Issuu on Google+


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 1


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 2

İçindekiler 26

Borusan EnBW rüzgar enerjisi için Alman deviyle anlaştı

28

Nordex, N117’lerin verimlilikteki başarısını Türkiye’ye taşıyacak

30

RES Anatolia’da yeni yatırımlar için geri sayım başladı

32

22 2013 yılında tarihi rekorlar kırdık

Maden sektörünün temiz çevre çözümü: KETMAK

40

Siemens petrol ve doğal gazda hem büyüme hem verimlilik yaratıyor

44

Çalık Enerji’den yurtdışında iki dev adım

47

Mypet, DIESEL markasıyla akaryakıt sektörüne iddialı girdi

48

38 ‘Bütünsel Dönüşüm Programı’ ile TPAO, ezber bozacak

Bursagaz 2023’te 1 milyon aboneye ulaşmayı hedefliyor

52

Altı Türk firması TANAP’ın borularını üretmeye aday

60

Sübvansiyon Bir inovasyon platformu

62

STFA, Enerya ile enerjide hamle yapacak

70 geri sayım başladı 2 Ocak-Şubat 2014

74 Enerji Verimli Sanayi Projesi ile 65 milyon TL cepte kalacak


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 3


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 4

Editörden

Ayşe Dökenel

ENERJİ ve ÇEVRE DERGİSİ

Genel Yayın Yönetmeni ayse.dokenel@energyworld.com.tr

ENERJİ ve ÇEVRE DERGİSİ Yıl: 5 . Sayı: 1 . Ocak - Şubat 2014

2013 ENERJİDE REKOR YILI OLDU Bakan Taner Yıldız 7 BİN MW KURULU GÜCÜ DEVREYE ALDIK Yatırımın yarısı YENİLENEBİLİR ENERJİYE YAPILDI Türkiye’nin merkez olma hedefine OXFORD’DAN ONAY

2014’ten neler bekliyoruz? Türkiye enerji sektörü 2013 yılını önemli başarılarla kapattı. Kurulu güç 62 bin MW’ın üzerinde rekor bir düzeye ulaşırken, yenilenebilir enerjiden doğal gaza, nükleerden kömüre kadar birçok alanda önemli büyümeler yakalandı. Yakalan büyüme rakamlarla en birinci ağızdan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız tarafından açıklandı. Bakan Yıldız’ın verdiği bilgilere göre; 2013, 7 bin MW’lık kurulu gücündeki 137 santral ile en fazla kurulu gücün devreye alındığı yıl oldu. Enerji yatırımlarının yarısını yenilenebilir kaynaklar oluşturdu. Son 10 yılda hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları ile her yıl yapılacak olan 12 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçildi. Geçen yıl ham petrol ve doğal gaz üretiminden 465 milyon TL tahsil edildi ve Hazine'ye aktarıldı. İran’dan gelen günlük 29 milyon metreküplük alım, 18 milyon metreküplere düştü. Türkiye’nin doğal gazda hem kendi arz güvenliğini sağlamak hem de ‘transit ülke’ olmak hedefi açısından oldukça önemli olan TANAP projesinde payı yüzde 20'den yüzde 30'a çıktı. 2013’te 11,3 milyar liralık üretim yatırımı yapıldı. Tüm bu rakamlar enerji sektörü açısından oldukça umut verici. Ancak hala enerjide ciddi anlamda dışa bağlı olan bir ülkeyiz. Bu oranın azaltılması açısından sektörümüzün önünde uzun bir yol var. 2014’te enerji sektörü için önemli gelişmelere gebe. Bunlardan birisi 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile gündeme gelen EPİAŞ. Bu yılın ilk altı ayında kurulması beklenen EPİAŞ, piyasanın serbestleşmesine yönelik büyük bir adım olarak görülüyor. Bu yıl özellikle de yenilenebilir enerji alanında önemli bir diğer gündem maddesi ise güneş enerjisi olacak. Güneşte geçen yıl 600 MW'lık lisansa 9000 MW başvuru yapılmıştı. Bu yıl 600 MW’lık lisansların tamamının verilmesi ve inşaat çalışmalarına başlanması, ayrıca lisanssız olarak ise 300 MW’lık yatırımın devreye alınması bekleniyor. Bu anlamda 2014’te güneş enerjisi için 900 MW’lık bir kurulu güç öngörülüyor. Piyasanın liberalleşmesi, özelleşmesi ve serbestleşmesi ile ilgili olarak 2013 yılında ciddi mesafeler kat edildi. Bu anlamda elektrik dağıtım hizmetlerinin tamamı yaklaşık 13 milyar dolar karşılığında özelleştirildi. Üretimde ise 3 büyük termik santralin 3 milyar dolar ile özel sektöre devri ile ilk adım atıldı. Üretimdeki özelleştirme süreci 2014 yılında da devam edecek. Bu anlamda gündemde 4 yeni üretim santrali var. 2014 yılı için bir diğer gündem maddesi ise Yeni Doğalgaz Kanunu olacak. Bu yıl yasalaşması beklenen Doğalgaz Kanunu Tasarısı’na göre; organize doğal gaz toptan pazarı düzenleniyor. Ayrıca, dengeleme ve uzlaştırma piyasası oluşturuluyor. Doğal gaz faaliyetleri mutlaka sözleşmelere dayalı olarak yapılabilecek. Tüm bu gelişmeler bile enerji sektörünün 2014 yılında da dinamizmini kaybetmeyeceğini gösteriyor. Ülkemiz bir süre daha seçim gerginliği yaşayacak olsa da, bu yıla enerji sektörünün büyük başarılar sığdıracağından umutluyuz. Enerjiniz bol olsun… 4 Ocak-Şubat 2014

Yayın Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Ayşe Dökenel ayse.dokenel@energyworld.com.tr Haber Müdürü Nihal Yetişyiğit haber@energyworld.com.tr Dijital Pazarlama ve Medya Koordinatörü Cansu Aktaş cansu.aktas@energyworld.com.tr Reklam Rezervasyon Bilgen Durmaz bilgen.durmaz@energyworld.com.tr Abone Sorumlusu Kevser Evren kevser@energyworld.com.tr Yayın İdare Merkezi ENERGYWORLD DERGİSİ Atakent Mah. 3. Etap Kamelya Sk. A-14 Blok 26/37 Halkalı – İstanbul Tel: +90 212 225 32 02 Basım Yeri Özgün Ofset Yeşilce Mah. Aytekin Sk. No : 22 Otosanayi – Seyrantepe – İstanbul Tel: + 90 212 280 00 09 2 ayda bir yayınlanır. Yerel Süreli Yayın. Dergide yayınlanan yazı ve fotoğraflar izin almaksızın kısmen ve tümüyle kullanılamaz. Yazıların mesuliyeti adı geçen yazarlara aittir.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 5

Enerji verimliliği %25 artırılabilir mi?

Avrupa’nın en büyük alüminyum tesisi ABB otomasyon çözümlerinin yardımıyla enerji verimliliğini %25 artırırken üretkenliğini de geliștiriyor. Daha iyi performans ve kaynak tasarrufunu hedefleyen araștırma ve geliștirme faaliyetlerimizle sürekli olarak para ve enerji tasarrufu sağlıyor ve çevreyi koruyoruz. www.abb.com/energyefficiency

Elbette.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 6

Enerji Mimarı

Mustafa Serdar Ataseven TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı info@tureb.com.tr

RÜZGARDA 2023’E ODAKLANMALIYIZ

Rüzgar enerjisi sektöründe 2013 yılı ilkleri yaşadığımız bir yıl oldu. En fazla inşa halinde olan rüzgar santrali (1 GW) 2013 yılında hayata geçti. Elektrik piyasası kanunu yeni ihtiyaçlara göre revize edildi. Buna bağlı olarak kasım ayının ilk günlerinde lisans yönetmeliği geldi. Bundan sonra her yıl Ekim ayında bir hafta boyunca rüzgar müracaatlarının alınacak olması ülkemizde sürdürülebilir rüzgar sektörü olduğunun göstergesi. Geçtiğimiz aylarda Türkiye genelinde rüzgar kapasiteleri açıklandı. TEİAŞ’ın 3000 MW kapasite açıklaması sektörün yüzünü güldürdü. 2007'den bu yana herhangi bir kapasite artırımında bulunulmamıştı. Yaşanan bu gelişmelerle, RES yatırımlarında ilerleyen günlerde bir artışın olacağını tahmin ediyoruz. Yılın son günlerinde yaşanan bir başka sevindirici gelişme de yerli katkı payına yönelikti. Yerli katkı payının 2015 yılına kadar işletmeye alınan rüzgar santralleri için geçerli olmasını doğru bulmuyorduk. Yaptığımız sektör toplantılarında defalarca dile getirdik. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile (2013/5625 sayılı karar) bu süre 2020 yılına kadar uzatıldı. Bu da yatırımları olumlu yönde etkileyecek bir gelişme oldu. Bunlarla birlikte 2013 yılında bazı sıkıntılar da yaşadık. Orman izinleri yatırımcılara zor günler yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor. Yılın 9 ayını orman izinlerinin aşılması için harcadık ama sonuç alamadık. Kapasite artışları ile beraber yaklaşık 1200 MW santral izin engelini aşamadığı için bekletiliyor. Bir kısım projeler inşaat izin süreçlerine takılmış durumda. Şu anda sektörün önündeki en büyük sıkıntı bunlar. Konuyla ilgili Şubat 2014’te sektör toplantısı planlıyoruz. En kısa zamanda 6 Ocak-Şubat 2014

ormanla ilgili konunun çözüme kavuşturulmasını ve inşaat izinlerinin üç ay içinde sonlandırılabiliyor olmasını diliyoruz. 2013 sonu itibariyle 2.958 MW olan kurulu gücümüz, izin süreçleri ile ilgili sıkıntılar aşılırsa, 2014 yılı sonunda 3.800-4000 MW’a ulaşabilir. Yılın son günlerinde yaşanan siyasi ve ekonomik olayların 2014 yılında işletmeye alınacak ve hali hazırda işletmede olan santralleri etkileyeceğini düşünmüyoruz. Çünkü 2014 yılında işletmeye girecek projeler kredi anlaşmalarını önceden yapmışlardı. İşletmede olanlar ise dolar üzerinden satış yaptıkları için kur artışlarının sektörü pek fazla dalgalandırmayacağını söyleyebiliriz. Ancak yaşanan bu sürecin 2015 yılında başvuru yapmayı planlayan yatırımcıları daha titiz davranmaya zorlayabileceğini düşünüyoruz. Bu da 2015 yılı başvurularının az da olsa düşmesine neden olabilir. Kredi başvurusunda bulunacak projeler daha fazla öz kaynağa ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle firmalar iki proje yerine bir proje ile yatırıma girebilir. Bu da yapılan yatırımları azaltır. Biz bu dönemde yaşanan sıkıntıların geçici olduğunu düşünüyoruz. Rüzgar yatırımları birkaç aylık sürece bakılarak verilecek karar değildir. Ülkemizde mevzuatlar oturdu. Sürdürülebilir bir rüzgar sektörü var. 2023 yılı hedefimize odaklanmalı ve çalışmaları hızla devam ettirmeliyiz. Uzun vadede ise, elde ettiğimiz bu deneyimleri uluslararası arenada pazarlamalıyız. Ortadoğu ve Afrika ülkelerine türbin ihraç eder, teknoloji satar hale gelmeliyiz. Bu amaç doğrultusunda inançla hareket edersek hedeflerimize ulaşırız.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 7

S端rd端r端lebilir bir gelecek i巽in enerji

RES Anatolia T +90 212 240 6161 info@res-anatolia.com www.res-anatolia.com


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 8

Enerji Analizi

M. Efe Biresselioğlu İzmir Ekonomi Üniversitesi Sürdürülebilir Enerji Anabilim Dalı Başkanı

efe.biressellioglu@ieu.edu.tr

TÜRKİYE’NİN DOĞAL GAZDA AB İÇİN TRANSİT ÜLKE OLMA ROLÜ Daha önceki yazılarımda değindiğim üzere, hali hazırda 2013 yılı sonu itibariyle veriler tam olarak açıklanmamış olsa dahi EPDK’nın aylık raporlarına göre, Türkiye’nin toplam enerji tüketimi içerisinde doğal gazın yaklaşık %35 olan payında herhangi bir azalma olmadığı öngörülmektedir. 2013 yılı sonunda yine aynı verilere göre, ülkemizin doğal gaz tüketimi 50 milyar metreküplük hacme ulaşmak üzeredir. BP’nin verilerine göre ise, Türkiye, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İtalya, Güney Kore, Birleşik Krallık ve Fransa’dan sonra dünyanın en büyük doğal gaz ithalatçısı konumundadır. Dolayısıyla Türkiye, küresel doğal gaz piyasasında önemli bir aktör haline gelmiştir; ekonomisi hızla gelişen diğer ülkelerle kıyaslandığında da hiç kuşkusuz doğal gaz tedarikçileri için oldukça önemli bir pazar konumunda bulunmaktadır. Bu hususa paralel olarak, ülkemizin yaşadığı ekonomik büyümenin sağlanmasında en önemli girdilerinden biri olan elektriğin üretimindeki ana kaynak doğal gazdır. 2013 yılı itibariyle TEİAŞ verilerine göre, Türkiye’nin toplam elektrik tüketimindeki payı %44 civarındadır. Dolayısıyla, doğal gazın kesintisiz tedariği ülkemiz için oldukça önem arz etmektedir. 1990’lı yılların başından itibaren artan doğal gaz tüketimine paralel olarak Türkiye, kesintisiz tedariğin sağlanması amacı ile çeşitlendirmeyi arttıracak çalışmalar yapmıştır. BP’nin verilerine göre, 2012 yılı sonu itibariyle, günümüzde yapılan bütün çalışmalara rağmen, Rusya’nın Türkiye’nin ithal ettiği toplam gaz miktarının %58’ini sağladığı görülmektedir. Rusya’yı, İran %18 ve Azerbaycan %7 ile takip etmektedir. Ayrıca, son yıllarda yapılan çalışmalar ve yatırımlar neticesinde kalan %17’lik kısım ise LNG formunda, başta Cezayir ve Nijerya olmak üzere diğer LNG ihracatçısı ülkelerden sağlanmaktadır. Ancak enerji güvenliği perspektifinden bakıldığında, önerilen ve planlama aşamasında olan birçok boru hattı projesi neticesinde Türkiye’nin Rusya’ya olan bu yüksek bağımlılığını düşürebilme ihtimalinin olduğu öngörülmektedir. Bu boru hatları Türkiye’nin sadece 8 Ocak-Şubat 2014

Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak ile kalmayacak, aynı zamanda amaçladığı yüksek çeşitlendirme hedeflerine de ulaşmasına olanak tanıyacaktır. Türkiye’den geçecek bu boru hatları neticesinde ülkemiz enerji politika ve stratejileri kapsamında hedeflenen bir diğer husus olan, Avrupa Birliği doğal gaz tedariği için transit ülke olma amacını da pekiştirecektir. Bilindiği üzere Türkiye, dünya doğal gaz rezervinin yaklaşık %75’inin bulunduğu Rusya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu gibi bölgeler ile Avrupa Birliği’nin arasında doğal köprü görevi gören jeopolitik bir konuma sahiptir. Hali hazırda Türkiye, Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattı ile Azerbaycan’a, Mavi Akım ve Batı Hattı ile Rusya’ya, İranTürkiye hattı ile de İran’a bağlamış bulunmaktadır. Yıllık yaklaşık 50 milyar metreküp hacme ulaşan bu hatlar, öncelikli olarak Türkiye’nin iç pazarı için kullanılmaktadır. Bu boru hatlarına ek olarak, yapımına başlanmış olan İtalyaYunanistan interkonektörü, yapımına yakın zamanda başlanacak olan ve Azerbaycan’dan Türkiye’ye ulaşacak Trans Anadolu Boru Hattı, Irak ile ön anlaşmaları sağlanmış olan Irak-Türkiye Boru Hattı, Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan problem neticesinde Türkiye’ye ulaşamamış olan Arap Gaz Boru Hattı ile önerilen ama çeşitli uzlaşmazlıklar neticesinde hayata geçirilememiş ancak hali hazırda rafa kalkmamış olan Türkmenistan ve olası olarak Kazakistan doğal gazını taşıyacak olan Trans-Hazar Boru Hattı, Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz rezervelerinin taşınımı için planlanan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında son zamanda hızla gelişen çözüm arayışları neticesinde hayata geçirilebilecek olan İsrail-Ceyhan doğal gaz boru hattı Türkiye’nin önemli rolü olan boru hatlarıdır. Ancak unutulmamalıdır ki boru hattı diplomasisi oldukça hassas dengeler içermekle birlikte bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmelerden de doğrudan etkilenen bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla, öncelikli olarak izlenecek doğru politikalar neticesinde Türkiye, Avrupa Birliği doğal gaz tedariğinde önemli bir rol alabilecektir.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 9

DELTA GENERATION:

%31’E .KADAR. DAHA FAZLA . ENERJI ÜRETIMI Türbin teknolojisinde 27 yılı aşkın tecrübe ile multi-MW segmentinde 2100’ün üzerinde türbin kurulumu yapan Nordex, gelişmiş teknolojisini dördüncü nesil türbin platformu Delta Generation ile güçlendiriyor. N117/3000 ve N100/3300, daha uzun kanat tasarımı ve artan generatör kapasitesi ile IEC-2 ve IEC-1 sahalarında %31’e kadar daha fazla enerji üretecek. Güvenilir Nordex teknolojisinde değişimin adı: Delta Generation. www.nordex-online.com/delta-generation


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 10

Dipnot

İbrahim Daymaz MetCap Enerji Yatırımları Direktörü idaymaz@metcp.com

TÜRKİYE İÇİN DOĞAL GAZIN ÖNEMİ

Türkiye artan enerji talebinin zorunlu kıldığı enerji kaynaklarını çeşitlendirme yönündeki çalışmalara hız verirken diğer taraftan doğal gaz boru hatları ile ilgili çalışmalara aralıksız devam etmektedir. Ülkemiz elektrik üretiminin yaklaşık %50 gibi bir oranını doğal gazdan sağlamaktadır. Tamamına yakın kısmında dışarıya bağımlı olduğumuz doğal gazın ülkemiz için önemi oldukça büyüktür. Enerji talep artışına paralel olarak BOTAŞ her geçen gün artan doğal gaz talep miktarlarını karşılamak üzere doğal gaz satın aldığımız ülkelerden mümkün olduğu durumlarda maksimum alımlar yapmaktadır. Ancak bu durum Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkenin önümüzdeki yıllarda gerek duyacağı doğal gaz miktarlarını karşılamaya tek başına yeterli olmayacaktır. Türkiye doğal gaz arz kaynaklarını çeşitlendirmek ve doğal gaz arz açığının giderilmesi amacıyla farklı projelere imza atmak zorundadır. Önümüzdeki dönem devreye girmesi planlanan Irak Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, Mısır Doğal Gaz Boru Hattı Projesi ve proje aşamasında olan Anadolu geçişli Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi son derece önem arz etmektedir. Özellikle TANAP projesi önümüzdeki süreçte meydana gelebilecek arz açığının karşılanmasında oldukça önemli bir rol oynayacaktır. Azeri gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan TANAP ile 2018 yılından itibaren 16 milyar metreküp doğal gaz taşınabilecektir. TANAP projesi ile Türkiye’ye yılda 6 milyar metreküp, Avrupa’ya ise yılda 10 milyar metreküp doğal gaz sağlanması planlanmaktadır. 10 Ocak-Şubat 2014

BOTAŞ, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu çerçevesinde arz kaynaklarını çeşitlendirerek doğal gazın iletiminin güvenli ve verimli bir şekilde yapılmasını sağlamaktadır. Doğal gaz kullanımının ülke genelinde yaygınlaştırılması kapsamında doğal gaz boru hatları projelerinin mühendislik çalışmaları ve inşaat çalışmaları devam etmektedir. Yazın konutlardan kaynaklı olarak doğal gaz tüketimi düşmekte kışın ise kayda değer seviyelerde artmaktadır. Türkiye gibi doğal gazda dışarıya bağımlı ülkelerin mevsimsellikten kaynaklanan salınımların dengelenmesini sağlamak üzere doğal gaz depolama tesislerine gereken önemi vermeleri gerekmektedir. TPAO Kuzey Marmara ve Tuz Gölü Yeraltı Doğal Gaz Depoları kullanılarak kışın artan tüketimin karşılanması sağlanabilecektir. Yaz aylarında depoya enjekte edilen doğal gaz kış aylarında depodan çekilerek mevsimsellikten kaynaklanan salınımların dengelenmesi sağlanacaktır. Sonuç olarak; ülkemizde yeterli miktarda olmayan ve neredeyse tamamında dışarıya bağımlı olduğumuz doğal gazın arz kaynaklarının çeşitlendirilmesi, mevsimsellikten kaynaklanan salınımların dengelenmesi amacıyla doğal gaz depolama tesisleri projeleri desteklenerek yatırımlara hız verilmelidir. Türkiye’nin enerji ithalatına bağlı olarak cari açığı her geçen gün artmaktadır. Bir taraftan enerjinin verimli kullanılması diğer taraftan elektrik üretimi konusunda doğal gaz dışındaki kaynaklara özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına gereken önem verilerek doğal gazdan elektrik üretim oranı düşürülmelidir.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 11


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 12

Enerji Hukuku

Av. Nurgül ÇAKIR Legal Hukuk Bürosu nurgul.cakir@lglatt.com

YENİ BİR ‘TORBA TEKLİF’ VE LPG İTHALATI 13 Şubat 2014 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri Süreyya Sadi Bilgiç ve Bünyamin Özbek tarafından “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. Teklifte, uygulamada ortaya çıkan çeşitli ihtiyaçların karşılanması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasının öngörüldüğü, bu değişiklikler ile toplumsal ve kurumsal taleplerin karşılanacağı, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların giderileceğine yer verilmekte. Petrol Piyasası Kanunu kapsamındaki işleme lisansı sahipleri, piyasa faaliyetine konu etmemek ve münhasıran petrokimya üretiminde kullanmak kaydıyla LPG ithal edebileceklerdi. Teklif kapsamında değişiklik öngörülen kanunlardan birisi de 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazı Kanunu’dur (LPG Kanunu). LPG Kanunu’nda yer alan mevcut düzenlemeler kapsamında yurtdışından LPG temin edeceklerin rafinerici veya dağıtıcı lisansına sahip olması gerekmekte. Dağıtıcılar LPG’yi rafinerilerden veya ithalat yoluyla yurtdışından temin edebilmekte. LPG ithalatının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun belirleyeceği teknik düzenlemelere uygunluğu, ihtisas gümrüklerindeki laboratuvarlarda belirlendikten sonra ihtisas gümrüklerinden yapılmakta. Lisans sahibi olmayanlar ise LPG ticareti yapamamakta. Teklif ile LPG Kanunu’nda değişiklik yapılması öngörülerek; LPG’nin akaryakıt olarak kullanımında gerek sektör gerekse kullanıcılar tarafından karşılaşılan sorunlara çözüm üretmek amacıyla, bazı hususların Petrol Piyasası Kanunu ile uyumlu hale getirilmesi amaçlanmakta. Söz konusu değişiklik ile LPG’yi üretimde girdi olarak kullanan petrokimya tesislerinin üretim maliyetlerinin düşürülebilmesi amacıyla piyasa faaliyetine konu etmemek kaydıyla yurtdışından LPG temin edebilmeleri hedeflenmekte. Bu kapsamda, teklifin yasalaşması halinde, Petrol Piyasası Kanunu kapsamındaki işleme 12 Ocak-Şubat 2014

lisansı sahipleri, piyasa faaliyetine konu etmemek ve münhasıran petrokimya üretiminde kullanmak kaydıyla LPG ithal edebileceklerdir. Kurul, jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile diğer yatırımların kamu yararı açısından önceliğini ve önemini tespit ederek karar verecektir. Jeotermal ve doğal mineralli su kaynaklarının etkin bir şekilde aranması, araştırılması, geliştirilmesi, üretilmesi, korunması, bu kaynaklar üzerinde hak sahibi olunması ve hakların devredilmesi, çevre ile uyumlu olarak ekonomik şekilde değerlendirilmesi esasları Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nda düzenlenmektir. Taslak ile yapılacak olan ekleme ile bir Kurul oluşturulması öngörülmektedir. Taslağın kanunlaşması halinde Kalkınma Bakanı’nın başkanlığında oluşturulan Kurul, jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile diğer yatırımların kamu yararı açısından önceliğini ve önemini tespit ederek, karar verecektir. Söz konusu Kurul, Kalkınma Bakanı’nın başkanlığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı, diğer yatırımcı kurum ya da kuruluşun bağlı olduğu bakanlar ve yatırım kararına onay veren kurumun ilgili olduğu bakan olmak üzere en az beş kişiden oluşacaktır. Kaynak arama ve işletme ruhsatlarında, jeotermal ruhsatlar ile maden ruhsatlarının çakışması halinde, ülke ekonomisi ve kamu yararı doğrultusunda kaynağın önceliğine göre Kurul tarafından kamu yararı kararı alınacaktır. Jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile devlet ve il yolları, otoyollar, demiryolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, maden petrol doğal gaz işletmeleri, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini engellemesi, faaliyetin yapılamaz hale gelmesi durumunda jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ve yatırımla ile ilgili kararın, Kurul tarafından verilmesi öngörülmüştür.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 13


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 14

Gündem

Evrim Özyorulmaz Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı İzmir Ekonomi Üniversitesi

evrim.ozyorulmaz@ieu.edu.tr

DOĞAL GAZDA DEĞİŞEN KÜRESEL TRENDLER

Günümüzde gelişen küresel enerji sistemleri ve teknolojileri, ekonomik büyüme ve nüfus artışının paralelinde enerji kaynaklarındaki üretim ve tüketim trendleri de değişmektedir. Bu değişen trendler ise, bölgesel farklılıklar arz etmekte ve aynı zamanda küresel çapta belli başlı sonuçlara sebep olmaktadır. Tabii ki gelecek belirsizdir ancak, bizler bu gerçeği kabullenerek her zaman gelecekle ilgili sorularımıza cevap aramaya devam etmekteyiz. Küresel enerji piyasaları ile ilgili gelecekteki dönüşüm süreci kapsamında da üç temel soru gündemi meşgul etmektedir: Dünya gelecekte, devam eden ekonomik büyümesini teşvik edecek kadar yeterli enerji kaynağına sahip olacak mıdır? Bu enerji kaynakları güvenli olacak mıdır? Bu enerji kaynakları sürdürülebilir olacak mıdır? Bu sorulara cevap arayan piyasalar, kurumlar ve insanoğlu son yıllarda özellikle petrol ve doğal gaz alanında değişen küresel eğilimlere tanıklık etmektedir. Bu değişim öncelikli olarak son yıllarda, konvansiyonel olan kaynaklardan konvansiyonel olmayan kaynaklara doğru gelişim göstermiştir. Özellikle ABD, Kanada ve Avustralya’da yaşanan gelişmeler ülkelerin her iki enerji kaynağına olan politika yapımı ve enerji güvenliği algılarında devrimsel nitelikte değişimlere sebep olmaktadır. Nükleer enerjide tecrübe edilen sorunlar, yenilenebilir enerji yatırım maliyetleri ve teknolojilerinin göreceli olarak pahalı oluşu, kömür gibi yeryüzünde daha homojen dağılmış ve yerli kaynak olarak sayılabilecek teknolojilerin iklim değişikliği ve çevre kirliliği bağlamında kullanımının sorgulanmasının akabinde, enerji verimliliği konusunda kanuni bağlayıcılığı olan regülasyonların mevcudiyetinin eksikliği küresel enerji haritalarını 14 Ocak-Şubat 2014

değiştirmekte; yeni enerji dünyasında ülkelerin ekonomik rekabeti yeniden şekillenirken enerji ve jeopolitika ilişkisi daha da önem kazanmaktadır. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin konumlandığı Avrupa, Asya ve Afrika bölgeleri için önemli bir sorun teşkil etmekte ve hatta küresel çapta gerçekleşecek ekonomik bir iyileşmeyi bu yolla frenlemektedir. Doğal gaz piyasaları özelindeki eğilimlere bakacak olursak eğer, küresel gaz ticaretinde kaya gazı gibi konvansiyonel olmayan gaz ve LNG’de yaşanan arz artışı neticesinde en zengin enerji kaynaklarına sahip Rusya gibi ihracatçı konumundaki ülkelerin yaşanan gelişmelerden memnuniyet duymamasıyla birlikte yeni ihracatçılardan kaygılanmakta ve hatta doğal gaz fiyatlarının uzun dönemde petrol fiyatlarına endekslenmesine destek vermekte oldukları gözlemlenmektedir. Türkiye gibi gaz ithal eden ülkeler için ise aslında bu durum içerisinde bazı fırsatlar barındırmaktadır. Örneğin Türkiye’de, 10 yıldan daha az bir sürede gaz fiyatlarını petrole endeksleyen kontratların vadesinin sona ereceği gerçekliğinden hareketle, LNG ve konvansiyonel olmayan kaynakların gelişimi paralelinde piyasaya katılan yeni ihracatçılarla birlikte ülkemizin gaz fiyatları konusunda daha aktif ve etken bir politika izlemesi mümkün görünmektedir. Türkiye ayrıca, dünyanın bilinen doğalgaz ve petrol rezervlerinin %70'ine komşu olan bir ülke konumunda olması nedeniyle, transit ülke olarak mevcut ve planlanan boru hattı projeleri çerçevesinde küresel enerji politikalarındaki hali hazırdaki konumunu daha da güçlendirme fırsatına her zaman sahiptir.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:54 Page 15


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 16

Kısa Kısa » Romanya'nın

rüzgarında ‘Hareket’lik var

Kurulduğu 1957 yılından bu yana üstün hizmet standartları ile proje taşımacılığı, ağır ve standart dışı kargo taşımacılığı, vinç kiralama, ağır kaldırma, indirme ve yerleştirme hizmetleriyle proje taşımacılık sektörünün lider markalarından Hareket, enerji taşımacılığı alanındaki faaliyetlerini hem yurtiçinde hem yurtdışında başarıyla sürdürüyor.

» BLG

MAKİNA ile INGETEAM arasında temsilcilik anlaşması

Elektrik motorları ve alternatörleri üreten İspanyol şirketi INDAR Electric S.L.’in Türkiye temsilciliğini 2006 yılından beri başarıyla yürüten BLG Makine, INDAR Electric S.L.’inin de bünyesinde olduğu Ingeteam ile yeni bir distribütörlük anlaşması imzaladı. Distribütörlük anlaşması, imza törenine BLG Makina adına Genel Müdür Mahzuni Yaşar ve Teknik Müdür Kadir Gümüşsoy katılırken, Ingeteam şirketini Koruma Röleleri ve Elektrik Şebeke Otomasyonu (Ingeteam PGA) Bölüm Başkanı Eduardo Pedrosa ve İş Geliştirme Müdürü Roberto Murga temsil etti. INDAR Electric S.L.’in Türkiye temsilciliğini 2006 yılından beri başarılı bir şekilde yürüten BLG Makina, geçtiğimiz 8 yıl içerisinde 80 civarında HES projesine toplam kurulu gücü 1500 MW’ı bulan, 150’nin üzerinde altenatör satışı gerçekleştirdi. İmzalanan bu anlaşma ile birlikte iki taraf da INDAR temsilciliği ile başlayan işbirliklerini daha da pekiştirdi. BLG Makine ise Ingeteam’in teknoloji lideri olduğu koruma röleleri ve elektrik şebeke otomasyonu sektöründe kendisine yeni bir iş alanı yaratmış oldu. 16 Ocak-Şubat 2014

Türkiye'deki RES projelerinin %50'sine taşıma ve kurulum hizmeti veren Hareket, Romanya'nın Köstence Topolog Bölgesi'nde yürüttüğü RES projesini de başarıyla tamamladı. Hareket, projede 72 metre anabom, 54 metre fly bom konfigürasyonu ile 600 ton kapasiteli Terex CC 2800-1 paletli vinç kullandı. 3 MW kapasiteli 22 adet 120 metre yüksekliğinde kulelerin kullanıldığı Vestas rüzgar türbin montajlarını Hareket, 2 ay gibi kısa bir sürede bitirdi.

Hindistan’da enerji üretecek Limak Holding, Hindistan’da 1.000 Mw’lık Hidroelektrik Santrali inşa edecek. Kısa bir süre önce yapılan ihaleye Hindistanlı Patel Engineering şirketi ile ortak giren Limak Holding, projeye en düşük fiyatı vererek, rakiplerini saf dışı bıraktı. Proje, 1,4 milyar dolar bedel ile inşa edilecek Pakal Dul Hidroelektrik santrali aynı zamanda Asya’nın en büyük barajlarından biri olacak. Hindistan ve Pakistan arasında sorunlu bölge olarak dikkat çeken Jammu Keşmir sınırındaki Doda bölgesinde yapılması planlanan 1.000 MW’Lık kurulu güce sahip olacak Pakal Dul Hidroelektrik santralinin 160 metre yükseklikte, 305 metre uzunluğunda olması hedefleniyor. 20 kilometrelik bir tüneli de barındıracak kaya üzerine dolgu barajda ana iş Limak’ta olacak. 250 MW’lik dört türbinden oluşacak santral projesi tamamlandığında elektrik üretimi kapasitesi bakımından Hindistan’ın en büyük üçüncü barajı unvanını elinde bulunduracak.

» OPEC, 2014 yılı için petrol talebini revize etti Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), “Aylık Petrol Piyasası Raporu” ile 2014 yılı küresel petrol talebi rakamını yukarı yönlü revize etti. 2014 yılında küresel petrol talebinin günlük 1,09 milyon varil artışla günlük 90,98 milyon varile ulaşacağının öngörüldüğü rapora göre, 2013 yılında günlük 89,89 milyon varil olan küresel petrol talebi 2014 yılında günlük 90,98 milyon varile yükselecek. Böylece, günlük petrol talebi 2014 yılında geçen yıla göre günlük 1,09 milyon varil artacak. OPEC bir önceki raporunda ise, söz konusu rakamın 2014 yılında günlük 1,05 milyon varil artışla günlük 90,91 milyon varil olacağını öngörmüştü. Aynı şekilde OPEC, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinin toplam petrol talebinin 2014 yılında önceki yıla göre günlük 0,13 milyon varil azalarak 45,68 milyon varile gerileyeceği tahmininde bulundu. Raporda, 2014 yılı dünya petrol talebinin bazı revizyonlara maruz kalabileceğine işaret edildi.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 17


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 18

Kısa Kısa »» Enerjisa’nın yeni santrali

Siemens imzası taşıyacak Enerjisa’nın Bandırma’da yapılacak olan gaz santralini Siemens yapacak. Sabancı Holding ve E.ON iştiraki Enerjisa ile Siemens arasında Balıkesir’deki Bandırma II Kombine Çevrim Santrali’nin anahtar teslim kurulumu için anlaşma imzalandı. Enerjisa tarafından işletilecek santral yaklaşık 600 MW’lık kapasiteye ve yüzde 60’ın üzerinde bir verimliliğe sahip olacak. 2016 ortasında tamamlanması beklenen santral için yapılan anlaşma, EPC işleri ve uzun vadeli servis sözleşmesini de kapsıyor. Siemens, proje kapsamında, Enerjisa için anahtar teslim inşası dışında farklı ürünleriyle de katkı verecek. Santralde, SGT5-8000H gaz türbini dışında bir adet SST5-5000 model gaz türbini ile bir adet Sgen5-3000W jeneratörün de kurulumu gerçekleştirilecek. Tesisin tüm elektrik sistemini ve SPPA-T3000 ölçüm ve kontrol sistemini de Siemens tedarik edecek. Ayrıca santraldeki 400 kV’lık yüksek gerilim şalt sistemi de Siemens tarafından kurulacak. Tüm bunlara ek olarak tesisin ana komponentleri olan gaz türbinleri ve jeneratörlerini kapsayan uzun dönemli bir servis anlaşması da proje dahilinde sunulacak.

