Page 1


Ekim Gençli¤i’nden

‹‹Ç Ç ‹‹N ND DE EK K‹‹ L LE ER R

Gençlik geleceğini kazanmak

Merhaba,

6 Kasım eylemleri sonrasına denk gelen yeni sayımızla

merhaba. Gençlik hareketinin yıllardır aşamadığı kısır döngünün, parçalı ve örgütsüz tablonun; gençlik hareketinin önünde duvar gibi yükseldiği bir dönemde yapılan 6 Kasım eylemlerinin önemi

olabildiğine açıktır. Ancak ne yazık ki bu yılın 6 Kasım eylemleri, bu dağınık ve parçalı tabloya rağmen anlamlı sonuçlar

oluşturmuş, ancak tabloyu kökünden değiştirecek bir sonuçlar

yaratmamıştır. Açık ki gençlik hareketinin yıllardır boğuştuğu bu önemli sorunların aşılması çok daha etkili ve uzun soluklu bir mücadeleyi gerektirmektedir.

Bu yılın 6 Kasım eylemlerinin bu hedefle atılmış mütevazi

birer adım olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Gençlik hareketinin yaşadığı kısır döngüden çıkması ve

birleşik, kitlesel ve devrimci bir zemine oturması, tüm ilerici ve devrimci güçlerin olmakla beraber, harekete devrimci önderlik

iddiasındaki biz genç komünistlerin omuzlarında durmaktadır. 6 Kasım sonrası bu temel önemde devrimci önderlik

sorumluluğunun gereklerine uygun bir tarzda mücadele

üzerine her gün tonlarca bomba yağmaktadır. Emperyalist sistem ve onun jandarması ABD, Irak’ta düştüğü batakta sıkıştıkca daha da saldırganlaşmakta ve Irak halkını,

işkencelerden ve katliamlardan geçirmektedir. Bu emperyalist saldırganlığa ve teröre karşı, Irak halkı ile dayanışmayı

güçlendirmek, emperyalizmin karşısına daha güçlü bir şekiyde

“yaşasın halkların kardeşliği, kahrolsun emperyalizm” şiarıyla çıkmak her zamankinden daha önemli bir hale gelmektedir.

E-mail: ekim_gencligi@yahoo.com

İÜ Fen-Edebiyat Fakültesi..................................11 6 Kasım eylemlerinden......................................12

6 Kasım’da liseliler olarak Beyazıt’taydık!....13 YTÜ Merkez Kampüs...........................................14 Davutpaşa’da Hazırlık Öğrencileri ile

çalışmalarımız sürüyor......................................15 Grupçuluk ve sekterlik eylemin gücünü ve

etkisini zayıflattı..........................................16-17 ODTÜ Öğrencileri çalışması ve 5 Kasım...........18

Çukurova Üniversitesi.........................................19 İzmir’de 6 Kasım’ın parçalı tablosu

üzerine............................................................20-21

Samsun’da 6 Kasım eylemi...............................22

Trabzon’da 6 Kasım eylemi...............................23

İLGP’nin başarılı tanıtım kampanyası...

Gençliğin onlarca sorunla boğuştuğu böylesine bir dönemde,

Yönetim Adresi: Eksen Yay›nc›l›k Mollafleref Mah. Turgut Özal Cd. (Millet Cd.) 50/10 Fatih/‹stanbul Tel: 0 (212) 534 32 39 Fax: (0212) 635 69 93

İÜ Merkez Kampüs..........................................9-10

bir gençlik hareketi için!.............................25-27

yanı başımızda bir halk, Irak halkı katlimlardan geçirilmekte ve

Say›: 77 ● Kas›m 2004 Fiyat›: 1.000.000 TL. (KDV dahil) Sahibi ve Sorumlu Y. ‹fll. Md.: Gülcan CEYRAN EKSEN Bas›m Yay›n Ltd. fiti.

İstanbul’da 6 Kasım..........................................7-8

Birleşik, kitlesel ve devrimci

***

Sosyalist Gençlik Dergisi

6 Kasım’dan yansıyanlar..................................5-6

Gaziantep’te 6 Kasım eylemi............................24

edeceğimiz bir dönem olacaktır.

Ekim Gençli¤i

için mücadeleye!................................................3-4

Geleceğimize sahip çıkıyoruz!.....................28-29

Gençlik hareketinin Morunları........30-39 Deneyimlerin ışığında gençlik

örgütlenmesi..................................................40-44

Gençlik hareketi ve örgütlenme sorunu....45-46 Bir trafik kazasının derinliği...........................47

Ekim Devrimi 87, parti 6 yaşında!.............48-49

KYTK tasarısı ......................................................50 Avrupa Birliği aldatmacası.........................51-53 Meslek liselerinde değişen bir şey yok!..........54

Anlamlı bir yol!....................................................55 Anlatılan senin hikayen!..............................56-57

Kürtçe Türklük!....................................................58

EKSEN Yayıncılık Büroları Atatürk Bul. Gevrek Sok. Karakafl ‹flhan› No:13/22, Kartal/‹STANBUL

Cumhuriyet mah. Tennur Sok. Cumhuriyet ‹flhan› Kat:3/5 Tel-Fax:0 (352) 232 66 71 KAYSER‹

Cemal Gürsel Cd. Shell Karfl›s› Vak›f ‹flhan› Kat: 3 No: 306 ADANA Tel: 0 (322) 363 28 78

Necatibey cd. Gözlükçü ‹flhan› No:26/24 K›z›lay/ANKARA Tel: 0 (312) 229 06 44

Ahi Evran Mah. Müftülük Ca. Ayd›n Apt. No: 8/101 KIRfiEH‹R Tel-Fax: 0 (386) 214 08 05 853. Sok. Bilen ‹flhan› No: 27/710 Konak/‹ZM‹R Tel-Fax: 0 (232) 489 31 23

Saadetdere Mah. F›r›n Sok. No: 37/25 (Depo dura¤›) Esenyurt/‹STANBUL

Bask›: Serler Matbaac›l›k

Da¤›t›m: Yaysat


G ee n G n ççll iikk gg eell eecc ee¤€ iinn ii kk aa zzaa nn m maa kk ii ççiinn m mü ü cc a ad d ee ll ee y y ee!! hareket belli eksiklere ra¤men birleflik bir eylem hatt›na oturtulabilmifltir. Okullarda yürütülen çal›flmalar, alana yans›yan tablo bunu aç›kça gösteriyor. Gerçek fludur: Bölünmelerin taraflar› homojen de¤ildir ve gençlik hareketi için can›n› difline takanlar, gerici kayg›lar duyanlarla yan yana gelebilmektedir. Fakat bunda flafl›lacak bir fley de yoktur. Gençlik hareketi gelifltirilemedi¤i sürece bu geri kayg›lar kolay altedilemeyecektir. Ancak ö¤renci örgütlenmelerinin yarat›labildi¤i koflullarda bu geri kayg›lar›n çarp›p k›r›laca¤› bir duvar oluflabilir. Bizim bugünkü çabam›z bunun içindir. 6 Kas›m vesilesiyle bir kez daha bu hedefin öneminin alt› çizilmifltir.

6 Kas›m’da her y›l oldu¤u gibi bu y›l da yayg›n protestolar gerçeklefltirildi. Tüm büyük illerde ve çevre üniversitelerin birço¤unda yap›lan eylemlerin son derece anlaml› oldu¤u aç›kt›r. Ancak bu y›l 6 Kas›m’a rengini veren temel özellik, dört büyük ilde ortaya ç›kan parçal› eylemler tablosu oldu. Dolay›s›yla 6 Kas›m’› tart›flmaya buradan bafllamak gerekiyor. Geçti¤imiz y›llarda da farkl› yer ve zamanlarda 6 Kas›m eylemleri çeflitli biçimlerde bölünmüfl, ayr› yap›labilmiflti. Fakat bu y›l bu bölünme kendini bambaflka bir düzeyde hissettirdi. Genel olarak bölünmenin bir taraf›nda yer alanlar›n, ö¤renci hareketine dair kayg›lardan uzaklaflt›klar›n›, dahas› süreç ve olgular› sadece kendi darl›klar› üzerinden yorumlad›klar›n› söylemek mümkün. Di¤er taraf›nda ise genel olarak hareketin gelece¤i tart›fl›ld› ve e¤ilimler daha çok bu aç›dan ele al›narak belirlendi. Ancak bu, bu tarafta yer alanlar›n da tümüyle do¤ru ve sa¤l›kl› bir amaç birli¤ine sahip olduklar› anlam›na gelmiyor. Ankara 6 Kas›m’› bunun örne¤idir. Burada dar grupçu kayg›lara ra¤men ikinci bir platform oluflmufl ve bafllang›çta umut verici bir görünüm ortaya ç›kabilmifltir. Ancak bir süre sonra apolitizmin bas›nc› alt›nda burada da ciddi sorunlar yaflanm›flt›r. Sonuç itibar›yla Ankara eylemi iddias›n›n bir parça gerisinde kalm›fl ve hareketin bütünlü¤ünü sa¤layarak alana ç›karamam›flt›r. Ö¤renci pankartlar›n›n aç›lmas› bir ilerleme olsa da, bu da belli gruplar›n özel çabalar›n›n ürünüdür. Bu örnekte de görüldü¤ü gibi, bölünmelerin bir taraf›n›n hareketin d›fl›na düflmüfl olmas› öbür taraf›n› mükemmel k›lm›yor. Ancak ‹stanbul örne¤i de madalyonun di¤er yüzünü gösteriyor. Burada grupçu kayg›lar bir yana b›rak›labilmifl,

6 Kasım’dan çıkan ders: Birleşik bir gençlik hareketi yaratmak! Gençlik hareketinin gelifliminin önündeki engelleri farkl› zamanlarda ortaya koyduk. 6 Kas›m eylemleri ve eylemlerde ortaya ç›kan parçal›l›k bu ihtiyaçlar›n bir kez daha kan›tlanmas› oldu. Bugün gençlik hareketinin toparlanma ihtiyac›n›n yak›c›l›¤›n ortadad›r. Bu ihtiyac›n ortaya ç›kard›¤› bir görev olarak hareketin öznelerinin bir araya gelmesini sa¤lamak gerekiyor. Harekete dair bütünlüklü bir yaklafl›m›n ortaya ç›kabilece¤i, hareketin içerisindeki farkl› güçlerin gerçekçi hedeflerle yan yana gelebilece¤i ve en önemlisi bir örgütlülük zeminine olanak sa¤layacak imkanlar› sonuna kadar zorlamal›y›z. Örne¤in, ne tek bafl›na genç komünistlerin, ne de sadece gençlik gruplar›n›n toplam› olarak de¤il, fakat bunlar› da kapsayacak biçimde ö¤renci hareketine dair kayg› duyan,

33

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

söyleyecek sözü olan tüm güçlerin kat›l›m›n› hedefleyen bir konferans örgütlenebilir. 6 Kas›m’da ortaya ç›kan tablo bu ihtiyac›n görülmesine hizmet ettiyse e¤er, bu 2004 6 Kas›m’›n›n en büyük kazan›m› olacakt›r.

Avrupa Birliği gençliğe hiçbir şey veremez!

AB bir kez daha baflat gündem haline gelmifl durumda. Emperyalist tekellerin birli¤i olan AB’ye girmek konusunda bu denli heveskar olan burjuvazi için uflakl›¤›n yolu aç›kt›r. Kuflkusuz bu s›n›f kendi ihtiyaçlar› için buna yönelmektedir. Ancak yaz›k ki AB tart›flmas› sadece burjuvazinin gündemi de¤ildir. fiimdiden bir toplumsal gündem haline gelen AB konusunda yarat›lmaya çal›fl›lan bir toplumsal uzlaflma çabas› vard›r. Oysa AB iflçi s›n›f›na emekçilere hiçbir fley veremeyece¤i gibi, emperyalist sömürü zincirinin kuvvetli halkalarla perçinlenmesini getirecektir. Türkiye’nin yer ald›¤› bölgede emperyalistlerin karakolu ve emperyalist politikalar›n kanl› bir uygulay›c›s› olmas›n› gerektirecektir. Bugün iflçi s›n›f› ve emekçilerin bu konuda toplumsal bir uzlaflma de¤il, net bir taraflaflma içine girmeleri gere¤i aç›kt›r. Gençlik içinde de giderek AB’nin bir umut olarak görülmesi, gelecek kayg›lar› içerisinde bunalm›fl gençlerin burada kurtulufl aramalar› bir e¤ilim olarak güçlenmektedir. Yap›lan anketlerde gençli¤in büyük bir bölümü AB’yi desteklemekte, Türkiye’nin AB üyeli¤inin kendileri için de yeni olanaklar getirece¤ini düflünmektedir. Fakat sormak gerekiyor: Sürekli artan iflsizlik oran› ile AB bir umut olabilir mi? ‹lerleme raporunda e¤itim reformunun derhal gerçeklefltirilmesi gerekti¤ini, e¤itimin ticarilefltirilmesinde kalan mesafenin kapat›lmas› zorunlulu¤una vurgu yapan AB mi bir umut olacakt›r? Militarist ayg›t› ve emperyalist yay›lmac›l›¤› ile günden güne dünya halklar›n›n kan›na göz diken, Yugoslavya’dan Afganistan’a kadar bunu bir dizi yerde kan›tlayan AB mi gençli¤i kurtaracakt›r? Hay›r, AB gençli¤e hiçbir fley veremez. Vaadilen refah toplumu ve demokrasi, emperyalistlerin kanl› ve kirli ittifak› taraf›ndan gerçeklefltirilemez. Henüz gençlik içerisinde egemen görüfl bu yönde de¤ildir. Gençlik gelecekten umudunu kesti¤i yerde kendisi için umut olabilecek aray›fllar içinde girmektedir. Ancak buna karfl›l›k gelen sözde çözüm olan AB tümüyle gericidir. Gençlik bu gerici çözümü reddetmelidir. Ancak kendi içinde tutars›z ve geri e¤ilimler ile AB’ye karfl› mücadele edilemeyece¤ini de belirtelim. Ulusalc›l›k ad›yla ortaya ç›kan floven burjuva platformu ile de¤il, devrimci s›n›f platformu ile hareket edilmelidir. AB’ye karfl› tek tutarl› çizgi “Ba¤›ms›z Sosyalist Türkiye” eksenine oturtulabilir. Gençlik hareketinin yaflad›¤› sorunlar›n afl›lmas› için ortaya konulacak çaba ve enerji ile AB gündemi karfl›s›nda al›nacak tutum birbirlerinden ba¤›ms›z de¤ildir. ‹kincisinin bir gelecek sunmad›¤›n› söyledi¤imiz yerde, gençli¤in gelecek mücadelesinin yürütülebilmesi için gerekli aç›l›mlar› yapabilmek günün yak›c› ve ertelenemez görevidir.

44


66 K Kaass››m m’’ddaann yyaannss››yyaannllaarr vvee deevvrriim d mccii öönnddeerrlliikk ssoorruum mlluulluu¤€uu!! Bu y›l›n 6 Kas›m eylemlerinin yeni dönem gençlik hareketi aç›s›ndan yak›c› de¤er tafl›d›¤› genç komünistlerin dönemin bafl›ndan bu yana yapt›¤› de¤erlendirmelerde yeterince aç›k bir biçimde ortaya konulmufltur. Gençlik hareketinin y›llard›r yaflad›¤› afl›r› darl›k ve kitlelerden kopukluk gibi sorunlar›n afl›lmas› çabas› ve bu çerçevede de genifl ö¤renci kitlelerine yönelmifl bir 6 Kas›m faaliyetinin tafl›d›¤› özel önem, alabildi¤ine aç›k bir sorun olarak durmaktayd› orta yerde. Ama kendini göstermeyi kendi içinde amaç haline getirmifl bulunan ve kitlesel bir devrimci gençlik hareketi yaratmak kayg›s› tafl›mayan baz› sorumsuz küçük-burjuva ak›mlara bunu anlatabilmek o kadar kolay de¤ildi, olmad› da. Bu nedenledir ki sonuç, tafl›d›¤› gerçek potansiyelin bir hayli alt›nda bölünmüfl bir 6 Kas›m eylemlili¤i oldu.

en az bunun kadar önemli olan eylemden sonras›na anlaml› birtak›m sonuçlar›n b›rak›lmas›d›r. Öteki e¤ilime geçiyoruz. Bu ikinci e¤ilimin temsilcileri, gençlik hareketinin ihtiyaçlar›ndan tümüyle kopuk bir çizgide, hareketin yaflad›¤› sorunlar›n çözümünü sözümona “öncü” ç›k›fllara havale eden sorumsuz bir küçük-burjuva anlay›fl ile hareket etmektedirler. Y›llard›r ayn› çizgide hareket etmeyi bir al›flkanl›k haline getiren bu ak›mlar, gençlik hareketinin bugün yaflamakta oldu¤u k›s›r döngünün kaynaklar›ndan da birini oluflturmaktad›rlar. Her seferinde de¤iflik gerekçeler oluflturularak ortaya konulan bu sorumsuz küçük-burjuva yaklafl›m›n siyasal özü her zaman ayn›d›r: Dar grupçuluk ve sekterlik, gençlik hareketinin gerçek sorunlar› ve ihtiyaçlar› konusunda sorumsuzlukla elele giden inan›lmas› zor bir sübjektivizm. Bu e¤ilimlerin çeflitli yerellerde bayraktarl›¤›n› yapan siyasetler de¤iflse dahi, bu y›l›n 6 Kas›m eylemlerinin ortaya ç›kard›¤› sonuçlar üzerinden bak›ld›¤›nda, bölünmelerin arka plan›nda gençlik hareketinin gerçek ihtiyaçlar› konusunda temelden farkl› bak›fl aç›s› sorunlar› yatmaktad›r. Sorumsuz küçük-burjuva ak›mlar›n sorunlara bak›flta ilkesel temele dayal› bütünsel bir devrimci bak›fl aç›lar› yoktur. Soruna kendi dar grupsal kayg›lar› ve ihtiyaçlar› üzerinde bakmakta ve farkl› yerlerde ve zamanlarda buna kendilerine göre k›l›flar bulmaktad›rlar. Örne¤in Ankara’da 6 Kas›m eyleminin bölünmesine neden olan gerekçe K›z›lay önerisi iken, ‹stanbul’da bölünmenin nedeni siyasetlerin kendi pankartlar› ile alana ç›kma kararlar› olmufltur. Bu iki yerelde de gençlik hareketinin ihtiyaçlar›ndan bakmayan bir tutumun oldu¤unu, sorunun dar örgütsel ihtiyaçlar ve motivasyon kaynaklar› üzerinden tart›fl›ld›¤›n› görmek zor olmayacakt›r. Sözünü etti¤imiz anlay›fl kendi motivasyon ihtiyaçlar›n› karfl›lamak için daha radikal eylem biçimlerini önermifl ve bunu yaparken tek bir kez bile gençlik harekinin ihtiyaçlar›n› tart›flmam›flt›r. ‹lgili gençlik gruplar›n›n yay›nlar›na, aç›klamalar›na bak›lmal›d›r. Bu metinlerde bir kez bile bugün temel sorunun ne oldu¤u tart›fl›lmam›flt›r. Bu bir al›flkanl›kt›r. Bunun art›k de¤iflmesi kuflkusuz bir zorunluluktur. Bu de¤iflime katk› sunabilmek için her alanda ve her koflulda gençlik hareketini ve onun ihtiyaçlar›n› tart›flmak, buna uygun zeminler oluflturmak temel önemde bir görevdir. Ancak bugün bizi gençlik hareketinin ihtiyaçlar›ndan bakan politik çizgi ilgilendirmektedir. Özellikle Ankara ve ‹stanbul’da yap›lan 5 Kas›m eylemleri bugün için gençlik

6 Kasım eylemleri ve iki farkı tutum 6 Kas›m eylemlerinin nas›l sonuçlar oluflturdu¤una geçmeden önce, eylemler öncesinde ortaya konulan yaklafl›mlar› de¤erlendirmekte fayda var. Temelde iki yaklafl›m sözkonusu idi. Bunlardan birincisi, gençlik hareketinin yaflad›¤› afl›r› darl›k ve kitlelerden kopukluk gibi sorunlar›n çözümü için 6 Kas›m eylemini önemli bir araç olarak tan›mlayan yaklafl›md›. Bu yaklafl›m›n içerisinde olan siyasetlerin bu sonuca ayn› bak›flaç›s› ve hareket noktalar›ndan vard›klar›n› söylemek ve bu dolay›s›yla ortada homojen bir politik ele al›fl oldu¤unu söylemek elbette olanakl› de¤ildir. Bu e¤ilim içerisindeki siyasetlerin bir k›sm› sorunu kendi darl›¤› ve hareketsizli¤i üzerinden bu flekilde koymaktad›r. Bu e¤ilim içerisinde yer alanlardan genç komünistler d›fl›nda, soruna gençlik hareketinin gerçek ihtiyaçlar› üzerinden bakan ve devrimci temellerde kitlesel bir gençlik hareketi yaratmak kayg›s›yla hareket eden baflka bir siyaset bulunmamaktad›r. Tüm ötekiler farkl› saiklerle sonuçta biçimsel olarak komünistlerle ayn› yaklafl›m› paylafl›yor görünmektedirler. Hareketin ihtiyaçlar›na uygun bir eylemsel ortaklaflma, bu ihtiyaçlar› gözeten birleflik çal›flma hatt› ve yerellerde oluflturulan birleflik kitle örgütleri… Bunlar bugün gençlik hareketinin en acil ve yak›c› ihtiyaçlar›d›r. Ancak bunlar›n birarada gözetildi¤i bir çal›flma tarz› ile 6 Kas›m eylemlerinin asgari bir baflar› kazanma flans› olabilirdi. Burada baflar›dan kast etti¤imiz tek bafl›na eylemin baflar›s› de¤il,

55

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

hareketinin yaflad›¤› sorunlar›n afl›lmas› yönünde anlaml› birer imkan olarak de¤erlendirilmelidir. Bu aç›dan bu iki ilde yap›lan eylemler öncesiz ve sonras›z birer eylem olarak kalmam›fl, gençlik hareketinin yaflad›¤› sorunlar›n tart›fl›lmas› ve afl›lmas› aç›s›ndan anlaml› bir imkan oluflturmufltur.

6 Kasım eylemlerinin tablosu Bu y›l›n 6 Kas›m eylemleri özellikle metropol üniversitelerinde anlaml› bir tablo ortaya koymas›na karfl›l›k, taflra üniversitelerinde zay›f ve etkisiz bir görüntü oluflturmufltur. Üç büyük ilde (‹stanbul, Ankara ve ‹zmir) eylemler parçal› bir tablo sunmas›na karfl›l›k, 5 bin civar› ö¤renci alanlara ç›karak YÖK’e ve e¤itim sisteminin sorunlar›na karfl› taleplerini hayk›rd›. 5 Kas›m’da yap›lan; ‹stanbul Beyaz›t Meydan›’nda 1000 kiflinin kat›ld›¤› eylem ve Ankara Sakarya Caddesinde yaklafl›k 1200 kifli taraf›ndan yap›lan eylem; gençlik hareketinin yaflad›¤› afl›r› darl›¤a karfl›n anlaml› say›labilecek bir kitlesellikte gerçeklefltirilmifltir. Ancak bu iki eylem aç›s›ndan da bu kat›l›mdaki nispi geniflli¤in ötesinde kazan›mlar söz konusudur. ‹stanbul ve Ankara’da en az›ndan bu eylemleri örgütleyen güçler taraf›ndan asgari bir ortak yerel çal›flma hatt› ortaya konulabilmifltir. Bu aç›dan eylemlerin siyasal güçlerin birlikteli¤ini sa¤lamak noktas›nda bir baflar› tafl›d›¤›n› söyleyebiliriz. Bunun d›fl›nda ve bundan daha önemli olan fley, bu birleflmelerin alana dönük bir birleflme olarak kalmam›fl olmas› ve yerelliklerde az çok etkili kitle çal›flmalar› ile 6 Kas›m eylemlerine haz›rlanabilmifl olmalar›d›r. Bu ise iki eylemin de kitle taban›n› geniflleten sonuçlar yaratm›fl bulunmaktad›r. Yine bu iki büyük kentte yap›lan eylemlerin bir di¤er önemli sonucu ise 6 Kas›m sonras›na anlaml› bir birikim b›rakm›fl olmalar›d›r. Yerellerde yap›lan flenlikler ve paneller, yine bir dizi yerelde örgütlenen aç›k kitle toplant›lar› bu aç›dan 6 Kas›m sonras› aç›s›ndan anlaml› bir sürecin bafllang›c› olarak ele al›nmal›d›r. Bu yerel çal›flmalar sayesinde onlarca yeni insan 6 Kas›m sürecinin öznesi haline getirilmifl ve üniversitelerde dinamik bir 6 Kas›m örgütleme süreci yaflanm›flt›r. Bunun sonucu olarak ise ‹stanbul ve Ankara’da çeflitli üniversitelerden yüzlerce ö¤renci kendi üniversite pankartlar› ile alandaki yerlerini alm›fllard›r. Taflra üniversiteleri aç›s›ndan ise hareketin kitle taban›n›n potansiyel geniflli¤ine karfl›l›k, 6 Kas›m eylemlerinden yans›yan bir darl›k söz konusudur. Eylemler yayg›n bir biçimde örgütlenmesine karfl›l›k, kitle kat›l›m›nda ön çal›flmalardan ve yerellerin özgün koflullar›ndan kaynaklanan zaaflar›n sonucu bir darl›k söz konusudur. Eylemlerin ülkenin bir ucundan ötekine kadar yaflad›¤› yayg›nl›k gelece¤e dair umut verirken, eylemlerde yaflan›lan darl›k ise genifl kitlelere yönelen ve onlar› da içerisine katmaya çal›flan bir çal›flma tarz›yla mutlaka afl›lmak zorundad›r. Taflra üniversitelerinde yap›lan eylemler genellikle bir

zorunluluk olarak birleflik bir tarzda örgütlenmektedir. Ankara’da 6 kas›m eylemini merkezi bir flekilde örgütleyen birkaç siyasetin taflralar› zay›flat›c› etkisini d›flta tutarsak, bu y›l›n 6 Kas›m’›nda da tablo budur. Ancak siyasal güçlerin eylemsel ortakl›klar› aç›k ki taflra üniversitelerinde yaflanan bask› ve zor koflullar›n› ve apolitizmi k›rmak için yeterli olmamaktad›r. Bunlar k›r›lamad›¤› koflullarda ise 6 Kas›m eylemleri sadece örgütlü güçlerin kat›ld›¤› eylemler olarak kalmaktad›r. Öyleyse yap›lmas› gereken birleflik bir çal›flma tarz› ile 6 Kas›m’› ve üniversitelerdeki siyasal çal›flmalar› meflru bir hale sokmaya çabalamak olmal›d›r. Bunun için ise tek bafl›na siyasal güçlerin eyleminden ibaret birleflik durufllar› yeterli de¤ildir. Eylem öncesinde ve sonras›nda üniversite içerisinde etkin bir siyasal karfl› duruflun örülmesidir aslolan. 6 Kas›m eylemleri bütünsel planda gençlik güçlerinin birleflik eylem ve çal›flmalar›n›n yaratt›¤› imkanlar› gözler önüne sermifltir. Bu aç›dan 6 Kas›m eylemlerinden yans›yan en önemli sonuç oluflturulan bu siyasal birliktelikleri daha güçlü ve daha örgütlü bir tarzda 6 Kas›m sonras›nda yeniden infla etmek olacakt›r.

Hareketin ihtiyaçlarına yanıt verecek bir önderlik ihtiyacı!

Bugün hareketin gençlik kitlelerinden hayli kopuk geliflti¤i bir süreç içerisinde bulunmaktay›z. Gündemler ve onlar›n iflleniflinden ortaya konulan eylemlerin siyasal muhtevas›na kadar bir dizi sorunda gençlik hareketinin öncelikli ihtiyaçlar› belirleyici olamamakta, k›s›r tart›flmalar ve dar grupçu yaklafl›mlarla anlaml› süreçler kolayca heba edilebilmektedir. Bugün harekete devrimci önderlik sorumlu¤unun temel dü¤üm noktas›, hareketin ihtiyaçlar› ile örtüflen, yaflanan sorunlar› aflmaya dönük anlaml› bir politik tart›flma ve prati¤in ortaya konulmas›d›r. Öyleyse kitle d›fl›nda dar ihtiyaçlar›n sonucu olarak ortaya konulan “devrimci” tutumlara tak›lmadan, bugünün imkanlar›n›n etkin bir flekilde de¤erlendirilmesini sa¤lamaya çal›flarak, yar›n›n kitlesel devrimci gençlik hareketini örmeye bafllamam›z gerekmektedir. Bunun ise aç›k ki kitlelere sürekli ve ›srarl› bir flekilde gitmek d›fl›nda bir yolu bulunmamaktad›r. Sorunlara devrimci gençlik hareketinin ihtiyaçlar›ndan bak›yorsak e¤er, en zor devrimci ve militan görev uzun soluklu bir çal›flma tarz› ile kitlelere yönelmek ve bunda ›srar edebilmek olacakt›r. Bunun ötesi ise bofl laft›r.

66


‹‹sstta annbbuull’’ddaa 66 K Kaass››m m......

““E E¤€iittiim m hhaakkkk›› ssaatt››llaam maazz,, üünniivveerrssiitteelleerr bbiizziim mddiirr!!””

Gençlik hareketinin yaflad›¤› sorunlar›n afl›lmas› aç›s›ndan önemli bir 6 Kas›m sürecini geride b›rakt›k. Geçmifl y›llardan al›flt›¤›m›z k›s›r tart›flmalar›n ve sorumsuzca tav›rlar›n sonucu olarak bu y›lki 6 Kas›m eyleminde de parçal› bir tablo söz konusuydu. fiimdi bu parçal›l›¤› oluflturan nedenlere k›saca de¤indikten sonra 6 Kas›m eyleminin tablosuna ve yaratt›¤› imkanlara geçece¤iz. Bu y›l›n 6 Kas›m eylemleri ‹stanbul’da ikiye bölündü. Bu parçal› tablonun arkas›nda gençlik hareketinin ihtiyaçlar›ndan bakan bir yaklafl›m bulunmamaktad›r. Gençlik hareketinin birlikteli¤inin bu ölçüde yak›c› bir ihtiyaç haline geldi¤i bir dönemde ortaya ç›kan ayr›l›klar, dar grupçulu¤un ve sekterli¤in do¤rudan yans›malar› oldu. Eylem öncesinde yap›lan tart›flmalarda döne döne ifade etti¤imiz bu gerçekli¤i anlayamaman›n gerisinde sekterli¤in ötesinde sorumsuz bir bak›fl bulunmaktad›r. Bu gençlik hareketinin ihtiyaçlar›n›n d›fl›na düflmek, hareketin öznesi olmak yerine kendi dar tekkesine iliflkin kayg›lar›n esiri olmak demektir. Bunun sonucu olarak ortaya ç›kan ise “propaganda serbestli¤i” ad› alt›nda reklamc› bir eylem prati¤idir. Sorunu propaganda serbestli¤i olarak koyan çevrelerin kendi mant›k dizgileri içerisinde dahi bu reklamc›l›k d›fl›nda söyleyebildikleri tek bir fley bulunmamaktad›r. 6 Kas›m günü Beyaz›t Meydan›’nda yap›lan ve yaklafl›k 600 kiflinin kat›ld›¤› eylem, sorumsuz küçük-burjuva gruplar pay›na eylem alan›ndan ibaret “reklamc›l›¤›n” bir yans›mas› olarak kald›. Üniversite yerellerinde, birkaç afifl ve bildiri çal›flmas›n› d›flta b›rak›rsak, reklam merakl›s› bir küçük-burjuva sorumsuzlu¤unu kimlik haline getirenler sözü edilebilir bir ön çal›flma yürütme ihtiyac› duymad›lar bu y›l. Aç›k yüreklilikle söylemek gerekiyor ki, TKP’nin AB eylemini 6 Kas›m’a denk getirmesi ne ifade ediyorsa, 6 Kas›m’da Beyaz›t Meydan›’nda yap›lan eylem de gençlik hareketine ayn› minvaldeki bir çarp›k bak›fl› ifade ediyor. Sonuçta ise nedenleri ne olursa olsun yaflan›lan bölünme gençlik hareketinin çok daha etkili bir ç›k›fl yapabilmesinin önüne geçmifltir.

5 Kasım Beyazıt eylemi: Etkili bir ön süreç, coşkulu bir eylem! Onlarca yerelde süren yaklafl›k 3-4 haftal›k çal›flmalar›n bir sonucu olarak 5 Kas›m’da Beyaz›t Meydan›’nda YÖK

77

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

protestosu gerçeklefltirildi. Son y›llardaki eylem ve çal›flmalardan farkl› olarak bu y›lki YÖK eylemi, s›n›rl› bir propaganda faaliyetinin ötesinde bir ön süreç oluflturdu. ‹Ü’nün birçok fakültesinde, YTÜ’de, ‹TÜ’de, Mimar Sinan Üniversitesinde, Bo¤aziçi’nde yap›lan aç›k kitle toplant›lar› ile bafllayan süreç içerisinde bir taraftan toplant›lar sürdürülürken öte taraftan ise bu 3-4 haftal›k süreçte yüzlerce insan›n kat›ld›¤› eylem, etkinlik ve forumlar yafland›. Geçmifl y›llarda oldu¤undan farkl› olarak 5 Kas›m ortak eylemi salt bir eylemsel ortaklaflmay› de¤il, en az bunun kadar önemli bir yerel kitle çal›flmas› sürecini ifade etmekteydi. Bu y›l›n 6 Kas›m ön süreci üniversiteler aç›s›ndan durgun de¤il dinamik bir flekilde de¤erlendirildi. ‹stanbul Üniversitesi’nin 4 de¤iflik kampüsünde al›nan ve toplam›nda 200-250 kiflinin kat›ld›¤› etkinlikler, YTÜ’de yine yaklafl›k 100 kiflinin kat›ld›¤› yerel toplant›lar, olabildi¤ine hareketsiz olan bir süreçte, yarat›lan hedefli ortaklaflman›n yaratt›¤› sonuçlar› aç›k bir biçimde gözler önüne sermektedir. Yine MSÜ’de ve ‹TÜ’de yerel sorunlar üzerine yap›lan ve yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› eylemler, merkez kampüste yaklafl›k 200 kiflinin kat›ld›¤› tart›flma, tüm bunlar dinamik bir 6 Kas›m sürecinin birkaç örne¤idir sadece. Örülen kitle çal›flmalar›n›n anlaml› bir tablo oluflturmas›n›n yan›nda, propaganda ajitasyon çal›flmalar› da oldukça etkiliydi. Yaklafl›k 2000 tane “E¤itim hakk› sat›lamaz, üniversiteler bizimdir” fliarl› afifl ‹stanbul’daki neredeyse tüm üniversitelerde yayg›n bir biçimde kullan›ld›. Bunlar d›fl›nda etkinlik önceleri ç›kart›lan binlerce yerel el ilan› ve ça¤r› ile birlikte, özellikle YTÜ ve ‹Ü’de 2000’in üzerinde kifliyle birebir yap›lan anket çal›flmalar› ortaya konulan kitle çal›flmas›n›n düzeyini göstermektedir. Eylemden önceki son hafta, Çarflamba ve Perflembe günleri düzenlenen etkinliklerle, üniversitelerde eylem öncesi ciddi politik bir atmosfer yarat›labildi. 5 Kas›m günü tüm fakültelerde eylem haz›rl›klar› sabah erken saatlerde bafllad›. Neredeyse tüm fakültelerde, tek tek amfilerde eylem ça¤r›s› yapan ajitasyon konuflmalar› yap›ld›. Eylemin d›flar› aya¤› Sirkeci’de bulufltu yaklafl›k 700 kiflilik bir kitle tramvayla Beyaz›t otobüs duraklar›na

geldi. Gelifl esnas›nda tramvay›n içerisinde sloganlar at›ld› ve marfllar söylendi. Burada Edebiyat Fakültesi’nden gelen yaklafl›k 200 kifli ile birleflilerek ve “Üniversiteler bizimdir!” pankart› aç›larak, Merkez Kampüs’ten ç›kan ö¤rencilerle buluflmak üzere Beyaz›t Meydan›’na yol trafi¤e kapat›larak yüründü. ‹slamc›lar›n eyleminin bitiminin beklenmesi sonras› Merkez Kampüsten ç›kan yaklafl›k 200 kiflilik kitleyle birleflilerek Beyaz›t Meydan›’ndaki eylem bafllat›ld›. “YÖK kald›r›ls›n!” “E¤itim Hakk› sat›lamaz, üniversiteler bizimdir!” ana pankartlar›n›n yan›nda, “Bahçeflehir defol/ Mimar Sinan Üniversitesi ö¤rencileri”, “Diplomal› iflsiz olmayaca¤›z/ Fen-Edebiyat Fakültesi ö¤rencileri”, “Müflteri de¤il ö¤renciyiz/ ‹TÜ ö¤rencileri”, “Laboratuar istiyoruz/ Avc›lar kampüsü”, “ÖSS AOBP kald›r›ls›n/ Lise ö¤rencileri”, “Yolsuzluklara son YTÜ’yü satt›rmayaca¤›z/ YTÜ ö¤rencileri”, “Sermaye defol üniversiteler bizimdir/ Bo¤aziçi Ö¤rencileri”, “Söz ve karar hakk› istiyoruz/ Merkez kampüs ö¤rencileri” pankartlar› aç›ld›. Her bir kampüs ad›na ayr› ayr› söz alan temsilciler pankartlar›na yans›tt›klar› yerel sorunlar›n› dile getirdiler. Üniversitelerimizin flirketlefltirilmesinden, YÖK’ün bask›c› ve anti demokratik uygulamalar›na kadar oradan da AB’nin bir emperyelist kurum olarak yaflad›¤›m›z sorunlara çözüm oluflturamayaca¤›ndan, Kürt halk› üzerinde oynanan oyunlara kadar birçok gündemin ifllendi¤i bas›n aç›klamas› sonras›nda, eyleme destek veren E¤itim-Sen ad›na Yusuf Do¤an Çetinkaya, yapt›¤› bir aç›klamayla, YÖK’e karfl› özerk demokratik üniversite mücadelesini sürdüreceklerini belirtti. Marmara Üniversitesi ö¤rencileri ad›na söz alan bir di¤er ö¤renci ise Marmara’daki faflist sald›r›lar› k›nayarak, faflizme karfl› ortak mücadeleyi büyütme ça¤r›s›nda bulundu. Ard›ndan Beyaz›t Meydan›’nda çekilen halaylar ve söylenen Beyaz›t ve Çav Bella Marfllar›ndan sonra eylem sona erdi. Gençlik yaklafl›k bir saat süren güçlü bir eylemle üniversitelerin gerçek sahiplerinin kimler oldu¤unu göstermifl oldu.

‹stanbul Ekim Gençli¤i

88


‹‹Ü ÜM Meerrk keezz K Kaam mppüüss’’ttee bbaaflflaarr››ll›› bbiirr öönn hhaazz››rrll››kk ççaall››flflm maass›› ‹Ü Merkez Kampüs, tüm devrimci gelene¤ine ve potansiyaline ra¤men son y›llarda gözle görülür bir zay›flama içine girmiflti. Son bir kaç y›ld›r s›n›rl› propaganda çal›flmalar› d›fl›nda hiçbir sistemli çal›flman›n yürütülmemesi ve “adam ç›karma”n›n ötesini göremeyen dar grupçu kayg›lar nedeniyle adeta kendi kaderine terk edilmiflti. Bu süreçte varolan duyarl› ö¤renciler de giderek siyasetlere ve siyasete yabanc›laflarak tam bir apolitizasyon içine düflmüfllerdi. Rektörlük bask›lar›, soruflturmalar ve uzaklaflt›rmalar gibi sebeplerle hareket oldukça gerilemiflti. Biz de bu gittikçe kötüleflen tabloya karfl› birfleyler yapmak isteyen siyasetlerle birlikte Merkez Kampüs’ü hak etti¤i yere getirme çabas›na girifltik.

Açılış Şenliği ‹stanbul Üniversitesi aç›l›fl flenli¤i, Merkez Kampüs’te yap›l›yor olmas›na ra¤men yanl›zca Merkez Kampüs için de¤il tüm ö¤renci hareketi için özel bir önem tafl›maktad›r. Son 11 y›ld›r yasal olarak ve ondan önce de onlarca y›l boyunca fiili biçimde yap›lm›fl olan ‹Ü aç›l›fl flenli¤i bu y›l Kemal Alemdaro¤lu engeline tak›ld›. Çeflitli sudan bahanelerle flenli¤i yasaklayarak Avc›lar Kampüs’üne yollamaya çal›flan rektörün as›l korkusu tabi ki bu flenliklerde oluflan politik atmosferden baflka birfley de¤ildi. Bu yasaklama karfl›s›nda biz de üniversitenin gerçek sahipleri olarak üzerimize düflen sorumlulu¤u yerine getirmeye karar verdik ve flenli¤i rektörlü¤ün deste¤ini almadan ve engelleme çabalar›na, tehditlerine karfl›n örgütlemeye karar verdik. Bu s›rada gerçekleflen rektör de¤iflikli¤i de rektörlü¤ün tavr›n› de¤ifltirmedi, hatta Rektör Vekili Tankut Centel kendisi ile yapt›¤›m›z yüz yüze görüflme s›ras›nda “‹zinsiz flenlik yapmay›n, burnunuz kanamas›n“ benzeri cümlelerle bizi aç›ktan tehdit ederek, demokrat maskesinin ard›ndaki gerçek yüzünü aya¤›n›n tozuyla göstermifl oldu. Tabi ki biz hiçbir tehdite göz yummad›k ve sanatç›lar›ndan ses düzenine, afifllerinden güvenli¤ine kadar herfleyini kendimiz sa¤layarak “Üniversiteler Bizimdir“ fliar›yla bu flenli¤i organize ettik. fienlik öncesi kimi zaman halaylar çekerek, kimi zaman el ilanlar› da¤›tarak, afifllerini asarak yo¤un biçimde ça¤r›s›n› yapt›k. fienlik günü sabah›n erken saatlerinde araç kap›s›nda topland›k ve ayarlad›¤›m›z ses düzenini getiren arac› bir flekilde okula soktuk. Kararl›l›¤›m›z karfl›s›nda fazla bir seçene¤i olmad›¤›n› anlayan Rektör Vekili, bizimle görüflme talep etti ve görüflme sonucunda sadece ‹Ü ö¤rencilerinin kat›labilece¤i bir flenli¤e izin verece¤ini söyledi. Bu bizim için yeterli olmasa da önemli bir kazan›md›. Kap›lar›n di¤er üniversitelerin ö¤rencilerine kapal› olmas› bizi y›ld›rmad› ve çeflitli yöntemlerle birçok insan› içeri sokmay› baflard›k. Hava muhalefeti nedeniyle ön bahçeden hukuk koridoruna ald›¤›m›z flenlik 600 kiflinin kat›l›m›yla gerçekleflti. Kap›da bekleyen çevik kuvvet polisleri ve havan›n ya¤›fll› olmas› özellikle birinci s›n›flar›n kat›l›m›n› önemli ölçüde düflürdü. fienlik ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri olan Zehra Kulaks›z ve Önder

Babat flahs›nda tüm devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. fienli¤in temel gündemleri olan, YÖK–neoliberal e¤itim politikalar›, Irak’taki iflgal ve tecrit konular›nda çeflitli konuflmalar yap›ld›. fienli¤e Grup Yank›, Emin ‹güs, Burhan Berken ve Grup Yorum da flark›lar›, türküleriyle kat›ld›. Ayr›ca programda bir de tiyatro gösterisi ve fliir dinletisi vard›. Oldukça yo¤un geçen bir ön çal›flma süreci sonunda, etkili bir flenlik gerçeklefltirmifl olduk. ‹stanbul Üniversitesi’nin devrimci gelene¤ine uygun bir biçimde, ortak çal›flman›n gerektirdi¤i emekten kaç›nmaks›z›n politik bir ö¤renci flenli¤i örgütledik. fienli¤in fliar› olan “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleflecek“ ayn› zamanda önümüzdaki dönem içinde bir mücadele ça¤r›s›yd›.

Koridor sohbetleri başlıyor! Özelde 6 Kas›m’›n ça¤r›s›n› yapmak genel olarak ise üniversitede apolitik havay› k›rmak için birçok siyasetle birlikte Hukuk Fakültesi’nde bir koridor sohbeti organize etmeye karar verdik. Ve bunun için 21 Ekim perflembe gününü uygun gördük. Özellikle 1. s›n›flara ulaflmay› ve onlar›n sorunlar›n› tart›flmay› amaçlad›¤›m›z toplant›ya Prof. Dr. Rona Serozan’› da davet ettik. “Rektör de¤iflti, ne de¤iflmeli, ‹Ü Hayal etti¤imiz Üniversite mi?, Derbeci Ferman derslerimize girmeye devam edecek mi?“ gibi sorularla ça¤r›s›n› yapt›¤›m›z ve “E¤itim hakk› sat›lamaz, üniversiteler bizimdir!” üst bafll›¤›n› tafl›yan sohbetin ‹ktisat Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi ve ‹letiflim Fakültesi’nde ça¤r›s›n› yapt›k. Sohbete ço¤unlu¤u birinci s›n›flardan oluflan 80 kifli kat›ld›. Sohbet havas›nda geçen söyleflide, sorunlara karfl› birlikte

99

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m

bir haz›rl›k içerisine girebilece¤imizi konufltuk ve önümüzdaki koridor sohbeti için, 68’lerden günümüze gençlik hareketini anlatan bir dia gösterimi haz›rlamaya ve o dönemi yaflam›fl birini söylefliye ça¤›rmaya karar verdik.

