__MAIN_TEXT__
feature-image

Page 1

1


2

XC T端rk


İçindekiler s.5

Editörün Sözü

s.6-11

Haberiniz Var mı?

s.12-13

Materyal

s.14-19

THSF Başkanı - Röportaj

s.22-49

Kayseri Türkiye Şampiyonası 1. Ayağı

s.50-55

Radyo Kontrollü YP Modeli

s.56-61

TürkiyeXC Rekoru

s.62-65

Bröveler

s.66-73

İpuçları ve Püf Noktaları - 3

s.74-75

Ajanda

s.76-85

Kilyos’tan Rezovo’ya

s.88-121

Bayramören Pre-PWC, TR Şampiyonası 2

s.121-125 Akrobasi - SAT s.126-127 Çizgi

s.82-83 s.84-85 s.86

Bu sayımızın kapağında yer alan fotoğrafı için Derya Durkaya’ya teşekkür ederiz. XC Türk 3


4

XC T端rk


Editörün Sözü

2009 Sezonuna Veda Güneyde kuşlar bizi terk etti! Onları seyrederken derin derin iç geçirdik, “Biz de takılıp bir sürüye gitsek…” dedik. Bir yerde yazı tüketince hemen bir başka yerin yazına uçsak… Eğer onlarla gidemiyorsak, şimdi termiklerle vedalaşma zamanı geldi. Sezonu bol bol uçarak geçirenlerin gönülleri ferah tabi. Ama –benim gibi- sezonun çoğunu sakat geçirenleri biraz daha fazla hüzün basıyor. Nasıl olursa olsun, yaz mevsimini uğurlamak hepimize ayrı ayrı zor geliyor işte... Artık bir yandan gelecek sezonun uçuş planları yapılacak, bir yandan da yağmursuz günlerde uçtuğumuzda biz varyometrenin o feci sesiyle inerken; paramotor, mikrolayt kullanan dostlar arayacaklar, biliyorum. Hatta gelecek e-postalar şimdiden gözümde canlanmaya başladı: “Umutçuğum, bugün travertenlerin üzerinden alçak geçtim, fotoğraflar ekte. Haftaya da İstanbul Boğazı’nda çekeceklerimi gönderirim.” Aaaah ah… Mavi sahaların hâkimiyetini motorize ekiplere emanet etmeye hazırlanırken, XC-Türk-6 “Bu sezon yarışmalarda kimler neler yapmış?” diyenleri tatmin edecek bir dolulukla karşınızda. Bu sayı önümüzdeki yağmurlu günlerde bol bol okunup, ardımızda bırakmak üzere olduğumuz 2009 sezonunu sizlere yeniden yaşatacak diye düşünüyoruz. Son termiklerin tadını çıkarabilmeniz dileğiyle…

Umut Sevinç umut@xcturk.com XC Türk

5


Haberiniz Var mı?

→ PWC - Dünya Kupası Süper Finali PWC Süper Finali bu yıl Poggio Bustone / İtalya’da yapıldı. Kötü hava şartları nedeniyle 10 günlük yarışmada sadece 4 geçerli task uçulabildi. Yarışma sonucunda Ozone pilotlarından Charles Cazaux (FR) ve Russel Ogden (GB) birinci ve ikinci oldular. Üçüncülüğü ise Luca’s Donini aldı. Bayanlarda ise Keiko Hiraki (JP) birinci, Elisa Houdry (FR) ise ikinci oldu.

→ Red Bull X-Alps 2009 Sonuçlandı Geçen sayımızın ajandasında duyurduğumuz, en zorlu yarışmalardan biri olan Red Bull X-Alps’in 2009 yılı yarışması da Temmuz ayında gerçekleşti. Daha öncekilerde olduğu gibi hem XC yeteneklerinde, hem de doğa koşullarında uzun yürüyüşlerde yarışmacılar sınandı. Bu yılki 818 km.lik parkuru 2 sporcu tamamladı. “9 gün, 23 saat, 59 dakika”da tamamlayan İsviçreli pilot Christian Maurer birinci oldu. Görevi “11 gün, 9 saat, 18 dakika”da tamamlayarak ikinciliğe yerleşen pilot Alex Hofer de yine İsviçre takımından… Amerikalı pilot Honza Rejmanek ise 12 gün sonunda gole yetişemeyip 672 km ile yarışmayı tamamlayarak üçüncü oldu. Red Bull X-Alps 2009 ile ilgili daha detaylı bilgi için: http://www.redbullxalps.com 6

XC Türk


Haberiniz Var mı?

→ Türkiye’de 239 Km. Uçuldu Türkiye’de uçulan en uzun mesafeyi 239 Km. ile Bulgar pilot Yassen Savov yaptı. Pre-PWC Bayramören & 2009 Türkiye Şampiyonasının hazırlık gününde Bayramören’den kalkıp Konya sınırları içi-

ne indi. Havada 6,5 saat kalarak gün batımında Konya yakınlarına inen Savov, uçtuğu gün hava şartlarının müsait olduğunu ve bunu iyi kullandıklarını söyledi. Y. Savov ile yaptığımız söyleşi S.90’da...

→ İlk Lisanslı Hava Sporcumuz PWC Süper Finali’ndeydi İtalya’nın Poggio Bustone kentinde yapılan yarışmaya giderken bir açıklama yapan Yurdaer Etike, çok sevinçli olduğunu, bununla birlikte yeni kurulan Hava Sporları Federasyonu ile birlikte artık sahipsiz olmadıklarını söyledi. Tüm yamaç paraşütü sporcularının bu gelişmeyle motive olduğunu belirterek “Artık tüm dünya, yamaç paraşütünde Türkiye’nin sesini çok güçlü duyacak” dedi.

Her yıl beş ayrı etapta gerçekleştirilen Yamaç Paraşütü Dünya Kupası (PWC) etaplarında en iyi puanı elde eden belli sayıda sporcunun katılmaya hak kazandığı Süper Final’e ülkemizden iki sporcu katıldı. PWC Başkan Yardımcısı Semih Sayır ve Türkiye Hava Sporları Federasyonu’nun ilk lisanslı yarışmacısı Yurdaer Etike başarılı bir yarışma geçirdiler. Toplamda 129 sporcunun katıldığı yarışmayı Semih Sayır 29. sırada, Yurdaer Etike ise 64. sırada tamamladılar.

Hava Sporları Federasyonu Başkanı Nihat Ermihan da konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Henüz yeni kurulan bir federasyon olmakla birlikte ülkemizde var olan güçlü potansiyelin ortaya çıkması yönünde çalışmalar yapıyoruz. Hava Sporları bünyesindeki 10 branşta da ülkemizi dünyada söz sahibi konuma getirme uğraşındayız. Bu kapsamda yamaç paraşütü sporcumuz Yurdaer Etike, federasyonumuzun bünyesinde ilk defa uluslararası yarışmaya katılıyor ve kendisinin ülkemizi başarıyla temsil edeceğine inanıyorum.” şeklinde konuştu.

XC Türk 7


Haberiniz Var mı?

→ Alpler’de 333 Km. Ozon’un tasarımcısı Dav Dagault hayatının uçuşunu 20 Ağustos 2009’da yaptığında GPS kaydı 333 km.yi gösteriyordu. Dav, güney Fransız Alpleri’ndeki Col de

Bleyne’den 10.30’da kalkış yaptı. Fransız Alplerini baştan başa yaklaşık on saatte uçarak İsviçre’ye indi. Dağlardaki en uzun mesafe uçuşu olarak yeni Fransa rekoru kırılmış oldu. Dav, uçan bir bebek diye tabir ettiği yeni prototip kanadı H.P.P. ile uçtu. H.P.P. yarışma kanadı olan Mantra R09’dan daha iyi bir süzülüşe sahip, aspect ratiosu 8.4 ve 70 km/s hızı var. Uçuşu anlatırken, “İlk bölümü çok ama çok zordu, ikinci bölüm ise rüya gibi 4200 m. bulut tabanı ve 10 m/sn stabil termiklerle geçti” diyor.

→ Lift_DVD

8

XC Türk

Ülkemizde de yakından bilinen akrobasi pilotları ikiz kardeşler Timothy ve Anthony Green (AKA) kardeşlerin dünyanın değişik yerlerinde yaptıkları uçuşlardan derledikleri görüntülerle oluşturulan DVD satışa sunuldu. Daha evvel de benzer yapımlar sunan ikili son filmleriyle birçok da ödül kazandı. Görüntülerde Ölüdeniz uçuşları da var ve yeterince tatmin edici. Yıllar geçtikçe daha da uzmanlaşan ikizler şu an 24 yaşındalar ve bu işi yapmaya devam ettikçe daha fantastik gösterilerini izleyebileceğimizi düşünüyoruz. Birbirleri arasında telepatik bağ olduğunu ve uçarken bunu yeterince kullandıklarını da biliyoruz. Yurtdışı sitelerden satın alabileceğiniz DVD’nin torrent ağlarında bulunabileceğini de söylemeliyiz. Film hakkında detaylı bilgi için: www.lifthd.com


Haberiniz Var mı?

→ Sportif Havacı Lisansları Veriliyor Türk Hava Sporları Federasyonu çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ediyor. 2010 planları içerisinde mevcut dernekleri kulüpleştirmek ve bütün sporcuları lisanslandırmak ilk sırada geliyor. Şu an itibariyle, Gençlik Spor İl Müdürlükleri kanalıyla dernekler, “havacılık kulübü” olarak tescil ettirilebiliyor ve havacılık lisansları alınabiliyor. 2010 yılı planlamasının

daha verimli olması için yılbaşına kadar derneklerin kulüp olarak tescil ettirilmesi ve lisansların alınması öneriliyor. Çünkü federasyon buna göre bütçe ayıracak ve sporcuları destekleyecek. Lisanslarla birlikte resmi sporcu olarak yasal haklardan faydalanılmaya başlanacaktır. Detaylı bilgi için il temsilcileriyle bağlantıya geçilmesi gerekmektedir.

→ Yamaç Paraşütçüsü Hamdi Şiray Uçağını Yeniden Havalandıracak! rinde bulunduk ve Türk hava sahasında yaklaşık 725 saat eğitim uçuşu gerçekleştirdik.” diyen Şiray kardeşler, misyonunun tamamlanmasıyla birlikte uçağı emekliye ayırmışlar ve şimdiye kadar organize sanayi bölgesindeki bir hangarda bekletmişler.

Kayserili Hamdi ile Yavuz Şiray kardeşler 1980-1989 yılları arasında mahalle gençleriyle birlikte yaptıkları Şiray 1 isimli uçağı yeniden havalandıracaklar. “Bu uçağın kanatlarında, o dönemde 20 bin perçin kullandık. Kayseri Havacılık Kulübü’nde 1993-1999 yılları arasında eğitim faaliyetle-

Bu tek motorlu eğitim uçağının tekrar göklere dönüş serüvenini ise şöyle açıklıyorlar: “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bu uçağın tescilini yeniletip uçurmamızı istedi. Biz de bu uçağı Samsun Havacılık Kulübü’ne kaydettirdik ve yeniden köklü bir tadilat için imal edildiği yere götürüyoruz. Üstelik bu uçağı artık suya indirip sudan kaldıracağız. Çünkü Türkiye’de yaklaşık 80 adet meydan var; ancak göl, gölet ve baraja baktığımızda bunun sayısı 800’ün üzerinde. Aynı zamanda karayoluna da inebilme özelliğine sahip olacak.”

XC Türk 9


Haberiniz Var mı?

→ XC Anadolu Kulüpler Kupası 22-25 Ağustos tarihleri arasında Akşehir’de “XC Anadolu Kulüpler Kupası Yarışması” düzenlendi. Ankara Uçuş Kulübü tarafından organize edilen yarışma; “çoğu yarışmada görülen tecrübeli pilotlar ve yeni yarışmaya başlamış pilotlar arasındaki kopmayı önleyerek, tecrübeli pilotlar ve öğrenen pilotları mümkün olduğunca birlikte uçurmak, kısa ve kolay görevler belirleyerek maksimum sayıda pilotun gol yapmasını sağlamak ve böylece yarışma taktikleri, GPS kullanımı, dönüş noktası yapma ve grup uçuşu gibi becerileri tüm pilotların pekiştirmesi ve ilerideki daha teknik yarışmalara yoğun katılımın sağlanması” amacıyla yapıldı. Yarışma boyunca Uçuş Kulübü’nün tecrübeli eğitmenleri yarışmacılara yarışma taktikleri, termik kullanımı gibi konularda eğitici brifingler verdiler. Yarışmalara yeni katılan ve kendilerini geliştirmek isteyen pilotlar için iyi bir deneyim oldu. Hava şartlarının çok iyi olması başarılı tasklar çıkarılmasını sağladı. Başarılı 4 task bir çok yeni pilotun ilk yarışmasında iyi puanlar almasını sağladı. Yarışmaya katılan pilotların ortak görüşü; bu tür eğitim amaçlı yarışmaların önümüzdeki senelerde artması ve daha çok pilotun yarışmacı olmasıydı.

10

XC Türk

Yarışmanın sonucuna göre; - Takımlarda 1. GÜDAK, 2. THK Akşehir Sportif Havacılık Kulübü, 3. Albatros oldu. - 1-2 Sınıfında, 1. Hamza Gündüzalp, 2. Erhan Ekren, 3. Alper Şahin oldu. - Bayanlarda 1. Yasemin Yılmaz, 2. Ayşe Bayrak, 3. Sibel Akçalar oldu. - Genel klasmanda ise 1. İsa Dal, 2. Hakan Akçalar, 3. Umut Aslan oldu.


Haberiniz Var mı?

→ XC Turhal Open 24 - 27 Eylül tarihleri arasında Tokat Turhal Mercimek Tepe’de XC Turhal Open yarışması düzenlendi. Tokat’ta düzenlenen 2. yarışma olan XC Turhal Open, F.A.I. kategori 2 seviyesindeydi. Havaların iyi gitmemesi sebebiyle sadece 2 taskın uçulabildiği yarışmaya, yine aynı sebepten katılım da yoğun değildi. 28 pilotun katıldığı yarışma boyunca Tokat eki-

bi sosyal etkinliklerle başarılı bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Yarışma sonucunda; 1. Semih Sayır, 2. Özgun Babür, 3. Ayşe Bayrak oldu.

→ Womens Paragliding Open 2010 Dünyada ilk olarak sadece bayanlara açık yamaç paraşütü yarışması düzenleniyor. 21 - 28 Ağustos 2010 tarihleri arasında Fransa’nın Annecy şehrinde yapılacak. Başarılı bayan pilotların (Anja Kroll, Klaudia Bulgakow, Karolina Kociecka vb.) organizasyon komitesinde olduğu yarışmaya ilginin yüksek olacağı tahmin ediliyor. http://www.womenspgopen.org

XC Türk 11


Materyal

→ Paratech P45 Paratech yeni LTF 1-2 / EN B standardındaki kanadı P45’i kullanıcıların beğenisine sundu. P44’ün devamı olarak gelen kanat, eğlenceyi ve stressiz mesafe veya haftasonu uçuşlarını hedefleyenler için üretildi. Başlangıç seviyesinden orta seviyeye kadar bir çok pilotun beklentisini karşılayan kanat her zamanki Paratech kalitesinin avantajlarıyla geliyor. Satın almak için: NatureBlue http://www.paratechturkiye.com

→ U-Turn Thriller

U-Turn yeni akrobasi kanadı Thriller’i piyasaya çıkardı. Yeni manevra kabiliyeti, çevikliği ve kullanım kolaylığı ile akrobasiyi yeniden yarattıkları söyleniyor. Baş tasarımcı Ernst Strobil, daha iyi bir kanat yapmak için başta Pal Takáts ve Gabor Kelly olmak üzere G-Force kullanan akrobasi pilotlarının geri bildirimlerinden faydalandı. Thriller yapılırken bir dizi yeni U-Turn teknolojisi kullanıldı: EAS, PPN, PPN Plus ve AFS… Test pilotu Pal Takáts bu kanatla ilgili “Şimdiye kadar uçtuğum en iyi akrobasi kanadı. Manevralar olağanüstü güzel ve geçişler harika” dedi. G-Force’ın devamı olan Thriller’ın, pilot geri bildirimleriyle gelişmeye devam edeceği bildiriliyor. Şu an piyasada 16, 17, 18, ve 22 m2 olanlarını bulabilirsiniz.

12

XC Türk


Materyal

→ Varyo: Digifly Archimede 2008 için yeni bir model, Digifly Archimede Digifly Flyer2 yerini alır. Archimede yeni yüksek dirençli vaka ile tamamen yeni bir araç (metal içinde) ve çok katmanlı bir boya. Sonuç mükemmel görünümlü, paketlenmiş özellik, hassas vario, çok keskin fiyat, ilk vario için mükemmel bir seçenek yer almaktadır.

Aynı paraya garantisiz, ülkeye kaçak gelmiş ürünler almaktan kaçınmanızı öneriyor, Archimede’i tavsiye ediyoruz.

