Page 1

Antalya

Türkiye´nin Turizm Merkezi Antalya

Murat Boz

Murat Boz Münih’de sevenleriyle buluştu

Sezen Aksu

Sezen Aksu 10 Haziran´da Münih´te


SEZEN AKSU Featuring: Fahir Atakoğlu

Info: +49 (0) 171 6868 004

I +43 (0) 676 525 24 21

10.06.2012 Philharmonie München - Rosenheimer Str. 5 - 81667 München


pasha pasha

UC

UYGUN FİYATLI UÇUŞLAR

İNTERNET DAHİL !

LAST MİNUTE TATİL

TAKSİTLENDİRME

BÜYÜK TATİLLER KÜÇÜK TAKSİTLER

ARAÇ KİRALAMA HAVALİMANI TRANSFERİ AUGSBURG - MÜNİH - AUGSBURG

0821 / 790 98 98 I Bahnhofstr. 17 I Augsburg I www.pashatours.de


4

www.turquaz.de


IMPRESSUM

Durum Tespiti

Chefredakteur: Ekrem Aydin

Çocukluğumda, mütevazi bir kanal sayısına sahip olduğumuz vakitlerde, binbir güçlükle TRT yayınını bulmak için harcadığım çabayı, şimdi yüzlerce kanal arasında kendimi bulmak için harcıyorum. Yüzümüzü batıdan çeviremediğimiz gerçeğini dikkate alırsak, bu kanalların içini Kopenhag Kriterleri´ne dolaylı uygunluğu esas alınarak, kültürümüzle, haliyle inancımızla asla bağdaşmayan, birebir kopyalanarak koyulmuş programlarla doldurmuş durumdayız. Bölümler halinde incelemeye çalışacağımız bu duruma çocuklarımız için hazırlanan masum karakterleriyle dikkatimizi çeken programların analiziyle kısa bir giriş yapalım.

e.aydin@turquaz.de

Editör: Mehmet Atalar atalar@turquaz.de

Teamleiter: Muhittin Tuncer tuncer@turquaz.de

Verkauf & Marketing Cihad Uğurlu cihadugurlu@turquaz.de

Mehmet Atalar TurQuaz Magazin / Editör Arada ciddi bir zaman farkı olmasına rağmen önceki dönemlerle günümüz çizgi ƒilm sektörü karşılaştırıldığında durumun pek bir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. İyi ile kötünün subjektif olarak yansıtıldığı, hayatı tozpembe gören çocuğa bilinçli bir yönlendirmenin uygulandığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ağırlığını savaş senaryolarının oluşturduğu bu projelerle çocuğun içindeki mücadele gücünü kuvvetlendirmenin amaçlandığını düşünmek pek mümkün değil. İzlemiş olduğum bir seminerde çizgi filmlerin içerisine gözle fark edilemeyen, ancak bilinçaltına etki edecek cinsel resimlerin yerleştirildiği belgeleriyle birlikte anlatılıyor. Bu iddia dikkate alınarak, aslında durumun sanıldığından biraz daha önemli olduğunu görmek çok da zor olmasa gerek. Önemi itibari ile değinilmesi gereken diğer bir konu, artık ailemizin değişmezleri arasına giren evlilik programları. Toplum olarak bekarlığa karşı özel bir cephe alındığını düşünüyorum. Bu durum ilahi emrin bir tecellisi mi yoksa evli olanların kurduğu bir pusu mu bilmiyorum, ama biz yine de olaya iyi tarafından yaklaşalım. Toplumda var olan bu hassasiyet çok iyi analiz edilerek resmi bir platforma taşınmış durumda. Olaya birçok açıdan bakmak mümkün, ancak bu tür programlarda dikkati çeken en önemli nokta, katılımcıların hatırı sayılır bir bölümünün yaşlı kişilerden oluşması. Yıllardır camileri normal şartlarda dünyalık adına nasiplerine düşenin çoğunu almış, ahiret yolculuğu hazırlığında olan bu kişilerin doldurduğundan şikayet ediyorduk. Birileri bu şikayetimize kulak vermiş olacak ki, onlara daha ölmediklerini hatırlatma gereği duyuyor. Dikkat çeken en önemli nokta ise dedemize talip olan ninemizin, veya tersi durumunda, mal varlıklarının didik didik ediliyor olması. Yaşın verdiği mütevazilikten olsa gerek yat veya kat talebinde bulunulmasa da bu beraberliğin oluşması için en azından bir ev ve tatmin edici bir maaş şartı koşuluyor. Yani tamamen duygusal! Kanaat yok, rıskı sahibinden isteme Hakk getire. Huri´ye olan kavuşma inancının azalması mı, yoksa Huri´ye giden yolun Huriye´den geçtiği düşüncesi mi, bunun cevabını siz değerli okurların takdirine bırakıyorum. Hazır söz açılmışken örneğimizi de verelim. Okuduğum bir haberde yukarda bahsettiğim ölçülerle oluşmuş bir beraberlikten kısa bir süre sonra yengemiz, amcamızın evinden herşeyi çalarak sırra kadem basmış ve amcam savcılığa şikayette bulunmuş. Bu durum her ne kadar gülümsememize neden olsa da, bu tür programların kuruluş amacını yansıtması ve katılımcıların da asıl amaçlarını göstermesi açısından manidar. Ve final bölümümüz. Artık olmazsa olmazlarımız arasına giren, her kesimin bir şekilde bir köşesinden tuttuğu, son dönemde mantar gibi çoğalan dizilerimiz. Bir zamanlar aile yapımızın temelini sağlam bir dinamitle sarstığını, otorite sıralamasının hiçe sayılarak izleyicinin beğenisine sunulan “Çocuklar Duymasın” dizisi üzerine yazdığım satırları, şimdi bizi ihanet ve intikam denkleminde derin bir yolculuğa çıkaran “Ezel” ve yıllardır dünya dengesine balans ayarı yapan Polat Alemdar ile genişletiyorum. Kahramanımızın arkasını dayadığı sağlam senaryo sayesinde düşmanımızla giriştiği savaşları kazanmasının verdiği rahatlıkla, vermemiz gereken asıl savaşın bilincinden uzaklaşmaya başladık. “Dizideki tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür” uyarısına rağmen ülkemizin güncel gerçeklerini yansıttığına olan inançla, içimizdeki yaraya sürülen sanal merhem vasıtasıyla asıl gerçeklere sessiz kalma zorunluluğu hissediyoruz. “Kuzey-Güney” arası yaptığımız huzurlu yolculuk ve benimseyici yapıyı “Suskular”, Küskünler veya “Azgınlar” olarak yaymayı yadırgamamak gerek. Hatta beğeniyle izlediğimiz, özünde ilahi kavramlara dayanarak cihana adaletle hükmetmiş bir saltanatın dizisinin yazarının aynı anlayışa sahip olmayışını bu yapıyla hor görmemek gerek. Kimsenin yaşantısını veya fikirlerini yargılamak değil amaç, ancak bütün bu sunumların altında reyting kavgasından uzak, samimi bir niyet aramanın pek mümkün olmadığını düşündüğüm gibi, İlahi kudrete dayanan bir yapıyı aynı anlayışa sahip olmayan birisinin kaleminden takip etmeyi de aynı derecede talihsizlik olarak görüyorum.

Levent Baran levent@turquaz.de

Projektleiter: Ümit Subaşi u.subasi@turquaz.de

Redaktionelle Mitarbeit: Ahmet ZEKI Rüveyda KOÇ Fotos: Gökhan BOZKURT Nabican Patlak Ahmet ZEKİ İmdat DALSAR Karikatur / Mizah Mehmet Ali Taşkoparan mali@turquaz.de

Sportredakteur: Hikmet KONUK Tarih / Düş Gezisi: Bülent Keleş b.keles@turquaz.de

Grafik, Layout Ekrem Aydin Funda KOYUNCU Işık KARANİ Verlag: Design4You Werbeagentur Neuhäuserstr. 7 86154 Augsburg Tel.: 0821 / 540 90 547 Bankverbindung: Stadtsparkasse Augsburg Konto Nr.: 0250403532 BLZ: 720 500 00 Die namentlich gekennzeichneten Beiträge stellen die Meinung des Verfassers, nicht eine Stellungnahme von TurQuaz dar. Für unverlangt eingesandte Manuskripte und Fotos wird keine Haftung übernommen. Honorierte Beiträge und Fotos gehen in den Besitz von TurQuaz über. Höhere Gewalt entbindet Design4You Werbeagentur von der Lieferungspflicht

Bu denli geniş bir konuyu birkaç cümleyle özetlemek elbette olanaksız. İstenilen sadece bazı noktalara dikkati çekmek ve mevcut görülen sorunları dile getirmek. Yazımızı teselli ikramiyesi kıvamında, anlatmak istediklerimizi destekler nitelikte bir haberle bitirelim. Yapılan bir araştırmada Türk halkının yüzde 82’si dizilerde yayınlanan bu dengesiz yapıdan rahatsızlık duyduğu ve çocuklarına izlettirmemeye çalıştıkları bildiriliyor. Bütün bu anlatılmak istenilenler ışığında sizlere içinde daha faydalı davranışları barındıran huzurlu ve güzel günler diliyorum.

Mehmet Atalar. www.turquaz.de

5


im

t ke

e l m

me

Z

TR

7 0 1 t n A 07

Türkiye´nin Turizm Merkezi

„Antalya“

Antalya Akdeniz sahilinde turizm bakımından çok gelişmiş bir ilimiz. Ülkemizin muz ve portakal bahçesi olarak isimlendirilen Antalya; Akdeniz kıyısında, İçel (Mersin) Konya, Isparta, Burdur ve Muğla illeri ile çevrilidir. Üç tarafı yüksek dağlarla çevrilidir. Güzel iklimi, verimli toprakları, orman zenginliği, sahillerinin güzelliği tarihi yerleri ile en zengin şehirlerimizden biridir. Antalya’ya “Türkiye’nin Riviera”sı denilmektedir.

“Irkların Ülkesi” manasına gelen “Pantilya” ismi ile anılırdı. M.Ö. 7 ve 8. asırlarda bu bölgeye yapılan göçler sebebiyle bölgenin nüfusu çoğaldı.

Antalya’nın tarihi çok eski devirlere dayanır. Karain mağaralarında milattan önce yaşıyanların eşyalarına rastlanmıştır. Hitit devrinde

Antalya’nın ilçesi olan Alanya, Selçuklular zamanında kış aylarında devletin başkenti olmuştur. İlhanlıların saldırmaları ile Sel-

6

1071 Malazgirt Savaşından sonra Antalya Türklerin eline geçti. Bizanslılar birkaç defa Antalya’yı geri almak istemişlerse de, 12061207’den sonra Antalya günümüze kadar devamlı Türk toprağı olarak kaldı.

www.turquaz.de

çuklular zayıflayınca, Antalya, Hamidoğulları ve Tekelioğullarının idaresinde kalmıştır. Osmanlı Devleti, Anadolu’da birliği temin edince 1391’de Sultan Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlı Devletine katılmıştır. Osmanlı devrinde Konya’ya bağlı (Teke Sancağı) olarak Cumhuriyet devrine kadar gelmiştir. Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Harbinde yenik sayılmasından sonra, İtalyanlar tarafından işgal edildi. İtalyanlar 9 Temmuz 1922’de buradan ve Anadolu’dan çekildiler.


Turizm

“Bacasız Sanayi “ olarak adlandırılan turizm sektörü, Türkiye’nin olduğu gibi Akdeniz Bölgesi’nin de en önemli ve öncelikli ekonomik sektörlerinin başında gelmektedir. Bölgenin lokomotif turizm merkezi ise Antalya’dır. Antalya; tarihi ve turistik yerleri, denizi, güneşi, konaklama tesisleri, kültürel mirasları ile her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan, ülke ve bölge ekonomisine katkılar yapan bir turizm şehridir. Manavgat’ı, Side’si, Kemer’i, Belek’i, Kundu’su, Alanya’sı ve daha birçok turizm merkezleri ile dünyanın eşsiz turizm destinasyonuna sahip olan Antalya, turizmdeki potansiyeli ile bir dünya markası olmuştur. Bu marka kimliği ve yaklaşık 400 bin yatağın bulunduğu Antalya, 2011 yılında 10.464.425 yabancı turiste ev sahipliği yapmıştır.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Antalya’nın 2009 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 1.919.729 dur. Toplam nüfusun üçte ikilik bölümü şehirde, geri kalan bölüm ise ilçe ve köylerde yaşamaktadır. Örf ve adetler: Folklor, örf ve adetlerde Türkmen ve Göçmen yörüklerinin tesiri büyüktür. Çadır, heybe ve kilimin bölgede büyük yeri vardır. Halk müziğinde bozlak, koşma ve ağıt ağır basar. Halk oyunları olarak; Teke zortlaması, Herdem oyunu, Zehir oyunu meşhurdur. Herdem oyununu kadınlar oynar. Bu yörenin kendine has mahalli kıyafet ve yemekleri vardır. Meşhur yemekleri: Arap aşı, külle, domates civesi, laba, tandır kebabı, hibeş, turunç ve patlıcan reçeli, güleviz, saç kavurma ile ayrandır.

Ekonomisi

Tarım: Antalya ekonomisi tarım ve turizme dayanır. Verimli topraklarında çeşitli tarım ürünleri yetişmektedir. Tarım ürünleri içinde en çok buğday, arpa ve yulaf yetişir. Ayrıca pamuk, susam, soğan, yer fıstığı, nohut, 35 bin hektar üzerinde sebze yetişir. Seracılıkta en ileri olan ilimizdir. 32 bin hektarlık seralarda domates, biber, fasulye, patlıcan, hıyar, kavun ve karpuz yetiştirilir. Yurt içi ve dışında satılır. Meyvecilikte çok ileridir. En çok muz, portakal yetişen ilimiz Antalya’dır. Mandalina, limon, greyfurt Antalya’nın başta gelen gelir kaynağıdır. Zeytincilik oldukça gelişmiştir. Meyvecilikte çok ileri durumdadır. Elma, armut, erik, ayva, şeftali, kayısı, üzüm, iğde, keçiboynuzu, kızılcık ve diğer meyveler yetişir. Hayvancılık: Mer’aların azalması sebebiyle hayvancılık gelişmemiştir. Keçi ve koyun azalırken sığır artmaktadır. Antalya balıkçılık bakımından da zengindir. Akkaya, kuzubalığı, çıplak leka, lakuz, orfoz, akya, mercan, fargri, tranca, çipura balıkları ile istakoz, karides, mürekkep balığından supya, klamanya ve ahtapot vardır. Madenleri: Antalya, yeraltı kaynakları (madenleri) bakımından zenginse de, bu madenlerden krom, borit, alüminyum ve mangenez az mikdarda işletilmektedir. Boksit, fosfat, bitümlisist ve mermer yatakları henüz işletilmemektedir. Sanayi: Antalya sanayi sektöründe pek gelişmemiştir. Adana hem tarım hem sanayide geliştiği halde, Antalya sadece tarım sahasında gelişmiştir.

