Page 1

KASIM 2015

YIL 5 - SAYI 28 / 10 TL

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

RENGİ GRİ OLSA DA

BETON

ARTIK YEŞİL

SIRA DIŞI YAŞAM ALANLARI KAPSÜLDE YAŞAM

RALF SANDER

EĞİTİM YAPILARINDA

dünyayı kurtarmak için sanatı kullanıyor...

Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi


6

24

32

108

130

130 144

İÇİNDEKİLER

2

Kasım 2015, Sayı 28

6

MİMARİ BAKIŞ

HABERİNİZ VAR MI?

24

TOP 10

Eğitim binaları; her metropolün, şehrin, her bölgenin veya köyün en büyük ihtiyacı. Bir şehrin eğitim seviyesini eğitim binalarına bakarak tahmin etmek çok da zor değil. Tarihi eğitim binalarına sahip bir şehirde çok eski zamanlardan beri insanların öğrettiği ve öğrendiği hissedilebilir. Modern ve renove edilmiş üniversitelerle ve okullarla dolu, eğitimde bir numara olduğunu bildiğimiz şehirlere bakmak bunu anlamak için yeterli bile olabilir. Özellikle günümüzde, en önemli 2 unsuru bir araya getiriyoruz. Eğitim ve çevre. Şöyle bir düşündüğümüzde de farkediyoruz ki; sürdürülebilirliği ve ekolojik farkındalığı eğitim binalarına uyguladığımızda, bu ekolojik bir zihniyet yetiştirmenin ilk adımı olabilir. İnsanın öğrenmeye en açık olduğu yaşlar olan okul çağındaki bir çocuk yağmur suyunun biriktiğini ve kullanıldığı yerleri daha kimse ona söylemeden farkediyor olacak ve ileride onun için normal olan ve bir binada var olması gereken sistem bu olacaktır.

80

BÜLENT GÜNGÖR DURMUŞ DİLEKCİ

SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARİ HAKAN KÜLAHÇI İLE TASARIMDA

AYNA KULLANIMI ÜZERİNE

MİNİ PORTFÖY

100 MURAT KADER ÖZEL DOSYA

108

EPD® (ENVIRONMENTAL PRODUCT DECLARATION)

SON GELİŞMELER VE MARKALAR

32

DOSYA

EĞİTİM YAPILARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

MALZEME / YÖNTEM / UYGULAMA 130 RENGİ GRİ OLSA DA BETON ARTIK YEŞİL

144

EKODİZAYN


82

88

100 178

160

168

172

İNOVASYON

168

MIMARLIĞI ŞEKİLLENDİRECEK 5 YENİLİKÇİ İNŞAAT MALZEMESI

Reklam İndeksi

3

AKÇANSA ARKA KAPAK İÇİ

NEVRA YAPI 19

AKG GAZBETON 111

NURUS 9

ARTTEK FLOORING 73 - 153

ODE YALITIM 21

BTM YEŞİL ÇATI SİSTEMLERİ 15

ONDULINE AVRASYA 115

DIYALOG OFİS 149

OYAK BETON 142-143

FORBO ZEMİN SİSTEMLERİ 39

POLİSAN 125

HMF – HYUNDAI ASANSÖR 51

PULVER INSERT

HOMTEKS Ö.K.İ VE KARŞISI – 145

SAPA BUILDING SYSTEM 107

IŞIKLAR YAPI ÜRÜNLERİ 13

SERANİT GRUP 5

KARAOĞLU PEYZAJ 74-75

ŞİŞECAM DÜZCAM 7- 99 - ARKA KAPAK

KASSO 87

UNICERA 171

ART&BOOK

KİLSAN 31

VİTRA ARTEMA 93

172

RALF SANDER

KLASSİS 71

YEŞİL YAPI KATALOĞU 159

DÜNYAYI KURTARMAK IÇIN SANATI KULLANIYOR...

MITSUBISHI PLASTICS 17

YTONG 11

SIRA DIŞI YAŞAM ALANLARI

168

KAPSÜLDE YAŞAM

SEKTÖRDEN / RÖPORTAJ

168

NURUS CEO’SU , DİNÇER SİNİCİ

SEKTÖRDEN / RÖPORTAJ

168

ODE YALITIM GENEL MÜDÜRÜ ALI TÜRKER

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ISSN NO 2146 - 9636

YAYINCI GİZMO İletişim Hizmetleri Adına İmtiyaz Sahibi Sevda Yayla Libadiye Cad. Bakü Sok. No:3 Daire:2 Ataşehir, İSTANBUL 0216 291 2520 SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Eren Cerciz GENEL YAYIN YÖNETMENİ Neşe Jones EDİTÖRLER Esra Kirpi Ezgi Beyazıt REKLAM SATIŞ Deniz Yılmaz Ayfer Ayyüce Pelin Öztürk Esin İnce WEB EDİTÖRÜ Gülşah Karakaya GÖRSEL TASARIM Nilsu Canberk

4

REKLAM REZERVASYON bilgi@ekoyapidergisi.org 0216 2912520 HABER MERKEZİ haber@ekoyapidergisi.org 0216 2912520 FOTOĞRAF Can Görkem Halıcıoğlu ÇEVİRİ Halil Yiğit Beyoğlu (İngilizce - Türkçe Çeviri) Vural Berkehan Beyazıt (Türkçe - İngilizce) YURTDIŞI TEMSILCISI Steven Alan Richard Jones KAPAK GÖRSELİWW MAXXI Museum / Zaha Hadid Architects

editör’den

E KO LO J İ K YA P I V E Y E R L E Ş İ M L E R D E R G İ S İ

“Kente dair vizyonu olan, bununla övünç duyan kişilerle işbirliği yapmak her zaman heyecan vericidir. Mimarlık işinin bir parçası da insanların yaşadıkları, okudukları ya da çalıştıkları yerlerde rahat hissetmelerini sağlamaktır, dolayısıyla bu standartları yükseltmemiz gerekir. Konutlar, okullar ve yaşam alanı olarak tanımlayabileceğimiz diğer kamusal yapılar her zaman asgari varoluş (minimal existence) kavramına dayandırılmıştır ki bu bugün geçerli olamaz. Mimarlar artık kritik sorunları giderecek beceriye ve araçlara sahipler.” ZAHA HADID Eylül ayında mimarlık camiasından aldığımız bir haber açıkçası bizi çok sevindirmişti ve bu haber; ‘RIBA Royal Altın Madalya’sını kazanan ilk kadın mimar Zaha Hadid’ oldu haberiydi. RIBA Altın Madalyası, yaşam boyu başarıyı ödüllendirmek üzere, Birleşik Krallık Mimarlık Enstitüsü (RIBA) tarafından, İngiltere Kraliçesi’nin onayı alınarak ve her yıl düzenli olarak; mimarlık disiplinini uluslararası anlamda etkileyen işlere imza atan kişi veya gruplara veriliyor. Bu güne kadar kazananlar arasında; Le Corbusier, Frank Gehry, David Chipperfield, Herman Hertzberger, Peter Zumthor, Joseph Rykwert, O’Donnell & Tuomey gibi çok değerli isimler yer alıyor ama ilk kez bir kadın mimar bu madalya ile onurlandırıldı. Biz de bu güzel haberi editör yazımızda sizlerle tekrar paylaşmak istedik. Ayrıca öyle bir tatlı tesadüfdür ki, Zaha Hadid duygularını ifade ettiği konuşmasında; eğitim, konut ve hastanelerin toplum için çok önemli olduğunun altını çizmişti ve biz de Zaha Hadid’in önemini vurguladığı eğitim yapıları konusunu bu sayımız için hazırlamıştık bile... Yaptığımız araştırmalarda, dünyanın birçok yerinde ilköğretime erişimin, hala kötü tesisler tarafından engellenmekte olduğunu gördük. Bu bağlamda hazırladığımız dosyada; eğitim yapılarının tasarımında sürdürülebilirliğin temel ilkeleri neler olmalı, sürdürülebilirlik eğitiminde somut materyal olarak mimarlık ve eğitim yapılarında yeşil bina sertifikasyon süreçleri nasıl olmalı gibi soruların cevaplarını aradık. Çevre duyarlı ve sağlıklı yapılar üretirken kullanılan malzemelerin önemine sık sık değindiğimiz yayınımızda bu ay EPD Belgeli yapı ürünlerine yer verdik. EPD Belgesi nedir? ve yeşil bina üretimine sağladığı katkılar nelerdir? sorularının cevabını Dr. Hüdai Kara’dan aldık. Yapı malzemeleri sektöründe çevre duyarlı ürünlere olan talebi ve belgelendirme sürecini ise EPD Türkiye Kurucusu Üyesi ve Yöneticisi Yrd. Doç. Dr. İlker Kahraman’a sorduk.

TASARIM VE YAYINA HAZIRLIK Gizmo İletişim Libadiye Cad. Bakü Sok. No:3 Daire:2 Ataşehir, İSTANBUL Tel: 0216 2912520 Faks: 0216 2911799 www.ekoyapidergisi.org

Malzeme/Yöntem/Uygulama bölümüzün bu ayki başlığı “Rengi Gri Olsa da Beton Artık Yeşil”. Günümüz teknolojileriyle betonun geri dönüştürülebilir oluşu onu ekolojik olmaya bir adım daha yaklaştıran başlıca etmen. Ölümsüz Mimar Oscar Niemeyer’in Cathedral of Brasilia projesi ve dünyadan diğer proje örnekleriyle yeşil beton kavramını Oyak Beton desteğiyle sizlerle paylaştık.

BASKI Gezegen Basım San. ve Tic. Ltd. Şti. 100. Yıl Mah. Matbaacılar Sit. 2. Cad. No:202/A Bağcılar/İstanbul Tel: 0212 325 71 25 Fax: 0212 325 61 99 Sertifika No:12002

“Sürdürülebilirlik üzerine düşünmek -içeriği haylı kabarık da olsa- bizim için çok çekici ve cazip bir konu hatta biraz da tahrik edici... ‘Yapı’, olgu olarak önemli olmakla birlikte, gerçekte çok daha büyük bir resmin küçük bir parçasını oluşturmakta. Hiç bir şekilde mimari yapıyı kentin sosyolojik, kültürel, coğrafi dinamiklerinden bağımsız bir şekilde ele alamayız. Yoksa sadece çizelim, arkamıza yaslanalım ve seyredelim...” diyor Durmuş Dilekçi röportajında. Biz de bu seyri kapsülde yapalım dedik ve yeni bölümümüz olan ‘Sıra Dışı Yapılar’da Slovakyalı genç mimarlık stüdyosu Nice Architects’in EKOKAPSÜL projesine yer verdik.

YAYIN TÜRÜ Yerel Süreli - İki ayda bir yayınlanır. Dergide yayınlanan yazı ve fotoğrafların yayıncı izni alınmadan ve kaynak belirtmeden kısmen veya tamamı alınamaz. Dergide yayınlanan yazılardan yazarlar, reklamlardaki haksız rekabet ve yanıltıcı unsurlardan reklam veren sorumludur.

Kasım 2015, Sayı 28

Keyifli okumalar dileriz...


haberiniz var mı? 66

SAĞLIKLI YAPISAL ÇEVRELER İÇİN YAPI BİYOLOJİSİ VE EKOLOJİSİ ENSTİTÜSÜ (YBE) Yapı Biyolojısi ve Ekolojisi Enstitüsü (YBE), yapısal ortamın insan ve çevre sağlığına etkilerini inceleyen ve “sağlıklı” yapı çözümlerine yönelik tarafsız ve bağımsız bir paylaşım ve uzmanlaşma platformu olarak kuruldu ve sürdürülebilir mimarlıktan inovatif yapı malzemelerine, tıp, sosyoloji ve biyoteknolojilere kadar geniş bir alanı kapsıyor. Yapı biyolojisi; yapısal çevrenin insan sağlığına olan etkilerini inceleyen bir bilim dalı. 1960’lı yıllarda tıp doktoru Hubert Palm tarafından Almanya’da kuramsallaştırılan kavram ekolojik mimarlığın gelişmesini de tetikledi. Yapı Biyolojisi bilim dalı, yapı malzemelerinin toksik değerlerinden, gaz salımına, nem tutma kapasitelerine, iklimlendirme sistemlerinin hava kalitesine etkisinden, radyoaktivite ile elektrosmog ve yapıların enerji etkin, bütüncül tasarımına kadar yapısal çevremizin iyileştirilmesi odağında birçok başlığı içermekte. Bu nedenle özellikle Avrupa’da yapı sektörünün geleceği olarak görülen sürdürülebilir inovasyonun temelini oluşturmakta. Türkiye’de bu konu Alman Yapı Biyolojisi Enstitüsü’nün resmi partneri olarak Ocak 2015 itibariyle çalışmalarına başlayan Yapı Biyolojisi ve Ekolojisi Enstitüsü – YBE ile daha fazla gündeme geldi. Kasım 2015, 28.Sayı

YBE, yapısal ortamın insan ve çevre sağlığına etkilerini inceleyen ve “sağlıklı” yapı çözümlerine yönelik tarafsız ve bağımsız bir paylaşım ve uzmanlaşma platformu olarak kuruldu ve sürdürülebilir mimarlıktan inovatif yapı malzemelerine, tıp, sosyoloji ve biyoteknolojilere kadar geniş bir alanı kapsıyor. YBE, odağı doğrultusunda bu alanlar arasındaki ilişkileri kurarak bütüncül çözümlere ulaşılmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. YBE, bilimsel ve tarafsız bilgi paylaşımı, uzmanlaşma ve uygulamaların artmasına yönelik farkındalık faaliyetleri; eğitim, seminer, konferans ile danışmanlık ve analiz faaliyetlerini yürütüyor. Ayrıca YBE; Türkiye’de yapı biyolojisi alanındaki bilgi paylaşım düzeyini geliştirmek üzere, uluslararası gündemdeki sektörel haberleri, gelişmeleri aktarıyor ve değerlendiriyor. Yapıyı ve yerleşim olgusunu, hastalıklara neden olan ve çevreyi tahrip eden bir faktör

olarak ortaya koymak; yapısal çevrenin, global çevrecilik hareketleri içerisindeki temel önemini aktarmak; “yapı ve yerleşim” ile, “sağlık, refah ve hastalık” arasındaki yakın ilişkiyi vurgulamak; ekonomik, politik, idari, sağlık, eğitim ve bilim kurum ve organlarının konuya yönelik sorumluluklarına dikkatlerini çekmek; İnşaat piyasasında tüketicilere yapı malzemeleri ve uygulamaları konularında objektif bir danışman olmak; yerleşim ve imar alanlarının yoğunlaştığı bölgelerdeki kümelenme sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak; biyoloji ile ekolojinin biçimlendirdiği gerçek bir yapı kültürünün, aynı zamanda toplumsal bir eğitim olarak gelişmesi için fikir vermek; yaşamayı ve yerleşmeyi daha insancıl kılmak için, yaşam koşullarının düzelmesine yardımcı olmak ve insanı yapı olgusunun odağına yerleştirmek; Yapı Biyolojisi ve Ekolojisi Enstitüsü’nün amaçlarından bazıları olarak sıralanabilmekte. q


EVİNİZİN CAMLARINI ISICAM KONFOR’LA DEĞİŞTİRİN, KIŞI SICAK, YAZI SERİN GEÇİRİN.

ısıcamkonfor kaliteyi tercih eden doğrama ®

firmalarında ve Isıcam Yetkili Üreticileri’nde.

Ürün Bilgi Hattı: 444 9 872 f / sisecamduzcam T / sisecamduzcam sisecamduzcam.com isicam.com.tr


haberiniz var mı? 8 8

SANATÇI VE TASARIMCILAR ZANAATKÂRLARLA BULUŞUYOR İstanbul Modern Zanaat, Sanat ve Tasarım Platformu’nda İstanbul’un gitgide kaybolan hammaddeleri ile üretim tekniklerinin yeniden yorumlanarak tasarım objeleri ve sanat eserlerinin yaratılacağı projede, cam, sedef, ahşap, kemik ve bakır kullanılacak. İstanbul Modern, İstanbul’un köklü ama unutulmaya yüz tutan zanaat ve el sanatları geleneğini, güncel tasarım ve sanat yorumlarıyla buluşturan yepyeni bir proje gerçekleştirecek. Yeni kurulan İstanbul Modern Zanaat, Sanat ve Tasarım Platformu ilk projesinde sanat, tasarım ve zanaatı bir araya getiriyor. “İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Yaratıcı Endüstrilerin Geliştirilmesi Mali Destek Programı” kapsamında desteklenen bu disiplinler arası platformla, tasarımcılara ve sanatçılara zanaatkârlarla çalışma ve birlikte üretme fırsatı verilerek, karşılıklı tecrübe paylaşımı destekleniyor ve kültürel zenginliğe sahip çıkılması hedefleniyor. İlerleyen zamanlarda farklı proje ve işbirlikleri gerçekleştirmeye devam edecek olan İstanbul Modern Zanaat, Sanat ve Tasarım Platformu, Kasım 2015, 28.Sayı

İstanbul’un küresel rekabet gücünü artırmaya yönelik katma değer yaratan projeler geliştirmeyi, akademik çalışmalara katkıda bulunmayı ve her yaş grubundan izleyicilerin farklı etkinlikler aracılığıyla yaratıcı endüstriler konusunda bilinçlendirilmesini amaçlıyor. İstanbul Modern Zanaat, Sanat ve Tasarım Platformu’nda İstanbul’un gitgide kaybolan hammaddeleri ile üretim tekniklerinin yeniden yorumlanarak tasarım objeleri ve sanat eserlerinin yaratılacağı projede, cam, sedef, ahşap, kemik ve bakır kullanılacak. Platformda 5 zanaatkâr/el sanatları ustası ve 5 sanatçı/tasarımcı Atilla Kuzu (Bakır), Hatice Gökçe (Kemik), Adnan Serbest (Ahşap), Ekrem Yalçındağ (Sedef) ve Seyhun Topuz (Cam) bir araya geliyor. Seçilen zanaat dalındaki üretim metotlarını yerinde inceleyen katılımcılar,

ilgili hammadde ve teknikleri kullanacakları ürünler üzerine fikirler geliştiriyor. Tasarım sürecinden sonra numuneler üretiliyor. Üretim sürecinin ise Mart 2016’da tamamlanması planlanıyor. Proje sonucu ortaya çıkan ve müzenin tasarım koleksiyonunun çekirdeğini oluşturması hedeflenen ürünler, Mayıs 2016’dan itibaren 6 ay boyunca İstanbul Modern Mağaza’da projeyle ilgili bilgi veren dijital araçlar eşliğinde sergilenecek.q


haberiniz var mı?

Konutun Gücü Adına!

10

Yapı-Endüstri Merkezi tarafından düzenlenen Konut Konferansı, Türkiye’de; yapı, gayrimenkul, inşaat, tasarım ve mimarlık alanlarının önde gelen temsilcilerini buluşturmaya devam ediyor.

lar, uzmanlar, çağdaş tasarımcılar, inşaat sektörünün yapı taşı olan “konut” meselesini farklı coğrafya ve perspektifler çerçevesinde Cüneyt Toros’un moderatörlüğünde değerlendirilecek.

“Konut’un Gücü Adına!” söylemiyle 24 Kasım 2015 tarihinde bu yıl altıncı kez düzenlenecek olan Konut Konferansı’nda, sektör farklı perspektiflerden değerlendirilecek. Konut’un dünü, bugünü ve yarınının tüm boyutlarıyla küresel ve yerel ölçekte ele alındığı konferans, her yıl olduğu gibi bu yıl da pek çok sorunun ve tüm paydaşlara yol gösterecek yeniliklerin tartışılacağı eleştirel bir ortam hazırlıyor. Sektörün bu gelenekselleşen buluşmasında; dünyaca ünlü konuşmacı-

Dünyaca ünlü konuşmacı ve uzmanların AKG Gazbeton, Blum TR ve Çuhadaroğlu ana sponsorluğunda ve ÇEDBİK, GYODER, ICVB, Piemonte Agency, SeSa Build, Türkiye İMSAD ve ULI Türkiye’nin de destekleriyle bir araya getirileceği konferansta, konutun sektördeki gücünü mimarlık, tasarım, malzeme, finans, geliştirme, mühendislik, içmimarlık, planlama ve akademi disiplinlerinden yetkili uzman isimlerin perspektiflerinden sunacak.

“Çatı ve Cephe Sistemlerinde Yangın ile Rüzgâr Güvenliği” Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği, (ÇATIDER) çatı ve cephe sektöründeki yeni teknoloji ve uygulamaların ele alındığı Çatı ve Cephe Sempozyumu’nun 8’incisini, 2-3 Haziran 2016 tarihlerinde Mimar Sinan Üniversitesi’nde düzenleyecek. Ana teması “Çatı ve Cephe Sistemlerinde Yangın ile Rüzgâr Güvenliği” olacak ÇATIDER, Türkiye’de çatı ve cephe sistemleriyle ilgili süreçlerde yer alan tasarımcılar, malzeme üretici ve dağıtıcıları, uygulamacılar, araştırmacılar ve ilgili diğer meslek gruplarının bir araya gelerek sektörün gelişmesine katkıda bulunulması amacıyla iki yılda bir Çatı ve Cephe Sempozyumu düzenleniyor. Sempozyumda, dünyada geçerli teknoloji ve standartlara ulaşarak yenilerini belirlemek için işbirliği olanakları geliştiriliyor. “Sektörün gelişmesine akademik katkı sağlıyoruz” ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı M. Nazım Yavuz, Türkiye’de çatı ve cephe sektörünün son yıllarda çok büyük bir gelişme sağladığını belirterek, “Dünyanın en yeni uygulama ve teknolojilerini ülkemizde uygulamaya başlaKasım 2015, 28.Sayı

dık. Bu süreçte, düzenlediğimiz sempozyumun önemli bir katkısı var. Sektör temsilcilerinin büyük bir ilgi gösterdiği sempozyuma bu alanda çalışma yapan tüm akademisyen ve uzmanların katılımını bekliyoruz” dedi. Son başvuru tarihi 14 Aralık 2015 Sempozyumda, Çatı ve Cephe Sistemleri ve Bileşenleri, Çatı ve Cephe Sistemlerinin Performansları, Çatı ve Cephe Sistemlerinde Süreçler, Sürdürülebilir Çatı ve Cephe Sistemleri, Çatı ve Cephe Sistemlerinde Görsel Etki, Çatı ve Cephe Sistemlerinde Yasal Olanaklar, Sınırlamalar ve Sigorta, Çatı ve Cephe Sistemlerinin Yapım ve Onarım Süreçlerinde İş Güvenliği, Tarihi Yapılarda Çatı ve Cepheler, Yenilikçi Çatılar ve Çatı Ve Cephe Sistemlerinde Enerji Üretimi konuları ele anılacak. Sempozyuma bildiri ile katılacak olan akademisyen ve uzmanların, 14 Aralık 2015 tarihine kadar www.catider.org.tr adresindeki kayıt formunu doldurmaları ve aynı yerdeki şablonu kullanarak hazırlayacakları en fazla 1500 -1600 karakter içeren bildiri özetlerini catiofis@catider.org.tr adresine göndermeleri gerekiyor.


Sektörel Gündem

ODE, AR-GE ILE ÇEVRE DOSTU ÜRETIME ODAKLANDI Teknolojisini her geçen gün geliştirmeye devam eden HMF Hyundai Asansör, A sınıfı enerji tüketimli yeşil asansörlerinin sahip olduğu özel LOWATT teknolojisi sayesinde kullanılan enerjiyi geri dönüştürüyor.

12 12

Son yıllarda özellikle segmentasyon süreciyle birlikte farklı müşteri taleplerine uygun ürünler geliştirmeye odaklanan ODE, sürdürdüğü detaylı AR-GE çalışmalarıyla enerji sarfiyatlarını büyük ölçüde azaltacak çevre dostu çalışmalar da yürütüyor. Bugüne kadar, kamuoyunda yalıtım ve enerji verimliliği bilincini artırmaya yönelik öncü çalışmalara imza atan ODE, 2010 yılından itibaren kademeli geçiş yaptığı yeni üretim sistemi sayesinde şu anda köpük üretiminde %100 ozon dostu üretim yapıyor. Bu çalışmalarından dolayı UNIDO’dan yaklaşık 850 bin dolar hibe alan ODE’nin, üretiminde bu yaklaşımdaki çözümleri artırmak üzere doktora dereceli AR-GE mühendisleri tarafından sürdürdüğü pek çok proje var. Bu çalışmalar dışında ODE Yalıtım, çevresel duyarlılığını çeşitli sertifikasyon ve beyannamelerle de destekliyor. Geçtiğimiz günlerde Starflex Camyünü ürünü için EUCEB sertifikasını alan ODE, tüm markaları (Membran, Starflex, Isıpan, Rflex) için başlattığı EPD (Çevresel Ürün Beyanı) sürecini Kasım 2015, 28.Sayı

de tamamlamak üzere. Ürünlerinin insan sağlığına zararlı olmadığının ispatlanmış ve sürekli kontrolünün sağlanmış olmasına önem verdiklerini belirten Ali Türker; “ODE, tedarikçi üretici olmanın çok ötesinde sürdürülebilir bir gelecek için son yıllarda özellikle “Verimlilik” konusuna ağırlık vermekte ve bunu üretimindeki yeniliklerle de desteklemeye devam etmektedir. ODE olarak, üretimimizde yaptığımız yenilikler sayesinde pazara dünya kalitesinde ürünler sunmanın yanı sıra doğanın korunmasına da maksimum katkı sağlıyoruz. ISO, CE, TSE ve bu gibi birçok kalite belgesiyle tescillenmiş olan ürünlerimizin çevre performansını, EPD belgeleri ile birlikte en şeffaf haliyle ortaya koyuyoruz“ diyor.  NEDEN EPD? Çevresel Ürün Deklarasyonu EPD; ürünlerin Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assesment – LCA) çalışmaları sayesinde ortaya çıkarılmış çevresel verilerini ve bununla bağlantılı olan diğer bilgileri, ISO 14025 uluslararası standartlara göre

raporlayan doğrulanmış bir belge. Bir ürünün veya servisin çevre performansını, ISO 14040 serisi çerçevesinde tanımlanmış parametreler bazında önceden belirlenmiş kategorilere göre değerlendiren ve beyan eden deklarasyonlar olan uluslararası EPD sistemi, Tip III çevresel deklarasyon programı çerçevesinde oluşturuluyor. Avrupa Yapı Ürünleri Direktifi (Construction Product Regulation), yapı malzemelerinin çevresel etki beyanlarının EPD Belgeleri aracılığıyla yapılmasını öneriyor. Aynı direktif mevcut CE işareti gerekliliklerine üretimde kaynakların sürdürülebilir kullanımının tanımlanması (BR7) gerekliliğini de getirdi. Avrupa Yapı Malzemeleri Üreticileri tarafından kurulan ECO Platform Avrupa’da satılan tüm yapı malzemelerinin de EPD belgesine sahip olması talep ediliyor. LEED, BREEAM ve DGNB gibi uluslararası yeşil bina sertifikalandırma sistemlerinde de ilave puan sağladıklarından EPD belgeli ürünler talep ediliyor. EPD sertifikalı markalar uluslar arası pazarlarda da geçerli.q


Sektörel Gündem

KIBRIS’IN GÜNEŞİ FORM SOLAR İLE ARTIK DAHA VERİMLİ... 14 14

Form Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Form Solar, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde Kıbrıs’ın en büyük Üniversite Kampüsü Güneş Enerjisi Santrali Projesi’ni hayata geçiriyor. Form Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Form Solar, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde Kıbrıs’ın en büyük Üniversite Kampüsü Güneş Enerjisi Santrali Projesi’ni hayata geçiriyor.

Toplam kurulum gücü 1,300 kW olacak projenin 20 kW’lık kısmı kampüs dışındaki merkez ofis çatı alanları, 200 kW’lık kısmı ise Levent Grubu’nun fabrikalarındaki çatı alanlarında kullanılacak.

Kıbrıs’ın kampüse kurulu en büyük güneş enerjisi santrallerinden biri olacak projede arazi, çatı, otopark gibi farklı alanlara fotovoltaik güneş panelleri kurulacak.

BAHÇEŞEHİR KOLEJLERİ’NİN İKLİMLENDİRMEDE TERCİHİ “MITSUBISHI HEAVY VRF KLİMA CİHAZLARI” OLDU

1 yılda 470 ton karbon salınımı engellenecek! Proje ile bir yılda yaklaşık 2,000,000 kWh elektrik enerjisi üretilmesi bekleniyor. Böylece 1 yılda doğaya 470 ton karbon salınımı engellenmiş olacak. 25 yıllık süreçte ise doğaya 11,750 ton’luk karbon salınımının engellenmesi hedefleniyor. Bunun anlamı doğaya yılda 1.544 ağaç, 25 yılda ise 38.600 ağaç kazandırılmasıyla eşdeğerdir. Projenin toplam kurulum gücü 1,300 kW olacak. Projede, pik gücü 310 Wp olan 4,193 adet Yingli Solar marka güneş paneli kullanılacak. Ayrıca güneş enerjisi sisteminde panellerin ürettiği enerjiyi şebeke elektriğine dönüştüren çıkış gücü 25kW olan 53 adet SMA marka inverter da kullanılacak. Kasım 2015, 28.Sayı

Çağdaş ve kaliteli eğitimiyle Türkiye’deki önemli eğitim kurumlarından biri olan Bahçeşehir Kolejleri, ısıtma-soğutma ihtiyacı için ”Bizim teknolojimiz, sizin yarınlarınız” felsefesi ile hareket eden Mitsubishi Heavy VRF klima sistemlerini tercih etti. Bahçeşehir Koleji Halkalı, Ümraniye, İskenderun, Ankara, Çamlıca, Sancaktepe, Mudanya ve Denizli kolej projelerinde toplamda 4.000 kW’lık ısıtma ve soğutma sistemi için 532 adet çeşitli tiplerde (4 yöne üflemeli kaset tip, 4 yöne üflemeli kompakt kaset tip, orta statik basınçlı kanallı tip, yüksek statik basınçlı kanallı tip, duvar tipi, kasetli döşeme tipi, kasetsiz döşeme tipi) iç ünite ve 77 adet dış ünite kullanılıyor. Enerjide yüksek tasarruf imkânı sağlayan ünitelerle projenin uygulamasında gerçekleştirilen alanlarda daha az enerji kullanımı ile klimatize ediliyor.

Sistem nasıl işliyor? Projede kullanılan Mitsubishi Heavy Industries VRF klima sistemleri; tek dış ünite veya dış ünite grubunun, bir veya birden fazla bağımsız noktaya hitap eden iç ünitelere bağlanmasıyla, her ofis alanının birbirinden bağımsız olarak arzu edilen ısıtma, soğutma ve havalandırma konfor şartlarını sağlar. Çift inverter teknolojisine sahip dış üniteler ile kısmi kullanımlarda minimum elektrik tüketimiyle istenilen konfor daha hızlı bir şekilde elde edilir. Fosil yakıtlı ısıtma cihazlarına göre düşük CO2 salınımıyla çevreye ve kolay kullanımıyla da kullanıcıyla dost bir teknoloji olan Mitsubishi Heavy VRF sistemleri, tüm soğutma, ısıtma ihtiyaçlarınızı karşılar. Form VRF Sistemleri A.Ş’nin Türkiye’de tek yetkili distribütörü olduğu Mitsubishi Heavy Industries KX serisi VRF klima sistemleri, dayanıklılığı, yüksek enerji verimliliği, sessiz ve her mimariye uygun iç üniteleri ile otel, iş merkezi, rezidans, konut, hastane, okul projelerinde tercih ediliyor.q


Sektörel Gündem

Deloitte Values House LEED Gold Sertifikası Aldı

16 16

AKG Gazbeton “Köyünü Yaşat Projesi” ile Genç Tasarımcıları Ödüllendirdi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından hayata geçirilen “Köyünü Yaşat” projesi AKG Gazbeton’un ana sponsorluğunda gerçekleştirildi. Proje kapsamında, üniversite öğrencileri arasında yapılan Bisiklet Kulübü AKG Gazbeton Yüzey Tasarım Yarışması da sonuçlandı. Yarışmada dereceye girenlere ödülleri ise 26 Ekim 2015’te düzenlenen törenle verildi. Türkiye gazbeton üretiminde sektörünün lider firmalarından AKG Gazbeton, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Bilecik’in Gölpazarı ilçesine bağlı Tongurlar Köyü’nde hayata geçirdiği “Köyünü Yaşat” projesinin ana sponsorluğunu üstlendi. Proje; bir köyü sanat ve mimarlık öğrencileri ile yeniden ele alarak köy yaşamı için yeni bir model oluşturmayı, mimari koruma yöntemleri kadar köyün gelişimine katkıda bulunacak aktörleri bir araya getirmeyi, sanatçıların da bu konuda düşüncelerini ve işlerini ortaya koyması hedefiyle, köydeki yapıların yenilenmesinde  AKG Gazbeton ürünleri kullanılmasıyla  gerçekleştirildi. Köylerde kerpiç yapılar yerine gazbetonun bir yapı malzemesi olarak her tür projede kolaylıkla uygulanabilen yapısıyla mimarlık öğrencileri, dönüşümde köy sakinlerine örnek teşkil edecek yapılar oluşturdular.  Kasım 2015, 28.Sayı

Yeni ofisi ‘Deloitte Values House’da çevreye karşı olan sorumluluğunu, iş yapış biçiminin merkezine koyan Deloitte Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri Yeşil Binalar Konseyi tarafından verilen LEED Gold Sertifikası’nın sahibi oldu. Kurumların sadece kâr yaratmanın ötesinde, müşterileri için en iyiyi hedefleme, çalışanlarının ve içinde bulundukları toplumların gelişimine ve ileriye gitmesine katkı sağlama sorumluluğunu da taşımaları gerekiyor. Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Ortağı Uğur Süel konuya ilişkin şunları söyledi: “Attığımız her adımda müşterilerimize, çalışanlarımıza ve topluma değer katmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Deloitte Values House’u tasarlarken de bu anlayışla hareket ettik; Y jenerasyonu dikkate alınarak, esnek, teknolojik donanıma sahip, çalışanlarımızın her gün ofise gelmekten keyif alacağı bir ortam oluşturmayı amaçladık. Bu şekilde motivasyon ve verimliliği artan çalışanlarımız, müşterilerimize daha yüksek kalitede hizmet sunmaya odaklanıyorlar. Aynı zamanda akıllı ve yeşil bina teknolojileri ve anlayışıyla tasarlanan Deloitte Values House topluma fayda sağlama misyonumuza hizmet ediyor.”


Advertorial

Sektörel Gündem

BEŞİKTAŞ YENİ LEVENT LİSESİ

18 18

EĞİTİM YAPILARININ TERCİHİ IŞIKLAR GRC KANALLI SİSTEM İPKB (İstanbul Proje Koordinasyon Birimi) tarafından yaptırılan ve çeşitli firmalarca projelendirilen eğitim yapılarında Işıklar GRC Kanallı Sistem tercih ediliyor. GRC Paneller, çimento esaslı lif donatılı yüksek performanslı panellerdir. GRC Kanallı Paneller ise kendinden kanallı GRC panellerin üzerine Işıklar Klinker Kaplama Tuğlaları montajı ile oluşturulan, sağlıklı, güvenli ve yanmaz bir dış cephe sistemidir. Alüminyum konstrüksiyonlar ile binaya taşıtılan sistemde taş yünü ve buhar dengeleyici örtü ile ısı yalıtımı ve buhar-nem dengesi sağlanır.

Doğal bir malzeme olması, dayanımı yüksek olması ve eğitim yapılarına kattığı sıcaklık nedeniyle Işıklar GRC Kanallı Cephe Kaplama Sistemi tercih edilmiştir. Her ne kadar ilk yatırım maliyeti olarak idarelere bu büyük bir yük olarak gözükse de zaman içerisinde sağladığı avantajlar ve mimarisine kattıkları ortaya konduğunda tercih nedeni olmaktadır.

Şu ana kadar pek çok kamu, okul, hastane gibi başarılı projelerde kullanılan Işıklar Kanallı GRC, Tuğla ile su emme değerlerinin birbirine çok yakın olması, yapıştırma harçlarının da çimento esaslı olduğundan panele yapışma mukavemetinin yüksek olması gibi üstün özellikleri sayesinde maksimum performans gösterir.

Sistem aynı zamanda sürdürülebilir , yüksek performanslı okul yapılarının tasarımına katkı sağlamaktadır.

İstanbul’daki tarihi semtlerde, özellikle tarihi yarımada içerisinde yapılan projelerde bulunduğu semtin dokusuna uygun tasarımlar yapılmakta; Işıklar Klinker Kaplama Tuğlaları da semt dokusu ile entegrasyonu daha kolay ve başarılı kılmaktadır. Kasım 2015, 28.Sayı

Tüm bu özellikleri ile yeni tasarlanan eğitim yapılarının, yetişmekte olan neslin hem eğitim hayatlarına hem de daha sonraki estetik bakış açılarının oluşumuna olumlu etki sağlaması, enerji verimli binaların kamu binalarında özellikle de okul yapılarında yaygınlaşması için örnek olması hedeflenmektedir.q ATAŞEHİR NECATİBEY İLKOKULU


C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


Sektörel Gündem

ENERJİ GERİ DÖNÜŞTÜREN LOWATT TEKNOLOJİSİNE SAHİP YEŞİL ASANSÖRLER! Teknolojisini her geçen gün geliştirmeye devam eden HMF Hyundai Asansör, A sınıfı enerji tüketimli yeşil asansörlerinin sahip olduğu özel LOWATT teknolojisi sayesinde kullanılan enerjiyi geri dönüştürüyor.

20 20

Ürünlerini her zaman daha güvenli, daha konforlu ve daha tüketici odaklı bir yaklaşım ile tasarlayan HMF Hyundai Asansör, geliştirdiği LOWATT sistemi ile enerji tüketimini mümkün olduğunca azaltarak çevre bilincine katkı sağlamayı amaçlıyor. Dönüştürülen Enerji Binanın Ana Şebekesine Gönderiliyor Hyundai’nin LOWATT sistemi ile asansör hareket ettikçe açığa çıkan enerji; özel olarak tasarlanmış bir güç devresi yardımıyla invertöre geri gönderiliyor. Invertör tasarruf edilen bu enerjiyi tekrar kullanılmak üzere ana şebekeye göndererek % 60’a varan bir enerji tasarrufu sağlıyor. Binanın elektrik sistemine aktarılan bu enerji daha sonra binanın diğer alanlarında veya tekrardan asansör operasyonunda kullanılabiliyor. Elektrik Faturalarında Gözle Görülür Azalma Bakımı oldukça kolay olan bu sistemde; invertörün kondensör, reaktör gibi parçaları bulundurmaması da ömrünün daha uzun olmasını sağlıyor. Hyundai LOWATT sistemi ile 30 katlı bir binanın asansör operasyonundan kaynaklanan elektrik faturalarında yüksek ölçüde tasarruf sağlamak mümkün. Binalarda enerji tasarrufu yapan asansörler kullanılarak elektrik faturalarında gözle görülür bir azalma sağlanabilmekte.q Kasım 2015, Sayı 28


ODE


haberiniz var mı?

INTERNATIONAL PROPERTY AWARDS (ULUSLARARASI GAYRİMENKUL ÖDÜLLERİ) 22 22

Dünyanın dört bir yanından konut ve ticari gayrimenkul profesyonellerine açık olan “ International Property Awards (Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri)”, Dünyanın en prestijli gayrimenkul ödüllerinden biri. Emlak ve gayrimenkul sektörünün tüm alanlarında faaliyet gösteren şirketlerin en üst düzeyde başarılarını gösteren dünyaca ünlü bir ‘mükemmeliyet’ göstergesi olarak nitelendirilen Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri, bu alanda uluslararası standardın oluşmasına öncülük etmek amacıyla 1995 yılından bu yana düzenleniyor.

Afrika, Asya Pasifik, Arabistan, Kanada, Karayipler, Orta ve Güney Amerika, Avrupa, İngiltere ve ABD olmak üzere bölgelere ayrılıyor ve katılımcılar bağlı oldukları kendi bölgelerinden çeşitli kategorilerde katılım sağlayabiliyor. Her bölgeden çeşitli kategorilerde en iyi seçilen projelere de Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri’ne (International Property Awards) katılma şansı sunuluyor. International Property Awards (Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri) 2015-2016 Avrupa ayağının sonuçları belli oldu, ülkemizden ödül alan ve bültenleri bize ulaşan projeleri sizlerle paylaşmak istedik.

İKİ DESIGN GROUP AVRUPA MİMARLIK ÖDÜLLERİNDE DOKUZ ÖDÜL BİRDEN ALDI! Şimdiye kadar aldığı ödüllerle gerek Türkiye, gerek Avrupa’da tanınmış mimarlık şirketleri arasına giren iki design group, European Property Awards’tan yine ödülle döndü. Saygın mimarlık ödüllerinden International Property Awards (Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri) 2015-2016 Avrupa ayağının sonuçları belli oldu. iki design group yönetici ortağı Y.Mim. Murat Kader, resmi açıklamaların yapıldığı Londra Grosvenor House Hotel’de başarı getiren 6 projeye ait 7 ödülü ulusal, 2 ödülü de uluslararası kategoride alarak ödül sayısını 41’e çıkardı. Toplamda dokuz ödül alan projeler ise Bursa Kültür Park Tiyatrosu, Vadistanbul Bulvar, Borsa İstanbul, Kıbrıs Hotel, Piyalepaşa İstanbul, Maslak Rezidans Kuleleri olarak sıralandı. Kasım 2015, Sayı 28


EUROPEN PROPERTY AWARDS’TAN NEF’E 3 ÖDÜL! Yaratıcı buluşları ile sektörü ilklerle tanıştıran gayrimenkul sektörünün yenilikçi markası Nef, İngiltere’de yapılan European Property Awards’dan 3 ödülle döndü. Uluslararası arenada büyük takdir toplayan Nef, 2015 yılının ilk 9 ayında prestijli 13 ödül kazanmış oldu. Foldhome ve Foldoffice konseptleriyle dünya gayrimenkul sektörüne yenilikçi bir bakış açısı ve tasarım anlayışı getiren, daha iyisini yapmak hedefiyle radikal yeniliklerin izinde olan Nef, İngiltere’de yapılan Avrupa’nın en prestijli ödüllerinden European Property Awards’dan 3 ödülle döndü. Yarışmanın ulusal değerlendirme ayağında Nef, Nef Levent 03 projesiyle ‘En İyi Ticari Yüksek Katlı Bina Ödülü’, Merter 13 ile ‘En İyi Pazarlama Kampanyası Ödülü’nü alırken, sektörün ilk kullanıcı deneyimli web sitesi olan www.nef.com.tr de Avrupa’nın en iyisi seçilerek 5 yıldızlı ödülün sahibi oldu.

ANADOLU GAYRİMENKUL’ÜN İLK PROJESİ AND, LONDRA’DAN 4 ÖDÜLLE DÖNDÜ Anadolu Grubu’nun bugüne kadar pek çok alanda gösterdiği başarıyı gayrimenkul sektörüne taşıyan Anadolu Gayrimenkul, ilk projesi AND ile dünyanın en saygın gayrimenkul ödüllerinden biri olarak kabul edilen European Property Awards’tan 4 ödül ile döndü. Londra’da düzenlenen ve 25 ülkeden gelen yüzlerce projenin değerlendirildiği European Property Awards’da, AND; Ticari Yüksek Bina, Ofis Geliştirme, Ofis Mimarisi ve Ticari Renovasyon ve Yenileme kategorilerinde 4 ödüle layık görüldü.

23

AND, aynı zamanda 3 kategoride ‘’5 Star’’ ile ödüllendirilerek International Property Award’a katılma hakkı da kazandı. AND Avrupa’yı; yıl sonunda düzenlenecek etkinlikte ‘Ticari Yüksek Bina, Ofis Geliştirme ve Ofis Mimarisi’ kategorilerinde temsil edecek adayların arasına girerek, dünyanın en iyi projelerinden biri olma şansını sürdürüyor.

“GENEL ENERGY OFIS” PROJESI ILE “HIGHLY COMMENDED” ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜ DererOmay Mimarlık, dünya gayrimenkul sektörünün en prestijli ödülleri arasında kabul edilen, Uluslararası Gayrimenkul Ödülleri’nin Avrupa ayağı olan, “European Property Awards 2015-2016” kapsamında, “İç Mekan Ofis” dalında “Genel Energy Ofis” projesi ile “Highly Commended” ödülüne layık görüldü. DererOmay Mimarlık, geçtiğimiz Nisan ayında, “Genel Energy Ofis” projesi ile İtalya’da aldığı ödülle adından söz ettirmişti. Firma A’Design Award & Competition 2015 kapsamında “İç Mekan, Perakende ve Sergi Tasarımı” kategorisinde ödüle layık görülmüştü. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


TOP

10

SEÇİLMİŞ ÖRNEK

Eğitim binaları; her metropolün, şehrin, her bölgenin veya köyün en büyük ihtiyacı. Bir şehrin eğitim seviyesini eğitim binalarına bakarak tahmin etmek çok da zor değil. Tarihi eğitim binalarına sahip bir şehirde çok eski zamanlardan beri insanların öğrettiği ve öğrendiği hissedilebilir. Modern ve renove edilmiş üniversitelerle ve okullarla dolu, eğitimde bir numara olduğunu bildiğimiz şehirlere bakmak bunu anlamak için yeterli bile olabilir.

Özellikle günümüzde, en önemli 2 unsuru bir araya getiriyoruz. Eğitim ve çevre. Şöyle bir düşündüğümüzde de farkediyoruz ki; sürdürülebilirliği ve ekolojik farkındalığı eğitim binalarına uyguladığımızda, bu ekolojik bir zihniyet yetiştirmenin ilk adımı olabilir. İnsanın öğrenmeye en açık olduğu yaşlar olan okul çağındaki bir çocuk yağmur suyunun biriktiğini ve kullanıldığı yerleri daha kimse ona söylemeden farkediyor olacak ve ileride onun için normal olan ve bir binada var olması gereken sistem bu olacaktır.

Mimarlar: NBJ Architectes Yer: Castelnau-le-Lez, Fransa Yıl: 2015

FRANSA HONORÉ DE BALZAC LISESI Ekolojik ve Biyolojik Bir Eğitim Kurumu

24

Honoré de Balzac Lisesi’nin genel fikri iç mekanda ve bina çevresinde kullanıcı dostu alanlar yaratmak. Bunun için de ilk adım bina çevresindeki peyzajın dizaynına karar vermek ve etkin kullanımı olan fonsiyonel alanlar tasarlamaktı. Toplu taşımaya ve yürüme yollarına olan bağlantısını güçlü tutmak da binanın çevresini tasarlarken dikkat edilen en önemli unsurlardan biriydi. Lisenin giriş kapısı, ziyaretçilerine çağdaş bir yapıya ilk adımlarını attığını haber veriyor. Lisedeki eğitim anlayışı ve kalitesi hakkında fikir sahibi olmanızı sağlıyor. Dış cephe kaplamasındaki yenilikçi malzeme ve renk kullanımı da aynı şekilde özgürlükçü ve yaratıcı bir eğitimin habercisi. Lise sınırları içinde gerçek bir eko-sistem yaratılmış durumda. Sebze yetiştirme alanları ve Akdeniz iklimini imite eden, biyolojik araştırmalar yapmak için geliştirilmiş büyük bir sera dahi mevcut. Sera, bu liseyi tarım ve biyoloji üzerine koleje devam etmek isteyen öğrenciler için bir ilk adım haline getirmiş. Öğrenmeyi bilmek ve öğretmeyi öğrenmek ilkesiyle ilerleyen Honoré de Balzac Lisesi, gerçek anlamda deneyimleyerek ve uygulayarak öğrenilen ekolojik ve biyolojik bir eğitim kurumu. Eylül 2015, Kasım 2015,27.Sayı 28.Sayı


Mimarlar: Mareines+Patalano Arquitetura Yıl: 2015

BREZİLYA MOPI İLKÖĞRETIM OKULU EK BINASI

25

Bir Ağacın Soyutlaması gibi... Bir ağacının soyutlaması olarak okaliptus kaplamalarıyla MOPI, yerel olmayan bu ahşabı özel olarak yetiştirip topladı. Daha çok kağıt endüstrisinde fakat günümüzde sivil inşaa da kullanılan bu malzeme ve okulun yapımında kullanılan birçok malzeme tamamı ile geri dönüşümlü. Sokağa bakan cephede kullanılan kaplamanın büyük bir kısmı eski ahşap elektrik kutularının bozulup tekrar kullanımı ile yapılmış. Oyun ve spor alanlarına uygulanan plastik zeminler, kullanılmış tekerleklerin dış katmanlarından geri dönüştürülmüş. Bahçe zemini tamamen geçirgen olup yağmur suyunu toprağa taşıyor. Tuvaletler, bahçe sulaması ve okul temizliğinde kullanılmak üzere toplanan yağmur suyu görülebilir şekilde yerleştirilmiş borulardan geçiyor, böylece öğrenciler de su tasarrufu ve yağmur suyu kullanımını öğrenmekten öte her gün deneyimleyerek bir alışkanlık haline getiriyorlar. Ayrıca bütün musluklar zamanlayıcılı ve sıcak su sistemi güneş enerjisi panellerine bağlı. Bina bir dizi farklı alanın balkonlarla birleştirilmesinden oluşuyor. Bu da iç mekanın havalandırılması ve soğutulması için hava akımının en iyi şekilde kullanılabilmesi için yapılmış. Aynı zamanda yüksek görsel farklılıklar sayesinde öğrenciler farklı bir alana geçtiklerini hemen anlıyor ve sonrasında da unutmuyorlar. Direkt güneş ışığı alarak dikkat dağınıklığı yaratmamak için sınıfların pencerelerinde yarı saydam cam kullanılmış. Bu okul bir eğitim mabedi ve ayrıca ekoloji eğitimi veren bir binaya sahip. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


TOP 10

Mimarlar: Paul Le Quernec Yıl: 2015

FRANSA SAINT-DENIS ANAOKULU VE İLKOKULU Esin Kaynağı İnsan Beyni... Okul, sekiz sınıflık bir anaokuluna, on sınıflık bir ilkokula, kafeterya ve tenefüs alanına sahip. Bina üç kattan oluşuyor ve servis alanının bulunduğu bir de bodrum katı var. İnşası sırasında üniteler arası bağlantı yaratılabilmesi adına proje altı aşamaya ayrılmış; üç adet dış mekan (giriş, anaokulu oyun bahçesi ve ilkokul bahçesi) ve üç adet de iç mekan (anaokulu, ilkokul ve diğer alanlar). Bu ayrımın sonucu olarak yonca şeklinde bir eğitim binası ortaya çıkmış. Bu şekil okula iç ve dış mekanlar arası iyi bir iletişim elde edilmiş bir yapı olanağı sağlamakta.