Satın almak için: www.ikarus.com.tr Detaylı bilgi için: www.digifly.com

Digifly, eski modeli Flyer2’nin yerine çıkardığı Archimede ve Archimede Plus modelleriyle iyi bir satış grafiği yakaladı. Metal kasası, çok katmanlı boyası, hassas sensörü ve tamamen yeni devre tasarımı ile en zorlu şartlarda en iyi verimi sunmak üzere üretilmiş. Sonradan eklenebilir bir çok aksesuarı da mevcut. Ama en önemli tarafı fiyatı. Ülkemizde 215€ fiyatla satılan ürün 2 yıl garantili. Büyük tuşlar kullanım kolaylığı sağlarken, net LCD ekranı uçarken kolalıkla okunabiliyor. Ses seviyesi olabildiğince yüksek ve en gürültülü ortamlarda bile rahatça duymaya imkan veriyor. Benzersiz grafik altimetresiyle termikte daha verimli dönülmesini imkanlı kılar. Özellikle zayıf termiklerde çok işe yaramaktadır. Bir adet AA pil ile 200 saat kullanım ömrü vardır. 50 uçuşu kaydedebilen hafızası ve uçuşlarınızı bilgisayarınıza aktarıp detaylarını inceleyebileceğiniz USB kablosu, PC programı vardır. XC Türk 13


Röportaj

14

XC Türk


Röportaj

arkadaşımızın 21 oyunu alarak büyük bir güvenle seçildim. GSGM Merkez Danışma Kurulunun oyları ile bizi başkan olarak uygun gördüler. Başkan seçildikten sonra önümüzdeki zamanı arkadaşları tanıyarak, camiTürkiye Hava Sporları Federasyoadaki, insanları, nazı geçen sözü genu Başkanı Sayın Nihat ERMİHAN ile çen insanları tanıyarak, bir araya geBayramören Yamaç Paraşütü Dünya lip çalışabilmek için yönetim kuruKupası Ön Ayağı ve Türkiye Kupası lunu oluşturmamız gerekiyordu. Şu 2. Ayağı esnasında konuşma imkânı anki yönetim kurulundaki 14-15 kibulduk. Bu yıl yapılan iki yarışşiyle tek tek görüşerek onlamaya ekibiyle birlikte katırın fikirlerini alarak ekilan başkan, işleri sadece “Yamaç bimi kurmaya çalıştım. Ankara’dan yönetmeyeceğini de göstermiş paraşütü, yelken Hâlihazırda ekibe ilavelerde bulunuyooldu. Herkesin fedekanat, mikrolayt, rum. As başkanları rasyonun yol haritaBizim sı ve işleyişiyle ilgimodel uçak ve diğer arttırıyorum. amacımız hiç bir zali merak içinde olduğu bu günlerde, biztüm havacılıkla ilgili man başka bir kuruma rakip olmak delere umut veren açıklamalar yapan baş- branşlarda talimatları ğil. Örneğin 1925’te kan, sorularımıza açıkhazırlayacağız. “ kurulan 1929’da FAI’ye üye olan THK, Türkiye’nin lıkla yanıt verdi... en büyük havacılık kuruluşudur. Bu bakımdan THK’na XC Türk: Öncelikle bütün XC minnet borçluyuz. Biz onun desteTürk okuyucuları adına başkanlığınığini alarak, onların da yardımını alazı tebrik ediyor, başarılı olmanızı dirak havacılık sporunu daha da gelişliyoruz. Türkiye Hava Sporları Fedetirmek için yola çıktık. Bunu yapabilrasyonu resmi olarak kurulalı bir yıl mek için de onların her türlü eğitioldu ama yönetim ve teşkilatlanma minden, tesisinden yararlanacağız. ancak bu yıl oluşmaya başladı. FedeOradaki bu işi bilen insanlardan yarasyonu ve önümüzdeki süreci okurarlanacağız. Zaten yönetimimizde yucularımıza özetleyebilir misiniz? olan arkadaşlarımızın çoğu THK’dan yetişmiş pilotlardır. Bu yüzden onlaNihat ERMİHAN: 12 Ocak 2009’da ra rakip olmadığımız gibi onlarla her yapılan seçimde federasyon başkatürlü işbirliği yapmaya çalışıyoruz ve nı olarak seçildim. Seçime katılan 24

XC Türk 15


“Biz ondan sonra kulüplerle neler yapabiliriz? Kulüpler arası şampiyonalar yapabiliriz, bölge müsabakaları yapabiliriz. Kulüplerin bunları yapabilmek için nelere ihtiyacı var tespit etmemiz lazım, çünkü bizim önümüzdeki seneden itibaren maddi olarak hiç bir sıkıntımız olmayacağı için her kulübe gerekli malzemeleri göndermekten tutun da, onların sporcularını kampa almak, onların antrenörlerine gelişim seminerleri düzenlemek gibi planlarımız da var.”

yapacağız da. Bizim şu anda yaptığımız çalışmaların başında komisyonlar kurup, şu ana kadar ortaya konulmamış yönetmelikleri ve talimatları hazırlamak var. Yamaç paraşütü, Yelken kanat, Mikrolayt, model uçak ve diğer tüm havacılıkla ilgili branşlarda talimatları hazırlayacağız. Bu talimatları hazırlarken hakem talimatları, antrenör talimatına kadar hepsini teker teker elden geçirmek zorundayız. Devamında hakem ve antrenör kurslarını da açacağız. Sicil ve lisans yönetmeliğini hazırlayarak Merkez Danışma Kuruluna gönderdik. Bu aşamadan itibaren bütün havacıların kulüplerini kurarak veya mevcut dernekleri kulüpleştirerek pilotlarını lisanslandırmalarını sağlayacağız. Şimdiye kadar insanlar dernek veya topluluk adı altında havacılık faaliyeti gösteriyordu. Bundan sonra herkes bir kulüp bünyesinde bu sporu devam ettirecek veya ferdi lisans çıkartacak. Ferdi olarak müsabakalara katılabilecek ama kulüp üyesi olduğu zaman çok daha büyük avantajları var. Çünkü yarın öbür gün kulüpler arası müsabakalar da yapılacak. Bundan başarılı olanları da yurtiçi ve yurtdışı bütün müsabakalara bizim katkımızla göndermek istiyoruz. Hem THK’den bu yükü alacağız, hem de daha fazla imkan sağlayarak sporcu arkadaşlarımızın önünü açmak istiyoruz. XC Türk: Peki bu lisanslama sürecinde antrenörlerin durumu ne olacak? Çün-

16

XC Türk


Röportaj

kü bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de bir federasyona bağlı sporcu olabilmek için bir antrenörün eğitiminden geçmiş olmak gerekiyor. Nihat ERMİHAN: Tabi ki şimdi gerek yamaç paraşütü gerekse diğer branşlarda eğitimler usta çırak ilişkisi şeklinde olmakla beraber sertifikalandırılması da söz konusu. Biz istediğimiz zaman hakem kursu veya bir antrenör kursu açamayız. GSGM Eğitim Kuruluyla, Eğitim Dairesiyle beraber koordineli bu işi yapmak zorundayız. Sadece nazari konular yok, bunun içine diğer konularda eğitim tekniklerinden tutun, psikolojik yönüne kadar eğitimlerini vererek antrenör yetiştirmeliyiz. XC Türk: Bununla ilgili antrenör eğitim kampları var değil mi? Nihat ERMİHAN: Kesinlikle. Bunların kursları var. Bu kurslar programında bunları yapmak zorundayız. XC Türk: Şimdi yol haritasından bahsederken, bir süreçten bahsedebilir miyiz; bir ay, iki ay, bir tarih verebilir miyiz? Kulüpleşme ve lisanslama ile ilgili net bir şey söylemek mümkün mü şu an için? Nihat ERMİHAN: Önümüzdeki haftadan itibaren biz bu yazıyı illere göndereceğiz. Kulüpleşme ile ilgili her türlü kolaylığı ve desteği gösterece-

ğiz. Bunu da illerde seçtirdiğimiz İl Temsilcileri aracılığıyla yaptıracağız. Böylelikle bir anda kulüp ve sporcu sayımızın miktarlarını öğreneceğiz. Bu bizim için çok büyük bir veri olacak. Biz ondan sonra kulüplerle neler yapabiliriz? Kulüpler arası şampiyonalar yapabiliriz, bölge müsabakaları yapabiliriz. Kulüplerin bunları yapabilmek için nelere ihtiyacı var tespit etmemiz lazım, çünkü bizim önümüzdeki seneden itibaren maddi olarak hiç bir sıkıntımız olmayacağı için her kulübe gerekli malzemeleri göndermekten tutun da, onların sporcularını kampa almak, onların antrenörlerine gelişim seminerleri düzenlemek gibi planlarımız da var. Bütün bunları yapacağız. XC Türk: Peki bir kulüp kurulduğunda, bağlı antrenörü olmadan kulübün sporcuları lisans alabilecek mi? Nihat ERMİHAN: Antrenörü olmadan değil, antrenörsüz kulüp olur mu? Tabi ki olacak, futboldaki gibi teknik antrenörü de olacak, onun idarecisi de olacak. Bütün bunların nasıl yapılacağını illerdeki temsilcilerimiz aracılığıyla yönlendireceğiz. En kısa zamanda antrenör ordusunu oluşturacağız. XC Türk: Peki bir zaman vermemiz söz konusu olabilir mi? Nihat ERMİHAN: Bu sene bizim için

XC Türk 17


bir geçiş dönemi. Daha çok teşkilatlanma ve yapılanmayla geçiyor. Önümüzdeki yıldan itibaren hazırladığımız takvim doğrultusunda gerçekleştireceğiz. Elimizde sihirli değnek yok. Yeni kurulan bir federasyonuz. Örneğin bir basketbol federasyonunun başkanlığına biz gelseydik, mevcut projeler yürürdü, ona projeler ilave ederdik. Şimdi biz yeni kurulan federasyon olduğumuz için emekleme döneminden yeni kalktık. Yürümeye başlıyoruz ve ondan sonra inşallah koşacağız. XC Türk: Önümüzdeki yılın takviminden bahsetsek. Konuyu hep oraya çekiyorum ama insanlar hep bunu merak ediyorlar. Mesela önümüzdeki yıl Nisan ayında lisanslama süreci başlayabilir diyebilir miyiz?

“Bu sene bizim için bir geçiş dönemi. Daha çok teşkilatlanma ve yapılanmayla geçiyor. Önümüzdeki yıldan itibaren hazırladığımız takvim doğrultusunda gerçekleştireceğiz. “

Nihat ERMİHAN: Başlayabilir değil, Nisana kadar birçok şeyin bitmiş olması lazım. Bizim şu andan itibaren arkadaşlarımızın lisanslarıyla ilgilenme işi 2010 lisanslarıyla ilgili. Bu 2010 yılına girmeden olacak. Bizim mevsimimiz Ocaktan itibaren başlayacağı için 2010 yılının lisanslarını yapacağız. Onun için şu andan itibaren Aralık sonuna kadar lisanslama işleri bitecek zaten. Yeter ki her dernek kendi iç tüzüğündeki gerekli değişikliği yaparak kulüpleşmeye gitsin. XC Türk: Zaten GSGM il müdürlükleri bu konuda dernekleri teşvik ediyorlar hem de çok yardımcı oluyorlar.

18

XC Türk


Röportaj

Nihat ERMİHAN: Hem teşvik ediyorlar hem de tecrübelerini aktarıyorlar. Oralardaki il temsilcilerimiz bütün bunların nasıl yapıldığını bildikleri için veya öğrenecekleri için arkadaşlarımız çok kolay yönlendirecekler. XC Türk: Biz de yakından takip ettiğimiz için az çok biliyoruz. İyi olacağını umuyoruz. Nihat ERMİHAN: Kesinlikle havacılık önü çok açık bir faaliyet alanı. Diğer federasyon başkanlarıyla konuşuyoruz; Ankara’da Merkez Danışma Kurulu üyesi olduğum için biliyorum. Yani şimdiden hemen herkes federasyonumuzun önünün çok açık olduğunu ve çok büyük geleceğinin olduğunu düşünüyorlar ve gıptayla bakıyorlar. Bakın hiç bir faaliyet yapmamamıza rağmen bu böyle. Denizli’deki Dünya Kupasına geldik, Bayramören’e geldik. Camiayı tanıyoruz, camiada ismen bilen ama birbirini tanımayan çok insan var. İşte bu insanlarla beraber olacağız. Herkesle tanışıp işbirliği yapmaya gayret edeceğiz. XC Türk: Açıklamalarınız için çok teşekkür ederiz. Çok faydalı bir görüşme oldu. Nihat ERMİHAN: Ben teşekkür ederim. Daha sonra yine sıkça konuşma imkânlarımız olacaktır.

XC Türk 19


20

XC T端rk


REZERVE “Bu sayfayı sizin için ayırdık!” info@xcturk.com XC Türk 21


Yiğit YILDIRIM

Hilmi İNCE

Röportajlar: Umut SEVİNÇ

22

XC Türk

Mehmet DURSUN

Semih SAYIR

Adem HASGÜL


XC T端rk 23


Röportaj

DENİZLİ

24

XC Türk


Röportaj

XC-Türk: Dünkü uçuşun değerlendirmesini yapalım kısaca, ilk ‘task’tı, ilk gole giden siz oldunuz.

bunu çok fazla hissetmedik, rüzgâr bizi birazcık kaydırdı ama yüksek olduğumuz için çok belirgin olarak onu hissetmedik.

Y. Y. : Hava bizim alıştığımız Kayseri havası değildi. Normalde Kayseri’de 5000 m.ye termikle çıkıyoruz, geniş ve kuvvetli termikler oluyor, yüksek bulut tabanı oluyor. Dün bayağı bir alçaktı bulut tabanı, farklı havadan kastım bu. Bu yüzden ben hep yüksek olmaya çalıştım. Hızlı olmaktan ziyade; bulutlara yakın, maksimum irtifamı korumaya çalıştım. Hemen hemen rüzgâr üstünde 12 km.lik bir bacak vardı, o biraz zorlayıcıydı. Genel olarak pilotlar orada zorlandı sanırım. Onun dışında kısa ve normal bir ‘task’tı aslında.

XC-Türk: Peki bugünkü hava koşullarına göre ne bekliyoruz?

XC-Türk: Genelde herkes 2. ‘turnpoint’ten 3.’ye geçerken patladı, oradaki yatık termiklerde zorlandılar. O zaman bu söylediklerinize göre, siz orada yüksek kalarak mı kurtardınız? Diğerlerinden farklı olan neydi, sizi gole taşıyan? Y. Y. : Şimdi 2. ‘turnpoint’e gelmeden önce, yani 1. ‘turnpoint’ten sonra kalkış noktasına geri dönülüyor. Kalkış noktası zaten banko çalışan bir yer. Biz burada 3-4 kanat maksimum irtifayı alıp öyle arkaya süzülüşe geçtik. Bazı kanatlar burada eğer maksimum irtifaya ulaşmadan süzülüşe geçtilerse, 2. ‘turnpoint’in orada alçak kalıp, alçakta da rüzgâr biraz daha sert olduğu için daha çok sürüklenmiş olabilirler. Biz yüksek gidince

Y. Y. : Hava koşulları aslında beni çok ilgilendirmiyor, çünkü benim uçuş stilim koşula göre değişmiyor. Birkaç yazıda da yazdım bunu, daha önceleri hızlı uçmaya çalışıyordum, bu da zaman zaman hata yapmaya neden oluyordu. Şimdi artık hızlı uçmayı düşünmüyorum; sonuçta burada herkes dostumuz onlarla birlikte uçuyoruz, birisi arkadan bana yetiştiği zaman ya da ben öndekine yetiştiğim zaman, bunu yarışma taktiği olarak düşünmüyorum da bir dostumla birlikte uçuyorum diye düşünüyorum. Dolayısıyla acele etmeden yüksek uçuyorum. Hava koşulu kuvvetliyse de aynı taktik, zayıfsa da aynı taktik. Yani termiği dön, arkadaşlarının yanına git, uçuşunu yap. XC-Türk: Patlarsak da beraber patlayalım demiyorsunuz ama… Y. Y. : Bir yere kadar tabi ki… XC-Türk: Çok teşekkürler bugünkü değerlendirme için, sonraki zamanlarda tekrar gol olursa tekrar konuşacağız. Y. Y. : İnşallah. XC Türk 25 25


26

XC T端rk


XC T端rk 27


29


Röportaj

XC-Türk: Şimdiye kadar üç task verildi. İlki gerçekleşti, ikincisi iptal oldu, üçüncüsü de dün gerçekleşti. Bunların genel bir değerlendirmesini alalım. H. İ. : Kayserinin her zamanki alışık olduğumuz havası değil bir kere onu söyleyelim. XC-Türk: Nasıl bir değişiklik bu? Önce nasıldı, şimdi nasıl? H. İ. : Bu bölgede rüzgâr genelde kuzeybatıdan ya da batıdan eser ve rüzgâr şiddeti de çok fazla olmaz. Ama bu hafta baktığımızda genellikle kuzey doğulu, doğulu rüzgârlar görüyoruz. Maalesef ki bütün dönüş noktaları ve gitmemiz gereken rota doğuda, kuzeydoğuda kalıyor. Dolayısıyla kafa rüzgârı dediğimiz karşı rüzgâra gitmemiz gerektiği için zorlanıyor pilotlar da. Biz de zorlanıyoruz. Meteorolojik olarak çok da uygun değil gibi ama bugün gerçi güzel görünüyor. İnşallah bakalım bugün iyi olur. İlk günkü task yine fazla rüzgârdan dolayı zor yapılmıştı. İkinci gün hava çok kapalı olduğu için uçuş olmadı. Dün hava yine çok açık olmasa da rüzgâr fazlaydı. Biraz açıklık vardı ama rüzgâr fazlaydı. Ondan dolayı pilotlar yarışmaya yeni katılan pilotlar zorlanarak ilerleyebildiler. XC-Türk: Yeni katılan pilotların sayısı da bu yarışmada bayağı fazla, değil mi? H. İ. : Var bayağı var. İlgi gitgide artıyor. İlk yapılan yarışmalara biz on beş yirmi kişiyle katılırken şimdi bakıyoruz da 70’in 30 30

XC XC Türk Türk

üzerinde yarışmacı var. Bu da Türkiye’de ilerlemenin olduğunu gösteriyor. Katılım haricinde bir başka şey daha var: 2004’te burası benim ilk yarışmaya katıldığım yerdi. PWC yarışması vardı. Biz o zaman 1-2 kanatlarla yarışmaya katılmıştık. PWC pilotlarının arasında, yarışma kanatlarıyla uçan pilotların arasında. O zamandan günümüze baktığımız zaman ciddi derecede ilerleme var. Yarışma kanatlarıyla uçanlar fazla. Bakıyorum, dhv 2, 2-3 kanatlara geçenler oldukça fazla. Arada tek tük 1, 1-2 kanatlar var ama bu yıl dhv 2,2-3 kanatlarla uçanların bir kısmı da gelecek sene yarışma kanatlarıyla uçmaya başlayacaklar. Yani kendini ona hazır hissedenler geçiş yapacaklar. Bu da tabi Türkiye’deki yarışmacı sayısını artıracak. Bugün baktığımızda Türkiye’de 10 tane falan yarışma kanadıyla uçan varken mesela bir Almanya’ya baktığımızda 250’nin üzerinde yarışma kanadıyla uçan yarışmacı pilot var. İsviçre’de bunun çok daha fazlası var tabi dolayısıyla böyle yarışma kanatlarıyla uçan, yarışmacı pilotların arasından sıyrılan iyi pilotlar Türkiye’yi de yurtdışında iyi bir şekilde temsil etme şansını yakalayabilecek, daha başarılı olacak, gelişme şansı artacak.


