Page 1


ekonometri.com.tr 1


EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 3


EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 5


EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 7


Dünya da 2010 yılı itibariyle, sağlık hizmetlerinden yararlanmak amacıyla seyahat edenlerin sayısı hızla artış gösterirken, yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle de ülkelerin sağlık hizmetlerine karşı olumlu bir bakış acısı gelişti. Bu olumlu gelişme sonucun da ülkeler sektörde öne çıkmak adına farklı çalışmalar yapmaya başladı.Türkiye’de ise ülkenin nüfusu, kültürü, politik ve ekonomik sisteme bağlı olarak hızlı bir gelişim gösterirken; beraberinde rekabet ortamını da getirdi. Sağlık kuruluşları arasındaki rekabette belirleyici özellikleri olan insan performansı, kullanılan cihazların kapasitesi, finans kaynakları, hizmetin sunum şekli; sağlık kuruluşları arasında  olumlu gelişmeleri ortaya çıkarttı. Bu gelişmeler de  doğal olarak memnuniyeti  artırdı.

ÖNSÖZ

Türkiye, gerek coğrafi yapısı, gerek diğer ülkelere göre kıyaslandığında verdiği ucuz hizmet neticesinde; 10 yılda büyük gelişmeler gösterirken, ülke ekonomisine de çok büyük katkılar sağlandı. Ancak bu başarı henüz dünya pazarında Türkiye’yi istediği yere getiremedi. Ülke olarak  pazarda yer alabilmek için; genel sağlık turizmi konuları tekrar gözden geçirilmeli ve seçkin olabilmenin çözümleri  aranmalıdır. Elbette ülkeler arasındaki sağlık sistemlerinin farklılık göstermesini de göz ardı etmeden.   Sağlık sektörünün geleceği analiz edildiğinde; önümüzdeki on yıl içerisinde sektörün fark edilir değişikliklere sahne olacağı kaçınılmazdır. Gelişen teknoloji ve farklılaşan insan yapısı; yeni hastalıklar ve buna bağlı sağlık masraflarındaki büyük artış nedeniyle, sağlık sektöründe de stratejik değişim yapma gerekliliği ortaya çıkmaktadır.   Bu alandaki yatırımların artmasının nedenleri ve gerekliliği ile yukarıdaki sorunlar ortaya konularak tartışılmalı. Böylece Türkiye, sağlık ve sağlık turizminde hak ettiği seviyeye ulaşmalıdır.

Sevgi ve saygılarımla.

Nüket Kantarcı nuket@ekonometri.com.tr As of 2010 the number of individuals who travel to take health services has increased rapidly and due to financial difficulties countries have made an effort to come to the fore by offering distinguishable and interesting options in health services and health tourism. Turkey, on the other hand, has witnessed a rapid development in its population and culture based on the political and economic system which in return brought about a competitive environment. Human performance, capacity of equipment, financial resources and service delivery which are decisive in the competition among health organizations resulted in welcomed developments in the health sector. Such developments naturally increased satisfaction. Turkey made a remarkable progress thanks to its geography and the cheaper health services it offers compared to other countries, which has made a great contribution to the national economy. However, this achievement does not suffice to bring Turkey to the desired place in the world market. In order to attain a place in the market, the general health tourism issues should be reviewed and efforts should be made to become more prestigious. Of course, the differences among national health systems should also be taken into consideration. When the future of the health sector is analysed, it is unquestionable that the sector will witness remarkable changes in the coming decade. It is essential to make strategic changes in the health sector due to the technological advancements, human body changes, new diseases and the resulting increase in health expenses. The abovementioned topics should be discussed considering reasons for and necessity of the increased investment in this field. In this way Turkey should reach the position it deserves in health and health tourism. Love and respect.

Nüket Kantarcı nuket@ekonometri.com.tr

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 9


71 100 H 363

YAYINCI LIFE MEDYA HİZMETLERİ A.Ş ADINA İMTİYAZ SAHİBİ VE SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ GENEL YAYIN YÖNETMENİ

NÜKET KANTARCI nuket@ekonometri.com.tr MUSTAFA MÜMİN

YAZI İŞLERİ HABER MÜDÜRÜ

SERTAÇ KANTARCI sertaç@ekonometri.com.tr

GÖRSEL YÖNETMEN

SERCAN KANTARCI sercan@ekonometri.com.tr

GRAFİKER EDİTÖR MUHABİR FOTOĞRAF EDİTÖRÜ

AYÇA SEZER ayca@ekonometri.com.tr NURAN GÜNEY nuran.guney@ekonometri.com.tr ZEKİYE CAN zekiye@ekonometri.com.tr GÖKHAN GÖK gokhan.gok@ekonometri.com.tr

FOTOĞRAFLAR

SAVAŞ TAN UZAK, ROYAL COLOR

VİDEO ÇEKİM

AYCAN ARSLAN aycan.arslan@ekonometri.com.tr

REKLAM SORUMLUSU

EZGİ BARLAS, ezgi@ekonometri.com.tr ARZU ATILGAN

TERCÜME

MYDAY ENGLISH CLUB, AYLİN MERT, ELKA TERCÜME

M

PROF. DR. AVNİ BABACAN, BÜLENT ŞENVER, PROF. DR. HAKAN ALAGÖZLÜ,

Y

KATKIDA BULUNANLAR

DR.DT. SEMİH Y. YAZICI, ŞAHİN SUSAM, DR. İBRAHİM SAKÇAK, VELİ KOCATÜRK, MS.c Dt. ZERRİN TÜFEKÇİ,

MATBAA HİZMETLERİ BASKI VE CTCP KALIP

PELİN OFSET MATBAACILIK Ankara Telefon: (0312) 395 25 80 (pbx). Faks: (0312) 395 25 84

YAYIN TÜRÜ

YAYGIN SÜRELİ

BASKI TARİHİ

EYLÜL- EKİM 2017

DAĞITIM DİJİTAL ÇÜZÜM DİJİTAL YAYIN

DÜNYA SÜPER DAĞITIM A.Ş. IB CREATIVE AJANSI www.ekonometri.com.tr

YÖNETİM ADRESİ ÇETİN EMEÇ BUL. LİZBON CAD. 38/13 ÖVEÇLER ANKARA TEL: +90 312 473 97 02 (PBX) FAKS: +90 312 473 97 08 E-POSTA: bilgi@ekonometri.com.tr www.ekonometri.com.tr Ekonometri Dergisi LIFE Medya Hizmetleri A.Ş tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun olarak yayımlanmaktadır. Derginin isim ve yayın hakkı LIFE MEDYA HİZMETLERİ A.Ş’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı ve fotoğrafların her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz. Reklam sayfalarının içeriği ve markalar konusunda sorumluluk reklam verene aittir. EYLÜL - EKİM 2017 sayısı.

Ekonometri dergisini okuduktan sonra,henüz okumamış birine hediye edebilirsiniz. Çünkü bilgi halkındır. Ayrıca dergimizi okuduktan sonra geri dönüşüme göndermeniz geleceğimizi korumak için bir adımdır. LIFE MEDYA tüm okurlarını geri dönüşüme katkıda bulunmaya çağırıyor.

EYLÜL- EKİM 2017

CM

MY

CY

Adres: İvedik Organize Sanayi Bölgesi Matbaacılar Sitesi 1514.Sokak No:28 Yenimahalle/ Ankara

EKONOMETRİ

C

REDAKTÖR

CMY

K


ekonometri.com.tr 11


içindekiler

içindekiler KAPAK RÖPORTAJI 54-55-BİR ÇOK KANSERİN İLK BULGUSU KANSIZLIK OLARAK ORTAYA ÇIKABİLİR PROF.DR A.MURAT TUNCER

24-29- HEDEFİMİZ SAĞLIKTA DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ SAĞLAMAK MİKROCOFT TÜRKİYE GENEL MÜDÜR YARDIMCISI LEVENT ERKAN

SÖYLEŞİLER 32-34 AĞRININ KAYNAĞI DETAYLI İNCELENMELİ PROF.DR.AVNİ BABACAN

40-41-EVLİLİK GÜZEL ANCAK KOLAY DEĞİLDİR UZM PSİKOLOG EMEL YORGANCIGİL

MAKALELER 36-37- AKAPUNTUR VE ZAYIFLAMA Dr. BUĞRA BUYRUKÇU 42-44-BURUN ESTETİĞİNDE GÜNCEL YAKLAŞIMLAR OP.DR HİKMET KARAYEL 50-51- EVLENECEK GENÇLERE GENETİK TEST YAPILMALI PROF-.DR MEHMET ALİ ERGÜN

38-39-KAÇAMAK BİZİM KONTROLÜMÜZDE OLMALI DİYETİSYEN AYSİMA DUYGU AKSOY

HABERLER 22-İHRACATA E-İMZANIN ELİ DEĞDİ 30-GÜNDE 15 BİN ADIM ATMALI 72-73-KARTLAR,82-83 74-76-BOR VE ENERJİ 78-81- DEPREM 82-83-YEŞİL ALTIN “DEFNE YAPRAĞI” 88-89-SAĞLIK TURİZMİ

SEYİR DEFTERİ

56-58-KİŞİYE ÖZEL GÜLÜŞ TASARIMI MS.c Dt ZERRİN TÜFEKÇİ 60-61- BAKAR KÖR OLMAYIN BÜLENT ŞENVER

46-47-MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATLARI VE SOSYAL YAŞAM DOC.DR İBRAHİM SAKÇAK

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

62-63-ALTIN’IN SON ÇEYREK SINAVI IŞIK FX GENEL MÜDÜRÜ VELİ KOCATÜRK

90-93-AŞKIN DİĞER YÜZÜ”İSTANBUL” DR.DT.SEMİH S.YAZICI


ekonometri.com.tr 13


atamalar ATAMALAR Temsa İş Makinaları genel müdürlük koltuğunda değişim Eşref Zeka, Temsa İş Makinaları Genel Müdürü olarak atandı Türkiye’nin önde gelen iş makinaları üreticisi ve iş makinaları ile maden makinaları üretiminde dünyanın lider markası Komatsu ile birlikte, Volvo Trucks, Crown, Dieci ve Terex Finlay markalarının distribütörlüğünü yürüten Temsa İş Makinaları’nın genel müdürlük görevini Eşref Zeka üstlendi.

Change in the Position of Temsa Heavy Construction Equipment General Management

A

Eşref ZEK

Eşref Zeka has appointed as Temsa Heavy Construction Equipments General Manager. Eşref Zeka has undertaken the general manager role of Temsa Heavy Construction Equipment which executes the distribution of the brands Volvo Trucks, Crown, Dieci and Terex Finlay along with Komatsu, the leading brand in production of heavy construction equipment and mining machines in the world and a leading heavy construction machines producer in Turkey.

Alphan Kimyonok, Setur Bilgi Teknolojileri Müdürlüğüne atandı Galatasaray Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun olan Kimyonok, Boğaziçi Üniversitesi’nde Sistem & Kontrol Mühendisliği üzerine yüksek lisans yaptı. Intertech’te yazılım mühendisi olarak başladığı iş hayatına Koç Holding’te, Koç Topluluğu yazılım projelerinden sorumlu Grup Yöneticisi olarak devam etti.

Alphan Kimyonok has been assigned to Setur Information Technologies Management Kimyonok, graduated from Galatasaray University Computer Engineering Department, completed his post graduate degree on System and Control Engineering at Boğaziçi University. Starting as a software engineer at Intertech, he continued his career as the Group Manager in charge of software projects at Koç Holding.

YAOK

Alphan KİM

GEFCO, Sabine Spielrein’ı İç Denetim Direktörü olarak atadı Endüstriyel lojistikte global bir oyuncu ve otomotiv lojistiğinde Avrupa lideri olan GEFCO, Sabine Spielrein’ı İç Denetim Direktörü olarak atadı. Spielrein, GEFCO Yönetim Kurulu Başkanı Luc Nadal’a bağlı olarak çalışacak.

GEFCO has assigned Sabine Spielrein as the Internal Audit Manager Endüstriyel lojistikte global bir oyuncu ve otomotiv lojistiğinde Avrupa lideri olan GEFCO, Sabine Spielrein’ı İç Denetim Direktörü olarak atadı. Spielrein, GEFCO Yönetim Kurulu Başkanı Luc Nadal’a bağlı olarak çalışacak.

Sabine SPİE

LREİN

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 15


S

RD WA A / R

LE

L ÖDÜ

TÜRK TELEKOM Türk Telekom, Türkiye’nin önde gelen sektör araştırması Bilişim 500’ün 18. yılında da zirveyi kimseye bırakmadı. Türk Telekom, 500 bilişim şirketi arasında satış gelirlerine göre birinci sıradaki yerini korurken; 2016 Büyük Ödülü olan “2016 Yılı Türkiye Bilişim Sektörü Birincisi” ödülünü aldı. Türk Telekom öte yandan “İnternet Hizmeti Kategori Birincisi”, “Telekom Şirketi Ana Kategori Birincisi” ve “İletişim Teknolojileri Birincisi” ödüllerinin de sahibi oldu.

TÜRK TELEKOM Türk Telekom is again at the top in the 18th year of the leading industry research of Turkey, Bilişim 500 (Informatics 500). Türk Telekom has protected its first place among 500 informatics companies according to the sales revenues and received the Grand Prize “2016 Turkey Informatics Industry Champion”. Turk Telekom also received the prizes “Internet Services Category Champion”, “Telecom Companies Main Category Champion” and “Communication Technologies Champion”.

SARI KARDELENLER Vakıf Emeklilik tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Sarı Kareler Fotoğraf Yarışması’nda dereceye girenler, Güneş Sigorta Sanat Galerisi Sergi Salonu’nda düzenlenen törenle ödüllerini aldı. Hayatın en güzel “Sarı Karelerini” yansıtan fotoğrafların gönderildiği Sarı Kareler Fotoğraf Yarışması’nda bu yıl toplamda 7 bin 800 eser yarıştı. Kayseri’den Nuri Çorbacıoğlu birinciliğe layık görülürken, Konya’dan Oğuz İpçi ikinci, Diyarbakır’dan Mehmet Sümer ise üçüncü oldu. Tokat’tan Süleyman Üzümcü, Ankara’dan Serkan Mutan ve Kırklareli’den Onur Tulu da mansiyon ödülü kazandı.

YELLOW SNOWDROPS The awards were granted to the top rankers at the 5th Yellow Shots Photography Competetion organized by Vakıf Emeklilik in a ceremony at Güneş Insurance Art Gallery Exhibition Hall. A total of 7.800 art piece have competed against each other in Yellow Shots Photography Competetion where the photographs reflecting the best “yellow shots” of life were sent. The first prize went to Nuri Çorbacıoğlu from Kayseri, the second prize went to Oğuz İpçi from Konya, the third prize went to Mehmet Sümer from Diyarbakır. Süleyman Üzümcü from Tokat, Serkan Mutan from Ankara and Onur Tulu from Kırklareli received honorable mention.

PEGASUS Takeda Türkiye, İnsan Kaynakları alanında uluslararası bilinirliği güçlü iki önemli ödüle layık görüldü. Top Employer Enstitüsü tarafından En İyi İşveren Sertifikasını alan Takeda Türkiye, aynı zamanda The Peer Awards For Excellence ödülünün de sahibi oldu.

PEGASUS Takeda Turkey has received two important awards known for their international recognition in Human Resources. Receiving the Best Employer Certificate from Top Employer Institute, Tekada Turkey also received the award The Peer Awards for Excellence.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


Eylül - Ekim Ayları Yurtiçi Fuarlar Sep-Oct Expos Local Expos 07.09.2017 / 09.09.2017

İstanbul Health Expo : Medikal Ürün, Ekipman ve Sağlık Turizmi Fuarı IFM - Yeşilköy Pozitif Fuarcılık İstanbul Health Expo: Medical Product, Equipment and Medical Tourism IFM- Yeşilköy Pozitif Fuarcılık

13.09.2017 / 19.09.2017

Metro & Rail İstanbul : Hafif Raylı Sistemler, Demiryolu Teknolojileri Fuarı IFM - Yeşilköy Pozitif Fuarcılık

Metro&Rail İstanbul: Light Rail Systems, Railway Technologies IFM- Yeşilköy Pozitif Fuarcılık

14.09.2017 / 19.09.2017

Isaf Smart Home : 6.Uluslararası Isaf Smart Home Fuarı

IFM - Yeşilköy Marmara Tanıtım Fuarcılık Isaf Smart Home: 6.International Isaf Smart Home IFM- Yeşilköy Marmara Tanıtım Fuarcılık

28.09.2017/ 01.10.2017

Citytech : 11.Uluslararası Belediye ve Belediye Ekipmanları Fuarı Ankara ANFA İnfo Uluslararası Fuarcılık

Citytech: 11. International Municipality and Municipal Equipments Ankara ANFA Info Uluslararası Fuarcılık

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 1

18.10.2017 / 20.10.2017

ISSA / Interclean İstanbul : Endüstriyel Temizlik Teknolojileri ve Hizmetleri Fuar ve Konferansı

İstanbul Kongre Merkezi UBM NTSR Fuarcılık ISSA/ Interclean İstanbul: Industrial Cleaning Technologies and Services İstanbul Kongre Merkezi UBM NTSR Fuarcılık

24.10.2017 / 29.10.2017

Mobilya Dekorasyon : Adana 11.Mobilya Dekorasyon Fuarı

Adana Tüyap Tüyap Adana Fuarcılık

Furniture Decoration: Adana 11. Furniture Decoration Adana Tüyap Adana Fuarcılık

26.10.2017 / 29.10.2017

Flytech : 2.Havacılık Fuarı Ankara ANFA www.infofair.com.tr Flytech: 2. Aviation Fair Ankara ANFA

26.10.2017 / 29.10.2017

İhracat Ürünleri Fuarı : Ortadoğu Pazarına Yönelik İhraç Ürünleri Fuarı Van Ortadoğu Expo Ajansasya Fuarcılık

Export Comodities Fair: The Middle East Market Oriented Export Products Van Ortadoğu Expo Ajansasya Fuarcılık


ekonometri.com.tr 19


Eylül - Ekim Ayları Yurtdışı Fuarlar Sep-Oct Expos Abroad 05.09.2017 / 09.09.2017

MSPO : Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı Kielce Targi Kielce

MSPO: International Defense Industry Fair Kielce Targi Kielce

12.09.2017 / 17.09.2017

MOS : 50.Uluslararası Ticaret Fuarı Celje Celjski Sejem

MOS: 50. International Trade Fair Celje Celjski Sejem

13.09.2017 / 16.09.2017

Expopharm : Uluslararasi Eczacilik ve Ilaç Sektörel Fuari Düsseldorf Expo Pharm Expopharm: International Pharmacy and Pharmaceutical Industry Fair Düsseldorf Expo Pharm 26.09.2017 / 29.09.2017

CISMA 2017 : Çin Uluslararası Konfeksiyon, Dikiş Makineleri ve Aksesuarları Fuarı Shangai CISMA

CISMA 2017: China International Clothing, Sewing Machines and Accessories Fair Shangai 29.09.2017 / 01.10.2017

Second Home : İkinci el ev ve Yazlık emlak fuarı Bruksel Home & Trends Second Home: Second Home House and Resort Real Estate Fair Bruksel Home & Trends

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 1

04.10.2017 / 06.10.2017

ArchXpo : 4. Uluslararası Inşaat Fuari Singapur Expo Global Fuarcilik

ArcXpo: 4. International Construction Fair Singapur Expo Global Fuarcılık

17.10.2017 / 20.10.2017

A+A : Guvenlik Sistemleri ve Tıbbı İş Malzemeleri Fuarı Düsseldorf Messe Dusseldorf

A+A: Security Systems and Medical Supplies Fair Düsseldorf Messe Dusseldorf

24.10.2017 / 26.10.2017

Airtec : 12. Uluslararası Havacılık Yan Sanayi Fuarı MunihAirtec

Airtec: 12. International Aviation Industry Fair MunihAirtec

27.10.2017 / 27.10.2017

Lighting Fair : Aydinlatma Fuari Hong Kong HongKong Trade

Lighting Fair: Lighting Fair Hong Kong HongKong Trade

27.10.2017/ 29 .10.2017

The Munich Show : Avrupa Değerli Taşlar Fuarı Münih Messe München

The Munich Show: Europe Precious Stones Fair Münih Messe München


ekonometri.com.tr 21


haber

İhracata e-imzanın eli değdi / E-Signature Touch On Exportation

Türkiye, ihracat alanındaki çalışmalarını hızlandırmaya devam ediyor. İhracat alanında işlemlerin hızlı ilerlemesi için yenilikçi uygulamalardan faydalanılıyor. Kalkınma stratejisi çerçevesinde, ihracat desteklerine yönelik yeni bir uygulama hayata geçirildi. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle, ihracata destek ödemeleri başvurularında artık e-imza ile işlem yapılabiliyor. E-imza bütün sektörlerde kolaylıkla işlem yapılmasını ve tasarruf elde edilmesini sağlıyor. Hızlı işlem yapabilme kabiliyetine erişen kurumlar, ülke ekonomisine daha çok katkı sunmanın yanında maliyetten de avantaj elde ediyor. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan “İhracata Yönelik Devlet Yardımları Kapsamında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan Yapılan Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” sayesinde ihracata destek ödemeleri başvurularında e-imza ayrıcalığından yararlanılacak.

Turkey keeps speeding up its efforts in exportation. It makes use of innovative applications to make the exportation process faster. Within development strategy, it adopted a new procedure towards exportation supports. Through the regulations prepared by the Ministry of Economy and announced in Official Journal, applications for exportation support now can be proceeded through e-signature. E-signature makes the procedure easy and economical in all industries. Institutions which reaches fast processing capabilities, both contribute to the national economy and gains a cost advantage. Now, applications for exportation support can be proceeded through e-signature through the “Regulations On Changes On the Regulations On the Procedures and Principles Related to Payments from Support and Stabilization-Fund Within Subsidies Toward Exportation”

İhracat işlemleri e-imza ile hızlanacak Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle, ihracat yapan firmalar tarafından destek ödemesine ilişkin belgelerin elektronik ortamda e-imza uygulaması ile gönderilmesiyle orijinal evrakların başvuru yapılan kurum ve kuruluşlara ibrazına gerek kalmıyor. Firmalar tarafından e-imza uygulaması çerçevesinde otomasyon sistemlerine yüklenen destek ödemesine konu belgelerin eksiksiz bir şekilde muhafaza yükümlülüğü ve denetime karşı sorumluluğu, destek başvurusunda bulunulmasından itibaren 10 yıl boyunca firma yetkililerine ait olacak.

EXPORTATION WILL BE FASTER THROUGH E-SIGNATURE

The new regulations announced by the Ministry of Economy, now exhibition of the original documents to the institutions is not necessary since the documents on the support payment can send them through e-signature electronically by the exporting companies. The responsibility of conservation of the documents uploaded to automation systems within e-signature application by companies, and the responsibility to audits will belong to company authorities for 10 years.

Kırtasiye, yol ve kargo masraflarına son Yeni uygulamayla işlemlerin daha hızlı ve kolay bir şekilde yapılacağını belirten E-Güven Genel Müdürü Can Orhun, “İhracata destek ödemeleri ihracatçılar açısından büyük öneme sahip. Yeni yönetmelik sayesinde ihracat yapan işletmeler, kırtasiye, yol, kargo masraflarını ve bürokratik işlemlerden kaynaklanan zaman kayıplarını geride bırakıyor. Ticari işlemlerin geçerliliğini ve inkâr edilemezliğini sağlayan e-imza, ihracata destek başvuruları alanında büyük kolaylık sağlayacak.” dedi.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

NO STATIONARY, GAS OR SHIPPING EXPENSES ANYMORE

E-Güven general manager Can Orhun expressed that the procedure will be much efficient and easy through this new system and said “Exportation support payments have great importance to exporters. Thanks to the new regulation, exporter companies leave the stationary, gas, shipping expenses and the time-waste due to the bureaucratic procedures behind. Making sure the trading operations are valid and irrefutable, e-signature will bring great ease in the field of applications for exportation support.


ekonometri.com.tr 23


kapak röportajı

LEVENT ERKAN “HEDEFİMİZ SAĞLIKTA DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ SAĞLAMAK”

M

icrosoft Türkiye’de, Kamudan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Levent Erkan, kimya mühendisliği eğitimi almış bir yönetici. ODTÜ’yü bitirdikten sonra master yapmak için gittiği Amerika’da, sonradan çok seveceği ve kişiliğine çok uygun olduğuna karar verdiği proje yönetimi kariyerine başlamış. Erkan, proje yönetiminde farklı ülkelerden ekiplerle yaptığı çalışmanın çok öğretici olduğunu söylüyor. ABD’de 1996 – 2003 yıllları arasında Değişim ve Proje Yönetimi alanında St Louis, Ft. Lauderdale, Jacksonville, Charlotte ve son olarak DeLeeuw’nun New York Bölge Yöneticisi olarak Wall Street’te çalışmış. Bu çalışmaların ardından 2003 yılında Ankara’ya dönen Erkan, DeLeeuw International’ın kurucu ve yönetici ortağı olarak göreve başladı. Kısa bir süre sonra gerek  yurt içinde, gerekse yurt dışında başarılarıyla dikkatleri üzerine toplayan şirketin taliplileri artınca da şirket, 2007 yılında WYG Group firmasına satıldı. WYG Türkiye Ülke Başkanı olan Erkan, daha sonra Balkanlar ve Kafkasya Bölge Başkanı, ardından da Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan sorumlu Bölgesel Direktör görevlerini üstlendi. Bu görevi sırasında 85 taneden fazla projeye liderlik etti. Başarıda  çalışmanın önemi yadsınamaz. Hatta iş hayatında başarılı olan insanlara başarınızı neye borçlusunuz” diye sorduğunuzda  genellikle cevap “çok çalışmak” olur. Bu doğrudur, ancak Levent Erkan ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide gördük ki uzun soluklu ve kalıcı  başarılarda; güven, istek, işine olan sevgi ve egolardan arınmış olmak  başarının  temel taşlarını oluşturmakta. 10 yıldan fazladır profesyonel proje yöneticisi (PMP) sertifikası ve “Melek Yatırımcı” unvanına sahip. Erkan ile  Amerika’ya gidişini, kariyerindeki kritik süreçleri, sektördeki öncülüğünü, Microsoft’un teklifini kabul etmesini ve gelecek hedeflerini  konuştuk.