Müzeler ve ören yerleri

Antalya müzesi: 1922 yılında Antalya’da açılan ilk müze Fikri Erten tarafından Aleaddin Camii’nin deposunda açılmıştır. Bu müze 1937 yılında Yivli Minare Külliyesi’ne taşınmıştır. 35 yıl burada faaliyet gösteren müze 1972 yılında Konyaaltı Caddesi üzerinde şu anki bulunduğu yere taşınmıştır. Antalya’nın tarihine ışık tutan bir çok eserin bulunduğu müze 1988 yılında Avrupa Konseyi Özel Ödülü’ne layık görüldü. Antalya Kent Müzesi: Antalya’nın çağdaş tarihi ve kent kültürü’nü araştırmak amacı ile 2007’de kurulmuş’tur. Şu an Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak proje hazırlığı aşamasındadır. Her haftasonu Kent-Müze-Tarih söyleşileri düzenlemektedir. Atatürk Evi Müzesi: Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Mart 1930 tarihinde Antalya’ya geldiğinde bir hafta kaldığı iki evdir. 1980 yılında düzenlenip Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Alt katta müze müdüriyeti ve Atatürk’ün kaldığı dönemde kullandığı toplantı odası; üst katta ise Atatürk’ün yatak odası dinlenme odası ve elbiselerinin sergilendiği odalar vardır. Ayrıca müzede geçmişten bugüne kullanılmış olan banknot ve pulların da sergilendiği bir salon bulunmaktadır. Müzenin duvarlarında Atatürk portreleri ve Atatürk’ün Antalya’ya geldiği dönemin gazeteleri görülebilir.

www.turquaz.de

7


a H 0

1

n

a r İ z

Sezen Aksu Türk Pop müziğinin kraliçesi, Minik Serçe lakaplı Sezen Aksu , uzun bir aradan sonra Münih’i sallamaya hazırlanıyor. 
En son ve unutulmayan şarkılarını muhteşem yorumuyla sizler için söyleyecek olan Sezen Aksu 10 Haziran 2012 tarihinde Innovatio Events organizatörlüğünde Münih Gasteig Philharmonie’de sevenleriyle buluşuyor. 13 Haziran 1954 Denizli doğumlu olan Sezen Aksu 30 yıllık müzik kariyerinde seslendirdiği mükemmel şarkılarının yanısıra aynı zamanda söz yazarlığı da yapıyor. Tarkan gibi Türkiye ve yurtdışında isim yapmış birçok sanatçıya şarkı veren Aksu, kendi şarkılarının söz yazarı olmasının yanında, büyük bölümünün müziğini de kendisi uyarlıyor. Bugüne kadar 500’ün üzerinde şarkı yazan Minik Serçe, yıllardır dillerden düşmeyen aşk şarkılarıyla hayran kitlesi en büyük sanatçılar arasında bulunuyor. Aynı zamanda İstanbul’un Sesi olarak da tanımlanan Sezen Aksu, besteleri

8

ve şarkılarının yanında, birçok şarkıcıyla düet yapmış, ve birçok sanatçıyı müzik piyasasına kazandırmış durumda.

iLAN

Innovatio Events organizatörlüğünde 10 Haziran´da yapılacak bu eşsiz konserde Sezen Aksu, piyanist Fahir Atakoğlu eşliğinde, Jarrod Cagwin, ünlü Eric van der Westen (Bass Ustası), Mustafa Boztüy (Vurmali), Göksun Çavdar (Klarnet), Fatih Ahıskalı (Gitar ve Cümbüş), Özer Arkun (Viyolonsel) gibi her biri kendi alanında tanınmış müzisyenlerle ve özel bir repertuar ile “Sezen Aksu Acoustic

www.turquaz.de

Band” projesinde siz müzikseverler ile buluşacak. Bu müthiş konserde ayrıca Sezen Aksu’ya yıllarca vokalistliğini yapmış olan Nurcan Eren eşlik edecek. Biletlerin hızla tükendiğini söyleyen organizatörler gösterilen bu yoğun ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirerek, sizleri 10 Haziran 2012 tarihinde Münih Gasteig Philharmonie’de 20:00 başlayacak olan bu müthiş konserde, Türkiye’nin Diva´sı Sezen Aksu’yu dinlemeye davet ediyorlar.


les sİ e K lent zİ

Bü üş ge d

necmettin Ü

zerinde yaşamakta olduğumuz şu yeryüzü coğrafyasında Hz. Adem’den günümüze nice insanlar gelip geçti. Bu insanlar arasında ilahi vahyin birebir muhatabı Peygamberler ve Peygamberlere iman eden Mü’minler olduğu gibi, ilahi emir ve yasaklara itaat etmeyip kendi keyfi hevesleri doğrultusunda yaşayan kimseler de vardı. Diğer taraftan kimileri orduları kumanda ederken, birileri de kumanda edilen ordular içerisinde birer neferdi. Kimileri devlet kurup ülke idare ederken, geriye kalanlar da aile içerisinde birer reisti. Günümüz dünyasında insanların uğraş alanları gittikçe genişlemeye başladı. Ülkelerin idaresi demokratlaştı ve idareye talip olanların sayısı arttı. Bu durum ise partilerin değişik hedeflerle siyaset arenasında boy göstermelerine neden oldu. Güzel ülkemiz Türkiye’de bütün bu gelişmelerden nasibine düşeni aldı. Ülke siyasetinde söz sahibi olmuş isimlerden bazıları “Dün dündür, bugün bugündür” ve benzeri sözlerle hafızalara kazınırken, bazıları da ülke kalkınmasına ilişkin sarf etmiş oldukları söylemlerle hatırlanır oldular. Prof. Dr. Necmettin

10

Erbakan da “Ağır Sanayi Hamlesi” isimli projesiyle ülke kalkınmasına ilişkin söz söyleyen isimlerin başında geliyordu. Yerinde durmayan bir düş gezgini olarak, her ne kadar aynı politik harekete mensup olmasak da mücadelesini ve inançlılığını gıptayla izlediğim Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı düşler ülkesinde ziyaret ettim. Erbakan Hoca ile muhabbete herkesin merak ettiği soruyu sorarak başladım. “Sayın Hocam, başarılı bir akademisyendiniz, neden bütün bu bilimsel çalışmalara nokta koyup siyasete atılmayı tercih ettiniz?” Hoca gülümseyerek, “Delikanlı, üniversitedeki akademik kariyerimi sonlandırdığım doğru, ancak bilimsel konudaki çalışmalarım hakkında yanılıyorsun. Evet, bir üniversitede ya da herhangi bir kurumun gözetiminde bir bilimsel araştırma geliştirmedik fakat Türkiye’nin ağır sanayi konusunda gerçekleştirmiş olduğu atılımların ortaya çıkmasında önemli görevler üstlendik. Türkiye’de üretilen ilk yerli motorun üzerinde benim imzam var. Hal böyle iken, nasıl bilimsel araştırmalara nokta koyduğumu söyleyebilirsin?

www.turquaz.de

Benim hedefim ülkemin bilim ve teknolojide Avrupa’dan ürün ithal eden değil, Avrupa’ya ürün ihraç eden bir konumda olmasıdır. Bütün bunların gerçekleşebilmesi ise ülkeyi yöneten idarecilerin batılın değil hakkın emrine girebilmesiyle mümkündür. Ben de Hakkı Hak bilip Hakka ittiba etmeyi kendisine hedef seçmiş birisi olarak siyasete girmeyi tercih ettim.” Ben, kulaktan dolma bilgilerle hocayı eleştirmiş olmanın dalgınlığından ne yaptığımı bilmeyerek ikinci sorumu yöneltiverdim. “Sayın Hocam, yıllarca Türkiye siyasetinin en renkli simalarından biri oldunuz. Kendinize ait bir üslubunuz vardı. Hatta diyebilirim ki yeni bir ideoloji ürettiniz”, ürettiniz kelimesi ağzımdan çıkar çıkmaz Erbakan Hoca´nın kaşları çatılıyor. “Ben İdeolog değilim delikanlı ve ideolojilerle de işim yok. Ben ilahi olanın peşindeyim. İlahi olan ise ideoloji değildir. Bizim yıllarca üzerine basa basa söylemeye çalıştığımız şeyler, Allah, Kur’an ve Peygamber aşkı ile söylenmiş şeylerdir. Biz Asr-ı Saadet’ten anladığımızı günümüze uyar-


n erbakan lamak istedik. Başarılı olup olmadığımız tartışılabilinir, ancak bütün bunların ideoloji olarak adlandırılmasına asla müsaade etmeyiz. Devrin birçok insanı ilahi olanla beşeri olanı aynı kefeye koyup ilahi olan dinleri de ideoloji olarak isimlendiriyor. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Onların anlayışına göre dinler toplum içerisinde gerçekleşen haksızlıklara karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkmıştır. Onların gözden kaçırdıkları nokta şu ki; İlahi dinler haksızlığa başkaldırı olarak değil, haksızlığı ortadan kaldırmak üzere âlemlerin yaratıcısı Allah tarafında Peygamberleri vasıtasıyla insanlara gönderilmiştir. İdeolojiler ise, Karl Marx, St. Simon ve benzeri şahıs ve filozofların kurgulamış oldukları siyasi fikirlerini idari bir yaşam şekli olarak insanlara sunmaları sonucu oluşmuş beşeri sistemlerdir. Bu fikirlerin başarılı olup olmayacakları belli değildir. Nitekim yıllarca insanlığa kurtuluş reçetesi olarak sunulan sosyalizmin insanları getirmiş olduğu noktayı hep birlikte tecrübe etmiş bulunmaktayız. Tekrar ediyorum delikanlı iyi dinle; Allah İdeolog değil, tüm âlemlerle birlikte insanlığı da yaratan, insanlar ya-

nılıp hataya düştüklerinde onları o yanlıştan kurtaracak kurtuluş reçetelerini sunan yüce bir varlıktır. Allah’ın insanlara sunmuş olduğu yaşam reçetesini beğenmeyip kendince yeni bir şeyler kurgulamaya çalışanlarla, Allah’ın gönderdiği dini İdeolojiymiş gibi göstermeye çalışanlar, ideolojilerini insanlara din olarak yutturmaya çalışan kimselerdir.” Bir anlık dalgınlıkla kurmuş olduğum cümlenin sonunda Erbakan Hoca’dan duyduklarım aklımı başıma getirdi. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın bir siyaset adamı olmasına rağmen neden Hoca olarak anıldığını daha iyi anlamaya başladım. Söyleşiyi uzatmak istememe rağmen bana ayrılan sütunun darlığı sorularımı da azaltmama yol açtı. 27 Şubat 2011’de aramızdan ayrılan Erbakan Hocaya, geride bıraktığı Türk milletine ne tavsiye ettiğini sordum. Derin bir nefes aldıktan sonra, aldığı nefesin sahibine şükür ederek şunları söyledi; “Ey milletimin kıymetli temsilcileri, Allah’ın dinine ve Resulü Muhammed’in sünnetine sıkıca sarılın. Eğer Allah’a ve Resul’üne iman etmemişseniz, kıyamet

www.turquaz.de

gününde sizi ne bağışladığınız paralar, ne de yaptığınız icatlar kurtaracak. Dünyadayken yaptığınız her şey boşa gidecektir. Boşa gitmeyecek olan şey ilahi yaratıcının emirlerine uyarak yapmış olduğumuz işlerdir. İmanınızı sağlamlaştırdıktan sonra binlerce yıldır yoğrularak gelen zengin kültürünüze de sahip çıkın. Kültürünüzün yozlaşmasına müsaade etmeyin. Her nerede olursanız olun, unutmayın ki sizi var eden inandığınız dinden uzaklaşırsanız, kültürünüz yok olur. Kültürünüz yok olunca da gölgesinde dinlenecek bir ağacın bile olmadığı kızgın çöl kumlarının üzerinde perişan olur gidersiniz.” Gölgesinde dinlenilecek bir ağaç bile bulunmayan kızgın çöl kumları üzerinde perişan olup kıvranmaktansa, dinine, imanına ve milletine sarılmayı ve bu uğurda canını feda etmeyi yeğleyen bir Müslüman Türk olarak, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’nın şahsında, İslam’a ve Müslümanlara emeği geçmiş herkese bir Fatiha hediye ederek düşler ülkesinden dönüverdim.

11


Koç a d vey

r

e l İ k

İt b i

l a f Şİ

Tarçın Mükemmel kokusu ve kendine has aromasıyla tatlılarımızı güzelleştiren tarçın (Alm. Zimt), sayısız faydalarıyla vücut sağlığımıza da olumlu etki ediyor. Aynı zamanda tarçın, sağlık uzmanları tarafından „sağlıklı yaşam için mucize bir besin kaynağı“ olarak da tanımlanıyor. Tarçınınpolypherol ve antioksidan içerdiğini belirten uzmanlar, bu maddelerin daha sağlıklı damarlara giden kestirme yollardan biri olduğunu ekliyor. 12

Yine tarçından „tarçın öylesine bir nimettir ki, adeta her derde devadır“ diye bahseden Prof. Dr. İbrahim Saracoğlu, kendisinin haftada en az dört kere çay olarak tükettiğini belirtiyor ve tarçının düzenli kullanımında sağlayacağı faydaları şöyle sıralıyor: • Şeker hastalığına karşı önleyicidir. • Kan şekerini düşürmede yardımcı olur. • Romatizmaya karşı önleyicidir. • Faranjite karşı dirençli kılar. • Yüksek tansiyona yakalanma riskini azaltır. • Yorgunluğu gidericidir. • Gerginliği alıcı, sakinleştiricidir.

Tarçın Çayı nasıl demlenir? Tarçın kurutulmuş kabuk şeklinde kullanılır. Bir bardak kaynamış suyun içerisine 1 dal çubuk tarçın konulur 2-3 dk. kaynatılır ve içine şeker atmadan hafif ılık olarak içilir.

Önemli uyarılar: Tarçını başka nerelerde kullanalım? Sıcak yulaf ezmesi ya da soğuk mısır Kan inceltici veya şeker hastalığı gevreğine ister ½ ister 1 ½ kaşık veya krepiçin ilaç tedavisi gören kişiler doktora lerinize bir yemek kaşığı tarçın ekleyebilirsiniz. danışmadan kullanmamalıdır. İki yemek kaşığı fındık ezmesine ½ yemek ve emzirme süresinceservis kaşığıHamilelik tarçın ekleyip kereviz saplarıyla kullanılmamalıdır. edebilirsiniz.

Sade Bitkisel yoğurdadrogların ½ çayherhangi kaşığı birtarçın serpiştirebilirsiniz. rahatsızlık için kullanımı, tıbbi onay • Deri hastalıklarına karşı direnç kazandırır. alması halinde söz konusu olmalıdır. Taze patates ya da havuca ½ çay kaşığı • Bağırsaklarda nitrozamine oluşumuna engel tarçın serperseniz tadında güzel bir değişiklik olur. Yüksek dozları karaciğer için olumbulabilirsiniz. • Yoğun çalışma temposunun neden suz etki gösterebilir. Izgaraya attığınız greyfurt veya muza olabileceği baş ağrılarını önler. isteğinize bağlı olarak ½ ya da ¼ tarçın çay kaşığı Prof. Dr. İbrahim Saracoğlu • Mide dostudur. tarçın ekleyebilirsiniz. çayının haftalık kullanımının dört• Zihin yorgunluğunu alır. beş defayı geçmemesi gerektiğini Tavuğu ızgarada pişirmeden öncebeiki çay • Kansere karşı vücudu dirençli kılar. lirtiyor. (Dönem dönem onbeş-yirmi kaşığı tarçınla ovabilirsiniz. günlük aralar verilerek tüketilmesi • Bağışıklık sistemini güçlendirir. 500 yemek çok gram dahafındığın etkilidir.üzerine Hiçbirdört bitkisel çaykaşığı • Çok sayıda farklı moleküler yapılı antioksidan balalışkanlık ve ½ çayhaline kaşığı tarçın serperek 180 getirilmemelidir. içerir. fırında 15 dakika pişirin. Vücudu alıştırmak demek, ona ihti• Stresi ve gerginliği alır. yaç duyulduğunda etkisinin daha az Kahvenize, lattenize ya da cappuccino‘nuza olabileceği anlamına gelir.) • Migrene karşı önleyicidir. istediğiniz kadar tarçın ekleyebilirsiniz. • Geniş spektrumlu doğal bir anti bakteriyeldir.

www.turquaz.de


Farklı İnançlara göre

„Cennet ve Cehennem“

Tarihin başlangıcından beri toplumlar dinsel inanışlarında, Allah ve ruhların yaşadığını varsaydıkları bir «öbür dünya»ya yer vermişlerdir. Öte yandan, gerek eski çağlarda, gerek günümüzde yaygın olan çeşitli dinlerin cennet ve cehennem görüşleri farklıdır.