“‘68’den bugüne öğrenci olmak...“

G e n ç l i ¤ i

mücadele etme karar› al›nd› ve bunun için ‹ktisat Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kapsayan bir çal›flma program› belirlendi. Bu programa göre bütün s›n›flara gidilerek ö¤rencilere ka¤›tlar da¤›t›lacakt› ve ö¤rencilerden rektöre üniversite ile ilgili sorular sormalar› istenecekti. Bu sorular›n önümüzdeki toplant›ya do¤rudan rektör ça¤›r›larak kendisine sorulmas› kararlaflt›r›ld›.

Koridorda yine sohbet var, bu defa rektör de davetli... Bu sohbetten sonraki günlerde tüm s›n›flara üzerinde “Rektör’e sorum fludur“ yazan ka¤›tlar da¤›tt›k ve haz›rlad›¤›m›z kutular› s›n›flarda ve yemekhanede dolaflt›rarak ö¤rencilerden yazd›klar› sorular› bu kutulara atmalar›n› istedik. Bu kampanya büyük ilgiyle karfl›land›. Hemen hemen tüm s›n›flarda rektör gerçekten gelecek mi diye soruyorlard›. Biz de kendisine haber verdi¤imizi, gelip gelmemenin kendi tercihi oldu¤unu söyledik. Gerçekten de rektör ile bürokratik bir iliflki içine girmemek için tarihi biz belirledik ve ona haber verdik. Bizim için önemli olan rektörün gelip gelmemesi de¤il, bu kampanyayla onun kimli¤ini ve sözde demokratl›¤›n› teflhir etmekti. Rektör Tankut Centel 26 Ekim akflam› bizi arayarak gelece¤ini bildirdi. Dört gün boyunca yüzlerce soru toplad›k ve 27 Ekim çarflamba günü yani sohbet günü en özgün ve önemli sorular› kartonlara yazarak duvarlara ast›k. Ayr›ca orjinal soru ka¤›tlar›n› da kraftlara yap›flt›rarak sergiledik. Rektörün de haz›r bulundu¤u koridor sohbeti’ne yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Bir saat boyunca rektöre sorular›m›z› sorduk ve yan›t almaya çal›flt›k. Öncelikle en çok sorulan sorular› sorduk, daha sonra da kat›l›mc›lar›n sorular›n› ald›k. Tablo tam bekledi¤imiz gibiydi. Rektör tüm sorulara yuvarlak cevaplar vererek geçifltiriyor, politikac› üslubuyla üste ç›kmaya çal›fl›yordu. Bir yerden sonra tam istedi¤imiz fleyi söyledi ve “benim yerime kim geçse ayn› fleyi yapar, benim flu anki konumum böyle davranmay› gerektirir, çözüm için anayasay› de¤ifltirin“ dedi. O an toplant› bizim için zafer ile sonuçlanm›flt›. Rektör toplant›dan ayr›ld›ktan sonra 6 Kas›m’a yönelik nas›l

Rektörün kat›ld›¤› söylefliden sonra verdi¤i ilginç cevaplar› okulda de¤iflik yerlere ast›k. Ayr›ca 6 Kas›m’a az bir zaman kalm›fl olmas›n›n da etkisiyle ortak afifllerin kullan›m›na a¤›rl›k vermeye bafllad›k. Tabi bizim için en önemli araç 3 Kas›m Çarflamba günü yapaca¤›m›z “‘68’den bugüne ö¤renci olmak...“ etkinli¤iydi. Etkinlik için Denizler’den Mahirler’e ‘96’lardan 2000’lere uzanan gençlik mücadelesi ile ilgili bir dia gösterisi haz›rlad›k ve ‘70’leri yaflam›fl biri olan Ferda Koç’u bu haftaki koridor sohbetine davet ettik. Yine afifller haz›rlad›k ve el ilanlar› da¤›tt›k. Art›k insanlar da her hafta gerçekleflen koridor sohbetlerine al›flmaya bafllam›flt›. Çarflamba günü hukuk koridorunun camlar›n› afifllerle kaplayarak karartt›k ve dia gösterimini koridorda yapt›k. Gösterime 200’den fazla ö¤renci kat›ld›. Büyük bir ilgiyle izlenen dia gösterimi 6 Kas›m 2004 ça¤r›s›yla son buldu. Daha sonra ‘70’lerdeki üniversitelerden bahseden Ferda Koç, okullardaki faflist iflgali ve bu ablukan›n nas›l da¤›t›ld›¤›n› anlatt›. Bu anlat›m›n en iyi taraf›, bunlar› nostaljik bir biçimde de¤il hala süren bir mücadelenin parças› olarak anlatmas›yd›. Sözlerini de “Bundan sonra ki mücadeleyi siz yaratacaks›n›z“ fleklinde bitirdi. Son olarak 5 Kas›m’daki eyleme ç›kaca¤›m›z pankarttaki fliar› tart›flt›k. Bir süredir yapt›¤›m›z koridor sohbetlerinden öne ç›kan fleyin yönetim de söz hakk› istedi¤imiz oldu¤unu düflünerek pankart için “Söz ve karar hakk› istiyoruz!”u uygun bulduk. Ayr›ca herkesin döviz önerilerini alabilmek için isteyenin taleplerini yazabilece¤i bir pano haz›rlad›k. Toplant›n›n ertesi günü pankart›m›z› Hukuk koridoru’nda boyad›k ve davul eflli¤inde tüm fakülteleri ve s›n›flar› gezerek 6 Kas›m ça¤r›s› yapt›k, el ilan› da¤›tt›k, YÖK’ü teflhir eden konuflmalar yapt›k.

5 Kasım 2004 5 Kas›m günü sabah ilk tenefüsten itibaren s›n›flara girmeye bafllad›k. Eylem saatine kadar kimi zaman davulla, kimi zaman alk›fllarla tüm s›n›flar› ve fakülteleri birkaç kez dolaflt›k, herkese el ilan› da¤›tt›k ve eylem ça¤r›s› yapt›k. Ayr›ca etrafa buluflma saatinin yaz›l› oldu¤u renkli ka¤›tlar ast›k. 12:45’te hukuk koridorunda toplanarak eylemi bafllatt›k. Davul eflli¤inde sloganlarla koridorlar› ve s›n›flar› gezdik, Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne de u¤rad›ktan sonra yaklafl›k 200 kiflilik bir kitle ile Beyaz›t Meydan›’na do¤ru yöneldik. Kat›l›m okulda derslerin di¤er günlere göre az olmas› nedeniyle bekledi¤imizden düflüktü. Ana kap›dan Beyaz›t’a ç›kt›k ve burada Edebiyat’tan ve Sirkeci’den gelen kitlelerle bulufltuk. Tüm üniversitelerin kendi pankart ve talepleri ile kat›ld›¤› eylem son y›llarda yaflanan en coflkulu eylemlerden biriydi. fiimdi bu 6 Kas›m eyleminin ön çal›flmas›na harcad›¤›m›z eme¤i ayn› yo¤unlukla önümüzdeki süreçte de göstermemiz gerekiyor. Çünkü gerek koridor sohbetleriyle, forumlar›yla, gerek eylemlere kat›l›m›yla Merkez Kampüs’ü yeniden mücadelenin merkezi yapma görevi halen karfl›m›zda duruyor. Ekim Gençli¤i/‹Ü Merkez Kampüs

11 00


‹‹Ü Ü FFeenn--EEddeebbiiyyaatt FFaakküülltteessii......

IIssrra arrll›› bbiirr ppoolliittiikk ffaaaalliiyyeett,, ccooflflkkuulluu bbiirr 66 K Kaass››m m!!

‹Ü Fen–Edebiyat Fakültesi’nde okullar›n aç›lmas›yla beraber, 5 Kas›m YÖK protestosuna dönük çal›flmalar bafllad›. “E¤itim hakk› sat›lamaz, üniversiteler bizimdir!” üst bafll›¤›yla yürüyen çal›flma, eylem gününe dek, çeflitli materyallerle, fakülte ö¤rencilerini sorunlar›na sahip ç›kmaya ça¤›rd› ve YÖK gündemi ekseninde üniversitede güçlü politik bir atmosfer yaratmay› hedefledi. Çal›flman›n ilk aya¤›, genifl bir bileflenle al›nmas› planlanan aç›k toplant›yd›. Bu aç›k toplant›ya dönük, el ilanlar› da¤›t›ld›, afifller yap›ld›. Üç dört günlük bir ön çal›flmaya ra¤men, 45 kifliyle bir aç›k toplant› al›nabildi. Bu toplant›da al›nan kararlar ekseninde, öncelikle 6 Kas›m eylemi nedeniyle bir araya gelindi¤ini ifade eden bir deklarasyon haz›rland› ve bu deklarasyonun üniversite ö¤rencilerine bildiri biçiminde da¤›t›lmas›, büyütülüp duvarlara as›lmas› ve bas›na gönderilmesi planland›. Ayn› dönemde bir YÖK broflürü ve daha önceki y›llarda yap›lm›fl eylemlerin foto¤raflar›ndan oluflan bir pano haz›rland›. Yo¤un materyal kullan›m›yla geçen haftan›n sonunda, çal›flman›n en büyük s›k›nt›s›n›n üniversitedeki ö¤rencilerle aras›nda bir ba¤ kuramamak oldu¤u aç›kça görülüyordu. Eylemin ortaklaflm›fl afifllerini yayg›nca yap›yor, sürekli bildiri da¤›t›yor, ortak bir masa aç›p, buradan müzik yay›n› yap›yorduk ancak, bütün bunlar, üniversitedeki ileri gençlik kitlesinde bir ilgi uyand›r›p, nas›l bir birliktelik oluflturdu¤umuza dair soru sormalar›n›n ötesinde bir sonuç üretmiyordu. Bunun üzerine ald›¤›m›z ikinci toplant›da iki soruluk bir anket çal›flmas› yapmaya karar verdik ve anket çal›flmas›n›n bitiminde, sonuçlar› aç›klad›¤›m›z ve eyleme ça¤r› ile sonland›raca¤›m›z bir etkinlik yapmaya karar verdik. Anket fakültedeki öncelikli sorunu ve ö¤rencilerin çözüm önerilerini ö¤renmeye dönük bir alan taramas› biçimindeydi. Ç›kan sonuçlar› fakültenin duvarlar›na as›p, ö¤rencilere ilettik. Ankette e¤itimle ilgili sorunlar, anlaml› bir ço¤unlu¤un ortak s›k›nt›s›n› ifade ederken, üniversite yerelinde yaflanan temizlik, ›s›nma, ö¤renci ifllerinin ifllevsizli¤i gibi sorunlar da göze çarpan bir a¤›rl›ktayd›. Ancak dikkati çeken en temel yan, e¤itim sorunlar›n›n ve fakültenin öznel sorunlar›n›n kesiflti¤i nokta, fakülte ö¤rencilerince her aç›dan önemsenmiyor olufluydu. Sonuçlar› aç›klad›¤›m›z etkinlik, iki ayr› bölümden olufltu. ‹lk bölümde, edebiyat kantininde gençlik hareketini dünden bugüne anlatan bir sinevizyon gösterisi ve ard›ndan Arap flark›lar›n›n çal›nd›¤› bir müzik dinletisi gerçeklefltirildi. Sürekli de¤iflen bir kat›l›mc› kitlesi vard›. Ancak sabit kat›l›m yaklafl›k 45 kifliydi. ‹kinci bölümde ise Hergele Meydan›’na geçilip, halaylar çekildi, YÖK karfl›t› sloganlar at›ld›. Bu bölümde, kat›l›mc› say›m›z yüze ulaflt›.

11 11

5 Kasım eyleminin çoşkusu

5 Kas›m sabah›, çal›flmam›za, Fen–Edebiyat fakültesine ayr›lm›fl bütün afiflleri yapmakla bafllad›k. Okul sabah saatlerinde oldukça sakin ve bofl görünüyordu. Daha sonra saat 11.30’da Hergele Meydan›’nda gitar eflli¤inde söyledi¤imiz türkülerimizle halaylar çektik. Eylem saati yaklafl›nca, hep beraber alk›fllar ve sloganlar eflli¤inde, fakültenin katlar›n› gezip, eylem ça¤r›s›nda bulunmaya bafllad›k. Yaklafl›k 100 kifli ile gerçeklefltirdi¤imiz bu etkinlik s›ras›nda, ders yapan s›n›flar›n neredeyse tamam›na girip, eyleme ça¤r› yapan konuflmalar yapt›k. Bütün fakültenin gezilmesi bittikten ve yemekhane, kantin konuflmalar› da yap›ld›ktan sonra, tekrar Hergele Meydan›’na dönüp halaylar çekerek eylem saatini beklemeye koyulduk. Sirkeci’den gelecek arkadafllar›m›z›n tramvaya bindikleri haberi gelince, bizler de fakültenin Edebiyat Fakültesinden ç›k›p, onlarla buluflaca¤›m›z yere do¤ru, sloganlar›m›z hiç kesilmeksizin yürümeye bafllad›k. Okuldan ç›kt›¤›m›zda yaklafl›k 200 kifliydik. Sirkeci’den gelen grupla buluflup, Beyaz›t Meydan›’na girdik ve burada da Merkez Kampüsten gelen arkadafllarla bulufltuk. Alanda coflku büyüktü. Ancak bu çoflkuyu daha da art›ran, her fakültenin kendi taleplerini öne ç›kard›klar› pankartlar›n› açmalar› oldu. Bizler de Fen–Edebiyat ö¤rencileri olarak, “Diplomal› iflsiz olmayaca¤›z!” pankart›yla kat›ld›k. Eylemde bas›n metninin okunmas›ndan sonra, Fen– Edebiyat fakültesinden bir yoldafl›m›z, hepimiz ad›na bir konuflma yapt›. “Bu fakülte, iflsiz yetifltiriyor! Formasyon hakk›m›z› sat›l›k bir metaya dönüfltürenler, bizlere geleceksizlikten baflka ne vaad edebilirler? Bizler gelece¤imize sahip ç›k›yoruz! Diplomal› iflsiz olmayaca¤›z!” diyen yoldafl›n konuflmas› ard›ndan, hep beraber sloganlar›m›z› hayk›rmaya devam ettik. Bu son y›llar›n en coflkulu geçen eylemiydi. Bizler ›srarl› bir ön çal›flma yürütmemize, okulda asgari düzeyde politik bir atmosfer yaratabilmemize ra¤men, çal›flmada coflku noktas›nda bir zay›fl›¤›m›z vard›. Ancak 5 Kas›m günü alana ç›k›fl›m›z ve alan›n bütünündeki coflku, bu durumu telafi etti¤i gibi, bizlerde de ciddi bir motivasyon yaratt›. 6 Kas›m öncesi birlik üzerindeki ›srar›m›z, bu noktan›n üzerine döne döne yapt›¤›m›z vurgular, 5 Kas›m eyleminin tablosu ile bir kez daha do¤rulu¤unu kan›tlam›fl oldu. Fakültemize döndü-¤ümüzde, 5 Kas›m alan›ndaki coflkumuzla, çal›fl-malar›m›za devam edece¤iz. Ekim Gençli¤i/‹Ü Fen–Edebiyat Fakültesi

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Diiyyaarrbbaakk››rr D

66 K Kaass››m m eyylleem e mlleerriin nddeenn......

Diyarbak›r Demokratik Gençlik Platformu 6 Kas›m günü Kofluyolu Park›’nda bir bas›n aç›klamas› yaparak YÖK’ü protesto etti. Yaklafl›k 400 kiflinin kat›ld›¤› eylemde “Özerk-demokratik üniversite, bilimsel, anadilde e¤itim istiyoruz” pankart› aç›ld›. Eyleme E¤itim-Sen ve SES de destek verdi.

Esskkiiflfleehhiirr E

YÖK’ü protesto etmek için biraraya gelen Anadolu ve Osmangazi Üniversitesi ö¤rencileri 5 Kas›m günü AÜ Rektörlük binas›na kadar yürüdüler. Yaklafl›k 200 ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemde YÖK tabutu tafl›nd›. Ayr›ca 6 Kas›m günü flehir merkezinde çeflitli gençlik gruplar›n›n kat›l›m› ile bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirildi. Aç›klamaya yaklafl›k 100 kifli kat›ld›.

IIssp paarrttaa

Süleyman Demirel Üniversitesi’nde 5 Kas›m günü YÖK prorotestosu gerçeklefltirildi. SGD, SDP, DGH, DEHAP ve Gençlik Derne¤i’nin kat›ld›¤› eylem yap›lan bas›n aç›klamas› ile sona erdi.

Vaann V

Van’daki 6 Kas›m eyleminde anadilde e¤itim talebi öne ç›kt›. Önce 5 kas›m’da Yüzüncü Y›l Üniversitesi kampüsünde bir eylem gerçeklefltirildi. Eyleme yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Ertesi gün flehir merkezinde gerçeklefltirilen ikinci eylem DEHAP ‹l binas› önünde bafllad›. Cumhuriyet Caddesi Mavi Plaza’ya do¤ru yürüyen eylemcileri polis engellemeye çal›flt›. Yaklafl›k 200 kiflinin kat›ld›¤› eylem yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan sona erdi.

Haattaayy H

Mustafa Kemal Üniversitesi’nde oluflturulan “YÖK’e Karfl› Gençlik Platformu” 5 Kas›m günü E¤itim Fakültesi önünde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Yaklafl›k 200 ö¤rencinin kat›ld›¤› eyleme baz› sendikalar da destek verdi.

Buurrssaa B

Uluda¤ Üniversitesi “YÖK Karfl›t› Ö¤renciler” 6 Kas›m günü Fevzi Çakmak Caddesi'nden Bursaray Osmangazi ‹stasyonu'na yürüdüler. Platform ad›na yap›lan aç›klaman›n ard›ndan eylem sona erdi.

Kooccaaeellii K

Kocaeli Üniversitesi Merkez Kampüs’te biraraya gelen yaklafl›k 100 kifli YÖK’ü protesto etti. Ayr›ca Çanakkale, Bal›kesir, Sivas ve Manisa’da da 6 Kas›m eylemlerle protesto edildi.

11 22


6K 6 Kaass››m m’’ddaa lliisseelliilleerr oollaarraakk

Beeyyaazz››tt’’ttaayydd››kk!! B

‹‹ L LG G PP ’’ ddeenn 55 K K aass››m m ee yyllee m m iinnee çç aa ¤€rr ›› !!

‹LGP olarak, 31 Ekim Cumartesi günü Beyaz›t Meydan›’nda gerçeklefltirdi¤imiz bas›n aç›klamas›nda, 5 Kas›m’da alanlarda olaca¤›m›z› duyurmufl ve bütün lise ö¤rencilerini, üniversite ö¤rencileri ve e¤itimcilerle Geleceğimize Sahip Çıkmak İçin beraber alanda yer almaya ça¤›rm›flt›k. 5 Kas›m günü, bir ço¤umuz okuldan kaçarak, 5 Kasım’da Beyazıt’tayız! Sirkeci tramvay dura¤›nda topland›k. Di¤er eylemcilerle beraber, coflkulu bir tramvay yolculu¤uyla Beyaz›t’a geldik. Tramvayda yol boyunca, marfllar söyledik, ‹stanbul Liseli Gençlik Platformu olarak 31 Ekim Cumartesi coflkumuz gerçekten görülmeye de¤erdi. Ard›ndan günü, saat 13.00’de Beyaz›t Meydan›’nda bir bas›n aç›klamas› Beyaz›t’taki durakta, Fen Edebiyat Fakültesi’nden düzenledik. Yaklafl›k 25 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda liseeyleme kat›lan grupla karfl›laflt›k ve pankart›m›z› aç›p lilerin de 5 Kas›m’da Beyaz›t Meydan›’nda “ÖSS ve AÖBP hep beraber Meydan’a do¤ru yürüyüfle geçtik. Merkez kald›r›ls›n!” pankart›yla olaca¤›n› ve YÖK’e karfl› ö¤renci gençKampüs’ten gelen ö¤rencilerle bulufltuktan sonra, alanda her yerel kendi pankart›n› açt›. Bizler, eyleme li¤in tüm kesimlerinin beraber mücadele etmesi gerekti¤ini vurgu“ÖSS ve AÖBP kald›r›ls›n!” yazan pankart›m›zla ve lad›k. ‹LGP “Lise ö¤rencileri” imzas›yla kat›ld›k. Liselilerin korteji yaklafl›k 30 kifliden olufluyordu ve eylemin bütününü kuflatm›fl olan coflku, bizde de kendini gösteriyordu. Liseliler ad›na konuflma yapan bir ‹LGP’li, liselilerin özgün sorunlar› oldu¤unu ve e¤itim alan›nda yaflanan sorunlara karfl› birleflik bir mücadele yürütmek gerekti¤ini vurgulad›. Konuflmas›n› “Mücadelemiz bunDönemin bafllang›c›ndan beri tam bir sessizlik içerisinde olan üniversitede dan sonra da sürecek” diyerek bitirdi. 6 Kas›m eylemine oldukça k›sa bir süre kala ortak bir toplant› gerçeklefltirme Alanda liselilerin de kendi sorunlar›n› ifade flans› bulduk. Yap›lan toplant›da öncelikle üniversitede bir ö¤renci özörgütettikleri ayr› bir pankartla yer almalar›, eylemin toplam coflkusunu bir kademe daha lülü¤ü fikri tart›flma konusu edildi. 6 Kas›m eylemine ortak kat›lma karar›n›n böyle bir çaban›n ilk ürünü olmas› konusunda genel bir fikir birli¤ine var›ld› diart›rd›. 5 Kas›m eylemi sürecini kendi ad›m›za, yebiliriz. 6 Kas›m eyleminin ard›ndan yap›lacak yeni bir toplant› ile böyle bir baflar›yla geçirdi¤imizi düflünüyoruz. Ancak örgütlülü¤ü yaratabilmenin sorunlar›n› da birlikte tart›flma flans›na sahip olaeylemin bütün coflkusuna, yaratt›¤› moti- ca¤›z. ‹nan›yoruz ki böyle bir çaban›n içerisinde samimi olarak yer alacak unvasyona ra¤men gözden kaçmamas› ge- surlar ortaya anlaml› bir pratik koyacaklard›r. Buradan ifade etmekte yarar var; reken bir eksikli¤i vard›. Bu eksiklik bizim bizim için henüz yeni bir çal›flma alan› olsa da Bo¤aziçi Üniversitesi’nde böyle d›fl›m›zdaki liselilerin eyleme katk›s›yd›. Biz bir çaban›n içerisinde yer almak tart›flmas›z bir gerekliliktir. kendi ad›m›za kat›l›mda da asgari düzeyde 3 Kas›m’ta yapt›¤›m›z aç›k toplant›da eyleme “Sermaye defol, üniversiteler bir baflar› sergiledi¤imizi düflünüyoruz, ki 20 bizimdir!/Bo¤aziçi Üniversitesi ö¤rencileri” pankart› ile kat›lma karar› ald›k. kifliydik. Ancak toplam liseli katk›s›n›n daha S›n›rl› bir zaman kald›¤› için ancak afifl çal›flmas› yapabildik. Ek olarak pangüçlü ve planl› olabilmesini arzu ederdik. kart›m›z› orta kantinde haz›rlad›k. Oldukça s›n›rl› bir çal›flma oldu¤u ortada. Birleflik mücadele, ortak çal›flmalar, eylem- Ancak bir ilk ad›m olmas› itibariyle anlaml› bir ortak çabad›r. likler, üniversitelerde ne kadar önemliyse, 5 Kas›m günü Güney Meydan’da bulufltuk ve Sirkeciye do¤ru hep beraber liselerde de ayn› oranda önem tafl›yor. Zira, yola ç›kt›k. Alanda açt›¤›m›z “Sermaye defol, üniversiteler bizimdir!/Bo¤aziçi birleflik bir hat çizilmeden, liselerde süregeÜniversitesi ö¤rencileri” pankart›m›z›n arkas›nda yaklafl›k 30 kifli vard›. len apolitizmi ve durgunlu¤u k›rabilmek Kat›l›m›n ciddi hiçbir ön çal›flma yap›lmamas›na karfl›n olumlu oldu¤u söylemümkün de¤ildir. nebilir. Coflkulu geçen eylemin ard›ndan üniversitede ortak hareket edebile5 Kas›m eylemi bizde gerçek manada bir ce¤imiz bir zemin yaratabilmek için art›k daha fazla olana¤a sahibiz. Yeter ki coflku ve güven yaratt›. Bu eylemin ard›ndan, çal›flmalar›m›za, ayn› enerji ve ›srarc› olal›m.

BBoo¤€aazziiççii ÜÜnniivveerrssiitteessii’’nnddee 5K 5 Ka a ss››m m hhaazz››rrll››kkllaarr›› vvee eeyylleem m......

Ekim Gençli¤i/Bo¤aziçi Üniversitesi

emekle devam edece¤iz!

‹LGP

11 33

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

YYTTÜÜ M Meerrkkeezz K Kaam mppüüss’’ttee ççaall››flflm maallaarr››m m››zz ssüürrüüyyoorr… … Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nde yaklafl›k üç hafta önce bafllat›lan ortak çal›flma hatt› tüm aksakl›klara ra¤men ayn› h›zla devam ediyor. Üniversitenin aç›ld›¤› günlerdeki apolitik ortam ve siyasi gruplar›n bir türlü üzerlerinden atamad›klar› atalet, bafllat›-lan ortak 6 Kas›m haz›rl›klar› ve sonras›nda da bunun daha genifl bir platformda sürdürülmesiyle k›r›ld›. ‹lk olarak YÖK ve uygulamalar› üzerine yap›lan aç›k toplant›yla ö¤rencilerin gündemine bu sorunlar› sokabilmifl ve kafalarda YÖK üzerine tart›flmalar açabilmifl olduk. Ancak bu toplant›lar›n oldukça s›n›rl› bir kat›l›mla gerçekleflti. Bu çal›flman›n daha etkin bir kitle çal›flmas›yla üniversitenin geneline yay›lmas› ve ö¤rencilerin kendi fakültelerindeki sorunlar›yla, sistemin genel sorunlar› aras›ndaki diyalektik ba¤› kurarak çal›flmay› sahiplenmelerini sa¤lamak, önümüzde duran temel hedeflerden biri. Üniversite genelinde toplam bir hareketlilik ve politik duyarl›l›k yaratma çabas›n› sürdürüyoruz. Bu çabalarla bafllatt›¤›m›z ortak çal›flman›n coflkusu ve okulda politik bir atmosferin yarat›lmas› çabas› 6 Kas›m’› önceleyen hafta içerisinde karfl›l›¤›n› buldu. Hafta boyunca yayg›n bir afifl çal›flmas›yla eylem ça¤r›lar› yap›l›rken, açt›¤›m›z masam›zda da YÖK’ü teflhir eden dövizlerimiz ve el ilanlar›m›zla ve ”Nas›l bir üniversite istiyorsunuz?” anketimizle bir canl›l›k yarat›ld›. Bunlar›n yan› s›ra masan›n yak›n çevresine ast›¤›m›z karikatürlerle çal›flmam›z› renklendirdik. Geçen hafta yapt›¤›m›z aç›k toplant›da ald›¤›m›z kararla, gelenekselleflen “YÖK’e hay›r!” yaz›s›, A blok camlar›na hafta boyunca as›ld›. Ancak yine geçen hafta 3 Kas›m Çarflamba için planlanan flenlik, teknik aksakl›klar ve ciddi bir ön çal›flmas›n›n yap›lamamas› nedeniyle gerçeklefltirilememifl oldu. Buna ra¤men 3 Kas›m günü saat 12:00’de, sabahtan itibaren çal›flmas›n› yapt›¤›m›z bir forum gerçeklefltirdik. Forum

esnas›nda fakülte fakülte dolaflarak 5 Kas›m Beyaz›t eyleminin ça¤r›s›n› yapt›k. Bunun yan› s›ra rektör Durul Önen’in alt›nda imzas› bulunan 6 trilyonluk yolsuzlu¤u teflhir ettik. Forumun ard›ndan masam›z›n önünde müzik yay›n› yapt›k. Halaylar›m›zdan sonra haftan›n aç›k toplant›s›na bafllad›k. Hafta bafl›nda Davutpafla Kampüsü haz›rl›k binas›ndaki çal›flmalara yönelik sald›r›lar› ve bu sald›r›lara karfl› nas›l bir tutum almam›z gerekti¤ini tart›flt›k. Ard›ndan 5 Kas›m Beyaz›t Meydan›’na “Yolsuzluklara son! YTÜ’yü satt›rmayaca¤›z” fliarl› bir pankartla ç›k›lmas›n› kararlaflt›rd›k. Pratik planlaman›n ard›ndan toplant›m›z Makine Mühendisleri Odas›’nda gerçeklefltirilen bas›n toplant›s›n›n ça¤r›s›yla sona erdi.

YTÜ Öğrencileri YÖK'e karşı Beyazıt'taydı 5 Kas›m günü yayg›n bir afifl çal›flmas›yla kampüsü donatarak, “YTÜ ö¤rencileri” imzal› pankart›m›zla kantinleri ve yemekhaneyi dolaflarak ö¤rencileri Beyaz›t'a YÖK ve uygulamalar›na karfl› ses ç›karmaya ça¤›rd›k. Yaklafl›k 35 kifli olarak ç›kt›¤›m›z kampüsten, alana gitti¤imizde 55 kiflilik bir kat›l›mla sesimizi güçlendirdik. Her üniversitenin kendi sloganlar›yla kat›ld›¤› eylemde, "H›rs›z rektör istemiyoruz", "sermaye defol, üniversiteler bizimdir", "YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleflecek" sloganlar›n› hayk›rd›k. Üniversitemize dair yapt›¤›m›z konuflmada yolsuzluklar›n hüküm sürdü¤ü üniversitemizde, bunlara göz yummayaca¤›m›z› ve kendi düflüncelerimizi, haklar›m›z› ve taleplerimizi sonuna kadar savunaca¤›m›z› ifade ettik. Alanda di¤er üniversitelerden gelen ö¤rencilerle omuz omuza durdu¤umuz halaylarla eylemimize son verdik. YTÜ'de üç hafta önce bafllayan bu çal›flman›n bir motivasyon ve hareketlilik yaratt›¤› ortada. Ancak halen bu çal›flman›n güçlenmesi ve yay›lmas› için gerek bizim, gerekse di¤er bileflenlerin azami çabay› sarf etti¤ini söyleyemeyiz. fiu ana kadar yarat›lan atmosferin devam›n›n sa¤lanabilmesi ve daha da güçlenmesi ise ancak bizlerin gençlik kitlelerine yönelik sürdürece¤imiz daha etkin, daha disiplinli ve daha yayg›n bir politik çal›flman›n ürünü olabilir.

Ekim Gençli¤i/YTÜ

11 44


Daavvuuttppaaflflaa’’ddaa H D Haazz››rr ll››kk ÖÖ¤€rreenncciilleerrii iillee ççaall››flflm maall aarr››m m››zz ssüürrüüyyoorr......

Geennççllii¤€iinn öörrggüüttlleennm G meessiinnddeenn kkoorrkkuuyyoorrllaarr!!

Bu y›l Y›ld›z Teknik Üniversitesi’nin aç›lmas›yla beraber ilk karfl›laflt›¤›m›z durum, haz›rl›k ö¤rencilerinin Davutpafla Kampüsü’nde yaklafl›k 14 trilyon harcanarak infla edilen oldukça “mükemmel” bir binaya tafl›nm›fl olmalar›yd›. Yaklafl›k bir ay içerisinde de bu binan›n sözde mükemmel yap›s› “çatlak” vermeye bafllad›. ‹ki hafta önceki sa¤nak ya¤›fllarda çat›s› akan trilyonluk bina, ayn› zamanda ö¤rencilerin bir arada bulunmas›n› engelleme görevini de üstlenmifl durumda. Nas›l m›? 2000 kiflilik fakültede sadece 15-20 kiflinin oturabilece¤i bir kantinin bulunmas›, ortak sosyal alanlar›n bulunmamas›, karfl›l›kl› iki s›n›f aras›n›n bile metreleri bulmas› gözetilerek… Ayn› zamanda A, B, C kurlar›n›n yemek aralar›n›n ve ç›k›fl saatlerinin farkl› ayarlanmas› da, “ö¤rencileri nas›l etsek de birbirinden yal›tsak” diye düflünen YÖK zihniyetinin bir ürünü.

Öğrenciler sorunlarına sahip çıkıyor!

Hazırlık öğrencileri 5 Kasım'da Beyazıt'taydı

Davutpafla’da tecrite maruz kalan ö¤renciler bugün yaln›z ulafl›m ve okul binalar›ndan rahats›z de¤il. Ayn› zamanda yemekhane ücretlerinden, fotokopi fiyatlar›ndan da genel bir rahats›zl›k söz konusu. Paral› e¤itim sald›r›lar›n›n bir parças› olan uygulamalardan ve okullar›m›z›n ticarilefltirilerek flirket haline getirilmek istenmesi üzerine de tart›flma yürütülerek, ortak bir çal›flma hatt› çizildi. 4 Kas›m Perflembe günü de s›n›f s›n›f dolafl›p yemekhane konuflmalar› yaparak haz›rl›k ö¤rencilerini Beyaz›t’a, “eflit, paras›z, bilimsel egitim taleplerini” hayk›rmaya ça¤›rd›k. 5 Kas›m günü yaklafl›k 30 ö¤rencinin Davutpafla'dan ç›k›p Beyaz›t'a gelmesi ve kendi sorunlar›na sahip ç›kmas› oldukça anlaml›yd›. Ö¤rencilerin bu duyarl›l›¤› birilerini rahats›z etmifl olmal› ki haz›rl›k binas› içerisinde masa aç›p, afifl asmaya bafllad›¤›m›z ilk günden itibaren rektör de dahil olmak üzere ÖGB’lerin ve sivil polislerin sald›r›lar›na maruz kal›yoruz. Ortak bir mücadele hatt› belirlenip, bu sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› bugünlerde acil bir müdahale yap›lmad›¤› takdirde, haz›rl›k ö¤rencilerine ve devrimci-demokrat ö¤rencilere yap›lan bu anti-demokratik uygulamalar›n önü al›namayacakt›r. fiu da bir gerçektir ki bugün panolara dahi afifl asmam›zdan korkanlar, bu korkular›nda haks›z da de¤ildir. Rektörün gelip bizzat afifllere sald›rmas›, bu üniversitenin ne kadar demokratik oldu¤unun kan›t›d›r. Rektör ö¤rencilerin örgütlenmesinden çekinmektedir ve bunu bizzat kendi ifadeleriyle de dile getirmifltir. Ancak bizler bu bask›lara, anti-demokratik uygulamalara ve soruflturma tehditlerine karfl›n gençli¤in bu ülkenin ve kendisinin sorunlar›na ve gelece¤ine sahip ç›kmas›, gelece¤ini örgütlemesi yolundaki ad›mlar›m›za devam edece¤iz. YTÜ Ekim Gençli¤i

Ancak ÖSS kofluflturmas›ndan ç›karak, kafalar›nda kurduklar› üniversite hayalleriyle gelen ögrenciler yaflad›klar› bu hayal k›r›kl›klar›na karfl› sessiz de¤iller. ‹ki hafta önce “YÖK’ü ve üniversitemizi tart›fl›yoruz” ça¤r›s›yla gerçeklefltirdi¤imiz aç›k toplant›ya 35-40 kiflinin kat›lmas› oldukça anlaml›yd›. Birço¤u söz alarak sorunlardan ve nas›l çözülebilece¤inden bahsetti. Toplant›n›n al›naca¤› gün kampüs giriflinde ö¤rencilerin otobüslerden indirilerek kimlik taramas›na tabi tutulmas› oldukça tepki toplam›flt›. Ortam› terörize etmeye çal›flanlar kendilerini göstermifllerdi. Toplant› boyunca da bina içerisinde dolaflan siviller ve ÖGB’ler teflhir edildi. Düzenli toplant›lar›n al›nmas› ve yozlaflt›r›c› binada ortak bir alan›n yarat›lmas› karar›yla sona eren toplant›da ayn› zamanda düzenli masa aç›lmas›, duvar gazetesi haz›rlanmas›, YÖK’e ve fakülte sorunlar›na dair bir anket çal›flmas›n›n bafllat›lmas› karar› al›nd›. Bu toplant›da önemli olan ise tüm bu pratik çal›flmalar›n yükünü haz›rl›k ö¤rencilerin kendilerinin Her geçen gün daha da büyüyen Ekim Gençli¤i art›k Sakarya Üniversitesinde de politik faaalmas› ve gerçekliyetlerini sergileyecek. lefltirmesiydi. Her YÖK’ün postallar› alt›nda ezilen üniversitede her geçen gün kendini aflacak bir çal›flma için hafta düzenli topkollar›m›z› s›vad›k. Partinin ve devrimin k›z›l bayra¤› art›k Adapazar›’nda da dalgalanacak. lant›lar›m›z sürüyor. Ekim Gençli¤i Sakarya

Saakkaarryyaa ÜÜnniivveerrssiitteessii’’nnddeenn m S meerrhhaabbaa!!

11 55

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Grru G uppççuulluukk vvee sseekktteerrlliikk eeyylleem miinn ggüüccüünnüü vvee eettkkiissiinnii zzaayy››ffllaatttt››......

Annkkaarraa’’ddaa YYÖ A ÖK K pprrootteessttoossuu

YÖK’ün kurulufl y›ldönümü, 5 Kas›m Cuma günü Ankara’da bir eylemle protesto edildi. Saat 13.30’da Cebeci Kampüsü’nde toplanan ö¤renciler, her üniversite kendi pankart› arkas›nda olacak flekilde Sakarya’ya do¤ru yürüyüfle geçti. Eyleme destek veren BDSP, Genç Umut, Tüm-‹GD, Kald›raç, Ö¤renci ‹nisiyatifi, BAGEH pankartlar› yürüyüfl kolunun arkas›nda yer al›rken ODTÜ Ö¤rencileri, Hacettepe Ö¤rencileri, Cebeci Ö¤rencileri, DTCF Ö¤rencileri pankartlar› yürüyüfl kolunun önünde yer ald›lar. Eyleme toplam kat›l›m 1000 civar›ndayd›. Ziya Gökalp Caddesi’nin trafi¤e kapat›ld›¤› yürüyüfl boyunca YÖK karfl›t› sloganlar›n yan› s›ra bir gün önce DTCF’de yaflanan faflist sald›r›yla ilgili sloganlar da s›k s›k at›ld›. Ayr›ca Beyaz›t ve Gündo¤du marfllar› da hep bir a¤›zdan söylendi. Sakarya’ya var›ld›¤›nda E¤itim-Sen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer bir konuflma yapt›. Daha sonra bir arkadafl›m›z›n bas›n aç›klamas› metnini okumas›ndan sonra eylem Grup Günberi’nin türküleriyle ve marfllar›yla devam etti. Çekilen halaylar›n ard›ndan eylem bitti, ancak DTCF’de yine bir gerginlik oldu¤u haberinin al›nmas›yla birlikte topluca DTCF’ye gidilmesi için ça¤r› yap›ld›. Orada okuldan toplu halde ç›k›fl yapan ö¤rencilerle birleflilerek Yüksel Caddesi’ne yürünüp bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Yap›lan aç›klamada faflistlerin sald›r›s›n›n geri püskürtüldü¤ü ve faflist bask›lar›n gençli¤i y›ld›ramayaca¤› vurguland›.

Eylem öncesi ve sonrası ile Ankara 6 Kasım’ı Ankara’da 6 Kas›m bu y›l ciddi tart›flmalara konu oldu. Öyle anlafl›l›yor ki bu tart›flmalar bir süre daha sürecek. Biz tart›flmalar›n ayr›nt›lar› ile u¤raflmak yerine, ortaya ç›kan sonuçlarla birlikte özünü aktaral›m. 6 Kas›m toplant›lar›n›n oldukça erken bir tarihte bafllam›fl olmas›na ra¤men eylemin son derece gecikilerek kesinlefltirilmesi kuflkusuz en

büyük handikap›m›z oldu. Burada K›z›lay’› tercih ederek daha bafltan grupçulu¤a kapananlar› bir yana b›rak›yoruz. Bu konuda öncesinde çok fley söyledik. Fakat bir kez daha K›z›lay’da yer alanlar›n, özellikle devrimci-demokrat gruplar›n sürecin d›fl›nda kalmalar›n›n olumsuz sonuçlar›n› hat›rlatarak geçelim. Bölünme özü itibariyle ö¤renci hareketine bir fley katmam›flt›r. Oysa devrimci gruplar›n ortak hareket etmeyi tercih etmeleri ve ö¤renci hareketinin d›fl›nda kalmak yerine bu alanda gerçekçi bir mücadeleyi seçmeleri, eylemin seyrini de¤ifltirebilirdi. Eylem alan› olarak K›z›lay’›n seçilmesi, yasal izin alma tart›flmalar› vs. bu biçimde bofla ç›kar›labilirdi. Her ne kadar belli yönleri ile reformistlerin oluflturmaya çal›flt›klar› geri platform bertaraf edildiyse de, bunu daha sa¤l›kl› bir platform olabilmesi için devrimci gruplar›n kitlesel bir devrimci gençlik hareketi yaratma ortak kayg›s› ekseninde seferber olmalar› gerekmektedir. Tart›flmalar özel zorlamalar sonucu, 6 Kas›m’da S›hhiye’de yap›lacak fiili-meflru bir eylemden birkaç kez baflka yöne kaym›flt›r. ‹lginç olan, tart›flman›n üç kere kapanmas›na ra¤men her seferinde yeniden aç›lmas›d›r. Tam üç toplant› ve bu hesapla yaklafl›k on günlük bir zaman, çal›flmaya harcanacak yerde bu tart›flmaya kurban edilmifltir. Sonucunda ise bir kez daha bölünme gündeme getirilmifltir. Karfl›s›ndakileri kolay›ndan dar grupçulukla, kendini dayatmakla suçlayanlar›n bir bölümü rahatl›kla bir bölünmeye neden olabilmifltir. Genç komünistler ise yeni bir bölünmenin zararl› sonuçlar›ndan kaç›nmak için Cebeci’den bafllayacak fiili bir Sakarya eyleminde birleflmifllerdir. Eylem an›nda ise hareketin geri kanad›n›n kayg›lar› ortaya ç›km›flt›r. Cebeci yürüyüflüne kat›lmay› do¤ru bulmayan Emek Gençli¤i Lise ve Dershane Ö¤rencileri ve Beytepe Ö¤rencileri pankartlar› ile Sakarya’da beklemifltir. Kuflkusuz sorun bu kadar kolay çözülmemifltir. Bir hafta süren ve çirkin bir siyaset tarz›n› da içeren bir sürecin ard›ndan bu ayr›flma yaflanm›flt›r. Dikkat edilirse

11 66


Beytepe’de iki çal›flma yürüdü¤ü görülecektir. Biz buna bir ek yaparak, ODTÜ Ö¤rencileri çal›flmas›n›n da zaman zaman manipülasyonlara konu edildi¤ini belirtelim. Yaflanan süreç eylemi olumsuz etkilemifltir. Okullarda çal›flmalar oldukça geç bafllayabilmifltir. Eylem alan›na da yans›yan bu olmufltur. Elbette okullardaki çal›flmalar›n istenen düzeyde olmas›n›n tek nedeni bu de¤ildir. Bir yandan birleflik bir gençlik hareketi savunulurken, bir yanda ayr› pankartlarla alana ç›k›lm›fl ve bu tarz okullarda da ortak çal›flmalar› sekteye u¤ratm›flt›r.

Ankara’da bir ilkin devamını getirme sorumluluğu Buraya kadar eylemin olumsuzluklar›ndan bahsettik. Ancak eylem hiç de olumsuzluklardan ibaret de¤ildir. Eylemde dört ayr› okulun pankartlar› aç›lm›flt›r ve arkalar› da dolmufltur. Sadece say›sal verilerden bahsetmiyoruz, okul pankartlar› içerisinde oldukça olumlu ve ileri bir düzey vard›. Üstelik Ankara’da 6 y›ldan sonra ilk defa okullardan ö¤renciler kendi pankartlar› ile 6 Kas›m’a kat›lm›fllard›r. fiimdi bunun devam›n› getirmek gerekiyor. ODTÜ’den Cebeci’ye, Hacettepe’den DTCF’ye tüm okullarda ö¤renci gençli¤i birlefltiren, YÖK’e ve düzene karfl› mücadeleye kazanan bir süreç örgütlemek gerekiyor. 6 Kas›m’da olumsuzluklara ra¤men bunun ilk ad›m› at›lm›flt›r.