Amerika serüveniniz ne zaman ve nasıl başladı? Amerika’ya lise yıllarımdan beri tecrübe edinmek için gitmeyi çok istiyordum. Öğrenciyken babam bana bir araba almıştı. O’na Amerika hayalimi aktardığımda karşı çıkmadı, “çok istiyorsan sat arabanı git” dedi. Arabanın o zamanki değeri 5 bin dolardı. Hesabıma göre ayda bin dolar harcarsam, Amerika da 5-6 ay kalabilirdim. Bu düşünceler içerisindeyken bir taraftan da evlilik hazırlıkları yapıyordum. Bu heves ve heyecanla 10 günlük evliyken eşimle kendimizi ABD’de bir otelde bulduk. İkimiz de daha 24-25 yaşındaydık ve ne iş yapacağımız belli değildi. Üstelik ikimiz de master yapmak istiyorduk. Bu nedenle garsonluk dahil part time işlerde çalıştık. İlk kontratlı kiraladığımız ev 16 m2 idi. Ancak kazandığım para  okula devam edebilmem için yeterli değildi ve  burs bulmamız gerekliydi. Türkiye’deki not ortalamamız pekiyi değildi, burs bulmakta zorlanıyorduk. Bursu yüz yüze görüşmeye gittiğimiz 17. Üniversite sonrasında belli olmuştu. İyi not tutturduğumuz sürece burs devam edecekti, masterı eşim birinci,

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

ben ise ikinci bitirdim. Bu zorlu süreci nasıl aştınız? Bank of America’da Staj yaparken tanıştığımız bir danışmanlık şirketi olan DeLeeuw bana iş teklifinde bulununca istediğim iş kolu olan proje yönetimi ve danışmanlık sektöründe işe girdim. Bundan sonrası nispeten daha rahattı. Bu süreçte sektörün önde gelen isimlerinin yanı sıra proje bazında çalışıldığı için çok farklı kişilerle de tanışıp birlikte çalışma şansı buldum. Projelerde çok farklı müdür, yönetici ve iş arkadaşları ile çalışırsın. Her kişi çok farklı bir alanda uzmandır ve değerlidir. Bu süreçte güzel olan, her projede farklı karakterlerin geri bildirimlerini alıyor, onları izliyor ve kendini de bu esnada şekillendirmeye devam ediyorsun. Dolayısıyla Amerikalı, İngilizlerle, Avrupalı, Orta Doğu, Asya ve Kuzey Afrika’da  karşılaşıp çalıştığınız kişilerden  tecrübe edindim, onların bir parçası ve farklılıklardan oluşan bir bütün olmaya başladım. Ayrıca delege etmeyi, benimle çalışanlara sorumluluk vermeyi çok severim. “Herkes bana bağlı olsun,  az sorumluluk vereyim, her şeyi en iyi ben

bilirim” edası bana göre uygun değil. Bence, ekip yetiştirip işleri delege edebilmelisiniz. Eğer delege edemiyorsanız, yalnız kalır; her işi kendiniz yapmak zorunda kalırsınız. O zaman büyüyemezsiniz, başkalarını büyütemezsiniz, başka alanlara giremezsiniz. Egolarınızdan arınmışsınız… Evet, yıllarca proje yöneterek edindiğim deneyimlerden biri de egoyu yenmenin çok daha faydalı sonuçları getirdiğidir. Bu yüzden çok büyük bir egom olduğunu düşünmüyorum. Birçok konuda kendimi aştığıma inanıyorum. O yüzden çok rahatım. Başkalarını dinleyerek, öğrenmeye çok inanıyorum. Unutmayalım ki etrafımızda bizden daha eğitimli, çok daha akıllı ve zeki insanlar var. Bir lider ilgili kişilerden geri bildirimler aldıktan sonra, daha iyi kararlar verebilir. Eğer egosuz ortamda; çalıştığın kişilere, arkadaş olarak davranabiliyor, birlikte çalışabiliyorsan günün sonunda doğru kararların altına ekip olarak imza atabildiğini hissedebilmek, yaptığın işten takım olarak mutlu olabilmeni ve sahiplenmeni sağlar.


kapak röporatjı

Ankara Koleji ve ODTÜ Kimya Mühendisliği bölümünden mezun olan Levent Erkan, ABD’de bulunan SIU’da ekonomi master eğitimini en iyi ikinci dereceyi alarak tamamlamış. Proje yönetim danışmanlığı alanında ve Uluslararası Kalkınma Projeleri’nin yürütülmesinde “Sektör lideri” olarak kabul edilen WYG Türkiye’nin (eski DeLeeuw International) kurucusu olan Erkan,  Türkiye’de “Yılın En İyi Proje Yönetim Danışmanı” seçildi. Erkan, 2 bin 500 kişinin çalıştığı WYG Group’un ‘En İyi Lideri’ unvanına da sahip oldu. Kurduğu şirket European Business Awards tarafından “Müşteri hizmetleri” kategorisinde “Türkiye’nin En İyi Danışmanlık Şirketi” olarak ödüllendirildi. Şimdi ise Erkan, Microsoft Türkiye bünyesinde kamu kurumlarının gücünü ve verimliliğini artıracak teknolojik çözümlerin hayata geçmesine liderlik ediyor. Erkan, yeni göreviyle toplumsal faydaya hizmet edecek dijital dönüşüm projelerinin hayata geçmesi için de çalışıyor.

ekonometri.com.tr 25


kapak röportajı

Farklı bir sektöre Microsoft ile geçmek sizi ürkütmedi mi? Ürküttüğü gibi heyecanlandırdı da. “Microsoft’ta çalışmaya başlayacağım” diye bir düşüncem yoktu. Ama yurtdışına gidip Silicon Valley ya da benzeri bir yerde 45 yaşımdan sonra “yeni uluslararası iş modelleri” tecrübesi görmeyi hedefliyordum. Ben hep kendi yaptığım işte teknolojiyi ön plana çıkartan, en yeni teknolojiyi kullanan kişi olarak biliniyordum. Hatta yazılımcılar, beni hep testlerinde beta kullanıcı olarak kullanır “Biz seni bu ürünlerde mutlu edebilirsek, diğer neredeyse tüm kullanıcıları mutlu edebiliriz” derlerdi. Hep iş hayatımda; verimi artırabilecek en yeni teknolojiyi kullanmak istemişimdir. Bunun doğru olduğunu düşünüyor ve teknoloji şirketlerinin sürekli gelişiminde onlar ile beraber projeler yapmayı da seviyordum. Hala da seviyorum. Bu bağlamda Silicon Valley’e gitme isteğimi ailemle de konuşuyor, hatta okul da bakıyordum. İşte tam bu noktada Microsoft’tan teklif geldi. Microsoft farklı ama iyi bir şirket. Ben de öğrenmeyi ve yeni deneyimler yaşamayı

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

seviyorum. 15-20 yıldır Microsoft’ta çalışanlarla yan yana oturuyorum. Ben Onların deneyimlerinden yaralanırken, onlar da bende farklı bir tarz görüyor olabilir. Aslında onlar da farklı bir karakter, farklı bir göz istemişler. Bulunduğum birimde bir dönüşüm yapmak istemiş, bu sürdürülebilir dönüşüm için de yeni bir lider aramışlar. Hoşuma giden ufak tefek katkılarımın uzun vadeli dönüşümleri mutlu ediyor. Benim için zaten bir dönüşüm projesi gibi oluyor. Kendime göre projenin sonlanıp, operasyonel hale gelmesi önemli, yani sürdürülebilir olgunlaşması. Microsoft gibi şirketlerde, ilk başta vadeli hedefleri daha önemli gibi düşünebilirsiniz, ama sürdürülebilir başarı için, süreçlerin oturması ve olgunlaşması uzun vadede çok önemli. Hedefim ilk fazını 2018’de tamamlamak, bunu sürdürülebilir başarı şekline dönüştürecek yapıyı tamamlamak istiyorum. Hedefim; başarıyı getirecek kişileri netleştirip, süreçleri oturttuktan sonra, süreçleri delege edebileceğim ve bayrağı ileriye, kişileri de üst seviyelere taşıyacak ekibi oluşturabilmek.

Seçtiğiniz projeyi nasıl hazırlıyor ve ne şekilde çözüm üretiyorsunuz? Mühim olan müşterilerinin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek, dinlemek. Ve de onları de eğiterek, dünyada kendi alanlarında yapılan gelişmelerden haberdar ederek, vizyonlarına destek olmak. Yani sadece onlara ihtiyaçlarınız nedir? diye sormanın yerine dünyadaki değişimleri onların bilmesi ve kendi kurumlarında neler yapabileceklerini, nasıl katkı sağlayabileceklerini de anlatabilmek. Tüm bakanlıklar, üniversiteler, hastaneler, hepsi biliyor ki  teknolojiyi verimli kullanmak  kendi kurumlarını çok daha iyi duruma getirecek. Burada önemli olan 50 saatte yapılabilecek bir işi, belki 5 saatte yapılabilecek bir şekle getirip daha iyi hizmet verebilen bir ortam sağlayabilmek. Aslında benim şu an yapmaya çalıştığım teknoloji desteğiyle, bu kurumların çalışma süreçlerini iyileştirecek dijital dönüşümlerini sağlayarak bunun en iyi şekilde uygulanmasına destek olmak. Bu şekilde proje seçimleri ve uygulamaları yapıyoruz, strateji ve gelişimleri ile uyumlu oluyor.


kapak röportajı Türkiye’deki sağlık sektörünün sorunlarının giderilebilmesi için de proje çalışmalarınız var mı? Evet, var. Bazı projelerin bir parçası olduk ve faydalı yeni teknolojiler kullanmaya başladık. Çalışanların, hastaların, operasyonların daha verimli çalışmasını ve yönetilmesini sağlayacak çözümlerimiz kullanılmaya başlandı. Gerek Bakanlık seviyesinde, gerek yeni açılan Kamu-Özel Hastane Projelerinde, gerekse Özel Kurumlarda, Microsoft olarak güzel projeler ve iş ortaklıkları yapıyoruz. Yeni online proje uygulama araçlarından, verimliliği artıran çözümlerden, en iyi veri analizi ve raporlama araçlarına kadar olan entegre çözümlerimizi Türkiye’de sağlık sektöründeki müşterilerimiz kullanıyor. Sayılarının teknolojiden daha da çok yararlanacaklarını düşünüyorum. Dünyada ciddi bir dijitalleşme süreci var. Biz de bu süreci kaçırmamak için dünyada en iyi kullanılan çözümleri hep beraber tar-

tışıyor ve ülkemize nasıl adapte edeceğimizi araştırıyoruz. Sağlık sektöründe projelendirilmesi gereken çok konu olduğu gibi bunları üzerinde güzel ve özel çalışmalar var. Bu çalışmalar devam edecek ve etmeli de. Microsoft açısından bir güzel taraf ise, en çok araştırma ve yatırım yapılan sektörlerin başında sağlık geliyor. Microsoft, sağlık alanına çok ciddi önem veriyor ve oraya yaptığı yatırımlarla bu alanda gittikçe kendi alanında lider bir kurum haline geliyor. Buradaki bilgi ve deneyimleri Türkiye’ye aktarmak istiyoruz. Size enteresan bir bilgi ise, Microsoft’un kurucusu olan Bill Gates’in, Gates Vakfı’nın sağlık konusunda projeler yaptığını düşünürsek bence Microsoft, dolaylı da olsa buradan bir ilham kaynağı almaya devam edecek. Dünyadan hastalıkların azaltılması, hastalara daha iyi bakılmasına yönelik çok daha fazla yatırım yapmaya ve bu alanda en iyi teknolojileri geliştireceğini tahmin etmek zor olmayacaktır. Mülteciler ile ilgili de çalışmalarınız var.

Onlar için neler yapıyorsunuz? Ülkemizde sayıları 3 milyondan fazla olduğu tahmin edilen mültecilerin en büyük sorunu topluma entegre olamamaları. Bunu sağlamanın en iyi yollarından biri toplum içinde her işe yapabilecek seviyeye gelip, ekonomik ve sosyal statülerini iyeleştirebilmek. Bunu gerçekleştiremezsek sürekli desteklememiz gereken bir topluluk olarak kalırlar. Oysaki ülkemizin gelişmesi için doğru olanın, yaşayan her bireyi geliştirerek, gelişebileceğimiz modeller bulmamız. Bunun için mülteci arkadaşlarımıza teknoloji alanında kendilerini geliştirmeleri, iş sahibi olabilmeleri için kodlama eğitimi alabilecekleri ortamlar sağlıyoruz. Yani teknoloji konusunda kapasite artırma programları ile geleceklerine yön vermelerinde yer alıyoruz. Bu süreç, mültecilerin Türkiye’ye daha iyi uyum göstermelerine katkı sağlayacağına inanıyoruz.

ekonometri.com.tr 27


cover interview

L

OUR GOAL IS TO PROVIDE DIGITAL TRANSFORMATION AT HEALTH INDUSTRY event Erkan, deputy general manager in charge of public sector in Microsoft Turkey, is a manager trained at chemical engineering. After completing METU, he started his career at project management in the USA, where he initially decided to pursue a master’s degree, but then he focused on a project management career which he loved. Erkan says that it is very instructive to work with the team from different countries at project management. He has worked in the US from 1996 till 2003 in the area of Change Management and Project Management in St Louis, Ft. Lauderdale, Jacksonville, Charlotte and finally as Regional Manager of DeLeeuw from the Wall Street in the New York Region. After these activities, Erkan came back to Ankara in 2003 and started to work as founder and managing partner of DeLeeuw International. After the quick success of the company, it gained the attention of local and global companies then the company was acquired by WYG Group UK. He started working as the Head of WYG Turkey, Erkan later served as Regional Director for the Balkans and Caucasus Region, then Regional Director for Turkey, Middle East and North Africa. During this mission, he led more than 85 projects.The importance of hard working in success cannot be denied. Even when you ask people who are successful in business life to “what do you owe your success”, the answer is often “to work hard”. This is true, but in our pleasant conversation with Levent Erkan, he has described the ways that he has achieved long-lasting successes as; trust, desire, love to work and being free from the ego is the cornerstone of the success.We have discussed with Erkan who is a certified PMP (Project Management Professional) for more than 10 years and accredited “Angel Investor”; about his US Adventure, milestones at his career, his leadership at the sector, Microsoft career and his future goals.

When and how did your adventure to the US begin? I really wanted to go to the US to get some experience since my high school years. My dad bought me a car while I was a student. He did not object to my dream about the US and said “if you really want to go, sell your car and go”. The car was worth 5.000 dollars at that time. According to my calculation, I could spend one thousand dollars per month, and I could afford to stay in the States for five or six months. I was preparing for marriage at the same time. With this enthusiasm and excitement, we found ourselves at a hotel in the US with my wife after 10 days of our marriage. We were both 24-25 years old and nothing was clear there. We both wanted to get our master’s degree. For this reason we worked part time jobs including being a waiter and waitresses. The first house we rented was 16 m2. But the money we earned was not enough to continue our education at any school and we had to find scholarships. Our grades in Turkey were not very good and we had difficulty finding scholarships. We were able to get scholarship after the 17th University interview that we had travelled to discuss face to face. The scholarships were conditional, and we had to have good GPA for our scholarship to continue, my wife finished her masters first and I was second. How did you complete this hard process? While, I was working as an Intern at Bank of America (BofA), I met with DeLeeuw Consulting Company and they offered me a job. And, I have started working at the project management and consulting sector which I have wanted. After that, it was relatively

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

easy. I had a chance to meet and work with different people including who are leading at their positions as I have started working at multiple projects. You work with different managers, leaders and colleagues in the project world. Each person is different in certain areas of expertise and adds value. In this process, you get good feedback from different characters at each project. You observe them to shape yourself. So, I got a unique flavor from these experiences and I worked people from the US, UK, Europe, Middle East, Asia and North Africa to shape myself better. I also love to delegate and give responsibility. The idea of everyone depending on my work is not me. I think you should be able to coach and delegate jobs to the right people. If you cannot delegate, you will be alone in the future; you will have to do most of the work yourself as you will keep thinking that you know the best. Then you cannot grow, you cannot grow others, you cannot start new areas. You look like you do not have an ego Yes, one of the experiences that I have understood is that ego is not good and would not result beneficial results to anyone. So I think that I do not really have an ego. I am relaxed as I feel comfortable by myself. I also believe learning by listening from others. Let’s not forget that there are intelligent and smart people around us who are more educated than us. A leader can make better decisions after getting feedbacks from the right people. If you are able to act as a friend to your colleagues, work without ego, work together and feel teamwork decisions and results, you will get more ownership and happy team.

Did it scare you to move to a different sector with Microsoft? It was scary but exciting at the same time. I did not have the idea of working for Microsoft. But I was targeting to go abroad and experience “new international business models” at the Silicon Valley or a similar place after 45 years of age. I was always known as the person who uses the latest technology. Even the IT experts always used me as a Beta User at their tests, and they said, “if we can satisfy you, we can satisfy almost everyone at this new product. I always wanted to use the latest technologies where I can improve the efficiency of business, I think this is the right way. I like to deliver projects with the technology companies while the technology companies continue to improve so much. In this context, my desire was to go to the Silicon Valley and even spoke with my family and looking for executive schools to start with. That’s exactly when Microsoft communicated me with an offer. Microsoft is a good company. Yes, it is a different sector, but I like to learn and experience under the lifelong learning concept. I am working closely with people who works for Microsoft, the last 15-20 years. I take advantage of their experiences and they may be utilizing my different style. In fact, they were looking for a new character with new style. They had a desire to transform my unit, and they had been looking for a new leader to transform this unit in a sustainable way. I contribute here and there. I enjoy making small but long-term differences. It is like a transformation project for me. It is important for the project to be completed, and become operational and increase the maturity level of the sustainability.


At companies like Microsoft, your short-term goals might be more important at the beginning, but you also need to realize that you have to increase the maturity of your processes to have a sustainable success. My goal is to complete the first phase in 2018, and turn this into a sustainable success. Then, my goal is to establish the Team who is going to deliver this success in a sustainable way, establish the processes and then hand the flag to the Team who will successfully continue this process and model with me and continue improving them.

cover interview

How do you prepare a project and develop solutions? The important starting point is to listen the needs of the customers. And then to educate them and support their visions by informing the global developments at their fields. Besides listening and asking their needs, it is good to inform the changes globally and plan what they can adapt and customize to their institutions. All the Ministries, Universities, Hospitals, they all know that using technology efficiently will make their institutions much better. What is important here is to be able to do a job that can be currently done in 50 hours and to transform it into a job that can be done in maybe 5 hours and provide a better service environment overall. In fact, this is what I am doing, with the technology support we want them to transform digitally to improve the working processes of these institutions. I wish to support the delivery of this changes in the best way. This is how we select and deliver projects currently which matches with their strategy and improvement. Do you have any projects that would improve the health industry in Turkey? Yes, there are. We were part of the good projects and started to use new beneficial technologies. We have started to deliver our solutions to ensure that employees, patients, and operations to operate and manage more efficiently. Whether it is at the Ministry level or Public Private Partnership Hospitals, Private Health Institutions or similar, we are doing good projects with our business partner. From our new project online to productive solutions or to very efficient data analytics and reporting tools, our customers have increasingly started to benefit from our technological solutions and digital transformation projects in Turkey and globally, I am even thinking that this will continue to increase dramatically in this competitive market to be successful. There is a serious digitalization transformation at every industry in the world. We are always brainstorming how this can be rapidly adapted and customized in Turkey in the most effective way solution with these good solutions. There are many issues that need to be improved at the health sector and these need to be implemented with good projects and solutions There are already some good feasibility studies and these studies will need to continue and must be delivered in a smooth way. On the other hand, one of the most competitive advantage of Microsoft is that Health is one of the most important sector for research and investment at Microsoft as a core industry. Microsoft sees this industry as a priority and invest for research and development at a great pace in order to be the industry leader with its solutions. We want to transfer this knowledge and experience to Turkey. There is an interesting information for you that the Microsoft’s Founder’s, Bill Gates is leading an NGO – Gates Foundation is focused to the projects at the health sector; so this might imply that it can also influence the direction of Microsoft at Health sector as well, Microsoft would continue to reduce health issues, better service to the patients, predictive analysis and develop best technologies to improve health solutions. You have work related with refugees. What are you doing for them? The biggest problem for refugees is the integration in all aspects to their new places where the numbers are estimated to be more than 3 million in Turkey. One of the best solution is to enable them to adapt and employ them in all sectors and improve them at economic and social impacts in the community. If we cannot do that, they will remain a community where they need support all the time. In order to improve as a country, we have to improve the social and economics of all people in Turkey. For this, we provide coding classes to our refugee friends to develop themselves in the field of technology, so that they can be in the technology sector at their communities. In other words, we are involved in the direction of their future with the capacity building programs at technology. We believe that this process will allow refugees to better adapt and contribute to Turkey.

Levent Erkan who graduated from Ankara College and METU Chemistry Engineering department, completed his master’s degree at SIU in the US at economy receiving the second best degree. He is the founder of WYG Turkey (formerly known as DeLeeuw International) which became the sector leader at the project management consultancy and International Development Projects, Erkan was also chosen as the “Best Project Management Consultant” of the Year. Erkan received the title of “The Best Leader” at the WYG Group (UK) where he worked with two thousand five hundred people, headquartered in the UK. He has also led the company that was awarded with the “Best consultancy company in Turkey” in the category of “Customer Services” by European Business Awards. Now, Erkan is leading the Microsoft Turkey at the Public Sector to improve the institutions capacity by technology solutions and projects and is working on digital transformation projects that would serve the benefits of the society with his new role. ekonometri.com.tr 29


haber

Günde 10 bin yetmez 15 bin adım atmalısınız

Taking 10,000 steps a day is not enough. You should take 15,000 steps.

G

T

ünde 10 bin adım atmak genellikle sağlıklı yaşamak isteyen insanlar için gerekli bir egzersiz hedefi olarak önerilir. Ancak İskoçya’daki posta görevlileri üzerine yapılan yeni bir araştırma, bu sayının yetersiz olduğunu kalbimizi en iyi şekilde korumak için günde 15 bin adım atmamız gerektiğini ortaya çıkardı.

Elde edilen veriler kayda değerdi. Ofis çalışanlarının bir kısmı iş ile ev arasında her gün 15 saatten fazla otururken, posta taşıyıcılarının çoğu çalışma saatleri boyunca neredeyse hiç yerinde durmuyordu.

Birçok aktivite gözleminde hedef olarak alınan günlük 10 bin adım eşik değerinin, hastalık risklerini azaltıp azaltmadığının bilimsel olarak doğrulanmadığını söyleyen www.diyetisyen.com.tr uzmanlarından Kardiyoloji Uzmanı Dr. Uğur Arslantaş, İngiltere Warwick Üniversitesi tarafından yapılan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi: “Bugün kalp hastalıklarından kaçınmak için ne kadar egzersize ihtiyaç duyulabileceği aslında tam olarak bilinmiyor. Bilim adamları, çoğunlukla yürüyen veya oturan iki çalışan grubu inceleyerek, eldeki bilimsel verileri tekrar gözden geçirmek istedi. Bu amaçla İskoçya’daki Glasgow posta işçilerini incelediler.

Araştırmacılar, günün çoğunda oturan ofis çalışanlarının, sürekli ayakta ve hareket halindekilere kıyasla daha yüksek daha kötü kan şekeri kontrolü ve kolesterol profillerine sahip olma eğiliminde olduğunu gözlemlediler.

YÜRÜYEN POSTACILAR VE OTURAN MEMURLAR

15 BİN ADIM ATAN POSTACILAR SAĞLIKLI ÇIKTI

Bilim adamları, Glasgow postacılarının genelde yürüyerek güzergahlarını dolaştıklarını, herhangi bir araç kullanmadıklarını ve her gün saatlerce yürüdüklerini biliyordu. Ancak, posta servisinin ofis çalışanları, neredeyse her yerdeki ofis çalışanları gibi, iş gününün büyük bölümünde masa başında oturmaya devam ediyorlardı.

Günde üç saatten fazla yürüyen ve yaklaşık 15 bin adım atan (7 mil) posta taşıyıcılarının vücut kitle indeksleri, bel çevreleri ve metabolik durumları genelde normal çıktı. Tüm bu etkenler göz önüne alındığında, posta taşıyıcılarının herhangi bir kalp hastalığına yakalanma riskinin düşük olduğu görüldü.

Yaşları 40-60 arasında değişen 111 çalışan; işyerinde, evde ve hafta sonu boyunca, bir haftalığına çok yönlü bir aktivite takip cihazı taşıdı üzerinde. Ardından, araştırmacılar, gönüllülerin her gün oturup veya yürüyerek kaç saat harcadığını belirledi. Ayrıca her bir kişinin günde kaç adım attığını da ölçtüler.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

OTURANLARDA KAN ŞEKERİ, KOLESTEROL ÇIKTI

Riskler aşırı derecede büyüktü. Araştırmacılar, işçilerin gün boyunca oturduğu her beş saatten sonraki her bir saat için, (kümülatif risk faktörlerine dayalı olarak) kalp hastalığına yakalanma olasılıklarını yaklaşık onda iki oranında artırdıklarını buldu.

Siz de saatte yaklaşık dört mil hızla iki saat boyunca yürüyerek günde 15 bin adım atabilirsiniz. Bu hedefe parçalar halinde de ulaşabilirsiniz. Mesela işten önce, öğle yemeğinde veya günün herhangi diğer bölümlerinde 10’ar dakikalık yürüyüşler.

aking 10,000 steps a day is generally shown as a goal for people that seek to live a healthy life. However, a recent research related to postmen in Scotland revealed that taking 10,000 steps a day is not enough and we should take 15,000 steps to protect our heart.

spent by sitting or walking. In addition, they calculated how many steps the volunteers took a day.

Cardiologist Uğur Arslantaş, specialist of www.diyetisyen.com.tr, pointed out that there is no scientific evidence indicating whether the threshold level of 10,000 steps a day which is taken as a goal by many activity trackers decreases the risk of disease, and explained the details of a research carried out at Warwick University:

WORKERS SITTING MORE HAVE HIGH BLOOD SUGAR AND CHOLESTEROL

“Today it is not known exactly how much exercise is needed to avoid heart diseases. Researchers wanted to review the existing scientific data through investigating two groups of working adults mostly walking or sitting. To this end, postmen in Glasgow, Scotland were examined.” WALKING POSTMEN AND SITTING CLERKS Researchers knew that postmen in Glasgow generally travel by walking, do not travel by any other means and walk for hours a day. However, clerks in post offices just as clerks in almost all other offices sit in front of the desk during most of the day. 111 workers between 40 and 60 years of age wore a multi-purpose activity tracker for a week at work, home and the weekend. Then the researchers determined how many hours the volunteers

The results were noteworthy. While some of the clerks sit for more than 15 hours a day, most of the postmen hardly ever stop moving throughout the day.

The researchers observed that blood sugar and cholesterol levels tend to be higher in clerks sitting during most of the day than those standing and moving more throughout the day. The risk was extremely high. The researchers found out that the likelihood of having a heart disease (based on cumulative risk factors) increases by approximately two-tenth for every hour after sitting every five hours a day. POSTMEN WALKING STEPS ARE HEALTHY

15,000

The results showed that postmen walking for more than three hours a day and taking nearly 15,000 steps (7 miles) have normal body mass index, waist circumference and metabolic state. Considering all these factors, it is seen that the likelihood of getting a heart disease for postmen is low. You can take 15,000 steps a day by walking for approximately two hours with a speed of four miles per hour. You do not have to reach this goal at once. You can go for a walk for ten minutes before going to work, at lunch or any other time during the day.


ekonometri.com.tr 31


algoloji

Prof.Dr. Avni Babacan;

AĞRININ KAYNAĞI DETAYLI İNCELENMELİ

P

rof. Dr Avni Babacan, Gazi Üniversitesi Algoloji Bölümü’nü kurarken kanser hastaları dahil ağrı çeken hastanın çaresizliğine, ağrının  kişide yarattığı mutsuzluğa dikkat çekmek istemiş. Bu bağlamda da ağrı çeken kişinin detaylı kontrolden sonra tedavisine geçilmesinin önemine de vurgu yapan Babacan “Ağrı hastasına zaman ayırmalı ve ağrının kaynağı detaylı incelendikten sonra tedaviye başlanmalıdır. Hasta muayenesine ayrılan 3-5 dakikalık süreç doğru değildir. Bunun sonucunda hasta ile ilgili doğru karar verilemez. Önemli olan çok hasta muayene etmek değil kaliteli bir muayene yapmaktır. Doğru teşhis için hastaya zaman ayırmak önemlidir. Bu bağlamda da performans uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi gerekir” diyerek sorularımızı yanıtladı. Bir hastanın çektiği ağrının nedenlerini bulup, tedaviye geçmek için sizce nasıl bir yol izlenmelidir? Öncelikle hastayı iyi tanımak gerekir. Her ağrının zemininde bir psikiyatrik kompenenti vardır ve onu bilmek mümkün değildir. Bu nedenle teşhis koymaya başlamadan hastayı öncelikle bir psikiyatr uzmanına göndermek önemli ve gereklidir. Ondan görüş almadan bir şey yapmak doğru sonuca götürmeyebilir. Alınan bu sonuç doğrultusunda tedaviye başlamak gerekir. Çünkü birçok hastamda gördüm ki çekilen bu ağrıların temelinde yaşanan birçok ailesel ve çevresel faktörler yer almakta.   Genellikle hasta doktora korku ve endi-

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

şe dolu olarak gelir. Hastayı rahatlatmak adına sizce ağrı hastasına yaklaşımda nasıl bir yol izlenmeli?   Hastaya yaklaşım elbette çok önemlidir. Biz hekimler bunun bilinci içerisinde olmamıza rağmen bu noktada da bazı sıkıntılarımız var. Öncelikle her ortamda hep söylediğim gibi ağrı hastasına zaman ayırmak gerekir.  3-5 dakikalık ayrılan süreç doğru bir süreç olmadığı gibi hasta ile ilgili doğru karar da verilemez. Zaten hastanın kimliği ve özgeçmişini sormanızla birlikte 3-5 dakika geçmekte. Hangi arada detaylı muayene yapabilirsiniz. Doğru teşhis için hastaya zaman ayırmak önemlidir. Bununla ilgili bir yaşanmışlığı paylaşmak isterim. Geçen gün odamdan çıkan bir hastanın elindeki reçeteyi söylenerek yırtıp attığını gördüm. Ayrılan zamandan memnun olmadığının tepkisini söylenerek yapıyordu. Haklı mı? Elbette haklı. Bunun çözüme kavuşturulması gerekir. Hastaya doğru yaklaşmalı, hastanın itimadı kazanılarak verilen tedaviyi kabul etmesi sağlanmalı. Hasta kendisinin dinlenildiğini görecek ve gerekli empatiyi yapacak ki iyileşeceğine de inanabilsin. Bu anlattığınız performansa giriyor? Elbette performansa giriyor. Ben genç hekim arkadaşlarıma çok hasta değil kaliteli bir hasta muayenesi yapın, yapın ki kalite ortaya çıksın diyorum. Hükümetin performans uygulamasını tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. Kural koyucuların “biz ne yapıyoruz” diye düşünmeleri gerekiyor. Biz hekimler bu uygulamanın yanlışlığını her

platformda dile getiriyoruz. Hastaların bir hastane ve doktora bağlı kalmadan farklı başka doktorlara gitmesiyle ilgili neler söylemek istersiniz? Kısa muayeneden memnun kalmayan hasta başka hastanelere de giderek (Elbette doktor doğal olarak tetkik istiyor.) aynı tetkikleri orada da yaptırıyor. Bir üçüncü hastaneye de gitse bu işlem tekrarlanacak. Ve Bakanlık aynı tetkik için üç ayrı hastaneye bedel ödüyor. Yazık değil mi bu ödenen paralara! Bunların zamanla düzeleceğine inanıyorum.

