Issuu on Google+

sstadt

2

201

llü re

en

ions ö dü

is .v

m f rı e d

Yataş

Yataş Augsburg Şubesi açıldı

Amasya

Karadenizin Bereketli Vadisi „Amasya“

Merve Uğurlu

Augsburg Yeteneğini buldu! (friedensstadt.visions)


İl İ

201

r İlecek

2

e

burda atıyor !

k l e rİ ve

Temsİlc

yaşadığın şehrin „kalbİ“

r Bölg

„Reklam ilanlarınız için bize başvurun“

Cihat Uğurlu

Rüveyda Koç

Ümit Subaşı

Mobil: +49 176 - 313 40 794 c.ugurlu@turquaz.de

Mobil: +49 176 - 965 91 909 r.koc@turquaz.de

Mobil: +49 176 - 324 69 613 u.subasi@turquaz.de

Reklam & Marketing

Neuhäuserstr. 7

Reklam & Marketing

I

86154 Augsburg

I

Tel.: (0821) 540 90 547

Reklam & Marketing

I

www.turquaz.de


pasha pasha

UC

UYGUN FİYATLI UÇUŞLAR

İNTERNET DAHİL !

LAST MİNUTE TATİL

TAKSİTLENDİRME

BÜYÜK TATİLLER KÜÇÜK TAKSİTLER

ARAÇ KİRALAMA HAVALİMANI TRANSFERİ AUGSBURG - MÜNİH - AUGSBURG

0821 / 790 98 98 I Bahnhofstr. 17 I Augsburg I www.pashatours.de


4

www.turquaz.de


IMPRESSUM Chefredakteur: Ekrem Aydin

Liebe Leserinnen und Leser, Ende Oktober 2010 veröffentlichte die Augsburger Allgemeine eine Umfrage unter 3.000 Personen zum Lebensgefühl in Augsburg. Besonders gut schnitt dabei das kulturelle Angebot in der schwäbischen Metropole ab, indem 77 Prozent dieses als „sehr gut und abwechslungsreich“ bezeichneten. Interessant ist auch, dass in punkto Interkulturelle Öffnung große Erfolge verzeichnet werden können. Laut dieser AZ-Umfrage „empfinden die Menschen das Zusammenleben mit Angehörigen anderer Kulturen offenbar nicht als riesiges Problem. Ungeachtet der Integrationsschwierigkeiten, die auch in Augsburg nicht zu übersehen sind, fühlen sich mehr als zwei Drittel der Befragten nicht überfremdet. Dies ist beachtlich in einer Stadt mit einem Migrantenanteil von 40 Prozent. Für viele Menschen, zumal die jüngeren, ist die vielfältige, bunte Stadt zur Normalität geworden.“

Editör: Mehmet Atalar Teamleiter: Muhittin Tuncer Verkauf & Marketing Cihad Uğurlu Redaktionelle Mitarbeit: Ahmet ZEKI Rüveyda KOÇ Levent BARAN Fotografen: Fatih Pürlü Hatice aYDIN Merve Aydin Gökhan BOZKURT

Peter Grab

Bürgermeister der Stadt Augsburg Referent für Kultur, Jugendkultur und Sport

Ich freue mich sehr über dieses Ergebnis, denn die Interkulturelle Öffnung gehört neben der Stärkung der Pop- und Jugendkultur sowie der Verbindung zwischen Kultur und Sport zu meinen drei kulturpolitischen Zielen. Die Arbeit scheint aufzugehen. Zunächst war es mir zu Beginn meiner Amtszeit wichtig, dass das ehemalige Pax-Büro in das Büro für Frieden und Interkultur umbenannt und mit Timo Köster als Leiter besetzt wurde. Des Weiteren wurde neben der Unterstützung und Einführung des „Augsburger Friedensmarathons“ das neue „Festival der Kulturen“ ins Leben gerufen, welches stark auf Partizipation der migrantischen Vereine und Institutionen setzt. Mit dem von mir entwickelten 3-Säulen-Modell erfolgte ein überfälliger Schulterschluss mit dem Karneval der Welten der Werkstatt Solidarische Welt sowie dem Festival der 1000 Töne der Kresslesmühle und anderen interkulturellen Aktivitäten in unserer Friedensstadt. Augsburg als Friedensstadt erhielt ein Logo, welches sich seitdem als Markenzeichen durch vielfältige Veranstaltungen unterschiedlicher Veranstalter als sichtbare Klammer zieht. Der Zusammenführung der im interkulturellen Bereich handelnden Akteure muss meines Erachtens in einem weiteren Schritt auch die inhaltliche Zusammenführung folgen. Daran arbeiten wir sowie an einem Handlungskonzept für eine weitere interkulturelle Öffnung der Augsburger Kulturinstitutionen. Es gilt, mehr als bisher auf die Bedürfnisse eines großen Teils unserer Bevölkerung einzugehen, dem bisher nichts anderes übrig blieb, als kulturelle Parallelgesellschaften aufzubauen. Die erstmaligen Konzerte von Suavi oder Kerdes Türkeler auf dem Rathausplatz waren wichtige, auch symbolische Handreichungen an unsere türkischsprachigen Bürgerinnen und Bürger sowie ihre Kultur. Oder die Unterstützung türkischer Vorführungen im Augsburger Theater und meine zahlreichen Besuche bei Shenlik, Kermes und anderen türkischen Festen oder Veranstaltungen. Diese und andere Beispiele bekräftigen meinen Anspruch als Kulturreferent, indem ich „Kultur für alle!“ einfordere. Im Kulturamt wurde mit der Leitung des Büros für Frieden und Interkultur 2008 eine Stelle geschaffen, die erstmals mit einem ganzheitlich konzeptionellen Ansatz verbunden war. Es ging mir darum, dass nicht mehr aller Augenmerk einzig auf die Organisation von Festivals gerichtet ist. Viel wichtiger ist eine kontinuierliche Aufgabenstellung für den Leiter Timo Köster, die viel mehr umfasst als die Projektleitung einer Veranstaltungsreihe. Ob die Arbeitskreise Interkultur oder Urbane Kultur, das Islam-Forum, das Projekt „Engel der Kulturen“ oder die Ansiedlung der Geschäftsstelle des Arbeitskreises für Friedens- und Konfliktforschung in Zusammenarbeit mit der Universität, es gibt viele Beispiele einer ganzjährigen, kontinuierlichen interkulturellen Arbeit, die weit über das Organisieren und Unterstützen von Festivals hinaus geht.

Karikatür / Mizah Mehmet Ali Taşkoparan Sportredakteur: Hikmet KONUK Kino / Film: Ümit Subaşi Tarih / Düş Gezisi: Bülent Keleş Grafik, Layout Ekrem Aydin Funda KOYUNCU Işık KARANİ Coverfoto: Merve UğurLU (friedensstadt.visions) Verlag: Design4You Werbeagentur Neuhäuserstr. 7 86154 Augsburg Tel.: 0821 / 540 90 547 Bankverbindung: Stadtsparkasse Augsburg Konto Nr.: 0250403532 BLZ: 720 500 00

Die namentlich gekennzeichneten Beiträge stellen die Meinung des Verfassers, nicht eine Stellungnahme von TurQuaz dar. Für unverlangt eingesandte Manuskripte und Fotos wird keine Haftung übernommen. Honorierte Beiträge und Fotos gehen in den Besitz von TurQuaz über. Höhere Gewalt entbindet Design4You Werbeagentur von der Lieferungspflicht

Sie sehen, hier wurde das Kulturamt zum Dienstleister – zum Berater, zum Anbieter, Helfer oder Wegbereiter. So auch beim erfolgreichen Partizipationsprojekt „Merhaba Augsburg“ anlässlich des 50-jährigen deutsch-türkischen Anwerbeabkommens. Als jemand, der selbst nicht in Deutschland geboren wurde, werde ich mich auch weiterhin für ein Miteinander der Kulturen angesichts des hohen Migrationsanteils der Augsburger Bevölkerung einsetzen. Ich möchte ein Kulturreferent und Bürgermeister für alle sein! Vielen Dank an alle, die mich dabei unterstützen. Lassen Sie uns diesen gemeinsamen Weg weiter gehen – denn gemeinsam sind wir stark, gemeinsam werden wir Vorbild auch für andere Städte! Das Turquaz-Magazin kann dazu beitragen. Ich freue mich auf eine diesbezügliche gute Zusammenarbeit!

www.turquaz.de

5


e l m

me

Z

im

t ke

TR

5 0 1 y M A 05

Karadenizin Bereketli Vadisi „Amasya“ Amasya, Karadeniz Bölgesi’nin orta bölümünde, Yeşilırmak nehrinin doğu-batı doğrultusunda ve bu nehrin iki kıyısında yer almaktadır. Amasya, kuzeyden Samsun, batıdan Çorum, doğu ve güneyden Yozgat, güneydoğu’dan Tokat illeri ile çevrilidir. Amasya’nın ismi İlk Çağlarda Grekçe olarak Amaseia sözcüğünden gelmiştir. Sonraki yıllarda Türkler bu ismi Amasya olarak değiştirmiştir. Tarihi çağlarda Amasya hakkında en iyi bilgileri coğrafyacı Strabon vermiştir. Strabon’a göre şehri Amazonlardan Amasis kurmuş, bu yüzden de Amaseia olarak tanınmıştır. Yüzölçümü 5690 km2, denizden yüksekliği 392 m.dir. Toplam nüfusu 2007 genel nüfus sayımına göre 328.674’tür. Şehrin asıl yerleşim ve gelişim alanı Yeşilırmak’ın güney kıyısındadır. Yeşilırmak tarafından ikiye ayrılan mahalleler nehir üze-

6

rindeki 7 köprü ile birbirine bağlanır. Dar bir vadide kurulmuş olmasından dolayı önemli bir şehirdir. Bu konumundan dolayı da kuruluşundan bu yana, her dönemde aynı yerde kalmıştır. Yeşilırmak, Amasya ovasından çıkıp, Ferhat Boğazından geçtikten sonra âdeta saklı bir vadiye girmektedir. Amasya, vadi yamaçlarına doğru gelişmiştir, ancak elverişsiz konumu nedeniyle yamaçlardan fazla yükselmeye olanak bulunmamış, bu da şehrin Yeşilırrmak vadisi boyunca doğu-batı doğrultusunda uzunlamasına yayılma göstermesine neden olmuştur. Günümüzde şehir bir vadide saklı konumunu korumakta ve Anadolu’da “V” şekilli bir vadi tabanında kurulmuş tek büyük şehir olarak varlığını devam ettirmektedir. Yeşilırmağın kuzey kıyısında kale kalıntıları, kral mezar-

www.turquaz.de

ları ile Yeşilırmak arasında yerleşim alanı dar olduğundan, yerleşme ince bir şerit oluşturmaktadır. Bölgede Yapılan arkeolojik araştırmalar, Amasya’nın çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Suluova çevresindeki kazılarda höyüklerden çıkarılan çanak, çömlek ve savaş aletleri, Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde (M.Ö. 5500-3500) Amasya’nın bir yerleşim merkezi olduğunu ortaya koymaktadır. Tokat-Amasya sınırları yakınlarında yapılan kazılarda Bronz Çağına ait vazolar ele geçirilmiştir. Amasya Cumhuriyetin ilanından sonra 20 Nisan 1924’te il olmuştur. Amasya’da ünlü tarihçiler de çıkmıştır. Bunların başında Strabon ile Aşık Paşazade gelmektedir.


Yapmadan Dönme

• • • • • • • •

Yeşilırmak Vadisi’nde Ferhat Dağı ve Amasya Kalesi eteklerinde kurulmuş açık hava müzesi olan bu kenti, kuşbakışı Çakallar Mevkii’nden izlemeden,
 Çınar ağaçları altında semaver çayını yudumlarken; Yeşilırmak içerisinden yükselen Roma Dönemi sur duvarları üzerine dizelenmiş Amasya tarihi Yalıboyu Evleri’ni, arkasında yükselen kalker kayalara ayrılmış Kral Kaya Mezarları’nı ve tepesinde Amasya Kalesi’ni görmeden,
 Taş işçiliğinin nadide örneği portale sahip, İlhanlı Dönemi’nde hastane olarak kullanılan Bimarhane’yi (Darüşşifa) görmeden,
 Osmanlı Dönemi yapılardan birisi olan Sultan II. Bayezid Külliyesi’ni gezmeden,
 Amasya Müzesinin Mumyalar bölümünü ve Hitit Tanrı Heykelini (Teşup) görmeden,
 Hazeranlar Konağı’nı gezmeden,
 Şehzadeler Müzesini gezmeden,
 Saraydüzü Kışlası ve Milli Mücadele Müzesini gezmeden,
 1914 Maket Amasya’yı gezmeden, 
 Amasya Misket elmasını ve kirazını yemeden,
 Doğa Harikası Borabay Gölü’nü görmeden...

Ekonomi ve Tarihi Eserler

İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Buğday ve arpa gibi tahılların yanı sıra şekerpancarı, tütün, kenevir, başta elma olmak üzere çeşitli sebze ve meyveler yetiştirilmektedir. Ayrıca küçük ölçüde mera hayvancılığı yapılır. 1950’lere kadar küçük sanayinin bulunduğu ilde hızlı bir gelişim sürecine girilmiştir. 1954’te kurulan Amasya Şeker Fabrikasını sonraki yıllarda tarım ürünlerini işleyen meyve suyu üreten fabrikalar izlemiştir. Amasya, tarihi eser yönünden son derece zengin bir ildir. Bunların başında Sultan Beyazıt Cami ve Medresesi (1482-1486), Beyazıt Paşa Camisi (1914), Burmalı Minare Camisi (12371247), Gökmedrese Camisi (1266-1267), Sultan Mesut Türbesi, Halife Gazi Türbesi, Yürgüç Paşa Camisi, Bimarhane (Şifahane) (1308-1309), Torumtay Türbesi (1278), Yakup Paşa Medrese ve Tekkesi (Amasya Çilehanesi) (1413), Bülbül Hatun camisi (1310) ve Taş Han gelmektedir. Bu yapılar arasında Bimarhane İlhanlılar döneminde yapılmış olup, akıl hastalarının müzikle tedavi edildiği bir şifahanedir. Ayrıca Yeşilırmak üzerindeki Alçak Köprü Helenistik dönemden kalmıştır (MÖ.300-MS.20), bunun yanı sıra Meydan, Maydanos, Hükümet (Helkis) ve Kuş (Künç) köprüleri Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılmış köprülerdir. Amasya Kalesi, Merdivenli Kaya Tüneli, Kral Mezarları ve Aynalı Mağara, başta Hazeranlar Konağı olmak üzere Amasya evleri diğer önemli tarihi eserleri arasındadır.

