Issuu on Google+


LM MERCEK - Temmuz 2011-

Yayın Türü: Yaygın / Araştırma Yayıncılık adına imtiyaz sahibi: Bedri Edis Yılmaz, Adres: Kayışdağı Mah. Değirmen Sok. No: 3 Ataşehir - stanbul Sorumlu Yazı şleri Müdürü: Fatih Hikmet Müftüoğlu, Adres: Kayışdağı Mah. Değirmen Sok. No: 3 Ataşehir - stanbul Yönetim Adresi: Araştırma Yayıncılık, Kayışdağı Mah. Değirmen Sok. No: 3 Ataşehir - stanbul Tel: 0 216 660 00 59 Fax: 0 216 660 16 85 Abonelik Tel: 0216 4444441 Matbaa: Seçil Ofset, 100 Yıl Mahallesi MAS-ST Matbaacılar Sitesi, 4. Cadde No: 77 Bağcılarstanbul Tel: (0 212) 629 06 15 Baskı Yeri ve Tarihi: stanbul, 27.06.2011

içindekiler İslam Dünyası’nda Geçen Ay

İLMİ MERCEK

-Temmuz 2011- SAYI: 85 KAPAK KONUSU

2

Kuran’ın Bazı Sırları

25

Ne Demişti? Ne Oldu?

32

Bu Ay Neler Var?

42

4

Fosiller Evrimi Yalanlıyor

45 MAN HAKKATLER

Ebcedlerde Ahir Zaman Zuhruf Suresi

Türk İslam Birliği Yolunda

26

54

Yüce Allah’ın Yarattığı Mucizevi Canlılar: Zehirli Hayvanlar

YARATILIŞ GERÇEĞ

62

Dünyanın Manyetik Alanına Göre Yönlerini Belirleyen Canlılar

34

GÜNCEL

DEMOKRASİNİN GERÇEK KAYNAĞI ALLAH’IN ELÇİLERİ OLAN PEYGAMBERLERDİR BTKLER DÜNYASI

Taklit Yeteneğine Sahip Bitkiler 56

46


Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev:

İslam Barış Dinidir

Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Dünya İslâmî Ekonomik Forumu’nun (WIEF) resmi açılışında yaptığı konuşmada, son yıllarda İslam ile terörün birlikte anılmaya başlandığını, bunun büyük bir haksızlık olduğunu, İslam’ın teröre ve şiddete karşı bir din olduğunu, siyasi şiddet ve aşırılıktan uzak durulması tavsiyesinde bulunduğunu bildirdi. İslam dini ile terörü birlikte gösterme gayreti içinde olan uluslararası medyanın bazı kesimlerini kınadığını ifade eden Nazarbayev, “Bütün dünya dinlerinin ortak bir çağrısı vardır. Bu da barış ve huzurun sağlanmasıdır. Her yıl dünyanın dört bir yanında Müslüman kadınlar, yaşlılar ve çocuklar hunharca öldürülmektedir. Terör dünyanın dört bir yanını vurmaktadır. Bundan da en büyük payı İslâm dünyası almaktadır. Şimdi İslâm ile terörü birlikte anmak adil mi?’’ dedi. İslam ülkeleri arasındaki işbirliğinin arttırılması gerektiğine dikkat çeken ve İslam’ın barış ve huzur dini olduğunun dünyaya yeniden anlatılması gerektiğini ifade eden Nazarbayev, bunun için İslam ülkelerinin küresel ve bölgesel güçte bir düzene kavuşması zorunluluğuna dikkat çekti. www.yeniasya.com.tr

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Yusuf İslam: Arap İslam Alemi Özgürlük İstiyor

2

Müslüman olduktan sonra ismini Yusuf İslam olarak değiştiren İngiliz sanatçı, Tunus ve Mısır’daki “ayaklanmalardan” sonra Arap-İslam aleminde bir uyanış ve güçlü bir özgürlük talebinin olduğunu söyledi. Fas’ta düzenlenen bir organizasyona katılan Yusuf İslam, “Arap-İslam alemi uyanıyor. Bu insanlar başkalarının haklarına dokunmadan istedikleri gibi yaşamak istiyorlar” ifadesini kullandı. www.yeniasya.com.tr


www.İslamadonus.com

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez: 87 Yıl Geciktik Üzgünüm Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Cumhuriyet tarihinde bir ilki gerçekleştirerek İstanbul’daki Erikli Baba Kültür Derneği ve Cemevi’ni ziyaret etti. Görmez, “Eğer bu konuda bir gecikme yaşanmışsa bu gecikmeden dolayı şahsen üzgün olduğumu ifade etmek istiyorum. Burayı ziyaret etme imkânı bulduğum için son derece mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum” dedi.

www.timeturk.com

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Diyanet İşleri Başkanı Görmez ziyaretin ardından şu açıklamayı yaptı: “Gösterdiğiniz bu ilgiyi yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. Aslında sıradan bir kardeşlik ziyaretininin bu kadar olağanüstü ve sıra dışı gösterilmesinin şahsen mahcubiyetini yaşıyorum. Biz bin senedir bu topraklarda birlikte yaşadık. Allah’ımız, peygamberimiz bir, dinimiz bir, kitabımız bir. İnanç esaslarımız bir. Ancak elbette farklılıklar olacaktır. Bu farklılıklar da toplumumuzun, tarihimizin, kültürümüzün, inancımızın çok büyük bir zenginliğidir. Bugün aslında dostlara, canlara lokma yemeye geldim. Her zaman olması gerekiyor. Bu konuda bir gecikme yaşanmışsa, bundan dolayı şahsen üzgün olduğumu ifade etmek istiyorum.”

3


İ

lmi mercek KAPAK KONUSU

❆ Mehdiyet güneşi, insanları nasıl aydınlatacaktır? ❆ Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu konudaki hadisleri nelerdir?

❆ Sayın Adnan Oktar Mehdiyet’in güneşe benzemesini nasıl açıklamaktadır?

İlmi Mercek, Temmuz 2011

P

4

eygamber Efendimiz (s.a.v) pek çok hadisinde, Hz. Mehdi (a.s.)’ın açık zuhuru öncesinde toplumsal bakımdan bozulmaların ve büyük olayların olacağını bildirmiştir. Hicri 14. yüzyıl başından (1979-1980) itibaren bu alametler, sırayla ortaya çıkmaya başlamıştır. Allah’ın açıkça inkar edildiği (Allah’ı tenzih ederiz), büyük şehirlerin savaşlar ve doğal afetlerle yok olduğu, depremlerin, kasırgaların ve doğal afetlerin arttığı, fakirlerin çoğaldığı, ahlaki çöküşün yaşandığı, Hak dinin ve Kuran ahlakının terk edildiği, dünyanın her yerini karışıklık, kargaşa, anarşi ve şiddetin kapladığı, kadınlar ve çocukların dahi katledildiği fitnelerin yaşandığı, Müslümanlara baskının arttığı, mescid ve camilerin yıkıldığı, haramların helal sayıldığı kısacası huzursuzluk ve güvensizliğin yoğun olarak yaşandığı bu dönem Hz. Mehdi (a.s.)’ın

faaliyetlerine başlaması ile teker teker son bulacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) Allah’ın kendisini insanlardan gizli tuttuğu, insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın kim olduğunu bilmediği zamanlarda bile ilmi, samimiyeti, güzel ahlakı ve Allah’a olan derin bağlılığı ile insanları aydınlatacak, onların kalplerini Allah’a ve Kuran ahlakına ısındıracaktır. Bu kutlu şahıs dünyanın her yerini güneş gibi aydınlatacak, onun vesilesiyle tüm ‘’gam ve zulümler’’ son bulacaktır. İnsanlar Mehdiyet güneşi ile ahlaki, ilmi ve teknolojik alandaki gelişmelere şahit olacak, bolluk, bereket, güvenlik, adalet ve huzurun zevkini Allah’ın izniyle alabildiğine yaşayacaklardır. (Doğrusunu Allah bilir) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu kutlu şahsı ve onunla birlikte yaşanacak güzel ortamı hadislerinde şöyle müjdelemiştir:


www.hadislerdemehdi.com

“BULUTLAR GÜNEŞ’İN YÜZÜNÜ ÖRTTÜĞÜ ZAMAN İNSANLAR GÜNEŞ’TEN NASIL YARARLANIYORLARSA ONDAN DA (HZ. MEHDİ (A.S.)’DAN) ÖYLE YARARLANIRLAR.” (Yenabiu’ly-Mevedde, sf. 477)

hammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 188)

www.ilmimercek.net

“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, 208) ayetiyle Yüce Allah İslam dininin barış ve güvenlik dini olduğunu bildirmiştir. Yüce Allah’ın bu emrini dünyada en güzel uygulayacak olan zat Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Hz. Mehdi (a.s.) her dinden, her düşünceden, her görüşten insanı sevgiyle biraraya getirecek, kardeşlik ve dostluk duygularını güçlendirerek insan-

Temmuz 2011, İlmi Mercek

“HZ. MEHDİ (A.S.) BÜTÜN GAM VE ZULMETLERİ GİDERECEK GÜNEŞ’TİR. İhsanda bulunduğu zaman pek bereketli bir yağmurdur.” (Mu-

HZ. MEHDİ (A.S.) ALLAH’IN İZNİYLE SAVAŞI, ŞİDDETİ VE TERÖRÜ DURDURACAK, DÜNYA ONUN ZAMANINDA SEVGİYLE DOLACAKTIR

5


İ

lmi mercek KAPAK KONUSU

ların birbirlerinin güzel yönlerini görmelerini, birbirlerine anlayışla bakmalarını sağlayacaktır.

