Issuu on Google+

Radyo-Televizyon Ve Çocuklar


www.ehlibeyt.be

Radyo-Televizyon Ve Çocuklar Radyo, televizyon ve sinema bir çok faydaları olan buluşlardır. İnsanlar bu araçlardan yararlanarak düşünce ufkunu genişletebilir, dini ve ahlaki yönden kendilerini yetiştirebilir, çeşitli kültür ve bilim dalları hususunda birikim elde edebilir, siyasi ve sosyal düşünce seviyelerini yükseltebilirler. Evet, insanlar bu gibi toplumsal iletişim araçlarından yüzlerce fayda elde edebilir. Yararlanabilecekleri kadar bu araçlardan suistifade de edebilirler. Eğer bu araçlar liyakatsiz kimselerin eline düşer ve yanlış yolda kullanılırsa sağlık, kültür, dini, ahlaki, ekonomik, siyasi açılardan top-luma yüzlerce zarar verilebilir. Radyo ve televizyon genelleşmiş, bütün evlere girmiş ve halkın çoğu bunları bir eğlence aracı saymakta ve dinleyip, seyretmeye ilgi duymaktadır. Özellikle çocuklar ve yeni yetişen gençler bunlara aşırı ilgi duyarlar. Uzmanların da doğruladığı gibi İranlı çocuklar Amerika, Fransa, İngiltere ve Japonya gibi ilerlemiş ülkelerin çocuklarından daha çok televizyon programlarını izlemeye ilgi gösteriyorlar. İran'da televizyon programlarının izleyicilerinin %40'ını çocuklar, %30'unu da yeni yetişen gençler oluşturuyor. Çocukluk ve gençlik çağı eğitimin en hassas çağıdır. Radyo ve televizyon programları, ister iyi ister kötü olsun, şüphesiz onların hassas ruhunda çok büyük izler bırakacaktır. Bu programları tesirsiz ve yüzeysel zannedemeyiz. Yine çocuklara istedikleri programdan istifade etme serbestliği veremeyiz. Çünkü bazı programlar çocuklar için zararlıdır. Keşke radyo-televizyon programı hazırlayanlar ve müdürler ne kadar hassas bir makamda bulunduklarını ve omuzlarına ne kadar büyük bir sorumluluk aldıklarını bilselerdi. Toplum fertlerinin, özellikle çocuklar ve gençlerin eğitim ve öğretiminin önemli bir kısmını üstlenmiş olanlar onlardır. Anne ve babalar bu konuda ilgisiz kalıp çocuklara her programdan yararlanma iznini veremezler. Radyo-televizyon programlarından biri de öldürme ve cinayet, hırsızlık ve adam kaçırma, kavga ve heyecanlı yarışmalar, insanları dövme ve işkence etme, aldatma gibi heyecan ve sertlik içeren filim ve öykülerin yayınıdır. Çocuklar bu tür filim ve öykülere tutkun olup, çok zevk alırlar. Halbuki bu tür filimler bir kaç yönden çocuklara zararlıdır: Birincisi: Onların hassas ve latif ruhlarını şiddetle tahrik eder. Bu tür film ve öykülerin etkisiyle çocukta içsel vahşilik ve ıstırap durumu ortaya çıkabilir. Korku ve fobiye müptelâ olabilir. Geceleri korkulu rüyalar görüp bağırmasına sebep olabilir. Baş ağrısı ve baş dönmesine tutulabilir. Hatta heyecanlı filmleri seyretme sırasında şiddetli rahatsızlıktan dolayı bayılabilir veya kalp krizi geçirebilir. İkincisi: Bu tür filimler, ahlaki açıdan zararlı olup çocukların tertemiz yapısını bozarak kötü işlere sürükleyebilir. Çocukların, bu tür filmlerin kahramanlarının etkisinde kalarak onları taklit edip cinayet ve hırsızlık yapmaları da mümkündür. Üçüncüsü: Çocuklar bu tür filmleri izleyerek hırsızlık, cinayet ve insanları aldatma, kanundan kaçma yollarını öğrenerek daha sonra uygulayabilirler. Aşağıdaki hususlara dikkat ediniz: Unesko bildirgesi, İspanya'da 1944-1953 yılları arasındaki çocuklara ait davaların neticesi, suçlu erkek çocukların %37'sinin zararlı filmlerin etkisinde kaldığını gösteriyor. Amerika'da yapılan kapsamlı araştırmalarla sinemanın suçlu erkek çocuklarda %10 ve suçlu kız çocuklarda %25 etki bıraktığı müşahede edilmiştir. Bu istatistikler gerçekten korkutucudur.