Röportaj

XC-Türk: Peki bu gelişmenin artışını neye bağlıyorsunuz? H. İ. : İlgi! Bir kere gökyüzünde uçan her şey insanların ilgisini çekiyor. Biz de uçuyoruz insanların ilgisini çekiyor, yapmak istiyorlar. İnsanların zaten doğuştan beri hayalidir uçma tutkusu. Biraz bu noktada ilgisi olan insanlar hobi olarak uçuşa başlıyor. Bunun ilerleyen zamanda bir kısmı hobi olarak devam ettirirken bir kısmı ciddi anlamda bir spor aktivitesi haline getiriyor. Hatta içimizde işi gücü bırakıp sırf buna yoğunlaşan bazı arkadaşlarımız da var. Bazen ben de kendime soruyorum, keşke ciddi bir sponsor olsa veyahut da bir para kazanmak zorunda kalmasak, çünkü yaşamımızı sürdürebilmek için para kazanmamız gerekiyor. Para kazanmak gibi bir derdimiz olmasa ben de işi gücü bırakırım. XC-Türk: Öğretmenliği boş vereceğim diyorsun yani? H. İ. : Yani hiç! O dakika bırakırım! Başlarım yamaç paraşütüne. Bütün zamanımı, yoğunluğumu, emeğimi buna harcarım. Tabi o zaman da başarı artar. Türkiye’de bakıyorum bu sporla spor olarak uğraşan, yarışmalara katılan insanların hemen hemen tamamı başka işlerle uğraşıyor ve boş vakitlerinde bu sporu yapıyor. Ama yurtdışındaki bazı yarışmacılara bakıyoruz çoğunlukla bu sporu iş olarak edinmişler, ciddi sponsorları var, yarışma kovalıyorlar. Şöyle bir bakıyoruz da yılda yaklaşık olarak 350-400 saat yarışma uçuşu yapıyorlar. Tabi şimdi bizim geçen yılki

toplam uçuşu hesaplayalım: geçen yıl çok uçtuğumu düşünüyordum, 160 saat uçmuşum. Kıyasladığımız zaman arada ciddi bir fark oluşuyor. XC-Türk: Bu açıdan biz ülke olarak dezavantajlı konumda kalıyoruz. H. İ. : Ya o açıdan dezavantajlı konumdayız ama avantajımız da çok fazla. İklim olarak, arazi olarak Türkiye’nin her yeri uçmaya müsait. Bugün baktığımızda Türkiye’nin her ilinde neredeyse yamaç paraşütüyle mutlaka uğraşan var. Gruplar, dernekler, kulüpler, topluluklar oluşmuş. O açıdan avantajlıyız. Yapan kişi sayısı artıyor. Tabi bunların içerisinden de sıyrılıp, yetenekli olan, başarılı olan, bu spora gönül veren, emek veren insanlar da zaman içerisinde mutlaka başarıyı yakalayacaklar diye tahmin ediyorum. XC-Türk: Biraz da görevlerle ilgili konuşalım. Bu yarışmada task komitesindesin aynı zamanda. Taskların belirlenmesinde daha farklı kararlar alınmış olsa daha iyi uçuşlar çıkabilir miydi, bu hava koşullarına rağmen? H. İ. : Task dediğimiz olay, daha önceden belirlenmiş olan noktalardan hangisine gidileceğinin görev olarak belirlenmesi. Sonuç olarak bunu belirliyoruz ama bunu belirlerken şuradan şuraya gitsek değil de meteorolojik şartları, güvenlik şartlarını, irtifayı, gidilecek doğrultuyu, iniş noktalarını göz önüne alarak rota belirliyoruz. Şimdi iki gündür gerçekten ciddi derecede zorlanıyoruz task çıkarmakta. Çünkü az 31 XC XC Türk Türk 31


Röportaj XC-Türk: Yani rüzgâr olarak illaki kuzey, kuzey batıya ihtiyacımız var rüzgâr olarak. H. İ. : O tarafa gideceğiz başka yolu yok. XC-Türk: Burada başka kalkış noktaları da var mı? Tek kalkış noktası var bu yarışmada. Özellikle mi böyle seçildi?

önce de söylediğim gibi bizim turnpointlerin hepsi doğuda, kuzey doğuda, tepenin doğusunda. Eh rüzgâr da doğudan, kuzeydoğudan geliyor. Diyorlar ki kafa rüzgârına yani karşı rüzgâra gitmeyelim. İyi de gideceğimiz noktaların hepsi orada. Mecburen gideceğiz, başka yolu yok. Bugün biraz kuzeybatılı gösteriyor. Bugün biraz daha iyi olacak diye ümit ediyorum. XC-Türk: Yani waypointler diğer tarafta olsaydı daha iyi tasklar çıkabilirdi, öyle mi? H. İ. : Evet ama buranın konumu itibarıyla o tarafta olması da mümkün değil. Çünkü batı tarafı da olsa Kayseri’nin üzeri olacak. Şehir üzerinde uçmak da zaten hem tehlikeli, hem uygun değil, hem de notamın dışına çıkmış oluyoruz. Yani sınırları belirlemiş bir alanın içerisinde uçmamız gerekiyor. Başka bir tarafa yönlendiğimiz zaman notam dışına çıkmış oluyoruz ve bu da güvenlik açısından tehlikeli oluyor.

32 32

XC XC Türk Türk

H. İ. : Burada benim bildiğim bir tek burası var. Eğitim için kullanılan başka küçük tepeler varmış ama yarışmalar hep burada yapılıyor. 2004’de PWC yapıldı. 2006’da Pre PWC yapıldı. 2007’de Türkiye yarışması ve PWC yapıldı. 2008’de yine Türkiye Şampiyonası yapıldı. Bu yıl yine burada yapılıyor. Uygun aslında. Tepe Kayseri’nin hemen dibinde, lojistik destek iyi, şehre çok yakın, şehirden görülebiliyor, halk gelip izleyebiliyor; o açıdan çok büyük avantajları var. Termik ve kros, yarışma uçuşları için de aslında ideal. İdeal olmayan, her zaman olmayan şu anki içinde bulunduğumuz hava şartları. XC-Türk: Peki bir de yarışmacılarda şöyle bir şey var: genelde büyük bir çoğunluğu aynı yerde patlıyor. Yani çok yayılı değil. İnsanların ortak yaptığı bir hata mı var acaba? Bir püf noktasını mı kaçırıyorlar? Bu konuda ne söyleyeceksin? H. İ. : Şimdi bildiğim kadarıyla zaten şu an hatırladığım yarışmacılardan çoğu, çoğu demeyelim de bir kısmı ilk yarışma tecrübelerini yaşıyorlar veyahut da ikinci yarışma tecrübeleri falan. Yani


Röportaj yarışma tecrübeleri çok fazla değil. Dolayısıyla taktiksel hata yapıyorlar. Zaten yarışmada olay tamamen taktik ve tekniktir. İyi paraşütünüz olabilir, hava çok iyi olabilir, ama taktiğiniz iyi değilse siz de tepenin önüne patlayabilirsiniz. O nedenle teknik, taktik, strateji, kullanılan malzeme, pilotaj, hızlı karar verme, bütün bunların hepsi yarışmada çok etkili oluyor. Bunlardan birisi eksik olduğunda yakın mesafelere inenler oluyor. Aynı noktalara iniyor derken, tepenin yakın civarından mı bahsediyorsun, hangisi? XC-Türk: Mesela ilk taskta ikinci dönüş noktasından üçüncüye geçerken veya ikincinin civarlarında, herkes aynı noktalarda patladı genelde. Yani üçüncü dönüş noktasına geçebilen çok az oldu. H. İ. : Yani o grup halinde uçuluyor genellikle, “gaggle” dediğimiz gruplar halinde uçuyoruz. Gruplar halinde uçulduğunda e tabi ki biraz daha alçakta olan biraz daha yakına, öbürü biraz daha yakına şeklinde patlayabiliyor. Ama yine öyle hepsi bir arada değil, aralarında birer ikişer kilometre, üç beş kilometre mesafe var. XC-Türk: Bir de yeni katılan pilotların fazlalığından bahsettik. Sizin gibi çok tecrübeli pilotlarla bir arada uçma şansı da buluyorlar bu yarışmada. Bunun avantajlarını da kullanıyorlardır herhalde. Bu konuda nelerden faydalanabilir-

ler daha çok? H. İ. : Söylediğiniz gibi ben de öyle tahmin ediyorum. Şimdi bu yeni katılan arkadaşların şu anda bir derece peşinde koştuklarını zannetmiyorum belki öyle düşünenler de vardır ama çoğunlukla tecrübe olarak bakılıyor. Ne kadar çok yarışmaya katılırsanız o kadar tecrübedir. Bunun bir kitabı yok. Bir kitap var ama kitaptan öğrenilebilecek bir şey değil. Bunu uça uça, yarışa yarışa öğreneceksiniz. Yarışa yarışa yarışmayı öğrenecekler. Bu şekilde yarışmaya katıla katıla kendilerini geliştirecekler. Bizden öğrenecekleri nedir? Bizlerle beraber uçmaya çalışarak, işte bizleri takip ederek, izleyerek, böyle tecrübeli pilotları takip edip, izleyerek, onların bazı konuşmalarına kulak misafiri olarak dinleyerek ya da mesela dönüşte semih tepede brifing gibi bir şey yaptı. Bazı tekniklerden, taktiklerden bahsetti. Bunlar işte hep eğitici şeylerdi. Biz de öyle öğrendik. Biz de çıkıp bunun bir dersini almadık. Yarışa yarışa, yarışmada tecrübeli olan pilotların önerilerini, tavsiyelerini dikkate ala ala kendimizi geliştirdik. Diğer arkadaşlar da bu spora yeni başlayanlar da ya da ilk yarışma tecrübesini yaşayan arkadaşlar da aynı şekilde geliştirecekler.

33 XC XC Türk Türk 33


34

XC T端rk


XC T端rk 35


Röportaj

GENEL KLASMAN SIRALAMA 1 2 3

AD SOYAD Semih SAYIR Abdullah YILDIZ Mehmet DURSUN

T1 236 171 124

T2 256 242 231

T3 868 893 877

TOPLAM 1360 1306 1232

AD SOYAD Yasemin BOLAT Ayşe BAYRAK Yasemin YILMAZ

T1 85 85 99

T2 85 155 121

T3 478 292 285

TOPLAM 648 532 505

T1 124 107 286 133 236 NYP 186 174 171 85 162 85

T2 231 197 278 147 256 132 150 165 242 228 233 85

T3 877 840 574 349 868 837 608 190 893 855 357 478

TOPLAM

BAYANLAR SIRALAMA 1 2 3

TAKIMLAR SIRALAMA TAKIM ADI Mehmet DURSUN Umut ASLAN UÇUŞ KULÜBÜ Yiğit YILDIRIM Zafer CEYHUN Semih SAYIR Tuncay TAHTAKIN GIN TEAM Hakan İRTEM M. Savaş KIROĞLU Abdullah YILDIZ M. Umut AKTÜRK THK XC C. Cenk UYGUN Yasemin BOLAT

1

2

3

36

XC Türk

3540

3480

3347


XC-Türk: Biz bugün bekliyorduk seni golde ama şanssızlık oldu galiba.

ları zorladı.” dedik ama buna rağmen yine de daha iyi sonuçlar çıkabilir miydi?

Y. Y. : (Gülüşmeler… ) Şanssızlık oldu, tamamen şanssızlık.

Y. Y. : Sonuç derken mesela 70-80 km.lik ‘task’lar yapılmış olsaydı ve pilotların büyük çoğunluğu bunu uçmuş olsaydı, o zaman çok daha keyifli olurdu. İkinci gün yani ikinci ‘task’ta çok düşük mesafeler oldu çok sert rüzgâr yüzünden. Toplu olarak grup uçuşu yapamadık. Yarışma uçuşu gibi değil de, böyle çil yavrusu gibi saçılmış pilotlar vardı. O bakımdan bugünkü uçuş gerçekten bir yarışma uçuşu gibiydi. Yani grup grup birlikte termik döndük. Birlikte taradık, 15-20 pilot beraber. Daha keyifliydi.

XC-Türk: Kritik bir karar mı vardı yanlış verilmiş olan? Y. Y. : Aslında ben atak uçmadım. Zaten puan olarak önde olduğum için ekstra risk almaya ihtiyacım yoktu. Grupla birlikte gittiğim zaman Semih abiyle ya da diğerleriyle birlikte yan yana gole girdiğim zaman benim için yeterliydi. Ancak Hakan İrtem, Özay, ben, biraz önde Hilmi, biraz geride ve yüksekte Semih abi, 5 kişi önden gidiyorduk. Bu grubun hepsi önde alçak kaldık. İlk başta bulut tabanından ayrıldığımız halde çok uzun mesafe hiç termik bulamayıp bayağı alçak kaldık. Buradan Hilmi’yle Semih abi hemen hemen 100 metreden çıkmayı bir şekilde becerdiler. Ben beceremeyip görev 3’e patladım. Arkadan gelenler de bir şekilde bizden geride ve aynı rotayı takip ettikleri halde bizim alçak kaldığımız yerde çok yüksek bir şekilde üstümüzden geçip gittiler. XC-Türk: Onları o şekilde görmek çok acı olmalı herhalde. Y. Y. : Alıştık artık. Bu da bu oyunun bir parçası. XC-Türk: Geçen sayımızdaki yazının birinde vardı. “Çok üzerimden geçenleri gördükçe artık hızlı uçmayı öğrendim.” diyordun. Y. Y. : Hala görüyoruz işte... (Gülüşmeler…) XC-Türk: Genel olarak baktığımız zaman nasıl değerlendiriyorsun? Mehmet Dursun’la konuştuğumuzda “Yarışma bu hafta başlamış olsaydı hava şartları çok daha iyi olacaktı. Çok daha iyi puanlar çıkacaktı. Biraz bu hava şart-

XC-Türk: Bu yarışmada genelde 40-50 km civarında mesafelerin verilmiş olması da yarışmacıyı biraz demoralize ediyor değil mi? Motivasyonunuzu etkiliyor mu? Y. Y. : Motivasyon olarak değil tabi de, normalde Kayseri’den kalkan adam arka rüzgâr aldığında 1,5 saatte zaten 40 km gider. Yarışma uçuşunun birazcık daha teknik olması lazım. XC-Türk: Ama iyi hava koşullarında burada 7080 km gitmektense bu hava şartlarında 40-50 km gitmek daha zorlu gözüküyor. Mesela ilk ‘task’ta tek gole giden sen oldun. Mesafe de çok kısaydı fakat hava şartları zorluydu. Herkesin çok kolay altından kalkabileceği gibi değildi. Y. Y. : Rüzgâr sertti. Rüzgâr sert olunca, rüzgâr üstüne çıkarken pilotlar zorlandı. Orada kanatların hız farkından dolayı biz avantajlı oluyoruz. Yani taktikle ilgili bir şey değildi. Tamamen kanat hızıyla alakalı bir şeydi. XC-Türk: Ayrıca takım olarak birinci oldunuz, kutlarız. Y. Y. : Teşekkürler. XC Türk

37


Röportaj

XC-Türk: Genel olarak yarışmanın bir değerlendirmesini alalım, yarışma nasıl geçti? M. D. : İlk task benim gol yapabileceğim bir durumdu ama hem antrenmansız hazırlıktan hem de yarışmaya konsantre olamamaktan kaynaklanan sebeplerden çok iyi uçamadım. Yarışmayı genel anlamda değerlendirmek gerekirse birinci gün itibariyle güzel bir gündü. Bir kişi gol yaptı. Aslında geri kalan pilotlar da gol yapabilirlerdi. İkinci gün uçuş olmadı. Daha sonraki günde de hava koşulları zorluydu, sert rüzgâr vardı. O koşullarda da pilotlar uçtu. Yarışmanın bu son günü, insanların kros yapabilmeleri için, daha güzel, daha elverişliydi. Ben de iyi bir değerlendirme yaptım. Yiğit’le yarışmadan önce konuştuğumuzda “Yüksek uçalım, hedefimiz gol olsun.” diye konuşmuştuk. Yüksek uçtuk, gol yaptık! Birazcık şansım da yaver gitti benim. Mesela Yiğit’in yaver gitmedi. O gole gelemedi. Ama sonuç itibariyle Yiğit iyi bir uçucu. Daha sonra ben şansları değerlendirerek gole gittim. Ama genel anlamda Türkiye’deki yarışmalarda ina38

XC Türk

nılmaz derecede güzel şeyler oluyor. Bizler eskilerden beri, ilk yarışmalardan beri yarışıyoruz. İlk yarışmalarla şimdikileri kıyaslayınca; katılan insan sayısı, uçan insan sayısı, gole giden insan sayısı, turnpointleri alan insan sayısı inanılmaz derecede artıyor ve insanların katılımı da artıyor. Zevk de alıyorlar. Bu Türkiye için güzel bir olay. Güzel şeyler oluyor. Sert rüzgârlarda insanlar hiç kalkmamazlık yapmıyorlar uçuyorlar. Sert hava koşulları diye bir şey yok. İnsanlar limitlerini zorluyorlar ve uçmaya çalışıyorlar. Kros yapmaya, gol yapmaya çalışıyorlar. XC-Türk: Bu eskiye oranla yarışmanın zevkini de artırıyor değil mi? M. D. : Evet kesinlikle. İnsanlar bizlerle birlikte uçuyor, bizler onlarla birlikte uçuyoruz. Mesela bugün uçan insanlar olmasaydı belki gole de gidemezdik. Çünkü onlar altlardan gidiyor belki biz üstlerden gidiyoruz. Onların koşullarını değerlendirerek biz kendi pozisyonumuzu ona göre alıyoruz. Onlar olmasaydı belki bugün biz gole gidemezdik. İnşallah onlar olurlar bizler de gollere gideriz. İnşallah onlar da gollere giderler. Onlar bizi görürler, onlar bizim üstümüzden gollere giderler. Bu sayede Türkiye’de yamaç paraşütü sporu inanılmaz derecede daha kaliteli olur. Bayramören’de de bir yarışma var. Bu yarışmayla birlikte de zaten ‘Pre World Cup’ olacak. Orada daha iyi bir yarışma olacağını düşünüyorum. XC-Türk: Yani yeri geldi acemiler de tecrübelilere yol gösterdi diyorsunuz yani. M. D. : Evet kesinlikle. Onların bu yarış-


Röportaj

malara daha fazla katılmalarını çok istiyorum. Desteklemek istiyorum, katılmalarını canı gönülden istiyorum. Çünkü hep bizlerle birlikte olan bir yarışma, yarışma değil. Çünkü biz hepimiz birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Ama yeni gelen insanlar, tecrübeli insanlar olduğu sürece bizim de yarışmaya hevesimiz oluyor, hem de onları gördükçe bizler de hevesleniyoruz. Onlar bize heves katıyor. Onları bütün yarışmalara bekliyoruz. Festivallerden çok yarışmaların olması ve yarışmalara katılmalarını her şeyden çok istiyorum. XC-Türk: Yarışma sayısı da artsın böylece… M. D. : Evet kesinlikle. Yarışma sayısı artsın. İnsanlar yarışmacı olsun. Uçsun. Çünkü böyle oldukça zevkli olur. Bizim savaş abiyle, Hakan’la biliyorsunuz yarışmalarda böyle bir iddiamız var. Sen beni geçeceksin, ben seni geçeceğim. Bu bize, insanlara ister istemez bir heyecan katıyor. Bir arzu katıyor. Daha iyi yarışması gerektiğini düşündürüyor. Bu kendi aramızda yapılan bir espri, ama böyle olması bile insanı heyecanlandırıyor. Düşünün ki bu yarışmada 65 değil 120 tane pilot olsaydı, çok daha güzel olmaz mıydı? Belki bugün gole giden 8 değil de 20 kişi olurdu. Bu da bizim hem FAI tarafından daha iyi puan almamızı sağlar yarışmacı sayısı iyi olduğu için, hem de biz ülke olarak kendimizi tanıtmış oluruz. Ayrıca daha büyük yarışma-

larda, ‘Pre World Cup’larda, dünya şampiyonalarında daha iyi pilotlar yetişir, daha iyi pilotlar yarışmalara gider. Belki kürsülere çıkılır… XC-Türk: Bu yarışmada aslında puanların düşük olmasını, biraz da hava koşulları etkiledi. Eğer yarışma geçen hafta değil de bu hafta başlasaydı, çok daha iyi puanlarla ülke temsil edilebilirdi, değil mi? M. D. : Evet kesinlikle. Son iki gün işte bir gün arada şanssızlık oldu, uçulamadı. Uçulacak bir şey de yoktu. Ondan önceki gün zaten sert rüzgâr vardı. pardon bir sonraki gün sert rüzgar vardı uçuş olmadı. Şimdi puanlar düştü ama sonuç itibariyle güzel bir yarışma oldu; iyisiyle, kötüsüyle... İnşallah Bayramören bundan daha fazla taskların olduğu, daha fazla pilotun yarıştığı bir yarışma olur. XC-Türk: Sohbet için teşekkürler. Ayrıca bu yarışmadaki başarınızdan dolayı da tebrik ederiz. M. D. : Teşekkür ediyorum. Derginin başarısının devamını diliyorum. İnşallah artık internete değil kâğıt üzerine dökersiniz, bütün Türkiye sizleri okur. Bizler zaten internet ortamında okuyoruz ama kitap satan bir mağazada derginizi görmek bizleri şereflendirir.

