Issuu on Google+

Element VÜCUT SAATİNİ DÜZENLEYEN DNA POLİMERİK KOMPOZİTLER

NMR ? 7 Nisan Kimya ve Kimyagerlik Günü

NiSAN / 2014

| 1. SAYI | Nisan - Mayıs 2014 | element.dergisi@gmail.com |

BİYOUYUMLU POLİÜRETAN DOKU YAPIŞTIRICISI

BİYOPEN P R O F. D R . ASIM ORHAN BARUT

Karikatür & Bulmacalar Ve Daha Fazlası


TA S A R I M C I L A R Cenk ÖZŞANLI Enes EVREN S O S YA L M E D YA YÖNETİMİ Cenk ÖZŞANLI DÜZENLEME Sinem BİÇKİ

iletişim element.dergisi@gmail.com

/element.dergi

Editörden

Öncelikle tüm kimyagerlerin ve kimya öğrencilerinin 7 Nisan Kimya ve Kimyagerlik Günü’nü kutluyorum. Dergimizin ilk sayısını bu anlamlı günde yayınladığımız için çok mutlu olduğumuzu belirtmek isterim. Piyasada kimya üzerine çok az sayıda basılı ve e-dergi mevcuttur. Bunların arasına uzun araştırmalar sonucunda biz de katılmaya karar verdik. Diğer dergiler gibi çok bilimsel değil, biraz daha yüzeysel olarak konuları ele alıp, her kitleden okuyucularımıza hitap etmeyi planlıyoruz. Dergimizin içerisinde sadece bilimsel yazılara değil genel kültür, bulmacalar ve karikatürlere de yer vererek dergimizi daha eğlenceli hale getirdik. Umarım sizler de dergimizin bu ilk sayısını okurken eğlenir ve bir çok konuda bilgi sahibi olursunuz.

Cenk ÖZŞANLI


İçindekiler Prof. Dr Asım Orhan BARUT Kimdir?

4

7 Nisan Kimya ve Kimyacılar Günü

6

Limon Asidinin Gençleştirici Etkisi

8

Nükleer Manyetik Rezonans (NMR)

10

Uzman Akın MUMCU

Biyouyumlu Doku Yapıştırıcısı

Prof. Dr. Asım Orhan BARUT

4

Nükleer Manyetik Rezonans (NMR)

12

Doç. Dr. Burhan ATEŞ

Polimerik Kompozitler

13

Doç. Dr. Süleyman KÖYTEPE

Vücut Saatini Düzenleyen DNA

14

BİYOPEN

15

Karikatürler

16

Bulmaca Bölümü

17

10

Biyopen

15


4

mAmAgiz

PROF. DR.

ASIM ORHAN BARUT İsmi her ne kadar ülkemizde ve Malatya’da az bilinse de önemli çalışmalarıyla fizik dünyasında oldukça tanınan değerli bilim adamı Prof. Dr. Asım Orhan Barut 1926 yılında Malatya’da doğmuştur. Fizik üzerine önemli çalışmalar yapmıştır. Dünya fizik literatüründe önemli bir yer tutan bu değerli bilim adamının biyografisini kendisine yakın iki kaynak farklı yönleri ile ele almıştır.