»»Turcas’a yeni Kurumsal

»» Prysmian Group

»»Total, akaryakıt

İletişim Müdürü

Türkiye’ye yüksek vergi ödülü

taşımacılığı güvenliğini ödüllendiriyor

Turcas Petrol Kurumsal İletişim ve Kamu İlişkileri Müdürlüğü görevine Altan Kolbay getirildi. Aralık 2013 tarihinde şirket bünyesine katılan Altan Kolbay, Turcas’tan önce 6 yıl boyunca Petrol Platformu Derneği’nin (PETFORM) Genel Sekreterliği görevini yürüttü. TOBB bünyesinde Türkiye Doğalgaz Meclisi’nde iki dönem başkan yardımcısı olarak yönetimde yer alan Altan Kolbay’ın global düzeydeki pek çok mesleki sivil toplum örgütüne üyeliği bulunuyor. Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Kolbay, Galatasaray Üniversitesi ile ODTÜ’de Yöneticiler İçin İşletme Yüksek Lisansı Bölümü’nde Yüksek Lisans yaptı.

18 Ocak-Şubat 2014

Mudanya’daki fabrikasında Türk kablo sektörüne hizmet veren Prysmian Group Türkiye, Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının düzenlediği "Ekonomiye Değer Katanlar 2013" ödül töreninde Bursa’daki şirketler arasında en yüksek vergiyi ödeyen 8. şirket oldu. Ödülü şirket adına Fabrika Direktörü Halil Kongur, Bursa valisi Münir Karaloğlu ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın elinden aldı. Ödül töreninde konuşan Kongur, “Başta Türkiye ekonomisi olmak üzere bulunduğumuz bölgenin ekonomisine de katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. Bu katkımızı sürekli kılmak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her geçen yıl daha da üst sıralara çıkıyoruz. Prysmian Group Türkiye olarak bugün bu ödülü almış olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.

Total Oil Türkiye, akaryakıt taşımacılığı hizmetlerinde yüksek emniyet standartlarını, “Emniyet Performansı En Yüksek Nakliye Müteahhidi Ödülü” ile ödüllendiriyor. Total Oil Türkiye Nakliye Departmanı tarafından her yıl düzenlenen ve zorlu kriterlerin değerlendirmeye alındığı ödüle bu yıl Yıldırım Nakliyat layık görüldü. Yılın en iyi 3 sürücüsü ise Omsan Lojistik A.Ş.’den Rıdvan Demirel, Yıldırım Nakliyat’tan Recep İnce ve Dörtler Nakliyat’tan İbrahim Gülbahar seçildi. Ödül töreninde konuşan Total Oil Türkiye Genel Müdürü Antoine Tournand şunları aktardı: “Total Oil Türkiye olarak, tehlikeli madde taşımacılığının risklerini göz önüne alarak hiç bir zaman esnek davranma lüksümüz olamaz. Her yıl milyonlarca kilometre taşıdığımız akaryakıtın, yükleme sürecinden son kullanıcıya kadar emniyetli şekilde ulaştırılması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bizim emniyet çabalarımız ve çalışmalarımızın yanı sıra ulaşımını sağlayan lojistik firmalarının da emniyet konusuna gereken özeni göstermeleri bizim için oldukça önemlidir. Yıldırım Nakliyat’ın aldığı ödül de, göstermiş olduğu yüksek performans ve emniyetli operasyon hizmetlerinin bir sonucudur.”


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 19


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 20

Kısa Kısa »» Petkim

Yarımadası’na 8 milyar dolarlık yatırım

Bünyesinde 15 ana, yedi de yardımcı fabrika bulunan Türkiye’nin en büyük petrokimya tesisi Petkim Holding, beş ayrı program halinde toplam 8 milyar dolarlık yatırıma imza atacak. Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, yaptığı bir açıklamada TANAP dışında, beş yıl içinde toplam 8 milyar doların üzerinde bir yatırımın gerçekleştirileceğini söyledi. Korkut, “Yatırımlar 5 yıl içinde gerçekleşecek. Böylece doğrudan 2 bin 500 yeni istihdam yaratacağız. Bizim bir kişiyi işe almamız da sektörde beş kişinin daha iş bulması anlamına geliyor” dedi. Korkut, özellikle STAR Rafinerisi’nin devreye girmesiyle cari açıkta 2.5 milyar dolarlık bir küçülme olacağını söyledi. Şu anda 2 bin 500 olan Petkim istihdamının 2018’e kadar 2 katına çıkacağını belirten Korkut, şu bilgileri verdi: “Petkim’de kapasite kullanım yaklaşımımız pazarın istediği ve bizim kâr edebileceğimiz ürünlerin üzerine yoğunlaşma şeklinde oluyor. Hiçbir zaman kapasitemizi tam kullanalım ama para kazanmayalım diye bir yaklaşımımız yok. Bu strateji tuttu ve üç dönemdir sürdürülebilir kâr açıklıyoruz.”

»» Sekiyaka

II HES 1, enerji üretimine başladı

Akfen Holding'e bağlı Akfen HES Yatırımları ve Enerji Üretim A.Ş.'nin bağlı ortaklığı Beyobası Enerji Üretimi AŞ'nin, Muğla’daki Sekiyaka II HES 1 projesi enerji üretimine başladı. Akfen Holding tarafından yapılan açıklamaya göre EPDK tarafından verilen izinle üretime geçen ve 2,3 MV kurulu güç kapasitesine sahip olan Sekiyaka II HES 1'in yıllık 12,3 GVs elektrik üretmesi bekleniyor. Akfen Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamada yatırım programına uygun olarak HES santrallerini ticari enerji üretimi için devreye almaya devam edeceklerini belirtti. Akfen HES, Muğla'da bulunan Sekiyaka II HES 1'in üretime başlamasıyla faaliyet gösterdiği 9 hidroelektrik santralinde toplam 144,5 megavat (MV) kurulu güç kapasitesine ve yıllık toplam 600,6 GVs üretim kapasitesine ulaştı. Şirket, 6 Haziran 2013 tarihinde 26 MV kurulu güce sahip Karasular Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.'nin de satışı sonrasında, 17 Ocak 2014 tarihi itibarıyla, bağlı ortaklıkları vasıtasıyla faaliyet gösterdiği 9 hidroelektrik santralinde toplam 144,5 MV kurulu güç kapasitesine ve yıllık toplam 600,6 GVs üretim kapasitesine ulaştı.

»» Doğal gaz boru kaynakçılığı kursu için imzalar atıldı Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Şirketi tarafından desteklenen, Ardahan Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi işbirliği ile yürütülen “Erzurum, Kars ve Ardahan İlleri Toplumsal Kalkınma Girişimi Projesi” kapsamında, Ardahan’da gerçekleştirilecek “Doğal Gaz Boru Kaynakçılığı” kursu için protokol imzalandı. Düzenlenen imza törenine Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Tevfik Fikret Eteker, İŞ-KUR Müdür Vekili Sevim Özkaya, Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Remzi Almas, Proje Koordinatörü Prof. Dr. Mükerrem Kaya ve Projenin Ardahan Saha sorumlusu Vedi Aşkaroğlu katıldı. Törende konuşan Prof. Dr. Korkmaz, açılacak kursun Ardahan'a ve Doğu Anadolu Bölgesi'ne yönelik çok önemli bir istihdam kaynağı yaratacağını ve bu tür projeler sayesinde ilimizin işsizlik ve göç gibi sorunlarına kısmen de olsa kalıcı çözümler bulunabileceğini belirtti.

»» Lisanssız

elektriğe ucuz Hazine arazisi

Yenilenebilir enerjide lisanssız elektrik üreticisi Hazine arazisini kullanabilecek. Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğe göre, şirketlere Hazine arazilerinin irtifak hakkı ve diğer kullanma izinleri verilebilecek. Kullanma hakkı elde eden yatırımcıya, arazi kullanım bedelinden yüzde 85 oranında indirim yapılacak. Düzenleme özellikle kojenerasyon (kendi kaynağından ve kendi içinde tüketmek amacıyla elektrik üretilmesi- atık buhardan elektrik üretilmesi vb.) tesisleri ile kendi ihtiyacına yönelik elektrik üretebilen şirketler açısından önem taşıyor. Tebliğe göre, yatırımcıların, inşa ettikleri santrallerin geçici kabullerini TEDAŞ gerçekleştirecek. Yatırımcılar Hazine arazilerini yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinden kurulu gücü 500 kilovata kadar olanlar için 20 bin 500 kilovat ile 1 megavat arasında olanlar için ise 30 yıl boyunca kullanabilecek. 20 Ocak-Şubat 2014


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 21

ááSEVGIYLEá~RETILENáELáYAPÑMÑá~R~NLERIMIZáSEVDIÜINIZLEáBULUàSUNá á á á á á á á á á ,36áÝYIáßEYLERá$~KKANÑ´NDAáBULABILECEÜINIZáBINLERCEá±SEVGI²áVAR á á á á á á á


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 22

Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız

2013 yılında tarihi rekorlar kırdık Türkiye tarihinde elektrikteki kurulu güce bir yılda yapılan en büyük ve en yüksek miktardaki yatırımın geçen yıl gerçekleştiğini belirten Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2013'te devreye giren 137 yeni santralle kurulu güç miktarının 6 bin 985 MW’a çıktığını söyledi. devam edeceğini anlatan Yıldız, yeterli rakamlara ulaşılırsa 4 santralin özelleştirilmesinin gerçekleştirileceğini söyledi. YATIRIMLARIN YARISI YENİLENEBİLİR

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, düzenlediği basın toplantısında enerji sektörünün 2013 yılındaki gelişmelerini ve 2014'e ilişkin hedeflerini değerlendirdi. Bakan Yıldız, elektrikteki kurulu gücün geçen yıl yaklaşık 11,3 milyar liralık yatırım tutarıyla 6 bin 985 MW civarında arttığını söyledi. Geçen yıl 137 yeni santralin devreye alındığını vurgulayan Bakan Yıldız, "Bu Türkiye'nin tarihinde bir yılda yapılmış en büyük ve en yüksek miktardaki yatırımdır" dedi.

kaydetti. Türkiye'nin TANAP'taki hisselerini yüzde 20'den yüzde 30'a çıkarma konusunda mutabık kaldıklarını dile getiren Yıldız, elektriğin senkronu ve kalitesiyle ilgili Avrupa'ya yönelik bütün uygunlukları aldıklarını söyledi. Elektrik piyasasının serbestleşmesiyle ilgili geçen yıl ciddi mesafeler aldıklarını ifade eden Yıldız, elektrik dağıtımının yaklaşık 13 milyar dolar bedelle özelleştirildiğini kaydetti. Bir kısım özel şirketin zaman zaman zorluklar yaşadığını anlatan Yıldız, sektörü hep beraber kalkındırmak istediklerini belirtti.

4 SANTRAL ÖZELLEŞTİRİLECEK

Afşin-Elbistan'daki kömür rezerviyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Yıldız, "Katar, Çin ve Japonya'dan oluşan farklı şirketlerle müzakereye açtık. Şu anda Katar'ın çok daha istekli ve önde olduğunu görüyoruz. Buna rağmen Birleşik Arap Emirlikleri, 2014 yılında böyle bir yatırım kararı alabileceklerini belirttiler" diye konuştu. Elektrik üretimindeki özelleştirmelerin

Geçen yıl elektrik ve doğal gaz fiyatlarında değişiklik yapılmadığını anımsatan Bakan Yıldız, bu konudaki son düzenlemenin 15 ay önce gerçekleştirildiğini ifade etti. Bakan Yıldız, böylece Türkiye'nin AB üyesi ülkeler arasında elektriği en ucuz kullanan 3 ülke arasına girdiğini, doğal gazın en ucuz kullanıldığı ülke olduğunu 22 Ocak-Şubat 2014

2013’te devreye giren enerji yatırımlarının yarısının yenilenebilir kaynaklara dayalı olduğunu kaydeden Bakan Yıldız, bir önceki yıl devreye alınan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı güç miktarının hidroelektrik santraller dahil 2 bin 676 MW iken, 2013 yılında bu miktarın 3 bin 406 MW’a yükseldiğini ifade etti. Bakan Yıldız, geçen yıl 2 bin 680 MW’lık HES projesinin, 227 MW’lık çöp, biyogaz, atık ısı, jeotermal kaynağının ve 499 MW’lık RES projesinin devreye girdiğini söyledi. Devreye giren yeni tesislerle Türkiye'deki santral sayısının 909'a çıktığını ifade eden Bakan Yıldız, "Önümüzdeki yıllarda bu denli büyük rakamlar göremeyebiliriz. Şuana kadar yatırım portföyüne baktığımızda bunu gösteren rakamlar var" dedi. Türkiye'de ilk santralin 1902 yılında kurulduğunu, geçen 100 yılda 31 bin 845 MW’lık yatırım gerçekleştirildiğini, belirten Bakan Yıldız, geçen 11 yılda ise 100 yıllık bu yatırımlardan daha fazla yatırım gerçekleştirildiğini ve 32 bin 199 MW’a ulaşıldığını aktardı. Bakan Yıldız, "11 yılda önceki 100 yıldan daha fazla yatırım yapıldı" dedi. Yıldız, enerjideki yatırımların denetimi ve idaresi için bakanlık personelinin son 10 yılda yaklaşık 800 bin kilometre mesafe katettiğini söyledi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının önemini vurgulayan Yıldız, şunları kaydetti: "Son


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 23

Haber 10 yılda işletmeye açılan yenilenebilir santralleriyle beraber toplam 12 milyar liralık her yıl doğal gaz ithalatının önüne geçmiş olduk. Eğer bu yatırımları yapmasaydık 2013 yılında doğal gaza 12 milyar dolar fazla ödeyecektik. Son 10 yılda işletmeye açılan bu santrallerin toplam 49 yıllık imtiyaz sürelerini dikkate aldığımızda da geleceğimize çok ciddi bir katkı koymuş oluyoruz. 600 milyar liralık doğal gaz ithalatını önümüzdeki lisans süresi boyunca tasarruf etmiş olacağız." Türkiye'nin iletim hattı uzunluğunun 1,1 milyon kilometreye ulaştığına dikkati çeken Yıldız, bunun Avrupa'nın en uzun 2., dünyanın en uzun 5. büyük şebekesi anlamına geldiğini söyledi. 2,4 MİLYON TON PETROL ÜRETİMİ YAPILDI Bakan Yıldız, Türkiye'de 50 şirketin kara ve denizlerdeki 364 ruhsatlı alanda petrol ve doğal gaz arama faaliyetinde bulunduğunu belirtti. Geçen yıl 95 arama ve tespit, 73 üretim olmak üzere toplam 168 kuyu açıldığını, 267 bin metre sondaj gerçekleştirildiğini aktaran Bakan Yıldız, açılan kuyu sayısında bir önceki yıla göre yüzde 6 artış sağlandığını bildirdi. Bakan Yıldız, geçen yıl açılan kuyuların 42'sinde petrole, 5'inde doğal gaza rastladıklarını ifade etti. 1.256 ayrı kuyuda günlük ortalama 46 bin varil ham petrol üretildiğini vurgulayan Bakan Yıldız, şunları aktardı: “2013 yılı toplam üretimimiz 2.4 milyon tondur. Bu miktar ülkemiz tüketiminin %8’ini karşılamaktadır. Diğer taraftan 263 kuyuda günlük ortalama 1.5 milyon metreküp doğal gaz üretiliyor. 2013 yılı toplam doğal gaz üretimi 555 milyon metreküp oldu. Bu miktar ülkemiz tüketiminin %2’sini karşılamaktadır. Petrol ve doğalgaz arama ve üretim sektörümüzün 2013 yılındaki yatırım tutarı 1 milyar dolar civarındadır. Bu yatırımın yaklaşık yarısı TPAO tarafından gerçekleştirildi. 2013 yılında gerçekleşen ham petrol ve doğalgaz üretiminin Bakanlığımızca toplam 465 milyon TL tahsil edilerek Hazine’ye aktarılması sağlandı. Üretim yapan

inşa çalışmaları devam ediyor. İki ilde de proje çalışması sürmektedir. 10 yıl önce 4 bin 510 km doğal gaz boru hattı uzunluğumuz varken, bugün doğal gaz iletim ve dağıtım hattımız 82 bin 500 km’lik şebeke uzunluğuyla dünyanın çevresinde iki tur atabilecek uzunluğa ulaşmış bulunuyor” dedi. Bakan Yıldız, doğal gaz tedarikinin 5 ülkeden yapıldığına işaret ederek, bunların sayısını artırma gayretinde olduklarını söyledi. TUZ GÖLÜ 4 YIL İÇİNDE TAMAMLANACAK şirketlerin ödeyecekleri Kurumlar Vergisi, bu tutara dahil değildir. Yaklaşık 10 bin kişinin istihdam edildiği ve yılda 1 milyar dolar yatırımın yapıldığı sektörün faaliyetleri sonucunda gerçekleşen petrol ve doğal gaz üretimiyle yıllık ithalat faturamızda 2,3 milyar dolarlık azalma sağlandı.” 2012 yılında 45 milyar metreküp olan doğal gaz tüketiminin 2013’te 47 milyar metreküpe çıktığını söyleyen Bakan Yıldız, “10 yıl önce sadece 9 ilimize doğal gaz iletim hattı ulaşırken, 2013’te bu sayı 72 ile çıkmış bulunuyor. Geriye kalan dokuz ilin yedisinde iletim hattı

Özel sektörün doğal gaz depolama işinden uzak durmasını da değerlendiren Bakan Yıldız şunları aktardı: “Depolama tesisi yatırımına girme konusunda gerek Rusya’dan bazı firmaların, gerekse uluslararası bazı firmaların talepleri olmuştu. Biz kendilerine olumlu cevaplar verdik. Kimin depolama tesisiyle ilgili girişimleri varsa destekçisi olacağız dedik. Ama şu ana kadar gerek Ukrayna’dan, gerek Rusya’dan somut bir girişim olmadı. İran’dan da böyle bir talep gelmişti, onda da açıkçası somut bir gelişme olmadı. Ben tekrar bu vesileyle eğer bu

KUZEY IRAK PETROLÜNÜ SATMADIK Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Petrol Platformu Derneği Yönetim Kurulu üyelerini kabulünde, basın mensuplarının gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Kuzey Irak petrolünün uluslararası pazarlara açılması konusundaki sorular üzerine Yıldız, Bağdat ile Erbil arasında kurulan komitenin çalışmalarına devam ettiğinin belirti. Bakan Yıldız, bu süreçte Ceyhan'da yaklaşık 430 bin varil Irak petrolü biriktiğini dile getirdi. Bu kaynağın uluslararası piyasalara açılıp açılmayacağının konuşulduğunu ifade eden Yıldız, şöyle devam etti: "Zaman zaman 90 milyon dolarlık satışın gerçekleştiğini basından öğreniyorum. Böyle bir şey şu anda söz konusu değil. Her zaman söylüyoruz. Bir satış gerçekleşecek olursa, Bağdat'ın bundan bilgisinin olacağını ve dekontlarının kendilerine ulaştırılacağını, bu petrolün Türkiye'nin değil, Irak'ın petrolü olduğunu her zaman söylüyoruz. Bizim temennimiz, Erbil ve Bağdat, iki kardeş kendi aralarında anlaşsınlar ve buradan elde edilecek gelirin öncelikle Türk bankalarında olmak kaydıyla bloke edildikten sonra kendi hesaplarına aktarılsın." Yıldız, öncelikle bu konudaki komite çalışmalarının nihayetlenmesini ve uluslararası piyasalara daha fazla Irak petrolü akmasını istediklerini söyledi. www.energyworld.com.tr

23


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 24

Haber jeotermal uygulamalar açısından konut ısıtmasında 90 bin konut eşdeğerine çıkılacağını, elektrik üretiminde ise 311 megavatın yakalanacağını dile getirdi. Bakan Yıldız, enerji verimliliğinin gündemlerinden hiç düşmeyeceğini vurguladı. Türkiye'deki altın madenlerinin üretimini sonuna kadar desteklediklerini ve artırılmasını öngördüklerini belirten Yıldız, devlet hakları konusunun ise, "Devlet haklarıyla alakalı bir çalışmamızın olduğunu söylemem gerekiyor. Bir kısım devlet hakkı düzenlemelerini önümüzdeki dönemde kamuoyu ile paylaşacağız" dedi. EPİAŞ’TA MANİPÜLASYON OLMAYACAK konuda girişimleri olan varsa, kendilerini destekleyeceğimizi söylüyorum. Depolama tarifeleriyle ilgili bazı tereddütleri olmuştu. Biz aynı zamanda vatandaşımızın tarifesinin de yükselmemesi için bunları özellikle itinayla inceliyoruz. Hem vatandaşımızın kullandığı doğal gazın fiyatı yükselmesin, hem de bir yandan depolama tesisleri olsun, inşallah böyle bir dengeyi sağlarız.”

alanlarda bulunmamak olduğunu söylemem lazım. Barbaros Hayrettin Paşa sismik gemisinin tartışmalı alanların dışında çalışmalarına devam ettiğini söylemek durumundayım. Kıbrıs'ın tamamına ait olabilecek yapının kurgulanması lazım. Tutarlı bir tavır ortaya koyuyoruz. Kıbrıs'ın herhangi bir yerinde çıkartılan petrol ve doğalgazın Kıbrıs'ın tamamına ait olduğunu söylüyoruz" dedi.

Bakan Yıldız depolardaki son duruma ilişkin ise, "Depoların mülkiyeti TPAO'nun ama işletme gazları BOTAŞ'ın. Bunun ihalesini yaptık ama bu yaklaşık 4 yıllık bir süreç. Günlük 17 milyon metreküplük günlük çıkış miktarını 40 milyon metreküplere çıkartıyor olmamız lazım ki, bu dediğiniz sıkıntıları daha az yaşıyor olalım. Bu, yeniden o tesisi kurmaya eş bazı işleri de içeriyor. Tuz Gölü'nde de yaklaşık 4 yıl içerisinde tamamlanacak 1 milyar metreküplük kapasiteyi de bir an önce Türkiye'ye kazandırmamız lazım" diye konuştu.

5 MİLYAR DOLAR MADEN İHRACATI

Bakan Yıldız, Kıbrıs'ta yapılan sismik aramalara ilişkin, "Biz doğalgaz ve petrolün bir barış gerekçesi ve gerginlik gerekçesi oluşturmaksızın kazanılması gerektiğini düşünüyoruz. O yüzden bizim de hem teknik hem siyasi açıdan 2014 yılında ilk tercihimizin tartışmalı 24 Ocak-Şubat 2014

2012'de madencilikte 4,2 milyar dolar olan maden ihracatının geçen yıl 5,1 milyar dolar olarak gerçekleştiğini söyleyen Bakan Yıldız, ihraç edilen maden ürünü grupları arasında doğal taş ürün grubunun yaklaşık yüzde 44'ünün doğal taş, yüzde 34'ünün metalik cevherler, yüzde 16'sının endüstriyel minerallerden oluştuğunu ifade etti. 2002 yılında 100 bin metre olan kamu-özel sektör maden arama sondajı miktarının, 1 milyon 500 bin metre düzeyine ulaştığını belirten Yıldız, bu rakamı daha da artırmayı amaçladıklarını dile getirdi. Jeotermalle alakalı 91 sahayı yatırımcıya devrettiklerini anlatan Bakan Yıldız, 1 milyar liranın üzerindeki bir geliri ülkeye kazandırdıklarını söyledi. Bakan Yıldız,

Bakan Yıldız, borsaya kote şirketlerin aynı zamanda EPİAŞ ortağı olmasının manipülasyonlara neden olacağı şeklinde eleştirileri ise şöyle cevaplandırdı: “Tabii ki her yapılan değişime farklı dirençler görebiliyoruz. Statik davranmanın herhangi bir riski yok ama dinamik davranmanın bazı riskleri vardır. EPİAŞ’ta da bunu görüyoruz. Biz bu yoruma çok fazla katılmıyoruz. Herhangi bir borsaya kote şirketin EPİAŞ’a girmesi, manipüle edemeyecekleri kadar küçük hisselerle sınırlandırılmıştır. Herhangi bir özel şirket burada yüksek oranda hisse alamaz. Onların her birisi bindeler mertebesinde sınırlandırılmıştır ve kamu elinde kalacak %30’lar civarında hisse söz konusudur. Şu anda PMUM’u ve özellikle serbest piyasayı, günlük fiyatları denetiminde bulunduran TEAİŞ’ın %30’lara kadar hissesinin çıkması söz konusudur. Bu açıdan böyle bir riski biz görmüyoruz. Serbest piyasada herhangi bir mal ne kadar alınıp satılabiliyorsa, manipülasyon risklerine ve tehlikelerine karşı da bizim o kadar hazırlıkla olmamız lazım geldiğini biliyoruz. Ben bunu bir tavsiye olarak da alıyorum, arkadaşlarımız bununla alakalı çalışmışlardı. İnşallah böyle bir uygulamayı 2014 yılında tedricen devreye almış olacağız.”


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 25


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 26

Haber

Borusan EnBW rüzgar enerjisi için Alman deviyle anlaştı Borusan EnBW Enerji, Vestas ile toplam 346 milyon dolar değerinde 207 MW rüzgar santrali yatırımı için el sıkıştı. Bu yatırım tamamlandığında Türkiye’nin lider rüzgar enerjisi üreticilerinden biri olacak olan şirket, 2020 yılında 2 bin MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor.

Yenilenebilir kaynaklara odaklanan Borusan EnBW Enerji, 5 şehirde rüzgar enerji santrali yatırımı için start verdi. Şirket, toplam 346 milyon dolar değerindeki 207 MW’lık rüzgar enerji santralleri için dünyanın önde gelen rüzgar türbini üreticilerinden Vestas ile anlaşma imzaladı. 7 Şubat’ta Çırağan Sarayı’nda düzenlenen törene Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sefa Sadık Aytekin, Baden Württemberg Eyaleti Bakanı Bilkay Öney, Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Eberhard Pohl, Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdürü Metin Pehlivan, Borusan Holding CEO’su Agah Uğur, EnBW A.G. CEO’su Dr. Frank Mastiaux ve Borusan EnBW Genel Müdürü Mehmet Acarla katıldı. Anlaşma, Mut RES (Mersin/Karaman), Fuatres RES (Kemalpaşa-İzmir), Harmanlık RES (Karacabey-Bursa), Koru RES (Lapseki-Çanakkale) kurulumunun yanı sıra, Bandırma (Bandırma-Balıkesir) Rüzgar Enerj Santrali’nin kapasite artışını kapsıyor. 26 Ocak-Şubat 2014

Borusan EnBW Enerji, bu anlaşmayla Avrupa’nın en büyük karasal rüzgar enerji yatırımlarından birini gerçekleştirecek. Yenilenebilir enerji sektöründe Türkiye için büyük bir adım atan Borusan EnBW Enerji, projeler tamamlandığında kurulu rüzgar gücü açısından Türkiye’nin lider rüzgar enerjisi üreticilerinden biri olacak. Borusan EnBW Enerji, 2020 yılında 2.000 MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Şirketin 2.000 MW’lık portföyünün; 1,500 MW’ının rüzgar, 300 MW’ının hidroelektrik ve 200 MW’ının da güneş santrallerinden oluşması bekleniyor. YATIRIM 3 YILDA TAMAMLANACAK Borusan Holding CEO’su Agah Uğur törende yaptığı konuşmada, Borusan’ın sürdürülebilir kalkınmaya yatırım yaptığını belirterek şunları aktardı: “Sürdürülebilirlik Borusan için sadece içinde yaşadığımız anı değil,

geleceğimizi de belirleyen duyarlılıkların ötesinde bir başarı faktörü. Bu öngörü ve hassasiyetle enerji sektörüne uzun vadeli yatırım yapıyoruz. Avrupa’nın en büyük karasal rüzgar enerjisi santrallerinden birini oluşturmak anlamına gelen bu yatırım da enerji sektöründe güçlü bir oyuncu olmak için gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizden biri. Borusan EnBW Enerji’nin attığı bu adımı, Türkiye’nin zengin yenilenebilir enerji kaynaklarının yaşamımızda, ülke ekonomimizde hak ettiği rolü üstlenmesi açısından bir dönüm noktası olarak görüyorum.” Yeni yatırımların Borusan EnBW Enerji’nin sürdürülebilirliğe yönelik taahhütlerinin de bir göstergesi olduğunu kaydeden Agah Uğur “Hakikaten rüzgar enerjinin kaynağı açısından en uygun kaynaklardan biri. Aynı zamanda Türkiye’nin yenilenebilir enerji tedariği gücünün artırılması için de (en büyük problemimiz cari açık) bu açıdan da çok önem ifade ediyor.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 27

Haber Ekonomik, stratejik ve manevi açıdan çok anlamlı bir yatırım diye görmek lazım” diye konuştu. Agah Uğur, bu yatırımın Borusan açısından %5’lik bir büyümeye denk geldiğini belirterek şunları aktardı: “2020 yılına kadar gerçekleştirmek istediğimiz 2.000 MW’lık kurulu güç için tahminen 3.5 milyar dolar yatırım gerekiyor. EnBW ile ortaklığımız sayesinde Borusan Grubu’nun 70 yılda getirdiği büyüklüğü, sadece 10 yılda enerji yatırımlarıyla gerçekleştirmeye çalışacağız.” Yatırımın üç yılda tamamlanacağını, sektördeki planlarının uzun vadeli olduğunu kaydeden Uğur, uzun vadeli yatırım riskini sanayici yaklaşımıyla benimsediklerini söyledi. Uğur, “Enerji yatırımlarının ayrı bir kimlik gerektirdiğini bilen ve bunun gereğini yapan bir kurumuz. Dolayısıyla iki oyuncunun 2009 yılında kurduğu ve bütün çocukluk hastalıklarını geride bıraktığı, sektörü iyice öğrendiği ve geleceğe umutla baktığı bu dönem, beni heyecanlandırıyor” diye konuştu.

2020 İÇİN KURULU GÜÇ HEDEFİ 2 BİN MW Portföylerinin %62’sini rüzgar enerjisinin oluşturduğunu söyleyen Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Mehmet Acarla da şöyle konuştu: “Toplam 207 MW’lık bu atılımımız Avrupa’nın en büyük karasal, rüzgar enerjisi yatırımlarından biri olacak. 2007 yılında giriş yaptığımız enerji sektöründe bugüne kadar 460 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik. 2015 yılında tamamlayacağımız ve bizi Türkiye’nin lider rüzgar enerjisi şirketi haline getirecek bu yatırımımızın toplam tutarı ise 346 milyon dolar. 2020 yılında ağırlığı yenilenebilir olmak üzere 2 bin MW'lık üretim potansiyeline sahip bir portföye ulaşma hedefimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” YÜKSEK POTANSİYELİ GÖRÜYORUZ Almanya ve Avrupa’nın dev enerji şirketlerinden olan EnBW A.G. CEO’su

Dr. Frank Mastiaux, Türkiye’ye duydukları güvenin yatırımlarına yansıdığını ifade etti. Mastiaux Türkiye yenilenebilir enerji pazarındaki yüksek potansiyeli görerek Borusan ile ortaklık kurduklarına dikkat çekti ve sektördeki hedeflerini şöyle açıkladı: "Türkiye pazarında 2013 yılsonu itibarıyla 245 TWh olarak gerçekleşen elektrik talebinin 2023 yılına kadar yaklaşık iki katına çıkacağı öngörülüyor. Bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da elektrik tüketimi açısından ön sıralara taşıyacaktır. Borusan ortaklığımızla bu hızla büyüyen enerji gereksinimine sürdürülebilir kaynaklar ağırlıklı olmak üzere bir yanıt vermek üzere yatırım yapıyoruz.” TÜRKİYE-ALMANYA İLİŞKİLERİ GÜÇLENİYOR Törene katılan Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Eberhard Pohl ise “Türkiye ve Almanya arasında ekonomik ve siyasi işbirliği her geçen gün gelişiyor. Enerji sektörü de iki ülkenin karşılıklı fayda sağladıkları bir alan. Bu kapsamda işbirliklerine yeni birinin daha katılmasından mutluluk duyuyoruz. Yapılan bu yatırımın sadece şirketlerimize değil, Türkiye’ye de büyük katma değer sağlayacağından eminim” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sefa Sadık Aytekin de Türkiye ve Almanya arasındaki enerji yatırımları için ekonomik ve siyasi platformun güçlendiğini söyledi. Borusan EnBW Enerji’nin şimdiye dek yaptığı yatırımlar ve kullandığı ileri teknolojiyle rüştünü ispat etmiş bir kurum olduğunu söyleyen Aytekin şunları söyledi: “Başta rüzgar olmak üzere, yenilenebilir yatırım kaynaklarına yapılan yatırımlar önem teşkil ediyor. Bakanlığımız da bu alana büyük önem veriyor. Borusan EnBW Enerji şimdiye dek yaptığı yatırımlar ve kullandığı ileri teknolojiyle rüştünü ispat etmiş bir kurum. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak bu anlaşmadan büyük memnuniyet duyuyoruz.” www.energyworld.com.tr

27


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 28

Haber

Nordex, N117’lerin verimlilikteki başarısını Türkiye’ye taşıyacak

Nordex Grubu, Türkiye rüzgar enerjisi piyasasındaki başarılı çıkışını yeni projelerle sürdürüyor. 2013 yılının sonunda 3 yeni proje imzalayan Nordex, siparişini aldığı bu projelerde; geçtiğimiz yıl lansmanını gerçekleştirdiği N117/3000 Delta Generation türbini ile yine geçen yıl Almanya’da en çok rağbet gören ve uluslararası organizasyonlarda “Yılın En İyi Türbini” seçilen N117/2400’ü kullanacak. Bu türbin tipleri için kanatlar ise geçtiğimiz yıl Nordex tarafından açıklandığı gibi Türkiye’deki kanat üretimi tesislerinde üretilecek. Nordex, ilk projesini ABK Çeşme Enerji Üretim A.Ş. ile imzaladığı anlaşma kapsamında Çeşme Yarımadası’nda gerçekleştirecek. 2014 yılının yaz aylarında 18 MW’lık Çeşme RES projesine start verecek olan Nordex, bu projede 2013’ün Şubat ayında lansmanını gerçekleştirdiği Delta Generation ailesine ait N117/3000 türbinini kullanacak. Özellikle orta rüzgarlı sahalar için tasarlanan N117/3000 türbinlerin, Çeşme’nin rüzgarına çok iyi uyum sağlaması ve 28 Ocak-Şubat 2014

%36’nın üzerinde kapasiteye ulaşması bekleniyor. Proje sahibi ABK Çeşme Enerji Üretim A.Ş. ise Çeşme RES ile yenilenebilir enerji alanında konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. IEC3 SINIFININ EN VERİMLİ TÜRBİNLERİ Nordex’in bir diğer önemli projesi ise, oldukça etkin olduğu bir bölge olan ve 75’e yakın Nordex rüzgar türbinin temiz enerji ürettiği İzmir’in Aliağa bölgesinde kurulacak Aliağa RES projesi. Nordex, büyük önem verdiği bu projeyle IEC3 sınıfının en verimli türbini olma özelliğini gösteren N117/2400 türbinlerinin Almanya’da yakaladığı başarıyı Türkiye’ye de taşımayı hedefliyor. 2014 yılının yaz aylarında başlanacak Aliağa RES projesinin, teknik konfigürasyonu dikkate alındığında %36’lık bir kapasiteye ulaşması bekleniyor. Proje yatırımcısı Akça Holding ise ilk rüzgar santrali olan bu projeyle tekstil, gıda ve otomotiv gibi sektörlerde yakaladığı başarıyı enerji sektörüne taşımayı hedefliyor.