Amasya Kalesi


Şehrin ve Yeşilırmağın kuzeyinde bulunan Harşane Dağı adlı dik kayalıklar üzerindedir. Kalenin Belkıs, Saray, Maydonos ve Meydan adlarına dört kapısı, kale içinde Cilanbolu adlı su kuyusu, sarnıç, zindan bulunmaktadır. 

Kaleden 70 m. aşağıda Yeşilırmağa ve kral mezarlarına kadar uzanan M.Ö. III. yüzyıla ait merdivenli yer altı yolu, burç ve cami kalıntıları vardır.

Kral Kaya Mezarları



Amasya Kalesi eteklerinde düz bir duvar misali dikine uzanan kalker kayalara oyularak yapılmış olan 5 adet mezar, yapıları ve mevkileri itibariyle ilk bakışta dikkati çekmektedir. Çevreleri oyularak ana blok kayadan tamamen ayrılmışlar ve kaya bloklarına merdivenlerle bağlanmışlardır. Vadi içerisinde irili ufaklı toplam 18 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Amasya’da doğan ünlü coğrafyacı Strabon’un (M.Ö. 63-M.S. 5) verdiği bilgiye göre kaya mezarları Pontus krallarına aittir.


Yöre Mutfağı

Amasya tarihsel yaşamı ve köklü bir kültür düzeyi yanında ekolojik yapısıyla da zengin bitki örtüsüne, dolayısıyla zengin mutfak kültürüne sahiptir. Her yörenin kendine özgü yemekleri vardır. Bazı yemekler ise diğer yörelerde de bilinmesine rağmen her yörede değişiklik arz eder. İlin yöresel yemekleri:

Çorbalardan: Çatal çorba, sakala çarpan, toyga çorbası, cilbir, helle çorbası, kesme ibik çorbası, yarma çorbası.

Etli Yemeklerden: Bakla dolması, etli bamya, keşkek, ciğer sarması, göbek dolması, madımak, mıhlama, mumbar, işkembe, pastırmalı pancar, patlıcan pehli, pastırma pağallemesi, pirpirim, sirkeli ciğer ve sulu köfte.

 Tatlılardan: Dene hasudası, kuymak, yuka tatlısı, ayva gailesi, elma tatlısı, fırın sütlaç, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, kalbur tatlısı, höşmerim, peluza (hasuda), şeker böreği, unutma beni, vişneli ekmek ve zerdali gailesi.

 Hamur İşlerinden: Amasya çöreği, yağlı/katmer, kabak kavuklu pilav, bişi, cırıtka/ cızlak /akıtma, döndürme, ekmek aşı (papara), eli böğründe, haşhaşlı cevizli çörek, hengel, kıymasız mantı, kaypak, mayalı, patlıcanlı pilav, sini suböreği, tepsi böreği, yakasal böreği ve yanuç, yöresel yemekler olarak sayılabilir.


Veritas Yeni Yönetimi Görücüye Çıktı Augsburg Türk Öğrenci Derneği Veritas’ın yeni yönetimi 19. 01. 2012 tarihinde düzenledikleri „Tanışma Gecesi“ programıyla kendilerini tanıttılar. Kısa bir süre önce gerçekleşen Veritas seçimlerine tek liste olarak girip yönetimi devralan ekip, kendilerini tanıtmak ve aynı zamanda önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirmek istedikleri hedefleri öğrencilerle paylaşmak amacıyla bir program düzenlediler. Ağırlıklı olarak Hukuk Fakültesi öğrencilerinden oluşan ekibin Yönetim Kurulu Yakup Top (Başkan), Simge Kurtoğlu, Seher Yılmaz, Fatih Kurt, Dilara Canlandır, Mustafa Koçak ve İmren Seçme´den oluşuyor. Ekip, Veritas’ın Augsburg Üniversitesi’nde okuyan özellikle Türk öğrenciler için çok önemli

bir yere sahip olduğunu, bu bağlamda ilk dönemden itibaren sürekli yakın iliskiler içinde bulunduklarını ve göreve bu bilinçle talip olduklarını dile getiriyor. Türk öğrencilerin dernek aracılığıyla birbirleriyle olan bağlarını daha da kuvvetlendireceğine inanan yönetim, düzenlemek istedikleri sosyal, kültürel ve eğitim alanındaki faaliyetlerle bu amaçlarına ulaşmayı hedefliyor. Ayrıca yüklendikleri sorumluluğun bilincinde olduklarını söyleyen ekip, bütün gayretlerinin bu yükün altından başarıyla kalkmak olacağını bildiriyor. Veritas Derneği Yeni Başkanı Yakup Top, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Veritas´ın

önemini bir kez daha vurgularken, öncelikli hedeflerini, her alanda düzenlenecek faaliyetlerle Türk öğrecileri arasında kültürel entegrasyonu sağlamak olarak ifade ediyor. Bu açıdan, istenilen hedeflere ulaşılabilmesi için özellikle üniversite bünyesindeki bireylere de özel görevler düştüğünün altını çizen genç başkan, herkesi Veritas´a üye olmaya davet ederek, öğrencilerden her alanda kendilerini yalnız bırakmamaları ve desteklerini kendilerinden esirgememeleri isteğinde bulunuyor . Biz de Turquaz Magazin olarak, yeni yönetime hayırlı olsun diyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.


Kültürler Festivali Festival der Kulturen

A

ugsburg Belediyesi Kültür Dairesi her yıl olduğu gibi bu yıl da „Kültürler Festivali“ adlı programlar serisi düzenliyor. Bu etkinlikler bu yıl 20 Temmuz ile 22 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecekler. Festivalin amacı Augsburg’da yaşayan farklı kültürleri tanıtmak, bir araya getirmek ve Augsburg şehrindeki bu farklılıkların özünde bir zenginlik olduğunu sergilemek. Dikkat çeken unsur ise Festivaldeki etkinliklerin tamamının ücretsiz olarak katılımcılara sunuluyor olması. Bu bağlamda festivalin maliyeti Augsburg Belediyesi ve farklı sponsorlar tarafından karşılanmakta. Festival bünyesinde hazırlanan programları ise Kültür Dairesi Augsburglu vatandaşlar ve derneklerle birlikte oluşturuyor. Şahısların veya derneklerin arzu ettikleri sanatçılar Kültür dairesine teklif ediliyor ve karar bu değerlendirme sonucu veriliyor. Festivalin ana programı Belediye Meydanı (Rathausplatz)´da düzenlenen ve yine ücretsiz olarak izleyiciyle buluşan büyük bir konserle yapılmakta. Son üç yıldır ise Konser için IKZ

e.V. adlı derneğin yapmış olduğu sanatçı teklifleri kabul edildi. Bu çerçevede IKZ e.V. ilk olarak 2009 yılında Kardeş Türküler’i, 2010 yılında Zülfü Livaneli’yi ve en son 2011 yılında Suavi’yi teklif etti ve kabul edildi. Ancak seçilen sanatçıların sadece belli bir çevreye hitap ediyor olması ve sürekli aynı derneğin tekliflerinin kabul edilmiş olması ise bazı rahatsızlıklara neden oldu. Bu yıl ise bu etkinlik kapsamında başvurular 15 Şubat’a kadar yapılmış durumda. Birçok dernek ve kuruluş program ve sanatçı tekliflerinde bulundu. 2012 yılındaki Kültürler Festivali’nin programı ve hangi sanatçıların Augsburg’a geleceği ve Kültür Dairesi’nin hangi derneklerle birlikte çalışacağı büyük bir merakla bekleniyor. Umarız 2012 Kültürler Festivali geçen yıllara oranla daha renkli ve daha kapsayıcı olur. Bu konuda detaylı bilgi almak ve programın oluşmasına katkı sağlamak isteyenlerin Augsburg Belediyesi’nin Kültür Dairesi’yle irtibata geçmeleri yeterli olacaktır.

?


les

Ke t n le

İ s İ z

e g ş

m i r a Y k ı d a S m r i ı t n k a Be r p o T a r a K

âşik v T

elevizyonlarda dönen reklamlar ve Billboard ilanlarıyla insanların sevgililer gününe hazırlandığı, sevgiliyi mutlu etmek için pahalı hediyelerin alındığı şubat soğuğu bir günde, sevgiyi ve aşkı en güzel ifade eden bir isim arıyorum. Kime gitsem kiminle söyleşsem diye düşünürken, Sivrialan Köyünden Âşık Veysel’in çağrısı geliyor kulaklarıma. Herkes ünlü bir sanatçıyı konuk ederken, ben konuk olacağım sıcak bir konak arayışı ile çıkmış olduğum düş yolculuğunda, son dönem Âşık edebiyatının en güçlü temsilcisi Âşık Veysel’in evine misafir oluveriyorum. Ben soruyorum o söylüyor, görelim Âşık Emmi ne diyor. Âşık Emmi, Karacaoğlan; “Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca”

10

demiş. Sen ise; “Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa” diyorsun. Karacaoğlan’ın söylediği ile senin dediğin arasındaki fark nedir? Arada bir fark yok ise neden aynı şeyi söyleme gereği duydun? “Beni iyi dinle delikanlı, Şairler, bahçedeki ağaçlara benzerler, Her ağaç rüzgâr esince başka türlü fısıldar. Çünkü hepsinin dalları, yaprakları da başka başkadır. O sesi beğenip beğenmemek ağaçlara düşmez. Tıpkı bunun gibi, sana düşen dinlemektir. Karacaoğlan ile Âşık Veysel’i bir birine tokuşturup ayakta kalanı alkışlamak değil. Ama madem merak ettin söyleyeyim, Karacaoğlan elindekinin kıymetini bilmen ve her gördüğüne gönül vermemen için, ‘Ben güzele güzel

www.turquaz.de

demem, Güzel benim olmayınca’ demiş. Bense güzelin güzelliğinden dolayı gurur ve kibir’e kapılmasını önlemek için onu uyarma maksadıyla, Güzelliğin tek başına bir kıymetinin olmadığını, güzeli kıymetlendirenin Mecnun´un gönlünde filizlenmiş olan aşk olduğunu belirtmek istediğim için; ‘Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa’ dedim. Benim için güzellik, doğal olan güzelliktir, senin anlayacağın bana göre güzellik Allah vergisidir. Onun içinde kıymetinin bilinmesi gerekir.” Âşık Emmi, okuma yazmayı öğrendikten sonra ‘Benim sadık yârim kara topraktır’ adlı şiirini okudum. Yetişkinlik çağımda da sığaya çekerek okudum. Âşık Veysel şunu şurada yanlış kullanmış, aslında şu


veysel şöyle olmalıydı diyebileceğim bir yer bulamadım. Değme profesörler dahi toprağı bu kadar içten anlatamazken, sen toprağı bu kadar güzel anlatma yetisini nereden aldın? “Bak delikanlı, sevgi üniversitede ders alarak öğrenilmez, sevginin mekânı beyinde değil gönülde kurulu. Seven beyniyle değil kalbiyle sever, bu insanlar için böyledir. Oysa toprak bambaşka sever, bir annenin evladını sevdiği gibi sever insanı. Her ne yaparsan yap hoş görür seni, bilir ki dönüşün gene toprağa olacaktır. İşte ben toprağı, gene topraktan aldığım güç ve sevgiyle anlatmaya çalıştım ve bunda da başarılı olmuşsam, bu bana toprağın sunmuş olduğu sevgi sayesindedir. Her kim ki toprağın sırrına mazhar olursa, bil-

sin ki ismi unutulmazlar arasına girmiştir. Ölü bedenimi sonsuz olan sona kadar kucaklayacak olan bu toprak, elbette ki benim en sadık sevgilim olacaktır. Senin zamanının profesörleri bunu fark edememişlerse bu onların sevgiyi halen yanlış yerlerde aradıklarının delilidir.” Âşık Emmi, gelelim şu Uzun İnce bir yol meselesine, benim burada anladığım doğumdan ölüme giden bir yol, doğru anlamış mıyım? Değilse senin burada söylemek istediğin şey nedir? “Doğru fakat eksik anlamışsın. Doğru anlamışsın, çünkü iki kapılı bir handa yürüyoruz, bu kapılardan biri doğum diğeri ölüm. Gelelim eksik anladığın kısımlara, benim bu yolun sonunda varmak istediğim kapı ölüm değil. Ben bambaşka bir

www.turquaz.de

menzilin peşindeyim. Ben ölmek için yaşamıyorum. Ben, ölümü kendime bir son durak olarak da görmüyorum. Ölüm benim için bir gün mutlaka bitecek olan bu dünyadan yetişmek için gece gündüz yol yürüdüğüm sonsuz olan Ukba’ya açılan kapı. Anlaşıldı mı Delikanlı?” Ben anlaşıldı manasında başımı önüme eğdiğimde Âşık Veysel Ukba’ya açılan kapıdan içeri giriyordu. Ben de, Âşık Veysel’in henüz çocukken dünyaya kapanmış olan gözlerinin, gönlünde daha bir ferli açılmış olduğunu görerek gözlerimi açtığım 2012 yılının ilk günlerinde, dünyanın dört bir yanında dillenen Âşık Veysel Türkülerinin, O’nu her daim hatırlatacak olmasının sevincini yaşıyordum.

11


CİLDİMİZE ÖNEM VERELİM

Dr. Georg İsbary konferans sonunda Türk hastalarla tek tek ilgileneren kişisel soruları yanıtladı.