Hz. Mehdi (a.s.) yeryüzünde sevgiyi hakim kılacak, insanlar kin, öfke, nefret duygularını tamamen geride bırakacaklardır. Öyle ki, hadislerde, Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesile olduğu güzellik ve sevgi ortamından denizdeki balıklardan, gökteki kuşlara kadar herkesin razı olacağı, tüm insanların kalplerine Hz. Mehdi (a.s.) sevgisinin yerleşeceği anlatılmaktadır. İnsanların Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı duydukları candan, samimi sevgi birbirlerine karşı da sevgiyle, şefkatle, merhametle yaklaşmalarına vesile olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) sevgiden ve barıştan bahsedecek, aynı zamanda bunu en güçlü şekilde ruhunda yaşayacak ve çevresine de yaşatacaktır. Bu mübarek şahsın döneminde oluşacak olan mutedil (ılımlı, dengeli), çağdaş, akılcı ve medeni İslam modeli, tüm dünyaya ışık tutacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgi ve barışa yönelik güzel ahlakına sık sık dikkat çekmiştir:

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Hz. Mehdi (a.s.) tek bir damla kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi uyandırmayacak

6

“İnsanlar, bal arılarının beyleri etrafında toplanması gibi, Hz. Mehdi (as)’ın çevresinde toplanırlar. Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur.

Adaleti o denli olur ki, UYKUDA OLAN BİR KİMSE DAHİ UYANDIRILMAZ VE BİR DAMLA KAN BİLE AKITILMAZ. Dünya, adeta asr-ı saadet devrine geri döner.” (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 29 ve 48)

“Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. HİÇBİR KİMSE ARASINDA BİR DÜŞMANLIK KALMAYACAKTIR. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir.” (Sahih-i Müslim, 1/136)

Terör, her türlü şiddet, zorbalık, kavga ve karmaşa son bulacaktır “Düşmanlık ve kini de kaldıracaktır... KAP SU İLE DOLDUĞU GİBİ YERYÜZÜ BARIŞLA DOLACAKTIR. Din birliği de olacak, artık


www.Kurandamehdiyet.com

Allah’tan başkasına tapılmayacaktır. SAVAŞ DA AĞIRLIKLARINI BIRAKACAK.” (Sünen-i Ibn-i Mace, 10/334)

Yeryüzü Barış ile Dolacaktır “(Hz. Mehdi (a.s.) döneminde) DÜŞMANLIK VE KİNİ KALDIRACAKTIR. Zehirli olan her hayvanın zehri de sökülüp alınacaktır. Hatta küçük oğlan çocuğu, elini yılanın ağzına sokacak da yılan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun-keçi sürüsü içinde sürünün köpeği gibi olacaktır. Kap su ile dolu olduğu gibi YERYÜZÜ

BARIŞ İLE DOLACAKTIR. Din birliği de olacak, artık Allah’tan başkasına tapılmayacaktır. Savaş da ağırlıklarını bırakacaktır.” (Sünen-i İbni Mace, Kitabü-l fiten Tercemesi ve Şerh-i Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab 33, s. 331-3359)

“Onun (Hz. Mehdi (a.s.)) zamanında kurtla koyun birarada oynayacak, yılanlar çocuklara zarar vermeyecektir.” (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 4311)

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

7


İ

lmi mercek KAPAK KONUSU

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Dünyayı Kötülüklerden ve Zalim Felsefelerden Kurtaracaktır

8

“Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah’a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.” (Enbiya Suresi, 18) ayetinde haber verildiği gibi Hz. Mehdi (a.s.) fitnelere, savaş ve çatışmalara neden olan Darwinizm ve materyalizmin insan fıtratına aykırı olan zalimlik, acımasızlık, sevgisizlik felsefesini fikri mücadele ile ortadan kaldıracaktır.

“Müminlerin emiri (s.a.v.) öğütlerinde bize şu müjdeyi verdi ki; DÜNYA KÖTÜLERDEN ARINACAK VE ISLAH

OLACAK, ZALİM HÜKÜMDARA KARŞI SAVAŞ (FİKRİ MÜCADELE) SEKİZ AY SÜRECEK SONRA SEVGİ VE BARIŞ HAKİM OLACAK.” (El-Sahife El-Mehdiye’den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, sf. 69)

Müslümanları Özgürlüklerine Kavuşturacak, Ateist Siyonistlerin ve Ateist Masonların Şeytani Örgütlenmelerini Fikren Etkisiz Hale Getirecektir Hz. Mehdi (a.s.) kendi döneminde; işgal edilen çeşitli İslam ülkelerinde esir alınıp


www.mehdiyet.com hapiste tutulan Müslüman kardeşlerini özgürlüklerine kavuşturacaktır. Ayrıca ateist siyonistlerin ve ateist masonların oluşturdukları şeytani örgütlenmeyi etkisiz hale getirecektir. Hz. Mehdi (a.s.), Allah’a yönelen, O’nun dosdoğru yolunda olanları Allah’ın izniyle biraraya getirecek; insanlar arasında huzur, barış ve güven ortamı sağlayacaktır:

“Nechül Belağa’dan: İnananların Efendisi (s.a.v.) dedi ki: ... (HZ. MEHDİ (A.S.)), ESİRİ ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞTURMAK, KÖLEYİ AZAD ETMEK ve YANLIŞ YÖNLENDİRİLMİŞ ULUSU DAĞITMAK VE DOĞRULUĞU İZLEYENLERİ BİRLEŞTİRMEK İÇİN erdem sahibinin örneklerini izleyecektir.” (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 186)

Hz. Mehdi (a.s.)’ın açık zuhuru öncesi günümüzde hırsızlık, sahtekarlık, dolandırıcılık cinayetler, zina, intihar vakaları alabildiğine artmış, rüşvet yaygınlaşmıştır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın açık zuhuru sonrası Kuran ahlakı-

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

HZ. MEHDİ (A.S.) VESİLESİYLE DÜNYA ÜZERİNE HUZUR, RAHATLIK VE GÜVEN HAKİM OLACAKTIR

9


İ

lmi mercek

İlmi Mercek, Temmuz 2011

KAPAK KONUSU

10

nın toplumun her kesiminde gerçek anlamda uygulanmasıyla adalet, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Yaşanan bu adalet dolu ortamın bir sonucu olarak insanlar hiçbir sahtekarlığa, kötülüğe, haram fiillere de yanaşmayacaklardır. Böylece çok büyük bir huzur ve güven ortamı sağlanacaktır.

“Ebu Said El-Hudri, İslam Peygamberi (s.a.v)’den nakletmiştir, “Ahir zamanda dönemin hakimleri tarafından halkıma benzeri hiç görülmemiş dehşetli zulümler uygulanacaktır; öyle şiddetli olacaktır ki dünya onlara dar gelecek, yeryüzü adaletsizlik ve zulümle dolup taşacaktır, dindar halkların hiçbir sığınağı kalmayacaktır. İşte tam bu zamanda Yüce Allah benim soyumdan birini çıkartacak, önceden adaletsizlik ve zulümle dolduğu gibi, YERYÜZÜNÜ ADALET VE EŞİTLİK İLE DOLDURACAKTIR. DÜNYA ŞENLENECEK, İLAHİ NİMETLER YERYÜZÜNE İNECEK VE BİRKAÇ YIL BOYUNCA BU DÖNEMDE YAŞAYANLAR, ‘KEŞKE ÖLENLER HAYATTA OLUP DA BU YAŞANANLARI GÖRSELERDİ,’ DİYECEKLERDİR.” (Yenabi-ül Mevedde, s.448; El-Burhan fi Alamet-i Ahir Zaman, Bölüm 2; Muntakhabul Athar, s. 149)


www.deccaltehlikesi.com

Hz. Mehdi (a.s.) Döneminde Adliyeler, Hapishaneler Boşalacaktır Hz. Mehdi (a.s.)’ın açıkça zuhurunun hemen öncesinde suç oranlarının ve suç çeşitliliğinin artacağını Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde bildirmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak günümüzde hapishaneler tam kapasiteyle doludur. Adliyeler her gün insanlarla dolup taşmaktadır. Hz. Mehdi (a.s.) döneminde İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olacağı ve insanlar Allah’tan korktukları için suç işlemekten çekinecek, birbirlerine kötü söz bile söylemeyecekledir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın şefkatli, merhametli, sevgi dolu, adaletli tavrı insanlara mükemmel bir örnek teşkil edecek dolayısıyla suç oranlarında çok ciddi şekilde bir düşüş olacaktır:

“… DÜNYA ADALET VE HAKLARIN YERİNİ BULMASI İLE DOLAR...” (Mektu-

RAHATLIKLA, HACCA GİDECEKTİR.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

YÜCE ALLAH HZ. MEHDİ (A.S.)’A GÖRÜLMEMİŞ BİR ADALET ANLAYIŞI NASİP EDECEKTİR “Ey iman edenler, kendiniz, annebabanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (Nisa Suresi, 135) Ayette bildirildiği gibi Yüce Allah mümin-

bat-ı Rabbani 1/251)