Binanın içi, eğitim farklılıkları dolayısıyla anaokulu ve ilkokul olarak iki bölümden oluşmakta ve iki kısım aynı insan beyninde olduğu gibi birbiri gibi görünse de aslında oldukça farklı. İnsan beyni de simetriktir fakat sağ ve sol beyin birebir aynı değildir, çünkü işlevleri farklıdır. Okula bebek bezi ile başlayıp, aynı binadan matematik, coğrafya, geometri gibi bilgilerle dolu olarak çıkma arasındaki fark oldukça büyük. Çok kullanımlı anaokulu kısmı yuvarlak hatlarla ve ilkokul kısmı ise tamamı ile piramitlerle formlanmış. Bu iki devasa alan oyun bahçelerine açılıyor ve alabildiğince gün ışını da beraberinde sınıflara dolduruyor.

26

KANADA

ASHTONBEE KOLEJI KAMPÜS BINASI

Modern ve Geliştirilebilir bir Çevre Sunuyor Ontario, Toronto’nun en köklü dört büyük kampüsünden biri olan ve Kanada’nın en geniş kapsamlı ulaşım teknolojileri eğimini veren Ashtonbee Koleji, hafif endüstriyel bir çevrede bulunmasıyla da önem taşıyor. Endüstrinin içinde yer alması kolejin teknolojik anlamda her zaman ilerlemeleri yakalamasını sağlıyor. 1970’li yıllarda kampüs ulaşım sıkıntıları, güvenlik problemleri ve altyapı sorunlarıyla boğuşmaya başladığında koleje talep oldukça azalmıştı. Bu projenin amacı da kampüsü günümüz standartlarına taşıyarak bu kurumu şuanki güncel ve işlevsel haline getirmekti ve sonuç mükemmel oldu. Öğrencilerin akamedik programlarına en uygun şekilde, ekolojik ve çağımızın gereksinimlerine uygun hale getirilen koleje bir de yeni bir bina eklendi. Eklenen yeni bina cam cepheleriyle modern ve geliştirilebilir bir çevre imkanı sunuyor, çevresine kurulacak yeni yerleşim birimleri ve yollar için de altyapı kurulumunu başlatmış bulunuyor. Kütüphane, çalışma alanları, ortak alanlar, derslikler ve spor salonu da yeni binaya eklenen alanlar arasında. Kasım 2015, 28.Sayı

Mimarlar: MacLennan Jaunkalns Miller Architects Yer: Toronto, ON, Canada Yıl: 2014


Mimarlar: Paritzki & Liani Architects Yer: Tel Aviv-Yafo, Israel Yıl: 2015 27

İSRAİL MARC CHAGALL OKULU “Marc Chagall gülümsemesi” İki aşamalı yeni fransız okulu Marc Chagall, Tel Aviv’in Neve Tzedek isimli mahallesinde yer alıyor. Avluya açılan sınıflar ve ön cepheye yerleştirilmiş merdivenlerle bina bir petit-jardin çevresinde, fransız mimarisinin etkilerini taşımakta. Ön cephe eski bina izlenimi yansıtıyor ve dış cephe tasarımı dışardan bakanları gökyüzüne bakmaya yönlendirecek şekilde tasarlanmış. Okulun öğrencilerinden biri bu renkli ve sıradışı dış cephe için “Marc Chagall gülümsemesi” tasvirinde bulunmuş. Her cephe kaplamasına yansıtılan Marc Chagall başyapıtları okulun çocuklarda farklı bir fikir uyandırmasını sağlarken yoldan geçenler için de bir sokak müzesi gibi bu eserlerin seyredilmesine imkan sağlıyor. 3D pixel sistemiyle 30 adet optik aliminyum panele yansıtılan bu resimler binanın kabuğu haline gelmiş. Kullanılan bu yöntem sayesinden bu imajlar sadece birer resim olmanın ötesinde birer hologramı andıran derinliğe sahip, aynaya yansıyan görüntüleri andırıyor. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


TOP 10

Mimar: Entre Nos Atelier Yer: Grano de Oro, Costa Rica Yıl: 2014

KOSTARİKA

KÄPÄCLÄJUI GELİŞİM MERKEZİ

Yerel ve Doğal Malzemelerin Sonucu

Käpäcläjui Gelişim Merkezi, eğitim bölümünün yanı sıra bir de yerel insanların ve turistlerin sosyalleşecekleri ortak alanlara sahip bir hostel de barındırıyor. Böylelikle yerel halk ve ziyaretçiler interaktif bir şekilde yenilenebilir projelerini ve çevre uyumluluğunu tartışıyorlar. Projenin vizyonu workshoplarla ve farklı görüşlerle bir fikir birliği oluşturmak. Bu workshoplar görülen ve verilen her karar bu topluluğun sahiplenme duygusu için bir anahtar niteliğinde. Sonuç olarak ihtiyaçlara ve çevreye yönelik projelere odaklanılabiliyor.

28

Materyalizmin büyük şehirler ya da metropoller kadar yaygın görülmediği bu gibi bölgelerde binaların çok farklı göründüğü ve tasarlandığı, malzemelerin yerel ve doğal olduğunu, ihtiyaçların çok daha mütevazı olduğunu gözler önüne seren bir eğitim yapısı Käpäcläjui. Projenin tasarım aşamasında inşaat firmasının da tercihi olan malzeme seçeneği ahşap, teknik olarak inşaya uygunluğu konusunda yerel ağaçlar üzerine araştırmalar yapıldı ve en uygun olan seçildi. Hem tasarımı hem de inşası süresince yapının çevresi ve iklimi gözetildi.

İTALYA GUASTALLA ANAOKULU Asla Şansa Bırakmama Vizyonuyla İnşa Edilmiş Şubat 2014’te MCA bu projeyle çeşitli mimari yarışmaları kazandı. Bu bina Mayıs 2012 depreminde hasar gören iki binanın yerini aldı ve 120 adet 0-3 yaş arası çocuğa hizmet etmeye hazır.

Mimarlar: Mario Cucinella Architects Yer: Guastalla RE, İtalya Yıl: 2015

İç ve dış mekanları birbirine entegre edilmiş ve malzeme, uygulama açısından en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bir okul projesi olan Guastalla Anaokulu, asla şansa bırakmama vizyonuyla öğrenim veren bir okul öncesi eğitim kurumu. MCA’nın bu projenin tasarımı süresince verdiği her karar, seçtiği her renk, aydınlatma ve gün ışığı seçimleri, sesler, dokular ve materyaller pedagojik ve eğitimsel anlamda bir çocuğun gelişimiyle ilgili şekilde belirlendi. Strüktür doğal malzemeyle ve doğa dostu şekilde inşa edildi. Yüksek kalite yalıtım, transparan yüzeylerin dengeli yayılımı, gelişmiş yağmur suyu biriktirme yöntemleri ve çatıda fotovoltaik sistem kulumu okulun ihtiyacı olan enerji kullanımını en aza indirgeyen özellikler.

Kasım 2015, 28.Sayı


ABD INDIAN MOUNTAIN OKULU Geleneksel Görünümlü ancak Son Derece Modern Mimarlar: Flansburgh Architects Yer: Lakeville, Connecticut, ABD Yıl: 2014

Indian Mountain School (IMS), 186 öğrenciye eğitim vermekte olan bir eğitimhane. Müzik, sanat ve teknoloji üzerine yoğunlaşmış ayrıca çapraz disiplinler ve proje bazlı öğrenim teknikleri de okulun özelliklerinden. Dizayn, sanat dersliklerine, stüdyolara, galerilere, ortaka alanlara, ofislere ve ziyaretçi salonlarına ev sahipliği yapıyor. Gün içerisinde proje sunum odası olarak kullanılan bir alan akşamları öğrencilerin beraber vakit geçirebilecekleri kitchenette ve kafeye sahip bir lounge haline geliyor. Binanın genel formu New England esintileri barındıran, kereste ve tahtalarla, çiftlik evleri görünümde teneke çatılı ve ahşap panellerle bezenmiş bir yapıda. Bu geleneksel görünüm aynı zamanda modern cam yüzeyler eklenerek desteklenmiş. Batı yakasında bahçeye açılan büyük bir ortak salon bulunuyor ve her derslik aynı bu salon gibi dışarı açılan kapılara sahip. Sanatla, doğayla ve teknolojiyle iç içe bir çatı altında, öğrenciler vakitlerini yaratıcı ve geliştirici etkinlikler yaparak geçiriyorlar. Seçtiği konulara da uygun olarak okul yönetiminin isteği üzerine tasarımcı mimarlar ve inşaat firması yapının olabildiğince çağdaş, huzurlu ve doğa dostu olmasına dikkat etmişler.

29


TOP 10

AVUSTURYA VOCATIONAL OKULU Şehrin Merkezinde, Doğayla İçiçe Halka yakınlığı, açık görüşlülüğü ve dürüstlüğü temsilen transparan olarak tasarlanmış yönetim ve idare üzerine eğitim vermekte olan okul, Viyana’nın 5. bölgesinde yer almakta. Geniş giriş katı ve cam yüzeyler okulun günlük yaşamını sokağa taşıyor ve öğrencileri sokağa bağlanan yemyeşil ön bahçeyi seyre davet ediyor. 30

Mimarlar: AllesWirdGut Yer: Embelgasse, Austria Yıl: 2015

İki katlı genel fuaye öğrencilere üst katlardaki sınıflarına ulaşmak için yardımcı oluyor. Fuaye aynı zamanda mekana ışık, temiz hava ve bahçeden yansıyan yeşil ve taze bitkilerin kokusunu katıyor. Derslikler de transparan olarak tasarlanmış ve öğrenmeye, çalışmaya ve iletişim halinde olmaya yardımcı olacak şekilde konumlandırılmış alanlar sayesinde okulun öğrencileri zamanlarını olabildiğince verimli geçiriyor. Bahçenin yanı sıra öğrenciler ikinci katta bulunan terasta güneş banyosu yaparak, mola verebiliyor veya burada çalışmaya devam edebiliyorlar. Açık alanlar öğrencilere günün her saati açık ve şehrin göbeğinde.

Mimarlar: Susan Rodriguez, Frank Lupo, Randy Antonia Lott Yer: Lusaka, Zambia Yıl: 2015

Kasım 2015, 28.Sayı

ZAMBİA AKADEMİ CHIPAKATA Köyün İçinde Bir Yardımlaşma Örneği Afrika’da yer alan bu yeni ilkokul, 14’ün üzerinde vakfın yardımıyla, New York asıllı kar derdine düşmeyen bir organizasyon tarafından inşa edildi. Yeni okulun dizaynı vakfın geliştirdiği, inşa ettiği ve yönettiği okullar ve yetimhaneler arasında öne çıkanlardan biri haline geldi. Topografinin yüksek bir noktasına yerleştirilmiş olması çevresindeki peyzajı seyretme imkanı veriyor. Ayrıca okulun köyün içine yerleştirilmiş oluşu da çocukları çok sevindiriyor; çünkü, bölge çocukları için her gün en yakın okula 7 km yürümek olağan bir durum. Akademi Chipakata dahilindeki yedi köyden gelen, 1-7 yaş arası çocuğa ilkokul eğitimi sunuyor. Projenin ilk aşaması 2015’te açıldı; bir derslik binası, toplanma pavilionu, yönetim ofisi ve öğretmenler evinden oluşuyor. Yerleşkenin yakınlarında yiyecek takviyesi için bir de tarım alanı bulunuyor. Gelir desteği de okulun ekonomik yenilenebilirliğini geliştirmeye yardımcı oluyor.q


DOSYA: EĞİTİM BİNALARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK “Okul yapılarının sürdürülebilirlik kriterlerine göre tasarlanması, sürdürülebilirlik eğitimi için de son derece önemlidir. “Sürdürülebilir mimarlık ile eğitimin nasıl bir ilişkisi olabilir?” Akla gelen bu sorunun yanıtı, eğitim mekânının kendisinin bir öğrenme alanı olarak değerlendirilmesi ile açıklanabilir. Piaget’in de söylediği gibi birey çevresi ile etkileşim içinde öğrenmekte (Flavell, 1963,) bilgi, öğrenenin yaşantısı ve bilgiyi oluşturduğu çevresi ile oluşmaktadır. Bir başka deyişle, bilgilenme ve anlama, deneyim ya da yaşantı ile doğrudan ilişkilidir (Learning Theories: Constuctivism, 2000). Sürdürülebilirlik eğitimi, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde eğitimin toplumsal amaçları içinde yer almakta, bireyin sürdürülebilir çevre ile ilgili bilinçlenmesinin gerekliliği üzerinde durulmaktadır (Atay, 2009).

Bu bağlamda okul yapısının başlı başına ve kendi başına bir öğrenme materyali olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü, sürdürülebilir okul tasarımlarının değerini arttırmaktadır. Deneyim ve yaşantının gerçekleştiği ilk formel öğrenme alanı olarak okul yapıları olumlu özelliklerle tasarlandığında pozitif bir öğrenme çevresi yaratabilmektedir. Bu görüşü savunan ve bir eğitimci olan Taylor da, “learning environment as a three dimensional textbook” (üç boyutlu bir kitap olarak çevre) başlıklı yazısında, yapının ve çevresinin pasif olmadığını, eğitimde çeşitli dersler için aktif öğrenme mekânları barındırdığını söylemektedir (Taylor, 1993). Lackney de, Taylor’a benzer olarak okulları tuğla ve sıvadan öte, eğitim için bir örnek, bir sembol olarak gördüğünü belirtmektedir (Lackney, 1999).”

&


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

EĞITIM YAPILARININ TASARIMINDA

SÜRDÜRÜLEBILIRLIĞIN TEMEL İLKELERI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN TAŞIDIĞI ÖNEMİ ÇOCUKLARA ERKEN YAŞLARDAN İTİBAREN TANITABİLMEK İÇİN İZLENECEK EN ETKİLİ YOLLARDAN BİRİ, OKULLARIN KONUYLA İLGİLİ TEORİK BİLGİLERİN DENEYİMLENEBİLDİĞİ BİR LABORATUVAR OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİDİR. EĞİTİM YAPILARININ TOPLUMA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONUSUNDA BİLİNÇ KAZANDIRACAK SEMBOLLER OLARAK TASARLANMASI BU AÇIDAN AYRI BİR DEĞER TAŞIMAKTADIR. Bu makale, yazarların Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dergisi’nde 2015 yılı, cilt 20, sayı 1’de yayınlanan “Okul Binaları Tasarımında Sürdürülebilirlik” başlıklı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır Araş. Gör. Dr. B. Ece ŞAHİN, Uludağ Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Görükle, 16059 Bursa. Prof. Dr. Neslihan DOSTOĞLU, İstanbul Kültür Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Bakırköy, 34156 İstanbul.

34

S

ürdürülebilirliğin taşıdığı önemi çocuklara erken yaşlardan itibaren tanıtabilmek için izlenecek en etkili yollardan biri okulların konuyla ilgili teorik bilgilerin deneyimlenebildiği bir laboratuvar olarak değerlendirilmesidir. Eğitim yapılarının topluma sürdürülebilirlik konusunda bilinç kazandıracak semboller olarak tasarlanması bu açıdan ayrı bir değer taşımaktadır. Bu çalışmada, eğitim yapılarının Kasım 2015, Sayı 28

tasarımında sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi gereken temel konular ele alınarak tasarımcılara ışık tutabilmek amaçlanmakta; doğal ışıktan yararlanma, ısıtma, soğutma ve havalandırma yöntemleri, rüzgar enerjisi, su koruma ve malzeme seçimi kapsamında sürdürülebilir okul tasarımının gerekliliklerinden söz edilmektedir.


1- ÖĞRENME ARACI OLARAK EĞITIM YAPILARI Okulların sahip olması istenen çevresel koşulların tanımlandığı son yıllardaki çalışmalarda, sürdürülebilir tasarımın önemine dikkat çekilmektedir. Okulların, termal olarak konforlu; temiz hava, gün ışığı ve manzarayla ilişki kurulan; öğrenmeyi destekleyen akustik koşullara sahip; spor olanakları sağlayan; çevreyi bir öğrenme kaynağı olarak kullanabilen; iyi içme suyu elde edebilen; arkadaşlığı ve sosyal gelişimi destekleyen sosyal olanaklar sağlayan; bireysel güvenliğe duyarlı bir şekilde tasarlanması gerektiği vurgulanmaktadır (Murphy ve Thorne 2010). Sürdürülebilir tasarım örnekleri olarak gösterilen eğitim yapılarının, belirtilen kazanımlar dışında, çevreye ilettikleri mesajlar aracılığıyla toplumda konuya ilişkin farkındalık yaratmaları da önemlidir. Örneğin, okullarda enerji etkinliği sağlayan sistemlerin kullanılması, çevreyle dostluk, enerji koruma ve kullanımı ile ilgili çocuklara yapılan anlatımları desteklemektedir. Bu açıdan ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerinde yer verilen elemanların bir bölümünün açıkta tutulması; fotovoltaik panellerin gizlenmesi yerine, görünür farklı yerlere yerleştirilmesi ve ayrıca bu sistemle kazanılan enerjinin izlenmesi için bir takip sisteminin sağlanması gibi uygulamalara önem verilmektedir (Taylor 2009, Prakash ve Fielding 2007). Aşağıda (Şekil 1) grafik bir anlatımla okullarda kullanılması önerilen bu anlayış ifade edilmektedir.

doğal ışıktan yararlanma, ısıtma, soğutma ve havalandırma yöntemleri, rüzgar enerjisi, su koruma ve malzeme seçimi kapsamında tasarımcılara yol gösterici olabilecek konular incelenmektedir. 2.1. Gün Işığı Kullanımı Okullarda, öğrenme kalitesi üzerinde en etkili elemanın gün ışığı olduğu vurgulanmaktadır. Gün ışığından yararlanılması, zamanının büyük bölümünü okulda geçiren çocuklar için, zihinsel etkinlik ve psikolojik açıdan önem taşımaktadır. Bir çalışmada iyi gün ışığı alan sınıflarda çocukların matematik çalışmasında %20, okumada ise %26 oranında daha hızlı oldukları ifade edilmektedir (Murphy ve Thorne 2010). Bir başka kapsamlı çalışmada, çatıdan ve pencerelerden doğal ışık alan sınıflardaki öğrencilerin en az ışık alan sınıflardakilere göre okumada %19, standart testlerde ise %20 oranında daha başarılı olduğu tanımlanmaktadır (Gelfand ve Freed 2010). Bu kapsamda, pencere boyutlarının mekana göre belirlenmesi ve ışık rafları gibi detaylar kullanılarak gün ışığı alımını arttıracak çözümler sağlanması gerektiği belirtilmektedir (Şekil 2). Okul binaları içine pencereler, tepe ışıklıkları, ışık rafları gibi çeşitli yollarla alınan gün ışığının kontrol edilmesi için ayarlanabilir panjurların kullanımı önerilirken, burada da ışık miktarının düşürülmemesi gerektiğine dikkat çekilmektedir (Prakash ve Fielding 2007, Olds 2001, Halliday 2010, Walden 2009).

Gün ışığından yararlanılması, binalardaki elektrik ve ısıtma için gereken enerji kullanımının azaltılması açısından da önem taşımaktadır. Küçük yapılarda güneş enerjisi temelli sistemler tek başına yeterlilik sağlamaktadır. Fotovoltaik kapasitenin arttırılması için kanopi, gölgelik gibi farklı yüzeylerden, çatıya entegre edilebilen ya da sererek uygulanan ince filmlerden yararlanmak mümkündür (Prakash ve Fielding 2007, Anderson 2008, Halliday 2010). 2.2. Isıtma ve Soğutma için Yöntemler Termal konforun sağlanmasında, genel enerji talebini pasif sistemler aracılığıyla minimize edebilmek amaçlanmalıdır. Bu çerçevede, bina kabuğunun ısıtma gereksinimini en aza düşürmesi, bağlamın (oryantasyon, altyapı, yerleşim düzen ve mikroiklim) en iyi nasıl kullanılabileceğinin araştırılması, yakıt olarak en az kirletici olanın seçilmesi ve ısı gereksiniminin minimize edilmesi önemlidir (Yudelson 2007). Isıtma ve soğutma sağlayan pasif bir sistem, toprak ısısından yararlanan ve kışın ve yazın kullanması önerilen jeotermal uygulamalardır. Eğitim yapılarında ön ısıtma ve soğutma amacıyla kanal sisteminden yararlanılan çeşitli örnekler verilebilir. Örneğin, Norveç’te Gaia Architects tarafından tasarlanan ve 2003 yılında hayata geçirilen Vanse Kindergarten’de havanın yer altındaki kanal yoluyla alınmasıyla kışın ön ısıtma, yazın da ön soğutma sağlanmıştır (Şekil 3) (Halliday 2010).

Kısacası, okullar, geri dönüşüm olanaklarının, yenilenebilir enerji sistemlerinin kullanımı gibi farklı açılardan, yapısal olarak öğrencilerde sürdürülebilirlikle ilgili farkındalık yaratıp, bu konudaki öğretileri destekler hale geldiğinde, teoriden pratiğe uzanacak yeni deneyimlerin oluşumuna destek sağlamaktadır. 2. EĞITIM YAPILARI TASARIMINDA SÜRDÜRÜLEBILIRLIK Sürdürülebilir tasarım, kentsel ölçekli karar alma süreçlerinden bir yapı materyalinin üretim biçiminin seçimine kadar, farklı düzeylerde ele alınması gereken konu başlıklarından oluşmakla birlikte, bu çalışmada konu okul tasarımı açısından ele alınmakta, eğitim yapılarının öğrenme aracı haline gelmesinde rol oynayan temel ilkelere yer verilerek,

Şekil 1. Enerji kullanımını anlatan bir öğrenme kaynağı olarak okul (Prakash ve Fielding 2007’den aktarılarak)

Şekil 2. Sınıflarda ideal gün ışığı alımı (Prakash ve Fielding 2007’den aktarılarak)

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

35


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

OKUL TASARIMINDA ENERJİ ETKİNLİĞİNİN SAĞLANMASI VE KONFORUN MAKSİMİZE EDİLMESİ İÇİN UYGUN HAVALANDIRMA SİSTEMİ KULLANILMALIDIR. BU AÇIDAN, KONTROL EDİLİR, PENCERE VE ÇATIYLA İLİŞKİLİ PASİF HAVALANDIRMA SİSTEMLERİ DÜZENLENEBİLMEKTEDİR. Pasif standartların uygulanması düzeyinde bir ileri adım ısıtma olmayan sistemlerin uygulanmasıdır. Yapının kullanım düzeyi ve beden ısısının ortam sıcaklığı üzerindeki etkisinin dikkate alındığı bu sistemde çok iyi düzeyde izolasyonun, hava sızdırmaz yapımın, kontrol edilebilir havalandırmanın sağlanması ve gün ışığından yararlanmak için yerleşim kararlarına büyük bir önem verilmesi gerekmektedir (Şekil 4). Weetabix School, öğrencilerin temel ısı kaynağı olarak kabul edildiği ve ek ısı kaynağının kullanılmadığı bir örnektir (Halliday 2010).

36

Eğitim yapılarında radyatör yerine döşeme altı ısıtma önerilmektedir. Radyatörlerin boyut olarak görece daha küçük olmasının, ısının yüksek derecede elde edilmesini gerektirmesi karşısında, döşeme altından ısıtma, geniş bir alanın ısı yayarak ısının düşük sıcaklıkta tutulmasına olanak tanımaktadır (Anderson 2006, 2008). Isıtma sistemlerinin çalışabilmesi için gereken enerjinin temininde yenilenebilir kaynaklardan yararlanılması gerektiği de vurgulanmaktadır.

2.3. Havalandırma Okul tasarımında enerji etkinliğinin sağlanması ve konforun maksimize edilmesi için uygun havalandırma sistemi kullanılmalıdır. Bu açıdan, kontrol edilir, pencere ve çatıyla ilişkili pasif havalandırma sistemleri düzenlenebilmektedir. Yetersiz havalandırılan ortamlarda uçucu organik bileşikler, karbondioksit, ozon, karbonmonoksit gibi gazların yükselmesi söz konudur. Bunun, öğrencilerin konsantrasyonlarını ve performanslarının düşüren, uyuşukluğa ve günün sonunda daha fazla yorgun hissedilmesine neden olan bir sorun olduğu belirtilmektedir (Murphy ve Thorne 2010, Halliday 2010, Walden 2009). Okul binalarında havalandırma gereksiniminin saptanması için yapılan teknik hesaplamalara ek olarak, bazı basit kriterler bulunmaktadır. Sınıflardaki havalandırma seçenekleri tek yüzeyde tek açıklık, tek yüzeyde alt ve üst kotta iki açıklık, karşılıklı havalandırma ve farklı yüksekliklerde karşılıklı havalandırma, baca etkisi, koridor/atrium yoluyla birkaç sınıfa sağlanan baca etkisi ve çatıda kullanılan açıklıklar olarak kategorize

Şekil 3. Vanse Kindergarten’de kullanılan pasif sistemler (Halliday 2010). Kasım 2015, Sayı 28

edilmektedir. Havalandırma için karşılıklı bir yöntem tercih edildiğinde, sınıf derinliğinin, sınıf yüksekliğinin en çok 5 katı kadar, tek yüzey kullanıldığında ise en çok 2.5 katı kadar yapılabileceği belirtilmektedir. Açıklık boyutlarına ilişkin olarak ise, yaz aylarında tek yüzeyden havalandırma kullanıldığında döşeme alanının en az %5’i, karşılıklı havalandırmada ise her bir yüzeyde en az %1 olmak üzere, toplamda döşeme alanının en az %2’si kadar bir açıklık yapılmasının zorunlu olduğu ifade edilmektedir (Şekil 6).2 2.4 Rüzgar Enerjisi Yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak rüzgar enerjisinden, bağımsız şekilde ya da bir bina ya entegre edilerek yararlanılabilmektedir. Küçük türbinler için, elektrik şebekesine bağlantı yapılmadan büyük bataryalarla bağlantı kurulabilmekte ve enerji depo edilebilmekte, sıcak suyun elde edilmesi gibi farklı kullanım alternatifleri uygulanabilmektedir (Anderson 2008). Daha önce de belirtildiği üzere, sürdürülebilir tasarımların kendisi, toplum açısından bilinç kazandıran bir örnek teşkil etmektedir. Rüzgar enerjisinin küçük ölçekli uygulamalarda kullanılması da bu kapsamda etkili bir uygulama olarak görülmektedir (Yudelson 2007). Yenilenebilir enerjiye ilişkin bilincin geliştirilmesinde, okullarda ve çevresel eğitim merkezlerinde ilgi çekici görülen rüzgar türbinlerinin kullanılarak bir öğrenme aracı oluşturulması olanaklıdır. 2.5. Su Koruma Sürdürülebilirlik çerçevesinde tasarımlarda su korumaya duyarlı yaklaşımlar geliştirilmesi beklenmektedir. Bu açıdan yağmur suyunun depolanması, iklimleme oluşturan bir havuzdan yararlanılması, tuvaletlerde sifon suyu olarak gri suyun kullanılabilmesi gibi farklı uygulamalar yapılabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca su tüketimini minimize etmek amacıyla düşük akışlı klozetler, kuru pisuarlar gibi farklı tasarımlar da yapılmaktadır. Yağmur suyunun depolanması görülebilir bir şekilde tasarlandığında ve bu suyun bahçe sulama için kullanıldığı çocuklar tarafından görüldüğünde, bu uygulama sürdürülebilirlik eğitiminin bir parçası haline gelmektedir (Gelfand ve Freed 2010). Aşağıdaki şekilde bu anlayışla uygulanabilecek bir sistemin grafik olarak anlatımı görülmektedir (Şekil 7).


2.6. Malzeme Seçimi İç mekan hava kalitesinde oluşan kirlilik, büyük ölçüde havalandırma sistemlerinden ve malzeme kullanımlarından kaynaklanmaktadır. Günümüzde malzeme çeşitliliği çok fazladır. 20. yüzyılın başında 50 malzeme mevcutken, 21. yüzyıl başında yapı endüstrisinde 55.000 malzemenin kullanıldığı, ayrıca 1950’lerden sonra oluşan, toksisite içeren bina malzemesi sayısının 25.000’lere ulaştığı ifade edilmektedir (Şekil 5) (Halliday 2010). Malzemelerin sağlık açısından taşıdığı riskler sebebiyle tercih konusuna önem verilmelidir. Malzemeler, uçucu organik bileşikler olarak (VOCs) tanımlanan, karbon temelli kimyasallar, örneğin vinilklorür, benzen, formaldehit, toluen gibi bileşikler içermemelidir, çünkü bu bileşikler normal oda sıcaklığında gaz haline geçerek sağlığı tehdit etmesi sebebiyle zararlıdır. Örneğin, formaldehit, havada milyonda 0.1 oranında bulunduğunda, göz yaşarması, gözde ve burunda yanma, öksürük, göğüste basınç hissi, ciltte döküntü gibi etkiler yaratabilmektedir. Ayrıca, uzun dönemde kanser riski ve astım atağını tetikleme durumuna neden olarak görülmektedir. Buna karşın, boya, plastik ürün, kağıt, tekstil, halı, mdf, izolasyon için kullanılan köpükler, mobilya gibi pek çok üretim alanında formal-

dehit kullanılmaktadır. Solventin beyin hasarı, kanser, renk körlüğü gibi riskler taşıdığı belirtilmektedir (Yudelson 2007, Halliday 2010). Çocukların yetişkinlere oranla gelişim aşamalarının farklılığı nedeniyle daha büyük bir miktar havayı solunumda kullanıyor olmasına bağlı olarak, özelikle çocukların bulunduğu mekanlar için bu olumsuz etkilerden uzak kalmak ayrı bir önem taşımaktadır (Murphy ve Thorne 2010). Uçucu organik bileşikler içeren bir yapı malzemesine karşılık olarak zararlı olmayan eşdeğer malzemeyi bulmak olanaklıdır. Örneğin, köpük izolasyon yerine selüloz izolasyon, duvar kağıdı yerine doğal su bazlı emülsiyon boyalar, mdf yerine doğal ahşap; döşemelerde mantar, bambu, linolyum döşeme kaplamaları; halı olarak da yün halılar; duvar kağıtları arasında vinil ürünler yerine geri dönüşümlü kağıt olduğuna ilişkin logosu bulunanlar tercih edilmelidir. Yapıştırıcıların solvent ve formaldehit içermemesine dikkat edilmelidir. Kullanım sürecinde toksik katkı maddelerini sızdırması ve bir yanma durumunda ağır metaller, zararlı gazlar ortaya çıkarması nedeniyle yapı malzemelerinde PVC içeren ürünler kullanılmamalıdır (Murphy ve Thorne 2010, Yudelson 2007, Anderson 2008, Halliday 2010). Son yıllarda, tercih

Şekil 4. Suyun etkin kullanımına ilişkin bir grafik anlatım (Prakash ve Fielding, 2007’den aktarılarak)

edilen bir malzeme tarımsal içerikli panellerdir. Bunlardan biri olan ve “Cardboard” olarak tanımlanan doğal ve geri dönüşümlü paneller günümüzde okullarda da çok kullanılmaktadır. Yanma ve nemde dayanımını kaybetme durumuna karşı, koruyucu, toksik olmayan kimyasal kaplayıcılar uygulanmakta ve geri dönüşümlü plastik filmlerle su korunumu sağlanabilmektedir (Halliday 2010). Aşağıdaki örnekte (Şekil 6), taşıyıcı tüp ve cephe kaplaması olarak “cardboard” kullanılan bir sınıf görülmektedir. Bir malzemenin sağlık açısından gaz salınımı dışında önem verilen bir niteliği nem konusundaki davranışıdır. Bu açıdan, hidroskopik, yani havadaki nem yükselince nemi emen, hava kuruyunca nemi ortama bırakan (ahşap, alçı, tekstiller, neme açık olan boyalar gibi) materyaller kullanılmalıdır (Olds 2001). Hidroskopik materyallerin, iç mekandaki nemin kontrolünde mekanik havalandırmaya göre dokuz kat daha etkili olduğu kanıtlanmıştır.3 Günümüzün geniş çaplı malzeme skalası içerisinde uygun özellikteki ürünlerin kapsamlı olarak araştırılması gerekmektedir. 3. DEĞERLENDIRME Günümüzde, sürdürülebilirlik bilincinin gelişiminde BREEAM, LEED, NABERS gibi

Şekil 5. Bina malzemelerindeki artış ve toksisite etkisi (Halliday 2010’dan aktarılarak) E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

37


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Şekil 6. “Cutting-edge cardboard” adını taşıyan bir eğitim ortamı (Richardson 2008).

38

kurumların değerlendirmelerinin önem taşıdığı görülmektedir. Bu oluşumların, henüz amaçlanılan etki düzeyine ulaşılamasa da, sürdürülebilir tasarım konusunda tasarım ekiplerini cesaretlendirdiği belirtilmektedir. Türkiye’den sertifika alan projeler arasında eğitim kurumlarının bulunması, bu çalışmada da önemi belirtilen, okul binalarının sürdürülebilirliğin önemini öğrencilere aktaran modeller olma yönündeki bakış açısının ülkemizde de gelişmekte olduğunu göstermesi açısından sevindiricidir. Örneğin, İstanbul Tuzla’da 2014 yılında eğitime başlayan Piri Reis Üniversitesi, BREEAM tarafından “Çok İyi” olarak sertifikalandırılmış ilk kampüs projesidir (Şekil 11). Proje, sürdürülebilir

Şekil 7. Piri Reis Üniversitesi

Kasım 2015, Sayı 28

tasarımın temel ilkelerini öğrencilere tanıtan bir öğrenme aracı olarak tanımlanabilir. Pekçok araştırmada sürdürülebilirlik ilkeleriyle şekillenmiş yapılardan, özellikle de okullardan bir öğrenme kaynağı olarak yararlanılabileceği vurgulanmaktadır. Bu kapsamda, ülkemizde de kamusal bir bilincin sağlanabilmesi açısından, eğitim yapılarının tasarımına önem verilmelidir. Böylece, sürdürülebilir okul tasarımı için rehberlerin oluşturulması, okullar için örnek projelerin geliştirilmesi gibi çeşitli kanallarla, geleceğin tasarımcı ve mühendislerine sürdürülebilirlik bilincini küçük yaşlarda tanıtabilmek mümkün olacaktır. Bu hedefin benimsenmesinin, alanın gelişimine önemli katkılarda bulunacağı açıktır.q

TÜRKİYE’DEN SERTİFİKA ALAN PROJELER ARASINDA EĞİTİM KURUMLARININ BULUNMASI, BU ÇALIŞMADA DA ÖNEMİ BELİRTİLEN, OKUL BİNALARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN ÖNEMİNİ ÖĞRENCİLERE AKTARAN MODELLER OLMA YÖNÜNDEKİ BAKIŞ AÇISININ ÜLKEMİZDE DE GELİŞMEKTE OLDUĞUNU GÖSTERMESİ AÇISINDAN SEVİNDİRİCİDİR.

KAYNAKLAR

Anderson, W. (2008) Green up! An A-Z of Environmentally Friendly Home Improvements, Green Books, Cornwall. Anderson, W. (2006) Diary of Eco-Builder, Green Books, Michigan. Davis, J. M. (2010) “What is Early Childhood Education for Sustainability”, Young Children and the Environment, Early Education for Sustainability, Editör: Davis, J. M., Cambridge University Press, New York, 21-42. Day, C. (2007) Environment and Children, Passive Lessons from the Everyday Environment, Architectural Press, Oxford. Gelfand, L., Freed, E.C. (2010) Sustainable School Architecture: Design for Elementary and Secondary Schools, John Wiley & Sons, New Jersey. Halliday, S. (2010) Sustainable Construction, Elsevier Press, Oxford. Murphy, C., Thorne, A. (2010) Health and Productivity Benefits of Sustainable Schools: A Review, Brepress, Watford. Olds, A. R. (2001) Child Care Design Guide, McGraw-Hill, New York. Prakash, N., Fielding, R. (2007) The Language of School Design, Design Patterns for 21st Century Schools, Designshare. Richardson, P. (2008) XS: Green, Big Ideas Small Buildings, Thames & Hudson, London. Sahin, B. E., Dostoğlu, N. (2015) Okul Binaları Tasarımında Sürdürülebilirlik, Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dergisi, 20(1),75-91. Taylor, A. (2009) Linking Architecture and Education, Sustainable Design of the Learning Environments, University of New Mexico Press. Walden, R. (2009) Schools for the Future, Design Proposals from Architectural Psychology, Hogrefe, Cambridge. Yudelson, J. (2007) Green Building A to Z, Understanding the Language of Green Building, New Society Publishers, Canada. https://www.education.gov.uk/publications/eOrderingDownload/BB-101.pdf, Erişim Tarihi: 10.08.2014, Konu: Eğitim Kalitesi http://www.scotland.gov.uk/Resource/ Doc/920/0034304.pdf, Erişim Tarihi:10.08.2014, Konu: Sürdürülebilir Okulların Tasarımı ve Yapımı https://www.gov.uk/government/uploads/system/ uploads/attachment_data/file/276711/Building_Bulletin_101_ventilation_of_school_buildings.doc., Erişim Tarihi:10.08.2014, Konu: Okul Binalarında Havalandırma https://www.facebook.com/xxidergisi/photos/a.11089 0505626278.6024.107356392646356/73976194607 2461/?type=1; Erişim Tarihi: 10.01. 2015, Konu: Piri Reis Üniversitesi


&


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Dr. Burcu GÜLAY TAŞÇI Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Bina Bilgisi Anabilim Dalı burcu.gulay@deu.edu.tr

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİNDE SOMUT MATERYAL OLARAK “MİMARLIK” BU ÇALIŞMA KAPSAMINDA, SOMUT ÖRNEKLER ÜZERİNDEN, SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE OLGUSUNUN TARTIŞILMASININ GEREKLİLİĞİ VE BU YOLLA ÖĞRENMENİN DAHA VERİMLİ SONUÇLAR VERECEĞİ GÖRÜŞÜNDEN YOLA ÇIKARAK, “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KRİTERLERİNE GÖRE TASARLANMIŞ OKUL YAPILARI” İNCELENMEKTEDİR. Green School Bali, Derslikler

40

Kasım 2015, Sayı 28


S

on yıllarda toplumsal sürdürülebilir kalkınmanın öneminin artması ile birlikte “sürdürülebilirlik” kavramı popüler ve güncel kavramlar arasında yerini almıştır. Sürdürülebilirlik kavramının sosyal, çevresel ve ekonomik boyutları, bu kavram ile pek çok açıdan ilişki kurabilmeyi sağlamaktadır. Günümüzde eğitim bilimlerinin de üzerinde durduğu bu kavram, eğitim programları içerisinde de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’deki milli eğitim sistemine bakıldığında, sürdürülebilirlik kavramının daha çok “çevresel” boyutuyla ele alındığı, doğal çevrenin sürdürülebilirliğinin yapılı çevreden bağımsız düşünüldüğü söylenebilir. Öğretmenler tarafından geleneksel yöntemler kullanılarak öğrenciye öğretilmeye çalışılan bu kavram, maalesef yeterince anlaşılamamakta, çevreye yönelik olumlu davranış tutum geliştirmede kalıcı bir çözüm sağlanamamaktadır. Çevresel sürdürülebilirliğin ne anlama geldiğini çocuklara sadece sözlü anlatım yolu ile öğretmeye çalışmak, günümüz çağdaş eğitim sisteminin önerdiği bir yaklaşım değildir. Öğrencilerin sadece duyarak değil, görerek, dokunarak hatta yaparak öğrenmelerinin daha başarılı sonuçlar verdiğini gösteren çalışmalara bakıldığında, sürdürülebilirlik bilinci geliştirme konusunda da yeni yaklaşımlar denenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu çalışma kapsamında, somut örnekler üzerinden, sürdürülebilir çevre olgusunun tartışılmasının gerekliliği ve bu yolla öğrenmenin daha verimli sonuçlar vereceği görüşünden yola çıkarak, “sürdürülebilirlik kriterlerine göre tasarlanmış okul yapıları” incelenmektedir. Bir mimarlık ürününün eğitim materyali olarak değerlendirilmesine dayalı hazırlanan bu çalışmada, sürdürülebilirlik kavramı, yapılı çevre ve doğal çevre boyutu ile birlikte ele alınmakta, mimarlık ürünleri çevre eğitiminde somut bir öğrenme materyali olarak kullanılmaktadır.

Green School Bali, Doğal Aydınlatma

GİRİŞ Sürdürülebilirlik kavramı, yakın geçmişe kadar tanınmayan bir kavram iken günümüzde çevresel, sosyal, ekonomik ve kültürel pek çok boyutu ile tartışılan bir kavram haline gelmiştir. İlk kez 1987 yılında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonun hazırladığı “Our Common Future” isimli raporda geçen sürdürülebilirlik kavramı ve sürdürülebilir gelişme, en genel tanımı ile “bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların da kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin karşılayabilmek” şeklinde açıklanmaktadır (Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu, 1991: 51, 71). Sürdürülebilir gelişme kavramının tüm dünyada ortak kabul gören bir olgu haline gelmesinin ardından gereklilikleri tartışma konusu olmuş, bu konuda çeşitli kriterler tanımlanmıştır. Brundlant Raporu’na göre sürdürülebilir bir gelişmenin sağlanması için gerekli şartlardan bir tanesi “gelişme için gerekli ekolojik tabanı korumaya saygı gösteren bir üretim sistemi oluşturmak”tır (Güneş, 2004). Bu çalışma kapsamında üzerinde durulan çevresel sürdürülebilirlik kavramı, bu noktada mimarlık ve yapı üretim süreci ile yakından ilişkilidir. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MİMARLIK Mimarlıkta sürdürülebilirlik kavramının kesin bir tanımını yapmak mümkün değildir. Her

dönemde farklı önceliklerle yorumlanan bu kavramın 1970’lerden beri farklı başlıklar altında incelendiği bilinmektedir. Örneğin, 1970’lerde “çevresel tasarım”, 1980’lerde “yeşil tasarım”, 1980’lerin sonu ve 1990’larda “ekolojik tasarım”, terimleri kullanılırken 1990’ların ortasından itibaren “sürdürülebilir tasarım” kavramına geçilmiştir (Durmuş Arslan, 2008). Hala zaman zaman sürdürülebilir mimarlık başlığının ilişiğinde, yeşil mimarlık, ekolojik mimarlık, çevre dostu mimarlık, akıllı mimarlık gibi tanımlamalara yer verilmektedir. Sürdürülebilir mimari sıfırdan bir mimarlık anlayışı olmayıp geleneksel ve modern tüm yaklaşımları barındıran, çevresel kaygıları yüksek olan, gelecek odaklı tasarımlar yapmayı gerektiren bütüncül bir yaklaşımdır. Sürdürülebilir mimarlık hakkında yapılan sınıflandırmaların en bilineni Guy ve Farmer’a aittir. 2001 yılında yaptıkları çalışmada, Guy ve Farmer, sürdürülebilir mimarlığı ekoteknik, ekosentric, ekoestetik, ekokültürel, ekomedikal ve ekososyal başlıkları altında incelemiştir (Guy ve Farmer, 2001). Bu başlıklarla anlatılmak istenen takınılan çevreci tavrın odağında neyin var olduğudur. Sürdürülebilir mimarlık tüm sınıflandırmalarda çevre dostu bir mimarlık anlayışını tanımlamakta, genel geçer birtakım kabulleri içermektedir. Genel olarak sürdürülebilir mimarlık ürünü olan bir yapıda, çevreye duyarlı E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

41


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Green School Bali, Genel Görünüş

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ İÇİN MİMARLIĞI ARAÇSALLAŞTIRMAYA YÖNELİK YAPILABİLECEK PEK ÇOK ÇALIŞMADAN SÖZ EDİLEBİLİR. 42

bir mimari dil kullanılması gerektiği ve bu nedenle yapının biçiminin, konumlanışının, yapım tekniğinin, topoğrafya ile ilişkisinin önemli olduğu söylenebilmektedir. Binaların altyapısından, inşa sürecine kadar, malzeme temininden, malzemenin işlenmesi, kullanılması, atık yönetimine kadar tüm süreçlerde bu yaklaşımın doğru uygulanması gerekmektedir. Malzeme israfının azaltılması, malzemenin geri dönüştürülmesi, binada enerji verimliliğinin sağlanması, suyun idareli kullanımı, bina bakım maliyetlerinin önceden düşünülüp en aza indirgenmesi sürdürülebilir yapı tasarımı çerçevesinde önemsenmesi gereken konulardır. Mimarlıkta sürdürülebilirlik yaklaşımının yeri ve önemi tartışılsa da, dünyada enerji tüketiminde binaların birinci sırada yer alması bu gerekliliği bir kez daha vurgulamaktadır. Günümüzde binalar hem gereksiz enerji tüketmek hem de kontrolsüz atık üretmek konusunda sürdürülebilir çevre gerekliliklerini sağlayamamaktadır. Dünyada üretilen enerjinin %50’sinin binalarda, diğer kısmının ise ulaşım ve sanayi sektöründe tüketildiği bilinmektedir (Cebeci, 2005). Yapılan başka bir çalışmaya göre, binalar dünyadaki karbon dioksit salınımının %40’ından sorumludurlar Kasım 2015, Sayı 28

(Somalı ve Ilıcalı, 2009). Bu sebepten ötürü, binaların karbon salınımlarını azaltmaya ve çevreye olumsuz etkilerini en aza indirmeye yönelik ortaya konulmuş yeşil bina sistemleri dünya çapında hızla gelişmektedir. BREEAM (Ingiltere), LEED (ABD), Sbtoll (uluslararası), Casbee (Japonya) ve Green Star (Avustralya) bu sertifikalardan bazılarıdır. İngiltere’de Breeam (Building Research Environmental Assesment Method) Bina Araştırma Kuruluşu (Building Research Establishment-BRE) tarafından 1990 yılında geliştirilen ilk kriterlere dayalı bina değerlendirme sistemidir. Bu sistemde yapı dokuz farklı kategoride incelenmektedir. “yönetim”, “sağlık ve refah”, “enerji”, “nakliye”, “su”, “malzeme”, “atık”, “kirlilik”, “yenilikçilik”, “alan kullanımı ve ekoloji” bu kategorilerdir. BREEAM sertifikasını alabilmek için bu gösterge puanlarının en az yüzde otuzunun alınmış olması gerekmektedir. (http://www.breeam. org). Amerika’da ise, 1998 yılından beri, Yeşil Bina Konseyi (Green Building Council-USGBC)’nin oluşturduğu LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sistemi bina değerlendirme kriterlerini belirlemektedir. LEED’in amacı bina üretim sürecini çevre dostu kılmak, kullanılan malzeme ve yöntemi çevreye en az zarar verecek şekilde iyileştirmektir. LEED sisteminde değerlendirme kategorileri “malzeme ve kaynaklar”, “su verimliliği”, “enerji ve atmosfer”, “sürdürülebilir alanlar”, “yapı içi çevresel kalite”, “yenilikçilik” şeklinde tanımlanmaktadır (http://www. usgbc.org/leed). LEED bu kategorilerde alınan puanlara göre yapılara çeşitli sertifika dereceleri vermektedir. Proje çeşidine göre LEED sertifika kategorileri çeşitlenmektedir.

