Page 1

OCAK-ŞUBAT 2015

YIL 5 - SAYI 24 / 10 TL

"Mimarlık; kültür, demokrasi ve yaşam"

SAĞLIK YAPILARI SÜRDÜRÜLEBİLİR

&

YAKLAŞIMLAR

Bir Sonraki Projem En İyi Çalışmamdır

AYDAN VOLKAN

PHILIPPE STARCK

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTE BİR SONRAKİ BASAMAK

DANİMARKA

Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi


C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


SKY GATE

THE DOLDER GRAND’IN GÖRÜLMESI GEREKEN YENILEME PROJESI

2

ÖZGÜN TASARIMI 1899 YILINDA PROJEYI ÇIZEN VE GERÇEKLEŞTIREN MIMAR JACQUES GROS’A AIT OLAN THE DOLDER GRAND, ÖZEL BIR ALANA INŞA EDILMIŞ DÜNÜN ÇIZGISINI BUGÜNÜN IHTIYAÇLARIYLA BIR ARAYA GETIREN BIR OTEL. ZÜRIH GÖLÜ’NE HAKIM BIR TEPEYE INŞA EDILMIŞ OTEL, GEÇTIĞIMIZ YILLARDA BAŞARILI BIR RENOVASYON SÜRECINI TAMAMLADI. OTEL, BUGÜN SADECE İSVIÇRE’YI DOĞAL GÜZELLIKLERI IÇIN ZIYARETE GELENLERI AĞIRLAMAKLA KALMIYOR, ESKI ILE YENIYI BIR ARAYA GETIREN BINA TASARIMI ILE MIMARI TUTKUNLARINI DA KENDISINE ÇEKIYOR. Foster and Partners Architects tarafından yönetilen renovasyon sürecinde binaya eklenen iki kanat yapı otel kapasitesini iki katına çıkarırken etrafı çevreleyen orman ile bina arasında bir bütünlük yakalıyor. Alan olarak yapıyı iki katına çıkarmasının yanı sıra kanat binalar sadece eski binanın yarısı kadar enerji harcıyor. Bir başka şekilde dile getirecek olursak bu m2 başına düşen enerji ihtiyacının yüzde 75 azaltılması demek oluyor. Binada yapılan çalışmanın bölge üzerinde de olumlu etkilere sahip olduğunun altını çizmek gerek. Dolderbahn Tren İstasyonu projenin bitiminin ardından tekrar inşa edilip yerel halkın ve uluslararası ziyaretçilerin hem binayı hem de hakim olduğu alanı deneyimlemeleri kolaylaştırılmış. The Dolder Grand’ın tarihi binasını çerçeve misali saran iki kanat, yapımlarında kullanın blok kesim alüminyumlar ile cephe algısını pencere Ocak + Şubat 2014

küpeştesine çevirip bina kabuğuna işlevsellik katıyor. Bina dokusuna işlenen ağaç yansımaları otelin etrafını sarmalayan ormana entegre olmasını sağlarken geometrinin tüm yeni akışkan ve organik öğeleri projeye dahil edilmiş. Kanat binalarda kullanılan renk paletinin eski binaya uyumu sayesinde dış kompozisyonda da başarı sağlanmış.


SWISS AIR - eskisi


8

38

46

78

112

130 132

8

İÇİNDEKİLER

4

Ocak + Şubat 2015

38

HABERİNİZ VAR MI?

112

EKODİZAYN

PHILIPPE STARCK “Bir Sonraki Projem En İyi Çalışmamdır” STEVE LEUNG “Önce çevreyi etüt etmemiz gerekiyor…”

MİMARİ BAKIŞ MİMARLAR & VAZGEÇEMEDİKLERİ MALZEMELER -Ahmet Alataş -Aydan Volkan -Hakan Demirel -Kerem Erginoğlu

DOSYA SAĞLIK YAPILARI & SÜRDÜLEBİLİR YAKLAŞIMLAR

TOP 10

Bu sayımızda yer verdiğimiz “Hastane Yapılarında Sürdürülebilir Sistemler” konusu ile bağlantılı olarak, dünyanın çeşitli bölgelerinden bazı sağlık merkezleri ile hastanelerde hasta için elzem olan iyileşme ortamını yaratma adına yapılan çalışmaları sizler için derledik.

46

78

130

ÜLKE SÜRDÜRÜLEBILIRLIKTE BİR SONRAKİ BASAMAK: DANİMARKA


134

138

146 178

154

170

200

Reklam İndeksi AKÇANSA 27

KIBRID MATERIAL 53

AKG GAZ BETON 37, 59

KİLSAN 45

Yüksek LEED Skoru

ALPOLIC 97

NEVRA YAPI 75, 163

Rönesans Tower

BAŞARANLAR 175

NURUS MOBİLYA 199

BERKER BY HAGER 179

ONDULINE 17

DANFOSS 39

PULVER - INSERT

DIGITAL STROM 85

RIMADESIO 183

DÖRKEN SİSTEM A.K.İÇİ

SCHNEIDER ELECTRIC 79

EAE ELEKTRİK 111

SERANİT GRUP 7

ERSA MOBİLYA 65

SEREL 15

ERYAP 29

SWISS AIR 3

FİBROBETON 71

ŞEKERBANK ARKA KAPAK

FORBO FLOORING 87

UNICERA İSTANBUL 207

FORM GRUP 31

VELUX 25

GAGGENAU 9,11,13

VİKO 35, 157

GEBERIT 19

VİTRA - ARTEMA 23

GERFLOR 89

YAPI FUARI 153

GRUNDFOS 73

YEŞİL İŞ KONFERANSI 77

HOMTEKS Ö.K.İÇİ-KARŞISI, 113

YEŞİL RAPİDO 212

İNTERFİKS 43

YTONG 41

Müteahhitler Birliği Merkez Binası 114 Türkiye Entegre Tasarımın Ürünü

Tİ F SER İKA

2014

EL ER OJ

148 194 200

A LA N P R

’ DE

İlklerin uygulandığı Platin Sertifikalı ‘Kule’...

42 Maslak Her konuda en iyi olma hedefi ile yola çıkıldı, LEED Platin aldı...

CASE STUDY - SOYAK SOHO

MİNİ PORTFÖY SELÇUK AVCI

MALZEME / YÖNTEM/ UYGULAMA BARINMA İHTİYACINDAN TASARIMSAL MÜKEMMELLİĞE AHŞAP

5

KALE 21

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


E KO LO J İ K YA P I V E Y E R L E Ş İ M L E R D E R G İ S İ ISSN NO 2146 - 9636

Libadiye Cad. Bakü Sok. No:3 Daire:2 Ataşehir, İSTANBUL 0216 291 2520 SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Eren Cerciz GENEL YAYIN YÖNETMENİ Neşe Jones PROJE YÖNETİCİSİ Nur Çubuk EDİTÖRLER Alican Kozoğlu Esra Kirpi REKLAM SATIŞ Kübra Avinal REKLAM REZERVASYON bilgi@ekoyapidergisi.org 0216 2912520 HABER MERKEZİ haber@ekoyapidergisi.org 0216 2912520

6

“Danimarka halkında bir konsensüs olduğuna inanıyorum; enerjiyi

editör’den

YAYINCI GİZMO İletişim Hizmetleri Adına İmtiyaz Sahibi Sevda Yayla

boşa harcamak istemediğimiz gibi sahip olduğumuzu makul bir biçimde kullanmak istiyoruz. Bunun kökeni 1973 Enerji Krizi’ne kadar uzanıyor.” Rasmus Helveg Petersen, Danimarka İklim, Enerji ve İnşaat Bakanı

Enerji tasarrufu konusundaki hassasiyetimizin artmasını ne kadar istiyorsak, kışın en soğuk günlerini geride bıraktığımıza da o kadar inanmak istiyoruz. Bu ay gündeme getirdiğimiz Danimarka Krallığı ve ülkenin sürdürülebilirlik kararları içinde göreceğiniz gibi; enerji politikası aynı zamanda bir ulusal güvenlik politikasıdır. Dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak bu noktada oldukça önem teşkil ediyor. Üstelik, ülkemiz Türkiye coğrafi konumu sebebiyle hem rüzgar hem de güneş enerjilerinden faydalanmak için ayrıcalıklı bir konuma sahip. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının önemini anlatmaya devam edeceğiz. Bir diğer önemli tasarruf alanı olan ıslak hacimler ile alakalı yenilikleri ise kısa bir süre sonra, 24-28 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek UNICERA’da hep birlikte göreceğiz. Bu sayımız için konuştuğumuz

GÖRSEL TASARIM Nilsu Canberk

Türkiye Seramik Federasyonu ve Seramik Kaplama Malzemeleri

KAPAK GÖRSELİ Harry Perkins Institute of Medical Research

Yamaner, tüm mimar ve iç mimarları Türk seramiği ile tekrar tanışmak

BU SAYIDA KATKIDA BULUNANLAR Ayşe Hasol Erktin (Makale) Can Görkem Halıcıoğlu (Fotoğraf) Emre Ilıcalı (Makale) Ezgi Beyazıt (İlüstrasyon) Steven Alan Richard Jones (Yurtdışı Temsilcisi) Melis Leedham (Türkçe- İngilizce Çeviri) Halil Yiğit Beyoğlu (Türkçe- İngilizce Çeviri) TASARIM VE YAYINA HAZIRLIK

Üreticileri Derneği (SERKAP) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tahsin için UNICERA’ya davet ediyor. Bu sayımızda yer verdiğimiz bir diğer önemli konu ise; sağlık mekanları ve hastanelerde uygulamaya alınan sürdürülebilirlik ve enerji tasarrufu çalışmaları. Ayrıca yeni dönemde inşa edilen hastanelerde köşeli ve kurumsal mimari algıdan uzaklaşıp, hasta için elzem olan iyileşme ortamını yaratma adına yapılan çalışmaları size sunuyor olacağız. Güdüsel barınma ihtiyacımızı karşılama adına kullanmaya başladığımız

Libadiye Cad. Bakü Sok. No:3 Daire:2 Ataşehir, İSTANBUL Tel: 0216 2912520 Faks: 0216 2911799 www.ekoyapidergisi.org BASKI Bilnet Matbaacılık ve Ambalaj San. A.Ş. Yukarı Dudullu Organize Sanayi Bölgesi 1. Cadde No:16 Ümraniye / İSTANBUL Tel: 444 44 03 www.bilnet.net.tr Sertifika No: 15690 YAYIN TÜRÜ Yerel Süreli - İki ayda bir yayınlanır. Dergide yayınlanan yazı ve fotoğrafların yayıncı izni alınmadan ve kaynak belirtmeden kısmen veya tamamı alınamaz. Dergide yayınlanan yazılardan yazarlar, reklamlardaki haksız rekabet ve yanıltıcı unsurlardan reklam veren sorumludur.

Ocak + Şubat 2015

ilk malzemelerden olan ahşabın tasarımsal mükemmelliğe ulaşma yolunda yaşadığı süreçleri, mimari projelerde orman ürünü kullanımının kazandırdıklarını sizin için bir araya getirdik. Bu sayıda yer alan bir başka konuğumuz ise efsanevi tasarımcı Philippe Starck. Starck’a aynı zamanda Yoo markası için birlikte çalıştıkları Steve Leung’un röportajı eşlik ediyor. Yoo’nun diğer tasarımcıları Jade Jagger ve Kelly Hoppen’ın röportajları ise bir sonraki sayımızda sizinle buluşacak. Şimdi keyifli okumalar dileyerek yeni sayımızla sizi baş başa bırakıyoruz. EkoYapı


SERANİT


haberiniz var mı?

UNICERA ÖZEL

PORSELEN KARONUN YILDIZI UNICERA’DA PARLAYACAK... “Mimarları ve iç mimarları, porselen karolar başta olmak üzere, banyo ve mutfak sektöründeki tüm yeniliklere hakim olabilmeleri için 24-28 Şubat tarihleri arasında UNICERA’ya davet ediyoruz.”

Türkiye Seramik Federasyonu (TSF) ve Tesisat İnşaat Malzemecileri Derneği (TİMDER) işbirliğiyle Tüyap tarafından organize edilen Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı UNICERA’nın zengin ürün çeşitliliği içerisinde bu yıl, mimarlar ve iç mimarlar tarafından büyük metrajlı projelerde sağlamlığın, dayanıklılığın, tasarımın ve prestijin sembolü olarak tercih edilen porselen karoların geniş yer bulması bekleniyor.

8

Türkiye Seramik Federasyonu (TSF) ve Seramik Kaplama Malzemeleri Üreticileri Derneği (SERKAP) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tahsin Yamaner, UNICERA’ya katılan ve seramik sektöründe hizmet veren yerli firmaların, inşaat ve gayrimenkul sektörlerinde son yıllarda yaşanan ivmelenmeyle iç pazardaki payını ve doğal taşla rekabet gücünü artıran porselen karoya ayrı bir önem vermelerini beklediklerini dile getiriyor: “Zengin doku, renk ve desen çeşitliliği, estetik görünümleri, dayanıklılıkları, sürdürülebilir ve ekonomik olma avantajlarıyla mimarlar ve iç mimarlar tarafından özellikle büyük metrajlı kamusal projelerde tercih edilen porselen karoların yıldızının, 2015’te de Türk seramik sektörünü yeni pazarlara ulaştırmayı ve yeni alıcılarla buluşturmayı hedefleyen UNICERA’da daha da parlayacağını düşünüyoruz. Mimarları ve iç mimarları, porselen karolar başta olmak üzere, banyo ve mutfak sektöründeki tüm yeniliklere hakim olabilmeleri için 24-28 Şubat tarihleri arasında UNICERA’ya davet ediyoruz.” Bu sene kapsamını genişleterek katılımcı ve ziyaretçilerini 11 salon ve 98.000 m2 kapalı sergileme alanında buluşturmayı hedefleyen UNICERA, her yıl mimarlar, iç mimarlar, müteahhitler ve tasarımcılar başta olmak üzere pek çok sektör profesyonelini banyo ve mutfak sektörünün önde gelen firmaları ve ürünleriyle buluşturuyor. Yalnız yurtiçinden değil, yurtdışından da ziyaretçi akınına uğrayan UNICERA, katılımcılarına ve ziyaretçilerine Avrupa’dan Yakın Asya’ya, Rusya’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Türkî Cumhuriyetlere kadar dünya çapındaki önemli alıcılarla tanışma ve iş birliği imkânı sağlıyor.

Ocak + Şubat 2015


Dışarıdan bakıldığında çelik bir soğutucu. İçeriden bakıldığında da.

Vario Cool 400 serisi. Kaliteli pişirme doğru soğutma ile başlar. Bu yüzden Vario Cool 400 Soğutucu serisinin hem içi hem dışı, profesyonel mutfaklarda karşılaşabileceğinize eşdeğer bir kalite ve hijyen standardı için yüksek kaliteli paslanmaz çelik malzeme ile kaplanmıştır. Diğer göze çarpan özellikleri, masif alüminyum kapı içi rafları, tek tuş dokunuşu ile hareket eden asansörlü cam raflar ve ısı ayarlı saklama çekmeceleri. Bütün olarak değerlendirildiğinde, bu sadece bir paslanmaz çelik soğutucu değildir. Bu, bizim uzmanlığımızın bir sonucudur. Farkı yaşamak için Gaggenau. www.gaggenau.com veya 444 55 33 nolu çağrı merkezimizden bilgi edinebilirsiniz.


haberiniz var mı?

UNICERA ÖZEL

VitrA’nın “Good Design” ödüllü Rococo ve Pera serileri VitrA’nın Rococo ve Pera serileri, The Chicago Athenaeum Museum tarafından verilen Good Design ödülüne layık görüldü. VitrA tasarım ekibinden Selma Gülkan’ın imzasını taşıyan “Pera” ile Ezgi Osmanoviç imzasını taşıyan “Rococo”, yenilikçilik, tasarım ruhu, işlevsellik, estetik gibi kriterlerle değerlendirildi. Ahşap görünümlü porselen karo serisi Pera; evin bütünü ve dış mekânlarda olmak üzere zeminde ve duvarda kullanılabiliyor. Rococo serisi; Türkiye’nin 33x100 cm boyutlarında üretilen ilk ve tek duvar karosu olma özelliğini taşıyor.

Kale’den ‘Altın Çekül’ Ödüllü Klozet ‘Idea Smart Yıkama’ Seramik sağlık gereçleri sektörünün akılcı çözümler üreten deneyimli markası Kale, standart klozetlerden yüzde yüz daha hijyenik ‘Idea SmartYıkama Klozet’ serisi ile kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyor. Yenilikçi bakış açısıyla tasarlayarak ürettiği estetik ve fonksiyonel banyo ürünlerini kullanıcılarla buluşturan Kale, ‘Smart’ felsefesi ile tasarladığı, tasarrufa yönelik çevreci ürünlerle, tüketicilere dost çözümler sunmaya devam ediyor.

10

‘Lagun’ Armatür Serisiyle Yeni Nesil Banyolar Kaliteli, fonksiyonel ve estetik ürünleriyle yaşam konforunu artıran Kale, sıra dışı tasarıma sahip Lagun armatür serisiyle yeni nesil banyolar yaratıyor. Farklı tasarımıyla yeni nesil banyoları temsil eden uzun ömürlü armatür serisi Lagun, ısı ve akış düzenleyebilen 25 ve 35 mm’lik seramik kartuşları kullanılarak, standart armatürlere göre önemli oranda su tasarrufu ve dayanıklılık sağlıyor. Banyo bataryasının çıkış ucunun açılıp kapanabilme özelliği sayesinde de kullanıcıların konfor alanını genişletiyor.

“iF Design”dan 5 Ödül Alan Seranit Grup Duyulara Hitap ediyor! Seranit Porselen ve Seranit Yapı Gereçleri ürünleriyle dünyanın en saygın tasarım ödüllerinden biri olan “iF Design Awards”dan 5 ödül alan Seranit Grup; Seranit Porselen, Serra Seramik, Seranit Yapı Gereçleri ve Vanucci markalarındaki en yeni ürünleriyle duyulara hitap ediyor. Doğanın eşsiz renk ve desenlerini şık tasarımlarıyla birleştiren Seranit, yeni serisi Wooden ile doğal ahşap görünümünü en gerçekçi şekilde yansıtıyor. Ocak + Şubat 2015


İnovasyon bir meydan okumadır. Onu devamlı geliştiren ise Gaggenau.

Farkı yaşamak için Gaggenau. Kazandıklarımızla yetinmiyoruz, aksine yeniliklerimiz çıtayı yükseltmemiz için bize ilham kaynağı oluyor. 1976 yılında üretildiği günden bu yana tezgah aspiratörümüz üzerinde çalışıyor, onu geliştiriyoruz. Bu alandaki deneyimimizi yeni fikirlere dönüştürmek üzere kullanıyoruz. Tezgah aspiratörümüz yeni tasarım filtresi ve sessiz fanı sayesinde lüks mutfak anlayışına hitap eden tüm profesyonel ihtiyaçları karşılıyor. Bizi bu alandaki gelişimin zirvesine taşıyor. www.gaggenau.com veya 444 55 33 nolu çağrı merkezimizden bilgi edinebilirsiniz.


haberiniz var mı?

UNICERA ÖZEL

Geberit’ten Enerji Tasarruflu Akıllı Tasarım Geberit DuoFresh’in koku alma ünitesi, kumanda kapağındaki düğme ile kolayca çalıştırılabiliyor. Klozetin içindeki kötü hava, aktif karbon filtresinde temizleniyor ve ortama yeniden temiz hava veriliyor. İster otomatik olarak 10 dakika içinde duran, isterseniz manuel olarak kapatabileceğiniz sistem, sizi yormadan banyonuzda temiz hava akışının kontrollü şekilde dağılmasını sağlıyor. Banyoları kötü kokudan arınmak için havalandırırken oluşacak enerji kaybını minimuma indiren Geberit DuoFresh, bu sayede enerji tasarrufu da sağlıyor.

Grohe’den Zamanın Ötesinde ‘Authentic’ Koleksiyonlar Klasik mimarinin ve geleneksel tarzın tercih edildiği iç mekânların incelikli ayrıntılarından ilham alan Grohe Authentic koleksiyonları, geçmişin tasarım estetiğini bugünün teknolojisiyle birleştiriyor. Zamanın ötesine geçen, konforlu ve nostaljik bir dekorasyon için tasarlanan, klasik tarzı yansıtan bu armatürler; geleneksel stilde ancak konforlu ve kullanımı kolay üç delikli lavabo bataryaları ile otantik banyolar için mükemmel bir seçenek sunuyor.

12 12

E.C.A.’nın Kusursuz Tasarımları Teknoloji ile Buluşuyor Yeni nesil teknolojik tasarım trendlerini armatürlerine yansıtan E.C.A. Neva ve Novita Serileri ile yalın bir görünüm çizerken, daha az su kullanımı ile tam bir çevreci… Tasarımda sağlamlığı yansıtan dikdörtgenlik ve estetiği yansıtan yuvarlak kesitlerin birleşmesiyle oluşan ve hatları ile dikkat çeken Neva Serisi, E.C.A.’nın eski dönem tasarımlarını yeni dönem tasarımları ile birleştirerek geçmişten günümüze değişimin göstergesi oluyor.

Fantasia’dan Banyoda Klasik Estetik: Gentry Home Dünyaca ünlü markaların özgün ürünlerini Türkiye’de satışa sunan Fantasia Seramik, İtalyan Gentry Home firmasının vitrifiye, banyo mobilyaları, bataryalar, radyatörler, banyo aksesuarları, aynalar ve aplikler gibi ürün grupları ile modern çizgileri tarihi referanslarla buluşturuyor. Geçmişten ilham alınarak tasarlanan Victorian, Belgravia, Balasani, Claremont, Hillingdon ve Damea vitrifiye serileri, klasik tarzın en estetik örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.

Ocak + Şubat 2015


Kahve sizi ayık tutar. Bu ise rüyalara dalmanızı sağlar.

Farkı yaşamak için Gaggenau. Aslında kahve uyanık kalmanızı sağlar ama biz sizi, hazırladığı nefis kahveler ile tatlı hayallere sürükleyecek yeni bir kahve makinesi ile tanıştırmak istiyoruz. Çünkü, Gaggenau tam otomatik espresso makinesi CM 450 ile kahve keyfi bambaşka. Her fincanda, her yudumda yeni keşifler arıyorsanız, Gaggenau CM 450 tam otomatik espresso makinesi bu arzunuz için gerçek bir ustadır. Sadece bir düğmeye basarak, size özel lezzetin keyfine varabilirsiniz. Gaggenau CM 450, kahvenin ölçüsünü, sıcaklığını ve sertliğini her damak zevkine özel olarak hazırlar, size, rüyalarınızdakinden bile zengin aromaya ve lezzete sahip bir fincan kahve olarak sunar. www.gaggenau.com veya 444 55 33 nolu çağrı merkezimizden bilgi edinebilirsiniz.


haberiniz var mı?

UNICERA ÖZEL Bien Ormanı Evinize Taşıyor Bien Naturawood serisi, ahşabın doğallığına parlaklık katıyor; seramiği hem nakış gibi işliyor hem de ortama büyülü bir görüntü kazandırıyor. Yaşam alanlarına ahşap görünümü vaad eden Bien Seramik, aynı zamanda seramiğin kullanım avantajlarını da beraberinde sunuyor. Uzun süre dayanıklılığa sahip olan serinin büyük ebatları da mevcut olan Naturawood serisinin renk seçenekleri arasında Oak, Eboni, Pine, Birch bulunuyor.

Creavit’in “Su Damlası” Drop Banyo Mobilyası

14 14

“Banyo bu tarafta” sloganıyla keyif veren banyolar tasarlayan Creavit’in “Su damlası” anlamına gelen Drop Banyo Mobilyası, suyun mucizevi yaşam enerjisini banyolara taşıyor. Günümüzde evin rehabilite merkezi haline gelen banyolar gitgide dinç bir yaşam için daha fazla vakit geçirilen ve ihtiyaç duyulan alanlarına dönüşüyor. Creavit, Drop Banyo Mobilyası ile evlerimize doğanın sonsuz enerjisini taşıyor.

Serel Smart Kanalsız Asma Klozet SEREL’in inovatif tasarım ürünü “Smart Kanalsız Asma Klozet”, üstün yıkama fonksiyonları sayesinde kullanıcısına standart klozet özelliklerinin ötesinde, ideal temizlik ve hijyen çözümü sunuyor. Minimum doğal kaynak kullanımı ve maksimum tasarrufu prensip edinen SEREL, Smart Kanalsız Asma Klozet için geliştirdiği özel yıkama fonksiyonu sayesinde, çok az suyla büyük temizlik sağlayarak doğa dostu kullanıcılarıyla buluşuyor.

Seramiksan Ocean ile Banyolara Güzellik Geliyor Yaşam alanlarında fark yaratmak isteyenlere benzersiz seçenekler sunan Seramiksan, vitrifiye ürünleriyle göz dolduruyor. Kesintisiz oval formu ve minimalist bir tarzı ile tüm klozetlerde 2,5-4,5 lt ile temizlik yapabilen çevre dostu Ocean, asgari düzeydeki su tüketimi ile maksimum tasarruf imkanı sağlıyor. Seramiksan Ocean Koleksiyonu; asma klozet, rezervuar, kombi klozet ve 65cm’lik lavabo seçenekleri sunuyor. Ocak + Şubat 2015


haberiniz var mı?

Bahçeler çatıya taşınıyor, şehir insanı ‘yeşili’ gökyüzünde arıyor Yeşil çatılar konusunda yeni trendler ve teknolojiler, nisan ayında düzenlenecek 4. Uluslararası Yeşil Çatı Kongresi kapsamında dünyaca ünlü isimlerle İstanbul’da masaya yatırılacak.

16 16

Uçsuz bucaksız, bakmaya doyamadığınız yeşil bir manzara hayal edin… Eğer büyük bir şehirde yaşıyorsanız muhtemelen bu sadece bir hayal olarak kalacak. Şehirlerin gri manzarasında, beton yapıların içinde sıkışıp kalmış günümüz insanı, yeşili yerde aramaktan vazgeçip, gökyüzünde bulmayı tercih ediyor.

Çatı ve teraslarda bitki ve ağaç türlerinin yetiştirilmesini sağlayan bu sistemler, şehirlerde betonlaşmanın yarattığı gri etkisini yeşile çeviriyor.

Yeşil çatılar sayesinde bahçeler artık binaların çatısına taşınıyor. Avrupa’da 70’li yıllardan bu yana hızlı bir gelişim gösteren yeşil çatılar, ülkemizde ise Onduline Avrasya’nın öncülüğünde 2003 yılından bu yana uygulanıyor. Yeşil çatılar konusunda yeni trendler ve teknolojiler, nisan ayında düzenlenecek 4. Uluslararası Yeşil Çatı Kongresi kapsamında dünyaca ünlü isimlerle İstanbul’da masaya yatırılacak.

Türkiye’de de yeni trend yeşil çatılar… İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alanın sadece 1,5 metrekare olduğu düşünülürse, önümüzdeki birkaç yıl içinde yeşil çatı kavramının öneminin artacağı ve pazarın daha da büyüyeceği ortaya çıkıyor.

Geçmişi Babil’in Asma Bahçelerine kadar uzanan yeşil çatılar, hızla gelişen sistemler sayesinde günümüz mimarisinin gözde uygulamaları arasına girmiş durumda. Ocak + Şubat 2015

Avrupa’da özellikle de Almanya’da çok yaygın olan yeşil çatılar; eko sistemi korurken, şehirlerin havasını temizliyor.

4. Uluslararası Yeşil Çatı Kongresi, Uluslararası Yeşil Çatı Derneği’nin (IGRA) ev sahipliğinde, ilk kez İstanbul’da düzenleniyor. “Doğayı Çatınızda Keşfedin” sloganı ile 20-21 Nisan 2015 tarihlerinde Raffles İstanbul Zorlu Center’da gerçekleşecek kongre, yeşil çatılar konusunda dünyadaki en büyük organizasyon olma özelliğine sahip.

Yurtdışından ünlü mimar ve tasarımcılar, hayal gücünün sınırlarını zorlayan projelerle yeşil çatıları anlatacak… İşte bu isimlerden bazıları; - Ekolojik Mimari ve Şehir Planlaması Dr. Ken Yeang / T.R. Hamzah &Yeang, Malezya - Kentsel Deniz Manzaraları-Kentsel Planlama Yağmur Suları Prof. Herbert Dreiseitl / Ramboll Yaşanabilir Şehirler Laboratuarı Direktörü, Almanya - Dev Ölçekleri İnsanileştirmek Jaron Lubin / Safdie Mimarlık Başkanı, ABD Dikey Orman-Biyo Çeşitlilik Entegrasyonu Laura Gatti, Laura Gatti Stüdyo Kurucusu, İtalya - Kentte Yeni Bir Mahalle Emre Arolat / Emre Arolat Architects Kurucusu, Güvenilir Yeşil Çatıların İnşası İçin On Adım


haberiniz var mı?

Çatıya Yeşil Işık Yak!

Yeşil Çatı ve Dikey Bahçe uygulamaları, Vegetalid & Armada Groupe® ortaklığı ile Türkiye’de mimarlarla buluşuyor!

18 18

Armada Groupe®, yaklaşık 45 ülkeye yaptığı ihracat ile büyümesini sürdürülebilir bir çizgide yukarılara taşırken, bir Fransız

İdevit, Ürünlerine EPD Belgesi Alarak Avrupa’da İlklere İmza Attı İdeal Seramik tüm pazarlarda geçerli, uluslararası onaylı ve Avrupa standartları uyumlu Çevresel Ürün Beyanları (Environmental Product Declarations, EPD) belgesini Fire Clay ve Vitrifiye seramik sağlık gereçleri için almaya hak kazandı. Uluslararası EPD Sistemi kurumundan seramik sağlık gereçleri sektöründe Avrupa’da alınan ilk belge olma özelliğini de taşıyan EPD belgeleri, EN 15804 Avrupa normuna uyumluluk sağlamaktadır. İdevit firması ayrıca sektöründe, Avrupa Yapı Malzemeleri Üreticileri Birliği tarafından yapı malzemelerinde ürün sürdürülebilirliğinin sadece EPD belgeleriyle gerçekleşmesine öncülük etme amacıyla kurulan ECO Platform tarafından ürünleri kayıt altına alınan ilk Türk firması da oldu. Ocak + Şubat 2015

Yüksek kalite ve özgün tasarımlarla üretim yapan İdevit’in Genel Müdürü Hasan Oğuz “Gelecek nesillere sürdürülebilir bir dünya bırakmak için firma olarak sorumluluklarımızın farkındayız. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Assessment, LCA) gibi bilimsel bir yaklaşımla üretmiş olduğumuz ürünlerin çevre performansını şeffaf bir şekilde beyan ederek sahip olduğumuz çevre bilincini uluslararası seviyede pekiştirmiş olduk. İdevit, aynı zamanda ürünlerinin iklim değişikliğine etkisini göstermek amacıyla yine uluslararası onaylı “Climate Declarations” İklim Beyannamesini Türkiye’de ve sektöründe sunan ilk firma oldu.” dedi.

markası olan Vegetal.id ile iş ortaklığı anlaşması yaptı. Yapmış olduğu anlaşması sonucu Hydropack® yeşil çatı sistemi ile Türkiye’deki ilk ve en önemli modüler yeşil çatı uygulamalarını gerçekleştiren Armroof® Green, ülkemizdeki yeşil yapılaşmada yerini alıyor. Yeşil çatı uygulamalarında önemli avantajlara sahip Hydropack® sistemin en önemli özelliği, sulama sistemi ihtiyacının olmamasıdır. Sulama sistemi gerektirmeyen yeşil çatı sistemi sayesinde su tasarrufu sağlanmakta, yaz ve kış aylarında binanın soğuma ve ısınma dengesinin ayarlanmasına katkıda bulunarak enerji tasarrufu sağlanmaktadır. Yüzde 30 – 40 eğimli çatılarda bile uygulama yapılabilen Hydropack® sistem, aynı zamanda yüzde yüz geri dönüşümlü olma özelliği ile LEED sertifikasına aday projelere puan kazandırmaktadır. Uygulaması son derece kolaydır, bitkiler hakkındaki temel detayların bilinmesine ihtiyaç duyulmaz. Sistem sel basma sorunlarını önlemekte, herhangi bir bakım gerektirmemektedir. Sistemin yağmur sularını bünyesinde tutma özelliği sayesinde sulama ihtiyacı ortadan kalkmaktadır. Son derece uzun ömürlü bitkiler kullanılmasının yanında, sistem 20 yıllık garanti güvencesi vermektedir.


Geberit Pluvia: Sifonik çatı drenaj sistemi

Yağmur için efektif VELUX çözüm Geberit Pluvia günümüz mimarisine uygun çözümler sunar. Yüksek performanslı çatı süzgeçleri, çatının hemen altında eğimsiz bir toplayıcı boruya bağlanır; büyük çatı alanları tek bir iniş kolonu ile boşaltılabilir. Bu sayede uygulama süresi azalır, yüksek maliyetli iniş kolonları ve döşemedeki kanallar devre dışı bırakılarak binanın potansiyel kullanım alanları arttırılır. → www.geberit.com.tr → www.facebook.com/geberit.tr


haberiniz var mı?

2023’e Doğru Kentsel Dönüşüm, Ulusal Çevre Politikaları ve Sektörden Beklentiler Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu (YÜF), Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin onur konuşmacısı olarak katıldığı “2023’e Doğru Kentsel Dönüşüm, Ulusal Çevre Politikaları ve Sektörden Beklentiler” konulu toplantıda sektörün sorunları, önümüzdeki döneme ilişkin hedef ve beklentiler değerlendirildi. görüşlerini paylaşan Tüzün; “İklim değişikliği; demir çelik, çimento, elektrik enerjisi üretimi, ulaştırma, konutlar ve atık sektörleri gibi farklı sektörleri de kapsayan ortak bir mücadele alanıdır. Kyoto Protokolü 2020 yılında sona eriyor. Sektörümüz temsilcilerinin de katıldığı Peru’da yapılan 2014 yılı iklim değişikliği konferansı 2020 yılı sonrasında geçerli olacak yeni anlaşma üzerine odaklandı ve bu anlaşmanın çerçevesi belirlendi.” dedi. 20 20

Toplantının açılış konuşmasını yapan YÜF Yönetim Kurulu Başkanı M. Şefik Tüzün konuşmasının başında Yapı Ürünleri Üreticileri Federasyonu hakkında bilgi verdi. M. Şefik Tüzün, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği(TÇMB) öncülüğünde 2005 yılında kurulan YÜF’ün; çimento, beton ve kirece dayalı yapı malzemeleri üreten kuruluşlara mesleki sosyal, teknik ve ekonomik yönlerden rehberlik etmek, yapı malzemeleri ve ticaretinin mesleki ahlak ve kamu yararına uygun, ahenkli ve verimli tarzda çalışmasını sağlamak ve Uluslararası Entegrasyon hedefi doğrultusunda Türk Sanayi ve Hizmet Kesimi’nin rekabet gücünün artırılarak, uluslararası ekonomik sistemde belirgin ve kalıcı bir yer edinmesi amacıyla kurulduğunu kaydetti. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında, ülke genelinde 20 yılda 7 milyon konutun yeniden inşa edileceğinin altını çizen Tüzün: “Türkiye’deki konut stokunun yaklaşık üçte Ocak + Şubat 2015

biri değişecek ve toplam maliyetin 500 milyar Dolar civarında olmasını bekliyoruz. Sektörümüz, çevre ve atık kullanımı ile ilgili her alanda öncülük rolünü üstlendiği gibi, kentsel dönüşümden kaynaklı inşaat ve yıkıntı atıklarının yeniden kullanımı konusunda yürütülen çeşitli araştırma projelerinde de yer almaktadır.” dedi. Ulusal çevre politikalarına da değinerek, Türkiye’de yürürlükte olan çevre mevzuatının büyük ölçüde Avrupa Birliği müktesebatına paralel olduğunu ancak Avrupa Birliği’nin üye ülkelerin mevzuata uyumu konusunda 5 ila 7 yıl geçiş süreleri tanıdığını belirten Tüzün; “Bu geçiş sürelerinin ülkemizde de sektör işletmelerine uygulanması önemlidir. Ayrıca, AB ülkelerinin tümünde bile uygulanmayan sınır değerlerin, Türk endüstrisine uygulanması konusunda daha dikkatli davranmak gerekiyor.” dedi. Konuşmasında iklim değişikliği ile ilgili

Türkiye’de atık bertarafı konusunda en büyük katkıyı sağlayan sektörün çimento sektörü olduğunu vurgulayan M. Şefik Tüzün; “Türkiye çimento sektörü 2013 yılında yaklaşık 1,15 milyon ton atığı yakıt ve hammadde olarak ekonomik değere dönüştürerek sanayi ve çevrenin çözüm ortağı olmuştur. Bu malzemelerden 500 bin ton atık enerji kaynağı olarak, 650 bin ton atık ise hammadde alternatifi olarak değere dönüştürülmüştür.” Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce: “Çevre bizim hem kültürümüzde hem de tarihimizde var” Yapı Ürünleri ve Üreticileri Federasyonu’nun onur konuğu olarak toplantıda sektörle ilgili değerlendirmelerini paylaşan Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Türkiye’nin inşaat ve inşaat malzemeleri konusunda iyi bir noktada olduğunu belirtti. Türkiye’nin artık 50 yıl ötesini görebildiğini söyleyen Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Türk sanayicilerinin de fedekar olduklarının altını çizdi ve “Çevre bizim hem kültürümüzde hem de tarihimizde var. Çevre konusuna fiziksel bakmamak gerek. Çevre ile ilgilenmenin insani bir değer olduğunu düşünüyorum. Bakanlık olarak Kentsel dönüşümün yanında kırsal dönüşüm için de çeşitli çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.


%100 Hijyenik,%100 Akıllı Kanalsız yapısıyla kir tutmayan SmartYıkama Klozet, Akdeniz Üniversitesi’nin yaptığı testlerde sıradan klozetlere göre daha hijyenik olduğunu kanıtladı. SmartYıkama klozet kir ve bakteri tutmaz, kolay temizlenir. Jet Tipi Yıkama Sistemi sayesinde klozette suyu her yere dağıtır, temizlenmemiş nokta bırakmaz.

2014 Altın Çekül Ödüllerinde “Yapı Ürün Ödülü”ne layık görülmüştür.


haberiniz var mı?

Yeşil Okullar Geliyor Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası’ndan alınan 1,5 milyar euroluk destekle İstanbul Valiliğine bağlı İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi tarafından yürütülen yatırımların yüzde 51’i okulların yeniden yapılmasına ayrıldı.

22 22

Okulların yarıyıl tatilinin sona erdiği şubat ayında İstanbul’da 53 bin öğrenci yeni okullarında eğitimine devam edecek. Eğitim kurumlarının depreme karşı güçlendirilmesi kapsamında yenilenen veya yeniden inşa edilen okullardan 42’si yeni dönemde eğitime başlayacak. Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası’ndan alınan 1,5 milyar euroluk destekle İstanbul Valiliğine bağlı İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi tarafından yürütülen yatırımların yüzde 51’i okulların yeniden yapılmasına ayrıldı. 790 yeni okulun inşa edildiği proje kapsamında 42 yeni okul ikinci dönem eğitime başlayacak. Modern inşaat teknolojisiyle yeni tasarımla geliştirilen okullar “yeşil bina” olarak inşa ediliyor. Yılsonuna kadar açılmaya hazırlanan okul sayısı 100’ü bulacak. Fay

Ocak + Şubat 2015

hattındaki veya riskli okulların öncelikli olarak yenilendiğini belirten İPKB Direktörü Gökhan Elgin, 1,5 milyon öğrenciyi güvensiz okullardan risksiz okullara kavuşturduklarını söyledi. Yeni okullardaki mimari tasarımlar sayesinde, teknolojik, çevreye uyumlu ve kapasitesi daha yüksek şekilde inşa edildiğini belirten Elgin, “Okullarımızda kullandığımız sistem sayesinde, bakım ve boya gerektirmiyor. Dayanıklı uzun ömürlü malzeme sayesinde, maliyetler binaya değil eğitime aktarılabilecek” dedi. Kendi enerjisini üretiyor Deprem yönetmeliğine göre projelendirilen okul projeleri, yapı teknolojisi bakımından da benzersiz. Binalar, harcadığı enerjinin bir kısmını kendi imkânlarıyla üreterek, ısınma giderlerini de düşürüyor.


haberiniz var mı?

Türkiye’de Su Kullanımında Tasarruf Bilinci GROHE’nin Türkiye’deki su kullanım alışkanlıklarını ve su ve enerji kullanımındaki tasarruf eğilimlerini belirlemek üzere TNS işbirliğiyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre; Türkiye’de ürün satın alma konusunda sırasında elektrik ve su tasarrufu sağlıyor olması katılımcıların yüzde 85’ tarafından “önemli” görülürken, evinde su ve elektrik tasarrufu sağlayan bir ürüne sahip olanların oranı yüzde 45. Türkiye genelini temsil eder nitelikteki toplam 18 ilde 18 yaşın üzerindeki 1448 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada öne çıkan sonuçlar şöyle:  

24

Modern Sanat ve Mobilya Üniteleri Artonthebox’ta Buluştu Mobilya ünitelerini modern sanat eserleri ile birleştirerek yaşam alanlarına estetik ve işlevsellik katan Artonthebox, sanatçılarla gerçekleştirdiği işbirliklerini yepyeni bir konseptle hayatımıza dahil ediyor. Mobilyaların yaşam biçimimizi belirlediği fikriyle yola çıkarak tasarım ve üretimini Studio 13 Mimarlık’ın yaptığı Artonthebox dolap üniteleri, mobilya ve sanatı birleştirerek hem fonksiyonel hem de estetik ürünler sunmayı hedefliyor. Ürün serilerini hazırlarken resim, grafik ve fotoğraf sanatçılarıyla çalışan Artonthebox’ın işbirliği yaptığı isimler arasında, ressam Merve Turan, illüstratör Umut Karaman, kufi yazı sanatçısı Yılmaz Emre, fraktal sanatçısı Ali Öner, grafik tasarımcısı Cenk Alparslan, fotoğraf sanatçısı Nilgün Kara ve daha bir çok sanatçı bulunuyor. Artonthebox, estetik, renk ve dinamizm barındıran ideal depolama ünitelerinde farklı malzeme ve ayak seçenekleri sunduğu gibi özel projeleri de hayata geçiriyor.

Ocak + Şubat 2015

Türkiye’de Su Kullanımında Tasarruf Bilinci GROHE’nin TNS işbirliğiyle gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 62’si su tasarrufunu önemserken, yüzde 17’si su tasarrufu konusunda herhangi bir şey yapmıyor. Yapılan su tasarruf yöntemlerinin başında ise hem kendisi hem de çocuğu olanlar için “Elleri yıkarken, dişleri fırçalarken, traş olurken musluğu gereksiz yere açık bırakmamak” geliyor. Çocuğu olanların yüzde 19’u ise su tasarrufu konusunda çocuklarına herhangi bir açıklama yapmıyor...


haberiniz var mı?

EKOkredi, hem evleri hem de cepleri ısıtıyor Şekerbank, enerji tasarrufu ve verimliliği yatırımlarının finansmanı konusunda Türkiye’de ilk olan EKOkredi ürünü ile hem on binlerce konut ve işyerini hem de cepleri ısıtıyor. EKOkredi ile bugüne kadar 61 bini aşkın kişiyi enerji tasarrufu ile tanıştıran Şekerbank, bu yıl 10 bin kişiyi daha enerji verimliliği yatırımları için desteklemeyi hedefliyor. Türkiye’nin ilk enerji verimliliği kredisi EKOkredi ile dosya ücretsiz ve komisyonsuz, 12 aya varan vadelerde yüzde 0 faizli yalıtım finansmanı sağlayan Banka, her türlü çevre düzenlemesini de uygun koşullarda finanse ediyor. Doğalgaz ve elektrik faturalarında yüzde 50’ye varan tasarruf! Şekerbank’ın 2009 yılından bu yana sunduğu EKOkredi ile yalıtım yaptırarak doğayı korurken, elektrik ve doğalgaz giderlerinde de yüzde 50’ye varan tasarruf imkanı sağlamak mümkün. Ücretsiz teknik danışmanlık hizmeti de sunan Şekerbank, EKOkredi ile enerji verimliliği alanında bugüne dek 566 milyon TL’nin üzerinde finansman desteği sağladı ve toplamda 61 bini aşkın kişiyi enerji tasarrufu ile tanıştırdı.

26 26

150 milyon metreküp doğalgaz tasarrufu EKOkredi ile yapılan enerji verimliliği yatırımlarıyla bugüne kadar 17.2 milyar kilowatt-saatin üzerinde enerji tasarrufu elde edilirken, toplamda 3,8 milyon ton karbondioksit salımı engellendi. Ayrıca, EKOkredi finansmanıyla yalıtılan projelerdeki 82 bine yakın konut ile 150 milyon metreküp doğal gaz tasarrufu elde edildi. Türkiye’nin apartman yönetimlerine özel tek kredisi Toplam elektriğin yüzde 44’ünün binalarda tüketildiği ülkemizde, Şekerbank’ın sunduğu apartman yönetimlerine özel EKOkredi ile binaların ömrü uzuyor ve boşa harcanan emek korunuyor.

EKOKREDİ FİNANSMANIYLA YALITILAN PROJELERDEKİ 82 BİNE YAKIN KONUT İLE 150 MİLYON METREKÜP DOĞAL GAZ TASARRUFU ELDE EDİLDİ.

Ocak + Şubat 2015

Gökhan Ertürk: “EKOkredi, 3 ila 5 yıl içinde kendini amorti ediyor” Şekerbank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Ertürk, 2015 yılında 10 bin kişiyi daha enerji verimliliği yatırımlarıyla tanıştırmayı hedeflediklerini ifade ederken, EKOkredi’yi, Türkiye’nin kalkınmasında enerjinin verimli kullanılmasının hayati önemini dikkate aldıkları için geliştirdiklerini kaydetti. Ertürk, “Isı yalıtımı sayesinde elektrik faturalarında ve yakıt giderlerinde en az yüzde 50’ye varan oranda tasarruf sağlanıyor ve böylece boşa harcanan emek cepte kalıyor. EKOkredi yalıtım ile yapılan harcama ise sağlanan verimlilik kapsamında 3 ila 5 yıl içinde kendini amorti ediyor” dedi.

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


haberiniz var mı?

‘Çelik Test ve Araştırma Merkezi’ için imzalar atıldı Çelik İhracatçıları Birliği, çelik sektörünün uluslararası alanda rekabet gücünü artıracak ve sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak çalışmalarına hız verdi. Birliğin, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle çalışmalarına başladığı ve çelik sektörü özelinde hizmet verecek bağımsız ilk merkez olma özelliğini de taşıyan “Çelik Test ve Araştırma Merkezi”nin fiziki kurulumu için imzalar atıldı. İki yıl içerisinde tam kapasiteyle faaliyete başlaması planlanan merkez; kamu, üniversite ve özel sektör işbirliğinin en özgün örneği olarak İstanbul’u bu alanda bilim ve teknoloji üssü haline getirecek.

28 28

İki yıl içerisinde tamamlanması beklenen “Çelik Test ve Araştırma Merkezi”nin temel hedefi; sıvı çelik üreticileri ile başlayan zincirin halkalarını oluşturan her ölçekteki işletmeler ile işbirliği yaparak onların çözüm ortağı olmak. Ayrıca merkez, test, analiz ve malzeme karakterizasyonu hizmetleri verecek, üniversiteler, araştırma kuruluşları ve diğer kamu kurumlarıyla ortak yarar ve sözleşme temelli Ar-Ge ve inovasyon projeleri gerçekleştirecek, mesleki ve teknik eğitim ile danışmanlık hizmetleri sağlayacak ve sektörel veri merkezi olarak faaliyetler gerçekleştirecek.

İglo Architects’ten Dinamik Çalışma Ortamı İç mekanları Iglo Architects tarafından tasarlanan ofis yapısı, modern planlama anlayışıyla kurgulanan çalışma alanları, özgün malzeme seçimleri, rafine detayları ve kurumsal renklerle yaratılan dinamik çözümleriyle bankacılık hayatının ciddiyetini dengeleyerek renkli ve yaratıcı bir çalışma ortamı sunuyor. Iglo Architects, toplam 6 kata yayılan ofisin tasarımında, iç mekanları fonskiyonel ve bütüncül tasarım kriterlerini baz alarak şekillendirmiş ve açık ofis sistemini kullanarak daha akışkan çalışma alanları elde etmiş. Yapının giriş bölümünde, kurumsal kimliği en iyi şekilde yansıtabilmek adına, farklı malzemeler bir arada kullanılmış ve nitelikli detaylar elde edilmiş. Siyah granit ve Carrera mermerin yansıttığı ağırbaşlı hava, ahşap kullanılarak dengelenmiş ve kullanılan dikey perdeler, hem yüksek tavan ve cam cepheli bu holün sınırlarını belirlemiş, hem de mekana akustik anlamda katkıda bulunmuş. Üst katlarda çekirdeğin ayırdığı iki bölüm, kontrast oluşturan formuyla dikkat çeken toplantı odasıyla bağlanmış ve toplantı odaları yönetici ofisleri ile birlikte, açık ofis sitemine bağımsız bir şekilde entegre edilmiş. Ocak + Şubat 2015

Iglo Architects, ofis yapısının her katında, çalışanları motive etmeye ve birbirleriyle kuracakları sosyal bağı kuvvetlendirmeye yardımcı olacak dinlenme mekanlarına yer vermiş. Iglo Architects, ofisteki kalabalık çalışma mekanlarının zemin ve tavan kaplamalarında akustik malzemeler tercih ederken, kurumsal

renkler arasından seçilmiş olan turuncunun canlandırıcı etkisinden faydalanabilmek için mobilya ve duvarlarda yer yer turuncu rengi kullanmış. Bir bölümünü genel müdür ve yönetim kurulunun da kullandığı son katın giriş holünde, elegan bir atmosfer oluşturan Rainforest mermerin damar desenlerinden grafik bir pano dizayn edilmiş ve mekanın enerjik etkisi güçlendirilmiş.


Ye

ni

Taş yününün yeni adı

Yapı sektörünün öncü şirketi Eryap’ın uzmanlığı yüksek teknolojiyle birleşti; yapı ve doğa dostu taş yünü ortaya çıktı. Wooler marka taş yünü ile ısıya, sese ve yangına karşı özenle korunan yapılar; artık daha modern, güvenilir ve sağlıklı. Wooler üretim tesisinin altyapı ve kurulu kapasitesi ilk yıl için 40.000 ton olarak, üç yıl sonunda ise 120.000 ton’a ulaşacak şekilde projelendirilmiştir.

Büyükdere Cad. Enka İş Merkezi No:108/4 34394 Esentepe / İSTANBUL T (+90 212) 213 15 15 F (+90 212 ) 212 21 00 www.er-yap.com.tr


HUB news

Haber detayları için Ağaoğlu ‘Gayrimenkul Satış Uzmanlığı’ Sertifika Programının İlkini Tamamladı

Ağaoğlu Şirketler Grubu ve Nişantaşı Üniversitesi işbirliği ile hazırlanan ‘Gayrimenkul Satış Uzmanlığı’ sertifika programına katılanlar 24 Ocak Cumartesi günü, Ağaoğlu My Office’de yapılan törenle sertifikalarını aldı. Programı başarıyla tamamlayanların bir kısmı Ağaoğlu bünyesinde istihdam edilirken diğerleri de sektörde istihdam edilecek. Sertifika programının kapanış törenine katılan Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO’su Hasan Rahvalı: “Sektörümüzün eğitimli insan kaynağına ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

Haber detayları için

En İyi "Çocuk Hakları Kareleri" Aranıyor! Rönesans Gayrimenkul Yatırım bünyesindeki alışveriş merkezlerinin, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya işbirliği ile gerçekleştirdiği fotoğraf yarışmalarının 3.’sü düzenleniyor. Geçtiğimiz senelerde “Gülümseten Kareler” ve “Dostluk Kareleri” konulu fotoğraf yarışmalarına gösterilen yoğun ilgi nedeniyle bu yıl üçüncüsü düzenlenecek yarışmanın son başvuru tarihi, 17 Nisan 2015. Katılmak isteyenler www.fotopya.com adresinden başvuruda bulunabilecek. “Çocuk Hakları Kareleri” konulu yarışmanın sonunda, farklı kategorilerdeki tam 69 eser sahibi, toplamda 22 bin 650 TL’lik ödülün sahibi olacak.

Haber detayları için

30 30

Yoğuşmalı Kombiler ile Yüzde 40’a Varan Tasarruf Bosch Termoteknik, Buderus ve Bosch markalı yoğuşmalı kombileri, ısı pompası, güneş kollektörleri ve LG Inverter klimaları ile enerji tasarrufu sağlayan ısıtma ve soğutma çözümleri sunuyor. Buderus ve Bosch markalı yoğuşmalı kombiler oda kumandasıyla birlikte kullanıldığında, değişken şartlara bağlı olarak, yüzde 40’a varan tasarruf sağlarken, LG Inverter klimalar, oda ısısını 5 dakika gibi kısa bir sürede 5 dereceye kadar değiştirebiliyor.

Haber detayları için

Doğaya Saygılı Tepe Betopan LEED Altın Sertifikası ile Ödüllendirildi

‘Mimar Sinan ve Yaratıcı Deha’nın Şaheserleri’ Sergisi Sanatseverler İle Buluşuyor

Bilkent Holding bünyesindeki yapı malzemeleri sektörünün önde gelen şirketlerinden Tepe Betopan’ın yeni tesisindeki binaları, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan ABD Yeşil Bina Konseyi (USGBC) tarafından LEED GOLD sertifikası almaya hak kazandı.

All Fuarcılık tarafından, 2015 Nisan-Temmuz ayları arasında, Tophane-i Amire’de gerçekleşecek ‘Mimar Sinan ve Yaratıcı Deha’nın Şaheserleri’ sergisi pek çok açıdan ilke imza atmaya hazırlanıyor.

Tepe Betopan’ın yeni markası TepePAN’ın üretileceği yeni tesislerinde; sürdürülebilir alanlar, su verimliliği, enerji ve atmosfer, malzeme ve kaynaklar, iç mekan kalitesi ve tasarımda yenilik gibi kriterler değerlendirildi. Ocak + Şubat 2015

Bir dünya markası olan “Mimar Sinan”ın eserlerinin teknolojik donanımlar ile üç ay boyunca sanatseverler ile buluşacağı sergi, İstanbul’dan sonra yurtdışında da ziyaretçilere sunulacak. Haber detayları için


HUB news

Grohe Sürdürülebilirlik Ödülleri’nde İlk Üç Arasında

Design Turkey 2014’ten Koleksiyon’a Üç Ödül

Grohe AG, 2014 Alman Sürdürülebilirlik Ödülü’nde ilk üç arasında yer aldı. Sorumlu su ve enerji kullanımı yaklaşımları sayesinde GROHE, 28 Kasım tarihinde Düsseldorf’ta düzenlenen galada ‘Kaynak Verimliliği’ özel ödülüne aday gösterilen üç şirket arasına girdi.

Türkiye’nin tasarımla markalaşma sürecine katkı sağlayan ve bu yıl dördüncüsü düzenlenen Design ‘Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’ 28 Kasım akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen davette sahiplerini buldu. Ambalaj, aydınlatma, elektronik ürünler, ev cihazları, ev ve ofis gereçleri ve aksesuarları, kamusal ve ticari ürünler, mobilya, spor, hobi, oyun ve kişisel ürünler, ulaşım ve taşıma araçları, yapı gereçleri, yatırım ürünleri ve tıbbi gereçler gibi 13 farklı kategoriden 400’den fazla ürün için başvuruda bulunuldu ve 65 ürün ödül aldı. Gecede Faruk Malhan tasarımı olan Babil Serdiyar kanepe, Savur sandalye ve Cantata seminer sandalyesi ‘İyi Tasarım Ödülü’ alan ürünler arasındaydı.

Haber detayları için

GROHE ürünleri su ve enerji tüketimlerini azaltmasına imkan veren eşsiz inovasyonları ile tanınıyor. Şirketin lavabo, duş, termostatik batarya ve sıhhi tesisat sistemlerine, dört kişilik bir ailenin yılda 63.000 litreye kadar su ve 1.300 kilovat saate varan oranlarda enerji tasarrufu yapmasına imkan veren GROHE EcoJoy® gibi su tasarrufu sağlayan teknolojiler entegre ediliyor.