Dünya Kadınların Hiçbir Zarar Gelmeden, Tek Başlarına, Rahatlıkla Gezebilecekleri Kadar Güvenli Hale Gelecektir

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

“... YERYÜZÜ EMNİYETLE DOLACAK VE HATTA BİRKAÇ KADIN, YANLARINDA HİÇ ERKEK OLMAKSIZIN

11


İ

lmi mercek

lere her zaman için adaletli olmalarını emretmiştir. Kuran ahlakıKAPAK nın hakim olduğu Hz. KONUSU Mehdi (a.s.) döneminde bu nedenle adalet, tam anlamıyla yaşanacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) tüm insanların her türlü imkandan faydalanma-

sını sağlayacak, isteyene istediklerini misliyle verecek, ihtiyaç içinde olan korunup gözetilecektir. Bu yüzden de insanlar Kuran ahlakına uymayan hiçbir davranışta bulunmayacak, haksızlık, zulüm tamamen ortadan kalkacaktır. Konuyla ilgili Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadislerden bazıları şöyledir:

YÜCE ALLAH HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDE O KADAR ÇOK HAYIR VE GÜZELLİK YARATACAKTIR Kİ, KENDİLERİNİ MANEN ÖLÜ HİSSEDENLER BİLE, YAŞAMA ARZUSUYLA DOLACAKLARDIR

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Ebu Said Peygamberʼin (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: ...Daha sonra Allah Teala Ehl-i Beytiʼmden birini ((Hz. Mehdi (a.s.)ʼyi) zulümle dolan yeryüzünü adaletle doldurması için gönderecektir. Gökyüzü ve yeryüzünün sakinleri ondan (Hz. Mehdiʼden) razı olacaklar. Yeryüzü bütün bitkilerini onlara yeşertecek ve gökyüzü sürekli onlara yağmur yağdıracaktır. ...ALLAH TEALAʼNIN YERYÜZÜNE İNDİRDİĞİ BUNCA HAYIR SEBEBİYLE, ÖLÜLER YENİDEN YAŞAMAYI ARZULAYACAKLARDIR. (El-Beyan, s. 72, Es-Sevaik-ul Muhrika, s. 161, Yenabi-ul Mevedde, c.2, s. 177)

12

Peygamberimiz (s.a.v.)ʼden aktarılan hadislerde ve rivayetlerde, Hz. Mehdi (a.s.)ʼın ortaya çıkışından sonraki dönemde, insanların maddi manevi her açıdan çok üstün bir refah seviyesine ulaşacakları; görülmemiş bir huzur ve mutluluk içerisinde yaşayacakları haber verilmiştir. Öyle ki, bu ortamın ve yaşam şeklinin güzelliğinden dolayı, manen kendilerini ölü hisseden; “ben zaten ölüyüm” diyen ya da halk arasında, “bu kişi zaten çoktan ölmüş” gibi nitelendirilen insanlar bile yeniden yaşama arzusuyla dolacaklardır. Dolayısıyla hadiste, Hz. Mehdi (a.s.)ʼın yaydığı iman ışığı ve benzeri görülmemiş derecedeki güzel hayat vesilesiyle, bu gibi insanların da canlanacaklarına; dinen kuvvet bulacaklarına işaret edilmiştir (Doğrusunu Allah bilir).


www.mehdi-deccal-masonluk.com

“Zulüm ve fıskla dolu olan DÜNYA, O (HZ. MEHDİ) GELDİKTEN SONRA ADALETLE DOLUP TAŞACAKTIR.” (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

“HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZAMANINDA ADALET O KADAR BOL OLACAK Kİ, zorla alınan her mal sahibine geri iade edilecektir.” (El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

“Fazl bin Yesar şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: ALLAH’A ANDOLSUN Kİ, TIPKI SICAK VE SOĞUĞUN EVLERİNE DOLDUĞU GİBİ, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ADALETİ DE ONLARIN EVİNE DOLACAKTIR.” (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 351)

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

İman edenlerin Efendisi (a.s.) der ki: “... İMAM (HZ. MEHDİ (A.S.) NEYİN DOĞRU NEYİN YANLIŞ OLDUĞUNU DAHA İYİ BİLİR. KÖTÜ HÜKÜMLERİ ÜZERİNİZDEN ALIP ATACAKTIR. (HZ. MEHDİ (A.S.) TEHLİKELERİNİZİN ÖNÜNÜ KESECEK VE ADALETSİZ YÖNETİCİLERİNİZİ BERTARAF EDECEK VE DÜNYAYI DÜRÜST OLMAYANLARDAN TEMİZLEYECEKTİR.

13


İ

lmi mercek

HAKKANİYET İLE HAREKET İKAPAK EDECEKTİR VE KONUSU SİZİN ARANIZDA İNSAFLI BİR ADALET TERAZİSİ KURACAKTIR... Beklerseniz, ödüllendirileceksiniz ve sizin haksızlığa uğratılmanızın intikamını alacak olanın ve HAKLARINIZIN KURTARICISI OLANIN O

OLDUĞUNU KESİNLİKLE ANLAYACAKSINIZ. Gerçekten Allah adına yemin ederim ki, doğrusu Allah dindar olan ve iyilikte bulunan kişilerle birliktedir.” (Kitab-ül Gaybet, [Biharul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 182)

HZ. MEHDİ (A.S.) VESİLESİYLE BOLLUK VE BEREKET OLACAKTIR Hz. Mehdi (a.s.) zamanında teknolojinin ve bilimin sırlarının insanların hizmetine sunularak, her alanda olduğu gibi tarım, hayvancılık ve yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmaları, yağmur sularının barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi gibi üretim artışına yönelik faaliyetler artacaktır.

İlmi Mercek, Temmuz 2011

“Ebu Said-i Hudri’den rivayet edildiğine göre, Peygamber buyurdu

14

ki: “Ümmetim içinde el-Mehdi olacaktır.” BENİM ÜMMETİM O DEVİRDE ÖYLE BİR REFAH BULACAK Kİ, O GÜNE DEK ONUN MİSLİNİ KESİNLİKLE BULMAMIŞTIR. YER, YEMİŞİNİ (GIDA ÜRÜNLERİNİ) VERECEK VE İNSANLARDAN HİÇBİR ŞEY SAKLAMAYACAK (VERMEMEZLİK ETMEYECEK)TİR.


www.altincag.com

Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: Ya Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de: Al, diyecektir.”” (Sünen-i İbni Mace 10/347 Ramuz El -Ahadis 508 (İbni Mace-Tabaranai’nin Kebiri)

Hz. Mehdi (a.s.) Devrinde Yüce Allah Bol Yağmur Yağdıracaktır “(HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZAMANINDA) GÖKYÜZÜ YAĞMURUNDAN HİÇBİR ŞEYİ ESİRGEMEYECEK VE CÖMERTÇE BOL YAĞDIRACAK. Yeryüzü ve bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametler, 437)

Tarım Ürünlerinde Çeşitlilik, Bolluk ve Bereket Olacaktır

“(Hz. Mehdi (a.s.) döneminde) GÖKTEN RAHMET YAĞACAKTIR. AĞAÇLAR Çİ-

www.ilmimercek.net

ÇEKLERLE YÜKLENECEK VE TOPRAK YEŞİLLİĞİNİsergileyecektir.” (E’qd al-Dorar, s.43-44; Bihar-ül Envar, Cilt 52, Sayfa 316 Khesaal’dan aktarıyor; Mikyaal al-Makaarim, Cilt 1, Sayfa 101, 247)

“İNSANLAR BİR ÖLÇEK BUĞDAY EKTİKLERİNDE KARŞILIĞINDA YEDİYÜZ ÖLÇEK BULACAK. ONUN ZAMANINDA, İNSAN BİRKAÇ AVUÇ TOHUM ATACAK, 700 AVUÇ HASAT EDECEKTİR. Çok yağmur yağmasına

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Tarım bilimcilere göre, dünyada insan besini olmaya uygun 80 bin kadar bitki türü vardır. Tarih boyunca, bunlardan üç bin kadarı yiyecek olarak kullanılmış, fakat ancak 150 tür geniş çapta yetiştirilmiştir. Günümüzde ise, tüm dünyada yalnızca 15 kadar bitki türü nüfusun yüzde 90’ını doyurmaktadır. Sadece üç tür (buğday, pirinç, mısır) dünya tahıl üretiminin üçte ikisini oluşturmaktadır. Ancak Hz. Mehdi (a.s.) devrinde yeryüzünde besin olarak kullanılmaya uygun türlerin sayısı arttırılacak, bilim ve teknolojideki gelişmelerle yaygın olarak yetiştirilen türlerinin de verimi artacaktır (Doğrusunu Allah bilir).

15


İ

lmi mercek İKAPAK KONUSU

rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.” (Kıyamet

Alametleri, 164 ElKavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 24 )

Hayvancılık Alanında Önemli Gelişmeler Olacaktır “O çağda (Hz. Mehdi (a.s.) döneminde), BÜYÜK BAŞ HAYVANLARIN SAYISI ARTIŞTA

OLACAK ve insanlar onlardan en fazla faydayı çıkaracaklar.” (Tarikh maa Ba’d al-Zuhoor, sayfa 772.)

