Issuu on Google+

n i r e n y i r e n y i n ğ i i ğ i d d l l e e g i g d i imdŞim ! ı n a m n a a z a m m r a a z v a a n ı k m r r a f a v rkına

Üniversiteye adım attın! Dört bir taraftan yalan ve kandırma araçlarıyla uyutulmaya çalışılıyorsun. Ya boş bireysel kurtuluş yalanlarına kanacaksın, ya da toplumsal kurtuluşun bir parçası olacaksın! Düzen, bireysel kurtuluşu reklamlaştırıp insana dair her şeyi birer metaya çevirirken, ikincisini tercih edenler tarihin öznesi olacaklar… Büyük umutlarla geldin üniversiteye. Yıllarını verdin, emek harcadın, kucak dolusu para döktün. Sonuçta şimdiye kadarki hayatında bel bağladığın üniversiteye geldin. Farklı bir hayat, sınıf atlama hayalleri, mezuniyetle beraber tüm kapıların açılacağı umutları... Ancak, hayalle gerçek aynı olamaz. Sana vaad edilenle gerçeklik arasında büyük bir fark var. -1-


Rüya bitti! Rüya bitti!

Baştan aşağıya anti-bilimsel, toplumun değil sermaye çevrelerinin hizmetinde, teknokentlerle tüm olanakların sermayeye açıldığı bir üniversite tablosu… Diplomanı al eline, açılsın iş kapıları; bu artık bir hayal! Bugün yetkin mühendislik, stajyer öğretmenlik/avukatlık uygulamalarıyla, sözleşmeli çalıştırılıyor, asgari ücrete mahkum ediliyoruz. Üniversiteden mezun olduktan sonra geçmişin ayrıcalıklı mesleklerine sahip olmak, bizlerin ancak diplomalı ücretli köle olmamızı sağlıyor. Artık üniversitede özgürlük ortamı yok, mücadeleyle kazanırsak olacak. Düşünmeyen sorgulamayan, boyun eğen bir gençlik yetiştirmeye çalışıyorlar. Başkaldıranı, düşüneni disiplin yönetmelikleriyle ezmeye, kendi hayatımızın öznesi olmamıza, geleceğimize sahip çıkmamıza engel olmaya çalışıyorlar. Yaşantımızı baştan çizip, bizleri buna ayak uydurmaya zorluyorlar. -2-

İşçi Bülteni Özel Sayı Özel Sayı: 882 * Fiyatı: 25 Kr * Eylül 2012 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Tayfun Altıntaş * Yayın Türü: Yerel süreli, siyasi, ayda bir, Türkçe * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Mollaşeref Mah. Simsar Sk. 5/3 Fatih/İstanbul * Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat Davutpaşa Cad Güven Sanayi sit C Blok No: 242 Topkapı İstanbul * 577 54 97

Beşikten mezara her şeyi metalaştıran, attığımız her adımdan, geçirdiğimiz her saniyeden çıkarı olan bir düzende yaşıyoruz. Birileri çalışıp açlık ve yoksullukla cebelleşirken, çalışmayan azınlığın zevk-i sefa sürdüğü bir toplumda yaşıyoruz. Çünkü üretim araçlarını elinde bulunduran azınlık, milyonları ücretli köleleri yaparak tüm zenginliğe el koyuyor. Tüm bunlar olurken sen zincirlerinin halen farkında değil misin? Eğitim sistemi de bizleri metalaştıran, birer köle olarak gören kapitalist sistemin bir parçasıdır. Daha yakın zamanda, gerici - ezberci eğitimin tezgahından geçerek, kameralarla, güvenliklerle, baskıyla, tehditle, notla korkutularak çıktık liselerden ve dershaneye gitmek zorunda bırakılarak geldik üniversiteye. Peki, böylesi koşullarla geldiğimiz üniversitenin neden farklı olmasını bekliyoruz?


