Issuu on Google+

KONSEPT VW GTI Roadster Vision Gran Turismo

LANSMAN VW Polo Ford Courier Renault Twizy

RETROTEST Nissan 350Z

4

Komiser Columbo ve Peugeot 403

SÜPER TEST

Mercedes-Benz GLA200 › Skoda Spaceback 1.6 TDI Peugeot 3008 1.6 e-HDI › Renault Captur 1.2 EDC


Yeni Polo. Verdiğin güvenle de

büyüksün.

WWWVWCOMTR

°"IRAZßYAVAÞLA± ß°$IKKATLIßS~R± ß°!MANßGERIßKAlÏRMA±ß4ANÏDÏKßGELDIßMIß%ÚERß9ENIß0OLO³NUZß OLURSA ßBUNLARÏßSyYLEYENßTEDIRGINßYOLßARKADAÞÏNÏZAßYOKUÞßKALKÏÞßASISTANÏNDANßBAHSEDEBILIRSINIZß "IZCEßSyZßAlÏLMÏÞKENßIKINCILßlARPÏÞMAßFRENINDENßVEßELEKTROMEKANIKßSERVOßDIREKSIYONDANßDAß BAHSEDINßKIßIlIßRAHATßETSINß9OLLARÏNßKAYGANßOLDUÚUNUßSIZDENßyNCEßTESPITßEDENßBIRßYOLCUNUZßOLURSAß ONAßDAß%30ßSISTEMINDENßSyZßEDEBILIRSINIZ "U yZELLIKLERIN NASÏL OLUP DA BU SÏNÏFTA STANDART OLDUÚUNU SORANLAR lÏKABILIR ONLARA DA RAHATLÏKLA OTOMOBILINIZIN BIR ~ST SÏNÏFÏN STANDARTLARÏNÏ TAÞÏDÏÚÏNÏ SyYLEYEBILIRSINIZ

Özgüvenli sürüş için Yeni Polo, Volkswagen Yetkili Satıcılarında sizi bekliyor.

9ENI 0OLO³YU KEÞFET

FACEBOOKCOMVWTURKIYE

INSTAGRAMCOMVWTURKIYE

DANIŞMA HATTI: 444 89 24

9ENI 0OLO³NUN RESMI SPESIFIK #/2 SALÏNÏMÏ %'   GKM ARASÏNDA RESMI YAKÏT T~KETIMLERI %' LT KM ÝEHIR IlI    

ÞEHIR DÏÞÏ     VE ORTALAMA     ARASÏNDADÏR


Otomobil turizmi! dergimizde içerik Bir buçuk yıldır yayında olan dijital yayınlardan geri olarak kurumsal kimliklere sahip basılı bilir ama yayına kalmamaya çalışıyoruz. Dergimiz yeni ola yüzyılı bulan bir hazılayanlar olarak öncesinde çeyrek dev kurumlara ait geçmiş var. Ama böylesi bir birikim bile, r ne kadar basılı yayınları kovalamaya yetemiyor! He a olduğu gibi internet medyası büyüyüyor, dünyad daha fazla önem Türkiye’de de giderek basılı yayınlardan ya da görmezden kazanıyorsa da bunu hala göremeyen ki, yayında olmagelen bazı marka yöneticileri var. Öyle n lansmanlarına yan mecralar dahi önemli bazı modelleri emiyoruz. Ya da davet edilirken bizler içeriğimizde yer ver ve çeviri yaparak ancak uluslararası bülten fotoğraflarıyla değerlendirebileceğiz. et ederler, kimse Elbette “marka onların, ancak isterlerse dav lar yayında bile olde karışamaz” ama davet edilen mecra rine dönüşmüyor mazsa koskoca markalar da tur şirketle a “kura çekimi” mu? Ya da bu tip yeni model lansmanların çekilişi yapmaktan ile yayıncı davet etmek, milli piyango lotarya kazanmayı çok mu farklı? Yenilikleri aktarmak için , seçimleri yapan mı beklemek gerekiyor? Bu örneklerim r mu? Bir gün bu kişilerin basına mesafesini göstermiyo ihtiyaçları olmaz dost markaların “geziciler” yerine basına gerçekten! mı? Bir iş olarak düşündüğümüzde garip Gelecek ay görüşmek üzere.

YAYIN YÖNETMENİ Süreyya İZGİ MOTORSPORLARI EDİTÖRÜ Fatih YURDATAPAN FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Ali AKSIN GÖRSEL YÖNETMEN Metin YILMAZ YAZARLAR M.Ali SADE, Oytun IŞLAR PHP Developer Emin ZEYBEK Yıl: 2 Sayı: 17 Ofis: Çayırbaşı Caddesi Kırklar Sokak No: 15 Büyükdere, Sarıyer / İSTANBUL 212 218 10 89

Süreyya İZGİ sizgi@e-motoring.com http://www.e-motoring.com https://www.facebook.com/uniqdergi http://twitter.com/emotoring

e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

Oyundan gerçeğe e-motoring magazine › haziran 2014


Volkswagen, Avusturya’da düzenlenen Wörthersee Festivali’nde gelmiş geçmiş en özel GTI olarak tanımladığı GTI Roadster Vision Gran Turismo konseptini tanıttı. Sony Play Station’un en popular oyunu Gran Turismo 6 için geliştirilen konseptin bu haliyle gerçeğe dönüşmesi zor ancak VW’nin böyle agresif bir roadster hazırlığı içinde olduğu da biliniyor. 3.0 litrelik ikiz turbolu TSI motor, oyunda 503 HP üretiyor ve 0-100 km/s hızlanmasını 3.5 saniyede tamamlıyor. 309 km/s maksimum hıza ulaşabilen otomobil, 7 vitesli DSG otomatik şanzımanla yönetiliyor. Gücünü tekerleklere 4MOTION sürekli 4 tekerlekten çekiş sistemiyle aktaran otomobilde önde 235/35 ZR20, arkada 275/30 ZR20 ebatlı lastikler yer alıyor. Yıllardır dünya otomotiv sektörünün kabullendiği, seri üretim modellerini ya da konseptlerini sürüş karakterleriyle paylaştığı Gran Turismo oyunu, artık markaların teknolojilerini ortaya koydukları önemli bir pazarlama mecrası durumunda. Bundan da bu ilgi çekici konseptten yakın zamanda bir roadsterin üretileceği fikrine varabiliriz.


HOT NEWS

Lazer farlı ilk otomobil Audi, dünyanın lazer farlara sahip ilk seri üretim otomobili olan Audi R8 LMX’i geliştirdi. LED farlardan iki kat daha uzağı aydınlatabilen lazer farlar, görüşü ve menzili artırırken, gelişmiş teknolojisi ile karşıdan gelen araçların aydınlatmadan rahatsız olmamasını sağlıyor. Bundan 6 yıl önce R8’de LED farları, geçen yıl da A8’de Matrix LED farları seri üretimde ilk kez kullanan otomobil markası olan Audi, aydınlatma teknolojilerinde yine bir devrime daha imza attı. Audi R8 LMX, otomotivde geleceğin teknolojisi olarak adlandırılan lazer farların ilk kez seri üretim olarak kullanıldığı otomobil oldu.

BMW 8 Serisi 25 yaşında Alman üretici BMW, efsanevi 8 Serisi’nin 25. yaşını kutluyor. İlk kez 1989 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan otomobilden on yılda toplam 30.621 adet üretilmişti. Bugün bile birkaç teknolojik update ile güncel sayılabilecek klasik bir tasarıma sahip olan otomobilin lüks coupeler arasında özel bir yeri var. 1989’da elektrikli direksiyon ayarı ve uzaktan kumandalı merkezi kilit gibi teknolojik yeniliklerle gelen ve 300 HP’lik 5.0 litre V12, 286 HP’lik 4.0 litre V8 gibi motor seçenekleri olan süper coupe üretimi 1999’da sona ermişti.

e-motoring magazine › haziran 2014


Araç kiralamada yeni oyuncu: Otoredi www.otoredi.com, 2014 senesi Mayıs ayında otomotiv strateji ve pazarlama yönetimi danışmanlığının yanında internet girişimcisi de olan Kurthan Tarakçıoğlu tarafından yeniden yapılandırılarak uluslararası bir marka haline dönüştürülmek üzere devralındıktan sonra “Kiralamak Güzeldir” felsefesi ile Türkiye’nin her yerinden müşterilerine hızlı ve güvenli online araç kiralama hizmeti veren yenilikçi bir elektronik ticaret platformu olmayı amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda, araç kiralama sektöründeki kaliteli ve güvenilir işletmeler ağıyla hem uluslararası, hem yerli seçkin araç kiralama markalarına ait 10.000’e yakın aracı müşterileriyle buluşturmayı hedefliyor. Üstelik bu hizmeti Ankara, İstanbul, İzmir gibi metropol şehirlerle sınırlı tutmayıp kiralama imkanı verdiği tüm şehirlerde aynı kalitede sunmayı vadediyor. Bu amaçla, güvenilir ve köklü firmalarla çalışarak müşterilerin kötü bir deneyim yaşama olasılığını düşürmeyi ve kiralama sürecini başından sonuna kadar takip ederek müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmayı hedefleyerek hizmet kalitesinin Türkiye’nin dört bir yanında aynı olmasını sağlamak üzere kendine güvenilir bir günlük araç kiralama ağı kurmuş.

SEAT usulü roadster: Ibiza Cupster SEAT’ın bu yıl 30. yıldönümünü kutladığı model ailesi Ibiza’ya yeni bir konsept araç eklendi: SEAT Ibiza Cupster. Roadster bir cabrio tasarımına sahip yeni konsept aracı tasarımıyla ilgi çekiyor. SEAT 2014 Wörthersee Treffen’de üstü açık, eğlenceli modeli SEAT Ibiza CUPSTER’i tanıttı. Ibiza’nın 30. yıldönümünde ailenin yeni konsept aracı olarak tanıtılan Ibiza CUPSTER, yüksekliği, aracı sarmalayan ön cam ve tamamen kaldırılmış tavanıyla, hem sürücü hem de ön koltuktaki yolcu için sıra dışı bir keyif sunuyor. Ibiza CUPRA’nın 180 HP’lik TSI motoru ve DSG çift kavramalı şanzımanına sahip model oldukça da dinamik.

Volkswagenim.com fark yaratacak D Dijital dünyanın tüm olanaklarını müşteri ve kullanıcıların yararına çe çevirmeyi amaçlayan Volkswagen Binek Araç, her p platformda aktif iletişimi esas alarak hayata geçirdiği u uygulamalarla fark yaratmaya çalışıyor. Volkswagen Binek Araç’ın d devreye aldığı ‘www.volkswagenim.com’ platformunun müşteriler ta tarafından çok beğenileceğine inandığını ifade eden VW Binek A Genel Müdürü Vedat Uygun, “Satış ve satış sonrası birçok Araç h hizmete rahatlıkla ulaşılabilen ve kişinin kendine özel bir sayfası oolma özelliği taşıyan “Volkswagenim’’de üyelere açık birçok etkinlik de yer alacak. Müşterilerimizin daha özel hissetmelerine l k tanıyacak t k ve bir bi kulüp k lü havası taşıyacak olan bu platform ile Volkswagen markası ile olanak bağlarının daha da güçleneceğine inanıyoruz.” dedi. Facebook’ta 3 milyonun üzerinde takipçiyle, Türkiye’nin en fazla takipçi sayısına sahip otomobil markası olan VW, en yakın rakibinin 6 katı takipçiye sahip. e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

Nissan Pulsar, Golf, Astra ve Focus’a rakip Nissan, 1990′larda vedalaştığı Almera’nın yerini Pulsar ile doldurmaya hazırlanıyor. Kompakt hatchback VW Golf, Opel Astra ve Ford Focus gibi modellere rakip olacak. Nissan’ın Avrupa’da geliştirdiği otomobil, ağırlıkla Renault altyapısı ve yürüyen aksamına sahip. Japon üreticinin son dönemde çıkardığı tüm yeni modellerde kullandığı ızgara, Pulsar’ın burun yapısını oluştururken bir önceki nesil Megane ile Qashqai kompakt hatchbackte buluşmuş gibi görünüyor. 4385 mm uzunluğundaki otomobilin aks mesafesi ise 2700 mm. Kaputunun altında Megane ve Qashqai’den tanıdık 1.2 litrelik turbo beslemeli 113 HP’lik yeni benzinli motorun yanısıra 1.5 litrelik 108 HP gücündeki dCi turbo dizel seçeneği de yer alacak. 1.2 litrelik motorda X-Tronic adını taşıyan yeni nesil sürekli değişken oranlı otomatik şanzıman yer alacak. Bir diğer benzinli motor seçeneği olarak Juke Nismo’dan tanıdık 1.6 litre 187 HP’lik turbo beslemeli motor 2015′te sunulacak. Otomobil Nissan’ın Barcelona tesislerinde üretilecek.