Haber detayları için

Haber detayları için

Focus Membran ile Kentsel Değil, “Kaliteli” Dönüşüm 32 32

Türkiye’de kentsel dönüşüm fikri ve kentsel dönüşümün bir araç olarak kullanılması yakın zamanlarda gerçekleşmeye başlamıştır. Bütünsel olarak kentlerin dönüşmesi gerekliliği kaçınılmaz olmakla beraber; uygulamada kentsel dönüşümün bir kamu hizmeti ya da amaç olarak ortaya çıkması oldukça yenidir. Buna bağlı olarak kendine özgü stratejiler geliştirerek şu anki halini alan kentsel dönüşüm projeleri; yapısal olarak da bir dönüşüm geçirmektedir. Yapı kalitesi ve donatı standartlarının yükselmesi de yalıtım prensiplerinin doğru uygulanması ve tercih edilmesi ile artmaktadır. Haber detayları için

Samet MonoLift ve DuoLift, Design Turkey’den Ödülle Döndü!

SAMET ile tasarımcı Defne Koz & Marco Susani işbirliğinin ikinci ürünü olan kalkar kapak sistemleri MonoLift ve DuoLift; Türkiye’nin tasarımla markalaşmasına önemli katkılar sağlayan Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nde “İyi Tasarım” kategorisinde ödüle layık bulundu. Turquality programı dahilinde, T.C. Ekonomi Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu işbirliğiyle düzenlenen Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen ödül töreniyle sahiplerini buldu. Ocak + Şubat 2015

Haber detayları için

Sürdürülebilirliğin Anahtarı İnovasyon

Türkiye İnovasyon Haftası’nda şirketler için inovasyonun önemine işaret eden Vefa’nın Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Güner, “Uzun ömürlü olmak isteyen ve sürekli büyümeyi hedefleyen şirketler inovasyonu tüm süreçlerinin en önemli parçası haline getirmelidir” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından 4-6 Aralık tarihlerinde düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası’nda şirketler açısından inovasyonun önemine dikkat çeken Orhan Güner, kalıcı olabilmek ve rekabet ortamına ayak uydurmak için inovasyonun şart olduğunu kaydetti.


HUB

proje & marka

news

NEOPOLITAN PROJESİ’NDE BTM BAHÇE ÇATI SİSTEMİ TERCİH EDİLDİ

YALITIM KATMANI VE YEŞİL ÇATI SİSTEMİ UYGULAMASI İşveren: Fırat-Dema İş Ortaklığı Proje Yeri: İstanbul

Ankara Eryaman’da Fırat-Dema İş Ortaklığı altında gerçekleşen Neopolitan Konut, İş Merkezi ve Sosyal Tesis Projesi bahçe çatılarında BTM Bahçe Çatı Sistemini tercih etti. Toplam 208 konuttan oluşan proje, 62.600 m2lik bir alana yerleşmiş bulunuyor. BTM Bahçe Çatı sistemi, yeşil alan toplam alanı 3,000 m2 olan otopark üstü çatılarda yer almaktadır.

ALTINORAN’DA BERKER MÜHENDİSLİĞİ 34 34

Haber detayları için

10 BİN DAİRE İLE DÜNYANIN EN BÜYÜK KNX PROJESİ Mimarlar: Evrenol Archıtects Proje Yeri: Ankara Benzersiz yaşam konforu sağlayan rezidanslarda yeni yaşam standartlarını belirleyen benzersiz kolaylıklar sağlayan teknoloji sayesinde; misafirleriniz için taksi, bozulan musluğunuz için tamirci çağırabilir, site yönetiminden gelen mesajları dokunmatik Interra paneller üzerinden okuyabilir, dilerseniz faturalarınızı aynı ekranda yer alan akıllı menüler sayesinde ödeyebilirsiniz. Bu benzersiz proje Berker mühendisliği, estetiği ve teknolojiisi ile yükseliyor.

DİYARBAKIR HAVAALANI’NDA HYUNDAI ASANSÖR Haber detayları için YÜRÜYEN MERDİVEN VE ASANSÖR TEMİN VE MONTAJ İŞLERİ Proje, İşveren: YDA İnşaat Proje Yeri: Diyarbakır Hyundai Asansör, Avrupa’daki ilk havalimanı projesini Diyarbakır Havalimanı’nın Yeni Terminal Binası ile hayata geçirecek. Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından hayata geçirilen projede yüklenici firma YDA İnşaat’ın açtığı ihaleyi kazanan Hyundai Asansör, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni dünyaya bağlayacak projenin yürüyen merdiven ve asansör temin ve montaj işlerini yapacak.

EMAAR SQUARE’İN CEPHELERİNDE SAPA ÜRÜNLERİ TERCİH EDİLDİ

PROJE GEREKLİLİKLERİNE UYGUN ÖZEL DİZAYN UYGULAMASI Mimarlar: Foster+Partners, İki Design Group, DP Architects, KTGY ve SWA Proje Yeri: İstanbul

Dünyanın en yüksek binası, Dubai’deki “Burj Khalifa” projesinin de yatırımcısı olan Emaar Properties’in Türkiye’deki ikinci projesi Emaar Square’de Sapa ürünleri tercih edildi. Rezidans, ofis, alışveriş merkezi ve eğlence ile otel bloklarından oluşan 5 farklı konseptli karma projenin tasarımında beş farklı mimarlık firması ile çalışıldı. LEED kriterlerine uygun olarak tasarlanan projede yüksek performans değerleri sağlayacak özel bir sistem önerisi talep edildi. Sapa ürünlerinden Elegance 72-ST kapaklı panel cephe sistemi baz alınarak, proje gerekliliklerine uygun özel bir dizayn uygulaması yapılmıştır.

Ocak + Şubat 2015

Haber detayları için

Haber detayları için


HUB

ödül & marka

news

ERSA’nın Yeni “Wall Serisi” Amerika’dan Ödülle Döndü Amerikan İç Mimari dergisi tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve yılın en iyi iç mimari tasarımlarının seçildiği yarışmada, ERSA Mobilya’nın “Wall” adını verdiği Aykut Erol imzalı metal dolap serisi, “Eğitim” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.

Bu yıl 9. kez düzenlenen “Interior Design’s Best of Year” ödül töreni, New York’ta, ünlü Mimar Frank Gehry tarafından tasarlanan IAC Building’de gerçekleştirildi. Törende ERSA adına ödülü alan Genel Müdür Yardımcı Yalçın Ata ödüllü ürün ile ilgili sorularımızı yanıtladı. yeni bir form kazandı. Metal dolaplar, 60’lı yıllardaki renkli halinden, 70 ve 80’li yıllardaki kahve ve bej rengin hâkim olduğu formuna dönüştü. Sonraki yıllarda gri tercih edilmeye başlandı. Geçtiğimiz yıl tasarımcı Aykut Erol’la yaptığımız çalışmaların ardından artık metal dolapları cıvıl cıvıl renklere kavuşturduk. Kırmızı, sarı, mavi tonlarında; gençlerin ergonomi anlayışına uygun üretilen dolaplarla çalışma, eğitim ve spor hayatını renklendiriyoruz.

36

Ürünün özellikleri, avantajları ve kullanım alanları nelerdir? Ödüllü ürün / tasarım nasıl ortaya çıktı? ERSA Mobilya olarak, sektöre adım attığımız 1958 yılından bu yana, özgün tasarıma sahip ürünlerimizle ofis mobilyası sektöründe öncü rolümüzü koruyoruz. Çok sayıda kamu kurumu, büyük özel sektör kuruluşu, eğitim ve yurt merkezi, hastane, otel gibi mekânlar için özel tasarlanmış mobilyalarla, özgün projelerimizi hayata geçirdik. Bu süreçte, değişen dünya ile birlikte bizim tasarımlarımız da gelişti. Bilinen, herkesin aşina olduğu ürünlerimizde dahi inovatif ve yenilikçi çalışmalar yaptık. Geçmişte moda olan ve neredeyse her kamu kurumu, üniversite ve bankada kullanılan metal dolaplar özgün tasarım çizgisiyle birleşerek Ocak + Şubat 2015

Wall serisini yalnızca bir dolap olarak değil, girdiği mekâna renk ve ergonomi katan bir ürün olarak tasarladık. Temel işlevi depolama ve arşivleme olan bu dolaplar, Wall serisiyle birlikte üniversite yurtlarında ve benzeri mekânlarda da rahatça kullanılabilecek bir forma dönüştü. Yan yana gelebilen ünitelerle devamlılık sağlanırken, eskinin temsilcisi metal dolaplar, hem soyunma dolabı hem de bölme duvar işlevi kazandı. Dolaplar, yeni formuyla akustik anlamda bir bölme duvara dönüşebiliyor ve aynı zamanda kendi içinde bir kutucuk haline gelebiliyor. Wall serisinin en önemli özelliği, klasik bir soyunma dolabının nasıl daha farklı nasıl tanımlanabileceğini ve bir soyunma dolabına dahi nasıl yeni fonksiyonlar eklenebileceğini gösteriyor olması.

Bu ödülü almak sizin için ne ifade ediyor? Amerikan İç Mimari Dergisi tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve dünya çapında takip edilen böylesi bir yarışmada iki ayrı kategoride finale kalmak; Wall serisinin ise eğitim kategorisinde dünyaca ünlü rakiplerinden sıyrılarak birincilik ödülüne layık görülmesi ise bizim için çok gurur verici. New York’ta kazandığımız ödül, Wall serisi için bir başlangıç olacak. Tasarım son şeklini aldığında, sadece resmi kurumlarda değil, evlerde de kullanılacağına inanıyoruz. ERSA ailesinin projede emeği geçen tüm fertlerine ve serinin tasarımcısı Aykut Erol’a teşekkür ediyorum.q

ERSA’nın “Wall” adını verdiği Aykut Erol imzalı metal dolap serisi, bu yıl 9. kez düzenlenen Interior Design’s Best of Year’da “Eğitim” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.


ihtiyaç duyacağınız herşey işinizi büyütmek için ihtiyaç duyacağınıziçin herşey işinizi büyütmek ihtiyaç duyacağınız herşey

VIKO

1 tedarikçi Isıtma, Soğutma ve Güç Elektroniği alanlarında, aradığınız tüm ürün ve çözümler Tek Çatı altında. Isıtma, Soğutma ve Güç Elektroniği alanlarında, aradığınız tüm ürün ve çözümler Tek Çatı altında. Isıtma, Soğutma

1 tedarikçi 1 tedarikçi

ve Güç Elektroniği alanlarında, aradığınız tüm ürün ve çözümler Tek Çatı altında.

Danfoss, 81 yıldır çok çeşitli uygulamalar içeren ‘İklimlendirme ve Enerji’ çözümleri ile enerjinin, hem binalarda hem de endüstride daha verimli kullanılmasını sağlayarak, ticari işletmelerin gelişim ve Danfoss, 81 yıldır çok çeşitli uygulamalar içeren büyüme süreçlerine katkı sağlamaktadır. ‘İklimlendirme ve Enerji’ çözümleri ile enerjinin, hem binalarda hem de endüstride daha verimli kullanılmasını sağlayarak, ticari işletmelerin gelişim ve Danfoss, 81 yıldır çokkatkı çeşitli uygulamalar içeren büyüme süreçlerine sağlamaktadır. ‘İklimlendirme ve Enerji’ çözümleri ile enerjinin, hem binalarda hem de endüstride daha verimli kullanılmasını sağlayarak, ticari işletmelerin gelişim ve büyüme süreçlerine katkı sağlamaktadır. Yarının çözümlerinin bugünden nasıl hazır olduğunu görün: www.danfoss.com.tr

Yarının çözümlerinin bugünden nasıl hazır olduğunu görün: www.danfoss.com.tr


10

TOP 10

SEÇİLMİŞ ÖRNEK

Bu sayımızda yer verdiğimiz “Sağlık Yapılarında Sürdürülebilir Yaklaşımlar” konusu ile bağlantılı olarak, dünyanın çeşitli bölgelerinden bazı sağlık merkezleri ile hastanelerde hasta için elzem olan iyileşme ortamını yaratma adına yapılan çalışmaları sizler için derledik.

PARALEL KONTEYNERLERDEN OLUŞAN PSİKOSOSYAL REHABİLİTASYON MERKEZİ San Juan de Alicante Belediyesi’ne bağlı Centro Dr. Esquerdo kompleksinde bulunan arsa üzerine inşa edilen bina, Psikososyal Rehabilitasyon Merkezi yeni binası olarak tasarlanmış. Teknik şartnamelere uygun olarak tasarlanan bina her iki tarafın ihtiyaçlarını karşılıyor. Bir taraf hastanede yatmayı gerektirmeyen ama ciddi ruhsal bozukluğu olan kişiler için bir İkamet; diğer taraf Sosyal Rehabilitasyon ve Entegrasyon Merkezi’nin ciddi ruhsal bozukluğu olan hastaları için bir Gündüz Merkezi. Binada bu nedenle; hastanede yatmayı gerektirmeyen, kronik ruhsal bozukluğu olan kişiler için açık ve esnek bir konut olarak toplum hizmeti verilmekte; öte yandan, Gündüz Merkezi ile serbest zamanlı fonksiyonel kurtarma programları ile yapılandırılmış faaliyetler yürütülmekte.

Mimar: Otxotorena Arquitectos Yer: Alicante, Spain Yıl: 2014

38

Projede; tüm alan ve fonksiyonel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak arsa özelliklerine uygun mimari çözüm uygulanmış. Bu doğrultuda bir binada gruplandırılan yapı, programın farklı alanlarda organize edilebilmesi için tek girişli ve ortak bahçe rekreasyon alanlı büyük bir paralelkenar konteyner olarak tasarlanmış.

SEMPATIK BIR KANSER DAYANIŞMA MERKEZI MAGGIE’S KANSER BAKIM MERKEZİ “Forester Hill Hospital’ın güney sınırında, Westburn alanının kenarındaki yapı bağımsız bir noktada konumlandı. Maggie’s Kanser Bakım Merkezi karşısındaki boş araziden dolayı güney ve batıdan güneş ışığı alıyor. Bir tedavi merkezi olmayan ama kanserli hastaları biraraya getirerek onları birbirine bağlamak, yardım ve rehberlik etmek amacıyla kucaklayan bir yer. ” diyor Snøhetta. Bina, park bölgesinde bir köşk olarak tasarlanmış. Binayı bir kabuk gibi saran yumuşak dış formu binanın tamamını şekillendirirken ahşap iç binalarsa daha samimi odalar ve boş alanlar oluşturur. Tek katlı olarak tasarlanan binada özellikle ofis fonksiyonlarına çözüm olarak bir de küçük bir asma kat planlanmış. Ocak + Şubat 2015

Mimarlar: Snøhetta Yer: Aberdeen City, UK Yıl: 2013


Mimar: Woods Bagot Yer: Adelaide SA, Australia Yıl: 2014

İKONİK VE HEYKELSİ FORMU İLE GÜNEY AVUSTRALYA SAĞLIK VE TIBBİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ Woods Bagot, Avustralya Güney Hükümeti ile Güney Avustralya Sağlık ve Tıbbi Araştırma Enstitüsü tasarım ve teslim anlaşması yaptı. Anlaşma sonucu; toplum sağlığı hizmetlerinde yenilik ve gelişmeleri teşvik amacıyla 675 araştırmacıya ev sahipliği yapacak dokuz araştırma modülü tasarladı. Yenilikçi bir cephe tasarımı da dahil olmak üzere, modern mimarisi, ikonik ve heykelsi formu ile Adelaide şehir merkezinde inşa edilen bu yeni tıp ve sağlık merkezi yaklaşık 25.000 metrekare. Medikal keşfi ve işbirliğini teşvik eden yeni ve özgürleştirici laboratuvar tipolojisi ile dünyanın dört bir yanından gelen en iyi araştırmacıların dikkatini çeken araştırma ve hastane servisleriyle de sinerji yaratan bir uygulamaya ev sahipliği yapıyor.

39

DOĞAL IŞIĞIN HAKIM OLDUĞU RUSH ÜNİVERSİTESİ TIP MERKEZİ YENİ HASTANE KULESİ

Mimar: Perkins + Will Yer: Chicago, USA Yıl: 2012

Bu hastane projesi aslında kampüs çapında bir dönüşüm projesinin parçası. Bir ortopedi binası, bir otopark yapısı ile yeni yükleme ve dağıtım sistemlerini içeren 800.000 metrekarelik bir hastane. Cerrahi, radyoloji ve acil servislerle teşhis ve tedavi olanakları sunan 386 yataklı bu hastane binası, Rush Üniversitesi Kampüsü için önemli bir yatak kulesi. Hastalar için verimli ve güvenli bir sağlık ortamı oluşturan yatak kulesinin geometrik tasarımı sayesinde hasta odalarına maksimum doğal ışık girmesi sağlanmış. Ayrıca çatı bahçesinin yapısal elemanları gibi görünen çatı pencereleriyle de aşağıdaki giriş yapısının doğal ışık alması sağlanmış.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


TOP 10

ENERJI VERIMLI, ÇEVRE DOSTU HASTANE CERDANYA HASTANESİ Yeni Cerdanya Hastanesi, Puigcerdà’nın bir kasabasında uygulanan yeni şehir planlamasının güçlü bir kentleşme örneği olarak nitelendiriliyor. Önemli bir eğime sahip arazi üzerine, deniz seviyesinden 1200 metre yükseklikteki arsanın kuzey tarafına konumlanan hastane binasının güney cephesinde yaklaşık 10.000 metrekare boş alan elde edebilmek için mimarlar tasarımda binanın ön tarafında bulunan beş katlı bloğun gölgesini göz ardı etmişler. Yeni şehir alanını tanımlayan bina; cadde planlamalarını şekillendirerek yeni meydanlar yaratıyor ve ağaçların nerelere dikileceğine de işaret ederek genel yapıya yardımcı oluyor.

Mimar: Brullet Pineda Arquitectes Yer: Puigcerdà, Girona, İspanya Yıl: 2012 40

Binanın gün ışığından en iyi şekilde yararlanabilmesi için yataklı birimlerin, ana destek alanlarının ve bekleme odalarının bulunduğu cephesi güneye doğru konumlandırılmış. Böylece hastane binasının enerji verimliliğine katkı sağlanarak doğal ışıktan en verimli şekilde yararlanması sağlanmış. Çevresel açıdan bakıldığında ise uygulanan genel strateji; kullanılan tüm malzemelerin düşük çevre etkili malzemeler olması...

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

KIRILARAK İÇ İÇE GEÇMİŞ İKİ KAYA PARÇASI GİBİ LEGACY ER ALLEN HASTANESİ Shanghai Kent Metropol Projesi’nin üçüncü ayağını oluşturan ve Huatai Road üzerinde yer alan Shanghai Wuzhou International Plaza, şehrin farklı bölgelerinde enerji ve canlılık oluşturacak kentsel çevrelerin bir ayağı olarak planlanmış. Synthesis Design + Architecture ve Shenzhen Mimari Tasarım Enstitüsü tarafından Shanghai Wuzhou International Plaza için geliştirilen “Kentsel Kanyon” projesi ise açılan uluslararası yarışmada birincilik ödülü kazandı. Yin ve Yang kavramının geleneksel Çin konseptinden esinlenerek, şehrin kent dokusuyla projeyi birbirine bağlayan tasarım; kırılarak iç içe geçmiş iki kaya parçası gibi organize edilmiş ve böylece kayan bir kanyon formu yaratılmış. Plaza bina kabuğunun kavramsallaştırılan ‘nehrin oyduğu kanyon’ desenlenişi ise çizgili artikülasyonlarla ifade edilerek şehrin kentsel enerjisini cepheden çatıya birleştiriyor. Ocak + Şubat 2015

Mimar: 5G Studio Collaborative Yer: Allen, Amerika

K


YTONG


TOP 10

YEDİ KÜÇÜK EV KÜMESİNDEN OLUŞAN NÆSTVED HASTANESİ, LIVSRUM KANSER DANIŞMA MERKEZİ Mimar: Effects Yer: Kopenhag, Danimarka

Livsrum; Danimarka’daki Næstved Hastanesi’nin yeni kanser danışma merkezi. Bu merkez; iki yeşil açık alan etrafında yedi küçük ev kümesi olarak tasarlanmış ve her evin kendine özgü bir işlevi var. Farklı çatı yükseklikleriyle kendine özgü mimari karakteri olan küçük evler etrafındaki hastane binalarından ayrılarak, kullanıcılarının konfor ve refahı düşünülerek tasarlanmış.

42

BASIT, PRATIK VE BIR O KADAR DA FONKSIYONEL PLANLANMIŞ MOLLET SUBAKUT HASTANESİ Mollet del Vallès’de 50’li-60’lı yıllarda inşa edilmiş bir hastane olan Subakut Hastanesi aslında başarılı bir yenileme projesi. Mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarına çözüm üretebilecek bir hastane olacak şekilde tasarlanan bu yenileme projesi; basit, pratik ve bir o kadar da fonksiyonel planlanmış... Subakut Hastanesi; enerji tasarruflu bir hastane olarak ektili müdahaleler sonucu düşük maliyetlerle renove edilmiş. Hastanesinin mimari ekibi ilk olarak eski binadan mümkün olduğunca yararlanarak belirli noktalarda yapıyı güçlendirerek çalışmalarına başlamış. Sürdürülebilirlik esasları doğrultusunda yenilenen binada enerji tasarrufuna yönelik yeniden yalıtım yapılarak yapıya güneş panelleri dahil edilmiş. Ayrıca binanın doğu ve batı cephelerinde uyguladıkları dikey alüminyum güneş koruyucu barlar ise binada yeni bir cephe görevi görüyor. Eylül + Ekim Ocak Şubat2014 2015

Mimar: Mario Corea Arquitectura Yer: Barcelona, İspanya Yıl: 2013

Kullanılan tam donanımlı malzemeler ile iki tipte inşa edilen tesisin yatay çizgili dış yüzeyleri beyaz fiber çimento levhalar ile kaplanmış. İç avlular ve bina giriş yüzeylerinde ise dikey ahşap tahtalar kullanılarak bütünlük sağlanmış.


INTERFIKS

E K O L O J İ K YA P I L A R

43

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


TOP 10

DOĞAL VE RAHATLATICI BİR ORTAM Mimar: RMJM KHOO TECK PUAT HASTANESİ Yer: Singapore 2010 yılında bahçe ve iç düzenlemeleriyle “Skyline Greenery” birincilik ödülü alan dev hastane binası birbiriyle bağlantılı ama ana işlevlere göre gruplanmış 4 farklı binadan oluşuyor. Hastane bütününde mimarlar, binalar arasında ve iç alanlarda yeşil bahçeler oluşturarak doğal ve rahatlatıcı bir ortam yaratmaya çalışmış. Ara katlarda, teraslarda ve koridorlarda dev çiçeklikler içinde bahçeler yaratılan hastane binasının koridorları da Singapur’un ikliminin uygun olması sebebiyle açık bırakılmış. İç mekan tasarımında doğal ve sıcak malzemelerin kullanıldığı binanın ortak alanlarına da heykeller ve enstalasyonlar yerleştirilerek sıradışı mekanlar yaratılmış. Ayrıca hastane bitişiğinde bulunan yapay gölet ve yeşil alanlar da hastaların ve ziyaretçilerin kullanımına açılarak yeniden yorumlamış.

44

GÜNEŞ’IN IYILEŞTIRICI ETKISI ABC KANSER MERKEZİ ABC Onkoloji merkezi dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan Mexico City’de yoğun bir konut dokusu içinde bulunan özel bir hastane. 6200 metrekare arsa üzerine dört katlı bir bina olarak inşa edilen onkoloji merkezi aynı zamanda köprülerle hastanenin diğer birimlerine bağlanmış. Hastane binasının etrafındaki eski konutlar ile eski depo alanları gibi çeşitli faktörlerin tasarımı etkilediğini belirten mimarlar istenmeyen manzaraları önlemek için kumlanmış cam bloklar kullanarak doğal ışığı filtrelemeyi başarabilmişler. Gün ışığından daha fazla yararlanabilmek için de hastane giriş bölümünde dört kat boyunca devam eden aydınlık bir iç boşluk oluşturulmuş. Tasarımda bu karşılama boşluğunun karşısına düşey sirkülasyonu sağlayan asansörler ve merdivenler yerleştirilerek açık kat koridorları oluşturulmuş. İç mekanlarda sıcak ve görsel devamlılık sağlayan bir mekan kurgusu ile oluşturulan bu aydınlık ve açık alanların amacı; güneş ışığının iyileştirici etkisini içeri alan mekanlar yaratmak olmuş. Ocak + Şubat 2015

Mimar: HKS, Inc. Yer: Mexico City, Meksika


İllüstrasyon: Ezgi Beyazıt Fotoğraf Sanatçısı: Can Görkem Halıcıoğlu *Mimar röportajları isme göre alfabetik sıralanmıştır.


AHMET ALATAŞ

48 48

Ocak + Şubat 2015


for English

“Mimarinin en önemli

ögeleri ışık ve hacim…

MASAYA OTURUP TASARLADIĞINIZ BAZI ŞEYLER OLMUYOR, ÖNCE BIR BAĞ KURMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ DERKEN O BAĞIN GETIRDIĞI BIR TAKIM PROBLEMLER ÇIKIYOR ORTAYA. ONLARI ÇÖZMEK IÇIN YENI ÖGELER EKLEMEYE BAŞLIYORSUNUZ. ZATEN BUNLARIN HEPSININ SONUCUNDA BIR SONUÇ ORTAYA ÇIKIYOR VE BU SIZIN TASARLADIĞINIZ YAPI OLUYOR.

ALATAŞ MİMARLIK

Sizce ülke ve sektör olarak sürdürülebilir mimariyi uygulayabiliyor muyuz? Çevre duyarlı mimarlık aslında yeni bir şey değil. Yeşil mimari ve LEED Sertifikaları sanki yeni bir şeymiş gibi bir süredir ticari olarak pazarlanıyor, Bence bu yüzyılın başından itibaren her sorumlu ve iyi mimar, zaten binalarını tasarlarken bu konuya önem verip güneşi ve suyu doğru kullanıyordu, atıklarını doğru işliyordu. Uzun süre Viyana’da yaşadım orada bu bizim tasarımlarımızın, günlük yaşantımızın bir parçasıydı. Bu sadece mimariyle ya da mesleğinizle olabilecek bir şey değil, evinizde de çöpünüzü ona göre ayırmaya çalışıyorsunuz, elektriğinizi ve suyunuzu daha idareli harcıyorsunuz. Sürdürülebilirlik toplumda yer alması gereken genel bir bilinç; bizim mesleğimizde de çok uzun zamandır var olan ve olması gereken değerler. Bugün bu kadar öne çıkması ve bahsedilmesi ticari bir pazarlama şekli. Açıkçası ben bunu bir miktar itici buluyorum. Kendi yapılarım veya binalar hakkında bu konuda çok fazla konuşmamayı hatta hiç değinmemeyi tercih ediyorum; ama diğer taraftan bunlara dikkat etmiyor muyuz? Tabi ki ediyoruz. Kemerburgaz’da yaptığımız cam ev, tamamen camdan bir küp. 8 metreye 17 metre bir büyüklüğü var; 6 metre yüksekliğinde güneye bakan cam cephesi var. Bu yapının içerisinde klima alt yapısını hazırladık; ama

klimaları hiçbir zaman takmadık ve kullanmadık. Yapıyı o şekilde kullanmayı becerdik. Yapıyı zeminden biraz yükselterek altına bir iklimlendirme havuzu yaptık; bina ile havuz arasındaki serin hava tamamen ikinci bir kabuk olarak binayı sarıyor ve güneşin dışarıdaki spinlere vurmasıyla oluşan ısı tahsisi havanın sürekli olarak sirkülasyonuna sebep oluyor. Yalın Evler Projesi’nde de dairelerin hepsi doğu-batı istikametinde. Herkes yeteri kadar gün ışığını alıp kullanabiliyor. Gün boyunca, binanın çatısında cam bir açıklık var yine doğu-batı istikametinde yön ışığı ortadaki gün içerisinde merdiven boşluğu olarak dairelerin oradan belirli bir şekilde ısınmasını sağlıyor. Duyarlı bir insan olarak nasıl olur da bu bina gerçekten çalışır diyerek yaptığımız çözümler bunlar. Öteki taraftan bunu değerlendirmeyi gerçekten bilmiyorum, bu sertifikaları almak için hiç uğraşmadım, nasıl alındığını da bilmiyorum. Mutlaka eksiklerimiz de vardır. Çağdaş teknolojilerle çevre duyarlı malzemeler artık üretiliyor ve Türkiye’de de buna ulaşabiliyoruz. Bu malzemeleri tanıyıp yeteri kadar kullanabiliyor muyuz? Bu malzemeleri çeşitli şekillerde birbirinden ayırabileceğimizi düşünüyorum; öncellikle üretim aşamasında insana ve çevreye zarar verebilirler, daha E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

49 49


AHMET ALATAŞ

Bebek evi

50 50

sonra bazı malzemeler kullandığınızda o binanın projelerinie zarar verebiliyor. Yapının içerisinde bitümlü malzemeleri veya benzer kanserojen malzemeleri kullanmamaya dikkat ediyoruz.

ŞARTLARA GÖRE KENDISINI AYARLAYABILEN, ŞEKIL DEĞIŞTIREBILEN CEPHE HERHALDE EN VERIMLI OLANIDIR DIYE DÜŞÜNÜYORUM.

Belki malzemelerin üretim prosesindeki zararları konusunda çok duyarlı değildik; ancak o konuda daha sorumluluk sahibi ve duyarlı olmamız gerektiğine inanıyorum. Ama bu demek değil ki epoksiyi hiçbir zaman kullanmayacağım. Bugünün teknolojisinde ve şartlarında belirli malzemeler var ki bunların hepsinden vazgeçmek başka tür bir kararlılığı gerektiriyor. Doğru olacağına inanıyorum; ama galiba benim seçimim değil. Aslında tamamen ekolojik malzemeler kullanarak bir mimari yapı oluşturabilirsiniz; ama o başka bir yaklaşım, başka bir bakış açısı galiba. Benim tercihim değil. Kullanmayı en çok tercih ettiğiniz yapı malzemeleri hangileri? Bu soruya benim yanıt vermem zor; ancak başkasına sorarsanız cam der benim için. Bence yapıda malzeme çok önemli değil. Mimarinin en önemli öğeleri ışık ve hacim. Hacmi doğru yarattığınızda, ışığı

Ocak + Şubat 2015

doğru kullandığınızda bir de yapının içi ile dışı arsındaki ilişkiyi, içinde yaşayan insanların da doğayla ve çevreyle olan ilişkilerini doğru kurguladığınızda iyi bir bina ortaya çıkıyor. Binanın mimari kalitesinde demir kullanılması, brüt beton bırakılmış olması, ahşap olması ya da doğal taş kullanılması benim fikrime göre çok büyük bir fark yaratmıyor. Bu yüzden müteahhit arkadaşlarla yaptığımız çalışmalarda genelde fikirlerimizi belirtiriz ama malzeme bilgisi hiç yazmayız, onları zorlamayız. Çoğu zaman bizim arzu ettiğimizin çok dışında seçimler yaptıklarında bile hacim doğru yaratılmış, ışık doğru kullanılmış ise doğru geri dönüşler alınabildiğini görüyoruz diyebilirim. Bu sayımızın dosya konularından biri cephe mimarisi ve cephe çözümleri. Yapının kimliği olan cepheler kent mimarisi, dokusu ve sürdürülebilirliği açısından önem taşımakta. Bu bağlamda cephe mimarisinin biçim, işlev, yapı ve anlam açısından önemi nedir? Yapının içindeki yaşantısıyla dışı arasındaki ilişki ve aradaki bağ çok önemli. Cephe bu bağlamda belki de en önemli fonksiyona sahip. Biz çalışmalarımızda mümkün


olduğunca geçirgen yapılar yapmaya çabalıyoruz. Bunun birçok sebebi var; eğer bir konut projesi yapıyorsak iç hacimler yeteri kadar büyük olamayabiliyor, dışarıdaki hacimden biraz çalmak onu içeriye katmak için transparanlığı, geçirgenliği arzulayabiliyoruz veya ışığı daha iyi kullanmak istiyoruz. Bu aslında çok katmanlı bir konu. Ne yazık ki Türkiye’de cephe bir fotoğrafmış gibi alınıp herhangi bir binanın üzerine yapıştırılıyor; sonra bu cephe birçok başka binaya da yapıştırılmaya çabalanıyor. Cepheyi doğru tasarlayabilmek için arkasındaki konstrüksiyonu doğru yaparak başlamanız lazım. Biz IPera’yı yaparken Galata’da betonarme bir bina hazırlıyorduk. Cepheye paralel istikametteki taşıyıcı elemanları perdelerle oluşturmak istemiştik. Perdeleri zorladık ve onları çelik ince çaprazlara dönüştürdük; daha doğrusu cephede dış mekan ile iç mekan arasında hiçbir engel kalmasın diye çabaladık. Kirişleri tamamıyla kaldırdık. Bunların hepsini yaptıktan sonra kenarda 10 santim döşemeleri olan daha sonra 20 santime genişleyen, dış cephesinde başka hiçbir taşıyıcı strüktürü olmayan bir yapı oluşturmayı becerdik. Bunun ardından cam cepheyi getirip onun üzerine taktık. Cepheyi oraya yerleştirirken arkasındaki ön hazırlığı iyi yaptığınızda, hazırladığınız çalışma daha anlamlı oluyor. Etkisi de daha iyi oluyor. Oradaki amacımız nötron ışığı içeri alırken içerideki küçük yaşantı birimlerini dışarısıyla doğru şekilde buluşturmaktı. Cepheyi başarıyla yerleştirmek önemli diyorsunuz. Peki bunun öncesinde ya da sonrasında başka zorluklar yaşanıyor mu? Daha sonra başka şeylerle karşılaşıyorsunuz. Güneş bir problem olarak karşınıza çıkıyor; güneşten cepheyi korumak ve iklim şartlarını kontrol edebilmek için ikinci bir kabuk yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Masaya oturup tasarladığınız bazı şeyler olmuyor, önce bir bağ kurmaya çalışıyorsunuz derken o bağın getirdiği bir takım problemler çıkıyor ortaya. Onları çözmek için yeni ögeler eklemeye başlıyorsunuz. Zaten bunların hepsinin sonucunda bir sonuç ortaya çıkıyor

ve bu sizin tasarladığınız yapı oluyor. Cephede aynen bahsettiğim gibi binanın konstrüksiyonundan başlayarak dışarıdaki güneş, hatta çevredeki bazı sosyal ve hatta çevresel faktörler bile etki ediyor. İnsanlar bizim hep camla tasarladığımızı düşünerek çok yanılıyor. Belki şuana kadar yaptığımız yapılarda gerçekten o geçirgenliğe ihtiyacımız vardı ve o şekilde yapılar tasarladık. Benim bazı projelerim isyan projelerim. Türkiye’ye döndüğümde yaşadığım daire bir binanın zemin katında iki tane bir metreye bir metre penceresi olan ve gün içinde bile elektrik ışığı kullandırmayı gerektiren çok karanlık bir daireydi. Hep bu cepheyi açıp biraz dışarıyla buluşmayı ve hayatı dönüştürmeyi hayal ediyordum. Bina kabuğunun özelliklerinin binanın iklimlendirmesi açısından da çok önemli olduğunu biliyoruz. Cephelerde uygulanan enerji etkin çözümlerden biraz bahsedebilir misiniz?

51 51

IPera’da yapıyı bir bina gibi algılatmak yerine bir heykel yerleştiriyormuş gibi şehrin içerisine tamamıyla yabancı bir cisim koymayı seçmiştik; ama bunu yaparken de bize cisim havasını verecek olan kabuk aynı zamanda bahsetmiş olduğumuz bütün bu iklimlendirme şartlarını sağlayan çok fonksiyonlu bir kabuktu. Türkiye’de araziler üzerindeki mevcut inşaat izinleri çok fazla ve emsaller çok yüksek. Siz ne kadar çaba gösterseniz de doğru bir yapı yapmak güçleşiyor. Arazi üzerinde binaları nasıl yerleştirelim diye çalışırken, genelde yola çıkış noktamız doğanın bize nasıl şartlar sunduğu, güneşi en verimli kullanış imkanımız ve burada yaşayacak insanların her birinin günün en azından yarı zamanına kadar güneşten faydalanmasını mümkün kılmaya çalışmak oluyor. Bütün yaptığımız projeler bizim için aslında bir deney; hiçbirinin çok öncesinde hesaplanmış bilimsel, matematiksel sonuçları yok. Mimarlık zaten öyle bir meslek hiçbir zaman yaptığınız bir işte başlarken sonucunda nasıl bir netice alacağınıza dair yüzde 100 veri yok. Yalın Evler Projesi’nde

IPera

iPERA’DA YAPIYI BIR BINA GIBI ALGILATMAK YERINE BIR HEYKEL YERLEŞTIRIYORMUŞ GIBI ŞEHRIN IÇERISINE TAMAMIYLA YABANCI BIR CISIM KOYMAYI SEÇMIŞTIK. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


AHMET ALATAŞ

TÜRKIYE’DE ARAZILER ÜZERINDEKI MEVCUT INŞAAT IZINLERI ÇOK FAZLA VE EMSALLER ÇOK YÜKSEK. SIZ NE KADAR ÇABA GÖSTERSENIZ DE DOĞRU BIR YAPI YAPMAK GÜÇLEŞIYOR.

52 52

Yalın Evler daireleri doğu-batı yönünde yerleştirdikten sonra güneşi kontrol etmek için yine kabuğumuzu yaptık, bu kabuk aynı zamanda bizi soğuktan da koruyor. Kemerburgaz İstanbul’a göre 4-5 derece daha soğuk. Binanın dışında cepheden bir metre uzakta bir kabuk olması binadan kaybolan ısının arada bir miktar daha vakit geçirmesini, rüzgarın çok fazla girememesini ve bu yüzden de ısının korunmasını sağlıyor. Onun dışında binanın çatısında güneş panellerimiz vardı, güneş enerjisinden bir takım ihtiyaçlarımızı karşılamak için. O şu anda hayata geçmedi. Geçtiği durumda o yapıda gerçekten çok fonksiyonlu bir kabuk ve cephe yapmayı becerdiğimizi düşünüyorum. Isı kaybını engellerken hem yazın güneş kontrolünü sağlayan hem de kışın gerektiğinde ısınma için kullanılabilecek bir sistem yarattığımızı düşünüyorum. Ocak + Şubat 2015

Akıllı teknolojileri her yerde kullanıyoruz. Akıllı cephe var mı? Varsa akıllı cepheler deyince ne anlamalıyız, neleri kullanmalıyız? Akıllı cepheler dediğimizde zannediyorum bu bahsettiğimiz şeylerin belirli bir otomasyon sisteminde çalışıyor olması lazım. İçindeki kullanıcıların manuel olarak kullanmasının veya yönetmesinin dışında bir otomatik araba kullanmak gibi aslında. Şartlara göre kendisini ayarlayabilen, şekil değiştirebilen cephe herhalde en verimli olanıdır diye düşünüyorum. Peki uygulamanız var mı? Hayır, bunun da sebebinin Türkiye’deki bütçesel sebepler olduğunu düşünüyorum. Kullanmayı düşündüğümüz çalışmalar

var; hatta şeklini değiştirerek hareket ederek güneşle ilişkisini değiştiren bir cephe önerimiz vardı. Lameller günün belli saatlerinde güneşi takip edip dönerek derin yapıda iç noktalara kadar gün ışığı alımını sağlayacaktı. Bunun benzeri bir proje Hong Kong HSBC Bankası; bina çok büyük bir yansıtıcı aynayla ışık alıyor. Bunu büyük bir yansıtıcı ayna ile değil de bütün bir cephe boyunca çok küçük lamellerle yapmaya gayret ettik ama gerçekleşmedi; çünkü Türkiye’de bu tip projeleri gerçekleştirmek için biraz sabra ihtiyaç var ve ısrarla üzerine gitmek gerekiyor. Türkiye’de yapılan, en azından bizim karşılaştığımız yurtdışı projeleri bana çok enteresan gelmedi. Hepsi ticari projeler ve aslında mimari anlamda böyle bir proje yapmanın çok kolay olduğunu düşünmüyorum. Günümüz mimarisinde ikonik, yenilikçi, sürdürülebilir cephelerin değerlendirmesini yaptığımızda örnek verebileceğiniz bir yapı aklınıza geliyor mu? Bizim yaptığımız yapıların çoğu sürdürülebilir anlamda çok doğru çözümlere sahip ama o şekilde düşünülerek yapılmamış, o şekilde pazarlanmamış çalışmalar.q


kibrID Bu bir reklamdır.

MATERIAL

kibrID MATERIAL’DAN KRISKADECOR ZINCIR PERDELER Uluslararası tasarım ve dekorasyon firmalarının özgün koleksiyonlarını Türkiye’de satışa sunan kibrID MATERIAL, yeni yılı yeni bir markayla karşılıyor. İspanyol KriskaDECOR firmasının yüksek kalite metal perdeleriyle iç ve dış mekanlar, tasarımın yaratıcı boyutuyla buluşacak… İç ve dış mekanlarda ortam sınırlarının çizilmesi ve bölgelere ayrılmasına yönelik farklı çözümler sunan KriskaDECOR marka zincir perdelerle mimari projeler çarpıcı bir konsepte bürünecek. Dünyanın farklı noktalarından tanınmış tasarımcı ve mimarların fikirleriyle dizayn edilen zincir perdeler, tasarımın inovatif ve teknolojik yaklaşımlarla geldiği boyutu sergiliyor. Zincir perdelere isteğe göre logo, şablon ve figüratif baskıların uygulanabiliyor olması ve farklı renk kombinasyonlarının kullanılması, her tarza hitap edebilen esnek bir tasarım özgürlüğü sunuyor. KriskaDECOR’un özel anotlama işlemi sayesinde en zorlu iklim koşullarına karşı direnç gösteren zincir perdeler, temizlenmesi kolay ve hafif olmalarıyla da uzun ömürlü bir kullanım sağlıyor. Barlar, restoranlar, oteller, gece kulüpleri, ofisler, bekleme salonları, fuarlar ve kamusal mekanlar gibi farklı kullanım alanlarında iç ve dış mekanların ayrılması amacıyla kullanılan, yanı sıra aydınlatma ve duvar dekorasyonları içinde estetik uygulamalar sunan perdeler, geri dönüştürülebilir olma özellikleriyle de çevreci bir yaklaşım sunuyor. Hafif ve çok yönlü bir metal tekstili olan anotlanmış alüminyum mesh’ten üretilen perdeler, 3kg ağırlığında olup istenilen ölçü ve özelliğe göre tasarlanabiliyor. Claire Davies İmzalı Metal Perde Koleksiyonu ile Stil Sahibi Seçimler… Dünyaca ünlü tasarımcı Claire Davies tarafından farklı tarz ve seçeneklerde dizayn edilen dekoratif metal perdeler, 4 koleksiyon ve 35 modelden oluşuyor. Tarihi doku ve büyüleyici unsurlar içeren romantik alanlar için tasarlanan Classic koleksiyonu, geçmişe duyulan nostaljiyi kaliteyle birleştiriyor. Gypsette serisi modern çingene yaşamının lüks halini, özgürlük ve seyahat tutkusunu sembolize eden bir stili yansıtırken, basit ve net çizgileriyle göze çarpmayan tek renkli tonların kullanıldığı Luxury, yüksek kalite renksiz malzemelerle modern bir mimari tasarım sunuyor. Country koleksiyonunun sıcak ışık ve doğal malzemeleri ise modern country yaşamını mekanlarınıza taşıyor.

kibrIDMATERIAL

TASARIMCILARA BAŞTA ZEMIN, DUVAR VE TAVAN

KAPLAMA ÜRÜNLERI

OLMAK ÜZERE ÇOK AMAÇLI

DEKORATIF PANEL

BANYO - MUTFAK ARMATÜRLERI

AYDINLATMA ELEMANLARI

ÇÖZÜMLERİ SUNUYOR

Ortaklar Cad. Ünsal Sok. Saruhan Apt. No:1/B Mecidiyeköy / İSTANBUL Tel: 0212 347 25 04 - 05 Faks: 0212 347 25 06


AYDAN VOLKAN

54 54

Ocak + Şubat 2015


for English

“Mimarlık; kültür,

demokrasi ve yaşam

KREATİF MİMARLIK

SAĞDUYULU BİR MİMAR; İYİ MİMARLIK ÜRÜNÜ TASARLAMAK İÇİN YOLA ÇIKAR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TASARIM OLMASI BU ÜRÜNÜN DOĞAL SONUCUDUR. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMINI SALT MİMARLIK ÜZERİNDEN DÜŞÜNMÜYORUM; SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR HAYAT, SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR KÜLTÜR, SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DEMOKRASİ... “İyi bir mimar her yapısını yeşil yapmaya çalışır” demiştiniz bir röportajınızda. Sizce mimarlığın sürdürülebilir ve ekolojik boyutu nedir, nasıl olmalıdır? Orada bir şeyi yanlış söylemişim aslında, iyi bir mimari ürün zaten yeşil yapı sertifikasyonunun kriterlerini kapsar, yani “yapmaya çalışır” değil “yapar” demeliydim.. Bir önceki röportajımda söylediğimi sayenizde düzeltmiş olayım, belki de bu cümle sürdürülebilir bir cümle olarak devam etmiş olur. Mimarın sürdürülebilir bir yapı tasarlayayım diye yola çıktığını zannetmiyorum. Sağduyulu bir mimar; iyi bir mimarlık ürünü tasarlamak için yola çıkar ve bu ürünün doğal sonucudur sürdürülebilir tasarım olması. Ben sürdürülebilirlik kavramını salt mimarlık üzerinden düşünmüyorum; yani sürdürülebilir bir hayat, sürdürülebilir bir kültür, sürdürülebilir bir demokrasi... Bunların hepsi ile insana yakışır bir yaşam olur. Mimarlık ise bu nitelikli yaşamın görsel yansımasıdır. Geçenlerde bir röportajda şunu sordular bana; “Türkiye mimarlığı neden bir kırılma noktasında değil, dünyada Türk mimarlarına neden küresel literatürde rastlamıyoruz?” bu görüşe çok katılmıyorum, artık daha görünür ve bilinir durumdayız ; ama inanmadığım bu yaklaşımı doğru bile kabul ediyor olsak, sürdürülebilir

55 55

ekonomisi, kültürü, üretimi, insan hakları, siyaseti ile birlikte bir ülkenin bütününün içinde mimarlığı değerlendirmeliyiz. Mimarlığı bunlardan ayırt ederek bir bakış açısı oluşturulmasının da Türkiye’deki mimarlık üretiminde olan mimarlara haksızlık olacağını düşünüyorum; çünkü biz toplumun bir yansımasıyız, diğer bütün her şeyi bir kenara atıp mimarlığı tek başına salt bir obje, sanat eseri gibi görmek bence mümkün değil. Bu çerçevede baktığım zaman sürdürülebilirliğin içinde mimarlığı, tek başına bir obje olarak değil de mimarlığın sürdürülebilir yaşam içinde yer aldığını düşünenlerdenim. Peki ülkemizde yapılan çalışmalarda ki özellikle kent mimarisinden bahsettiğimizde, bu kavramların özümsendiğini, doğru algılandığını ve uygulandığını düşünüyor musunuz? Mimarlık camiası olarak sıkıntılı bir durumdayız, sizin derginize de başka dergilere de baktığımda daha parsel, bölge bazlı tekil mimarlık ürünlerinden bahsediyoruz. Tekil mimarlık ürünleri kendi içinde önemli ve olmazsa olmazlarımızdan ama iyi bir kent planlamasından konuşamadığımız zaman ciddi sıkıntılar yaşıyoruz; hâlbuki kenti planlarken; içinde yaşayanlar, yerel yöneticiler, mimarlar, kent planlamacıları, kent sosyologları, hepsinin bir araya gelip konuşması E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


AYDAN VOLKAN

LÖSEV

56 56

gerekirken, biz sanıyorum 20. yy sonunun ve 21. yy başlarının getirdiği salt görünürlük meselesinden konuşuyoruz.

BIR ÜLKENIN KÜLTÜRÜNDE, DEMOKRASISINDE EKSIKLIKLER VARKEN O ÜLKEDE SÜRDÜRÜLEBILIR BIR MIMARIDEN BAHSETMENIN TEK BAŞINA ÇOK YETERLI OLMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM.

Bu yüzden de mimari ürünlere tekil olarak bakmak daha kolayımıza geliyor. Kente baktığımız zaman çok büyük bir organizasyondan bahsediyoruz ve orada tek başına mimarın, kent tasarımcısının, siyasetçinin söyleyebileceği bir şey yok ve olamaz. Plansız bir durumda her yeni güne başladığımızda başka bir değişim ve planlama şekli görüyoruz. Bu tabi sürdürülebilir kent, sürdürülebilir yaşam kavramlarının çok tersine giden bir süreç. Sürdürülebilir yaşam ve kentten bahsederken biraz bunun aksini yapar durumdayız, bu yüzden sıkıntılı görüyorum kendi adıma. AKG gazbeton’un düzenlediği ‘Tasarımın Binbir Yüzü’ etkinliğinde yaptığınız konuşmanızda “mimarlık değil imar yapıyoruz, kentlerdeki sıkıntı bu” demiştiniz. Bunu biraz açabilir misiniz?

Ocak + Şubat 2015

Evet, son yıllarda yaptığımız şey gerçekten öyle. Mimarlık dediğim zaman ben tekil bir mimari ürünü değil, o mimari ürünün olacağı mahalleyi, bölgeyi, o süreç içinde her şeyi bir bütün olarak konuşabilmeyi ve tartışabilmeyi tercih ederim. Bu yüzden imar ediyoruz diyorum; çünkü önümüzde bir parsel büyüklüğü ve o parselin birtakım imar koşulları ve o imar koşulları içinde en nitellikli ürünü yapmaya mimarlar olarak gayret ediyoruz. Bütün meslektaşlarımı ve bu konuyu dert edenleri çok zorlayan bir durum. Piri Reis Üniversitesi projeniz BREEAM Very Good Sertifikası aldı. Sizce binalar sertifikalı mı olmalı, bu süreç Türkiye’de doğru mu ilerliyor? Sertifikaların sadece Türkiye’de değil dünyada da başladığı günden beri bilinirliği arttı hatta moda durumuna da geldi. Hiçbir şekilde yeşil bina sertifikalarını yadsımıyorum ama şunu diyorum; tasarımcısından yatırımcısına, kentte, ülkede, bütün insanlarda farkındalığı artırsın


Piri Reis Üniversitesi

57 57

Piri Reis Üniversitesi

da biz yeşil bina sertifikası almak zorunda kalmayalım. Şu anda öyle bir toplum bilinci olmadığı için sertifikalar gündemde. Sevgili danışmanlarım bana kızmasın ama bir gün onlara ihtiyacımızın kalmadığı bilinçli bir dünya olmasını hayal ediyorum. Türkiye ölçekli bakıldığında genelde sertifikalar işveren talebi ile gerçekleşiyor. İki kapsam var aslında; birincisi ticari olanlar, ofis ve konut kapsamında sertifikasyon süreci, bir de benim kamusal yapılar dediğim hastane, okul gibi yapılar kapsamında sertifikasyon süreci. Kamusal yapı projelerimizde rant kaygısı olmadığı için sertifikasyon anlamında daha nitelikli çalışmalar yapıyoruz. Piri Reis Üniversitesi projemiz de böyle bir süreç; işverenimiz sonuçta bir eğitim kurumu, ofis ya da konut yatırımlarındaki gibi rant üzerinden bir sertifika okuması yok, bilinçli olarak tercih ediyorlar. Piri Reis Üniversitesi, hem yapı ölçeğinde hem de içindeki kullanıcılarına sürdürülebilir yaşamı empoze etsin diye sertifikasyon sürecine talip oldular. Piri Reis Üniversitesi’nde okuyanlara düzenli olarak bilgiler sunuluyor ve böylece okuldan mezun olduktan sonra edinecekleri sürdürülebilir yaşam kültürünü ömürleri boyunca devam ettirebilmeleri için yaşadıkları yapı kompleksinin farkında olmalarını sağlıyorlar. İzmir’deki konuşmanızda “Mimarın da bir oyuncu gibi yapacağı binanın içinde yaşayacaklara göre rolüne hazırlanması gerekir” demiştiniz. Siz Piri Reis Üniversitesi’nin tasarım sürecine nasıl hazırlandınız? Piri Reis Üniversitesi bir denizcilik Üniversitesi, fonksiyonları çok farklı, bu yüzden biz de bir sinema ya da tiyatro oyuncusunun rollüne hazırlandığı gibi böyle bir kampüsü tasarlamadan önce rolümüze hazırlandık. Piri Reis Üniversitesi dünyada 23. denizcilik üniversitesi ve diğer 22 okuldan 6-7 tanesini görme şansımız oldu. Amerika ve İngiltere’de üç okul, Japonya ve Çin’de de birer okulu ziyaret ettik. Okullardaki eğitimciler ve konunun uzmanları denizcilik ile ilgili anlatılarak anlamakta zorlanacağımız özellikli laboratuvarları, eğitim havuzu ve benzeri fonksiyonları bizlere yerinde seminerler vererek açıkladılar. Bu özellikli mekanların bazılarının Türkiye’deki örnekleri eski teknolojiler ile yapılmış

YEŞIL BINA SERTIFIKALARI; TASARIMCISINDAN YATIRIMCISINA, KENTTE, ÜLKEDE, BÜTÜN INSANLARDA FARKINDALIĞI ARTIRSIN DA BIZ YEŞIL BINA SERTIFIKASI ALMAK ZORUNDA KALMAYALIM. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


AYDAN VOLKAN

HASTANECILIK , İLGINÇ BIR KONU, ZOR BIR ÇALIŞMA VE MULTIDISIPLINER ÇALIŞMAK ZORUNDASINIZ. MEDIKAL PLANLAMA VE MEDIKAL PLANLAMANIN ARKASINDA GETIRDIĞI DISIPLINLER ÇOK BAĞLAYICI, BUNLARI ÇOK IYI BILMEK VE DENEYIMLEMEK ZORUNDASINIZ.

