Page 29

TAŞ VE HEYKEL

tıyor. “Ama bunu ancak uzun yıllar sonra fark ettim. Biri telefonla arayıp ‘Merhaba ben Dali.’ dedi. Ben de onu benimle dalga geçen bir arkadaşım sanıp ‘Evet ben de başpsikoposum.’ dedim ve telefonu kapattım. Yıllar sonra New York’ta bir sergi düzenledim ve Dali her gün geldi. ‘Neden her gün geliyorsunuz?’ diye sordum. ‘Çünkü işlerini çok ilginç buluyorum’ dedi. ‘Tek sorun pek kibar olmaman.’ ‘Neden kibar değilmişim?’ dediğimde, ‘Çünkü sergindeki her şeyi Arturo Lopez’le (Dali’nin Paris’te yaşayan ve çok zengin hamisi) satın alan benim.’ diye cevap verdi.” Alana yaklaşımında sürrealizm rol oynasa da, yerle bağlantısında Catalunya’nın toprağında bulduğu güç çok önem taşıyor. Corbero’nun işleri dünyanın her yerinde sergileniyor olsa da, en önemli eserleri Katalunya, özellikle de doğduğu yer olan Barselona’da bulunuyor. Bu nedenle 1992 Barselona Olimpiyatları öncesinde, şehrin önemli meydan ve caddelerine konacak eserlerin seçilmesinde Barselona Belediyesi’ne danışman olarak seçildi. Olimpiyat madalyalarının tasarımını da o gerçekleştirdi. Şehrin her yanında, pek çok meydan ve kurumsal binada onun heykellerine rastlamak mümkün. Kamusal heykelleri için yüksek soyut idealleri olsa da, sanatının amacını gözden kaçırmıyor. “Eğlence için heykel yapıyorum. Bazı heykellerim bir okulun önünde, ama kimisi bir parlamentonun önünde, bir başkası Chicago’da bir lobide… Eğer bu lobi bir avukatlık firmasına aitse bu bir hastane lobisinden farklıdır. Bunlara saygı göstermeye çalışırım.” Günlük hayata dahil heykeller yapıyor olsa da, heykelleriyle daha yüksek manevi alemlere işaret etmeyi amaçladığını da ifade ediyor. “Bazı heykellerimin herkes tarafından beğeniliyor olması, beni mutlu eden bir şey… Herkes derken sanat dünyasından olmayan, entelektüel ya da sanat eleştirmeni olmayan insanlardan bahsediyorum. Bob Hughes (ünlü sanat eleştirmeni) bana katılmıyor olsa da, bence bir heykel teolojik, ayinsel bir yapıttır. Dini duygulara hitap eder, ama çok açık bir şekilde yapar bunu… Başka bir deyişle, doğanın kendisi küçük bir insan evladından çok daha büyüktür. Bu duyguyla denizci olursunuz, ben de zanaatkar oldum. Doğada beni kendimden ve insanlıktan daha fazla büyüleyen bir şey olduğunu fark ettim. Ve zamanın başından bu yana heykelin bunu insana hatırlatan bir tarafı olduğunu düşünüyorum.” Burada sanatının rolünü ve ulvi amacını anlamaya başlıyoruz. Taş gibi bir malzemede bulunan kalıcılık ve zamansızlığı kullanarak, kullandığı farklı taşların özellikleriyle çok temel, neredeyse ilkel bir metafizik ifadeye ulaşıyor. Taşı bazen kusursuz ve pürüzsüz yapan, bazen de doğal ve kaba haliyle gösteren zanaatkar yaklaşımı insanla doğa arasındaki bağa olan ilgisi hakkında çok şey söylüyor. “Heykel trajediye çok benzer. Shakespeare veya İncil veya hikayelerin ötesine geçip doğa ve o doğanın içinde ilerleyen insanlıkla ilgili bir şeye dönüşen diğerleri gibi… Bu da Tanrı ile, bütünlük ile, çok büyük fikirlerle ilgilidir, evet… “ Doğal taşın kesilmesiyle meydana gelen şekiller, mermerin dokusu, basit izlerin önemi ve ışığın özellikleri Corbero’nun sanatında soyut ama direkt bir biçimde bir araya gelerek insan varoluşuna dair bu fikirleri sembolik bir yolla ortaya koyuyor. Beşeriyetlerine hapsolmuş insan şekillerinden meydana gelen çeşitli heykelleri, insanoğlunun ruhsal ama aynı zamanda fiziksel bir varlık olma bilmecesine işaret ediyor. Bu varoluşsal ve metafizik durum Corbero’yu meşgul ederek, hayata dair pragmatik perspektifine rağmen, heykellerinde insanlık durumuna dair temel bilgileri ifade etme arzusunu meydana çıkarıyor. “Harika bir peyzaj mimarı olan arkadaşım Russell Page bahçenin bir metih şarkısı, bir inanç hareketi ve umudun vücuda gelmesi olduğunu söylerdi. Heykel de aynen böyledir…” Corbero’nun eserleri Amerika’dan Japonya’ya dünyanın pek çok ülkesinde sergilendi, New York’taki MoMA’dan Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’ne pek çok müzenin koleksiyonuna girdi ve heykeltraş hala aktif olarak çalışmalarını sürdürüyor ama yine de tam memnun olmuş değil. “Gençken yapmak istediğinizi yapacak vaktiniz olmuyor. Bir de tabii para, bilgi gibi detaylar var. Bunlar detay, esas sorun zaman… Zamanınızı kullandığınızda da kullanmış oluyorsunuz ve insan en iyi işlerini artık zamanı kalmadığında çıkarmaya başlıyor. 20 yaşımda yapmış olmayı isteyeceğim heykelleri şimdi yapıyorum. Asıl yapmak istediğiniz heykelleri yapabileceğiniz zaman neredeyse ölecek yaşa gelmiş oluyorsunuz. Çünkü hayatın işleyişi mafya kanunu gibi…” 32 NATURA • KASIM-ARALIK 2010