Nordex’in portföyüne kattığı son proje ise Akres RES için genişletme projesi. Karesi Enerji, 2011 yılında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da katılımıyla açılan Manisa Akhisar’daki Akres RES projesinin genişletme planı kapsamında Nordex ile anlaştı. Nordex bu projede ise dört tane N100/2500 türbin kurulumunu gerçekleştirecek. Genişletilecek 45 MW’lık Akres RES projesinde Nordex’in 18 adet N90/2500 türbini bulunuyor. Nordex Yönetim Kurulu üyesi Lars Bondo Krogsgaard yapılan anlaşmalara ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu anlaşmalar ürün stratejimizi tamamıyla yansıtıyor. Birlikte çalıştığımız yatırımcılara tüm lokasyonlarda en iyi ürünleri garanti ediyoruz. Türkiye'deki başarılı çalışmalarımıza devam ediyor olmaktan da mutluluk duyuyoruz" dedi. Türkiye’de 722.5 MW’lık bir kapasiteye ulaşan Nordex, 2014 yılı içinde de 170 MW’ın üstünde kurulum yapmayı hedefliyor.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 29

FUARCILIK T‹C. LTD. fiT‹.

Uluslararası ‹htisas Fuarı

Transport Lojistik Fuar› 19-21 Kas›m 2014 ‹stanbul

www.logitrans.com.tr Organizasyon EKO MMI Fuarc›l›k Ltd. fiti.

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GERE⁄‹NCE TOBB (TÜRK‹YE ODALAR VE BORSALAR B‹RL‹⁄‹) ‹ZN‹ ‹LE DÜZENLENMEKTED‹R.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 30

Haber

Anatolia’da yeni yatırımlar için geri sayım başladı 2009 yılında Türkiye’de faaliyet göstermeye başlayan RES Anatolia, 2014 yılında rüzgar ve güneş enerjisi alanında gerçekleştireceği önemli yatırımlarla sektördeki yerini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Gök, “Yenilenebilir enerji alanındaki deneyimimiz ile STFA’nın inşaat deneyimini birleştirerek başarılı bir işbirliğinin ilk adımını atmış olduk” dedi. 48 MW’LIK HAVZA PROJESİ’NDE SONA YAKLAŞILDI 2012 yılının Haziran ayında portföylerine ekledikleri 48 MW’lık Havza Projesi’nde kurulum aşamasına geldiklerinin altını çizen Ayhan Gök, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu projede izin süreçlerinin tamamlanmasına dönük yoğun çalışmalarımız devam ediyor. İlgili yönetmelikler ve mevzuat çerçevesinde gerekli girişimlerde bulunularak sahada yapılması gereken teknik ve fiziki çalışmalara hız verdik. Uluslararası ÇED için uzman ekipler tarafından proje sahasında detaylı kuş gözlem çalışmaları ve yakın yerleşim yerlerinde sosyolojik araştırmalarımızın hepsi tamamlandı. Türkiye’deki ilk yatırımımız olacak bu projenin inşaatını bir an önce tamamlayıp, aynı zamanda işletmeci statüsüne geçeceğimizden dolayı heyecanlıyız. Bölge insanıyla kazankazan ilişkisi kurmayı amaçlıyoruz. Bu nedenle proje sahasına yakın köylerdeki insanları çevre ve enerji konularında bilinçlendirme amaçlı tanıtım toplantıları düzenledik ve kendimizi bölge insanlarına komşu olarak tanıttık. RES Group olarak ilkemiz, yatırım yaptığımız tüm coğrafyalarda temiz enerjinin doğru anlaşılmasını sağlamak ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde hem ekonomiye hem de çevre duyarlılığının gelişmesine katkıda bulunmak.” RÜZGAR VE GÜNEŞTE BÜYÜYECEK

Dünyada yenilenebilir enerji sektörünün lider oyuncularından RES Group, hem dünyada gerçekleştirdiği yeni işbirlikleri hem de 2009 yılında Res Anatolia ile girdiği Türkiye pazarında hızlı adımlarla büyümeye devam ediyor. RES Anatolia’nın 2013 performansı ve 2014 yılı hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ülke Müdürü Ayhan Gök, 2013’ün kendileri için önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olduğunu söyledi. 120 MW’lık Evrencik RES için dünyanın en büyük müteahhitlik şirketleri listesinde yer alan STFA ile kurdukları ortaklığın Türkiye’deki faaliyetlerine ivme kazandırdığını belirten Ayhan 30 Ocak-Şubat 2014

Ayhan Gök, 2014’te de hem güneş hem rüzgar enerjisi alanında gerçekleştirecekleri önemli yatırımlarla yenilenebilir enerji sektöründe yerlerini sağlamlaştırmaya devam edeceklerini söyledi. 2013 yılı ortasında başvurusunu yaptıkları 8 adet güneş enerji projesinin ihale sürecinin 2014’te tamamlanmasını beklediklerini ifade eden Gök, bu sayede Türkiye’deki ilk güneş enerji projelerini de hayata geçirmiş olacaklarını belirtti. Türkiye enerji sektörüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan RES Anatolia Genel Müdürü Ayhan Gök, şunları aktardı: “Türkiye’nin 2023 yılı için koyduğu hedefler oldukça iddialı olmasına rağmen, bu günkü tempomuzla bu hedeflere


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 31

Haber

erişilmesinin mümkün olmadığı çok açık. Belirlenen hedefe ulaşabilmek için örneğin rüzgarda yıllık yaklaşık 500-600 MW olan kurulu gücümüzü 2000 MW seviyelerine çıkarmamız gerekiyor. Ancak geçen dönemde mevcut sistem ve mevzuatlar, özellikle de izin süreçlerindeki aksamalar yüzünden bu mümkün olmadı. Bugünkü durum, eğer bu alanlarda bir değişikliğe gidilmezse gelecekte de yıllık yakalamamız gereken kurulu gücün gerisinde kalacağımızı gösteriyor.” RES MEDITERRANEAN CEO’SU TÜRKİYE’YE GELDİ Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Türkiye’ye yaptığı ziyarette beraberinde getirdiği Fransa’nın önde gelen 50 iş adamı arasında RES Mediterranean CEO’su Jean Marc Armitano da vardı. Fransa ve Türkiye arasında ekonomik ve ticari ilişkileri ileri bir aşamaya taşımaya yönelik ikili görüşmeler yapan heyet, çeşitli devlet kurumlarına, TÜSİAD ve TOBB’a ziyaretler gerçekleştirdi. Jean Marc Armitano aynı zamanda TOBB tarafından organize edilen Türkiye-Fransa İş Forumu kapsamında, düzenlenen Fransa ve Türkiye enerji bakanlıklarının da katıldığı "Sanayi İş Birliği ve Enerji Projeleri” forumuna da katıldı. Armitano’ya RES Anatolia Genel Müdürü Ayhan Gök, iş geliştirme yöneticilerinden Marco Perona ve Julian Horn eşlik etti.

MICROSOFT İLE DEV ELEKTRİK SATIŞ ANLAŞMASI RES Americas, ‘karbon nötr’ olma sözü veren ABD merkezli yazılım ve bilişim şirketi Microsoft ile 20 yıllık elektrik satış anlaşması imzaladı. Şirket, Texas’ta kuracağı 110 MW’lık kurulu gücündeki Keechi Rüzgar Santrali ile Microsoft’a enerji sağlayacak. Microsoft için dönüm noktası olan bu anlaşma aynı zamanda RES Group’un Amerika’daki iştiraki RES Americas için de uzun vadeli ilk elektrik satış anlaşması olma özelliğini

taşıyor. 2014 ilk çeyreğinde inşaatına başlanması planlanan Keechi Rüzgar Santrali (Texas) 110 MW’lık kurulu gücü ile Microsoft’a enerji sağlayacak. Res Group’un, 2013 yılında Apple, Google, Facebook gibi pek çok dünya devi firma ile birlikte “karbon nötr” birliğine dahil olan Microsoft ile yaptığı bu anlaşma, önümüzdeki süreçte yenilenebilir enerjiye ciddi yatırımlar yapılacağının da önemli bir göstergesi. www.energyworld.com.tr

31


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 32

Haber

Maden sektörünün temiz çevre çözümü:

KETMAK 17 yılı aşkın tecrübeleriyle maden zenginleştirme, endüstriyel arıtma ve geri dönüşüm sistemleri alanında yurtiçi ve yurtdışında 1200'ün üzerinde projeye imza attıklarını belirten Ketmak Yönetim Kurulu Başkanı A. Levent Ketenci, “Türkiye’deki tüm madencilerin tercih ettiği tek marka haline gelme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz” dedi. Mühendis A. Levent Ketenci tarafından 1997 yılında kurulan Ketmak Makine ve Tesis İmalat San. Tic. A.Ş., krom, manyezit, mermer, granit, seramik, agrega, kum, kömür, feldspat ve diğer maden tesislerinin atık sularının arıtılması ve maden zenginleştirilmesi ile ilgili çalışmalarda kullanılan makine ve ekipmanların imalatını gerçekleştiriyor. Kuruldukları günden buyana sürekli gelişmeyi kendilerine hedef edindiklerini belirten Ketmak Yönetim Kurulu Başkanı A. Levent Ketenci, maden sektöründe bugün öncü bir kuruluş haline geldiklerini söyledi. Kurdukları tesislere lojistik destek sağlamak amacıyla 2011 yılında Ketpol Arıtma Kimyasalları Paz. San. Tic. A.Ş.’yi kurulduklarını vurgulayan Ketenci, arıtma sistemlerinde hayati öneme sahip olan arıtma kimyasalları ve filtre bezleri konusunda bu şirketleriyle hizmet verdiğini aktardı. 17 yılı aşkın tecrübeleriyle başta mermer sektörü olmak üzere, maden zenginleştirme, endüstriyel arıtma ve geri dönüşüm sistemleri alanında yurtiçi ve yurtdışında 1200'ün üzerinde projeye imza attıklarını ve 21 farklı ülkede tesis kurduklarının altını çizen Ketenci, bu ülkeleri Yunanistan, İran, Suriye, Filistin, Bulgaristan, Romanya, İtalya, Mısır, Libya, Cezayir, Azerbaycan, Hollanda, Etiyopya, Ürdün, Lübnan, Tunus, Rusya, Kazakistan, Suudi Arabistan ve Sudan olarak sıraladı.

32 Ocak-Şubat 2014


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:55 Page 33

Haber

ANAHTAR TESLİM ÇÖZÜMLER SUNUYOR Ketmak Makine nasıl bir üretim yelpazesine sahip? Ürünleriniz ile müşterilerinize ne tür avantajlar sunuyorsunuz? Ketmak Makine olarak özellikle maden ve doğal taş tesislerinin atık sularının arıtılması ve maden zenginleştirilmesiyle ilgili anahtar teslim projeler gerçekleştiriyoruz. İmalatını yaptığımız tesislere kurulum aşamasından önce projelendirme ve danışmanlık hizmeti veriyoruz. Ayrıca, kurduğumuz sistemlerde kullandığımız Ketpol arıtma kimyasalları, Ketpol filtre pres bezleri, plastikler ile mekanik, hidrolik ve elektronik sistemlerle ilgili her türlü yedek parçayı stoklarımızda bulundurarak müşterilerimize güven veren bir organizasyonla satış sonrası hizmet sunuyoruz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz önemli projeleri anlatır mısınız? Gündeminizdeki yeni projeler neler? Aralarında Akmetal Madencilik, Turchrome, İzci Madencilik, Dimin Madencilik, Trabzon Madencilik, Kaltun Madencilik, Mikroman Madencilik, Kümaş Madencilik, Global Maden ve

Koçer Yapı’nın da bulunduğu Türkiye’nin en büyük maden işletmelerine atık su arıtma tesisi kurduk. Bunun dışında Grozni ve Kurçalov’da kurduğumuz şehir arıtmaları (biyolojik atık su arıtma tesisleri) referans listemizde yer almakta. 2014’ün başlarında Sudan’daki Altın Konsantre Liç Tesisi’ni

devreye aldık. Özellikle doğal taş ve madencilik sektörlerinde 1200’ün üzerinde kurulu tesisimiz bulunmakta. Şu anda imalat ve kurulum safhalarında da birçok projemiz bulunuyor. Kütahya Seramik, Varol Beton, Akçansa bunlardan sadece birkaçı.

KETMAK’İN İMALATINI YAPTIĞI ANA ÜRÜN GRUPLARI

Ketmak Makine olarak 2013 yılında nasıl bir büyüklüğe ulaştınız? 2014 yılı için öngörü ve hedefleriniz neler? Geçtiğimiz 17 yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz projelerle özellikle doğal taş sektöründe kendini kanıtlamış bir şirket olarak son 3-4 yıldır faaliyetlerine hız verdiğimiz madencilik sektöründe 2013 yılında ciddi başarılara imza attık. 2013 yılında imalat sahamızı büyüterek arıtma tesisi projelerinin ötesine geçtik ve artık maden zenginleştirme alanında da emin adımlarla ilerlemekteyiz. 2014 yılında da madencilik sektöründe başarılı projeler gerçekleştireceğiz. Türkiye’deki tüm madencilerin tercih ettiği tek marka haline gelmeyi hedefliyoruz. Ayrıca sektör çeşitlendirmesi sağlayarak, farklı endüstri kollarına çözüm ortağı olmayı planlıyoruz.

• Filtrepresler • Pan filtre • Tikinerler • Sedimantasyon tankları • Pnömatik aktüatör grupları • Santrifüj pompalar • Turbo çamur pompaları • Hidrolik pompalar • Dalgıç pompalar (drenaj pompaları) • Dozaj pompaları • Dozlama üniteleri • Kompakt tesisler • Katı atık besleme tesisleri • Paket arıtmalar (biyolojik)

HİZMET YELPAZESİNİ GENİŞLETECEK

www.energyworld.com.tr

33


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:56 Page 34

Haber

Orta ve uzun vadede hem yurtiçinde hem de yurtdışında nasıl bir büyüme hedefliyorsunuz? Bu kapsamda gündeminizdeki yeni planlar ve projeleri aktarır mısınız? Ketmak, kuruluşundan bu yana vizyonundan şaşmadan sürekli gelişmeyi kendine hedef edinmiş, yeniliklerin ve ilklerin öncüsü olmuştur. İmalat tekniğinde son gelişmeleri takip ederek teknoloji ağırlıklı üretimi esas alan firmamız kaliteden asla ödün vermeden, yurtiçindeki güvenilir kimliğini yurtdışında da kanıtlamak adına gereken adımları atmaktadır. Bu bağlamda yurtiçi ve yurtdışındaki sektörel fuarlara katılmayı önemsiyoruz. Bu anlamda 2014 yılında; Marble 2014 – 26-29 Mart 2014 / İzmir – Türkiye, IFAT 2014 – 05-09 Mayıs 2014 / Münih-Almanya, Electra Mining – 15-19 Eylül 2014 / Johannesburg – Güney Afrika ve Maden 2014 – 27-30 Kasım 2014 / İstanbul – Türkiye katılacağımız sektörel fuarlar arasında yer alıyor. Sektörünüzde yaşanan en temel sorunlar ve çözüm önerileriniz neler? Sektörümüzdeki en temel sorun, arıtma tesislerinde eski yöntemlerle çözüm 34 Ocak-Şubat 2014

aramaya devam edilmesidir. Maden sektörünün özel bir ihtisas konusu olduğu gerçeğini anlayamamış firmalar, evsel arıtma yöntemleriyle firmalara çözüm sunmaya çalışmakta. Bu da ne yazık ki sonrasında birçok probleme neden olmaktadır. Bu problemlerin

Akmetal Madencilik, Turchrome, İzci Madencilik, Dimin Madencilik, Trabzon Madencilik, Kaltun Madencilik, Mikroman Madencilik, Kümaş Madencilik, Global Maden ve Koçer Yapı gibi Türkiye’nin en büyük maden işletmelerine atık su arıtma tesisi kurduk. Son olarak 2014’ün başlarında Sudan’daki Altın Konsantre Liç Tesisi’ni devreye aldık. başında, atık suyun verimli bir şekilde arıtılmaması, dolayısıyla temiz suyun geri kazanılarak tekrar kullanılabilir hale getirilememesi gelmektedir. Bunun sonucunda tesisler sürekli temiz su ile beslenmek zorunda kalmaktadır. Bu hem işletmeler için ciddi bir maliyet

kaybına yol açmakta hem de doğal kaynakların her geçen gün azaldığı dünyamız için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bunun dışında arıtma tesislerindeki en önemli konulardan birisi lojistik destek ve satış sonrası hizmettir. Biz grup şirketlerimiz arasında yer alan Ketpol Arıtma Kimyasalları Paz. San. Tic. A.Ş. ile arıtma sistemi kurduğumuz tesislere lojistik destek sağlayarak kullandıkları sağlıksız kimyasallar ve filtre bezleri yüzünden yaşadıkları sıkıntıları aşmalarında yardımcı oluyoruz. Yüksek kaliteye sahip bu ürünlerin ithalatını ve uygulamasını gerçekleştiriyoruz. Satış öncesi ve satış sonrasında teknik desteklerle müşteri memnuniyetini her zaman ön planda tutuyoruz. Bu hedef doğrultusunda satış öncesi jar testi ve pilot filtrepres uygulamalarıyla her tesise uygun türde polimer ve filtre bezi seçimi yaparak sistemlerin doğru bir biçimde çalışmasını sağlıyoruz. Ketmak ailesi olarak atık su arıtma sektöründe makine ve ekipmanların imalatının yanı sıra arıtma kimyasalları ve filtre bezleri tedariki ile müşterilerimize profesyonelce tüm teknik konularda desteğimizi sürdürmeyi amaçlıyoruz.


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:56 Page 35

Shell Derince Tesisleri’nden ihracat rekoru

Shell Derince Tesisleri, 2013 yılında gerçekleştirdiği toplam 21.378 ton satışla ihracat hacmini rekor bir seviyeye ulaştırdı. 1963 yılından bu yana Kocaeli’nde madeni yağ ve gres üretimini sürdüren Shell Derince Tesisleri, 2013 yılını ihracatta rekorla kapattı. Shell Derince Tesisleri, 2013’te bir önceki yıla kıyasla yüzde 57 oranında artış yakaladı ve toplam 21.378 ton ihracat gerçekleştirdi. Tesislerde 2012 yılında 13 bin 600 ton madeni yağ ve gres ihracatı gerçekleştirilmişti. Madeni yağ ve gres üretiminde sağladığı 2013 ihracat sonuçlarıyla sektördeki liderliğini bir kez daha gözler önüne seren Derince Tesisleri, yarım asırdır sürdürdüğü başarılı performansı ve yarattığı ihracat miktarıyla Türkiye’nin büyümesine de güç katıyor. 117 kişinin istihdam edildiği Shell & Turcas Derince Madeni Yağ ve Gres Fabrikası, 2013 yılında toplam üretiminin yüzde 25’ini 49 ülkeye ihraç ederek büyük bir başarıya da imza attı. Shell Derince Tesisleri’nde üretilen madeni yağ ve gres yağı başta Kazakistan, Yunanistan ve Rusya olmak üzere, 49 ülkede 55 farklı noktaya ihraç ediliyor. İhracatın yanı sıra yurtiçinde de madeni yağ ve gres ihtiyacını karşılıyor. Tesis Türkiye’deki büyük sanayi kuruluşlarına ürün tedarik ediyor. Derince Tesisleri, Kocaeli ve çevre ekonomisi açısından da büyük önem taşımayı sürdürüyor. 50 yılı aşkın bir süredir bölge ekonomisinin lokomotifleri arasında yer alan tesislerde üretilen madeni yağ ve gres, yurt içi ve yurt dışında demirçelikten inşaata kadar farklı sektörlerde kullanılıyor. Tesis, yarattığı hacimle ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi TİM’in “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçı Firması” listesinde de yer alıyor.

8GTKOKCTVVČTČT /CNK[GVKFØĵØTØT

Büyük tesisler için optimize GFKNOKĵVKT2.#6+07/Š4 Maksimum verim  &ØĵØMKĵNGVKOOCNK[GVK  -QTWOCUČPČHČ+2  -QNC[MWTWNWO  [ČNICTCPVK /CPWHCEVWTGFD[&KGJN%QPVTQNU www.platinum-nes.com


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:56 Page 36

Haber

Rüzgarda 35 yeni santral yolda Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin (TÜREB) raporuna göre 2013 yılı sonu itibariyle Türkiye’nin toplam rüzgar kurulu gücü 2.958 MW kapasiteye ulaşırken, inşası devam eden 35 RES’in toplam kurulu gücü 980 MW’ı buluyor.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin (TÜREB) 2013 verilerine ilişkin hazırladığı istatistik raporu yayınlandı. Raporda, işletimdeki rüzgar enerjisi santrallerinin kurulu güç oranları, bölgelere ve firmalara dağılımı ve inşa aşamasındaki santrallere ilişkin bilgilere yer verildi. Rapora göre, işletmedeki rüzgar enerjisi santrallerinin kurulu güç bakımından yüzde 77’si Ege ve Marmara bölgelerinde bulunuyor. Balıkesir'in iller bazında kurulu güç bakımından 712 MW ile birinci olduğu raporda, 576 MW ile İzmir ikinci, 366 MW ile Manisa üçüncü sırada yer aldı. Raporda işletmede olan santrallerin yatırımcılara göre dağılımında 326 MW ile Polat Enerji başı çekiyor, 314 MW ile Demirer Enerji onu izliyor. Üçüncü sırada 295 MW ile Bilgin Enerji ve dördüncü sırada 211 MW ile Enerjisa var. Ülkemizdeki toplam rüzgar kurulu gücünün son dört yıllık oranları, 2009'da 791 MW, 2010'da 1.329 MW, 2011'de 1.805 MW,2012’de 2.312 MW şeklinde olurken, 2013 yılı sonu itibariyle bu oran 2.958 MW seviyesine ulaştı. İnşası devam eden 35 RES'in toplam kurulu gücü ise 980 MW'ı buluyor. İnşaası devam eden santrallerde en büyük pay 229 MW ile Güriş’e ait. Güriş’i 115 MW ile Fina Enerji ve 95 MW ile Eksim izledi.

LİSANSLI RES’LERDE MARMARA BİRİNCİ İşletmedeki RES'lerin kurulu güç bakımından bölgelere dağılımında yüzde 40,90 ile Ege Bölgesi ilk sırayı aldı. Ege’yi yüzde 35,66 ile Marmara, yüzde 14,70 ile Akdeniz, yüzde 5.10 ile İç Anadolu, yüzde 2.70 ile Karadeniz ve yüzde 0.93 ile Güneydoğu Anadolu bölgeleri takip etti. İşletmede olan santrallerin bulunduğu iller ise şu şekilde: Balıkesir, İzmir, Manisa, Hatay, Osmaniye, Çanakkale, İstanbul, Aydın, Mersin, Kırşehir, Afyon, Kayseri, Uşak, Amasya, Bilecik, Tokat, Tekirdağ, Muğla, Adıyaman ve Edirne. Lisanslı RES'lerin toplam kurulu gücü 5.776 MW'yi bulurken, bölgelere göre dağılımında 2.314 MW ile Marmara ilk sırada, 1.540 MW ile Ege ikinci, 840 MW ile de İç Anadolu bölgesi üçüncü sırada yer aldı. İllere göre dağılımında ise 681 MW ile İzmir ilk sırada gelirken, onu 566 MW ile Çanakkale, 389 MW ile İstanbul, 336 MW ile Kocaeli ve 322 MW ile Balıkesir izledi. Rapordan derlenen bilgilere göre, Türkiye son beş yıl içinde her yıl yaklaşık 500 MW civarında santrali işletmeye aldı. İlk defa 2013 yılında 646 MW’a ulaşıldı. TÜREB Başkanı Mustafa Serdar Ataseven 2013 yılı ile ilgili daha iyi bir kurulu güce ulaşmayı öngördüklerini fakat orman ve inşaat izinlerinde yaşanan sıkıntıların aşılamaması nedeni ile performansın düşük kaldığını ifade etti. 36 Ocak-Şubat 2014


s1...37_Layout 1 24.02.2014 08:56 Page 37


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 1

Petrol ve Doğal Gaz

‘BÜTÜNSEL DÖNÜŞÜM PROGRAMI’ İLE

TPAO, EZBER BOZACAK TPAO Genel Müdürü Besim Şişman, "‘Vizyon 2023’ çerçevesinde TPAO’nun temel yetkinlik alanları içerisinde yer alan arama ve üretim faaliyetlerini destekleyen her türlü servis hizmetlerini servis şirketleri altında toplayarak hem operasyonel kabiliyetimizi geliştirmeyi hem de karlılığımızı artırılmayı hedefliyoruz" dedi. olacaktır. Bunun için TPAO olarak bütünsel dönüşüm programını hayata geçirerek daha etkin bir çalışma ortaya çıkarmamız gerekmektedir. TPAO ailesi yöneticileri olarak Enerji Bakanımızın tavsiyeleriyle hükümetin bu husustaki kararlılığına paralel olarak gece gündüz çalışıyoruz. Antalya’da bu konuyla ilgili birkaç gün sürecek toplantılar yapacağız.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürü Besim Şişman, GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz’ın kendisine yaptığı ziyarette TPAO’nun çalışmaları ve dönüşümle ilgili bilgi verdi. Türkiye’nin 2023 için belirlediği hedefler düşünüldüğünde kurum olarak gereken yerde olmadıklarının altını çizen Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada bu sektörde söz sahibi kuruluşların üretim kapasitesi, ürettiği değerlerle mukayese edildiğinde bizim çağın gerisinde kalmamamız için yapısal değişime ihtiyaç var. Aksi halde dünyada bu sektörde iyi durumda olan kuruluşlarla aramızda olan mesafe daha da açılmış 38 Ocak-Şubat 2014

Ülkemizin petrol ve doğal gaz ihtiyacını karşılayan, çalışılması en çok arzu edilen, bölgesinde etkin bir küresel enerji şirketi olma felsefesiyle yola çıkan TPAO, ülkemizin petrol ve doğal gaz potansiyelini tespit etmek ve milli ekonomiye kazandırmak, uluslararası faaliyetler ile gelir kaynakları temin etmek ve enerji sektöründe etkin bir rol oynamak amacıyla 1954’ten beri faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Cumhuriyetimizin 100. yılı hedefleri doğrultusunda ülkemizin artan enerji ihtiyacını karşılamayı hedefleyen TPAO, değişen dünya ve enerji iş ortamını en iyi şekilde analiz ederek, gerekli stratejilerin uygulamaya konulması için bütünsel dönüşüm programını hayata geçirecektir. TPAO’nun operasyonel ve kurumsal yetkinliklerini geliştirmek amacıyla yürürlüğe konacak yeni program, sürdürülebilir büyüme modeli çerçevesinde ele alınmıştır. Bu doğrultuda ortaklığımız yurtiçinde kara

ve denizlerde yürüttüğü hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerine ek olarak; yurt dışında yeni ortaklıklar geliştirmiş; ankonvansiyonel yöntemlere ağırlık vererek kaya gazı arama ve üretim faaliyetlerine yoğunlaşmış ve 2013 yılında satın alınan Barbaros Hayrettin Paşa gemisi ile de karalarda yürüttüğü hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerini denizlere taşımıştır.” YATIRIM PORTFÖYÜ HIZLA GENİŞLEDİ “Bütünsel Dönüşüm Programı”nın ilk ayağının TPAO'nun temel yetkinlik alanlarını geliştirmek olduğunun altını çizen Besim Şişman, “Türkiye'nin bürokratik yapısının son yıllarda büyük bir değişime uğrayarak karar alma mekanizmalarının işlerlik kazanması ve yurtiçi-yurtdışı yatırım imkanlarının kolaylaşması ile TPAO'nun yatırım portföyü de hızla genişledi. Bu büyüme beraberinde, TPAO’nun operasyonel yetkinliklerinin de çağın gerekliliklerine göre yeniden uyarlanmasını zorunlu kıldı. ‘Vizyon 2023’ çerçevesinde TPAO’nun temel yetkinlik alanları içerisinde yer alan arama ve üretim faaliyetlerini destekleyen her türlü servis hizmetlerini, servis şirketleri altında toplayarak hem TPAO’nun operasyonel kabiliyetinin geliştirilmesi hem de karlılığının artırılmasını hedeflemekteyiz. Ortaklığımız mesleki bilgisi, birikimi ve tecrübeleri sayesinde, yurtiçinde yürüttüğü hidrokarbon arama ve üretim faaliyetlerini yurtdışına taşıyarak Türkiye'nin adını dışarıda da gururla temsil etmektedir" dedi.


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 2

Petrol ve Doğal Gaz ORTAKLIKLARLA YENİ COĞRAFYALARA AÇILACAK "Temel stratejimiz; değişen sektör şartları ve iş ortamı gereği yeniden konumlanarak ve yabancı şirketlerle ortaklıklar kurarak yeni coğrafyalara açılmaktır” diyen Besim Şişman sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu maksatla yeni girişimler için sürekli araştırma halindeyiz. Ancak jeopolitik, siyasi, ekonomik, sosyal ve çevresel birçok değişkenin doğrudan etkilediği uluslararası enerji piyasası oldukça dinamik ve değişken bir yapıya sahiptir. Uluslararası iş geliştirme fırsatlarını değerlendirirken, Türkiye’nin milli petrol şirketi TPAO olarak biz kendi potansiyelimizi değerlendirmek ve katma değer yaratmak için yola çıkıyoruz. Bu nedenle yurtdışı ortaklıklar kurarken, ortaklığımızın sahada operatör mü yoksa yüklenici firma mı olacağı gibi teknik meselelere karar verirken iş fırsatlarını ve potansiyel ortaklarımızın operasyonel büyüklüklerini göz önüne alıyoruz. TPAO olarak ortaklarımızla maksimum işbirliği sağlamanın yanı sıra, ortaklığımızın bu işbirlikleri sayesinde finansal ve yönetimsel konularda kendine yeni şeyler katarak, daha da güçlenerek büyümesini hedefliyor. Aynı zamanda riski de paylaşıyoruz. Stratejik olarak hareket edebileceğimiz denk şirketler; kültüründen, altyapısından, teknolojisinden faydalanacağımız, birlikte yatırımlara katılacağımız majör şirketler ya da bizim kendisine bir şeyler katabileceğimiz küçük şirketler vardır. Yaptığımız faaliyetlerde bunu kendimize esas alıyor ve yurtdışında büyüme stratejimizi bu ilke üzerine kurguluyoruz.” KURUMSAL VE FİNANSAL YAPISINI GÜÇLENDİRECEK Besim Şişman, “Bütünsel Dönüşüm Programı”nın ikinci ayağının ise TPAO’nun kurumsal yetkinlik alanlarını geliştirmek olduğunu söyledi. Şişman, “Ortaklığımızın mevcut kurumsal ve finansal yapısının güçlendirildiği bir yapıyı hayata geçirmeyi arzuluyoruz. Uluslararası standartlarda, modern kurumsal yönetim ilkeleriyle uyumlu, çalışan memnuniyeti ve verimliliğe odaklı, sosyal paydaşlarla karşılıklı yarar üzerine dayalı iletişim kuran bir iş planı geliştirmekteyiz. TPAO’nun iyi eğitimli, kalifiye insan kaynağı sayesinde ortaklığımızın belirlenen hedeflere en kısa sürede ulaşacağına olan inancımız tamdır” dedi.

2014’TE PETROL ARAMALARINA 750 MİLYON TL Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımına hazırlanan TPAO, kara ve denizlerde yoğun sondaj çalışmaları için kolları sıvadı. TPAO, bu yıl deniz ve karadaki petrol aramalarına rekor bütçe ayıracak. 2013’te 115 kuyu için 284 milyon TL yatırım yapan TPAO, 2014’te 147 kuyu için 750 milyon TL kaynak harcayacak. Artan kuyu sayısına paralel olarak metraj da yükselecek. Geçtiğimiz yıl 197 bin 123 metre olan kuyu derinlik metrajı, 2014’te 354 bin 972 metreye yükselecek. Türkiye’nin 1 milyar 30 milyon ton olan petrol rezervinin sadece 183.5 milyon tonluk bölümü üretilebilir durumda bulunuyor. Türkiye’nin günlük petrol üretimi ise 45 bin varille sınırlı kalıyor. Üretilebilir rezervin düşüklüğü ise petrol aramalarına yıllar boyunca neredeyse hiç kaynak ayrılmaması olarak gösteriliyor. Geçmişte TPAO’nun yılda açtığı kuyu sayısı 10’un altında kalırken, özel sektör de petrol araması yapmıyordu. Petrolde potansiyel sahaların önemli bir bölümünde arama faaliyetleri son 10 yılda yoğunlaşırken, Türkiye’de karaların yüzde 20’si, denizlerin ise yüzde 2’lik bölümü tarandı. Türkiye, kamu ve özel sektörün çalışmalarıyla son 10 yılda 200 milyon varil petrol ithal etmekten kurtuldu. Yani yaklaşık 14 milyar dolarlık ithalat engellenmiş oldu. www.energyworld.com.tr

39


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 3

Petrol ve Doğal Gaz

Siemens petrol ve doğal gazda hem büyüme hem verimlilik yaratıyor Petrol ve gaz sektörünü güvenilir, yenilikçi, etkin, çevre dostu ürünler, sistemler ve çözümleriyle destekleyen Siemens, enerji verimliliğine de ciddi katkılar sunuyor. Yüzde 20 ile 60 oranında daha fazla enerji verimliliği sağlayan ürün ve çözümler ile sektörde en ön sıralarda yer aldıklarını belirten Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. Petrol ve Doğal Gaz Çözümleri Satış Direktörü Orkun Özgencil, “Enerji sektörünün ihtiyacı olan ürün temininden, anahtar teslimi çözümüne ve servisi de dahil olmak üzere, geniş yelpazede müşterilerimizin yatırımlarında güvenilir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz” diyor.

iemens, hem enerji sektörüne hem de süreçlerinde verimlilik arayan tesislere, petrol ve gaz sektörüne yönelik pek çok alanda yenilikçi ürün ve çözümler sunuyor. Siemens’in portföyünde petrolün çıkartılması kadar, çıkartılan petrolün kuyu başında ayrıştırılması, boru hatlarına gönderimi ve şehirlere dağıtımına yönelik ürünler de yer alıyor. Çıkartılan petrol ve doğal gazın dağıtımı için kompresör ve pompalar, otomasyon ve kontrol sistemleri ile endüstriyel IT uygulamaları sunan Siemens, ayrıca enerji üretimi için de gaz ve buhar türbinleri ile ürün saha servisleri de sağlıyor.