58 58

olduğundan, hem emsal hem de danışman bulmakta zorlandık. Bu yüzden biz de yurt dışından danışmanlık servisi aldık. Role hazırlandığımız süreç Türkiye gibi her şeyin hızlı değil acele üretilmesi gereken ülkeler için uzun bir süreçti, 2006-2009 arası 3 yıl boyunca biz bu role hazırlandık. Bu sayımızda hastane ve sağlık binalarını işliyoruz, hastane yapılarında mimari yaklaşımlarınızdan ve hastane projelerinizden bahsedebilir misiniz? Şu anda güncel olarak masamızda olanlar; Koç Üniversitesi Medikal Kampüsü, ki içinde hastanesi, araştırma merkezi, hemşire meslek yüksek okulu var. 270 bin metrekarelik bir kampus tasarladık, bunun birinci fazı bitti. İkinci projemiz ise bizim için çok anlamlı olan LÖSEV’in Ankara’daki hastane, okul ve konaklama tesisi. Hastane tasarımı 2006’dan beri çalıştığımız bir fonksiyon. Medikal planlama ve medikal planlamanın arkasında getirdiği disiplinler çok bağlayıcı, bunları çok iyi bilmek ve deneyimlemek zorundasınız. Hastane teknik işletmesi ile ilgili tanımlar var; ama idari işletme modeli genel bir tanımı yok. Örnekleyecek olursam; Koç Üniversitesi Hastanesi programı ile LÖSEV’in hastanesinin programına baktığımız zaman kimi yerlerde temel benzerlikler göstermekle Ocak + Şubat 2015

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi

birlikte, işletim olarak bakış olarak çok farklılıklar var. Sürdürülebilir yapı kavramı içinde hastaneler yüzde yüz düşünülmesi gereken yapılar. İki projemizde de herhangi bir sertifika almadık; ama sürdürülebilir yapı ile ilgili gerekli olan hem mimari hem mühendislikle ilgili bütün bilgileri projelere aktardık, uygulama sırasında da birebir uygulandılar. Günümüzde artık doğal malzemeler de çağdaş teknolojilerle üretilebiliyor ve bunlara ulaşmak mümkün. Bunların piyasa kabulü konusunda ve Türkiye’deki durumu ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz? Sürdürülebilir mimarlık sadece malzeme ile olmuyor, bu önemli bir parçası ama inşa etme teknikleri ile başlamak gerekiyor. Türkiye’de sadece malzeme sıkıntısı yaşamıyoruz, sürdürülebilir malzeme bulmakta zorlandığımız gibi sürdürülebilir bir yapı inşa etme tekniğinde yapacak, o bilince sahip müteahhit firma bulmakta da zorlanıyoruz. Onlar içinde durum zor; çünkü Türkiye gibi değişken ekonomilerin olduğu ülkelerde her şeyi hızlı üretmek zorundasınız, yarın ile ilgili bir endişeniz varsa her şeyin hızlı olması gerekiyor ama sürdürülebilir mimaride her şeyin düzgün yapılması gerekiyor ki doğaya

zarar vermesin. Bir arkadaşım ‘en yeşil mimarlık ürünü hiç yapılmamış olandır’ der, bu durumda olamadığımıza göre, inşa ederken bu hassasiyetleri göstermek için de zaman tanımak ve zamanı doğru kullanmak lazım. Malzeme kısmına gelince malzemenin kendisinin sertifikaya yardımcı olması yetmiyor, malzemenin üretim şekli ve üretildiği yer de çok önemli. Fabrikasının insan sağlığına uygun olması, atıklarının toplanıyor olması.. gibi gibi. Bu konuyla ilgili Türkiye’de yaklaşık üç dört yıldır önemli gelişmeler oldu, ondan önce çok sıkıntı çekiyorduk. 2002 yılında bir hastane projesi tasarlamıştık ve o zaman bulabildiğimiz kadar kauçuk ya da benzeri doğal malzemeleri kullanmaya başladık, ki o yıllar da Türkiye’de yeşil bina sertifikalarından, sürdürülebilirlikten çok bahsedilmiyordu. Her geçen yıl çok daha iyiye gidiyoruz ama bu tek başına üreticilerin ya da mimarların isteğiyle olmuyor, bu konuda devletin desteği de çok önemli. Malzeme üreticisine ve yeşil bina üreten yatırımcıya devletin bildiğimiz teşviklerinin dışında, ekstra teşvikleri veriliyor olması lazım, ancak böyle sürdürülebilir yapı üretimini cazip duruma getirebiliriz. Öteki türlü yatırımcı bu konuda gönüllü değilse onları ikna etmek çok zor, ikna olmadıkları zaman da onları suçlayacak durumda değiliz. q


HAKAN DEMİREL

60

Ocak + Şubat 2015


for English

SUYABATMAZ&DEMİREL

“Mimarlığın doğallıkla

kurduğu ilişki önemli

ÇOK FAZLA IŞLEM GÖRMEMIŞ, SAF VE YAŞANMIŞLIKLA KUVVETLENECEK MALZEMELERI SEVIYORUM. BIZ HER ŞEYI PLASTIKLEŞTIRDIKÇE, STERIL, BASKILI, DONDURULMUŞ BIR ŞEKILDE KULLANDIKÇA BELKI HIÇ BIR SORUN YAŞAMAYACAĞIZ; AMA HAYATIMIZI DA ÇOK MUTLU, MESUT YAŞAYAMAYACAĞIZ. BUNDAN DOLAYI MIMARLIĞIN DOĞALLIKLA KURDUĞU ILIŞKI ÖNEMLI, HER ŞEYI MÜKEMMELEŞTIRMEYE GEREK YOK. Sizce mimarlığın sürdürülebilirlik ve ekolojik boyutu nedir? Ülkemizde yapılan çalışmalarda bu kavramların doğru algılandığını ve uygulandığını düşünüyor musunuz? Günümüzün konusu bu ama yeni bir gündem konusu değil, hep vardı ve bence hayat devam ettikçe devam etmesi gereken bir konu. Eskiden insanlar ihtiyaç duydukları yapıları yapıyorlardı ve bu oldukça sürdürülebilirdi. Bugün ihtiyaç fazlası oldukça fazla yapı üretiliyor. Sanki iki yılda seksen yıllık inşaat yapılmaya başlanıyor, yapının yeşilmiş gibi görünmesini sağlayacak bazı formüllerle süslenmeye, makyaj yapılmaya başlanıyor. Bu, işin en tehlikeli ve kritik kısmı, ama yapı bulunduğu yer ve coğrafyadaki insanlarla, yakın çevresi ile binalarla yani her şey ile iletişim halinde. Bir yapıyı en iyi yapan şey sürdürülebilir ve yeşil olması değil; ama bütünün içerisinde olmazsa olmaz bir şey. Dolayısıyla yapıyı yaparken birçok şeyi düşünmek gerekiyor ve biz bunları biraz hızlıca düşünmeye ve üretmeye başladığımız için de

61

üstünde konuşurken bir kılıfa geçirdiğimiz ve onun üstünden konuşmaya çalıştığımız bir hal alıyor. Öğrencilik zamanımızda da popüler bir konuydu ve bende yüksek lisansımı bu konuyla ilgili yaptım. O zaman araştırmaya ve düşünmeye başladığımda yeşil diye tarif edilen şeyin aslında mimari içerikten bağımsız bir şekilde üretildiğini gördüm. Tabiki yapıların enerji tüketimlerinin azalması, kendi kendilerine yetmesi önemli bir konu ama bence yapının yerellikle kurduğu ilişki de oldukça önemli. Bu, puanlarla tamamlanabilecek bir konu değil, gazeteden kupon biriktirir gibi kaçırdığınız kuponlar yerine yedek kuponlar almanız gibi bir şey değil. Kentle ciddi anlamda ilişkisi olan bir konu ve bu yüzden bir puanım eksik diye zorlamak yerine yapıya bir şey yapmak kadar yapmamak da önemli... İlla bir hedefe kitlenmiş şekilde sertifika peşinde koşmamak lazım diye düşünüyorum. Binalar böyle sertifikalarla taçlandırılacak yapılar değil, onların hepsini zaten yapabiliyor olmamız lazım. Bu, işin biraz bizi masada yalnız bırakan tarafı. Hiç bir itirazınız olmamasına rağmen paylaşamadığınız bir bilgi yumağı.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


HAKAN DEMİREL Esas - Aeropark G-YOO

62 62

Günümüzde insan sağlığına ve çevreye duyarlı malzemelere artık ülkemizde de ulaşmak mümkün. Bunların tüketiciler tarafından kabulü konusunda ve Türkiye’deki durumu ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?

MALZEMEYI DOĞAL VE YAPAY OLMAK ÜZERE BASITÇE IKIYE AYIRABILIRIZ. DOĞAL BIR MALZEME ILE ÜRETILMIŞ BIR MALZEMEYİ KARŞILAŞTIRDIĞIMIZDA HER IKISININ DE BIRBIRINDEN DAHA IYI OLDUĞU, DAHA ÖNE GEÇTIĞI TARAFLARI VAR.

Malzemeyi doğal ve yapay olmak üzere basitçe ikiye ayırabiliriz. Doğal bir malzeme ile üretilmiş bir malzemeyi karşılaştırdığımızda her ikisinin de birbirinden daha iyi olduğu, daha öne geçtiği tarafları var. Örneğin mermerden bahsedersek, mermer kullanışsız bir malzeme diyebilirim; temizlekte zorlanıyoruz, bir şey döküldüğünde iz kalıyor ve seramik kullanalım diyoruz. Bu seramik iyi mermer kötü diye bir sınıflandırma da değil ama bir şeyleri tanımadan sadece kulaktan dolma bilgilerle kullanmaya devam ediyoruz. Bu her şey için geçerli, ısıtma sistemleri için bile... Biz biraz çabuk ikna oluyoruz, bu da kimin işine nasıl geliyorsa o şekilde yönlendirmesine kolaylık sağlıyor. Mimarların; kendisini, malzemeyi ve kullanıcıları daha iyi anlamaları gerekiyor. Süryani Ortodoks Kadim Klisesi

Ocak + Şubat 2015

Peki sizin kullanmayı en çok tercih ettiğiniz yapı malzemeleri hangisi?


PHILIPPE STARCK PROJEYLE ILGILI OLARAK “DÜNYADA BIRÇOK PROJEYLE KARŞILAŞIYORUM AMA BU KADAR BASIT, SADE AMA BU KADAR YENILIKÇI ÇOK NADIR PROJE GÖRÜYORUM” DEDI VE BU BIZIM IÇIN ÇOK GURUR VERICIYDI...

G Plus Divan Otel

Spine Tower Birkaç tane söyleyebilirim; ahşap kullanmayı seviyorum; çünkü hissini çok seviyorum. Masam da ahşap... Tabiki ahşabı heryere koymak değil bu, tabanda ahşap çok gerekmedikçe kullanmıyorum. Bazen süreklilik adına mesela bir sinema yaptığınızda taban, duvar her şey ahşap olabiliyor. Aslında taşı da seviyorum, mermeri de... Öyle mermerler var ki; taş ocağına mermer seçmeye gittiğimizde saatlarce çıkamıyorum, bir doğa mucizesi, kocaman plakaların içinde inanılmaz desenler var. Çok fazla işlem görmemiş, saf ve yaşanmışlıkla kuvvetlenecek malzemeleri seviyorum. Biz her şeyi plastikleştirdikçe, steril, baskılı, dondurulmuş bir şekilde kullandıkça belki hiç bir sorun yaşamayacağız ama hayatımızı da çok mutlu, mesut yaşayamayacağız. Bundan dolayı mimarlığın doğallıkla kurduğu ilişki önemli, her şeyi mükemmeleştirmeye gerek yok. Aslında malzeme, yaptığınız yapının kimliğiyle en iyi şekilde nasıl örtüşecekse ona göre değişiyor, bu bazen taş oluyor ama bazen de ahşap... Bunların hepsi yapıların işlevi ve ölçeğiyle de alakalı.

63 63

Ahmet Oran Atölyesi

Spine Tower

Mar Yapı ile birlikte yaptığınız projelerden ve G-YOO projesinden bahsedebilir misiniz? Mar Yapı ile ilk 2008 yılında tanıştığımızda bize bir proje getirdiler ve ekolojik bir bina yapmak istiyoruz dediler. Böylece E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


HAKAN DEMİREL çalışmalarımıza başladık ve Ekopark İstanbul, Güneşli Housing, G Plus ile G Plus Sale Office, Divan Express ve Tri-G Rotana gibi çok keyifli projeler tasarladık. Özellikle ilk projemiz olan Ekopark projesi bizim için çok önemli kritik bir projeydi. Çünkü lokasyonu nedeniyle ofis olamayacağına karar verilip konuta çevrilmesi istendi ama biz yarın burası konut da olmayabilir diye düşünüp onlara söylemeden bütün binayı bir otel odası büyüklüğünde tasarlayalım dedik, böylece ofiste olur, konutta olur, kısaca istediğimiz her şeye dönüşebilir diye düşündük. Binanın inşaatı başladıktan hatta birinci kulesi inşaa edildikten sonra da Mar Yapı Divan Koç Grubuyla görüşmeye başladı ve yapının bir kısmını otele çevirmek istediler. 3G’yi tasarlarken de bize ofis binası yapalım dediler. Biz onlara bir tane ofis, bir tane konut ve bir tane de otel tipi yapı tasarladık. Önce ofis yapmakta kararlıyken yüzde 40’ı otel, yüzde 60’ı da otelle birlikte işleyecek rezidans oldu. Bu bizim için bir tesadüf değildi, bizim için sürdürülebilirlik böyle bir şey... 64 64

OO

GY

G-YOO projesiyle ilgili olarak da 2015’e geldiğimizde hala projeyle ilgili daha iyi ne yapılabilir diye düşünülüyorken bu gün projenin iç mimarisini Philippe Starck yapıyor. Philippe Starck projeyle ilgili olarak “dünyada birçok projeyle karşılaşıyorum ama bu kadar basit, sade ama bu kadar yenilikçi çok nadir proje görüyorum” dedi ve bu bizim için çok gurur vericiydi... Biz projenin tamamını tasarlamıştık aslında, iç mimarisini değil ama yerleşimlerini, statiğini ve mekaniğini bitirmiştik. Konutların içini, havuzları, saunaları ve giriş lobilerini ise Philippe Starck tasarladı. Kendinize bir yapı yapsanız, bu yapı nerede, nasıl olurdu ve hangi malzemeyi kullanırdınız?

NEREDE OLURDU ONA CEVAP VEREBILIRIM, NASIL OLURDU BILMIYORUM YERI GÖRMEM LAZIM DERIM, TASARLADIĞIM BINADAN SONRA DA NASIL BIR MALZEME OLACAĞINA KARAR VERIRIM... DOĞAYLA, DENIZLE, YEŞILLIKLE IÇ IÇE OLABILECEĞIM BIR YER OLSUN ISTERIM. Ocak + Şubat 2015

Nerede olurdu ona cevap verebilirim, nasıl olurdu bilmiyorum yeri görmem lazım derim, tasarladığım binadan sonra da nasıl bir malzeme olacağına karar veririm. Yani bunların hepsi kafamda asla birarada olabilicek şeyler değil; çünkü böyle bir yer yok henüz. Herhangi bir yer için bir proje tasarlayacak olmak asla istemem, dolayısıyla benim için her şeyden daha önemlisi onun bulunduğu yer, yerin etrafla nasıl bir ilişkisi olduğunu görmek. Bunu ilk günde bilemeyebilirim, belki aylarca sürebilir hatta kendime yaparsam yıllarca bile sürebilir. Doğayla, denizle, yeşillikle iç içe olabileceğim bir yer olsun isterim. q


Wall Design by Aykut Erol

ERSA OFİS MOBİLYA

Dolabın tanımı değiştirildi, yan yana gelebilen ünitelerle devamlılık sağlanarak, hem soyunma ve dosya dolabı hem de bölücü özellik sağlandı. Definition of locker has changed, with units side by side it provides both continuity and seperation. ersamobilya.com


KEREM ERGİNOĞLU

66 66

Ocak + Şubat 2015


for English

“Mimarlık, özünde ERGİNOĞLU & ÇALIŞLAR

sürdürülebilir ve çevreci olmalı...

SÜRDÜRÜLEBILIRLIK DAHA ÇOK SON DÖNEM GÜNDEME GELEN BIR KONU, MIMARLIK BENCE ÖZÜNDE SÜRDÜRÜLEBILIR VE ÇEVRECI OLMALI. BIZIM HER YAPTIĞIMIZ PROJEDE MUTLAKA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAMIZ GEREKEN BIR BÜTÇE, ONUN EN IYI ŞEKILDE KULLANIMI, HAYATTA KALMASI VE GEREKTIĞI ZAMAN DÖNÜŞEBILMESI GIBI KRITERLER VAR. Mimari tasarım kararlarınızda sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığı üzerine yorumlarınızı alabilir miyiz? Daha çok son dönem gündeme gelen bir konu, mimarlık bence özünde sürdürülebilir ve çevreci olmalı. Bizim her yaptığımız projede mutlaka göz önünde bulundurmamız gereken bir bütçe, onun en iyi şekilde kullanımı, hayatta kalması ve gerektiği zaman dönüşebilmesi gibi kriterler var. Zaman içersinde bu kriterler daha kurallı olarak karşımıza çıkmaya başladı. İyi bir mimarlığın bunları her zaman içermesi gerektiğini düşünüyorum. Hem mimari hem iç mimari tasarım yapıyorsunuz, malzeme seçimi önemli bir konu, malzeme seçimlerini siz mi yapıyorsunuz yoksa yönlendirme mi yapıyorsunuz ve en çok neye dikkat ediyorsunuz? Biz daha çok ofis fit out ve yüzde seksen mimari proje yapıyoruz. Mimari proje yaparken başka kriterler var ama ofis yaptığınız zaman daha farklı beklenti ve istekler olabiliyor. Çünkü her kurumun kendine göre bir karakteri var. Malzemeleri mutlaka biz seçmeyi tercih ediyoruz; fakat bunu yaparken seçenek sunuyoruz ve başlangıçta yola çıkarken belli bir bütçe hedefimiz oluyor. O hedef çok önemli çünkü o ofise geçecek

olan kişiler bir yatırım planı ile oraya geçiyorlar, doğru zamanda ve doğru rakamla oraya geçmeleri lazım. Orada bunu iyi şekilde yönlendirmek gerekiyor, iş yapılırken doğası gereği mutlaka içinde bir takım oynamalar oluyor ama ana ruhunu mümkün olduğu kadar korumaya çalışıyoruz ve seçimlerin yanında oluyoruz. Peki sizin kullanmayı tercih ettiğiniz malzemeler hangileri? Bizim çok katı birtakım kurallarımız yok ama doğal malzemeyi seviyoruz. Bir şeyin bir şeyiymiş gibi olan malzemeleri sevmiyoruz, gerçeği varken gerçeğini kullanmayı tercih ediyoruz. Bununla ilgili teknoloji çok gelişti, bu iyi bir teknoloji ise o zaman kendisi gibi olsun illaki bir şeye benzemek zorunda değil. Kendi içindeki tutarlılığı bizim için çok önemli yani bir dilinin, hikâyesinin olması... Yine kullanıcı veya oradaki kurumla bir uyumunun olması, içeride yaşayanların bundan mutlu olmaları çok önemli çünkü biz tasarlıyoruz ama onlar için tasarlıyoruz. Yapının kimliği olan cepheler kent mimarisi, dokusu ve sürdürülebilirliği açısından önem taşımakta. Sizce cephenin sürdürülebilir olarak nitelendirilebilmesi için tasarım ve uygulama esnasında dikkat edilmesi gerek kriterler neler? E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

67


KEREM ERGİNOĞLU

68

Primemall AVM

DOĞRU, IYI PLANLANMIŞ BIR CEPHE GÜZEL YAŞLANABILIR, HEPIMIZIN OLDUĞU GIBI CEPHENIN DE BIR ÖMRÜ VAR VE CEPHENIN NASIL YAŞLANACAĞINI BAŞTAN DÜŞÜNÜRSEK YAŞLANMANIN KÖTÜ BIR ŞEY OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM. Ocak + Şubat 2015

Cephede kullanılan malzemenin dış ortama karşı dayanıklılığının ve iklim şartları ile uyumunun gözden geçirilmesi lazım. Bir örnek vereyim; 2003-2004 yıllarıydı sanırım, Anadir diye Rusya’nın en doğusunda bir proje yaptık. İklim şartları çok sertti ve cepheyle ilgili tüm taleplerimizde her firmadan bunun eksi altmış testlerini istiyorduk. Sonuçta şunu yaptık; Finlandiya’dan cephe kaplamasını getirdik, kendi iklim şartları da öyle olduğu için, onlar bize cevap verebildiler. Bu yüzden binayı hangi iklim koşullarına karşı tasarladığınız önemli. Antalya’da yapıyorsak başka, Erzurum’da yapıyorsak başka... Dolayısıyla tek bir reçete vermek yerine orada kullanılacak yapının bakımı ve çevresel şartlarına göre konuşmak daha doğru. Bir yandan da şöyle düşünüyorum; doğru, iyi planlanmış bir cephe güzel yaşlanabilir, hepimizin olduğu gibi cephenin de bir ömrü var ve cephenin nasıl yaşlanacağını baştan düşünürsek yaşlanmanın kötü


bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bizim yaptığımız Pendorya Alışveriş Merkezi’nde prekast cephe sistemi kullandık ve cepheyi bir heykeltraşla çalıştık. Cephenin nasıl kirleneceğini, suyun zamanla patinalardan akarak hafif renginin nasıl eskiyeceğini planlayarak yaptık ve bu anlamda da tabi cephe yavaş yavaş güzel yaşlanıyor.

Pendorya AVM

Yaşanabilir kent kavramı son zamanlarda konuşulan konulardan biri, sizin bu konu ile ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz ? Yaşanabilir kentler için öncellikle yürünebilir kentler yapmak, ulaşılabilir bir kent yaratmak gerekiyor. İstanbul engebeli bir topografya bunun getirdiği bir zorluk var, öte yandan da minimum şeyleri sağlayamıyoruz. Yine kural koymayı çok sevmiyorum ama dikeyde büyürken de yataydaki hayatı sağlamanız lazım. Maslak’ta kocaman binalardan çıkıp daracık kaldırımlarda yürümek zorunda kalıyoruz, binaların önlerinde oluşmuş kamusal bir alan yok, hepsi kendi çapında bir şeyler yapıyorlar ama çokta birbirine bağlantılı değil. Dolayısıyla bizim kamusal çevreyi tasarlamamız lazım, oralardaki hayatı geliştirirsek yaşanabilir kentleri de hayata geçirebiliriz. Tekil olarak çok kaliteli binalar yapılıyor; ama onların yaşam çevresi hep sınırlı kalıyor. Örneğin Göktürk, bu kadar yeni bir konut çevresi yaratıyorsunuz; ama restorant, market, arabalar, her şey üst üste... Yaptığınız yurtiçi ve yurtdışı çalışmaları mimari portallardan takip ediyoruz. Türk yatırımcı ile yabancı yatırımcı arasında farklılıklar var mı? Türk veya yabancı diye ayırt edemiyorum, iyi mimari proje isteyen veya bu işi alalım daha sonra bir şekilde kurtarırız diyen yatırımcı olabiliyor. Biz genellikle bizim çalışabileceğimiz işvereni tercih ediyoruz, kendi adımıza aktif bir pazarlamamız yok. Bizim yaklaşımımızı duymuş olanlar bizi tercih ediyorlar, bu yüzden yerli ya da yabancı diye bir şey diyemem ama şu oluyor; bulunduğunuz ülkenin kuralları, proje oyuncularının o kurallar içinde yer alması farklı olabiliyor. Medeni ülkelerde bu daha iyi düzenlenmiş durumda, daha az tabular ve korkular var. Projeyi anlattığınızda neden olduğunu anladıkları zaman illa o kurallar ve

PENDORYA ALIŞVERIŞ MERKEZI’NDE PREKAST CEPHE SISTEMI KULLANDIK VE CEPHEYI BIR HEYKELTRAŞLA ÇALIŞTIK. CEPHENIN NASIL KIRLENECEĞINI, SUYUN ZAMANLA PATINALARDAN AKARAK HAFIF RENGININ NASIL ESKIYECEĞINI PLANLAYARAK YAPTIK. BU ANLAMDA DA TABI CEPHE YAVAŞ YAVAŞ VE GÜZEL YAŞLANIYOR.

69

çerçeveler içinde kalmayabiliyorlar. Bizde ise birtakım tabular var; oranın eğimi şu olacak, buradaki bu olacak şeklinde... Neden olduğunu bilmiyoruz, birisi oraya yazmış ve o kurallar insanları kör hale getirmiş. Bu yüzden bizim Türkiye’deki en büyük sıkıntımız mimarı sınırlayan çerçeveyi çizen çok fazla kural... E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


KEREM ERGİNOĞLU

SEV Okulları

yemeksepeti.com ofisi

70

Soran Üniversitesi

sahibinden.com ofisi Sahibinden.com ve Yemek Sepeti ofis projelerinizde en çok gündeme gelen konu çalışan mutluluğu oldu. Bu kararları verirken işverenden mi talep geldi yoksa siz mi iş verene bunu önerdiniz ? Bu konsept daha çok reklam ajanslarının ofisleriyle başlayan bir süreç çünkü onlar daha yaratıcı ortamlarda çalışmak istiyorlar. Biz ilk 2000’li yılların başında reklam ajansları yapmaya başladık yani reklam ajansları buna öncülük etmeye başladılar. Maslak’ta bir reklam ajansı yapmıştık, o zaman onların etrafında hiçbir şey olmadığı Ocak + Şubat 2015

için iç mekânda bütün bu hayatı baştan tasarladık. Basket potaları, asma katları, geniş bir kafeteryaları vardı ve o zaman kendi çapında çok ses getirmişti. Özellikle son yıllarda teknoloji şirketleri ile çalışıyoruz. Teknoloji şirketlerinde çalışanların yaşları ve genel yaklaşımları nedeniyle sirkülasyon oldukça yüksek. Yeni hayata atılmış insanlar bir süre sonra sıkılıyorlar ve yeni arayışlar içine giriyorlar. Yemek Sepeti ve Sahibinden. com gibi firmalarla çalışırken ilk hedefimiz çalışan mutluluğunu artıracak bir mekan tasarlamaktı. Ne mutlu ki işverenden aldığımız bilgilere göre bu konuda başarılı olduk. q


FİBROBETON İLE

DOĞUŞTAN RENKLİ FİBROBETON CEPHELER

Ertürk Sokak, Uzka İş Merkezi, No: 11, 34810 Kavacık, İstanbul T: (0216) 693 04 04 F: (0216) 693 04 00 fibrobeton@fibrobeton.com.tr www.fibrobeton.com.tr


HUB

ödül & mimar

news

Hakan Demirel’e “The Golden Emerging Architects” Ödülü Suyabatmaz&Demirel Mimarlık Ortağı Mimar Hakan Demirel, Architecture+Design & CERA Ödülleri’nin hem Türkiye ayağında hemde yarışmanın uluslararası ayağında başarıyla aldığı ödüllerle ilgili sorularımızı yanıtladı. ülkesinden seçilen en iyi genç mimarların Architecture+Design & Cera ödülleri kapsamında “The Golden Emerging Architect” (Altın Yükselen Mimar) ödülüne değer görülmesi ile sonlanıyor. Bu sene toplam 5 ayrı ülkeden 5 genç mimara verildi bu ödül, benim ile birlikte ödül alan diğer mimarlar; Singapur’dan Chang Yong Ter, Malezya’dan Mohd Razin Mahmood, Tayland’dan Patama Roonrakwit, Sri Lanka’dan Narein Perera. 2011 yılında da 40 yaşın altındaki başarılı mimarlara verilen “Europe 40 Under 40 Ödülleri”nde Avrupa’nın en başarılı 40 genç mimarından biri olmuştunuz. Sizce bu ödüle layık görülmenizdeki en büyük etken neydi?

72 72

“The Golden Emerging Architects” (Altın Genç Mimarlar) olarak seçilen 5 mimardan biri oldunuz. Bu ödülü almak sizin için ne ifade ediyor? Aslında genç mimar olarak ödüllendirilmek bence çok anlamlı, bugün için düşünürsek de yarınlarda bu meslekte daha fazla yol alındıktan sonra bakıldığında da. Ödüller sizi sürekli yeni başarılar elde etmek için itici bir güç olarak arkanızdan takip ediyor. Hep söylediğim bir şey var, takdir görmek, ödüllendirilmek elbette ki gurur verici, ancak bence daha önemlisi de kimin tarafından takdir edildiğiniz. Dolayısıyla bu ödülü ve seçici kurulu oldukça önemsiyorum. Aslında ödül iki kısımdan oluşuyor diyebiliriz, ilk kısım TSMD, İstanbul SMD ve İzmir SMD’nin Türkiye’deki 40 yaş altındaki en iyi genç mimarı seçtiği kısım, ikinci kısım ise diğer ülke katılımcıları arasından kendi Ocak + Şubat 2015

Bugünden dönüp baktığımda çok daha kolaylıkla algılayabiliyorum hem benim yaklaşımımı, hem de tahminimce görmüş olduğum takdirin nedenini. O zaman 28 yaşındaydım Avrupa’nın en iyi 40 genç mimarından biri olmak için başvurduğumda. Elbette ki önümde bu ödülü alabileceğim 12 yılın daha olduğunu düşünerek rahat davranmış ve başka türlü bakabilmiştim ki bugün geriye baktığımda çok kıymetli buluyorum o yaklaşımı. 3 adet proje isteniyordu katılım için, kişisel geçmişiniz ve ayrıca diğer işlerinizin incelenmesi için web siteniz. Ödülü kazanmak için hangi 3 projeyi seçmeliyiz diye düşünmedim hiç, her hangi 3 projeyi seçip yollamak istedim, biraz da görmek istiyordum nasıl değerlendirileceğimizi. Ödülün sonucunu çok uzun bir süre sonra aldık, hatta ben askerdeydim ve ankesörlü bir telefondan ofisi aradığımda sevgili Orhun (Ülgen) söylediğinde çok şaşırmıştım ve sevinmiştim. Onunla birlikte verdiğimiz karar üzerine yolladığımız bu projeler ile ödülü kazanmış olmak yaptığımız işe duyduğumuz özveriyi daha bir anlamlı kılmıştı.Ben değerlendirmede her bir işin kendi meselesi

ile baş ederken seçtiği yolun ve sonuna kadar sürdürdüğü kararlılığın, birbirleri arasındaki okunabilirlik ve tutarlılığın etken olduğunu tahmin ediyorum. Ödüllü mimar olmak size ne hissettiriyor? Sizce avantaj ve dezavantajları var mı? Aslında şimdi siz söyleyince tekrar yüzleştiğim, tarifte yanlışlık olmayan ama insanı biraz rahatsız eden bir sıfat haline bürünüyor, ya da kulağa öyle geliyor bu ‘ödüllü’ olma hali. Mimarlar, bazen tasarladıkları projeler ödül alıyor, kimi zaman da alamıyor. Ne bu projeler veya mimarlar ödül aldıklarında daha iyi oluveriyor, ne de alamayınca kötü. Aslında değişmeyen bir şey bir sıfat ile daha kabul gören ve beğenilen bir hal alabiliyor. Bunda herhangi bir sorun yok elbette ki. Bizler insanlar için, kentler için, yaşantılar için mekanlar üretiyoruz, kuşkusuz ki en kıymetli ödül bu mekanların tepe tepe kullanılması, benimsenilmesi ve sahiplenilmesi. Bu anlamda kimi kurumlar tarafından ödül kazanıyor olmak bu konuda önümüzü daha fazla açacaksa bunun çok daha kıymetli olduğunu söyleyebilirim. Yoksa ödülün kendisinin mimarın veya binanın önüne gelen bir sıfat olması en önemsiz kısmı.q

Aldığı ödül Hakan Demirel’in kariyerindeki ilk ‘genç mimar ödülü’ değil. Demirel, 2011 yılında, 40 yaşın altındaki başarılı mimarlara verilen “Europe 40 Under 40” Ödülleri’nde de Avrupa’nın en başarılı 40 genç mimarından biri olmuştu.


BİR POMPADAN DAHA FAZLASI

73 73

GRUNDFOS iSOLUTIONS YÜKSEK PERFORMANS İÇİN ENTEGRE AKILLI ÇÖZÜMLER MAGNA3 İLE BEKLENTİLERİNİZİ ARTIRIN Son teknoloji kullanılarak geliştirilen akıllı sirkülatörlerimiz, entegre pompa çözümlerinde standartları belirliyor. Yeni akıllı kontrol modları, kısma vanalarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor ve sirkülatöre entegre edilen ısı enerjisi sayacı ürünün daha kolay izlenmesini sağlıyor. MAGNA3, yüksek performanslı bina sistemleri için seçilebilecek en akıllı çözümdür. http://isolutions.grundfos.com/tr/


HUB

ödül & mimar

news

Mete Mordağ’a DESIGN TURKEY 2014’te Dört Adet “İyi Tasarım” Ödülü

Endüstriyel Tasarımcı Mete Mordağ, Türkiye’nin en önemli tasarım ödülleri olarak kabul edilen Design Turkey 2014’ten Regatta, Innovasub ve Kartonworks markaları için tasarladığı Storexy, Pente, Divephone ve Meke ürünleri ile 3 farklı kategoriden 4 adet ödül kazandı. Mete Mordağ, Design Turkey 2014’ten başarıyla aldığı ödüllerden biri olan Kartonworks markası için tasarladığı MEKE (Lambader) ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Ödüllü ürün / tasarım nasıl ortaya çıktı? 2012 senesinde Boğaziçi Üniversitesi’nde “Mühendislik ve Sanatın Buluştuğu Çizgi” isimli bir seminerimin ardından, Ömer Faruk Kahya ve Onur Kuru, Karton’dan mobilyalar üretme fikirlerini benimle paylaştılar. Geçtiğimiz 2 sene içinde ise bu birliktelikten Kartonworks doğdu. Meke – Lambader bu koleksiyonun ilk üyesidir. Tüm Kartonworks koleksiyonunda olduğu gibi Meke – Aydınlatma Birimi’ndeki ana amacımız da yüksek kalite oluklu mukavva malzemesi ile akılcı katlama ve montaj teknikleri üzerinden estetik ve mühendisliği bir araya getirebilmekti. Doğru katlama yöntemlerinin üzerinden kağıttan şaşırtıcı sağlamlıkta konstrüksiyonları estetikten taviz vermeden elde etmeniz mümkün olabiliyor. Bunun yanında tamamen geri dönüştürülebilir bir malzeme kullanmış olmanın ve çizilen çizgilerin çevreye hiçbir yükümlülük getirmemesi de sanırım Kartonwork projesinin en önemli katma değeri olarak yorumlanabilir.

74 74

Ürünün özellikleri, avantajları ve kullanım alanları nelerdir? Meke, 4mm kalınlığında 4 parça yüksek kalite kartondan akılcı katlama yöntemleri ile oluşturulmuş ve LED ile aydınlatmayı sağlayan bir lambader ünitesidir. İsmini Türkiye’nin çöl olarak kabul edilen tek arazisinden alan Meke, kullanıcının ihtiyaçlarına bir Lambader olarak son derece çevreci bir bakış açısı ile cevap vermektedir. Yüksek kalitede oluklu mukavvadan üretilen Meke, estetiğin ve mühendisliğin hafif, Ocak + Şubat 2015

güçlü, zarif ve çevreci bir aydınlatma ünitesi üzerinden sentezlenmiş halidir. Üzerinde kullanılan tüm malzemeler geri dönüşüme uygundur. Dört adet 2 metrelik şerit led’ler üzerinden bulunduğu ortamda 90 derecelik açılarla ayrılmış 3 ayrı yöne endirekt ve dingin bir ışık yaymaktadır. 2 kg ağırlığındaki Meke, kutusundan çıkarıldıktan sonra yaklaşık 1 dakikada kullanıma hazır hale getirilebilmektedir. Düz üst tablası ve mukavim gövdesi ürünün üstüne vazo, heykel, aksesuar, çiçek gibi objelerin yerleştirilmesine izin vermektedir. 4 parça kartonun özel bir şekilde katlanıp bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bu aydınlatma birimi, kâğıdın lojistik, çevre ve özelleştirme alanındaki tüm olumlu yanlarını seri üretim bir lambadere aktarabilmiştir. Üründe kullanılabilen sınırsız grafik çeşitliliği ise Meke’nin yine çevreci bir bakış açısı altında sınırsız olarak özelleştirilebilmesini sağlamaktadır. Bu ödülü almak sizin için ne ifade ediyor? Meke’nin, Kartonworks koleksiyonu’nun ilk parçası olarak bu ödüle layık görülmesi Kartonworks ile çalışmalarımız için son derece motive edici oldu. Diğer yandan tasarım dünyasının sanayi ile ilişkisinden doğan yeşil projelerin ödüllendirilmesini de sadece bir tasarımcı olarak değil bilinçli bir tüketici olarak da oldukça gurur verici buluyorum. Bu tip ürünlerin başarısı hem tasarım dünyası hem de sanayi için yeşil fikirler doğurmak konusunda son derece teşvik edicidir.


HUB

ödül & mimar

news

76 76

Mete Mordağ, Design Turkey 2014’ten başarıyla aldığı ödüllerden biri olan Regatta markası STOREXY & PENTE (Gölge Sistemleri) ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Ödüllü ürün / tasarım nasıl ortaya çıktı? Regatta markasının gölge sistemleri sektörü için geliştirdiği ileri fikirleri ve yenilikçi arayüzleri senelerdir giydiriyoruz. Bu zaman içerisinde bu projelerin tasarım sürecindeki birincil amacımız markanın ürünleri arasındaki görsel tutarlılığı korumak ve bu ürünlerin sunduğu teknolojik ara-yüzleri ikonik bir estetik ile desteklemek oldu. Ödül gelen Storexy kasetli bir dikey tente, Pente ise bir pencere tentesidir ve segmentlerinin en ileri özelliklerine sahiptirler. Her iki tasarımda da ana temayı, tentenin dönerek açılması ve sonrasında ilerlediği yönün farklı parça ve renk seçimleri üzerinden ön plana çıkararak ile elde ettik. Bu yaklaşımımız ile Regatta ailesine görsel açıdan birbirleri son derece uyumlu, iki ikonik ürün kazandırmış olduğumuzu düşünüyorum. Ürünün özellikleri, avantajları ve kullanım alanları nelerdir? Dış mekanlar için tasarlanan Regatta Storexy ve Regatta Pente tente sistemleri dış mekan kullanımının önemli olduğu cafe, restoran, bar gibi yerler ve aynı zamanda müstakil kullanımlar için de pratik gölge Ocak + Şubat 2015

çözümleri sunmaktadır. Storexy - Dikey tente ve Pente - Pencere tentesi motor kontrollü sistemleri sayesinde tentenin tam izole kaset sisteminin içerisine toplanmasına izin vermektedir. Güneş ışığını ve ısısını dışarıda cama temas etmeden keserek iç mekânın serin ve gölgede kalmasını sağlayan ürünlerde kullanılan “screen” kumaşlar sayesinde dışarıdaki manzaranın görülebilmesinin yanında rüzgar ve güneş sensörü, uzaktan kumanda, kontrol paneli ve kaset koruma çatısı gibi ek opsiyonları da mevcut... Her iki tasarımda da kaslı bir duruş üzerinden ürünün sahip olduğu dayanıklılığın görsel anlamda ön plana çıkarılması ve kullanıcısında güven duygusunun oluşturması hedeflenmiştir. Çift parçalı alüminyum yan kapak sistemleri, montaj detaylarını tamamen gizleyerek kesintisiz tasarımı desteklemekte ; aynı zamanda ürünün sunduğu görsel çeşitliliğe önemli katkıda bulunmaktadır. Bu ödülü almak sizin için ne ifade ediyor? Endüstriyel tasarımın, sadece estetik, butik veya moda ürünler sunan bir uzmanlık alanı olmadığı; etrafımızdaki problemlere

akılcı çözümler üretme sanatı olduğunun her fırsatta altını çizmeye çalışıyorum. Geçtiğimiz senelerde kusursuz üretilmiş olması şartı ile estetik anlamda fark yaratmış ürünler rahatlıkla ödül alıyordu. Biz de bu anlamda bu sene buraya en az 6-7 ödül bekliyorduk ki ödül alan 4 projemizin hepsi sadece estetik değil Storexy ve Pente’de olduğu inovatif anlamda da fark yaratmış çalışmalardı. Bu anlamda yenilikçi bakış açısının endüstriyel tasarımın olmazsa olmazları arasına girmiş olduğunu görmek son derece motive ediciydi.q

354 tasarımın değerlendirildiği Design Turkey 2014’te 4 ödül birden kazanan Mordağ Design, inovasyon odaklı tasarım anlayışı ve mühendislik alt yapısı sayesinde bugüne kadar müşterilerine çok sayıda patentli ürün ve fikir kazandırmasıyla tanınıyor.


YEŞIL IŞ

TÜRKİYE’NİN SÜRDÜRÜLEBİLİR İŞ BULUŞMASI 7. YILINDA 8-9 EKİM

Park Bosphorus Hotel İstanbul 7. yılında da Stratejik Çözüm Ortağı

www.yesiliskonferansi.com

yesilis@surakademi.com

Yesilisicin

@yesilisicin


Ezgi Beyazit

YAPILARINDA

Yaklaşımlar

Sürdürülebilir

SAĞLIK

Bir adım geriye gidip aklınızdaki hastane gerçekliğini dışarıdan sorgulamanızı isteyeceğiz sizden. Elinizden gelseydi neleri değiştirirdiniz? Mutlaka sizin gözünüzün önüne gelen liste de ortak aklın geliştireceği ortalama bir listeyle aynı uzunlukta olacaktır. Bu değişikliklerin bir kısmı yavaş yavaş hayata geçiyor. Kapanma şansları olmayan yapılar olarak hastane ve sağlık hizmeti veren binalar sistemin en çok enerji tüketen yapıları arasında yer alıyor. Performans düşüklüğüne yol açacak, ya da bu binalar özelinde konuşacak olursak hastaların ölümüne sebep verecek, adımlar atılamayacağı için tasarrufu mevcut hizmet kapasitesini düşürmeden, aksine artmasına zemin hazırlar biçimde gerçekleştirecek çözümlerle sağlamak gerekiyor. Her daim yoğun bir faaliyet ile çalışan mekanlar için yapılan yeni hastane projeleri hem iç mekan dolaşımını kolaylaştırılmasına verdikleri önemle

Ocak + Şubat 2015

hem hastanın yaşam kalitesini ve iyileşme sürecini hızlandırmaları için alınan tasarım kararlarıyla yeşil bina konsepti ile örtüşüyorlar. Kanıta dayalı tasarımın yaygınlaşması ile köşeli ve göz korkutan ambiyanslardan uzaklaşılırken binanın psikolojik olarak kullanıcısı üzerindeki etkisi de dikkate alınıyor. Üstelik sadece hastaların değil hasta yakınlarının varlıkları da tasarım sırasında önemli bir şekilde planlara ekleniyor. Amaç sağlık yapılarını olmaları gerektiği gibi insan odaklı bir hale sokmak. Bu sistemlere yeşil öğelerin ve yenilenebilir enerji kaynakları kullanımın entegre edilmesi pozitif değer olarak geri dönüyor. Aynı zamanda hastanelerde sağlıklı atmosfer yaratmak için kullanılan özel ürünler de iyileşme sürecine katkı sağlarken hasta için insani şartların oluşturulması adına da büyük bir görev üstleniyor.


53326p


DOSYA

EMRE ILICALI ALTENSİS KURUCU ORTAĞI

YEŞIL SAĞLIK YAPILARI

HAKKINDA DEĞERLENDİRME

HEDEF, YAPILACAK HASTANE BINALARININ, ETKINLIĞI TARTIŞILAN BIRKAÇ BASIT UYGULAMA ILE YEŞIL BIR BINA OLDUĞUNU IDDIA ETMESINDEN ZIYADE, TAM ANLAMIYLA ULUSLARARASI DENETLENEN BIR SISTEMIN BÜTÜN ÖĞELERINI UYGULAYARAK YEŞIL BINA VE YEŞIL HASTANE OLMANIN TÜM GEREKLILIKLERINI ORTAYA KOYMALARIDIR.

80

ABD Çevre Koruma Vakfı verilerine göre sağlık yapıları, gıda sektöründen sonra ikinci en yüksek enerji yoğun ticari bina tipidir, normal ticari binalara oranla iki kat daha fazla enerji tüketirken, bina kaynaklı karbon salımlarının yaklaşık yüzde 30’unu oluşturmaktadır.

ÜLKEMİZDE SAĞLIK BAKANLIĞI 2013 YILININ İLK ÇEYREĞİNDE 200 YATAK VE ÜZERİ YENİ HASTANELERDE LEED SERTİFİKASI ALINMASINI ZORUNLU HALE GETİRDİ. BU ASLINDA KAMU ALANINDA BU KONUDA ATILAN EN SOMUT ADIMLARDAN BİRİSİDİR. Ocak + Şubat 2015

Ayrıca 7 gün 24 saat faaliyet halinde olan bu binalar insan dolaşımının yoğun olması, insan sağlığı, konforu gibi konuların aşırı hassas olması gibi özellikleriyle yeşil bina konseptine ait ögelerin tamamıyla ciddi anlamda ilişkili değerlendirilmelidir. Hastanelerin çevresel etkileri konusunda başta ABD olmak üzere Batı Avrupa ülkelerinde ciddi adımlar atılmış, yeni yasa ve yönetmelikler yürürlüğe girmiştir. Bunlara ek olarak LEED, BREEAM gibi yeşil bina değerlendirme sistemleri sağlık yapılarına özel versiyonlarını geliştirmiş ve

uygulamaya koymuşlardır. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı 2013 yılının ilk çeyreğinde 200 yatak ve üzeri yeni hastanelerde LEED Sertifikası alınmasını zorunlu hale getirdi. Bu aslında kamu alanında bu konuda atılan en somut adımlardan birisidir. İlk kez bir kamu kurumu istenilen hedefi net bir biçimde ortaya koymuştur. Burada LEED sertifikasının seçilme sebebi şu anda yalnızca LEED sisteminde sağlık yapılarına özel bir uluslararası sistemin olmasıdır. Hedef, yapılacak hastane binalarının, etkinliği tartışılan birkaç basit uygulama ile yeşil bir bina olduğunu iddia etmesinden ziyade, tam anlamıyla uluslararası denetlenen bir sistemin bütün öğelerini uygulayarak yeşil bina ve yeşil hastane olmanın tüm gerekliliklerini ortaya koymalarıdır. Ayrıca özellikle sağlık projelerinde finansmanı sağlayan uluslararası kurumların da bu konudaki hassasiyetleri,


PROJENİN YÜRÜTÜCÜSÜ OLAN İSTANBUL PLANLAMA KOORDİNASYON BİRİMİ BİZE BU KONUDA ÇOK DESTEK OLUYOR. PROJENİN BAŞINDAN BERİ YEŞİL BİNA HEDEFİNİN ÖNEMİNİ VE YAPILMASI GEREKENLERİ PROJE PAYDAŞLARINA VURGULUYORLAR.

finansman tedariğinde kolaylıklar sağlaması bu konunun gelişmesinde önemli bir itici güç olmuştur. Bazı projelerde bu konunun takip edildiği, bazılarında ise ilgili kurumun tercihine bağlı olarak izlenmediğini görüyoruz. Bizim şu anda sürdürdüğümüz 5 projemiz var. Elbette bu konunun yaygınlaşması ve müteahhitler arasında bilincin artmasıyla birlikte uygulamalar da standart hale gelebilir ya da yeni bir genelgeyle farklı bir formata veya sisteme dönüştürülebilir. LEED’DE SAĞLIK İÇIN ÖZEL SERTIFIKA Dünyada önde gelen iki yeşil bina değerlendirme sistemi LEED ve BREEAM’in sağlık binaları için geliştirdiği özel sistemler var. Bunlardan LEED for Healthcare 2010’da uygulanmaya başlandı. Hemen popüler oldu çünkü bütün dünyada uygulanabilecek ölçütleri içeriyor ve uluslararası başvuruları kabul ediyor. Özellikle binaların enerji verimliliği, insan sağlığı ve konforu, mimari tercihlerin çevreye, kullanıma ve işletmeye etkileri anlamında birçok yeni ve değişik ölçütleri var. LEED for Healthcare şu anda yalnızca yeni projeler için geçerli. Mevcut binalar için LEED Existing Building sertifika sistemi kullanılabiliyor Burada hastaneler için fazla bir farklılık bulunmuyor. Altensis olarak özellikle İstanbul’daki büyük öneme sahip Eğitim ve Araştırma hastanelerinin dönüşüm projelerinde LEED HC sertifikası alınması konusunda

danışmanlık ve mühendislik hizmeti veriyoruz. Bu hastanelerin hepsi benzer ölçeğe ve yapıya sahip ve ortak noktaları çok fazla. Hepsi lokasyon olarak merkezi, sosyal donatılara yakın ve toplu taşıma olanaklarıyla kolaylıkla erişilebilen noktalarda yer alıyor Bu da yeşil bina ölçütleri açısından oldukça avantajlı bir durum. Aynı şekilde binaların yenileniyor olması, yeşil bina sistemleri kapsamında istenilen uygulamaların adapte edilebilmesine olanak sağlıyor. Her projenin daha başlangıç aşamasında LEED sertifikası alınması kararının verilmesi ve tasarım çalışmalarının bu doğrultuda yapılmış olması normalde sıkıntılı olabilecek bir süreci kolaylaştıran önemli etkenlerden. Projenin yürütücüsü olan İstanbul Planlama Koordinasyon Birimi bize bu konuda çok destek oluyor. Projenin başından beri yeşil bina hedefinin önemini ve yapılması gerekenleri proje paydaşlarına vurguluyorlar. Ayrıca bu projenin LEED sertifikası almasının uluslararası finansman desteği konusunda da kolaylık sağladığını düşünüyoruz. ABD’DE MALIYET HESAPLARI Türkiye’de yeşil binalarda maliyetle ilgili soru, genelde Türkiye’de ilk yatırım maliyeti anlamında soruluyor. Life Cycle Cost dediğimiz yaşam boyu maliyet kavramı Türkiye’de bilinse de pek sorgulanmıyor ya da sorgulanmak istenmiyor. İlk yatırım maliyeti konusunda bir araştırma yapmak hiç kolay değil. Günümüzde binalar çok çeşitli sistemlerle ve yöntemlerle üretiliyor. Herhangi bir bina için standart bir tanım yapmak çok zor. Bu nedenle proje

Altensis Kurucu Ortağı, Emre Ilıcalı

sahiplerinin hep duymak istediği yeşil bina maliyet artışlarını söylemek için iyi bir tahminden daha da ötesi gerekli. Bu konuda henüz Türkiye’de yapılmış ayrıntılı bir çalışma yok. Türkiye’de en çok projeyi tamamlamış ve halihazırda birçok projede bu konuda çalışan bir firma olarak bizim tavsiyemiz yatırımcıların özellikle Türkiye için bu konuda yapılan ya da telaffuz edilen hiçbir yüzdeye ya da rakama inanmamalarıdır. Yapılması düşünülen projeyle ilgili ek maliyet getirebilecek noktaların projenin başında saptanarak alternatif çözümler bulunması, maliyet farklarının ihmal edilebilir düzeylere çekecektir. ABD’de 2010-2012 yılları arasında LEED HC sertifikası alan hastaneler kapsamında yapılan yeşil hastaneler ve maliyet analizinde, inşaat alanı 10 bin metrekareye kadar olan hastanelerde ilk maliyet artışının ortalama yüzde 1.24, inşaat alanı 10 bin metrekarenin üzerindeki hastanelerde ise ortalama yüzde 0.67 dolayında çıktığı belirlenmiştir. Bu rakamlar ABD piyasasındaki rakamlardır. Türkiye’de farklılaşmakla birlikte genellikle maliyetlerin daha düşük olacağı öngörülmektedir. Burada en önemli nokta planlamanın baştan yapılarak maliyetin buna göre belirlenmesi ve optimal tekniklerle yeşil bina sürecinin yönetilmesidir.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

81


DOSYA

İSMEP’LE İSTANBUL’DAKİ

HASTANELER DEPREME HAZIRLANIYOR... İSTANBUL SISMIK RISKIN AZALTILMASI VE ACIL DURUM HAZIRLIK PROJESI (İSMEP), İSTANBUL’U AFETLERE HAZIRLAMAK ÜZERE 2006 SENESINDE HAYATA GEÇIRILEN DÜNYANIN EN BÜYÜK RISK AZALTMA PROJESI. İSMEP, İSTANBUL’U KARŞI KARŞIYA OLDUĞU EN BÜYÜK TEHLIKELERDEN BIRI OLAN DEPREME KARŞI HAZIRLIYOR.

82

Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi

İSMEP, DÜNYA BANKASI TARAFINDAN DA “BEST PRACTICE – İYİ UYGULAMA” OLARAK TÜM DÜNYAYA ÖRNEK GÖSTERİLİYOR.

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP), İstanbul’u afetlere hazırlamak üzere 2006 senesinde hayata geçirilen dünyanın en büyük risk azaltma projesidir. İSMEP, İstanbul’u karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerden biri olan depreme karşı hazırlıyor. Bu projeyle, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de zarar azaltma ve hazırlık süreçlerine katkıda bulunuyor. İSMEP üç ana bileşenden oluşuyor. Bunların ilki; birey, aile ve kurumsal düzeyde risk azaltıcı önlemlerle özellikle

Ocak + Şubat 2015

depremlerden kaynaklanan acil durumlara karşı hazırlıklı olunması ve acil durum müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi. İkincisi; okullar, yurtlar ve hastaneler gibi öncelikli kamu binaları ile tarihi ve kültürel miras kapsamındaki binalarda sismik riskin azaltılması. Üçüncüsü ise; imar ve yapı mevzuatı açısından kurumsal ve teknik kapasitenin artırılması çalışmaları. Bu bileşenler projenin bütününe bakıldığında birbirini tamamlayan çalışmalardan oluşuyor. İSMEP yalnızca bugünü değil, yarını da ilgilendiren bir proje. Gerek çevreci


TÜRKİYE’DE AFETE HAZIRLIK KONUSUNDA ATILAN EN SOMUT ADIM OLAN İSMEP’İN TOPLAM BÜTÇESİ OLAN 1.2 MİLYAR AVRO, İSTANBUL’U DAHA GÜVENLİ HALE GETİREBİLMEK İÇİN UZMAN EKİPLER TARAFINDAN KULLANIYOR.

sistemleriyle, gerek toplumu geliştirmeye yönelik eğitimleriyle, gerekse hem birçok sektöre ekonomik canlılık getirmesi, hem olası bir afet sonrası oluşacak ekonomik zararı azaltmasıyla sürdürülebilir bir proje olarak bahsedebileceğimiz İSMEP, Dünya Bankası tarafından da “Best Practice – İyi Uygulama” olarak tüm dünyaya örnek gösteriliyor.

83 83 83 Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Hasta Odası Görüntüsü

Türkiye’de afete hazırlık konusunda atılan en somut örnek olan İSMEP’in toplam bütçesi olan 1.2 milyar avro, İstanbul’u daha güvenli hale getirebilmek için uzman ekipler tarafından kullanıyor. İSMEP’in bu öncü rolü, hem afet riski taşıyan diğer illere, hem de uluslararası ölçekte diğer ülkelere iyi bir örnek teşkil edecek gibi gözüküyor. Proje ile afet yönetimi konusundaki kurumsal ve teknik kapasitenin geliştirilmesi, halkın acil durumlara hazırlık ve müdahale bilincinin artırılması; öncelikli kamu binalarının sismik risk karşısındaki durumlarının incelenmesi ve bu inceleme sonuçlarına bağlı olarak güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılması; ulusal afet çalışmalarının desteklenmesi, kültürel ve tarihi miras kapsamındaki binaların envanterinin çıkarılması, sismik risk değerlendirmelerinin yapılması ve projelendirilmesi ile imar ve yapı mevzuatının daha etkin uygulanabilmesine yönelik destekleyici önlemler alınarak, İstanbul’un muhtemel bir depreme karşı hazırlıklı olması amaçlanmakta.q

Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Medikal Cadde Görüntüsü

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DOSYA

İSMEP KAPSAMINDA YAPILAN

BÜYÜK SAĞLIK YATIRIMLARI

İSTANBUL VALILIĞI İSTANBUL PROJE KOORDINASYON BIRIMI (İPKB) TARAFINDAN YIKILIP İSMEP KAPSAMINDA DEPREME KARŞI YENIDEN INŞA EDILEN HASTANELER; ÜMRANIYE KADIN DOĞUM VE ÇOCUK HASTALIKLARI HASTANESI, KARTAL EĞITIM VE ARAŞTIRMA HASTANESI, OKMEYDANI EĞITIM VE ARAŞTIRMA HASTANESI, GÖZTEPE EĞITIM VE ARAŞTIRMA HASTANESI.

84

Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Medikal Cadde Görüntüsü

İPKB’nin yıkıp depreme dayanıklı yeniden yaptığı Ümraniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi açılıyor İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) tarafından yıkılıp İSMEP kapsamında depreme karşı yeniden inşa edilen ve Anadolu yakası için büyük önemi bulunan Ümraniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi önümüzdeki aylarda açılacak. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin bahçesine mevcut hastanenin işleyişini kesintiye uğratmadan yapılan Ümraniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, 205’i çocuk hastalıkları, 125’i kadın doğum hastalıkları olmak üzere 330 yatak kapasitesi ile hizmet verecek. Ocak + Şubat 2015

Hastane, Avrupa Birliği normlarına ve Sağlık Bakanlığı standartlarını karşılayacak şekilde en son teknoloji kullanılarak inşa edildi. Hasta odaları ise, yarısı tek, yarısı çift kişilik olarak yaklaşık 35 m2 olarak yapıldı; ancak acil durumlarda bütün odalar çift kişinin kullanılabileceği büyüklükte ve altyapıda tasarlandı. Kapasite acil durumlarda 465 yatağa kadar çıkabilmekte. Toplam inşaat alanı 100 bin metrekare olan hastanede, 3 katlı her iki hastaneye de hizmet verebilecek 700 araç kapasiteli yer altı otoparkı yapılmıştır. Hastane dikdörtgen ve oval formlu iki ana kütle olarak tasarlanmıştır. Binanın oval kütlesine ait cephede kullanılan renkli kompozit paneller ile hem güneş kontrolü yapılmış hem de çocuk hastanesi vurgusu kuvvetlendirilmiştir. Gerek oval

kitle, gerekse dikdörtgen kitle içerisinde yeşil iç bahçeler oluşturulmuştur, çatılarda da doğaya dost yeşil çatı sistemleri kullanılmıştır. Projede aynı zamanda Sürdürülebilir Mimari Tasarım Kriterlerinin Uygulama Yöntemlerine Uygun olarak “Yeşil Bina” konseptinde tasarlanarak enerji verimliliği sağlanmıştır. Hastanenin iç ve dış yapısı bu konsepte paralel olarak bakımı kolay ve modern yapı malzemeleri ile tasarlanmıştır. Hastanelerin yeniden yapımları devam ederken mevcut işleyişlerine devam etmelerinin hayati önem taşımaktadır Proje kapsamında hastanelerin faaliyetlerinin kesintiye uğratılmamasına önem verilmektedir.