25 Kasım 2005 Tarihinde Yayınlanan Yenigün Gazetesinde Hayrettin Abacı Prof. Dr. Asım Orhan Bulut’un yaşamını şöyle anlatmıştır. “Asım Orhan Barut 1926 yılının Temmuz ayında, Malatya kentinin Tahtalı Minare diye söylenen yöresinde, tek katlı kerpiç bir evde, Barutçugil ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Cumhuriyet İlkokulu’nda, Malatya Lisesi’nde üstün başarılar göstererek okudu. Çok zor olan giriş sınavını kazanarak, 1943 te İstanbul Teknik Üniversi­tesi’ne kaydoldu. Yabancı ülkelere okumak için gönderilecek öğrencileri seçmek için 1944 yılında yapılan sınava girdi, çok başarılı oldu. İsviçre’ye gönderildi. Zürih Teknik Üniversitesi’nin Elektrik Mühendisliği bölümünde okudu. Orada doktora yaptı. Öteden beri fizik bilimine karşı derin bir ilgi duyuyor ve bu dalda derinleşmek istiyordu. 1953 yılında bir burs bularak ABD’ye gitti. Önce bir süre matematik ve fizik öğrenimi gördü. Öğretim üyesi oldu. Çeşitli üniversitelerde çalıştı. Birçok araştırma yaptı, fizik bilimine yeni görüşler getirdi, incelemeler, kitaplar yazdı. Bunlarla uluslararası bir ün kazandı. Fizik biliminin gelişip yaygınlaşması, bu bilimle uğraşanların düzey kazanması için çeşitli etkinlikler yürüttü,


PAGINATION 1

6 november 2012

Öğrencisi Prof Dr. İsmail Hakkı önümüzdeki on yıllar boyunca da önem-

5

Bu tür görüşmelerde karşısındaki

Duru ise O’nun bilimsel çalışmalarını le anılacağı muhakkak olan katkısı kişiye daima yeni ufuklar açardı. ve karakteristik yapısını 1995 yılında Dinamik Grup Teorisi konusundadır. Böyle

zamanlarda

daima

zevkle

yazdığı biyografi yazısında şu dizeler- Esas olarak enerji spektrumlarını ve- hatırlayacağım yeni ortak araştırma le anlatmıştır.

ren grup temsilleri anlamına gelen bu olanakları ortaya çıkardı. Asım Bey’in

Asım Bey fiziğin hemen her dalında teorinin oluşturulmasındaki yeri öyle- büyük bir sanat, edebiyat, tarih, arkearaştırma yapmıştır. Çeşitli konular- sine büyüktür ki, konu ile ilgili herhan- oloji kültürü vardı. Bir gün İstanbul’un da son derece özgün, bazen de genel gi bir kitap açıldığında adına verilen fethine şahit olmuş Venedik’li bir heeğilimlerin epeyce dışında görüşler referansların sayısı herkesi geçer. Rocz- kimin günlüğünü bulup getirir, bir başileri sürmüştür. Fiziği hissedişi ve ka ile birlikte 1977′de ilk kez İngilizce -ka gün New York Book Review’dan matematik bilgisi çok kuvvetliydi. basılan, sonradan Lehçe ve Rusça ’ya ilk Hristiyanlıkla ilgili kitap konuları 1960′larda yüksek enerji fiziğinin en çevrilen Kompakt Olamayan Gruplar açardı. Onu hep odasında çalışırken ön saflarında yer alıyordu. Zayıf et- kitabı şimdiden klasikleşmiş ve konu ya da

çeşitli toplantılarda en önde

kileşmelere ait Vektör-Aksiyel Vektör ile ilgili araştırıcıların standart başvuru oturmuş not alırken görenler için, bi(V-A) teorisini fizik dünyasında ge- kaynağı haline gelmiştir. Asım Bey’in lim dışındaki konulara nasıl zaman nel bir kabul görüşünden önce ortaya yıllar boyu değerini koruyacak   bir ayırdığına akıl erdirebilmek güçtü. atmıştı. Kendi deyimi ile zamanından eseri de 1964′te yayınladığı Elektrodi-