Bu kategorilerden biri de okul yapılarıdır. Sürdürülebilirlik kapsamında hazırlanan LEED sertifika programında geçen kategorilerin altında yer alan maddelere bakıldığında, okul yapılarında, birtakım kriterlerin öncelikli olduğu görülmektedir. Mekânın eğitime elverişliliğini sağlayacak uygun ışık düzeyi, ışığın niteliği, yoğunluğu, gün ışığından en akılcı şekilde faydalanma, mekândaki ses konforu, akustik gereklilikler, sağlığa elverişlilik, doğal havalandırma, iklimlendirme, enerji etkinlik, yeşil alan kullanımı bunlardan bazılarıdır. SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARLIK İLE EĞİTİMİN İLİŞKİSİ Okul yapılarının sürdürülebilirlik kriterlerine göre tasarlanması, sürdürülebilirlik eğitimi için de son derece önemlidir. “Sürdürülebilir mimarlık ile eğitimin nasıl bir ilişkisi olabilir?” Akla gelen bu sorunun yanıtı, eğitim mekânının kendisinin bir öğrenme alanı olarak değerlendirilmesi ile açıklanabilir. Piaget’in de söylediği gibi birey çevresi ile etkileşim içinde öğrenmekte (Flavell, 1963,) bilgi, öğrenenin yaşantısı ve bilgiyi oluşturduğu çevresi ile oluşmaktadır. Bir başka deyişle, bilgilenme ve anlama, deneyim ya da yaşantı ile doğrudan ilişkilidir (Learning Theories: Constuctivism, 2000). Sürdürülebilirlik eğitimi, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde eğitimin toplumsal amaçları içinde yer almakta, bireyin sürdürülebilir çevre ile ilgili bilinçlenmesinin gerekliliği üzerinde durulmaktadır (Atay, 2009). Bu bağlamda okul yapısının başlı başına ve kendi başına bir öğrenme materyali olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü, sürdürülebilir okul tasarımlarının değerini arttırmaktadır. Deneyim ve yaşantının gerçekleştiği ilk formel öğrenme alanı olarak okul yapıları


olumlu özelliklerle tasarlandığında pozitif bir öğrenme çevresi yaratabilmektedir. Bu görüşü savunan ve bir eğitimci olan Taylor da, “learning environment as a three dimensional textbook” (üç boyutlu bir kitap olarak çevre) başlıklı yazısında, yapının ve çevresinin pasif olmadığını, eğitimde çeşitli dersler için aktif öğrenme mekânları barındırdığını söylemektedir (Taylor, 1993). Lackney de, Taylor’a benzer olarak okulları tuğla ve sıvadan öte, eğitim için bir örnek, bir sembol olarak gördüğünü belirtmektedir (Lackney, 1999). SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE EĞİTİMİ İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİR OKULLAR Sürdürülebilirlik eğitimi için mimarlığı araçsallaştırmaya yönelik yapılabilecek pek çok çalışmadan söz edilebilir. Sürdürülebilirlik kriterlerine göre tasarlanmış bir okul, çocuğa yeşil çevre bilincini, enerji tasarrufunu, ısıl konforu sağlayacak basit önlemleri vb. pek çok günlük faydalı bilgiyi öğretmede kolaylık sağlayabilir. Taylor, Nigata Japonya’da yapılan bir çalışmadan söz etmektedir. Bu çalışmada, 5. sınıf öğrencilerine verilen Fen Bilgisi eğitiminde, öğretmenler materyal olarak güneş enerjisine göre tasarlanmış yeşil konutları incelemektedir. Bir mimarlık ürününden derste araç olarak faydalanma fikri hem ucuz olması, hem uygulamalı eğitime olanak sağlaması açısından öncelikli olarak tercih edilmektedir (Taylor, 1993). USA’da yapılmış olan Shelburne Farms’ Sustainable Schools Projesi’nde yer alan “sürdürülebilirlik eğitimi rehberinde” de benzer bir yaklaşım söz konusudur. Sürdürülebilirlik eğitimi rehberinin içinde eğitim yapısının sürdürülebilir tasarlanması, teoriye uygun bir somut örnek olarak öğrencilere sunulmasının öneminden bahsedilmektedir (Shelburne Farms’ Sustainable Schools Project, 2011). Son dönemlerde benzer çalışmalara Türkiye’de de yer verildiği söylenebilir. Ancak yapılan çalışmalar hala tekil düzeyde olup, yaygın etkileri sağlanamamıştır (Gülay Taşçı, 2014). Genel algı yapılı çevrenin tek başına bir öğrenme alanı olmadığı yönündedir. Bu açıdan bakıldığında okullar da, eğitim mekânı olarak görülmekte ancak kendi başına bir eğitim materyali olarak değerlendirilmemektedir. Çocukların okul binaları hakkındaki

Green School Bali, Genel Görünüş

OKUL YAPILARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KRİTERLERİNE GÖRE TASARLANMASI, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ İÇİN DE SON DERECE ÖNEMLİDİR. “SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARLIK İLE EĞİTİMİN NASIL BİR İLİŞKİSİ OLABİLİR?” AKLA GELEN BU SORUNUN YANITI, EĞİTİM MEKÂNININ KENDİSİNİN BİR ÖĞRENME ALANI OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ İLE AÇIKLANABİLİR.

Benjamin Franklin School, Genel Görünüş ve İç Bahçe

Benjamin Franklin School, Genel Görünüş

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

43 43


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİNİN GEREKLİLİĞİ VE BU EĞİTİMDE KULLANILACAK YÖNTEMİN ÖZGÜNLÜK GEREKSİNİMİ NEDENİ İLE OKUL YAPILARI EĞİTİMDE ÖNEMLİ MATERYALLERDİR.

İngiltere’de Kingsmead Okulu

44

görüşlerini almaya yönelik yapılan bir çalışma da bu sonucu doğrulamaktadır. Karasolak’ın çalışmasında okulları hakkında soru sorulan çocuklar, okul binasına çeşitli metaforlar atfetmekte (Karasolak, 2009), ancak yapının kendisini bir öğrenme çevresi olarak değerlendirmemektedir. Çocukların yapıyı okurken “yapıda” öğrendiklerini vurgulaması ancak “yapıdan” öğrendiklerine değinmemesi dikkat çekmektedir. Çocukların içinde bulundukları fiziksel çevrenin öğreticiliği hakkında bir farkındalığı olmadığı bu örnekten de anlaşılmaktadır. Çocuklarda bu farkındalığı yaratabilmek için, derslerde somut olarak yapının kendisinden faydalanılmalıdır. Çalışmanın bundan sonraki kısmında sürdürülebilirlik eğitiminde örnek olarak kullanılabilecek bu okul yapılarından bahsedilmektedir. İngiltere’de Kingsmead Okulu yenilenebilir enerji sistemleri, sürdürülebilir malzeme kullanımı, geri dönüşüm ve enerji etkin Kasım 2015, Sayı 28

tasarım anlayışı ile ideal bir örnek olarak gösterilebilir. Bulunduğu çevrede en sürdürülebilir okul olma özelliğine sahip Kingsmead okulunun ana yapım malzemesi, sürdürülebilir doğal bir malzeme olan ahşaptır. Bu özelliği ile öğrencilere doğal ve sürdürülebilir kaynakların kullanılmasının önemi somut olarak gösterilebilmektedir. Her sınıfta bir dinlenme/oyun köşesi ve bu mekânla ilişkili bir kış bahçesi bulunmaktadır. Bu kış bahçesi ile yapının ısı kaybı azaltılmış ve çocuklara bitkilendirme yapabilecekleri bir ortam yaratılmıştır. Yapıda ayrıca yağmur suyunu toplayarak tuvaletlerde kullanmak amacı ile özel bir sistem geliştirilmiş, ters çatı üzerinden gelen yağmur suları bir haznede toplanarak elektronik bir panel ile öğrencilere gösterilmiştir. Bir diğer doğal kaynak olan güneşin doğru şekilde kullanımı da yapıda ayrıca önemsenmiştir. Yapının çatı ve cephe pencereleri gün ışığından maksimum faydalanacak şekilde

konumlandırılmış, yapının her aşamasında sürdürülebilirlik kriterlerinin öğrenciler tarafından anlaşılması sağlanmıştır. Sürdürülebilirlik eğitimi için ideal öğrenme ortamlarına başka bir örnek olarak da Endonezya Bali’de yer alan Yeşil Okul Binası (Green School) verilebilir. Endonezya Bali’de yenilikçi okul olarak tanınan Green School, zengin bir ekolojik çevre içerisinde konumlanmakta, öğrencilere doğal bir öğrenme ortamı yaratmaktadır. John ve Cynthia Hardy’ın tasarladığı, 3-16 yaş arası yaklaşık 300 çocuğun eğitim aldığı okulda, yapı elemanı olarak yenilenebilir ve geleneksel bir malzeme olan “bambu” tercih edilmiştir. Bu malzeme ile yapıda geniş boşluklar oluşturulmuş ve yapıdan arta kalan boşluklarda sürdürülebilir tarım alanları yaratılmıştır. Her sınıfın bir bahçesi olması ve doğal yaşamın bu bahçede gözlenmesi önemsenen bir unsurdur. Tüm derslerin doğa ve sürdürülebilirlik ile ilişkili olarak


ele alınması felsefe edinildiğinden, öğretim programında karbon ayak izi, su kaynakları, organik tarım ve bahçe kültürü gibi konular da yer almaktadır. Okul, başlı başına kendi tasarım yaklaşımı ile öğrencileri çevreyi koruma konusunda bilinçlendirmekte, yaratıcılıklarını ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Yağmur ormanlarını yok etmemek için bambu malzeme kullanılması, yürüyüş yollarının asfalt yerine volkanik taş ve çakıldan tasarlanması bu yaklaşıma bir örnektir. Okulun tasarım yaklaşımı çocuklara deneysel fırsatlar sunarak onları hayata hazırlamak, gerçek hayat deneyimleri kazandırmak konusunda yardımcı bir unsur olarak düşünülmüştür. Sürdürülebilir malzeme ile bir okulun inşa edilebileceğini göstermek, çocukları sürdürülebilir yaşama motive etmek ve teşvik etmek bu yapının mimarlıktan öte eğitsel amaçlarıdır. Geleneksel akademik eğitimle sürdürülebilirlik felsefesini bağdaştırması açısından bu okul çevre bilimciler, mimarlar ve medya tarafından oldukça ilgi görmektedir (http://www.ecology.com/2012/01/24/ balis-green-school). Eğitim yapısında pedagojik yaklaşımın önemsendiği bir başka sürdürülebilir yapı örneği de Amerika’da bulunan Benjamin Franklin İlköğretim Okulu’dur. Benjamin Franklin İlköğretim Okulu, doğa ile uyumu ve doğayı bir öğrenme ortamı olarak görmesi nedeni ile sürdürülebilirlik eğitimi için örnek gösterilebilecek okullardan biridir. Anaokulundan 6. sınıfa kadar 450 öğrenciye eğitim veren okulda, çevreyi anlamak ve korumak birincil öğrenme amacı olarak tanımlanmaktadır. Okul eskiden var olan okul binasının yerine kuzey güney yöneliminde yerleşmektedir. İki yana açılan kolları sayesinde eğitim mekânları çevredeki ormanla bütünleşmekte ve doğal öğrenme mekânlarına dönüşmektedir. Yapıda doğal ışığın içeri alınması, doğal havalandırma ve doğal çevre ile görsel bağlantı önemsenen durumlardır. Merkezde bulunan iki iç bahçe, öğretmen ve öğrencilerin buluştuğu ekosistemle bütünleşik öğrenme mekânlarıdır. Üçboyutlu ve gözleme dayalı öğrenme sağlayan bahçe sayesinde yağmurun, suyun, gölgenin, güneşin hareketleri öğrencilerce gözlenebilmektedir. Yapının çatısı güneş ışığından ve doğal

havalandırmadan maksimum faydalanmak üzere şekillendirilmiştir. Yapıda etkin doğal aydınlatma için yüksek tavanlar ve büyük pencereler kullanılmıştır. Zemin kat planı açık plan seması şeklinde oluşturulmuş ve en iç kısımlara dahi günışığının girmesi sağlanmıştır. Pencereler çapraz şekilde konumlandırılarak, doğal iklimlendirme ve havalandırma sorunları çözülmüştür. Yaz aylarında fazla ısı kazanımlarını azaltmak için güneş kırıcılar ve saçaklar kullanılmıştır. Yapıda, yağmur bahçesi ile yağmur suyunu uzaklaştırmak yerine toplamak ve değerlendirmek hedeflenmiştir Mahlum Architects tarafından tasarlanan ve 2005 yılında tamamlanan yapı, Amerika Mimarlar Enstitüsü (The American Institude of Architects-AIA) tarafından çevre dostu yeşil proje seçilmiştir (http://www.aiatopten.org/ node/152). SONUÇ Bu çalışmada sürdürülebilirlik felsefesi, çevresel bağlamda ve mimarlıkla ilişkili olarak açıklanmaya çalışılmış, mimarlıkta sürdürülebilirliğin sadece yapısal olarak değil, eğitim yaklaşımları içinde de ele alınması gerektiğine değinilmiştir. Eğitimin, insanlara çevrelerini anlamak, kontrol etmek ve değiştirmeyi öğretmek konusunda katkılar sağladığı bilinmektedir. Ward, pek çok toplumunda eğitim sisteminin bu ihtiyaca yeterli cevap veremediğini savunmakta, eğitimin insan-çevre ilişkisi ve iletişimi konusunda görevini yapamaması nedeniyle günümüzde çocukların fiziksel çevreye karşı duyarsız, fiziksel çevre ile sağlıklı ilişkiler kuramaz halde yetiştiklerini söylemektedir (Ward, 1990). Sürdürülebilir çevre eğitimi, bu boşluğu doldurmak anlamında önemli bir yerdedir. Sürdürülebilirlik eğitiminin gerekliliği ve bu eğitimde kullanılacak yöntemin özgünlük gereksinimi nedeni ile okul yapıları eğitimde önemli materyallerdir. Eğitimcilerin okul yapılarını derslerde somut örnekler olarak kullanması, sürdürülebilirlik eğitimini doğru tasarlanmış sürdürülebilir okul yapıları üzerinden anlatmasının, öğrenme düzeyini arttıracağı düşünülmektedir. Bu yaklaşım ile her gün gidilen bir mekân olan okulun, “yaşam boyu öğrenme” kapsamında gündelik bir öğrenme alanına dönüşmesi mümkündür. Bu bağlamda mimarlar, eğitim yapısı tasar-

larken aynı zamanda bir eğitim materyali tasarladığının da farkında olmalı ve bu bilinçle hareket etmelidir. Tasarım süreci sonunda ortaya çıkan ürünün sadece içinde eğitim verilen bir mekân değil, başlı başına bir öğrenme çevresi olduğu unutulmamalıdır. Öncelikli hedef çevreyi korumak ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak olsa da, bu hedefin gerçekleşmesinde gelecek nesillerin rolü göz ardı edilmemelidir.q

REFERANSLAR -Atay, M. (2009). Eğitim hakları ve eğitimde haklar, uluslararası insan hakları belgeleri ışığında ulusal müfredatın değerlendirilmesi, 17 Mart 2011, http://www.egitimdehaklar.org/pdf/2.pdf. -Benjamin Franklin School, http://www.aiatopten.org/ node/152. -Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu (1991) Ortak Geleceğimiz, (Çev, Belkis Çırakçı), Türkiye Çevre Sorunlari Vakfi Yayini, Ankara. -Breeam, http://www.breeam.org. -Cebeci, N. (2005), Enerji Tasarrufu ve Mimar. Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü 4. Yenilenebilir Enerjiler Sempozyumu ve Sanayi Sergisi Bildirisi. İzmir. -Durmuş Arslan, Z. (2008). Türkiye’de Sürdürülebilir Mimari, Mimarlık Dergisi (340) -Flavell, J.(1963). The Developmental Psychology of Jean Piaget, Princeton, US:D Van Nostrand. -Bali’s Green School, http://www.ecology. com/2012/01/24/balis-green-school. -Green School, https://1year1family1world.files.wordpress.com/2015/03/wpid-20150314_ 184138_ resize _20150314_1842101.jpg -Gülay Taşçı, B. (2014). Çocuk-Mimarlık Çalışmalarının Değerlendirilmesi ve İlköğretim İçin Yapılı Çevre Eğitim Programı Önerisi (Sosyal Bilgiler Dersi İçin), Doktora Tezi, İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü. -Güneş, M. (2004) Yerel Gündem 21 “Ulusal” Kentlerden “Küresel” Köylere, Detay Yayıncılık, Ankara -Karasolak, K. (2009). Mimari özellikleri farkli ilköğretim okullarindaki öğrenci ve öğretmenlerin okullarinin bina ve bahçeleri hakkindaki görüşlerinin incelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Adana: Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü. -Kingsmead School, http://www.fourthdoor.org/annular/ wp-content/uploads/2009/02/Kingsmead-Hi-ResWhite-Design-17.jpg -Lackney, J.A. (1999).Reading A School Like A Book: The Influence of the Physical School Setting on Learning and Literacy, 4th Annual PREPS Winter Conference: Literacy for the New Century. -Learning Theories: Constructivism. (2008). 9 Ekim 2013, http://hagar.up.ac.za/catts/ learner/2000/scheepers_ md/projects/loo/theory/dewey.html. -Leed, http://www.usgbc.org/leed. -Guy, S. ve Farmer, G. (2001). Reinterpreting Sustainable Architecture: The Place of Technology. Journal of Architectural Education 54 (3, Feb): 140. -Shelburne Farms’ Sustainable Schools Project, (2011). The Guide to Education for Sustainability, Vermont, USA. -Somalı, B ve Ilıcalı, E. (2009). Leed ve Breeam Uluslararasi Yeşil Bina Değerlendirme Sistemlerinin Değerlendirilmesi, IX. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi -Taylor, A. (1993). The Learning Environment as a ThreeDimensional Textbook, Children’s Environments, Vol. 10, No. 2, pp. 170-179. -Ward, C.(1990). The child in the city. The city as resource (1. Baskı). Londra: Bedford Square Press. uz E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

45


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Kazım Gökhan Elgin İstanbul Valiliği Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) Direktörü

İSMEP GÜÇLENDİRİLMİŞ BİNALARDAN DAHA FAZLASINI YAPIYOR... OKULLARDA İLK BAŞTA SADECE GÜÇLENDİRME YAPIYORDUK. SONRA BAKTIK Kİ BAŞKA İHTİYAÇLAR DA VAR. AKAN ÇATILARIN ONARILMASI, SU DEPOLARININ YENİLENMESİ, ISINMA SİSTEMLERİNİN DOĞALGAZA DÖNÜŞÜMÜ, ISI MANTOLAMASI, ENERJİ TASARRUFLU SİSTEMLER VS. BİR BİNAYI GÜÇLENDİRMEK İÇİN SOYDUĞUMUZDA BU TÜR İŞLERİ DAHA UCUZA MAL ETTIĞİMİZİ GÖRDÜK. NEREDEYSE YÜZDE 40’A VARAN ENERJİ TASARRUFU ELDE ETTİK. SADECE SAĞLAM VE GÜÇLENMİŞ BİNALAR DEĞİL, AYNI ZAMANDA ENERJİ TASARRUFLU VE HİZMET KALİTESİ ARTMIŞ BİNALAR YAPIYORUZ.

46

ÜSKÜDAR SULTANTEPE İ.Ö.O.

Ülkemizde uygulanan ilk risk azaltma projesi olan İSMEP, bugün afet oluşmadan önlem alma yaklaşımının sadece ülkemizde değil, dünya üzerinde de en başarılı örneklerinden biri. Projeyi hayata geçiren İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) Direktörü Kazım Gökhan Elgin, projenin gelişimi ve geleceği ile ilgili birikim ve değerlendirmelerini bizlerle paylaştı. Kasım 2015, Sayı 28


Bildiğimiz kadarıyla İSMEP dünyanın en büyük risk azaltma projesi. Yani ulusal olduğu kadar küresel ölçekte de bir proje. Peki proje nasıl ortaya çıktı? Nasıl bir hazırlık süreci geçirdi? Hedefleri neler ve ne tür çalışmaları kapsıyor? İSMEP 2006 yılından beri İstanbul Valiliği’nin altında yürütülmekte olan bir proje. Ben de İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB)’nin ilk günden beri kurucu direktörlüğünü yapıyorum. Proje önemli bir çalışmanın eseri. 1999 Marmara Depreminde hepimizin bildiği üzere 18 bin canımızı kaybettik. Çok sayıda konut kaybı ile birlikte okullarımız, hastanelerimiz yıkılmıştı. Biz Marmara Depremi Acil Yeniden Yapılandırma Projesi adıyla Dünya Bankası ve diğer kuruluşlarla beraber bölgede çok etkin olarak, yeni konutlar yapmış, okulları, hastaneleri, yolları ve altyapıyı onarmıştık. Tabi bunları yaparken birçok soru gündeme geldi. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucu İstanbul’daki risk ortaya çıktı. İstanbul’da neler yapılması gerekir, neden hala bekleniyor gibi sorularla karşı karşıya kalındı. Çok doğaldır ki İstanbul hem ekonomik hem nüfus bakımından Türkiye’nin can damarı. Dolayısıyla İstanbul’un farklı bir önemi var. İstanbul’u depreme hazırlamak amacıyla risk azaltma stratejilerinde neler yapılabilir diye Başbakanlık Proje Uygulama Birimi’nde çalışırken bize görev verildi. Ankara ve İstanbul’dan ilgili kamu kurum, kuruluş, STK ve uluslararası kuruluşlardan 300-400 uzman ile 100’den fazla toplantı yaparak İSMEP’in hazırlık ayağını gerçekleştirdik. Bütüncül bir afet yönetimi ilkeleri ışığında İSMEP ortaya çıktı. Bunun için bir kaynak aktarımı gerekiyordu. Bunu da Hazine Müsteşarlığı’mızın Dünya Bankası ile birlikte kredi anlaşmasını takiben, 310 milyon Euro ile 2006’nın Şubat ayında birimimizi İstanbul’da teşkil ederek çalışmalarımıza başladık.

47

Proje üç ana bileşen altında gelişti. Birincisi; İstanbul afet yönetim kapasitesinin artırılması, bölgeye hizmet edecek afet yönetim komuta merkezlerinin kurulması, ilgili ilk müdahaleci kurumlara araç-gereç ve ekipman temini, İstanbul halkının genel olarak bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesine yönelik eğitim materyallerinin hazırlanması ve bunların yaygınlaştırılması, afet bilgi sistemi yazılım ve donanımı. İkinci bileşenimiz ise; kamu binalarının güçlendirilmesi ve yeniden yapımı, burada ağırlık olarak okullar ve hastaneler öne çıktılar. Bu kapsamda 1999 öncesi yapılmış binaları envanterimize aldık, bunun da nedeni 1998’de inşaat yönetmeliğimizin değişmesi ve hazır beton kullanılmaya başlanması, demir donatı oranlarının artması ve her binada perde duvar kullanılmaya başlanması

ÇOK DOĞALDIR Kİ İSTANBUL HEM EKONOMİK HEM NÜFUS BAKIMINDAN TÜRKİYE’NİN CAN DAMARI. DOLAYISIYLA İSTANBUL’UN FARKLI BİR ÖNEMİ VAR. İSTANBUL’U DEPREME HAZIRLAMAK AMACIYLA RİSK AZALTMA STRATEJİLERİNDE NELER YAPILABİLİR DİYE BAŞBAKANLIK PROJE UYGULAMA BİRİMİ’NDE ÇALIŞIRKEN BİZE GÖREV VERİLDİ. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

GÜNGÖREN ALİ FUAT CEBESOY İHL

48

idi. Dolayısıyla 1999 sonrası yapılan binalar göreceli olarak daha iyi durumdaydılar. Şehri zamanını bilmediğimiz bir deprem riskine karşı hazırlamamız gerekiyordu. Bu nedenle elimizdeki envanterle bir önceliklendirme çalışması yaptık. Hangi okuldan, hangi hastaneden önce başlanması gerektiği konusunda kriterler seti oluşturduk. Bu kriterler setinde, içinde barındırdığı nüfus, binanın teknik yapısı, hangi yıl yapıldığı gibi maddelere göre belli puanlamalar atadık. Daha proje başlamadan hangi okulda işe başlayacağımızı biliyorduk. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız ile yaptığımız protokol gereği 26 komplekste 175 binada envanter çıkardık. Onlardan üçü için güçlendirme, restorasyon projesi yaptık.

olması yönünde istekleri vardı. Ancak alt yapıları müsait değildi. Buralara yine yazılım ve donanım desteği verdik. Arşiv sistemlerini tamamen dijital hale getirdik. Böylece ruhsat verme süreçleri çok şeffaf, sorgulanabilir ve raporlanabilir hale geldi. İnsanlar çağrı merkezlerinden, kısa mesaj ile kendi ruhsat süreçlerini takip edebildi. Bağcılar ve Pendik Belediyesi Altın Karınca Ödülü aldılar. Diğer belediyeler bugün onları örnek alıyorlar. Ayrıca 2007’de yeni çıkan güçlendirme yönetmeliğine uygun olarak 3631 inşaat mühendisinin eğitimini üstlendik. Proje gördüğünüz gibi çok çeşitli alanları kapsayan bütüncül afet yönetimi ilkeleri ışığında hazırlanmış bir proje.

Üçüncü bileşenimiz; en küçük bileşen olmakla birlikte iki tane pilot belediyede öncü ve örnek bir proje yaptık. Bu belediyelere ilk gittiğimizde ruhsat verme süreçlerini raporlayamıyorlardı. Bu çalışmaların daha şeffaf

Projemiz küresel ölçekte de çok yakından takip ediliyor. 30’dan fazla ülkedeki seminer ve konferanslara gittik. Ayrıca uluslarası alanda çok uzman arkadaşlar da buraya

Kasım 2015, Sayı 28

ŞEHRİ ZAMANINI BİLMEDİĞİMİZ BİR DEPREM RİSKİNE KARŞI HAZIRLAMAMIZ GEREKİYORDU. BU NEDENLE ELİMİZDEKİ ENVANTERLE BİR ÖNCELİK BELİRLEME ÇALIŞMASI YAPTIK. HANGİ OKULDAN, HANGİ HASTANEDEN ÖNCE BAŞLANMASI GEREKTIĞİ KONUSUNDA KRİTERLER SETİ OLUŞTURDUK.

geldiler. Teknik sunumlarımızı aldılar. Şantiyelerimizi gezerek, neler yapıldığını bizzat yerlerinde gördüler. Ülkemizdeki gelişmeleri ve bu alandaki vizyonumuzu aktarmak amacıyla dünyanın pek çok yerinde yapılan toplantılara katılıyoruz. Bu yıl Mart ayında Japonya Sendai’de BM’nin 2015-2030 arası afet risklerinin azaltılması ile ilgili politikaların belirlenmesi toplantısında projemizi anlattık. Belli işbirliklerimiz oldu. Toplantıda güvenli okullar alanında İstanbul’da yürüttüğümüz çalışmalar haklı bir şekilde öne çıkarıldı. 2014 yılında Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası’nın Türkiye’de dört üzerinden dört alan tek projesiyiz. Yine aynı yıl Dünya Bankası’nın Avrupa ve Orta Asya bölümünde en başarılı 16 projesinden biri seçildik.


ALIBEYKÖY ANADOLU LISESI8

2006 yılından bu yana projenin çözüm tarzı ve tecrübesinde ne gibi gelişmeler oldu? Projeye 310 milyon avro ile başladığımızı söylemiştim ama şu anda kaynaklarımızı Hazine Müsteşarlığı nezdinde çeşitlendirdik. Bugün 4 büyük banka ile çalışıyoruz; Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Konsey Kalkınma Bankası ve İslam Kalkınma Bankası. Toplam bütçemiz şu anda 1 milyar 750 milyon Euro’ya ulaştı. Başarılı çalışmalar projemizin önünü açtı. Projede hangi kurumun projeye sahip olacağı çok önemli idi; İstanbul Valiliği projeyi sahiplendikten sonra işin önü açıldı.

104 OKUL İLE BAŞLADIĞIMIZ GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARIMIZDA İNSANLARA BİR PROJENİN, BİR OKUNUN YAPILABİLİRLİĞİNİ GÖSTERMEK ÇOK ÖNEMLİ. BÜTÇESİ İLE KOORDİNASYONU İLE…

104 okul ile başladığımız güçlendirme çalışmalarımızda insanlara bir projenin, bir okunun yapılabilirliğini göstermek çok önemli. Bütçesi ile koordinasyonu ile… Yapacağımız her okulda sosyal bilgilendirme çalışmaları başlattık. Okulun öğrencileri, velileri, okul idarecileri, ilçe milli eğitim olmak üzere okullarda neden güçlendirme ihtiyacı öngörüldü. Burada fiziksel ve psikolojik olarak ne sorunlar yaşanabilir? Bunlarla başa çıkma yöntemleri nelerdir gibi konularda eğitimler verdik. Projenin hazırlanmasından sonra bunu bir yerel yönetimin sorumluluğuna vermek de çok önemli. İstanbul Valiliği’nin altında buranın sorunlarını bilmek, buranın insanıyla birebir iletişim de bulunmak çok önemli. ProE K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

49 49


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

KAĞITHANE AHMET ÇUHADAROĞLU İ.Ö.O

jemiz yerel yönetim tarafından uygulanan altına verilen ilk dış kredili projedir.

50

Uygulama aşamasında sürekli bir gelişim içerisinde olduğumuz için Türkiye’deki mevzuatlarla sınırlı kalmayıp uluslararası kuruluşlarla da çalışıyoruz. Onların mevzuatlarına da uygun olarak küresel ölçekte örnek alınabilecek işler yapıyoruz. Sayın Vali’mizin başkanlığında bir yönlendirme komitemiz var. Merkezi İdare’den, Başbakanlık AFAD’dan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, Kalkınma Bakanlığı’ndan ve Hazine Müsteşarlığı’ndan temsilciler geliyor. Burada da ilgili il müdürlerimiz oluyor ve ortaklaşa kararlar alıyoruz. Örneğin bunlardan biri de proje uygulamasında ortaya çıkan ekonomik kriterdir. Eğer güçlendirme maliyetimiz yeniden yapım maliyetinin yüzde 40’ını aşıyorsa o zaman yeniden yapımı seçmeye karar veriyoruz. Yönlendirme komitesinde aldığımız bu karar diğer kurumlarca da uygulandı. Şu anda yüzde 40 uygulaması hemen hemen dünyanın her yerinde kullanılıyor. Biz o günden bu güne projelerimizi uygularken, şu anda 1245 kamu binasına ulaştık. Bu 9 yıl içerisinde ciddi bir rakam. 772 okulun güçlendirmesini tamamladık. 255 okulun binasını yıkarak yeniden yaptık. 1,5 milyon öğrenci bu okullarda daha güvende, 99 öncesi okul binalarının yüzde 80’ini tamamladık, diyebiliyoruz. Ayrıca 12 yurdun güçlendirilmesi, sosyal hizmet binaları, idari binalar, sağlık ocakları da bizim güçlendirme ve yeniden yapım çalışmalarını yürüttüğümüz yapılar. Kasım 2015, Sayı 28

Hem okul hem hastane projelerinde ekonomik-ekolojik dengeyi nasıl sağladınız? Okullarda ilk başta sadece güçlendirme ve güçlendirmeden doğan onarımları yapıyorduk. Sonra baktık ki insanlar daha başka şeyler de istiyor. Akan çatılarının onarılması, su depolarının yenilenmesi, ısınma sistemlerinin doğalgaza dönüşümü, ısı mantolaması, enerji tasarruflu sistemler vs. Biz bir binayı güçlendirmek için soyduğumuzda bu tür işleri daha ucuza mal ettiğimizi gördük. Geri bildirimler doğrultusunda neredeyse yüzde 40’a varan bir enerji tasarrufu elde ettik. Dolayısıyla aldığımız kararın çok faydalı olduğunu düşünüyoruz. Sadece sağlam ve güçlenmiş binalar değil, aynı zamanda enerji tasarruflu, ısı mantolaması yapılmış yeni, hizmet kalitesi artmış binalar yapıyoruz. Bu sayımızda “Sağlıklı bir gelecek için eğitim yapıları nasıl olmalı?” sorusunun

cevabını arıyoruz. Bu bağlamda eğitim yapılarının mimarisi nasıl olmalı? Sizler yenilemiş olduğunuz binalarda ne gibi kriterlere dikkat ediyorsunuz? Bizim brüt beton ile yaptığımız okullar var. Bu okulları öğretmenlerin ve öğrencilerin renklendirmesini istiyoruz. Bu okullarımızla mimarlık ödüllerine aday olduk. Bu okullarda okuyan öğrencilerin başarı seviyesinin, hayata bakış açısının, sosyalitesinin çok farklı olacağını düşünüyoruz. Okulların, yurtların hastanelerin genel olarak insan psikolojisi üstünde çok etkili olduğunu görüyorum. Her şeyin eğitim ile başladığına inanıyorum. Aslında siz o okulun mimarisi ile ve orada sunduğunuz hizmetle öğrencilerin hayatına etki ediyorsunuz. O öğrencilerin de kamunun bu hizmetini takdir edeceğini, gelecekte de daha özgür, daha yenilikçi bireyler olarak yetişerek ülkemize önemli katkılarının olacağına inanıyorum.q


E K O L O J İ K YA P I L A R

YERLEŞİMLER DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Mehmet Okumuş Mak. Yük. Müh., LEED AP O+M, LEED for Homes Green Rater USGBC Pro Reviewer, Enerji Yöneticisi, Envision SP ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım Danışmanlık

LEED OKULLAR VE YENİ BİNALAR SERTİFİKASYON SİSTEMİNİN FARKLARI 52

YEŞİL BİNA DERECELENDİRME SİSTEMLERİNİN İNSAN SAĞLIĞINA, ÇEVREYE VE EKONOMİYE OLAN OLUMLU KATKILARINDAN DOLAYI BU TARZ SERTİFİKASYONLAR GÜNÜMÜZDE EĞİTİM YAPILARINDA DA ÖZELLİKLE ARANIR OLMUŞLARDIR. Amerika Yeşil Binalar Konseyi’nin (USGBC) gönüllülük esaslı derecelendirme sistemi olan LEED’in birçok farklı versiyonu ve tipi bulunmaktadır. Sertifikasyon tiplerine örnek olarak yeni bina ve renovasyonlar, mevcut binalar, evler, ticari iç mekanlar, hastaneler, veri merkezleri ve okullar verilebilir. Dünya çapında ve ülkemizde LEED yeşil bina derecelendirme sisteminin en yaygın olarak kullanılan versiyonu “yeni binalar” için olan sertifikasyondur. Yeşil bina derecelendirme sistemlerinin insan sağlığına, çevreye ve ekonomiye olan olumlu katkılarından dolayı bu tarz sertifikasyonlar günümüzde eğitim yapılarında da özellikle aranır olmuşlardır. Son zamanlarda yapı sektöründeki işveren, mimar, mühendis ve müteahhit gibi paydaşlar LEED Yeni Binalar kapsamında tasarım veya inşaat yapmaktadırlar ve sektörde bu konuda hatırı sayılır bir bilgi birikimi oluşmuştur. Bu yazı kapsamında ise LEED Okullar için derecelendirme sisteminin LEED Yeni Binalar derecelendirme sisteminden farklılıkları üzerinde durulmuştur. Kasım 2015, Sayı 28

Öncelikle LEED Okullar sertifikasının alınabilmesi için adından da anlaşılacağı üzere binanın eğitim yapısı olması gerekmektedir. Bu yapı bir anaokulu, lise, üniversite, spor akademisi veya rehabilitasyon merkezi olabilir. LEED Okullar sertifikasında 9 önemli kredi farklılığı bulunmaktadır. Sürdürülebilir Araziler Ön Koşul 2 – Çevresel Saha Değerlendirmesi: Sahada kirleticilerin olup olmadığını tespit etmek için Faz 1 Çevresel Saha Değerlendirmesi yapılması gerekir. Eğer kirletici tespit edilirse Faz 2 Çevresel Saha Değerlendirmesi yapılması gerekmektedir. Sürdürülebilir Araziler Kredi 9 – Saha Ana Planı: Bu krediden puan alınabilmesi için Sürdürülebilir Araziler ana başlığı altındaki Kredi 1: Saha Seçimi, Kredi 5.1: Saha Gelişimi – Doğal Habitatın Korunması, Kredi 5.2: Saha Gelişimi – Açık Alanların Artırılması, Kredi 6.1: Yağ-

mursuyu Tasarımı – Miktar Kontrolü, Kredi 6.2: Yağmursuyu Tasarımı – Kalite Kontrolü, Kredi 7.1: Isı Adası Etkisi – Sert Peyzaj, Kredi 8: Işık Kirliliği Azaltımı olarak belirtilen 7 kredinin en az 4 tanesinin kazanılması gerekmektedir. Sonrasında ise proje sahası ilerleyen yıllarda büyümeye uygun ise ilk faz inşaat çalışmasında tüm kampüsün vaziyet planının hazırlanmasını gerektirir. Sürdürülebilir Araziler Kredi 10 – Tesislerin Ortak Kullanımı: Okulun halka ders saatleri dışında spor salonu, sınıf, oyun alanı, otopark, konferans salonu gibi amaçlarla açılması gerekmektedir. Su Verimliliği Kredi 4 – Proses Su Kullanımı Azaltımı: Açık devre soğutma sistemlerinde şebeke suyu kullanılmamalı, çöp öğütücü kulllanılmamalı, çamaşır makinesi en fazla 70 lt/ m3.devir su tüketmeli, bulaşık makinesi en fazla 3,8 lt/bölme su tüketmeli, buz makinesi en fazla 79 kg/gün su tüketmeli ve su soğutmalı olmamalı, buharlı pişirici en fazla 7,6 lt/ sa su tüketmeli ve kaynatıcı kazanlı olma-


EKİM 2015 TARİHİ İTİBARİYLE ÜLKEMİZDE LEED OKULLAR SERTİFİKASINA KAYITLI 8 ADET PROJE VE SERTİFİKALI 2 ADET PROJE BULUNMAKTADIR.

53 53

malı, ön yıkama sprey vanası en fazla 5,3 lt/ dk su tüketmeli ve son olarak söz konusu ekipmanlar dışındakşi su kullanan ekipmanlar standartların %20 altında su tüketmelidir. İç Mekan Kalitesi Ön Koşul 3 – Minimum Akustik Performansı: Arka plan sesleri ısıtma, soğutma, havalandırma cihazları için 45 dbA’yı aşmamalıdır. 566 m3’ten küçük sınıflarda tüm tavanın –aydınlatma, difüzör, ızgaralar hariç – 0,70’ten büyük NRC’ye sahip malzeme ile kaplanması gerekir ya da tavan alanı kadar alan duvar-akustik bitirmli yüzey ile kaplanmalıdır. 566 m3’ten büyük hacimli sınıflarda ANSI Standart S12.60-2002’ye göre yankılanma süresinin 1,5 sn veya daha kısa sürede olması gerekmektedir. İç Mekan Kalitesi Kredi 8.1 – Gün Işığı ve Manzara: Sınıfların %90’ında 108 lux ile 5400 lux arasında gün ışığı sağlanırsa 2 puan ve diğer yaşam alanlarının %75’inde yine aynı değerler sağlanırsa ilave 1 puan alınabilir. İç Mekan Kalitesi Kredi 9 – Gelişmiş Akustik Performas:

Arka plan sesleri ısıtma, soğutma, havalandırma cihazları için 40 dbA’yı aşmamalıdır. ANSI Standart S12.60-2002’ye göre duvar bölmelerinin – cam hariç – STC değeri en az 35 olmalıdır. İç Mekan Kalitesi Kredi 10 – Küf Önleme: Mahallerin kullanıldığı veya kullanılmadığı tüm zamanlarında bağıl nem miktarı en fazla %60 olmalıdır. Bina işletmesi için İç Mekan Hava Kalitesi Yönetim Planı hazırlanmalıdır. Tasarım ve İnovasyon Kredi 3 – Eğirim Aracı Olarak Okul: Yeşil binalara ait bir ders senede 10 saat olarak verilmelidir. Yukarıda belirtilen 9 ana farklılığın dışında LEED Okullar sertifikası süreci aynı LEED

Yeni Binalardaki gibidir: İlk aşama olarak proje kaydı LEED Online web sitesinde yapılır; sonrasında proje tasarım ve inşaat olmak üzere birlikte veya ayrı ayrı olarak değerlendirme için Yeşil İş Sertifikasyon Enstitüsü’ne (GBCI) gönderilir. Ekim 2015 tarihi itibariyle ülkemizde LEED Okullar sertifikasına kayıtlı 8 adet proje ve sertifikalı 2 adet proje bulunmaktadır. ERKE Sürdürülebilir Bina Tasarım Danışmanlık ekibi olarak söz konusu iki okuldan TED Rönesan Koleji’ne LEED Altın Sertifikası ve Cihangir Bahçeşir Koleji’ne ise LEED Sertifikası alınması konusunda danışmanlık hizmeti verdik. Şu an ülkemizde yine sürdürülebilir konusunda öncü olacak birçok eğitim yapısına danışmanlık hizmeti vermekteyiz.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

MANUEL ANABALÓN SAEZ OKULU

ÇOCUKLARA ARKADAŞÇA YAKLAŞAN OKUL ÇOCUKLARA ARKADAŞÇA YAKLAŞAN, İNSAN ÖLÇEĞİNE VE ŞEHRE SAYGILI BİR MİMARİ YAPI. ÇAĞDAŞ OLMASININ YANINDA ÇEVRESİNDEKİ BİNALAR KADAR SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMAYI DA BAŞARMIŞ, GÜNEY ŞİLİ’NİN MİMARİ FORM VE KÜMELEŞMİŞ YAPISINA ATIFTA BULUNAN YAPI, EĞİTİM İÇİN GEREKLİ OLAN TOPLANMA ALANLARINI BAŞARIYLA ORTAYA KOYUYOR.

54

Konum: Panguipulli, Los Ríos Region, Şili Yetkili Mimar: Pedro Gubbins Foxley, Victor Gubbins Browne Proje Alanı: 3800.0 m2 Proje Yılı: 2013 Fotoğraflar: Marcos Mendizabal

Kasım 2015, 28.Sayı

Güney Şili’nin özellikle küçük şehirlerinde ve kırsal alanlarında görülen kümelenmiş mimarisinin ana özelliği; kırsal alan içinde rastgele ve seyrek olarak konumlanmış görüntüsüdür. Bu yapılar bazen güneşe belirli bir açıdan kenetlenirken, bazen de güneşi arkalarına alabiliyorlar. Manuel Anabalón Saez Okul Binası’nın alanda yerleşimi bu mimariye benzer bir durumu yansıtmakta. Yapı bir arada düşünülmüş bir ve iki katlı binalardan birkaç tanesinin birbirlerine eklemlendirilmesiyle yapılmış ve bu yolla yapıların bir yandan kendi bireyselliklerini yaratması sağlanırken, diğer yandan güneşe doğru yönelim ve rüzgardan korunma gibi ihtiyaçlara da cevap verilmiş.

Kolonadlar, liman şehirlerinin geleneksel mimarisinde rastlanan; tekrarlayıcı, açık manzarayı, bulutlu gökyüzünü ve gün ışığı görmeyi sağlayan mimari bir çözüm. Bu kaynaklar her zaman sürdürülebilir mimarinin ifade ediliş şekillerinden biri olmuştur; çünkü kolonad alanlar oturmaya elverişli bölgelere termal kontrol sağlar. Bu okulda kolonadlar öğrencilere “sıcak ve samimi” bir yaşam alanı sunmak üzere kullanılmış. Yüksek çevresel kaliteye ve enerji verimliliğine sahip bir okul; bolca gelen doğal ışığı özellikle en çok fayda sağlayacak olan sınıflarda kullanmak zorundadır. Bu açı yüksek miktarlarda ısı kaybı veya kazanımının önüne


OKULUN DUVARLARI, ZEMİNİ, TAVANI, ÇATILARI VE PENCERELERİ ENERJİ VERİMLİLİĞİ KRİTERLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNARAK TASARLANMIŞ. TASARIM, YÜKSEK KALİTELİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM ALANI SAĞLARKEN ENERJİ MASRAFLARINI DA KISA VE UZUN VADEDE OLABİLECEK EN AZA İNDİRMEYİ AMAÇLAMAKTA. geçecek derecede dengelenmeli ve parıltı ve yansımanın önüne geçmelidir. Öğrenciler ve öğretmenler yüksek kaliteli görsel alanlarda enerji tasarrufu yaparak çalışmaktalar. Işıklandırma sistemi yüksek verimli suni ışık ampulleri ve/veya flüoresan ışıklar kullanmakta, bireysel olarak her odanın ve ofisin lambalarını optimize etmekte, en uygun verimliliği sağlamak için koruma sistemlerine başvurup doğal ışığın elektrik ışığıyla başarıyla bütünleşmesini sağlamakta. Okulun duvarları, zemini, tavanı, çatıları ve pencereleri enerji verimliliği kriterleri göz önünde bulunarak tasarlanmış. Tasarım, yüksek kaliteli bir eğitim öğretim alanı sağlarken enerji masraflarını da kısa ve uzun vadede olabilecek en aza indirmeyi amaçlamakta. Çeşitli alternatiflerin etkilerini önceden analiz etmek için kullanılabilen çeşitli araçlar mevcut ve bu yolla en iyi enerji verimliliği ve kalite birleşimi seçilebilmiş. 

55 55

Okul; yüksek verimli, tahmini talep için uygun boyutlu, verimliliği en uygun hale getirmek için kontrol sistemli HVAC ekipmanı ve güneş enerjisini azami miktarda kullamakta. Projede; kış aylarında azami, yaz aylarında asgari güneş ısısı kazanımı için odalar en uygun şekilde konumlandırılıp, özellikle sınıflarda doğrudan güneş ışınımının önüne geçmek için mimari tasarımın bütün genel pasif stratejileri hesaba katılmış. Okulun şekli ve geometrisi termal dış kılıf ile ısıtılabilir yüzey alanını en aza indirerek inşaat maliyetini düşürüp yüksek enerji verimliliği elde etmeyi amaçlamakta.  Her cephenin pencere yüzeyleri uygun miktarda doğal ışık düzeyleri sağlayarak kış aylarında güneş kazanımları ve kayıpları ile doğal ışık arasındaki dengeyi oluşturmak, yaz aylarında ise ısınmayı önlemek amaçlı optimize edilmiş.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

PORTER ÇEVRE BİLİMLERİ OKULU

YAŞAYAN LABORATUVAR OLARAK TASARLANMIŞ PORTER ÇEVRE BİLİMLERİ OKULU’NUN (PSES) YENİ YEŞİL EVİ İSRAİL’İN İLK LEED PLATİN SERTİFİKALI BİNASINI YARATMAK İÇİN TASARLANDI. ENERJİ VE SU VERİMLİLİĞİ İÇİN GELİŞMİŞ ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ İÇEREN YAPI, TEL AVİV ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜNÜN İLK YEŞİL BİNASI...

Mimarlar: Geotectura, Chen Architects, Axelrod Grobman Architects Yer: Tel Aviv, İsrail Alan: 3800.0 m2 Proje Yılı: 2014 Fotoğraflar: Shai Epstein

56

Kasım 2015, 28.Sayı


57

PSES Binası; sınıflar, koridorlar, ofisler, sergiler için açık alan yaratan bir orta avlu, dinlenme salonu, gri suyu arıtıp geri dönüştürmek için kullanılacak biyolojik havuz, yeşil çatı ve bir kafeterya içeriyor. İnsanı içine çeken ortak alanlar; öğrenciler ve araştırmacılar, devlet yetkilileri, sektör temsilcileri ve okul etkinliklerinde çevre kuruluşlarının üyeleri için buluşma mekanları olarak işlev görmekte. Porter Okulu’nun ana binası olarak üzerine alacağı akademik işlevlere ilaveten PSES binası; kamuya açık bir bina ve yeşil bina araştırmaları ile ilgilenenler için geniş bir eğitim platformu olarak hizmet vermekte. Ziyaretçiler PSES binasına yerleştirilmiş; güneş ve termal enerji ile çalışan havalandırma sistemini, gelişmiş biyoiklimsel sistemleri - ölçüm & kontrol sistemleri gibi çevresel sistemleri yerinde inceleme imkanına sahip. Üniversite tren istasyonundan binaya kadar uzanan Bilim Koridoru boyunca yerleştirilmiş çevre konulu sergiler, bina turu öncesi bir başlangıç olarak hizmet etmekte. Porter Çevre Bilimleri Okulu (PSES) tasarım ve işlevsellik açısından özgün bir ‘yaşayan laboratuvar’ olarak tasarlanmış. Bina, Ekoduvar ve güney cephesindeki Kapsül gibi özgün mimari unsurlar barındırmakta. Ayalon Anayolu’na bakan bu cephe binayı geçenlere teşhir ederek bir eğitim ve iletişim aracı işlevini yerine getiriyor. Yapı malzemelerinden kullanılan ışıklandırmaya kadar binanın her bir bileşeni için yeşil ürünler ve ileri düzeyde çevreci teknolojiler kullanılmış.q

BİNA, EKODUVAR VE GÜNEY CEPHESİNDEKİ KAPSÜL GİBİ ÖZGÜN MİMARİ UNSURLAR BARINDIRMAKTA.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

GASANZE ANAOKULU

MİMARİSI İLE ÇOCUKLARI EĞİTİME TEŞVİK EDİYOR PROJE, YAPISAL SAĞLAMLIK İÇİN GELENEKSEL İNŞA METOTLARINA KÜÇÜK YENİLİKLER GETİRMEKTE. TASARIM KOLAYCA ANLAŞILABİLİR ŞEKİLDE HAZIRLANMIŞ VE UYGULANAN TEKNİKLER HER ALANA UYGULANABİLİR ÖZELLİKTE SEÇİLMİŞ. PROJEDE 5 FARKLI KIRSAL BÖLGE HALKI İLE BİRLİKTE ÇALIŞILMIŞ. RUANDA ÇOCUKLARININ EĞİTİME TEŞVİK EDİLMESİNDE MİMARİNİN ROLÜ, ESTETİK VE ALANSAL KAYGILAR GİBİ SORULARI AÇIĞA VURMAKTA. Mimarlar: Asa Studio Yer: Ruanda Proje Yılı: 2013 Fotoğraflar: Asa Studio’nun izni ile 58

Kasım 2015, 28.Sayı


Gasanze Anaokulu, milli düzeyde erken çocukluğu geliştirmeyi hedefleyen beş pilot projeden bir tanesi. Ruanda Hükümeti anaokulu yapıları için standardı belirleyerek aynı modelin ülke çapında kullanılmasını hedefliyor. Halkın katılımı ile hayata geçirilen Gasanze Anaokulu, aynı zamanda oldukça düşük maliyetli. Tasarım, 6 yaş ve altı çocuklar için sürdürülebilir, yaratıcı ve tatmin edici eğitim alanları yaratmayı amaçlıyor.

Oyun bahçesi malzemeleri; su toplayan, temiz su noktaları bulunduran, ayrı güvenli tuvaletler barındıran genel düzen; dışarıda yıl boyunca esnek kullanıma izin veren öğrenme alanları; farklı malzemeler, desenler, şekiller ve renkler; sınıfların iç düzeni ve birkaç farklı depo alanı ile farklı köşeler. Bütün bu unsurlar tesisi eğitime ek destek sağlayacak konuma getirip, eğitmenlere işlerinde yardım edip çocukların kendi başlarına öğrenme süreçlerini teşvik etmekte.