Maden Kaynakları Bol Miktarda Çıkarılacak Yeni Maden Ocakları Bulunacaktır “(Hz. Mehdi (a.s.) döneminde) Toprağın SAKLI HAZİNELERİ VE MADENLERİ ORTAYA ÇIKACAKTIR. İnsanlar

İlmi Mercek, Temmuz 2011

İnsanları materyalist, Allah inancı olmayan, manevi değerlerini yitirmiş, dejenere bir hayat yaşamaya iten felsefeler ve bunların uygulamacıları Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesilesiyle fikren etkisiz hale geleceklerdir. Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri dinsizliğin beynini, yani fikir sistemini Kuran’la, bilimle, fenle, akılla, imanla yeneceklerdir. İnançta, fikirde galibiyet oluşacak ve batıl düşünce, dalalet, Darwinist, materyalist, ateist düşünce yok olup gidecektir. Dünyada Asr-ı Saadet dönemindeki gibi Kuran ahlakı hakim olacaktır. Dünya üzerinde büyük bir sevgi ve barış ortamı yaşanacak, ülkeler ve insanlar arasında derin bir dostluk, yardımlaşma, birlik ve beraberlik ruhu oluşacaktır.

16


www.Adnanoktarnedemistineoldu.com

bu hazineleri gerçekten de yerin üzerinde göreceklerdir.” (Bihar-ül Envar, Cilt 52, S.337; E’qd al-Dorar, s.149; Mo’jam Ahaadees alİmam Mehdi (a.s.), Cilt 1 sayfa 230 Sahih Müslim’den aktarıyor.)

Şehirlerde Büyük Güzel ve Geniş Caddeler Yapılacak, Şehirler Yeniden Düzenlenecektir “İmam Mehdi (a.s.)’ın hükümeti (manevi hakimiyeti) sırasında CADDELER ÇOĞALACAKTIR (yani sokaklar çok büyük ve geniş olacaktır).” (Bihar-ül Envar, Cilt 52, Sayfa 333; Mikyaal al-Makaarim, cilt 1, sayfa 294 Şeyh Tusi(a.r)’nin gaybetinden aktarılır.)

Sayın Adnan Oktar 17 Mayıs 2011 tarihli A9 TV ve  Gaziantep Olay TV röportajında Mehdiyet’in insanlar farkında olmadan onları sarıp kuşatacağını ve insanlara güzellikler sunacağını şöyle anlatmıştır:

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

ADNAN OKTAR: Mehdiyet, mesela halktan bir insan dışarı çıkar, Güneş onu ısıtır, aydınlıktır ama Güneşʼin vasfını o bilmez. Güneşʼin çapını, nerede olduğunu, neden oluştuğunu bilmez. Mehdiyet de öyledir; insanları ısıtır, aydınlatır, adam kaynağını bilmez. Mesela bak Türkiyeʼde Mehdiyet iktidara etkili oldu. Ta Demokrat Parti devrinden itibaren sağın Türkiyeʼdeki hakimiyetinin sebebi Mehdiyetʼtir. Allah, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle Türkiyeʼye bereket veriyor. Ekonomik krizin olmaması Mehdiyetʼtendir. Kıyametin kopmama nedeni Mehdiyetʼtir. Türkiyeʼnin Türk-İslam Birliğiʼnin lideri olması ve bu liderliğin bütün dünyada kabul görmesi Mehdiyetʼtir. Türkiyeʼye bir operasyon yapılamaması, oyun oynanamamasının nedeni yine Mehdiyetʼtir. Türkiyeʼde milletin yüzde doksan beşinin Allahʼa coşkuyla bağlı olması ve Ortadoğu ve Balkanlarda en çok Allahʼa inananların bizde bulunmasının sebebi yine Mehdiyetʼtir.

17


İ

lmi mercek KAPAK KONUSU

Suların Boşa Akması Önlenecek, Sular Herkesin Hizmetine Sunulacaktır

“(Hz. Mehdi (a.s.) döneminde) SELE BOĞULAN IRMAKLAR HER YERE AKACAK VE SU HERKES İÇİN KULLANILABİLİR ve çeşitli olacaktır.” (E’qd al-Dorar, sayfa 149; Muntakhab al-Asar, sayfa 157)

YÜCE ALLAH HZ. MEHDİ (A.S.)’A GENİŞ SOSYAL BİR ADALET ANLAYIŞI NASİP EDECEK, MALI VE NİMETİ ADİL BİR ŞEKİLDE DAĞITMASINI İLHAM EDECEKTİR Hz. Mehdi (a.s.) ülkeler arasındaki refah seviyesini dengeleyecektir. Mal, ortak olarak insanlara dağıtılacaktır. Zengin ve fakirler arasındaki ayırım, Hz. Mehdi (a.s.)

zamanında artık tamamen kalkacaktır. Hz. Mehdi (a.s.) tüm dünyaya eşitlik ve kardeşlik ruhunu getirecektir.

Hz. Mehdi (a.s.) İnsanlara Bol Mal Dağıtacak ve İnsanların İhtiyaçları Fazlasıyla Karşılanacaktır “Peygamberimiz diyor ki: Ebu Said söylüyor: HZ. MEHDİ, O DERECE CÖMERT BİR KİMSE OLACAKTIR Kİ, ONA BAŞVURARAK “BANA ŞUNU İHSAN ET, BUNU İHSAN ET” DİYE YALVARACAK OLANLARIN ETEKLERİNİ, TAŞIYABİLECEKLERİ KADAR DOLDURARAK İHSAN EDECEKTİR.” (Tirmizi, İmam

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s. 1699, s. 171)

18


www.bediuzzamanvemehdi.com

“AHİR ZAMANDA ÜMMETİMDEN BİR HALİFE (Müslümanların manevi lideri olacak bir şahıs) ÇIKACAK, MALI SAYIP HESAP ETMEDEN BOL BOL İNSANLARA DAĞITACAKTIR.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Hz. Mehdi (a.s.) Devrinde Hiç Kimse Parasını Başka Bir Yere Harcamak Durumunda Kalmayacaktır Hz. İmam Hüseyin’den (a.s.) şöyle rivayet olunmuştur:

“Birbirinizin halini sorup birbirinize ihsan edin. Andolsun taneyi yarıp yeşerten ve canlıları yaratan Allah’a ki, ÖYLE BİR ZAMAN GELECEK Kİ HİÇBİR KİMSE BİR DİNAR VE DİRHEM HARCAMAYA BİR YER BULAMAYACAKTIR.” (Yani

Hz. Mehdi’nin zuhur ettiği zaman Allah-u Teala’nın ve velisinin (Hz. Mehdi’nin) fazla fazlından dolayı hiç kimse parasını harcayacak bir yer bulamayacaktır). (Ikdüd Dürer, s. 236)

Hz. Mehdi (a.s.) Fakirlere Karşı Çok Merhametli ve Cömert Olacaktır “İmam Mehdi (a.s.) büyük miktarlarda servet dağıtacaktır. FAKİRE VE İHTİYAÇ SAHİBİNE KARŞI ÇOK YUMUŞAKTIR.” (Muntakhab al-Asar, Sayfa 311) Hz. Mehdi (a.s.)’ın önemli bir özelliği de bu hadiste bildirildiği gibi ihtiyaç içinde olan fakirlere karşı son derece merhametli

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

19


İ

lmi mercek KAPAK KONUSU

olması, onların rahat ve huzurlu yaşayabilmeleri için her türlü sosyal girişimi teşvik ederek onlara imkan sağlaması olacaktır.

Malı Herkese Adil Olarak Dağıtacaktır

“Ümmetimden Hz. Mehdi çıkacaktır. ALLAH-U TEALA HAZRETLERİ, İNSANLARI ZENGİN KILMAK İÇİN ONU (HZ. MEHDİ’Yİ) GÖNDERECEKTİR. O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak, HZ. MEHDİ, İNSANLARA EŞİT ŞEKİLDE BOL BOL MAL DAĞITACAKTIR.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Hz. Mehdi (a.s.) Ülkeler Arasında Eşitliği Getirecektir “Hz. Mehdi (a.s.) malı halklar arasında eşit olarak dağıtacak ve tüm sınıf farklılıklarını ortadan kaldıracak.” (Bihar-ül Envar,

İlmi Mercek, Temmuz 2011

cilt: 51, sayfa: 78 ve 88)

20


www.mehdi-deccal-masonluk.com

HZ. MEHDİ (A.S.) VESİLESİYLE TIPTA İLERLEMELER OLACAKTIR Hz. Mehdi (a.s.) zamanında Allah’ın izniyle tıp alanında olağanüstü ilerlemeler olacaktır. İnsan hayatına ve sağlığına büyük önem verilecek, insanlar doktor ya da ilaç bulamadıkları ya da geç veya yanlış tedavi yapıldığı için çaresizlik yaşamayacak, her ihtiyacı olana o an yardım edilecektir. Herhangi bir insan ayrımı yapılmadan, fakir-zengin, yaşlıgenç demeden, herkesin sağlık sorunlarına çok büyük bir özen gösterilecektir. İnsanların sağlığı için mevcut olan tüm imkanlar denenecek, her türlü ihtimal değerlendirilecektir.

Hastalar Şifa Bulacaktır Yaşanan her türlü bilimsel ve teknolojik gelişme tıbbi çalışmaları hızlandıracak, Allah’ın izniyle hata payını çok düşürecek, insanların pek çok hastalığa yakalanmaları önlenecek, hastalıklara teşhis konması kolaylaşacak ve tedavi imkanları artacaktır.