Şeker hastalarına cilt uyarısı Münih Schwabing Kliniği’nde Türkçe Şeker Hastaları Özel Yardım Grubunca düzenlenen Türkçe bilgilendirme toplantısında konuşan Dr. Georg İsbary özellikle şeker hastalarının ciltlerine aşırı önem vermeleri gerektiğini söyledi.

A

LMANYA’NIN Münih kentindeki Schwabing Kliniği bünyesinde kurulan Türk şeker hastaları özel yardım grubunun son Türkçe bilgilendirme toplantısında Dr. Georg İsbary “Diyabete bağlı cilt sorunları” konulu bir konferans verdi. Özellikle yeterli Almanca bilgisine sahip olmayan birinci ve ikinci nesil şeker hastası Türklerin katıldığı toplantıyı kültürlerarası bakım müdürü Ahmet İncel yönetti. Dr. İsbary yoğun ilgi gören özellikle şeker hastalarının cilt bakımına önem vermelerini söyledi. Dr. İsbary “Kan şekeri düzeylerindeki dalgalanmalar nedeniyle özellikle diyabetli kişilerin sağlıklı kişilere oranla cilt problemlerine daha yatkın olduğu gözleniyor. Basitçe takip edilen iyi bir glikoz kontrolüyle büyük cilt sağlığı sağlık sorunlarının önüne geçilebilecğini söyleyen Dr. İsbary “ Kan şekeri düzeyleri yükseldikçe, vücut sıvı kaybediyor ve bu kaybolan sıvının bir kısmı da cildin katmanlarından olacağından cildin kurumasına yol açıyor” dedi.

12

NELERE DİKKAT EDİLMELİ “Kan testi yaparak şeker ölçmek için parmakların delinmesi de parmaklarda hassaslık yaratabiliyor, özellikle de parmak pulpası deliniyor. Bunu ortadan kaldırmak için, parmağın yan taraflarının delinerek, kullanılan parmakların da her defasında değiştirilmesi ve parmakların dönüşümlü olarak tümünün kullanılması gerekiyor. Ellerde ve parmaklarda kuruluk ve çatlaklar olduğu durumlarda ise nemlendirici kullanmak yarar sağlıyor. Diyabet ayaklardaki ve bacaklardaki kan damarlarının daralmasına ve sertleşmesine neden olacağından kötü bir dolaşım meydana gelebiliyor. Böyle bir durumda sigara kullanımı arterlerin sertleşmesini hızlandıracağından dolaşım problemlerinin daha da kötüleşmesine yol açıyor. Geçtiğimiz yıl Almanya’da yaklaşık 20 bin kişinin ayağı bu tür sorunlara bağlı olarak kesildi”.

www.turquaz.de

Diyabette Cilt Bakımı Nasıl Olmalıdır? “Diyabette cilt problemleri basit bir kaşıntıdan, kontrol altına alınamayan bir enfeksiyona kadar çeşitli derecelerde olabilir. Oluşabilecek problemleri önlemek için: Şeker hastaları her gün ayaklarını kontrol etmeli, gözle görülür değişikliklerde hemen doktora başvurmalıdır. Tahriş etmeyen sabun ve ılık su kullanarak banyo yapmalısınız. Ayaklarınızı yıkadığınızın suyun sıcaklığı 28 dereceyi geçmemelidir. Yıkandıktan sonra özellikle ayak parmağı aralarını iyice kurulanmalıdır ve yağlı krem sürülmelidir. 3 ile 5 yılda bir alerji testi yaptırılmalıdır. Elinizi yaralayacak işlerden uzak durmalı, yapmak zorunluluğunda iseniz mutlaka eldiven kullanmalısınız. Yalın ayak dolaşmamalısınız. Kendinizi güneşten korumalısınız. Doğrudan güneş gelen bir yerde iseniz cildinize mutlaka yüksek dereceli koruyucu krem sürmelisiniz. Kesik sıyrık oluştuğunda sabun ve suyla yıkayıp üzerine kuru, steril bir bandaj ile örtmelisiniz. Eğer kesik, sıyrık dört saat içinde iyileşmezse; yani kızarıklık, şişlik, ağrı, sıcaklık, cerahat oluşursa derhal doktorunuza haber vermelisiniz”


O

sman Bey, Osmanlı Devleti’ni ve Osmanoğullarını kuran ve adını devletine ve soyuna vermiş bulunan ilk Osmanlı Sultânıdır. Kendisine Kara Osman, Fahruddin ve Mu’înüddin de denmiştir.

bir devletin kurucusu olarak Osman Bey ve ondan sonra gelen haleflerinin şahsî meziyetleri bu gelişmede büyük ölçüde rol oynamış görünmektedir. nitekim bu konuya dikkat çeken yabancı bir araştırıcı, Osmanlı Devleti‘nin kudret kaynağı olarak gördüğü üç ana unsurdan birinin hükümdarlarının şahsiyetleri olduğunu belirtir.

Osman Gâzî, hayatının sonuna kadar emîr yani bey olarak anılmıştır; vefâtından sonra Hân ve Sultân denmiştir. Çünkü hayatının sonlarına doğru uc beyi olmuştur.

 Osman Bey, 1258 tarihinde Söğüd’de veya Osmancık’da dünyaya geldi. Babası Ertuğrul Gâzî ve annesi Halîme Hâtun’dur. 24 yaşındayken babasının yerine geçti. Osman Gâzî, önce Kastamonu’daki Çobanoğullarına, sonra da Kütahya’daki Germiyanoğullarına bağlı idi. Onlar da Selçuklu Sultânına bağlıydılar. İlk evliliği, 1280 civarında, Sultân Orhan’ın annesi ve Selçuklu vezirlerinden Ömer Abdülaziz Beyin kızı olan Mâl Hâtun iledir. 1289 yılına doğru Şeyh Edebali’nin kızı Rabî’a Bâlâ Hâtun ile evlenince, nüfuzu ve kudreti arttı. Bu hanımından da Şehzâde Alâ’addin dünyaya geldi.

 1281 yılında babasının yerine aşiret beyi olan Osman Bey, bir görüşe göre, Selçuklu Sultânı II. Gıyâseddin Mes’ûd’un 1284’de Söğüd ve çevresinin kendisine tahsis edildiğine dair olan fermanı ve yanında hediye ettiği ak sancak, tuğ ve mehterhâne ile uc beyi olmuştur. 1288 veya 1291 tarihinde Karacahisâr’ı fethetmesi ve Dursun Fakih’e kendi adına hutbe okutması, Osman Bey’in yarı istiklâlini kazanması demektir. 

 Osman Gâzi’nin Bizans sınır şehirlerini birer birer fethetmesi üzerine telâşa düşen Bizanslılar onu ortadan kaldırmak için bir düğün vesilesiyle bir baskın hazırlarlar. Baskına baskınla cevap veren Osman Bey, 1299 yılında Yarhisâr ve Bilecik’i fethetti ve beylik merkezini Bilecik’e nakletti ve fitneye sebep olan Yarhisâr Tekfurunun kızı Nilüfer’i (Holofura’yı) oğlu Orhan ile evlendirdi. Bu tarih, daha önce açıklanan sebeplerle Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılı kabul edildi. 27 Ocak 1300’de Selçuklu Sultânı III. Alâ’addin Keykubad’ın saltanat alâmeti olan tabl, alem ve tuğu Osman Beye bir ferman ile göndermesi ile artık Osman Bey müstakil bir uc beyi olmuştu. 1301 yılında Bursa’ya yakın bir yerde Yenişehir’i kurdu ve saltanat merkezini buraya nakletti. Bu arada bütün bu fetihlerde kendisine yardım edenleri de unutmadı ve kardeşi Gündüz Bey’e Eskişehir’i; oğlu Orhan Bey’e Sultânönü’nü; Hasan Alp’a Yarhisâr’ı; Şeyh Edebalı’ya Bilecik’i ve Turgut Alp’e İnegöl’ü verdi ve Edebalı’nın torunu Alâ’addin’i yanında götürdü. 1308 yılında İlhanlı Hükümdarı Ahmed Gazan tarafından Selçuklu Devletine son verilince

1. Osman Bey Osmanlı Devleti’nin Kurucusu Osmanlı Devleti tamamen müstakil hale geldi. 1313’de Harmankaya Hâkimi Köse Mihal Bey’in Müslüman olmasıyla Mekece, Akhisâr ve Gölpazarı Osmanlının eline geçti. 1320 yılından itibaren çevrede fazla görünmeyen Osman Bey, 1324 yılında beyliği oğlu Orhan Bey’e devretti. 1324 yılı Şubat ayında Bursa’nın fethini görmeden 67 yaşında vefat eden Osman Bey, vasiyeti üzerine, geçici olarak gömülü bulunduğu Söğüd’den alınarak 2.5 yıl sonra 1326 yılında Bursa’daki Gümüş Künbed’e defn olunmuştur.

Babasından 4800 km2 olarak aldığı toprakları 16.000 km2’ye çıkaran Osman Bey’in Orhan ve Alâ’addin dışındaki çocukları şunlardır: Fatma Hâtun, Savcı Bey, Melik Bey, Hamîd Bey, Pazarlı Bey ve Çoban Bey. Bugünkü mülkî taksimata göre, Osman Bey zamanında Osmanoğullarının ülkesi, Bilecik, Eskişehir merkez, Sakarya’ya bağlı Geyve, Akyazı ve Hendek, Kütahya-Domaniç ve Bursa ilinin Mudanya, Yenişehir ve İnegöl ilçelerini kapsıyordu.



Şahsiyeti Osmanlı tarihinin en dikkate layık şahsiyetlerinden biri olan Osman Bey, bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesinin önemli kişilerinden biridir. Gerçekten de Selçuklu Bizans hududlarında teşekkül eden bir uç beyliğinin kısa bir müddet içinde büyüyerek tarihin akışını değiştirecek bir güç ve kuvvete erişmesi, yeni bir din ve kültürün taşıyıcısı olarak eski Bizans İmparatorluğunun enkazı üzerinde kurulan yeni devlete Müslüman Türk damgasını vurabilmesi hadisesi, tarihçiler arasında henüz tam anlamıyla izah edilememiş bir mesele halinde münakaşa edilmektedir. Tarihte benzerine ender rastlanılan

www.turquaz.de

Bir devletin gelişip büyümesinde hükümdarların kabiliyet, ileriyi görüş, anlayış ve hareketlerinin önemli derecede rol oynadığı bilinmektedir. Bu durum, günümüzden önceki asırlarda daha büyük bir ehemmiyet arz ediyordu. Bu anlayıştan hareketle Osman Gazi‘ye baktığımız zaman, onun gerek siyaset, gerek adalet ve gerekse halkına karşı olan sevgi ve merhamet bakımından devrine göre özel bir yeri olduğu görülür. Gerçekten, Osman Gazi‘nin gerek hak ve hukuk anlayışı, gerekse insanları belli bir düzen içinde disiplinli bir şekilde çalıştırmasını bilmesi, onu zamanındaki birçok idareciden daha üstün bir şahsiyet haline getirmişti. Zira bina kurucu binasından belli oluyordu. Bu sebeple olsa gerek ki halk, onun idaresindeki şehirlerin pazarlarında haksızlığa uğrama korkusu olmadan alış verişini yapıyordu. Bu da ekonomik bakımdan olduğu kadar sosyal ve idarî bakımdan da komşu ve çevre hükümdarların tebeası bulunanların (uyruğunda olanların) psikolojik olarak Osman Gazi ile beyliğine sempati ve hatta gıpta ile bakmasına sebep oluyordu. Osman Gazi‘nin, çevresindeki birçok pürüzü ortadan kaldırıp hakimiyetini tesis etmesi de bu anlayışla mümkün olmuştur. Nitekim, Osmanlılar hakkındaki ilk Türkçe kaynak olarak kabul edilen Ahmedî‘nin manzum eserinde:

„Oldi Osman bir ulu gâzi kim ol, Nereye kim vardiysa buldi yol“ şeklindeki ifadesinden de anlaşıldığı gibi Osman Gazi, şahsiyeti, anlayışı, hal ve hareketleriyle bütün işlerin üstesinden gelmeyi becerebilen nadir şahsiyetlerdendir. Bunun içindir ki vefat edip idareyi oğlu Orhan‘a bıraktığı zaman, babasının kendisine bıraktığı toprağın dört mislini oğluna bırakmıştır. 1281‘de Ertuğrul Gazi‘nin oğluna bıraktığı miras 4800 km2‘den fazla değildi. İnsan, XVI. asırdaki Osmanlı Devleti‘ni düşündüğü zaman bu rakamın üzerinde heyecanla titremekten kendini alamıyor. Osman Bey zamanındaki büyük âlimler ve şeyhlerden bazılarını da hatırlatmakta yarar vardır: Âlimlerden en önemlileri Mevlânâ Şeyh Edebalı, Dursun Fakîh ve Hattâb bin Ebî Kâsım Karahisârî’dir. Maneviyât reislerinden ise, Şeyh Muhlis Baba, Şeyh Âşık Paşa, Şeyh Ulvân Çelebi, Şeyh Hasan Çelebi ve Baba İlyas mutlaka zikredilmelidir.

13


K

I L Ğ SA

Aşırı soğukların baş göstermesiyle birlikte birçok insan uyanma güçlüğü çekiyor, kendini yorgun, bitkin, hatta mutsuz hissediyor. Grip, soğuk algınlığı, bronşit başta olmak üzere birçok hastalığa da davetiye çıkaran kış aylarında vücudumuzu nasıl korumalıyız? Mevsime uygun giyinmenin yanında doğru beslenme ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitkisel desteklerle soğuğa karşı korunup kendimizi zinde hissedebiliriz. Bu anlamda büyük rol oynayan şifalı bitkilerin büyülü dünyasında yolculuğa devam ediyoruz. Bu hafta Turquaz okurları için seçtiğimiz bitki Ekinezya (Echinacea). Uzman kaynaklara başvurarak derlediğimiz bilgileri şifa niyetiyle sizlere sunuyoruz.