Eski İnançlar Eski Mısırlılar Güneş, Ay ve gökyüzünün birer tanrı olduğuna, yaşayan tüm varlıkların gökyüzünden geldiğine ve sonunda oraya döneceğine, en büyük tanrı Osiris›in seçtiği bazı kişileri öbür dünyada ölümsüz yaşamla ödüllendirdiğine inanırlardı. Eski Yunanlılar›da, ölenlerin tanrı Hades ve karısı Persephone›nin yönettiği yeraltı dünyasına gittikleri inancı vardı. Hades adı verilen bu yeraltı dünyası tanrılara karşı gelenlerin cezalandırıldığı cehennemdi. Efsaneye göre, Zeus›un oğlu olan Tantalos›un bile, cennette öğrendiği sırları açıkladığı ve tanrılara özgü ölümsüzlük veren yiyecekleri çalarak insanlara sunduğu için, ceza olarak Hades›te aç ve susuz bırakılmasına karar verilmişti.

Hristiyanlık Hıristiyanlar ölümden sonra dirilişin, yani Hz. İsa›nın Paskalya Günü yeniden dünyaya gelmesinin, insan ruhunun ölümle yok olamayacağının kanıtı olduğuna inanırlar. Kutsal Kitap›ın İncil bölümünde cennet, Hz. İsa›ya gerçekten inananların ve onu izleyenlerin ölümden sonra gidecekleri yer olarak anlatılır. Burada sonsuza kadar Tanrı›nın yanında kalma mutluluğuna kavuşacaklardır. İncil›de cennet hoş bir müziğin yankılandığı değerli taşlarla bezeli bir yer olarak anlatılır. Cehennem ise alev alev yanan bir ateş gölüdür. Hıristiyan din adamlarının büyük bir bölümü cehennemin, günahlarından pişmanlık

duymadan ölenlerin cezalandırıldığı bir yer olduğunu söyler. Hıristiyanlık›ın çeşitli dönemlerinde cehennem farklı biçimlerde yorumlandı. Çağdaş din adamları, cehennemin katı ve dar yorumuna karşılık onu, iyilerin kötülerden ayrı tutulduğu bir durum olarak değerlendirdiler.

Yahudilik Yeniden dirilmeye inanılıyor. Ölüm sonrası dünya inancı kabul ediliyor. Yahudilerin en kutsal kabul ettikleri metin, Hz. Musa’ya vahyedilen kitabın ilk 5 ana bölümünden ve daha sonra gelen peygamberlerin kıssalarından oluşan Eski Ahit’tir. Genellikle Eski Ahit’in tamamı Tevrat olarak adlandırılır. Bu metinlerde, ölümden sonra hayatın varlığını ifade eden, cennet ve cehennemin varlığını haber veren pek çok açıklama yer almaktadır. Bu pasajlar dikkatlice incelendiğinde, buralarda haber verilen bilgilerin önemli bir kısmının Kuran-ı Kerim’de yer alan cennet ve cehennem tasvirleriyle uyum içinde olduğu görülecektir. Bunun yanı sıra Talmud ve Mişna gibi Yahudiler tarafından kutsal kabul edilen diğer metinlerde de, ahiret inancı açık ve net olarak bulunmaktadır.

Müslümanlık Müslümanlar için ise cennet Allah‘a inananların, onun iradesiyle gidebileceği, bağlık bahçelik bir mutluluk ve esenlik diyarıdır. İnanışa göre, sıcaktan ve soğuktan etkilenme-

www.turquaz.de

yen, gölgelik ve güvenli bir yer olan cennetin ırmaklarında su yerine bal ve şarap akar. Her türlü meyve ve yiyecek vardır. Olmayan ise yasaklardır. Cennetin sağladığı zevkler ve güzellikler hem ruhsal, hem de fizikseldir. Ruhsal doyumun doruğu, Allah›ın güzelliğinin algılanmasıdır. Müslümanlık›ta, insanın yapısı gereği kusurlu olduğuna inanıldığı için, tüm insanların cehennemden geçeceği varsayılır. Alllah›ın bağışladıkları cennete gitmeye hak kazanırken, bu bağışa eremeyenler bir süre cehennemde kalır. Kuran›da betimlenen cehennem ateşi simgeseldir. Dünyada işlenen günahlardan, kötülüklerden ve çirkinliklerden insanları arındırarak caydırmayı amaçlar. Cennet, Yüce Allah’ın mümin kulları için hazırladığı ve çeşitli nimetlerle donattığı ebedî mutluluk yurdudur. Mutlak adalet sahibi olan Cenab-ı Hak, bu imtihan dünyasında başarılı olanları cennetiyle ödüllendirecek, yapılan hiçbir iyiliği karşılıksız bırakmayacaktır. Cennet ve Cehennem bu fani dünyayı anlamlı kılan ebedî mekânlardır. Yüce Rabbimiz, cennete talip olan mü’minleri şöyle uyarmaktadır: “Rabbinizin mağfiretini, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan ve genişliği gökler ve yerler kadar olan cennetini kazanmada yarışınız.” “İman edip salih ameller işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacakları cennetlere koyacağız. Allah’ın va’di gerçektir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?”

13


burda atıyor !

k l e rİ

2 1 0 2

r İlecek

e

İl İ

ve

Temsİlc

yaşadığın şehrin „kalbİ“

„Reklam ilanlarınız için bize başvurun“

Cihat Uğurlu

Rüveyda Koç

Muhittin Tuncer

Mobil: +49 176 - 313 40 794 c.ugurlu@turquaz.de

Mobil: +49 176 - 965 91 909 r.koc@turquaz.de

Mobil: +49 176 - 324 72 430 tuncer@turquaz.de

Augsburg ve çevresi

Neuhäuserstr. 7

Augsburg ve çevresi

I

86154 Augsburg

I

Tel.: (0821) 540 90 547

Münih ve çevresi

I

www.turquaz.de

r Bölg


SunExpress’ten yazın haftada 1000’den fazla sefer Almanya’daki 20 havalimanından Türkiye’nin 12 noktasına sefer Frankfurt’tan Antalya’ya haftada 19 uçuş – Kızıl Deniz ve Nil Nehri bölgesinde 4 hedef Lufthansa ile Türk Hava Yolları’nın başarılı ortak kuruluşu SunExpress, 2012 yılı yaz dönemi uçuş programında; Türkiye ile Avrupa, Almanya ile Mısır arasında ve Türkiye içinde haftada 1000’den fazla sefer hizmete sunacak. Türkiye’de Antalya, Almanya’da Frankfurt yakınlarındaki Kelsterbach merkezli SunExpress, 22 yıllık tarihindeki en kapsamlı uçuş planını sunmasının yanı sıra Türkiye ulaşımında faaliyet gösteren havayolları arasında Almanya’dan Türkiye’ye en fazla direkt sefer düzenleyen şirket olarak dikkati çekiyor. SunExpress, bugüne kadar direkt uçuşların bulunmadığı hatlarda da seferler düzenliyor. SunExpress, Almanya’nın 20 havalimanından Türkiye’nin 12 noktasına seferler gerçekleştiriyor. Bunların çoğunu direkt uçuşlar veya Antalya, İzmir ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı aktarmalı seferler oluşturuyor. Bu seferler arasında, Franfurt’tan Türkiye’nin güneydoğusundaki Gaziantep’e, güney kıyılarındaki Adana’ya, Kapadokya bölgesindeki Kayseri’ye veya Karadeniz bölgesindeki Trabzon ve Samsun’a uçuşlar bulunuyor. Yaz dönemi uçuş planının odak noktasını ise yine Türkiye’nin önemli havalimanları Antalya, İzmir ve İstanbul Sabiha Gökçen’in yanı sıra Frankfurt’tan yapılacak haftada toplam 50 uçuş

oluşturuyor. Örneğin Ren-Main bölgesinden Antalya’ya haftada 19 uçuş (geçtiğimiz yıllarda 14 uçuş) gerçekleştirilecek. SunExpress, Almanya’nın Berlin, Bremen, Köln, Dortmund, Dresden, Düsseldorf, Erfurt, Frankfurt, Friedrichshafen, Hamburg, Hannover, Karlsruhe, Leipzig, Münih, Münster/ Osnabrück, Nürnberg, Paderborn, Rostock, Saarbrücken ve Stuttgart havalimanlarının yanı sıra Avusturya’nın Graz, Linz, Salzburg ve Viyana havalimanlarında, Antalya, İzmir ve İstanbul Sabiha Gökçen bağlantılarıyla hizmet veriyor. Bunun dışında SunExpress’in İsviçre’nin Basel ve Zürih kentlerinden Antalya’ya, Hollanda/Amsterdam, Norveç/ Oslo ve İsveç/Stockholm’den de İzmir’e seferleri bulunuyor.

Yazın beş Alman havalimanından Kızıl Deniz ve Nil’e seferler Geçen yıl yeni kurulan SunExpress Almanya (Kelsterbach), yaz aylarında da Kızıl Deniz ve Nil’e uçuşlarını sürdürecek. Bölge uzmanı olan SunExpress, Alman tur operatörü ortaklarıyla birlikte Mısır’daki hizmetlerini artırıyor. SunExpress’in Berlin, Düsseldorf,

www.turquaz.de

Frankfurt, Münih ve Stuttgart’tan, Kızıl Deniz bölgesindeki Hurghada ve Şarm El Şeyh ile Marsa Alam’a seferleri bulunuyor. Bunun yanı sıra Nil nehrinde gemi turuna çıkmak isteyenler için Luksor’a seferler düzenleniyor. SunExpress’in yaz dönemi uçuş planında, Mısır cazip kalkış ve iniş saatleriyle yıl boyunca gidilecek destinasyonlar arasında yer alıyor. Şirket, yaz ayları boyunca Almanya’dan Mısır’daki uçuş noktalarına haftada toplam 24 sefer düzenleyecek.

Türkiye’de 15 iç hat SunExpress, yaz aylarında Türkiye içi doğrudan uçuşlarla da hizmetini sürdürecek. Havayolu şirketi, haftada 300’ün üzerinde uçuşla, Türkiye’nin batı kıyısındaki İzmir’den doğusundaki Kars ve Van’a, İstanbul Sabiha Gökçen’den Suriye sınırındaki Hatay’a kadar 15 havalimanında hizmet veriyor. SunExpress Boeing 737-800 tipi 28 uçaklık filosunu yıl içinde genişletmeyi planlıyor. 2011 yılında 7,7 milyon yolcu taşıyan SunExpress, bu yıl da gelişen Türk turizminin ve Avrupa’da yaşayan Türk kökenlilerin ulaşımını sağlayarak, büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.

15


“ Türkiye, dünyayla eş zamanlı uygulanan yöntemler sayesinde sağlık turizminin yapıldığı önde gelen ülkeler arasında yer alıyor „

Son yıllarda ülkemizin en önemli kış sporları merkezlerinden biri haline gelen Erciyes ve onun eteklerinde parlayan iç Anadolu‘nun incisi KAYSERİ kış sporlarıyla olduğu gibi Sağlık-Turizmi ilede Almanyada yaşayan Türklerin ilgi odağı olmaya devam ediyor

“ Türkiye, dünyayla eş zamanlı uygulanan yöntemler sayesinde sağlık turizminin yapıldığı önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Uluslararası kalite belgeli malzeme, etik yaklaşım, yüksek konaklama ve personel standartları, dünyaca kabul görmüş FDA ve CE onaylı cihazlar, Türk hekimlerinin başarısıyla birleşince sağlık turizminde Türkiye‘yi tercih edilen ülke yapıyor. „

Sağlık turizminde tedavi amaçlı Türkiye‘ye gelen turistler, özellikle diş tedavilerine ilgi gösteriyor. Türkiye‘de kaliteli malzemenin kullanıldığı diş tedavilerinin yurt dışı muadillerine göre çok daha ucuz oluşu ve kliniğimizin dünya standartlarında hizmet vermesi ise ilgiyi artıran ana nedendir.Dünya üzerinde diş eksikliklerinde uygulanan en modern ve en iyi tedavi dental implant uygulamasıdır. Kliniğimizde uygulanan implantlar en çok kabul görülüp, tavsiye edilen başarısını kanıtlamış titanyum maddesinden imal edilmiştir. İmplantlar, lokal anestezi ile eksik diş veya dişlerin yerine yerleştirilmektedir. Bu işlem diş çekiminden çok daha basittir. İnternet üzerinden bize göndereceğiniz digital panoramik film incelendikten sonra tedavi detayları ve tahmini süresi tarafınıza bildirilecektir.

IMPLANT 450,- €

Dişhekimi Umut KURAL Diploma No : 1999/1937 Üniversite : Ankara Üniversitesi Telefon : +90 352 222 70 70 Adres : Sivas Cad. Akplaza İşm. Kat1 No: 8/4 38030 Melikgazi / KAYSERİ/ Türkei e-mail : u_kural@hotmail.com İnternet : www.dishekimi-umutkural.de.vu

• • • • • • • • • • • • • • • • • • • •

Yerleştirildiği bölgedeki kemik erimesini durdururlar. Estetiktir Protezlerde ortaya çıkan konuşma bozuklukları implantlarda görülmez. Konforludur Her istediğinizi yeme hürriyetinizi yeniden kazanırsınız. Damak kapatılmadığı için ağızda fazlalık yapmadan yemek yeme zevkini yeniden yaşatırlar. Sıcak, soğuk, tatlı yada ekşi yiyecek ve içecekleri tedirgin olmadan rahatça tüketebilirsiniz. Yitirdiğiniz estetiği yeniden kazanırsınız. Dudaklarınızda ve yanaklarınızda çökkünlük oluşmaz dolayısıyla dişsiz bireylerde görülen yüz kırışıklıklarınız olmaz. İmplantların ömür boyu kullanılmasının önünde hiçbir engel yoktur. Hemen hemen her vakaya uygulanabilir. Lokal anestezi altında ağrısız olarak uygulanır. Kısa sürede uygulanabilir. Tek diş eksikliklerine uygulanabildiği gibi ağzında hiç dişi kalmamış bireylere de başarı ile uygulanabilir. Vuruk şikayeti olmaz Çiğneme esnasında yerinden oynamaz. Çocuklar haricinde yaş sınırlaması olmadan uygulanabilir. İster tek diş kaybı, ister tam dişsiz olan hemen hemen her hastaya uygulanabilir. Ağrısızdır. Mekanik hasarlara karşı ömür boyu garantilidir.