Asım Bey bırakıp gitmeye

önce ortaya atılan bu fikri yazıyı namik, Klasik Alanlar ve Parçacıklar hiç hazır değildi. Yarım kalan çok gönderdiği dergi reddetmiş, o da yine konulu kitabıdır. Bu kitabı okumayan işi

oldu. Araştırma

problemlerini

kendi deyimiyle tecrübesizliği yüzün- fizikçinin elektrodinamik ve alan teo- bastırmayı düşünmekteydi. Kanımca den basılması için ısrar etmemişti. Bu risi kavrayışı mutlaka biraz eksik kalır. bu olayı gençlere böylesi profesyonel

tasarısının

Asım Bey’in çok çeşitli konular- gerçekleştirilmesi

geride

kalanlarca

fizik

dünyasına

güçlüklerden yılmamalarını öğütlemek la ilgilendiğini söylemiştim. Çok büyük bir hizmet olacaktır. Son derece amacıyla anlatırdı. 1970′de Colorado fazla araştırma problemi sahibiy- özgün bir tarzda kaleme alınmış olan Üniversitesin’de öğrenciyken, Haluk di. Kendisi ile 1969′da Colorado’da fiziksel matematik ders notlarının da Beker’le birlikte aslında hocamızın tanıştığımda

masasının

çekmece- tamamlanmasa bile hiç değilse mevcut

eski makalelerini görmek hevesiyle sinden 3-4 iskambil kağıdı destesi haliyle basılıp yayımlanması gerekir.” dosyalarını sıralamaya giriştiğimizde, kalınlığında kart çıkarmıştı. Her birin- (Prof. Dr. İsmail Hakkı Duru, 1995) Nuovo Cimento dergisinde 1958′de de bir problem yazılıydı.Asım Bey ile ünlü SU(3) teorisinden 2-3 yıl ka- ilk çalışmalarımız hoca-öğrenci ilişkidar önce çıkan bir yazısında SU(3) si içinde, onun önerdiği problemleri oktetlerini, tepe üstü çizilmiş bir çeşit çözmek şeklinde oldu.   Öğrencileri koninin tabanına oturtulmuş durumda onunla teklifsizce ve istedikleri zaman görüp şaşırmıştık. Bize ” Evet onları görüşebilirdi. Asım Bey’le sonraki yaptım, ama fiziki manasını tam göre- yıllarda kendi araştırma konularım ile memiştim.” demişti.

ilgili olarak da sık sık bilgi alışverişinde

Asım Bey’in fizik ve matematikte bulundum.


6

mAmAgiz


PAGINATION 1

7

KİMYAGER KİMDİR? KİMYAGER, maddeyi atom ve molekül düzeyinde inceleyen, tanımlayan, üretebilen ve değiştirebilen, mesleğiyle ilgili kamu, özel ve hizmet sektörü ile endüstri dallarının işletme ve laboratuvarlarında çalışan, araştıran, işletmeye girecek her türlü hammadde ve işletmede oluşan ürün ve ara ürünlerin kalite kontrolünü yapan, üretimde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik yöntemler geliştirebilen, işletmenin akışına katkı sağlayan ve üretimin daha ekonomik gerçekleşmesine yönelik çözümler üretmek üzere laboratuvar ya da pilot tesis düzeyinde AR-GE çalışması ve yenilikçilik (inovasyon) yapabilecek nitelikte kimya üzerine 4 yıllık üniversite öğrenimi sonucunda diploma almaya hak kazanan teknik elemandır.

KİMYAGERLERİN BAŞLICA ÇALIŞMA ALANLARI Çeşitli maddelerin yapılarını araştıran ve insanların yararına istenilen özellikte saf ya da karışım halinde maddeler üreten kimyagerler; ilaç, deterjan, yapay lifler (polyester, naylon, çeşitli plastik eşyalar vb), içecek, gübre, boyar madde gibi güncel hayatta yaygın olarak kullanılan tüketim malzemelerinin ilk sentezini gerçekleştirmişlerdir. Araştırma geliştirme, kalite kontrol, kalite güvence, üretim, teknik yönetim, sorumlu müdürlük başlıca çalışma sahalarıdır.Kimya alanında bilimsel araştırmalara ilgi duyanlar üniversitelerde ya da araştırma laboratuvarlarında çalışma olanağı bulabilirler. Kimya bölümünden mezun olan Kimyagerler, aşağıda başlıklar halinde verilen özel veya devlet kuruluşlarında çalışabilirler; Plastik Sanayi, İlaç Sanayi, Boya Sanayi, Petrokimya, Metal Sanayi, Tekstil Sanayi, Seramik Sanayi, Çimento Sanayi, Deri Sanayi, Deterjan ve Sabun Sanayi, Gıda Sanayi, Kozmetik Sanayi, Cam Sanayi, Ambalaj Ve Kağıt Sanayi, Laboratuvar Kimyasalları Ve Araç Gereçleri, Gıda Analiz Laboratuvarları, Su ve Atık Su Analiz Laboratuvarları, Çevre Analiz Laboratuvarları, Biyokimya Laboratuvarları, Bilimsel Araştırma Merkezleri ve Hastane Laboratuvarları, Kalite Sertifikasyon Eğitim ve Çevre Danışmanlık Firmaları vb yerlerde çalışabilir.