“İmam-ı Zaman (Hz. Mehdi (a.s.)) döneminde KÖRLER GÖRME KUVVETİNİ KAZANACAK ve HASTALAR ŞİFA BULACAKTIR.” (Bihar-ül Envar,

www.ilmimercek.net

Tüm insanların sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için bilimin ve teknolojik gelişmelerin ışığında beslenme alışkanlıkları en mükemmel hale getirilecektir. Yiyeceklerdeki her türlü zararlı yapıyı etkisiz hale getirecek çalışma ve ilmi araştırma yapılacaktır. Yiyeceklerin kolesterolünü ya da sağlığa zararlı diğer yönlerini ortadan kaldıracak bilimsel metodlar geliştirilecektir. Vücuda zarar veren her türlü yiyecek ve içecek ile ilgili tedbir alınacak, insanların kaliteli ve temiz besinlerle beslenmeleri sağlanacaktır. Bunun sonucunda da hastalıklar ve kalp krizi, yüksek tansiyon gibi nedenlere dayalı ölümler azalacak, insanların

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Cilt 51, Sayfa 70 )

Ömürler Uzayacaktır

21


İ

lmi mercek

ömürleri görülmemiş bir şekilde uzayacaktır (Doğrusunu Allah bilir). KAPAK Peygamberimiz (s.a.v.)’in KONUSU hadislerinde bu dönemde insanların “ömürlerinin uzayacağı” şöyle bildirilmiştir.

“ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ZAMANINDA… ÖMÜRLER UZAYACAKTIR.” (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar s. 43) ALLAH HZ. MEHDİ (A.S.)’A OLAN SEVGİSİYLE, DEPREMLERİ DURDURACAK, KIYAMETİ ERTELEYECEKTİR “O’NUN (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) HATRINA DEPREMLERİ DURDURURUM.” (Şeyh Mu-

İlmi Mercek, Temmuz 2011

hammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 70)

22

“KIYAMETİN KOPMASI İÇİN ZAMANDA SADECE BİR GÜNDEN BAŞKA VAKİT KALMAMIŞ DA OLSA ALLAH BENİM EHL-İ BEYT’İMDEN BİR ZATI GÖNDERECEK yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o yeryüzünü adaletle dolduracak.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

YÜCE ALLAH HZ. MEHDİ (A.S.) VESİLESİYLE DÜNYAYI BAMBAŞKA BİR GÜZELLİĞE SOKACAKTIR Peygamberimiz (s.a.v.)’in de haber verdiği gibi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurundan önce yokluklar ve sıkıntılar şiddetlenecek, yeryüzünde güven ve huzur kalmayacak, tüm insanlar arka arkaya meydana gelen felaketlerden dolayı büyük acılar yaşayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurundan önce, zorluk ve sıkıntıların yaşanması Adetullahın (Allah’ın kanununun) gereğidir. Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde, tüm


www.yasananahirzaman.com Hz. Mehdi (a.s.) mezhep ayrılıklarının olduğu, halkların gruplaşıp birbirinden ayrıldıkları, ırk ayrımlarının yaşandığı, ekonomik sıkıntıların baş gösterdiği, anarşi ve terörün şiddetini artırdığı bir dönemde zuhur edecektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu dönemde insanların ekonomik kriz, pahalılık ve başlarına gelen maddi ve manevi sıkıntılardan, yaşadıkları zulümlerden dolayı sürekli şikayet edeceklerini ifade etmiştir. Ancak Hz. Mehdi (a.s.) açık olarak zuhur ettiğinde Mehdiyet Güneş gibi insanların üzerine doğacak, insanlar Mehdiyet’in sevgi ve saygıya dayanan, müşfik, iyi niyetli ve akılcı sistemi ile aydınlanacaklardır. Hz. Mehdi (a.s.) tüm yeryüzünde adaleti sağlayacak ancak  “tek bir damla kan dahi akıtılmayacaktır”. Onun hakim olduğu dönem, gerçek sevgi ve barışın yaşandığı, huzur ve mutluluk dönemi olacaktır.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

23


İ

lmi mercek

insanlık eşi görülmemiş bir güzellik, bolluk, bereket, huzura ve güKAPAK vene kavuşacaktır. Tüm KONUSU bunlar, samimi olarak iman edenlerin derin coşku ve heyecan duyacakları çok kıymetli müjdelerdir. Müslümanların yapması gereken de, bu müjdelerin sevincini yaşamak, şevkle ve heyecanla bu kutlu dönem için kendilerini hazırlamaktır. Hadislerde bu güzel zaman şöyle müjdelenir:

“Kıyam edecek (Kâim) olan Hz. Mehdi (a.s.), Ali’nin soyundandır. O BU YERYÜZÜNÜ, YERYÜZÜNDEN BAŞKA BİR HALE GETİRECEKTİR...”

İlmi Mercek, Temmuz 2011

(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 169)

24

Hz. Mehdi (a.s.) Türk İslam Birliğini Kuracak ve Dünyaya Huzur, Barış ve Güzellik Getirecektir “HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDE FİTNE VE KAVGA ATEŞİ SÖNECEK. ZULÜM GECE BASKINI VE YAĞMALAMA ADETİ KALKACAK. SAVAŞLAR YOK OLACAK.” (El Mehdiyy-İl Mev’ud, C:1, sf. 264)

Hz. Mehdi (a.s.)’ın Kuran Ahlakına Dayalı Manevi Hakimiyeti Allah’ın İzniyle Bütün Dünyayı Kaplayacaktır

Allah, Hz. Mehdi (a.s.) Vesilesiyle İnsanlara Aradıkları Sevgi ve Şefkat Gibi İnsani Duyguları Yeniden Tattıracaktır

“... Hz. Mehdi (a.s.)’ın Kurani hükümranlığı (Kuran ahlakının hakimiyeti) ALEMİN DOĞU VE BATISINI KAPLAYACAKTIR...” (El-Meh-

“HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZUHURU HAKKINDA BUYURMUŞTUR. “DÜNYA İNATTAN SONRA YAVRUSUNA ŞEFKATLE DÖNEN ısırıcı deve GİBİ ŞEFKATLE BİZE DÖNECEKTİR.” (Daha sonra şu ayeti okudu:) “Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlara ihsanda bulunmak, onları imamlar ve varisçiler kılmak istiyoruz.””

diyy-il Mev’ud, c: 1, s: 254- 255.)

(Kasas Suresi, 5) (Nech-ül Belağa Hikmetli Sözler 209)

“Onların (Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin) kalpleri çelik parçaları gibi olacaktır. Onlardan biri kırk kişinin gücüne sahip olacaktır. YERYÜZÜNÜN HAKİMİYET VE ÖNDERLİĞİ ONLARIN ELİNDE OLACAKTIR.” (Hisal, (Şeyh Saduk), Haraici Ravendi, Bihar-ül Envar, c: 52, sf.317-335)


www.Kurandansirlar.com

İnsanın teksif olma gücü gece daha fazladır, Kuran'da gece faaliyetine işaret vardır Sayın Adnan Oktar'ın 19 Mayıs 2011 A9 Tv ve Samsun Aks Tv'deki canlı sohbetinden

www.ilmimercek.net

sağlamdır.” İnsanın teksif olma gücü gece daha fazla gündüze nazaran. “Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır. Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel.” Her şeyden kendini çek ne demektir? Boş işlerden kendini çek, yoksa meşru şeylerden kendini çek anlamında değil. “...her şeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel.” Yani bütün dikkatini Allah'a teksif et. “Onların demelerine karşı da sen sabret.” Demek ki iftira olur, hakaret olur, abuk sabuk konuşma olur, adam zırvalar, ne yapılacak? “...sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla kopup ayrıl.” Cenab-ı Allah, “muhatap olmana gerek yok” diyor.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

ADNAN OKTAR: Müzzemmil Suresi, şeytandan Allah'a sığınıyorum. Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla. “Ey örtüsüne bürünen. Az bir kısmı hariç olmak üzere geceleyin kalk:” Bu Mehdiyet’e de işaret ediyor, Peygamberimiz (s.a.v.)'e birinci dereceden bakan bir ayet. Mehdiyet’in örtüsü açılıyor. “Az bir kısmı hariç olmak üzere geceleyin kalk:” Geceleyin faaliyet yap, diyor Allah. “(Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.” Yani gecenin büyük bir bölümünü din ahlakını yaymaya ayır. “Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.” Gece daha etkili oluyor, bak diyor ki Allah; “...etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha

25


İ

lmi mercek

İlmi Mercek, Temmuz 2011

İMAN HAKİKATLERİ

26

Yeryüzünde yaşayan hayvan türleri içinde bazıları oldukça öldürücü zehirlere sahiptir. Yüce Allah’ın özel bir hikmet üzere yarattığı zehirli hayvanlar, sahip oldukları renkleri ve zehirlerinin gücü ile Rabbimiz’in sanatı, sonsuz aklı ve üstün kuvvetinin tecellilerindendir. -Dünyanın en zehirli hayvanları hangileridir? -Zehirin hayvanlara ne gibi faydaları vardır ? -Hayvan zehirlerinin insanlar açısından taşıdığı hikmetler nelerdir?


www.yaratilisdelilleri.com

En Zehirli Kurbağalar ➤ Dorg Poison Frog (phyllobates

terribilis) Kolombiya’nın yağmur ormanlarında yaşayan dünyanın en zehirli kurbağası 150 insanı ya da 30.000 fareyi öldürebilecek miktarda zehiri derisinin üzerinde taşır. Zehiri 2 dakika içinde canlıyı öldürür.