Ekinezya bitkisinin faydaları: Grip başlangıcında alındığında soğuk algınlığı geçirme olasılığını, %80lerin üzerinde azaltir. Kandaki akyuvar sayısının artışını sağlar. Öksürük ve baş ağrısı gibi durumları hafifletir. Ekinezya bitkisi antiviral ve antibakteriyel etkilere sahiptir. Egzama sedef sivilce gibi deri rahatsızlıklarında faydalıdır. Yaraların iyileşme sürecini hızlandırır Alerjik reaksiyonların meydana gelmesini engelleyici özelliği de tespit edilmiştir. Etkisini artırmak için C Vitaminiyle birlikte kullanılır.

Ekinezya Çayı nasıl demlenir? 1 litre suyun içerisine 3,5-4 tatlı kaşığı kuru ekinezya bitkisini ekleyip 2-5 dakika bekleyin.Veya taze ekinezya bitkisinde 1 avuç demliğe koyup üzerine 1/4 litre kadar (yaklaşık 1,5 su bardağı) sıcak su ekleyip yine 2-5 dakika demini salana kadar bekleyin. 15 gün tükettikten sonra mutlaka 1 ay ara verin. Günde en fazla 3 fincan için.

Ekinezya Yağı: Son yayımlanan bir çalışma ekinezya yağının soğuk algınlığına yol açan (influenza virüsü ve solunum sinsityal virüs) ve uçuk virüsü gibi virüsleri öldürücü etkisi bulunduğunu gösteriyor. Bu çalışma, ekinezyanın solunum sistemi rahatsızlıklarında nasıl etki ettiğini de ortaya koyması bakımından önemlidir. Araştırmanın ortaya koyduğu bulgulara göre, ekinezya hem bu virüsleri öldürüyor hem de virüslerin yol açtığı iltihap etkenlerinin (sitokinler) miktarını kontrol ederek boğaz ve akciğerlerdeki iltihabın yol açacağı hasarı engelliyor.

Önemli Uyarılar: Ekinezyayı kapsül olarak kullanmadan önce, mutlaka bir hekime başvurmanızda fayda vardır. Daha çok kapsül halinde tüketilebilecek olan ekinezyanın kullanım dozu, günde 1 ila 3 kapsüldür. Oto-immün hastalığı olanlar kullanmamalıdır. Bağışıklık baskılayıcı ve anksiyete ilaçlarıyla bir arada alınmamalıdır. Ekinezya da bazı ilaçlarla etkileşime girerek bazı insanlarda alerjik belirtilere neden olmaktadır. Eğer ekinezyayı çay olarak tüketmek isterseniz kullanım süresi, 15 gündür. Hamilelerin kullanması önerilmemektedir.

14

www.turquaz.de


GENEL KÜLTÜR

Peygamber Efendimiz‘in yemeklerin nasıl yenmesi gerektiği ile ilgili sözleri, sağlığımız açısından da ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor...

OTURARAK SU İÇMENİN HİKMETİ Ç

eşit çeşit diyetler, zayıflama ilaçları, sağlıklı beslenme adına katlanılan sıkıntılar...

Kilosuna dikkat etmeyenler, çözümü diyetisyen önerilerinde, bitki kürlerinde, dost tavsiyelerinde arıyor. Peki, gerçekten çözüm nerede? Özellikle Avrupa ve Amerika‘da yaşayan insanlarda görülen obezite, kapitalizmin etkisi ile tüm dünyaya yayıldı. Her gün ve her saat televizyonlarda gördüğümüz reklâmlarla tetiklenen yeme arzusu, bilinçsiz beslenmeyi yaygınlaştırdı. Gece yarısı olduğu düşünülmeden maddi kaygılarla yayınlanan reklâmlar, yemek saati alışkanlıklarını ortadan kaldırdı. Bunun yanında, açılan yüzlerce restoranın, obezitenin yaygınlaşmasında etkisi olduğu çok açık. Tabiî ki reklâmları ve restoranları tek suçlu ilan edemeyiz. Televizyonda ızgara üzerinde pişirilen bir sucuk gördüğümüzde, saatin kaç olduğunu önemsemeden mutfağa koşan da biziz, sokakta yürürken kokusuna dayanamayıp, önümüze geleni alan da... İrademize hâkim olamadık ve sınır tanımaz bir şekilde yedik! Bu da kaçınılmaz sonu beraberinde getirdi. Hâlbuki Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed‘in (sav) sünnetlerine biraz olsun riayet edersek, kilo ve kilonun sebep olduğu sağlık problemleriyle uğraşmak zorunda kalmayız. Peygamber Efendimiz birçok hadisi-i şerifte günde iki öğün ve az yemenin, doymadan sofradan kalkmanın, lokmaları ağza göre almanın ve iyice çiğnedikten sonra yutmanın önemine değiniyor. Günümüzde bu sünnetlere az riayet edildiğinden olsa gerek herkes soluğu ya diyetisyenlerde ya da çeşitli sağlık problemleri yüzünden doktorlarda alıyor. Efendimiz döneminde doktora ihtiyaç duyan çok az kişi varmış. ‚Tıbbi Nebevi‘de bununla ilgili olay şöyle nakledilir: Asr-ı Saâdette, hükümdarlardan biri Peygamber Efendimize hizmet için bir doktor göndermiş. Bu doktor, Efendimizin yanında uzun süre kalmış ve hastaları tedavi etmek için beklemiş. Fakat tedaviye çok az kişinin ihtiyacı olduğunu görünce geri dönmek için izin istemiş.

Peygamber Efendimiz de az hastalanmanın sebebinin, ‚ashabın iyice acıkmadıkça yemek yememesi ve yemekten tam doymadan kalkması‘ olduğunu söylemiş. Şimdi bırakın az yemeyi günde 7-8 öğün yemek yediğimiz bile oluyor. Fakat bilimsel araştırmalar günde en fazla 3 öğün yenilmesini ve fazla sıklıkta yemek yemenin kilo alımına neden olacağını söylüyor, ayrıca yenilen her besinle kan şekerinin yükseldiğini ve insülin salgılandığını belirtiyor.

Yemekleri iyice çiğnemek kilo almayı engelliyor „Lokmaları ağzınıza göre alınız ve iyice çiğnedikten sonra yutunuz.“ hadisi bugünler için söylenmiş gibi. Koşuşturma ile geçen hayatımızda her şey için o kadar acele etmemiz gerekiyor ki; buna yemek yemek de dâhil. Acele ile fazla çiğnemeden yuttuğunuz yiyecekler kilo almanıza neden olabiliyor. Serkan Tutar, „Besinler ağızda ne kadar iyi çiğnenirse midedeki sindirim o kadar kolaylaşır. Çiğneme tam sağlanmadığında hazımsızlık, şişkinlik, gaz sancıları ve kabızlık meydana gelir. Sürekli az çiğneme ise ileriki safhalarda mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Ayrıca çiğneme ile besinin içerisindeki vücudumuza yararlı öğelerini emilimi daha fazla gerçekleşir. Bunun yanında iyi çiğnemek çabuk doymayı sağlar.“ diyor. Dolayısıyla besinleri iyi çiğneyerek kilo almayı da engelleyebilirsiniz.

Yemek arasında su içmek tokluk hissi veriyor Peygamber Efendimiz „İnsana belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Bunu yapamıyorsa; karnının üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de teneffüs etmeye ayırsın.“ buyurmuştur. Buna rağmen yemek arasında ya da sonrasında su içmek kilo aldırır gibi yanlış kanılar vardır. Fakat bilimsel araştırmalar yemek arasında su içmenin kilo aldırmayacağını; aksine doygunluk hissi vererek az yemeyi sağladığını ortaya koymuştur.

www.turquaz.de

Sıcak yemek mide kanserine neden oluyor Tüm bunların yanında Peygamber Efendimiz‘in yemeklerin nasıl yenmesi gerektiği ile ilgili sözleri, sağlığımız açısından da ne kadar önemli olduğunu bize gösterir. „Yemekleri çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz.“ hadisinin mide sağlığı açısından önemini belki hiç düşünmemişizdir. Yemeklerin ılık yenilmesinin mide sağlığı açısından en doğru tercih olduğu belirtiliyor.

Oturarak su içmek hastalıklardan koruyor Ayakta su içmenin yanlışlığı da birçok hadiste karşımıza çıkar ve oturarak içilmesi tavsiye edilir. Bunun sağlık açısından önemi ise şöyle: Herhangi bir sıvıyı ayakta içtiğimizde doğrudan onikiparmak bağırsağına, oturarak içtiğimizde ise önce mideye daha sonra onikiparmak bağırsağına gider. Sıvıların önce mideye gitmesi daha sağlıklı; çünkü mide asidi sayesinde sıvının içinde bulunan mikroplar ölüyor. Böylelikle birçok hastalıktan korunmuş oluyoruz. Suyun üç yudumda içilmesi ile ilgili hadisin hikmeti de; suyun yavaş içildiğinde vücudun ihtiyaç duyduğu yer tarafından emilmesinden kaynaklanıyor. Hızlı içildiğinde ise vücutta gereken vazifesini yapamıyor.

İlahiyatçı Dr. Reşit Haylamaz: 26 kilo verdim‘ İlahiyatçı Reşit Haylamaz da konunun önemini şu şekilde açıklıyor: „Ben çok uzun zaman diyet yaptım. 8 yıl diyetisyene gittim ve 26 kilo verdim. Bunu tecrübe eden biri olarak o süreç zarfında gördüm ki işin temelinde Peygamber Efendimizin bir hadisi var. O, Ademoğlu‘na midesinin yalnız üçte birini yemek ile doldurmasını söylüyor. Aslında sünnete uyunca insan zaten diyet yapmış oluyor. Demek ki biz sünnete uygun yaşamadığımızdan kilo almış oluyoruz. Hadisleri hayatımıza geçirebilsek kilo problemimiz kalmayacak.“

15


Egemen Bağış, Can Çobanoğlu ve Engelbert Kupka

Soldan sağa: Can Çobanoğlu, Engelbert Kupka, Hidayet Eriş, Egemen Bağış, Rainer Koch, Martin Neumeyer.

Egemen Bağış “bu geceye katılmakla Can Çobanoğlu’nun çalışmalarına verdiğimiz önemi, desteği göstermiş olduk” dedi.

Unterhaching’li oldu AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türk Milli Takımı eski menejeri Can Çobanoğlu’nun ikinci başkan olduğu üçüncü lig takımı Unterhaching’i ziyaret etti. Bağış’a adı yazılı bir forma hediye edildi. MÜNİH’te temaslarda bulunan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türk Milli Takımı eski menejeri Can Çobanoğlu’nun ikinci başkan olduğu üçüncü lig takımı SpVgg Unterhaching’i ziyaret etti. Kulup VİP binasında Bağış onuruna verilen yemekte Çobanoğlu’nun yanı sıra kulüp başkanı Engelbert Kupka, Bavyera Futbol Federasyonu Başkanı ve Alman Futbol Federasyonu Başkan Yardımcısı Rainer Koch, Bevyera Hükümeti Uyum Sorumlusu Martin Neumeyer ve Münih Başkonsolosu Hidayet Sayın hazır bulundu. Can Çobanoğlu kulübün bünyesindeki Anton Schrobenhauser Vakfı’nın “kids to life” porjesini tanıtarak projeyi deprem bölgesi Van’da uygulamak için bakandan destek istedi. 2. başkan olduğundan beri 90 yıllık kulübü uyum konusundaki çalışmalara yönelten Çobanoğlu “bu proje ile Van’da mağdur çocuklar için bir yuva

16

kurup her türlü sosyal olanağı onlara sağlamak istiyoruz” dedi. “Ceyhun Gülselam ve Oran Balkan gibi Türkiye’de başarılı top koşturan futbolcuları yetiştiren kulübün uyum konusundaki çalışmaları övgüye layıktır” diyen Egemen Bağış “yüzün üzerinde Türk gencine kapısını açan bu takımın pek yakında yeni Mesut Öziller çıkaracağından şüphem yok. Ama Özil, Türkiye’ye gol atmadığı sürce attığı her gol için mutluluk duyuyorum. Siz Almanların disiplinli çalışması biz Türklerin dinamikliği ve yaratılığı ile birleşince hem başarının en iyisini hem de uyumun en iyisini sağlarız. Krizdeki Avrupa’nın kurtuluşu bizdedir, gençlerimizin özelliklerin göz ardı etmezler, uyuma önem verirlerse kurtulurlar” dedi. Neonazi seri cinayetlerine değinen bakan “biz hala

www.turquaz.de

neo nazi kurbanı yurttaşlarımızın acısın içimizde hissediyoruz. Irkçılığa destek çıkan, göz yuman kendi kalesine gol atar. Bir gecede kurulan Berlin duvarı bu halkı 30 yıl birbirinden ayırdı. Fiziksel duvarları bir günde yıkmak mümküm, ama zihinsel duvarların yıkılması yıllar alıyor. Burada yaşayan Türk insanı artık misafir değil, eşit koşullarda Almanya’nın kalkınmasına katkıda bulunan ev sahibi olmuş bireylerdir” dedi. “kids to life” porjesine mümkün olan desteği vermeğe öçalışacaklarını söyleyen Bağış “bu geceye katılmakla Can Çobanoğlu’nun çalışmalarına verdiğimiz önemi, desteği göstermiş olduk” dedi. Münih kentinin ekibi Unterachting’in A takımında 3 Türk oyuncu yer alırken, alt yaş gruplarında 100’e yakın Türk genci antrenman yapıyor.


im

iN Ç e S U N U L O y L e z Ü G N e N I N a M t a L N a I i K e aŞKINIz Ç e y i D e H K U L ‘ € 0 0 3 e S HeRKe Çift Kişilik

Çift Kişilik

Ortopedik yatak 140 x 190 cm*

499,-€

Ortopedik yatak 140 x 190 cm*

599,-€

199,-

199,-

3‘lü deri sehpa dESIGN4yOu WERBEAGENTuR

79,-€

Simli

9.99,€

Gögginger Str. 119 - 86199 Augsburg (im Kaufland - 1. OG)

 0821-567 23 37

Fürther Str. 188 - 90429 Nürnberg (gegenüber Kaufland)