XC Türk 39


Röportaj

XC-Türk: Hâlbuki ilk taskta sizi bile geçmişti. Şampiyonu bile geçmişti, değil mi? İlk taskta siz neden geri kaldınız?

XC-Türk: Yarışmanın genel bir değerlendirmesini alalım. S.S. : Şimdi Yiğit’le biz güzel uçtuk. Birinci, ikinci gün tam puan verilmemesi esasında biraz acıklı oldu. Çocuk iki gün birinci gelmesine rağmen, üçüncü gün ortalama bir uçuşla kürsüye bile çıkamadı. Bu büyük bir ihtimalle katılan yarışmacıların seviyesiyle alakalı, yaptığı uçuşla alakalı, kullandığımız formülle alakalı. Ama öğrenmeye başladık. İşte formülü de ona göre artık devamlı düzenliyoruz. Yarışmalarda böyle adaletsizlikler olmasın diye 1000 puan görecek şekilde düzenlemeye çalışıyoruz ama her zaman tabi istediğimiz gibi olmuyor. Ben biraz üzüldüm açıkçası Yiğit’in dereceye girememesine. İyi uçtu çünkü. XC-Türk: Birinci taskta, zorlu koşullarda, o kadar büyük başarı elde ettikten sonra; bu hakikaten üzücü oldu. S.S. : Yani işte o taskların 150-200 puan vermesi gerçekten onun şanssızlığı oldu. O iki taskta burada 15. sırada olduğu kadar puan alamadı. İki kere birinci geldiği taskta. Bu da kaderin bir oyunu…

40

XC Türk

S.S. : İlk taskta geri kalmadım. Ona 15 dakika fark atmak içim termiği erken bıraktım. Planım tutmayınca indim tabi. Yiğit de daha garantili bir uçuş sergiledi. Bir tane termiğe gitti. Oradan arka tarafa, ters tarafa gitti. Ters tarafa gitmek bana psikolojik olarak biraz ters, o yüzden terse gitmeye pek çalışmıyorum. Ondan sonra ikinci gündeki taskın da ben düşük puan vereceğini anladım zaten. 2800 metreden 3 kilometreyi 25-30 dakikada gittim. Ne demektir bu? Yürüme hızından bile daha yavaş bir hızla gitmişim yani uçarak. Orada Yiğit işte biraz speed bara basarak, daha da hızlandığı için; o yaptı! Daha yüksek, daha uzun bir mesafe uçabildi. Ama ben “Şimdi o rüzgârda paraşüt kapanır, yedek atarım vs...” diye düşünerek, bir de 50-30 yada 30-40 puan için o riski almak istemedim. Tahmin etmiştim o kadar puan vereceğini. Yoksa benim pozisyonum da Yiğit’inkiyle aşağı yukarı aynıydı ikinci taskta. XC-Türk: Zaten sizin o zamanki pek çok tahmininiz tuttu. Bir brifing vermiştiniz o tasktın öncesinde, inişte zorlanma konusunda uyarmıştınız pilotları. Pek çok kişi de sıkıntı yaşadı o noktada, geri geri gidenler oldu. S.S. : Şimdi hem öyle oldu hem de o ikinci yaptığımız taskta ben “ ‘Turnpoint’lere rüzgâr üstünden gidin.” diye uyarmıştım onları. Ama sonra biz de aynı hatayı yap-


Röportaj

tık, rüzgâr altına sürüklendik. Çok yükseğe çıkmamıza rağmen, ‘turnpoint’e gelirken bir saat falan zaman kaybettik. 4-5 km.lik mesafeyi, 1 saatte aldık. XC-Türk: Rüzgâr üstü yapmaya çalışanlar da patladı, merak etmeyin. Genel olarak yarışma nasıldı? Yarışmayı bir değerlendirseniz baştan sona. S.S. : Kayseri’de ciddi bir ilgi var yarışmaya ve emek de sarf ediyorlar. Güzel bir şey... O adamları desteklemek için geldim zaten ben. Yoksa Kayseri çeşitlilik açısından, taskların güvenirliliği açısından çok net bir yer değil. İlk iki günkü task zaten biraz ters rüzgâr koşullarıyla yapıldı. Burada rüzgâr doğulu geldiği zaman acemiler uçamıyorlar zaten. Acemiler demeyelim de, tecrübeli olmayanlar zorluk çekiyorlar. O yüzden bu koşullar esasında puanların düşmesine de sebep oluyor. Ama farklı yerlerde böyle olmuyor, başka yerlerde daha rahat uçuşlar yapabiliyorlar. En azından garanti yapılan mesafelerin olduğu, 10-15 km zorlanmadan uçacakları yerler olduğu zaman, kazananların puanları da yükseliyor. O açıdan Kayseri biraz şanssız yer. XC-Türk: Bir de bugünkü uçuşun değerlendirmesini alalım. S.S. : Yiğit benden devamlı 70 puan önde olduğu için, bugünkü uçuşta onu kontrol ediyordum. Esasında pozisyonum Yiğit’ten biraz iyiydi, yukarıdaydım. Ama hiç cesaret edip ileri çıkmadım, devamlı onu kontrol ettim bir hata yapsın diye. Hilmi de ileri çıktı devamlı. Hilmi’nin ile-

ri çıkmasında bir ara güzel bir hat oldu. O hatta da bu aşağıdaydı. O da tam benim hızlandığım an oldu. Biz hızlanırken o da belki bizi yakalamak için aşağıdan biraz acele etmiş olabilir bilmiyorum onu kendisi anlatır birazdan size nasıl olduğunu. Yiğit : O kadar kontrollüydün abi, 100 metreden çıktım tesadüfen mi diyelim artık? Biraz şans destekledi mi diyelim? S.S. : Oradan çıkacağını biliyordum. Çünkü hem altında Özaylar drift oluyordu, hem de 100 metre ilerinde Hilmi drift oluyordu. Fizik kurallarına göre, benim bildiğim kadarıyla, o iki driftin birleşmemesi mümkün değil. Y.Y. : Orada ben hata yaptım. Özay’la Hakan’ın üstündeydim. Köye doğru gidip bulamayınca onların altında kalıp tekrar yakalayamadım. O pozisyonumu kaybetmeseydim, muhtemelen seninle birlikte çıkabilirdim. XC-Türk: Bir Türkiye Şampiyonasında podyumda bir numarada Semih Sayır’ı görmek güzeldi. Y.Y. : Şampiyon ilk defa mı şampiyon oldu şimdi? S.S. : Bana ihtiyar muamelesi yapmaya başladıklarından beri kazanmak için uçuyorum. Eskiden kazanmak için uçmazdım. Hep bunlar öğrensin, efendi olsun diye uçuyordum. Şimdi artık böyle devamlı üstlerinde gezmeye başladım. :)

XC Türk 41


Yarışma boyunca pencere açılış öncesinde, Arif Kemal Buhara akrobasi gösterileri yaptı. Ay yıldız desenli kanadıyla herkesin beğenisini kazandı...

42

XC Türk


XC T端rk 43


Röportaj

XC-Türk: Hava şartlarının, taskların çoğunun çıkmasına müsaade etmesi iyi oldu. A. H. : Aslında ben sadece pazarı bekliyordum. Yani bize perşembeyle cumartesi günü piyango gibi oldu. 200-300 puan bizimkiler için önemli değil ama gene de hiç yoktan iyi oldu. XC-Türk: Tabi onlar sonradan uyandılar, kopup kopup gittiler onun da cezasını çektiler. Sonra dediler ki: “Acemileri en azından ilk ‘turnpoint’e kadar götürelim.” A. H. : Bir anlamda geldiğimiz nokta da iyi. Hem benim sakatlıktan dolayı hem de üniversitedeki sıkıntılardan dolayı yarışmaya daha öncesinden çok fazla hazırlık yapamadık. Son dakikaya bıraktık. Dedik ki: çok fazla sınırlama koymayalım. THK’ye gönderdiğimiz raporda yüz kişilik limit koyduk ama gerekiyorsa 100’ün de üzerine geçeriz diye planlama yaptık. Mümkün olduğu kadar gelsinler. Dün Özay’la onu konuşuyorduk. İlk kez 2003’te yaptığımızda Özay geliyordu, Aytemiz patlağı diye adamın ismi çıkmıştı, artık esprileri oluyordu. Ama şimdi Türkiye şampiyonu oldu. Bir bakıyorsun arada 5 yıllık bir sürede bu seviyeye gelmiş. O da aslında bizdeki ivmenin ne kadar iyi olduğunu gösteriyor. 2001 de Semih’in düzenlediği ilk Pre PWC’de ben de görevliydim. 2001’de 13 tane yarışmacımız vardı. İlk Pre PWC’mizi Türkiye’de 13 kişiyle yaptık. Komedi gibi, değil mi? Üstelik bunun 1 tanesi Endonezya’dan gelmişti, 3 tanesi44

XC Türk

ni de Bulgaristan’dan bizim Mehmet Tuğcu getirmişti. Yani 4 tane yabancı, 9 tane Türk vardı. Bunlardan 3’ü THK, 1 tanesi Mehmet Tuğcu işte. Geri kalan 5’i amatör. O zamanlarla şimdikini kıyaslayınca: Bayramören’e 200 kişilik başvuru olmuş, sen seçmiş 100 küsüre indirmişsin. Yani onları da seçip alıyorsun. Şimdi biz burada sadece Türklerin katıldığı bir Türkiye Şampiyonası yapıyoruz. Hava bozuk diye gidenleri saymazsak 70 kişilik bir yarışmayı rahat rahat yaptık. XC-Türk: Tabi bu her geçen gün daha da artıyor. Bu yıl yarışmaya ilk defa katılan bir dünya pilot oldu, yarışma havasını soluyan oldu. Zaten bu hastalık gibi bir şey, bir kere o hırsı hissettin mi her yıl ivmele-


Röportaj

nerek artıyor. A. H. : Organizasyonlar ne kadar temiz olursa bizim kazancımız oluyor, sıkıntılı olursa kaybımız oluyor. Mümkün olduğu kadar adam kaybetmememiz gerekiyor. XC-Türk: Buradan memnun ayrılanlar bir sonraki sene yine geliyorlar. A. H. : Tabi. Hem uçuş olarak, hem organizasyon olarak... Mesela dün bazılarına biraz korkutucu geldi. Allah’tan daha önceki uçuşlar var. Dün o kadar asimetrikler, önden kapanmalar derken gerçekten böyle sıkıntı yaratan şeyler olmasına rağmen gene de iyiydi. Mesela Umut ilk golünü yaptı, o ona sevindi. O ilk olarak 2007’de test pilotu olarak gelmişti. “Bundan iş çıkar, ha gayret!” demiştim, şimdi bu yarışmadaki başarısına çok sevindim. Bir de şu FAI lisansını alırsa, çok uzun yıllar listelerde yer alır. İşte bir kaç tane daha arkadaş var, onların da gelişimi belli. En azından burada, onları da görebiliyoruz. Birazcık daha yarışma sayısını artırmamız gerekiyor. Mesela Yiğit şimdi yarışma düzenleme fikrini söyledi, “Sonuna kadar destekliyorum.” dedim. Mümkün olduğu kadar yarışma sayısını artırmamız gerekiyor. XC-Türk: Bu yıl yine gayet iyi. Tahmini olarak söylersek 7 tane civarında yarışma oldu. A. H. : Bir de tanımın şu konusu sıkıntılı: illaki yarışmayı 6 gün yapmak gerekmiyor, 3-4 gün de yapabiliyorsun ama FAI tam puanı 3 güne veriyor; 3 günden aşağı

görev yaparsan görevler düşüyor. Mesela biz tam puanı alacağız. 2 task yapmış olsaydık, 1 yerine 0.8 ile çarpılacaktı. 1 task yapsaydık 0.6 ile çarpılacaktı. Onun sıkıntıları oluyor. XC-Türk: Peki km açısından bir sınırlama var mı? A. H. : Km sınırlamasını kaldırdılar, onu yarışmacıların kalitesiyle değiştirdiler. Yarışmacıların kalitesi derken yanlış anlaşılmasın. Tecrübe diyelim. Şöyle ki; dünya sıralamasında 1 numaralı adam katılırsa bizim yarışmanın katsayısı yükselmiş olur. Mesela dünyanın ilk 100 pilotunu buraya almış olsak müthiş bir puan alacağız. Burada dünyanın ilk 100 pilotu yarışsa maksimum puanı alırız. Ama hiç puan olmadığı zaman da 0.2 ile çarpılıyor. Tam olursa 1 ile çarpılıyor. Bizim dünya sıralamasındaki adamımız fazla olursa puanımız da yüksek olur. Ama burada bizim seviyemiz düşük çıkacak. Bayramören’deki bizden ciddi miktarda fazla olacak. Bir de pilotların uluslararası puanda 4 tane yarışması toplanıyor. Yani senin aldığın en iyi 4 derece toplanıyor. Sana o puan veriliyor. 100 tane yarışmaya girmenin bir değeri yok. Bir de zaman kavramı var. Zaman ne kadar geçerse onlar geri plana atılıyor. 1 yıl geçerse 0.9 ile çarpılıyor, 2 yıldan sonra da almıyorlar. Şimdi bu sistem gelince görevlerin kalitesi artık önemli değil, yarışmacıların kalitesi daha önemli. Şimdi görevlerin kalitesine bakıyorsun, tamam 100 km görev yapıyorsun ama yarışmacı bunu ne kadar yapmış, nasıl yapmış ona bakılmıyor. Bizim burada havanın iyi olduXC Türk 45


Röportaj

ğu zaman 50 km’lik görevi bayağı bir pilotun yapması gerekiyor. Ama örnek veriyorum Akşehir için bu daha zordur. Akşehir de güzel bir yer ama sen çok kolay 50 km yapamazsın. Ama “Yarışma yapılabilir mi?”, yapılabilir. Bu parkurun zorluk derecesi konusu çok tartışıldı FAI’de. Şimdi mesela 100 km’lik görev çıkarıyorsun, alıp doğrudan getirip 100 km veriyorsun. Bunun hiç bir değeri yok aslında. Oysa sen pek çok ‘turnpoint’ten geçirerek, bir sürü zig-zag attırarak indiriyorsun. 100 km’ye göre bu çok çok daha zorlu bir görev. Bunlar tartışıldığı için artık bireylerin mesafesinden ziyade, katılımcı pilotların kalitesine bakıp ona göre puan vermeyi tercih ediyorlar. XC-Türk: Genel olarak yarışma iyi geçti, organizasyon da güzeldi. Son olarak bunu bir özetleyelim. A. H. : Organizasyonda ekiple çalıştık. Mümkün olduğu kadar elimizden geleni yaptık ama bizim de eksikliklerimiz oldu işin doğrusu. Mesela bu sene tecrübesiz arkadaşlarımız da vardı. Özellikle genç arkadaşlarla çalıştık, işi öğrensinler diye. Daha önce bizim çalıştığımız arkadaşlar üniversiteden arkadaşlardı, mezun olup gidiyorlardı. Kayseri’de devamlı kalacak arkadaş da olmuyordu. O yüzden biraz kadroyu yeni tuttuk. Belki onlardan yana biraz sıkıntılarımız olmuş olabilir. Bunun yanında bizim sakatlık durumundan dolayı da biraz eksikliğimiz oldu. Bir de yarışmadan tam 15 gün önce kaza geçirmem de bizi tıkadı işin doğrusu. Bilmiyorum arkadaşlar nasıl gördüler, nasıl ettiler... Bi46