Diş sağlığı / Turizm


Bosna Gezİsİ

Ditib Augsburg Merkez Gençlik Kolları ikinci Bosna gezisini Ditib Yönetim Kurulunun da desteğiyle gerçekleştirdi. 05 – 09 Nisan 2012 tarihleri arasında 25 kişilik bir kafileyle Bosna Hersek`e gençlik gezisi düzenledi. Rehber eşliğinde Saraybosna , Mostar ve Travnik gibi Osmanlı izleri taşıyan bölgeleri gezen gençler, yakın tarihdeki Bosna

Savaşı`nın da iç yüzünü tanıma fırsatını yakaladılar. Bilge Kral Aliya Izzetbegovic`in kabrinide ziyaret eden kafile, halkın sıcak ilgi ve alakasıyla karşılaşdılar. Katılımcılar, böyle bir organizenin düzenlenmiş olmasından mutlu olduklarını ve organizatörlere teşekkür ettiklerini söylediler. Gençlik Kolları ise geziye maddi destekte bulunan

Augsburg esnaflarından Can Ticaret, Pasha Tours, Hüdaverdi Süpermarket, Altuntaş Fırın, Cafe 99, Şirin Backwaren, Modex Friseursalon, Dalyan Ing., Fahrschule Seyis, Salman Imbiss, Tuğra Süpermarket, Königs KFZ ve Uludağ Restaurant’a teşekkür ettiklerini ilettiler.

Gök Juwelier’e Soygun Girişimi 1 Nisan 2011 gecesi Augsburg’un en eski kuyumcu dükkanlarından olan Gök Juwelier´e soygun girişiminde bulunuldu. Yetkililerden edinilen bilgiye göre soyguncular, Frankfurt’tan çaldıkları itfaiye aracına sahte plaka takarak soyma teşebbüsünde bulundular. Aracın içinde bulunan Balyoz ve baltalarla 35 darbe vurarak camı kırmaya çalışan soyguncular, camın kırılmaz olması sayesinde amaçlarına ulaşamadılar. Çalınan aracı olay mahalline yakın bir bölgeye bırakarak kaçan soyguncuları arama çalışmaları devam ediyor. Daha önce de aynı teşebbüse maruz kalan kuyumcu dükkanına gerçekleştirilen soygun girişiminden dolayı Gök Kuyumculuk’a geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, aynı durumun tekrar yaşanmamasını temenni ediyoruz.

www.turquaz.de

17


ık l ğ

sa

zi e B d Tiroi rı a l k ı al t s a H Sayın Okurlarım, Bu sayıdaki yazımda tiroid bezi hastalıklarından bahsetmek istiyorum. Tiroid bezi, almancası Schilddrüse (Türkçe’de de Kalkan Bezi olarak adlandırılır) vücudumuzda tiroid hormonu salgılayan önemli bir organdır. Boynumuzda nefes borusunun önünde, cildin altında yer alır. Vücudumuzun ısı ve enerji metabolizmasını sağlar ve ayarlar. Tiroid bezi vücudun diğer oganlarıyla bağlantılı çalışır. Günlük ihtiyaca göre hormon üretir ve bunu yaparken beynimizdeki hipofiz bezinden aldığı etkilerle çalışır. Vücudumuzun bütün organları birbirleriyle bağlantılıdır, adeta bir makinanın motoru, dişlileri ve vidaları gibi. Tiroid bezi hastalıklarını şöyle gruplara ayırabiliriz: 1 Bezenin az hormon salgılayıp, kana az hormon verebildiği, yani hormon eksikliği olan (Unterfunktion) 2 Bezenin çok hormon (Überfunktion) durumları.

salgıladığı

Bu fonksiyon bozukluklarının belirtilerini aşağıda açıklayacağım. Tiroidin az veya çok hormon salgıladığı bir hastalık da tiroid bezi normal büyüklükte olabileceği gibi, bazen gözle görünür şekilde ve elle muayenede dikkati çekecek kadar büyümüş ve de hatta içinde bezeler (Knoten) oluşmuş şekilde görünebilir. Tiroid bezinin böyle büyümüş olmasına guatr diyoruz. Bundan çıkacak netice şudur ki tiroid bezinin dış görünüşüyle çalışma ve vücuda verdiği hormon miktarı arasında alaka yoktur. Hiç büyümediği halde çok fazla hormon salgılayan tiroid bezleri vardır. Şimdi gelelim bu hastalıkların kısaca tarifi ve teşhisle tedavilerine: Tiroid hormonu yapılabilmesi için vücudumuzun İyod maddesine ihtiyacı vardır. Eğer havada az iyod varsa (örneğin bizim yaşadığımız bölgedeki gibi, deniz havasından çok uzakta olduğumuz için) veya yiyeceklerle iyod alamıyorsak yeteri miktarda hormon yapılabilmesi mümkün olmayabilir. Bazı iltihabi durumlarda da hormon salgısı azalabilir.Bunun hastada belirtileri yorgunluk, vücutta su toplanması sonucu kilo alma, saç dökülmesi, nefes darlığı, bazen kabızlık ,üşüme olabilir. Bunun teşhisi önce hastanın

18

görünüşünden, şikayetlerinden ve kan tahliliyle mümkündür. Tabii sonografi ve gerekirse scintigraphie dediğimiz diğer muayeneler arkadan yaptırılabilir. Hastalığın esas tedavisi eksik olan hormonun hap halinde alınmasıyladır. Her gün muntazam olarak alınması gerekir. Eğer böyle bir vakada tiroid bezinde şüpheli nodüller yoksa kesinlikle ameliyat edilmez. Tiroid bezinin çok çalışıp vücudu kısmen zehirlediği hallerde hasta terler, kalbi çarpar, ishal olur, kilo kaybeder, uykusu bozulur, elleri titrer. Böyle bir hastada da teşhis önce hastanın görünüşünden ve şikayetlerinden yola çıkarak olur. Eğer kan tahlili de hastalığı teyid ederse , tabii yukarıda saydığım diğer muayene çeşitleri de arkadan yapılabilir. Yanlız şunu unutmayın, çok modern teşhis imkanları olmasına rağmen biz tıpta hala ilk olarak ( aletlerden önce) kendi muayenemize çok önem veriyoruz. Tiroid bezinin çok çalıştığı hallerde haplarla tedavi mümkün olduğu kadar, vaziyete göre ameliyat olacak vakalar da vardır. Ve yine vaziyete göre Radiojot tedaviside yapılabilir. Bu radioaktif iyoddur. Özel kliniklerde uygulanır. Daha çok 40 yaşın üstündeki hastalara uygulanan bir tedavi şeklidir. Tiroid bezinin büyüyüp, nodüller yaptığı bazen nefes borusunu sıkıştırdığı hallerde de hastanın ameliyatı gerekebilir. Ama her guatr hastalığı ameliyat gerektirmez. Son senelerde iltihabi tiroid hastalıkları ve kanserler de sayıca artma gösteriyor , özellikle atom santralleri patlaması sonucu (Rusya ve

www.turquaz.de

Japonya›da) olduğu gibi. Çünkü bu kazalarda ilk olarak havaya atılan radioaktif maddeler yakınlarda olan insanların tiroid bezini etkiliyor. Bazı organların röntgen filmi çekilirken , bilgisayarlı muayeneler de buna dahildir, içinde çok fazla iyot olan kontrast madde dediğimiz maddeler verilmektedir. Tiroid bezi çok çalışıyorsa bu verilen iyot miktarı hastayı zehirleyebilir. Onun için çok dikkat edilmesi ve önceden kanda hormonun ölçülmesi gerekmektedir. Bizim memleketimizde Karadeniz Bölgesi’nde çok kara lahana tüketilen yörelerde kara lahana tiroid bezinin çalışmasını ve hormon yapmasını engellediği için guatr hastalıkları daha yaygındır. Bunun haricinde hamilelikte vücutta hormon eksikliği olmamasına özellikle dikkat edilmesi ve küçük çocuklarda gelişme ve zeka geriliği yaratabileceği için tiroid hormonunun en azından klinik olarak, yani (mutlaka kanda değil de, çocuğun bedeni muayenesiyle) kontrol edilmesi gerekir. Yiyeceklerle yeteri kadar iyod almalıyız. İyot en çok balık ve deniz ürünlerinde vardır. Almanya›da iyotlu tuzlar satılıyor. Bunların kullanılması doğrudur. Sayın okurlarım, gördüğünüz gibi bazı tedbirlerle tiroid bezinin korunması mümkündür. Sağlıklı ve mutlu kalın.

Dr. Behnan Hägele İç Hastalıkları Uzmanı


Osmanlı Devleti’nin aleyhinde ittifak ettiler ve Kosova’da 20 Haziran 1389 günü Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldiler. Osmanlı ordusu, I. Kosova Zaferi diye tarihe geçen zaferle haçlı ordularını yendi ve 500 yıl kadar sürecek olan Balkan Hakimiyetini başlatmış oldu. Ancak bu güzellikler arasında, Miloş Obiliç adlı yaralı bir Sırp askeri tarafından Murâd Hüdâvendigâr hançerle vurularak şehid edildi (20.6.1389) ve Bursa’ya nakledilerek kendi adına yaptırılan Cami haziresine gömüldü. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olmuş, Bulgaristan tamamen Osmanlı’nın eline geçerken Sırbistan’ın da önemli bir kısmı feth edilmişti. 37 muharebede bizzat bulunan Sultân Murâd, 27 yıl içinde babasından aldığı mirası 5 kat artırarak 500.000 km2’lik bir büyük devleti Osmanlı milletine miras bırakıyordu.

Kişiliği

1. Murad Osmanlı tarihinde I. Murâd, Murâd Hüdâvendigâr ve Gâzi Murâd Hüdâvendigâr adlarıyla anılan Sultân Murâd, 1326 (726 H) yılında dünyaya geldi ve 1362 Mart ayında 35-36 yaşlarında iken Osmanlı Padişahı olarak tahta geçti. Hüdâvendigâr, hükümdâr demektir ve sonradan o zaman Osmanlı Devleti’nin başşehri olan ve kendisinin de valilik yaptığı Bursa’ya da Hüdâvendigâr Sancağı adı verildi.

 Seferlerine Ankara’nın yeniden fethiyle başlayan Sultân Murâd, 1362 Temmuz’unda Edirne’yi zabtetti ve kendisine yeni başşehir yaptı. Bunu Balkanların önemli bir merkezi olan Filibe’nin fethi takip etti (1363). Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarında bu ilerleyişi Hıristiyanları korkuttu ve Papa V. Urbanus’un tahrikiyle Osmanlı Devleti ilk haçlı seferine maruz kaldı. Ancak 60.000 kişilik haçlı ordusu 10.000 kişilik Hacı İlbeğ komutasındaki Osmanlı ordusunun yaptığı bir baskın sonucunda sındı ve tarihe Sırpsındığı zaferi olarak geçti (1363). Bunu Sırbistan’ın bir kısmı ile Bulgaristan’ın Osmanlı’ya ilhakı takip etti ve 1365 yılında da Dubrovnik (Raguza) ile ilk milletlerarası andlaşma imzalandı. 

 1375’de Hamidoğulları sembolik bir bedelle topraklarının yarısını Osmanlıya terk etti ve böylece Germiyanoğlu ile Karamanoğlu arasına Osmanlı girmiş oldu. 1383’de Candaroğulları Hamidoğullarının arkasından Osmanlı’yı metbû’ tanıyınca, Karaman oğulları rahatsız olmaya başladı ve 1386’da Osmanlı Karamanoğulları ihtilafı başladı. Her ne kadar, Sultân Murad’ın oğlu Şehzâde Bâyezid kahramanca savaşarak Karaman oğullarını dağıtıp Yıldırım ünvanını aldıysa da, bunu fırsat bilen Sırp Kralı Balkanlarda Osmanlı’nın üzerine yürüdü ve hatta Timurtaş Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı (Ploşnik Olayı, 1387). Bundan cesaret alan haçlı orduları, Sırpı ile Bulgarı ile Ulahı ile, hep birlikte

Osmanlı Devleti‘nin üç büyük kurucusundan biri olan I. Murad, kanun ve nizamlara saygılı, teşkilatçı ve komutanlık özellikleri taşıyan bir hükümdardı. Az ve öz konuşan padişahın, iyiliksever ve merhametli bir kişiliği olduğu için kendisine «Hüdâvendigâr» lakabı verilmişti. Batılı tarihçilerin de itirafıyla, fethettiği topraklarda Ortodokslara, Katoliklere ve diğer din mensuplarına kendi dindaşlarından daha iyi davrandı. Verdiği sözde durması hasebiyle dost düşman herkes tarafından sevilir hale geldi. Devlet teşkilâtçılığında da zirvedeydi. Her ne kadar yeniçeri teşkilâtı babası zamanında kurulmaya başlansa da, asıl yeniçeri ve acemi oğlanları teşkilâtlarını kuran ve geliştiren kendisi oldu. İstanbul›u ilk kuşatan Osmanlı Padişahı da kendisiydi. Murâd Hüdâvendigâr’ı muvaffak eden sebeplerin başında onunla birlikte çalışan ehliyetli devlet adamlarını zikretmek gerekiyor. Bunların başında, bir görüşe göre Sultân Murâd zamanında ihdas edilen kazaskerliğe ilk defa getirilen Çandarlı Halil Efendi’yi zikretmek gerekiyor. Bu vazifeye gelir gelmez, Karamanlı Kara Rüstem’in de yardımıyla Maliye teşkilâtı tanzim edildi ve Sultân Orhan zamanında başlatılan Yeniçeri ve Acemioğlanları Teşkilatını bütün ayrıntılarıyla kurmaya muvaffak oldu. 1372 yılında da Vezir oldu ve artık Halil Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı. Diğer devlet adamları arasında ise, Halil Hayreddin Paşa’nın oğlu Ali Paşa’yı, yeniçeri ve acemi oğlan teşkilâtında büyük payı bulunan Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa’yı, kahramanlıkları ile meşhur Saruca Paşa, Evrenos Beğ, İne Beğ, Paşa Yiğit, Müstecap Subaşı ve Hacı İlbeğ’i zikretmek gerekmektedir.

İdari Düzenlemeler İlk kazasker tayinleri Sultan Murad Hüdavendigar devrinde başladı. Çandarlı Kara Halil Paşa ilk kazasker, Lala Şahin Paşa da padişah ailesi dışından ilk beylerbeyi olarak tayin edildiler. 



www.turquaz.de

Sultan Murad Hüdavendigar›ın yaptığı önemli işlerden birisi de Tımar Kanunu›nu çıkarmasıydı. Buna göre 17. asıra kadar devam eden ve Osmanlı ordusunun belkemiğini teşkil eden eyalet askerleri de denilen tımarlı sipahiler oluşturuyordu. Sipahiler barış zamanı eyaletlerde, köylerinde oturarak taşrada asayişi temin ediyor, savaş zamanı ise hemen sefere çıkabilecek bir askeri kuvveti oluşturuyorlardı. Bunlar köylerindeki yapılan ziraattan aldıkları öşürle geçindiklerinden dolayı devlet de hiç masraf etmeden daimi bir orduyu elinde tutabiliyordu. Ayrıca Yeniçeri Ocağı›nın temeli sayılabilecek olan Pencik Kanunu, yine onun döneminde çıkartıldı (1361). Bu kanunla, fethedilen yerlerden esir alınan Hıristiyan çocukları, Osmanlı ordusuna «devşirme» olarak alınmaya başlandı. Çandarlı Kara Halil Paşa ve Kara Rüstem Paşa Osmanlı Devleti içindeki ilk mali düzenlemeleri onun devrinde yaptılar.