S

Enerjinin her alanında ürün ve çözüm sunan bir şirket olarak, anahtar teslim projeler gerçekleştirdiklerini belirten Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. Petrol ve Doğal Gaz Çözümleri Satış Direktörü Orkun Özgencil, petrol ve gaz sahaları, boru hatları, rafineriler, LNG tesisleri ile endüstriyel gaz veya kömür yakıtlı enerji üretim tesisleri, endüstriyel proseslerde mühendislik çalışmaları dahil olmak üzere, sorumluluk alanlarına giren her projede hizmet sunduklarını aktarıyor. “Arzu edildiği takdirde diğer Siemens birimleri ile yürüttüğümüz ortak çalışmalarla yüksek gerilim, orta gerilim ve alçak gerilim şalt sistemleri ile otomasyon ve enstrümasyon uygulamalarını da kapsayan büyük bir yelpaze içerisinde hizmet üretiyoruz” diyen Özgencil, ayrıca rafinerilerdeki büyük depolama tanklarının kurulumundan başlayarak, rafineri proses aşamasında dizel, kerosen ya da benzin üretiminde ihtiyaç duyulan cihaz ve ekipmanların da yine Siemens’in portföyünde bulunan ürünler olduğunu aktarıyor. Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. Petrol ve Doğal Gaz Çözümleri Satış Direktörü Orkun Özgencil, petrol ve doğal gaz sektörüne sundukları çözümleri ve bu alandaki hedeflerini ENERGYWORLD Dergisi’ne anlattı. YÜZDE 60’A KADAR ENERJİ VERİMLİLİĞİ Siemens olarak petrol ve gaz sektörüne sunduğunuz çözümlerle verimlilik, hız ve tasarruf anlamında ne tür faydalar sağlıyorsunuz? Faaliyet gösterdiğimiz her alanda verimlilik sağlayan ürün ve çözümlerimizle, müşterilerimizin süreçlerini en ileri teknolojileri kullanarak en etkili metotlarla yönetmelerine yardımcı oluyoruz. Sektöre sunduğumuz portföy oldukça zengin. Bununla birlikte yalnızca ürün değil, çözüm ve servis de sunuyor olmamız, müşterilerimize büyük avantajlar sağlıyor. Örneğin, müşterilerimiz yeni bir kompresör istasyonunun kurulumu, bu istasyonlar arası 40 Ocak-Şubat 2014


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 4

Petrol ve Doğal Gaz sinyalizasyon çözümlerinin veya güvenlik ağının devreye alınması ya da kombine çevrim enerji üretim tesislerinde ürünlerin yerleşimi, projelendirilmesi ve elektrik üretimine kadar olan tüm süreçlerde tek muhatapla çalışmanın kolaylığını yaşıyor. Bu tür projelerde tek bir muhatap ile çalışmak daha hızlı hareket imkanı, dolayısıyla zaman tasarrufu sağlıyor. Bununla birlikte, yeni tesislerin tüm operasyonel ve saha servis işlerini de üstlenerek müşterilerimize satış sonrası hizmetlerle de destek olmaya devam ediyoruz. Siemens, dünya genelindeki teknolojilerle kıyaslandığında, yüzde 20 ile 60 oranında daha fazla enerji verimliliği sağladığı ürün ve çözümleri ile sektörde en ön sıralarda yerini alıyor ve sunduğu yakıt tasarrufu ile sürdürülebilirliğe katkıda bulunuyor. Portföyümüzdeki 5375 MW güç aralığında gaz türbinleri ve 45 kW-1900 MW güç aralığında buhar türbinleri ile enerji üretiminde yer alan oyunculara ve tesislere daha tasarım aşamasında, dünya genelindeki tecrübelerimizden de faydalanarak basit çevrim, kombine çevrim, kojenerasyon vb. uygulamalarla optimum çözümler sunuyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızla kullanılan gaz ve buhar türbinlerinin enerji verimliliğini artırıp atık ısıdan faydalanarak daha fazla enerji elde etme avantajı sağlıyoruz. Ayrıca NOX ve CO2

emisyonunu azaltarak çevreci bir dünya için üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. Müşterileriniz açısından uluslararası projelerde küresel bir şirketle çalışmanın faydaları neler? 190 ülkede faaliyet gösteren Siemens, dünyanın en büyük organizasyonlarından biri... Bu avantajımızı uluslararası enerji projelerinde aktif şekilde kullanarak, aralarında binlerce kilometre bulunan ülkeler arasında gerçekleştirilen projelere imza atıyoruz. Siemens’in bu avantajı, projenin gerçekleştirildiği ülke ile projeyi üstlenen firmaların merkezlerinin nerede olduğuna bakılmaksızın, yukarıda da belirttiğim gibi müşterinin tek bir firmayla muhatap olmasını sağlayarak süreçleri hızlandırıyor ve standardizasyon sağlıyor. REFERANSLARI ARASINDA DEVLER VAR Siemens’in imza attığı projeler ve müşteri yelpazeniz hakkında bilgi verir misiniz? Siemens Türkiye, Türkiye’nin alanındaki en büyük şirketlerine ürün ve çözümler üretiyor. Özel sektör haricinde, Türkiye’nin stratejik öneme sahip petrol ve doğal gaz şirketlerinden TPAO ve BOTAŞ’ın büyük ölçekli projelerinde yer alan Siemens, yalnızca yüksek verimli ürünler sunmasıyla değil, süreçteki pek

ÇEVRE DOSTU ÜRÜNLERİ YAYGINLAŞTIRIYOR Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş. Petrol ve Doğal Gaz Çözümleri Satış Direktörü Orkun Özgencil, diğer sektörlerde olduğu gibi petrol ve doğal gaz sektöründe de öne çıkan en önemli konunun verim ve sürdürülebilirlik olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Fosil yakıtlar ve sürdürülebilirlik birbiriyle çelişen kavramlar gibi görünse de hem dünyada hem de Türkiye’de enerji politikaları ve bu politikalar içinde fosil yakıtların kaçınılmaz rolü dikkate alındığında, bu kavramların birlikte ele alınması büyük önem taşıyor. Siemens olarak fosil yakıt ile elektrik üretimini de içeren ürün ve çözümleri de dahil olmak üzere, hem verimlilik artışı hem de karbondioksit emisyonunun azalmasını sağlayan çevre dostu ürünlerin kullanımının yaygınlaşması için de aralıksız olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin 2023 ekonomik hedefleri doğrultusunda, enerji verimliliğine yönelik uygulamalara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yarının kompleks enerji piyasaları ihtiyaçlarına yönelik entegre çözüm sunan tek firmayız. Biz de bu portföyü, ülkemiz ihtiyaçlarına çözüm oluşturacak şekilde konumlandırıyor ve müşterilerimizin uzun dönemli güvenilir çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz.”

çok aşamada yakın bir partner olarak yer alması ve müşteri ihtiyacına uygun mühendislik hizmetleriyle de katma değer sağlıyor. Son dönemde yaptığımız projeler arasında; buhar türbinimizin kullanıldığı 450 MW elektrik üretme kapasitesine sahip Enerjisa Tufanbeyli Termik Santrali’ni, yine gaz ve buhar türbinlerimizin tercih edildiği AGE Enerji Denizli Sarayköy Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’ni, ayrıca BOTAŞ için Kars Hanak’ta kurduğumuz ve Azerbaycan doğal gazının Türkiye’ye taşınmasına stratejik ve önemli bir katkı sağlayan kompresörleri sayabiliriz. Lokal projeler haricinde bölgeyi etkileyen projeler de gerçekleştiren firmamız BOTAŞ’ın Eskişehir Kompresör İstasyonu’nda konumlandıracağı ürünleriyle, Türkiye’nin batı bölgesindeki gaz talebinin karşılanmasına yardımcı olacak. Geçtiğimiz ay, Cengiz Enerji’nin Samsun’daki Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali için verimliliği %61’e varan dünyanın verimli gaz türbini olan Siemens SGT5-8000H’ın montajına başladık. Türkiye, enerji kaynağına sahip ülkelerle enerjinin yoğun olarak tüketildiği ülkeler arasındaki konumuyla dünya enerji sektöründe kritik bir öneme sahip. Siemens, Türkiye’nin enerji koridoru kimliğine nasıl katkı sunuyor? Siemens, Türkiye’de bir yandan kaynakların üretimi için ihtiyaç duyulan altyapıyı kurarken, diğer yandan gazın ya da petrolün iletimi ve depolanması için gerekli ortamı sağlıyor. Siemens Türkiye, yenilikçi ürün ve teknolojileri, talep doğrultusunda, çıkartılan kaynağı gerek ham petrol veya doğal gaz gerekse elektrik üretimi olarak ya da LNG, buhar üretimi gibi enerjinin başka formlarını kullanarak ürün ve çözüme dönüştürüyor. Uluslararası nitelikteki projelerde, Siemens’in diğer ülkelerdeki organizasyonlarıyla birlikte hareket ederek tek elden müşterimizin ihtiyaçlarını karşılıyor ve farklı firmalarla çalışmanın getirdiği yoğunluk nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçiyoruz. www.energyworld.com.tr

41


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 5

Petrol ve Doğal Gaz Sahip olduğumuz birikimle yalnızca Türkiye’de değil, bölge ülkelerinde de önemli projelere imza atıyoruz. Türk yatırımcılarla birlikte Rusya, Türki Cumhuriyetler, Irak ve Kuzey Afrika’da çeşitli projelere imza atarken, dünyanın farklı ülkelerindeki projelerde de Türk yatırımcılarına destek oluyoruz. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE KATKISINI ÖDÜLLERLE TESCİLLEDİ Siemens Türkiye olarak 2013 yılında nasıl bir performans sergilediniz? 2014 yılına ilişkin gündeminizdeki projeler ve büyüme hedeflerini öğrenebilir miyiz? Yukarda aktardığım projeler dışında, geçtiğimiz yıllarda pek çok kez bu alanda ödüllendirilen ve 2012 yılında küresel ölçekte yürüttüğü çalışmalarla Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi (DJSI) Endüstriyel Ürün ve Hizmetler kategorisinde ilk kez “Süper Sektör Lideri” seçilen Siemens, aynı ödülü 2013’te bir kez daha kazanmayı başardı. Böylece global anlamda sürdürülebilirliğe olan katkımız bir kez daha tescillendi. Geçtiğimiz ay Enerjisa’nın Bandırma Santrali için yaptığımız anahtar teslim anlaşmasıyla da dünyanın en verimli gaz türbinimiz olan SGT5-8000H’ın Türkiye’de ikinci kez satışını gerçekleştirdik. Türkiye’nin 2023 ekonomik hedefleri doğrultusunda, enerji verimliliğine yönelik uygulamalara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Siemens Türkiye olarak, enerji sektörünün ihtiyacı olan ürün temininden, anahtar teslimi çözümüne ve servisi de dahil olmak üzere, geniş yelpazede müşterilerimizin yatırımlarında güvenilir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin petrol ve doğal gaz alanındaki büyüme potansiyeli nedir? Sektörün geleceğine ilişkin öngörülerinizi aktarır mısınız? 2023 ekonomik hedefleri ile dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen Türkiye, bu yolda yeni yatırımlar kadar enerji verimliliğine de ihtiyaç duyuyor. Gerek fosil gerekse yenilenebilir enerji kaynakları ülkemiz 42 Ocak-Şubat 2014

gündemindeki yerini koruyor. Türkiye’nin Irak, Azerbaycan ve diğer komşu ülkelerdeki petrol ve doğal gaz rezervlerine yakınlığı kritik bir konu. Buradaki kaynakların ülkemize getirilmesi ve öncelikle Avrupa ve dünya spot

2012 yılında küresel ölçekte yürüttüğü çalışmalarla Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi (DJSI) Endüstriyel Ürün ve Hizmetler kategorisinde ilk kez ‘Süper Sektör Lideri’ seçilen Siemens, aynı ödülü 2013’te bir kez daha kazanmayı başardı. Böylece global anlamda sürdürülebilirliğe olan katkımız bir kez daha tescillendi. piyasalarına hem petrol ve gaz hem de nihai ürün olarak taşınması global enerji pazarı için oldukça önemli. TEİAŞ’ın yayınladığı güncel verilere bakıldığında, Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının arzını çoğaltmak için çalışmalar yürütülse de artan enerji talebinin yüzde 50’sine yakını fosil

yakıtlardan karşılanıyor ve bu durumun enerji arzı güvenliği için geçerliliğini 30-40 yıl daha koruması bekleniyor. Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığı’nın 2013 yılı raporlarına göre ise, mevcut enerji politikalarıyla dünyada birincil enerji kaynaklarının yüzde 81’ini oluşturan fosil yakıtların payı 2035 yılında, yüzde 80’e, yeni enerji politikaları senaryosuna göre ise yüzde 75’e düşecek. Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonları da 2035 yılında, birincil enerji talebinde kömürün payının mevcut politikalarla yüzde 30, yeni politikalar ile devam edilmesi durumunda yüzde 24, 450 ppm hedefine göre ise yüzde 16 olacağını gösteriyor. Petrol ve doğal gazın payı her üç senaryoda da önemli derecede farklılık gösterirken, petrol payının yüzde 27 ve doğal gazın payının yüzde 23 olacağı tahmin ediliyor. Bu tabloya bakıldığında fosil yakıt sektör oyuncularının sorumluluklarının farkında olması, tesis verimliliklerini dikkatlice ölçümleyerek, enerji verimliliği sağlayan ürün ve çözümlere yönelmeleri büyük önem taşıyor.


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 6


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 7

Petrol ve Doğal Gaz Özellikle Türki Cumhuriyetler ve Irak’taki enerji yatırımlarıyla dikkat çeken Çalık Enerji, 2014’e iki büyük projeyle giriş yaptı. Gürcistan’ın ilk kombine doğal gaz çevirim santralinin temelini atan Çalık, Libya’da da 542 MW gücündeki Khumus Basit Çevrim Santrali’nin protokolünü imzaladı.

’den yurtdışında iki dev adım Son yıllarda Özbekistan, Türkmenistan gibi Türki Cumhuriyetler ile Irak’ta yaptığı yatırımlarla gücüne güç katan Çalık Enerji, yeni yıla da oldukça hızlı bir giriş yaptı. Gürcistan’ın ilk kombine doğalgaz çevirim santralinin temelini attı. Başkent Tiflis'e 45 kilometre uzaklıkta Gardabali Bölgesi'nde kurulacak santralin her biri 78.6 MW gücünde iki gaz türbini ve bir adet 72.8 MW gücündeki buhar türbini ile güç üretmesi planlanıyor. Santralin 2015 yılında hizmete alınması planlanıyor. Çalık Enerji 2014’ün ilk enerji kontratını da Libya’yla imzaladı. Libya’yla imzalanan protokol gereği Çalık Enerji, başkent Trablus’a 120 km uzaklıktaki Khumus şehrinde 542 MW gücünde çevrim santrali kuracak. TEMELE ANLAŞMA METNİ KONULDU Gürcistan’ın ilk kombine doğal gaz çevirim santralinin temel atma törenine töreni Gürcistan Başbakanı İrakli Garibaşvili, Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Kakha Kaladze, Gürcistan Yatırım Fonu Başkanı İrakli Kovzanadze, Türkiye'nin Gürcistan Büyükelçiliği’nde görevli müsteşar Aydın Açıkel, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Çalık Enerji Genel Müdürü Osman Saim Dinç ve çok sayıda Gürcü yetkilinin katılımıyla yapıldı. Projenin temeline, Gürcistan Başbakanı İrakli Garibaşvili, Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Kahka Kaladze, Gürcistan Yatırım Fonu Başkanı İrakli Kovzanadze, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık tarafından imzalanan bir anlaşma metni konuldu. ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI BİTİRECEK Törende konuşan Gürcistan Başbakanı Garibaşvili, Gürcistan'ın enerjide dışa bağımlılığını bitirecek ve komşu ülkelere ihracatı başlatacak önemli bir yatırımı daha başlattıklarını belirtti. Türkiye ile ilişkilere çok önem verdiklerini vurgulayan Garibaşvili, “Gürcistan’ın stratejik işbirliği yaptığı ülkeler arasında Türkiye en önde gelmektedir. Biz Türkiye üzerinden ekonomik açılımlarımızı yapmak istiyoruz. En kısa zamanda da Türkiye’ye gelip Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret 44 Ocak-Şubat 2014


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 8

Petrol ve Doğal Gaz

edeceğim” dedi. Garibaşvili, sadece enerji alanında değil, birçok sektörde işbirliğine açık olduklarını ifade ederek, “Ülkemizde üstleneceğiniz her türlü projede elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız” dedi. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Kaladze da, asıl hedeflerinin Gürcistan'ı enerjide dışa bağımlılıktan kurtarmak ve sonrasında komşu ülkelere elektrik ihraç etmek olduğunu söyledi. 2015 YILINDA HİZMETE ALINACAK Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ise, Gürcistan’ının özellikle son dönemde yakaladığı siyasi ve ekonomik istikrar tablosundan övgü ile bahsederek şunları belirtti:“Gürcistan’da kendimizi evimizde gibi hissediyoruz. Özellikle önceki Başbakan Sayın İvanişvili ile başlayan ve Başbakan Garibaşvili ve kabinesiyle devam eden samimi ilişkilerimiz söz konusu. Onların yaklaşımlarından oldukça etkilendik. Ve Gürcistan Yatırım Fonu ile yüzde 50-50 ortaklık kurarak müşterek projeler geliştirmeye karar verdik. Bu ilk projemiz ama biz burada kalıcı olmak istiyoruz. Birçok alanda işbirliği için görüşmelerimizi yürütüyoruz.” Çalık, 230 MW gücündeki enerji santralini 2015 yılı sonbaharında hizmete açmayı planladıklarını ifade ederek, bu projenin

Gürcistan'daki ilk projeleri olduğunu vurguladı. Gürcistan Yatırım Fonu Başkanı İrakli Kovzanadze de, toplam 600 kişinin istihdam edileceği son teknoloji ürünü santralin devreye girmesi ile Gürcistan'ın yıllık enerji üretiminin 1.7 milyar kilowattsaate yükseltmeyi hedeflediklerini kaydetti. LİBYA’YA DEV SANTRAL KURACAK Çalık Enerji tarafından yapılacak olan ve Libya’nın mevcut toplam kurulu gücünün yüzde 8’i büyüklüğünde kurulması planlanan Khumus Basit Çevrim Santrali’nin imza protokolü başkent Trablus’ta gerçekleştirildi. 800 kişinin istihdam edileceği enerji santralin yapımı için anlaşma kontratını Libya Hükümeti ve Libya Elektrik Bakanlığı adına GECOL CEO’su Addel Hakeem F.Layas ve Çalık Enerji Genel Müdürü Osman Saim Dinç imzaladı. İmza protokolü öncesinde konuşan Libya Elektrik Bakan Vekili Dr. Ali Muhammed Mhareig, “Libya’nın kesintisiz enerjiye kavuşması noktasında planladığımız kritik yatırımlardan birini daha hayata geçiriyoruz. Dünyada mevcut en ileri teknoloji donanımıyla kurulacak bu enerji santrali, bilgi birikimi ve iş tecrübesine inandığımız Çalık Enerji tarafından kurulacak. Santralde

çalışacak teknik elemanlar yapılan protokol gereği Amerika’da General Elektrik bünyesinde eğitime tabii tutulacak. Libya’nın artan enerji ihtiyacı gereği Çalık Enerji’den biran önce bu projeyi tamamlayıp hizmete açmasını bekliyoruz. Çalık Enerji’ye ülkemize hoşgeldiniz diyorum” dedi. EĞİTİM İÇİN 2 MİLYON DOLAR AYRILDI Libya için kritik önem arzeden böylesi bir projenin hayata geçirilmesinde kendilerine duyulan güvenden dolayı Libya Hükümeti‘ne, Libya Elektrik Bakanlığı yetkililerine ve GECOM yönetimine teşekkür eden Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık ise, tesisin dünyadaki en yüksek teknoloji donanımı seçilerek kurulacağını söyledi. Petrol ve doğalgaz yakıt türleriyle çalışacak santralin yapımına ilave olarak gaz tribünlerinin 12 yıl boyunca bakım ve servislerinin de Çalık Enerji tarafından yapılacağını belirten Ahmet Çalık, bu çerçevede GECOL personelinin Amerikan General Elektrik şirketinin merkez ve ofislerinin bulunduğu coğrafyalarda eğitimden geçirileceğini, bunun için 2 milyon dolarlık bir bütçe ayırdıklarını söyledi. Çalık, 9 ay 10 gün gibi kısa ve iddialı bir sürede santralin ilk ünitesini devreye almayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. www.energyworld.com.tr

45


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 9

Petrol ve Doğal Gaz

Türkiye LPG pazarı Latin Amerika ülkelerine örnek olacak BAŞARILI ÜLKELERİ TAKİP ETMEK GEREKİYOR

Merkezi Paris'te bulunan Dünya LPG Birliği'nin (World LPG Association) Kolombiya'nın Cartagena kentinde düzenlediği "Latin Amerika Bölgesel Zirvesi"nde, LPG sektöründe küresel ve yerel trendler, regülasyonlar ve inovasyon gibi birçok konu ele alındı. Bolivya, Ekvator, Peru ve Kolombiya'yı içine alan Andean bölgesinden katılımcıların yanı sıra Amerika ve Avrupa'dan da pek çok delegenin katıldığı zirvede, Türkiye otogaz pazarının tartışıldığı özel bir oturum da düzenlendi. 3 MİLYAR KİŞİYE ENERJİ SAĞLIYOR Aygaz Genel Müdürü ve Dünya LPG Birliği 1. Başkan Yardımcısı Yağız Eyüboğlu, 30 ülkeden, 300’den fazla uzmanın katıldığı otogaz oturumunun açılış konuşmasında Dünya LPG pazarının dinamikleri hakkında bilgi verdi. Yıllık bazda bakıldığında ortalama 300 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olan LPG sektörünün 3 milyar kişiye enerji götürdüğünü, bu sayının her geçen gün arttığını belirtti. Eyüboğlu, “Sektörümüz dünya çapında 2 milyondan fazla kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Dünya’da en çok tercih edilen alternatif yakıt olan LPG’nin tüketimi diğer enerji türlerine 46 Ocak-Şubat 2014

kıyasla daha hızlı büyüyor” dedi. Eyüboğlu, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği ile mücadele planı kapsamında kara yollarında kullanılan LPG miktarını 2020 yılına kadar mevcut seviyesinin üç katına çıkarmayı hedeflediğini, Türkiye’nin bu alanda öncü bir rol üslendiğini söyledi. Eyüboğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye LPG sektörü mevcut altyapısı, düzenleyici kurumları, olgunlaşmış pazar dinamikleri, rekabetçi markaları, inovasyona verdiği önem ve en önemlisi müşteri odaklı yaklaşımlarıyla birçok ülkeye örnek oldu. Bugün Türkiye’de tüketiciler tarafından en çok tercih edilen araç yakıtı haline gelen otogaz, her 100 araçtan 42’sinde kullanılıyor. Çevreci olmasının yanında önemli bir yakıt ekonomisi sağlıyor. Bu nedenle, sadece Türkiye’de değil, dünyanın pek çok ülkesinde teşvik ediliyor.” Eyüboğlu ayrıca, dünyadaki birçok ülkede otogazlı araçların kullanımını özendirecek ek şerit tahsisi, taşıt vergisinde indirim, kit fiyatında destek gibi özendirici uygulamaların yapıldığını, yakın gelecekte bu alandaki uygulamaların tüm dünyaya yaygınlaşacağını ve Latin Amerika ülkelerinde de devreye gireceğini umduğunu ifade etti.

Dünya LPG Birliği “Latin Amerika Bölgesel Zirvesi” kapsamında Kolombiya Enerji ve Madencilik Bakanı Amilkar Acosta Medina ile ikili bir görüşme de gerçekleştiren Aygaz Genel Müdürü ve Dünya LPG Birliği 1. Başkan Yardımcısı Yağız Eyüboğlu, Türkiye her platformda büyük ilgi gördüğünü söyledi. Eyüboğlu, ürün kalitesi, ekonomikliği, performansı, çevreciliği, yaygınlığı ve müşteri odaklılığı ile LPG’nin hem Türkiye’de hem de dünyanın farklı coğrafyalarında öne çıktığını vurguladı. Eyüboğlu, Türkiye pazarında elde edilen bu deneyimin kamu ve iş dünyası seviyesinde Kolombiya’da paylaşıldığını belirtti. Ürün erişilebilirliğinin önemini vurgulayan Eyüboğlu, Türkiye’de 10 bini aşkın otogaz istasyonu bulunduğunu, böylelikle ülkenin her yerinde tüketicilerin ürüne kolaylıkla ulaşabildiğini kaydetti: Eyüboğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “İstasyon yaygınlığının yanı sıra dönüşüm merkezleriyle de Türkiye dikkat çekiyor. Bir kamu kuruluşu olan TSE tarafından belgelendirilmiş, son derece uzman ve deneyimli bir dönüşüm ağına sahibiz. Birçok araç üreticisi otogazlı sıfır kilometre araç seçeneğini galerilerinde sunuyor.” İkili görüşmede, Türkiye otogaz pazarının işleyişi konusunda bilgi alan Kolombiya Enerji ve Madencilik Bakanı Amilkar Acosta Medina, Türkiye’nin otogaz alanında yarattığı ivmenin dikkat çekici olduğunu belirtti. “Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Başarılı ülkelerin ortaya koydukları örneği takip etmek gerekiyor” şeklinde konuşan Medina, “Türkiye’nin otogaz alanında yarattığı başarı öyküsü, Latin Amerika ülkeleri için önemli bir model oluşturuyor” dedi.


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 10

Petrol ve Doğal Gaz

Mypet, DIESEL markasıyla akaryakıt sektörüne iddialı girdi

Mypet, DIESEL markasıyla akaryakıt sektörüne giriş yaptı. Bugün 18 olan akaryakıt istasyonu sayılarını 2014 yılı sonuna kadar 200’e çıkaracaklarını belirten Mypet Genel Koordinatörü Nalan Köken, “Hedefimiz kalite ve güven kriterinden ödün vermeden bayi sayımızı artırmak ve akaryakıt piyasasında ilk 10 firma arasına girmek” dedi. Yarattığı yüksek vergi geliriyle Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alan akaryakıt piyasası, yeni markalarla büyümeye devam ediyor. 2013’ün Haziran ayında EPDK’dan motorin, benzin ve fueloil satışı için akaryakıt dağıtıcı lisansı alan Mypet, DIESEL markasıyla piyasaya girdi. Mypet Genel Koordinatörü Nalan Köken, sektörde çok genç bir firma olmalarına rağmen kısa sürede önemli başarılara imza atmayı hedeflediklerini vurguladı. Piyasada 18 akaryakıt istasyonu ile faaliyete başladıklarını belirten Köken, 2014 yılı sonuna kadar bu sayıyı 200’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Şimdilik bayilerinde lisanslarında yer alan motorin, benzin ve fueloil satışı gerçekleştirdiklerini aktaran Köken, bu ürünlerin ikmalini TÜPRAŞ ve dağıtıcı lisans anlaşması olan firmaların dolum tesislerinden yapıp, bu kanallar üzerinden bayilere ulaştırdıklarını belirtti. TÜRKİYE’NİN HER NOKTASINA ULAŞACAK “Piyasa şartlarına uygun bir şekilde müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, disiplinli ve güler yüzlü çalışan

piyasasında ilk 10 firmanın içerisine girmek. Uzun vadede ise, uluslararası bir marka olmak istiyoruz. Neden akaryakıt sektöründe de Türkiye’den bir dünya markası çıkmasın? Belirlediğimiz hedefler çerçevesinde altyapı çalışmalarımız devam ediyor. Yatırımlarımızı kurumsal yapımızı güçlendirmek üzerine planlıyoruz. Ayrıca bu süreçte yaptığımız reklam çalışmalarıyla da kendimizi sektörde kanıtlama yolunda ilerliyoruz.” EN BÜYÜK SORUN OTOMASYON

personellerimizle başarıya ulaşacağımıza inanıyoruz” diyen Nalan Köken, büyüme planlarını ise şöyle özetledi: “En hızlı şekilde yeni bayilikler vererek ülkemizin her noktasında müşterilerimize ulaşmayı hedefliyoruz. Bayilik verirken uygulanacak prosedürleri tasarladık. Hem otomasyon sistemine uygun hem de satış performansı değerlendirmesini göz önüne alarak bayilerle sözleşme imzalamaya başladık. Hedefimiz kalite ve güven kriterinden ödün vermeden bayi sayımızı artırmak ve akaryakıt

Akaryakıt piyasasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Mypet Genel Koordinatörü Nalan Köken, “Bilindiği gibi akaryakıt üzerinden alınan vergiler devlet bütçemize önemli ölçüde girdi sağlıyor. Ülkemiz her ne kadar yüksek akaryakıt fiyatları ile dünya birincisi olsa da, sektörümüzde istasyonlarımızın teknik donanımları ve hizmet kalitesi ile dünya ölçeğinde birinci sırada yer alıyor” dedi. Akaryakıt piyasasındaki en büyük sorunlardan birinin otomasyon olduğunu vurgulayan Köken, otomasyon konusunda sık sık eğitim ve seminerler düzenlenerek, bayilerin bilinçlendirmesi gerektiğinin altını çizdi. www.energyworld.com.tr

47


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 11

Petrol ve Doğal Gaz

Bursagaz 2023’te 1 milyon aboneye ulaşmayı hedefliyor Güven için SCADA, hızlı erişim için CBS, müşterilerinin rahat, hızlı ve kolay sonuç alabilmesi için ise Ofissiz Hizmet gibi birçok projeyi hayata geçirdiklerini belirten Bursagaz Genel Müdürü Ahmet Hakan Tola, 2023 için hedeflerini ise 1 milyon doğalgaz kullanıcısına ulaşmak şeklinde açıklıyor. yolunda, sektöre yön veren ilkleri hem müşterilerimiz hem de sektörde yer alan diğer paydaşlarımız ile paylaşıyoruz. Bu ilerleme artık bizim için kurumsal gelişimimizin bir parçası haline geldi. 2004 yılından bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğumuz 13 adet abonelik ve 11 adet doğal gaz dönüşüm kampanyası ile doğal gaz kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımız sürüyor. Bursagaz’ın abonelikleri ilçe bazında nüfus ve yerleşim yoğunluğu ile doğru orantılı olarak dağılmıştır. Osmangazi 337 bin, Yıldırım 231 bin, Nilüfer 171 bin, Mudanya 41 bin, Gürsu 22 bin ve Kestel 16 bin olduğu görülmektedir. Bununla birlikte ilçelerin gaz kullanımına geçiş oranı %86 olarak gerçekleşmiştir. ONLINE İHBAR YÖNETİM PROGRAMI

Bursagaz bugün kaç aboneye sahip? Doğal gaz dağıtım sektörünün özelleşen ilk şirketleri arasında yer alan Bursagaz, 2004 yılından beri hayata geçirdiği projelerle sektörüne örnek olan bir kurum oldu. Kurumsal vizyonumuz doğrultusunda 330 bin BBS’den devraldığımız abone sayısını bugün 819 bin BBS’e, 245 binden aldığımız gaz kullanıcı sayısını 700 bin BBS’e çıkartarak abone sayısındaki artışımızı %148’e, gaz kullanıcı sayısındaki artışımızı %186’ya yükselttik. 2013 48 Ocak-Şubat 2014

yılının sonuna kadar gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla toplamda yaklaşık 5 bin km’lik dağıtım şebekemiz ile bugün Türkiye’nin 3. en büyük doğal gaz dağıtım şebekesine sahip şirketiyiz. Bursa’nın mücavir alanları içinde bulunan 7 ilçesinin %90’ınına yatırım götürerek 5 yıllık yatırım yükümlülüğümüzü tamamlamış bulunuyoruz. Yıllık yaklaşık 1,5 milyar metreküplük gaz hacmimiz ile konut, ticari, resmi, sanayi ve taşıma müşterilerine sunduğumuz kaliteli hizmet anlayışını sürekli geliştirme

Doğal gaz dağıtımını nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Kaç çalışanla müşterilerinize hizmet veriyorsunuz? 2013 yılı sonu itibari ile Bursagaz’ın doğal gaz dağıtım şebekesi; 2 adet şehir giriş istasyonu, 4 adet şehir besleme istasyonu, 158 adet bölge basınç düşürme istasyonu, 175.000 adet servis kutusu, 350 km çelik hat, 4774 km polietilen hat, 119 adet çelik hat vanası ve 4035 adet polietilen hat vanasından oluşmaktadır. Doğal gaz arzı sağlanırken, ulusal hattan alınan gazın basıncı şehir giriş istasyonlarında 70 bardan 40 bara düşürülmekte. Sonra ikinci kademe basınç düşümü için şehir besleme istasyonlarına gönderilmektedir. Şehir besleme istasyonlarında basıncı 19 bara düşürülen doğal gaz çelik hatlar ile


