Issuu on Google+

Yunus Tabduk Emre’nin dergahına kabul edilip odunculuğa tayin edilir. Ve Yunus Emre’nin eğitimi başlar. 40 yıl dergaha odun taşır. Ve bir tek eğri odun bile getirmez. 40 yılın sonunda dergahtaki eğitimini tamamlar ve işitilmemiş ilahiler , duyulmamış nefesler söylemeye başlar.

Tasavvufta dervişin sembolü toprak ve su ile yeşeren ağaçtır. Yunus aslında kendisi bilmese de derviş olmak için gitmiştir Hacı Bektaş’ın dergahına. Dervişlerin işi Allah’ı aramakla da eş anlamlı olan gerçek benliğe ulaşma, insanın kâmil olma yolculuğudur.

Tasavvufa göre Allah âmâ makamının dipsiz karanlığı içinde muhteşem bir hazine iken özünün ihtişamına yani sonsuz öze döner; bu özü sever onunla aşk saçar. Bu kusursuz hazinenin bilinmesini ister ve ışık olur. Varoluşun başlangıcı bu sonsuz güçtedir. Gerçek vücut tektir, ve o da haktır, yansıması da ‘‘Külli Nefs’’tir. Bu yansıma ve yansıyan, yani görünen ve gören ilişkinden de BİLGİ, yani ilahi anlayış ya da ilahi bilgi doğar. Buna ‘‘Kelam’’ da denir. Bu varlık kendini kendisi vasıtasıyla bilir anlamına gelir.

İşitirim sözünü, Göremezem gözünü, Yüzünü görmek için, Canımı veresim gelir. Senin kokunu duydum, Terk eyledim bu cihanı, Götür yüzünden perdeyi, Didârına göyüneyim.’’

‘‘Külli akıl’’ ya da ‘‘İnsan-ı Kâmil’’ denen bu ilahi bilinç bütün ruhların ya da eşyanın temel maddesi olan evrensel ruh, yani ilahi bilinçtir. Bu ilahi bilinç Allah’ın ‘‘Ol’’ emriyle görünür ve idealar dünyasından varlıklar dünyasına iner. Bu inişle önce mineral(cansız varlık), sonra bitki, sonra hayvan ve daha sonra da insan şeklinde görünür. Yani bütün varlıkların ruhu birdir. Ancak Allah sadece insanın ruhuna kendinden tohumlar gizlemiştir. İşte bu yüzden insan mertebesine yükselen sonsuz ruh kendi çabası ve Allah’ın lütfuyla derece derece yükselerek İnsan-ı Kâmil olur. Bu iniş ve çıkışa ‘‘Devir’’ denir. İniş Allah’ın işiyken yükseliş insanın da çabasını gerektirir. Çünkü insan hayvan değildir ama henüz olabileceğini olmamıştır. Yani evrim tamamlanmamıştır.


wwwwwwwww