Proje, yapısal sağlamlık için geleneksel inşa metotlarına küçük yenilikler getirmekte. Tasarım kolayca anlaşılabilir şekilde hazırlanmış ve uygulanan teknikler her alana uygulanabilir özellikte seçilmiş. Projede 5 farklı kırsal bölge halkı ile birlikte çalışılmış. Ruanda çocuklarının eğitime teşvik edilmesinde mimarinin rolü, estetik ve alansal kaygılar gibi soruları açığa vurmakta.

Yerel malzemelerin kullanılması çevresel etkileri düşürmekte ve niteliksiz iş gücünün bina ile birlikte öğrenip büyümesini sağlamakta. Yüke dayanan direnç-sığaç yapısı risklere karşı güvenlik sağlarken fırınlanmış tuğla duvarlar köylerin yapısına uyum göstermekte. Tavanlarda kullanılan kamış alana estetik değer vermekte, iklimsel ve akustik konfor sağlamakta, çatı bacası ise yeterli miktarda gün ışığının girişine izin vermekte.q

Bütün unsurlar çocukların kaba motor becerilerini, dil becerilerini, sosyal etkileşimlerini ve bilgi gelişimlerini artırmak üzere tasarlanmış.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

59


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

PEKIN 4. LISESI FANGSHAN KAMPÜSÜ

KEŞFETMEK İÇİN CESARET VERİYOR TİPİK OKUL KAMPÜSLERİNDE GÖRÜLEN, ÇOĞU ZAMAN SİMETRİK DEVİNİMLER TEŞKİL ETMEK İÇİN BAŞVURULAN NET EKSENLER VE HİYERARŞİK MEKANSAL DÜZENLERİN AKSİNE YENİ OKUL, SERBEST BİÇİMLİ TASARLANMIŞ VE BİRDEN ÇOK YOL İLE ERİŞİLEBİLEN MUHTELİF MERKEZLERE SAHİP OLMAYI HEDEFLEMİŞ. KEŞFETMEK İÇİN CESARET VEREN VE FARKLI BİREYLER TARAFINDAN YENİDEN YARATILMAYI BEKLEYEN, ÖZGÜR RUHLU BİR OKUL BİNASI PEKİN 4. LİSESİ... Mimar: OPEN Architecture Yer: Pekin, ÇİN Proje Yılı: 2014 Fotoğraflar: Xia Zhi, Su Shengliang

60

Pekin'in Güneybatı yönündeki beşinci çevre yolunun hemen dışında konumlanan yeni bir kasabanın merkezinde yer alan bu devlet okulu 45.000 m2'lik bir alan üzerinde yer alıyor. Pekin 4. Lisesi'ne ek kampüs olarak tasarlanan yapı; daha sağlıklı ve kendine yetebilen, yeni bir kasaba yaratma fikrinin önemli bir parçası olarak, daha önceki tekil-işlevsel banliyö yapılanmaların yaşadığı sorunlardan kaçınmak için tasarlanmış. Eski bir Konfüçyüs sözü “görgü ağaç gölgesinde, bilgi zerdali ormanında öğrenilir” der. Çin’in günümüz bağlamında muhtemel en önemli ve aşılması gereken sorunu; birey ve toplum ile insanlık ve doğa arasındaki ilişki. Kampüs işte tam da bu sorunların karşında hem bir cevap hem de bir mihenk taşı olmayı amaçlamakta. Kasım 2015, 28.Sayı


61

Şehirlerde yaşayan Çinli öğrencilerin günümüzde en elzem ihtiyacı doğa ile dolu, daha açık alanlar olduğu gerçeği; alan kısıtlamaları nedeniyle programları sıralı olarak ayırıp aralarına bahçeler yerleştirme suretiyle birden fazla zemin yaratan dikey bir boyut stratejisi doğurmuş. Ortaya çıkan farklı yollar ile 'ortada' birleşen yukarı ve aşağı binaların dizilimi, yeni okulun resmi ve gayri resmi alanları arasındaki ilişkiyi de temsil eden mekânsal bir strateji. Aşağı kısım okulun; kantin, konferans salonu, spor salonu ve yüzme havuzu gibi büyük ve tekrar etmeyen umumi işlevlerini ihtiva etmekte. Değişen yükseklik gereksinimleri olan bu alanlardan her biri üst binanın merkezine odaklanmakta. Birer bahçe olarak düzenlenmiş çatılar farklı yüksekliklerde açık alan olarak işlev görüyor. Üst bina; sınıfların, laboratuvarların, yurtların ve yönetimin nispeten daha tekrarlı ve katı programlarını içeren ince, kök şeklinde bir levha gibi. En büyük haliyle genişliyor, eğiliyor, dallarına ayrılıyor ancak hepsi birbirine bağlı. Bu büyük yapının ana dolaşım omurgası, yarı özel kuşatmalar sağlayan organik adalara sahip bir nehir gibi, küçük grup aktivitelerine yönelik özel sosyal alanlar yaratmak üzere genişletilmiş. Üst binanın çatısı, öğrencilere tarım teknikleri öğretmek ve alanın pastoral geçmişini onurlandırmak üzere 36 sınıflık okul için 36 bölümden oluşan organik bir çiftlik olmak üzere tasarlanmış. Bu iki tip eğitimsel alanın arasındaki gerilim ve içerdiği programların zengin karışımı hayret veren bir mekânsal dolgunluk ortaya koyuyor.

Farklı alanlar için tasarlanan özgün kimlikler ile bu eğitim tesisi kompleksi içinde bir şehir deneyimi ortaya çıkıyor. Tipik okul kampüslerinde görülen, çoğu zaman simetrik devinimler teşkil etmek için başvurulan net eksenler ve hiyerarşik mekansal düzenlerin aksine yeni okul, serbest biçimli tasarlanmış ve birden çok yol ile erişilebilen muhtelif merkezlere sahip olmayı hedeflemiş. Keşfetmek için cesaret veren ve farklı bireyler tarafından yeniden yaratılmayı bekleyen, özgür ruhlu bir yer olmuş. Proje ülke içindeki ilk, üç yeşil yıldızlı okulu olmayı hedefliyor. Doğal havalandırma ve doğal ışığı maksimuma çıkartıp yaz aylarında ısı kazanımını en aza indirmek için bina geometrilerinin planlanmasından pencere tasarımına kadar tasarımın neredeyse her anında pasif güneş stratejileri benimsenmiş. Nüfuz edilmeye açık zemin yüzeyi ve yaygın yeşil çatılar yüzey akıntısını en aza indirmeye yardımcı olurken, yeraltında bulunan iki büyük su tutma havzası, atletizm amaçlı kullanılan açık alandan gelen kıymetli yağmur suyunu çiftlik ve bahçelerin sulamasında kullanılması için topluyor. Jeotermik yer üstü ısı pompası büyük açık alanlara sürdürülebilir bir enerji kaynağı sağlarken, bağımsız olarak kontrol edilen vakum azaltma valf üniteleri bütün bireysel eğitim alanlarına hizmet ederek esnek bir faaliyet temin ediyor. Proje boyunca; bambu kontraplak, alçı, çakıl sıvası, taş ve çimento gibi basit, doğal ve dayanıklı malzemeler kullanılmış.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

MESLEKI & TEKNIK LISE - CFA

PEYZAJIN BİR PARÇASIYMIŞ GİBİ PEYZAJ, MİMARİSİ, ÇEVRE KONTROLÜ VE YENİLİKÇİ TEKNİKLERİ BU PROJENİN ANA UNSURLARI OLMUŞ. SONUÇ OLARAK İSE İDEAL DÜZEYDE ÇEVREYE DOST BİR ÇÖZÜM SUNAN MÜKEMMEL ÖLÇEKLİ BİR YAPI ORTAYA ÇIKMIŞ. Mimarlar: Hessamfar & Vérons Yer: Mont-de-Marsan, Fransa Proje Yılı: 2014 Fotoğraflar: Hessamfar & Vérons’un izni ile

62

Mont-de-Marsan Teknik Meslek Lisesi, kasaplık ve şarküteri, fırıncılık, pastanecilik, çikolata ve dondurmacılık, kuaförlük, çiçekçilik, satış ve döşemecilik konularında yaklaşık 600 öğrenciye eğitim imkanı sağlayan bir okul. Fransa’da Mont-de-Marsan’ın merkezinde konumlanmış olan okul eski ve oldukça kötü durumdayken, yerel ticaret odasının açtığı bir ihale ile yeni okul binası, stratejik bir alan olan kasabanın kuzeybatısında, spor ve eğitim tesislerinin yakınında bulunan, kentsel gelişimin sıçrayacağı ağaçlık bir alana yapıldı. Kasım 2015, 28.Sayı


63 63

6404 m2’lik yapı birkaç yüzyıllık meşeler ve uzun çam ağaçları ile dolu korunan bir ormanın (Natura 2000 etiketli) ağaçları ile çevrili. Sanki peyzajın bir parçasıymış gibi bölünen bireysel bloklardan oluşan girişten bakıldığında arkadaki yamaç tarafında kalan orman görülebilmekte. Bütün cephe duvarları metal çerçeveli ve ahşap giydirmeli. Dış giydirme rahat bir gölgeleme sağlarken giydirmenin altına farklı yerlerden birçok açıklık kesilmiş, bu da içeriye yüksek miktarda doğal ışık gelmesini sağlamış. Bu durum gün boyunda kaliteli bir atmosfer, geceleri ise göz alıcı ışık efektleri olarak cereyan ediyor. Kirişlerin, sütunların ve zeminin çimento yapısı bütün yapıya belli bir derece esneklik sağlıyor. Doğu cephesi camla kaplı olduğu için bina kullanıcıları arka tarafta kalan korunan ormanın fevkalade manzarasının tadını çıkarabilmekte. Ayrıca, doğal güzelliği olan alanları koruma ihtiyacı olduğu için inşaat boyunca asıl alanda olabildiğince çok ağacı muhafaza etmek üzere özel bir çaba ve hassasiyet gösterilmiş. Mimari tercihler yapının çevre üzerindeki etkisinin düşük olduğu bir donanım ortaya çıkmasını sağlamış. Yamaç yeniden bitkilendirilerek batı tarafında çatı üzerinden devam ettirilmiş ve bu yeşil çatının binayı yaygın rüzgarlar ve yaz aylarında yüksek sıcaklıklardan koruması sağlanmış.

Alanın peyzajı sanki binayı yamacın içine, ormana doğru uzanıyor gibi gösteren aralıksız bir hissiyata sahip. Bakımı kolay olduğu ve yerel ormana uyum gösterdiği için yamaç ve çatılarda çiçekli bitkilendirme tercih edilmiş. Giydirme cephede bölgeden gelen yerel çam kereste (Forêt des Landes) kullanılmıs. Bu tercih üretim-dağıtım zinciri sürecini kısalttığı gibi çevresel bakış açısından da mantıklı olmuş. Landes ormanından gelen Çam odunu normalde sadece mobilya ve döşeme amaçlı kullanılan bir malzeme iken bu yapıda cephede kullanılmış. Bu nedenle dayanıklılık ve sürdürülebilirliğini sağlamak için özel bir işlemden geçmesi gerekmiş. Kerestenin bükülmesini önlemek için odun şeritleri birbirlerine geçirilmiş ve hala yeşil iken yapıştırılmış. Daha sonra fırçalanıp yerel kereste fabrikalarında boyanmışlar. Bu yenilikçi yapıştırma tekniği ABO.VE adlı bir araştırma merkezinde bir grup mimar, mühendis, araştırmacı ve imalatçı tarafından geliştirilmiş. Okul, bu sebeple tüm özelliklerinin yanı sıra yerel el beceresi ve yerel kereste kullanımının bir vitrini olarak da işlev görmektedir. Peyzaj, mimarisi, çevre kontrolü ve yenilikçi teknikleri bu projenin ana unsurları olmuş. Sonuç olarak ise ideal düzeyde çevreye dost bir çözüm sunan mükemmel ölçekli bir yapı ortaya çıkmış.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

CİHANGİR KOLEJİ BAHÇEŞEHİR KAMPÜSÜ

ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE VE GÜVENLİĞİNE UYGUN OLARAK TASARLANAN KOLEJ CİHANGİR KOLEJİ BAHÇEŞEHİR KAMPÜSÜ’NDE KULLANILAN İÇ MİMARİ ÖĞELERİN TAMAMI, ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE VE GÜVENLİĞİNE UYGUN OLARAK TASARLANARAK UYGULANMIŞ.

64

Arsa Alanı: 16.500 m2 İnşaat Alanı: 10.500 m2 Taahhüt: Cihangir Group A.ş. İç Mimar: Sura Mimarlık Stüdyo GARAJ 212; Yüksek İç Mimar: Sura KILIÇ BATMAZ Leed Danışmanı: Erke Tasarım

Cihangir Koleji Bahçeşehir Kampüsü’nde kullanılan iç mimari öğelerin tamamı, çocuk psikolojisine ve güvenliğine uygun olarak tasarlanarak uygulanmış. İnsanların çalıştıkları alanlarda ve yaşadıkları mekanlarda geçirdikleri zaman çok önemlidir. Özellikle bu mekan bir okul olunca ve çocukların evden çok okulda zaman geçirdikleri düşünülünce, bu mekanın yorucu olmaması, tam tersine özendirici, cezbedici ve eğlenceli olmasına özen gösterilmelidir. Özellikle çocukların bedensel ve ruhsal gelişimi dikkate alınarak tasarlanan mekanlar, onların algısal ve bilişsel gelişmesinin hızlanmasına katkı sağlamakta. Bu ihtiyacı karşılayacak esnek mekanlar oluşturarak; mekanı onların yaratıcılığına bırakmak ve değiştirebilmelerine olanak sağlamak bizim tasarımdaki çıkış

Kasım 2015, 28.Sayı

noktamız oldu. Bir diğer çıkış noktamız da okulun; sevgi, güven, huzur, dakiklik, disiplin ve zaman kavramlarını da içinde barındıran bir kuruluş olması oldu ve biz bu kavramları da tasarım kriterlerimizin arasında esas aldık. Proje tasarımında her alan kendi içinde düşünüldü ve çözümlendi, koridorlarda kullanılan nişlerde eğitici ve öğretici yazılar ve maket alanları oluşturuldu. Duvar yüzeylerinde oluşturulan nişler, eğitim amaçlı olarak tasarlanarak, her yüzey ve mahal kendi içinde, bütünü koruyarak tamamlandı. Enerji verimliliğinden iç mekan kalitesine kadar yeşil bina kriterleri doğrultunda tasarladığımız Cihangir Koleji’nin malzeme seçiminde de zararlı maddelerden oluşmayan, çocuklara zehirli gaz yaymayacak çevreci


malzemeler tercih edildi. Zemin kaplamalarında; karbondioksit ve küresel ısınmanın sebep olduğu ve geri dönüşümü mümkün olmayan iklim değişikliklerine katkıda bulunan diğer tüm salınımları azaltmaya ve tüm çevresel etkileri iyileştirme hedefine odaklanan Forbo Flooring’in linolyum, flok halı ve vinil iç mekan zemin sistemleri tercih edildiği projede aydınlatma elemanı olarak da lineer led aydınlatma elemanları kullandı. Aynı zamanda yağmur sularını toplayıp filtreleyerek bahçe sulamasında, klozet ve rezervuarlarda kullanılması sağlandı. Çocukların okula geldiğinde mutlu olması, öğretilenleri pratikte bulabilmesi ve yenilenebilir mekanlar yaratabilesi amacıyla yapılan tüm bu çalışmalar ve seçilen malzemeler doğrultusunda Cihangir Koleji binası LEED GÜMÜŞ Sertifikası almıştır.q

65

CİHANGİR KOLEJİ BAHÇEŞEHİR KAMPÜS BİNASINDA FORBO ZEMİN SİSTEMLERİ TERCİH EDİLDİ Üretimden performansına kadar tamamen sürdürülebilir ve inovatif zeminler tasarlayan Forbo Zemin Kaplamaları, tüm çevresel etkileri iyileştirme hedefine odaklanmış bir projeye daha imza attı. LEED GÜMÜŞ Sertifikası almaya hak kazanan Cihangir Koleji iç mekan zemin kaplamalarında Forbo’nun; MARMOLEUM, FLOTEX, ALLURA ve SALON TRAFIC koleksiyonları zeminde uygulandı. Verimliliği arttırmak, bakir hammaddelerin kullanımını azaltmak ve her zaman çevre için en uygun çözümü üretmek hedefine bağlı çalışmalar yapan Forbo, zemin kaplamaları ürünlerini temiz, verimli ve %100 yenilenebilir enerjilerle üretiyor. İnsanların içinde bulundukları binadan, yaşadıkları çevreye kadar, daha iyi bir ortamda çalışıp, rahatlamalarına yardımcı olmayı hedefleyerek yeşil tasarım prensipleri doğrultusunda üretim yapan Forbo Zemin Sistemleri; “İnsana dost, Binaya dost, Çevreye dost.” Böylece Forbo; kaynakları optimize ediyor, yeniden kullanıyor, geri dönüştürüyor ve sürekli ihtiyaçlara göre yeniliyor…. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜ

“OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ” BİR KAMPÜS BİNASI KÜTLELERİN MİMARİ DİLİ GELİŞTİRİLİRKEN, DENİZ İLE İLGİLENEN KİŞİLERİN KULLANDIĞI, “MUNTAZAM, DÜZGÜN, TERTİPLİ, EMNİYETLİ, OLMASI GEREKTIĞI GİBİ” ANLAMINA GELEN “NETA” TERİMİ, BİR KAVRAM OLARAK TASARIM KONSEPTİNE DE YANSITILDI.

66

Proje yeri: Tuzla – İstanbul İşveren: Piri Reis Üniversitesi Proje: 2008 – 2010 İnşaat: 2011 – 2014 İnşaat Alanı: 60.000 m2 Mimari Tasarım: Kreatif Mimarlık Yeşil Bina Danışmanı: TURKECO – Duygu Erten Fotoğraflar: Omer Kanipak, Orhan Kolukisa (Yerçekim Mimari Fotoğraf) & Cemal Emden (Koleksiyon Mimarlık Arşivi)

İstanbul’un Tuzla ilçesinde, denizcilik üzerine yükseköğretim ve uygulamalı eğitim veren Piri Reis Üniversitesi kampüsü, 60.000 m2’lik alana yayılan ve birbirine bağlı 8 bloktan oluşmaktadır. En güncel sürdürülebilirlik prensiplerine göre tasarlanan kampüs BREEAM’in “very good” sertifikasını almaya hak kazandı. Yoğun bir fonksiyon programına sahip olan proje, sekiz parçalı yapı bloğunun eğimli arazi üzerine kademeli olarak yerleştirilmesiyle oluşturuldu. Burada temel amaç, bloklar arasında açık kamusal mekan yaratmanın yanı sıra öğrencilerin ve akademisyenlerin gün içinde bir araya gelebilecekleri bir buluşma noktası oluşturmakKasım 2015, 28.Sayı


tı. Kampüs siluetinin genel algılanışını hafifletmek için, arazinin eğimli yapısından ve parçalı bloklardan yararlanıldı. Arazinin kuzey-güney yönünde uzanan açık yürüyüş hattı, altı bloğu birbirine bağlayacak bir omurga şeklinde tasarlandı. Bu omurga, kampüsün ana sirkülasyon koridoru olarak işlev görmekte ve kampüs içinde kullanıcıya kesintisiz bir deniz manzarası sunmakta. Kütlelerin mimari dili geliştirilirken, deniz ile ilgilenen kişilerin kullandığı, “muntazam, düzgün, tertipli, emniyetli, olması gerektiği gibi” anlamına gelen “Neta” terimi, bir kavram olarak tasarım konseptine de yansıtıldı. Gemi ve tersanelerin mekan anlayışı ve işletme prensipleri süsten, kaplamadan uzak, her şeyin “olması gerektiği” gibi yaratılıp işlemesi üzerine kurulu olduğu için, bu kavram brüt malzemelerin kullanılmasına ve genel görünümün fonksiyonel sadeliğine uygun oldu. Gemi ve tersanelerin mekan anlayışı ve işletme prensipleri süsten, kaplamadan uzak, her şeyin “olması gerektiği” gibi yaratılıp işlemesi üzerine kurulu olduğu için kampüs tasarımında bu kavrama özel bir önem verildi. Bu kabul ile taşıyıcı strüktürü gerekli izolasyon önlemleri alınarak brüt beton ile inşa edildi. Bu strüktürün önüne güneye bakan bloklarda güneş ışığının ultraviyole ışınlarını kontrol etmek ve iç mekandaki mekanik soğutma yüklerini düşürmek ve mahremiyeti sağlamak amacıyla içinde cıva olmayan, %100 dönüşümlü, gemi gövdelerinin üretiminde de kullanılan korten saç levhalar ile perfore panel cephe sistemi tasarlandı.

67 67

Doğal sahil bandını kesmemek için yapı blokları güney bölgede geniş bir yeşil alan bırakacak şekilde arazinin kuzey sınırına yakın yerleştirildi. Bu kıyı bölgesinde, komşu yerleşim bölgesiyle bağlantısı olan bir yaya yolu ve öğrencilere kıyı eğitimlerinin verileceği bir iskele yer alıyor. Denize paralel olarak yerleştirilen bloklarda eğitimler, idari birim ve sosyal aktiviteler için ayrılırken, denize dik olarak yerleşE K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


OKUL

BİNALARINDA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

tirilen bloklarda eğitim havuzu, bilgisayar laboratuvarları ve derslikler bulunuyor. En güzel deniz manzarasına sahip olan sosyal bloğun üst katı kütüphane için ayrıldı. Bu bloğun orta katı küçük yiyecek ve içecek dükkanları, ATM’ler ve orta büyüklükte bir kahve dükkanı içeren bir geçit olarak tasarlandı. Zemin kat ise öğlen yemeklerinin yenebileceği bir kantin görevi görüyor. Kuzeyden güneye uzanan ana omurgada, nişleri, terasları ve kot farklılıkları olan küçük alanlar yaratılarak anıtsal ve katı bir aks oluşturulmaktan özellikle kaçınıldı. Blokların arazide denize paralel kullanımı ile hakim rüzgar da ehlileştirilerek, sert lodos ve poyrazdan korunmuş iç bahçeler yaratmak mümkün kılındı. Bu yerleşim ile ayrıca gün ışığından da verimli bir şekilde yararlanmak mümkün oldu. 68

Gün ışığına ihtiyaç duymayan mekanlar toprak altında konumlandırılırken, bu mekanların teras çatıları bloklar arasındaki meydanları oluşturdu. Topoğrafyanın bu şekilde kullanılması sayesinde arazi çevresindeki bisiklet ve araç yollarından bu kütlelere bağımsız girişlerle ulaşılabilmesi de mümkün kılındı.

GÜNEYE BAKAN BLOKLARDA GÜNEŞ IŞIĞININ ULTRAVİYOLE IŞINLARINI KONTROL ETMEK, İÇ MEKANDAKİ MEKANİK SOĞUTMA YÜKLERİNİ DÜŞÜRMEK VE MAHREMİYETİ SAĞLAMAK AMACIYLA İÇİNDE CIVA OLMAYAN, %100 DÖNÜŞÜMLÜ, GEMİ GÖVDELERİNİN ÜRETİMİNDE DE KULLANILAN KORTEN SAÇ LEVHALAR İLE PERFORE PANEL CEPHE SİSTEMİ TASARLANDI. Kasım 2015, 28.Sayı

Deniz taşıtlarında en temel varoluş prensiplerinden biri “Sürdürülebilir yaşam ve enerji tasarrufu” olduğu için, “yeşil kampüs” tanımı işveren ve mimari ekip tarafından en baştan benimsendi. Bu amaçla projenin ilk aşamasından itibaren sürece dahil edilen mühendislik ekipleri ile birlikte “sürdürülebilir yapı” prensipleri tasarım kriterleri belirlendi. Üniversite vakfı, mühendislik ekipleri ve yeşil bina danışmanlarının ilk yatırım maliyeti, verimlilik ve geri dönüş hesaplarını dikkate alarak İngiliz yeşil bina sertifikası BREEAM’in “very good” derecesini hedeflemenin doğru olacağı kabul edilerek, tasarım kriterleri bu hedefe göre netleştirildi. Kampüs elektrik ihtiyacının %45’ini kendi sağlamakta ve elektrik üretimi sırasında açığa çıkan enerji de binaların soğutması ve ısıtmasında kullanılmakta. Tüm kampüsün kullanım suyu deniz suyunun tatlı suya çevrilmesi ile elde edilmekte. Yağmur suyu ve gri sular ise tuvalet sifonlarında ve


69

peyzaj sulamasında kullanılarak ek tasarruf sağlanmakta. Güneşin ultraviyole ışınlarının emilmesi ve iç mekandaki mekanik soğutma yüklerinin düşürülmesi amacıyla, içinde cıva olmayan, %100 geri dönüşümlü perfore korten saç levhalar kullanıldı. Sürdürülebilirliğe ilişkin alınan tüm bu ve diğer önlemler, Piri Reis Üniversitesi’nin Türkiye’nin ilk yeşil kampüsü olmasını sağladı. Yeşil Kampüs kararı ile birlikte denize yakın sahil kısmında arazinin yaklaşık beşte biri kadar büyüklükte bir bölge “ağaçlandırılacak yeşil alan” olarak ayrıldı. Laboratuvar eğitimlerinin verildiği bloklarda güneş kontrolünün daha ön planda olması için dış cephede oluşturulan ikinci cephede titanyum çinko streç paneller tercih edildi. D3 Blok Eğitim Havuzunda ise yapı strüktürü betonarme ve çelik sistemler ile tasarlanırken dış cephesinde hem taşıyıcı hem de şeffaf strüktürel U cam profiller kullanıldı. Gemilerde statik elektriği alan güverte kaplamalarından da esinlenerek, tüm açık alanların zemin kaplamasında, FSC sertifikalı İpe ağacından ahşap döşeme sistemi kullanıldı. Ahşap zeminin altında ise yağmur ve yüzey su toplama sistemlerinin yer aldığı yükseltilmiş döşeme bulunmakta.q

KAMPÜS ELEKTRİK İHTİYACININ %45’İNİ KENDİ SAĞLAMAKTA VE ELEKTRİK ÜRETİMİ SIRASINDA AÇIĞA ÇIKAN ENERJİ DE BİNALARIN SOĞUTMASI VE ISITMASINDA KULLANILMAKTA.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


PROJE Advertorial

marka

70

PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİKAMPÜS BİNASINDA

KLASSIS ÜRÜNLERİ KULLANILDI Türkiye’nin ilk ve tek denizcilik ihtisas üniversitesi olan Piri Reis Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde, Klassis’in temsilciliğini yaptığı Buzon, Vetedy ve Steelcase gibi dünya markaları kullanıldı. KLASSİS-PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ ORTAKLIĞIYLA... Türkiye’nin ilk ve tek “çevreye duyarlı” “yeşil” kampüsü! Türkiye’nin ilk ve tek denizcilik ihtisas üniversitesi olan Piri Reis Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde, Klassis’in temsilciliğini yaptığı Buzon, Vetedy ve Steelcase gibi dünya markaları kullanıldı. Sonuç heyecan verici: Kampüs, tasarım aşamasında Breeam International Bespoke kriterleri doğrultusunda “çok iyi” sertifikası aldı! q

Kasım 2015, 28.Sayı


www.klassis.com +90 (212) 248 97 77 Cumhuriyet Caddesi 50E 34367 Harbiye Şişli-İstanbul


PROJE

Advertorial

marka

72 72

PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ KAMPÜS BİNASINDA

ARTTEK FLOORING TERCİH EDİLDİ Piri Reis Üniversitesi Kampüs binasında Arttek Flooring’in ‘Meşe Endüstriyel Masif Parke’ ve ‘Kauçuk Zemin Kaplama’ malzemeleri kullanılmış olup; altyapı ve montaj servis hizmetleri de Arttek Flooring’in eğitimli ekibi tarafından yapılmıştır. Kütlelerin mimari dili geliştirilirken, deniz ile ilgilenen kişilerin bildiği ve kullandığı, “muntazam, düzgün, tertipli, emniyetli, olması gerektiği gibi” anlamına gelen “Neta” kelimesi, bir kavram olarak tasarım konseptine yansıtılan PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜ, Türkiye’nin ilk uluslararası ‘BREEAM-Very Good Sertifikalı’ yeşil kampüsü. Proje dahilinde denizcilik, mühendislik, fen edebiyat ve iktisadi idari bilimler fakülteleri ile birçok gemi simülasyon laboratuvarları, çok amaçlı salon ve seminer salonları, vb. yer alan Piri Reis Üniversitesi Kampüs binasında Arttek Flooring’in ‘Meşe Endüstriyel Masif Parke’ ve ‘Kauçuk Zemin Kaplama’ malzemeleri kullanılmış olup; altyapı ve montaj servis hizmetleri de Arttek Flooring’in eğitimli ekibi tarafından yapılmıştır.q Kasım 2015, 28.Sayı


Nature for your feet...

Meşe Endüstriyel Masif Parke

ARTTEK FLOORING

SHOWROOM Nispetiye Cad./Güvercin Sok. No:3, 34330 Levent / İstanbul T:+90 (212) 325 3535 F: +90 (212) 324 0800 www.arttekflooring.com

info@arttekflooring.com

www.facebook.com/pages/Arttek-Flooring


PROJE Advertorial

marka

74 74

PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİKAMPÜS BİNASINDA UYGULAMA FİRMASI OLARAK

KARAOĞLU PEYZAJ TERCİH EDİLDİ

Karaoğlu Peyzaj olarak Piri Reis Üniversitesi ve Uluslararası Denizcilik Eğitim Merkezi Projesinin Bitkisel ve Yapısal peyzaj uygulamalarını gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Arzu Nuhoğlu Peyzaj Tasarım tarafından Peyzaj Projeleri hazırlanmış olan Piri Reis Üniversitesi ve Uluslararası Denizcilik Eğitim Merkezinde; 7650 m2’si Bitkisel Peyzaj alanları ve 6000 m2’si Yapısal Peyzaj alanları olmak üzere toplam 13650 m2’lik alanda imalatlarımızı gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Son dönemde hızla artan çatı bahçesi uygulamalarımıza yeni bir halka olarak eklediğimiz projede çatı bahçesi uygulaması BREEAM sertifikasyon koşullarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Toplam 3150 m2 çatı bahçesinde su istekleri az olan sedum cinsi 178.000 adet yer örtücü bitki kullanılarak uygulama sonrası bakım maliyetleri minumum düzeye Kasım 2015, Sayı 28

indirilirken, binaların ısınma ve soğutma maliyetleri de azaltılmıştır. Ayrıca yağmur suyu kontrolü ve canlılara yaşam ortamı oluşturmasıyla da projenin çevresel etkileri azaltılmıştır. Proje alanında toplam 337 Ağaç, 3127 adet çalı ve 271 adet otsu bitki kullanılmıştır. Ayrıca çim alan olarak ayrılan 3500 m2 alanda doğal kır çiçekleri tohumlarından oluşan karışım hydroseeding yöntemi ile uygulanmış çim alanlardaki su kullanımı ve bakım maliyetleri de düşürülmüştür. Bitkisel Peyzaj alanlarında uygulanan otomatik sulama sisteminde ise projenin farklı noktala-


rına konumlandırılmış olan yağmur sensörleri sayesinde yağmurlu havalarda sulama sistemi otomatik olarak devre dışı kalmakta ve suyun giderek daha da önem kazandığı günümüz şartlarında su sarfiyatına engel olunmaktadır. Yapısal Peyzaj alanlarında ise yaklaşık 2000 m2 yaya ve bisiklet yolu, 4000 m2 sert zemin uygulaması olmak üzere 6000 m2 alanda Yapısal Peyzaj imalatı gerçekleştirilmiştir. Sert zemin uygulamalarında harçlı sert zemin uygulamalarının yanı sıra son dönemdeki birçok projede kullanılan yükseltilmiş zemin uygulaması da firmamız tarafından gerçekleştirilmiştir. Yapısal Peyzaj alanları ve Bitkisel Peyzaj alanlarının kesişimlerinde bulunan paslanmaz metal ayırıcı uygulaması yine firmamızca uygulanmıştır. Son dönemdeki modern tasarımlarda sıkça kullanılan ve yeni bir malzeme olarak karşımıza çıkan CORTEN çeliği, yapısal peyzaj uygulamalarımıza yeni bir soluk getirmiştir. Proje alanında Corten çelik saksılar firmamız tarafından gerçekleştirilmiştir. Projede ortak kullanım alanlarında bulunan paslanmaz çelik gövdeli ahşap banklar da Yapısal Peyzaj uygulamalarımızın içerisinde yer almaktadır.

75 75

Kurulduğu günden bugüne kadar geçen 21 yıllık süreçte bir çok peyzaj uygulamasını gerçekleştiren firmamız hep bir adım daha ileriye gitmeyi kendine hedef olarak koymuş ve bu yönde çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye’nin ilk BREEAM sertifikalı eğitim kampüsü olan bu projenin Yapısal ve Bitkisel peyzaj uygulayıcısı olmak hedefimizde bir adım daha attığımızı bizlere göstermektedir. Böyle yenilikçi ve modern bir projede yer almaktan mutluluk ve gurur duyduk. Karaoğlu Peyzaj olarak tüm Yapısal ve Bitkisel Peyzaj uygulamalarının firmamız tarafından yapıldığı Piri Reis Üniversitesi ve Uluslararası Denizcilik Eğitim Merkezi’nin öğrencileri, akademisyenleri, idari personeli ve misafirleri tarafından keyifle kullanılmasını dileriz. q Daha detaylı bilgi için www.karaoglu.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


PROJE

Advertorial

marka

76 76

PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ KAMPÜS BİNASINDA

BTM TERCİH EDİLDİ Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi ve Uygulamalı Deniz Araştırmaları Merkezi (Udem) Binaları İnşaatı’nda BTM Su yalıtım malzemeleri ve çözümleri tercih edildi. Kasım 2015, Sayı 28


FLL ( EN 13948 ) SERTİFİKASINA SAHİP BOTANİK SU YALITIM ÖRTÜLERİ BİTKİ KÖKLERİNE DAYANIM GÖSTERMELERİ SEBEBİYLE YEŞİL ÇATI UYGULAMALARINDA GÜVENLE KULLANILMAKTADIR.

77 77

Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi ve Uygulamalı Deniz Araştırmaları Merkezi (Udem) Binaları İnşaatı’nda BTM Su yalıtım malzemeleri ve çözümleri tercih edildi. Uygulamasını Umut Yalıtım Çatı Kaplama İnşaat San. Tic. Ltd. üstlendiği 51.000 m2 Kapalı alana sahip olan projede BTM BTR 100 Astar, BTM Elastobit PE3 Bitümlü membran ürünleri kullanıldı. Yalıtıma hazır hale gelen yüzeye BTM BTR 100 astar uygulandı. Uygulanan astarın kurumasının akabinde 1.kat BTM Elastobit PE3 Bitümlü membran serbest döşenip eklerinde şaloma alevi ile minimum 10 cm bindirme yapacak şekilde yapıştırıldı. Üzerine ilk kata paralel olarak 2.kat BTM Elastobit PE3 Bitümlü membran şalümo alevi ile ilk katın ek yerlerinin üzerine minimum 10 cm bindirilecek şekilde yalıtım yapıldı.

altına astar, yalıtım amaçlı kaplama ve çimento esaslı harçların içine geçirimsizlik ve aderans artırıcı katkı olarak kullanılabiliyor. BTM Elastobit PE3 ise, cam tülü veya polyester keçe taşıyıcılı, SBS (styrenebutadiene-styrene) ile modifiye edilmiş bitümden üretilmiş, alt ve üst yüzeyleri PE (polietilen) film kaplı, yüksek elastik özellik gösteren, şalümo veya sıcak asfalt ile uygulanan bir su yalıtım membranı. BTM, Elastobit örtünün 10 farklı teknik özelliğe sahip çeşidini üretebilmekte... Bu projenin yeşil çatı uygulamalarında ise bitki köklerine dayanıklı BTM Botanik PE4 su yalıtım örtüleri kullanılmıştır. FLL ( En 13948 )sertifikasına sahip Botanik su yalıtım örtüleri bitki köklerine dayanım göstermeleri sebebiyle yeşil çatı uygulamalarında güvenle kullanılmaktadır.q

BTR 100 astar kuruduktan sonra uygulandığı yüzeyde su ve nem geçirimsiz bir tabaka oluşturuyor. Bitümlü kaplamaların E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


PROJE

Advertorial

marka

78

Kütüphane

PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ KAMPÜS BİNASINDA

Diyalog Ofis Uryanizade Sk.23 Kuzguncuk 34674 Istanbul t. +90 216 532 20 33 f. +90 216 532 20 37 www.diyalogofis.com info@ diyalogofis.com

Kasım 2015, Sayı 28

DİYALOG OFİS ÜRÜNLERİ KULLANILDI Türkiye’nin ilk ve tek denizcilik ihtisas üniversitesi olan Piri Reis Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde, Diyalog Ofis’in temsilciliğini yaptığı İsveç menşeli Abstracta firmasının Airflake akustik çözümleri yemekhane, kütüphane ve genel alanlarda kullanıldı.

Koridor


Isveç menşeli Abstracta firması tavana asılabilen, duvara monte edilebilen, masaya bağlı veya kendi kendini taşıyabilen akustik ürünlerini, ses absorbe etme, eko önleme ve gürültü azaltma olarak üç bölümde incelemiştir. Bu üç özelliğe sağlayan ürünler olduğu gibi sadece tek bir özelliğe sahip olan ürünleri de vardır. Abstracta’nın Airflake ürününün mimarlar tarafından seçilmesindeki en büyük etken ise akustik çözüm olmasının yanı sıra ürünün estetik ve ışık geçirgenliğinin olması. Üniversite kampüsünün genel alanlarında ürünün gün ışığını tüm mekana taşıyabilemesi, ses çınlamasını ve gürültüyü en aza indirmesi, mekanın bütünlüğünü renk ve dokusuyla birlikte korumak için Airflake’in açık ve kapalı modülleri farklı kombinasyonlarda kullanılarak çözülmüştür.

Koridor

Piri Reis Üniversitesi kampüsünde Airflake modülleriyle mekanın ihtiyacını karşılayacak farklı kombinasyonlar kullanılmıştır. Dersliklerin genel alanlarını Airflake ile bölerek hem ses yankılanması önlenmiş hem de mekanın genişliğinde öğrencilere ders öncesi ve sonrası sohbet edebilecekleri mekanlar oluşturulmuştur. Binada kullanılan cam, metal, beton gibi sert malzemelerin neden olabileceği gürültüyü engellemek amacıyla Airflake ile farklı kombinasyonlarda, belli bölgelerde tavandan asılarak akustik çözümler sunulmuştur. Dışarıdan gelen gün ışığı Airflake’den süzülerek mekanın içlerine kadar taşınmıştır. Piri Reis Üniversitesi kütüphanesinde kullanılan malzemeler Airflake’in renk seçenekleri ile uyum içindedir. Kütüphanedeki farklı işlevlerde olan okuma, çalışma ve dinleme bölümleri Airflake ile ayrılmıştır.

79

Yemekhane

Kampüsün yemekhane bölümünde ise hem gürültüyü en aza indirmek hem de mekanın yemek alma-yemek yeme işlevlerini bölmek amaçlı, farklı bölgelerde, değişik ölçülerde Airflake akustik separatörler tavandan asılmıştır.q Detaylı bilgi içıin www.diyalogofis.com adresini ziyaret edebilirsiniz. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


İllüstrasyon: Ezgi Beyazıt Fotoğraf Sanatçısı: Can Görkem Halıcıoğlu *Mimar röportajları ofis ismine göre alfabetik sıralanmıştır.


BÜLENT GÜNGÖR

82

Kasım 2015, 28. Sayı


““Yaptığımız projelerin bu

dönemi yansıtmasına çok dikkat ediyoruz.

HER SEKTÖRDEN ÇEŞITLI FONKSIYONLARDA PROJELER YAPIYORUZ VE BU KADAR ÇEŞITLILIK IÇINDE TEK BIR KARARLA HAREKET EDEMIYORSUNUZ, ONUN IÇIN BIZ DE HER KONUYU KENDI IÇINDE KENDI ÖZELLIKLERINE GÖRE DEĞERLENDIRIYORUZ. KENDI LOKASYONUYLA, KENDI COĞRAFI ÖZELLIKLERIYLE, MEVCUT BIR YAPIYSA O MEVCUT YAPIYI KENDI KOŞULLARIYLA DEĞERLENDIRIP ONA UYGUN BIR TASARIM KARARI VERIYOR, KONSEPTINI ONA GÖRE BELIRLIYORUZ.

B-DESIGN

Projelerinizde eski yeni, doğal endüstriyel gibi kontrastlar göze çarpıyor. Projelerinizden ve tasarım kriterlerinizden bahsedebilir misiniz? Sorudaki çeşitlilik aslında gerçekteki çeşitlilik... Her mimara olduğu gibi bize de her sektörden çeşitli fonksiyonlarda projeler geliyor; konut, eğitim yapısı, fabrika binası, restorancafe projeleri gibi ve bu kadar çeşitlilik içinde tek bir kararla hareket edemiyorsunuz, onun için biz de her konuyu kendi içinde kendi özelliklerine göre değerlendiriyoruz. Kendi lokasyonuyla, kendi coğrafi özellikleriyle, mevcut bir yapıysa o mevcut yapıyı kendi koşullarıyla değerlendirip ona uygun bir tasarım kararı veriyor, konseptini ona göre belirliyoruz. Özellikle mevcut binayı değiştirdiğimiz projelerde iki tane seçeneğimiz var; ya yapının mimarisini kendisi gibi kabul edip onun içine koyduğunuz herşeyi bu çağın elemanları gibi değerlendiriyoruz ya da özellikle içinde vakit geçirilen yapılarda -cafe, restoran gibi- yapının o dönemini andıran bir dekorasyon, bir mimari konsept geliştirmeye başlıyoruz. Özetlemek gerekirse, yaptığımız projelerin yüzde doksanının bu dönemi yansıtmasına çok dikkat ediyoruz.

83

Türkiye’nin başlıca tarihi binalarının restorasyon ve uygulama kontrolörlüklerini gerçekleştirmektesiniz. Mevcut bir bina sürdürülebilirlik ilkelerine göre revize edilebilir ancak ekonomik / ekolojik verim dengesi sizce nasıl olmalı? Ayrıca sürdürülebilir teknolojilerin tarihi yapılara adaptasyonunda nasıl bir yol izlenmeli? Önemli bir konu ve bu konuda şunu atlamamak lazım; özelikle tarihi binaların kendi yapım dönemlerinden ve o zamanki yapım teknik ve malzemelerinden dolayı hepsi çok kolay dönüşebilir yapılardır, doğayla uyumları muhteşemdir, hepsi organik yapılardır. Doğal malzemelerle yapılmışlardır; taş, demir, tuğla, ahşap gibi... yani yapısal sürdürülebilirlikleri mutlaka vardır. Bu günün teknolojisinde konfor şartlarını sağlamak için yapılacak ilavelerde yüzde yüz aynı malzemeleri yani taş kullanılmışsa taş, mermer kullanılmışsa da mermer kullanıyoruz. Ayrıca ben doğal taşçıyım, ahşabı da bir kenara koyuyorum ama ahşaptan daha çok doğal taşı kullanmayı seviyorum. Bunun bir ekolojik sebebi var bir de doğal taş gibi insan enerjisini nötürize eden başka bir malzeme ben tanımıyorum. Uygulamalarını yaptığımız yapıların E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


BÜLENT GÜNGÖR

da çoğunluğu on dokuzuncu yüzyıla ait, dolayısıyla hepsinde doğal malzemeler çok yoğun bir şekilde var ve onlarla bunların hepsini tamamlıyoruz.

Özyeğin Üniversitesi

84 84

Özyeğin Üniversitesi

TARIHI BINALARIN KENDI YAPIM DÖNEMLERINDEN VE O ZAMANKI YAPIM TEKNIK VE MALZEMELERINDEN DOLAYI HEPSI ÇOK KOLAY DÖNÜŞEBILIR YAPILARDIR, DOĞAYLA UYUMLARI MUHTEŞEMDIR, HEPSI ORGANIK YAPILARDIR. DOĞAL MALZEMELERLE YAPILMIŞLARDIR; TAŞ, DEMIR, TUĞLA, AHŞAP GIBI... YANI YAPISAL SÜRDÜRÜLEBILIRLIKLERI MUTLAKA VARDIR. Kasım 2015, 28. Sayı

Bu işin malzeme kısmı idi, gelelim konfor şartlarına, en zorlandığımız bölüm bu. Konfor şartları derken teknolojik konfor, havalandırma, su tesisatları yani teknik ihtiyaçlardan bahsediyorum; çünkü esas sürdürülebilirlik bunlarla sağlanıyor. Bunların hepsi teknoloji ve enerji isteyen ayrıntılar ve bunların sürüdürülebilir olmalarını sağlamak ise tarihi yapılarda çok zor. Birincil zorluk mekansal zorluklar çünkü sürdürülebilir enerji teknolojilerini bu tarz binalara yerleştirmek çok zor; öyle mekanlar yok, öyle hacimler yok, cephesi standart bir cephe, gölgeleme, ışık kontrolü yapamıyorsunuz... Bu zorluğu şu şekilde aşıyoruz; yeni sistemde bütün kullandığımız enerji borulamalarını tamamen açıktan geçiriyor, hiç bir şey saklamıyoruz, duvar kırıp altına boru gizlemiyoruz ve malzeme konusunda da problem yaşamıyoruz. Bu tip enerji dönüşümü ile ilgili problemleri bahçeli, etrafı serbest olan yapılarda sağlayabiliyoruz ama bitişik nizam şehir binalarında asla bir şey yapamıyoruz. Ancak yeni üretilen ve çok az enerji harcayan ürünlerle, özelikle ısıtma-havalandırma sistemlerinde, bu sistemleri devreye sokarak bunu sağlamaya çalışıyoruz ama mutlaka bir alt yapı masrafı oluyor. Konut sektörü; sürdürülebilir, yeşil ve yenilikçi tasarımları hayata geçirmek için iyi bir fırsat olmasına rağmen, kamu ve ticari binalar aynı şekilde bu trendi takip ediyor diyebilir miyiz? Takip ediyor diyemeyiz çünkü; hatırlarsanız bizim zamanımızda Fenişleri, İller Bankası, Bayındırlık Bakanlığı gibi kurumlar vardı ve özellikle Bayındırlık Bakanlığı Türkiye’deki yapı standartlarını ortaya koyardı, devlet yapıları için bir şartname hazırlardı. Şimdi sürdürülebilirlik şartlarını bu şartnamelere koymadıkları sürece hiç bir devlet yapısı ve ticari binalar bu hale gelemezler, devletin bunu kanunlaştırması tek çözümdür bence. Avrupa Birliği bu konuda ciddi bir çalışma yapıyor ve bir proje gerçekleştiriyor; verilen sertifikaların evrensel olması gerektiği düşüncesiyle, sertifikaları standart hale


getirip anahtar bir çözüm ile bunu kendi üyelerine zorunlu kılacak. Türkiye, Avrupa Birliği’ne aday adayı olduğu ve yapı sektörünün çok hızlı geliştiği bir ülke olduğu için Türkiye’den de bir mimarlık ofisi seçtiler ve o bizim ofisimiz oldu. Biz de bu kitapçığın hazırlanmasında on yedi Avrupa ülkesi mimarı ile birlikte çalışıyoruz. Buna örnek olarak beş yıl süren ve projesi tamamlanan Özyeğin Üniversitesi sertifikalı bir yapı olmasına rağmen, kampüs içindeki binalardan bir tanesini ‘need for build’e örnek olarak yaptık; yani ‘need for build’in yapılmasını gerekli gördüğü teknolojileri o binada uyguladık, şimdi o bina deneniyor ve çok pozitif sonuçlar alıyoruz. Bina şuanda yüzde yetmiş beş oranında daha az enerji tüketiyor, LEED sertifikası aldığımız bina yüzde kırklarda enerji tasarrufu yaparken bu binanın yüzde yetmiş enerji tasarrufu yapması çok iyi bir sonuç...