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 12

Petrol ve Doğal Gaz

taşınarak mahallelerde bulunan bölge regülâtörlerinde 4 bara düşürülmektedir. Bina önlerine konulan servis regülâtörlerinde de kullanım basıncı olan 21 bara düşürülmektedir. Böylece müşterimizin yaşam alanlarında dolaşan gaz basıncı minimum tehlike arz edecek basınçta dolaştırılmaktadır. Ayrıca sanayii ve ticari müşterilerimize proseslerinde ihtiyaç duydukları basınçlar da gaz arzı sağlanmaktadır. Doğal gaz şebekesine gazın teslim alındığı ve kritik öneme sahip şehir giriş istasyonlarımızda 7 gün 24 saat operatör ve güvenlik görevlisi bulunmaktadır. Doğal gaz dağıtımının bir diğer unsuru da abonelerimizden gelen ihbarların değerlendirilmesidir. Doğal gaz acil 187 telefonuna gelen ihbarlar ana kumanda personeli tarafından kayıt altına alınıp ilgili acil müdahale ekibine eş zamanlı bildirilmektedir. “Online İhbar Yönetim Programı” ile ihbarı veren kişinin adısoyadı, telefon numarası, ihbar adresi, ihbarın konusu sahada görev yapan acil müdahale ekibine iletilmektedir. 2013 yılında yaklaşık 27 bin adet ihbar acil müdahale ekipleri tarafından değerlendirilmiştir. Ana kumanda personeli ihbar değerlendirme programının yanında tüm doğal gaz şebeke altyapısının yer aldığı “Bursagaz Coğrafi Bilgi Sistemi”ni aktif olarak kullanmaktadır. Meydana gelen hat hasarlarına müdahale, gazsız kalan

sokak ve binaların belirlenmesinde, abonelik, borç, sözleşme gibi birçok bilgiye Coğrafi Bilgi Sistemi ile personelimiz anlık ulaşmaktadır. Konusunda son derece tecrübeli tekniker ve teknisyenlerden oluşan ana kumanda ve acil müdahale ekipleri, temel doğal gaz, teknik emniyet, ilkyardım, PE kaynakçılığı, servis regülatörleri tamir-bakım, iç tesisat, gaz ölçüm cihazları kullanımı, müşteri ilişkileri yönetimi gibi birçok eğitim almaktadırlar. Bursagaz’da 79’u mavi yaka 187’si beyaz yaka olmak üzere toplamda 266 personel bulunmaktadır. Bunlara ek olarak gurubumuza bağlı hizmet veren ve aynı zamanda Bursagaz’ın da taşeron firması olan ENERVİS A.Ş.’de 62 gaz açma kapatma ve 75 sayaç okuma olmak üzere 137 kişi Bursagaz için hizmet vermektedir. ENTEGRE KALİTE YÖNETİM SİSTEMİ Doğal gaz dağıtım sektöründe birçok ilke imza atan Bursagaz’ın bu anlamda hayata geçirdiği projelerden söz eder misiniz? Nasıl bir kalite politikasına sahipsiniz ve müşteri memnuniyetini nasıl sağlıyorsunuz? Bursagaz ortaya koyduğu yenilikçi bakış açısıyla fark oluşturan kurumsal projeleri hayata geçirerek, hem bulunduğu ülkenin ekonomik

performansına, hem toplumsal istihdama ve güvenliğe hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkıda bulunmuştur. Bu kapsamda 20112012 yıllarında tamamlanan SCADA (uzaktan şebeke yönetimi) ve GIS (Coğrafi Bilgi Sistemi) uygulamaları ile paydaşlar bazında pek çok yenilik ortaya konulmuştur. GIS sistemi hem altyapı ağını hem de müşteri bilgilerinin entegrasyonunu sağlayarak topluma sağlanan elektrik, su, telekomünikasyon gibi diğer hizmet ağlarının yönetimini kolaylaştırırken; aynı zamanda 3. taraf hat hasarlarında erken konumsal müdahaleye imkan tanıyarak gaz çıkışının azaltılmasına ve toplumsal güvenliğin sağlanmasına imkan tanımaktadır. Diğer sistemlerle entegrasyonu sağlanan sistem aynı zamanda hatlar üzerindeki gaz simülasyonlarının yapılarak hat geçişlerinin bitki örtüsüne ve çevresel çeşitliliğe en az zarar verecek şekilde minimum kaynakla yapılmasına imkan tanınmıştır. Bütünsel Şebeke Yönetim ağının bir parçası olan SCADA şebekenin ekipmanlarının ve yönetim istasyonlarının operatörsüz olarak yönetilmesine imkan sağlamaktadır. Her durum için belirlenmiş alarm kodları seviyesinde çalışan sistem çoklu haberleşme desteği ile kesintisiz olarak 7/24 izlenebilmekte olup; sistemin tam entegrasyonu sayesinde şebeke www.energyworld.com.tr

49


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 13

Petrol ve Doğal Gaz

izlenebilirlik düzeyi 2013 yılı itibariyle %100’e ulaşmıştır. SCADA şebeke yönetiminin bir parçası olmanın ötesinde acil durumlarda gaz akışını kesme becerisine de sahip olup; toplumsal güvenliği sağlama yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Gaz akışını kesme hızı ile gaz çıkışını minimuma indiren sistem aynı zamanda çevresel atık oluşumunun da önüne geçmektedir. Bu yönüyle filtre kirlilik düzeyini de en etkin şekilde yöneten sistem tehlikeli atık yönetiminin de optimum şekilde yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Gaz akışı ile birlikte sıcaklık kontrolünü de sağlayan sistem ısıtıcıları çalışma performansını optimumda tutarak ısıtıcı kaynak tüketimini en aza indirgemeye, dolayısıyla enerji kullanım alanı bazında tüketimleri yönetmeye destek olmaktadır. 2012 ve 2013 yıllarında geliştirdiği Yol-Bil uygulamasıyla sektörel alanda acil ihbar yönetiminde rol model bir yönetim anlayışını geliştiren Bursagaz, ihbarlara daha kısa sürede ulaşımı sağlayarak yakıt tüketiminde optimizasyon sağlamıştır. Bursagaz, 2013 yılında Piri Reis Ödülü’ne layık görülen bu uygulama ile altyapı bil sistemlerini en etkin kullanan yönetimler arasında yer almıştır. 50 Ocak-Şubat 2014

2006 yılında kurulan Bursagaz Çağrı Merkezi’de aynı yönetsel bakış açısıyla her sene gelişim göstererek 2012 yılında Türkiye’nin en övgüye değer çağrı merkezi ödülünü almasının ardından, çağrı merkezi yapısında değişim yönetimi süreci başlatılarak 2013 yılında “Ofissiz Hizmet” uygulamasına geçilmiştir. Bu kapsamda müşteri merkezlerine gelmeden tüm müşterilerimize her türlü işlemlerini telefonda ve online olarak yapma imkanı sağlanarak özellikle engelli ve yaşlı Bursa halkı için katma değer oluşturulmuştur. Bu proje kapsamı sadece sosyal yönüyle değil aynı zamanda bölgedeki iç tesisat firmalarının abonelik merkezi olarak çalışmasına imkan tanıyarak ekonomik değer oluşumunu da yerelde hızlandırmıştır. Bursagaz’ın doğal gaz dağıtım sektörü içindeki orta ve uzun vadeli hedefleri ve bu kapsamda gündeminizde bulunan yeni projeler, yatırım planları neler? 2023 yılı Türkiye için önemli hedeflerin konumlandığı bir yıl. Bizler de şirket olarak kendimizi 2023 yılına odaklamış bulunuyoruz. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla her yıl en az 5 milyar dolarlık

bir yatırımın planlanması gündemde ve elbette bu yatırımların özel sektör aracılığıyla yapılandırılması bekleniyor. Bursa’nın ilerleyen dönemde de sanayi bazlı yapısının devam edeceğini ve daha da artan bir enerji ihtiyacı oluşacağını şimdiden öngörmek mümkün. Bursagaz olarak bu artan enerji ihtiyacını karşılama adına proaktif davranarak şehir giriş istasyon yedeklemelerimizi tamamlamış bulunuyoruz. Bu anlamda 2023 yılında toplam doğal gaz hacmi 4 milyar metreküpün üzerinde olan bir Bursa için doğal gaz dağıtıyor olacağız. Bütün bu sanayileşme sürecinin yanında Türkiye’de nüfusun 2020-2025 yılları arasında yaklaşık 3.7 milyon artacağı öngörülüyor. Bu kapsamda Bursa’da meydana gelecek artış ile birlikte hane sayısında da bir artışın yaşanacağını ve konut abone sayısının da buna müteakip artacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla araştırmalarımız sonucunda elde ettiğimiz bireysel tüketim düzeyleri bize 1 milyon doğal gaz kullanıcıya ulaşma hedefini gösteriyor. Bu hedeflerimize ulaşmak için bugünden çalışmaya başladık ve ilerleyen dönemlerde de Bursagaz’ın adını 2023 hedefleri ile sık sık duyacağınıza şüphemiz yok.


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 14

Mart

Diğer Diğer 3 uluslararası lider fuarın sinerjisinden yararlanın

Tel e / Phone : 0212 334 69 00 0212 324 44 43

Destekleyen

www.win-fair.com www .win-fair airr..com

Email : info@hf-turkeyy.com . info@bilesim.com.tr

%8)8$5/$56$<,/,.$181*(5(öø1&(72%% 7h5.ø<(2'$/$59(%256$/$5%ø5/øöø ø=1øø/('h=(1/(10(.7('ø5


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 15

Petrol ve Doğal Gaz

Altı Türk firması

TANAP’ın

borularını üretmeye aday

Hazar gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya naklini öngören tarihi Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nde (TANAP), kullanılacak ana hat çelik boruların üretilmesi ihalesine 3’ü konsorsiyum olmak üzere, 6 Türk şirketi de davet edildi. Hazar gazını Avrupa'ya nakledecek Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP), için boru üretecek şirket adayları ortaya çıktı. Söz konusu ihale için 18 tedarikçi ön yeterlilik alırken; bunların arasında Borusan Mannesmann-Noksel Çelik-Erciyas Çelik Boru Konsorsiyumu, Emek Boru, Tosçelik ve Ümran Çelik gibi Türk şirketler de yer alıyor. TANAP’ın konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 17 Aralık'ta imzalanan nihai finans anlaşmasından sonra ana hat çelik boruları tedarikçilerinin belirlenmesine yönelik olarak 19 Temmuz 2013'te başlatılan "Ön Yeterlik İhalesi"nde değerlendirme çalışmalarının tamamlandığı ve ihaleye çağrılacak firma listesine karar verildiği belirtildi. Açıklamada, Hazar gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya naklini öngören projenin hayata geçirilmesinde hayati öneme sahip olan ana hat çelik boruların üretilmesi ihalesine çağrılacak şirketler şöyle 52 Ocak-Şubat 2014

sıralandı: "Baosteel Europe, Borusan Mannesmann Boru Sanayi-Noksel Çelik Boru Sanayi-Erciyas Çelik Boru Sanayi, Corinth Pipeworks, Daewoo International Corporation, Emek Boru Makina Sanayi, Essar Steel India, Man Industries India, Marubeni Itochu Tubulars Europe, Metal One Corporation, Metinvest International, Ratnamani Metals & Tubes (sadece 48" ana hat çelik boruları için), Salzgitter Mannesmann International, STS Tubular Group (sadece 48" ana hat çelik boruları için), Sumitomo Corporation, Tosçelik Profil ve Sac Endüstri, Trade House, Ümran Çelik Boru Sanayi, Welspun Trading." KAPASİTE KULLANIMINI 10 PUAN ARTIRIR TANAP'ta kullanılacak ana hat çelik boruların üretilmesi ihalesine çağrılan firma ve ortak girişim grupların 6’sının

Türk olması çelik sektörü temsilcileri tarafından memnuniyetle karşılandı. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, ihaleye çağrılan firmalar arasında biri ortak girişim grubu, 6 yerli katılımcı olduğunu belirterek, bu durumun “proje için ihtiyaç duyulan ürünün yerli piyasadan sağlanabileceğinin göstergesi” olduğunu söyledi. TANAP gibi projelerin Türkiye’nin karşısına 510 yılda bir çıktığını belirten Yayan, bu tip projelerde kullanılacak boru ve sacların mümkün olduğunca yerli oyunculardan sağlanması gerektiğini dile getirdi. Projenin getirisinin Türkiye’de kalmasını sağlayacak tedbirler alınmasının önemine işaret eden Yayan, “Buralarda kullanılacak borulardaki sacların da yerli olması önemli. Türkiye’de bu projenin getirisine göre yatırım yapacak kuruluşlar var” dedi. TANAP’ta kullanılacak boruların yerli olmasının sektörde kapasite


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 16

Petrol ve Doğal Gaz kullanımına etkilerini de değerlendiren Yayan, şöyle devam etti: “Türkiye’de yassı çelik üretiminde kapasite kullanımı geçen yıl yüzde 53 seviyelerindeydi. Böylesi bir projede kullanılacak 1 milyon tonluk ürün, kapasite kullanımının 10 puan artması anlamına gelir. Örneğin 2 milyon ton ürün kullanılırsa bu da Türkiye’nin toplam üretiminin yüzde 20’sini aşan bir sayıya karşılık gelir. Türkiye’nin bundan sonra bu tip projelerde daha fazla yer alması lazım. Türkiye savunma sanayi projelerinde bunu yaptı ve olmayan kapasitelerin bile kurulmasına yol açtı. Burada mesele A veya B firmasına işin verilmesi değil tedarik konusunda Türk üreticilerin seçilmesidir.” ŞAHDENİZ 2’NİN GAZINI TEKFEN ÇIKARACAK TANAP’ı da kapsayan Şahdeniz 2 projesinde Türkiye için bir önemli adım da Tekfen İnşaat’tan geldi. Tekfen İnşaat iki yabancı ortakla birlikte kuracağı iki dev platformla Şahdeniz yataklarında bulunan gazı yeryüzüne çıkaracak. Yaklaşık 1 trilyon metreküp civarında

olan ve tek bir alanda bulunan Şahdeniz doğalgaz rezervlerini, karayla buluşturacak. Konsorsiyum aynı anda kuracağı iki dev platformla dünyanın en geniş doğal gaz rezervlerini yeryüzüne çıkaracak. Yaptıkları anlaşmanın 40 milyar dolarlık projenin yaklaşık 2 milyar dolarlık kısmını kapsadığını belirten Tekfen İnşaat Genel Müdürü Levent Kafkaslı, “Şahdeniz yataklarında bulunan gazın çıkarılıp, yeryüzüyle buluştuğu ilk noktadaki platformu biz inşa edeceğiz” dedi. Daha önce de Azerbaycan’da petrol platformu inşa ettiklerini belirten Kafkaslı, “Azerbaycan’da üç petrol platformu inşa etmiştik, şimdi iki tane gaz platformunu aynı sahada aynı anda inşa edeceğiz. Bu bizim için bir ilk. Gazın işleneceği kara terminalini de inşa edeceğiz. İmzaladığımız projeler, 40 milyar dolarlık projenin yaklaşık 2 milyar dolarlık kısmı, yani yüzde 5’ini oluşturuyor. 2 platformun yapımını üstlendiğimiz konsorsiyumda İngiliz AMEC, Tekfen ve Tekfen-SOCAR ortaklığındaki Azfen olarak üç ortağız. Bu büyüklükte platform yapan başka Türk müteahhit yok” dedi.

DEV PLATFORMLARIN ÖZELLİKLERİ

İngiliz AMEC, Tekfen ve Tekfen-SOCAR ortaklığındaki Azfen konsorsiyum tarafından gaz çıkarmak için inşa edilecek iki platformun özellikleri ise şöyle olacak: • İnşa edilecek iki platformun toplam ağırlığı 2.7 adet Eyfel Kulesi’nin ağırlığına eşit olacak, • İki platformu denizde birbirine bağlayacak olan 51.2 metrelik köprü, tarihi Urluca Köprüsü uzunluğunda olacak, • Platformların birinde 100 kişinin konaklayabileceği yaklaşık 3 katlı modüler bina olacak, • Platformda ulaşımı havadan sağlamaya imkân verecek helikopter pisti inşa edilecek, • Platformların inşaatında işveren temsilcileri ile birlikte yaklaşık 4 bin 500 kişi çalışacak. BİR TRİLYON METREKÜP GAZ YATAĞI Hazar Denizi’nin altında bulunan ve Tekfen tarafından çıkarılacak 1999 yılında keşfedilen Şahdeniz doğalgaz yatakları 1999 yılında keşfedildi. Yaklaşık 1 trilyon metreküp civarında olan ve tek bir alanda bulunan Şahdeniz doğalgaz rezervi, dünyadaki en geniş kaynaklar arasında yer alıyor. Şahdeniz 2 kapsamında, yılda 16 milyar metreküp (bcm) doğalgaz üretilmesi öngörülüyor. Bunun 6 bcm’inin 2018 yılsonu itibariyle Türkiye’ye, 10 bcm’inin ise bir yıl sonra Avrupa’ya ihracatı öngörülüyor. Şahdeniz 2’nin Türkiye ayağını oluşturan TANAP Projesi için öngörülen dört aşamanın ilki 2018’de ilk gaz akışıyla gerçekleşecek. 2020’de yıllık 16 bcm olacak kapasitenin, 2023’te 23 bcm’ye ulaşması hedefleniyor. TANAP’ı ileride diğer yataklardan ve başka ülkelerden doğalgaz da besleyecek. www.energyworld.com.tr

53


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 17

Petrol ve Doğal Gaz

Yakıt tüketiminde lider doğal gaz olacak BP’nin “2035 Yılı Enerji Görünümü” raporuna göre, enerji tüketiminde fosil yakıtlar egemen olmaya devam edecek. Petrol, doğal gaz ve kömürün 2035 yılına kadar her birinin pazar payının yaklaşık yüzde 2627 oranlarında olacağı belirtilen rapora göre, yılda ortalama yüzde 1,9'luk talep artışı ile doğal gazın, fosil yakıtlar arasında en hızlı artan yakıt türü olması bekleniyor. Dünya petrol devi BP’nin yayımladığı “2035 Yılı Enerji Görünümü” raporu gelişmekte olan ekonomilerin neden olduğu artışlara rağmen global enerji talebinde büyümenin yavaşladığını ve enerji talebinde 2012 ile 2035 yılları arasında yüzde 41’lik artış beklendiğini ortaya koyuyor. Enerji talebindeki artışın yüzde 95'lik kısmının gelişen ekonomilerden kaynaklanacağı tahmin edilirken, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'nın gelişmiş ekonomilerdeki enerji tüketiminin yavaş artması ve öngörülen dönemin ilerleyen yıllarında düşüşe geçmesi bekleniyor. Raporda, yakıt çeşitliliği gelişirken, fosil yakıtlar egemen olmaya devam edecek. Petrol, doğal gaz ve kömürün 2035 yılına kadar her birinin pazar payı yaklaşık yüzde 26-27 oranlarında olacak. Nükleer, hidroelektrik ve yenilenebilir enerjinin pazar payları ise kategori bazında yüzde 5-7 düzeyinde gerçekleşecek. FOSİL YAKITLAR EGEMEN OLMAYA DEVAM EDECEK Rapor, global enerji talebinin 2035 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 1,5 oranla artmaya devam edeceğini gösteriyor. 2035 yılına kadar OECD üyesi olmayan ülkelerdeki enerji tüketiminin 2012 yılına oranla yüzde 69 daha fazla olması bekleniyor. Buna oranla OECD ülkelerindeki tüketim yüzde 5 oranında artacak ve süregelen ekonomik artışa rağmen 2030 yılından sonra düşecek. 54 Ocak-Şubat 2014

Rapora göre, yakıt çeşitliliği gelişirken, fosil yakıtlar egemen olmaya devam edecek. Petrol, doğal gaz ve kömürün 2035 yılına kadar her birinin pazar payının yaklaşık yüzde 26-27 oranlarında buluşacağı ve nükleer, hidroelektrik, yenilenebilir enerji gibi fosil olmayan yakıtların her birinin ise yaklaşık yüzde 5-7 seviyelerine ulaşacağı öngörülüyor. Yılda ortalama sadece yüzde 0,8'lik talep artışı ile petrolün 2035 yılına kadar temel yakıtlar arasında en yavaş artan yakıt olması bekleniyor. Günde yaklaşık 19 milyon varil ile petrol ve diğer sıvı yakıtlara olan talep, 2012 yılına göre 2035 yılında daha yüksek olacak. Tüm net talep artışının OECD üyesi olmayan ülkelerden gelmesi bekleniyor. Çin, Hindistan ve Ortadoğu'dan gelen talebin toplamı, net talep artışının neredeyse tamamına karşılık gelecek. 2035 yılına kadar petrol ve diğer sıvı (biyoyakıtlar dahil) tedarikindeki artışın genel olarak Amerika Kıtası ve Ortadoğu'dan gelmesi bekleniyor. Büyümenin yarısından fazlası, Amerikan kaya petrolü, Kanada petrol kumları ve Brezilya derin deniz ve biyoyakıtlarının artan üretiminin başka bölgelerdeki hızlı düşüşleri azaltması ile OECD üyesi olmayan ülkelerden kaynaklanacak. Yeni kaya petrolü kaynakları ile üretimdeki artışın, 2014 yılında dünyanın en büyük

üreticisi unvanını ABD'nin Suudi Arabistan'dan devralması ile sonuçlanması bekleniyor. ABD'nin petrol ithalatının 2012 ve 2035 yılları arasında yaklaşık yüzde 75 oranında düşeceği tahmin ediliyor. OPEC ülkelerinin pazar payının 2020 yılından sonra azalıp daha sonra tekrar artması bekleniyor. SANAYİ VE ENERJİ DOĞAL GAZA TALİP OLACAK Yılda ortalama yüzde 1,9'luk talep artışı ile doğal gazın, fosil yakıtlar arasında en hızlı artan yakıt türü olması bekleniyor. OECD üyesi olmayan ülkelerin talep artışının yüzde 78'ini oluşturacağı öngörülüyor. Sektör bazında sanayi ve enerji üretimi, talepteki en büyük artışı oluşturacak. LNG ihracatlarının, yılda yüzde 3,9'luk oran ile gaz tüketiminin neredeyse iki katından fazla hızda artması ve 2035 yılına kadar global gaz tedarikinin yüzde 26'sını karşılaması bekleniyor. Kaya gazı tedarikinin, gaz talebindeki artışın yüzde 46'sını karşılaması ve 2015 yılına kadar dünya gaz üretiminin yüzde 21'e ve ABD gaz üretiminin yüzde 68'ine tekabül etmesi öngörülüyor. Kuzey Amerika kaya gazı üretimindeki artışın 2020 yılından sonra yavaşlaması ve diğer bölgelerdeki üretimin artması bekleniyor. Ancak Kuzey Amerika'nın hala dünya kaya gazı üretiminin yüzde 71'ini gerçekleştireceği tahmin ediliyor. YENİLENEBİLİR KÖMÜR VE PETROLÜN PAYINDAN ALACAK Sürdürülebilirlik ile ilgili soruya gelince, tüm artışın gelişen ekonomilerden kaynaklanması ile küresel karbondioksit emisyonlarının yüzde 29 artması bekleniyor. Öte yandan karbon emisyonunun artış oranının 2012 ile


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 18

Petrol ve Doğal Gaz

RAPORDAKİ ÜÇ ÖNEMLİ SORU!

2035 arasında azalacağı belirtiliyor. OECD üyelerinin karbon emisyonu yüzde 9 oranında düşerken, tüm artış OECD üyesi olmayan ülkelerden kaynaklanacak. 2035 yılına kadar karbon emisyonlarının yüzde 72'sinin OECD üyesi olmayan ülkelerden kaynaklanacağı öngörülüyor. Doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kömür ve petrolden pazar payı kazanması nedeniyle emisyon artışının yavaşlaması ve emisyonların özellikle Avrupa ve ABD'de düşmesi tahmin ediliyor. Fakat sürdürülebilirlik konusunda yapılabilecek daha çok şey olduğunun da altı çiziliyor. Raporun kapsadığı dönemin sonlarına doğru pek çok gelişmiş ülkenin enerji kullanımları düşerken ekonomilerinin büyüyeceği belirtiliyor. 2035 yılına kadar yenilenebilir enerjinin küresel elektrik üretimindeki payının yüzde 5'ten yüzde 14'e yükseleceği tahmin ediliyor. OECD ekonomileri yenilenebilir enerjideki artışta başı

çekerken, OECD üyesi olmayan ülkelerde yenilenebilir enerji üretimi bunlara yaklaşıyor ve bu üretimin 2035 yılına kadar toplam üretimin yüzde 45'ine tekabül etmesi bekleniyor. Biyoyakıtlar da dahil olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının 2035 yılına kadar nükleer enerjiden daha yüksek birincil enerji payına sahip olması öngörülüyor. 2035 yılına kadar nükleer enerji üretiminin yılda ortalama yüzde 1,9 oranında artması bekleniyor. Beklenen nükleer tesis kapanmaları nedeniyle ABD ve Avrupa'da nükleer üretim düşerken, Çin, Hindistan ve Rusya, küresel nükleer enerji üretimi artışının yüzde 96'sından sorumlu olacak. Öte yandan, hidroelektrik enerji üretimindeki artışın neredeyse yarısı Çin, Hindistan ve Brezilya'dan kaynaklanacak şekilde 2035 yılına kadar yüzde 1,8 seviyesinde olması bekleniyor.

Raporu değerlendiren BP Group Başkanı Bob Dudley, raporun kendilerine üç önemli soru yönelttiğini belirtti. Dudley şunları belirtti: "Bu rapor bizi üç önemli soruya yöneltiyor: Artan talebi karşılamak için yeterli enerji var mı? Talebi güvenilir bir şekilde karşılayabilir miyiz? Ve talebi karşılamanın sonuçları nelerdir? Yani, kaynaklar yeterli mi, güvencede mi ve sürdürülebilir mi? İlk soruya cevabımız ‘Evet'. Güvenlik ile ilgili soruya gelince, rapor, genel anlamda pozitif olmak üzere karışık bir görünüm de sergiliyor. Günümüz enerji ithalatçıları arasında Amerika Birleşik Devletleri enerji konusunda kendi kendine yetebilme yolunda ilerlerken, Avrupa, Çin ve Hindistan'ın ithalat bağımlılığı artıyor. Asya'nın enerji ithali konusunda egemen bölge olması bekleniyor. Önemli tüketici bölgelerinde açılan yeni tedarik zincirleri ile birlikte, eğer piyasanın kendi işini yapmasına izin verilirse, bu konuda endişe edilmesine gerek kalmayacak. Sürdürülebilirlik ile ilgili soruya gelince, tüm artışın gelişen ekonomilerden kaynaklanması ile global karbondioksit emisyonlarının yüzde 29 artması bekleniyor. Bu raporda bazı pozitif işaretler de belirtiliyor. Doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kömür ve petrolden pazar payı kazanması nedeniyle emisyon artışının yavaşlaması ve emisyonların özellikle Avrupa ve ABD'de düşmesi tahmin ediliyor." www.energyworld.com.tr

55


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 19

Petrol ve Doğal Gaz

Doğal gaz tüketimi artıyor, depolama kapasitesi yerinde sayıyor Kompresör altyapısındaki yetersizliğe ek olarak, benim bu yazıda dikkat çekmek istediğim, doğal gaz depolama kapasitemizin, elektrik üretiminde ve ısınmada doğal gaza, doğal gaz tedarikinde ise ithalata olan yüksek bağımlılığımıza rağmen çok sınırlı olduğudur.

Ozan Acar

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Avrupa’nın doğal gaz tüketimini en hızlı arttıran ülkesi Türkiye’de doğal gaz depolama kapasitesi yok denecek kadar az. Türkiye’de kış yine sert geçiyor. Aralık 2013’te İstanbul, Ankara ve Anadolu’nun büyük bölümünde sıcaklık mevsim normallerinin altındaydı. Kış şartları bu kadar sert olunca, elektrik talebi rekor kırmaya başladı. Artan elektrik talebi, Türkiye’nin enerji altyapısındaki aksaklıklar nedeniyle karşılanamadı ve kesintiler başladı. Önce sanayi tesisleri elektriksiz kaldı, demir çelikten başlayarak üretim aksadı, sanayiciler isyan etti. Daha sonra konutlara elektrik verilemedi, kombiler çalışmadı, elektrikli aletler bozuldu, vatandaş şikayetleri başladı. Aslında bu ilk değildi. Türkiye Şubat 2012’de de benzer bir durumu yaşamıştı, doğal gaz arz kaynaklarında sıkıntı olmuştu. Kış yine sert geçmişti ve elektrik arzı talebi karşılamaya yetmeyince elektrikler kesilmişti. Hava soğuduğu zaman elektriksiz kalmak normal mi? Yoksa bizde bir anormallik mi var? Bu kısa değerlendirme notunda cevabını arayacağımız soru bu. Sorunun adını doğru koyarak başlayalım isterseniz. Bu sefer, Şubat 2012’de olduğu gibi arz kaynaklarında bir sıkıntı yaşanmadı. Doğal gaz satın aldığımız ülkeler talebimizi karşılamaya hazırlardı. Ama biz yine elektriksiz kaldık. Bu seferki kesintilerde, Türkiye’deki doğal gaz talebinin 197 milyon m3/gün’e çıkarak, 195 milyon m3/gün’lük iletim kapasitesini zorlaması etkili oldu. Elektrik piyasasındaki tasarım hatalarının da son yaşananları tetiklediği doğrudur ama bu yazıda konumuz doğal gaz. Yurtdışından gelen doğal gazı Türkiye’ye dağıtan kompresörlerin soğuk hava nedeniyle tam kapasite çalıştırılamaması sorunu tırmandırdı. Bu sayede, doğal gaz altyapımızda ciddi problemler olduğunu hatırlamış olduk. 56 Ocak-Şubat 2014

Tükettiğimiz enerjinin yüzde 70’den fazlasını yurtdışından ithal ediyoruz. Enerjide dışa bağımlılık sadece bizim sorunumuz değil. Dünyanın birçok ülkesi benzer bir durumda. Enerjide ithalata bağımlılık oranı, Japonya, Kore, İtalya ve İspanya’da, Türkiye’de olduğundan çok daha yüksek. Enerjide ithalata bağımlı gelişmiş ülkelerle Türkiye arasındaki temel fark, enerji politikalarının bizde günü kurtarmaya yönelik, oralarda ise uzun vadeli bir planlama perspektifiyle tasarlanmasıdır. Bu ülkelerde, ithalata yüksek bağımlılığa rağmen, enerji arz güvenliği sorunlarının bizde olduğu kadar sık yaşanmaması bundandır. Türkiye’de ise havalar mevsim normallerinin altına düşünce elektrikler kesilmektedir. Türkiye, doğal gaz tüketimi en hızlı artan Avrupa ülkesidir. Avrupa ülkeleri içerisinde doğal gaz tüketimini en hızlı arttıran ve beşinci en fazla doğal gaz tüketen ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin doğal gaz tüketimi 2000 yılında 14,6 milyar metreküpten, 2012 yılında 46,3 milyar metreküpe çıktı (Şekil 1). Avrupa’nın en fazla doğal gaz tüketen ülkelerinin hiçbirinde, tüketim artış hızı, Türkiye’dekinin yarısı kadar bile olmadı. Avusturya ve Belçika gibi önemli doğal gaz tüketicileri ise aynı dönemde doğal gaz tüketimlerini azalttılar.

Şekil 1: Avrupa ülkelerinde doğal gaz tüketimi ve doğal gaz tüketimindeki artış


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 20

Petrol ve Doğal Gaz Avrupa’nın en fazla doğal gaz tüketen ülkeleri arasında elektrik üretiminde doğal gaza, doğal gaz tedarikinde ise ithalata bağımlılığı en yüksek olan ülke yine Türkiye’dir (Şekil 2). 2000-2012 döneminde gerçekleşen ekonomik büyüme ile birlikte, Türkiye’deki elektrik üretimi 125 bin GWh’dan, 240 bin GWh’e ulaştı. Aynı dönemde doğal gazın elektrik üretimindeki payı yüzde 37’den yüzde 43,6’ya yükseldi. Son 10 yılda artan elektrik üretiminin önemli bir bölümünün, nispeten kolay devreye alınabilen ve sayıları artan doğal gaz çevrim santralleri ile karşılanması, elektrik üretiminde doğal gaza olan bağımlılığı arttırdı. Doğal gaza olan bağımlılığımız artarken, bu kritik üründe arz güvenliğini sağlayacak adımları atabildik mi? Cevabı aşağıda bulabilirsiniz.

Şekil-3: Doğal gazda ithalata yüksek oranda bağımlı olan ülkelerde, doğal gaz ithalatının tedarikçi ülkelere dağılımı

Şekil-2: Avrupa ülkelerinde doğal gazın elektrik üretimindeki payı ve doğal gazda ithalata bağımlılık oranı Türkiye’nin yıllık doğal gaz ihtiyacının %20’sinin depolanabilmesi için halihazırda kullanılabilir durumda olan 2,6 milyar ve inşası devam eden 1 milyar bcm depolama kapasitesinin üzerine 7 bcm’lik ek yatırım gerekiyor. İlave yatırım büyüklüğünün, tesis yer seçimine bağlı olarak, 4-7 milyar ABD doları aralığında olacağı tahmin ediliyor. İhtiyacın aciliyeti ve kamunun bütçe imkanları göz önünde bulundurulduğunda, bu kritik yatırımın kamu-özel işbirliği modeli ile gerçekleştirilmesinin en doğru tercih olacağı görülüyor.

Öncelikle doğal gaz ithalatı yapılan ülkelerin çeşitliliğinde Türkiye’nin durumuna bakalım. Doğal gaz, boru hatlarıyla ya da sıvılaştırılmış formda (LNG) tankerlerle taşınabilen bir üründür. Bu nedenle, coğrafi konum, doğal gaz zengini ülkelere uzaklık ve LNG terminali altyapı imkanları ülkelerin doğal gaz ithalatı yaptıkları ticaret partnerlerinin belirlenmesinde etkili olan unsurlar arasındadır. Türkiye, 2012 yılındaki doğal gaz ithalatının yüzde 58’ini Rusya’dan yapmıştır. Avrupa’nın en fazla doğal gaz tüketimi yapan ve doğal gazda ithalata yüksek oranda bağımlı olan ülkelerinden İspanya, İtalya ve Almanya’da doğal gaz ithalatında ülke çeşitliliği Türkiye’de olduğundan yüksektir. Avusturya ise ülke çeşitliliği performansında, Türkiye’den geridedir (Şekil 3). Bu çerçevede, doğal gaz tedarikinde ülke çeşitliliği düşük olan tek ülkenin Türkiye olmadığı görülmektedir.