Skoda’dan yeni iki konsept Çek üretici 200 binden fazla ziyaretçinin katıldığı ve modifiye tutkunlarının akın ettiği Reifnitz’deki GTI etkinliğinde konsept modelleri Yeti Xtreme ile CitiJet’i sergiledi. Skoda’nın motorsporlarında başarılı bir geçmişe sahip olduğunu simgelemek amacıyla ralli araçlarındakine benzer unsurlara yer verilen Yeti Xtreme’de, kaslı çamurluklar dikkat çekiyor.İç mekandaysa ralli araçlarındakine benzer unsurlara yer verildi. Özel yan desteklere sahip dört adet Recaro spor koltuk, dört noktalı emniyet kemerleri, vites değiştirme kulakçıklarına sahip sportif direksiyon simidi ilk göze çarpanlardan. 150 HP’lik 1.8 lt TSI motor ve 6 ileri DSG şanzımanla donatılan Yeti Xtreme, 0-100 km/s hızlanmasını 9 saniyede tamamlıyor. Skoda’nın Wörthersee 2014’te sergilediği diğer konsept ise tamamen stajyerler tarafından geliştirilen CitiJet oldu. Citigo modelinden geliştirilen CitiJet, stajyerlerin bir genç otomobilinde hayal ettiği tüm özellikleri bünyesinde barındırıyor. İki kişilik roadster, dikkat çekici mavi ve beyaz metalik renklere, 16 inçlik jantlara ve elde üretilen arka rüzgarlığa sahip. CitiJet’in iç mekanında 300W gücünde müzik sistemi ve sesle birlikte yanıp sönen mavi LED ışıklar da unutulmamış. CitiJet gücünü 1.0 lt MPI (75 HP) motordan alıyor.

e-motoring magazine › haziran 2014


8. Passat tahta hazır

V

olkswagen Ekim ayında Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtacağı Passat’ın detaylarını açıklamaya başladı. Geride kalan 41 yılda dünya çapında 23 milyondan fazla satılan Passat, yeni teknolojilere sahip 8. jenerasyonuyla otomobilseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Kullanılan gelişmiş materyallerle 85 kg kadar hafifletilen Passat’ın yakıt tüketiminde %20 düzeyinde azalma bekleniyor. DGövde boyutlarında küçülme olmasına karşın iç mekanı genişletilen Passat’ta artık daha fazla bacak mesafesi, ayak boşluğu ve kafa alanı sunuluyor. Otomobilin bagaj hacmi de güncel versiyondan büyük olacak. Yenilikçi motor gamına bakarsak 2.0 litre hacimli çift turbolu 240 HP’lik dizel motor, 1750 d/d’den itibaren 500 Nm maksimum tork sunacak. Bu versiyon sadece 7 ileri vitesli DSG otomatik şanzıman ve sürekli dört tekerlekten çekiş 4MOTION’la sunulacak. Kişisel olarak düzenlenebilen yeni Active Info Display, 12.3 TFT ekran ile gösterge tablosuna yeni bir teknoloji getirecek. HeadUp display üzerinde otomobili internete bağlayabilen Car-Net ile entegre yeni nesil Modular Infotainment System ile destekleniyor. 360 derece çevre görüşü sunan otomobilde en yeni nesil park asistanı sunulacak. Bu asistanın treyler çeken otomobiller için de park desteği bulunuyor. Güvenlik özellikleri de yenilikçi olacak Passat’ta dur kalklı trafikte konforlu duruş kalkışlar Traffic Jam Assist, sürücü bir sağlık sorunu yaşadığında otomobili güvenle durdurabilecek Emergency Assist ve radar ve kameralarla yolu ve yayaları gözleyip ani fren desteği sağlayan City Emergency Braking gibi güvenlik özellikleri yer alıyor. Bütün versiyonlarında LED arka aydınlatmaların yer alacağı Passat’ta farların aydınlatma şiddeti karşıdan gelen olduğunda otomatik azalacak.

e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

Bardaklık olmadan olmaz! Son zamanlarda arama motorunun ötesine geçip NASA ile birlikte uzay araştırma programına ve uzay asansörüne kalkışan teknoloji devi Google, otomobil sektörüne de girmeye hazırlanıyor. Google sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi. Uzun zamandır otonom araç konseptiyle ilgilendiği bilinen dijital teknoloji devi, kendi kendine hareket eden direksiyonsuz otomobil konseptinin örtüsünü bir video ile kaldırdı. Tasarlanma amacı ‘yol güvenliği’ olarak tanımlanan 2 kişilik minik konsept için “otomatik ulaşım aracı” lisansı bile alınmış. Geçmiş yıllarda kendi yazılımlarını uyguladıkları Audi TT ve Toyota Prius test araçlarını test eden Google proje yönetmenleri, gövde olarak da kendi geliştirdikleri iki koltuklu aracı ortaya çıkardılar. Direksiyon ve pedalları bulunmayan araç, yolunu tavanına yerleştirilmiş radar sensörleri ve lazer ışınlarıyla buluyor. Yazılım ise tabii ki Google Maps destekli. Hareketini elektrik motorunun sağladığı araç, güvenlik nedeniyle şimdilik sadece 40 km/s hıza ulaşabiliyor. Tanıtım sürüşlerinde her yaş ve profilden insanla buluşan otomobil büyük beğeniyle karşılanıyor. Araçta “unutulmayan” en dikkat çekici donanım ise Amerikalıların vazgeçilmez keyif icadı olan bardaklıklar! İki yolcunun yanyana otururken sıkılmaması için kahve içmesine olanak tanınmış! e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

Gelenek ve modernizm

e-motoring magazine › haziran 2014


BMW, MINI’den bir dev yaratma yolunda ilerliyor. Yeni MINI Cabrio’dan ipuçları veren Superleggera Vision konsepti, üstsüz otomobillerin gelenekleriyle modern tasarımı harmanlayacak. Concorso d’Eleganza Villa d’Este 2014′de tanıtılan sıradışı konsept, MINI ve Milanolu tasarım stüdyosu Touring SuperLeggera tarafından geliştirilmiş bir roadster. Klasik iki kişilik roadster özelliklerine sahip otomobile güç veren elektrik enerjisi, modern tarafını simgeliyor. İtalyan aksanına sahip İngiliz tasarımıyla dikkat çeken otomobil, sportif olduğu kadar zarif de görünüyor. Kaliteli malzemelerin kullanıldığı roadsterde aks mesafesi uzatılmış, tekerlekler ise bir MINI geleneği olarak köşelere yaklaştırılmış. Çerçevesiz ön camıyla dikkat çeken konsept otomobil, Como mavisine boyanmış. Farları ve ilginç arka aydınlatma grubuyla dikkat çeken otomobilde klasik roadsterlerin deri el kolçaklarına da yer verilirken, özellikle kapıları yerleştirilmiş aynalar nostaljik bir tasarım olarak görünüyor. Özellikle bagaj kapağı üzerindeki dikey panel, geçmişin bir İngiliz tasarım öğesi. Buna karşılık otomobil tasarım unsurlarıyla ve elektrikli motoruyla yüksek teknolojilere sahip. Kabinde geleneksel MINI tasarım anlayışını daha da minimalize eden tasarım, dokunmatik kontrol paneli ile donatılmış. Sürücü ve yolcunun ortasında eğlenceli sürüşleri kaydedebilen kamera da yer alıyor. Alüminyum ve derinin İtalyan stiliyle buluşturulduğu kabinde en dikkat çekici iki unsur, kapı içlerindeki İngiliz bayrağı Union Jack formlu çelik barlar ve şüphesiz bucket koltuklar. Tüm bu etkileyici detaylar ve stil, otomobilin MINI karakterine tam uygun olacağını, sürüş zevkine odaklı olduğunu ortaya koyuyor. e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

5 kapılı büyük MINI!

MINI artık sınırlarını aşıyor, kabuğunu iyice kırıyor. Otomobilin 5 kapılı versiyonunun ilk fotoğrafları basına servis edildi. Hatchback versiyonla 72 mm uzatılan aynı platform üzerinde geliştirilerek boyu 2567 mm’ye ulaştırılan otomobilin tavanında baş mesafesi de 15 mm artırılmış. Yüksekliği 11 mm artırılarak 1425 mm’ye ulaştırılan aracın boyu ise 3 kapılı versiyona göre 161 mm artışla 4005 mm’yi bulmuş. Genel tasarım ve iç mekan yapısıyla 3 kapılı kardeşinden farklı olmayan otomobilin arka koltuklarına geçiş sorunsalı fotoğraflardan dahi anlaşılabiliyor. Kısa arka kapılar, zorlu iniş binişler hakkında fikir veriyor. Bagaj hacmi 67 litre artırılarak 278 litreye ulaştırılan araçta arka koltuk sırtlıkları yatırılarak 941 litrelik kapasiteye ulaşmak da mümkün. 5 kapılı MINI’de 1.5 litre 136 HP ve 2.0 litre 192 HP’lik benzinli, 1.5 litre 116 HP ve 2.0 litre 170 HP’lik dizel motorlar yer alacak. Türkiye’ye ilk aşamada sadece 1.5 litrelik benzinli versiyon motora sahip Cooper gelecek. Cooper S’in ise siparişle gelmesi bekleniyor. e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

Volvo iç güzelliğinden başladı

V

olvo son yılların en ilginç model tanıtımlarından birine imza atıyor. İsveçli üreticinin uzun zamandır beklenen SUV modeli XC90, öncelikle iç aksamları, donanımları ve sıradışı tasarımlarıyla tanıtılmaya başlandı. Aracın dış görüntüleriyse Ağustos ayında ortaya çıkacak. 2002 yılında tanıtıldığında geniş iç hacmi, lüks donanımları ve gücüyle dünya çapında popüler bir model haline gelen XC90, şimdi yeni bir boyuta geçmeyi amaçlıyor. Premium segmentte ağırlığını hissettirmek isteyen marka, İsveçe özgü tasarım ilkelerini modern teknolojilerle birleştirerek tasarladığı iç mekanda en önemli aksamı Volvo Tasarım Başkanı Thomas Ingenlath tablet benzeri dokunmatik ekran olarak tanıtıyor. Bu ekran aracın yepyeni kontrol merkezinin beyni durumunda. İnternet ile entegre XC90′ın yönetiminde başrol oynayacak bu ekranda araç içi tüm elektronik donanımlar da yönetilecek. Kokpiti deri kaplı olan aracın ünlü İsveçli cam üreticisi Orrefors üretimi kristal vites kolu, kesme elmasvari start/stop ve ses kontrol düğmesi gibi ilginç aksamları dikkat çekiyor. Bu detaylar kabine e-motoring magazine › haziran 2014


Lüks Vito 8+1 piyasada

mücevherleri dahil ederken fonksiyonelliğin yanında estetiği de kazandırmış. Yeni XC90, Volvo’nun Scalable Product Architecture (SPA) teknolojisini kullandığı ilk modeli olacak. Bu teknik, aracın tasarım özelliklerini çok genişletme imkanı sunarken güvenlik özelliklerini daha da yükseğe taşıyacak, internete dayalı ileri sürüş özelliklerini geliştirecek teknolojilere olanak tanıyacak. Bu gelişmeler olurken aracın iç mekanındaki genişlikten de feragat gerekmeyecek. Yeni XC90′ın otomotiv dünyasına getireceği güvenlik ve kabin hava kalitesine yönelik yeni teknolojiler, Temmuz sonu Ağustos başı gibi tanıtılacak. Şasi ve yürüyen aksam ile ilgili unsurların tanıtımı Temmuz ortasında başlayacak ve Ağustos ayının sonuna kadar sürecek.

Mercedes-Benz, hafif ticari araç pazarının gözde modeli Vito’nun 8+1 koltuklu versiyonunu otomobil konforuyla yenileyerek “Vito Select” modelini ürün gamına ekledi. Yeni ilave edilen ek donanımlar ile geliştirilen Vito 8+1 Select, farklı alanlarda kullanım olanağı sunuyor. Ekonomikliği, çevre uyumu ve dinamizmi ile hafif ticari araç kategorisine farklı bir boyut getiren Mercedes-Benz Vito, emisyon değerleri, yakıt tüketimi ve yüksek performansı ile yoğun ilgi topluyor. Mercedes-Benz Türk Vito 8+1 modeline birçok donanımı standart olarak ekledi ve Vito 8+1 Select modelini geliştirdi.

e-motoring magazine › haziran 2014


HOT NEWS

RS’ler siparişle gelecek Renault’un cadde sporcuları Clio ve Megane RS, demode vergi mevzuatımız yüzünden aşırı yükselen fiyatları nedeniyle sadece siparişle ithal edilecek. e-motoring magazine › haziran 2014


Yeni Clio RS 200 EDC 44.000 Euro, Megane RS 2.0T ise 45.000 Euro fiyat ile Türkiye’de siparişle satışa sunuluyor. 0’dan 100 km/s’e çıkmak için 6,7 saniye, 1000m durma deparını aşmak için 27,1 saniye ve pistte 230 km/saatlik maksimum hız: Yeni Renault Clio RS 200 EDC şehirli bir Clio’da uyuyan bir Renault Sport. Yeni Clio RS 200 EDC sınıfında eşi olmayan biz dizi yeniliği bir araya getiriyor. RS Drive seçeneği ile Normal kullanımda Yeni Clio RS bir Clio’dan beklenen bütün özelliklere sahip: sessizlik, konfor, kullanım tasarrufu. Dinamik kullanımda, Sport veya Race modunda, araç müthiş bir spor araç haline geliyor. Yeni Megane RS 2.0 T ise, 1998 cm3 silindir hacmine sahip, 265 HP motoru ve 360 Nm tork değeri ile gerçek bir sportif sürüş heyecanı yaşatıyor. Bu güçlü motor, 254 km/maksimum hız değeri ve 6 sn’de gerçekleştirdiği 0-100 km/s hızlanması ile performans ve tutkuyu

birleştiriyor. Yeni Megane RS Renault Sport’un bilgi birikiminin kalbinde yer alan bir dizi teknolojiyi ve sürüş dinamiğini de yollara taşıyor. Kilitli Diferansiyel, Chassis Cup ve R.S. monitör teknolojileri ile sürücüye sadece şasinin mükemmelliğinden ve motorun yüksek performansından yararlanmak kalıyor. 3 modlu Elektronik Denge Programı (ESC) ile Yeni Megane RS, birden fazla yüze sahip bir otomobile dönüşüyor. Normal modda, bütün güvenlik sistemleri aktive ediliyor ve tüketim sınırlı kalıyor. Sport moda ise, fren amplifikatörü devre dışı kalıyor, ESP ayarları daha sportif bir sürüşe uyarlanıyor, pedalın tepki hissi daha hızlı hale geliyor. ESP Off modunda, ESP tamamen hizmet dışı kalıyor ve o andan itibaren pilotun yeteneğini tam anlamıyla sergilemesine izin veriyor. Clio RS Dieppe Normandiya (Fransa) ve Megane RS ise Palencia (İspanya) fabrikalarında üretiliyor. e-motoring magazine › haziran 2014


Automobile Insider

Bir otomobilin doğușuna tanıklık etmeye devam ediyoruz, Pazarlama (marketing) departmanı bize JETTA sınıfında bir araba istediğini söylemiști. Geldik tasarım așamasına, Șu ana kadar kağıt üstünde yazı ve rakamlardan olușan aracımız bir șekil almaya bașlıyor. Tabii ki bizi yine Pazarlama yönlendiriyor. Sonuçta arabayı satacak olan onlar. Pazarda nasıl bir araca ihtiyaç olduğunu bize kelimelerle söylüyorlar. Nasıl mı? Buyurun așağıda. Aile kullanımı için, heybetli varlığını, küçük bir saldırgan bir dokunuș ile duygusal ve arzu edilen hale getiren, ödüllendirilecek kadar güzel bir tasarım ve kusursuz bir uyum ve bitiși olan, güven ve emniyet duygusu yaratan bir araç. Șașırmayın, gerçekten buna benzer cümle ya da söz dizileriyle tarif edilir istekler. Dizayn yapacak sanatçılar bu söz dizilerini çizgilere dökmeye çalıșırlar. Eskiden kalem kâğıtla yapılan çalıșmalar günümüzde bilgisayar programlarıyla yapılıyor. Marka kimliği Doğal olarak tasarımında en önemli konu marka e-motoring magazine › haziran 2014

kimliğini yeni araca da dahil etmek. BMW’nin böbrek șeklindeki ön panjuru, Citroen’in ters “çavuș rütbesi”, Mercedes’in büyük pancuru ve yıldızı mutlaka tasarımınızın içinde yer almalı. Ortak noktalar Dizayn yapılırken bazı kısıtlar da var. Ailenin içindeki diğer araçlarla ortak olan bazı yapılar korunmalı. Mesela Golf ailesine bakarsak ailenin amiral gemisi doğal olarak hatchback olan kasa, ailede ayrıca station, coupe, cabriolet, Golf sportsvan ve ayrıca pek cok parçası ortak olan Jetta var. Ön kapılar çamurluklar, tamponlar gibi ortak parçalarınız olacaktır. Biz kendi tasarımımıza dönelim. Resim olarak beğenilen 5 tasarım 1/5 ölçeğinde çamur modelleri yapılır ve bir seçici ekip pazarlamanın isteklerini karșılayan 2 tanesini seçer. Bir önemli etap daha geçilmiștir. Clay Model Bu son iki tasarımın ve gerçek ölçekte çamurdan model (Clay model) olarak yapılmaya bașlanır. Bu modeller tekerlek takılabilir bir çelik iskeletin üstüne model


çamuru yığılarak yapılır. Projenin önemine göre iki ayrı model yapılabileceği gibi ayni modelin iki tarafı farklı șekilde de yapılabilir. Proje mühendisleri her iki modelin de yapılabilirliği konusunda dizayn ekibi ile çok yakın çalıșırlar. Dizayn ekibi her zaman artistik puanı yüksek araçlar yapmaya çalıșırken özellikle pres ve kalıpçılar “bu çamurluğu böyle yaparsak kalıptan çıkmaz” ya da “bu șekildeki bir bagaj kapağı yapabilmek için ilave kalıp gerekir, pahalı olur” diyerek dizayn ekibini yönlendirir. Sonuçta endüstriyel olarak yapılabilir hale gelmiș iki model bizim piyasadaki araçların kaplandığı gibi filmlerle kaplanarak gerçek otomobil görünümü haline getirilir. Bu araçlara açık havada, binaların yanında, diğer araçların yanında, ağaçlık bir bölgede, uzaktan ve değișik acılardan “bakılır”. Ve bir tanesi seçilir Projenin en önemli mihenk tașlarından birisidir bu seçim. Son rötușlar, düzeltmeler yapılır. Son haline gelmiș tasarım içinde mühendislik, pazarlama ve kalite servislerinin de bulunduğu büyük ekip tarafından onaylanır.