Düs¸ ünüp tas¸ ınan bir akıllı ev sistemi: digitalSTROM

www.digitalstrom.com ·

Atas¸ ehir Brandium | Istanbul R4-41 | +90 216 706 15 40 | info.tr@digitalstrom.com


Kartal, Okmeydanı ve Göztepe Eğitim & Araştırma Hastanelerinin İlave Özellikleri

86

1- Okmeydanı, Göztepe ve Kartal Hastaneleri, depremin hemen ardından kesintisiz servis verebilecek şekilde Sismik Yalıtımlı (izolatör) olarak yapılacaktır. 2- Yeni hastane, mevcut hastanenin işleyişi kesintiye uğramadan yapılacaktır. Bunu sağlamak üzere İnşaat faaliyetleri bir kaç fazda tamamlanacaktır. 4- Hem çevreci hem depreme dayanıklı Yeşil Bina (Leed Gold) Sertifikalı kamu hastaneleri olacaktır. 5- Hastaneler gün ışığından en yüksek derecede yararlanan ve ısı kayıplarının önüne geçen üstün cephesiyle maksimum enerji verimliliğine sahip iken; bünyesinde kurulacak trijenerasyon merkezi ile doğalgazdan hem kendi elektriğinin önemli bir kısmını üretecek hem de ısıtma ve soğutma ihtiyacını karşılayacaktır. (Trijenerasyon, tek bir enerji kaynağı kullanılarak elektrik, ısı ve soğuk üretiminin eş zamanlı yapılmasıdır.) 6- Hastanelerdeki su tesisatlarının tamamı tam hijyenik olarak tasarlanmıştır. (Lejyonella gibi tehlikeli bakterileri önleyen sistem) 7- Sahip oldukları yeşil çatı ve alanlar ile yağmur suyundan maksimum derecede istifade edecek hastaneler ayrıca yağmur sularını bahçe ve peyzaj için depolayacaktır.

Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Medikal Cadde Görüntüsü

Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Medikal Cadde Görüntüsü

Sismik izolatör sistemi ile deprem anında bile kesintisiz hizmet

Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Medikal Cadde Görüntüsü

Ocak + Şubat 2015

Kartal, Okmeydanı ve Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, olası bir depremin hemen ardından kesintisiz hizmet verebilecek şekilde sismik yalıtımlı ve akıllı bina teknolojiyle inşa ediliyor. Binanın altına konulan sismik izolatörlerle depremlerin neden olduğu kuvvetli yer hareketlerinin yapılar üzerine getirdiği ek yüklerin etkileri azaltılmış ve olası doğal afetlerde hastane içerisinde ve çevresinde bulunan canlıların yaşamları garanti altına alınmış olacaktır. Japonya başta olmak üzere deprem tehlikesi ile karşı karşıya olan gelişmiş birçok ülkede uygulanan bu teknik aynı zamanda “Depremden Bağımsız Bina” teknolojisi olarak da adlandırılıyor.


The Organic Resilient

Detaylı bilgi için www.forbo-flooring.com adresinden web sitemizi ziyaret edebilir veya info.flooring.tr@forbo.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.


DOSYA

yaklaşık 35 metrekare olacak. Tek kişilik odalar acil durumlarda çift kişilik olarak da kullanılabilecek ve hastane kapasitesi 1003 yatağa kadar yükseltilebilecek. Hastanede yıllık 1 milyon 500 bin ayaktan ve 50 bin yatan hastaya hizmet verilecek.

Okmeydanı ve Göztepe Hastaneleri Medikal Cadde Görüntüsü

Okmeydanı’na dev hastane kampüsü

88

İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) tarafından yıkılıp depreme karşı yeniden yapımına devam edilen Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hizmete girdiği zaman yıllık 1 milyon 500 bin ayakta ve 50 bin yatan hastaya hizmet verecek şekilde tasarlanıyor. 250.000 m² kapalı alana, 128.000 m² medikal alana ve hava ambulans alanına sahip olacak hastane, 210 adet poliklinik ve 28 adet ameliyathane ile aktif olarak hizmet verecektir. Yapımına iki fazda devam edilecek hastanenin ilk fazının 3 yıl içinde tamamlanarak hizmete alınması planlanıyor. Modern mimari tasarım ve teknik özelliklerinin yanı sıra hastanenin göze çarpan en önemli özellikleri, elektriğini üreten, kendini ısıtan ve karbon salınımı konusunda çevreci ve akıllı bina olarak adlandırılan tasarım sürecine dahil olarak dizayn edilmesi ve bu alanda öncü yapılardan biri olarak faaliyete geçecek olmasıdır. 876 yataklı onkoloji (kanser) alanında uzmanlaşmış genel hizmet hastanesi olarak planlanan yeni hastanenin tüm odaları Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan nitelikli hasta yatağı tanımına uygun olarak, içinde tuvaleti, banyosu, en fazla iki hasta yatağı, televizyonu, telefonu, yemek masası, etajeri ve yatılabilen refakatçi koltuğu bulunduracak şekilde tasarlanmış olup, gerek odaların içerisinde gerekse de poliklinik, Ocak + Şubat 2015

acil ve ameliyathanelerde hastaların konfor seviyesini en üst düzeyde tutacak imalatlara yer verilecektir. Servisteki hasta odalarının yarısı tek, yarısı çift kişilik olarak planlanırken hem tek hem de çift kişilik tüm hasta odaları yaklaşık 35 metrekare olacak. Tek kişilik odalar acil durumlarda çift kişilik olarak da kullanılabilecek ve hastane kapasitesi 1099 yatağa kadar yükseltilebilecek. Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi depreme karşı yeniden yapılıyor

Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kapalı yeraltı otoparkları planlanmak suretiyle geniş yeşil alanlar bırakılacak, bu alanlar afet ve acil durumlarda toplanma merkezi işlevi görecek. Mevcut Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin toplam kapalı alanı 45 bin metrekare iken yeni yapılacak hastanenin toplam kapalı alanı 290.000 metrekare olarak planlanıyor. Acil durumlarda ihtiyaca cevap verebilmek amacıyla mevcutta 5.100 metrekare olan acil servis alanı 14.000 metrekare olarak planlanıyor. Toplam ameliyathane sayısı mevcut hastanede 26 iken yeni hastanede 40 olacak. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi büyüyor

İstanbul’un sağlık konusunda cazip bir merkez haline gelmesinde önemli rol oynayan İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni İSMEP kapsamında yıkıp, yerine 920 yataklı genel hizmet hastanesi yapıyor.

İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), İSMEP kapsamında; Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni yıkıp depreme karşı yeniden yapıyor. 249 bin metrekare kapalı alana sahip yeni hastanede 128 yoğun bakım ünitesi yer alacak. Hastane, ihtiyaç duyulması halinde 1150 yatağa kadar kullanıma müsait altyapıya sahip olacak.

Hastanenin tek aşamada yapılabilmesi için mevcut hastanenin acil ve poliklinik binalarının taşınabileceği geçici bina İSMEP kapsamında yapılmıştı. Bu sayede mevcut hastanenin işleyişini kesintiye uğratmadan yapılacak. Hastanenin 3 yılda tamamlanması öngörülüyor. Yataklı servisteki hasta odaları ise yarısı tek, yarısı çift kişilik olarak planlanıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan “Nitelikli Hasta Yatağı” tanımına uygun olarak yapılacak tüm odalarda içinde tuvaleti, banyosu, en fazla iki hasta yatağı, televizyonu, telefonu, yemek masası, etajeri ve yatılabilen refakatçi koltuğu bulunacak. Hem tek hem de çift kişilik tüm hasta odaları

Mevcut hastanenin hizmetini aksatmadan yapımına devam edilen Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, çocuk hastalıkları alanında uzmanlaşmış olacak. Hastane 840 hasta, 128 yoğun bakım yatağı olmak üzere 968 yataklı olarak planlandı. 240 poliklinik odalı hastanede, 28 adet ameliyat salonu yer alacak. İhtiyaç duyulması halinde tek kişilik odaların çift kişilik odaya dönüştürülme imkânı olacak hastanenin yatak kapasitesi 1150’e kadar yükseltilebilecek. Hasta odaları yaklaşık 35 metrekare ve yarısı tek, yarısı çift kişilik olarak planlanıyor. Hastane yıllık 1 milyon 500 bin ayakta, 50 bin yatan hasta kapasitesiyle hizmet verecek.q


DOSYA

AYŞE HASOL ERKTIN MIMAR, MDS. HAS MIMARLIK

İNSAN ODAKLI SAĞLIK YAPILARINA DOĞRU... DEVIR DEĞIŞTI; SAĞLIK PROJELERINDE ANLAYIŞ DEĞIŞTI. ÖZELLIKLE KANITA DAYALI TASARIM (EDAC - EVIDENCE BASED DESIGN) YAYGINLAŞTIKÇA, TASARIMDA GETIRILEN KATKILARIN, HASTA MEMNUNIYETINI VE HASTANIN IYILEŞMESINI NE KADAR OLUMLU ETKILEYEBILDIĞI GÖRÜLDÜ. Anadolu Sağlık Merkezi’ni projelendirmeye başladığımızda, Amerikalı tıbbi danışmanlara hasta odalarında istenen refakatçi yatağını anlatmakta oldukça güçlük çekmiştik. Aynı şekilde, odaların tek yataklı olması da yurt dışındaki hastane uzmanlarını şaşırtmıştı. Bir makina gibi çalışan ABD hastaneleri, “verimsiz” önerilere kapalıydı. Aradan geçen on-onbeş yıl içinde hastanelerin herşeyden önce insanları merkeze alması ve “insan odaklı” olması gerektiği anlaşıldı. Devir değişti; sağlık projelerinde anlayış değişti. Özellikle Kanıta Dayalı Tasarım (EDAC - Evidence Based Design) yaygınlaştıkça, tasarımda getirilen katkıların, hasta memnuniyetini ve hastanın iyileşmesini ne kadar olumlu etkileyebildiği görüldü. Yalnızca hastalar için değil, sağlık çalışanları için de gerek verimlilik, gerekse çalışan motivasyonu açısından önemli kanıtlar elde edildi.

90

Bu dosya aracılığıyla, Kanıta Dayalı Tasarımın öngördüğü birkaç önemli noktaya değinelim: Tek kişilik odalar Koğuş veya iki kişilik odalar yerine tek yataklı odaların benimsenmesi, hastayı hastane enfeksiyonlarından korumaya yaradı. Ayrıca hastanın rahat uyuması daha kolay iyileşmesini sağladı. Üstelik, hasta mahremiyetine saygı göstererek, hasta memnuniyetini ve moralini artırdı. Hasta odalarında aileye/refakatçiye ayrılan bölüm Hasta refakatçisine ve ziyaretçilere uygun koşullar sağlanması, tıbbi personelin de daha verimli çalışmasına olanak tanıdı. Üstelik hastaların düşme oranlarını azalttı. Hastayı aileyle daha uygun koşullarda bir araya getiren tasarımın, hastalarda Ocak + Şubat 2015


görülen stres ve depresyonu azalttığı görüldü. Hasta odalarında lavabo Tek kişilik odalarla birlikte yaygınlaşan ve hemşireler ve diğer sağlık personelinin hastaya dokunmadan önce ellerini yıkamaya teşvik etmeye yarayan lavabolar, hasta enfeksiyonlarını azaltabiliyor. Doğa manzarası gören hasta odaları Doğayı gören odalarda kalan hastalarda daha az ağrı algısı; dolayısıyla daha az ağrı kesici kullanımı gözlenmiş. Bu odalardaki hastalar daha kısa sürede taburcu olabiliyorlar. Stres ve depresyon düzeyleri azalıyor. İyi aydınlatma İyi bir aydınlatma, tıbbi personelin hastanın durumunu incelerken ve ilaçları belirlerken hatasız çalışabilmesini sağlayabiliyor. Sağlık personeli sayısının tüm dünyada yetersiz. Bu önlem, yaşlanan sağlık uzmanlarının deneyimlerinin de işgücüne katılmasını sağlıyor.

91 91 91

Gün ışığı Mekanlara mümkün olduğunca çok gün ışığı almak, hem “yeşil” bina hem de insan odaklı tasarım ilkelerinin başında geliyor. Gün ışığı, hastalarda ağrı, stres ve depresyonu azaltıyor; gün ışığı alan odalarda kalan hastalar daha erken taburcu olabiliyor. Ayrıca, gün ışığı alan mekanlarda çalışan personelin daha az hata yaptığı ve verimlerinin de daha yüksek olduğu gözlenmiş. Kanıta dayalı tasarımın yaygınlaşmasıyla birlikte, sağlık yapıları önemli bir değişimden geçti. Mimaride el yordamıyla, alışkanlıklarla kullandığımız tasarım ilkeleri, artık hastaların iyileşme süreleri, ağrı ve stres algılama düzeyleriyle karşılaştırılabiliyor, olumlu veya olumsuz yönde kanıtlanabiliyor. Bu ilkelerin bütünü “insan odaklı mimarlık” için yol gösteriyor. Sağlık yapıları için başlayan araştırma ve kanıt alışkanlığı, zamanla diğer yapı türlerine de yansıyacak; bununla birlikte, mimarlık, “insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini” sağlamaya odaklanabilecektir.q

KANITA DAYALI TASARIMIN YAYGINLAŞMASIYLA BİRLİKTE, SAĞLIK YAPILARI ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİMDEN GEÇTİ. MİMARİDE EL YORDAMIYLA, ALIŞKANLIKLARLA KULLANDIĞIMIZ TASARIM İLKELERİ, ARTIK HASTALARIN İYİLEŞME SÜRELERİ, AĞRI VE STRES ALGILAMA DÜZEYLERİYLE KARŞILAŞTIRILABİLİYOR, OLUMLU VEYA OLUMSUZ YÖNDE KANITLANABİLİYOR E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DOSYA

AYLIN ŞENSOY LİNA MİMARLIK

HASTANE YAPILARI; UZMANLIK GEREKTIREN KOMPLIKE BINALAR

92

Acıbadem Kerem Aydınlar Üniversitesi

TIP TEKNOLOJISINDEN INSAN PSIKOLOJISINE, RENK VE MALZEME BILGISINE KADAR BIR ÇOK KONUYA HAKIM OLMANIZ, MEDIKAL ALANDAKİ GELIŞMELERDEN UZAK KALMAMANIZ GEREKIYOR. TASARIM SÜRECININ EN BAŞINDAN İTİBAREN; HASTA, DOKTOR VE PERSONELIN GEREKSINIMLERI, IŞLETME PLANLAMASI, PERSONEL SAYISI, MALIYETLERİN AZALTILMASI, SÜRECIN KISALTILMASI GIBI PARAMETRELERI KURGULAYARAK MEDIKAL PLANLAMAYA BAŞLAMAK GEREKIYOR. Ocak+ Şubat 2015


Öncelikle sizi ve kurucusu olduğunuz Lina Mimarlığı daha yakından tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden ve şirketinizden bahsedebilir misiniz? İDGSA Mimarlık bölümünden 1986 yılında yüksek mimar olarak mezun oldum. Vedat Dalokay ve Ertem Ertunga gibi usta mimarların yanında profesyonel mimarlık yaşamına atıldım. 17 sene boyunca hocam olan Ertem Ertunga ile çalıştıktan sonra 2006 yılında Lina Mimarlığı kurmaya karar verdim. Lina mimarlık olarak özellikle medikal planlama, medikal ekipman - cihaz yerleştirme ve hastane mimarisi üzerinde gerek yurtiçinde gerek yurtdışında hizmet vermekteyiz. Başta Acıbadem Hastaneleri olmak üzere genel olarak hastane projelerinde odaklansak da Lina olarak turizm yapıları ,ofis binaları, konut projeleri gibi mimarlığın her dalında proje üretiyoruz. Ofisinizin ağırlıklı olarak hastane projeleri hayata geçirdiğini görüyoruz. Sizi bu yöne sevk eden ne oldu? Hastane mimarisiyle Lina Mimarlığı kurmadan önce tanıştım, Acıbadem Maslak Hastanesi sayesinde. Zaten hastane ve sağlık sektörü kavramıyla, babamın doktor olması ve ailede sağlık sektöründe birçok kişi olmasından kaynaklanan, çok öncelere dayanan bir tanışıklığım vardı. Mimarlık eğitimim boyunca da hastane, havaalanı, hapishane gibi karmaşık yapılara hep ilgim olmuştur. Bu ilgi de medikal planlamayı benim uzmanlık alanım haline getirdi. Son yılların popüler kavramları; sürdürülebilirlik, yeşil, çevre, ekoloji... Bu kavramlar sıklıkla mimari ile birlikte

de kullanılıyor. Çevre dostu mimari hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Ülkemizde bu kavramların anlaşılma ve uygulanma biçimleri hakkındaki gözlemleriniz nelerdir? Bu kavramların günümüz şartlarında en önem verilmesi gereken konular olduğunu düşünüyorum. Dünyamız nereye gidiyor sorusu, küresel ısınma, su kaynaklarının azalması gibi konuları hep duyar olduk çevremizde. Herkeste de çevreye duyarlılık bilinci yavaş yavaş oluşmaya başlıyor. Öncelikle dünyada enerji ve su tüketiminin çok büyük bir kısmının yaşam alanlarımız olan binalardan kaynaklandığını düşünürsek; dünyanın iklimsel geleceği üzerinde büyük etkisi ve sorumluluğu olan biz mimarlara büyük görevler düşüyor. Günlük yaşantımızın çok büyük bir kısmını yapıların içinde geçirmek zorunda kalıyoruz. Bu açıdan baktığımızda hem yeryüzünün geleceğini düşündüğümüzde hem çok kalabalık şehirlerde, metropollerde yaşamanın getirdiği zorlukları ele aldığımızda günlük konfor, verimlilik ve sağlığımız için çevre dostu sürdürülebilir bina kavramı ihtiyaç haline dönüşmeye başladı. Biz de yaptığımız tasarımlarda artık bu ihtiyaca en iyi şekilde cevap vermeye çalışıyoruz. Yıllardır yaptığımız hastane yapılarında hastaların, çalışan personelin sağlığı, konforu için yeşil bina kapsamında değerlendirilen iç mekan hava kalitesi, gün ışığından en iyi şekilde yararlanma, sıcaklık kontrolü, zararlı atık yönetimi, yeşil alanlara verilen öncelik bina içi yeşil bahçeler yaratma, sağlıklı malzeme kullanma gibi kavramlar bizim hep tasarım kriterlerimiz arasındaydı. Şimdi daha da çok yeşil bina kavramını irdeleyerek her açıdan sürdürülebilir mimari yapılar

Lina Mimarlık Kurucusu, Aylin Şensoy

YEŞİL BİNA KAVRAMINI İRDELEYEREK HER AÇIDAN SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARİ YAPILAR YARATMAYA ÇABALIYORUZ. ÇABALIYORUZ DİYORUM; ÇÜNKÜ HASTANE YAPISI GİBİ HEM TEKNİK ALTYAPI BAKIMINDAN FAZLACA KOMPLİKE OLAN HEM DE ÇOK FARKLI FONKSİYONLARI İÇİNDE BULUNDURAN BİR BİNA PROJESİNDE BU ÇOK DA KOLAY OLMUYOR.

93 93

yaratmaya çabalıyoruz. Çabalıyoruz diyorum çünkü hastane yapısı gibi hem teknik altyapı bakımından fazlaca komplike olan hem de çok farklı fonksiyonları içinde bulunduran bir bina projesinde bu çok da kolay olmuyor. Özellikle benim uzmanlık alanım olan hastane yapılarında, enerji ve su tüketim fazlalığını düşünecek olursak çevre dostu yeşil bina kavramı sağlık yapıları için çok önemli hale gelirken bir o kadarda -özellikle hastane gibi bir çok medikal cihazın kullanıldığı binalarda- enerji tüketimini azaltmak oldukça zorlu bir süreç, özellikle ülkemizde. Kullanılan cihazların enerji tüketim fazlalığı, geri dönüşümlü malzeme azlığı, İstanbul gibi bir metropolde yeşil alan oluşturmanın zorluğu, toplu taşıma bilincinin oluşmamış olması, atık sorunları gibi süreci ve maliyeti etkileyen bir çok madde çıkıyor karşımıza. Mesela LEED sertifikalandırma sürecinde radon testi şart koşulmakta ama ülkemizde bunu yapabilecek bir kuruluş maalesef yok, Amerika’ ya göndermek zorunda kalıyoruz. Bu ve bunun gibi sorunlar hem maliyeti artırıyor hem de süreci uzatıyor. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DOSYA

AYLIN ŞENSOY

Acıbadem Altunizade Hastanesi

LİNA MİMARLIK

Tabi ilk yatırım maliyetinin artması ve sürecin uzaması firmalar üzerinde caydırıcı bir etken. Bunun sebeplerinin başında ülke bazında yeşil bina bilincinin kanun ve yönetmeliklerin bu konuda tam anlamıyla oluşmamış, toplumun ve en önemlisi inşaat sektöründeki bilincin tam oturmamış olması geliyor. Ülkemizde alt yüklenicilerin konudan uzak olmaları da tasarım ve inşaat sürecinde büyük etkenlerden biri. Acıbadem Proje Yönetimi gibi bu konuda bilinçli ve çevre hareketlerini destekleyen bir işverenle çalışmak da benim şansım diyebiliriz.

94

Ülkemizde yeşil bina kavramına bakış maalesef sadece çevre odaklı olamıyor. Binalarda ticari amaçlı marka değeri yaratmak adına yapıldığını da görüyoruz. Ancak yine de çevre bilincinin yavaş yavaş artması, yeşil bina yapma konusunda istekli ve çabalayan paydaşların olması ülkesel ve küresel bağlamda geleceğimiz için ümit verici...

Bodrum Acıbadem Hastanesi

Hastane binaları ile diğer binaların mimarileri tasarım süreçlerinde ve uygulama aşamalarında ne gibi farklar var? Hastane mimarisinde dikkat edilmesi gereken konular nelerdir? Hastane yapıları çok daha uzmanlık gerektiren komplike binalar. Tıp teknolojisinden insan psikolojisine,

Ocak+ Şubat 2015

ÜLKEMİZDE YEŞİL BİNA KAVRAMINA BAKIŞ MAALESEF SADECE ÇEVRE ODAKLI OLAMIYOR. BİNALARDA TİCARİ AMAÇLI MARKA DEĞERİ YARATMAK ADINA YAPILDIĞINI DA GÖRÜYORUZ.

renk ve malzeme bilgisine kadar bir çok konuya hakim olmanız ve medikal alandaki gelişmelerden uzak kalmamanız gerekiyor. Tasarım sürecinin en başından itibaren; hasta, doktor ve personelin gereksinimleri, işletme planlaması, personel sayısı, maliyetin azaltılması, sürecin kısaltılması gibi parametreleri kurgulayarak medikal planlamaya başlamak gerekiyor. Bunu işin başında yapmak da hastanenin başarısı için önemli bir etken. Yani tasarım sürecinin en başından sonuna kadar bütün aktörleri işin içinde tutmanız başarılı bir hastane mimarisi için önemli. AVM, otel, ofis binaları gibi karmaşık işlevli diyebileceğimiz yapılarda hastaneye oranla daha az departman bulunuyor. Hastane yapılarında yatayda ve düşeyde karmaşık ilişkiler ağı var bu da diğer planlama türlerinde göre özel çözümler gerektiriyor. Ayakta tedavi için gelen hastalar, acil hastaları, yatan hasta, doktor, personel hepsi için özel planlamalar yapmak hasta ve çalışan psikolojisi için çok önemli. Örneğin MR merkezine acilden gelen, yatan hasta ve ayakta tedavi için gelen hastaları çakıştırmamak gerek. Yani aslında departmanların hepsinin birbiriyle düşeyde ve yatayda ilişkisini kurmakla birlikte birbirinden de ayırmanız matematiksel hesap gerektiren bir planlama türü. Hastaneleri diğer bütün yapılardan


ayıran, medikal planlamanın en önemli unsurlarından biri de steril ve steril olmayan mekanlar. Bu mekanların geçirgenliklerini doğru sağlamak matematiksel planlamanın bir parçası. Bütün diğer işlevli yapılara baktığınızda sağlıklı insanları göz önünde bulundurarak planlama yapıyorsunuz ama sağlık yapılarında öncelikle sağlıklı olmayan insanların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmanız gerek, örneğin bina içi sirkülasyon mesafeleri, departmanlar arası bağlantı, dinlenme mekanları ,steril mekanlar bu konuda dikkat ettiğimiz tasarım kriterleri. Tabi hastanelere sadece hastalar gelmiyor, hastanelerde sağlıklı insanları da misafir ediyorsunuz; günlük kontrolleri için gelenler, çocuklarının muayenesi için gelen aileler, refakat için gelenler gibi. Sağlıklı insanlara da kendilerini hastanede hissetmemeleri, hastane psikolojisinden kurtarmak için buna göre tasarımlar yapmak gerek. Tabi bir de doktorlar var onları da en iyi şekilde hastalardan hem izole olması hem de ilişkili içinde kalmasını sağlamak bir diğer tasarım kriteri. Ülkemizde 2012 yılının Ekim ayında Sağlık Bakanlığı İnşaat ve Onarım Daire Başkanlığı tarafından bir genelge yayımlanarak, 200 ve üzeri yatak sayısına sahip yeni hastanelerde LEED

Acıbadem Kerem Aydınlar Üniversitesi

Bodrum Acıbadem Hastanesi

Sertifikası alınması zorunlu kılındı. Bu uygulama hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Daha öncede belirttiğim gibi yeşil bina kavramının yönetmelikler açısından yavaş yavaş oturması önemli bir ilerleme ama tabiki tek başına yönetmeliğe koymak yeşil bina tasarım süreci sorunlarını çözmüyor, sürdürülebilir yapı kavramını bir bütün olarak ele almak gerekiyor. Devletin bu yönde yaptığı yapacağı teşviklerde önemli. LEED dünyanın yaygın, güvenilir ve geçerli yeşil bina sertifika sistemlerinden biri. Bu da bu sertifikayı bizim yolumuza ışık tutan bir yaptırım haline getiriyor. Toplumsal yaşamımızda çok önemli yer tutan hastanelerimizin yeşil binaya dönüşmesi kritik önem taşımakta bir nevi çevreye karşı kurumsal sorumluluk demek. Sağlık -yeşil bina -sürdürülebilirlik hepsi birbiriyle örtüşen kavramlar ,yani sağlık yapıları içerisinde LEED’in sağlamamızı istediği çoğu kriter, örneğin gün ışığı kavramı yeşil alan kavramı, steril alanlar, atıkların (tıbbı atık, evsel atık, tehlikeli atık) yönetimi, radyoaktif atıklar, hastaların en kısa sürede iyileşmesi için gerekli iç hava kalitesi, temiz hijyenik güvenli konforlu alanlar yani kısacası sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması hastane tasarımında ön planda tutulması gereken kavramlardı hep. Bunu LEED ile bir

95 95

BÜTÜN DİĞER İŞLEVLİ YAPILARA BAKTIĞINIZDA SAĞLIKLI İNSANLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK PLANLAMA YAPIYORSUNUZ AMA SAĞLIK YAPILARINDA ÖNCELİKLE SAĞLIKLI OLMAYAN İNSANLARIN İHTİYAÇLARINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMANIZ GEREKİYOR.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DOSYA

AYLIN ŞENSOY

Acıbadem Taksim Hastanesi

LİNA MİMARLIK

96

derece daha ileri götürerek hastanede asıl zorlandığımız enerji – su tüketimini azaltmak geri dönüşüm kavramını yerleştirmek, hastane yapıları için artı değer demek. Tabi sürdürülebilir bina tasarım sürecinde bütün aktörlerin (işveren-yatırımcı-mimarlarplanlamacılar-mühendisler-proje yöneticisi –yangın danışmanaları –ekoloji danışmanları enerji danışmanaları vb.) baştan devreye girmesi beraber ilerlemesi isteniyor. Zaten hastane tasarımı karmaşık işlevselliği açısından da bütün aktörler bir arada çalışması gerekli bu da LEED’e hastane tasarımında bu yönüyle kolay adapte olmayı sağlıyor. LEED Sertifikası almış yada aday olan bir hastane projeniz var mı? Var ise bu projenizin tasarım kararlarından bahsedebilir misiniz? Güncelimizde hastane projesi olarak temel aşamasında olan hala üzerinde çalıştığımız LEED Gold adayı Acıbadem Altunizade Hastane projemiz var. Bir diğer projemiz olan geçtiğimiz yıl açılan Acıbadem Kerem Aydınlar Tıp Fakültesi LEED New Construction katogorisinde LEED Gold sertifikası ve 2013 de ÇEDBİK teşvik ödülünü almıştır. Ayrıca bu sene Sign Of The City Awards 2014 en iyi eğitim yapısı ödülünü almıştır. Ocak+ Şubat 2015

Kısaca tasarım kararlarımızdan bahsedecek olursam mimarisinin şekillenmesi çevre faktörlerinin dikkate alınmasıyla sağlandı binayı geri çekerek olabilecek minumum zemin oturumuyla yeşil alanı yoğunlaştırılmış bir kampüs kavramı yaratmaya çalıştık. Bu yeşil alanlarda çevre iklim koşullarına uygun İstanbul ‘a adapte olmuş ve az su tüketen yerel bitkiler tercih edildi ve sulamaları yağmur suyunun ve gri suyun dönüştürülmesi ile sağlanmakta. Bir diğer önemli faktör gün ışığının en verimli şekilde kullanılmasıdır. Mekanları olabildiğince gün ışığından faydalanılacak şekilde planladık, yer yer çatı pencereleri ile de iç mekanların gün ışığından yararlanmasını sağladık Bu sayede hem aydınlatma ve ısıtmaya harcanan enerji azalmış hem de gün ışığının çalışanlar üzerindeki olumlu etkisi göz önünde bulundurulmuştur. Mekanik- elektrik uygulamaları açısından bakacak olursak verimli su armatürleri ,verimli aydınlatma armatürleri , yüksek izolasyon değerli malzemeler, verimli ısıtma soğutma cihazları seçilmeye dikkat edilmiş, ozon tabakasına zarar vermeyen cevre dostu soğutucular kullanılmıştır.Tüm kampüste gri ve yağmur suyu kullanımı ile su verimliliği maksimum değerlere çıkarılmıştır. Mimaride kullanılan malzeme ve kaynak

TOPLUMSAL YAŞAMIMIZDA ÇOK ÖNEMLİ YER TUTAN HASTANELERİMİZİN YEŞİL BİNAYA DÖNÜŞMESİ KRITİK ÖNEM TAŞIMAKTA, BİR NEVİ ÇEVREYE KARŞI KURUMSAL SORUMLULUK DEMEK.

seçimlerine de dikkat ettik. Öncelikle yerel malzeme kullanmaya çalıştık, kullanılan malzemelerin yapı kimyasalları açısından içerisindeki zararlı maddelerin oranlarının uluslararası limitlere uygun olmasına dikkat edildi. Cephe tasarımında doğal ahşap meşe kaplamalar ve değerleri LEED kriterlerine uygun camları tercih ettik. Bina arazisinde geçirgen ve açık renkli kaplama tipleri tercih edilerek ısı adası etkisi azaltıldı. Konumu dolayısıyla öğrencilerin toplu taşıma araçlarından faydalanma imkanları var . Bunu teşvik etmek amacıyla bisiklet park alanları yaparak bireysel araç kullanılmasını azaltmayı hedefledik .Elektrikli araç sarj istasyonları oluşturarak düşük emisyonlu ve yüksek yakıt verimliliği sağlayan araç kullanılması hedeflendi.q


Advertorial

DOSYA

SÜRDÜRÜLEBILIR HASTANELER & TEKNOLOJI ENTEGRASYONU HONEYWELL’IN; BINA, GÜVENLIK VE CAN GÜVENLIĞI YÖNETIM SISTEMLERINI TEK BIR ORTAK PLATFORMDA TOPLAMA VE BUNU IŞLETME SISTEMLERINE - FINANS, INSAN KAYNAKLARI, TEDARIK ZINCIRI VE ELEKTRONIK HASTA KAYITLARI - ENTEGRE EDEBILME BECERISI, HIZLI VERI PAYLAŞIMINA VE KURUMSAL ÇEVIKLIĞIN SAĞLANMASINA YARDIMCI OLUR.

çözümler ve hizmetler sunmaktadır. Tasarım, kurulum, hizmete alma ve bakım desteğini kapsayan eksiksiz çözümler ve hizmetler tesislerde insanların güvenliğini, emniyetini ve konforunu sağlayan en önemli unsurlardır. Geleneksel, birbirinden bağımsız çalışan sistemler, son kullanıcılara bazı faydalar sağlasa da, asıl güç bunları tek bir entegre çözüm olarak yönetmekte yatar.

98

Hastaneler, diğer pek çok kurum gibi, daha az kaynakla daha fazla hizmet sunma baskısı altında. Kısıtlı imkanlarla zorlu hedeflere ulaşma çabasında, elde edilen sonuçları ve gösterilen performansı iyileştirmek için teknolojiye yönelmek ise giderek yaygınlaşan bir yöntem. Ancak teknolojinin potansiyelinden tam olarak faydalanmak için atılması gereken bir adım var: Teknolojilerin entegre edilmesi. Honeywell Bina Çözümleri (HBS), dünya genelinde yüzlerce sağlık tesisine akıllı Ocak + Şubat 2015

Temel bina otomasyon sistemlerinin merkezileştirilmesi,“tüm tesisi kapsayan bir bakış açısını” destekler ve farklı uygulamalar bünyesindeki tüm verileri temel alan otomatik prosesler oluşturulmasını sağlar. Bunlar, birçok hastane yöneticisinin yaşadığı “daha az kaynakla daha çok iş yapma“ ikilemini çözme yolunda hayati önem taşır. Honeywell’in, bina, güvenlik ve can güvenliği yönetimi sistemlerini tek bir ortak platformda toplama ve bunu işletme sistemlerine - finans, insan kaynakları, tedarik zinciri ve elektronik hasta kayıtları - entegre edebilme becerisi, hızlı veri paylaşımına ve kurumsal çevikliğin sağlanmasına yardımcı olur. Honeywell, özel olarak sağlık hizmeti yöneticilerinin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış tamamen entegre sistem çözümleri geliştirir ve sunar. Bu yaklaşım sayesinde otomatik prosesler planlandığı gibi gerçekleşir, risk


TEMEL BİNA OTOMASYON SİSTEMLERİNİN MERKEZİLEŞTİRİLMESİ,“TÜM TESİSİ KAPSAYAN BİR BAKIŞ AÇISINI” DESTEKLER VE FARKLI UYGULAMALAR BÜNYESİNDEKİ TÜM VERİLERİ TEMEL ALAN OTOMATİK PROSESLER OLUŞTURULMASINI SAĞLAR. azalır, mevzuata uyum sağlanır, daha hızlı ve gerçek zamanlı acil durum müdahalesi gerçekleşir, kontrol yetkinlikleri artar ve bunun sonucunda maliyetler azalır, tesis işletme verimi yükselir, enerji yönetiminde etkinleşme görülür, personele daha fazla yetki verilmiş olur, daha etkin kararların daha hızlı alınabilmesi için operasyonel bilgiye ulaşım kolaylaşır ve işletme için ek gelir fırsatları ortaya çıkar. İş proseslerinin daha verimli işlemesine yardımcı olmak için, akıllı hastane yönetimine bütünsel bir yaklaşım ile tek bir sistem olarak işleyebilen bir tesis sayesinde, oluşturulan ve iletilen bilgiler, sorunların hızlı bir şekilde tespit edillip çözülebilmesi için hızlı ve önceden planlanmış bir müdahale sürecine olanak tanır.

99

SAĞLIK HIZMETLERI YÖNETIMINE “AKILLI” ÇÖZÜMLER Mevcut (ve gelecekteki) bina, güvenlik ve can güvenliği yönetim sistemlerine entegre olabilen, kullanıcı dostu ve kullanıcı alışkanlıklarına bir platform olan Honeywell Enterprise Buildings Integrator (EBI); iş verimliliğini artırmak için mali, ticari ve iletişim sistemlerinizle de bağlantı kurabilir. Açık sistem mimarisi birden fazla tedarikçinin ekipmanıyla kolay entegrasyon sağlar. Tek bir iş istasyonunda HVAC, enerji yönetimi, emniyet (çevre koruma, erişim kontrolü ve dijital video izleme) ve can güvenliği uygulamalarını izleme, kontrol ve entegre etme olanağı sayesinde verimli ve tutarlı bir gerçek zamanlı bilgi alışverişi olur; dolayısıyla zamanında ve bilinçli kararlar verebilmek mümkün olur. Honeywell ve üçüncü parti sistemler arasında sorunsuz entegrasyon ile önde gelen açık endüstri standartlarını destekleyen düşük maliyetli, açık mimari BACnetTM, OPCTM, LonWorksTM ve ModbusTM sistemleri kullanabilirsiniz. Etkin operatör kontrolü sağlayan kullanımı kolay, web tabanlı kullanıcı arayüzleri sayesinde zaman ve mekan içinde büyüme esnekliği gösteren, tamamen ölçeklenebilir çözümler üretilir.

ÖRNEK PROJELER FIONA STANLEY HASTANESI İÇIN ENTEGRE ÇÖZÜMLER Üst düzey entegrasyon sağlayan teknolojileri ile Honeywell, Batı Avustralya’nın ilk akıllı hastanesi olan Fiona Stanley Hastanesi için aşağıdaki entegre çözümleri sunarak, operasyonel verimliliği artırırken işletme masraflarının ve enerji tüketiminin azaltılmasını sağlamıştır. Bilgi İletişim Teknolojisi & Zayıf Akım (ELV) Sistemlerinin Entegrasyonu: Honeywell, entegrasyon platformu olarak Honeywell Buildings Integrator kullanan ELV sistemlerin entegrasyonundan sorumlu Ana Sistem Entegratörü olarak yerleşke genelinde 65 adet ELV sistemin kesintisiz entegrasyonu, grafik, raporlama ve alarm yönetimi için tek ve ortak bir kullanıcı arayüzü, Olay Yönetimi ve Kurumsal Hizmet Veriyolu Entegrasyonu, tekrarlamalardan ve karmaşıklıktan kaçınmak amacıyla tüm ELV sistem ve hizmetlerini ortak bir platformda toplayacak Bilişim ve İletişim Teknolojileri altyapısını ve buna dahil olan sunucuları, veri depolama sistemlerini, sanal ortamları ve aktif IP Ağı’nı kurma hizmeti vermiştir. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

DOSYA

100 Fiona Stanley Hastanesi

Enerji ve Bina Yönetimi Sürdürülebilir çözümlere odaklanan Honeywell Enerji Yöneticisi yerleşke dahilinde 1.100’ün üzerinde sayacı izlemekte ve kontrol etmektedir. Honeywell ComfortPoint™’in açık platform yapısını kullanan ve yerleşke genelinde faaliyet gösteren havalandırma gözlem ve kontrol çözümlerinin entegrasyonu sayesinde, kritik sistemler de dahil olmak üzere, tesisin tümü üzerinde trijenerasyonlu enerji sistemi için yedek kontrolleri, Ameliyathane Yüksek Kullanılabilirlik Durum kontrolleri, Basınçlı Temizleme ve Enfeksiyon Kontrollü oda yönetimi kontrolleri sağlanmaktadır. Güvenlik Yönetimi Yerleşke geneline İzinsiz Giriş Tespit, Kapalı Devre Kamera, Erişim Kontrol ve Dahili Haberleşme sistemlerinden oluşan bir güvenlik ve olay yönetim sistemi kurulmuştur. Tesisin etkin bir şekilde izlenebilmesini sağlamak amacıyla ana kontrol odasına Honeywell Dijital Video Yöneticisi R500 (DVM R500) kurulumu yapılmıştır. Tüm binalarda Kimyasal, Biyolojik, Radyoaktif ve Nükleer (KBRN) Ocak+ Şubat 2015

tecrit sistemi, Akıllı Kart teknolojileri sayesinde geliştirilen, mantıksal ve fiziksel kimlikler arasında bir köprü vazifesi gören entegre bir kimlik yönetim çözümü, hem sıradan hem de deneyimsiz kullanıcıların, yerleşke içerisindeki olaylara müdahaleyi başlatacak ve güvenle yönetecek kritik Standart Operasyon Prosedürleri’ni (SOP) devreye sokmasına izin veren Otomatik Olay Yönetim Sistemi gibi sofistike entegrasyonlar sağlanmıştır. ST. MICHAEL’S HASTANESİ, TORONTO Toronto’nun şehir merkezinde bulunan, 550’yi aşkın yatak kapasiteli, büyük Toronto bölgesindeki 1. seviye yetişkin travma merkezinden hastalara ve yoksullara hizmet verme hedefiyle kurulan bir hastane, St. Micheal’s, Toronto. St. Michael’s Hastanesi’nde özellikle de bulunduğu bölge göz önüne alındığında güvenlik önemli bir sorundu. Eskimiş VHS tabanlı CCTV sistemi, olaylara hızlı bir şekilde müdahaleyi güçleştiriyordu. Yeni kanatların ve kanalların eklenmesiyle de dinamik


101

St. Michael’s Hastanesi, Toronto

HONEYWELL, HASTANENİN BİNA VE GÜVENLİK SİSTEMLERİNİN İŞLEVSELLİĞİNİ ARTIRMIŞTIR. HASTANE, BİNA SİSTEMLERİNİ DAHA BİLİNÇLİ VE İYİ BİR ŞEKİLDE YÖNETMEYE BAŞLAMIŞ VE MEVCUT KAYNAKLARI OPTİMİZE ETMİŞTİR.

çalışma ortamı mevcut bina ve güvenlik sistemlerinin yetersiz kalmasına neden oluyordu. Honeywell, St. Michael’s Hastanesi ile birlikte çalışarak, tesise bina ve güvenlik kontrolleri için tamamen entegre bir sistem sunmuştur. EBI (Enterprise Buildings IntegratorTM) kurulumuyla, basit ve tek merkezden bina izleme ve kontrolü, güvenlik ve HVAC yönetimi ile varlık takibi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Digital Video Manager yükseltmesiyle, tesisteki tüm mevcut analog video kameraların yeniden kullanılabilmesi ve gelecekte yapılacak ilaveler için IP POE modellerinin kullanılması sağlanmıştır. EBI – HVAC, aydınlatma, emniyet ve can güvenliği yönetimini izlemeyi, kontrol etmeyi ve varlık takibini kolaylaştıran kapsamlı ve esnek bir bina otomasyon sistemi – kurulmuş, hastanenin işletmeye yönelik BT ağı sistemlerine DVM ve entegre dijital video izleme uygulamaları eklenmiştir. Honeywell, hastanenin bina ve güvenlik sistemlerinin işlevselliğini artırmıştır. Hastane, bina sistemlerini daha bilinçli

ve iyi bir şekilde yönetmeye başlamış ve mevcut kaynakları optimize etmiştir. Sorun çözümünde daha iyi izleme ve daha hızlı müdahale ile güvenlik ve koruma işlevlerini gerçekleştirmektedir. Personelin tek bir arayüzü öğrenmesi ile hastane, personele eğitim vermek için gereken süreden tasarruf etmektedir. Tüm bunların yanı sıra Honeywell Bina Çözümleri; 2008 yılında ABD’de, her yıl yaklaşık 300.000 çocuğa hizmet veren hastanede ilaç dozajı ayarlanmasında yapılan hatalar kabul edilemez düzeye ulaşınca, hasta güvenliğinin ‘beş doğru’ ilkesine (doğru hastaya, doğru ilaç, doğru zamanda, doğru dozajda ve doğru yoldan verilmeli) sadık kalmak amacıyla, temelde ilaç uygulamalarında kullanılmak üzere barkod destekli ve hasta başında kullanılabilecek bir çözüm geliştirmiştir. Bugün bu çözüm sayesinde ayda 80.000 dozun üzerinde ilaç veriliyor, dozaj hataları ise sıfıra inmiş durumdadır.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

DOSYA

SIEMENS YEŞIL+ HASTANE SİSTEMİ;

ÇEVRE DOSTU OLMANIN ÖTESINDE BIR ANLAYIŞ SIEMENS, YEŞIL+ HASTANELERDE SÜRDÜRÜLEBILIR BIR SAĞLIK ALTYAPISI KURARAK EKONOMIK VE EKOLOJIK TALEPLERI BIR ARADA KARŞILAMAYA ODAKLANIYOR.

102

Günümüzde nüfusun hızla artması, şehirleşme, yaşam süresinin uzaması, tıp alanında görülen hızlı teknolojik gelişmeler ve sağlık hizmetlerine artan talep, sağlık sektörünün önemini daha da artırıyor. Sağlık sektörünün yakın bir geçmişe kadar odaklandığı hasta sağlığı ve güvenliği konularına, hastanelerin sağlık sistemindeki öneminin gün geçtikçe artması, hasta sayısının çoğalması, hastaların tedavi sürelerinin uzaması gibi konularla birlikte Ocak+ Şubat 2015

çevresel kaygılar da eklenmeye başladı. Hastane binaları aynı büyüklükteki bir ofis binası veya konut binası ile kıyaslandığında 2-3 kata kadar daha fazla enerji ve kaynak harcayabiliyor. Çevreye olumsuz etkileri olan ve enerji tüketimi en yüksek seviyedeki sektörlerden biri olan çok fonksiyonlu, karmaşık ve hassas yapıdaki hastane binalarının en verimli şekilde tasarlanması artık her zamankinden daha fazla önem taşıyor.


Hastane bilgi sistemleri ve uzaktan erişim

İş akışı yönetimi

Entegre sağlık

Data merkezi

Giriş kontrol sistemleri

Yangın güvenliği

syngo görüntü arşivleme ve iletişim sistemleri

Virüs koruma

Görüntüleme sistemleri

Proaktif Servis

Terapi sistemleri

Laboratuvar teşhisleri

Entegre OR çözümleri

Çağrı merkezi

Güvenlik sistemleri

İçinde bulunduğu toplumla şekillenen sağlık sektörü sürekli değişim geçiriyor. Bu değişim, sağlık kuruluşlarının kalitelerini her geçen gün daha fazla yükseltmesini gerektiriyor. Dolayısıyla sağlık kuruluşlarının fiziki yapısı, teknolojik düzeyi, insan gücü, finansal durumu, hizmetin sunum şekli ile birlikte çevreye duyarlı hizmet üretme gücü ve yeteneği de rekabetçiliklerinde önemli faktörler olarak değerlendiriliyor. Bu noktada Yeşil Hastane kavramı sağlık kuruluşlarının çevreye duyarlı hizmet üretme yeteneğini artıran önemli bir uygulama olarak dikkat çekiyor. Yeşil Hastanelerle birlikte sağlık sektörü artık bir yandan da doğayı koruyarak insanı tedavi edebiliyor. SIEMENS YEŞIL + HASTANELER Hastaneler sürdürülebilir bir sağlık altyapısı kurmak, sağlık sektöründeki ekonomik ve ekolojik talepleri bir arada karşılamak gibi zorlu konuların üstesinden gelmek zorunda. Siemens, Yeşil+ Hastaneler konseptiyle bu zorlu talepleri karşılamaya yardımcı olurken, sağlık kurumlarını da geleceğe hazırlıyor. Sürdürülebilir bir sağlık altyapısının kurulmasını mümkün kılan bir dizi unsur aracılığıyla Yeşil+ Hastaneler, enerji tasarrufu sağlanması ve karbon gazı emisyonlarının azaltılmasından çok daha fazlasını ifade ediyor.

Siemens’in Yeşil+ Hastaneler çözümü, hastanelerde verimlilik optimizasyonu sağlamaya ve kaliteyi yükseltmeye yardımcı oluyor. Hastanelerde sürdürülebilir bir sağlık altyapısı kurmak için verimlilik, çevre dostu ve kalite kavramlarına odaklanıyoruz. Verimlilik Yeşil+ Hastaneler, potansiyel olarak mevcut her bir değeri kullanmak amacıyla iş akışlarını optimum hale getiriyor. Böylece, verimliliği artırıp hastanenin hizmet ömrü boyunca oluşan maliyetlerini en aza indirerek enerji tasarrufu ve CO2 salımı dahil olmak üzere bir hastanenin ekonomi ve çevre ile ilgili tüm alanlarına hitap ediyor. Kapasite kullanımı ve hastaneye gelen hasta sayısını dikkate alan Siemens uzmanları, iş akışlarını klinik süreç akışlarına göre optimum hale getirerek hasta başına düşen maliyetleri azaltmayı ve hastanenin verimliliğini belirgin bir şekilde artırmayı sağlayacak önerilerde bulunuyor. Kalite Yeşil+ Hastaneler, veri yönetiminden teşhise, tedaviden bina ve hasta güvenliğine kadar bir hastanenin kalitesini gösteren unsurları ön plana çıkaran bir ortam yaratıyor. Yeşil+ Hastaneler, mümkün olan en iyi tıbbi tedaviyi sunmaya, değerli kaynakları verimli bir şekilde kullanmaya ve hastalar için mümkün olan en yüksek konfor ve rahatlığı oluşturmaya yardımcı oluyor.

Çevre dostu Çevre dostu ürün, sistem ve çözümler hastanelerin sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmasına yardımcı oluyor. Enerji maliyetleri yükselip daha zorlu çevresel gereksinimler talep edildikçe çevre dostu teknolojilere yatırım yapmak hastanelere enerji, malzeme ve süreç maliyetlerinde tasarrufların yanı sıra kurumun imajını güçlendirmek gibi birçok avantajlar sunuyor. Hastanelerin, bina otomasyonu ile desteklenen modern altyapısı ile akıllı ısıtma, havalandırma ve klima sistemlerinin uyumlu çalışması ile enerji maliyetlerini %40’a varan oranlarda azaltırken aynı zamanda hasta konforunu da artırıyor.

103

Siemens Yeşil Hastaneler Bina Teknolojileri Ürün ve Çözüm Portföyü Siemens’in, sürdürülebilir sağlık sektörü için Yeşil+ Hastaneler kapsamında sunduğu geniş ürün ve çözüm portföyünde Bina Teknolojileri ve Enerji; Bilgi ve İletişim; Sağlık Teknolojileri ve Servisler bulunuyor. Örneğin, Siemens Bina Teknolojileri ürün ve çözümleri dünyada önde gelen birçok hastanenin yanında Türkiye içinde de birçok hastanede tercih ediliyor. Siemens çevre dostu, verimli ve kaliteli Yeşil+ Hastane sistemleriyle ekonomi ve ekolojinin uyum içinde olduğu bina teknolojileri çözümleri kapsamında başarısı kanıtlanmış sistemlerle hastane binalarını güvenli ve çevre dostu binalara dönüştürüyor.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

DOSYA

HASTANELERDE SAĞLIKLI ATMOSFER IÇIN ÇEVRE DOSTU ÜRÜNLER GERFLOR’UN GELIŞTIRDIĞI TÜM ÜRÜNLER VOC (VOLATILE ORGANIC COMPOUNDS / UÇUCU ORGANIK BILEŞIKLER) DEĞERLERI BAKIMINDAN EN DÜŞÜK SEVIYEDE OLUP LEED KAPSAMINA UYGUNLUK SAĞLAMAKTADIR.

104

Ocak+ Şubat 2015


Çevre kirliliğinin dünyayı tehdit ettiği, insanlarda hatta tüm canlılarda kalıcı hasarlara yol açtığı artık inkar edilemeyecek bir gerçek olarak insanlığın önünde durmaktadır. Bu gerçek karşısında insanların en çok zaman geçirdiği ve temas ettiği yapı malzemelerinin insan sağlığı üzerinde ciddi bir etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Amerikan kaynaklı bir yeşil bina sertifikası olan LEED (Leadership in Energy and Environmental Design /Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik) 1998 yılında USGBC (U.S. Green Building Council /ABD Yeşil Bina Konseyi) tarafınca geliştirilmiştir.

Gerflor, yenilikçi bir üretici olarak ürün kalitesini ve düşük çevresel etki açısından 5 yıllık bir AR-GE çalışmasının sonucunda patentli bir yüzey koruma kürü olan EverCare (Yeni bir teknoloji olan Cross-Link lazer teknolojisi kullanılarak geliştirdi) ve Protecsol (UV ışın ile sertleştirdi) su ve deterjan sarfiyatında % 55’e varan tasarruf sağlayan ve çizilmeyen, yüksek yoğunluğu sayesinde de, malzemeyi ömrü boyunca koruma altına alan ve ekstra cila uygulamasına da gerek kalmayan ürünlerdir.

Bu özellikleriyle hastaneler gibi zemine bulaştığında zor çıkan tıbbi malzemelerin kullanıldığı ve yoğun trafiğin olduğu ortamlara ideal çözüm olarak görülmektedir.

105

Ülkemizde de sağlıklı nesiller için “Uçucu Organik Bileşikler” hakkında düzenlemeler mevcuttur.q

Gerflor’un geliştirdiği tüm ürünler VOC (Volatile Organic Compounds / Uçucu Organik Bileşikler) değerleri bakımından en düşük seviyede olup LEED kapsamına uygunluk sağlamaktadır. % 100 geri dönüşümlü zemin kaplama ürünlerinin dünyadaki lider üreticisi Gerflor, düşük çevresel etkileri dolayısı ile bir çok ödülün ve sertifikanın sahibidir. Floorscore İç Mekan Hava Kalitesi Sertifikası’na sahip olan Gerflor ürünleri, hastanelerde enfeksiyonların yayılmasını önlemede etkili olduğu gibi, aynı zamanda havanın sağlıklı kalmasını sağlayarak hastaların iyileşmesi için en uygun ortamı sağlama konusunda etkilidir. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

DOSYA

106 106

SWANKE HAYDEN CONNELL ARCHITECTS TARAFINDAN TASARLANAN KLINIK NÜKLEER TIP, MAMOGRAFI VE CT TARAMA OLMAK ÜZERE ÜÇ BIRIMDEN OLUŞUYOR. BINANIN 400 M2’LIK ALANINI KAPSAYAN BU ÜÇ BIRIMIN ZEMIN KAPLAMALARINDA FORBO FLOORING’IN; ALLURA WOOD, SAFESTEP GRIP, SURESTEP WOOD AND MARMOLEUM OHMEX ÜRÜNLERI TERCIH EDILDI. Ocak+ Şubat 2015


107

THE LONDON CLINIC Londra’nın prestijli sağlık kurumlarından birinde Forbo Zemin Sistemleri’nin tercih edilme sebeplerinden biri tek bir üreticiden tüm farklı zemin ihtiyaçlarına cevap veren ürünlerin bulunabilmiş olması.