CORBERO’NUN TEKNİK VE YETENEĞİ ALIŞILMADIK ŞEKİLLER ORTAYA ÇIKARIYOR. CORBERO’S SKILLS AND TECHNIQUES PRODUCE UNUSUAL SHAPES.

found throughout the world many of his most important pieces can found in the Catalan region especially in his native Barcelona. And for this he has been recognized. As a prominent Catalan, he played an important role as advisor to the City of Barcelona in the selection of works by internationally renowned for public art in streets and squares of the city ahead of the 1992 Barcelona Olympics. The city is filled also with many of his public works which can be found in many public square and corporate buildings. As a sign of his stature he was chosen to design the Olympic medals. For his efforts, he received in one of the highest awards given to a citizen in being awarded the Cross of St. George of the Generalitat of Catalonia. Of his public sculpture, Corberó’s has high abstract ideals but is careful to understand the purpose of his art. He says, “I make sculptures to make fun, or to be in front of a school, or sculpture that has to be in front of the parliament or a sculpture of a lobby in Chicago and if the lobby is of lawyers it is different than that of doctors or a hospital, And I try to be very respectful to those commitments.” Yet Corberó is careful to note that even though he’s producing sculptures for everyday use, these sculpture are intended to point to more higher spiritual realms. “One thing that makes me happy is that some of my sculptures are liked by everybody. And when I say everybody I mean people that are not exactly in the arts, or they are not intellectuals, or not art critics. And me, even if Bob Hughes (notorious art critic) doesn’t agree, I think a

Natura Magazine 001  

Stone architecture and interiors magazine published by the Turkish Stone Exporters' Association, Istanbul, Turkey

Natura Magazine 001  

Stone architecture and interiors magazine published by the Turkish Stone Exporters' Association, Istanbul, Turkey

Advertisement