Özyeğin Üniversitesi

Sağlıklı bir gelecek için eğitim yapıları nasıl olmalı sorusunun cevabını arıyoruz, siz bu konuda neler söylemek istersiniz…

85

Biz on yıldır eğitim yapısı yapıyoruz ve eğitim yapılarını kullanıcı açısından da değerlendiriyoruz, aldığımız sonuçlar ile yeni kampüsler dizayn ediyoruz. Türkiye’nin yapısından dolayı belli başlı üniversitelerin dışındakiler maalesef ticari üniversite oldular; çünkü ülke bu kadar çok üniversiteyi aynı anda kaldıracak yapıda değildi. Bir yığın üniversite kampüsü görüyoruz fakat ne derslikler derslik ne de yeterli alanları var. Bir yandan eğitim yapıları yaparken bir yandan da yapılanları inceliyoruz; çünkü mimarlık görme işi, görmeden, tanımadan yaratıcı olamıyorsunuz. En önemli tespitimiz şu, öğrencilerin yüzde yetmiş beşi kampüsünün iyi bir kampüs olmasından dolayı o üniversiteyi tercih ediyor. Önce sosyal kullanım alanlarına, yurtlara bakıyorlar sonra sıra dersliklere geliyor... Bizim için; spora, yeşil alanlara verdiğimiz önem, derslik dışındaki kullanım alanlarına verdiğimiz enerji ve tasarım kabiliyeti birincil etken, ikinci derecede derslikler geliyor. Akıllı yatırımcılar buna dikkat ediyor, ama kısa vadede ticari düşünenler buna bakmıyorlar. Ne kadar çok sandalye satarım, ne kadar çok kalabalık sınıf yaparım, ne kadar çok ciro yaparıma önem veriyorlar. Örneğin biz

BEN DOĞAL TAŞÇIYIM, AHŞABI DA BIR KENARA KOYUYORUM AMA AHŞAPTAN DAHA ÇOK DOĞAL TAŞÇIYIM. BUNUN BIR EKOLOJIK SEBEBI VAR BIR DE DOĞAL TAŞ GIBI INSAN ENERJISINI NÖTÜRIZE EDEN BAŞKA BIR MALZEME BEN TANIMIYORUM.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


rojemizde outdoor derslikler yaptık, outdoor dersliklerin arkasında servis üniteleri var ve bu öğrenclerin çok hoşuna gitti. Önemli diğer bir nokta da yurt planlaması, mutlaka varyasyonlar yapmak lazım; dört kişilik odalar yapalım herkes yatsın diye bir şey yok artık, üç ayrı odada tek ortak mekan sistemi şuanda çok güzel işliyor, onu yapmaya gayret ediyoruz. Ayrıca outdoor dersliklerle indoor derslikler arasında, öğrencilerin sınıflarına girmeden önce, toplanabilecekleri, masa başında düşüncelerini paylaşabilecekleri ekstra bir alan koyduk. Metal Yapı

Özelikle iç mekan kalitesi çok önemli bu bağlamda malzeme seçiminde nelere dikkat ediyorsunuz ve nelere dikkat edilmeli aslında? Eğitim yapılarında bu çağı yansıtan malzemeleri tercih ediyoruz. Tek düze yapılar dışında ikinci bir renk kullanmaya, bu renkleri daha yumuşak tonlarda seçmeye başladık ve bunu dışarıda uygulağımız gibi içeride de uygulamaya başladık. Bir koridora girdiğiniz zaman onu bir sokak gibi yansıtıyoruz, neşeli, renkli yerler yapıyoruz ve dolayısıyla öğrenci içeri girmek istiyor. Işığı da ona göre ayarlıyoruz ve mekanları maksimum doğal ışıkla aydınlatıyoruz.

86 86

Ayrıca eğitim yapılarında akustik de çok önemli ama maalesef Türkiye’de çok az akustik mühendisimiz var ve onlarla çalışmayı da bizler yeni yeni öğreniyoruz. Bu bir şart aslında, benim bir mimar olarak mekanın akustiğini sağlayabilmem pek mümkün değil, bu tamamen bir mühendislik işi, oturup bunları planlamamız ve mimar olarakta feragat edeceğimiz şeylerden de feragat etmemiz lazım... Peki yatırımcı bu noktada nasıl yaklaşıyor?

Double Tree By Hilton Kasım 2015, 28. Sayı

Yatırımcılar arasında fark var, yeni yatırımcılar daha sizden teklif alırken akustik danışmanı kim diye soruyor. Sesin dolaşımını düzgün bir şeklide sağlamak tamamen mühendislik işi ve bunu da yatırımcılara anlatınca anlıyorlar. Aydınlatma danışmanlarına da çok ihtiyacımız var ve bence danışman imzası olmadan özelikle eğitim yapıları ruhsat alamamalı.q


DURMUŞ DİLEKCİ

88

Kasım 2015, 28. Sayı


DİLEKCİ MİMARLIK

“Sürdürülebilirlik üzerine düşünmek çok çekici ve cazip bir konu...” SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÜZERİNE DÜŞÜNMEK -İÇERİĞİ HAYLİ KABARIK DA OLSABİZİM İÇİN ÇOK ÇEKİCİ VE CAZİP BİR KONU HATTA BİRAZ DA TAHRİK EDİCİ... TASARIM SÜRECİNE DOĞRUDAN VEYA DOLAYLI KATILAN TÜM TASARIMCILAR İÇİN DE DURUM BÖYLEDİR. ‘YAPI’, OLGU OLARAK ÖNEMLİ OLMAKLA BİRLİKTE, GERÇEKTE ÇOK DAHA BÜYÜK BİR RESMİN KÜÇÜK BİR PARÇASINI OLUŞTURMAKTA. HİÇBİR ŞEKİLDE MİMARİ YAPIYI KENTİN; SOSYOLOJİK, KÜLTÜREL, COĞRAFİ DİNAMİKLERİNDEN BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE ELE ALAMAYIZ. YOKSA SADECE ÇİZELİM, ARKAMIZA YASLANALIM VE SEYREDELİM... Yapıyı yaşayan bir canlı gibi ele alarak; konut ve ofis projelerinden, sağlık ve eğitim yapılarına kadar çok geniş bir yelpazede proje çalışmaları yürütmektesiniz. Projelerinizden ve tasarım kriterlerinizden bahsedebilir misiniz? Dilekci Architects (DDA), 2003 yılında (iki ortaklı olarak) Uras x Dilekci olarak faaliyetine başladı, 2014 yılında ortaklık yapısı değiştikten sonra, faaliyetlerine Dilekci Architects(DDA) ismiyle devam etmekte. Küçüklü büyüklü çok farklı konularda birçok proje hazırladık, akla ilk gelen tamamlanmış projelerim arasında; İstanbul’da Buyaka Alışveriş Merkezi ve Ofis binaları, Haliç Üniversitesi Sütlüce Kampüsü, Hilton Avcılar Oteli, Prestige Mall, İzmir Çeşme’de Mi’costa Otel ve konut projesi, Bakü’de Demirchi Tower ofis yapısını sayabilirim… Halen üzerinde çalıştığımız projelerimizden; Aşçıoğlu Ataköy Selenium Konut Projesi, İzmir Çeşme’de Jumeirah Otel projesi, Paşalimanın Folkart Blu Otel ve konut projesi, Ankara’da İncek Tim Towers konut projesi, Kadıköy Bahriye Üçok Anaoku-

lu, Bakü’de yüksek katlı ofis kompleksinden oluşan karma fonkisyonlu yapı projesi, Girne’de otel projesi ve Seferihisar’da yaşlılar için yaşam ve bakım alanı projelerimiz öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik ilkelerine göre bir binanın ekonomik / ekolojik verim dengesi sizce nasıl olmalı? Sürdürülebilirlik üzerine düşünmek -içeriği hayli kabarık da olsa- bizim için çok çekici ve cazip bir konu hatta biraz da tahrik edici... tasarım sürecine doğrudan veya dolaylı katılan tüm tasarımcılar için de durum böyledir. ‘Yapı’, olgu olarak önemli olmakla birlikte, gerçekte çok daha büyük bir resmin küçük bir parçasını oluşturmakta. Hiç bir şekilde mimari yapıyı kentin sosyolojik, kültürel, coğrafi dinamiklerinden bağımsız bir şekilde ele alamayız. Yoksa sadece çizelim, arkamıza yaslanalım ve seyredelim... Sürdürülebilirlik, şehirlerin doğal yapılarından ayrıştırılamaz. Kentlerimiz çevre yolları ile daha çok yeşil alanı tüketmekte, ticari ve yerleşim alanları arasında donatımsal kopukluk giderek artmakta, daha da fazla yol daha da fazla tüketim olarak problemin bir parçasını oluşturmakta... Kentin bu dağınık

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

89


DURMUŞ DİLEKCİ

90 90

3 BHR RESIDANS, SEFERİHİSAR

yapısı, kentsel sürdürülebilirlik anlamında konuşulması gereken bir konu haline geliyor. Evinden işine günde 100 km yol yapan insanın harcadığı enerji, kaybettiği zaman, ailesinden çalınan hayat da sürdürülebilirlik anlamında değerlendirilmeli… Konut sektörü; sürdürülebilir, yeşil ve yenilikçi tasarımları hayata geçirmek için iyi bir fırsat olmasına rağmen, kamu ve ticari binalar aynı şekilde bu trendi takip ediyor diyebilir miyiz? Sürdürülebilirlik kavramı bugün karşımıza kutsanmış bir kavram olarak çıkmakta... biraz da, ticari üretimin parçası haline gelen içi boşaltılmış ‘yeşil yapı’ söylemleri bu konuda konuşmayı daha da güçleştirmekte... Türkiye ekonomisinde lokomotif rol üstlenen inşaat sektöründe; üretiminin %88’ini oluşturan konut üretimi ile sürdürülebilirlik üzerine birşeyler koymak çok zor ve bu noktada; farkındalığın artırılmasında biz mimarlara çok önemli rol düşüyor. Projelendirme sürecinde -en basit yaklaşımla- yapılarımızı; pasif çevresel etkileri kapsamış , toprakla ve çevresiyle Kasım 2015, 28. Sayı

akılcı ilişkiler kurmuş yapılar yapmak zorundayız. Kompleks projelerde de başka tedbirlerin alınması gerekmekte... Bu kompleks projelere yeni yaklaşım modelleri geliştirilmeli; üzerinde daha önce düşünülmemiş konuların çözümü konusunda ihtisaslaşmış, belki mimarlık veya mühendislik eğitimi üzerine üst ihtisas yapmış mühendislik alanları oluşturulmalı... Tarifi yeniden yapılması gereken ‘mimari bakış nosyonu’na sahip yeni mühendislik disiplinlerinin geliştirilmesi mümkün olacaktır. Sürdürülebilir olmak sadece iklim, yer gibi kriterlerden oluşmamakta; tüketeceğin kadar üretmek, çevreyle ilişki kurmak, yakın çevreyi eğitmek, geliştirmek ve dönüştürmek… Örneğin; Seferihisar’daki 3. Bahar konut projem tamamen bu kavram üzerine inşa edilmiş bir proje. Yaşlılık dönemini üretken bir döneme dönüştüren etkileşimli bir yaşam modeli… Tüm bunlar sürdürülebilirlik kavramının içini dolduruyor, sertifikalar yok, etiketler yok… yaşam modeli var… Mi’costa Otel ve konut projem de aynı şekilde, sadece kendi yeri ile ilgili potansiyellerini kullanır; güneşi doğru kullanır, rüzgarı control

eder, gerektiği kadarını içeri alır, eğim-kesit ilişkisi dengelidir… sertifika almak veya madalya takmak için yapılmamıştır. Bunun dışında kamusal bir proje olan anaokulu projemde, taşımalı eğitime bir alternatif olarak okulun yakın çevresindeki mahalle çocuklarını hedeflemekte. Ayrıca, sürdürülebilirlik farkındalığı, anaokulu eğitiminin bir parçası haline de getirilecek. Platin bir sertifika alınması hedefi var ve bu hedefin varlığını bir kamu projesi için değerli buluyorum. İçinde pazarlama gibi endişeler barındırmıyor. Sadece daha iyiye ulaşmak ve rol model olma çabası… Yanında madalyaları takılı yatırım projelerine göre, sessiz ve iyi... Kentsel dönüşüm kavramı altında gerçekleşen konut sektöründeki hızlı değişim hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz? ‘Kentleşme’ kavramı ‘şehirleşme’ veya ‘medenileşme’ kavramlarıyla yer değiştirmedikçe konuşulabilir bir ajanda oluşturamayız. Kentsel dönüşüm kavramındaki ‘kent’ kavramı düzlemsel iki boyutlu planlamayı tarif eder.


KENTLERİMİZ ÇEVRE YOLLARI İLE DAHA ÇOK YEŞİL ALANI TÜKETMEKTE, TİCARİ VE YERLEŞİM ALANLARI ARASINDA DONATIMSAL KOPUKLUK GİDEREK ARTMAKTA, DAHA DA FAZLA YOL DAHA DA FAZLA TÜKETİM OLARAK PROBLEMİN BİR PARÇASINI OLUŞTURMAKTA...

Şehirleri dönüştürmek ise o kenti medenileştirmek, kültürel ve sanatsal olarak dönüştürmektir. Terkedilmiş kent alanlarının yeni şehrin dinamiklerine yön veren yeni alanları tariflemesi gerekir. Yoksa hakim politik gücün kimliksiz bir uslup üzerinden şehirlere tek tip yapı grupları dikmesi, neyin dönüştürüldüğünü dürüstçe pek izah edemiyor. Bu haliyle kentsel dönüşüm ‘rant aklayıcısı’ bir kavram olmaktan öteye gidemeyecektir.

BAHRİYE ÜÇOK ANAOKULIU

91

FOLKART

Bunun yanında, şehrin ara sokakları kişisel ve mütevazi müdahalelerle kendini dönüştürmeye çalışıyor. Sindirilerek, kültürün yön vermesine izin vererek... Etkisi çok daha güçlü bir model haline gelmekte... Bu sayımızda “Sağlıklı bir gelecek için eğitim yapıları nasıl olmalı?” sorusunun cevabını arıyoruz. Bu bağlamda eğitim yapılarının mimarisi nasıl olmalı? Kadıköy Belediyesi’nin kendi imkanlarıyla hazırladığı bir anaokulu projesi tesadüfen önüme geldi. Bu projeyi daha nitelikli hale getirebilmek için gönüllü olarak destek E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DURMUŞ DİLEKCİ

JUMEIRAH HOTEL, ÇEŞME

92 92

SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMAK SADECE İKLİM, YER GİBİ KRİTERLERDEN OLUŞMAMAKTA; TÜKETECEĞİN KADAR ÜRETMEK, ÇEVREYLE İLİŞKİ KURMAK, YAKIN ÇEVREYİ EĞİTMEK, GELİŞTİRMEK VE DÖNÜŞTÜRMEK… TÜM BUNLAR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMININ İÇİNİ DOLDURUYOR, SERTİFİKALAR YOK, ETİKETLER YOK… YAŞAM MODELİ VAR…

Kasım 2015, 28. Sayı

verebileceğimi ilettim. Onlar da olumlu geri dönüşte bulundular.

asansör, kaldırım yüksekliği gibi fiziki yansımaları konuşmaya gerek kalmayacaktır.

Daha iyiye ulaşabileceğimize inandığımız bir noktada, önümüzdeki koşulları zorlamamız gerektiğini düşünüyorum. Sosyal bir amaç olarak mahalle okulu ve sürdürülebilir olma niyetiyle yola çıkmak da tek başına yeterli bir neden. Yakın çevrede yaşayan anaokulu öğrencilerinin yürüyerek gelecekleri bir semt okulu...

Peki eğitim yapılarının mimarisi çocukların/gençlerin başarısına etki eder mi? Nasıl?

Türkiye’de modern eğitim olanakları ile donatılmış mahalle anaokullarından bahsetmek çok zor, ya mevcut ilkokulların zemin katlarına sıkışmış ya da mahalle aralarında kalmış niteliksiz yapılar içindeler. Bu proje benim yerel yönetimlerle yaptığım ilk iş. Süreci yürütürken bazı zorluklarımız oluyor, ancak yine de heyecanlıyım. Umarım hakettiği şekilde projeyi tamamlayabiliriz. Eğitim yapılarında “engelsiz yaşam” üzerine düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sadece eğitim yapıları değil, hayatın tüm alanlarında engelsiz yaşama uygun alan planlamaları ve erişim senaryoları geliştirilmesi önemlidir. Hayatımızdaki, beynimizdeki engellerin kadırılması için modern ve nitelikli bir eğitim olması ön şart. O zaman; rampa,

Mimari, bellekle doğrudan ilişki içine girer. Eğitici ve öğretici bir tarafı vardır... İnsan psikolojisi ve mekan tasarımı doğrudan ilişkili bir araştırma alanıdır. Eğitim yapıları ise çocuk gelişiminin asli altyapsını oluşturması nedeniyle çok önemlidir. Bireysel özgürlük alanları yaratabilecek ve çocuk perspektifini odağına koyan bir planlama üzerine kurgulanmalıdır; ölçüler, hacimeler, renk ve dokular, akustik, iç-dış ilişkisi gibi kavramlar bu planlamaya doğrudan etki eder. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam için iç mekan kalitesi önemli. Bu bağlamda malzeme seçiminde öne çıkan kriterler neler olmalı? Mimari tasarım samimi olmalı... Kaplama malzemeleri, orjinalin yerini almaya başladı. Ben mimari ve iç mekan tasarımlarımda sadece kendini ifade eden materyallerle ilgiliyim, -gibi yapan materyallerin kullanımından kaçınırım. Malzeme her neyse sadece kendisinden bahsetmelidir.q


HAKAN KÜLAHÇI

94

ART-MİM

Hakan Külahçı ile tasarımda ayna kullanımı üzerine...

Kasım 2015, 28. Sayı


“Ayna; eğlenceli, sürprizli sonuçlar elde ettiğim bir malzeme” CAM, SAYDAM ÖZELLIĞI NEDENIYLE MEKAN TASARIMINDA EN ÇOK TERCIH ETTIĞIM MALZEMEDIR. MEKANLARIN DOĞA ILE IÇ IÇE OLMASINI SAĞLARKEN IÇ MEKANLARDA BÖLÜNTÜ YAPARAK MEKAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZMAYAN ŞEFFAF BIR MATERYAL. AYNA ISE BENIM SÜRPRIZLI SONUÇLAR ELDE ETTIĞIM BIR MALZEMEDIR. DAHA ÇOK BÜYÜK MEKANLARDA KULLANMAYI SEVIYORUM. İÇ MEKANLARDA, ÖZELLIKLE IŞIK ALAN ATRIUMLARDA, CAM KORKULUK ALTINDA UYGULANAN AYNA BIRLEŞIMLERIN DOĞAL IŞIKLA BERABER OLUŞTURDUĞU FARKLI YANSIMALARI, GÖRSEL SONUÇLARI BENI ÇOK HEYECANLANDIRIYOR.

95

Ağırlıklı olarak otel projeleri yapıyorsunuz ve tasarımlarınızda cam ve ayna kullanımı dikkat çekiyor. İç mimari tasarımda cam ve ayna kullanımının tasarıma katkıları ile ayna kullanımının önemi üzerine görüşlerinizi alabilir miyiz? Cam, saydam özelliği nedeniyle mekan tasarımında en çok tercih ettiğim malzemedir. Mekanların doğa ile içiçe olmasını sağlarken iç mekanlarda bölüntü yaparak mekan bütünlüğünü bozmayan şeffaf bir materyal. Otel projelerimde özellikle spa katlarının ve restoran katlarının bahçeyle bütünleşmesini hatta iç içe olmasını E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


HAKAN KÜLAHÇI

96

sağlamak amacıyla duvarları kaldırmayı, cam kullanmayı tercih ediyorum.

ART DECO TARZINDA TASARIMLARDA AYNA VE CAMIN KULLANIMINI SEVIYORUM, FARKLI MALZEMELERLE BIR ARADA KULLANILABILDIKLERI IÇIN TASARIMLAR ÇOK DAHA ZENGIN HALE GELIYOR…

Kasım 2015, 28. Sayı

Ayna ise benim sürprizli sonuçlar elde ettiğim bir malzemedir. Daha çok büyük mekanlarda kullanmayı seviyorum. İç mekanlarda, özellikle ışık alan atriumlarda, cam korkuluk altında uygulanan ayna birleşimlerin doğal ışıkla beraber oluşturduğu farklı yansımaları, görsel sonuçları beni çok heyecanlandırıyor. Dar ve basık olan mekanlarda da farklı renklerde aynalar kullanmayı tercih ediyorum çünkü derinlik ve sonsuzluk veriyor.

kullanıyorum. Tasarladığım her projenin mekanlarından tutun mobilyalarına kadar her yerde ayna kullanırım. Aynayı bazı mekanlarda ise önünde başka bir objeyle beraber kullanmayı, farklı malzemelerle birleştirmeyi seviyorum. Ayrıca tuvaletlerde büyük aynalar kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü mimari projelerde genel tuvaletler çoğunlukla küçük tasarlandığı için ayna kullanımı onların daha ferah ve rahat görünmesini sağlıyor.

Projelerinizde ağırlıklı olarak hangi mekanlarda ayna kullanmayı daha çok tercih ediyorsunuz? Neden?

Pencereler gibi aynalar da mekana ışık ve derinlik katıyor, camlardan gelen doğal ışığı mekanlara yansıtıyor. Peki, yaşam alanlarında ayna kullanımının insan sağlığına ya da psikolojisine ne gibi etkileri var?

Biraz önce de söylediğim gibi genellikle atriumlarda, restoranların bazı bölümlerinde, odalarda, tuvaletlerde, fitness ve spa’da

İnsan yaşamında aynanın yeri bana göre çok özel. Çünkü insanlar, kendilerine bakmayı ve kontrol etmeyi seviyor. Bir çok insanın çalışma


İÇ MEKANDA EKOLOJIK AYNA KULLANMAYI TERCIH EDIYORUM. SON YAPTIĞIM PROJELERIMDE ÖZEL BOYALI CAMLAR ILE MEKANIN KONSEPTINE UYGUN RENKLI AYNALAR, DUVARLARDA BANT HALINDE BOYDAN BOYA AYNALAR KULLANDIM.

masasında bir aynası var... Yaşam alanlarında ayna olması, insanların yaşadıkları mekanı daha ferah hissetmelerini sağlıyor, bu da onları rahatlatıyor. Burada dikkat etmemiz gereken aşırıya kaçmadan kullanmak... Örneğin iki tane ayna karşı karşıya kullanılmamalı; çünkü mekanlara derinlik etkisi vermek yerine sonsuzluk etkisi yaratıyor. Bu etki; o mekanda yaşayan insanlarda psikolojik rahatsızlıklara yol açabiliyor. İnsanlar yaşadıkları mekanların korunaklı ve sınırlı olmasını istiyor, sonsuzluk ya da sınırsızlık hissi insanı psikolojik olarak rahatsız edebiliyor; bir stadyumun ortasında uyuduğunuzda ne hissedeceğinizi düşünün, emin olun ki uyuduğunuz 20 - 25 metre karelik odalarda hissettiklerinizden çok daha rahatsız edici olacaktır. O yüzden iç mekanda ayna kullanımını bilinçli ve doğru şekilde yapmamız gerekiyor.

97 97

Peki, uygulandığı alanlara estetik, ışık ve ferahlık kazandıran aynaları sizce doğru kullanmayı biliyor muyuz? Maalesef kullanamıyoruz, çünkü genellikle bir çok insan başkalarında gördüklerini yapmaya çalışıyor, bu da yanlış sonuçlara yol açabiliyor. Özellikle yaşam alanlarında ve odalarda ayna kullanımı önemli. Ayna, doğru açılarda ve olması gerektiği kadar kullanılmalı. Bazen bir objenin arkasında, bazen bir mobilyanın içinde, bazen aydınlatmada, bazen renkli ve bazen de masamızın üzerinde... E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


HAKAN HAKANKÜLAHÇI KÜLAHÇI

98 98

Mobilya tasarımı ve imalatı da yapıyorsunuz. Peki, mobilyada ayna ve cam kullanımı üzerine düşüncelerinizi alabilir miyiz? Özellikle Art Deco tarzında yaptığım mobilya tasarımlarda ayna ve camın kullanımını seviyorum. Zaten Art Deco tasarımın olmazsa olmazı cam, özellikle de aynadır. Farklı malzemelerle bir arada kullanılabildikleri için mobilya çok daha zengin hale geliyor… Tasarımlarımda doğal malzemeleri bir arada kullanmayı sevdiğim için ayna ve camı tercih etmem kaçınılmaz oluyor.

RADISON BLU HOTEL, İSTANBUL

CVK PARK BOSPHORUS

Cam ve ayna tercihinizde aradığınız özellikler nelerdir? Mekanlarda kullanılan mobilya ve malzemeleri gün ışığının bozmaması gerektiğini düşünüyorum, bu yüzden ışık ve güneşin etkisinden koruyan, ultraviyole korumalı camları tercih ediyorum. Bu camlar ısı yalıtımı da yaptığı için Güney bölgelerinde kullanımı çok önem kazanıyor. Ayrıca, dış mekanla içerideki insan arasında hiç bir malzeme yokmuş gibi gösterenler camları özellikle tercih ediyorum. İç mekanlarda ekolojik ayna kullanmayı tercih ediyorum. Son yaptığım projelerimde özel boyalı camlar ile mekanın konseptine uygun renkli aynalar, duvarlarda bant halinde boydan boya aynalar kullandım. Ayrıca, flotal ve natural aynaları da sıkça kullanıyorum, başta da söylediğim gibi aynanın sürprizleri çok hoşuma gidiyor.q

Kasım 2015, 28. Sayı

Radisson Opera


BAŞARANLAR

99 99


. . MINI PORTFÖY MURAT KADER Murat Kader İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Bölümü’nden 1991 yılında mezun olmuş, 1994 yılında ise Pennsylvania Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesini almıştır. Sema Eser Özsaruhan’la birlikte iki Design Group’u kurmadan önce, Türkiye’de Behruz Çinici, Viyana’da Marshalek & Laughclater Mimarlık ve Boston’da Wilk Mimarlık ofislerinde çalışmıştır. 1995 yılından itibaren iki Design Group’un çok sayıda projesinde öncül rol oynamaktadır. Murat Kader’in mimarlıktaki ilgi alanları yapım teknolojileri ve tasarım yönetimidir. Mühendislik, şehircilik ve tasarım birikimleriyle yakından ilişkilenen ve sürekli bir araştırmaya dayanan dinamik ve ilerici mekanlar, Kader’in mimari yaklaşımının temelini oluşturur.

100 100

Kasım 2015, 28.Sayı


VADİ İSTANBUL Vadistanbul, Cendere Vadisi için oluşturulan üst ölçekli planlama çalışmalarının bir adımı olarak uygulamasına etaplar halinde başlanmış büyük ölçekli bir karma kullanım projesidir. Eski bir sanayi alanının kentin yararına olacak şekilde yeniden işlevlendirildiği ve Cendere Vadisi gibi önemli bir aksa yeniden yeşil ve mavinin kazandırıldığı ilerici bir kentsel dönüşüm örneğidir. Proje hem yatay hem de dikey düzlemde sağladığı sosyal donatılarla ileri standartlarda bir kentsel karma kullanım sunabilen; doğa, kent ve insan arasında çağdaş bir mimarlık yorumudur, bu da proje de iki Design Group’un son dönemlerindeki tasarım geçmişini yansıtabilen büyük ölçekli ve çok ödüllü bir projedir. Vadistanbul’un içindeki fonksiyonlar farklı etaplar halinde hayata geçen konut alanları Vadi Teras; İkinci Etapta Vadi Bulvar ile hayata geçen Ofisler, Restoranlar, Otel, Alışveriş Caddesi Ve Alışveriş Merkezi ve Üçüncü Etap ile peyzajın ve şehrin kaynaştığı bölge olan karma kullanımlı Vadi Bahçe’dir. TEM sayesinde İstanbul genelinden karayoluyla erişilebilmekte olan proje alanı, yeni tasarlanmakta olan Havaray ile şehrin raylı sistemiyle de bütünleşecektir. Bu altyapıyı kendi yatırımıyla gerçekleştireceği için iki design group ve Vadistanbul’u farklı kılmaktadır. Vadistanbul, daha önce karma kullanım tasarımı ile aldığı ödüllerin ardından bu kez International Property Awards 2015-2016 Döneminde “En İyi Ofis Mimarisi Yüksek Övgü” ve “Avrupa’nın En iyi Alışveriş Merkezi Mimarisi” ödüllerini almaya layık görülmüştür.

Projede SAPA BUILDING SYSTEM Ürünleri kullanılmıştır.

KONUM: İSTANBUL YIL: 2011İŞVEREN: ARTAŞ-AYDINLIKELEŞOĞLU-AFK ORTAKLIĞI ALAN: 900 000 m2

TEMA İSTANBUL Türkiye’nin master plan yönetimli ilk kentsel mega karma projesi olan Tema İstanbul, kente karma kullanım alanında yeni bir anlayış getirmiştir. Gölün, denizin ve ormanın birbirine yaklaştığı ayrıcalıklı bir konumda İstanbul’a eşsiz bir kent ve doğa deneyimi sunarak ulaşım aksları ile güçlenen ve farklı fonksiyonlarla renklenen ve projenin gündeme gelişinden bu güne binlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilen ve talep edilen bir proje olmuştur.

KONUM: İSTANBUL YIL: 2014 İŞVEREN: ARTAŞ-MESA-KONTURAKDAŞ-ÖZTAŞ ORTAKLIĞI ALAN: 1.500.000 m2

101

Konum olarak metropolün doğu-batı aksındaki 3 ana arter olan E-6 (TEM), E-5 ve Basın Ekspres Yolu’yla erişilen, 3. Boğaz Köprüsü / Kuzey Marmara Otoyolu’na da avantajlı bir ulaşım olanağına sahip; Marmaray’la birlikte çevresinde çoğalan raylı sistem altyapıları ile yeni bir kent odağıdır. Tema İstanbul projesinde, “Konut Bölgesi”, temalı eğlence parkı “Tema WORLD” ve farklı alışveriş konsepti “Tema PLAZA” olmak üzere üç ana fonksiyondan oluşan 1,5 milyon metrekarelik dev arazi içerisinde yer alan büyük ölçekli bir çalışmadır. Tema İstanbul konut bölgesinde 3.531 adet konut bulunmaktadır proje arazisinin %84’ü, peyzaj ve doğal yeşil alan olarak düzenlenmiştir. iki design group gözünde Tema İstanbul İstanbul’un 21. yy. kent, doğa ve insan ilişkilerine yenilikçi bir yorumdur. Tasarımda erişilebilirlik ve su ögelerinin kullanımı ön planda tutulan iki öğe olmuştur. Iki design group’un planlama ölçeğindeki bu proje de Sign of the City Awards’ta “En İyi Karma Proje Ödülü” almaya layık görülmüştür. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


. . MINI PORTFÖY MURAT KADER

BORSA İSTANBUL KUYAŞ OFİS Borsa İstanbul ve Kuyaş Ofis Projesi İstanbul’un giderek güçlenen ekonomik gücünü hem sergileyen hem de perçinleyen bir projedir. Projede Borsa Yapısı barındıracağı yoğun etkileşim nedeniyle bir dinamizm ve canlılık sergileyecek, ofis yapısı ise bir çalışma mekanının ihtiyaç duyduğu dinginliği, aydınlık ve şeffaf mekanlarıyla sağlayacaktır. Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en önemli ticaret ve finans eksenlerinden biri olan Basın Ekspres Yolu’nda yer alacak olan ofis projesi, değerli taş ve maden piyasalarına yön vermekle kalmayıp mimari tasarımıyla da Basın Ekspres Yolu’ndaki ağır, hantal ve çevresiyle diyaloğu olmayan yapılara bir alternatif yaratacaktır.

102

Mimari tasarım malzemenin ruhunu görünür kılar. Duyumsal zenginliği yüceltir. Altın ve gümüşün özündeki güç, istikrar, refah ve güvence, estetik, incelik, zariflik ve güzellikle buluşur, Borsa İstanbul ve Kuyaş Ofis Bloklarının mimari tasarımı, bir kuyumcunun hüneri ile simyacının sabrını dışa vurmaktadır.

Projede SAPA BUILDING SYSTEM Ürünleri kullanılmıştır.

Yapı cepheleri değerli bir taşın yüzeyleri gibi akışkan, şeffaf, berrak ve durudur.

Kasım 2015, 28.Sayı

Alanın konumu ile eğim koşullarını değerlendirerek Basın Ekspres Yolu’nun her iki doğrultusuna da göz alıcı görünümler sunan nirengi proje, yatay ve dikeydeki enerjiyi yansıtmaktadır. Az katlı ve çok katlı ofis şeması çevresinde hem insancıl hem de görkemli bir atmosfer yaratır. Borsa İstanbulKuyaş Ofis Projesi, International Property Awards 2015-2016 Dönemi; “Avrupa’nın En İyi Ofis Mimarisi - Yüksek Övgü” ödüllüdür.

KONUM: ADANA YIL: 2013 İŞVEREN: SERKA İNŞAAT ALAN: 55.000 m2

SHERATON ADANA Adana Sheraton’un arka planında iki mimarlık heyecanın olduğunu düşünebiliriz: Birincisi Adana şehrinin turizm olanaklarının gelişmesinde ihtiyaç duyulan konaklama olanaklarına ileri standartlarda bir katkı yapmak. Adana Sheraton’un, Çukurova coğrafyasının tarihi ve kültürel zenginliklerine erişimi güçlendirmek ve Adana’nın sosyo-ekonomik yaşamını canlandırmak açısından oldukça önemli bir yatırım olmasıdır. Bir diğeri ise; Adana şehriyle diyalog kuran, yer aldığı nehir boyunun canlı bir şehir mekanı olmasına katkı verecek dinamik bir şehir yapısına imza atmak. Adana Sheraton Otelinin mimari tasarımında, suyun akışkanlığını şehrin geneline yansıtıp taşıyabilen özgün bir yapı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Coşkulu bir dalga formu ve nehirle yapının ilişkisini en iyi anlatabilecek mütevazı bir eğilme ile proje kente ikonik bir değer katmıştır. Bu formun ortaya çıkardığı teraslı yapılaşma odaların manzara özelliklerini güçlendirmektedir. Mekanın organizasyonunda bir ağırlama ve konaklama yapısının en etkin ve verimli biçimde kullanımı araştırılmıştır. Mimari tasarımı ve çözümlemesi ile dikkat çekici olan proje, 2014 yılında Design et al Hotel Awards ve 2013’te International Property Awards tarafından “Best Hotel Architecture” kategorisinde iki kez ödüllendirilmiştir.


PİYALEPAŞA İSTANBUL Kentsel ayrışma, toplumsal dışlanma ve kentsel işlevlerden yoksun kalma özellikleri ile bilinen Piyalepaşa’da, İstanbul’da edinilmiş Kentsel Dönüşüm tecrübelerine Dünya ölçeğinde kabul görmüş doğru uygulamaları da katarak yeni bir yaklaşım geliştirmiştir. Proje kamu otoritesinin ortaya koyduğu iradeyle gelişmekte olan, özel sektör tarafından gerçekleştirilen Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projesidir. Piyalepaşa İstanbul Projesi 82.000 m² arazi üzerinde geliştirilmiş, içerisinde 950 konut ve 45.000 m² ofis alanı, 34.000 m² otel ve 550 m boyunca uzanan alışveriş sokağı bulunan ve en önemlisi de konsepti ve konumu ile ciddi bir cazibe yaratmakta olan Karma Kullanım tasarımıdır. Kent merkezinde kalmış, sosyal, fiziksel ve ekonomik olarak köhnemiş alanların dönüşümüne örnek teşkil eden proje, bir “kent projesi” olarak içeriklendirilebilir. Bu bağlamda, projenin en özgün yanı ortak ve karma kullanım, sokak dokusu ile meydan, niş ve nodlara yaptığı atıflardır. Projenin yerel mimari unsurlarından en çok etkilendiği referans yapısı ise Piyalepaşa Camiidir. Proje bütününe yayılan kademeli cepheleri, geniş saçakları, cumbaları, havuzları ve iç avlu sistemiyle şehre ve semte yakışan nostaljik bir proje olarak tasarlanmıştır.

103

Proje, bir LEED Neighborhood adayı olarak, dünya ölçeğinde dikkat çekici bir girişim başlatmıştır. Büyük ölçekte çevre dostu yapılar ve sürdürülebilir bir kentsel yerleşim hedeflenerek kıt kaynakların kullanımında İstanbul’un merkezinde “örnek” niteliğinde bir duruş ortaya koymaktadır. Özel finansmanlı bir yatırım olmasına karşın proje kamusal fayda yaratma bilinciyle geliştirilmektedir. Proje Alanında dünden bugüne yaşamakta olan halk ile yarının kararları alınmış, katılımcı bir tasarım anlayışı benimsenmiştir, hem mimari tasarımı hem de mekânsal organizasyonu ve bağlantılarıyla “İstanbul’da samimi bir Semt yerleşimi” arayışındadır. Piyalepaşa İstanbul Projesi, 2015-2016 Dönemi, European Property Awards- En İyi Karma Kullanım Mimarisi ödüllü bir tasarımdır.

KONUM: İSTANBUL YIL: 2010İŞVEREN: POLAT HOLDİNG ALAN: 450.000 m2

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


. . MINI PORTFÖY MURAT KADER

BURSA KÜLTÜR PARK AÇIKHAVA TİYATROSU Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin önemli rekreasyon alanlarından biri olan Reşat Oyal Kültür Park’ının içindeki Açıkhava Tiyatrosu yeniden-mimarisi Projesine “simge ve ikon niteliğinde bir kültür yapısı tasarlama” bilinciyle yaklaşılmıştır. Eski Açıkhava tiyatrosunun yer aldığı konumda yeniden inşaat faaliyetlerinden hem peyzaj bütünlüğünü korumak hem de asırlık ağaçlara dokunmamak üzere kaçınılırken, proje alanı için stratejik bir yeni nokta belirlenmiştir. Tasarımda sanatçı, sahne, seyirci, icra edilen performans ve bahsettiğim enerjinin doğru buluşmasını sağlamak ve Bursalıların bu mekânı benimseyebileceği ayrıntılar yakalanmış, “görünür”, “dikkat çekici” ve “erişilebilir” bir mimari tasarım ortaya çıkartılmıştır. 104

Bir kozadan esinlenerek tasarlanan formu strüktürel olarak güçlü bir yapı ortaya koymaktadır. Tiyatroya bu formu veren kabuğu yapının ileri görüşlü ve modern tasarımındaki diğer özelliklerinin yanı sıra geleceğe yönelik değişikliklere olanak sağlayan tanımlı bir taşıyıcı sistem sağlar. Yarı korunaklı olan çatı tam korunaklı hale dönüştürülmeye uygundur. Yeni Açıkhava tiyatrosunun

KONUM: BURSA YIL: 2014İŞVEREN: BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KAPASİTE: 5053+105 Koltuk

kabuğu gelecekte ihtiyaç duyulması halinde uygun bir tasarımla kapalı bir etkinlik alanına dönüştürülmesine imkân sağlayacaktır. Işıl ışıl ve yepyeni bir landmark olacak bu kozadan “çalışmış, beklemiş, olgunlaşmış ve hazır olduğunda tüm estetiği ile kendini dışavurmuş” sayısız sanatsal aktivite çıkacak. 5.100 kişilik bu büyük salon, büyük ölçeklerde performansların ve önemli sanatçıların yer alacağı, izleyicilerine de harika bir platform sunacaktır. Reşat Oyal Kültür Parkı Yeni Açıkhava Tiyatrosu, açık, yarı-açık ve kapalı mekânlarını paylaşan bir yapıdır. Kültür yapısı, 32.026 m² proje alanında, 5.050 kişi kapasiteli oturma düzeni ile performans sanatları, kutlamalar ve çeşitli toplantıların gerçekleştirilebileceği, üç ana bölümden oluşan toplam 15.562 m² inşaat alanı olan bir tasarımdır. Proje sert zemin alanı 10.280 m² olup, 666 m² çocuk park alanı ve 15.059 m² yeşil alan ile zenginleştirilmiştir. Hidrolik sahne aktive edilmediğinde bu alan 105 kişilik protokol koltukları ile dönüşümlü kullanım özelliğine sahiptir ve bu kez seyirci kapasitesini artırım imkânı sunabilmektedir. Bursa Kültür Park Açıkhava Tiyatrosu Eylül 2015’te International Property Awards’ta Türkiye’nin En İyi Aktivite Mimarlığı Ödülünü almıştır.

Kasım 2015, 28.Sayı


Projede SAPA BUILDING SYSTEM Ürünleri kullanılmıştır.

EMAAR SQUARE Emaar Square Projesi, şehrin dokusuna doğrudan eklemlenerek İstanbul’daki güncel gayrimenkul gelişimleri içinde farklı bir karakter kazanan, üç adet yüksek yapıyla şehir dokusunda ve siluetinde dikey bir hareketlilik yakalarken konut blokları ve yüksek yapılarla kaynaşan açık mekânları ile, yatay düzlemde canlı bir kentsel ortam sunabilen özel bir projedir. Geleneksel olanla modern olanın çağdaş yorumunu bir araya getirebilmek, projenin fikir aşamasından tamamlanmasına, en ince detayına kadar takip edilen bir tasarım ölçütü olmuştur. Proje alanının konumu (İstanbul’un Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar, Acıbadem ve Ataşehir’e olan yakınlığı) tasarıma çeşitlilik ve zenginlik katacak bir tasarım girdisi olarak da değerlendirmiştir. Emaar Square Projesi, İstanbul’un tarihi semtlerinin mimari dağarcığını ve kültürel özelliklerini yeniden yorumlamıştır. Bulunduğu bölgede süregelen niteliksiz şehirleşmeye ve yaşayanların meydanlar, bulvarlar, kamusal alanlar, parklar, eğlence ve dinlence mekânlarından yoksun kalmış sosyal yaşamına olumlu bir etki yapması amaçlanmıştır. Şehrin tarihsel

KONUM: İSTANBUL YIL: 2010İŞVEREN: EMAAR PROPERTIES ALAN: 800.000 m2

geçmişinde var olan geleneksel mekân çeşitliliği ve yaşam kalitesini, çağdaş mimarlık kültürüyle yeniden canlandırmaktadır.

105

iki design group’un Foster + Partners, DPA, KTGY ve SWA ile birlikte geliştirdiği Emaar Square Projesi, İstanbul’daki güncel gayrimenkul gelişimleri içinde farklı bir karakter kazanmakta; kendini yalıtan bir mimari tasarımın tersine kendini açan, çevresiyle ve şehirle bütünleşen bir yaklaşımı projenin merkezine taşımaktadır. Emaar Square, konut, alışveriş merkezi, ofis ve otel işlevleriyle, eğlence, dinlence ve sosyo-kültürel mekânları oldukça geniş, yaygın ve sürekliliği olan açık alanlarla buluşturmaktadır. Proje, üç adet yüksek yapıyla şehir dokusunda ve siluetinde dikey bir hareketlilik yakalamakta, konut blokları ve yüksek yapılarla kaynaşan açık mekânlar ise, yatay düzlemde canlı bir kentsel ortam sunmaktadır. Emaar Square, gayrimenkul gelişimine yeni içerikler ve yüksek standartlar kazandırması ve örnek teşkil eden yeni mekânsal tasarım tanımlamasından ötürü, International Property Awards tarafından “World’s Best Mixed-use Architecture” ödülünü alarak Ülkesel, Bölgesel ve son olarak da Uluslararası arenalarda yarışarak Büyük Ödülü almıştır. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


. . MINI PORTFÖY ECLIPSE MASLAK KONUM: İSTANBUL YIL: 2012 İŞVEREN: ARTAŞ ALAN: 170.000 m2

MURAT KADER Eclipse Maslak şehrin kuzey odağında, İstanbul’un merkezi faaliyetlerinin ve iş merkezlerinin yer aldığı ana ekseninde; Zincirlikuyu’dan itibaren, Büyükdere Caddesi boyunca uzanan Maslak’a ve çevresindeki kentsel gelişim hattına yeni bir ışıltı eklemeyi amaçlayarak tasarlanmış bir başka iki Design Group projesidir. Metro ile, araçla ve yaya olarak kolaylıkla ulaşılabilen Eclipse Maslak: kapalı yüzme havuzu, fitness salonu, sauna, hobi odaları, yürüyüş rotaları, oyun alanları ve açık alanlara yer verilmektedir. Büyük ve küçük ailelere, yalnız yaşayanlara ve evden çalışanlara hitap eden 54 ile 232 metrekare arasında değişen dairelerin tasarlandığı 40 katlı 2 blok olarak yükselen Eclipse Maslak Evleri’nde yaşam kalitesi ve konfor sağlamak amacıyla fonksiyonel, karma yapılı bir tasarıma gidilmiştir. 550 konutun yer aldığı bu proje, mimari formu ile dalgalı bir topoğrafyada yükselen zarif bir anıtsallık ortaya çıkarmayı hedeflemiştir.

106 106

Projenin hacmi yatay bir aksta avlular ve yeşil teraslar oluşturmakta, iki konut kulesi ise yatay düzlemdeki enerjiyi serbest bırakarak, şehrin her yerinden algılanabilecek ve güçlü bir şekilde dikeyde yükselmektedir. Yaklaşık 170.000 m²’lik inşaat alanı olan proje, fonksiyonellik kadar mekânsal sürekliliği de önceliğine alan bir mimari çalışmadır, zemin seviyesindeki ticari birimleri ve ofis alanları ile dikeydeki konutlar belirli bir ortak kullanım alanı ihtiyacı yaratmaktadır. Bu da sokak ölçeğinde belli bir canlılık ve hareketlilik getirmektedir. Eclipse, Maslak bölgesi için önemli bir soruna dönüşen yaya akışının sürekliliğinin sağlanmasına katkı sunmaktadır. Hızla gelişen ve inşaatların sürdüğü Maslak’ta tekil ve yüksek yapıların çevreleri ile ilişki ve etkileşim sağlayamadığı, insan ölçeğinden uzak oldukları bilinen bir gerçek, bu bağlamda Eclipse Maslak Evleri projesi belli bir gündüz ve gece nüfusu barındırdığı için şehircilik anlamında da bölgeye bir katkı sunuyor.

SPINE TOWER KONUM: İSTANBUL YIL: 2012 İŞVEREN: SOMA Group ALAN: 138.000 m2 Spine Tower, İstanbul’un iş kulelerinin yer aldığı Maslak’ta kendine özgü tasarımı ve formuyla kent siluetine farklı açılardan katkı sunmaktadır. Silindirik formu ile yumuşak bir duruşu olan yapı, köşeli ve net formdaki diğer yapılara göre kente her cephesinden açık, daha çekici bir dış forma sahiptir. Projenin getirdiği diğer bir yenilikçi yaklaşım ise binanın yükünü destekleyici dokunuşlarla dağıtan omurga analojili dış cephe öğeleridir. 138.000 m2‘lik alan üzerinde tasarlanan bu kule, giriş seviyesinde devamlılığı olan avluları ve orta meydanları ile canlı bir sosyal ortam yaratmakta, yukarıda şehir siluetine zeminde ise mekânsal devamlılığa katkı sunabilmektedir. Projenin yapı teknolojileri konusunda getirdiği yenilikler mimari tasarım ile mühendislik çözümlerini birleştirmiş, yoğun bir yapılaşma alanı olmasına rağmen esneklik ve değişkenlik gösteren alt-bölümleri ile proje farklı tercih Kasım 2015, 28.Sayı

Projede SAPA BUILDING SYSTEM Ürünleri kullanılmıştır.

ve zevklere hitap eden bağımsız birim çeşitliliği sunabilmektedir. Bugün özelikle ortak alanlarının çevresinden çekim yarattığı Spine Tower, International Property Awards’tan 2012 yılında “Avrupa’nın En İyi Ofis Binası” ve Dünyadaki en prestijli mimari ödülü kabul edilen MIPIM Awards’tan 2014 yılında “Türkiye’nin En İyi Projesi” ödüllerini almıştır.


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

YAPI MALZEMELERİ SEKTÖRÜNDE

ÇEVREYE DUYARLI ÜRÜNLER TALEP EDİLMEKTE...

108

YAPI MALZEMELERİ SEKTÖRÜNDE ÇEVREYE DUYARLI ÜRÜNLER TALEP EDİLMEKTE VE BU TALEP HIZLI BİR GELİŞME GÖSTEREN YEŞİL BİNALAR NEDENİYLE KATLANMAKTADIR. BU GELİŞMELERE PARALEL OLARAK TÜRKİYE’DE DOĞACAK BELGELENDİRME İHTİYACINA CEVAP VERMEK AMACIYLA 4 HAZİRAN 2013 TARİHİNDE YERLEŞİK BELGELENDİRME SİSTEMİ EPD TÜRKİYE BİR PLATFORM OLARAK FAALİYETE GEÇMİŞTİR. Türkiye ve küresel pazarda ürünlerin çevresel performansları ile ilgili bilime dayalı, uzmanlarca doğrulanmış ve karşılaştırılabilir bilgi ve verilere son zamanlarda talebin arttığını görüyoruz. Özellikle yapı malzemeleri sektöründe çevreye duyarlı ürünler talep edilmekte ve bu talep hızlı bir gelişme gösteren yeşil binalar nedeniyle katlanmaktadır. Bu gelişmelere paralel olarak Türkiye’de doğacak belgelendirme ihtiyacına cevap vermek amacıyla 4 Haziran 2013 tarihinde yerleşik belgelendirme sistemi EPD Türkiye bir platform olarak faaliyete geçmiştir. Kasım 2015, 28. Sayı


TÜM DÜNYADA OLDUĞU GİBİ TÜRKİYE’DE DE AMERİKAN LEED, İNGİLİZ BREEAM, ALMAN DGNB GİBİ YEŞİL BİNA DEĞERLENDİRMELERİNE GİREN PROJE SAYISI HER GEÇEN GÜN ARTMAKTADIR. EPD BEYANI OLAN ÜRÜNLER BU SERTİFİKA SİSTEMLERİNDE İLAVE PUAN İMKANLARI SAĞLAMAKTADIR.