XC Türk

zim de çok paylaşma imkânımız olmadı dünkü hararetlerden sonra. Organizasyon açısından, bizim gördüğümüz eksiklikleri not aldık. Yapacaklarımızı da aldık. Onun dışında uçuşlar açısından 1 yıl boyunca 1 hafta kötü gidecek havayı tutturduk. Bu şansımıza güvenip bir milli piyango bileti mi alalım, başka bir şey mi alalım bilmiyorum artık. Yani komple bir yaz döneminde Kayseri’de 10-15 günlük bir yağış dönemi olur, ben onu tutturdum. Kendimi bu konuda başarılı hissediyorum. XC-Türk: Önümüzdeki yarışmada sizin seçtiğiniz tarihin dışında her tarih olur o zaman... (Gülüşmeler…) A. H. : Öyle mi yapayım bilmiyorum. Mesela PWC yaptığımızda her iki PWC’de de adamlar Avrupa’da uçuşlar olmadan buraya geliyorlardı. Adamlar uçacaklarından emin olarak geliyorlardı, çok da memnun kalıyorlardı. Gerçekten hava her zaman müsait oldu, ama biz o kapalı 1 haftayı bulduk. Ama buna rağmen gene de 3 tane görev çıkardığımız güzel oldu. Aslında en önemlisi ilk 2 görev için “Bütün pilotlar kalkabilecek mi?” diye bazı eleştiriler oldu. Direktör olarak öyle bir görev vermek zorundasınız ki, bütün yarışmacıların kalkacağına emin olmak zorundasınız. Eğer yarışmacıların sorun yaşayacağını düşünüyorsanız, o gün görev vermemek gerekiyor. Yani “Ahmet Mehmet çıkar da, hadi onlar da çıksın.” diyemiyorsun. Yarışma şartları eşit olmak zorunda. Yani pilotların emniyeti eşit olmak zorunda. “Ya olur mu, olmaz mı?” derken, gene de verdik görevleri ve hemen hemen bütün


Röportaj

yarışmacılar da kalktı. Bu da bizi memnun etti. Bu durum bizim pilotların da aslında korkulduğu kadar sıkıntılı olmadığını gösteriyor. XC-Türk: Evet hem tecrübe artıyor, hem de çok tecrübesiz insanların da yarışmalara katılırken biraz daha düşünmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor. Şimdi ikinci taskta sanırım sekiz on kişi kalkış yapmamış rüzgârdan dolayı. Bu aslında güzel bir şey. Şimdi o insanlar bir dahaki yarışmaya katılacaklarsa, bu tür havalarda kalkabilecek şekilde hazırlanacaklardır. A. H. : Bir de şu var: yarışma tecrübesi çok önemli. Genelde bizim karasal iklimlerde (diğer iklimlerde de vardır ama Kayseri’de çok barizdir), ne kadar gecikirsen rüzgâr şiddetini o kadar artırıyor. Biz bunları ar-

kadaşlara defalarca söyledik. Dedik ki: “Görev açıldığı zaman, fırsatını bulduğunuz an hemen çıkın.” Perşembe günü de öyle oldu. Hava aslında belli zamanlar müsait oldu. Ama arkadaşlar patlama korkusuyla bekliyor, o zaman da hiç kalkamıyor. Biz bunu önceki yarışmalarda da yaşadık. Özellikle söylüyoruz “Biraz erkenden çıkmaya çalışın.” diye. Zaten iyi pilotlar çıkıyor, ilk 10-15 dakikada çıkan iyi pilot muhakkak oluyor. Çok fazla geciktirince de darbeler artmaya başlıyor. O gün de 30-35 km.lik darbeler gelmeye başlayınca arkadaşlar da kalkamaz oldu. XC-Türk: Bir yarışma heyecanı daha böylece geçti gitti. Yeni yarışmalarda görüşmek üzere…

XC Türk 47


48

XC T端rk


XC T端rk 49


Gökyüzünde

Türkiye Şampiyonası’nın Kayseri ayağına gelenler görmüşlerdir, bizim uçamadığımız havalarda uçup bizi kıskandıran küçücük bir yamaç paraşütü vardı… Bir de baktık, radyo kontrollü yp modeli! Adı bile var: HARDBOY. Merak ettik, aklımıza takılanları sorduk. Sağolsun Gökhan da bizi pek bir güldürdü. Bu eğlenceli sohbeti sizlerin de ilgiyle okuyacağını düşünüyoruz.


Gรถkhan KARAKร–SE


Gökyüzünde

XC Türk: Bu modeli yapma fikri ilk nasıl oluştu? G.K: Bir arkadaşım Slovenya’da yapılmış bir modelin videosunu “Youtube”da izlettirdi ve hayretler içerisinde kalarak “Vay be! Adamlar kendi prototiplerini ne güzel yapmışlar.” diye düşünürken, “Biz de yapabilir miyiz?” dedik ve nasıl yapabileceğimiz konusunda araştırmaya karar verdik. XC Türk: Daha önce yurtdışında bunu yapanlarla hiç görüştünüz mü? G.K: Evet, Slovenya ve Fransa’da yapan 2 arkadaş ile irtibat kurdum. Birbirimizin yaptığı tasarımları ve değişiklikleri paylaştık. XC Türk: : Çalısma prensibini kısaca özetleyebilir miyiz? RC-model uçaklardan farklı bir özelligi var mı? G.K: Normal RC yp de kumanda kontrolü olarak 2 servolu olduğu için uçaklardan biraz daha kolaydır. Paramotorlu olarak uçurduğumda ise uçaklardaki gibi gaz kontrolü olduğu için biraz daha dikkat gerektiriyor. Kumanda aksamı dışındaki çalısma prensibi ise bire bir yp ile aynıdır. Termik, yelken uçuşları ve paramotor uçuşları da yapabiliyor. XC Türk: Yapım sürecinizden bahsedelim biraz. Ne kadar sürdü, ekip çalışması mıydı, zorlayan noktalar neler oldu? G.K: Normal yp’de olduğu gibi önce tasarım olayını halletmemiz gerekiyor. Bir 52

XC Türk

program sayesinde 3 boyutlu olarak tasarımını çıkartıyorsunuz. Tabi bunu bizim uçtuğumuz kanatlarda olduğu gibi kulanım amacına göre tasarlamamız gerekli. Örnegin paramotor, dhv-1, dhv-2, akrobasi ya da yarışma kanatları gibi bir dizayn seçmeliyiz. Daha sonraki işlem: çizim ve kesim. Çıkartılan plana göre kumaşları bir bir çizip kesmemiz gerekiyor. Bu işlem en kolay işlem ama biraz uzun sürüyor. Bütün parçaları çizip kesmek sanırım 7-8 saatimizi alıyor. Daha sonra dikiş kısmı... İşte burası tam yoğunluk dikkatlilik gerektiren ve en zor olan kısmı. 3’er parça birlikte tek dikiş yapıyorum ve kumaşları kaydırmadan dikmek çok zor gerçekten. Küçük parçalar özellikle parmaklarımın sığmadığı kenarlar vs… bunlar çok zor ve bir kanadı dikmek sanırım 24 saatimi alabilir. Tabi bu iş için günde 2-3 saatimi harcayabiliyordum ve bu 6-7 gün sürdü. Bu arada kanadın alt kısmını dikerken iplerle birlikte dikiyoruz. İplerin nerelere geleceğini de belirlememiz gerekiyor. Kanadın iplerini de ayarladıktan sonra yapmış olduğum kolonlara bağlıyorum ve kanat test uçuşuna hazır! Uçuş için pilot ve kuşam tertibatı da gerekiyor tabi. Kumanda kontrol kısmı biraz daha kolay. Sonuçta her şey hazır. Kumanda hazır. Servolar, piller hazır. Yapmamız gereken pilot yapabileceğimiz uygun bir oyuncak bulup içerisine servoları yerleştirip kollarını hareket edebilir hale getirmek. Bu da 1 saatimi alıyor. Pilotu oturtacağımız harnesi de o an ki uçtuğum bir harnes modeline göre tasarlamıştım. Harnesi dikmek de yak-


Gökyüzünde

laşık 1 saatimi alıyor. Tabi kalıbı olsaydı daha kısa bir süre alırdı.Harnesin içerisine pilleri ve alıcıyı yerleştiriyoruz. Bu bir ekip çalışmasıydı, hem fikirlerimizi paylaşıyorduk, hem de yardımlaşıyorduk. Kanadın tasarımında, çizimlerde ve kesimlerde bana yardımcı olan tandem ve akrobasi pilotu Mustafa Güler kardeşime; elektronik kısımda, kumanda kontrollerde yardımcı olan modelci ve yp pilotu Adem kardeşime çok teşekkür ederim. XC Türk: Merak eden okuyucularımız için maliyeti hakkında ortalama bir bilgi verebilir miyiz? G.K: Kanat, el emeği. Kolonlar ve ipler için 20 tl. civarı gitti. Pilot 20 tl. Kumanda, servolar, piller vs. 300 tl. Daha ucuz ya da daha pahalı kumandalar da var tabi. En az 4 kanallı bir kumanda seti iş görür. XC Türk: Rüzgar limitleri nasıl? En fazla ne kadar hızlanabiliyor? G.K: Rüzgar limitleri, kanat dizaynına göre değişiyor. İlk yaptığım kanat hızı 30-35 km civarındaydı. Yelken yaptırabilmem için bayağı bir rüzgar gerekiyordu. Daha sonra süzülüşü fazla olan bir kanat tasarlayalım dedik yelken ve ter-

mik uçuşları için onun hızı da 15-20km civarındadır. Kolonlardan “speed” yaparak ve ağırlık artırarak daha sert rüzgarlarda da uçuş yapabiliyorum. Duruma göre 5-10 km daha hız kazanabiliyor. XC Türk: Oldukça hafif gözüküyor, ağırlığı ne kadar? G.K: Kanat ağırlığı 200 gr., pilot ağırlığı ise 700 gr., paramotorlu toplam ağırlığı ise 1400 gr. Tabi bu o anki kullandığımız pillere göre 50-100 gr. kadar değişebiliyor. XC Türk: Termikte roket gibi fırlar herhalde, böyle bir deneyiminiz oldu mu? G.K: Termik uçuşları da oldu fakat göz mesafesinden çok uzaklaştığı için yelken ve paramotor uçuşlarını daha çok tercih ediyorum. Tabi termiklere girdiğinde asimetrik kapanmalarla birlikte hızlıca yükseldiği de oldu. XC Türk: Modelinizin kaç saat uçuşu oldu? Yani artık pilot tecrübeli mi? :) G.K: Uçuş kaydı tutmadım ama yeterince tecrübeli hale geldi, başına gelenlerden sonra bayağı bir tecrübe kazanmıştır sanırım. :)

“Bulutlar, uygun olmayan rüzgar vb. bazı hava şartlarından dolayı pilotlar uçuş için beklemeye geçtiğinde RC yp imdadımıza yetişiyor.” XC Türk 53


Gökyüzünde XC Türk: Modeli uçurduğunuz zamanlarda mutlaka ilginç anılar biriktirmişsinizdir, bunlardan birini okuyucularımızla da paylaşalım istiyoruz. G.K: Tabi bir çok ilginç olaylar yaşadım, en komik olanını paylaşmak istiyorum sizlerle. 3. kanadımın paramotorlu testini yapmak için Mustafa ve ben uygun bir araziye gittik. Rüzgar biraz fazlaydı ama trek paramotorunu demek için sabırsızlanıyorduk. Rüzgarın fazla olmasından dolayı yerden kalkış yaptırdık ve güzel kalkışın ardından 100 m. kadar yükseldi. Üstümüzde dönerek irtifa alıyordu. Rüzgarın darbesinden dolayı kanadı geri geri atıyordu ve arka tarafta yola gittikçe yaklaşıyordu. Trafik akışından dolayı tehlikeli bir durum olmasın diye derin spiraller yaparak hemen yere indireyim dedim. Spiralden geri çikaramadan yere çarpti. Pilotun yerinde olmak istemezdim. :) Tabi buğday tarlasının içine düştü. Malzemeleri yavaş yavaş gidip alayım dedim. Bir de baktım 3 kişi modelin düştüğü yere doğru koşuyor. “Sanırım ilgilerini çekti, kaçıracakmış gibi koşuyorlar.” diye düşündüm birden ve ben de koşmaya başladım ıslık çalıyorum “Bizim o, ellemeyin!” gibisinden... Onlara yaklaştım ve 3 adam panik halinde “Nerde? Nerde adam, öldü mü, nereye düştü? Bulun hemen, yardım edelim, ölecek!” falan diye birbirlerine yakınıyorlar ve birisi diyor ki: “Sarı şey burada ama adam yok kayıp!” :)) Orda koptum ve anladım zaten, gerçek paraşüt sanmışlar. :) Biraz daha izledim adamların hallerini ve gülme krizim 54

XC Türk

tuttu. Adam hala “Sarı paraşüt burada, adam yok; dereye bakalım, belki oraya yuvarlanmıştır.” derken, “Abi ya, pilot o sarı şeyin altında, bak!” dedim. Adam paraşütü kaldırdı ve baktı küçük bir pilot. Bana ne derse beğenirsiniz? :)) “Kamera şakası mı yapıyorsunuz bize ya? Aklımızı oynattık, korktuk adam öldü sandık! Sahteymiş bu yaaa…” diyorlardı ve onlar da gülmekten koptu... “Yolun orta refüjündeki palmiyelerini budamak için merdivene tırmanmıştım ve bir baktım sarı bir paraşüt havada vın vın diye dönüyordu. Bir baktık döne döne düşmeye başladı gerçek sanıyorduk düşünce yardım edelim diye koştuk şakaymış ya, şuna bak! Biz de çok korktuk.” dediler :)) Ne kadar yardım severlermiş hakikaten. O anki halleri aklıma geldikçe gülüyorum. XC Türk: Sizce uçmak mı keyifli, modeli uçurmak mı? G.K: Uçmak tabi ki modelden daha çok keyifli. Genelde uçuşların olmadığı zamanlarda model uçurduğum için çok zevkli oluyor. Bulutlar, uygun olmayan rüzgar gibi bazı hava şartlarından dolayı pilotlar uçuş için beklemeye geçtiğinde RC yp imdadımıza yetişiyor ve onu izleme zevkini pilotlara yaşatıyor. :) Uçamasak da uçuruyoruz yani. Modelin bir kaç videosunu buradan izleyebilirsiniz: http://www.ucusvideo.com/video/818/RcParamotor-Acro http://www.youtube.com/user/HaRdBoYrc


Herkese kazasız belasız uçuşlar diliyorum, rüzgarınız bol ve stabil olsun. :) NOT: Bu konuyla ilgili soru ve düşüncelerinizi iletmek için e-posta atabailirsiniz: hardboyy@hotmail.com

XC Türk 55


Rekor Hikayesi

Basat OKAY basatokay@gmail.com

Yeni Türkiye Rekoru 190.9 Km. ODTU HAT pilotları sırasıyla Türkiye XC rekoru kırıyorlar. Yeni XC rekoru Basat OKAY’dan geldi. Rekor uçuşunun detaylarını kendi ağzından yayınlıyoruz.

56

XC Türk


Rekor Hikayesi

Pilot: Basat OKAY (Niviuk Anatolian Team - ODTÜ HAT)

Mesafe: 190.9 km Kalkış Saati: 12:24

Kanat: Niviuk Peak - 25 (EN D, LTF 2-3) İniş Saati: 20:02 Tarih: 30 Temmuz 2009, Perşembe Süre: 7 saat 38 dk Kalkış: Racon Tepe / ANKARA Kalkış irtifası: 1260m (ASL)

Maks./Min Varyo: +5,4 / - 5,3 (Varyometre Değerleri)

İniş: Güney Koyu / KONYA

Maksimum İrtifa: 3488m (ASL)

XC Türk 57


Rekor Hikayesi

Uçuş Hakkında ODTÜ HAT ekibi olarak sezon başladığından beri hafta içi-sonu, her gün havayı takip ediyorduk ve dönem içinde bir kaç kez güzel uçuşlar yapabildik. 30 Temmuz, perşembe günü için tahminler çok güzel (200+ için :) ) göstermese de mesafe gitmek için ideal gözüküyordu. Gün içinde 2400 metreden başlayıp 3300 metrelere kadar çıkacak bulut tabanı, ortalama 3.5 m/sn termik şiddeti ve rüzgar irtifada kuzeyli 10-15 km/sa …

100+ çıkacak gibiydi… O gün, Özgür (Mutlu Kurt), Okan (Ateş) ve Volkan (Gümüşkaya) ile birlikte Racon’a 11.00 gibi varıp yarım saatte zirveye çıkıp hazırlanmaya başladık. O saatlerde güzel küme bulutları oluşmuştu ve bulut hatları da şekillenmişti. 12.30 gibi, gelen ilk termik darbesine çektim ve 2.5-3 m/sn ile bulut tabanı yaptım. O sırada bizimkilerin kanatları yamaçta serili duruyordu, ben de telsizden “Ben gidiyorum.” deyip yola koyuldum. Güzel bulutlar vardı ve birbirlerine yakındılar. Çok irtifa kaybetmeden hızlı bir şekilde geçerim derken, her geçişte bastırıcılarla 300-400 metre yediğim için, 2 saat boyunca geçişlerde yarım speed basarak sık sık termik dönerek uçmak zorunda kaldım. Bulut döngüleri çok hızlı olduğu için, bir ara güneydoğu yönüne doğru zikzaklar çizerek uçmam gerekti. 58

XC Türk

Yalnız sonradan fark ettim ki, güneydoğu tarafındaki bulutlar sönmeye ve o yöndeki hava hızlı bir şekilde açılmaya başladı. Hemen yönümü güneybatıya çevirdim, hala çalışan bulut tabanına atlamak için baya irtifa yedim, yere 300-400 metre kala sağlam bir termikle bulut tabanına çıktım. Bir ara süzülürken, telsizden Okan ve Özgür’un konuşmalarını duydum, Özgür 47. km.ye inmişti ve Okan devam ediyordu. İkimizin Racon’a olan uzaklıklarımız arasında 4 km vardı ama aynı hat üstünde olmadığımız için bir türlü buluşamadık. Telsizden arada haberleşip Racon’a uzaklığımızı ve gittiğimiz yönü, arada üstünden geçtiğimiz kasabaları (Mesela “66. km deyim, 171 dereceye doğru gidiyorum Kozanlı’nın yanından geçiyorum”) söylüyorduk. 100. Kilometrelerde, ben 1600 metrelerde termik ararken Okan benim önüme geçmişti ve bulut tabanından süzülüyordu. Oradan da çıktıktan sonra, saat 18.00 sularında Okan 115. km.ye indiğini söyledi önünde oluşan buluta zamanında yetişememiş. Bulut döngüleri, o saatte bile çok hızlıydı ve hava, o saate kadar hala türbülanslıydı. Termik türbülansları azalınca geçişlerde tam speed kullandım, çünkü rüzgar da kuzey batılı geliyordu ve bulut hattı güney batı yönünde gidiyordu. En sonunda yetiştiğim bulut hattında hiç termik dönmeden dümdüz uçarak, bulutların tabanına kadar çıktım :) Uçuşun en güzel anlarından biriydi, o sayede baya bir


Rekor Hikayesi

dinlendim, su-yemek ihtiyacımı giderdim, kollarımı dinlendirdim. Artık devam etmeye hazırdım :) Şansıma kendimi atabildiğim bulut hattı en uzunuydu ve Sultan Dağları’nın Konya’ya uzanan tepelerinin üstüne gidiyordu. Sağım ve solumdaki tüm bulutlar

sönmüştü. Geçen sefer 180 km gittiğim uçuşta o sırtları aşacak irtifam olmamıştı, o nedenle bu sefer ne bulursam döndüm ki artık saat 19.30 sularıydı ve bastırıcı kalmamıştı. Genel olarak her yer yük-

seliyordu ve bu zayıf termikleri kullanarak 2300 metrelerde rüzgar ile birlikte yavaş yavaş sürüklenerek sırta vardım. Rüzgar da o saatlerde 20-25 km/sa çıkmıştı :) Son süzülüşe verdiğim de saat 19.45’di. Derbent ilçesine yakın bir yerlere, en kötü yol üstüne inebileceğim bir yere doğru

süzüldüm ve Güney Koyu’nun yanındaki bir tarlaya, yol kenarına indim. İndiğimde kollarım yorgunluktan ağrıyordu ama saat 20.00 ve GPS 190 km gösteriyordu :)

XC Türk 59


Rekor Hikayesi

İniş Sonrası, Dönüş Macerası; Hava iyice kararmaya başlamıştı ve yanına indiğim asfalt yolun hiç de işlek olmadığı, kanadı katlayıp çantasına yerleştire-

ne kadar kimsenin geçmemesiyle belli olmuştu. Daha kötüsü, cep telefonumun şarjı bitmişti, açılmıyordu. (Bataryası yukarıdaki soğuktan etkilendiği için çalışmıyormuş meğer ertesi gün fark ettim) Neyse, kanadı tam katladığımda bir araba geldi ve yanımda durdu. 60

XC Türk

Biraz ilerdeki tarlada çalışanlarmış. Onlara sorduğumda, “Bu saatte kimse geçmez, geçse de almaz, alsa da ya tekin değildir ya da tokatçıdır (bir yandaki köyün insanları biraz çakalmış, onlara göre :) ), istersen bekle biz 2-3 saat çalışıp Konya’ya gitcez bizle gelirsin” cevabını alınca yüzüm güldü tabi.