Hızla gelişen teknoloji sağlık sektöründe de çeşitli yeniliklerle yüz güldürmekte. Sizin bölümde en son yöntemden bahseder misiniz? Şu an en ileri yöntem omurilik pili. Omuriliğin üzerine pili yerleştirip bir bataryaya bağlayarak hastanın ağrısını kesmek mümkündür. Bu tedaviyi alınan ilaçlardan, fizik tedavisinden, yapılan operasyonlardan fayda almamış hastalarda uygulamak gereklidir. Bir kaç kez ameliyat olup ağrıları kesilmeyenlerde de bu yöntemle ağrıyı kesebiliyoruz. Cerrahi grupların açık olarak yaptıkları bu işlemi biz kapalı olarak yaparak sonuca varıyoruz. Böylelikle küçük bir delikten girerek omurilik üzerine yerleştirilen pil sayesinde hastanın ağrısı %50-70 oranında azaltılıyor. Doğru karar, doğru iş ve doğru sonuç almış oluyoruz.


‘‘Teşhis koymaya başlamadan hastayı öncelikle bir psikiyatr uzmanına göndermek önemli ve gereklidir. Ondan görüş almadan bir şey yapmak, doğru sonuca götürmeyebilir. Alınan bu sonuç doğrultusunda tedaviye başlamak gerekir. Çünkü birçok hastamda gördüm ki çekilen bu ağrıların temelinde yaşanan birçok ailesel ve çevresel faktörler yer almakta.’’

Prof.Dr. Avni Babacan ekonometri.com.tr 33


algology

Prof.Dr. Avni Babacan;

AĞRININ KAYNAĞI DETAYLI İNCELENMELİ

T

he Important Thing is to do Quality Examination, Not to Examine Many Patients.Professor Dr Avni Babacan wanted to remark the desperation of the patients who suffers from pain, including cancer patients,and the unhappiness of patients, caused by their pain while setting up the Algology Department of Gazi University. In this context, Babacan also emphasized the importance of the treatment of the people who suffers from pain , should be start after a very detailed check. “Time should be spared for the pain patient and treatment should be started after the source of the pain is examined in detail. The 3-5 minute period is not appropriate for the patient’s examination. Moreover, the right decision for the treatment of the patient could not be made. The important thing is to do quality examination, not to examine many patients. He replied our questions after he said that, ‘’It is important to spare time to the patient for correct diagnosis. In this context,the payment application which depends on performance must be reviewed. Which path should be followed to find causes of the pain and go to treatment ? Firstly, you need to get to know the patient well. Every pain has a psychiatric component on the ground and it is impossible to know it. For this reason, it is important and also necessary to dispatch the patient first to a psychiatrist, before starting to make a diagnosis. It could take us wrong decisions to do things without consulting psychiatrics. After you give the true decision, the treatment should be started because in my many patients, I’ve seen that familial and environmental factors take place on the basis of these painful aches. Generally, patients comes to the doctor with fear and anxiety. To relieve the patient, what kind of way should you approach your pain patient? Approaching patients is of course very important. Although we physicians are conscious of this, there are some problems in this point. First of all, as I always said in my every speechh, it is necessary to spare time for the pain patient. The 3-5 minute examination process is not a correct examination and doctors can not make the right decision for patients. Just asking the medical history of the patients, takes 3-5 minutes. How can you make a detailed examination in such a short time ? The important thing is not to examine

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

many patients, but to do quality examination. It is important to spare time to the patient for correct diagnosis. I want to share a memory about that with you. The other day, I saw a patient who just left my room scratched the prescription He was grumbling about the short time of his examination. Is he right ? Of course, he is right ! That problem must be solved. We should appoach patients well, we should make the patients accept the treatment by gaining their confidence. The patient should see that their complaints are listened by doctors and should make the necessary empathyso that they can believe that he will be well.

The patient who is not satisfied with the short examination goes to other hospitals and does the same tests there as well. ( Of course doctos want tests). Even they go a different hospital for third time, same procedure will be repeated. Moreover, the ministry make payments to three different hospitals for same test. Isn’t it a pity ? I believe, that problems will recover in time.

That thing you told is also related with performance ?

The most advanced method now is the spinal cord. It is possible to cut the pain of the patient by placing the pill on the spine and connecting it to a battery. It is necessary to apply this treatment to the patients who have not benefited from the medicines, physiotherapy or operations performed. We can cut the pain in this way even if the patient had a few operations and they still suffer from the pain. We come to conclusion by making that process in laparoscopic surgery, while surgical groups making it in an open surgery.. Thus, the patient’s pain is reduced by 50-70% thanks to the battery inserted in the small hole and placed on the spinal cord. We make the right decision, the right job and the right result.

Of course it is related with performance. I say my young doctor friends, you should do quality examinations, not many examination, do that in order to reveal the real quality. The government should reconsider the system depending on performance. Rulemakers should think about what they are doing. We, doctors, vocalise the fault of this system in every platform..

What do you want to say about patients going to different doctors without being admitted to a hospital or doctor?

Rapidly developing technology is making a difference with various innovations in the health sector. Can you talk about the latest method in your department?


ekonometri.com.tr 35


estetik

Dr. Buğra BUYRUKÇU

Akupunkturun Zayıflama Tedavisindeki Etkileri Tamamlayıcı tıp alanında bir çok alanda kullanılan akupunktur;kilo vermede de olumlu sonuçlar verebilmekte olup öncelikle İştah ve acıkma hissini azaltır. Akupunktur beyindeki hipotalamus bölgesinde bulunan iştah merkezini etkileyip dengeleyerek noradrenalin seviyesini düşürür, seratonin yani özellikle çikolata yedikten sonra ortaya çıkan mutluluk hormonunun seviyesini arttırır. Abur cubur yeme, oburluk ve tatlı yeme arzusunun önüne geçilir ve çabuk doyma sağlanır. Bu şekilde yiyerek değil, yemeyerek mutlu olabilmeyi sağlar. Midede kazınma, yanma, ekşimeyi önler. Vücut akupunkturu ve kulak akupunkturu, kulaktan mide ve bağırsaklara kadar uzanan sinir uçlarını uyararak mide asidini azaltır. Kontrol altına alınan mide asit seviyesi ile diyete bağlı olarak midede kazınma, yanma ve bunları bastırmak için bir şeyler yeme ihtiyacı olmaz. Diyet sırasında midede diyete bağlı herhangi bir rahatsızlık olmaz. Düşük kalorili beslenmeye bağlı olarak oluşan halsizlik, yorgunluk ve bitkinliği önler. Tam tersi zinde olmayı ve daha çok enerji vererek kolay kilo vermeyi sağlar. Kilo verirken akupunktur desteği alan kişi kendisini hem kilo verirken çok

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

zinde ve iyi hissetmesi motivasyonunu artırır. Akupunktur uygulaması sırasında; vücutta seratonin ve endorfin hormonlarının seviyesi artmaktadır. Bu da diyet yapan kişiye huzur verir ve sedasyon sağlar. Kişide diyete bağlı bir stres ve gerginlik yaşanmaz. Kişi sakin ve huzurlu bir şekilde diyetine devam eder. Metabolizma hızını düzenleyici rolü vardır. Akupunkturla tedavi gören kişinin metabolizma hızı arttığı için diğer akupunktur yardımı almadan diyet yapan kişilere göre zorlanmadan daha kolay kilo verir. Akupunktur ilk hafta vücuttaki ödemi çözer, ikinci haftadan itibaren yağ metabolizmasını etkileyerek yağların azalmasını sağlar. Kötü kolestrol miktarını azaltır ve iyi kolestrol miktarını artırır. Total trigliserit miktarı azalır. Hipoglisemi yani şekerin kandaki miktarının düşmesi durumunu önler. Baş dönmesi, baş ağrısı, el ve ayak titremesi gibi hipoglisemi belirtilerinin görülmesini önler. Akupunktur regüle edici etkisinden dolayı anti-aging etkisi sağlar. Zor olan kilo verme sürecini kolaylaştırmak, zinde ve sağlıklı vü-

cudun çalışma temposunu bozmadan zayıflamak akupunktur yardımı ile kolaylıkla mümkündür. Kilo verildikten sonra yapılan koruyucu akupunktur seansları sayesinde yeni kiloya vücudu alıştırmak daha kolay olur. Akupunktur eşliğinde kişiye özel günlük protein, karbonhidrat ve yağ ihtiyacı göz önünde tutularak sağlıklı ve dengeli bir diyet programı hızlanır. Buradaki beslenme şekli kilosunu verdikten sonrada kilosunu korumak ve sağlıklı yaşamak için gerekli alışkanlıkları kazanmasını sağlamak amacının gütmektedir. Kişinin kilo almasına neden olan eski alışkanlıklarına dönmemesi konusunda bir eğitim de verilmektedir. Kilo için başka bir neden olan gıda intoleransı tespiti tedavinin başarısını artırmaktadır. Çünkü bazı gıdalar kişinin metabolizma hızını düşürmekte, kilo almasına veya diyet yaptıkları halde kilo verememelerine neden olmaktadır. Bu besinlerin test edilerek değerlendirmesi gerekmektedir. Kişinin kendisine uygun olmayan belirli gıdalardan bir süre uzak durması ile bu metabolizma engeli de aşılabilmektedir.


The Effect of Acupuncture on Losing Weight Acupuncture, used in many fields in complementary medicine, also gives positive results in losing weight by first decreasing appetite and the feeling of hunger. Acupuncture affects and stabilizes the hunger center in the hypothalamus area of the brain, decreasing noradrenalin levels and increasing serotonin levels which especially emerges after eating chocolate. It eliminates the strive for junk food and sweets and prevents eating excessively. Therefore, it enables being happy without eating. It prevents starving and heartburn. Body acupuncture and ear acupuncture stimulate nerve ends reaching up to stomach and intestines and decreases gastric acid. By controlling the gastric acid levels, diet related starving, heartburn, and the need for eating something because of these issues are eliminated. Any discomfort in the stomach related to diet is eliminated. It eliminates the weakness, tiredness and prostration related to low calorie diet. On the contrary, it enables keeping fit and losing weight having more energy. Feeling very energetic and good increases the motivation of the person who is getting support from acupuncture. During the application of acupuncture, serotonin and endorphin hormone levels increases in the body. This provides peace and sedation for the person who is trying to lose weight. It eliminates diet related stress and tension in the individual. The individual continues the diet calmly and peacefully. It has the effect to regulate the metabolic rate. Because the people who are receiving acupuncture treatment have a higher metabolic rate, they lose weight more easily compared to other people who are trying to lose

aesthetic

weight without receiving acupuncture treatment. Acupuncture clears up the edema in the body in the first week; starting from the second week, it burns fat by affecting fat metabolism. It eliminates bad cholesterol and promotes good cholesterol. Total triglyceride amount decreases. It avoids hypoglycemia which is a state where blood sugar decreases. It eliminates hypoglycemia symptoms such as dizziness, headache, shaking hands and feet. Because of its regulating effect, acupuncture has an anti-aging effect. It is possible to ease the problematic weight-loss process, losing weight without disrupting the work pace of the fit and healthy body with the help of acupuncture. The protective acupuncture sessions after the weight loss enables the body to adapt to the new weight. A tailor-made healthy and balanced diet program is prepared considering daily protein, carbohydrate and fat needs. The diet aims to create the necessary habits to maintain the weight and live a healthy life after the weight loss. There is also a training for preventing the individual from returning to old habits resulting in excess weight. Detecting food intolerance, which is another factor for gaining weight, increases the success rate of the treatment. Because some food decreases the metabolic rate leading to excess weight or preventing losing weight despite the efforts. These foods must be tested and evaluated. By avoiding the food which is not suitable to the individual for a while, this metabolic barrier can also be overcome.

ekonometri.com.tr 37


diyet

Diyetisyen Aysima Duygu AKSOY

KAÇAMAK BİZİM KONTROLÜMÜZDE YAPILMALI

E

ğitimini tamamladıktan sonra bir firmada Beslenme Danışmanlığı ve diyet yemek hizmeti vermeye başlamış olan Diyetisyen Aysima Duygu Aksoy şimdi Çayyolunda beslenme ve diyet danışmanlığı vermeye devam etmektedir.Şimdiye kadar bir çok kurumda beslenme eğitimi ve seminerleri de vermiştir.Kardiyovasküler hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi, Anoreksiyodan,nervozaya, Yeme bozukluklarında beslenme,Sporcu performansında beslenmenin önemi konularında eğitim almış ve sertifika sahibidir.Yaptığım yurtdışı seyahatleri ile farklı kültürlerin mutfaklarını öğrendim ve bu mutfakların lezzetlerini diyetlerimde kullanıyorum” diyen Aksoy, besin interolansını anlattı.

şanlarımız da programa uymadığını söylemek istemiyor. Bu yüzden kendilerini daha iyi kontrol edebilmeleri için danışanlarımızdan ayrıntılı bir besin tüketim kaydı alıyoruz.

Çoğu birey diyeti aç kalmak olarak düşünebiliyor. Sizce diyet nedir?

Besin interolansı ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Diyet kısıtlayıcı ve zorlayıcı bir işlem değil, sağlıklı beslenme şekli olup asla aç kalmak değildir. Ancak diyet programı çok önemlidir. Bu nedenle biz danışanlarımızdan öncelikle kan  tahlili isteriz.. Burada bazı önemli parametreler vardır. Bu parametreler ışığında  kişiye özel diyet programı hazırlarız. Program doğru bir şekilde hazırlanmışsa mutlaka doğru bir sonuç alınabiliyor. Bu noktada  uyum faktörü de çok önemli. Bazı danışanlarımız “uymadım, yapamadım” derken, bazı danı-

Uyguladığım hastalarım var ancak danışanımızda çeşitli  farklı programları uygulamamıza rağmen sonuç alamıyorsak gıda interolans testini uyguluyoruz. Bu testi uygulamamız için bir nedenimiz olması çok önemli.Kilo kaybı yavaş giden hastaların diyetlerinden belli başlı besinleri laktoz,glüten gibi çıkardıktan sonra kilo kaybı hala yavaş ilerliyorsa besin intoleransı testlerine yönelebiliyoruz..

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

Danışanın ufak bir kaçamağı bu programı bozar mı? Beslenme programını tamamen kişiye özel olarak hazırlıyorum bu nedenle yapılan ufak kaçamaklar bile benim için çok önemli. Zaten hastalarıma bir gün genellikle serbest gün veriyorum.Bunun temel amacı onları fazla bunaltmadan programdan verim almalarını sağlamak. Önemli olan yapılacak bu kaçamağın bizim kontrolümüz içinde yapılması.

Beslenmeden yağı çıkartarak kilo verilme-

si mümkünmüdür? Biz enerjimizi protein, karbonhidrat ve yağdan enerji alıyoruz.Vücudumuza en çok enerji veren besin ögesi ise yağlardır.Bunun için diyet te tamamen kısıtlanmaması gerekir aksi takdir de vücutta A,D,E,K gibi yağda eriyen vitaminlerin emilimi gerçekleşemez. Peki kısa tavsiyelerle kilo vermek için neler yapılabilir? Kilo vermek ve kilo verme hızı kişiden kişiye göre değişen bir süreçtir.Her zaman vurguladığım gibi önemli olan yaşam tarzını değiştirmektir yemek porsiyonlarınızı küçültmek,sporu hayatınıza katmak gibi.Kilo vermenin en etkili yolu ise günlük aldığınız besinlerin porsiyonlarını küçültüp,fiziksel aktivitenizi arttırmaktır. Vücuttan her 1 kilo kaybı için haftada 3500 kalori kısıtlaması yapmanız gereklidir bu da günlük beslenmenizden yaklaşık 250 kalori civarında daha az tüketim yapmak anlamına gelmektedir.Ancak dediğim gibi kilo kaybı tamamen kişiye özel ilerleyen bir süreçtir.Metabolizma faktörü ve kan sonuçlarınızda bu sürecinizi etkileyecktir.Bu nedenle size özel beslenme programı planlayan bir diyetisyenden destek almak en sağlıklı yolu olucaktır.


diet

Dietitian Aysima Duygu AKSOY

CHEAT DAYS IN DIETS SHOULD BE DONE IN OUR CONTROL Duygu Aksoy, who started to give nutrition counseling and diet catering service at a firm after completing hiseducation, also gave nutrition training and seminars in many institutions. She has been trained in cardiovascular diseases and has certificate in medical nutrition therapy, nutrition disorders, anorexia nervosa, nutrition in eating disorders, the importance of nutrition in athletic performance. Aksoy, who says ‘’I have learned the cuisines of different cultures with my travels abroad and I use the flavors of these cuisines in my diets, “, explained the food interolence to us.

tant that, cheat days in diets should be done in our contol.

Most people can think that diet is hungry. What is your understanding of diet ?

Is it possible to lose weight by removing fat from feeding? We get energy from, protein, carbohydrates and fat. The nutrient that gives energy most to our body is fat. It should not be completely restricted in the diet for the body. Otherwise, the absorption of vitamins soluble in fat like A, D, E, K can not take place in the body.

Diet is not a restrictive and compelling process, it is a healthy way of nutrition and you should never be hungry in your diet. But the diet program is very important. For this reason, we want blood tests from our clients first. There are some important parameters in this point. In the light of these parameters we prepare a personal diet program. If the program is prepared correctly, it is possible to get a correct result. The concordance factor is also very important.. Some of our clients say “I did not do it, I can not,” and some of our clients do not want to say that, they did not follow the program. So we receive a detailed food consumption record from our clients so that they can better control themselves. Could a little cheat of the client in diet program disrupt the diet program? I prepare the nutrition program entirely special for every single person, so even the small cheat days in the diet are very important to me. I’m usually give my client a free-day anyway. The main aim is make them benefit from the diet program without overwhelming them. It is impor-

What do you want to say about food interalance? I have applied that thest to some patients, but generally, we apply food interolans test if we can not get results after applying various programs in our counselor. It is very important that, we should have a reason to apply this test. .If the weight loss in the patient is still slow after the lactose, gluten, etc. were removed from the diet we can apply the food intolerance test.

What can be done to lose weight with short tips? The speed of weight loss and weight loss is a process that varies from person to person. As I emphasise in my every speech,the most important thing is to change life style. You need to limit 3,500 calories per week to lose 1 kilo of body weight and that means, youu need consume about 250 calories less than your daily food consumption. However, as I said before, weight lose is different process in every people. The metabolism factor and blood test results could also affect this process. For this reason, the best way to lose weight is to get support from adietitian who can prepare a special diet program for you. Ümitköy Bulvarı Galeria AVM Karşısı Çamlıca Bulvar Sitesi C blok Kat:4 Daire:18 Çayyolu/ANKARA Gsm: 0533 127 23 73 Email: info@mondeesen.com

Diyetisyen Aysima Duygu AKSOY ekonometri.com.tr 39


psikoloji

EVLİLİK GÜZEL, ANCAK KOLAY DEĞİLDİR

Uzm. Psikolog Emel Yorgancıgil

Sizce bireyler ne zaman   psikolog yardımı almalı? Psikoloğa gitmek çoğu zaman için zor bir karar olabilir. Birçoğumuz, problemlerimizin üstesinden kendi kendimize gelebileceğimizi, ya da arkadaş, akraba, komşu ile konuşarak bu sorunlarımızı çözebileceğimize inanırız. Tabii ki bir yere kadar herkes sorunlarıyla kendisi başedebilir ya da yakın çevresinden destek alabilir. Ancak kimi zaman tek başına çözülmeye çalışılan problemler gereğinden fazla ağırlaşabilir ve gittikçe büyüyerek çözümsüz bir hale gelebilir. Yakın çevremizdeki kişiler ise, bizleri dinleyip yorum yaparken kaçınılmaz olarak taraflı davranırlar. Bu yüzden bu konuşmalar bir çözüm sunmaktan ziyade, anlık rahatlama yaşanabilen, dertleşme ve sohbet ile sınırlı kalır. Bir psikolog, kişiye ve probleme profesyonel bir gözle yaklaşarak, yargılamadan ve objektif bir şekilde ele alır. Psikolojik destek, spesifik bir rahatsızlık için alınabileceği gibi, hayatında çok belirgin bir problemi olmayan birçok bireyin de başvurduğu, kendisini daha iyi anlayabileceği ve hayatına dair farklı bir bakış açısı kazanabileceği bir süreçtir. Psikolog desteği bireye; günlük hayatın iniş çıkışları, iş hayatındaki ve ilişkilerdeki stres gibi konular ile başetme becerileri kazandırırken, hayata dair hedef ve beklentileri ile ilgili farkındalık sağlayabilir. Çift terapisi ne işe yarar? Danışmanlık alacak çiftleri ne beklemektedir? Çift danışmanlığı, çiftlerin ilişkilerine dair far-

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

O

DTÜ Psikoloji bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimlerini tamamlayan Emel Yorgancıgil, üniversitede asistanlık döneminin ardından uzun yıllar İnsan Kaynakları alanında uzman ve yönetici olarak çalışmış. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Özel Aile Danışmanlığı Yönetmeliği kapsamında belirtilen Aile Danışmanlığı ve sonrasında cinsel terapi ve şema terapi gibi çeşitli alan eğitimlerini tamamlamış. Bireysel danışanlarının yanı sıra çiftlerle ilişki ve evlilikte karşılaşılan sorunlar, evlilik öncesi danışmanlık, boşanma süreci ve sonrası, cinsel işlev bozuklukları üzerine çalışmakta olan Yorgancıgil ile mutlu evlilikte  çift terapisinin önemini konuştuk.

kındalık kazanmasını, çatışmaların sağlıklı çözümünü, ve genel ilişki doyumunun arttırılmasını amaçlar. Evli olan ya da olmayan tüm çiftler zaman zaman ilişkileri için destek ihtiyacı duyabilirler. Nişanlı bir çift, evlilik öncesi bir yardım alarak evliliğe daha sağlıklı bir başlangıç yapmayı hedefleyebilirken, 30 yıldır birlikte olan bir çift ilişkilerini yeniden canlandıracak çözümü danışmanlık almakta bulabilir.  Danışmanlık sürecinde, ilişkide karşılaşılan anlaşmazlıklar ve çözüm yolları ele alınır. Bu anlaşmazlıklar ekonomik nedenler, ebeveynlik yaklaşımlarındaki farklılıklar, aldatma, sağlık sorunları gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Psikolog desteği ile danışanlar kendisini ve partnerini daha iyi tanımaya, karşılıklı beklentilerini daha doğru analiz edebilmeye, çatışmalarda kullanabilecekleri sağlıklı yaklaşımları öğrenmeye ve daha sağlıklı iletişim kurmaya yönelik beceriler kazanır. İlk görüşmede bir değerlendirme yapılarak çiftin ihtiyaçları ve danışmanlık sürecine uygunluğu gözden geçirilir, hedeflenen nokta belirlenir ve süreç için öngörülen plan danışanlar ile paylaşılarak gelecek seanslar kararlaştırılır. Seans sayısı ve sıklığı çiftin ihtiyaçları doğrultusunda birlikte belirlenir. Evlilik öncesi danışmanlık ne işe yarar? Evlenen çiftlerin çoğu, evlilik süresince duygusal, sosyal, ekonomik, cinsel tüm beklentilerinin eşleri tarafından karşılanacağı varsayımıyla hareket eder; ancak bu beklenti çok da gerçekçi olmadığından kısa zamanda hayal kırıklıkları ve anlaşmazlıklar baş gösterebilir. Evlilik öncesi alınan danışmanlık, çiftin evliliğe hazırlanmasına, evliliğe dair gerçekçi beklen-

tiler oluşturmasına ve karşılaşabilecekleri sorunları önceden belirleyerek doğru yaklaşım ları ve baş etme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Evlilikte yaşanan hayal kırıklıklarının nedeni ne olabilir? Evlililik, masallar, filmler diziler tarafından çoğunlukla mutlu son olarak bizlere sunulmaktadır. Toplumun gözünde sadece evlenmiş olmak bile birey için önemli bir başarı kriteridir. “Masallardaki gibi bir düğün”, yakışıklı/güzel bir eş, özenilerek döşenmiş bir ev, sosyal medyada bolca paylaşılan sevimli bebekler... “mutlu bir yuva”yı ve başarılı bireyleri oluşturan özellikler gibi anlatılmaktadır. Gerçek hayat ise hepimizin bildiği gibi masallardan, filmlerden oldukça farklıdır. Gerçek hayatta prensler, prensesler değil, normal insanlar, bizler varız. Evet evlilik güzel, ancak çok da kolay değildir. Evliliğe dair varolan gerçek dışı beklentiler ise durumu çiftler için daha da zorlaştırmaktadır. Evlilik öncesi beklentiler ne kadar yüksek ve gerçek dışı ise, evliliğin özellikle başlarında yaşanan hayal kırıklığı da o kadar şiddetli olabilmektedir. Evliliğin ilk yılları zaten karşılıklı uyumun sağlanması, yeni bir düzene alışılması ve evliliğin kurallarının oluşturulması sürecini içerdiğinden çok kolay geçmeyebilir. Yukarıda bahsettiğimiz hayal kırıklığı da eklendiğinde bu süreç yıpratıcı olabilmektedir. Peki çözüm nedir? Çözüm, masal karakterleri değil, gerçek insanlar olduğumuzu hatırlayarak evliliğe dair mümkün olduğunca gerçekçi beklentiler oluşturarak yola çıkmaktadır.


MARRIAGE IS NICE BUT NOT EASY MARRIAGE IS NICE BUT NOT EASY Emel Yorgancıgil, who completed her undergraduate and graduate degrees at METU Department of Psychology, worked as a Human Resources Specialist and Manager for long years after a period of being an assistant at the university. She completed her trainings in Family Counselling within Ministry of Family and Social Policies, Private Family Counselling Regulations; and then she had various field trainings such as sex therapy and schema therapy. We talked to Yorgancıgil about the importance of family counselling in a happy marriage, who is working with individual clients as well as with couples on couples counselling, pre-marital counselling, divorce process and after, sexual dysfunctions. When do you think is the right time to get psychological help? Most of the time, going to a psychologist can be a hard decision for many of us. Most of us think that we can overcome problems ourselves or by talking to friends, relatives or neighbors. Of course, to some extent, everyone can deal with their problems themselves or get support from the people around them. However, sometimes, the problems that we try to solve by ourselves can become too much to handle or unsolvable by getting bigger and bigger; and people around us inevitably take our side when they listen to us. Therefore, these conversations bring momentary relief rather than offering a solution. A psychologist approaches the individual and the problem professionally and discusses it objectively without judgement. Psychological help can be received about a specific problem as well as non-specific problems in life to have a better understanding of themselves and have a different point of view in life. Psychological help brings abilities to cope with up and downs of daily life, stress derived from work and relationships and also awareness about goals and expectations in life. What should couples expect from this process ?

Emel Yorgancıgil, Psychologist, M.S.