Mimar: Swanke Hayden Connell Architects Yer: Londra, UK

“ Yeni Allura LVT “ yer kaplaması segmentinin kereste ağaç formu sağlık merkezinin kamusal alanlarıyla başarılı bir uyum sağladı. Ürün segmenti matbu tasarımları andıran bireysel bir yüzey dokusu sunuyor. Dayanıklılık açısından da başarılı bir performans sergileyen ürün, kalabalık nüfusa hizmet veren alanlar için de uygun. Bu noktada ürün dayanıklılığını; stabil cam yünü ara katmanına, dayanıklı perdahlı aşınma tabakasına ve PUR’a borçlu. Tedavi uygulanan odalarda ise normal linoleum yer kaplamalarına oranla elektrik

rezistansı daha yüksek olan Marmoleum Ohmex tercih edildi. Böylelikle statik elektrik konusunda hassas olan ekipmanın güvenliği ve korunmasına katkı sağlanmış oldu. Bununla birlikte bakteri oluşumunu engelleyen yapısı ürünü daha da tercih edilir kıldı. Klinikte aynı zamanda SureStep Wood ve SafeStep Grip ürünleri kullanıldı. SureStep doğal meşe görünümünü korurken aynı zamanda kaymaz zemin özelliğini de koruyor. SafeStep de aynı şekilde kaymaz zemin sağlarken aşınma tabakalarında kullanılan alüminyum oksit partikülleri yüksek performanslı “PUR Pearl” yüzey koruması dayanıklı kılıyor. Aynı sistemin bakım masraflarını azalttığının da altını çizmekte fayda var.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DOSYA

108

KURGU: VERİMLİLİK, AYDINLIK, SESSİZLİK Kral Juan Carlos Hastanesi, Madrid, İspanya HASTENELEŞTIRME IÇIN BELIRLENEN NAZIK HATLARA SAHIP IKI OVAL YAPI, ÇAĞDAŞ REZIDANS YAPILARININ ÖGELERINI SAĞLIK BINALARINA TAŞIYOR. KORIDORLARIN SAYISININ DÜŞÜRÜLMESI ILE SAĞLANAN ARTI DEĞERLER ARASINDA; RAHATSIZ EDICI SES DAĞILIMININ, AYNI MERKEZLI DOLAŞIMIN VE ORTAK ALANDAKI IŞIK-SESIN AZALMASI YER ALIYOR.

Ocak+ Şubat 2015


Bu yeni hastane modeli üç ana etmen üzerine kurgulanmış durumda; verimlilik, aydınlatma ve sessizlik. Hem hastane mimarisi hem de meskun mimari açısından alanlarının en iyileri projelere dahil ediliyor. Konsept açısından, yeni hastane tipi hem sağlık üniteleri, hem ayakta tedavi gören hem de yatarak tedavi edilen hastalar için uygun bir alt yapı oluşturmayı baz alan bir tutumla çalışıyor. Üç modül ya da paralel bina şeklinde yansıma yakalayan ana strüktür öğeleri esneklik, ekspansiyon, fonksiyon açısından netlik ve dikey sirkülasyon şeklinde sıralanıyor. Hasteneleştirme için belirlenen nazik hatlara sahip iki oval yapı, çağdaş rezidans yapılarının ögelerini sağlık binalarına taşıyor. Koridorların sayısının düşürülmesi ile sağlanan artı değerler arasında; rahatsız edici ses dağılımının, aynı merkezli dolaşımın ve ortak alandaki ışık-sesin azalması yer alıyor. Yeni bir mimari oluşturmak için birbirine ilişik olan temel ve taç adlı fonksiyonel iki konsept alan ile yakalan model, sağlık profesyonellerine doğal ışığın ve sessizliğin hakim olduğu bir ortamda hastaları tedavi etme fırsatı verirken hastalara da aynı ortamda iyileşme şansı tanıyor. Hastanenin genel konsepti, sahip olduğu yapıdaki bir sağlık mekanının mimari tasarısı üzerinde şekilleniyor; gerekli programların ihtiyaçlarına ve muhtemel maddi gerekliklere uygun olmak ana hedef... Genel konsept aynı zamanda fonksiyon kazanma sistemini çağdaş ve çekici bir mimari yaklaşımla birlikte kullanılabilir kılmayı amaçlıyor. İnsan ölçeği ve solar korunma gibi kavramlara uygun çözümleri de bünyesinde bulunduran projenin bir diğer önemli yönü ise hastane geneline yayılmış ve ortak kullanım bölgelerinden ayrılan hasta tedavi alanları. Binanın; hastanelerin basit ve yaygın kullanıma açık alanlarını farklı bir bakış açısı ile yorumlama sürecinin sonucu olarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Projenin tasarım kararları hastanenin farklı medikal bölgeleri hesaba katılarak alınmış. Hastanenin büyük bir iyileştirme makinesi olarak çalışması için incelikle düşünülmüş olan öğeler hastanın mekan ile kurduğu ilişkinin sıkıntısız ve samimi

olması konusunda oldukça kararlı. Öyle ki iç mekanlar hastanın bina ile uyum içinde ve yeterli doğal ışığı alarak kendini iyi hissetmesi göz önünde tutularak biçimlendirilmiş. Çalışmanın ilk anından itibaren kararlaştırıldığı üzere hastanenin tedavi bölgeleri ve diğer kullanım yerleri arasında farklı alanlara sahip olması gerekiyordu. Bu farklı alan algısı hastane projesi için uygun bulunan yeşil çatı sistemi ile de destekleniyor. Mekanlar arasında tam bir fonksiyon uyumu yakalamak ve maksimum esneklik sağlamak proje şemasının iç ve dış mekan planlaması açısından en çok önem taşıyan noktasıydı. İç ve dış sirkülasyonu birbirinden ayırmak ve dikey bağlılığı uygun girişlere aktarmak ise şemayı daha anlaşılır kılma konusunda faydalı oldu. Binanın fonksiyon konusundaki başarısı hasta ve hasta yakınlarının hastane dahilinde geçirmek zorunda oldukları zaman dahilinde sahip oldukları yaşam kalitesiyle doğru orantılı. Bina sürdürülebilirlik açısından ele alınırken, inşa edildiği çevre, topoğrafya ve solar oryantasyon şartları göz önünde bulundurulmuş. Tüm bu sistem ve tasarımsal gerçeklikler şehir yaşam şartlarıyla birlikte yorumlanıyor. Sisteme yeşil ögeleri ve yenilenebilir enerji teknolojisini dahil etmek ise başta kaynak yönetimi olmak üzere pek çok pozitif değerin hayata geçmesini mümkün kılıyor. Çatıda kullanımı tercih edilen yeşil çatı sistemi ise binanın doğal ışığa ve vantilasyona ulaşması konusunda fayda sağlıyor.q

109 109

SİSTEME YEŞİL ÖGELERİ VE YENİLENEBİLİR ENERJİ TEKNOLOJİSİNİ DAHİL ETMEK İSE BAŞTA KAYNAK YÖNETİMİ OLMAK ÜZERE PEK ÇOK POZİTİF DEĞERİN HAYATA GEÇMESİNİ MÜMKÜN KILIYOR.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DOSYA / KAPAK PROJESİ

HARRY PERKINS TIBBI ARAŞTIRMA ENSTITÜSÜ Mimar: Hames Sharley Tasarım Ekibi Yer: Perth, Avustralya Yıl: 2014 Tercih edilen Markalar Mobilyalar: Burgtec, Castledex, DesignFarm, Living Edge, Table & Chair Company, Zenith, Stylecraft Zemin Kaplamaları: Crosby Tiles, Ibrahim-International Tile, Tiles Expo Linoleum & Vinyl: Gerflor Halı: Interface Aksesuarlar: Baresque, Kvadrat Maharam, Laine Furnishings, Materialised, Woven Image

110

Devletin 700’den fazla yetişkin sağlığı araştırmacısına ev sahipliği yapacak olan Harry Perkins Tıbbi Araştırma Enstitüsü, beş ayrı birimden oluşan on katlı bir bina. Toplamda 20200 metrekare olan binada; genel ve uzman destek laboratuarları ile PC2 OGTR laboratuvarı, görüntüleme tesisleri; bir biyo kaynak tesisi; klinik araştırma alanları; ofisler, acil masa ve çalışma istasyonları ile seminerler için video konferans tesisleri, 250 kişilik bir oditoryum bulunmakta. Ayrıca resmi ve gayri resmi toplantı alanları için sessiz alanlar ve etkileşim alanları oluşturalan binada personel için de özel alanlar, cafe, gösteri laboratuvarı, sergi galerisi ile multi-medya tesisleri bulunmakta. Hames Sharley tasarım ekibi çalışmalarına başlamadan önce yurtdışında ve Avustralya ile çevresinde geniş bir Ocak+ Şubat 2015

araştırma yaptıktan sonra bina kullanıcılarıyla da konuşarak tüm çağdaş araştırma uygulamalarını analiz etti. En küçük bir kazanın dahi hayati risk taşıdığının farkında olarak tasarladıkları Perkins Enstitüsü’nün laboratuvar binaları, alışılagelmiş ortodoks tutumun radikal bir dönüşümünü temsil etmektedir. Binanın araştırma katları arasında görsel bir bağlantı oluşturularak güçlü bir dikey bütünleşme sağlanmış. Yenilikçi bir zemin kaplaması ile de katlar arasındaki bütünlük ve esneklik tamamlanmış. Yüz araştırmacıyı barındıran her laboratuvar katında; “ıslak” labaratuvar alanı ve “kuru” ofis alanı olarak betimlenen alanların merkezine bir etkileşim alanı yerleştirilmiş. Laboratuvarlar kuzeyden güneye her iki tarafından gün ışığı alacak şekilde konumlanmış.q


EAE


EKO DIZ AYN 112

Ocak + Şubat 2015


EKO DİZAYN

114

Ocak + Şubat 2015


for English

PHILIPPE STARCK Bir Sonraki Projem En İyi Çalışmamdır

115

BİR SONRAKİ PROJEM EN İYİ ÇALIŞMAMDIR. YARATIM KISMI BİTİP DE PROJE DOSYASINI KAPATTIĞIMDA ONUNLA İLGİLİ HER ŞEYİ UNUTURUM. İSTER DÜN BİTMİŞ OLSUN İSTERSE YILLAR ÖNCE… HAKKINDA KONUŞMAM GEREKİRSE DOSYAYI OKUMAM DA GEREKİR ÇÜNKÜ YAPTIKLARIMI HATIRLAMIYORUMDUR. İŞTE BU YÜZDEN BİR SONRAKİ PROJEM HER ZAMAN EN İYİ ÇALIŞMAMDIR.

G Yoo projesinin örnek dairelerinden birinde John Hitchcox -röportaj süresince genel olarak sessiz kalmayı seçen bir emlak girişimcisi- ve Philippe Starck -konuşmaktan çok zevk aldığımız hazır ve nazır bir tasarımcı- ile oturup keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EKO DİZAYN

ARTIK DAHA FAZLA SU TASARRUFU YAPMAMIZ IMKANSIZ; ÖYLE BIR NOKTAYA GELDIK KI SU KULLANIMINI DAHA FAZLA AZALTMAMIZ MÜMKÜN DEĞIL. ŞIMDI; ELIMIZDE SU KALMADIĞINDA NE YAPACAĞIMIZI DÜŞÜNMENIN ZAMANIDIR. KENDIMIZI SU OLMADAN TEMIZLEMEMIZ GEREKECEK GÜNLER YAKLAŞIYOR.

116

Çok yönlülüğün tanımı gibisiniz Bay Starck fakat siz kendinizi nasıl tanımlamayı tercih ediyorsunuz? Öncelikle; ben kendimi tanımlamamayı tercih ediyorum. Kendinizi tanımladığınızda kişiliğinizi bir kutunun içine koyuyorsunuz ve bir kutu içine girmek iyi değildir. Eğer sadece yaptıklarıma bakarak kendimi tanımlamaya mecbursam; ben hiçbir şeyim. Sadece bir kaşifim. Belki Kuzey Kutbu ya da Ocak + Şubat 2015

Amazon’da keşif yapanlardan değilim ama bende hayatın içinde keşifler yapıyorum. Gerçi burada bir seçim söz konusu değil; sadece bunu biliyorum. Yapmayı bildiğim tek şey yaratmak ve bir kaşif misali risk almayı seviyorum. Yani; ben yaratıcı bir kaşifim. Önceki röportajlarınızdan birinde “Yaratıcılık adı verilen bu hastalık için şeytana ruhumu sattım” demiştiniz.

Doğru, söyledim bunu. Seçim şansınız yok; açıkça görüldüğü gibi benim de sahip olduğum düşük seviyeli otizmle bir ilişkisi olan zihinsel bir hastalıkla birlikte doğuyorsunuz. Bunun üzerine ister reaksiyon gösterir isterseniz kabul edersiniz. Ben rahat bir adam olduğumdan hemen hemen her şeyi kabul ediyorum, özellikle de benimle alakalı ise. Çünkü kendimi önemsemiyorum. Son olarak; asla şahsi bir hayatımın, hırslarımın ya da rüyalarımın olmadığını fark ettim. Her zaman başka insanlar için hayal kurdum. Kendim için bir şey yapmam komik bile sayılır; çünkü neye ihtiyacım olduğunu seçemem bile. Birisi için bir proje yaptığımda hizmet ediyor olurum. Çalışmaların birilerinin işine yarayacağını düşünürüm. Ama evet; ruhum yaratıcılık için şeytan tarafından sahiplenilmiş durumda. Her zaman bir başka yerdeyim. Her zaman başka bir şeyle alakalı düşünüyorum. Gerçek hayatın ne olduğu ile alakalı herhangi bir fikrim olmadan öleceğim. Çünkü diğer yeteneğim hayallerimi korumak için etrafıma kristalden bir küre inşa etmek; günlük yaşamın etkilerine karşı dayanıklı bir kristal küre. Telefona nasıl cevap verilir bilmiyorum. Nasıl e-posta atılır bilmiyorum. Para ne onu bile bilmiyorum. Tek sıkıntı; bu durum otizm


seviyemi artırıyor. Bu açıdan bakılacak olursa ben bir nevi modern Faust’um. Bay Hitchcox, Bay Starck çalışması kolay biri midir? J.H: Ben yaptığımız tüm işlerde bir distribütör gibi çalışırım. “Philippe bu olur, bu olmaz” derim. Müşterilere gidip onların ne düşündüğünü sorduğumda aldığım cevap “İğrenç olmuş bu” olursa bunu Philippe’e “Çok güzel olduğunu düşündüler ama belki biraz değişiklik yapabiliriz” diye yansıtırım. Peki İstanbul’da hayata geçen üçüncü projeniz nasıl hissettiriyor? G Yoo daha iyi bir hayat standartı sunmak üzere üretildi. Fakat bizim kabilemizde hem parası olan hem de parası olacak olan insanlar var. Bence paranın bir önemi yok. Benim için karşılanabilen kalite olan karşılanabilen lüks kavramıyla ilgili söylenen hoşuma gidiyor. Çünkü bu doğru bir iş. Her şeyden çok dürüstlüğü ve saygıyı seviyorum. Biraz daha az parası olan insanlar için tasarım yapmayı seviyorum. Seviyorum çünkü bu demokratik tasarımla, yaptığım her işle örtüşen bir şey. Tasarımdan bahsetmiyorum; tasarım umurumda bile değil. İnsanlar beğenir, sever… Bu benim konum değil. Benim konum kimsenin bilmediği bir yere dikey bir köy inşa etmek. Belki de insanların gitmeyi bile düşünmedikleri bir yere… Ama yaptığım iş ünlü bir bina haline gelecek. Orası da ünlü bir yer. Biz bir keşif yaptığımız, avant-garde düşündüğümüz ve İstanbul’a taze fikirler getirdiğimiz için olacak bu. İstanbul’a yeni ve taze fikirler getirmek bugün yapılacak doğru işlerden biri çünkü şehrin kendisi bunun için var. İstanbul kaynayan, erimiş enerji dolu bir kazan gibi.

117

İstanbul’da yer alan önceki projeleriniz Mama Shelter İstanbul ve Yoo İstanbul’u da işin içine katacak olursak; İstanbul’da birden çok proje yapmış olmak nasıl bir duygu?

YAPMAYI BİLDİĞİM TEK ŞEY YARATMAK VE BİR KAŞİF MİSALİ RİSK ALMAYI SEVİYORUM. YANİ; BEN YARATICI BİR KAŞİFİM.

Çok mutluyum; çünkü projelerden biri yüksek fiyat marjına sahipti. Bu daha düşük. Mama Shelter İstanbul tam aralarında kalıyor. Mutluyum çünkü İstanbul’daki tüm kabileme ulaşabilirim artık. Üstelik E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EKO DİZAYN

118

Ocak + Şubat 2015


GERÇEK HAYATIN NE OLDUĞU İLE ALAKALI HERHANGİ BİR FİKRİM OLMADAN ÖLECEĞİM. ÇÜNKÜ DİĞER YETENEĞİM HAYALLERİMİ KORUMAK İÇİN ETRAFIMA KRİSTALDEN BİR KÜRE İNŞA ETMEK; GÜNLÜK YAŞAMIN ETKİLERİNE KARŞI DAYANIKLI BİR KRİSTAL KÜRE.

Mama Shelter İstanbul, dünyadaki en lüks Mama Shelterlar’dan biri. Basit ya da ucuz bir çalışma değil. Eğer istersem şu anda İstanbul’da yaşamaya başlayabileceğimi söyleyebilirim. Saygı duyduğumuz tek elitizm, entelektüel elitizmi. Sadece o. Para elitizmine ya da trend insanların elitizmine saygı duymuyoruz. Kendi trendimizi, kendi kabilemizi yaratıyoruz. Türk partneriniz Mar Yapı’nın bu konudaki düşünceleri nedir? Çok mutlu gözüküyorlar; çünkü çok cesurlar. İşlerini iyi yapıyorlar, benimkini de çok kolaylaştırdılar. Bir iş ortağında aradığım tek şey arkadaşlık duygusudur. Bana her daim iyi gelir. Ortaya da kaliteli bir iş çıkarmalıyım çünkü üstünde benim ismim yer alacak. Onlar da kaliteye saygı duyuyorlar.

kadar şanslı olduğumdan yapabiliyorum bunları. 16 yaşındayken Ibiza’nın yakınlarında araba ve botların bile olmadığı küçük bir adadaydım. Şansa bakın ki ekolojist olan bir Amerikalı ile tanıştım. Bana ne iş yaptığını açıkladı. Şans eseri insanlar bu konu hakkında konuşmaya başlamadan 30 yıl önce ekolojiyle tamamen tanışmıştım. Doğal olarak ve tekrar söylüyorum şans eseri, DNA’ma işledi. Artık daha fazla su tasarrufu yapmamız imkansız; öyle bir noktaya geldik ki su kullanımını daha fazla azaltmamız mümkün değil. Şimdi; elimizde su kalmadığında ne yapacağımızı düşünmenin zamanıdır. Kendimizi su olmadan temizlememiz gerekecek günler yaklaşıyor. q

119

François Mitterrand’ın başkanlık döneminde Elysée Sarayı için de bir çalışma yaptınız. Bize o günleri anlatır mısınız? O günlerde resmen sokakta yaşayan bir adam gibiydim. Hiç param yoktu. Dünyanın dört bir yanındaydım, hiçbir şeysiz. Başkan beni aradığında çok etkilendim. Benim hakkımda düşünmüşlerdi. Büyük bir şerefti bu çünkü soldan gelen, çok zeki bir adamdan söz ediyoruz. Biz de hep sol, sol ve sola ait insanlardık. Politik yanım, politik kabilem için çalışmak benim için bir onurdu. Ayrıca o günlerde yaşlı bir adam yerine beni seçmiş olmaları da akıllıca bir karar diye düşünüyorum. Fakat bunların dışında; özel bir yanı yoktu. Bir projeydi sadece. Sürdürülebilirlik ve yeşil değerler çalışmalarınızı nasıl etkiliyor? Bugünlerde sadece yasaları takip etmek bile yeterli. Her şeyi korumak üzerine yasalar var ve onları uygulamak yetiyor. Aynı zamanda bunu yapmak göreviniz. Bunun dışında; eğer bulgularla benim gibi daha fazlasını yapmak isterseniz yapabilirsiniz. Ben de zeki olduğumdan değil bu yolu takip edecek E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


EKO DİZAYN

STEVE LEUNG Önce çevreyi etüt etmemiz gerekiyor…

120

MİMARİ VE İÇ MEKAN TASARIMI BİRBİRLERİYLE YAKIN İLİŞKİ HALİNDE OLAN İKİ ENDÜSTRİ; İKİSİ DE MEKAN KULLANIMI İLE İLGİLENİYOR. MEKAN TASARIMINA BAŞLAMADAN ÖNCE ÇEVREYİ ETÜT ETMEMİZ GEREKİYOR. AYRICA MÜŞTERİNİN YA DA ORADA YAŞAMASI HEDEFLENEN GRUBUN İHTİYAÇLARINI NOT ETMEK GEREKİYOR. Ocak + Şubat 2015


for English

BENİM İÇİN; DAYANIKLI VE ESTETİK AÇIDAN UZUN ÖMÜRLÜ MATERYALLER SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ TASARIMLARIMA DAHİL ETMEMİN BİR YOLU.

Yoo ile işbirliği yapmaya nasıl başladınız? 2013 yılında, Steve Leung&Yoo’nun kreatif direktörü olarak Yoo ailesine davet edildim. Yoo ile yaptığımız ortaklık aynı düşünen zihinlerin bir araya gelmesi gibi. İnsanların hayatlarını tasarımla daha iyi bir hale getirme konusunda aynı vizyonu paylaşıyoruz. Asyalı ilk kreatif direktör olarak Asya stil ve tarzını tüm dünyaya tanıtmayı, aynı zamanda Asya’nın çeşitli bölgelerine ve Çin’e yeni fikir, konsept ve hayat tarzları götürmeyi umuyorum. Steve Leung & Yoo’nun ilk projes Hong Kong’taki Yoo Residence ile hayata geçti. Bu proje için Yoo’nun bölgedeki ilk rezidans tipi projesini geliştirmiş, marka bir projeye imza atmış olduk. Bu proje özelindeki tasarım kararlarınızdan bahseder misiniz? Yoo Residence hem benim hem de Yoo’nun belirleyici tasarım esaslarını bir araya getiriyor. Proje dahilinde Yoo’nun dramatik, eğlenceli ve şık tasarım elemanlarını özgürce benim çağdaş ve yalın tarzımla birleştirdim. Birbirinden uzak bu iki tarzın birlikteliği ortaya güçlü bir sinerji çıkardı. Binanın Hong Kong iç mekanlarına şık, stilli ve rafine bir algı getirmesini ve canlı, yeni bir yol yaratmasını görmek beni mutlu ediyor. Tasarımın kozmopolitanizm, marka ve yerel halkın istekleri arasında bir denge yakalayacağından eminim. Projenin piyasa tarafından bu denli iyi karşılanması ve stüdyo tipi daire satışı açısından metre karesine en çok fiyat biçilen çalışma olmasını görmek heyecan verici.

Dünyaca ünlü kreatif tasarım markasıyla çalışmak da öyle. Aramızdaki kimya ve sinerji gerçekten çok hoşuma gitti. Steve Leung & Yoo aracılığıyla ilerleyen günlerde ilgi çekici ve yaratıcı başka birliktelikler yaşamak için sabırsızlanıyorum.

çalışmalar yoğun olarak ilgimi çekiyor. İç mekan projelerinin ürün hayat döngüsü karakterimi, mimari ya da şehir planlamacılığı projelerininkinden daha çok zorluyor. Yaptığımız iç mekan projeleri piyasa tarafından yıllarca çok beğenildi, şu anda projelerimizin merkezinde de onlar yer alıyor.

Hem iç mimari projelerde hem mimari projelerde imzanız var. Bu ikisi arasındaki ilişkiden söz edelim isteriz.

Steve Leung’un bir sonraki büyük projesi ne olacak?

Mimari ve iç mekan tasarımı birbirleriyle yakın ilişki halinde olan iki endüstri; ikisi de mekan kullanımı ile ilgileniyor. Mekan tasarımına başlamadan önce çevreyi etüt etmemiz gerekiyor. Ayrıca müşterinin ya da orada yaşaması hedeflenen grubun ihtiyaçlarını not etmek gerekiyor. Bu sebeple hem mimari hem de iç mimari estetiğin ve fonksiyonun müthiş bir karışımı olmalı. Bu da önce mekanın fonksiyonunu anlayıp geliştirmemiz sonrasında estetik dokunuşla mükemmelleştirmemiz gerektiği anlamına geliyor. Mimari eğitimimin ardından şehir planlamacılığı alanında mastır yaptım. Mimarinin kariyerimin merkezi olmasının yanı sıra zamanla ilgimi iç mekan tasarımı projelerine kaydırdım. Yeni, zorlu

121

Son projemiz, 8 Conlay, Kuala Lumpur’un şehir merkezinde yer alacak ve kent simgesi olacak bir rezidans projesi. 2020 yılında bitmesi planlanıyor. Proje aynı zamanda Malezya’daki ilk marka projem olacak, Steve Leung&Yoo ismi altında. İki kulenin iç mekan ve ortak alan tasarımlarını yapacağız. Umarım 8 Conlay, Yoo Residence ile yakaladığımız başarıyı devam ettirir ve yeni bir yaşam tarzı konsepti tanıtmamıza yardımcı olur. Sürdürülebilirlik değerleri çalışmalarınızı nasıl etkiliyor? Doğa dostu ve sürdürülebilir tasarımın tasarımcılar için en çok tartışılan ve kafa yorulan konu olacağına inanıyorum. Benim için; dayanıklı ve estetik açıdan uzun ömürlü materyaller sürdürülebilirliği tasarımlarıma dahil etmemin bir yolu. q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

EKO DİZAYN

122

YALIN MODERNLİĞİ ZITLIKLARLA YENİDEN YORUMLAYAN KOLEKSİYON; ECLIPSE Duvar kaplaması üzerine dünyanın en iyi markalarının en yeni koleksiyonlarını her sezon müşterilerinin beğenisine sunan Homteks’in yeni koleksiyonu Eclipse’in sezon ana teması ‘zıtlıklar’... Yalın modernliği hayatın zıtlıklarıyla yeniden yorumlayıp tasarımlarına yansıtan ARTE’nin Eclipse Koleksiyonu’nun teması; “Siyah & Beyaz, Yin & Yang, Işık & Karanlık, Gündüz & Gece”. Termoform adı verilen özel bir teknikle üretilen bu mükemmel kumaş duvar kaplamaları çekiciliğinin yanı sıra akustik özelliğiyle de yaşam alanlarına değer katıyor. Ocak + Şubat 2015


123

Tanıdık Desenler Eclipse Koleksiyonu’nun üç tasarımı aslında daha önce Entrika koleksiyonunda karşımıza çıkmıştı. İlki olan Rosace, origaminin geometrik şekillerini andıran kabartma üçgenlerden oluşuyordu. İkincisini ise yine tanıdık bir desen olan Caisson oluşturuyor ki klasik bir Fransız panelli kapıyı andırıyordu. Feuillage ise çok farklı bir karakter olarak tamamen doğa üzerinde modellenerek doğal yaprak motiflerini güzel ve akıcı bir düzenlemede sergiliyordu. Yeni Desenler İlk tasarım Flex, geometrik şekillerin optik açıdan büyüleyiciliğini vurgulayan bir desen kombinasyonu. Duvarı canlandıran kabartmasının üzerindeki zarif damask motifi tılsımını klasik çiziminin ince detaylarından alıyor. Zarif hatları sayesinde sade, yalın ve modern mobilyalarla kombine edilebildiği gibi klasik iç tasarımda da büyüleyiciliğini sergiler. Üçüncü ve son tasarım ise Select. Her duvarı hayata döndürebilecek eğik fayans görünümündeki bu eğlenceli desen şimdiden çok popüler. Klasik ve modern iç mekanlar için uygun olan Select, ritmik, neşeli, güzel, eğlenceli, bir o kadar da havalı ve çok yönlü... Siyah & Beyaz Koleksiyonun adının Eclipse olması bir tesadüf değil çünkü koleksiyonda Siyah & Beyaz; astronomik bir olay olan bir gök cisminin başka bir gök cisminin geçici olarak gölgesinde olduğu zamanı ifade ediyor. Eclipse Koleksiyonu’nun tüm desenleri, tasarım dünyasında sonsuza kadar moda olacak olan birbirine zıt bu iki renkten oluşuyor. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

EKO DİZAYN

kibrID MATERIAL Görsel ve teknik özellikleri ile uluslararası alanda dikkat çekmiş ve kendini kabul ettirmiş birçok markayı temsil eden kibrID MATERIAL, tasarımcılara başta zemin, duvar ve tavan kaplama ürünleri olmak üzere, çok amaçlı dekoratif panel, banyo/mutfak armatürleri ve aksesuarları ile aydınlatma elemanları gibi birçok farklı alanda çözümler sunabiliyor.

ECOUSTIC MOOV İLE GÜRÜLTÜDEN UZAK, RENKLİ ORTAMLAR… Mükemmel teknik özellikleri ve kaliteli ürünleriyle dikkat çeken Avustralyalı Wovin, Ecoustic Moov koleksiyonu ile mekanları ayrıcalıklı hale getiriyor. Yoğun bir araştırma ve geliştirmenin ürünü olan duvar ve tavan panel karosu koleksiyonu Ecoustik Moov, akustik sorunlara estetikten ödün vermeden yenilikçi çözümler sunuyor. Koleksiyon, toplantı odası, restoran, tiyatro ve oditoryum gibi çeşitli iç mekanlarda ses yutma özelliği sağlamak amacıyla tasarlandı.

124

DUVARLARINIZ IŞILTIYLA BULUŞSUN... Çok yönlü kullanımı ve daimi renk sabitliği ile tasarımcıların ilk tercihi Apavisa, Jewellery koleksiyonunun kusursuz dizaynını iç mekanlara taşıyor. Jewellery koleksiyonu altın, gümüş ve bronz yüzey seçenekleriyle duvarlarda etkileyici bir kompozisyon oluşturuyor. Her stile hitap edebilen koleksiyonda Rendering, Otta, Pulpis, Fiberglass, Nanoregeneration, Nanofantasy, Nanoiconic ve Anarchy olmak üzere sekiz model yer alıyor. Apavisa, duvarlarda ışıltının yanı sıra hareketli, karışık desenler tercih edenler için Rendering, Anarchy ve Nanoregeneration modellerini, daha minimal formları sevenler için de Otta, Pulpis, Nanofantasy, Nanoiconic ve Fiberglass’ı sunuyor. Jewellery koleksiyonu kaplamaların kolaylıkla uygulanması, dayanıklılık ve yüksek kalite, iç mekanlarda uzun ömürlü kullanım sağlıyor.

Ocak + Şubat 2015


MERMERİN AYDINLIK DOKUSUNA YOLCULUK… İtalyan Lithos Design tarafından üretilen Luminose serisi, ışığın tasarımı yönlendirdiği üç boyutlu mermer kaplama modellerinden oluşan yeni bir ürün konfigürasyonu sunuyor…Doğal yaşamdan yola çıkılarak tasarlanan Alcor, Mizar ve Sirio modelleri, iç mekanlara doğanın izlerini taşıyor. Okyanusun derinliklerine doğru hareket eden deniz yosunlarını anımsatan Alcor, ışık saçan varyasyonlarıyla adeta su altı yaşamından kesitler sunuyor. Kesik kesik çizgileriyle özel bir zarafeti simgeleyen Mizar ise adeta kuyrukluyıldızın ışıldayan kuyruğunu anımsatıyor. Luminose serisine ait Sirio modelinde de suyun filtrelediği aydınlık renk varyasyonlarının pırıltılarında çiçek açan deniz şakayıklarını görmek mümkün... Serinin diğer modellerinden Antares, Naos, Polare, Rigel ve Vega ise doku ve renk efektleriyle mermerin aydınlık doğasını ön plana çıkarıyor. Dinamik örtüşmelerle üç boyutlu kesikler ve dalgaların birbirini takip ettiği hareketli bantlardan oluşan modeller, sofistike tasarımlarda farklı bir boyut yakalıyor.

125

SERAMİKTE ÖZGÜN YORUMLAR… Hollandalı Mosa yeni koleksiyonları zemin ve duvar kaplamalarında renk, desen ve tasarım çeşitliliği sunuyor… Mosa Murals serisine ait Blend, Lines ve Change koleksiyonları geniş ürün yelpazesi ile duvarlara farklı bir konsept getiriyor. Canlılık ve renk uyumunun tek bir seramikte birleştiği Blend, ince tonlarla parlaklığın birbirine bağlandığı renk ailelerinden oluşuyor. Geniş ürün yelpazesi, sınırsız tasarım seçenekleri ve özgün modelleriyle tasarımcıların oldukça dikkatini çeken Blend koleksiyonunda standart seramik kaplamanın dışına çıkılarak adeta bir duvar resmi oluşturuluyor.

SILVER

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

EKO DİZAYN

126

SOMFY İLE ŞİMDİ TÜM PERDELER KONFORA AÇILIYOR

Teknoloji bugün hayatın her alanına konfor katıyor. Hatta birçok konuda çözüm, uzaktan kumanda sistemleriyle şimdi parmağımızın ucuna kadar geliyor. Somfy, şimdi evlerde yüksek konfor için teknolojinin perdesini ardına kadar açıyor. Perdelerinizi tek tuşla açıp kapayabildiğiniz akıllı perde sistemleri ile hayat çok daha kolaylaşıyor. Sessiz çalışma özelliğine sahip Somfy akıllı perde sistemleri; dayanıklılığı ile de dikkat çekiyor, ayrıca çocuklar için risk oluşturan kablolar gerektirmediğinden son derece güvenli... Farklı kumanda alternatifleri ve kişiye özel senaryolar… Somfy’nin perde kumanda sistemlerinde birbirinden farklı senaryolar için programlar bulunuyor. Örneğin haftanın her günü için farklı bir programlama yapılarak istediğiniz gün ve saatlerde perdelerin otomatik olarak açılıp kapanması sağlanabiliyor. Siz evde yokken perdeleri istediğiniz saatte hareketlendiren “Evde biri var” simülasyonu da güvenliğiniz için pratik bir çözüm oluşturuyor.

Ocak + Şubat 2015


BERKER’DEN ÖZEL VE ÖZGÜN ÇÖZÜMLER

EL İŞÇİLİĞİ İLE TEKNOLOJİYİ BİRLEŞTİREN YENİ TREND: MANUFAKTUR Günümüzde ‘kişiye özel tasarım’ın trend olması ile birlikte teknoloji gücünü el işçiliği ve emekle birleştiren Berker, anahtar-priz sektöründe devrim yaratacak Manufaktur uygulamaları ile tüketicinin karşısına çıkıyor.

1919 yılında kurulan Berker, kurulduğu ilk günden beri “Mükemmeliyet” kavramından ödün vermeden müşterilerine özel çözümler üretiyor.

Hayalgücü Gerçeğe Dönüşüyor! Anahtarlarının eşsiz, bir benzerinin olmamasını isteyen, hayal gücü yüksek müşterilere hitap eden Manufaktur uygulamaları, Berker ile gerçeğe dönüşüyor. Müşterilerinin özel isteklerini karşılamadaki felsefesiyle fark yaratmayı hedefleyen Berker, Manufaktur trendi ile isteğe özel boyama, baskı yapma, yüzey işleme gibi birçok üretim tekniği ile tüketicinin isteklerine cevap veriyor. Berker Manufaktur, geniş malzeme, renk ve yüzey seçenekleri ile kendi tarzlarını yaşam alanlarına yansıtmak isteyenlerin tercihi olacak.

KNX İLE DE HABERLEŞEBİLEN ÇİFT YÖNLÜ RF TEKNOLOJİSİ

Entegre Tasarım Berker akıllı bina uygulamaları kapsamında bulunan hareket sensörleri, jaluzi ve aydınlatma kontrol cihazları gibi pek çok modül, Berker teknolojisinde aynı dile ve yönetim mantığına sahip. Daha Az Mekanizma Berker, kullanıcı dostu çözümler üzerine yaptığı AR-GE çalışmaları sonucunda, her biri ayrı sistemler olan RolloTec, Raido Bus ve BLC uygulamalarını, tek bir

^

Berker müşterilerine sundukları yüksek kalite ve hizmet temelli çözümler ile odaklanmış olduğu “Mükemmeliyet” kavramından ödün vermeden, akıllı bina sektörünün liderlerinden biri olmaya devam ediyor. Rezidans, ticari ve endüstriyel binalar için şık ve işlevsel tasarımlar üreten ve yıllardır pek çok ödül ile kalitesini, liderliğini tescil eden Berker, kalite ve tasarım standartları ve zamanı aşan ürünleri ile müşterilerinin karşısına çıkıyor.

elektronik platformda bir araya getirdi. Böylece birden fazla ve farklı fonksiyona sahip mekanizmalar, tek bir kontrol paneli üzerinden yönetilebilir hale geliyor. Daha az yer gereksinimi ve bileşeni ile Berker KNX RF, kullanıcılar için işlevselliği yüksek ama kullanımı kolay bir çözüm olarak sunuluyor. Akıllı Teknoloji: 9 Mekanizma + 16 Modül 400 Farklı Fonksiyon Üretilebiliyor. Berker KNX RF bileşenlerinin kurulumu kolay, mükemmel bir şekilde birleştirilebilir ve istendiğinde genişletilebilir olması ile göz dolduruyor. Sıva altı mekanizmaya bağlı olan yük KNX RF uygulama modülleri ile birleştirildiğinde, kablo bağlantısı gerektirmeden kablosuz sistem sinyalleri ile diğer KNX RF cihazları tarafından kontrol edilebilmektedir. Buna karşılık KNX RF uygulama modülleri yalnızca direkt olarak kontrol edilen yükleri kontrol edebilmekle kalmıyor, aynı zamanda verici olarak da konfigüre edilebilir ve böylece KNX RF sistemindeki diğer yükleri uzaktan, RF sinyallerini kullanarak kontrol edebilir. KNX RF tablet, pc, cep telefonları ile mobil uygulamaları destekliyor.

127


Advertorial

EKO DİZAYN

NPLUS BANYO İLE SADE VE MODERN BİR GÖRÜNÜM Her zevke uygun özgün tasarımlarıyla banyolara ışıltılı ve estetik bir görsellik sunan NPlus, renk alternatifleriyle de sade ve modern bir görünüm sergiliyor.

BANYONUZU GELECEĞE TAŞIYIN

128

SPIDER: Gövde ve kapaklar Mdf üzeri parlak lake. Alt modül tezgah üstü seramik lavabodan ve havluluktan oluşuyor. Üst modül de, ayna eğrisel formda tasarlanırken yanına asma dolap uygulaması yapıldı. Siyah-Kırmızı ve Siyah- Yeşil renk alternatifleri var. Spider modeli banyonuzu geleceğe taşıyacak.

SADECE SIZ VE ÇOCUĞUNUZ IÇIN… CUSTOM: Çocuğunuza ve size özel olan bu modelde gövde ve kapaklar parlak lake çalışıldı. Alt modüllerde sizin için kolon lavabo, çocuğunuz için tezgah üstü seramik lavabo kullanıldı. Üst modüllerde farklı ölçülerde 3’lü ayna ve eğrisel formda çerçeveli ayna kullanıldı. Banyonuza fonksiyonel çözüm sunacak, çocuğunuzla ortak kullanabileceğiniz döner boy dolabını çok beğeneceksiniz. Custom modelinin Beyaz-Yeşil, Beyaz- Turuncu renklerinden birini tercih edebilirsiniz.

Ocak + Şubat 2015


BANYOLAR DAHA KONFORLU VE IHTIŞAMLI DELUX: İhtişamı seviyorsanız banyonuzu Delux modeline teslim edin. Alt modül cam tezgah üstü seramik lavabodan, üst modül ise altın rengi çerçeveli aynadan oluşuyor. Boy dolabı ile tamamlanmış modelin Altın- Siyah, Altın- Beyaz renk alternatiflerinden biri sizin banyonuz için.

BANYONUZ IÇIN GÜZEL BIR FIKIR BACO: Prestije serisinden banyonuza kişilik katacak farklı bir model. Gövde ve kapaklar soft gloss. Alt modül tezgah üstü seramik lavabo ve çekmeceli modülden oluşuyor. Üst modül de ise ledli ayna, havluluk ve banyonuzda fonksiyonelliği arttıracak boy dolabı uygulaması yapıldı. Banyonuzu muhteşem havası ve renkleriyle değiştirecek olan modelin Fırtına Gri ve Yeni Gri renk seçenekleri var.

129

SIZIN BANYONUZ IÇIN WOODY: Gövde ve kapaklar high gloss melamine. Alt modülde cam tezgah üstü seramik lavabo, üst modülde ise bas-aç kapaklı dolap, açık raflı etajer ve ledli ayna kullanıldı. Beyaz- Milano, Beyaz- Modern Teak, BeyazAntrasit renk seçenekleri olan bu model hayalinizde ki banyo için tasarlandı.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


DÜNYA

Almanya Yenilenebilir kaynaklar Almanya’ya karbon salınımını azaltma konusunda yardımcı oluyor. Uzun yılların ardından Almanya’nın karbon salınımı tekrar düşüşe geçmiş durumda. Yenilenebilir kaynakların kullanımının artışı ve enerji verimliliğine yönelen odaklanma beraberinde düşük elektrik fiyatlandırmasını da getiriyor.

130 130

Alman enerji sektörü radikal değişikliklerin yaşandığı bir dönemden geçiyor. Yenilenebilir enerji kaynakları, Fukushima’daki 2011 yılında yaşanan faciadan sonra kapatılan 8 nükleer santrale eşdeğer güçte enerji üretebiliyor. O günden bu yana, yenilenebilir kaynaklar taş kömürü ve gaz gibi enerji kaynakları üzerinde artan bir baskıya sahipler. Ucuz olması sebebiyle, yenilenebilir kaynaklarla yarışabilen tek kaynak linyit. Yeri gelmişken kendisinin çevreye zarar verme konusunda çok başarılı bir kaynak olduğunu hatırlatmakta fayda var. İskoçya WWF tarafından yapılan bir çalışma İskoçya’nın elektrik sisteminin 2030 itibariyle tamamen yenilenebilir enerji kaynakları tarafından sağlanacak. Uluslararası sivil toplum kuruluşu WWF, İskoç Hükümeti’nin gelecek 15 yıl boyunca ülkelerini karbondan arındırma yolundaki programını DNV GL isimli bağımsız bir mühendislik ve enerji danışmanlığı kurumu üzerinden inceleyen bağımsız bir raporlama tekniği kullanıyor. İskoçya, karbon salınımını azaltmasını sağlayacak pek çok projeyi hayata geçirme noktasında. Yenilenebilir sistemleri başarıyla hayata geçirmesinin şartı olarak ise elektrik arzını azaltması görülüyor. Rapor, elektrik arzında azalma sağlanması ve hidro-pompa depolama sistemlerinin beğenilmesi durumda İskoçya’nın şu an yakaladığı ivmeyi koruması ve hatta geliştirmesinin mümkün olduğunu söylüyor.

Ocak + Şubat 2015

Japonya Fukushima’daki nükleer krizin ardından uzun bir uykudan uyanan Japonya, okyanus akıntılarından enerji elde etmek adına su altı uçurtmaları üretiyor.Aalternatif enerji konusunda çalışmalarını hızlandıran Japonya’nın Yeni Enerji ve Endüstriyel Teknoloji Geliştirme Organizasyonu NEDO okyanustan sağlanabilecek enerji faydasını inceleme konusunda oldukça hevesli. Bu noktada Toshiba ve partner firması IHI’yle çalışmalara başlayan NEDO, Kuroshio Akıntısı’ndan elde edilebilecek enerjiyi hesaplama amacıyla test amacıyla uçurtma sistemleri türbinler yerleştirmeye hazırlanıyor. NEDO’nun uçurtma merkezli çalışmasının aksine okyanus akıntılarından enerji elde etme düşüncesi çok yeni değil. Yine de bu alan temiz enerji üretimi alanları içinde en az incelenmiş ve geliştirilmiş olanı. Fas Berberi Kıyısı’nın yanı başında yerini almış olan meşruti krallık ile yönetilen Fas’ın yüz ölçümü Kaliforniya eyaletiyle aynı. Krallık, fosil yakıtlara olan bağımlılığını kırma ve yeşil, yenilenebilir enerjiye geçiş konusunda planlar yapıyor. Ülke, 2020 itibariyle elektrik ihtiyacının yüzde 40’ını yenilenebilir kaynaklardan elde etmeyi hedefliyor. Kraliyet tarafından konulan bu hedef, mevcut enerji tüketiminin yüzde 90’ının fosil yakıtlardan sağlandığı göz önünde bulundurulacak olursa son derece agresif bir hareket rotası izleneceğinin de habercisi. Fas, 2020 itibariyle ülkesel enerji kapasitesinin yüzde 42’sini hidro santrallerden, güneş enerjisinden ve rüzgar enerjisinden elde etmek istiyor. Krallık’ın çalışmalarına Afrika’nın en büyük rüzgar tarlasını hayata geçirerek başlamış durumda. Hindistan Dünyanın en büyük solar güç enerji santrali Hindistan’da hayata geçirilecek. Güneş enerjisi endüstrine

büyük yatırımlar yapan Hindistan, 750 megawattlık yeni çalışması ile bugüne dek gerçekleştirilmiş en büyük yenilenebilir enerji yatırımlarından birini yapmaya hazırlanıyor. Çalışma, ülkenin 25 gigawattlık mega solar enerji santrali projesinin bir parçası. Kimi açıdan bu enerji birikimi 4 milyondan fazla hanenin elektrik ihtiyacına karşılık geliyor. Güneş enerjisi üzerine hizmet veren firmaların heyecanlanmasına sebep olan yatırım büyük ilgi çekerken; SunEdison, Hindistan’ın Racastan Eyaleti’yle 5 gigawattlık bir protokol imzalamış durumda. Çalışmanın en enteresan boyutu ise ihtiyaç noktasının yakınında küçük santrallerin kurulması şeklinde olan trendin aksine Hindistan’ın dev ölçekli tek bir çalışma ile enerji ihtiyacını gidermeyi planlaması. ABD Karbon kirliliği ABD Hükümeti’nin düşündüğünden daha maliyetli çıktı. Araştırmacılar karbon kirliliğinin yaratacağı sosyal maliyetin Obama yönetiminin ön gördüğünden altı kat daha fazla olacağını söylüyor. Stanford Üniversitesi’nden iki araştırmacının sunduğu çalışma, bir ton sera gazı için 220 dolarlık harcama yapılması gerektiğini, artan sıcaklıkların ülkenin ekonomik büyümesini on yıl ve yüz yıllık süreçlerde kötü etkileyeceğini söylüyor. Obama yönetiminin aynı miktar karbon ile alakalı belirlediği harcama ölçeği ise 37 doları gösteriyor. Çalışma, bugüne dek ekonomi ve iklim arasındaki ilişkiyi inceleyen kimi başka akademik çalışmayı kendisine referans alıyor. Ülkenin ekonomik sağlığının sıcaklığın yüksek olduğu dönemlerde kötüye gittiğinin altını çizen akademisyenler sıcaklığın tarım ve sanayi randımanını kötü etkileyebileceğini, aynı zamanda politik istikrarsızlığa sebep olabileceğini hatırlatıyor.


Sürdürülebilirlikte Bir Sonraki Basamak

DANİMARKA KRALLIĞI

131

DANİMARKA ÜLKE GENELİ İÇİN 2050’Yİ, KOPENHAG ÖZELİ İÇİN İSE 2025’İ HEDEF OLARAK GÖSTERİP BU TARİHLERE KADAR DAHA YEŞİL VE DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR OLACAĞINI TAAHHÜT EDİYOR. HALİ HAZIRDA DÜNYANIN EN ÇEVRECİ ÜLKELERİNDEN BİRİ OLARAK GÖRÜLEN DANİMARKA’NIN YOL BOYUNCA HAYATA GEÇİRMEYİ PLANLADIĞI BİRÇOK PROJE VAR. 5 YIL İÇİNDE SERA GAZI SALINIMLARINI YÜZDE 40 AZALTMAYI; 10 YIL İÇİNDE ELEKTRİK İHTİYAÇLARININ YÜZDE 50’SİNİ RÜZGAR TRİBÜNLERİNDEN SAĞLAMAYI VE 15 YIL İÇİNDE ÜLKE OLARAK KÖMÜRDEN VAZGEÇMEYİ PLANLIYORLAR. DAHASI DA VAR ÜSTELIK, OKUMAYA DEVAM EDIN... E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

RASMUS HELVEG PETERSEN DANİMARKA İKLİM, ENERJİ VE İNŞAAT BAKANI

Küresel Isınmayı Ciddiye Almamak İçin Bir Tane Bile İyi Sebep Yok

132 132

SİZE KORKMADIĞIMI SÖYLEMEYE ÇALIŞMAYACAĞIM. ÖLESİYE KORKUYORUM. GEÇTİĞİMİZ YAZIN BAŞLARINDA GRÖNLAND’I ZİYARET ETTİM; ERİMENİN SESİNİ DUYMAK MÜMKÜNDÜ. ŞU AN İTİBARİYLE HER GEÇEN SAAT DÜNYADA YAŞAYAN HERKES İÇİN 3 LİTRE SUYA DENK ORANDA BUZ ERİYOR. Bugün Danimarka’nın toplam enerjisinin yüzde 20’si yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor. Bunun rüzgar enerjisine dayandığını düşünüyoruz. Bize ülkenizin rüzgar panellerini kullanmaya nasıl başladığını anlatabilir misiniz? Son derece mütevazi bir başlangıç yaptık. Eskiden tamamen petrole bağımlıydık ve bunu karşılayamıyorduk. 1973 Enerji Krizi ile birlikte ekonomimiz çaresiz bir hal aldı. Enerji açısından bağımsız olmaya da o zaman karar verdik. O günden bu yana yapmaya devam ettiğimiz kimi şeyler yapmaya başladık. Bunun bir örneği enerji verimliliği sağlayan bölgesel ısıtma sistemi… Yenilenebilir kaynaklar kullanmaya başladık ama yolun başında bunun oranı son derece azdı. Çok küçük rüzgar tribünleri ile başladık fakat hiç durmadık. O kadar uzun zamandır bunu sürdürüyoruz ki bugün elektrik ihtiyacımızın yüzde 40 rüzgar tribünlerinden gelen enerji ile karşılanıyor. Ocak + Şubat 2015


Başka hangi yenilenebilir kaynakları kullanıyorsunuz? Bioyakıt kullanıyoruz; ekin saplarını enerji üretimi için kullanmaya başladık. Hasat sonrası ihtiyacınız olan bitkileri topladıktan sonra elinizde kalan ekin saplarını enerji sağlamak için yakabiliyorsunuz. Üstelik bu kesinlikle yenilenebilir bir kaynak. Ayrıca bölgesel ısıtmada kullanmak üzere yeraltı sıcak su kaynakları bulmak için kazılar yapıyoruz. Üstelik atığımızın hepsini enerji sağlamak için kullanıyoruz. Danimarka’nın 2050 planı enerjisinin tamamını yenilenebilir kaynaklar aracılığı ile temin etmek. Bunu nasıl gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz? Bilinen ve bilinmeyen teknolojilerin karışımı ile. 2050’yi planlıyorsak da kendimize ara dönem hedefleri de koymamız gerekiyor. 2020 itibariyle sera gazı salınımımızı yüzde 40 oranında azaltmak istiyoruz. 2025 itibariyle elektrik ihtiyacımızın yüzde 50’si rüzgar tribünleri tarafından temin ediliyor olacak. 2030 itibariyle Danimarka’da artık kömür kullanılmıyor olacak. Bu süreci hızlandırmaya çalışıyorum. Belki 2025 itibariyle bu da tamamlanmış olacak. Bunu komşumuz İsveç ve Norveç’in sahip olduğu ve kömür yerine kullanabileceğimiz geniş çam ağacı rezervinden sağlanan orman ürünlerini kullanarak başaracağız. 2035 itibariyle elektrik ve ısı tedariğimiz için artık gaz ve kömür kullanmıyor olacağız. Geriye zor kısım kalıyor: Ulaşım. 2035’den sonra çözmemiz gereken son problem bu olacak. Çözüm ise kesinlikle bioyakıt. Muhtemelen kimi araçlarda biogaz kullanacağız. Şu an ekin saplarını biodizele dönüştürmek için kullandığımız kimi enteresan teknolojilerimiz var. Fakat bunu pratik kılmaktan yine de üç jenerasyon uzağız. Ayrıca sorunu çözmek için elektrikli araçlar kullanıyor olacağız. Yeni yapılan ya da renovasyon çalışmalarına tabi tutulan binaların kalite ve verimliliğini kontrol etmeniz konusunda size yardımcı olan ulusal bir bina yapım yönetmeliğiniz var mı? Bugün inşa ettiğiniz bir binanın 20 yıl önce inşa edilen bir binadan yüzde 80 daha az

enerji harcaması gerekiyor. Binalarımıza çok yüksek standartlar getirmeye çalışıyoruz. Bu renovasyona tabi tutulan binalar için de geçerli. Böylece verimlilik oranı yükselmeye devam ediyor. Çok bina inşa eden bir ülke değiliz, hele sizinki kadar asla… Ortalama bir yılda var olan bina oranımızın yüzde 1’i kadar yeni bina inşa ediyoruz. Her ne kadar bugün inşa ettiğimiz binalar çok iyi olsa da sadece bu problemlerin önüne geçecek bir şey değil. Eski binaları güçlendirme konusunda uyguladığımız geniş bir stratejimiz var. Sadece güçlendirme çalışmaları ile 2015 itibariyle binalardaki enerji harcamasını düşürmeyi planlıyoruz. Danimarka Hükümeti’nin bir bakanı olarak fikirlerinizin halkınız tarafından kabul ve takdir edilmesi gerekiyor. Planlarınızı gerçekleştirmek adına halkınızın desteğine sahip olmanız şart. Bunu nasıl sağlıyorsunuz? Danimarka halkında bir konsensüs olduğuna inanıyorum; enerjiyi boşa harcamak istemediğimiz gibi sahip olduğumuzu makul bir biçimde kullanmak istiyoruz. Bunun kökeni 1973 Enerji Krizi’ne kadar uzanıyor. Çocukluk yıllarımda eğitim sisteminin yanı sıra televizyon ve gazeteler aracılığı ile nasıl enerji tasarrufu yapabileceğimin anlatıldığını hatırlıyorum. Bunun ötesinde; ekonomik karşıtlarını yakalamadan sürdürülebilirlik politikalarını yürütmek pek de mümkün değil. Danimarka bu dengeyi nasıl koruyor? Aslına bakarsanız sera gazı salınımımızı yüzde 40 azalırken ekonomimizi de yüzde 40 büyütmeyi başardık. Yeşil teknoloji ihracımız üç katına çıktı. Şu an tüm ihracatımızın yüzde 11’ini enerji teknolojisi ürünleri oluşturuyor. Sıralamada son ama önemde kesinlikle ilk sırada olması gereken bir soruyla bitirelim. Bir kuzeyli olarak Türkiye’deki güneyli arkadaşlarınıza küresel ısınma konusunda söylemek istediğiniz bir şey var mı? Küresel ısınma kesinlikle bir şaka değil. Ön görülemeyen hava modelleri ile her yerdeki herkesi etkileyecek. Biz iklim değişikliğini

©

Ulrik Jantzen

2035 İTİBARİYLE ELEKTRİK VE ISI TEDARİĞİMİZ İÇİN ARTIK GAZ VE KÖMÜR KULLANMIYOR OLACAĞIZ.

133 133

gerçekten hissedebilen ilk kuşağız. Eğer şimdi bir şey yapmazsak sonrasında kontrolden çıkacak. Bu konuyu ele almak için pek çok iyi sebebimiz varken ele almamamız için bir tane bile iyi sebep yok. Size korkmadığımı söylemeye çalışmayacağım. Ölesiye korkuyorum. Geçtiğimiz yazın başlarında Grönland’ı ziyaret ettim; erimenin sesini duymak mümkündü. Şu an itibariyle her geçen saat dünyada yaşayan herkes için 3 litre suya denk oranda buz eriyor. Benim kendi şehrim Kopenhag, tıpkı İstanbul gibi, deniz seviyesinde olan bir şehir. Yüzyılın devri ile deniz seviyesi 80 santim yükselecek diyelim. Bu olduğunda, her yağmur sonrası sel felaketi ile karşı karşıya kalacağız. Üstelik bu sadece başlangıcın başlangıcı. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

JESPER KAMP Danimarka Krallığı İstanbul Başkonsolosu

Danimarka’nın enerji politikalarının büyük bir kısmının hareket noktası küresel ısınmadır.