8

mAmAgiz

LİMON ASİDİ HÜCRELERİ GENÇLEŞTİRİYOR

Bilim dünyası Japonya’da yapılan bir araştırmayı konuşuyor. Japon araştırmacılar farelerden alınan kan hücrelerinden limon asidi yardımıyla kök hücre ürettiklerini duyurdu. Laboratuvar ortamında kök hücre üretmek için bilim insanları şimdiye kadar gen teknolojisi ve komplike biyokimya yöntemlerinden yararlanıyordu. Japon araştırmacıları ise bu işlemin limon asidi yardımıyla da gerçekleştirilebileceğini iddia ediyor. Japonya’nın Kobe kentindeki RIKEN Araştırma Merkezi’nde çalışan Gelişimsel Biyoloji Uzmanı Haruko Obokata deneylerinde genç farelerden aldığı kan hücrelerini kullanmış.

Japon bilim kadını, hücrelerin yüzmekte olduğu sıvının pH-değerini (sertlik derecesini) biraz sitrik asit (limon asidi) kullanarak 5,8’in altına düşürdüğünü belirtiyor. Haruko Obokata limon suyu ya da limonata kadar ekşi olmayan bu sıvıda bazı hücreler sağ kalmayı başaramazken, varlıklarını sürdürebilenlerin ise kök hücrelere dönüştüğünü kaydediyor.


PAGINATION 1

Çok yönlü hücrelerin dönüşmesi

Kök hücreler deri, kas, karaciğer ve sinir hücreleri gibi her türlü vücut hücresine dönüşebiliyor. Normal olarak embriyonik kök hücrelerde bu çok yönlülük mevcut. Ancak son dönemde araştırmacılar, laboratuvarlarda insanlardaki normal, erişkin hücrelerden de bu tür çok yönlü hücreler geliştirmeyi başardılar. Laboratuvar ortamında erişkin hücrelerden kök hücresi geliştirmeyi başardığı için Japon Şinya Yamanaka’ya 2012 yılında Nobel Tıp Ödülü verilmişti.

İnsan hücreleri de aside tepki veriyor mu? Fareler üzerinde deneyler yapan biyolog Haruko Obokata şimdilerdeyse insan hücrelerinin de aside tepkisini ortaya çıkartmak istiyor. Ancak bu deneylerin henüz çok yeni olduğunu belirten bilim kadını, sonuçlar üzerine henüz bilgi vermekten kaçınıyor.

6 november 2012

9

Aside maruz kalan hücrelerde bozulma Bilim dünyası Japonya’daki bu deneyleri ilgiyle izliyor. Bazı bilim insanları hücrelerin maruz kaldığı asit banyosunun hücrelere zarar verdiğini ve onların varlığını tehdit ettiğini, hayatta kalabilmek için hücrelerin embriyonik kök hücresine dönüştükleri görüşünde. Japonya’dan bu yönde gelen araştırma sonuçlarının ilginç olduğunu belirten Alman uzmanlar ise, bu sonuçların testlerden geçirilmesi ve eleştirel bir biçimde soruşturulması gerektiğini belirtiyorlar. Diğer birçok araştırmacı gibi Alman araştırmacı Jürgen Hescheler de Japonya’da yapılan testleri kendi laboratuvarında uygulamak istiyor. Bilim adamı çok yönlü hücrelerin, örneğin kalp hücrelerine doğru gelişme gösterip göstermeyeceğini ortaya çıkartmak istiyor. Organ nakillerinde mükemmel hücrelere ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Hescheler, aside maruz kalan hücrelerde herhangi bir bozulma olup olmadığını saptamak gerektiğini kaydediyor.