➤ Kokoi Zehirli Ok Kurbağaları Kolombiya ve Güney Amerika’da yaşayan bu kurbağaların ölümcül zehirleri derilerinin üzerindedir. Bu kurbağalar parlak renklerine rağmen düşmanlarından saklanma gereği duymazlar. Çünkü derilerindeki salgı bezlerinden salgılanan zehirin yalnızca 0,0001 gramı bile bir insanı öldürebilecek derecede güçlüdür.

En Zehirli Kertenkele 

www.ilmimercek.net

İstatistikler dünyada bir yılda meydana gelen yaklaşık üç milyon yılan ısırma olayının 100 bininin ölümle sonuçlandığını ortaya koymuştur. Bunun dışında yılanın ısırdığı binlerce kişi de kangren olmakta veya birçok fiziksel hastalıklara maruz kalmaktadır. Bu yılanlar içinde en zehirlileri şunlardır:

➤ En Zehirli Kısa Yılan Boyu sadece 20 cm olan ve Namibya’da yaşayan Namaqua ya da diğer adıyla Benekli Engerek (Bitis schneideri) en kısa boylu zehirli yılanlardandır.

➤ En Uzun Sivri Dişlere Sahip Yılan 50 mm’lik dişlere sahip olan Afrika’nın en zehirli yılanları arasında yer alan Gaboon çıngıraklı yılanı, 30 yetişkin kişiyi öldürecek derecede zehir püskürebilir.

➤ En Uzun Boylu Zehirli Yılan Güneydoğu Asya’da ve Hindistan’da yaşayan ve boyu 6 metreye ulaşan Kobra (Ophiophagus hannah) yılanının bir ısırığı bir fil ya da 20 insanı öldürmeye yeterlidir. Temmuz 2011, İlmi Mercek

Amerika’da Arizona’nın Gila nehri vadisinde yaşayan 60 santim uzunluğu ile oldukça iri olan Gila kertenkelesi (Heloderma suspectum) dünyadaki en zehirli kertenkele türüdür. Bu canlının ölümcül özelliği dişlerindedir. Kurbanını ısırdığı zaman alt çenesindeki bezlerin salgıladığı zehir ağzına dolar ve yavaş yavaş dişlerindeki oluklara sızar. Eğer ısırığı tedavi edilmezse öldürücüdür.

En Zehirli Yılanlar

27


İ

lmi mercek

Zehirli hayvanlar Yüce Allah’ın eşsiz yaratİMAN HAKİKATLERİ masının delillerinden biridir. Yüce Rabbimiz, canlılardaki mucizevi özellikleri kullarına şöyle bildirmektedir:

“Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır...” (Mü’minun Suresi, 21) ➤ En Ölümcül Yılan Avustralya’da yaşayan Inland Taipan adlı yılan türü dünyada karada yaşayan yılanlar arasında en güçlü zehire sahip olanıdır. Kobra yılanından 100 kat, Kara mambadan 50 kat güçlü olan bu yılan türünün zehiri 5 metre uzaktan etkilidir. Bir ısırığı ise 100 insanı öldürebilecek güce sahiptir.

En Zehirli Böcekler

İlmi Mercek, Temmuz 2011

➤ En Zehirli Akrep

28

Ortadoğu’da yaşayan ve sarı akrep olarak bilinen Death stalker adlı akrep türünün oldukça güçlü bir zehiri vardır. Bu zehirin 1 miligramı 15 bin fareyi öldürebilir. Ayrıca bu zehir yetişkin bir insanı 1 saatte öldürebilecek kadar güçlüdür.

➤ En Zehirli Örümcek 2-3 cm boyunda olan ve Sydney Funnel adlı örümcek türü, 2 metre uzağa sıç-

rayabilir, 1 mg’lık zehiri 10.000 fareyi öldürebilir. Ayrıca zehiri bir insanı ısırdıktan yarım saat sonra onu öldürebilecek kadar güçlüdür.

Okyanuslardaki Zehirli Canlılar ➤ En Zehirli Balık Dünyanın en zehirli balığı Hindistan’ın Büyük Okyanus sularında yaşayan Taş balığıdır (Synanceia verrucasa). Balığın güçlü nörotoksik içeren yüzgeçleriyle doğrudan temas ölümle sonuçlanabilir.

➤ Balonbalığı:  Japon balığına benzeyen görüntüsüne rağmen çok zehirli olan bu balık, güçlü bir Btatrodotoksin (TTX) ihtiva ettiğinden kas felci yaparak nefes darlığı oluşturmakta ve


www.hayvanlardakitasarim.com Çünkü zehirinin bir damlası bile anında yirmi kişiyi öldürmeye yeterlidir.

➤ En Zehirli Denizanası (Chironex

fleckeri) dolaşım yetmezligine bağlı ölümle sonuçlanabilen zehirlenmelere sebep olabilmektedir. Bu balığın zehiriyle 24 saat sonra kurbanı ölür.

➤ Aslan Balığı (Pterois) Hint Okyanusu ve Büyük Okyanusta mercan kayalıkları arasında yaşayan bu zehirli balık türünün üst kısımlarında bulunan iğnelerin insan ile teması sonucunda birkaç gün süren yanma, terleme ve solunum güçlüğü görülebilir.

Avustralya’nın kuzey sahillerinde yaşayan bu deniz anası türü normal bir denizanasının zehrinin 350 kat fazlasına sahiptir. 3 metreyi bulan dokunaçlarının üzerinde çok sayıda zehirli iğne vardır. 60 adet dokunaça sahip olan bu canlının her bir dokunacı yaklaşık 5 milyara yakın yakıcı kapsül taşır. 70 insanı öldürecek kadar zehir taşıyan deniz anasının dokunaçlarına temas edilmesi ölümcül sonuçlara sebep olur.

➤ Trakonya Balığı Ortalama 17-18, en çok 35-40 santimetre boya ulaşan kaygan derili bu balığın iğnelerinin zehir gücü çok yüksektir. Bu nedenle yaşlılar, çocuklar veya kalp hastalarında ölüme neden olabilir. İğnesinin battığı yerde kızarma şişme görülür, yüksek dereceli ağrı hissedilir. Kol ve benzeri uzuvlara batması sonucu kısmi veya kalıcı felç olabilir.

➤ Liproz (İskorpit) Balığı Büyük kafalı bir balık olan iskorpitin kafasında birçok diken ile girinti ve çıkıntı bulunur. Birinci sırt yüzgecinde on bir, arka yüzgecinde üç, karın yüzgecinde bir dikeni zehir taşır.

Kabuğunun görünümü mermere benzeyen bu küçük canlı oldukça güçlü bir zehire sahiptir.

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

➤ Mermer Yüzeyli Salyangoz: 

29


İ

lmi mercek

➤ En Zehirli Ahtapot

Avustralya’da yaşayan ve iki türü olan (hapalochlaena maculosa ve hapalochlaena lunulata) mavi ahtapot yaklaşık 15 cm’lik boyutuna rağmen dünyanın en öldürücü zehirlerinden birini salgılar. Başının iki yanında avını öldürmek amacıyla bulunan tükürük bezlerinden salgıladığı zehirli karışım avını ısırdığı zaman avın doğrudan solunum sistemini hedef alır. 4 saniye içinde sinir hücrelerinin işlevini durdurur ve 2.5 dakika içinde avını öldürür. Ahtapot yumurtadan çıktıktan 10 gün sonra bir fili öldürecek derecede kuvvetli olan bu zehirini bir günde üretir.

İMAN HAKİKATLERİ

Yüce Allah Zehirli Hayvanları Özel Bir Hikmet Üzerine Yaratmıştır ➤ Zehirli Hayvanlar Zehirlerini

Savunma ve Avlanma Amacıyla Kullanırlar

Örümceklerin gözlerinin önünde iki güçlü kıskaç vardır. Bu kıskaçlar örümceğin hem savunma hem de avlanma silahlarıdır. Her kıskacın gerisinde öldürücü zehirini, zehir çengelinin içine akıtan bir zehir bezi vardır. Örümcek, avını hareketsiz bırakmak istediği zaman kıskaçlarını avına batırır. Ardından kıskacın içindeki deliklerden kurbanının vücudunun içine zehir pompalar. Kutu denizanası zehirli kollarını savunma amacıyla kullanır. Mavi denizanası ise zehirini en önemli besini olan karidesleri avlanmak için kullanır.

➤ Zehirli Hayvanlar İnsana

Acizliğini Hatırlatır Zehirli hayvanlarla temas insanlarda sakatlıklara veya ölüme sebep olur. İnsana göre onlarca kat daha küçük olan bu canlıların dokunaçları, zehirli dişleri veya vücutlarındaki dikenleri ile

Yılanlar zehirlerini savunma amacından çok avı kontrol altına almak ve öldürmek için kullanırlar.