21 Nisan 2014 tarihinde firma temsilcileri, Çevre ve Şehircilik ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlıkları gibi farklı paydaşların katılımlarıyla Ankara’ da bir çalıştay organize edilerek EPD Türkiye uluslararası belgelendirme sisteminden beklentiler ortaya konulmuştur. Bu beklentilere karşılık verebilmek için sanayi destekli Sürdürülebilir Üretim, ArGe ve Tasarım Merkezi (SÜRATAM) ile görüşmeler yapılmış ve 13 Aralık 2014 tarihinde The International EPD System yürütücüsü IVL Swedish Environmental Institute ile yapılan karşılıklı anlaşma ile EPD Türkiye Çevresel Ürün Beyanları sisteminin SÜRATAM çatısı altında faaliyetini sürdürmesine karar verilmiştir. EPD Türkiye, aradan geçen kısa sürede uluslararası geçerli 16 EPD belgesi ile tüm dünyada hızla büyüyen ve Türkiye’de yerleşik tek EPD belgelendirme sistemi olarak sanayinin ihtiyacı olan ürün belgelendirme faaliyetlerini yürütmektedir. Uluslararası pazarlarda geçerli İngilizce EPD belgelerinin yanından Türkiye’de gelişen yerel yeşil bina değerlendirme sistemlerini desteklemek amacıyla ve yerleşik bir sistem olmanın verdiği avantaj ile Türkçe EPD belgeleri de EPD Türkiye tarafından verilmektedir. EPD Türkiye, belgelendirme hizmetlerini

sadece Türkiye’de değil, Orta Doğu dahil Türkiye’ye komşu tüm ülkeleri kapsayacak şekilde sunmaktadır. EPD Türkiye tarafından sağlanan EPD belgeleri Avrupa’da satılan tüm yapı malzemelerinin çevresel performansının EN 15804 harmonize normu ile uyumlu olması için kurulan ECO Platform’da da yayınlanmaktadır. Bu sayede firmalarımızın sürdürülebilir ürün üretimi açısından Avrupa’da sayılı üreticiler arasına girmeleri sağlanmaktadır. EPD Türkiye tarafından sağlanan bir diğer yenilik ise Türkiye Yapı Malzemeleri EPD Veri Tabanı’nın kurulmasıdır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Amerikan LEED, İngiliz BREEAM, Alman DGNB gibi yeşil bina değerlendirmelerine giren proje sayısı her geçen gün artmaktadır. EPD beyanı olan ürünler bu sertifika sistemlerinde ilave puan imkanları sağlamaktadır. Türkiye Yapı Malzemeleri EPD Veri Tabanı, yeşil bina uzman ve tasarımcılarına, mimarlara yeşil bina uyumlu malzemeleri seçme imkanı sunarken üretici firmalara da bu pazardan pay alma fırsatı sağlayacaktır.

Yrd. Doç. Dr. İlker Kahraman EPD Türkiye ve Yapı Malzemeleri EPD Veri Tabanı, EPD Türkiye Kurucu Üyesi ve Yöneticisi ilker.kahraman@epdturkey.org İlker Kahraman sürdürülebilir yaklaşımlar ve sürdürülebilir yaşam alanları, enerji etkin tasarım stratejileri, yenilenebilir enerji uygulamaları, yaşam döngüsü analizi konularında çalışmakta ve bu çalışmalarını farklı sektörlerde uygulamaktadır.

109

Aynı zamanda Mimar olan Kahraman uzmanlık alanı olarak farklı malzemelerin çevresel etki değerlendirmeleri ve yaşam döngüsü analizleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Mimarlık disiplinin getirisi ile özellikle inşaatlarda kullanılan çok çeşitli yapı bileşeninin çevre dostu üretim sürecine geçmesi yönünde çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında; Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından desteklenen ve Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü (YEGM) tarafından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) işbirliği ile yürütülen “Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması” Projesinde “Türkiye Takım Lideri” olarak çalışmakta; TMMOB Mimarlar odası İzmir Şubesi “Enerji etkin çevre dostu yapılar” komisyonu başkanlığını yürütmekte ve Mimarlar Odası Genel merkezi tarafından aynı isimle oluşturulan komisyon üyeliği görevini yürütmektedir. İlker Kahraman aynı zamanda “Temiz Üretim Uzmanı” olarak UNIDO ve TTGV adına çalışmalar yapmakta, Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı ve TMMOB Mimarlar Odası adına “Enerji Kimlik Belgesi Uzman Eğitmeni” olarak aktif görev almaktadır. Yaşar Üniversitesi Mimarlık bölümünde akademik yaşamana devam etmektedir. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

EPD BELGELERİ ÜRÜNÜN İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ETKİYİ İFADE EDEN KARBON AYAKİZİNİN HESAPLANMASININ YANINDA DİĞER BİRÇOK ÇEVRESEL YÜKÜ DE ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYUYOR. 110

Ticaret odaklı (Business to business, B2B) olarak bilinen EPD belgeleri, EPD Türkiye tarafından belgelenen ürünlerde The International EPD System logosunu kullanma hakkını da vererek nihai tüketiciye de ulaşma fırsatı sunmaktadırlar. EPD BELGESI NEDIR? Tip III olarak tanımlanan Çevresel Ürün Beyanları (EPD), bir ürünün veya sistemin çevresel etki değerlendirmesi iletişimini ISO 14025’te tanımlanan ve ISO 1404044 serisi LCA standartlarına uygun olarak sağlayan bir etiketleme olarak bilinir. EPD’ler, üretiminde hammaddenin doğadan elde edilmesi, üretimi ve yaşam sonu bertarafına kadar olan tüm süreçlerin şeffaf ve nicesel olarak bilimsel bir yaklaşımla değerlendirildiği ve ürünün çevre performansını belirli etki kategorilerine göre hesaplandığı çalışmalardır. EPD belgeleri ürünün iklim değişikliğine etkiyi ifade eden karbon ayakizinin hesaplanmasının yanında diğer birçok çevresel yükü de şeffaf bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle yapı inşasında ve işletiminde karbon emisyonlarının sıfıra çekilmesinde de etkin olacak EPD belgeleri, yeşil bina sertifika ve değerlendirme sistemlerinde de ön plana çıkıyor.

Kasım 2015, 28. Sayı

EPD TÜRKIYE BELGELENDIRME SÜRECI EPD Türkiye tarafından yapılan belgelendirme süreci altı aşamadan oluşmaktadır: 1. İlgili ürün için üretim süreçlerinden veri toplanması 2. Toplanan verilerin ISO 14040/44 Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) ve ilgili Ürün Kategori Kurallarına (PCR) hesaplanması 3. İngilizce değerlendirme raporunun hazırlanması 4. İngilizce EPD belgesinin tasarımız ve oluşturulması 5. Bağımsız üçünü şahıslar tarafından uluslararası doğrulama; ve

6. Kayıt altına alma ve belgelerin yayınlanması Bunlardan ilk dört aşama genellikle LCA alanından uzman danışmanlık firmaları tarafından yürütülmektedir. Fakat LCA uzmanına sahip firmalar bu çalışmaları kendi içinde de yürütebilirler. EPD Türkiye firmalarımıza gerekli bilgi desteğini vermektedir. Belgelendirme süreci üretici firma ve ürünün yanında çalışılan danışmanlık firmasına da bağlı olarak 3-6 aylık bir zamanı içermektedir. Tüm yapı malzemeleri Avrupa EN 15804 uyumlu olarak hazırlanmaktadır.q


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

EPD BELGELİ YAPI ÜRÜNLERİ

YEŞİL BİNA ÜRETİMİNE KATKI SAĞLIYOR...

112

BÖLGE YERLİLERİ ÖZELLİKLE DE ARIZONA’DAN BİR TAKIM ÇEVRECİ GRUP BAŞTA BU YAPININ GEREKSİZ VE DOĞAYI TAHRİP EDEBİLECEK BİR PROJE OLDUĞU KONUSUNDA ENDİŞELİYDİLER. FAKAT DAHA SONRA BÖLGEDE HALA YAŞAMAKTA OLAN AMERİKA YERLİ KABİLELERİNİN İHTİYAÇ DUYDUKLARI GELİRİN ELDE EDİLEBİLECEĞİ BİR KAYNAK OLDUĞU KONUSUNDA HERKES HEM FİKİR OLDU. EPD Belgesi nedir, EPD Belgesinin hazırlık süreci ve belgenin elde edilmesi ile ilgili bilgi alabilir miyiz? Çevresel Ürün Beyanları (EPD), bir ürünün hammaddenin doğadan elde edilmesi, üretimi ve yaşam sonu bertarafına kadar olan tüm süreçlerin şeffaf ve nicel olarak bilimsel bir yaklaşımla değerlendirildikten sonra hesaplanan çevre performansının yayınlandığı belgelerdir. ISO 14040/44 Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) standartlarına uygun olarak yapılan hesaplamalar neticesinde Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) tarafından Tip III türü etiketleme olarak bilinen EPD’ler, ISO 14025 standardında tanımlanmışlardır. EPD belgelendirmesi için öncelikle ilgili ürünlere LCA çalışması yapılması ve ürününün yaşam döngüsü aşamalarını içerecek şekilde çevresel performansının hesaplanması gerekiyor. Üretim süreçlerinden kütle-enerji dengesini sağlayacak şekilde verilerin toplanmasını da içeren bu aşama projenin en çok zaman alan kısmı oluyor. Bu çalışmadan bir LCA raporu hazırlanıyor. Bu LCA raporundaki bilgiler ışığında EPD belgeleri kurumsal kimliği de yansıtacak şekilde tasarlanıyor. Her iki doküman daha sonra konusunda uzman uluslararası bağımsız doğrulayıcılara gönderilerek onay Kasım 2015, 28. Sayı

alınıyor. Onay sonrasında EPD belgesi verme yetkisine sahip bir kuruma başvurarak EPD belgesi kayıt altına alınıyor ve bu kayıt numarası ile yayınlanıyor. EPD uygulamalarında yasal zorunluluklar nelerdir? Şu aşamada bir yasal zorunluluk yoktur; fakat zoraki gönüllülük vardır. Şöyle ki, Türkiye’nin de tabi olduğu ve 2013 yılında yürürlüğe giren Avrupa Yapı Malzemeleri Yönetmeliği ile tüm yapı malzemelerinde yer alması gerekecek CE işareti gerekliliklerine “kaynakların sürdürülebilir kullanınımı” adı altında bir ilave yapıldı. Bu gerekliliğin de EPD belgeleri ile yerine getirilebileceği tavsiye kararı olarak alındı. Diğer yandan İMSAD’ın da üye olduğu Avrupa Yapı Malzemeleri Üreticileri Birliği tarafından kurulan ve firmamızın da kurucu üye olduğu ECO Platform EPD belgeli yapı malzemelerini kayıt altına almaya başladı. Bir yılını dolduracak olan bu listede şu ana kadar 240 ürün yer almış ve her geçen gün bu sayı artmaktadır. Bu gün itibari ile Türkiye’den 30 ürün bu listede yer alıyor. Bunların yarıdan fazlasının Metsims Sustainability Consulting tarafından yapılmış olması bizleri gururlandırmaktadır.


EPD TÜRKİYE, TÜRKİYE’DE YERLEŞİK OLUP BELGELENDİRME YAPABİLEN TEK EPD SİSTEMİDİR. YEREL BİR SİSTEMİN OLMASI ÜRETİCİLERİMİZE YURTDIŞINDAN BELGELENDİRME YAPARKEN HEM MALİYETLERİ DÜŞÜRME HEM DE SÜRECİ KISALTMA FIRSATI SUNMAKTADIR. Ama en önemli gelişme sürdürülebilir yapılardan dolayı oluşan pazarın yapı malzemelerinde EPD belgelendirmesinin yapılması yönünde oluşmasıdır. Zira, sürdürülebilir yapı ya da yeşil bina sertifika sistemleri artık EPD belgeli yapı malzemelerinin kullanımı teşvik etmektedir. Pek çok farklı EPD sistemleri bulunmaktadır, peki neden EPD Türkiye? Avrupa’da hemen her ülkede bir EPD sistemi bulunmaktadır. İsveç International EPD System, Alman IBU, İngiliz BRE, İspanyol Aenor, Fransız INIES ve Norveç EPD Norway bunlardan sadece aklımıza ilk gelenleridir. EPD Türkiye, Türkiye’de yerleşik olup belgelendirme yapabilen tek

EPD sistemidir. Yerel bir sistemin olması üreticilerimize yurtdışından belgelendirme yaparken hem maliyetleri düşürme hem de süreci kısaltma fırsatı sunmaktadır. Daha da önemlisi üreticilerimize ait üretim ile ilgili bilgilerin Avrupa ile paylaşılmasının önüne de geçilmiş oldu. EPD Türkiye, diğer EPD sistemlerinden ayrı olarak International EPD System ile olan anlaşmalarından dolayı yapı malzemeleri dışında da EPD belgelendirmesi yapabilmektedir. Bu anlamda yapı malzemeleri dışında özellikle gıda, tekstil, enerji, kimya gibi EPD belgelerinin önemli olmaya başladığı sektörlerimizde bulunan firmaların da bu tür belgelendirme ihtiyaçları EPD Türkiye tarafından karşılanabilecektir.

Dr Hüdai Kara Metsims Sustainabality Consulting firmasının kurucusu ve yöneticisidir. Malzeme bilimcisi olan Dr Hüdai Kara’nın temel uzmanlığı malzeme geliştirme ve proses modellemesi, yeni teknolojilerin tekno-ekonomik ve sürdürülebilirlik değerlendirmesi, yenilenebilir enerji (atıktan enerji, PV), karbon-enerji ve atık yönetimi, yaşam döngüsü değerlendirmesi olarak sıralanabilir. İngiltere’de birçok bakanlığa ve özel sektör firmalarına danışmanlık yapmıştır. Dr Hüdai Kara, AB araştırma ve geliştirme çerçeve programları olan Horizon 2020, 7. Çerçeve (FP7 NMT), Eureka, Eurostars ve Eko-İnovasyon proje başvurularında değerlendirici olarak Avrupa Komisyonu adına görev yapmaktadır. Sanayi odaklı birçok Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) çalışmalarıyla kaynak ve enerji verimliliği çalışması yapan ve Çevresel Ürün Beyanları (EPD) belgesi alan Dr Hüdai Kara, karbon ayak izi hesaplamalarıyla birçok ürün ve firmanın iklim değişikliği risklerini ortaya çıkartmıştır.  Kendisi, LCA bazlı ürün sürdürülebilirliği sistemi olan The International EPD System’in Türkiye’deki ilk ve tek doğrulayıcısıdır. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden lisans ve yüksek lisans, Oxford Üniversitesi’nden malzeme bilimleri dalından doktora derecelerine sahip olan Dr Kara, The International EPD System teknik komite üyesi, İngiltere Malzeme Enstitüsü, İngiltere Yenilenebilir Enerji Derneği üyesi ve ÇEDBİK Malzeme komitesi başkanıdır. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

113


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

YEŞİL BİNA SERTİFİKALANDIRMA SİSTEMLERİNDE YAPI MALZEMELERİ ÜRETİCİLERİNDEN TALEP EDİLEN EPD BELGELERİ, NİCEL ÇEVRESEL PERFORMANS BİLGİLERİNİ İÇERDİĞİNDEN SERA GAZLARININ AZALTILMASINA KATKI SAĞLAMAKTADIR.

114

EPD Türkiye Ürün Çevre Beyanları EPD programı 2013’te Türkiye’de faaliyete başladı, EPD Belgelerinin Türkiye’de verilebiliyor olması sektör açısından ne gibi gelişmelere yol açtı? Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip eden ve International EPD System Teknik Komite üyesi olarak şahsımın kişisel çabalarıyla bir EPD sisteminin Türkiye için gerekli olduğu düşüncesiyle EPD Türkiye 2013 yılında bir çalıştay şeklinde başlamıştır. Bu gün EPD Türkiye, sanayi destekli Sürdürülebilir Üretim ArGe ve Tasarım Merkezi (SÜRATAM) tarafından yürütülen uluslararası belgelendirme sistemine dönüştürülmüştür. Kuruluşundan itibaren çok kısa sürede yapı malzemelerinde uluslararası geçerli 16 EPD belgesi ile hızlı bir şekilde büyümektedir. Yerleşik bir sistemin olması Türkiye’de sürdürülebilir yapılarda malzeme bilgisinin kullanılması açısından büyük önem arz etmektedir. SÜRATAM tarafından desteklenen bu altyapı ile yapıların sürdürülebilirlik değerlendirmelerinde kullanılabilecek veri tabanı da oluşturulmaktadır. Özellikle IBU Kasım 2015, 28. Sayı

Almanya’da DGNB ile bir veri tabanı geliştirirken, BRE İngiltere’de BREEAM işbirliği ile GreenBookLive gibi veri bankalarını EPD belgeli ürünler üzerine kurmaktadırlar. Bu sayede EPD belgeli yapı ürünlerinin binaların sürdürülebilirlik bina yaşam döngüsü değerlendirmelerinde kolaylık sağlayacağı açıktır. Bu tür veri tabanları Avrupa kökenli yapı malzemeleri üreticilerinin Türkiye gibi pazarlara da ürün satabilme gücünü artırmaktadır. Bu anlamda SÜRATAM tarafından geliştirilen ve ücretsiz olarak kullanılabilen Türkiye Yapı Malzemeleri EPD Veri Tabanı önemlidir ve desteklenmelidir. ÇEDBİK gibi Türkiye odaklı yeşil bina değerlendirme sistemi geliştiren kurumlar için de bu altyapı çok yararlı olacaktır. Yeşil Bina sertifikasyonunda EPD Belgeli ürünler nasıl bir ayrıcalık sağlamakta, EPD Belgesi, markaların büyümesine ekonomik katkı sağlamakta mı? İklim değişikliğine neden olan sera gazlarının %40’ı yaşadığımız mekanların yapımı ve kullanımı esnasında ortaya çıkıyor. Bina kaynaklı birçok çevresel etkinin azaltılması

için tüm dünyada değerlendirme sistemleri geliştirilmiştir. Amerikan LEED, İngiliz BREEAM ve Alman DGNB sadece bunlardan birkaçıdır. Yeşil bina sertifikalandırma sistemlerinde yapı malzemeleri üreticilerinden talep edilen EPD belgeleri, nicel çevresel performans bilgilerini içerdiğinden sera gazlarının azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Bu nedenle tüm dünyadaki yeşil bina sertifika sistemleri EPD belgeli ürünlerin kullanımını teşvik etmekte ve bu amaçla değerlendirmelerde ilave puan katkısı sağlamaktadır. Bu gelişmeleri öngörerek ürünlerinin EPD belgelendirmesini tamamlayan firmalar, müşterilerine yeşil bina sertifikalandırma süreçlerinde kolaylık sağlarken yeni pazar fırsatları yakalamaktadırlar. Türkiye’de bu ayrıcalığı sunabilen başlıca firmalar Kaleseramik, LafargeDalsan, AKG Gazbeton, Ytong, Vitra, Çimsa, Akçansa, Ondolüne, Akkon Çelik, NG Kütahya, İdevit, Creavit, Fırat Plastik ve Polisan Boya’dır. EPD belgelerini ECO Platform’da da kayıt altına alan bu firmalarımızdan bazıları Avrupa pazarında da fırsatlar yakalamaktadırlar.q


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

Çevre duyarlılığı belgeli, çevre dostu bir marka AKG Gazbeton TÜRKİYE GAZBETON ÜRETİMİNİN ÖNCÜLERİNDEN AKG GAZBETON, İNSANA VE ÇEVREYE SAYGILI ÜRETİM SÜREÇLERİNİ SÜREKLİ GELİŞTİRİYOR. AKG GAZBETON, YEŞİL BİNA PROJELERİNDE DE EPD BELGELİ ÜRÜNLERİYLE DE ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE VERDİĞİ ÖNEMİ GÖSTERİYOR.

116

Gazbeton sektöründe Türkiye’deki en geniş ürün yelpazesine sahip firmaların başında yer alan AKG Gazbeton, blok ve donatılı ürünler olmak üzere iki ana ürün çatısı altında üretim yapıyor. İzmir, Çorlu ve Kırıkkale’deki tesisleriyle sektörünün lider üreticisi konumundaki firma, çevre dostu ürün ve üretim tesisleri ile de fark yaratıyor. Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yirmiden fazla ülkeye ihracat yapan AKG Gazbeton, EN 15804 Standardına uygun üretimi ile ‘Çevresel Ürün Beyanı’ olan EPD belgesine sahip bir kuruluş olarak ülkemizi global pazarlarda da temsil ediyor. Kasım 2015, 28. Sayı

Üretimde, kaynakları koruyan sistemler geliştiriliyor. Gelecek nesiller için sürdürülebilir yaşamı mümkün kılan ürünler sunan AKG Gazbeton, üretimdeki çevreci anlayışını her geçen yıl geliştiriyor. Böylece, üretim süreçlerinde doğalgaz, elektrik ve su kullanımında tasarruf sağlıyor. 2014 yılında üretim süreçlerindeki çevreci projeleri ile her gün 5 ağacı kurtaran AKG Gazbeton, 2015 yılı sonu itibariyle üretim süreçlerindeki mevcut tasarruf oranlarını her kalemde % 5 artırmayı hedefliyor. Firma karbon salımını azaltma ve kaynakları verimli kullanmaya dayalı sürdürülebilir ilkelerle faaliyetlerini yürütüyor.


EPD Belgeli AKG Gazbeton ürünleri Yeşil Bina Projelerinde tercih ediliyor. Günümüzde gelecek nesiller için sürdürülebilir yaşamı mümkün kılan ve çevreye etkisi en az olan malzemeler kullanılarak inşa edilen “yeşil binalar” önem taşıyor. Bunun için de kullanılacak malzemeler tek tek analiz edilerek malzemelere dair çevresel ürün beyanları oluşturuluyor. Ürünleriyle seçkin projelerde tercih edilen AKG Gazbeton, sürdürülebilir üretim anlayışının bir parçası olarak, üretimden hizmet aşamasına kadar her noktada çevresel sürdürülebilirliğe önem veriyor. AKG Gazbeton’un çevresel ürün beyanı EPD Belgesi’ne sahip ürünleri sürdürülebilir ve yeşil binalara katkı sağlıyor. Blok ürünlerine EPD belgesini alan AKG Gazbeton, müşterilerinin Yeşil Bina projelerindeki sertifika sistemlerinde yüksek puan almalarını sağlıyor. AKG Gazbeton’un EPD Belgeli Ürünleri AKG Gazbeton Blok Ürünleri: Blok ürünler ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde üretilmekte olup, her türlü yapı sisteminin döşeme ve duvarlarında kullanılan yapı malzemesi.

Düz Duvar Blokları: Yüksek ısı yalıtımı, enerji tasarrufu ve hafifliği ile yapılarda ergonomiyi ve güvenliği bir arada sunan blok ürünler, zaman, malzeme ve işçilikten tasarruf sağlayarak hem ekonomik hem de fonksiyonel çözümler yaratıyor. Geçmeli Duvar Blokları: Düz Duvar Blokları gibi Geçmeli Duvar Blokları da, binaların iç ve dış duvarlarında kullanılır. Isı köprülerini

azaltan geçmeli bloklarda düşey derzlerde tutkal uygulamasına gerek kalmamaktadır. U Blok: U bloklar hatıl yapımında kalıp ihtiyacını ortadan kaldıran, ısı köprülerini, buna bağlı yoğuşmaları ve yüzey olumsuzluklarını engelleyen, pratik, U kesitli bloklar. Hafif Asmolen: AKG Gazbeton Hafif Asmolen, döşemeler için üstün ısı ve ses yalıtımı sağlamasının yanında, hafif, pratik, ergonomik ve yanmazlık özelliğiyle gerçek yangın emniyeti sağlayan ekonomik bir ürün. Yeşil Bina Sertifikasyonları Günümüzde binaları çevresel etkilerine göre değerlendiren pek çok sistem bulunuyor. Bu sistemler, yeşil dönüşüm sürecinde etkili bir araç, önemli bir ilk adım. Amacı ise binanın doğaya ve insan sağlığına en az etki yapacak şekilde tasarlanması ve yapımının sağlanması. AKG Gazbeton, dünya çapında kabul gören ABD merkezli LEED, İngiltere merkezli BREEAM ve Almanya merkezli DGNB sertifikasyonları dahil birçok sistem için iç ve dış duvar yapı elemanları ürün kategorilerinde çözümler sunuyor. Bu değerlendirme sistemlerinin kriterleri ve ağırlıkları yandaki tabloda gösterilmiştir.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

117


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

VitrA ve Artema su ile insanlar arasında köprü kuruyor... ECZACIBAŞI YAPI ÜRÜNLERİ GRUBU, VİTRA VE ARTEMA MARKALARIYLA, YILLARDIR SU İLE İNSANLAR ARASINDA KÖPRÜ KURUYOR. BU KÖPRÜNÜN EKONOMİK, ESTETİK VE TEKNOLOJİK ÜRÜNLERLE OLDUĞU KADAR, TASARRUFLU ŞEKİLDE KURULMASINI, EN ÖNEMLİ GÖREVLERİ ARASINDA GÖRÜYOR.

118

Kurumunun EPD Sertifikalı ürünlerinden bize bahsedebilir misiniz? 2012 yılında karo ürünleriyle Türk seramik sektöründe “Avrupa Birliği Eko-Etiketi”ni almaya hak kazanan ilk marka olan VitrA, çevresel etki değerlendirmesi yapan iki yeni sertifikanın daha sahibi oldu. VitrA Karo’nun porselen karoları, “çevre dostu” olduğunu kanıtlayan Çevresel Ürün Deklarasyonu (Enviromental Product Declaration-EPD)’nu almaya hak kazandı. 2013 yılında, Artema, Türkiye’de EPD Tip III Çevresel Ürün Beyanı sertifikasını alan ilk armatür üreticisi oldu. 2015 yılında ise VitrA’nın banyo mobilyası, bağımsız kuruluşlar tarafından onaylanan ve uluslararası geçerliliği olan Çevresel Ürün Kasım 2015, 28. Sayı

Beyanı’yla, VitrA’nın hammaddenin doğadan elde edilmesinden üretim sürecinde oluşan atıkların doğaya dönmesine kadar uzanan yaşam döngüsü boyunca %100 şeffaf bir çalışma yaptığı, çevresel performansını nicel verilerle beyan ettiği belgelendi. Doğal yaşam döngüsü değerlendirmesine uygun bir şekilde sürdürülebilir kullanımı kapsayan Çevresel Ürün Beyanı aynı zamanda çevre dostu olarak tasarlanan binalara ilave puanlar vererek “Yeşil Bina” statüsünü kazanmasına yardımcı oluyor. VitrA, Türkiye’de ilk, dünyada ikinci ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi’ni 1999 yılında aldı. OHSAS 18001 belgesini 2008’de, dünyada sektöründe ilk EN 16001 Enerji Yönetim Sistemi Belgesi’ni 2010’da almaya hak kazandı. 2012’de ise EN 16001’den ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi’ne geçişi gerçekleştirdi.


Kurumunuzu bu sertifikayı almaya yönlendiren konular neler oldu? Günümüzde, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımın, tüm sektörler için stratejik bir zorunluluğa dönüşmesine tanıklık ediyoruz. Ekonomik, toplumsal ve çevresel alanda sayısız süreci kapsayan sürdürülebilirlik anlayışı doğrultusunda kuruluşumuzu yönetebilmek için, diğer alanlardaki çalışmaların yanı sıra doğal kaynakları da verimli kullanmak zorundayız. Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu bünyesinde; Blue Life adını verdiğimiz anlayış doğrultusunda, tüm üretim, tasarım ve yönetim süreçlerimizde enerji ve doğal kaynak tüketiminin ve karbon salımının azaltılmasına özen gösteriyoruz. Ekoverimliliği artıran çözümlere önemli yatırımlar yapıyor; çevre ve gelecek bilinciyle, nihai tüketiciler için enerji ve doğal kaynak tasarrufunu teşvik eden ürünler tasarlıyoruz. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir hammadde gibi çevresel yönetim konularında pek çok sertifika ve ödüle sahibiz. Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu, VitrA ve Artema markalarıyla, yıllardır su ile insanlar arasında köprü kuruyor. Bu köprünün ekonomik, estetik ve teknolojik ürünlerle olduğu kadar, tasarruflu şekilde kurulmasını, en önemli görevleri arasında görüyor. Bu sebeple, her yıl ArGe'ye düzenli yatırım yaparak akıllı ürünler geliştiriyor, suyun daha verimli kullanılmasını sağlamaya çalışıyor.

Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu olarak, ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından değerlendirilip, birçok sürdürülebilirlik ödülüne layık görüldük. Bu kapsamda, 2013 yılında hazırladığımız “Yeşil Banyo Çözümleri” kataloğuyla, Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi’nde “Sürdürülebilirlik Teşvik Ödülü”nü aldık. 2014 yılında Blue Life ile “20. KSO Şahabettin Bilgisu Ödülleri” kapmasında “Taş Toprak Sektöründe” birincilik ödülüne, “ÇEVKO Yeşil Nokta 2014 Ödülleri” kapsamında “Büyük Ölçekli Kuruluşlar” kategorisinde teşvik ödülüne layık görüldük. Blue Life ile “Avrupa Birliği Çevre Ödülleri” kapsamında önce Türkiye’de finalist olduk, ardından Avrupa’da birincilik ödülünü aldık. Böylece, 1987 yılından bu yana düzenlenen programda, ilk kez Türkiye’den bir kuruluş ödül almış oldu. Ayrıca, İstanbul Sanayi Odası’nın, “Çevre ve Enerji Ödülleri”nde, “Çevre ve Sürdürülebilirlik Yönetimi” kategorisinde birinciliği elde ettik. Ödül ve sertifikasyon programlarının sürdürülebilirlik konusunda çok önemli olduğuna inanıyoruz.

sorunu yaşamadık. Kuruluşlarımız çevre konusunda uzun zamandır kendi kendini disipline etmeye alışkın kuruluşlar olduğu için, birçok standardı uyguluyorduk. Ürün kategorilerinde de veri toplama sistemi bulunuyordu. Dolayısı ile verilerde sorun yaşanmadı. Süreçte ürün kategorilerinde ayrıca detaylı ürün hatlarında inceleme yapma ve özelliklerini günlük iş süreçlerine yansıtma şansımız oldu. Ek olarak küresel ürün bilgilerinden de yararlandık.

119

Ürünlerimiz açısından bakıldığında, ISO 14040/44 standardı doğrultusunda VitrA ve Artema ürünlerine sertifikayı, yaşam döngüsü analizi uygulayan Alman Yapı ve Çevre Enstitüsü IBU firması verdi. Sertifikasyon sürecinde, üretiminde hammadde, enerji ve su gibi doğal kaynakların, üretimden atık yönetimine kadar tüm süreçlerde çevreye duyarlı bir şekilde kullanıldığı üzerinden değerlendirmeler yapıldı.q

Sertifika sürecinde neler yaşadınız? Hangi aşamalardan geçtiniz? Dünyada seramik sağlık gereçlerinde EPD kategorisi olmadığından, kategoriyi IBU ile birlikte çalışarak ilk defa oluşturduk. En başından çalışmaya uygun yol haritasıyla gittik. On yıldır sürdürülebilirlikle ilgili ciddi çalışmalar yaptığımızdan, veri bulamama E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

KLASSIS, EPD Sertifikalı markalarıyla insan sağlığına verdiği önemi vurguluyor YENİLİKÇİ VE ÇEVRECİ VİZYONU İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜNYA MARKALARININ TEMSİLCİLİĞİNİ YAPAN KLASSIS, EPD SERTİFİKALI MARKALARIYLA DA İNSAN SAĞLIĞINA VERDİĞİ ÖNEMİ VURGULUYOR.

120

KLASSIS’in temsilciliğini yaptığı karo halı markası Milliken, EPD Sertifikalı ürünleriyle tasarımcılara yenilikçi çözümler sunuyor. Aynı zamanda ‘Yaşam Döngüsü Analizi’ yapılarak üretilen Milliken ürünlerinin tümü, Leonardo Akademisi’nin “Temiz ve Çevreci” sertifikası ile de karbon nötr sertifikası alarak da sertifikalandırılmış.   Kurum kültüründe sürdürülebilirliği ilke edinen Milliken, sağlıklı bir dünya için kuruşların da sağlıklı olması gerektiğine inanıyor. Daha sürdürülebilir ve sağlıklı yaşam alanları oluşturmanın ancak çevreci ve yenilikçi tasarımlar yaratmakla münkün olduğunun altını çizen Milliken, tasarımlarında insanların hayatlarına değer katmayı, sağlık ve güvenliğini geliştirmeyi hedefliyor. Kasım 2015, 28. Sayı


SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, NATURALLY DRAWN SERİSİNİN EN BÜYÜK ÖZELLİKLERİNDEN BİRİ. TÜM SERİLERDE OLDUĞU GİBİ BU SERİ DE YÜKSEK KALİTE ECONYL® İPLİK KULLANILARAK ÜRETİLİYOR VE BU İPLİKLER %100 REJENERE; YANİ GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ NAYLONDAN OLUŞUYOR.

121

Milliken Naturally Drawn Karo Halı ile Doğadan çizgiler Milliken Karo Halıları tavizsiz çevrecilik anlayışıyla sürdürülebilirlik ilkesinin öncülerinden… Sürdürülebilirlik, Naturally Drawn serisinin en büyük özelliklerinden biri. Tüm serilerde olduğu gibi bu seri de yüksek kalite ECONYL® iplik kullanılarak üretiliyor ve bu iplikler %100 rejenere; yani geri dönüştürülmüş naylondan oluşuyor. Çok sağlam bir yapıya sahip Milliken karo halılar, yoğun kullanımda dahi uzun süre yeni kalabiliyor. Artık değiştirmek istediğinizde ise, nasıl ki kendisi de geri dönüşümden doğduysa, eskidikten sonra da yeni ürünlerde var olmaya devam ediyor. Bunun için tek yapmanız gereken, eskimiş ürününüzü Milliken’in Halı Geri Dönüşüm programına dâhil etmek.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

Çatı Sektörünün ilk EPD Sertifikalı Ürünü ONDULINE HR ONDULINE HR YÜKSEK ORANDA GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ SELÜLOZ ELYAFINI BARINDIRMAKTADIR. RENKLENDİRME İÇİN DOĞAL PİGMENTLER KULLANILMAKTADIR. HAMMADDELERİ YÜKSEK ORANDA YEREL KAYNAKLARDAN ELDE EDİLEN BU ÜRÜN, ÜRETİMİNDE DÜŞÜK KARBON AYAK İZİNE VE ENERJİ TÜKETİMLERİNE SAHİPTİR.

122

Çatı kaplama ve su yalıtımının lider firması Onduline Avrasya, 2013 yılında jenerik ürünü Onduline HR için almaya hak kazandığı EPD belgesi ile yine bir ilke imza attı. Onduline HR, Onduline Avrasya’nın bitüm esaslı oluklu çatı kaplama levha ailesinin en temel ürünüdür. Onduline HR yüksek oranda geri dönüştürülmüş selüloz elyafını barındırmaktadır. Renklendirme için doğal pigmentler kullanılmaktadır. Hammaddeleri yüksek oranda yerel kaynaklardan elde edilen bu ürün, üretiminde düşük karbon ayak izine ve enerji tüketimlerine sahiptir. Ayrıca geleneksel çatı kaplama malzemelerine göre daha hafif olan Onduline HR, yüksek oranda geri dönüştürülmüş selüloz elyafı ile tüketimde; düşük karbon ayak izi sayesinde de üretimde oldukça çevreci olarak tanımlanabilmektedir. Kasım 2015, 28. Sayı


Onduline HR’ın EPD Sertifikası almasını sağlayan ‘karbon ayak izi’, ‘geri dönüştürülmüş içerik’ gibi çevreci özellikleri daha önceden ISO Çevre Etiketleri Normu’na uyumlu bir takım sertifikalar da almasını sağlamıştır. Onduline Avrasya’nın yaşam döngüsü boyunca çevreci özelliklere sahip olan ürünü Onduline HR’ın, bu doğrultuda değerlendirilebilmesi için güvenilir bir sertifikaya ihtiyaç duyduğuna karar verilmiştir. Bundan yalnızca iki sene önce olmasına rağmen, Türkiye’de EPD şimdiki kadar yaygın değildi. Bu sertifikayla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda, bir pilot proje üretmek için yola çıkıldı. EPD sertifikalarının ölçülebilir parametreler sayesinde kıyaslanabilir olmasının, bütün araştırmaların şeffaflık ilkeleri dahilinde gerçekleştirilmesinin ve üçüncü şahıslar tarafından doğrulanmak zorunda olmasının, bu sertifikanın ürüne sağladığı katma değeri artırmakta olduğu görüldü. Bu sertifikaya sahip olmak, ürünün çevre dostu olduğunu hiçbir şüpheye mahal vermeden beyan etmek anlamına geldiği için projeye başlandı.

EPD sertifikası alımının en önemli adımı olan veri toplama süreci başlar. Onduline HR ürününe bu sertifikanın alım sürecinde elde edilen bu veriler baz alınarak, üretimden Ar-Ge departmanına ve pazarlama departmanına kadar her bölüm koordineli bir şekilde ilerlemiştir. Onduline HR’ın üretiminde kullanılan hammaddelerin elde edilmesinden, nakliyesine kadar her aşaması en ince detayına kadar incelendiği için, birçok noktada bir

danışman firmaya da ihtiyaç duyulmuştur. Danışman firma tarafından hazırlanan detaylı inceleme ve verilerin özenle işlenmesi sonucunda ortaya çıkan rapor üçüncü şahısların onayına sunulmuştur. Bunun sonucunda ürün, uzman onayından sonra EPD sertifikasını almaya hak kazanmıştır. Türkiye’de çatı sektöründe bu sertifikayı alan ilk firma olan Onduline Avrasya, bu süreçten geçecek olan diğer firmalara da referans olmuştur.q

123

Bir ürünün EPD sertifikasına sahip olabilmesi için öncelikle, o malzemenin dahil olduğu ürün grubunun “Ürün Kategori Kuralları”na (PCR – Product Category Rules) uygun olması gerekmektedir. Çatı kaplama ürün grubunda EPD alacak ilk ürün Onduline HR olduğu için öncelikle bu ürün ailesinin PCR’ı hazırlanmıştır. Üretici program operatörünün gözetiminde hazırlanan bu rapor, ilk olarak gerekli değişiklikler çerçevesinde revize edilmiş, sonrasında da uzmanlar tarafından değerlendirilip onaylanmıştır. PCR raporu onaylandıktan sonra E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

POLİSAN EPD Sertifikalı ürünleri ile iç mekan kalitesi sağlıyor POLİSAN BOYA, 2013 YILINDA DÖRT ÜRÜNÜNDE ISO 14040’A UYGUN OLARAK LCA PROJESİNDE YER ALMIŞ VE 2014 YILINDA PROJENİN İLK ÇIKTILARINI ELDE ETMİŞTİR. ÇIKTILAR, ÜRETİM VEYA TEDARİK ZİNCİRİMİZDE HANGİ NOKTALARA ODAKLANMAMIZ GEREKTİĞİ YÖNÜNDE YOL GÖSTERİCİ OLMUŞTUR. Kurumunun EPD Sertifikalı ürünlerinden bize bahsedebilir misiniz?

124

Elegans Extra Semi-Matt (EPD No: S-P00738) ve Natura Ambians (EPD No: S-P-00739) iç cephe ile Exelans Macro (EPD No: S-P-00740) ve Natura A1 Silicone (EPD No: S-P-00741) dış cephe ürünlerine EPD Belgeleri alınmıştır. Böylelikle, Polisan Boya Avrupa Yapı Malzemeleri Üreticileri Birliği (Construction Products Europe) tarafından kurulan ve Avrupa’da EN 15804 Normu uyumlu EPD belgeli yapı ürünlerinin yayınlandığı ECO Platform’a da kayıt olan ilk Türk boya üreticisi ve Avrupa’da sektöründe 3. firma olmuştur.(ECO EPD Ref. No 00000205, 00000206, 00000207, 00000208). Kurumunuzu bu sertifikayı almaya yönlendiren konular neler oldu? Çevresel Ürün Beyanları (EPD), Tip III olarak tanımlanan ürün etiketleridir. Bir ürünün veya sistemin çevresel etki değerlendirmesi iletişimini ISO 14025’te tanımlanan ve ISO 14040-44 serisi yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA-Life Cycle Assessment) standartlarına uygun olarak sağlayan bir etiketleme olarak bilinir. EPD’ler, hammaddenin doğadan elde edilmesinden ürünün üretimi ve yaşam sonunda bertarafına kadar olan tüm süreçlerin şeffaf ve nicesel olarak bilimsel bir yaklaşımla değerlendirildiği ve ürünün çevre performansını belirli etki kategorilerine göre hesaplandığı çalışmalardır. EPD’ler içinde, ISO 14040 serisi çerçevesinde belirtilmiş parametreler bazında önceden belirlenmiş kategorilere göre

Kasım 2015, 28. Sayı

(hammadde eldesi, enerji kullanımı ve verimliliği; malzeme ve kimyasal madde içeriği; hava, su ve toprağa verilen emisyonlar; atık oluşumu) nicel olarak değerlendirilir ve beyan edilir. Bu beyan yönteminde, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) kapsamında ekonomik faaliyetlerin ekolojik ayak izini ve üretim sürecinde meydana gelen çeşitli emisyon ve atık değerleri dikkate alınır. EPD Belgeleri çevresel etki bilgisi bulunan yapı ürünlerinin geliştirilmesini sağlarken LEED, BREEAM ve DGNB gibi birçok yeşil bina değerlendirme sistemlerinde de talep edilmektedir. EPD, uluslararası uzmanlar tarafından tarafsız olarak doğrulanan ve kuruluşlar için dünya çapında geçerli olan belgedir. EPD’lerin bir başka önemi de Türkiye ve tüm dünyada hızla gelişmekte olan çevreye duyarlı yapılar (Yeşil Binalar) sertifikasyonunda yarattığı fırsatlardır. Dünyaca bilinen İngiliz BREEAM ve Alman DGNB gibi sertifikasyon sistemlerinde, EPD belgeli ürünlerin bina yapımında kullanılması durumunda belgelendirmelerde ilave puanlar verilmektedir. EPD’li ürünler bu anlamda mimar, mühendis ve müteahhitlere kolaylık sunarken yapı ürünleri üreticilerine de farkındalık yaratarak yeni pazar fırsatları yaratmaktadır. EPD belgelendirmesini tamamlayan firmalar, müşterilerine yeşil bina sertifikalandırma süreçlerinde ayrıcalık yaratma fırsatı sunmaktadırlar, Polisan Boya olarak sürdürülebilir çevre ilkelerimiz çerçevesinde biz de yeşil bina sertifikalandırmaları sürecinde müşterilerimize ayrıcalık yaratmak için bu çalışmaları yapmaya karar verdik.

Sertifika sürecinde neler yaşadınız? Hangi aşamalardan geçtiniz? Polisan Boya, 2013 yılında dört ürününde ISO 14040’a uygun olarak LCA projesinde yer almış ve 2014 yılında projenin ilk çıktılarını elde etmiştir. Çıktılar, üretim veya tedarik zincirimizde hangi noktalara odaklanmamız gerektiği yönünde yol gösterici olmuştur; yani iyileştirmeye açık noktalarımızı görerek çevreye olan etkilerimizi etkin bir şekilde kontrol altına almamız gerektiğini göstermiştir. Çalışmada, 1 kg boyanın yaşam döngüsü boyunca çevresel etkisi incelenmiştir. Çevresel etkiler ; boya üretimi sırasında kullanılan hammaddeler, bunların fabrikaya nakliyesi, üretimi oluşturan ana ve yardımcı prosesler, ambalajlama, nihai ürünün tüketiciye nakliyesi, kullanım aşaması ve yaşam sonuna kadar, sahada birebir ölçülen birincil verilerden ve gerektiğinde Ecoinvent veritabanından alınan ikincil verilerle hesaplanmıştır. 2015 yılında ise şirketimizde bu çıktılar üzerinden EPD (Çevresel Ürün Beyanı) belgesi almak üzere çalışmalar başlatılmıştır. 4 ürünümüz için yapılan hammaddeden nihai tüketiciye erişime ve bertarafına kadar olan süreçte yani beşikten mezara olan süreçte yarattığımız çevresel izlerimiz raporlanmıştır. Hazırlanan EPD belgelerimiz ile İsveç EPD Sistemine başvuru yapılmış ve belgelerimiz EPD Kurumunun belirlediği bağımsız onaylı doğrulayıcıya yönlendirilerek uygunluğu değerlendirilmiş ve İsveç EPD sistemine dahil olmaya hak kazanmıştır. Polisan Boya EPD belgelerimize The International EPD System ve EPD Türkiye internet sitelerinden ulaşılabilmektedir. q


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

SERANİT, EPD’li ürünleri ile müşterilerine ayrıcalık yaratıyor... SERANİT, LCA YAKLAŞIMI İLE EKO-TASARIM VE EKO İNOVASYON FIRSATLARI ALTYAPISINI DA HAZIRLAMIŞTIR. YAPI MALZEMELERİ; ÜRETİMLERİ ESNASINDAKİ KARBON AYAK İZİ VE ENERJİ TÜKETİMLERİ, EMİSYONLAR GİBİ ÇEVRESEL ETKİLER YAPI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNE VE EN ÖNEMLİSİ BİNA PERFORMANSINA ÖNEMLİ KATKIDA BULUNMAKTADIR.

126

Kurumunun EPD Sertifikalı ürünlerinden bize bahsedebilir misiniz? Seranit, tüm seramik ürün gruplarında; porselen karolar, duvar karoları ve yer karoları için EPD belgesine sahiptir. Seranit EPD Belgeleri Avrupa’da ECO Platform (www.eco-platform.org) sisteminde de aşağıdaki numaralar ile kayıt altına alınmıştır: ECO EPD Ref No 00000133 Ceramic Wall Tiles ECO EPD Ref No 00000134 Ceramic Floor Tiles ECO EPD Ref No 00000135 Ceramic Porcelain Tiles EPD Belgeleri uluslararası seviyede The International EPD System (www.environdec. com), Türkiye’de EPD Turkey websitelerinde (www.epdturkey.org) yayınlanmaktadır. Ayrıca sadece EPD belgeli ürünlerin bulunduğu EPD Veritabanı (www.epdyapi.org) websitesinde de Seranit EPD belgeleri yayınlanmaktadır. Kasım 2015, 28. Sayı


Kurumunuzu bu sertifikayı almaya yönlendiren konular neler oldu? Seranit, müşterilerine sertifikalandırma çalışmalarında ayrıcalık yaratmayı hedeflemektedir. Seranit, dünyada hızla gelişmekte olan yeşil bina pazarlarında, müşterilerine avantaj yaratmakla kalmayıp, Avrupa Birliği yasaları ve ihracat pazarı gerekliliklerine de uyum sağlamayı amaçlamaktadır. Seranit, LCA yaklaşımı ile eko-tasarım ve eko inovasyon fırsatları altyapısını da hazırlamıştır. Yapı malzemeleri, üretimleri esnasındaki karbon ayak izi ve enerji tüketimleri, emisyonlar gibi çevresel etkiler yapı sürdürülebilirliğine ve en önemlisi bina performansına önemli katkıda bulunmaktadır. LEED kriterlerinde yapı ürünlerinde ilave puan almak için LCA ve EPD belgelendirmelerini tamamlayan Seranit, seramik ürünlerine EPD belgesini alarak, müşterilerinin Yeşil Bina Projelerindeki sertifika sistemlerinde yüksek puan almalarını sağlamaktadır. Seranit EPD belgeleri sayesinde, ölçülebilir ve kıyaslanabilir sonuçlarla, uygulamacı ve yatırımcılara, kullanacakları yapı malzemeleri hakkında ulaşabilecekleri en doğru çevresel bilgileri sunmaktadır. Ayrıca EPD veri tabanına kayıtlı olan ürünlerimiz mimarlara, tasarımcılara, yeşil bina danışmanlarına, müteahhitlere ve yapı denetçilerine ihtiyaçları olan şeffaf ve standartlarla uyumlu bilgiyi sağlamaktadır.

127

Sertifika sürecinde neler yaşadınız? Hangi aşamalardan geçtiniz? Seranit EPD’ler, ISO 14025’e göre tanımlanan, bir ürünün veya servisin çevre performansını ISO 14040 serisi çerçevesinde belirtilmiş parametreler bazında önceden belirlenmiş kategorilere göre (hammadde eldesi, enerji kullanımı ve verimliliği; malzeme ve kimyasal madde içeriği; hava, su ve toprağa verilen emisyonlar; atık oluşumu) nicel olarak değerlendiren ve beyan eden belgelerdir. ISO 14040 serisi Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) kapsamında ekonomik faaliyetlerin ekolojik ayak izini ve üretim

sürecinde meydana gelen çeşitli emisyon değerlerini dikkate alan bu beyan yöntemi Dünya çapında geçerlidir. Bağımsız şekilde, üreticinin sağladığı bilgilerle hazırlanan EPD belgeleri, ürünün teknik tanımı, üretici firma detayları ve LCA sonuçlarından meydana gelmektedir. LCA raporu ve EPD belgesi uluslararası bağımsız doğrulayıcılar onay verdikten sonra kayıt altına alınıp yayınlanmaktadır. EPD Belgesi alma sürecinde, Seranit tarafından ürettiği ürünlerin hammaddelerinin işlenmesinden üretimine ve uygulanmasına kadarki tüm çevresel etkiler değerlendirilip şeffaf olarak beyan edilmiştir.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EPD SERTİFİKA SİSTEMİ

Türkiye’de ilk “Çevresel Ürün Deklarasyonu (EPD)”nu gerçekleştiren firma YTONG TÜRK İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPI MALZEMELERİNİN YAYGINLAŞMASINA ÖNCÜLÜK EDEREK, DÜŞÜK ENERJİ TÜKETİMİ VE DÜŞÜK EMİSYON DÜZEYİNE SAHİP ‘YEŞİL BİNALAR’IN OLUŞTURULMASINDA MİMAR VE YATIRIMCILARIN GÜVENİLİR ÇÖZÜM ORTAĞI OLMAKTADIR.