Bleumer Vuhorz'un görüşünce yasalara aykırı hareket edenlerin %49'u sinema filmlerini izleme sonucu üzerinde silah taşımaya karşı özel bir ilgi duyuyorlar, soygunculuk sebeplerinin %25'ini, kanundan kaçma ve polisi yanıltma sebeplerinin %21'ini bu filmlerden öğreniyorlar. Araştır-malarla müşahede edildiği üzere kadınların % 25'i uygunsuz filmleri seyrederek kötü yollara düşmüşler ve geri kalanın % 54'ü de ahlaksız yıldızları taklit ederek eğlence merkezleri ve pavyonlara sürüklenmişlerdir. Los Engelas üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Waksmen şöyle diyor: Şüphesiz televizyon ekranlarından çıkan elektromanyetik dalgaların insan organizması üzerinde dikkate değer tesirleri vardır. Televizyon, radyo veya diğer birçok elektrikli ev aletleri yoluyla gönderilen bu dalgalar kısa dalgalardır. İlk etkileri, baş ağrısı, baş dönmesi olarak ortaya çıkar ve fikri kapasiteyi düşürür, kan basıncını değiştirir, heyecanların ve alyuvarların tahrip edici derecede yükselmesine sebep olur. Bundan da öte, bu dalgalar sinir sistemi üzerinde çok kötü etki bırakır ve çeşitli hastalıklara sebep olurlar. Doktor Aleks Carl bu konuda şöyle diyor: "Radyo, televizyon ve uygun olmayan sporlar çocuklarınızın ruhunu mahvediyor." 18 yaşında bir kolej öğrencisi cinayet işleme fikrini televizyon programlarından öğrendiğini açıklamıştır. Ünlü sinema oyuncusu Walter Kanato'nun çocuğunu öldürme tehdidiyle 150 bin dolar haraç almaya kalkışmakla suçlanırken suçunu mahkemede itiraf etmiştir. Bu öğrenci haraç almayla ilgili bir film izleme sonucu ölümle tehdit edip haraç almayı kafaya koyduğunu söylüyor... Polis, yeni yetişen gençlerin televizyondan etkilenerek suç işlemesinin bir çok örneğiyle karşılaştığını ileri sürmektedir. "Meşhed şehrinde on yaşında erkek bir çocuk karate filmi izleme sonucunda sekiz yaşındaki arkadaşını bir tekme darbesiyle öldürdü." Eğitim ve öğretim bakanı şöyle diyor: "Televizyon kötü bir eğitici olduğu zaman, en iyi öğretmen bile bir şey yapamaz. Roniy Zamura isimli Küba asıllı 15 yaşındaki bir erkek çocuk 83 yaşında bir yaşlı kadını öldürme suçundan müebbet hapse mahkum olup, Florida zindanlarından birinde bulunmakta. Anne ve babası üç önemli Amerikan televizyon kanalından, programlarının çocuklarına adam öl-dürmeyi öğretmesi isnadıyla 25 milyon dolar tazminat istemişler. Geçen Eylül'de yapılan Roni'nin muhakemesi gösteriyor ki bakıcısının, çocukluk döneminde kendisini susturmak için televizyon ekranının karşısına oturtmasından itibaren televizyona aşırı ilgi duymuş ve günde 8 saat televizyon seyrediyormuş. Soygunculuk ve 83 yaşındaki komşusunu öldürme suçundan mahkum olan bu gencin ilgi duyduğu televizyon programı "Kucak" adlı polisiye dizi filmiymiş. Bu film Roni'nin cinayet işlemesinden önceki gece yaşlı bir kadının soyulma macerasını göstermiş. İttilaat gazetesi: "Rızaiye'nin 15 yaşındaki güzel kızı Feriba bir televizyon filminin heyecanlı bir sahnesini seyrederken yere düşüp öldü. Filmde bir kızılderilinin bir beyazın kafa derisini yüzmek istediğini görünce, çığlık atarak yere yığıldı. Doktorlar ölüm sebebini beyin damarının ani patlaması olarak teşhis etmişler." Ruh ve sinir hastalıkları uzmanı doktor Celal Berimani şöyle diyor: Korkulu, sertlik ve heyecan dolu filmleri izlemek çocukların ruhiyesinde istenmeyen etkiler bırakır. Bir çocuğun kovboy filmi izledikten sonra filmin kahramanını taklit ederek erkek veya kız kardeşini öldürdüğünü gördüm. Diğer bir taraftan böyle filmler izlemek çocukların gelecekteki şahsiyetinde kötü etkiler bırakır ve bu korkulu filmleri izlemek, büyüdüklerinde onların gizli bir korkuya sahip olmalarına sebep olur. Bu türden filmleri seyretmek geleceğin kadın ve erkeğini mütecaviz ve öfkeli yapar. Bu haletler fırsat bulup kendisini gösterebileceği ve facia yaratacağı güne kadar insanların ruhunda kalır. Psikolog Doktor Şükrüllah Tarikati diyor ki: "İstenmeyen filmleri izlemenin çocukların geleceğindeki etkisi inkar edilemeyecek kadar fazladır. Bu filmler buluğ çağından sonraki yıllarda, diğer ortamlar ve sebeplerle bir araya gelirse çocukların ruhiyesinde tehlikeli ruhi bozuklukların ortaya çıkmasına yardımcı olur ve istenmeyen etkiler bırakır. Bu yüzden anne ve babalara, hiçbir şartta çocuklarına kötü ve büyüklere has filmleri, özellikle gece saat 10'dan sonra seyrettirmemelerini çok ciddi olarak tavsiye ediyorum."