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Allah’ın Yarattığı Delilleri Görebilmenin Önemi

30

Bilim adamları yıllardır zehirli canlılardaki şaşırtıcı özelliklerin nasıl ortaya çıktığını araştırmaktadırlar. Bu canlılar nasıl olup da bir kimya laboratuvarı gibi çalışarak bu zehiri üretmekte, bu zehiri savunma veya avlanma amacıyla kullanmaları gerektiğini bilmektedirler? Bu canlıların ortaya çıkışları ve sahip oldukları özelliklerle ilgili soruların tek bir cevabı vardır. Yeryüzündeki tüm canlılar Allah tarafından yaratılmıştır. Bu, çok açık ve kesin bir gerçektir. Zehirli hayvanların zehirlerinin sahip olduğu özellikler, bunların tıp alanında kullanılması bize bu olağanüstü düzeni yaratmış olan Yüce Allah’ın benzersiz sanatını ve gücünün sınırsızlığını tanıtan ayetlerden, yani delillerdendir. Önemli olan bu ayetleri görebilmek ve Allah’ın yüceliğini, büyüklüğünü takdir edebilmektir. Allah bunu takdir edemeyen kişilerin durumunu Kuran’da şöyle haber vermektedir:

“Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler. Onların çoğu Allah’a iman etmezler de ancak şirk katıp-dururlar.” (Yusuf Suresi, 105-106)


www.detaysanati.com

salgıladıkları zehirin insan vücuduna girmesi sakatlığa, hatta ölüme sebep olabilir. Allah dileseydi bu zehir insanlara hiç zarar veremezdi. Ancak insana bu canlılar vesilesiyle acizliğini hatırlatmakta ve Zatı’nın gücünü kudretini bir kez daha hatırlatarak, onlara razı olacağı bir kul olmalarını emretmektedir. Yüce Allah’ın insanlara uyarı olarak gönderdiği Kuran-ı Kerim’de bu konu şöyle bildirilmiştir:

“Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır.” (Fatır Suresi,15)

➤ Hayvanların Zehirleri Bazı Hastalık-

lara Şifa Olur Zararlı ve çirkin olarak görülen zehirli hayvanlar aslında birer yaratılış harikasıdır. Çünkü Yüce Allah bu canlıların bedeninde mükemmel ve oldukça hassas çalışan kimya lâboratuvarları yaratmıştır. Bu laboratuvarlar yapılan araştırmalara göre tedavi edilemeyen birçok hastalığa şifa olabilecek kimyasallar üretmektedir. Örneğin arıların zehirleri romatizmal

hastalıkların tedavisinde kullanılır. Yılanların zehirlerinde bulunan proteinler ise damar içinde pıhtı oluşumunu (thrombozis) engellemekte, eklem iltihabı (artrit), kanser ve diğer birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Örümceklerin avlanmak için kullandıkları zehirde bulunan bir peptid molekülü ise kalp atışlarındaki ritmi azaltarak çarpıntıya engel olmakta, kan basıncının düşürülmesinde ve diğer kalp-damar hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Yüce Allah zehirle anti-serumu, hastalıkla şifayı, problemle çözümü iç içe yaratarak kullarına yaratma sanatındaki çeşitliliği ve sunduğu çeşitli nimetleri bir kez daha hatırlatmaktadır. Yüce Allah���ın kullarına bahşettiği nimetlerin çeşitliliğine bir ayette şöyle dikkat çekilir:

“Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nahl Suresi, 18)

Zehirli Hayvanlar Yüce Allah’ın Yarattığı Mucizevi Canlılardır Kuran’da Yüce Allah insanları, doğayı incelemeye ve buradaki “ayetleri” yani Yaratılış delillerini görmeye çağırır. Çünkü evrendeki canlı-cansız tüm varlıklar, “yaratılmış” olduklarını gösteren işaretlerle doludur ve kendilerini Yaratan’ın güç, bilgi ve sanatını göstermek için vardırlar. İnsan, aklını kullanarak bu işaretleri görmek ve Allah’ı tanımakla sorumludur. Tüm kainat gibi zehirli hayvanlar da, Rabbimiz’in ayetlerini taşıyan, bu nedenle dikkat edilmesi, incelenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken canlılardır. Allah Kuran’da şöyle bildirir:

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

“Şüphesiz, mü’minler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4)

31


İlmi Mercek, Temmuz 2011

Çay Tv’deki Canlı Sohbeti, 11 Mart 2009

32

ADNAN OKTAR:Gazilerimiz bizim unutulmuş vaziyette oluyor. Biz Gazi göremiyoruz. Gaziden para alınmaz. O madalyayı takacak. Biz göreceğiz, onun madalyasını. Mesela kolu kopmuş, o kopmuş kolundan öpecek insanlar. O bir aslan o, niye evinde oturtalım biz gaziyi? Lütuf olarak değil bu hak ettiği ,aslan olduğu için bu inşaAllah. Veyahut uçağa bindi, niçin para alınsın? Bedava, her yerde bedava olacak. Yahut gitti bir gömlek aldı, ayıptır yani mağazada oturup ondan, gaziden para alınır mı? O bere-

ket getirir, güzellik getirir. “Bitti gel bir sarılayım“ diyeceksin, Allah selamet versin. Mesela bazısı tekerlekli arabayla geliyorlar, kimisi de koltuk değneğiyle geliyor, aslan onlar. Turistik tesisler, hepsi bedava olması lazım onlara. Aksi çok acayip, evlerine gidip oturuyor o çocuklar. Bütün ömürleri evlerinde geçiyor. Olur, mu öyle şey aslanlara? Gazilere de şehitlere de olağanüstü ilgi ve ihtimam gerekiyor. Bir de bu kanserli hastalara, bunlar toplumumuzun küçük bir bölümü. Biz bunların hepsini baş tacı yaparız.

Asu Tv’deki Canlı Sohbeti, 5 Temmuz 2010 ADNAN OKTAR:“Gaziler bir kere her yere dolacaklar, biz onları alıp kucaklayıp, havalandıracağız. Nereye giderlerse, değil mi? Alınlarını öpeceğiz, her gördüğümüz

yerde. Ve senin canını kurtarmış bak. Malını kurtarmış, namusunu, vatanını kurtarmış. Ve bu uğurda kolunu, bacağını kopartmış.”


www.Adnanoktarnedemistineoldu.com

Yeni Şafak 2 Haziran 2011 Gebze Gazi Evi Törenle Açıldı

www.ilmimercek.net

Türkiye Harp Malulleri, Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Taner Uran da bir milletin büyüklüğünün yaptığı fedakarlıklarla ölçüldüğünü söyledi. Uran, 'Şehit aileleri ve gazilerin taleplerinin yerine getirilmesi anayasal ve vicdani bir sorumluluktur. Bu kapsamda bu binanın şehit ve gazi aileleri için tahsis edilmesi bizleri onurlandırdı, gururlandırdı. Emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum' dedi. Şehit ve gazinin kim olduğunu anlatan Kılınçarslan, 'Şehit aileleri ve gazilerimizi baş tacı yapmalı haklarınız savunmalıyız' diyerek konuşmasını tamamladı.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Bakan Ergün, 'Bu binanın gazi evi olarak kullanılması, şehit aileleri ve gazilerimize vermemiz gereken önemi bize hatırlattığı için çok önemli” dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ise Gebze'de çok sayıda tarihi yapının olduğunu hatırlatarak, 'Biz bu binayı kamulaştırdık ve şehit aileleri ile gazilerimizin hizmetine sunduk. Çevre düzenlemesini de yapacağız. Şehit aileleri ve gazilerimizin dernekleri Gebze'de kira veriyordu. Onların kapı kapı dolaşarak para istemelerine gönlümüz razı olmadı. Burası şehit aileleri ve gazilerimizin evi olacak' diye konuştu.

33


İ

lmi mercek

İlmi Mercek, Temmuz 2011

YARATILIŞ GERÇEĞİ

34

• Bir hayvan göç yolculuğuna başladığında düzgün bir yol izlemesinde insanlardan çok farklı faktörler rol oynar. Göç eden her türün farklı bir yön bulma yöntemi vardır. Bu yön bulma yöntemlerinden biri de Dünya’nın manyetik alanından faydalanmaktır. • Canlılar onları gidecekleri yöne ulaştıracak olan yolu harita ve pusula benzeri hiçbir alete ihtiyaç duymadan nasıl takip etmektedirler? • Manyetik alanları nasıl ölçmekte ve değerlendirebilmektedirler? • Manyetik alanın hangi değerinde hangi yöne doğru gideceklerini onlara kim öğretmektedir?


www.canlilarinevrimi.com

tem yaratmıştır. Böylece, kuşların beyinlerinde bir pusula oluşur ve kuşlar yollarını mükemmel bir biçimde bulurlar.

Posta Güvercinleri:

D

ünyanın manyetik alanı, çekirdekte erimiş halde ve hareketli olarak bulunan demirden kaynaklanır. Manyetik alan, temel bir tanımlamayla yerkürenin içinden, okyanuslardan ve atmosferden geçip bir kutuptan diğerine ulaşan oval biçimli akış çizgileridir. Bu çizgiler ekvatorda yatay kutuplara doğru gidildikçe daha dik açılarla kesişir hale gelir. Alanın şiddeti de kutuplara yaklaştıkça artar.

Bilimsel adı Columba livia olan posta güvercinleri, yüzyıllar boyunca güçlü yön bulma yetenekleri sayesinde insanlara hizmet etmişlerdir. Güvercinleri şaşmaz bir doğrulukla yuvalarına ulaştıran manyetik algılama sistemi, bu kuşun birkaç cm boyutundaki gagasında saklıdır.