 Sultan Murad Hüdavendigar›ın bütün hayatı sınır boylarında ve savaş meydanlarında geçti. Rumeli›den Anadolu›ya, Anadolu›dan Rumeli›ye durmadan dinlenmeden seferler yapan Sultan Murad Hüdavendigar, bizzat katıldığı 37 savaşın hepsini kazandı. Emrindeki kumandan ve valilerle uyum içinde çalıştı.

 Sultan Murad Hüdavendigar, 1360 yılında Karadeniz Ereğlisi›ni fethetti. Taht değişikliği sırasında elden çıkan Ankara ve Sultanönü›nü de 1361 yılında Ahilerden geri aldı. Komşu devletlerle dostluğa önem veren, ama fırsatlardan yararlanmasını da iyi bilen Murad Hüdavendigar, aynı yıl içinde Çorlu, Keşan, Dimetoka, Pınarhisar, Babaeski, Lüleburgaz kalelerini ve Gümülcine, Eski Zağra ile Yenice dolaylarını fethetti.

 Sultan Murad Hüdavendigar›ın Trakya›daki asıl hedefi, stratejik bir öneme sahip olan Edirne›yi almaktı. Trakya›da daha önce yaptığı fetihler sayesinde Edirne›ye yapılabilecek bir Bizans yardımı engellenmiş oluyordu. Lala Şahin Paşa komutasındaki Türk birlikleri Edirne›yi kuşattı. Rum ve Bulgar kuvvetleri yapılan çatışmada yenildiler. Bir süre yardım gelmesini bekleyen şehir, umudunu kesince teslim olmak zorunda kaldı.

Mimari Eserler Sultan Murad Hüdavendigar, savaşların ve fetihlerin yanı sıra imar işlerine de gereken önemi verdi. Bursa›da camiler, medreseler ve imarethaneler yaptırdı. Bursa Hüdavendigar Camii,
Bursa Şehadet Camii, 
Filibe Hüdavendigar Camii,
Gelibolu Hüdavendigar Camii bunlardandı.
İlk Edirne Sarayı›nı da inşa ettiren Sultan Murad Hüdavendigar birçok mescit, hamam, han, kervansaray, çeşme ve köprü yaptırdı. 

 Minarelerden salatu selam okuma adetleri onun devrinde başladı. 1362).

19


ÜNLÜLER - GÖNÜLLÜLER
 Son yılların en çok izlenen programlarından olan Survivor 2011 yılında ünlüler-gönüllüler ile reyting patlaması yapmıştı. 2012 sezonunda yine Ünlüler Gönüllüler yarışması yapacak olan Acun Ilıcalı‘nın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği, şartların her hafta daha zorlaştığı bu yıl beşincisi düzenlecek olan ‹Survivor Ünlüler-Gönüllüler› yeni sezonu başladı.

7 ünlüye karşı 8 gönüllü Acun Ilıcalı’nın hazırlayıp sunduğu yarışmalardan biri olan Survivor yarışmasının yeni bölümleri için hazırlıklar uzun zamandır sürüyordu. Konsept olarak ünlülerden oluşan bir takım ile gönüllülerden oluşan takımın mücadelesi şeklinde geçecek olan yarışmanın katılımcıları uzun süredir merak ediliyordu. 2012 Survivor ünlüler gönüllüler yarışmacıları kimler olacağı tartışmalara sebep olmuş, birçok isim ortaya atılmıştı. 2012

20

Survivor yarışmasının erkekleri ve kadınları ünlülerden ve gönüllü olan adaylardan seçiliyor. 2012 Survivor yarışmasındaki ünlü isimler için birçok spekülasyon yapılmış ve kimlerin katılacağı tartışma konusu olmuştu. Survivor yarışmasındaki ünlüler yeni dönem için de çok farklı ve renkli isimlerden seçildi. Dominik Cumhuriyeti‘nden yapılan yayınlarla seyircisiyle buluşan «Survivor ÜnlülerGönüllüler»›de ekranlardan tanıdığımız ve hayran kitleleri oluşturan ünlüler yarışıyor. Herkesin yakından tanıdığı 7 ünlüye karşı 8 gönüllü büyük ödül için yarışacak. Survivor›ın ünlüler kadrosunu Sibel Tüzün, Merve Büyüksaraç, Almeda, Mustafa Topaloğlu, Alp Kırşan, Nihat Alptuğ Altınkaya ve Doğuş oluşturuyor. Gönüllüler kadrosunu ise, 27 yaşındaki oyuncu Gülen Gezmiş, 24 yaşındaki model Ece Begüm Yücetan, 22 yaşındaki öğrenci Asena Erdem, 25 yaşındaki medya ve iletişimci Şansın Oktay, 26

www.turquaz.de

yaşındaki işletmeci Hayim Kohen, 27 yaşındaki mağaza işletmecisi Serhat Özcan, 22 yaşındaki öğrenci Cevher Pekçiçek ve 38 yaşındaki dansçı Hasan Yalnızoğlu oluşturuyor.


Gerçek bir Survivor olacak Yarışmanın yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan Acun Ilıcalı yarışma için: „Bu yılın en büyük macerası Survivor için hem yarışmacıları hem de ekran başındaki izleyicileri şaşırtmak için şimdiden hazırlıklara başladık, herkesi sürprizlerle dolu bir Survivor bekliyor“ dedi. Ayrıca adada gerçek bir hayat mücadelesi yaşanacak ve bu Survivor’ın şimdiye kadarki en zor Survivor olacağını söyleyen Ilıcalı, kadroyla ilgili „bu sene de hayal ettiğimiz kadroyu oluşturduk ancak ünlülere şimdiden şunu söylemeliyim ki karşılarında hiç ummadıkları kadar güçlü bir gönüllüler takımı geliyor“ şeklinde konuştu.



Hasan Yalnızoğlu

Nihat Alptuğ Altınkaya 28 Eylül 1979 Karabük doğumlu, manken, dizi ve sinema oyuncusu. Aslen Rizelidir. Dizi ve Sinema dışında, Funda Arar, Yaşar, Nilgün, Aylin Aslım gibi birçok sanatçının kliplerinde de rol almıştır.

Son olarak Atv’de yayınlanan Unutulmaz dizisinde rol alan Altınkaya, Show Tv’de yayınlanmaya başlayan Survivor Ünlüler Gönüllüler yarışmasında ünlüler takımında yer alıyor.

Almeda Abazi
 Almeda Abazi 1992 doğumlu ve aslen Arnavut’tur.
Almeda Abazi 2008 senesinde katıldığı yarışmada Miss Globe seçilmiştir.

Sonrasında teklifleri değerlendiren Almeda mankenlik yaparak kariyerini devam ettirmiştir.Televizyon programlarında da karşımıza çıkan Almeda Abazi Yok Böyle Dans programında kendini izleyiciye tam anlamıyla tanıtabilmiştir.

Son zamanlarda Survivor’a da katılan Almeda Abazi 2012 Survivor Ünlüler Gönüllüler yarışmasında boy gösteren Almeda Abazi’nin boyu 1.72 cm’dir.




www.turquaz.de

1974  yılında Üsküdar‘da doğdu. İlk okulu burada tamamladı. Hasan Yalnızoğlu dansçı, sporcu ve oyuncu olarak birçok dalda kariyerini ilerletmektedir. 6 yaşında cimnastikle başlayıp aynı zamanda çok sevdiği futbolla da ilgilendi. Sonraki yıllarda yüzme sporunda başarılar kazandı. Ailesinin semt değişikliği yapması ve tesis yetersizliği sebebi ile çok sevdiği cimnastik ve yüzme sporundan uzak kaldı. Orta oğrenimini Pendik›te tamamladı. En yakın spor salonu Kung Fu branşında olduğu için çalışmalara burada devam etti. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ve Marmara Üniversitesi Yöneticilik mezunu. Spor kariyerinde birçok başarısı olan Yalnızoğlu, daha sonradan dans ve oyunculuk alanında da önemli başarılar elde etmiştir. Hasan Sultans of the Dance ve Anadolu Ateşi Dans grubunda baş dansçı olarak görev almıştı. 2007 yılından kendi gibi dansçı olan Tatiana Ruichiana evlendi.

21


2000 yılından beri hizmet sektöründe aktif olarak rol alan ACP, yaklaşık 13 yıllık tecrübeyle insanlara çok farklı alanlarda iş imkanları sunuyor. Diensleistungen/ Zeitarbeit e.K ve GmbH gibi iki alanda çalışmalarını sürdüren ve 400’e yakın çalışanıyla Donau- Ries bölgesi, Augsburg ve Bayern geneline personel gönderen ACP, daha çok sentetik ürün, metal işleme, elektrik ve elektromekanik bölümlerine ağırlık veriyor. Öncelikli olarak müşteriler ile çalışanlar arasındaki dengeyi kurarak, onların memnuniyetini sağlama ve ihtiyaçlarını karşılamayı kendine amaç edinen

22

ACP, çalışanlarıyla arasında kurduğu esnek yapı sayesinde, onların sorunlarına karşı çözüm bulma ve onları doğru yönde yönlendirme imkanı sunuyor. Çalışma saatlerinin ayarlanmasındaki esneklik sayesinde çalışanların memnuniyeti ön planda tutularak, aynı zamanda müşterilere etkin personeli göndererek de en yüksek kalitenin yakalanmasını hedefliyor. Elektrik ve elektronik, endüstri mekaniker, metal işleme, lojistik gibi alanlarda vasıflı ve vasıfsız kadrolara iş imkanı sunan ACP Zeitarbeitsfirma, aynı zamanda kaynak, boya, marangozluk, ofis satış elemanı gibi daha

www.turquaz.de

birçok alanda çalışanlarına hizmet sunuyor. Donauwörth ve Augsburg ana şubelerinde hizmet veren ACP, Temmuz 2012 tarihinden itibaren de Augsburg Bahnhofstr.4 yeni adresinde olacak. Yılların verdiği tecrübe ile Bayern´de artık marka olan ACP Zeitarbeit, güleryüzlü ve profesyönel çalışanlarıyla iş alanında yeni ufuklar açmanız için ziyaretinizi bekliyor.


Verzweifelt auf

Jobsuche ? Wir Suchen...

• Produktions- und Lagermitarbeiter Kunststoff Raum Augsburg (m/w) • Produktions- und Lagermitarbeiter Metall Raum Augsburg (m/w) • Schlosser, Schweisser und Metallfachkräfte Raum Augsburg, München, Donauwörth (m/w) • Kaufmänische Mitarbeiter Telemarketing Raum Augsburg (m/w) • Produktionsmitarbeiter in der Kunststoffindustrie Raum Augsburg und Umgebung (m/w)

DONAUWÖRTH

AUGSBURG

Herr Cumhur Arslan Frau Brigitte Stawars Frau Andrea Schoder Herr Aykut Arslan Herr christoph Heisele Frau Marianne Heinisch

Herr Cengiz öztürkmen Frau Katarina Jelic Frau Hilal Erdem Frau claudia Pietch Frau Gabriele Janka

Bahnhofstr. 19 86609 donauwörth

Friedberger Str. 116 86163 Augsburg-Hochzoll

tel.: 0906 / 700 63 23 Fax : 0906 / 700 63 24 E-Mail : office@acp-zeitarbeit.de

tel.: 0821 / 49 70 88 52 Fax : 0821 / 49 70 88 53 E-Mail : office@acp-zeitarbeit.de

www.acp-zeitarbeit.de


a d n ı l ı Y . 4Ye0ni Başkanı

Türkspor Augsburg'un

Hikmet KONUK / AUGSBURG

Türkspor Augsburg, 40. yılında yeni başkanını ve yöneticilerini seçti. Kurulduğundan bu yana 20. dönem seçimlerini gerçekleştiren Türkspor Augsburg’un, tarihinde şimdiye kadar yapılan seçimlerde 14 baskan görev aldı. 20. Dönem – 15. Başkanlık Secimi İstiklal Marşı ile başladı. Gündem geregi yapılan divan seçiminde, Yıldıray Sarı, Nadir Ferat ve Resul Mert oy birliği ile Divan Heyeti’ne seçildiler. Ardından Denetleme Kurulu Başkanı Mustafa Dalyanoğlu 23 aylık dönemde kulübün gelir ve giderleri hakkında üyelere açıklamada bulundu. Mali açıklamadan sonra, Divan Kurulu Başkanı Yıldıray Sarı, eski yönetimin aklanması için üyelerin

24

oylarına sundu. Yapılan oylamada, seçime katılan tüm üyeler, eski yönetimi oy birliği ile akladı. Ardından yapılan oylamada salonda bulunan tüm üyeler, başkanlığa adaylığını açıklayan Anıl Çil ve listesini onaylayarak, Türkspor tarihinin 15. Baskanı olarak, göreve getirdi. Secimin ardından Anıl Çil üyelere hitaben yaptığı kısa konuşmasında tüm üyelere teşekkür etti. Yapılan seçimin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederek, “önemli olan Türkspor’un başarısı. Biz yeni yönetim olarak herkes ile uyum içinde olacağız. Aramıza katılmak isteyen herkese kapımız açıktır.” diyerek sözlerini bitirdi.

www.turquaz.de

Türkspor Augsburg’un yeni yönetim kurulu: 1. Başkan Anıl Çil 2. Başkan Cumhur Arslan 3. Başkan Diego Heredia Spor Direktörü: Servet Bozdağ Yönetim Kurulu: Sebahattin Yağcı, Atila Akçe, Kadir Kelekçi, Adem Gürbüz, Marcel Reihmann, Hikmet Konuk, Özcan Buhur, Serkan Karadağ, Hasan Senyuva, Ali Çiçek, Murat Ortaköy, Mustafa Navruz, Ertunç Arslan


Kına Gecesi nedir, nasıl olur? Kına geceleri ayrı bir önem ve özellik göstermektedir. Evlenecek olan kızın; ailesi yakınları ve arkadaşları ile kadın kadına geçireceği bu son gece asıl düğün günü olarak da bilinen gelin alma gününden bir gün önceye rastlamaktadır.
Bugün hüznün yoğun olarak yaşandığı bir gündür. Geleneksel yapının yoğun yaşadığı bölgelerde hala eski önemini korumaktadır. Büyük kentlerde ise artık ya yapılmamakta veya sadece eğlenceden ibaret bir gün olma niteliğini taşımaktadır. Şehir merkezlerinde kına geceleri asıl fonksiyonundan uzaklaşmaya başladı. Daha önceleri kızın evden ayrılışı son vedalaşması biçimindeyken günümüzde eğlenceye dönük nikahla evleniliyorsa düğünün yerini alan bir eğlence durumuna geçti.
Bu geceye el kınası, has kınası, gelini kınaya çekme, kına düğünü, kına basma yaygın olarak da kına gecesi gibi çeşitli adlar verilmektedir.


tarafından alınan kına kadınlar ve kızların toplanmasından sonra kızın başına yakılır. Buna baş bozma, gelin baş kınası da denilmektedir.
 Kına gecesi kız evinde düzenlenir. Çağrılı kadınlar ve genç kızlar önce oğlan evinde toplanırlar. Bunlara kınacı da denmektedir.
Kınacılar gelinceye kadar kız evinin yakınları çeşitli eğlenceler düzenlerler. Oğlan evinin gelmesiyle kız evi mahzunlaşır eğlenme sırası oğlan evindedir.
Oğlan evinden gelenler kız evinde karşılanarak ağırlanır.
Oyunlar eğlenceler bir süre devam ettikten sonra sına kınanın yakılmasına gelir.
Bazı yörelerde gelin kıyafetini değiştirir. Başına al duvak örtülerek kına için hazırlanır.