NÜKLEER MANYETİK REZONANS (NMR) Nükleer Manyetik Rezonans kimyacılar dışında farklı araşmacılar tarafından da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca kimya bölümlerinin olmazsa olmaz bir cihazıdır. Nükleer manyetik rezonans spektroskopisi moleküllerin yapısını, çeşitli moleküllerin etkileşimlerini, kinetikleri, moleküllerin dinamikleri ve biyolojik veya sentetik çözeltiler ya da kompozit karışımların bileşimini incelemek için kullanılır. NMR nükleer spektroskopisi, X-ışını kristalografi ve kütle spektrometrisi gibi diğer yapısal ve analitik tekniklerini tamamlar.

600Mhz 300Mhz


PAGINATION 1

11

300 Mhz ve 600 Mhz olmak üzere iki adet Yüksek Çözünürlüklü NMR cihazlarımız İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (İBTAM) NMR Laboratuvarında hizmet vermektedir. Üniversitemizde Yüksek Çözünürlüklü 300Mhz FTNMR cihazı 2004 yılından beri üniversitemizin Kimya ve diğer bölümleri ile birlikte diğer üniversitelerin ilgili bölümlerine ve endüstriyel kuruluşlara hizmet vermektedir İBTAM’ın DPT projesi kapsamında NMR Laboratuvarı bünyesine kazandırılan 600 Mhz FT-NMR cihazının 2013 yılının Temmuz ayında kurulumu tamamlanarak faliyetine başlamıştır. Brukerin 600 Mhz’lik sistemi aynı zamanda UltraShieldPlusTM bir sistem olup çok uzun sıvı Helyum tutma süresine sahiptir. Math sistemi sayesinde 1.7 , 3.0 ve 5.0 mm’lik deney tüpleri ile çalışma imkanı sağlamaktadır. 300 Mhz’lik bir NMR ile yapılan deney süresini en az yarı yarıya k ısaltıyor ve bunu yaparken S/N oranında ve çözünürlükten kayıp vermiyor, aksine daha iyi değerler sağlıyor. Aynı anda 60’a kadar örnek tüpünün yerleştirilmesine olanak sağlayan otomatik sample sistemi sayesinde bu cihazımız 300 Mhz NMR cihazımızın olduğu gibi İnönü Üniversitesi’ne ve diğer kullanıcılarına 7/24 hizmet verebilecek bir alt yapıya sahiptir.