Couple counselling aims to raise awareness in relationships, to come up with healthy solutions to conflicts and to increase general relationship satisfaction. People, married or not, may need support for their relationship from time to time. While an engaged couple may aim to start a healthy marriage from the beginning by receiving therapy before marriage, a couple who has been married for 30 years may find the solution to revive their relationship in counselling. In the counselling process, the conflicts in the relationship and possible solutions are discussed.

psychology These conflicts can arise from various reasons such as financial problems, differences about parenting styles, infidelity or health problems. Through psychological support, clients begin to know themselves and their partner better, to analyze their expectations more correctly, and develop healthy approaches to use in conflicts and to gain skills to have healthier communication. In the first session, an evaluation helps to examine the needs of the couples and their suitability to counselling process; a target is designated; the predicted plan of the process is shared with the clients; and the next sessions are appointed. Number and frequency of sessions are determined together according to the needs of the couple. What is pre-marital counselling for? When getting married, individuals usually act on the assumption that their all emotional, social, financial, sexual expectations will be covered by their spouses during their marriage but this expectation is not very realistic. So, after a short while, disappointments and conflicts may arise. The counselling received before marriage helps the couple to get ready for the marriage, have realistic expectations from the marriage, have an idea about possible problems beforehand and develop the right approach and coping capabilities. What can be the reason for the disappointments in marriage? Marriage is usually presented as the happy ending in fairytales, movies and series. In the eyes of society, just being married is by itself an important success criterion for the individual. “A wedding just like in fairytales”, a handsome/beautiful spouse, a beautifully decorated house, cute babies constantly shared on social media… These are presented as if they are the features of a “happy home” and successful individuals. However, real life is quite different than fairytales and movies as we all know. In real life, there are no princes, princesses… There is us, ordinary people. Yes, marriage is nice but not that easy; and unrealistic expectations from marriage make it even harder for couples. The higher and the more unrealistic the expectations before marriage; the more severe the disappointments, especially at the beginning of the marriage. The first years of the marriage can already be difficult enough because couples try to find a balance, get used to a new life and create the rules of the marriage. When the disappointments we mentioned above are added, this process can be wearing. Then what is the solution? The solution is to remember that we are not heroes from a fairytale but real people; and start the journey of marriage by having as realistic expectations as possible. ekonometri.com.tr 41


estetik

Op. Dr. Hikmet KARAYEL

Burun Estetiğinde Güncel Yaklaşımlar Karma Rinoplasti ve Let Down Yöntemimleri

G

ünümüzde, teknolojide meydana gelen sayısız gelişmeler, bu kapsamda ortaya çıkan yeni tıbbi tedavi ve cerrahi olanaklar; ayrıca bilgiye erişimin kolaylaşmasına koşut olarak, insanların kişisel sorun ve ihtiyaçlarını daha iyi fark edebilmesi, sosyal medyanın giderek yaygınlaşan kullanımı gibi birçok etmen, estetik cerrahiye olan talebi arttırmaktadır. Bu taleplerin çok önemli bir kısmının konusunu ise burun estetiği (rinoplasti) operasyonları oluşturmaktadır. Bir insanın, yaşamakta olduğu sağlık sorunlarının dışında, sosyal yaşamında kendisini rahatsız eden, psikolojisini etkileyen, özgüven sorunlarına neden olan bu tip bir rahatsızlığına çözüm araması kadar doğal bir şey olamaz. Yukarıda da bahsettiğim üzere, tıbbın her alanında olduğu gibi, estetik cerrahide de çok hızlı gelişmeler yaşanmaktadır. Henüz 2000’li yılların başında kozmetik amaçlı kullanımı başlayan botulinum toksin, bugün kullanım kolaylığı ve kısa sürede sağladığı etkin sonuçlarla, dünyanın en yaygın şekilde kullanılan estetik müdahale araçlarından birisi haline gelmiştir. Lazer teknolojilerinin gelişmesi, plasma teknolojisi, ultrasonik aletler, radyofrekans gibi birçok araç ve yöntem de yine estetik cerrahi alanında kullanımı yaygınlaşan yöntem ve araçlar arasına girmiştir. Bunların bir kısmı çok kısa sürede klasik yöntemler arasında yerini alırken, bir kısmı ise henüz geliştirilme aşamasındadır. Bunlar burun estetiğinde de kısmen kullanılmakla birlikte, henüz tüm hekimler tarafından tercih edilmemektedir. Burun estetiğinde son dönemde kaydedilen en önemli gelişmelerden birisi, kanımca kapalı burun ameliyat tekniklerinin geliştirilmesidir. Burada bahsedilmesi gereken en önemli teknik ise, “karma rinoplasti” denilen, kısmen

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

kapalı ve kısmen açık olarak yapılan, burun estetiğinin temel yöntemlerinin her ikisinden de yararlanılarak geliştirilen yeni bir tekniktir. Basitçe tanımlamak gerekirse, günümüzde birçok karın ameliyatının kapalı olarak yapıldığı düşünülürse, burun cerrahisinin laparoskopik ameliyatı da sanırım “karma rinoplasti” yöntemidir. Peki, neden bu tekniği geliştirilmek için uğraşlar verilmektedir ve bu teknikten beklenen temel fayda nedir? Klasik yöntemlerle yapılan burun ameliyatlarının çoğu zaten iyi sonuçlar vermektedir, ancak bizim amacımız mevcut işimizin mükemmeliyet derecesini artırmaktır. Klasik tıp kitaplarında burun estetiği, diğer adı ile rinoplasti ameliyatı olan kişilerin revizyon olarak isimlendirilen tekrar ameliyat olma ihtimali yüzde on civarındadır. Tecrübeli ellerde bu oran yüzde beşlere kadar düşmektedir. Bu ameliyatlarda iyi bir cerrah açısından öncelikli hedef, doğal olan ve rahat nefes alabilen bir burun yapabilmektir. Ancak ameliyat sonrasında birçok kişi burun ucunun sertliğinden ve hatta çok ilginç bir ifadeyle, öpüşürken burnunun sert olduğundan yakınmaktadır. Burun ucunun ameliyat sonrasında da doğal-yumuşak olması, eğilip bükülebilir olması, kişinin sosyal yaşamı açısından çok önemlidir. Ameliyat sonrası diğer problemlerden biri de burun ucunda uyuşukluk hissedilebilmesidir. Ameliyat sırasında kolumella denilen ve her iki burun deliğini birbirinden ayıran yapıda yapılacak kesiler, burun ucunda geçici ya da kalıcı uyuşukluklara neden olabilmekte olup, bu sorun kapalı ya da karma rinoplasti ameliyatı olan hastalarda daha az yaşanmaktadır. Özetle, bu tarz problemleri çözebilmek için son yıllarda geliştirilen karma rinoplasti yönteminde, tüm kesiler içerden yapılmakta, nadir durumlar haricinde burun dışında kesi

yapılmamaktadır. Bu yöntemde, ameliyat sırasında çok önemli birçok yumuşak doku, bağ dokusu korunmakta ve hedefe yönelik işlem yapılabilmektedir. Amacımız ihtiyaç duyulan yerlere en az hasar ile ulaşmak, dokulara tıbbi olanaklar doğrultusunda ve hastanın talebine uygun şekilde yeniden şekil vermek ve en önemlisi de, burnun en ideal şekilde fonksiyonlarını sürdürmesini sağlamaktır. Diğer yandan, rinoplasti alanında son yıllarda sağlanan diğer bir gelişme ise “let down” olarak isimlendirilen bir yöntemdir. Yıllardır yapılan “burun kemeri törpüleme” operasyonları sonrasında, burun sırtında bir takım sıkıntılar oluşabilmekte, burun sırtında düzensizlik, ele gelen kıkırdak taneleri gibi sorunlar hastaları rahatsız etmekteydi. “Let down” tekniğinde ise, burun kemeri alınmamakta ya da törpülenmemektedir. Bu teknikte, burun tabanından küçük doku parçaları çıkarılmakta ve burun kemeri alınmadan aşağı indirilmektedir. Operasyon esnasında kemik kırma işleminin olmaması, operasyon sonrasında şişliğin ve morarmanın az olmasını sağlamaktadır. Bu teknikte burun kemerinin doğal yapısı bozulmadığından, birçok olası sorun da bertaraf edilmiş olmaktadır. Sonuçta biz hekimler olarak burun estetiğindeki temel amacımız, hastalarımızın en hızlı şekilde normal hayatlarına dönmelerini temin etmek, bunu yaparken de öncelikle sağlıklı ve rahat nefes alabilen bir burun yapısı oluşturmak, ayrıca bu burnun doğal, estetik olduğu anlaşılmayan ve olabildiğince hastalarımızın beklentilerine uygun görünümde olmasını sağlamaktır. Hepinize mutlu ve sağlıklı günler diliyorum.


i

Op. Dr. Hikmet KARAYEL ekonometri.com.tr 43


aesthetic

Op. Dr. Hikmet KARAYEL

Current Approaches to Rhinoplasty Composite Rhinoplasty and Let Down Methods

T

oday, countless enhancements in technology, new medical treatments and surgical resources emerging in this context, also the fact that people realize their personal problems and needs as a result of ease of access to information, the increasing use of social media and many such factors has increased the demand for plastic surgery. A very large part of these demands are for rhinoplasty operations. There is nothing more natural than looking for solutions to discomforts bothering you, affecting your psychology, resulting in low confidence even if it is not one of your health problems. As I mentioned above, like in every medical field, plastic surgery is progressing very fast. Botulinum Toxin, which has just been started to use in the cosmetic field since the beginning of 2000s, today has become one of the most commonly used plastic surgery resources in the world due to its ease of use and its effective results in a short time. Improved laser technologies, plasma technology, ultrasonic tools, radiofrequency are among the tools and methods which have become common in plastic surgery. While some of these have made their way into classical methods, some of them are still in the developmental phase. These are partially used in rhinoplasty, but they are not preferred by all doctors yet. One of the most important recent improvements in rhinoplasty, in my opinion, is the enhancements in closed rhinoplasty techniques. The most important technique to mention here is “composite rhinoplasty”, which is a

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

new operation technique performed partially closed and partially open, making use of both of the main methods of rhinoplasty. Simply put, considering most of the stomach surgeries are performed closed, the laparoscopic surgery of rhinoplasty must be “composite rhinoplasty”. So, what is the main aim of the efforts to develop this technique; and what is the main expected benefit of this? Classical methods already give good results in rhinoplasty most of the time but our purpose is enhancing the perfection degree of the existing work. According to conventional medical books, people have a 10% possibility of revision, the surgical procedure needed after the surgery, when they have plastic nose surgery, also called as rhinoplasty. Experienced doctors can decrease this rate to almost 5%. The priority of a good surgeon in these surgeries is creating a natural, comfortably breathing nose. However, many people complain about the stiffness of the tip of the nose, or expressed even a more interestingly, the stiffness of the tip of the nose when kissing. Having a naturally soft, flexible nose tip after the operation is very important in terms of the individual’s social life. Another problem which can be experienced after the surgery is the feeling of numbness in the tip of the nose. The cuts to separate the two nostrils, named kolumella, may create temporary or permanent numbness in the tip of the nose; and this problem is experiences less by the patients who had closed or composite rhinoplasty. To sum up, in the composite rhinoplasty technique which has been developed to solve these kind of problems, all cuts are opened from the inside; except rare

cases, the cuts are not on the outside of the nose. Through this method, many very important soft tissues and ligaments are protected during the surgery and target oriented procedures are performed. Our goal is reaching desired places with minimal damage, reshaping tissues according to medical possibilities and the expectations of the patient and most importantly, making sure the nose maintains its functionalities in the best way. On the other hand, another progression in rhinoplasty is a method called “let down”. “filing down the bridge of the nose” operations, which has been performed for years, may result in various problems in dorsum of the nose; unevenness or palpable cartilage pieces in the dorsum of the nose used to bother patients. However, in “let down” technique, nasal hump is not removed nor filed down. In this technique, small tissue fragments are removed from the base of the nose; and the nasal hump is moved down without being removed. Because there is not any bone fracturing procedure, swelling and bruises are minimal after the operation. Since the natural structure of the nose hump is maintained, many possible problems are avoided. Eventually, our main goal as the doctors in plastic nose surgery, is that making sure our patients go back to their daily lives, in this purpose, firstly creating a healthy and naturally breathing nose, and also making sure the nose looks natural, not appearing as a plastic surgery, and that it suits the expectations of the patients as much as possible. I wish you all happy and healthy lives.


ekonometri.com.tr 45


güncel

Doç. Dr. İbrahim Sakçak

MİDE KÜÇÜLTME AMELİYATLARI VE SOSYAL YAŞAM

T

ürkiye Obezite Ve Diyabet Cerrahisi Merkezi’nde hizmet vermekte olan Doç.Dr. İbrahim Sakçak,uzmanlık alanını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamış.Yurt içi ve yurt dışında çeşitli ödüllere ve deneyimlere sahip olan Sakçak, mide ameliyatları ile ilgili sorularımızı yanıtladı

Mide küçültme ameliyatına; hangi durumlarda ne zaman ve nasıl karar veriyorsunuz? Kilolarıyla sorun yaşayan bireyler bize başvurduğunda öncelikle diyetisyenimiz tarafından vücut analizi yapılmaktadır. Bu analiz neticesinde bireyin obez olup olmadığını, eğer obez ise kaçıncı dereceden obez olduğunu, vücut kilo dağılımı, bazal metabolizma hızı, yağ ve kas oranları gibi verilerini ölçüyoruz. Analiz neticesinde 1.ve 2. dereceden obezite sorunu olduğunu belirlediğimiz kişinin daha önce en az altı aylık diyet, spor, akupunktur, bitkisel zayıflama ürünleri, ilaç kullanımı gibi kilo vermeye yardımcı yöntemleri denemiş ve başarılı olamamış veya başarılı olmuş, ancak tekrar kilo almış olması durumunda obezite ameliyatını öneriyoruz. Vücut analizinde 3. Dereceden obez olduğunu belirlediğimiz bireylerde ise direkt olarak ameliyat yöntemlerine başvuruyoruz. Obezite ameliyatlarının riskleri var mı, varsa nelerdir? Her ameliyatta olduğu gibi obezite ameliyatları da anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Anestezinin çok düşük olsa da bir riski vardır. Ancak, bu risk bireyin sağlık durumu ile yakından ilişkilidir. Anestezi dışında obezite ameliyatına özgü en bilinen risk Leakage (Kaçak) olması durumudur. Mide ameliyatlarında ameliyat hattından nadirende olsa kaçak olabilmektedir. Burada ameliyatı yapan cerrahın bilgisi, yeteneği ve tecrübesi bu olasılığı belirlemektedir. Obezite ameliyatları konusunda kendini kanıtlamış bir cerrah için kaçak riski % 1’in altındadır. Burada asıl önemli olan böyle bir komplikasyon çıktığında sorunu çözebilmektir. Eğer ameliyatı yapan cerrah endoskopi yapabiliyor, stent uygulayabiliyor ise sorunu kolayca bertaraf edecektir. Obezite

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

ameliyatlarında kaçak riski dışında her ameliyatta olduğu gibi akciğerlere emboli (Pıhtı) atma, enfeksiyon ve kanam riskleri vardır. Bu riskler gerekli önlemler alındığında sıfıra yakındır. Ameliyat ne kadar kısa sürüyor ise kanama, pıhtı oluşumu gibi komplikasyonlar da o oranda az olacaktır. Obezite cerrahisi ameliyatları sizce ne zaman başarılı kabul edilir? Obezite ameliyatları ile birey bir yılın sonunda ideal kilosuna ulaşmış ise, bu süreçte ciddi hiçbir sorun yaşamamış ise başarılı kabul edilir. Yapılan ameliyattan ne kadar sonra fazla kilolar verilmeye başlanır, hedeflenen kiloya ne zaman ulaşılır? Ameliyattan sonra ilk ay hızlı kilo verilir. Daha sonraki dönemlerde kilo verme hızı gittikçe azalır. Bunu yüzde ile ifade edersek; fazla kiloların % 20’si ilk ay verilir. İkinci ay % 15’i, üçüncü ay ise % 12’si ve dördüncü ay % 5’i verilir. Yani 160 cm boyunda 120 kg olan kişi’nin ideal kilosu 60 Kg ise bunun % 50’sini ilk dört ayda verir. Kalan kiloları ise bir yılda vererek ideal kiloya ulaşılır. Bu ameliyatlardan birisini geçiren kişilerin bir süre sonra kilo alarak eski kilosuna dönmesi söz konusu mu? Deneyimli bir cerrah tarafından Obezite ameliyatı uygulanan bir kişinin eski kilosuna tekrar dönmesi mümkün değildir. Ameliyatı geçiren kişiler tam olarak günlük hayatlarına ne zaman dönebilirler? Bu durum biraz yapılan işle ilgilidir. Örneğin, masa başı işi olan bir kişi 4-5 gün sonra ise iş hayatına dönebilirken, sürekli ayakta durmayı gerektiren bir işi olması durumun-

da bir hafta sonra işe rahatlıkla dönüş mümkün olabilmektedir. Obezite cerrahisi ameliyatlarında geri dönüş mümkün müdür? Obezite ameliyatlarından bahsederken aslında pek çok ameliyat yöntemi söz konusudur. Her ameliyat yönteminin de kendine has durumları söz konusudur. Örneğin en sık yapılan obezite ameliyatı olan Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatında midenin % 80’i çıkarıldığı için mideyi eski boyutuna getirmek söz konusu değildir. Ancak, tüp mide ameliyatı ileriki yıllarda istenirse by pass ameliyatlarına çevrilebilmektedir. En az 10 çeşidi olan by pass ameliyatlarının bir kısmında yapılan işlemi iptal edip, mideyi eski haline getirmek mümkün olabilmektedir. Ameliyattan önce kilo vermek midir?

gerekli-

Ameliyattan önce kilo vermek gerekli değildir. Zaten yapılan ameliyat ile kilo verilecektir, önceden hastayı strese sokmanın gereği yoktur. Obezite ameliyatı olan kişilerin sosyal hayatlarında değişim söz konusu mu? Eğer bazı değişimler var ise bunlar nasıl telore edilebilmekte? Obezite ameliyatlarından sonra sosyal hayatta önemli değişiklikler olmaktadır. Fazla kilolarını kaybedince özgüven artışı ve fiziksel hareketlerde rahatlama olmaktadır. Önceden özellikle yemeklerden sonra oturduğu yerde uyuya kalan kişinin bu sıkıntısının kaybolduğu, giydiği kıyafetleri kendine yakıştırdığı görülmektedir. Özgüven artışı sosyal ilişkileri geliştirmekte, iş başarısını artırmaktadır.


Doç. Dr. İbrahim Sakçak

ekonometri.com.tr 47


actual

Doç. Dr. İbrahim Sakçak

GASTRIC WEIGHT LOSS SURGERIES AND SOCIAL LIFE

A

ssociate Professor İbrahim Saçak, who has been working at Turkey Obesity and Diabetes Surgery Center, was trained in his area of expertise in Ankara University Faculty of Medicene Ankara Numune Training and Research Hospital. Saçak, having various national and international awards, answered our questions on gastric surgeries. How and when do you decide to perform Sleeve gastrectomy operations?

When people with weight problems apply to us, they first undergo body analysis by our dietitian. According to the analysis, we decide if the person is obese, and if so, we measure data such as the degree of obesity, body weight distribution, basal metabolic rate, fat and muscle ratio. When first or second degree obesity is identified, we recommend obesity surgery if the person has tried methods helping to lose weight such as healthy diet, sports, acupuncture, herbal weight-loss remedies, medication and has not receive any results or received results but has gained weight again. For people with third degree obesity, we directly head for surgical methods. Is there any risk for obesity surgeries? If there is, what are those? Like every other surgery, obesity surgeries are also performed under anesthesia. Anesthesia has a risk, even though it is very little. However, this risk is is closely associated with the

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

health conditions of the individual. Apart from anesthesia, the most known risk in obesity surgeries is leakage. There might rarely be a leakage in gastric surgeries. The probability of this risk is dependent on the knowledge, ability and experience of the surgeon performing the surgery. For a time-tested obesity surgeon, this risk is under 1%. The most important issue here, is to be able to solve the complication when it appears. If the surgeon performing the surgery can perform endoscopy and stent, s/ he can overcome the problem easily. Apart from leakage problem, there is a risk for embolism in lung, infection and bleeding like every surgery. There is almost zero risk for these when necessary precautions are taken. The shorter the surgery, the less risk for complications such as bleeding and embolism. Is there a risk of going back to old weight by weight-gain after having one of these surgeries? When performed by an experienced surgeon, it is not possible for an individual to go back to the old weight after the obesity surgery. When can people who undergo the surgery go back to daily life? This is related to the daily jobs to a degree. For example, while someone with a desk job can go back to work in 4 or 5 days; someone always working on feet can easily go back to work after a week

Is there a way back in obesity surgeries? When talking about obesity surgeries, there are actually many surgical methods; and every method has their own conditions. For example, in the most common type of obesity surgery, Sleeve Gastrectomy, it is not possible to go back the same stomach size because 80% of the stomach is reduced. Yet, sleeve gastrectomy surgeries might be turned into bypass surgeries in the following years. With at least 10 types of it, in some bypass surgeries, a performed operation can be cancelled; and the stomach can be returned to its original size. Is it required to lose weight before the surgery? It is not required to lose weight before the surgery. The surgery already makes you lose weight; there is no need for stress beforehand. Is there any change in the social life of the people who undergo obesity surgery? If there is, how can they be tolerated? There are important changes in social life after the obesity surgery such as increase in confidence and getting more comfortable in physical movements after the weight loss. The person who drift off where s/he sits especially after the meals, sees that this problem disappears; and s/he feel better in his/her outfits. Increase in confidence enhances social relationships and success at work.


ekonometri.com.tr 49


genetik

Prof. Dr. Mehmet Ali ERGÜN

EVLENECEK GENÇLERDE GENETİK TEST YAPILMALI

M

ehmet Ali Ergün, 1988 yılında girdiği Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra aynı üniversitede Tıbbi Genetik ihtisasını tamamlamıştır. Ergün, 2006 yılında doçent, 2012 yılında Profesör unvanını almış olduğu üniversitede çalışmalarına devam ediyor. Kendini bir nevi doğma büyüme “Gazi’li” olarak kabul eden Ergün, genetik testler konusunda toplumda bilgi düzeyinin artırılarak farkındalık oluşturmanın önemini anlattı. Ergün ile genetiği ve gerekliliğini konuştuk.

Sıkça gündem konusu olan genetiği ve etkisini nasıl tanımlarsınız?

Genetik testi yaptırmanın faydaları nelerdir?

Genetik, insan genomunda bulunan genlere bağlı ortaya çıkan hastalıkların tanısı ve bu hastalıklara nasıl bir yaklaşımda bulunulacağını içerir. Genetik hastalıkları; kromozomal hastalıklar, tek gen hastalıkları ve çok faktörlü hastalıklar olarak sınıflandırıyoruz. Örnek verecek olursak; kromozom hastalıkları içinde 46 kromozomdan bir fazla sayıya sahip Down Sendromu (Trizomi 21 Sendromu) sayılırken, tek gen hastalıkları ise insan genomundaki 20-25.000 gene ait bozukluklara (mutasyon) bağlı karşımıza çıkmaktadır. Buna örnek olarak ülkemizde sık karşılaştığımız talasemileri (Akdeniz anemisi) verebiliriz. Çok faktörlü hastalıklar denildiğinde genler ve çevrenin ortak etkisiyle karşımıza çıkan konjenital anomaliler, diyabet ve kalp hastalıkları aklımıza gelmektedir. Son olarak, nadir hastalık adını verdiğimiz hayatı tehdit eden veya kronik olarak etkileyen ve 10.000’de 5’ten az insanı etkileyen hastalıkları da eklemek isterim. Çünkü bu hastalıkların %80’inden fazlası genetik kaynaklıdır.

Ülkemizde genetik tanı ve danışma konularında üniversite ve devlet hastanelerindeki tanı merkezleri yanında özel genetik tanı merkezleri de bulunmaktadır. Bu merkezlere, “yediden yetmişe” her yaşta hasta gelebilmektedir. Öncelikle hamile bir kadın “acaba çocuğumda genetik bir anomali olabilir mi? gibi korku ve endişelerini ortadan kaldırmak için gelirken, infertil bir çift “bizim çocuğumuz olmuyor” diye gelebiliyor. Bunlar dışında bebek doğduktan sonra anomali nedeniyle, ergenlik döneminde puberteye giremeyince, ailede kalıtsal hastalık öyküsü varlığında başvurabiliyorlar. Ayrıca, hematolojik kanserler ile ailesinde meme, akciğer ve kolon kanseri gibi kalıtsal kanser öyküsü olanlar da merkezlerimizden genetik tanı ve danışma alabiliyor. Bu da, sadece tıbbi genetik bölümlerine özel olarak verilen genetik danışma hizmetimizi de ortaya çıkarmış oluyor. Bu anlamda, hasta ve ailesine, saptadığımız genetik problemi, ileride nelerle karşılaşacaklarını ve destekleyici yaklaşımı anlatıyoruz. Gerekli durumlarda kromozom analizi, FISH analizi, mikroarray veya array CGH çalışması, DNA dizi analizi, Yeni nesil dizi analiz yöntemleri (Tüm ekzom dizi analizi gibi) gibi sitogenetik, moleküler sitogenetik ve moleküler genetik yöntemler kullanmaktayız.

Akraba evliliği ve genetik Aynı soydan gelen kişilerin yapmış oldukları evliliklere bu adı veriyoruz ve ülkemizde 18 yaş ve üzerindeki evli bireyler içinde akraba evliliği yapanların oranı %20’nin üzerindedir. Ailesinde kalıtsal hastalık bulunan ve akraba evliliği yapan çiftlerde çekinik kalıtılan (otozomal resesif ) hastalıkların görülme riski %25 oranında olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

Genetik hastalıklarda tedavi var mıdır? Genetik tedaviler henüz rutin tedavide kullanılmamakla birlikte yeni

teknolojiler ile birlikte genetik hastalıkların tedavisi için akıllı ilaçlar ile deneysel tedaviler geliştirilmektedir. Ayrıca gerekli koşullarda tüp bebek yöntemi kullanılarak preimplantasyon genetik tanı (PGT) ile erken dönemde tanı konularak embriyolarda var olacak tek gen hastalıkları veya kromozom hastalıkları tespit edilebilmektedir.Tek gen hastalıklarının erken tanısında mutlaka önceden hasta bireyde mutasyonun tespit edilmesi gerekir. Kromozom hastalıkların erken tanısında ise kromozom sayısının normalden fazla olduğu durumlara (anöploidi) ve bir kromozomun kopan bir parçasının başka bir kromozoma yapışması durumunda (translokasyon) tanı konmaktdır. Sizce sağlıklı nesiller yetiştirmek adına evlenen çiftlerde evlenmeden önce bir takım genetik testler yapılmalı mı? Ülkemizde evlilik öncesi Ulusal Hemoglobinopati kontrol programı çerçevesinde eşlerden tarama yapılmaktadır. Ayrıca, Spinal Musküler Atrofi (SMA) taşıyıcılığı için de gündemde olan bir çalışma bulunmaktadır. Özellikle akraba evliliği yapmayı planlayan ya da akraba evliliği yapmış ve sağlıklı bebek sahibi olmayı düşünen çiftlere bir tıbbi genetik uzmanına başvurmalarını tavsiye ediyorum. Son söz olarak, ilgilenen herkesi 2526 Kasım 2017 tarihinde Tıbbi Genetik Derneği’nin Eskişehir’de düzenleyeceği “Genetikte Güncel Tedaviler” isimli sempozyumuna davet ediyorum.


THE YOUTH WHO IS GOING TO GET MARRIED SHOULD UNDERGO GENETIC SCREENING

A

fter graduating from Faculty of Medicine, Gazi University in 1988, Mehmet Ali Ergün completed his Medical Genetic specialization in the same university. Ergün continues his studies where he received the title of associate professor in 2006 and the title of Professor in 2012. Ergün, who thinks he was sort of born and raised in Gazi, explained the importance of increasing knowledge of the society and raising awareness about genetic tests. We had a conversation about genetics and why it is necessary with Ergün. How do you define genetics and its effects, which is often on the agenda? Genetics involves the diagnosis of the disorders related to genes in the human genome and how to approach these disorders. Genetic disorders are classified as chromosomal abnormalities, single gene disorders and multifactorial disorders. As an example, Down Syndrome (Trisomy 21 Syndrome) is a chromosome abnormality where the chromosome number is one more than the normal, which is 46; and single gene disorders appear as a result of the abnormalities (mutations) in the 20-25000 genes in the human genome. We can illustrate this with the thalassemia (Mediterranean Anemia) which we observe often in our country. Multifactorial disorders involve congenital abnormalities, diabetes and heart disorders which occur due to the combination of genes and environmental factors. Lastly, I would like to add what we call rare diseases which are life critical or chronic affecting less than 5 in 10000 people because more than 80% of these diseases are genetic diseases. Consanguineous marriage and genetics That is what we call a marriage between two people who are related; and consanguineous marriages represent over 20% among the 18-year-old and over married couples in our country. And it is important to note that there is a 25% risk of having silent gene (autosomal recessive) diseases among couples who are related and have an inherited disorder among family.

What are the benefits of undergoing a genetic screening? For genetics diagnosis and counseling, we have Genetic Diagnosis Centers in university and government hospitals as well as in private sector. Everyone can visit these hospitals, young and old alike. First of all, while a pregnant woman comes to eliminate her worries and fears such as “I wonder whether my child has a genetic abnormality?”, an infertile couple can visit there because they cannot have children. Other cases involve anomalies after the birth of the baby, not reaching puberty during adolescence, and when there is an inherited disorder in the family. Also, among people who get genetic diagnosis and consultancy from our centers, we have people with hematologic cancer and people who have relatives with inherited cancer such as breast, lung or colon cancer. This exhibits our genetic consultancy services which are special to medical genetic departments. In this context, we explain the diagnosed genetic problem, what they will experience in the future and the supporting approach to the patient and their family. In suitable situations, we use cytogenetic, molecular cytogenetic and molecular genetic methods such as chromosome analysis, FISH analysis, microarray or array CGH, DNA sequence analysis, next generation sequence analysis methods (such as whole exome sequencing).

genetic

In order to raise healthy generations, do you think couples should undergo some genetic tests prior to marriage? In our country, couples undergo screenings within the scope of National Hemoglobinopathy Control Program. Also, there is a recent study for Spinal Muscular Atrophy (SMA) carriers. I especially recommend couples who plan to marry someone who is related to them or the ones who have already done so, to consult a medical genetic specialist if they want to have healthy babies. Finally, I invite everyone who is interested in the subject, to the symposium “Recent Treatments in Genetics” organized by Medical Genetics Organization in Eskişehir on October 25 and October 26, 2017.

Are there any treatment options for genetic disorders? Although genetic treatments are not used in routine treatments yet, experimental methods are being developed using smart medications to cure genetic disorders. Also, single gene disorders and chromosome disorders can be detected by early diagnosis in the embryonic phase using test tube baby method through preimplantation genetic diagnosis (PGD) when necessary. Early diagnosis of single gene disorders absolutely requires the diagnosis of mutation in the diseased individual; and the early diagnosis of chromosome disorders involves redundant chromosome number (aneuploidy) and situations where a split part of a chromosome sticking to another chromosome (translocation).