Bu noktadan sonra aracın kalıpları kalıp imalatçılarına sipariș geçilir ve geri dönülmez yola girilir. Burada altı çizilmesi gereken konulardan birisi de dizayn çalıșmasının sadece aracın “dıș kabuğu ve gözüken yerlerini” kapsadığıdır. Tamponun içinde nelerin olması gerektiği, șokları karșılamak için iç parça tasarımı ve boyutlandırılması, tamponun gövdeye bağlanması, malzemelerin seçimleri diğer mühendislik mesleklerinin ișidir ve çok ama çok zaman alır. Simdi bazı araçları birlikte dizayn olarak inceleyelim. JETTA: Das auto. Bir çocuğun eline kalem verilse ve bir otomobil çiz bakalım deyince çizilecek kadar klasik, ancak bir o kadar da güzel çizilmiș bir araç. Fantezisi hiç yok. Alman soğukluğu var. Prestiji yüksek. POLO: Küçük Golf. Marketing “bana küçük bir Golf yapın” demiș. Kıvrımları olmayan, klasik çizgilere sahip. CLIO 4: Sıcak ve kıvrımlı. Kasada neredeyse hiç düz yüzey yok. Özellikle VW grubunu klasik görünüșünden bıkanlara birebir. ELANTRA: Saldırgan ve çarpıcı bir tasarım. Asla klasik değil. Yenilikçi ve göz alıcı. ASTRA SEDAN: Zarif ve akıcı bir tasarım. Yarı klasik yarı yenilikçi. Oldukça yuvarlak. Aile arabası olmaya aday. e-motoring magazine › haziran 2014


LANSMAN VW Polo

Polo sınıfını aşıyor

e-motoring magazine › haziran 2014


Makyajlı Polo, standart sunulan ESP, İkincil Çarpışma Freni, Yokuş Kalkış Asistanı ve opsiyonel olarak sunduğu birçok sürüş destek sistemiyle, segmentinin standartlarını yeniden belirliyor. Geçtiğimiz aylarda kapsamlı bir makyaj operasyonundan geçen VW Polo Türkiye’de de satışa sunuldu. Makyajlı Polo fiyatları 39.500 TL’den başlıyor. Otomobilin görünümündeki kozmetik yeniliklerin yanısıra yeni motor ailesi de azaltılmış tüketimleriyle dikkat çekici. Yeni tasarım diliyle sportif yönünü açığa çıkaran keskin hatlara sahip yeni Polo, krom çıtalı radyatör ızgarasıyla, tamponun altında yer alan 4 bölümlü hava menfezleriyle ve sınıfında ilk kez sunulan LED farlarıyla dikkat çekiyor. Opsiyonel olarak tercih edilebilen LED farlar, düşük elektrik tüketimleri, uzun ömürleri ve gün ışığına yakın aydınlatma performanslarıyla dikkat çekiyor. Ama VW Polo’da bu değişimlerden çok güvenlik donanımları öne çıkıyor. Ama yapılan değişikliklerle otomobil küçük bir Golf havasına bürünmüş durumda. Otomobil artık daha güvenli ve daha konforlu bir sürüş için benzersiz teknolojiler sunuyor; kaza oluşmadan önce devreye giren ve kazayı engellemeye çalışan sistemler olarak da bilinen Aktif Güvenlik Sistemleri, Polo’yu sınıfının ötesine taşıyor. Tüm Yeni Polo modellerinde

e-motoring magazine › haziran 2014


LANSMAN VW Polo

standart olarak sunulan Elektronik Stabilizasyon Programı (ESP)’nın yanında, ilk olarak Golf VII’de sunulan İkincil Çarpışma Freni ‘Multi-Collision Brake’ de makyajlı Polo’da öne çıkıyor. Yokuş Destek Sistemi (Hill Hold), Elektronik Motor Çekiş Kontrolü (MSR), Elektronik Diferansiyel Kilidi (EDL), Elektronik Çekiş Kontrol Sistemi (ASR), Hidrolik Fren Asistanı (HBA) ve Lastik Basınç Uyarısı gibi yardımcı sistemlerin standart olarak bulunduğu yeni Polo, sınıfında ilk kez Adaptif Hız Sabitleyici (ACC)’yi de isteğe bağlı olarak sunuyor. Bu sistem, DSG şanzımanla birlikte sipariş edildiğinde “Follow-to-Stop” özelliğini de taşıyor ve öndeki araç durduğunda tam otomatik olarak aracı da durduruyor. Ön Bölge Asistanı (Front Assist), Şehir içi Acil Durum Freni e-motoring magazine › haziran 2014

(City Emergency Brake) ve Yorgunluk Tespit Sistemi (Fatigue Detection) da yine Yeni Polo’da opsiyonel olarak alınabilecek gelişmiş aktif güvenlik sistemlerinden…

Yeni nesil motorlar Polo’da tamamen yenilenmiş benzinli ve dizel motor seçenekleri yer alıyor. Tümü, EU6 emisyon standartlarına uyumlu motorlara sahip Yeni Polo’da, Comfortline donanımı ile birlikte BlueMotion Technology standart sunuluyor. BlueMotion Technology çatısı altında toplanan Start/Stop ve fren enerjisi geri kazanımı gibi sistemlerin de bulunduğu modellerde, bir önceki jenerasyona göre yüzde 20’ye varan yakıt tasarrufu sağlanıyor. Türkiye’de ilk etapta, 2’si BlueMotion teknolojisine sahip 2 benzinli ve 2 dizel olmak üzere 4 farklı motor seçeneğiyle satılıyor.


Türkiye’de satışa çıkan motor seçeneklerinin ilki, benzinli 1.0 litre 75 HP’lik. 5-ileri manuel şanzımanla kombine edilen bu motor, 95 Nm’lik bir tork sağlıyor. Polo’yu 173 km/s maksimum hıza ulaştırabilen motor, 100 km’de 5.1 lt yakıt tüketimi vadediyor. Diğer benzinli seçenek 90 HP’lik 1.2 lt TSI. Turbo ile beslenen motor 160 Nm’lik bir tork sağlıyor. 5-ileri manuel veya 7-ileri DSG şanzımanla tercih edilebilen 1.2 lt TSI seçeneği, 100 km’de ortalama 4.7 lt yakıtla yetiniyor. Yeni Polo’nun dizel seçenekleriyse 1.4 TDI motorlar. 75 HP ve 90 HP’lik iki farklı güç seviyesine sahip olan dizel seçeneklerinden 90 HP olan 230 Nm tork üretirken, 100 km’de ortalama 3.4 lt yakıt tüketiyor. 75 HP’lik seçenek sadece 5-ileri manuel şanzımanla tercih edilebilirken, 90 HP’lik seçenekte

manuel şanzımanın yanında 7-ileri DSG seçeneği de sunuluyor. Yeni Polo’nun iç mekanında da birçok yenilik yer alıyor. Tasarımı yenilenmiş gösterge tablosundan, klima kontrolü paneline, yeni nesil bilgi-eğlence sistemlerinden, direksiyon simidine kadar birçok yeniliğin yer aldığı Yeni Polo’da elektromekanik servo direksiyon sistemi sayesinde, sürüş konforu hissedilir şekilde gelişmiş. Hidrolik yerine hassas bir elektrik motorundan destek alan direksiyon sistemi, park manevralarında yüksek bir konfor düzeyi sunarken yüksek hızlardaki hakimiyeti artıran direkt bir yapıya sahip. Sadece ihtiyaç anında sürücüye destek vererek düşük tüketim değerlerine ulaşmada etkili olan bu sistem, ayrıca herhangi bir bakım ve hidrolik değişimi gerektirmediği için hem ekonomik hem de çevreci olabiliyor. e-motoring magazine › haziran 2014


LANSMAN Isuzu D-Max

D-Max yerli oldu

1983’te Isuzu ile lisans anlaşması yaparak o dönemin otomotiv sektöründe ilk Türk-Japon ortaklığını gerçekleştiren Anadolu Isuzu, yerli D-Max üretim projesine start verdi. 2004 yılından bu yana Türkiye’ye ithal edilen ve bugüne kadar 23 bin adedin üzerinde satılan D-Max’in hem 4x2 hem de 4x4 çift kabin modellerinin baz ve lüks olmak üzere ikişer versiyonu üretilecek. Araçlar, 163 HP güç üreten çift turbolu 2.5 litrelik dizel motor ve 6 ileri manuel şanzımanla donatılacak. Otomatik şanzımanlı V-Cross paketi ve tek kabin versiyonu ise bir süre daha ithal edilmeye devam edilecek. D-Max, Türkiye’de seri olarak üretilecek ilk ve tek 1 ton taşıma kapasiteli pick up. Üstün arazi performansı, 4x4’de sınıfının en yüksek (3,5 ton) çekme kapasitesine sahip olması, segmentinde sadece ticari araç üreten ve satan kamyon DNA’sına sahip tek marka olması

ile dayanıklılık açısından D-Max’i üstün kılan özelliklerden. Isuzu D-Max tüm paketlerinde standart olarak sunulan ESC (elektronik stabilite kontrolü), TCS (çekiş kontrol sistemi), ABS (kilitlenmeyi önleyici fren sistemi), EBD (elektronik fren dağılımı) ve BAS (panik fren yardım sistemi) gibi aktif güvenlik sistemleri ile kazaları önlemede üzerine düşen görevi maksimum düzeyde yerine getiriyor. Güçlendirilmiş kabin, yaya koruma, sürücü ve yolcu havayastıkları da pasif güvenliği sağlıyor. 1400 devirde 400 Nm’ye ulaşan yüksek tork sayesinde yakıt tüketiminde kullanıcısına büyük avantaj sağlıyor. Otomatik vites 4x4 V-Cross ile yapılan noter huzurundaki yakıt testinde ortalama saatte 58 km hızla bir depo ile 1301 km yol katetmeyi başardı. Motorun sorunsuzluğu ve düşük işletim maliyetleri aracın cazibesini artırıyor. Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan

e-motoring magazine › haziran 2014


LANSMAN Renault Twizy

Modernizm Türkiye’de Avrupa’daki yeni şehir içi ulaşım anlayışının göstergelerinden olan Twizy, 13kW (17 HP) gücünde tek bir motor ve sadece Life donanım paketiyle Haziran sonunda satışa çıkıyor. %100 elektrikli bir quadricycle/4 tekerlekli bir araç olan Twizy, 13.700 Euro fiyatla Renault showroomlarında boy gösterecek. Renault Spor Teknolojilerinin geliştirdiği olağanüstü bir UDO (Unidentified Driving Object/Tanımlanamayan Ulaşım Cismi) olarak sayılan Twizy, martı kanadını andıran kapıları ve gövdenin dışındaki tekerlekleri ile ilgi çekici bir tasarıma sahip. Aracın ismi, en büyük iki özelliğinden geliyor: kolay kullanım (Easy-Kolay) ve iki kişilik bir ultramobil (Twin-İkiz). Ultra kompakt (uzunluk: 2.34m / genişlik: 1.24m) formdaki Twizy, çok küçük alanlara bile sığabiliyor ve küçücük bir alana bile park edebiliyor. Sıfırdan 45km/s’ye e-motoring magazine › haziran 2014

çıkması sadece altı saniye alan Twizy, 50 metrelik bir mesafede 125cc bir scooter’ın performansına eşit. Sıradan bir şehir içi yolculukta, -park etme dahil- sürücüye %25 oranında zaman kazandırıyor ve bir damla bile yakıt harcamıyor. Sunduğu panoramik görüş açısı, ince ön cam sütunları, açık mimarisi ve 3.4 metre dönüş çapı sayesinde, trafikte çeviklik bir yaşam tarzına dönüşüyor. Twizy de Renault’nun araç güvenliği alanındaki olağanüstü uzmanlığından yararlanıyor. 80 km/s maksimum hıza ulaşabilen araçta standart donanımda sunulan sürücü ön hava yastığı ve dört noktalı ön emniyet kemeri ve arka yolcu için de üç noktalı arka emniyet kemeri ile güvenliğe önem veri-liyor. Twizy’nin kapıları da hem dış etkenlere hem de hava akımına karşı ek koruma sağlıyor. Yol tutuş konusuna gelince, dört tekerlek, tabii ki iki ya da üç tekerlekten çok daha


dengeli. 3.5 saat süren tek bir şarjla 100km’lik menzile ulaşabilen Twizy, 6.1kw/s lityum-iyon bataryası 220V’luk herhangi bir elektrik prizinden şarj olabiliyor. Aracın menzili, tıpkı fosil yakıtlı araçlarda olduğu gibi yol koşulları, sürüş tarzı ve hız faktörleri doğrultusunda değişiklik gösterebilse de en zor yol şartlarında bile Twizy ile 55km’lik menzile ulaşmak mümkün. Tam şarjın maliyeti 5 TL’yi bile bulmazken (gece şarj edilirse 3.5 TL!) Twizy bakım gerektirmiyor. Bir diğer avantajı da aracın -henüz!- vergisi bulunmuyor! Ön panelde bulunan biri kilitlenebilir 3.5 ve 5 litrelik iki torpido gözünde 12V güç kaynağı da mevcut ve ayrıca yolcu koltuğunun arkasında 31 litrelik bir bagaj alanı saklı. Twizy’de müzik dinlemek de mümkün. Opsiyon olarak sunulan iki hoparlörlü taşınabilir cihazlar için ses sistemi; Bluetooth veya USB’den müzik dinlemeye olanak veriyor. Aksesuar olarak satılan fermuarlı kapı camları ise yağmurlu ve rüzgârlı havalardaki son derece işlevsel…