Uzman Akın MUMCU


POLİFENOL TEMELLİ BİYOUYUMLU POLİÜRETAN DOKU YAPIŞTIRICISI ÜRETİMİ Doç.Dr Burhan ATEŞ

Doku yapıştırıcıları kanamayı durdurmak, 3.A R- GE PROJ doku yırtıklarını kapatmak ve anastomoz kaçaklarını engellemek için özellikle cerrahi 1.LİK V E 3.LÜ operasyonlarda hayati önemi olan biyo İ NÖNÜ Ü Nİ V E malzemelerdir. Hali hazırda piyasada vücut dışı bölgelerde uygulama bulan siyanoakrilat türevi ve vücut içi operasyonlarda kullanılan fibrin temelli yapıştırıcılar mevcuttur. Şuan birçok ameliyatta kullanılan fibrin temelli yapıştırıcılar yüksek maliyete sahip ve doku yapıştırma gücü yüksek olmayan bir ilaçtır. Bu çalışma kapsamında oluşturduğumuz ürün fibrin temelli yapıştırıcılara alternatif olup, vücut içi dokuları yapıştırmaya yönelik biyouyumlu bir malzemedir. Bu proje kapsamında sentezlenen poliüretan poliol kaynağı olarak Polietilenglikol (PEG) ve polifenolleri (Kafeik asit, katekol gibi ) değişik oranda içerip, diizosiyanat kaynağı olarak ise biyouyumluluğa katkı sağlaması amacıyla alifatik yapıdaki 4, 4’-diizosiyanodisiklohekzan kullanılmıştır. Elde edilen poliüretanlar FTIR, elemental analiz, DSC, TGA, ile karakterize edilmiştir. Yapıştırma gücü ölçümleri gerçekleştirilmiş olup polifenol temelli yapıştırıcıların 300-500 kPa civarında çekme kuvvetine karşı koyabildikleri tespit edilmiştir. Yapıştırıcıların ASTM standartlarına göre biyouyumluluk testleri gerçekleştirilmiş olup hücre kültür sisteminde endotelyal hücreleri üzerinde % 90’dan fazla hücre canlılığı gözlenmiş ve vücut içinde kullanılabilir özelliktedir. Yine in vivo hayvan denemeleri sonucunda da infilamatuar bir yanıt gelişmemiştir. Bu çalışmanın sonunda yapıştırıcı özellikleri güçlü, kolay hazırlanabilir ve uygulanabilir, istenilen düzeyde biyobozunur ve biyouyumlu, düşük maliyetli bir yapıştırıcı ortaya konmuştur. Bu çalışma TBAG-111T104’nolu proje ile TÜBİTAK tarafından desteklenmiştir.


PAGINATION 3

6 november 2012

13

Kolon Dolgu Maddeleri Olarak Polimerik Kompozitlerin Sentezlenmesi Ve Karakterizasyonu

Doç.Dr Süleyman KÖYTEPE Yüksek performanslı sıvı kromatografisi

(HPLC) uygulamalarında, ayırmanın J E PA ZA R I N DA gerçekleştirildiği kolonlarda dolgu materyali olarak farklı gözenek yapısına sahip silika jel Ü K ÖDÜ LLER İ veya polimer mikropartiküller kullanılmaktadır. ERSİTESİ’Nİ N HPLC uygulamalarının birçok türünde farklı polaritede kolonlara ihtiyaç vardır. Bu kolonlar genellikle dışa bağımlı olarak yüksek ücretler ile temin edilmektedir. Endüstriyel ve kalite analizlerinin değişmez bir parçası olan bu kolonların önemi, temel kolon özellikleri olan; kolon polaritesi, alıkonma süresi, analiz süresi, kolonda spesifik olmayan etkileşimler ve desorpsiyon davranışı gibi iyileştirilmiş özellikler ile artmaktadır. Son yıllarda özellikle polimerik yapıda olan HPLC kolon materyalleri üzerine pek çok araştırma bulunmaktadır. Polimerik partiküllerin silika bazlı olanlara göre Küresel, gözenekli ve monodispers (Eş boyutlu) formda sentezlenme kolaylığı, partikülün türevlendirme proseslerinin daha çeşitli ve kolay olması, geniş pH aralığında stabil olabilme gibi avantajlara sahip olması bu avantajlardan bazılarıdır. Çalışma kapsamında öncelikle kolon dolgu maddesinin sentezi gerçekleştirildi. Bu amaç için inert bir polimer türü olan poliimidler kullanıldı. Poliimidlerin sentezinde yapıya farklı oranlarda katkılanan SiO2 nanopartikülleri HF ile etkileştirilerek ortamdan uzaklaştırıldı ve gözenekli bir yapı elde edildi. Bu poliimidlerin karakterizasyonları FTIR ile termal özellikleri ise DTA, TGA ve DSC teknikleri ile yapıldı. Yüzey özellikleri ve gözenek yapıları SEM analizi ile görüntülendi. Gözenekli yapısı belirlenen ve mikrogözenek yapısına sahip olan poliimidler 2. 5 g olacak şekilde kolona dolduruldu. 10, 20, 40, 60 ve 100 ppm kafeik asit standartına karşı ayrım kapasitesi denendi. Ticari kolonlara alternatif olarak üretilen bu kolonlar yüksek seçici ve düşük tayin sınırı açısından oldukça büyük avantajlara sahiptir.