Prof. Dr. Mehmet Ali ERGÜN

ekonometri.com.tr 51


EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 53


söyleşi

Prof. Dr. A Murat Tuncer

BİRÇOK KANSERİN İLK BULGUSU KANSIZLIK OLARAK ORTAYA ÇIKABİLİR

H

ematoloji; kanla ilgili tüm hastalıklara bakan, kanda meydana gelen hastalıkları ve daha ileri boyutta kan kanserlerini inceleyip tedavi edilmesini sağlayan bir bilim dalı. “Kan ve kan hücreleri ile ilgili her hastalık hematoloji biliminin konusudur. “ diyen Prof. Dr. A Murat Tuncer, yaşamamız için olmazsa olmaz olan kan ve kan hastalıkları ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Hangi hastalıklar hematoloji bilimi tarafından incelenip tedavi edilir? Kan ve kan hücreleri ile ilgili her hastalık hematoloji biliminin konusudur. Ayrıca ikincil olarak kan değişiklikleri yapabilen her hastalık da hematoloji tarafından izlenmelidir. Örneğin birçok romatizmal hastalık, enfeksiyonlar kan değişiklikleri yapabilir. Bunların takibini de hematoloji yapar. Brucella denilen bir hastalıkta dalak tutularak bazı kan değişiklikleri olur. Bu hastalığın çoğuna hematologlar tanı koymaktadır. Öpücük hastalığı denilen Ebstein Barr virüsü hastalığı da böyledir. Birçok kanserin ilk bulgusu kansızlık olarak ortaya çıkabilir. Örneğin 50 yaş civarı bir kişide nedeni belli olmayan kansızlık barsak kanserlerinin ilk bulgusu olabilmektedir. Bugün karşılaştığımız hastalıkların çoğunda hematoloji ile ilgili bir durum vardır. Çünkü kan hücreleri vücudun en uç noktasına ve her hücresine giderek yaşamı devam ettirmekle görevlidirler. Etkileri de o derece önemlidir. Kan hastalıkları diğer bazı hastalıklar gibi sinsice seyreder mi? Her hastalığın böyle sinsice geliştiği bir dönem olabilir. Bu nedenle sağlığımızla ilgili hemen her işaret, bulgu ciddi olarak değerlendirilmelidir. Örneğin en sık rastlanan demir eksikliği anemisi ortaya çıkmadan çok önce

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

demir depoları boşalmaya başlar, daha sonra demir eksikliği dönemi başlar ve bundan sonra kansızlık görülür. Kansızlık ortaya çıkmadan bir bulgu ve belirti fark edilmeyebilir.

lediği şekilde kan bağışında bulunmaları hiçbir sağlık sorunu oluşturmaz. Bu standartların dışında kimsenin gelişigüzel, kontrolsüz kan bağışı zaten kabul edilemez.

Kansızlık en çok kimlerde görülür. Düzenlenemeyen kansızlıklar önemli bir hastalık habercisi olabilir mi ?

Thalasemi hastalığı ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Daha çok beslenmesi kötü ve dengesiz kimseler, uzun hastalık dönemleri görülen kişiler yatkındır. 50 yaşında ortaya çıkan ve belirgin bir kanama sonucunda olmayan kansızlık, kalın barsak kanserinin bir belirtisi olabilir. Bunun gibi birçok hastalıkta ön bulgular olarak -hematolojik değişiklikler görüyoruz. Bunun dışında kan tablosu hemen her hastalığın seyri hakkında bilgi verebilmektedir. Bu nedenle basit bir hemogram her hastalıkta kontrol edilmelidir. Kansızlığa yatkın olmanın temelinde genler önemli rol oynar mı? Doğumsal hastalıkların hemen tamamında zaten temel, genetiktir. Ancak sonradan ortaya çıkan kansızlıkların da büyük kısmında genetik değişiklikler görülebilmektedir. Örneğin lösemi ailevi olmasa da moleküler düzeyde genetik bazı değişikliklere çok sık rastlanır. Zaman zamanda olsa kan bağışı nedeniyle yaşanan sağlık sorunlarını engellemek için nasıl bir yol izlenmeli? Sağlıklı kişilerin Kızılay’ın standartlarını belir-

Hematolojide Akdeniz anemisine thalasemi diyoruz. Kırmızı kan hücrelerimizde bulunan ve oksijenin taşınması ile görevli hemoglobinimizi oluşturan proteinin yapılmasında rol alan genlerdeki bozukluklarla ortaya çıkar. Bu genler anne ve babamızdan gelebilir. Çok basit tetkiklerle bu hastalığı taşıyanlar tesbit edilerek çocuklarında bu hastalığın ortaya çıkması engellenebilir. Eğer sadece taşıyıcılık değil de hasta bir çocuk doğarsa bunun genetik yapısına bağlı olmak kaydı ile zorlu bir tedavi süreci vardır. Kök hücre nakline varabilen bir süreç olabilir. Çoğunlukla Akdeniz anemili hastalar kan alarak yaşamlarını sürdürebilirler. Bunun da yan etkilerinden korunmak için önlemler alınmalıdır. Hastalarda kırmızı küreler normalden çok daha hızla yıkılacakları için sarılık, karaciğer dalak büyüklüğü, bazı iskelet sistemi değişiklikleri görülebilmektedir. Maalesef ülkemizde de oldukça sık görülmektedir. En iyi çözüm evlenmeden eşlerin test yaptırarak taşıyıcıların tespiti ve çocuklarda bu hastalığın önüne geçilmesidir. Çünkü bu bilindiğinde prenatal genetik tanı uygulamaları ile sağlıklı bir çocuk sahibi olmak da mümkündür.


interview

Prof. Dr. A Murat Tuncer

ANEMIA CAN BE THE FIRST SYMPTOM OF MANY DIFFERENT CANCERS Hematology is a field of science which deals with all the diseases of the blood, all the illnesses that occurs in the blood and it is also used for examining blood cancers and treating them. “Every kind of illness related to blood and blood cells concern the field of hematology.” says Prof.Dr. A Murat Tuncer, who answered our questions regarding blood and blood diseases.

Every disease may have an insidious term when developing. Therefore, every sign which is related to our health should be seriously considered. For example, before the most frequently encountered iron deficiency thalassemi, the iron deposites in the body begin to drain, followed by a period of iron deficiency, causing anemia as a result. It may go unnoticed without a symptom before manifesting.

What Diseases Are Treated By Hematology?

Who is the biggest risk group for Anemia? Can unmanagable anemia be the harbinger of a serious disease?

Every kind of disease which is related to blood and blood cells concern the field of hematology. Additionally, any kind of disease which can cause changes in the blood should be examined by hematology. For example, a lot of rheumatological diseases and infections can cause changes in the blood. Hematology deals with these conditions. In a condition that affects the spleen called Brucella, there are several changes in the blood. Hematologists diagnose most of the cases of this illness. The Ebstein Barr virus which causes the “kissing disease” is also similar in this regard. Most of the diseases we encounter today has a relation to hematology. This is due to the fact that blood cells travel to every cell in the body and they are responsible for keeping them alive. Their effects are consequently important as well. Do blood diseases have similar characteristics as other insidious diseases?

People with malnutrition or poor dietary habits or people with extended sickness periods are more prone to the condition. Anemia that manifests at 50 years of age and without the cause of distinct bleeding, can be the symptom of colon cancer. Many different diseases also present hematologic changes. Blood screening can inform us about almost every kind of disease. On that account, a simple hemogram should be examined for every case. Do genes play a significant role in being prone to anemia? Almost all congenital diseases have a genetic basis. However, in a large portion of subsequent anemia, genetic changes may also be observed. For example, although leukemia isn’t hereditary, several genetic changes are quite frequently observed.

What should be done to avoid health issues caused by blood donations?

Donating with standards set by Red Crescent pose no health hazards to a healthy person’s health. Uncontrolled blood donations outside of these standards are already unacceptable. Would you inform us about thalassemi ? We call it as thalassemia is caused by genetic defects that play a role in the formation of proteins that consists of hemoglobin which are located in our blood cells and responsible for the transportation. These genes may come from our mother or father. Thanks to very simple tests, the afflicted patients can be diagnosed and treated in order to prevent this condition from manifesting in their children. If a sick child is born instead of being born as a carrier, this condition has a challenging treatment process. It may lead to stem cell transplantation. Usually, patients with thalassemi can go on with their lives by getting blood transfusions. Precautions are needed to be taken in order to protect from the side effects. Due to the fact that red cells are much more quickly lost, enlargement of the liver and spleen and some skeletal structure changes can be observed on the patients. Unfortunately, this condition is observed frequently in our country. The best solution is for spouses to get tested before marriage, in order to establish whether they are carriers, then preventing the disease from the children. Because it is possible to have a healthy child thanks to the prenatal genetic diagnostic applications. ekonometri.com.tr 55


diş estetik

estetiği

MS.c Dt. Zerrrin TÜFEKÇİ

KİŞİYE ÖZEL GÜLÜŞ TASARIMI

E

stetik olarak güzel ve beyaz görünen dişler ve güzel bir gülümseme bütün insanların ortak beğenisini kazanır. İnsanın yüzü, kaşı, gözü hepsi bir bütündür. Tek tek farklı şekilde görünen tüm bu dokular bir araya gelerek o insana özgü bütünü oluşturur. Bazen bir kusur gibi görünen bir detay o insanın yüzünde inanılmaz güzel bir anlam bulur. Hastanın bakışına, gülüşüne, ona özgünlük katar. Bizler diş hekimi olarak, hastalarımızın önce ağız ve diş sağlığından sorumluyuz. Sonrasında ise, onlara güzel bir gülümseme sağlamaya çalışırız. Gülerken elini ağzına götüren, konuşurken ağzı kapalı konuşmaya çalışan, fotoğraf çektirirken gülümsemeyen, dişlerini göstermeyen çok kişi dişlerinin görünüşünden memnun değildir. Bugün artık dolgu ile ya da porselenler ile yapılabilen ve lamina adı verilen incecik yapılar ile dişlerin görünüşü inanılmaz değiştirilebiliyor. Tüm bu tedaviler gerçekleştirilirken dişe dost tedaviler ile hastadan bazen hiç diş kesmeden bazen de çok az diş kesilerek yapılıyor. Süreç şöyle işliyor; hastaların ağzından alınan ölçüler ile onlara işin bitiminde görünüşün nasıl olacağı ağzında denenerek gösterilebiliyor. Hastanın tedaviyi kabulünden sonra ağız içi ve dışı fotoğraflar, videolar alınarak hastaya kişiye özel gülüş tasarımı hazırlanıyor. Hastanın

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

ihtiyacı varsa dişetlerinde düzenleme, beyazlatma bu tedavinin öncesinde yapılarak, hasta gülüş tasarımına hazır hale getiriliyor. Sonrasında hastanın onay verdiği tasarım dolgu ya da porselen laminalar ile hazırlanıyor ve sonra hastaya uygulanıyor. Bugün kişisel imajın oluşturulmasında dişlerin yeri çok önemlidir. Güzel dişler, hem güzel bir gülümsemenin, hem de kendine özenin ifadesidir. Bizler doğal olanı taklit edebildiğimiz sürece, insana en yakışacak olana ulaşırız. Bazen doğallığa aykırı “aşırı beyaz, aşırı dikkat çeken, aşırı uzun veya aşırı dişlek dişler” hastalarımız tarafından istenebiliyor. İnsanın kendini yapılacak dişlerle rahat hissetmesi ve mutlu olması çok önemlidir. Bizler de hastalarımızla ortak bir noktada buluşup, sağlığa zarar vermeyecek ama hastalarımızı ve işin sonucunda bizi mutlu edecek işleri yapmaya çalışırız. Bir sanatçının veya bir tanıdığımızın ağzına yapılan dişler o kişinin yüzü ile uyumlu iken, bize hiç yakışmayabilir. Çünkü her yüzün bir dinamiği, her insanın bir karakteri vardır ve dişler ile bu görüntü uyumlu olmalıdır. Hastanın beklentileri, hekimin sağlık ve sanatla kurduğu köprü ve teknisyenin bu köprüyü hayata geçirme becerisi, güçlü bir iş birliği ile hastaya hayal ettiği ve yüzüne yakışacak gülümsemeyi, kahkahayı ve kendine güveni verecektir.


MS.c Dt. Zerrrin TÜFEKÇİ ekonometri.com.tr 57


aesthetic estetik dentistry

MS.c Dt. Zerrrin TÜFEKÇİ

PERSONALIZED SMILE DESIGN

A

esthetically pleasing and pearly white teeth, and a beautiful smile are admired by everyone. An individual’s face, eyebrows and eyes make up a whole. Individually distinguished to be different, these tissues come together to comprise a unique and meaningful whole. A detail which may seem like a defect at first, can find its own beautiful meaning on a person’s face. It adds a unique flavor to the person’s glance and smile. As dentists, we are primarily responsible for the oral and dental health of our patients. Afterwards, we work towards providing them with a beautiful smile. Patients who cover their mouth when smiling, who try to talk without opening their mouth too much and who don’t smile when their pictures are being taken, are not pleased with the appearance of their teeth. Today, it is possible to extraordinarily change the appearance of teeth with with filling materials or laminate veneers which are thin

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

structures used as crowns for teeth. All these treatments are performed in a tooth friendly manner, sometimes with little preparation and sometimes with no tooth preparation at all. Here is how the process works: Impressions taken from the patient’s teeth are used to make a mock-up model so that the patient can preview the final outcome of the treatment before it begins. After the patient accepts to go forward with the treatment, intra and extra-oral images and videos are taken from the patient and a personalized smile design is performed. If the patient needs it, gum reshaping and teeth whitening can be performed in order to prepare the patient for smile design. Afterwards, the design approved by the patient is used as a guide to prepare fillings or porcelain crowns and applied to the patient. In today’s world, the role of teeth is imperative in establishing one’s self image. Beautifully looking teeth are a statement for both beautiful smiles and looking after oneself. As long as we can imitate what’s natural, we will be

able to reach what fits the patient best. From time to time, our patient approach us with requests such as “extra white, extra flashy, extra long or buck-tooth”. It is essential for the patients to feel comfortable and happy with the teeth they are going to get. We meet with our patients on common ground and aim at performing treatments which are not harmful for their oral health, but still make both the patients and us happy when the treatments are completed. The teeth which are made for an artist or an acquaintance may be compatible with their faces, but this doesn’t mean they will be compatible with everyone. Because, every face has unique features and every person has a unique character; and teeth are no exception in this regard. Patient’s expectations, dentist’s multi-disciplinary approach by bridging health and art and the skill of the technician for making the magic happen, all come together in a strong collaboration to provide the patient with their beautiful smile and confidence.


ekonometri.com.tr 59


Bülent Şenver

hayatın eniçinden

Türklider Merkezi Kurucu Başkanı

içinden

BAKAR KÖR OLMAYIN “Neye baktığınız değil, baktığınızda neyi gördüğünüz önemlidir” Gözleriniz ne işe yarıyor? “Görmeye yarıyor” diye cevap vereceksiniz. Hayır doğru cevap bu değil. Gözleriniz gelişigüzel önüne ne gelirse gelsin görmek için yaratılmış bir uzuv değildir. Gözleriniz görmeniz gereken doğru şeyleri görebilmelidir. Gözleriniz gördüğü şeyden bir anlam bir mana çıkartabilmelidir. Gözleriniz gördüklerinden duygusal olarak etkilenebilmelidir. Gözleriniz diğer dört duyunuzu harekete geçirebilmelidir (işitmek, tat almak, koklamak ve dokunmak). Gözlerini doğru kullanmayan insanlar başarılı olamaz. Gözlem yapmayı becerebilmek çok önemli bir vasıftır. Bazılarımız gözlem yapmak yerine etraflarında kendi görmek istediklerini görürler. Çevrelerine bakarlar. Gerçeği görmek yerine beyinlerinde önceden oluşmuş fotoğrafları görürler. Görmeleri gereken detayları görmezler. Algılamaları gereken mesajları algılayamazlar. Ne maksatla bakarsanız ona göre görürsünüz. Bir şeye ne maksatla bakarsanız o maksada uygun şeyler görürsünüz. Neye baktığınız değil, baktığınızda neyi gördüğünüz önemlidir. Bazen bakar kör oluruz. Baktığımız her ne ise baktığımızda görmemiz gereken şeyi görmeyebiliriz. Görmeniz gereken şeyi görebilmek için bir şeye hangi maksatla baktığınız bilmeniz gerekir. Maksatsız bakarsanız, baktığınızda görmeniz gerekenleri göremezsiniz. Bir şeye Bülent Bey hayır yapmak amaçlı, sosyal sorumluluk düşünerek bakarsa baktığı işten para kazanılabileceğini göremez. Aynı şeye Mahir Bey, para kazanmak maksadıyla bakarsa, oradan nasıl para kazanılacağını hemen görebilir. Bir şeye veya bir olaya hangi maksatlarla bakabilirsiniz? İşte bazı örnekleri: Para kazanmak İyilik yapmak Kötülük yapmak Zarar vermek Problemi çözmek Eğlenmek Alay etmek

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

Yanlış bulmak Övmek takdir etmek Sövmek yerin dibine batırmak Rencide etmek Öğrenmek anlamak Maksatsız boş boş Önce ne maksatla bakmak istediğinize karar verin. Sonra bakmaya başlayın. O zaman istedikleriniz görmeye başlayacaksınız. İlk defa karşılaştığınız bir kişinin ilk önce neresine bakarsınız? Ayakkabı boyasına mı? Saçının taranma sitiline mi? Göz makyajına mı? Burnuna mı? Dudaklarına mı? Elinde tuttuğu çantasına mı? Kravatına mı? Dişlerine mi? Gözlerine mi? Yanındaki arkadaşına mı? Unutmayın, gözleriniz hem bir video kamera, hem de bir fotoğraf makinesi gibi çalışır. Kameranızın merceğini nereye çevirirseniz o yeri kaydeder. Kameranızı nereye odaklarsanız, o yeri net gösterir. Gözlerinizi hem hareketleri kaydeden bir video kamera, hem de bir anı dondurup tespit eden fotoğraf makinesi gibi kullanmayı becerebiliyor musunuz? Video kamera görüntüsü içine düşen her şeyi en ince detayına kadar kaydedebilir. Gözleriniz de dört kişilik bir guruba baktığında, bu dört kişinin her birinin ayrı ayrı ne yaptığını beyninize kaydedecek kabiliyette olmalıdır. Çoğu insan, çoğu kez dört kişilik bir guruba baktığında içlerinden birinin üzerine odaklanır ve sadece onun ne yaptığını takip eder. Gözlerini video kamera gibi kullanmasını becerenler dört kişiyi birden aynı karede takip edebilir. Beden dili, insanların ne düşündüğünü ne hissettiğini, hangi duygular içinde bulunduğunu ele veren ipuçlarıdır. Bir iş toplantısı, iş görüşmesi yaparken havalara bakmak yerine sizi dinleyenlerin beden dilini izleyin. Yaptıkları hareketlerle verdikleri mesajları deşifre edin. Bazı beden dili davranışları ve deşifresi: Sık sık saatine bakamaya başladı.(Zaman sıkıntısı var. Bir başka toplantıya gitmesi gerekiyor. Başka bir randevusuna yetişmek istiyor.

Artık sizi dinlemiyor) Gözü sık sık yakanızdaki Türk Bayrağı rozetine takılıyor. (Rozetinizi çok beğendi. Kendisi de aynı rozetten temin etmek istiyor. Hediye ederseniz veya ona nerden bulacağını söylerseniz makbule geçecek) Elindeki kalemi atıp yukarıda takla attırtıp tekrar tutuyor. (Sinirli veya aceleci. Çabuk sonuca gitmek istiyor. Lafı fazla uzatmadan teklifinizi yapın) Siz konuşurken gözü ikide birde telefonuna gidiyor. (Bir haber bekliyor. Aklı başka bir işte. Dikkatini çekmek için en can alıcı söylemlerinizi ilk önce söyleyip dikkatini üzerinize çekmelisiniz) Sizi dinler gibi yapıyor ama ara sıra gözü masasındaki bilgisayarına kayıyor. (Gelen maillerine göz atıyor. Siz anlatırken önemli bir mail gözüne çarparsa o sırada sizden kopuyor. Önemli şeyleri gözü bilgisayarına kaydığı anda söylemeyin. Susun bekleyin.) Her zaman sinek kaydı tıraşı varken bugün kılları görünüyor. Tıraş olmayı unutmuş gibi. (Muhtemelen uzak bir seyahatten dönmüş. Tıraş olmak için zaman bulamamış. Çok yorgun. Fazla detaylarla kendisini bir de siz yormayın. Az ve öz konuşup mesajınızı hemen verin. Gerekirse bir başka zamana ikinci toplantı talebinde bulunun) Gözü sık sık dışarıdaki cami minaresine takılıyor. Size bakmak yerine minareye bakıyor. (Ramazan ayındasınız. Muhtemelen oruçlu. İftar saati yakın. Bu yöneticiden karar vermesini beklemeyi. Müsaade edin orucunu açsın. İftar sonrası asıl konuya girersiniz) “Bakar Kör” olmayın. Neye baktığınız değil, baktığınızda neyi gördüğünüz önemlidir.


DON’T BE SOMEONE WHO LOOKS AT SOMETHING BUT WHO CANNOT SEE IT. “What you look at is not important but what you see is.” Why do you have eyes? “They are meant for seeing” you will answer. No, this is not the correct answer. Your eyes are not a part of your body meant for seeing random things in your sight arbitrarily. Your eyes should be able to see the right things you need to see. Your eyes should be able to make sense out of the things they see. Your eyes should be able to get emotionally influenced by what you see. Your eyes should be able to activate your other four senses (hearing, taste, smell and touch).A person who don’t use their eyes in the right way, cannot succeed.

Making fun Finding it wrong Praising, appreciating Cursing, mortifying Offending Learning, understanding Purposeless, absently First, decide what purpose you want to have when looking at it. Later, begin looking. Then you will begin to see what you want?

You see things according to your intentions.

What part of a person do you look at when you first meet them? Shoe polish? Hairstyle? Eye makeup? Nose? Lips? Their bags in their hands? Tie? Teeth? Eyes? Their friends beside them? Don’t forget that your eyes function both as a camera and photographic apparatus. It records wherever you point its lens to. It clarifies wherever you focus it to.

When you are looking at something, your intentions determine what you see. What you look at is not important but what you see is.

Can you use your eyes both as a video camera which can record actions and as a photographic apparatus which can freeze and anchor a moment?

Sometimes we look at something but cannot see it. Whatever we are looking at, we may not see what we need to see when we look at it. In order to see what you look at, you need to know your purpose of looking at it. When you don’t have a purpose of looking at it, you cannot see what you need to see.

A video camera can record everything whose image falls into it with the littlest details. Likewise, when you look at a group of four people, your eyes should have the ability to record each four individual’s actions in your brain. Most of the people focus on one of them when they look at a group of four people and follows only what s/he does. The ones who can use their eyes like a video camera, can follow all four people in the same frame. Body language is the clues revealing what people think, feel and their emotions. When you are having a business meeting or a job interview, watch the body language of your listeners instead of looking blank. Uncover the messages they give through their actions. Some body language examples and their meanings:

The ability to observe is a very important qualification. Some of us see what they want to see around them instead of making an observation. They look around them. Instead of seeing the reality, they see the images created in their brains beforehand. They don’t see the details they need to see. They don’t perceive the messages they need to perceive.

If Mr. Bülent looks at something with thoughts of charity and social responsibility, he cannot see that he can make a profit out of it. If Mr. Mahir looks at it with the purpose of earning money, he can see how to make money from it right away. What purposes can you have towards something when you look at it? Here are some examples: Make money Doing a favor Doing evil Harming Solving the problem Having fun

He is looking at his watch frequently. He is pressed for time. He needs to go to another meeting. He wants to catch another appointment. He is no longer listening to you.)

through life

He can’t help looking at your Turkish Flag pin on your collar frequently. (He likes your pin very much. He wants to get a similar pin for himself. If you give it to him as a gift or tell him where he can find one, he will appreciate it.) He is fiddling with the pen in his hands. (He is angry or in a hurry. He wants to work up to a result quickly. Offer your proposal without belaboring.) He can’t help looking at his phone frequently while you are talking. (He is expecting news. He is thinking of another issue. You should say your most crucial points first to engage his attention.) He seems like he is listening to you but he unwillingly looks at his computer on his desk from time to time. (He checks his e-mails. If he sees an important email while you are talking, he gets distracted. Don’t say the important things when he looks at his computer unwillingly. Keep quiet and wait.) While he is always clean-shaven, today he has some visible facial hair. It seems like he has forgotten to shave. (He is probably back from a long-distance travel. He didn’t have time to shave. He is very tired. Don’t make him even more tired with unnecessary details. Speak shortly and deliver your message. If necessary, request another meeting for another time.) He can’t help frequently looking at the minaret of the mosque outside. He is looking at the minaret instead of looking at you. (It is Ramadan. He is probably fasting. It is almost the time for İftar (fast breaking time). Do not expect this director to make any decisions. Let him break his fast. You can talk about the main subject after İftar.) Don’t be someone who looks at something but who cannot see it. What you look at is not important but what you see is. ekonometri.com.tr 61


finans

Veli KOCATÜRK IşıkFX Genel Müdür

A

ltın son dönemlerin en sessiz yatırım aracı oldu. Ancak bu süreç kısa süre içerisinde bozulabilir. Son dönemde siyasi gerginliklerin azalması ve küresel ekonomide yeniden faz artırımına giden ekonomilerin artması sebebiyle altın yatırımcısının yüzü gülmedi. Özellikle ABD’nin faiz artırımları ve enflasyon beklentilerinin düşmesi ile altında 1300 dolar seviyesi geçilemiyor. Altının beslendiği siyasi riskler ise bir süredir sadece günlük haber olarak sunulup kısa srede fiyatlanıyor. En son ABD’nin Kuzey Kore ile yaşadıı gerginlikle yeniden 1300 dolara yaklaşan altın en çok Trump’ın söylemlerinden beslenmeye devam edecek. Altın belirsizliği sever. Bunu en son ABD seçimleri öncesinde gördük. Trump piyasalarda büyük bir belirsizlik yaratmış ve siyasi söylemleri yatırımcıları korkutmuştu. Bu süreçte 1400 dolara yaklaşan fiyatların Trump’ın yeniden ılımlı olabileceği beklentileri ve FED’in faiz artırımları ile 1200 doların altına kadar geriledi. Trump ise söylemlerine her ne kadar devam etse de yeteri kadar korku salamıyor. Çünkü bir çok konuda hem hukuki hem de parlamentoda istediği desteği bulamıyor. Yatırımcılar ise söylemlerinin geçici olduğunu gerekli durumlarda ılımlı olabileceğini görmüş durumda. Ancak Kuzey Kore ise halen küresel siyaset için bir tehtit. Füze denemeleri ve olası bir nükleer savaş senaryosu yatırımcıların aklının bir köşesinde durmaya devam ediyor. Ağustos ayı içerisinde Trump’ın bir savaşın eşiğinde olunduğunu ima etmesi bile altının 1300 dolara yaklaşmasına sebep oldu. Ancak söylemlerin etkisi kısa sürüyor. Çünkü yatırıcmının gündemi ekonomi. Ekonomik anlamda büyüyemeyen ve enfaslyon yaratamayan kürese ekonomi altının beslenmesini de sağlayamıyor. Güçlenen dolar, zayıf kalan Çin ve Enflasyondan uzan Avrupa altının istenilen yükselişini sağlamasına en önemli engel oalrak görünüyor. Dolar kanadında FED’in faiz artırımları Doların güçlenmesini sağlarken güvenli liman algısını da altından Dolara kaydırmış görünüyor. Son yıllarda piyasaya sunulan ucuz doların sonu gelmiş durumda. FED ardı ardına faiz artırırken ekonomik anlamda her ne kadar yavaş