 0911-252 88 995

*Alle Preise sind Abholpreise - lieferung und Montage gegen Aufpreis - Alle Angebote ohne dekoration - Abgabe nur in handelsüblichen Mengen - Alle Artikel nur solange der Vorrat reicht – Alle angegebenen Maße sind zirka Angaben – Maß-, Farb- und Modellabweichungen, Preisirrtümer und liefermöglichkeiten vorbehalten – Für druckfehler keine Haftung


Soldan itibaren: Abuzar Erdoğan, İsabell Zachairas, Martin Neumeyer, Göknur Çelik

MAT’ta uyum tartışıldı Münih Alevi Topluluğu (MAT) gençlik kolunun düzenlediği uyum konulu sempozyumda politikacılar partilerini uyum politikalarını anlattı. Münih Alevi Topluluğu (MAT) gençlik kolu “Geldik-Kabul edildik mi? – Uyum, tek yönlü yol değildir” başlıklı bir sempozyum düzenledi. MAT merkezindeki sempozyumda Bavyera Hükümeti Uyum Sorumlusu Martin Neumeyer (CDU), SPD Eyalet Parlamentosu Uyum Sözcüsü İsabell Zacharias ve Rosenheim SPD Gençlik Teşkilatı (JUSOS) başkanı Abuzar Erdoğan konuşma yaptı. Sempozyum, Sertaç Dede adlı, Almanya doğumlu, lise mezunu ve tıp öğrenimi için sıra bekleyen bir gencin yaşadıklarını anlatmasıyla başladı. Dede “biz, göçmen kökenli gençlere eşit şans tanınmalı ki biz de büyük hayaller kurup, hedefimizi büyütebilelim” dedi. Martin Neumeyer, uyum konusundaki sorunların sadece politika-

18

cıların çözemeyeceğini söylerken “biz kesinlikle asimilasyonu hedeflemiyoruz” dedi. Neo nazi seri cinayetleri ile ilgili olarak ta konuşan Neumeyer “döner cinayetleri” deyimini çok iğrenç buluyorum, öldürülen döner değil, bizim gibi insanlardı. Kurban yakınlarıyla görüştüm, çok duygulandım, hükümet olarak onlara gereken tüm yardımları bürokratik engelsiz yapma kararı aldık” dedi. SPD Eyalet Parlamentosu Uyum Sözcüsü İsabell Zacharias ise Sarrazin’e olan kızgınlığını dile getirirken “onun hala partiden ihraç edilememiş olması ve entellektüel kesimde bile destekçilerinin bulunması beni utandırıyor. Etnik zeka olamaz, buradaki göçmen gençlerin en büyük

www.turquaz.de

sorunu Almanca diline yeteri kadar hakim olamamalarıdır. Bunun da çözümü bizce tam gün eğitim veren okullardır. Ayrıca vatandaşlıkta gençlerin kafasını karıştıran opsiyon modeline kesinlikle karşıyız, niye herkes çifte vatandaş olamasın ki?” dedi. “BMW’de milyonlarca Euro’luk projelere imza atan bir Türk bayanın, Alman vatandaşı olmadığı için yaşadığı kentteki yerel seçimlerde hiçbir hakkı olmaması çok saçmadır” diyen Zacharias yerel seçimlerde yabancılara oy hakkı verilmesini savundu. Abuzer Erdoğan ise “ekim şenliklerini yapıldığı alan kadar büyüklükteki Anadolu’dan okulsuz bir köyden gelmiş birinci nesil dedemlerden uyum adına pek birşey bekleme hakkınız yok” dedi.


Başlıkta okuduğumuz terkip, ‘Kıssaların en güzeli’ demektir. Bu tâbir, Kur’ân-ı Kerim’de, Hz. Yûsuf aleyhisselâmın kıssası için kullanılmıştır.

Ahsen-ül Kasas Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır’a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz. İshak, büyük dedesi de Hz. İbrâhim’dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi, küfre karşı îmânı tebliğ etmiş, Allâh’ın nûrunu kalplere nakşetmek için mücâdele etmişlerdir.

sağlar, muhtaç olanlara yardım toplayıp verirdi. Yûsuf aleyhisselâm delikanlılara dedi ki: - Size rüyanızda rızık olarak yiyecek bir şey gelecek oldu mu, ben muhakkak onun ne olduğunu, daha size gelmezden evvel rüyanızı tâbir eder, haber veririm.

Böylesine muazzez, mukaddes ve müberrâ bir nesilden gelen Hz. Yûsuf, aristokrat bir hayat içinde yüzen Mısır saraylarında; hayâ, edep ve terbiye âbidesi olarak insanlara örnek olmuş, aslâ gayr-i meşrû tekliflere iltifat etmemişti. Hatta ahlâksızca yapılan îmâ ve baskılara karşı Cenâb-ı Hakka, bunlardan kurtarması için yalvarıp, ‘Zindan, bunların beni dâvet ettiği şeyden iyidir Rabbim, dedi.’ (S. Yûsuf, 33)

Dikkat edilirse, Yûsuf aleyhisselâm onları, kendisine sorulanlara cevap vermezden evvel, tevhîde dâvet ve doğru yola irşad etmek istiyor. Bu dâvet ve tâbirinde doğruluğuna delâlet etmek üzere de, gaybden haber verme mûcizesini anlatıyor. Zira bütün peygamberlerin, peygamber olduklarını isbat için mûcize göstermeleri gerekir.

Sonra, Aziz ve arkadaşları, Hz. Yûsuf (a.s.)’un mâsûmiyetini isbat eden bütün o kat’î delilleri görmelerine rağmen, halkın dedi-kodusunu kesmek için onu zindana attılar. Hatta onunla beraber, biri hükümdârın sâkîsi, diğeri de ekmekçisi olmak üzere iki delikanlı daha hapse atıldı. Onlar, hükümdarı zehirlemeye teşebbüs etmek suçuyla itham olunuyorlardı. Bunlardan biri, - Ben rüyamda kendimi şarap için üzüm sıkıyor gördüm, dedi. Öbürü ise; - Ben de rüyamda kendimi başımda ekmek götürüyor, kuşlar da gagalayıp yiyor gördüm, dedi. Bize bunların tâbirini haber ver; çünkü biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz, dediler. Dahhak rahımehullah hazretlerine; - Yûsuf aleyhisselâmın iyiliği ne idi? diye sorulduğunda, şöyle cevap verdi: - O, dâima iyiliği tercih eder, bütün hâl ve hareketlerinde güzel ahlâkını gösterirdi: Zindandaki hastaları ziyaret eder, mahzunlara dost ve arkadaş olup onları tesellî eder, yeri dar olanlara genişlik

Yûsuf aleyhisselâm konuşmasına devam ederek şöyle diyor: - Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben, Allâh’a inanmayan, âhireti de inkâr eden bir kavmin dînini terk ettim. Atalarım İbrâhim, İshak ve Yâkub’un dînine uydum. Allâh’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bizim için doğru olmaz. Bu tevhid, bize ve bütün insanlara Allâh’ın bir lûtfudur; fakat, insanların çoğu buna mukabil şükretmezler. Ey Benim zindan arkadaşlarım, düşünün bir kere; darma dağınık birçok rabler mi iyi, yoksa her şeyi hükmü altında tutan ve kahredici olan bir tek Allah mı? Sizin onu bırakıp taptıklarınız, kendinizin ve atalarınızın takmış oldukları kuru, mânâsız ve boş isimlerden başkası değildir. Allah, onların gerçekliği hakkında hiçbir delil indirmemiş, onlara hiçbir güç vermemiştir. Hüküm, yalnız Allâh’ındır. O, yalnız kendisine ibâdet etmenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. Ey zindan arkadaşlarım, rüyalarınıza gelince; biriniz efendisine şarap içirecek, diğeri ise asılıp tepesinden kuşlar yiyecektir. İşte hakkında fetvâ istemekte olduğunuz mes’ele, böylece

www.turquaz.de

olup bitmiştir. Bundan sonra Yûsuf aleyhisselâm, bu iki delikanlıdan, kurtulacağını bildiği kimseye yani sâkîye dedi ki: - Beni efendinin yanında an, benden bahset. Fakat şeytan, efendisine onu anlatmayı unutturdu. Bu yüzden Yûsuf aleyhisselâm, daha nice yıllar zindanda kaldı. (S. Yûsuf, 35-42) Yani Hz. Yûsuf, Allah’tan başkasından yardım istediği için, beş yıllık mahpusluktan sonra, yedi yıl daha hapiste kaldı. Zira böyle bir istek ümmetten herhangi bir fert için gayet normal olmakla birlikte, bir peygamber için münasip değildi. Onun zindanda kaldığı 12 sene âyet-i kerimedeki ‘üzkürnî ınde rabbik’ kavl-i keriminin harflerinin miktarına müsâvidir. Bu 12 adedinde daha başka acâib sırlar da vardır: Burçlar, aylar on ikidir. ‘Lâ ilâhe illallah’ ve ‘Muhammedün Resûlüllah’ın asılları da on ikişer harftir. Kezâ Yâkup aleyhisselâmın oğulları da 12 idi. (Rûhu’l-Beyan) Yûsuf aleyhisselâm, Mısır’ın iktisadî bakımdan en kritik bir devresinde yani yedi sene süren kıtlık yıllarında hazînenin başına geçmiş ve önceden aldığı tedbirlerle ülkeyi bir bâdireden kurtarmıştır. Hz. Yûsuf, bu güzel hizmeti yapmayı, bizzat kendisi tercih etmiştir. İlk bakışta, peygamberlik makamında bulunan bir zâtın Mısır Hükümdârı’nın emrinde (bugünkü tâbirle) Mâliye Bakanlığı yapması garip karşılanabilir; fakat, insanlığa iktisadî yönden bir hizmet verirken, kazandığı sevgi-saygı ve hüsn-i zanla en müessir bir şekilde İslâm’ı tebliğ, telkin ve tâlim etmesi, kısacası o milleti maddî-mânevî tehlikelerden beraberce kurtarması, ibret ve ders alınacak bir husustur. Onun içindir ki, Kur’ân-ı Hakîm’de Yûsuf aleyhisselâmın kıssasına, kıssaların en güzeli mânâsında, ‘Ahsenü’lKasas’ tâbir edilmiştir.

19


ci sınav 225 öğren aşadı. y heyecanı

nsolosluk ındaki ko ğ lı n a şk a aptı. TA) b (SOL BAŞ adro gözlemcilik y ukurkaya k Ç ir b m li n e şa S olu onsolos enlerden Muavin K rk öğretm ü T e v rı a memurl

kademie ilgili ) ve YEK A S D (T i ğ ) sınavla li nciler Bir da ayakta a re rk ğ a Ö a n ld a Türk-Alm event Karadağ (so L sorumlusu lundu. u b a rd la uyarı

ı e t n ’ a c h i e y n e ü h

M

v a sın

dı. sesi i a L ş a m y i ı ğret ecan Ö y k e ı h ç ılan A enci sınav p a y öğr h’te Müni rında 225 la sınav

Açık Öğretim Lisesi Batı Avrupa Programı birinci dönem sınavları Münih’te yapıldı. Münih Teknik Üniversitesi’ndeki sınavlara Almanya dışında Avusturya, Fransa, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’dan 225 öğrenci katıldı. Cumartesi ve Pazar günü olmak üzere iki gün süren sınavlarda, Muavin Konsolos Selim Çukurkaya başkanlığındaki

20

konsolosluk memurları ve Türk öğretmenlerden oluşan bir kadro gözlemcilik yaptı. Öğrencilerin salona sıkı kontrol sonrası alındıkları sınavlarda herhangi olağan dışı bir olay yaşanmadı. Türk öğrencileri sınava hazırlayan Türk-Alman Öğrenciler Birliği (TDS) ve YEK Akademie sorumlusu Levent Karadağ sınavla ilgili uyarılarda bulundu.

www.turquaz.de

Açık Öğretim Lisesi’ne Avrupa’da yaşayan gençelerin büyük ilgi gösterdiğini söyeleyen Karadağ “bu lise eğitimini bitiren gençlerimize Türkiye’de ve dolaylı olarak Almanya’da üniversite kapıları açılıyor. Bu sınavlarla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenlere www.yek-akademie.com internet sayfasına bakmalarını öneririz” dedi.


Mecliste göçmenlerin sağlık sorunları tartışıldı

Soldan itibaren: Dr. Elif Cındık, İsabell Zacharias, Kathrin Sonnenholzner

Bavyera Eyalet Meclisi’nde SPD’nin düzenlediği ve Dr. Elif Cındık’ın konuşmacı olarak katıldığı oturumda göçmenlerin sağlık sorunları tartışıldı. BAVYERA Eyalet Meclisi SPD uyum sorumlusu İsabell Zacharias’ın yönettiği “göçmen olmak sağlık rizikosu mu?” başlıklı oturumda göçmenlerin sağlık sorunları tartışıldı. Dr. Elif Cındık’ın göçmenlerin sağlık sorunları adı altında verdiği konferans sonrası konu uzmanlarca tartışıldı. SPD Sağlık Politikası Sorumlusu Kathrin Sonnenholzner’in de katıldığı toplantıda Dr. Cındık Almanya’da yaşayanların yaklaşık yüzde 20’sinin göçmen kökenli olduğuna dikkati çekerek “bu oran Münih’te % 34’e kadar çıkmıştır. Bugün Frankfurt’ta doğan çocukların yüzde yetmişi göçmen kökenlidir. Zamanında çok sıkı sağlık kontrollerinden geçirilerek

genç yaşta buralara getirilen göçmenler, artık yaşlanmış ve bugün artık sağlık sorunlarıyla mücadele vermektedirler. Alman sağlık sektörü ise maalesef yeteri kadar Almanca bilgisine sahip olamayan ve başka kültürün getirdiği yaşam koşullarına bağlı olarak yerlilere oranla daha fazla hastalanan bu insanlar için hazırlıklı değil” dedi.