Gelelim Türkiye’nin doğal gaz arz güvenliğindeki asıl temel zayıflığına. Doğal gazda ithalat bağımlılığı yüksek olan ülkelerde arz güvenliğini sağlamak için gerekli olan unsurların başında yıllık tüketimin yüzde 20-30’u kadar depolama kapasitesine sahip olmak geliyor. Ancak, Avrupa ülkeleri içinde, doğal gaz depolama kapasitesi, tüketim büyüklüğüne göre en yetersiz olan ülke Türkiye. Talebin düşük olduğu zamanlarda doğal gaz alımı yapıp depolamak, talebin yüksek ve de arzın sorunlu olduğu dönemlerde, kesintisiz doğal gaz iletimine devam edebilmek için kritik önem taşıyor. Türkiye, elektrik üretiminde doğal gaza, doğal gaz tedarikinde ise yüksek miktarda ithalata bağımlı olsa da doğal gaz depolama kapasitesi yıllık tüketimin sadece yüzde 5’i kadar. Macaristan, Avusturya ve Slovakya’da yıllık doğal gaz tüketiminin yarısından daha fazla doğal gaz depolama kapasitesi bulunuyor. Fransa, Almanya ve İtalya’da ise depo kapasitesi yıllık tüketimin yüzde 20’sinin üzerinde. İngiltere ve Belçika ise Türkiye gibi depo kapasitesi yetersiz olan ülkeler arasında (Şekil-4). Ancak, doğal gaz, İngiltere ve Belçika için, Türkiye için olduğundan daha az önemli bir ürün. Elektrik üretiminde doğal gazın payı, Türkiye’de yüzde 44, İngiltere ve Belçika’da ise sırasıyla yüzde 28 ve 27’dir. www.energyworld.com.tr

57


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 21

Petrol ve Doğal Gaz

Şekil-4: Avrupa ülkelerinde doğal gazda dışa bağımlılık ve doğal gaz depolama kapasitesi

ediliyor. İhtiyacın aciliyeti ve kamunun bütçe imkanları göz önünde bulundurulduğunda, bu kritik yatırımın kamu-özel işbirliği modeli ile gerçekleştirilmesinin en doğru tercih olacağı görülüyor. Türkiye’deki doğal gaz piyasasının mevcut yapısı, özel sektörün doğal gaz depolama tesisi yatırımı yapması için elverişli değil. Fiyatın BOTAŞ tarafından belirlenmesi ve talebe bağlı olarak değişmemesi, doğal gaz depolama tesisi yatırımlarının özel sektör için cazibesini azaltıyor. Mevcut piyasa yapısında, depolama tesisi yatırımı yapan özel sektör işletmesinin elde edeceği gelirin, doğal gaz fiyatına endeksli olduğu bir sistemin işlemesi mümkün değil. Doğal gaz depolama tesislerinin sahip olduğu stratejik önem dikkate alındığında, kamunun böyle bir yatırımı gerçekleştiren özel sektör kuruluşlarına, makul bir getiri oranını sağlayacak bir düzenlemeye gitmesi yerinde olacaktır.

Türkiye’nin, doğal gaz arz güvenliğini sağlamak için depolama tesisi yatırımlarına ihtiyaç duyduğu son derece açık bir biçimde görülüyor. Doğal gaz bağımlılığımız, 1990’lı yıllardan bu yana görevde olan hükümetlerin politika tercihlerinin sonucunda arttı. Politika tasarımında kısa vadeli düşünüldü ve arz güvenliği için gerekli olan depolama kapasitesi inşa edilmedi. Türkiye’nin bu kritik altyapı eksikliğini vakit kaybetmeden tamamlaması gerekiyor. Enerjinin, Türkiye’nin iktisadi gelişiminin önünde bir kapasite kısıtı olmaktan çıkarılması için alınması gereken kısa vadeli tedbirlerin içinde doğal gaz depolama tesisi inşası önemli bir yer tutuyor.

Avrupa’nın doğal gaz tüketimini en hızlı arttıran ülkesi Türkiye’de, doğal gaz arz güvenliğini sağlayacak altyapı bulunmaması ekonomik kalkınma önünde ciddi bir tehdittir. Türkiye doğal gaz tedariki yaptığı ülkeleri çeşitlendirme yolunda önemli adımlar atıyor. Azerbaycan’la yapılan Şahdeniz 2 anlaşması, Kuzey Irak’la kurulan enerji işbirliği ve somut bir adım atılmasa da halen masanın üzerinde olan Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarının Türkiye’ye getirilmesi, enerji arz güvenliğinin sağlanması için önemlidir. Ancak, kaynak ülkeleri çeşitlendirirken, yurtiçindeki enerji altyapısının da sağlıklı bir şekilde inşası enerji arz güvenliği için son derece kritik.

Türkiye’nin yıllık doğal gaz ihtiyacının yüzde 20’sinin depolanabilmesi için halihazırda kullanılabilir durumda olan 2,6 milyar ve inşası devam eden 1 milyar metreküplük (bcm) depolama kapasitesinin üzerine 7 bcm’lik ek yatırım gerekiyor. İlave yatırım büyüklüğünün, tesis yer seçimine bağlı olarak, 4-7 milyar ABD doları aralığında olacağı tahmin

Daha fazla vakit kaybetmeden ilave doğal gaz depolama kapasitesi inşasına hız vermemiz gerekiyor tabi soğuk havalarda elektriksiz kalmak istemiyorsak. Not: 2 Birinci TEPAV-BP Enerji Forumu’nda sunulan “Flexibility Needs of the Turkish Gas Market” isimli çalışmadan alınmıştır.

58 Ocak-Şubat 2014


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 22

Petrol ve Doğal Gaz

Türkiye’nin enerjide merkez olma hedefine Oxford onayı!

Türkiye’nin dünyanın önde gelen enerji merkezlerinden birisi olma hedefine ‘Oxford’dan onayı geldi. Oxford Üniversitesi Oxford Institute for Energy Studies (Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü) tarafından hazırlanan araştırmada, yapılan bir araştırmada, Türkiye'nin sahip olduğu arz çeşitliliği dikkate alındığında bir doğal gaz merkezi olma hayallerinin gerçekçi olduğu, ancak hükümetin piyasa reformunu hızlandırıp, gaz altyapısına daha çok yatırım yapması gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin kendine ait enerji kaynakları kısıtlı olmasına rağmen Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan hemen hemen tüm doğal gaz boru hatlarının ortasında olduğuna dikkat çekilen araştırmada, on yıllarca bölgesel pazarda söz sahibi olabileceğine yer

verildi. Türkiye’nin enerji piyasasındaki artan öneminin, ekonomik ve siyasi olarak Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa Birliği arasında ciddi bir oyuncu olma iddiasını güçlendireceği belirtildi. ENERJİ BORSASI GÜVEN YARATIR Üniversite araştırmasında, Türkiye’nin ya ihracat ve ithalata yönelik boru hatlarının birbiriyle buluştuğu fiziki bir gaz ticareti merkezi olabileceği ya da brokerlerin ve ikili ülkelerin alım-satım

yaptığı bir ticari merkez olarak konumlanabileceği kaydedildi. Araştırmaya göre, bu ikisi için ise BOTAŞ’ın taşıma ve toptancılık işlerinin ayrılması ve ticari Enerji Borsası’nın kurulması gerekli. Enerji Borsası kurulmasının, öngörülebilir fiyatların oluşmasına yardımcı olacağı belirtilen araştırmada, bunun da 2023’e kadar enerji alanında çekilmesi hedeflenen 100 milyar dolarlık yabancı yatırım için güven yaratacağı vurgusu yapıldı. Türkiye’nin şu an yıllık 47 milyar metreküp olan yıllık doğal gaz ihtiyacının 2030 yılında yıllık 81 milyar metreküpe çıkacağı beklentisinin hatırlatıldığı araştırmada, gerekli altyapı çalışmaları gerçekleştirildiği takdirde doğal gaz ticaretinin 100 milyar metreküpe çıkabileceği belirtildi. Bunun için ise likit doğal gaz depolama tesisi yatırımları gerektiğine dikkat çekildi.

BTC’den Ceyhan’a 245,4 milyon ton petrol aktı Son sekiz yılda, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı ile 245,4 milyon ton petrol taşındığı bildirildi. British Petroleum (BP) Azerbaycan ofisinin açıkladığı verilere göre, 2006 yılından 2013 yılı sonuna kadar, BTC Petrol Boru Hattı ile Ceyhan Limanı’na 245,4 milyon ton (1 milyar 835 milyon varil) ham petrol taşındı. BP’nin verilerinde, Ceyhan’a sekiz yıl zarfında taşınan petrolün 2390 tankere yüklenerek dünya pazarlarına gönderildiği kaydedildi. BTC’nin günlük taşıma kapasitesinin 1,2 milyon varil olduğu, 2013 yılında ise 33 milyon ton petrol taşındığı belirtildi. BTC için 2013 yılında 75 milyon dolar sermaye harcaması yapıldığı, 2014 yılı için bu rakamın 119 milyon dolara çıkacağı ifade edildi. BTC Petrol Boru Hattı ile daha çok Azeri-Çırak-Güneşli yatağından çıkarılan petrol ve Şahdeniz yatağından çıkarılan kondensat taşınıyor. www.energyworld.com.tr

59


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 23

Makale

SÜBVANSİYON:

BİR İNOVASYON PLATFORMU

Femke Schaefer ve Guus Bertels Hollanda Ekonomik Destek Programı’nın inovasyon ve enerjiyle ilgili sonuçlarını değerlendirdi.

Sübvansiyonlarla desteklenen yeni Bronswerk Isı Transfer fanları yüzde 50 daha az enerji tüketiyor ve 6dbA daha sessiz kompakt kompresörleri ısı geri kazanımı süreçlerinde yüzde 70’ten 80’ne kadar tasarruf sağlayabiliyor. HEDEF PAZARLAR

Femke Schaefer Hollanda destek politikası son yıllarda, alt kuruluşu olan ‘Agentschacp NL” yoluyla inovasyon ve enerji temalarını yoğun bir şekilde hedef aldı. 2010 yılında politika bir “yeşil anlaşma” yaklaşımına dönüştürüldü, hükümet de dolaylı yoldan bu anlaşmaya dahil oldu. Ancak, enerji ve inovasyon temalarının entegrasyonu, bu yaklaşımın bir hedefi olarak kaldı. Destekler daha önceden “ihale düzenleme” yoluyla, bir tür inovasyon yarışması olan ağırlıklı değerlendirme sistemi kullanarak tahsis ediliyordu. 2005 ve 2006’da, Bronswerk Isı Transfer, RADIAX-kompakt pompaları, kompresörleri, türbinleri ve Whizz-Wheel endüstriyel fan 60 Ocak-Şubat 2014

Guus Bertels projeleriyle bu sistemde iki üst noktaya ulaştı. Her ikisi de dünyadaki elektriğin yaklaşık yüzde 50’sine denk gelen iki enerji kullanım alanına yönelik inovasyon odaklı yeni projeler olma özelliğini taşıyor. Her iki projenin potansiyel enerji tasarrufu küresel karbondioksit azaltımına önemli katkılarda bulunabilir ve ısıtma, soğutma ve endüstriyel süreç iyileştirmeyle ilgili kapsamlı bir ekipman serisinin daha etkili çalışmasını kesinlikle sağlayacaktır. Ödenek destekleriyle geliştirilen yeni fanlar yüzde 50 daha az enerji tüketiyor, 6 dbA daha sessiz ve geniş bir pazar yelpazesinde kullanıma uygun özellikler taşıyor. RADIAX ultra

Bu iki enerji tasarruflu ürün ve teknolojinin hedef pazarları petrol ve gaz, soğutma teknolojileri, iklimlendirme, bilgisayarlar (özellikle veri merkezleri ve sunucuları), beyaz eşya, araba soğutma sistemleri ve havalandırma, elektrikli motorlar ve kazan kompresörleri. Bu pazarlardaki ekipmanların ömrünün genellikle on yıllarca sürmesi gerekiyor. Bu sebeple bu pazarlar, çok yenilikçi teknolojiler söz konusu olduğunda tereddüt ediyorlar. Bu teknolojilerin güvenilir, uzun ömürlü ve mevcut ekipmanla entegre olabilir özellikte olması gerekiyor. Ancak son 5 yıl içerisinde şirketler, enerji tasarrufu yaparken aynı zamanda çevreye de saygılı olan ve her biri sürdürülebilirlik felsefesi üzerine temellendirilmiş yeni teknolojiler benimsemede giderek daha aktif hale geldi. Bu aktifliğin sebebi, enerji tasarruflu ekipman kullanımının daha iyi bir süreç ekonomisi sağlayabileceği gerçeğinin


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 24

Makale giderek daha fazla farkına varılması oldu. Örneğin, birçok şirket yaklaşık 5 yıl içerisinde yatırım masraflarının geri ödenmesini hedefliyor. Bu da yaklaşık yüzde 20 civarında bir yatırım getirisine denk geliyor. Ana enerji şirketleri 10 yıl içerisinde (bu da yüzde 10’luk bir dönüş anlamına geliyor) geri ödeme elde etmeyi bekliyor. Hükümetin, “Agentschap NL”ye enerji ve çevre anlaşmalarıyla verdiği destek, çığır açan inovasyonların tanıtılması için daha sağlam bir platform yaratıyor. Şirketlere önemli değişimler getirebilecek ve güçlü girişimsel ve yatırım niyetli şirket tavrı gerektiren öncü teknolojiler Politikadaki bu değişiklik sebebiyle genel ticaret görünümü daha olumlu hale geldi. Ancak mevcut finansal iklim belirsizlikleri, projelere finansman elde etmeyi önemli ölçüde zorlaştırıyor. Ancak birçok pazarda bankalara veya hükümete bağlı olmayan sağlıklı nakit akışları olan şirketler de bulunuyor. Müşterilere finansal ve teknolojik faydalar sunmak onların sürdürülebilirlikle ilgili kararlar almasını kolaylaştırıyor. En muhafazakar pazarlar bile artık bu sağlam temelli felsefeyi benimsemeye başlıyor. FAN TEKNOLOJİSİ Yeni fanların piyasaya sürülmesinin üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, doğrudan hedeflenmeyen pazarlar ve coğrafi alanlardan dünya çapında bir geri dönüş ve kapsamlı bir ilgi oluştu. Bu ilginin temelinin, uygulanan sistemlerin, internette de bilgileri bulunabilen üstün performansı olduğu görülüyor.

Neredeyse inanılmaz olan bu performans hakkında dünya çapında bilgi akışı durdurulamıyor. Enerji tüketiminde yüzde 50 azalma, mevcut olan en sessiz fanlardan 6 dbA daha düşük gürültü seviyesinin yanı sıra fanlar çok daha kompakt, hafif ve yüzde 50 daha az karbon ayak izine sahip özellikler taşıyor. Fanların kullanılabileceği pazarların önemli bir bölümüne tekabül eden çok sayıda lisans ortaklıkları şimdiden mevcut. Lisans ortakları bu “oyunu değiştiren” fan teknolojisinin gerçek geleceğini görebiliyor. Her yıl çok büyük miktarlarda ve geçmişte öngörülenden çok daha hızlı bir şekilde enerjiden tasarruf edilebiliyor. HİBRİT AKIM MAKİNELERİ Pompa, kompresör ve türbinlerin neredeyse tanımı gereği kullanıldığı işlemler birçok sıvı, gaz ve çok fazlı karışımların işlenmesi için son derece karmaşık sistemler içeriyor. Yüksek ısı ve kimyasal uyumluluğun yüksek basınçla birleşmesi sebebiyle, güvenlik burada büyük önem taşıyor. Makineler geniş bir çeşitliliğe sahip. Yeni hibrit akım makinalarının da yeni fanlardakine benzer bir enerji tasarruf potansiyeline sahip ve dünyanın ilgisi oldukça yüksek. Yeni termodinamik özelliklerin eklenmesi daha da fazla tasarruf anlamına geliyor. DAHA AZ ALAN Öne çıkan özelliklerinden birisi de kapladıkları alanın azlığı ve elektrik motorun akım makinasına tam

entegrasyonu sayesinde geleneksel makinelerden yaklaşık 10 kat daha az bir alan kaplıyor. Bu da makine dairesi ihtiyacını ortadan kaldırıyor, böylece toplam tesisat masraflarını önemli ölçüde azaltıyor. Ayrıca eşsiz akım özellikleri ıslak basınç ve genleştirme işlemlerine termodinamik özellik ekleyerek, enerji tüketimini daha da azaltıyor. Karmaşık işlem ve makinelerin piyasaya sürülmesi, havanın işlenmesi için kullanılan fanlarda olduğundan daha kademeli bir süreç arz ediyor. Hibrit akım makinelerinin yeni enerji ve mekanik kurallarının anlaşılma ve kabul edilme süreçlerinin önemli oranda bilgi alışverişi gerektirmesi sebebiyle, şirket uygulamaları kökünden değişecek. İlk yüksek kapasiteli uygulamalar şimdi beklenmedik bir alanda sürdürülebilirliğin hâlihazırda mevcut olduğu “büyük” gıda maddeleri sektöründe bulunuyor. Bu uygulamaların potansiyel enerji tasarrufları yaklaşık yüzde 70 ile 80 civarında olabilir. ÖDENEK VERİMLİLİĞİ Başarılı projelerde hem doğrudan hem dolaylı yatırım getirisi hükümet için istisnai bir durum ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkan başarısızlıkları telafi edebiliyor. Hükümet destekleri, komiteler serisi ve evrak işleri yerine basit bir vergilendirme önlemi gibi daha az karmaşık bir sisteme sahip olsaydı projeler kesinlikle daha etkin olurdu. Bu da ekonomik faydaların ‘ölçülmesini’ kolaylaştırabilirdi.

www.energyworld.com.tr

61


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 25

Haber

İnşaat devi STFA, Enerya ile enerjide hamle yapacak Bugüne kadar doğal gaz dağıtımıyla adını duyuran STFA Grubu, enerji işlerini Enerya çatısı altında topladı. Türkiye’de enerjide faaliyet gösterdiği alanlarda en büyük 3 oyuncudan biri olmak üzere yola çıkan Enerya, 2018 yılı sonuna kadar yılda 3 milyar TL ciroya ulaşmayı hedefliyor. Dünyanın en büyük müteahhitlik şirketleri listesinde yer alan STFA Grubu, son dönemde yoğunlaştığı enerji faaliyetlerini Enerya markası altında topladı. STFA Grubu CEO’su Mehmet Ali Neyzi ve Enerya Genel Müdürü Aslan Uzun düzenledikleri basın toplantısında, Enerya’nın hedeflerini anlattılar. Basın toplantısında konuşan STFA Grubu CEO’su Mehmet Ali Neyzi, Türkiye’nin enerji talebinin 2023 yılında bugünkü 250 milyar kwh seviyesinden 500 milyar kwh’e yükselmesini beklediklerini vurguladı. Neyzi, “Yaklaşık 2 kat artan enerji talebinin karşılanabilmesi için Türkiye’de enerjiye önümüzdeki 10 yıl içinde 120 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor. Geleceği enerjide görüyoruz. 2003 yılından bu yana doğal gaz sektöründe Energaz adı altında sürdürdüğümüz faaliyetlerimizi artık enerjide çok daha fazla büyüyerek ve yeni alanlara girerek sürdüreceğiz. Bu çerçevede STFA altında yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Tüm enerji dünyasına yayılımımızı Enerya markası altında birleştiriyoruz. Türkiye’nin ve bölgenin enerji öngörüleri çerçevesinde yeni bir yatırım planı hazırladık. Enerya olarak biz de bu atılımın içinde yer alacağız” dedi. Ali Neyzi, grubun eskiden beri Pakistan’da iş yaptığını hatırlatarak şimdi bu ülkede 50 MW’lik bir rüzgar santrali anlaşması yaptıklarını söyledi. Pakistan’daki rüzgar santrali işini “Stratejik bir yatırım” olarak nitelendiren Neyzi, “Daha önce Pakistan’daki yatırımcılara verilen fiyat tarifesi kWh başına 13-14 dolar/sent idi. 62 Ocak-Şubat 2014

Türkiye’deki rakam 7.3 dolar sent. Yani bu iyi bir fiyat ve o yüzden girdik. Yer seçimini başlattık. Bu ülkelerde işler çok hızlı olmuyor. Bizden önce pazara girenler, fiyat tarifesini bir yılda almıştı” dedi. Neyzi, enerji yatırımlarının hızlanması için devlet desteği verilmesi gerekip gerekmediği yönündeki bir soru üzerine şu görüşleri dile getirdi: “Açıkçası ekonominin özel sektör yoluyla işlemesi gerektiğine inanıyorum. Bizim aradığımız serbestlik. Sübvansiyon hiç bir zaman sürdürülebilir değildir. Doğal gaz sübvansiyonu devam ediyor, bütün sektörü olumsuz etkiliyor. Yenilenebilir enerjinin rekabetçiliğini azaltıyor. Fiyatları serbest bırakacaksınız. Rüzgar ve güneş büyümeye devam ediyor. Avrupa’da IKEA’da bile güneş paneli satılıyor.”

GAZA 10 YILDA 430 MİLYON TL YATIRDI Enerya Genel Müdürü Aslan Uzun, STFA’nın 2003 yılında kurduğu ve doğal gaz dağıtım lisanslarına sahip Energaz’ın bünyesinde, Antalya, Konya, Karaman, Konya Ereğlisi, Erzincan, Denizli, Aydın, Aksaray, Çorum, Niğde ve Nevşehir illerinin doğal gaz dağıtım şirketlerinin bulunduğunu söyledi. Uzun, “Türkiye’nin 2. en yaygın doğal gaz dağıtım şirketi olarak 11 şehirde, bugüne kadar 430 milyon TL’lik yatırım ile 6 bin 500 km’lik dağıtım ağı kurduk. 10 yıl içinde hızlı bir yatırım planı ile bulunduğumuz illerde nüfusun ortalama yüzde 85’ine hizmet götürerek 710 bin aboneye ulaştık. 2013 sonu itibarıyla ciromuz 1,3 milyar TL. Firmamız artık Enerya markası ile enerji sektöründe daha geniş alanda faaliyetlerini sürdürecek” dedi.


s38...63_Layout 1 24.02.2014 09:19 Page 26

Haber 600 MİLYON TL YATIRIM YAPACAK Enerya ile doğal gazın yanı sıra elektrik ticaretine de girmeyi planladıklarını vurgulayan Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dağıtım çalışmalarımızın yanı sıra elektrik üretiminde de yer alacağız. Elektrik üretiminde öncelikli yatırım alanımız yenilenebilir enerji projeleri olacak. Enerya markamız altında ‘daha temiz, daha akılcı ve daha kolay’ felsefesi ile hizmet kalitemizi iyileştirerek daha müşteri odaklı bir şirket olacağız.” Uzun, önümüzdeki dönemde tüm enerji projelerine toplam 600 milyon TL yatırım planladıklarını açıkladı. Uzun, “Enerji yatırımlarımız için, 2013 yılında Garanti Bankası, Denizbank ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın oluşturduğu konsorsiyum ile 300 milyon dolarlık finansman anlaşmasını imzaladık ve 2014 yılında çalışmalarımıza hızlı başladık” dedi. Doğal gaz dağıtımında 2014 yılı altyapı ve diğer çalışmalar için 70 milyon TL

ayırdıklarını belirten Uzun şunları aktardı: “Doğal gaz yatırımlarımız devam edecek. 2014 sonuna kadar 100 bin yeni aboneye ulaşmayı ve 2,6 milyar metreküp gaz satışı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bugün 2,3 milyar metreküp gaz ticareti yürütüyoruz. Halihazırda dağıtım şirketlerimizin gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 50’sini biz karşılıyoruz. 2018 yılında doğal gaz kullanım hacmimizin yüzde 70’ini kendimiz karşılayacağız. Kullanacağımız ve dağıtacağımız gazı toptancılarla yapacağımız anlaşmalar ve ithalat yolu ile doğrudan temin edeceğiz.” 2018’DE 3 MİLYAR TL CİRO HEDEFLİYOR Yenilenebilir enerjide rüzgar ve güneşe yatırım yapacaklarını belirten Aslan Uzun, “Rüzgar enerjisinde başladığımız çalışmaları hızlandıracağız. 2015-2016 yılında operasyona geçecek, toplam

kapasitesi 168 MW olan Havza ve Evrencik’teki yeni rüzgar enerjisi projelerimize 300 milyon TL ayırdık” diye konuştu. Uzun, rüzgar enerjisinin yanı sıra, güneş enerjinde de iddialı olduklarını söyledi. Türkiye’de halen 600 MW’lik güneş enerjisi lisansı için yapılan başvuruların inceleme sürecinde bulunduğunu kaydeden Aslan Uzun, Türkiye’nin güneş potansiyelinin ise bunun çok daha üzerinde olduğunun altını çizdi. Uzun, yatırım maliyetlerinin giderek azaldığı güneş enerjisi alanında lisanssız projelerin de yüksek yatırım potansiyeli taşıdığına dikkat çekti. Uzun, lisanssız üretim alanında finansman paketi de dahil, anahtar teslim çözümlerinin hazır olduğunu vurguladı. Uzun, “Kojenarasyon işine girdik. Gazdan elektrik üreteceğiz. Konut sitelerinin kendi enerjilerini üretmelerini sağlayacağız. Bu konuda İspanyol bir şirketle anlaşmak üzereyiz” dedi. Uzun ayrıca STFA grubunun aktif olduğu MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde güneş enerjisi projelerine ilişkin ihalelerde iddialı olduklarını ve bu yatırımlara büyük önem verdiklerini de sözlerine ekledi. Uzun, geleceğe dönük hedeflerini ise şöyle özetledi: “Enerya olarak özellikle yenilenebilir enerji üretiminde Türkiye ve MENA Bölgesi’nin en çok bilinen markalarından biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’de enerji dağıtımında ise ilk 3 oyuncudan biri olmak üzere yola çıkıyoruz. Elektrik ve doğal gaz ticaretinin yüzde 5’ini yöneteceğiz. Elektrik ticaretinde satacağımız elektriğin yüzde 30’unu yenilenebilir kaynaklardan, yüzde 70’ini de gaz ticareti yaptığımız termik kaynaklardan tedarik edeceğiz. 2018 yılsonuna kadar yıllık 3 milyar TL ciro seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz.” www.energyworld.com.tr

63


s64-65_Layout 1 24.02.2014 09:20 Page 1

Makale

Tolga Eşiz GGSoft Yazılım Hizmetleri Genel Müdürü

ENERJİ SEKTÖRÜNE, PAPERWORK SÜREÇ VE DOKÜMAN YÖNETİM ÇÖZÜMÜ Sektörde sözleşmeler çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle hukuk bölümleri sözleşmelere bağlı olarak ciddi miktarlarda dokümanüretmektedir. Oluşan hukuki süreçlerdeki dokümanları kağıt ortamında takip etmek çok zordur. PaperWork Work ile tüm sözleşmeleri ve dava dokümanları tek bir noktadan yönetebilirsiniz. Davaların ve sözleşmelerin durumları ile ilgili her türlü raporu sistem üzerinden alabilirsiniz.Bununla birlikte müşteri hizmetleri biriminde oluşan abone dosyalarına ait tüm dokümanlar PaperWork içerisinde arşivlenir ve süreç içerisindeki akışları sağlanır. Enerji sektöründe kullanılan loyalty kart başvuru formlarının form işleme çözümümüz FormMagic ile işlenmesi, kartların veriliş süresini kısaltmaktadır.Burada özellikle devlet ile çok sayıda yazışma yapılmaktadır. Bu yazışmaların kontrolünü ve zamanında cevap verilmesini sağlamak PaperWork ile çok kolaylaşmaktadır. Dağıtık yapıda olan enerji firmalarında dokümanların dağıtım ve paylaşılma maliyetleri PaperWork sayesinde oldukça düşmektedir. GGSOFT’UN AVANTAJLARI • Kuruluş tarihi olan 1998 yılından beri firmamız sadece doküman arşiv ve yönetim konusu üzerinde çalışmıştır. Zaman içerisinde, DYS konusunda oluşan kurumsal 64 Ocak-Şubat 2014

tecrübemiz müşterilerimizin işlerini kolaylaştırmaktadır. • Geçen zaman içerisinde GGSoft müşterilerinden gelen talepler doğrultusunda servis büro hizmetlerini de müşterilerine vermeye başlamıştır. Böylece GGSoft yazılım ve hizmet olmak üzere müşterilerinin doküman ile karşılaştığı tüm sorunları tek bir noktadan çözen bir firma haline gelmiştir. • Müşterilerimiz tek firma ile muhatap olduklarından, proje yönetimimizin rahatını yaşamaktadırlar. • PaperWork© ürün ailesi, GGSoft’un tescilli markasıdır. Tamamıyla Türkiye’de geliştirilmiştir. • GGSoft her ay çözüm ortaklarından biri ile düzenlediği seminerler sayesinde çok sayıda firmaya ulaşmaktadır. Bu sayede kurumlar doküman arşiv ve yönetim konularında bilgilendirilmektedir. GGSoft bu konuda pazarı eğitme görevini üstlenmiştir. • Pazarın gelişmesi için hiçbir faaliyetten ve pazarlama maliyetlerinden çekinmeyen firmamız yeni uygulama alanları yaratmak için bütünleşik pazarlama stratejisini başarıyla uygulamaktadır. • Gelişen servis büro pazarında, GGSoft kendisini ispatlamış PaperWork© altyapısı ile sunduğu servis büro hizmetlerinde, pazardaki servis büro hizmeti veren rakiplerinden kesin bir çiz-

giyle ayrılmaktadır. PaperWork© teknolojisi GGSoft’a servis büro hizmetlerinde performans ve kalite alanlarında çok büyük üstünlük sağlamaktadır. • Konusunda uzmanlaşmış, DYS pazarında bir numara olmayı hedeflemiş tecrübeli bir kadroya sahiptir. • Kendi teknolojimiz olan PaperWork© ile yeni çözüm ve ürün geliştirme yeteneğimizin çok yüksek olması. • Türkiye de ilk kez DYS konusunda ASP modeli ile bir merkezde host edilen PaperWork© uygulamasının aylık ödemelerle kiralanarak web üzerinden kullanılabilmesi sağlanmıştır. PAPERWORK’ÜN AVANTAJLARI • PaperWork© ürün ailesi %100 GGSoft’un ürettiği bir teknolojidir. • Mevcut versiyondan sonra ki iki yıllık geliştirme yol haritası bellidir. • Çıkan her yeni versiyon ile yeni eklenen özelliklerin aynı anda tüm müşterilere dağıtılmaktadır. • Kullanıcılardan gelen, geri beslemeler değerlendirilerek versiyon planına eklenmektedir. Böylece PaperWork© yaşayan canlı bir organizma haline gelmiştir. Her yeni müşteri paket ürünümüze yeni özellikler katmaktadır. Bu hali ile PaperWork© yerli rakipleri tarafından yakalanamaz ve taklit edilemez hale gelmiştir.


s64-65_Layout 1 24.02.2014 09:20 Page 2

Makale • Müşterilerin test edilmiş, kendisini ispatlamış ürünleri tercih etmektedirler. • Çözüm sürekli kendisini geliştirmektedir. • Pazarın ihtiyaçlarına göre yol haritası değişebilmektedir. • Her müşteride farklı yazılım kodu çalışmamaktadır. Bu müşterilerde yaşanabilecek sıkıntıları ortadan kaldırmakta ve sorunsuz test edilmiş, bir çalışma ortamı yaratılmaktadır. • Kullanım kolaylığı sayesinde eğitim ve uyarlama sürelerinin kısa olması sebebiyle, kurumlarda sistemin devreye alınma süresi çok kısalmaktadır. • PaperWork© ürün stratejisi ile geliştirildiğinden, müşterilerin ihtiyaçlarını en yüksek düzeyde karşılamaktadır. • Geliştirme ekibi sadece doküman yönetim ürünümüz ile ilgilendiğinden geçen zaman içerisinde ekibimiz bu konuda çok tecrübe kazanmıştır. • Referansların çeşitli sektörlere yayılmış halde olması, uygulamamızın zenginliğini arttırmış ve kısa zaman içerisinde çok tercih edilen bir çözüm olmasını sağlamıştır.Doküman Arşiv&Yönetimi, Form İşleme, İş Akışı uygulamalarının tek bir platform olarak çalışmaktadır. PaperWork, elektrik dağıtım şirketlerinin verimliliğini artıracak ve evrakla yapılan işlemleri çok hızlandıracaktır. Müşterilerine kusursuz bir hizmet kalitesi sunmayı hedefleyen AYDEM, evraklarının elektronik ortamda arşivlenmesi ve yönetilmesi için PaperWork DYS’ini kullanmaya karar vermiştir. AYDEM Elektrik Dağıtım projesinin ilk fazında; abonelerin veya abone olmak isteyen tüzel ve gerçek kişilerle ilgili tüm işlemlerin yapıldığı Denizli, Muğla, Aydın il müdürlüklerinde ve ilçelerde bulunan iletişim merkezlerinde konumlanmış Müşteri Himetleri Müdürlüğünün iş süreçleri PaperWork üzerine taşınmıştır. Müşterilerin dilekçe vermeleri ile başlayan gelen evrak, enerji açma kesme talepleri, enerji müsaadesi talepleri, borç sorgulama bilgileri, kaçak ihbar, kısmi ödemeler, kaçak itiraz, mükerrer ödemeler, ölçü devresi tadilat talepleri, sayaç değişim ve kontrol talepleri, serbest tüketici belgesi, sözleşme iptalleri, tek hat şema talepleri, yanlış tesisata yapılan ödemeler gibi tüm süreçleri PaperWork Akış Modülü üze-

rinde standart hale getirilerek yönetilmektedir. Süreçlerde oluşan belgeler ve bilgiler de PaperWork doküman yönetim sistemi aracılığıyla tüm il müdürlükleri ve ilçelerden de yetkiler dahilinde kolayca görüntülenebilirken raporlaması, üst seviye güvenlik özellikleri, istenildiği anda dokümanlara en hızlı şekilde ulaşılabilmesi, Ldap entegrasyonu gibi özellikleri açısından kullanıcılara büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Projenin ikinci fazında ise Kalite Yönetim biriminin süreçleri ve dokümanları PaperWork doküman yönetim sistemi üzerinde yönetilecektir. GGSOFT’UN KURULUŞ AMACI VE FAALİYETLERİ PaperWork© ürün ailesi tamamıyla Türk yazılım mühendisleri tarafından tasarlanmış ve geliştirilmiştir. 2000 yılından beri pazarda olan tescilli paket ürünümüz, geçen zaman içerisinde yüksek kalite standartları ile kendisini ispatlamıştır. Doküman yönetim ve arşiv sistemleri, çeşitli formatlardaki elektronik dokümanların arşivlenmesini ve yönetilmesini sağlar. Yönetilen dokümanlar, MS Office dokümanları, text dokümanları, çizimler, ses ve video dokümanları gibi formatlarda olabilir. Yaratılan bu dokümanlar, PaperWork© ile arşivlenebilir, akışa sokulabilir, yetkisiz kişilerin erişiminden korunabilir, revizyon takibi yapılabilir ve arandığında kolaylıkla bulunabilir. PaperWork©, kendi pazarında bir ilki gerçekleştirerek paket ürün stratejisiyle pazara sunulmuştur. Zaman içerisinde oluşan ihtiyaçları karşılamak ve pazarda yaygınlaşmak için farklı ürünler de PaperWork© ailesine katılmıştır. Çevreye Duyarlı: Herkes küresel ısınmadan bahsediyor. Biliyoruz ki kuruluşlar küresel ısınmayı önleyici tedbirler almaya çalışmaktadırlar. Ancak her yerde bu tedbirlerin ne kadar maliyetli olduğu anlatılıyor. Evet gerçekten de alınması gereken tedbirlerden bazılarının maliyetleri oldukça yüksek. Çevreye duyarlı her firmanın bu konuda mutlaka yapabileceği birşeyler olmalı. Evet var. Başlangıç olarak eğer kağıt tüketiminizi azaltırsanız, ağaçların kesilmesini de engelleyebilirsiniz. Bu uygulayabileceğiniz en az maliyetli ve en hızlı gerçekleştirebileceğiniz tedbir-

dir. Duyarlı firmalar, kağıt temelli gerçekleştirdikleri işlemleri elektronik ortamda yapabilecekleri, güvenilir çözümler aramaktadır. İşte o çözüm PaperWork'tür Yenilikçi: Sürekli gelişim, firmamız müşterilerimize ve kendimize karşı olan sorumluluğu en üst düzeyde hissetmektedir. Amacımız müşterilerimizin doküman temelli gerçekleştirdikleri işlemlerde verimliliği artıracak, kısa yollar oluşturmak ve uygulamaktır. Çözümlerimiz ve sunduğumuz servisler günün şartlarına ve müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına göre kendini yenilemektedir Paket Ürün: PaperWork ürün ailesi, bir paket çözümdür. Tüm müşterilerimizde aynı standart kalite deki ürünlerimiz kullanmaktadır. Kuruluşlar, kendini ispatlamış standartları firmadan firmaya değişmeyen çözümler kullanmak istiyorlar. PaperWork ürün ailesini yaşayan canlı bir organizmaya benzetebiliriz. Her yeni PaperWork kullanıcısı, ürünümüze yeni özellikler katar. Gücünü kullanıcılarından alan çözümümüz, müşteri odaklı ürün geliştirme haritası ile ihtiyaçlarınızı zamanında ve doğru olarak karşılar. Paket ürün olmasının temel özelliklerinden biri olan kullanım kolaylığı ile kuruluşlarda, uygulamanın devreye alınma süresini kısaltır. Profesyonel Servis: Firmamız Doküman İşleme Platformu (DİP), kapsamında yazılım, servis büro ve danışmanlık hizmetlerini anahtar teslim proje olarak sunmaktadır. Hizmet vermeye başladığımız tarihten beri çeşitli sektörlerin sorunlarını analiz eden danışmanlarımız çözüme yönelik bilgiye sahip olmuştur. PaperWork'ün geliştirme yol haritası, yıllar içerisinde oluşan bu bilgiye göre planlanmaktadır. Profesyonel servislerimiz, firmalarımızın karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik kısa yollar oluşturur. Bu işlem gerçekleştirilirken yazılım ve hizmet bileşenleri tek bir noktadan yönetilir. Profesyonel servislerimiz, yazılım ve hizmet bileşenlerini, ihtiyaçlarınız doğrultusunda uygulayarak, projelerinizin zamanında hayata geçmesini sağlar. Sorun Çözen Yaklaşım: Varoluş amacımız doküman temelli yaptığınız işlerde, karşılaştığınız sorunları ortadan kaldıran hizmet ve yazılım çözümünü tek noktadan sağlamaktır. www.energyworld.com.tr

