Issuu on Google+


Ekim Gençli¤i’nden Yeni sayımızla merhaba, Gençlik hareketi bir öğrenim dönemini daha geride bıraktı. Geride kalan dönem bir taraftan yaşanılan sorunları tüm açıklığı ile gözler önüne sererken, öte taraftan ise sorunların çözümü için ilk adımların atıldığı bir dönem oldu. Bugün gençlik hareketi içerisinde gittikçe güçlenen ve gelecek yıl için anlamı bir ön birikim oluşturmuş olan birlik eğilimi, umarız ki gelecek yılda daha güçlü pratik sonuçlar oluşturacak bir düzeye taşınacaktır. Zira gençlik hareketinin yaşadığı köklü sorunları aşmak ve birleşik, kitlesel ve devrimci bir gençlik hareketinin adımlarını atmak buna bağlıdır. xxx

Haziran ayı işçi sınıfı tarihinin en görkemli direnişlerinden birisi olan 15-16 Haziran direnişine tanıklık etmiştir. İşçi sınıfı tarihi açısından kızıl bir sayfa olan bu direniş, halen öğretmeye devam etmektedir. Biz genç komünistler olarak 15-16 haziran direnişi vesilesiyle bir kez daha haykırıyoruz: Yolumuz işçi sınıfının yoludur! Yeni sayımızda buluşmak üzere...

Ekim Gençli¤i

Sosyalist Gençlik Dergisi Say›: 84 l Haziran 2005 Fiyat›: 1YTL. (KDV dahil) Sahibi ve Sorumlu Y. ‹fll. Md.: Gülcan CEYRAN EKSEN Bas›m Yay›n Ltd. fiti. Yönetim Adresi: Eksen Yay›nc›l›k Mollafleref Mah. Turgut Özal Cd. (Millet Cd.) 50/10 Fatih/‹stanbul Tel: 0 (212) 534 32 39 Fax: (0212) 635 69 93

E-mail: ekim_gencligi@yahoo.com

‹‹Ç Ç‹‹N ND DEE K K ‹‹LLEER R

Saldırılara mücadele barikatlarını yükselterek yanıt vereceğiz!.................................3-4 Eğitim-Sen’i kapatma kararı....................................5 Gençlik mücadele alanlarına!................................6-7 ÖSS maratonu başladı!..............................................8 İstanbul Üniversitesi’nde yaz okulları paralı hale getiriliyor!,........................................9-11 Ekonomi tıkırında mı?,,,,,,,,,,,,,,,,,,,...................12-13 İMF’ye yeni niyet mektubu verildi........................14 Kârlı işletmeler tekellere peşkeş çekilecek!..............15-16 “Üniversite nedir?”e yanıt “soruşturma” oldu!.............16 İşsizlik maratonunda yeni uğraklar: KPDS, LES sınavları,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,...................,,,,,17 15 yeni üniversite çözüm mü, çözümsüzlüğün itirafı mı?......................................18 ODTÜ’de soruşturma saldırısı..................................19 ODTÜ A.Ş. paralı öğrenci alıyor!........................20-21 ODTÜ’de kimler eğitim görür?.................................22 Şovenist dalgaya Yıldız’dan tok bir yanıt...........23 Düşünce özgürlüğünün ve özerkliğin sınırları!...........24-25 Irak batağında debelenen ABD!.............................26 “İstifa ediyorum!”....................................................27 İnsanlığın kanını emen Drakula: George Soros........................................................28-29 D a h a f a z l a ı s r a r , i r a d e v e g ü v e n ! .. . .. 3 0 - 3 5 Nazım Hikmet’in şiirini okuyan liseli genç gözaltına alındı…..................................36 Bayrağa soldan omuz verenler gerçekte neyi destekliyorlar!...........................37-39 15–16 Haziran işçi direnişinin 35. yıldönümü.............40-43 Tıp eğitiminin sorunları.....................................44-46 Yetkili mühendisler aranıyor!...............................47 Avrupa emperyalizminin kanlı sicilinden bir sayfa: Yugoslavya............48-49 1848 Paris: Toplumsal devrimin öncüsü işçi sınıfı sahnede!................................50-51 Nazım Hikmet: Devrimin ve sosyalizmin usta şairi..................................52-53 Potemkin Zırhlısı: “Devrimci ateşin yeni parıltısı”.............................54 Bu yapıcılar türkü söylemiyor!..............................55 Samsun Gençlik Kültür Sanat Evi açılıyor........................................................................56 İnternet kafeler!.......................................................56 Ekim Gençliği’ne okur eleştirileri...........................57 Zafer Kızıl Ordu ve emekçi halklarındır!..............58 Berlin’de faşizme karşı büyük kitlesel protestolar.................................................................58 Devrimin 25. yıldönümünde gelecekteki zafere sonsuz inanç! .........................59

EKSEN Yay›nc›l›k Bürolar› Atatürk Bul. Gevrek Sok. Karakafl ‹flhan› No:13/22, Kartal/‹STANBUL

Cumhuriyet mah. Tennur Sok. Cumhuriyet ‹flhan› Kat:3/5 Tel-Fax:0 (352) 232 66 71 KAYSER‹

Cemal Gürsel Cd. Shell Karfl›s› Vak›f ‹flhan› Kat: 3 No: 306 ADANA Tel: 0 (322) 363 52 91

Necatibey cd. Gözlükçü ‹flhan› No:26/24 K›z›lay/ANKARA Tel: 0 (312) 229 06 44

Sönmez ‹fl Saray› Kat 3 No 220 Heykel / Bursa Tel: 0 (224) 220 84 92 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27/710 Konak/‹ZM‹R Tel-Fax: 0 (232) 489 31 23

Saadetdere Mah. F›r›n Sok. No: 37/25 (Depo dura¤›) Esenyurt/‹STANBUL

Bask›: Özdemir Matbaac›l›k

Da¤›t›m: Yaysat


SS aa ll dd ›› rr ›› ll aa rr aa m m üü cc aa dd ee ll ee bb aa rr ii kk aa tt ll aa rr ›› nn ›› yy üü kk ss ee ll tt ee rr ee kk yy aa nn ›› tt vv ee rr ee cc ee €¤ ii zz !! E k i m

Geçti¤imiz aylarda sa¤› ve solu ile bir bütün olarak düzen cephesinden estirilen gericilik rüzgar›n›n etkileri devam ediyor. 1 May›s’›n bu etkiyi k›rmas› ve rüzgar› durdurmas› yönünde önemli bir dönemeç oldu¤unu söylemifltik. 1 May›s’a yönelik haz›rl›klar›n da temel bir aya¤› olan bu görevin gerçeklefltirilmesi için harcanan çaba yeterli olmufl gibi görünmüyor. Bizim cephemizden bunda gençlik hareketine egemen olan parçal› tablonun etkisi oldu¤u söylenebilir. Emekçiler aç›s›ndansa s›n›fa güven vermekten uzak, düzenle kol kola hareket eden sendikal ihanet çetelerinin tutumu belirleyici olmufltur. Farkl› nedenleri s›ralaman›n bir gere¤i yok, gericilik dalgas› k›r›lamad› ve ilk ortaya ç›kt›¤› biçimiyle olmasa da güçlenerek karfl›m›zda duruyor. O günlerde sokaklara yans›yan kudurmuflluk ilk k›v›lc›mlard›. fiimdi bu ifl daha denetimli biçimde ve süreklilik kazand›r›larak sürdürülüyor. Trabzon’da yaflananlar›n ard›ndan faflist partinin genel baflkan› genç faflistleri sokakta görmek istemedi¤ini söylemiflti. Bu mesaj aç›kt›: onlar ifllerini yapm›fl, k›v›lc›m› çakm›fllard›, art›k s›rada daha örgütlü ve bütünlüklü sald›r›lar var. Bir bütün olarak burjuva devleti kunda¤› faflist çetelerin elinden ald›. O gün sokakta bildiri da¤›tan gençlere yönelik sald›r› bugün bir bütün olarak toplumsal hareketi hedefliyor. 1 Haziran’da yasalaflacak olan yeni TCK bu sald›r›n›n en örgütlü biçimi olarak karfl›m›za ç›k›yor. Haklar› için mücadele etme potansiyeli tafl›yan tüm toplumsal kesimleri hedefleyen bu sald›r› için tüm haz›rl›klar tamamland›. Bir taraftan bu yaflan›rken, öte taraftan da ö¤rencilerden emekçilere kadar tüm toplumsal kesimler üzerinde bir terör estirilerek y›ld›rma operasyonu

tamamlan›yor. Üniversitelerde yaflananlar, E¤itim Sen’in kapat›lmas›n›n kesinleflmesi, farkl› yerellerde ortaya ç›kan bask› operasyonlar›, ancak bir bütünün parçalar› olarak alg›land›¤›nda bir yere oturtulabilir. Burada sözkonusu olan burjuvazinin bugün yaflad›¤› zorluklar ve önümüzdeki dönem için yapt›¤› planlaman›n gereklerinin bir uygulamas›d›r. Ekonominin ne denli iyi gitti¤ini söylerlerse söylesinler önümüzde art›k kolayl›kla fark edilebilen bir kriz dönemi vard›r, bunun kendisi bile burjuva devletin süren fliddetini ve ald›¤› önlemlerin aç›klanmas›n› sa¤layacakt›r. Burjuva ekonomistleri çoktan beridir “krizi aflmak” gibi tan›mlar› bir yana b›rakt›lar. Art›k krizler için tercih edilen s›fat yönetilebilirliktir. Krizlerin kaç›n›lmaz oldu¤u bir durumda da bugün oldu¤u gibi onu yönetilebilir k›lman›n araçlar› yarat›lmaya çal›fl›lacakt›r. Bu bir yandan emekçilerin daha fazla ya¤malanmas›, özellefltirmeler, toplu iflten ç›karmalar, hizmetlerin paral› hale getirilmesi ve benzeri politikalar, bir yandan ise sindirmeye yönelik bask›lar demektir. Güncel planda yaflanan ise her ikisinin de h›z kazanarak uygulanmas›d›r.

G e n ç l i ¤ i

Üniversitelerde sistematik terör uygulamalar› Geçti¤imiz iki hafta içinde üniversitelerin en az yar›s›ndan sald›r› haberleri geldi. ‹stanbul Üniversitesi, Sakarya, Denizli gibi yerlerde faflist sürüler yoluyla yap›lanlar, ODTÜ, Mu¤la ve daha on kadar yerelde soruflturmalarla hayata geçiriliyor. Kocaeli ve Yüzüncü Y›l’da ise devlet güçleri dizginlerinden boflanm›fl bir

3


E k i m G e n ç l i ¤ i

4

hunharl›kla sald›rd›lar. Bizce bu yaflanan son derece örgütlü bir politik hareketin varl›¤›yla aç›klanabilir. Aç›kça bir y›ld›rma harekat›ndan bahsediyoruz. Bunun toplumsal nedenlerine de¤indik. Burada biraz daha bu konuda sonuç al›nabilmesinin önünü açan nedenlerden bahsedece¤iz. Zira sald›r›lar yer yer püskürtülmekle birlikte genel gençlik kitlesini de etkileyecek bir moral zafer henüz kazan›lamam›flt›r. Sene bafl›nda 2004-2005 döneminin önemine vurgu yaparken kastetti¤imiz tam da buydu. Okurlar›m›z hat›rlayacaklard›r, birleflik gençlik hareketi tart›flmas›n›n bu yönünü özel olarak vurgulam›fl ve hareketin parçal› tablosunun afl›lmad›¤› koflullarda yaflanacak olumsuzluklardan bahsetmifltik. Dönemin bafl›nda söylediklerimizi bir kez daha hat›rlatal›m: “...Öncelikle gençlik hareketi aç›s›ndan 2004-05 döneminin önemli bir dönemeç oldu¤unu söyleyelim. E¤er kendi gelifliminin önündeki engelleri temizleyemez, bunlarla devrimci bir hesaplaflma platformu oluflturamazsa, gençlik hareketi bir dönem için geriye düflmekten kurtulamayacakt›r. Bu geriye düflüflü engellemek ve bir ç›k›fl grafi¤i çizmek de olanakl›d›r; bunun için birikmifl imkanlar de¤erlendirilmeyi beklemektedir. As›l sorun, bu görevlere gecikmeksizin yan›t verebilmektir. ‹çinden geçti¤imiz sürecin dönemeç olarak tan›mlanmas›n› iyi kavramak durumunday›z.” Kuflkusuz gençlik hareketi ne tamamen yenilmifl, ne de tüm olanaklar›n› yitirmifltir. Fakat bugün için parçal›l›¤›n bafl›n› çekti¤i zaaflarla geçici bir felçle karfl› karfl›yad›r. Bahsetti¤imiz on ayr› yerele ayr› ayr› bakarsak hiç de yenilgi yaflanmam›flt›r, aksine sald›r› bunlar›n birço¤unda püskürtülmüfltür. Ancak bu kazan›mlar harekete mal edilememifltir. Oysa bugün genele yay›lacak bir moral üstünlü¤ün büyük bir önemi vard›r. Tüm toplumu hedefleyen cendereyi kendi cephemizden yarmak için bu üstünlükten daha iyi bir araç düflünülemez. Yaz›k ki 1 May›s dahil olmak üzere ikinci yar›y›l›n eylemlik süreçleri böyle bir somutluktan uzakt›r. Bunu yaratacak iradi giriflimler ise istenen h›zda yürütülemeyerek, sonuçlar› ancak önümüzdeki dönemde al›nabilecek bir çaba olarak kald›lar. Kuflkusuz bu da bir baflar›d›r; y›llard›r birikmifl sorunlarla muzdarip gençlik hareketini ve alan›n durumunu siyasal tasfiyecili¤in cereyan› ile birleflmifl biçimde iki kere olumsuz bir durum arzeden politik gençlik gruplar›n› harekete geçirmenin k›sa sürmesi zaten mümkün de¤ildi. Fakat hiç bir fley bitmifl de¤il, dönemi asgari kazan›mlarla bitirmenin hala önü aç›kt›r. ‹stenilen sonuçlar› yaratamasa da sorun, bu dönem içinde gençlik gruplar› ile kaydedilen s›n›rl› mesafenin güvence alt›na al›narak önümüzdeki y›l belirleyici ç›k›fllar yapabilmesinin önünü açmakt›r. Burada görüflmelerin de¤il, pratiklerin yaratabilece¤i sonuçlardan bahsediyoruz. Dolay›s›yla dönemi moral üstünlükle kapatabilmemizi ve yaz döneminde de yaslanabilece¤imiz bir eylemlik süreci önümüzde duruyor.

Direnen e¤itim emekçileri ile ortak mücadeleye! Bir di¤er sald›r›, Yarg›tay Genel Kurulu’nun E¤itim Sen’in kapat›lmas› yönünde ba¤lay›c› karar almas› ile belirginleflti. Bir süredir devam eden süreç aç›kl›k kazand›. Yerel mahkemenin tutumu geçersizleflti ve sendika iki seçenekle yüz yüze b›rak›ld›; ya tüzük de¤iflecek ya da sendika resmi olarak kapat›lacak. Bu ikilem sinme ve direnme ikilemidir asl›nda. Dolay›s›yla sorun E¤itim Sen sorunu de¤ildir. Karar›n aç›klanmas›n›n ard›ndan konuya dair çokça yorum yap›ld›. KESK Genel Baflkan› s›fat›n›n a¤›rl›¤›ndan ar›nan Sami Evren, Birgün’deki 27 May›s tarihli köfle yaz›s›nda ibretlik fleyler söylüyor ve tüzü¤ün de¤ifltirilmesi gerekti¤ini aç›kl›yor. Sami Evren’in söylemekten kaç›nd›¤› fleyi biz söyleyelim: Sorun bafltan beri tüzük de¤ildir. Düzenin sald›r›s›n›n hedefi toplumsal muhalefettir. E¤itim emekçilerinin bugünkü tercihi de buna göre belirlenmelidir. Bu sindirme, teslim alma operasyonuna direnilecekse bu ancak fiili meflru mücadele ile olur. Tüzük de¤ifltirilse bile e¤itim emekçilerinin en s›radan eylemleri bask›lar›n hatta kapatma davalar›n›n konusu haline getirilecektir. Daha önce konu ile ilgili yaz›lar›m›zda ö¤renci gençlikle e¤itim emekçilerinin ortak mücadele hatt›n›n nas›l örülebilece¤ini, zemininin nerede oldu¤unu tart›flm›flt›k. Burada bu tart›flmay› yeniden yapmayaca¤›z, art›k sorunumuz bu hatt› hayata geçirmektir. Sadece sendikan›n kapat›lmas›na, üniversitelerde sürdürülen terör harekat›na karfl› de¤il, ama toplumsal muhalefete dönük tüm sald›r›lara karfl› emekçilerle birlikte ortak direnifl alanlar› yarat›lmal›d›r.

Mevziyi direnenler kazanacak! Bugün egemen s›n›f›n bask› ve sindirme harekat›n› püskürtebilmek s›n›f savafl›m›nda bir mevziyi kazanmak anlam›na geliyor. ‹flte bu nedenle Haziran ay› boyunca bu alanda kat edece¤imiz mesafe son derece önemli. Dolay›s›yla gençlik hareketinin istenileni baflaramad›¤› bu e¤itim dönemini moral kazan›mlarla bitirebilmesi, aslolarak da burjuvazinin çabas›n› bofla ç›karabilmek için yo¤unlaflan bir çal›flmaya ihtiyaç var. Böyle bir çal›flma örgütlenebilir ve ortaya ç›kacak ürünler yaz döneminde de¤erlendirilebilirse, bu gerçek bir kazan›m olarak önümüzdeki e¤itim döneminin gündemlerini belirleyecektir. AKP hükümeti yaz için gündemine ciddi bir özellefltirme program› koymufl durumda. Bunu yapabileceklerini sanmalar›n› sa¤layan yaz döneminin bilinen rehavetidir. Ancak biz bugünden güçlü bir haz›rl›kla yaz döneminde rehavetin önüne geçmeli ve hesaplar› tersine çevirmeliyiz.


EE¤€iittiim m SSeenn’’ii kkaappaattm maa kkaarraarr››......

““A Annaaddiillddee ee¤€iittiim m hhaakkkk›› eennggeelllleenneem meezz!!”” ““SSookkaakkttaa kkuurrdduukk,, ssookkaakkttaa ssaavvuunnaaccaa€¤››zz!!””

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E¤itim Sen’in kapatılmaması yönündeki yerel mahkeme kararını esastan bozdu. E¤itim-Sen’in kapatılması istemiyle açılan davanın iddianamesinde, E¤itim-Sen tüzü¤ünün “Sendikanın Amaçları” bafllıklı 2. maddesinin (b) bendindeki anadilde ö¤renime iliflkin ifadenin Anayasa’nın 3. maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Resmi dili Türkçe’dir” hükmüne ve Türkçe dıflında hiçbir dilin e¤itim ve ö¤retim kurumlarında Türkiye Cumhuriyeti vatandafllarına anadilleri olarak ö¤retilemeyece¤ini düzenleyen 42. maddesine aykırı oldu¤u ifade ediliyordu. Böylelikle Genelkurmay güdümlü yarg›n›n ne kadar “ba¤›ms›z” ve ne kadar “siyasetin d›fl›nda” oldu¤u bir kez daha gözler önüne serildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ald›¤› bu siyasi kararla, Türk devletinin Kürt halk›na karfl› y›llard›r yürüttü¤ü inkarc› politikan›n bir nebze olsun de¤iflikli¤e u¤ramad›¤›n› ortaya koymufl oldu. Hiç kuflku yok ki, burjuva devletinin sergiledi¤i rahatl›¤›n gerisinde, dava süresince E¤itim Sen yönetiminin ald›¤› geri ve fiili mücadeleden uzak durma tutumu var ayn› zamanda. Gelinen noktada yapt›¤› aç›klamalarda sadece hukuki süreçten bahsedip, A‹HM’ye ve ‹LO’ya yap›laca¤›n› söyledikleri baflvurular› ön plana ç›karan sendika yönetimi, eylemsel süreçten söz etmemektedir. Henüz aç›ktan ifade edilemese de, tüzük de¤iflikli¤ine gidilmesi hiç de zay›f bir ihtimal de¤ildir. Karar›n aç›klanmas›n›n ard›ndan çeflitli illerde

E k i m

eylemler yap›ld›. Ankara’da uzun bir süreden sonra K›z›lay Meydan›’n›n kullan›lm›fl olmas›na karfl›n ‹stanbul’da yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan kitleden gelen ‹stiklal Caddesi’nde yürüyüfl yap›lmas› talebi sendika yöneticileri taraf›ndan bast›r›ld› ve eylem oturma eylemine çevrildi. Bu karar›n arkas›ndan kitlenin önemli bir bölümünün alan› terketmesi, sendika yöneticilerinin tutumuna yönelik bir tepkinin ifadesidir. Bas›n aç›klamas›n›n s›k s›k “Sokakta kurduk, sokakta kazanaca¤›z” sloganlar›yla kesilmesi de, sedikan›n nas›l sahiplenilebilece¤i konusundaki bilinç aç›kl›¤›n› anlatmaktad›r. E¤itim Sen’e iliflkin karar herhangi bir anti demokratik karar de¤ildir. Susturulmak istenen yüzbinlerce kamu emekçisinin sesidir. Yok edilmek istenen Kürt halk›n›n hakl› ve meflru talepleridir. Bugün E¤itim Sen’i tüm eksiklerine karfl› savunmak, ana dilde e¤itim hakk›n›n engellenemeyece¤ini hayk›rmak yak›c› bir görevdir. Bizler genç komünistler olarak direnen e¤itim emekçilerinin ve mazlum Kürt halk›n›n hakl› ve meflru taleplerinin arkas›nday›z. Düzenin faflist kurumlar› demokrasi ve özgürlük perdesi ard›nda tek vücut olarak sald›rmaktad›r. Tüm devrimci, demokrat ve ilerici güçlere düflen görev ise bu hakl› ve meflru taleplerin arkas›nda durmakt›r. Anadilde e¤itim hakk› engellenemez! Kürt halk›na özgürlük! E¤itim-Sen’i kapatt›rmayaca¤›z!

G e n ç l i ¤ i

Ekim Gençli¤i

5


Heerrkkeessee eeflfliitt,, ppaarraass››zz,, ss››nnaavvss››zz ee¤€iittiim H m hhaakkkk›› iiççiinn… …

Gençlik mücadele alanlar›na!

E k i m G e n ç l i ¤ i

6

ÖSS yaklafl›yor ve 2 milyon genç bu üç saatlik s›nav›n hayatlar› üzerinde yapaca¤› etkilere haz›rlan›yorlar. Herkes bir fleyler tavsiye ediyor; heyecanlanma, panik yapma, fleker al, erken yat, baflka fley düflünme… Bizse çok aç›k baflka bir tutumu öneriyoruz: Soka¤a! Çünkü emekçi s›n›flar›n gençli¤i için gelece¤ini bulaca¤› yer s›nav salonlar› de¤il, mücadele alanlar›d›r. Her sene üniversiteye girebilmek için bu s›nava baflvuran genç say›s› art›yor ve baflar›l› olanlar›n oran› sürekli düflüyor. Elbette bu gerçek grafikte gösterilmese de uçurum emekçi çocuklar›n›n aleyhine geniflliyor ve milyonlarca genç geleceklerinin elinden al›nd›¤›n› görmelerine ra¤men s›nav cenderesi içinde ç›rp›nmaya devam ediyor. Oysa say›lara flöyle kabaca bir bakmak bile bu ç›rp›n›fllar›n nas›l umutsuzlu¤un bir ifadesi oldu¤unu görmeye yetecektir. Geçti¤imiz y›l ÖSS’ye girenlerin say›s› kazananlar›n üç kat›ndan fazlad›r. Dahas›, aç›k ö¤retim ve ön lisans programlar› say›lmazsa, s›nava girenlerin sadece onda birinin bir lisans program›na yerlefltirildi¤i söylenebilir. Bu y›l s›nava 1 milyon 900 bin kifli giriyor. Geçen y›l sadece 192 bin kifli lisans programlar›na yerlefltirilmifltir. Üstelik yerlefltirilen 192.632 ö¤renciden 23.393’ü daha önce üniversite bitirmifltir. 83 141’i ise halen bir yüksekö¤renim program›na devam eden üniversite ö¤rencileridir. Yani liseyi bitirmifl ya da bitirmek üzere olan yaklafl›k 1 milyon ö¤renciden 85 bini üniversiteye girebilecek. Gençlik art›k karar›n› vermek durumundad›r. Bu umutsuzluk tablosu içinde kendisine dayat›lan› kabul mü edecek, yoksa eflitsizlik sistemine karfl› mücadeleyi mi seçecek!

ÖSS’ye harcanan milyarlar ve ÖSS’nin harcad›¤› hayatlar ÖSS sadece gençli¤in s›n›fsal eflitsizli¤ini derinlefltiren bir s›nav olmaktan çoktan ç›km›fl durumda. ÖSS ile birlikte oluflan ve günden güne büyüyen devasa bir ekonomik sektör var. Dershanelerin say›s› ülke genelinde 3 bini aflm›fl durumda. Elbette dershanecilikle s›n›rl› kalmayan bu rant alan› aslolarak bizim gelecek hayallerimiz ve umutlar›m›z›n sömürülmesi ile büyüyor, geniflliyor, güçleniyor. Güçlendikçe de e¤itim sistemi üzerinde söz söyleme yetkisi art›yor. Art›k e¤itim sistemini - kuflkusuz burjuvazinin stratejik yönelimleri dahilinde- belirleyen bizzat bu s›nav rant›n› elinde tutan sermaye çevreleridir. Kazanan› önceden belli s›navlar organize edilmesinin gerisinde bu maskesiz soygun çetesi vard›r. E¤itim sisteminin tüm bileflenleri de bu oyunun irili ufakl› parçalar› haline gelmifllerdir. Sektör öylesine büyümüfltür ki, YÖK bütçesinin üç kat›n› aflm›flt›r. 2004 y›l›nda ÖSS’ye giren 1 milyon 786 bin ö¤rencinin üniversite kap›s›na gelene kadar ÖSS’ye haz›rl›k için yapt›¤› harcama tutar›: (11.779.399.226.206.445) 11,77 katrilyon TL’dir. Bu hesapla kifli bafl›na ÖSS harcamas› ortalama 6.595. 408.301 TL’d›r. Buna ÖSS’nin y›ll›k harcamalar› olan 4.1 katrilyon TL da eklendi¤inde bu rant alan›n›n boyutlar› ortaya ç›k›yor. Buna ra¤men bu say›lar kendi bafllar›na aç›klay›c› de¤illerdir. As›l aç›klay›c› olan ücretlerin açl›k s›n›r›n›n alt›nda oldu¤u bu ülkede y›ll›k gelirini dershaneye veren bir emekçi baban›n s›nav sonuç ka¤›d›na bakarken yaflad›¤› çaresizliktir.


‹flsizlik gerçe¤i karfl›s›nda bu çaresizlik çok kez bir y›l daha dershaneye gitmek, bir y›l daha ayn› ç›rp›n›fl› yaflamak seçene¤ine dönüflmektedir. Böylece bir baflka say›sal gerçek ortaya ç›kmaktad›r: Üniversite s›nav›na girenler ortalama 2.1 y›l dershaneye gitmifllerdir. Yani kazanmak için bundan çok daha fazlas›n› yapabilecek maddi imkanlar gerekmektedir. Zira bu ortalamay› yükselten kesimde dershaneye gitme süresi çok zaman lisenin ilk y›llar›ndan bafllayarak 4-5 y›l› bulmaktad›r. fiimdi tekrar düflünelim, paral› e¤itim tek bafl›na üniversite har(a)çlar› olabilir mi? Hay›r, bu çoktan afl›lm›flt›r. E¤itim halihaz›rda paral› hale gelmifltir ve giderek de pahal›laflmaktad›r. Üniversitelerde har(a)çlar›n 3 bin dolara ç›kar›lmas›n› savunanlar›n tezlerini meflrulaflt›rmak için kulland›klar› argüman da budur. E¤er 3 bin dolar ödenirse üniversite say›s› ve kapasitesi artacak böylece herkes üniversiteye gidebilecekmifl! ‹flte kan emicilerin zihinsel s›n›rlar› ya da gençli¤e tan›d›klar› k›rk kat›r ve k›rk sat›r aras›nda seçme özgürlü¤ü. Gençlik bu tart›flman›n tümüyle d›fl›ndad›r ve art›k tart›flmay› pratikte sonland›rmak için harekete geçme zaman›d›r. Paras›z e¤itim talebi, tüm dershane ve özel e¤itim kurumlar›n›n hemen kapat›lmas› ve ÖSS sisteminin yaratt›¤› sonuçlar›n ortadan kald›r›lmas›n› da içerecek biçimde eylemlerle savunulmal›d›r.

Hayat çoktan seçmeli de¤ildir! Bu ay gençli¤in temel gündemi ÖSS’dir. Sadece lise ve dershane gençli¤i de¤il, üniversiteli gençlik de bu sürecin bir parças› olabilmelidir. ÖSS cenderesinden daha önce geçmifl ve bunun yaratt›¤› y›k›mlar› hala yafl›yor olan üniversite ö¤rencilerinin kendi talepleri için yürütecekleri mücadele ancak ÖSS sorununu kapsad›¤›nda gerçek anlam›n› bulabilir. Çünkü gerçekte ÖSS-YÖK düzeninin ayakta durmas›n› sa¤layan araçlar›n bafl›nda geliyor. ‹flte bu yüzden sorunu liseli gençli¤e daraltmadan ele alabilmeli, gençli¤i bir bütün olarak tutum almaya ça¤›rmal›y›z. Son bir veriden bahsederek bitirelim. Üniversiteye haz›rlanan ö¤rencilere hayatlar›nda üniversite girifl s›nav›ndan daha önemli bir fley olup olmad›¤› sorulmufl. Evet diyenlerin oran› sadece %23.7. Öyleyse bir bütün olarak gençli¤in de ÖSS’yi ortadan kald›rmaktan daha önemli bir politik gündemi yoktur. Yaflam›n çoktan seçmeli b¤ir s›nav olmad›¤›n› bilenler için eflit, s›navs›z, paras›z e¤itim hakk›, sokaktaki kavgadan geçmektedir.

E k i m G e n ç l i ¤ i

7


ÖSS maratonu bafllad›! 19 Haziran Pazar günü binlerce ö¤renci ayn› yar›fla girecek. Kiflisel ç›karlar› ön planda tutan, rekabet iliflkisine dayanan mevcut sistem, toplumun her kesimine biçti¤i “yar›fl” misyonunu e¤itim alan›nda da ÖSS ile gençlere yüklüyor. Bilim ve özgür düflünce ad›na al›nmas› gereken e¤itim bugün, “yaflamak için para, para için iyi bir meslek, iyi bir meslek için iyi bir üniversite, iyi bir üniversite için ÖSS, ÖSS için dershane, ÖSS için iyi bir lise, iyi bir lise için LGS...” diye uzay›p giden bir liste olarak karfl›m›za ç›k›yor. Senelerdir ayn› mant›kla büyütülen yüzbinlerce ö¤renci, eflitsiz koflullarda ayn› s›nava tabi tutuluyor.

E k i m G e n ç l i ¤ i

8

ÖSS kimi muhatap al›yor? ÖSS’nin tam anlam›yla bir eflitsizli¤e dayan›yor oldu¤u su götürmez bir gerçek. Ezbere dayal›, gereksiz, birbiri ile ba¤lant› kurulamayan konularla u¤raflt›r›l›yor olmaktan kaynakl›, ÖSS’ye haz›rlanan bir gencin s›nav› baflarabilmesi ne çok zeki olmas›na, ne de sabahlara kadar çal›flmas›na bak›yor. Her sene belli konulardan ç›kacak olan soru tarz›n› hangi pratik yoldan daha k›sa çözece¤ine, soruyu ne kadar h›zl› okuyup okuyamad›¤›na, fl›klar aras›nda gelip giderken ne kadar az yoruldu¤una bak›yor. 3 saatlik zaman diliminde adeta yar›fl at› gibi koflturuluyorsun ve ÖSS’nin mant›ks›z mant›¤›n› kavrayabildi¤in ölçüde puan al›yorsun. Bundan dolay› dershaneler var ve ÖSS’nin takti¤inin verildi¤i bir dershaneye gidemeyen bir ö¤rencinin baflarma flans› çok az Bugün lise son s›n›f ö¤rencisini ÖSS’ye haz›rlaman›n karfl›l›¤› olarak 2,5-3 milyar isteyen dershanelerin kap›lar›n›n bu paray› verebilecek tuzu kuru zengin çocuklar›na aç›k oldu¤unu, yani asl›nda ÖSS’nin kimleri muhatap ald›¤›n› görebiliyoruz. Bir de ailesi bu paray› bin bir türlü s›k›nt›y› göz önüne alarak, çocu¤um kendini kurtars›n diyerek vermek mecburiyetinde kalm›fl bir gencin omuzlar›na binen yükün a¤›rl›¤›n› düflünelim. Ailesine karfl› duydu¤u sorumlulu¤un yan›nda test kitaplar› ve çözmesi gereken binlerce soru, bitirmesi gereken onlarca konu aras›nda; de¤il yan› bafl›nda sürüp giden savafl›, ülkesini, insan›n›n yoksullu¤unu, kendini bile düflünecek zaman b›rak›lm›yor ona. Bu düzenin de istedi¤i bu de¤il midir? ‹nsan› topluma, kendine yabanc›laflt›rmak, duyars›zlaflt›rmakt›r amac›. Dershaneler de kendi aralar›nda rekabet halinde olmalar›ndan dolay›, ö¤rencilerini bir reklam unsuru olarak

görüp, onlara kâr sa¤lay›c› bir araç olarak yaklafl›yorlar. Maddi gücü olmayan ama baflar›l› bulduklar› ö¤rencileri indirimli ya da ücretsiz kay›t etmekten geri durmuyorlar. Bunun bafl›n› çeken FEM gibi dershaneler ise kendilerine farkl› misyonlar yüklüyor. Ö¤rencilerin evlerine gidip aileleriyle tan›flmak, “çocu¤unuza s›nav› kesin kazand›raca¤›z” sözlerini pazarl›k arac› yaparak, çocuklar›n kendi yurtlar›nda (yurt ücreti de yine dershane ücretine yak›n) kalmas› için aileleri ikna etmenin ard›ndan genci tamamen kendi ortamlar›na çekip, tüm sosyal yaflamdan uzaklaflt›rarak hizmet ettikleri anlay›fla katmaya çal›fl›yorlar. Kafalar›ndaki gerici düflünceyi bask›c› kanallarla empoze etmeye çal›flt›klar› kesim ço¤unlukla s›n›fsal konumundan kaynakl› zorluklar yaflayan emekçi çocuklar› oluyor. Bir de yoksul iflçi mahallelerinden merkezlerdeki dershanelere zar zor gidebilme imkan› bulmufl gençlerin burjuva çocuklar› aras›nda duymas› gereken s›n›f kini özentiye yol açabiliyor, sisteme duymas› gereken öfke aileye yönelebiliyor. Aç›kças› ÖSS her unsuruyla düzeni beslemeyi çok iyi baflar›yor. Ama gerçek ço¤unlukla de¤iflmiyor. Bu sene de, Fen ya da Anadolu Lisesi ç›k›fll› olan, dershaneye giden, özel ders alan ö¤renciler bu yar›fl› burun veya kafa fark›yla önde bitirecek; kendi k›s›tl› imkanlar›yla haz›rlanmaya çal›flm›fl düz lise veya meslek lisesi ç›k›fll› ö¤renciler ise birkaç boy arkada kalacak. Bu düzen de¤iflmedi¤i sürece bu gerçeklik de de¤iflmeyecek.

a, b, c, d, e Ayn› genç s›nav› kazanman›n sorunlar› çözmedi¤i gerçe¤inin fark›na üniversite kap›s›na geldi¤inde de varacak. Harç paras›, yaz okulu ücreti derken tüm yorulmufllu¤unun karfl›s›na yine yeni rakipler, yeni rekabet alanlar› ç›karacaklar. Çan e¤risine tabi tutulmak, formasyon hakk› alabilmek, LES... Ve sonras› için kendini bekleyen gelecek kayg›s›... Y›llarca verdi¤i u¤rafl›n ard›ndan iflsizlik... Bize sunulan seçeneklerin hiçbirinin bir fley kazand›rmad›¤›, aksine çok fley kaybettirdi¤i aç›k. Burada alternatif fl›kk› düzenle mücadelenin yan›nda olmak olarak koymal›y›z. Düzenin bizi bizi oyalayarak apolitize etmeye çal›flt›¤› ÖSS‘ye, eflitsizli¤e, paral› e¤itime, dayatt›¤› geleceksizli¤e, tüm çürümüfllü¤üne ve yozlu¤una karfl› gençli¤in mücadele saflar›na kat›lmaktan baflka bir çözüm yolu yoktur.

T. Serj


‹ sstta ‹ an nb bu ull Ü Ün nii v ve er rs siitte es sii’’n nd de e y ya az z o ok ku u lllla ar r›› p pa ar ra all ›› ha h alle e g ge ettiir rii lliiy yo or r!!

Herkese her düzeyde paras›z e¤itim hakk›! ‹stanbul Üniversitesi’nde e¤itimin ticarilefltirilmesi politikalar›na uygun olarak at›lan ad›mlara bir yenisi daha eklendi. Bu seneden itibaren yaz okullar›n›n paral› hale getirilmesiyle, ‹stanbul Üniversitesi yönetimi dengi üniversitelerle bu alanda yürüttü¤ü yar›flta aray› bir miktar olsun kapatabilmeyi amaçl›yor. Bugüne dek birçok üniversitede h›zl› bir biçimde yaflanan neo-liberal politikalar do¤rultusunda yeniden yap›land›rma süreci, ‹stanbul Üniversitesi’nde, di¤er üniversitelere oranla görece güçlü olan ö¤renci muhalefetinin direnci nedeniyle zamana yay›larak uygulanmaya çal›fl›lm›fl, dahas› birçok üniversitede kan›ksanm›fl olan uygulamalar ‹stanbul Üniversitesi’nde dillendirilememifltir. Ancak geride b›rakt›¤›m›z birkaç sene içerisinde gençlik hareketinin hem genel planda yaflad›¤› daralma, hem de ‹stanbul Üniversitesi özelinde yaflanan geri çekilme, neo-liberal sald›r›lar için uygun bir zemine dönüflmüfl ve bu hedefe yönelik uygulamalar için h›zl› bir biçimde harekete geçilmifltir. Yaz okullar›n›n paral›laflt›r›laca¤›na dair söylentilerin üniversite içerisinde yay›lmas›yla beraber, ö¤renciler aras›nda bu konuya iliflkin gözle görülür bir tepki olufltu. Üniversitenin çeflitli fakültelerinde h›zl› bir biçimde toplant›lar örgütlenmesi karar› al›nd›. ‹lgili karar›n Resmi Gazete’de

yay›nlanmas›yla beraber, toplant›lara dönük ilgi artt›. Bu süreçte, Fen Edebiyat Fakültesi’nde 150, Merkez Kampüs’te 80, Avc›lar Kampüsü’nde 40 kiflilik toplant›lar örgütlendi. Toplant›lar hem kat›l›m aç›s›ndan sene içerisinde örgütlenen di¤er toplant›lara oranla geniflti, hem de yap›lan tart›flmalar›n bir sonuca ba¤lanm›fl olmas› aç›s›ndan anlaml›yd›. Tart›flmalar sonucunda her fakültede “yaz okullar›n›n paral› hale getirilmesinin, e¤itim hakk›n›n paras›z olmas› gereklili¤i ile çeliflti¤ini düflünüyorum” ifadesinin yer ald›¤› dilekçeler toplanmas›, yayg›n afifl yap›lmas› ve ard›ndan dilekçelerin rektörlü¤e verilece¤i bir eylemin örgütlenmesi karar› al›nd›. Ancak bu gündemin okullar›n kapanmas›na yaln›zca üç hafta kala ortaya ç›kmas› ve toplant›lar›n örgütlenmesinin ise ilk haftan›n temel çal›flma konusu olmas› nedeniyle, çal›flmalar›n her fakültede ba¤›ms›z unsurlarla ortak yürütülmesine karfl›n kurumsal bir yap›ya büründürülememesi sorunu ortaya ç›kt›. Al›nan kararlar do¤rultusunda h›zl› bir biçimde dilekçe toplanmaya ve yayg›n afifl yap›lmaya baflland›. Fen-Edebiyat Fakültesi’nde 2900, Merkez Kampüs’te 3000, Avc›lar Kampüsü’nde 4000, Cerrahpafla ve Çapa T›p Fakülteleri’nde 1700 ve Orman Fakültesi’nde 400 dilekçe, yani toplamda ‹stanbul Üniversitesi’nde k›sa bir zaman diliminde 12.000 dilekçe toplanm›fl oldu.

E k i m G e n ç l i ¤ i

9


E k i m G e n ç l i ¤ i

10

Fen-Edebiyat Fakültesi ve Merkez Kampüs ö¤rencileri 18 May›s günü dilekçelerin teslimiyle sonlanacak bir bas›n aç›klamas› karar› ald›lar. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan rektörlü¤e yürüyüfl yap›ld›. Rektölü¤ün “temsilciler gelsin” dayatmas› karfl›s›nda, rektörlükle temsilciler baz›nda görüflme yapmayacaklar›n› aç›klayan ö¤renciler, rektörün afla¤›ya inmesini ve aç›klama yapmas›n› istediler. Rektör gelmeyince dilekçeler teslim edilmedi ve eylem alan›nda bir sonraki hafta 24 May›s günü, tüm ‹stanbul Üniversitesi Kampüsleri’nden kat›l›m›n olaca¤› ve dilekçelerin toplu bir biçimde teslim edilece¤i bir bas›n aç›klamas› düzenlenece¤i söylenerek eylem bitirildi. Bu eyleme yaklafl›k 280 ö¤renci kat›ld›. 24 May›s gününe kadar her yerelde eylemin ön çal›flmas› yap›ld›. Eylem günü Merkez Kampüs ö¤rencileri ana kap›dan ç›kacak, di¤er kampüslerse Fen-Edebiyat Fakültesi’nden yürüyüfle geçecekti. ‹ki grup ana kap›n›n önünde buluflup, bas›n aç›klamas›n› gerçeklefltirecek, ard›ndan hep beraber Merkez Kampüs’e dönülüp, rektörlü¤e yürünecekti. Ancak eylemin bafllad›¤› ilk andan itibaren polis ve rektörlük iflbirli¤i, eylemi engelleyebilmek için akla gelmedik yollara baflvurdu. Merkez Kampüs ö¤rencilerinin ana kap›dan ç›kmas›na rektörlükçe izin verilmedi. Gerekçe olaraksa, “... sonra iki grup buluflup okula geri dönmeye kalkacak. Bugün için karar ald›k. Üniversiteye di¤er fakülteleri sokmayaca¤›z” denildi. Bunun üzerine ana kap›n›n d›fl›nda kalan güçler oturma eylemine bafllad›. Yaklafl›k bir saat kadar beklenilmesine karfl›n, sloganlar neredeyse hiç dinmedi. Bekleme süresi uzad›kça ö¤rencilerin tepkisi art›yor, sloganlar yaz okulu sorununu aflarak, polis idare iflbirli¤inin teflhirini öne ç›kart›yordu. Bekleme süresi içerisinde rektörlükle yap›lan görüflmeler sonunda, kap›n›n ancak, üniversiteye geri dönülmemesi flart›yla aç›laca¤› söylendi. Bu, “okulun d›fl›na ç›kars›n›z, ama bugün bir daha geri dönemezsiniz” demekti, baflka bir deyiflle, “bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan eylem aç›s›ndan planlad›¤›n›z k›sm› hayata geçirmenizi engellemekte kararl›y›z” anlam›na geliyordu. Rektörlü¤ün tutumu eyleme kat›lan ö¤rencilere aç›kland›, ikinci bir görüflme yap›l›p bu çözümün kabul edilmedi¤ini ifade etmek kararlaflt›r›lm›flken, art›k beklemenin de etkisiyle iyice gerilmifl olan kitle, iki ö¤renci grubunu birbirinden ay›ran kap›y› k›rd› ve d›flar›da kalan kitle, ak›n ak›n ve coflkulu

sloganlarla içeri akt›lar. 500’e yak›n ö¤rencinin rektörlü¤e do¤ru yürüyüfle bafllamas› üzerine, rektörlü¤ün ÖGB’lerince derhal kap›lar kapat›ld›. Okulun güvenlik görevlilerinin yüzlerinden panik ve flaflk›nl›k okunuyordu. Ö¤rencilerce at›lan bu ad›m güçlü bir iradeye iflaret ediyordu ve bunun üzerine rektörlük ö¤rencilerin karfl›s›na muhatap olarak emniyet güçlerini ç›kartt›. Okulun içine dek çevik kuvveti soktu. Ö¤renciler cephesinde art›k en ufak bir meflrulu¤u kalmam›fl olan rektör, ç›rp›n›fllar içerisindeydi. Ö¤renciler dilekçeleri teslim etmemeye ve rektörlü¤ün kap›s›na b›rakmaya karar verdi. Rektörlü¤ün önüne at›lan dilekçelerin ard›ndan 500 kifli üniversiteden toplu bir biçimde ayr›ld›. Bu eylem, eylemi engellemeye dönük at›labilecek ad›mlar›n önceden öngörülememesi aç›s›ndan haz›rl›ks›zl›¤›na karfl›n, ‹stanbul Üniversitesi’nde son bir y›l içerisinde gerçekleflen en coflkulu ve militan eylemdi. Ortaya ç›kard›¤› güçlü irade, önümüzdeki günler aç›s›ndan güçlü bir moral ve motivasyonu da beraberinde üretti.

Çal›flman›n sorun alanlar› üzerine Çal›flman›n temel sorun alan› olarak karfl›m›za ç›kan kurumsallaflma sorunu, çal›flma içerisinde yer alan devrimci gençlik örgütlenmelerinin müdahalelerindeki zay›fl›¤› ve bu tür çal›flmalara iliflkin perspektiflerindeki s›n›rl›l›¤› ortaya ç›kart›yor. Aç›k ki yaz okulu çal›flmas› kurumsal bir kimlikle yürüyebilse, çal›flmalara ilgi duyan ö¤rencilerin katk› sunabilme kanallar› geniflleyece¤i gibi, çal›flman›n etkisi de bugünden daha güçlü olabilecekti. Ancak flu an kendili¤indencilik s›n›rlar› etraf›nda dolan›l›yor ve bunu aflmaya dönük neredeyse hiçbir ad›m at›lm›yor. Tüm bu sorunlar›n gerisinde, üniversitenin art›k fiilen kapand›¤› ve finallerin bafllad›¤› gerçe¤i yat›yor elbette. Üniversitede bir çal›flma yürütmek imkans›z de¤il elbette,


ancak iki buçuk haftal›k bir yaz okulu çal›flmas›n›n biriktirdi¤i deneyimlere s›rt›n› dayayabilen sistemli ve kurumsal bir çal›flma örebilmek için s›nav dönemi oldukça verimsiz bir dönem. Yaz okuluna kay›t döneminde geliflebilecek tepki ise, ancak haz›rl›kl› karfl›land›¤› ölçüde güçlenebilecektir. Bir di¤er sorun alan› ise, üniversitenin yerel gündemleriyle ba¤lant›l› hareketli süreçler oldu¤unda siyasal örgütlenmeler cephesinden daha belirgin biçimde d›fla vurulan e¤ilimler. Militan dar eylemliklerle sürecin seyrini de¤ifltirebilme umudu, bir eylemin baflar› ve baflar›s›zl›¤›n› buradan tart›flma al›flkanl›klar› nüksediyor. Devrimci gençlik örgütlenmeleri tüm süreci eylem biçimlerine kilitlenmifl bir biçimde tart›fl›rlarken, maalesef çal›flma tarz›, çal›flman›n politik söylemi, temel taleplerinin tart›fl›lmas› söz konusu oldu¤unda, bunlarda ve dahas› çal›flman›n örülme aflamas›nda ortaya konulan emekte edilgen kal›yorlar. Dolay›s›yla koskoca bir süreç bir günlük eylemle de¤erlendiriliyor ve bu de¤erlendirmeler içerisinde de çal›flman›n tümüne karfl› bir kay›ts›zl›k göze çarp›yor. Bu kay›ts›zl›k, reformist gruplarca çal›flmada do¤allaflt›r›lmaya çal›fl›lan kendili¤indenci hatt› beslemekten baflka bir ifle yaram›yor. ‹ki yönlü bir iliflki söz konusu bu noktada. Çal›flman›n toplam›na olan ilgisizlik ve emek sürecindeki katk›s›zl›k, reformistlerin çal›flmay› kurumsallaflt›rma noktas›nda ayak diremelerinin k›r›labilme aflamas›na ya da çal›flman›n paralel farkl› gündemlerle birlefltirilmesi çabalar›na da katk›s›zl›¤› ve ilgisizli¤i içinde bar›nd›ryor. Yaz okulu süreci, üniversitenin kapanmas› dolay›s›yla en az›ndan yaz okullar›n›n kay›t dönemine dek noktalanm›fl oldu. Ancak sorun alanlar›n›n tart›fl›lmas› önümüzdeki sene aç›s›ndan önem tafl›yor. Zira üniversitenin kap›lar›na konulan turnikeler, ‹stanbul Üniversitesi’nin bir sonraki döneminin temel gündemini bugünden belirlemifl durumda. Bu çal›flma içerisinde kendili¤indecili¤in ve ço¤unlukla apolitizme varan sekterli¤in önüne geçmek için var gücümüzle çal›flaca¤›z. Nitekin bunun ilk ad›mlar› at›ld› ve çal›flma yerellerde bir bafllang›ç niteli¤i tafl›yan toplant›larla daha kurumsal bir biçime sokulmaya çal›fl›ld›. fiimdi at›lan bu ilk ad›mlar› kurumsallaflt›rmak ve birleflik bir mücadelenin ön ad›mlar› haline dönüfltürmek sorunu önümüzde durmaktad›r.

Ekim Gençli¤i/‹stanbul Üniversitesi

Paral› e¤itime geçit vermeyece¤iz! Yaz okulu ücretleri kald›r›ls›n! Yaz okulunun paral› hale getirilmesine karfl› üç haftad›r yo¤un bir çal›flma yap›l›yor. Ekim Gençli¤i olarak ön haz›rl›¤› güçlü bir toplant› gerçeklefltirmek aç›s›ndan dört güne yay›lan bir çal›flma planlam›flt›k. Fakat baflka bir grubun daha erken tarihli bir toplant› duyurusunu yapt›¤›n› ö¤renince, bu toplant›ya kat›larak çal›flmalar› ortaklaflt›rm›fl olduk. K›sa zaman içinde örgütlenen bu toplant›ya örgütlü insanlar d›fl›nda kimse kat›lmam›flt›. Toplant› duyurusunu yapan arkadafllar›n ilk ben yapt›m mant›¤›yla hareket ederek erken tarihli bir toplant› yapmas› bunun bafll›ca nedeniydi. Toplant›da dilekçe kampanyas› düzenlenmesi, her fakülte önünde dilekçe masalar›n›n aç›lmas›, tüm okulu dolaflarak alk›fll› eylemler yap›lmas› vb. kararlar al›nd›. Toplant›n›n ertesi günü yaz okulunu paral› hale getirmesiyle ilgili afifller as›ld› ve dilekçe masalar› aç›ld›. Ö¤rencilerin bafllat›lan çal›flmaya ilgileri yo¤undu. K›sa süre içinde 4 binden fazla imza topland›. Ücretli yaz okulu karfl›t› tepkiyi eyleme dökebilmek için ilk hafta yemekhanede alk›fll› eylemler yap›ld›. Ertesi hafta boyunca ise tüm okul alk›fllar, ›sl›klar ve sloganlarla dolafl›ld›. Fakülte önlerinde kantinlerde, yemekhanede konuflmalar yap›ld›. Ö¤rencileri paral› yaz okulunu alk›fllarla protesto etmeye ça¤r›ld›. Okulun dolafl›lmas›na elliye yak›n ö¤renci kat›l›rken, geçilen yerlerde alk›fllarla destek sunuyordu. Dilekçeler toplan›rken ö¤rencilere sürekli tek bafl›na dilekçelerle sorunun çözülemeyece¤i, bu dilekçelerin arkas›nda durman›n önemi vurguland›. Bunun için de Beyaz›t’taki ö¤rencilerle birlikte dilekçelerin topluca rektörlü¤e götürülece¤i propagandas› yap›ld›. Bir haftal›k çal›flman›n ard›nda aç›k bir toplant› örgütlendi. Toplant›n›n duyurusu yap›lan 13. Geleneksel Bahar fienli¤i’nde de yap›ld›. Oluflturulan etki sayesinde toplant›ya 60‘a yak›n ö¤renci kat›ld›. Toplant›da yaz okulunun paral›laflt›r›lmas›na karfl› neler yap›laca¤› tart›fl›ld›. Toplanan dilekçelerin 24 May›s günü Beyaz›t’taki arkadafllarla birlikte rektörlü¤e götürülmesi kararlaflt›r›ld›. 24 May›s’ta dilekçeleri rektörlü¤e götürülmeden önce okulu dolafl›p Beyaz›t’a do¤ru yola koyulduk. Üç haftal›k bir çal›flmaya ra¤men dilekçeleri rektörlü¤e götürmeye Avc›lar Kampüsü’nden yaln›z 45 kifli kat›ld›. ‹lkin Edebiyat Fakültesi’ne u¤rayarak buradaki arkadafllar›m›zla birlefltik. Ard›ndan Beyaz›t’a do¤ru yürüyüfle koyulduk. Avc›lar Kampüsü’nde 4 binden fazla imza toplanmas›, aç›k duyurulu toplant›ya, alk›fll› eylemlere 60’a yak›n ö¤rencinin kat›lmas›na ra¤men Beyaz›t’a yaln›z 45 kiflinin gitmesi düflündürücüydü. Bunun en büyük nedenlerinden biri y›llard›r mücadeleden uzak durmufl apolitik bir ö¤renci kitlesinin varl›¤›n›n yan› s›ra çal›flmalarda al›nan kararlara s›radan ö¤rencilerin kat›lamamas› oldu. Yaz okulu çal›flmalar›ndaki di¤er bir sorun da, salt ekonomik taleplere s›k›flmas›yd›. Oysa okulda yaflanan di¤er güncel sorunlarla ba¤lant› kurulabilseydi (turnikeler, yetkili mühendislik vb.), bu sald›r› üzerinden e¤itim sisteminin sorgulanmas› sa¤lanabilir; nas›l bir e¤itim istendi¤i, bunun önündeki engeller, kapitalist düzenin bunda oynad›¤› rol üzerinden politikleflmenin önü aç›labilir, daha genifl bir ö¤renci kitlesine ulafl›labilirdi.

E k i m G e n ç l i ¤ i

Ekim Gençli¤i/‹Ü Avc›lar

11


Ekonomi t›k›r›nda m›?

E k i m G e n ç l i ¤ i

12

Bugünün konjonktüründe, Türkiye ekonomisinin düze ç›kmak üzere oldu¤u, IMF’nin ve Dünya Bankas›’n›n yöneticilerinden övgü ald›¤› ve yeni kredilerin yolunun aç›ld›¤› söyleniyor. Öte yandan uluslararas› finansal kurulufllar taraf›ndan verilen her yeni kredi yüklü “ev ödevleri”ni de beraberinde getiriyor. Son olarak, May›s ay› bafl›nda IMF ‹cra Direktörleri Kurulu taraf›ndan yeni stand-by anlaflmas›n›n kabul edilmesiyle sosyal güvenlik reformu, bankac›l›kla ilgili yasa tasar›lar› vb. düzenlemelerin Haziran sonuna kadar TBMM’den geçirilmesi taahhüdünde bulunuldu. Al›nan 10 milyar dolarl›k kredi ile yeni ekonomik ve siyasal düzenlemeler ve halihaz›rda temellerinin at›ld›¤› iddia edilen, daha düzgün iflleyen bir Türkiye ekonomisinin oluflmas› öngörülüyor. Öte yandan, daha yak›ndan incelendi¤inde görülecektir ki, yaz›l› ve görsel medyada iddia edildi¤i gibi düzgün bir ekonomi ne halihaz›rda vard›r, ne de yap›sal-sistemsel köklü de¤iflimler, alt-üst olufllar yaflanmad›¤› sürece varolmas› sözkonusudur. Türkiye ekonomisinin gelece¤inin uluslararas› sermayeye neredeyse bütünüyle teslim edildi¤i bu dönemde, ekonomi daha da k›r›lganlaflm›fl, krizlere yatk›n hale gelmifltir. Dahas›, uluslararas› ve yerel sermayenin IMF ve Dünya Bankas› güdümünde uygulad›¤› programlar emekçilerin tüm geçmifl kazan›mlar›n› ad›m ad›m tasfiye etmeyi amaçlamaktad›r. Sözkonusu programlar›n hedefinin sosyal güvenlik sistemi, e¤itim, sa¤l›k vb.’deki hizmetlerin metalaflt›r›lmas›, giderek özellefltirilmesi oldu¤u art›k herkesçe bilinen bir gerçektir. Yap›sal uyum programlar›, di¤er azgeliflmifl ülkelerde oldu¤u gibi, 1980’lerin bafl›ndan beri IMF ve DB güdümündeki politikalar bütünü olarak flekillendi. Bu politikalar, 1990’lar›n bafl›nda bu iki kurumun amaçlar›ndaki uyumu da ifade eder tarzda Washington Mutabakat› (Washington Consensus) ve ard›ndan Washington Mutabakat› Sonras› (Post-Washington Consensus) olarak an›lmaya bafllanm›flt›. Bu oluflumlar küresel düzeyde kapitalizmin yeniden yap›lanmas›n› sa¤layan iktisadi ve sosyal politikalar ve uymakla yükümlü olunan zorunlu yap›sal hedefler olarak sunuldu. Birinci ve ‹kinci Kuflak Yap›sal Reformlar olarak an›lan bu politika dayatmalar›nda, “birinci kuflak düzenlemeler ekonomiyi daha fazla öncelemekte ve ulus devletlerin piyasalar›n› küresel kapitalizmin piyasa kurallar›na s›n›rs›zca açmalar›n› öngörmekteydi”. Ticaretin ve sermaye hareketlerinin ülkeler aras›nda serbestlefltirilmesi birinci kuflak politikalar›n›n çerçevesini oluflturmaktayd›. ‹kinci kuflak reformlarla birlikte ise her ülkenin kendi kurumsal ve hukuksal yap›lar› küresel düzenlemelere ve

standartlara tabi k›l›nm›flt›r. Böylelikle, ‘küresel sermayenin hukuku’ dünya çap›nda yayg›nlaflt›r›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Sermaye küresel çapta, alt ve üstyap› kurumlar›yla, bir bütün olarak, kendini var etmek istemifltir. Tüm bu yaflanan süreç 2000’li y›llar›n ortas›nda, gelinen yerde de kendini belli etmektedir. Ard› arkas› kesilmeyen gözden geçirmelerle Türkiye iktisadi ve siyasal hayat› uluslararas› finansal kurulufllar ve daha genelde sermaye kesimi taraf›ndan denetlenmekte ve bu projeler uyar›nca yönetilmektedir. Ancak bu iktisadisiyasi hayat›n iddia edildi¤i üzere olumlu bir tabloya tekabül etmedi¤i aç›kt›r. Birincisi, ve varolan tablonun en vahim göstergesi, iflsizlik verilerinde gözlenmektedir. Türkiye, standart teknolojiler ve ucuz iflgücü ile üretimde uzmanlaflmaya, “ihracata dayal› büyüme stratejisi”ne devam etmektedir. D›fl ticarette bu tarz uzmanlaflma, ihracatta rekabet gücünün korunmas› ad› alt›nda iflgücü maliyetlerinin sürekli bask› alt›nda tutulmas›n› gerektirmektedir. Bu tablo, s›n›flar aras› gelir bölüflümünü görülmemifl boyutlarda sermaye lehine çevirmekte, iflsizlik ve kay›t-d›fl› istihdam›n da birer manivela olarak kullan›lmas›n› do¤urmaktad›r. ‹flsizlik, resmi verilere göre tahminen %45’lerde seyreden (bkz. Kat›l›m Öncesi Ekonomik Program, D‹E) kay›t d›fl› istihdam›n bafll›ca sebeplerindendir. Yüksek iflsizlik oran› çal›flma flartlar›n› esneklefltirmekte, ücretleri bast›rmakta ve iflçileri kay›t d›fl›nda –sendikas›z, sosyal güvencesizçal›flmaya zorlamaktad›r. Dahas›, Türkiye burjuvazisi taraf›ndan bir övünç kayna¤› haline getirilen ekonomik büyümenin istihdam yaratmad›¤›; bu yapay büyümenin tüketim harcamalar›, stok art›fllar› ve spekülatif –finansal- kaynakl› oldu¤u anlafl›lmaktad›r. 2000’li y›llar›n bafl›ndan beri resim rakamlara göre %10’un üzerinde bir seyir izleyen iflsizlik oran›n›n gösterdi¤i olumsuz tablo iflgücüne kat›l›m oran›ndaki düflüfl ve eksik istihdam da göz önüne al›nd›¤›nda daha da perçinlenmektedir. ‹flgücüne kat›l›m oran›ndaki düflük ortalama, ifl bulma olanaklar›n› yitiren ve umudu k›r›lan nüfusun boyutlar›n› göstermektedir. Mart 2005’te Ba¤›ms›z Sosyal Bilimciler taraf›ndan yay›nlanan raporun da iflaret etti¤i üzere, “2002 ve 2003’te toplam istihdam›n y›l ortalamas› de¤erleri bir önceki y›la göre, s›ras›yla, 170 bin ve 207 bin kifli daralma göstermektedir. Söz konusu daralman›n iflsizlik oran›nda daha büyük çapl› bir art›fla yol açmamas› ise iflgücüne kat›l›m oran›ndaki gerilemeden kaynaklanm›flt›r.” (s.23-24). Tüm bunlara ek olarak, geçmifl befl y›ll›k dönem boyunca özellikle sanayi sektörü daha yüksek bir üretim


düzeyi tutturmay›, daha az iflçiyi daha fazla çal›flt›r›p daha az reel ücret ödeyerek sa¤lam›flt›r. Nitekim “imalat sanayiinde istihdam edilen çal›flanlar için ortalama çal›flma saatlerindeki de¤iflim hesaplan›rsa 2002 y›l›nda ortalama çal›flma saatinin %1.4, 2003 y›l›nda %0.2, 2004 y›l› ilk dokuz ayl›k dönemi için de %1.9 oran›nda artt›¤› görülür.” (a.g.y., s.27). Baflka bir deyiflle; üretim ve s›kl›kla bahsedilen üretkenlik art›fl›, yeni teknolojiler vb. yat›r›mlar sayesinde de¤il, yukar›daki bask›lar sonucunda yarat›lan iflçi verimlili¤indeki art›flla sa¤lanm›flt›r. Böylece, ekonomik büyüme iflçilerin refah›na bir katk› yapmam›fl; tersine, ücretlerin bask›lanmas› sonucu al›m gücünü azaltm›fl, yoksullu¤u art›rm›flt›r. Ekonomik performansa iliflkin di¤er bir önemli veri cari ifllemler a盤›d›r. Öztin Akgüç’ün verilerine göre Türkiye cari aç›k veren ülkeler s›ralamas›nda ilk yediye girmektedir (Cumhuriyet, 13 May›s 2005). 9 May›s 2005’te Milliyet’te yay›nlanan habere göre, y›l›n ilk üç ay›nda rekor düzeyde gerçekleflen cari ifllemler a盤› bu y›lki toplam cari a盤›n 18 milyar dolar› aflaca¤›n› göstermektedir. Ekonominin bu flekilde sürdürülebilir oldu¤unu iddia etmek ise ya bofl bir hayalcililik ya da bir göz boyama çabas›ndan öte bir fley de¤ildir. Ekonominin büyük cari ifllemler a盤› verdi¤i dönemler genel olarak bir krizle sonuçlanmaktad›r. Cari a盤›n yüksek oldu¤u 2000 senesi, 2000 Kas›m ve 2001 fiubat ekonomik krizleriyle sonuçlanm›fl; ekonomik göstergelerdeki bu bozulmalar›n faturas› ise emekçilere ç›kar›lm›flt›r. Sorunun daha da kritik olan yan›, cari ifllemler a盤›n›n nas›l finanse edildi¤idir. Cari ifllemler a盤›n› finanse etmek için d›fl borç al›nmakta, bu da ekonomiyi yaln›zca k›sa vadeli de¤il uzun vadede de etkilemektedir. Baflka bir deyiflle, krizler k›sa vadeli silkelenme dönemleri de¤il; fakat bu borç alma-borç çevirme mekanizmas›n›n da yol açt›¤› üzere, sürekli kendini tekrar eden yap›sal bir niteli¤e sahiptir. Kapitalizmin yap›sal,

içinden ç›kamad›¤› krizleri Türkiye gibi az geliflmifl ülkelerde, saplan›lan borç bata¤›ndan dolay› kendini daha derinden hissettirmektedir. Tablo 1’den de görülece¤i gibi, Türkiye, düflük ve orta gelir grubunda dünyan›n en yüksek borçlu ülkeleri aras›nda ön s›ralarda yer almaktad›r. 2004 y›l›nda da Türkiye’nin d›fl borç stoku art›fl› sürmüfl, %11.0 oran›nda art›flla 2004 y›l› sonu itibariyle 161.748 milyon dolara ulaflm›flt›r. Ancak as›l can al›c› nokta milli gelire oranlanan verilerdedir. Tabloda da görülece¤i üzere, 2003 y›l› verilerine göre Türkiye milli gelirinin %60’› kadar d›fl borca sahiptir, ve bu oran her geçen gün artmaktad›r. Bu verilere artan iç borçlar› da eklersek, Türkiye ekonomisinin tam bir borç bata¤›na saplanm›fl durumda oldu¤u daha net görülecektir. Göstergelere yak›ndan bak›ld›¤›nda ekonomide ifllerin yolunda gitti¤ini söylemek mümkün de¤ildir. Kapitalist sistem içerisindeki çözümsüzlü¤ü görmek ve bunun ç›k›fl› olmayan bir yol oldu¤unu göstermek için bugün bu ülkede fazlas›yla kan›t vard›r. Bir çözüm olabilece¤i propagandas›yla IMF, DB gibi kurulufllardan yard›m bekleyen iktidarlar›n da ellerindeki kozlar tükenmifltir. Her yeni “ekonomi politikas›”n›n ne tür y›k›mlar getirdi¤i art›k bilinmektedir. En genel ifadesiyle, IMF ve DB politikalar› sa¤l›k, e¤itim gibi temel haklar› kar güdüsü alt›nda ticari bir metaya dönüfltürerek, toplumun en temel ihtiyaçlar›n› ulusal ve uluslararas› sermayenin sömürüsüne açmay› hedefleyen neo-liberal projenin uygulamalar›d›r. Bu projeler, her fleyden öte, emekçilerin kazan›mlar›n› ortadan kald›rmaya ve varolan haklar›n› gasp etmeye yönelik ciddi birer tehdittir. Bu gerçeklikler ›fl›¤›nda ekonomik ç›kmazlar görülmeli, sistemin krizi onun çöküflünü h›zland›racak bir manivela olarak kullan›lmal›d›r. Mücadeleden baflka bir yol görünmemektedir.

E k i m G e n ç l i ¤ i

Ta b l o 1 E n F a z l a B o r ç l u Ü l k e l e r – 2 0 0 3 - ( D ü fl ü k v e O r t a G e l i r G r u b u ) – M i l y o n U S D Ülke D › fl B o r ç S t o k u D › fl B o r ç S t o k u / G S M H ( % ) Brezilya 235.431 46.6 Çin 193.567 13.7 Rusya 175.257 40.8 Arjantin 166.207 130.6 Türkiye 145.662 60.7 Meksika 140.004 21.9 Endonezya 134.389 56.3 Hindistan 113.467 19.7 Polonya 95.219 45.4 Filipinler 62.663 80.2 Kaynak: Akgüç, Ö., Cumhuriyet, 13 May›s 2005.

13


‹‹ M MFF’’yy ee yyeennii nniiyy eett m meekkttuubbuu vveerriillddii......

Vaadedilen geleceksizlik!

E k i m G e n ç l i ¤ i

Geçen haftalarda Konya Seydiflehir Alüminyum Tesisleri’nde çal›flan iflçiler ile yak›nlar›n›n özellefltirmeye karfl› direniflini televizyonlardan izledik. Bu görüntülerin ard›ndan baflbakan Tayyip Erdo¤an’›n sert cümleleriyle karfl›laflt›k. “Özellefltirmeleri kimse durduramaz. Tek tek tamamlayaca¤›z.” Bu cümlelerle ve bugüne kadarki uygulamalarla hükümetin tavr› ve baflbakan›n niyeti belliydi. IMF‘nin dayatt›¤› ya¤ma, y›k›m ve sefalet politikalar›n› bir bir hayata geçirmek... Zira, maddi destek alabilmek için IMF’ye vaatlerde bulunmak, kölece anlaflmalar imzalamak, d›fl borçlar› artt›rmak, bu borçlar›n faizlerini ödeyebilmek için de yeni sömürü paketleri yaratmak gerekiyor. Bu y›l IMF ile Türkiye aras›nda imzalanan yeni stand-by anlaflmas›, 33 maddelik Niyet Mektubu’nun IMF ‹cra Direktörleri Kurulu'nun onaylanmas› ile yürürlü¤e girmifl bulunuyor. Bu Niyet Mektubu’ndaki maddelerin hayata geçirilmesi karfl›l›¤›nda 3 y›l içerisinde IMF 10 milyar dolarl›k finansman deste¤i sa¤layacak. Ayr›ca 3.8 milyar dolarl›k d›fl borç ödemesi de 2007 y›l›na uzat›lacak. IMF’ye gerçeklefltirilece¤i vaat edilen 33 maddelik Niyet Mektubu sermaye devletinin niyetini aç›kça ortaya koyuyor. S›ralanan her madde günden güne kötüleflen yaflam koflullar›n› daha da çökerten, hak gasplar›n› daha da art›ran bir içeri¤e sahip.

Niyet mektubunda IMF’ye vaat edilenler nedir? - SSK, Emekli Sand›¤›, Ba¤kur’dan yararlananlar›n haklar› k›s›tlanacak… - Telekom, Tüprafl, Petkim, Erdemir özellefltirilecek. - KDV oranlar›nda art›fl yap›lacak. - Vergilerin artt›r›lmas› devam edecek. (En çok vergi ödeyenler iflçi ve emekçiler olduklar›na göre, yük bir kez daha onlar›n s›rt›na yüklenecek.) - S›k› maliye politikas› uygulanacak (Yani iflçi ve emekçi maafllar›na zam yap›lmayacak!) - 2005 kamu maliyesi hedeflerine ulaflmak için ilave

14

gelir ve harcama tedbirleri al›nacak. (Demek oluyor ki iflçi ve emekçilere yönelik bu sald›r›lar yetmiyor, yenileri için esneklik b›rak›l›yor. Niyet mektubunun imzac›lar›ndan Devlet Bakan› Ali Babacan , “Hiç akla gelmeyecek illerde, akla gelmeyecek firmalar yat›r›ma bafllad›” aç›klamalar›n›n yan› s›ra “Türkiye’yi uluslararas› yat›r›mc›lar›n tereddütsüz tercih ettikleri bir yat›r›m yeri haline getirmek” istediklerini söylüyor. Devlet Bakan› bunlar› söylerken, IMF yetkilileri de “asgari ücret düflürülmeli” diye aç›klama yap›yor. Yani sefalet ücretleriyle yaflam koflullar› a¤›rlaflt›r›lan, kölece çal›flma koflullar› dayat›lan iflçi ve emekçiler kemer s›kma politikalar›n›n yükünü tafl›maya devam edecekler. Zira kölece çal›flma koflullar›na boyun e¤mifl, kar›n toklu¤una çal›flan iflçiler olmadan “Türkiye’yi uluslararas› yat›r›mc›lar›n tereddütsüz tercih ettikleri bir yat›r›m yeri haline getirmek”mümkün de¤il. Birileri oturuyor ve masa bafl›ndan bizim gelece¤imiz üzerine pazarl›klar yap›yor, bizlerin ne yiyip içece¤ine, ne izleyip ne okuyaca¤›na, nerede çal›fl›p ne kadar alaca¤›m›za karar veriyor. Birileri oturup patronlar›n refah›n›, karlar›n› garantiliyor. Ve birileri ellerimize reçeteler tutuflturup utanmaz vaatlerle fedakarl›ktan, ülkenin gelifliminden, vatandan, ekonominin kurtuluflundan bahsediyor. Ve fabrikalar›m›zdan, okullar›m›zdan, atölyelerimizden yumruklar›m›z› kald›r›p, sesimizi ç›kard›¤›m›zda da cevap düzenin bekçilerinden geliyor; suç “vatan›n ve milletin bölünmezli¤ini tehlikeye atmak” oluyor. Bugün 17 yafl›ndaki bir lise ö¤rencisi okul etkinli¤inde Naz›m’›n “Vatan haini” fliirini okudu¤u için gözalt›na al›nabiliyor. Bugün profesörler ve tarihçiler Ermeni soyk›r›m›n› tart›flmak ve belgelerle konuflmak için platformlar düzenledi¤inde karfl›s›nda yasaklar› ve engelleri buluyor. Bugün Seydiflehir’de ekmek kavgas› veren iflçiye cevap polis daya¤› oluyor. Bu yolla onlar düzenin gelece¤ini güvenceye almaya çal›fl›yorlar. Bu tabloyu de¤ifltirmenin tek yolu, örgütlü mücadeleyi yükseltmekten geçiyor.

B. Ekin


Özzeelllleeflflttiirrm Ö mee ssaalldd››rr››ss›› ssüürrüüyyoorr......

Kârl› iflletmeler tekellere peflkefl çekilecek!

Sermayenin iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›ndan biri de özellefltirmeler. Sermaye ufla¤› AKP hükümeti y›l›n bafl›nda genifl kapsaml› bir program ç›kartarak birçok K‹T’i sermayeye peflkefl çekmek için özellefltirme kapsam›na alm›flt›. Özellefltirme gündeminde en ön s›ralarda Tüprafl, Pektim, Telekom ve Erdemir gibi iflletmeler var. ‹MF’ye verilen niyet mektubunda da sat›lmas› için ad› geçen bu kurulufllar için haz›rl›klar h›zland›r›lm›fl durumda. Tabii ki sermaye özellefltirmenin as›l amac›n› gizlemek için birçok k›l›f uyduruyor. Önceden devlet iflletmelerinin zarar etti¤i, halk›n s›rt›nda bir yük oldu¤u gibi demagojik söylemlerle özellefltirme sald›r›lar›n› meflrulaflt›rmaya çal›flanlar art›k ars›zl›kta s›n›r tan›mayan aç›klamalar yapabiliyorlar. Zaman›nda Unak›tan’›n “babalar gibi satar›m” mant›¤› ile bugünkü “önce borçland›r›r›z sonra satar›z” mant›¤›n›n hiçbir fark› yoktur. Bu tür aç›klamalar› rahat rahat yapmalar›n›n arkas›nda bu sald›r›ya karfl› iflçiler cephesinden net bir duruflun sergilenememifl olmas› var. Ülke ekonomisine önemli bir katk› sa¤layan bu iflletmelerin özellefltirilmesi niyetleri su yüzüne ç›kard›. “Kamu giderlerini azaltmak” ad› alt›nda yap›lan özellefltirmeler için Kemal Unak›tan’›n sözleri her fleyi aç›kl›yor : “Efendim, flu kar ediyorsa özellefltirilmesin, bu zarar ediyorsa özellefltirilsin. Biz hepsini özellefltirmeyece¤iz ama zarar edenleri özellefltirece¤iz. Böyle bir mant›k olamaz. Alacak adamlar enayi de¤il. Kâr edenleri özellefltirme zarar edenleri özellefltir. Yok, böyle bir fley. Özellefltirme yap›lacaksa hepsine yap›l›r.” Art›k sermayenin kuklalar› zaman›nda kulland›klar› bahaneleri kendileri çürütüyorlar. Son olarak yine Unak›tan’›n “özellefltirmeleri hangi parti hangi hükümet olsa yapacak, Türkiye’nin baflka flans› yok.” sözleri,

özellefltirme sald›r›lar›n› kimin istedi¤ini ve hükümetlerin gerçe¤ini ortaya koyuyor. Zaten daha önceki“zarar ediyorlar” söyleminin içi bofl oldu¤u da biliniyor. Örne¤in Türkiye’nin tek rafineri iflletmesi olan Tüprafl’›n Petrol-‹fl verilerine göre üretim verimlili¤i %92.5 düzeyine ulaflm›flt›r. Toplam aktifleri 4 milyar dolar, öz sermayesi 2.4 milyar dolard›r. Ülke ekonomisine 8.2 milyar dolar katk› sa¤lam›flt›r. Petkim 2004 y›l›nda 2.6 milyon ton üretim gerçeklefltirmifl, ekonomiye son dört y›lda yaklafl›k 800 trilyon katk› sa¤lam›flt›r. Son süreçte gündemde olan Erdemir’e bakarsak; Avrupa’da 7. s›rada olan, 2004 y›l›nda üretim rekoru k›ran Erdemir, kurulufl de¤eri olan, yaklafl›k 6-7 milyar dolar› bulan fiyat›n›n çok alt›na, 1 milyar dolar civar›nda bir bedelle büyük tekellerin önüne konulacakt›r. Kasas›nda 2.4 milyar dolar olan ve y›ll›k kâr› 4-5 milyar dolara ulaflan Telekom’un da yaklafl›k 6 milyar dolara sat›lmas› bekleniyor. Bu tablo, özellefltirmenin mant›¤›n›n, bu iflletmeleri her ne pahas›na olursa olsun sermayenin hizmetine sunmak oldu¤unu ortaya koyuyor.

E k i m G e n ç l i ¤ i

“Halka arz” yalan› Burjuvazinin özellefltirme sald›r›lar›n›n arkas›ndaki gerçe¤i gizlemek için ortaya att›¤› bir di¤er k›l›f da “halka arz” yöntemidir. Blok sat›fl yönteminden dolay› gelen tepkileri dizginlemek için kullan›lan bu yöntemin de elbette iflçi ve emekçiler için yararl› bir yan› yok. “Halka aç›l›yoruz” gibi söylemlerle bir k›sm› özellefltirilen Tüprafl bu konudaki gerçe¤i ortaya koyuyor. Tüprafl’›n ikinci halka arz uygulamas›nda yaklafl›k 370 bin kifliye hisse sat›fl› yap›lm›fl, ancak üç y›l içinde hisseler el de¤ifltirerek hisse sahibi say›s› 15 bine

15


düflmüfltür. Yani halka arz yöntemiyle sat›fla sunulan bu iflletmenin bir bölümü yerli ve yabanc› tekellerin eline geçmifltir. Zaten bu uygulaman›n amac› da budur.

“Yabanc›ya de¤il yerliye sat›ls›n.”

E k i m G e n ç l i ¤ i

Tart›fl›lmas› gereken bir di¤er konu da baz› sendikal çevrelerin iflçiler aras›nda yaymaya çal›flt›¤› “K‹T ler yabanc›ya sat›l›yor” gibi söylemler. En son Türk-‹fl’in yapt›¤› gibi, bu iflletmeler halk›n mal›, yabanc›lara gitmesin diyerek yerli sermayeyi bunlar› sat›n almaya ça¤›rmas›, iflçi s›n›f›na ihanetten öte bir fley de¤ildir. Özellefltirmenin talan oldu¤unu, ya¤ma oldu¤unu, iflsizlik ve örgütsüzlük yarataca¤›n› vurgulayacaklar›na yabanc› sermaye almas›n yerli sermaye als›n diyerek özellefltirmenin yerli tekellerle yap›ld›¤›nda arkas›nda duracaklar›n› belirtiyorlar. Ama biz biliyoruz ki, sermayenin dini, dili, ›rk› yoktur. Sermaye her zaman iflçi ve emekçileri daha fazla sömürmeyi ve kâr›na daha fazla kâr katmay› düflünür. Dolay›s›yla özellefltirmelere karfl› mücadelede bu nokta önemlidir.

Özellefltirmeler ve gençlik Gençlik cephesinden bakt›¤›m›zda, özellefltirme sald›r›lar›na karfl› iflçi ve emekçilerin gösterdi¤i tepkiye destek olmak amac›yla pek bir fley yap›lmam›flt›r. Yak›n zamanda SEKA ve Tekel iflçileri ile dayan›flmak için üniversitelerde yap›lan birkaç eylemlilik d›fl›nda ö¤renci gençlik içinde bu sald›r›lar yeteri kadar vurgulanmam›fl ve gençli¤e yönelik sald›r›larla ba¤lant›s› teflhir edilememifltir. Oysa, ö¤rencilere paral› e¤itimiyle, YÖK’üyle sald›ran sistem, iflçi ve emekçilere de kölelik yasalar›yla, özellefltirmelerle sald›r›yor. Sözkonusu olan topyekün bir sald›r›d›r, toplumun her kesimi bu sald›r›dan pay›n› almaktad›r. Dolay›s›yla üniversite cephesinden de özellefltirme vb. sald›r›lara karfl› bir karfl› durufl yaratmak büyük bir önem tafl›yor.

K. Onur

“Üniversite nedir?”e yan›t “soruflturma” oldu! 1 May›s öncesinde YTÜ’de “Üniversite nedir?”kampanyas› dahilinde merkez kampüste bir referandum çal›flmas› bafllatm›fl ve yaklafl›k 1500 ö¤renciye ulaflarak, 800 kifliyi referanduma katabilmifltik. Kampanyam›z›n son haftas›nda, referandum sonuçlar›n› aç›klamak ve1 May›s’a ça¤r› yapmak amac›yla bir etkinlik düzenlemifltik. Grup Destina ve Caravan Band’in de flark›lar›yla kat›lmas›n› planlad›¤›m›z flenli¤imiz günün bafl›ndan itibaren idare taraf›ndan provoke edilmeye çal›fl›lm›flt›. ÖGB’ler ve idarenin “okula çevik polis getirtiriz!” tehditlerini bofla düflürmüfl ve bu anti-demokratik bask›c› uygulamalar› teflhir etmifltik. “YÖK’ü konuflmaktan, kantin önünde toplanmaya, halay çekmekten, YÖK’e hay›r” demeye kadar türlü gerekçelerle haz›rlad›¤› soruflturmalarla karfl›m›za ç›kan YTÜ Rektörlü¤ü, bugünlerde de düzenlenen “Üniversite nedir?”kampanyas›n›n 1 May›s flenli¤inden dolay› yaklafl›k 30 ö¤renciyi “soruflturmay›” açmay› kafas›na koymufl bulunuyor. 1 May›s sonras›nda soruflturmalarla karfl›m›za ç›kan idare-ÖGB iflbirlikçileri flunu iyi bilmelidir ki, aç›lan bu soruflturmalar kendi yüzlerini ve YÖK zihniyetini teflhir etmekten baflka bir ifle yaramaz. Bugün üniversitelerimizde soru sorman›n dahi “suç” olarak kabul edildi¤i, halay çekmenin dahi “ideolojik” denilerek suç say›ld›¤› bir zihniyeti biz ö¤renciler çok iyi tan›yoruz. Bu uygulamalar devrimci ö¤rencileri bask› alt›na almak, duyarl› ö¤renciler üzerinde bir tedirginlik yaratmak amac› gütmektedir. Ancak bizler üniversitelerimize ve gelece¤imize sahip ç›karak y›lmad›¤›m›z› göstermek için halaylar›m›za ve eylemliliklerimize tüm coflkumuzla devam ediyoruz. Ve sordu¤umuz soruya cevap veriyoruz: Üniversite kavram›n›n karfl›l›¤› antidemokratik uygulamalar›yla tek tip, düflünmeyen, sorgulamayan insanlar yaratan, flirket mant›¤›yla yönetilen içerisinde bulundu¤umuz ticarethaneler DE⁄‹LD‹R! Soruflturmalar, tutuklamalar, bask›lar bizi y›ld›ramaz!

“Üniversite nedir” kampanyas› çal›flanlar›/YTÜ

16


‹flsizlik maratonunda yeni u¤raklar: KPDS, LES s›navlar› Özellikle son birkaç y›ld›r iflsizlik toplumsal sorunlar s›ralamas›nda birinci. Yaflanan krizlerle birlikte iflsizler ordusuna milyonlarca yeni üye kat›ld›, kat›lmaya devam ediyor. T‹SK’in 2002 y›l›nda yapt›rd›¤› Kay›td›fl› ‹stihdam bafll›kl› araflt›rmas›na göre, Türkiye’nin iflsizlik problemi 6 y›l içinde ikiye katlanacak. Say›sal verileri inceledi¤imizde iflsiz say›s›n›n çok büyük bir k›sm›n› gençlerin oluflturdu¤unu görüyoruz. Üniversite mezunu gençlerin birço¤u iflsiz kalmakta, ifl bulanlarsa kendi alanlar› d›fl›nda düflük ücretli, yar› zamanl› veya gününün çok büyük bir bölümünü alan ifller yapmaktad›rlar. Mezun olunca ifl bulamayaca¤›na inanan gençlerin çözüm olarak sar›ld›klar› fleyler yine eflitsizli¤i derinlefltirmekten öteye gidemeyen KPDS, DMS, KPSS, LES gibi s›navlar oluyor. Her geçen sene bu s›navlara yap›lan baflvurular artmakta, her dönem yaklafl›k 20.000 aday KPDS’ye baflvurmaktad›r. LES’e kat›l›m ise her geçen sene %40-45’lerle ölçülen art›fllar gösteriyor. LES s›navlar›na olan ra¤beti, rektörler ve sermaye ufla¤› ö¤retim elemanlar›n›n gençlerin kariyer yapma, kendini gelifltirme iste¤i olarak yorumlamas›n›n aksine, s›nava giren ö¤rencilerle bire bir yap›lan sohbetlerden ç›kan sonuç sadece iflsizlik gerçe¤i ve bu gerçe¤in insanlar›n hayatlar›n› karartt›¤› oluyor. Ö¤rencilerin ifl bulabilme umuduyla girdikleri bu s›navlar, devlet için yeni birer rant kap›s› haline gelmifltir. Örne¤in bir KPSS baflvuru evrak›n›n 4 YTL, s›nav ücretinin 35- 45 YTL oldu¤unu söylersek devletin tek bafl›na personel seçimi s›nav›ndan milyonlarca YTL para kazand›¤›n› rahatl›kla hesaplayabiliriz.

Bu s›navlar da ÖSS’de oldu¤u gibi beraberinde yeni pazar alanlar› getirmifltir. S›navlara giren ö¤renci say›s›n›n yüksekli¤i, rekabetin dozunu art›ran bir etken oluyor. Rekabet ise bir kez daha özel e¤itim kurumlar›n›n ve kurslar›n›n tiraj›n› art›r›yor. Öncesinde üniversiteye girebilmek için çuvallar dolusu paralar dökülen dershanelere bu sefer de üniversiteden mezun olunca ifl bulabilmek umuduyla gidiliyor. Ayl›k ortalama 800-900 YTL’lik bir ücret talep eden dershaneler, bir kez daha okullarda verilmeyen mesleki bilginin al›nabilece¤i umut mekanlar› haline geliyor. Oysaki bu ülkede hangi makama kaç tane memur al›naca¤›, hangi üniversitenin kaç kiflilik akademik personel atayaca¤› IMF ve DB taraf›ndan belirlenmektedir. Ayr›ca KPDS, LES, DMS vb. s›navlardan al›nan sonuçlar rüflvetin ve gerici kadrolaflman›n son derece geçerli oldu¤u günümüzde hiçbir önem tafl›mamaktad›r. Bu tür s›navlar geçici olarak gençli¤in umutlar›n› diriltmekte ve onlar› sisteme ba¤lamaktad›r. Bu haliyle bir aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. ‹flsizli¤i ortadan kald›racak olan devletin açt›¤› yüksek ücretli, bol vaatli s›navlar de¤ildir. Aksine ücretli kölelik düzeninden beslenen bu devlete yönelecek öfke, y›k›m üreten, adaletsiz ve eflitsiz bu düzeni tarihe gömecektir. Kapitalizmin yasalar› göz önüne al›nmadan yap›lan iflsizlikle mücadele tart›flmalar› ve çözüm önerileri, amaçs›z kalmaya ve gençli¤in umutlar›n› bofla ç›karmaya mahkumdur.

E k i m G e n ç l i ¤ i

Baflak Utku

17


15 yeni üniversite çözüm mü, çözümsüzlü¤ün itiraf› m›?

E k i m G e n ç l i ¤ i

ABD ufla¤› AKP hükümeti yüksekö¤retim sorununa çok özgün bir çözüm buldu. Yüksekö¤retim ça¤›na gelmifl gençlerin %80’inin e¤itim alamad›¤› ülkemizde, AKP hükümeti 15 yeni üniversite açaca¤›n› söyleyerek sorunun çözümüne dair müthifl bir ad›m att›. Ayr›ca bu y›l aç›lmas› planlanan 15 yeni üniversiteden sonra AKP hükümetinin 2007 y›l›nda 10 kentte daha üniversite açaca¤› söyleniyor. Böylelikle Türkiye’de yüksekö¤retim sorunu kalmayacak! Bir de bu konuya tersinden bakal›m. Bu sene ÖSS’ye 1.851.810 aday baflvurmufl. Bu adaylar›n sadece 160.000’i yüksekö¤retim hakk› kazanacak. Peki, bu aç›lacak 15 yeni üniversiteyle birlikte yüksekö¤retim hakk› kazanacak ö¤renci say›s›nda bir art›fl olacak m›? Cevap: Evet olacak, ama ne kadar artacak? Aç›lacak olan 15 yeni üniversite büyük üniversitelerin bölünmesiyle olacak. Yani yeni binalar, yeni kampüsler yap›lmayacak, varolan üniversiteler ayr›larak isim de¤ifltirecek, böylece 15 yeni üniversite aç›lm›fl olacak. Bu yeni üniversitelerin de kontenjanlar› artt›r›lacak. Böylelikle yüksekö¤retim kontenjan› artm›fl olacak, ama oldukça küçük bir art›fl. ÖSS baflvurular›ndaki art›fltan daha az bir art›fl olaca¤› kesin.

15 yeni üniversite projesine YÖK de karfl› YÖK Baflkan› Teziç 15 yeni üniversite açma projesine karfl› oldu¤unu dile getirdi. Bunun nedeni ise; zaten Türkiye’de bulunan üniversitelerin durumu belli, sadece birkaç üniversite sermayenin ifline yar›yor. Bu yeni aç›lacak üniversitelerin bir niteli¤i olmayaca¤›n› Teziç de biliyor. Teziç buna karfl›, yeni üniversiteler aç›laca¤›na varolan üniversiteleri ›slah edelim diyor. Böylece bu üniversitelerde sermayeye peflkefl çekilebilecek. Tabii ki varolan üniversiteleri ›slah etmek gerekiyor, ama bunu sermaye için de¤il, bu üniversitelerin bilim üretebilmesi için yapmak gerekiyor. Ancak Teziç’in ve YÖK’ün itirazlar›n›n as›l temeli AKP ile aralar›ndaki gerilim. AKP 15 yeni üniversitenin aç›lmas› ile atanacak 15 yeni rektör ve çok say›da ö¤retim eleman› ile kadrolaflma çabas› içine girdi¤i oranda YÖK bunun karfl›s›na ç›kacakt›r. Yoksa sermayenin üniversite anlay›fl›n› hayata geçirmek konusunda aralar›nda bir uzlaflmazl›k yok. Bir di¤er nokta ise, AKP’nin üniversite açmak için tercih edece¤i illerin oy potansiyeli üzerinden belirlenecek olmas› ve bunun YÖK’te yaratt›¤› rahats›zl›k. Dolay›s›yla, bunlar›n

18

üniversite kap›lar›ndaki y›¤›lma sorununun çözümü ile bir ilgisi bulunmuyor.

Üniversite mezunlar› iflsiz Yüksekö¤retim sorunu bunlarla da bitmiyor. Üniversite mezunu insanlar ifl bulam›yor. Ülkemizde iflsiz fakülte ve yüksekokul mezunu say›s› 2.624.000 ve bunlardan 290.000’i aylard›r ifl bekliyor (Bu veriler ‹fiKUR’un resmi rakamlar›). Devletin resmi kay›tlar›ndaki 290.000 üniversite mezunu aras›nda kimler yok ki; binlerce ekonomist, iflletmeci, mühendis, bilgisayar mühendisi ve bankac›… Üstelik art›k Bo¤aziçi, ODTÜ, Bilkent mezunu, iki dil bilen, yüksek lisansl›, bilgisayar kurdu gençleri de havada kapan yok. Üniversitelerin kariyer planlama merkezlerine göre; ekonomik kriz sonras› bu üniversitelerden mezun her 10 kifliden sadece biri ifl bulabiliyor. Taflrada ö¤retim üyesi, fakülte binas›, hatta ö¤rencisi olmayan onlarca tabela üniversitesi var. Demirel ’93’de baflbakanken 20 yeni üniversite açaca¤›n› söyledi. Bir y›l sonra ise cumhurbaflkan› s›fat›yla 20 yeni üniversiteyi açt›. Aradan geçen 11 y›l, ilkokul gibi üniversite açman›n bir ifle yaramad›¤›n› bir kez daha gösterdi. Zira, kapitalist düzen koflullar›nda her köye bir üniversite aç›lsa bile sorun çözülmez. Sürekli iflsizlik ve geleceksizlik üreten bir düzendir kapitalizm ve iflleyifl yasalar› gere¤i bu soruna çözüm bulma olanaklar›ndan yoksundur.

S. Bahar


OD O D TTÜÜ’’ddee ssoorruuflflttuurrm maa ssaalldd››rr››ss››......

Vard›k, var›z, varolaca¤›z

Nisan ay›nda emniyet müdürlü¤ü komiserleri ve amirleri hizmet içi e¤itim almak için ODTÜ’ye gelmifllerdi. Üniformalar› ve bellerindeki silahlarla herkesi tedirgin eden bu polisler, üstüne üstlük üniversitemizin Fizik bölümündeki bir s›n›f› parayla kiralam›fllard›. ODTÜ buna seyirci kalmad› ve gerçeklefltirilen bir eylemle polislere nerede olduklar› gösterildi. Ders ald›klar› s›n›f önüne jandarma robokopu barikat kurmufltu ve fizik bölümüne gelen ö¤rencilere, hiçbir uyar› yapmadan müdahale etti. Ancak kararl› olan ö¤rencileri engelleyemediler. Ç›kan arbede sonucunda ö¤renciler istediklerini elde ettiler. Polis ders ald›¤› s›n›ftan derhal ç›kar›lm›fl ve Fizik bölümüne daha sonraki günlerde u¤rayamam›flt›. Hakl› tepkilerini dile getiren ö¤renciler rektörlü¤ün önünde bir de bas›n aç›klamas› düzenleyerek gerginli¤in sorumlusunun emniyet ve rektörlük oldu¤unu dile getirdiler. Ertesi hafta toplu flekilde gelinerek yap›lan görüflmede, rektör yard›mc›s›n›n “okulun sat›lacak yeri vard›r, kiralanacak yeri de vard›r” cevab› her fleyi ortaya koyuyordu. Tekno-kentte ders almaya bafllayan polisleri protesto etmek isteyen 5 ö¤renci de “Buras› ODTÜ de¤il, teknokent” denilerek gözalt›na al›nm›fllard›. Bahar flenliklerinde de okula ses sistemi sokan ve bunlar› yurtlar›na koyan ö¤rencilerin odalar›na bask›nlar yap›larak ses sistemleri al›nmak istendi. Ancak bu hukuksuz uygulamaya karfl› direnildi ve ses sistemleri geri al›nd›. Tüm bu olaylar son iki ay içerisinde ODTÜ’de yafland›lar. Ve hepsinin sonucu soruflturma oldu. Polislerin okulda e¤itim almas›n› protesto eden ö¤rencilerden 22’sine jandarmaya mukavemet, hakaret ve fiili sald›r›da bulunmak, e¤itim hakk›n›n engellenmesinden soruflturma aç›ld›. Disiplin

yönetmeli¤inin hangi maddesine dayand›r›ld›¤› belli olmadan, ö¤rencilere savunma yapabilmeleri için yeterli süre verilmeden, soruflturma ile ilgili hiçbir belge gösterilmeden yap›lan soruflturmalar tamamen hukuksuzdur. Olay günü okula dahi gelmemifl olanlara bile soruflturma aç›ld›¤› göz önüne al›nd›¤›nda, yap›lan uygulaman›n ne kadar keyfi oldu¤u ortaya ç›k›yor. ODTÜ rektörlü¤ü, her f›rsatta tekrarlad›¤›, ODTÜ’nün ne kadar demokratik bir okul oldu¤u yönündeki sözlerinin palavra oldu¤unu bir kez daha ortaya koydu. Y›llar boyu gerçeklefltirdikleri katliamlarla, iflkencelerle düzenin koruyucular› olduklar›n› gösteren ve hakk›n› arayan herkesin karfl›s›na copuyla, panzeriyle gaz bombas›yla dikilen polisler bir e¤itim kurumu olan üniversitede ne aramaktad›rlar. ‹nsanlar›n e¤itim hakk›n› engelledikleri iddia edilen ö¤rencilerin e¤itim haklar› engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bütün bunlara iliflkin 26 May›s günü soruflturmalara karfl› bir bas›n aç›klamas› düzenleyen ö¤renciler, kararl›l›klar›n› gösterdiler. ODTÜ bu dönem birleflik bir mücadele hatt›nda önemli ad›mlar att›. Gençli¤in büyüyen mücadelesini düzenin zor ayg›tlar› durduramayacakt›r. ODTÜ, sahiplendi¤i ve yaflatmaya çal›flt›¤› gelene¤inden ö¤renmifltir bunu. Soruflturmalar, tutuklamalar ve hatta büyüyen mücadele karfl›s›nda kullan›lan faflist terör… Tarihimiz, bütün bu bask›lar karfl›s›nda bafl e¤meksizin yürüyenlerin tarihidir. Bir zamanlar yurtlar›m›zda kalm›fl Deniz Gezmifl, bu okulun ö¤rencileri olan Yusuf Aslan, Hüseyin ‹nan, Taylan Özgür ve daha bir çok devrimci bize bunu gösterdi. Vard›k, var›z, varolaca¤›z! Bask›lar bizi y›ld›ramaz! Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim istiyoruz, alaca¤›z!

E k i m G e n ç l i ¤ i

Ekim Gençli¤i/ODTÜ

19


““D Duuyydduukk dduuyy m maadd››kk”” ddeem meeyyiinn!!!!!!

ODTÜ A.fi. paral› ö¤renci al›yor!

E k i m G e n ç l i ¤ i

20

Özellefltirme sald›r›lar›yla, al›nan yüksek har(a)çlarla, her alanda e¤itimin paral›laflt›r›lmas›yla iflçi ve emekçi çocuklar›na üniversite kap›lar›n›n kapat›lmas› yetmezmifl gibi, bir de devlet üniversitelerine paral› ö¤renciler al›narak ö¤renciler paral��� ve paras›z –daha do¤rusu çok paral› ve az paral› okuyanö¤renciler olarak kutuplaflt›r›lmaktad›r. Bu ö¤renciler, ODTÜ’ye girenlerin puanlar›na k›yasla çok düflük puanlar almalar›na ra¤men, paralar›yla milyonlarca gencin haklar›n› yiyerek kendilerine okuma imkân› sa¤lamaktad›rlar. SUNY (State University of New York - New York Eyalet Üniversitesi) projesiyle, ö¤rencilere e¤itimlerinin bir k›sm›n› ODTÜ’de bir k›sm›n› ise New York’taki SUNY New Paltz veya SUNY Binghamton kampüslerinde yapma imkân› verilmektedir. Tabii ki paras› olanlara. Türkiye’de ilk kez ODTÜ’de uygulamaya sokulan SUNY projesi dahilinde halihaz›rda dört bölüm aç›lm›fl durumda. Ancak görünen o ki; bu projenin giderek tüm bölümlere yay›lmas› ve en sonunda bütün ö¤rencilerin binlerce dolar› bulan e¤itim masraf› yükünün alt›na sokulmas› amaçlanmaktad›r. Önceki haliyle bile iflçi-emekçi çocuklar›na kap›lar›n› kapatan ODTÜ, bu projeyle tamamen paral›laflt›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Bu tür sald›r›lar›n ilk kez ODTÜ’de gerçeklefltirilmesi art›k flafl›rt›c› de¤ildir. ODTÜ’de denemeye sokulan bu projeler, teknokent örne¤inde de oldu¤u gibi, zamanla di¤er okullara da yay›lmaktad›r. SUNY projesiyle toplam dört programa 30’ar kifli al›nmaktad›r. Ayr›ca her programa bir ö¤renci de %50

burslu olarak al›nmaktad›r. %50 burslu dedi¤imize aldanmay›n, bu programlar›n y›ll›k ücreti 7.860 dolar ile 10.200 dolar aras›nda de¤iflmektedir. %50 burs ise 4–5 binlik bir ücrete tekabül etmektedir ki, Türkiye koflullar›nda ödenmesi hiç de kolay de¤ildir. ‹nternet sitesinde SUNY program›n›n maliyetlere iliflkin flu notlar düflülmüfltür: “Ö¤rencinin Binghamton’da bulunaca¤› süre içinde, yurt, yemek, kitap-k›rtasiye ve kiflisel ihtiyaçlar› için yapaca¤› harcaman›n akademik y›l bafl›na yaklafl›k 9,800 ABD dolar› tutaca¤› tahmin edilmektedir. “New Paltz’da bulunaca¤› süre içinde yurt, yemek, kitapk›rtasiye ve kiflisel ihtiyaçlar› için yapaca¤› harcaman›n bir dönem bafl›na yaklafl›k 4,200 ABD dolar› tutaca¤› tahmin edilmektedir. “New Paltz'da geçirilecek 5 haftal›k yaz dönemi ücreti flu anda yaklafl›k 3,000 ABD Dolar› olup ö¤renciler taraf›ndan ayr›ca ödenecektir.” “ODTÜ’ de ‹ngilizce Haz›rl›k Okuluna devam edecek ö¤renciler için ö¤renim ücreti bir akademik y›l için 4,000 ABD dolar› olacakt›r.” Yani anlafl›laca¤› üzere 4 y›ll›k bir e¤itimin toplam maliyeti kaba bir hesapla en az 70–80 bin dolar› buluyor. E¤itiminin yar›s›n› ODTÜ gibi Türkiye’nin say›l› üniversitelerinden birinde ve di¤er yar›s›n› da New York’ta al›nacak olunmas› ülkemiz burjuvazisinin çocuklar›na çok cazip gelmektedir. Üstelik sadece iflçi ve emekçileri sömürerek elde ettikleri paralar› kullanarak bu e¤itimi sat›n almalar› çok do¤al bir fleymifl gibi, hatta bunu Türkiye’nin dünyaya aç›lmas› olarak lanse ediyorlar. Bu dört program› amaçlar› aç›s›ndan inceleyecek olursak projenin amac› daha net a盤a ç›kacakt›r.


Küresel Ve Uluslararas› ‹liflkiler Lisans Program› (Global and International Affairs) Program›n amaç bölümüne, “Globalleflme özellikle So¤uk Savafl›n bitimini takip eden dönemde tüm dünyada bask›n bir süreç olarak etkisini göstermektedir” denilerek bafllanmaktad›r. Küreselleflen kapitalist ekonominin dünyadaki tek hakim sistem olarak yaflam›n› sürdürebilmesi, çarklar›n› döndürecek insanlar› yetifltirmesi, kokuflmufl düzenlerinin pis kokular›n› saklayabilmek için böyle bir program gereklidir.

‹flletme Lisans Program› (Business Administration) Bu program ODTÜ Kuzey K›br›s Kampüsü-SUNY New Paltz ve ODTÜ-SUNY Binghamton iflbirlikleri olmak üzere iki farkl› koldan flekilleniyor. Ancak amaçlar› ve uygulamalar› çok fazla benzerlik gösteriyor. Bu programlar›n amac›, flöyle ortaya konulmaktad›r: “‹flletmecilik alan› h›zl› küreselleflmeden, iletiflim teknolojilerindeki yeniliklerden, yerel ve küresel ekonominin yeniden yap›lanmas›ndan en fazla etkilenen disiplinler aras›nda yer almaktad›r. ‹flletmeciler, ‘yeni ekonomi’ ve ‘bilgi toplumunu’ anlamak, yorumlamak, bu yeni yap› içinde kurumlar› yönetmek ve rekabet etmek durumundad›r. Bu gereklere paralel olarak, tüm dünyadaki iflletme okullar›n›n özellikle son 10–15 y›ll›k dönemdeki en belirgin aray›fl› e¤itimlerine ‘uluslararas›’ boyutun kazand›r›lmas›, di¤er bir deyiflle ‘e¤itimin uluslararas›laflt›r›lmas›’ olmufltur.” Yukar›daki paragraf neler neler anlatmaktad›r. ‹nsanlar›n küreselleflen kapitalizme ayak uydurmas› gerekti¤ini göstermek, bu kokuflmufl düzeni anlay›p yorumlayarak, iflletmelerin (sömürü çarklar›n›n) nas›l büyütülece¤ini ö¤renmek, bu koflullarda yöneticili¤i ve rekabeti ö¤renmek için bir e¤itimin amaçland›¤› aç›kça söylenmektedir. Küreselleflen kapitalist ekonominin ç›kmazlar›na uluslararas› boyutlarda çareler bulmak, “iflçi s›n›f› üzerindeki art›-de¤er sömürüsünü nas›l daha katmerli gerçeklefltirebiliriz”in hesaplar›n› yapmakt›r as›l amaç. Bütün bunlar› zaten onlar da flu flaflaal› cümleyle özetlemifltir. Bu program “Uluslararas› boyutu içeren bir iflletme e¤itimi sa¤layacak ve uluslararas› ortamda baflar›l› olabilecek yöneticiler (sömürücüler) yetifltirecektir.” Bu programda al›nan derslere bakt›¤›m›zda ise her fley biraz daha gün yüzüne ç›k›yor. Örne¤in “‹flletmeciler ‹çin Mikroekonomi” dersi ile “talep, üretim, maliyet, fiyat, kar ve iflletme büyüklü¤ünün entegre edilmesi; piyasa yap›lar›n›n analizi, fiyatland›rma teorisi ve uygulamalar›” ö¤retilmektedir. “Makroekonominin ilkeleri”, dersi ile “yüksek iflsizlik,

fiyat istikrar›, büyüme ve ödemeler dengesinin amaç ve problemlerinin analizi” ö¤retiliyor. “Küresel iflletme” adl› bir ders ile ise, “ticaretin geliflimi, ticaret yap›lar›, yeni pazarlara girme yöntemleri, küresel flirketin yükselifli” konular› iflleniyor. Dahas› bafll› bafl›na “Pazarlama ilkeleri” adl› bir ders de verilmekte. Anlafl›laca¤› üzere hemen hemen bütün dersler küreselleflen ve tekelleflen kapitalizmin sorunlar›n› çözmek üzerine. Sistem, sorunlar›n› çözecek bireyler yetifltirmeye çal›fl›yor. SUNY program›na dahil olmayan di¤er iflletme bölümlerinde de farkl› fleyler ö¤retilmiyor.

‹ngilizce Ö¤retmenli¤i Lisans Program› (ODTÜ-SUNY NEW PALTZ) (Liberal Studies with a Concentration in English Language Teaching) Bu program ile ö¤retmenlik mesle¤ini de ekonomik ve sosyal koflullara uydurarak, daha do¤rusu küresel kapitalizm koflullar›na uydurarak e¤itim verilmesi amaçlan›yor. Ö¤retmenlik gibi toplumsal faydan›n ön planda olmas› gereken bir mesle¤i bile sisteme uydurman›n ve bu koflullarda e¤itimin verilmesinin nas›l bir mant›¤› olabilir, kendi çürümüfl sistemlerine dayanak aramaktan baflka.

Sonuç E¤itimin paral›laflt›r›lmas› sald›r›s› elbette bunlarla bitmiyor. Bütün üniversitelerde çeflitli flekillerde önümüze gelen bu sald›r› ODTÜ’de bir baflka boyutuyla karfl›m›za ç›k›yor. Bu sald›r›lara karfl› koymad›¤›m›zda, zaten s›n›rl› olan e¤itim hakk›m›z tamam›yla elimizden al›nacakt›r. Paral› e¤itime hay›r! Birleflik, kitlesel ve devrimci bir gençlik hareketi için ileri!

E k i m G e n ç l i ¤ i

R. U. Kurflun

21


ODTÜ’de kimler e¤itim görür?

E k i m G e n ç l i ¤ i

ODTÜ... Ö¤rencilere e¤itim için verilmeyen s›n›flar› çevik kuvvet amirlerine peflkefl çekilen, arka bahçesi Teknokent’te ‹srail ve ABD ordular›na füze yapan, okullar›nda sermayenin varl›¤›na karfl› ç›k›p “arka bahçede” bas›n aç›klamas› yapmak isteyen ö¤rencileri bir bölük jandarmayla karfl›layan, daha ucuz ve kaliteli yemek isteyen dört bin ö¤rencisine yüz çeviren Türkiye’nin “en seçkin” üniversitelerinden biri...

Rektörlük-polis iflbirli¤ine son! Rektörlük’ün Emniyet Genel Müdürlü¤ü ile imzalad›¤› protokol uyar›nca hizmet içi e¤itim bahanesiyle Fizik bölümünde e¤itim görmeye bafllayan yirmi civar›nda çevik kuvvet amiri okulun en donan›ml› s›n›flar›nda e¤itim alabilir. Onlara hakl› tepkisini gösteren ö¤renciler ise pabuç b›rak›lmamas› gereken teröristlerdir ancak. Ö¤rencilerin o gün gösterdikleri kararl›l›k sonucu fakülteden ç›kart›lan polisler büyük bir ars›zl›k örne¤i sergilenerek Teknokent’te bulunan Sürekli E¤itim Merkezi’ne (SEM) götürülmüfller ve e¤itimlerine kald›klar› yerden devam etmifllerdir. Eli kanl› iflkenceci çevik kuvvet fleflerine, NATO yetkililerine, sermayedarlara ard›na kadar aç›lan kap›lar biz ö¤rencilere kapal› kalm›flt›r. Rektör yard›mc›s› Canan Çilingir, “ODTÜ’de kiralanacak yer de vard›r, sat›lacak yer de vard›r.” diyerek misyonunu gözler önüne sermifltir. (Daha sonra verdi¤i demeçlerde söylediklerini

inkar etmifltir.) Bu arada belirtelim. Canan Çilingir Endüstri Mühendisli¤i bölümünde ö¤retim görevlisidir, ayn› zamanda Teknopark Afi Yönetim Kurulu Baflkan›’d›r. Kendisi okulu parsel parsel sat›p kiralamakla meflgul oldu¤undan vermekle yükümlü oldu¤u derslerden geri çekilmektedir.

Sermayenin çöplü¤ü arka bahçe: Teknokent 6 Nisan 2005 günü fizik bölümünden kovulan polisler Teknokent’teki Sürekli E¤itim Merkezi’nde e¤itimlerine devam edebilir. Orada bas›n aç›klamas› yapmak isteyen ö¤renciler ise bir bölük jandarmayla karfl›lan›r! Teknokent, 2000 y›l›nda, “etkin ve sürekli bir üniversite-sanayi iflbirli¤i, üniversitelerdeki araflt›rma alt yap›s›n› ve bilgi birikimini ekonomik de¤ere dönüfltürme” amac›yla kuruldu. fiu anda %85’i mühendislerden oluflan bin dört yüz kiflilik iflgücüne sahip. 2003 y›l›nda 11,5 milyon dolar, 2004 y›l›nda ise 20 milyon dolar›k ihracat yapan Teknokent’in 2005 y›l› sonunda 40-50 milyon dolar ihracat geliri elde etmesi bekleniyor. Burada yer alan yaklafl›k 134 firma Teknoloji Gelifltirme Bölgesi kapsam›nda olduklar› için vergiden muaf. Dolay›s›yla birçok sermaye çevresinin ifltah›n› kabart›yor. Mevcut binalara ek olarak yap›lmakta olan silikon blok ise flimdiden firmalara kiraland›! Teknokent’te yer alan firmalar›n %22’si savunma (silah) sanayiine çal›fl›yor. Bu firmalar ABD ve ‹srail ordular›na proje üretiyor. Görüldü¤ü gibi, iflçiemekçilerin maafllar›ndan kesilen vergilerle infla edilen üniversitede çevik kuvvet amirlerinden istihbarat görevlilerine, sermaye sahiplerine kadar herkese yer var, ama vergilerin kesildi¤i iflçiemekçi çocuklar›na kap›lar kapal›. Kapal› kap›lar› k›rman›n yolu ise mücadelede!

E. Ekim

22


fio fi ov ve en n iis stt d da allg ga ay ya a Y Y››ll d d››z z’’d da an n tto ok k b biir r y ya an n ››tt......

Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z! Newroz’da yaflanan bayrak provokasyonunun ard›ndan bir anda tüm yurdu saran flovenist dalga üniversitelerde de faflist çetelerin devrimci-demokratyurtsever ö¤rencilerin üzerine sald›r›larmas›yla yans›mas›n› buldu. Çukurova, Karaelmas, Marmara ve ‹stanbul Üniversitesi’nin ard›ndan Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde de y›llard›r ortal›kta gözükmeyen, sesini ç›kartamayan sivil faflist çeteler, milliyetçi histerinin kas›tl› olarak körüklendi¤i bugünlerde o kanl› yüzlerini gösterdi. Geçti¤imiz haftalarda Trabzon’da yaflanan linç giriflimini protesto etmek amac›yla YTÜ Merkez Kampüsü’nde düzenledi¤imiz eylemimiz, kendini bilmez iki faflist taraf›ndan provoke edilmek istendi. Ancak devrimcilerin so¤ukkanl› tavr› provakasyon çabalar›n› bofla düflürdü. Faflistler polis ve ÖGB korumas› alt›nda olay yerini terketmek zorunda kald›lar. 1 May›s sürecinde ortada görünmeyen bu faflistler, 1 May›s’›n ard›ndan 5 May›s günü akflam saatlerinde üniversiteye gelip, üzerinde “ülkü ocaklar›” imzal› pul yapma cüretini göstermifllerdir. Ertesi gün pullarla karfl›laflt›¤›m›zda ilk iflimiz üzerinde Türk bayra¤› ve istiklal marfl›n›n ilk üç m›sras›n›n oldu¤u bu pullar› kaz›yarak üzerlerine “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i!”, “Faflizme karfl› omuz omuza!”, “Provokasyonlara, flovenizme geçit yok!” yaz›lar›n› yap›flt›rmak oldu. Ve okuldaki di¤er siyasetlerle görüflerek 9 May›s gününden itibaren üzerlerinde bu fliarlar›n bulundu¤u pullar haz›rlay›p, yayg›n bir biçimde okula yapmay›, faflist histeriyi t›rmand›ran bu provokasyonlar›n teflhirini yapmak amac›yla haz›rlayaca¤›m›z bildiri ve ozalitleri kullanmay› kararlaflt›rd›k. Ve hafta bafl›ndan itibaren tüm pullar› temizleyerek, üzerlerine kendi pullar›m›z› yapt›k. 9 May›s günü tescilli faflistlerden biri pullar›m›zdan birini sökmeye yeltenmifl, engel olmak isteyen arkadafllar›m›za da b›çak göstermifltir. Ancak bu flahs›n yapt›¤› hareketinin cevab›n› almas› uzun sürmedi.11 May›s Çarflamba günü ad›ndan, adresinden ders program›na kadar tespit etti¤imiz faflisti kantin önünde kitleye teflhir ederek,

yapt›klar›n›n hesab›n› sorduk. Sald›rgan tav›rlar›na b›çak çekerek devam eden faflist kantine hapsedildi. Elindeki b›çakla yüzlerce ö¤renciye karanl›k yüzü teflhir edildi. Rektör kantine ça¤r›ld› ve oraya gelen idarenin b›çak ve faflistin kimli¤i hakk›nda tutanak tutulmas› sa¤land›. B›ça¤› saklamaya çal›flan ÖGB’ler de teflhir edilerek iflbirlikçi maskeleri ö¤rencilerin gözü önünde düflürüldü. Tüm bunlar yaflan›rken rektörlük sekreterinin cümleleri oldukça ilginçti. “Tantanaya gerek yok... Faflizmle ne ilgisi var flimdi” benzeri cümleler sarfeden bu flahsa da tüm ö¤rencilerin önünde kimden yana oldu¤u soruldu ve b›çak çekenin biz de¤il faflist oldu¤u bir kez daha hat›rlat›ld›. Yap›lan etkili kitle teflhiri s›ras›nda “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z!”, “ Y›ld›z faflizme mezar olacak!”, “Faflizme karfl› omuz omuza!” sloganlar› at›ld›. Olay sonras›nda rektörlükle yap›lan görüflmelerde olay›n takipçisi olaca¤›m›z ve bundan sonra yaflanacaklar›n hiçbirinden sorumluluk tafl›mayaca¤›m›z› bildirdik. Bu olay› anlatmak ve de gün içerisinde geliflebilecek olaylar› teflhir etmek amac›yla haber verdi¤imiz Radikal, Cumhuriyet, Sabah vd. gazetelerden bir yan›t, bir ilgi göremedik. Alamad›¤›m›z yan›t bir kez daha gösteriyordu ki, medyas›ndan sivil faflist çetelerine kadar karfl›m›zdaki örgütlü bir güçtü. Bizler de bunun bilinciyle hareket etmenin sorumlulu¤unu bugün bir kez daha hissetmifl olduk. Bizler YTÜ’de devrimci faaliyete uzanan elleri k›rar›z. Bugün, flovenist histeri dalgas›n›n y›llard›r a¤›r bedeller ödenerek kazan›lm›fl mevzilerimizde esmesi ve ortam› provoke etmesi yan›ts›z kalmam›flt›r ve yar›n da kalmayacakt›r. Faflist çeteleri üzerimize salan asalak s›n›f› bilsin ki, bu oyunlar devrimciler taraf›ndan bozulacakt›r. Üniversitelerimizde bizden öncekiler taraf›ndan yükseltilen bayrak bugün bizlerin elinde daha da yukar›lara ç›kar›lacakt›r.. Kahrolsun faflizm! Faflizme karfl› omuz omuza!

E k i m G e n ç l i ¤ i

Ekim Gençli¤i/YTÜ

23


Düflünce özgürlü¤ünün ve özerkli¤in s›n›rlar›! E k i m G e n ç l i ¤ i

24

Egemen s›n›flar aç›s›ndan iflçi ve emekçilerin ulusal sorun tart›flmalar›na kilitlenmeleri her zaman toplumsal sorunlar›n üstünün kapat›labilmesi aç›s›ndan ifllevseldir. Tam da bu yüzden burjuvazinin çeflitli fraksiyonlar›, konu gericileflme olunca, ayn› cümleleri kurabiliyor, birbirlerini olumluyorlar. Ermeni soyk›r›m› tart›flmalar›n›n Türkiye’nin Avrupa Birli¤i yolunda engele dönüflmesi sonucunda Türkiye burjuvazisinin içine düfltü¤ü panik hali ve sözde iktidar ve sözde muhalefetin tüm sözcülerinin soruna ayn› do¤rultuda yaklaflmalar› güncel bir örnek olarak karfl›m›zda duruyor. Bo¤aziçi Üniversitesi’nde “‹mparatorlu¤un Çöküfl Döneminde Osmanl› Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunlar›” ad›yla düzenlenecek olan toplant› ile beraber hem tart›flmalar, hem panik hali, hem de iktidar ve muhalefet kenetlenmesi yo¤unlaflt›. Konferansa say›l› günler kala, gerici milliyetçi kesimler ve onlar›n a¤z›yla yazan köfle yazarlar›nca, Bo¤aziçi Üniversitesi’nde düzenlenecek olan konferans hedef gösterildi, adeta son birkaç ayd›r yarat›lan ve sonu toplumsal linç giriflimlerine ba¤lanan provokatif söylemlere yenileri eklendi. Kat›l›mc›lar›n kimliklerinden konferans›n düzenlendi¤i üniversitenin Türkiye’deki konumuna dek bir dizi tart›flma yap›ld›. Henüz içeri¤ine dair bir bilgiye sahip olunmayan konferans metin ve bildirileri hakk›nda spekülatif yorumlar yap›ld›. Tüm gerici floven kesimin üzerinde ortaklaflt›¤› nokta, Türkiye aleyhtarlar›n›n, Türkiye’nin merkezi bir yerinde ve yine Türkiye aleyhine komplolar oluflturmak ad›na toplanacaklar›yd›. Konferans henüz toplanmadan o kadar ses getirmiflti ki, konu CHP’li milletvekili Elekda¤ taraf›ndan meclise tafl›nd›. Elekda¤’›n bilimsel kisve alt›nda Ermeni propogandas› yap›laca¤›na dair ithamkar konuflmas› üzerine Adalet Bakan› Cemil Çiçek kürsüye ç›k›p, tüm konferans kat›l›mc›lar›n›, Bo¤aziçi Üniversitesi’ni vatan hainli¤i ile suçlad›. Cemil Çiçek konuflmay› yaparken, muhalefetten daha keskin bir ç›k›fl yapabilmeyi mi planlam›flt›, yoksa bayrak meselesiyle MHP’ye kapt›rd›¤› oylar› geri almay› m› hesapl›yordu bilinmez, ama ölçüyü kaç›rd› ve emperyalist iflbirli¤ini güçlendirebilmek ad›na iktidar›n takmaya mecbur oldu¤u demokratiklik maskesini düflürdü. Daha önce Abdullah Öcalan ile ilgili A‹HM karar› verildikten sonra Devlet Bahçeli’nin yapt›¤› gibi, Cemil Çiçek de tüm Türk halk›n›, konferans›n sonucunda

Cemil Çiçek Ermeni sorununa iliflkin resmi tezi çürüten bir sonuç ç›kacak olursa, göreve ça¤›rd›. Bu görev nas›l bir görev olabilir? “Yeni Sivaslar, Çorumlar yarat›n. Devrimcilere, demokratlara sald›r›n. As›n, yak›n, y›k›n...” Bu görev baflka nas›l bir görev olabilir ki? Bu ateflli konuflman›n ard›ndan Cemil Çiçek bir kesim taraf›ndan alk›flland›, iki kesim taraf›ndan k›nand›. Ancak konuflma hedefine ulaflt›. Konferans Bo¤aziçi Üniversitesi rektörlü¤ünce iptal edildi. Gerici floven kesimler Çiçek’i milli kahraman ilan ederken, konferans yanl›lar› demokrasi katili ilan ettiler. Buraya kadar tepkiler, normal ve ola¤and›. Ancak konferans iptal edilmeden önce ona karfl› olup, her f›rsatta konferans›n örgütleyicilerine sald›ran Avrupa Birli¤i beklemecileri ve emperyalist iflbirli¤inin sad›k uflaklar› da k›nayan tarafta yer ald›. Elbette flu tür cümlelerle, “bu içerikte bir konferans bile olsa, (yani Cemil Çiçek konuflmas›ndan dolay› k›nan›r ama vatan hainli¤i s›fat› onan›r!) engel olunmamal›yd›. Demokrasiye iliflkin imaj›m›z zedelendi. B›raksayd›k da konuflsalard›! fiimdi tüm Avrupa üzerimize gelecek!”

Konferans hangi tart›flmalara zemin yaratt›? ‹ptal edilen konferans öncesinde ve sonras›nda en az Ermeni soyk›r›m› tart›fl›ld›. Bu konuda iki kutup oldu¤u ifade edilerek ve resmi tez-alternatif tez çat›flmas›ndan söz edilerek konu kapat›ld›. Konferans›n ana temas›n›


oluflturacak olan bu konunun önden daha farkl› bir biçimde tart›fl›lma imkan› zaten yoktu, zira egemenlerin yaratt›¤› bas›nç sonucunda konferans gerçekleflememifl ve konferans›n sonucunda kimilerine göre alternatif, kimilerine göre bilimsel bir sonuç ifade edilememifl oldu. Bunun sonucu konferans›n ana temas›n›n tart›flma kapsam› d›fl›nda kalmas›yd›. Ancak bu konferans›n içeri¤i floven gerici kanad› o denli k›zd›rm›fl ve ürkütmüfltü ki, Avrupa Birli¤i politikalar› gere¤ince bast›r›lm›fl siyasal anlay›fllar› makyajs›z bir biçimde gün yüzüne ç›kt›. Bu, en az Ermeni soyk›r›m› kadar önemli, zira Türkiye’de bir dizi katliama, cinayete ve devlet terörüne zemin yaratan zihniyet, “ben buraday›m!” diyerek kendini d›fla vurdu. Cemil Çiçek’in flu sözleri dikkate de¤erdir: “Türkiye de düflünce ve ifade özgürlü¤ü yoktur diyenler yan›l›yorlar. Bak›n Türkiye’de milleti arkadan hançerleme ve iftira atma özgürlü¤ü vard›r.” Gerici floven iktidar›n düflünce ve ifade özgürlü¤ünü, resmi ideolojiyi elefltirmeyi nas›l anlad›¤›n› ifade eden bu cümle, konferans tart›flmalar› üzerine kurulmufltur. Ermeni soyk›r›m› konusunda resmi ideolojinin bakt›¤› perspektiften bakmak yerine sorunu bilimsel bir çerçevede ele almaya çabalamak “hançerleme”; olana olmufl demek “iftira” oldu¤unda, düflünce ve ifade özgürlü¤ünün iktidar cephesinden alg›lan›fl›n›n da “devlet ne derse onu tekrarlama özgürlü¤ü ve resmi ideolojiye uygun ve bu s›n›rlarda düflünme özgürlü¤ü” oldu¤u aç›kt›r. Yine iktidar›n düflünce özgürlü¤ü “vatan hainlerine” tan›nm›fl bir özgürlük de¤ildir. “Vatan haini” tan›m›n›n mu¤lakl›¤› yan›lt›c› olmas›n; kastedilen, “vatan millet sakarya” edebiyat› yapmayanlar›n düflünce özgürlü¤ü olmad›¤›d›r. Çiçek yapt›¤› konuflmada Bo¤aziçi Üniversitesi flahs›nda üniversitelerin özerkli¤ine de “aç›kl›k” getirdi. “Özerklik saçmalamak de¤ildir” cümlesiyle, üniversitelerin özerkli¤inin resmi ideolojiden özerklik olamayaca¤› gerçekli¤inin alt›n› çizmifl oldu. Ermeni soyk›r›m› gibi, has›r alt› edilsin diye y›llarca bir sürü sat›lm›fl “bilim adam›”na tarihi belge yaratt›r›lm›fl bir konuda tart›flmak elbette özerk bir konuma sahip olup, bu konumu “suistimal” ederek ifllenemezdi. Olsa olsa bu bir üniversitenin s›n›r› aflmas›, saçmalamas› olabilirdi. YÖK’ün de Çiçek‘e paralel bir aç›klamada bulunmas›, Türkiye’de üniversitelerin özerkli¤inden ne anlafl›ld›¤›n› gözler önüne serdi. Düflünce ve ifade özgürlü¤ünün ve üniversitelerin özerkli¤inin s›n›rlar›n›n iktidar cephesinden bir kez daha hat›rlat›lmas›na vesile olan bu konferans›n temel bir ifllevi de, burjuva demokrasisi denen fleyin ne menem bir fley oldu¤unu bir kez daha ortaya sermesi oldu.

genifl bir yer tuttu. Köfle yazarlar›n›n büyük ço¤unlu¤u konuya iliflkin fikir beyan ederek, sözcüsü olduklar› gruplar›n konuya iliflkin de¤erlendirmelerini ifade ettiler. Bunlar içerisinde özellikle Ertu¤rul Özkök’ün söylemleri dikkat çekiyor: “... Bo¤aziçi Üniversitesi’nde o toplant›n›n yap›laca¤› salonun önünde bir eylem yapmak isterdim... Ermeni soyk›r›m› iddias› konusunda devletin resmi tezlerine karfl› fikirlerini söylemek üzere bir araya gelen konuflmac›lar›n eline küçük bir bildiri tutuflturmak isterdim... Ama ne yaz›k ki korktu¤um bafl›ma geldi. Bu konferans ertelendi. Konferansç›lar da amaçlar›na ulaflt›lar.” Hürriyet gazetesindeki köflesinden Özkök, nas›l da sald›rmaya f›rsat kollayanlara yol gösteriyor. Emin Pazarc› ise flunlar› söylüyor: “...Türkiye’nin ezici ço¤unlu¤u bu üç befl kifliye haddini bildirmeliydi. Olmad›, yap›lamad›. Cemil Çiçek mecburen tepki göstermek zorunda kald›.” Bir baflkas›, ise Cemil Çiçek’e “Yafla” diyor,“A¤z›na sa¤l›k”! Bu nas›l bir öfke ve bu nas›l bir tahammülsüzlük! fiovenizmi flahland›rarak, halklar› birbirine düflürerek, düflüncenin ifadesine ket vurarak yap›lmak istenen, aç›k ki y›llard›r sermaye iktidar›n›n ayakta kalmas›n›n temel dayana¤› olan paranoya psikolojisini diriltmektir. Böylelikle iflçi ve emekçiler içerisinde floven milliyetçilik körüklenerek s›n›f› bölen bir dalgaya dönüfltürülecektir. Konferans örgütlenebilseydi de, sonuç bu konferans›n gerici bir propogandaya konu edilmesi aç›s›ndan çok farkl› olmayacakt›. Ama köfle yazarlar›n›n bir k›sm› tart›flmalar›n› konferans›n ortaya koyduklar› üzerinden yapmak mecburiyetinde kalacaklar ve konferans›n amac› olan “Ermeni soyk›r›m›na iliflkin alternatif tezlerin ortaya konulmas› amac›” tart›flma düzeyinde de olsa gerçekleflebilmifl olacakt›. Konferans yak›n bir gelecekte örgütlenebilir de. Bo¤aziçi Üniversitesi rektörlü¤ü refleks bir kararla iptal etmifl olabilir, ancak farkl› bas›nçlar›n devreye girmesiyle, iktidar› aklamak ad›na konferans›n yeniden örgütlenmesi mümkün. Fakat bu kez konferans›n yap›laca¤› yerin önünde genifl güvenlik önlemleri al›nmas› zorunlu olacak!

E k i m G e n ç l i ¤ i

A. Eylül

Burjuva medya ve silahflörleri! Sorun, Ermeni sorunu gibi burjuvazinin farkl› ç›kar odaklar›n› etkileyen bir sorun olunca, konu bas›nda

Ertu¤rul Özkök

25


II rr aa kk bb aa tt aa ¤€ ›› nn dd aa dd ee bb ee ll ee nn ee nn AB A BD D !! E k i m G e n ç l i ¤ i

26

Ellerindeki teknoloji harikas› silahlara ra¤men ABD Irak‘taki direnifli k›rmay› baflaram›yor. Yarat›lan y›k›ma, katliamlara ra¤men hiçbir sonuç elde edilememesi emperyalist savafl makinesini daha da azg›nlaflt›rd›. Demokrasinin yald›zl› ka¤›d›na sar›l›p süslenen iflgal, Ebu Garip hapishanesinde ve Felluce’de yaflananlarla gerçek yüzünü gösterdi. Art›k kimse “demokrasi” ve “insan haklar›”ndan bahsedemiyor. Çünkü gerçekler uluslararas› kurumlar taraf›ndan bile reddedilemeyecek kadar ç›plak. Örne¤in Uluslararas› Af Örgütü (UAÖ), Ebu Garip hapishanesindeki insanl›k d›fl› uygulamalar›n ortaya ç›kmas›n›n ard›ndan, Irak'ta iflkencenin sürdü¤ünü ve sadece Ebu Garip ile s›n›rl› kalmad›¤›n› aç›klad›. Örgütün raporlar›na göre, gerek ABD kontrolündeki tutukevlerinde, gerekse Irak güvenlik güçlerine ba¤l› polis karakollar›nda ve Ba¤dat'taki Irak ‹çiflleri Bakanl›¤›'nda iflkence uygulamas› devam ediyor. Örgüt, bas›n aç›klamas›nda, son dönemdeki iflkence iddialar›na da yer verdi: fiubat 2005'te Bedr örgütüne ba¤l› üç kifli gözalt›nda öldü. Bu kiflilerin vücutlar›nda a¤›r dayak ve elektrik floklar›n› gösteren izler bulundu. Ulusal bir TV kanal› olan El Irakiya, “terörist” diye adland›r›lan kiflilerin “itiraflar›n›” yay›nlamaya bafllad›. Bu “itiraflar“ aras›nda tutuklular iflkence izlerini de gösteriyorlar. ‹sveç'te yaflayan Irakl› Ali Sefer El Bavi, 14 y›l sonra ülkesine döndü¤ünde “s›n›r boyunda yasad›fl› olarak görüntü almak” gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Önce bir karakolda, ard›ndan ‹çiflleri Bakanl›¤› binas›nda sorguland›. Paras›na el konuldu. ‹çiflleri Bakanl›¤›'nda vücuduna elektrik verildi. El Bavi, buralarda birlikte kald›¤› tutuklulara “iflkence var m›?” diye sordu¤unda, “her zaman” yan›t›n› ald›. Geçen y›l›n son aylar›nda ortaya ç›kan baflka iddialar da insan›n kan›n› donduracak nitelikte. Brüksel’den Fahriye Ahmet’in gizli Avrupa askeri raporlar›n› esas

alarak yazd›¤›n› iddia etti¤i, Suudi resmi gazetesi ElVatan’da yay›mlanan bir makale, Irak’taki ABD ordusunu insan organlar›n› çalmak ve satmakla suçluyor. Ebu Gureyb’de ve baflka cezaevlerinde öldürülenlerin bir bölümünün üzerinde organ ç›karma amaçl› operasyonlar yap›ld›¤› belirtilen makalede, gerçeklerin a盤a ç›kmas›n› önlemek için cesetlerin cezaevlerinden uzak yerlere b›rak›ld›¤› belirtiliyor. Amerikan kuvvetlerinin medyan›n olay yerlerinin yak›n›na gelmesini zor kullanarak engellemesi de bunu kan›tlar nitelikte. Salg›n hastal›klar› önleme bahanesiyle, parçalanm›fl cesetler yak›nlar›na haber verilmeden gömülüyor. Demokrasi masal› ABD aç›s›ndan yeni hükümetin kurulmas› ile mutlu sonla bitmifl gibi gözüküyor. “Gökten” düflen elmalar da bir avuç iflbirlikçi taraf›ndan paylafl›ld›. Irak Baflbakan› ‹brahim Caferi’nin kabine listesi, 275 sandalyeli kukla Irak Ulusal Meclisi taraf›ndan onayland›. Böylece 50 y›l›n ard›ndan Irak’ta “demokratik yolla” seçilen hükümet de kurulmufl oldu. Baz› bakanl›klar›n flimdilik vekaleten yönetilece¤i aç›kland›. ‹brahim Caferi büyük önem verilen savunma bakanl›¤›n›n, Ahmed Çelebi de petrol bakanl›¤›n›n yönetimini vekaleten üstlendi. Yeni hükümette 4 baflbakan yard›mc›l›¤› bulunuyor. Bu yard›mc›l›klardan ikisini Ahmed Çelebi ile Kürt politikac› Roj fievis üstlenirken, di¤er iki ismin daha sonra belirlenece¤i ifade ediliyor. Yani tam bir tiyatro oyunu. Bu iflbirlikçilerin, hükümetin içinde yer alsalar bile hiçbir fleye hükmedemeyecekleri, hepsinin k›r›nt› peflinde kofltuklar› yeterince aç›k. Masal burada bitiyor. Bundan sonra ise gerçekler anlat›lacak ve son sözü direnenler söyleyecek. Filistin’den yükselen 盤l›k flimdi Irak’ta yank›lan›yor. ABD, Irak ç›kmaz›n› aflmak için türlü yol ve yöntemi deniyor. Irak’taki direnifl, bugünkü s›n›rl›l›klar›na ra¤men, tüm dünyay› yenilmezli¤i konusunda ikna etmifl emperyalizm karfl›s›nda, dünya halklar›na umut vermeye devam ediyor.

S. Kurtulufl


Em E mppeerryyaalliissttlleerr IIrraakk’’ttaa kkaann kkaayybbeettm meeyyee ddeevvaam m eeddiiyyoorr!!

“‹stifa ediyorum!”

Irak’ta bata¤a saplanan “Koalisyon Kuvvetleri” her yan›ndan dökülmeye devam ediyor. Direniflin yükselen dalgas› karfl›s›nda çaresiz kalan, bir türlü bu topraklarda hakimiyet sa¤layamayan emperyalistler, kendi ordular›nda bile protestolara maruz kal›yorlar. Mart bafl›nda istifa eden George Solomou’nun istifa mektubu her fleyi aç›kça ortaya koyuyor. Afla¤›da ‹ngiliz Ordusu eski mensubu Solomou’nunistifa mektubunu yay›nl›yoruz. “Arazi Ordusu’ndan istifa ediyorum, çünkü Irak’ta devam eden savafl›n yanl›fl oldu¤una inan›yorum. Bu, benim karar›m de¤ildi. Y›llard›r Arazi Ordusu’nda hizmet ediyorum. Bütün bu y›llar boyunca pek çok fley ö¤rendim, bir arkadafl›m›n hayat›n› kurtard›¤›m için insani ödül kazand›m, birçok arkadafll›k kurdum ve öyle ümit ediyorum ki ülkeme baz› katk›lar›m oldu. Hiç flüphesiz kimi arkadafllar›m onlar› yüzüstü b›rakt›¤›m› düflünecekler. Savafla karfl› oldu¤umu son birkaç hafta içinde aç›kça söylemeye bafllad›¤›mdan, birçok asker arkadafl›m›n deste¤ini ald›m, ama bana korkak diyenler de ç›kt›. Ben, e¤itim alm›fl bir s›hhiyeciyim ve kazanm›fl oldu¤um becerilerin hayat kurtarmak konusunda ifle yarayabilece¤ine flüphe yok. Ama uzun uzun düflünüp tafl›nd›ktan sonra verdi¤im karar flu oldu: Önceli¤im, bu savafla karfl› kamusal bir durufl sergileyerek hayat kurtarmaya çal›flmak olmal›. Tabii, orduya giriyorsan›z, savaflmaya haz›r olmal›s›n›z. Ama her savaflta de¤il. ‹ngiltere’de ço¤u insan Irak savafl›n›n yanl›fl oldu¤unu düflünüyor ve bunun sebebi de, muhtemelen, buradaki savafl›n gerekçesi olarak ortaya at›lan bütün iddialar›n fos ç›km›fl olmas›. Art›k resmi olarak da biliniyor ki Irak’ta hiçbir kitle imha silah› yoktu. Bu savafl›n dünyay› daha güvenli k›ld›¤› düflüncesi ise, hastal›kl› bir flakadan baflka bir fley olamaz.

Askerler, ahlaki mülahazalar›n üzerinde olamazlar. ‹ngiliz ordusu bu olguyu utanç verici bir biçimde saklamaya çal›fl›yorsa da, Birleflmifl Milletler silahl› kuvvetler mensuplar›n›n belli savafllara siyasi, dini veya ahlaki nedenlerle itiraz etme hakk›n› kutsal say›yor. Savafl bafllamadan önce generallerimiz bile Tony Blair’den Saddam Hüseyin’in silahl› ve tehlikeli oldu¤una dair güçlü kan›tlar oldu¤unun garantisini vermesini istiyorlard›. Savafl›m meflruiyeti hakk›nda kayg›l›yd›lar. Savafl› hakl›laflt›rmak için kullan›lan BM kararlar›, ancak Irak’›n bölgeye veya dünyaya tehdit teflkil etmesi halinde geçerliydi. fiimdi buna dair hiçbir delilin mevcut olmad›¤›n› biliyoruz. Öyle bir durumla yüz yüzeyiz ki, BM genel sekreteri Kofi Annan bile, savafl›n gayr›meflru oldu¤unu söyledi. ‹stifa ediyorum, çünkü haks›z ve gayr› meflru bir savaflta dövüflmek istemiyorum. Ama Irak’ta ‹ngiliz askerlerinin de kullan›lmas›ndan derin kayg›m var. Benim bölü¤ümden askerlerin söylediklerine göre, güney Irak’taki iflin ço¤u Basra ile Kuveyt s›n›r› aras›nda mekik dokuyan petrol tankeri konvoylar›n› korumakm›fl. Arkadafllar›m›n anlatt›klar› da, bu savafl›n gerçek nedenleri konusundaki büyüyen flüphelerimi pekifltirdi sadece. ‹nanc›m o ki, d›fl politikam›z ABD iktidar›n›n ihtiyaçlar›na göre yönlendiriliyor, özellikle de petrol ak›fl›n›n denetim alt›na al›nmas› ihtiyac›n›n. Bunu söylemek çok ac› asl›nda, çünkü birliklerimiz ›st›rap içinde. ‹ki yak›n arkadafl›m Irak’ta sakat kald›. Hayatlar› y›k›ld›. fiunu da söylemeliyim: Ordu, sa¤l›klar›yla ilgili gereken her fleyi yapmad›, zay›f tedavi gördüler. Raporlara bak›l›rsa, 80 ölünün yan› s›ra 700-800 ‹ngiliz askeri ciddi biçimde yaraland›. Çok daha fazlas› ruhsal rahats›zl›k çekiyor. Falkland ve Birinci Körfez Savafl› tecrübesi gösteriyor ki, savafl›n yaralar› çok derin oluyor, resmi kay›tlarda yaral› olarak görünmeyenlerde bile. Askerlik görevinin üzerinden 10 seneden çok zaman geçmesine karfl›n her gün ruhsal bozukluklarla mücadele eden eski askerler tan›yorum. S›rf George Bush Ortado¤u’daki petrolü kontrol etsin diye gencecik hayatlar›n kaybedilmesi ve y›k›lmas› utanç verici. ‹nsanlar, buray› biz kar›flt›rd›k, biz temizlemeliyiz diyorlar. Irakl›lar’›n pek çok fleye ihtiyac› var: T›bbi malzemeye ihtiyaçlar› var, altyap›lar›n›n yeniden infla edilmesine ihtiyaçlar› var, ifle ihtiyaçlar› var. ‹htiyaç duymad›klar› tek fley, caddelerinde yabanc› askerler görmek. Asl›nda, gerilimi ve fliddeti do¤uran fley ABD ve ‹ngiliz askerlerinin, geçen ay yap›lan seçimleri de dikkate almaks›z›n sürecek görünen varl›¤›d›r. Bizler, Irak’ta yabanc› hakimiyetinin sembolleri haline geldik. ‹flte bu nedenler orada güvenli¤i sa¤lamam›z›n hiçbir yolu yok. Bunu ancak Irakl›lar’›n kendisi yapabilir. Biz orada ne kadar kal›rsak, ifller de kontrolden o kadar ç›kacak. Irakl›lar’›n kendi geleceklerini infla etmelerine izin vermeliyiz –hatalar yapacak olsalar bile. Vicdan sahibi bir itirazc› olarak istifa ediyorum, çünkü bunun hiçbir k›sm›n› istemiyorum, çünkü benim bu eylemimin baflka askerlere de fikirlerini aç›kça söylemek ve baflka tercihlerde bulunmak için cesaretlendirece¤ini ümit ediyoruz.”

E k i m G e n ç l i ¤ i

George Solomou / 4 Mart 2005 In These Times (Çev: Tayfun Salc›)

27


‹‹ n nssaannll››¤€››nn kkaann››nn›› eem meenn D Drraakkuullaa::

George Soros George Soros ad›n› son zamanlarda s›kça duyar olduk. Ukrayna, Gürcistan ve K›rg›zistan’da ard arda gerçekleflen “devrimlerin” ard›nda George Soros’un ve ona ba¤l› kurumlar›n yer ald›¤› yüksek sesle dile getirildi. fiimdilerde George Soros yay›nlanan röportajlar› ile yine gündemde.

E k i m G e n ç l i ¤ i

28

Kim bu George Soros? George Soros 75 yafl›nda, dünyan›n en zengin insanlar› s›ralamas›nda üst s›ralarda yer alan bir ifl adam›. En bilinen ünvan›yla spekülatör; yani elde etti¤i bilgileri kullanarak, de¤eri düflük hisselere çok yüksek mebla¤larla yat›r›m yap›yor, daha sonra da de¤erleri yükselen hisseleri sat›yor. Bu sayede servetine servet katarken, ülkelerin borsalar›n›, ekonomilerini alt üst ediyor. Güney Asya Krizi’nde de benzer bir yöntem izleyen Soros’un ad› bu nedenle “borsalar› çökerten adam” olarak an›l›yor. Bir di¤er marifeti de para birimi manipülasyonu. Soros 1992’de 10 milyar dolar de¤erinde sterlin satarak sterlin devalüasyonuna neden olmufl ve bu sayede bir gecede 1 milyar dolar kazanm›flt›. Soros bu operasyon ile her ‹ngiliz vatandafl›n›n cebinden 12,5 sterlini çalm›fl oldu. George Soros bu yöntemlerle yine servetine servet katt›. Tüm bu operasyonlar›n ard›ndan kendisine yapt›¤› iflin ahlaki yönü soruldu¤unda ise flöyle söyledi; “Mali piyasalarda spekülasyon yaparken, s›radan bir ifl adam›n›n karfl› karfl›ya oldu¤u ahlaki kayg›lar›n ço¤undan azade olursunuz. Ben kendimi ahlaki meselelerle s›kmam... döviz tüccarlar›; masalar›nda oturup, azgeliflmifl ülkelerin para birimlerini al›p satarlar. Para birimindeki dalgalanman›n, o ülkelerde yaflayan insanlar›n hayat›ndaki etkisini düflünmezler. Düflünmemeleri de gerekir; onlar›n ifli bu...” ‹fl baflka ahlak baflka diyen George Soros, sahip oldu¤u inan›lmaz servetle, Arjantin, Brezilya ve Meksika’da emlak ifllerini, Venezuella’da da bankac›l›k sektörünü kontrol alt›nda tutuyor. Elbette yolsuzluklarla, gizli kapakl› mali dümenlerle servet edinmifl olan George Soros benzeri pek çok kifli var. George Soros’u onlardan ay›ran ise, ekonomiye yapt›¤› spekülasyonlar›n benzeri komplolar› politikada

uyguluyor olmas›. Bu komplolara yak›n zamanda Gürcistan, Ukrayna ve K›rg›zistan’da tan›k olduk. Oysa Soros’un hünerli parmaklar› çok öncelerden beri görev bafl›nda.

Piyasalara “aç›k toplum” George Soros, “aç›k toplum” düflüncesinin fikir babas› olan Karl Popper ile Londra Ekonomi okulunda ö¤renci iken tan›flt› ve ondan çok etkilendi. ‘80’lere gelindi¤inde milyarlarca dolar›n sahibi olan Soros, “aç›k toplum” düflüncesini hayata geçirmek ad› alt›nda çeflitli icraatlere giriflti. Soros’un ilk gözünü dikti¤i yer elbette Sovyetler Birli¤i oldu. 1987’de Sovyetler Birli¤i‘nde paras›n›n ödenmedi¤ini iddia eden bilim adamlar›n›n ülke d›fl›na ç›kmalar› için 100 milyon dolar harcad›. Sovyetler‘deki e¤itimi kendi deyimiyle marksist-leninist dogmalardan kurtarmak için yüzbinlerce dolar harcamaktan da geri durmad›. 1989’da Polonya’da Dayan›flma Sendikas›’n› destekledi. Sovyetler Birli¤i‘nin da¤›lmas›n›n ard›ndan da Do¤u Avrupa ve Kafkasya ülkelerinde Aç›k Toplum Enstitülerini kurdu ve bunlara milyonlarca dolar ak›tt›. Venezuella’da Chavez karfl›t› Amerikan yanl›s› muhaliflere bir milyon dolar harcad›. S›rbistan’daki


yönetim de¤iflikli¤ini yönlendirdi. Bugün Aç›k Toplum Enstitüsü onlarca ülkede faaliyet gösteriyor. En yo¤un faaliyet alan› da Ortado¤u’dan sonra dünyan›n en zengin petrol yataklar›n›n bulundu¤u Kafkasya bölgesi ve bu ülkeler ayn› zamanda dünya piyasalar› için yeni pazar alanlar› anlam›na geliyor. Soros, aç›k toplumu totaliter rejimlerin karfl›s›nda bir tehdit olarak aç›kl›yor. Ülkelerin ekonomilerini çökertip ceplerinden paralar›n› çalan bu yavuz h›rs›z, küreselleflmenin zengin ve fakir aras›ndaki uçurumu derinlefltirdi¤inden ve kapitalizmin insanlara gerekli refah› sa¤layamad›¤›ndan bahsediyor. Spekülasyonlar yaparken ahlak› çöpe atan Soros, bir anda yard›msever kesiliveriyor. Bu ülkelerde iletiflimden yerel yönetimlere, sa¤l›ktan uluslararas› politik araflt›rmalara kadar pek çok konuda oluk oluk para ak›t›yor.

Türkiye’de “aç›k toplum” Bölgedeki ülkelerin tamam›nda faaliyet gösteren George Soros’a vak›f ve kurumlar Türkiye’de ‘90’lar›n ortalar›ndan bu yana çal›flmalar yap›yor. Soros’un Türkiye’ye ilk müdahalesi, 1995 y›l›nda bafl›n› Cem Boyner’in çekti¤i Yeni Demokrasi Hareketi ile bafllad›. Soros bu hareketin kurulmas›na ve seçimlere kat›lmas›na mali destek verdi. Ancak YDH’nin seçimlerde u¤rad›¤› hezimetin ard›ndan Soros, Türkiye politikas›na müdahale edecek baflka araçlar›n aray›fl›na girdi. ‘99 y›l›nda Sabanc› Holding’in konu¤u olarak Türkiye’ye geldi. Eski bürokratlar›n, ünlü patronlar›n kat›ld›¤› bu konferansta Soros “aç›k toplum projesi”ni anlatarak, bu amaçla Türkiye’deki çeflitli vak›f ve derneklerle çal›flmak istedi¤ini söyledi. Sabanc›lar’›n Soros’la iliflkisi bununla s›n›rl› kalmad›. Konferans›n ard›ndan Sabanc› Üniversitesi Soros ile bir iflbirli¤i anlaflmas› imzalad›. Soros’un Türkiye’deki maceras› bunlarla da s›n›rl› de¤il. Ekonomik krizin ard›ndan Türkiye’ye getirilen Kemal Dervifl Soros’un yak›n adamlar› ile görüflmüfl ve bu olay bas›na yans›m›flt›. George Soros ve Aç›k Toplum Enstitüsü bugün Türkiye’deki pek çok kurum ve kifliye do¤rudan ya da projeler üzerinden mali destek sa¤l›yor. Aç›k Toplum Enstitüsü’nün y›ll›k bütçesi 2 milyon dolar› buluyor. Enstitünün Türkiye’deki çal›flma alanlar› ise kurumun kendi sitesinde flöyle ifade ediliyor; Siyasi reform ve AB, cinsel, bölgesel eflitsizlikler ve sivil toplum. Soros’un para sa¤lad›klar›n›n listesi de hayli uzun; Listeden birkaç ilginç isim; Nebahat Akkoç, (Diyarbak›r’daki Kad›n Araflt›rmalar› Merkezi Yöneticisi), Murat Belge (Bilgi Üniv. ö¤r. üyesi, Birikim dergisi kurucusu, Radikal yazar›), Üstün Ergüder (BÜ eski rektörü, Sabanc› Üniv. ‹stanbul Politikalar Merkezi Direktörü), Ömer Madra (Aç›k Radyo kurucular›ndan, Bilgi Üniv.Ö¤r. Üyesi), Nadire Mater (bianet’in yönetmenlerinden), O¤uz Özerden (Bilgi Üniv. Mütevelli heyeti baflkan›), Hakan Alt›nay (Bilgi Üniv. Mütevelli heyeti üyesi). Hakan

Alt›nay ayn› zamanda Aç›k Toplum Enstitüsü’nün direktörlü¤ünü yap›yor. Kurum, Avrupa’da Türkiye Çal›flmas›; Batman Kad›n Merkezi'nin Kad›n›n ‹nsan Haklar› E¤itimi Projesi; Bilgi Üniversitesi’nin Avrupal› Türkler Araflt›rmas›; Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Kurulufllar› E¤itim ve Araflt›rma Birimi; Bilgi Üniversitesi ‹nsan Haklar› Merkezi; Bo¤aziçi Üniversitesi'nin çeflitli Araflt›rma Projeleri gibi bir çok çal›flmaya fonlar sa¤lad›. Soros’un yapt›¤› komplolarla yönetim de¤iflikli¤i yaflanan ülkelerdeki “muhaliflere” bak›ld›¤›nda, Türkiye’deki faaliyet alan›yla benzerlik tafl›d›¤› görülüyor. Akademisyenlerden, yazarlardan, patronlardan, bas›n ve medya kurulufllar›ndan oluflan liberal demokrat bir muhalefet. Soros ve vak›flar›, sundu¤u bu yard›mlar›n karfl›s›nda bu kurum ve kurulufllardan nas›l bir ç›kar beklemektedir? Ülkelerin politikalar› üzerinde söz sahibi olmak, gerekti¤inde yönetim de¤iflikli¤i yapabilecek bir etki alan› oluflturmak ve böylece benzer durumda olan ülkelere tehdit oluflturmak. Bafl›n› liberal demokrat az›nl›k gruplar›n›n çekti¤i kadife devrimler, bu gruplar›n ABD’nin ç›karlar› s›n›rlar›ndaki muhalefetleri bu sorunun cevab›n› k›smen de olsa vermektedir.

Soros’a ne diye hitap etmeli? Son günlerde George Soros burjuva bas›nda s›kça boy gösterir oldu. Mehmet Ali Birand’la yapt›¤› röportaj CNNTürk’te, ard›ndan Can Dündar’›n röportaj› Milliyet’te yay›nland›. Soros’u demokrasi havarisi olarak gösterme çabas›nda olan burjuva bas›n› ona duydu¤u hayranl›¤› gizleme gere¤i duymuyor. Can Dündar’›n “Ço¤u ifladam› servetini yat, kat uçak almaya harcarken siz dünyay› de¤ifltirmeyi seçtiniz” sözleri bunun bir göstergesi. Üstelik Dündar, de¤iflime yat›r›m yapt›¤›n› ve bunun onu devrimci k›ld›¤›n› söylüyor. Soros’un yapt›¤› bu yat›r›mdan elde etti¤i kârlar, de¤ifltirdi¤i dünyan›n ad›m ad›m Amerika’n›n hizmetine girdi¤i, faaliyet gösterdi¤i ülkelerin ABD’nin ç›kar alanlar›ndaki ülkeler oldu¤u gerçe¤i röportajda nedense dile getirilmiyor. D›fl politikada bu denli etkili olan Soros, Bush hükümetine karfl› oldu¤unu söylese de, uygulamalar›, ABD’nin d›fl politikas›na bire bir uyuyor. AKP’yi Türkiye’nin en demokratik partisi ilan etmesine flaflmamak gerekiyor. Soros’a yak›n bir ifl adam› yapt›¤› bir aç›klamada, uygulad›klar› yöntemlerin CIA’in yöntemleri oldu¤unu söylüyor. Can Dündar George Soros’a soruyor; “Size ne diye hitap etmemi istersiniz”, “Finansman grubu”, “Global hay›rsever”, “Tuttu¤u alt›n olan Midas”, “Aç›k toplum filozofu”, “Bilgisayar ça¤›n›n Robin Hood’u” ve sonra ekliyor; “Ya flunlara ne dersiniz?”, “Tayland halk›n›n kan›n› emen Drakula”, “Malezya ekonomisinin mezar kaz›c›s›”, “Çin’in timsah›” Siz Soros’a ne diye hitap edersiniz?

E k i m G e n ç l i ¤ i

H. Ezgi

29


Bu çerçevede bizimle paralel düşünen anlayışlarla beraber ortaya çıkartılan deklarasyon ve halen süren tartışmalar gelecek yıla ilişkin umut veren bir niteliktedir. Bugün için yaklaşık 10 siyasal çevrenin katıldığı tartışmalarla deklarasyonun hazırlığı ve tartışmaları devam etmektedir. Üniversiteli öğrenci hareketinin örgütsüzlüğü, dağınıklılığı, güven sorunu ve kolektif bir tartışma kültüründen yoksun olması gibi bir dizi başlık etkin bir tartışmaya konu edilmekte ve bu başlıklarda ifadesini bulan ortak mücadele perspektifi her geçen gün güçlenmektedir

33 00

Geennççlliikk hhaarreekkeettiinniinn ssoorruunnllaarr››nn››nn ççöözz G

Daha fazla ›sr

Gençlik hareketi aç›s›ndan önemli deneyimlerin oluflturuldu¤u ve hareketin sorunlar›n› aflmak do¤rultusunda ilk ad›mlar›n at›ld›¤› bir dönemi geride b›rakm›fl bulunmaktay›z. Okullar›n kapan›yor olmas› nedeniyle gençlik hareketinin tablosuna dair bütünlüklü bir de¤erlendirme yapmak, gelecek döneme haz›rl›k aç›s›ndan yak›c› bir önem tafl›maktad›r. Bugüne kadar ortaya konulan de¤erlendirmeler tüm yak›c›l›¤› ve önemi ile halen geçerlili¤ini korumaktad›r. Ancak aradan geçen dönem ve ortaya ç›kan ilk sonuçlar bu de¤erlendirmeler ›fl›¤›nda gençlik hareketinin tablosunu de¤erlendirmeyi bir zorunluluk haline getirmifl bulunmaktad›r. Bu de¤erlendirme bir girifl niteli¤i tafl›makta, yaz döneminde yap›lacak daha kapsaml› tart›flmalar ve de¤erlendirmeler için bir çerçeve çizmeyi hedeflemektedir.

Geçmifl dönemin ›fl›¤›nda gençlik hareketinin tablosu Gençlik hareketi dönemin bafl›nda ifade edilen darl›k, kitlelerden kopukluk ve örgütsüzlük gibi temel sorunlar›n› aflamadan bir y›l› daha geride b›rakt›. Bu dönem boyunca gerek pratik, gerekse politik planda ortaya konulan çabalar ise henüz hareketin tablosunda gözle görünür bir farkl›laflma oluflturmaktan uzak bir düzeydedir. Ö¤renci gençlik dönemin bafl›ndan bu yana sermayenin sistematik sald›r›lar› ile karfl› karfl›ya bulunmaktad›r. E¤itimin ticarileflmesinden, aç›k bask› ve teröre kadar oldukça yayg›n olan sald›r›lar karfl›s›nda ise gençli¤in bir savunma çizgisinde oldu¤u, sald›r›lar› gö¤üsleyebilecek bir mücadele-eylem ve örgüt çizgisi izleyemedi¤i tüm y›l›n verileri üzerinden düflünüldü¤ünde aç›k

bir olgu olarak karfl›m›zda durmaktad›r. Gençlik hareketinin birleflik bir gençlik hareketi ve örgütlenmesi yönünde ad›mlar›n›n yine birleflik bir tarzda at›lmad›¤› koflullarda gençlik hareketinin daha da gerileyece¤ini ifade etmifltik. Dönemin bafl›nda ortaya koydu¤umuz de¤erlendirmelerde ifade etti¤imiz bu temel gerçeklik ise, bugünün gençlik hareketi tablosuna kendi dar s›n›rlar›ndan bakmayan her gözün görebilece¤i niteliktedir. Gençlik hareketi geçti¤imiz ö¤renim dönemine bir önceki y›ldan olumlu bir birikime yaslanarak girmedi. Bunun do¤al bir sonucu olarak ise hareket bir önceki y›l›n sorunlar›n› da zay›f omuzlar›nda tafl›maktayd›. Ancak dönemin bafl›ndan itibaren gençlik hareketinin temel bir gündemi olan 6 Kas›m eylemleri mevcut sorunlar›n afl›lmas› aç›s›ndan önemli bir kald›raç ifllevi görme potansiyeline sahipti. Ancak bir k›s›m siyasal gençlik grubunun dar grupçu ve hareketin ihtiyaçlar›n› görmekten uzak yaklafl›mlar› sonucu eylemler, taflra illerini bir kenara b›rak›rsak - ki bu illerin önemli bir k›sm›nda birleflik eylem bir tercihten çok zorunluluk olarak ortaya ç›kmaktad›r, hemen hemen tüm metropol üniversitelerinde parçal› bir biçimde gerçeklefltirildi. Bu ise birleflik gençlik hareketi aç›s›ndan önemli bir imkan›n daha bafltan heba edilmesi anlam› tafl›yordu. Öte taraftan ise eylemi güçlü bir ön haz›rl›¤a dayand›rarak örgütlemeye çal›flan siyasetlerin çabalar› ise eylem alan›na dönük sonuçlar d›fl›nda etkili bir sonuç oluflturmaktan uzak kald›. Önemli ölçüde genç komünistlerin iradi çabalar› ile devam ettirilmeye çal›fl›lan çal›flmalara ilgi ise, siyasal gençlik gruplar›n›n kolayc› baflar› beklentilerinin bir ürünü olarak zamanla azald›.


zz ü üm müünnddee ddeevvrriim mccii bbiirr ooddaakk oollaabbiillm meekk iiççiinn!!

rar, irade ve güven! Arkas›ndan ise sermayenin daralan gençlik hareketi karfl›s›nda artan sald›r›lar›na tan›kl›k edildi. Bir yandan elit üniversitelerdeki paral› e¤itim uygulamalar› her geçen gün derinleflirken, öteki üniversitelerdeki gençli¤i bekleyen iflsizlik ve geleceksizlik artarak devam etti. ‹TÜ, ODTÜ, Bo¤aziçi, YTÜ gibi üniversitelerin özellefltirilmesi yönlü ad›mlar yasa tasar›s› beklenmeden at›l›rken, bu üniversiteler parça parça sermayeye peflkefl çekilirken; öteki taraftan ise formasyon sald›r›lar›, stajyer avukatl›k, sosyal bölümlerin iflsiz üreten bölümler haline getirilmesi sald›r›lar› ard› arkas› kesilmeden devam ettirildi. Tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda elle tutulur bir tepkinin örgütlenememifl olmas› ve 6 Kas›m eylemlerinin yeniden ortaya ç›kard›¤› darl›k ve parçal›l›k sermayenin bask› ve zor ayg›t›n› daha güçlü bir biçimde devreye sokmas›n›n yolunu açt›. Hedeflenen, daralan ö¤renci hareketini kitlelerden tecrit ederek daha etkili ve yayg›n sald›r›lar için sermayenin yolunu düzlemekti. Bundan sonraki dönemi ise, neo-liberal sald›r›lara efllik eden faflist sald›r›lar ve soruflturma terörü belirledi. Bu sald›r› dalgas› siyasal gençlik gruplar› için birlikte bir mücadeleyi zorunlu k›lm›fl olmakla beraber, bu birleflik mücadelenin güçlü bir politik zeminde olmamas› ve günü kurtarmak d›fl›nda önüne bir program koyamamas› sonucu, verilen mücadele istenilen sonuçlar› üretmekten uzak kald›. Bu sürecin en önemli göstergesi ise siyasal gençlik gruplar›n›n yaflanan sald›r›lar› gençlik hareketinin sorun ve ihtiyaçlar› temelinde tart›flabilecek bir politik zeminden yoksun olmalar›yd›. Bu dönemin ortaya ç›kard›¤› bir di¤er olgu ise kitle hareketinin kendili¤inden dinamiklerinde yaflanan gözle görünür düflüfltür. ‹flçi s›n›f› hareketinin yaflad›¤› zay›fl›kla do¤rudan ba¤lant›l› olan bu sorun, bugün için gençlik hareketinin ortaya konulan kapsaml› sald›r›lar karfl›s›nda kendili¤inden bir ç›k›fl üretemedi¤ini ve s›n›f ve kitle hareketinde bir de¤ifliklik olmad›¤› koflullarda da yak›n bir

E k i m

gelecekte üretmesinin oldukça zor oldu¤unu göstermektedir. Zira sermayenin ard› arkas› kesilmeyen sald›r›lar› ve potansiyel iflsizlik tehtidi karfl›s›nda gençlik, gelece¤ine sahip ç›kacak kendili¤inden bir inisiyatif ortaya koyamamaktad›r. Birkaç üniversitede ortaya ç›kan ayr›ks› örnekler ise bu tabloyu de¤ifltirmekten uzakt›r. Bu sorun ortaya çok yönlü sonuçlar ç›karmaktad›r. Bunlardan birincisi, gençlik güçlerinde yaflan›lan apolitizasyon sorunudur. Daralan ö¤renci hareketi giderek gençli¤in genifl kesimlerinden kopmakta ve onlarla buluflabilecek kanallar› heba etmektedir. Gençlik güçlerinin ihtiyac› olan politik çal›flmalar ise önemli ölçüde daralmakta ve hedefsizleflmektedir. Bu aç›dan y›llard›r tekrar etti¤imiz gerçeklik bugünün gençlik hareketi karfl›s›nda daha yak›c› bir hal almaktad›r: “Reformist ve devrimci kanad›yla sol hareket kitle mücadelesi içersinde yapay çözümler, masa bafl› flablonlar ve politik müdahaleyi ulafl›lmaz bir gelece¤e atan çözümler ürete dursun, bizim aç›m›zdan as›l sorun gençlik hareketini politiklefltirmek ve giderek devrimcilefltirmektir. Gençlik hareketine devrimci önderlik sorununun dü¤üm noktas›n› da buras› oluflturmaktad›r.” Bugün daralan ve giderek içe kapanmaya ve kitlelerden uzaklaflmaya bafllayan gençlik hareketinin tekrar kitlelerle buluflabilmesinin ön koflulu güçlü bir politik ajitasyon ve propaganda çal›flmas›d›r. Sorunun ikinci yan› ise, siyasal gençlik gruplar›na

G e n ç l i ¤ i

31


E k i m G e n ç l i ¤ i

duyulan güvensizliktir. Siyasal gençlik gruplar›n›n önemli bir k›sm› aç›k ki bu güvensizli¤i fazlas›yla hak etmektedir. Hareketin sorunlar›na, gençli¤in öne ç›kan gündemlerine yabanc›laflm›fl, buna karfl›n gençlikten kadrosal planda çok fazla fley bekleyen siyasal gençlik gruplar›, bu sonucun do¤rudan sorumlular› konumundad›rlar. Zira bu güvensizli¤in iki yönlü oldu¤unu, siyasal gençlik gruplar›n›n da ö¤renci gençli¤e ve onun gündemlerine genel bir ilgisizlik içerisinde bulundu¤unu söylemek durumunday›z. Bu sorun üzerinden ç›kart›labilecek bir di¤er önemli sonuç ise kendili¤inden bir yükselifl beklentisi içerisinde bulunan siyasal çevrelerin düfltü¤ü durumdur. Bugün hareket son y›llar›n en geri ve da¤›n›k dönemini yaflarken, bu sorunlara müdahale etme iradesi göstermekten yoksun olan anlay›fllar hareketin sorunlar› karfl›s›nda debelenip durmaktad›rlar. Hareketin ihtiyaç duydu¤u politik ve örgütsel müdahale ise bu anlay›fllar taraf›ndan neredeyse tart›fl›lmayan olgulard›r. Bu nedenle gelinen yerde, politik çal›flma ve müdahalenin belirleyicili¤ini bir an bile unutmaks›z›n, örgütün kitle hareketini gelifltiren araç olma özelli¤ine a¤›rl›k vermek, dikkati giderek daha etkili biçimde bu soruna çekmemiz gerekmektedir.

Birlik tart›flmalar› ve ortaya ç›kard›¤› ilk sonuçlar Birlik tart›flmalar› gençlik hareketi için ileri at›lm›fl tek ad›m olarak tan›mlanabilir. Zira bugüne kadar eylemsel ve dönemsel ortakl›klar› dahi gerçekçi bir zeminde hayata geçiremeyen siyasal gençlik gruplar›n›n önemli bir k›sm› bugün gençlik hareketinin birlik sorununu tart›flan bir noktaya gelmifltir. Bu tart›flmalara dair daha ayr›nt›l› bir

32

de¤erlendirme zorunluluk olarak önümüzde durmaktad›r. Burada k›saca tart›flmalar›n seyrini ve ortaya ç›kard›¤› ilk sonuçlar› ortaya koymaya çal›flaca¤›z. 6 Kas›m eylemleri sonras› bafllayan ilk tart›flma kurultay tart›flmas›yd›. Gençlik hareketinin sorunlar›n›n afl›lmas› ve ortak mücadele dinamiklerinin ortaya ç›kart›lmas› hedefiyle genifl bir tart›flma platformu oluflturmak için bafllayan tart›flmalar istenen sonuçlar› üretemeden sonlanm›fl oldu. Ancak bu tart›flma gençlik hareketi içerisindeki birçok siyasal ak›m›n kat›ld›¤› daha genel bir birlik tart›flmas›n›n da önünü açm›fl oldu. Kurultay tart›flmalar› sonraki süreçte at›lan ad›mlar›n tetikleyicisiydi. Zira birleflik bir gençlik hareketi ihtiyac› ve bu kapsamda at›lmas› gereken ad›mlar sorunu bir dizi siyasal gençlik grubunun tart›flt›¤› bir sorun haline geldi. Ancak bundan daha önemli olarak kurultay tart›flmalar› gençlik hareketi içerisinde birlik sorunu üzerinden bir taraflaflman›n da ortaya ç›kmas›na vesile oldu. Birlik sorunu politik bir taraf olarak geçmiflle k›yaslanamayacak bir güçlülükte gençlik hareketinin gündemine girdi. Sonraki süreci belirleyen ise bu politik taraflaflma oldu. Gençlik hareketinin sorunlar›n›n çözümünde devrimci bir odak olabilmek, ortaya konulan birlik politikas›n›n daha güçlü bir biçimde tart›fl›lmas›n›n da zorunlu bir halkas›n› oluflturmaktayd›. Bu çerçevede bizimle paralel düflünen anlay›fllarla beraber ortaya ç›kart›lan deklarasyon ve halen süren tart›flmalar gelecek y›la iliflkin umut veren bir niteliktedir. Bugün için yaklafl›k 10 siyasal çevrenin kat›ld›¤› tart›flmalarla deklarasyonun haz›rl›¤› ve tart›flmalar› devam etmektedir. Üniversiteli ö¤renci hareketinin örgütsüzlü¤ü, da¤›n›kl›l›¤›, güven sorunu ve kolektif bir tart›flma kültüründen yoksun olmas› gibi bir dizi bafll›k etkin bir tart›flmaya konu edilmekte ve bu bafll›klarda ifadesini bulan ortak mücadele perspektifi her geçen gün


güçlenmektedir. Bugün art›k gençlik hareketi içerisinde birlik meselesi eksenli bir politik taraflaflma ve bu taraflaflmay› pratik sonuçlar›na tafl›yacak bir politik irade mevcuttur. Bu tart›flmalar devam etti¤i ve gelecek dönem pratik sonuçlar›n› da oluflturmaya bafllad›¤› koflullarda gençlik hareketi aç›s›ndan y›llard›r afl›lamayan k›s›r döngünün afl›lmas›n›n önemli imkanlar› oluflmufl olacakt›r. fiunu aç›kl›kla belirtmek gerekir ki bugün at›lan ön ad›mlar süreklileflti¤i koflullarda gelecek için paha biçilmez sonuçlar do¤uracakt›r. “Bugün partinin gençlik hareketinin durumuna iliflkin bir de¤erlendirmesi ve buna ba¤l› olarak ortaya konulmufl bir politikas› var. Komünist gençli¤in güncel görevi bu politikay› hayata geçirmeye kilitlenmek, baflar›s› için azami çaba sarfetmek, bu baflar›y› güvenceleyebilmek için her türlü araçtan, olanaktan ve f›rsattan zaman›nda ve en iyi biçimde yararlanabilmektir. Hedef birleflik, kitlesel ve örgütlü bir devrimci gençlik hareketi yaratmakt›r...” Bu partinin genç komünistler için tan›mlad›¤› görev ve sorumluluktu. Ve genç komünistler tüm güçleriyle, gelinen yerde gençlik hareketinin önemli bir k›sm›na malolan bu politikay› baflar›ya ulaflt›rmak için önümüzdeki dönemde daha etkin ve kararl› bir biçimde çal›flacaklard›r.

Gençlik hareketinin sorunlar› çerçevesinde 1 May›s tablosu Bu y›l›n 1 May›s tablosu yukar›da bahsedilen olumsuz tablonun do¤rudan bir yans›mas› olmufltur. Dönemin bafl›ndan bu yana devam eden darl›k, kitlelerden kopukluk ve da¤›n›kl›k 1 May›s alan›na da önemli ölçüde yans›m›flt›r. Birlik tart›flmalar›n›n ise daha önce de ifade etti¤imiz gibi kendi sonuçlar›n› alana yans›tabilecek bir düzeyin gerisinde olmas›, 1 May›s eylemlerindeki bu tabloyu belirleyen bir di¤er etmendir. Bu pek olumlu görünmeyen tablonun d›fl›ndaki anlaml› örneklerden biri Ankara'daki 1 May›s'a gençlik kat›l›m› ve ön çal›flmas›d›r. Gençlik hareketinin yaflad›¤› darl›k ve kitlelerden kopukluk gibi sorunlar› aflma iradesinin bir göstergesi olarak Ankara'da çeflitli üniversitelerden ö¤rencilerin oluflturdu¤u “üniversite kortejleri” 500'e yak›n bir kat›l›mla ve etkin bir ön çal›flmayla alana ç›km›flt›r. Siyasal bileflen aç›s›ndan oldukça s›n›rl› bir tablo sözkonusu olmas›na ra¤men üniversite ö¤rencilerinin bu çal›flmay› anlaml› bir ilgi ile karfl›lad›klar›ndan söz edilebilir. Bunun gerisindeki temel etken ise, mevcut parçal› tablonun karfl›s›na s›n›rl› da olsa birleflik bir zeminde ç›k›lm›fl olmas›, üniversitelerden ö¤rencileri 1 May›s'›n öznesi haline getirecek etkin bir çaban›n ortaya konmufl ve çal›flman›n birçok kampüste etkili bir kitle çal›flmas› ile birlefltirilmifl olmas›d›r. Ankara 1 May›s’›n›n bu olumlu tablosu ne yaz›k ki

E k i m G e n ç l i ¤ i

33


E k i m G e n ç l i ¤ i

34

sonras›na istenen ölçüde tafl›namam›flt›r. Bunda politik faaliyetin sürükleyicileri olmufllard›r. Bu gençlik belirleyici olan siyasal gençlik gruplar›n›n1 May›s çal›flmam›z›n ulaflt›¤› politik faaliyet kapasitesinin ve eylemlerini hedefli ve uzun soluklu bir süreç olarak üretkenli¤inin aç›k bir göstergesidir. Geçmifl y›llarda tek kurgulamamalar›d›r. Zira geçti¤imiz say›da bir örnek bir alana ve gündeme kilitlenerek baflar›l› sonuçlar olarak ortaya koydu¤umuz Emek Gençli¤i’nin gerek ön oluflturan çal›flmam›z, gelinen yerde birden çok çal›flmay› çal›flmada, gerekse sonras›nda ald›¤› tutum yeterince ayr›ks› veya birleflik bir biçimde anlaml› baflar›lar aç›klay›c›d›r. Yaflanan köklü sorunlar›n çözümünün sa¤layarak hayata geçirebilmektedir. eylemsel ortakl›klar olmad›¤›, bundan daha Parti taraf›ndan ortaya konulan politika köklü ad›mlar›n at›lmas› gerekti¤i, Ankara bütün bir y›l boyunca etkili bir biçimde Bugün, 1 May›s çal›flmas›n›n ortaya ç›kard›¤› alanlara tafl›nabilmifl, bugünün k›s›r gençlik bir di¤er gerçektir. tablosu düflünüldü¤ünde baflar›l› Bu y›l›n 1 May›s eylemlerinin sonuçlar üretilebilmifltir. Ancak çalışmamızın geldiği bu genel görünümümün ötesinde politik planda sa¤lanan baflar›lar yerde, onu bir adım ileri ortaya ç›kan bir di¤er sonuç ise elbette anlaml› olmakla beraber 1 May›s vesilesiyle örülen yeterli de¤ildir. Halen götürebilmek için, eğitim kitle çal›flmalar›n›n geçmifl merkezi politikalar› çalışmalarını mevcut dönemlerin çok daha güçlendirecek yerel çalışmamızın ideolojik ve pratik gerisinde kalmas›d›r. Bu politikalar oluflturmakta, siyasal gençlik öte taraftan merkezi sorunları üzerinde yoğunlaştırmak gruplar›nda yaflanan içe politik de¤erlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Geçtiğimiz kapanmay› göstermesi etkin bir flekilde yerel aç›s›ndan aç›klay›c›d›r. pratiklerimize tafl›makta öğrenim yılı boyunca yayınımızda çeflitli zorluklar ortaya konulan değerlendirmeler yaz yaflamaktay›z. Burada Geçmifli aflmak, eksiklik olarak dönemi boyunca genç komünistlerin gelece¤i tan›mlad›¤›m›z kazanmak için! elinde bir kılavuza dönüşmeli ve tekrar noktalar çal›flmam›z›n içerisinde bulunan tekrar incelenmelidir. Bu doğrultuda, yaz Son olarak gençlik veya gözlemleme flans› hareketinin güncel boyunca yapılacak ideolojik eğitim olan bir çok kimse için tablosu üzerinden yola temel bir sorun alan› çalışmalarının temel yönelimlerinden ç›karak komünist olarak görünmeyebilir. gençli¤in yaz dönemi birini, tüm yönleriyle gençlik Ancak biz burada haz›rl›¤›na iliflkin temel çalışmamızın sorunları oluşturmalıdır. kendimizi baflka bir tak›m sonuçlar anlay›fllar›n bu alandaki Bu yapılabildiği ve kolektif bir ç›karmak yerinde zay›fl›klar› üzerinden olacakt›r. Zira bu dönemin değerlendirmeye konu edilebildiği de¤il, kendi geliflme ortaya ç›kartt›¤› birikimi çizgimiz ve hedeflerimiz yerde önümüzdeki dönem gelece¤e tafl›man›n üzerinden tart›flmaktay›z. güvencesi olan genç çalışmalarında genç Bu sorun aç›k ki komünistler ancak iddialar›na kadrolaflma ve güçlü yerel komünistler oldukça uygun bir bak›flla gelecek y›la örgütler oluflturma sorunudur -bu haz›rland›klar›nda, harekete olumlu sonuçlar elde anlam› ile örgütsel bir sorundur- ve önderlik iddias›n›n gereklerini yerine bu alandaki müdahaleleri zorunlu edebileceklerdir. getirmifl olacaklard›r. k›lmaktad›r. Ancak flu noktaya Genç komünistler ad›na çok yönlü bir de¤inmekte fayda var. Politik planda daha faaliyet ve enerjinin ortaya kondu¤u bir dönem üretken ve güçlü bir örgüt yap›s› yine politik geride kald›. Geçti¤imiz 1 y›l boyunca gerek merkezi çal›flman›n içerisinde kazan›lacakt›r. Bu aç›dan ortaya birlik tart›flmalar›, gerekse de yerellerden bu politikalar› konan yo¤un politik çaba elbette belirleyici yand›r. Fakat güçlendirici ad›mlar için yo¤un bir çaba ve emek sarf bu politik sürecin kazan›mlar› daha güçlü bir örgütsel ettik. Bu dönem politik planda komünist gençlik bünye oluflturman›n imkanlar›na dönüfltürülemedi¤i çal›flmas› aç›s›ndan bir s›nanmayd› da ayn› zamanda. ölçüde politik kazan›mlar›m›z›n da bir süre sonra sekteye Gençlik hareketinin bu ölçüde darald›¤› bir dönemde, u¤rayaca¤›ndan kuflku duyulmamal›d›r. Bu aç›dan siyasal gençlik gruplar›n›n apolitizme ve bunun sonucu politika ve örgüt iliflkisini do¤ru kavramak ve sürekli bir kendili¤indencili¤e sürüklendi¤i bir atmosferde, genç birbirini güçlendirecek bir bak›flla ele almak zorunday›z. komünistler yo¤un bir emek ve çaba harcayarak, eldeki Sonuçta ne kadar güçlü insanlar›n›z ve örgütleriniz varsa s›n›rl› imkanlara tak›lmadan birçok alanda yo¤un bir


o kadar güçlü politika yapabilir ve üretilen politikalar› o kadar güçlü bir biçimde prati¤e tafl›yabilirsiniz. Örgütsel plandaki sorunlara geçmeden önce 1 May›s çal›flmam›z›n anlaml› bir örnek ortaya ç›kartt›¤› ‹stanbul prati¤i üzerinde durmakta fayda var. Bu çal›flman›n daha önce ifade edilen anlaml› sonuçlar›n›n ve baflar›lar›n›n yan›nda örgütlenme prati¤i üzerinden yaflad›¤› s›k›nt›lar›n üzerinde duraca¤›z. Zira ‹stanbul üzerinden ortaya koyaca¤›m›z bu örneklendirme bir dizi çal›flma alan› için de geçerli olan deneyimler tafl›maktad›r. 1 May›s ‹stanbul çal›flmam›z çok yo¤un bir kitle çal›flmas› düzeyi oluflturulmas›na karfl›l›k, bu kitle çal›flmas›n›n ayn› düzeyde bir örgütlenme çabas›yla birlefltirilemedi¤i; bu aç›dan ortaya ç›kan politik etkinin yeterli düzeyde örgütsel sonuçlar oluflturamad›¤› bir çal›flma olmufltur. Bu gerçek aç›k ki pratik süreç içerisinde çal›flman›n politik ve örgütsel ayaklar›n›n yeterince dengeli bir biçimde ele al›namam›fl olmas›n›n bir sonucudur. Bu sonuç çal›flman›n planlanmas›ndaki zay›fl›¤›n veya tercihin ürünü olmaktan çok bir zorlanman›n ürünüdür. Kitle hareketinin bu ölçüde darald›¤› ve gençli¤in politik etkilere tepki vermedi¤i bir dönemde aç›k ki bir politik çal›flmay› etkin örgütsel sonuçlar oluflturmaya kilitlemek elbette kolay de¤ildir. Ancak bu sorun kitle çal›flmam›z›n düzeyi aç›s›ndan afl›lmas› gereken bir efli¤i iflaret etmektedir. Çal›flmam›z aç›s›ndan temel olan sorun alanlar›ndan birine örgütlenme ve kadrolaflma sorunlar›na k›saca de¤inelim. Bugüne kadar ortaya koydu¤umuz pratik çal›flma düzeyi ve politik etkinin oldukça gerisinde bir örgütsel düzeye sahibiz. Bu aç›kças› y›llard›r zorland›¤›m›z konular›n bafl›nda gelmektedir. Kitle çal›flmas›ndaki baflar›n›n ve geliflmenin temel k›stas› örülen her çal›flman›n örgütsel karfl›l›k üretmesiyle iliflkilidir. Bu hem genifl örgütsüz kitlelerin esnek örgütsel formlarda birlefltirilmesi aç›s›ndan, hem de kitle hareketine daha güçlü müdahale edecek örgütler oluflturmak aç›s›ndan böyledir. Ortaya konulan her kitle çal›flmas›n› örgütsel planda oluflturdu¤u sonuçlar üzerinden de¤erlendirmek ve baflar›y› bu temel üzerinden tan›mlamak bugün bir zorunluluk olarak karfl›m›zda durmaktad›r.

Politikalar›m›z›n daha güçlü hayata geçirilmesinin bir di¤er halkas›n› ise kadrolaflma alan›nda yaflad›¤›m›z sorunlar oluflturmaktad›r. Bu ise bafll› bafl›na bir e¤itim sorunudur. Bu alanda sa¤lanacak baflar› gelece¤i kazanma iddiam›z›n da temelini oluflturmaktad›r. Önümüzdeki yaz dönemini çok yönlü bir e¤itim süreci olarak kurgulamak, dönem içerisinde kazan›lan pratik ve örgütsel e¤itimi, teorik ve politik bir e¤itimle bütünlefltirmek özellikle önem tafl›maktad›r. Bugün, gençlik çal›flmam›z›n geldi¤i yerde, onu bir ad›m ileri götürebilmek için, e¤itim çal›flmalar›n› mevcut çal›flmam›z›n ideolojik ve pratik sorunlar› üzerinde yo¤unlaflt›rmak büyük önem tafl›maktad›r. Geçti¤imiz ö¤renim y›l› boyunca yay›n›m›zda ortaya konulan de¤erlendirmeler yaz dönemi boyunca genç komünistlerin elinde bir k›lavuza dönüflmeli ve tekrar tekrar incelenmelidir. Bu do¤rultuda, yaz boyunca yap›lacak ideolojik e¤itim çal›flmalar›n›n temel yönelimlerinden birini, tüm yönleriyle gençlik çal›flmam›z›n sorunlar› oluflturmal›d›r. Bu yap›labildi¤i ve kolektif bir de¤erlendirmeye konu edilebildi¤i yerde önümüzdeki dönem çal›flmalar›nda genç komünistler oldukça olumlu sonuçlar elde edebileceklerdir. Bizim ideolojik e¤itim anlay›fl›m›z geleneksel hareketten her zaman temelden farkl› oldu. ‹deolojik e¤itimi yaln›zca hareketin temel metinlerinden ve yay›nlar›ndan ibaret gören anlay›fl› her zaman mahkum ettik. Bizim alternatifimiz Marksist klasiklerin k›lavuzlu¤unda gerçeklefltirilecek bir ideolojik e¤itim oldu. Partimizin bizim için gerçek bir hazine olan program ve çizgisini derinlemesine ve yarat›c› bir biçimde kavray›p sindirebilmek de ancak bu çerçevede olanakl› olabilir. Ve ancak bu temel üzerinden komünist hareketi her aç›dan güçlendirecek kadrolar haline gelebiliriz. Gelecek y›la daha güçlü bir haz›rl›k için yaz dönemi etkin bir süreç olarak de¤erlendirilmelidir. Bu baflar›labildi¤i, yaflan›lan sorunlar›n tart›fl›lmas›n›n ve afl›lmas›n›n ilk ad›mlar› at›labildi¤i koflullarda kazanan sadece genç komünistler de¤il bir bütün olarak gençlik hareketi olacakt›r.

E k i m G e n ç l i ¤ i

35


Naazz››m N mH Hiikkm meett’’iinn flfliiiirriinnii ookkuuyyaann lliisseellii ggeennçç ggöözzaalltt››nnaa aall››nndd››… …

Bu ne büyük bir korku?

Onlar ümidin düflman›d›r, sevgilim, akar suyun, meyve ça¤›nda a¤ac›n, serpilip geliflen hayat›n düflman›. Çünkü ölüm vurdu damgas›n› al›nlar›na :

E k i m G e n ç l i ¤ i

36

Mu¤la’n›n Milas ilçesinde Milas Anadolu Lisesi’nin fliir gecesinde Naz›m Hikmet’in “Vatan haini” fliirini okuyan liseli genç, etkinlik sonunda polisler taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Cumhuriyet savc›l›¤›na ç›kar›lan genç serbest b›rak›ld›. Gözalt› emrinin polislere, fliir okunurken salondan ayr›lan Kaymakam Hulusi Do¤an taraf›ndan verdi¤i söylenirken, kendisi bu iddiay› reddederek yaflanan rezaleti geçifltirmeye çal›flt›. Olay›n tan›klar›, fliirin okunmas› üzerine salonu terk eden Kaymakam›n, fliiri ayakta alk›fllayan flair Fehmi ‹nci’ye de sözle sataflt›¤›n› anlat›yorlar. K›sacas›, y›llar önce kaybetti¤imiz komünist flair Naz›m Hikmet’in fliirlerini gençlerin dillerinden ezbere dinleyen burjuvalar, korkudan ve hiddetten ne yapacaklar›n› flafl›rd›lar. Korkuyorlar, çünkü Naz›m’›n müjdeledi¤i gelecek güzel günler, yani bu bezirgan saltanat›n›n sonu gözlerinin önüne geliyor. Hiddetleniyorlar, çünkü yaklafl›k 60 y›ll›k hayat›nda hapisleri, iflkenceleri, sürgünleri yaflatt›klar› Naz›m’›n sesini hala bo¤amad›lar. fiiirin yasak olup olmad›¤› için yap›lan inceleme üzerine liseli genç serbest b›rak›lm›fl. Oysa bilinmiyor mu bu fliirlerin bulundu¤u kitaplar bugün kitapç›lar›n raflar›nda bulunuyor. Gerçekleflen, son derece keyfi faflizan bir sald›r›d›r.1940’lar›n Milli fief’li dönemlerine, 12 Eylül zihniyetine özenenler gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Valinin konu hakk›ndaki özrü kabahatinden de büyük; “konu okul idaresinin disiplin soruflturmas› ile çözülebilirdi, gözalt› yanl›fl oldu” demifl. ‹flte sermaye düzeninin demokrasi anlay›fl›, iflte burjuvazinin gençli¤e yaklafl›m› ve iflte AB uyum yasalar› safsatalar›yla saklanmaya çal›fl›lanlar... Naz›m, Bedrettin için flöyle demiflti bir eserinde: “Biz, ahrete inanmay›z ki çürüyüp da¤›lan etin yeniden dirilece¤ine inanal›m. Bedreddin geri gelecek diyorsak, gözü bak›fl, sözü ses, nefesi nefes olacak diyoruzdur.” Ayn› flekilde ç›kt› sahneye o gece Naz›m, “vatan hainli¤ine devam ediyorum” diye hayk›rd› ortaya, devlet erkan›ndan gelen efendilerin soluklar›n› keserek. Ve ekledi, “hala”! Koltuklar›nda terleyen, k›zar›p bozaran asalaklar›n korkular› bofla. Bu korku onlar›n tarihsel ecellerini önleyemeyecek. Tüm çabalar› bofla, yeni nesil, gençler, Naz›mlar›n, Mayakovskilerin fliirlerini, Onbefllerin destan›n›, Habip’in hikayesini dinleyecek... Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaflacakt›r elini kolunu sallaya sallaya, dolaflacakt›r en flanl› elbisesiyle : iflçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet...

Vatan haini “Naz›m Hikmet vatan hainliine devam ediyor hala. Amerikan emperyalizminin yar› sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Naz›m Hikmet vatan hainliine devam ediyor hala.” Bir Ankara gazetesinde ç›kt› bunlar, üç sütun üstüne, kapkara hayk›ran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, foto raf› yan›nda Amiral Vilyamson’un 66 santimetre karede gülüyor, az› kulaklar›nda, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. “Amerikan emperyalizminin yar› sömürgesiyiz, dedi Hikmet Naz›m Hikmet vatan hainliine devam ediyor hala.” Evet, vatan hainiyim, siz vatanperversiniz, siz yurtseversiniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalar›n›z›n ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, flose boylar›nda gebermekse açl›ktan, vatan, soukta it gibi titremek ve s›tmadan k›vranmaksa yaz›n, fabrikalar›n›zda al kan›m›z› içmekse vatan, vatan t›rnaklar›ysa aalar›n›z›n, vatan, m›zrakl› ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maafllar›n›zsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombas›, Amerikan donanmas› topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmufl karanl››n›zdan, ben vatan hainiyim. Yaz›n üç sütun üstüne kapkara hayk›ran puntolarla: Naz›m Hikmet vatan hainliine devam ediyor hala. Temmuz ‘62


BBaa yy rr aa ¤€ aa ssoo ll dd aa nn oo m m uu zz vv ee rr ee nn ll ee rr gg ee rr çç ee kk tt ee nn ee yy ii dd ee ss tt ee kk ll ii yy oo rr ll aa rr !! E k i m Herfley Mersin’de bir kiflinin TC bayra¤›n› yakmaya çal›flmas›, sonras›nda iki çocu¤un ellerindeki bayra¤› yere vurarak kaç›flmalar›yla bafllam›flt›. Olay bu y›l›n Newroz’unda Mersin’de yaflanm›flt›. fiu, seçim sonuçlar›n›n birkaç saatte de¤iflti¤i Mersin’de... Her y›l devletin engelledi¤i, azg›nca sald›rd›¤›, çat›flmalar›n yafland›¤›, hatta ölümlerin yafland›¤› Mersin Newroz’unda... Herfley bu olayla bafllad› diyoruz, çünkü sermaye düzeni tüm kurumlar›yla bu y›l Mersin’de yaflananlar› bir politikaya konu etti. TBMM’den Genelkurmay’a, TÜS‹AD’dan ATO’ya birçok siyasi, askeri ve sivil kurum bu konuda aç›klama yapt›. Yap›lan tüm bu aç›klamalarda Kürt halk›, onun hakl› mücadelesi ve sol hareket hedef gösterildi. Ve ülkede floven bir dalga yükseltilip, bir gericilik rüzgar› estirildi. Yükseltilen bu floven gerici histerinin hedeflerini ve sonuçlar›n› Trabzon’da yaflanan linç girifliminde, bunu izleyen Samsun ve Sakarya sald›r›lar›nde ve bir dizi baflka olayda gördük. Mersin’de yaflanan bu olay olmasa, farkl› olay ve görüntüler bu ihtiyac› giderecekti. Eni sonu Mersin’de yaflananlar, yükseltilen bu gericilik rüzgar› için bir gerekçeydi. Ama belki planl› bir flekilde belki tesadüf, böyle bir olanak yakaland›. Sermaye düzeni bu olana¤› provokatör, katliamc› kimli¤ine dayanarak son derece baflar›l› bir flekilde kulland›. Bir de bu vesileyle bayra¤a soldan omuz verenler oldu. Bayrak bizimdir deyip hayk›ranlar, bayra¤a sayg›s›zl›k kabul edilemez diyenler ve bayrak onurumuzdur türünden söylemlere kayanlar… Sermaye düzeninin bayra¤›na soldan kimler omuz verecekmifl, bu olaylar vesilesiyle bunu da görmüfl olduk.

Bayra¤a kimler soldan omuz verdi? Olaylar sonras› reformist sol yap›lar içinde bayra¤› sahiplenme yar›fl› bafllad›. ‹flte somut örnekler: “… Halkevciler olarak bayra¤›m›za sahip ç›k›yoruz; bayra¤›m›z, her halk›n bayra¤› gibi, ba¤›ms›zl›¤›m›z› temsil eder.” (Halkevleri ad›na Ender Büyükçulha/25.03.2005) “… Günlerdir üzerinden f›rt›nalar kopart›lan bayrak, bu ülkenin emperyalistlere karfl› ba¤›ms›zl›¤›n› ve onurunu ifade eder ayn› zamanda.” (EMEP Antep ‹l Yönetimi) “Bayra¤a sayg›s›zl›k kabul edilemez…” (TKP/ Komünist gazetesi, 15 Nisan) Örnekler ço¤alt›labilir. Ama biz burada sola yöneltilmifl ideolojik bir sald›r› olarak bu aç›klamalara de¤inece¤iz. Bayrak olay› sol harekette son y›llarda belirgin bir flekilde yaflanan sa¤a kayman›n a盤a ç›kmas›na yeni bir vesile oldu. Mersin olaylar› sonras› kalk›p bu kadar ateflli bayra¤› savunanlar, Genelkurmay’›n aç›klamalar› ile kendi aç›klamalar› aras›ndaki farklara -varsa- baks›nlar. Tek fark, Genelkurmay’›n Kürt halk›na yönelik tehdit ve hakaretleridir. Ama bu örgütler bu konuda rahat olabilirler, çünkü y›llar önce onlar›n bugün geçtikleri yoldan geçen Perinçekçi ‹P art›k o fark› da kapatm›flt›r. Zamanla onlar da kapat›rlar. Burjuvazinin çöplü¤ünde çürümenin sonu yok. Dün burjuva demokrasisinin ateflli savunuculu¤unu yapanlar, bugün onun floven politikalar›na alet olmaktalar.

G e n ç l i ¤ i

37


Liberalizmden sosyal flovenizme...

E k i m G e n ç l i ¤ i

“Bayrak, basit bir bez parças› de¤ildir. Bayrak, bir ulusun, onurudur, ba¤›ms›zl›¤›n›n ve egemenli¤inin sembolüdür. Her ülkenin bayra¤›, o ülkede yaflayan halk›n gözünde ve gönlünde çok önemli bir yere sahiptir. Bizim bayra¤›m›z ise, emperyalizme karfl› verdi¤imiz savaflla kutsanm›fl bir bayrakt›r. Bu yüzden daha özel bir öneme sahiptir. Ben bayra¤›m›z›n rengini de, desenini de, di¤er ülkelerin bayraklar›na göre daha anlaml› bulurum. Baflka ülkelerin bayra¤›na sayg›s›zl›k etmek istemem ama, bizim bayra¤›m›z bayraklar içinde, bana göre en güzelidir.” “Bizler bayrak sevgisini, yüre¤imizin derinliklerine nakflederek büyüdük. Çünkü bayrak sevgisini, yurt sevgisi, halk sevgisi olarak bildik, çocuklar›m›za da öyle ö¤rettik. “Bir haftad›r yaflanan bayrak provokasyonu, toplumu fazlas›yla germifltir. Anlafl›l›yor ki; birileri bu ve benzeri provokasyonlar› ileriki günlerde de devam ettireceklerdir. Çünkü ülkemiz emperyalist ç›kar çat›flmalar›n›n kilit noktas›nda yer almaktad›r.” Sizce bu yaz› nerden al›nd›? Ortado¤u gazetesinden mi, Milli Görüfl’ten mi yoksa Tercüman’dan m›? Bu yaz› Enver fiat imzas› ile sözde ‘eme¤in sesi’ Evrensel gazetesinde yay›nland›. Biz baflka ülkelerin bayraklar›na sayg›s›zl›k etmeden (bir bu eksik kald›!) duyulan bu tap›nmay› ibretle seyredip hiçbir fley söyleme gere¤i duymuyoruz.

Bu düzenle ve sembolleriyle sorunumuz var! Son zamanlarda Yurtsever Cephe 盤›rtkanl›¤› ile sosyal flovenizmin temsilcili¤ini ele alan TKP’nin ve onun “Yurtsever Cephesi’nin” 15 Nisan tarihli aç›klamas› ibretliktir. Geçtik sermaye iktidar›n›n savunucusu Kemalistleri, sosyal-demokratlar›, Genelkurmay’›n dahi alt›na imza atabilece¤i metnin sol ad›na, “Komünistler” ad›na yay›nlan›yor olmas› bir utançt›r. TKP cephesinden ise yap›lan, floven propagandan›n hedefi olan Türkiye iflçi s›n›f› ve Türkiye halklar›na tarihsel bir ihanettir. Çok mu flafl›rt›yor sizi bu bayra¤›n bir istismar arac› haline getirilmesi? Hiç mi s›n›fsal alg›lay›fl›n›z yok? Siz, bu devletin emperyalistlerle iflbirli¤i yapmas›na, iflçi s›n›f›n› sömürmesine de flafl›r›yor musunuz? Sermaye iktidar›n›n Türkiye’nin eflitlikçi ve özgür bir ülke olmas› mücadelesine kat›lmas›n› m› bekliyorsunuz? Burjuvazinin bu mücadelenin karfl›s›na ç›kmas›na m› flafl›r›yorsunuz? Yoksa bu bayra¤›n TC devletinin bayra¤›

38

oldu¤unu mu unuttunuz? Türkiye’de solcular›n, daha net ifade ile devrimcilerin bu topraklarda hüküm süren burjuva iktidar›yla sorunlar› vard›r. Devrimciler, olmas› gerekti¤i gibi bu düzene karfl› amans›z bir savafla girmifllerdir. Sermaye düzenine, dolay›s›yla onu temsil eden herfleye karfl› aç›lan bu mücadele Mustafa Suphiler’den bugünlere kadar ödenen bedellerle, sürmüfltür ve sürecektir. Dönemsel olarak yap›lan hatalar› ve farkl› dönemsel durumlar› çarp›tmak, bu gerçekleri de¤ifltirmiyor. Bayra¤›n›z› iflbirlikçilerin elinden alman›za gerek yok, nas›lsa siz de art›k bir ucundan tutmuflsunuz. Ayn› bayrak alt›nda girdi¤iniz o yolda size baflar›lar.

Bu bayrak neyi temsil ediyor? Bu soruya, kaba ve demagojik bir yaklafl›mla Kurtulufl Savafl›’na girilerek, bu bayra¤›n ba¤›ms›zl›¤›m›z›, onurumuzu temsil etti¤i cevab› gelecektir. Ama bu, bugün tam da düzenin propaganda etti¤i, milyonlar› kendine yedeklemek için kulland›¤› söylemdir. S›n›fl› toplum gerçe¤i, devletin bir s›n›f ayg›t› oldu¤u gerçe¤inin üzerinden atlanarak kullan›lan bu söylem en hafif ifadeyle bir demagojidir. Bugün bu bayrak sermaye düzenini temsil etmektedir. Bu topraklarda tüm sonuçlar› ile süren kapitalist barbarl›¤›n varl›¤›n› ifade etmektedir. Milyonlarca iflçi ve emekçinin sömürülmesi, gaspedilen sosyal haklar, gençli¤in gelece¤inin çal›nmas›, kad›nlar›n ezilmesi, çevrenin katledilmesi, k›sacas› burjuvazinin s›n›f ç›karlar›, bu bayra¤›n örttü¤ü kötülüklerdir. Burjuvazi tam da bu solcular›n yapt›¤› gibi “vatan, millet, Sakarya” edebiyat› ile bu gerçeklerin üstünü örtmektedir. Tüm sonuçlar›yla birlikte kendi s›n›f iktidar›n›n, tahakkümünün içyüzünü emekçilerden gizlemektedir. Bugün Afganistan’da, Balkanlar’da, y›llar önce Kore’de emperyalizmin saflar›nda sefere koflan Türk burjuvazisinin elindeki bu bayrakt›. Bu bayrak, düzenin


yakt›¤›, boflaltt›¤› Kürt köylerine, Kürdistan topra¤›na dikti¤i iflgalin de bayra¤›d›r. fiimdi bu durumda burjuvazi bu bayra¤› kirletiyor, biz onu temiz haliyle sahipleniyoruz, onun ba¤›ms›zl›k çizgisini as›l biz temsil ediyoruz denebilir ve deniyor. Ne var ki sorun bayra¤›n kirlenmesi sorunu de¤ildir. Evet o bayrak bugün kirlidir, çünkü o gerici bir s›n›fsal iktidar› temsil etmektedir. O bayrak sömürüyle, iflgalle, emperyalizmle iflbirli¤i ile kirlenmifltir. Bu durum yaln›zca Türk bayra¤› için geçerli de¤ildir, sermaye iktidar›n›n hüküm sürdü¤ü her ülke için geçerlidir. Ve Türk bayra¤› dolay›s›yla Türkiye’deki burjuva iktidar›n›n bu konuda bir ayr›cal›¤›, fark› yoktur. Örne¤in 1789 devriminin evrensel ilkelerini temsil eden üç renkli Frans›z bayra¤›, ilerici hatta devrimci bir ç›k›fl› temsil etmifltir, ama 1789’da. Yeni bir dünya vaad etmifltir, ama feodal düzene, skolastik düflünceye ve çürümüfl imparatorluklara karfl›. Bugün burjuva iktidar›, t›pk› yüzy›llar önce feodal iktidarlar›n yaflad›¤› çürümeyi yaflamaktad›r. Burjuva iktidar› tarihsel miad›n› doldural› ve dünya üzerinde gericili¤in, bask›n›n, çürümenin bayraktarl›¤›n› yapmaya bafllayal› ony›llar olmufltur. Frans›z iflçileri bu bayra¤›n karfl›s›na daha 1848 Devrimi esnas›nda toplumsal devrimin k›z›l bayra¤› ile ç›kmam›fllar m›yd›? Paris Komünü burjuva cumhuriyetinin üç renkli bayra¤›n›n yerine iflçi s›n›f›n›n k›z›l bayra¤›n› koymam›fl m›yd›? Ve o erdemli, evrensel ilkeleri -eflitlik, kardefllik, özgürlük- temsil eden üç renkli Fransa bayra¤› da bugün Frans›z burjuvazisinin bayra¤›, o s›n›fsal iktidar›n temsilcisi olarak yak›las› bir bayrakt›r. Bu Fransa’da da, Almanya’da da, Türkiye’de de… böyledir.

Devlet ve devrim Bu konu devlet ve onun s›n›f niteli¤i sorunuyla s›k› s›k›ya ba¤lant›l›d›r. Lenin Devlet ve Devrim’de devlet konusunda flunlar› söyler: “… bol bol Marx’tan bahseden ham kafa profesörler ve gazete yazarlar›na göre, devletin rolü, s›n›flar› uzlaflt›rmakt›r. Marx’a göre, devlet, bir s›n›f egemenli¤i organ›, bir s›n›f›n baflka bir s›n›f üzerindeki bask› organ›d›r; s›n›flar aras›ndaki çat›flk›y› hafifleterek, bu bask›y› yasallaflt›r›p pekifltiren bir düzenin kurulmas›d›r.” Bu temel do¤rular her siyaset taraf›ndan genel söylemler olarak kabul edilir, savunulur ve olur olmaz al›nt›lan›r, kullan›l›r. Ama bu temel do¤rular, kitaplar›m›z›, dergilerimizi süslesin ya da ayd›n ve yar›ayd›nlar›n sohbetlerine konu olsun diye ortaya konulmam›flt›r. Onlar tam da iflçi s›n›f›n›n ve insanl›¤›n tarihsel kurtuluflu mücadelesine yön vermek, mevcut durumu analiz etmek için vard›rlar. Düzen ve devrim ayr›m›n› siliklefltiren, burjuvazinin bayra¤› alt›nda kendi flamalar› ile toplanan reformistlerin, revizyonistlerin tarihte oynad›klar› rol ortadad›r. ‹flte II. Enternasyonal ihaneti ve kaybedilen

Alman devrimi, s›n›f iflbirli¤ine dönüflen birleflik cephe politikalar› ve bu sayede II. Dünya Savafl› sonras› burjuva iktidarlar›n ayakta kalmas›, Portekiz Devrimi, ‹ran Devrimi ve daha birçok örnek...

Herkes kendi bayra¤› alt›na! “Komünistler kendi görüfllerini ve amaçlar›n› gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak flimdiye kadar ki tüm toplum düzeninin zorla y›k›lmas› yoluyla ulaflabilece¤ini aç›kça ilan ederler. Vars›n egemen s›n›flar bir komünist devrim karfl›s›nda titresinler. Proleterlerin zincirlerinden baflka kaybedecek bir fleyleri yok. Kazanacaklar› bir dünya var.” Bu 150 y›ll›k ça¤r›y› bugün bir kez daha hat›rlatma ihtiyac› ile karfl› karfl›yay›z. Komünistlerin yükseltilen flovenizm ve gericilik rüzgar› karfl›s›nda saflar› nettir. Onlar tüm burjuva iktidarlar›n›n tüm bayraklar›na karfl› iflçi s›n›f›n›n enternasyonalist bayra¤›n› sahiplenmekte, yükseltmektedirler. ‹flçi s›n›f›n›n ve dünyan›n tüm ezilen halklar›n›n kurtuluflunu bu bayrak temsil etmektedir. Kapitalist sömürüye karfl›, emperyalist boyunduru¤a karfl›, gaspedilen haklar›m›za, çal›nan gelece¤imize karfl›, yolumuz iflçi s›n›f›n›n yolu, bayra¤›m›z sosyalizmin k›z›l bayra¤›d›r. O bayrak, din, dil, ›rk ay›rmaks›z›n, tüm iflçiemekçilerin ve ezilen halklar›n bayra¤›d›r. O bayrak, birlikte verilecek mücadeleyle kazan›lacak gelece¤i temsil eden orak, çekiç ve y›ld›zl› k›z›l bayra¤›m›zd›r. Bu bayrak, 150 y›ll›k mücadele birikimimizden gelmektedir. 1848 barikatlar›nda, Komün’de idam duvar›n›n karfl›s›nda, 1917 Rusya’s›nda, 1919 Almanya’s›nda, ‹spanya’da, 1945’te Stalingrad önlerinde… Yere düflmeksizin dalgalanan ve gelece¤e yürüyen bayra¤›n alt›nda toplanan komünistler hedeflerini aç›k bir flekilde ortaya koyuyorlar: “Burjuva devlet ayg›t› parçalanacak; burjuva s›n›f egemenli¤inin araçlar› olan ordu, polis, bürokrasi, parlamento ve tüm öteki kurumlar ezilip da¤›t›lacakt›r.” (TK‹P Program›’ndan). Yaflas›n iflçilerin birli¤i, halklar›n kardeflli¤i! Yaflas›n devrimin ve sosyalizmin enternasyonal k›z›l bayra¤›!

E k i m G e n ç l i ¤ i

S. K›z›l›rmak

39


155––1166 H 1 Haazziirraann iiflflççii ddiirreenniiflfliinniinn 3355.. yy››llddöönnüüm müü......

‹flçi s›n›f› savaflacak, sosyalizm kazanacak!

E k i m G e n ç l i ¤ i

40

Türkiye kapitalizminin sanc›l› geliflmesiyle paralel ve ona benzer bir süreçten geçen iflçi s›n›f›, esas flekilleniflini son 50–60 y›lda yaflad›. 1950’li y›llardan itibaren bir s›n›f olarak kendini toplumsal arenada göstermeye bafllayan iflçi s›n›f›, çok çeflitli cephelerden yaflanan büyük de¤iflim ve hareketliliklerle ortaya ç›kt›. Özellikle 1960’lardan 1970’lere uzanan o k›sa ama önemli tarihsel kesitte yaflanan ekonomik, sosyal, politik hareketlili¤in bir parças› olarak iflçi s›n›f› da art›k belirgin bir güç olarak tarih sahnesindeydi. Sanayinin geliflmesiyle, mücadelenin düzeyiyle, nesnel ve öznel tüm boyutlar›yla önemli birikimler yaratmakta, büyük aya¤a kalk›fllar›n temelleri bu süreç içerisinde at›lmaktayd›. Bu genel toplumsal hareketlili¤in, özel olarak da iflçi s›n›f› hareketinin sermaye iktidar› taraf›ndan dizginlenmesi ve bofla düflürülmesi, gerici burjuva düzenin istikrar hedefi çerçevesinde büyük önem tafl›maktayd›. Kapitalist geliflmenin kendine özgü bir boyutu olarak, sermayenin hizmetinde bir devlet sendikac›l›¤›n›n ete kemi¤e bürünmüfl hali olarak Türk‹fl, o dönemde, s›n›f›n hareketlili¤ini dizginleyen, devlet ve sermaye politikalar›n›n hizmetinde hareket ederek s›n›f› düzene yedeklemek üzere çal›flan bir örgüt olarak boy gösteriyordu. Yükselen s›n›f hareketinin Türk-‹fl taraf›ndan sürekli

olarak bofla ç›kar›lmas›, Türk-‹fl içerisinde tart›flmalara, iç mücadeleye ve giderek ayr›flmalara yol açt›. Türk-‹fl’in devlet güdümlü sendikac›l›¤›na oluflan tepki, iflçi direnifllerine destek ç›kan Türk-‹fl’e ba¤l› birtak›m sendikalar›n Türk-‹fl taraf›ndan aforoz edilmesi, Türk-‹fl içerisinden ç›kan 6 sendikan›n ve iflçi bölüklerinin Türk‹fl’in gerici tutumunu protesto ederek D‹SK’i kurmalar›na ilerleyen sürecin köfle tafllar›ndan baz›lar›yd›. 1967 y›l›nda kurulan D‹SK, ‘60’l› y›llar›n bafl›ndan o güne biriktirilen mücadele birikimini, ilericilerin, gençlerin, ayd›nlar›n deste¤ini arkas›na ald› ve k›sa dönemde s›n›f mücadelesi cephesinde D‹SK üzerinden önemli ad›mlar at›ld›. S›n›f›n tepesine çöreklenmifl Türk-‹fl bask›s›na karfl› ilerici iflçilerin yaratt›¤› bir odak olarak D‹SK, önemli bir çekim merkezi haline geldi.

“Tanklar› aflt›k, vilayeti de al›verelim!” Tam da bu y›llarda toplumsal hareketin giderek düzen denetiminden ç›kan karakteri, s›n›f hareketine de yans›d›. Bu durum sermaye iktidar› için önemli bir tehlike anlam›na geliyordu. ‹flçi s›n›f› hareketi büyüdükçe, geniflledikçe denetim d›fl›na ç›k›yor, daha radikal biçimler al›yordu. S›n›f hareketinin giderek yükseldi¤i, s›n›f hareketinin tarihine geçmifl önemli bir tak›m


direnifllerin (Derby, Kavel, Gamak, Alpagut gibi) yafland›¤›, fabrika iflgallerinin s›klaflt›¤› bu evrede, yer yer iflçilerle devlet güçleri karfl› karfl›ya geliyor, çat›flmalar ç›k›yor, iflçiler flehitler veriyorlard›. Bu hareketin önünün al›nmas› hedefiyle, D‹SK flahs›nda iflçi s›n›f›n›n bir dönemdir yaratt›¤› mücadele birikimini ve kazan›mlar›n› t›rpanlamay› amaçlayan bir yasa teklifi meclise sunuldu. Yasa teklifi, sendikalar›n örgütlenme mevzuatlar›na dair de¤ifliklikleri kapsamaktayd›. Teklifin maddelerine daha yak›ndan bak›ld›¤›nda, yap›lmak istenen ulusal-uluslararas› boyutta de¤iflikliklerin özel olarak D‹SK’i da¤›tmak, yetkisiz ve güçsüz k›lmak amac›yla düzenlendi¤i görülmekteydi. Yasa teklifi önce mecliste AP ve CHP’li milletvekillerinin oylar›yla, daha sonra da senatoda kabul edildi. Bunun üzerine D‹SK, iflçileri yasaya karfl› eyleme ça¤›rd›. D‹SK’in valilikten miting için izin talebi reddedildi, eylem yasakland›. Ancak Türkiye iflçi s›n›f›n›n tarihindeki en büyük patlamas›n›n k›v›lc›m› çak›lm›flt›r. ‹flçiler kendi inisiyatifleriyle eylemi bafllat›rlar. 15 Haziran 1970 sabah›, fabrikalarda sessizce bafllayan genel eylem, ‹stanbul ve ‹zmit’te toplam 113 fabrikada üretimin durdurularak sokaklara ç›k›lmas›yla büyüdü, toplam 70 bin iflçi ilk gün eyleme kat›ld›. ‹lk gün haz›rl›ks›z yakalanan iktidar, ikinci gün haz›rl›kl›yd›. 16 Haziran 1970 sabah› yeniden çeflitli kollardan yürüyüfle geçen iflçileri polis ve asker barikatlar› karfl›lad›. ‹flçilerin yürüyüflüne engel olmak isteyen devlet güçleriyle iflçiler aras›nda büyük çat›flmalar yafland›, iflçilerin üzerine atefl aç›ld›. Ancak iflçiler barikatlar› yi¤itçe aflarak ilerlediler. Bu büyük olaylar›, bir eylemci flöyle anlatmakta: “...Haziran 1970. T›pk› bir kuru dereden, nehir yata¤›ndan bir yaz günü sel geliyor. Siyah önlüklü iflçi kad›nlar, mavi tulumlu iflçiler... Tanklar yolu kesmifller, bir anl›k duraksama, sonra yüzlerce el tank paletlerinde. Bir kaç iflçi tanka t›rman›yor. Askerler çaresizce etrafa bak›n›rken onlarca, yüzlerce, binlerce el, ayak, göz flimdi tek bir yürek, tek bir vücut olmufl tanklar›n üzerinden afl›yor, tanktan duvar y›k›l›yor... ‹stanbul Vilayeti

E k i m önünden geçiyoruz, iflçilerden biri ‘Tanklar› aflt›k, vilayeti de al›verelim!’ diyor, yan›ndakiler ‘Haydi al›verelim!’ diye cevapl›yorlar gülerek...” Büyük olaylarla, çat›flmalarla geçen ikinci gün eylemine yaklafl›k 150 bin iflçi kat›ld›. Direniflte 4 iflçi öldü. Eylemin en önemli yönlerinden birisi, D‹SK üyesi iflçilerden daha fazla Türk-‹fl üyesi iflçinin eylemlere kat›larak s›n›f kardeflleriyle omuz omuza haklar› için dövüflmesiydi. ‹çiflleri bakan› ve devlet yöneticilerinin D‹SK yöneticileriyle yapt›¤› toplant›n›n ard›ndan D‹SK yönetimi, devlet radyosundan eylemi tasvip etmedi¤ini aç›klad›. Böylece, sermaye iktidar›na “ihtilal provas›” dedirten büyük eylemleriyle gücünü gösteren, iktidara korku salan iflçi s›n›f›, bizzat D‹SK yönetimi taraf›ndan s›rt›ndan hançerlenmifl, ihanete u¤ram›fl bulunuyordu. Olaylar›n ard›ndan ‹stanbul ve ‹zmit’te s›k›yönetim ilan edildi, yüzlerce iflçi önderi iflten at›ld›. Eylemler, iflçiler taraf›ndan ifl yavafllatma gibi biçimlerle devam ettirildi ve bu bask›yla iktidar bu de¤ifliklikleri geri çekmek zorunda kald›. Ancak bütün ihanetlere, karalamalara, verilen flehitlere, iflten at›lmalara karfl› 15–16 Haziran eylemlerinin en önemli kazan›m›, Türkiye iflçi s›n›f› tarihine yaz›lan büyük dayan›flma ruhu ve militan mücadele gelene¤iydi.

G e n ç l i ¤ i

Bugüne dek afl›lamam›fl düzey 15–16 Haziran iflçi direnifli, bugüne dek afl›lamam›fl bir düzeyi, s›n›f hareketinin en büyük, en militan aya¤a kalk›fl›n› simgeliyor. Bugüne dek, Türkiye iflçi s›n›f›, yaratt›¤› bunca birikime, gelene¤e; sömürüye, bask›ya,

41


E k i m G e n ç l i ¤ i

haks›zl›¤a, yoksullu¤a karfl› dipten dibe yükselen öfkesine ra¤men bu denli büyük bir kalk›flmay› gerçeklefltirememifltir. Beklenece¤i gibi, bu denli büyük bir iflçi direnifli, dönemin toplumsal muhalefetinde çok büyük etkiler yaratt›; ayr›flmalar›, ileri ç›k›fllar› ve daha da geri düflüflleri h›zland›rd›. 15–16 Haziran eylemleri, Türkiye solunda yayg›n bir zaaf olan proletaryaya güvensizli¤e, buna uygun teorikpolitik aç›l›mlara büyük darbe vurdu. O dönemde proletaryaya güvensizlik o derece yayg›nd› ki, yükselen ve 15–16 Haziran direniflinde tepe noktas›na ulaflan iflçi hareketlili¤ine herhangi bir kat›l›m, ilgi söz konusu de¤ildir. Öyle ki, Dev-Genç’li ö¤renciler d›fl›nda, sol hareket 15–16 Haziran’›n içerisinde yer almam›flt›r. Yine farkl› illerde ö¤rencilerle iflçiler dayan›flma eylemleri örgütlemekte, ancak sol hareket yine eylemlerin d›flar›s›nda kalmaktayd›. 1970’li y›llar›n bafl›na dek sol harekette etkili olan burjuva sosyalizmi, proletaryan›n devrimci gücü yerine ikame edilen burjuva kurumlar (parlamento, ordu, vs.) üzerinden mücadele anlay›fl›, cuntac› hayaller, bu direniflle önemli darbeler ald›. Direnifl, toplamda proletaryan›n kapitalist toplumdaki devrimci rolüne dair önemli aç›kl›klar yaratt›, devrimci harekette ileri ç›k›fllara zemin haz›rlad›. 15–16 Haziran iflçi direnifli, sol hareketi etkiledi¤i kadar proletaryan›n kendisini de etkiledi. O güne dek iflçi direnifllerine devletin müdahalesini “Ordu millet elele!” diyerek karfl›layan iflçiler, 15–16 Haziran’da önlerine dikilen polis ve asker barikatlar›n› yi¤itçe aflt›lar. ‹flçilerin burjuva bilinçleri, önyarg›lar› sars›ld›; politik-devrimci s›n›f bilinçlerinin gelifltirilmesi için önemli olanaklar yakaland›.

15–16 Haziran direnifli ve devrimci önderlik bofllu¤u Tüm bu say›lan olumluluk ve ilerlemelere ra¤men, 15–16 Haziran iflçi direnifli yine de kendili¤inden bir iflçi hareketi olmak zaaf›yla karakterize olmaktad›r. Yukar›da ortaya konuldu¤u gibi, sol hareket, bir bütün olarak iflçi s›n›f›na güvensizlik ve iflçi hareketine yabanc›l›k içerisinde direniflin d›fl›nda kald›. Direniflte bir devrimci önderlik fonksiyonundan söz etmek olanaks›zd›. Tamamen iflçilerin inisiyatifiyle ortaya ç›km›fl bir hareketlilik olarak ilerleyen direnifl, devrimci önderli¤in yön veremedi¤i, hareketin öncülerini örgütle buluflturamad›¤› koflullarda geri çekilmeye mahkûmdu, nitekim geri çekildi. Tam da bu örgütsüzlük ve kendili¤indenlik tablosu, direniflin arkas›ndan gelen iflten atma, yarg›lama, tutuklama gibi sald›r›larla birleflince, 15–16 Haziran direniflinin ilerlemesinde tabandan gelen bask›y› toparlayan, ancak örgütsüz ve devrimci önderlikten yoksun öncü iflçilerin geri çekilifline yol açt›; bu hareketin de geri çekilmesi demekti. S›n›f hareketinde özel olarak 15–16 Haziran direniflinde yak›c› bir flekilde gözlenen önderlik bofllu¤u, sendikal bürokrasi ve

42

revizyonist-reformist siyasal ak›mlar taraf›ndan dolduruldu, hareket bütünüyle gerili¤e mahkûm edildi. 15–16 Haziran iflçi direnifli ve sonras›nda yaflanan geliflmeler, iflçi hareketine ve genel olarak proletaryan›n iktidar mücadelesine dair devrimci perspektifi, 1900’lü y›llarda Lenin’in ortaya koydu¤u biçimiyle adeta ak›llara kaz›yan deneysel bir kan›t gibiydi: “‹ktidar savafl›m›nda, proletaryan›n örgütten baflka silah› yoktur. Burjuva dünyas›ndaki anarflik rekabetin egemenli¤inden ötürü birbirinden ayr› düflmüfl; sermaye köleli¤iyle yerine ba¤lanm›fl; azami yoksullu¤un, vahfletin ve bozulmufllu¤un ‘derin çukurlar›’na sürekli olarak itilmifl olan proletarya, ancak marksizmin ilkeleri üzerinde ideolojik olarak birleflerek, ve bunu, milyonlarca emekçiyi bir iflçi s›n›f› ordusu halinde kaynaflt›ran maddi örgüt birli¤iyle pekifltirerek, yenilmez bir güç haline gelebilir ve gelecektir.” (V.‹.Lenin, Bir Ad›m ‹leri, ‹ki Ad›m Geri, Sol Yay›nlar›, s. 247–248) O güne kadar bask› ve sömürünün iflçiler üzerinde yaratt›¤› öfkenin bu denli büyük etkiler yaratabildi¤i, bir güce dönüflebildi¤i, üstelik bu kadar›n›n da kendili¤inden bir flekilde ortaya kondu¤u bir tabloya bakarak, devrimci önderli¤iyle, örgütü ile birleflmifl proletaryan›n neler yaratabilece¤ini, neleri nas›l de¤ifltirebilece¤ini tahayyül etmek ham bir hayal olmasa gerek. Ancak verili dönemde, özellikle 1971’de ciddi bir ç›k›fl yaflam›fl olan devrimci hareket bu kanala yönelemedi¤i, proletaryan›n ba¤›ms›z devrimci çizgisini yaratma hedefini koyamad›¤›, proletarya d›fl› unsurlara yönelerek küçükburjuva devrimcili¤i prati¤ini hayata geçirdi¤i ve böylece proletaryaya güvensizli¤i baflka bir cepheden yaflatt›¤› ölçüde proletarya “yenilmez bir güç” haline gelemedi. Devrimci hareket cephesinden 30 y›ld›r yaflanan bu zaafiyet günümüzde de sürüyor. Bunca sosyal-siyasal geliflmeye, s›n›f hareketinin ekonomik ve yer yer politik taleplerle ileri ç›k›fllar›na ra¤men, proletaryan›n ba¤›ms›z siyasal tutumunu korumak yönlü kayg›lar tümden d›fllanmakta, bu da güncel bir “s›n›fa güvensizlik” politikas›n›n ifadesi olarak flekillenmektedir. Bu güvensizli¤i ciddi anlamda aflan, bu anlamda proletarya sosyalizmini bugün tek bafl›na temsil eden ak›m komünist hareket olmufltur. Bu temsiliyetin maddi temeli olan perspektif flu noktalarla ifade edilmifltir: “Popülizm, iflçi s›n›f›n› modern burjuva toplum içindeki kendine özgü konumu ve bu çerçevede flekillenen temel tarihsel rolüyle ele alan marksist bilimsel anlay›fltan yoksunluktur. Geleneksel devrimci hareket için bu kavray›fls›zl›¤›n geçmiflteki politik-pratik sonucu, iflçi s›n›f›na yabanc›l›k ve güvensizlik olmufltur. ‹flçi s›n›f› toplumsal varl›¤› ve hareketlili¤i ile bunda gedik açt›¤› ölçüde ise bu güvensizlik zaman içerisinde k›l›k de¤ifltirmifl, bugün var›lan yerde, proleter devrim program›na duyulan güvensizlikle en incelmifl ifadesini kazanm›flt›r.


“Hareketimizin ortaya ç›k›fl›, bu ideolojik-politik gelene¤e vurarak ve popülist önyarg›lar› y›karak, Marksizm-Leninizmin özü demek olan proletaryan›n modern toplum içindeki yerinden kaynaklanan özel tarihsel rolü düflüncesini, bofl bir söz kal›b› olmaktan ç›kar›p yerli yerine oturtmufltur.(...) “Net bir sosyalizm perspektifine ulaflan, iflçi s›n›f›n›n tarihsel ve güncel hedeflerini genel bir çerçeve içinde do¤ru saptayan komünistler için, bu ideolojik geliflmenin pratik boyutu, ona s›n›f hareketinin politik-örgütsel geliflimini sa¤lama çabas›yla kopmaz ba¤lar içinde politik-örgütsel bir gerçeklik kazand›rmakt›. Komünistler güç ve olanaklar›n›n en s›n›rl› oldu¤u bafllang›ç an›ndan itibaren bu tür bir pratik çaba içinde oldular. Sosyalizmin iflçi s›n›f› hareketiyle birli¤inin bu kesintisiz çaba içinde gerçekleflece¤i, partinin bu birli¤in cisimleflmifl bir politik-örgütsel ifadesi olarak infla edilece¤i ve ancak böyle infla edilmifl bir partinin s›n›f›n devrimci öncüsü olarak nitelenmeye hak kazanabilece¤i perspektifiyle hareket ettiler.” (EK‹M 3. Genel Konferans›/Siyasal ve Örgütsel De¤erlendirmeler, Eksen Yay›nc›l›k, s.25–27) Bu bak›fl aç›s›yla, uzun y›llar süren ›srarl› ve soluklu bir çabayla parti hedefine ulafl›lm›fl, komünist iflçi partisi yarat›lm›flt›r. Böylece, son 30 y›ld›r devrim cephesinin en yak›c› sorunu olan devrimci önderlik bofllu¤unun doldurulmas› için kilometre tafl› niteli¤inde bir tarihi ad›m at›lm›fl, komünist hareketin ideolojik çizgisi, program› ve bu temel üzerinden yarat›lan maddi-örgütsel birikimle de bu iddia güvence alt›na al›nm›flt›r.

Devrimci gençlik hareketi kaderini devrimci iflçi hareketiyle birlefltirmelidir! Partinin ortaya koydu¤u bu iddian›n gençlik hareketi içerisindeki temsilcileri genç komünistlere ise, yeni bir gelene¤in, yeni bir kültürün yarat›c›s› olan komünist hareketin devrimci önderlik bofllu¤unu doldurma mücadelesinde büyük sorumluluklar düflüyor. Bugün

devrimci gençlik hareketini büyütmek, zaaflar›ndan ar›nd›rmak konusunda önemli ad›mlar atan, parti çizgisini gençlik kitleleri içinde somutlamaya çal›flan komünist gençlik, devrimci gençlik hareketini tutarl› bir temelde gelifltirme ve bunu devrimci bir iflçi hareketine yedekleme hedefi üzerinden partinin gençlik çal›flmas›na dair flu temel noktalar› içsellefltirmek ve hayata geçirmek durumundad›r: “Komünist gençlik, sol hareketin yak›n geçmifliyle teorik ve pratik bir hesaplaflman›n ürünü bir siyasal ak›ma mensup olma aç›k üstünlü¤üne sahiptir.(...) Tüm bu üstünlükleri gençlik hareketinin durumuna ve sorunlar›na iliflkin aç›kl›klara dayal› üstünlüklerle de birlefltirdi¤imizde, komünist gençli¤in neden her alanda ve özel olarak da düflünsel alanda gençlik hareketi içinde öncü ve sürükleyici bir rol oynamas› gerekti¤i kendili¤inden ortaya ç›kar. Komünist gençlik bu rolü hâlihaz›rda baflar›yla oynamakta ve yakalad›¤› geliflim çizgisiyle partiyi gençlik alan›nda günden güne daha etkin bir güç haline getirmektedir. Partinin gençli¤e yönelik tüm çabas› ise bu baflar›y› yeni düzeylere ç›karmakt›r. Bu çaba parti için stratejik önemdedir; zira bu ülkenin yak›n tarihinde çok özel bir yer tutmufl ve büyük bedeller ödemifl devrimci gençlik hareketinin son 40 y›ld›r en temel ihtiyac› gerçek bir devrimci s›n›f önderli¤i olagelmifltir ve partinin gençlik çal›flmas›na iliflkin perspektifi iflte bu ihtiyac› art›k nihayet somut olarak karfl›layabilmek ve bunu süreklilefltirebilmektir. Bu do¤rultudaki her baflar› gençlik hareketi ile devrimci s›n›f hareketi aras›na kurulmufl bir köprü olacak, böylece s›n›f hareketine gençlik gibi dinamik bir kesimi yedek bir güç olarak kazand›r›rken, tersinden de devrimci gençlik hareketini y›llard›r özlemini duydu¤u sa¤lam s›n›fsal önderli¤e kavuflturmufl olacakt›r. “Belirtmeye gerek yok ki, bütün bunlar ayn› zamanda partinin gençlik çal›flmas›n›n stratejik çerçevesini ve amac›n› da ortaya koymaktad›r. Komünist gençlik de gençlik mücadelesi içindeki yerine ve misyonuna bu stratejik çerçeve ve amaç üzerinden bakmak durumundad›r.” (Gençlik Hareketi ve Komünist Gençli¤in Görevleri, Ekim, Aral›k 2004) Genç komünistler olarak bu görevler ve sorumluluklar do¤rultusunda, gençlik cephesinden 15–16 Haziran direniflini anlamak ve anlamland›rmak; genel olarak partinin s›n›fla birleflme hedefi, özel olarak da gençlik hareketine dair tutarl› bir devrimci perspektife sahip olma hedefi üzerinden bu büyük gelene¤i gelece¤e tafl›mak sorumlulu¤u ile yüzyüzeyiz. Devrimci gençlik hareketini devrimci iflçi hareketinin temel bir yede¤i yapmak için etkin ve sistemli bir çaba! Daha büyük, daha güçlü, devrimci 15–16 Haziranlar’›n yarat›lmas› için komünist gençli¤in parolas› bu olacakt›r.

E k i m G e n ç l i ¤ i

43


T›p e¤itiminin sorunlar› Hekim deyince akl›n›za neler geliyor? -6 y›l boyunca zorlu bir e¤itim sürecinden geçerek koca koca kitaplar devirmifl bir bilim insan› ? -insanlar› iyilefltirmek için kaliteli okullarda ö¤renim gören, bafl›m›z dara düflünce kofltu¤umuz kifliler? -çok çal›flma ve fedakarl›k isteyen bir e¤itim süreci? -ifl garantisi olan bir meslek? -çok yüce bir meslek? -önlü¤ünün beyaz› yüzüne vurmufl ayd›n bir insan? -çok güzel para kazand›ran bir meslek?

E k i m G e n ç l i ¤ i

T›p e¤itimi, insan sa¤l›¤› gibi önemli bir konunun sorumlulu¤unu ald›¤›m›z bir mesle¤in ilk ad›m›n› oluflturuyor. fiu an Türkiye’de bu e¤itimi veren 50 t›p fakültesi bulunuyor. Ancak bunlardan 45 tanesi ö¤renci al›yor ve 2004 y›l› itibariyle bu say› 44 olarak aç›kland›. Halen ö¤renim gören t›p fakültesi ö¤renci say›s› ise 31 bin 942. T›p fakültelerinin ve ö¤renim gören ö¤rencilerin çoklu¤undan, alt yap› olanaklar›n›n k›s›tl›l›¤›ndan dolay› e¤itim kalitesi giderek düflmekte. Al›nan ö¤renci say›s›n›n fazla olmas›ndan kaynakl› her geçen y›l ö¤renci bafl›na düflen ö¤retim üyesi say›s› giderek azalmakta. De¤iflik okullarda intern hekimlerin yapt›klar› anket sonuçlar›na göre, t›p fakültelerindeki ö¤rencilerin %47,3’ü mesle¤ini seviyor. Ald›¤› e¤itimden memnun olan k›s›m ise %66’l›k dilimi oluflturuyor. %60’l›k bir ö¤renci kesimi ise ö¤retim üyesi say›s›n› yeterli bulmuyor, %53,9’u da dersine girdikleri ö¤retim üyelerinin sunum becerilerinin yetersiz oldu¤unu söylüyor. Ankete kat›lan ö¤renciler, t›p e¤itimindeki en önemli eksiklikleri; uygulama yetersizlikleri, ö¤renciye yeterli ilginin gösterilmemesi ve intern doktorlar›n ucuz ifl gücü olarak görülüp t›bbi ifller d›fl›nda ifl yüklerinin fazla olmas› olarak belirtiyorlar. T›p fakültelerinin en öncelikli sorununu alt yap› olanaklar›n›n yetersizli¤i oluflturmaktad›r. En çok s›k›nt› duyulan konulardan biri ise kadavra say›s›n›n yetersizli¤idir. Doktor olacak bir t›p fakültesi

44

ö¤rencisinin öncelikle ö¤renmesi gereken konular›n bafl›nda insan vücudu gelmektedir. Ancak TTB T›p E¤itimi Kolu Baflkan› Prof. Dr. ‹skender Sayek kadavra say›s›n›n azl›¤›n›n t›p e¤itiminin önünde önemli bir tehdit oldu¤unu belirterek fakülte bafl›na düflen kadavra say›s›n›n 1 ile 48 aras›nda de¤iflti¤ini, kadavra bafl›na düflen ö¤renci say›s›n›n ise 3 ile 102 aras›nda oldu¤unu aç›klad›. 3 t›p fakültesinin ise anatomi laboratuvar› bulunmamakta. Kadavra bafl›na 100 ö¤rencinin düfltü¤ü bir t›p fakültesinde ö¤renim gören ö¤rencilerin o dersten alabilece¤i verimi ise hiç yazm›yorum. Sayek, kadavra azl›¤›n›n fakülteleri yeni aray›fllara itti¤ini, bu a盤›n maketler, mankenler ve sanal ortam kullan›larak kapat›lmaya çal›fl›ld›¤›n› ifade etti. Bu ise ö¤rencileri pratik olarak yetersizlefltirmektedir. Baz› fakültelerde her ö¤renciye 1 mikroskop düflerken, baz› fakültelerde mikroskop bafl›na 18 ö¤renci düflmektedir. Kadavrada yaflanan soruna ek olarak otopsi görme ve e¤itimini alma konusundaki yetersizlikler nedeniyle de pratisyen hekim olarak çal›flmaya bafllayan meslektafllar›m›z bu alanda büyük s›k›nt›lar yaflamakta ve bu bir tak›m yanl›fll›klar›n yap›lmas›na neden olmaktad›r. 6 y›ll›k t›p e¤itimi daha çok teorik yüklü olarak verilmektedir. Mezun olan bir çok hekim pratik giriflimlerin birço¤unu ilk defa ifle bafllad›¤›nda yapma olana¤› bulmaktad›r. Oysa Avrupa ülkelerinde pratisyen hekim olarak çal›flmaya bafllamak için bile ö¤renciler, 6 y›l›n sonunda ayr›ca 3 y›l pratik aç›dan daha zengin, maafl da alabildikleri ek bir e¤itim görmektedirler.Yaflanan bunca olumsuzlu¤u ve yetersizli¤i giderme yoluna gitmek yerine, ismi olup da binas› olmayan, yeterli hocas› bulunmayan, alt yap›s› eksik t›p fakültelerine yenilerinin eklenece¤i “müjdesi” veriliyor. Sa¤l›k Bakan› Recep Akda¤, her y›l 4 bin 500 hekimin mezun olmas›na ra¤men Türkiye’deki hekim say›s›n›n ciddi biçimde az oldu¤unu söyleyerek 15 yeni


t›p fakültesinin aç›laca¤›n› söyledi. Ancak gerçek flu ki t›p fakültesini bitiren her 5 kifliden biri ald›¤› e¤itimden memnun de¤il ve her 3 kifliden biri yeterli uygulama yapamamaktan flikayetçi. Yukar›da belirtilen tüm gerçeklere ra¤men çözüm yeni t›p fakülteleri açmak olarak gösteriliyorsa, Edinburg bildirisinde “bütün toplumun sa¤l›k düzeyini yükseltecek nitelikli hekimler yetifltirmek” flekilde belirtilen t›p e¤itiminin amac› tamamen hiçe say›l›yor demektir. Tüm olanaks›zl›klar içinde uzun ve zorlu bir kofludur t›p e¤itimi. Tam ipi gö¤üsledim dersiniz ki, kendinizi TUS’a (T›pta Uzmanl›k S›nav› ) haz›rlan›rken bulursunuz. Yeni geliflmelerden haberdar olmak içinse tüm hekimlik yaflam›n›z boyunca sürekli okumak ve araflt›rmak zorundas›n›zd›r. T›p fakültesi kap›s›ndan girdi¤iniz andan itibaren yar› doktor yar› ö¤rencisinizdir art›k. Ço¤umuzun t›p fakültesi tercihi yapmas›nda, ifl garantisi olmas›n›n etkisi olmufltur. Anne-babalar›m›z “t›p yaz çocu¤um, en az›ndan okulu bitirdi¤inde iflin haz›r” demifllerdir. “Demifllerdir” diyorum çünkü hekimlerin art›k böyle bir ifl garantisi yok. Önünüzdeki 6 y›l›n size nas›l uygulamalar getirece¤i belirsiz ve her geçen y›l bu belirsizlik daha da art›yor. Her y›l yaklafl›k 4500 hekim mezun oluyor ve büyük ço¤unlu¤u da pratisyen olarak ifle bafll›yor. Okullar›n›zdaki olanaklar›n içinden al›n›p olanaks›zl›klar›n içine b›rak›l›veriyorsunuz. Çünkü bir ülkenin sa¤l›k hizmetleri ve t›p e¤itimi planlan›rken, o ülkede en çok görülen, en fazla hastal›k, ölüm, ekonomik kay›p ve iflgücü kayb›na yol açan, yani o ülke için en önemli olan sa¤l›k sorunlar› dikkate al›nmay›p ülkemizdeki t›p fakülteleri, ulusal sa¤l›k sorunlar›ndan uzak, Türkiye’de sa¤l›k alan›nda yaflanan geliflmelerden bihaber, toplumda çok az görülen hastal›klar›n ayr›nt›l› olarak bilindi¤i ileri derece bilgilerle donat›lm›fl ve tek amac› TUS’u kazanmak olan ö¤renciler yetifltirmektedir. Ö¤renciler ülke gerçeklerinden uzak mezun olmakta ve ço¤u fakültede mezuniyet öncesi e¤itim özellikle pratik aç›dan eksik verilmektedir. T›p e¤itiminin sorgulanarak ülke gerçeklerine ve bilimsel temellere dayanarak gelifltirilmesi gerekmektedir. Varolan t›p fakültelerine yenilerini eklemek de¤il. Tüm bunlar bir yana t›p fakülteleri, üniversite kap›lar›n›n iflçi ve emekçi çocuklar›na kapat›lma çal›flmalar›n›n en aç›k yafland›¤› yerlerden biridir. Bir kere uzun bir e¤itim sürecinin olmas›, ailelere a¤›r ek bir yük getirmektedir. Daha uzun ödenmesi gereken ev kiralar›, yurt paralar›, masraflar, birçok okula göre daha yüksek olan harç kredileri, her ders için al›nmas› gereken ders kitaplar›, çektirilmesi gereken fotokopiler, birçok ders araç gereci. E¤itimin paral› hale getirilmeye çal›fl›lmas› aileleri ve ö¤rencileri çaresizlik içinde b›rak›yor. Okula bafllad›¤›m ilk y›llarda emekçi ailelerin çocuklar› da, do¤u illerinden ö¤renciler de büyük oranda

t›p fakültelerine girebiliyorken flimdilerde kazanan ço¤u ö¤rencinin bir arabas› bulunuyor. T›p fakültelerinin puan› da oldukça yüksek, dershaneye gitmifl, özel dersler alm›fl bir kifli, s›nava bir ad›m önde bafll›yor. T›p fakültelerine girifl puanlar›ndaki eflitsizlik de bu yar›flta iflçi - emekçi aile çocuklar›n› daha da geride b›rak›yor. Vak›f üniversiteleri kamu üniversitelerinden çok daha düflük puanla ö¤renci al›yor. Vak›f üniversitelerinin paral› oldu¤u düflünülürse, bafltan adaletsiz bir durum do¤uyor ve nitelik konusunda da soru iflaretleri ortaya ç›k›yor. Koruyucu sa¤l›k hizmetleri daha önemli olmal›yken ülkemizde bu durumun tersi yaflanmakta. T›p fakültesinde ö¤renim gören ö¤renciler do¤rudan uzmanl›k s›nav›n› kazanmak amac›yla kendilerini haz›rlamaktalar. Bu oran %92. Yani t›p fakültelerinde okuyan ö¤rencilerin 10 kifliden 9’u mesleki tatmin, yeterli hissetme ve ekonomik rahatl›k gibi gerekçelerle uzman olmay› tercih ediyor. K›s›tl› olan pratisyen hekimlerin yetki ve imkanlar› ise her geçen gün biraz daha k›s›tlan›yor. Maliye Bakanl›¤›’n›n 2004 y›l› Bütçe Uygulama Talimat› ile pratisyen hekimlerin çal›flmas›n› s›n›rlayan uygulama ile pratisyenler antidepresan, menopoz, ast›m, akci¤er ve mantar hastal›klar›na iliflkin baz› ilaçlar› reçete edemiyorlar. Bu süreçte pratisyen hekimli¤e gösterilen ilgisizlik, mesleki ve ekonomik aç›dan tatmin yaflayamama t›p fakültesi ö¤rencilerini ve mezunlar›n› do¤al olarak TUS'a yönlendiriyor. Y›lda 2 kez yap›lan uzmanl›k s›navlar›, zaman içinde tüm pratisyen hekimlerin öncelikli hedefi haline geliyor. T›p fakültelerine giriflte yaflanan eflitsizlik TUS’a haz›rlan›rken de ortaya ç›k›yor. TUS kitaplar›, TUS dershaneleri, dershane kitapç›klar›,s›nava girerken ödenmesi gereken s›nav harçlar›… Tüm bunlar t›p içinde kendine yeni bir sektör yarat›yor. Yine paras› olan›n kazanma flans›n› artt›r›yor. 6 sene yo¤un bir tempoda çal›fl›yorsunuz. Kaliteli koflullarda e¤itim alamad›ysan›z (ki aç›lmas› planlanan t›p fakülteleriyle bu biraz daha zor görünüyor) flans›n›z daha da azal›yor. T›p fakültelerinin de¤erlendirilmesi de TUS’a göre olunca, T›p fakültelerinin büyük ço¤unlu¤u, spesifik görevlerinin uzman yetifltirmek gibi alg›layarak adeta birbirleriyle rekabete girifliyorlar. Oysa ki, t›p fakültelerinin asli görevlerinden en önemli olan›, birinci basamak sa¤l›k kurulufllar›na ülkenin sa¤l›k sorunlar›n› bilen ve çözüm arayan hekim yetifltirmektir. Dolay›s›yla bu s›nav, ülkemizdeki t›p e¤itiminin ülkenin sa¤l›k sistemine uygun olmayan flekilde yönlenmesine neden olmaktad›r. Tabii bunca kofluflturman›n, çal›flma temposunun , TUS’a hedeflenmenin içinde d›flar›da olup bitenlerden bihaber kal›yorsunuz. Mesle¤inizi yapaca¤›n›z ülkenin sa¤l›k sitemini bilmiyorsunuz örne¤in. Nüfusun yaklafl›k 20 milyonunun sosyal güvencesinin olmad›¤›n›, ö¤rendiklerinizi uygulayabilece¤iniz, tedavi hizmeti verebilece¤iniz kesimin giderek darald›¤›n› ve bu sald›r›lar›n son y›llarda h›z kazand›¤›n› anlatm›yorlar

E k i m G e n ç l i ¤ i

45


E k i m G e n ç l i ¤ i

46

size. Bu konular›n ifllendi¤i halk sa¤l›¤› gibi derslerin müfredattaki a¤›rl›¤› ise giderek düflürülüyor. Daha duyars›z, “iflimi yapar›m param› al›r›m” mant›¤›yla yetiflmifl, sa¤l›¤› “biyopsikososyal yönden tam iyilik hali” de¤il de paras› ölçüsünde sa¤l›k olarak ö¤renmifl hekimler e¤itmeye çal›fl›yor flimdiki sistem. Ancak bunun böyle olmayaca¤›n› Van Merkez Sa¤l›k Oca¤›’nda sa¤l›k hizmeti veren bir hekim gösteriyor cerebral palsili çocuklara okuma-yazma ö¤reterek; sa¤l›k müdürünün “performans›n düflüyor” diye yapt›¤› tüm uyar›lara ra¤men. Ve hat›rlat›yor hekimler her G(ö)rev günlerinde asl›nda ifllerinin sadece hasta muayene etmek olmad›¤›n› ve yaflanan bunca sald›r›ya sessiz kalamayacaklar›n›. Herkese eflit, ulafl›labilir, nitelikli sa¤l›k hakk› fliar›yla dolduruyorlar alanlar›. Ve bizler e¤itimimize kat›yoruz tüm mücadeleleri, birileri istemese de. Yoksa sonra bizim ne fark›m›z kalacak B.Brecht’in fliirindeki iflçinin evinin duvar›ndaki ›slak lekeden. T›p fakültesi ö¤rencilerinin örgütlenme alan›nda büyük s›k›nt›lar› ve yetersizlikleri de bulunmakta. Oysaki sald›r›lar›n yo¤un bir biçimde yafland›¤› böyle bir alan› bizler bofl b›rakt›kça, yaflanlara tepki göstermedikçe bundan sonrakilerin de suç ortaklar› bizler olmaz m›y›z? Afla¤›da s›ralad›klar›m›z karfl›karfl›ya kald›¤›m›z sald›r›lar›n düzeyini anlatmak için yeterli de¤il mi? - Atama ve nakil yönetmeli¤inin ilgili maddesine göre 3000 uzman ve baflasistan›n sürülmesi? - Kurum hekimliklerinde çal›flan 5000 doktorun

gelece¤inin belirsizli¤i? - 45100 pratisyen hekimin en az›ndan yar›s›n›n iflsizli¤e, di¤er yar›ns›n›n ise günde 24 saat 7 gün çal›flmaya zorlayarak Kamu Personel Kanunu ile tüm hekimler ve sa¤l›k çal›flanlar›n›n ifl güvencesiz sözleflmeli çal›flmas›? - Dahas› hekim ve sa¤l›k çal›flanlar›n›n asgari ücretin 3 kat›na kadar ücretlerle birkaç y›ll›¤›na tafleron firma iflçilerine dönüfltürülmesi? - Elinde kalemi ifl için gazete ilanlar›n› tarayan bir doktor? (Daha geçenlerde Denizli Pamukkale T›p Fakültesi birkaç ayl›¤›na çal›flacak yo¤un bak›m hemfliresi ve uzman alaca¤›n› haber veren bir gazete ilan› verdi.) - Aile hekimli¤i ile kapat›lmaya çal›fl›lan sa¤l›k ocaklar› ? - Doktorlar›n 24 saat görev yapt›¤› bir sa¤l›k kurumunu dolaflan baflbakan›n “burnumun dire¤i k›r›ld›” demesi? - Onca y›l zorluklar içinde büyük emekler vererek okumufl, e¤itim görmüfl doktorlara güvenmedi¤ini aç›klayarak “i¤ne yapt›rmam” diyen bir baflbakan? - Sa¤l›k Bakanl›¤›na ba¤l› baz› sa¤l›k kurulufllar›nda sa¤l›k çal›flanlar›ndan ve hekimlerden mesai bafllang›ç ve bitiminde parmak izi vermelerinin istenmesi?

A.Umay


Yetkili mühendisler aran›yor! AB’ye uyum yasalar› ad› alt›nda geçen sald›r› yasalar›na bir yenisi daha eklenmeye çal›fl›l›yor. Yetkili Mühendislik Yasas›, üniversitelerde mühendis olmaya haz›rlanan, mühendis olaca¤›n› zannederek bir an önce okulu bitirme çabas›nda olan yüzlerce ö¤renciyi ve hatta mezun olup çal›flan mevcut mühendisleri de kapsamakta. Bu yasa tasar›s› 17 A¤ustos depremi üzerinden flöyle gerekçelendiriliyor: Yetersiz ve niteliksiz e¤itim alarak mezun olan mühendis, mimar ve flehir planc›lar›n›n yapt›¤› binalar sa¤l›ks›z ve tehlike arz ediyor. Burada flu soruyu sormak gerekiyor: 17 A¤ustos depreminde binalar›n çökmesinin nedeni binay› tasarlayan mühendislerde mi, iflini bilmiyor olmalar›nda m›, yoksa bile bile maliyeti düflürmek için malzemeden çal›p çürük bina yap›lmas›nda m›? Bu oluflan tablo kullan›m için de¤il kâr için üretim yapan, insan hayat›na de¤il sadece kâra önem veren kapitalist sistemin sonucu ve yans›mas›d›r. Tasla¤›n 5. bölümünde flöyle denilmektedir: “De¤iflik madde, 7-1. maddede say›lan diploma ve belgelerden birine sahip olmayanlar Türkiye’de mühendis, mimar veya flehir planc›s› ünvan› ile çal›flamazlar, bu ünvanlar› kullanamazlar, imza atarak mesleklerini icra edemezler. Mühendis, mimar ve flehir planc›lar›n›n uzmanl›k gerektiren mühendislik ve mimarl›k hizmetlerinde çal›flabilmeleri için, 6325 say›l› Türk Mühendis ve Mimar Odalar› Birli¤i kanununda belirtilen yetkili mühendis, yetkili mimar veya yetkili flehir planc›s› belgesine sahip olmalar› gereklidir.” Yasan›n belgelendirme ilkeleri flöyledir : “- Oda taraf›ndan belirlenen uzmanl›k konular› ve belge alma koflullar›n› sa¤layan veya bu koflullar› yerine getiren üyelerine, ilgili uzmanl›k konusunda bir belge verilir. - Belge alma koflullar› her uzmanl›k konusu için ayr› olmak üzere oda taraf›ndan belirlenir. Gerekli durumlarda Oda Yönetim Kurulu, belge alma koflullar›n› de¤ifltirebilir. Bu durumda üyelerin kazan›lm›fl haklar› göz önünde bulundurulur. - Belge sahibi üye, belgenin kullan›m›nda odan›n ald›¤› kurallara uymak zorundad›r. - Belge ücretleri Oda Yönetim Kurulu taraf›ndan belirlenir.” Buradan anlafl›l›yor ki üniversitede ödedi¤imiz harç paralar› son de¤il, çal›flabilmemiz için gerekli olan yetkili mühendislik belgeleri karfl›l›¤›nda ücret ödeyecek olmam›z ve befl y›l sürecek olan ikinci zorunlu e¤itim

E k i m G e n ç l i ¤ i maratonunda her y›l üye aidat› ödeyecek olmam›z, bizlere dayat›lan paral› e¤itimden kaç›fl›m›z olmad›¤›n› bir kere daha gösteriyor. Sorunun vahim olan yanlar›ndan biri de, y›llard›r muhalif kimli¤i ile tan›nan, emperyalizme ve sömürüye karfl› emekten ve emekçiden yana saf tutmufl olan TMMOB’un bu yasa tasla¤›n› bizzat haz›rlamas›d›r. Bu sayede de paral› e¤itimin meflrulaflt›r›lmas›na ve zaten var olan f›rsat eflitsizli¤inin iflçi, emekçi çocuklar› aleyhine giderek büyümesine yol açarak mevcut bozuk e¤itim sistemini kabul edip onaylamaktad›r. Y›llard›r e¤itim sisteminin bozuklu¤undan bahsediyoruz, daha nitelikli e¤itim görmek istedi¤imizi dile getiriyoruz, ama hiçbir düzelme olmad›. Ve gün geldi, devlet e¤itiminin yetersizli¤ini kabullendi ve mezun olan ö¤rencisine güvenmedi¤ini daha ‘yetkin’ olmas› gerekti¤i belirtti ve bunun için yeni yollar bulmaya “çabalad›”. Buldu¤u yol ise ö¤rencileri bir 5 y›l daha müflteri ve ücretsiz köleler haline getiren “yetkin mühendislik” aldatmacas›ndan baflka bir fley de¤ildir.

47


Avvrruuppaa eem A mppeerryyaalliizzm miinniinn kkaannll›› ssiicciilliinnddeenn bbiirr ssaayyffaa::

Yugoslavya

E k i m G e n ç l i ¤ i

48

Yugoslavya, yeni dünya düzeni olarak sunulan rüyan›n çöküflünün bir belgesiydi. “Balkanlaflt›rma” olarak tabir edilen böl, parçala, yönet politikas›n›n sonuçlar›n› en ac› yaflayan ülkelerden biri oldu. ‘98 y›l›nda karar verilen NATO müdahalesi sonucu 24 Mart 1999 y›l›nda operasyon bafllam›fl, ülkede var olan etnik çat›flmaya bir de emperyalist sald›rganl›k eklenmiflti. Buraya kadar olan süreci anlamak için hem Yugoslavya’n›n kendi iç dinamiklerine, hem Amerika’n›n 90’l› y›llar boyunca sürdürdü¤ü stratejiye ve hem de AB’nin ve en baflta Almanya’n›n tutumlar›na bakmak gerekir. Ama yo¤unlaflmak istedi¤imiz k›s›m AB ve onun motor gücü olan Almanya olacakt›r. Yugoslavya Sosyalist Federasyonu (Yugoslavya, içinde çeflitle halklar› bar›nd›rd›¤› için, en kapsay›c› isim olan Güney Slav ülkesi anlam›na gelir), her ne kadar Do¤u Blo¤u ülkelerinden oldu¤u farz edilse de esas›nda 1948 y›l›nda Kominform’dan ç›kar›lm›fl ve sosyalist blokla ba¤lar› kopmufl ve çok geçmeden emperyalist kampa yaklaflm›flt›r. 1949 y›l›nda ABD’nin verdi¤i Marshall yard›m›n› kabul etmifl, 1950’ler ve ‘60’lar boyunca yabanc› flirketlerin istilas›na u¤ram›flt›r. ‘70’lerdeki dünya krizinden etkilenmifl ve d›fl borçlar› katlanarak artm›flt›r. 80’lerde bu d›fl borcun bas›nc› alt›nda IMF politikalar›n›n güdümüne girmifl, serbest piyasa dayatmalar› ve “yap›sal uyum” politiklar› alt›nda h›zla çözülmeye do¤ru gitmifltir. Bu politikalar ›fl›¤›nda yüzlerce iflletme kapat›l›yor, binlerce insan›n iflsiz kalmas› sonucu do¤uyordu. Ülkede kapitalizm zaferini daha o y›llarda ilan etmiflti. Miloseviç bu uygulamalar›n bafl›ndaki isimdi. ‘80’li y›llarda Belgrad’da banka müdürü olan Miloseviç, 1988’de ülkenin liberal ekonomiye geçifli için bir program önerisi haz›rlam›fl ve IMF’nin bir piyonu olarak hareket etmifltir. Ülke bu durumdayken, yani özetle emperyalistkapitalist sisteme teslim olmuflken, emperyalist müdahale niçin geldi? Bu sorunun arkas›nda emperyalistlerin kendi aralar›ndaki ç›kar çat›flmalar› ve ‘90’larda yaflanan çöküfl

sonras› geliflmeler vard›r. Almanya, Berlin duvar›n›n y›k›lmas› ile birlikte Do¤u Almanya ile birleflerek kendine yeni bir pazar alan› yaratm›flt›. Bu, ekonomisini k›smen rahatlatm›fl ve AB içerisinde önemli bir konum elde etmesine yol açm›flt›. AB ülkeleri art›k bir “komünizm” tehdidinden kurtulmufl ve ABD ile olan zorunlu ba¤lar› bu flekilde zay›flam›flt›. Almanya, SSCB’nin çökmesi ile oluflan bofllukta Do¤u Avrupa ülkelerindeki pazara göz dikmiflti. Tabii bu ifltah kabart›c› bakir bölgenin esasl› bir talibi daha vard›: tabii ki ABD! ‹flte Yugoslavya müdahalesi AB-ABD-Rusya emperyalistleri eksenindeki bir savafl›n gizli kapakl› sürdürülmesi olmufltur. ‘91 y›l›nda H›rvatistan ve Slovenya tek tarafl› olarak Yugoslavya’dan ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etti¤inde, bu ülkeleri ilk tan›yan ülke Almanya olmufltur. Bu flekilde ülkenin parçalanmas› için en temel destek ilk baflta Almanya’dan gelmifltir. Daha sonras›nda Bosna-Hersek ayr› bir ülke olarak tan›nm›fl ve ülke bir anda yaflanan bu geliflmelerin sonucunda etnik çat›flmalar›n içine çekilmifltir. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: ony›llarca kardefl olarak yaflayan ve bunu da Yugoslav devrimine borçlu olan halklar bizzat emperyalistlerin, en baflta da AB’nin en temel ülkesi Almanya’n›n k›flk›rtmalar› ile birbirlerine girmifller, birbirlerini bo¤azlar hale gelmifllerdir. S›rplar emperyalist ülkelerin medyas› taraf›ndan bu dönemde sürekli katliamc› ve sald›rgan olarak yans›t›larak ülkedeki çat›flmalar alevlendirilmifl, taraflar aras›nda süren savafl sürekli çarp›t›larak ve tek yanl› aktar›lm›flt›r. Burada emperyalistler kendi suçlar›n› gizleme kayg›s› ile davranm›fllard›r.

Müdahale ve sonras› En sonunda Kosova sorunu üzerinden emperyalist müdahale NATO’nun bombard›man› ile gerçekleflmifltir. Burada o döneme kadar var olan BM ve uluslararas› hukukun tamamen ihlal edilmesi iflin yaln›zca bir yönüdür. Di¤er yönü ise müdahalenin sorunlar› k›z›flt›rm›fl oldu¤u gerçe¤idir. Bu müdahale ile ABD ve NATO, bundan sonraki politikalar›n›n ve 11 Eylül sonras›


gündeme gelen savafl stratejisinin ilk örne¤ini vermekteydi. Sald›r› ABD emperyalizmi taraf›ndan al›nm›fl bir karard›. Amac› Almanya’n›n ve AB’nin bölgedeki etkinli¤inin önüne geçmekti. Sald›r›n›n Avrupa Parlamentosu seçimlerinin hemen öncesinde, Avrupa’n›n kendi askeri gücünü kurmas› gerekti¤i tart›flmalar›n›n oldu¤u ve Almanya taraf›ndan dolara karfl› bir savafl olarak ilan edilen AB ülkelerinin tek bir para birimi (Euro) kullanmas›n›n ad›mlar›n›n at›ld›¤› bir dönemde olmas›, tesadüf de¤il emperyalistler aras› çat›flman›n net belirtileridir. Almanya, bu operasyonun bafllamas›na müdahil olamam›fl, ama bölgede var olan durumun sürmesini arzulayan Rusya’n›n da etkisiyle sürece sonradan kat›larak varl›¤›n› hissettirmifltir. Bölgeye askeri güç göndermifl olmas› bunun önemli bir göstergesidir. AB, NATO flemsiyesi alt›nda Avrupa Ordusu projesinin ön haz›rl›klar›n› Yugoslavya’da yapm›flt›r. Ne Almanya, ne Rusya, ne de ABD bu operasyonun sonucunda istediklerini tam olarak elde edebilmifl de¤illerdir. Bu da, bölgenin ileride baflka çat›flmalara gebe oldu¤unu gösteriyor. Özellikle AB giderek daha militarize bir güç haline gelmektedir. Gerekçe olarak ise gene Yugoslavya’da yaflanan olaylar› göstermektedir. Bu konuda bizzat NATO’nun kendi sitesinden bir bölümü aktarmak yeterli olacakt›r: “AB, Nisan 2003’te burada (Yugoslavya kastediliyor -y.) bulunan NATO baflkanl›¤›ndaki misyonun sorumlulu¤unu devralm›flt›. Komutan›n devri Avrupa Birli¤i’nin NATO’nun varl›klar› ve yeteneklerini kullanabilmesi için gereken flartlar› belirleyen “Berlin Sonras›” (“Berlin Plus”) üzerindeki anlaflmadan sonra yap›ld›. Gelecekte AB baflkanl›¤›nda yap›lacak bir Bosna operasyonunun komutan› Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargah›’ndaki (SHAPE) en yüksek rütbeli AB subay› olacakt›r [bu kifli ayn› zamanda Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutan Vekili’dir DSACEUR]. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti’ndeki kriz yönetiminde Avrupa

Birli¤i, NATO, Avrupa Güvenlik ve ‹flbirli¤i Teflkilat› (AG‹T) ve Amerika Birleflik Devletleri aras›nda yap›lan iflbirli¤i, Balkanlar’da bugüne kadar yap›lm›fl uluslararas› müdahaleler aras›nda en baflar›l›s›d›r.”* Bugün Yugoslavya’da, daha do¤rusu yeni ad›yla S›rbistan-Karada¤’da, emperyalist yay›lmac›l›k ve y›k›m politikalar› AB’ye uyum ad› alt›nda yürümektedir. Baflta olan hükümet AB’ye uyum politikalar› ad› alt›nda emperyalizme tam bir teslimiyete zorlanmakta ve bu durumun gönüllü piyonlu¤unu yapmaktad›r. Bu ise özellefltirme, ya¤ma ve y›k›m politikalar› anlam›na geliyor. Tabii ki bu sürecin bafl›n› gene Almanya çekiyor. Bu da ABD emperyalizminin zorlanma alanlar›ndan birini oluflturuyor. Önümüzdeki süreçte bu çat›flman›n ne boyutlara varaca¤›n› görece¤iz. Bu k›sa girifl yaz›s›ndan ç›kar›lmas› gereken sonuç nettir. AB, yans›t›lmaya çal›fl›ld›¤› gibi bir “demokratik uygarl›k projesi” de¤il, daha flimdiden onbinlerce insan›n ölmesine sebep olan çat›flmalar›n körükleyicisi olmufl emperyalist bir odakt›r. Yugoslavya’n›n da¤›lma sürecini incelemek ve bu konuda AB’nin tavr›na bakmak bu konuda bafll› bafll›na bir fikir vermektedir. Demek ki kurtuluflu AB yolunda görenler, bizi bir batakl›¤›n içerisine çekmektedirler. Bu duruma karfl› mücadele etmek, ve çözümü iflçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesinde görmek gerekiyor. Yugoslavya’da kardeflli¤i yaratan, devrim ve sosyalizm ideali ile birleflen iflçi ve emekçilerdi. Bugün y›k›m› yaflatanlar ise kurtuluflu emperyalist politikalarda görenler olmufltur. Kahrolsun AB emperyalizmi! Yaflas›n iflçilerin birli¤i, halklar›n kardeflli¤i! Yaflas›n devrim ve sosyalizm!

E k i m G e n ç l i ¤ i

H. Akar * Robert Serry, NATO’nun Operasyonlar Bölümü’nde kriz yönetiminden sorumlu Genel Sekreter Yard›mc›s›d›r ve Balkanlar Görev Gücü’nün baflkan›d›r. //www.nato.int/docu/review/2003/issue4/turkish/art3.html

49


1884488 PPaarriiss:: TToopplluum 1 mssaall ddeevvrriim miinn öönnccüüssüü iiflflççii ss››nn››ff›› ssaahhnneeddee!!

“Devrim öldü, yaflas›n devrim!”

E k i m G e n ç l i ¤ i

50

Sokaklarda Marseillaise belli belirsiz iflitiliyordu. Marfl, silah sesleri aras›nda kayboluyordu ama yine de saray›n köhnemifl duvarlar›n› titretmeye yetecek gücü vard›. “Tiranlar, hainler onun bunun art›klar› . Art›k korkudan titremeye bafllay›n! Adi suikastç›lar çözülsün dizlerinizin ba¤lar›. Yak›nd›r geliyor zaman› hesap sorman›n And içmifl askerleriz ki yenece¤iz düflman›! Bir yi¤it düflmeye görsün topra¤a bizden. Do¤urur onu toprak ana yeniden. Kopar›p als›n diye kafalar›n›z›.” Marfl yerini sloganlara b›rak›yordu. Paris sokaklar› yine bir tarihe tan›kl›k ediyordu: ‘Yaflas›n Cumhuriyet! Kahrolsun Kral!’. Yang›n bafllam›fl, flehir günlük hayat›n monotonlu¤undan ç›km›fl sokaklarda yürümek imkans›z hale gelmiflti. Her yerde iki hatta üç katl› binalar yüksekli¤inde barikatlar kurulmufl, ara sokaklar tamamen kapat›lm›flt›. Ayaklanman›n gözcüleri barikatlarda geçenleri sorgularken, barikatlar› ve onlar›n savaflç›lar›n›n yüzlerini gaz lambalar› ayd›nlatmaktayd›. Evlerin duvarlar›na yaz›lan ça¤r›lardan birinde flöyle deniliyordu: ‘Yurttafllar! Bankerlerin kral› Louis-Philippe, X. Charles’›n yapt›¤› gibi, hakk›m›zda ölüm ferman› ç›kartt›. Biz de onu gönderelim gitsin, X. Charles’›n ard›ndan,

cehenneme! 1848 fiubat›’nda Paris sokaklar›nda bunlar yaflan›yor, Frans›z proletaryas› sokaklarda cumhuriyete ve haklar›na sahip ç›k›yordu. ‹flçi s›n›f› örgütlenme plan›ndaki tüm zay›fl›klar›na karfl›n ilk kez politikaya do¤rudan müdahale etmifl, eylemiyle Marx ve Engels’in düflünce sisteminin geliflmesine önemli katk›lar yapm›flt›. 1847 y›l›nda Adiller Birli¤i olarak bilinen oluflumun ad› Marx ve Engels’in önerisiyle Komünistler Birli¤i olarak de¤ifltirilmifl, “Tüm insanlar kardefltir!” slogan›n›n yerini Komünist dergisinin ilk say›s›nda yer alan “Bütün ülkelerin proleterleri birleflin!” ça¤r›s› alm›flt›. Marx ve Engels yaklaflmakta olan f›rt›nan›n belirtilerini görüyor, kendilerini buna haz›rlamaya çal›fl›yorlard›. Bütün bat› Avrupa’da ticari ve sanayi kriz derinlefliyordu. Kriz, özellikle ‹ngiltere, Almanya ve Fransa’da iflçilerin yaflam koflullar›n› a¤›rlaflt›rm›flt›. 1848’de, çal›flma saati Paris için günde 10, taflra için 11 saatti. Yasama Meclisi, 9 Eylül 1848’de fabrika ve yap›mevlerinde toplu çal›flma saatini 12 olarak sapt›yordu. Sonralar› bu 17 saate kadar ç›kacakt›. Küçük ve orta sanayi iflletmeler kapan›yor, iflsizlik giderek art›yordu. Yani Marx ve Engels’in Manifesto’daki coflkulu


söylemleri temelsiz de¤ildi. 1848’deki altüst olufl, Fransa, Alman Konfederasyonu, Prusya, Avusturya, Bohemya, Macaristan, ‹talya, Eflak ve Moldovya’y› do¤rudan; ‹sviçre, Belçika, Danimarka ve ‹spanya’y› dolayl› olarak etkiledi. 1848 bafl›nda neredeyse tüm Avrupa ayaktayd›. Zanaatkarlar, iflçiler, ö¤renciler Paris, Berlin ve Viyana’da barikatlar kurup sokak çat›flmalar›n› bafllatt›lar. 1848 y›l› önce Fransa’da bafllayan ve daha sonra tüm Avrupa’y› saran iflçi ayaklanmalar› ile sars›ld›. Ayaklanmalar kanl› bir flekilde bast›r›l›rken, iflçi s›n›f›na çok fley ö¤retti. Olaylar, monarflist hükümetin, iflçilerin düzenli olarak yapt›¤› gösteri ve yürüyüflleri 19 fiubat 1848 günü yasaklad›¤›n› aç›klamas›yla bafllad›. ‹flçilerin buna cevab› ise 22 fiubat günü yürüyüfl yapmaya karar vermek oldu. Ulusal muhaf›zlar›n atefliyle karfl›laflan iflçiler gün boyunca çat›flt›lar. Gece silah dükkanlar› ve karakollar bas›ld› ve silahlanan halk, ertesi gün postane, emniyet müdürlükleri ve istasyonlar gibi önemli yerleri ele geçirdi ve çeflitli yerlerde barikatlar kurarak flehri kontrol alt›na ald›. Bütün flehir k›z›l bayraklarla donat›lm›flt›. Kral önce iflçileri yat›flt›rmak için hükümeti de¤ifltirdi, ancak bu sokaklara s›¤mayan öfkeyi dizginleyemedi ve ‹ngiltere’ye kaçmak zorunda kald›. Meclisin de iflgal edilmesiyle, ayaklanma bir burjuva demokratik devrim halini ald›. Meclisteki iki temel parti olan burjuvazinin partisi ve küçük burjuvazinin partisi olan Montaignerler devrimin gerçek savaflç›lar› olan Paris iflçilerinin kendi partisi olmay›fl›n› f›rsat bilerek bir hükümet kurup burjuva cumhuriyeti ilan ettiler. ‹flçi s›n›f› yine hak etti¤ini alamam›fl, iktidar› burjuvaziye b›rakm›flt›. Daha sonra ise Marx’›n komedi olarak niteledi¤i bir burjuva tiyatrosu olarak yafland›. ‹flçi s›n›f›n›n talepleri ya görmezden gelindi ya da ç›kar›lan yasalar uygulamaya geçirilmedi.

fiubat’tan Haziran’a ve barikatlar›n devrimci elefltirisi fiubat sars›nt›s›n›n ard›ndan yavafl yavafl toparlanmaya bafllayan burjuvazi, durumu kontrol alt›na ald›. Meclisin ald›¤› kararla yap›lan ve eflit oy sistemine dayanmayan seçimde burjuvazi, onun kuyru¤undan kopamayan küçükburjuva sosyalistleri karfl›s›nda ezici bir üstünlük sa¤lad›. Kendine yeterince güçlü bir zemin oluflturdu¤unu düflünen burjuvazi, çok geçmeden difllerini göstermeye bafllad›. Bununla beraber iflçi eylemleri de h›z kazand›. ‹flçilerin artan protestolar›yla süren gerginlik, 25-26 Haziran’da çat›flma halini ald›. Ancak iflçilerin karfl›s›nda kolluk güçlerini büyük oranda oluflturmufl burjuvazi vard›. Marx’›n “umutsuzlar›n ayaklanmas›” olarak tan›mlad›¤› isyan kanl› bir flekilde bast›r›ld›. Paris proletaryas› zaferi kazanamayaca¤›n› hissetti¤i halde dört gün boyunca onuru için kahramanca çarp›flt›. Burjuvazi, Kuzey Afrika’dan getirdi¤i lejyon birlikleri ile barikatlara 1830’dan farkl› bir biçimde toplar ve obüslerle sald›r›yordu. Vahflice bast›r›lan bu ayaklanma sonucunda onbinlerce iflçi katledildi, bir o kadar› da tutuklanarak

sürgüne gönderildi. Yeni Ren Gazetesi”nin o günlerde ç›kan say›s›nda flöyle deniyordu: “… Cavaignac’›n askeri diktatörlü¤ü, Cezayir’den Paris’e tafl›nd›. Paris kana buland›.” Engels ise 28 Haziran gününe dair flunlar› söylüyordu: “… Haziran Devrimi, çaresizli¤in devrimidir ve çaresizli¤in suskun öfkesi ve so¤ukkanl›l›¤›yla sürüp gidiyor. ‹flçiler, ölümüne bir mücadele yürüttüklerini biliyor ve bu mücadelenin ac›mas›zl›¤› karfl›s›nda ifllek Frans›z neflesi bile susuyor. … fiubat devriminin tek seslili¤i; tatl› dilli hain Lamartine’in kendine yarafl›rcas›na temsil etti¤i, aldat›c› parlakl›kla ve bafltan ç›kar›c› yalanlarla bezeli flairane tek seslili¤i yok oldu.” ‹syan k›sa sürede tüm Avrupa’ya yay›ld›. Almanya, Avusturya ve ‹talya burjuva devrimleri ile sars›ld›. Ancak küçük-burjuva partilerin önderli¤inde ilerleyen devrimler ya yenildi ya da aristokrasiyle uzlaflma yoluna gittiler. “… ve ancak Haziran isyanc›lar›n›n kanlar›na buland›ktan sonrad›r ki üç renkli bayrak Avrupa devriminin bayra¤›, K›z›l bayrak olabilmifltir. Devrim Öldü! Yaflas›n Devrim!” (K. Marx Fransa’da S›n›f Savafl›mlar› 1848-1850). 1848 devrimlerinin en önemli yan›, istemlerinin burjuva demokrat, anti-feodal, monarfliye karfl› tafl›d›¤› baflkald›ran karakteri, iflçi s›n›f›n›n devrimlerde aktif bir rol oynamas› ve devrimin ana gövdesini oluflturmas› ve barikat ve sokak savafllar› biçimlerini almas›yd›. Bu devrimler iflçi s›n›f›n›n ilk ciddi hareketlenmesi ve kendi gücünü keflfetmesi anlam›n› da tafl›yordu. Devrimin yenilgisi üzerine ç›kar›lan dersler Marksizmin devrim ve ayaklanma konusundaki gelifliminde ciddi bir rol oynad›. Marx ve Engels, 1848 yenilgisiyle k›tan›n bir proleter devrim için nesnel bak›mdan yeterince olgunlaflmad›¤›n› anlad›lar. Engels, Marx’›n “Fransa’da S›n›f Mücadeleleri 1848-1850” kitab›na yazd›¤› önsözde, tarihin 1848’de “k›ta üzerindeki ekonomik geliflme durumunun kapitalist üretimi ortadan kald›rmak için yeterince olgun olmad›¤›n›” gösterdi¤ini yazd›. ‹lk kez dillendirilen proletarya diktatörlü¤ü ise Marx ve Engels’in Haziran isyanlar›ndan ç›kartt›¤› en önemli ders oldu: “Bu sosyalizm genel olarak, s›n›f farkl›l›klar›n›n ortadan kald›r›lmas›, s›n›f farkl›l›klar›n›n dayand›klar› bütün üretim iliflkilerinin ortadan kald›r›lmas›, bu üretim iliflkilerine uygun düflen bütün toplumsal ba¤›nt›lar›n ortadan kald›r›lmas›, bu toplumsal ba¤›nt›lardan do¤an bütün düflüncelerin altüst edilmesine varmak üzere, devrimin süreklili¤inin ilân›d›r, zorunlu bir geçifl noktas› olarak proletaryan›n s›n›f diktatörlü¤üdür.” (K. Marx Fransa’da S›n›f Savafl›mlar› 1848-1850) Yenilginin bedeli ne kadar a¤›r olsa da Paris proletaryas›n›n flanl› baflkald›r›s› geriye büyük bir miras ve birçok ders b›rakt›. Marx ve Engels’in düflüncelerinin olgunlaflmas›nda önemli bir rol oynad›. Ve Paris sokaklar›nda 1871 y›l›nda bu kez “Yaflas›n Komün!” sloganlar› yank›lanacak ve Haziran isyanc›lar› yeniden ve bu kez daha güçlü olarak ayn› barikatlara koflacaklard›.

E k i m G e n ç l i ¤ i

S. Kurtulufl

51


ÖÖllüüm müünnüünn 4422.. yy ››llddöönnüüm müünnddee aann››ss›› öönnüünnddee ssaayygg››yyllaa ee€¤iilliiyyoorruuzz......

Naz›m Hikmet: Devrimin ve sosyalizmin usta flairi

E k i m G e n ç l i ¤ i

Ben bir insan, ben bir Türk flairi Naz›m Hikmet ben tepeden t›rna¤a insan tepeden t›rna¤a kavga, hasret ve ümitten ibaret... 20 Kas›m 1901 tarihinde Selanik’te do¤du; ancak ailesi 15 Ocak 1902 olarak kaydetmifl ve kendisi de bu tarihi benimsemifltir. ‹stanbul’da Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirdi, ancak sa¤l›k sorunlar› nedeniyle subayl›k serüveni sona erdi. Kurtulufl Savafl›’na kat›lmak amac›yla Anadolu’ya geçti (1921). Anadolu’da Kurtulufl Savafl› için verilen her görevi yerine getirdi. Oradan Sovyetler Birli¤i‘ne gitti. Do¤u Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) yüksek ö¤renimini tamamlad›.

1902’de do¤dum do¤du¤um flehre dönmedim bir daha geriye dönmeyi sevmem üç yafl›mda Halep’te pafla torunlu¤u ettim on dokuzumda Moskova’da komünist üniversite ö¤rencili¤i k›rk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konuklu¤u ve on dördümden beri flairlik ederim

52

1924 y›l›nda gizlice Türkiye’ye döndü. Gazetelerde, dergilerde, film stüdyolar›nda çal›flt›. fiiirleri nedeniyle birkaç kez kovuflturmaya u¤rad›. 1938 y›l›nda orduyu ayaklanmaya k›flk›rtmaya çal›flt›¤› gerekçesiyle kan›ts›z, ve hukuka ayk›r› olarak 28 y›l 4 ay hapis cezas›na çarpt›r›ld›. ‹stanbul, Ankara, Çank›r› ve Bursa Cezaevlerinde 12 y›l› aflk›n kald›.

hapislerde de yatt›m büyük otellerde de açl›k çektim açl›k grevi de içinde ve tatmad›¤›m yemek yok gibidir 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu taraf›ndan Türk vatandafll›¤›ndan ç›kar›lmas›na karar verildi. Bundan sonras› onun için ülkesine hasretlik oldu...

kimi insan otlar›n kimi insan bal›klar›n çeflidini bilir ben ayr›l›klar›n kimi insan ezbere sayar y›ld›zlar›n ad›n› ben hasretlerin… otuz alt›mda yar›m y›lda geçtim dört metre kare betonu elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum P›ra¤’dan Havana’ya


Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun bafl›nda 924’de 961’de ziyaret etti¤im an›tkabri kitaplar›d›r… Naz›m’› anlatmak için onun hayat›ndan daha fazlas›na ihtiyac›m›z var. Komünist bir flair olarak Naz›m’›n hayat› fliir, kavga ve hasretin hikayesidir. Naz›m bugün reformizm taraf›ndan sahipleniliyor gözükse de, Naz›m’›n yaflam› da, fliirleri de, kavgas› da ancak devrimle ve devrim mücadelesiyle anlaml› k›l›nabilir. Kavgaya adanm›fl tüm yaflam›ndan süzülen fliirleriyle, o Türkiye’de komünist edebiyatla özdeflleflmifltir. Türkiye’de devrimci edebiyat, devrimci fliir dendi¤inde akla gelen ilk isim Naz›m Hikmet’tir. Ve bugün devrimci edebiyat, devrimci kültür hala onun miras›yla beslenmektedir. Çünkü Naz›m engin fliir ve edebiyat bilgisini, yetene¤ini, hayat› boyunca elde etti¤i deneyimleri komünist kimli¤i ile birlefltirmifltir. Onun eserleri bugün dünyan›n her yerinde kapitalizme karfl› iflçi s›n›f›n›n devrimci mücadelesini yürütenlerin dilinde, ete kemi¤e bürünmekte ve as›l anlam›n› kazanmaktad›r.

Türkiye iflçi s›n›f›na selâm! Selâm yaratana! Tohumlar›n tohumuna, serpilip geliflene selâm! Bütün yemifller dallar›n›zdad›r. Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir, hakl› günler, büyük günler, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yat›lmayan, ekmek, gül ve hürriyet günleri. Naz›m’›n fliiri; meydanlarda, ve ancak iflçi s›n›f›n›n mücadele alanlar›nda hayk›r›labilecek kadar güçlü, bu kadar tok ve bu kadar coflkulu bir sesin gök gürültüsü olmufltur.

Hey! Hey! Da¤larla dalgalarla, da¤ gibi dalgalarla dalga gibi da¤-lar-la bafllad› orkestram! Hey! Hey! A¤›r sesli çekiçler sa¤›r örslerin kula¤›na Hay-k›r-d›!. Sabanlar gülefliyor tarlalarla, tarlalarla! Cofltu çalg›c› bafl›, esiyor orkestram da¤larla dalgalarla, da¤ gibi dalgalarla, dalga gibi da¤-lar-la. Ve bu türkü Naz›m’›n türküsü. Bu türkü devrim ve sosyalizmin türküsü... Genç komünistler olarak Naz›m Usta’n›n ve onun yüce miras›n›n önünde bir kez daha sayg›yla e¤iliyoruz.

«uyarına gelirse tepemde bir de çınar» demişti on yıl önce demek ki on yıl sonra demek ki sabah sabah demek ki «manda gönü» demek ki «şile bezi» demek ki «yeşil biber» bir de memet’in yüzü bir de güzel istanbul bir de «saman sarısı» bir de özlem kırmızısı demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı geride kalanlara yıllar var ki ter içinde taşıdım ben bu yükü bıraktım acının alkışlarına 3 haziran ‘63’ü bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta bir kırmızı gül dalı eğilmiş üzerine yatıyor oralarda bir eski gömütlükte yatıyor usta bir kırmızı gül dalı eğilmiş üzerine okşar yanan alnını bir kırmızı gül dalı nâzım ustanın gece leylâk ve tomurcuk kokuyor bir basın işçisiyim elim yüzüm üstümbaşım gazete geçsem de gölgesinden tankların tomsonların şuramda bir çalıkuşu ötüyor uy anam anam haziranda ölmek zor!

E k i m G e n ç l i ¤ i

Hasan Hüseyin

K. Toprak

53


Potemkin Z›rhl›s›: “Devrimci ateflin yeni par›lt›s›”

E k i m G e n ç l i ¤ i

54

Tarihte ilk kez bir savafl gemisinin askerleri devrim bayra¤›n› çekiyordu. Potemkin Z›rhl›s›’ndaki ayaklanma, 1905 Devrimi s›ras›nda ortaya ç›kan devrimci k›p›rdanmalardan biriydi. Ayn› zamanda Çarl›k ordusunda yaflanan ilk devrimci ayaklanmayd›. Çarl›k ordusunun çürümüfllü¤üne karfl› bafllayan isyan bir anda tüm Rusya’y› saran yang›n›n önemli bir aya¤› olmufltu. RusJapon savafl›n›n Rusya için bir hezimete dönüfltü¤ü bir dönemde, savafla ve yoksullu¤a karfl› tepkiler devrimci içerik kazanmaya bafllam›flt›. Potemkin Z›rhl›s›’ndaki ayaklanma da bunun tipik bir örne¤i idi. 27 Haziran’da art›k çürümüfl et yemekten b›kan Potemkin Z›rhl›s›’n›n tayfalar›, kendilerine bozuk et yedirmekte ›srar eden subaylara baflkald›r›rlar. Bunun üzerine bu tayfalar subaylar›n emriyle yakalan›r ve kurfluna dizilmelerine karar verilir. Ancak kurfluna dizmekle görevli askerlerin silahlar›n› tayfalardan subaylara çevirmesiyle ifller tersine döner. Ayaklanma h›zla geliflir ve tüm asker ve tayfalar›n kat›lmas› sonucu subaylar denize at›l›r. Bundan sonra z›rhl›ya art›k asker ve tayfalardan kurulan devrimci komite egemendir. Bu komitenin ald›¤› karar do¤rultusunda gemi önce bir iflçi kenti olan Odessa’ya demirlenir.

Burada iflçiler kitlesel bir flekilde greve giderek, Potemkin ayaklanmac›lar›n› desteklerler. Ayr›ca ayaklanmada ölen tayfalar için cenaze töreni düzenlenir. Ancak Çar’›n askerlerinin bu duruma müdahale etmesi uzun sürmez. 3 Temmuz’da gönderilen 50 bin kiflilik bir askeri birlik, iflçilerin üzerine atefl açarak büyük bir katliama giriflir. Yaklafl›k 6 bin kifli katledilir. Bu olay üzerine Potemkin Z›rhl›s› Odessa’dan ayr›larak Romanya’ya s›¤›n›r. Subay Çuhnin Çara flu raporu verir: “Askeri f›rt›na dindi, ama devrim f›rt›nas› de¤il.” Potemkin Z›rhl›s› Ayaklanmas›, Rusya’da 1905 Devrimi’nin tu¤lalar›ndan biri olur. Toplumdaki devrimcileflmenin kaç›n›lmaz olarak düzen ordusuna da yans›yaca¤›n› ve onu içinden bölüp felç edece¤ini somut olarak gösterir. Lenin Potemkin ayaklanmas› hakk›nda flöyle der: “Odessa'daki ayaklanma ve Potemkin z›rhl›s›n›n devrimi desteklemesi, istibdada karfl› devrimci hareketin geliflmesinde ileri bir ad›m olarak görülür. Ayaklanma zaman›n›n gelip çatt›¤›n› ve geçici bir devrimci hükümet kurulmas› konusundaki ça¤r›lar›n ne kadar yerinde oldu¤unu, olaylar flafl›lacak bir h›zla do¤rulad›lar. Bu ça¤r›lar, iflçi s›n›f›n› temsil eden Rus Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi'nin s›n›f bilincine ulaflm›fl sözcüleri taraf›ndan halka yöneltilmiflti. Devrimci ateflin bu yeni par›lt›s›, bu ça¤r›lar›n pratik önemi üstüne ›fl›k tutuyor…”

S. Kurtulufl


Bu yap›c›lar türkü söylemiyor! Bu y›l 28. kez düzenlenen Uluslararas› YAPI 2005 ‹stanbul Fuar› 04-08 May›s tarihleri aras›nda, Tüyap Fuar Merkezi/ Beylikdüzü'nde geçekleflti. Fuarda 10 ayr› salonda 45 ülke ve 2.500 ürün sergilendi. Fuar› ziyarete gelen kitlenin büyük ço¤unlu¤unu ö¤renciler, mimarlar ve inflaat sektörü ile alakal› insanlar oluflturuyordu. Yerlere k›rm›z› hal›lar serilmifl, iyi giyimli, kravatl› beyler, makyajl›, mini etekli bayanlar yerlerini alm›fllard›. Yani herfley olmas› gerekti¤i gibiydi. Herkesin yüzünde bir mutluluk, anlayamad›¤›m bir tebessüm vard›. Bense kitap stand›nda durmufl alamad›¤›m ve alamayaca¤›m kitaplar›n bafl›nda bekliyordum.

Ötekinin yan› bafl›ndaki di¤erleri Servis yola ç›kt›. Bir saat sonra fuar alan›nday›m. ‹stanbul’un s›n›rlar›nda dolan›yoruz. Kalabal›k, trafik, gürültü, deniz, mavi, gri, s›k›fl t›k›fl otobüsler, selpakç› çocuklar, çingeneler, fahifleler, kitapevleri, korsan kitapç›lar, ma¤azalar, kafeler, gö¤ü delen kafesler yani flehrin öbür yar›s› geride kal›yor. Hem mecaz hem de gerçek anlam›yla flimdi k›raç topraklarday›z. Sol taraftan ‘K›raç’a hofl geldiniz’ yaz›l› mavi beyaz bir tak›n yan›ndan geçiyoruz. (Akl›ma Alibeyköy’deki geliyor. fiu k›rm›z› beyazl›. Yak›n zamanda gazetelerde suya doymufl olan boy boy utanç foto¤raflar›na flahit olmufltuk hep birlikte.) Hayat›n simetrisi hep iflçi-emekçi semtlerinde karfl›ma ç›km›fl. En son K›raç’a Castleblair iflçileri direniflteyken ziyaret için gelmifltim. Hat›rlars›n›z, Marks&Spencer’a üretim yapan Castleblair fabrikas›nda, sendikal mücadele verdikleri için birçok iflçi iflten at›lm›flt›. Üstelik sendika yöneticileri ve patron iflbirli¤i ile... Sonunda fuar alan›na geldim. Hemen yak›ndaki çok katl› bir otel binas› çekiyor dikkatimi. Neden bu kadar uzak bir yere yap›lm›fl diye düflünürken 45 ülkenin inflaat sektörünün pek muhterem yerli ve yabanc› flah›slar›n› iyi a¤›rlamak gerekti¤i geliyor akl›ma. Di¤er tarafa kafam› çeviriyorum Mc Donalds’›n çirkin yüzü çarp›yor gözüme.

K›sacas› sistem iyi iflliyor. Sonra ben k›rm›z› hal› üzerinde flaflk›n flaflk›n yürürken Marks& Spencer’dan al›nm›fl k›yafetlerle kaç kifli geçti acaba çevremden diye düflünüyorum. Ya da bu yap›c›lar Alibeyköy halk› için suyu sünger misali emen bir malzeme üretmifl olabilirler mi? Peki Marmara depreminde binlerce insan›m›z öldü¤ünde bu yap›c›lar yandaki kaya gibi otel için mi harc›yorlard› k›ymetli zamanlar›n›? Ya standlardaki bu kad›nlar etlerini parça parça sergilerken nas›l böyle mutlu görünebiliyorlar? Hani sürekli diyoruz ya, bilim ve teknoloji kimin için diye, bizler için olmad›¤› bir kere daha çarp›yor yüzüme. Fuarda en son teknoloji ürünleri ve malzemeler tan›t›l›yor. Dikkat çekmek için her türlü ayr›nt› ve bütün pazarlama stratejileri düflünülmüfl. En fazla ilgi gören ise yine kad›n›n cinselli¤i oluyor. Bak›yorsunuz, bir manken surat›n›za s›r›tarak birden markalafl›yor. Renkli kataloglar, firma isminin bas›l› oldu¤u torbalar, tiflörtler, kurabiyeler, pastalar bir bir geçiyor yan›n›zdan. Bu arada ö¤rencilere pek fazla ald›ran olmuyor. Onlar da birdenbire pazarlaman›n ve reklamc›¤›n ucuz malzemeleri oluveriyorlar tafl›d›klar› pofletlerle. Evet teknoloji ürünleri ve malzemeler gerçekten tan›t›l›yor. Ama çat›s›nda kocaman bir delik olan iflçi Mehmet A¤abey bunlar› kullanam›yor ve o en son çare kendi malzemesini üretiyor muflambadan. Ya da tuvaleti kümesin bitifli¤inde olan dedem, duvarlar›n› mavi desenli seramikle döfleyemiyor. Bir bankamati¤e k›vr›l›p yatan çocuk kap›s› için kilit düflünmüyor uyku sersemi. Bir Ömer Seyfettin öyküsü gelmeyecek devam›nda. Bu örnekler vicdan›n›za de¤il beyninize sesleniyor. Kaba gerçeklikler gün gibi ortada. Bar›nman›n temel bir ihtiyaç oldu¤u hayatta, bundan yoksun ya da sa¤l›ks›z koflullarda yaflayan milyonlarca insan yan› bafl›m›zda iken, sahte yap›c›lar›n görkemli fuar› bir dram›n dekoru olabiliyor ve ilerlemenin insanl›k d›fl› niteli¤ini sahneliyorlar ancak. Yinelemekte yarar var; bilim ve teknoloji bu sistem içinde topluma ve tüm insanl›¤a ancak bu kadar yak›n olabilir. Daha fazlas›n› beklemek aptalca bir iyimserlik olur ancak.

E k i m G e n ç l i ¤ i

N. Asya

55


Samsun Gençlik Kültür Sanat Evi aç›l›yor

E k i m G e n ç l i ¤ i

56

çal›flmas›n›n kolektif bir emek olmas› gerekti¤i üzerinde Bir süredir tart›flmalar›n› yürüttü¤ümüz Samsun duruldu. Kültürel yozlaflman›n ve gençli¤e dayat›lan Gençlik Kültür Sanat Evi aç›l›yor. Son bir ay içerisinde geleceksizli¤in boyutlar› konufluldu. yo¤unlaflt›rd›¤›m›z kültür sanat evi tart›flmas›n› Ard›ndan kültür sanat evinde oluflturulmas› planlanan çevremizde bulunan herkese yapmaya çal›flt›k. Konuya dramatize fliir atölyesinin sunumu yap›ld›. Bunun yan›s›ra ilgi duyan ve olumlu yaklaflan insanlarla oldukça verimli arkadafllar okuduklar› fliirlerle programa katk›da tart›flmalar yapt›k. “Neden gençlik kültür sanat evi”, bulundular. Ard›ndan çal›flmalar›na kültür sanat evi “gençli¤in durumu”, “kültür ve sanat›n kapsam› ve nas›l ele al›nmas› gerekti¤i” gibi konular tart›fl›ld›. Tart›flmalar›n bünyesinde devam edece¤ini aç›klayan müzik grubunun dinletisine geçildi. Yerel güçlerden oluflan müzik grubu canl›l›¤› kültür sanat evi çal›flmas›n›n önünü açan en hep bir a¤›zdan söylenen türkülerle güzel bir sunum büyük etkenlerden biriydi. gerçeklefltirdi. Toplant›lar›n ard›ndan önemli olan›n bu do¤rultuda Gençlik Kültür Sanat Evi giriflimi olarak düzenlenen somut ad›mlar atmak oldu¤una dair görüfl birli¤ine vard›k. piknik bir bak›ma kültür sanat evinin aç›laca¤›n›n deklare Okul döneminin sonu olmas›na ra¤men bu niyetimizi edilmesi oldu. Pikni¤in sonunda insanlara kültür sanat evi hayata geçirmek gerekti¤ini ortaya koyduk. Dönem çal›flmas›n›n durumu üzerine ve yap›lmas› gerekenler sonunun gelmesinin bir tak›m dezavantajlar› olsa da, yaz hakk›nda k›sa bilgiler verildi. Okulun son haftas› olan dönemi için yerelde güçlü bir çal›flma yapabilmenin önümüzdeki hafta içerisinde Samsun Gençlik Kültür olanaklar›n›n mevcut oldu¤unu tespit ettik. Gençlik kültür Sanat Evi’ni açmay› planl›yoruz. sanat evinin üniversite gençli¤iyle birlikte semt ve liseli gençli¤e ulaflabilmemizin bir arac› olaca¤› sonucuna Samsun Gençlik Kültür Sanat Evi vard›k. Hemen ard›ndan süreci daha da güçlendirece¤i Giriflimi düflüncesiyle bir piknik düzenlemeye karar verdik. Haz›rl›¤› bir haftadan daha k›sa bir süreye s›k›flan Say›lar› gün geçtikçe ço¤alan internet kafeler hiç de teknolojiye ve araflt›rmaya merakl› insanlar›n piknik buna ra¤men gitti¤i yerler de¤iller. Büyük bir sektör olan bilgisayar, üretti¤i oyunlar› ile gençli¤imizi zehirlemektedir. istenilen amaca ‹nternet kafelerin “önemi” de buradan geliyor. ulaflt›. K›sa sürede ‹nternet kafelerin birkaç önemli etkisi var topluma. ‹lki, sisteme uygun insanlar yetifltiriyor organize edilen olmas›d›r. ‹kincisi, gençleri düzen içinde tutmak, onlar› kendi sorunlar› için mücadeleden uzaklaflt›rmakt›r. Üçüncüsü, belki de en az bilineni ise, bu yolla yapt›¤› ideolojik sald›r›d›r. pikni¤e 21 kifli ‹nternet kafelerin sa¤l›ks›z ve yozlaflt›r›c› etkisi büyük oranda oyunlarda bafll›yor. Önceli¤i tabii ki kat›ld›. Bu bizim için olumlu bir yan› ifade fliddet içeren oyunlar al›yor. Bu oyunlara ilkokuldan baflland›¤› varsay›ld›¤›nda, nas›l bir gençli¤in insanl›¤› bekledi¤i ortada. Gözünü bile k›rpmadan insanlar› öldüren, üstüne üstlük neden öldürdü¤ünü etse de daha genifl de sorgulamadan bunu yapan gençler. Belki bunu bir e¤lence olarak bile düflünecek, küçükken bir çal›flmayla daha oynad›¤› oyunlar gibi. Acaba bu insan modeli, yani yok edici robot insanlar kimin ifline yarar. Sak›n fazla kat›l›m›n›n tüm dünyay› kâr için kana boyayan emperyalistler için olmas›n? sa¤lanabilece¤ini Sorunlar› bu kadar fazla olan bir ülkenin kalabal›k genç nüfusu nas›l elde tutulup ehlilefltirilir. Tabii gösterdi. ki onlar›, kendilerine(sermayedarlara) zarars›z al›flkanl›klarla oyalayarak. Üstüne üstlük bu Bafl›ndan sonuna al›flkanl›klar sayesinde cepleri de doluyorsa bu kan emicilerin. Evlerinde, ifllerinde sürekli huzursuzluk kadar kolektif olarak yaflayan, gece-gündüz çal›flmalar›na ra¤men bir türlü yolu düze ç›kmayan insanlar›m›z bir fleylere örgütlenen piknikte al›flarak mutlulu¤u buralarda aramaktad›r. Alkolizmin, fuhuflun, futbol fanatizminin bu kadar bugüne kadar yay›lmas›n›n baflka bir aç›klamas› yoktur. Bir bak›ma kendilerinden ve mücadeleden kaçmaktad›r bu yap›lan tart›flmalar›n insanlar. özeti olan k›sa bir Bilgisayar flirketleri her sene binlerce oyunu piyasaya sürmektedirler. Bunlar›n içerisinde tarihle konuflma yap›ld›. ilgili oyunlar bir hayli yer kaplamaktad›r. 2. Dünya Savafl›, Vietnam savafl›, Amerika’n›n Ortado¤u Ard›ndan çal›flmaya iflgali gibi bir sürü konular› içeren oyunlar bulmak mümkün. Tabi bu oyunlar›n bir ço¤unun ortak yeni dahil olan düflüncesi Amerikanc› olmalas›d›r. 2. Dünya savafl›nda Sovyet halklar›n›n büyük fedakarl›klarla arkadafllar nas›l bir kazand›¤› zaferi, faflizmi bir böcek gibi ezmelerini ABD’ye mal etmeleri, bunun için verilebilecek en iyi kültür sanat evi örnektir olmas› gerekti¤ine Sonuç olarak flu söylenebilir. Sistemin pis ellerinin gençlere buralarda ulaflt›¤› biliniyor. Bu elleri dair görüfllerini ifade k›rmak bizim ellerimizdedir. ‹flçi s›n›f›n›n mücadele kültürünü yaratmak için kurulan iflçi kültür evlerine ettiler. Yap›lan daha fazla görev düflmektedir. Babalar›m›z streslerini kahvehanelerde at›yordu. fiimdi gençli¤imiz onun “modern” flekliyle oyalan›yor. Bu gidifli de¤ifltirelim. sohbette kültür E. Göksenin sanat evi

‹nternet kafeler!..


Ekim Gençli¤i’ne okur elefltirileri... 1) Derginizin büyük bölümünü yap›lan eylemler ve üniversitelerde gerçekleflen etkinlik haberlerine ay›r›yorsunuz. Bunlar›n derginizde yer bulmas› ile farkl› flehirlerdeki üniversitelerde yaflananlardan haberdar olabiliyoruz. Ama derginin büyük bölümünün buna ayr›lmas› yerine teorik, kültürel vb. yaz›lar olmas›n› isterdim. (Birkaç ayd›r derginizde ç›kan nükleer santrallerle ilgili yaz›lar gibi.) Birleflik gençlik hareketi ve tarihi konular d›fl›nda bilgilendirici yaz›lar pek s›k yaz›lm›yor.

2) Derginizi düzenli olarak okuyorum. Gençlik hareketinin sorunlar›na dair ayr›nt›l› de¤erlendirmeler var. Ancak yay›n bazen tek bafl›na bu sorunlara bo¤uluyor diye düflünüyorum. Örne¤in kültür ve sanat, felsefe, tarih gibi sayfalar oldukça c›l›z kalabiliyor. Bunun politikaya ilgi duymaya yeni bafllayan insanlar›n yay›n›n›zla h›zl› bir biçimde iliflki kurmas›n› engelledi¤i düflüncesindeyim.

3) Derginiz son dönem biçim ve içerik yönünden oldukça h›zl› bir geliflme yaflad›. Gençlik hareketinin sorunlar›na çözüm arayan makalelerin yo¤un olmas› oldukça güzel. Yaflanan politik sorunlara çözüm üretme çaban›z ise hem pratik planda hem de yay›n üzerinden oldukça anlaml›. Ancak yay›nda zaman zaman çeflitlilik bulunmayabiliyor. Zaman zaman yerellerden de¤erlendirmeler, zaman zaman ise çeflitli konulara iliflkin makaleler yay›n› hantallaflt›rabiliyor. Bu nedenle fliir, öykü, tarih ve felsefe gibi konularda daha düzenli sayfalar oluflturulabilirse oldukça anlaml› olacakt›r.

ve bu yay›n› daha düzenli takip etmemin en önemli nedeni. Ancak baflka yay›nlarda olan çeflitli bafll›klar (kültür, sanat, felsefe, ideoloji... vb.) yay›n›n›zda yeterli bir a¤›rl›k oluflturam›yor. Bu nedenle okur ilgisinde zaman zaman düflüfller yaflanabiliyor. Bu konulara belli bir a¤›rl›k verildi¤i zaman yay›n›n oldukça güçlü bir yay›n haline gelece¤ine inan›yorum.

6)

Yay›n›n›z› uzunca denebilecek bir süredir okumaktay›m. Yay›n benim için oldukça yeterli. Yay›n› lisedeki kardeflime ve baflka arkadafllar›ma veriyorum, ama k›sa sürede s›k›l›yorlar. Bunun önüne geçmek için daha renkli ve çeflitli konular› iflleyen bir yay›n oluflturabilirseniz oldukça iyi olur.

7)

Ben bir lise ö¤rencisiyim, yay›nda liselilere iliflkin bir çok fleyi zaman zaman bulam›yorum. Yay›n›n daha düzenli lise sayfalar› olursa sevinirim.

8)

Yay›n›n biçimine iliflkin birkaç fley söylemek istiyorum. Zaman zaman yay›n çok s›k›fl›k bir biçimsel düzenleme ile ç›k›yor. Çeflitli say›larda ardarda 8-10 sayfa hiç resim olmad›¤› ve boflluk kalmamacas›na yaz›ya bo¤uldu¤unu görmekteyim. Bu yay›n›n okunmas› zaten oldukça zor ve bu durum daha da zorlaflt›r›yor. Bir de yaz›lar biraz daha k›sa olursa daha etkili olacakt›r bence.

E k i m G e n ç l i ¤ i

4)

Derginizi yaklafl›k iki y›ld›r okuyorum. Derginizin bu iki y›l içerisinde gerek içerik gerek de biçim aç›s›ndan yaflad›¤› geliflmeleri oldukça anlaml› bulmaktay›m. Yay›n bugün gençlik yay›nlar› içerisindeki politik düzeyi en güçlü gençlik yay›nlar›ndan birisi. Bu alanda ciddi bir baflar›s› oldu¤unu düflünmekteyim. Ancak biçim aç›s›ndan yaflanan ilerlemeye karfl›n halen afl›lamayan sorunlar bulunuyor. Örne¤in kapaklar zaman zaman birbirini tekrar ediyor. Kapak tasar›m› yine zaman zaman çok kar›fl›k olabiliyor. Bafll›klar ve kapak fliarlar›n› daha k›sa ve vurucu bir biçimde tercih ederseniz, daha anlaml› olur diye düflünüyorum.

5) Ekim Gençli¤i gençlik yay›nlar› içerisindeki en etkili yay›nlardan birisi. Yay›n› okurken ortaya konan çaban›n anlaml› ve hareketin sorunlar›na dair yap›lan de¤erlendirmelerin oldukça güçlü oldu¤unu düflünüyorum

57


Faaflfliizzm F mii eezzeenn oorraa kk ççeekkii ççll ii kk ››zz››ll bbaayyrraakk ddüünnyyaa hhaall kkllaarr››nnaa yyooll ggöösstteerrm meeyy ee deevvaam d m eeddiiyy oorr......

Zafer K›z›l Ordu ve emekçi halklar›nd›r!

E k i m G e n ç l i ¤ i

8 May›s 1945 günü milyonlarca insan›n ölmesine, dünyan›n büyük bir y›k›ma u¤ramas›na sebep olan 2. Dünya Savafl›’n›n sona erdi¤i gündür. Günümüzde pek çok emperyalist devlet, bu olay›n y›ldönümünde kutlamalar yapmakta, kendi elleriyle yaratt›klar› bu vahfleti lanetleyen aç›klamalarda bulunmaktad›r. Baflta ABD olmak üzere di¤er emperyalist devletler savafl› sona erdiren güçlerin kendileri oldu¤u iddias›yla ortaya ç›kmaktad›r. Emperyalistler aras› ç›kar çat›flmalar› sonucunda bafllayan 2. Dünya Savafl›’nda 60 milyon insan öldü. Sovyet halklar›ndan 27 milyon kifli can verirken, 6 milyon Yahudi Naziler’in soyk›r›m›n›n hedefi oldu. Almanya ise 5 milyon dolay›nda kay›p verdi. Bu savafl sonucunda en çok kay›p veren SSCB olmufltur. Bir anda kendini faflist sald›rganl›¤›n hedefi olarak bulan Sovyet halklar› tarihte efline çok az rastlanan destans› bir direnifle imza atm›fllard›r. Bu direnifli sadece askeri verilerle, ordular›n teknolojik durumuyla veya verilen kay›plarla aç›klamak mümkün de¤ildir. Sald›ran Alman ordular›n›n karfl›lar›nda sadece bir ordu de¤il fakat iflçisiyle, köylüsüyle, yafll›s›yla, genciyle faflizme karfl› devrimi koruyan Sovyet halklar› vard›. Savafl hiç de emperyalistlerin anlatt›klar› gibi, kendili¤inden ortaya ç›km›fl ve azg›nca etraf›ndaki ülkelere sald›ran faflistler ve onu engellemek isteyen bir dizi devlet aras›nda yaflanmam›flt›r. Arkas›nda Alman tekellerinin bulundu¤u Hitler faflizmi, di¤er emperyalistler taraf›ndan Sovyetler Birli¤i ve sosyalizme karfl› bir silah olarak kullan›lmak isteniyordu. Bunun içindir ki, Almanya’n›n Sovyetler Birli¤i’ne savafl açmas› ve faflistlerin Moskova önlerine kadar ilerlemeleri ABD’yi ve di¤er emperyalistleri içten içe de sevindiren bir geliflme olmufltur. Sovyetler Birli¤i ile yapt›klar› anlaflmalara ra¤men uzun bir süre ikinci cepheyi açmam›fllard›r. Savaflta en büyük bedelleri ödeyenler Naziler’e karfl› gerçek savafl› yürütenler Sovyet K›z›l Ordu’su, Sovyet halklar› ve A nt i-fafli st z aferin 60 . y›ldönüm ü eylem ve etk inlikleri ne iflgal edilen ülkelerde daha çok 10 0 bini aflk› n i nsan kat ›ld›... komünistler taraf›ndan örgütlenen direnifl örgütleridir. fianl› Stalingrad direnifliyle faflist Alman ordular›n›n ilerleyiflini durduran ve güçlü bir karfl› sald›r›yla Hitler faflizmini ezerek savafl› sonland›ran gerçek güç Halklar›n Hitler faflizminden kurtulufl günü olan 8 May›s’ta, Almanya, Fransa, sosyalizmin gücüdür. Bu, SSCB ‹ngiltere ve Hollanda gibi Avrupa ülkeleri baflta olmak üzere dünyan›n hemen her içinde eflit ve kardeflçe yaflayan yerinde çok çeflitli etkinlikler gerçeklefltirildi. Etkinliklerin ana merkezi ise Almanya halklar›n dünya halklar›na karfl› bir idi. 8 May›s’ta Almanya’n›n irili ufakl› pek çok kentinde onbinlerce iflçi, emekçi ve tehdit olan faflizme karfl› genç sokaklara ç›k›p Hitler faflizmini bir kez daha lanetledi. Büyük anti-faflist zaferin baflkald›r›s›n›n gücüdür. 60. y›ldönümü vesilesiyle yap›lan protesto gösterilerinin en büyü¤ü Berlin’de 8 May›slar’da günümüz gerçeklefltirildi. Berlin’de 7 ve 8 May›s günü bir dizi eylem ve etkinlik içinde toplam emperyalistlerin yapt›klar› 100 bin kifli soka¤a ç›kt›. kutlamalara da bu gözle bakmak gerekir. Günümüzün emperyalist Berlin’deki 60. y›l etkinlikleri 7 May›s günü ‘Ifl›k zinciri’ eylemi ile bafllad›. AntiRusya’s› sanki o flanl› Sovyet faflist örgütler, sendikalar ve kiliseler taraf›ndan organize edilen bu etkinli¤e 25 bin direniflinin mirasç›s›ym›flças›na kifli kat›ld›. Faflizme, ›rkç›l›¤a ve savafla karfl› konuflmalar›n yap›ld›¤› eylemde 33 di¤er emperyalist devletlerin kilometrelik bir zincir oluflturuldu. Berlin’de ayn› gün bir de, Nazi Takibat›na devlet baflkanlar›nca ziyaret U¤rayanlar Birli¤i’nin düzenledi¤i bir miting yap›ld›. Bu mitinge de 5 bin kifli kat›ld›. ediliyor, K›z›l Meydan’da görkemli ‹nsanl›¤›n haf›zas› san›ld›¤›ndan da güçlüdür. Faflizmin kayna¤›n› ve anti-faflist kutlamalar yap›l›yor. Ancak zaferin gerçek temsilcilerini gizlemeye yönelik çabalara sokaklarda verilen büyük günümüz emperyalist devletlerinin kitelesel yan›t bunun ifadesidir. Gösterilere ve etkinliklere kat›lan iflçi-emekçi ve bu zaferde zerre kadar pay› gençler gün boyunca faflizme duyduklar› nefreti dile getiren sloganlar hayk›rd›lar, yoktur. Faflizme karfl› kazan›lan faflizmi teflhir eden pankart ve dövizler tafl›d›lar. Kutlamalar›n gerçeklefltirildi¤i alan›n zaferin mirasç›lar›, bugün çevresinde ve yürüyüfl güzergah›ndaki evlerin pencerelerine as›lan bezlere yaz›lan, Filistin’de ‹srail Siyonizmi’ne karfl› direnen savaflç›lar, Irak’ta ABD “Sovyet askerlerine teflekkürler” ve “Faflizm: Bir daha asla!” sözleri ise gerçekleri iflgaline karfl› sokak sokak gizlemeye çal›flan gerici emperyalist propagandaya verilmifl en anlaml› yan›t savaflan halklar, Türkiye’de ve olmufltur. dünyan›n daha pek çok ülkesinde TK‹P taraftarlar› olarak Berlin’de gün boyunca yap›lan anti-faflist zaferi kutlama ve devrim ve sosyalizm u¤runa Hitler faflizmini lanetleme etkinliklerine aktif biçimde kat›ld›k. Yürüyüflte, üzerinde mücadele eden ve bu u¤urda “Tüm faflist partiler ve örgütler da¤›t›ls›n!/TK‹P” imzal› pankart› tafl›d›k. tereddütsüz ölen devrimcilerdir.

A nt i-faflist zaferin 60. y›ldönümü eylem ve etk inliklerine 100 bini aflk›n insan kat ›ld›...

Berlin’de faflizme karfl› büyük kitlesel protestolar

A. Genç

58

TK‹P taraftarlar›/Berlin


Devrimin 25. y›ldönümünde gelecekteki zafere sonsuz inanç! Stalin'in Ekim Devrimi'nin 25. y›ldönümünde (7 Kas›m 1942) yapt›¤› konuflmadan...

E k i m

Sovyet Hükümeti ve Bolşevik Partimiz adına sizleri Büyük Sosyalist Ekim Devrimi'nin 25. yıldönümü dolayısıyla selamlar ve kutlarım. Bir çeyrek yüzyıl önce işçiler ve köylüler; Bolşevik Partisi'nin ve yüce Lenin'in önderliği altında, ülkemizde Sovyet iktidarını kurdular. Sovyetler Birliği halkları, bu zaman içinde şanlı bir yol katettiler. Bu 25 yıl içinde yurdumuz, güçlü bir sosyalist sanayi ve kolhoz devleti haline geldi. Sovyet devletinin halkları, kendi özgürlük ve bağımsızlıklarını elde ettikten sonra, sarsılmaz kardeşçe bir dostlukla birleştiler. Sovyet insanları her türlü baskıdan kurtuldular ve sebatlı bir çalışmayla kendilerine mamur ve müreffeh bir yaşam sağladılar. Büyük Sosyalist Ekim Devrimi'nin yirmibeşinci yıldönümünü, ülkemizin halkları; faşist Alman istilacılarına ve onların Avrupa'daki suç ortaklarına karşı yürüttülen şiddetli savaşın kızgın bir döneminde kutlamaktadırlar. (...) Sovyet halkımız; payına düşen sınavları şerefle geçti, ve zafere olan sarsılmaz inançla doludur. Savaş, Sovyet düzeninin güç ve sağlamlığını sıkı bir yoklamadan geçiriyor. Sovyet devletinin parçalanmasına bel bağlamış olan Alman emperyalistlerinin hesapları tamamiyle suya düştü. Sosyalist sanayi, kolhoz sistemi ve ülkemiz halklarının dostluğu ve Sovyet devleti, sağlamlık ve sarsılmazlıklarını gösterdiler. İşçiler, köylüler, ülkemizin bütün aydınları, bütün cephe gerimiz, cephemizin ihtiyaçlarını yerine getirmek için namusla ve fedakarca çalışıyorlar. Hitler Almanya'sına ve onun suç ortaklarına karşı yürütülen savaşın bütün ağırlığını Kızıl Ordu taşımaktadır. Faşist ordulara karşı yürüttüğü fedakarca savaşla Kızıl Ordu, yeryüzündeki bütün özgürlüksever halkların sevgi ve saygısını kazandı. Daha önceleri yeterince savaş tecrübesi olmayan Kızıl Ordu'nun er ve komutanları, düşmana tam darbe indirmesini, onun insan kuvvetlerini ve teknik araçlarını imha etmesini, düşmanın planlarını bozmasını, şehirlerimizi ve köylerimizi yabancı zalimlere karşı savunmasını öğrendiler. Moskova ve Tula'nın, Odessa ve Sivastopol'ün, Leningrad ve Stalingrad'ın savunmacıları, emsalsiz cesaret, demir disiplin, dayanaklılık ve zafer kazanma ustalığı gösterdiler. Bütün Kızıl Ordumuz bu kahramanlardan örnek alıyor. Kızıl Ordunun direnme gücünü düşman kendi bedeninde tatma fırsatını buldu. Kızıl Ordu'nun ezici darbelerinin gücünü ise düşman yakında tadacaktır. (...)

G e n ç l i ¤ i

59



Ekim Gençliği sayı:84