İzlenimler Tanıtımı Burgaz Ada’da yapılan Twizy ile ada sokaklarında yaklaşık 7 km’lik bir sürüşe katıldık. Scooter ile ATV arasında kullanımı son derece pratik bir araç olan Twizy, basit kabininde temel gereklilikler dışında bir şey sunmuyor, şehir içinde pratik, konforlu ve çok ekonomik ulaşımı sağlıyor. Motor sesinden çok tekerlek sesinin duyulduğu araç, yaya-lara varlığını -istenirseyaydığı uyarı sesiyle duyuruyor. Sürücü ve yolcu için yeterli alan sunabilen araçta küçük eşyaları da taşımak mümkün. e-motoring magazine › haziran 2014


LANSMAN Ford Courier

Yakışıklı kurye Ford Otosan mühendisliği ile geliştirilen ve tüm dünya için sadece Gölcük’te üretilecek Ford’un hafif ticari araç model ailesinin en yeni üyeleri Tourneo Courier ve Transit Courier, ülkemizde satışa sunuldu.

e-motoring magazine › haziran 2014


e-motoring magazine › haziran 2014


LANSMAN Mazda3

Tourneo Courier ve Transit Courier; sınıfının en düşük yakıt tüketimini, rekabetçi yükleme hacmini, en kapsamlı güvenlik ve konfor donanımlarını; Van, Kombi Van ve Kombi versiyonlarıyla sunuyor. Ürün mühendisliği ve prototip çalışmalarından üretime kadar tüm mühendislik çalışmaları Ford Otosan tarafından yapılan ve Ford’un küresel ticari araç ailesinin son halkası olan Tourneo Courier ve Transit Courier; Van, Kombi Van ve Kombi olmak üzere üç farklı gövde tipi ve iki dizel motor seçeneğiyle satışa çıktı. Tourneo Courier ve Transit Courier hakkında bilgi veren Ford Otosan Satış, Satış Sonrası ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Aykut Özüner, Transit Courier’nin 36.750 TL, Tourneo Courier’nin ise 41.750 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulduğunu e-motoring magazine › haziran 2014

söyledi. Özüner 100 km’de ortalama 3,7 lt yakıt tüketimi ile sınıfının en düşük yakıt tüketimi ve 2,6 metreküplük rekabetçi yükleme kapasitesi sunan Courier modellerinin göz alıcı tasarımı, üstün güvenlik ve konfor donanımları ile ticari araç pazarına hareketlilik getireceğini söyledi. Dört donanım seviyesi ile fark yaratacak Tourneo Courier’de 1.5 TDCI 75 HP motor seçeneği ile Trend ve Deluxe donanımları sunulurken, 1.6 TDCI 95 HP motor seçeneğinde ise Titanium ve Titanium Plus donanımları bulunuyor. Tourneo Courier için; Giriş seviyesi versiyonu olan Trend’te, ESP ve Yokuş Kalkış Desteği, klima, USB ve Bluetooth’lu radyo, Akıllı Cihaz İstasyonu, sürücü ve yolcu hava yastıkları ve çift kayar kapılar stan-


dart iken Deluxe’de bunlara ek olarak; gövde rengi yan aynalar, krom çerçeveli ön ızgara, ayarlanabilir bagaj örtüsü, direksiyondan kumandalı müzik sistemi ve başüstü saklama alanı bulunuyor. Tourneo Courier’nin Titanium donanım seviyesinde ise 16 inçlik alüminyum jantlar, SYNC, dijital klima, hız kontrol sistemi, tavan rayları, karartılmış camlar ve yağmur sensörü standart. Serinin en yüksek donanımlısı olan Titanium Plus’ta ise tüm bunlara ek olarak; Stop/Start sistemi, lastik basıncı izleme sistemi, yan hava yastıkları, ısıtmalı ön cam, ısıtmalı koltuklar ve alarm bulunuyor. Otomobil gibi rahat kullanılan Tourneo Courier ile yaptığımız kısa deneme sürüşünde aracın detaylarını inceledik. Fiesta ile ortak

çok düğmeli kokpit kullanılan kabinde yüksek oturma pozisyonu ve yüksek tavan ferah bir ortam yaratırken kullanılan malzemeleri ve işçiliğin kalitesi de beğenimizi topladı. “Yakışıklı” bir görünüme sahip hafif ticari aracı iniş biniş ve yükleme için çok avantajlı bulduk. Özellikle eşiksiz bagaj yükleme seviyesi çok fonksiyonel. Sürgülü kapıların camları açılamıyorsa da tilt hareketiyle aralanabiliyor. Bodrum’un virajlı yollarında kullandığımız Courier, otomobilden farksız dengeli sürüşüyle beğenimizi topladı. Virajlarda zorladığımızda bile yüksekliğine karşın stabilitesini koruyan Tourneo Courier, sürüş dinamikleriyle binek Ford modellerinden aşağı kalmayacağını gösterdi. Görünen o ki önümüzdeki dönemde bu sınıfın yaşayacağı rekabet üzerine çok konuşulacak. e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Mercedes-Benz GLA200 Urban

Bohem ve bıçkın

Yazı: Süreyya İZGİ Fotoğraflar: Ali AKSIN e-motoring magazine › haziran 2014


Son dönemde Mercedes-Benz’in halka en yakınlaştığı A Serisi ailesinin en güzel versiyonuyla karşı karşıyayız. Diğer tüm kompakt SUV’lar arasında bohem duran GLA, özellikleriyle görüntüden ibaret olmadığını kanıtlıyor.

M

arkalar arasında yaşanan cross over çılgınlığına Mercedes’in uzak kalması düşünülemezdi. Aslında ilk ondan beklerdim ama kompakt bir crossover geliştirmek için öncelikle kompakt hatchback model geliştirmesi gereken Alman yıldızı, A Serisi tasarlamaktan biraz gecikti. Düşünün ki temel rakip BMW, X1’i 2009 yılında yollara çıkartmıştı bile! Ama GLA’yı gördüğünüz anda “gecikmesine değmiş” diyeceğinize bahse girerim. Albenisi yüksek tasarımı, güvenlik ve konfor donanım özellikleri rakipsiz olan otomobil, A Serisi hatchback ile paralel yapıda. Aynı platform üzerinde geliştirilen GLA, 13 cm kadar daha uzun. 2700 mm’lik ortak aks mesafesine sahip araçlardan GLA, doğal olarak daha yüksek. Coupevari dinamik görüntü içindeki, gergin hatları ve kaslı profil çizgisiyle diğer versiyonlardan daha güçlü görünüyor. Terzi elinden çıkmışcasına mükemmel görünen kabinde kokpit A ve B Serisi modellerinden tanıdık. Ama tıpkı koltuklar gibi yüksek yerleşimli. Kokpitin üzerindeki Central Media Display ekranı, kokpitin içine girip çıktığı Audi’deki, hatta birkaç sayfa sonra göreceğiniz Peugeot 3008’deki kadar doğal görünmüyor, sonradan emaneten takılmış gibi. Ekranın fonksiyonelliği, manuel radyo frekansı “küsurat ayar eksikliği” dışında neredeyse eksiksiz ama Mercedes-Benz’in daha iyi bir tasarım yapması gerek. Vites yönetimi direksiyon kolonundaki kolla yapılan e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Mercedes-Benz GLA200 Urban

araçta, koltuklar arasında elde edilen boşluk kapaklı gözlere ayrılmış. Alışana kadar insan konsolda vites kolu arıyor ama sonra rahatlığa kolayca alışıyor. Cam tavan sayesinde aydınlık olan kabinde mesafeler kompakt boyutlar içinde tatmin edici düzeyde. Ön koltuklar A Serisi’nde de sunulan entegre kafalıklı ve sportif görünüyor. Arka koltuklarda ancak iki yolcu ve bir çocuk için yer var. Hatchback versiyona göre artan uzunluk etkisini C Sütunu çevresinde gösterdiğinden arka koltuk yolcularının iniş binişlerde kafasını çarpma riski neredeyse yok edilmiş. Tavandaki alüminyum tavan rayları dinamik görünümü destekliyor, arkadaki e-motoring magazine › haziran 2014

şık egzoz çıkışlarıysa tamamlıyor. GLA’nın elektrikli kapatılabilen bagajında 421 litre hacim sunuluyor. Bu değer X1 ile aynı ama Audi Q3’ten 40 litre kadar daha az. Mercedes-Benz’in kompakt cross overına güç veren direkt benzin enjeksiyonlu motor, A, B, C ve E Serisi modellerinde de kullanılan 1.6 litre hacimli bir downsizing harikası. Turbo ile aşırı beslenen motor, neredeyse tekerleklerin döndüğü anda üretmeye başladığı 250 Nm’lik maksimum torkuyla çevikçe hızlanmaya başlıyor. Bu döndürme kuvvetini 4000 d/d’ye kadar kesintisiz üreten motor, akıcılığın tanımını da yapmış oluyor. Bu verimlilikten sonra hala “kaç beygir?” diye soran çıkarsa 5300 d/d gibi pek de


Mercedes-Benz GLA200 Urban + Bohem görüntü + Performans + Konfor + Makul tüketim + Malzeme kalitesi ve zengin donanım + Güvenlik

kullanılmasına gerek kalmayan yüksek bir devirde 156 HP üretiyor, evet... Fabrika verilerine 8.8 saniye olarak yansımış 0-100 km/s hızlanması, ne kadar istekli hızlanmalar yapabildiğini gösteriyor. Ara hızlanmalarda da hızlı olduğunu hissettiren GLA200 ile sürüşler çok nitelikli. Motor ile çok uyumlu görünen 7G DCT çift kavramalı otomatik şanzıman, her an bir sonraki vitesin senkromecini hazır tuttuğundan geçişlerde hiçbir sarsıntı yaşanmıyor ve otomobil adeta vites kavramı yokmuşcasına hızlanıyor. Sportif ruhu “içselleştirmek” isteyenler, direksiyondaki kulakçıklarla vitesleri manuel olarak da seçebiliyor. Ben bu kolları hızlanmalardan çok yavaşlamalarda fonksiyonel

- Kokpit üzerindeki ekran - Manuel radyo ayar eksikliği Yakıt tipi: Benzin Motor hacmi (cc): 1595 Motor gücü (HP): 156@5300 Maksimum tork (Nm): 250 @12504000 d/d Vites kutusu: 7-ileri DCT otomatik Maksimum hız (km/s): 215 0-100 km/s hızlanma (sn): 8.8 Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 7.3/5.1/5.9 Ağırlık (kg): 1410 U/G/Y (mm): 4417/1803/1494 Aks mesafesi (mm): 2700

e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Mercedes-Benz GLA200 Urban

buluyorum. Çünkü sistem test pilotlarından bile çok daha hızlı vites değiştirme yeteneğine sahip. Hızlanmalarda manuel vites değiştirmenin kişisel tatminden fazla anlamı yok ama yavaşlamalarda kompresyondan yararlanmak için önemli.

Turbo ekonomiyle yeniden doğdu Turbonun yeniden doğuşu, yakıt ekonomisi yönetimiyle paralel olmasa bu kadar parlak olmayabilirdi. Turbo artık eski turbo değil, küçük hacimlerde yüksek güçler elde edilebilirken şaşırtıcı derecede düşük tüketim verilerine ulaşılabiliyor. GLA200 ile İstanbul trafiğinde 8.4 litrenin altına inemedik. Ancak otoyol sürüşlerini de dahil ettiğimizde 6.5 litrelik ortalama tüketim değerlerine ulaşılabiliyor. e-motoring magazine › haziran 2014

Uzun yolculuklarda fabrika verisi değer 5.1 litre! Sakin ve kontrollü sürüşlerde Mercedes’ten de bir cimri yaratmak mümkün. Gerçek bir arkadan itiş uzmanı olan Mercedes, doğrusu önden çekiş işini de çok iyi becerdi. Gerçi daha üst versiyonlarda GLA’nın dört tekerlekten çekiş seçeneği sunuluyor ama önden çekişle de limitlerinde kalındığı sürece herhangi bir sıkıntı yok. Yüksek yapılı aracın yola tutunmayla ilgili tereddütü yok, kararlılıkla ilerliyor. Yüksek tork çıkışına karşın ön akslarda ne patinaj eğilimi ne de direksiyona ulaşan torq steering eğilimi gözlenmiyor. Tabii asfalttan toprak yola (Ama sadece yola! Fazlasına uygun bir araç değil.) inildiğinde çekiş kontrol sistemi


işbaşı yapıyor. Islak ya da kaygan yüzeyde de sürüş kalitesini iyileştiren, güvenliği koruyan bir garantör olarak görev bekliyor. GLA’nın yumuşak süspansiyonu, konfor beklentisini çok iyi karşılıyor. Gerçi ilk yola çıkınca binek otomobil kardeşleri düzeyinde sertlik bekleniyor ama gerek gövde yüksekliği ve gerekse model gereği fazlaca yaylandığı seziliyor. Örneğin rakiplerden BMW X1’de esneme bu kadar fazla değil. Ama modelin karakterine kısa sürede uyum sağlanıyor. Bu otomobilde 4MATIC dört tekerlekten çekiş sistemi olsa bile ancak kaygan yüzeylerdeki güvenlik kaygısıyla tercih edilebilir. Aracın gövde açıları sert arazi koşullarına uygun değil ki zaten bu elit crossover ile deneyecek kullanıcı da çıkmaz. Toprak yollarda, engebe sayılamayacak eğimleri önden çekişli test aracımız bile aşabiliyor ama fazlası anlamsız. Sürüş esnasında seyredilen hıza göre öndeki

araca çok yaklaşıldığında gösterge tablosunda kırmızı otomobil monogramıyla beliren çarpma uyarısı, güvenlik açısından büyük önem taşıyor. Kabinin ses yalıtımı çok çok iyi. Camlar açıkken duyulabilen turbo ıslığı ilgilenenlerin sürüş keyfini artırıyor. Otomobilin fren özellikleri tipik Mercedes-Benz standartlarında. Pedal dozlaması kolay olan fren sistemi, ani duruşlarda GLA’yı sımsıkı kucaklıyor. Ama gövdenin bu panik frenajlarda otomobilden fazlaca esnemesine hazır olmak gerek. Test sürüşü yaptığımız versiyon, zengin Türkiye paketi standartlarına ek olarak cam tavan, bi-Xenon farlar gibi ekstralara da sahipti. 138.700 TL fiyatla satılan otomobil, gücü ve karizmasının yanısıra çarpışma önleme yardımcısı, yaya koruma sistemi gibi özellikleriyle çok rağbet görebilir. Mercedes-Benz’in test aracımızdaki gibi yeni renk skalası da çok ilgi çekecek. e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Skoda Rapid Spaceback 1.6 DSG

İhtiyaçlara çalışıyor

Yazı: Süreyya İZGİ Fotoğraflar: Ali AKSIN

Çek üreticinin “basit zeka”sından yine harika bir otomobil. VW teknolojisini uygun fiyata sunan Rapid Spaceback’te DSG otomatik vitesle gelen sürüş kalitesini büyük bagaj avantajıyla birlikte bulacaksınız. e-motoring magazine › haziran 2014


e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Skoda Rapid Spaceback 1.6 DSG

SKODA TEKNOLOJİSİYLE DOĞU BLOKU GÜNLERİNİ ÇOKTAN GERİDE BIRAKMIŞSA DA KİMİ RENK SEÇİMLERİNDE O YILLARIN TONLARI GÖZLENİYOR.