Har(a)çların kalktığı demagojileriyle bizlerin gözleri boyanmaya çalışılıyor. Baştan sona paralı eğitim politikaları uygulanırken, yurt, yemek, ulaşım, kitap, laboratuvar gibi her türlü masraf bizlerin üzerindeyken, harçlar paralı eğitimin maddi olarak tali bir kısmını oluşturuyor. Harçların kaldırılması tartışması bizlerin gözlerini boyamaktan öte bir anlam taşımıyor. Zaten kucak dolusu para dökmeden üniversiteye hazırlanmak mümkün değilken, har(a)çların kalkması ticari eğitimin son bulacağı anlamına hiçbir şekilde gelmiyor. Parasız eğitim bu düzende bir hayal olarak kalmaya devam ediyor.

Emperyalizme kaşı Deniz olu Emperyalizme kaşı Deniz olunmalı! Ortadoğu kan gölüne dönerken ve ABD emperyalizminin çıkarları doğrultusunda dünya şekillendirilmeye çalışılırken, Türk sermaye devleti de bu kanlı ve kirli emperyalist müdahalelerden kendine çıkar sağlama peşinde koşuyor. Bir taraftan emekçi çocuklarını emperyalist savaşlara asker olarak gönderen, Türkiye'nin her tarafını ABD üsleriyle donatan sermaye devleti, öte taraftan üniversitelerdeki teknokentleri silah sanayisinin hizmetine sunuyor. Savaş uçakları ve helikopterlerinin yazılımları, insansız hava uçaklarının projeleri buralarda geliştiriyor. Üniversiteler, Ortadoğu halklarının en ileri teknoloji ürünü silahlarla katledilmesinden üzerlerine “özgürlük” bombaları yağdırılmasına kadar emperyalist politikaların birer parçası haline getiriliyor. Bugünlerde Suriye’ye müdahale tartışmaları sürerken, Ortadoğu emperyalist bir savaşın eşiğindeyken, bu savaştan halkların ve biz gençliğin hiçbir çıkarının olmadığı açık. Emperyalist savaş ve saldırganlığa karşı Amerikan 6. Filosu’nu Dolmabahçe’de denize döken Denizler’in ruhunu kuşanmak gerekiyor!

-3-


Artık yeter!yeter! Artık

Bizler ne metayız, ne müşteriyiz, ne de bu sistemin köleleriyiz. Bizler bu düzene mahkûm değiliz. Bu düzen bize ücretli kölelikten, geleceksizlikten, savaşlardan başka bir şey getirmiyor, getirmeyecek. Şimdi durup karar vermelisin! Bir özne olarak hayata müdahale mi edeceksin, tarihin öznesi olarak mı hayata katılacaksın, yoksa bir nesne olarak sürüklenip gidecek misin? Tüm bu sömürü, baskı ve geleceksizlik koşullarında başkaldırmaya mı yoksa boyun eğmeye mi yazgılısın? Tüm dünyayı ölüme, yok oluşa, barbarlığa sürükleyen bir kapitalist toplum gerçeği varken, yeni bir dünyanın yapıcıları olmaktan, sınıfsız, sınırsız, savaşsız bir dünya için, sosyalist bir dünya için mücadele etmekten başka bir çaremiz yok. İşte tam da bu noktada bizler, Ekim Gençliği olarak üniversitelerde Denizler’in, Mahirler’in, İbolar’ın mücadelesini yükseltiyoruz. Paralı ve anti-bilimsel ticari eğitime karşı mücadeleyi yükseltiyoruz. Baskılara ve müşterileştirmeye karşı haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz. Emperyalist savaşların bir parçası olmayacağımızı haykırıyoruz. Emperyalizme karşı “Şimdi Deniz olunmalı!” diyoruz. “Ya kapitalist barbarlık içinde çöküş ya sosyalizm!” diyoruz. Ve seni mücadeleye, kendi geleceğin hakkında karar sahibi olmaya, tarihin öznesi olmaya çağırıyoruz. Şimdi karar verme zamanı!

Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!

ekimgencligi@gmail.com - http://www.ekimgencligi.net/


Ekim Gençliği kayıt dönemi bildirisi - Eylül 2012