134 134

“TASARRUF EDİLEN HER ŞEYİN BİR KAZANIM OLDUĞUNA İNANIYORUZ. BU YÜZDEN ODAKLANDIĞIMIZ KONULARDAN BİRİ DE BİNALARDA ENERJİ VERİMLİLİĞİ” DİYE AÇIKLIYOR SAYIN JESPER KAMP, DANİMARKA KRALLIĞI İSTANBUL BAŞKONSOLOSU. “DANİMARKA HÜKÜMETİ’NİN 2050 İTİBARİYLE ÜLKENİN FOSİL YAKIT TÜKETİMİNİ TAMAMEN BIRAKIP YEŞİL ENERJİYE GEÇME HEDEFİ DE BUNDAN DOLAYIDIR” DİYE DE EKLİYOR.2014 YILINDA DANİMARKA’NIN HARCADIĞI ELEKTRİĞİN YÜZDE 40’I RÜZGAR ENERJİSİNDEN ELDE EDİLMİŞ. RÖPORTAJIMIZ SIRASINDA BAŞKONSOLOS AYNI ZAMANDA TÜRKİYE’NİN COĞRAFİ KONUMUNUN PEK ÇOK YENİLENEBİLİR KAYNAĞI VERİMLİ KILMASINA OLANAK SAĞLADIĞINDAN BAHSEDİYOR. ÖRNEĞİN TÜRKİYE HEM GÜNEŞ HEM DE RÜZGAR ENERJİSİ İÇİN AYRICALIKLI BİR KONUMA SAHİP. Ocak + Şubat 2015


Yakın zamanda Danimarka ve Türkiye arasında, bir suçlunun rehine takası karşılığı serbest bırakılması sonucunda bir kriz yaşandı. Yaşanan bu olayların ışığında konuşacak olursak; sizce bu anlaşmazlık Türkiye ve Danimarka arasındaki diplomatik ilişkiler üzerinde kalıcı bir iz bırakır mı? Hayır. Hükümetimiz olaylara konu bazlı, Danimarka ve Türkiye arasındaki genel itibariyle iyi olan ilişkiyi etkilemeyecek münferit bir konu olarak bakmayı tercih etti. Bir yandan sorunu birlikte çözmeye çalışırken diğer yandan durdurmayacağımız başka ortak çalışmalarımız var. Günümüzde diplomatik ilişkilerin ve uluslararası politikanın sadece tek bir olayın, söz konusu olaydan bağımsız kurulan başarılı ortaklığı ve diğer alanlarda kurulan diyaloğu gölgelemesine izin vermeyecek kadar ilerlediğini düşünüyorum. Küresel ısınmanın Danimarka’nın yeşil ve sürdürülebilir bir geleceğe ulaşma hedefi üstünde ne gibi etkileri var? Danimarka’nın enerji politikalarının büyük bir kısmının hareket noktası küresel ısınmadır. Küresel ısınmanın, dünyayı miras olarak alacak gelecek kuşaklar ve çocuklarımız için en büyük tehlike olduğuna inanıyoruz. Bu gerçek ve ciddi bir problem! Danimarka bu konuda bir öncü ve umalım ki bir rol model olarak, enerji şebekesine büyük miktarda yenilenebilir enerji dâhil edilebileceğini, bunun yönetilebilir olduğunu ve enerji depolaması için şebekede akıllı bir alt yapı kullanılabileceğini gösterebileceğine inanıyor. Temiz su kaynağının sınırlı bir kaynak olması gibi temiz hava da sınırlı bir kaynaktır. Fakat bunların hiçbiri tek bir ülkenin sorumluğunda

EĞER TEMİZ SU KAYNAKLARI DÜNYANIN HERHANGİ BİR NOKTASINDA KİRLENMEKTEYSE BU DURUM ELBET YAYILACAK VE KOMŞU ÜLKELERİ DE TIPKI SUDA YAYILAN HALKALAR GİBİ ETKİLEYECEKTİR. BÖYLE BİR DURUMDA, TÜM DÜNYA ÜLKELERİ OLARAK HEPİMİZ BUNDAN ETKİLENECEĞİZ. 135 135 değil. Bunlar ancak beraber çözülebilecek küresel sorumluluklardır. Eğer temiz su kaynakları dünyanın herhangi bir noktasında kirlenmekteyse elbet yayılacak ve bu durum komşu ülkeleri de tıpkı suda yayılan halkalar gibi etkileyecektir. Böyle bir durumda, tüm dünya ülkeleri olarak hepimiz bundan etkileneceğiz. İklim hepimize ait bir değer, sadece bir ülkeye ya da kişiye değil. Küçük bir ülke olarak biz bu alanlarda bir örnek teşkil etmeye çalışıyoruz. Örneğin Kopenhag Belediyesi 2025 itibariyle dünyada karbon salınımını sıfırlayan ilk başkent olmayı hedefliyor. Danimarka Hükümeti’nin 2050 vizyonu ve stratejisi fosil yakıtlardan arınmak üzerine kurulu. Bunların hepsi çok güzel hedefler ve onlara ulaşma konusunda başarıyla ilerliyoruz fakat başka ülkelerin de bu konuda bize katılmasına ihtiyacımız var. Danimarka yeşil politikalar ve sürdürülebilirlik konusunda dünya lideri ülkelerden biri. Bahsettiğiniz gibi gerçekleştirmeyi planladığınız büyük projeler var. Fakat tüm bu çalışmaların başlangıç noktasını da konuşmamız gerektiğini düşünüyoruz. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

JESPER KAMP Danimarka Krallığı İstanbul Başkonsolosu

Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Estonya, yakında Hollanda’nın da dahil olacağı büyük bir enerji şebekesine dahil. Şebeke, enerji dalgalanması sorunu ile yeşil enerji üretimini ve harcamasını yönetmekte. Örneğin, o gün için Danimarka’daki rüzgar tribünlerinden elde edilen enerji, Norveç’in hidroelektrik santrallerinde elde edilen enerjiden daha maliyetli ve daha azsa, Danimarka enerjisini Norveç’ten alıyor. Ülkelerin birbirlerinden yapacağı alım satım oranları ve fiyatlandırma, üretim ve talebe dayanan sanal bir enerji borsası (www.energinet.dk) tarafından belirleniyor. Talepten fazla enerji üretimi olduğu durumlarda, fiyatlar negatif duruma bile geçebiliyor. Böyle durumlarda fiyatlar tekrar yükselene kadar enerji üretimi geçici olarak durdurulabiliyor. 136

Her şey, 1973-1975 yılları arasında yaşanan ve petrol fiyatlarının yüzde 300 artmasına sebep olan Enerji Krizi ile başladı. Petrol fiyatlarının yüksekliği, insanların alım gücünü aşmakta ve arabalarını kullanmalarına ya da evlerini ısıtmalarına olanak vermiyordu. O günlerde Danimarka enerji tüketimi konusunda büyük oranda fosil yakıt kaynaklarına bağımlıydı ve neredeyse hiç rüzgar enerjisi üretimi yoktu. Enerji güvenliği aynı zamanda ulusal güvenlik demektir. Danimarka alternatif olarak yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaya karar verdi ve hükümetimiz rüzgar enerjisinin potansiyelinin yüksek olduğuna karar verdi. Rüzgar enerjisinin geliştirilmesine ve ticarileştirilmesine odaklanarak kısa sürede önemli bir enerji kaynağına dönüşmesi sağlandı. Rüzgar enerjisi sektörünü geliştirecek ve özel sektörle işbirliği yapan hükümet politikaları desteklendi. Petrol krizi sırasında enerji verimliliği ve enerjinin akıllıca kullanımı da ne kadar önemli olduğu gündeme geldi. Kısacası bugünkü duruma Ocak + Şubat 2015

bir gecede gelinmedi; 40 yıllık bir süreçte bugünkü seviyeye erişildi. Ülkeniz ile yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji verimliliği arasındaki ilişkinin altını çizecek olursak…

olacak. 2014 yılında mevcut kapasitenin Danimarka’nın tüm elektrik harcamasından fazlasını karşılamasına yetecek kadar rüzgarlı günler yaşadık. Yine de yıllık ortalama yüzde 40 oranında.

Danimarka dünyanın bir numaralı rüzgar tribünü üreticisi ve bu alanda gelişmiş bir değer zincirine ve alt yapıya sahip. Bununla birlikte sektör içinde yeni teknolojilere doğal bir eğilim oluşmakta. Rüzgar sektöründe faaliyet gösteren ve küresel hedefleri olan çok uluslu firmaların çoğu bu inovasyon kapasitesine ulaşabilmek için inovasyon ve teknoloji merkezlerini bu yapılanma içinde inşa ediyor.

Danimarka aynı zamanda atık yönetimine odaklanmış durumda; katı atıkların yakılması veya gazlaştırılması ya da her iki yöntemin kombinasyonu ile biokütle olarak adlandırılan enerji üretiliyor. Bu teknoloji Danimarka’nın yine lider olduğu bölgesel ısıtma alanında kullanılıyor. Bölgesel ısıtma elektrikle de mümkün olsa da ısı dağıtımı ile daha etkin çalışıyor. Atık, evsel ya da tarımsal, yenilenebilir bir kaynak olarak enerjiye dönüştürülebiliyor.

Danimarka’da yer alan binalar ise dünyada enerji verimliliği en yüksek binalar arasında yer alıyor. Dünyada yeni ve eski binalarda en az enerji harcayan ülkelerden biriyiz. Toplam enerjimizin yüzde 30’u hali hazırda yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor ve bu oran yakında, 2025 itibariyle yüzde 50

Danimarka olarak, bir enerji modeli geliştirmeye odaklanarak, gayrisafi milli hasılamızı iki katına çıkarırken toplam enerji harcamamızı azaltmayı başardık. Bu konudaki genel varsayım GSMH iki katına çıktığında enerji harcamasının da iki katına çıkacağı yönünde olsa da Danimarka bunu


137

enerji harcamasında hiçbir artış olmadan yapmayı başardı. Sizin de daha önce bahsettiğiniz gibi Kopenhag Belediyesi’nin karbon salınımını sıfırlama gibi bir planı var. Hazırlanan programın önemli bir parçası yeşil hareketlilik ile alakalı. Bu konuda bize biraz detay verebilir misiniz? Kopenhag bisiklet yollarını, bisikletlere özel otoyollar yaparak genişletiyor. Şehrin ulaşımında tercih edilen öncelikli araç bisiklet. Enerji tüketimini ve hava kirliliğini minimuma indirmek adına şehrin alt yapısı geliştirirken hükümet bisiklet otobanları geliştirmeye karar verdi. Sonuç olarak, arabaların aksine, bisikletler trafik ışıklarında durmak zorunda değiller. Şehirde, aynı zamanda araçların gidemediği yerlere bisikletle ulaşım sağlanabilsin diye su üstüne yollar yapılıyor. Bir başka örnek ise Akıllı Şebeke enerji ağı. Danimarka olarak Akıllı Şebeke’ye büyük bir yatırım yapıyoruz. 2015 yılının sonunda

Kopenhag Belediyesi sadece elektrikli araçlara sahip olacak. Fakat onları akıllı bir şekilde şarj etmek için rüzgar tribünlerine ihtiyacımız var. Geceleri, insanlar uykuya geçip enerji tüketimleri azaldığında rüzgar tribünlerinden elde edilen enerji fazlası ile ne yapacaksınız? Akıllı Şebeke tüm elektrikli araçların şarj olması için insanların uyumasını bekleyecek. Böylelikle başka bir şey için elektriğe ihtiyaç duymadığınız zaman şarj olmaya başlayacaklar. Şebekedeki gücü bu şekilde dengelemiş olacaksınız. Üstelik şebeke akıllı olduğu için ayrıca bir enerji deposu inşa etmenize de gerek kalmayacak. Bu yılın sonunda Kopenhag Belediyesi’ne bağlı olan tüm araçlar elektrikle çalışıyor olacak. Ayrıca, tıpkı İstanbul’da olduğu gibi Kopenhag’da da araç park etmek oldukça pahalı. Fakat şehirde insanları elektrikli araç kullanmaya teşvik edecek çalışmalar yapıyor. Eğer bir elektrikli araç kullanıcısıysanız en iyi park alanlarını ücretsiz olarak kullanabilmektesiniz. Aynı zamanda bu park alanlarında ücretsiz olarak aracınızı şarj edebiliyorsunuz.

Danimarka’da yeni binalar inşa edilirken yanı sıra hali hazırda var olan binalar da yenileniyor. Bunları yaparken izlediğiniz bir imar yasası ya da ulusal sistem var mı? Evet, çok katı imar kurallarımız var. Yeni yapılan binalar için imar yasası son derece net; kimi hedeflere ulaşmanız gerekiyor, aksi takdirde proje onaylanmaz. Eski binalarda uygulanan kısıtlamalar ise ne kadar yenileme yapacağınıza ve binanın neresini yenileyeceğinize bağlı olarak değişiyor. Örneğin yeni pencere ya da ısıtma sistemleri kullanacaksanız yeni binalar için geçerli olan kurallara uymanız gerekiyor. Tüm imar kuralları ve yasalar, bina denetleme ve sertifikalandırma birimleri tarafından uygulanıyor.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

GREEN LIGHTHOUSE Danimarka’nın karbon nötr olan ilk kamu binası

138 138

GREEN LIGHTHOUSE, KOPENHAG’DAKİ EN TANINMIŞ BİNALARDAN BİRİ. YENİ TEKNOLOJİNİN İLGİ ÇEKİCİ MİMARİ ÖGELERLE BİR ARAYA GELEREK YAKALADIĞI BAŞARI, ENERJI KONUSUNDA DA HASSAS DÜŞÜNÜŞ BİÇİMİYLE SORUMLULUK SAHİBİ MODERN PROJELERİN NE DENLİ ÖNEMLİ OLDUĞUNU BİZE BİR KEZ DAHA HATIRLATIYOR. Ocak + Şubat 2015


Green Lighthouse ısıtma ve enerji konusunda aşağıdaki kaynakları kullanıyor: Çatıda konumlanmış olan güneş panelleri aracılığıyla elde edilen ve ısı pompası aracılığıyla saklanan güneş enerjisi (yüzde 35 ) Isı pompasının kullanımına bağlı olarak yüzde 30 artış gösteren, tamamen çevre dostu bölgesel ısıtma (yüzde 65 ) Çatıda yer alan ve 76 m2’lik bir alan kaplayan solar hücreler binanın aydınlatması, havalandırması ve ısı pompaları için gerekli olan enerjiyi sağlıyor.

Green Lighthouse’u özel kılan hibrid vantilasyon sistemi, çatıya yerleştirilen solar hücreler, ısı pompaları ya da LED aydınlatma değil. Sağlıklı, ekolojik, çevre ve kullanıcı dostu bir mekan yaratıp geleceğin tasarım yolları arasına bu değerlere sahip binaların yerleşmesini garantiye alıyor oluşu. University of Copenhagen, The Danish University and Propert Agency, Kopenhag Belediyesi, VELFAC ve VELUX Group’un işbirliği ile gerçekleştirilen Green Lighthouse projesi, Danimarka’nın karbon nötr olan ilk kamu binası. İdeal bir biçimde birbirlerini destekleyecek unsurlar - enerji verimliliği, mimari kalite, sağlık iç hava iklimlendirmesi ve gün ışığının optimum kullanımının sağlanması - projeyi başarılı bir örnek haline getiriyor.

çalıştırmak yerine bölgesel ısıtma tercih ediliyor. COWI tarafından geliştirilen bu çözüm uzun vadede binanın karbon salınımını azaltıyor. Bu enerji konseptinin deneysel bir anlam taşımasının sebeplerinden biri de Danimarka’da ilk kez uygulanıyor olması. Uzun vadede bu çözüm ofis ve sanayi binalarının inşasında Avrupa’nın çoğunda kullanılabilecek.

Green Lighthouse, University of Copenhagen’ın Avrupa’nın en yeşil kampüslerinden biri olmak adına attığı adımlardan biri olarak oldukça ilgi görüyor. Buna ek olarak, binanın LEED sertifikasyonu almak için tabi tutulduğu süreç Danimarka’ya özgü bir sürdürülebilirlik sertifikası oluşturma sürecinin başlangıcını da tetikledi.q 139 139

Green Lighthouse enerji konseptinin amacı binayı karbon nötr hale getirmekti. Bölgesel ısıtma, solar paneller, solar ısıtma ve soğutma ve mevsimlik depolamanın kombinasyonu ile yeni bir enerji modeli, deneysel bir çalışma sonucunda, ortaya çıkarılmış oldu. Yaz döneminde güneş enerjisini binayı soğutmak, kış döneminde ise ısı pompasının verimli çalışma prensibini güçlendirmek gibi yenilenebilir enerji kaynakları kullanımıyla sağlanıyor. Güneş enerji aynı zamanda zemin ısıtması için de kullanılırken, kullanım için fazla gelen enerjinin depolanması da mümkün. Hem güneş enerjisini hem de jeotermal enerjiyi kullanan ısı pompası ise binayı hem ısıtmak hem de soğutmak için kullanılabiliyor. Binanın depoladığı güneş enerjisi bittiği ya da bu enerjinin yeterli olarak sağlanamadığı günlerde ise ısı pompasını elektrik ile Görseller için VELUX’e teşekkür ederiz. Fotoğraflar: Adam Mørk

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

ÜLKE / DANİMARKA & MARKALARI

DANFOSS İLE ENERJI VERIMLILIĞI

140 140

DANFOSS, 81 YILDIR ÇOK ÇEŞİTLİ UYGULAMALAR İÇEREN “İKLİMLENDİRME VE ENERJİ” ÇÖZÜMLERİ İLE ENERJİNİN, HEM BİNALARDA HEM DE ENDÜSTRİDE DAHA VERİMLİ KULLANILMASINI SAĞLAMAKTA VE MODERN YAŞAMI MÜMKÜN KILMAKTADIR.

Ocak + Şubat 2015


Gaz sensörlü termostatik modellerin diğer termostatik vanalardan farkı, istenen ortam sıcaklığını daha kısa sürede sağlaması ve daha uzun ömürlü olmalarıdır. Sıvı sensörlü hissedicilerimizde (ki bu da muadilleri arasında en iyi süredir) odadaki 10 oC’lik sıcaklık değişimine tepki süresi 20 dakika iken gaz sensörlülerde bu süre 13 dakikadır. Bu sürenin kısalması %7- 8 lere varan ekstra tasarruf sağlamaktadır. Endüstriyel ve ticari tip soğutma yatırımlarında verimlilik

Günümüzde Danfoss ürünleri, dünya genelinde binlerce endüstriyel uygulama, bina ve projenin merkezinde kullanılırken, enerji verimliliği, performans, çevre ve konfor anlamında hayati farklar yaratmaktadır. Danfoss teknolojisi; konut ve işyerlerinin soğutulmasını ve ısıtılmasını, gıdaların korunmasını ve taşınmasını, elektrik motorlarının hız kontrolünü, endüstriyel süreçlerin otomasyonunu ve yenilebilir enerji üretiminin desteklenmesini sağlamaktadır. Modern binalarda enerji ekonomisi ve yaşam konforu Hem konforlu ısınmak hem de enerji tasarrufu yapmak özellikle son kullanıcıları ilgilendiren bir konudur. Özellikle doğalgazın pahalı olduğu ülkemizde birçok son kullanıcı için enerji tasarrufu yapmanın tek yolu; konfordan feragat ederek, ısıtma cihazını (kombi veya kazan) düşük sıcaklıkta çalıştırmak veya tamamen kapatmaktır. Oysa Danfoss Termostatik Radyatör Vanaları ile hem konforlu bir şekilde ısınmak hem de yüzde 30’a varan oranlarda enerji tasarrufu yapmak mümkün. Termostatik radyatör vanasının mucidi olan Danfoss, yılda 10 milyon adetten fazla üretimiyle dünyanın en büyük termostatik radyatör vanası üreticisidir. İcat ve yenilikleri aralıksız devam eden Danfoss, gaz sensörlü termostatik radyatör vanası ile kullanıcılara daha fazla tasarruf etme imkânı sunmaktadır.

Endüstriyel ve ticari tip soğutma yatırımlarında, verimliliği belirleyen en önemli unsurlardan birisi; enerji maliyetlerinin mümkün olduğunca düşük tutulmasıdır. Endüstriyel soğutma sistemleri her ne kadar mekanik olarak kontrol edilse de, mükemmel kontrol ancak elektronik olarak yani Danfoss Adap-Kool ile sağlanabilmektedir. AdapKool, uyumlu ve birbirini tamamlayan ünitelerden oluşan, her türlü soğutma çevriminde başarıyla uygulanabilen ve bütün protokollerle haberleşen en gelişmiş kontrol sistemidir. Adap-Kool, özellikle işletme maliyetlerini düşürmesi ve servis ihtiyacını en alt seviyede tutması ile ön plana çıkarken; sistemin tüm elemanlarının birbirleriyle uyumlu çalışması ve ürün kalitesinin en üst düzeyde tutulması sebebiyle tercih sebebidir. Sanayi tesisleri enerji tasarrufu ile rekabette bir adım önde Danfoss Drives Türkiye, Efes Pilsen Ankara fabrikasında VLT® OneGearDrive® ile yüzde 63 oranında enerji tasarrufu gerçekleştirdi. VLT® OneGearDrive® kullanımının sağladığı avantajlar şöyle: •Büyük enerji tasarrufu sayesinde işletmelere, yapılan yatırımın geri dönüşünü çok kısa sürede gerçekleştirmektedir. •Bakım onarım maliyetlerini büyük oranda azaltmaktadır. Dişli kutusunun yağının her 35000 saatte (7 yıl) bir değiştirmesi yeterlidir. •Servis ömrü uzun olduğu için bakım onarımdan kaynaklı duraksamalarda oluşan üretim kayıplarını da azaltmaktadır. •İşletmeleri gelecek teknolojisine şimdiden hazırlamaktadır.

Yatımcılarına 10 ay gibi kısa bir sürede yapılan ilk yatırım maliyetlerini geri döndürmektedir. Şişeleme hattı üzerine montajı yapılan Danfoss VLT® OneGearDrive® ürünü var olan eski motor dişli kutusu düzeneğine göre yüzde 70 ekstra enerji tasarrufu sağlamıştır. Cari açık “bölgesel ısıtma” ile düşer Bölgesel Isıtma ve Soğutma olarak da bilinen sistem; konut, işyerleri ve endüstri binalarının ısıtılmasında son derece verimli, düşük maliyetli, az bakım gerektiren bir sistemdir. Bölgesel ısıtmanın en büyük özelliği; yakıt sıkıntısı, artan yakıt maliyetleri ve enerji talebimizin çevre üzerinde gittikçe artan etkisi gibi küresel kaygıları gidermeye yardımcı olacak etkili bir çözüm sunuyor olmasıdır. 1991 yılında faaliyete geçen Danfoss Bölgesel Isıtma yaklaşık 23 yıldır bölgesel ısıtma mühendisliğinin sınırlarını tanımlamıştır. Danfoss Bölgesel Isıtma; konut, kamu binası ve işyeri uygulamalarında bölgesel ssıtma istasyonları, ısı eşanjörleri, otomatik kontrol ve otomasyonları alanında dünyanın en büyük üreticisidir.q

Isıtma kablosu teknolojisi ile enerji tasarrufu, güvenlik ve konfor Isıtma Kabloları elektrik enerjisini, ısı enerjisine dönüştüren özel üretilmiş kablolardır. Bu kablolar, başlıca üç amaçla kullanılır;

• İç Mekan Uygulamaları ‘Elektrikli Döşemeden Isıtma Sistemleri’ • Dış Mekan Güvenlik Uygulamaları ‘Kar-Buz Birikimini Engelleme Sistemleri’ • Endüstriyel Boru hatlarında ‘Boru Isıtması Sistemleri’ Bu alanda tüm dünyada pazar lideri olan Danfoss, DEVI markası ile ısıtma kabloları üretmektedir. DEVI ısıtma kabloları, kullanıldıkları projelerde; enerji tasarrufu, konfor ve güvenlik sağlamaktadır.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

141


Advertorial

ÜLKE / DANİMARKA & MARKALARI

VELUX® ÇATI KATLARINA DEĞER KATIYOR

142 142

VELUX® ÇATI PENCERELERİ, ÇATIDAN GÜN IŞIĞI VE DOĞAL HAVALANDIRMA KONULARINDA UZMANLAŞMIŞ, BU UZMANLIĞINI ÜRÜNLERİNE YANSITARAK KULLANICILARI İÇİN DAHA AYDINLIK VE HAVADAR MEKANLAR YARATAN ÇÖZÜMLER ÜRETMEKTEDİR. Ocak + Şubat 2015


Bugün 40’dan fazla ülkede satış şirketi, 10 ülkede fabrikası, 9 binin üzerinde çalışanı bulunan VELUX®, kalitesi, zarif tasarımı, kullanım kolaylığı, uzun ve sorunsuz kullanım ömrü sayesinde dünyanın en çok tercih edilen çatı penceresi üreticisi konumundadır. VELUX® 15 yıldır Türkiye’de kendi şirketiyle temsil edilen tek çatı penceresi üreticisidir. VELUX® çatı katının bir mekan olarak tanımlandığı tüm projelerde, her türlü çatı eğimi ve çatı kaplama malzemesiyle sorunsuz olarak kullanılabilir. Yeni konut projelerinde dubleks dairelerin artışı ile birlikte VELUX® çözümlerine olan ilgi de artmıştır. Mimarlar; sadece yeni konutlarda değil, yenileme projelerinde de VELUX® çözümleriyle farklı ve kullanışlı mekanlar yaratabilmektedir. Elips Tasarım Mimarlık tarafından hayata geçirilen Almondhill Acıbadem çatı katı yenileme projesinin mimarı Feza Ökten Koca da VELUX® çözümlerini tercih etti ve tasarımını şöyle anlattı:

“Mimari proje aslında sistem çözümü

demektir; mekanların kendi içindeki ve aralarındaki işleyişin en doğru şekilde çözülmesi için yapılan çalışmadır. Evet, estetik değerleri baz alarak tasarım yapıyoruz ama en büyük işimiz kullanım ihtiyacını çözecek doğru sistemi yaratmaktır. Hem mühendis gibi matematiksel düşünüp, hem de sanatçı gibi estetik gözle mekanın bitmiş resmini görebilmek gerekir.

Acıbadem Almondhill’de bulunan çatı katı tasarımına başlarken önce kullanıcıyı iyice tanımaya ve yaşayış tarzına göre mekanı hangi amaçla kullanabileceğini anlamaya çalıştık. Üniversite öğrencisi olduğu için mekanı mümkün olduğunca loft tarzında tasarlamaya yöneldik. Böylelikle mekan alan ve hacim olarak daha ferah ve kullanışlı olacaktı. Aslında bu mekan 85 m2’lik küçük ve karanlık bir çatı katıydı. Öncelikle çatının alçaldığı noktaya doğru yapılmış olan duvarları kırdık ve binanın dış sınırına kadar olan alanı kullanmış olduk, böylelikle alan biraz daha büyümüş oldu. Şimdi sıra mekana gün ışığı sağlama işine gelmişti. VELUX® Çatı Pencereleri’ni mümkün olduğunca çok kullanarak mekanı hem aydınlık, hem de ferah yapmayı hedefledik. Biliyorsunuz aydınlatmada hiçbir sistem gün ışığının yerini alamaz. Gece aydınlatması için de genel aydınlatma yerine yönlendirmeli spotlar, zemine gömülü noktasal aydınlatmalar, aplik ve gizli LED aydınlatmalardan yararlandık, böylelikle dramatik bir aydınlatma yaratmış olduk. Açık bir alan olarak tasarlanan çatı katının merkezine büyük bir koltuk ve karşısına sinema sistemi konumlandırıldı. Mekan, açık mutfak, yemek, çalışma ve spor ekipmanları köşeleriyle tamamlandı. Jaluzili camla ayrılmış banyo alanının istendiğinde ana sinema sisteminden de yararlanabilmesi

sağlandı. Sürgülü kapı ile girilen uyuma bölümü içine de aynı banyodaki gibi çatının alçak noktalarından yararlanmak amacıyla 2 adet dolap odası yapıldı. Mekanda yalınlık sağlamak amacıyla beyaz renkler tercih edildi, merkeze konulan büyük koltuk enerji vermesi için rengarenk tasarlandı. Banyo ise diğer alanın tersine siyah-gri zemin ve duvar kaplaması ile daha sıcak bir alan haline getirildi. Çatının taşıyıcısı olan küçük çelik kirişler alçıpan tavanla kapatılırken, ana taşıyıcılar açıkta bırakıldı ve antrasit rengi boya ile belirginleştirildi. Ortadaki iki ana taşıyıcı dikme, üzerine monte edilen top aydınlatmalarla lambader görevini de üstlendi.

143

Ana mekan 18 adet VELUX® Çatı Penceresi ile gün ışığı ve doğal havadan maksimum faydalanacak şekilde tasarlandı. Banyo ve uyuma bölümüne de birer adet çatı penceresi uygulandı. Pencere konumuna göre manuel ve uzaktan kumandalı akıllı sistemlerden seçilen çatı pencerelerinin tamamında VELUX® Panjur ve Stor Perde Sistemleri kullanılarak ev sahibinin konforu gözetildi. Genç kullanıcımız mekandan son derece memnun. Hatta mekanın ilk halini gören dostları inanamayıp, mekanı nasıl bu kadar büyüttüğünü soruyorlarmış. Halbuki mekan aynı metrekareye sahip ama tasarlanan yerleşim şekli ve kullanılan sistemler sayesinde çok daha büyük görünüyor.”q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

ÜLKE / DANİMARKA & MARKALARI

GRUNDFOS YENI MGE VE MLE MOTOR SERISI

144 144

GRUNDFOS, ÜRÜN YELPAZESİNİ BENZERSİZ VERİMLİLİK VE AKILLI İŞLEVLER SUNAN POMPA MOTORLARIYLA GENİŞLETMEYE DEVAM EDİYOR. Ocak + Şubat 2015


Grundfos Türkiye hakkında

AVRUPA’DAKİ POMPA MOTORLARININ 2015 YILINDAN İTİBAREN IE3 STANDARTLARINI KARŞILAMASI YASALARLA BELİRLENMİŞKEN, GRUNDFOS ZATEN UZUN ZAMANDIR GRUNDFOS BLUEFLUX® ETİKETLİ POMPALARIYLA IE3 STANDARTLARINDA ÇÖZÜMLER TEMİN EDİYORDU.

Grundfos Blueflux® etiketli motorlarıyla müşterilerine EuP standartlarının üzerinde verimlilik ve performans sözü veren Grundfos, son olarak MGE ve MLE motor serisine önemli yenilikler getirdi. MGE/MLE serisindeki bu yeni üst modeller, IE4 motorlarının öncüsü olarak ön plana çıkıyor. Entegre “akıllı” frekans konvertörleri ise yüksek verimlilik sağlama noktasında devreye giriyor. Bu konvertörler sayesinde, sistemdeki mevcut talep karşılandıktan sonra motorun hızı otomatik olarak kontrol edilebiliyor. Diğer bir ifadeyle, yeni Grundfos motorları tam devirde çalışan veya duran standart pompa motorlarının aksine sistem koşullarına otomatik olarak adapte oluyor. Avrupa’daki pompa motorlarının 2015 yılından itibaren IE3 standartlarını karşılaması yasalarla belirlenmişken, Grundfos zaten uzun zamandır Grundfos Blueflux® etiketli pompalarıyla IE3 standartlarında çözümler temin ediyordu. Planlı bir ürün geliştirme stratejisinin parçası olarak geliştirilen IE4 standardındaki motorlar ise şirketin gelecekte

üreteceği yeni teknolojilerin ve yüksek verimli çözümlerin işaretçisi gibi duruyor. MGE/MLE pompa motorlarının özellikleri Entegre frekans konvertörlerle gelen 2.2 kW ve altındaki motorlar, Grundfos pompa serisindeki CRE, MTRE, CME, Hydro MPC, NBE/NKE, Hydro Multi-E ve TPE modelleriyle uyumludur. Diğer modellere uyumluluk ileriki aşamalarda sağlanacaktır. Akıllı işlevler: Kullanıcılar, çoklu pompa işlevi ve oransal basınç işlevi gibi birçok özellik ve imkân sayesinde kontrol sistemini ihtiyaçlarına uygun duruma getirebilir. Enerji verimliliği: Frekans konvertöründen kaynaklı kayıplar göz önüne alındığında bile, IE4 seviyesinin öngörülen asgari standartlarının üzerinde verimlilikle çalışır. Haberleşme: Grundfos GO akıllı telefon uygulamasıyla dâhili, kablosuz haberleşme kurulabileceği gibi SCADA sistemlerine veya BYS’ye veri transferi yapılabilir. Standart motor teknolojisine dayanan Siemens IE4 motorlarla 45 kW’ye kadar farklı güç opsiyonları sunulacaktır.q

Grundfos tam teşekküllü bir pompa ve pompa sistemleri üreticisidir. 1945 yılında küçük bir atölyede Danimarkalı Poul Due Jensen tarafından kurulduktan sonra hızla büyüyen ve bugün 50’den fazla ülkede, 17,000’den fazla çalışanı, 3,3 milyar Euro cirosu ve sirkülasyon pompalarında %50’nin üzerindeki pazar payı ile bir dünya devidir. 1998 yılında Türkiye’ye geldi ve 2005 yılında 16,000 m2 alan üzerinde kurulan ve bugün yatırım değeri 10 milyon Euro’yu bulan kendi fabrikasına geçti. Ülke çapında herkese ulaşabilme amacıyla şuan Gebze/İstanbul merkezin yanı sıra Ankara, Antalya, İzmir, Bursa ve Adana’da bölge ofisleri ve Azerbaycan satış ofisi ile hizmet vermektedir. 2009 yılında sektörü bilinçlendirmek üzere kurulan Grundfos Akademi, uzman eğitmenleriyle pompa sektörünün ihtiyaç duyduğu her konuda eğitim vermeye devam etmektedir. Son 3 yılda cirosunu 2 katı artıran Grundfos Türkiye 50 milyon Euro ciro ile Türkiye pompa pazarında lider konumundadır.

145 145

Grundfos ürün gamı bina hizmetleri, endüstriyel prosesler ve atık su uygulamaları çerçevesinde oldukça geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Evsel (domestik) uygulamalar, ısıtma ve soğutma sistemleri, basınçlandırmada kullanılan pompalar, kullanma suyu ve yangın hidroforları, endüstriyel tesislerde kullanılan dozaj sistemleri, atık su uygulamaları, yenilenebilir enerji sistemleri, yeraltı suyu temininde kullanılan derin kuyu pompaları ürün portföyünün önde gelen bileşenlerini oluşturmaktadır. Şirketin %87’si amacı Grundfos’un gösterdiği devamlı gelişmenin ekonomik dayanağını sağlamlaştırmak ve genişletmek olan Poul Due Jensen Vakfı’na aittir. Vakıftan elde edilen kar Grundfos şirketlerine yatırım yapmak üzere değerlendirilir. Grundfos Grubu cirosunun yüzde 5’ini Ar-Ge faaliyetlerine ayırmaktadır. Ar-Ge faaliyetleri sayesinde Grundfos sadece dünyadaki lider pompa üreticilerinden biri değil aynı zamanda da pompa teknolojilerinde yön belirleyici olmayı başarmıştır.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

DANIMARKA 2050 ENERJI BAĞIMSIZLIĞINA UZANAN SÜREÇ

146 146 146

DANİMARKA’NIN 2050 ENERJİ STRATEJİSİ’NİN ASIL HEDEFİ ULUSAL ENERJİ KARIŞIMINI FOSİL YAKITLARDAN YÜZDE 100 BAĞIMSIZ HALE GETİRMEK. BU HEDEFİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN HÜKÜMETİN ATACAĞI İLK ADIM 2020 İTİBARİYLE PETROL, GAZ VE KÖMÜR TÜKETİMİNİ YÜZDE 33 ORANINDA AZALTMAK OLACAK. YİNE 2020 İTİBARİYLE TERMAL ÜRETİM PAYININ TÜM ENERJİ ÜRETİMİ ÜZERİNDEKİ PAYINI YÜZDE 71’DEN YÜZDE 40’A ÇEKMEK HEDEFLENİYOR. Ocak + Şubat 2015


ILIMAN KIŞ DÖNEMİNİN ISITMA İÇIN KULLANILAN FOSİL YAKITLARDAN UZAKLAŞMA KONUSUNDA DA YARDIMCI OLACAĞI BİR GERÇEK İKEN ARTACAK SOĞUTMA TALEBİNİN NASIL KARŞILANACAĞI KONUSUNDA BELİRSİZLİKLER YOK DEĞİL. Danimarka’nın 2050 Enerji Stratejisi’nin asıl hedefi ulusal enerji karışımını fosil yakıtlardan yüzde 100 bağımsız hale getirmek. Bu hedefi gerçekleştirmek için hükümetin atacağı ilk adım 2020 itibariyle petrol, gaz ve kömür tüketimini yüzde 33 oranında azaltmak olacak. Yine 2020 itibariyle termal üretim payının tüm enerji üretimi üzerindeki payını yüzde 71’den yüzde 40’a çekmek hedefleniyor.

vergisi ve petrol, gaz ve kömür kullanımını caydırıcı olarak etkilemesi beklenen vergiler ile karşılanacak.

Program dahilinde elektrik ihtiyacını tümüyle yenilenebilir kaynaklardan karşılamak hedefiyle, Danimarka rüzgar enerjisine odaklanıyor. Rüzgardan elde edilen enerjinin bio-kütle ve bio-gaz ile birlikte tüm elektrik ihtiyacının yüzde 40’ını karşılaması bekleniyor. Üzerinde sıkı bir biçimde çalışılmış olan bölgesel ısıtma ağı, biokütleden elde edilen yenilenebilir kaynak ile enerjinin ısıtma sektörüne geçişindeki motor güç olması isteniyor. Enerji şirketlerinin 2013 itibariyle enerji tasarruflarını yüzde 50’ye yükseltmeleri bekleniyordu. 2017’den 2020’ye uzanan süreçte ise bu tasarruf oranının yüzde 75’e yükseltileceği ön görülüyor.

İklim değişikliği ve enerji politikasına etkisi

İnşaat sektörü söz konusu olduğunda ise, Danimarka bir adım ileri gidip oldukça hırslı bir imar kanunu uyguluyor. İnşa edilecek tüm yeni binalarda petrol ile çalışan brülör kullanımını yasaklayan kanun 2017 itibariyle inşa edilecek tüm projelerde bio-kütle, biogaz ve solar termal uygulamaların kullanımını büyük ölçüde teşvik edecek. Ülkenin hedeflerinden bir diğeri ise kıyıdan açıkta kurulacak tribünler ile elde edilecek rüzgar enerjisi. Danimarka, aynı zamanda rüzgar sektörünün gelişimini sürdürmeye devam etmesini sağlamanın yanı sıra solar ve dalga güçlerinden elde edilecek enerji için yapılacak Ar-Ge çalışmalarını da destekleyecek. Kimi başka jeotermal enerji araştırmalarının yanı sıra bölgesel ısıtma sistemlerinde kullanılmak istenen büyük ölçekli ısı pompaları için yapılacak olan araştırmalar da hükümet tarafından desteklenecek. Enerjinin sağlandığı kaynaklardaki bu değişimi finanse etmek için gerekli olan devlet geliri elektrik ve gaz kullanımına getirilecek olan zorunlu kamusal hizmet

Nükleer enerji kullanımına getirdiği yasağı sürdürmeye kararlı olan Danimarka, hidroenerji için güçlü bir potansiyel olmaması sebebiyle sahip olduğu fonun önemli bir kısmını yeni yenilenebilir enerji kaynağı geliştirmeye adayacak.

1873 yılında başlayan sistematik ulusal kayıtlara göre bugün Danimarka’nın ortalama sıcaklığı 1.5°C derece, yağış miktarı ise yüzde 15 artmış durumda. Ülkenin rüzgar iklimi de bu periyod süresince değişikliklere maruz kalmış. Gittikçe daha güçlü fırtına ve kasırgalar gözlemlenmiş. Gelecekte daha da büyük iklim değişiklikleri, enerji sisteminin üstünde yaratacakları etkilerle birlikte, gerçekleşebilir. İklim değişikliğinin enerji ihtiyacı üzerinde farklı etkileri olması bekleniyor. 2050 yılına kadar kışların daha sıcak ve eş zamanlı olarak kısa olması ön görülüyor. Bu, ısıtma sektörü için daha kısa süreli kullanım ve daha az enerji gereksinimi diye okunabilecek bir veri olsa da özellikle çalışma alanlarının uzun yaz dönemlerinde ihtiyaç duydukları soğutma sistemlerinin harcadığı enerji oranının yükselmesi de, bu sistemlere olan talebin artması da kaçınılmaz bir başka veri. Yeşerim mevsimlerinin uzama ihtimali yaz dönemindeki sıcaklık ve daha fazla yağışla birleşince hem ormancılık hem de tarım alanında elde edilen biyo-kütle oranının artması bekleniyor. Kış dönemlerinin daha yağmurlu ve ılıman hale gelmesi ise Norveç ve İsveç’den sağlanan hidro-enerji için iyi fırsatlar yaratıyor olacak. Aynı zamanda rüzgar enerjisi potansiyelinde mütevazi bir artış bekleniyor.

147 147

Sonuç olarak, ön görülen ılıman kışların Danimarka’nın enerji sistemi üzerinde pozitif etkisi olacağı düşünülüyor. Ilıman kış döneminin ısıtma için kullanılan fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda da yardımcı olacağı bir gerçek iken artacak soğutma talebinin nasıl karşılanacağı konusunda belirsizlikler yok değil.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

KOPENHAG, 2025 ITIBARIYLE KARBON NÖTR

CPH 2025 İKLIM PLANI

148 148 148

2025 İTİBARİYLE KOPENHAG KARBON NÖTR OLACAK. KOPENHAG ŞEHRİ AYNI ZAMANDA DAHA YEŞİL BİR ŞEHİR YARATMAK İÇİN SAĞLAM BİR YEŞİL BÜYÜME ORANI YAKALANMASINA YARDIMCI OLMAK İSTİYOR. CPH 2025’IN SONUCU TOPLAMDA 1,2 MILYON TON KARBONDİOKSİT SALINIMININ AZALTILMASI OLACAK. BU HEDEFİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN HAZIRLANAN PLAN ENERJİ TÜKETİMİ, ENERJİ ÜRETİMİ, YEŞİL MOBİLİTE VE ŞEHİR YÖNETİM İNİSİYATİFLERİ ŞEKLİNDE DÖRT ANA MADDE ÜZERINDE ŞEKİLLENİYOR. Ocak + Şubat 2015


149 149

2025 İTİBARİYLE KOPENHAG’IN ENERJİ VE ISINMA İHTİYACI ÖNCELİKLİ OLARAK RÜZGAR, BİYOKÜTLE, JEOTERMAL VE ATIKLARDAN ELDE EDİLEN ENERJİLERDEN SAĞLANIYOR OLACAK.

Bu dört alanın her biri eşit derecede önemli. Herhangi birinden vazgeçmek gibi bir şans söz konusu değil. Karbon nötr konumuna ulaşmak için dört alanda da başarılı bir plan izlemek gerekiyor. Enerji Tüketimi 2025 itibariyle Kopenhag’ın bina stoku için kullanılan enerji harcaması önemli ölçüde azaltılmış olacak. Bu aynı zamanda hali Ocak + Şubat 2015

hazırda inşa edilmiş binalar için de geçerli. Bu binalar mümkün mertebede enerji alanında güne uygun hale getirilecekler. Bu algıda fiyat-etkinlik ve mimari kriterleri incelenecek. Yeni binaların ise düşük enerji kullanımına uygun biçimde inşa edilmesi gerek. Bu, bina kullanıma geçtiğinde enerji tüketiminin az seviyede kalmasını da garanti altına alacak. Aynı zamanda enerji tasarrufu konusunda büyük potansiyeli olan hem ticari şirketlerin ve hizmet şirketlerinin enerji tüketimi konusuna da odaklanılacak. Belediye binalarının hepsinin çatısına solar hücreler yerleştirilecek ve yeni inovatif enerji teknolojisi ve metodolojisi geliştirilmeye devam edecek. Enerji Üretimi 2025 itibariyle Kopenhag’ın enerji ve ısınma ihtiyacı öncelikli olarak rüzgar, biyo-kütle, jeotermal ve atıklardan elde edilen enerjilerden sağlanıyor olacak. Hedef

2025 itibariyle bölgesel ısıtma sistemini tamamen karbon nötr hale getirmek ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji üretimini güvence altına almak. Kopenhag yeşil enerji konusunda net ihracatçı olacağı için Kopenhag Şehri bölgesi dışında kalan kömür temelli enerji üretim oranını da azaltacak. Yapısal değişikliklere ihtiyaç duyacak bu gelişmeler büyük ölçekte enerji firmaları tarafından hayata geçirilecek. Şehir Yönetim İnisiyatifleri Kopenhag Şehri şu an bir örnek oluşturma fırsatı yakalamış durumda. Bunu, 2025’e dek şehrin kendisine ait kamusal binalardaki enerji harcamasını düşürerek, sokak aydınlatması için harcanan elektriği akıllı kullanım yöntemleriyle tanıştırıp ulaşımın yeşil alternatiflerini kullanıcısıyla bir araya getirerek yapabilir. Bu açıdan faydalı sonuçlara ulaşmak isteyen Kopenhag, yeni yakıt türleri ve ulaşım araçları için araştırma ve inovasyona bütçe ayırıyor. Yeşil mobilite ile alakalı detaylandırılmış çalışmamızı takip eden sayfalarda inceleyebilirsiniz.q E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

KOPENHAG, 2025 ITIBARIYLE KARBON NÖTR

YEŞIL MOBILITE

150

KOPENHAG, DANİMARKA’NIN EN KALABALIK İSKANDİNAVYA’NIN İSE İKİNCİ EN KALABALIK ŞEHRİ, CPH 2025 PROGRAMI DAHİLİNDE YEŞİL MOBİLİTEYE BÜYÜK ÖNEM VERİYOR. PROGRAM, ELEKTRİKLE, HİDROJENLE YA DA BIOFUEL İLE ÇALIŞAN ARAÇLAR İÇİN ARAŞTIRMA YAPAN FİRMA VE KURUMLARLA İŞ BİRLİĞİ YAPMAYI DA KAPSIYOR. Ocak + Şubat 2015


ŞEHİR HAYATINDA SON DERECE YÜKSEK GÖRÜNÜRLÜĞE SAHİP OLAN TOPLU TAŞIMA SİSTEMİ OTOBÜS, METRO VE S ADI VERİLEN BANLIYÖ TRENLERI İLE GÜNLÜK OLARAK ORTALAMA 750 BİN KİŞİYE HIZMET VERİYOR.

Kopenhag Şehri bisiklet ve toplu taşıma kullanımı ile birlikte yürüyerek seyahat etmeyi şehir dahilinde tercih edilecek, daha çekici yöntemlere dönüştürmeye odaklanmış durumda. Şahsi araçlarını kullanmayı tercih eden Kopenhaglılar nezdinde ise elektrikle, hidrojenle ya da hibrid sistemlerle çalışan araçların ya da biofuel gibi yeni yakıt türlerinin kullanımını artırmak hedefleniyor. Kopenhag dahilindeki ulaşımın 2025 itibariyle insanların bisiklet, toplu taşıma ya da yayan ulaşım gibi seçenekleri tercih ettiği daha yeşil ve sağlıklı bir şehir elde etmek için fayda sağlar bir konuma gelmesi gerekiyor. Yeni yakıt türlerinin kullanımı ve araç paylaşım sistemleri de daha yaygın hale gelecek.

151 151

Kopenhaglılar hem düzenli olarak hem de çeşitli fırsatlar aracılığıyla elektrikli araçlar ve araç paylaşım sistemleri gibi farklı ulaşım türlerini deneme konusunda bilgilendirilecek. Bir başka gelişim programı ise şehri bisiklet ulaşımı için daha uygun hale getirmeyi ve daha çok insanı bisiklet kullanmaya teşvik etmeyi planlıyor. Elektrik ya da hidrojen-elektrikli sistemler ile biofuel piyasasını canlandıracak firma ve araştırma enstitüleriyle ortaklık yaratmak, CPH 2025’in kalkınma projesi bünyesinde geniş kapsamlı bir yapı ile odaklandığı çalışmalardan biri. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKE / DANİMARKA

Toplu Taşıma Şehir hayatında son derece yüksek görünürlüğe sahip olan toplu taşıma sistemi otobüs, metro ve S adı verilen banliyö trenleri ile günlük olarak ortalama 750 bin kişiye hizmet veriyor. Program hedefleri dahilinde bu sayının yüzde 20 oranında arttırılması ve 2025 itibariyle Kopenhag toplu taşıma sisteminin karbon nötr olması hedefleniyor. Toplu taşımanın 2025 itibariyle karbon nötr olmasını sağlamak için büyük otobüs ve otobüslerin sistemlerinde biofuel ve elektriğin, çalışmalar sonucunda test edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte alt yapı iyileştirme çalışmalarına önem verilerek, trafik enformasyon yardımı ile kilit noktalarda araç akışının daha özgür şekilde gerçekleşmesinin sağlanması hedefleniyor.

152 152 152 152

Akıllı Trafik Yönetimi Teknoloji, trafik akışını hızlandırırken karbondioksit salınımı da azaltacak trafik planlaması ve yönetimi için yeni fırsatlar yaratacak biçimde son yıllarda hızla gelişiyor. Gelecek yıllarda Kopenhag Şehri bu fırsatların gerçeğe adım atmasına izin verecek şartlar sağlayacak. Kopenhag Şehri, diğer başka çalışmalarla birlikte, bisiklet, otobüs ve araba trafiğini optimize ederek şehrin karbon salınımında büyük bir azalmaya vesile olacak bir trafik yönetim programını hayata geçirecek. Trafik işaretlerini optimize ederek otobüslerin trafikteki akış hızı artırılacak, daha kolay hareket etmeleri sağlanacak. Mobilite Planlaması Mobilite planlaması yeşil ulaşım talebini ve hedef grupların daha yeşil bir ulaşım tercih etmelerini yönünde etkilemekle alakalı. Kolektif taşımacılığa, bisiklet yollarına ve yeni araçlar için teknolojiye yatırım yapmak karbon nötr ulaşımı daha çekici hale getirecek. Yine de promosyon ve bilgilendirme sistemleri aracılığıyla bilgi dağıtımı sağlamak ve bu bilginin yol kullanıcılarına ulaşmasını sağlamak elzem.

Ocak + Şubat 2015

Mobilite planlaması, ulaşım alanı dahilindeki diğer inisiyatif sahibi faktörlerin önüne geçip ulaşım tavrındaki hedeflenen etkiyi yaratacak. Bununla birlikte mobilite planlamasının araç paylaşımı ve car pooling gibi alternatif araç kullanım tarzlarını da desteklemesi gerekiyor. Ekonomi CPH 2025 İklim Planı dahilinde, Kopenhag Şehri Bisikletler Şehri’ne yatırımın 2025 yılına dek toplamda 600 milyon DKK olmasını bekliyor. Bu yatırımın 520 milyonu PLUSnet’e aktarılacak. CPH 2025 İklim Planı dahilindeki aksiyonların yanı sıra, Bisikletler Şehri’nin daha da geliştirilmesinin Kopenhag Şehri’ne maliyeti 1 milyar DKK tutacak. Şu anda Kopenhag Şehri dahilindeki otobüs operasyonlarının toplam maliyeti 930 milyon DKK. Bu miktarın 400 milyonluk kısmı Kopenhag Şehri tarafından karşılanıyor.q

KOPENHAG ŞEHRİ, DİĞER BAŞKA ÇALIŞMALARLA BİRLİKTE, BİSİKLET, OTOBÜS VE ARABA TRAFİĞİNİ OPTİMİZE EDEREK ŞEHRİN KARBON SALINIMINDA BÜYÜK BİR AZALMAYA VESİLE OLACAK BİR TRAFİK YÖNETİM PROGRAMINI HAYATA GEÇİRECEK.


TÜRK YAPI SEKTÖRÜNÜN ve BÖLGENİN EN BÜYÜK BULUŞMASI TURKISH BUILDING INDUSTRY’S and REGION’S BIGGEST GATHERING

facebook.com/yapifuariturkeybuild

twitter.com/yapiturkeybuild

instagram.com/yapiturkeybuild

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR. THIS EXHIBITION IS ORGANIZED UNDER THE SUPERVISION OF TOBB (THE UNION OF CHAMBERS AND COMMODITY EXCHANGES OF TURKEY) IN ACCORDANCE WITH THE LAW NO. 5174.


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası

EL ER OJ

154

Entegre Tasarımın Ürünü Yüksek LEED Skoru TMB BİNASI’NIN BULUNDUĞU YERLE OLAN İLİŞKİSİ VE KAYNAK KULLANIMI KONULARINDA ALDIĞI YÜKSEK PUANLAR İLE TASARIMDA YENİLİKÇİLİK KATEGORİSİNDE ALDIĞI PUANLAR PLATINUM SERTİFİKASI’NA HAK KAZANMASINDA ETKİLİ OLDU. Ülkemizde 2014 yılında yeşil bina adına yaşanan önemli gelişmelerden bir tanesi Avcı Architects tarafından tasarlanan Ankara’daki Türkiye Müteahhitler Birliği Merkez Binası’nın, LEED BD+C: New Construction kategorisinde, LEED Platinum Sertifikası’nı almaya hak kazanması oldu. Böylece, Türkiye’de bugüne kadar genellikle Ocak + Şubat 2015

ticari binaların aldığı Platinum Sertifikası’nı ilk kez bir dernek binası almış oldu. TMB Binası’nın bulunduğu yerle olan ilişkisi ve kaynak kullanımı konularında aldığı yüksek puanlar ile tasarımda yenilikçilik kategorisinde aldığı puanlar Platinum Sertifikası’na hak kazanmasında etkili oldu.


Score: 110/81

Mayıs, 2014

Proje Yeri: Ankara Proje Tipi: Ofis İşveren: Türkiye Müteahhitler Birliği Danışman: Atelier Ten Elektrik Projesi: Yurdakul Mühendislik Mekanik Projesi: Atelier Ten, Okutan Mühendislik Müteahhit: Mesa Mesken Sanayii Statik Projesi: Ural Mühendislik Peyzaj Projesi: Arzu Nuhoğlu Peyzaj Tasarım İç Mekan Projesi: Avcı Architects LEED Danışmanı: Türkeco

TMB Binası’nı LEED Platinum sertifikalı diğer binalardan ayıran en önemli özelliği, tasarımın başlangıcından bina kullanımına kadar yenilikçi yeşil bina stratejilerinin en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş olması. Pasif sistemleri ile beraber en verimli ve konforlu mekanik sistemlerden biri olan döşemeden iklimlendirme ile beraber soğuk kiriş (chilled beam) kullanıldı. Yapının enerji ihtiyacının yaklaşık %5’i bina çatısına yerleştirilen fotovoltaik panellerle karşılanmakta. Binada yer alan enerji tasarruflu LED aydınlatmalar, binanın fiziksel durumunu kontrol altında tutan otomasyon sistemi, gün ışığına ve harekete duyarlı aydınlatma seviye otomasyonu

ve gökyüzünde ışık kirliliğini azaltan dış aydınlatma tasarımı binanın önemli ekolojik unsurlarını oluşturuyor. Ayrıca, peyzaj tasarımında az su tüketen endemik bitkilerin ve sulama gerektirmeyen bitkilerin tercih edilmesi sayesinde yeşil çatı sistemi su tasarrufu sağlarken yaz aylarında binanın ısınma gereksinimini azaltarak enerji tasarrufuna da katkıda bulunmakta. Türkiye Müteahhitler Birliği Genel Merkezi, tipik bir ofis binasının gereksinimlerini karşılamanın yanısıra, bir dernek binasının, özellikle de TMB gibi yoğun aktiviteleri olan ve çok sayıda yerel ve uluslararası ziyaretçiyi

ağırlayan ve üst düzey konukları da sıkça davet eden bir yapının özel ihtiyaçlarına da cevap verecek şekilde farklı fonksiyonları barındırmakta. Tasarım, daha en başından bu programı dışavurumcu bir kütle kompozisyonu ile organize ederken, öte yandan yapının çevresel faktörlerle ilişkisini ön planda tutmakta ve sürdürülebilirliği bu yapıya en doğal şekilde entegre etmeye çalışmakta. Yapı, yüksek performanslı binalar arasında ülkemiz için yeni bir eşik oluştururken, gelecekteki yapılaşma sürecine, tasarıma yatırım yaparak nasıl düşük karbon

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ

155


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

WINTER MODE LABYRINTH

emisyonlu yapılar elde edilebileceği konusunda ilham vermeyi ve örnek teşkil etmeyi hedeflemekte. PASİF ISITMA VE SOĞUTMA Proje, pasif ısıtma ve soğutma teknikleri açısından Türkiye’de ilk kez kullanılan sistemleri bünyesinde barındırıyor. Ankara’nın tipik karasal iklim koşullarının göstergesi olan gündüz ve gece sıcaklığı arasındaki sıcaklık farkı kullanarak ısıtma ve soğutmadaki enerji sarfiyatını minimize etmek üzere, bodrum katlardaki otoparkların altına bir betonarme labirent tasarlanmış.