Sağlık sektöründe Türk personel eksikliği

Almanya’daki doktorların sadece % 3,8’nin Türkçe konuştuğunu belirtten Cındık “Türk doktor

www.turquaz.de

oranı ise sadece % 2 ve sağlık sektöründe de diplomaların tanınması konusundaki sorunler nedeniyle bu eksikliğe rağmen bir çok Türk uzman bu alanda çalışamamaktadır. Alman Tıp eğitminde ise göçmenlere özel kültürlere yönelik bakım konusunda eğitim verilmemektedir. Kliniklerde yabancılara yönelik ana dilde sağlık bilgilendirmesi, tercümanlık hizmetleri ve personelin kültürlerarsası bakım konusunda eğitimden geçirilmesi bu alanda acilen alınması gereken önlemler arasındadır” dedi. Oturumun,tartışma bölümünde uzmanlar Türklere özel yaşlılar yurdu kurulması konusunda ağrılık verilmesini istediler.

21


Kıvanç Tatlıtuğ, 27 Ekim 1983’te Adana’da doğdu Ortaokulu Yenice Özel Çağ Lisesi’nde Okudu. Ankara’da Fiskobirlik, Güney Sanayii, Çukurova Kulübü, Devlet Su İşleri ve Tarsus Amerikan Kulübü’nde basketbol oynadı. Beş çocuklu bir ailenin bireyi olan Tatlıtuğ, 1997 yılında babasının ciddi bir kalp ameliyatı geçirmesiyle İstanbul’a taşındı. Lise hayatına İstanbul’da devam eden Kıvanç, Kalamış Lisesi’nden mezun olup basketbola olan ilgisini burada devam ettirdi. Ülkerspor’dan gelen cazip teklifi hemen kabul edip, orada iki yıl forma giydi. Sonra bir yıl Beşiktaş, bir yılda Fenerbahçe’de oynadı. Ancak dönüş yaptığı Beşiktaş takımında sakatlanması tüm hayallerini

22

suya düştü ve profesyonel basketbol hayatına son verdi. O dönemlerde yakın çevresinin sürekli fiziğine iltifatlarda bulunduğunu, model olması için kendisini yönlendirmeye çalıştığını söylüyor Kıvanç Tatlıtuğ. O ise bunlara hiç kulak asmamış. Ta ki annesinin yaptığı sürprize kadar! Annesi, Beylikdüzü’ndeki bir marketin camında ‘Profesyonel mankenlerle çalışır mısınız?’ ilanını görünce, Tatlıtuğ’un yanında bulunan bir fotoğrafını göndermiş.

www.turquaz.de

İlan verilen şirketten kendisini aradıklarında şaşkına dönen Tatlıtuğ teklifi kabul etmiş. ‘Ben sporcuyum ne işim olur mankenlikle’ derken bir anda kendini defilede bulmuş. Daha sonra gelen teklifleri değerlendiren Kıvanç, işin hoşuna gitmesiyle bu mesleğe profesyonel olarak başlamış. Annemin beni model yapma hayali hep vardı.’ diyor Kıvanç. İki yıl bir ajansla çalıştıktan sonra 2002 yılında düzenlenen Best Model yarışmasında once Türkiye, sonar dün-


Oynadığı Dizi ve Filmler

2005 2006 2007 2008 2011

Gümüş Amerikalılar Karadeniz’de 2 Menekşe ve Halil Aşk-ı Memnu Kuzey Güney

Kıvanç Tatlıtuğ’un bilinmeyenleri • Tek eşlilikten yana • Duygusal görünür, ama o kadar da duygusal değildir • Biraz sert ve hayat görüşleri katı • Bir ilişki yaşarken gözü dışarıda olmaz • Allah’a son derece inanır ve dinine bağlıdır • Şan, şöhret, para, pulun onun için ikinci plandadır • Ailesine çok düşkündür • Kendisinde en çok gözlerini beğeniyor • Denizin derinliklerine dalmayı çok seviyor • Erkekler ağlamaz’ diye bir şeyin olmadığını, ‘Ağlamak da gülmek kadar doğal’ diyerek, zaman zaman ağlayan biri olduğunu dile getiriyor

ya birincisi oluyor Kıvanç Tatlıtuğ. Sonrasında da Fransa günleri başlamış. Paris’teki Success Ajans’tan gelen teklifle bütün eşyalarını toplayıp, Paris’e yerleşmiş. Burada mesleğini 1,5 yıl sürdürmüş. Paris’teyken, ajanstan gelen telefonda, dizi tekliflerinin had safhaya ulaştığını söylemişler. Küçüklüğünden beri sinema ve televizyona ilgisinin olduğunu, mutlaka bir yerinde bulunmak istediğini ama o zamanlar ‘Ben manken olacağım, sonra dizi çekeceğim.’ gibi hayallerinin olmadığını da sözlerine ekleyen Kıvanç Tatlıtuğ, senaryoları değerlendirmek için Türkiye’ye gelmiş. Gümüş’teki ‘Mehmet’ karakterini kendine çok yakın bulduğunu, oynayabileceğini, en

azından kendinden bir şeyler verebileceğini düşünmüş. Çekim aralarında kitap okur, dergi karıştırır ve müzik dinlermiş.. Pek fazla da kimseyle konuşmazmış. Kendisini eleştirmeyi sevdiğini söyleyen yakışıklı oyuncu, diziye başlamadan önce bir süre Okan Bayülgen’den ders almış. Yakışıklı, dikkat çekici bir fiziğe sahip olan Kıvanç Tatlıtuğ, bu yüzden zaman zaman sözlü tacize uğradığını da itiraf ediyor. Diğer yandan erkek mankenlere karşı pek çok kişide var olan gay ve jigolo önyargılarıyla ilgili olarak da ‘Ben öyle bir tavır sergilerim ki insanlar yanıma yaklaşamazlar.’ diye eklemeyi de ihmal etmiyor. Gece dışarı çıkmayı, kulüplerde eğlenmeyi sevmiyor. Onun yerine arkadaşlarıyla ev muhabbeti yapmaktan hoşlanıyor. Birlikte

www.turquaz.de

televizyon izliyor ya da tavla partileri düzenliyorlar. Dünya podyumlarındaki başarılarıyla arkadaşlarına örnek olan Kıvanç Tatlıtuğ, David Beckham’la olan benzerliği hakkında ilgili olarak da ’Benim saçım uzunken, Beckham’ın adı bile anılmıyordu. Aslında Beckham bana benzedi.’ diyor. İyi derecede İngilizce bilen, ‘Benim için önemli olan kariyer’ diyen Kıvanç Tatlıtuğ’un en büyük hayali ise iyi bir aktör olmak. Bunun için de ilk adımı atmış. Devlet Tiyatrosu oyuncusu Laçin Ceylan’dan bir süre oyunculuk dersleri almış… ‘Bakıyorum, çok eksiğim var’ diyen, dersler almaya devam edeceğini ve iyi bir sinema filminde rol almayı çok istediğini belirten Kıvanç Tatlıtuğ’un hayallerinden biri de tiyatroda oynamak.

23


Dursun Ali

Erzincanlı

i l i d n a ı K m d i a l r v g Me özel pro Ahmet Yesevi Kültür Derneği 03.02. 2012 tarihinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)´in doğumu münasebetiyle Mevlid Kandili Özel Programı düzenledi. Augsburg Reese Theater´de düzenlenen ve salonun tamamen dolduğu programa Dünya Kuran-ı Kerim okuma birincisi Ahmed Naina ve dillerden düşmeyen naatlarıyla Dursun Ali Erzincanlı davetli olarak katıldı. Mevlid Kandili Özel Programı, AYEV Kültür Derneği öğrecilerinden oluşan Minik Dualar Grubu´nun ilahiler eşliğinde bir gösteri sergilemesiyle başladı. Daha sonra AYEV Kültür Derneği´nin faaliyet alanları üzerine yayınlanan tanıtım videosunun ardından

24

sahneye çıkan Dünya Kuran-ı Kerim okuma birincisi Dr. Ahmed Naina, katılımcılara gönülleri titreten müthiş bir Kuran-ı Kerim ziyafeti sundu. Ardından günün anlam ve önemine binaen Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)´in hayatı üzerine bir sohbet gerçekleştirildi. Programın finalinde ise yazdığı şiirleriyle gönüllerde taht kuran Dursun Ali Erzincanlı sahne aldı. Güçlü sesiyle, Peygambere yazdığı şiirlerini hikayesini de beraberinde anlatarak okuyan Erzincanlı, misafirlerin duygusal anlar yaşamasına ve Asr-ı Saadet dönemine bir yolculuk yapmasına vesile oldu. Ayrıca programa katılan davetliler, sunulan kandil simidinden de tatma imkanı buldular.

www.turquaz.de


İl İ

201

r İlecek

2

e

burda atıyor !

k l e rİ ve

Temsİlc

yaşadığın şehrin „kalbİ“

r Bölg

„Reklam ilanlarınız için bize başvurun“

Cihat Uğurlu

Rüveyda Koç

Ümit Subaşı

Mobil: +49 176 - 313 40 794 c.ugurlu@turquaz.de

Mobil: +49 176 - 965 91 909 r.koc@turquaz.de

Mobil: +49 176 - 324 69 613 u.subasi@turquaz.de

Reklam & Marketing

Neuhäuserstr. 7

Reklam & Marketing

I

86154 Augsburg

I

Tel.: (0821) 540 90 547

Reklam & Marketing

I

www.turquaz.de


Timo Köster (Stadt Augsburg), Alisha Lichtenberg, Peter Grab (Belediye Başkan Yardımcısı), Merve Uğurlu ve Kemal Çınar (Pasha Tours)

Merve Ugurlu ödülünü 17.02.2012 tarihinde düzenlenen törende Augsburg Belediye Başkan Yardımcısı Peter Grab ve yarışmanın Ana Sponsoru Pasha Tours’un sahibi Kemal Çınar’dan aldı.

Augsburg Yeteneğini Buldu

Augsburg Belediyesi tarafından düzenlenen ve Augsburg’u en güzel anlatan resmin arandığı “Resim Yarışması“ sona erdi. Yarışmayı 25 jüri üyesinin 24 oyunu alan Augsburg Stetten Gymnasium öğrencisi Merve Uğurlu kazandı.

26

Kültür Şehrinde Kültürel Yansıma

Yarışma ile ilgili duygu ve düşüncelerini anlatan yarışmanın birincisi Merve Uğurlu, aynı zamanda yarışmanın düzenlenme amacı da olan, Augsburg’un çok kültürlülüğünü yansıtması hedefine uygun hareket ederek bu tür bir kare yakaladığını belirterek, bu kültürel karışımın çok güzel bir enstantane oluşturduğunu, bu resmin de bir manada Augsburg şehri içinde yaşayan milletlerin sahip olduğu bu zenginliği gösterdiğini söyledi. Resimde anlatmak istediğini insanlara doğru şekilde sunabildiği için mutlu olduğunu söyleyen Uğurlu, bu tür yarışmaların Augsburg şehri için bir renklilik olduğunu belirterek, birinci seçilmesinin mutluluğu yanında, böyle bir organizasyona katıldığı için de ayrı bir heyecan duyduğuna vurgu yaptı.

www.turquaz.de

1. Seçilen Ödüllü Resim

Augsburg şehri diğer bir ifade ile Barış Şehri olarak da anılmakta. Bu özelliği ile günümüzde 140’ın üzerinde farklı din, dil ve kültüre ait milletlere ev sahipliği yapmakta ve bu milletlerin barış içinde bir arada yaşamasına fırsat sunmakta. Bu anlamda Augsburg şehrinin birbirinden farklı milletlerin bu duruşunu tanımlaması adına Augsburg Belediyesi 03.10 - 30.11.2011 tarihleri arasında sosyal iletişim sitesi Facebook üzerinden bir resim yarışması düzenledi. Yarışmaya katılan bireylerden en çok beğenilen ilk 5 resim birçok farklı alandan oluşan Jüri Üyelerinin değerlendirmesine sunuldu. Çektiği resimle 25 oydan 24’ünü alan Gymnasium öğrencisi Merve Uğurlu birinci seçildi ve ödül olarak Pasha Tours sponsorluğunda uçuş ve otelin içinde olduğu iki kişilik İstanbul tatilinin sahibi oldu.


“ Türkiye, dünyayla eş zamanlı uygulanan yöntemler sayesinde sağlık turizminin yapıldığı önde gelen ülkeler arasında yer alıyor „

Son yıllarda ülkemizin en önemli kış sporları merkezlerinden biri haline gelen Erciyes ve onun eteklerinde parlayan iç Anadolu‘nun incisi KAYSERİ kış sporlarıyla olduğu gibi Sağlık-Turizmi ilede Almanyada yaşayan Türklerin ilgi odağı olmaya devam ediyor

“ Türkiye, dünyayla eş zamanlı uygulanan yöntemler sayesinde sağlık turizminin yapıldığı önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Uluslararası kalite belgeli malzeme, etik yaklaşım, yüksek konaklama ve personel standartları, dünyaca kabul görmüş FDA ve CE onaylı cihazlar, Türk hekimlerinin başarısıyla birleşince sağlık turizminde Türkiye‘yi tercih edilen ülke yapıyor. „

Sağlık turizminde tedavi amaçlı Türkiye‘ye gelen turistler, özellikle diş tedavilerine ilgi gösteriyor. Türkiye‘de kaliteli malzemenin kullanıldığı diş tedavilerinin yurt dışı muadillerine göre çok daha ucuz oluşu ve kliniğimizin dünya standartlarında hizmet vermesi ise ilgiyi artıran ana nedendir.Dünya üzerinde diş eksikliklerinde uygulanan en modern ve en iyi tedavi dental implant uygulamasıdır. Kliniğimizde uygulanan implantlar en çok kabul görülüp, tavsiye edilen başarısını kanıtlamış titanyum maddesinden imal edilmiştir. İmplantlar, lokal anestezi ile eksik diş veya dişlerin yerine yerleştirilmektedir. Bu işlem diş çekiminden çok daha basittir. İnternet üzerinden bize göndereceğiniz digital panoramik film incelendikten sonra tedavi detayları ve tahmini süresi tarafınıza bildirilecektir.