128

“Bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme imkanını kısıtlamadan ve ödün vermeksizin karşılayabilmek” olarak tanımlanan “sürdürülebilirlik” kavramı günümüzde tüm dünyada ve özellikle AB ülkelerinde üzerinde en çok durulan, önem verilen kavramların başında yer almaktadır. Sürdürülebilir bina ise, enerji, malzeme, su, toprak ve benzeri kaynakların, dünyanın ekolojik dengesini ve gelecek nesillerin de ihtiyacını dikkate alarak, küresel ölçekte, dengeli kullanımı ile yapılan yapıları kapsamaktadır. Esas olarak ulaşmamız gereken birinci koşul, toplumumuzun sürdürülebilirlik üzerinde ortak bir görüş oluşturması gerekliliğidir. Örneğin Kasım 2015, 28. Sayı

Almanya’da bugün bu toplumsal görüş birliği sağlanmış ve binalarda sürdürülebilirlik kavramına daha fazla dikkat edilmeye başlanmıştır. Türkiye’de de yakın zamanda ülkemize ait bir yeşil bina sertifika sistemine sahip olmayı umuyoruz. Yapı malzemelerinin “Sürdürülebilir Bina” yapımının temel unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Yani yapıda her şey “yapı malzemesiyle” başlamaktadır. Sürdürülebilir binaların değerlendirmesini yapmak ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere, yapı malzemeleri üreticilerinin uygun bir bilgi sistemi içinde konuyla ilgili tüm verileri temin etmesi önemlidir. EPD ya da Türkçe adıyla Çevresel Ürün Deklaras-


yonları yapı malzemelerinin yaşam döngüsü analizlerini de içeren kapsamlı bilgileri içermesi açısından önemli bir araçtır. Yapı malzemelerinin sürdürülebilir binalar için taşıması gereken kriterleri de şu başlıklar altında toplayabiliriz: - Doğal kaynakları tahrip etmeyecek hammaddeler kullanmak ve bunları doğaya zarar vermeden elde etmek, - Üretimde çevreyi kirletmemek ve minimum enerji kullanmak, - Üretimde atık oluşmaması, - Bina yapımında düşük fire oluşturması, - Yapının kullanımı aşamasında, enerji tüketimi bakımından yönetmeliklere uygun olmasına imkan tanıması, - İnsan sağlığına uygun ve güvenli mekanlar oluşturulmasına olanak sağlaması, - Ambalaj atıkları ile doğaya zarar vermemesi, - Binaların yıkılmasından sonra ortaya çıkacak atıkların geri dönüşebilir olması. Görüldüğü gibi sürdürülebilir yapı malzemesi üretmek ve daha sonra da yapılarda sürdürülebilirlik sağlamak için önümüzde takip edilmesi, geliştirilmesi gereken birçok konu vardır. YTONG ÇEVRESEL ÜRÜN DEKLARASYONU Türk Ytong, bu konuda ülkemizde ilk adımı atmış ve Türkiye’nin ilk “Çevresel Ürün Deklarasyonu (EPD)”nu gerçekleştiren firma olarak, Türk inşaat sektöründe sürdürülebilir yapı malzemelerinin yaygınlaşmasına öncülük ederek, düşük enerji tüketimi ve düşük emisyon düzeyine sahip ‘yeşil binalar’ın oluşturulmasında mimar ve yatırımcıların güvenilir çözüm ortağı olmaktadır. EPD’ler bir ürünün çevresel etki değerlendirmesinin iletişimini sağlayan ve ISO 14025’e göre standart hale getirilmiş belgelerdir. Kısaca bir ürünün eko-etiketidir. Yapı malzemelerinin ve yapı ürünlerinin, işlevsel verimliliklerinin yanında çevresel performansları hakkında bilgi temin ederler. “Beşikten mezara kadar” olarak tanımlanan yaşam döngüsü yaklaşımı ile sadece doğrudan yapı malzemesini üreten fabrikanın enerji ve hammadde tüketimini değil, birincil ürünlerin imalatı için gerekli kaynak tüketimi, bu ürünlerin taşınması ya da enerji üretimi de dikkate alınmaktadır. Bu durum imha edilecek atıklar için de geçerlidir.

129

Türk Ytong olarak zaten kuruluştan bu yana çevre ve enerji dostu üretim yapmaktayız. Bu çalışmalarımızı ve değerlerimizi kamuoyu ile paylaşmayı arzu ettik. İlk adım olarak, 2009 yılında hammadde kazanımından üretime, malzemenin işlenmesinden, binadaki kullanımına, nakliyeden, enerji tüketimine kadar detayları içeren bir ekolojik bilanço hazırlayıp ilan ettik. Bu çalışmadan sonra, müşterilerimizin ve sektörümüzün sürdürülebilir ürünlere gösterdiği ilgiyi dikkate alarak, ekolojik bilançomuzu bağımsız kuruluşlarca da onaylatmak istedik. Yapılan çalışmalarda Ytong’un yaşam döngüsü analiz edilerek; fiziksel değerlendirmesi yapılmış, hammaddeden, üretim özelliklerine ve ürünün kullanım ömrüne kadar çok yönlü incelenmiştir. Oluşturulan tüm bilgiler, bağımsız bir kuruluş olan Alman İnşaat ve Çevre Birliği IBU (Institut Bauen&Umwelt) tarafından onaylanmıştır. Bu belge ile Türk Ytong fabrikalarında üretilen Ytong blok malzemelerinin, bugünün ve geleceğin yapılarında güvenle kullanılabilecek, sürdürülebilir bir yapı malzemesi olduğunu tescil ettirmiş olduk.

Türkiye’nin ilk Eko-Etiketini alan Ytong, yeşil bina sertifikasına aday projelerin tasarım ve inşaatından sorumlu mimar ve mühendislere ihtiyaç duydukları detaylı bilgileri şeffaf bir şekilde sunmakla kalmayıp, sahip olduğu çevre dostu özellikleri ile yüksek puanlar toplayarak hedefledikleri sertifikayı almalarına katkıda bulunmaktadır. Gelecekte sürdürülebilir ve eko-etiketli inşaat ürünlerinin kamu kuruluşlarının ihalelerinde çok daha fazla dikkate alınacağını umuyoruz. Sürdürülebilirlik kavramı, sadece inşaat maliyetlerinde değil, binaların işletme ve bakım maliyetlerinde de önemli katkılar sağlayacaktır. Yeşil binalar, insan sağlığı ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi açısından da daha çok önem kazanacaktır. Sonuç olarak, çevre dostu inşaat ürünlerinin sağladığı fayda ve tasarruflar çok daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME

Yöntem

Panama Kanalı

UYGULAMA

130

RENGİ GRİ OLSA DA,

BETON ARTIK YEŞİL ÜRETİMİ VE UYGULAMASI TAMAMLANDIKTAN SONRA BETON; ÇOK UZUN YILLAR KULLANILABİLMESİ VE SICAK-SOĞUK HAVAYI İÇ MEKANDA BARINDIRABİLMESİ ÖZELLİĞİYLE ENERJİ TASARRUFU SAĞLAYAN BİR MALZEME. DİĞER MALZEMELERLE YAPILAN BİNALARDA SIK GÖRÜLEN KLİMATİK SORUNLARA BETONARME BİNALARDA YAYGIN OLARAK RASTLANMAMAKTA. TERMAL ÖZELLİKLERİYLE ISITMA VE SOĞUTMA HARCAMALARINI MİNİMUMA İNDİRGEDİĞİNDEN HEM KONUT HEM DE KAMUSAL YAPILARIN VAZGEÇİLMEZİ HALİNDE. Kasım 2015, Sayı 28

- Ezgi Beyazıt

B

ir kaç ton ağırlığında paketlenmiş çimento... Her gün harcanan 10 bin ton çimentonun sadece küçük bir kısmı. En yaygın kullanılan çimento türü olan Portland; beton, harç ve alçı gibi basit malzemelerin temel içeriği. 1824 yılında İngiliz duvar işçisi Joseph Aspdin tarafından patentlenen Portland çimentosu, kalsiyum kaynağı olan kireçtaşının kil ile birlikte ısıtılması ve sülfat kaynağı alçıtaşı ile harmanlanması sonucu elde edilir. Çimento betonu ve diğer su bazlı çimentolar, kolay şekil verilmesi ve kuruduğunda kaya benzeri sağlam bir yapı haline gelmesiyle oldukça popüler bir malzeme haline gelmiştir ve günümüzde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Hoover Barajı, Panama Kanalı ve Roma Pantheon Tapınağı beton strüktürlerin en ünlü örneklerindendir. Büyük ölçeklerde yapı uygulamarında beton teknolojisini ilk olarak antik Roma halkı kullanmıştır ve Roma İmparatorluğu betonu yaygın bir biçimde mimarisinde barındırır. Dünyanın en büyük donatısız beton katedrali olarak da Pantheon kabul edilmektedir. Ayrıca yine


Sponsorluğunda hazırlanmıştır.

Hoover Barajı

Roma’da yer alan Kolezyum binası da ilk inşa edilen büyük beton yapılardan biridir.

131

Roma’nın yerle bir olmasından sonra beton kullanımı teknolojinin gelişmesini beklemek üzere uzun süreli bir uykuya yatmıştır. Tekrar kullanılır hale gelmesi ise 18. yüzyılın ortalarına kadar uzanır. Günümüzde Smeaton’s Tower (Smeaton’un Kulesi) olarak bilinen ve 18. yy. ortalarında John Smeaton tarafından İngiliz kanalına tasarlanan Eddystone Deniz Fenerinin inşası sırasında, mimar betonla ilgili büyük bir gelişme yakaladı. İnşaat süresince yüksek dalgalara dayanacak bir harca ihtiyacı vardı. Büyük bir market araştırması, değişik kimyasal denemeleri, farklı türlerde kireçtaşları, değişik bölgelerden kil örnekleri sonuç vermedi ve Smeaton “beton” denen buluşu ilerletemedi. Bu olaydan sonraki 100 yıl boyunca yüksek kalite taşlar ve Roma çimentosu kullanılarak inşa edilen binaların ardından, artan nüfus ve barınak gereksinimi sonucu bu taş binalar haddinden fazla pahalı bir hal almaya başladı. 1780 yılında James Parker Romalıların kullandığı çimentodan çok daha farklı bir beton

Roma Pantheon Tapınağı

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME

Yöntem

UYGULAMA

dönüşümlü malzemeler sayesinde zarar çok daha aza indirgeniyor. Ayrıca beton, çok uzun yıllar dayanıklılığını koruyor ve miladı dolduğunda her milimetresine kadar geri dönüştürülüp tekrar kullanıma hazır hale geliyor. Enerji tasarrufu bakımından da çimento transfer edilme açısından avantajlı, büyük araçlara hiç bir zaman ihtiyaç duyulmuyor çünkü üretiminde yerel malzemeler kullanılıyor. Yaygın olarak fabrikanın 100 km çevresindeki olanaklar yeterli oluyor. 132

elde etmeyi başardı ve patentini aldı. Çeşitli kil depozitleri, mineralleri ve kalsiyum karbonattan oluşan bu yeni çimento karışımı hızlı bir şekilde popüler oldu. 1850’lerde günümüze kadar gelen Portland çimentosu yaygınlaşmayı başardı.

GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR OLUŞU BETONU EKOLOJİK OLMAYA BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIRAN BAŞLICA ETMEN. HEM ÜRETİMİNDE KULLANILABİLECEK YENİLENEBİLİR ENERJİ SEÇENEKLERİ, HEM DE İÇERİĞİNE EKLENEBİLECEK CAM VE SERAMİK GİBİ ÇEŞİTLİ DÖNÜŞÜMLÜ MALZEMELER SAYESİNDE ZARAR ÇOK DAHA AZA İNDİRGENİYOR. Kasım 2015, Sayı 28

Çimento ve beton farklı tariflerle ve farklı malzemelerle üretilebilir. Farklı üretim süreçleri ve malzemeler, ürün kalitesinde ve sürdürülebilirlik seviyesinde değişiklere sebep olur. Fonksiyonel ve çerve dostu beton elde etmek tamamiyle başka bir macera. Ancak CO2 emilsiyonu en aza indirilmiş beton üreten firmalar da günümüzde yaygın bir hale gelmekte. Beton, üretim aşamasından başlayan bir serüven içinde doğa dostu olma yolunda ilerleyen bir malzeme. Her ne kadar geçtiğimiz dönemlerde çevre canavarı olarak sağlıksız bir ün salmış olsa da, bu durum her geçen gün değişmekte. Geri dönüştürülebilir oluşu bu anlamda betonu ekolojik olmaya bir adım daha yaklaştıran başlıca etmen. Hem üretiminde kullanılabilecek yenilenebilir enerji seçenekleri, hem de içeriğine eklenebilecek cam ve seramik gibi çeşitli

Üretimi ve uygulaması tamamlandıktan sonra beton çok uzun yıllar kullanılabilmesi ve sıcak-soğuk havayı iç mekanda barındırabilme özelliğiyle enerji tasarrufu sağlayan bir malzeme. Diğer malzemelerle yapılan binalarda sık görülen klimatik sorunlar betonarme binalarda yaygın görülmemekte. Termal özellikleriyle ısıtma ve soğutma harcamalarını minimuma indirgediğinden hem konut hem de kamusal yapıların vazgeçilmezi halinde. Çimentonun ana malzemesi olan kireçtaşı, gezegenimizde en kolay çıkarılan ve en sık rastlanan minerallerden biri. Her ne kadar üretimi ve kullanımı CO2 emilsiyonu ve ayak izi bırakması açısından eleştiri alıyor olsa da; kaldırımlar, hastaneler, eğitim binaları, köprüler, yollar, kanalizasyonlar ve daha birçok alanda beton kullanıyoruz. Sağlamlığın önem taşıdığı aşamada beton seçilebilecek en kaliteli malzeme olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Türkiye gibi deprem bölgeleriyle dolu bir ülkede bu durum daha da önemli bir hale geliyor. Her geçen gün gelişen teknoloji sayesinde beton da giderek daha doğru bir şekilde üretiliyor. Bu da onu mükemmel yapı malzemesi olmaya her geçen gün bir adım daha yaklaştırıyor.q


MALZEME

Yöntem

UYGULAMA

CATHEDRAL OF BRASILIA Dua eden ellerden esinlenilmiş, gökyüzüne doğru yükselen bir dini mimari.

MİMAR OSCAR NIEMEYER, KATEDRAL’İ TASARLARKEN ÇOK GÜÇLÜ VE EŞSİZ BİR YAPI OLACAĞINI BİLİYORDU VE SONUÇ OLARAK 1988’DE PRITZKER ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ OLDU.

134

Mimar: Oscar Niemeyer Yer: Brezilya Proje Yılı: 1960

Kasım 2015, Sayı 28

D

ikkate şayan bir geçmişe sahip oluşundan da tahmin edilebileceği üzere, Brezilya’da mimari ve planlı şehirler oldukça zengin ve şatafatlı bir görünüme sahip. Kilise toplumda çok önemli bir yer tutuyor, sonuç olarak da tasarımına ve karakteristik oluşuna da bir o kadar dikkat ediliyor.

Mimar Oscar Niemeyer, Katedral’i tasarlarken çok güçlü ve eşsiz bir yapı olacağını biliyordu ve sonuç olarak 1988’de Pritzker Ödülünün sahibi oldu. 1958 yılının Eylül ayında başlayan çalışmaların tamamı Oscar Niiemeyer tarafından planlanıp yürütülüyordu. 70 metreye kadar


135

yükselen onaltı kolon, binanın strüktürünü oluşturacak şekilde yerleştirildiğinde kaba tasarım ortaya çıkmıştı. Dua eden ellerden esinlenilmiş, gökyüzüne doğru yükselen bir dini mimari. Dış cephedeki transparan cam kaplama tamamlandıktan sonra binanın dış görünümünü tamamlayacak 3 m yüksekliğinde bronz heykeller yerleştirildi. Dante Croce’nin de yardımıyla yapılan bu heykeller incil yazarlarını simgeliyordu. İç mekanda da görülebilecek, çelik halatlarla asılmış üç melek gibi diğer heykellerde mevcut. Athos Bulcao tarafından yapılan, el boyaması seramik fayans döşemeler 1977’de oval formlu vaftizhaneye monte edildi. Katedralin çan kuleleri de İspanya’nın bağışladığı çanlarla tamamlandı. Binanın en belirleyici özelliği ise mavi, beyaz ve kahverengi desenlerle doldurulmuş vitray pencereler. Vitray çalışmalar 30 m yükseklikten başlayıp 10 metreye kadar inmekte.

DIŞ CEPHEDEKİ TRANSPARAN CAM KAPLAMA TAMAMLANDIKTAN SONRA BINANIN DIŞ GÖRÜNÜMÜNÜ TAMAMLAYACAK 3 M YÜKSEKLİĞİNDE BRONZ HEYKELLER YERLEŞTİRİLDİ.

Esplanada dos Ministerios’da bulunması sebebiyle sabit bir kitlesi olmadığından, kilise çoğunlukla bölgedeki işçiler ve turist ziyaretleri alıyor.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME

Yöntem

UYGULAMA

YOGANANDA LIBRARY Gün ışığıyla dolu betonarme bir mimariye sahip.

STUDIO ARCHOM TARAFINDAN TASARLANAN YOGANANDA KÜTÜPHANESİ HİNDİSTAN’IN SOLAN ŞEHRİNDE YER ALAN SHOOLINI ÜNİVERSİTESİNİN HİMAYESİ ALTINDA KULLANILIYOR. DÖRT KATLI YAPI GÜN IŞIĞIYLA DOLU BETONARME BİR MİMARİYE SAHİP.

136

Kasım 2015, Sayı 28


S

tudio Archom tarafından tasarlanan Yogananda Kütüphanesi Hindistan’ın Solan şehrinde yer alan Shoolini Üniversitesinin himayesi altında kullanılıyor. Dört katlı yapı gün ışığıyla dolu betonarme bir mimariye sahip. Bina, biyoteknoloji kampüsünün felsefesini fiziksel olarak yansıtmakta ve kütüphanenin yanı sıra ilk iki katı araştırma odaları, tartışma odaları ile dolu ve üst katlar daha geriden başlayan duvarlar sayesinde daha fazla pencere ve daha fazla gün ışığı alımını sağlıyor.

137

Yemyeşil bir araziye bakan kütüphane binası Üniversitenin öğrencilerine huzurlu ve modern bir çalışma ortamı sunuyor. Konseptsel olarak, bu dört katlı binanın dolu ve boş alanları aslında binanın fonksiyonunu artırmak üzere birimleri birbirine bağlayacak şekilde tasarlanmış. Avlular hareketli bir şekilde boşluklarla ve kolonlarla buluşuyor, hacim kazanıyor ve aynı zamanda mekanı ışıkla doldurma görevini üstleniyor. Kitap rafları dış sınıra yerleştirilmiş, iç kısımda ise okuma bankları yer alıyor. Bankların oluşturduğu halkanın içerisinde ise ilham verme amacıyla tasarlanmış bir yeşil alan bulunmakta. Görsel detayların her birinin altında fiziksel ve felsefi anlamda okumaya, öğrenmeye ve ilham almaya dayalı unsurlar yatmakta. Teras nefes alan yeşil bir alan olarak avlunun merkezinde bulunuyor. Öğrenciler bu geleneksel kitap raflarının birinden bir kitap alıp avludaki çimlerde uzanabilir ve yada kış bahçelerinin rahatlatıcı sakinliğinde ders çalışabilir.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME

Yöntem

UYGULAMA

UAE PAVILION MILAN EXPO 2015 Çöl havasını Milan’a taşıyan yapı

ÇÖL HAVASINI YANSITAN BİNA, ASLINDA GÖLGE BİR YERE İHTİYAÇ DUYULABİLECEK HER İKLİME UYGUN. GÖRKEMLİ OLMASININ YANI SIRA İŞLEVLİ DE OLAN YÜKSEK KANYONVARİ DUVARLARI ZİYARETÇİLERİNİ ADETA İÇERİ DAVET EDİYOR.

138

Kasım 2015, Sayı 28


Mimar: Foster + Partners Yer: Milano, İtalya Proje Yılı : 2015 Fotoğraflar: Filippo Poli, Foster + Partners

B

irleşmiş Arap Emirliklerinin (UAE) pavilion tasarımı 2015 Milan Expo’da dikkatleri üzerine toplayan yapılardan biri. Milan’a taşıdıkları geleneksel çöl temalı ve buna ironik gibi görünen kentsel anlatımı ve doğal enerji kullanımı ile mükemmel bir bütünlük sağlamakta. Pavilion, Expo’ya çok yakın bir bölgede büyük bir alanı kapsamakta ve deforme edilmiş, yuvarlatılmış aksı ile de bu çevrenin en farklı binası olmayı başarmış durumda. Ziyaretçiler 12 metre yüksekliğinde 2 duvarın arasından, bir kanyonun ağzından geçiyormuş hissine kapılabiliyorlar. Antik planlama ilkelerinden esinlenilerek ve Abu Dhabi’deki Masdar şehrine uygulanabileceği düşünülerek tasarlanmış.

139

Duvarlar 140 metre boyunca birbirine paralel şekilde dalgalanarak devam ediyor, ziyaretçileri dinamik fakat resmi bir karşılamayla iç mekana taşıyor. Kullanılan renk ve dokular sayesinde çöl anlatımı mekanı şekillendiriyor. Kolay monte edilmesi ve taşınabilmesi için pavilion, GRC (Glassfibre Reinforced Concrete) paneller çelik çerçevelerle desteklenerek inşa edilmiş. Yumuşak bir rampa eklentisiyle ulaşılan oditoryum ve artırılmış gerçeklik Emirates’in hikayesini bu topraklara taşımakta. Tasarım LEED ilkelerini pasif ve aktif tekniklerle takip ediyor. En belirgin olarak bina Expo’dan sonra geri dönüştürülebilir ve yeniden inşa edilebilir şekilde tasarlandı. Foster + Partners pavilionu tasarlarken The National Media Council, United Arab Emirates, Sheikh Abdullah bin Zayed Al Nahyan ve Komisyon üyesi Salem Al Ameri ile birlikte çalıştı.

Mimarlar: Foster + Partners Yer: Buenos Aires, Arjantin Yıl: 2014

Çöl havasını yansıtan bina aslında gölge bir yere ihtiyaç duyulabilecek her iklime uygun. Görkemli olmasının yanı sıra işlevli de olan yüksek kanyonvari duvarları ziyaretçilerini adeta içeri davet ediyor.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME

Yöntem

UYGULAMA

THE BROAD MUSEUM Eko-farkındalık yaratmada etkili bir müze

BROAD, LEED SILVER SERTİFİKASINA SAHİP OLMAK HEDEFLENEREK PLANLANMIŞ. ELEKTRİKLİ ARABA ŞARJ İSTASYONU, BİSİKLET PARK ALANLARI, ÇATI SU BİRİKTİRME ÜNİTELERİ VE SOKAK SEVİYESİNDEKİ BAHÇELERDEKİ SULAMADA YAĞMUR SUYU KULLANIMI, SU KULLANIMINI %40 AZALTAN YÜKSEK KALİTEDE TESİSAT SİSTEMLERİ VE TOPLU TAŞIMAYA KOLAY ULAŞIM SAĞLAMASIYLA BROAD MÜZESI, EKO-FARKINDALIK VE ETKİLİ MÜZE DİZAYNINDA BİR NUMARA OLMAYI HEDEFLİYOR.

140

Mimarlar: Diller Scofidio + Renfro Yer: Los Angeles, USA Proje Yılı: 2015 Fotoğraflar: Benny Chan, Iwan Baan, Jeff Duran - Warren Air

Kasım 2015, Sayı 28

B

road Müzesi, Eli ve Edythe Broad’ın bağışlarıyla Los Angeles’ın merkezine inşa edilmiş bir çağdaş sanat müzesi. Diller Scofidio + Renfro tarafından tasarlanan müze, Broad Sanat Vakfı ve Broadların kişisel kolleksiyonundan 2000 sanat eserine ev sahipliği yapacak. Eserler dünyanın her yerinden gelen savaş öncesi ve çağdaş parçalardan oluşmakta. Yenilikçi konseptiyle müze; iki kattan, galeri ve kütüphaneden oluşmakta.

Broad, LEED Silver Sertifikasına sahip olmak hedeflenerek planlanmış. Elektrikli araba şarj istasyonu, bisiklet park alanları, çatı su biriktirme üniteleri ve sokak seviyesindeki bahçelerdeki sulamada yağmur suyu kullanımı, su kullanımını %40 azaltan yüksek kalite tesisat sistemleri ve toplu taşımaya kolay ulaşım sağlamasıyla Broad Müzesi, eko-farkındalık ve etkili müze dizaynında bir numara olmayı hedefliyor.


ARI KOVANI BENZERİ DİZAYNI, KÜBİK BİNANIN İÇ MEKANLARA FİLTRELENMİŞ BİR GÜN IŞIĞI ALMASINI SAĞLAMAKTA. MÜZENİN ASANSÖRLERİ KÖŞELERE YERLEŞTİRİLMİŞ VE LOBİDE KARŞILANAN MİSAFİRLER BURALARA DOĞRU YÖNLENDİRİLMEKTE. ZİYARETÇİLER ASANSÖRLERLE DİFÜZ AYDINLATILMIŞ KOLONSUZ DEVASA BİR GALERİYE ULAŞIYORLAR. 7 METRE TAVAN YÜKSEKLİĞİ İLE OLUŞTURULMUŞ BU GÖRKEMLİ GALERİ HER TÜRLÜ VE HER BOYUTTA SERGİYE UYGUN BİR GALERİ.

141

İki adet anahtar programı birleştiren yapıda kamuya açık sergi alanları ve Broad Sanat Vakfı’nın etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri bir alan yer almakta. Depolama alanını geri plana atmaktansa proje bunu müzenin planını şekillendirmekte baştan sona kullanıyor. Opak olarak tasarlanan kısımlar binanın orta alanlarında bulunuyor, alt taraftaki oyulmuş bölge lobi ve kamusal geçiş yolu olarak ayrılmış ve üst kısımda galeriler bulunmakta. Arı kovanı benzeri dizaynı kübik binanın iç mekanlara filtrelenmiş bir gün ışığı almasını sağlamakta. Müzenin asansörleri köşelere yerleştirilmiş ve lobide karşılanan misafirler buralara doğru yönlendirilmekte. Ziyaretçiler asansörlerle difüz aydınlatılmış kolonsuz devasa bir galeriye ulaşıyorlar. 7 metre tavan yüksekliği ile oluşturulmuş bu görkemli galeri her türlü ve her boyutta sergiye uygun bir galeri.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EKO DIZ AYN 144

Kas覺m 2015, 28.Say覺


EKO DİZAYN

ESTI BARNES Sınırları zorlamayı seven, yapılmamışı yaratmaya çalışan tasarımcı

FİRMAMIZ ÇOK GENİŞ YELPAZELİ DOKUMA TEKNİKLERİ VE ELYAF ÇEŞİTLEMELERİNİ İÇERİYOR. DÜNYANIN ÇOK ÇEŞİTLİ ÜLKELERİNDE ÜRETİMLERİMİZ VAR VE ÇOK KALİFİYE DOKUMA ÜNİTELERİ İLE ÇALIŞIYORUZ. 1998’DEN BERİ DE AVRUPA’NIN EN BÜYÜK TASARIM MERKEZİ DESIGN CENTRE CHELSEA HARBOUR’DA BULUNUYORUZ VE KONUMUMUZDAN DOLAYI DA DÜNYA PAZARLARINDA YER ALAN İÇ MİMARLIK VE MİMARLIK OFİSLERİYLE ÇOK YAKIN İLİŞKİLER İÇİNDEYİZ. GELECEKTE YENİ PROJELERİMİZ VAR VE BUNLARIN ARASINDA TÜRKİYE PAZARI İLE İLİŞKİLERİ KUVVETLENDİRMEK DE VAR. 146 146

Bir grafik sanatçısı olarak; iç mekan tasarımında önemli bir yeri olan halı tasarımları yapmaya başladınız ve ‘TOPFLOOR BY ESTI’ yi kurdunuz. Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz? Robert College ve Tatbiki Güzel Sanatlar’dan mezun olduktan sonra Grafika Maya’da ve reklam dünyasında freelance olarak çalışmalar yaptım. Özellikle ipek üzerine yaptığım desen çalışmalarım Vakko’da, üst düzey butik ve mobilya mağazalarında yer aldı. Akabinde modaya yönelerek hazır giyim tasarlayıp üretmeye başladım ve Luna adında bir firma kurdum; ama Luna, hazır giyimle yetinmeyip ev dekorasyonuna da hizmet veren bir markaya dönüştü. Londraya yerleştikten sonra, İngiltere ve dünya dekorasyon pazarlarında tasarımlarımla yer aldım. Grafik tasarımdan iç mekan tasarımına geçişte nasıl bir yol izlediniz? Bu süreçte yaptığınız çalışmalardan bahsedebilir misiniz? Aslında arada moda var; gecelik, pijama ve spor giyim tasarımlarım bunlardan bazıları... Ardından soft furnishing olarak tabir ettiğimiz, iç mekan aksesuarları, perdelik ve dokumalık kumaşlarla devam etti. Halı tasarımı ise üç boyutlu olmakla beraber görsel alanı grafik sanatlara çok yakın, o yüzden grafik tasarımlarımı halıya uygulamak çok kolay oldu benim için ve halılara hayatiyet kazandırdım...

Kasım 2015, 28.Sayı


12 ADET ÖDÜLÜM VAR. BU TABİ ÇOK GURUR VERİCİ BENİM İÇİN. ÖDÜL TÖRENLERİNDE BULUNMAK ÇOK HEYECAN VERİCİ VE İSMİMİN OKUNMASI ANINDA HİSSETTİKLERİMİ İSE HİÇ BİR ŞEYE DEĞİŞMEM...

Tasarımlarınızda kullandığınız renk geçişleri, farklı boyutlar ve özellikle organik şekillerle optik yanılsamalar dikkat çekiyor. Tasarıma yaklaşımınızdan ve tasarım kriterlerinizden bahsedebilir misiniz?

147

Ben hep zor işleri sevmişimdir. Sınırları zorlamayı sevdiğim için de orijinal olanı ve önceden yapılmamışı yaratmaya çalışırım. New York ve Londra’da iki kez ‘En İyi Halı’ ödülü alan ‘Esquire’ adlı halı tasarımımda; havı heykeltraş gibi yontarak daha önce hiç görülmemiş geometrik bir doku yarattım. Onu takiben; Ethereal, Emmenthal ve Endive adlı tasarımlarımda kenarları organik bitirerek halının yüzeyinde delikler açtım ve degrade renklerle bütünleştirdim ki degradeyi halıda yapmak çok zor bir süreç. Eğer kağıt üzerinde yapılan suluboya kadar akıcı olarak yapmak istiyorsanız elyafı bazı durumlarda 70 ayrı renge kadar boyamanız gerekiyor. Özellikle Irak’lı hattat Hassan Massoudy’nin eserlerinden halıya uyarladığım ‘The Script’ Koleksiyonundaki ‘Oh! Friend’ adlı halı tasarımım buna en iyi örnek diyebilirim. Esti halıları uluslararası tasarım dünyasının takdirini kazanmaya başladı. Hatta yakın geçmişte ELLE Dekorasyon tarafından “British Design of the Year” ve Interior Design Magazine tarafından “Best of Year” ilan edildiniz. Ne hissediyorsunuz?

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EKO DİZAYN

148 148

Amerika ve İngiltere’de olmak üzere toplam 12 adet ödülüm var. Bu tabi benim için çok gurur verici bir şey. 2008’de “Esquire” adlı halı tasarımım Ron Arad, Tom Dixon, Jasper Morrison gibi daha bir çok dünyaca ünlü tasarımcının ürünleri arasından seçilerek “British Design of the Year” ödülüne layık görüldü. Ödül törenlerinde bulunmak çok heyecan verici, hele ismimin okunması anında hissettiklerimi ise hiç bir şeye değişmem... Kendine özgü dokulu Esti halı tasarımlarınızı farklı malzeme ve üretim teknikleri ile kurucusu olduğunuz ‘TOPFLOOR BY ESTI’markasıyla hayata geçiriyorsunuz. Firmanızdan ve projelerinizden bahsedebilir misiniz? Firmamız çok geniş yelpazeli dokuma teknikleri ve elyaf çeşitlemelerini içeriyor. Dünyanın çok çeşitli ülkelerinde üretimlerimiz var ve çok kalifiye dokuma üniteleri ile çalışıyoruz. 1998’den beri de Avrupa’nın en büyük tasarım merkezi olan Design Centre Chelsea Harbour’da bulunuyoruz. Bu konumumuzdan dolayı da dünya pazarında önemli yer alan iç mimarlık ve mimarlık ofisleriyle çok yakın ilişkiler içindeyiz. Gelecekte çok yeni projelerimiz var ve bunların arasında Türkiye pazarı ile ilişkileri kuvvetlendirmek de var. Otel iç mekan tasarımında da halının yeri büyük. Bu bağlamda otellere yönelik yaptığınız tasarımlardan ve otel projelerinizden birkaç örnek verebilir misiniz? Dünyanın çeşitli yerlerindeki beş yıldızlı otellerde halılarımızı bulabilirsiniz. Bunlara bir kaç örnek olarak Hyatt, Sheraton, Mandarin Oriental, Ritz Carlton, Four Season’ı sayabiliriz. Ayrıca çok saygın ama daha küçük butik otellerle de basarılı çalışmalar sürdürüyoruz. Örneğin New York da yeni açılan Knickrbocker ve Fransa da Cheval Blanc... Halılarımız ağırlıklı olarak oteller presidential Suitlerinde, restaurantlarında, Spa, bar ve resepsiyonlarında kullanılıyor. Bundan sonraki hedefimiz üretimimizi, kaliteden ve tasarımdan ödün vermeden otel odalarının bütçelerine uyacak şekilde imal etmek.q

Kasım 2015, 28.Sayı


www.sedus.com

›of course‹

Diyalog Ofis Uryanizade Sk.23 Kuzguncuk 34674 Istanbul t. +90 216 532 20 33 f. +90 216 532 20 37 www.diyalogofis.com info@ diyalogofis.com


EKO DİZAYN

ÇEVRECİ ŞİŞE, YERLİ ÖLÇÜM CİHAZI VE KONFORLU HASTA YATAĞINA ALMANYA’DAN ÖDÜL... Alman Tasarım Konseyi tarafından düzenlenen, Almanya’nın en prestijli tasarım yarışmalarından ‘German Design Award’ 2016 sonuçları açıklandı. ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Hakan Gürsu’nun kurucusu ve yöneticisi ve olduğu ODTÜ Teknokent odaklı tasarım ofisi Designnobis, sanayiye yönelik çeşitli firmalar ile farklı alanlarda geliştirdiği ürünlerle 3 ödül birden aldı.

150 150

Kasım 2015, 28.Sayı


Polyester sektöründe Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından SASA ile işbirliği içinde geliştirilen su ambalajı tasarımları “Special Mention” (Özel Mansiyon) ile ödüllendirilirken, Sistem markası için tasarla nan Jeodezik Ölçüm Araçları “Winner” ve Eryiğit Hastane Ekipmanları için geliştirilen hasta yatağı da “Finalist” olarak ödüle layık görülen tasarımlar arasında. Yarışmada onurlandırılan tasarımlardan SASA Su Ambalajı, ar-ge projesi geçtiğimiz yıl tamamlanan yenilikçi ve BPA içermeyen bir malzemeyi kullanıyor. Depozitolu kullanımı ile mevcut PET ambalajlara daha çevreci bir alternatif sunuyor. Ambalajlı su pazarı için geliştirilen ürün grubu, daire ve kare kesitin benzersiz birleşimiyle meydana gelen formu ile görselliğin yanı sıra belli alanda hacim kazanımı da sağlıyor. Sistem için geliştirilen haritalama, ölçüm ve tünel yapımında kullanılan jeodezik ölçüm araçların ilk kez yerli üretimi gerçekleştirildi. Reflektör ve GPS uyumlu alüminyum ve karbon fiber jalon, jalon sehpası ve mira ürünleri, pazardaki rakiplerine kıyasla daha ekonomik bir üretime sahip oldu.

151

Uluslararası standartlarla uyumlu bir ihraç ürünü olarak geliştirilen Eryiğit hastane yatağı, uzun süreli kullanımlarda hastanın konforunu ve kolay kullanımı hedefliyor. 9 farklı pozisyonu kolayca alabilen ve tekerlek yüksekliğine kadar alçalabilen yatak tasarımı, şeffaf malzeme kullanımı ile ferah ve hijyenik bir ortam sunuyor. 1969 yılından beri sanayi, üretim ve tasarım kültürünü desteklemek amacıyla Alman devlet desteği ile düzenlenmekte olan German Design Award yarışma ödül töreni, 2016 Şubat ayında Uluslararası Frankfurt Fuarı kapsamında Frankfurt’ta gerçekleştirilecek. Ödül alan firmalar arasında BMW, Daimler Benz ve Siemens gibi endüstri devleri yer aldığı etkinliğe, ülkemizden de çeşitli firma ve tasarım ofisleri katılım sağlıyor. Geçtiğimiz yıllarda da yarışmada çeşitli dereceler elde eden Hakan Gürsu ve Designnobis ekibi, yenilikçi ve vizyoner tasarımlarıyla katma değer yaratan ürünler geliştirmeye devam ediyor.q Ödül alan tasarımlar hakkında ayrıntılı bilgiye aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir: http://gallery.designpreis.de/en.html E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EKO DİZAYN

BASF, ÖZEL TASARIM SANDALYEYI SANAL DÜNYADAN GERÇEĞE TAŞIDI...

152 152

İsviçreli mobilya üreticisi Vitra’nın yeni tasarım sandalyesi Belleville’in hayata geçirilmesi için, BASF tarafından geliştirilen bir simülasyon ile ilk kez gaz kabarcıklarının gerçek şekli dikkate alındı. İsviçreli mobilya üreticisi Vitra’nın sandalye dünyasına damgasını vuran yeni tasarımı Belleville serisini, Milano Mobilya Haftası’nda tanıttı. Ronan ve Erwan Bouroullec tarafından tasarlanan Belleville serisi yeni sandalye kreasyonları iskelet yapısı ve oturma bölümü ile iki ayrı parçadan oluşuyor. BASF’nin poliamit Ultramid® B3EG6 SI ürününden üretilen her iki parça Ultrasim® simülasyon aracının yardımıyla geliştirildi. Hafif ve zarif iskelet yapısı aynı zamanda en yüksek sağlamlık ihtiyacını da karşılayarak tasarımın teknik inceliğini sergiliyor. Belleville sandalye Vitra, adını Paris’teki sanatçılar semti Belleville’den alan yeni tasarım sandalyesinin geliştirilmesi için sadece malzeme uzmanlığı değil, aynı zamanda sanal parça tasarımı alanında da teknik bilgiye sahip bir üretici Kasım 2015, 28.Sayı

arayışında Ultramid® B3EG6 SI ürünü ile BASF işbirliğine karar verdi. Hava şartlarına ve güneş ışınlarına karşı dirençli bir malzeme olan yüzeyi iyileştirilmiş Ultramid® B3EG6 SI ürünü, mekanik dayanıklılık açısından en zorlu gereksinimlerini karşılıyor. Ayrıca, mükemmel yüzey kalitesi, neredeyse sınırsız renk olasılığına uygun olduğunu kanıtladı. Sanal simülasyon Mobilya üreticileri açısından yeni bir tasarımın geliştirilmesinde önemli bir maliyet ve süre tasarrufu sağlayan ‘sanal simülasyon’, parçaların ve aletlerin tasarlanmasında giderek daha önemli bir unsur haline geliyor. İdeal olarak tüm üretim süreci, gerçek prototiplerle uygulanabiliyor. Üretim öncesinde parça geometrisi optimize edilebiliyor ve aletlerin tam olarak boyutları belirlenebiliyor.Konstantin

Grcic’in MYTO dirsekli sandalyesi ve Brunner’in A-Chair’i gibi geleneksel enjeksiyonlu kalıplama yöntemi ile üretilmiş olan sayısız proje ile BASF, Bilgisayar Destekli Mühendislik (CAE – Computer-aided Engineering) alanında da uzmanlığını kanıtladı. Ancak buna karşılık Belleville’nin daha karmaşık bir yöntem olan “Gaz Enjeksiyonu Teknolojisi” (GIT – Gas Injection Technology) kullanılarak üretilmesi gerekiyordu. Bu yöntemde, geleneksel enjeksiyonlu kalıplamanın ardından bir eylemsiz gaz (genellikle nitrojen), erimenin yerini değiştirip içi boş bir alan oluşturuyor ve iç yapısal unsur olarak şekle enjekte ediliyor. Vitra bu üretim yöntemini, aynı parça sertliğini elde ederken aynı zamanda önemli bir malzeme tasarrufu sağlaması nedeniyle tercih etti. Böylece, geleneksel enjeksiyonlu kalıplama ile karşılaştırıldığında bu yöntem, daha ekonomik ve daha hafif tasarım çeşitliliği sağlıyor. Bununla birlikte teknoloji, aynı zamanda gaz kabarcıklarının büyüklüğü ve konumunun sandalyenin dayanıklılığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olması nedeniyle parça geometrisini hesaplama açısından son derece zorlu gereksinimlere sahip.q


www.arttekflooring.com


EKO DİZAYN

45 CESUR ASKERİN ANISINA

‘GALIBIYET, ZAFER, & AŞK’ Amerikan sertağaç endüstrisinin önde gelen uluslararası ticaret birliği Amerikan Sertağaç İhracat Konseyi (AHEC) ile Emirati tasarımcısı Khalid Shafar arasındaki işbirliğinin ürünü olan ve ‘Galibiyet, Zafer, & Aşk’ (orjinal adıyla ‘Win, Victory, & Love’) adlı enstalasyon, 27-30 Ekim, 2015 tarihleri arasında, Dubai Tasarım Bölgesi’nde (d3) gerçekleşen Downtown Design 2015 kapsamında 27.Ekim.2015 tarihinde açıldı.

154

Kasım 2015, 28.Sayı


Ünlü tasarımcı Shafar, geçtiğimiz Eylül ayında, Yemen’de hayatını kaybeden 45 cesur BAE askerinin anısına gerçekleştirdiği enstalasyonunda, iki önemli Amerikan sertağaç türü olan Amerikan kiraz ve yumuşak akçaağacını kullandı. Shafar’a göre bu enstalasyon, Birleşik Arap Emirlikleri’nin son dönemde yaşadığı bir trajediyi, askeri tarihinde ilk defa bunu yaşayan bir ülkenin 45 cesur askerinin Yemen’de hayatlarını kaybetmesini yansıtıyor ve Emirati askerlerinin unutulmaz cesaretinin bir simgesi olmayı amaçlıyor. Khalid Shafar bu sanat eseri kurulumuyla, BAE için hayatlarını adamış askerlerin anısına saygı gösterirken aynı zamanda, BAE Hükümeti tarafından düzenlenen bir feda belgelenmesi sürecine de katkıda bulunuyor. Shafar, Amerikan kiraz ve yumuşak akçaağaç kullanarak hazırladığı toplam 45 ahşap tabureyi, bölgeye özgü kurulumda nezaketle yerleşitirirken, ahenkli bir ortamda sunuyor. Shafar’ın ünlü LITTLE PALM (Küçük Palmiye) taburesinden türetilen sertağaç tabureler, Emirati askerlerinin ruhunu yansıtmaları amacıyla orijinal bir askeri üniforma tekstil döşemesine sahipler. Bölgenin sert hava koşullarına karşı büyük bir esneklik gösteren palmiye ağaçlarından esinlenen Küçük Palmiye taburesi, hayatlarını kaybeden cesur BAE

askerlerinin sonsuza dek hatırlanmaları için mükemmel bir metafor olarak tarif ediliyor.

155

Khalid Shafar enstalasyonla ilgili şu açıklamayı yaptı: “2013 yılı Şubat ayında, Dubai’deki Hükümet Zirvesi’nde, Majesteleri Şeyh Muhammed bin Rashid Al Maktum tarafından tanıtılan ünlü üç parmak işareti olan ‘Win, Zafer, & Love’ (Galibiyet, Zafer, & Aşk), iş ahlakı, başarı ve ulus sevgisi için yenilikçi bir marka olmuştur. Bu slogan sembol, hayatını kaybeden askerler için tam bir temel ve inanç kaynağıdır. Bu çalışma benim AHEC ile ikinci işbirliğim ve bu sayede kaybettiğimiz kahramanların anısına gerçekleştirdiğim bir projede, iki harika sertağaç türüyle çalışma imkanı buldum. “ Amerikan sertağaç kaynağının sürdürülebilirliğinin bir kanıtı olarak, AHEC’in kapsamlı çalışması olan Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi’ne (LCA) dayalı gerçekleştirilen hızlı bir proje çevre analiziyle, üretilen 45 taburede kullanılan kiraz ve yumuşak akçaağacını, ABD ormanında yerine koymak için geçen sürenin, 6 saniyeden az olduğu belirtildi. Tabii ki bu sonuç, büyüklüğü İngiltere, Fransa ve İtalya ülkelerinin biraraya gelmesiyle eşit olan bir ormanın, her yıl, hasadın çok üzerinde büyümesinin bir ölçüsüdür. Ayrıca, ahşap kaynağın temini, işlenmesi ve Dubai’ye teslimatı sürecindeki karbonun nerdeyse iki katı tabure üretiminde kullanılan ahşapta depolanmıştır. q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


inova syon

156

MIMARLIĞI ŞEKİLLENDİRECEK 5 YENİLİKÇİ İNŞAAT MALZEMESI

Kasım 2015, Sayı 28


157

Grafen üretiminin artmasından betonarmeyi nanokristaller ile güçlendirmeye kadar, araştırmacılar inşaatın geleceğini şekillendirmek için çalışmalar yapıyorlar. Geleceğin yapı taşları araştırma laboratuvarlarında geliştiriliyor. Toplu grafen üretiminden geleneksel yapı malzemelerinin şekil ve işlevini yeniden yorumlayan ve tanımlayan metamalzemelere kadar; bugünün, yarının ve daha sonrasının mimarisini değiştirme potansiyeli olan beş yeniliği sunuyoruz. YIRTILMAZ KAGIT California Teknoloji Enstitüsü’nde (Caltech) malzeme bilimi ve mekanik profesörü olan Julia Greer, metal ya da seramikle kaplanabilen bir malzeme ürettiler, yeni üretilen bu materyal, metal ya da seramik olan üretim maddesinin yapısal ve materyal özelliklerini, çatlak toleransı ve biçim belleği gibi daha önce duyulmamış özelliklere sahip olmak için bir araya getiriyor. Laboratuvar, süreci mevcut milimetrik boyutundan mektup kağıdı boyutlarına getirmeye çalışıyor. Malzemenin yapı alanındaki muhtemel kullanım alanları; akü hücresi, akıllı pencereler, ısı değiştirgeci ve rüzgâr türbinleri. “Islatılamayan, ısıyı yalıtan ve yırtılmaz kağıt yapabilirsiniz” diyor ve ekliyor “Hayal gücünüzün sınırlarını aşabilirsiniz.”

Julia Greer tarafından imal nanotruss yapısı.

SIVIYI REDDEDEN, KENDINI TEMIZLEYEN CILALAR University College Londra’daki araştırmacılar; cam, çelik, kağıt ve diğer materyallere uygulanabilen, geleneksel kaplama malzemerinin zayıf noktası olan çizilmelere yada neme maruz kaldıklarında ortaya çıkan sorunların önüne geçecek yeni bir kaplama malzemesi ürettiler. Kaplanmış titanyum dioksit nanopartikülleriyle yapılan cila; suyu, yağı ve tüm sıvıları yüzeyinden sektirerek reddedediyor ve bu süreçte kiri de söküyor. Kaplama şimdilik yirmi santimetrekare alanlara uygulanıyor olsa da, üniversitenin kimya bölümü başkanı Ivan Parkin Science Dergis’inde bu konuyla ilgili yazdığı bir makalede yayımlayan “kullanıldığı yüzeyin artırılmaması için bir sebep göremiyoruz” diyor. Parkin’in takımı teknolojinin muhtemel kullanım alanları olarak, yapı ve otomotiv sektörünü görüyorlar. Zamanla bu teknolojinin, halihazırda piyasada bulunan seçeneklere bir alternatif olabilecek; dayanıklı, kendini temizleyen cephelerin üretiminde kullanılabiliceğini

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


inova syon öngörüyorlar. RÜZGAR KIRICILAR Missouri Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, materyallerden yapılarını değiştirmeden geçebilen elastik dalgaları kontrol etmek için, yapıları sismik olaylardan koruyabilecek yeni bir yol geliştirdiler.

158

Ekip; çelik bir levhayı oyarak elastik ve akustik dalgaları bir hedeften uzağa bükmek ya da kırmak için geometrik bir mikroyapı modeli geliştirdi. Doç.Dr. Guoliang Huang, “önemli altyapıların ya da ikamet edilen binaların etrafında, büyük enerji taşıyan şok dalgalarının yönünü metamalzeme bir pelerin yoluyla değiştirerek, sivil hayatlar ve ortak mülkler, yıkıcı depremler veya tsunamilerden kurtarılabilir” diyor. Takım, kolayca her yerde bulunabildiği için çeliği seçti; ama Huang, diğer metallerin ve plastiklerin de benzer bir işlevselliğe sahip olmak üzere tasarlanabileceğini söylüyor. DAHA FAZLA (VE DAHA İYI) GRAFEN California Teknoloji Enstitüsü araştırmacıları, 2004 yılında Birleşik Krallık’taki Manchester Üniversitesi’nde keşfedilen çok ince ve çok güçlü bir nanomateryal grafenin, seri üretimi için daha hızlı ve önceden mümkün olmayan, daha yüksek kalitede bir yol bulduklarını söylüyorlar. Yığın işlem metodu; geleneksel ısıl çevrimlerden başka ve daha güçlü grafen levhalarının büyümesini mümkün kılıyor. Bu metot, üretim süresini saatlerden dakikalara indiriyor ve örnek hacmini milimetrelerden –yakında– birkaç santimetreye kadar yükseltiyor. Caltech’te bilim adamı olan ve Nature Communications isimli bilimsel dergide yayımlanan konuyla ilgili makalenin yazarı David Boyd, bu sürecin, yeni yapım ekipmanı ya da altyapı gelişimi gerektirmediğini, “duruma uyumlu” olduğunu söylüyor. Yine de, grafenin mimarideki en olası uygulamaları kaplama, güneş pilleri ve elektronikler gibi küçük çaplı ürünlerde.