Uygulanışı

Gümüş veya bakır tas içerisinde başı bütün yani analı babalı başından ayrılık geçmemiş bir kadın tarafından kına karılır. Kınanın içine bozuk para da konur. Bu hem bereket dileği hem de kına yakan kişiye baht açıklığı sağlamak amacına yöneliktir. 
Edirne ve Kırıkkale’de gerçekleştirilen kına sekiği denilen adet oldukça ilginçtir. Kına gezdirme anlamına gelen bu uygulamada hazırlanan kınaya iki tane mum dikilir. Bunlardan biri kız diğeri erkek çocuğu simgeler. Amaç gelinin kızı ve oğlu olmasını sağlamaya yöneliktir. Kına tepsisi delikanlıların eline verilir. Gelinin bir koluna kız diğer koluna yeni gelin girerek kına tepsisi önde gelin arkada olmak üzere üç kere meydanda dolaşılır.
Gelin kız hazırlandıktan sonra başına al pullu bir duvak örtülerek genç kızların söylemiş olduğu ilahiler eşliğinde ve içinde mumların yakıldığı kına tepsisi ile ortaya getirilir.


Geline yakılacak kına oğlan evi tarafından alınır. Çoğu zaman kız evine gün öncesinde çerezlerle birlikte gönderilir. Kimi zaman da giderken götürülür. Özenle hazırlanan kına tepsisinde çerezler tatlılar kına çöreği veya kına helvası bulunur.
Kına gecesi olarak adlandırılan bu günden başka bazı yörelerimizde ana kınası olarak adlandırılan bir gün de vardır. Bugün kızın annesi

Kıbleye çevrilmiş yastığın çevresinde üç kere dönülerek kimi yörelerimizde üç kere yastığa oturup kaldırılarak oturtulur.
Gelinin kınasını yine başı bütün bir kadın ile bir genç kız yakar. Bu arada kız elini açmaz. Kaynana gelinin elinin ortasına altın veya para koyar. Gelinin ellerine ayaklarına kına yakılır. Eskişehir’de gelin iki kat yapılmış yastığın üzerine kolları başının üzerinde çapraz yapacak şekilde

Anlamı Kına yakmak eski İslam geleneklerindendir. Geleneksel toplumlarda kınanın eşleri birbirine sevgili yapmak amacı ile yakıldığı söylenmektedir. Kına aynı zamanda koruyucu özelliği ile karşımıza çıkmaktadır. Gelin ve davetlilerin ellerine yakılarak evliliğin bir anlamda kutlanıp kutsanması sağlanmaktadır.
 Kına gecelerinde uygulanan adet ve uygulamalar esasta bir olmakla beraber ayrıntılarda birtakım özellikler gösterir.
Kınaya davet bazı yörelerde kuru kına sakız şeker dağıtılmak veya ağızdan söylemek suretiyle yapılmaktadır.


www.turquaz.de

oturur. Yengelerden birisi sağ eline ve sol ayağına diğeri sol eline ve sağ ayağına olmak üzere kına yakar.
Kına yakan kişinin bir hata yapmaması gerekir. Kınanın yanlış yakılması o kişinin cezalandırılmasını gerektirir. Ceza olarak bir hayvan kesmek zorundadır.
 Kına şekilleri de farklılık gösterir.
Sıvama elin bileğe kadar tamamen ve hiç boşluk bırakmadan yakılmasıdır. Yüksük yalnız parmak uçlarına
Kuş gözü avuç içine tekerlek olarak yakılmasıdır.
İp kınasında da ele ip sarılır kına öyle yakılır. İp olan yerler kına tutmaz ve değişik şekiller oluşturulur.
Gelinin el ve ayaklarına kına yakıldıktan sonra bağlanır.
Kına yakılırken gelin ve akrabaları ağlar. Gelin ağlamazsa hevesliymiş denilir. Bu arada baş övme gelin okşama yakım denilen kına türküleri söylenir.

Adana Tufanbeyli’den bir örnek: Baba kinin bitti mi? /
Kardeş ekmeğin arttı mı?/
 İşte koyup gidiyorum /
El kızı aaafin yetti mi?

Bolu’dan bir örnek: Altın tas içine kına ezilsin/
Sabah olsun güzel yüzün yazılsın /
 Görümceler etrafına dizilsin /
Gelinim kınan kutlu olsun /
 Burada dirliğin tatlı olsun.

Muğla’dan bir örnek: Getirin gelini kına yakalım
/Temizce arıca kına yakalım /
 Gelinin sözünü hep tutalım /
A gelin a güzel kınan kutlu olsun /
 Güveyinin yanında sözün tatlı olsun. Hani bunun kaynanası /
Kireç ocağında yanası/
 Kutlu olsun gelinin kınası /
A kız a gelin kınan kutlu olsun/
 Orda da burada da dilin tatlı olsun.

25


Fatih BahCıvan

Fatih Bahçıvan 23 yaşında. MEMLEKETi Malatya olan Fatih Bahçıvan 1988’den itibaren de Augsburg Aichach’da ikamet etmekte. Dj’liğin yanı sıra eğitimine de devam eden genç yetenek, okul ve iş hayatının birbirine olan bağlılığından dolayı ikisini de iş olarak değerlendiriyor. Genç yaşta şöhret basamaklarını hızlı adımlarla tırmanan ve birçok ünlü müzisyenle birlikte çalışmaya başlayan Fatih Bahçıvan ile yaptığımız özel söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

Dj’lık serüvenin nasıl başladı? 12 yaşında gitar kursuna gitmeye başladım ve müziğe karşı ilk o dönemde ilgi duymaya başladım. Hobi olarak radyoda dinlediğim şarkıları sürekli kasetlere kaydediyordum. Zamanla büyük bir müzik arşivim olduğunu gördüm ve bunu değerlendirmek gerektiğine karar verdim. Devamında ne tür aşamalardan geçmek zorunda kaldın? Genç yaşlarda gittiğim eğlence mekanlarında ilgimi çeken tek şey Dj’lerdi. Daha sonra düğünlere giderek darbuka çalmaya başladım. Burdan kazandığım paralarla da kendime Dj aletleri aldım ve kendi çabamla kendime göre ritimler üretmeye başladım. İlk ciddi performansımı ise Regensburg’da bir organizasyonda gerçekleştirdim ve çok olumlu tepkiler aldım. Peki bu duruma çevrendeki insanların yaklaşımları nasıldı? İlk dönemlerde arkadaş çevrem alaycı bir tavırla yaklaşıyordu. Her ne kadar başlarda babam da olumsuz yaklaşmış olsa da bendeki ciddiyetin farkına varmasından sonra bu tavrı değisti. Bu manada en çok desteği ailemden gördüğümü söyleyebilirim. En büyük idolun kimdir ? Hiç kimseyi kendime idol olarak görmedim aslında. Ben kendi tarzımı yaratmak istiyorum ve hiç kimseye benzemek istemiyorum.

26

www.turquaz.de

En fazla hangi sanatçılarla beraber çalışmak istersin? Tarkan’ı Türkiye’nin en iyi sesi olarak görüyorum. İşini profesyönel olarak yapıyor ve megastar lakabını hak ediyor bence. Bir de Whitney Houston ile çalışmak güzel olurdu sesinin benzersiz olduğunu düşündüğüm için.


En büyük hedefin nedir ? Şu anda kendimi daha yolun başında görüyorum ve sürekli geliştirmem gerektiğini düşünüyorum. 10 yıl sonra sorsanız yine aynı cevabı veririm. Küçük hedeflerle kısıtlanmak istemiyorum, o yüzden büyük hedefler koyuyorum kendime. Kendimi Türkiye ile kısıtlamak istemiyorum. En büyük amacım tüm dünyada tanınıyor olmak. Bu yolculukta zorluklarla karşılaştığın oldu mu? Hala karşılaşıyorum. Ancak zorlukları aşmak bana ayrı bir güven veriyor. Başarıya giden yolun zorluklardan geçtiğini bildiğim için bu durumdan çok şikayetçi olduğumu söyleyemem. Bu mesleği yapmak isteyene mesajın ne olur, ne tavsiye edersin ? Bu çok zorlu bir süreç. En başta yetenek olması gerekiyor. Eğer buna sahipseler çok sabretmeleri ve her zaman kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Gurbette yaşamış birisi olarak gurbetçiler üzerine düşüncelerin nedir ? Türkiye bambaşka bir yer. Çok farklı bir dünya. Düzen çok farklı. Almanya’nın düzeni burada yok, ancak bundan hariç Türkiye Avrupa’yı aşmış durumda. O yüzden Türkiye’yi Almanya’ya oranla daha çok tercih ediyorum. Türkiye’nin simitini Almanya’nın breze’sine değişmem. Düynanın en kötü yeri bile olsa buranın bir çay ve simiti tüm o kötülükleri unutturuyor. Şarkılarını nerelerde dinliyebiliriz? Şu anda şarkılarımı Club’larda çalıyorum ve satın almak isteyenler oluyor. Onlar için 60min setleri dağıtıyoruz ama ilerki dönemlerde albüm çıkarmayı düşünüyorum.

www.turquaz.de

27


18 Mart Çanakkale Şehitlerini

ü n ü g ma An Hikmet KONUK / AUGSBURG

Avrupa Türk Federasyon Almanya Demokratik Ülkücü Dernekleri Federasyonu Bavyera II. Bölge Başkanlığı ve Augsburg Türk İslam Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Gününe Augsburg ve diğer çevre şehirlerden büyük ilgi vardı. Saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı okunarak başlayan program, Ali Taşlı’nın izleyicileri selamlama konuşmasıyla devam etti. Ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, şiirler, piyesler, sinevizyon gösterilerinin yapıldı. Kahramanlık türkülerinin söylendiği programda izleyiciler oldukça duygulu anlar yaşadılar.

nAZIM KüÇüK

Hizmetlerimiz

• • • • • • • • • • •

Merhaba Augsburg

Western Union: Para gönderme-alma hizmeti Dakikalar içinde dünyanın her tarafına para gönderme-alma imkanı Resmi dairelerde yardım, yabancılar polisi vs. (Amtshilfe) Yeminli tercüme ve tercümanlik yapılır (Türkçe, Almanca, Ingilzce ve Rusça) Konsolosluktan randevu alma (e-konsolosluk) Banka ve kredi danışmanlığı (Bankwesen und Kredite) Vergi ve maliye danışmanlığı (Steuerhilfe) Lohnsteuer / Einkommenssteuer Buchung lfd. Geschäftsvorfälle Borçlu olanlara yardım (Schuldenberatung) Yeni iş kurma da danışma (Neugründungshilfe und Unternehmensberatung) Sigorta danışmanlığı (Versicherungsrecht)

Nazım Küçük 10 yılı aşkın bir süre Augsburg Yabancılar Meclisi başkanlığı yapmış ve hala meclis üyesidir. Bu 10 yıl içinde resmi makamlarla beraber çalışmış ve bircok projelere imza atmıştır. Gelin sizde bu tecrübelerden faydalanın. 20 yılı aşkın bir süre bankada çalışan Nazım Küçük, bankacılıkla ilgili bütün bilgilere sahiptir. Bir yatırımmı yapmak istiyorsunuz? Veya kredi talebiniz mi var? Gelin ilk evvel bize danışın. Ofis de serbest çalısanlara her türlü hizmet verilmektedir. Defter tutma, (Buchung lfd. Geschäftsvorfälle), çalışanların maaş belgelerinin hazırlanması (Lohnabrechnung) vs.

AG A

WIRTSCHAFTSKANZLEI Pilgerhausstr. 31 86152 Augsburg tel.: 0821 / 79 65 01 60 Fax: 0821 / 40 89 61 46 E-Mail: info@aga-wirtschaftskanzlei.de Web: www. aga-wirtschaftskanzlei.de


Gösteriler Mustafa Kılıç Başkan

Selim Çukurkaya Muavin Konsolos

Münih yakınlarındaki Unterschleissheim’da DİTİB Fatih Camii’nin belediye sarayında düzenlediği törende Çanakkale Şehitleri anıldı. Ahmet ZEKİ / MÜNİH

Unterschleissheim’da

Çanakkale şehitleri anıldı

Almanya’nın Münih kenti yakınlarındaki Unterschleissheim’da DİTİB Fatih Camisi’nin belediye sarayında düzenlediği törenle Çanakkale Şehitleri anıldı. Tören katılan yaklaşık yedi yüz kişi duygu dolu anlar yaşadı. Tören, İstiklal Marşı ve Yakup Kalkışım’ın açılış Kur’an-ı Kerimi okumasıyla başladı. Münih Başkonsolosluğu Muavin Konsolosu Selim Çukurkaya yaptığı konuşmada, Çanakkale zaferinin Türk tarihi için önemini vurguladı. DİTİB Fatih Camii Başkanı Mustafa Kılıç ise yaptığı konuşmada “Avrupa’da yasayan çocuklarımızın ve genç-

lerimizin bu gibi programları yaşayarak, anlayarak anlatmaları çok önemlidir” dedi. Yaklaşık dört saat süren ve sunuculugunu Bilgehan ve Ramazan’ın yaptığı programda Çanakkale slayt gösterisi , Çanakkale şiirleri, semazen gösterisi, minikler mehter takımı sunuldu. Canlı müzik eşliğinde Çanakkale Türküleri, caminin gencler İlahi Gurubu , skeç gösterisi ve Anadolu Folklör ekibinin gösterisi tüm protokol, çocuklar, gencler ve salonu dolduran izleyicilerin hep bir ağızdan “10. yıl marşı” nı okumalarıyla sona erdi.

Münih’te buram buram

Anadolu 30

www.turquaz.de

Ahmet ZEKİ / MÜNİH

ALMANYA’nın Münih kentinin ünlü kültür merkezi “Gasteig” buram buram Anadolu koktu. Elvan Halk Oyunları Grubu’nun Gasteig Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Anadolu’dan sesler ve danslar” gösterisinde Münihliler unutulmaz bir gece yaşadı. Elvan Halk oyunları ekipleri muhteşem kıyafet ve disiplinli danslarıyla ayakta alkışlandı. Geceye muavin konsolos Sevgi Aras ve Münih Yabancılar Meclisi başkanı Nükhet Kıvran’ın yanı sıra çok sayıda Türk ve Alman konuk Carl-Off gösteri salonunu tıklım tıklım doldurdu. Aydın yöresinde zeybek oyunlarıyla açılan gecede, sanatçılar Bolu, Tokat, Adıyaman, Kars ve Anadolu’nun diğer yörelerinden halk dansları sundu. Danslar arasında sunulan “Ah bir ataş ver cıgaramı yakayım”, “Seherde bir bağa girdim” gibi tanınmış bir çok halk türküleri seslendirildi. 1979 yılında kurulan Elvan halk oyunları grubu halk oyunlarının yanı sıra müzik ve tiyatro çalışmaları da yapıyor.


dı. Ömründe hiç görmediği o berâtı, yüzüne ve gözüne sürdü, bağrına bastı ve koynuna sokarak arkadaşlarına yetişmek için hızlı adımlarla yürümeğe başladı. Arkadaşları, geriden fakîrin geldiğini görünce gülüşmeğe başladılar. Yanlarına soluk soluğa gelen fakîre alayla; "Cehennem'den âzâd olma berâtını alabildin mi?" diye sordular.