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

ALTIN ‘IN SON ÇEYREK SINAVI

da olsa toparlanmaya devam ediyor. Eylül ayı ise Dolar açısından oldukça önemli. FED bu yıl beklenen üçüncü faiz artırımını beklendiği gibi yıl içerisinde yapabilir. Ancak daha önemli diğer konu ise FED’in bilanço küçültme planı. Eylül toplntısında bilanço küçültme planını açıklaması beklenen FED 4,5 trilyon dolarlık bilançosunu yarı yarıya küçültmeye gidebilir. Her ne kadar kriz öncesi bilançosuna dönemeyecek olması beklense de bu büyüklükteki bir operasyon Dolar kanadında önemli dalgalanmaya sebep olacaktır. Artık ucuz para yok. Ancak altın bu dalgalanmadan halen koruyabilecek nitelikte mi? Diğer taraftan altının en büyük dostu enflasyon ise küresel ekonomide halen en önemli sorun. ABD halen enfalsyon konusunda hedefine ulaşamamış durumda. Yüzde 2 ‘lik hedefe yaklaşsa da kalıcı olamayan enflasyon rakamaları yatırımcıları tedirgin ediyor. 1,6’ya kadar gerileyen enflasyon tedirginliğin en önemli sebebi. Ancak FED’in bu konudaki açıklaması yılın son çeyreğinde enflasyonun istenilen düzeye yaklaşacağı yönünde. Bu durum da faiz artırımları bilanço küçültme ile birleşince Doların değer kazanması kaçınılmaz oluyor. Diğer yandan Avrupa’da da enflasyon halen büyük bir sorun. Parasal genişleme ile enfasyon yaratmaya çalaışan Avrupa yavaş da olasa toparlanmaya başladı. 1.3’lük enflasyon rakamı ile kıpırdanmanın olması parasl genişlemenin bitirilebileceği söylemlerini de artırıyor. Bu durum Euro’nın değer kazanmasını hatta TL karşısında rekorlar kırmasını sağlayan en önemli unsur. Ancak Avrupa Merkez Banası ter köşe yapar mı? Daha önce yaptı. Bu sefer de parasal genişlemeyi mümkün olduğu kadar uzun tutmaya faizleri düşük bırakmaya devam edebilir. Bu yüzden Euro yatırımcısı halen kendini güvende hissetmiyor. Çünkü AB’nin en büyük sorunlarından bir tanesi Brexit. İngiletere’nin Avrupa’dan kopma planı ne gibi sonuçlar doğuracak halen belirsiz. Bu durum ECB’nin de para politkasını etkileyecetir. Dolar ve Euro’nun kendi sorunlarıyla boğuşması altına bir süre nefes aldırsa da gelecek pek parlak görünmüyor. Mevcut koşullarda siyasi gerginlikle kısa süreli haber akışı olarak algılandığı için yukarı yönlü tepkilerde kısa

süreli oluyor. Bu durum toparlanmanın başlamasını engelleyen en önemli unsur. Bu yüzden siyasi risklerin artması durumunda ancak altın kalıcı olarak yükselişe geçti düyebilir. Gram altın ise Türk yatırımcıyı ilgilendiren en önemli yatırım aracı. Oldukça talep görem altın yatırımı Türkiye’de halen yatırımların büyük bir kısmını olduşturuyor. Er ne akdar son dönemle hızla artan Dolara talebin arttığını görsek de altın yatırımcısı halen altından vazgeçmiş değil. Gram altın fiyatında büyük ölçüde belirleyeci olan Dolar uzun zamandır 3.50 seviyesinin altına inmiyor. Bu seviyeyi taban olarak kabul eden Dolar yurt içinde siyasi risklerin azalması ile TL’de değer kaybının şimdilik durduğu ancak değer kazanımının halen başlamadığı bir süreç geçiriyor. İçeride büyümenin yüzde 5 gibi bir rakama ulaşması ve TCMB’nin faiz artırımlarını ardı ardına yaparak ortalama fonlama maliyetini yukarı çekmesi TL’nin en büyük destekçisi oldu. Görünüm TCMB’nin faizleri gerektiğinde yükseltebileceği şeklinde gerçekleşiyor.Yani TCMB eskisi gibi faiz indiren değil hızla faiz artırına bir Merkez Bankası haline geldi. Bu da TL’yi destekleyen en önemli unsur. Ancak yılın son çeyreğinde FED’in hızlanması, bilanço küçültme ve faiz artırımı sürecine yeniden girmesi ile Dolar bazlı harektlilik artabilir. Bu da doların yeniden yükselişe geçmesini sağlayabilir. Gram altında ise bu süreç yeniden 150 TL ve üstünün gmrülmesini sağlayabilir. 153 TL’ye kadar yükselen gram altın bu seviyeden satış baskısı ile karşılaşmıştı. Ancak bu süreçte ONS altından ne kadar kaçış olacağı önemli. Eğer siyasi riskler yeniden gündeme gelirse ONS altın yatırımcısı güvenli liman olarak yeniden sahneye çıkabilir. Bu durum da TL kaynaklı bir değer kazanımı yaşayabilecek olacak Dolar sayesinde Gram altında 150 TL’nin üzerinde fiyat görebilir. Gram Altın yatırımcısı halen güvende olduğunu biliyor. Çünkü kresel ekonomide halen toparlanma yetersiz, dolar aşırı dalgalı. TL kanadında ise yeterli güven ekonomide oluşmamış durumda. Bu yüzden gram altında yüksek fiyatlar korunmaya devam ediyor.


THE TEST OF GOLD IN THE LAST QUARTER

R

ecently gold has been the quietest investment tool. Nevertheless, this can change within a short period of time. Gold investors were unhappy due to the alleviation of political tensions and an increased number of economies raising interest rates. Gold cannot exceed the level of 1300 dollars because of interest rate hikes and lower inflation expectations in the US. The political risks which feed gold are presented only as daily news and go up in price in a short time. Gold approached 1300 dollars again as a result of the tension between the US and North Korea and will continue feed from Trump’s remarks. Gold benefits from uncertainty. We have witnessed this during the last elections in the US. Trump led to an uncertainty in the markets and investors were concerned with his political remarks. Gold prices approached 1400 dollars within this period and fell back to below 1200 dollars due to the FED’s interest rate hikes and the expectations that Trump would take a moderate stance. While Trump keeps his harsh stance, he is not that effective any more because he cannot get legal or parliamentary support on many issues. Investors have seen that Trump’s harsh remarks are temporary and he moderates them when necessary. On the other hand, North Korea still poses a threat to the global policy. Investors keep missile tests and nuclear war scenarios at the back of their minds. Even Trump’s statement that they were at the edge of a war led gold prices approach 1300 dollars in August. The effect of these statements lasts short because investors are more interested in economic agenda. The global economy which cannot grow and contribute to a rise in inflation is incapable of feeding gold. The biggest obstacles to the rise of gold are strong dollar, weak China and low inflation in Europe. The FED’s interest rate hikes strengthen dollar and thus dollar is perceived more secure than gold. It seems that the price of dollar will not be low any more.

FED raises interest rates and recovers its economy even gradually. September is of vital importance for dollar. It is expected that the FED raise interest rates for the third time this year. More importantly, the FED plans to shrinks its balance-sheet. The FED, expected to announce its plan to shrink its balance-sheet in September, can shrink its 4.5 trillion-dollar balance-sheet in half. Although it is not expected that the FED keep its balance-sheet as large as it has before the crisis, such a big operation can lead to serious fluctuation on the dollar front. There is no low price currency any more. And can gold be protected from this fluctuation? On the other hand, inflation which is the best friend of gold remains to be the biggest problem in the global economy. The US has not reached its inflation target yet. Although the US has approached its inflation target of 2 percent, investors are concerned with the changing inflations rates. The main reason for this concern is that the inflation rate declined to 1.6 percent. However, the FED announced that the inflation rate will reach the desired level in the last quarter of the year. So the appreciation of dollar is inevitable due to interest rate hikes together with shrunk balance-sheet. Meanwhile, inflation continues to be a big problem in Europe as well. Europe began to attain a gradual economic recovery by increasing inflation through monetary expansion. It is expected that the monetary expansion will be ended due to the economic revival stemmed from the inflation rate of 1.3 percent. This led to the appreciation of euro and it reached a record-breaking level against TRY. Will the European Central Bank throw a curve? It did beforehand. It can extend the monetary expansion as long as possible and continue to keep interest rates low. This is why euro investors still feel insecure because Brexit is the biggest problem of Europe. The results of the UK’s plan to quit the EU are still vague. This can affect the ECB’s policies. While the problems in the dollar and euro front is

finance

a source of relief for gold, the future of gold does not seem bright. Since political tensions are perceived as daily news, upside reactions last for a short time too. This is the biggest obstacle to recovery. If political risks increase, the rise of gold can be permanent. The most important investment tool for Turkish investors is gram gold. Gold investment still constitutes a large part of the investments in Turkey. Although it is observed that the demand for dollar has increased recently, gold investors has not given up on gold yet. Dollar which is decisive in the price of a gram of gold, has not fall below 3.5 for some time. With this footing level, depreciation of TRY ended due to the alleviation of political tensions but there is still no appreciation of it. The growth of 5 percent and the CBRT’s successive interest rate hikes supported TRY. It is seen that the CBRT can raise interest rates when necessary. So it does not tend to decrease interest rates as it used to do. This situation support TRY. However, dollar-based mobility can increase in the last quarter of the year as a result of the FED’s interest hikes and shrunk balance-sheet. This can result in the appreciation of dollar. The price of a gram of gold can reach or exceed 150 TRY again. The price of 153 TRY caused a selling pressure. It is important whether investors will avoid ounce gold or not. If political pressures come to the fore again, ounce gold investors can appear as a secure option. Against this background, as a result of the appreciation of dollar, the price of a gram of gold can exceed 150 TRY. Gram gold investors know that they are not at risk because the recovery in the global economy is not sufficient and dollar is floating. TRY, on the other hand, does not perceived that secure. Thus the price of a gram of gold is still high.

ekonometri.com.tr 63


EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 65


güncel

TRİLYE’NİN OLTASINA TAKILANLAR BODRUM’DA BİR ARAYA GELDİ

SÜREYYA ÜZMEZ

Ü

nlü balık restoranı Trilye’nin sahibi Süreyya Üzmez ‘Trilye’nin Oltasına Takılanlar’ isimli son kitabında aralarında ünlü sanatçılar, bakanlar, diplomatlar ve iş adamlarının yer aldığı Trilye müdavimlerinin en özel anılarını ve lezzet sırlarını kaleme aldı. Üzmez’in Bodrum Mutfak Mobilya’da Mustafa Güneri’nin ev sahipliğinde, kitabı için düzenlediği imza günü etkinliğine katılan davetliler keyifli zaman geçirdi. Süreyya Üzmez’in dördüncü kitabı Trilye’nin Oltasına Takılanlar, uzun yıllardır Milliyet Ankara ekinde kaleme aldığı, Trilye müdavimi olmuş, iş insanı, sanatçı ve farklı meslek gruplarından 101 kişinin başarı dolu hayat hikayelerini anlatıyor. YILLARIN BİRİKİMİ Gençler için ders kitabı niteliğinde olan bu eseri Üzmez şöyle özetliyor: “Kitapta Trilye’nin 14 yıllık yolcuğunda ağırladığımız ve dost olduğumuz birçok ismin bizimle beraber geçirdiği en özel anlar var. Basına yansımayan çok ilgi çekici hikayeler de bunların içinde. Ünlü komedyen Cem Yılmaz, geçtiğimiz sene hayatını kaybeden Koç Holding Yönetim Kurulu Başka-

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

nı Mustafa Koç, Fenerbahçe’nin eski başkanlarından Ali Şen gibi isimlerin yanı sıra unutamadığım dostlarımdan merhum işadamı Ali Rıza Onat gibi isimlerin özel hikayeleri var. 4 yıllık çalışmam sonucu girişimcilere moral verecek nitelikte bir kitap ortaya çıktı. Lezzet dünyasındaki gelişmeler, edindiğim birikimler ve Trilye’nin sırlarıyla beraber bu kitapta okuyucuyla buluşuyor. Gençler buradaki öyküleri okuyup, girişimci ruhlarını geliştirme fırsatı yakalayacak.” ÜNLÜ İSİMLER AKIN ETTİ Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, Fenerbahçe Eski Başkanı Ali Şen, Ajans – Türk’ün sahibi Ankaralı ünlü işadamı Sarp Evliyagil, MHP Bodrum eski İlçe Başkanı ve Konacık eski Belediye Başkanı Mehmet Tosun, Turgut Özal’ın başdanışmanı gazeteci Can Pulak, ünlü oyuncular Alp Kırşan, Burcu Günay, Milliyet Gazetesi Köşe Yazarı Reha Arar, Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Taylan Bilgel, Emekli Orgeneral Çevik Bir, Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Emekli Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, dünyaca ünlü patch-work sanatçısı Nuran Konuralp, Enerji Eski Bakanı Şinasi Altıner,

Milli Savunma Bakanlığı Eski Bakan Yardımcısı Kemal Yardımcı, Kütahya Porselen’in patronlarından Erkan Güral ve eşi Yelda Güral, Aslı Çetinceviz, Global Avrasya Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Özçelik, Krea Gayrimenkul’un sahibi Hakan Kodal ve eşi Ayşegül Kodal, İstanbullu işadamı Ali Biraniş, Pet Holding Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Köksal, ünlü yazar Muzaffer Ayhan Kara ve çok sayıda tanınmış isim Bodrum Mutfak Mobilya’da gerçekleşen imza gününde bir araya geldi.


ekonometri.com.tr 67


actual

TRILYE’S BITERS GATHERED IN BODRUM

T

he owner of the famous fish restaurant Trilye’s owner, Süreyya Üzmez, has authored her new book “Biting Trilye’s Bait”, which includes exclusive memoirs of renowned artists, ministers, diplomats, businessmen and the secrets of delicious tastes. The guests enjoyed a good time at the autograph session hosted by Mustafa Güneri at Bodrum Kitchen Furniture. The 4th book of Süreyya Üzmez, “Biting Trilye’s Bait”, tells the successful life stories of 101 Trilye frequenters, who belong to all kinds of different occupational groups such as businessmen and artists.

YEARS OF EXPERIENCE Considered as a coursebook for youngsters, The book is summarized as follows in Üzmez’s own words; “In the book, we have the most special moments shared with our innumerous guests over the 14-year-voyage of Trilye, who we hosted and became friends with. These moments also include exclusive and interesting stories which were never published anywhere before. It includes stories of people such as famous stand-up comedian Cem Yılmaz, The late Koç Holding CEO Mustafa Koç, One of the old presidents of Fenerbahçe, Ali Şen and one of my unforgettable friends, businessman Ali Rıza Onat. A book

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

that will boost the morale of entrepreneurs have emerged as the fruit of 4 years of work. The developments in the world cuisine, my experiences and Trilye’s secrets meet with the readers in this book. The youngsters will read these stories and get a chance to develop their spirit of entrepreneurship.”

Columnist Reha Arar, Doğan Holding Board

SWARMING WITH CELEBRITIES

kan Güral and his wife, Yelda Güral, Aslı

Member Taylan Bilgel, Retired Generals Çevik Bir, Çetin Doğan, Erdal Ceylanoğlu, world-renowned patch-work artist Nuran Konuralp, former minister of power Şinasi Altıner, former deputy minister of defence Kemal Yardımcı, Güral Porselen’s boss ErÇetinceviz, Global Avrasya chairman Atilla

Mayor Mehmet Kocadon, Ex-President of Fenerbahçe Ali Şen, The famous businessman and owner of Ajans-Türk Sarp Evliyagil from Ankara, old district president of the MHP Bodrum branch and old mayor of Konacık, Mehmet Tosun, Turgut Özal’s key advisor and journalist Can Pulak, famous actors Alp Kırşan and Burcu Günay, Milliyet

Özçelik, Krea Real Estate’s owner Hakan Kodal and her wife Ayşegül Kodal, businessman Ali Biraniş from Istanbul, Pet Holding board member Pınar Köksal, famous author Muzaffer Ayhan Kara and many other famous guests have gathered at the autograph session in Bodrum Kitchen Furniture.


ekonometri.com.tr 69


enerji

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 71


güncel

KARTLAR 2 005 yılı başlarında Türk Lirası’ndan 6 sıfır atılmasıyla hayatımıza giren Yeni Türk Lirası (YTL) ile kullanıcılar tekrardan kuruş para birimiyle tanıştı. 2009 yılında Yeni Türk Lirası’nın Türk Lirası’na dönüşümüyle beraber bugünkü para birimimiz son halini aldı. Kuruşun hayatımıza girmesiyle 1 TL, 50, 25, 10, 5 ve 1 kuruş madeni paralar olarak kullanıma sunuldu. Perakendede özellikle temel gıda ürünlerinin fiyatlamasında kuruş yoğun olarak kullanılırken, pratikte 5 ve 1 kuruş madeni paralar hayatımızdan yavaş yavaş çıkmış durumda. Hal böyleyken etiket fiyatlarındaki 10 kuruş altındaki fiyat baremlerinde para üstü sıkıntısı yaşanıyor. Çoğu zaman maddi değeri çok yüksek olmayan kuruşlar

hizmet/ürün alımı sonrası satıcıdan istenmiyor. Diğer taraftan kartla yapılan alışverişlerde ise fişte yazan gerçek tutar ödeniyor. Bu durum bireylerin nakit gerçekleştirdikleri alışverişlerde daha fazla ödeme yapmasına neden olarak enflasyonist etki yaratıyor. Bu da yapılan alışverişlerin ne kadarında kuruşlu ödeme tutarının 10 kuruş altında bulunduğu sorusunu beraberinde getiriyor. Kartlı ödemeler sayesinde ne kadar cebimizde kaldı? Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) açıkladığı veriler kartlarla yapılan ödemeler sayesinde para üstü sıkıntısı yaşamadan kuruşlardan ne

kadar kar ettiğimizi ortaya koyuyor. Yerli kartlarla Temmuz 2016 – Haziran 2017 dönemini içeren son 1 yılda yurtiçinde yaklaşık 4,36 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşirken, bu işlemlerin yüzde 35’inde yani 1,53 milyar adedinde ödeme tutarının kuruş bareminin 10 kuruş altında gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Kuruşlu ödemelerde en fazla işlem adedinin 336 milyon adet işlem ve yüzde 22 pay ile 91-99 kuruş aralığında olduğu görülüyor. 198 milyon adet işlem ve yüzde 13 pay ile 71-79 arası aralığı kuruşlu ödemeler ikinci sırada yer alırken, 181 milyon adet işlem ve yüzde 12 pay ile 21-29 arası kuruşlu ödemeler ise en fazla kuruşlu ödemenin yapıldığı üçüncü aralık olarak ön plana çıkıyor.

Kartlar ile Yapılan Kuruşlu Ödeme Bandı Dağılımı Kuruşlu Ödeme Bandı

İşlem Adet (Milyon Adet)

İşlem Tutar (Milyon TL)

Kuruşlu Ödemeler Kuruşlu Ödemeler İçindeki Adet Payı İçindeki Tutar Payı

91-99 Kuruş Arası

336

12,1

%22

%17

71-79 Kuruş Arası

198

9,8

%13

%14

21-29 Kuruş Arası

181

9,0

%12

%13

81-89 Kuruş Arası

133

6,3

%9

%9

41-49 Kuruş Arası

132

6,2

%9

%9

1-9 Kuruş Arası

118

6,3

%8

%9

61-69 Kuruş Arası

111

5,5

%7

%8

31-39 Kuruş Arası

110

5,4

%7

%8

11-19 Kuruş Arası

107

5,3

%7

%7

51-59 Kuruş Arası

102

5,1

%7

%7

Toplam

1.528

71

24 derslikli 10 ilköğretim okuluna eşdeğer Önemsiz gibi görünen kuruşları alt alta topladığımızda son 1 yılda 71 milyon TL’nin kartlı ödemeler sayesinde kullanıcıların cebinde kaldığı görülüyor. Bugün 71 milyon TL ile 8 derslikli 20 ilköğretim okulu, 12 derslikli 16 ilköğretim okulu, 16 derslikli 12 ilköğretim okulu, 24 derslikli 10 ilköğretim okulu, 32 derslikli 9 ilköğretim okulu ya da 40 derslikli 8 ilköğretim okulu yapılabileceği gibi 100 kişilik 20 tane öğrenci pansiyonu, 200 kişilik 14 tane öğrenci pansiyonu veya 300 kişilik 10 tane öğrenci pansiyonu yapılıp hizmete sunulabilir. Üstelik hanehalkı tüketimi içinde kartlı ödemelerin yaklaşık yüzde 40 paya sahip olduğu düşünüldüğünde, tüm ödemelerimizi kartlarla yapsaydık cebimizde kalan tutar 178 milyon TL’ye kadar çıkabilirdi. Bu tutar da 24 derslikli 24 ilköğretim okuluna ya da 100 kişi kapasiteli 51 tane öğrenci pansiyonunun maliyetine eş değer.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


actual

In the last year 71 million TL was saved thanks to the card payment

I

n the begginings of 2005, the New Turkish Lira (YTL) entered our lives by eliminating 6 zeros from Turkish Lira; and the users got to know “kurus” currency again. In 2009, New Turkish Lira turned into Turkish Lira again; and it is still the currency today.After kurus entered our lives, 1 TL, 50, 25, 10, 5 and 1 kuruş coins was brought in use. While in retail, especially in the pricing of staple food, kurus is used intensively; practically 5 and 1 kurus coins are out of our lives now. So, when the marked price is under 10 kurus in the pricing scales, change becomes a problem. Usually

customers are not asked for the not-highly-valued kurus after their purchase. On the other hand, through card payments, the real price is paid as it says on the receipt. This results in individuals paying more when they buy in cash, and thus inflationary effect. This brings the question of what percentage of shopping is under 10 kurus on the kurus side. How much we saved thanks to card payment? The data announced by Interbank Card Center (BKM) reveals how much we save when the payments are through a card due to not having any change problems for kurus.

Local cards carried out about 4,36 billions of card payments in the country in the last year involving the July 2016-June 2017 period. It is noteworthy that 35% of these transactions (1.53 billion transactions) is under 10 kurus scale. Most of the transactions are observed as 91-99 kurus with a 22% rate (336 million transactions). In the second place, there are 71-79 kurus payments with a 13% rate (198 million transactions); and in the third place there are 21-29 kurus payments with a 12% rate (181 million transactions).

Distrubition of Kurus Card Payment Band Established Payment Band 91-99 Kuruş Arası

Transaction Pieces Transactio Amount (Milyon TL) (Million Pieces) 336 12,1

Total Share of the Penny Payments %22

Total Share of the Amount Payments %17

71-79 Kuruş Arası

198

9,8

%13

%14

21-29 Kuruş Arası

181

9,0

%12

%13

81-89 Kuruş Arası

133

6,3

%9

%9

41-49 Kuruş Arası

132

6,2

%9

%9

1-9 Kuruş Arası

118

6,3

%8

%9

61-69 Kuruş Arası

111

5,5

%7

%8

31-39 Kuruş Arası

110

5,4

%7

%8

11-19 Kuruş Arası

107

5,3

%7

%7

51-59 Kuruş Arası

102

5,1

%7

%7

Toplam

1.528

71

It corresponds to 10 primary schools with 24 clasrooms When we add up kurus amounts which look like negligible, we see that in the last year 71 million Tl was saved through card payments. Today we can build 20 primary schools with 8 classrooms with 71 million TL, 12 primary schools with 16 classrooms, 16 primary schools with 12 classrooms, 10 primary schools with 24 classrooms, 9 primary schools with 32 classrooms or 8 primary schools with 40 classrooms; and also 20 student dormitories with 100 student capacity, 14 student dormitories with 200 student capacity, 10 student dormitories with 300 student capacity. Moreover, when we consider card payments are 40% in a household, we could save up to 178 million TL; and this amount corresponds to 24 primary schools with 24 classrooms or 51 student dormitories with 100 student capacity.

ekonometri.com.tr 73


enerji

BOR VE ENERJİ B

or, yeryüzünde toprak ve suda yaygın olarak bulunan bir elementtir. Türkiye, dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip olan ve dünyada en çok bor üretimini gerçekleştirmektedir. Ülkemizin bilinen bor madeni yatakları ise; Balıkesir, Bursa, Eskişehir ve Kütahya’da bulunmaktadır. Bor mineralleri, yapılarında farklı oranlarda bor oksit (B2O3) içeren doğal bileşiklerdir. Bu mineraller öncelikle fiziksel işleme tabi tutularak zenginleştirilmekte daha sonra da rafine edilerek çeşitli bor kimyasallarına dönüştürülmektedir. Dünyanın en stratejik madeni olarak kabul edilen Bor ürünleri sanayide; askeri araçlar, cam sanayii, deterjan yapımı, elektronik, enerji sektörü, hava araçları, iletişim sektörü, inşaat, kimya, metalürji, nanoteknolojiler, nükleer uygulamalar otomotiv, polimerik malzemeler, seramik, tarım, uzay ve yakıtlar gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. 2015 yılında tüketilen bor ürünlerinin %84’ü cam, cam elyafı, panel cam, seramik, tarım ve deterjan-temizlik sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Dünyada önemli bor yatakları Türkiye, ABD, Rusya ve Güney Amerika’da yer almaktadır. Türkiye toplam 3,3 milyar ton rezerv miktarı ile Dünya toplam bor rezervi sıralamasında %74’lük pay ile ilk sıradadır. Bor madeninin

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

işlenerek, çeşitli alanlarda kullanılmasını sağlayan ürünlerine ait teknolojiler, genellikle teknolojiyi üreten ülkelerce gizlenmektedir. Bu nedenle ürün üretimi bilgilerine kolaylıkla ulaşılamamaktadır ve diğer ülkelerden önemli teknoloji transferleri de yapılamamıştır. Bunun sonucu olarak da bor piyasasını; bor madenini üreten ülkeler değil de bor madenini işleyen ülkeler kontrol etmektedir.

önemli artış, Bor’un yakıt taşıyıcısı olarak

Gelişmiş ülkeler, sanayilerinin pek çok alanında alternatifi olmayan, ikamesi zor bir hammaddede büyük oranda Türkiye’ye bağımlıyken, Türkiye bu avantajını iyi değerlendirememekte.Türkiye, Bor madenini tam rafine işlenmiş olarak değil, ham veya yarı rafine halde satmasından dolayı çok önemli döviz kazandırıcı fırsatları kaçırmaktadır. Bor cevherleri Avrupa ve ABD’nde işlenerek rafine ürünler çok daha pahalıya Türkiye’ye ithal edilmiştir. Avrupa ve Amerikalı büyük üreticilerin Türkiye’deki Bor yataklarına daha Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde başlayan ilgileri Bor madenleri 1978 yılında kamulaştırıldıktan sonra da azalmadan sürmüştür.

yüksek teknolojili ürünlerdeki yeni kullanım

Bor madeninin kullanım miktarındaki asıl

eliyle yapılır.“ Diyor.

kullanılmasıyla sağlanabilecektir. Birçok pil, akümülatör vs. enerji üretim aygıtında yakıt olarak kullanılan hidrojenin elde edilmesi sağlanmaktadır.Bor madeninin önemi, ülkeleri bu konuda çıkarlarını düşünmeye ve planlı davranmaya sevk etmektedir. Bor hakkında sürdürülen araştırmaların, Bor bileşiklerinin alanlarını keşfetmesi, bu madeni gelecekte, petrol gibi üzerinde uluslararası mücadelelerinin yaşandığı bir ürün konumuna getirebilecektir. Bor ve Bor ürünlerinin dünya piyasalarındaki talebi fiyatın yanı sıra girdi olarak kullanıldığı endüstrilerdeki teknolojik gelişmelere, üretici ve kullanıcı tercihleri ile ikame imkanına bağlı olmaktadır. 2840 sayılı Kanun, “Devlet eliyle işletilecek madenler”i tanımlamaktadır. Kanunun 2. maddesi de, “Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet


energy

BORON AND ENERGY Boron is a chemical element abounding on earth. Turkey has the largest boron reserves and it is the number one producer of boron in the world. The known boron mineral stratums in our country are in Balıkesir, Bursa, Eskişehir, and Kütahya. Boron minerals are natural compounds containing different amounts of boron oxide (B2O3) in their structure. These minerals are first enriched through physical procedures, then transformed into various boron chemicals by getting refined. Boron products are taken as the most strategical minerals in the world; and they are used in many fields such as military devices, glass industry, detergent production, electronics, energy industry, aircrafts, communication industry, construction, chemistry, metallurgy, nanotechnology, nuclear applications, automotive, polymeric materials, ceramic, agriculture, space and fuels. 84% of the boron product consumption are in glass, fiberglass, glass panel, ceramic, agriculture and detergent-cleaning industries. The important boron stratums are located in Turkey, the USA, Russia and South America. Turkey is in the first

place with its 74% share of the total boron reserves in the world. The technologies of the products in various fields produced by processing boron mineral, are usually kept confidential by the countries where these technologies are produced. This is why production knowledge is hard to reach and important technology cannot be transferred from other countries. Thus, boron market is governed by the countries processing the boron mineral rather than the countries producing the boron mineral. While developed countries are dependent on Turkey about a hard to substitute raw material without an alternative in many fields, Turkey is not utilizing this advantage. Because Turkey sells boron minerals raw or semi-refined instead of fully refined, it misses very important currency revenue. Boron ore is processed in Europe and the USA; and the refined products are imported to Turkey for much higher prices. The largest producers in Europe and the USA got interested in the boron reserves in Turkey in the last era of the Ottoman Empire; and had a non-decreasing interest after

the expropriation of boron mines in 1978.The actual important increase in the amount of use of boron mineral will be when boron will be used as a fuel riser. Many energy production devices like batteries, accumulators… etc. uses hydrogen as a fuel. The significance of boron mineral forces countries to consider their benefit in this subject and act in a planned manner. As the ongoing studies on boron discovers new areas of usage for boron compounds in high-technology products, will put this mineral in a position where international battles take place for this product. The demand for boron and boron products in world’s market is related to technological improvements in the industries where it is used as an input, the possibility of substitution in producer and user preferences along with the price. Law no 2840 defines “mines to be operated per government”. 2nd article of the law says “Refinement and operation of boron salts, uranium and thorium are made per government”. ekonometri.com.tr 75


BOR MADENİ

BORON MINERAL

Bor, toprağın 40 metre altında bulunmakta olup, beyaz bir kaya görümündedir. Doğada tuz şeklinde bulunur. Yaklaşık 230 çeşidi bulunmaktadır. Çok sert ve ısıya dayanıklıdır. En yaygın bor bileşikleri; Borik asit ve bor’un sodyum, kalsiyum ve magnezyum ile meydana getirdiği bileşiklerdir. Bor, periyodik sistemin üçüncü grubunun başında yer alan bir elementtir. Bu gurubun diğer üyeleri metal olmasına karşın, Bor ametal sayılmaktadır. Bor elementi 2300 ºC ‘de erirken, 2500 ºC ‘de kaynamaktadır. Ülkemizde bulunan bor’un kalitesi; diğerlerine oranla daha yüksektir.