Ankara Ekim Gençli¤i

Annkkaarraa CCeebbeeccii’’ddee A YYÖ ÖK Kk kaarrflfl››tt›› eeyylleem mlleerr......

DTTCCFF’’ddee ffaaflfliisstt ssaalldd››rr›› vvee D pprroovvookkaassyyoonnllaarr bbaaflflaarr››yyllaa ppüüsskküürrttüüllddüü...... Ankara Dil ve Tarih-Co¤rafya Fakultesi’nde geçti¤imiz hafta faflistlerin iki provokasyonu oldu. ‹ki provokasyon da devrimciler taraf›ndan baflar›yla püskürtüldü. Son provokasyon ise faflistlerin iftar yeme¤i vermesi nedeniyle ç›kt›. Asl›nda bu faflistler için sadece bahane yaratmak için kurgulanm›flt›. Çünkü faflistlerin önceki sald›r›lar›n›n püskürtülmesi sonras›nda yeni provokasyon giriflimleri olmufltu. Okuldaki devrimci ve demokrat ö¤renciler de bu sald›r› haz›rl›klar›na karfl› kendi önlemlerini alm›fllard›. Bu gergin bekleyifl sonucunda faflistlerin orta bahçeye sald›rmas›yla olaylar patlak vermifl oldu. ‹lk olarak faflistler orta bahçeden püskürtüldü. Bunu hazmedeyen faflistler yeniden sald›r›ya geçti, yeniden püskürtüldü. Karfl›l›kl› tafl atmalar›n›n sonras›nda polis okula girdi. Bir süre gerginlik devam etti. Karfl›l›kl› beklemenin ard›ndan ilk önce faflistler okuldan ç›kar›ld›. Faflistlerin d›flar›dan gelenlerle birlikte 150 kifliyi buldu¤u gözlemlendi. Ayr›ca okula kesici aletlerin ve b›çaklar›n ne kadar kolay sokuldu¤unu bir kez daha görmüfl olduk. Sonras›nda okuldaki devrimci ve demokrat ö¤renciler olarak d›flar›ya toplu bir flekilde ç›k›p, Yüksel Caddesine do¤ru yürüyüflün ard›ndan bas›n aç›klamas› yapmaya karar verdik. Topluca d›flar›ya ç›kt›ktan sonra d›flar›da bekleyen arkadafllar›m›z bizi sloganlarla kap›da karfl›lad›. Coflku görülmeye de¤erdi. Toplam kitlemiz dört yüz kifliyi aflm›flt›. Kitle bundan sonra sloganlarla Yüksel’e do¤ru yürüyüfle geçti. Yüksele gelindi¤inde bas›n aç›klamas› yap›ld›ktan sonras›nda kitle da¤›ld›.

Ekim Gençli¤i/DTCF

Eylem 5 Kas›m'da saat 13:30'da Cebeci'de toplan›larak bafllad›. Cebeci Ekim Gençli¤i olarak eyleme "Cebeci Ö¤rencileri" pankart›yla kat›ld›k. Yürüyüflten önce Cebeci Kampüsü’ndeki tüm fakülteler gezilerek eyleme ça¤r› yap›ld›. Bir yandan da Cebeci’deki baz› gruplar›n ortak hareket platformu olarak tasarlanan "Cebeci Ö¤rencileri" imzal› bildiriler da¤›t›ld›. Yürüyüfl en önde üniversite pankartlar› ve arkas›nda siyaset pankartlar›yla bafllad›. "Cebeci Ö¤rencileri" pankart›n›n arkas›nda 50 civar›nda insan yürüdü. 4 Kas›m'da DTCF'de yaflanan faflist sald›r›lar s›ras›nda Cebeci Ekim Gençli¤i de hem olay yerinde devrimci dayan›flman›n bir parças› olarak yer ald›, hem de 4 Kas›m akflam› DTCF'den yap›lan toplu ç›k›flla birlikte Yüksel Caddesi’nde yaklafl›k 400 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›na kat›ld›. 5 Kas›m'daki eylemde de s›k s›k faflizmi, YÖK'ü lanetleyen sloganlar at›ld›. Sakarya Caddesi’nde yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan çekilen halaylarla eylem son buldu. Eylemden sonra ayn› günün akflam› Abdi ‹pekçi Park›'nda toplanma karar› al›nd›. Akflam parkta toplanan kitle DTCF'den ç›kan ö¤rencilerle birleflerek Yüksel Caddesi’ne kadar sloganlarla yüründü. 5 Kas›m'daki YÖK karfl›t› eylemi provoke etmek için DTCF'de ellerinde biber gaz› olan faflistleri kullanarak ilericidevrimci ö¤rencilere sald›ranlar, iki gün boyunca ortaya konan kararl› tutum nedeniyle amaçlar›na ulaflamad›lar. Ekim Gençli¤i/AÜ Cebeci Kampüsü

11 77

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

OD O DTTÜÜ Ö Ö¤€rreenncciilleerrii çça all››flflm maass›› vvee 55 K Kaass››m m Ö¤renci hareketinin zay›fl›¤› sorununu aflman›n gereklili¤i art›k herkesçe dile getirilmektedir. ODTÜ’de de dünyadaki ve Türkiye’deki hareketsizli¤in bir yans›mas› olarak ö¤renciler sürekli apolitikleflmekte, örgütsüzleflmekte ve e¤itim alan›ndaki ve üniversitesindeki sorunlara dahi ilgisizleflmektedir. Son iki haftad›r ODTÜ Ö¤rencileri olarak biraraya gelerek bu sorunu aflman›n yollar›n› arad›k. Amac›m›z ODTÜ’de bir ö¤renci hareketi yaratabilmekti. En az›ndan ö¤rencileri kendi sorunlar›na karfl› duyarl› hale getirebilmekti. Zaten duyarl› olanlar› ise birlefltirebilmekti. Bu hedefle yola ç›kmam›z›n sonucunda yapacaklar›m›z YÖK’ün kurulufl y›ldönümünde gerçeklefltirece¤imiz bir YÖK protestosuyla s›n›rl› olamazd›, ancak YÖK’ten ve YÖK protestosundan ba¤›ms›z da olamazd›. Bu bilinçle önümüze hedefler ve etkinlikler koyduk. ‹lk hafta aç›k ça¤r›lar yaparak ö¤rencileri birlikte mücadele etmeye ça¤›rd›k. Aral›ks›z hergün afifllemeler yapt›k. Ve ikinci çal›flma haftam›zda (Kas›m’›n ilk haftas›) yapacaklar›m›z› netlefltirdik. Kas›m’›n ilk haftas›na bildiriler, el ilanlar› da¤›tarak, yo¤un bir flekilde afifllemeler yaparak girdik. 2 Kas›m günü Haz›rl›k binas› önünden Fizik binas›na kadar bütün kantinleri gezdik. ‹nsanlarla konufltuk. Ve Fizik önünde Ankara Devrim Tiyatrosu “Yaflam” adl› oyunlar›n› oynad›lar. ‹lgi istenilen ölçüde de¤ildi. Bunun nedeni öncelikle ODTÜ’de s›nav haftas›na girilmesiydi. Ayn› gün akflam 1. yurt kantininde hem 78’liler Derne¤i’yle bir söylefli yapmay› hem de bir 78’liler belgeseli izlemeyi tasarlad›k. Söylefliyi yapmam›za ra¤men belgeseli teknik bir sorun nedeniyle izleyemedik. 3 Kas›m Çarflamba günü Fizik önünde Mamak ‹flçi Kültür Evi Müzik Toplulu¤u bir müzik dinletisi geçeklefltirdi. 4 Kas›m Perflembe günü bütün hafta boyunca yapt›¤›m›z gibi sürekli insanlara ulaflmaya çal›flt›k. Yapt›¤›m›z forumla birlikte nihayet okul d›fl›nda da ODTÜ Ö¤rencileri olarak mücadele etme gereklili¤i ortaya ç›kt›. Daha iki hafta öncesinden Ekim Gençli¤i’nin dile getirdi¤i ve YÖK protestolar›nda kendini gösterecek olan bu birleflik mücadeleye en sonunda ODTÜ Ö¤rencileri de dahil olabildi. Her toplant›da Emek Gençli¤i’nden arkadafllar›n “bu bileflim bir insiyatif koyamaz, bu bileflim ODTÜ Ö¤rencileri’ni temsil edemez, etse bile karar alamaz” demelerine ra¤men ODTÜ Ö¤rencileri insiyatif koyarak 5 Kas›m günü Cebeci Kampüsü’nden Sakarya Caddesine yürüme karar›n› ve yürüyüfle kat›lmak istemeyenler için de Sakarya Caddesi’nde bekleyerek Hacettepe, DTCF, Cebeci ö¤rencileriyle birlikte Cebeci Kampüsü’nden gelen ODTÜ Ö¤rencileri’yle buluflma karar›n› ald›. Ancak iki pankart aç›lmas› kitlenin bölünmesine neden olaca¤›ndan kabul edilmedi. Ayn› gün akflam› neredeyse bütün yurt odalar›n› gece

saat 11-12’ye kadar gezdik. ‹nsanlarla sohbetler yapt›k. Kendi sorunlar›na sahip ç›kmaya ça¤›rd›k. 600 adet el ilan› da¤›tt›k, yurtlarda yaklafl›k 1500 ö¤renciye ulaflt›k. 5 Kas›m sabah› erken bir saatte buluflarak en genifl kat›l›m› sa¤layabilmek için, çal›flmalar›m›za bafllad›k. Fizik binas› önünde gerçeklefltirdi¤imiz bas›n aç›klamas›na 60-70 ö¤renci kat›ld›. Bütün haz›rl›k ö¤rencilerinin (yaklafl›k 4000-5000) ve di¤er birçok ö¤rencinin ayn› gün s›nav› olmas› kat›l›m› olumsuz yönde etkiledi. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan yaklafl›k 35 ODTÜ ö¤rencisi sloganlar eflli¤inde ve “Sermaye, YÖK, Jandarma DEFOL! Üniversiteler Bizimdir!/ ODTÜ Ö¤rencileri” pankart›n›n arkas›nda okul içerisinde k›sa bir tur atarak otobüslerle Cebeci Kampüsü’ne ulaflt›k. Kampüste coflkulu bir flekilde sloganlarla karfl›land›k. Yürüyüfle geçilmesiyle birlikte Sakarya’ya ulaflana kadar say›m›z 60’› buldu. Yürüyüfl boyunca içimizdeki coflkuyu ve öfkeyi en iyi flekilde gösterdik. Yürüyüfl boyunca Gündo¤du ve Beyaz›t marfllar›n› hepbir a¤›zdan söyledik. Eylemden önceki gün DTCF’de geçekleflen faflist sald›r› lanetlendi. “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z!”, “Faflizme karfl› omuz omuza!” sloganlar› at›ld›. Sakarya Caddesine ulaflt›¤›m›zda ODTÜ Ö¤rencileri olarak art›k 80 kifli olmufltuk. Eylem alan›ndaki yerimizi alarak Ankara’daki üniversite gençli¤iyle birleflik bir mücadelenin içinde olabilmenin heyecan›n› yaflad›k. Yap›lan konuflmalar, okunan bas›n metni ve müzik dinletisinin ard›ndan YÖK’ü protesto eylemimiz son buldu. Biliyoruz ki bir günlük eylemlerle veya mücadelelerle bir sonuç al›namaz. Yap›lmas› gereken bir sonraki güne, y›la veya y›llara bir ö¤renci hareketi b›rakabilmektir. ODTÜ’de bunun ilk ad›mlar› at›ld›. Art›k yap›lmas› geeken durmadan, susmadan, yorulmadan mücadele etmektir.

11 88

Ekim Gençli¤i/ODTÜ


Kas›m’da kampüste ÇÜ Ö¤rencileri olarak eylem yapmak için karar ald› ve çal›flmalar›na bafllad›lar. Biz de siyasetlerle tekrar toplant›lar alarak, eylem ve ortak çal›flmalar›m›z› planlayarak ifle bafllad›k. Ama yaflan›lan bu süreç bize epey zaman kaybettirmiflti. 3 Kas›m’da çal›flmalar›na bafllad›¤›m›z YÖK Karfl›t› Ö¤renciler imzal› çal›flma bu nedenle s›n›rl› kald›. Ama bu üç gün içerisinde günümüzü iyi bir flekilde planlayarak ulaflabildi¤imiz bütün insanlara YÖK’ü anlatmaya ve eyleme katmaya çal›flt›k. Üç gün boyunca okulun her taraf›na ortak afifllerimizi ulaflt›rd›k. Ö¤le aralar›nda yemekhane önünde masa açarak ajitasyonla bildiri da¤›tt›k. 3 Kas›m sabah› ortak afifllerimizi yapt›ktan sonra R1, R2’yi ve amfileri ders s›ras›nda dolaflarak eylemimize ça¤r› yapt›k. Saat 12:00’da Fen-Edebiyat Fakültesi’nin önünde toplanarak “Emperyalist iflgale, YÖK’e, Tecrite Geçit Yok” ve Herkese Paras›z, Bilimsel E¤itim/YÖK Karfl›t› Ö¤renciler” imzal› pankartlar›m›z› açarak yürüyüfle geçtik. R1 ve yemekhanenin önünden geçerek rektörlü¤ün önüne geldik. Rektörlü¤ün önünde yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan tekrar R1 dersli¤inin önüne sloganlar›m›zla dönerek eylemimizi sonland›rd›k. Okulda yaflan›lan parçal›l›¤›n ve çal›flmalar›m›z›n geç bafllamas›n›n da etkisiyle eyleme yüksek bir kat›l›m sa¤layamad›k. Bir de bunun üzerine geçen sene yaflan›lan soruflturma terörünün etkisi eklenince eyleme 100 kifli kat›labildi. 4 Kas›m’da ise di¤er platformun eylemi gerçekleflti. FenEdebiyat Fakültesi’nin önünden bafllayan eylem ayn› güzergah izlenerek rektörlü¤ün önünde okunan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan R1’in önünde eylem bitirildi ve Metin Kahraman’›n verdi¤i müzik dinletisinin ard›ndan herkes da¤›ld›. Eyleme yaklafl›k 130 kifli kat›ld›.

Çu Ç uk ku ur ro ov va a Ü Ün n iiv ve er rs siit te es sii’’n nd de e

YÖ Y ÖK K p pr ro ot te es st to olla ar r››!! Çukurova Üniversitesi’nde bu y›l çal›flmalar› da dahil eylemlerde bir parçal›l›k tablosu hakimdi. On siyasetin kat›l›m›yla yap›lan toplant›larda zor da olsa yakalanan birliktelik 6 Kas›m yaklaflt›¤› günlerde ikiye bölündü. ‹lk baflta oluflturulan birliktelikte farkl› gündemler üzerinden ortak bir nokta yakalayamad›¤›m›zdan tek gündem olarak YÖK’ü iflleme karar› ald›k. Çal›flmalar›m›z› ÇÜ Ö¤rencileri imzas›yla yap›lmas› ve ba¤›ms›z ö¤rencilerin, kollar›n, kulüplerin de kat›ld›¤› genifl bir platformla 6 Kas›m eylemini örgütleme noktas›nda bütün siyasetler hem fikirdi. Karfl› ç›kmam›za ra¤men platformda bulunan bir çok siyaset eylemde ortak pankart arkas›nda kendi dövizlerini açmay› dayatt›lar. Bu görüflün dar grupçu bir görüfl ve tutum oldu¤unu, eylem s›ras›nda da yakalanan birlikteli¤in korunmas› gerekti¤ini ve bu tutumun eylemin görüntüsünde parçal›l›¤a yol açaca¤›n› dile getirdik. Ama oluflturulan birlikteli¤in bölünmemesi için bu da kabul edildi. Ortak çal›flmalar›m›z›n, 6 Kas›m öncesi örgütleyece¤imiz faaliyetin plan› yap›ld› ve genifl ça¤r›l› bir toplant› yap›lmas› kararlaflt›r›ld›. Bu toplant›larda gençlik hareketinden ve 6 Kas›m eylemlerini nas›l örgütleyece¤imiz de¤il, fakat saatlerce imzal› döviz aç›l›p aç›lmayaca¤› sorunu, siyasetler toplant›s›na ö¤renci olmayanlar›n kat›l›p kat›lamayaca¤› tart›fl›ld›. Daha bafltan çal›flma sakatlanm›fl ve geciktirilmifl oldu. Genifl kat›l›ml› (ba¤›ms›z ö¤renciler, kollar) toplant›n›n afifllerle duyurulmas› ve herkesin çevresinde olan ö¤rencileri toplant›ya getirebilmesi için çal›flmalara baflland›. Afifller as›ld›, insanlar tek tek 6 Kas›m toplant›lar›na ça¤r›ld›. Ba¤›ms›z toplant›n›n yap›laca¤› günden bir gün önce ÖEP 6 Kas›m eyleminin tek gündemle gerçeklefltirilmesini kabul etmediklerini ve e¤er böyle olursa eylemden çekileceklerini söylediler. Bunun üzerine baz› siyasetler de ayn› düflünceyi paylaflt›lar. Bu durumdan sonra BAGEH kendisini kaba bir biçimde dayatarak, e¤er eylem tek gündem üzerinden olmayacaksa o zaman “Kürt halk önderi Öcalan’a özgürlük” biçiminde bir ifadenin de bas›n aç›klamas›nda geçmesi gerekti¤ini söyledi. BAGEH’in bu düflüncesi kabul edilmeyince toplant›lardan çekildiklerini aç›klad›lar ve “Bizimle birlikte hareket etmek isteyen varsa fakl› bir toplant› alabiliriz” dediler. Bunun üzerine eylem ikiye bölünmüfl oldu. SGD, Emek Gençli¤i ve SDG, BAGEH’le hareket etme karar› ald›lar. ‹kinci taraf› ise Ekim Gençli¤i, DGD, DGH, YDG, Gençlik Derne¤i, ÖEP, Ö¤renci Muhalefeti oluflturuyordu. Koordinasyon ve DPG ise iki platforma da kat›lmayacaklar›n› aç›klad›lar. Ama bölünmeye ra¤men daha önceden çal›flmas› yap›lan toplant› gerçeklefltirildi ve yaklafl›k 80 ö¤renci kat›larak 6 Kas›m üzerinden düflüncelerini ortaya koydular. Ama bölünmenin etkisiyle bu toplant›n›n olumlu hiçbir etkisi ve bizlere kazand›rd›¤› hiçbir fley olmad›. Biz Ekim Gençli¤i olarak birleflik bir 6 Kas›m eyleminin gereklili¤i üzerinde ›srarla durduk. Fakat bu yap›c› ve birlefltirici tutum gençlik gruplar› aras›nda bir karfl›l›k bulmad›. SGD, Emek Gençli¤i, SDG ve BAGEH’in bulundu¤u platform, 4

6 Kasım mitingi 6 Kas›m Cumartesi günü Ekim Gençli¤i, DGH, DPG, SGD, Koordinasyon ve SDG çarfl› merkezinde bir miting yapma karar› ald›k. Di¤er siyasetler böyle bir eylemin etkili olmayaca¤›n› söyleyerek bu eyleme kat›lmayacaklar›n› söylediler. 6 Kas›m Saat 14:00’te Büyükflehir Belediyesi Tiyatro Salonu önünde kortejler oluflturularak U¤ur Mumcu’ya do¤ru yürümeye bafllad›k. Kitle coflkulu ve gür sloganlar›yla ilgi çekiyordu. Çevreden bir çok insan›n alk›fllarla destek vermesi coflkumuzu bir kat daha art›rd›. U¤ur Mumcu Meydan›’na yaklafl›rken yol tamamen kapat›ld› ve bunun üzerine k›sa süreli bir gerginlik yafland›. Al›nan karar gere¤i yol tekrar aç›ld› ve yürüyüflümüze devam ettik. Devrim flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan bas›n aç›klamas› okundu. Daha sonra siyasetler tek tek kendi mesajlar›n› okudular. Mesajlar›n ard›ndan sloganlar›m›zla davul, zurna eflli¤inde YÖK’e karfl› halaylar›m›z› çektik. Sloganlarla eylemimizi sonland›rd›k. Mitinge yaklafl›k 300 kifli kat›ld›. Eyleme SGD ve Koordinasyon bölgesel kat›ld›. Biz genç komünistler de mitinge “YÖK çürümüfl kapitalist düzenin aynas›d›r, Düzene karfl› devrim!/Ekim Gençli¤i” pankart›m›zla kat›ld›k.

11 99

Adana Ekim Gençli¤i

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

‹‹zz m miirr’’ddee 66 K Kaass››m m’’››nn ppaarrççaall›› ttaabblloossuu üüzzeerriinnee......

Kü K üççüükk--bbuurrjjuuvvaa sso orruum mssu uzzllu u¤€uu ggeennççlliikk haarreekkeettiinnee zzaarraarr vveerriiyyoorr h

Emperyalistler aras›ndaki anlaflmalar›n üniversitelerdeki yans›mas›, bir baflka deyiflle üniversite-sermaye iflbirli¤i yak›c› bir gündem olarak karfl›m›zdayken, alt›na Türkiye’nin de imza att›¤› GATS’›n (Hizmet Ticari Genel Anlaflmas›) uygulanmas› için gösterilen çaba ortadad›r. 2005’e girilirken her alanda sürdürülen neo-liberal sald›r›lara eklenen sivil faflist sald›r›lar, soruflturmalar ve polis terörü artarken, gençli¤in tüm bu sald›r›lar› son y›llarda yaflanan parçal› tabloyla püskürtebilmesi olanakl› de¤ildir. 6 Kas›m tart›flmalar›n›n yo¤unlaflt›¤› bu dönemde yap›lmas› gereken, 6 Kas›m öncesi birleflik bir irade yarat›p bunu YÖK karfl›t› eylemlere yans›tmak ve yarat›lan ortak iradeyi 7 Kas›mlar’a tafl›makt›. ‹flte bu yaklafl›m› tart›flmak ve tart›flt›rabilmek için ‹zmir’de 6 Kas›m’a daha üç hafta varken bir siyasetler toplant›s› önerdik. Toplant›larda önerdi¤imiz ilk fley, eyle-

min ön haz›rl›¤›n›n ortak bir imzayla sürdürülmesi, kurulacak olan ortakl›¤›n fakültelerde kurulacak birimlerce temsil edilmesi ve bu birimlerin 6 Kas›m günü yapaca¤› çal›flmay› ortak pankartlarla ya da üniversite pankartlar›yla alana yans›tmas›yd›. 6 Kas›m sonras› ise bu birimlerin fakültelerin yerel sorunlar›na iliflkin yerel politikalar üretmesini sa¤lamakt›. Bu baflar›labildi¤i takdirde 19 Aral›k ya da Serkan Ero¤lu’nun katledilmesi gibi gündemlerin genel ö¤renci kitlesine maletmenin daha kolay olaca¤›n› dile getirdik. Ancak bu önerimiz ço¤u yerelde oldu¤u gibi “ajitasyon ve propaganda serbestli¤i” engeline tak›ld›. Bu öneriye ilk karfl› ç›kan SGD oldu. SGD merkezi kararlar› oldu¤unu ve kesinlikle ortak pankart› kabul edemeyeceklerini söyledi. Di¤er yap›lar bu öneriye her ne kadar s›cak baksa da eylemin bölünme riskinden dolay› öneri kabul edilmedi. Ortak pankart›n kabul edilmemesi

22 00


üzerine Demokratik Gençlik Derne¤i alana ç›kmayaca¤›n› aç›klay›p eylemden çekildi. Yani tart›flmalar daha ilk toplant›larda eylemin politik muhtevas›ndan, hareketin ihtiyaçlar›ndan ç›k›p alan tart›flmas›na s›k›flm›fl oldu. Neredeyse politik içerik tart›flmalar›n›n tümüyle rafa kald›r›ld›¤› görüflmelerde, eylemin yap›laca¤› alan olarak Konak Cumhuriyet Meydan› belirlendi. Bu karar›n üzerine Devrimci Ö¤renci Birli¤i ve ‹zmir Gençlik Derne¤i de eylemden çekildi. Ö¤renci Koordinasyonu ise eylem komitesinden çekildi¤ini, fakat yap›lacak ortak eyleme destek vereceklerini aç›klad›. Daha sonra miting izni üzerine yap›lan tart›flmalarda baflvurunun yap›lmas› kararlaflt›r›ld›. Mitinge izin verilmedi¤i koflullarda Konak Cumhuriyet Meydan›’nda fiili-meflru bir miting yap›lmas›na karar verildi. En önde aç›lacak ortak pankart, ç›kacak ortak afifller ve bildiriler için görev da¤›l›m› yap›ld›. 6 Kas›m’a bir hafta kala yap›lan toplant›da daha önceden toplanma yeri olarak kararlaflt›r›lan Eski Sümerbank önünden mitingin yap›laca¤› meydana kadar yürünecek güzergah, dizilifl, sendikalar›n ve sivil toplum örgütlerinin nerede yürüyece¤i, hatta TÜMT‹S ile Nakliyat-‹fl aras›nda yaflanan gerginli¤in alana yans›mas›n›n önüne geçmek için al›nacak teknik önlemler konufluluyordu ki bir ara istendi. Bu araya kadar 5 saat boyunca tüm bu sorunlar› konufltuk. Ara bitti¤inde Emek Gençli¤i, Sosyalist Demokrasi Gençli¤i, BAGEH ve Ö¤renci Muhalefeti, yeri do¤ru bulmad›klar›n› ve yer olarak Gündo¤du Meydan›’n›n daha do¤ru olaca¤›n› söylediler. Biz bu tutum karfl›s›nda al›nmas› gereken tutumu ald›k; böyle bir tarz›n kabul edilebilir bir yan› olmad›¤›n›, bunun ciddi bir etik sorunu oldu¤unu ifade ettik. Ancak buna ra¤men bizim tart›flmam›z›n asla bir eylem mekan› tart›flmas›na indirgenemeyece¤ini belirttik. BAGEH’in ortaya ç›kan bu s›k›nt›l› durumu çok da dert etmemesi anlafl›l›r bir tutum de¤ildir. Yaklafl›k elli saat tart›fl›lan konular› bofllu¤a atan, harcanan eme¤i hiçe sayan bu yap›lar›n dayatmac› tutumu tabi ki unutulmamal›d›r. Bir çok yap›n›n karar›n› iletmek üzere topland›¤› bir sonraki görüflmede iznin Gündo¤du Meydan›’na al›nmas› için bir öneri geldi ve kabul edildi. Biz bu karara kat›l›rken süren dayatmac› tutumu elefltirdik. Ancak ö¤renci hareketine dair sorumluluklar›m›z gere¤i ve eylemin parçalanmamas› için olanca çabay› sürdürmeliydik. Öyle de yapt›k. 3 Kas›m günü tertip komitesinin hala baflvuruda bulunmad›¤›n›, bu mitingin teknik olarak gerçekleflemeyece¤ini ifade eden SDG, Dört ayr› 6 Kas›m eyleminin yafland›¤› ‹zmir’de Ekim Gençli¤i içinde bulunduklar› blokla haftalard›r sürdür- olarak biz Bornova’daki eyleme kat›ld›k. Bornova Metrosu’nun dü¤ü kulis çal›flmalar›nda baflar›s›z olacak ki bu önünde buluflan gruplar ö¤rencilerin yo¤un olarak bulundu¤u Küçük kez de Bornovay› önerdi. Emek Gençli¤i öneriyi Park’tan geçerek Bornova Cumhuriyet Meydan›’na do¤ru yürüyüfle kabul etti. Toplant› sürerken Ö¤renci Muhalefeti geçti. Yaklafl›k 400 kiflilik kortejin en önünde “YÖK kald›r›ls›n, Ünigelip Konak-Sümerbank önünde bas›n aç›kla- versiteler bizimdir, Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim istiyoruz!” mas› yapacaklar›n› söyledi ve ayr›ld›. SGD ve fliarl› bir pankart vard›. Bu pankart tüm kortejleri temsil etmekle birBAGEH Gündo¤du karar›ndan vazgeçme- likte, pankart›n kortejinde daha önce pankart açmayaca¤›n› ifade yeceklerini ifade ettiler. Bu flekilde befl gün önce eden DGH ve Enternasyonalist Gençlik yer ald›. Ortak pankart›n kararlaflt›r›lan ortak olan eylem befl gün sonra arkas›na s›ras›yla Emek Gençli¤i, Ekim Gençli¤i, Sosyalist da¤›lm›fl, haz›rlanan bin afifl ise yaz›k ki bofla Demokrasi Gençli¤i ve Özgür Yaflam geçti. ç›km›fl oldu. Ertesi gün Ekim Gençligi, DGH, Genç Komünistlerin “YÖK çürümüfl düzenin aynas›d›r, Düzene Enternasyonalist Gençlik ve Özgür Yaflam ola- karfl› devrim- Ekim Gençli¤i” pankart›yla ve 30 kiflilik bir kitleyle rak Bornova’daki eyleme kat›laca¤›m›z› kat›ld›¤› eylemde, yürüyüfl esnas›nda s›k s›k ve ortak olarak “YÖK aç›klad›k. kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleflecek!”, Dar grup ç›karlar›, yer tart›flmalar›n› afla- “Sermaye defol üniversiteler bizimdir!”, “YÖK, polis, medya bu mayan toplant›lar, niyetlerin ve kayg›lar›n abluka da¤›t›lacak!”, “Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim toplant›larda de¤il kulis görüflmelerinde istiyoruz!”, “‹nfaz Yasas› geri çekilsin!”, “Kahrolsun ABD emperyaaktar›lmas›, elli saat boyunca bir gündemin bile lizmi!” sloganlar› at›ld›. Alana gelindi¤inde ise üniversitelerde tart›fl›lamam›fl olmas›, ‹zmir’de 6 Kas›m’› yaflanan faflist sald›r›lar ile Gündo¤du Meydan›na yürümek isteyen parçalayan temel nedenlerdir. Bunun sorumlu- arkadafllar›m›z›n polis taraf›ndan saatlerce ablukaya al›nmas› prolu¤u grupçu sekterli¤i bir politik aç›l›m sanan testo edildi. Teflhir konuflmalar›n›n ard›ndan bas›n metni okundu. sorumsuz küçük-burjuva gençlik gruplar›n›n Sonras›nda ise Gündo¤du Marfl› ortak bir flekilde söylenerek eyleme omuzlar›ndad›r. son verildi.

‹‹zzm miirr’’ddee

cco oflflkkuulluu 66 K Kaass››m m!!

‹zmir Ekim Gençli¤i

‹zmir Ekim Gençli¤i

22 11

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Saam S mssuunn’’ddaa 66 K Kaass››m m eeyylleem mii......

Soorruuflflttuurrm S maallaarr bbiizzii yy››lldd››rraam maazz!! Ondokuz May›s Üniversitesi ö¤rencileri bir süredir “OMÜ Ö¤rencileri” olarak yürüttükleri çal›flman›n ard›ndan 5 Kas›m günü T›p Fakültesi’nde gerçeklefltirdikleri eylemle YÖK’ü protesto ettiler. Ekim Gençli¤i’nin de aktif bir biçimde içerisinde yer ald›¤› çal›flmada, bütün fakültelerde yayg›n duyurular ve çeflitli fliarlar›n yaz›l› oldu¤u pullamalar yap›ld›. Çok k›sa sürede örgütlenen eylemi Ekim Gençli¤i, Ö¤renci Koordinasyonu, ÖEP, Toplumsal Özgürlük Platformu, Emek Gençli¤i, SDP Gençli¤i ortaklafla örgütlediler. 5 Kas›m günü saat 12:30’da T›p Fakültesi önünde toplanan kitle kortej halinde, “YÖK kalks›n, Bütünleme Gelsin, Yemek Zamlar› Geri Çekilsin, Soruflturmalar Durdurulsun/OMÜ Ö¤rencileri” yaz›l› pankartla yürüyüfle geçti. Coflkunun hakim oldu¤u yürüyüflte “Sermaye defol üniversiteler bizimdir!”, “Paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim!” gibi sloganlar at›ld›. Yürüyüfl T›p Fakültesi hastanesine kadar devam etti. Burada bir arkadafl›m›z bas›n aç›klamas› metnini okudu. Bas›n aç›klamas›nda flu görüfllere yer verildi: Çak›c›-M‹T iliflkisi, devlet-mafya iliflkisini bir kez daha gözler önüne serdi. “YÖK’ün kuruldu¤u günden beri M‹T yetkilileri bunun "kiflisel bir iliflki" oldu¤unu iddia etseler de, Çak›c›-M‹T üniversitelerimize dayatm›fl oldu¤u ser- iliflkisinin kurumsal bir iliflki oldu¤u bu ülkede art›k bilinen bir gerçek. M‹T'i maye için bilim üretme ve paral›laflt›rma yak›n tarihi bu konuda yeterince aç›klay›c› örneklerle dolu. politikalar› son h›zla devam etmektedir. M‹T faflist devletin en önemli kurumlar›ndan biridir. Devrimci mücadelenin Üniversitemizde bu dönem hayata geçi- geliflmesini engellemek için her türlü kirli ifle baflvurur, ac›mas›zca katliamlar rilmifl olan %50 oran›ndaki yemek zam- tezgahlamaktan çekinmez. Tarihi, komplo, cinayet, terör ve iflkencelerle dolular›,dolmufl ücretlerine yap›lan zamlar, dur. Dolay›s›yla M‹T'in faflist mafyac› Alaattin Çak›c› ile de iflbirli¤i yapmas› ödenemeyecek miktarlara ç›kan har(a)ç son derece do¤ald›r. Bu iflbirli¤ini, M‹T Kontra-Terör Daire Baflkan› Mehmet lar,tüm verilen hizmetlerin paral› olmas› Eymür'den, Emniyet Genel Müdürlü¤ü Kaçakç›l›k Ve Organize Suçlarla üniversitemizi ticarethaneye,bizleri de Mücadele Daire Baflkan› Hanefi Avc›'ya kadar birçok yetkili onayl›yor. müflteri haline dönüfltürmektedir…. Çak›c›'n›n her yakalan›fl›nda cebinden ç›kan pasaportlar da bunun kan›t›. Üniversitemize yöneltilen bu sald›r›lara M‹T'in ad› katliam, provakasyon, iflkence ve kirli iliflkilerle özdeflleflmifltir. hay›r diyen bizlere de soruflturmalar Son y›llarda ortaya ç›kan mafya reislerinin M‹T ile iliflkisi de flafl›rt›c› de¤ildir. aç›lm›flt›r. Hiçbir tepkiye tahammülü Çünkü flantaj, rüflvet, uyuflturucu ticareti, kumarhaneler, yolsuzluk gibi tüm olmayan YÖK ve YÖK’çüler flark›l› tür- gayr› meflru ifller M‹T'in denetimi, en az›ndan bilgisi dahilindedir. Çatl›'dan, külü protesto eylemine kat›lma, Irak’ta K›rc›'dan Oral Çelik'e, Çak›c›'dan T‹T, ETKO gibi faflist örgütlerin oldu¤u her yaflanan iflgale hay›r deme gibi gerekçe- yerde M‹T vard›r. ‘77 1 May›s›'nda, 16 Mart'ta, Sivas'ta, Çorum'da, Marafl'ta lerle 1 hafta,1 ay, 1 dönem,2 dönem uza- katliamlar› yönlendirenlerden biri de M‹T'tir. Hiram Abbas, Nejdet klaflt›rma cezalar› vermifltir. Böylece Küçüktaflk›nar, Mete Bozbere, ‘77 1 May›s›'nda katliama ad› kar›flan üniversitemizin muhalif unsurlar›n› M‹T’çilerden baz›lar›d›r. ‹tirafç›lar, faflist katiller y›llarca M‹T taraf›ndan susturup ö¤rencileri tektiplefltirmek devflirilerek kullan›lmakta, bunlar da devletin güvenli¤i ad› alt›nda savunulistemektedir…” maktad›r. Bütünleme s›nav› hakk›m›z›n geri Sermaye devleti varl›¤›n› sürdürebilmek için mafyayla iliflki gelifltirmek verilmesi, yemekhane zamlar›n›n geri dahil her türlü kirli yol ve yönteme baflvurmaktad›r. Bütün bunlar düzenin çekilmesi, soruflturma terörüne son ver- çürümüfllü¤ünü göstermektedir. Bu çürümüfllük, ekonomik, siyasal ve toplumilmesi taleplerinin ön plana ç›kt›¤› YÖK sal alanlarda iyice belirgin hale gelmifltir. Bu sistem sürekli pislik üretmektedir. protestosuna yaklafl›k 60 kifli kat›ld›. Bu pisli¤i ancak iflçilerin, emekçilerin ve gençli¤in devrimci mücadelesi temizAyr›ca etrafta bulunan insanlar eyleme leyebilir! özel bir ilgi gösterdiler. K. Onur

Enn bbüüyyüükk m E maaffyyaa ddeevvlleettttiirr!!

Samsun Ekim Gençli¤i

22 22


Trraabbzzoonn’’ddaa 66 K T Kaass››m m eeyylleem mii......

YYÖ ÖK K--ppoolliiss--m meeddyyaa bbuu aabblluukkaa ddaa¤€››tt››llaaccaakk!! KTÜ’de 6 Kas›m iki farkl› eylemle protesto edildi. ‹lk eylem 4 Eyleme Koordinasyon ve Yurtsever Gençlik de destek Kas›m günü ‹ktisadi ‹dari Bilimler önünde Ö¤renci vermifltir. Bu noktada Koordinasyon’un verdi¤i s›n›rl› deste¤i Koordinasyonu taraf›ndan yaklafl›k 50 kifliyle gerçeklefltirildi. de çeliflkili söylemlerle tart›flmal› hale getirmesi anlafl›l›r ‹ki farkl› eylem yap›lmas›nda Koordinasyon’un benmerkezci de¤ildir. Grupçu bir bak›fl aç›s›yla hareket eden Koordidavranmas›, kendi ald›klar› kararlar› dayatmaya çal›flmalar› nasyon’un bu tutumu mutlaka bir tart›flmaya konu edilmelidir. Sonuç olarak buradan ifade etmek gerekiyor ki; gelece¤i etkili olmufltur. Eylemin ortaklaflt›r›lmas›na dönük çal›flmalar›m›z ise sonuçsuz kalm›flt›r. Tutumumuzun arkas›nda ad›m ad›m, yürek yürek örüyoruz. fiimdi somut görevimiz 6 KTÜ’nün bugünkü koflullar›nda birlikte hareket edebilmenin Kas›m’dan ald›¤›m›z güçle çal›flmalar› daha ileriye tafl›yabiltafl›d›¤› büyük önemin fark›nda olmam›z vard›. Fakat mektir. Genç komünistler olarak bu sorumlulu¤u daha güçlü Koordinasyon tüm bunlara gözünü kapatm›flt›r. Her fleyin ka- hissediyoruz. rar› al›nm›fl, ortak isim konuflulmuflken ertesi gün eylemden T rabzon Ekim Gençli¤i çekilmifl, bunun nedenini ise ajitasyon-propaganda özgürlü¤ü olarak ifade etmifltir. Kendilerinin yapacaklar› etkinli¤i ortaklaflt›rma önerisini ise “Bu etkinlik gelenekseldir” diye kabul etmemifltir. Ekim Gençli¤i olarak Koordinasyon’un yapt›¤› eyleme tutumlar› nedeni ile kat›lmama karar›m›z vard›. Ancak olas› bir faflist sald›r›ya güçlü bir cevap vermek için yapt›klar› eyleme kat›ld›k. Di¤er devZonguldak Karaelmas Üniversitesi’ndeki gençlik gruplar›yla yap›lan tart›flmalar rimci yap›lar›n da ciddi destek sundu¤u sonucunda Zonguldak YÖK Karfl›t› Ö¤renci Platformu oluflturuldu. DEHAP gençeylemde herhangi bir sald›r› yaflanmad›. Bizim de örgütleyicisi oldu¤umuz eylem li¤i, SDP ve TKP d›fl›ndaki tüm devrimci gruplar platforma kat›ld›lar. 29 Ekim Cuma ise 5 Kas›m da üniversite içerisinde gerçe- günü platform olarak ortak bir etkinlik gerçeklefltirildi. YÖK üzerine yap›lan klefltirildi. Ekim Gençli¤i, DÜK, SDG, tart›flmalarla bafllayan etkinlik, fliir ve müzik dinletisinin ard›ndan 6 Kas›m eylemine SGD’nin örgütledi¤i eyleme yaklafl›k 70 kifli yap›lan ça¤r› ile sonland›r›ld›. Ayr›ca “Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim için kat›ld›. Eylem öncesi ortak çal›flmalar nok- mücadeleye!” ve “YÖK’e kars› tek ses, tek yumruk olal›m!” fliarlar›ndan olusan plattas›nda kararlar al›nsa da bu kararlar›n form imzal› iki farkl› afifl üniversite cevresine, ö¤rencilerin yo¤un olarak kulland›¤› uygulanamamas› eylemin daha kitlesel cadde ve sokakalara, yurt binalar›n›n önüne, Sa¤l›k MYO önüne yayg›n bir sekilde geçememesinin temel nedenleri ara- yap›ld›. 4 Kas›m günü kalabal›k bir sekilde Merkez Kampüs’teki tüm s›n›flara giriles›ndad›r. Ekim Gençli¤i olarak kendi güçle- rek s›n›f konuflmalar› gerçeklefltirildi. Girilen s›n›flarda YÖK’ün teflhiri ve eyleme rimizle afifl çal›flmas›, s›n›f duyurusu, kufl ça¤r›lar yap›ld›. ZKÜ’ye ba¤l› Ere¤li E¤itim Fakültesi ve Devrek MYO ile görüflüleve anket çal›flmas› yapt›k. Bu çal›flmalar› rek 5 Kas›m’da Merkez Kampüste yap›lacak eyleme ça¤r› yap›ld›. Eylem 5 Kas›m Cuma günü saat 12:45’te kantinde alk›fllarla bafllad›. Kantin ortak bileflenle yapamamam›z sürecin bizim ad›m›za en olumsuz yan›yd›. Bu nok- bahçesindeki kitleyle birleflilerek bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Yaklafl›k 50 tada di¤er devrimci yap›lar›n da kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda YÖK’ün 12 Eylül darbesinin bir ürünü oldu¤u, çal›flmalar›n› kufl, afifl çal›flmalar›yla ilerici, muhalif ö¤rencileri bask› ve zorla susturmay› amaçlad›¤›, bugün e¤itimin s›n›rland›rmas›n›, stand›n aç›lamamas›n›, paral›laflt›r›lmas› sürecinin bir parças› oldu¤u vurguland›. Bas›n aç›klamas› daha genifl s›n›f duyurular›n›n örgütlenme- s›ras›nda s›k s›k “YÖK’e hay›r!”, “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle mesini toplam ad›na bir eksiklik olarak özgürlecek!”, “Eflit, paras›z, bilimsel, anadilde e¤itim!” sloganlar› gür bir sekilde hayk›r›ld›. Ard›ndan Çav Bella ve Gündo¤du marfllar› söylendi. Çekilen halaylarla görüyoruz. Eylem de coflkumuz görülmeye eylem sonland›r›ld›. Eylem öncesinde polisin ÖGB’lerle birlikte yo¤un güvenlik önlemleri ald›¤› de¤erdi. Jandarman›n çevreyi sararak slogan at›ld›¤› taktirde müdahale edece¤iz görülüyordu. Fakültelerden kantine aç›lan girifl kap›lar›n› zincirle kapatarak ö¤rensöylemi bofla ç›kar›ld›. Çevrede jandarma cileri eylemden yal›tmaya çal›flt›lar. Ancak baflaramad›lar. Eylem kantinin en kalad›fl›nda 35 kiflilik bir faflist grubun toplan- bal›k oldu¤u saatte gerçeklefltirildi. Eylemin bafllad›¤› s›rada kantindeki ve bahçemas› insanlardaki coflkuyu daha da artt›rd›. deki insanlar›n bir ço¤unun alk›fllarla destek vermesi anlaml›yd›. ‹nsanlar›n eyleme s›k›l› yumruklarla Zonguldak Ekim Gençli¤i kat›lmas› KTÜ ad›na ileri bir noktad›r.

ZZoonngguullddaakk’’ttaa bbiirrlleeflfliikk 6K 6 Ka ass››m m eettkkiinnlliikk vvee eeyylleem mii

22 33

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Ga G azziiaanntteepp’’ttee 6K 6 Ka ass››m m eeyylleem mii......