IMPLANT 450,- €

Dişhekimi Umut KURAL Diploma No : 1999/1937 Üniversite : Ankara Üniversitesi Telefon : +90 352 222 70 70 Adres : Sivas Cad. Akplaza İşm. Kat1 No: 8/4 38030 Melikgazi / KAYSERİ/ Türkei e-mail : u_kural@hotmail.com İnternet : www.dishekimi-umutkural.de.vu

• • • • • • • • • • • • • • • • • • • •

Yerleştirildiği bölgedeki kemik erimesini durdururlar. Estetiktir Protezlerde ortaya çıkan konuşma bozuklukları implantlarda görülmez. Konforludur Her istediğinizi yeme hürriyetinizi yeniden kazanırsınız. Damak kapatılmadığı için ağızda fazlalık yapmadan yemek yeme zevkini yeniden yaşatırlar. Sıcak, soğuk, tatlı yada ekşi yiyecek ve içecekleri tedirgin olmadan rahatça tüketebilirsiniz. Yitirdiğiniz estetiği yeniden kazanırsınız. Dudaklarınızda ve yanaklarınızda çökkünlük oluşmaz dolayısıyla dişsiz bireylerde görülen yüz kırışıklıklarınız olmaz. İmplantların ömür boyu kullanılmasının önünde hiçbir engel yoktur. Hemen hemen her vakaya uygulanabilir. Lokal anestezi altında ağrısız olarak uygulanır. Kısa sürede uygulanabilir. Tek diş eksikliklerine uygulanabildiği gibi ağzında hiç dişi kalmamış bireylere de başarı ile uygulanabilir. Vuruk şikayeti olmaz Çiğneme esnasında yerinden oynamaz. Çocuklar haricinde yaş sınırlaması olmadan uygulanabilir. İster tek diş kaybı, ister tam dişsiz olan hemen hemen her hastaya uygulanabilir. Ağrısızdır. Mekanik hasarlara karşı ömür boyu garantilidir.

Diş sağlığı / Turizm


nsolosu) ünih Başko Eriş (T.C. M et ay id H ı) ve lu Başkan etim Kuru (Yataş Yön p o lt A z Yavu rdımcısı), Başkan Ya Belediye rg u sb g u ter Grab (A vekili), Pe man Millet ıy d A P K Metiner (A , Mehmet Fevzi Aslan

b Peter Gra Başkanı) lu nel e ru G u ş K ta ş Yönetim enteş (Ya ), Fevzi M ltop (Yata A sı z cı u v ım a Y rd Soldan: Başkan Ya Belediye (Augsburg Müdürü)

a ş d ‘ a t g r a u y sb g u a

ini s e b u inci ş tı. k i a r son a aç n d ’ e 9 ’d 1 g nber nger Str. 1 r ü N Yataş rg Göggi bu Augs

Mobilya dünyasının öncü markalarından olan Yataş, Augsburg Şubesi’nin açılışını görkemli bir törenle gerçekleştirdi. Daha önce ilk şubesini Me-Ka Store ortaklığında Nürnberg’de açan Yataş, ikinci şubesini Almanya’nın en köklü şehirlerinden olan Augsburg’da hizmete sokmanın mutluluğunu yaşıyor. 28.01.2012 tarihinde Göggingerstr. 119’da muhteşem bir törenle gerçekleştirilen açılışa birçok saygın kişi

28

katıldı. Oldukça yoğun ilgi gören merasim, AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, Augsburg Belediye Başkan Yardımcısı Peter Grab, Yataş Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Altop ve T.C. Münih Başkonsolosu Hidayet Eriş´in katılımıyla gerçekleşti. Birçok basın ve yayın organının da hazır bulunduğu açılışa, ayrıca Yataş Genel Müdürü Fevzi Menteş, Muavin Konsolos Okan Başaran, Din Ateşesi Ali Ünal ile iş dünyasından birçok değerli

www.turquaz.de

kişi iştirak ettiler. Açılışa katılan birçok vatandaş kaliteli ve farklı yatak ve mobilya çeşitleriyle Türkiye’de sayılı mağazalar arasında bulunan Yataş’ın Augsburg’a açılmasından dolayı memnun olduklarını ifade ettiler. Ayrıca açılış dolayısıyla birçok üründe uygulanan indirim sayesinde vatandaşlar kaliteyi ucuza alarak yatak ve mobilya ihtiyaçlarını giderme imkanı buldular.


taziye Ersin Öten geçtiğimiz günlerde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Aichach B300 çevre yolu üzerinde kaygan zeminden dolayı direksiyon hakimiyetini kaybeden ve karşı şeritten gelen otomobille çarpışan 25 yaşındaki Ersin Öten olay yerinde hayatını kaybetti. Bu elim vakadan dolayı Hakk´ın rahmetine kavuşan genç kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

TurQuaz Das türkische Life-Style Magazin

www.turquaz.de

29


a f y e a S n a ğ o D ) : ü d r ü d l ü g

5 Şubat 2012 tarihinde Augsburg Alevi Kültür Merkezi’nde Kadınlar Matinesi düzenlendi. 400 bayanın katıldığı ve muhteşem bir organizasyonla gerçekleşen programa son dönemlerin gözde taklik ustası Sefa Doğanay davetli olarak katıldı. Program, Osman ve Grup Özgül’ün slow şarkılar söylemesiyle başladı. Ardından sahne alan Dj Tombul çaldığı hareketli parçalarla misafirleri coşturdu. Organizasyonun ana bölümünde ise sahneye çıkan Sefa Doğanay, hazırladığı yeni taklitleriyle bayanlara eğlenceli anlar yaşattı. Yoğun ilgi gören Doğanay, efendiliği ile de gönüllerde taht kurdu. Ayrıca bir sürpriz de hazırlayan taklit ustası Doğanay, kendi sesinden oyun havaları, halay ve roman havaları dalında şarkılar söyledi. Yemek ve sıcak içecek sunumunun da yapıldığı programda katılımcılar arasında farklı yarışmalar da yapıldı. Yarışmanın kazananları kıyafet, kuaför ve kozmetik ürünleriyle fotoğraf çekimi ödülleri kazandılar. Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve katılımcıların oldukça memnun olduğu program, Sefa Doganay’ın hayranlarıyla fotoğraf çektirmesiyle sona erdi.

www.turquaz.de

31


Dondurmalı

bisküvi pastası

Yemek Tarifi Malzemeler 80 gr bitter çikolata 100 gr tereyağı 1 yumurta ¾ su bardağı toz şeker 1.5 su bardağı un

3 yemek kaşığı kakao 1 paket vanilya Yarım paket kabartma tozu 1 tutam tuz 1 su bardağı iri kırılmış fındık 1 su bardağı parça çikolata Toz Antep fıstığı

Hazırlanışı Dondurmayı kaşıkla alıp bisküvi büyüklüğünde yuvarlak parçalar şeklinde hazırlayın ve yağlı kağıt serili tepsiye dizin. Derin dondurucuda 2-3 saat bekletin. Tereyağını eritin. çikolatayı küçük parçalara bölüp ekleyin. Eriyinceye kadar karıştırın ve çırpma kabına aktararak ılınmaya bırakın. Yumurta ve şekeri ekleyip mikserle çırpın. Un, kakao, kabartma tozu, tuz, vanilya, fındık ve parça çikolatayı ilave edip yoğurun. Yağlı kağıt serili tepsiye hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar kopartıp aralıklı olarak dizin.150 dereceye ayarlanmış fırında 10 dakika pişirin. Fırından çıkartıp soğumaya bırakın. Beyaz çikolatayı benmari usulü eritip yağlı kağıttan yapılmış külaha doldurun ve kurabiyelerin üzerine çizgiler yapın. Dondurmayı iki bisküvi arasına yerleştirip kenarlarını toz fıstığa bulayın ve bekletmeden servis yapın.

32

www.turquaz.de


Audi A6 Allroad Quattro start çizgisinde A6 ailesi yeni allroad quattro ile genişliyor. Audi’nin 2000 ve 2006’da tanıttığı ilk iki nesil allroad quattro modelleri, kullanışlılıkları ve farklı şartlara uyum yetenekleri önemli başarılara imza atmıştı. Üçüncü nesilde Audi, otomobilin yakıt ekonomisinde yüzde 20’ye varan bir kazanç sunduğunu açıkladı. Boyu 4.94 m, genişliği 1.90 m, yüksekliği ise 1.47 m olan yeni model, standart Avant kardeşinden 6 cm daha uzun. Alman markanın en yeni hafif üretim tekniklerinin kullanıldığı yeni allroad quattro, önceki modele göre 70 kg daha hafif. aracın araziye uygunluk özellikleri, paslanmaz çelik koruma plakalarıyla elit bir hava ile de desteklenmiş. Çamurluk çerçeveleri, tamponları ve marşpiyeleri karoser rengine kontrast renklere boyanan otomobilde bu bölgeler, opsiyonel alüminyum iç mekan paketi satın alındığında gövde rengine de boyanabiliyor. 2 bin 910 mm’lik uzun dingil mesafesi sayesinde çok geniş bir iç mekan sunan otomobil, ergonomisi, malzeme kalitesi ve el işçiliğini aratmayan işçilik kalitesiyle öne çıkıyor. Yeni allroad quattro’nun 585 lt olan standart bagaj hacmi 1680 lt’ye kadar geniş-

letilebiliyor. 3.0 TFSI motoru 310 HP’lik gücü ve 440 HP’lik torkuyla aracı 5.9 sn’de 100 km/s hıza ulaştırıyor ve 250 km/s maksimum hız (elektronik limitli) sağlıyor. 3.0 TDI motorun ise 204 HP ve 245 HP’lik güç seçenekleri bulunuyor. Yeni modelin quattro adlı 4x4 sistemi, tork vectoring sistemiyle kombine edilmiş. Bu sistem, tekerleğe gönderilen gücü henüz patinaja düşmeden keserek aracın tutunma kabiliyetini hatırı sayılır derecede iyileştiriyor. Opsiyonel spor diferansiyel ise arka tekerlekler arasındaki güç akımını sürekli değişken olarak ayarlayabiliyor. Tüm bu özellikler sayesinde yeni allroad quattro arazi şartlarında çok daha rahat ilerliyor.


MUTLU GÜNLER

Zeycan & Mahmut Adalet & İdris Çöl’ün kızı Zeycan Çöl ve Gülnur & Karabey Şahin’in oğlu Mahmut Şahin düzenledikleri düğün töreniyle dünya evine girdiler. 15.10.2011 tarihinde Can Düğün Salonu’nda düzenlenen düğün töreni 600 kişiyi aşkın davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Davetliler Grup Sıla‘nın çaldığı parçalarla geç saatlere kadar eğlendiler.Bu mutlu günlerinde onları yalnız bırakmayan tüm sevdiklerine teşekkür eden çiftlere, biz de Turquaz Magazin Ekibi olarak ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

Zeynep & Burak Zeynep Erdem ve Burak Uğur çifti düzenledikleri düğün töreniyle hayatlarını birleştirdiler. Thannhausen İmza Eventcenter’da düzenlenen tören oldukça yoğun bir katılımla gerçekleşti. Grup Sıla, DJ Ufuk ve Sinoplu davul zurna ekibi törene katılan misafirlere coşkulu anlar yaşattılar.Çifte mutluluklar diliyor, güzel bir hayat geçirmelerini temenni ediyoruz.

Dönerproduktion GmbH

& Fleischgroßhandel Lilienthalstr. 13 86343 Königsbrunn Tel.: 08231-95 99 22 0 Fax: 08231-95 99 22 20 Mobil: 0172-297 17 62

www.tekin-fleischgrosshandel.de info@tekin-fleischgrosshandel.de

34

www.turquaz.de

afiyet olsun !


Dilek & Yakup Can Ticaret’in kurucusu Mehmet Can’ın torunu ve Can Ticaret Memmingen Şube Sorumlusu Metin Can ve eşi Gülizar Can´ın kızı Dilek Can ile Norveç’te ikamet eden, Mustafa ve Gülizar Kara’nın oğlu Yakup Kara düzenledikleri muhteşem bir Nişan Töreni ile evlilik yolunda ilk adımlarını attılar. Memmingerberg Sporthalle’de düzenlenen törenin organizasyonunu „Efsane Organizasyon“ üstlendi. Adına yakışır şekilde efsane bir organizasyonla gerçekleşen törene 1000 kişiyi aşkın davetli katıldı. Türk televizyonlarından tanıdığımız sanatçı EFE ve orkestrada Grup Sıla çaldıkları birbirinden güzel müziklerle misafirlere coşkulu anlar yaşattılar. Turquaz Ekibi olarak genç çiftlerimizin beraberliklerinin tamamına ermesini temenni ediyor, beraber uzun ömürler diliyoruz.

Babanın şarkı söyleyerek kızıyla dans etmesi nişana damgasını vurdu. Herkesin hayranlıkla izlediği bu sahne salonda hüzünlü anlar yaşattı

ir da amiz üretilmişt k i r b Fa en ğmed el de

ulmer Straße 17

86154 Augsburg

Tel: 0821 / 78 09 98 44 Levent Canses

Bayilikler verilecektir

www.turquaz.de

www.cigköfteci.de

35


Dj Murat‘s top20 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

Halil Sezai Olsun Zakkum Anason Burcu Güneş Oflaya Oflaya Murat Boz Kalamam Arkadaş Hadise Aşk Kaç Beden Giyer Sertab Erener Bir Çaresi Bulunur Ferhat Göçer Unutmuş Çoktan İskender Paydaş & Mustafa Ceceli Sensiz Olmaz Ki Göksel Acıyor Can Bonomo Meczup Hande Yener & Sinan Akçıl Teşekkürler Sıla Tam da Bugün Deniz Seki Hayallerim Hayal Oldu Enbe Orkestrası Senden Kıymetli mi Sinan Akçıl & İzel Bi‘şey Olmuş Ozan Doğulu & Atiye Aşkistan Kıraç Nice Yıllara Gökçe Söz Fettah Can Boş Bardak Ömür Gedik & Halil Sezai Paramparça


Öğrenci Marşı

TurQuaz Magazin ekibine

Katilmak İstermİsİn? Eğer... • • • • • • •

Genç Motivasyonlu Güleryüzlü Konuşkan Türkçeye hakim Gündem Takip eden ve en az 18 yaşındaysan

sa bütün birler Karnemin tamamını sarmış sonra bana ne m Benim iman dolu hocaları derler ! üleyip üzerler Evdekiler her gün beni kötrim e yürürler üze ip dey ne Bu zayıflar uğratma sakın Arkadaş !Karneni zayıflaraalın yazın Biraz çalış bitsin bu in hakkın sen ak alm beş ra Bundan son yarından ki bel ın Alışırsın beşlere belki yar da yakın k geçme tanı Aldığın birleri „not“ diyere beş alanı ca Düşün sınıftaki onlar itm e yazıktır inc isin enc öğr Sen tembel babanı er dünyaları Verme karneni babanı versel az ki feda Kim bu beşlerin uğruna olm bir daha r“ „bi Karneyi sıksan fışkıracakbirleri hocalarım i dek nem kar Söylemese , babama nemden beni herkesin kar lu Etmese bir do yanında

Ekibimiz seni bekliyor ...