Boron is located 40 meters under the ground, looking like a white rock. It exists as a salt in the nature. There are approximately 230 kinds of it. It is very stiff and durable to heat. The most widespread boron compounds are boric acid and boron composed by sodium, calcium and magnesium. Boron is a chemical element located at the beginning of the third group of the periodic table. Although the other elements in this group are metallic, boron is accepted as a non-metallic element. Boron element melts at 2300 ºC; boils at 2500 ºC. The boron quality in our country is higher than the others.

BOR MADENİNİN TARİHÇESİ THE HISTORY OF BORON Bor’un meydana getirdiği minerallerin, çok eski tarihlerden beri tanındığı ve Kullanıldığı bilinmektedir. İnsanoğlu 4000 yıl önce uzak doğuda, Tibet’te varlığından haberdardı. Sümerler ve Etiler tarafından altın ve gümüş işçiliğinde, Babilliler tarafından, uzak doğudan getirilerek altın işlemede, Mısırlılar tarafından mumyalama işlemlerinde Romalılar tarafından cam yapımında, Eski Yunanlılar tarafından temizlikte, 9. yüzyılda Arap doktorlar tarafından ilaç yapımında, Çinliler tarafından seramik ve cam üretiminde kullanılmıştır. Avrupa’ya Marco Polo tarafından Tibet’ten getirildi. Amerika’da ilk kez 18. yüzyılda And Dağlarında bulundu.

We know that the minerals composing boron have been known and used since very old ages. Humankind was aware of its existence in the Far East, in Tibet 4000 years ago. It was used in gold and silver craftsmanship by Sumerians and Hittites, in mummification by Egyptians, in glass production by Romans, in cleaning by ancient Greeks, in medicine production by Arabic doctors in 9th Century, in ceramic and glass production by the Chinese. It was brought to Europe by Marco Polo from Tibet. It was first found in America in Andes in 18th Century.

BORUN TÜRKİYE TARİHİ

THE HISTORY OF BORON IN TURKEY

Osmanlı döneminde Bor, yabancı firmalar tarafından sözde “ALÇITAŞI” olarak işletilmiştir. 14 Haziran 1935 tarihinde kurulan Etibank, Bor Madenleri ile ilgilenmiştir. Etibank 1958 ve 1959 yıllarında aramaları sürdürürken üretime de geçer. Borax Consolidated Ltd. Şirketi; 1955 yılında yabancı sermayeyi teşvik kanunlarından yararlanarak Türk Boraks Madencilik Anonim Şirketini kurar. Bu şirketin hisselerinin %94’ü Borax Consolidated, % 2’ si Türk hissedarlar, %4’ ü İngiliz hissedarlara verilmiştir. Borax Consolidated Ltd. 1961 de Maden Dairesinden aldığı arama ruhsatını, hissesinin büyük bir kısmı kendisine ait Türk Boraks Madencilik A.Ş.’ne devreder, aramaları başlatır. Sonrasında şirketin 6 ruhsatından 5’i iptal edilir.

In Ottoman days, boron was operated as so-called “gypsum” by foreign companies. Etibank was interested in boron mines after it was founded in June 14, 1935. While Etibank continues prospection between 1958 and 1959, it also starts production. Borax Consolidated Ltd. establishes Turkish Borax Mining Incorporated Company. 94% of the shares of the company were given to Borax Consolidated, 2% were given to Turkish shareholders, 4% were given to English shareholders. Borax Consolidated Ltd. starts prospection by transferring its mining license received from Department of Mines to Turkish Borax Mining Incorporated Company –a company it has a large part of its shares. Later, 5 of the 6 licenses of the company gets cancelled. The license for all borax reserves were transferred to Etibank after 1968. Etibank started its efforts to operate the mines in 1969; and the first facilities were established in 1970. In 1978, all boron reserves were nationalized. According to 2014 data; approximately 1.600.000 tons of production was carried out in KIRKA, EMET, BİGADİÇ and KESTELEK headquarters- the 4 national enterprises of Eti Boron Incorporated Company.

Tüm boraks yataklarının ruhsatı,1968 yılından itibaren Etibank’a geçmiştir. Etibank tarafından madenlerin işletilmesi için çalışmalar 1969 yılında başlamış ve 1970 yılında ilk tesisler kurulmuştur. 1978 yılında bor rezervlerinin tümü devletleştirilmiştir. 2014 verilerine göre Eti Bor A.Ş.’nin 4 ulusal işletmesi; KIRKA, EMBİGADİÇ ve KESTELEK merkezlerinde, yaklaşık 1.600.000 ton üretim yapılmıştır.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


deprem

DEPREM A

rama Kurtarma Derneği (AKUT), gerçekleştirdiği arama-kurtarma çalışmalarının yanı sıra, uzmanlık alanları içerisinde bilgi paylaşımında bulunmaya devam ediyor. Bir çok gönüllünün çalıştığı AKUT’ a Çiğdem Tan da AKUT’ ta 2009 yılından beri gönüllü olarak çalışmakta. “1996 yılında kurulan AKUT, öncelikle halk arasında “enkaz arama-kurtarma” olarak bilinen kentsel arama-kurtarma ile dağ ve doğa şartlarında kaybolmuş veya kendi imkânları ile istediği noktaya varamayan kişileri aramaya ve/veya kurtarmaya yönelik olarak, gönüllülük esası ile hizmet veren, İstanbul merkezli, ülke genelinde 30 ekibi ve 2200 gönüllüsü olan bir sivil toplum örgütü” diye tanımlayan Mülakat ve Basın İlişkileri birimlerine destek veren Tan ile deprem ve depremde yapılması gerekenleri konuştuk.

Yine göçük, sel, heyelan, yangın, trafik kazası, sualtı arama, Acil Durum Yönetimi, ipli sistem ile teknik kurtarma, ilk yardım gibi acil yardım gerektiren pek çok konuda uzman bir ekibiz. Daha önce bazı çalışmalarınız olmasına rağmen Adana-Ceyhan depremindeki başarılarınızla gönüllerde taht kurdunuz. Bu bağlamda bize Akut’u anlatır mısınız? Evet, 1996-1998 arası pek çok operasyon gerçekleştirmiş olsak da 1998 yılında meydana gelen Adana-Ceyhan depremindeki başarılı çalışmalarımız medyada fazlaca yer buldu ve bu vesile ile daha evvel AKUT’ un varlığından bihaber kesimlerce de duyulduk. Akabinde dönemin Bakanlar Kurulu, Ceyhan’daki çalışmalarımızdan dolayı Akut’u “kamu yararına dernek” statüsüne taşıdı. (Ocak 1999) 1999 Marmara depremi ise AKUT markasının dönüm noktası oldu. Beklenmedik büyük felakette 210 gönüllümüz ile 220 vatandaşımızı enkaz altından kurtardık, binlerce kişiye ilk yardım hizmeti sunduk, on binlerce vatandaşımızı kazazedelere yardım etmeleri için organize ettik ve ne yazık ki enkazdan pek çok cenaze çıkardık. 1999 Marmara depreminde ülke olarak çok büyük bir sınav verdik. O depremden sonra AKUT olarak biz de eğitimlerimizi çok daha sistematik hale getirdik, lojistik malzeme anlamında son teknolojileri takip ettik, üye alım prosedürlerimizi revize ettik, disiplini ve kişisel güvenliğimizi her şeyin önüne koyarak bugünlere kazasız belasız gelmenin

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

mutluluğuna eriştik. Bugün gururla söyleyebiliriz ki; AKUT, Kentsel (enkaz) Arama-Kurtarma’ da, Birleşmiş Milletler’ e bağlı olarak görev yapan INSARAG’ ın (Uluslararası Arama-Kurtarma Danışma Kurulu) belirlediği uluslararası standartlara uyum sertifikasyonunu alan (2011 Medium sınıfı) ilk Türk ekibidir. Bu sertifikasyonun anlamı nedir? Bu sertifika, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir ülkede meydana gelen bir afette, ülkenin uluslararası yardım çağrısı var ise ilk 6 saat içerisinde 45 gönüllümüz ve ekibimize yetecek lojistik malzemeyle hava limanında yüklemeye hazır olabileceğimizi, 7 gün/24 saat boyunca tümüyle kendi kapasitemiz ile (yakıt hariç) yeme-içme-barınma-ulaşım gibi tüm “iaşe, lojistik ve insan kaynağı” ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayarak arama-kurtarma yapabileceğimizi Birleşmiş Milletler’ in bu konudaki uzman denetçilerine ispatlamış ve aynı zamanda taahhüt etmişiz anlamına gelmektedir. Peki deprem ile devam edersek, en basit tanımı ile deprem nedir? Yer kabuğu içinde kırılmalar nedeniyle ani şekilde meydana gelen titreşimlerin, dalgalar halinde yayılarak yer kabuğunu sarsmasına “Deprem” diyoruz. Bu sarsma, toprak üzerindeki yapıları yıkacak kuvvette olabilir. Günümüzde depremden korunmak için geliştirilmiş birçok bilimsel ve teknik bilgi mevcut. Bu bilgiler ışığında, depremleri en

az hasarla atlatabilmek için, her bir bireyin üzerine düşen sorumluluklar olduğunu; topraklarının %93’ü önemli fay hatları içerisinde olan ülkemizde, sorumluluk bilinci ile hareket etmenin, önlenebilir sebeplerle meydana gelebilecek can kayıplarını bertaraf edebileceğini belirtmek isteriz. Halk arasında “Deprem Çantası” olarak bilinen “Acil Durum Çantası” nedir? Acil Durum Çantası, bireylerin ev veya iş yerlerini acilen terk etmeleri gerekebilecek olası acil durum veya afetlere karşı hazırlanan, ilk 72 saat süresince yani yardım ekipleri gelene kadar, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen lojistik destek çantasıdır. Acil Durum Çantasının içerisinde neler olmalı? Her çantada olması gereken standart malzemelerimiz genellikle şunlardır: Aile bireylerinin tümüne 72 saat yetecek kadar su; mevsime uygun yedek kıyafet; yüksek kalorili ve enerji verecek konserve, kuruyemiş gibi gıdalar; sigorta poliçesi, pasaport gibi önemli evrakların fotokopileri; alkollü mendil, sabun gibi hijyenik malzemeler; ilk yardım çantası; düdük, makas, çakı, fener, pilli radyo, yedek pil gibi malzemeler ile ev ve araçların yedek anahtarları ve bir miktar para. Mümkünse mat ve uyku tulumu da uzun süre dışarıda kalmamız gereken durumlarda hayatımızı kolaylaştıracak malzemelerden...


Earthquake

S

earch and Rescue Association (AKUT), along with its search and rescue operations, continues to share its knowledge in its area of expertise. Çiğdem Akut Tan has been volunteering for AKUT since 2009 along with many other volunteers. Tan defines AKUT as “Founded in 1996, AKUT was first known as ‘wreck search-rescue’. It is a volunteer based non-governmental organization centered in Istanbul which carries out operations to search and/or rescue individuals who are lost in mountains or nature or who cannot reach to the point they want to go through urban search-rescue, with its 30 teams and 2200 volunteers”. We had a conversation with Tan, who supports Interview and Media Relations department, about earthquakes and what to do during an earthquake.

tens of thousands of citizens to help victims and unfortunately took out many corpses from the wreck. Our country went through a very hard time after 1999 Marmara earthquake. After that earthquake, we began to give much more systematic trainings, followed the latest technologies on logistic equipment, revised our membership procedures; and we are here today happily putting discipline and personal safety first.

Although you have some operations before, you won the hearts of people with your success after Adana-Ceyhan earthquake. In this context, can you tell us about AKUT?

What is the meaning of this certification?

Yes, although we performed many operations between 1996 and 1998, our successful operations in Adana-Ceyhan earthquake in 1998 was greatly cited in the media and thank to thus a lot of people unaware of AKUT heard about us. Soon after that, council of ministers of that time promoted AKUT to “public benefit association” status because of our operation in Ceyhan (January, 1999). 1999 Marmara earthquake was the milestone for the AKUT brand. In this unexpected great disaster, we rescued 220 citizens with our 210 volunteers, provided first aid service for thousands of people, organized

Today, we can proudly say that AKUT is the first Turkish search and rescue team in urban (wreck) Search-Rescue, who received a certification (2011 Medium class) in international standards specified by INSARAG (International Search and Rescue Advisory Group) which works under the United Nations.

This certificate indicates that in case of a disaster in any part of the world, if the country calls far national aid, in the first 6 hours, we can get ready at the airport for loading with 45 volunteers and a logistic equipment necessary for our team; that we can perform search and rescue operations for 7 days 24 hours by meeting our “board, logistic and human resources” needs of food-drink-shelter-transportation (except fuel) proven by the expert auditors of United Nations and promised to them. So, if we talk about earthquakes again, what is an earthquake in its simplest definition? We define an “Earthquake” as the vibrations that suddenly occurs in the earth due to fractions in the earth’s crust, spreading in

earthquake waves and shaking the earth’s crust. This shake can be strong enough for structures on earth to collapse. Today, there a lot of scientific and technical knowledge available to get protected from an earthquake. In the light of this knowledge, we want to indicate that in order to get over the earthquake with minimum damage, there are responsibilities for every individual; that acting with a sense of responsibility can eliminate the preventable deaths in our country where 93% of the land is on fault lines. What is an “Emergency Bag”, publicly known as an “Earthquake Bag”? Emergency bag is a logistic support bag aimed to meet the fundamental needs of individuals in the first 72 hours, until aid team arrives, in case of an emergency or a disaster where individuals might need to leave their home or work immediately. What should be in an Emergency Bag? What should be in every bag: Water enough for every member of the family for 72 hours, extra clothes suitable to the season, high-quality and high-energy food like canned food or nuts, photocopies of important documents such as insurance policy and passport, hygiene tools such as alcohol swab and soap, emergency bag, whistle, scissors, pocket knife, torch, battery operated radio, extra batteries, extra keys for vehicles and the house and some money. If available, mat and sleeping bag are also materials which would make our lives easy when we need to stay outside for a long time.

ekonometri.com.tr 79


Kişiye göre değişkenlik gösterecek malzemeler: Standart malzemelerin yanı sıra, bir de bireylerin ayırt edici özelliklerine göre değişkenlik gösterecek malzemeler vardır. Örneğin bebekli ailelerin acil durum çantasında bebek bezi, mama gibi malzemeler olmalıyken, düzenli ilaç kullanan bireylerin ilaçları acil durum çantasında yer almalıdır. Yine engelli bireylerin gündelik yaşamlarını kolaylaştıran malzemelerin yedekleri de acil durum çantasında bulunmalıdır. Bu çanta nerede durmalı? Kolay ulaşılabilir ve kolay görülebilir bir yerde olmalı. Bu mutlaka bir çanta olmak zorunda değil. Örneğin, binalardan yeterince uzakta, güvenliğinden emin olunan bir depomuz varsa bu depoda veya binalardan yeterince uzakta, açık bir otaparkta bulunan bir aracımız var ise aracımızın bagajında da bu malzemeleri hazır tutulabiliriz. Burada önemli olan nokta, hazırladığımız çantanın kolay erişilebilir ve taşınabilir olması. Bir acil durum çantası hazırlamayı tercih etmiyorsanız, acil durum malzeme listesi oluşturabilir, binayı terk ederken listeye bakarak almanız gereken malzemeleri hızlıca derleyebilirsiniz. Deprem sırasında yapmamız veya yapmamamız gerekenler nelerdir? Deprem meydana geldiği an uygulayacağımız doğru davranış biçimi, deprem öncesi alınan tedbirlere bağlı olarak etkili olabilir. En başta binamızın “bilimsel ilkelere ve mevcut yönetmeliklere” göre inşa edilmiş

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

olduğundan emin olmalıyız. Sonrasında devrilebilecek eşyaları sabitlemeliyiz. Aile bireylerimiz ile birlikte deprem tatbikatı yapmalı, olası bir depreme evde yakalanırsak, evin içinde nerede korunacağımızı önceden belirlemiş olmalıyız. Bu şartlar altında deprem olursa; Öncelikle sakin olmaya çalışmalıyız çünkü panik bize hata yaptıracaktır. Mümkün olduğunca az hareket etmeliyiz. Bina içindeysek; Merdiven, balkon ve pencerelerden uzak durmalıyız. Eğer binamızın bilimsel ilkelere ve deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edildiğine eminsek ve eşyalarımızı sabitlemişsek; yerini daha önceden belirlediğimiz, ağırlık merkezi yere yakın olan eşyalarımızın yanında YAT-KORUN-TUTUN pozisyonu almalıyız. Yere yan yatıp dizleri karnımıza çekmeli, üstteki elimizle başımızı, alttaki elimizle yanına uzandığımız eşyayı tutmalı ve sarsıntı geçene dek beklemeliyiz. Dışarıdaysak; Bina, üst geçit, elektrik hatları, aydınlatma direkleri, araç trafiğinin devam ettiği oto yollar ve ağaçlardan mümkün olduğunca uzak durmalı ya da uzaklaşmalıyız. Deprem anında açık alandaysak ÇÖK-KAPAN pozisyonu almalıyız. Yani diz çökmeli, ellerimizle başımızı korumalı, olası kaza ya da yaralanma risklerine karşı etrafımızı gözlemlemeli ve yine sarsıntı geçene dek beklemeliyiz. Deprem sonrasından da kısaca bahsetmemiz gerekirse; Deprem bittikten sonra, acil durum çantamızı da yanımıza almalı; elektrik, su, doğalgaz hatlarını kapatmalı; binamızı ‘merdivenleri kullanarak’ terk etmeli ve yetkililer

onay verene dek hiçbir sebeple binaya giriş yapmamalıyız. Binadan tamamen çıkana dek kibrit veya çakmak kesinlikle kullanmamalıyız. Binayı terk ettikten sonra, komşularımız arasında yardıma ihtiyacı olan kimse yoksa daha evvel belirlediğimiz buluşma noktasına doğru hareket etmeli ve aile bireylerimiz ile bir arada bulunmalıyız. Telefonu ve sosyal medyayı gereksizse kullanmamalı, erişim ağlarını meşgul etmemeli, söylenti veya spekülasyonlara değil, resmî açıklamalara itibar etmeliyiz. Depremde enkaz altında kalırsak ne yapmalıyız? Sakin olmaya çalışmalı, tozdan korunmak için solunum yollarımızı bir giysi parçası ile örtmeliyiz. Kibrit, çakmak gibi ateş kaynaklarını kullanmamalı, enerjimizi tasarruflu kullanmak için mümkün olduğunca az hareket etmeliyiz. Kurtarma ekiplerinin dinleme cihazları ile çok alçak sesleri bile duyma imkanı olacağı için, sürekli bağırarak enerji harcamak yerine, belirli aralıklarda ekiplere hayatta olduğumuzu belirtecek sesler iletmeliyiz. Katı cisimler sesi ileteceği için, bir duvara ya da tesisat borusuna sert cisimlerle vurabiliriz. AKUT olarak bilinçlendirme çalışmaları kapsamında neler yapıyorsunuz? AKUT gönüllüleri olarak, ülke genelinde her yıl ortalama 2000 ücretsiz oturum ile 100 bin vatandaşımıza TEMEL AFET BİLİNÇLENDİRME seminerleri veriyoruz.


earthquake Materials based on personal needs: Along with standard materials, there are materials which may change according to personal characteristics. For example, while families with babies should have baby diaper in the emergency bag, people who are on regular medication should place their medications in their bags. Also, disabled people should place a backup for their materials they use daily to ease their lives. Where should this bag be kept? It should be kept somewhere easy to access and easy to see. This does not necessarily have to be a bag. For example, we can keep these materials in a safe warehouse away from the buildings or the trunk of a car in a parking lot far away from the buildings. The important point here is that the bag should be easy to reach and easy to carry. If you prefer not to prepare an emergency bag, you can make an emergency list to get the items you need fast when you need to leave the building. What are things to do and not to do during an earthquake? The right actions at the moment when an earthquake occurs, can be effective depending on the precautions taken before the earthquake. First, we need to make sure that our building is built according to “scientific principles and current regulations”. Then we should immobilize the objects which can tip over. We should perform earthquake drills with family and designate the locations to protect ourselves in the house. Under these conditions, in case of an earthquake: First of all, we need to try and keep calm because panic will result in errors. We should move as little as possible. If we are in a building: We should stay away from the stairs, the balcony and the windows. If we are sure that our building is built according to scientific principles and earthquake regulations, and we immobilized our furniture, we should take the LIE DOWN- GET PROTECTED- HOLD ON position near low furniture that we designated the locations of. We should lie down on our sides on the floor,

pull our knees to our stomachs, hold our head with the top hand, hold the furniture we lie down next with the bottom hand, and wait until the earthquake is over. If we are outside: We should stay away or get away from buildings, overpasses, electric lines, lighting columns, roads with traffic and trees. If we are in an open area, we should take the COLLAPSE- FOLD UP position, which means stand on the knees, protect the head with hands, observe around against possible injuries and wait again until the earthquake is over.And let’s talk about what to do after an earthquake: After the earthquake is over; we should take our emergency bags with us; cut the electricity, water, gas off; we should leave the building ‘using the stairs’; and should not enter the building until the authorities tells us to do so. We should never use a match or a lighter until we entirely leave the building. After we leave the building, if there is not any neighbor who needs help, we should move towards the meeting point designated beforehand and stay with our family members. We should not use the phone and social media unnecessarily and keep the communication lines busy, we should trust the official statements rather than rumor and turmoil. What should we do if we get stuck under the wreck? We should try to keep calm, cover our respiratory tract with a piece of clothing. We should not use tools such as match and light, move as little as possible to use our energy efficiently. Because rescue teams will have hearing devices which enables them to hear very low sounds, instead of screaming constantly and using our energy inefficiently, we should deliver sounds periodically to let the teams know that we are alive. Since solid objects transfer the sound, we can hit a wall or a installation tube using a hard object. What does AKUT do to raise awareness? As AKUT volunteers, we give BASIC DISASTER AWARENESS-RAISING seminars to 100 thousand citizens through around 2000 free sessions around the country.mektedir. ekonometri.com.tr 81


ihracat

YEŞİL ALTIN: DEFNE YAPRAĞI Defne ağacı, Parlak yeşil yapraklara sahip olan defne ağacı, Akdeniz iklimine has, dört mevsim yaprakları yeşil kalan bir ağaç türüdür. Akdeniz iklimine yakın başka yerlerde de defne ağacı yetiştiği görülmektedir. Fakat bu türlerin birçoğunun zehirli olması nedeni ile yiyeceklerde kullanılamaz. Bu zehirli türlere örnek olarak yabani defne ve Arap defnesi gösterilebilir. Bu ağaçların boyu 18 metreye kadar çıkabilir, yaprakları ise 6-12 cm arasında değişkenlik gösterebiliyor. Ağacın yapraklarında kendine has bir kokusu vardır. Defne ağacının yaprağına özel tat ve koku veren öjenol isimli bir yağdır. Defne ağacının yaprağı Türkiye ve dünya mutfağında gereken yerini almış aromatik bir baharattır. Genellikle Akdeniz mutfağı yemeklerine defneyaprağı konulmaktadır. Fakat aromasını salan defneyaprakları, yemek servisinden sonra hemen çıkarılmalıdır. Orman bitkisi olan defne, aynı zamanda tıbbi aromatik ürünlerde de kullanılıyor. Ülke ihracatında da önemli yeri bulunan defne; başta Akdeniz olmak üzere Ege ve Karadeniz Bölgesi’nin kıyı şeridi boyunca oldukça yaygın görülüyor. Bu bitkiye yaklaşık 600800 metre yüksekliklerde rastlanıyor. Dünyada ise Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bütün Akdeniz ülkelerinde ve Rusya’nın Karadeniz kıyılarında yetiştirilebiliyor. Ekonomi açısından defneyaprağı: Yeşil altın olarak bilinen defneyaprağı, Türkiye’de 7,1 milyon orman köylüsünün geçim kaynakları arasında yer almaktadır. Böylece defneyaprağı, 4 milyon TL olarak aile bütçesine katkı sağlamaktadır. Türkiye’de kırsal bölgelerimizde kalkınmanın lokomotifi olarak gelecekte görülecektir. Böylece milli ekonomiye katkısı da sağlanmış olacaktır. Dünya defne ihracatının yüzde 90’ını Türkiye tek başına gerçekleştiriyor. Defne, baharat olarak da kullanılmasının yanı sıra son yıllarda gıda destek, ilaç, kozmetik, kimya gibi alanlarda da rağbet görmeye başlıyor. Bu rağbet, bit-

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

kiye olan talebin de gittikçe artmasını sağlıyor. Kozmetik ve parfüm sanayiinin vazgeçemediği bitkilerden olan defne, dünyanın birçok ülkesine Türkiye’den gönderiliyor. Bursa-Karacabey, Kocaeli-Kandıra ve Hatay ormanlarından kesilen binlerce ton defne yaprağının Türkiye’de yağ haline getirilmeden satılması asıl kazancın yurt dışına gitmesine sebebiyet veriyor. Uludağ Üniversitesi Fen Fakültesi Batonik Ana Bilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Hulusi Malyer, Türkiye’nin dünyanın yüzde 70 oranında defne yaprağı tedarikçisi durumunda olduğuna dikkat çekerek, “ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve Bulgaristan’a İzmir limanı üzerinden defne yolluyoruz. Türkiye’de Karacabey ilçesindeki 9 köyde kesim yapan defne kesimcileri yılda 3 bin ile 4 bin ton arası yaş defneyi kamyonlarla İzmir’e sevk ediyor. Türkiye’deki üretimin yüzde 35-40 oranı Bursa’dan karşılanıyor. Yaprak yerine, yağ olarak bu ürünün satılması halinde 10 misli katma değerli hale gelecektir. Karacabey’e aynı Isparta’daki gül yağı tesisleri gibi bir yağ çıkartma tesisi yapılsa ürünün katma değeri Türkiye’de kalır. Dünyada defne yağı pazarını da mevcut popülasyonu sebebiyle Türkiye elinde tutabilir. Bu tesislerin Türkiye’de imal edilmesi mümkündür. Sistem kurulması halinde Karacabey bölgesinde birçok insana da yeni iş imkanı açılabilir. Kozmetik ve parfüm sanayiinin bu üründen vazgeçmesi mümkün değildir. İlaç sanayiinde bile kullanılabilecek özellikte defnenin tohumları ayrıca sabun yapımında değerlendirilerek katma değerli 2 farklı ürün ortaya çıkartılabilir. 3 ton yaş yaprak yerine 1 kilogram defne yağı satarak mevcut kazancın en az 5-6 katı bir gelir rahatlıkla elde edilebilir. Türkiye gül yağı üretiminde nasıl dünyada söz sahibi ise defnede de aynı verimliliğe ve güce sahiptir” diye konuştu.

Köylülerin defne kesmesine orman yetkilileri alan belirlemesi yaparak müsaade ediyor. Kilosu 40 kuruşa defneyi satan köylüler her yıl ekim ayında kesime başlıyor. Kesimlerin aralık sonuna kadar devam ettiği Türkiye’de, Karacabey ile Bandırma arasındaki 50 kilometrelik şeritte 9 büyük köyün geçim kaynağının defne kesimi ve nakliyesi olduğu öğrenildi. Defne yaprağının kullanıldığı yerler: İştah açıcı Ateş düşürücü Antibiyotik özelliği var. Defne yaprağı yemeklere lezzet veriyor. Defne yağı, parfüm sanayisinde kullanılıyor. Mide, baş ve romatizma ağrısına iyi geliyor. Zehirli hayvan ısırığı ve arı sokmasında faydalı. Defne yaprağı ithalatı: Kuru defne yaprağının en önemli üreticisi ve satıcısı konumunda olan Türkiye’nin defne yaprağı ithalatında da bir artış gözleniyor. Türkiye 2005 yılında; 11.8 milyon dolarlık defne yaprağı ihraç eden Türkiye, 2015 yılında ise bu alanda, 35.9 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracat yapılan ülkelerin başında Çin, ABD, Almanya, Rusya ve Brezilya geliyor. Bununla beraber 1 milyon dolarlık da defne uçucu yağı ihraç ediyor. Ayrıca; Arap ülkeleri defne meyvelerinden sabun yapmak amacıyla da Türkiye’den defne ihraç ediyor. Eğitim: 4 Milyon TL bütçenin ayrıldığı Defne Eylem Planı, beş ana başlıktan oluşuyor. Kaliteli defne yaprağı üretimi yapılabilen alanların rehabilitasyonu, korunması ve bakımı öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. 12 bin 500 dekarlık alanda defne rehabilitasyon çalışmaları yapılacak. Ayrıca buralardan toplanan defnelerin taşınabilmesi için 160 kilometrelik bir yol şebekesi yapılacak. Bin dekarlık defne alanı ise tohumundan faydalanılmak üzere koruma altına alınacak. Plan çerçevesinde 5 bin kişiye eğitim verilecek ve iç tüketimin artırılmasına yönelik 15 tanıtım faaliyeti yapılacak.


export

GREEN GOLD, BAY LEAF The bay tree is a tree characteristic to Mediterranean climate which remain green in all seasons with its shiny green leaves. We can also see bay trees in climates similar to Mediterranean climate. However, these cannot be used in cooking since most of them are poisonous. These poisonous types can be exemplified in wild Daphne and Arabic Daphne. These trees can be up to 18 meters long; and it leaves varies between 6-12 cms. The leaves of the tree have a scent characteristic to it. What gives it a characteristic flavor and scent is an oil called eugenol. The leaves of the bay tree are an aromatic spice which has great value in Turkish and world cuisine. In Mediterranean meals bay leaf is used very often. However, the bay leaves should be removed immediately after they release their aroma when they are being served. Bay leaf, which is a forest plant, is also used in pharmaceutical aromatic products. Bay leaf, which has a large share in the country’s export, is seen quite widespread on the coastline of Aegean, Black Sea and especially Mediterranean regions. This plant grows at approximately 600-800 meters high; and in the world, it can be grown in all Mediterranean countries with Mediterranean climate and Black Sea coasts of Russia.

Economic value of bay leaf: Bay leaf, known as the green gold, is among means of living for 7.1 million forest villagers in Turkey. Therefore, bay leaf has a 4 million TL contribution to the family budget. It will be seen as the locomotive of development in Turkey’s rural areas in the future. So, it will make a contribution to the national economy. 90% of bay leaf export in the world, is carried out by Turkey alone. In addition to its usage as a spice, bay leaf is also demanded in areas such as food supplements, pharmacy, cosmetics and chemistry in recent years. This popularity is increasing the demand for the plant day by day. As one of the irreplaceable plants in cos-

metics and perfume sectors, bay leaf is sent to many countries in the world from Turkey.

Because tons of bay leaves cut from Bursa-Karacabey, Kocaeli-Kandıra ve Hatay forests are sold before it is turned into oil; the main income is abandoned to abroad. Uludağ University Faculty of Science Botanic Department Prof. Dr. Hulusi Malyer, remarks that Turkey is the 70% bay leaf supplier in the world and says “We send bay leaf to the USA, England, France, Italy and Bulgaria through İzmir port. In Turkey, bay tree cutters in 9 villages in Karacabey district transfers 3 thousand to 4 thousand green bay trees to İzmir in trucks every year. 35-40% of the production in Turkey is supplied by Bursa. It will have a tenfold added-value if this product is sold as an oil instead of leaves. If an oil extraction facility was established in Karacabey, like the rose oil facilities in Isparta, the added value would stay in Turkey. Turkey can dominate the bay leaf market in the world due to its available population. It is possible to manufacture these facilities in Turkey. In case the system is established, many people in Karacabey area can be presented with employment opportunities. It is impossible for cosmetic and perfume industry to give up this product. The seeds of a bay tree which can even be used in pharmaceutical industry can be utilized also for soap production to have a 2 different products with added-value. Instead of selling 3 tons of green leaves, 1-kilogram bay leaf oil can bring at least 5-6 fold of the current income easily. Turkey has the efficiency and the power to have an important role in the world about bay leaves, as the role it has about rose oil production”. Forest authorities defines the areas where villagers can cut bay trees. In Turkey, the cutting continues until the end of December; and it is discovered that 9 large villages do bay tree cutting and transfer as a living along the 50 kilometers line between Kara-

cabey and Bandırma.

Areas where bay leaf is used: appetizer fever reducer It has an antibiotic effect. Bay leaf adds flavor to the meals. Bay leaf is used in perfume industry. It is used against stomachache, headache and rheumatism pain. It is good for poisonous animal bites and bee sting. Bay leaf importation: Bay leaf importation is also increasing in Turkey, which is the number one producer and seller of dry bay leaf. In 2005, 11.8 million dollars’ worth of bay leaves was exported; and in 2015, 35.9 million dollars’ worth of bay leaves was exported. China, the USA, Germany, Russia and Brazil are the countries which the most of the exportation carried out to. In addition, volatile laurel oil is exported in the amount of 1 million dollars. Also, Arabic countries export bay from Turkey in order to produce soap from bay fruits. Education: The Bay Action Plan is composed of five main headings with a 4 million TL budget. Some of the prioritized headings are rehabilitation, protection and maintenance of the areas where quality bay leaf can be produced. Bay rehabilitation work will be carried out in a 12.500-decare area. For the transportation of the bay gathered here, a 160 kilometers long road network will also be built. A 1000-decare of bay area will be put under protection to benefit from the seed. As part of the plan, 5 thousand people will get trainings; and 15 publicity activities will be carried out in order to increase internal consumption.

ekonometri.com.tr 83


haber

YAPAY ZEKA Karmaşık problemlere insanlar gibi çözümler üretmesi amacıyla makinelerin geliştirilip programlanmasıyla ortaya çıkan mekatronik bir cihaz. Bu cihaz; makine, elektronik, yazılım ve kontrol özelliklerine sahip bir üretim. ABD’deki Northwestern Üniversitesi’nde çalışan bilim insanları, ilk kez insanlardan daha zeki bir yapay zeka geliştirmeyi başardı. Yapay zekaya uygulanan IQ testinde, şaşırtıcı şekilde çok yüksek olumlu sonuçlar alınmış. Fakat bazı bilim insanları bu gelişmeye çok da olumlu bakmıyor. Bunlardan biri de Hawking. Yapay zekanın basit tasarımlarının, son derece yararlı olduğu tartışılmaz bir gerçek. Fakat Hawking gibi düşünenlerin korkusu; son derece gelişmiş bir yapay zeka insanlığın sonunu getirebilir. Çünkü insan zekasıyla yapılan savaşların sonucu, geriye dönüşü olmayan yoksulluk, sömürü, çevre kirliliği ve küresel ısınma. Tüm bunların sonunda insandan daha zeki olacak olan yapay bir zeka insanlığa yapabileceği kötülüklerin düşünülmesi bile çok ürkütücü.

GÖĞÜS KASINDAN DİL YAPILDI Hasta, dilinde yara, konuşmak istememe, hareket ettirmekte güçlük şikâyetiyle başvuran bir hastaya biyopsi yapıldıktan sora dil kanseri teşhisi konuluyor. Dil kökünden alınmak zorunda kalınıyor. Göğüs bölgesinden alınan doku ile ağız tabanı için dil yapıldı. Konuşma becerisini zamanla kazanması bekleniyor. Yine başka bir hastanın dilinin arkasında çıkan yaraya kanser teşhisi konuluyor. Bu hastaya yapılan biyopsi sonucu kanser teşhisi konuyor. Sağlık Konseyi kararıyla dilin alınması için hastadan onay alınıyor. 5 saatlik bir operasyonla dil ve ağız tabanı tamamen alınıyor. Göğüs bölgesinden alınan kas ile hastaya dil yapılıp nakil işlemi gerçekleştiriliyor.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 85


news

ARTIFICIAL INTELLIGENCE A mechatronic device that is created through developing and programming machines that can solve complex problems like humans do. This device is a product encompassing the characteristics of being a machine, a software, electronic and controlled. The scientists at Northwestern University in the US developed an artificial intelligence that is smarter than humans for the first time in history. The developed artificial intelligence scored strikingly high on the IQ test. However, some scientists do not welcome this development. Hawking is one of them. It is unquestionable that primitive artificial intelligence designs are very useful. The concern of scientists like Hawking is that a developed artificial intelligence could end mankind. The wars of humans resulted in irremediable poverty, exploitation, pollution and global warming. Thus even thinking about the harm an artificial intelligence smarter than human being can do to mankind is dreadful.

TONGUE REPLANTED USING PECTORAL MUSCLE A patient who consulted a doctor for a sore tongue and difficulty in talking and moving the tongue was diagnosed tongue cancer based on her biopsy findings. Her tongue was totally amputated. The tongue was replanted by using the tissues taken from pectoral region. It is expected that the patient can talk again in time. In another case, a patient having a sore at the back of the tongue was diagnosed tongue cancer. A biopsy was conducted on the patient’s tongue and he was diagnosed tongue cancer. In accordance with the decision of the Board of Health, the patient’s permission was taken to amputate the tongue. The tongue and palate was totally amputated with an operation lasting five hours. The tongue was replanted using the muscles taken from the pectoral region.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


ekonometri.com.tr 87


sağlık

SAĞLIK TURİZMİ

S

ağlık hizmeti almak amacı ile insanların, farklı ülkelere yapacağı seyahatler “Sağlık Turizmi” olarak adlandırılmaktadır. Sağlık turizmi, hastaların ve hasta yakınlarının rahatlığını sağlamak amacıyla, tıbbi seçenekleri hedeflemektedir. Tedavi amacı ile yapılan seyahatler sağlık turizmi kapsamına girmektedir. Son yıllarda, Türkiye’nin de gelişmiş ülkelerdeki nitelikli sağlık hizmetleriyle rekabet edebilecek düzeyde sağlık hizmetleri sunmasından dolayı ülkemize dünyanın dört bir yanından tedavi amacıyla turistler gelmektedir. Özellikle 1990’lı yıllar sonrasında ülkemizde kamu sağlık hizmetlerine ilaveten özel sektörün de sağlık hizmetlerine ciddi yatırımlar yaptığı görülmüştür. Bu gelişmeler sonucunda, Avrupa standartlarıyla yarışabilecek düzeyde, özellikle büyük illerde özel sağlık kuruluşları artmaya başlamıştır. Yapım ve işletme bakımından yüksek maliyetleri olan söz konusu sağlık tesislerinin yurtdışı pazarlara açılması bu maliyetlerin azaltılması açısından giderek zorunlu bir durum almaktadır. Ayrıca, ülkemizin coğrafi konumu ve sağlık sektöründeki yetişmiş ve eğitimli insan gücü sağlık turizminde Türkiye’nin önemli avantajları arasındadır.   Güven, fiyat ve zaman kavramları bu hastalar için çok önemlidir. Bu konular göz önüne alın-

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017

dığı zaman Ankara uluslararası hastalar için güvenilir sağlık hizmetini en kısa sürede en uygun fiyata alacakları ilk adres olarak görülmektedir. “İnsanlar, önce para kazanmak için sağlıklarını, daha sonra ise eski sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.” Goethe Sağlık Turizmi pazarlaması gelişmekte olan ve değişken bir alandır. Bir taraftan teknolojik gelişmeler devam ederken, diğer taraftan ise her ülkenin sağlık konusundaki tanıtım ve bilgilendirme yasaları bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık konusundaki reklam kısıtlamaları ve sağlık turizmi konusunda yapılacak reklam çalışmalarını da önemli kılmaktadır. Bu konuda reklam ve tanıtımların daha özenli yapılmaları gerekmektedir. Bu çalışmalarda; hem reklam veren hem de reklamları yayınlayan reklam ajansı ile reklamın sunulduğu platformlar bu kurallara tabidir. Başka bir ülkede, farklı bir kültürde sağlık hizmeti almanın tabiî ki birtakım zorlukları olacaktır. Bütün bunlardan dolayı, hastalar huzursuz ve çaresiz olarak asla yalnız bırakılmamalı. Bu nedenle tedavilerinin her aşamasında olunmalıdır. Hastaların da beklentileri bu yönde oluyor. Uluslar arası hasta statüsünde olan bu kişiler; başka bir ülkeye tedavi amaçlı seyahat ederlerken, kendi ülkelerinde ki hekim yetersizliği, teknik altyapı sorunları, hizmetin pahalı sunumu ve uzun bekleme süreleri gibi

nedenlerden dolayı, bu tercihleri yapmak zorunda kalıyorlar. Bu hastalar, gittikleri yabancı bir ülkenin dilini ve kültürünü bilmedikleri bir sağlık ekibine canlarını, sağlıklarını emanet etmektedirler. Sağlık turizminde ihmal edilmemesi gereken üç ana konu var. Bunları; turizm acenteleri, oteller ve hastaneler teşkil ediyor. Bu üçünün başarılı olası halinde, sağlık turizminin de başarılı olacağı kaçınılmaz. Bu işbirliğinin çok sağlam olması gerekiyor. Turizm acenteleri, sağlık turizm müşterilerini Ankara’ya getirecekler, Ankara’da otelciler bu müşterileri ağırlayacak ve hastaneler de hastaların tedavilerini yapacaklar. Sonuç olarak, sağlık turizminin başarılı olması için, seyahat acentelerinin hastaları uygun hastaneye yönlendirmeleri gerekiyor. O hastaneye yakın otellerde hastaları konaklatmak gerekiyor. Bu üçlü döngü tam olarak kurabilirse, gelen bütün hastalar ülkelerine çok mutlu bir şekilde giderler. Tedavi sonunda hasta ve yakınları, Ankara’ya yakın ilçe ve illeri gezmek isteyecekler ve alışverişler yapacaklardır. Sonuç olarak bu çalışmalardan herkes kazanacak. Üstelik gittikleri ülkelerinde buranın reklamlarını yapacaklar. Böylelikle sağlık turizminin hem Ankara esnafına, hem otellere, hem de hastanelere çok büyük bir katkısı olacak. Zincirleme olarak herkes kazanacaktır.


health

HEALTH TOURISM

T

ravels to other countries in order to receive health care is called “Health Tourism”. Health tourism aims medical alternatives to provide comfort to patients and their relatives. The travels for treatment are in the scope of health tourism. In recent years, tourists from all over the world have been coming to our country since Turkey has reached to a point to compete with the quality health services in developed countries. Especially after 90s, private sector invested greatly in health services as well; in addition to public health services. After these improvements, especially private health institutions in big cities was on a rise with a quality competing European standards. For these health facilities with high building and administrative costs, it is increasingly becoming an obligation to get into foreign markets in order to reduce the costs. Moreover, the geographical position and qualified and educated labor force in health sector is among the advantages of Turkey in health tourism. The concepts of trust, pricing and time are very important for these patients. Considering these factors, Ankara becomes the first stop for international patients to get the trusted healthcare in the lowest prices, in the shortest time. “People first give up their health to earn money, then give up their money to earn their health”. Goethe Health tourism marketing is an improving and changing field. On the one hand technology is improving; and on the other hand every country has publicity and informing regulations, which becomes an obstacle for us. Health related advertisement regulations are also important for advertising efforts to be made. Therefore, advertisement and informing must be carried out carefully. In these efforts,

advertisers, publishers and the platforms these advertisements are presented must abide by the rules. Of course there are disadvantages to receive health care in another country and culture. Patients should not be left uncomfortable and helplessly alone in hard situations. That is why you should be there at every stage of the treatment. Patients expect this, too. These individuals in the statue of international patients, choose the alternative of travelling to another country because of reasons such as doctor incompetence, technical infrastructure problems, expensive services and long waiting times. These patients trust a healthcare team with their lives and health where they do not speak their language and do not know about their culture. In health tourism, there are three main non-ignorable subjects: tourism agencies, hotels and hospitals. As long as these three are successful, health tourism will inevitably be successful. This collaboration needs to be very strong. Tourism agencies will bring health tourism customers to Ankara; hotels will provide accommodation for these customers in Ankara, and hospitals will perform treatments for the patients. As a result, for health tourism to be successful, tourism agencies should canalize patients to suitable hospitals. The hotels in the neighborhood should provide accommodation. When this triangle is kept in a successful loop, all incoming patients will return to their countries very happily. After the treatment, patients and their relatives will want to explore Ankara and nearby places and go to shopping. So, everyone will benefit from these efforts. Moreover, they will advertise about us in the countries they go to. Therefore, health tourism will contribute greatly to Ankara storekeepers, hotels and hospitals. Everyone will benefit from it as a consequence. ekonometri.com.tr 89


seyir defteri

AŞKIN DİĞER YÜZÜ

Dr.Dt. Semih S.Yazıcı

İSTANBUL

İ

stanbul… Bir aşk gibi içinize işleyen, bazen ardınıza bakmadan kaçıp gitmek istediğiniz ama her seferinde daha büyük bir tutku ve özlemle geri döndüğünüz güzeller güzeli… Güzelliği gizeminden gelen, keşfettikçe daha çok bağlandığınız, yaşadıkça belleğinizi unutulmaz anılarla dolduran, kırgınlık ve hayal kırıklıklarınızı hiç yaşamamışçasına unutturan şehir… Sokaklarında hayat tüm yüzüyle akıp giderken sürekli hareket eden ve durmayan bu şehirde kendinizi onun kollarına bırakmaktan başka seçeneğiniz yoktur… İstanbul’da yaşamak kahvenizi yudumlarken başka bir kıtayı seyre dalmak; tarihi, kültürü, doğayı ve muhteşem Boğaziçi’ni keşfe çıkmak demektir… Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarına başkentlik yapan İstanbul, tüm tarihine tanıklık etmiş yüzlerce eserle anlatacağı öyküleri saklar… Binlerce yıl biriktirdiği tarihi ve kültürel mirasıyla göz kamaştıran şehir saraylar, camiler, kiliseler, meydanlar ve köşklerle hem doğuyu hem de batıyı barındırır içinde… Tarihi Yarımada ve Boğaziçi şehrin anlatmaktan bıkmayacağı hikâyelerini dinleyebileceğiniz birçok tarihi mekâna ev sahipliği yapar. 19. Yüzyıla kadar 350 yıldan fazla Osmanlı Padişahlarının yaşadığı, muhteşem mimarisiyle dikkat çeken “Topkapı Sarayı”, Boğaziçi kıyısında tüm görkemiyle duran “Dolmabahçe Sarayı”, köşkleri ve olağanüstü bahçeleriyle “Yıldız Sarayı”, Anadolu Yakası’nda Boğaziçi Köprüsü’nün hemen altında bulunan “Beylerbeyi Sarayı” ve 18. Yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı eğlencelerinin mekânı olan “Çırağan Sarayı” imparatorluk döneminin eserlerindendir. Diğer taraftan;“Yerebatan Sarnıcı” etkileyici atmosferi ve efsanevi Medusa heykeliyle ziyaret edilmeye değerdir.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


THE OTHER FACE OF LOVE: ISTANBUL

İ

stanbul... The beauty penetrating you like a love, sometimes making you feel like run away without looking back but each time makes you come back with an even greater passion and longing... The city which takes its beauty from its mystery, which you connect even more as you discover, which fills your mind with unforgettable memories as you live, which makes you forget your heartbreaks and disappointments like you never experienced them... You don’t have any other chance than leaving yourself in the arms of this constantly moving, non-stop city while life goes on in its streets with all its faces... Living in Istanbul means gazing at another continent while you take a sip from your coffee; exploring the history, the culture, the nature and the magnificent Bosporus...

Istanbul; which was the capital of Roman, Byzantine and Ottoman Empires; has stories to tell through hundreds of historical buildings which witnessed all of its history. The city shelters both the east and the west with palaces, mosques, churches, squares and mansions enchanting through historical and cultural heritage it accumulated in thousands of years... Historical Peninsula and the Bosporus is home to many historical places where you can listen to the stories the city can tirelessly express. Some of Ottoman historical buildings are; “Topkapi Palace” with its eye-catching architecture, where 350 Ottoman Sultans lived until 19th century for more than 350 years; “Dolmabahce Palace” with all of its glory on the side of Bosporus; “Yildiz Palace” with its mansions and outstanding gardens; “Beylerbeyi Palace” in the Anatolian side just below the Bosporus Bridge, “Ciragan Palace” which had been the place for Ottoman entertainments since the beginnings of 18th Century. On the other hand, “Basilica Cistern” with an impressive atmosphere and the legendary Medusa sculpture, is worth to pay a visit. ekonometri.com.tr 91


Dünyanın en güzel mimari yapıları arasında yer alan ve mavi çinileri nedeniyle “Mavi Cami” olarak da bilinen “Sultanahmet Cami”, Mimar Sinan’ın kalfalık eserim dediği “Süleymaniye Cami”, İstanbul resimlerinin en güzel fonlarından olan “Ortaköy Cami”, “Eyüp Sultan Cami”, “Fatih Cami”, “Sokullu Mehmet Paşa Cami”, “Bayezit Cami” şehrin görülmesi gereken camilerinden sadece birkaçıdır. Bunun yanısıra; İstanbul birçok dinin ibadethanelerine de ev sahipliği yapmaktadır. İstanbul’un tarihi semtlerinden Beyoğlu’nda bulunan ve en büyük Katolik cemaate sahip “St. Antony of Padua Katolik Kilisesi”, Topkapı Sarayı’nın 1.avlusunda yer alan ve en eski Bizans kiliselerinden olan “Aya İrini Kilisesi”, “St. Pierre Kilisesi”, “Ermeni Patrikhanesi”, “Fener-Rum Patrikhanesi” ve “Aya Yorgi Kilisesi” İstanbul’un sahip olduğu dini mozaiğin ve hoşgörünün simgeleridir. Efsanelerin kulaktan kulağa fısıldandığı, İstanbul’un en büyüleyici yerlerinden biri olan “Kız Kulesi” gün batımında yemek yemek ve romantik dakikalar geçirmek için en iyi adreslerdendir. Ayrıca dünyanın en eski kulelerinden birisi olan “Galata Kulesi” yüzlerce yıldan bu yana İstanbul siluetinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kuşkusuz İstanbul’a tepeden bakmanın en güzel yollarından biri de Galata Kulesi’ne çıkmaktır. Rumeli ve Anadolu Hisarları şehrin tarihi dokusunu hissedebileceğiniz diğer seçeneklerdir.Herkesin kendine göre yapacak bir şeyler bulduğu İstanbul’da müzeleri gezmek, şehrin binlerce yıllık tarihinde kaybolmak gibidir. Bizans İmparatoru tarafından yaptırılan, fetihten sonar camiye dönüştürülen ama günümüzde müze olarak hizmet veren “Ayasofya Müzesi”, mimarisiyle dünyanın sekizinci harikası olarak adlandırılmaktadır. Tarihi Yarımada’da yer alan, Helen, Roma ve Bizans dönemlerine ait nadide eserlerin sergilendiği “İstanbul Arkeoloji Müzesi” de ziyaret edilmesi gereken müzelerdendir. “Topkapı Sarayı Müzesi” Osmanlı saray hayatını gözler önüne sererken “Türk ve İslam Eserleri Müzesi” ve “Mozaik Müzesi” ise değişik eserlerle müze severlerin hizmetindedir. Baharda rengârenk lalelerin açmasıyla bambaşka bir güzelliğe bürünen İstanbul’da alışveriş deyince ilk akla gelen yerler “Tarihi Kapalı Çarşı” ve “Mısır Çarşısı”dır. Şehrin modern yüzünü yansıtan ve dünyaca ünlü modacı ve tasarımcıların butiklerinin olduğu Nişantaşı ve Bağdat Caddesi ise alışveriş için diğer seçeneklerdir. Ortaköy Meydanı’nda boğaza karşı kahve içmek, Bebek ya da Arnavutköy’ de sahildeki restoranlarda balık yemek, İstiklal Caddesi’nde şehrin kalabalığına karışmak İstanbul’u yaşamak için yapılacak en güzel aktivitelerdir. Dünyanın neresine giderseniz gidin yüreğinizden, aklınızdan çıkaramadığınız İstanbul; bir şehre âşık olmanın, hatta aşkı yaşamanın en güzel yoludur…

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


“Sultanahmet Mosque”, also known as the “Blue Mosque” because of its blue tiles, among the most beautiful architectural structures in the world; “Suleymaniye Mosque”, which Sinan the Architect calls assistantship work; “Ortakoy Mosque”, one of the most beautiful backgrounds to Istanbul photos; “Eyup Sultan Mosque”; “Fatih Mosque”; “Sokullu Mehmet Pasa Mosque”; “Bayezit Mosque” are among the mosques worth to pay a visit. Istanbul is also home to sanctuaries from many religions. “St. Antony of Padua Catholic Church” in Beyoglu, which has the largest Catholic society; “Hagia Irene Church” which is in the 1st yard of Topkapi Palace and one of the oldest Byzantium Churches; “St. Pierre Church”; “Armenian Church”; “Fener-Rum Church” and “Hagia Yorgi Church” are the symbols of the religious mosaic and tolerance in Istanbul. The Maiden’s Tower where the legends are whispered, is one of the most fascinating places to visit and have dinner looking at the sunset and having romantic moments. Moreover, “Galata Tower” has been an inseparable part of the Istanbul silhouette for hundreds of years. Without a doubt, one of the best aerial viewpoints of Istanbul is from the top of the Galata Tower. Rumelian Fortress and Anatolian Fortress are other alternatives where you can feel the historic fabric of the city. Visiting museums in Istanbul, where everyone finds something to do according to their character, is like getting lost in the thousands of years of history of the city. “Hagia Sophia Museum”, which had built by Byzantine Emperors, had turned into a mosque after the conquest but today serves as a museum, is called the eighth wonder of the world. “Istanbul Archeology Museum in the Historical Peninsula where precious historical artifacts from Hellenistic, Roman and Byzantine Periods are exhibited is also worth to pay a visit. While “Topkapi Palace Museum” reveals the Ottoman palace life, “Turkish and Islamic Art Museum” and “Mosaic Museum” serves music-lovers with various artwork. In Istanbul, with its one of a kind beauty when colorful tulips blossom in spring, the first places to go for a shopping are the “Grand Bazaar” and the “Spice Bazaar”. Reflecting the modern side of the city, with worldwide known fashion designer boutiques, Nisantasi and Baghdad Street are other alternatives for shopping. Drinking coffee by the Bosporus in Ortakoy Square, eating fish at the restaurants in Bebek or Arnavutkoy coasts, diving into the crowd of the Istiklal Street are the best activities to experience Istanbul. Istanbul is in your heart and in your mind wherever you go in the world; and it is the best way to fall in love with a city, even living in love… ekonometri.com.tr 93


Sosyal Medya Sanatı Yazar: Guy Kawasaki- Preg Fitzpatrick YAYINEVİ: MEDİACAT/ DİGİTALAGE Apple’ın popüler marka imajının oluşmasında büyük katkıları olan ve iş dünyasında tüm sosyal medya platformlarının kullanımına öncülük eden Guy Kawasaki ve meslektaşı Peg Fitzpatrick’in bu konuda söyleyecek çok sözü var. Yazarlar son kitapları olan Sosyal Medya Sanatı’nda okuyanı zamandan, çabadan ve paradan tasarruf ettirecek pratik bir kullanım kılavuzu sunuyorlar.

Liderin Kitaplığı Yazar: Cem Kozlu YAYINEVİ: REMZİ KİTABEVİ Cem Kozlu, Liderin Takım Çantası adlı bir önceki kitabında, kendisine iş hayatında başarı getiren yönetim “alet”lerini gündeme getirmişti. Bu aletler, Kozlu’nun kendi deneyimleriyle geliştirdiği, pratik fayda ve verim artışı sağlayan, daha doğru karar vermeyi ve daha verimli sonuçlara ulaşmayı sağlayan araç ve yaklaşımlardı. Kozlu, bu kez Liderin Kitaplığı’nda, etkin bir yönetici ve güçlü bir lider olma yolunda yol gösteren kitapları okurla paylaşıyor.

EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


Genetik Şifrenizi Kırın

Yazar: Dr. Sharon Moalem ÇEVİRİ: SEÇİL BİCAN YAYINEVİ: SOLA UNİTAS Genetik Şifrenizi Kırın kendi genlerinize göre beslenmeniz ve yaşamınızı düzenleyebileceğiniz yolları ve teknikleri adım adım takip edebileceğiniz programları okurlarına gösteriyor. Bir Nörogenetikçi ve New York Times Bestseller yazarı olan Doktor Sharon Moalem genetik kodlarımıza göre beslenme ve yaşamanın önemli beş prensibini 20 yıldan uzun süren genetik araştırmaları çerçevesinde veriyor.

Milyoner Gayrimenkul Danışmanı Yazar: Gary Keller YAYINEVİ: ALTIN KİTAPLAR “Bu kitap, gayrimenkul sektörüne yeni bir kavram getiriyor, dünyada gayrimenkul işini yapan tüm profesyonellerin bu kitabı okuması gerekiyor.”

ekonometri.com.tr 95


EKONOMETRİ

EYLÜL- EKİM 2017


Ekonometri Eylül-Ekim 2017