ı d ı ğ Ka d a Ber

en erkandî'd m e S i s y bülle betinde E h o s ir b î, -ı Rûm Abdullah le anlattı: y naklen şö

Bir târihte Bağdât'ta, zenginler hacca gidiyorlardı. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan bir fakîr de, o sene hacca gitmeye niyet etti ve hac kâfilesiyle yola çıktı. Kâfile hareket etmeden önce, herkes eşi-dostu ile helâllaştı. Şehir dışına çıkıldığında, zenginlerden biri bir fakîrin de hacca gittiğini görünce; "Bineğin yok, azığın yok. Sen hacca nasıl gideceksin? Bâri cebinde birkaç bin altının var mıdır?" diye alay etti. Fakîr, bu zenginin alaylı sorusuna çok üzüldü ve; "Allahü teâlâ ne güzel vekîldir. Mahlûkâtın rızkını o vermektedir. Hepimiz O'nun verdiklerini yiyoruz." diyerek, zenginin bulunduğu yerden mahzûn bir şekilde ayrıldı. Hac vazîfelerini yapana kadar da o zengine hiç görünmedi. Herkes Mekke-i mükerremeden, Medîne-i münevvereye yola çıktıkları zaman, o zengin, fakîri sağ sâlim tekrar karşısında görünce hayret etti ve; "Komşu, sen de buraya kadar gelip hac vazîfeni yapabildin mi?" diye sormaktan kendini alamadı. Fakîr de; "Allahü teâlâya sonsuz hamdü senâlar olsun. Yüzümüzün karasına bakmayıp, bu mübârek makâmı ziyâret etmeyi nasîb etti. Geldim, Beyt-i şerîfi tavaf ettim. Sağ sâlim dönüyorum." dedi.

Zengin; "Hacı efendi! Acabâ sana da berât verdiler mi?" diye sordu. Fakîr; "Bu ne berâtıdır ki?" dedi. Zengin; "Beyt-i şerîfi ziyâret edenlere, Cehennem'den âzâd olduğuna dâir berât kâğıdı verilir." diyerek, koynundan herhangi bir kağıt çıkarıp fakîri aldattı. Fakîr, berât kâğıdının kendisine verilmediğine çok üzüldü. Derhal geriye dönüp Harem-i şerîfe geldi. İki gözü iki çeşme hâlinde, kanlı yaşlar akıtarak çok inledi. Allahü teâlâya kırık bir gönülle duâlar etmeye, yalvarmaya başladı: "Ey âlemleri yaratan yüce Rabbim! Sen herşeye kâdirsin, ganî bir pâdişâhsın. İhsânların bütün kullarına her ân yağmaktadır. Cehennem'den âzâd olup orada incinmemeleri için kullarının bâzısına berat vermişsin. Bu fakîr kuluna berât verilmedi. Yoksa bu garîb kulun âzâd olmadı mı?" deyip bayıldı. Baygın hâlde iken, mânâ âleminden yanına bir kimse gelip; "Ey fakîr! Başını kaldır ve şu berâtını alıp arkadaşlarına yetiş!" diyerek elindekini ona verdi. O ânda fakîr kendine gelerek ayıldı. Elinde, dünyâ kâğıtlarına hiç benzemeyen, yeşil renkli nûrdan yazıları olan ve misk gibi kokan bir berât kâğıdı vardı. Kâğıdı defâlarca öpüp başına koyan fakîrin sevincinden neredeyse aklı gidecekti. Şükür secdesine kapan-

www.turquaz.de

Fakîr de koynundan berâtını çıkararak; "İşte! Rabbimizin ihsânı olan berâtım!" diyerek, misk kokulu berâtını zengine sunuverdi. Herkes yerinde donakalmıştı. Berâtı alan zengin, nûrdan yazılarla fakîrin Cehennem'den âzâd olduğunu okuyunca, aklı başından gidip, atından düştü. Bir süre yerde baygın yatan zengini zor ayılttılar. Kendine gelen zengin, kâğıdı öpmeye, misk kokusunu koklamağa başladı. Kendi kendine de; "Vâh, vâh benim boşa geçen ömrüme! Keşke ben de bu fakîr gibi sâdık bir fakîr olsa idim. Onun kavuştuğu bu saâdete ben de kavuşsaydım. Bu fakîr, sadâkati sebebiyle bu mertebelere ulaştı. Ben ise zenginliğim sebebiyle gurûra kapıldım ve bundan mahrûm oldum. Bütün malımı versem, bu kâğıttakilerin bir noktasını alamam" diyerek âh eyledi. Gözlerinden kanlı yaşlar döktü. Fakîr; "Hacı efendi! Berâtım sende kalsın. Sakla. Ben öldüğüm zaman kefenimin arasına koyun da kabrimde suâl meleklerine onu göstereyim." dedi. Hacı efendi berâtı büyük bir îtinâ ile koynuna koydu. Uzun yolculuktan sonra evlerine ulaştılar. Zengin olan hacı, berâtı sandığına koydu. Aradan günler geçti. Zengin, ticâret için başka memlekete gittiğinde, fakir vefât etti. Yıkayıp kefenlediler, fakat berâtını bulup kefenin içine koyamadılar. Fakîrin cenâzesini kabre defnettiler. Ancak birkaç ay geçtikten sonra, zengin ticâretinden döndü. Fakîri sorduğunda; "Sizlere ömür! Sen gittikten sonra vefât etti." dediler. Zenginin sanki dünyâsı başına yıkıldı. Çok ağladı ve; "O zavallının bende pek kıymetli bir emâneti vardı. Onu yerine getiremedim. Böylece vasiyetini yapamamış oldum. O âhirete göçtü, berâtı ise bende kaldı. Berâtını yanına koyamadım." dedi. Hemen sandığın yanına varıp ağzını açtı. Fakat berâtı koyduğu yerde bulamadı. Tekrar tekrar aramasına rağmen yine bulamadı. "Kabrine gidip bakayım. Belki, birisi beratı alıp ona vermiştir." dedi. Kazma kürek alarak kabre gitti. Mezarını açmak istedi. O anda; "Kabri açma! Biz ona o berâtı verdik, dışarıda bırakmadık!" diyen bir ses işitti. Nereden geldiği belli olmayan bu ses karşısında zengin, düşüp bayıldı. Mânâ âleminde fakîri gördü. Fakîr; "Ey hacı efendi! Allahü teâlâ sana selâmet versin. O berât bana verildi. Hamdolsun. Münker ve Nekîr meleklerine gösterdim. Onu görünce sorgu suâl bile etmediler. Bu berâtı almama hacdan dönerken sen sebeb olmuştun. Cenâb-ı Hak senden râzı olsun." deyip kayboldu. Zengin ayıldığında, doğru evine gidip, fakir için hatimler okuttu. Yemekler pişirtip, yetimleri, fakirleri doyurdu."

31


Bir Fincan Keyiftir „Çay“ Evrende başlangıçta su vardı... İçine bir gün bir yaprak düştü... Çay oldu... Yeşil yapraklardan süzülerek demliklerde kıvama gelen bir keyiftir çay... Bir kahvenin 40 yıl hatırı olsa da, çay hükümranlığını nice kırk yıllar ile değiştirilemeyecek kadar, kimi zaman kahvaltı sofralarında kimi zaman ise bir dost muhabbetinde baş köşeye oturarak asırlarca sürdürüyor. Güneşin kavurucu sıcaklarında ılık ılık esen rüzgarın konuk olduğu yaylalarda çay içmenin keyfi ise bambaşka. Tavşan kanı olgunluğuyla göz kırpan ve insanın içindeki tüm soğuklara meydana okuyan misk gibi bir bardak dolusu çay, uzun kış gecelerinin vazgeçilmezi olurken, anıların hayata geçirilmesinde de en önemli yardımcı misyonu üstleniyor.

Çayın Hikayesi Çay; Camellia Sinensis (L) O.Kuntze bitkisinin taze sürgünlerinin değişik yöntemlerle işlenmesi ile elde edilen ve Dünya’ da sudan sonra en çok tüketilen bir gıda ve içecek maddesidir. İşte yaklaşık beş bin yıllık tarihiyle yapraktan demliğe bir bardak çayın öyküsü böylelikle başladı...
Beş bin yıllık tarihi boyunca, çeşitli felsefelere göre her şeyin sonunda ona döneceğine inanılan yaşam kaynağı sudan sonra, tüm dünyada en çok tüketilen içecek olma ünvanını bir an olsun elinden bırakmamış çay. Fincan başına sadece dört kalori içeren leziz sıvı, bununla da yetinmeyip, önceleri ilaç ve ritüel içeceği işlevi görürken sonraları en fazla rağbet gören keyif maddesi olma özelliği kazanmış. Keyif unsurunu bile farklı yorumlayan kültürlerin süzgecinden geçerken demliğinin dinsel, sosyal ve kültürel

32

tatlarına bürünen çay, sonuç olarak bugün karşımıza başlı başına bir kültür olarak çıkmayı başarmış. Çay ilk olarak tıbbi nedenlerle içilmiş. Çay içerek zihni uyanık tutmak, her derde deva özelliklerinden yararlanmak mevzu bahis edildi. Çinliler ve çayı onlardan 16. yüzyılın sonuna doğru aldıkları söylenen Japonlar, kendi dini ve milli adetlerine uygun bir çay içme töresi geliştirdi. Çay konusunda ilk geniş çaplı araştırma M.S. 733-804 yılları arasında yaşayan Lu Yu’ya aittir. “Çay Kitabı” adlı eserinde, çay hakkında; üretiminden tüketimine, sistemli ve kapsamlı bilgi vermektedir. Böylece çay üretimi ve tüketimi daha da yaygınlaşma imkânı bulmuştur. Avrupa’nın bu gizemli tat ile buluşması 17. yüzyılda gerçekleşir. İngilizler, sağlık ve zindeliğin sunulduğu bu sıcak içeceği o kadar çok benimserler ki, bunu bir yaşam tarzı haline getirirler adeta. 18. yüzyılda da bugün dünyanın en büyük çay yetiştirilen bölgesi sayılan Assam ve Seylan Adası’nda çay bahçeleri oluştururlar. Üretilen bu çayları Avrupa’ya hızlı olarak taşımak için de, süratli yelkenliler yaparlar. Çayın yaygınlaşmasına ilişkin hikaye ise şöyle anlatılıyor: “Hoca Ahmet Yesevi bir gün Türkistan illerinde birine misafir olur. O gün hava çok sıcak olduğu için yorulmuştur. Evine misafir olduğu Türkmen’in komşusunun eşi doğum yapmak üzeredir. Türkmen, Hoca Ahmet Yesevi’den dua etmesini ister, Ahmet Yesevi de dua eder. Türkmen’in isteği

www.turquaz.de

olur. Türkmen bu duruma çok sevinir. O yörenin önemli bir ikramı olan çayı kaynatıp getirir. Hoca Ahmet Yesevi çayı sıcak içince yorgunluğu gider. Sonra da ‘Bu şifalı bir şeymiş, hastalarınıza bundan içirin ki, şifa bulsunlar’ diye nasihat etmiş. Çay o günden sonra tüm Türk illeri arasında kullanılmaya başlamış ve şifa verici bir içecek haline gelmiş.”

Ülkemizde Çayın Yeri 5000 yıllık tarihe sahip olduğu söylenen çay Türklerin hayatına geç girmişse de pir girmiş. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, Erzurum şekeriyle kıtlama çay içmek milli kültür tarihimizin inkar edilemezlerinden. Ülkemizde çay yetiştirme denemeleri ilk defa 1888-1892 yılları arasında Japonya’ dan getirilen çay tohumları ile Bursa’ da yapılmıştır. O yıllarda yeşil diye tanımlanan Bursa İlimizdeki dikimde çayın yetişmesi için gerekli ekolojik şartlar bulunmadığından bu deneme ve gayretlerden başarılı sonuçlar alınmamıştır. 1917 yılında Ali Rıza ERTEN Doğu Karadeniz Bölgesiyle Kafkasya’ da yaptığı inceleme gezisi sırasında Batum ve çevresinde çay, narenciye ve bambu yetiştiğini


dikkate alarak, Rize ve çevresinde de çay bitkisinin yetişebileceğini bir raporla bildirmiştir. Bunu üzerine 1924 yılında 407 sayılı kanun çıkartılmış ve Rize Vilayeti ile Borçka kazasında çay yetiştirilmesi hususunda. Ziraat İşleri Genel Müdürü Zihni DERİN görevlendirilmiştir. Yağışın bol ve iklimin sıcak olduğu bölgelerde yetiştirilmesine rağmen dünyada ise çay üretiminin ekonomik olarak yapıldığı yerler sınırlı. Hindistan, Çin, Sri Lanka, Endonezya, Kenya ve Japonya çay bitkisinin yaygın olarak yetiştirildiği ve çay üretiminin yoğun olarak yapıldığı ülkeler. Başta bu ülkeler olmak üzere Türkiye ile birlikte 30’a yakın ülkede ekonomik düzeyde çay üretimi gerçekleştiriliyor.

Çayı Demlerken:


İyi bir çay hazırlamak için en önemli faktör suyun seçimidir.Olanağınız varsa porselen demlik ve yumuşak kaynak suyu kullanın. Çay suyunu uzun süre ve yüksek ateşte kaynatmayın. Demleme süresini uzun tutarsanız hem çayınız acılaşır, hem de çaydaki kafein miktarı yükselir. Aynı zamanda suyun oksijeni kaybolur ve lezzeti azalır. Her fincan için bir tatlı kaşığı dökme çay koyunuz. Çayın demleme süresi10-15 dakika olmalı ve demlenen çay yarım saat içinde

içilmelidir. Çayın demi kaynatılmamalıdır. Poşet çayların pratikliği ve bir kullanımlık olması işinizi kolaylaştırır. Çay Yapmak Kadar İçmek de Bir Sanattır...
 İnsan fizyolojisi ve psikolojisi üzerinde çayın kayda değer olumlu etkileri vardır. Dünyaca ünlü Avusturyalı şair Peter Altenberg tarafından, 1913 yılında çayın “ruh banyosu” olarak tanımlanması şaşırtıcı olmayacaktır. Nasıl ki yediğimiz, enerji aldığımız besinler vücudumuzun; kulaklarımızdan girip bütün varlığımızı saran müzik ruhumuzun gıdasıysa; çay da benliğimizi önce içimiyle sonra da tarih içindeki büyülü yolcululuğa çıkarışıyla bulanıklıklardan arındıracaktır. Ruha seslenen bestecinin seçimi gibi çay seçimi de zamanın akışı içinde birey olarak kişi tarafından bulunacaktır. Çay bitkisinin çeşitliliği ve diğer bitkilerle kombinasyonlar üreterek yeni yeni sunumlarının gerçekleştirildiği düşünülürse, elbette ki bu süreç emek ve zaman gerektirecektir. Elbette ki kişiye en uygun çay, çay keyfini ruh banyosu olmaya en yakın kılacaktır.
Ünlü bir Çinli Filozof Derki: “ÇAY DÜNYANIN GÜRÜLTÜSÜNÜ UNUTMAK İÇİN İÇİLİR.”
 Bir tutam bitkinin berrak suyla buluşmasıdır...
 Bir fincan keyiftir çay...