S

koda artık gözünü yükseklere dikti. Genişleyen model gamı, yükselen teknoloji ve ona paralel gelişen imaj, Çek markayı giderek “akıllı tercih” haline getirdi. Markanın ürün gamının yeni üyesi, küçük sınıftan irice bir hatchback. Sedan kardeşinden sadece 18 cm kısa olan hatchback versiyon Spaceback’in aks mesafesi de aynı. Otomobilin arka akstan sonraki uzunluğu, ona station wagon ile hatchback arasında bir kimlik kazandırıyor. Gövdenin dinamik görünümü, hatchback formun getirdiği diri tasarıma bağlı. Kromajlı büyük radyatör ızgarası, petek desenli tampon ve e-motoring magazine › haziran 2014

xenon farlar, yakışıklı bir yüz ifadesi oluşturmuş, güçlü görünüyor. Arka kısımda da cam üstü spoyler ve tamponun altındaki siyah bölüm, tıpkı koyu renkli arka camlar gibi göze hoş geliyor. Yalnız Skoda modellerinde dikkat çeken bir özellik var. Kimi renklerde sıkıntı yok ama bazı tonlardaki donukluk bana Doğu Bloğu renklerini hatırlatıyor. Kullanılacak daha canlı tonlar, artık iyiden iyiye üst düzey olan Skoda modellerinin imajını da yükseltecektir. Kabine girildiğinde ilk hissedilen ferahlık. Aslında bu hissin yabancısı değiliz, çünkü sedan formlu Rapid’de de aynı Alman havası hakimdi. Ama


Rapid Spaceback’te donanım seviyesi nedeniyle tavanın cam olması, ışık olarak ekstra bir ferahlık getiriyor. Spaceback’te sedan kardeşi Rapid ile ortak yürüyen aksamın yanısıra aynı iç aparatları kullanılıyor. Kokpitte sert plastik hakim olsa da ergonomik açıdan VW normları hakim, “keşke” barındırmayan bir ortam. Formları değişik ama tüm aksamlar, Skoda’ya uyarlanmış VW tasarımları. Bu da ergonomi ve hatasızlık anlamına geliyor. Yüksek yan destekleriyle sportif görünen ön koltukların entegre kafalıkları 1970’lerin Volvo tasarımlarına benziyor. Tercih edilen kırmızı dikişler ise sportif mesajlar veriyor! Dışarda aynalarda ve B sütununda gördüğümüz parlak piyano siyahı kaplama, kabinde kokpitin üst yarısında, en büyük parça olarak da torpido gözünün üzerinde kullanılmış. B sütunlarının tam da arka kapı ağzında yer alan birer minik askı, ceket ya da mont

asmak için ilginç birer Skoda çözümü olmuş. Arka kısımda dikkat çekici bir diz mesafesi ve rahatlık var. Rapid Spaceback’in en önemli kozlarından biri, model ismiyle de örtüşen büyük bagaj hacmi. Bir üst segmente ait araçlarla yaklaşık büyüklükteki 384 litrelik alan, ihtiyaç durumunda 1349 litreye kadar genişletilebiliyor. Yan duvarları da kullanıma açılmış bagajın kapısı, bir Skoda geleneği olarak lastik kolçak çekilerek kapatılıyor.

Cimri ve güçlü Otomobilde kullanılan 1.6 litre hacimli dizel motor, VW teknolojisyle üretilmiş modern bir dizel. Yüksek torku sayesinde güçlü bir çekiş sağlayan motor, kombine edildiği çift kavramalı DSG otomatik şanzımanla sürüşleri de zevkli hale getiriyor. Motorun ses izolasyonuyla ilgili bir şeyler söylenebilir ama harekete geçildiğinde tıkırtılar pek de fark edilmez oluyor. e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Skoda Rapid Spaceback 1.6 DSG

e-motoring magazine › haziran 2014


VW Group’un yumuşak karnı DSG çift kavramalı otomatik şanzıman, sorunsuz çalıştığı zaman otomatik vites rahatlığıyla birlikte yakıt ekonomisi ve sürüş konforunu destekliyor. Vites değişimleri hissedilmediğinden sürüş akıcılığı kesintiye uğramıyor. Ama geçmişi 2001 yılına kadar uzanan DSG’de zaman zaman sorunlar yaşandığı yaygın olarak biliniyor. Genelde konular “kullanıcı hatası” olarak sonlandırılıyor ama gariptir ki, kimi VW servisleri otomatik vites avantajları için DSG’yi seçen kullanıcılara “siz de durduğunuz zaman boşa alın” gibi komik bir açıklama yapıyor. Servislerinin titizliğiyle tanınan Skoda’nın böyle bir komediye izin vermeyeceğine hiç şüphe yok. Otomobilin yüksek tork ile kazandığı canlı sürüş, kimilerine sportif bile gelebilir. Sportif sürüş ruhunu taşıyan kullanıcılar sistemi manuel olarak da kullabiliyor. “Orta sert” tanımının bir kademe üzerindeki diri karakterli süspansiyonun görevini sessizce

Skoda Rapid Spaceback 1.6 DSG + Geniş iç hacim + Düşük yakıt tüketimi + Konforlu ve akıcı sürüş + Kabin ferahlığı + İşçilik ve malzeme kalitesi + Zengin donanım - Motor sesi yalıtımı - Doğu Bloğu renk paleti (!) - Arka akslarda fren diski eksik Yakıt tipi: Dizel Motor hacmi (cc): 1598 Motor gücü (HP): 90@4200 Maksimum tork (Nm): 230@1500-

yerine getirdiği araçta kaygan yüzeylerdeki sürüşleri güvenli kılmak için ESP de yer alıyor. Ama otomobil doğru kullanımda ihtiyaç bırakmıyor. Rapid Spaceback’in viraj kararlılığı, güçlü fren performansı güvenli sürüşler için yeterli. Ambition ve Elegance donanım seviyeleriyle satılan Rapid Spaceback arasındaki temel donanım farkları perde havayastıkları, ön sis farları, otomatik klima. Ancak Ambition’da arkada fren disklerinin olmaması eksiklik sayılabilir.

2500 d/d Vites kutusu: 6-ileri DSG otomatik Maksimum hız (km/s): 182 0-100 km/s hızlanma (sn): 12.1 Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 5.6/3.9/4.5 Ağırlık (kg): 1280 U/G/Y (mm): 4304/1706/1459 Aks mesafesi (mm): 2602

e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Renault Captur 1.2 Turbo EDC Touch

Yüksekten uçuyor Küçük sınıf hatchback maliyetleriyle SUV görünümlü bir araçla keyif yapmayı kim istemez ki? Aradıklarınızı Captur’da bulacaksınız.

Yazı: Süreyya İZGİ Fotoğraflar: Ali AKSIN e-motoring magazine › haziran 2014


C

lio platformu üzerinde geliştirilen Captur, Renault’nun crossover segmentindeki temsilcisi durumunda. Yüksekte küçük bir hatchback ile yolculuk etme olanağı sunan otomobil, günümüz trendlerini yakalarken sahip olduğu SUV aksesuarlarıyla sıradanlıktan sıyrılmak isteyenleri hedefliyor. Otomobili tanımayanların 4x4 sanması yüksek ihtimal. İlgi çekici renkler, tavandaki şeritler, gülen bir yüz ve jant tasarımı ilk anda fark edilmesini sağlıyor. Captur, Clio’dan 15 cm uzun. Bu fark, aracın aks mesafesinden kaynaklanıyor. Kabine girildiğinde kolayca fark edilebileceği gibi Clio’dan daha fazla kullanım alanı bulunuyor. Clio’nun 1450 mm’lik yüksekliğine karşılık Captur, ona 115 mm kadar daha yüksekten bakıyor. e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Renault Captur 1.2 Turbo EDC Touch

Renault Captur’un heyecanlı tasarımı ve yeni motor teknolojisi, onu crossoverlar arasında bir adım öne geçiriyor. Ama malzeme kalitesi çok iyi değil. Captur’un kokpit yapısı, donanım seviyesi gereği turuncu renkli aksesuarlarla oldukça süslenmiş. Plastik malzemeler biraz ucuza kaçılmış hissi uyandırmıyor değil ama sonuç olarak Captur genç bir aktivite aracı, dinamik kullanım koşullarına uygun tasarlanmış malzemeler yoğunlukta. Herhangi bir sorun da gözlenmedikten sonra... Az sayıda düğme ve iri bir dokunmatik LCD ekranla çözümlenen kontroller sorunsuz kullanılabiliyor. Dijital gösterge tablosu, bir zamanların Fiat Tempra’sını hatırlayıp yad etmemi sağladı. Veriler gecikmeli gelse de görülme sıkıntısı yok, dikkat dağıtmıyor. Kabindeki en ilginç, iki donanımdan biri, çekmece formlu torpido gözü. Şeklini herkes sever mi bilinmez ama 11 litrelik hacmiyle çok memnun edeceği kesin. Diğer ilginç aksesuar ise ön koltuk sırtlıklarındaki iplerle oluşturulmuş fileler. Küçük eşyaları koymak zor ama dergi, mendil, tablet bilgisayar için ideal görünüyor. Kullanıcılar ilginç görünen bu ipler, üretici için düşük maliyet anlamına geliyor. Fermuarları sayesinde sökülüp çamaşır makinesinde yıkanabilen ve tekrar yerine takılabilen koltuk kılıfları ilgi çekebilir. Koltuklarında sunduğu mesafelerle rahat ettiren kabinin yol sesi ve rüzgar sesine karşı izolasyonu yeterince iyi. e-motoring magazine › haziran 2014


Renault Captur

1.2 Turbo EDC Touch + Yeterli performans

+ Çok düşük yakıt tüketimi + Konforlu ve akıcı sürüş

Gövdeyi saran plastik korumalar, Captur’un SUV gibi görünmesine destek veriyor.

+ Kabin ferahlığı + Malzeme kalitesi ve zengin donanım - USB port eksiği - Arka koltuk katlama mekanizması Yakıt tipi: Benzin Motor hacmi (cc): 1197 Motor gücü (HP): 120@4900 Maksimum tork (Nm): 190@2000 d/d Vites kutusu: 6-ileri EDC otomatik Maksimum hız (km/s): 192 0-100 km/s hızlanma (sn): 10.9 Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/karma) (lt/100 km): 6.6/4.7/5.4 Ağırlık (kg): 1255 U/G/Y (mm): 4122/1778/1566 Aks mesafesi (mm): 2606 e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Renault Captur 1.2 Turbo EDC Touch

Yüksek oturma pozisyonu , keyifli bir trafiğe hakim olma hissi sağlıyor. Captur’un 377 litrelik bagaj hacmi, yüksekliği nedeniyle Clio’dan daha fazla kullanım alanı sunuyor. Bu hacmi 477 litreye kadar genişletmek mümkün. Bagajın tabanı iki farklı seviyeye ayarlanabiliyor.

Ateşli değil ama canlı Renault, Captur’da turbo beslemeli 1.2 litrelik TCe benzinli motoru sunuyor. 120 HP gücündeki motor, turbo desteğiyle boyundan büyük işler yapabiliyor. Nissan Qashqai’de de görev yapan motor, belki çok ateşli değil ama nefessiz kaldığını hissettirmiyor. Bir aile otomobili için makul performans sunuyor. Görünüme aldanıp V6 motorlu SUV performansı beklemediğinizi umuyorum. Hacmine göre 190 Nm gibi yüksek bir tork sağlayabilen motor, düşük tüketimiyle de dikkat çekiyor. Otomobilin en önemli kozlarından biri de Renault’nun çift kavramalı otomatik şanzımanı EDC. Sarsıntısız ve hızlı yaşanan vites değişikleri, sürüş akıcılığını sekteye uğratmadığı e-motoring magazine › haziran 2014

gibi yakıt ekonomisi konusunda da önemli rol oynuyor. Otomobille test tüketim ortalamamız 100 km’de 7.0 litre olarak gerçekleşti. Ancak uzun yolculuklarda 5 litre civarına inmek sürpriz olmayacaktır. Yüksek yapısına karşın otomobilin tutunma özellikleri limitleri zorlanmadığı sürece hiç fena değil. Clio benzeri sürüş dinamikleri Captur’da da dikkat çekiyor. Ani manevralarda yanlara yığılma yapmadan ve hızlı virajlarda body roll (gövde sürüklenmesi) hissettirmeden yol alabiliyor. Aracın süspansiyon sistemi, yol bozuklukları ve derin olmayan çukurlarla gelen darbeleri kolayca absorbe edebiliyor ama biraz sesli çalışan arka süspansiyonun zıplamalara yol açtığı da gözleniyor. Renault Captur fiyatları Touch donanımlı 90 HP’lik benzinli versiyonda 47.550 TL’den başlıyor. En üst donanım seviyesindeki test aracımız ise 58.450 TL fiyatla satılıyor. Ama bu en pahalı versiyon değil, 1.5 litrelik dizel motorlu ve EDC şanzımanlı versiyon 64.000 TL’ye müşteri bekliyor.


Kokpitte kullanılan plastik malzemeler ucuz görünümlü. Yeni 1.2 litrelik turbo motorun çekişi iyi, tüketimi düşük. Çekmece formlu torpido gözü, eşine az rastlanır genişlikte.

Yazı: Süreyya İZGİ Fotoğraflar: Ali AKSIN e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Peugeot 3008 1.6 e-HDi Féline

Elit halk otomobili

Yazı: Süreyya İZGİ Fotoğraflar: Ali AKSIN

e-motoring magazine › haziran 2014


Premium gibi programlanan 308’in çizgisinde güncellenen 3008, en üst donanım versiyonunda adeta lüks bir konfor sembolü haline geliyor. Bir de “sakin” bir otomatik vitesi olsa... Peugeot finansal durumunu düzeltmek için giriştiği yeniden doğuş hamlesini güçlü modelleriyle gerçekleştiriyor. Ardı ardına gelen her sınıftan yeni modeller, gelişmiş özellikleriyle akıl çeliyor, Peugeot’yu premium segmente çıkamayanlar için eksiksiz alternatif durumuna yükseltiyor. İlk olarak 2009 yılında tanıtılan 3008 Crossover, bu yıl 308’in gelişiyle Peugeot’nun yeni tasarım kodlarına uyarlandı. Farları yenilenen aracın yeni “aslanlı” burnunda kromajlı ızgaranın yükseltilmesi tampondaki değişikliklerle daha güçlü bir ön görünüm kazandırmış. 3008 Crossover’ın önünde ok gibi uzanan Xenon ana aydınlatmalar, LED gündüz farları ve arkada renkleri değişmiş aslan pençesi formlu arka LED farlar, ikinci dönem 3008’i ifade ediyor. Kokpitte önemli bir değişiklik yok ama donanım seviyesine bağlı olarak gerek head up display gerek direksiyonun arkasındaki manuel vites değişim imkanı sunan vites pedalları üst düzey bir araçta olduğunuzu hatırlatıyor. Geniş ve ferah kabinde deri

e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Peugeot 3008 1.6 e-HDi Féline

kaplı (önde ısıtmalı) koltuklar, tipik Peugeot konforuna işaret ediyor. Panoramik cam tavanla ferah hissettiren kabinde rahat etmemek imkansız. Sunulan cömert mesafeler, koltukların minder sertlikleri, ayar kolaylıkları dikkat çekici. Otomobilin bagajı oldukça marifetli. İki farklı seviyeye ayarlanabilen zemine ulaşım için bagaj kapısının yanı sıra eşik de açılabiliyor. Bagajın içindeki çıkarılabilir şık el feneri yerine takıldığında bagaj aydınlatmasını da sağlıyor. Arka koltuk sırtlıkları uzanmaya gerek kalmadan bagaj duvarlarından yatırılabiliyor. Bu arada ön yolcu koltuğunun sırtlığı da öne doğru yatırılabiliyor. Test aracımızda arka koltukta bagaja ulaşmak için kayak kapağı vardı. Ama bu özelYazı: Süreyya İZGİ likle otomobile board bile sığdırmak mümFotoğraflar: Ali AKSIN kün. 2620 mm’lik uzunluğa kadar eşyaları taşımakta sorun yok. e-motoring magazine › haziran 2014

Şanzıman sorunsalı PSA Grubu’nun birçok modelinde kullandığı ve Ford’dan Volvo’ya ihraç ettiği DV6 TED4 kodlu dizel motor, güçlü çekişi, düşük tüketimi ve sorunsuzluğuyla kendini kanıtlamış bir makine. Düşük bir devirde alınan maksimum tork değeri, istekli ivmelenmeler sağlıyor. Ama “iş arkadaşı” ETG6 otomatikleştirilmiş manuel şanzıman, tüm robotize vites kutularında gibi bu otomobilin de en önemli sıkıntısı. Vites değişimlerinde yaşanan esneme, ani gaz emirlerinde yaşanan “bocalama”, sürüş akıcılığı gibi keyfini de sekteye uğratıyor. Yazılımında iyileştirme yapılmış olmasına karşın değişen bir şey göremedim. Katı egzoz emisyon normlarını makul maliyetlerde yakalayabilmek için geleneksel otomatik şanzımanlar yerine otomatikleştirilmiş manuel vites kutuları birçok markanın tercihi. Hemen hemen hepsinde de so-


3008’in kokpiti ferah görünümde pay sahibi. Deri koltuklarda sunulan oturma alanları ve baş, diz, omuz mesafeleri, keyifli yolculuklar sağlıyor. Bagajdaki el feneri, fonksiyonel.

e-motoring magazine › haziran 2014


TEST Peugeot 3008 1.6 e-HDi Féline

run yaşanabiliyor ki, markalar ardı ardına vazgeçiyor. Selespeed’den Easytronic’e birçoğu tarih oldu. Gelecek yıldan itibaren Peugeot modellerinde “esnemelerin, beklemelerin” yaşanmayacağı, robotize değil gerçek otomatik şanzımanlar kullanılmaya başlanacak. Hatta bunun çift kavramalı vites kutusu olma ihtimali yüksek. Buna karşılık otomobilde dikkate değer bir tüketim kontrolü var. Uzun yolculuklardaki 5.0 litreyi aşmayan tüketim ortalaması bir yana, şehir içinde bu büyükçe araçla 7.0 litre seviyesinde kalmak mümkün. Otomobilin Start/Stop sistemi, bu düşük değerde mutlaka rol oynuyor. Ancak e-motoring magazine › haziran 2014

duyarlılık açısından daha iyileri var. Bazen stop etmiyor ya da stop etmiş beklerken nedensiz çalışıyor... Süspansiyonun salınımları konforu işaret ediyor. Bu özelliğiyle 3008’in kullanıcı profili de netleşiyor. Kabindeki tüm konfor öğelerine ek olarak süspansiyonun sağladığı rahatlık otomobilin artılarından. Ama biraz dinamik kullanımda bu esnemeler virajlarda bazı “hızlı” sürücüleri tedirgin edebiliyor. Bir aile otomobili, bir crossover, yüksekte, rahatça yolculuk etmekten fazlasını beklememek gerekir. Peugeot yol alınan farklı yüzeylere göre çekişi düzenleyen Grip Control özelliğini sunuyor. Konsolun orta


Peugeot 3008

1.6 e-HDi Féline + Geniş ve rahat iç mekan + Değiştirilebilir çekiş özellikleri + Süspansiyon konforu + Düşük yakıt tüketimi + Fonksiyonel ve değişken bagaj - Vites değişim sarsıntıları - Start/Stop hassasiyeti

Yakıt tipi: Dizel Motor hacmi (cc): 1560 Motor gücü (HP): 115@3600 Maksimum tork (Nm):

bölümünde bulunan düğme sayesinde 5 farklı kullanım şekli seçilebiliyor. Grip Control sayesinde asfaltın yanısıra kar, çamur veya kum gibi yüzeylerde sorunsuz ilerleme vadediliyor. Ancak bu esnek bir kavram, yanlış anlaşılmaya çok müsait. Araç sadece önden çekişli. Uygun lastikler olsa bile çok da gaza gelmemek gerek. Sonra “neden böyle oldu” denmesin, kalırsınız… Test sürüşü yaptığımız 3008, oldukça zengin özelliklere sahip Féline donanım seviyesindeydi. Deri döşemeden cam tavana, çift bölgeli otomatik klimadan telefon bağlantısına yolcuları rahat ettirmek için neredeyse eksiksizdi. Başlangıç fiyatı 87.000 TL’den başlayan otomobilde bu ekipmanlarla fiyat 100 bin TL’yi buluyor.

270 @1750 d/d Vites kutusu: 6-ileri ETG otomatikleştirilmiş manuel Maksimum hız (km/s): 183 0-100 km/s hızlanma (sn): 12.6 Tüketim (şehiriçi/şehir dışı/ karma) (lt/100 km): 4.5/4.0/4.2 Ağırlık (kg): 1423 U/G/Y (mm): 4365/1837/1639 Aks mesafesi (mm): 2613

e-motoring magazine › haziran 2014


KÜLTÜREL Komiser Columbo

‘‘Son bir şey daha var’’ ›

23 Haziran 2011’de ölen Komiser Columbo (Peter Falk), dizideki oyunculuğu ve unutulmaz cümlesi kadar eski Peugeot 403’üyle de akıllarda yer etmişti. Yazı: Oytun Işlar

1968-2003 yılları arasında anavatanı Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanmış kült bir televizyon dizisi: Komiser Columbo... TRT ekranlarının tek kanallı ve siyah beyaz dönemlerinde izleyiciyi ekrana bağladığı zamanları çok daha hafızalarınıza kazınmış olmalı. 23 Haziran 2011’de hayata veda eden berduş komiser Peter Falk’u, oyunculuğu kadar unutulmaz olan otomobiliyle anıyoruz. 1927’de New York’ta doğan oyuncu, 3 yaşında sağ gözünü bir rahatsızlık sonucu kaybetmiş ve protez gözle 83 yaşına kadar yaşadı. 1958’de rol aldığı ilk filmden sonra başarı grafiği fazla yükselemedi. 1968 yılında NBC televizyonu için bir dedektif dizisinin demosu çekildi. “Murder” bölüm ismi ile yayınlanan bu pilot dizinin tutulması üzerine tam 3 yıl sonra 1971’de henüz 25 yaşında olan yönetmen Stephan Spilberg tarafından ikincisi çekildi… Dizi tam 7 yıl süresince NBC kanallarında yüksek reytinglerle seyretmiş. İlk serinin müziklerini ise ünlü besteci Hanry Mancini hazırlamış. Bizim TRT’de izlediğimiz siyah beyaz bölümler de işte bu ilk NBC için hazılanan dizilerden… Toplam 12 sezon çekilen diziler, sezon başına 5 ila 8 dizi çekip ara e-motoring magazine › haziran 2014

verildi. Konu olarak, sakar ancak oldukça zeki bir komiserin karışık cinayet vakalarını çözmesi anlatıldı bu 35 koskoca yılda… hepi topu 69 dizi!.. Komiser Columbo’nun tüm dizilerinde gözümüze çarpan ilginç araçlardan çok tüm bölümlerde gözüken kendi otomobili Peugeot 403 Cabriolet’yi biraz tanımak istiyoruz. Dizinin senaryosu, Peter Falk’un kimilerince karizmatik bile bulunan oyuncu karakteri ve unutulmaz “son bir şey daha var” repliğinin yanında bunca sevilmesinin sebeplerinden biri de şüphesiz bu külüstür Fransız klasiği otomobil olsa gerek… Komiser’in “arıza” karakterini, otomobil cenneti olan Amerika’da bez tavanlı Fransız cabriolet’si kullanmasından da anlayabilirsiniz. 20 Nisan 1955 tarihinde ilk kez Paris’te tanıtılan Peugoet 403, Pininfarina tasarımı olup “ponton” tabir edilen ve dönemin birçok ünlü markası tarafından uygulanan bir forma sahipti. Mercedes Benz, Opel, Auto Union, DKW, Borgward, Lancia, Fiat, Rover, Renault ve Vol-


vo firmalarının o dönemlerinde kullanılan güncel modellerinde kullanılan bu gövde tasarımı, düzleştirilmiş yan gövde ve yuvarlak hatlara sahip kaput, bagaj ve tavan çizgilerini tarif etmekteydi. Peugeot, 50’li yılların abartılı Amerikan tasarımlarından çok, Avrupalıların derli toplu ve ekonomik otomobil görseline çok yakın bir çizgideydi. Çıktığı dönem, en yakın rakipleri Renault Frégate ve Simca Arronde ile gözle görünür farkla öne çıkmaktaydı. Ancak kendisiyle aynı yılın Ekim ayında piyasaya sürülen Citroen DS karşısında karizmasını sadece 11 yıl koruyabildi. Konu mankenimiz 403 Cabriolet yahut Convertible modeli, üretimdeki sedan modelinden %80 pahalı bir fiyata satıldığı için yalnızca 2 yıl üretilebilmişti. Peugeot 403, üretimine başlandıktan 5 yıl sonra yerine koymak için tanıtılan 404 modeliyle birlikte 6 yıl daha üretimde kalıp 1966’da tarihe gömüldü. Fransa dışında Arjantin, Avustralya ve Yeni Zelanda’daki montaj fabrikaları sayesinde dünyaya dağılmış oldu. Komiser Columbo dizisi 1968 yılında televizyon kanallarında gösterilmeye başlandığında, 10 yıllık 403 Convertible gıcır gıcır gözüküyordu. Başrol oyuncusu Peter Falk ise iyi kötü bir Hollywood oyuncusuydu ve henüz 41 yaşındaydı ve Komiser Columbo jübilesini yaptığında 76 yaşındaydı. 403 Convertible bahsimize geri dönecek olursak, “044 APD” plakasına sahip Los Angeles Polis Departmanı’na kayıtlı bu nadide araç, üretildiği 1959 yılında dünyada sadece 504 adet üretilenden Amerika’da bulunan 3 araçtan biriymiş. İşin ilginç tarafı, özellikle dizide görünen, yahut misafir oyuncuların kullandığı araçlar da öncelikle nadir piyasada dolaşımı olan modellerden seçilmiş. Örneğin 1972’de çekilen “Identity Crisis” adlı bölümde, dönemin en lüks Fransız otomobillerin-

den olan ve Maserati ile ortak üretilen Citroen SM kullanılmış. Amerikan devlerinin cirit attığı sokaklarda 1973 petrol krizi nedeniyle Avrupa’da tarihe karışacak en başarılı Citroen modellerinden biri olan aracın, bir başka eşi de ilerleyen dizilerden birinde kullanılmış. 1975’te çekilen bir başka dizideki Mercedes SL ve Ford Thunderbird aynı sahnede…Günümüzün klasikçileri için muhteşem sahneler… 1973 tarihli bir bölümde Ferrari 330 GTS…hani o dönemki otomobil pasta cilalarının kutularında resmi görülen meşhur Ferrari modeli… 1971-1978 arası NBC, 1989-2003 arasında ise ABC televizyonlarında gösterilen Columbo’nun son bölümünde 2002 yılında tanıtılan Mercedes SL 500 modelini görüyoruz. Amerika için nadir görülen tüm ilginç ve lüks otomobillerin resmi geçidi yapılıyordu demiştik… Dizi

hep

de

Los

Angeles

sokaklarında

çevrilmemiş. 1972 yılında çekilen bir bölümde Londra’ya gitmiş kahramanımız ve caddenin ortasında trafik polisiyle dalaşırken bir Renault 12 Break girmiş kareye… “Murder in Malibu” adlı bölümde yine bir İngiliz asilzadesi boy gösteriyor. ’69 Jaguar XK-E… Bir döneme imzasını atan, gençliğimizin, çocukluğumuzun sakar kahramanı Komiser Columbo, yani Peter Falk 2011 yılında aramızdan ayrıldı. Ancak geride bıraktığı 69 adet dizi ve içerdiği konular kadar birbirinden renkli ve nadide otomobille zihinlerimizde yer bıraktı. Galiba artık böyle dizilere sahip değiliz. Onlarca yerli ve yabancı dizi arasında böyle tarihe kazınmış olanlarını hatırlayabiliyor musunuz? e-motoring magazine › haziran 2014


sade’ce M. Ali Sade

RADYATÖRCÜ Tahsin ilkokulu bitirince babası onu daha fazla okutamamış ve Dolapdere’de bir radyatör ustasının yanına çırak olarak vermişti. Radyatörcü Harut usta radyatör konusunda gerçekten çok yetenekliydi. En güzel huyu da bildiklerini hiçbir zaman kendisine saklamaz, Tahsin’e de kıskanmadan işin bütün püf noktalarını öğretirdi. Aradan geçen beş-altı yıl sonra Tahsin de iyi bir radyatörcü kalfası olmuş ve Harut ustanın artık yaşlılıktan dolayı yapamadığı bazı işlere bile müdahale eder olmuştu. Tahsin’lerin evi Çengelköy’ün ilerisinde Hasan Paşa Seti’ndeydi. Evleri eski, ahşap bir evdi ama mutfak camından çok güzel bir Boğaz manzarası vardı. Pazar günleri dükkân kapalı olduğunda Tahsin bu camın önüne oturur ve boğazdan geçen Rus şileplerini seyrederdi. Yine bahar gelmişti. Baharın ılık havası Boğaziçi’nin esintisiyle birleşince insanın içini mutluluk kaplıyordu. Yeni yeni yeşillenen ağaçlar, pırıl pırıl bir güneş ve kuş cıvıltılarıyla ilkbahar Boğaziçi’nde gerçekten çok farklı yaşanıyordu.