6 Kas›m günü 12 Eylül karanl›¤›n›n hala sürdü¤ünün somut göstergesi olan YÖK'ü Antep'te gerçeklefltirdi¤imiz eylemle protesto ve teflhir ettik. 6 Kas›m'a haz›rl›k sürecinde biraraya gelerek okul özelinde nelerin yap›labilece¤ini tart›flan Ekim Gençli¤i, ÖDP, SGD, Ö¤renci Koordinasyonu ve TKP'li ö¤renciler olarak bir birlik oluflturulmas›n›n süreç

içinde önemli, anlaml› ve olumlu bir ad›m olaca¤›nda karar k›ld›k. YÖK Karfl›t› Gençlik Platformu ad› alt›nda biraraya gelen bizler Gaziantep Üniversitesi'nde önemli bir sorumluluk üstlenmifltik. Üniversitemizde faflist-dinci çevrelerin yo¤un oldu¤u, devrimci-demokrat ö¤renciler üzerinde polis bask›s›n›n giderek artt›¤›, ö¤rencilerin sorunlar›na karfl› son derece duyars›z oldu¤u ve nihayet üniversitenin apolitik ortam› gözönünde bulunduruldu¤unda birleflik eylemin önemi daha iyi anlafl›l›r. fiehir merkezinde bir gençlik birli¤i halinde yapaca¤›m›z bu eylem Antep’te bir ilk olacakt›. Tam da bu nedenle faflizmin, yobazl›¤›n ve gericili¤in batakl›¤›nda debelenenlere inat, dostta s›cak bir tebessüm, düflmanda öfke yarats›n diye ve ayd›nl›¤a do¤ru yürüdü¤ümüz bu uzun ve zorlu yolda YÖK de dahil hiç bir bask› kurumunun bizim önümüze set çekemeyece¤ini göstermek hedefiyle sloganlar›m›z, dövizlerimiz ve pankartlar›m›zla 6 Kas›m’da flehir merkezinde olmay› kararlaflt›rd›k. Kampüs içindeki sivil polis bask›s› eyleme haz›rl›k sürecinde her zamankinden çok hissettirdi kendini. Genelde yaflad›¤›m›z kimlik sorma, yan›m›za gelen yeni arkadafllar›n gözünün korkutulmas›, sözle ve bak›flla taciz vb. olaylar›n yan›s›ra bir arkadafl›m›z bildiri da¤›t›m› s›ras›nda polisin müdahalesine maruz kald›. 6 Kas›m’a bir gün kala kampüs içinde marfllar ve türküler eflli¤inde halay çektik. 6 Kas›m günü ise kararlaflt›rd›¤›m›z gibi, yo¤un ya¤mura ra¤men pankart ve dövizlerle yaklafl›k 80 kiflilik grupla meydandayd›k. Kapitalist sistem azg›n sömürüsünü sorunsuz sürdürebilmek için E¤itim-Sen ve Ay›fl›¤› Sanat Merkezi’nin bask› ve teröre baflvurmak, sald›r›lar›n› art›rmak zorundad›r. ‹flçi de kat›l›mlar›yla destek verdi¤i eylemde s›n›f›n›n, emekçilerin ve gençli¤in mücadelesi gelifltikçe sald›r›lar ar"Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!”, tar, fliddet boyutlan›r. Ordu ve polis gibi resmi kolluk güçlerinin yan›s›ra “YÖK’e hay›r!”, “Sermaye defol üniversiteler kontr-gerilla, faflist odaklar arac›l›¤›yla uygulan›r bu fliddet. Bunlardan biri olan sivil faflist örgütlenmeyi ‘80 sürecindeki komanbizimdir!”, “F tipi üniversite istemiyoruz!” gibi sloganlar eflli¤inde bas›n aç›klamam›z do kamplar›ndan, Bahçelievler katliam›ndan, Kenan Mak ve Ümit Cihan Tarho’nun öldürülmelerinden tan›yoruz. Son dönemde geri okundu. Bu eylem bizim için hiç kuflkusuz önemli çekilmifl gibi duran bu faflist odaklar mücadelenin geliflmesiyle hareketlenecek ve yine bizlerin üstüne sal›nacakt›r. Bunu gizlemiyorbir ad›m oldu. Bundan sonra iflimiz hem daha lar, aç›ktan dile getiriyorlar. Örne¤in Nokta dergisinde ç›kan bir habere kolay hem daha zor. Kolay; çünkü art›k bu göre, “Ne kamusal alan› ulan Allah her yerde!” afifliyle MHP flehir ve okul flartlar› alt›nda birlikte hareket kadrolar›n›n tekrar sert çizgiye dönmek istedi¤i belirtiliyor. Baz› gazeetmenin tafl›d›¤› önemin daha çok fark›nday›z, teciler ülkücüler tekrar sald›r›ya m› geçecek sorusunu soruyorlar. ileriki süreçte yapabileceklerimiz ad›na daha Biz buradan flunu sormak istiyoruz: Bunlar ne zaman bu yöntemleri umutluyuz. Daha zor; çünkü bu eylemin b›rakt›lar? Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde, KTÜ’de, Sivas’ta vb. yank›lar›n›, getirdiklerini üniversite içine olanlar neyin ürünü? Bu sald›r›lar bireysel olarak nitelendirilebilir mi? tafl›may› baflarabilmeliyiz. Zor; çünkü sorum- Yak›n dönemde meydana gelen olaylar (K›r›kkale’de bir ö¤rencinin luluklar›m›z daha da artt›. Sonuç olarak bir kez bafl›n›n ezilmesi, Van’daki faflist sald›r›, Gazi Osman Pafla Üniversitedaha soruflturma bask› ve yasaklar›n bizi si’ndeki sald›r›, Esenler ÖDP’ye MHP’li faflistlerin sald›rmas›) bu engelleyemeyece¤ini hakl› davam›zda sonuna güruhun her dönem “göreve haz›r” oldu¤unu ortaya koymuyor mu? Bu eli kanl› faflist beslemeleri yeni tan›m›yoruz. Yak›n tarihimizden, kadar yürüyece¤imizi söylüyoruz. Marafl’tan, Çorum’dan, Malatya’dan, faili meçhulleri çok iyi Özgürlük kendi ellerimizdedir! hat›rl›yoruz. Biz ise tarihimizi mücadelelerle yaz›yoruz ve son Yar›nlar bizimdir!

Ku K urrttllaarr sseerrttlleeflfleecceek km miiflfl!!

Gaziantep Ekim Gençli¤i

sözümüzü söylüyoruz: Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z!

B. Umut

22 44


Biirrlleeflfliikk,, kkiittlleesseell B vvee ddeevvrriim mccii bbiirr ggeennççlliikk hhaarreekkeettii iiççiinn!! 6 Kasım’dan yansıyanlar Eksi ve art› yönleriyle yeni dönem gençlik hareketi için anlaml› sonuçlar ortaya koyan bir 6 Kas›m sürecini geride b›rakt›k. fiimdi bu sürecin deneyimleri ›fl›¤›nda yeni dönem gençlik hareketinin temel yönelim ve ihtiyaçlar›n›, bu çerçevede genç komünistlere düflen görevleri ele almaya çal›flaca¤›z. Bu y›l›n 6 Kas›m eylemleri gençlik hareketinin darl›¤›n› ve örgütsüzlü¤ünü gözler önüne sererken, hareketin yaflad›¤› sorunlar›n çözümü aç›s›ndan ise anlaml› bir ad›m olmufltur. Metropol üniversitelerinde, eylemlerdeki parçal› tabloya karfl›n, nispi bir canl›l›k ve kitlesellik göze çarpmaktad›r. Özellikle Ankara ve ‹stanbul’da yerel üniversite pankartlar› ile yap›lan ç›k›fllar baflar›l› sonuçlar üretmifl ve eylemlerin kitlesel taban›n› geçmifl y›la göre geniflletmifltir. Bu, yerellerde s›n›rl› da olsa örgütlenen ortak faaliyetlerin do¤rudan sonucu ve alana yans›mas›d›r. Birçok metropol üniversitesinde etkili kitle çal›flmalar› ve yerel etkinlikler yap›lm›fl, son birkaç y›ld›r 6 Kas›m öncesinde görmedi¤imiz dinamik bir yerel çal›flma süreci yaflanm›flt›r. Taflra üniversitelerine bak›ld›¤›nda ise, eylemlerin dar kald›¤›n› görüyoruz. Bu, taflra üniversitelerinde politik faaliyetin çok yönlü ve birleflik bir tarzda ortaya konulmas›n› yak›c›l›¤›n› göstermektedir. Bugün taflra üniversitelerinde idare bask›s›, faflist abluka ve yaflanan afl›r› darl›k, ortak eylemleri özellikle kaç›n›lmaz hale getirmifltir. Ancak, güçlü bir kitle çal›flmas›na dayand›r›lamayan birleflik eylemlilikler kendi içerisinde istenilen sonuçlar› üretememektedir. 6 Kas›m üzerinden oluflturulan ortak çal›flmalar bir dizi

zaafl› ve eksik taraf bar›nd›rmas›na karfl›l›k, 6 Kas›m sonras›nda güçlendirilerek sürdürülmelidir. Bu yap›lamad›¤› koflullarda, yine geçmifl deneyimlerde oldu¤u gibi, yarat›lan imkanlar›n heba edilmesi sonucunu do¤uracakt›r. Devrimci gençlik hareketinin ise art›k buna tahammülü kalmam›flt›r. Gençlik hareketinin yaflad›¤› sorunlar›n dü¤üm noktas›n› devrimci önderlik sorumlulu¤u oluflturmaktad›r. Devrimci önderlik misyonu; siyasal güçlerin birleflikli¤ini ve buradan al›nacak güçle ileri unsurlar›n siyasal sürecin örgütlü bir parças› haline gelmesini dayatmaktad›r. Bu temel önemde önderlik sorumlulu¤u, yeni dönem gençlik hareketi aç›s›ndan kendini çok daha yak›c› bir biçimde dayatmaktad›r.

Gençlik gündemlerinin ele alınışındaki sorunlar Gençlik bir dizi iç ve d›fl gündemin etkisi ile hareketlenmekte ve zaman zaman d›fl gündemler bu hareketlenmelerde belirleyici olabilmektedir. Çünkü gençlik yar› ayd›n kimli¤inin verdi¤i imkanla ve sistemin ona sundu¤u geleceksizli¤in bir sonucu olarak, ülke ve dünya gündemlerine ilgi duymaktad›r. Güncel tablosu ile de çeliflkili bir yan bulunmamaktad›r; çünkü gençlik hareketi halihaz›rda politikleflmifl dar bir kesimin sürükledi¤i bir harekettir. Ancak bu iki veri sadece mevcut durumun nedenlerini ortaya koymaktad›r. Bugün gençlik hareketinin gündemlerinin ele al›n›fl›nda ciddi sorunlar yaflanmakta ve ço¤u durumda bu, devrimci gençlik gruplar›n›n genifl kitlelerle buluflmas›n› engellemektedir. Zaman zaman d›fl gündemler, gençlik aç›s›ndan yak›c›laflan sorunlar›n ve gündemlerin üzerini örtmekte ve bunlar›n gençli¤i do¤rudan etkileyen bir dizi gündemle ba¤› yeterince güçlü bir flekilde kurulamamaktad›r. Burada kastedilen hiç de bir dizi gündemin zorlama bir biçimde birlefltirilmesi de¤ildir. Örne¤in; savafl karfl›t› süreç içerisinde emperyalist savafl, üniversitelerin militarist bir ayg›ta dönüflmesi, savafla ve e¤itime ayr›lan bütçe, buradan da emperyalizm, savafl ve e¤itim iliflkisinin yeterince kurulabildi¤ini söylemek do¤ru olmayacakt›r. O dönem sorun “emperyalist savafl karfl›tl›¤›” genelli¤inde ele al›nm›fl ve gençli¤in bir di¤er gündemi olan yasa tasar›s› ile ba¤› yeterince kurulamam›flt›r.

22 55

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Yine geçti¤imiz y›l, devletin soruflturma sald›r›s›n›n aç›k terör boyutuna ulaflt›¤› dönemde, bu terörün e¤itimin ticarileflmesinin önünü düzleyen bir hamle oldu¤u gerçe¤i sistemli bir çal›flma ile genifl kitlelere anlat›lamam›flt›r. Soruflturmalar salt bir hukuk terörü olarak ele al›nm›fl, bu ise soruflturma karfl›t› çal›flmalar›n daha genifl bir kesim taraf›ndan sahiplenilmesini engellemifltir. Gençlik hareketinin örgütlenmesinde mesafe almak, aç›k ki onun politik düzeyini gelifltirmekle mümkün olacakt›r. Bu ise bir dizi politik gündemin genifl gençlik y›¤›nlar›na etkin bir siyasal kitle çal›flmas› ile tafl›nmas› ile mümkündür. Ancak bu hiç de bir dizi gündemin gençli¤in omuzlar›na y›k›lmas› demek de¤ildir. Önemli olan bu gündemler içerisinden öne ç›kanlar› gençli¤in temel sorunlar›yla birlefltirerek ifllemektir. Gündemlerin ele al›n›fl›ndaki bir di¤er zaafl› nokta ise gündemlerin yerellefltirilememesidir. Bu sorunun ortaya ç›k›fl›nda, gençlik hareketinin yaflad›¤› afl›r› darl›k ile kitlelerden kopukluk, kendi ad›m›za ise yerel örgütlerimizin zay›fl›¤› belirleyici yan› oluflturmaktad›r. Bu sorun tan›mlan›p afl›lmas› için etkin bir çaba sarf edilmedi¤i sürece, yerel çal›flmalar›n daha genifl bir bileflenle buluflmas› mümkün olamayacakt›r. Sözkonusu zaaf› son dönem öne ç›kan gençlik gündemlerinin birisi olan YÖK yasa tasar›s› ve e¤itimin ticarilefltirilmesi gündeminin ele al›n›fl›nda görmek mümkün. Neo-liberal politikalar ve uluslararas› antlaflmalar (GATS) ile e¤itim bir bütün olarak sermayenin denetimine aç›lmakta ve bir hak olmaktan ç›karak “kullan›c›n›n karfl›l›¤›n› ödedi¤i” bir hizmet haline getirilmektedir. Bu bütünsel çerçeveyi tan›mlamak ve gençlik güçlerini karfl› mücadeleye ça¤›rmak durumunday›z. Ancak bu bütünün parçalar› ile ba¤› yeterince kurulmad›¤› koflullarda, ajitasyon gençlik y›¤›nlar›n›n bilincinde soyut kalmaktad›r. Tart›flmay› biraz açmak gerekirse, bugün YÖK yasa tasar›s› ile planlanan dar anlamda bir özellefltirme de¤il, (Ekim Gençli¤i sayfalar›nda döne döne vurgulad›¤›m›z kapsam›yla) bir ticarileflme sürecidir ve bir dizi üniversitede ve bölümde farkl› sonuçlar do¤urmaktad›r. Örne¤in bu sürecin e¤itim hizmetlerinin paral›laflt›r›lmas› halkas› özellikle teknik üniversitelerde daha bask›n sonucu olufltururken, taflra üniversitelerinde iflsizlik ve geleceksizlik yönü a¤›r basmaktad›r. Veya sosyal bölümlerin, piyasan›n talep etti¤i bölümler olmad›klar› için, iflsizlik üretmek d›fl›nda bir anlamlar› bulunmamakta ve bu bölümlerin bir k›sm› kapanma sorunu ile yüzyüze kalmaktad›r. Daha somut olarak ifade edersek, bugün neo-liberal politikalar›n ODTÜ’deki yönelimleri ve ilk elden sonuçlar› ile ‹stanbul Üniversitesi’ndeki sonuçlar› ayn› de¤ildir. Bunun sonucu olarak; “Paral› e¤itime hay›r!” ODTÜ aç›s›ndan somut bir ajitasyon fliar›yken, yemeklerin bir milyon oldu¤u, yaz okullar›n›n ücretsiz oldu¤u, transkript ve ö¤renci belgelerinin paras›z temin edildi¤i ‹Ü’de soyut bir fliar olarak kalmaktad›r. ODTÜ ö¤rencileri paral› e¤itim ve ÜS‹’nin sonuçlar›n› yaflarken, ‹Ü ö¤rencileri formasyon sorunu,

kalitesiz e¤itim, anti demokratik uygulamalar vb. sorunlarla bo¤uflmaktad›r. Gündemlerin ele al›n›fl›ndaki bu iki zaaf afl›lamad›¤› koflulda, ajitasyonun sadece politikleflmifl bir kesim üzerinde etkili olaca¤› aç›kt›r.

Yerelleşmek ve yerel politika Genç komünistler olarak bugün güçlü politikalar üretebiliyoruz. Ancak bu politikalar›n yereller üzerinden baflar›yla özgünlefltirilebildi¤ini söyleyemeyiz. Bu ise merkezi politikalar› zay›flatmakta ve yer yer etkisizlefltirmektedir. Bugün dönemsel taktik politikan›n çerçevesi ve hedeflerini aç›kl›kla ortaya koyan bir politik platforma sahibiz. Fakat taktik çizgiyi hayata geçirecek olan yerel örgütlenmelerdir. Üretilen politika hayat›n çok yönlülü¤ü ve karmafl›kl›¤› içerisinde yerellefltirilemedi¤i koflullarda, ne denli güçlü olsa da, hedeflenen sonucu üretemeyecektir. Çeflitli örneklerle bu sorunu açmaya çal›flal›m. Gençlik hareketi aç›s›ndan yak›c› bir sorun olan e¤itimin ticarileflmesi ve YÖK yasa tasar›s› bu aç›dan zengin veriler sunmaktad›r. Gençlik yay›n›m›z taraf›ndan derinlemesine ifllenen bu sorun yerel planda yeterince özgünlefltirilememifl ve bu gündem üzerinden farkl› yerellerde ortaya ç›kan sonuçlar güçlü bir politik çal›flmaya konu edilememifltir. Örne¤in bizim YÖK yasa tasar›s› karfl›t› kampanya yürüttü¤ümüz bir dönemde, “e¤itimin ticarilefltirilmesi” sorununu etkin bir flekilde iflleyebilmemizi sa¤layacak mediko hizmetlerinin paral›laflt›r›lmas› yerel çal›flmam›z›n temel bir gündemi haline gelemeyebilmektedir. Böyle olunca da, “e¤itimin ticarileflmesi sorunun” kapsaml› bir biçimde iflleniyor olmas›n›n kendi içinde bir anlam› kalmamaktad›r. Bu konuda az say›da olumlu örnekten biri olarak, ayn› dönemde ODTÜ teknokentine dönük ortaya konulan çal›flmay› verebiliriz. ÜS‹’nin ODTÜ’deki sonucu olan teknokent, güçlü verilere dayal› bir teflhire konu edilmifl, ÜS‹’nin ODTÜ’yü nas›l bir savafl sanayi alan›na çevirdi¤i etkin bir flekilde anlat›lm›flt›r. Bir di¤eri ise gençli¤in örgütlenmesi sorununda karfl›m›za ç›kmaktad›r. Biz y›llard›r örgüt sorununun flablonlarla çözülemeyece¤ini, kitle hareketinin düzeyine uygun karfl›l›klar üretmesi gerekti¤ini ve yerellerde bunun özgün biçimler alaca¤›n› döne döne tekrarl›yoruz. Bu aç›dan sorun, merkezi de¤erlendirmenin yapabilece¤i s›n›rlarda yeterince aç›k bir flekilde ortaya konulmaktad›r. Ancak yerellerde, birkaç anlaml› örne¤i d›flta tutarsak, istenilen düzeyde karfl›l›k bulamamaktad›r. Bunun baflar›labilmesi, yerel güçlerimizin yerelin ihtiyaçlar›n› gözeten aç›l›mlar üretmesiyle mümkün olacakt›r. Bu bir yerelde platform, bir yerelde dernek, bir yerelde çeflitli düzeyde eylem ortakl›klar›, bir yerelde bir bültenin ç›kar›lmas› fleklinde karfl›m›za ç›kabilmelidir.

22 66


Yerel kampanyalar ve yeni dönem Gençlik hareketini daha güçlü bir zemine kavuflturmak, örgütlü güçler ile genel kitle aras›ndaki mesafeyi kapatmak, aç›k ki etkin ve güçlü bir politik kitle çal›flmas›n› gerektirmektedir. Reformist ve devrimci kanatlar› ile gençlik örgütlenmeleri ›srarla bu temel önemde devrimci önderlik sorumlulu¤undan kaçmakta veya sürecin uzun soluklu olmas› bir süre sonra nefeslerini kesmekte ve onlar› kitle çal›flmas› sürecinin d›fl›na düflürmektedir. Bunun sonucu ya y›lg›nl›k ya da dar kadro ç›k›fllar› ile sorunlar› çözmeye çal›flmak olmaktad›r. Genç komünistler olarak siyasal planda sorunu ve kayna¤›n› net bir flekilde tan›mlamam›za karfl›l›k, bizlerin de bu temel önemde devrimci önderlik sorumlulu¤unun gereklerini yerine getirdi¤imiz söylenemez. Yeni dönemde gençlik hareketinin ihtiyaçlar› çerçevesinde yüklenece¤imiz temel alan buras› olacakt›r. Tüm zorluklar›na karfl›l›k etkili ve uzun soluklu bir kitle çal›flmas› ile kitlelere yönelmeli ve bu çal›flma tarz›nda ›srarc› olabilmeliyiz. Gençlik hareketinin ihtiyaçlar›n› esas alan bir politik çizgide güçlü yerel çal›flmalar örmek, bu çal›flmalardan al›nacak güçle gençli¤in örgütlenmesine geçicikal›c›/yerel-merkezi örgütsel mevziler kazand›rmak ve bu ad›mlarda olabildi¤ine esnek ve yarat›c› davranabilmek zorunday›z. 6 Kas›m eylemlerinin ard›ndan mutlaka yerellerde bu eylemlerin etkiledi¤i yeni unsurlar› içerisine alacak, siyasal güçleri birlefltirecek yerel örgütlülüklerin oluflturulmas› ihtiyac› üzerinden tart›flmalar açmal› ve bu sürecin ad›mlar›n› atmaya bafllamal›y›z. Bugün sadece ikiüç gençlik grubunun birlikte çal›flma örebilmesi bile ileri unsurlar taraf›ndan ilgiye konu olabilmektedir. Ancak tüm bunlardan sonuç almak etkin politik kampanyalar üzerinden mümkündür. Yerellerde ortaya ç›kan özgün gündemler veya genel politik sorunlar üzerinden yerel çal›flmalar›m›z etkin politik kampanyalar örgütleme ve bu kampanyalar› gençlik gruplar›n› birlefltiren bir tarzda ele alma sorumlulu¤u ile yüzyüzeyiz. Bu kampanyalar, örne¤in teknik üniversitelerde teknokentler ve ÜS‹ ile e¤itim hizmetlerinin paral›laflt›r›lmas›n› öne ç›kar›rken, bir dizi üniversitede e¤itimin kalitesizli¤ini, bask›c› ve antidemokratik uygulamalar› ve üniversiteyi bitirince karfl› karfl›ya kal›nan iflsizlik ve geleceksizlik sorununu etkin bir tarzda iflleyebilmelidir. Yeni dönem çal›flmalar› bu politik hatt›n gereklerine uygun bir flekilde planlan›p hayata geçirildi¤i koflullarda baflar›l› sonuçlar yaratabilecektir. Bugün yaflan›lan parçal› tablonun ve darl›¤›n afl›lmas› uzun soluklu bir müdahale sorunuysa e¤er, bu uzun soluklu sürecin ad›mlar›n›n h›zla atma sorumlulu¤uyla yüzyüzeyiz. Öyleyse, yeni dönemi kazanmak için, gençlik hareketine devrimci önderlik sorumlulu¤unun gereklerini yerine getirmek için, “birleflik, devrimci ve kitlesel bir gençlik hareketi” için ad›mlar›m›z› h›zland›ral›m!

22 77

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

‹‹ L LG GPP’’nniinn bbaaflflaarr››ll›› ttaann››tt››m m kkaam mppaannyyaass››......

Geelleeccee¤€iim G miizzee ssaahhiipp çç››kk››yyoorruuzz!!

Okullar›n aç›lmas› ile beraber bafllayan ‹LGP tan›t›m kampanyas›, birer hafta arayla düzenlenen etkinlik ve bas›n aç›klamas›yla son buldu. Bir buçuk ayd›r aral›ks›z süren bir faaliyetin sonunda, düne göre daha güçlü bir birikim ve çal›flman›n sonras› ad›na anlaml› bir deneyim elde etmifl olduk. Tan›t›m amaçl› planlad›¤›m›z kampanya ekseninde, okullar›n aç›ld›¤› ilk hafta kullanmay› hedefledi¤imiz bir bülten ç›kard›k. Bültenin oluflma süreci bir toparlanmay› da beraberinde getirdi. Da¤›t›m›n yayg›n olabilmesi için elimizdeki tüm imkanlar› seferber ettik. Hemen akabinde ç›kard›¤›m›z afifllerle, özellikle çal›flmam›z olan ve çal›flmam›z› tafl›ma hedefinde oldu¤umuz liselerin çevresinde yayg›n bir afifl çal›flmas›na bafllad›k. “Yeni dönem, yine mücadele!” ve “Eflit, paras›z, bilimsel, demokratik, anadilde e¤itim!” fliarl› iki çeflit afifl ç›kard›k. Afifl çal›flmas› ile iç içe geçen bir de broflür da¤›t›m çal›flmam›z oldu. Yaklafl›k 15 lisede da¤›tt›¤›m›z broflürlerle, özel olarak liselilere mücadele etmeleri ve sorunlar›na sahip ç›kmalar› ça¤r›s›nda bulunduk. Etkinlik tarihi, kampanyay› kurgulad›¤›m›z ilk günden bu yana netti. Bu aç›dan etkinli¤in örgütlenmesi ve program›n›n oluflturulmas› sürecinde oldukça planl› bir biçimde hareket edebildik. Özellikle program›n oluflturulmas› sürecinde mümkün oldu¤unca çok liselinin görev almas›n› hedefledik. Bu düflüncenin sonucunda, liselilerden oluflan bir tiyatro gösterisine, fliir dinletisine ve müzik grubuna sahip olduk. Etkinli¤in ön haz›rl›k süreci, broflür, afifl ve ilk bültenin da¤›t›m› ile ikinci bültenin haz›rl›k aflamas›n› kapsayan bir dolu pratik iflle ayn› döneme denk gelmesine ra¤men, oldukça baflar›l› bir biçimde tamamland›.

23 Ekim İLGP etkinliği 23 Ekim’de gerçekleflen etkinli¤e yaklafl›k 55 liseli

arkadafl kat›ld›. Hiçbir aksakl›kla karfl›laflmad›¤›m›z etkinlikte kat›lan herkes üzerinde güçlü bir etki yaratabildi¤imizi gözlemledik. Özellikle ‘68’den günümüze gençlik hareketi konulu sinevizyon gösteriminin son 5 dakikas›n›n, ‹LGP’nin önceki çal›flma süreçlerinin foto¤raflar›na ayr›lm›fl olmas›, hepimizi fazlas›yla etkiledi. Liselilerin öznel sorunlar›n› anlatan ve ‹LGP’nin bu noktada tafl›d›¤› anlam ve yüklendi¤i misyona vurgu yapan bir konuflma yap›ld›. Ayn› zamanda etkinli¤e kat›lan herkes, 30 Ekim’de yap›lan 5 Kas›m YÖK protestosuna ça¤r› amaçl› bas›n aç›klamas›na destek vermeye ça¤r›ld›. Bu ça¤r›ya paralel olarak, YÖK ve uygulamalar›na dair k›sa

22 88


E k i m

bir anlat›m yap›ld›. Her parças›nda kendi eme¤imizin geçti¤i etkinli¤imiz, türküler ve halaylarla son buldu. Etkinli¤in sonunda, elimizde haz›r bulunan ancak yayg›n da¤›t›m›n› özellikle etkinlik sonras›na b›rakt›¤›m›z (bu senenin ikinci bülteni olan) bültenlerimizi kat›l›mc› arkadafllara da¤›tt›k.

G e n ç l i ¤ i

Liselilerin Sesi bülteninin çalışmaya katkısı Özellikle bu sene ikinci bülteninin haz›rlanma süreci bizim aç›m›zdan büyük bir önem tafl›yordu. Çeflitli materyalleri efl zamanl› kulland›¤›m›z bir çal›flma örüyor, onlarca insanla tan›fl›yorduk. Ancak bu insanlar› çal›flmam›z›n parças› haline getirece¤imiz kanallar› yaratabilmek noktas›nda çeflitli sorunlar yafl›yorduk. Bültenin haz›rl›k süreci böyle bir döneme denk geldi. Çözüm olarak, bülteni olabildi¤ince kolektif bir biçimde haz›rlamaya karar verdik. Bülten çal›flman›n sonuçlar›n› görebilece¤imiz ve liseli arkadafllar›n çal›flmaya kat›l›m›n› örgütleyebilece¤imiz bir araca dönüfltü. Bu bak›fl do¤rultusunda, yaklafl›k 25 ayr› arkadafl›n kaleme ald›¤› yaz›lardan oluflan bir bültene sahip olduk. Bültenimiz, hem temel gündemleri tutabildi, hem de liselilerin okullarda yaflad›klar› özgün sorunlara dikkat çekmifl oldu. Liselilerin Sesi Bülteni’nin ortak bir çal›flmaya konu edilerek haz›rlanabilmifl olmas›, da¤›t›m› noktas›nda da gözle görülür bir geliflmeyi beraberinde getirdi. Bültenimiz art›k daha genifl bir bileflen taraf›ndan sahiplenildi¤i gibi, da¤›t›m› da ayn› oranda genifl bir bileflence üstlenildi. Bu aç›dan bülten, kampanya sürecinin sonuçlar›n› k›sa vadede gözlemleyebildi¤imiz bir araca da dönüflmüfl oldu.

Etkinlik sonrası... Etkinli¤in bir hafta sonras›nda 30 Ekim’de bir bas›n aç›klamas› düzenledik. “Gelece¤imize sahip ç›kmak için 5 Kas›m’da Beyaz›t’tay›z” pankart›n› açt›¤›m›z bas›n aç›klamas›na yaklafl›k 25 liseli kat›ld›. Beyaz›t Meydan›’na alk›fllar ve sloganlarla yürüdükten sonra bas›n metninin okunmas› ile son bulan bas›n aç›klamas›na çevrenin ilgisi çok büyüktü. “Bugün bu alandan bir ça¤r› yap›yoruz. Gençli¤in tüm kesimleri, liseli gençler ve üniversiteli gençler YÖK’e karfl› beraber mücadele vermelidir. Bütün liselileri, üniversitelileri, e¤itim emekçilerini, okullardaki ö¤retmenlerimizi, üniversitelerdeki ö¤retim üyelerini, 5 Kas›m alan›nda görmek istiyoruz. Herkesi gelece¤ine sahip ç›kmaya ça¤›r›yoruz. Eflit, paras›z, bilimsel, demokratik, anadilde e¤itim için, YÖK’ü ve paral› e¤itim sald›r›s›n› geri püskürtmek için 5 Kas›m’da alanlarday›z!” ça¤r›s›yla son bulan bas›n aç›klamas› kat›l›m aç›s›ndan s›n›rl›, ancak

YÖK gündemine dair ‹stanbul’da bu sene gerçekleflmifl olan ilk eylem olmas› aç›s›ndan fazlas›yla anlaml› oldu. S›n›rl› kat›l›m tablosunun 5 Kas›m eyleminde farkl›laflaca¤› ve uzun soluklu kapmanyan›n sonuçlar›n›n bu eylemde daha aç›k görülebilece¤ini düflünüyoruz.

Geleceğimize sahip çıkıyoruz! ‹LGP çal›flmas› art›k yerel ayaklar› oluflmaya bafllam›fl, güçlenmifl bir çal›flmad›r. Bundan sonra yap›lmas› gereken, çal›flman›n sürdü¤ü okullarda kök salmak ve yeni okullara yönelebilmektir. Bugün temel hedefimiz bütün ‹stanbul’da etkisi hissedilen, bütün ‹stanbul liselerine yay›labilmifl bir lise platformuna dönüflebilmektir. Ancak bu hedefin gerçekleflebilmesinin k›sa vadede h›zl› bir biçimde yerellerde var olan çal›flmalar›m›z›n güçlenmesine ve yerele özgü politikalar üretebilmemize ba¤l› oldu¤unun bilincindeyiz. Önümüzdeki süreçte bu hedefe yönelik çal›flmalar›m›z› yo¤unlaflt›racak ve liselilerin genel gündemlerine müdahale edebilmenin yan› s›ra, okullarda yaflanan yerel ölçekli sorunlara da müdahale edebilme refleksini kazanmaya çal›flaca¤›z. “Gelece¤imize sahip ç›k›yoruz!” fliar›yla özdeflleflen tan›t›m kampanyam›z, hedeflerine asgari bir biçimde ulaflm›fl olarak son buldu. Çal›flmam›z hedefli, planl› ve sürekli oldu¤u ölçüde, çok daha olumlu sonuçlar üretebilece¤imizi biliyoruz. ‹LGP

22 99


Devrimci bir kitlesel öğrenci hareketi

yaratmak, dar bir

insan grubuyla kendi

içinde şaşaalı ama kısır ve etkisiz kalan

eylemleri yineleyip

durmaktan değil, fakat devrimci temelde geniş

kitlelerle buluşmak için sabırlı ve soluklu bir

çalışma yürütmekten

geçer. Bugünün öğrenci hareketinin perişanlığı düşünüldüğünde, en

zor devrimci görev ve en militan devrimci

tutum tam da budur. Gerçek devrimcilik bu zorluğun gerekleriyle boğuşmaktan geçer,

ötesi boş laftır. Küçükburjuva kolaycılığının ve sorumsuzluğunun

kendini gösterişli bir takım eylemlerin

arkasına gizleyerek

devrimcilik taslamaya

yeltenmesine artık bir son vermenin zamanı gelmiştir. Gençlik

hareketindeki aşırı

darlığı giderebilmenin ve geniş kitlelerle buluşmayı

başarabilmenin temel gereklerinden biri de

bu eğilimlerle ilkelere dayalı kesin bir mücadeledir.

Geen G nç çlliik k h h so s orru un nlla ar r›› Günümüz Türkiye’sinde gençlik hareketi esas olarak bir ö¤renci hareketi, daha çok da üniversiteli gençlik hareketidir. Bu bir tercihin ürünü olmad›¤› gibi kendi bafl›na bir zaaf ifadesi de de¤ildir; yaln›zca nesnel bir durum, günümüz gençlik hareketinin bir realitesidir. ‹flçi gençli¤in eksenini ve esas a¤›rl›¤›n› oluflturaca¤› bir gençlik hareketi özlemek ve yaratmaya çal›flmak ile bugünün gerçe¤i iki ayr› durumdur ve bunlar› birbiriyle k›yaslamaya kalkman›n mevcut durumda bir anlam› yoktur. Kald› ki iflçi gençlik gelece¤in sosyal-siyasal mücadelelerinde özel bir yer tutmaya bafllad›¤›nda bile bunun sonuçlar› kendini gençlik hareketinden çok iflçi hareketi üzerinden gösterecektir ve kendi içinde bir gençlik hareketi ise daha çok bir ö¤renci hareketi olarak kalmaya devam edecektir. Bu gerçek, iflçi gençlik her durumda genç kesimini oluflturdu¤u iflçi s›n›f›n›n bir parças›yken (ve dolay›s›yla gücünü ve etkisini de bu çerçevede ortaya koyacakken), farkl› olarak ö¤rencilerin toplumda kendine özgü ayr› bir gençlik kategorisi olmalar› olgusuyla aç›klanabilir. ‹flçi ve emekçi gençlik çal›flmas›n›n önemine yönelik olarak yap›lagelen yerinde vurgular ço¤u kere iflçi gençlik eksenli bir birleflik gençlik hareketi akla getirdi¤i, ve bu arada, ö¤renci hareketinin yetersizliklerine ve açmazlar›na ayn› zamanda buradan, iflçi gençlik hareketi ekseninden yoksunluk üzerinden bak›labildi¤i için, bu önemli noktaya burada özellikle iflaret etmek ihtiyac› duyuyoruz. Ö¤renci hareketinin güç, istikrar ve dahas› sa¤l›kl› bir yön kazanabilmesinde kendi d›fl›ndaki toplumsal s›n›f dinamiklerinin elbette temel önemde bir rolü vard›r; fakat iflte bu dinamik, özel olarak iflçi gençlik de¤il fakat genel olarak iflçi s›n›f› hareketidir. ‹flçi gençlik burada iflçi s›n›f› hareketinin organik bir ö¤esi olarak bir anlam tafl›r, s›n›f›n genç kesimi olman›n tüm avantajlar›n› öncelikle ve özellikle iflçi s›n›f› hareketi üzerinden ortaya koyar ve bunlar›n öteki gençlik kesimlerine yans›mas› da temelde genel s›n›f hareketi üzerinden olur. Burada sanayi sitelerindeki genç iflçi kitlesinin durumu bir ölçüde bir farkl›l›k oluflturabilir, fakat bu bile ortaya koymufl bulundu¤umuz sorunun esas›n› de¤ifltirmez. Zira her ne kadar sanayi sitelerinin iflçi gençli¤ine iflçi olmalar›n›n yan›s›ra ayn› zamanda genç olmalar›ndan da kaynaklanan özgül bir yaklafl›m göstermek ve bunun gerektirdi¤i bir çal›flma tarz›yla bu kesime yönelmek gerekse de, bunda baflar›l› olunabilindi¤i ölçüde ortaya ç›kacak hareket, gençlik hareketinden çok iflçi hareketinin bir parças› olacakt›r. Genç olman›n getirdi¤i özel konum ise burada daha ikinci planda kalacakt›r. Sanayi sitelerinin iflçi gençli¤i bir yana, meslek liseleri ö¤rencilerine bile, bir yan›yla liseli gençli¤in bir bölümü olarak bakmak gerekirken, öteki yönüyle bu ö¤renci kesimini (e¤itim sürecine paralel olarak emek sömürüsüne tabi bulunduklar› ve yar›n›n sanayi iflçileri adaylavsr› olduklar› için) sanayi iflçilerinin bir rezervi olarak ele almak gerekti¤i gerçe¤i gözönüne al›nd›¤›nda, s›n›fsal konum ve kriterlerin belirleyici rolüne yapt›¤›m›z bu vurgular çok daha iyi anlafl›l›r. Bafla dönersek, günümüz gençlik hareketi esas olarak bir ö¤renci hareketidir demifltik; iflte böyle oldu¤u içindir ki, bugün gençlik hareketinin sorunlar›n› tart›flmak, somutta esas olarak ö¤renci hareketinin sorunlar›n› tart›flmakla ayn› anlama gelmektedir. Bu ise bizim

33 00


ha h ar re ek ke et tiin niin n ›› burada ele alaca¤›m›z gençlik hareketi konusunun bu anlamda s›n›rlanm›fl çerçevesine iflaret etmektedir.

Hareketi sürüklemesi gerekenler halihazırda sürükleniyor

Art›k genel olarak kabul gördü¤ü gibi, ö¤renci gençlik hareketi y›llard›r afl›lamayan ve genç komünistlerin konuya iliflkin de¤erlendirmelerinde “k›s›r döngü” olarak nitelenen bir t›kan›kl›k içindedir. K›s›r döngü ve t›kan›kl›k burada bir süreç oluflturan ayn› gerçekli¤in farkl› görünümlerinden baflka bir fley de¤ildir kuflkusuz. Bir dizi karmafl›k etkenin ürünü olarak ö¤renci gençlik hareketi belli aral›klarla canlanmakta, kitlesel kat›l›m bak›m›ndan bir parça genifllemekte, geliflimini bir süre için sürdürmekte, fakat hareket bu geliflmeyi kendini daha ileri bir düzeye ç›karman›n bir olana¤›na dönüfltüremedi¤i ölçüde de çok geçmeden t›kanmakta, gerisin geri ayn› noktaya dönmekte, belki daha da geri bir noktaya düflmektedir. Bu, gençlik hareketinin belirli aral›klarla yinelenen bu tür bir k›s›r döngü içinde uzun y›llard›r sürmekte olan t›kan›kl›¤› bir türlü aflamad›¤› anlam›na gelmektedir. ‘80’li y›llar›n sonunda ve ‘90’l› y›llar›n hemen bafl›nda, ard›ndan bu kez ‘90’l› y›llar›n ortas›nda bu durumun birer örne¤ini yaflam›flt›k ve son birkaç y›ld›r yeni bir örne¤i ile yüzyüzeyiz. 2000-2001 ö¤renim y›l›nda baflgösteren yeni canlanma, farkl› gündemler üzerinden ve belirli sal›n›mlarla geçen ö¤renim y›l›na kadar süregeldi. Fakat birçok belirti hareketin geçen y›l son y›llar›n en geri noktas›na düfltü¤ünü gösteriyor ve girmekte oldu¤umuz yeni ö¤renim y›l› bu aç›dan (yine genç komünistlerin alt›n› çizerek vurgulad›klar› gibi) kritik bir önem tafl›yor. Hareket ya do¤ru, yerinde ve etkili devrimci müdahalelerin yard›m›yla bir toparlanma ve geliflme sürecine girecektir, ya da daha da gerileyerek yerini bir süreli¤ine yeni bir durgunluk dönemine b›rakacakt›r. Son derece daralm›fl bir tabana sahip sol gençlik gruplar›n›n, genifl ö¤renci kitlelerinden kopuk, ancak birbirlerine tutunarak gerçeklefltirmeyi baflarabildikleri k›s›r ve sonuçsuz dar grup eylemliliklerini gençlik hareketlenmesi saymayacaksak tabi. Bizi burada marjinal olmaktan kurtulamayan sözde öncü giriflimler de¤il fakat gerçek bir kitlesel

gençlik hareketi, onun sorunlar› ve ihtiyaçlar› ilgilendirmektedir. Do¤ru çizgide etkili bir devrimci müdahale, öncelikle hareketi bir k›s›r döngüye mahkum eden nedenler ve sorunlar› incelemeyi ve anlamay›, ö¤renci hareketine bir ç›k›fl olana¤› yaratabilecek politika, yol ve yöntemler üzerine düflünmeyi, bizzat devrimci gençlik hareketi saflar›nda buna hizmet edecek canl› bir tart›flmay› gerektirir. Bu olmaks›z›n mevcut k›s›r döngüyü k›rmay› kolaylaflt›racak politik ve örgütsel çözümler gelifltirmek zaten olanakl› olamaz. Fakat yaz›k ki ilerici-devrimci gençlik gruplar› saflar›nda halihaz›rda böyle bir çaba, yak›c› bir hal alm›fl gerçek sorunlar› anlamaya ve aflmaya yönelik bir tart›flma yoktur. Hareketin bir türlü aflamad›¤› sözkonusu k›s›rl›k, kendini ayn› zamanda hareketin sorunlar› üzerine bir düflünce ve anlay›fl k›s›rl›¤› olarak da göstermektedir. Politikas›zl›k, gençlik hareketine iliflkin aç›k, tutarl› ve istikrarl› bir politik yön ve yönelimden yoksunluk, halihaz›rda reformist ve devrimci kanatlar›yla sol çizgideki gençlik gruplar›n›n en temel zaaf› durumundad›r. Ne gençlikten çok fley bekleyen sol siyasal ak›mlar taraf›ndan gençlik hareketinin sorunlar› üzerine ortaya difle dokunur bir de¤erlendirme ve politika konulabilmekte, ve ne de gençlik hareketinin tafl›y›c›s› ve yolgöstericisi olmak iddias›ndaki gençlik yay›n organlar›nda gençlik hareketinin sorunlar›na iliflkin ciddi ve ifllevsel bir tart›flma yürütülmektedir. Ayd›nca e¤ilimler ve özentiler içinde dünya ve toplum olaylar› üzerine olur olmaz herfleyi tart›flmaya pek hevesli görünen baz› gençlik yay›nlar›n›n en az tart›flt›¤› sorunlar›n bafl›nda bizzat gençlik hareketinin kendi sorunlar› gelmektedir. Bu bile kendi bafl›na mevcut durum hakk›nda bir fikir vermektedir. Daha çok küçük-burjuva devrimci-demokrat bir çizgide bulunan gençlik yay›nlar›n›n durumu bu aç›dan fazlas›yla umut k›r›c›d›r. Bunlar güya gençlik çal›flmas›na ve hareketine yönelik olarak ç›kar›lan yay›nlard›r. Bu özgül konumlar› gere¤i de öncelikle ve özellikle gençlik hareketinin sorunlar› üzerinde yo¤unlaflmak durumundad›rlar, baflka türlü bir ifllevleri ve dolay›s›yla varl›klar›n›n bir anlam› kalmaz. Ama yineliyoruz, y›llardan beridir ve halihaz›rda, bu yay›nlar›n en az ilgilendikleri konulardan biri bizzat gençlik hareketinin kendi durumu ve sorunlar› olmaktad›r. Gençlik yay›nlar›n›n gençlik hareketinin sorunlar›na bu

33 11

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

yabanc›laflmas›, gerçekte gençlik gruplar›n›n harekete yabanc›laflmas›n›n bir yan›s›mas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Haliyle bunun kendisi de ortadaki sorunlar›n önemli bir baflka boyutu durumundad›r. Bunu gençlik hareketindeki k›s›r döngünün nedenlerinden biri oldu¤u kadar sonuçlar›ndan biri olarak da görmek gerekir. Dönemsel olarak kendini gösteren hareketlenmelere zaman›nda, yerinde ve amaca uygun düflen devrimci müdahalelerde bulunma baflar›s› gösteremeyenler, çok geçmeden durulan ve daralan hareket gerçe¤i karfl›s›nda çaresizli¤e ve giderek umutsuzlu¤a düflmekte, bunun etkisiyle içe kapanmakta, gençlik hareketinin sorunlar›ndan oldu¤u kadar gençlik kitlelerinin kendisinden de kopmakta, terimin bu anlam›nda adeta gettolaflmaktad›rlar. Ta ki bu durumda de¤iflikli¤e yolaçacak yeni bir hareketlenme flu veya bu geliflmeye ba¤l› olarak bir kez daha kendili¤inden baflgösterene kadar. Bu tipik bir apolitikleflmedir, kelimenin en tam anlam›nda bir kendili¤indenciliktir ve kuflkusuz herfleyden önce politikas›zl›¤›n, gençlik haraketinin durumuna, sorunlar›na ve ihtiyaçlar›na iliflkin sa¤lam ve dinamik bir bak›fltan ve perspektiften yoksun olman›n bir ürünüdür. Gençlik yay›nlar›ndan yans›yan da tam› tam›na budur. Hitap etti¤i özgül alana iliflkin sa¤lam bir bak›fltan ve aç›k bir politikadan yoksun durumdaki bu yay›nlar, yay›n yaflamlar›n› sürdürebilmek için amaçs›zca (zira bu noktada yay›n› ç›karmak art›k kendi içinde bir amaç haline gelmektedir) baflka konulara yönelmekte, böylece kendine özgü varl›k nedeninden kopmakta, sonuç gençlik yay›nlar›n›n gençlik hareketine yabanc›laflmas› olmaktad›r. Elbetteki bu sonuç gençlik gruplar›n›/yay›nlar›n› aflmakta, onlar›n mensup olduklar› siyasal gruplar›n gençlik hareketinin sorunlar› karfl›s›ndaki ilgisizliklerini ya da çözümsüzlüklerini ortaya koymaktad›r. Sorunun en dikkate de¤er yönlerinden biri de budur zaten. Gençlikten, gençlik hareketinden çok fley bekleyen, bunun için çeflitli adlar alt›nda gençlik gruplar› ya da örgütleri kuran ve özel gençlik yay›nlar› ç›karan sol parti ve gruplar, gençlik hareketinin sorunlar›na iliflkin yolgösterici çabalara gelince, en yumuflak ifedeyle, bu temel önemde önderlik sorumluluklar›na ilgisiz kalmaktad›rlar. Bir ilgi gösteriyorlarsa bile bu gençlik hareketinin genel sorunlar›ndan çok kendi dar gençlik çevrelerinin özel sorunlar› ve pratik yönlendirilmesi s›n›rlar› içinde kalmaktad›r. Yani onlar› kitlesel bir devrimci gençlik hareketi gelifltirmenin genel sorunlar› de¤il, fakat grup olarak gençlik içinde etki ve çevre kazanmalar›n›n özel sorunlar› ilgilendirmektedir. Bugün ö¤renciler içinde en çok taraftar› olan sol grubun ayn› zamanda kitlesel bir devrimci gençlik hareketi gelifltirmenin sorunlar›na en ilgisiz kalabilen grup olmas›, bu çarp›kl›¤›n boyutlar› konusunda da bir fikir vermek-

tedir. Kuflkusuz buradaki sorun gerçekte basit bir ilgisizli¤in çok ötesindedir. Sorun temelde politikas›zl›kt›r ve bu politikas›zl›¤a ra¤men gençlik alan› üzerine dar ve faydac› hesap ve beklentiler içinde olmakt›r. Yani aç›k ifadelerle, kendili¤indencilik ve oportünizmdir. Bu reformist ve devrimci kanatlar›yla sol gruplar›n gençlik hareketi üzerinden yans›yan genel tablosudur. Baz› reformist çevrelerin ö¤renci hareketi içinde nispeten daha genifl bir gençlik çevresine sahip olmas›n›n onlar›n gençlik hareketinin sorunlar›na ilgi göstermeleriyle yak›ndan uzaktan bir ilgisi yoktur. Uzun y›llar›n bask› ve terör politikalar›n›n yaratt›¤› y›ld›r›c› etkiler, bundan ayr› düflünelemeyecek olan toplumsal atmosfer, s›n›f mücadelesinin geri düzeyi ve kitle hareketinin zay›fl›¤›, genelde oldu¤u gibi gençlik hareketi içinde de reformist etki için uygun bir zemin oluflturmakta ve bu flimdilik baz› refeormist gruplar›n nispeten daha genifl bir gençlik çevresi edinmesini kolaylaflt›rmaktad›r. Olay bundan ibarettir; bunun ötesinde, reformist çevrelerin gençlik hareketine baflar›l› müdahale anlam›na gelebilecek politikalar› ve pratik çabalar› yoktur. Dahas›, biraz önce de ifade etti¤imiz gibi, içlerinden baz›lar›n›n zaten böyle bir sorunlar› da yoktur. Böylelerinin sorunu gençlik hareketi de¤il fakat mücadele ve eylem d›fl› bir partili ö¤renci grubudur. Konuya buradan, sol gruplar›n gençlik hareketinin sorunlar›na ilgisizli¤inden ve bu alandaki politikas›zl›¤›ndan girmeyi tercih etmemiz kuflkusuz bofluna de¤ildir. Zira bugünün gençlik hareketinin sorunlar›ndan birini de bizzat bu, yani gençlik hareketini sürüklemesi gereken güçlerin bu arkadan sürüklenen konumu ve tutumu oluflturmaktad›r. Bugün gençlik hareketine etkili bir politik müdahalede bulunabilmenin temel gereklerinden biri, tam da gençlik gruplar›ndaki bu apolitizmi ve kendili¤indencili¤i k›rmak, ilerici-devrimci gençlik hareketinin toplam› içinde mücadelenin ve örgütlenmenin sorunlar›na iliflkin canl› ve yolaç›c› bir tart›flman›n önünü açmakt›r. Gençlik hareketinin buna her zamankinden çok ihtiyac› var. Zira gençlik hareketi k›sa vadede kendine bir ç›k›fl haz›rlayacaksa e¤er, bu ancak gençlik hareketinde yer tutan ilericidevrimci güçlerin asgari bir iflbirli¤i temelinde mümkün olabilir. Politik müdahalede ve örgütlenmede bu türden bir birleflik davran›fl›n sa¤lanamad›¤› bir durumda ise, hareketin seyri bir kez daha büyük ölçüde kendili¤inden bir akibetle yüzyüze kal›r ve halihaz›rdaki gidifl iyiye ve ileriye do¤ru olmad›¤›na göre, geriye düflüfl kaç›n›lmaz bir akibet haline gelir.

Aslolan etkili bir devrimci müdahaledir Komünistler son yirmi y›l› aflk›n sürecin toplam› üzerinden oldu¤u kadar onun her bir özel evresi ile ilgili olarak da bugüne dek gençlik hareketi üzerine çok say›da de¤erlendirme yapt›lar. Bu de¤erlendirmelerde gençlik hareketini bugünkü darl›¤a ve k›s›rl›¤a mahkum eden çok yönlü nedenler üzerinde de gere¤ince durdular. Hala da yeri geldikçe bu konu üzerinde durmakta, sorunun farkl› yönlerini flu veya bu vesileyle irdelemektedirler. Dolay›s›yla bu konuda yeterli bir aç›kl›k zaten vard›r. Gelinen yerde dikkatler art›k tümüyle gençlik hareketi-

33 22


E k i m G e n ç l i ¤ i

nin düflürülmüfl bulundu¤u durumdan ç›kmas›n› kolaylaflt›racak ve h›zland›racak devrimci müdahalenin sorunlar› üzerinde toplanmal›d›r. Kolaylaflt›racak ve h›zland›racak diyoruz ve bu ifadeleri bilerek kullan›yoruz; zira gençlik hareketinin geliflmesi kendi bafl›na baflar›l› bir devrimci müdahale sorunu de¤ildir ve salt bu tür bir müdahalenin ürünü de olamaz. Böyle bir geliflme bir dizi nesnel ve öznel etkenin karmafl›k etkileflimi üzerinden ortaya ç›kabilir ancak. Ama iflte bu etkenlerden biri de baflar›l› bir devrimci müdahalenin kendisidir ve bunda ne denli baflar›l› olunursa, gençlik hareketinin kendini bulmas› o denli kolaylafl›r. Bu yönde ne denli çok çaba harcan›r ve mesafe al›n›rsa, zamanla geliflme ivmesi kazanacak ya da beklenmedik biçimde patlak verecek bir gençlik hareketine baflar›l› bir önderlik de o denli kolay olur. Hareketin bugünkü durumu 12 Eylü askeri faflist darbesiyle bafllayan çeyrek yüzy›ll›k bir sürecin ürünüdür. Toplumsal muhalefeti ezmeye yönelik faflist 12 Eylül sald›r›s›yla birlikte burjuva gericili¤inin gençli¤i özel bir hedef haline getirdi¤ini ve çok yönlü bir kuflatma alt›na ald›¤›n›; onu kitlesel bir devrimci dinamik olmaktan ç›karmak için sistemli ve çok yönlü çabalar harcad›¤›n›; ç›plak bask› ve terörden YÖK k›skac›na, dinsel gericilikten bireyci köfle dönmeci liberal ideolojiye, flovenizmden kemalist burjuva milliyetçili¤ine kadar her türlü yol, yöntem ve ideolojiyi kullanarak gençli¤i ilerici-devrimci düflünce ve eylemden uzaklaflt›rmaya çal›flt›¤›n›; bunlar›, gençli¤i toplumsal ilgi ve sorumluluklardan al›koymak için futboldan medyaya, uyuflturucudan çarp›t›lm›fl bir cinselli¤e kadar her türden yozlaflt›r›c› araç ve yöntemle birlefltirdi¤ini; ve sonuçta, zaman içinde bunda büyük bir baflar› da sa¤lad›¤›n›; böylece bir yandan çeflitli türden burjuva gerici gençlik ak›mlar›na güç kazand›r›l›rken, öte yandan toplumun ve insanl›¤›n gerçek sorunlar›na ilgisiz apolitik bir gençlik y›¤›n› yarat›ld›¤›n› biliyoruz. Devrimci hareketin çok yönlü darbeler ve ehlilefltirici operasyonlarla genifl çapl› tasfiyesi ile dünya genelinde toplumsal mücadeleleri ve devrimci ak›mlar› geçici olarak güçten düflüren tarihsel önemde geliflmelerin, tüm bu çabalar›nda burjuva gericili¤inin iflini epeyce kolaylaflt›rd›¤›n› da biliyoruz.

Genifl gençlik kitlelerinin uzun süreli hareketsizli¤inin, geçmiflte militan ve kitlesel bir gelenek yaratan devrimci gençlik hareketinin bugün hala da afl›lamayan afl›r› darl›¤›n›n temelinde, kuflkusuz bu esasl› nedenler yatmaktad›r. Yine de tüm bunlar bugünkü durumu aç›klamaya, hele hele ola¤an ve anlafl›l›r bulmaya yeterli de¤ildir. Zira sözkonusu olan neredeyse çeyrek yüzy›ll›k bir zaman dilimidir ve bu ayn› zaman dilimi içinde sermaye düzeni, emekçi s›n›flar gençli¤inin sorunlar›na ve ihtiyaçlar›na yan›t vermek bir yana izledi¤i neoliberal politikalarla bunlar› alabildi¤ine a¤›rlaflt›rm›flt›r. Gençli¤in ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve akademik sorunlar› bugün her zamankinden daha a¤›r ve bunalt›c› bir hal alm›flt›r. Tüm bunlar›n ortak sonucu olarak gelecek belirsizli¤i sorunu, bugün genifl ö¤renci gençlik y›¤›nlar›n› her zamankinden daha fazla ezmekte, huzursuz etmekte, umutsuzlu¤a düflürmektedir. Yani gençlik sorununu siyasal planda geçici olarak çözen burjuvazi, ayn› sorunu iktisadi, sosyal ve kültürel alanda geçmifl dönemle k›yaslanamaz ölçüde a¤›rlaflt›rm›flt›r. Öte yandan 12 Eylül faflist darbesinin düzledi¤i zeminde önemli bir etkinlik alan› kazanan çeflitli türden burjuva gerici ak›mlar da, gençli¤e hiçbir fley verememenin, onun gerçek sorunlar› ve ihtiyaçlar› do¤rultusunda inand›r›c› herhangi bir çaba harcayamaman›n sonucu olarak günden güne güç ve itibar erozyonuna u¤ramaktad›rlar. Son olarak, dünyada ve bölgede yaflanan sars›c› geliflmeler gençlik kitlelerinin ilgisini toplumsal-siyasal sorunlara çekmeyi kolaylaflt›ran bir atmosferi gitgide daha çok güçlendirmektedir. Ö¤renci gençlik toplumun alabildi¤ine genifl bir yar›-ayd›n kitlesidir ve dünyada, bölgede ve ülkede olup bitenlerin zamanla bu kesimde giderek güçlenen bir duyarl›l›¤a neden olmas› kaç›n›lmazd›r. Özetle gençlik hareketinin kendini yeniden toplumsal muhalefetin önemli bir bileflini olarak ortaya koymas›n› olanakl› k›lacak nesnel zemin bugün geçmifltekine göre çok daha genifllemifl ve olgunlaflm›fl olarak orta yerde durmaktad›r. Buna ra¤men bugün hala kitlesel karakter kazanm›fl bir gençlik hareketinden yoksun olmam›z, öteki fleyler yan›nda gerçekte bu zeminin baflar›l› bir devrimci çal›flma için etkin biçimde kullan›lamad›¤›n›n da bir göstergesidir. Nitekim gerçek durum ve

33 33


E k i m G e n ç l i ¤ i dolay›s›yla bizi bu tart›flmaya iten temel neden de budur. Bugünün sorunu, ö¤renci gençli¤e etkin bir müdahalenin öncelikli ve gerçekten yolaç›c› hareket noktalar›n›n neler olabilece¤idir ve biz burada, flimdilik en genel çizgiler içinde bu soruya yan›t vermeye çal›flaca¤›z. Peflinen belirtelim ki, bu yan›t› olufltururken hareket noktam›z, öznel durum ve e¤ilimler de¤il fakat gençlik hareketinin nesnel durumu, olanaklar› ve ihtiyaçlar›d›r. Hareketin önünü açacak olanaklar›n bizzat bu hareketin ba¤r›nda varolmas› ile bunlar› bu ihtiyaç do¤rultusunda baflar›yla kullanabilmek tümüyle farkl› iki durumdur. Zira sorunun bu ikinci alan›nda düflünce, e¤ilim ve kayg› bak›m›ndan birbirinden bir hayli farkl› bir dizi politik özne sözkonusudur. Konumuz gençlik hareketinde potansiyel olarak varolan nesnel olanaklara öznel müdahale oldu¤una göre, bu olanaklar› flu veya bu biçimde elinde tutan, denetleyen, yönlendiren genel olarak sol parti ve örgütlerin tutumu bafll›bafl›na önemli bir etkendir. Bu çerçevede, gençlik hareketinin önünü açacak politika ve taktiklerin baflar› flans›, bunlar› hayata geçirme iradesi ve çabas›n›n önünü t›kayan tutum ve anlay›fllara karfl› etkili ve sistematik bir mücadeleden de ayr› düflünülemez kuflkusuz. *** Gençlik hareketinin sorunlar› kapsaml› ve çok yönlü bir tart›flmay› gerektirmektedir. Zira bizzat sorunlar›n kendisi kapsaml›d›r, çok yönlüdür ve uzun y›llar›n ürünüdür. Bu kapsamda sorunlar› burada ve tek bir yaz›da ele almak do¤al olarak olanakl› de¤ildir. Bu nedenle biz burada öncelikle bu sorunlar›n en önemli ve öncelikli olanlar›n› k›sa maddeler halinde sunmakla ve bunu yer yer baz› yönleriyle k›saca açmakla s›n›rlayaca¤›z kendimizi. Daha kapsaml› olacak, sorunu birçok yönüyle ele al›p irdeleyecek, ihtiyaca göre özel ayr›nt›lara inecek tart›flmalar› ise daha sonras›na, konuya iliflkin yeni de¤erlendirmelere b›rakaca¤›z. Kald› ki bu sorunlar›n birço¤u zaten bas›n›m›zda sürekli olarak tart›fl›lmakta, irdelenmekte, somut tutum, politika ve elefltirilere konu edilmektedir. En önemli ve öncelikli gördü¤ümüz sorunlar›n maddeler halinde s›ralanmas›na geçiyoruz.

Hareketin gündemini ele alıştaki sorunlar Gençlik hareketinin gündemi, bu sorunlar›n ilkini oluflturmaktad›r. Bugünün gençlik hareketi saflar›nda ço¤u kere üzerin-

de en kolay anlaflma sa¤lanabilen bu konunun bir sorun alan› olarak saptanmas› ilk bak›flta flafl›rt›c›d›r. Oysa gerçekte bu yersiz de¤ildir ve baz› yönleriyle san›ld›¤›ndan da önemlidir. Bugün paral› e¤itim sald›r›s›, YÖK ile kurulan akademik k›skaç, çok yönlü siyasal ve idari bask›lar, anadilde e¤itim hakk›, gündeme geldi¤i ölçüde faflist sald›r›lar, daha genel planda tüm kapsam›yla devletin bask› ve terör politikalar›, emekçi s›n›flar gençli¤ini dolays›z olarak vuran sosyal y›k›m sald›r›lar› ve nihayet emperyalist savafl gibi konular gençlik hareketi içinde üzerinde en kolay anlafl›labilen gündemlerdir. Bu anlafl›l›r bir durumdur; zira bu gündemler adeta gençlik hareketinin üzerine y›¤›lmakta, dolay›s›yla bunlar› saptamak ve öne ç›karmak çok da özel bir çaba ya da baflar› gerektirmemektedir. Sorun kendini daha farkl› biçimler içinde göstermektedir. ‹lkin, öne ç›kan flu veya bu konu, genifl ö¤renci kitlelerini hedef alan kapsaml› bir çal›flman›n de¤il, fakat daha çok dar bir ilerici-devrimci ö¤renci kesiminin iç gündemi olarak ele al›nabilmektedir. Oysa flu veya bu politik gündem, hiç de bu son derece dar politik ö¤renci kesiminin kapal› devre ve k›s›r eylemlilikleri için de¤il, fakat genifl ö¤renci kitlelerinin ç›karlar› ve ihtiyaçlar›, dolay›s›yla onlar›n uyar›lmas›, e¤itilmesi, mücadeleye ve örgütlenmeye çekilmesi bak›m›ndan bir anlam tafl›r, tafl›mal›d›r. Do¤al olarak bu zor bir ifltir; sab›r, soluk, inat ve ›srar, bunlara dayal› bir politik çal›flma gerektirir. Bu ise halihaz›rda ilerici-devrimci ö¤renci gruplar›nda olmayan temel önemde bir özelliktir. Bu gruplar› h›zl›, neredeyse gündelik olarak al›nacak sonuçlar ilgilendirmektedir. Bugünün apolitik gençlik ortam›nda da bu olacak fley olmad›¤› için, flu veya bu gündem genifl kitlelere yönelik çal›flma bak›m›ndan anlam›n› h›zla ve kolayca yitirebilmekte, ifl dar bir politik ö¤renci çevresinde nelerin yap›ld›¤›na, yap›labildi¤ine indirgenmektedir. fiu günlerdeki 6 Kas›m ve YÖK gündemi bunun aç›klay›c› bir örne¤i olarak ele al›nabilir. Bu gündem üzerine hemen tüm gençlik gruplar› aras›nda tam mutabakat var. Oysa ayn› gündemin gerekleri sözkonusu oldu¤unda, baz›lar›n› ilgilendiren yaln›zca kendi s›n›rl› güçleriyle ve sözde “öncü kuvvetler” olarak neler yapabilecekleri, bu gündemi hangi gösteriflli ç›k›fla konu edebilecekleridir. Ortadaki sorunu, tam da öne ç›kt›¤› bir dönemde, genifl ö¤renci kitlelerine yönelik kapsaml› bir politik çal›flman›n konusu yapmak ve bunun tamamlayacak eylemili¤i de buradan giderek ele almak, birçok gençlik grubunu neredeyse kategorik olarak ilgilendirmemektedir. Öylesine ki, yüzbinler-

33 44


ce ö¤renciyi ilgilendiren bir konuda böylelerinin birkaç bin ö¤renciye ulaflabilen bir çal›flmas›ndan sözedebilmek bile mümkün de¤ildir. Böyle oldu¤u ölçüde ise çok yak›n›lan o k›s›r döngü kendini bu gündem üzerinden de aynen tekrarlamakta, hareketin muzdarip oldu¤u darl›k oldu¤u gibi sürmekte, genifl ö¤renci kitleleri bir tarafta ve dar bir eylemci ö¤renci grubu ise öte tarafta kalmaya devam etmektedir. Her seferinde günü flaflaal› bir dar grup eylemiyle kurtard›klar›n› sananlar, dönemi ve giderek y›llar› ö¤renci hareketi yönünden kaybettiklerinin fark›na bir türlü varamamaktad›rlar. ‹kinci olarak, gündemdeki konu soluklu bir kitle çal›flmas› ekseninde ele al›namad›¤› ölçüde, çok geçmeden yormakta, anlam›n› yitirmekte ve gündem olmaktan ç›kmaktad›r. Elbetteki genifl ö¤renci kitlelerinin nesnel ihtiyaçlar› yönünden de¤il, fakat yaln›zca politik gençlik gruplar›n›n faaliyeti bak›m›ndan. Sorun ve bunun genifl ö¤renci kitleleri için nesnel anlam› ve önemi yerli yerinde kalmakta, fakat gençlik gruplar› için çal›flma konusu olmaktan ç›kmaktad›r. Paral› e¤itim sald›r›s› bu tutumun aç›klay›c› bir örne¤i olarak ele al›nabilir. Bu konu y›llard›r ö¤renci hareketinin en temel ve en de¤iflmez gündemi durumundad›r. Zira bu alanda y›llara yay›lan ve y›ldan y›la daha da a¤›rlaflan, kapsam› geniflleyen bir sald›r› sözkonusudur. Soruna kitleler aç›s›ndan bak›ld›¤›nda, temel kayg› kitlelerin bu konudaki bilincinin gelifltirmek, tepkisini uyarmak, bunu eyleme ve örgütlenmeye yönlendirmek oldu¤unda, bu uzun süreli bir gündem olarak ç›kar karfl›m›za ve günden güne derinlefltirilmesi gereken bir çal›flman›n konusu haline gelir. Böyle olmad›¤› bir durumda ise bir-iki bildiriye, belki afifle konu edilir, bu do¤rultuda birkaç dar grup eylemi denenir ve sonra da konu kendi haline b›rak›l›r, deyim uygunsa unutulup uykuya yat›r›l›r, ta ki bu alandaki sald›r› kendini sermayenin yeni bir giriflimiyle yeniden belirgin bir biçimde duyurana kadar. Gençlik hareketinin mücadele gündemlerini ele al›flta üçüncü bir sorun ise, hangi konunun hangi dönemde ne ölçüde öncelikli oldu¤u, öne ç›kar›lmas› gerekti¤i alan›nda kendini göstermektedir. Bu elbette her zaman ve her durumda karfl›lafl›lan bir sorun de¤ildir. Irak’a emperyalist sald›r› s›ras›nda emperyalist savafl konusunun ya da 6 Kas›m öncesinde YÖK konusunun öncelikli ve a¤›rl›kl› bir gündem oldu¤u üzerinde anlaflmak fazla bir güçlük tafl›maz elbette. Ama bazen devrimci hareket için öncelikli olan bir gündem, ö¤renci gençlik için ilk bak›flta çok da bir anlam tafl›m›yabilir. Bu elbette konunun ö¤renci gençli¤in gündemine sokulmaya çal›fl›lmas› çabas›n›n önemini ortadan kald›rmaz; fakat bunun, onun kendi dolays›z sorunlar›yla ba¤lant›l› gündemlerle do¤ru bir biçimde birlefltirilmesini ve ba¤daflt›r›lmas›n› özellikle gerektirir. Nas›l ki iflçi s›n›f›n›n gündemdeki en yak›c› sorunlar›na ilgisiz kalarak ya da bunlar› atlayarak onun gündemine daha genel, ilk bak›flta iflçileri do¤rudan ilgilendirmeyen bir gündemi sokmaya çal›flmak, ak›ll›ca olmad›¤› gibi sonuçsuz bir çaba olarak da kalacaksa, bu ayn› fley benzer biçimde ö¤renci gençlik alan›ndaki çal›flma için de geçerlidir. Biz yar›-ayd›n konumunu da gözeterek toplumdaki her türlü sosyal ve siyasal sorunun ö¤renci gençili¤e yönelik çal›flmaya, bu alandaki propaganda

E k i m G e n ç l i ¤ i

ve ajitasyona konusu edilmesi gerekti¤ini düflünüyoruz. Ama e¤er bunu ö¤rencileri dolays›z olarak ilgilendiren sorunlara gerekli ilgiyi göstermeden, bunlara gerekli önemi ve a¤›rl›¤› vermeden yaparsak, yanl›fl yapm›fl oluruz ve çabalar›m›za bir karfl›l›k da bulamay›z. Bu yanl›fl tutumda ›srar edersek d›flardan gündem dayatan bir pozisyona düfler ve tecrit oluruz.

Aşırı darlık ve kitlelerden kopukluk Gençlik hareketinin ikinci temel önemde sorunu bugünkü afl›r› darl›¤›, genifl kitle deste¤inden yoksunlu¤u ve daha da kötüsü kitlelerden fiili kopuklu¤udur. Bugün ö¤renci gençlik alan›na bakt›¤›m›zda gördü¤ümüz tablo kabaca fludur: Bir yanda alabildi¤ine politize olmufl (bununla sosyalizm iddial› sol siyasal ak›mlarda yer almaya varan ileri politik tercihi kastediyoruz) son derece dar bir ilerici-devrimci ö¤renci gençlik kesimi, öte yanda toplumsal ve politik sorunlara ilgisiz ve dolay›s›yla mücadeleden tümüyle uzak genifl bir apolitik ö¤renci kitlesi. (Bu iki ana kategori aras›nda düflünsel ve duygusal yönden sola e¤ilimli ve dolay›s›yla birinci gruba yak›n, fakat mücadeleye karfl› pratik tutumu bak›m›ndan genifl apolitik kitle-

33 55


E k i m G e n ç l i ¤ i

nin ilgisizli¤ini ve edilgenli¤ini paylaflan bir ara kesim de var, ama iflaret etmek istedi¤imiz nokta bak›m›ndan bunun burada bir önemi yok). Bu tablo öncü kesim ile genifl taban kitlesi aras›ndaki derin uçuruma iflaret etmektedir ve kendini iki kesim aras›nda belirgin bir pratik iliflki kopuklu¤u olarak da göstermektedir. Gençlik hareketinin çözüm bekleyen en öncelikli sorunu bir bak›ma budur. Zira aradaki bu büyük mesafe ve kopukluk hareketin tüm ötek sorunlar›n›n da kayna¤›d›r. Tan›mlad›¤›m›z sorunun çözümü ise, politize olmufl kesimin bu olumlu özelli¤ini bir handikap (halihaz›rdaki durum budur) olmaktan ç›kar›p genifl ö¤renci kitlelerini mücadeleye çekmenin bir olana¤›na dönüfltürmesinden geçmektedir. Ö¤renci hareketi halen afl›r› politize olmufl son derece dar bir kesimin d›fl›na ç›kamamaktad›r. Bu darl›k ek bir tuza¤a dönüflmekte, k›sa dönemli s›n›rl› ve sistemsiz çabalar›na ö¤renci kitlesinden umdu¤u ilgiyi ve deste¤i bulamayan afl›r› politize olmufl kesim, sorunun çözümünü, gündemlerini oldu¤u kadar eylemlerini de kendi konumu, kimli¤i ve düzeyi üzerinden saptamakta ve uygulamakta bulmaktad›r. Bu ise sorunu çözmek yerine a¤›rlaflt›rmakta, genifl kitleden kopukluk kronikleflmekte, ö¤renci hareketinin afl›r› darl›¤› dedi¤imiz süreklileflmifl durum ortaya ç›kmaktad›r. Öylesine ki, kendi kitlesinden uzun süreli olarak bu denli kopuk bulunan ve özel hareketlenme dönemleri hariç neredeyse yaln›zca ö¤renci gruplar›n›n kendi s›n›rl› taraftarlar›ndan ibaret kalan bir harekete gençlik hareketi diyebilmek bile tart›flmal› hale gelmektedir. Gelinen yerde devrimci ö¤renci hareketinin bu tart›flmay› yapmas›, deyim uygunsa bu yaray› deflmesi art›k zorunlu ve kaç›n›lamaz bir hal alm›flt›r. Genç komünistler fazlas›yla kan›ksanan bu zaaf›n ›srarla üzerine gitmeli, bu alandaki ald›r›fls›zl›¤› k›rmaya çal›flmal›d›rlar. Bu kabul edilmesi zor zaaf deflilip anlam› ve sonuçlar› gözler önüne serilmedi¤i sürece, geleneksel ak›mlara mensup gençlik çevrelerine öteki birçok fleyi anlatmak da kolay olmayacakt›r. Genifl ö¤renci kitlelerini kucaklamay› hedefleyen kapsaml› bir yerel çal›flmaya tümüyle de¤ilse bile büyük ölçüde ilgisiz kalanlar›n, öte yandan dar insan gruplar›yla yapt›klar› merkezi eylemlerin gösteriflli yan›na duyduklar› özel e¤ilim, bu e¤ilimi sürdürmelerindeki anlafl›lmas› zor ›srar, buna burada bir örnek olarak verilebilir. 13 Mart’›n “öncesiz ve sonras›z” bir eylem olarak kalmas› bunun geçen ö¤renim döneminden bildi¤imiz çarp›c› bir somut örne¤idir. Bu y›l›n 6 Kas›m protestolar›na geleneksel halkç› gruplar›n bir bölümünün yaklafl›m› ise bu ald›r›fls›z ve sorumsuz tutumun flu günlerdeki yeni bir örne¤idir. Devrimci bir kitlesel ö¤renci hareketi yaratmak, dar bir insan grubuyla kendi içinde flaflaal› ama k›s›r ve etkisiz kalan eylemleri yineleyip durmaktan de¤il, fakat devrimci temelde genifl kitlelerle buluflmak için sab›rl› ve soluklu bir çal›flma yürütmekten geçer. Bugünün ö¤renci hareketinin periflanl›¤› düflünüldü¤ünde, en zor devrimci görev ve en militan devrimci tutum tam da budur. Gerçek devrimcilik bu zorlu¤un gerekleriyle bo¤uflmaktan geçer, ötesi bofl laft›r. Küçük-burjuva

kolayc›l›¤›n›n ve sorumsuzlu¤unun kendini gösteriflli bir tak›m eylemlerin arkas›na gizleyerek devrimcilik taslamaya yeltenmesine art›k bir son vermenin zaman› gelmifltir. Gençlik hareketindeki afl›r› darl›¤› giderebilmenin ve genifl kitlelerle buluflmay› baflarabilmenin temel gereklerinden biri de bu e¤ilimlerle ilkelere dayal› kesin bir mücadeledir.

Parçalı güçlerin birleşik

mücadelesi zorunluluğu Bugünkü parçal› ve da¤›n›k duruma son vererek ortak bir mücadele ve örgütlenme zemininde birli¤i sa¤lamak ve bunu genifl gençlik kitlelerine yönelik etkili bir müdahalenin dayana¤› olarak de¤erlendirebilmek, günümüz gençlik hareketinin bir baflka temel önemde sorunu ve ihtiyac›d›r. Bugün ö¤renci hareketi içinde herfleye ra¤men önemli bir ilerici-devrimci gençlik birikimi vard›r. Bu birikim kitlesel hareket aç›s›ndan bak›ld›¤›nda son derece c›l›z bir görünüm sunmakta, ama kitlesel bir gençlik hareketi yaratman›n etkin manivelas› olarak ele al›nd›¤›nda ise son derece önemli bir olana¤a iflaret etmektedir. Tüm sorun, bu ilerici-devrimci gençlik birikiminin kendinden menkul bir ö¤renci hareketi yan›lsamas›ndan kurtararak, gerçek bir gençlik hareketi yaratmak üzere genifl gençlik kitlelerine müdahalenin bir dayana¤›na dönüfltürebilmektedir.

33 66


E k i m

Bu elbette kolay bir ifl de¤ildir. Zira sözkonusu birikim burada ilerici-devrimci gençlik tan›mlamas› içinde ortak bir payda alt›nda sunulmufl olsa da gerçekte ideolojik, örgütsel ve pratik aç›dan alabildi¤ine bölünmüfl durumdad›r. Bu parçal› yap› yaln›zca kitlelerle iliflkilerde de¤il kendi aras›nda da zaman zaman önemli boyutlara varabilen bir kopukluk yaflamaktad›r. Bu birikimin hat›r› say›l›r bir bölümünün reformist ak›mlar›n etki ve denetimi alt›nda bulunmas› bir baflka önemli zaaf noktas›d›r. Gençlik hareketine iliflkin aç›k ve tutarl› bir perspektiften ve politikadan yoksunluk sorunu, komünistler d›fl›nda mevcut gençlik gruplar›n›n neredeyse tamam›n› kesen bu sorun üzerinde ise daha bafltan durmufl bulunuyoruz. Bütün bunlar›, tüm bu zaaf ve zay›fl›klar›n mant›ksal bir uzant›s› olarak birleflik bir örgütlenmeden yoksunluk tamamlamaktad›r. Fakat tüm bu sorunlara ve zaaflara ra¤men bugün ö¤renci hareketine etkin ve yolaç›c› bir müdahale tam da bu parçal› güçlerin birleflik bir örgütlenme ve pratik içinde seferber edilebilmesinden geçmektedir. Bu nesnel bir imkan oldu¤u kadar nesnel bir ihtiyaçt›r da. Nesnel bir imkand›r diyoruz; zira öznel planda birçok grup aras›nda bölünmüfl olsa da sözkonusu olan y›llar›n mücadelesi içinde ö¤renci hareketinin oluflturdu¤u ilerici-devrimci birikimdir ve nesnel varl›¤› ile gerçekte ona aittir. Nesnel bir ihtiyaçt›r diyoruz; zira ö¤renci hareketinin bu öncü birikimine dayanmak, genifl ö¤renci kitlelerine etkin ve baflar›l› bir yönelimin olmazsa olmaz kofluludur. Bu gücü toplam› içinde birleflik bir kuvvet olarak harekete geçiremedi¤imiz ölçüde, hiç de¤ilse bugün için genifl gençlik kitlelerinde yank› uyand›racak ve destek bulacak bir gençlik mücadelesi gelifltiremeyiz. Bu basitçe bir güç ve eylem birli¤i sorunu de¤ildir. Konunun böyle bir yan› da var elbet; fakat buradaki bak›fl aç›s› üzerinden ele al›nd›¤›nda, bu esas ve belirleyici olan yön de¤ildir. Yap›c› ve birlefltirici bir bak›fl aç›s›yla ele ald›¤›m›z için burada ilerici-devrimci gençlik güçleri olarak tan›mlamay› tercih etti¤imiz bu gençlik kesimi gerçekte bafll›ca üç sol ak›m›n etkisi alt›ndad›r. Bunlar refomist sol, devrimci-demokrasi ve komünist hareketten oluflmaktad›r ve do¤al olarak bize solun bafll›ca ak›mlar›n›n gençlik hareketi içindeki izdüflümlerini vermektedir. Bu üç ak›m aras›nda, özellikle de devrimcileri oluflturan son iki ak›m ile reformistler aras›nda sözü edilen türden birleflik bir gençlik eylemi ve örgütlenmesi ne derece gerçekçi ve olanakl›d›r? Bu soruya yan›t verirken öncelikle flunu belirtmek istiyoruz; biz ilerici-devrimci gençlik birikiminin birleflik bir güç olarak kullan›lmas›ndan sözederken, onu denetim alt›nda tutan çok say›da grubun buna ne denli istek gösterip gösterememesinden çok, kitlesel bir gençlik hareketini gelifltirme nesnel ihtiyac›ndan ve bunun nesnel olanaklar›ndan hareket ediyoruz. Sözkonusu birikim de y›llar›n ürünü olarak bu olanaklar›n bir parças›d›r. Bu birikimin çok say›da grup aras›nda da¤›lm›fl olmas› ise sorunun yaln›zca öznel yönüdür. Bu öznel durumun getirdi¤i güçlükleri ve engelleri aflmak üzere ilkelere dayal› sistemli ve inatç› bir mücadele yürütmek, sözü edilen nesnel olana¤› gençlik hareketini mevcut darl›ktan ve k›s›r döngüden kurtarmak hedefi çerçevesinde etkin biçimde de¤erlendirebilmenin koflullar›n› yaratmak, bugün gençlik hareketi alan›ndaki en önemli devrimci sorumluluk ve en acil devrimci görevdir. Sorun hiç de hiçbir biçimde olmayacak ya da kolay gerçekleflmeyecek hedefler üzerine hayal kurmak de¤il,

G e n ç l i ¤ i

33 77


E k i m G e n ç l i ¤ i

fakat köklü ideolojik ve politik konum farkl›l›klar›n› gözard› etmeden, buradan kaynaklanan say›s›z güçlükleri bir an bile unutmadan, ilerici-devrimci gençlik güçlerini mücadelenin öne ç›kan gündemleri ve ihtiyaçlar› do¤rultusunda giderek kurumlaflan bir mücadele birli¤i içine çekmek, bunu zamanla birleflik bir gençlik örgütlenmesi düzeyine vard›rmakt›r. Bu hedef zorlu bir mücadele gerektirmektedir kuflkusuz. Fakat hiç de¤ilse görünür gelecekte bugünkü k›s›r döngüden ç›k›fl için baflkaca bir yol ve imkan görünmedi¤ine göre, bu mücadeleyi inatç› bir biçimde vermekten baflka da bir çözüm yolu yoktur ortada. Mevcut gençlik hareketinin bu temel önemde ihtiyac› kendi sezgileriyle oldu¤u kadar hayat›n zorlamas›yla da duyuyor olmas› bu alanda önemli bir dayanak say›lmal›d›r. Belli durumlarda ciddi kopukluklar ve farkl›laflan tutumlar oluflsa bile, birçok durumda politik gençlik gruplar›n›n mücadelenin bas›nc› alt›nda birlikte ifl yapmaya duyduklar› e¤ilimden, buna iliflkin çok say›da pratikten sözediyoruz. Bunun sa¤land›¤› her durumda eylem ve etkinlikler nispeten baflar›l› olmufl, gençlik güçleri kendi içinde yak›nlaflm›fl, birleflik çaba ve eylemin etkisi mücadeleye sempatiyle yaklaflmakla birlikte bunun pratik gereklerinden uzak duran kesimlere de moral vermifl ve onlar› flu veya bu ölçüde eylem ve etkinliklerin içine çekmifltir. Gençlik içinde güç ve eylem birli¤inin nispeten kolay sa¤lan›yor olmas›n›n gerisinde hayat›n zorlamalar›, genel zay›fl›¤›n ürünü olarak birbirine tutunma ihtiyac› önemli bir rol oynuyor kuflkusuz. Ama bunun gerisinde gençlik gruplar› aras›ndaki iliflkilerin sol gruplar aras› iliflkiler kadar y›pranmam›fl olmas›n›n da önemli bir pay› oldu¤u unutulmamal›d›r. Bunda gençlik güçlerinin mücadelede yenili¤i de önemli bir avantaj rolü oynamakta, tam da bu sayede kökleflmifl önyarg›lar ve grupsal al›flkanl›klar gençlik içinde y›k›c› etkileri daha az gösterebilmektedir. Üstelik ö¤renci gençlik sosyal ve kültürel yap›s›yla gerçekte bu olumsuzluklara daha fazla aç›k oldu¤u halde.

Birleşik kitlesel gençlik örgütlenmesi ihtiyacı Temel önemde bir baflka sorun gençli¤in kitlesel örgütlenmesi sorunudur. Ekim’in bu say›s›nda konuya iliflkin olarak ayr›ca yay›nlad›¤›m›z kapsaml› bir de¤erlendirme, bu temel önemde soruna iliflkin olarak söyleyeceklerimizi burada nispeten k›sa tutmak olana¤› sa¤l›yor bize (bkz., Deneyimler Ifl›¤›nda Gençlik Örgütlenmesi). Çok uzun y›llard›r tart›fl›lan, birçok çevre taraf›ndan en önemli ve öncelik sorun olarak tan›mlanan, gençlik hareketindeki k›s›r döngünün ç›k›fl noktas› say›lan örgütlenme sorunu konusunda yaz›k ki bugün hala i¤ne ucu kadar bir yol al›nabil-

mifl de¤ildir. Bunun temel önemdeki bir nedeni gençlik mücadelesini geri düzeyi ve hareketin kitlesel yönden zay›fl›¤› ise, öteki bir temel nedeni de geleneksel sol gruplar›n çok de¤iflik biçimlerde kendini gösteren çarp›k anlay›fllar›d›r. Bu gruplar nazar›nda sorun çoktand›r birleflik bir kitlesel gençlik örgütlenmesi olmaktan ç›km›fl, her bir grubun kendince uygun gördü¤ü sözde modeller çerçevesinde kendi s›n›rl› güçlerini örgütlemek ve sonra da buna dayanarak sözümona kitleleri örgütlemek kayg›s›na dönüflmüfltür. Dar bir taraftar çevresini kapsamakla s›n›rl› kalan bu tür örgütlenmelerin ilgili gruplar›n kendi mezhepsel oluflumlar› olmaktan öteye gidemediklerini söylemeye gerek bile yok. Elbetteki herkes kendi taraftar çevresini flu veya bu biçim alt›nda örgütlenme hakk›na sahiptir; ama bu örgütlenmeleri gençlik mücadelesinin ihtiyac› olan kitlesel örgütlenmeler olarak sunmaya kalkmak gülünçtür ve ciddiyetsizlikten öte bir fley de¤ildir. Bugünün koflullar›nda gençlik hareketini kucaklamaya ve ilerletmeye hizmet edecek ve gerçekten kitlesel karakter tafl›yabilecek bir gençlik örgütlenmesi, ancak mevcut ilericidevrimci gençlik birikimini her düzeyde kapsayan bir birleflik örgütlenme olabilir. Nas›l ki gençlik hareketinin kitlelerle birleflmeyi baflarabilecek etkili bir ç›k›fl› bugünün koflullar›nda mevcut güçlere birarada dayanmay› gerektiriyorsa, ayn› flekilde, gençlik hareketinin örgütlenme sorununun sa¤l›kl› ve hareketi ilerletici çözümü de ancak bu güçleri birarada içeren bir örgütsel oluflumla olanakl› olabilir. Bunu güç, hatta bir hayal olarak görmeye kalkman›n gerisinde, ony›llar›n zihinlere ifllemifl grupçu önyarg›lar› ile bunun hem kayna¤› ve hem de ürünü olan grupçu pratikler olabilir ancak. Unutmayal›m; bu ülkede gençlik hareketinin kitlesel bir uyan›fl yaflad›¤› dönemde ortaya ç›kard›¤› örgütlenme (DevGenç), tam da bu türden bir birleflik örgütlenme idi ve bu örgüt bünyesinde de¤iflik e¤ilimden sol siyasal ak›mlar vard›. Birleflik gençlik örgütlenmesine iliflkin bu olumlu pratik, ‘70’li y›llar›n ilk kitlesel hareketlenme döneminde yeniden ortaya ç›kt›. Büyük kentlerde her e¤ilimden sol gençlik güçlerini birarada kapsayan ve birimler düzeyinde genifl bir kitlesel deste¤e sahip olan gençlik örgütlerinden sözediyoruz. ‹stanbul’da ‹YÖKD ve Ankara’da AYÖD bunun örnekleriydi. Bu örgütler tabandan gelen kitlesel bir ö¤renci hareketinin dinamizmine ve deste¤ine dayanmakla kalmad›lar, onu bir süre için baflar›yla kucaklay›p daha ileriye de tafl›d›lar. Fakat dönemin genifl çapl› kitlesel hareketi içinde güç kazanan ve kendi aralar›ndaki iliflkileri ço¤u kere çok da sa¤l›kl› olmayan nedenlerle bozulan küçük-burjuva ak›mlar h›zla birbirlerinden koptular. Böylece mücadele birli¤ini ve bunun uzant›s› olarak da örgütsel birli¤i yitirdiler. Herbirinin etraf›nda bugünün ölçüleriyle hayli genifl say›labilecek bir taraftar kitlesinin birikmifl olmas›, hiç de¤ilse bafll›ca büyük

33 88


ak›mlar› kendi kitlesel gençlik örgütlerini kurmaya yöneltti. Bugünün ölçüleriyle, bunlar binlerce, onbinlerce genci kapsayan gerçekten kitlesel örgütlenmelerdi. Fakat gençlik hareketinin o günkü çap› üzerinden bak›ld›¤›nda, gerçekte her bir grubun kendi taraftarlar›n› kapsamaktan öteye gidemeyen kitlesel çevre-çeper örgütlenmelerinden baflka bir fley de¤ildiler. O günün genifl olanaklar› içinde bu bölünmüfllü¤ün oluflturdu¤u zaaf çok da göze batm›yordu ya da ancak tek tek birimler düzeyine inildikçe sorun olarak kendini gösteriyordu. Çünkü birimler farkl› gençlik örgütlerine ba¤l› taraftar güçlerin zaman zaman çat›flmalara varabilen grupçu çekiflmelerine sahne oluyor ve bu durum do¤al olarak mücadeleye ciddi zararlar veriyordu. Özetle; ‘70’li y›llar›n ikinci yar›s›n›n grupçu ve bölücü küçük-burjuva zihniyeti, kendini önceleyen dönemin birleflik gençlik örgütlenmesi prati¤ini bofla ç›kard› ve bunun yerini alan grupçu pratikler, etkileri bugün çeflitli çevrelerde yaflayan bir çarp›k anlay›fla muazzam bir güç kazand›rd›. Buna ra¤men 12 Eylül sonras›n›n ilk toparlanma dönemleri, ortak zay›fl›¤›n da birlefltirici etkisi alt›nda, ortak örgütlenme aray›fllar›na sahne olabildi. Fakat bu kez de mücadele ile örgüt aras›ndaki iliflki gözden kaç›r›larak, kendi içinde ideal örgüt modellerinden hangisinin esas al›nmas› gerekti¤i k›s›r tart›flmas› kilitleyici ve ön t›kay›c› bir soruna dönüfltü. Örgütlenme sorunu çözülebildi¤i ölçüde gençlik hareketinin tüm öteki sorunlar› çözülür ve mücadelede mesafe al›n›r saplant›s›, hem mücadele ve hem de örgütlenme sorununu birarada ç›kmaza soktu. Sonuç gençlik hareketinin hala da afl›lamayan k›s›r döngüsü ile flu veya bu gençlik grubunun gençlik örgütlenmesi ad› alt›nda kendi tabela örgütlenmelerini yaratmaya çal›flmas› oldu. Gençlik hareketinin ihtiyaçlar›na yan›t verecek ve mücadeleyi gelifltirmeye hizmet edecek bir birleflik örgüt yap›s›na kavuflmas› gerçekten arzu ediliyorsa e¤er, öncelikle yap›lmas› gereken, bugüne kadarki mezhepçi pratiklerin yürekli bir elefltirisini yapmak ve bunun ürünü tüm yapay ve ifllevsiz sözde örgütlerden vazgeçmektir. Gerekti¤inde birlikte ifl yapabilen, birlikte eylem ve etkinlik örgütleyebilen ilerici-devrimci gençlik güçleri, bunu pekala birleflik bir kitlesel gençlik örgütlenmesi içinde çok daha iyi ve amaca uygun biçimde yapabilirler. ‹llerden bafllayarak bu tür birleflik örgütler kurulabilir ve bunlar bir yandan birimler düzeyinde ö¤renci birli¤i modeline göre örgütlenirlerken öte yandan ülke düzeyinde merkezileflme sorununu çözerler. Bugün için gençli¤in kitlesel örgütlenmesinin biricik gerçek çözüm yolu ve olana¤› budur. Buna biz hem yak›n tarihimizden dayanaklar bulabiliriz ve hem de, bugünün gençlik hareketinin (ortak güçsüzlü¤ün zorlay›c› etkisi alt›nda da olsa) birlikte ifl yapabilme pratiklerinin sa¤lad›¤› olumlu zemini bunun bir ilk olana¤› ve hareket noktas› sayabiliriz. Ve nihayet buna, gençlik d›fl›ndaki birçok kesimde halen varolan birleflik örgüt pratiklerini örnek olarak gösterebiliriz. Elbetteki iflçi s›n›f›n› ya da kamu çal›flanlar›n›, dolay›s›yla onlar›n sendikal örgütlerini gençlikle ve gençlik örgütlenmesiyle bir tutma yoluna gidemeyiz. Fakat buna ra¤men flu aç›k olguya kuvvetle iflaret edebiliriz: Bugün gençlik d›fl›nda neredeyse her kesimin birleflik bir kitlesel örgütlenmesi var ve farkl› siyasal ak›mlar, kendi aralar›nda zorlu iç mücadeleler de yürüterek, bu örgütler içinde birlikte kalabiliyor, çal›flabiliyorlar. ‹flçi s›n›f› içinde, kamu çal›flanlar› içinde, mimar-mühendis odalar› içinde, hukukçular içinde ya da örne¤in tutuklu aileleri dayan›flma örgütleri içinde birlikte çal›flabilen sol siyasal ak›mlar neden bunu birleflik bir gençlik örgütlenmesi içinde de baflarmas›nlar ki? Geçmiflte bunun

baflar›ld›¤› görülebildi¤ine göre bugün bu neden baflar›lamas›n? Bunun önünde nesnel mant›¤a sahip ne türden bir engel olabilir? Ya da grupçu zihniyet ve pratiklerin, bunlar›n ola¤an hale getirdi¤i grupçu ve mezhepçi önyarg›lar›n, ve nihayet, kendine güvensizli¤in d›fl›nda ciddi herhangi bir engeli olabilir mi?