Çayın Yararları • Çayın kolesterol seviyesini düşürdüğü uzmanlarca kanıtlanmıştır.

www.turquaz.de

• Çinko içeriği ile tadım hücrelerindeki tat alma bozukluklarını önlediği sabittir. • Susuzluğu giderir, karaciğeri temizler ve yeniler. • İçerdiği florid nedeniyle diş çürüklerini önleyici etkiye sahiptir. • Doku sertleşmesini ve damar sertliğini tedavi eder. • İçerdiği flavonollar ile tansiyonu düşürür ve kan damarlarının bağışıklığını arttırır. • Sapon içeriğiyle vücuttaki zararlı maddeleri yok eder, iltihaplanmayı önler. • İçerdiği bileşik şekerlerle kan şekerinin yükselmesini önlediğinden diyabet hastalarına önerilmektedir. • İçeriğindeki C ve E vitamini ile karoten maddesi sayesinde kan kanserine karşı bağışıklığı artırır, kısırlığı önler. • Kuru çay yaprağının içerdiği polifenoller sayesinde kan basıncındaki artışları geciktirir, gıda alerjisini önler. • İçerdiği mineral maddeler ile vücuttaki mineral dengesini kurulmasında sudan daha etkili bir rol oynar. • %2-4 oranında kafein içeriğiyle metabolizmayı ve merkezi sinir sistemini uyarır, ruhsal rahatlık verir, dinlendirici ve konsantrasyon artırıcı etki yapar, kalbi güçlendirir, astımı önler. • Böbreklerin daha iyi çalışmasını sağlar. Çaydaki teobromin ve teofilin maddeleri idrar sökücü özelliği ile böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. • Çay banyoları, sıcak çay kompres ve pansumanları göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderir, kaşıntı ve egzama ile uzun dönemde sedef hastalığının tedavisinde rol oynar.

33


34

www.turquaz.de


r e m Ö & o z a N

Augsburg’un saygın ailelerinden olan Uğur ve Fatma Tuncer ailesinin kızı, aynı zamanda dergimizin Tim Şefi Muhittin Tuncer´in kız kardeşi Nazo Tuncer ile Sevgi ve Kadem Kadıoğlu’nun oğlu Ömer Kadıoğlu düzenledikleri nişan töreniyle evlilik yolunda ilk adımlarını attılar. 10.04.2012 tarihinde Steppach’ta yapılan nişan merasimi aile arasında sade bir törenle gerçekleşti. Ayrıca Tuncer ailesinin yakınları olarak Türkiye’den ve Almanya’nın değişik şehirlerinden törene katılan aile bireyleri, çiftleri yalnız bırakmayarak, onların bu mutlu anına şahitlik ettiler. Turquaz Magazin Ekibi olarak biz de çiftimizin beraberliklerinin tamamına ermesini diliyor, hayırlı ve uzun bir hayat sürmelerini temenni ediyoruz.

Tuncer & Kadıoğlu Aileleri

www.turquaz.de

35


Emir Yılmaz

Bobingen’de oturan Nuray ve Yılmaz Demirgün’ün oğulları Emir için Bobingen Gasthaus Reichsadler salonunda sünnet düğünü düzenlendi. 500’e yakın davetlinin katıldığı sünnet düğününde misafirler Dj Ufuk’un çaldığı parçalarla eğlendiler. Biz de küçük kardeşimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, uzun ve sağlıklı bir ömür diliyoruz.

Serap & Alaattin

Kemal Aslan’ın kızı Serap Aslan ile Reyhan ve Hasan Mıdık’ın oğlu Alaattin Mıdık düzenledikleri düğün töreniyle dünya evine girdiler. TSV Haunstetten’de düzenlenen törene 600’ü aşkın davetli katıldı. Davetliler Orkestra Sıla‘nın çaldığı parçalarla geç saatlere kadar eğlendiler.Bu mutlu günlerinde onları yalnız bırakmayan tüm sevdiklerine teşekkür eden çiftlere, biz de Turquaz Magazin Ekibi olarak ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

36

www.turquaz.de


Sevinç & Ethem Muhteber & Salih Bozkurt’un kızları Sevinç Bozkurt ve Hamdiye& Nevzat Ay’ın oğulları Ethem Ay düzenledikleri nişan töreniyle evlilik yolunda ilk adımlarını attılar. TSV Haunstetten´de düzenlenen ve 500’ü aşkın misafirin katıldığı törene DJ Arif çaldığı müziklerle eşlik etti. Ekibimiz olarak biz de genç ciftimize hayırlı olsun dileklerimizi iletiyor, beraberliklerinin tamamına ermesini temenni ediyoruz.

Ay & Bozkurt Aileleri

Dönerproduktion GmbH

& Fleischgroßhandel Lilienthalstr. 13 86343 Königsbrunn Tel.: 08231-95 99 22 0 Fax: 08231-95 99 22 20 Mobil: 0172-297 17 62

www.tekin-fleischgrosshandel.de info@tekin-fleischgrosshandel.de

www.turquaz.de

afiyet olsun ! 37


„Lockout“

„Der Diktator“

Start: 17.05.2012

Start: 10.05.2012

In seinem neuesten Streich mimt Comedien Sacha Baron Cohen einen naiven Diktator.

Actionthriller über einen CIA-Agenten, der auf einem um die Erde kreisenden Hightech-Gefängnis die in eine Revolte geratene Tochter des US-Präsidenten retten soll.

Admiral General Aladeen herrscht als Dikator despotisch über sein Land und konnte bisher alle Anflüge von Demokratie erfolgreich abwehren. Selbstbewusst schlägt er auch nicht eine Einladung in die USA aus, wo er sein Atomprogramm rechtfertigen soll. Doch statt seine 14-stündige Rede vor der UN - V o l l v e r s mmlung abhalten zu können wird er entführt und durch einen Doppelgänger ersetzt. Dies kann der Admiral natürlich nicht auf sich sitzen lassen. Der Stoff basiert auf dem Roman „Zabibah and the King“, der zunächst anonym veröffentlicht worden war, dann aber als literarisches Werk des ehemaligen irakischen Despoten Saddam Hussein enttarnt wurde. Eine Paraderolle für den Briten Sacha Baron Cohen, der bereits als kruder kasachischer Journalist „Borat“ im gleichnamigen Kinoerfolg das Publikum mit intelligentem Humor zum Johlen brachte - und wenig später als schwuler österreichischer Fashion-Experte „Brüno“ für Lachanfälle und volle Kinosäle sorgte. DER DIKTATOR vereint Baron Cohen einmal mehr mit dem originellen Autor und Regisseur Larry Charles („Seinfeld“), der bereits bei „Borat“ und „Brüno“ Regie führte. Neben Baron Cohen, der einst im britischen Fernsehen als „Ali G.“ bekannt wurde, sind Anna Faris („Scary Movie“) sowie Oscar®preisträger Sir Ben Kingsley („Hugo Cabret“) und John C. Reilly („Der Gott des Gemetzels“) in den Hauptrollen zu sehen.

Kartenreservierung: (01805) CINEMAXX

CIA-Agent Snow hat keine andere Wahl: Will er nicht für einen Mord, den er nicht begangen hat, einsitzen, muss er ein Himmelfahrtskommando annehmen. Nach blutiger Revolte ist ein um die Erde kreisendes Hightech-Gefängnis in der Gewalt von 500 Schwerstverbrechern und damit die Tochter des US-Präsidenten, die dort menschenverachtende Experimente untersucht, in Lebensgefahr. Im Alleingang soll Snow die selbstbewusste Politikertochter in Sicherheit bringen - nicht

nur der Bedrohung wegen, eine echte Herausforderung.

„The Cold Light of Day“

Start: 03.05.2012 Intensiver Actionthriller über einen jungen amerikanischen Geschäftsmann, der in Spanien seine entführte Familie befreien und das zweite Leben seines Vaters entdecken muss. Als Geschäftsmann Will Shaw in Spanien zu einem kurzen Segelurlaub mit seiner Familie eintrifft, ahnt er nicht, welcher Sturm in dieser Woche aufziehen wird. Die Spannungen mit seinem Vater hat er erwartet, aber die Entführung seiner Familie, die spurlos von ihrer Yacht verschwindet, trifft ihn wie ein Blitz, setzt ihn unter Strom. Um seine Familie zu retten, muss er in der Fremde unter enormem Zeitdruck

(01805) 24 63 62 99 (0,14 € / Min zzgl. 0,50 € Aufschlag pro Karte)

einen geheimnisvollen Aktenkoffer aufspüren, für den nicht nur die Entführer bereit sind, alle Grenzen zu überschreiten.

Oder kostenlos reservieren unter: www.cinemaxx.de


Yeni Audi A8 hibrit sınıfının en verimlisi Lüks sedan AB döngüsüne göre 100 km’de 6,3 litre yakıt sarfiyatına sahip.

2 litre hacminde TFSI motoru ve elektrikli güç kaynağı ile hibrit otomobilin toplam güç çıkışı 245 bg. Maksimum torku 480 Nm olan aracın 0-100 km/s hızlanması 7,7 saniye, azami hızı 235 km/s. Otomobil gücünü 8 vitesli otomatik şanzımanı ile aktarıyor. Lityum-iyon batarya paketi 1,3 kW saat kapasitesinde. Sadece elektrik gücü

ile sürülmek istendiğinde aracın azami hızı 100 km/s menzili ise 3 km. 2 litre motorlu A8’e uygulanan hibrit sistemin getirdiği ilave ağırlık 130 kg. Otomobilin şasisinde alüminyum süspansiyon ve yeni elektrik destekli direksiyon sistemi kullanılmış. Yoğun miktarda alüminyum kullanılan, Audi’nin ASF olarak adlandırdığı teknoloji sayesinde aracın gövdesi

www.turquaz.de

231 kg ağırlığında (uzun şaside 241 kg). Şirket aracın kabinin kalitesinin ‘el işçiliği’ seviyesinde olduğunu söyledi. Havalandırmalı ve masaj yapan koltuklar aksesuar olarak sunulmuş. Hibrit otomobilde Bose marka ses sistemi standart donanımda ama daha fazlasını isteyenler için 19 hoperlörlü Bang & Olufsen marka gelişmiş bir ses sistemi de sunulmuş.

39


TurQuaz Magazin ekibine

Katilmak İstermİsİn? Eğer... • • • • • • •

Genç Motivasyonlu Güleryüzlü Konuşkan Türkçeye hakim Gündem Takip eden ve en az 18 yaşındaysan

Ekibimiz seni bekliyor ...

Başvuru:

info@turquaz.de veya Tel.: 0821 / 540 90 547

Amaç Güden Öğretmen Replikleri • Kendini de evde unutsaydın. (Hafızayı güçlendirir) • Sene sonunda ben de seni unutacağım. (Hesaplaşmayı öğretir) • Ben Ahmet‘e sordum, sen Ahmet misin? (Kimlik kaymasını önler) • Komik bir şey varsa söyleyin biz de gülelim. (Kaynaştırır) • Konuşmak isteyen varsa dışarı çıksın. (Yol gösterir) • Gece beşik mi salladın? (Düzene sokar) • Çay, kahve ister misiniz? (Konukseverlik aşılar) • Sana camdan aşağı atla deseler atlayacak mısın?(Kışkırtmalara karşı korur) • Herkes dersi anladı galiba; konuşmalar başladığına göre(Durumu özetler) • Sen Ali‘nin avukatı mısın? (Savunmayı öğretir, arkadaşlığı pekiştirir) • Susacak mısınız? Ben mi susturayım ? (Çözüme odaklar)

Türklerde Gazete Kullanımı

1. Sofra bezi 2. Sinek öldürme 3. Baca tıkama 4. Tırnak kesme 5. Mutfak rafı örtüsü 6. Cam silme 7. Uçurtma kuyruğu 8. Bira şişesi sarma 9. Kuş kafesi altlığı 10. Perdesiz camlar 11. Araçta paspas 12. Badana 13. Şapka, gemi vs. yapımında 14. Çekirdek külahı olarak 15. Ölümlü trafik kazalarında 16. Soba tutuşturma 17. Masa örtüsü 18. Oto boyama 19. Yelpaze 20. Kırılacak eşya sarımında


duvar yazıları

kta ya a y e ş i ik ı n a s in a tt ya a Şu h r tutar: Sağ ve sol ayakla

Ot yemekle z ayıflansaydı inekler mank en olurdu

Bugünü nadasa bıraktım, yarın daha verimli olur diye Bu dünyada sadece azrail e Hayat kolaysa ben de güveneceksin; en azından niyeti fantayım belli. Bir gün bir sınıfta öğretmenin verdiği ödevi yapmayan sadece Temel ve Dursun‘muş. öğretmeni Temel‘e sorar: Temel ödevini niye yapmadın? Temel: Misafir geldi öğretmenim. Öğretmen: Dursun sen niye yapmadın? Dursun: Temellere misafir giden bizdik öğretmenim.

- İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar : -Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim. Delikanlının gözleri parlar. -Göster canım göster. Kız eliyle uzak bir yeri göstererek : -Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....

dikkat yazılı var ! ÖĞRENCİLERİN YAZDIĞI İLGİNÇ

KOMPOZİSYONLARDAN SEÇMELER

Sakla samanı gelir zamanı

• Ben...bir büyücü olsaydım zamanı durdururdum ve çevreyi yaşanır hale getirirdim. Sapla samanı ayırıpda her şey tam olunca tekrar zamanı kaldığı yerden devam ettirirdim. • Ben... küçükken çok yaramaz ve çapkınmışım. • Ben... küçükken çok küçüktüm. • Ben... büyüyünce ADAM olacağım. -bir kızwww.turquaz.de

41


Kermes Eschenhof camii - 30.03.2012 - 01.04.2012

Kermes DİTİB Gersthofen camİİ - 06.04.2012 - 09.04.2012

Kermes DİTİB Kammgarn camİİ - 06.04.2012 - 09.04.2012


Murat Boz

Murat Boz 21 Nisan 2012 tarihinde Münih Postpalast’ta sevenleriyle buluştu. 21 Nisan 2012 tarihinde Şamdan Entertainment’in (Gökhan Karaçalı ve Tamer Tüfekçi) organize ettiği Münih Postpalat’da gerçeklesen Murat Boz konserine ilgi oldukça büyüktü. Yaklaşık 2500 kişinin katılımıyla gerçekleşen konsere Murat Boz 17 kişilik

46

canlı orkestrasıyla katıldı, En sevilen şarkılarını hayranlarıyla birlikte söyleyen şarkıcı katılımcılara mükemmel bir gece yaşattı. Ayrıca O Ses Türkiye programında Murat Boz’un takımından tanıdığımız yarışmacı Dicle Olcan sahnede Murat Boz’a eşlik etti, 2

www.turquaz.de

saatlik konserin ardından sevenelerine veda eden Murat Boz, sahneyi Münih’in tanınmış Dj’lerinden Dj Fateeh ve Dj Savaş’a bıraktı. Gecenin sonunda dergimizi okuyan ve çok beğendiğini söyleyen Murat Boz, tüm TurQuaz okurlarına selamlarını gönderdi.


12

dAS MEGA HIGHLIGHT 20

l o o o b n ITHsEtEXaCLUSIVE ORIENT NIGHT

r O

8

N O I T I D E L L A B

JAHRES-JUBILÄUM

KONGRESS AM PARK AUGSBURG

SA.09.06.2012

GÖGGINGER STR. 10

I

86159 AUGSBURG

I

WWW.ISTANBOOOL.DE


TurQuaz Magazin 13  

TurQuaz Magazin 13

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you