Önce telefonlarını 2 dk. ödünç alıp Erhan’ı aradım, merak etmesinler diye. Sonra tarlaya gittik. Önce deli gibi yemek yedirdiler bana zorla « patates oturtma, yoğurtlu biber kızartması, haşlanmış tavuk, bulgur pilavı, karpuz :) », sonrasında “Yorgunsundur geç sen uyu arabada, buranın hava-


Rekor Hikayesi

sı çok güzeldir” dediler, itiraz etmeden gittim uyudum bir güzel. Bir ara, araba motoru ve insan sesleriyle uyandım… Jandarma … Spot ışıklı irice bir arazi aracıyla geldi. İçerden 6 – 7 kişi indi, hemen çavuşları yanıma geldi. Panik bir şekilde, “Paraşütçü siz misiniz ?” diye başladı konuya. Ardı ardına bir sürü soru, kimlik kontrolü ve cevaplardan sonra olay anlaşıldı :) Meğer beni gören bir sürü köylü, etraftaki jandarma karakollarına telefon yağdırmışlar, “uçak düştü, paraşüt indi, hatta biri ajan !? geldi” demiş :)) olay çok büyümüş, dağlarda fellik fellik beni arıyorlarmış. Komutanlarla ve nöbetçi savcılarla !? yapılan bir dizi telefon konuşmasından sonra yaptığım uçuşun suç olmadığı ve benim de ajan olmadığım anlaşıldıktan sonra ortalık yatıştı :) Sorgu sual boyunca çok kibardı zaten çavuş ama telefonla konuştuklarını dinlerken tırstım biraz…

www.ypforum.com/leonardo/ flight/3652 Buradan bana emeği geçen tüm ODTÜ HAT eğitmenlerime, bana NIVIUK PEAK gibi performanslı bir kanatla uçma şansını veren NATURABLUE – NIVIUK TÜRKİYE – DAGH DASH sponsorlarıma ve desteklerini esirgemeyen ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyorum. Onların sayesinde bu uçuş boyunca Konya ovasını, o uçsuz bucaksız mozaik yapıyı, tekrar tekrar izleme fırsatı buldum :) Yorucu ve uzunca süren bir uçuştan sonra 2006’dan beri 184 km olan Türkiye mesafe rekorunu 6 km. de olsa artırmak uçuşu daha da bir keyifli kıldı benim için :) 12 Ağustos’ta askere gidiyorum, bu sezon 200+ yapılacak gibi, o nedenle çarşı izinlerim daha bir heyecan dolu olacak. E-postalarımı kontrol ederken acaba ilk kim uçtu diye merakla okuyacağım haberlerinizi :) Herkese keyifli uçuşlar...

Sonrasında zaten tıbbi yardım ihtiyacıma kadar yardımcı olabilecek ne varsa söylememi istediler. Ben de “Sağlığım iyi, sorun yok, arkadaşlar beni bırakacaklar zaten, teşekkür ederim” dedim, onlar ayrıldıktan sonra da uykuma devam ettim :) Arkadaşların işleri bitince bol muhabetli bir yolculuktan sonra beni Konya otogara kadar bıraktılar sağ olsunlar, bilet alıp sabah 6’da eve vardım. Yalnız hava o gün de iyi gösteriyordu, tekrar Özgür ve Okan ile Racon’a gittik, o gün de(Cuma) bir 140 km. çıktı :) XC Türk 61


G旦ky端z端nde

Ozan Ongun gezginozan@yahoo.com

62

XC T端rk


G旦ky端z端nde

XC T端rk 63


Gökyüzünde

Yıllardır insanlar bana şu soruyu sormuştur: “Planör bir spordur diyorsun da yarışması falan yapılıyor mu?”, “Derecelendirme nasıl yapılıyor?”. Geçenlerde yine bu soruyla karşılaşınca anlatmaya başladım ve bu sefer de “Bröve nedir?” sorusu ile karşılaştım. Ben de bu sayıda buna değinmeye ve kafalardaki soru işaretlerini silmeye karar verdim. Planörcülükte de birçok branşta olduğu gibi bröveler ile dereceler ifade edilir. Yarışmalara katılabilmek için, FAI’nın brövelerinden birisi olan Gümüş C brövesine sahip olmanız gerekmektedir. Planörcülük performans ve akrobasi olmak üzere iki ana branşa ayrılır ve bunların kendi içlerinde ayrı ayrı bröveleri vardır. Sporcular karakterlerine göre performans ya da akrobasi branşlarından birisinde ilerlemeyi seçerler. Şimdi bu bröveleri ve bunları almak için ne gibi görevleri yerine getirmek gerektiğini aşağıda inceleyelim. Performans Sınıfı Bröveler Her bröve için farklı performans disiplinlerinden (mesafe, irtifa, zaman vb.) oluşan aşamalı görevler bitirmeniz gerekmektedir. Gümüş C

Gümüş C için mesafe, irtifa ve zaman görevlerini aynı uçuş içerisinde ya da ayrı ayrı gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Mesafe : Min. 50 km (Bu mesafeyi hiçbir hava aracından, telsizden, uydu veya bir ikinci pilottan yardım almadan yapmak gerekmektedir.) İrtifa : Min. 1000 m. (Uçuş süresince en az bir defa 1000 metre irtifanın üstüne çıkmanız ve burada en az 5 dakika kalmanız gerekmektedir.) Zaman : Min. 5 Saat

64

XC Türk

Altın C

Altın C için mesafe, irtifa ve zaman görevlerini aynı uçuş içerisinde ya da ayrı ayrı yerine getirmeniz gerekmektedir. Mesafe : Min. 300 km. ( Bu mesafeyi hiçbir hava aracından, telsizden, uydu veya bir ikinci pilottan yardım almadan yapmak gerekmektedir.) İrtifa : Min. 3000 m. ( Uçuş süresince en az bir defa 3000 metre irtifanın üstüne çıkmanız ve burada en az 5 dakika kalmanız gerekmektedir.) Zaman : Min. 5 Saat

Elmas C

Elmas C için aranan şartların başında Gümüş C, Altın C brövelerinin ya da 750 km. ve daha ileri mesafelerin mesafe rozetlerinden birinin sahibi olmak gelmektedir. FAI’nın NAC (Ulusal Otorite) yetkisi verdiği kurum tarafından tescil edilir ve FAI’ya bildirilir. 3 elması da alan Elmas C sahibi pilot FAI’nın uluslararası tescilli 3 elmaslı pilotlar listesine girerler. Elmas C’de 3 farklı görev vardır. Her bir görev için bir elmas alınır.


Mesafe : Min. 500 km ( Bu mesafeyi hiçbir hava aracından, telsizden, uydu veya bir ikinci pilottan yardım almadan yapmak gerekmektedir.) Mesafe 2 : Min. 300 km.’lik Planlı Gidiş- Dönüş ya da Planlı Üçgen Bacak dönülmelidir. İrtifa : Min. 5000 m. (Uçuş süresince en az bir defa 5000 metre irtifanın üstüne çıkmanız ve burada en az 5 dakika kalmanız gerekmektedir.) 750 Km. ve Üstü Uçuşların Bröve ve Diplomaları 750 km. ve üzerine her 250 km. lik artışın olduğu mesafe uçuşlarında bu mesafelerin bröveleri ve diplomaları alınır. FAI’nın NAC (Ulusal Otorite) yetkisi verdiği kurum tarafından tescil edilen bu uçuşlar FAI’ya bildirilir. FAI bu bildiri üzerine pilota brövesini ve diplomasını gönderir. Bu bildiriden sonra FAI’nın aldığınız brövesinin listesine girmiş olursunuz. Bu brövelere örnekler; 750, 1000, 1250, ….., 2000km. mesafe diplomaları ve bröveleridir. Bu diploma ve bröveler FAI’nın özel bröveleridir.

Kaynaklar www.planor.net www.fai.org www.ssa.org fotoğraf: JP

XC Türk 65


Yazı Dizisi

Burkard Martens info@thermikwolke.de Çeviren: Umut Sevinç umut@xcturk.com

İpuçları

66

XC Türk

ve


Yaz覺 Dizisi

e P羹f Noktalar覺 -3

XC T羹rk 67


Yazı Dizisi

RÜZGÂR ALTI TARAF GERÇEKTEN RÜZGÂR ALTI TARAF DEĞİLSE? Düz alanlardaki uçuşlarda, rüzgar 20km/sa hızla eserken bir sırtın arka tarafında uçmamalısınız. Doğrudan doğruya rotorda kalırsınız. Alpler’de her vadi bir dağın rüzgâr almayan tarafındadır. Yine de insanlar rüzgâr 20km/sa’ten daha sert olduğunda uçuyorlar. Neden? Rüzgâr almayan bölgede uçmak ne zaman güvenlidir, ne zaman güvenli değildir? Bunlar zor sorulardır ve basit bir cevabı yoktur. Dünyanın çeşitli dağlık bölgelerinde uçmuş olmanın verdiği tecrübeme dayanarak, sizlere birkaç tavsiye verebilirim. Yamaç paraşütü okulunda her pilot vadide uçmaması gerektiğini öğrenir. Belli ki vadide uçmak, rüzgar altı tarafın rotor ve türbülans bölgesi olmasından dolayı tehlikelidir. Bu rotor, çöküşlere ve kazalara sebebiyet verecek kadar şiddetli olabilir. Rüzgâr altındayken hava çok türbülanslıysa yedek paraşüt açılmayabilir. Bir meteoroloji uzmanı bana, bütün termiklerin rüzgâr altından başladığını söylemişti! Eğer önemli yarışmalarda uçarsanız, üst düzey pilotların bazı temel ilkeler doğrultusunda rüzgâr altında uçtuklarını görürsünüz. Sıklıkla rüzgâr altında uçulan bir yer olan Greolieres gibi korunaklı uçuş alanlarına ne diyeceksiniz? Rüzgâr altındaki bir yer, uçuş için bazen nasıl güvenli olabiliyor ve başka bir zaman güvenli olmayabiliyor? Bunun ne zaman güvenli olup, ne zaman güvenli olmadığını nasıl söyleyebilirsiniz? Konik tepe yakınsaması nedir? 68

XC Türk

Bunların hiçbiri cevaplaması kolay sorular değildir; fakat burada vereceğim tavsiyeler, pilotlara bu sorulara cevap bulmaları konusunda biraz olsun yardımcı olacaktır. Her Termik Bir Rotor Gibi Başlar Termikler, güneş havayı eşit olmayan bir şekilde ısıttığı zaman başlar. Eğer kara üzerinde rüzgâr sakin bir şekilde sık sık eserse, kara bu sebeple havayı homojen bir şekilde yani termik oluşumu için ideal olmayan sabit bir şekilde ısıtacaktır. Her nasıl olursa olsun, termik oluşumu için hava sıcaklığında farklılığa ihtiyaç vardır. Bir hava akımının içindeki ev, çit, tepe vb. engelle karşılaştığınızda; engelin arkasında türbülanslı bir alan bulmuş olursunuz. Bazen bu engel, havanın bir süre için rüzgârdan korunmuş bir halde, sakin kalmasına sebep olacaktır; bu durum havanın ısınması için bir fırsat verir. Sonra türbülans sıcak hava baloncuğunu yeryüzünden ayırabilir. Aynı şey küçük veya büyük ölçekte de meydana gelebilir, bu sebeple şekilde gösterildiği gibi termikleri çit, ev veya tepe gibi bir engelin arkasında oluşmaya başlarken yakalayabilirsiniz. Hatta bir engel görevi gördüğünden termiğin arkasında rüzgârın izleriyle veya rotorla karşılaşabilirsiniz. Dolayısıyla bu derste öğrenilecek şey, bir tehlike olarak rotorun, termiğin tıpkı bir arkadaşı gibi olduğudur.


Yazı Dizisi

Rotor gözle görülür halde...

XC Türk

69


Yazı Dizisi

Ölçü Sorunu Bir engelin rüzgâr altı bölgesinde uçmanın ne zaman güvenli olduğunu söylemek zordur. Basit bir kural şudur ki, tereddütlüyseniz yapmayın! Bu konuyla ilgili cevapları bir yamaç paraşütü okulundan veya konuyla ilgili bir kitaptan alabilirsiniz. Fakat bu gerçek anlamda probleminizi çözmez, sadece güvenilir bir cevaptır. Kendi kişisel tecrübeme dayanarak, en önemli etkenin tepenin ebatları olduğunu söyleyebilirim. Tepe ya da dağ ne kadar büyükse, o kadar büyük rüzgâr altı korunmuş bölge vardır. Tecrübelerime göre nadiren 500 m.yi bulan tepeleri olan B. Britanya’da neredeyse hiç rüzgâr altında uçamazsınız.

Öte yandan Tenerife’de neredeyse bütün uçuşlar 3000 m.ye yükselen Tiede Dağı’nın rüzgâr altında yapılır. Tenerife’de hâkim rüzgâr 50 km/sa kadar olduğunda bile rüzgâr altında uçabilirsiniz. Ancak korunaklı alanın dışında gezinirseniz, kuvvetli rüzgâr altı termikleri ve rüzgâr ile karşılaşabilirsiniz. Rüzgârın Şiddeti Rüzgâr daha hafif şiddette estiğinde, rüzgâr altında uçmak daha az tehlikelidir. Rüzgâr altındaki uçuş güvenliği için, rüzgâr şiddeti son derece önemlidir. Rüzgâr şiddeti 5 km/sa olduğunda çok küçük sıkıntılar yaratabilir, fakat 20 km/sa’ten daha şiddetli olduğunda rüzgâr altı tarafta uçuşun aşırı derecede riskli ve tehlikeli olması muhtemeldir.

Vadi rüzgarı 1 Vadi rüzgarı 2 Hohe Munde Dağı

Ko

klı runa

zg

ar

alt

ı

alan

Hohe Munde’nin arkasındaki Bavyera rüzgârı (vadi rüzgârı 2) Inn Vadisi’nin içine eser (vadi rüzgârı 1). Mavi alan, rüzgâr almayan türbülanslı alan olarak bilinir. Sözü geçen sırt Bavyera rüzgârını bloke etmek için yeterince yüksek bir sırt olduğundan; kırmızı alan, bu rüzgârdan korunmuş alandır.

70

XC Türk


Yazı Dizisi

Güneşin Isıtması Rüzgâr altı tarafta termik oluşumu, çok yardımcı olur. Bu şu demektir: rüzgâr altı tarafta hava türbülanslıysa, güneş orayı ısıtıyordur ve dolayısıyla hava genel olarak yukarı doğru hareket halinde olacaktır. Öğleden sonra güneşinde Tenerife’nin güney batı tarafındaki Taucho, buna örnektir. Greolieres ve Monaco gibi diğer cepheler benzer şekilde termiğin kuvvetinden kaynaklanan korumayı kullanır. Deniz Esintisi Eğer ısınma, deniz esintisi veya vadi rüzgârı ile birleşirse; hâkim rüzgârdan ge-

len koruma daha da iyi olur. Denizin varlığı, hava hareketlerini basit bir rotordan çok daha büyük ölçeklerde etkilemektedir ve havanın daha az türbülanslı olmasına yardımcı olur.

XC Türk 71


Yazı Dizisi

Konik Tepe Konvergensi Tek bir tepenin veya dağın etrafında rüzgâr estiği zaman, tepenin rüzgârı karşılayan tarafında hava ayrılır ve ardından tepenin diğer tarafında tekrar birleşir. Bu nedenle tepenin önündeki alan ıraksama (ayrılma) alanı, arkasındaki alan ise konvergens (kavuşma) alanıdır. Hava birleştiği yerde kaldırıcı üretebilir. Özellikle termal aktivite varsa; bu oluşum, hava birleşirken yukarı doğru bir hava hareketi meydana gelmesine yardımcı olur. Eğer hava termal aktiviteden dolayı yükselmiyorsa, kaldırıcı kuvvetinde bastırıcı olabilir. Şema 1, klasik bir konik tepe konvergensinin nasıl olduğunu gösteriyor. Şe-

malar bir tepenin rüzgâr alan cephesinin arkasındaki alanın, normalde şema 2‘de gösterildiği gibi rotorlu olmasını beklerken; aksine nasıl kaldırıcı olarak kullanılabileceğini gösteriyor. Bir tepenin arkasında rotorun aksine kaldırıcı bulabileceğiniz anlamına gelen bazı değişik etkenler vardır. Kaldırıcı bulmanıza yardımcı olacak bazı etkenler: 1. Tepenin ebatları, büyük olması daha iyidir. 2. Güneşin, tepenin rüzgâr alan cephesinin arka tarafını ısıtması.