Tahsin işe giderken evlerinin hemen yakınındaki askeri lisenin nizamiyesinin önünden yürüyerek sahile inerdi. Nizamiyeden askeri okulun içerisi görünürdü. Oradaki öğrenciler de Tahsin gibi erkenden uyanmış olurlar, çalan borularla derslerine girip çıkarlardı. Tahsin de onlara bakıp aslında özenir ama “iyi ki de okumamışım, bu sıkı disiplinle ben yaşayamazdım” diye teselli bulurdu. Buradan Üsküdar’a kadar yürüyerek giderdi. Çoğunlukla da her ne kadar ustası kızsa da nizamiyenin yanındaki bakkaldan bir paket Bafra sigarasını da almayı ihmal etmezdi. Bir de bakkalın hemen altındaki eski evin önünde duran Skoda kamyoneti çok severdi. Mahalleli bu Skoda’cıya çok yavaş ve dalgın araç kullandığı için “Fırtına Sadettin” adını takmıştı. Fırtına aslında çok iyi bir insandı. Hele ki söz konusu mahalleli olduğunda işini gücünü boş verip onların işlerine karşılık beklemeksizin koşardı. Her sabah da bu kamyonetine binip Üsküdar’daki kamyonet durağına gider orada iş beklerdi. Çoğunlukla da akşam hava kararmadan eve dönerdi.


Tahsin’in Skoda kamyoneti sevmesinin asıl nedeni de Fırtına Sadettin’in kızı Nilgün’dü. Nilgün’ü çok beğenmesine rağmen bir adım atamamıştı. Hatta ilkokula beraber gitmişler ancak okuldan sonra Tahsin çalışmaya başladığından görüşememişlerdi. Aslında mahalledeki diğer birkaç genç de Nilgün’e uzaktan sevdalı olmalarına rağmen Nilgün hiçbirisine yüz vermez, kimseyle konuşmazdı. Buna rağmen mahallede Nilgün’ün askeri lise son sınıfta okuyan bir öğrenci ile sahildeki Mustafa Paşa Camii yanındaki çay bahçesinde görüldüğü gibi bir takım dedikodular bile yayılmıştı. O gün yine iş çoktu. Müşteriler daha sabahtan akın etmişlerdi. Usta 1956 model bir Plymouth dolmuşun radyatörünü sökmüş ve üst kazanını yerinden çıkartmaya çalışıyordu. Tahsin’in şansına da kalorifer peteği tıkalı bir Murat 124 düşmüştü. Tahsin yerli otomobillere biraz da ustasının etkisinde kalarak çok sıcak bakmazdı. Çünkü bu otomobiller kendileri zaten küçük oldukları için tamirat konusunda da yer darlığından dolayı zorluklar yaşatırlardı. 124’ün onarılması üç saate yakın sürmüştü. Daha sonra da birkaç sökme ve lehim işi çıkmış hava kararıncaya kadar çalışmışlardı.

Harut usta o akşam iş çok uzayıp karanlığa kalınca kendi otomobili ile Tahsin’i Beşiktaş iskelesine kadar bıraktı. Tahsin vapurun yan tarafındaki açık kısımda sigarasını içerken o gün gerçekten çok yorulduğunu hissetti. Ama yine de Üsküdar’dan eve kadar yürümeye karar verdi. Askeri lisenin nizamiyesini geçip yokuşu tırmanırken burnuna çok tanıdık bir koku geldi. Bütün gün zaten bu kokunun içerisinde çalışmıştı. Evet, havada kaynamış su ile karışık antifriz kokusu vardı. Bakkalın önünde de bu kokunun kaynağı duruyordu. Fırtına Sadettin’in Skoda’sından yola sular akıyordu. Sadettin uzaktan Tahsin’i görünce çok sevindi, “iyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş. İşte aradığım insan geldi” diye seslendi. Tahsin: “Geçmiş olsun Sadettin amca, hayırdır ne oldu?” deyince anlatmaya başladı: “Bu gün Üst Bostancı tarafına işe gitmiştim. Yolda hararet saati yükselmeye başladı. Yükü indirip de kaputu açınca baktım, su çok noksan. Suyu tamamlayıp eve doğru yola çıktım. Üsküdar meydanda yine hararet çıktı. Yine tamamlayıp buraya kadar geldim ama işte, netice burada” . Tahsin direkteki flüoresan lambanın cılız ışığında kaputun içerisine şöyle bir göz gezdirdi ama bir şey göremedi. “Bana bir el feneri


sade’ce M. Ali Sade lazım” deyince Fırtına eve doğru seslendi: “Nilgün, kızım kapının önündeki pilli el fenerini al da gel”. Buna en çok Tahsin sevindi. Epey zamandır ilk defa Nilgün’ü görebilecekti. “Belki bahanesiyle konuşurum bile” diye düşündü. Nilgün elinde zor bela yanan bir el feneri ile gelince Tahsin konuşmak gayesiyle hafiften de yılışarak: “Pili de zayıfmış herhalde, pek aydınlatmıyor” demesine rağmen Nilgün sadece “kolay gelsin” deyip tekrar eve döndü. Zaten karanlıkta kızın yüzünü bile dikkatle bakmasına rağmen fark edememişti. El fenerinin zayıf sarı ışığında arızayı buldular. Radyatör delinmişti. Fırtına “tüh yahu, şimdi ne yapacağız” diye söylenirken Tahsin: “Ben sabah erkenden gelip radyatörü sökerim. Dükkâna götürüp tamir de ederim. Akşama da gelirken getiririm, burada takarız” dedi. Fırtına Sadettin aynı Skoda’yı kullanırken yaptığı gibi uzun uzun düşündü. Sonra da “tamam, ne yapalım, yarın da işe çıkmayız” dedi. Tahsin sabah erkenden Fırtına’nın evinin önüne geldi. Gelirken birkaç açıkağızlı anahtar, pense ve tornavida gibi takımlarını da yanında getirmişti. Beraberce önce radyatör hortumlarını ve sonra da radyatörü yerinden söktüler. Yine de bir saate yakın çalışmışlardı. Tahsin’in radyatörü Dolapdere’ye kadar götürmesi aslında biraz zordu. Bu yüzden Fırtına: “Sen biraz bekle, ben Çengelköy’den bir araba ayarlayayım, zaten Nilgün’ün de Beyazıt’ta işi var, önce onu ve annesini Beyazıt’a bırakır oradan senin dükkâna geçeriz” dedi. Tahsin buna memnun olmuştu. Yol boyunca zaman zaman Nilgün ile konuşmaya yeltense de biraz da utangaçlıktan, tek kelime edemediler. Daha ziyade Fırtına Sadettin’in kamyonet ile yaşadığı komik maceralarını dinlediler. Tahsin o gün kendisi bizzat uğraşarak radyatörün delinen kısmını tamir etti. Güzelce şişleyerek radyatördeki kireçlenmeleri temizledi. Alt üst kazanlarını, taşırma boru-

sunu hep yeniledi. Acenteden yeni alt ve üst hortumlar ile radyatör kapağı da aldı. Hepsini temiz bir çuvala koydu. Akşama götürmek için hazırladı. Ama radyatör kapağını ceketinin cebine aldı. Onu hemen vermeyecek, Nilgün’ü bir daha görebilmek için bahane yaratacaktı. Öğleden sonra işlerin de yoğun olduğu bir saatte Fırtına dükkâna geldi. Harut ustaya radyatör için gereken parayı ödedi ve Tahsin’i götürmek istediğini söyledi. Usta işin yoğunluğunda Tahsin’in gitmesine biraz kızdı ama bir şey de diyemedi. Çuvalı bagaja atan Tahsin arka kapıyı açtığında Nilgün’ü görünce çok sevindi. İlk defa ona “ merhaba” diyebildi. Aslında Nilgün de Tahsin’i beğenmişti. Onun deli-dolu hareketleri, heyecanlı konuşması ve saf duyguları onu bayağı etkilemişti. Yolda ilkokuldaki arkadaşlardan, öğretmenlerden konuşarak geldiler. Bu yolculuk ikisinin de hoşuna gitmişti. Doğruca Skoda’nın yanına geldiler. Nilgün ve annesi eve doğru yollanırlarken Fırtına “kızım kulağın bizde olsun, birazdan bize su getireceksin” dedi. Tahsin radyatörü kolayca yerine oturttu, somunlarını sıkıp sabitledi. Yeni alınan alt ve üst hortumları da takınca iş neredeyse bitmişti. Nilgün’ün getirdiği teneke kovadaki suyla radyatörü doldurdular. Motoru çalıştırarak suyun devretmesini


sağladılar. Tahsin hortumları sıkıp gevşeterek sistemdeki havayı da çıkarttı. O zaman biraz daha su gerekince Nilgün yeniden kovayı doldurup geldi. Su seviyesi kapaktan görünür hale gelince de radyatör kapağını kapatıp işi bitirdiler. Fırtına Sadettin aslında durumu anlamıştı. Kızının da her su istenişinde jet gibi gelişinde, Tahsin’e bakışında bir şeyler sezmişti. Tahsin’in de davranışları değişikti. “Hayırlısı olsun” diye aklından geçirdi. Elinde çok geçerli bir mesleği olan, terbiyeli, saygılı ve iyi bir insandı Tahsin. Cebinden çıkarttığı bir onluğu parayı almak istemese de Tahsin’in cebine sıkıştırdı. “Benden bir gazoz iç Tahsin, ellerine sağlık” dedi. Tahsin: “ Çok sağ ol Sadettin ağabey, senin radyatör kapağın da çok düzgün değil. Bizde onun yenisi var, yarın iş dönüşü getirir takarım” dedi. Ama asıl amaç kapak falan değildi tabii. Tahsin ertesi gün yeniden Skoda’nın yanına geldiğinde Nilgün ile karşılaştı. “Baban yok mu? Radyatöre kapak getirmiştim, onu takıvereyim” dedi. Nilgün: “Babam Çengelköy’e gitti, senin geleceğini biliyordu. O yüzden anahtarı bana bıraktı. İşte al, burada” diyerek Skoda’nın anahtarlarını uzattı. Tahsin Nilgün’e “sen yan tarafa otur” dedikten sonra kaputu açıp eski kapağı söktü ve yenisini taktı. Şoför mahalline oturup marşa bastı. “Biraz ısınsın da bakalım kapağın termostatı çalışıyor mu” dedi. Aslında böyle bir muayeneye gerek yoktu ama muhabbeti koyulaştırmak için bir bahaneydi. Beş on dakika kaput açık vaziyette motorun ısınmasını beklerken Tahsin ve Nilgün de biri birlerine ısınmışlar ve sohbetlerini koyulaştırmışlardı artık. İlerleyen zamanda yeniden buluşmak üzere söz vererek neşe ve heyecan içerisinde evlerine gittiler. Günler geldi geçti. Fırsat buldukça Tahsin ile Nilgün buluşup boğazda yürüyüşe çıkıyorlar, kimi zaman da Çengelköy’de Çınaraltı’nda çay içip sohbet ediyorlardı. Sonrasını biraz hızlı anlatayım isterseniz.

Sonbaharda Tahsin’in babası işi resmiyete dökmek için Fırtına Sadettin’den Nilgün’ü istedi. Söz kesip ertesi hafta Fırtına Sadettin’in evinin bahçesinde nişan yaptılar. Havaların güzel olduğu bir gün de Çengelköy sırtlarındaki Ayazma bahçesinde güzel bir kır düğünü ile evlendiler. Tahsin’in babası evlerinin hemen arkasındaki tarihi ahşap küçük evi onlar için kiraladı. Tahsin ile Nilgün’ün çok mutlu bir yuvaları ile iki de çocukları oldu. Bu arada Harut usta iyice yaşlanmıştı. Dükkânı her şeyi ile Tahsin’e devrederek Selimpaşa’daki yazlık evinde emeklilik hayatını yaşamak üzere ayrıldı. İlerleyen zamanda Tahsin o civardaki sayılı radyatör ustasından birisi oldu, iyi kazançlar elde etti. Ancak eski otomobillerin piyasadan kaybolmasıyla bakır petekli ve pirinç kazanlı radyatörler onarıma gelmez oldu. İlerleyen zamanda bazı araçlarda bakır peteklerde de plastik kazanlar kullanıldı. Yerli otomobillerin yaygınlaşmasıyla da plastik kazanlı ve alüminyumdan mamul yeni tip radyatörler araçlarda yerlerini aldı. Petek değişimi, lehim, tamirat işleri durmasa bile çok azaldı. Elindeki parasıyla biraz alüminyum radyatör aldı, ancak onları da satamayınca Tahsin’in işleri bozuldu. Günlük gelen iki üç parça kaynak ve lehim de geçimini sağlamaya yetmeyince Tahsin’de kayınpederi Fırtına Sadettin gibi kamyonetçi olmaya karar verdi. Dükkânını, takımlarını ve elinde kalan radyatörlerini devredip Üsküdar’daki durakta satılık kelepir bir Dodge kamyoneti alarak hayatını sürdürdü. Bazı meslekler zamanımızda kaybolup gittiler. Bunlardan birisi de radyatörcüler. Radyatörcüye aslında halen de ihtiyaç bitmiş değil. Yine sanayi sitelerinde radyatör ustalarımız var, araç radyatörleri yine onarılıyor. Ama iş zayıf. Hele ki eski usulde karpit kazanlarıyla, havyalarla yapılan icra-i sanat kalmadı. Çünkü artık günümüz tüketimi ön plana çıkarmış. At eskisini, tak yenisini düzeni geçerli.


RETROTEST Nissan 350 Z (2004)

Nissan’ın kült modellerinden 240 Z Fairlady’nin 35 yıl geriden takipçisi 350 Z, 10 yıl öncesinde arkadan itişin en ihtişamlı coupelerinden biriydi. Yazı: Süreyya İZGİ Fotoğraflar: Ali İNCEOĞLU

e-motoring magazine › haziran 2014


Z BMW için M neyse Nissan için de Z kodu o anlama geliyor. 1966 yılında 150 HP’lik kompakt GT 240 Z’le başlayan coupe geleneği, 1970’li yıllarda 260 Z, 280 Z, ardından ‘80 ve ‘90’lı yıllarda ikinci nesli temsil eden ZX Serisi versiyonlarıyla geldi, 350 Z’ye (ardından 370 Z) kadar dayandı. Bunların her biri dönemi ve sonrası için ölümsüz modellerdi ama 350 Z’nin farkı Japon otomotiv endüstrisinin eşine az rastlanır başyapıtlarından biri olması. 2001 yılında Nissan Z Concept adıyla tanıtılan otomobilin Amerika ve Japonya pazarında yollara çıkışı 2002’de gerçekleşti. Avrupa pazarıyla 2003’te tanışan otomobil sadece 3.5 litrelik 280 HP’lik V6 motorla üretiliyor. Aynı motorun kullanıldığı Gran Turismo 4 versiyonu da 300 HP güç üretiyor. 2004 yılında otomobilin roadster versiyonu da yollara çıktı. Bir Japon otomobili için ender rastlanabilecek düzeyde görkemli, özgün ve güçlü gövde hatlarını Nissan/Datsun’un efsanevi 240 Z modelinden esintilere borçlu olan 350 Z, bir bakanı bir kez daha baktıran kişilikli bir otomobil. Geçmişinde tartışmasız Japon 911 efsanesi yatan 350 Z’nin far tasarımlarından dikey kapı kollarına, kuyruk yapısından kabinde barındırdığı özgün stile üzerie-motoring magazine › haziran 2014


RETROTEST Nissan 350 Z (2004)

nde çok çalışılmış bir otomobil olduğu gözleniyor. Sportif koltukların oturma pozisyonları minderin kenarından alışık olmadığımız bir şekilde yerleştirilmiş düğmelerle elektrikli olarak ayarlanıyor. Kalın ama kısacık vites kolu kısa yollarıyla sportif ruhu tamamlıyor. Gösterge tablosu ve direksiyonun sahip olduğu stil, tablo güzelliğinde. Kokpit üzerindeki en etkileyici bölüm, sürücüye dönük konumlandırılmış üçlü göstergeler. En soldaki yol bilgisayarı ekranındaki modlar gösterge tablosunun dış kenarındaki düğmelerle yönetiliyor. Gösterge tablosunda ortaya yerleştirilen devir saati 7000 d/d’de e-motoring magazine › haziran 2014

son buluyor. İşte burası kırılma noktası, 5000 d/d’den 7000 d/d’ye kadar geçen sürede duyulan motor sesi kullanıcıya otomobildeki Bose müzik sistemini kapattırıyor. Ama motor sesi bir yana Bose deyip de geçmemek gerek, 7 hoparlörlü sistemde bir de subwoofer yer alıyor. Otomobilin dar kabini bir coupe için ancak bu kadar verimli kullanılabilir. Yolcu koltuğunun arkasına ters konumlandırılan kilitli torpido gözü ve üç ayrı kapaklı göz fazlasıyla ihtiyaç görüyor. 350 Z’nin bagajı arka amortisör kulelerini birleştiren estetik kemerle bölünse de hacim bir coupe için gerçekten çok geniş. Bu estetik kazandırılmış kule gergisine sürüş


dinamiğine katkısı olmayacağı iddia edilse bile sadece görünümü için kimsenin karşı çıkacağını sanmıyoruz. Bu otomobilin tadını çıkartmadan önce karşınıza alıp bir süre seyretmeniz gerekiyor. Bu şart çünkü az sonra içindeyken neye hükmettiğinizi bilmek değme modifikasyondan daha etkili oluyor. Yol ayrımı: güvenlik veya zevk! Türkiye yollarında riskli zevk olarak düzeltmek gerek. Zira yol yüzeyindeki bombeler zevk seansında dengeyi anında bozabiliyor. Kokpitin solundaki ESP Off düğmesi bu ayrımı sağlayan bir temsilci. Tabii ki off pozisyonu tercih ediyoruz. Sürüş

öncesi basılması gereken ikinci düğme Bose müzik sisteminin düğmesi. Motorun yaydığı sesi etkileyici müzik sistemi açıkken bile duymak mümkün. “Gaz pedalına temkinli basacağım” diye defalarca verilen sözler ayak pedala değdiği anda hükmünü yitiriyor. Tam gazda otomobil sanki torkuyla dünyaya patinaj çektiriyor. Yok eğer öyle değilse bu otomobil gerçekten çok fena hızlanıyor! Kısacık vites koluyla yapılan geçişlerin her biri otomobilin önce arkadan, sonra kontra verilene kadar geçen o kısa anda önden oynamasına neden oluyor. Boş bulunmaya gelmiyor, acemilikleri hiç sevmiyor. 10 bin km’deki test otomobilimizle 0-100 km/s hızlanmayı fabrika verisi olan 5.9 sn’den 0.8 sn gecikmeyle 6.7 sn’de gerçekleştirdikten sonra yolumuza devam ettiğimizde 4. vites 6000 d/d’de 200 km/s’nin üzerine çıkabildik. 5. ve 6. vitesler sonrası için rezerve edilmiş. Bu otomobilin güzelliği e-motoring magazine › haziran 2014


RETROTEST Nissan 350 Z (2004)

bu hızlarda en az bir BMW kadar güven verici olabilmesi. Ustalığınıza güveniyorsanız ayağınızı gaz pedalından sadece kırmızı ışıkta kaldırmak istiyorsunuz. İki yolcusuyla ağırlığı yaklaşık 1700 kg’a çıkan otomobil ara hızlanmalarda da çevikliğini koruyor. 60-100 km/s hızlanma beşinci viteste 8.0 sn sürerken dördüncü viteste 5.6 sn’ye, 80-120 km/s hızlanma altıncı viteste 11.8 sn sürerken beşinci viteste 7.9 sn’ye düşüyor. Fark ortada, zaten coupe kullanıcısının tembellik yapacağını düşünmek bile istemiyoruz.

bii ESP’yi sürekli devrede tutup ustalar gibi gezerek 350 Z’yi heba etmek de mümkün. Eğer böyleyse hiç düşünmeyin, satın hemen, hakkını verebilecek olanlar kullansın… ESP devre dışıyken bile arkadan kaymaları o kadar dengeli ve kontrollü hissettiriyor ki otomobil sürücüsüne belki de gereğinden fazla güven veriyor. ESP, off pozisyonunda geçilen virajlarda yanlayıp drifting yaparken akışlar o kadar temiz ki o an insanın aklına spinin birkaç milisaniye uzaklıkta olduğu hiç gelmiyor. Ama gerçekten o kadar uzaklıkta. Zevk seansı da olsa pür dikkat kaçınılmaz.

Kullanımda güvenlik için en doğrusu çok güçlü otomobillere alışık değilseniz direksiyonuna hiç geçmemeniz. 350 Z zarif görünümünün aksine çok saldırgan bir otomobil. Ta-

Trafikte yanımıza yaklaşan bir yaya “Ağabey, Underground’daki gibi gidiyor mu?” diye soruyor. Otomobil delilerinin favori bilgisayar oyunlarından Need For Speed

e-motoring magazine › haziran 2014


Teknik veriler Motor (tip/silindir sayısı) Yerleşim Supap/eksantrik sayısı Motor hacmi Maksimum güç Maksimum tork Son hız Şanzıman Şanzıman oranları Son dişli oranı Aktarma Frenler (ön/arka) Lastikler ön Lastikler arka Tüketim (fab. ver.) Depo kapasitesi Dönüş çapı Boş ağırlık Bagaj hacmi

V6 Önde enlemesine 24/2 3498 cc 280 HP-6200 d/d 363 Nm-4800 d/d 250 km/s (sınırlanmış) 6 ileri manuel 1-3.79, 2-2.32, 3-1.62, 4-1.27, 5-1, 6-0.79, geri: 3.45 3.54:1 Arkadan itiş Hava kanallı disk/disk 225/45 R18 245/45 R18 8.7/11.4/16.1 lt/100 km 80 lt 11.3 m 1545 kg 235 lt

Underground’u kastediyor. Belki de bu otomobilin hedef kitlesi için en iyi yorumu yapıyorum: GİDİYOR! 350 Z’nin gaz emirlerini kabullendiği söylemesi, hızlanması, vites geçişleri çok sert. Ancak tutunma kararlılığına karşın süspansiyonu için aynı sertlik söz konusu değil. Bu yorumun ardından konforlu gibi bir sonuç çıkartmayın. Zaten 245/45 R18 ebatlı lastikler de konfor düzeyi hakkında fikir verici. Şöyle açıklamamız gerek, 280 HP’lik bir coupe ne kadar konforlu olabilirse sportiflikten o kadar uzaklaşır, tadı kaçar. e-motoring magazine › haziran 2014


ETERNAL Mercedes-Benz 190 (1982-1993)

Halka inen yıldız

e-motoring magazine › haziran 2014


Üretimi 1961’de biten ilk 190’dan 20 yıl sonra gelen ikinci Baby-Benz modeli 190, on bir yılda yaklaşık 2 milyon adetlik satış rakamıyla “halk seviyesinde” büyük başarı kazanmıştı.

Mercedes-Benz, ilk ürettiği otomobilden itibaren hep “kalbur üstü” oldu, hep zenginliği simgeledi. Ülkemizin de içinde bulunduğu kimi pazarlarda ulaştığı kitle imajını sorgulatsa da marka kimliği hep elit kesimi hedefledi. 1950’li yıllarda üretilen ilk 190 Serisi de döneminin en prestijli otomobillerinden biriydi. 1982’de tanıtılan ikinci 190 ise, ismi dışında öncüsüyle hiçbir ortak yönü olmayan bir otomobil oldu. Teknoloji bir yana, dünyanın içinde bulunduğu dönem de zaten çok farklıydı.Tasarım ve üretimi biraz konjonktürel mecburiyetlere dayandı… 1970’lerin başında yaşanan petrol krizi dünyayı kasıp kavururken birçok üretici, yakıt ekonomisini amaçlayan alternatif modeller üretiyordu. Özellikle Amerika’da yaşanan petrol krizi,

hükümeti savurganlığı önleyen yasalar çıkarmaya yöneltiyordu. 1978’de yürürlüğe koyulan CAFE (corporate average fuel economy/firma ortalama yakıt ekonomisi) yasasına göre ABD’de 100 km’de 15.7 litrelik ortalamanın üzerinde tüketim yapan otomobillerin satışı ağır vergilerle zorlaştırıldı. Kanun tüketimin ilerleyen yıllarda da kademeli olarak düşürülmesini öngörüyordu. Buna göre de 1983 yılında limit değer 10.3 litreye düşürülüyordu… Bu yasa, Amerikan efsanelerinin sonunu getirirken Mercedes-Benz’in de en önemli pazarlarından birinde düşeceği sıkıntıyı ortaya koyuyordu. Her markanın çok az yakıt tüketen modeller geliştirdiği böyle bir dönemde Mercedes-Benz de kimliğini koruyarak üzerine düşeni yapmak istiyordu. e-motoring magazine › haziran 2014


ETERNAL Mercedes-Benz 190 (1982-1993)

Tasarım çalışmaları 1976 yılında başlayan otomobil, Mercedes-Benz’e yeni kapıları da açabilecek bir model olacaktı. Hedef artık “kalantorlar” yanında genç ve dinamik bir kitleydi. Otomobilde, ağabeyi sayılan W123 kasa kodlu S Serisi’nin motor ailesi kullanılacaktı. Buna karşılık gövdeye ait tüm tasarımlar 190’a özel geliştirildi. Uzunluğu 4420 mm olan otomobilin 2667 mm’lik aks mesafesi, S Serisi’nden 250 mm daha kısaydı. Önde MacPherson tipi süspansiyon salıncakların kullanıldığı otomobilde arka süspansiyonda bağımsız elemanlar ve çapraz sevk çubukları vardı ki, bunlar o dönemde sadece yüksek performanslı daha üst sınıf araçlar ve yarış otomobillerinde kullanılıyordu. Gövdenin yumuşamaya yüz tutmuş köşeli hatları, o dönemin ilerisindeydi ve birkaç içinde bütün otomotiv sektörünü saracak yuvarlak hatların öncüsü gibiydi. Mercedes’in tercihiydi muhakkak ama baş rakip BMW, 3 Serisi’ni 3 kapılı coupe, 4 kapılı sedan, station wagon ve cabrio versiyonlarıyla pazarlarken 190’da sadece sedan versiyon vardı. Otomobilin motor ailesini incelediğimizde e-motoring magazine › haziran 2014

başlangıç motorunu 90 HP gücündeki 2.0 litrelik motorun oluşturduğunu görüyoruz. Bu motor otomobili 170 km/s’lik maksimum hıza ulaştırabiliyordu. Aynı motorun enjeksiyonlu versiyonu da 109 HP güç üretiyordu. 190E ise 190 km/s’lik maksimum h��za ulaşabiliyordu. 1984 yılında tanıtılan 190E 2.3-16, Cosworth tarafından geliştirilen üstten çift eksantrikli ve 16 supaplı modern motoruyla ailenin güç temsilcisiydi. Bu motorla 190 E 2.3-16, 0-100 km/s hızlanmasını 9 saniyede tamamlayabiliyor ve 225 km/s’lik maksimum hıza ulaşabiliyordu. Mercedes-Benz 190’ın dizel model gamı, 1986 yılında 5 silindirli 2.5 litrelik turbo beslemeli seçenekle genişletildi. 190 yola çıkmadan önce tabii ki milyonlarca kilometre süren deneme sürüşleri yapıldı ama en etkileyici testlerden biri 2.3-16 için 1983’te gerçekleştirildi. İtalya’daki Nardo pistinde 11-21 Ağustos 198 arasında bir 190 E 2.3-16, kısa yakıt ikmalleri ve pilot değişimleri dışında hiç durmadan 50.000 km’yi maksimum hızda sorunsuz olarak geride bıraktı. Turbo henüz yeterince gelişip kabul görmediğinden


2.2 litrelik atmosferik beslemeli dizel ve 2.3 litrelik benzinli motor seçenekleri, “gücü seven” Amerikan pazarı için ürün gamına eklenmişti. Otomobilin düzgün hatları, sahip olduğu teknoloji kompakt sınıfta bile etkileyici olmuştu. Mercedes’in küçük yıldızı, belki kendi standartları içinde en uygun fiyatlı versiyondu ama diğer markaların müşterileri için yine de pahalıydı.

Kaba hatlı kokpit Otomobilin kabininde dönemine göre Mercedes-Benz’in basit ve sade tasarım hatları dikkat çekiyordu. Kaba olduğu gerekçesiyle eleştiri toplayan kokpit, 1989’da yapılan

makyajda eklenen kaplamalarla iyileştirildi. 1989 yılına gelindiğinde makyajlı 190 ailesi sahne aldı. Özellikle basit tasarımlı iç mekanın yenilendiği operasyonda koltuklar da tamamen değiştirilmişti. Dış görünümdeyse otomobile hacim kazandıran plastik yan kaplamalar ve kalın tamponlar oldu. 1989’dan itibaren 2.0 itrelik motor yerini 1.8 litrelik enjeksiyonlu motora, 2.3-16 da, yerini 2.5-16 versiyonuna bıraktı. Bu versiyon, 1992’den itibaren Almanya’da DTM pist yarışlarında mücadele etti. Özellikle Mercedes’in Jacques Laffite, Jörg van Ommen, Bernd Schneider, Klaus Ludwig, Kurt Thiim, Roland Asch, Ellen Lohr ve Keke Rosberg gibi DTM pilotları podyuma yabancı almıyorlardı. Mercedes-Benz, 190 modelinin üretimini 1993 yılında noktaladığında bantlardan 1.9 milyon otomobil çıkmıştı. Bu büyük bir başarı anlamına geliyordu ve arkasının kesilmesi hiç düşünülmedi bile. 1993 yılında başlayan W202 kasa kodlu C Serisi, yıllarca 190’ın motor ailesiyle yol aldı. 1996’da ailenin ilk station wagonu tanıtılırken 2000 yılında ikinci nesil C Serisi’nin üç kapılı Sportcoupe versiyonu yollara çıktı. Bugün ise efsane, dördüncü nesil C Serisi ile devam ediyor.

e-motoring magazine › haziran 2014


e-motoring magazine › haziran 2014


E-motoring | E-dergi 17.sayı