Kasım 2015, Sayı 28

DAHA GÜÇLÜ BETON Purdue Üniversitesi’nde araştırmacılar, ağaç lifinden elde edilen selüloz nanokristalleri betona ekliyor. Nanogüçlendirilmiş materyaller sıklıkla mekanik ve kimyasal özellikleri bakımından –sağlamlık, darbe mukavemeti ve esnekliği bu özelliklerden bazıları– geleneksel alternatiflerinden daha üstün özelliklere sahip oluyor. Beton gibi yapı malzemelerine uygulandığında, bir yapının çevresel izdüşümünü azaltmaya benzer etkiye ulaşmak için daha az materyal gerektirerek yardım ediyor. Nanokristal katkı, endüstriyel tarımın, biyoenerjinin ve kağıt üretiminin bir yan ürünü olarak elde edilebilir. Araştırmacılar, bu katkının beton

kürü sürecini, betonun suyu daha etkili olarak ve ağırlığına ya da yoğunluğuna önemli derecede etki etmeyerek kullanmasını iyileştirdiğini söylüyorlar. Doç.Dr. Jeffrey Youngblood’a göre, yapı materyalleri katkı malzemesinin hedef uygulamaları arasında, ama takım hala mevcut boyutlarını büyütmeye, uzunluğunu 30 santimetreye, çapını 15 santimetreye yükseltmeye çalışıyor, verileri inceleyerek materyalin davranışını standardize ve optimize etmek için verileri inceliyor. “Birkaç yılda büyük test ölçeğinde olmayı umuyoruz” diyorlar.q

Selüloz nanokristaller bir transmisyon elektron mikroskobu kullanılarak gösterilmiştir.


KATALOĞU

2015 YAPI KATALOĞU

2015 Hazırlanıyor

www.yesilyapikatalogu.com

Yapı ÇEVRE Sektörünün DOSTU Ürünlerinizle çevre duyarlı malzeme ve hizmet tedariği içinarasında başvuru kaynağı malzemeler yer almak için;

YEŞİL YAPI KATALOĞU İNTERNET SİTESİ YENİ YÜZÜYLE YAYINDA! Ekoyapı Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi’nin markası olan Yeşil Yapı Kataloğu üç yıldır online olarak yayındadır ve yılda bir kez basılarak sektöre dağıtımı yapılmaktadır. Yeşil Yapı Kataloğu yapı sektörünün Sürdürülebilir ürün ve hizmet tedariğinde önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

Çevre Dostu yapı ve yerleşimlerin üretiminde kurumunuzun ürün ve hizmetlerinin tercih edilmesini istiyorsanız geç kalmadan yerinizi ayırtın! 0216 291 25 20 bilgi@ekoyapidergisi.org

2015 - 16 VERSİYONU

2014 Baskısı

2013 Baskısı

HAZIRLIKLARI HIZLA DEVAM EDİYOR...

Grafik yazılım tasarımı ve kullanım ıyla günüm üz uygun alışkanlıkların o a la ra w w w.y esilyap k tasarlanan ikata interne t sitesin logu.com in kulla n son de rece b ımı asittir.


A

R

SI DIŞI Yaşam Alanları

KAPSÜLDE YAŞAM Evinizin konforu her yerde...

SIRADIŞI YAŞAM ALANLARI KÖŞEMİZDE HER SAYIMIZDA ALIŞILMIŞIN DIŞINDA YAPILARI SİZLERLE PAYLAŞACAĞIZ. BAZEN ÜTOPİK, BAZEN ÜRKÜTÜCÜ, BAZEN BU KADARI DA OLMAZ DEDİRTECEK KADAR ‘SIRADIŞI’. AMA HEPSİ GERÇEK HEPSİ YAŞAYAN YAPILAR. BAŞKA YAŞAMLAR MÜMKÜNDÜR BELKİ, BELKİ DE İHTİYACIMIZ OLAN BİRAZ CESARETTİR...

160

Kasım 2015, Sayı 28


Bu sayımız ile birlikte ‘Sıradışı Yaşam Alanları’ yazı dizimize başlıyoruz. ... Son yüzyılda insanoğlunun amansız hastalığı haline gelen tüketim merakının yaşam alanlarımıza yansımasının örneklerini artık her yerde görmek mümkün.. Şehirleri geçtik, kasaba ve köylerde bile çok katlı apartmanlar ile karşılaşır olduk; çevresiyle uyumsuz, yerel kimliğinden uzaklaşmış, bir özentinin sonucu olduğu aşikar olan doğanın içinde, doğayı inkar eden bu yapılarda yaşadığımızda ‘modern’ göründüğümüzü zannederek, kopuyoruz doğadan.

161 161

Büyüyen yaşam alanı metrakaresi, bizi sözüm ona modernleştirirken maddi ve manevi bedelleri artırıyor oysa ki... Bu geniş yaşam alanlarının yapımı ve kullanımı esnasında çevre üzerindeki etkileri birçok mecrada tartışılıyor, konuşuluyor... Yayımımızda da çok defalar geleneksel yöntemler ile üretilen yapıların çevre üzerindeki etkilerini anlatan çalışmalar yaptık. Sıradışı Yaşam Alanları köşemizde her sayımızda alışılmışın dışında yapıları sizlerle paylaşacağız. Bazen ütopik, bazen ürkütücü, bazen bu kadarı da olmaz dedirtecek kadar ‘sıradışı’. Ama hepsi gerçek hepsi yaşayan yapılar. Başka yaşamlar mümkündür belki, belki de ihtiyacımız olan biraz cesarettir... Yazı dizimizin ilk konuk projesi Nice Architets tarafından geliştirilen, güneş ve rüzgar enerjisiyle çalışan, kendine yeten ve taşınabilir bir kapsül olan Ekokapsül... E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


A

R

SI DIŞI Yaşam Alanları

162

EKOKAPSÜL, SIKIŞTIRILMIŞ BİÇİMDE PAKETLENMİŞ BİR DÜŞÜK ENERJİ EVİ. ENERJİ TASARRUFLU TASARIMI, KOMPAKT HACMİ, ALTYAPI SİSTEMLERİNDEN BAĞIMSIZ YAPISI İLE, SICAK BİR YATAK, ILIK BİR DUŞ VE YEMEK YİYEBİLME LÜKSÜNÜ İÇİNDE BARINDIRIYOR.

Kasım 2015, Sayı 28

Nice Architects Slovakya’da bulunan yaratıcı, yetenekli ve kendilerini işine adamış profesyoneller olan Tomas Zacek, Sona Pohlova ve Igoz Zacek’den oluşan genç bir mimarlık stüdyosu. Projeleri, dünyadaki yayımlar, uluslararası ve yerel mimari yarışmalarda başarılar elde etmiş, bu başarılarıyla son birkaç yılda Slovak mimarlık dünyasının ayrılmaz bir parçası haline gelmişler. ‘Bu motivasyon ile daha da ötesini tasarlıyoruz’ diyorlar kendilerini anlatırken. Ekokapsül, sıkıştırılmış biçimde paketlenmiş bir düşük-enerji evi. Enerji tasarruflu tasarımı, kompakt hacmi, altyapı sistemlerinden bağımsız yapısı ile, sıcak bir yatak, ılık bir duş ve yemek yiyebilme lüksünü içinde barındırıyor.

2.55 metre uzunluğu, 4.45 metre genişliği ve 2.25 metre derinliği ile küçük boyutuna rağmen her Ekokapsül tasarruflu mekan kullanımı ile iki yetişkinin yaşabilmesine olanak tanıyor. Hemde fatura ödeme derdi olmadan. Mutfak, banyo ve yatak odası ile bir otel odasından çokta farklı değil. Bu demek oluyor ki; Ekokapsül ile otel lüksünü doğaya taşımamız mümkün...Geniş bir depolama alanına sahip olan Ekokapsül’e spor ve araştırma ekipmanları rahatlıkla sığdırılabiliyor. Ayrıca 1500 kilogramda, ağırlığındaki kabuk standart bir taşıma konteynırına sığıyor ve kara ya da deniz yoluyla kolayca taşınabiliyor. Küçük formunun aksine her Ekokapsül, yeniden şarj etmeye ya da yeniden ikmale gerek olmadan rahat, uzun bir konaklama için gerekli zorunlulukları içeriyor.


EKOKAPSÜL, YERLEŞİK BİR RÜZGÂR TÜRBİNİ VE BİR DİZİ GÜNEŞ PİLİ İLE ÇALIŞIYOR. İKİLİ GÜÇ SİSTEMIİ VE YÜKSEK KAPASİTELİ PİL, DÜŞÜK GÜNEŞ YA DA RÜZGÂR AKTİVİTESİ OLAN DÖNEMLERDE DE YETERLİ GÜCÜN OLMASINI GARANTİ ALTINA ALIYOR.

Ekokapsül, yerleşik bir rüzgâr türbini ve bir dizi güneş pili ile çalışıyor. İkili güç sistemi ve yüksek kapasiteli pil, düşük güneş ya da rüzgâr aktivitesi olan dönemlerde de yeterli gücün olmasını garanti altına alıyor. Küresel formu, yağmur suyunu en iyi toplayacak şekilde düşünülmüş, yerleştirilen su filtreleri her bir damla su kaynağından faydalanılmasına olanak sağlıyor. Ekokapsülün gövdesi 2.6m2 ve bu alan yüksek verimli güneş pilleriyle kaplı. Ayrıca 750W gücündeki bir rüzgâr türbini direkt olarak gövdeye bağlı. Bu sistem kullanıcıların birçok şebekeden bağımsız yerleşim birimlerinde neredeyse bir yıl destekleyebilecek bir enerji sistemi yaratıyor.

163 163

Ekokapsül standart kargo kutularına sığıyor ve Ekokapsül’ü dünya çapında nakletmek için özel bir hazırlık ya da önleme gerek kalmıyor. Ekokapsül, kargolanabiliyor, uçakla taşınabiliyor, çekici ile çekilebiliyor ve hatta bir yük hayvanı tarafından bile çekilebiliyor. Viyana’daki Pioneers Festivali’nde gözler önüne serilen mikro-ev’in küresel şekli, yağmur suyu toplanmasını azami seviyeye çıkarmak ve enerji kaybını en aza indirmek için tasarlanmış. Ekokapsül’ün başarı olması için projenin tüm detayları alanlarında uzman güçlü bir takım tarafından oluşturulmuş. İyi haber ise, çok yakın zamanda Ekokapsül’ün satılabilir olarak piyasaya sürelecek olması. Ekip 2016 yılının ilk yarısında aldıkları siparişleri teslim etmeyi planlıyor.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


SEKTÖRDEN

Nurus CEO’su

DINÇER SINICI

OFİSLERDE DUYGUSAL ZEKA NURUS EQ’YU (DUYGUSAL ZEKA) HEP İÇİNDE BARINDIRMIŞ, 2000’Lİ YILLARDA MOTİVASYON’U DÜNYANIN BU KADAR ÖN PLANDA KULLANMADIĞI ZAMANLARDA, NURUS MOTİVASYON DİZAYN MOTTOSUNU YARATTI. DAHA SONRA TASARIM VE DOĞALLIK ARASINDAKİ DENGEYİ KURARKEN ÇEVRE DUYARLIĞINI HERKESTEN ÖNCE GÜNDEME GETİRMİŞ DURUMDA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.

164

Kasım 2015, Sayı 28


KİŞİLERİN YAPILARINA GÖRE İHTİYAÇLARI FARKLI OLDUĞU İÇİN, KİŞİLERLE DUYGUSAL YAPISINI ALGILADIĞIMIZ, EMPATİ KURDUĞUMUZ MİKTARDA GELİŞMELERİNE DESTEK OLMA İMKANIMIZ VAR...

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu olan Dinçer Sinici, çalışma hayatı boyunca Türk Traktör AŞ’de yeni hatlar sorumlusu, Başak Ziraat AŞ’de yatırımlar ve üretim sorumlusu, Karsan Otomotiv Sanayi AŞ’de Bakım ve Yardımcı Tesisler Müdürü, Kalıp ve Pres Departman Müdürü görevlerinde bulundu. Sinici, 2006’dan bu yana Nurus’un üretim şirketi Numaş’ta genel müdürlük görevini yürütüyordu. 2015 yılbaşı itibariyle Nurus’un CEO’luğuna atandı. Sinici sorularımızı yanıtladı. Araştırmalara göre bir organizasyondaki duygusal zekanın yükselmesi organizasyonu pozitif yönde temelden etkiliyor, duygusal zekayı ofise taşıyan Nurus’un bu oluşumdaki çıkış noktası ve amacı nedir ve bu oluşumun neresinde duruyor, neler hedefliyor? Nurus’un özüne, yaptığı işlere, geliştirdiği ürünlere baktığımızda; her zaman müşterileri, mimarları, tasarımcıları dinleyen, değişik gelir düzeylerinin ihtiyaçlarını algılayıp, farklı pazarlardaki gelişmeleri inceleyip, bunları ürüne dönüştürüp üst segmentten alt segmente, zamanın önünde ürünler geliştiren bir yapıda.

tüketim hızının çok fazla olması, çok farklı nesillerin bir arada yönetilmesi, büyüyen şehirlerin çalışma koşulları içersinde yaşadıkları sıkıntıların yarattığı çözüm bulma çabaları, insanı daha daha fazla algılama ve çalışma verimliliğini artırmak için konseptler geliştirmek zorunda bırakmış. Aslında baktığımız zaman bizim iş yapış tarzımıza yansıyan her şeyi EQ çatısı altında toplamanın mümkün olduğunu görüyoruz ve dedik ki; biz EQ’ya biraz daha sahip çıkalım ve ürünlerimizi tasarlarken ön plana çıkaralım, yıllardır yaptığımız, parça parça yürüttüğümüz işlerin üst çatısına EQ koyup iletişimine başladık. Duygusal zekanın geliştirilebildiğini biliyoruz ve Üç Duygusal Zeka yeterliliği ve bunların ofis ortamında nasıl işlediği kişilerin “Dağınıklık, Esneklik ve Pozitiflik” değerleriyle ölçülebiliyor. Bu bağlamda ofis mobilyası tasarımının duygusal zeka gelişimine nasıl bir etkisi var ve bu etkiler nelerdir?

Aslında Nurus EQ’yu (Duygusal Zeka) hep içinde barındırmış, 2000’li yıllarda motivasyonu dünyanın bu kadar ön planda kullanmadığı zamanlarda, Nurus Motivation Dizayn mottosunu yarattı. Daha sonra tasarım ve doğallık arasındaki dengeyi kurarken çevre duyarlığını herkesten önce gündeme getirmiş durumda olduğunu düşünüyorum.

Kişilerin yapılarına göre ihtiyaçları farklı olduğu için, kişilerle duygusal yapısını algıladığımız, empati kurduğumuz miktarda gelişmelerine destek olma imkanımız var, örneğin; kalabalık, açık çalışma ofislerinin içerisinde insanların barınma, kendini güvende hissetme ihtiyaçlarını karşılayabilecek izolasyon alanları oluşturabiliyoruz veya yükseklik ayarlı ofis mobilyalarında hem ergonomik sağlığını düzenleyebiliyor hem de ayakta çalışma imkanı sağlayabiliyoruz. Aslında her bir ürünün daha tasarım hikayesine başlarken; neyi çözmek istiyoruz, nereye faydamız olsun istiyoruzu düşünerek başlıyoruz.

Değişen çalışma koşulları, jenerasyon arasındaki kültür farklılığının hızlanması, internetin yaygın kullanılması, eskiye göre

Nurus Links diye adlandırdığımız bir yapımız var, burada mobilyalarla elektronik cihazların bağlantılarını kuruyoruz ve bun-

165

Dinçer Sinici ların içersinde akıllı teknolojiye entegre edilen henüz piyasa sürmediğimiz şuanda geliştirme bileştirme çalışmalarımızla, hep nasıl mobil hayata adapte olabilirizi inceliyoruz. Peki bundan 20 yıl önce de ofiste duygusal zeka önemliydi; ama bugün çok daha öne çıkartılır oldu, 20 yıl önceki bakış açınızla bugün arasında ne gibi bir değişiklikler oldu? İlk seri üretim verimlilik çalışmaları Amerika’daki seri üretim araçlarında araç üretim hatlarının baskın kurulması ve kişinin performanslarının hesaplanmasıyla başladı; fakat yıllarca ofis ortamında verimlilik çalışması yapılmadı. Daha sonra ofiste çalışan personele ödenen rakamın artmasıyla beraber önce gelişmiş ülkelerde ofiste sağlık, yani iş güvenliği değerlendirilmeye başlandı. Nasıl bir boya tesisinde gaz maskesi takmadan boya yapılamıyorsa aslında ergonomisi uygun olmayan bir koltukta veya masada çalışılan bir kişinin bel fıtığı, boyun fıtığı problemi yaşaması, bu tür hastalıklardan dolayı doktora giderken E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


SEKTÖRDEN

Nurus CEO’su

DINÇER SINICI

aldığı izin, fizik tedavisi için kaybettiği gün, sigorta prim ve sigortanın bunun için ödediği rakamlar değerlendirmeye başlandığın da gelişmiş ülkelerde yavaş yavaş ofis standartları gelişiyor. Burada somut, ölçülebilir iş gücü kayıpları ile mobilyanın fiyatı kıyaslandığı zaman iş gücü çok daha maliyetli, o yüzden mobilyanın belli standartlarda olması gerekliliği ortaya çıktı. Arkasından gelir düzeyinin ve özelikle yetişmiş kalifiye insan kaynağının bulunmasıyla ilgili sıkıntıların artmasıyla birlikte çalışma motivasyonunun şirket içersindeki toplam faydasının üç kişinin toplam faydasından çok daha fazla ve motivasyonun daha farklı olabileceğini görünce yavaş yavaş şirket içi işbirlikleri, çalışma ortamlarında eğlence, insanın ara ara kendi baltasını bileyip daha hızlı daha verimli çalışacağı imkanlar yaratılmaya başlandı.

166

Bundan sonra görüldü ki; büyüyen fark yaratan firmalarda EQ ve onu geliştirmek önemli. Bazen şunu söylüyoruz, ofisinize belki daha fazla para ödeyeceksiniz; ama bunun karşılığında kazanacağız farkı, fizibilite ölçülendirmesi zor olan bir şeyin gelire yansımasını gördüğünüz zaman bu yöne doğru kayacaksınız. Nurus, insan sağlığını önemseyen ve çalışanlara ihtiyaçları olan hareket imkanını sağlayan alanlar yaratılmasına olanak sağlayan ofis mobilyaları üreticisi ve sürekli yenilenen bir marka. Son dönemde Nurus’un yurt içi ve yurt dışı çalışmalarında ne gibi yenilikler oluyor?

OFİSİNİZE BELKİ DAHA FAZLA PARA ÖDEYECEKSİNİZ; AMA BUNUN KARŞILIĞINDA KAZANACAĞIZ FARKI, FİZİBİLİTE ÖLÇÜLENDİRMESİ ZOR OLAN BİR ŞEYİN GELİRE YANSIMASINI GÖRDÜĞÜNÜZ ZAMAN BU YÖNE DOĞRU KAYACAKSINIZ.

Kasım 2015, Sayı 28

Nurus olarak beş yıllık kısa vadede gelişme planlarımız baktığımızda şunu gördük; Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir bölgede ve ofis mobilyası çok seyahat etmeyi seven bir ürün değil. Dünya haritasında Türkiye’yi merkeze koyduğumuzda biz bunun üzerinden 1000 km’lik daireler çizdik, bizim ana ürünlerimizin satışını ve dağıtımını yapabileceğimiz merkez noktalarımızı, bayilerimizi artırabilmek yönünde çalışmalara başladık. Arkasından ikinci bir


2000 km’lik bir daire çizdiğimizde burada da tasarım değeri olan koltuklarımız gibi ürünlerimizi çok daha geniş bir daireye dağıtabileceğimiz ikinci bir satış noktası oluşturmamız gerektiğini gördük. Ortadoğu’da farklı bir satış dinamiği olmasından dolayı Dubai merkezi üzerinden servis verecek yapıyı oluşturduk ve şu anda bu her iki şirketimizde de dağıtım kanallarını da hızla geliştirmekteyiz. Şuanda Yeni Zelanda’da, Amerika’da Nurus satılıyor. Şimdi yeni bir konseptimiz oluşuyor, daha uzak üretim yeteneği olan yerlerde lisans vererek, küçük ortaklıklar yaparak Nurus markasının yayılmasını sağlamak; çünkü mobilyanın özelikle standart operasyonel mobilyanın lojistik maliyetleri çok uzak yerlere taşınmasını ve burada rekabetçi olmayı imkansız hale getiriyor, onun için lisans modellerimizi talepleri değerlendirerek gelişme planlarımız devam ediyor.

167

Nurus yalın bir tasarım stiline sahip, bu bağlamda Nurus’un tasarıma verdiği değerden ve tasarımcılarla yaptığı çalışmalardan bahsedebilir miyiz? Nurus’un yıllardır süre gelen bir çizgisi var, dünyanın çeşitli yerlerinden ve yerli serbest tasarımcılardan hizmet alıyoruz. Kendi içimizdeki tasarım ve dizaynla birlikte tasarım ekibimiz bütün çalışmaları yönetebilir, hepsini kendimiz yapalım diye bir düşüncemiz yok; çünkü o kadar farklı prosesi aynı çatı altında yöneten bir yapımız var ki bir süre sonra üretim, proses, tekrarlar kendi içinde tasarım ekibimizin sistem körü olması ve içeriye dönmesi söz konusu olabilir. Fakat yabancı tasarımcılarla çalışırken de Nurus dilini kaybetmememiz gerekir; çünkü Nurus tasarım dili olan bir tasarım markası, bir gün siyah, bir gün beyaz ürün tasarlayıp birbirinden farklı yollara gidip dilimizi değiştiremeyiz, bunun için de kendi içimizde çok ciddi tasarım bilgisine sahip bir ekibimiz ve dışarıdaki tasarımcıları da buradan yönetebilecek bir yapımız var. Biz bir tasarımcıyla çalışacağımız zaman, o tasarımcının Nurus diline uygun olup olma-

NURUS DIGITAL CHAIN DEDİĞİMİZ ÇÖZÜMÜMÜZÜ EĞİTİM ORGANİZASYONLARININ İHTİYAÇLARINI İNCELERKEN KEŞFETTİK. İŞİN BAŞINDAN BAŞLAYIP, ARKASINDAN DA SÜRDÜREBİLİRLİĞİNİ DE YÖNETEBİLEN BİR SİSTEM GELİŞTİRDİK... dığını, çıkacak ürünün bizim hedeflerimizle örtüşüp örtüşmediğini baştan analiz edip, ürünün daha planlanma aşamasında bizim hedeflerimize ne kadar uyacağına bulup ondan sonra çalışmaya başlıyoruz. Kasım sayımızda EkoYapı Dergisi olarak “Sağlıklı Bir Gelecek için Eğitim Yapıları Nasıl Olmalı?” sorusunun cevabını arıyoruz, Nurus’un ofis mobilyaları dışında eğitim alanlarına uygun ürünler tasarladığını da biliyoruz, bu bağlamda markanızın eğitim çözümlerinden bahsedebilir miyiz?

Aslında biz eğitim konusunu çok stratejik olarak ele aldık; eğitim konusunda iki farklı oluşuma bakmak lazım, birincisi yeniden kurulan organizasyonlar, ikincisi mevcut organizasyonların gelişmesi veya yenilenmesi. Nurus Digital Chain dediğimiz çözümümüzü eğitim organizasyonlarının ihtiyaçlarını incelerken keşfettik. İşin başından başlayıp, arkasından da sürdürebilirliğini de yönetebilen bir sistem geliştirdik, bunun için yurt dışından İngiliz bir yapıdan, yerli yazılım firmalarından da destek aldık. Şuanda patentine başvurduk; çünkü böyle bir sistemi tamamıyla bir arada yöneten bir yapı henüz yok.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


SEKTÖRDEN

ODE YALITIM GENEL MÜDÜRÜ ALI TÜRKER

EN UCUZ ENERJİ TASARRUF EDİLEN ENERJİDİR ŞUAN YÜRÜRLÜKTE OLAN ISI YALITIM YÖNETMELİĞİ, BİNALARDA KULLANILAN ISITMA VE SOĞUTMA ENERJİSİNİN TOPLAMINI SINIRLAYAN BİR YÖNETMELİK. SADECE DUVARLARDA KULLANILACAK ISI YALITIMI İLE İLGİLİ TAVSİYE DEĞERLER VERİYOR; AMA BİZ TASARIMCI OLARAK BAKTIĞIMIZDA MUTLAKA BİNANIN TOPLAM ISI KAYBI, ISITMA VE SOĞUTMA İHTİYACINI AZALTACAK HER TÜRLÜ TEDBİR ÖNEMLİ DİYE DÜŞÜNÜYORUZ.

168

ODE 30 yılı geride bıraktı, siz de 20 yıldır ODE’de görev yapıyorsunuz, bu süreçte kurum içinde farklı görevlerde bulundunuz, Türkiye yalıtım sektörü ve gelişimi hakkında değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Isı yalıtım pazarı ben sektöre girdiğimde daha çok başlangıç seviyesindeydi, pazar belki de iki, üç milyon metreküplerdeydi, bugün geldiği rakamın yirmi milyon metreküplerde olduğu tahmin ediliyor. İlk başladığım zamana göre her ürün pazarı yaklaşık on, on beş kat daha büyüdü. Su yalıtım pazarı da aynı şekilde… Oyuncular, üreticiler ve bayiler değişti; ama pazar büyüyor ve bilinçleniyor. Fakat hala Avrupa bize göre yalıtım yönünden çok gelişmiş ve örnek alınması gereken bir bölge. Avrupa’ya göre bizim hala gidilecek çok Kasım 2015, Sayı 28


ÜRÜNLERİN ÇEVRESEL DEKLARASYONU ÖNEM KAZANMAYA BAŞLADI. ÜRETTİĞİMİZ HER ÜRÜNÜN BİRİMİNDE NE KADAR ENERJİ TÜKETTİĞİ, NEREDEN İTHAL ETTİĞİMİZ, ATMOSFERE NE KADAR KARBON AYAK İZİ BIRAKTIĞIMIZI BİZ DE ÖLÇMEYE BAŞLADIK. yolumuz var. Türkiye ve Almanya’da toplam yalıtım uygulama alanları neredeyse eşit iken, Almanya’da tüketilen toplam ürün hacmi , Türkiye’de tüketilenin neredeyse 5 katı. Peki 2015 sonrası bizi neler bekliyor? Isı yalıtımının enerji tasarrufu açısından önemi artık Türkiye’de idrak edildi. Bugün Avrupa, ısı yalıtımında enerji tasarrufundan öte atmosfere zarar veren sera gazlarının azaltılması için, binaların kullanım ömrü boyunca atmosfere vereceği toplam karbondioksit miktarına sınırlama getiriyor. Pasif evler dediğimiz, kendi enerjisini üreten evler konseptine dönmeye başlanıyor. Biz ise hala zorunlu bir ısı yalıtım yönetmeliği ve enerji verimliliği projesi adı altında enerji ihtiyacını azaltacak tedbirleri konuşuyoruz. Ancak Türkiye’de bu konuların gündeme gelmesi çok uzak değil. Özellikle LEED, BREEAM sertifikalı kalburüstü projelerde, bu tür çevre esaslı belgelerin talep edilmesi aslında otomatik olarak bizi, Avrupa’nın bazı normlarını uygulamaya zorlayacak. Ürünlerin çevresel deklarasyonu önem kazanmaya başladı. Ürettiğimiz her ürünün biriminde ne kadar enerji tükettiği, nereden ithal ettiğimiz, atmosfere ne kadar karbon ayak izi bıraktığımızı biz de ölçmeye başladık. Şuanda bu ölçümlendirmeleri nitelikli projelere malzeme tedarik edebilmek amacıyla yapıyoruz; ama dönem içerisinde inanıyorum ki Türkiye’de de üreticiler bu bilince erişecekler. Mimarların da bilinçlendirmesiyle kendi enerjisini üreten, daha az enerji tüketen, karbondioksit salınımını en aza indiren çözümlerle yalıtım pazarının önü daha da açılacağını umut ediyorum. ODE, yalıtım sektöründe dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olan 10. Global Yalıtım Konferansı’nda

sektörünün dünya liderleri tarafından ‘Yılın Yalıtım Firması’ seçildi. Sizce neden ODE bu ödüle layık görüldü? Her yıl düzenlenen global yatırım konferansına ODE olarak altıncı kez katılıyoruz. Bulunduğumuz bölgede bu organizasyona düzenli katılan, söylediklerini yapan bir firma olmamızın bence ciddi bir etkisi var. Katılımcı oyları ve komite tarafından ODE olarak 2 büyük ödüle layık görüldük. Değişik ürünler üretmemiz, hem teknik hem yapı yalıtımında faaliyet göstermemiz, diğer derneklere üye olmamız, sürekli katılımcı olmamız bence etkili oldu. ODE olarak 2011-2014’ü yüzde 75 büyüme ile kapattık. Dört üretim tesisimiz yüksek kapasite oranları ile faaliyetlerini sürdürüyor. Bayi kanalımız, çalışanlarımız sürekli gelişiyor. Çok ciddi, dinamik bir çalışma ortamımız var. Bu anlamda ODE’nin sektörün en yenilikçi firması olduğunu söyleyebilirim. Eskişehir’de aldığımız yetmiş beş dönüm arsa üzerinde yeni fabrikamızın yatırımına başladık. Bunun yaklaşık altmış dönümlük kısmında kapalı alan olarak inşaatına başladık, önümüzdeki sene sonuna kadar projenin ilk fazını devreye almayı hedefliyoruz. Enerji kullanımını en aza indiren ve konforu en üst seviyeye çeken yapılaşmada ısı yalıtımı en önemli etken. Peki enerjiyi en iyi nasıl koruruz? İki tane genel yaklaşım var; en ucuz enerji tasarruf edilen enerji, en pahalı enerji de bulunmayan enerjidir. Petrol yüz, yüz elli sene sonra hayatımızda olmayacak. Bu noktada enerji verimliliği çok önemli. Bugün artık tüm binalar enerjisini kendi üretebilecek şekilde tasarlanıyor. Bu noktada bir elli yıl sonra enerji tasarrufunun çok daha önemli olacağını düşünüyorum.

169

Ali Türker

Biz ısı yalıtımını üç şekilde yapıyoruz; yapılarda, tesisat yalıtımında ve endüstride… Endüstrideki ihtiyaç, önümüzdeki yıllarda daha da artacak. Ancak dünyada artık, yapılardaki kullanımı azaltmaya hatta yok etmeye yönelik bir gidişat var. Söylemekte fayda var, bugün ısı yalıtımı denilince hep soğuk bölgelerde yapıldığını düşünüyoruz, aslında soğutma ısıtmadan yaklaşık altı, yedi kat daha pahalı bir enerji konforu. Bu anlamda üç ay yaz ayı geçiren bir ülke, neredeyse yirmi ay kış geçiren bir ülke ile eşdeğer derecede bir enerji ihtiyacına sahip oluyor. Bu yüzden ısı yalıtımını daha az kullanan sıcak ve ılıman ülkelerde yaz koşulları için enerji tüketimi ilk fırsatta çözülmesi gereken bir konu gibi gözüküyor. Günümüzdeki enerji sorunu göz önünde bulundurulduğunda bina kabuğunun ısıl konforunu minimum enerji kullanarak sağlaması büyük önem taşımakta. Isı yalıtım sistemleri denildiğinde ise akla mantolama geliyor. Isı yalıtımı denildiğinde sadece mantolama yapmak yeterli midir? E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


SEKTÖRDEN 170

ODE OLARAK ARGE STRATEJİMİZDE MÜŞTERİLERİMİZİN TALEPLERİ KADAR ÇEVREYİ VE GELECEĞİMİZİ ÖN PLANA ALARAK HAREKET EDİYORUZ. SON YILLARDA ÖZELLİKLE SEGMENTASYON SÜRECİYLE BİRLİKTE ÇEVRE DOSTU ÜRÜN GELİŞTİRMEYE ODAKLANDIK.

Kesinlikle değil, bizim gitmek istediğimiz nokta binaların toplam enerji ihtiyacını azaltmak. Isı yalıtımını mantolamayla dışarıdan, içeriden veya sandviç duvar uygulaması ile de yapabiliriz; ama bunu yaparken mutlaka teraslar, çatılar ve temellerde de yalıtım olmalı hatta duvar kesitinin olmadığı pencere vs. gibi alanlarda da enerji verimliliği yüksek aksesuarların kullanımı önemli. Binalarda enerji tüketimini sağlayan bir konu da tesisat. Tesisatta özelikle kanal ve kaloriferde iyi bir ısı yalıtımı olması enerji tüketimini azaltan bir faktör. Şuan yürürlükte olan ısı yalıtım yönetmeliği, binalarda kullanılan ısıtma ve soğutma enerjisinin toplamını sınırlayan bir yönetmelik. Sadece duvarlarda kullanılacak ısı yalıtımı ile ilgili tavsiye değerler veriyor; ama biz tasarımcı olarak baktığımızda mutlaka binanın toplam ısı kaybı, ısıtma ve soğutma ihtiyacını azaltacak her türlü tedbir önemli diye düşünüyoruz. Mantolama da bunlardan biri ve en çok bilineni, ama sadece mantolama yapmak, sadece çift cam kullanmak bu durumu çözecek bir uygulama kesinlikle değil. Bu sayımızda “Sağlıklı bir gelecek için eğitim yapıları nasıl olmalı?” sorusunun cevabını arıyoruz. Okullarda sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam için iç mekan kalitesinde nem, ses ve akustik yalıtım da çok önemli. Bu bağlamda ODE Yalıtım çözümlerinden bahsedebilir misiniz?

Kasım 2015, Sayı 28

Türkiye deprem bölgesinde olduğu için özellikle okullarda toplam duvar alanının yaklaşık olarak yüzde on beş ve üzeri betonarme sistemler, beton ve gaz beton tuğla, duvara göre ısıyı çok daha fazla kaybeden bir yapı malzemesi. Bu sebepten okullarda ısı yalıtımı çok önemli çünkü normalden çok daha büyük kayıplar var. Biz hep enerji boyutunu konuştuk ama ısı yalıtımının pek çok faydası var. Bunlardan en önemlisi enerji tasarrufu, daha sonra ısıl konfor. Isıl konforu iç mekanlarda sıcaklığın homojen olması ve böylece hava akımlarının engellenmesi olarak özetlenebilir. Isıl konforı sağlamak için ortam sıcaklığı ile duvar iç yüzey sıcaklığı arasındaki sıcaklık farkı düşürmek gerekiyor. Bu fark ne kadar yüksek olursa konfor da o kadar düşük olacaktır. Konforlu bir mekân için bu farkın en fazla 3°C olması gerekir. İç yüzey sıcaklıkları ile ortam sıcakları arasındaki farkı azaltmakta ısı yalıtımı önemli rol oynar.. Bu da hem konforlu hem de sağlıklı bir ortam sağlar. Özelikle okullarda sürekli ders ortamı olduğu, konsantrasyon gerektiği ve öğrenci sağlığı için ısıl konfor çok önemli. ODE olarak diğer firmalara göre bir artımız tüm ısı yalıtım malzemelerini bünyemizde barındırıyor olmamız. Aspirin gibi tek bir ürün önermek yerine doğru detayda doğru ürün önerebilme kabiliyetine sahibiz. Deprem bölgesinde olduğumuz için su yalıtımı da çok önemli. Özelikle betonarme temeller için su yalıtımında membranı üretmemiz, ODE’nin sistem olarak ihtiyaç duyulan yalıtım malzemelerinin tümünü sağlayabilmesi

bence en büyük avantajı. Akustik açısından da önerebileceğimiz dört farklı malzememiz var. Son olarak camyününde yaptığınız yeniliklerden bahsedebilir miyiz? 2008’de camyünü yatırımı yaptık, o gün itibariyle alanında sektörün en büyük yatırımı olan bu tesisi İŞ GİRİŞİM SERMAYESİ ile yatırım ortaklığı ile gerçekleştirdik. 2012 yılında İş Girişim hisselerini bize devrederek ayrıldı. Girişim sermayesi ile yatırım yapan sektördeki tek firma olmamız bizim için güzel bir örnek. ODE olarak AR-GE stratejimizde müşterilerimizin talepleri kadar çevreyi ve geleceğimizi ön plana alarak hareket ediyoruz. Son yıllarda özellikle segmentasyon süreciyle birlikte çevre dostu ürün geliştirmeye odaklandık. Geçen yıl elyaflama yatırımını gerçekleştirdik. Bu yıl içinde de, Çorlu’daki fabrikamızda multipack paketleme alanında yatırım gerçekleştirdik.. Bu yatırımla, cam yününde lojistik olarak aynı hacme %33 daha fazla yükleme, paletle indirme bindirme, dışarıda stoklama ve minimum stok maliyeti imkanı gibi birçok fayda sağlıyor. Ayrıca cam yünü ürününde fırın yenileme sistemi ile kapasite artışı hedefliyoruz. Bir diğer konu da özelikle önümüzdeki seneden itibaren cam yününü de artık R Değeri -malzemenin ısı geçirgenlik direnci- ile pazara sunmayı düşünüyoruz. düşünüyoruz. Bu da sektöre büyük bir yenilik getirecek.q


ART

SANAT &MİMARLIK

RALF SANDER

DÜNYAYI KURTARMAK IÇIN SANATI KULLANIYOR

172

- Ezgi Beyazıt

FARKLI MATERYAL KULLANIMI HER SERGİSİNİ BİR DİĞERİNDEN AYRIŞTIRIR VE SEYİRCİDE TAZE DUYGULAR UYANDIRMA AMACIYLA TASARLANIR. SIRADIŞI HİSLER GELİŞTİRMESİ VE KESKİN GÖRSEL DUYGULARI SANDERS’İN HER SERGİSİNİ SEVENLERİ İÇİN YENİ BİR DENEYİM HALİNE GETİRMEKTE. ONA GÖRE KORKUNÇ BİR GÖRSEL HASTALIĞA TUTULMUŞUZDUR VE SANDERS BUNU İYİLEŞTİRMEK, DÜNYAYI VE DOĞAYI KURTARMAK VE KORUMAK İÇİN SANATI KULLANMAKTA.

Kasım 2015, 28. Sayı


İNGİLTERE’NİN HARİKA ÇOCUĞU OLARAK ANILAN İLGİNÇ GİYİM VE YAŞAM TARZIYLA İLGİ TOPLAYAN, 1960’LARDA İNGİLTERE’NİN KÜLTÜREL VE SANATSAL ORTAMINI BİÇİMLENDİREN HOCKNEY; RESSAM, BASKI SANATÇISI, FOTOĞRAFÇI VE SAHNE TASARIMCISI.

173

Ralf Volker Sander, 1963 yılında dünyaya gelmiş, dünyaca ünlü bir heykeltraş ve enstalasyon sanatçısıdır. En tanınmış eseri olan Lady Bird Transformation, Busan Sinema Merkezi için tasarlanıp 2011’de onaylanmış bir proje kapsamında 2012 yılının Ağustos ayında tamamlanması sonucu büyük ilgi toplayan ve hala burada yer alan büyük bir heykeldir. Ayrıca, Martin Heinrich Klaproth anısına dikilen heykel de erken dönem işleri içinde en bilenenidir. Heykel, 1996 yılında Berlin TU kampüsüne yerleştirilmiştir. 1986 ve 1988 yılları arasında güzel sanatlar ve sanat tarihi okuyan Sander, üvey babası Klaus Komoll’un ölümünün ardından, kendisine miras kalan yelkenli ile bir kaç yılını denizde ve sürekli seyahat halinde geçirdi. 1991 -1994 yılları arasında heykel üzerine yaptığı lisans üstü eğitim ile okul hayatını sonlandırmaya karar verdi. Bu süre zarfında Çin’e ve Japonya’ya yaptığı gezilerde Asya sanatı ve felsefesi üzerine eğitim aldı. Erken dönem heykellerinin neredeyse E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ART

SANAT &MİMARLIK

tamamı gerçekçi boyutlarda ve niteliklerde işlenmiş detaylı insan figürlerinden oluşmakta. En ince ayrıntısına kadar oyulmuş ahşap heykeller çoğunlukla sıradan insanların gündelik kıyafetler içindeki hallerini tasvir etmekte. Tüm bu heykeller tek parça ahşaptan oyularak inşa edilmiştir ve Ralf Sander bu işlerini “görünümün diğer yüzüyle karşılaşma” olarak tanımlar. İşlerinde insan vücuduna bir obje olarak değilse de sıradan bir durum gözüyle bakar. 2000 yılından itibaren ise ahşabı ve geleneksel tavrını bir kenara bırakıp, sinema dahil farklı teknik ve malzemelere yönelmiştir. İşlerinde tekrar tekrar sosyal gruplardan bahseder ve sosyal grupların varlığına işlerinin gidişatında yer verir. Bu da Joseph Beuys’un sıkça kullandığı Soziale Plastik (Sosyal Plastik) anlayışına göndermeler taşımaktadır.

174

2003 - 2004 yılları arasında Warsaw Güzel Sanatlar Akademisi’nde ziyaretçi profersör olarak dersler vermeye başlamıştır. Ardından 2005 yılında Aquamediale sergisinin küratörlüğünü üstlenmiştir. Aynı yıl içinde Belfast’taki Ulster Üniversitesinde dersler vermiştir. 2008 - 2012 yılları arasında Güney Kore’de, Seoul National Üniversitesinde heykel bölümü profesörlüğünü yapmaya başlamış ve bu yıllar arasında görsel bir sanat projesi olan Dünyayı Kurtarma Makinesini (World Saving Machine) tasarlamaya başlamıştır. Geniş çaplı kültürel temalar taşıyan ve çeşitli teknolojik gelişmeleri bünyesinde barındıran bu proje solar enerjinin buza dönüşmesi fikrini metaforik ve literal olarak taşımaktadır. Aynı projenin ikinci parçası Dünyayı Kurtarma Makinası 2 (World Saving Machine 2) ise karbon diyoksiti oksijene dönüştürmek temalı bir heykel projesidir. Ralf Sander’ın sanatsal çalışmaları cazibeli ve tutkulu bir karakterde ve fizik, metematik, teknoloji ve estetik kuralları çevresinde yaratılmıştır. Heykelleri, makinaların çalışma prensibine karşı gelmektedir ve bulunduğu çevreye uyumluluğu tek gerekli unsurdur. İşleri sanat, bilim, doğa, teknoloji ve insan vücudu çevresinde dolanan bir konsepte sahiptir. Endüstriyel ürünleri ve malzemeleri kendi tasarımlarıyla birleştirir ve tamamen farklı bir yöntemle uygular. Farklı materyal kullanımı her sergisini bir diğerinden ayrıştırır ve seyircide taze duygular uyandırma amacıyla tasarlanır. Sıradışı hisler geliştirmesi ve keskin görsel duyguları Sanders’ın her sergisini sevenleri için yeni bir deneyim haline getirmektedir. Ona göre korkunç bir görsel hastalığa tutulmuşuzdur ve Sanders bunu iyileştirmek, dünyayı ve doğayı kurtarmak ve korumak için sanatı kullanmaktadır. Tüm heykellerini yaratma sürecinde de bu hisleri besler.q

Kasım 2015, 28. Sayı


BOOK

GREEN BUILDING WITH CONCRETE: SUSTAINABLE DESIGN AND CONSTRUCTION (BETON ILE YEŞIL BINA: YENILENEBILIR DIZAYN VE İNŞAAT)

KİTAPHANE

Üstün yangına dayanıklılığı, güçlü ve uzun ömürlü oluşuyla beton, dünyada en yaygın kullanıma sahip yapı malzemelerinden biri. Ayrıca tekrar kullanımı ile oldukça yenilenebilir bir malzeme. Bu kitap betonun nasıl en doğa dostu halde kullanılabileceği ile ilgili ayrıntılı bir metod kitabı ve bu konu ile ilgili yazılmış ilk kitap.

YAŞANAN MIMARİ

Yaşanan Mimari sanata ilgi duyanlar ve mimarlar için ilgili temel kavramları ve bakış açılarını ele alan bir kılavuz... Yaşanan Mimari adlı bu kitap yüzyıllar boyunca gerçekleştirilmiş mimari çalışmaları her okurun kolayca anlayabileceği bir dille anlatıyor; mimari tasarımları çay fincanlarından Palladionun villaları ve Pekin’deki Kış Sarayına kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde inceliyor. Yaşanan Mimari mimari ve tasarım konularına ilgi duyan genel okur için temel bir başvuru ve kültür kaynağı olusturacak, bu alanlarda profesyonel olarak çalışanlar için de taze bir bakış açısı getirecektir. Farklı tasarımıyla dikkat çeken gözden geçirilmiş yeni basım...

Yazar: Kolektif Fiyatı: 44,50tl Baskı Yılı: 2014

MIMARLIK VE SANATTA YARATICI BIR SÜREÇ: ÇİZİM Genelde özel yetenekle donanmış az sayıda kişinin becerisini gereksinen bir etkinlik olduğu düşünülse de çizmek, doğal, çoğunlukla içten gelen insani bir tepkidir. Desen çizmek, bir yüzeyin üzerine çizgiler çizerek bir şeyin benzerini veya simgesini üretmek olarak tanımlanagelmiştir.

Beton kullanımına başlamadan önce konuyla bağlantılı olarak yenilenebilir dizayn unsurlarına değiniyor ve bu kriterlerin çimento ve beton üzerinde uygulanamalarını örneklerle açıklıyor. Betonun ısı yalıtımı sayesinde bize sağladıklarından, LEED standartlarına her konuda detaylı bilgi veriyor. Türkiye’ye sadece American Concrete Institute’ün resmi sitesinden sipariş imkanı var ve ya e-book olarak edinilebilir. Özellikle günümüzde her mimarin kitaplığında yer alması gereken bir yayın.

175

Francis Ching, bundan çıkarılacak sonucun, desen çizmenin resim yapma ve yüzeyleri renklendirme eyleminden farklı olduğunu vurgulayarak “nasıl bir biçim alırsa alsın, temelde çizim, bir görüş ve ifade aracıdır” diyor.

Yazar: Steen Eiler Rasmussen Fiyatı: 20TL Baskı Yılı: 2014

“Mimarlık ve Sanatta Yaratıcı Bir Süreç: Çizim”, sözcükler ve imgeleri kullanarak çizim yapma aracılığıyla görme, göz önüne getirebilme ve ifade etme arasında süregelen etkileşimi aydınlatmayı amaçlıyor. Çizmeyi, bir düşünce ve iletişim aracı olarak kullanmak isteyen herkese bir rehber sunuyor. “Çizmek: Süreç ve Ürün”, “Çizgi: Çizimin Özü”, “Biçim: Formun Tanımı”, “Derinlik: Yanılsama Sanatı”, “Tasarımlamak: İmgelemden Çizebilmek” ve “Kurgulamak: Çizim ve Yaratıcılık” kitabın ana başlıkları.

Author: CRC Press Fiyatı: 146,95$ Publication Year: 2011 E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


KASIM 2015

YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN TAKİPÇİSİ OLUN YIL 5 - SAYI 28 / 10 TL

ABONE BİLGİLERİ

EĞİTİM YAPILARINDA

RALF SANDER

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

dünyayı kurtarmak için sanatı kullanıyor...

Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi

RENGİ GRİ OLSA DA

BETON

ARTIK YEŞİL

SIRA DIŞI YAŞAM ALANLARI KAPSÜLDE YAŞAM

176

ABONELİK KOŞULLARI P EKOYAPI Yeşil Yapı ve Yerleşimler Dergisi iki ayda bir olmak üzere yılda 6 sayı yayınlanır. P Abonelik bedeli nakit olarak veya aşağıda belirtilen hesap numaralarına ödenir. P Dergileriniz adresinize mesai saatleri içerisinde kargo ile imza karşılığı teslim edilir. P Dergi abonelik ücreti yıllık (6 sayı) bedeli KDV ve kargo dahil 60 TL dir. P Abone formu ve ödeme dekontu 0216 291 17 99 numaralı faksa yada abone@ekoyapidergisi.org adresine mail ile ulaştırıldığındaabonelik işlemi tamamlanmış olur.

HESAP BİLGİLERİ GİZMO İLETİŞİM HESABI AKBANK GİZMO İLETİŞİM HESABI Şube Kodu: 1241 Hesap 0006606 AVM No: ŞUBESİ (1209) HESAP IBAN TR15 0006 4000 0011 2090 154381 İŞ BANKASI NAUTILUS IBAN: TR52 0004 6012 4188 8000 0066 06

İLETİŞİM BİLGİLERİ Libadiye Cad. Bakü Sok. No:3 D:2 34704 Göztepe / İSTANBUL Tel: 0216 291 25 20 (pbx) Faks: 0216 291 17 99

* Dergi Abonelerimiz herhangi bir sebeple aboneliklerine son vermek istediklerinde 4077 sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu’nun 11/A maddesinde tanımlanan koşullar geçerlidir. Kasım 2015, 28. Sayı


Isı ve Güneş Kontrolü Şeffaf Görünüm Temperlenebilme Özelliği

Şişecam Temperlenebilir Solar Low-E Cam Nötral 62/44

Şişecam Temperlenebilir Solar Low-E Cam Nötral 50/33

Şişecam Temperlenebilir Solar Low-E Cam Nötral 41/27

Işık Geçirgenliği (EN410) %60

Işık Geçirgenliği (EN410) %49

Işık Geçirgenliği (EN410) %41

Dışa Yansıtma (EN410) %21

Dışa Yansıtma (EN410) %29

Dışa Yansıtma (EN410) %36

Solar Faktör (EN410) %43

Solar Faktör (EN410) %33

Solar Faktör (EN410) %27

U Değeri 1.1 W/m2K

U Değeri 1.1 W/m2K

U Değeri 1.1 W/m2K

6(#)+16 Argon+6

6(#)+16 Argon+6

6(#)+16 Argon+6

Ürün Bilgi Hattı: 444 9 872 f / sisecamduzcam T / sisecamduzcam sisecamduzcam.com

Ekoyapı Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi Sayı:28