65


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 1

Haber

İZAYDAŞ, Yuvacık Barajı'ndan enerji üretecek Yuvacık Barajı ile arıtma tesisi arasındaki kot farkını enerjiye dönüştürecek olan kanal tipi HES Projesi'nde sona yaklaştıklarını belirten İZAYDAŞ Genel Müdürü Muhammet Saraç, bu proje ile 14 milyon kilovatsaat elektrik üreteceklerini söyledi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZAYDAŞ, yılsonu kapanış ve değerlendirme toplantısında bir araya geldi. Toplantıda konuşan İZAYDAŞ Genel Müdürü Muhammet Saraç, 2013’ü değerlendirip, 2014 yılı hedeflerine ilişkin bilgi verdi. 2011 ve 2012'yi “rekorlar yılı” olarak tanımladıklarını hatırlatan Saraç, “2013 birçok kalemde bu yılları da geçtiğimiz bir yıl oldu. Daha önce ulaştığımız baz rakamların da üzerine çıktık” dedi. Geçen yılın rekor değerler elde edilen başlıklarını “yakmaya gelen atık miktarı”, “yakılan atık miktarı” ve “toplam ciro” olarak açıklayan Saraç, “Son yıllarda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İZAYDAŞ Yönetim Kurulu Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu liderliğinde, şirket yönetiminin stratejisi ve çalışanların yoğun gayretleri ile yürütülen çalışmalar rekor sonuçlar vermeye devam etmektedir” dedi. İZAYDAŞ'ın kurulduğu günden bugüne ilk kez 112.8 milyon TL ciroya ulaşan bir şirket haline geldiğini belirten Muhammet Saraç, vergi öncesi karlarını da 30.8 milyon TL olarak açıkladı. 32 BİN TON TEHLİKELİ ATIĞI BERTARAF ETTİK Kocaeli’de her gün 1600 ton evsel ve 200 ton endüstriyel atığın üretildiğini vurgulayan Saraç, şu bilgileri verdi: “Bu atıklar İZAYDAŞ'ın İzmit Solaklar ve Dilovası'ndaki sahalarında bertaraf ediliyor. 2013 yılında, 32 bin ton tehlikeli atığı yakma tesisimizde bertaraf ettik. Bunun karşılığında 15 milyon kWh elektrik üretimi gerçekleştirdik ve 7 milyon kWh kısmını ulusal şebekeye sattık. Evsel çöp gazından enerji üretim tesisi devreye girdi ve bugüne kadar 66 Ocak-Şubat 2014

milyon metreküp atık toplandı. Bu hizmetten de 3.7 milyon TL gelir edildi. Kocaeli genelindeki 8 milyon 600 bin ton hafriyat atığı kontrol altına alındı." ÖNEMLİ PROJELERİ HAYATA GEÇİRDİK

yaklaşık 19 milyon kWh enerji üretildi ve 18 milyon kWh elektrik ulusal şebekeye satıldı. İl genelindeki 579 sağlık noktasından yaklaşık 1755 ton tıbbi atık bertaraf edildi. İzmit Körfezi'ne gelen yaklaşık 3500 gemiye fiilen atık alım hizmeti verildi ve bu gemilerden 11

Genel Müdür Muhammet Saraç, İZAYDAŞ’ın 2013 yılı içinde önemli projeleri de hayata geçirdiğini vurguladı. Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi'nin bu projelerin başında yer aldığını dile getiren Saraç, “Evsel atıklardan zamanla oluşan çöp sularını, daha önce 42 Evler Atıksu Arıtma Tesisi'ne veriyorduk. Artık bu işlemi kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz. Test çalışmalarında da mükemmel sonuç aldık. Artık tesisimiz tamamen hizmete girmiş durumda” dedi. Yapımı son aşamaya gelen ikinci büyük projelerinin ise Yuvacık Barajı’ndaki hidroelektrik santrali projesi olduğunu vurgulayan Saraç, şunları aktardı: “Yuvacık Barajı ile Arıtma Tesisi arasındaki kot farkını enerjiye dönüştürecek olan kanal tipi HES projesinde çalışmalar artık tamamlanmak üzere. HES projesi ile yılda 14 milyon kWh elektrik üreteceğiz. Bu işin en güzel tarafı, bu çalışma yüzde 100 yerli bir üretimle gerçekleştiriliyor olması. Öte yandan yakma tesisimizde Türbin Jeneratör Kontrol Sistemimizi yeniledik, Ara Depolama Tesisi inşaatımız başladı, hızlı bir şekilde ilerliyor, iş makinelerimizi, büyük-küçük birçok ekipmanımızı yeniledik ve software altyapısının yenilenmesi projemizin de ihalesini tamamlayarak çalışmalara başladık.”


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 2

IRENEC 20 2014 14 4 4.. U ULUSLARARASI LUSLARARASI % %100 100 Y YENİLENEBİLİR ENİLENEBİLİR EN ENERJİ VE ES SERGİSİ ERGİSİ ERJİ KONFERANSI KONFERANSI V www www.irenec2014.com .irenec2014.com

% %100 100

26-28 HAZİRAN 2014 T Ü R K İ Y E

YENİLENEBİLİR YENİLENEBİLİR EN ENERJİYE ERJİYE G GEÇİŞ EÇİŞ

TEK TE K ÇÖZÜM ÇÖZÜM

IRENEC 2014


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 3

Haber

sera gazı salınımını %25 azaltacak General Electric (GE), “Küresel Etkimiz - 2012” raporunu yayınladı. Son 5 yılda çevre ve sağlık hizmetleri için 8,5 milyar dolar yatırım yapan ve toplumsal projelere yaptığı 219 milyon dolar bağışla katkı sağlayan GE, 2015 yılında sera gazı salınımlarını yüzde 25 oranında azaltmayı ve işletmelerdeki enerji yoğunluğunu yüzde 50 düşürmeyi hedefliyor.

General Electric (GE), çevre ve sağlık alanında gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği girişimler ile sosyal sorumluluk çerçevesinde yaptığı çalışmaların topluma somut ve ölçülebilir faydalarının ortaya konduğu “Küresel Etkimiz 2012” raporunu yayınladı. GE, 2012 yılında ecomagination ve healthymagination yenilikleri ve projeleri için 2 milyar dolar tutarında araştırma ve geliştirme yatırımı yaparken, ecomagination ve healthymagination ürünleriyle 25 milyar dolarlık gelir yarattı. GE’nin yanı sıra firma çalışanları ve emeklileri de toplumsal projeler ve eğitim organizasyonları için GE Vakfı’ndan gelen 130 milyon dolar dahil olmak üzere, 219 milyon dolarlık bağışta bulundu. TEMİZ TEKNOLOJİ İÇİN AR-GE’YE YATIRIM Rapora göre GE’nin Ecomagination yenilikleri için 2010’dan bu yana yaptığı yatırımlar 5 milyar dolara ulaşırken, Healthymagination yenilikleri için 2009’dan bu yana 3,5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirildi. GE’nin 68 Ocak-Şubat 2014

2012 yılında ecomagination teknolojilerine yaptığı yatırım 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2010 ve 2012 yılları arasında yapılan toplam yatırım ise 5 milyar doları aşarak, firmanın 2010 - 2015 dönemi için koyduğu 10 milyar dolarlık toplam yatırım hedefi doğrultusunda gelişim gösterdi. GE, 2010 yılında ecomagination ürünlerinden elde edilen gelirlerdeki artışın, firmanın beş yıl içinde elde ettiği gelirlerdeki artış hızının iki katı olması yönünde iddialı bir hedef belirledi. Ecomagination, 2012 yılında bu hedefi 25 milyar dolar tutarında gelir yaratarak gerçekleştirdi. 66 ÜRÜN VE HİZMET HAYATA GEÇİRİLDİ Rapora göre 2004 yılı baz alındığında GE’nin enerji yoğunluğu yüzde 32 oranında iyileşme gösterdi. Sera gazı salınımları da 2004 yılı ile karşılaştırıldığında benzer şekilde yüzde 32 oranında azaldı. GE, 2015 yılında sera gazı (GHG) salınımlarını yüzde 25 oranında azaltmayı ve

işletmelerdeki enerji yoğunluğunu yüzde 50 oranında düşürmeyi hedefliyor. 2006 yılı baz alındığında GE, tatlı su kullanımını yüzde 46 oranında azaltırken, suyun yeniden kullanımının artırılması için çalışmalar yapıyor. Ecomagination taahhüdü kapsamında Ar-Ge çalışmaları yürüten GE, müşterilerine milyarlarca dolar tasarruf sağlamasının yanı sıra ecomagination ürünleri ile de 2005 yılından bu yana 130 milyar doların üzerinde gelir yarattı. GE’nin Küresel Etki -2012 Raporuna göre, 2009 - 2012 yılları arasında sağlık alanında bakım kalitesini, maliyet açısından uygunluğu ve toplumun bu teknolojilere erişimini artırmaya yönelik 66 ürün ve hizmet hayata geçirildi. GE, bu yeniliklerin araştırma ve geliştirilmesi için 3,5 milyar dolarlık yatırım yaptı. Bunun yanı sıra, GE sağlık alanındaki iş ortaklıklarını da geliştirerek, yenilikçi ve kaliteli sağlık hizmetlerini daha erişilebilir ve karşılanabilir hale getiren 10’dan fazla girişimciye ve firmaya yatırım yaptı.


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 4

Haber

219 MİLYON DOLAR BAĞIŞ Sağlık alanında dünya çapında müşteriler, hükümetler, üniversiteler ve endüstri liderleri ile birlikte çalışan GE, çalışan sağlığının iyileştirilmesine yönelik olarak HealthAhead adını verdiği bir sağlık programı geliştirdi. 2012 sonunda, GE’nin en büyük sağlık tesislerinden 450’den fazlası, çok sıkı sağlık normlarına uygunluğu onaylayan HealthAhead sertifikası aldı. Ayrıca kampüsleri de dumansız hava sahası haline getirmeyi başaran GE’nin “Çalışan Yaşam Tarzını Değiştirme Programları”na yaklaşık 30.000 çalışan katıldı. Rapor GE’nin 60 civarında sosyal sorumluluk taahhüdünde elde ettiği sonuçları da ortaya koydu. Buna göre GE’nin yanı sıra firma çalışanları ve emeklileri de 2012 yılında, 2011’e göre yüzde 10 oranında artışla, toplumsal projeler ve eğitim organizasyonları için 219 milyon doların üzerinde bağışta bulundu. Bağış programı sayesinde firma ve çalışanları tarafından bağışlanan tutar toplamda 1 milyar doları aştı. 2012 yılında sponsorluğu GE tarafından yapılan 7 bin 400 girişim

sayesinde yaklaşık 1,3 milyon saatlik gönüllü çalışma katkısı sağlandı. GE Başkan ve CEO’su Jeff Immelt, “GE’de önemli meseleler üzerinde çalışırız. Müşterilerimiz ve toplum ile ilgili sorunları çözmek iş stratejimizin bir parçası ve kurumsal kültürümüzün temelidir. İşimizi sorumlu biçimde yürütüyor olmaktan, GE Vakfı’nın hayırsever etkinliklerinden ve çalışanlarımızın dünyanın dört bir yanına verdikleri toplumsal katkılardan dolayı gurur duyuyoruz” dedi.

GE TÜRKİYE’DEN YENİLİKÇİ BULUŞLARIN MUCİTLERİNE ÖDÜL GE Türkiye İnovasyon Yarışması, yenilikçi buluşları ile sağlık ve enerji verimliliğine katkı sağlayan mucitleri ödüllendirdi. General Electric'in (GE), TÜBİTAK işbirliği ile sağlık ve enerji alanında, öğrencilerin ve profesyonellerin yeni fikirlerini teşvik etmek amacıyla, Eylül 2013'te başlattığı İnovasyon Yarışması'nın sonuçları açıklandı. Yarışmaya öğrencilerden, mucitlerden, girişimcilerden ve işletmelerden

toplamda 1000'e yakın proje gönderildi. Şahin Çağlayan, Türkiye'nin enerji verimliliğine katkı sağlayacak yenilikçi "Sanayi Tesislerinde Güç Kalitesi Takibi İçin Modüler Akıllı Şebeke Sistemi Projesi" ile birincilik ödülünü kazandı. Sağlık sektörünün gelişimi için yaratıcı çözümler sunan "0-3 Aylık Bebeklerde Özel İmal Hazır Çocuk Bezi Kullanılarak Gelişimsel Kalça Çıkığının Önlenmesi Projesi" ile Mehmet İsmail Safa Kapıcıoğlu da sağlık kategorisinde birinciliği elde etti. Her iki yarışmacı da 25'er bin dolarlık para ödülünün sahibi oldu. Her iki kategoride birincilik ödülü kazananlar, projelerini hayata geçirebilecek yeni fikirler edinebilmeleri amacıyla, masrafları GE tarafından karşılanmak üzere, GE'nin Küresel Araştırma Merkezleri arasında proje konularıyla doğrudan ilgili olan bir merkezi ziyaret etme hakkı elde etti. Kazananlar ödüllerini GE Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türkiye Başkanı ve CEO'su Nabil Habayeb ve GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy’dan aldı. PARLAK FİKİRLERİ TEŞVİK EDİYORUZ GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy törende yaptığı konuşmada şunları belirtti: “GE Türkiye İnovasyon Yarışması, Türkiye’deki yetenekli profesyoneller ve öğrenciler tarafından sağlık hizmetleri ve enerji sektörlerinde verimlilik artışı sağlayacak parlak fikirlerin geliştirilmesini teşvik ederek, Türkiye’nin bu alandaki vizyonunu destekleme kararlılığımızla örtüşüyor. Ülkenin gerçek ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir role sahip olan yerel inovasyon kültürünün geliştiğini göstermesi açısından bu yarışmada aldığımız güçlü geri dönüşten dolayı mutluyuz. Yarışma sayesinde Türkiye’deki büyüme stratejimizin temel dayanaklarını oluşturan yerel girişimcilik kültürü ve insan kaynağının gelişimini de teşvik etmiş oluyoruz.” www.energyworld.com.tr

69


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 5

Haber

Enerjinin 5 yıllık planında geri sayım başladı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın 2015-2019 yıllarını kapsayacak Enerji Strateji Planı’nda son dönemece girildi. Yaklaşık iki aylık ön çalışmanın ardından 3 günlük bir çalıştay düzenleyen Plan Komisyonu, strateji planın ayrıntılarını büyük oranda netleştirdi. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, 2015-2019 Strateji Planı için yoğun bir mesai harcıyor. Çalışmalarına 17 Aralık 2013’te başlanan Stratejik Plan için Enerji Bakanlığı bağlı, ilgili ve ilişkili kurumlarından 70 kişilik Stratejik Planlama Ekibi kuruldu. ETKB Mevcut Faaliyet Analizi ve Paydaş Analizi’ni gerçekleştiren ekip farklı ülkelerin uygulamalarını inceledi, kamu, STK ve üniversiteleri kapsayan 6 bin kişiye ulaşan bir anket uyguladı. Planda global ölçekte milli şirketler yaratılması ve çevre ülkelerle enerji alanında işbirliklerinin arttırılması hedefleniyor. “İyi Yönetişim/Kurumsal Yönetişim” temasına vurgu yapılan planda dikkat çeken hususlardan bir tanesi de depolama, terminal ve iletim kısıtlarının aşılarak arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik olarak Enerji Yatırımları Koordinasyon Kurulu’nun oluşturulması. Planda ayrıca yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına, nükleer enerjiye ve madenciliğe özel önem verilecek. Enerji verimliliği ayrı bir tema ve hedef olarak ele alınacak. HEDEF GLOBAL ÖLÇEKLİ MİLLİ ŞİRKETLER Aralık ayının başlarında ön çalışmalarına başlanan plan için “Ortak Akıl Çalıştayı” da Şubat ayının ortalarında Ankara’da gerçekleştirildi. Çalıştay’ın ilk gününde Stratejik Plan Üst Kurulu toplantısında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Bakanlık müsteşar yardımcıları ile üst düzey bürokratlar, bağlı ve ilişkili kuruluşlar da genel müdür seviyesinde katıldı. Çalıştay’ın ilk gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji Başkanı Doğanbey Akgül, bürokratlara çalışmayı ve hedefleri anlattı. ABD’nin kaya gazı keşfi ile dünyada değişen 70 Ocak-Şubat 2014

enerji dengelerini hatırlatan Akgül, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda Stratejik Plan’ın en önemli hedeflerinden birinin petrolde, doğal gazda ve kömürde dünyanın her yerinde arama ve üretim yapan, enerji ticaretinde söz sahibi olan global ölçekli milli şirketler tesis etmek olduğunu söyledi. Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki enerji üretim ve tedarik fırsatlarını da ciddiyetle ele alması gerektiğini söyleyen Akgül, bunun kaynak çeşitliği ve arz güvenliği açısından hayati önem taşıdığını belirterek, “Kafkaslar ve Balkanlar’daki yenilenebilir enerji imkanları ve enerji fazlasın ülkemiz için

bir fırsattır. Komşularımızla Enterkonnekte hat kapasitelerinin artırılması gibi konular da gözden geçirilmelidir” dedi. YATIRIM KOORDİNASYON KURULU OLUŞTURULACAK Arz güvenliği ile ilgili Türkiye’nin önündeki en önemli sıkıntılardan birinin de depolama- terminal ve iletim kısıtları olduğunun altını çizen Akgül, planda, tıpkı Ekonomi Bakanlığı’nın koordinasyonundaki YOİKK gibi arz güvenliğinde de Enerji Yatırımları Koordinasyon Kurulu’nun oluşturulması için adımlar atılacağını vurguladı. Akgül,


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 6

Haber sözlerine şöyle devam etti: “Planda bir diğer önemli ve planın başarısı için hayati önem taşıyan tema ise “İyi Yönetişim/Kurumsal Yönetişim” teması… Zaten hepimizin yeterince bilgi sahibi olduğu ve sahiplendiği; Yerli ve yenilenebilir enerji kaynak politika ve stratejilerimiz ve bunlara ilişkin hedeflerimiz ile nükleer enerjideki hedeflerimiz bu süreçte dikkatle çalışılacaktır.” Planda madencilik sektörünün de kendi başına bir tema olarak ele alınacağını açıklayan Akgül, “Madencilik sektörümüz birden fazla ana tema başlığı altında bizzat bir müsteşar yardımcımızın koordinasyonunda katkılarıyla ayrıca çalışılacaktır” dedi. AVANTAJLARIMIZI KULLANMAK DURUMUNDAYIZ Çalıştay’ın açılışına katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, özel sektöre ve Kurul Ekibi’ne hitap etti. Stratejinin uzun vadeli bir çalışma ve uygun pozisyonda kalmanın tanımı olduğunu anlatan Bakan Yıldız, son derece önemli bir konu üzerinde çalıştay yapıldığını belirtti. Türkiye'nin coğrafyasından kaynaklanan avantajları mutlaka kullanmak durumunda olduğunu vurgulayan Bakan Yıldız şöyle devam etti: 2Akdeniz'de ki gelişen doğal gaz ile alakalı arama faaliyetlerinin, Kıbrıs ile alakalı siyasi olarak tartışılan alanların, Karadeniz de hala Romanya ve Ukrayna ekseninde bulunan ve bizim münhasır ekonomik sahamıza denk gelen yerlerin, yine petrol kaynakları olarak bulunmasının ve her bir kilometrekarenin araştırılması. Biliyorsunuz 780 bin kilometrekareye karada, 280 bin kilometrekare de denizde alanlarımız var. Bu alanların doğru kullanılması lazımdır. Bunun için 4 tane temel eksen üzerine oturtmak durumundayız. Madenciliğimiz ve yerli kaynaklarımızın çok ön planda bulunduğu ve bunların diğer enerji kaynakları ile alakalı yatırımlara basmadığı, çakışmadığı bir ortak dili temin etmemiz lazımdır. Bürokrasinin, devletin, hükümetlerin gündeminden

Enerji diplomasisi gittikçe daha da ağırlık kazanıyor. Hele hele doğumuz ve kuzeyimizde bulunan kaynakların dünya kaynaklarının toplam yüzde 65'ine karşılık gelmesi ve batımızda bulunan tüketim noktalarında yine dünya tüketiminin yüzde 65'lerine denk gelmesi bizi daha da önemli hale kılıyor bu coğrafyada. Bunların başına da tabi ki enerji arz güvenliğini ön plana koyuyoruz. Enerji arz güvenliği şemsiyesi altında bütün bunların her birini değerlendirmemiz lazım." düşmeyen ve bunu birçok ülkede rastladığımız kamu kuruluşları arasındaki ortak dilin temini. Her alanda bu mana da başarılı olmuş muyuz, son 11 yıl içerisinde itiraf etmem lazım ki her alanda başarılı olmuş değiliz. Fakat tespitlerimizi yaptık, problemlerin ne olduğunu vurguladık ve bunların çözümüne 2015 yılının sonuna kadar uzun vadeli ve kalıcı olarak da yapacağız." ENERJİ VERİMLİLİĞİ ÖN PLANDA OLACAK Dört temel eksenin olduğunu kaydeden Yıldız, enerji verimliliğini ve tasarrufunu hangi enerji kaynaklarında olursa olsun ön plana almak olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "İster petrolde, ister doğal gazda, isterse yeni geliştirdiğimiz nükleerde. Şu anda bizim enerji karışımımızı önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok ciddi oranda değiştirecek bir nükleer girişimimiz var. Burada üniversiteden gelen hocalarımız bunu dikkatle izliyorlar. Çünkü kendilerinden çok fazla istifade edeceğimiz yeni bir uygulama alanı doğuyor. Nükleer ile alakalı üniversiteler belki 30-40 yıldır eğitim veriyor. Ancak bunun uygulamaları ile alakalı mezun olan arkadaşlarımız çok fazla alan ve saha bulamıyor. İkinci ana direğimiz; yerli kaynaklarımız ve yenilenebilir enerji kaynaklarımızın mutlaka ön planda bulunması. Bununla alakalı kat ettiğimiz mesafe önemli bir mesafedir. Yeterli midir? Daha fazlasını yapmamız lazım. Büyümenin önemli oranda bu kaynaklardan karşılanması lazımdır.

Yıldız, dünyadaki dengelerin de göz önüne alınması gerektiğini söyledi. Avrupa'da son üç ayda 12 şirketin 50 bin megavatlık doğal gaz santralinin devre dışı bırakılması ile ilgili karar aldığını anımsatan Yıldız, bu yüzden Avrupa ülkeleri tarafından ihraç edilen kömürün yine Avrupa'da kullanılma ihtimalinin ortaya çıktığını söyledi. “Her kilometrekareyi araştırmalıyız” Türkiye'nin, bulunduğu coğrafyadan kaynaklanan avantajları mutlaka kullanmak zorunda olduğunun altını çizen Yıldız; “Akdeniz'deki doğal gazla ilgili arama faaliyetlerinin, Kıbrıs'la alakalı siyasi olarak tartışılan alanların, Karadeniz'de hala Romanya ve Ukrayna ekseninde bulunan ve ülkenin münhasır ekonomik sahasına karşılık gelen yerlerin petrol kaynakları olarak bulunması ve her kilometrekarenin araştırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu. “Enerji verimliliği önceliğimiz” Stratejik Plan kapsamında çerçeveyi de çizen Bakan Yıldız, şöyle konuştu: “Enerji verimliliği ve tasarrufu bizim ilk önceliğimiz. Yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın kullanılması bir başka önceliğimiz. Üçüncü önceliğimiz ise enerji diplomasisi... Enerji arz güvenliğini ise tüm bu önceliklerin şemsiyesi olarak düşünüyoruz.” Türkiye'nin ihtiyacı olan enerji çeşitliliğini artırmak için çalışmaların sürdüğünü, bu anlamda nükleer enerji konusunda girişimleri bulunduğunu anlatan Yıldız, “Nükleer girişimimiz, enerji karışımımızı önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok ciddi olarak değiştirecek” dedi. www.energyworld.com.tr

71


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 7

Haber

Bisen Elektrik %10 indirim kampanyasıyla abone toplayacak elektrik tüketen abonelerin, ihtiyacını sadece bölgesindeki dağıtıcıdan değil, istediği tedarikçiden alabilmesine ilişkin uygulamaya "serbest tüketici" uygulaması deniliyor. 500 BİN YENİ TÜKETİCİ PİYASADA Serbest tüketicilere, üretim lisansı sahibi ve tedarik lisansı sahibi tüzel kişiler, elektrik enerjisi satışı yapabiliyor ve dağıtım şirketlerinden alınan fiyata göre yüzde 5-10 oranında belli dönemlerde yüzde 20-30'lara varan oranlarda daha ucuza elektrik temin edebiliyor. Bu sistem sayesinde bilhassa kendi üretim tesisleri olan şirketler, toptan ve perakende satış şirketleri aracılığıyla ellerindeki elektriği daha uygun koşullarda müşterilerine satabiliyor. Burada talep birleştirme imkanının da olması sadece küçük ölçekli sanayi tesisleri için değil vatandaşlar için toplu konutlar, AVM', şubeler, kamu kurumları gibi çok geniş bir alanda tüketicilerin serbest tüketici olanaklarından yararlanmasını sağlıyor. Yeni limitle piyasaya 500 bin yeni serbest tüketicinin girecek, serbest tüketici sayısı 1 milyonu bulacak. Düzenlemeyle, elektrik tüketicilerinin fiilen yüzde 31’inin serbest tüketici haline gelebileceği belirtildi.

Mesut Alparslan BİSEN PİYASAYA İDDİALI GİRDİ

EPDK, 2013'te 5 bin kilovatsaat olan serbest tüketici limitini, 2014 yılı için 4 bin 500 kilovatsaate düşürdü. Ticarethane ve mesken pazarına yoğunlaşma kararı alan Bisen Elektrik de, EPDK'nın açıkladığı fiyatlar üzerinden %10 indirim yaparak abone sayısını artırmayı planlıyor.

72 Ocak-Şubat 2014

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), elektrik piyasasına yönelik 2014 yılı için serbest tüketici limitini belirledi. EPDK kararına göre, 2013'te 5 bin kilovatsaat olan serbest tüketici limiti, 2014 yılı için 4 bin 500 kilovatsaate düşürüldü. Konuya ilişkin EPDK kararı Resmi Gazete'de yayınlandı. Mesken abonesi için her türlü vergi, fon ve paylar dahil olmak üzere kilovatsaate 35,44 kuruş baz alınarak yapılan hesaba göre, aylık yaklaşık 135 lira harcaması olan konut abonesi serbest tüketici olabilecek. Belli bir miktarın üzerinde

Bilindiği gibi elektrik piyasasında üretim kamu varlığını sürdürüyor. İletim kamu tekelinde iken dağıtım ve perakende tarafı ise tamamen özel sektöre geçti. Elektrik dağıtım şirketlerinin kurduğu perakende şirketlerinin yanı sıra lisans almış başka perakende şirketleri de piyasaya giriyor. Bu şirketler arasında yoğun bir rekabet başlamış durumda. Şirketler önemli promosyonlarla abone kazanmaya çalışıyor. Serbest tüketici olma sınırının şimdi aylık "75 TL fatura" sınırına çekilecek, 2015'te sıfırlanacak.


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 8

Haber Böylece serbest tüketici sayısı da 685 binden 33 milyona çıkacak, pazar tamamen açılmış olacak. Elektrikte serbest tüketici sınırının 75 liraya çekilecek olması sektörde rekabeti artıracak. BİS Enerji çatısı altında faaliyet gösteren Bisen Elektrik, yasal düzenlemenin ardından serbestleşen elektrik piyasasında perakende satışlara başladı. 33 milyon abone, 60 milyar lira piyasa büyüklüğüne sahip pazardaki en önemli kozu "yüzde 10'a varan indirimler" ve tüketiciye tasarruf eğitimi, kurumsal müşterilere enerji danışmanlığı hizmeti vermek... Bisen Elektrik ticarethane ve mesken pazarında yoğunlaşma kararında. Şirketin CEO'su C. Mesut Alparslan, Genel Müdür Yardımcısı Arif Akşam ve Yönetim Danışmanı Hüseyin Timur ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, şirketin hedeflerini açıkladı. Buna göre şirket, bu yıl 100 bin müşteri, 130 milyon TL ciro, 2015'te 180 bin müşteri 680 milyon ciro, 2018'de de 600 bin müşteri ile 1.2 milyar TL ciroya ulaşmayı hedefliyor. Bisen Elektrik CEO’su Mesut Alparslan, "Bisen olarak amacımız, EPDK tarafından serbest müşteri limitinin sıfırlanacağı 2015 yılına hazırlık kapsamında, şu anda mevcut 150 acente sayımızı yılsonunda 300, 2014 sonunda da bin hedefine ulaştırmak. Her bir acentemizin sosyal çevresi bizler açısından son derece kritik" dedi. FATURADA %10 İNDİRİM SAĞLAR Müşterilerine EPDK'nın açıkladığı fiyatlar üzerinden yüzde 10 indirim yapacak olan şirket, ayrıca abonelerine tasarruf yöntemlerini anlatarak yüzde 20'ye varan tasarruf sağlayacak. Kurumsal müşterilerine her yıl ulaşarak uzmanlar vasıtasıyla danışmanlık hizmeti verecek. Mesut Alparslan, "Sitelere indirimler yapacağız. Bu gibi yerlerde binaların ısı kayıplarının inceleyecek ve abonelerimize hizmet vereceğiz. Şeffaf faturalandırma yapacağız. Abone, internet sitemize girerek faturalarını ay ay ayrıntılı görebilecek" dedi. Bisen Elektrik bin abone ile test niteliğinde satışlara başladı. Mesut

Belli bir miktarın üzerinde elektrik tüketen abonelerin, istediği tedarikçiden ucuza elektrik alabilmesine ‘serbest tüketici’ uygulaması deniliyor. Sistemle kendi üretim tesisleri olan şirketler, elektrik satabiliyor. Yeni düzenlemeyle özellikle site tipi kalabalık konutlar, AVM’ler, esnaf ve kamu kurumları serbest tüketici olabiliyor. Alparslan, yaklaşık 12 yıldır sadece sanayi kuruluşları ve ticarethanelerin elektriği indirimli kullandığını belirterek, yeni düzenlemeyle 70 milyon tüketicinin uygulama kapsamına alındığına dikkat çekti. Alparslan şunları aktardı: "Bizim sağlayacağımız en önemli avantaj yıl içinde EPDK'nın yayınladığı farklı ulusal tarifeler üzerinden, tüketiciye sözleşmede

belirtilen indirim oranının sabit olarak uygulamak. Yeni düzenlemeyle, meskenlere tanınan serbest tüketicilik hakkı tüketicinin cebini korumakla birlikte aynı zamanda, tüketicilere yıllık toplam yaklaşık 1.3 milyar TL tasarruf ettirecek. Serbest tüketici olma limiti, önümüzdeki yıllarda tamamen kaldırılacak ve her tüketici, elektriğini istediği şirketten tedarik edebilecek. Yeni düzenleme ile serbest tüketici olan vatandaşlar faturaları üzerinden yüzde 10'a varan indirim kazanabilecekler." YENİ İSTİHDAM İMKANI Bis Enerji'nin sektörde 20 yıl yıllık deneyime sahip olduğunu, bu gücü arkalarına alacaklarını belirten Alpaslan şöyle devam etti: "Enerji piyasası, 33 milyon kullanıcısı, yıllık 250 Milyar kWh tüketim miktarı ve yıllık 60 milyar TL'lik piyasa büyüklüğü ile GSM pazarından yüzde 20 daha büyük bir piyasadır. Bizim hedefimiz bin bayi ile hizmet vermek. Bayileşme sistemi halkımız için de yeni bir iş kolu olarak karşımıza çıkıyor. Elektriğini indirimli olarak kullanmak isteyen tüketicileri Bisen bünyesine katacak bayilerimiz fatura üzerinden kendi kazançlarını elde edecekler ve hem tüketiciler hem bayiler yeni sistemde kazanmış olacak" dedi. Alparslan'ın verdiği bilgiye göre acenteler yaptıkları her abone için yüzde 1 komisyon alacaklar. İşinde gücünde vergi mükellefleri acente olabilecek. Üniversite öğrencileri, ev kadınları dahi, alt acente olarak sisteme katılarak ek gelir sağlayabilecekler. Bisen Elektrik, Muammer Ağım'ın kurduğu Bis Enerji'nin bünyesinde, 2011 yılında kuruldu, 6 ay önce de faaliyete geçti. İSO 500'de 150'nci sırada yer alan Bis Enerji halen 486 MW kurulu güçte. 2015'te 720 MW'a ulaşmayı hedefliyor. www.energyworld.com.tr