Kaldırıcı Şema 2

Şema 1

Konvergens

Ayrışma

Konik bir tepenin arkasında kaldırıcı veya rotor olabilir!

72

XC Türk


Yazı Dizisi

3. Havanın stabilliği. Eğer hava stabil değilse, tepenin etrafından dolaşmak yerine üzerinden akabilir. Bu, tepenin arkasında çöküş alanında havanın kırılacağı anlamına gelir. Bu sebeple stabil bir hava katmanı, havanın tepenin önündeki düşey hareketini durdurmaya yardımcı olabilir. 4. Tepenin tam şekli. Özet: Rüzgâr altında uçuş göz önüne alındığında başlıca etkenler şunlardır: 1) Rüzgârın şiddeti.

Rotor

2) Engellerin ebatları. 3) Güneşin rüzgâr almayan bölgeyi ısıtması. 4) Havanın stabil olup olmayışı. 5) Tepenin şekli. 6) Deniz esintisi veya vadi rüzgârı oluşunu göz önüne almak. Rüzgâr altında uçuşun güvenli olup olmadığıyla ilgili katı ve değişmez kurallar olmayabilir. Herkes kendi ustalık derecesine ve karşılaşılması muhtemel türbülansla mücadele etme yeteneğine dayanarak kendi kararını almalıdır. Belirtilecek son bir husus da, rüzgâr almayan bölgenin kenarlarının en tehlikeli yerler olduğudur. Eğer tamamen rüzgâr altındaysanız, iyice korunmuş olabilirsiniz; fakat korunmuş alanın sınırlarındaysanız, türbülansın maksimum değeriyle de karşılaşabilirsiniz. Korunmuş alanda uçmaya niyetliyseniz, rüzgâr almayan alanda boylu boyunca gitmeniz gerekir ve korunmuş alanın sınırlarında gezinmeyi denemek bu alanın içinde uçmaktan çoğu kez daha tehlikelidir. Son bir bilgi… Rüzgâr altında uçuş, sadece çok tecrübeli pilotlar veya çok tecrübeli bir pilotun kontrolü altında uçan pilotlar içindir. Rüzgâr altında uçmayı düşünürken, lütfen bütün olası tedbirleri alın.

Valle de Bravo, Meksika. Fotoğraf: Mads Syndergaard

XC Türk 73


Ajanda

Kuzey Yarımkürede Sezon Bitti, Güney Yarımkürede Yeni Başlıyor... Bu yıl kuzey yarımkürede bol yağışlı bir sezon geçirdik. Küresel kuraklık için güzel bir sonuç olsa da havacılık faaliyetleri ve yarışmaların bir çoğunun verimsiz geçmesine neden oldu. Bakalım güney yarımkürede sezon nasıl geçecek. Yılbaşına kadar olan takvimi karşı sayfada bulabilirsiniz. Önümüzdeki üç ay boyunca yoğun bir trafik var. Ülkemizde bu dönemde havacılık faaliyeti görünmüyor. Bundan dolayı sadece dünyadaki etkinlikleri bildiriyoruz. Ülkemizdeki organizatörler kış için kayak merkezlerinde uçuş organizasyonları yapabilir. Avrupa’da örneklerini görüyoruz. İnsanların uçmadan geçirdikleri ayları belki değerlendirebiliriz. Ayrıca güney bölgelerimizde kış boyunca da uçuşlar olmakta. Mersin, Antalya, Adana, Hatay bölgeleri kışın değerlendirilebilir. Eğitmenler yeni öğrencilerini yumuşak termiklerle sezona hazırlayabilirler. Biz buradan çağrımızı yapalım, tercih size kalsın.

74

XC Türk


Ajanda

Ekim-Kasım-Aralık 2009 Etkinlik Takvimi KONU

BAŞLANGIÇ TARİHİ

BİTİŞ TARİHİ

Canungra Cup 2009 http://www.canungracup.org

24.10.2009

31.10.2009

Canoa Open http://goflyxc.com/2009/canoa_open

24.10.2009

03.11.2009

http://www.sosertao.com.br

01.11.2009

08.11.2009

Himalayan Paragliding Open http://www.himalayanopen.in

04.11.2009

09.11.2009

Flyoax 2009 www.parapentitis.com/index.php?title=flyoax

13.11.2009

16.11.2009

Xc Africa http://www.flydeaar.co.za

14.11.2009

21.11.2009

Latin America Tour http://www.gohanglide.com

15.11.2009

-.2010

XCeara http://www.xceara.com.br

21.11.2009

29.11.2009

Acrolatino http://www.acrolatino.com

26.11.2009

29.11.2009

La Palma Festival 2009 http://lapalma.parapente.net

28.11.2009

03.12.2009

Spanish National League http://compe.parapente.net

05.12.2009

08.12.2009

Paragliding World Cup - Güney Afrika http://www.winelandsparagliding.co.za

13.12.2009

19.12.2009

Winelands Paragliding Open http://www.winelandsparagliding.co.za

13.12.2009

19.12.2009

Sosertao Voanda 2009

XC Türk 75


İzlenimler


İzlenimler

Kurtuluş ALIÇ kurtulus.alic@gmail.com

İstanbul’un Karadeniz kıyılarının daha da batısına uçmuş arkadaşların, “Daha ilerilerde çok daha uzun ve güzel kumsallar var.” yorumlarını dinledikçe Karadeniz kumsalları üzerinden Bulgaristan sınırına kadar uçmayı kafama iyice yerleştirdim...


İzlenimler

İstanbul’da rüzgâr neredeyse yılın dörtte üçünde kuzeyden esiyor. Dolayısıyla İstanbul’daki paramotorcular olarak Karadeniz kıyılarını mesken tuttuk, artık birçok yerini avucumuzun içi gibi biliyoruz. Paramotora başladığımda hep Rumeli Feneri ile Ağaçlı arasındaki bölgede uçardım. Daha sonraları yavaş yavaş menzili arttırdım, önce Karaburun sonra Durugöl, Ormanlı derken batıya doğru yeni yerler

görmeye başladım. Karadeniz kıyılarında gördüğüm her yeni yer benim için sürpriz oldu. Açıkçası Karadeniz’de uzun güzel kumsallar ve böyle şirin balıkçı kasabaları beklemiyordum. Türkiye’nin Karadeniz kıyılarının daha da batısına uçmuş arkadaşların “Daha ilerilerde çok daha uzun ve güzel kumsallar var.” yorumlarını dinledikçe Karadeniz kumsalları üzerinden Bulgaristan sınırına kadar uçmayı kafama iyice yerleştirdim.


İzlenimler

HAZIRLIK Yaklaşık 160 km’lik bir rota için uçuşumu planlamaya başladım. Öncelikle Google Earth’ten tüm parkurun detaylı uydu fotograflarını bastım. Rotamda dört yerleşim birimi vardı ve parkurun önemli bir kısmında kumsal üzerinde uçacağım için oluşabilecek bir acil durum inişi için oldukça güvenli idi. Uydu fotoğraflarından bir kaç noktada, ormanın kayalıklarla de-

nizde sonlandığını ve kumsal olmadığını gördüm. Buraları uçuşta yanıma alacağım haritalarda işaretledim, bu bölgelerde yüksek uçacak ve olası bir acil durumda, arkadaki ya da bir sonraki plaja veya kara tarafındaki toprak yola acil iniş planlayacaktım. Ayrıca tüm parkur boyunca bir arkadaşım telsiz ve GPS donanımlı bir arabayla yerden beni takip edecekti, en geç 10 dakikada bir bağlantıya geçip durum raporu verecektim.


İzlenimler


İzlenimler

HAVADAN KARADENİZ KIYILARININ KEŞFİ 30 Ağustos sabahı 6:00’da uyandım, bir gün önceden ekipmanı arabaya yerleştirmiştim. 6:30’da Kilyos kumsalına vardım, miniplane top80 model paramotoru kurdum, Paramania Gofly model kanadı düzgünce serdim. Depoyu son noktaya kadar %2 yağ karışımlı benzinle doldurdum, uçuş tulumumu ve botlarımı giydim. Telsiz, kask, uçuş gözlüğü, GPS, uydu haritaları, video kamera, yiyecek kek ve bisküvi, içecekler, herşeyim tamamdı; uçmaya hazırdım. Saat 7:00 gibi havalandım ve birkaç tur attım, hava mükemmeldi, sabit hızda orta kuvvetle kuzeyden esen bir rüzgar vardı, safari için tüm koşullar tamamdı. Batıya doğru uçmaya başladım, saat 8:00 gibi Karaburuna vardım ve hiç durmadan yoluma devam ettim. Artık güneş de yavaş yavaş ısıtmaya başlamıştı, kahvaltımı havada kek ve meyve suyuyla yaptım. Durugöl’ün Karadeniz tarafındaki, yol olmadığı için sadece havadan görülebilen batığın etrafında 8:20’de bir iki tur attıktan sonra yoluma devam ettim. 9:00’da Yalıköy’e geldim ve yine hiç durmadan Kıyıköy’e doğru devam ettim, bir pazar günü erken saat olduğu için Yalıköy’de henüz çok hareket yoktu. Yalıköy-Kıyıköy arasında 200m civarı yükseklikte kümülüs bulutlar vardı, kiminin üstünden kiminin içinden geçtim, açıkçası çok eğlendim. Bulutların üzerindeyken tam daire

şeklinde görünen gökkuşağını seyrettim. Kıyıköy’e vardığımda saatim 9:40’ı gösteriyordu, kasaba ve dalgakıranlı balıkçı barınağı yukarıdan çok şirin görünüyordu. Bir süre balıkçı teknelerinin ve ırmakta balık tutanların üzerinde turladım. Rüzgâr kuzeybatıdan esmeye başladığı için planladığımdan daha çok yakıt tüketmiştim, depoyu doldurmaya karar verdim ve Kıyıköy kumsalına indim. Plaja havadan gelen pek olmadığı açıktı, etrafımı bölgenin gençleri sardı ve beygir gücü, menzil, fiyat gibi klasik sorular yağmaya başladı. İstanbul’dan uçarak gelmem belli ki ilgilerini çekmişti. Yaklaşık bir saat süren doğal ihtiyaç, dinlenme ve yakıt alma molası sonrasında 11:00’a doğru tekrar havalandım. Sonraki 30-40 dakika sadece İğneada kumsalları üzerinde uçtum. Gerçekten Karadeniz’de böyle geniş ve uzun kumsal bulmayı beklemiyordum. Uzun kumsallarda ne doğru dürüst bir yol ne de bir tesis vardı. Yaz mevsiminin göreceli kısa olması, yolunun uzun olması gibi sebeplerden dolayı İğneada plajları bir türlü hak ettiği ilgiyi görmemişti belli ki. İçimde bu plajı havadan keşfetmenin verdiği hazla yoluma devam ettim. İğneada kasabası civarında güneşlenen insanlar vardı ve birçoğu belki de ilk defa bir paramotor görüyordu, alçaktan uçarak ve birçok kişiyle havadan selamlaşarak yoluma devam ettim.


İzlenimler


İzlenimler

ROTORDA ZOR ANLAR İğneada aslında denizin içine girmiş bir yarımada ve rüzgâr da kuzeybatıdan esiyordu dolayısıyla yarımadanın esen rüzgârın önünde engel yaratıp rotor yapması kaçınılmazdı. Bir miktar rotor olacağını hesaplayabiliyordum ama kumsaldaki insanlarla selamlaşarak ilerlemek de çekici geliyordu. İğneada kumsalı sonunda tam gaz irtifa almaya başladım ama rotor başlamıştı, daha önce yükselmem daha doğru olurdu. O güne kadar karşılaştığım en sert rotorla karşılaştım, bir yandan rotordan çıkmak için irtifa alıyor bir taraftan da bir arkaya bir öne saldıran kanadı kontrol etmeye çalışıyordum. Beş dakika sonra kazasız belasız rotordan çıktım ama bu da bana iyi bir tecrübe ve ders oldu. BULGARİSTAN SINIRINA İNİŞ Kuzeybatıya doğru uçmaya devam ettim. Saat 12:00’da sınır göründü, henüz sınır noktasındaki bayrakları göremiyordum ama Google Earth’te ödevimi yaptığım için sınırın havadan nasıl göründüğünü çok iyi biliyordum. Sınır aslında bir dereydi, derenin güneyindeki köy Beğendik, hemen kuzeyindeki köy Rezovo’ydu. Sınıra deniz tarafından alçak uçuşla yaklaştım. Sınırın Türkiye tarafında askeri bir birlik vardı, bu birliğin başladığı noktadan geri döndüm, bir süre bu bölgede turladım. Daha sonrada Beğendik kumsalındaki kafenin yanına indim.

PARAMOTORLU ZAFER BAYRAMI COŞKUSU Kafedeki müşteriler ve kafenin işletmecisi çok yardımsever insanlardı, kanadımı katlamama ve paramotorumu gölgeye taşımama yardım ettiler. Onlar da İstanbul’dan uçarak gelme hikâyemi çok ilginç buldular ve ilk defa buralara birinin uçarak geldiğini söylediler. Çok keyifli ve havadan keşfetme duygusuyla geçen başarılı bir uçuşun arkasından kendimi soğuk bir köy ayranı ve gözleme ile ödüllendirdim. Bu vesileyle, sınırda görev yapan Türk askerlerinin 30 Ağustos Zafer Bayram’larını kutladım. Zafer Bayramı’nda İstanbul’dan Bulgaristan sınırına paramotorla uçan ilk kişi olmak benim için de bir nevi zafer oldu.


86

XC T端rk


XC T端rk 87


Röportaj

Yassen SAVOV

Petra SLIVOVA

Slavomir MATRAS

Röportajlar: Asena TOPUZOĞLU - Derya Durkaya - Yasin Keçef Fotoğraflar: Derya Durkaya - Yüksel Can 88 XC Türk

Yurdaer ETİKE


Röportaj

XC Türk 89


Röportaj

Yarışmayı üçüncülükle tamaml

Yassen Savov birçok kişinin sin

performansında büyük artış old

“Bolca yarışmaya katılmak lazım. Hatalarınızı analiz ederek, sürekli öğrenmeye devam etmek gerçekten çok önemli. Yarışmada başarısız olduğunuz zaman, ‘’Bu kez şanslı değildim’’ demek yerine, tam olarak nerede hata yaptığınızı doğru bir şekilde anlamalı, analiz etmelisiniz.” 90

XC Türk


Röportaj

layan ve Türkiye’de uçulan en uzun mesafeyi 239 km uçarak yapan

nirlerini bozsa da başarısıyla da hayran bıraktı. Önceki yıllara göre

duğu gözlenen Yassen, böyle giderse daha da başarılı olacak gibi... XC Türk: Öncelikle Bayramören’de kırmış olduğunuz 230 km.’lik Türkiye’de uçulan en uzun mesafe rekoruyla alakalı olarak birkaç cümle alabilir miyiz? Y. S. : Aslında çok beklenmedik bir durumdu benim için. Çünkü ilk planladığım, yarışma öncesi bir fikrim olması açısından vadiyi dolaşmaktı. Ancak kalkış noktasının hemen üzerinde çok güçlü bir termikle karşılaşınca, devam etmeye karar verdim. Gerçekten çok şaşırtıcıydı. Uçuş genel olarak çok güzeldi, özellikle de son kısmı. Güneşin batışından hemen önceydi ve güneşle birlikte alçalıyordum. Bir an ondan daha yukarıda olduğumu hissettim. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim. Sanki güneş orada, benden aşağıdaydı.

da uçmayı ve hızı daha çok seviyorum. Benim tarzım bu. XC Türk: Peki yarışmacı olarak gelişiminizi ele alacak olursak, neler tavsiye edebilirsiniz? Y. S. : Bolca yarışmaya katılmak lazım. Hatalarınızı analiz ederek, sürekli öğrenmeye devam etmek gerçekten çok önemli. Yarışmada başarısız olduğunuz zaman, ‘’Bu kez şanslı değildim’’ demek yerine, tam olarak nerede hata yaptığınızı doğru bir şekilde anlamalı, analiz etmelisiniz. XC Türk: Kaç senedir uçuyorsunuz? Y. S. : 11 sene oldu.

XC Türk: Yani bu sizin için aslında ilklerle dolu bir uçuştu? Yani rekor, güneş…

XC Türk: Bu yarışma ve Bayramören’le ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Y. S. : Evet. :)

Y. S. : Son günkü çuvallamam yüzünden tabi ki çok iyi hissetmiyorum şu anda. Ama burayı sevdim. Aslında burası bana bazı yönleriyle Kayseri’yi hatırlattı. Çünkü Kayseri’de uçarken kuvvetli bastırıcı bölgelerle karşılaşıyorsunuz. Çok güzel, hatta mükemmel denebilecek bir uçuş sırasında o bastırıcı alana çarpıyorsunuz. Her

XC Türk: Bu şimdiye kadar ki en uzun mesafeniz mi? Y. S. : Evet. Normalde rekor denemelerim olmuyor hiç. Doğrusunu söylemek gerekirse yarışmayı, diğer pilotlarla bir ara-

XC Türk 91


Röportaj

şey bir anda bitebiliyor ve düşercesine çöküyorsunuz. Burada da öyle hissettim. Oldukça ilginç bir bölge, gerçekten sevdim burayı. XC Türk: Bayramören ve Kayseri dışında Türkiye’de uçtuğunuz başka bölgeler de var mı? Y. S. : Denizli. XC Türk: Bu üçünü karşılaştırabilir misiniz? Y. S. : Kayseri’deki uçuşum iki yıl önceydi ve aslında yarışmıyordum. Denizli ile burayı karşılaştırmak da çok güç. Çünkü Denizli’deki yarışma World Cup’tı, buradaki ise Pre-World Cup; karmaşık yani… Sonuç olarak, bu 3 bölge için, biri diğerinden daha iyi diyemem. Çünkü bence üçü de gayet iyi. XC Türk: Önümüzdeki yıllar için hedefleriniz nedir? Y. S. : Öğrenmeye devam etmek, kendimi geliştirmek ve tabi ki de zevk almak. XC Türk: Gerçekten de yeterince keyfine varabiliyor musunuz uçmanın? Yani gördüğüm kadarıyla yarışma esnasında oldukça gergin gözüküyor herkes. Y. S. : Evet. Aslında havada oldukça yoğunlaşıyorum yarışmaya. Ama yarışmanın genel havasından bahsedersek, sadece 3 saat yarışıyoruz, günün geri kalanında ise başka şeyler yapılıyor ve evet eğleniyorum. Sadece yarışmada birinci olma92

XC Türk

ya odaklanmak istemiyorum. Eğer bu işten gerçekten zevk almazsam, bırakmayı tercih ederim. O durumda devam etmeye değmez çünkü.