156

Yazın gece boyunca dış ortamdaki soğuk hava bacalardan gecerek bu labirenti katederken, yoğun beton kütlenin soğumasına ve adeta bir batarya gibi bu soğukluğu hapsetmesine yardımcı oluyor. Gündüz ise dışardaki sıcak hava bu bataryadan geçirilir, soğuk beton kütle sayesinde sıcaklığını bırakır ve ön şartlandırılmış olarak klima santrallerine ulaşır ve kullanım alanlarına yönlendirilir. Ofis katlarına ulaşan bu hava, yine betonarme döşemeler içerisine döşenmiş borulardan geçirilerek ‘chilled beam (soğuk kiriş)’lere ulaşır ve mekana bırakılır. Chilled beam, ortam koşullarına göre konforun sağlanması için gerektiğinde kontrol edilerek son ısıtma/soğutmaya yardımcı olur. Labirent, yer altında olmasının etkisiyle, bölgenin senelik sıcaklık ortalamasına sahip. Bu sayede kış aylarında gündüz dış ortamdaki hava labirenti katettiğinde bu sefer ısınarak klima santrallerine ulaşır. Bu döngü sayesinde klimalara en az yük bindirilmiş ve enerji sarfiyatı engellenmiştir. Bu durum mekanik tasarımda da ekipman boyutlarını belirleyerek maliyeti de olumlu yönde etkilemektedir. EKO DUYARLI YAPI KABUĞU TMB binasında bu bütünsellik ilişkisi en baştan itibaren tasarımın odak noktalarından biri olmuş. Yapının tasarımına başlarken, katlar kendi aralarında dik düzelminden bağımsızlaşarak sağa ve sola kaymalar yapmış, bu şekilde birbirinin tam üzerine binmeyen katlar bir digger kata, açık alanlar ve saçaklara dönüşmüş. Bu kütleyi kaplayan

Ocak + Şubat 2015

FRESH AIR INTAKE

FRESH AIR INTAKE

FRESH AIR INTAKE

EXHAUST

GSHP

AHU

EXHAUST

Winter Mode Labyrnth warms fresh air from the outside before supplying free air at a comfortable range to the building *message here is to make the seasons shorter

AHU

RA SUPPLY TO BUILDING

RA Basement Plant Room

1. Dış ortamdaki sıcak hava bacalardan labirente giriyor. 2. Sıcak hava labirentte yol katettikçe doğal olarak soğuyor. 3. Sıcaklığını yitiren hava klima santrallerine ulaşıyor, koşullara göre gerekiyorsa daha da soğutuluyor. 4. Betonarme döşemeler içine gömülü kanallardan geçen hava beton kütleyi de soğutarak soğuk kirişlere ulaşıyor. 5. Soğuk kiriş ortamdaki ihtiyaca bağlı olarak havayı daha da soğutarak iç ortama bırakıyor. 6. Makineler ve insanların

SUPPLY TO BUILDING

etkisiyle ısınan hava, havalandırma kanallarında toplanarak ısı geri kazanım ünitelerine taşınıyor. 7. Binanın kalbinde yer alan atrium da baca etkisiyle tüm ısınan havayı en üst kotta toplayarak yine kanallar aracılığıyla ısı geri kazanım santrallerine taşıyor. 8. Binanın dış kabuğunu oluşturan mesh ve gölgeleme elemanları sayesinde ısı kazanımı minimize ediliyor. 9. Çatıda ayrıca sıcak su boruları ve fotovoltaik paneller yer alıyor.


157


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

cephe kabuğu ise iki katmandan oluşmakta. Yapıyı saran ilk katman klasik bir cam cama birleşimli panel sistemi. İkinci katman ise gölgelendirme ve güneş kontrolünü sağlayan paslanmaz çelik mesh. Hassasiyetle tasarlanan bu katmanın yoğunluğu bina sakinlerinin dışarısı ile ilişki kurmalarına engel olmadan güneş ışınlarının yönelimine göre tasarlanmış. Cephe tasarımında ısı kazanımı kadar kaybı da hesaba katılmalıdır. Kış mevsiminde ısı kaybına karşı en ideal durum tamamen kapalı ve yüksek izolasyon sağlayan cephelerken aynı zamanda suni aydınlatmanın kullanımını en düşük seviyede tutmak üzere yeterince gün ışığının içeri girmesini mümkün kılmakta. Bir yandan düşük hava sıcaklıklarında güneşin cepheyi ısıtmasından en etkin biçimde faydalanabilmek için gölgelendirme minimumda tutulmakta.

158

Yaz mevsiminde ise iklimlendirme zincirinde labirent sayesinde kazanılan serin havanın binanın dışına sızmasını ve cepheyi serinletmeye harcanmasını önlemek için etkin bir gölgelendirme gerekmiş yine suni aydınlatmanın kullanımını en düşük seviyede tutmak üzere yeterince gün ışığının içeri girmesini sağlamak hedeflenmiş. Oldukça karmaşık gibi görünen bu denklemin çözümü, mevsimsel değişikliklere uyum saylayabilecek dinamik bir cephe kurgulamak olmuş. Ancak bu yöntem yüksek maliyeti sebebiyle sınırlı uygulama bulabilmiş. Bu şartlar altında yaklaşım, binanın her bir cephesi için cam ve dolu panelleme ile mesh yoğunluğunun orantısını optimize etmek olmuş. Bu doğrultuda direk güneş ışınlarının ve ısı kazanımının en az yoğunlukta olduğu kuzey doğu cephesinde cam kullanımı toplam yüzeyin %60’ı ile maksimize edilirken, mesh doğal ısı ve ışık kazanımını en yüksek seviyede tutmak üzere %80 açık alan bırakacak şekilde tasarlanmış. Güney batı cephesinde ise cam kullanımı ısı kazanımına karşı %30 ile sınırlandırılmış, mesh ise toplam yüzeyin %40’ını açıkta bırakacacak şekilde tasarlanmış. Bu sayede katlar yeterince gün ışığı almakla beraber

Ocak + Şubat 2015

bu yönden gelen yoğun gün ışığına karşı korunmuş. Binanın cephesinde kullanılan ve paslanmaz çelik malzemeden üretilen mesh (ağ) sistemi, güneşe açık yüzeylerde aşırı ısınmayı önlemekte ve binanın aldığı gün ışığını optimize etmekte.q


TERCİH EDİLEN MARKA

TMB MERKEZ BİNASINDA

TEMEL ALTI SU YALITIMINDA İNTERFİKS YAPI KİMYASALLARI TERCİH EDİLDİ

HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri ile LEED Platinum sertifikasına hak kazanan TMB binasının temel altı su yalıtımda çözüm ortağı oldu. İnterfiks Yapı Kimyasalları bir ilke imza atarak 1997 yılında sektöre sunduğu; toprak altı temel yalıtımında kuru serpme, perde su yalıtımında ise sürme veya betona katkı olarak uygulanan ürün grubu HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri ile LEED Platinum sertifikasına hak kazanan TMB binasının temel altı su yalıtımda çözüm ortağı oldu. Korozyona karşı en etkili çözüm Toprak altı ve perde su yalıtımında, inorganik yapısıyla betona derinlemesine işleyerek, beton içerisinde kimyasal tepkimeler sonrası oluşturduğu nano minerallar ile beton ömrü boyunca geçirimsizlik sağlayan HYFIX Kimyasal Su Yalıtım Sistemleri; yalnızca yüzeyi değil betonun tamamını yalıtarak korozyona karşı en etkili çözümü garanti etmektedir. HYFIX molekülleri, bünyeye giren su moleküllerini beton yapısında doğal olarak bulunan serbest ajanlar (kalsiyum hidroksit, silisyum dioksit) yardımı ile sızıntının oluştuğu kapiler yollar boyunca kontrollü olarak bağlayarak çözünmez, kararlı ve mukavim iğne uçlu mineraller oluşturur, bu sayede tehlike arz eden sızıntı yollarını da keserler. Bağımsız laboratuvarlarca yapılan basınçlı ve basınçsız su geçirgenliği testleri ile HYFIX üstün bir su yalıtım ürünü olduğunu kanıtlamıştır. Yapılan basınç dayanımı testlerinde belirli beton kompozisyonlarında dökülen numuneler deneye tabi tutulmuş ve

HYFIX uygulanmış ve uygulanmamış numuneler karşılaştırılmıştır. Deney sonucunda HYFIX uygulanmış numunenin uygulanmamış numuneye nazaran %10 a kadar daha yüksek bir basınç mukavemeti sergilediği görülmektedir. Reaktif yapısı ile sürekli su yalıtımı Hyfix molekülleri reaktiftir, bu sayede zaman içerisinde oluşabilecek yeni kılcal sızıntı yollarını da kapatarak sürekli su yalıtımı sağlarlar. HYFIX in bu özelliği Çatlak Mühürleme testleri ile de kanıtlanmıştır. HYFIX Kimyasal Su yalıtım sisteminin sunduğu birçok avantajdan biri de kütlesel su yalıtımı sayesinde derzsiz, eksiz ve yapının ömrü boyunca bir yalıtım çözümü sunmasıdır. Sürme ve temel altı kuru serpme yöntemleri ile beton dökülebilen her hava şartında kullanılabilen HYFIX, işçilik-zaman ve dolayısı ile maliyet optimizasyonu sağladığı gibi hataların asgariye indirilmesine de yardımcı olur. HYFIX, sektör profesyonellerine sunduğu birçok avantajla 1997 yılından bu yana ulusal ve uluslararası birçok itibarlı projede çözüm ortağı olarak bir dünya markası olma özelliğini korumaktadır.


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

Rönesans Tower

160

İlklerin uygulandığı Platin Sertifikalı ‘Kule’... 2014 YILININ EYLÜL AYINDA TAMAMLANAN TÜRKİYE’NİN İLK LEED PLATINUM SERTİFİKALI “KULE”Sİ OLAN RÖNESANS TOWER’IN HEM MİMARLIK HEM DE MÜHENDİSLİK LİTERATÜRÜNE GİRMESİ İÇİN BİRÇOK GEÇERLİ SEBEBİ VAR.. Rönesans Tower, İstanbul’un Anadolu yakasında Kozyatağı-Ataşehir’de yer alan, toplam 13 bin 810 metrekare arsa üzerinde Rönesans Gayrimenkul Yatırım tarafından geliştirilen A Sınıfı (A+) bir ofis projesi. Gayrimenkul, İstanbul Anadolu yakasının önemli merkezi iş alanlarından Kozyatağı bölgesinde, E-5 otoyolu ile E-5 ve TEM bağlantı yollarının kesiştiği stratejik bir noktada yer alıyor. Rönesans Tower’ın yakın çevresinde nitelikli ofis binaları, alışveriş merkezleri ve üst Ocak + Şubat 2015

gelir grubunun yaşadığı nitelikli konut alanları bulunuyor. Rönesans Tower, bir prestij yapısı olarak tasarlanmış. Enerji verimliliği, dizaynın her aşamasında göz önüne alınarak tasarlanan bina, LEED Platinum Sertifikası kazanarak Türkiye’nin ilk LEED Platinum alan kule projesi oldu. Sofistike bir proje olan Rönesans Tower’ın tasarım sürecinde, paralel çalışmak üzere Amerika ve İstanbul’da iki ayrı proje takımı


Score: 110/81

Eylül, 2014

Lokasyon: Ataşehir, İstanbul Müteahhit: Rönesans İnşaat Proje Tipi: Ofis Arsa alanı: 13.810 m2 Brüt kiralanabilir alan: 44.000 m2 Konsept tasarım: FX Fowle Danışman: Axis Facades, VDA, Rönesans İnşaat Statik Projesi: DeSimone Consulting Engineers APCB Tesisat Projesi: Okutan Mühendislik LEED Danışmanı: ERKE

yaratılmış. Bu durum, binanın tasarımı itibariyle bir gereklilik olarak ortaya çıkmış. Çünkü Rönesans Tower Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen birçok unsuru bünyesinde barındırıyor.

161

Binanın kolayca tanımlanabilecek bir geometriye sahip olmamasından başlayarak, taşıyıcı sistemin kurgusundan cephe sisteminin çözümüne kadar, Amerika’dan mimari tasarım için FxFowle Architects, taşıyıcı sistem tasarımı için Desimone, MEP danışmanlığı için Cosentini, Rüzgar Mühendisliği için CPP Wind Engineering, cephe danışmanlığı için Axis Facades gibi birçok saygın danışman ve tasarımcıyla birlikte yol alınmış. Rönesans Tower, dört bodrum katı ve kırk yer üstü katıyla toplamda 44 kattan oluşan, 185 buçuk metre yüksekliğinde bir ofis kulesi. Giriş ve birinci bodrum katında, binaya hizmet veren restoranlar ve diğer sosyal destek birimleri yer alıyor. Anadolu Yakası’nın en yüksek binası olarak yükselen Rönesans Tower İki ana yolun kesiştiği noktada konumlanıyor ve şehrin doğu girişini temsil eden bir dikilitaş imajı yaratıyor. Osmanlı geometrik motiflerinden gelen ilhamla oluşturulmuş cephesi E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

neredeyse 33 derecelik dönüş kabiliyeti ile güneş kontrolü konusunda optimum fayda sağlıyor. Çift katlı dış cephe kaplaması ısı yükü kaybını azaltırken üç gruba ayrılmış kat bahçeleri, iç ve dış mekan arasında termal bir tampon bölge oluşturuyor. Bahçeler aynı zamanda ofis çalışanları için temiz hava da teşkil ediyor. Güneş oryantasyonuna ayarlı benekli bir altın perde ısı yükünü azaltıyor. Bununla birlikte tabandan tavana uzanan camlar sayesinde enerji verimliliği hedeflerine ulaşılıyor. Performans ve süslemenin birleşimi ile bu ikinci cilt bölgenin ruhuna uyum sağlıyor.

162

Taşıyıcı sistemin kurgusundan cephe sisteminin çözümüne kadar Türkiye için birçok ilki bünyesinde barındıran binada betonarme taşıyıcı sistem, “Performansa Dayalı Tasarım” (PBD) yöntemiyle yapılmış. Binada ayrıca deprem güvenliği için Türkiye’de ilk defa uygulanan bir “outrigger” sistemi bulunuyor. Binada kirişsiz döşeme sistemi kullanılmış, böylelikle hem uygulama kolaylaşmış hem de son kullanıcı için birçok kolaylık sağlanmış. Alışılagelmişin dışında bir cephe Rönesans Tower projesinin cephe tasarımında oldukça uzun bir süreç yaşanmış. Yaklaşık 13 ay süren süreç çok sistematik bir şekilde ilerlemiş ve farklı disiplinler bir arada çalışmış. Binada kullanılan cephe sistemleri, taşıyıcı sistem bileşenleri ve cephenin dış yüzeyindeki gölgelendirme elemanları gibi bütün cephe bileşenlerini ayrı ayrı kontrol edilmiş. Binanın geometrisi kolaylıkla tanımlanabilen basit bir geometrik şekil olmayıp, cephede 36 tane tip yüzey bulunmakta. Dolayısıyla her yüzey için bu problemleri ayrı ayrı irdelemek gerekmiş. Gölgelendirme elemanları rastgele dizilmiş gözükmesine rağmen rastgele değil, hepsinin yerleri ve yoğunlukları ciddi hesaplamalar sonunda belirlenmiş.

Ocak + Şubat 2015

Bina konumlandırılırken binanın enerji verimliliği, gün ışığından maksimum faydalanılması, yarattığı gölgenin çevreye etkisi, binanın çevreyle uyumunun sağlanması, yüzeylerde oluşan hissedilen ve hissedilmeyen ısılar gibi birçok yapı fiziği kökenli konuda detaylı çalışmalar yapılmış. Binanın çok fazla kırık yüzeyinin olması, bu yüzeylerdeki güneş davranışlarının farklı sonuçlar vermesi bu sonuçların kontrol altına alınması ihtiyacını doğurmuş. Bütün olarak camdan oluşan cephe ile iç mekan arasındaki dengenin kurulması ve kullanıcıların konfor seviyelerinin sağlanması önemli bir kriter olmuş. Birbirinden farklı katlar Binanın asimetrik yapısı itibariyle hiçbir kat diğerinin aynısı değil, dolayısıyla her birimdeki yük bir diğerinden farklı. Böyle asimetrik yapıdaki yük kontrolü bir sürü ek önlem almayı gerektirmiş ve Performansa Dayalı Tasarım, bunların kontrol altına alınmasını kolaylaştırmış. Binada ayrıca deprem güvenliği için çok önemli olan ve Türkiye’de ilk defa uygulanan “outrigger” sistemi bulunmakta. Bu sistem, iki kat yüksekliğindeki BRB (Buckling Restraint Bracing) diye adlandırılan diagonal elemanlardan oluşuyor. Bu sistem, 18. katın döşeme kenarlarından başlıyor ve 20. katta çekirdeğe birleşen dev piston şeklinde çalışan çelik kirişlerden oluşuyor. BRB’ler,

BİNANIN ÇOK FAZLA KIRIK YÜZEYİNİN OLMASI, BU YÜZEYLERDEKİ GÜNEŞ DAVRANIŞLARININ FARKLI SONUÇLAR VERMESİ BU SONUÇLARIN KONTROL ALTINA ALINMASI İHTİYACINI DOĞURMUŞ.


NEVRA

163


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

kullanılıyor. Çünkü temiz havanın geldiği yolda zaten kirli hava katmanı bulunuyor ve karışan havanın bu katmanı aşarak aşağı inmesi gerekiyor; ki bu da daha yüksek fan gücü ve daha yüksek enerji sarfiyatı gerektiriyor. Bu sistemle, hem enerji sarfiyatını, hem de işletme maliyetlerini düşürülmüş oluyor.

164

deprem anında binanın ilk yarısındaki deprem yüklerini absorbe ederek binanın ikinci yarısına iletilen yükü sönümlemiş oluyorlar. Böylelikle hem taşıyıcı sistem yükleri azaltılıyor, hem de kullanıcı konforu artmış oluyor.

CEPHE AYDINLATMASI, GÖRÜNÜR OLMAK ANCAK ÇEVREYİ RAHATSIZ ETMEMEK KAYGISIYLA TASARLANAN BİNADA, AYNI ZAMANDA ENERJİ TASARRUFU KONUSUNDA DA ÇALIŞMALAR YAPILMIŞ.

Yerden deplasmanlı havalandırma ilk kez uygulandı Rönesans Tower projesinde Türkiye’de ilk olarak uygulanan, yerden deplasmanlı havalandırma yapılmış. Yükseltilmiş döşeme ‘plenum’ diye tabir edilen bir temiz hava deposu olarak kullanılmakta. Yükseltilmiş döşemenin içinde havalandırma kanalları gezmiyor, yükseltilmiş döşemenin içi temiz hava deposu olarak kullanılıyor. Böylelikle çok düşük enerji sarfiyatıyla, düşük kapasiteli fan coil’lerle temiz hava yerden kat içinde kullanıcıya ulaşıyor ve bu sayede çok iyi seviyede bir iç hava kalitesi sağlanmış oluyor. Sistemin bir diğer özelliği de temiz havanın istenilen yerlere, istenildiği kadar verilebilmesine imkan tanıyor olması. Yaygın olarak kullanılan tavandan havalandırma yapılan her yerde karıştırılmış hava

Ocak + Şubat 2015

Binada su kullanımıyla ilgili pasif ve aktif önlemler alınmış. Arsa içindeki alanlara düşen yağmur suyu toplanıp depolanıyor ve bu suyla sulama ihtiyacının yüzde 100 karşılanıyor. Sulama sistemi kendi kendini besliyor. Toplanan suyu büyük tanklarda depolamak yerine, projenin çevresine ‘yenilikçi atık su teknolojisi’ diye tanımlanan, yağmur suyunu biriktirmek için oluşturulan rezerv alanında toplanıyor. Ayrıca su tasarrufu için binada düşük tüketimli armatürler kullanılmış. Cephe aydınlatması, görünür olmak ancak çevreyi rahatsız etmemek kaygısıyla tasarlanan binada, aynı zamanda enerji tasarrufu konusunda da çalışmalar yapılmış. Bina içi aydınlatma tasarımı da aynı hassasiyetle yapılmış, enerji tasarrufu ve konfor koşullarını ileri seviyede sağlayan sistemler tercih edilmiş. Binada otomatik ve dengelenmiş bir aydınlatma sistemi yaratılmaya çalışılmış, fan ve pompa gibi ekipmanların seçimine de çok özen gösterilmiş. Binada tüm alanlara yüzde yüz temiz hava sağlanması hedeflenirken aynı zamanda enerjinin de verimli kullanılması sağlanmış. Projede cephe sistemi, yapısal cephe elemanlarından oluşuyor, yükseklik gerekçesiyle panel sistemi kullanılan cephede bütün cephe elemanları bağımsız taşıyıcı elemanlara asılı ve kendi başlarına hareket edebiliyor. Bu uygulama ile olası bir depremde bina oldukça esnek davranabilecek.q


Rönesans Tower Binasında

TERCİH EDİLEN MARKA

YTONG ÜRÜNLERİ TERCİH EDİLDİ Ytong’un yenilikçi ve sürekli gelişim konusundaki iddialı çalışmaları sonucunda tüm fabrikalarında üretilen duvar bloklarının ısıl yalıtım değeri %15 daha iyileştirildi.

165

SEKTÖRDE BIR ILK: YTONG’LU YAPILAR ŞIMDI DAHA FAZLA ENERJI TASARRUFU SAĞLIYOR Türk Ytong, enerji verimliliği ve çevre koruma konularına odaklanmayı sürdürüyor. Yapı malzemeleri sektörünün lider ve yenilikçi kuruluşu Türk Ytong, blok ürünlerinde 2,5 MPa olan basınç dayanımı değerini koruyarak, ısı yalıtım performansını artırmayı başardı. Ar-Ge çalışmalarıyla Ytong duvarların ısıl iletkenlik hesap değerini %15 daha iyileştirerek 0,13 W/ mK’dan 0,11 W/mK’e düşüren Ytong, böylece sağladığı enerji tasarrufunu da aynı oranda artırmış oldu.

Türkiye’de Bir İlk Türk Ytong Genel Müdürü Gökhan Erel, yeni nesil duvar bloklarıyla örülen duvarlarda ısıl iletkenlik hesap değerlerinin iyileştirilerek 0,11 W/mK değerine ulaştığını söyledi. Enerji verimliliği ve çevre koruma odaklı Ar-Ge çalışmaları sonucunda bu değere ulaşıldığını belirten Erel, böylece yapılarda kullanılan ısıtma ve soğutma enerjisinden önemli ölçülerde tasarruf sağlanacağını ifade etti.

2011 yılında Çevresel Ürün Belgesi EPD’yi Türkiye’de alan ilk marka olanTürk Ytong, yapı malzemeleri sektöründe devrim yaratan teknolojik gelişmelerle yol alıyor. Ytong’un yenilikçi ve sürekli gelişim konusundaki iddialı çalışmaları sonucunda tüm fabrikalarında üretilen duvar bloklarının ısıl yalıtım değeri %15 daha iyileştirildi. Ytong’un üretim teknolojisinde sağladığı inovasyon ile blok ürünlerinin yalıtım performansı artarken, aynı zamanda enerji tasarruf oranı da artırılmış oldu.

Erel, yalıtım performansı arttırılmış Ytong duvarların birçok projede ilave yalıtım katmanına gerek kalmadan yapının ısı yalıtım projelerinin çözülebildiğini, böylece yapının dış cephelerinin A1 sınıfı hiç yanmaz yangın sınıfına kavuştuğunu söyledi. Türk Ytong, tüm fabrikalarında üretilen Ytong bloklar için geçerli olan Ulusal Teknik Onay (UTO) Belgesi’ni, İnşaat Teknik Değerlendirme ve Bilimsel Araştırma Kurumu (İTBAK)’dan aldı.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

42 Maslak

166

Her konuda en iyi olma hedefi ile yola çıkıldı,

LEED Platin aldı...

2014 YILININ EYLÜL AYINDA TAMAMLANAN TÜRKİYE’NİN İLK LEED PLATINUM SERTİFİKALI “KULE”Sİ OLAN RÖNESANS TOWER’IN HEM MİMARLIK HEM DE MÜHENDİSLİK LİTERATÜRÜNE GİRMESİ İÇİN BİRÇOK GEÇERLİ SEBEBİ VAR.. Proje Sahibi: Bay İnşaat Müteahhit Firma: Bay İnşaat Mimari Proje: Chapman Taylor Spain, Chiris Lanksbury (UK), Elbino Gomez (Spain) Belediye Projesi: Piramit Mimarlık, Y.Mimar Turgut Toydemir İç Mimari Projesi: Metex Design Group, Y.Mimar Sinan Kafadar, Y.Mimar Hülya Erk 42 Shops Mimari Proje: Abdullah Burnaz Peyzaj Projesi: DS Mimarlık, Dr. Mimar Deniz Aslan, Y.Mimar Sevim Aslan LEED Danışmanı: MİMTA Mimarlık Ocak + Şubat 2015

Bay İnşaat tarafından geliştirilen 42 Maslak projesi, Maslak’ta eski İstanbul Çorap Fabrikası’nın yerine inşa edilen, takriben 220 bin m2 kapalı inşaat alanına sahip bir yatırım. Her konuda en iyi olmak hedefiyle yola çıkılan, Chapman Taylor Espana ve Piramit Mimarlık tarafından projelendirilen 42 Maslak’ın, Detay Mühendislik ve HB Teknik tarafından mekanik ve elektrik tasarımı, Metex tarafından iç mekan tasarımı, DS Mimarlık tarafından peyzaj tasarımı, Axis

Facades tarafından cephe danışmanlığı gerçekleştirildi. 42 Maslak yatay ofislerinde LEED CS (Core and Shell) değerlendirme sisteminin neredeyse tüm kriterleri en yüksek seviyede karşılandı. LEED sertifikasyon danışmanlık süreci, bina enerji modellemesi, Commissioning ve ilgili diğer hizmetlerin Mimta EkoYapı tarafından yerine getirildiği binalarda, özellikle pasif mimari önlemler ve bina sistemlerinde en son teknolojinin kullanılması sayesinde


Score: 110/84

Eylül, 2014

LEED Platin sertifikası alındı. Enerji tüketimi, gün ışığı, ısısal konfor gibi simülasyona dayalı analizlerin tasarım süreci ve inşaat malzemesi seçimine yol göstermesi, yağmur suyu yönetim senaryolarının yağmur suyu akış simülasyonları ile geliştirilmesi, ısıtma ve soğutma ekipmanlarının seçiminde yaşam döngüsü maliyetlendirmesi yaklaşımının kullanılması ülkemizde ilk defa bu çapta bir projede kullanılan yeşil bina stratejilerinden birkaçı. 42 Maslak projesinin Yatay Ofisleri, yüksek çevreci performansları dolayısıyla Yeşil Bina sertifikası olarak adlandırılan LEED Platinum sertifikası alarak Türkiye’de bu sertifikaya sahip olan ilk ticari ofis projesi oldu. 42 Maslak, doğru profil, doğru yönetim, kaliteli malzeme kullanımı anlayışı LEED Platinum Sertifikası ile pekiştirdi ve 42 Maslak’ın LEED Sertifikası en yüksek derece olan LEED Platinum’a yükseltildi. 2013 sonu itibariyle dünyada yaklaşık 20.000 adet LEED sertifikalı proje bulunuyor. Bunlardan sadece 123 tanesi shell and core kategorisinde LEED Platinum sertifikasına sahipler. Ticari ofis kategorisinde dünyada sadece 123 projenin sahip olduğu LEED Platin sertifikası, projenin mimari tasarım aşamasından başlayarak her alanda LEED kriterlerinin en doğru şekilde uygulanması ve bina simülasyonlarından maksimum faydalanılması yoluyla alındı. Proje dahilinde cephe tasarımı, ekipmanların satın alma seçimleri, bina işletme ve bakım süreçlerinin planlanması dahil, bina performansını etkileyecek tüm konularda en güncel sürdürülebilirlik yaklaşımları göz önüne alındı.

167

CHRIS LANKSBURY, PROJE MIMARI, CHAPMAN TAYLOR “Yarattığımız yaşam alanları şimdiki ve gelecek zamanı, hayalleri, ihtiyaçları, öncelikleri ve zevkleri bir arada barındırıyor. Modern, taze ama aynı zamanda çevreleriyle uyumlu. 42 Maslak konsepti, çok çeşitli öğeleri bir araya getiren, farklı görsel deneyimleri ve tasarım fikirlerini barındıran bir mekan üretmek üzere açık ve kesin çizgilerle belirlenmiş bir planlama ilkesine dayanıyor. Estetik malzemeler, detaylar ve renklerden oluşan modern bir görünüme sahip mimari, her biri farklı şekilde kendini dile getiren ışık, peyzaj ve sanatın mükenmmel bir birleşimi sunuyor. Kübik çizgilere sahip, dinamik bir görsel yapı olarak beliren ve mümkün olan en geniş kent panoraması sunacak şekilde konumlandırılmış iki kule, hakim formları oluşturuyor.”

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


2014

A LA N P R

’ DE

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

projenin konfor yönünden performans değerlendirmelerini gerçekleştirmek için kullanıldılar. Mimta EkoYapı tarafından ayrıca gerçekleştirilen ve projenin aşırı yağış olaylarına karşı aldığı önlemlerin değerlendirilmesini sağlayan yağmur suyu akış simülasyonları, yine LEED sistemi altında önemli puanların kazanılmasını sağladı. Tüm mekanik sistemlerin Detay Mühendislik tarafından tasarlandığı projede, satın alma seçimlerinde ise yine bina enerji modellemesinden faydalanılarak, binanın yaşam döngüsü maliyetini en düşük seviyede tutacak ekipmanların belirlenmesi mümkün oldu. Mimari tasarımı LEED Yeşil Bina Sertifikası alınması amacıyla hazırlanan 42 Maslak, arazinin sağlamlığı, düşük enerji tüketimi, ses ve ısı izolasyonu malzeme ve iç ortam kalitesi gibi kriterleride yüksek bir performans sergiliyor.q

168

Binanın enerji performansının olabildiğince yüksek tutulabilmesi için ısıtma ve soğutma yüklerinin azaltılması stratejileri, enerji modellemesi yoluyla değerlendirildi ve en uygun stratejiler uygulamaya sokuldu. Benzer şekilde ısısal konfor, enerji verimliliği ve günışığı kullanımı konusunda mimari ve cephe sistemleri, endüstri standardı bilgisayar yazılımları ile optimize edildi. Yüksek performanslı bina olma yolunda dünyanın önde gelen firmaları tarafından sağlanan hizmetler, LEED değerlendirme sisteminin çatısı altında birleştirildi ve disiplinlerarası çalışmanın yüksek seviyelerde gerçekleşmesi sonucunda LEED Platin sertifikasyonu sağlandı. Mimta EkoYapı tarafından eQuest yazılımı kullanılarak gerçekleştirilen bina enerji modellemesi, özellikle pasif mimari önlemlerin Türkiye koşullarında soğutma yüklerini azaltmada ve bina enerji performansını iyileştirmede ne kadar faydalı olduklarını teyit etmiş bulunuyor. Ayrıca ESP-r ve RADIANCE gibi ek yazılımlar Ocak + Şubat 2015


TERCİH EDİLEN MARKA

42 Maslak Projesinde

GEBERIT PLUVIA ÇATI DRENAJ SİSTEMİ TERCİH EDİLDİ Geberit Pluvia çatı drenaj sistemi vakum prensibine göre çalışıyor. Bu sistem Geberit çatı süzgeçleri, Geberit HDPE boru, fittingleri ve raylı askılama sistemi ile teknik hizmet desteğinden oluşuyor.

169

Geberit Pluvia Sifonik Çatı Drenaj Sistemi negatif basınç ( vakum ) prensibine göre çalışır. Bu sistem Geberit çatı süzgeçleri, Geberit HDPE boru, fittingleri ve raylı askılama sistemi , ile teknik hizmet desteğinden oluşmaktadır. Ayrıca sisteme ve malzemelere 10 yıl garanti verilmektedir. Sifonik etki, yatay borularda herhangi eğime ihtiyaç duyulmadan çatının komple drenajina imkan sağlar. Ürün Avantajları • Ekonomi: Konvansiyonel sisteme kıyasla boru çaplarından %40-50, iniş borularınında metrajında %60 ekonomi sağlar. • Eğim: Sistem, negatif basınçla (vakum) çalıştığından, yatay toplama borularına eğim vermek zorunluluğu bulunmaz. • Akış: Yağmur suyu borularındaki yüksek akış hızı tıkanmaları tamamen önler. • Sağlamlık: Pluvia sisteminin özel temperleme işlemi görmüş boruları HDPE olduğundan kimyasal maddelere, ısı değişikliklerine, basınç ve sürtünmeye karşı dayanıklılık gösterir.

Komple bir sistem olan Pluvia’nın diğer avantajlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz; •Yatay toplama borularına eğim verme zorunluluğu olmadığından tasarım özgürlüğü sağlar. • Daha az boru, fittings, çatı süzgeci ve rögar bağlantısı kullanılır, • Altyapıda daha az boru kullanılır, • Kendini temizleme özelliğine sahiptir, • Kolay ve hızlı askılama sistemi sayesinde montaj süresi kısalır; işçilik maliyeti düşer Böyle bir sistemden en üst seviyede yararlanabilmek için dikkatli bir planlama ve hesaplama gerekir. Geberit, tüm yağış değerleri ve malzeme faktörlerini kapsayan, çok gelişmiş bir simülasyon ve hesaplama sağlayan bir bilgisayar programı kullanmaktadır. Bu sayede, çok komplike binalarda dahi, hassas hesaplama imkanı sunar.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


’ DE

2014

A LA N P R

CASE STUDY SOYAK SOHO

Tİ F SER İKA

EL ER OJ

MÜTEVAZİ, KENTLİ VE HUZURLU 170

SOYAK SOHO Bu sayımızda yakın zamanda LEED Sertifikası alan Soyak Holding’in Zincirlikiyu lokasyonunda hayata geçirdiği butik projesi SOHO’yu Case Study bölümümüzde sizlere aktarmak istedik. Soyak Holding CEO’su Emre Çamlıbel’in ‘mütevazi, kentli ve huzurlu’ olarak tanımladığı SOHO’yu Mimarı Mutlu Çilingiroğlu ve İç Mimarı Tanju Özergin’in yorumlarıyla, aynı zamanda projede tercih edilen malzemelerden bazılarını da sayfalarımızda bulabilirsiniz.

Soyak Holding’i çok daireli, orta gruba hitap eden konut projeleri ile tanıyoruz aslında, Soho projesi 77 daireli butik bir proje ve üst gelir grubuna hitap ediyor. Projenin çıkış noktası neydi, şehrin merkezinde bir Soyak imzası algısı yaratan Soho nasıl hayata geçti? Bu röportajdan bir süre önce LEED Gold Sertifikası kazanan Soyak Soho’yu inşa etmekteki ana amacımız şehrin kültürel ve sosyal etkinliklerinin çok olduğu bir çevrede bunlardan faydalanabilme kolaylığı yanında özel yaşamda sakinlik getirecek bir proje oluşturmaktı. Tam bir kent, İstanbul apartmanı inşa etmek istedik ve başardık da. Ana önceliğimiz buydu. Soyak Soho’nun konumlandığı Zincirlikuyu aslında inanılmaz bir aktivite merkezi. Dolayısıyla tercih Ocak + Şubat 2015

özgürlüğü var. Bir de insanların evlerine girdikleri zaman yaşamlarını kimseden ve çevreden rahatsızlık duymadan sürdürmelerini istedik. Yani dışarıda yaşayan insanları yapımıza sokup 77 ünitelik sakin yaşamı dejenere etmek istemedik. Yürüme yoluyla çevredeki spor merkezlerine ya da alışveriş merkezlerine çok kolaylıkla ulaşılabilecek. Bu düşüncelerle hayata geçen Soyak Soho’da spor merkezi, alışveriş merkezi, havuz, spa gibi fasiliteler yok. Çünkü şehrin göbeğinde… Bunun yanı sıra metroya yakın ve projenin içindeki yürüyüş yoluyla da alışveriş merkezlerine yürümek mümkün. Canınız isterse Zorlu Center’a, canınız isterse Metro istasyonuna , Kanyon’a, Beyoğlu’na... Sadece bir kaç dakika... Kalabalık sizin yaşadığınız yere gelmiyor, siz istediğiniz kalabalığa gidiyorsunuz.


171

Soho ismi, Soyak Holding kısaltması çağrışımı yapsada bir hikayesi olduğunu biliyoruz. Soho isminin çıkış noktasını bize biraz anlatabilir misiniz? Sizin de belirttiğiniz gibi SOHO, Soyak Holding’in kısaltması. Ancak okuyucuların ve sizlerin de düşündüğü manadaki SOHO ile örtüştü diyebiliriz. Londra’nın merkezinde yer alan Soho; tiyatroları, lokantaları ve kulüpleri ile ünlü; New York City’de Manhattan Adası’nın güneybatısında yer alan SOHO ise sanat galerileri, lokantaları ve mağazaları ile ünlü. Bizim Soyak SOHO’nun yer aldığı Zincirlikuyu’da bu özellikleri bünyesinde barındırıyor. Yani Soho’nun her iki anlamını da projeye mal edebiliriz. Bu anlamda her şey örtüştü diyebiliriz.

Soyak Soho Projesi’nin öne çıkan özellikleri nelerdir? Projenin ilk üç özelliğini sıralamanızı istesek bunlar neler olurdu? Mimarımız Mutlu Çilingiroğlu, Soyak Soho’yu tasarlarken, şehir merkezinde konforu yaşamımıza en pratik ve zevkli şekilde nasıl dahil edebiliriz sorusundan hareket etti. O yüzden abartılı büyüklüklerden ziyade sözünü ettiğimiz konfor kelimesindeki tüm değerleri buraya aktarmaya çalıştık. Soyak Soho’nun en can alıcı özelliğinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede açarsak şunları söyleyebilirim; çevresi ve emniyetli bir yapı olması da can alıcı diğer özellikler arasında sayılabilir. Sakinleri, şehrin kültürel ve sosyal etkinliklerinin çok fazla olduğu bir çevrede E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


CASE STUDY SOYAK SOHO

172 172

SOYAK SOHO İNŞA VE TASARIM AŞAMALARI SIRASINDA ÇEVREYİ VE DOĞAL YAŞAMI KORUMAK, ENERJİ VE SU TASARRUFU SAĞLAMAK İÇİN PEK ÇOK UYGULAMAYA YER VERİLDİ.

istedikleri gibi bunlardan yararlanacaklar, sonra sakin ve huzurlu yaşam alanlarına dönecekler. Hem evlerine hem de çevredeki fasilitelere kolay ulaşacaklar. Güvenli bir binada yaşamak da başka bir avantaj. İçinde sunulan konfor ve pratiklik en önemli unsurlardan biri olacak. İç tasarımı Tanju Özelgin tarafından yapılan dairelerde müşterilere 4 farklı iç dekorasyon sunulması da bir diğer avantaj. Günümüzün en önemli sorunlarından biri ulaşım. Bu açıdan bakıldığında ise Zincirlikuyu hem özel araçla hem de kamu araçlarıyla çok kolay ulaşılabilen bir nokta. Ana akslara da çok yakın. Dolayısıyla şehrin yakın çevresindeki sosyal ve kültürel hizmetlere kolaylıkla ulaşabilecekler. Benim aklıma gelen 3 özellik mütevazı, kentli ve huzurlu. Kurum olarak projelerinizde, sürdürülebilir uygulamalar ile öne çıkıyorsunuz. Soyak Soho’daki çevreyi ve doğal yaşamı korumaya, enerji

Ocak + Şubat 2015


BİNA KAPSAMINDA KULLANILACAK SU ARMATÜRLERİ VE VİTRİFİYELERDE KONFOR VE ESTETİK KADAR, SU VERİMLİLİĞİ ÖZELLİĞİ DE ARANARAK SEÇİLMİŞ OLUP BU SEÇİMLERDE EPA (ENVIRONMENTAL PROTECTION AGENCY) STANDARTLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMUŞTUR.

ve su tasarrufu sağlamaya yönelik uygulamalardan bahsedebilir misiniz? 173

Soyak Soho inşa ve tasarım aşamaları sırasında çevreyi ve doğal yaşamı korumak, enerji ve su tasarrufu sağlamak için pek çok uygulamaya yer verildi. Bina arazisinde, inşaat esnasında ve sonrasında doğal yaşamın korunmasına azami ölçüde dikkat edildi. Bitkilendirme çalışmaları esnasında, İstanbul’un yerel iklimine uyumlu bitkiler seçilerek, su tüketiminin ve kimyasal gübre kullanımının en aza indirgenmesi hedeflendi. Yapılaşmanın altyapıya ve özelikle yağmur suyu şebekesine getireceği yükün en aza indirgenmesi için sert zeminlerin oranı düşük tutuldu, mümkün olduğunca geçirgen yüzeyler kullanılarak projelendirilmiştir. Binalarda çeşitli noktalarda bisiklet park yerleri belirlenerek, alternatif ulaşım yöntemleri desteklendi. Elektrikli ve düşük emisyonlu araçlara ayrılacak özel park yerleri, diğerlerine oranla çevreye daha az zararlı bu araçların kullanılmasını teşvik etmeye yönelik olarak planlandı. İlave olarak, otoparklarda elektrikli araç şarj istasyonları yer almaktadır. Bina kapsamında kullanılacak su armatürleri ve vitrifiyelerde konfor ve estetik kadar, su verimliliği özelliği de aranarak seçilmiş olup bu seçimlerde EPA (Environmental Protection Agency) standartları göz E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


CASE STUDY SOYAK SOHO

Soyak Soho’nun 77 dairesinin yanı sıra bir de ofisi var. Onun da özellikleri ve uygulamaları şu şekilde sıralayabiliriz: GENEL ÖZELLIKLERI Yoğun iş temposu içerisinde hayatı kolaylaştıracak concierge hizmetleri, istenildiği gibi bölünebilen ofis mekanları, 72 araçlık kapalı otopark alanı, Wi-Fi, merkezi TV sistemi, fiber optik altyapıları, Brüt 308 m2 depo alanı, kartlı giriş ve asansör sistemi, ofise özel, sadece ofis katları arasında çalışan asansör, ortak alanların güvenliğini sağlamak üzere CCTV sistemi, kullanıcılara esneklik sağlayacak şap&sıva teslimi. SOYAK SOHO OFIS ÖZELLIKLER Soyak Soho Projesi, Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) GOLD sertifikasına sahiptir. Ofis binalarında enerji verimliliğini ön plana çıkaran çevre dostu özellikler vardır. Bahçeleri sulamak için yağmur suyunu toplayacak sistemler ve bina klima yoğuşma suyunun toplanıp ofis wc’lerinde kullanılması bunlardan sadece bir kaçıdır.

174 174

E5 ve Büyükdere Caddesi’nin ortasında yer alan Soyak Soho Ofis, ulaşım ve toplu taşıma olanakları açısından çok önemli avantajlara sahiptir. Zincirlikuyu’daki özel konumuyla, iki otoyola, iki köprüye, deniz ulaşımına, yer altı yürüyüş tünelinden yürüyerek metro, metrobüs ve otobüs duraklarına birkaç dakikalık mesafededir.

önünde bulundurulmuştur. Bu sayede bina kullanıcılarının aylık su masraflarının azaltılması öngörülmektedir. Binada enerji harcayan sistemler, LEED tarafından belirtilen commissioining prosedürlerine uygun olarak denetlenecek şekilde tasarlanmıştır. Gerek montaj, gerek kullanım esnasında hedeflenen performans kriterlerine uygun olarak çalışmaları denetlenecektir. Proje kapsamında soğutma sistemlerinde çevre dostu soğutucu akışkanlar tercih edilmiştir. İnşaat esnasında oluşan atıkların geri dönüşümü ile ilgili kapsamlı bir atık yönetim planı hazırlanmış olup, inşaat sırasındaki atıklar ayrıştırılarak toplanmıştır.

Ocak + Şubat 2015

Bina kullanımında oluşacak geri dönüştürülebilir atıkların toplanması için yeterli alanlar ayrılmış olup sadece inşaat ve teslim değil yaşam sırasında da atık ayrıştırılması devam edecektir. Binada inşaat esnasında iç mekanlarda kullanılan yapı kimyasalları, (boya, astar, macun v.s.) içeriğindeki VOC ( uçucu organik zararlı bileşik) oranları uluslar arası standartlara uygun olarak tercih edilmiştir. Bu sayede, binaların tesliminden sonra yaşayanların ve çalışanların sağlığı ve konforuna azami önem verilmektedir. Son dönemde hayata geçirdiğiniz projelerde genelde yeşil bina sertifikasına rastlıyoruz. Bu durumu Soyak artık yeşil bina sertifikasız proje yapmayacak şeklinde yorumlayabilir miyiz?

Soyak bugün toplam 9 adet yeşil proje ile Türkiye’de en çok yeşil proje geliştiren gayrimenkul firmasıdır. Yeni Binalar: Kristal Kule – LEED CS Silver, Soho – LEED NC Gold, Optimus First – LEED NC Gold, Optimus Gold – LEED NC Gold, Optimus Master Site – LEED NC Gold, Siesta Blue – LEED NC Silver, Siesta Oxygen – LEED NC Silver. Mevcut Binalar da, Soyak Merkez Bina – LEED EBOM Silver ve rkut Soyak Anadolu Lisesi – BREEAM In-Use.q


DOĞADAN İLHAM ALIYOR GELECEĞE DOĞRU İLERLİYORUZ

MERMER | TRAVERTEN | LIMESTONE PLAKA | FAYANS | MOZAİK | ESKİTME | PATLATMA | SÜTUN | PROJE DENİZLİ MERKEZ/FABRİKA Organize Sanayi Bölgesi Tel: 0258 269 11 38 Fax:0258 269 11 39 info@basaranlar.com.tr

İZMİR ŞUBE Menderes Caddesi No:612 Tel: 0232 781 06 06 Fax:0232 781 14 02 menderes@basaranlar.com.tr

İSTANBUL ŞUBE Ferhatpaşa Mahallesi G-101 Sokak Tel: 0216 660 15 91 Fax:0216 660 15 98 istanbul@basaranlar.com.tr

www.basaranlar.com.tr


CASE STUDY SOYAK SOHO

MUTLU ÇİLİNGİROĞLU

176

“Soho projesiyle iç konfor, huzur ve güçlülük ifade eden kimlikli bir mimari yaratmak istedik.” Biz, hükümetlerin mimarları ve yatırımcıları daha sürdürülebilir bir yapıyla çalışmaya zorlama yükümlülüğü olduğuna inanıyoruz. Biliyoruz ki kar amacı her zaman uzun süreli yatırımlardan yana olmadığından, şehir hayatı dar görüşlü değerler tarafından inşa ediliyor.

Öncelikle sürdürülebilir mimari konusunda görüşlerinizi almak isteriz... Son zamanlarda ekolojik yapı, sürdürülebilir mimari gibi kavramlar en çok konuşulan konuların en başında geliyor. Tabi bu kavramlar, toplumun gelişmesi, düşünce sisteminin gelişmesi gibi insanların geleceğe yönelik daha pozitif üretkenlik içinde olma çabalarının sonucunda çıkan kavramlar. Aslında bu gelişmeden herkes sorumlu ve herkesin elinden geldiği kadar bilinçaltına yerleşmesi gereken bir çalışma ve tavır şekli. Yoksa bu bina ekolojiktir, diğer binaya altın verelim şeklindeki bir yaklaşım pazarlama tekniğinden öte bir şey değildir. Her mimarın ve mal sahibinin böyle bir sorumluluğu var ama asıl mal sahibinin buna destek vermesi lazım çünkü neticede yatırımla Ocak + Şubat 2015

ilgili önemli bir maddiyat bölümü var. Mimar fikren sunar ve talep eder ama; neticede yatırımı yapan kişinin bunu da benimseyip o ön yatırıma destek olması lazım ki ileriye dönük artı değere ulaşılabilsin... Her şey yavaş yavaş öğreniliyor, daha ilk günden sürdürülebilir mimarinin tüm elemanlarını yerine getirmenin Türkiye’ de pek imkanı yok. Bir malın menşeini doğduğu güne kadar takip edip bulmak, zamanın zaten hoyratça kullanıldığı bir ülkede bütün buna zaman ayırmak ve o bilgileri toplamak çok kolay olmuyor. Onun için çabanın içinde olmak güzel... Her yaptığımız bir öncekinden daha aşamalıysa ki bence Türkiye’nin en önemli sorunu bu; en iyiyi yapmayalım, yaptıklarımızın hepsi iyi olsun yeter...


177 177

Soho projesinin tasarım öncesi planlama sürecinde nasıl bir yol izlediniz? Projenin tasarım kriterlerinden bahsedebilir misiniz? Soyak’la daha önce de birlikte yaptığımız projelerimiz oldu ve burada önemli olan başlangıçta öngördüğümüz yapıyı yüzde 95 yakalıyor olmamız. Soho projesinin tasarımında da böyle ilerledi. Projenin tasarımı bölgenin imar koşullarına bağlı olarak, binanın oturumu, kontur ve yükseklikleri tanımlanmış bir kütle formu içinde ve işverenin talepleri doğrultusunda gerçekleştirildi. Daha önce de olduğu gibi bu projede de mimar – işveren ilişkisinde doyurucu bir çalışma ve saygı içeren bir işbirliği sağladık. Mal sahibinin mimarla çalışırken ona güvenmesi, onu sevmesi lazım. Erkut Bey olsun Emre Bey olsun birbirini seven insanlarız dolayısıyla haftada üç gün basit bir konu da olsa görüşüp etüd süresini birlikte yürütebildik. Tabi bu etüd süresi

iki türlü ilerledi; bir mimari olarak yapıyı ayağa kaldırmak ve konsepti ortaya koymak, bir de ne amaçla yapılıyor, o rantın gerçekleşmesi için taleplere cevap verebilmek artı o taleplere cevap verebilmek için de bu kalitede bir yapıyı yapabilmek. Soyak Soho projesiyle iç konfor, huzur ve güçlülük ifade eden kimlikli bir mimari yaratmak istedik. Projenin zemin üzerindeki yedi katını konut, zemin kat ve altındaki iki katını da büro alanı olarak tasarladık. Her bir konut katında altı adet 2+1 ve beş adet de 1+1 olmak üzere toplam 11 adet daire yer alıyor. En üst kattaki daireleri çatıdaki ilave yatak odalarıyla dublekse dönüştürdük. Ayrıca kullanıcılara farklı alternatif iç mimari seçenekler sunduk, böylece kullanıcıların bireysel ve diğerlerinden farklılaşabilen yaşam alanları elde etmelerine imkan tanıdık. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


CASE STUDY SOYAK SOHO

Ayrıca binanın içinde olduğu gibi dışında da, zaman içinde klasik etkisini kaybetmeyecek, sıcak ve şehirli bir bina olma duygusunu taşıyacak malzeme seçimleri yaptık. Mesela ahşap ve traverteni en doğal halleriyle ve modern bir yorumla yan yana getirdik, böylece sade, yalın ve zamansız bir sonuç elde edebildik. Soyak Soho projesi LEED Gold sertifikasına sahip oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Söylediğim gibi böyle bir kriter veya amaç birincil değildi, zaten bir yapıda bu nitelikleri sağlamaya çalışmak her mimarın gizli bir görevi. Soho’nun yapılışında hem mal sahibi olarak Soyak hem de Soyak Genel Müdürü Emre Çamlıbel, bu konuya kendini adamış bir kişi, dolayısıyla projenin başından itibaren o sorulara doğru cevap verebilen bir bina ortaya çıktı. Böylece sertifika almaya da hak kazandı. Zaten böyle olmalı, her sorumlu kişi oraya varacak üretkenlikte ve sorumlulukta hissederse kendini, hiç kimse yorulmadan bu sonuca varılır. Yıllar sonra bile ‘Soho’ denince aklınıza gelecek ilk şey ne olur sizce? Elbette Soyak, Erkut Bey ve beraber çalıştığım arkadaşlarım, bir de bu vesiyeyle tanıştığım Tanju Bey gelecek...

178

Son olarak okuyucularımıza bir mesaj vermenizi istesek ve sizce başarının sırrı nedir diye sorsak? Düzgün, tüm insanlarla ilgili taleplere saygılı, iyi ürünler vermeye çalışmak bence başarının birinci anahtarı.q

Ocak + Şubat 2015


Geçmişten...

BERKER SERIE 1930 PORSELEN

BERKER SERIE R.CLASSIC

Geleneksel ve güçlü Alman teknolojisine sahip Berker, 1919‘dan beri yüksek kalite ve standartta uzun yıllar boyunca kullanılabilecek anahtar-priz ve akıllı bina otomasyon sistemleri üretmektedir. Dünyanın en heyecan veren yapılarında yıllar boyu birçok ödül kazanan ürünleri görebilirsiniz.

Geleceğe...

BERKER B.IQ (LAZER SEMBOL UYGULAMA)

BERKER KNX TOUCH SENSOR R.1

2010 yılı itibariyle Hager Grubu ile birleşen akıllı bina sektörünün Türkiye‘deki öncüsü Berker; KNX platformunda birçok dizayn ödülüne sahip ürünleri ile estetik, konfor ve tasarrufu bir arada sunarken birçok fonksiyonu ve senaryoyu tek bir anahtardan kumanda etme kolaylığı sağlıyor. Bu ayrıcalığa ek olarak isteğe özel farklı materyal ve renk alternatifleri sunuyor.

Berker Elektronik Ürünleri ve Akıllı Ev Otomasyon Sis.Tic.Ltd.Şti. A: Fatih Sultan Mehmet Mah. Poligon Cad. Buyaka2 Sitesi Kule/Blok 3 No:8C Kat:20 Ofis No: 112 TR-34771 Tepeüstü Ümraniye/İstanbul T : 0090 216 386 64 16 F : 0090 216 478 64 24 info@hager.com.tr W: www.hager.com - www.hager.com.tr


CASE STUDY SOYAK SOHO

TANJU ÖZELGİN

180

“Soho, son derece sessiz, sakin aklı başında, tatlı boyutlu bir proje...”

Her konseptin içinde malzeme seçimleri binanın büyüklüğüne ve konseptin şekline göre belirlendi. Yüzde 90 doğal malzeme kullanmaya dikkat ettik, sentetik malzemeleri olabildiğince minimize etmeye çalıştık ve yok denecek kadar az hale geldi.

İç mimari tasarımda sürdürülebilirlik kriterleri neler, yaptığınız çalışmalarda ve malzeme seçiminde bunu uygulayabiliyor musunuz? Sürdürülebilirlik çok önemli ama açıkcası içi boş bir trend olarak devam ediyor; yani adı var kendi yok. Herkes projelerinde ucundan bir şeyler söylüyor. Tekil projelerden çok toplu projelerdeki sürdürülebilirlik daha önemli çünkü çarpanları daha fazla olduğu için etkileri daha fazla oluyor. Sürdürülebilirlik herkesin tam anladığı bir konu değil, ismi biliniyor fakat içeriği konusunda kimsenin bir fikri yok. Herkes bir ucundan tutup projesinin bir kenarına çeşitli sertifikalar vs. ekleyip adını Ocak + Şubat 2015

koyup geçiyor. Hem iç mimaride hem mimaride uzun süre yaşayacak. Projenin bütün parçaları ya da seçtiğimiz nesneler, malzemeler bunun üzerinden şekilleniyor; ama bütçelerin, sürelerin, yapımcıların izin verdiğince. Biz burada şanslıydık, Soyak zaten istekliydi bu yüzden süreç daha kolay yönetilebildi. Soho projesinin iç mimari tasarım kararlarında ve malzeme seçimlerinde nelere dikkat ettiniz bahsedebilir misiniz ? Mimari ne diyorsa biz de içeride ona uyarak gittik, birde projenin bütünsel bir konsepti, anafikri var. Benim de çok beğendiğim bir


181 181

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


CASE STUDY SOYAK SOHO

182

proje, son dönemde İstanbul’da bu tip projelerin çoğu bir bağırış içinde... Soho, son derece sessiz sakin, aklı başında tatlı bir boyutu olan bir proje olduğu için zaten hepsinin içinden sıyrılıyor. Adam gibi bir apartman yapmak çokta arzu ettiğim bir şeydi. Kentin tam içinde, şehrin merkezindesiniz... İki defa proje yaptım diyebilirim, ilk konsept daha küçük ünitelerden oluşuyordu, onu bitirdikten sonra karar değişti ama bende hem yere hem binaya hem de konsepte daha iyi alıştım. Bir kentlinin minimal ihtiyaçları nelerse; elbette belirli bir lüks ve konfor içinde, onları sıraladık işlevsel olarak ve ona göre dairelerin planlamalarını yaptık. Her planladığımız dairenin renk ve duyusal açıdan farklı bir kaç tip konseptini hazırladık. Her konseptin içinde malzeme seçimleri binananın büyüklüğüne ve konseptin şekline göre belirlendi. Yüzde doksan doğal malzeme kullanmaya dikkat ettik, sentetik malzemeleri olabildiğince minimize etmeye çalıştık ve yok denecek kadar az hale geldi. Doğal malzemeleri seçme sebebimiz güzel yaşlanıyor yani yaşlandıkça güzelleşiyor. Sentetik malzemeler yaşlanmıyor, yani 100 yaşında ama yeni doğmuş bir bebek gibi duruyor, böyle garip bir durumu var onların. Bina yaşlandıkça daha da güzelleşecek değerlenecek, içeride de aynı şeyi düşündük ki kısa vadede değiştirme ihtiyacı duymasınlar. Peki iç mekan kalitesinde nelere dikkat ettiniz? Projenenin bellirli bir profili var o profile en uygun segment ve ürün gamını oluşturmak için çaba sarf ediyoruz, hepsinde bir kalite işlevi var, bütün bunlar yanyana gelince atmosfer olarak onu doğrudan yaratıyor. Seramik yerine doğal taşın olması gibi, vitrifiyeden beyaz eşya seçimine kadar hepsi iyi bir markanın total toplayacağı şeyler...q

Ocak + Şubat 2015


Advertorial

CASE STUDY SOYAK SOHO

184

TERCİH EDİLEN MARKA

SOYAK SOHO

Ocak + Şubat 2015

BAŞARANLAR MERMER İstanbul’un en merkezi noktalarından Zincirlikuyu’da yer alan Sign of the City Awards “En İyi Rezidans” ödülü ve Leed Gold Sertifika sahibi Soyak Soho’da mermer sektörünün öncü firmalarından Başaranlar Mermer’in taşları tercih edildi.


Doğaltaş ve ahşabın uyumunu gözler önüne seren yapı “Soyak Soho” İstanbul’un en merkezi noktalarından Zincirlikuyu’da yer alan Sign of the City Awards “En İyi Rezidans” ödülü ve LEED Gold Sertifika sahibi Soyak Soho’da mermer sektörünün öncü firmalarından Başaranlar Mermer’in taşları tercih edildi. Travertenin enerjisi ortada, ister tüm mekanı kaplayın, ister diğer malzemelerle birleştirin; dominant karakteriyle mekanın ana tanımlayıcısı olmaya aday. Çevreyi ve doğal yaşamı koruma felsefesiyle inşa edilen projenin dış cephesinde iki doğal ve uyumlu malzeme olan traverten ile ahşabın birleşimi ortaya görülmeye değer bir eser ortaya çıkarmış. Projenin dış cephe, lobi ve ortak alanlarının tümü Başaranlar Mermer’in Denizli Klasik Traverteni ile sıcak ve özgün bir görünüm kazanmıştır. Klasik Traverten’ in öne çıktığı bu prestijli projede yaşam alanları klasik ve modern çizgilerle ayrıcalıklı bir mekana dönüşmüştür. Projenin genelinde hakim olan konfor, sükûnet ve güçlülük, travertenin doğal oluşumunda saklı olan renk geçişleri ve çizgisel dokusu ile bütünleşerek zenginleştirilmiştir. Form ve biçim ilhamını doğadan alıyor, traverten ile gelecek şekilleniyor.

Her dönemin vazgeçilmezi olan ve yıllandıkça güzelleşen traverten ekolojik yapılarla mükemmel bir uyum sağlayarak, bulunduğu mekana doğal bir ışıltı kazandırmaktadır. Başaranlar Mermer’in Klasik Traverten adını verdiği coğrafi tescilli Denizli Traverteni kendine özgü dokusuyla doğallığı simgelerken, yapısı gereği farklı yüzey işlemlerini bünyesinde taşıması bu taş ile farklı mekanlarda ideal estetik yüzeylerin oluşturulmasını mümkün kılmakta ve bu özelliği ile birçok projede mimarların tercihi olmaktadır.

185 185

Başaranlar Mermer, büyük çoğunluğu kendi ocaklarından olmak üzere 40 çeşit ürünüyle Türkiye’nin en fazla ürün çeşidine sahip mermer üreticilerinden biridir. Ağırlıklı olarak Denizli Traverteni üretimi yapan Başaranlar, bunun yanı sıra Burdur Bej, Afyon Siyah, Burdur Pembe, Konya Kırmızı, Light ve Dark Emperador, Limestone ve Onyx üretimleriyle projelere çözüm ortaklığı sunmaktadır. Benimsediği kalite anlayışı ve müşteri memnuniyeti ile gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında gerçekleştirdiği büyük projelerle aranan bir firma olmuştur ve bu başarılı çalışmalarını yeni projelerle devam ettirmektedir.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

CASE STUDY SOYAK SOHO

186 186

TERCİH EDİLEN MARKA

SOYAK SOHO

Ocak + Şubat 2015

BERKER Akıllı binalarda enerji yönetimi ve yaşam konforu alanında entegre çözümler sunan Berker, son zamanların en ayrıcalıklı projelerinden biri olarak dikkat çeken Soyak Soho’nun da tercihi oldu. Projenin rezidans dairelerinde Berker B. IQ serisinden paslanmaz çelik anahtarlar ve Interra Touch kontrol panelleri kullanıldı.


Üstün tasarım ödüllü Berker B.IQ ile yaşam alanlarınızdaki tüm kontroller artık tek bir anahtar ile parmaklarınızın ucunda. Kalite ve güvenli anahtar-priz sistemleri ve akıllı bina otomasyonları sektörünün lider markası Berker B.IQ ile yaşam alanlarınıza estetik katarken aynı zamanda KNX sistemi ile aydınlatma, perde-panjur, müzik, ısıtma ve soğutma gibi farklı fonksiyonların sadece tek bir anahtar üzerinden kontrol edilmesine olanak sağlıyor. Berker B.IQ zarif tasarımı ile yaşam alanlarında güvenli ve güçlü bir duruş sağlıyor. Berker B. IQ anahtarlar ile mekanların tüm aydınlatma senaryoları ve aydınlatmaların dim fonsiyonları yerine getirilirken B. I.Q’nun yan kısımlarında bulunan durum ledlerinden aydınlatmaların açık olup olmadığı da uzaktan takip edilebiliyor. Tek anahtar üzerinden ısı, aydınlatma, müzik ve panjur sistemlerinin kontrolüne imkan veren B. IQ ünlü tasarımcı Peter Schreyer’in son teknolojiyi tasarımla buluşturmasından doğdu.

Interra Touch paneller ile site yönetimi ile bağlantıda kalın. Interra Touch paneller sayesinde hizmetler menüsünde yaşayabileceğiniz tüm sorunların çözümünü bulacaksınız. Tıklayın tesisatçınız anında kapınıza gelsin, siz evden çıkarken vale ile aracınız kapınızda hazır bulunsun, siz spada yerinizi ayırtın ve keyfinize bakın. Hava Durumu Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü sitesinden sağlanan veri akışıyla günlük, haftalık ve aylık hava raporları anında elinizde.

187

GERÇEK PASLANMAZ ÇELİK KULLANILARAK ÜRETİLEN BERKER B.IQ ZARİF TASARIMI İLE YAŞAM ALANLARINDA GÜVENLİ VE GÜÇLÜ BİR DURUŞ SAĞLIYOR.

Duyurular, Faturalar ve Aidatlar Bütün faturalarınızı ya da aidatlarınızı tek bir noktadan yatırmanın keyfini sürün. Yol Durumu Trafik Koordinasyonu Merkezi’nden alınan canlı kamera görüntüleriyle anlık trafik yoğunluklarını öğrenip kendinize daha akıcı bir rota belirleyebilirsiniz.

Para Piyasaları IMKB’den anlık verilerle tüm döviz ve altın fiyatlarındaki değişimleri takip edebilirsiniz.

Hizmetler Menüsü (Spa, Vale, Taksi v.b.) Evinizde yaşayabileceğiniz tüm sorunların çözümünü Interra’nın hizmetler menüsünde bulacaksınız. Misafirleriniz için taksi, evinizin günlük temizliği için hizmetli, aracınız için vale...

Intercom Konuklarınızı, site girişinde ya da resepsiyonda sesiniz ve görüntünüzle karşılayabilirsiniz. Dilerseniz siz evde olmasanız da konuklarınızla mobil cihazlarınızla iletişim kurun.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

CASE STUDY SOYAK SOHO

188 188

TERCİH EDİLEN MARKA

SOYAK SOHO

Ocak + Şubat 2015

GAGGENAU Profesyonel mutfağı evlere taşıyan Gaggenau, 1995 yılından bu yana faaliyetlerini BSH bünyesinde gerçekleştiriyor. BSH grubunda özel bir marka olan Gaggenau, ankastre ocak, fırın, davlumbaz, buzdolabı ve bulaşık makineleri teknolojisi ile kendi alanında bir tasarım üstadı olarak kabul ediliyor.


189

Benzersiz mükemmellik ve lüks yemek pişirme kültürü Farkın adı Gaggenau Lüks mutfak aletleri sektörünün en önemli markası haline gelen Gaggenau, 300 yılı aşkın geçmişi ve köklü yapılanması ile çok ayrıcalıklı bir marka. 1683 yılında, Gaggenau kasabasında bir demir atölyesi açan Margrave Ludwig Wilhelm von Baden tarafından kurulan Gaggenau, yıllar içinde faaliyetlerini tarım makineleri ve dayanıklı tüketim malları üretimi alanında da genişletti. 19. yüzyıla gelindiğinde, bisiklet, reklam panosu ve ocak üretimine başlamış ve emayeleme alanında uzmanlaşmış konuma geldi. Gaggenau’nun 20. yüzyıl başlarına kadar üretimine devam edilen kömür ve gazlı ocaklarının elde ettiği başarının temelini de, yine kendine ait olan dayanıklı fırın emayesi formülü oluşturuyor.

profesyonel mutfakları ev mutfaklarına taşıyor ve bu alanda sürekli yenilikler yaratıyor. Gaggenau cihazları birçok aşamayı içeren çeşitli süreçlerden geçerek ve hünerli ellerle ustalıkla işlenerek, Gaggenau atölyelerinde parça parça birleştiriliyor. Markanın kimliğinin özü, geçmişin sürekli bir değişimini yansıtırken, tabuları yıkmaya ve yenilikçi bir görüş peşinde koşmaya da gönüllü. Baş Tasarımcısı Sven Baacke tarafından “geleneksel avangart” olarak tanımlanan felsefesiyle Gaggenau, zamanının ilerisinde, özgün, sıra dışı ve taviz vermeyen bir marka kimliği taşıyor.

2000 yılından bu yana Türkiye’de

Gaggenau, kendilerine ait yaşam alanı yaratmak ve kişiliklerini yaşamlarının her alanına yansıtmak isteyenlere hitap ediyor. Stili anlamsız bir detay olarak değil, bir yaşam biçimi olarak görebilenler, Gaggenau’yu tercih ediyor. Gaggenau’nun sofistike ürünleri, estetik kaygıların yanı sıra mutfağında bir profesyonel ile çalışmak isteyen, pratik ama yenilikçi, yiyeceklerini sağlıklı bir şekilde pişirmek isteyenler için üretiliyor ve geliştiriliyor. Mutfak teknolojisinde birçok yeniliğe imza atarken, ayrıcalıklı tarzını her zaman koruyan Gaggenau, ürünlerini 5 kıtada, 50 ülkedeki tüketicilerine sunuyor. Yönünü, profesyonel aşçıların gereksinimleri ve deneyimlerine göre belirleyen Gaggenau, profesyonel yemeklerin, evlerin mutfaklarında da pişirilebilmesini sağlıyor. Şirketin güncel ürün yelpazesi, fırınlar, buharlı fırınlar, ısıtma çekmeceleri, mikrodalga fırınlar, tam otomatik

Profesyonel mutfağı evlere taşıyan Gaggenau, 1995 yılından bu yana faaliyetlerini BSH bünyesinde gerçekleştiriyor. BSH grubunda özel bir marka olan Gaggenau, ankastre ocak, fırın, davlumbaz, buzdolabı ve bulaşık makineleri teknolojisi ile kendi alanında bir tasarım üstadı olarak kabul ediliyor. Bugün, tüm dünyada mutfak teknolojisinde uzman olarak bilinen Gaggenau markası, 2000 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Devrimsel değil, evrimsel tasarımı simgeleyen Gaggenau markası, şekil ve işlevselliği bağdaştırarak, ürünlere ruh veren özgür bir tasarım diline sahip. Defalarca uluslararası ödüller alan ürünleri ile

Stili bir yaşam biçimi olarak benimseyenlerin tercihi

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


190

GAGGENAU, ANKASTRE SEKTÖRÜNDE DE TÜM DÜNYADA LİDER VE ÖNCÜ BİR MARKA KONUMUNA SAHİP. ANKASTRE MUTFAK CİHAZLARIMIZ DENİNCE, KULLANIMDA KOLAYLIK, PRATİKLİK, MALZEMELERDE ÜSTÜN KALİTE AKLA GELIYOR. TASARIMDA, HER TÜRLÜ MUTFAK DEKORASYONUNA UYABİLECEK ŞEKİLDE SADE, TEFERRUATSIZ VE İŞLEVSEL BİR ANLAYIŞI VE ZARİF ÇİZGİLERİ BENİMSİYOR, ÜRÜNLERİMİZLE BİR HAYAT TARZI YARATIYORUZ.

Ocak + Şubat 2015


espresso makineleri, özel Vario yemek pişirme cihazları, cam seramik, gazlı ve indüksiyonlu ocaklar, havalandırmalar, soğutma cihazları, şarap iklimlendirme dolapları, bulaşık ve çamaşır makinelerini kapsıyor. Tarihi boyunca aldığı 300’ü aşkın patent Gaggenau’nun lider innovatif marka kimliğini daha da güçlendiriyor. Baş Tasarımcısı Sven Baacke tarafından “geleneksel avangart” olarak tanımlanan felsefesiyle Gaggenau, zamanının ilerisinde, özgün, heykelsi, bilinen ve büyük bir marka. İlk’lerin markası, ankastrede de öncü Profesyonel aşçıların, şeflerin gereksinim ve deneyimlerine yanıt veren Gaggenau, profesyonel yemeklerin, evlerin mutfaklarında pişirilebilmesini sağlıyor. Güncel ürün yelpazemiz fırınlar, buharlı fırınlar, ısıtma çekmeceleri, mikrodalga fırınlar, tam otomatik espresso makineleri, özel Vario yemek pişirme cihazları, cam seramik, gazlı ve indüksiyonlu ocaklar, havalandırmalar, soğutma cihazları, şarap iklimlendirme dolapları, bulaşık ve çamaşır makinelerini kapsıyor. Gaggenau mutfak teknolojilerine şimdiye kadar birçok ilk kazandırdı. Göz hizasında ilk ankastre fırın, sıcak hava veren ilk ankastre fırın, 90 cm genişliğinde ev tipi paslanmaz çelik fırın, bu “ilk”lerden sadece birkaçı... Gaggenau, ankastre sektöründe de tüm dünyada lider ve öncü bir marka konumuna sahip. Ankastre mutfak cihazlarımız denince, kullanımda kolaylık, pratiklik,

malzemelerde üstün kalite akla geliyor. Tasarımda, her türlü mutfak dekorasyonuna uyabilecek şekilde sade, teferruatsız ve işlevsel bir anlayışı ve zarif çizgileri benimsiyor, ürünlerimizle bir hayat tarzı yaratıyoruz.

191

Ev tipi cam seramik yüzeyli ocakları ile buharlı fırınları, Gaggenau’nun önemli yeniliklerinin başında geliyor. Ankastre cihazlarının hepsi entegre edilebilen modüler sistemiyle dünya çapında ilk soğutma duvarını gerçekleştiren veya tüm yüzeyi büyük bir ocağa dönüşerek pişirme gereçlerinin arzu edilen yere konulabilmesini sağlayan indüksiyonlu CX 480 ocaklarımız da başarılı ürünlerimiz arasında yer alıyor. CX 480 ocak, Uluslararası iF Ürün Tasarım Ödülü 2011’i almasının yanı sıra düşük enerji tüketimiyle tam bir çevreci ürün olarak da öne çıkıyor. İndüksiyonlu ocağımızda yemek pişirilirken tüm yüzey kullanılabiliyor. Sezgisel kontrol, ekstra büyük boyutlu bir dokunmatik TFT ekran üzerinden gerçekleşiyor. Hiç göze çarpmayacak bir biçimde mutfak mimarisine entegre edilebilen Gaggenau AC 402 tavan tipi havalandırma, minimal tasarımı ve esnek kurulum olanaklarıyla öne çıkıyor. Hem boyutları hem de performansıyla mükemmel bir şekilde her mutfağa ve kişiye özel gereksinimlere göre uyarlanabilen, modüler bir sistem sunuyor. Sadece verimli olmakla kalmıyor, ayrıca çok da sessiz çalışıyor.

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

CASE STUDY SOYAK SOHO

192 192

TERCİH EDİLEN MARKA

SOYAK SOHO

Ocak + Şubat 2015

RIMADESIO

İşlevsel ve estetik yeniliklerin öncülüğünü misyon edinen Rimadesio’nun kapı serileri, tasarım farklılığı, tam güvenilirliği ve kolay hareket özelliği ile kullanıcılarına güven veriyor. Oikos bir çelik kapıdan beklediğinizden fazlasını minimal çizgileri ve geniş kaplama seçenekleriyle sunuyor.


RIMADESIO - MOON Rimadesio’nun son dönem yaşam tarzı konseptinin tüm özelliklerini taşıyan Moon; kullanıcı tarafından istenilen yüzeyden hem itilerek hem de çekilerek açılma opsiyonları sunan ürün, tasarım açısından tam bir özgürlük vaat ediyor, tasarımda alışılmış kilit sisteminin yerini inovatif manyetik kilit sistemi alıyor. Kapıyla aynı renkte bir cam parçanın yerleştirildiği kulpun sade bir biçimi var ve kapılar hem döner kol hem de anahtar sistemine sahip iki seçeneğe sahip.

Rimadesio, mükemmel görünüm garantisiyle yüksek kalitede stilize edilmiş ürünleri günlük yaşamın doğal kullanımına sunan bir firma. Sade ve yalın konseptleri gelişmiş bir teknikle bir araya getiren Rimadesio’nun öne çıkan tasarım paletini ise kapılar, sürgü kapılar, gömme dolaplar, soyunma odaları ve tamamlayıcı mobilyalar oluşturuyor.

193

Tüm Rimadesio kapıları gibi Moon da isteğe göre belirlenen yükseklikte üretilebiliyor. Üst sınırın 2584 milimetre olduğu tasarım aralığı; alüminyumun dayanıklılığı ve Rimadesio’nun cam üretim tekniklerinin başarısının bir sonucu... RIMADESIO - VELARIA Rimadesio Velaria panelleri her zaman özel olarak üretilirek, minimum kalınlıkta kullanılan alüminyum çerçeve ile Rimadesio camlarının estetik özelliklerini belirgin kılıyor. Sistem aynı zamanda patentli bir teknik çözüm ile tasarım konusunda mümkün olan en özgürlükçü yaklaşımı uygulamaya koyuyor. Rimadesio bunların yanı sıra çok kolay bir kurulum süreci ve yıllara uzanacak bir kullanım kolaylığı vadediyor. Üçüncü jenerasyon kapı rayı kullanılan sistem “soft motion” gibi teknolojik özellikleri de bünyesinde barındırarak kapının kapanma sürecinde yumuşak hareketlere sahip olmasını garantiliyor. Tasarımında kullanılan camlar ise markanın ışık ve yansıma gibi iddialı olduğu iki konuyu kullanıcı açısından son derece cazip bir biçimde işliyor. Velaria, minimalist bir yaklaşımla renkler ve transparanlık kavramı arasındaki bağı akıllıca kullanıyor. OIKOS Oikos A+ çelik güvenlik kapıları ile segmentinin en üst sıralarında yer almaktadır. Tüm kapılar isteğe özel üretilip, ses ve ısı yalıtımlıdır. Hava, su ve rüzgar gibi dış etkenle karşı çevreye duyarlı malzemeler kullanılarak 90 dakika yangına dayanıklı olarak üretilmektedir. Mimarini tarz ve estetiğe önem veren firma ürünlerde tamamen görünmez menteşeler ile duvara sıfır pervazlar kullanmaktadır. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


AVCI ARCHITECTS

MİNİ PORTFÖY / SELÇUK AVCI

Yeni Nesil Ofis Tasarımları

194

SELÇUK AVCI’NIN, YÜRÜTTÜĞÜ UYGULAMALAR ULUSLARARASI VE ULUSAL SAYISIZ ÖDÜL KAZANMIŞ VE ÇALIŞMALARI BİRÇOK DERGİDE YAYINLANMIŞTIR. BUNLARDAN EN DİKKATE DEĞER OLANI ŞİRKETİ AVCI ARCHITECTS’İN “İNGİLTERE’NİN 50 EN İYİ GENÇ ŞİRKETİ REHBERİ’NDE YER ALMASIDIR. AVCI’NIN TASARIM DİREKTÖRÜ OLARAK 1989 YILINDA AVRUPA BİRLİĞİ ENERJİ TASARRUFLU MİMARİ YARIŞMASINDA İLK ÖDÜLÜNÜ KAZANMIŞ VE ECD MİMARLIK’TA TASARIM DİREKTÖRÜ İKEN YAPTIĞI PROJELER İLE 1998 YILINDA RIBA BÖLGESEL ÖDÜLÜ’NÜ ALMIŞTIR. AVCI TARAFINDAN PROJELENDİRİLEN ANKARA’DAKİ TÜRKİYE MÜTEAHHİTLER BİRLİĞİ BİNASI LONDRA’DA BUILDING MAGAZINE TARAFINDAN “EN İYİ ULUSLARARASI PROJE” SEÇİLMİŞ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK NİTELİKLERİYLE LEED PLATINUM SERTİFİKASI ALMAYA HAK KAZANMIŞTIR. Ocak + Şubat 2015


Tasarım yaklaşımında sürdürülebilirlik esaslarını temel alarak dünyanın farklı ülkelerinde pek çok ödüllü projeye imza atan Avcı Architects, çalışan insanların fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarına en iyi şekilde yanıt veren, çağdaş normlarda ofis fit-out projelerinde dünyaca ünlü mimarlık pratiği Gensler ile stratejik ortaklık yapıyor. Yerin esas kimliğini ve hikayesini bulmaya çalışarak başladığı projelerini sürdürülebilirlik ana ekseninde ilerleyerek geliştiren Avcı Architects, ticari binalarda dünyanın öncü mimarlık ofislerinden biri olan Gensler ile uluslararası ölçekte ofis projelerine imza atıyor. Gensler’in uluslararası fikir öncülüğünü yerel uzmanlık ve üretim kapasitesiyle buluşturan Avcı Architects, bütüncül tasarım, yeni teknolojilerin kullanımı, doğal özelliklerin maksimize edilmesi ve iklim koşullarıyla entegre olma gibi ilkelere dayanan yaklaşımıyla, daha düşük enerji ve işletme maliyetlerine, daha uzun kullanım ömrüne, daha iyi yaşam standartlarına ve daha yüksek çalışma performansına sahip olan ofis projeleri tasarlıyor. 2008 yılında Gensler tarafından yürütülen ve çalışma mekânları üzerine yapılan incelemelerde, iş yerindeki günlük aktivitelere yeni bir kavrayış getirerek, çalışanların yaratıcı ve yenilikçi olmasını sağlayan “Dört Mod” prensibi sayesinde iş veriminin arttırıldığı tespit edilmiş ve verimli çalışma süreci ile odaklanma, sosyalleşme, öğrenme ve işbirliği kurma kavramları üzerine karşılaştırmalar yapılmış. Bu karşılaştırmalar, dikkat ve konsantrasyon için gereken odaklanmanın, ortak bağları, değerleri, kolektif kimlik ve verimli ilişkileri oluşturan iş etkileşimlerinin, yeni bilgi edinebilmek için eğitimlerden ve deneyimlerden faydalanmanın ve tüm bunların etkileşim içerisinde farklı insanlara sunulabileceği grup çalışmalarının, nitelikli çalışma mekanları ile kurulacak bağlarla birlikte, performansı optimize etmede rolü olduğunu ortaya koymuş. Gensler ofis tasarımlarıyla ilgili yaklaşımlarını bu “Dört Mod” prensipleri üzerine kurgularken Avcı Architects’in 21. yy. çağdaş çalışma mekânları üzerine yaptığı okumalar, ofis binaları ve bu binaların insanlar üzerinde oluşturduğu etkiler üzerine biçimlenmiş. Bu sorgulama dahilinde etik, ekolojik ve

195

ekonomik filtrelerden geçirilen birçok kavram, çalışma mekânlarının tarihsel gelişimi içerisinde değerlendirilmiş. Geçmişteki ofis binalarının, daha çok iş hedefine yönelik tavrı ve gerektiğinde kurumsal kimliğin değişimine olanak tanıyan esnek yapısının, günümüz çalışma mekânlarının gelişimine olan etkisi incelenmiş. Daha sonrasında günümüzde ve gelecekte iş gücünü artıran verimliliğin daha etkileşimli konularla ve bağlamlarıyla ele alınmasının, bunun yanında enerji kaynakları ve geri dönüşüm konusunda da daha etkin çalışılmasının, iş ve yaşam kalitesini arttırarak, çalışanların refahını yükseltmede ve kurumsal kimliği iletmede etkin olduğu sonucuna varılmış.

“Bizim için tasarım bir katmanlandırma sürecidir. Bir çözümün ortaya çıkışı projeyi saran konuların anlaşılması ve bunlarla yakınlık kurulmasına dayanmaktadır. Dolayısıyla bir kişinin parmak izleri gibi her proje de eşsiz olabilir. Bu yöntemle basmakalıp çözümlerden kaçınarak meselenin DNA’sına inmeye çalışıyoruz. İşte bizi heyecanlandıran da bu hususiyettir” Mimar Selçuk Avcı liderliğindeki Avcı Architects’in bu yaklaşımla hayata geçirdiği ofis projelerden biri Maçka Residence’daki Fox International Channels. AIG İstanbul Yönetim Merkezi ile SUMMA Genel Merkez Binası ise diğerleri... E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


ÜLKEPORTFÖY MİNİ / İSVİÇRE / SELÇUK AVCI

196 196

FOX INTERNATIONAL CHANNELS İSTANBUL OFİSİ

FERAH, DİNAMİK, NEŞELİ VE RENKLİ

İşverenden tasarımın ferah, dinamik, neşeli ve renkli bir mekan olması yönünde talep alan Avcı Architects, 1450 m² inşaat alanına sahip olan projede genel olarak açık ofis düzeninin hakim olduğu bir çalışma ortamı planlamış. Yönetici ve toplantı odaları ise dinamik geometrik formlarda cam kütlelerle kapalı olarak tasarlanmış. Ofiste kullanılan canlı renklerle, duvarlardaki grafik tasarımlar çalışanları yormadan ortamı zenginleştirmeyi ve enerjik kılmayı hedefliyor. Uzun çalışma saatlerini daha konforlu hale getirmek üzere tasarlanan ofiste hem Fox International’ın hem de Avcı Architects’in ortak hassasiyeti olan doğal malzemelerin kullanımı, hedeflenen tasarımın belirleyicisi olmuş. Ocak + Şubat 2015


AIG İSTANBUL YÖNETİM MERKEZİ Uluslararası sigorta şirketi AIG’nin, Maslak Orjin Plaza’nın iki katına yayılan, 4000 m² inşaat alanına sahip İstanbul yönetim merkezi binası ise Avcı Architects’in son dönemde tamamladığı güncel ofis tasarımlarından bir diğeri. AIG binasında açık ofisler çalışanların gün ışığından en üst düzeyde yararlanmasını sağlamak için binanın çeperlerinde yer alarak ana departmanları belirlemiş. Yardımcı fonksiyonlar da mekânın orta kısımda gruplanmış. Açık ofisler arasında yer alan bu ayırıcı mekanlar, geçirgen sirkülasyon alanları sayesinde fonksiyonel işlevlerini yerine getirip, aynı zamanda da çalışanların mekan içerisindeki rastlantısal karşılaşmalarına olanak sağlamış. Yüksek hacimli bu mekanlarda, tavanlardaki ahşap, metal ve alçıpan malzeme kullanımları, geniş mekanlardaki monotonluğu kırmış ve departman içindeki alt çalışma birimlerini ahşap tavan havuzları ile tarif etmiş. Avcı Architects tarafından tasarlanan duvar grafikleri de brüt beton kolonlar ile bir denge oluşturarak mekânı görsel açıdan zenginleştirmiş.

GÜN IŞIĞI ODAKLI AÇIK OFİSLER

197

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MİNİ PORTFÖY / SELÇUK AVCI

198

SUMMA GENEL MERKEZ BİNASI

ÇALIŞMA MEKÂNLARININ KÜLTÜREL VE SOSYAL AKTIVITELERLE BIR ARADALIĞI

Ocak + Şubat 2015

Avcı Architects tarafından Türkiye’nin en büyük uluslararası inşaat şirketlerinden biri olan SUMMA için tasarlanan genel merkez binası ise, bazı imar zorunlulukları ve fiziksel şartlar nedeniyle, mevcut ve kötü durumda olan bir yapı üzerinden yenileme projesi olarak ele alınmış. Seyrantepe mevkiinde, Büyükdere Maslak aksının çevre yolu ile kavşak oluşturduğu noktada konumlanan yapı için, gürültülü bağlantı yoluna bakan kuzey cephesi, tasarımın en önemli unsuru haline gelmiş. Çevre açısından, yapının kuzey cephesinin güneş kontrolü için korumaya ihtiyacı olmaması, tamamen şeffaf bir cam cephe kullanmayı mümkün hale getirmiş. Ofis seviyeleri, kuzey yönüne konumlandırılan bölmelerle ayrılmış bir dizi açık çalışma alanı ve yönetici ofislerinden oluşmuş. Bu çalışma alanlarında tavan yüksekliklerinden maksimum ölçüde yararlanılarak ferah bir ortam elde edilmiş. Katlar arasında, gelecek vaateden sanatçıların çalışmalarının sergileneceği bir sanat alanı ve Türkiye’nin yeni gelişen sanat olaylarının tartışılacağı bir sanat galerisi ile atölye alanı oluşturularak, çalışma mekânları kavramının kültürel ve sosyal aktivitelerle de bir aradalığı sağlanmış. Mekânsal örgütlenmeden seçilen malzemeye kadar birçok alt tasarım kararı “Summa” temsiliyeti ve fonksiyonelliği üzerine gerçekleştirilen tartışmaların sonucunda ortaya çıkmış.


MALZEME / YÖNTEM / UYGULAMA

BARINMA İHTIYACINDAN TASARIMSAL MÜKEMMELLIĞE

AHŞAP

200 200

Dinlemeye başladığınız ilk hikayelerin hepsi ormanda geçiyordu. Size anlatılan masallardan bahsediyoruz, evet. Bu sebeple ormandan bir parçaya yakın ya da o parçanın sağladığı güven dahilinde yaşama isteği çok enteresan bir istek değil. Barınma güdümüzü karşılama noktasında kullandığımız ilk materyallerden birinden söz ediyoruz sonuçta. İnsan ve ağaç türü arasında kurulan bağ o kadar eski ki, sanayileşme ve vahşi kapitalizm getirileriyle yüzleştiğimiz şu kısa sürenin öncesinde muhtemelen birbirimizi daha iyi algılıyorduk. Kasım++Şubat Ocak Aralık2015 2014

Dünya nüfusu korkunç oranlarda. Keşke bu sayfayı okumaya başladığınız zamandan itibaren kaç bebeğin doğduğunu söyleyebilecek olsaydık size. Kaynaklar yetmiyor; bir canavar misali tüketim halindeyiz. Dokunulmamış orman kavramı neredeyse yok oldu yok olacak fakat küresel ısınmanın önüne geçmek için bir yandan da yenilenebilir kaynaklara yönelmemiz gerekiyor ki bu da bizi tekrar ahşap ve orman ürünleri kullanımına getiriyor. Peki dengeyi tekrar sağlamak için çok geç kalmış olabilir miyiz?


Yenilenebilir Bir Kaynak Olarak Ahşap ve Orman Ürünleri TABİATTA KENDİLİĞİNDEN YETİŞMESİ SEBEBİYLE YENİLENEBİLİR KABUL EDİLEN AHŞAP, YİNE DE ÜRETİM SÜRECİNİN CİDDİ ORMAN YÖNETİMİ POLİTİKALARI İLE KONTROL ALTINA ALINMASI GEREKTİĞİ GERÇEĞİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL.

201

SÜRDÜRÜLEBİLİR ORMAN YÖNETİMİ TOPLUM TARAFINDAN ORMANLARA VERİLEN DEĞERLERE SAYGI DUYARKEN AYNI ZAMANDA ORMAN SAĞLIĞINI KORUYAN VE GELECEK İÇİN ÇEŞİTLİLİĞİ SAĞLAYAN POLİTİKALAR ÜRETECEK ŞEKİLDE ÇALIŞIYOR.

Ahşabın tasarım açısından sunduğu esneklik hem bina tipi projeler hem de uygulama ve mobilya tasarımları için materyali hem estetik hem de yapısal açıdan uygun kılan değerlere sahip. Ahşabın hem müstakil hem de çok birimli konut projelerinde kullanıma müsait olması; okul, ofis ve sağlık merkezleri gibi kamusal alan projeleri için gereken dizayn rahatlığını mimarlara sunuyor olması; doğal dokusu ile rekreasyonal merkezler ve toplulukların bir araya gelmesi için oluşturulan meydanlarla yakaladığı uyum kendisini tasarım dünyası için vazgeçilmez olmasını sağlıyor. E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME / YÖNTEM / UYGULAMA

Üstelik sadece bitirme gereci olarak değil aynı zamanda temel altyapı malzemesi olarak işlem gören ahşap, iç ve dış mekan tasarımlarına doğallık ve sıcaklık katmanın ötesinde karşılanabilir maliyeti ve yapı yönetmeliğine uygunluğu ile güvenlik ihtiyaçlarını ve yüksek performans gerekliliklerini karşılıyor. Tabiatta kendiliğinden yetişmesi sebebiyle yenilenebilir kabul edilen ahşap, yine de üretim sürecinin ciddi orman yönetimi politikaları ile kontrol altına alınması gerektiği gerçeğinden bağımsız değil. Orman ve ağaç oranlarının düşüyor olmasının tüm canlı türleri için tehlikeli sonuçları beraberinde getireceği farkındalığıyla birlikte kurgulanan ve ahşap kullanma gereksinimi de içine alan orman yönetim politikaları hem tekrar ağaçlandırma hem de baştan ağaçlandırma çalışmaları üzerinden ilerliyor. İnşaat ve mobilya sektörü ise bu noktada ahşap kullanımlarını sürdürülebilir sistemler aracılığıyla elde edilmiş ağaç/ahşap tarlalarından sağladıklarını sertifikalarla belgeleyen tedarikçilerle çalışmak için teşvik ediliyor.

202 202

Sürdürülebilir orman yönetimi toplum tarafından ormanlara verilen değerlere saygı duyarken aynı zamanda orman sağlığını koruyan ve gelecek için çeşitliliği sağlayan politikalar üretecek şekilde çalışıyor. Çalışmaların bir diğer hedefi ise orman ürünlerine ve ormandan sağlanan diğer faydalara hissedilen gereksinimi doğaya zarar vermeden karşılamak. AHŞAP KULLANIMININ AVANTAJLARI

AHŞABIN BİR YAPI MALZEMESİ OLARAK SUNDUĞU AVANTAJLARIN BAŞINDA, BASİT BAKIM VE ÖNLEMLERLE ORTAYA ÇIKABİLECEK DEZAVANTAJLARI ORTADAN KALDIRILABİLECEK OLMASI GELİYOR. Ocak + Şubat 2015

Ahşabın bir yapı malzemesi olarak sunduğu avantajların başında, basit bakım ve önlemlerle ortaya çıkabilecek dezavantajları ortadan kaldırılabilecek olması geliyor. Isı karşısında pratik olarak genleşmemesi ahşap için artı değer niteliğinde. Bir inşa


203

materyali olarak ahşap ısı karşısında genleşmenin aksine kuruyarak güçleniyor. Ahşabın genleşmesine sebep olan tek koşul, ki bu koşulda da yaşanan genleşme sadece bilimsel açıdan kayda değer durumdadır, nem seviyesinin yüzde 0’ın altına düşmesi ile yaşanıyor. En kuru iklimlerde bile ahşabın nem seviyesinin yüzde 5’in altına düşmeyeceğinin de altını çizmek gerek.

değil. Bu sebeple özellikle küflenmeden kaçınmanın gerekli olduğu durumlarda ahşap yapı materyali olarak tercih edilmekte. Aynı zamanda tamir ve bakım açısından da kolay bir malzeme olduğunu hatırlatmakta fayda var. Eskiyen ahşap parçalar kimi özel dokunuşlar ile yenilenebilirken bunun her yapı malzemesi için yapılması söz konusu değil.

Ahşap hafif bir materyal olarak ses izolasyonu için başarılı bir performans sergilemese de ses emilimi konusunda tercih edilen bir yapıya sahip. Materyal eko ve gürültü oluşumunu sesi absorbe ederek engelliyor. Bu sebeple konser salonlarında sıklıkla kullanılıyor.

5 binden fazla ağaç türü olduğu gerçeği ile yüzleşecek olursak ahşap çeşitliliği konusunda da net bir fikre sahip olmak daha kolay olacaktır. Bu çeşitlilik ısı yalıtımı için tercih edilen hafif ahşap türleri ile yapı malzemesi olarak kullanılmak üzere tercih edilen ağır ahşap türleri gibi farklı çözüm alternatiflerini de beraberinde getiriyor. q

Kendine has bir oksitlenme karakteristiğine sahip olsa da, ahşabın oksitlenmesinin sonucu metalin küflenmesi ile bir tutulabilecek yapıda

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME / YÖNTEM / UYGULAMA

FINAL WOODEN HOUSE

Ahşabın içinde yaşama fırsatı tanıyan bir yapı

©

Iwan Baan

204 204

Ocak + Şubat 2015


Iwan Baan ©

Proje Adı: Final Wooden House Mimar: Sou Fujimoto Architects Yer: Kumamoto, Japonya Aydınlatma Tasarımı: Hirohito Totsune İnşa Yılı: 2007-2008 Proje Alanı: 89,3 m2

©

Iwan Baan

205

Projelerde tercih edilme sebebi incelendiğinde kereste ile ilgili sürekli aynı sonuca ulaşılıyor; bir inşa materyali olarak pek çok farklı alanda pek çok farklı görevle kullanılabiliyor olması. Sütunlar, dış cephe duvarları, iç cephe duvarları, tavanlar, zemin, kaplamalar, merdivenler, pencere çerçeveleri… SFA’nın büyük ve kaba parçalar halinde kullanmayı tercih ettiği keresteler, sıcak ve doğal bir ortam yaratmanın ötesinde çağdaş bir görüntü de yakalamış. Proje dahilinde zemin, duvar ve tavan arasında bir farklılık ya da geçiş gözetilmediğini söylemek gerek. Sadece bakış açısı ya da düşünce tarzındaki ufak bir değişiklik ile duvar olarak algınan alan bir sandalyeye ya da tavanın kendisine dönüşebiliyor. Birden fazla zemin seviyesinin oluşu kişinin konumuna göre mekan ve boşluk algısında kırılmalar yaratıyor. Mekanın bu özelliği günlük akış

dahilinde farkındalıktan uzak hissedilen üç boyutun bir kırılma anı ile kişinin birincil algısına dahil olmasını sağlıyor. Mekanda bulunanlar kendilerine önceden söylenmiş kullanım talimatlarının aksine mekanı bireysel olarak keşfedip, bireysel fonksiyon katıyorlar. Mimarın deneysel yaklaşımının elle tutulabilir olduğu bungalov için ahşap mimarisinin bir örneği demek yetersiz kalabilir. Ahşap mimarisinde ahşabın yapı elemanını oluşturmada kullanılan bir aracı olduğunu düşünürsek, Final Wooden House bundan ziyade ahşabın içinde yaşama fırsatı tanıyan bir başka yapı biçimi olarak karşımıza çıkıyor.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


MALZEME / YÖNTEM / UYGULAMA

WOODS DESIGN AWARDS 2015 Wood Design Awards’un 2015 yılı ödülleri Oakland, Kaliforniya’da düzenlenen Bay Area Ahşap Çözümleri Fuarı’nda sahiplerini buldu. Wood Products Council’ın alt kurumu olan WoodWorks tarafından organize edilen yarışma ahşabı yalnızca dokusu ve doğal güzelliği için değil aynı zamanda yapısal dayanıklılığı ve yüksek performansı ile birlikte kurgulayarak bünyesine dahil eden projeleri ödüllendiriyor.

206

Mimar ve mühendisler arasında doğal materyal kullanımını arttırmak için başarılı bir farkındalık yaratan WDA, uluslararası platformda ağaç ve ahşap işçiliğinin geldiği noktayı da yıllık olarak raporluyor.

Jackson Hole Havaalanı, Jackson,Wwymoing

©

Matthew Millman Photography

Yarışmanın Kurumsal Ahşap Tasarım Ödülü’nü almaya hak kazanan Jackson Hole Havaalanı, Gensler + Martin/Martin imzasını taşıyor. Bu kategoride kurumsal mekanlarda hayata geçirilen ahşap uygulamalarının mekana kattığı stres azaltan ve kimi zaman iyileşmeye yönelik değerlere sahip projeler ödüllendiriliyor. Kurumsal Ahşap Tasarım Ödülü için gerekli olan bir diğer kriter ise ahşabın ana inşa materyali olarak kullanılmış olması.

Indian Mountain Sanat ve İnovasyon Öğrenci Merkezi Lakeville, Connecticut

©

Robert Benson Photography

Ocak + Şubat 2015

Okul ve eğitimle alakalı binalara verilen Eğitim Binalarında Ahşap Ödülü, inşasında ve tasarımında temel öğe olarak ahşap kullanılan mekanlara veriliyor. Sadece inşa malzemesi olarak kullanılmasının ötesinde yeşil bina kriterlerini tutturmak ve zenginleştirilmiş bir mekan yaratmak için ahşap kullanan projelere bu kategoride öncelik tanıyor. Bu yılın birincisi ise tasarladıkları sanat merkezi ile Flansburgh Architects ve Roome & Guarracino.

©

Lifestring Photography

N-Habit Belltown Seattle, Washington Dört ya da daha fazla kattan oluşan ahşap bina projelerinin değerlendirildiği Çok Katlı Ahşap Tasarım Ödülü’nün bu yılki sahibi Bushnaq Studio Architecture imzalı N-Habit Belltown Binası oluyor. Seattle, Washington’da inşa edilen bina dahilinde birden fazla kullanım biçimi ile işlev kazanan ahşap aynı zamanda farklı ağaç ailelerinden elde edilmiş.


Advertorial

ÇEVRE DUYARLI YAPI MALZEMELERİ

Fibrobeton’dan Yapılara Dayanıklılık, Estetik ve Ruh Katan İnovatif Ürünler

208 208

Yaptığı Ar-Ge çalışmalarıyla ülkemizde fark yaratan bir firma özelliğine sahip olan Fibrobeton; Türkiye’de ilk GRC üretimini, ilk monoblok pencere prekastını ve dünyada ilk ısı yalıtımlı GRC olan Fibrofombeton’u üreten firma. “Mimarlar tasarlıyor, biz hayata geçiriyoruz” mottosuyla hareket eden Fibrobeton’un ana hedefi; yapılara dayanıklılık, estetik ve ruh katarak, insan sağlığı ile yaşam kalitesini yükseltmek, aynı zamanda da gelecek nesillere bırakılacak ortak kültürel mirasa değer katmak... FİBROFOMBETON® Isı Yalıtımlı Cephe Sistemleri Fibrofombeton® deprem dayanıklılığı test edilerek uluslararası sertifika ile onaylanmış ve üretim izinli tek markadır. Sağladığı ısı yalıtımı ile GRC kullanımında dünya çapında önemli bir gelişme sağlayan Fibrofombeton®, 2001 yılında Fibrobeton’a ve Türkiye’ye ilk kez Dünya GRC ödülünü kazandırdı. Son yıllarda, ülkemizde ve pek çok ülkede yüzlerce binada uygulanan bu sistem, gelişmeye ve yeni projelere değer katmaya devam ediyor. Sistemin sadece Türkiye’de değil, onlarca ülkede patent altına alınmış olması sistemin benzersiz ve son derece fonksiyonel olduğunun sağlam bir kanıtıdır. Sistem, enerji tüketiminin önem kazandığı günümüzde ısı ve su yalıtımı konusunda kullanıcılarına tatmin edici Ocak + Şubat 2015


209

çözümler sunuyor. Aynı zamanda bir deprem ülkesi olan Türkiye’de gerekli testlerin ve çalışmaların yapılarak deprem karşısında güvenilirliğinin belgelendiği, mimari açıdan her türlü form, detay ve boyutun uygulanabildiği kompozit bir panel olan Fibrofombeton®, prestijli yapılar için en çok tercih edilen kaplama ve duvar malzemelerinin başında geliyor. ÖZELLİKLERİ NELER? Enerji tasarrufu: Enerji tüketiminin önem kazandığı günümüzde Fibrofombeton®, ısı ve su yalıtımı konusunda kullanıcılarına tatmin edici çözümler sunuyor. 9 şiddetinde depreme dayanıklı: Fibrofombeton® panellerin 9 şiddetine varan deprem dayanıklılığı uluslararası sertifika ile belgelenmiştir. A1 sınıfı yanmazlık belgeli: Güvenli yapıların üretilmesine katkı sağlıyor. Yüksek rüzgâr yüklerine dayanıklı: Metrocity, Astoria, Selenium Twins ve Anthill Residance gibi Türkiye’nin ve dünyanın en yüksek çok katlı binalarında rüzgâra dayanımlı Fibrofombeton ® kullanıldı. Renk Alternatifleri: Üretim sırasında talep edilen renge uygun olarak pigmentler ile malzeme renklendirilir. Pastel tonlarda kalıcı renkler elde edilebilir. Fibro- Multiform Teknolojisi® ile uyumlu: Tüm cepheleri Fibrofombeton® ile kaplanmış olan Pendoria AVM projesinde de görüldüğü gibi, Fibro -Multiform Teknolojisi® bu üründe kolayca uygulanabiliyor. Fibro-Multiform Teknolojisi® ile istenen her türlü geometrik form ve desende kendini tekrarlamayan

ve çok değişik renk ve doku olanağına sahip cephe kaplamaları gerçekleştirilebiliyor. FİBRO-T®, Kendini ve Çevreyi Temizleyen Cam Elyaf Takviyeli Panel Fibrobeton’un Fibro-T® markasıyla ürettiği yeni ürünü kendini ve çevreyi temizleyen cam elyaf takviyeli panel, Fibrobeton ile Çimsa’nın stratejik işbirliği ile geliştirilen bir ürün. Yeni nesil Fibro-T® paneller çimentonun yapısındaki nano parçacıkların etkisiyle çevreyi ve kendini temizleme özelliğine sahip. Malzeme hem organik (CO, VOC, Metil Merkaptan, organik klorür bileşikleri, asetaldeyit formaldehit vb.) hem de inorganik (NOx, SOx, NH3) kirleticileri yüzeyinde bağlıyor ve tuz haline getirerek tutuyor.Yağmurla çözünen tuzlar panellerin üzerinden akarak hem havayı hem de panellerin üzerini temizliyor. Malzemenin üzeri söz konusu döngü ile temizlenerek uzun yıllar beyazlığını muhafaza edebiliyor. Ayrıca, yeni nesil paneller ortamdaki NOx miktarını yüzde 33 oranında azaltıyor. Böylece yeni nesil panellerle dünyada ilk kez GRC ile kaplanan binaların uzun yıllar boya gereksinimi kalmıyor, yapının bakım maliyetlerini düşürüyor. Özellikle şehir merkezlerinde yoğun emisyon sonucu meydana gelen hava kirliliğinin önlenmesinde etkin bir yöntem olan Fibro-T ® Panelleri Türkiye’de ilk defa Tüpraş projesinde uyguladı.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


Advertorial

ÇEVRE DUYARLI YAPI MALZEMELERİ

Trakya Cam Dış Cephe Camlarında Çözüm Alternatifleri Sunuyor

210

Fiziksel olarak var olan ancak şeffaflığı ile yok olabilen, dayanıklı, kolay temizlenen ve insanoğlunu her dönemde büyüleyen cam bugün geldiği noktada; Enerji tasarrufu (ısı yalıtımı+ güneş kontrolü), Emniyet ve güvenlik, Gürültü kontrolü, Dekorasyon gibi çok önemli fonksiyonları da sağlayabilen en önemli yapı malzemelerinden biri... Cam, mimarlar tarafından 20’inci yüzyılın başlarında küçük pencere alanlarından alınıp modern bir yapı malzemesi olarak cephelerin bütününe taşınmıştır. Taşıyıcı sisteme fazla yük bindirmeyen, kullanılabilir alandan yer çalmayan, fiziksel olarak var olan ancak şeffaflığı ile yok olabilen, dayanıklı, kolay temizlenen ve insanoğlunu her dönemde büyüleyen cam bugün geldiği noktada; enerji tasarrufu (ısı yalıtımı+ güneş kontrolü), emniyet ve güvenlik, gürültü kontrolü, dekorasyon gibi Ocak + Şubat 2015

çok önemli fonksiyonları da sağlayabilen en önemli yapı malzemelerinden biri olmuş, diğer cephe elemanlarıyla kıyaslanabilir bir konuma gelmiştir. Ayrıca bu özellikleriyle her seferinde yeniden keşfedilen cam, sağladığı saydamlık ve ışık olanaklarıyla günümüzde mimarların en önemli tasarım aracı olmuştur. Cam, işlevsel olarak uğradığı köklü değişim ile artık dışarı ile içeri arasındaki her türlü ilişkiyi dengeleyen ve düzenleyen bir yapı kabuğuna dönüşmüştür. Camın bu yükselişinin arkasında cam işleme tekniklerinin (kaplama, temperleme, laminasyon ve Isıcamlama) payı çok büyüktür. Son dönemde özellikle sıkışık kent konutlarında yaşayan insanların aydınlık ve ferahlık özlemi; diğer yandan da mimarlıktaki doğaya dönüş ve ekolojik yapı kavramlarıyla


CAM, MİMARLAR TARAFINDAN 20’İNCİ YÜZYILIN BAŞLARINDA KÜÇÜK PENCERE ALANLARINDAN ALINIP MODERN BİR YAPI MALZEMESİ OLARAK CEPHELERİN BÜTÜNÜNE TAŞINMIŞTIR.

211

destekli “dıştan içe okunabilen” şeffaf tasarımlar, başka bir mimari trend olarak ön plana çıkmıştır. Mimaride camdan beklentilerin artmasıyla hem konutlarda ve hem de ticari binalarda cam yüzey alanları genişlemiş ve yerden tavana kadar kesintisiz devam eden camlama uygulamaları artmıştır. Bu doğrultuda camda etkin enerji tasarrufu, emniyet ve güvenlik ihtiyacı da ön plana çıkmıştır. Cama uygulanan ikincil işlemler ile cama emniyet ve güvenlik özellikleri kazandırılmakta, kırılma sonucunda oluşabilecek yaralanma riskleri azaltılırken dışardan gelecek  darbe ve saldırılara karşı can ve malın korunmasına katkı sağlanmaktadır. Trakya Cam, kuruluşundan itibaren mimari trendler ve mimari gelişimleri yakından takip ederek, sektör profesyonellerinin ve

nihai tüketicilerin ihtiyaçlarını her zaman ön planda tutmuş, AR-GE faaliyetlerine hiç ara vermeden devam etmiştir. Söz konusu mimari gelişmeler paralelinde, 2013 yılında ARGE faaliyetlerini artıran Trakya Cam enerji tasarrufu sağlayan kaplamalı camlar konusunda yürüttüğü yoğun ARGE çalışmaları sonucunda geliştirdiği yeni ürünü ‘TRC Coolplus T’ kaplamalı camlarını pazara sunmuştur. ‘TRC Coolplus T’ markalı ürünler, ısı ve güneş kontrolünün yanısıra temperlenebilir olma özelliğiyle yaşanılan mekanlarda emniyet ihtiyacını da karşılamaktadır. Farklı performans değerleriyle, ‘TRC Coolplus T 62/44’ ve  ‘TRC CoolplusT 50/33 T’ ürünleri mimar ve tasarımcılara ihtiyaçlarına uygun farklı çözüm imkanları sağlamaktadır . ‘TRC Coolplus T’ markalı ısı ve güneş kontrolü sağlayan, temperlenebilir cam ürünleri kullanılarak üretilen ‘Isıcam

Konfor T’, nötral ve şeffaf yapısı ile gün ışığından ödün vermeden; yazın güneş ısısı girişini kontrol ederek, kışın ise ısıyı içeride tutarak soğutma ve ısıtma yüklerini azaltmaktadır. Trakya Cam, geliştirdiği yüksek performanslı kaplamalı camlarla çağın en önemli ihtiyacı olan enerjinin daha verimli kullanılmasına imkan tanımakla birlikte sağladığı yüksek performanslı ürünleri ile çevrenin dostudur. Trakya Cam, temperlenebilir ‘TRC Coolplus T’ kaplamalı camlarının performans özelliklerini önümüzdeki dönemde daha da çeşitlendirerek, rezidans, AVM, ofis, otel vb. ticari bina projelerinde hem kullanıcılara hem de mimarlara farklı performans ve renk alternatifleri sunmaya devam edecektir.q

E K O L O J İ K YA P I L A R

&Y E R L E Ş İ M L E R

DERGİSİ


.

.

Eğitim Organizasyonu

YESIL . BINALAR FARKINDALIK ‘Yeşil Rapido’ Ekoyapı-Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi’nin bir sosyal sorumluluk projesidir. organizasyonu ile hayata geçirilen ‘Yeşil Rapido’ etkinlikleri kapsamında Türkiye’de ilk kez, malzeme ve bina üreticilerinin desteği ile bina üretiminde aktif görev alan yaklaşık 400 yapı sektörü profesyoneli ücretsiz LEED Eğitimi sertifikasına sahip oldular. ‘Yeşil Rapido’ Sponsorlu LEED Eğitimlerine; mimar, mühendis, peyzaj mimarı, iç mimar, şehir plancısı v.b mesleki disiplinlerden profesyoneller katılabiliyor. Yeşil Rapido Sponsorlu LEED Eğitimi Organizasyonu 2015 yılındada büyüyerek yoluna devam edecek.

SPONSORLU LEED EĞİTİMİ ORGANİZASYONU Yeşil Rapido Ekoyapı Dergisi’nin Organizasyonudur.

Organizasyonun amacı; Yapı sektöründe profesyonel kadroda Yeşil Bina Kavramına dikkat çekmektir. Yeşil Rapido Katılımcıları eğitime katılmak için herhangi bir ücret ödemezler, eğitim maliyetleri sponsorlar tarafından karşılanır. Yeşil Rapido 2015 yılında da 4 yeni eğitim organizasyonu ile gelişerek sektöre hizmet vermeye devam edecektir. Yapılan beş eğitim etkinliği ile bugüne kadar 400 profesyonel sertifika almaya hak kazanmıştır. Yeşil Rapido’ya Katılmak yada sponsor olmak için; www.yesilrapido.com ORGANİZASYON

Ekolojik Yapı & Yerleşimler Dergisi


Ekoyapı Ekolojik Yapı ve Yerleşimler Dergisi - Sayı 24  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you