Başvuru:

info@turquaz.de veya Tel.: 0821 / 540 90 547

Osmanlıca Film İsimleri Fight club - Teşekkül ün sille tokat Pretty woman - hususi avrat 21 grams - 0.016 okka Million dollar baby - Üçyüz akçelik siby an Godfather - Şahbaba Uçakta panik - Tayyarede hezeyan Terminatör - Deccal Spiderman - Haşeret-ül adem. Attack of the clones - Taarruzü l ade m-i sahte Sin city - Şehr-i kufran Kuzuların sessizliği - Sükunet-i cemaat _ul kuzu Zor ölüm - Zahmet-ul vefat Çildirtan kadin - bint-el haram Pulp fiction - Hikayet-ül abes Titanic - Tekne-i devasaiye Pi - rakkam-i tesadufiye Heat - hararet Kill bill - Meft-ül bill Fantastic 4 - Car-i harikulade Dört nikah bir cenaze - Car izdivaç yek mevta Sex and the city - Zifaf ve Şehir Charlie s angels - Tövbe estağfurullah Who s the boss - İdare-i muamma Airplane - Teyyare Rosemary s baby - Veled-i iblis ül gülm eryem Shrek - Gulyabani Dark city - Şehr-ül zifir


duvar yazıları

Dün balkona kısa kollu ile ic n e il çıktım; d n e rk e 1 d ,2 ,3 Sivrisinek Tam unuttum bunu beğend i n e s i h a ll A : biri lafı koydu

nin

sevdiğine bağışlasın! bi koTeknoloji cok gelişti... Lafı burdan r yuyon taa nerdekine kapak oluyoo Aşk bir turşu suyudur içmeKiralık daireler pahalıysa, sen ağzın sulanır içersen mikiralık üçgen alın. den bulanır

Ufak bir suçtan hapse düşen Temel‘in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir.Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir.Bir gün bacağı,sonra kolu,eli...Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir manalı bir gülüşle: -Uy!Hemşerim sanmaki anlamayrum,bağa öyle geliyo ki galiba sen kısım kısım firar edeysun...

Dursun Temel‘e sormuş : Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel : 100 tane yerim valla... Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acaip hoşuna gitmis.Yolda Cemal i görmüş ve hemen sormuş: Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane yerim ben... Temel : Tüh be uşagim 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum...

dikkat yazılı var !

Yazılı Sınav Sorularına Öğrencilerin

deler için ze m re p e d i k a ‘d n ca in Erz neler yapmalıyız ? me-

et mzedelere yardım Oraya gidip,depre mzeı sormalıyız. Depre liyiz, hal hatırların larını yakmalıyız, yorgan nı rı la ba so in er el d filan Acıkanlara çorba . iz iy el tm ör e in üstler kul-5) içirmeliyiz (Melek/İlko

Verdiği İlginç Yanıtlardan Seçmeler Fotosentez nedir?

ayin dunyaya yaklasip uzaklasmasina fotosentez denir.

(Davut / Lise-1)

Fotograflayip sentezlemek olayina fotosentez denir.

(Orcun / Lise-1)

Bitkilerin derin nefes alıp vermesine fotosentez denir

(Ahmet / Lise-1)

www.turquaz.de

39


ller o R n e r Ed u h ş e ri M Ünlüle

Serdar ŞEFKAT TEPE /

Mert Kılıç

Samanyolu TV’n in sevilen dizisi Şefkat Tepe ’nin Serdar Komutanı’nı ca nlandıran Mert Kılıç, profesy onel futbolculuk kariyeri ni yarıda bırakarak yatay ge çiş yaptığı oyunculukta olduk ça başarılı bir performans sergiliyor. 1997 yılında Güne ydoğu‘da geçmekte olan diz ide, terör olaylarının tavan yaptığı, yurdun dört bir yanındaki ailelere her gün acı ha lerin ulaştığı bir hik beraye konu alınıyor.

Öyle Bir rol yaptılar ki…

 Aslında onlar yıllardır bu işi yapıyorlar. Fakat kimi zaman keşfedilmeleri için doğru rollerde çıkış yapmaları gerekiyordu. Bunu da yapımı, senaryosu, kadrosu ve kendilerine önerilen sürpriz roller sayesinde yakaladılar. Günümüzün dizi yıldızları, yer aldıkları projelerde dikkatleri öyle bir üzerlerine çektiler ki şöhret basamaklarını hızlıca tırmanarak tüm Türkiye’nin tanıdığı isimlerden oldular. Samanyolu TV’nin dergisi Kehkeşan, okuyucuları için ünlüleri meşhur eden rolleri derledi.


Tarık TEK TÜRKIYE /

obanoğlu Tarık Ozan Ç

2007 yılında Samanyolu TV‘de yayınlanmaya başlayan tele vizyon dizisi “Tek Türkiye”nin ana karakteri olan Tarık Doktor’u can landıran Ozan Çobanoğlu, kendisini insanlığa adamış, masum insanlar için canını seve seve ver ebilecek, fedakâr doktor rolüyle büy ük bir beğeni kazandı. Beş sezon boyunca ekrana gelen dizi ile çıkış yakalayan ünlü oyuncu şimdilerde ekranda yayınlanan “Anneler ile Kızları” dizisiyle oyunculuğa devam ediyor.


„Öyle Bir Zaman Geçer Ki“de evin küçük çocuğu ‚Osman‘ı oynayan beş yaşındaki Emir Berke Zincidi, dizide oldukça önemli bir role sahip. Bu rol için tam 200 çocuk arasından seçilen Emir Berke Zincidi, özellikle dizinin ilk bölümlerindeki rolüyle büyük küçük milyonlarca izleyicinin beğenisi ve hayranlığını kazandı. Reklam filmlerinin aranılan yüzü haline gelen ÖYLE BIR GEÇER ZA Zincidi, oyunculuk anlamında MAN KI / Osman
 geleceği parlak çocuklar Emir Berke Zin cid arasında gösteriliyor.



ahar NAK / B O K I L A y ASM eşilça

i

Engin Günaydın, yıllardır televizyon ekranlarından m ilyonlara sesleniy or. “Bir Demet Tiyat ro” isimli televizy on programında “Z abıta İrfan” ro lüyle tanınan Engin Günaydın’ı şöhrete taşıyan asıl karakte ri Avrupa Yakası‘nd a canlandırdığı Burh an Bey tiplemesi old u. Dizinin üçüncü se zonunda ekra p görmeye başladığımız Burhan nlarda ınto Alt n rha Bu / I AS YAK Altıntop, AVRUPA kendine özgü tavır Engin Günaydın ekranların unutulmlarazı ve konuşmalarıyla figürlerinden biri oldu.


40

04 yılları 2002 ile 20 Asmalı an an nl yı arasında ya icileri ekey izl i zis di Konak zil di erden birana kilitleyen r alan birçok ye riydi. Dizide ritesine yenioyuncu popüla kinci Bahar” sini ekledi. “İ edilen güzel dizisiyle fark Yeşilçay ise, oyuncu Nurgül i olan Asmalı ilk başrol deyim har rolü ile Ba Konak’taki yakaladı.

 büyük bir çıkış

lY Nurgü

ema perYıllardır hem sin ekranda de m he desinde karaktePolat Alemdar Necati n re ve rine hayat hayatek rç ge Şaşmaz’ın i de birçok taki ismini belk Ekranlarda . kişi bilmiyor Polat ur nd zo altı se nan nı ta Alemdar olarak rtlar Ku , az Necati Şaşm yle lü ro ki de in Vadisi dizis ğı nıdı bir milyonların ta i.

 ld isim haline ge

KÜMÜ YAPRAK DÖ

Komutan

K/ DELI YÜRE

ğlu Yusuf Miro


 irzalıoğlu m İ n a n e K

mdar olat Ale P / I S R VADI KURTLA şmaz

i Şa Necat

del of Turkey 1997 yılında Best Mo , mankenlik ilen seç yarışmasında birinci 8 – 2002 199 an, ınd ard en kariyerinin hem Yür i Del ek diziyılları arasında yayınlanan ini yaşayan eyim siyle ilk oyunculuk den ığı Yusuf dırd lan can lu, Kenan İmirzalıoğ gasını dam eme Miroğlu karakteriyle o dön at, Hay Acı a, Tur ı vurdu. Alacakaranlık, Yaz er Ejd Ali, dım Yan ı anl Kabadayı, Son Osm n ala yer e de Kapanı gibi film ve dizilerd sidizi l Eze nda Kenan İmirzalıoğlu 2009 yılı dı.
 yle yeniden bir çıkış yakala

/ Ferhunde

kır Deniz Ça

A / Yiğit KOLLAM ıklı Reşat Nuri Güntekin’in Yapr ak Dökümü romanından uyarlanan dizide, kötü kalpli gelin Ferhunde karakterini canlandıran Den iz Çakır, bu rolle birlikte herkes tarafından tanı nır hale geldi. Beş sezon boyunca yayınlanan dizi ile birlikte büyük çıkış yapan Deniz Çakır’a, dizi biter bitmez film ve dizi teklifi yağmaya başladı.


www.turquaz.de

Bıy Orhan

let Konservatuarı İstanbul Üniversitesi Dev n Orhan Bıyıklı, Tiyatro Bölümü mezunu ola dizileri “Sırlar ilen Samanyolu TV’nin sev a”da rol aldı. uşm Bul yük Dünyası” ve “Bü nın anlatıldığı Bir grup polisin maceraları ğit Komiser” “Yi “Kollama” dizisindeki genç oyuncu n ına kaz rolüyle hafızalara sahip oldu.

 büyük bir hayran kitlesine


www.turquaz.de

41


12.5.1974 doğumlu olan Tolga Çevik Türk komedyen, tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. Avrupa Yakası adlı dizide Sacit Kral karakterini canlandırmış ve daha sonra diziden ayrılarak kendi hazırladığı Komedi Dükkanı adlı komedi programına ağırlık vermiştir.BKM oyuncusu olan Çevik, genellikle BKM yapımı film, dizi ve oyunlarda rol alır. Topluluğun Bana Bir Şeyhler Oluyor oyunu dışında, Yeditepe Oyuncuları’nın Kelebekler Özgürdür oyununda rol aldı.Cem Yılmaz’ın kardeşi Özge Yılmaz ile evlidir. Bir kız (Tuna) ve bir erkek (Tan) çocuk babasıdır. Tolga Çevik uzun dönem vatani görevini yerine getirmek üzere 11 Mart 2009 tarihinde Manisa 1nci Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı’na teslim olmuştur. Tolga Çevik son olarak „Sen Kimsin“ adlı Martta vizyona girecek olan bir sinema filmi çevirmiş durumda. Çevik, filmin başrol oyuncusu olmakla birlikte aynı zamanda senaryo yazarı durumunda.

Tolga Çevik’ten tatlı komedi! „Sen Kimsin?“ Filmin konusu: 2 Mart’ta gösterime girecek BKM Film Yapımı ‘Sen Kimsin’ İstanbul sokaklarının altını üstüne getiren macera ve aksiyon dolu bir komedi. BKM filmin yapımcılığını üstlendiği filmin çekimleri Yenikapı, Kuruçeşme, Fatih, Seyrantepe, Karaköy, İstinye, Eminönü, Kasımpaşa ve Kartal gibi semtlerde gerçekleşti. Tolga Çevik’in ‘Tekin’ karakterine İstanbul sokaklarında Zeynep Özder (Pelin) eşlik ederken, filmin diğer kahramanlarını da Köksal Engür (İsmail), Toprak Sergen (Adnan) ve Pelin Körmükçü (Suzan)canlandırıyor. Tekin (Tolga Çevik) ve emekli trafik polisi yardımcısı İsmail abi (Köksal Engür), kaybolan bir kızı bulmak için, hayatları pahasına her türlü tehlikeyi göze alır. Sıradan bir kayıp kız vakasının peşinde başlayan hikaye, hesaplaşmaların, oyun içinde oyunların geliştiği

42

bir maceraya dönüşür. Kim masum kim suçlu birbirine karışır. Hafiyelerimizin tek bir hatası vardır, o da kendi yöntemlerini kullanmak!

Filmin detayları:

 Yapım: 2012 - Türkiye 
 Tür: Aksiyon, Komedi, Polisiye, 
 Yönetmen: Ozan Açıktan, 
 Oyuncular: Tolga Çevik, Köksal Engür, Toprak Sergen, Pelin Körmükçü, Erdem Sakalıbüyük, zeynep özder, , zeynep özder, 
 Senaryo: Tolga Çevik, 
 Senaryo (Kitap): Tolga Çevik, Ozan Açıktan, 
 Yapımcı: Bkm

www.turquaz.de


I D L I Ç a Gögginger Str. 119 - 86199 Augsburg (im Kaufland - 1. OG) dESIGN4yOu REKlAM AJANSI

 0821-567 23 37


TurQuaz Magazin 11