Röportaj

XC Türk 93


Röportaj

Yarışmanın bayanlar klasm taj yaptık. Yarışma boyunc oğlu ile etrafa neşe saçtıla ni kazanan Petra sorularım

“Bence organizasyon mükemmeldi. Böyle bir şey beklemiyordum açıkçası. Sanırım, World Cup Komitesi’ni burada yarışma yapma konusunda ikna etmeye çalışacak kişilerin başında geleceğim.” 94

XC Türk


Röportaj

manı birincisi Petra Slivova ile genel değerlendirme adına röporca antrenörü gibi çalışan eşi ve yarışmanın maskotu olan minik ar. Neşeli, hareketli ve delikanlı tavırlarıyla herkesin sempatisimızı cevaplıyor... XC Türk: Biraz kendinizden bahseder misiniz? P.S.: İsmim Petra ve soyadım artık Slavova, çünkü iki yıl önce evlendim. Yaşımdan bahsetmeyeceğim, oldukça sıkıcı bir konu. :) Uçuşa 1993 yılında başladım. Bir sene sonra da ilk yarışmama katıldım. Slovakya’da ufak, yurtiçi bir yarışmaydı. Ve ben de başarılı oldum. Sonrasında da, daha fazla yarışmaya katılarak kendimi geliştirdim. 1995’te İtalya’da ilk World Cup yarışmama katıldım. Gerçi hava yağışlı olduğu içim yarışma yapılamadı. Ancak, ondan sonraki yarışmalardaki başarılarımla birlikte, kariyerim de başlamış oldu. XC Türk: Daha önce de Türkiye’de uçtunuz sanırım.

ça uygun. Vadide uçmak çok güzel ve de ilginç. Vadi ve düzlük arasında seçim yapabiliyorsunuz. Burayı gerçekten sevdim. XC Türk: Çek ve Türkiye’deki uçuş bölgeleri arasında ne gibi farklar var? P.S.: Aslında kıyas yapamayız. Çünkü Çek’teki şartlar çok farklı buradan. Zayıf havada uçuyorsunuz bir kere. Çek’te 2 m./sn’lik bir termik bulduğumuzda sevinirken, burada aynısına rastladığımızda ‘’Bunun merkezi nerede, 4 ya da 5 bulmalıyım’’ diyoruz. Orada bazen sadece büyük dağlarda iyi termiklere rastlayabiliyoruz. Ben buradaki şartlarda uçmaktan daha fazla zevk alıyorum açıkçası. Daha hızlı ve daha ilginç çünkü.

P.S. : Evet, Kayseri ve Erzincan’da World Cup’ta. XC Türk: Peki Türkiye ve de Bayramören hakkında neler düşünüyorsunuz? P.S.: Bayramören, ufak ama çok sevimli bir yer. Uçuş ve yarışmalar için ise oldukXC Türk 95


Röportaj

XC Türk: Yani aksiyonu seviyorsunuz? P.S.: Evet, bazen :) XC Türk: Çek’te bayan yamaç paraşütçü sayısı fazla mı? P.S.: Çek’te XC lig tarzı bir yarışmamız var. Tüm yıl boyunca sürüyor ve yapılan uçuş kayıtları buraya yükleniyor. Son zamanlarda buraya kayıt gönderen bayan pilot sayısında artış var. Ancak bayan yarışmacı sayısı fazla değil. Umarım yakın gelecekte artar bu sayı. XC Türk: Yarışma geneli nasıldı sizce? Sonuçtan, bayanlardaki birinciliğinizden memnun musunuz? P.S.: Açıkçası, yapmış olduğum birkaç hata olmasaydı, sonuç çok daha iyi olabilirdi. Genel klasmanı kastediyorum. Sonuçta sadece bayanlarla karşılaştırmıyorum ki kendimi. XC Türk: Ama durum şu ki, eskiye oranla çok daha az uçuyor ve yarışmıyorsunuz bildiğimiz kadarıyla. Bunu düşünecek olursak, fazlasıyla başarılısınız. P.S.: Evet, doğru aslında. Hala oyunda olduğumu görmek çok güzel. Ama yine de, sonucun beni gerçekten mutlu etmesi için genel klasmanda birinci olmam gerekiyordu. Bu durum için söyleyebileceğim 96

XC Türk

ise, güzel uçuşlar yapmış olmaktan dolayı mutlu olduğum. Benim için önemli olan da bu zaten. XC Türk: Çok güzel bir bebeğiniz var. Kariyeriniz üzerindeki etkisi nasıl oldu? Neleri değiştirdi? P.S.: Anlatması çok zor gerçekten. Açıkçası hayatımdaki öncelikler değişti. Uçuş konusunda,stilim değişmedi aslında. Çünkü eskiden de en cesur değildim ben.Yarışmalarda, tehlikeli koşullar oluştuğunda ilk şikayet edip, taskın iptalini isteyen ben olurdum hep. Acro pilotu değilim sonuç olarak. Paraşütümü altta görmektense tepemde görmeyi tercih ederim her zaman :) Ama genel olarak, daha sorumlu hissediyorum kendimi. Şartları çok fazla zorlamaya gerek duymuyorum. XC Türk: Yarışma ve ortam nasıldı sizce? P.S.: Oldukça mutluyum doğrusunu söylemek gerekirse. Bence organizasyon mükemmeldi. Böyle bir şey beklemiyordum açıkçası. Sanırım, World Cup Komitesi’ni burada yarışma yapma konusunda ikna etmeye çalışacak kişilerin başında geleceğim. Mesela dün çok güzel bir gösteri vardı. Avrupa’daki yarışmalarda böyle etkinlikler düzenlenmiyor genelde. Bu tarzı çok beğendim.


Röportaj

XC Türk 97


İzlenimler

98

XC Türk


İzlenimler

XC Türk 99


Röportaj

Türkiye’de uçulan en uzun Bayramören & 2009 Türk duymadığımız Slavomir ilg pek kimseyle konuşmama değerlendirmesini yapmak engelledi. Aslında daha de

100

XC Türk


Röportaj

n mesafeyi Yassen Savov ile yapan Slavomir Matras, Pre-PWC kiye Şampiyonasının da birincisi oldu. Adını daha evvel pek ginç kişiliğiyle dikkat çekti. Sabah erkenden çıkıp koşu yapması, ası, kendi halinde ilginç bir pilot portresi çiziyordu. Yarışmanın k istediğimizde İngilizcesinin yeterli olmaması uzun konuşmamızı etaylı konuşmak isterdik ama ancak bu kadar oldu. XC Türk: Genel olarak yarışmanın değerlendirmesini yapabilir misiniz?

XC Türk: Ne kadar süredir uçuyorsunuz? S. M.: 15 yıl.

S. M.: Bana göre katıldığım en iyi yarışmaydı :) Bayramören güzel bir yer, insanlar çok iyi.Organizasyon başarılıydı ve tabi ki uçuş için şartlar da çok uygundu. Yarışmanın 5 günü için 5 task verildi. Bu gerçekten çok önemli bir şey, yani her gün task uçulmuş olması. Üstelik, ne çok kısa , ne de çok uzun olan güzel tasklardı. Buna ek olarak, yarışmanın başlangıç gününden önceki gün benim 204 km.’lik bir uçuşum oldu ki gerçekten bu da çok güzeldi.

XC Türk: Peki yarışmalara ne zamandır katılıyorsunuz? S. M.: 5 yıldır PWC ve pre-PWC tarzı büyük yarışmalara katılıyorum. XC Türk: Yunanistan’da özellikle uçtuğunuz bir yer var mı? S. M.: Genelde Atina yakınlarında uçuyorum.

XC Türk 101


102

XC T端rk


XC T端rk 103


Röportaj

“Bence ileri seviye pilotlar için ilginç bir yer, güzel bir yer ama burada çok uçmuyoruz. Tarihleri denk getirip burada daha çok uçmak lazım. World Cup için uygun bir yer ama eksikler var.” 104

XC Türk


Röportaj

XC Türk: Genel olarak yarışmanın değerlendirmesini yaparsak neler söyleyebilirsin? Y. E.: Yarışma genelde teknik tasklardan oluştu. Bölge de teknik zaten. Pilot seviyesi olarak ortanın üstü hatta ileri seviye pilotlara hitap eden bir yer, benim şahsi kanaatim. Havalar birkaç gün pek iyi gitmedi. Bana göre 3. ve 4. tasklar iyiydi, 5 task oldu. Bugünkü task biraz zordu. Alçak kalınca vadi içinde biraz türbülanslıydı termikler. Ondan sonra arka tarafa geçince zayıftı. Genel olarak benim kolumdaki sakatlık nedeniyle ilk gün uçamadım, çok ciddi ağrı yapıyordu. Sonraki günler ağrılar geçti. Pilot seviyesi olarak da, çok çok iyi pilotlar da vardı, orta seviyeler de vardı, nispeten daha az tecrübeliler de vardı. Güzel bir yarışma oldu. XC Türk: Bundan sonrası için Bayramörende önümüzdeki sene World Cup olacak… Y. E.: Galiba olacak, tam bilmiyorum. XC Türk: Gelecek vaat ediyor sanıyorum Bayramören… Y. E.: Bence ileri seviye pilotlar için ilginç bir yer, güzel bir yer ama burada çok uçmuyoruz. Tarihleri denk getirip burada daha çok uçmak lazım. World Cup için uygun bir yer ama eksikler var. Kalış yerle-

ri minimumu ancak karşılayacak şekilde. Gözlemciler de buna takılacaktır. Bunların iyileştirilmesi lazım. Onun dışında bazı eğlenceler filan yapılmaya çalışıldı ama kalınan yer Bayramören şehir merkezine biraz uzak kaldı. XC Türk: Organizasyonda da bazı aksaklıklar oldu sanırım. Bir yerde program oluyor ama bir çok kimsenin haberi olmuyor vs. Y. E.: Sanırım insanların ilgisini çekmedi. Yoksa task brifingde filan duyurusu yapıldı. Onlar ilgilendi galiba, ilgilerini çeken şeyler yapılmadı. Onun dışında iyi bir yarışmaydı bana göre. Retrieve güzeldi. Bir iki ufak talihsiz kaza oldu ama onlarda da ciddi bir şey olmaması sevindirici. XC Türk: Uçuş şartları ve sonuçlar olarak bu yılın en iyi yarışması oldu değil mi? Y. E.: Beş gün boyunca uçuldu, beş geçerli task yapıldı. En güzeli 4. tasktı ama 30 kişi kalkamadı. O yüzden 1000 puan vermedi. Onun dışında doğru. Hava şartları olarak, uçulan gün sayısı olarak, mesafe olarak en iyi yarışma buydu. Kayseri’de de iyi sonuçlar çıkmamış. XC Türk: Teşekkür ederiz. Y. E.: Ben teşekkür ederim.

XC Türk 105


106

XC T端rk


XC T端rk 107


108

XC T端rk


XC T端rk 109


110

XC T端rk


XC T端rk 111


112

XC T端rk


XC T端rk 113


114

XC T端rk


XC T端rk 115


116

XC T端rk


XC T端rk 117


118

XC T端rk


XC T端rk 119


120

XC T端rk


XC T端rk 121


Yazı Dizisi

Pal Takats

Çeviren: Zebur Mercan

122

XC Türk


Yazı Dizisi

ı 00 bir var nde nra bir de imi ları için ir. 0 2 l e n c i r i s o e l e c e e y ra k d i c e ü ze r en ev a mel n r m e a i n m n e d d g d ın en der ve üşte kem iyi G” ma alış kem f ü k a n “ ü a ra d 5 t a i ra l ( 1 3 t ı n d d ö n m i ç o 3 - 4 i n e n l a r m n ez k s p t i r n a l a ç içi ket rtı k b bu u k r i g e t r i ı d i s i n i b i r k e k h a re d a a y ü v e d m k Ro s i m a ç ı s v i y e r j i r e n b u s ı n k s e k m e ul ir, a rik se ne öğ çin sıra yü ren a e ” ki a R i şt nt ı n r ani öğ d e e a l a v e s a r m a dil ek an ald mb nm ane , y m k e iz u n e n u a t ü ş ü i l o t o r m “ T ö ğ r u m rs i n c , i Bu a i Dön ni p r. N SAT onu z! B bil ı a d ın tır. ) ya adı rik en sın şay l ı t ’ y T lir k e t zd d a y a SA a b i m a s i m y ü r u n o l l l a n A . B u zo sa ter. ktir ek Spiral’de Wing-Over’dan daha fazla enerji b i at i b i l m vardır, o yüzden ilk yolu seçmek daha iyipr pa a y dir. Unutmayın: Hız = Güvenlik GİRİŞ:

a:

lam

m

ı n Ta

Sağ tarafa, iyi zamanlanmış dinamik asimetrik spiraller yapın, son asimetrik dönüşte en yüksek noktayı geçtikten sonra, bir sonraki asimetrik dönüşü yapmış olacağınız anda (kanadın tam altında iken) sol kolonu tutun, hızlı bir şekilde fren ipini sağ elinizin üzerine sarın (Eğer normalde SAT`a girmek için gerekiyorsa) ve aşırı derecede ağırlık vererek sağ tarafa doğru SAT’a girin. Freni hızlı ve sert bir şekilde çekmelisiniz ama bilinçsiz olarak Mac Twist yapmamak için dikkatli olun. Aynı teknik ile Wing-Over’dan da giriş yapabilirsiniz ama son dönüşü yaptığınız aynı yöne doğru yapın! Eğer diğer tarafa doğru yaparsanız bu daha çok Tumble (takla) atmak gibi olur! Aslında Asimetrik

İleri Düzey Teknik: Ritimli olarak freni çekerek Asimetrik SAT’ın enerjisini fazladan bir kaç dönüş için daha tutmak mümkündür. Kanadın seviyesinin üzerine doğru tekrar sallanmaya başladığınızda, hemen daha fazla fren çekin (“G” kuvvetini en çok hissettiğiniz noktada) ve diğer tarafa dönüşte freni bırakın. Eğer zamanlamanız kötü ise, Asimetrik SAT enerjisini korumak ya da arttırmak yerine basit bir SAT’a dönüşecektir. ÇIKIŞ: Asimetrik SAT’ın yüksekliğine bağlı olarak, iki farklı yol ile çıkabilirsiniz.

XC Türk 123


Yazı Dizisi

Eğer Asimetrik SAT çok yüksek değil ise, freni olduğu yerde tutarsanız, hareket basit SAT’a dönüşür (Enerji azalırken freni biraz daha çekerek buna yardımcı olabilirsiniz). Yani bu durumda SAT’tan çıkar gibi çıkın. Kanadın üzerinde artık sallanmıyorsanız, her dönüşte biraz darbe hissedeceksiniz. Eğer genişlik daha büyük ise (Açı 135 derece ya da belki daha fazla), aynı Tumble’da olduğu gibi, kanadın frenlerini çekerek dönüşü durdurmak zorundasınız. Genelde tekniğinize ve kanadınızın türüne bağlı olarak güvenli bir şekilde 2-3 dönüş yapabilirsiniz. Başlangıçta, bu tür Asimetrik SAT’lardan 2 dönüşten sonra çıkmanızı tavsiye ederim. Daha sonra tekniğiniz geliştiğinde ve daha fazla dönüş yapabilmek için yeterince enerji olduğundan eminseniz, manevraya devam edebilirsiniz. Kanadınıza bakın. Asimetrik SAT sırasında, kanadın altından ve üstünden sallanırken, harnesten kanat, ufuk çizgisinin altında ve üstünde görülmektedir. (Gökyüzü ve karayı kanadın arkasında görürsünüz.) İkinci dönüşün sonunda, kanadın ufuk çizgisine ulaşmış olacağı yerde (ve üçüncü kez altınıza dalmaya başlayacağı yerde) Asimetrik SAT’ı her iki freni çekerek durdurun. Aslında sağ tarafı zaten çok fazla çe kmektesiniz, bu yüzden sadece sol tarafı çekmelisiniz (ama bazen güçlü bir şekilde) Kanat önünüzde durduğunda frenleri bırakın ve kanadın altına doğru sallanmaya başlayın. 124

XC Türk

Tehlikeler! En önemli şey, çıkışın doğru zamanlanması, harnesten ne göreceğinizi tam olarak gözünüzde canlandırana kadar bu manevrayı denemeyin! (Bu tüm akrobasi manevraları için geçerlidir!) Yoksa yönünüzü kolaylıkla kaybederek, ne zaman ne yapacağınızı bilemezsiniz. Eğer kanadı zamanında durduramazsanız ve yeterince hızlı olmadan bir dönüşe daha başlarsa, kanadın üzerindeyken enerji kalmaz, büyük bir kapanma ile kanadın yanına hatta iplerin içine düşebilirsiniz! Sallanmadan dolayı, girişte negatif çekmek daha zordur ama bilinçsiz Mac Twist yapmamak için dikkatli olun! Bu manevra sırasında kanada binen yük aşırı derecede artmıştır. Kanadınızın durumunun bu yüksek “G”lere dayanabilecek kadar iyi durumda olduğundan emin olun, yoksa ipler hatta kanadın bazı parçaları kopabilir! Bu manevranın tam ortasında fren iplerinin kopması pek eğlenceli değildir… Bu durumda “D” kolonlarını kullanarak hemen inişe geçin. Eğer “A” ya da “B” iplerinden birisi kopar ise diğer iplere de aynı şekilde yük biner ve koparlar. Eğer kanat artık güvenli bir şekilde kontrol edilemezse, yedek atmaktan kaçınmayın!

www.justacro.com


XC T端rk 125


126

XC T端rk


Murat Dikmen murat@wenice.com

XC T端rk 127


Profile for EFORWEB Internet Services & Online Publication

XC Türk Dergisi 6. Sayı - Ekim-Kasım-Aralık  

XC Türk Sportif Havacılık Yayını XC Turk Sport Aviation

XC Türk Dergisi 6. Sayı - Ekim-Kasım-Aralık  

XC Türk Sportif Havacılık Yayını XC Turk Sport Aviation

Profile for eforweb
Advertisement

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded