylemiþ. min edecek baþka bir din de yok. Ýslâmýn hakikatleriSon gittiðiniz yurt dýþý seyahatinden bahseni Risâle-i Nur gibi anlatan kitaplar da yok. Risâle-i der misiniz? Nur insanlarý iknâ ettiði için, imana dair kuvvetli bir cereyan olduðundan, her tarafta benimseniyor, hürUmreye gittik. Suudi Ýçiþleri Bakanlýðý dâvet etmet ediliyor. Ben Almanya’da kaç defa papazlarla bu- miþti bizleri. Sonra, Medine’ye geldiðimizde ben

N

‘‘

hasta oldum. Hasta olarak geldim Türkiye’ye. Orada her tarafta Nur Talebeleri beraberdiler. Okudular, duâ ettiler, Risâle-i Nur’dan bahsettiler. Nereye gidersek hep kardeþlere rastlýyoruz. Yani her yerde fütuhat var. Pakistan’a gitmiþtik geçen sene meselâ. Orada da Enerji Bakaný’yla görüþtük, “Biz,” diyor “Türkiye’yi aðabey biliyoruz, Türkiye ne derse biz Türkiye ile beraberiz.” Elhamdülillah Ýslâm âlemi de yavaþ yavaþ Türkiye’yi tanýmaya baþladý. Türkiye’yi bütün Müslümanlara sevdirdi. Mýsýr’da meselâ bir köyde Cuma namazý kýldýk. Bizim Türkiye’den geldiðimizi öðrendiler, bizi býrakmak istemediler, yani çok hoþlarýna gidiyor... Arap âleminde alimler Risâle-i Nur’a sahip çýkmýþ görünüyor. Türkiye’deki ilahiyatçýlar Risâle-i Nur’a ne zaman sarýlacaklar? Acaba Risâle-i Nur’a sahip çýkmak için neyi bekliyorlar?

Onlar da iyiler. Alâkadar olmaya baþladýlar elhamdülillah. Biz dindarlarla münakaþa etmiyoruz. Çünkü dindarlar nasýl olsa ehl-i imandýr, kardeþimizdir. Biz ancak Risâle-i Nur’la meþgulüz. Biz o sahada çalýþýyoruz ve bütün ehl-i imaný kardeþ biliyoruz. Ýslâmiyete ve Kur’ân’a taraftar olanlarý seviyoruz ve onlarý kardeþimiz biliyoruz. Rus ileri gelenlerinden birisi üç dört sene evvel bir beyânât vermiþti. “Dünyada þöyle bir din var. Bütün dünyada insanlarý kardeþliðe çaðýrýyor. Buna dikkat etmemiz lâzým” demiþti. Yani Ýslâmiyetten bahsediyor. Þimdi Rusya Ýslâm Birliði’ne girmek istiyor. Biz ne duruyoruz? Daha iyi çalýþmamýz lâzým. Ben çok hocalar tanýyorum, Risâle-i Nur’a çok hürmetkârlar. Üstad, Risâlelerin Diyanet eliyle neþrini istemiþ. Ama bakýyorsunuz ki, Ýlahiyat camiasý hâlâ Risâle-i Nur’a tam anlamýyla sahip çýkmýþ deðil. Bunu nasýl deðerlendiriyorsunuz?

Ýsteriz, hakikaten Diyanet de Uhuvvet Risâlesini, Ýhlas Risâlesi’ni bassa ve daðýtsa kime zararý var? Hayýrdan baþka bir þeyi yok. Ýnþaallah olur. Zamanýný bekliyorlar demek ki. Biz duâ edelim. Biz onlarý seviyoruz. Yani onlarýn hepsi bizim hocalarýmýz, kardaþlarýmýz. Risâle-i Nur müsbet hareketiyle daima tamiri tavsiye ediyor, daima birlik beraberliði, insanlar arasýnda uhuvveti, muhabbeti, kardeþliði öðretiyor. Ýnþaallah buna alýþýrlar, Risâle-i Nur’un düsturlarýný öðrendikten sonra ona muhalif kimse kalmaz.

Her halde devlet nezdinde Üstad’a ve Risâle-i Nur’a bakýþýn olumlu yönde deðiþebilmesi Türkiye’nin daha da demokratikleþmesiyle mümkün olacak? Maalesef Risâle-i Nur’u okumayanlar, bilhassa dinden imandan haberi olmayanlar hep böyle menfaat ve siyaset damarýyla bakýyorlar ve dindarlarý zararlý zannediyorlar. Müslümanlarý zarar verecek zannediyorlar. Maalesef bu cehaletten gelen büyük bir boþluk, büyük bir noksanlýk. Ýnþaallah onlar cehaleti býrakýrlar, Risâle-i Nurlarý okumaya baþlarlar… Ýnþaallah, siyasî olsun, hoca olsun, kim olursa olsun Risâle-i Nur’u sevecek, anlayacak, bütün dünyada bak… Amerika reis-i cumhuru geldi.

Ecdadýmýz asýrlardan beri Kur’ân’ýn bayraktarlýMecliste "Bundan sonra Ýslâm dünyasý düþmanýmýz deðil" dedi. Üstadýmýz 70-80 evvel Avrupa’nýn ðýný yaptýðý gibi inþaallah bir zaman gelecek Ýslâm ve Amerika’nýn ittihad-ý Ýslâma taraftar olacaðýn- gençleri bütün dünyaya hakaik-i Ýslâmiyeyi neþredan bahsetmiþ. Bazý mektuplar da var. Amerika re- decekler, yayacaklar. Üstadýmýzýn Eddai’de dediði gibi: “Yakînim var is-i cumhuru bunu ispat etti. “Biz bundan sonra Ýslâm âlemiyle harp etmeyeceðiz” dedi. “Sulh-u u- ki, istikbâl semâvâtý, zemin-i Asya / Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i Ýslâma.” mumî olacak” dedi ve Türkiye’yi iþaret etti. "Bütün gökler ve Asya’nýn yeryüzü, Ýslâmýn beAlmanya’da da Türkiye’yi çok istiyorlar ve seviyorlar. Almanya’da 3000’den fazla cami var. yaz eline teslim olacak" diyor. Bu da hakikattir. Bu Hollanda’da Ahmet Akgündüz kardaþýmýz Rot- da çýkacak inþaallah… Kitaplarda hepsi yazýyor, terdam’da Ýslâm Üniversitesi’nin rektörlüðünü benim söylememe lüzum yok. Okumalarýný tavsiyapýyor. Hollanda hükümeti o üniversiteyi de ka- ye ediyoruz. bul etti. Hollanda hükümetinin baþbakaný demiþ Üstadýn size liseli yýllarýnýzda ders verdiði ki: “Bu üniversite Avrupa’da Ýslâmiyete bir köprü Meyve Risalesi'nin Altýncý Mesele'si çok öolacak.” nemli deðil mi? Bugün bilim de imana geliBiz, Müslümanlarýn ayrýlmalarýna taraftar deyor tâbiri caizse... ðiliz. Müslümanlar daima her yerde birlik ve beAllah diyeceðiz, baþka çare yok. Bak þurada hülâraberlik içerisinde olmalý, birbirini desteklemeli. Ýttihad etmemekten zarar geliyor. Dinimiz bir, sayý yazmýþ Üstad: “Eðer biz ahlâk-ý Ýslâmiyenin ve kýblemiz bir, kitabýmýz bir, Allah’ýmýz bir, Pey- hakaik-i imaniyenin kemâlâtýný ef’âlimizle izhar etgamberimiz bir… Uhuvvet Risâlesi’ndeki düstur- sek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle Ýslâmilarý anlasak, ne ýrkçýlýk kalýr, ne de baþka bir cemi- yete girecekler; belki küre-i arzýn bazý kýt’alarý ve yetçilik, particilik kalýr. Particiler birbirlerinin ku- devletleri de Ýslâmiyete dehâlet edecekler.” Bu hakisurlarýný neþrediyorlar, insanlarý birbirlerine düþ- kat. Bizim amelimize bakýyor. Biz hakikî Müslüman yapmaya çalýþýyorlar. Halbuki Ýslâmiyette bu man olursak Allah bize yardým eder. Ve bütün Avyoktur. Müslüman Müslümanýn kusuruyla uðraþ- rupa Ýslâmiyeti sevmeye baþladý elhamdülillah. Semaz, daima müsbet taraflarýný ele alýr, daima nelerce Almanlar bize yabancý gibi bakýyordu. Þimmüsbet hareket eder, insanlarý birbirlerine yaklaþ- di papazlar ezan okunmasýný müdafaa etmiþler. “Niye ezan okunmasýn? Okunsun” demiþler. Deðitýrýr, uhuvveti-muhabbeti esas gaye yapar. þiyor, zaman deðiþiyor. Üstad “Menfaat üzePe y g a m b e r i m i z ’ i n rine dönen siyaset ca(asm) verdiði haberler navardýr” diyor. Görüde çýkýyor. “Ahir zayoruz iþte, birbirlerinin manda Hýristiyan dinkuyularýný kazmaya darlarý Kur’ân’a ittiba çalýþýyorlar. Duâ edeRisâle-i Nur müsbet edecekler” Bunu Peylim. Tabiî duânýn çeþithareketiyle daima tamiri gamberimiz (asm) haleri var. Okumakla, Alber vermiþ. Biz bir prolah’a duâ etmekle, tavsiye ediyor, daima birlik fesörle tanýþmýþtýk. dershaneler açmakla, beraberliði, insanlar arasýnda Dortmund Üniversiteher tarafta Risâle-i Nur si’nin Ýlahiyat profesöhakikatlerini yaymaya uhuvveti, muhabbeti, rü... O iþte “hür Hýristiçalýþmakla, bunlar duâ kardeþliði öðretiyor. yanlýk” diye bir cemaat oluyor. Ýnþallah millemeydana getirdi. Hep timiz cehaletten kurcemaati doktor, avukat, tulacak. Üstadýmýz “Bizim en büyük düþmanýmýz cehalet” diyor zaten. profesörlerden oluþuyordu. Bremen’de bir konfeÝþte bu cehaleti ortadan kaldýrabilirsek el birliðiy- ransýna gittik. “Ýsa (as) da bir Müslümandý” diye le, uhuvvet-i Ýslâmiye inkiþaf ederse, inþaallah kýsa konferans verdi. “Hz. Adem'den (as) Peygamberizamanda Türkiye’nin ve bütün Ýslâm âleminin mize (asm) kadar bütün peygamberler hepsi Müslüman’dýr. Din birdir. Ýki din olamaz" dedi. Kur’ânþekli deðiþecek. ý Kerim okumalarýný, deðiþmeyen tek kitabýn Üstad gençlere çok önem vermiþ. Hatta onKur’ân olduðunu söyledi. lar için ‘Gençlik Rehberi’ni yazmýþ. Üstadýn Cenubi Amerika’da Brezilya’da Ýsrail ismingençlere gösterdiði bu alâkanýn sebebi sizde bir papaz Ýsmail ismini aldý. 22 senelik baþce nedendir? papaz Müslüman oldu, geldi Þam’da Arapça Ýstikbalin nesli gençlerdir. Gençler bizim yerimi- öðrendi. Ýnternet vasýtasýyla 140 kiþinin Müsze geçecek. Elbette ki gençlerin imanlý olmasý, a- lüman olmasýna vesile oldu. Çok hareketli bir narþiye kapýlmamalarý, Ýslâmiyete hizmetkâr ol- adam. "500 kadar tevhide aykýrý f ikirler var dimalarý lâzým ki, dünyada sulh ve selâmet-i umumi- ðer dinlerde. Hepsi þirk içerisinde" diyor. "Tek yeyi temin etsinler. Madem, imanýmýz ne kadar din Ýslâmiyet. Bütün peygamberlerin dini Ýslâmükemmel olursa, gençliðimiz de o kadar mede- miyettir" diyor. Kendisine “Sen þimdi aramýzniyete, Ýslâmiyete, insanlýða hizmet edecektir. Esas dan çýkarsan çok büyük zarar olur. Ne kadar mesele, insanlýðýn temeli imandýr. Ýman olmazsa para istiyorsan verelim. Bizden ayrýlma” deinsan iki ayaklý hayvana döner, hayvandan daha a- miþler. Elhamdülillah Cenâb-ý Hak yard��m ediyor. Mukallibü’l-kulub Allah. þaðý düþer. Allah bizi imandan ayýrmasýn.

‘‘


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:19 PM

Page 1

9

RÖPORTAJ YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

ÝSMAÝL TEZER tezer@yeniasya.com.tr

ediüzzaman Hazretlerinin vefatýnýn 50. yýldönümü vesilesiyle, Üstadýn saðlýðýnda yakýn hizmetinde bulunmuþ Mustafa Sungur Aðabeyin hatýralarýný da dinlemek istedik. Sungur Aðabeyi ziyaretimiz, geçen seneki gibi yine fýtrî bir sohbet halkasýnda onunla birlikte olmak þeklinde cereyan etti. Dünyanýn ve Türkiye’nin çeþitli yerlerinden misaf irler vardý. Kalabalýk bir hizmet ehlinin bir araya gelmesinin verdiði þevk hâliyle Sungur Aðabey de—seksen küsur yaþýna raðmen mâþâallah—o akþam daha bir dinç idi. Ömrünü adadýðý Risâle-i Nurlardan bahsediyor, iman hizmetleri açýsýndan gelinen güzel noktanýn hep Risâle-i Nur’un þahs-ý manevisiyle olduðunu nazara veriyordu. Ders vakti geldiðinde “Hangi bahsi okuyalým acaba?” dedi. Sonra yine kendisi “Dördüncü Þuâ geldi aklýma” deyince umumî kabul gördü. Azerbaycan’daki hizmetleri deruhte eden bir kardeþ baþladý okumaya: “…Risâle-i Nur sair kitaplara muhalif olarak baþta perdeli gidiyor; gittikçe inkiþaf eder…” O akþam, dersin akabinde anlatýlanlar sanki hep bu cümlenin açýlýmý gibi olmuþtu adeta. Sungur Aðabeye soru sorduðumuzda, sözü kardeþlere býrakmanýn daha uygun olacaðýný söylüyordu. “Risale-i Nur'da herþey var” diyordu. Bilhassa Rusya’daki Risâle-i Nur hizmetleriyle ilgili olarak anlatýlanlar, gerçekten insana tekrar tekrar þükrettirecek tarzdaydý. Buyurun birlikte takip edelim:

B

RUSYA’DAKÝ RÝSÂLE-Ý NUR HÝZMETLERÝ

BEDÝÜZZAMAN'IN TALEBESÝ MUSTAFA SUNGUR: RÝSÂLE-Ý NUR DÜNYA ÇAPINDA ÝNTÝÞAR EDÝYOR

Rusya’da askerler Risâle-i Nur okuyor HER HAFTA BÝR RUS MÜSLÜMAN OLUYOR. ASKERÝYEDE RÝSALE-Ý NUR DERSLERÝ DEVAM EDÝYOR. CAMÝDE RÝSÂLE-Ý NURLAR OKUNUYOR. VAAZLAR, HUTBELER HEPSÝ RÝSÂLE-Ý NUR'DAN. RABAK'TA ÞÝMDÝ ÝKÝNCÝ CAMÝ DE AÇILDI.

Rusya ve özellikle de Kaleningrad þehrindeki Risâle-i Nur hizmetleriyle ilgilenen Resul kardeþ anlatýyor: Biz Rusya’nýn Kaleningrad þehrindeyiz. Yani Üstadýmýzýn bahsettiði Prens Bismark’ýn þehri. 1998 senesinden itibaren Moskova’da, Petersburg’ta, Nov- rum. Gelin Risâle-i Nur’u okuyun” dedi. Beþ senegorod’da, Kazan’da vs. þehirlerde kaldýk, 2005’te de dir orada derslerimiz var. Yüzden fazla koleje gidip Âmin kardeþimizle Kaleningrad’a geldik. Ondan ders okuduk. Dâvet de ediyorlar. sonra Azerbaycan’dan Ruþen kardeþ geldi. ÖzbekisBunlarý takiben Polis Akademisi’nden bir dâvet tan’dan da kardeþler geldiler. Beraber kalýyoruz. geldi. Rusya’da 30 milyon Müslüman var. Polisler Hiç aklýmýza þuurumuza gelmeden Kaleningrad’a bunlarla muhatap oluyor; dini bilmeleri lâzým tabiî. gittik. Ýlk Risâle-i Nur derslerimiz askerî birliklerde Gittik, onlara da ders okuduk. Ayda iki defa onlara baþladý. Meselâ Âmin kardeþ “Ben, komutanlarýma dersimiz baþladý. Nurlarý tanýttýracaðým” dedi. Ben de oraya nasýl gideceðimizi, onlarla nasýl görüþeceðimizi düþünmeye KÝLÝSEDE RÝSÂLE-Ý NUR DERSÝ baþladým. Kaleningrad ki, Rusya’nýn büyük bir askeKiliseden de dâvet geldi. Niye kiliseden? Çünkü ri bölgesidir. Oraya vardýk, sýnýra gittik. Tabiî “Geçe- televizyonda duymuþlar. Meselâ bize orada televizbilir miyiz, geçemez miyiz?” diye düþünüyoruz. El- yonda da çok sual soruyorlar, “Siz Hýristiyanlýða nahamdülillah, Risâle-i Nur bütün kapýlarý açýyor. Â- sýl bakýyorsunuz” diyorlar. Elhamdülillah, bütün sumin kardeþ oradan bir komutanýný aradý. Ben de te- allerin cevabýný biz Risâle-i Nur’dan alýp veriyoruz. lefondan sesini dinliyorum, “Ya,” dedi kumandan Üstadýmýz Ýhlâs Risâlesi’nde Peygamberimiz’in “Ne iyi oldu geldiniz.” Bir hafta önce “Umum Rus- (asm) “Ahirzamanda hakikî Hýristiyanlar ehl-i ya’nýn askerî yerlerinde, tahsil yerlerinde dinî dersler Kur’ân ile ittifak edip müþterek düþmanlarý olan ehlbaþlatýlsýn” diye emir gelmiþ. “Tam zamanýnda geldi- i dalâlete karþý mücadele edecekler” hadisini zikrediniz” dedi. yor. Bunu söylüyoruz. Hýristiyan memleketi tabi ve ilk dinî dersi biz giDolayýsýyla kilisedekiler de “Bize de gelin, ders yadip okuyoruz askerlere. 350 asker toplandý. Orada 6. pýn” dediler. Gittik, “Kilisede ne dersi yapalým?” diye Söz’ü okuduk, “Allah’a asker olmak öyle bir þereftir düþündük. Açtýk kitabý, tevafuk “Hüve Nüktesi” çýkki, tarif edilmez” diye. Bir kumandan “Ya,” dedi “Bu tý. Kilisede, Hüve Nüktesi’ni okuduk. “Ayda bir gelin, derslerin bizim memlekete, Rusya’daki askerlere çok bize ders yapýn” dediler. Ortodoks kilisesiydi bu. faydasý var. Eðer gerekirse, her hafta gelip sizi ara- Bunlarýn ardýndan Katolik kilisesinden dâvet geldi. bayla alacaðým, gelin bu dersleri yapýn.” Ondan sonra huzurevlerinden... Orada da gidip ÝhÝþte beþ sene önce bu ilk dersi yapmýþtýk. Þimdi 15 tiyarlar Risâlesi’ni okuduk. O ders de devam ediyor. askerî bölgede dersimiz oluyor. Bu dersler intiþar etYani bunlarýn fevkinde, dershanede çok güzel hizti. Her yerde “Müslümanlar gelmiþler, dinî, ilmî ders- metlerimiz var. Her gün dersimiz var. Gelip gidenleri okuyorlar” diye duyuldu. Bunu televizyonda da ler oluyor. Her hafta bir Rus Müslüman oluyor. Cahaber olarak vermiþler. mide de Risâle-i Nurlar Orada meþhur bir okunuyor. Vaazlar, hutmilletvekili var: Vladibeler hepsi Risâle-i mir Semyonoviç YojiNur’dan. Rabak’ta þimkov. O da televizyondan di ikinci cami de açýldý. duymuþ. Bizi çaðýrdý. Bir kardeþimiz orada Her derste en az 7-8 tane ilk “Bu kitaplarda neler anhem imamlýk yapýyor, defa derse gelen yeni Rus latýlýyor? Biz böyle bir hem de Risâle-i Nur þey duymadýk: Kâinatdersleri okuyor. oluyor. Gençler içinde, ihtiyarlar tan, yýldýzlardan, çiçekiçinde, albaylar içinde, lerden misâl vererek AlHER DERSE YENÝ lah’ý ispat etmek... Bemilletvekilleri içinde her BÝR RUS GELÝYOR nim ders verdiðim miHer dersimizde en tabakada Nurlarý okuyanlar var. marlýk kolejinde 15-17 az 7-8 tane ilk defa deryaþlarýnda gençler var, se gelen yeni Rus olur. onlara bu dersleri okuGençler içinde, ihtiyaryalým, bu derslere en çok onlarýn ihtiyacý var” dedi. lar içinde, albaylar içinde, milletvekilleri içinde her Biz de oraya gittik. Orada da hiç beklemediðimiz tabakada Risâle-i Nurlarý okuyanlar var. bir tarzda bir inayetle karþýlaþtýk. Risâle-i Nur kenÞunu da müþahede ettik: Meselâ bir yarbay, di iþini hallediyor elhamdülillah. “Biz Müslüman Risâle-i Nur’u tanýyor ve bizi askeriyeye dâvet ediolarak ilk sizinle görüþeceðiz ve bir þey hazýrladýk, yor; üstüne bir müddet geçiyor yarbay bu defa albay onu size okumak istiyoruz” dediler. Ondan sonra rütbesine yükseliyor. Meselâ bir albay Risâle-i Nur’a bir öðrenci çýktý, -tabii bizim ne okuyacaðýmýzý, ne- sahip çýktý, ders koydurdu, þimdi þehrin valisi oldu. reden geldiðimizi bilmiyor- elinde bir kitap, baþla- (Gülüþüyoruz) Meselâ Kaleningrad’da sýradan bir dý okumaya... “Risâle-i Nur Külliyatý’ndan Haným- papaz Risâle-i Nur’u kilisesinde ders olarak koydu, lar Rehberi... Bir valide kendi evlâdýný Kur’ân mek- üstünden üç ay geçti, þimdi bütün Rusya’nýn baþpatebinden alýr, Avrupa mektebine gönderir…” vs.. pazýdýr. Yani biz baktýk ki, Risâle-i Nur’a kim sahip Hayret ettik biz. Âmin kardeþle birbirimize baka çýkýyorsa, rütbeleri artýyor. kaldýk. “Siz nereden biliyorsunuz bunlarý?” dedik. Meselâ sýradan Ruslar geliyorlar, Nurlarý tanýya“Biz de ayný kitaplarý okuyoruz. Biz bir aydýr araþ- rak Müslüman oluyorlar. týrýyoruz. Bize uyan ve hoþumuza giden Risâle-i Nur eserlerini bulduk internette. Onu da bir aydýr RÝSÂLE-Ý NUR’DAN ASKERLERE okuyoruz” dediler. Tabiî biz de bu kitaplarý okuyo- DERS YAPAN PAPAZ ruz diye çok sevindiler. 50-60 tane kitap aldýlar. Þimdi bir papaz hatýrasýný anlatayým size: Milletvekili Yojikov da, aynen oradaki albayýn deBizim askerî okulda da Risâle-i Nur derslerimiz diði gibi “Bu mimarlýk kolejinde benim her gün baþladý. Bir kardeþimiz 20 tane gence vesile oldu. dersim var. Haftada bir defa dersimi size veriyo- Bunlar Nurlarý okuyorlar, beþ vakit namazlarýný kýlý-

‘‘

yorlar. Bir gün 120 asker, deniz pratiðine çýkacaklarmýþ; yani bunlara denizleri gezdireceklermiþ. Bunu haber alan bir papaz da -kendisi misyoner- “Ben gideyim, bunlara Hýristiyanlýðý anlatayým” demiþ. Gitmiþ, komutanla görüþmüþ, o da “Tamam, bir ay seyahatimiz olacak, sen de her akþam Hýristiyanlýkla ilgili birþeyler okur, anlatýrsýn” demiþ. Papaz da “Tamam” demiþ. Ama haberi yok ki, bu 120 askerin içinde 23 Nur Talebesi var. Neyse gelmiþ, akþam Ýncil’den ders okumuþ askerlere. Askerlerin içindeki bizim bir kardeþ, “Ben baktým ki çok þevkli anlatýyor. Ýçimden ‘Bir de Risâle-i Nur’u böyle anlatsa’ diye düþündüm” diyor. Papazýn anlatmasý bitince, bizim kardeþ kendisine yaklaþmýþ ve “Biz de burada 23 kiþi Müslümanýz. Bize de dinimizi anlatýr mýsýnýz?” demiþ. O da “Benim elimde kaynak—onlar literatür, yani edebiyat diyorlar—yok” demiþ. Bizim kardeþ de “Bende var, verirsem okur musunuz?” diye sormuþ. “Okurum, ama önce kendim bir okuyayým, sonra anlatýrým” demiþ. Bizim kardeþin verdiði kitabý almýþ. Kitap ne biliyor musunuz? “Kâinattan Halýkýný Soran Bir Seyyahýn Müþahedatýdýr – Ayetü’l-Kübra.” Hem de denizde… Bizim kardeþ “Ben yatsý namazýna yakýn verdim, gittim. Sabah namazýna kalktým. Ruslar pirçav diyorlar, yani geminin en yüksek yerine bir baktým ki, sabaha kadar orada oturmuþ, Ayetü’l-Kübra’yý okumuþ, bitirmiþ.” Sonra akþam ders zamaný geliyor, papaz ders verecek. Gelmiþ, toplamýþ 120 askeri. “Ben þimdi size öyle bir ders okuyacaðým ki, hangi dinden ve milletten olursa olsun herkese faydalý bir kitaptýr.” Açmýþ Ayetü’l-Kübra’yý, baþlamýþ okumaya. “Ama,” diyor bizim kardeþ “Öyle bir okuyor ki... Okudukça kendisi zaten inkiþaf ediyor, þevkleniyor…” Bir hafta Ayetü’l-Kübra okumuþ… Artýk Ýncil’den ders vermeyi býrakmýþ. Âyetü’l-Kübra bitince, “Bu kitap bitti, var mý baþka bir kitap?” demiþ. “Var” diyerek “Tabiat Risâlesi”ni vermiþ kardeþ. Onu da okumuþ, ondan sonra bir hafta Tabiat Risâlesi… Bir hafta sonra tekrar “Baþka bir kitap var mý?” demiþ. “Otuz Üçüncü Söz”… Bir ay bu üç kitabý devretmiþler. Sonra bu papaz dönmüþ gelmiþ Kaleningrad’a, bizim kardeþi aramýþ ve Müslüman olmuþ elhamdülillah. Yani kim Risâle-i Nur’u okuyorsa Rusya’da, “Bu benim fýtratýma uygun… Tam ihtiyacýma göre” diyor. Ýþte Risâle-i Nur böyle inkiþaf ediyor.

ARABASIYLA DOLAÞIP DERS YAPAN ÞEMSÝYE NENE Meselâ bir Þemsiye nenemiz var, 80 küsur yaþýnda. Þemsiye nene—kendisi göz profesörü, üniversitede ders veriyor—1990 senesinde komünizm yýkýlýnca Kur’ân-ý Kerim’i almýþ ve el yazýsýyla yazmýþ; ne olur olmaz, birden komünizm döner diye ‘Benim kendi Kur’ân-ý Kerim’im olsun’ demiþ. Ondan sonra dua etmiþ: “Ya Rabbi, bir de bana bunu anlamayý nasip et.” Sonra camide bir vaazda Risâle-i Nur’u duyuyor. Duyunca da bizimle görüþtü, “Ben dua etmiþim, ne güzel kitaplar bunlar, bana da verin okuyayým” dedi. Kitap verdik, þimdi Risâle-i Nur’u okuya okuya, Kaleningrad’a baðlý 10 tane þehir var, hepsinde ders koymuþ. Biz yanýmýzda küçük risâleler gezdiriyoruz, birini görünce hizmet edeceðiz diye; Þemsiye nene ise büyük Sözler kitabýný gezdiriyor. (Gülüþüyoruz). Biz 60 km derse gidiyoruz, Þemsiye nene 160 km uzaklardaki derse gidiyor. Eski bir arabasý var, o arabasýyla gidip ders okuyor. Bir de “Benim

miþler, o da “Biz bu dersleri beþ senedir zaten Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin Risâle-i Nur eserlerinden okuyoruz. Ben size bu dersleri internetten göndereceðim. Siz de oradan okutursunuz” demiþ. Risâle-i Nur hakikatleri, bilhassa marifetullahla alâkalý hakikatleri o muallimlere gönderiyor, onlar da orada öðrencilere okuyorlar. Böylece Risâle-i Nur kolejlere giriyor. RUSYA CUMHURBAÞKANI Bir de öðretmenler arasýnda bir uygulama baþlatMEDVEDEV’E MEKTUP Kaleningrad milletvekili Yojikov derslere gelip týlar. “Yýlýn en faydalý muallimi” diye. Bunlarýn aragitti. Ondan sonra kolejde hizmetler inkiþaf etti, sýnda da Yojikov “yýlýn en faydalý muallimi” unvanýdersler koyuldu. Bir gün geldi dershaneye “Bu ders- ný aldý. Üzerinden iki ay geçti, “Yeniden bir daha yaler böyle Kaleningrad’da oluyor da, benim istediðim palým” dediler, yeniden Yojikov aldý. Ýþte Medvedev umum Rusya’da olsun bu hizmetler” dedi. Ondan de buna mükâfat olarak “Sen nereye, ne kadar istersonra da “Ne yapalým, bir düþünelim” dedi. Sonra sen öðrenci götür, ne anlatacaksan onlara anlat, yol kendisi “Cumhurbaþkanýna bir mektup yazacaðýz” ve konaklama masraflarýný biz karþýlýyoruz” demiþ. dedi. Dershanede de mektubu takip ettik, kendisi Yojikov Kaleningrad’da oturuyor. Kaleningrad’da yazdý. Mektubunda diyor ki: “Ben 25 senedir, gençli- 250 okul var. Her okulda da 2000 öðrenci okuyor. ðin içerisinde bulunduðu olumsuz hâletten kurtul- 630 öðrenci Risâle-i Nur derslerini devamlý dinleyip masý için çalýþtým. 25 senede onlara yapamadýðým derslerimize iþtirak ediyor. 630 öðrenciden oluþan ibir þey 5 senede oldu. Biz ne yaptýk? Beþ senedir Nur ki trenle Kazan’a gidildi meselâ. Böyle çok güzel hatýralar var. Polonya, Varþova dersleri okumaya baþladýk kolejde. Ýlk defa ben öðrencilerimin gözünde bir nur, bir ýþýk, bir ümit gör- bize yakýndýr, geçenlerde Sungur Aðabey: “Oradüm. Ahlâklarýnda olsun, davranýþlarýnda olsun, ana lara da bir gitseniz” demiþti. Elhamdülillah orababalarýna hürmetlerinde olsun, derslerine çalýþma- da da Polonyalý bir kardeþimiz Müslüman olmuþ. larýnda olsun büyük bir inkiþaf oldu. Ben sizden, Beþinci Söz’e kadar Nurlarý tercüme etmiþ. Ýþte Rusya Cumhurbaþkaný Medvedev’den rica ediyo- duânýzla buradan Varþova’ya vize alacaðýz, dua erum ki, bu dinî dersler umum Rusya’nýn okullarýnda diniz gidelim, oradan da böyle güzel haberleri anlatalým. yapýlsýn.” Bir de Polosin’den bahsedeyim. Rusya’da tanýnmýþ Bu mektubu Medvedev’e gönderiyor. Bir hafta sonra bize telefon açtý Yojikov, “Rusya Cumhurbaþ- bir simadýr. Hem Rusya Müftüler Konseyi Baþkaný Ravil Gaynuddin’in yarkaný Medvedev televizdýmcýsý, hem de on sene yonda konuþuyor” dedi. papazlýk yapmýþ, ondan Biz de bir aðabeyimizin sonra Müslüman olevinde dersteydik. Telemuþ, âlim bir insandýr. vizyonu açtýk, MedveHerkes onu biliyor. O dev, “Ben Rusya CumPapaz Rus askerlerini toplamýþ, da Sungur Aðabeyihurbaþkaný Medvedev. “Ben þimdi size öyle bir ders mizle görüþtü, “Aða2009 Eylül’ünün 1’inbey durmayalým, bu den, yani okullarýn baþokuyacaðým ki, hangi dinden ve Risâle-i Nurlarýn hep ladýðý ilk günden itibamilletten olursa olsun herkese tercümesiyle meþgul ren umum Rusya’nýn ofaydalý bir kitaptýr” demiþ. Açmýþ olalým. Ben kendim de kullarýnda dinî, Ýslâmî dersler verilsin” dedi. Ayetü’l-Kübra’yý,baþlamýþokumaya. bu iþle meþgul olacaðým” dedi. Þimdi RusÜstüne basarak bir daya’da meþhur bir gazeha, “Umum Rusya’nýn teciyle birlikte Üstadýokullarýnda dinî-Ýslâmî dersler verilsin” demiþ. Rusya’da 350 bin okul var. Bu mýzýn Tarihçe-i Hayat’ýnýn tercümesiyle meþgul olur mu, olmaz mý? Yani kabul ederler mi? Kaç sene oluyor. Ýkisi birlikte çalýþýyorlar. Risâle-i Nurlarýn komünizmle idare olmuþ… Ama bakmýþlar ki, bir hepsini tez zamanda Rusça’ya tercüme edip, devhaftada 18 bin okul katýlmýþ bu çaðrýya. Bir hafta let kanalýyla yaymak istiyorlar.  geçmiþ 20 bin okul katýlmýþ. Üç ay sonra 250 bin oResul kardeþin Rusya’daki Risâle-i Nur hizmetkul bu dersleri okutmayý kabul etmiþ, uygulamaya baþlamýþ. Tabiî bundan sonra müftülüðe müracaat lerini anlatmasý bitince, ders halkasýndaki bir aðaediyorlar. “Bize eleman veriniz. Bu dersleri yapacak bey gayr-ý ihtiyarî “Bundan sonra hizmetler, çýð giinsanlar gönderiniz” demiþler. Müftülükten de “Biz bi büyüyor” dedi. Sungur Aðabey de “Doðru” diyerek teyid etti ve deðil bu kadar okula, bin okul bile olsa yetiþtiremeyiz, o kadar elemanýmýz yok” demiþler. Tabiî “Ne ya- “Üstad diyor ya 1506’ya kadar zahir ve aþikâre, belki pacaðýz?” demiþler. O zaman Medvedev, —Ruslar galibane; ondan sonra 1542’ye kadar gizli ve maðlûdumanitel ilimler diyorlar, yani tarih, coðrafya, ede- biyet içerisinde vazife-i tenviriyesine devam eder. biyat. Burada sosyal bilimler deniyor,— iþte bu ders- Kastamonu Lâhikasý’nda var bu mektup. Ýsterseniz leri veren muallimler din derslerini kendileri öðre- oradan okuyalým. Dünyanýn ömrü kýsa…” Bir kardeþ oradan baþladý okumaya: “Bismillanip okusunlar, diye ikinci bir emir veriyor. Tabiî baþka bir problem çýktý. Hangi kitaptan, kaynaktan oku- hirrahmanirrahim. Ahirzaman’dan haber veren tacaklar? Yani ellerinde kaynak yok. Sonra bakmýþ- mühim bir hadis…” Sungur Aðabeyin duasýyla noktalandý sohbet ve lar ki, ilk bu dersleri kim baþlatmýþ? Kaleningrad’da milletvekilliði yapmýþ, mimarlýk kolejinde muallim ders: “Allah hayýrlý eylesin. Bizleri hizmette istihVladimir Semyonoviç Yojikov. Ona müracaat et- dam etsin. Âmin.” bu yaþta ayaðým zor tutuyor, benim ruhum Risâle-i Nur’la genç kalýyor” diyor. Yani genci olsun, ihtiyarý olsun, albayý olsun, milletvekili olsun, öðrencisi olsun, kim Risâle-i Nur’u duymuþsa, okuyorsa çok hoþuna gidiyor, devam ediyor ve Müslüman oluyor.

‘‘


renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:05 PM

Page 1

C M YK


renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:56 PM

Page 1

C M YK


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:39 PM

Page 1

12

RÖPORTAJ YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

‘‘

‘‘

Üstad hâkim güce boyun eðmemiþtir. O sýkýntýlý zamanlarda hizmet etmiþ, bir genç nesil yetiþtirmiþ ve topluma mâl etmiþtir.

Dinimiz evrensel bir dindir. Bir ýrkýn dini deðil ki... Üstad bu yüzden Meþrûtiyete, hürriyete, cumhuriyete sahip çýkmýþ, ýrkçýlýðýn karþýsýnda yer almýþtýr.

‘‘

Üstad, mesleðini “caddeyi kübrâ-yý Kur’ânî” olarak ifade ediyor. Yani Kur’ân ne yazýyor, Resûlullah (asm) ne söylemiþ, uygulamalar nasýl olmuþ... Ýþte Üstad bu çizgiden ayrýlmýyor.

YENÝ ASYA A.Þ. YÖNETÝM KURULU BAÞKANI VE GAZETEMÝZ ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ MEHMET KUTLULAR:

Üstad, her meseleye çözüm getirmiþ BEDÝÜZZAMAN SAÝD NURSÎ HAZRETLERÝNİN 50. VEFAT YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETÝYLE KONUÞTUÐUMUZ GAZETEMÝZ ÝMTÝYAZ SAHÝBÝ KUTLULAR, GÜNDEMÝ, ÜSTADIN HÝZMET METODUNU VE BEDÝÜZZAMAN HAFTASINI DEÐERLENDÝRDÝ. ðil ki... Ýþte Üstad Hazretleri bu yüzden Meþrûtiyete, hürriyete, cumhuriyete sahip çýkmýþ, ýrkçýlýðýn karþýsýnda yer almýþ. Ortada Þeyh Said hadisesi var, ama orada soruyor: “Kimi kime çarpýþtýracaksýn?” diyor. Üstadýn tarzý müsbet hareket. Sopa silâh yok, ilim kalem kitap var. Þeyh Said olayý olmuþ ve binlerce insan zarar görmüþ ve netice akim kalmýþ. Hâkim güce göre, Türkiye’de iki tane büyük tehlike vardýr: 1- Ýrtica, yani (onlara göre) din ve dindarlar. 2- Bölücülük. Türklerden sonra en büyük nüfus Kürtlerdir ve bunun tehlike olarak görülmesi hâlâ devam etmektedir. Türkçülük yanlýþ olduðu gibi, Kürtçülük de yanlýþ. Bunlar birbirini tahrik ediyor. Demokrasiye niye karþý bunlar? CHP “Türkiye demokratikleþirse Atatürk ilke ve inkýlâplarý elden gider” diyor. MHP “Vatan bölünür” diyor. Bazý dindar kesim de “Þeriat varken ne gerek var?” diyor. Türkiye’ye baktýðýnýzda karþýnýza bu tablo çýkýyor. Bu sebeptendir ki demokrasiden büyük bir kesim hoþlanmamýþ. Ama hepsinin gerekçesi ayrý. Dolayýsýyla Üstad bunlarýn yanlýþ olduðunu, bizi birleþtiren ögenin din olduðunu, mü’minse zaten kardeþimiz, mü’min deðilse vatandaþýmýz, gayrimüslimse ‘ehl-i kitaptýr ve tebamýzdýr’ der. Neticede Üstad çýkýþ yollarýný göstermiþ. Aklý baþýnda olanlar bakýyorlar ki bu tavsiyeler, fikirler ve düþünceler gerçekten doðru. Ben öyle anlýyorum.

RECEP BOZDAÐ recepbozdag@yeniasya.com.tr

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin “Ölümüm, hayatýmdan ziyade dine hizmet edecek” sözündeki hizmetin temel noktalarý nelerdir? stad Hazretleri çok sýkýntýlý bir hayat yaþamýþ. Hayatýnýn 27 yýlý sürgün ve hapishanelerde geçmiþ. Kemalist rejim tarafýndan tamamen dýþlanýp, tecrit edilmiþ. Üstad, o dönemlerde, çok sýkýntýlý þartlar altýnda, gizli gizli Risâle-i Nurlarý yazmýþ. Üç tane büyük mahkeme geçirmiþ: Eskiþehir, Denizli ve Afyon mahkemeleri. Talebelerinden kimi nerede bulmuþlarsa cezaevine koymuþlar. O zamanki Risâle-i Nur’un yayýlmasýyla þimdiki ayný deðil. Üstadý þimdi dünya okuyor. Eserleri deðiþik dillere çevrilmiþ, çevriliyor. Külliyatý serbesti kazanmýþ. Tamamý, kendisi hayattayken, Lâtin harfleriyle neþredilmiþ. Görüldüðü üzere, eskiden Üstadýn ve Risâle-i Nur’un adýný aðzýna almaktan çekinen çoklarý; bürokratlar, bazý siyasîler, bazý ilim adamlarý... Þimdi onu medhü sena edebiliyorlar; dâvâ adamý, müceddid, müçtehid olduðunu kabul ediyorlar. Baskýnýn olduðu dönemlerde sýrren tenevveret devam eden hizmet, artýk alenî olarak yapýlýyor. Risâle-i Nur Külliyatý serbestçe basýlýyor, daðýtýlýyor. Deðiþik dillere çevriliyor. Eserler,—gayrimüslim olsun Müslüman olsun—insanlarýn ellerine ulaþtýðýnda “O gerçekten büyük bir zâtmýþ” diyorlar. Hürmet, saygý ve takdirlerini ifade ediyorlar. Yani “Ölümüm, hayatýmdan ziyade dine hizmet edecek” dedikten sonra kýsmî bir demokratikleþme söz konusu olmuþ. Ýktidar 10 sene dayanabilmiþ. 1960’da büyük bir ihtilâl olmuþ. Menderes’i ve üç bakanýný idam etmiþler, insanlarý Yassýada’da çürütmüþler.

Ü

Paneller, seminerler, konferanslar ve faaliyetler yapýlýyor. Bunlar tabiî ki ehemmiyetli. Sizce bundan sonraki adýmlar ne olmalý. Aydýnlarýn ya da hükümetlerin önem vermesi gereken konu ne olmalý?

MEÞRUTÝYETÝ ÞERÝAT NAMINA ALKIÞLADI Üstad çok yönlü bir insan. Her meselede fikrini beyan etmiþ. Bu fikirler de zamanýmýzýn þartlarý cihetinden herkes tarafýndan kabul görüyor. Demokratik açýlým ile broþürler neþrettik, konferanslar, paneller, düzenledik vs. Demokratik açýlým meselesini; Üstad Hazretleri demokrat ve bunu fikren kabul ediyor. “Meþrûtiyet-i meþrûa” diyor ona. 2. Meþrûtiyet ilân edildiði zaman, ona Ýslâm namýna sahip çýkýyor ve alkýþlýyor. Kim böyle deðildir, derse bunun böyle olduðunu “Dört hak mezhebe göre ispata hazýrým” diyor. Çünkü Üstad Hazretlerinin tek kaynaðý Asr-ý Saadet. Saadet devrinde Resûlullah (asm) bilemez miydi ki, vefat etmeden yerine halife tayin etsin. Bilirdi, ama etmedi. Niye, “Ýçinizden lâyýk ve ehil olaný seçin” dedi. Ýslâmýn getirdiði en geniþ þekilde bir hürriyet var. Ne demek o? Cenâb-ý Hak peygamberler gönderiyor. Özellikle son peygamber Hz. Muhammed’e (asm) teblið yaptýrýyor. Çünkü insanlar imtihan için gelmiþler bu dünyaya. O zaman kabul edip etmemek ferdin ihtiyarýna býrakýlmýþ ki, mükâfat ve mücazat olsun. Peygamber Efendimiz (asm) bazen yakýnlarýnýn imanla müþerref olmasýný istiyor, olmuyor. Sonra âyet-i kerime nazil oluyor: “Sen dilediklerine ve sevdiklerine hidayet edemezsin. Hidayet ancak Allah’tandýr.” Peygamberimize düþen, âyette de belirtildiði üzere, tebliðdir. Hürriyetin en geniþini Ýslâm insanlýða getirmiþ. Adaleti toplumda en güzel þekilde tesis etmiþ. Halifelerimizden Hz. Ali (ra) bir Yahudi ile mahkemeye çýkmýþ. Ýddiasýný ispat edemediði için aleyhine neticelenmiþ. Kürtlerin medarý iftiharý Selâhaddin Eyyubi de bir Hýristiyanla mahkeme önüne çýkmýþ. Bakýyorsunuz Fatih Sultan Muhammed Han da bir Hýristiyan mimarla mahkeme önüne çýkýyor. Kadý, aleyhine karar veriyor. Ama Fatih bu karara üzülmüyor, aksine seviniyor. Hatta ikisi arasýnda tarihe adalet numunesi olarak geçen konuþmalar oluyor. Þimdi bu olaylarda ne

Üstad çok yönlü bir insan. Her meselede fikrini beyan etmiþ. Bu fikirler de zamanýmýzýn þartlarý cihetinden herkes tarafýndan kabul görüyor.

var; hürriyet var. Sonra adalet ve seçim var. Peygamber Efendimiz (asm) halifelere de þunu hatýrlatýyor: “Seyyidü’l-kavmi hadimuhum” (Kavmimin efendisi ona hizmetkâr olandýr.) Yani halife veya padiþah olana ‘ali kýran baþ kesen olma’ deniliyor. Bizim Kitabýmýz evrensel bir kitap. Bu yüzden herkes okuyabilir, istifade eder. Demokrasinin bizdeki adý Meþrûtiyet-i Meþrûa. Yani millî irade ile seçilmiþ bir idareci. Demek ki Üstad, “Ben Meþrûtiyeti þeriat namýna alkýþladým” derken; zaten demokratik ülkelerin hepsi yukarýda deðindiðimiz esaslara dayanýr. Oralarda hürriyet vardýr, insan insanlýðýný tadar. Orada adalet olmasý lâzýmdýr, seçim hür iradeyle yapýlmalýdýr, orada devlet sosyal anlamda hizmetkâr olmalýdýr. Bunlarýn dinen bir tersliði yok. O yüzden Üstad, mesleðini “cadde-yi kübrâ-yý Kur’ânî” olarak ifade ediyor. Yani Kur’ân ne yazýyor, Resûlullah (asm) ne söylemiþ, uygulamalar nasýl olmuþ... Ýþte Üstad bu çizgiden ayrýlmýyor. Üstadýn demokrasiye bakýþý nasýldý?

Dinimiz krallýðý ve padiþahlýðý getirmemiþ. Ancak o zamanki dünya þartlarýnda krallýk ve padiþahlýk varmýþ. Resûlullah’ýn (asm) bir ifadesi var deðil mi? “...30 sene sonra ýsýrýcý bir saltanat gelecek.” Bu da Emevilerin hilâfeti ele geçirmesiyle oluyor, seçimle deðil. Hz. Muâviye Þam valisiyken halifeliðini ilân ediyor. Ordular çarpýþýyor. Hakemlik meselesi var. Ardýndan da saltanat var. 80 küsûr sene sonra da halifelik Abbasilerin eline geçiyor. Üstad Osmanlýlarý kötüleyip dýþlamýyor. “1000 sene Ýslâmiyete hizmet etmiþ, bayraktarlýk yapmýþ” diyor. Sultan Abdulhamid, 1. ve 2. Meþrûtiyeti ilân ediyor. 1. Meþrûtiyet’te devlet zaafa uðramýþtý. Onu çeþitli se-

‘‘

Bir çok aydýn, bir Nur Talebesi gibi anlayamasa da okuduðunda ona saygý duyuyor. Üstad her meseleye çözüm getirmiþ. Ondan daha iyisi yok ki...

beplerden ötürü laðvediyor. Üstad 2. Meþrûtiyet’te ýsrar ediyor, “Sen bunu kabul et. Bu millet sana kefildir” diye. Daha sonra Dünya Savaþý kopunca uygulamaya tam olarak geçemiyor. Üstad, Cumhuriyeti de destekliyor. Ankara’ya çaðrýlýyor, oraya gidiyor. Yurdun dört bir tarafý iþgal altýnda. Millî mücadele devam etmekte. Üstad, yapýlan Kurtuluþ Mücadelesini destekliyor. Destekliyor, ama onun beklediði netice çýkmýyor. Meclis açýlýyor, ama bir süre sonra tek parti dönemi baþlýyor. 27 sene sürüyor. Bir baský rejimi kuruluyor. Demokratikleþme zaten yok. Üstad, bu baskýcý rejimi bakýn ne güzel özetliyor: “Ýstibdad-ý mutlaka cumhuriyet ismini vermiþsiniz, cebr-i keyf-i küfrîye kanun ismini takmýþsýnýz, irtidad-ý mutlâký rejim altýna almýþsýnýz, sefahat-i mutlakaya da medeniyet ismini vermiþsiniz. Ben böyle cumhuriyetçi deðilim” Bundan daha güzel bir tarif olur mu?

En mühim mesele geçmiþte yapýlan yanlýþlarýn—bilerek ya da bilmeyerek olsun—mutlaka düzeltilmesi lâzým. O ne demek? Yani bu kanunlarýn ve anayasanýn oturulup evrensel deðerler ölçüsünde bir mutabakatla—baþka türlü olmuyor—deðiþtirilmesi lâzým. Artýk bizim de dünya devletleri gibi, yapýlacak yeni anayasayla herkes hür olmalý, adliye âdil olmalý, laikliðin dinsizlik mânâsýndaki yanlýþ tatbiki býrakýlmalý. Deðiþmez maddelerden biri olarak karþýmýza çýkan laikliðin uygulamasý neden deðiþmesin ki? Burada büyük ekseriyetle mutabakat gerçekleþtirilirse anayasa deðiþtirilip, asker kýþlaya çekilir, adalet âdil olduðunu bilir, sosyal adalet saðlanýr, partisini kuran milletin önüne çýkar ve millet kimi seçerse o idaresini yapar. Ýster tek parti, ister koalisyon, fark etmez.

O, HEP MÜSBET HAREKET ETTÝ Açýlým meselesine gelecek olursak; Türkiye daha demokratikleþemedi ki... 27 sene tek parti dönemi var. Sonra ülkenin önü biraz açýlmýþ, seçim olmuþ, iktidar deðiþmiþ. Üç seçim dayanabilmiþ. Ardýndan 60’da ihtilâl olmuþ. 10 sene sonra 1971’de yine ihtilâl, 80’de yine bir ihtilâl ve sonra da 28 Þubat 1997. Bugün hâlâ millî irade hakimiyeti yok, askerin hakimiyeti var. Bütün bu þartlarý görünce ve o zamaný düþününce, Üstad’ýn hâkim güce boyun eðmediðini görüyoruz. Üstad o sýkýntýlý zamanlarda hizmet etmiþ ve bir genç nesil yetiþtirmiþ. Topluma mâl olmuþ. Açýktan arkasýndan gelemeyenler, ortam rahatladýkça ona sahip çýkmýþ. Onun için Üstad “Ölümüm, hayatýmdan ziyade dine hizmet edecektir” diyor. Þimdi herkes onu saygýyla anýyor. Onun hakkýnda aydýnlarla röportajlar yapýlýyor. Hepsi diyor ki: “Bir dâvâ adamýdýr, hakim güce boyun eðmemiþtir, bir ilim adamýdýr, müçtehiddir, resmî ideolojiye yaranmaya çalýþmamýþtýr.” Bu da gösteriyor ki, Üstadýn dediði aynen tezahür etmiþ. Çünkü Risâle-i Nurlar artýk serbest, pek çok dile çevrilmiþ ve çevrilmeye devam ediyor. Bir çok aydýn, bir Nur Talebesi gibi anlayamasa da okuduðunda ona saygý duyuyor. Üstad her meseleye çözüm getirmiþ. Ondan daha iyisi yok ki... Peki sýkýntýmýz nedir?

Sýkýntýmýz þu; birincisi istibdat ve baský üzerine kurulan bir rejim ve ikincisi ýrkçýlýk. Bizim Kürt diye bir meselemiz yok. Neden? Çünkü 1000 seneden beri beraberiz. Zira Osmanlý çok dinli, çok ýrklý ve çok mezhepliydi. Dinimiz evrensel bir dindir. Bir ýrkýn dini de-

KORKULAR ARTIK ATILMALI Netice þu ki, mutabakat lâzým. Ortada düþmanlýklar var. Kimisinde dine düþmanlýk var, kimisinde kendi ýrkýndan baþkasýna düþmanlýk var, kimisinde sefahat ve dalâletin içine düþmüþ olanlarda ‘Þeriat getirirlerse bize hakk-ý hayat tanýmaz’ diyenler var. Bu korkular artýk atýlmalý. Hepimiz bu vatanýn evlâtlarýyýz. Çanakkale’sinden Ýstiklâl Harbine kadar hepimiz bu vatan için canýmýzý verdik. Öyleyse bir çok dinli, çok mezhepli ve çok ýrklýyýz. Çünkü Allah’ýn indinde makbul olan ýrk deðil. Nedir? Takvadýr. Kim Allah’tan fazla korkuyor, emrettiklerini yapýyor, yasaklarýndan kaçýnýyorsa Allah’ýn en sevgili kulu odur. Irkçýlýk olunca burasý Türklerindir diyor. Niye Türklerin olsun? Zira biz de Kürt, Türk, Çerkez, Abaza, Laz, Boþnak vs. var. Kürt olmak, ayrý Kürtçülük ayrý. Kürtçülük ýrkçýlýktýr. Onun gibi, Türk olmak ayrý, Türkçülük ayrý. Bunlar ayrý þeyler, ama maalesef Türkiye’ye bu gibi ayrýmlar bilerek sokulmuþ ve sýkýntý vermiþtir. Neticede hepimiz mü’min kardeþiz. Hükümet belki korkusundan, açýlýmda bazý þeyleri kaldýralým diyemedi. Diðer partilerden teklifler bekledi. Onlar teklif yapsýn biz de sahip çýkalým, dediler. Ama onlarda öyle bir teklifte bulunmadý. Öte yandan Genelkurmay Baþkaný da kýrmýzý çizgilerini çizdi. Çýkýþ yolu; millî bir mutabakatla—yüzde yüz olmasa da yüzde 70-80 mutabakatla—bu Anayasayý sil baþtan, evrensel deðerlere göre deðiþtirmektir, kanunlarý ona göre düzenlemektir. Millî iradeyi hâkim kýlmaktýr. Ordu kýþlasýna çekilip, Meclisin ve milletin emrinde olmasý lâzýmdýr. Hakimlerin tarafgir deðil, âdil olmasý gerekmektedir. Yoksa sýkýntýlar devam eder.


3/22/2010

11:44 AM

Page 1

13

RÖPORTAJ YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

yeni nesneler koyarak daha anlaþýlýr hale getirmekte fayda var. Eðer anlamýyorsan dönüp bir kere daha okuman gerekir. Ancak “Bana anlattýðý bir þey yok” deyip “okumaya ihtiyacým yok” diyebilirsin; bunu da paþa gönülleri bilir. Risâle’nin abartýlý tamlamalarý Said Nursî’nin yetiþme ortamýndan kaynaklanýyor. Onun bildiði dili biz bilseydik biz de eserlerimizi bu dilde yazardýk.

H. HÜSEYÝN KEMAL hhkemal@yeniasya.com.tr

1 Can Dündar, çekimine baþladýðý Said Nursî belgeseli için “Onu gerçekten yaþadýðýyla anlattýðýnýz zaman ‘vay canýna’ dedirtiyor. Kaç kiþi onun Meclis’te konuþtuðunu, Atatürk’le diyaloglarýný bilebilir ki? Bugünün Türkiye’sinde ona inanan insanlar ve devam eden bir gelenek var. Bu açýlardan çok etkileri olacaðýna inanýyorum, yeter ki hakkýyla yapalým” diyordu Zaman gazetesindeki röportajýnda. Ve geldiði noktayý þöyle açýklýyordu: “Bir ay öncesinde Mardin, Siirt, Urfa ve Van bölgelerini gezdik, mekânlarý gördük, kabaca çekimlerini yaptýk. Doðrusu, bunu yapmayý çok arzu ediyordum. Türkiye’nin tarihinde önemli bir isim. Fakat efsane ve tevatür çok. Onlarý ayýklayýp gerçeðe ulaþmada sorunumuz var. Biz de kendi araþtýrmamýzý yapýp kendi gözlemimizi de ortaya koyalým istedik. Ýlk elden tanýklara ulaþmaya çalýþýyoruz. Yaptýðýmýz zaman dört baþý mamur, belgeye dayanan bir belgesel olacak.” Ne oldu bilinmez, ama geriye kalan iddialarla tartýþýlacak olan Can Dündar’ýn projeden neden çekildiði. Belki de bunun cevabýný kendisine býrakmak gerekir… Biz de Bediüzzaman’ýn vefatýnýn 50. yýlý münasebetiyle; belgeseli devam ettiren Can Dündar’ýn arkadaþlarýndan Cemalettin Canlý ile görüþtük. Dündar’ýn kendilerine aðabeylik edip destek olduðunu söyleyen Canlý, “Biz Bediüzzaman’ý anlatalým dost ve düþman anlasýn. Hedefimiz cemaat deðil” diyor. Fethullah Gülen’in projeyi desteklediði iddialarýna karþý ise “Kendi aramýzda espiri yapýyoruz, Gülen’in verdiði o kadar parayý ne yaptýk? Bunlar ipe sapa gelmez þeyler. Allah’ýn bir günü Hocaefendi cemaatinden biriyle temas etmedik. ‘Mustafa’ belgeseli üzerinden bazý hesaplarý kapatmak isteyenler böyle bir yola girdi” diyor. Kendileri için önceleri bu belgeselin bir iþ olduðunu söyleyen Canlý, daha sonra meraklarýnýn peþine düþtüklerini belirtiyor. Biz de bu belgeselin kendilerinde býraktýðý izlenimleri merak ederek kendisine çeþitli sorular sorduk… Bu arada belgeselin sinema deðil, dvd olarak ismini þimdilik açýklamayacaðýmýz bir firma tarafýndan birkaç ay içinde çýkarýlacaðýný ilâve edelim. Bir de Ýletiþim Yayýnlarýndan bu çalýþmalarýn neticesi olarak bir kitap çýkacaðýný…  Said Nursî belgeseli çekme çalýþmalarýnýz nasýl baþladý? aþlangýçta bizim için bir iþti ancak iþin içine girince daha renkli ve kompleks bir þey olduðunu gördük. Ve bundan sonra merakýmýzý kovalamaya baþladýk Bu da bizi tasavvuf, tarikat, Ýslâmýn modernleþmesi ve Osmanlý’nýn çöküþünü okumaya götürdü. Oraya dalýnca bütünüyle bir Ýslâmî tutum gördük. Teknik olarak baþladýðýmýz mesele “bizim ne kadar çok bilmediðimiz þey varmýþ” noktasýndan “kimsenin bilmediði çok þey var” noktasýna doðru gitti.

B

 Said Nursî bu tablo karþýsýnda nasýl bir profil çiziyordu? Ýslâmýn bütüncül tavrý içinde Said Nursî’nin kendini inþa ettiðini gördük. Bence Said Nursî, Mardin’e gittiðinde Doðu medreselerinin kalýplarýndan çýkýp Ýslâm medeniyetinin güçlü yapýlarýyla karþýlaþtý. O dönem Cemalettin Afganî ve Sunusî tarikatýnýn mensuplarýyla karþýlaþýyor. Bu insanlar iþgale karþý Ýslâm coðrafyasýný savunan ayný zamanda Batýnýn bilimsel taarruzuna karþý da yeniden konum belirlemeye çalýþan kiþiler. Bir tarafta da “Namýk Kemal’in rüyasýyla uyandým” dediði Osmanlý’nýn kendi siyasal çatýþmalarý içinde kurtuluþ projesi üretmeye çalýþan Namýk Kemal var. Said Nursî bütün bunlarla karþýlaþtýktan sonra kendi sýnýrlarýnýn farkýna varýyor ve Bitlis’e gidiyor. Medrese eðitiminde okunmasý gereken kitaplarý yeniden okuyor ve sýnýrlarýný zorlamaya baþlýyor. Said Nursî’yi ‘Bediüzzaman’ yapan sürecin Mardin’den sonra baþladýðýný düþünüyorum.  Cemalettin Afgani, Sunusî’ler ve Namýk Kemal Said Nursî’ye gönderilmiþ kripto gibi … Said Nursî’nin Mardin’den önce kaldýðý yerler lokal tartýþmalarýn yapýldýðý yerler. Mardin’e gittiðinde görüþtüðü Sunusî tarikatý mensuplarý Kuzey Afrika’da Fransýz iþgaline karþý direnirken öbür taraftan iman mücadelesi içine girmiþ, politik eylem örgütü. Cemalettin Afgani ise “Batýdan gelen bilimsel düþünceler Ýslâmdan neþ’et ettiði için Ýslâmýn malýdýr kabul etmelidir. Ýslâm uyuyakalmýþ, silkinsin” diyor. Namýk Kemal’in Rüya’sýna da bunu ekleyince Said Nursî’nin Ýslâm dünyasýnda olup bitenlerden haberi oluyor aslýnda. O da bu problemleri daha iyi anlamak ve müdahil

Cemalettin Canlý: Çocukluðumuzdan hatýrlýyorum, yerde Arapça alfabesiyle yazýlmýþ bir metin görsek hürmeten yukarý kaldýrýrdýk. Risâle’lerin de amacý “hatt-ý Kur’ân’ý” korumak. Risâleleri yazan açýsýndan yazdýðýnýn çok önemi yok, ne yazarsa yazsýn harf inkýlâbýna karþý hatt-ý Kur’ân’ý korumuþ oluyor. Bu refleksin Risâlelerin yaygýnlaþmasý açýsýndan çok önemli olduðunu düþünüyorum. FOTOÐRAF: NUSRET ATASAYAR

Said Nursî anlaþýlýrsa

TÜRKÝYE DEÐÝÞÝR Said Nursî belgeselinin yapýmcýlarýndan Cemalettin Canlý: Bediüzzaman mühim bir adamdýr, anlatýrken etrafýndaki süsler onun mühimliðini arttýrmamaktadýr. Düþünce ve eylem adamýdýr. Bunu bazen eyleyerek bazen eylemeyerek yapmýþtýr. Sonuçta Said Nursî’nin ruhuna nüfuz edip onu anlayacak ve anlatacak pozisyona gelinse Türkiye’de Ýslâmýn kaderi deðiþir! olabilmek için büyük bir okuma faaliyeti içine giriyor. Bu süreçten sonra da Bitlis’e gidip okumalarýna baþlýyor. 1897-98’de ise Van’a giderek pozitif bilimler alanýna giriyor. Van 1890’larýn ortalarýndan itibaren Þark Islâhat Plâný’nýn pilot bölgelerinden biri olarak seçiliyor. Çünkü burasý Ermenilerin ilerlediði ve Müslümanlarýn bir türlü karþýlýk veremediði geri kalmýþ bir yer. Daha sonra Tahir Paþa diye bir adam geliyor, Müslümanlarýn mukabele edecek bir güce ulaþmasý için kütüphanesini insanlara açýyor. Said Nursî buna dahil olarak “Bilimsel geliþmeler Ýslâmdan neþ’et eder, Müslümanlarýn eðitilmesi büyük bir zorunluluktur” fikrinin bu süreçten sonra þekillenmeye baþladýðýný düþünüyorum.  Çalýþmalarýnýzdan önce zihninizde nasýl bir Said Nursî imajý vardý? Kendi payýma bir düþmanlýðým yoktu. Bizim dindarlarla deðil, solcu olduðumuz için milliyetçi ve ülkücülerle sýkýntýmýz vardý. Þimdi onlarla da fazla kalmadý. Said Nursî’yi Ýslâmî camianýn önde giden akýllý adamlarýndan birisi olarak algýlýyordum. Bu ülkenin kültürünü karakterize eden, kolektif hafýzasýný oluþturan þey Ýslâm. Bunun içinde yaþayýp buna dost ya da düþman olmayan bir insandým. “Said Nursî Belgeseli” için çalýþmalara baþlayýnca bu büyük medeniyetin bana karþýlýk gelen birbiriyle temas eden taraflarý olduðunu fark edince merakýmýn peþinden koþmaya baþladým, baþkalarýna anlatmaktan ziyade kendim anlama çabasý içine girdim. Anla-

Bediüzzaman’ýn bugünkü Türkçe’yle konuþmaya ihtiyacý yok. Ýstanbul’da “Ey hürriyet-i þer’i” derken insanlar onun ne söylemek istediðini anlýyorlar. Bediüzzaman’ýn Volkan’da ve günlük gazetelerde yazdýðý yazýlara bakarsanýz kendini anlatacak dili oluþturduðunu görürsünüz.

maya çalýþarak aslýnda baþkalarýna da bir þeyler anlatmýþ oluyorsunuz. Her þeyi bilen adam pozisyonundan çýkmýþ oluyorsun.  Çalýþmalarýnýz sonunda nasýl bir Said Nursî tasavvuru oluþtu? Said Nursî’nin Ýslâm medeniyeti içinde öncü bir insan olduðunu düþünüyorum. Bizde Ýslâm, Osmanlý döneminde iktidar ideolojisi olarak iktidara yamanmýþ bir vaziyette idi. Said Nursî gibi birkaç isim o zinciri kýrýp ne devlet Ýslâmýna, ne de Ýslâm dýþý bir harekete dayanmayarak Ýslâmý ihya geleneðinin öncülüðünü yapýyorlar. Said Nursî o büyük geleneði dünya medeniyetiyle tanýþtýrýp Ýslâm esaslarýna uygun olarak dünya medeniyet dili haline getiriyor. Said Nursî’nin Ýslâmý yenileyecek f ikirlerini alýp ayrý deðerlendirmek mümkün.

 Ýslâmý Batý medeniyetine bir alternatif olarak mý düþünüyor Said Nursî? Ýslâmý insanlýðýn evrensel kurtuluþu, huzura eriþin yolu olarak Allah’ýn karþýsýnda kulluk görevini yapabilmenin yolu olarak vaz’ ediyor. Bu baðlamda “alternatif üretiyor”dan söz edilemez, çünkü Ýslâm her þeye þamil olan aslýnda. “Avrupa ikidir” diyerek bir taraftan Ýslâmla problemi olmayan, öbür taraftan da küfre kaçan Avrupa’yý iþaret ediyor. Kötü Avrupa’nýn Ýslâmýn ihyasýyla tasfiye olacaðýný, iyi Avrupa’nýn Ýslâmdan neþ’et ettiðini düþündüðü için Ýslâmýn bütün insanlýk için yegâne kurtuluþ yolu olduðu fikrini iþliyor.  Bu çalýþmanýzda Risâle-i Nurlarý da okudunuz mutlaka... Risâlelerin zor bir dil olduðunu düþünüyor musunuz? Said Nursî, Türkçe gramer kurallarýný dikkate almýyor, dolayýsýyla kendisi söylüyor birisi de yazýyor. Dolayýsýyla Risâlelerin okunmasýnýn zorluðunun gramer yapýsýyla ilgili olduðunu düþünüyorum. Ýslâmî kavramlara ve terimlere yakýn olmadýðým için benim açýmdan daha çok çaba sarf etmem gerekiyor, ama Ýslâmî terimlere ve kavramlara yakýn kesimler için anlaþýlmaz bir tarafý yok.  Murat Bardakçý, Ýlber Ortaylý gibi Ýslâmî geleneði yakýndan tanýyan insanlar Risâleleri gerçekten anlamýyorlar mý? Anladýklarýný düþünüyorum. Okuyanlar için temel sorun cümlelerin çok uzun olmasý. Zaten metinler Türkçe’ye çevrildikten sonra talebeleri noktalama iþaretleriyle metni düzenlemeye çalýþmýþlar, ancak bu Türkçe gramer yapýsýna uygun hale getirmeye yetmemiþ. Bunun için özel çaba sarf etmek gerekiyor. Bediüzzaman’ýn bir cümlesini belki üçe dörde bölüp, ona okurken yeni y ü k l e m l e r,

 Ýnsanlar, o kadar âlim bir insan kendi topraklarýnýn dilini nasýl bilemez diyebilir… Bediüzzaman’ýn bugünkü Türkçe’yle konuþmaya ihtiyacý yok. Ýstanbul’da “Ey hürriyet-i þer’i” derken insanlar onun ne söylemek istediðini anlýyorlar. Bediüzzaman’ýn Volkan’da ve günlük gazetelerde yazdýðý yazýlara bakarsanýz kendini anlatacak dili oluþturduðunu görürsünüz. Zaten bu dil, Osmanlýdan kalmýþ kültürü temsil ediyor ve birlikte yayýlýyor. Kastamonu hayatýndan sonra cemaate dahil olan modern eðitim almýþ kuþak, eski kültürü bu dilden devralarak devam ettiriyor.  Dil devrimi Said Nursî hareketini nasýl etkilemiþtir? Dil devrimi olmasaydý Risâle-i Nurlarýn bu kadar köklü ve meþrû yayýlmasýnýn zor olacaðýný düþünüyorum. Çocukluðumuzdan hatýrlýyorum, yerde Arapça alfabesiyle yazýlmýþ bir metin görsek hürmeten yukarý kaldýrýrdýk. Risâle’lerin de amacý “hatt-ý Kur’ân’ý” korumak. Risâleleri yazan açýsýndan yazdýðýnýn çok önemi yok, ne yazarsa yazsýn harf inkýlâbýna karþý hatt-ý Kur’ân’ý korumuþ oluyor. Bu refleksin Risâlelerin yaygýnlaþmasý açýsýndan çok önemli olduðunu düþünüyorum. Cumhuriyete kafa tutan geleneðin merkezi önemli ölçüde taþradýr.  Said Nursî’nin M. Kemal’e karþý tavrý için ne düþünüyorsunuz? “Bana zulüm ettiler, ben de þöyle bir þey yapayým” diye düþündüðünü zannetmiyorum. Said Nursî’nin temel problemi Allah’a kulluk görevini yerine getirmek. Kulluðunu yerine getirirken bir takým etkinliklerde bulunuyor. Bu etkinlikte bir çaðrýþým alaný oluþturuyor ve kendine bir hayat alaný meydana getiriyor. “Said Nursî cumhuriyete karþý bir direnç hareketi içine girdi” demek kastý aþan bir ifade olur. Cumhuriyetin yaptýklarý ettikleri karþýsýnda bir takým insanlarda kendi bildikleri gibi hayatlarýný sürdürdüler.  Yani siz yaþanan þeyin Allah’a kulluk çabasý olduðunu düþünüyorsunuz? Ýki hayat tarzý düþünün, biri bir þey yapýyor ilerliyor; öbürü de baþka bir þey yapýyor ilerliyor. Aslýnda paralel süreçler bunlar.  Fikirsel mânâda yapýlan çabalar da bir mücadele deðil mi sizce? Bediüzzaman Ankara’ya gittikten sonra mücadeleden vazgeçiyor. “Þu adamla veya bu adamla mücadele edeyim” diye bir derdi yok. Bir Müslümanýn hayat tarzýný ortaya koymaya çalýþýyor. Politik çatýþmadan da kaçýnmasýnýn bundan kaynaklandýðýný düþünüyorum. Cumhuriyetten sonra Said Nursî’nin hareket tarzý kulluðuna engel olmaya çalýþanlarla temas etmemek üzerine kuruludur. Mesele “yolumuza çýkmasýnlar yollarýna çýkmayalým” meselesidir. 1928’de genel af çýkýyor. “Þeyh Said isyanýna katýlanlar baþ vurduðu takdirde memleketlerine geri gönderilecek” deniyor. Said Nursî suç iþlemediðini bildiði için, baþ vurunun suçun kabulü anlamýna geleceði için müracaat etmiyor ve Barla’da kalýyor. Bunu bir takdiri Ýlâhî olarak algýlýyor ve gereðini yerine getiriyor. Saðla solla uðraþýp enerjisini boþuna harcamak yerine, süreklilik ve takiple ortaya bir þeyler çýkarýyor.  Bediüzzaman’ý cumhuriyet düþmaný olarak lanse edenler var. Bu doðru mu? Ben cemaatin ve bu memlekette siyaset bilimiyle uðraþanlarýn, Ýslâmla ilgilenenlerin, “Münâzarât” eserini dönüp dönüp yeniden okumasý gerektiðini düþünüyorum.  Bu kadar önem neden kaynaklanýyor? Bediüzzaman için meþrûtiyet ve cumhuriyet “Ýþlerinizi þûrâ ile hallediniz” öðretisinin somutlaþmasýndan baþka bir þey deðildir. Dolayýsýyla Müslüman toplumun cumhuriyetle yönetilmesinden baþka doðal bir þey olamaz. Laiklik konusunda ise “Dinsize karýþmadýðýnýz gibi dinliye de karýþmayýn” diyor. Cumhuriyet ise “devlet Ýslâmý”ný tesis etmek istediði için sürtüþme çýkýyor.

{

YARIN: ENTELEKTÜELLER MÜNAZARAT'I MUTLAKA OKUMALI

{

siyahbeyaz:Mizanpaj 1


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:57 PM

Page 1

14

PANEL

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

V. ULUSAL RÝSALE-Ý NUR KONGRESÝ YAPILDI

"Çaðýmýz sorunlarýna çözüm arayýþlarý ve Said Nursî modeli" konulu kongrede sekiz ayrý masa çalýþmasý yapýldý. Masa çalýþmalarý sonucu ortaya konan deklarasyonlar yemekli bir toplantý ile kamuoyuna duyuruldu. Risale-i Nur eksenli önerilerin uygulanmasý halinde Türkiye'nin bir çok sorunu çözüm bulmuþ olacak.

Günümüz sorunlarýna Bediüzzaman açýlýmý RÝSALE-Ý NUR ENSTÝTÜSÜNCE DÜZENLENEN KONGREDE ÇAÐIMIZ SORUNLARINA ÇÖZÜM ARANDI. ELÝF NUR KURTOÐLU ÝSTANBUL

HAFTA sonu Risale-i Nur Enstitüsü tarafýndan organize edilen V. Ulusal Risale-i Nur Kongresinin bu seneki konusu, “Çaðýmýz Sorunlarýna Çözüm Arayýþlarý ve Said Nursî modeli” idi. Cumartesi günü akademisyenler tarafýndan sekiz ayrý masada yapýlan çalýþmalar sonucu hazýrlanan deklarasyon-

I. MASA

Din ve Siyaset 1- Din, toplumun siyasetler üstü ortak deðeridir, belli bir siyasî görüþün tekeline alýnamayacaðý gibi siyaset de dinsizliðe âlet edilemez. Bediüzzaman, siyasetin dinî hak ve hürriyetlerin önünü açacak bir anlayýþla yürütülmesi gerektiðini vurgulamaktadýr. 2- Devletin dinle iliþkisi, bütün inanç gruplarý için din ve vicdan hürriyetini saðlayýcý bir laiklik anlayýþý üzerine bina edilmelidir. 3- Devlet dine hiçbir þekilde müdahale etmemelidir, din adýna devleti yönetme talebi olmamalýdýr. 4- Laik- anti laik çatýþmalarýnýn çözümü, Bediüzzaman’ýn “hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere iliþmediði gibi dindarlara ve takvâcýlara da iliþmez bir hükûmet” tarifiyle ortaya koyduðu prensiptedir. 5- Kendisini dindar bir cumhuriyetçi olarak tanýmlayan Bediüzzaman, belli bir devlet modeli önermemiþ, insanlýðýn geliþim süreci içerisinde ortaya koyduðu deðerlerle örtüþen, AB kriterlerinde ifadesini bulan hukukun üstünlüðü, adalet, hak ve hürriyetler, hizmetkâr devlet gibi temel ilkeleri vurgulamýþtýr. 6- Cumhuriyeti adalet, meþveret ve kanunda inhisar-ý kuvvet olarak tanýmlayan Bediüzzaman’a göre, demokratik cumhuriyet dinin prensipleriyle çeliþmez, din demokratik devlet için bir tehdit oluþturmaz. 7- Ýnsanlarýn manevî ihtiyaçlarýna cevap vermek üzere ortaya çýkan cemaatler, aslî hizmet ve meþguliyet alanlarýnýn dýþýna çekilerek siyasî ve ideolojik tartýþmalara konu edilmemelidir. 8- Bediüzzaman’a göre din kâinatýn üzerinde, görünen ve görünmeyen bütün âlemleri ve bütün zamanlarý kuþatýcý bir hakikat olarak yeryüzündeki geçici siyasî ve ideolojik cereyanlara tabi kýlýnýp alet edilmez. 9- Ýnsanýn bu dünyadaki aslî vazifesini iman ve ubudiyet olarak niteleyen Bediüzzaman, siyasetin dikkatleri bu hedeften uzaklaþtýrýp insanlarý yozlaþtýrma tehlikesine dikkat çekmektedir. 10- Din ve siyaset iliþkilerindeki gerilimlerin aþýlýp saðlýklý ve doðru sonuçlara ulaþýlabilmesi için aydýnlarýn toplumun tarihî ve kültürel deðerlerini ve tecrübelerini dikkate alan bir yaklaþýmla kendi gerçeklerimiz ýþýðýnda çözümler üretmelerine ihtiyaç vardýr.

lar, Pazar günü düzenlenen yemekli bir toplantýda aydýnlarla paylaþýldý. Bu sene beþincisi gerçekleþtirilen Ulusal Risale-i Nur Kongresi her yýl deðiþik alanlarda güncel konularý ele alýyor. Bediüzzaman Said Nursî’nin fikirleri ýþýðýnda gerçekleþen masa çalýþmasý konu baþlýklarý, önceki kongrelerde þöyleydi: “Farklýlýklarýn Buluþmasýnda Bediüzzaman Said Nursî’nin Rolü”, “Bilim ve Din”, “Ahlâk”, “Küresel Kriz ve Said Nursî’nin Ýktisat Görüþü” Bu yýl Radisson Blu Oteli’nde gerçekleþen ve iki gün süren kongrede yaklaþýk 80 akademisyen yer aldý. Masa çalýþ-

II. MASA

Demokrasi ve Ýnsan Haklarý 1. Türkiye’de cumhuriyet ve demokrasi üzerindeki kavram kargaþasýna son verilmeli; bu kavramlar, evrensel standartlar esas alýnarak kabul görmeli; kiþiye, kuruma, konjonktüre göre farklý mânâlar yüklenilerek kullanýlmamalýdýr. 2. Demokratik bir ülkede, kiþi veya kiþilere dayalý bir hukuk anlayýþý kabul edilemez. Hukuk düzenlemeleri evrensel ilkelere ve objektif kurallara dayalý olmalý, keyfiliðe fýrsat vermemelidir. Bu çerçevede tartýþýlamaz, deðiþtirilemez bir resmî ideoloji kabul edilmemelidir. 3. Demokrasi sadece çoðunluðun hakimiyeti olarak görülmemelidir. Azýnlýklarýn ve fertlerin temel hak ve hürriyetlerinin garanti altýna alýnmasý, demokrasinin en önemli ilkesidir. Temel hak ve hürriyetler, hiçbir þekilde tartýþma konusu olamaz, referanduma ve oylamaya tabi kýlýnamaz. Keyfi gerekçelerle tahdit edilemez, askýya alýnamaz. 4. Demokrasinin saðlýklý bir þekilde iþletilebilmesi için sivil ve asker bürokratik yapý olmasý gereken sýnýrlar içine çekilmelidir. Sivil, adlî ve askerî bürokrasi marifetiyle yürütülen vesayetçi sistem, tasfiye edilerek demokratik sistem tahkim edilmelidir. 5. Türkiye askerî darbelerle anýlan bir ülke olmaktan uzaklaþtýrýlmalý; askerin yeri ve konumu, sivil otoritenin üstünlüðü ilkesi çerçevesinde kanunlarda net olarak ifade edilmelidir. 6. Din ve vicdan hürriyeti, fikir ve ifade özgürlüðü en temel insan haklarýndandýr. Laiklik her þeyden önce din ve vicdan hürriyetini teminat altýna almaktýr. Bu ise siyasî iktidarýn dinî alana müdahale etmemesini gerektirir. Din ve inanç, sivil ve kamusal alanda serbestçe yaþanabilmeli ve ifade edilebilmelidir. Dinî eðitime iliþkin devlet tekeline son verilmelidir. Bu çerçevede Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýnýn devlet yapýsý içindeki konumu ve iþleyiþi de gözden geçirilmelidir. 7. Demokrasinin saðlýklý iþleyiþinde iktidar kadar muhalefet de önemlidir. Muhalefet, demokratik yöntemlerle yapýlmalýdýr. Hak arama yöntemi olarak þiddet, hangi mülâhazalarla olursa olsun hiçbir þekilde tasvip edilmemelidir. 8. Ülkede yaþayan herkese herhangi bir ayrýmcýlýk yapýlmaksýzýn, anayasal vatandaþlýk çerçevesinde bireysel hak ve özgürlüklerin tanýnmasý gerekmektedir. 9. Türkiye’nin siyasî ve sosyal alanda yaþadýðý problemleri çözebilmek için Türkiye toplumunun bütün farklýlýklarýyla ve çeþitlilikleriyle barýþ içerisinde kardeþçe, birlikte yaþayabilmelerinin siyasî çerçevesini çizecek toplumsal mutabakat zeminine dayalý yeni bir demokratik anayasa hazýrlanmalýdýr.

malarýnda; ‘’Din ve Siyaset, Demokrasi ve Ýnsan Haklarý, Kürt Sorunu, Dünya Barýþý, Kadýn ve Aile, Ýnsan, Ýman ve Ahlâk, Eðitim, Kültür ve Sanat ile Gençlik” baþlýklarý ele alýndý. Sonuçlar açýklanmadan önce konuþma yapan gazetemizin imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular, kongreden memnuniyetini dile getirdi. Beþ senedir yapýlan toplan-

III. MASA

Kürt Sorunu 1. Türkiye’nin her türlü farklýlýklarý tanýyan, çoðulculuðu bir zenginlik olarak gören, resmî ideolojiden arýndýrýlmýþ, anayasal vatandaþlýðý esas alan yeni, demokratik ve sivil bir anayasaya ihtiyacý vardýr. 2. Devlet, baþta Kürtler olmak üzere maðdur edilmiþ bütün toplumsal kesimlerden özür dilemeli; maðduriyetlerini giderici hukukî düzenlemeler yapýlmalýdýr. 3. Eðitim demokratik hale getirilmeli; eðitim müfredatý her türlü ayrýmcý ifadeden temizlenmeli ve bu baðlamda “andýmýz” türü metin ve ritüeller eðitim sisteminden tamamen çýkarýlmalýdýr. Bütün olarak eðitim ve öðretim sistemi Türkiye’nin çok kimlikli toplumsal yapýsýný yansýtmalýdýr. 4. Anadilde eðitim tercihi temel bir haktýr; bu hakkýn önündeki bütün engeller kaldýrýlmalýdýr. 5. Eðitimde ve toplumsal pratiklerde köktenci sekülerist yaklaþýmlar gözden geçirilmeli ve toplumun dinî duyarlýlýklarý ve talepleri dikkate alýnmalýdýr. 6. Bediüzzamanýn bir akademya projesi olan Medresetüzzehra, hayata geçirilmelidir. 7. Zorunlu göç uygulamasýna tabi tutulmuþ insanlarýn zararlarý tazmin edilmeli ve geri dönmek isteyenler için kolaylaþtýrýcý tedbirler alýnmalýdýr. 8. Toplumsal barýþý saðlamak için silâhsýzlandýrmayý kapsayan bir demokratikleþme programý yürürlüðe konulmalý ve bir toplumsal uzlaþma yasasý ile örgüt mensuplarýnýn daðdan inmesi saðlanmalýdýr. Bölgede toplumsal çatýþmalara sebep olan ve þiddeti arttýran koruculuk sistemi kaldýrýlmalýdýr. 9. Tarihî ve kültürel dokuyu bozan coðraf î birimlerin isimlerinin deðiþtirilmesi uygulamasýna son verilmeli, halkýn benimsediði isimler iade edilmeli ve bu konudaki yasaklar kaldýrýlmalýdýr. 10. Kürtlerin bilgelik hafýzasýný oluþturan, Faqeye Teyran, Ahmede Xani, Ahmede Ciziri gibi müelliflerin eserleri Kültür bakanlýðý gibi resmî kurumlarca yayýnlanmalý ve millî eðitim müfredatýna girmelidir. Ýslâm düþüncesinin çaðýmýzdaki en önemli düþünürlerinden olan Bediüzzaman Said Nursî’nin eserlerinin okullarda okutulmasý ve yaygýnlaþtýrýlmasý saðlanmalýdýr.

týlarýn önemli çok olduðunu söyleyen Kutlular, “Üstadýmýz çok yönlü bir insandýr. Her meselede fikirlerini beyan etmiþ, ama bu fikirleri hiçbir zaman eskimiyor, tazeliðini koruyor ve söylediði meseleler hem güncel, hem de çok güzel” dedi. Kutlular, yaptýðý konuþmada hürriyet ve demokratik açýlým tartýþmalarýna da þöyle deðindi: “Üstad, ekmeksiz yaþarým, ama hürriyetsiz yaþayamam diyor. Ýnsaný insan yapan hürriyettir. Bunun da en geniþini Ýslâm getirmiþ, adaletin en mükemmelini getirmiþ. Demokratik açýlým dediðiniz zaman demek oluyor ki bu ülke demokratik-

leþememiþ bu yüzden demokratik açýlýmdan bahsediyoruz.” Mehmet Kutlular, “Üstad Kur’ân’ýn evrensel mesajlarýný tüm dünyaya duyurmayý amaçlamýþ. Biz de onun talebeleriyiz. Bu cihetle Türkiye’nin gerçekten demokratikleþmesine katkýda bulunmalýyýz” diyerek Bediüzzaman’ýn çok yönlü tarafýný insanlara duyurma gayreti içinde olduklarýný ifade etti. Sekiz ayrý masadan çýkan deklarasyonlar 28 Mart'ta Haliç Kongre Merkezinde düzenlenecek halka açýk bir panelle kamuoyuna duyurulacak.

IV. MASA

Dünya Barýþý 1- Hayýr ve þerre istidatlý olarak yaratýlmýþ olan insanlardan meydana gelen toplumlarýn birbirlerine zarar vermesi muhtemeldir. Ancak fýtratta hayýr esas, þer ise arýzidir. Ayný þekilde uluslar arasý iliþkilerde de asýl olan sulh ve barýþtýr; savaþ hali ise arýzi bir durumdur. 2- Günümüz güçlü devletlerinin diðer devletleri iþgal etmesi, sömürmesi ve asimilasyona tabi tutmasý gibi zulüm ve haksýzlýklar sadece çýkar düþüncesinden deðil bu düþüncenin arkasýndaki medeniyet algýsýndan kaynaklanmaktadýr. Bediüzzaman’a göre bu tür düþüncelerin sosyal hayattaki dayanak noktasý kuvvet; gayesi menfaat; hayat kanunu mücadele; toplumlarý birbirine baðlayan rabýtasý ýrkçýlýk ve menfi milliyetçilik fikri; meyvesi ve neticesi ise nefsî arzularýn tatmini ve ihtiyaçlarýn giderek arttýrýlmasýdýr. Halbuki kuvvetin neticesi tecavüz; mücadelenin sonu çarpýþmak; ýrkçýlýðýn ve unsurîyetçiliðin sonucu ise baþkasýný yutmakla beslenmek olduðundan, baþkasýna tecavüzdür. Diðer taraftan; Ýslâm medeniyetinin dayandýðý esas nokta kuvvete bedel hak; gayesi menfaate bedel fazilet ve rýza-i Ýlâhiyi elde etmek; hayat kanunu mücadeleye bedel yardýmlaþma; toplumlarý birbirine baðlayan rabýtasý ýrkçýlýk ve menfi milliyetçilik fikri yerine din kardeþliði, akrabalýk ve vatandaþlýk baðlarý; hedefi ve maksadý ise insaný nefsi arzularýndan kaynaklanan kötü fiilleri iþlemekten vazgeçirmek, ruhu derin ve yüksek düþüncelerle donatýp ulvî hisleri tatmin etmek, kýsacasý insaný insan-ý kâmil haline getirmek, insaný insan yapmaktýr. Hakkýn gereði ittifak; faziletin gereði dayanýþma; dayanýþmanýn gereði birbirinin yardýmýna koþmak; Müslüman olmanýn gereði Ýslâm kardeþliði ve birbirini manen desteklemek; nefsi gemleyip helâl dairede kalmanýn ve ruhu ahlâkî faziletlerle donatmanýn neticesi ise dünya ve ahirette huzur ve saadettir. 3- Günümüzde uluslar arasý münasebetlerin temellerinden birisi çýkar iliþkisidir. Ýnsanlar arasýndaki münasebetlerin insan haklarý temeline dayanmasý zorunlu olduðu gibi, uluslar arasý münasebetlerin de insan hak ve hürriyetleri temeline dayanmasý zorunludur. Dünyada sulh-u umumînin temini için hakkýn temel alýnmasý bir zarurettir. 4- Uluslar arasý iliþkilerin bir diðer önemli esasý mütekabiliyettir. Ancak mütekabiliyet esasýnýn mutlak olarak uygulanmasý doðru olmayýp, bu hususta da hak ve adalet esaslarýna riayet edilmesi sulh-u umumî adýna bir gerekliliktir. 5- Gerek insanlar arasýndaki gerekse toplumlar ve devletler arasýndaki iliþkiler kin ve adavet üzerine deðil, muhabbet ve merhamet üzerine kurulmalýdýr. Kiþi ve toplumlara haklarýnýn verilmesi ancak bu düþüncenin yaygýnlaþtýrýlmasý ile mümkün olacaktýr. Uluslar arasý bir gücün baþka toplumlar üzerinde yapmýþ olduðu zulüm ve haksýzlýklara karþý diðer toplum ve devletlerin sessiz kalmasý dahi hakikatte bir zulümdür. 6- Ýttihad-ý Ýslâm, Bediüzzaman’ýn önemli hedeflerinden biridir. Ancak onun ittihad-ý Ýslâm anlayýþý siyasî bir birliði deðil, merkezden muhite gittikçe geniþleyen, ferdi ve bütün dünya toplumlarýný içine alan bir barýþ projesidir. Bu münasebetle Bediüzzaman, önce

ferdin iman, amel noktasýndaki birliðini; sonra ayný toplumda yaþayan sýnýflar arasýndaki birliði; daha sonra ise Müslümanlar arasýndaki birliði ve en sonunda da Müslümanlar ile gayri Müslimler arasýndaki birliði hedef edinmiþtir. Bu birliðin temin edilebilmesi için Bediüzzaman, genellikle her toplum ve medeniyette müsbet ve menf i olmak üzere farklý özelliklerin bulunduðu gerçeðini göz önüne alarak, o toplumlar ve medeniyetlerde birleþmeye zemin teþkil edecek cihetlere dikkati çeker. 7- Cihadýn gayesi i’lay-ý kelimetullahtýr. Ýnsanlarýn medenileþtiði bu zamanda aslolan maddî cihad deðil manevî cihaddýr. Bu cihadýn en önemli vasýtasý ilim ve irfandýr. Bediüzzaman bu durumu, “Cihad-ý hariciyi, Þeriat-ý Garra’nýn berahin-i katýasýnýn elmas kýlýçlarýna havale edeceðiz. Zira medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahþiler gibi icbar ile deðildir” ifadesiyle ortaya koymuþtur. 8- Müslümanlarýn arasýnda çýkacak olan anlaþmazlýklarýn giderilmesi, öncelikle Müslümanlarýn görevidir. Bediüzzaman’a göre ittihad-ý Ýslâm önemli bir hedef olduðundan, Ýslâm ülkelerinin kendi aralarýndaki iliþkileri saðlamlaþtýrmak için kurduklarý her türlü birliðin muhafazasýna çalýþýlmalý, bunlarýn iþlerlik kazanmasý için çaba sarf edilmeli ve Müslüman ülkelerin gayri Müslim ülkelerle yapacaklarý birlik anlaþmalarýnda Müslüman ülkelerle irtibatýný koparacak hususlara karþý hassasiyet gösterilmelidir. 9- Diyalog, sulh-u umumînin temini için önemli bir araçtýr. Ancak bu yöndeki teþebbüs ve çalýþmalarda Bediüzzaman’ýn “zarurat-ý diniye” olarak tabir ettiði Ýslâm’ýn temel esaslarýndan taviz verilmemeli ve bu vesileyle görev yapan kiþilerin gerek inanç gerekse bilgi bakýmýndan yeterli donanýma sahip olmalarý zarurîdir. 10- Ýslâm tarihi geçmiþte diðer medeniyetlerle bir arada barýþ içinde yaþanabileceðinin en zengin örnekleriyle doludur. Ancak Batý medeniyeti içerisinde Müslümanlarýn bugün dahi çok rahat yaþayabildikleri söylenemez. Müslümanlarý rahatsýz etmek için zaman zaman Batýda bazý provokatif eylem ve söylemler ortaya çýkmaktadýr. Müslümanlarýn bunlara karþý uyanýk olmasý ve bu tür provokasyonlara alet olmamasý gerekir. 11- Ýçinde bulunduðumuz bölge ve tarihî sorumluluklarýmýzdan hareketle, tarihte yapýlmýþ hatalardan ders alýnarak, geleceðe perspektif oluþturabilecek hak ve adalet esasýna dayalý ilkeli münasebetler tesis edilmelidir. 12- Çaðýn þartlarý ne olursa olsun her konuda ümitvar olmak gerekir. Herkesin himmeti kendi milletini kurtarmaya yönelik olur ve herkes müsbet hareketi prensip edinirse kýsa zamanda büyük baþarýlarýn saðlanmasý mümkündür. 13- Hem insanî düzeyde, hem de toplumsal düzeyde Kur’ân medeniyetinin dayanmýþ olduðu temel ilkelerin, çaðýn problemlerine reel olarak nasýl çözüm bulabileceðine dair projeler ve bilimsel araþtýrmalarýn yapýlmasý, somut tekliflerin ortaya konulmasý gerekmektedir.

{

DEVAMI SAYFA 15’TE

}


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:15 PM

Page 1

15

PANEL

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

V. MASA

Bediüzzaman Modeli

VIII. MASA

1- Dünyanýn bir çok ülkesinde komünizm, sosyalizm, kapitalizm ve hedonizmin çarklarý arasýnda kalan aile, gittikçe yozlaþmakta, aile kavramý yerini baþka kavramlara býrakmaktadýr. Dinî deðerlerin kýymetini kaybettiði, inançlarýn etkisini bir hayli yitirdiði, ahlâkýn hedonist ahlâka dönüþtüðü toplumlarda böyle bir sonuçla karþýlaþýlmasý hiç de sürpriz sayýlmamalýdýr. 2- Ülkemizde ve dünyada boþanma oranlarýnýn son on yýlda hýzlý bir þekilde artmasý, aile kurumunun gittikçe bozulmaya uðradýðýný göstermektedir. Boþanmaya sebep olan unsurlar ele alýnýnca aile kurumunun temellerinin ve amacýnýn tekrar gözden geçirilmesi geremektedir. 3- Batýlý bazý bilim adamlarý, devlet adamlarý bu çözülmeye çareler bulmaya çalýþýrken, Batýyý taklit etmekte bir yarýþ içinde olan bizim gibi ülkelerde de, ailede yozlaþmanýn gittikçe arttýðý bir realitedir. Hâlâ romantik aþkýn evliliklerin ve mutluluklarýn tek sebebi olarak gösterildiði filimler, televizyon dizileri hem Batýdan ithal edilmekte, hem de bizdeki kanallarýn bir çoðu benzer þeyleri insanlara sunmaktadýr. 4- Postmodern çaðýn kadýn kimliði tüketim kültürünün her seferinde daha aðýr dozlarla pompaladýðý genç kalmak, saðlýklý olmak, iyi görünmek temalarýyla þekillenmektedir. Bu tür duygularýn uzun süre yaþanmasý da, kadýnlarda kaygý bozukluklarý ve depresyon gibi tablolarýn artýþýný netice vermektedir. Tüketim toplumu ve kadýnýn çalýþma hayatýnýn içinde yoðun olarak bulunmasý, anne ve eþ rolünün ikinci plana düþmesine sebep olmuþtur. 5- Aile ile ilgili bütün bu sorunlarýn çözümü ise, sadece eðitim sisteminde deðildir; bu sorun ancak genelde aile kurumunun, özelde de anne-çocuk iliþkisinin yeniden diriltilmesinde yatmaktadýr. Bu iliþkinin saðlýklý zeminlere çekilmesi Ýslami terbiyenin esas alýnmasýna baðlýdýr. 6- Çaðýmýzýn sorunlarýný geçen asrýn baþlarýndan itibaren itinayla okuyan Bediüzzaman Said Nursi ailenin gittikçe artan yozlaþtýrýlmasýna karþýn Ýslâm dininin inanç ve ahlak ilkeleri doðrultusunda çözüm önerileri sunmuþtur. Nursinin ortaya koyduðu aile modelinin temelinde, tahkikî iman, Allah için sevmek, özellikle de ahirete iman bulunmaktadýr. Allah rýzasýnýn esas alýndýðý bu modelde evlilikler menfaat, güzellik ve soy sop üzerine kurulmaz. Ahlâk güzelliðini de içine alan dini terbiye üzerine kurulur. O’na göre evlilik insanýn kalbine mukabil bir kalp bulmasýnýn, sevgi, lezzet, gam ve kederlerinin yanýnda hayret ve tefekkür paylaþýmýnýn da yapýldýðý en doðru adresdir. Esasen bunlar bir ailenin mutlu olmasý için de gerekli olan alt yapýyý oluþturur. 7- Bediüzzamanýn tespitlerine göre, aile kurmada Ýslâmiyetin sunduðu esaslar, ebedî bir hayat arkadaþý olmak, dünya hayatýnda mutluluðu kazanmak ve günahlardan korunmak gibi hususlardýr. . Allah için olan bu sevgi, hatalarý birlikte düzeltmeyi, affededici olmayý, sorun odaklý deðil, çözüm odaklý olmayý gerektirir. Ahiret arkadaþlýðýný hedefleyen eþlerin yaþýn ilerlemesiyle, fiziksel özelliklerinin kaybolmasý nefret ve ayrýlýðý deðil, ebedi arkadaþlýk inancýyla güzel muameleyi doðurur. Ona göre ailede tesettür de, eþler arasýnda samimi sevgi, güven, sadakat ve gerçek þefkatin teminatýdýr. 8- Said Nursinin önerdiði bu modelde, eþler birbirini Allah için sevdiði gibi, çocuklarný da Allah için severler, çocuklarýyla masumane sohbet etmeyi, bütün eðlence vasýtalarýna tercih ederler. Bediüzzamana göre kadýnlar fedakar ve kahramanane olan þefkatlerini suistimal etmemeli, çocuklarýnýn ebedi hayatlarýný kurtarmak için ciddi çaba göstermelidir. 9- Kâinat kitabýný yaratýcý hesabýna okuyan anne babalar çocuklarýný da birer kitap gibi okuyarak yaratýlýþ gayelerini keþfetmelidirler. Böylece çocuklarýna da Ýslamýn öngördüðü þekilde iyi birer model olabilirler. Bu modelin yaygýnlaþmasý, çocuklarýn fýtratlarýna uygun eserlerin çocuksu duyarlýlýkla hazýrlanmasý ve çocukça tabiratýn kullanýlmasýyla mümkündür. Bu çerçevede Risale-i Nur Enstitüsü’nün bir alt kuruluþu olarak ya da baðýmsýz bir ÇOCUK ENSTÝTÜSÜ kurulmasý, çocuklarý önemseyen Said Nursinin misyonuyla paralellik arzetmektedir. 10- Ýman, sevgi, þefkat ve ahlak üzerine kurulmuþ olan ailelerde sýkýntýlar asgariye iner. Bugün insanlýk Nursinin Kur’an ve sünnet referanslarýyla ortaya koyduðu bu iman, ahlak, sevgi ve þefkat temelli aile modeline ihtiyaç duyulmaktadýr. Bu model üzerinde ciddi çalýþmalar yapýlmasý ve insanlýða bir reçete olarak sunulmasý, Ýslami olduðu kadar insani bir borçtur.

SÝYAH-BEYAZ

Gençlik

Kadýn ve Aile

VI. MASA

Ýnsan, Ýman ve Ahlâk 1. Ýnsan Allah’ýn en harika sanatý, en kýymetli misafiridir. Sözlerini en iyi anlayan muhatabýdýr. Güzel isimlerinin en güzel yansýtýcýsýdýr. En faal memuru, en sorumlu âmiri, en dikkatli müfettiþi ve seyircisidir. Varlýðýn iþleyiþinin merkezi ve mevcudatýn sultaný, yeryüzünün halifesidir. Bu dünyaya imtihan olmak ve her iki dünya mutluluðunu kazanmak için gönderilmiþtir. 2. Ýman bir intisaptýr. Ýman Kâinat Sultanýna baðlanýp hizmetkâr olmaktýr. Ýmanýn þehameti baþkasýnýn tahakküm ve baskýsý altýna girmeye engel olduðu gibi, imandan kaynaklanan þefkat de baþkasýnýn hürriyet ve hukukuna saldýrmaya engeldir. 3. Ýnsanýn “ahsen-i takvim”de (en güzel surette) yaratýlmýþ olmasý fýtraten ahlaklý olduðunu gösterir. Ýradesini yanlýþ kullanmasý ise ahlak dýþý davranýþlarý ortaya çýkarýr. 4. Ýman güzel düþünce ve güzel ahlakýn kaynaðýdýr. Güzel ahlâklý güzel düþünür. Güzel düþünen, güzellikleri görür. Fena ahlâklý ise fena düþündüðünden, fena þeyleri görür. 5. Bediüzzaman’a göre günümüz insanýnýn en önemli problemi imansýzlýk ve iman zafiyetidir. Bu problem imaný kazanmak ve kuvvetlendirmekle çözülür. 6. Çaðýmýzýn en önemli özelliði dünya hayatýný ahiret hayatýna bilerek tercih ettirmesidir. Bunun anlamý ebedi mutluluða bedel, nazarlarýn sadece fani dünya mutluluðuna yönelmesidir. 7. Milletlerin hayatýnýn devamý bakýmýndan da

ahlakýn önemi büyüktür. Geçmiþte ve günümüzde birçok toplumun geçirdiði bunalým ve huzursuzluðun temelinde ahlaki çöküþ vardýr. 8. Allah’a ve ahirete iman ahlaký yüceltir. Güzel ahlakýn zirvesi ihlâstýr. Ýhlâs yalnýz Allah emrettiði için yapmak ve neticesinde sadece O’nun rýzasýný istemektir. Ýhlâsý kazanan biri, Cennetin eþsiz nimetlerini bile imanýnýn ve ibadetinin karþýlýðý olarak görmez. 9. Ýdeal insan ve doðru davranýþlar, akýl, kalp ve diðer duygularýn imanla aydýnlanmasýyla mümkündür. 10. Varlýklarýn ve ilimlerin hakikati Esma-i Hüsna’ya dayanýr. Esma-i Hüsna ile “fýtri þeriat” ve güzel ahlak arasýnda sýký bir bað vardýr. 11. Ýnsan ruh ve bedenden oluþmuþtur. Asýl olan ruhtur. Ruhun bedende yaþayabilmesi için insana üç temel kuvve verilmiþtir. Bunlar “þehevi”, “gadabi” ve “akli” kuvvelerdir. Kuvve-i þeheviye faydalarý çekme, kuvve-i gadabiye zararlarý uzaklaþtýrma ve savunma mekanizmalarý ve kuvve-i akliye de doðru ile yanlýþý ayýrma melekesidir. Ýnsanýn kuvvelerini vasat çizgide tutacak temel duygu tahkiki imandýr. Bu insanýn “fýtri þeriat” ile uyum halidir. 12. Kur’ân’ýn % 90’ý iman hakikatleri, % 10’u ahkâm ayetleridir. Bediüzzaman baþta Ýslam âlemi olmak üzere dünyanýn gündemine Kur’ân’ýn temel mesajý olan imaný tekrar taþýmayý baþarmýþtýr. 13. Güzel ahlâk edeptir. Bu noktada yegâne model Hz. Muhammed’dir (asm).

VII. MASA

Eðitim, Kültür ve Sanat 1. Eðitim müfredatlarý, kiþinin akýl dünyasýný geliþtirmenin yanýnda, duygu, düþünce ve kalp dünyasýný da geliþtirebilmelidir. 2. Allah’ýn isimlerinin (Esma’ül Hüsna) her kiþide farklý þekillerde tecelli ettiði gerçeðini dikkate alarak, sanat/güzellik/estetik gibi temalarý, eðitim uygulamalarýnda daha çok kullanmaya ve geliþtirmeye ihtiyaç vardýr. 3. Eðitimde, bireyin kiþisel özelliklerinin farklý olduðunu dikkate alan modeller uygulanmalý, söz konusu bu modellerin düþünce dünyamýzý geliþtireceði gözden kaçýrýlmamalýdýr. 4. Eðitim, kiþinin bilgiye ulaþmasýný kolaylaþtýracak iletiþim kanallarýný açýk tutacak þekilde yapýlandýrýlmalý ve her kademede ispata dayalý eðitim metotlarý uygulanmalýdýr. 5. Geliþtirilen eðitim modellerinin güzel ve etkileyici ifadeyi teþvik etmesi saðlanmalýdýr.

6. Eðitimde, insanýn iç dünyasýnýn zenginleþmesi için, dýþ dünyayý gözlemleme, idrak etme ve hayata olumlu bakma yeteneðinin geliþtirilmesi gerekmektedir. 7. Eðitim modelleri; kiþileri okul öncesi dönemden itibaren, merak duygusunu geliþtirerek okuma, araþtýrma ve incelemeye yöneltmelidir. 8. Eðitimde, örgün öðretimin yaygýnlaþtýrýlmasýnýn yanýnda, yaygýn eðitim ve uzaktan öðretim modellerinin geniþ halk kitlelerine ulaþtýrýlmasý gerekmektedir. 9. Eðitimde etkileme yerine, kültürel ve sosyal etkileþimi saðlayacak yeni modellerin uygulanmasýna ihtiyaç vardýr. 10. Özgür bireylerin yetiþtirilmesinin, eðitimin demokratikleþtirilmesi ve çeþitlendirilip zenginleþtirilmesi ile saðlanacaðý bilinmelidir.

1. Gençlik; kimlik oluþturma ve varlýk sorgulamasýnýn yaþandýðý, akýldan ziyade hislerin hakim olduðu fýrtýnalý bir dönemdir. Bu dönemde, genç ve ebeveynin bilgi donanýmýna ihtiyaç vardýr. 2. Günümüz gençliðinin önünde duran en büyük tehlike, amaçsýzlýk / anlamsýzlýk ve bunun doðurduðu / beslediði sefahat halleridir. Bu sorunlar, ancak doðru bir varlýk algýsýyla aþýlabilir. 3. Bediüzzaman Said Nursi, gençleri, iman ve marifetullah gibi, iki dünyada mesut edecek yüksek bir hedef göstererek, amaçsýzlýk ve anlamsýzlýk anaforundan kurtarmayý amaçlamýþtýr. 4. Gençlere sahip olduklarý vücudun ve gençliðin kendilerine ait olmayýp, Yaratýcýnýn bir emaneti ve nimeti olduðunu hatýrlatýp, bu emaneti Mülk Sahibinin istediði doðrultuda kullanmalarý gerektiðini izah etmiþtir. Bu, ayný zamanda onlara, “sorumlu bir özgürlük” alanýný da açmaktadýr. 5. Bediüzzaman, gençlerde akýldan ziyade hislerin ön planda olduðunu dikkate alarak, akýbeti görmeyen kör hissiyatlarýný, o hislerle yapmak istediklerinin bu dünyadaki sonuçlarýný göstererek, maðlup etmeye çalýþmýþtýr. 6. Risale-i Nur, bu dünyada dahi, iman ve hidayette manevi cennet lezzetlerinin, küfür ve dalalette ise manevi cehennem azabýnýn olduðunu göstermek metodunu benimsemiþtir. 7. Bediüzzaman duygularý (sevgi, aþk, düþmanlýk vs.) da görmezden gelmemiþ, bunlarýn Allah namýna olmasý gerektiðine dikkat çekerek, müspete kanalize edilmesini saðlamýþtýr. Nitekim, hislerin bir kýsmýnýn tatmin edilmesini (evlilik gibi); bir kýsmýnýn yönünün deðiþtirilmesini, (inat, hýrs gibi) bir kýsmýnýn da dünyadaki vahim neticelerinin gösterilerek maðlup edilmesini (kör hissiyat gibi) amaçlamýþtýr. 8. Bediüzzaman, anne ve babalarýn, çocuklarýný, üzerlerinde her türlü tasarruf ve tahakküm hakkýna sahip birer mülk olarak deðil, kendilerine emanet edilmiþ birer sevimli varlýk olarak görmeleri ve çocuklarýna karþý þefkat hislerini doðru ve yerinde kullanmalarý gerektiðini söyleyerek “gençlik haklarý”na da dikkat çekmiþtir. 9. Gençler hürmetle mükellef iken, anne baba da þefkat ile mükelleftir. ‘O büyüktür yapar’ anlayýþýna dinimizde yer yoktur. 10. Gençlere, rol model olan Hz. Peygamberin yaptýðý gibi, sorumluluk vermek, güvenmek, sevmek, her þeyi onlarla konuþmak; yanlýþ tavrý ve tutumu için dýþlamamak ve onlara dua etmek gerekir. Çünkü beddua etmek, dýþlamak, yadýrgamak, yalnýzlýða terk etmek; onun þeytanýnýn iþini kolaylaþtýracaktýr.

AHMET DURSUN ahmetdursun81@hotmail.com

. Ulusal Risale-i Nur Kongresi bu hafta sonu Ýstanbul’da gerçekleþti. Onlarca ilim adamýnýn ayný sebeple bir araya gelmesinin özel bir anlamý olmalýdýr. Ýçinde bulunduðu toplumun deðerlerine yabancýlaþmýþ bir kýsým aydýnlarýmýz, akademisyenlerimiz ve bürokratlarýmýz görmek-anlamak istemese de, Bediüzzaman Said Nursî çaðýna sýðmayan fikirleriyle günümüz dünyasýnýn en çok dikkate almasý gereken model isimlerindendir. Yalnýz içinde bulunduðu toplumun deðil, dertler deryasýnda yüzen bütün insanlýðýn problemlerini çözecek fikirler sunabilmek, Bediüzzaman ismiyle anýlmayý hak etmiþ Asr-ý Saadet Müslümanýna has olmalý. Rousseau, Nitche, Decartes, Marks, Weber, Hegel… hayranlýðýyla yetiþenlerin Bediüzzaman’ýn fikirleriyle karþýlaþtýkça þaþýrmalarý, “aa bunu Bediüzzaman mý söylemiþ” diyerek þaþkýnlýklarýný gizleyememeleri bizdeki aydýn yabancýlaþmasýnýn hangi seviyelerde olduðunu gösteren acý bir tablodur. Bu baðlamda Risâle-i Nur Kongresi gibi faaliyetlerin bu acý tabloyu deðiþtirebilecek niteliðe sahip olduðunu vurgulamak gerekir. Bu tür faaliyetlerle aydýnlar Bediüzzaman’ý daha yakýndan tanýyabilme fýrsatýný yakalamakta ve böylece Risâle-i Nurlardaki fikirlerin farklý zeminlerde seslendirilmesi imkâný ortaya çýkmaktadýr. Bu da insanlýðýn özlemle beklediði saadet günlerinin gelmesi demektir. Sanýrým, bu hafta sonu gerçekleþen Risâle-i Nur Kongresi’nin sonuç deklarasyonlarýna yansýyan birkaç maddeyi sizlerle paylaþmak, Bediüzzaman’ýn neden model olduðu hakkýnda fikir verecektir. 1- Devletin dinle iliþkisi, bütün inanç gruplarý için din ve vicdan hürriyetini saðlayýcý bir laiklik anlayýþý üzerine bina edilmelidir. 2- Laik-anti laik çatýþmalarýn çözümü, Bediüzzaman’ýn “hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere iliþmediði gibi dindarlara ve takvacýlara da iliþmez bir hükümet” tarifiyle ortaya koyduðu prensiptedir. (Din ve Siyaset Masasý) 3- Türkiye’nin siyasî ve sosyal alanda yaþadýðý problemleri çözebilmek için Türkiye toplumunun bütün farklýlýklarýyla ve çeþitlilikleriyle barýþ içerisinde kardeþçe, birlikte yaþayabilmelerinin siyasî çerçevesini çizecek, toplumsal mutabakat zeminine dayalý yeni bir demokratik anayasa hazýrlanmalýdýr. (Demokrasi ve Ýnsan Haklarý Masasý) 4- Bediüzzaman’ýn bir akademya projesi olan Medresetüzzehra hayata geçirilmelidir. 5- Anadilde eðitim temel bir haktýr; bu hakkýn önündeki bütün engeller kaldýrýlmalýdýr. (Kürt Sorunu Masasý) 6- Ýttihad-ý Ýslâm, Bediüzzaman’ýn önemli hedeflerinden biridir. Onun ittihad-ý Ýslâm anlayýþý siyasî bir birlik deðil, merkezden muhite gittikçe geniþleyen, ferdi ve bütün dünya toplumlarýný içine alan bir barýþ projesidir. (Dünya Barýþý Masasý) 7- Çaðýmýz sorunlarýný geçen asrýn baþýndan itibaren itinayla okuyan Bediüzzaman Said Nursî, ailenin gittikçe artan yozlaþtýrýlmasýna karþýn Ýslâm dininin inanç ve ahlâk ilkeleri doðrultusunda çözüm teklifleri sunmuþtur. Nursî’nin ortaya koyduðu aile modelinin temelinde, tahkiki iman, Allah için sevmek, özellikle de ahirete iman bulunmaktadýr. Allah rýzasýnýn esas alýndýðý bu modelde evlilikler menfaat, güzellik ve soy sop üzerine kurulmaz. Ahlâk güzelliðini de içine alan dinî terbiye üzerine kurulur. (Kadýn ve Aile Masasý) 8- Ýman, güzel düþünce ve güzel ahlâkýn kaynaðýdýr. Güzel ahlâklý güzel düþünür. Güzel düþünen, güzellikleri görür. Fena ahlâklý ise fena düþündüðünden, fena þeyleri görür. 9- Varlýklarýn ve ilimlerin hakikati Esma-i Hüsna’dýr. Esma-i Hüsna ile fýtrî þeriat ve güzel ahlâk arasýnda sýký bir bað vardýr. (Ýnsan, Ýman, Ahlâk Masasý) 10- Bediüzzaman Said Nursî, gençleri, iman ve marifetullah gibi, iki dünyada mesut edecek yüksek bir hedef göstererek, amaçsýzlýk ve anlamsýzlýk anaforundan kurtarmayý amaçlamýþtýr. (Gençlik Masasý)

5

TAZÝYE

TAZÝYE

TAZÝYE

Kýymetli arkadaþýmýz Ýsmail Araz'ýn babaannesi

Muhterem kardeþlerimiz Prof. Dr. Abdurrahman Iþýkdoðan, Davut, Abdulkerim, Abdulbaki ve Ömer Iþýkdoðan'ýn kardeþi

Deðerli kardeþimiz Erdinç Ýnaldýr'ýn muhtereme annesi

'ýn vefatýný teessürle öðrendik. Merhumeye Cenâb-ý Allah'tan rahmet ve maðfiret diler, kederli ailesi ve yakýnlarýna sabr-ý cemil niyaz eder, taziyetlerimizi sunarýz.

Ayþe Iþýkdoðan

'ýn

vefatýný teessürle öðrendik. Merhumeye Cenâb-ý Allah'tan rahmet ve maðfiret diler, kederli ailesi ve yakýnlarýna sabr-ý cemil niyaz eder, taziyetlerimizi sunarýz.

DÝYARBAKIR YENÝ ASYA OKUYUCULARI

Kýymet Ýnaldýr

'ýn

vefatýný teessürle öðrendik. Merhumeye Cenâb-ý Hak'tan rahmet ve maðfiret diler, kederli ailesi ve yakýnlarýna sabr-ý cemil niyaz eder, taziyetlerimizi sunarýz.

ÜMRANÝYE YENÝ ASYA OKUYUCULARI

Sýdýka Araz

ÇANAKKALE

Seminere Davet Konu Konuþmacý Tarih Saat Yer

: Risale-i Nur’da Ubudiyet : Ýsmail Kartal : 23 Mart 2010 (Salý) : 20.30 : Asya Apartmaný/Barbaros Camii Karþýsý Organizasyon: Çanakkale Köprü-Kültür Derneði Ýletiþim : (0 546) 949 95 86 (0 507) 958 44 74

S.D.Ü. ÖÐRENCÝLERÝ YENÝ ASYA OKUYUCULARI / ISPARTA

TAZÝYE Muhterem abimiz Hasan Biçer'in babasý

Ramiz Biçer

'in

vefatýný teessürle öðrendik. Merhuma Cenâb-ý Allah'tan rahmet ve maðfiret diler, kederli ailesi ve yakýnlarýna sabr-ý cemil niyaz eder, taziyetlerimizi sunarýz.

KOCASÝNAN YENÝ ASYA OKUYUCULARI / ÝSTANBUL


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:28 PM

Page 1

16

HABER

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

HARMAN

Bursa pýrýl pýrýl parladý!

RÝFAT OKYAY

rifatokyay@hotmail.com

ÝKÝ TV CANLI YAYIN YAPTI

ursa sanki Þeyh Hamid-i Veli, Somuncu Babanýn zamanýný yaþadý. Bursa mü’min ve muvahhid Sultan Yýldýrým Beyazid Han’ýn askerlerinin cihat ve Ý’lâ-yi Kelimatullah yolunda onyedi Avrupa askerinin Niðbolu’da maðlûp edilmesiyle elde edilen helâl ganimet paralarýyla yapýsý inþa edilen Ulu Camide bir baþka heyecan, ulvî ve muazzam bir mânâlarla caminin içini ve dýþýný dol-

B

GELEN misafirlere Ýstanbul'un da katkýlarýyla birlikte 75 genç hizmet verdi. Misafirlere ikramla birlikte, Bediüzzaman Said Nursî'nin `Sünneti Seniyye Risâlesi` “Ýkinci Bursa Bediüzzaman Mevlidi Hatýrasý” olarak hediye edildi. Bursa Ulu Camii'nde gerçekleþtirilen programýn, Bursa TV, Dost TV ve www.sentezhaber.com tarafýndan naklen yayýn yapýldý. Olay TV ise daha sonra banttan tekrar verdi. Bu da organizasyon için ayrý bir güzellik oldu. “Bediüzzaman Said Nursî Haftasý” faaliyeti hafta içi Bursa Yeni Asya Derneði binasýnda ve Osmangazi Ördekli Kültür Merkezi salonlarýnda 21-27 Mart tarihleri arasýnda kutlanacak. Seminer, sohbet ve söyleþilerin devam edeceðini hatýrlatan dernek yetkilileri, bütün Müslümanlarý bu faaliyetlere dâvet ettiklerini ifade ettiler. Mevlide yoðun ilginin olmasý, dernek yöneticilerini memnun etti.

duran muazzam bir kalabalýkla asýrlar sonra sanki caminin hizmete giriþinin yýldönümünü yaþadý… Vefatýnýn 50. sene-i devriyesi münasebetiyle Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatý, sadýk ve hizmetkâr talebeleri ihlâs ve uhuvvet abideleri Nur Talebeleri, Bursa Ulu Camiini, Bursa’yý Türkiye’yi ve dolayýsýyla dünyayý adeta yeniden nurlandýrdýlar aydýnlattýlar. Dost TV’nin ve Bursa TV’nin, Olay TV’nin ortak canlý yayýnlarýyla adeta Bursa Ulu Camiinden okunan hatimlerle, mevlid le, yapýlan sohbetler adeta pýrýl pýrýl parladý. Ýþtirak eden, tertip eden ve hizmeti geçen herkese gönül dolusu teþekkürler ediyor, Allah razý olsun diyoruz…

MEVLÝD NOTLARI HÜSEYÝN EREN

Ulu Cami’nin kubbeleri

Öðle namazýný müteakip gerçekleþtirilen mevlide bir çok kiþi katýldý. Bursa ve diðer birçok þehirden binlerce kiþi Ulu Cami'ye akýn etti. FOTOÐRAFLAR: HÜSEYÝN HÝÇDURMAZ

Bediüzzaman Said Nursî

DUÂLARLA YÂD EDÝLDÝ BEDÝÜZZAMAN'IN 50. VEFAT YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETÝYLE ULU CAMÝ’DE MEVLÝD OKUTULDU. YENÝ ASYA Derneði tarafýndan Bursa Ulu Camii’nde baþta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere, vefatýnýn 50. yýldönümü münasebebiyle Bediüzzaman Said Nursî ve bütün Ýslâm büyüklerinin ruhlarýna ithafen mevlid-i þerif okutuldu. Pazar günü öðle namazýný müteakip Ulu Cami’de düzenlenen mevlid programýnda Bursa Müftüsü Mahmut Gündüz’ün ‘hoþgeldiniz’ konuþmasýyla baþladý. Mevlide Bursa ve çevre illerden binlerce dâvetli katýldý. Mevlid programý Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý Ýstanbul Haseki Eðitim Merkezi Öðretim Üyesi ve ayný zamanda emekli müftü olan Yahya Alkýn Hoca'nýn konuþmasý ile baþladý. Sözlerine “Çok büyük bir zattan, çok büyük bir dâvâdan, önemli bir gönülden kýsa bir zamanda bahsetmek çok zor. Bunun farkýndayým” diyerek baþlayan Alkýn Hoca, 19. asýrda sanayi devrimiyle birlikte Avrupa'da müthiþ bir ateizmin ve imansýzlýk hareketinin baþladýðýna ve bunun Avrupa toplumuyla birlikte bu anlayýþýn dünyaya sirayet ettiðine dikkat çekti. Alkýn, konuþmasýný þöyle sürdürdü: Asrýmýzýn en büyük mürþid-i kâmili Bediüzzaman’dýr. Hiçbir âlimin

teþhis edemediði yarayý o teþhis etmiþtir. O da þudur: Ehl-i Ýslâmýn en büyük tehlikesi, en önemli meselesi, fen ve felsefeden gelen dalâletle kalplerin bozulmasý ve imanýn zedelenmesidir. Dinsizliðin fen ve felsefeden geldiði bu zamanda, okuyan nesiller imanýný kaybediyordu. Ama artýk okuyan nesiller, Kur'ân'ýn mu'cize-i manevîyesi olan Risâle-i Nur sayesinde imanlý olarak yetiþiyor' dedi. Daha sonra mevlid programý Kur'ân-ý Kerim, mevlid ve ilâhiler okunarak devam etti. Hocaefendiler iki saate yakýn manevî bir ziyafet sundular. Okunan Mevlid ve Kur’ân insanlarda duygu seli oluþturdu. Baþta Hz. Muhammed (asm) ve bütün peygamberler olmak üzere vefatýnýn 50. yýlý münasebetiyle Bediüzzaman Said Nursî ve þehitlerimizin ruhlarýna baðýþlanan mevlidin duâsýný da Yahya Alkýn Hoca yaptý. Cami avlusunda Bursalý Hanýmefendilerin hazýrladýðý gýda kermesi ve 'Bizim Kitap Magazalarý'nýn gerçekleþtirdiði Yeni Asya Neþriyat satýþ reyonlarý tam mânâsýyla ziyaretçi akýnýna uðradý. Verilen hizmetten herkes memnun oldu. Bursa / HÜSEYÝN HÝÇDURMAZ

Bursa mevlidinden Dr. H. HAKAN KEKÜLLÜOÐLU eçen yýl ilki düzenlendiðinde arkadaþlarla beraber katýldýðýmýz ve çok güzel hatýralarla döndüðümüz Bediüzzaman Said Nursî’yi anma mevlidinin ikincisi

G

Ulu Cami ve çevresinde Yeni Asya Neþriyat'ýn kitaplarýnýn yer aldýðý standlar açýldý. Özellikle gençlerin kitaplara büyük ilgi gösterdiði gözlendi.

Pazar günü (21 Mart) Bursa’da tekrarlandý. Bu kez de müsait arkadaþ ve dostlarýmýzla sabah erkenden yola koyulduk. Daha baþlangýçtan güzel tevafuklar da yaþadýk. Adem Baþkaya kardeþimiz, bir önceki akþam sohbette bulunan iki görme engelli kardeþlerimizin de Bursa’ya mevlid için gitme niyetlerinin olduðunu, feribotta görürsek þaþýrmamamýz gerektiðini söylemiþti. Nitekim çok yakýnýmýzdaki koltuklara gelip oturdular. Ayrýca yanýmýzda boþ kalan yere sorduklarý halde oturmayan esas sahibi yerine, kendi yerini bulamayýp, masamýzdaki Yeni Asya’yý görerek oturmak isteyen

arkadaþýmýzla güzel sohbetlerde bulunduk. Ezan vaktinde Bursa’ya ulaþtýk. Hava olabildiðince güzeldi. Her tarafta nur simalý kardeþlerimiz, aðabeylerimiz görülüyordu. Haným kardeþlerimiz ve ablalarýmýz da kermes faaliyetleriyle mevlide renk katmýþlardý. Rehberlik yapan genç kardeþlerimizin güler yüz ve samimi tavýrlarý, organizasyona ciddi emek verilmesinin ilk planda görülen yansýmalarýydý bana göre… Namaz öncesi ve sonrasýnda kýsa sohbetler hasret giderme babýndan çok lezzetliydi. Kendi þehrimizde uzun süredir

MEVLÝD nazýmý Süleyman Çelebi’nin ilk imamlýðýný yaptýðý Cami-i Kebir; Nevruz Günü okunan mevlitle yeni buluþmalara þahitlik etti. Caminin içine ve dýþýný dolduran muhabbet ve uhuvvet simalarý, þefkat ve þevk sineleri baharýn baþlandýðý müjdesini veriyordu. Gençler ve genç gönüller, uzak olmayan yakýnlardan gelenler, yakýnlýktan uzaklaþmayanlar; bahçede ve cami içinde cem olmuþlardý… Mevsim açýlýmý, günün güneþle gülüþü; geleni müjdeliyordu; nur cemresi akýllara ve kalplere iniyordu artýk. Ulu Cami ululuðuyla bunu söylüyordu; aðaçlarda su yürümeye baþlamýþsa yaprak verecek, çiçek açacak, meyve ile neticelenecekti, kâinat kuvvetindeki bu fýtratý kim deðiþtirebilir? Cami içindeki þadýrvandan akan sular, kubbelerden arþa yükselen Kur’ân tilâveti, edilen dualar, getirilen salâvatlar; þuurun üstünü ve altýný temizliyor, sekine salýyordu yüreðin en dip derinliklerine… Müjde büyük; üçüncü Asr-ý Saadetin nur sesleri çýnladý; kubbelerde, çýnarlarýn uç dallarýnda, zihinlerin zemininde, gönüllerin gönlünde, duygularýn akýþýnda… Deðiþtirilemeyecek deðiþim Barla’da baþlamýþtý; Bursa buna þahitlik ediyordu Nevruz Günü… Havanýn bahar havasýnda oluþu, günün tevafuku; her gün biraz daha çatýrdayan istibdat; afakta ve enfüste nur mevsiminin geldiðine kuvvetli delildi. Dillerden dökülen hikmet konuþmalarý, muhabbetdarene bakýþlar, tatlý tebessümler; bes belli ediyordu bahar bayramýný… Habil ile Kabil’e kadar olan birinci Asr-ý Saadet, kâinatýn Efendi’sinin (a.s.m.) dünyaya teþrifiyle gelen en büyük Saadet Asrý ve ahir zamanda gelecek olan üçüncü Asr-ý Saadet… Kemal bir aðabeyin kemal kelâmlarýndan dökülen inci hakikatler, Risâle temelli ilginç tesbitleri; üçüncü Saadet Asrý yakýn, biz göremesek de çocuklarýmýz görecek. Olsun, þiddetli kýþta gelip de þimdi bizi cennet bahçesi kabirlerinden seyredenler gibi olabilirse o da güzel. Yakýn bahara çok çalýþmakla hazýrlanmalý; yoðunluðun baþka bir veçhesi yaþanacak zira, her taraftan kameralar, mikrofonlar uzanacak, talep patlamasý yaþanacak; hiçbir talebi geri çevirmeyecek antrenmanlar yapýlmalý þimdiden. Ýçeri gireni sekine ile saran Ulu Cami’de iki vakit namaz kýlmakla zihnimiz dinlendi, aklýmýz nurlandý, gönlümüz gülistana döndü. Þifa soluklandý, dert daðýtýldý, keder kemendi kýrýldý… Baharýn kokusunu duydu sineler, saadet hislerle doldu lâtifeler, þevk çaðladý ruhlar… Þakýrdayan þadýrvan, mevlithanlarýn davudî sesi, edilen dualar, söylenen âminler… Kubbe kubbe arþa yükseldi, arþta kabul görmüþtür inþaallah. Bize düþeni biz yaparsak Âlemin Sahibi isterse ve hikmeti iktiza ederse bir anda bin bahar getirir. Kulun görevi kulluktur, vazifesi olmayan iþleri düþünmek ve karýþmak deðil. Cami-i Kebirde edilen dualarla kusurlu bir kul olduðumuzu hatýrlamýþ, O’nun Rahmet dergâhýna samimiyetle yönelmiþsek her birimizin Nevruzu zuhur etmiþtir. Mevlid münasebetiyle muhabbetle bir arada bulunmakla Rahmetin celbine vesile olmuþsak bin bahar kuvvetinde bir baharý yaþamýþýzdýr. O günü yakalamak kaç ömre bedeldir? Ulu Cami'nin kubbeleri, semanýn yýldýzlarla yaldýzlý kubbeleri ayný dersi terennüm ediyor; iman ve dua; duymak duâsýyla.

görüþemediklerimizle, bu vesileyle görüþebilmek bile bu faaliyetin önemini gösterir diye düþünüyorum. Son bir tevafuk da; Bursa’da yaþamakta olan aile dostlarýmdan Nejdet Abimizle buluþtuðumuzda, Kur’ân öðrenmek istemesine raðmen kendisiyle yeterince ilgilenmediklerini ifade edince, hemen Adem kardeþimiz bize Ramazan Oruç abimizi buldu. Ýlahiyatçý olan abimizle Nejdet Aðabeyimiz hemen oracýkta Kur’ân öðrenme planlarýna baþladýlar. Ýkindi nazmýný müteakip dönüþ yolculuðumuz baþladý. Gelecek senenin hasreti çoktan baþlamýþtý bile...


siyahbeyaz:Mizanpaj 1

3/22/2010

2:15 PM

Page 1

17

MAKALE

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

Namaz kýldýrma yükümlülüðü

FIKIH GÜNLÜÐÜ SÜLEYMAN KÖSMENE

fikihgunlugu@yeniasya.com.tr www.fikih.info 0 505 648 52 50

Mustafa Bey: “1- Namaz kýldýracak kiþide bulunmasý gereken özellikler nelerdir? Ýmamlýða en lâyýk olanýmýzýn kim olduðunu nasýl belirleyeceðiz? 2- Ýmamlýða geçerken içimizde istemediðimiz halde enaniyet uyanýr gibi oluyor. Bunun zararý var mýdýr? Varsa bundan nasýl kurtulabiliriz?” 1- Namazda imamlýk, namazýný kendisine baðlayan kiþilere namaz kýldýrmaktýr. Bu baðlanýþ imam ile cemaati namazda öylesine bütünleþtiriyor ki, imamýn namazý bozulsa cemaatin de namazý bozuluyor. Bir diðer ifadeyle imamlýk, kiþiyi doðrudan Allah’ýn huzuruna alan namaz ibadetinde kendisine uyan cemaati temsil etmek demektir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), “Ýmamýn kýraati (namazda okuyuþu), cemaatin de kýraatidir”1 buyurmuþtur. Diðer bir hadiste, “Ýmam namazda cemaatin kefilidir”2 buyurmuþtur. Ýmamlýk, namazda, bir veya daha fazla kiþinin imama uymasýyla gerçekleþir. Ýmama uyan kiþinin kadýn veya erkek olmasý fark etmez; cemaatle namaz kýlýnmýþ olur. Peygamber Efendimiz (asm) cemaatle kýlýnan namazýn, tek baþýna kýlýnan namazdan yirmi yedi derece daha faziletli olduðunu müjdelemiþtir.3 Ýmam olacak kiþinin Müslüman olmasý, ergenlik çaðýna gelmiþ olmasý, akýl lý olmasý, erkek olmasý, dinini iyi bilmesi, namazý iyi bilmesi, Kur’ân’ý doðru, düzgün ve yanlýþsýz okumasý, saðlýðý imamlýk yapmaya elveriþli olmasý gerekir. Ýmamlýða en lâyýk olaný belirlemek için bir takým kriterler mevcuttur. Ýmamýn dinde takva sahibi olmasý, güzel ahlâk sahibi olmasý, haramlardan ve þüpheli þeylerden uzak durmaya çalýþmasý, ahlâksýz olmamasý, Kur’ân’ý güzel okumasý, herkes tarafýndan sevilen ve sayýlan birisi olmasý aranan öncelikler ve tercih sebepleri arasýnda yer alýr. Bu hususlarý en fazla üzerinde toplayan birisi imamlýkta tercih edilir. Ýmam ile cemaatin mezheplerinin farklý olmasý, namazda cemaat oluþturmaya mani deðildir. Bir Hanef î, bir Þaf iye namazda uyabileceði gibi, bir Þaf ii de bir Hanef i’ye namazda uyabilir. Bu durumda, cemaat olan kiþinin imamýn mezhebine itibar etmesinde hiçbir sakýnca yoktur. Meselâ Ramazanda teravih namazýnda Hanef i bir imama uyan bir Þaf iî, kendi mezhebinde farklý uygulandýðý halde, kendi mezhebinin farklý içtihatlarýný terk edip, üçüncü rek’âtte Hanef î imamla birlikte tekbir alýp kunut duasýný Hanef î mezhebine uygun olarak okuyabilir. Bunda hiçbir sakýnca yoktur. Namaz esnasýnda yukarýda belirtilen þartlarý taþýyan birden fazla Müslüman bulunsa, yaþ bakýmýndan daha büyük olan imamlýða geçebilir. Eðer yaþ farký yoksa birisi tercihan imamlýða geçebilir. 2- Ýmamlýða geçerken enaniyetimiz uyanýrsa ne yapacaðýz? Bu imamýn gizli sorunudur, cemaatin sorunu deðildir. Cemaatin namazý bundan etkilenmez. Cemaatin namazýnýn sýhhati bundan zarar görmez. Kendi nefsimizle ve kendi enaniyetimizle her ibadette, her hayýrlý teþebbüste, her güzel iþte ölünceye kadar savaþacaðýz. Bu bizim kulluk vazifemiz. Doðru ve makbul bir kul olmanýn ilk adýmý tam da burada baþlýyor. Bunun ölünceye kadar çaresi: Yaptýðýmýzý sadece Al lah için yapmaktan baþka bir þey deðildir. Sadece namazda deðil; her hayýrlý iþte enaniyetimiz ön plâna geçerse, maazal lah o hayýrlý iþin ve o ibadetin hayrý uçar gider, sevabý kaçar gider, feyzi yanar gider, elimizde, avucumuzda ve amel defterimizde sadece günahla, sadece Al lah’ýn gayretine dokunan yarým yamalak bir davranýþ ile kalakalýrýz! Al lah’ýn huzuruna eli boþ varmanýn acýsýný þimdiden yüreðimizde duymalý ve ibadetlerimizde içimizin kanayan yarasý olan, amel lerimizin canavarý olan, kul luðumuzun imha sebebi olan içimizdeki enaniyete ibadetlerimizi yedirmemeye gayret etmeliyiz. Al lah yardýmcýmýz olsun. Âmin. Dipnotlar: 1- Ýbn-i Mace, Ýkamet, 13. 2- Tirmizi, Mevakýt, 39. 3- Buhari, Ezan, 29, 30.

OSMAN ZENGÝN osmanzengin@yeniasya.com.tr

“Yýkýlmýþ bir mezarým ki, yýðýlmýþtýr içinde Saîd’den yetmiþ dokuz emvat, baâsam alâma Sekseninci olmuþtur mezara bir mezar taþ Beraber aðlýyor hüsran-ý Ýslâma.” aha hayatta iken; mezarýnýn yýkýlacaðýný, vefat edeceði tarihi söylemek (milâdî 1960 senesine tekabül eden hicri 1379’a “yetmiþ dokuz emvat” diyor), sonrasýnda ise, bu mil letin baþýna gelecek felâketlere (âlem-i Ýslâma büyük darbe vuran 1960 ihtilâl-i hâinânesi) iþaret etmek ve istikbalde, en gür sadanýn Ýslâmýn sadasý olacaðý müjdesini vermek ancak Bediüzzaman’a has bir þeydir. Evet, o bu asrýn dehasýydý. Seksen küsûr senelik ömründe gördüklerini, çektiklerini

D

Yarým asýrdýr bilinmeyen mezar her halde bugüne kadar ender þahsiyetler görmüþtür, çekmiþtir. Mil letin imaný için, onlarýn Cehenneme gitmemesi için uðraþmýþ, didinmiþ ve onlarýn imanýnýn selâmette olmasýný görmek için, kendisinin Cehennemde yanmasýna dahi razý olan bir feda-i fedakârdýr. Takipçisi olduðu, Resûlul lah (asm) ve Sýddýk-ý Ekber (ra) mesleði. Kur’ân’ýn bu asýrdaki vazifeli temsilcisi. Yine bu asýrdaki menfiyâtýn, menhiyâtýn temsilcilerinin karþýsýnda bütün benliðiyle durup, o mukaddes deðerlere saldýran yerli-yabancý deccal lerin, süfyanlarýn karþýsýna dikilerek o tahribatlarýn karþýsýndaki tamirci. Yýkýcýlarýn karþýsýnda yapýcý, muhafaza edici. Yýlmamýþ, yýldýramamýþlar. Ona bed muâ meleyi reva görenler, kahrolmuþ, mahvolmuþ, Cehenneme yuvarlanýp gitmiþ. Ama, o cennet

âsâ bir baharda gelecek nesl-i âtînin kahraman üstad larý olarak, kabrinin, cennet bahçelerin den bir bahçe olan kabrinin köþesinden bakarak, o güzel likleri, o güzel hâl leri temâþâ ederek, tebessüm etmektedir. Onunla mânevî alanda mücadele edemeyenlerin, hayatýndan ziyade ölümünün edeceði hizmetleri sekteye uðratmak için “Hayatta iken yok edemedik, bâri ölümünden sonra mezarýný yok edelim ki, unutulup gitsin” diye balyozla mezarýný kýran nebbaþlarýn raðmýna, mezarý bilinmese de o, onlarýn baþýnda bir bomba olarak patlamýþtýr. Hainler, alçaklar, yaptýklarýyla kalmýþ, ama unutulup gitmiþler, fakat onu ne unutmak, ne de unutturmak mümkün olmamýþtýr. Onun dâvâsý dimdik ayaktadýr. Kýyamete kadar da ayakta kalacaktýr Ýnþâal lah!