14

BILIM ADAMLARI VÜCUT SAATINI DÜZENLEYEN DNA’YI BULDU ABD’li bir bilim adamı doku ve organlarımızı ölçen biyolojik DNA’ya dayalı bir iç vücut saati keşfetti. Saat birçok sağlıklı dokunun aynı oranda bir bütün olarak yaşlandığını gösteriyor. Ancak bazı dokular daha hızlı ya da daha yavaş yaşlanıyor. Hastalıklı organlar ise çeşit-leniyor, saate göre aynı insanda bir doku sağlıklı dokulara göre onlarca yıl daha yaşlı olabiliyor.Araştırmacılar biyolojik saatin arkasında çözülen mekanizmanın yaşlanma sürecini anlamalarına yardım edeceğini ve ilaçlarla ve diğer yollarla yavaşlatmasını umuyor. Doğal yaşlanmaya karşı tedaviler bilim adamları tarafından büyük ilgi görüyor. Çünkü yaşlılıkta tedavi edilemez hastalıkların tek ve en önemli risk faktörlerini hedef alıyorlar. Los Angeles California Üniversitesi’nde genetik ve biyoistatistik profesörü Steve Horvath ; ‘ Bu tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi , saati sıfırlamak ve bizi genç tutması çok heyecan verici olurdu. ’Horvath 51 farklı sağlıklı ve kanserli hücre ve dokuların yaklaşık 8.000 örneğinin DNA’sına baktı. Özellik-le metilasyonun yaşa göre çeşitlenen DNA’yı nasıl kimya-sal olarak değiştirdiğini gördü.Horvath sürekli yaşla birlikte değişen 353 DNA belirteçlerinin metilasyonunu buldu ve bu biyolojik saat olarak kullanılabilir. Saat 20’li yaşlarda en hızlı şekilde çalışıyor, sonra istikrarlı bir hızla yavaşlıyor. DNA değişiminin mi yaşlılığa sebep olduğu yoksa yaşlılığın mı DNA’yı değiştirdiği bilinmiyor. Horvath Guardian’a ; ‘ Bu yaşlılık belirtileriyle alakalı mı yoksa yaşlılığın bir sonucu mu? Bunu gerçekten bilmiyo-rum. Saçlarda beyazların oluşması yaşlılık belirtisidir ama kimse yaşlanmaya sebeptir diyemez.’ dedi. Saat bazı ilgi çekici sonuçlar ortaya çıkardı. Sağlıklı kalp dokusu üzerinde yapılan testlerde yıpranmış olması gere-