Birlik mücadele birlik Burada flimdilik üzerinde k›saca duraca¤›m›z son bir sorun, birleflik gençlik mücadelesi ve örgütlenmesinin gerektirdi¤i yap›c› ve gelifltirici iç mücadeledir. Birleflik mücadele, eylem ve örgütlenme aray›fl› ve çabas›, hiçbir biçimde farkl› konumlar›n ifade etti¤i anlam› ve yaratt›¤› sorunlar› ortadan kald›rmayaca¤› gibi, bu farkl›l›klar üzerinden sürekli bir ideolojik mücadele ve tart›flmay› da gereksiz k›lmaz. Tam tersine, burada ortaya koymufl bulundu¤umuz yaklafl›m ve çözümlerin baflar›s› tam da böyle bir mücadeleyi özellikle gerektirir. Fakat bu çerçevede önemli olan, bu mücadelenin birlikte ifl yapma süreci içinde yürütülmesi ve gerisin geri bunu güçlendiren sonuçlar yaratabilmesidir. Biz inan›yoruz ki bu tutum hem mücadeleyi ve hem de ortak çal›flmada ve mücadelede devrimci tutarl›l›¤› temsil edenleri güçlendirecektir. Bu tutarl›l›¤› kimler temsil ediyorsa vars›n onlar güçlensinler, yeter ki bu süreçten genel olarak gençlik hareketi ve mücadelesinin kendisi de güçlenerek ç›kabilsin. Dolay›s›yla mücadelenin güçlenmesi samimi kayg›s›n› güdenler ile mücadelede tutarl›l›¤› temsil ettiklerine inananlar›n, birleflik mücadele ve örgütlenmeye dayal› tutuma içtenlikle ve kararl›l›kla destek vermeleri gerekir. Tersinden ise, görüfl ayr›l›klar›n› ilerici-devrimci gençlik güçlerinin birleflik eylemi ve örgütlenmesi politikas›n›n önüne bir engel olarak ç›karanlar, ya da güç ve eylem birli¤inin ilkeli bir ideolojik mücadeleyle içiçe yürümesinden rahats›z olup birlikte davranmaktan yan çizenler, bu davran›fllar›yla mücadelenin genel ç›karlar›n› temel almad›klar›n› a盤a vurmakla kalmazlar, yan›s›ra böylece kendilerine, çizgi ve pratiklerine güvensizliklerini de ortaya koymufl olurlar. Biz, bu zeminin yarat›lmas› durumunda, halihaz›rda gençli¤in politize olmufl kesimleri içinde nispeten a¤›rl›kl› bir yer tutan ve konumuyla gençlik hareketini geriye çekerek bir baflka sorun kayna¤› haline gelen reformizme de etkili bir darbe vurulaca¤›na inan›yoruz. Reformizm bugünkü etkinli¤ini, hep vurgulayageldi¤imiz genel baz› etkenlerin yan›s›ra, bugünün gençlik hareketi içinde geleneksel halkç› gruplarca ›srarla sürdürülen zaafl› tutum ve davran›fllara da borçludur. Birleflik bir mücadelenin ve örgütlenmenin sa¤lad›¤› uygun zeminde bu zaaflar›n en aza indirilmesi, reformist ak›mlar›n buna dayal› istismar›n› da önemli ölçüde bofla ç›karacakt›r. Böylece mücadelenin sorunlar› karfl›s›ndaki gerçek tutumlar ve mücadele prati¤i içindeki gerçek davran›fllar, reformist ak›mlar› gençlik hareketi içinde yerli yerine oturtacakt›r. *** Gençlik hareketinin sorunlar› burada s›ralad›klar›m›zdan ibaret de¤il kuflkusuz. Biz flimdilik en önemli ve öncelikli gördüklerimizi ortaya koymufl olduk. Ekim’in gelecek say›s›nda bu konuya devam edece¤iz ve bunu komünist gençli¤in güncel görevleriyle birlefltirece¤iz.

(Türkiye Komünist ‹flçi Partisi Merkez Yay›n Organ› Ekim’in Ekim 2004 tarihli 239. say›s›n›n baflyaz›s›d›r...)

33 99

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

G ee n G nç ç ll ii k k h ha ar re ek ke e tt ii n n ii n n s so or ru un n ll a ar r ›› … …

Deen D neeyyiim mlleerriinn ››flfl››¤€››nnddaa ggeennççlliikk öörrggüüttlleennm meessii

Gençlik hareketi y›llard›r bir k›s›r döngü içerisindedir. Belli aral›klarla anlaml› say›labilecek ç›k›fllar yapmas›na karfl›n, bunlar mevcut k›s›r döngüyü parçalayan bir düzey oluflturamamaktad›r. Bu ise bir sonraki ç›k›fla kadar olabildi¤ince geri çekilmifl bir gençlik hareketi tablosu ç›karmaktad›r ortaya. Sa¤lam bir devrimci önderli¤in olmad›¤› koflullarda geliflen veya geliflme dinamikleri bar›nd›ran her kitle hareketi, yorulmaya, geri çekilmeye ve yenilmeye mahkumdur. Bugün gençlik hareketinde yaflanan k›s›r döngünün temel bir nedeni de bu, yani önderlik sorunudur. Gençlik hareketine do¤ru ve sa¤lam temellerde önderlik edilemedi¤i koflullarda bu k›s›r döngünün parçalanma flans› da bulunmamaktad›r. Komünistler ilk ç›k›fllar›ndan itibaren gençlik hareketinin sorunlar›na yak›n ilgi göstermifl, geliflen sürece paralel olarak yaflanan sorunlar› çeflitli yönleriyle tart›flm›fl ve bu alanda önemli aç›kl›klar oluflturmufllard›r. Bugün gençlik hareketine önderlik sorunu, a¤›rl›kl› olarak örgütlenme ve kitle mücadelesi-örgüt iliflkisi sorunu alan›nda karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bu sorun çerçevesinde yaflan›lacak bilinç aç›kl›¤›, gençlik hareketine devrimci önderlik sorununun çözümünde bize önemli imkanlar sa¤layacakt›r. Bu nedenle komünistlerin geçmifl dönem birikiminin tekrar irdelenmesi ve bu de¤erlendirmeler çerçevesinde sorunun güncellenmesi özel bir önem tafl›maktad›r. Gençlik hareketinin güncel durumu Gençlik hareketi 2000’lerin bafl›nda, Zindan Direnifli’nin sars›c› etkisiyle ileri unsurlar› flahs›nda bir toparlanma yaflad›. Bu ilk dönem hareketlili¤i, gençlik içerisinde mayalanan bir dizi imkan›n s›n›rlar› henüz oldukça dar da olsa bir ilk göstergesi oldu. Bu, gençli¤in yo¤un bir iktisadi ve siyasal kuflatma alt›nda bulundu¤u bir dönemdi de ayn› zamanda. E¤itim alan›na neo-liberal politikalar çerçevesinde sald›r›lar›n boyutlanmaya bafllad›¤›, Türkiye kapitalizminin yaflad›¤›

yap›sal krizlerin bir sonucu olarak gençli¤in geleceksizlik sorununun çok daha yak›c› bir hale geldi¤i bu dönem mücadele dinamikleri aç›s›ndan da önemli imkanlar bar›nd›rmaktayd›. Oysa ki gençlik hareketi bu imkanlar›n çok gerisinde bir hareketlilik içerisindeydi. Çeflitli üniversitelerde ortaya ç›kan sorunlar üzerinden yaflanan tekil hareketlilikler d›flta b›rak›l›rsa, bir hareketlilikten dahi söz etme flans› bulunmamaktayd›. Ölüm Orucu Direnifli ise politik bir gündem olarak gençlik hareketinde mayalanan bu imkanlar›n üzerine geldi. Bu sürecin sars›c› etkisiyle ileri gençlik güçleri h›zl› bir politizasyon ve eylemsel süreç içerisine girdiler. Üniversitelerde yaflanan durgunluk yerini dinamik bir ortama b›rakt›. Ancak bu ölçüde politik bir gündemin a¤›r yükünü devrimci gençli¤in c›l›z omuzlar› kald›ramayacakt›. Nitekim de öyle oldu. Ölüm Orucu Direnifli’nin ele al›n›fl›ndaki tek yanl›l›k, s›n›f ve kitle hareketindeki durgunluk, devletin yayg›n olarak uygulad›¤› faflist terör, 19 Aral›k katliam› sonras›nda bu gündem temelinde ortaya ç›kan hareketlili¤i de önemli ölçüde s›n›rlad›. Buna karfl›n ileri gençlik güçleriyle s›n›rl› olarak yaflanan bu politizasyon sonraki süreci önemli ölçüde etkiledi. Nitekim sonraki dönem, tüm bu sürecin bir sonucu olarak, gençlik güçlerinin yayg›n olarak kat›ld›klar› 6 Kas›m ve 1 May›s eylemlerine sahne oldu. Gençlik bu süreç içerisinde içsel ve d›flsal bir dizi gündem üzerinden hareketlenme yaflad›. Ölüm Orucu Direnifli üzerinden yaflanan hareketlili¤in hemen sonras› gündeme getirilen YÖK yasa tasar›s›, ileri gençlik güçleri ile s›n›rl› bu hareketlili¤in genel ö¤renci kitlesine yay›lmas›n›n önemli imkanlar›n› bar›nd›rmaktayd›. Ancak bu dönem hareketlili¤i de ileri gençlik güçleriyle s›n›rl› kald›. Yaz

44 00


dönemi ile beraber sistemin iç çeliflkilerinin bir sonucu olarak YÖK yasa tasar›s› bir süreli¤ine ertelendi. Üniversitelerde bir döneme yay›lan kitle çal›flmalar›n›n ve eylemlerin bir sonucu olarak yap›lan 18 May›s eylemi ise, sonraki sürece istenilen (daha çok beklenilen) düzeyde bir etki b›rakamad›. Gençli¤in içsel bir gündemi olarak yasa tasar›s› gündemi sonras›nda, d›flsal olarak emperyalist sald›rganl›k, Irak savafl› ve iflgali ile Filistin sorunu gençlik hareketine damgas›n› vuran gündemler oldular. Özellikle Irak savafl› döneminde ülke ve dünya çap›nda geliflen savafl karfl›tl›¤›, ilk olarak ve derin bir flekilde gençli¤i etkiledi. ‹lerici-devrimci gençlik hareketi özellikle d›flsal gündemlere anlaml› denebilecek bir ilgi göstermektedir. Bu ise, genel gençlik kitlesiyle buluflamayan ve ileri unsurlarla s›n›rl› kalan bir gençlik hareketi içerisinde, ileri güçlerin yaflad›¤› politizasyonun düzeyini ortaya koymaktad›r. Irak’a yönelik emperyalist savafl› önceleyen bu döneme damgas›n› vuran ise 1 Mart (2003) eylemi olmufltur. Ankara’da 80 bin kiflinin kat›ld›¤› büyük savafl karfl›t› eylemde, siyaset ve sendika pankartlar› arkas›nda gençli¤in tuttu¤u özgün yer, öte yandan çeflitli üniversitelerden gençlik güçlerinin oluflturdu¤u yaklafl›k 5 bin kiflilik ba¤›ms›z kortej, gençlik hareketinin imkanlar›n› somut olarak göstermifl ve önderlik ihtiyac›n›n yak›c›l›¤›n› bir kez daha ortaya koymufltur. Sermaye devleti, bu dönemde gençli¤e dönük sald›r›lar›n›, yayg›n bir soruflturma ve hukuk terörü ile boyutland›rm›flt›r. Onlarca üniversitede binlerce ö¤renci bu soruflturma ve hukuk terörüne maruz kalm›flt›r. Bu ise gençlik hareketini savunma çizgisine geriletmifl, ileri gençlik güçlerinde belli bir yorulma yaratm›flt›r. Bu süreçte örülen çal›flmalar, tüm eksik ve yanl›fl yanlar›na karfl›l›k üniversitelerdeki devrimci siyasal çal›flmalar› toptan tasfiyeye yönelmifl bu sald›r›y› belli bir baflar›yla püskürtmüfl, ancak vurgulaya geldi¤imiz sorunlar›n derinleflmesini yine de engelleyememifltir. Soruflturma karfl›t› çal›flmalar›n hemen ard›ndan gündeme gelen 13 Mart (‘04) eylemi ise, kendi dar s›n›rlar› içerisinde militan ve coflkulu bir eylem olmas›na karfl›l›k, öncesiz ve sonras›z bir eylem olmaktan öteye gidememifltir. Öncesinde üniversitelerde örülen çal›flmalar›n propaganda çerçevesine s›k›flmas›, yeterince dinamik ve eylemli bir ön sürecin örülememifl olmas›, eylemin ileri unsurlar› kapsamas›n› sa¤layacak esnek örgütlenmelerin zorlanmamas›, eylemi örgütlü gençlik güçlerine s›k›flt›rm›flt›r. Bu iki nedenin sonucu olarak, militanl›¤›n›n ve coflkusunun yaratt›¤› olumlu motivasyonu d›flar›da tutarsak, bu eylemden sonras›na pek bir fley tafl›namam›flt›r. Gençlik, siyasal aç›dan önemli imkanlar tafl›yan bir gündem olmas›na karfl›n, NATO karfl›t› çal›flmalara ise neredeyse tümüyle haz›rl›ks›z bir bafllang›ç yapt›. Soruflturma karfl›t› süreçten anlaml› kazan›mlar ve güçlü bir politik iradeyle ç›kmas›na karfl›n aylarca savunmaya hapsolan, arkas›ndan neredeyse tümüyle eylem alan›ndan ibaret kalan 13 Mart eylemi ile ç›k›fl arayan gençlik hareketi, NATO karfl›t› süreçte de istenilen bir etki oluflturamad›. Zaten s›n›rl› bir zaman dilimine s›k›flm›fl olan bu süreç,

E k i m G e n ç l i ¤ i

tafl›d›¤› çok özel imkanlara karfl›n yeterince etkin bir biçimde de¤erlendirilememifl oldu. (Okmeydan› eyleminin, eylem kitlesinin darl›¤› karfl›s›nda a¤›rl›kl› olarak gençlik güçlerinden oluflmas›, bu olumsuz tabloya karfl›n yine de dikkate de¤er bir olgudur.) Kitle mücadelesi ve örgüt sorununun güncel kapsamı Önce gençlik hareketinin zaman zaman yaflad›¤› ç›k›fllar›n s›n›rlar›n› incelemekte fayda var. Bu durumun tart›fl›lmas›na flu temel hareket noktas›ndan bafllayal›m: Bugün ö¤renci hareketi hiç de mevcut örgütsüzlük koflullar›na mahkum bulunmamaktad›r. Baflka bir deyiflle, ö¤renci hareketinin mevcut örgütsüzlük düzeyi hiç de kendi gerçek düzeyini yans›tmamaktad›r. Gençlik güçlerinin bir dizi aray›fl içerisinde oldu¤undan kuflku duyulmamal›d›r. Bir çok üniversitede var olan otonom örgütlenmeler, çeflitli düzeylerde politik bir nitelik tafl›yan kulüp ve topluluklar, bu aray›fllar›n hedefsiz olmas›na karfl›n somut göstergeleri say›lmal›d›r. Yine bir dizi politik süreçte -ki büyük bir k›sm› savafl vb. politik d›flsal süreçlerdir- gençlik mevcut görüntüsünün çok ötesinde ç›k›fllar yapabilmektedir. Ancak bu aray›fllar ve anlaml› say›lmas› gereken ilerlemeler her seferinde ayn› akibetle karfl›laflmakta, gençlik hareketinin geniflleme dinamikleri k›s›r tart›flmalar ve grupsal ç›karlarla heba edilmektedir. Bu dinamikler bir ad›m ileri örgütsel aç›l›mlar üretemedi¤i için, hareketin süreklileflmesinin ve

44 11


E k i m G e n ç l i ¤ i

nitel planda kendini gelifltirmesinin olanaklar› ortadan kalkmaktad›r. Kitle mücadelesi-örgüt iliflkisi aç›s›ndan reformist ve devrimci kanad›yla geleneksel sol hareket tam bir k›s›r döngü içerisindedir. Her hareketlilik sürecinde veya her politik gündem üzerine, yap›lan onlarca saatlik tart›flmalardan, k›s›r çeliflkiler ve sorumsuzca tav›rlar d›fl›nda elle tutulur bir sonuç ç›kmamaktad›r. Reformist örgütlenmeler gençlik hareketinin mevcut düzeyini politik planda gelifltirme hedefi gütmeyen örgütlenmeler prati¤i içerisinde debelenip durmaktad›r. “Kitlelerin verili durumu”, “akademik-demokratik mücadele s›n›rlar› içerisinde kitleleri e¤itmek”, “kitle inisiyatifi oluflturmak” gibi argümanlarla ise iflin teorisi yap›lmaktad›r. Örgütlenmenin kitle hareketini gelifltirici bir araç olma özelli¤ini yok sayan bu prati¤in sonuçlar›, heyecanl› bir bafllang›c›n sonunun getirilememesi olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r. NATO karfl›t› süreçte, ÖDP Gençli¤i ve bir dizi otonom örgütlenmenin beraber ördü¤ü ve etkili bir bafllang›ç yapm›fl gibi görünen “Leviathan” kampanyas› buna bir örnektir. Çeflitli devrimci gençlik gruplar› ise y›llard›r b›kmadan devam ettikleri ve her seferinde ise kendi dar çevreleri ile buluflma sonucunu do¤uran flablonlar üretmekle u¤raflmak d›fl›nda bir fley yapmamaktad›rlar. Gençli¤in politik sorunlara dönük ilgisini küçümseyen, gençlik hareketinin politikleflmesinde mesafe al›nmad›kça örgütlenmesinde de mesafe al›namayaca¤›n› anlamayan bu gruplar, reformist politik platformun uzant›s› eylemsel ortakl›klar d›fl›nda, gençlik hareketine politik bir yönlendiricilikte bulunmamaktad›rlar. Kitle hareketinin düzeyini kendi örgütlülü¤ünden menkul görenlerin, kitle hareketinin geliflmesi sorununu öncü ç›k›fllara havale edenlerin prati¤inin baflka türlü olmas› da beklenemez zaten. Bunlar›n sonucunda ise gençlik hareketi mevcut düzeyinin çok gerisinde bir örgütsel tabloya, y›llard›r afl›lamayan reformist kuflatmaya ve sonuçsuz k›s›r bir döngüye mahkum olmaktad›r. Hareket-örgüt diyalektiğinin asıl kapsamı Ö¤renci gençlik hareketinin yak›n dönemde oldu¤u gibi bugün de temel sorunu hala politizasyon sorunudur. Gençlik hareketinin politiklefltirilmesinde mesafe al›nmad›kça onun örgütlenmesinde de mesafe al›nmayacakt›r. Bu nedenle hareketin ihtiyaçlar›na göre oluflturulmayan, onun nitel ve nicel planda geliflmesini ve politikleflmesini önüne hedef olarak koymayan her örgütlenme, gençlik hareketine d›flar›dan dayat›lan ölü bir “flablon” olman›n ötesine gidemeyecektir. Bizim gençlik hareketi aç›s›ndan y›llard›r tekrarlaya geldi¤imiz; “Gençlik hareketinin eylem dinamizmi, düzeyi, geliflme seyri ve bu seyrin de¤iflik zamanlarda ald›¤› biçimler hesaba kat›lmad›¤› sürece, ö¤renci gençli¤in örgütlenme sorununa kendi içerisinde yapay müdahalelerle çözüm getirilemez. Çünkü örgütün kendisi kitlesel hareketlili¤e, onun kapsam›na, niteli¤ine ve düze-

yine do¤rudan ba¤l›d›r.” de¤erlendirmesi bugün de güncelli¤inden hiçbir fley kaybetmemifltir. Bizim y›llard›r vurgulad›¤›m›z ve devrimci hareketin bir türlü anlayamad›¤› bu gerçek, hareket-örgüt diyalekti¤inin abc’sini oluflturmaktad›r. Bugün as›l görev genifl kitlelere ulaflmak, kitlelerin içerisinde biriken hoflnutsuzlu¤u a盤a ç›kartmak ve bunu devrimci kanallara ak›tmakt›r. Bunlar reformist politik platformun tan›mlad›¤› gibi, aflamalara bölünmüfl de¤il fakat içiçe geçmifl bütünsel organik süreçlerdir. Gençlik hareketi aç›s›ndan çeflitli dönemlerde akademik-demokratik ajitasyon ön plana ç›kabilir, bunda akla ayk›r› bir yan bulunmamaktad›r. Ancak böyle dönemlerde dahi politik ajitasyonu geriye atmak, tam da reformizmin düfltü¤ü durum gibi, kitle hareketini k›s›r bir döngü içerisine sokmak anlam›na gelir. Lenin tam da konumuz üzerinden devrimcilerin bu soruna nas›l bakmalar› gerekti¤ini tüm aç›kl›¤› ile ortaya koymufltur: “Devrimcilerin görevi bu akademist protestocu y›¤›n›na çat›flman›n nesnel olarak önemini aç›klamakt›r. Bu çat›flmay› bilinçli bir politik çat›flmaya dönüfltürmektir. Bu yo¤un bir siyasal ajitasyon gerektirir. Ve siyasal ajitasyon hiçbir zaman bofla gitmez. Ve bu ajitasyonun baflar›s› da derhal ço¤unlu¤un politik bir eyleme çekilip çekilmemesiyle ölçülemez.” Reformist ve devrimci kanad›yla sol hareket kitle mücadelesi içerisinde yapay çözümler, masa bafl› flablonlar ve politik müdahaleyi ulafl›lmaz bir gelece¤e atan çözümler ürete dursun, bizim aç›m›zdan as›l sorun gençlik hareketini politiklefltirmek ve giderek devrimcilefltirmektir. Gençlik hareketine devrimci önderlik sorununun dü¤üm noktas›n› da buras› oluflturmaktad›r. Bu örgüt sorununun da sa¤l›kl› ve amaca uygun biçimde çözülebilmesinin tek olanakl› yoludur. Kitle örgütleri hem kitle hareketinin geliflme dinamizminin bir ürünü ve hem de gerisin geri bu hareketi daha da gelifltirmenin, biçimlendirmenin ve kal›c› mevzilere kavuflturman›n bir arac›d›r. Bu zamana kadar üzerinde durdu¤umuz temel önemde gerçek, örgüt sorununun gençlik hareketinin geliflme dinamizmi içinde ele al›nmas› zorunlulu¤u, yani gençlik örgütlenmesi sorununun çözümünün gençlik hareketinin geliflimiyle olan s›k› ve kopmaz iliflkisiydi. Bu bir çubuk bükmeydi de ayn› zamanda; zira gençlik hareketini gelifltirmeye yönelik tüm öteki politik sorunlar ve sorumluluklar bir yana b›rak›larak, masa bafl› örgüt modelleriyle gençlik hareketine sözüm ona bir ç›k›fl yolu haz›rlamak, geleneksel solun tümünü kesen bir ortak davran›flt›. Üstelik bunu herkes kendi bildi¤i tarzda ve kendi s›n›rl› güçleriyle uygulamaya koyuyor, do¤al olarak sonuç ölü do¤an dar grup tekkeleri olmaktan öteye gidemiyordu. Geride kalan y›llar bu türden sözde örgütsel çözümlerin sonuçsuzlu¤unu en dar kafal›lar›n bile görüp anlayabilece¤i bir aç›kl›kta ortaya koymufl bulunuyor. Bu nedenle biz gelinen yerde, politik çal›flma ve müdahalenin belirleyicili¤ini bir an bile unutmaks›z›n, örgütün kitle hareketini gelifltiren araç olma özelli¤ine a¤›rl›k vermek, dikkati giderek daha etkili biçimde bu soruna çekmek istiyoruz. Gençlik hareketi her dönem hareketin düzeyiyle uyumlu ve ihtiyaçlar›n› karfl›layabilen çeflitli kitelesel örgüt

44 22


biçimleri ortaya ç›kartmak potansiyeline sahiptir. Subjektivizme ve grupçulu¤a düflmeden bu biçimleri somutlamak, hareketin durumunu ve olanaklar›n› en do¤ru bir biçimde de¤erlendirerek örgüt sorununa uygun çözümler bulmak devrimci önderlik sorumlulu¤u kapsam›ndad›r. Bu süreci flöyle özetleyebiliriz: Gençlik içerisinde bir kitle çal›flmas› yap›yorsunuz. Bu çal›flma ilk sonuçlar›n› üretmeye bafllad›¤› andan itibaren, bu ilk ileri unsurlar bir araç aray›fl›na gireceklerdir. E¤er ortada buna uygun bir örgütlenme varsa, bu örgüt kendi önderli¤ini gerçeklefltirir. Ancak böyle bir örgütlenmenin olmad›¤› koflullarda bu arac› oluflturmakla yükümlüsünüz demektir. Böyle bir araç izledi¤iniz politik çizgi çerçevesinde hedef kitleye daha güçlü ve kolay biçimde ulaflman›z› sa¤layacakt›r. Bu aç›dan her politika kendine bir araç do¤urur ve ortaya ç›kan her araç o politikay› daha güçlü temellerde hayata geçirmenizi sa¤lar. Bu aç›dan bugün var olan örgüt modelleri tart›flmas›n›n sorunu çözen bir yan› bulunmad›¤›n› bilmek, ancak kitle hareketinin her somut düzeyinden çeflitli (geçici ya da kal›c›, birimsel/yerel ya da giderek genelleflen ve merkezileflen) örgüt ve/veya örgüt ad›mlar› ile ç›kmak zorunday›z. Yakın dönem gençlik hareketimizin örgüt deneyimleri Öncelikle ‘60’lardaki yükselifl döneminin ortaya ç›kard›¤› iki örgüte k›saca de¤inmekte fayda var. Bunlar Fikir Kulüpleri Federasyonu ve daha sonra onu izleyen DEV-GENÇ’tir FKF, ‘60’larla beraber politikleflen gençlik kitlelerinin ileri unsurlar›n›n politik aray›fllar›n›n do¤rudan bir yans›mas› olarak flekillenen bir örgütlenmedir. Bir baflka ifadeyle FKF, gençlik hareketinin en dinamik, önder ve sürükleyici unsurlar›n›n politik aray›fllar›n›n bir ifadesiydi. Bunun bir sonucu olarak gençlik hareketinin sorunlar›ndan çok gençlik önderlerinin politik aray›fllar›n›n ortaya ç›kartt›¤› sorunlarla ilgilendi. FKF’nin kuruldu¤u ilk dönem kendisini “iflçi s›n›f›n›n sosyalist partisi” olarak niteleyen T‹P’in arkas›ndan gitmesi bu aray›fl›n bir sonucudur. FKF’nin bu ilk dönemi gençlik hareketi aç›s›ndan da bir darl›¤› ifade etmekteydi. Ancak ‘68 y›l›na gelindi¤inde gençlik hareketi bir s›çrama içerisine girdi. Kitlesel kat›l›m ve kapsam bak›m›ndan h›zla geniflledi, kitlesel ve militan bir karakter kazand›. Hareket bafllang›çtaki geliflme ivmesini oluflturan akademik-demokratik çerçevesinin d›fl›na taflt›, ülke ve toplum sorunlar›na yönelerek h›zla politik bir nitelik kazand›. Nitekim okullarda gerçekleflen ve akademik-demokratik istemlere yönelen iflgal ve boykot hareketlerini ‘69-70 y›llar›na gelindi¤inde yayg›n anti-emperyalist kitle gösterileri izledi. Bu sürece paralel olarak FKF’ de geliflmekte ve önünü t›kayan reformist önderli¤i aflma e¤ilimi göstermekteydi. Gençlik hareketi çok geçmeden bunu baflard›. FKF’nin DEV-GENÇ’e dönüflmesi bir bak›ma bunun ifadesi oldu. Bu de¤iflim, hareketin geliflmesinin ve h›zla politikleflmesinin, giderek devrimci bir dinamizm kazanmas›n›n bir

E k i m

yans›mas›yd›. Sürece yan›t veremeyen önderli¤in ve örgütsel biçimlerin afl›lmas›yd› yaflanan. Bu çerçevede DEV-GENÇ, böylesi bir siyasal süreç içerisinde ve hareketin öz dinamikleri temelinde oluflmufl bir gençlik örgütlenmesi örne¤idir. Bunu DEV-GENÇ’in ‘71’e kadarki örgütlenme fleklinde tüm aç›kl›¤› ile görmek mümkündür. DEV-GEÇ birimlerde flubeleri olmakla beraber, as›l gücünü bu flubelerin yan› s›ra var olan (ve bu flubeler arac›l›¤› ile etkin oldu¤u) “ö¤renci birlikleri”nden almaktayd›. Ö¤renci birlikleri üniversite ve fakültelerde kurulan, bulundu¤u birim kitlesini kucaklayan meflru ö¤renci örgütlenmeleriydi. Devrimci hareketin sürekli öykünmesine karfl›l›k gözünü kapad›¤› bu olgusal gerçek, DEV-GENÇ’in dönemin tek kitlesel, meflru ö¤renci öz örgütlenmesi olmas›n› sa¤lamaktayd›. (Bunun 12 Mart’› izleyen yeni devrimci yükselifl döneminde bir daha baflar›lamad›¤›n›, solun afl›r› bölünmüfllü¤ü temelinde say›s›z grup örgütlenmesinin gençlik hareketini kucaklayan genel bir gençlik örgütlenmesinin yerini ald›¤›n› biliyoruz). Çok daha yak›n bir dönem üzerinden bir baflka deneyime bakal›m. Bu, ‘96 sonras› dönemde ortaya ç›kan Ö¤renci Koordinasyonu ve Üniversite Ö¤renci Platformudur (ÜÖP). Ö¤renci gençlik hareketinin ‘95-96 sürecinde harçlar üzerinden yaflad›¤› ç›k›fl›n ilk örgütsel sonucu Ö¤renci Koordinasyonu olmufltur. Koordinasyon ilk olufltu¤u süreçten itibaren, alttan üste bir örgütsel iflleyifli amaçlaflt›ran ve bileflim aç›s›ndan tümüyle heterojen bir örgütlenmeydi. Çeflitli rock gruplar›ndan anarflist ve otonom örgütlenmelere, reformist siyasetlerden çeflitli kulüp ve topluluklara kadar çok genifl ve farkl› bileflenlerden oluflmaktayd›. Fakat olaylar›n geliflme seyri içinde Koordinasyon reformist-akademist yönelime oturdu ve kitlesel temellerde geliflmeye bafllayan ve ayn› h›zla politikleflen gençlik hareketinin önünde bir duvar haline geldi ve h›zla ifllevsizleflti. Koordinasyon’un o günlerde ortaya koydu¤u eylemler hareketin geliflmesinin ve politikleflmesinin önünde nas›l bir barikat oluflturdu¤unu somut olarak göstermektedir. Harçlara karfl› saç kesme eylemleri vb., Koordinasyon’un geliflen kitle hareketine önerdi¤i temel eylem biçimlerini oluflturmaktayd›. Bu süreç içerisinde yükselen hareket, ihtiyaçlar›n› karfl›layacak politik ve militan bir önderlik arad›kça devrimci harekete yönelmifltir. Bu sürecin bir sonucu olarak ise ÜÖP do¤mufltur. Devrimci gençlik örgütlenmelerinin

44 33

G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

oluflturduklar› bu platform, örgütsel yap›s›yla de¤il ama gençlik hareketinin ihtiyaçlar›na yan›t verebilecek politik düzeyi ile bir anda çekim merkezi haline gelmifltir. 4-5 fiubat Taksim eylemiyle s›çrayan süreç, ÜÖP’ü etkin bir örgütlenme haline getirmeye bafllad›. ÜÖP özellikle ilk süreçte politik aç›dan hareketin önünü açacak tutumlar içerisine girmesine karfl›n, birimlere yönelen ve örgütlü unsurlar d›fl›ndaki kitleyi içerisine katmaya çal›flan bir örgütsel flekillenifl içerisine giremedi. Ve devrimci güçlerin eylem birli¤ini sa¤layan bir platform olman›n ötesine gidemedi. Sonuçta da hareketten politik planda koparak, kitle hareketinin geri çekilmesiyle beraber yok oldu. Öğrenci birliği modeli ve platformlar Bugüne kadar ö¤renci hareketinin örgütlenme sorunu çeflitli çevreler taraf›ndan ortaya at›lan flablonlar üzerinden tart›fl›lm›fl, çözüm yine bu flablonlar üzerinden bulunmaya çal›fl›lm›flt›r. Oysa ö¤renci hareketi bir model üzerine yükselecekse e¤er, bu model geçmifl ö¤renci gençlik hareketinin ortaya ç›kard›¤› “ö¤renci birli¤i” modeli olabilir ancak. Geçmiflte ( ‘71’e kadar DEV-GENÇ’in birimlerdeki örgütlenme modeli, ‘70’li y›llarda ODTÜ-Der’in baflar›l› bir ö¤renci birli¤i prati¤i ile ÖTK’ya dönüflmesi vb.) denenmifl ve kitle hareketini kucaklaman›n ve harekete geçirmenin çok elveriflli bir arac› oldu¤unun görülmüfl olmas›na karfl›l›k, bugün bu modeli komünistler d›fl›nda tart›flan bir siyaset bulunmamaktad›r. Ö¤renci birli¤i modeli herhangi bir düzeyde ö¤renci örgütlemesine alternatif de¤il, onun birim taban›na dayal› örgütsel omurgas› olarak tan›mlanabilir. Örgütlenme birimler temelinde oluflan ve en alt birimden en üste do¤ru flekillenen bir organizma olacaksa e¤er, ö¤renci birli¤i iflte bu organizman›n ad›d›r. Ö¤renci birli¤i meflruiyetini herfleyden önce kendi fiili varl›¤›ndan ve gücünden alan bir kitlesel örgütlenme biçimidir. Öte yandan ö¤renci birli¤i temeli üzerinde yükselen genel bir gençlik örgütlenmesi, örne¤in yasal planda ortadan kald›r›lmak istendi¤inde bile yap› ve örgütsel iflleyifl mekanizmalar›n› sürdürebilir. Alttan seçilmifl temsilciler temelinde üste do¤ru flekillenen ö¤renci birli¤i, tüm ö¤renci kitlesini kapsayacak bir model olarak de¤erlendirilemez. Bu gerçek hayatta karfl›l›k bulmas› olanaks›z bir beklenti olur. Herhangi bir düzeyde bir ö¤renci örgütlenmesi, ö¤renci hareketinin çeflitli özgül ve/veya politik sorunlar›n›n bir sonucu olarak gündeme geliyorsa e¤er, bu örgütlenmenin bütün ö¤renci kitlesini kucaklamas›n› istemek ve beklemek gerçeklerle ba¤daflmaz. Her halükarda s›n›fsal konum ya da politik tercihler nedeniyle mücadeleye karfl›t konumda bulunan ya da ona tümüyle ilgisiz davranan önemli bir ö¤renci kitlesi de olacakt›r. Nitekim mücadelenin en kitlesel dönemlerinde bile durumun bu oldu¤unu yak›n tarihimizin ö¤renci hareketleri deneyimi somut olarak göstermifltir. Son dönem ördü¤ümüz kitle çal›flmalar›nda platform vb. isimler alt›nda ortaya ç›kan örgütlenmeler, hareketörgüt iliflkisinin bir sonucu olarak ele al›nmas› gereken, kit-

le hareketinin verili geri düzeyinin bir sonucu ve ayn› zamanda da bu hareketi gelifltirmenin arac› olan, öncü müdahale ile kurulmufl esnek politik örgütlenmelerdir. Biz gençlik hareketi içerisinde politika üretiyoruz ve bu politikay› da kendi dar ihtiyaçlar›m›z üzerinden de¤il, gençlik hareketini politiklefltirmek temel hedefine ba¤layarak yap›yoruz. Öyleyse üretilen her politikan›n kendine araç olarak da çeflitli örgütsel biçimler üretmesi do¤ald›r. ‹flte bugün son 3-4 y›ld›r üzerine tart›flt›¤›m›z ve ço¤unlukla platformlar ad›yla ortaya ç›kan araçlar böylesi bir bak›flla oluflturulan örgütlenmelerdir. Bugün temel sorun mücadele e¤ilimi içerisinde olan kesimleri harekete geçirmenin yol, yöntem ve araçlar›n› gelifltirmektir. Bunun somut ve güncel biçimlerinin bafl›nda ise platform, komite vb. örgütlenmeler gelmektedir. Temel hedefimiz kitleyle buluflmak, onu hareketlendirmek ve politiklefltirmek ise, buna en uygun güncel araçlar da bu örgütlenmelerdir. Platform, komite vb araçlar, çeflitli politik gruplar›n bir araya gelerek oluflturduklar› birlikler olman›n ötesinde, tabandaki örgütsüz kitleyi harekete geçirme ifllevine sahip örgütsel araçlar olmal›d›rlar. Bu temel hedefe ba¤l› kalmak kayd›yla, yerelin ve sürecin özgünlüklerine göre çeflitli biçimler oluflturacak, farkl›l›klar göstereceklerdir. Ve elbette olanakl› olan yerlerde ve ölçüde, ilericidevrimci gençlik güçlerinin mücadele ve eylem birli¤inin araçlar› olarak da ifl göreceklerdir. Bu örgütlenmeler bugünkü koflullarda kitle hareketini gelifltirecek tek örgütsel biçim de¤ildirler elbet, böyle bir iddia saçma olur. Buna karfl›n kitle hareketinin mevcut geliflme düzeyinin ve politik aray›fllar›n›n bir sonucu olarak ortaya ç›kan ifllevsel örgütsel biçimler olduklar› bir gerçektir. Halihaz›rdaki somut deneyim de bunu göstermektedir. Bu örgütleri bir politik ak›m›n çeper örgütlenmesi olarak görmek, pratikte böyle ele almak, onlar› darlaflt›r›r, zamanla yozlaflt›r›r ve kendi gerçek ifllevlerinden uzaklaflt›r›r. Buna özel bir dikkat göstermek, bu tür e¤ilimlerden özenle uzak durmak gerekir. Yeni dönemde çal›flmam›zda temel bir yer oluflturacak çeflitli esnek örgütlenmeleri bu bak›flla ele almal› ve buna uygun davranmal›y›z. Kitle hareketi-örgüt iliflkisini içsellefltirmek, bu iliflkiye uygun örgütlenmelerin geliflimi için çaba harcamak önümüzdeki dönemde de temel bir yönelimimiz olacakt›r. Bugün gençlik hareketi k›s›r bir döngü içinde debelenip durmaktad›r. Bu durum nice anlaml› imkan›n da bu süreç içerisinde heba olmas›na yol açmaktad›r. Bu böyle devam edemez. Biz genç komünistler bu duruma bir son vermek, mevcut politik ve örgütsel birikimimizi yeni dönemde etkin bir biçimde de¤erlendirmek, gençlik hareketinin geliflmesi ve devrimci önderlik sorunun çözümü için çok yönlü olarak seferber olmak sorumlulu¤u ile yüzyüzeyiz. Gençlik hareketindeki devrimci önderlik bofllu¤unu doldurmak ve olanaklar› güce dönüfltürmek için görev bafl›na! Genç Komünistler (Türkiye Komünist ‹flçi Partisi Merkez Yay›n Organ› Ekim’in Ekim 2004 tarihli 239. say›s›ndan al›nm›flt›r...)

44 44


Ge G e nn çç ll ii kk hhaa rr ee kk ee ttii v ee öörr gg üü ttll ee nn m v m ee ss oo rr uu nn uu

Daha önceki de¤erlendirmelerimizde gençlik hareketinin gelifliminin önündeki engelleri s›ralam›fl ve bunlar›n en önemlilerinden birinin de örgütsüzlük/örgüt sorunu oldu¤unu vurgulam›flt›k. Burada bu sorunu biraz daha açmak amac›nday›z. Gençlik hareketinin bugün toplumsal hareketlili¤in durumuna da ba¤l› olarak yaflad›¤› gerilik, bir türlü istenen ç›k›fl› gerçeklefltirememesi, bugüne kadar pek çok tart›flmaya konu edildi. Ancak genelde bu tart›flmalara hakim olan, gençlik hareketinin nesnel durumunu de¤il de daha çok flu veya bu grubun kendi durumunu merkeze koyan, sorunu buradan izaha yönelen öznel bir bak›flt›. Bu e¤ilim yeni olmad›¤› gibi flafl›rt›c› da de¤ildir; tersine, sol ak›mlar›n al›fl›lm›fl yaklafl›mlar›n›n gençlik hareketi alan›nda da kendini göstermesi anlam›na gelmektedir. Gençlik hareketi içerisinde yürüttü¤ü çal›flmay› salt kendi dar grup ç›karlar› üzerinden ele alan, geliflmelere ve sorunlara bu eksenden yaklaflan bir anlay›fl fleklinin hareketi nesnel verilerle de¤erlendirebilme flans› da daha bafltan ortadan kalkmaktad›r. Yap›lan de¤erendirmelerin tersine, gençlik hareketi, ‘96’dan bu yana istikrarl› bir yükselifl yaflayamam›flt›r. Zaman zaman eylemli süreçler içinde ortaya ç›kan ve umut verici say›labilecek olumluluklar, bir yükselifle de¤il fakat bir tak›m olanaklara iflaret etmektedir. Bu olanaklar, öznel bak›fl süzgecinden geçirilerek kavrand›¤› ölçüde, yanl›fl bir biçimde ö¤renci hareketinde sürekli bir yükselifl de¤erlendirmesine

dayanak yap›lmaktad›r. Bu da bugünkü somut durumla karfl›laflt›r›ld›¤›nda aç›klamas› olmayan bir çeliflki ortaya ç›karmaktad›r. Soru fludur: Gençlik hareketi y›llard›r yükseliyorsa, bugün gençlik hareketinin kitlesel aç›dan afl›r› darl›¤› ve ilerici-devrimci gençlik gruplar›n›n afl›r› zay›fl›k tablosu nas›l aç›klanabilir? Kimi zaman öznel de¤erlendirmeler ve çeliflkili gibi görünen yaklafl›mlar, komünistlerin gençlik faaliyeti içerisinde de ortaya ç›kabilmektedir. Genç komünistlerin yapt›klar› de¤erlendirmelerde hareketin ”yükselme e¤ilimi” gösterdi¤ine dair kimi dönem yapt›klar› vurgular ya da “olanaklar”a iliflkin belirlemeler, yer yer çubu¤u buraya bükmeler, gençlik hareketinin yaflad›¤› sorunlar›n anlafl›lmas›n› güçlefltirebilmektedir. Oysa bir e¤ilime iflaret etmek, olanaklara vurgu yapmak ile “hareket yükseliyor” demek ayn› fley de¤ildir. De¤erlendirmelerimizdeki vurgular ve çubuk bükmeler, kullan›lmas› gereken olanaklara iflaret etmenin ötesinde bir anlam tafl›mamaktad›r. Ama vurgular do¤ru anlafl›lmad›¤›nda, do¤al olarak alt›n› çizdi¤imiz çeliflkiyi üretmekte, kolayc› politikalara, dar bir örgütsel bak›fla ve çal›flmada karmafl›k sorunlara yol açabilmektedir. *** Gençlik hareketinin seyrine iliflkin de¤erlendirmelerin öznel oldu¤unu vurgulam›fl bulunuyoruz. Öznel bak›fl aç›s›, hareketin mevcut durumunun anlafl›lmas›n›, önündeki engel-

44 55

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

lerin görülmesini güçlefltirmekte ve sonuçta gençlik gruplar›n›n kendi dar hedeflerine s›k›flmas›na yolaçmaktad›r. Oysa gençlik hareketinin temel sorunlar›ndan biri örgütlenme ihtiyac›d›r. Bu sorun alg›lanmadan hareketin s›n›rl›, dönemsel yükselifl ve alçalmalar› anlafl›lamaz ve dolay›s›yla çözümsüzlük de afl›lamaz. Örgüt sorununa dair belli yaklafl›mlar bulunmakta, fakat bunlar ayn› çözümsüzlük noktas›nda birleflmektedirler. Bu yaklafl›mlar› üç e¤ilim üzerinden ele alal›m. Bunlardan biri Emek Gençli¤i’nin temsil etti¤i e¤ilimdir. EMEP’in ekonomist yaklafl›mlar›n›n ö¤renci hareketi içerisindeki izdüflümü olarak, gençlik hareketi akademik-ekonomik sorunlar ekseninde tan›mlanmakta, dolay›s›yla gençli¤in örgütlenmesi de bu temelde ele al›nmaktad›r. Bunun sonucu olarak, hareketi dar ve k›s›r bir çembere hapseden bir örgüt düflüncesi ortaya ç›kmaktad›r. Bu ise devletin ö¤renci gençli¤e dayatt›¤› ÖTK’lardan baflka bir fley de¤ildir. Ö¤renciler nezdinde meflru olabilmeyi yasall›kla özdefllefltiren bu anlay›fl, flimdilerde kendileri için de bir soruna dönüflen ÖTK politikas›nda sonuçsuz kalan bir ›srara yol açm›flt›r. Bilindi¤i gibi ÖTK’lar, üniversite yönetimlerinin icazeti ile kurulmalar› bir yana, içerisinde çal›flmay› neredeyse olanaks›z hale getiren yap›lanmalar›yla da son derece ifllevsiz kalm›fllard›r. Ve sonuçta, hareketin bugüne kadarki geliflim seyri içerisinde hiçbir rol oynayamam›fllard›r. Emek Gençli¤i, izledi¤i ekonomist-reformist politik çizginin bir sonucu olarak, ö¤renci hareketinin dönem dönem yapt›¤› ç›k›fllar› bile görmezlikten gelmekte, hatta yer yer bunu engellemeye, hiç de¤ilse geriye çekmeye çal›flmaktad›r. Öte yandan hareketin en zay›f ve apolitik süreçlerini kendilerini do¤rulayan veriler olarak kullanmaktad›r. Hareketin ekonomik, akademik ve siyasal sorunlar› birarada kullanabildi¤i ölçüde soluk alabilece¤ini, bu farkl› düzlemler aras›nda mekanik bir kademelendirmeye gidilemeyece¤ini ekonomist-reformist kafa yap›s› anlamak istememektedir. Siyasal düzlemin ve dolay›s›yla amaçlar›n belirleyicili¤i ise hepten görmezlikten gelinmektedir. Hareket, gelifliminin ilk ivmesini siyasal bir sorundan alabilece¤i gibi, ekonomik ve akademik sorunlar da bir ilk itilim nedeni olabilirler. Fakat sonuçta genel amaç ö¤renci hareketinin devrimci politik geliflimidir. Aflamal› bir anlay›fl›n bunu kavrayabilmesi, dolay›s›yla örgüt sorununu da do¤ru bir biçimde çözebilmesi mümkün de¤ildir. Emek Gençli¤i’nin temsil etti¤i ekonomist e¤ilimin temel açmaz› buradad›r. ‹kinci e¤ilim; ise reformist baz› çevreler ile irili ufakl› küçük-burjuva devrimci gençlik gruplar› temsil etmektedir. Bu e¤ilim, hareketin geliflimini sa¤layacak yegane anahtar›n, isimleri farkl› olmakla birlikte kendilerinden menkul, yukar›dan afla¤› örgütlenen “ba¤›ms›z ö¤renci örgütlenmeleri”nde oldu¤u inanc›na dayanmaktad›r. Bu, baz› gruplar için ö¤renci dernekleri iken, baflkalar› için “Koordinasyon”, “‹nisiyatif”, DÜK vb. türden örgütlenmeler olabilmektedir. Ayn› e¤ilimin bir baflka tezahürü de, son dönemde moda haline gelen sosyalist, demokratik ya da ilerici gençlik dernekleri biçimindeki oluflumlard›r. Hareketin örgüt sorununa flafl›l›r bir üretkenlikle “yeni” çözümler bulan bu yap›lar›n gençli¤in örgüt ihtiyac›n› karfl›layamamas› orta yerde ç›plak bir gerçek olarak durmaktad›r. Kendi dar çevresini harekete geçirme anlay›fl›n›n ürünü

olarak daha bafltan sakatlanan “örgütler” bir süre için bu dar ihtiyac› karfl›lamakta, fakat ö¤renci hareketinin gerçek ihtiyaçlar›yla çeliflkili sonuçlar üretmektedir. Bu tür anlay›fllar, hareketin örgüt modelleri ile (en ideal örgüt modeli tasarlansa dahi) tan›mlan›p ilerletilemeyece¤ini kavrayamamaktad›rlar. Çünkü sorun örgüt sorunu olmakla birlikte, bu hiç de basitçe model sorunu de¤ildir. Sorunun çözümü, do¤rudan gençlik kitlelerine yönelik sürekli ve ›srarl› bir siyasal çal›flma sürdürebilmek, bu çal›flmay› asla salt akademik ya da salt siyasal sorunlarla s›n›rlamamak ve hareketin yerel ve genel ihtiyaçlar›n› do¤ru alg›layabilmek, örgüt modeli sorununu da önden tasarlayarak de¤il, süregiden hareketin özgünlükleri içerisinde, genifl ö¤renci kitlesiyle birlikte üretebilmektir. Oluflturduklar› örgütlerin ba¤›ms›z olduklar› iddias› ise bugün ö¤renci gençlik içerisinde samimiyetsiz ve ciddiyetsiz bulunmakta, güvensizli¤e yol açmakta ve tepkiyle karfl›lanmaktad›r. Bu tepki ço¤u zaman genel olarak sola yönelmekte ve do¤ru politik yönlendirmeleri de bofla düflürebilmektedir. Genç komünistlerin çal›flma alanlar›nda karfl›laflt›klar› en büyük güçlüklerden biri de budur. Sakat yaklafl›mlar›n sonuncusu ise TKP (S‹P) taraf›ndan temsil edilmektedir. Üniversitelerde “TKP’li Ö¤renciler” ad› alt›nda yürüttükleri çal›flma, ne ö¤renci hareketinin genel ç›karlar›n›, ne de o okuldaki öznel durumu gözetmektedir. Bu durum onlar için bir sorun olarak görülmemekte, kendi tarzlar› d›fl›ndaki tüm çabalar bir güçsüzlük belirtisi olarak de¤erlendirilmektedir. Yürüttükleri siyasal çal›flma, popüler sol imgeler, suya sabuna dokunmayan taraflaflmalar, küçük-burjuva kiflili¤in bilindik tezahürü komik kibirle maluldür. Naz›m Hikmet, Mc Donald’s kampanyalar› bu tarz›n en baya¤› örnekleridir. Dar grupçulu¤un aç›ktan savunucular› ve temsilcileri olan TKP’li Ö¤renciler, ö¤renci hareketinin ihtiyaçlar›n›n uza¤›na düflmekte, kendi s›n›rl› güçleri d›fl›nda hareketten tecrit edilmektedirler. Asl›nda TKP birleflik, politik bir ö¤renci hareketini gündem olarak kabul etmedi¤i için, kendisini bafltan dar örgütsel kal›plar içine s›k›flt›rmaktad›r. Onlar için gençlik hareketinin örgüt sorunu TKP’li Ö¤renciler’in nicel geliflimi sorunudur. Ancak gelinen yerde nicel geliflmede yaflad›klar› t›kanma, onlar› öncesinde mahkum ettikleri bir anlay›fl›n pratik sürdürücüleri haline getirmifltir. Bir kez daha ö¤renci hareketine yönelik politika, nicel geliflim sorununu çözmek için devreye sokulan bir sihirli de¤nek olmufltur. TKP’nin siyaset tarz› gençlik hareketinin ihtiyaçlar›n›n duvar›na çarpm›flt›r. ‹flgal Karfl›t› Komiteler ve Üniversite Konseyleri aç›l›m› bunun sonucudur. Fakat bu türden aç›l›mlar, bildi¤imiz o apolitik kaba anlay›fl› aflmak bir kenara, onun gülünç bir yeni versiyonu olmaktan öteye gitmemektedir, dolay›s›yla nicel geliflim sorununu çözemeyecektir. Bu yaklafl›mlar›n tümünün baflar› kazanmak için bekledikleri, hareketin kendili¤inden geliflmesi ve kitlelerin bu kendili¤inden geliflim içerisinde politikleflmeleridir. Örgüt sorununda genç komünistlerin temsil ettikleri ve di¤erlerinden tümüyle farkl› olan bir dördüncü yaklafl›m›n esas› ise hareketi sürekli gelifltirmek ve politiklefltirmek üzerine kuruludur.

44 66

Genç Komünistler (Türkiye Komünist ‹flçi Partisi Merkez Yay›n Organ› Ekim’in Ekim 2004 tarihli 239. say›s›n›n’dan al›nm›flt›r...) al›nm›flt›r...)


Bir trafik kazas›n›n derinli¤i 3 Kas›m 1996 tarihinde bir kamyonunun özel bir otoya çarpmas›yla ortaya ç›kan devlet-mafya-polis iliflkisi, sistemin çürümüfllü¤ünü daha aç›k bir biçimde ortaya serdi. Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocada¤ ile uyuflturucu madde kaçakç›s›, cezaevi firarisi, onlarca devrimciyi katletmifl bir katliam san›¤› olan Abdullah Çatl› bu kazada ölmüfl, yaral› kurtulan fianl›urfa milletvekili Sedat Bucak Susurluk davas›nda çete üyeli¤i ile yarg›lanm›fl, fakat derin devletin çabalar› sayesinde beraat etmifltir. ‹nterpol taraf›ndan aranan silahl› bir eylemci, bu kifliyi yakalamakla yükümlü üst düzey bir emniyet mensubu ve bir milletvekili nas›l olur da ayn› araban›n içinde seyahat ederler? Asl›nda sadece arabadan ç›kanlar bile bizi bu sorunun yan›t›na götürür. Kazadan sonra arabadan ruhsatl› ve ruhsats›z silahlar, susturucular, mermiler (bu silahlardan baz›lar›n›n Emniyet Müdürlü¤ü Özel Hareket Dairesi kaynakl› olduklar› tespit edilmifltir.), iki sahte plaka ç›km›fl ve Abdullah Çatl›’n›n üzerinde ise kokain bulunmufltur. Peki kimlerdir bu kazayla derin devletin teflhir olmufl yüzleri? Sedat Bucak: Bucak Aflireti’nin reisi, ayn› zamanda DYP eski milletvekilidir. Hüseyin Kocada¤: Necdet Menzir’in ‹stanbul Emniyet Müdürü oldu¤u dönemde müdür yard›mc›s›d›r. 1980 bafllar›ndan itibaren Urfa ve Diyarbak›r bölgesinde görev yapm›fl ve Özel Harekat Timleri’nin kuruluflunda yer alm›flt›r. Birçok devrimcinin katledilmesinde bizzat görev alm›flt›r. Abdullah Çatl›: 1977 Ülkü Ocaklar› Ankara ‹l Baflkanl›¤›, 1978’de ise Ülkücü Gençlik Derne¤i Genel Baflkan Yard›mc›l›¤› yapm›flt›r. 11 Temmuz 1978 tarihinde Hacettepe Üniversitesi ö¤retim üyesi Doç. Dr. Bedrettin CÖMERT’in öldürülmesi olay›n›n failidir. 23 A¤ustos 1978’de Sakarya ilinde ülkücü Nevzat Bor ile birlikte gözalt›na al›nd›. Ülkücü Gençlik Derne¤i Genel Baflkan› Muhsin Yaz›c›o¤lu’nun “Ankara’n›n her taraf›nda bomba patlat›r›z” tehtidi yüzünden serbest b›rak›ld›¤› iddia edildi. 8 Ekim 1978’de Ankara Bahçelievler’de 7 T‹P’li ö¤rencinin katledilmesi olay›n›n planlay›c›s› ve bafl sorumlusu oldu¤u belirlendi. 1979 y›l›nda Hasan Kurto¤lu sahte kimli¤iyle silah ve uyuflturucu kaçakç›lar›yla yak›n iliflkilerde bulundu. 16 Mart katliam›nda kullan›lan TNT kal›plar›n›n Çatl› taraf›ndan sat›n al›nd›¤› belirlendi. M. Ali A¤ca’n›n hapisten kaçma eylemini Oral Çelik ile birlikte organize etti. Abdi ‹pekçi’nin öldürülmesinden sonra A¤ca ve arkadafllar›na sahte pasaport temin etti. 12 Eylül’ü izleyen aylarda Nevflehir Emniyeti’nden sa¤lad›¤› pasaport ile yurt d›fl›na ç›kt›. 13 May›s 1981’de A¤ca taraf›ndan gerçeklefltirilen papa suikastinin tertipçilerinden ‹talyan kökenli kontra lideri Stafane Deele Chiaie ile birlikte 9 Eylül 1982’de Amerikada yap›lan Dünya Anti Komünistler Birli¤i toplant›s›na kat›ld›. 22 Ekim 1983’te Paris’te M‹T ile ba¤lant› kurdu ve Asala’ya karfl› befl eylemde kullan›ld›¤› M‹T resmi belgelerinde yer ald›. 22 Ekim 1984’te Paris’te 450 gr eroinle yakaland›. Türkiye’de Mehmet Özbay sahte kimli¤ini kulland›. Bu kimlikle ‹stanbulda alt› flirkete ortak oldu. 15 Mart 1993’te Azerbaycan’da yap›lan darbenin organizasyonunda yer ald›¤›, Tar›k Ümit’in kaç›r›l›p öldürülmesi olay›n› düzenledi¤i,

iliflki içinde oldu¤u Özel Harekat mensuplar›yla Ömer Lütfü Topal cinayetini gerçeklefltirdi¤i, Mehmet Ali Yaprak’› fidye almak için kaç›rd›¤› devletin resmi belgelerinde ifade edildi. 3 Kas›m 1996’da Bal›kesir’in Sususurluk ilçesi yak›nlar›nda geçirdi¤i trafik kazas›nda öldü. Susurluk kazas›n›n üzerinden tam 8 y›l geçti. 8 y›l önce bu kazayla sermaye devletinin çeteleflen yüzünü tüm ç›plakl›¤›yla ördük. Sermaye devleti kendi iktidar›n› koruyabilmek için kendi yasalar›na dahi uymayarak her türlü kirli yöntemi kullanabilece¤ini bir kez daha ispatlad›.

Derin belgeler Bir süre önce Yarg›tay 8. Ceza Dairesi Sedat Bucak hakk›ndaki beraat karar›n› bozarak, bu kez yöneticilik suçlamas› ile yarg›lamaya karar verdi. Yarg›tay’›n karar› bozmas› üzerine zor durumda kalan Sedat Bucak, Abdullah Çatl›’ya ait çantadan ç›kan belgeleri mahkemeye sundu . Sedat Bucak’›n mahkemeye sundu¤u belgeler: - Korkut Eken, Abdullah Çatl› ve Sedat Bucak’›n ayn› karede oldu¤u foto¤raflar. - Sak›p Sabanc›’n›n Mehmet Özbay ad›na imzalad›¤› De¤iflen ve Geliflen Türkiye adl› kitap. - Bir ‹sveç pasaportu. - K. Eken’in daktiloyla yaz›lm›fl Gizli ‹stihbarat’a verdi¤i 21 sayfal›k belgenin kopyas›. - Yabanc› bir baflbakan taraf›ndan Özbay ad›na imzalanm›fl bir belge. (Mahkeme baflkan›, belgenin yabanc› bir konsolosluk taraf›ndan verildi¤ini aç›klad›.) - Çatl› ve aralar›nda generallerin de bulundu¤u üst rütbeli askerlerin foto¤raflar›. - Seçkin kiflilerin adres ve telefonlar›n›n yer ald›¤› bir rehber. Peki Sedat Bucak’›n bu çanta içinde olup da mahkemeye sunmad›¤› belgeler nelerdi? - Çatl›’n›n Mikrouzi marka silah›. (Uzi marka silah sadece Emniyet Müdürlü¤ü Özel Harekat dairesinde kullan›lmaktad›r.) - Mehmet A¤ar imzal› Abdullah Çatl›’y› görevden alma yaz›s›. - Özel timcilerin Ömer Lütfü Topal cinayetini kabul ettikleri bant kayd›.Bir trafik kazas›n›n derinli¤i Susurluk kazas› çete devletinin maskesini düflürmeye vesile olmufltu. Sermaye devleti bu olay› denetim d›fl›na ç›km›fl baz› kifli ve gruplar› tasfiye etmenin bir olana¤›na çevirdi. Bununla hem oluflan tepkiler yat›flt›rd› ve bozulan imaj›n› düzeltmeye çal›flt› hem de kendi bünyesindeki afl›r›l›klar› kontrol alt›na alm›fl oldu. Sedat Bucak olay› da bu operasyonun biraz gecikmifl bir uzant›s› say›lmal›d›r. Devlet toplumda fazlas›yla kötü bir imaj› bulunan afliret ordusu sahibi çete reisi Bucak’› bir parça örselemek istemifl, o ise buna devletin en kritik konumdaki yönetici ve generallerinin faflist katliamc› çete reisi Çatl›llarla içiçeli¤ini belgeleyerek yan›t vermifltir. Böylece ortaya son skandal ç›km›flt›r. Y. Ç›¤

44 77

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Baayyrraam B mll››kkllaarr››nn››zz›› ggiiyyiinniinn,, ööff kkeenniizzii vvee sseevvddaann››zz›› kkuuflflaann››nn!!....

EEkkiim mD Deevvrriim mii 8877,, ppaarrttii 66 yyaaflfl››nnddaa!!

Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin 87. yılını kutluyoruz. Bu sadece bizler için değil fakat bütün insanlık için dev bir şöleni anlatıyor. Çok değil sadece 10-15 yıl önce ortaya atılan Yeni Dünya Düzeni safsatası çoktan ömrünü doldurdu, ama Ekim Devrimi milyonların yüreğinde ve beyninde taptaze soluğuyla yaşıyor, sonsuza kadar da yaşayacak. Geleceği temsil etmek, insanlığın yarını olmak, en açık kanıtını bu gerçekte buluyor. Partimiz Türkiye’de 6 yıldır Ekim Devrimi’nin bayrağını taşıyor. Enternasyonal proletaryanın şanlı bayrağı Türkiyeli komünistler tarafından partili mücadelede dalgalandırılıyor. Yeni bir Ekim, Türkiye topraklarında mayalanıyor. Partimiz şahsında komünist hareket bir kez daha geleceğin sosyalist Türkiyesi’ni onurlu kavgasında şekillendiriyor. Partili mücadelede 6 yılı geride bıraktık. Bu 6 yıla sığdırdıklarımızı saymak mümkün değil. 6 yıldır zor dönem devrimcileri olarak bu topraklarda devrimin ve sosyalizmin kızıl geleceğini temsil ettik. Mahalle kahvelerine, fabrikalara, evlere, eylem alanlarına, barikat olan sokaklara, kampüslere, sınıflara 6 yıl boyunca bu büyük davayı taşıdık. Koca bir sevdanın inşası için çarptı yüreklerimiz. İnsanlığa duyulan sevgimiz, yoldaşlarımızın katli karşısında hınç ve her zaman canlı kalmayı bilen coşkumuzla. Zor dönemin zorlu görevlerini omuzladık. Başarılarımızla övündük, dosta gurur düşmana korku kaynağı olduk, eksiklerimizi hiç unutmadık. Başarılarımız kadar üzerine gitmeyi bildiğimiz eksiklerimizle bilendik, ayakta durduk. Partili mücadele döneminde genç komünistler, hep kendilerinden bekleneni yerine getirmek için çalıştılar. Partimizin bize sunduğu olanakların yanında elimizdeki tablonun yetersizliğini dile getirmekle başladık. ‘99-2000 yıllarında yaşadığımız zayıflığı yine partimizin yol gösteri-

ciliği ve ortaya çıkardığı irade ile altetmeyi başardık. Bugün geldiğimiz düzeyi dişle tırnakla kazandık. 20022003 döneminin sonunda vardığımız düzeyin sonucu olarak bambaşka bir iddiada bulunduk: Parti bayrağını omuzlamak! İşte bugün güvenle söyleyebiliyoruz, biz bu davayı taşırız. O günden bu yana tüm eksiklerimize rağmen kızıl bir mücadele tarihi oluşturmayı başardık. Gençlik mücadelesi içinde tuttuğumuz yer ve temsil ettiğimiz çizginin önemi bugün gençlik hareketi ciddi bir sınav verirken bir kez daha hayati bir değer taşımakta ve bir kez daha pratiğin örsünde dövülmeye hazırlanmaktadır. Kazandığımız politik ve örgütsel düzeyin bir tesadüf olmadığı açıktır. Burada söz konusu olan kuşkusuz artık proleter sosyalizm döneminin

44 88


başlamış olmasıdır. Bununla beraber harcadığımız muazzam emeğin hakkını vermek gerekiyor. Gerek artık bu topraklarda proleter sosyalizminin alternatifsizliği, gerekse de genç komünistlerin ortaya koydukları irade ile geldiğimiz bir yer var. Kuşkusuz bugün elimizde biriken olanaklarla geçmişe nazaran çok daha ciddi sınavlara giriyoruz. Elimizdeki güçleri kutsanmış bir dar grup alanı içinde değil, gençlik hareketini devrimci biçimde ayakları üzerine dikmek iddiası ile hareket ediyoruz. Genç komünistler için asıl eğitim alanının bu çaba olacağı açıktır. Genç komünistler parti saflarında mücadele edecek sınıf devrimcisi kadrolar yetiştirecekler ve bunu hiç de uzak bir yerde değil, bizzat gençlik hareketi içerisindeki çalışmayla ve sefereberlikle yapacaklar. Bir süredir gerek genç komünistler, gerekse de partimiz cephesinden yapılan değerlendirmeler bu noktada son derece açıktır. Partimiz, her dönem olduğu gibi, geleceğe güvenmenin gücüyle kendi gençliğine güvenmekte ve kendi geleceğini de burada örgütlemektedir. Öyleyse insanlığın kurtuluşunun bugün bu ülkedeki müfrezesi olan partimizin bayrağını taşımak onuru bizleri bekliyor. Geçtiğimiz ay Ulucanlar katliamı vesilesiyle bu sayfalarda A. L. Tan yoldaşın bir yazısı yayınlandı. Bugün o yazı bir kez daha okunmalıdır. Orada Ümit’in yoldaşı olmanın anlamını kavramış bir devrimcinin sözleri vardır. Ümit’in kahkahasının çınladığı koridorlarda mücadele etmek... Gerçekten bugün elimizde bayraklaşan sadece devrim ve sosyalizm andı değil, bu andın en güzel örneği olan Habip, Ümit ve Hatice yoldaşların yarattıkları değerler, yaşamları ve ölümleriyle sergiledikleri örnek devrimci kimlikleri vardır. Yoldaşlarımızın hayatlarını yaşıyoruz, bunu unutmadık, hiç unutmayacağız. Uğruna tereddütsüzce ölünecek bir dava içinde olmanın özverisiyle donanmalıyız. Yoldaşlar, Ümit’in koridorları çınlatan kahkahasını şimdi tüm alanlara taşımak gerekiyor. 7 Kasım ile başlayan haftayı Parti ve Ekim Devrimi Haftası Tüyap Kitap Fuarı’nda olarak değerlendireceğimizi daha önce söylemiştik. Bu çerçevede genel bir planlama da yapılmış durumEkim Gençliği satışı da. Bir çok yerelde daha şimdiden eylem-etkinlik 30 Ekim Cumartesi günü TÜYAP Kitap Fuar›’nda, liseli ve üniversitakvimi çıkarıldı ve 6 Kasım yoğunluğuna rağmen teli güçlerimizle, Ekim Gençli¤i sat›fl› gerçeklefltirdik. Fuarda göze çalışmalara başlandı. Bu sadece tarihsel bir günün çarpan apolitizme karfl› konulan bir eylemi and›ran yay›n sat›fl›m›z değerlendirilmesi, layığının ortaya konması değildir. fuar›n özel güvenlik birimlerince engellenmeye çal›fl›ld›ysa da, Aynı zamanda partinin gençliğe tanıtılacağı dönem- baflar›l› olamad›lar. Hedefledi¤imiz biçimde sat›fl›m›z› gerçeklefltirdir. Biz bu süreçte partimizi binlere taşıyacağız. dik. Binlere işçi sınıfının devrimci bayrağı altında bir- Özellikle kitap standlar›n›n bulundu¤u iki büyük bölümü tercih ettik. Birebir insanlarla diyalog kurarak sürdürdü¤ümüz sat›fl, bir kitap leşme çağrısı yapacağız, binlere işçi sınıfının devrim- fuar›nda çekmesi gerekti¤i kadar de¤il, ancak TÜYAP Kitap ci programını açıklayacağız. Hepimizin görevlerimi- Fuar›’nda çekebilece¤i kadar ilgi çekti. Fuara kat›l›m›n fazlal›l›¤› ze bu inanç ve kararlılıkla asılması gerekiyor. düflünüldü¤ünde, anlaml› bir politik etki yaratt›¤›m›z› düflünüyoruz. Planlanan etkinliklerin gerektiği gibi geçmesinden Fuara iliflkin gözlemlerimiz karşılaştığımız her insana partiyi ve devrim davasını anlatmaya kadar tüm işler bu biçimde ele alınacak ve eminiz büyük bir şevkle yapılacaktır. Bu genç komü- Geleneksel TÜYAP Kitap Fuar› bu y›l da Beylidüzü’nde düzenlendi. 31 Ekim’de son bulan fuara ilginin geçen senelere oranla daha yüknistler için de bir eğitim, kendini yeniden örgütleme sek oldu¤u söyleniyor. Ancak bu ilginin kayna¤›, kitaplara duyulan alanı olacaktır. En geri ilişkilere büyük bir şevk ve sevgi mi, yoksa fuar› renklendirmek ad›na yap›lan çeflitli etkinlikler yorulmak bilmez bir sabırla geleceği taşıyacağız. mi, belli de¤il. Fuar, ‹stanbul’un bir çok merkezi yerine oldukça uzak Biliyoruz ki bu irade bir kez ortaya konulduktan son- olan bir alanda düzenleniyor. Ulafl›m›n kendisi bafll› bafl›na bir prora insanları kazanmanın önünde hiç bir engel yoktur. blem. Yoldaşlar, çocuklarımızın en güzel giysilerini Oldukça büyük ve görkemli bir iç mimariye sahip olan TÜYAP Kitap giyerek bayram yapacakları ve belki bizden kalan Fuar› adeta görsel aç›dan bir flova dönüflmüfl durumda. Ancak d›fl anlatıları anlamakta zorlanacakları bir tarihi kut- dünya ile daha ilk bak›flta göze çarpan bir tezat› da içinde bar›nd›rarak... Çevredeki simitçileri saymazsak, ucuz yemek yeneluyoruz. İnsanlığın asma bahçelerinden seyredecek- bilecek tek bir restoran›n, büfenin olmad›¤›, ancak bir McDonalds’a leri bahar sabahlarının ve yaz akşamlarının müjdeci- sahip olan bir yerden söz ediyoruz. Özel arabalardan geçilmeyen liğini kutluyoruz. Proletaryanın, o koca devin uyanı- ön bahçesiyle, kitap standlar›n›n bulundu¤u bölümler dahil, girifl şını selamlıyoruz. Gençlik kamplarımızda tüm yol- k›sm›nda balonlar›n sat›ld›¤› bir panay›r alan›... daşlarımızın gözünde kıvılcımlanan öfke, sınıf kini, Kitaplar›n fiyatlar› el sürülemeyecek kadar pahal›. En az›ndan sevgi ve inancın güzelliğiyle tüm genç komünistlerin d›flar›daki fiyatlarla aralar›nda özel bir fark olmad›¤› söylenebilir. Birçok insan elinde kitaplarla de¤il ama, bir y›¤›n kitap ayrac›, katabu büyük bayramı kutlu olsun. log ve reklam ilan›yla ç›k›yorlar d›flar›. ‹stanbul’un en büyük kültürel Şan olsun Ekim Devrimi’ne, yeni Ekimler’i etkinli¤i olarak ifade edilen TÜYAP Kitap Fuar›, kültürel bir etkinlikyaratacak olanlara! ten çok, bir pazar› and›r›yor.

Ekim Gençliği

Ekim Gençli¤i/‹stanbul

44 99

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

KY K Y TTK K ttaassaarr››ss ›› iiflflççiillee rriinn vvee kkaam muu eem mee kkççiillee rriinniinn öö zzllüü kk haakkllaarr››nnaa kkaarrflfl›› yyöönneellttiilleenn eenn kkaappssaam h mll›› ssaalldd››rr››dd››rr......

Geennççlliikk ssaalldd››rr››yyaa kkaarrflfl›› eem G meekkççiilleerrllee oorrttaakk m müüccaaddeellee ssaaff››nnaa!!

Son 15 yılda, özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve Doğu Bloku’nun dağılmasıyla beraber, kapitalist ülkelerde “sosyal devlet” rafa kaldırılarak eğitim, sağlık, iletişim gibi alanlar özelleştirilmeye açıldı. Bu saldırı Türkiye'de boyutlanarak sürüyor. Devletin insanlarına sunmakla yükümlü olduğu en temel hizmetler bitmek bilmeyen bir kâr hırsıyla özelleştiriliyor. Bu alanlar kamusal hizmet alanları olmaktan çıkarılarak ticarileştiriliyor, emekçiler üzerindeki sömürü katmerleşiyor. Esas olarak bağımlı ülkelerde IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi emperyalist örgütler aracılığıyla sürdürülen bu saldırı, 1994 yılında DTÖ bünyesinde imzalanan GATS (Hizmet Ticari Genel Anlaşması) anlaşması ile son şeklini aldı. Türkiye bu anlaşmayı, Dünya Ticaret Örgütü kurucu üyesi olarak 1994’de imzalamış ve 1995'te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylamıştır. GATS Anlaşmasının amacı, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim, kültürel vb. alanları kapitalist tekellerin hizmetine sunmaktır. Bu doğrultuda ülkemizde de 1980'li yıllarda başlatılan neo-liberal (24 Ocak Kararları) uygulamalar bugün kendini KYTK (Kamu Yönetimi Temel Kanunu) olarak göstermektedir. KYTK ya da kölelik yasalarının son boyutu 51 ana madde ve 9 geçici maddeden oluşan bu yasa ile hizmetler fiyatlandırılacak ve pahalılaşacaktır. Kamu görevlilerince görülen hizmetler taşeron işçilerce görülmeye başlanacaktır. Kamu istihdamı daralacak, örgütsüzleştirme yaygınlaşacaktır. Hizmet alanı yerli ve yabancı şirketlerin eline geçecektir. İşçi ve emekçilere ücretli kölelik koşulları pervasızca dayatılacaktır. Kamuda çalışanların iş güvenceleri ellerinden alınacak, keyfi esnek çalışma koşulları getirilecektir. İşçi, memur ve sözleşmeli statüdeki çok sayıda emekçi tasfiye edilecektir. Hak olan kamu hizmetleri parası olanın parası kadar faydalanabileceği metalar haline getirilecektir. Bizlere dayatılan bu tasarı uluslararası sermayenin çıkarları gözetilerek hazırlanmıştır. İş Kanunu’nun değiştirilmesi, Kamu Yönetimi Reformu, Kamu Personel Rejimi tasarısı ve son olarak da YÖK yasa tasarısı ile

gerçekleştirilmek istenenler, sermayenin ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük adımlardır ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

Geleceğimize sahip çıkacağız! Söz konusu olan bizlerin geleceğidir! Üniversitelerden her yıl binlerce diplomalı işsiz mezun edilirken; bir yanda sermayedarların ihtiyaç halinde kullanacağı yedek işgücü ordusuna katılan binlerce diplomalı işsiz, diğer yanda da ne üniversiteyi kazanabilen ne de iş bulabilen milyonlarca diplomasız işsiz, dahası KYTK ile tasfiye olacak yüzbinlerce yeni işsiz... Bu yasa emekçileri daha derin yıkım ve sefalete itmektedir. Saldırının uzun vadeli zararlarını yaşayacak olan ise gençliktir. Öyleyse saldırıyı doğrudan kendimize yönelik algılamalı ve diğer kesimlerle birleşerek güçlü bir mücadele hattı oluşturmalıyız. Bugüne kadar KYTK’nın yeterli düzeyde bir direnişle karşılaşmadığını biliyoruz. Yasa Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmeseydi, şu an hayata geçirilecekti. Ancak bu saldırının durduğu anlamına gelmiyor. Okullarımızda emekçilerle birlikte saldırıya karşı harekete geçmeliyiz. 27 Kasım’da Türkiye’nin dört bir yanından gelecek emekçilerle birlikte Ankara’da yasaya karşı güçlü bir barikat oluşturmalıyız.

55 00


Kü K ürrtt uulluussaall öözzggüürrllüükk m müüccaaddeelleessiinnii eehhlliilleeflflttiirrm mee ooppeerraassyyoo-nuunnddaa yyeennii bbiirr aadd››m n m::

Avvrruuppaa BBiirrllii¤€ii aallddaattm A maaccaass››

6 Ekim’de AB Komisyonu’nun “ilerleme raporu”nun yay›nlanmas› ve ard›ndan da “Baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu”nun “Az›nl›k Haklar› ve Kültürel Haklar Komisyonu”nun haz›rlad›¤› raporun aç›klanmas› “az›nl›klar” ve bu arada Kürt sorunu konusunda yo¤un tart›flmalara vesile oldu. “‹lerleme Raporu”nun en fazla tart›flmaya konu olan bölümü; “Az›nl›k Haklar› ve Kültürel Haklar›n korunmas›” bafll›¤› alt›nda Kürtler’in “az›nl›k” olarak tan›mlanmas› ve yine ayn› bölümde Kürtler’in bir tak›m haklar›n›n güvence alt›na al›nmas› gereklili¤ine de¤inilmifl olmas› oldu. Gündemi meflgul eden yo¤un tart›flmalara geçmeden önce BM’nin uluslararas› planda az›nl›k kavram›n› nas›l tan›mlad›¤›na de¤inmek gerekiyor. Rusya’da Ekim Devrimi’nin gerçekleflmesi ezilen uluslar için yeni bir ça¤›n habercisi olur. ‹ktidara gelen proletarya, Çarl›k Rusya’s› boyunduru¤u alt›nda y›llarca bask›ya maruz kalm›fl uluslara, kendi kaderini tayin hakk›n› tan›r. Tarihte aç›lan bu yeni sayfa, ezilen birçok ulusa esin kayna¤› olur ve dünyan›n bir çok yerinde ulusal özgürlük mücadeleleri baflar›yla sonuçlan›r. Dünyada oluflan bu atmosferin bas›nc›yla emperyalistler dünyan›n dört bir yan›nda patlak veren ulusal özgürlük mücadelelerini dizginleyebilmek için bu sorunu gündemlerine almak ve bir tak›m tavizler vermek zorunda kal›rlar. 1. ve 2. emperyalist paylafl›m savafllar›n›n ard›ndan sorun Milletler Cemiyeti taraf›ndan “az›nl›klar sorunu” olarak tan›mlan›r ve bir tak›m anlaflmalar yap›l›r. Ayn› zamanda emperyalistler, uzun vadede, bu antlaflmalar› kendi ç›karlar› u¤runa, bir tak›m ulusal uyan›fllar› bir di¤er ülke karfl›s›nda koz olarak kullanman›n arac›na dönüfltürürler. Bugün benzer ihtiyaçlarla ortaya ç›km›fl, Avrupa Birli¤i’ne üye olan ülkelerin üzerinde mutabakata vard›¤› “BM Ulusal ve Etnik Dinsel ve Dilsel Az›nl›klara Mensup Kiflilerin Haklar› Bildirgesi”nde, bir toplulu¤un az›nl›k olarak tan›mlanmas› için befl koflul ortaya konulmakta: 1- Ço¤unluktan çeflitli bak›mlardan farkl› olmak (dil, din, ›rk vs.), 2- Ülke genelinde say›ca az›nl›k olmak, 3-Baflat olmamak, 4-Vatandafl olmak, 5-Az›nl›k bilincine sahip olmak.

“Azınlık” mı, “Asli Kurucu Unsur” mu? “‹lerleme raporu”nda Kürtler’in az›nl›k olarak tan›mlanmas› hem burjuvazi cephesinin hem de Kürt

çevrelerinin tepkilerine konu oldu. Hükümet 80 y›ll›k ›rkç› ve floven tutumun takipçisi olarak “milletin bölünmez bütünlü¤ü”nden dem vururken, Kürt çevreleri “az›nl›k de¤il, asli kurucu unsur” olduklar› yönünde aç›klamalar yapt›lar. Bu tart›flma AB vesilesiyle gündeme oturmufl olsa da, Kürt halk› için yeni bir tart›flma de¤il asl›nda. Kürtlerin “asli kurucu unsur” oldu¤u söylemi ilk kez, TC’nin önemli kurucu hukuk belgelerinden biri olan Lozan Antlaflmas›’n›n imzalanmas› sürecinde kullan›lm›flt›r. Lozan Antlaflmas› öncesi Kürt sorunu da masaya yat›r›l›r. Türk heyetinin baflkan› ‹smet ‹nönü buna itiraz ederek; “Bizde Kürtler ayr› bir ulus veya az›nl›k de¤il, cumhuriyetin kurucu as›l üyelerinden biridir.” der. M. Kemal, Türk meclis-i mebusan›na ça¤›rd›¤› Kürt afliret reisleri Diyap A¤a ve Hasan Hayri’ye “biz az›nl›k de¤il, kurucu unsuruz” diye imza att›r›p mektuplar› Lozan’a yollar. Avrupal›lar aç›s›ndan Ortado¤u’daki emelleri üzerinden, Kürtler o gün için büyük oranda gündemden düfltükleri için, müzakereler s›ras›nda bu temsil meflruiyeti üzerinde durma gere¤i duymazlar. Böylece söz konusu kurucu antlaflmada Kürtlerin ad› dahi geçmez. Antlaflman›n 38. maddesinden 44. maddesine kadar olan bölümleri az›nl›klara ayr›lm›flt›r ancak bu maddelerin içeri¤i sadece dini az›nl›klarla s›n›rl› kalm›flt›r. “Biz asli kurucu unsuruz” deyip Lozan’a mektup yazan afliret reislerinden bir k›sm› ise sonras›nda dara¤ac›na yollan›r. Ard›ndan ise arka arkaya Palu, Dersim ve A¤r› katliamlar› yaflan›r. 1924 Anayasas› da Lozan antlaflmas›n›n teyidi mahiye tindedir. Bu anayasan›n 88. maddesinde “Türk ahalisine din ve ›rk fark› olmaks›z›n vatandafll›k itibariyle (Türk) ›tlak olunur.” denmektedir. Hatta bu maddenin gerekçelendirilmesinde, devlete vatandafll›k ba¤› ile ba¤l› olanlar›n Türk say›lmas›n› da yeterli görülmemifl, herkesin Türk olma mecburiyeti ortaya konulmufltur. TC daha kuruluflundan itibaren b›rak›n Türk ulusu d›fl›nda bir ulus tan›may›, geriye kalan etnik gruplar›n varl›¤›n› dahi kabul etmekten kaç›nm›flt›r. Bugün ilk kez uluslararas› bir metinde Kürt kelimesinin kullan›lmas›, Kürt realitesinin art›k görmezden gelinemedi¤inin itiraf› niteli¤indedir. Ancak burada üzerinde durulmas› gereken nokta, bilinçli politik bir tutumla, Kürtler’in az›nl›k olarak tan›mlanmas›d›r. Yukar›da de¤indi¤imiz BM “az›nl›k” tan›mlamas›nda da görülebilece¤i üzere, az›nl›k statüsünü kabullenmek demek, ulusal istem ve taleplerden

55 11

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

feragat edip o ülkenin vatandafll›¤›n› kabul etmek ve bir tak›m kültürel haklara raz› olmak anlam›na gelir. Bu da; dört parçaya bölünmüfl, yaklafl›k 30 milyon nüfusu olan bir ulusun ve ülkenin, ulus olarak Kürtlerin ve Kürdistan’›n yok say›lmas›, Kürt ulusal kimli¤inin görmezden gelinmesi demektir. AB’nin bugün Kürt ulusunu “az›nl›k” olarak tan›mlamas›, TC’nin y›llard›r sürdürdü¤ü inkarc› çizginin ince ayar yap›lm›fl halinden baflka bir fley de¤ildir. San›ld›¤› gibi Avrupa Birli¤i’nin Kürt sorununa yaklafl›m›, esasta TC’nin konuya iliflkin temel stratejik yaklafl›m›yla çeliflik de¤ildir. Tam aksine onun tamamlay›c›s› durumundad›r. Ancak, AB sözcüleri, TC Kürt özgürlük mücadelesini düzene entegre etme ve denetleme hedefiyle kimi zaman farkl› taktik aç›l›mlar yapabilmektedir. “‹lerleme Raporu”nda hükümetin konuyla ilgili att›¤› birkaç güdük ad›m›n çok olumlu geliflmeler olarak de¤erlendirilmesi dikkat çekiciydi. Ayn› raporda gerillaya karfl› sürdürülen kirli savafla ve Kürdistan’da halka yönelik olarak sürmekte olan bask› ve teröre ise hiç de¤inilmemekte. Bu bile niyetleri ortaya ç›karmakta yeterlidir. Üstelik AB Türk hükümetinin direnci karfl›s›nda, bu çekingen ad›m›n dahi arkas›nda durmaktan kaç›nm›flt›r. Türk hükümetinin istemi üzerine rapordan “Kürt az›nl›¤›” ibaresi ç›kar›ld›¤› söylenmektedir. Raporun yetersizlikleri çerçevesinde Kürt çevrelerinden yükselen itirazlar üzerine ise, AB’nin genifllemeden sorumlu komiseri Verheugen; “Kürtlerin kültürel haklar› tam olarak güvence alt›na al›nd›.” aç›klamas›n› yapm›flt›r.

Kürt Sorunu ve Avrupa Birliği’ne yaklaşım sorunu “‹lerleme Raporu”nun yay›nlanmas›n›n ard›ndan KONGRA-GEL Baflkan› Zübeyir Aydar; “Rapor, Kürtler aç›s›ndan eksiktir. Sorunu ortaya koymuyor, utangaçça haz›rlanm›flt›r.” de¤erlendirmesini yapt›. Ard›ndan Avrupa Birli¤i’nden Kürtler’i muhatap almas› talep edildi. KONGRA-GEL’in, Türkiye’nin AB’ye girifl sürecine tam destek verdi¤i biliniyor. Yani Kürt liberal burjuva platformunun AB’nin kendisiyle bir sorunu bulunmamakta ancak mevcut Kürt sorununa yönelik AB politikalar›n› elefltirmektedir. KONGRA-GEL sözcüleri de Kürt halk›na, bir yandan Kürt sorununun çözümünün AB’den beklenmemesini telkin ederken, bir yandan da AB’den “çözüme yönelik bütünlüklü bir tav›r” beklenmektedir. Zübeyir Aydar; “17 Aral›k’a kadar ki süreç bizim aç›m›zdan önemli. Avrupa

Parlemantosu’nun da bu konudaki raporu olacak.” derken sözlerine, bu sürece kadar AB nezdinde çal›flmalar›n› yo¤unlaflt›racaklar›n› ekledi. Kürt halk›na da 1 Kas›m’dan bafllayarak bu sürece yönelik bir eylem hatt›na girmesi konusunda ça¤r› yapt›. Yine geçti¤imiz günlerde Leyla Zana Avrupa Parlemantosu’ndaki konuflmalar›yla gündeme geldi. Leyla Zana, Avrupa siyasi güçlerince “onore” edilirken, “Hangi gerekçeyle olursa olsun fliddete ve savafla art›k dur demeliyiz. Ça¤›m›z›n çözüm dili ve yöntemi diyalog, uzlafl› ve bar›flt›r.” mesajlar› veriyordu. Bir yandan da “Türkiye’ye 17 Aral›k’ta müzakere tarihi verilmesi ve Kürt sorunun demokratik yollarla çözümü için” DEHAP heyeti Avrupa Parlemantosu ile temaslarda bulundu. Bu temaslarda DEHAP Genel Baflkan› Tuncer Bak›rhan; “ Türkiye’nin AB sürecinden d›fllanmas›yla Türkiye’nin daha fazla zorlanabilece¤ini düflünüyoruz. Onun için 17 Aral›k’ta tarih verilmesini istiyoruz.” aç›klamas›n› yapt›. Son süreçte Türk burjuvazisi, Türkiye’nin AB’ye girifli üzerinden dayanaks›z hayaller yaymakta ve demokrasi havarili¤ine soyunmaktad›r. AB süreci ile Türkiye’nin demokratikleflece¤i manüpilasyonu yap›lmaktad›r. Kürt liberal burjuva platformu da ayn› manüpilasyonu Kürt sorunun çözümü üzerinden yapmaktad›r. Ve Kürt halk›n›n ulusal hak ve istemlerini AB sürecine endekslemektedir.

55 22


Söylem plan›nda ortaya konulan iddialara ra¤men pratik tutum bu tespiti do¤rulamaktad›r. Oysa AB, emperyalist Avrupa tekellerinin küresel düzeyde güç ve etkinlik kazanmak hedef ve niyetlerinin somutlanm›fl bir ifadesinden baflka bir fley de¤ildir. AB’nin demokrasi, uygarl›k, insan haklar› vb. de¤erleri temsil etti¤i bir aldatmacadan baflka bir fley de¤ildir. Avrupa ülkelerinde demokratik hak ve özgürlüklerin daha geliflkin oldu¤u gerçektir. Ancak unutulmamal› ki bu, Avrupal› tekellerin insan haklar›na, demokrasiye sayg›l› olmalar›ndan de¤il Avrupa iflçi s›n›f›n›n ve emekçilerinin yüzy›llar› bulan mücadelelerinin ve Ekim Devrimi’yle birlikte kendini gösteren sosyalizm korkusunun sonucudur. Ve bugün dengelerin tersine dönmesiyle birlikte, bu hak ve özgürlükler Avrupa burjuvazisi taraf›ndan h›zla ve sistemli biçimde t›rpanlanmaktad›r. Dolay›s›yla Türkiye’nin AB’ye giriflinin de belirleyici halkas› ne demokrasi ne de Kürt sorunudur. Bugün AB karfl›s›nda al›nan tutum, Kürt liberal burjuva platformunun teslimiyetçi çizgisinin do¤al bir uzant›s›ndan baflka bir fley de¤ildir. Abdullah Öcalan’›n 2004 Nisan›’nda Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne verdi¤i Ek Savunma’da; “Üst kimlik olarak Türkiye ulusu kavram›, floven, ›rkç› anlay›fl› k›rarak, tüm kültürlerin ortak paydas› olabilir. Soy esasl› ulus kavram› yerine, ülke esasl› ulus kavram› dünyan›n birçok ülkesinde geçerlidir.” ibarelerini kullanm›flt›. Teslimiyetçi önderlik taraf›ndan da mevcut parçalanm›fll›k ve sömürge statüsü meflru görülmektedir. Ve art›k ulusal ba¤›ms›zl›k isteminden de yüz geri edilmifltir. Dolay›s›yla AB’nin ulusal haklar›, kiflisel-kültürel haklar olarak tan›mlamas›yla ayn› çizgide buluflulabilmektedir. Bu noktadan sonra da emperyalizm ve onunla diplomasi, yegane çözüm yolu olarak görülmektedir. AB’den medet umanlar en az›ndan AB’nin ulusal sorun konusunda bugüne kadar olan pratiklerini gözden geçirebi-

lir. AB’nin temel ekseninde duran iki ülkeden biri olan Fransa; Vietnam, Çinhindi, Cezayir ve ad›n› yazamad›¤›m›z say›s›z ülkede dolays›z iflgalci-ilhakç› ülke olarak bulunmufltur. AB’nin temel eksenindeki ikinci ülke olan Almanya; tüm Avrupa uluslar›n› kölelik alt›na almaya kalk›flm›fl, tarihi soyk›r›mlarla ve katliamlarla sicilli bir devlettir. ‹ngiltere ise; Hindistan, Çin, Arabistan, Afrika ve baflka birçok ülke ve k›tada hüküm sürmüfl tarihin gördü¤ü en büyük sömürge imparatorlu¤unun mirasç›s›d›r. ‹flte demokrasi, insan haklar› vb. beklenen Avrupa gerçe¤i budur. Ayn› Avrupa’n›n kendi içinde hala da sürmekte olan ulusal sorunlar› nas›l çözdü¤ü de incelenmeye de¤erdir. ‹spanya y›llard›r AB’nin üyesi olmas›na ra¤men Bask halk› temel ulusal haklar›n› elde edememifltir. “Demokrasinin befli¤i” ‹ngiltere’de ise Kuzey ‹rlanda sorunu hala da sürmektedir. ‹flgalci ve ilhakç› ‹ngiltere bu konumundan taviz vermemekte kararl›d›r. Yine “özgürlükler ülkesi” Fransa, bu özgürlükleri Korsikal›lar söz konusu olunca unutmaktad›r. Sömürgeci, iflgalci, ilhakç›, militarist, emperyalist Avrupa m› ezilen uluslara umut ›fl›¤› olacak! AB ulusal sorunla ilgili en ufak bir ad›m at›yorsa, bu kendi hegemonya mücadelesinin bir parças› olarak gerçekleflir ve bu ad›m da bugüne kadar b›rak›n kendi kaderini tayin hakk›n› hiçbir temel ulusal hakk› kapsamam›flt›r. Türkiye ve Kürt sorunu söz konusu olunca ise AB tekellerinin Türkiye burjuvazisini karfl›s›na almak pahas›na Kürt ulusunun haklar›n› savunaca¤›n› düflünmek ahmakl›kt›r. Kürt iflçi ve emekçilerinin gerçek ç›karlar› ve kurtuluflu, Avrupa tekellerinin dünya üzerindeki hegemonya savafl›nda kulland›klar› bir araç olan AB’yi desteklemekten ve Kürt burjuvazisinin pefline tak›lmaktan geçmiyor. Dört parçaya bölünmüfl Kürdistan tarihi bu gerçe¤in dolays›z tan›¤›d›r. ‹ster ABD ister AB, emperyalist güçlerden medet uman her ulusal hareketin karfl›laflt›¤› ak›bet ayn› olmufltur. ABD’nin dümen suyundaki Barzani ve Talabani’nin geçmiflten bugüne Kürt halk›na ödetti¤i bedeller ortadad›r. Kürt iflçi ve emekçilerinin kurtuluflu Avrupa, Türkiye veya Kürt burjuvazisi ile kader birli¤i yaparak de¤il, fakat öteki uluslardan iflçi ve emekçilerle kader birli¤i yaparak gerçekleflebilir. A. Derya

55 33

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Yeennii ddöönneem Y m yy iinnee ssoorruunnllaarr

Meesslleekk lliisseelleerriinnddee ddee¤€iiflfleenn M bbiirr flfleeyy yyookk!!

Meslek liseli ö¤renciler de yeni e¤itim-ö¤retim dönemi- gücün büyüklü¤ünü gösterebilmeliyiz. ‹LGP olarak sorunnin bafllamas›yla sorunlar›yla yüz yüze gelmeye bafllad›lar. lar›m›z› aflmak için elimizden geleni yapaca¤›z. Sonuçta Meslek liselerindeki sorunlar›n düz liselerden daha a¤›r ‹LGP’nin kuruluflundan beri yapt›¤› budur. Tüm liseli dostoldu¤unu biliyoruz. ‹flçi yetifltirmek için aç›lan meslek lisele- lar›n kendi sorunlar›na karfl› sessiz kalmamalar› için çabalari, daha bak›ms›z ve her zaman daha sorunludur. Meslek maktad›r. fiimdi bu birlikteli¤e bir omuz daha eklemek, kendi liseli ö¤rencilere dün oldu¤u gibi bugün de kölelik haklar›n› kazanmak için at›lm›fl büyük bir ad›m olacakt›r. Buna inanan herkesi bizim yan›m›za, ‹LGP’ye dayat›lmaktad›r. Önce atölye çal›flmalar›, sonra da staj olarak karfl›m›za ç›kan iflçilik! Tabii bu iflçili¤in karfl›l›¤› olan ça¤›r›yoruz. (‹LGP bülteni Liselilerin Sesi’nden al›nm›flt›r...) para hiçbir zaman verilmemektedir. Bu duruma flafl›rmamak gerekir. Normal iflçiye bile al›n terinin karfl›l›¤›n› vermeyen patronlar, meslek liselilere bunun üçte birini bile çok görmektedir. Meslek liseli ö¤rencilere verilen mesaj “asla eme¤inin karfl›l›¤›n› alamayaca¤›” gerçe¤idir. Zaten iflçi- emekçi çocu¤u olan ve gelecekte de iflçi olacak bu liselilere ve onlar›n e¤itimlerine özen gösterilmez. Meslek liselilerin okullar› hep daha eski ve fioven ve gerici e¤itim sistemi, yoz kültürün en kolay yaflam döküntü durumdad›r. Onlara göre iyi bir okulda e¤itim buldu¤u liselerde, e¤itim müfredat›yla ve gerici ders kitaplar›yla görmeye meslek liselilerin ihtiyac› yoktur. Çünkü onlar kendini göstermektedir. iflçi olacakt›r. Ald›¤› e¤itimi zaten fabrikada alacakt›r. Gençli¤i dört bir taraftan saran bu sistem; sormayan, sorgulaAtölyenin de fabrika gibi olmas› gayet do¤ald›r. Bazen iyi bir okul görünümü veren bir kaç meslek mayan bireyler yetifltirdi¤i gibi gençli¤e de geleceksizlik ve y›k›m lisesi de ç›kabiliyor. Bunlar›n hepsi ortak bir özelli¤e vadediyor. Sistem , gençli¤i yozlaflt›rmak için okul d›fl›nda da sahip oluyor: “Hay›rsever” bir ifladam› taraf›ndan sald›r›yor. Gençli¤i “terörist” vurulan, sanal ülkeler kurup savafllar yapt›r›lm›fl olmak! Bu ifladamlar› özel okul kadar lüks yap›lan oyunlar›n oynand›¤› atari salonlar›na hapsediyor. Böylece görünen liseleri tek bir nedenden dolay› yapt›r›yorlar: zamanlar›n› bofla harc›yorlar ve sistemin yoz kültürüne maruz “Vergiden daha fazla para düflürebilmek.” Dönüp kal›yorlar. Televizyonlardaki diziler, futbol fanatikli¤i gerçek sorunbak›ld›¤›nda büyük ifladamlar›n›n çok severek yapt›¤› bu yard›mlardan ne kadar karl› ç›kt›klar› görülecektir. lar›m›z› görmemize engel oluyor. Okulda da zorunlu din dersleriyle, içeri¤i bofl olan bir çok dersle Bir de meslek lisesi yapt›rd›ysa, bu okulun ö¤rencilerini de kendine ucuz iflgücü olarak kullan›r. Bu konuda genç beyinler oyalan›yor. Tüm bunlar sistemin bilinçli ve iradi birçok örnek verilebilir. Ço¤u zaman ifladamlar› kurdu- müdahaleleridir. Polisin lise önlerinde uyuflturucu satarak klar› bu tezgah› abart›p, fabrikalar›n›n yan›na liselerini gençli¤in beyinlerini uyuflturan esrar eroin tüccarlar›yla birlikte kurarlar. Böylece “liseden ç›kan fabrikaya” mant›¤›n› davranmas› bunun apaç›k bir örne¤idir. hayata geçirmifl olurlar. Tüm bu aç›lardan gençlik büyük bir kuflat›lm›fll›k içerisinde Bir de tüm liselilerin ortak yaflad›¤› paral› e¤itim yaflamaktad›r. Bu kuflatmay› ço¤u zaman görse de gereken örgütsorunu vard›r. Meslek liseli bir ö¤renci de di¤er ö¤renciler gibi birçok bahaneyle para vermeye zorlan›yor. lü cevab› verememektedir. Sistemin yaflam›n her alan›na yöneltti¤i Tüm bu sald›r›lar› ancak bizim birlikteli¤imiz durdura- sald›r›lar da gençli¤in harekete geçmesini geciktirmektedir. bilir. Son zamanlarda staj sömürüsünün normal bir fley Egemen sistem de bilmektedir ki “gençlik kimin elindeyse gelecek oldu¤u gösterilmeye çal›fl›l›yor. Bu çok büyük bir onundur”. Bu bilinçle gençli¤i elinde tutmak istemekte, gençli¤i sorundur. Çünkü liseliler kafalar›nda yavafl yavafl empoze edebilmek için en afla¤›l›k yöntemlere baflvurmaktad›r. staj›n normal ve olmas› gereken bir ihtiyaç oldu¤unu Bizler biliyoruz ki sistemin i¤rençliklerini gözler önüne düflünmeye bafllad›lar. Bunu belirli bir yönlendirmenin serdi¤imiz sürece gençlik kendi kültürüne dönecek ve kendini alt›nda kald›klar› için yap›yorlar. Ama biz her f›rsatta bu yalan›n önüne geçmeliyiz. Bugün gelinen yerde bulup özgürlü¤ü ve onuru için hakl› mücadele de yerini alacakt›r.

Gençlik nereye!

(Adana Liseli Gençlik Platformu Bülteni’nden al›nm›flt›r...)

zaten suskun kalan liseli kardefllerimize sorunlar›m›za sahip ç›kmam›z›n gereklili¤ini ve birlikteli¤in yaratt›¤›

55 44


Annllaam A mll›› bbiirr yyooll!!

kurfluna, kimisi bir tafla, kimileri ise kuru bir dal ucunda as›l› Merhaba liseli arkadafl, Yüreklerimizde ürpertici ama bir o kadar da haz verici bir olan yuvarlak halkaya lay›k görüldüler. Ayaklar›n›n alt›ndaki 盤l›k geziyor nicedir. Parmaklar›m›z etlerinden koparcas›na iskemle bir vuruflla devrildi ama onlar arkalar›nda b›rakt›klar› ac›yor, içimizdeki isyan 盤l›klar› yüre¤imizi yerinden oynat›yor. varoldukça ölmediler. Denizler, Yusuflar, Hüseyinler hep içimizBir yanda çaresizlik, açl›k, sefalet, ezilen bir toplum, di¤er yan- de yaflam›yorlar m›? Gelelim flimdiki özgürlük ak›m›na; art›k alabildi¤ine da günü gün eden her fleyi oldu¤u gibi kabullenen, köstebek genifllemifl ucu buca¤› belli olmayan bir ovada toplanm›fl nice k›l›kl› vurdumduymazlar. Do¤um, yaflam ve ölüm denilen uzun gibi görünen ama insan, nice candafl var. Hepsinin tek amac› özgürlük, eflitlik, asl›nda bir anda kaybolup giden bu üç boyutu ne kadar kardefllik ve insana lay›k bir yaflam kavgas› de¤il de nedir? Yeni yak›ndan tan›d›k ki acaba? Düflününüz bir yapra¤›n sonba- tohumlar serpilecek emekle, umutla... Tohumlar fidan olacak ve harda dal›ndan düflmemek için bir ucundan as›l› kal›fl›n›, kendi- bir gün gelecek günefl daha güzel do¤acak, bol yaprakl› ni bilmeden sokaklara b›rak›lan nice evlad›m›z›n, kardeflimizin a¤açlar olacak. Boy verecek, nesli tükenmeyecek. Bütün o anlat›nca ürpertiden çok yüre¤imizde kopan 盤l›klar›n›n dünyaya el uzatacak olan bu a¤aç her an senin kap›ndan içeri ac›s›n›. Gerçeklik bu noktada devreye bir anahtarla aç›l›veriyor girebilir. Sen “sen” ol, bu a¤ac›n dallar›n› k›rmadan önce ona bir flans ver! Göreceksin ki zihnin özgürlük denen a¤ac›n gölgesians›z›n. Ama hala içimizde umutlar geziyor. Hayata farkl› bir pencereden bakmay› bir kez olsun nin rahatl›¤› alt›nda nas›l da serinleyeceksin. Dostluk elini, yüre¤inizin zincirlerini k›rmay› denediniz mi? A¤z›n›za yüre¤inin temiz köflelerini, özgürlük kavgas›n› eksik etme. umars›zca, gafilce vurulan ve belki son nefesinize kadar Yürüdü¤ün hayat denen yolda beraberce yürümek dile¤iyle... Dünya de¤iflene kadar özgürlük diye hayk›racak alanlar, konuflman›z› k›s›tlayacak olan bu pasl›, eskimifl anahtar› k›r›n art›k. Hayat›n›z›n gelifligüzelli¤ini, tekdüzeli¤in s›n›rlar›n› zor- yürekler! (‹LGP bülteni Liselilerin Sesi’nden al›nm›flt›r...) layacak flekilde siz yönlendirin. Siz o soyut kavram› yakalayaca¤›n›za o sizi yakalamaya çal›fls›n. Sahip oldu¤unuz bütün bir vücudun bütün ifllevlerinin kumanda merkezi olan beyninizi b›rak›n özgür, eflitçil, kardeflçil düflüncelere yelken açs›n. K›s›tlamay›n, etki alt›nda kalmay›n. Sadece kendinizi de¤il özgürlük u¤runa flehit olmufl bir genci, düflüncesi u¤runa vatan›ndan olan bir Okullar›n aç›lmas›yla birlikte e¤itim sisteminin çürümüfllü¤ü ile karfl›laflaca¤›z. Paral›, flairi veya yazar› ve en önemlisi bilimsellikle alakas› olmayan, ezberci bir e¤itimle robotlaflt›rmaya çal›fl›yorlar bizleri. ‹flçide canice nedensiz yere öldürülen nice Denizleri, emekçileri fabrikalarda sömürdü¤ü yetmiyormufl gibi okullar arac›l›¤›yla da para kazanmaya Yusuflar›, Hüseyinleri düflü- çal›fl›yor sistem. Asgari ücretin 318 milyon oldu¤u bir dönemde yaflamak gittikçe zorlafl›yor. Bir nün. Bu insanlar kafay› m› yandan ezilenler daha çok yoksullafl›rken di¤er yandan zenginler daha fazla zenginlefliyor. yemifller ç›k›p da canlar›n› teh- Uçurum gün geçtikçe derinlefliyor. Kapitalizm do¤as› gere¤i sömürüyle ayakta duruyor. likeye atm›fllar acaba? Tabii ki Bununla beraber iflsizlik de gün geçtikçe ço¤al›yor. Gençlere reva görülen ise koca bir gelehay›r. Onlar beyinlerinin alg›- ceksizlik. Meslek liselerinde yaflanan AOBP ve staj sömürüsü de bunun bir parças›. Her yönlad›¤› ama bu alg› esnas›nda den çürümüfl sistem, kendine yeni kar alanlar› yarat›yor. Örne¤in meslek liselerinden meslek ac› duyduklar› olaylara karfl› bir yüksek okullar›na s›navs›z geçifl, sadece kar amaçl› bir uygulama. Okullarda ö¤retilenler de 盤l›k bafllatm›fllard›r içlerinde. sistemin kendisinden baflka bir fley de¤il. Gelece¤in kalifiye iflçileri olarak yetifltirilen meslek Amaçlar›, sözleri ve en önemli- liseliler, sömürüyle daha lisede tan›fl›yor. Bu say›m›zda bu konuyla ilgili yaz›lara yer verdik. Di¤er bir gündemimiz ise ABD ve ‹srail'in yapt›¤› katliamlar. Daha fazla kar elde etmek için si de tafl›d›klar› bir mücevher vard› ki onlar› her gün daha yap›lan bu savafllarda binlerce insan› katlettiler. Di¤er dünya devletleri ise bunlara kimi zenginlefltiriyor, ›fl›¤›yla daha süreçlerde destek sunarak, bu kardan pay kapmaya çal›fl›yorlar. Bu katliamc›lara destekte en ayd›nlat›yor ve onlar› her gün önde bulunan Türkiye de elini kana buluyor. Bunca katliamlara, iflkencelere karfl›n direnen daha da düflünceli yap›yordu. halklar› bitiremiyorlar, bitiremeyecekler de. ‹flçilere, emekçilere ve gençli¤e hiç bir gelecek vermeyen bu sömürü sistemine karfl› durAd›na özgürlük, adalet, karmad›¤›m›z ölçüde sömürü katmerleflerek art›yor. Kapitalizme karfl› tek alternatifimiz birlikte defllik ve daha nice s›fat yamücadele etmektir. ALGP olarak paral›, ezberci, gerici, anti bilimsel e¤itim sistemine karfl› lisek›flt›rm›fllard›. Ifl›¤› pencerelerinde keflfedenler ve kefl- lileri mücadeleye ça¤›r›yoruz. Unutmayal›m ki tek bafl›m›za bir fley yapamay›z ama birleflirsek fedemeyenler oldu. Edenler ilk karfl›m›zda hiçbir fley duramaz. Yaflas›n paras›z, bilimsel, anadilde demokratik e¤itim! 盤l›klar›n› att›lar ve yoldafll›k (Adana Liseli Gençlik Platformu yeminiyle ba¤land›lar, kopmaBülteni’nden al›nm›flt›r...) macas›na. Kimisi kahpe bir

ALLG A GPP'' ddeenn......

Yeni öğretim yılında 6. sayımızla tekrar merhaba!

55 55

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Anlat›lan senin hikayen! Anlat›lan senin hikayen! Hikayelerimizin giriş bölümleri her ne kadar farklılık taşısa da (örneğin farklı şehirlerden gelmek, daha farklı kültürel süreçlerden geçmek vb. gibi) ortak yaşamı beraberinde getiren yurt ortamı anlatılan hikayemizin gelişme bölümünde aynılaşmayı zorunlu kılmaktadır. Her birimiz sevdiklerimizi ve ailemizi geride bırakıp yarınlara sevdalı yüreklerimizle umudun peşine düştük. Türlü gelecek ideallerimiz her ne kadar dayatılan geleceksizliğin yarattığı kaygıyla tuz buz olsa da bir kere çıkmıştık yola. Hikayemiz bazen yurda yeni kayıt yaptıranların, bazen işsizlik korkusuyla da olsa mezun durumunda olanların, bazen öğrenimine daha devam edecek olanların birer kahramanı olduğu tümüyle gerçek olan yaşamların anlatımıdır.Yaşamımızın bir evresinde birlikteyiz. Kimi zaman aynı odada, kimi zaman aynı katta, kimi zaman tv odası, kantin gibi yerlerde ortaklaşan sorunların bir parçasıyız. Kapıdan kovulduğunda pencereden giren inatçı gerçeklerin dünyasında farkında olduğumuz ve çözülmesini istediğimiz o kadar çok şey var ki... Hele bir de devlet yurdunda kalıyorsak vay halimize. Hikayemiz devam ediyor. Tarih 2004, yer Güvenlik Yurdu, konu nereden başlamalı, önce hangisini söylemeli. Rahatsız olduğumuz o kadar çok konu var ki... Hani ikili sohbetlerimizde hemen sıralayıverdiğimiz birkaç tanesini öne alalım. Sınava yetişmek ya da uzak olan okulumuza ulaşmak için acele ediyorsak, bir de yatağımızı jilet gibi düzeltmemişsek ve bazı eşyalarımızı ortada bırakmışsak, yurda döndüğümüzde söyleneceklere hazırlıklı olmamız lazım. Eğer hala bütün günün yorgunluğu ve özel yaşamımızla ilgili belli sorunlardan geriye yıpranmamış sinirlerimiz kalmışsa. Canımız sıcak bir çay içip yorgunluk atmak istediğinde çok dikkatli olmak zorundayız. Bir çift göz her an bizi elimizde ısıtıcıyla yakalayabilir. Dünyanın herhalde hiçbir yerinde çay içmek bu kadar kaygı verici olmamıştır. Korku bitti, sıcak su hazır, kahretsin bardak yok. Nereye gitti? Ya kavanozdaki kahvem ve şekerlerim? Sinirler tekrar gerilmeye başlar, fark edilen gerçek, korkutucudur. Çöp kutusunun dibinde bardağımız, kahvemiz ve şekerimiz durmaktadır. Hepimizin en mutlu olduğu an nedir diye sorarsak şu

yanıtı almak hiçbirimizi şaşırtmaz: oda arkadaşımızın birine gelen içi yemek dolu koli haberi. Yiyeceklerin hepsini bir akşamda tüketmek hiç de o kadar kolay değildir (Sanırız bizden bunu talep eden idareciler günde bir koli yemeği tüketmeyi başarabilenlerden seçiliyor). Birkaç günümüzü alabilir yemekleri bitirmek. Çok iyimser oldu galiba bu cümle. Bizim yemek kolisinin de ortak yazgısı, bardak ve kahveyle aynı olmuştur. Gündüz yapılan oda kontrolleri sırasında... Sigara içmek için kaçıncı kat olursa olsun tv odası veya kantine inmek zorundasın. Lakin koridorda arkadaşlarınla birlikte sohbet edip sigara içersen sonuçlarına katlanmak zorundasın, uyarı cezası gibi. İnternet olanağından yoksun olduğumuz yetmiyormuş gibi bir de tamamı üniversite öğrencilerinin kaldığı bir yurtta nedense kütüphane hep kapalı tutuluyor. Acaba yapılan biraz gizem süsü verip kütüphaneyi kafalarımızda değerli kılmak isteği mi? Değil elbette. Gerçek olan orasının uzun bir süredir kapalı olduğudur. Araştırma yapmak, okuyabilecek kitap olanağından yararlanmak sanırız önemsenecek bir durum değil yurt idaresi için.

55 66


Gelelim son günlerin aramızda konuştuğumuz listelerde birinciliği kimseye kaptırmayan en popüler konusuna ya da sorununa mı demek lazım. Gelin birlikte karar verelim. Eskiler boşuna dememişler gelen gideni aratır diye. Eminiz, her birimiz kantine ilk girdiğimizde “burası ne kadar değişmiş böyle, sadece mekan mı, işletenler de değişmiş” diyerek kısa bir şaşkınlık ve buna eşlik eden “Yaşar amca ve aile şirketi”nden kurtulmuş olmanın sevincini yaşadık. Ancak sevincimiz kursağımızda kaldı. Yaptığımız her bir alışveriş para üzeri değil de hayal kırıklığı olarak bize geri döndüğünde anlamaya başlamıştık, yeni kantinin daha açgözlü olduğunu. Marketlerde satılan birçok ürünün kantinde daha pahalıya satıldığını görmek oldukça can sıkıcı bir durum olsa gerek. Düşününki bu kantinin sabit sürekli 300 müşterisi var. Ve bu müşterilerin büyük çoğunluğu orta ve dar gelirli ailelerin çocukları olmasına rağmen durum böyle. Geçen yıla kıyasla yemek fişlerimizi kahvaltı için kullanamamak eski köye yeni adet mi getiriliyor dedirten cinsten. Akşam yurda döndüğümüzde sıcak ve lezzetli bir yemeğin hayalini kurmak artık fazla lüks. Ne yemeklerin lezzetinden söz edilebilir ne de ucuz olduğundan. Bir de çoğunlukla yemeğin kalmamış olma ihtimali var. Bu arada kantinde bulunan televizyonu kumanda etme işi işletenler tarafından yapıldığı için istediğimiz kanalı izlemek o kadar kolay bir iş değil. Eğer arkadaşlarımızı ikna etmişsek, sırada bir de ikna edilmeyi bekleyen kantin çalışanları var. Gün boyu zaten gereksiz bir yığın gereksiz program izletiliyorken akşam haber saatinde bile kumandaların efendileri lütfedip de, yurtta ve dünyada yaşanan sıcak olayların anlatıldığı kanalları açmıyor. Yurt idaresi kantinle ilgili konularda ilgisiz kalmaya devam edecek gibi gözüküyor. Sanırız öğrencilerin mağduriyetini gidermek, katı ve yasakçı yurt yönetmeliğini uygulamak kadar çekici gelmiyor. Yurttaki iç yaşamın düzenlenmesi ile ilgili konularda tek bir söz hakkına dahi sahip olamayan bizler çoğu zaman attığımız her adımın yurt yönetmeliğine aykırı olup olmadığını düşünmek zorunda bırakılıyoruz. Uyulması gereken ve çoğu gereksiz bir yığın kural, idare tarafından büyük titizlikle uygulanırken bizler yaşamın ve yurt ortamının tüm bunalmışlıklarıyla katlarda sinir krizleri geçiriyoruz. Ruh sağlığımızın bozulmasında yurt koşullarının büyük payı vardır. Tüm bunların yanında toplumsal alanda kadın erkek eşitliğinin gözetilmediğini kız ve erkek yurtlarındaki ayrımlara bakarak görebiliriz. Erkekler bizlere göre yurda daha geç girdikleri gibi, dışarıda kalmak için izin almak zorunda değiller. Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı tüm devlet yurtlarında yaşananlar birBir ilkin gerçekleflti¤i Güvenlik K›z Ö¤renci Yurdu’nda sular birinden çok farklı değil. Şu ana kadar ›s›n›yor. Bugüne kadar hiçbir politik çal›flman›n yap›lmad›¤›, yaşanan sorunların sadece bir kısmına değinil- yap›lamad›¤› bir devlet yurdu gerçe¤i var karfl›m›zda. Birçok davran›fl miş olması diğer sorunları önemsizleştir- idare taraf›ndan cezaland›r›labiliyor. Yaprak dahi k›p›rdamas›n› istemiyor. Hepsi çözülmeyi bekliyor. Daha kaç yıl meyenler, bask›c› ve yasakç› yönetmelikleriyle yurtlar› k›flla haline hikayelerimize bu anlatılanlar konu olacak. getirmeye çal›fl›yorlar. Asl›nda tüm bu uygulamalara neden olan gençYeşilçamın fakir ama gururlu, kaderine razı, likten duyduklar› korkulard›r. ‘80’ sonras›nda ö¤renci hareketini deneacıyı sinesine çeken genç yıldızları olmayı tim alt›na alma çabas› üniversitelerde nas›l ki YÖK üzerinden gersürdürmek değiştirmeyecek hiçbir şeyi. çeklefliyorsa, yurtlarda da ayn› amaca hizmet edecek flekilde kat› Sessizliğimizde boğulmak mı, yoksa sesleri- yönetmelikler dayat›l›yor. Bu cendereyi k›rmak elbette kolay görünmizin çığlığa dönüşmesi mi istediğimiz? Bu müyor, ancak olanaks›z da de¤ildir. Kampüslerdeki yurt yaflam› verilen soruya vereceğimiz yanıt çok şey değiştire- mücadelelerin birer kazan›m› olarak görece daha rahat, fakat devlet cek. yurtlar› için ayn› fleyi söylemek pek mümkün de¤il. Yurtlar›n dikensiz Bu hikayeden çıkarılacak sonuç metnin gül bahçesi olmad›¤›n› ö¤rencilere göstermemiz gerekiyor. son paragrafında gizli. Bir kere daha okuyalım Güvenlik K›z Ö¤renci Yurdu’nda yayg›n bir flekilde birçok yere ve ne yapabileceğimizi düşünelim. Mesela yap›flt›r›lan ve kap› altlar›ndan odalara da¤›t›lan bildiri, ertesi günü yurt kantin sorununun çözümü için yemek fişleri- idaresine yang›n tatbikat›n› iptal ettirmifl ve "acil durum toplant›s›” miz dışında alış veriş yapmayalım. Ve her yapt›rm›flt›r. Sorumlular›n bulunup cezaland›r›laca¤›, bulunamad›¤› takdirde şeyden önce bizlere yönetmelik adı altında dayatılanları kolayından kabullenmemeyi kaf- yurdun kapat›laca¤› söylemiyle ö¤renciler aras›nda terör estirenler amızda bir yerlere yazalım. Tepkisizlik amaçlar›na ulaflamayacaklar. Bizler yurtta kalan 300 arkadafl›m›z›n duvarını aşabildiğimiz ölçüde; gelecek, aç›kça söyleyemediklerini dile getirdik. Bir kez daha söylüyoruz, gücümüzü hakl›l›¤›m›zdan, gücümüzü yurt arkadafllar›m›z›n güneşli günlerin habercisi olacak. Unutmayalım Gelecek Ellerimizde! birço¤unun hakl›l›¤›m›za inanmas›ndan al›yoruz. ‹flte bundan Güv enlik Yur du Öğr encileri dolay›d›r ki bu sefer sopalar› kimseye de¤emeyecek. Ankara Güvenlik Yurdu Ö¤rencileri

Gü G üv ve en n lliik kY Yu ur rd du u’’n nd da a ha h ay ya alleettlleerr d do olla afl fl››y yo or r

55 77

E k i m G e n ç l i ¤ i


E k i m G e n ç l i ¤ i

Küürrttççee TTüürrkkllüükk!! K

Baayyrraa¤€››m B m››zz A Anntteepp’’ttee ddee ddaallggaallaann››yyoorr!!

Yeni bir dönemde devrimci kararl›l›k ve mücadele ruhuyla Antep’ten tüm yoldafllara merhaba! Yine zorlu bir y›l bizi bekliyor. Soruflturma terörüyle, türlü bask› ve yasaklarla mücadeleden kopar›lmaya,12 Eylülcülerin hayali olan kifliliksizleflmifl bir sürü haline getirilmeye çal›fl›lan bizler, s›rt›m›z› dayad›¤›m›z 150 y›ll›k büyük mirasla, çürümüfl ve kokuflmufl bu düzende temiz kalabilmenin onuruyla, kan›m›z› emen asalaklara karfl› büyüyen öfkemizle, dökülen her damla kan›m›z›n bedelini ödetme kararl›l›¤›yla bu y›l› da bizim aç›m›zdan en olumlu flekilde geçirmek arzusunday›z. Komünist olabilmek, devrimciyim diyebilmek içinde bulundu¤umuz süreçte çok daha önemli. Sistemli bir flekilde yozlaflt›r›lan topluma (özellikle gençli¤e) örnek olmak, “u¤runa tereddütsüz ölünecek” de¤erlerin bugünden önce oldu¤u gibi bugün de varoldu¤unu göstermek; arkadafll›klar›n, dostluklar›n, aflklar›n bile adeta sat›l›¤a ç›kar›ld›¤›, ç›karlar u¤runa her türlü yalan›n dudaklardan döküldü¤ü, insanlar›n birbirlerine güveninin kalmad›¤› bir dönemde, insanl›¤›n kurtulufl mücadelesini bulundu¤umuz her mekanda sürdürmek ve yükseltmek zorunday›z. Antep gibi bölgenin iflçi-emekçilerini bünyesinde toplayan bir sanayi flehrinde -flu anki durum ne olursa olsun- güçlü bir devrimci potansiyel oldu¤u biliniyor. Bu nedenle Gaziantep Üniversitesi’ndeki devrimci ö¤rencilere önemli sorumluluklar düflüyor. Öncelikle kendi güncel sorunlar›m›z›n çözümü için kararl› bir mücadele ortaya koyarak gençlik içinde güven kazanabilmeliyiz. Gaziantep Üniversitesi deyince akla faflist kadrolaflma, dinci ö¤rencilerin yo¤unlu¤u ve bunlar d›fl›nda kalan apolitik kesim geliyor. Elbette bugüne kadar yap›lm›fl olan etkinlikleri yok saymak de¤il amac›m›z. Fakat ne yaz›k ki üniversiteye hakim olan genel durum bu. Ders geçme notunun yüksek oluflu sebebiyle ö¤rencilerin kendilerini tamamen derse vermesi, ö¤retim görevlilerinde faflist kadrolaflmaya gidilmesi, en ufak bir stand açman›n bile soruflturma sebebi say›lmas›, pek de siyasi say›lmayacak bir tiyatro oyunu nedeniyle bile oldukça a¤›r cezalara maruz kal›nmas› vb. nedenlere bir de ö¤rencilerdeki mevcut duyars›zl›k, bireycilik eklenince, durumun vehameti ortaya ç›k›yor. Hangi flartlarda olursa olsun gereken bedelleri ödeyerek bize teslim edilen bayra¤›m›z› en yükse¤e ç›karmal›y›z! Herfley komünizm için!

Antep’ten bir yoldafl›n›z

Teellssiizzllii aassaallaakkllaarr T

Kapitalizm öyle bir sistemdir ki, asalakça yaflamlar›n› sürdüren, çal›flmadan baflkalar›n›n s›rt›ndan geçinen insanlarla doludur. Milyonlarca iflçi ve emekçinin ürettikleri zenginliklere el koyarak lüks içinde yaflarlar. Çal›flan üreten insanlar› kölece çal›flmaya ve sefalet içinde yaflamaya iterler. Patronlar, kendi ifllerini yürütmek için bol ücret vererek insan sat›n al›rlar. Bunlar patronlar›n iflyerlerindeki sat›l›k köpekleridir. Yani müdürlerden bahsediyorum. Müdürler iflyerinde patron ad›na iflleri yürüttüklerini san›rlar. Ama iflleri yapanlar da, yürütenler de iflçilerdir.Müdürler patrona yalakal›k yapar, iflçilere hakaret eder, onlar› daha çok çal›flt›r›p ezmeye yararlar. Ellerinde telsizleri, giyiniflleri fl›kt›r. Hepimizin bildi¤i bir hikayeyi aktarmak istiyorum. Birgün bir köpekle bir kurt karfl›lafl›rlar. Köpek çok güçlü, bak›ml› ve boy-

Oldukça tart›flmal› bir sürecin sonras›nda hükümet sözde Kürtçe yay›n sorununu çözdü! Haftada iki gün 1-2 saatlik Kürtçe yay›n yaparak bu konuda büyük ilerlemeler kaydetti¤ini göstermeye çal›fl›yor. Fakat Kürtçe yay›n ile ilgili bu “geliflme” asl›nda bu hakk›n gerçek anlamda kazan›labilmesinin önünde bir engel olarak duruyor. Devlet taraf›ndan Kürt halk›na “ba¤›fllanan” bu hak, Kürt burjuvazisi taraf›ndan da büyük bir kazan›m olarak gösterilmeye çal›fl›l›yor. Bununla amaçlan›n, Kürt halk›n›n bu konuya olan tepkisini en aza indirmektir. Bu yay›nlar› izledi¤inizde görüyorsunuz ki, yay›n›n Kürtçe olarak sunulmas› d›fl›nda Kürt halk›na yönelik hiçbir yan› yok. Bu programlarda Kürt kültürüne, gelenekgöreneklerine dair hiçbir iz yok. Aksine, bu programlarda Türk milliyetçili¤i yap›labiliyor. Geçenlerde TRT’de izledi¤im bir program, Kürtçe yay›nland›¤› için bafllang›çta dikkatimi çekmiflti. Fakat izlemeye bafllad›¤›mda bu ilgi yerini nefrete b›rakt›. Adeta Kürt halk›yla alay ediyorlard›. Evet program Kürtçe olarak sunuluyordu. Fakat ne anlat›lanlar›n, ne de gösterilenlerin Kürt kültürüyle hiçbir ilgisi yoktu. Programda tarihi Türk kaleleri gösterilerek flanl› “Türk tarihi” ve bu kaleleri yapt›ran büyük Türk padiflahlar› anlat›l›yordu. ‹flte hükümetin ve Kürt burjuvazisinin, Kürt halk›n›n kazan›m› olarak göstermeye çal›flt›klar› Kürtçe yay›n hakk›!.. Bu yay›n hakk› elbette bir kazan›md›r. Peki kimler için bir kazan›m? Kürt halk› için mi? Tabii ki Kürt ve Türk burjuvazisi için! Sözde bu kazan›mla Kürt halk›n›n tepkisi k›r›lmaya çal›fl›l›yor. Kürt halk›n›n gerçek anlamda Kürtçe yay›n, e¤itim ve di¤er haklar›n› alabilmesi, Kürt burjuvazisinin etkisinden kurtularak verece¤i mücadeleyle gerçekleflecektir. E. Yalç›n

nunda tasmas› vard›r. Kurt ise çok zay›f ve bitkin bir haldedir. Kurt merak eder, köpe¤e nas›l böyle iyi bir durumda oldu¤unu sorar. Köpek, zengin bir adam›n evinin önünde bekçilik yapt›¤›n›, sahibinin de kendisini iyi besledi¤ini söyler. Kurdun gözü köpe¤in boynundaki tasmaya iliflir. Tasmay› neden takt›¤›n› sorar. Köpekte sahibinin kendisini evin önüne ba¤lad›¤›n› söyler. Köpek kurda kendisine de böyle bir ifl bulabilece¤ini söyler. Fakat kurt kabul etmez ve der ki; sen özgürlü¤ünü güzel yiyecekler için, rahat bir yaflam için satm›fls›n. Ben da¤larda aç yorgun gezerim, ama özgürlü¤ümü asla satmam. ‹flte müdürler de patronlar›n asalak köpekleri ve iflçi s›n›f›n›n düflmanlar›d›rlar. Bizler özgürlü¤ümüzü hiçbir fleye de¤iflmemeli, özgür yar›nlar için mücadele etmeliyiz. Gün gelecek, devran dönecek, ezilenler ezenleri ortadan kald›racak, s›n›fs›z ve sömürüsüz bir dünya kurulacak.(fiervan) fiervan)

55 88


Güünnllüü¤€üü G 3355 sseennttee ööllüüm m!! Hindistan’dayız. Budist tapınaklarını, yahut Ganj Nehri’ne küllerin atılmasını görmeye gitmişiz. Birden bir sokak arasına düşüyoruz. Bir baba, 7 yaşındaki kızının ölü bedenini taşıyor. Ne olduğunu sorsanız anlatmıyor. Elindeki paraları gösteriyor ve gözlerinizin en derin yerinden tüm benliğinize yayılan bir bakışla yanıtlıyor sizi. Kız 7 yaşında, günde on saat elbise dikim işinde çalışıyor, 35 sente. Hani şu pasajlarda satılan renkli ve hoş görünümlü elbiseleri dikiyorlar. Ve bir gün öğle saatlerinde -aklına belki de oyuncak bir bebek hayalinin düştüğü bir andaçalıştığı makine üzerine yıkılıyor. Onun ölümü de yaşamı kadar ucuz, birkaç bin Rupi ile gönderiliyor baba, bir de 7 yaşında ölü bir bedenle, küller Ganj’a dökülecek, siz pasajlardan Hint elbiseleri satın alacaksınız, post-modern yüzükler ve tütsüler.


EG 77. sayı  

Ekim Gençliği 77. sayı / Kasım 2004

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you