BEDESTEN

Ýlk sorgulama Ýzmit'te (1) firar edip Ýzmit'e geldi."

kulaktan kulaða dolaþýyor ve duyuluyordu. Meþrûtiyet ilân edildikten sonBediüzzaman Said Nursî ra, bu zat matbuat (basýn–yayýn) saha M. LATÝF SALÝHOÐLU sýna çýktý. Ama olumlu sahada (Ýttihatlatif@yeniasya.com.tr Bir gün (1909 Nisan ayý sonlarý), ak - çýlarýn yanýnda) deðil de, muhalif (Ýttiþama yakýn, yani ezanî saat 11 sýrala- had–ý Muhammedî, Ahrâr–ý Osmaniugün ve yarýn bu köþede okuya- rýnda Ýstanbul’dan Ýzmit’e gelen yolcu ye Fýrkasý tarafýnda) yazýlar yazdýðý göcaklarýnýz, gazetemizin sayfala- trenini karþýlamak üzere istasyona gi- rülüyordu. Bununla beraber, f ikrî ve mütalâalarýnda ilk kez yayýnlanýyor. Yazý- diyordum. Tren gel miþ ben bi raz geç kal mý þým. rý hal kýn dinî hislerini okþar bir suretlarda, Bediüzzaman Said Nursî ile alâTer sa ne Ka pý sý hi za la rý na var dý ðým sý te olduðu için, onun yazýsýnýn çýktýðý kalý olarak, son derece orijinal ve çarra lar da, yol cu lar ge li yor lar dý. Bu dö ga ze teler çok okunurdu. pýcý bilgiler yer alýyor. nen ler i çin de Jan dar ma Ta bur Ku man Bu surette, 1908 inkýlâbýnda BediüzKaynaðýmýz, 1879–1952 yýl larý arada ný Bin ba þý Ze ke ri ya, Re is Ha lil Bey za man Said Nursî denilen zat da, o devsýnda yaþamýþ olan gazeteci–yazar Rifat ler de var dý. rin din bilginleri arasýna girmiþti. Yüce'nin "Kocaeli Tarihi ve Rehberi" iFa kat, bu a ra da gö zü me (...) bir a dam simli kitap. Bu kitabýn ilk baskýsý, Bediüzzaman Said Nursî’nin 1945'te yazarýnýn sahibi olduðu Türk- çarptý. Etrafýný büyük–küçük kalabalýk elbisesi ve tutuklanmasý bir halk kit le si kap la mýþ. He le ço cuk lar, yolu Matbaasýnda yapýlmýþ. Elimizdeki o a da mýn yü rü me si ne en gel o la cak ka ikinci baskýsý ise, 2007'de Demkar YayýSaid Nursî, Ýstanbul hamal larýnýn kadar bir önüne, bir yanýna geçmekte ve nevi tarafýndan neþredilmiþ. o na bak mak tay dý lar. ba kumaþtan yaptýrmýþ olduklarý daya Meþrûtiyet yýl larýnda Ýttihatçýlarýn ÝzBu hal dik ka ti mi çek ti. "Kim dir bu a nýk lý elbiselerden giyinmiþ. Ama, buna mit'teki "1 Numaralý adamý" olan Rifat dam?" di ye sor dum. "Be di üz za man Sa id bir çok ilâveler yapmýþ. (...) Yüce, baðlý bulunduðu teþkilâtýn genel Sa rýðý da ayný þekildeydi. Bediüzzamerkezinden gelen emre uyarak, 1909 man’ýn bu haline herkes hayret etmiþti. yýlý Nisan ayý sonlarýnda Bediüzzaman'ý Ben bu nun benzeri olarak bir adam Ýzmit'te gözaltýna alýp tutuklatýyor ve ogör müþ tüm; ama o meczuptu. Fakat, nun ilk sorgulamasýný da bizzat kendisi bu öy le de ðil. yapýyor. Bir süre sonra da, Divân–ý Ben onun bu haline hayret etmekte iHarb–i Örf î'de yargýlanmak üzere Ýsken, Ýttihat ve Terakki Cemiyeti adýna tanbul'a gönderiyor. Be di üz zaman ile görüþmemi ve onun Üstad Bediüzzaman, 31 Mart Vak'asý f i kir ve kanaatlerini öðrenmemi, ayný esnasýnda, anarþi ve kargaþanýn içinde za man da yatacak ve yiyeceðini temin boðulma noktasýna gelen Ýstanbul'un et me mi söy lediler. merkezinden uzaklaþýyor. Önce, BakýrBen ken di sini Þems Oteli’ne ve lokanköy taraflarýna gidiyor. Kýsa bir süre sonta ya gö tür dük ten sonra, kendisi namazýra da, Anadolu'ya geçmek üzere trene biný ký la rak yat tý. Ben de kulübe (Ýtti niyor. Ýzmit'te trenden iniyor. Bir otelde hat–Te rak ki Þu besi) gittim. Tam iki saat misafir ediliyor. Ayný günün gecesi, Ýttii çin de, Ýt ti hat ve Terakki Cemiyeti Gehat–Terakki Cemiyeti Genel Merkezinnel Mer ke zi’nden, cemiyet adýna Bedi den gelen ikinci emre göre, derhal tutuküz za man’ýn tu tuk lan masý emri geldi. lanmasý isteniyor. (Ýlk emre göre, hürmet Ve, tu tuk lan dý. Yan mýþ Hükümet ile aðýrlansýn deniliyordu.) Ko na ðý'nda ye ni ya pýl mýþ olan Polis Hadisenin gerisini, cemiyetin Ýzmit (Ýs tan bul'da ki) Di van–ý Da i re sin de, þubesi komiseri konumundaki Rifat Yü- Rifat Yüce'nin (1879–1952) 2007'de DemHarb–i Ör f i’ye gi din ce ye ka dar, orada ce'nin söz konusu hatýra kitabýnýn kar Yayýnevi tarafýndan basýlan Kocaeli tu tuk lu kal dý. Ta rih ve Reh be ri i sim li e se ri nin ka pa ðý. 236–37 sayfalarýndan takip edelim. Bu arada, Bediüzzaman Said Nursî’yi otele getirdikten sonra, Ýzmit hal kýnNotlar: 1 ) Aþaðýda göreceðiniz parantez i- Nursî" diye cevap verdiler. ("Nursî" lâ- dan da birçok kimse gelip ziyaret etti. çindeki ifadeler tarafýmýzdan konuldu. kabý o tarihte kullanýlmadýðýna göre, Ziyaret edenlerin çoðu, muhafazakâr bunu hatýra yazarý sonraki yýllarda isim kesimdendi. Bu gibi ziyaretçileri, onun M LS . hal ve tavrýný pek okþayamýyordu, zan2) 28. Lem'a'nýn "Hafýz Tevfik'in Fýkra- tam anlaþýlsýn diye kendisi yazmýþtýr.) Bu zatýn þöhretini daha Meþrûtiyet i- nederim. Çünkü, onlara (dinde hassas, sý'nýn Tetimmesi" bölümünde, Üstad Be diüzzaman'ýn Ýzmit'e çekilme meselesi lân edilmeden (Temmuz 1908'den) ön- muhakemede noksan kimselere) müte mayil görünmüyordu. hakkýnda þu ifadeler zikrediliyor: "Ýþte o ce duyuyordum. Diyorlardý ki: "Doðu’dan bir Kürt Hotarihte 1325 (l909) 31 Mart hâdisesi müYa rýn: Ýttihatçý Rifat Yüce'nin Üstad nasebetiyle, Ýstanbul'dan kaçarak muvak- ca gelmiþ, Ýstanbul ulemasýnýn takdirini Bediüzzaman'a sorduðu sorular ve alkat bir zaman mücahede–i mâneviyeyi kazanmýþ...” Böylece kendisi aðýzdan aðza, yani dýðý cevaplar. býrakmak niyetiyle Hareket Ordusundan

B

GÜN GÜN TARÝH

Turhan Celkan

turhancelkan@hotmail.com

Mezarý bilinmiyormuþ, yarým asýrdýr bi linmiyormuþ ne gam! Bilinseydi ne olurdu? O ki, ceddi Hz. Ali (ra) gibi olmayý arzu etmiþ, onun bilinmeyen mezarýna, bilinmeyen bir mezarýyla halef olmuþtur adeta.. Þanlý Üstadým, kahraman Üstadým! Altý sene beraber yaþadýðýmýz þu dünyada maddî olarak seni göremediysek de, Bolvadin’in Ünlü kahramanlarý gibi, “Bediüzzaman dede” diye elini öpemediysek de, milâdî olarak senin vefat ettiðin günden altý sene önce iki gün evvel, “nevruz-i sultanî” dediðin baharýn ilk gününde dünyaya gelen bize, Rabbimiz vefatýndan on sene sonra sana talebe olmayý nâsib eylemiþ El hamdülil lah. Yine de mesuduz, bahtiyarýz. Cenâb-ý Hak, bizi senin yolundan, Kur’ân ve Ýslâmiyet olan yolundan, son nefesimize kadar ayýrmasýn Ýnþâal lah! Binler rahmet sana Üstadým….

Ondan ayrýlalý 50 yýl oldu RAÞÝT YÜCEL rasityucel-19@hotmail.com

na “zamanýn sesi” dendi. Öz deðerlerimizi ve kendimizi tarif ediyordu. “Ey insan” derken bile kendini murad ettiðini söylüyordu. “Bil ey aziz kardeþim” diyordu. Ecdadýmýzý temsil ediyordu. Üslûbu farklý, Giyimi farklý idi. Unutulmuþ ve unutturulmuþ þeylerimizi hatýrlatýyordu. Onu diyar diyar sürmüþlerdi, Her sürüldüðü yerde bahar çiçekleri açýyordu. “Bizler acele ettik kýþta geldik, sizler cennet âsâ bir baharda geleceksiniz” diyordu. Ýþte 1960 yýlýnýn cemrelerinin düþtüðü nevruz günlerinde maddeten aramýzdan ayrýlýyordu. Týpký topraða ekilen tohumlar gibi yeþeren meyvelere benziyordu, onu tanýyan ve dâvâsýný “dâvâ” edinenler. Yol lar yýl larý kovalarken onun getirdiði mesajlar ül ke sýnýrlarýný da aþmýþtý. O bu ül kenin bütün mekânlarýnýn sesi ve süsü olmuþtu. Onca dýþlamaya ve engel lemelere raðmen. Onun yetiþtirdiði talebeler bu ül kenin medar-ý iftiharý oldular. Zindanlar okul lara dönmüþtü. Mahkeme salonlarý ise bir ispat ve izah mekânlarý haline gelmiþti. Adýna þiirler yazýldý, romanlar yazýldý. Onun kitaplarý binlerce kitaba kaynaklýk yaptý. Ýnsana önceliklerini hatýrlattý. Ül ke, bir ucundan bir ucuna okunan dersler ile þenlendi. Nice azýlý katil ler, nice hayat küskünleri onun getirdiði hakikatler ile hayat buldular. Devlet hizmetlerinde, soysal hayatta, camide, okulda, aile hayatýnda ondan ve eserle rinden istifade edenler hep baþarýlý oldular. “Ýmâný kurtarmak ve Kur'ân'a hizmet için, Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzýmdý; çünkü, en ziyâde burada ihtiyaç var” demiþtin. Biz bu bahtiyarlýðýna karþý sana tebrik ve teþekkürler ile mukabele ettik. Senin dâvâný “dâvâ” olarak kabul ettik. Çok dýþlandýk ve çok horlandýk. Senden sonra da mahkemelerde göðsü müzü gere gere dâvâmýzý savunduk. Bu gün en çok okunan kitaplar Risâle-i Nurlardýr. Hem doðuda hem batýda senin sözlerin söyleniyor ve büyük bir iþtiyak ile okunuyor. Mazide kalan bir mefkûre deðil, istikbalin yüksek daðlarýna uzanan sözlerin, hayatýn en anlamlý hal leri haline gelecektir inþaal lah. Nice fedakâr ve civanmert gençler senin yazdýðýn sözlerin ile hayat buldular. Nice genç Said ler, Nice Zübeyirler, Nice Tahiriler, Nice Mustafalar, Nice Bayramlar, Nice Abdurrahmanlar yetiþti dünyamýzda. Sen þimdi çok müsterih ve mutlusun. Seni rahmet duâlarýyla anýyoruz. Açtýðýn bu nurlu yol kýyamete kadar devam edecektir inþaal lah. Deðil el li yýl, yüz el li yýl geçse de...

O


renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

1:02 PM

Page 1

C M YK

18

SPOR

YENÝASYA / 23 MART 2010 SALI

Þampiyonluðun favorisi Bursa RÝJKAARD: BURSASPOR FAVORÝDÝR. BÝZ DE SON DAKÝKAYA KADAR MÜCADELE EDECEÐÝZ. GALATASARAY Teknik Direktörü Frank Rijkaard 1-0 kaybettikleri Trabzonspor maçýyla ilgili olarak üzücü bir sonuç aldýklarýný ifade etti. Deplasmanlarda çok puan kaybettiklerini kaydeden Rijkaard, ‘’Artýk puan kaybetme lüksümüz kalmadý’’ diye konuþtu. Rijkaard, þampiyonluk þanslarýnýn olduðunu ve son dakikaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini anlatarak, ‘’Geçen hafta Bursaspor’un þansý fazla dedim, ama tepki aldým. Bursaspor favoridir ve biz son dakikaya kadar mücadele edeceðiz’’ dedi. Rijkaard, þunlarý söyledi: ‘’Herkes Fenerbahçe, Galatasaray ve Beþiktaþ’a odaklanýyordu. Bursaspor’un 1 maçý eksik ve Ankaraspor’dan 3 puan alacaktý. O nedenle bu tür açýklama yapmýþtým. Önümüzdeki maçlarý kazanmamýz gerekiyor. Diðer taraftan büyük isimlere karþý rakipler farklý motive ediyor. Bizim de daha farklý mücadele etmemiz gerekiyor.’’

GÜNEÞ: HAKETTÝK

Rijkaard, þampiyonluk yarýþýnda Bursaspor'u þanslý görürken, Þenol Güneþ'li Trabzonspor 2010 yýlýndaki yenilmezlik unvanýný sürdürüyor.

TRABZONSPOR Teknik Direktörü Þenol Güneþ ise, Galatasaray karþýsýnda kazanmaya yakýn taraf olduklarýný ve kazandýklarýný söyledi. Güneþ, ‘’Oyuncularýn iyi niyeti, emekleri kazanmayý getirdi. Taraftar da iyiydi. Tribünler de sahaya iyi yansýdý’’ diye konuþtu. Öte yandan, Trabzonspor, üç büyükler karþýsýnda 680 gün sonra galibiyet hasretini sonlandýrdý.

Sivas Teknik Direktörtü Ertuðral istifa etti SÝVASSPOR’DA teknik direktör Muhsin Ertuðral, istifa etti. Önceki gün sahasýnda Gençlerbirliði’ne 2-0 yenilerek ligde kalma mücadelesinde büyük yara alan Sivasspor’un yönetim kurulu maçýn ardýndan olaðanüstü toplandý. Toplantýda teknik direktör Muhsin Ertuðral’ýn yönetimin önünü açmak için istifasýný sunduðu öðrenildi. Sivasspor yönetiminin yeni teknik direktör arayýþlarýna baþladýðý bildirildi.

Muhsin Ertuðral

Bank Asya'da Ýzmir takýmlarýnýn kara haftasý BANK Asya 1. Lig’de 27. haftayý maðlubiyetle kapatan Ýzmir ekiplerinden Bucaspor, Altay ve Karþýyaka, ilk kez ayný haftayý puansýz tamamladý. Ligde 27. haftada lider Kardemir Karabükspor’a yenilen Bucaspor, en yakýn rakibi Adanaspor’un 5 puan önünde 2. sýradaki yerini korudu. Ligde bu hafta en yakýn rakibi Adanaspor’a yenilerek üçüncülüðü rakibine kaptýran ve 2. sýrada bulunan Bucaspor’a yaklaþma þansýný kaçýran Altay, ligde üst üste 2. maðlubiyetini elde etti. Ligde 3. kez üst üste 2. maðlubiyetini elde eden Altay, ligin ikinci devresinde oynadýðý 10 maçta 11 puan toplayabildi. Geçen hafta kulüp baþkaný Akif Ersezgin’in istifa etmesinin ardýndan yeni teknik direktör arayýþý içinde olduklarý iddia edilen Karþýyaka, geçen hafta Ýzmir’de kaybettiði Kartalspor maçýnýn ardýndan bu hafta da deplasmanda Orduspor’a ayný skorla 1-0 yenildi.

Kayserispor 6 haftadýr galibiyete hasret SÜPER Lig’in ikinci yarýsýnda 9 haftada sadece 9 puan toplayabilen Kayserispor, 6 haftadýr galibiyet yüzü göremedi. Deplasmanda Ankaragücü’ne 3-0 yenilen Kayserispor, ligde bu haftaki sonuçlarla 7. sýraya geriledi. Ligin ikinci yarýsýnda sadece Gaziantepspor’u yenen sarý-kýrmýzýlý ekip, 9 maçta sadece 9 puan toplamýþ oldu. Ýkinci yarýda 9 maçta 4 yenilgi 3 de beraberlik aldý.

A. Gücü'nde yabancýlarýn performansý sevindirdi TURCELL Süper Lig’de sahasýnda konuk ettiði Kayserispor’u 3-0 gibi net bir skorla yenen Ankaragücü’nde moraller yerine geldi. Ligin ikinci yarýsýnda 6 beraberlik, 1 galibiyet ve 1 yenilgi alan sarý-lacivertlilerde, sergilenen güzel futbol gelecek adýna da ümit verdi. Ankaragücü Kulübü Basýn Sözcüsü Avni Kavlak, Kayserispor karþýsýnda alýnan galibiyetten çok yabancý futbolcularýn sergilediði performansa sevindiklerini söyledi.

Türkiye Kupasý hakemleri açýklandý ZÝRAAT Türkiye Kupasý Yarý Final ilk maçlarýnda görev yapacak hakemler açýklandý. Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu’ndan yapýlan açýklamaya göre, 24 Mart Çarþamba günü oynanacak Fenerbahçe-Manisaspor karþýlaþmasýný Abdullah Yýlmaz, 25 Mart Perþembe günü TrabzonsporAntalyaspor arasýndaki 90 dakikayý ise Hüseyin Göçek yönetecek.


renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:16 PM

Page 1

C M YK


renkli:Mizanpaj 1

3/22/2010

12:09 PM

Page 1

C M YK


23 Mart 2010