ken doku beklenenden 9 yıl daha gençti. Kadınların göğüs dokuları diğer dokulara göre daha hızlı yaşlanıyor, ortalama olarak 2 yıl daha yaşlı. Hastalıklı dokular farklı oranlarda yaşlanıyor. Kanser saati ortalama 36 yıl hızlandırıyor. Çocuklardan alınan bazı be-yin kanser dokuları biyolojik 80 yaşın üzerindeydi.Horvath ; ‘ Sağlıklı kadın göğüs dokusu bile insan vücudundaki diğer dokulara göre daha yaşlıdır. Kadınlarda en yaygın kanser göğüs kanseri olması ilginçtir. Kanser riski için yaş da bir numaralı risk faktörlerindendir. Bu tip sonuçlar kanserin neden bu kadar yaygın olduğunu açıklayabilir,’ dedi. Bilim adamlarının testleri, göğüs tümörü çevresindeki sağlıklı dokunun geriye kalan insan vücuduna göre ortalama 12 yıl daha yaşlı olduğunu gösteriyor.Horvarth Genom Biyoloji dergisinde ücreler bir yetişkinden koparıldığında kök hücre benzeri bir yapıya programlanarak biyolojik saatin sıfırlandığını yazdı. Kök hücre içine yetişkin hücrelerinin dönüştürülmesi işlemi Cambridge Üniversitesi’nde Sir John Gurdon’a ve Kyoto Üniversitesi’nde Shinya Yamanaka’ya 2012 Nobel Ödülü’nü kazandırdı. Horvath; ‘Bu birinin saati sıfırlayabileceğinin bir kanıtıdır,’dedi. Bilim adamları şimdi biyolojik saatin nörodejeneratif ve enfeksiyon hastalıkları ne kadar etkilediğini görmek istiyor.Leicester Üniversitesi kardiyovasküler hastalık biyolojik yaşlanma etkileri üzerinde çalışan Veryan Codd; ‘ Bu veriler biyolojik değişimlerin yaşlılık süreciyle bağlantılı olduğu bilgilerimizi ilerletmemizi sağlıyor. Burada tarif edilen hızlandırılmış yaşlanmanın diğer yaşa bağlı hastalıklarla alakalı olup olmadığına karar vermek önemlidir. Daha fazla bilgi elde edildikçe aynı yaklaşımın dokuya özel yaşlanma imzalarını tanımlayabileceğini görmek ilginç olacaktır.’ dedi. Kaynak: THE GUARDİAN


3D HÜCRE YAZICI KALEM BİYOPEN BİYOKALEM SAYESINDE HIZLA İYİLEŞECEKSİNİZ

3Doodler ve SwissPen gibi teknolojiler 3D baskı teknolojisini tüketicilerin ellerine ulaştırırken, BioPen adı verilen Wollongong Üniversitesi’nden (Avustralya) yeni bir teknoloji daha kabiliyetli elleri hedefliyor. Cerrahlar için tasarlanan bu kalem sayesinde bir mucize gerçekleşiyor ve canlı hücreler istenilen bölgeye yerleştirilerek kemik ve kıkırdakların iyileşmeleri hızlandırılıyor. Yani bu biyo kalem sayesinde yaralanan bölgeye hücre takviyesi yapılabiliyor. Kalemden çıkan materyal hafif bir UV ışığı yardımıyla katılaşıyor. Bu sürekli eklenen hücreler tabaka tabaka işlenerek 3D yapı oluşturuluyor. Hücreler yaralı bölgeye eklendikten sonra, üreyerek sinir, kas veya kemik hücresine dönüşüyor. Sonunda ise dokuları oluşturuyor. Biyopen ya da türkçesi biyokalem, aynı zamanda gelişme faktörlerini besleme ya da ilaçların bölgeye yayılmasını sağlama amaçlı kullanabilir. Geliştiriciler el tipi tasarımı sayesinde ameliyat masalarında hassasiyet ve taşınmanın kolaylaşacağını belirtiyor. “ Biyopen tedavisi sayesinde akut olarak hasar görmüş kemik ve kıkırdakları iyileştirmek mümkün olacak, yani spor veya araç kazalarında alınan yaralanmalar iyileştirilebilecek,” diyor Prof. Choong. Prof. Wallace’ın araştırma ekibi kök hücreler ve polimer kimyasını bir araya getirerek, cerrahlara kemikleri ve eklem hasarlarını iyileştirme konusunda yeni çözümler sunuyor. Melbourne St Vincent Hastanesi’nde denenen biyokalem teknolojisi, Prof. Peter Choong’ un başkanlığında, klinik denemelerde kullanılacak hücre materyalini mükemmelleştirmek için geliştiriliyor.


KARİKATÜRLER


PAGINATION 2

6 november 2012

SÖZCÜK AVI

17


SADECE BİR TIK UZAĞINIZDAYIZ /element.dergi

/element_dergisi

element.dergisi@gmail.com


Element Dergisi