73


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 9

Haber

Enerji Hanım ve Enerji Çocuk’un Ardından Enerji Verimli Sanayi Projesi…

65 MİLYON TL CEPTE KALACAK “Enerji Hanım” ve “Enerji Çocuk” projelerinin ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Enerji Verimliliği Derneği enerji tüketiminin %27’sinin yapıldığı sanayide enerji verimliliğini artırmak için düğmeye bastı. “Güçlü Sanayi Verimli Enerji” sloganıyla yola çıkılan Enerji Verimli Sanayi Projesi, sanayi kuruluşlarında belirlenen 13 enerji verimlilik artırıcı proje alanıyla 10 yılda 65 milyar TL değerinde enerji tasarrufu yaratmayı hedefliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Enerji Verimliliği Derneği tarafından yürütülen ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından desteklenen Enerji Verimli Sanayi Projesi, önce Konya’da sonra da Gebze’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı toplantılarla sanayicilere tanıtıldı. “Güçlü Sanayi Verimli Enerji” sloganıyla yola çıkılan proje, sanayi kuruluşlarında belirlenen 13 enerji verimlilik artırıcı proje alanıyla 10 yılda 65 milyar TL değerinde enerji tasarrufu yaratmayı hedefliyor. Proje kapsamında işletmelerin enerji tasarrufu açısından enerji verimliliğine odaklanmaları, işletmelerine uygun projeleri hayata geçirmeleri hedefleniyor. Bu alanlarda enerji verimliliği yatırımı yapan sanayiciler, bölgeye bakılmaksızın 5. bölgeye verilen teşviklerden faydalandırılacak. Türkiye genelindeki tüm Organize Sanayi Bölgeleri’nde uygulamaya konulacak projede, Enerji Yönetim Merkezleri kurulacak. Bu merkezlerle ortaklaşa çalışılarak OSB’deki enerji tüketimiyle ilgili ön raporlar hazırlanacak. Bu raporlar paralelinde, sanayi kuruluşlarına 13 verimlilik artırıcı proje uygulama alanıyla ilgili eğitimler verilecek ve bünyelerinde yapma kararı aldığı değişiklikler saptanacak. Kurulan Enerji Yönetim Merkezleri, sanayi kuruluşlarının gelişimlerini düzenli raporlarla takip edecek ve bölgesel toplantılarla aktarılacak. SANAYİCİLERE TEŞVİK VERİLECEK 8 Şubat’ta Gebze’de yapılan toplantıda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, yıllardır sürdürülen ve son yıllarda ivme kazandırılan enerji 74 Ocak-Şubat 2014

verimliliği çalışmalarının sonuçlarını almaya başladıklarını söyledi. 2013 yılında enerji tüketimindeki artışın, üretimdeki artıştan daha az olduğunu vurgulayan Bakan Yıldız, “Ülkemizde ve dünyada enerji sektörüne yapılan yatırımlar göz önüne alındığında enerjiyi verimli kullanmamızın ne kadar önemli olduğu açıkça görülmektedir” dedi. Enerji verimliliğinin; kömür, petrol, doğalgaz, nükleer enerji ve yenilenebilir enerjiden sonra 6. yakıt olarak enerji kaynakları arasındaki yerini aldığını söyleyen Bakan Yıldız, dünyada 2035 yılına kadar enerjinin verimli kullanılması ile konutlarda, sanayide ve ulaştırmada

toplam 7.3 milyar TEP enerji tasarrufu sağlanacağının tahmin edildiğini belirtti. Bakan Yıldız, konutlarda, sanayide, ulaştırmada, tarımda ve daha birçok alanda kaliteyi düşürmeden enerjiyi en etkin şekilde kullanmayı ve Türkiye için önemli kazanımlar sağlamayı hedeflediklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün başlattığımız proje kapsamında da hedefimiz; sanayicilerimizin enerji faturasını en az %30 azaltmak ve parasal olarak 10 yılda 65 milyar TL tasarruf etmek. Hazine, Ekonomi Bakanlığımız ve Enerji Bakanlığı bir teşvik için ortak çalışıyoruz. Bunun yakında yürürlüğe gireceğini en


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 10

Haber %26’sı konut ve hizmetlerde ve %14’ü ulaşımda harcanmıştır. Sanayide, binalarda ve ulaşımda enerji verimliliğinin iyileştirilmesiyle elde edilecek tasarrufun enerji değeri, yenilenebilir enerji kaynaklarımızdan üretebileceğimiz enerjiden daha fazladır” dedi. BİLİNÇLENMEYE İHTİYAÇ VAR

kısa sürede göreceğiz. Bu teşvik kapsamında belli bir ton eşdeğer petrolde kadar geri dönüş süresi olan, azami beş yılda yatırımı kendini amorti edecek enerji verimliliği yatırımları için bir düzenlememiz olacak. Atık ısıdan elektrik elde edecek tesislerde, petrol ve doğalgaz aramalarına enerji terminal işletme tesislerinde, doğalgaz depolama tesislerini de bu teşvikler kapsayacak.” Bunu desteklemek amacıyla teşvik sağlayacaklarını aktaran Yıldız, “Sanayi sektöründe yapılacak olan enerji verimliliğini artırıcı projeler, yatırımın yapılacağı bölgeye bakılmaksızın, 5. bölgede yapılacak olan yatırımlara sağlanan teşviklerden faydalandırılacaktır. Bakanlığımız ile Ekonomi Bakanlığı tarafından çıkarılacak tebliğde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda işlemler yürütülecektir” dedi. TASARRUF EN DEĞERLİ ENERJİ Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Ersoy Ulubaş ise, enerji verimliliğini artırmak için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ülke

RAKAMLARLA ENERJİ VERİMLİ SANAYİ PROJESİ • 10 yılda 65 milyar TL tasarruf • 16 bin okul • 3 bin 200 tam teşekküllü hastane • 7 Atatürk Barajı • 10 havalimanı • 10 Boğaz Köprüsü • 6 ünite nükleer santral • Enerji faturalarında %30 azalma genelinde yürüttükleri projeleri değerlendirdi. Ulubaş, enerji verimliliğini “Enerji Hanım” kapsamında ev hanımlarına, “Enerji Çocuk” ile de genç nesillere taşıdıklarını, şimdi de Enerji Verimli Sanayi Projesi ile sanayicilere ulaştıklarını aktardı. Türkiye’deki enerji açığına dikkat çeken Ulubaş, “2012 yılı birincil enerji tüketimimiz 120 milyon Ton Petrol Eşdeğerine (TEP) ulaşmış, toplam birincil enerji ihtiyacımızın ancak %28’i yerli kaynaklarımız ile karşılanabilmiştir. 2012 yılı itibarıyla %72’si yurtdışından gelen toplam birincil enerjimizin %27’si sanayide,

Fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin, çevre üzerindeki etkisini daha fazla düşünülmesi gereken bir dönemde olunduğunu belirten İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da “Halkın bilinç seviyesinde bir artış olmazsa, enerjideki yanlış kullanım ve aşırı tüketim ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaya devam edecek. Toplumun tüm kesimleri, enerjinin üretim ve tüketim şeklini değiştirmeye başlamadığı takdirde telafisi mümkün olmayan bir çevre kriziyle karşı karşıya kalacağız. Bu, gelecekte yenilenebilir enerji kaynaklarını çok daha fazla kullanmamız ve enerji verimliliğine daha fazla odaklanmamızı işaret etmektedir” dedi. Bu konudaki mesajın, toplumun tümüne yayılması için daha çok çaba sarf edilmesi gerektiğine inandığını ifade eden Bahçıvan, İSO olarak Enerji Verimliliği Derneği’nin çalışmalarını önemsediklerini ve desteklediklerini sözlerine ekledi. ENERJİYİ %65 VERİMSİZ KULLANIYORUZ Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kibar ise, toplam günlük tüketilen enerjinin %60-65'inin verimsiz kullanıldığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerjinin en yoğun kullanıldığı alanların başında gelen sanayideki tüketimde, tüketim alışkanlıkları ve tüketim şekillerinin her kurum bünyesinde detaylı olarak incelenmesi gerekir. Tasarruf edilebilecek unsurların belirlenerek bunlara yönelik aksiyon planlarının, tedbir ve yatırımların yapılması hem işletmecilerimiz, hem de ülkemizin toplam enerji faturasına olumlu yönde yansıyacaktır.” www.energyworld.com.tr

75


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 11

Haber

Türkiye ile Fransa arasında enerji işbirliği Türkiye ve Fransa arasında, sürdürülebilir ve güvenilir enerji üretim sistemlerine yönelik ihtiyaçtan hareketle enerji alanındaki işbirliklerini güçlendirmek amacıyla İşbirliği Anlaşması imzalandı. Anlaşma nükleer enerji başta olmak üzere, yenilenebilir kaynaklar ve enerji tüketiminin azaltılması gibi bir dizi projeye zemin oluşturacak. 22 yıl aradan sonra Türkiye’ye cumhurbaşkanı düzeyinde ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren Fransa ile Türkiye arasında başta enerji olmak üzere, farklı alanlarda çok sayıda işbirliği anlaşmasına imza atıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande nezaretinde enerjiye yönelik imzalanan anlaşmanın içeriği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Fransa Endüstriyel Yenileme Bakanı Arnaud Montebourg, Fransa Ekoloji, Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanı Philippe Martin tarafından kaleme alınan ortak bildiriyle açılandı. Yayınlanan bildiride, enerjide deneyim alışverişi, rüzgar, güneş, hidro ve jeotermal enerji üretimi, kentsel ısıtma, bölgesel ısıtma şebekeleri ve biokütle alanları başta olmak üzere, endüstriyel işbirliklerini kuvvetlendirmeye yönelik isteklere yer verildi. Bildiride, ilgili elektrik şebeke operatörlerinin teknik işbirliği projelerine dahil olmalarından memnuniyet duyulduğu ifade edildi. Nükleer enerjinin, küresel enerji sorunlarını karşılamakta önemli bir varlığı temsil ettiği, enerji kaynaklarının güvence altına alınması ve sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasında önemli ve rekabetçi bir rol oynadığı belirtilen bildiride, nükleer enerjinin 2 ülkenin enerji paketlerinde emniyet, güvenlik, nükleer silahsızlandırma, çevresel koruma ve şeffaflık alanlarındaki en iyi uygulama ile oranlı bir biçimde önemli rol oynayacağı kaydedildi. NÜKLEER BİRİNCİ BAŞLIK Uygun bir düzenleme ve uzmanlık çerçevesinin, nükleer tesislerin tasarım ve inşaattan işletim ve söküm aşamasına kadar güvenliğinin ve kullanılmış yakıt ile radyoaktif atığın sürdürülebilir ve sorumlu yönetiminin sivil bir nükleer programa dahil olan 2 ülke için de önemli olduğu 76 Ocak-Şubat 2014

vurgulanan bildiride, Fransız Hükümeti’nin, Fransız ve Japon şirketlerin ortaklaşa geliştirdikleri ATMEA1 teknolojisinin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından Sinop Nükleer Enerji Santrali Projesi nedeniyle yürütülen münhasır müzakereler için seçilmiş olmasından memnuniyet duyduğuna yer verildi. Bildiride, Türkiye nükleer programının geliştirilmesine ilişkin işbirliklerinin, ekonomik ve endüstriyel faydalar ve yeni iş olanaklarının açılması bakımından önemli bir potansiyel sunduğu belirtildi. Bildiride, güvenlik uzmanlığına ilişkin olarak Fransız nükleer kurumları ile Türkiye Atom Enerji Kurumu (TAEK) ve üniversiteler başta olmak üzere, Türk muadilleri arasındaki bilimsel ve teknik işbirliği girişimlerini destekleme ve teşvik etme arzusu ortaya konuldu. Ayrıca bildiride, TAEK ve Fransız Nükleer Güvenlik Kurumu (ASN) arasında nükleer güvenlik ve radyasyon koruma uzmanlığı ve kontrolü konusunda bir işbirliği çerçevesinin çizildiği anlaşmanın

imzalanmış olmasından memnuniyet duyulduğu ifade edildi. Tarafların Türk nükleer programının geliştirilmesi için gerekli olan ileri düzey bilimsel becerilerin ve teknolojilerin edinilmesini teşvik etmek için yüksek eğitim ve araştırma organları arasında ortaklıklar kurmak istediklerinin belirtildiği bildiride, bakanların ülkelerinde faaliyet gösteren işletmeleri, Türkiye nükleer endüstrisinin geliştirilmesi ve düzenlenmesini desteklemek amacıyla özellikle lokalizasyon, insan kaynakları ve teknoloji transferi stratejilerine yönelik uzmanlığın paylaşılması için teşvik ettiğine yer verildi. Ayrıca nükleer programlara ilişkin olarak özellikle ulusal ve yerel stratejilerin geliştirilmesi ve yayılması için halkın bilgilendirilmesi ve katılımının sağlanmasının yanı sıra kamu bilinci ve onayına ilişkin deneyim paylaşımının arzulandığı kaydedildi. Nükleer kaza olması durumunda tazminatın hızlı, adil ve ayrımcı olmayan bir biçimde ödenmesini sağlamak amacıyla, nükleer hasar için küresel bir


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 12

Haber sivil mükellefiyet çerçevesi geliştirilmesinin öneminin farkında olunduğunun ifade edildiği bildiride, UAEA Nükleer Güvenlik Eylem Planı’nı desteklendiği, uluslararası nükleer güvenlik çerçevesinin uluslararası nükleer forumlarda güçlendirilmesinin teşvik edilmesi konusunda taraflar arasında niyet birliği bulunduğu belirtildi. FRANSA EN GÜZEL ORTAK OLABİLİR Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın resmi Türkiye ziyareti kapsamında, TOBB ve DEİK işbirliğiyle İstanbul’da Türk-Fransız Ekonomik Forumu düzenlendi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile birlikte foruma katıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olduğunu dile getirerek şunları aktardı: “İş adamlarına sesleniyorum, enerji başta olmak üzere ki, nükleer enerji bunun en tepesidir, burada Türk-JaponFransız iş birliği Sinop'ta bunun çok büyük bir işarettir. Bunu başarılı bir şekilde başkaları da takip edecektir. Enerji konusunda dün bakanlar geniş konuştular. Yeni yeni mutabakatlar sağlandı. Dolayısıyla önümüz açıktır. Termik santraller konusunda, alternatif enerjiler konusunda her konuda iş birliğine hazırız. Türkiye enerji konusunda bağımlı bir ülkedir. Dolayısıyla enerjimizi üretmemiz gerekir. Bunun için Fransa bizim için en güzel ortak olabilir.” Türkiye ile Fransa arasında yeni hedefler belirlenmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı François Hollande ise, enerji alanında iki ülkenin ortak noktaları olduğunu, bu iki ülkenin de petrol kaynakları olmadığını ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye karar verdiğini kaydetti. İŞBİRLİĞİ İÇİN SİYASİ DESTEK SUNULACAK Türk-Fransız İş Forumu kapsamında düzenlenen “Sanayi İş Birliği ve Enerji Projeleri” başlıklı oturuma Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,

Fransa Çevre, Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Phillipe Martin, Fransa Sanayi ve Kalkınma Bakanı Arnaud Montebourg ve her iki ülkeden çok sayıda iş adamı katıldı. Oturumda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, hükümetler arası işbirliği için siyasi destek sunulacağını kaydetti. Fransa heyetinin ziyaretinde Türkiye ile Fransa arasında ileriye dönük ilişkilerin imarıyla ilgili konuların görüşüldüğünü ve işadamlarına bu konuda büyük görevler düştüğünü belirten Bakan Yıldız, nükleer gibi 22 milyar dolarlık dev bir projenin de bunun temel unsurlarından biri olduğunu düşündüğünü dile getirdi. Geçen 10 yılın, gelecek olan 10 yıldan daha zor olduğunu vurgulayan Yıldız, yalnızca enerji sektöründe gelecek 10 yılda 118 milyar dolarlık yatırım yapmak zorunda olduklarının altını çizdi. Türkiye'deki siyasi istikrarın sürdürülebilir olduğunu düşündüklerini anlatan Yıldız, 11 yıl önce Türkiye'deki kurulu gücün yüzde 32'sinin özel sektör, diğerinin ise kamuya ait olduğunu; şu anda ise durumun tam tersi olduğuna dikkati çekti. Üçüncü ülkelerde birlikte çalışma sözünü önemsediklerini belirten Yıldız, "Kabiliyetlerimizin farklı olduğu noktalarda, onu bir fırsata dönüştürebileceğimiz çok fazla alan var. Afrika bunlardan bir tanesi" dedi. İki ülke cumhurbaşkanlarının verdiği 20 milyar euroluk hedefi, enerji sektörü olarak rahatlıkla gerçekleştirilebilir bir hedef olarak gördüklerini aktaran Yıldız, bu yüzden görüşmelere açık olduklarını söyledi. Her iki ülke için iyi bir dönemin başladığını vurgulayan Yıldız, bunun muhafaza edilmesi, ahengin korunması gerektiğini ifade etti. ENERJİDE İŞBİRLİĞİ İVME KAZANACAK Fransa Sanayi ve Kalkınma Bakanı Arnaud Montebourg ise sanayi iş birliği ve enerji projeleri seminerinde yaptığı konuşmada son yılarda TürkiyeFransa ekonomik ilişkilerinin bir yıkım

yaşadığını belirterek, “Her iki ülke de bundan zarar gördü. Nitekim bu ziyaret sayesinde uzun vadeli ilişkilerin inşa edilmesini arzu ediyoruz. Şartlar, stratejik iş birliğinin hayata geçirilmesi için birçok konuda artık verimli" dedi. Fransa Çevre Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Bakanı Philippe Martin de enerji alanında iki ülkenin de zorluklarının birbirine çok benzediğini belirterek, enerji alanında iki ülkenin de hedeflerinin söz konusu olduğunu söyledi. Martin, iki ülke için de nükleer ve yenilenebilir enerjinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, enerji konusunda mevcut iş birliğinin potansiyeli yansıtmadığını ve bunun daha ileri götürülmesi gerektiğini dile getirdi. Nükleer enerjinin iki ülkenin ilişkilerini geliştirmesi açısından büyük bir potansiyel taşıdığına işaret eden Martin, “İki ülke arasında bir iş birliği anlaşması imzaladık. Bu anlaşma Türkiye'nin nükleer enerji programına katılma niyetini ortaya koyuyor. Nitekim Ekim ayında Türkiye- Fransa arasında 13 yıldır bir kenara bırakılan enerji konusunda bundan sonra daha çok ivme kazanacak bir süreç başlayacak. Yine imzalanan anlaşma sayesinde sanayi alanında da işbirlikleri ve ortaklıklar ortaya konacak" diye konuştu. Martin, bu yıl Fransa'dan bir iş adamı heyetini nükleer enerji konusunda Türkiye'ye getirmeyi düşündüklerini belirterek, şöyle konuştu: “Türk-Fransız şirketlerinin zaten önemli ortaklıkları var. İki gündür üzerinde durulan konu ise 3'ncü ülkelere açılım. Şimdiden hedefleri ortaya konmalıdır. Bu tür projeler için şirketlerimiz Türkiye'nin emrine amadedir. Enerji verimliliği konusunda iki ülkenin şirketleri yenilikçi projeleri bundan sonra daha da ileri götürecekler. Fransa yenilenebilir enerji konusunda iddialı bir politika yönetiyor. Karma bir enerji politikası belirledik. Bu arada yenilenebilir enerji potansiyelinin artırılması hedeflendi. Türkiye'nin de yenilenebilir enerji konusunda önemli hedefleri var. Bu da, iki ülke ilişkilerini daha da artıracak.” www.energyworld.com.tr

77


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 13

Haber

Enerjide 7 milyar dolarlık birleşme ve satın alma 2013 yılını önemli gelişmelerle kapatan Türk enerji sektörü, satın alma ve birleşmeler konusunda ise hız kesti. Danışmanlık şirketi PwC’nin raporuna göre, 2013ʹte enerji sektöründeki birleşme ve satın almalar 7 milyar dolar ile 2012 rakamının altında kaldı. Danışmanlık şirketi PwC, 2013 yılında Türk enerji sektöründe yaşanan satın almalar ve birleştirmelere ilişkin raporunu yayınladı. PWC’nin “Türkiye Enerji Sektöründe Birleşme ve Satın Almalar2013” özelleştirmeler, geçen yıllarda olduğu gibi 2013ʹte de birleşme ve satın alma işlemlerinde önemli bir paya sahip oldu. Toplam işlem değerinin büyük kısmını elektrik dağıtımı ve perakende şirketleri, Kangal ve Hamitabat elektrik santralleri ve Başkent Gaz için yapılan özelleştirme ihaleleri oluşturdu. Petrol ve gaz segmenti ise 2013 yılında durgun bir seyir izledi ve bu segmentte yalnızca üç işlem gerçekleşti. Rapora göre, geçen yıl şirket birleşme ve satın almalarına yerli şirketler hakim olurken, yüzde 98 yerli yatırımcıya karşılık yüzde 2 yabancı yatırımcı oranlarıyla gerçekleşen işlemlerde, yabancı yatırımcı ilgisi rüzgar enerjisi alanındaki birkaç işlemle sınırlı kaldı. Rapor, 2013ʹün işlem değeri ve sayısı bakımından 2012ʹye göre daha durgun bir yıl olduğunu ortaya koydu. 2012

yılında 9,5 milyar dolar olan toplam işlem değeri 2013 yılında 7 milyar dolarla sınırlı kalırken işlem sayısı 45ʹten 40ʹa düştü. Ortalama işlem hacmi de 2012 yılında 211 milyon dolar iken 2013 yılında 175 milyon dolar olarak gerçekleşti. Altyapı hizmetleri sektöründeki toplam işlem sayısı 37 olurken Başkent Gaz ile özelleştirme portföyündeki elektrik dağıtım şirketleri AYEDAŞ ve Toroslar, işlem değerlerini yükseltti. Yenilenebilir enerji şirketlerini hedef alan çok sayıda küçük satın alma işlemi yaşandı. Abu Dabi ulusal enerji şirketi TAQA’nın Afşin Elbistan enerji santrallerine ve linyit sahalarına yapacağı yatırımı ertelemesiyle, Türkiye bu varlıklar için yeniden ortak arayışına girdi. PETROL VE GAZDA FAALİYETLER AZALDI Rapora göre, petrol ve gaz sektöründe işlem faaliyetleri belirgin bir şekilde azaldı. Küçük akaryakıt dağıtıcıları ve depolama şirketlerine yönelik satın almalarda bir işlem gerçekleşti. Gaz sektöründe ise

Kalyon İnşaat, SOCAR Gaz’ın yüzde 12 dolaylı hissedarı oldu. Elektrik ve doğal gaz dağıtım ve elektrik üretim şirketlerini içeren özelleştirmelerle, kamu şirketlerinin yer aldığı işlemlerin toplam işlem değeri içindeki payı ise 2012 yılında yüzde 67 iken 2013 yılında yüzde 92ʹye çıktı. Rapor, 2014 yılının beklentilerini de proje bazında ortaya koyuyor. Buna göre, Türkiye’nin en büyük gaz dağıtım şirketi İGDAŞ’ın özelleştirme ihalesinin belediye seçimleri ve genel seçimden dolayı ileri bir tarihe ertelenmesi olasılığı bulunuyor. Özelleştirilme kapsamında, Yatağan, Çatalağzı, Yeniköy ve Kemerköy kömür santrallerinin ömürlerinin yarısını tamamlamış olmaları ve düşük verimlilik oranları nedeniyle çok yüksek teklifler almaları beklenmiyor. Yeniköy ve Kemerköy santrallerinin ve Kemerköy liman alanının işletme hakkının bir paket halinde ihaleye çıkarılması ve Çatalağzı Santrali’nde yerli kömür kullanma zorunluluğunun olmayışı, bu varlıkların çekiciliğini artırmaya yönelik önlemler olarak ortaya çıkıyor. Petrol ve gaz piyasasında büyük sürprizler beklememek gerektiğine dikkati çeken rapor, yabancı yatırımcı için daha olumlu olarak görülen yeni Petrol Kanunu’nun geçen yaz onaylandığını ancak, yabancı şirketlerin kayda değer lisans satın alma anlaşmaları yaparak pazara hareket kazandırmaları için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Akaryakıt dağıtım ve satış tarafında ise birleşme ve satın almaya alternatif hacimsel büyüme modellerinin ortaya çıktığı kaydediliyor. Rapora göre, hükümetin enerji üretimi için yerli kömür kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yönelik çalışmaları devam

78 Ocak-Şubat 2014


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 14

Haber ediyor. Katar, Çin veya Güney Koreli yatırımcılarla Afşin Elbistan kömür madeni ve santrali için yeni bir yatırım anlaşması yapılması beklentisi bulunuyor. Afşin Elbistan’dan sonra Türkiye’deki ikinci en büyük linyit rezervine sahip Konya Karapınar kömür sahaları için ise EÜAŞ ve Suudi enerji şirketi ACWA arasında bir mutabakat zaptı imzalandığına dikkatin çekildiği raporda, Abu Dabi ulusal enerji şirketi TAQA’nın Afşin Elbistan yatırımını ertelemesinin ardından, böyle gelişmelere son yatırım kararı verilinceye kadar temkinli yaklaşmakta fayda olduğunun altı çiziliyor. Rapora göre, olumsuz gibi görünen işlem ortamının özellikle yabancı şirketlerin gözlerini Türkiye’deki değerli yenilenebilir varlıklara sahip enerji şirketlerine çevirmesiyle bir ölçüde değişmesi mümkün. Raporda yenilenebilir enerji lisanslarına ilişkin zorluklar, projelerin vaktinde tamamlanmasına yönelik denetimlerin sıkılaştırılması, finansman konusunda yaşanan problemlerden dolayı satıcının elinin zayıflaması ve gelecek vaat eden enerji talebi bu varlıkların cazibesini artırabilecek etkenler olarak öne çıkıyor. DURGUNLUĞUN DEVAMI BEKLENİYOR Açıklamada görüşlerine yer verilen PwC Türkiye Enerji Sektörü Danışmanlık Hizmetleri Ortağı Engin Alioğlu, 2013 yılının geçen yıllara göre durgun geçtiğini belirterek, 2014 yılının da çok hareketli geçmeyeceğine dair sinyaller olduğunu kaydetti. Alioğlu, rapor sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Siyasi ve ekonomik belirsizlikler ile özelleştirme portföyünde eskiye göre daha az çekici varlıkların bulunması nedeniyle 2014 yılıyla ilgili öngörülerde temkinli olmakta fayda var. Bununla birlikte, Afşin Elbistan kömür madeni ve enerji santraline yönelik yeni bir yatırım kararı sektöre hareketlilik getirebilir. Diğer yandan, petrol ve gaz alanında durgunluğun devam edeceğini bekliyoruz. Akaryakıt sektöründe birleşme ve satın alma işlemlerini

gerektirmeyen alternatif hacimsel büyüme modellerinin ortaya çıkması, işlem ortamının hareketlenmesini engelleyebilir.”

KÜRESEL ISINMADA 4°C UYARISI PwC tarafından yapılan “5. yıllık PwC Düşük Karbon Ekonomi Endeksi” analizine göre ise dünya IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) tarafından önümüzdeki 89 yıl içinde kullanılması öngörülen 2°C karbon bütçesini alt üst ederek, 21 yıl içinde tüketme yolunda ilerliyor. Tüm dünyada bu oranda dekarbonizasyona devam edilirse, IPCC tarafından 2012 ila 2100 dönemi için öngörülen karbon bütçesi, bu sürenin dörtte birinden kısa sürede harcanmış ve 2034 yılında tamamen kullanılmış olacak. Analiz sonucuna göre, IPCC tarafından önerilen sınırları aşan düzeyde emisyon, tehlikeli iklim değişikliği olasılığını artırarak yüzey sıcaklığının ortalama olarak 2°C'den fazla ısınmasına yol açabilir. IPCC 5. Değerlendirme Raporu'nda sunulan ve iklim bilimi üzerine hazırlanan en kötü senaryoya göre ise bu durum dünyanın 2100 yılına kadar 4°C küresel ısınma olasılığıyla karşı karşıya kalmasına neden olabilir. 5. yıllık PwC Düşük Karbon Ekonomi Endeksi’nde, küresel ısınmayı 2°C ile sınırlamak üzere gerekli olan GSYİH birimi başına enerjiyle ilişkili

karbon emisyonu miktarı da inceleniyor. Endekste, bu düzeyde ısınmanın "ciddi ve kapsamlı etkileri" olacağı konusunda uyarılarda bulunuluyor. Büyük iş ve altyapı yatırımlarına yönelik geçerli yatırım planlama döngülerinde bu durumun da karar alma aşamalarına dahil edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Ayrıca, politikaların ve düşük karbon teknolojilerinin, küresel ekonomideki büyüme ile karbon emisyonu arasındaki bağı koparmada başarısız oldukları da endeksin öne çıkan sonuçlarından biri. Düşük Karbon Ekonomi Endeksi’ndeki olumlu noktalardan biri ise, enerji verimliliğindeki ilerleme. Geçen yıl karbon yoğunluğunda elde edilen ufak düşüşün %92'lik kısmı enerji verimliliğindeki gelişmelere, kalan yüzde 8'lik kısmı ise daha temiz enerji çeşitlerine yönelik eğilime bağlı olarak gerçekleşti. Elde edilen GSYİH'nin her milyon doları için diğerleriyle karşılaştırıldığında daha az enerji tüketen İtalya, İngiltere ve Türkiye, G20'deki en enerji verimli ekonomiler olarak biliniyor. Fakat rapor, GSYİH birimi başına enerji kullanımını indirebileceğimiz bir sınır olduğu konusunda uyarıyor. Beş yıl önce dekarbonizasyon hedefi yılda yüzde 3,5 iken, şu anda bu hedef yaklaşık iki katına çıkarak yüzde 6 olmuş durumda. Bu, şu anki dekarbonizasyon oranının sekiz kat üzerinde ve yıllarca korunmak şöyle dursun daha önce erişilmemiş bir düzey. İklim değişikliğinin şiddetli etkilerini sınırlamak amacıyla, IPCC tarafından belirlenen atmosferdeki güvenli "karbon" miktarına ulaşmak için, karbon yoğunluğunun önümüzdeki on yıl içinde yarıya indirilmesi ve 2050’ye kadar bugünkü düzeylerin onda birine ulaşılması gerekiyor. 2100 yılına kadar ise küresel enerji sisteminin neredeyse sıfır karbon olması gerekiyor. www.energyworld.com.tr

79


s66-67-68-69-70-71-72-73-74-75-76-77-78-79-80_Layout 1 24.02.2014 09:24 Page 15

Haber

OSTİM, enerji teknolojilerinin merkezi olacak Türkiye’nin enerji konusunda yaşadığı sıkıntılara çözüm üretmek ve enerji teknolojilerinin geliştirilmesine olanak sağlamak amacıyla OSTİM’de teknoloji geliştirme bölgesi kurulacak. Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise sayılı küçük ve orta ölçekli sanayi üretim alanlarından biri olan OSTİM, Türkiye’nin enerji konusunda yaşadığı sıkıntılara çözüm üretmek ve enerji teknolojilerinin geliştirilmesine olanak sağlamak amacıyla teknoloji geliştirme bölgesi kuracak. OSTİM Stadı'nın yanındaki 87 dönümlük arazi üzerine yapılacak ve "OSTİM Ekopark" olarak anılacak proje ile Ankara'daki 8 üniversitenin yanı sıra yurt genelindeki tüm üniversiteler ve katılımcı firmalar için enerji teknolojileri konusunda Ar-Ge fırsatları yaratılacak. Teknoloji Geliştirme Merkezi statüsünde olacak ve etaplar halinde tamamlanacak OSTİM Ekopark Projesi'nin 5 dönümlük alanı kapsayan ve yaklaşık 9 milyon liraya mal olması öngörülen ilk binası 2 yıl içinde faaliyete geçirilecek. 5 yılsonunda projenin tüm etapları tamamlandığında, Ar-Ge birimlerine ek olarak test ve analiz laboratuvarları, enerji alanında bilgi merkezi ve kütüphane, eşleştirme ve ticarileştirme merkezleri, müze, sergi ve konferans salonları hizmete sunulacak. İnşaat alanının tepe noktasında ise Ankara'nın kentsel güneş tarlası oluşturulacak. Bu alanda 2 bin metrekarelik bölgeye yayılmış güneş ağaçlarının bulunması öngörülürken, söz konusu ağaçların üreteceği enerji, kampüsün ihtiyacı için kullanılacak. ENERJİ SORUNUNA ÇÖZÜM ÜRETECEK OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Orhan Aydın, bölgelerinde ağırlıklı olarak savunma ve havacılık, iş ve inşaat makineleri, medikal, kauçuk ve raylı ulaşım sistemleri alanında faaliyet gösteren firmalar bulunduğunu söyledi. Yenilenebilir enerjinin de bölge ve ülke için çok önemli bir alan olduğunu dile getiren Aydın, Ankara'daki üniversitelerin birçoğunda enerji konusunda çalışan birimler yer aldığını ifade etti. Bölgede 80 Ocak-Şubat 2014

elektrik enerjisi alanında çalışmalarıyla bilinen TEMSAN'ın da bulunduğunu anlatan Aydın, "Bu oyuncuları bir araya getirip, Türkiye'nin en önemli sorunu olan enerji üzerine çalışmalar yapacak bir teknoloji geliştirme bölgesi tasarladık" dedi. Ankara'daki 8 üniversitenin çözüm ortağı olarak projeye dahil olduğunu bildiren Aydın, "Dinamik bir yapı olacak. Bütün bilim insanlarından yararlanacağız. Bunları sanayicilerle buluşturacağız ve enerji ile ilgili ülkenin sorunlarına buradan çözüm üreteceğiz" diye konuştu. Proje Koordinatörü Altan Küçükçınar da enerji teknolojilerinin yerli olmasının önemine dikkati çekerek, "Teknolojiyi geliştirmek için de ülkedeki araştırma yeteneklerini bir araya getirmek gerekiyor" diye konuştu. Proje ile ülkenin sahip olduğu enerji konusundaki Ar-Ge potansiyelini

Ankara'dan başlayarak harekete geçirmeyi hedeflediklerini bildiren Küçükçınar, "Ankara'da birden fazla teknoloji geliştirme bölgesi var. Biz de enerji alanına odaklanmış ve bu konuda uzmanlaşmış bir bölge oluşturmak istiyoruz" dedi. BAKANLAR KURULU KARARI BEKLENİYOR İnşaatın yapılacağı alanın resmi olarak bir teknoloji geliştirme bölgesi olmasının hedeflendiğini ifade eden Küçükçınar, proje süreci ile ilgili şu bilgileri verdi: "Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başvuru yaptık. Bakanlık fikrimizi değerlendirdi ve ardından bu alanın bir teknoloji geliştirme bölgesi olarak ilan edilmesine karar verdi. Şu anki süreçte konuyla ilgili Bakanlar Kurulu kararının yayımlanmasını bekliyoruz. Kararın ardından OSTİM Ekopark'ın yapılacağı bölge, teknoloji geliştirme bölgesi statüsü kazanacak."



Ocak şubat energyworld