Ebeveynin, çocukların bu tür filmleri izlemek istemelerine karşı direnmeleri, bir anne ve babanın çocuklarına gösterebileceği en büyük sevgidir. Suç uzmanı ve Tahran üniversitesi öğretim üyelerinden Doktor Rıza Mazluman şöyle diyor: "Televizyon ve sinema filmlerinden bir çoğu tehlikeli ve toplumumuz için zararlıdır. Şimdi bu filmlerin tehlike yaratan etkileri, 11 yaşındaki bir kız çocuğunun kalbini durdurup, canını alacak dereceye varmış durumdadır. Hiç çekinmeden söylüyorum ki, şüphesiz asrımızın cinayet ve kötülüklerinin bir çoğu dünyanın dört bir yanında yayınlanan bu kötü filmlerden kaynaklanmaktadır." Newyork hastanesi hekimi Doktor Arnold Ferimani, elektronik aletler ve deneyleri yardımıyla ruhi ve fikri yorgunlukların ve sinirsel baş ağrılarının önemli sebeplerinden birinin radyo müziklerini dinlemek olduğunu ispatlamıştır. Times dergisi Kasım 1964, 6. sayısında şöyle yazıyor: "Hava kuvvetlerine bağlı iki üstte bulunan çocuk hastalıkları uzmanları, o bölgedeki subayların 3 ile 12 yaşları arasındaki çocuklarının devamlı olarak baş ağrısı, uykusuzluk, mide bozukluğu, bulantı ve kusmadan ıstırap çektiklerinin farkına varmışlar. Yapılan araştırmalara rağmen çocukların bu hastalık ve rahatsızlığına bir sebep bulamamışlar. Çok yönlü araştırmalardan sonra nihayet bu çocukların tamamının uzun süre televizyon seyretme alışkanlığına sahip olduklarını ve her gün 3 ila 6 saat televizyon programlarını izleyerek kendilerini meşgul ettiklerini anlamışlar. Bunun tedavisini, çocuklara televizyon programlarını izlemeyi yasaklamada bulmuşlar. Bu yasaklamaları etkili olmuş ve baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi bütün hastalık belirtileri de geçmiş. Öyleyse, çocuklarını seven anne ve babalar çocuklarını tamamen kontrol edip, ruhi ve ahlaki hiç bir zarar ve ziyanı olmadığından emin oldukları programlar dışında onların radyo ve televizyon programlarıyla meşgul olmalarına izin vermemelidirler


radyo televizion ve cocuklar