Bazı hayvanların göç ederlerken bu şiddeti ve eğim açısını saptayarak yönlerini buldukları saptanmıştır.

Manyetik Alana Göre Yönlerini Belirleyen Kuşlar Yüce Allah kuşların, Dünya’nın manyetik alanını, gözlerinde bulunan ve beynin görsel algıyı işlemeden sorumlu olan bölgesiyle bağlantılı olan bazı moleküller yardımıyla algılayabildikleri bir sis-

Güvercinlerin üst gagasını kaplayan derinin duyusal sinir hücresine giden ince liflerinde (dendritlerinde) demir içeren maghemit ve manyetit parçacıkları bulunur. Dendritler üç boyutlu ve oldukça

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

35


İ

lmi mercek YARATILIŞ GERÇEĞİ

kompleks bir yapıya sahiptir. Dünya’nın dış manyetik alanına çok duyarlı olan, özel yaratılmış bu alıcılar, manyetik alanda meydana gelen değişikliği üç bileşeni ile ayrı ayrı analiz ederek elde ettiği verilere göre yönlendirme yapar. Bu şekilde Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşim sağlayan manyetitli hücreler algıladığı verileri sinirlere iletir. Sinirler ise bunları elektrik sinyallerine çevirerek beyne yorumlaması için gönderir. İşte, güvercinin yapısındaki tüm sistemlerin birbiri ile mükemmel bir uyum içinde çalışması sayesinde kuş binlerce kilometre uzaklıktaki evinin konumunu şaşmaz bir hesapla tayin edebilir.

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Gaganın yapısındaki bu mükemmel detayı şuursuz atomların bir araya gelerek yapamayacağı çok açık bir gerçektir. Kuşkusuz gaganın sahip olduğu kusursuz detay, Yüce Allah’ın üstün aklının ve yaratma sanatının delillerindendir.

36

Leylekler: Leyleklerin vücutlarında yeryüzünün manyetik alanını algılayan özel bir sistem olduğu ortaya çıkmıştır. Bu doğal pusula ile manyetik alan çizgilerini takip eder ve yön tayini yaparlar. Ayrıca bu sayede binlerce kilometrelik yolculuklarını hatasız olarak tamamlar ve bir sene önceki yuvalarının yerini bulurlar.

Kızıl Gerdan Kuşu (Erithacus rebecula): Bu kuş türü de dünyanın manyetik alanına göre, özel bir mıknatıs duyusuyla kendine uçuş yönü belirler. Bu kuşun sağ gözüne adeta bir pusula yerleştirilmiştir. Kuşun sağ gözündeki bir protein kompleksi (cryptochrome), Dünya’nın etrafındaki manyetik alan çizgilerine paralel olarak kimyasal bir reaksiyona girer. Gözün içinde meydana gelen bu kimyasal reaksiyon, optik reaksiyona dönüştürülür ve bunun neticesinde kızıl gerdanlar, Dünya’nın manyetik alanını görme derecesinde iyi algılayarak yönlerini bulurlar.

Kar Kazları: Kar kazları da manyetik alan çizgilerini takip ederek göç eden kuşlardan biridir. Kar kazları Kuzey Kutbu’na yakın bölgelerden Meksika Körfezi’ne uzanan binlerce kilometrelik uzun


www.yaratilisdelilleri.com

Manyetik Alana Göre Yönlerini Belirleyen Deniz Canlıları

Deniz Kaplumbağaları:

yolculuklarını Yüce Allah’ın kendilerine bahşettiği bu özel sistem sayesinde kolaylıkla başarır.

“Sizin yaratılışınızda ve türetipyaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)

www.ilmimercek.net

Kuzey Carolina Üniversitesi’nden Kenneth Lohmann ve ekibi bu canlıların göç hareketini gözlemlemişlerdir. Florida’nın doğu kıyılarında yumurtadan çıkar çıkmaz okyanusa yönelen bu hayvanlar doğruca Kuzey Atlantik Döngüsü denen ve Sargasso Denizi’nin (Atlas Okyanusu’nun kuzey kesimi) etrafını dolaşan büyük bir akıntıya gitmektedirler. Bu halkanın içinde kuzeydoğuya, Avrupa’ya doğru gidip daha sonra güneye yönelen kaplumbağalar, bu sıcak ve besince zengin halka içinde 5-10 yıl geçirdikten sonra tekrar Kuzey Amerika’ya dönmektedirler. Lohmann ve ekibi deniz kaplumbağalarının göç yollarını bulabilmek için bölgesel manyetik alanlardan faydalanıp faydalanmadıklarını gözlemlemek istemişler, bu amaçla bir düzenek kurmuşlardır. Büyük bir su tankı yapılmış, dışına da manyetik alanlar oluşturan bobinler konulmuştur. Sonuç kaplumbağaların manyetik alan

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Kuşların dünyanın manyetik alanını hesaplayarak kendi gidecekleri yönü bulmaları için fizikte Lenz Kanunu olarak bilinen dünyanın manyetik alanını hesaplamada kullanılan formülü bilmeleri veya bir gaussmetreye (dünyanın manyetik alanını hesaplayan alet) sahip olmaları gerekir. Birçok insan bu terimlerin ne anlama geldiğini bilmez, hatta duymamıştır. Elbette ki kuşlar da gerçekte bunların ne olduğundan habersizdirler. Bedenlerinde böyle bir alet yoktur. Ayrıca manyetik alan hesaplama formülünü de bilemezler. Bütün bunları Allah’ın ilhamıyla gerçekleştirmektedirler. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilir:

Deniz kaplumbağaları caretta carettalar ile yapılan deneyler de bu canlıların dünyanın manyetik alanından faydalandıklarını ispatlamıştır. Bu canlılar, dünyanın farklı yerlerindeki manyetik alanların değerlerini önceden bilirmişçesine hareket etmekte ve okyanusta yol alırken buna göre yönlerini belirlemektedirler.

37


İ

lmi mercek

haritalarını okuyabildiğini ve bu canlıların mükemmel bir algı meYARATILIŞ kanizmasına sahip oldukGERÇEĞİ larını göstermiştir. Kuşkusuz kaplumbağalardaki bu kompleks yapı Yüce Allah’ın üstün aklı ve yaratma sanatındaki kusursuzluğu ispatlayan örneklerden sadece biridir.

Istakozlar: Istakozların Atlas Okyanusu’nun batısındaki sıcak sularda yaşayan dikenli ıstakoz (Panilurus argus) türü her sonbahar yuvasını bırakıp uzun bir yolculuğa çıkar ve güneye daha sıcak sulara gider. Binlerce ıstakoz, anteniyle önündekine tutunur ve gruplar halinde ilerler. Larry Boles ve Kenneth Lohmann’ın deneyleriyle bu canlıların, hayvanlar aleminin en becerikli yön bulucularından biri oldukları kanıtlanmıştır. Yapılan deneylerde ıstakozların, vücutlarında bir tür harita oluşturdukları ve kalkış noktasından itibaren koordinat takibi yapabildikleri ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar ıstakozdaki sistemin özel olarak yaratıldığını ortaya koymaktadır. Allah ıstakozu yaratmış ve onu özel sistemlerle donatmıştır.

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Yılanbalıkları:

38

Yılanbalıkları yavrulamak için Avrupa sahillerinden 6.000 km uzaklıktaki Sargasso Denizi’ni tercih ederler. Belli bir güce erişen yavrular, Sargasso Denizi’nden ayrılarak okyanuslardan akarsulara uzanan yolculuklarına başlar. Kesin olmamakla beraber biyologlar yılanbalıklarının bu yolcu-

luklarında doğru rotayı, dünyanın manyetik alanını kullanarak bulduklarını düşünmektedirler. Ömürlerinin altı ile yirmi yılını akarsularda geçiren yılanbalıkları, soylarını devam ettirmek için tatlı suları terk edip dünyaya geldikleri yere doğru ‘son yolculuklarına’ çıkarlar. Buraya ulaşmaları yaklaşık üç senelerini alır. Sargasso Denizi’ne vardıklarında yavrularlar ve bu sularda ölümü beklerler. Bu canlılar hiç bilmedikleri tatlı sulara henüz yavru iken gitmekte ve çok küçükken terk ettikleri yuvalarını yıllar sonra kolaylıkla bulabilmektedirler. Kuşkusuz yolculukları sırasındaki bu detayların derinlemesine düşünülmesi, bunların elbette kendi kendine oluşamayacağını evrimcilerin iddia ettiği gibi kör tesadüflerin böyle mükemmel bir sistem meydana getiremeyeceklerini açıkça ortaya koyar. Aksine ince hesaplar ve detaylar bunun üstün bir aklın eseri olduğunu kanıtlar. Bu eşsiz aklın sahibi ise alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır.

Kaplan Türü Köpek Balıkları: Bu köpek balıkları üzerinde araştırma yapan Amerikalı bilim adamları bu canlıların yüksek yön bulma kabiliyetine sahip olduklarını kanıtlamışlardır. Bu balıklar kendileri için önemli olan bölgelerin zihin haritalarına sahiptirler. Daha önce Hawa-


www.hayvanlaralemi.net ii’de yapılan bilimsel araştırmalarda, köpek balıklarının derin kanallardan yüzerek 50 kilometre mesafedeki zengin besin ortamlarını bulabildikleri saptanmıştı. Son araştırmada köpek balıklarının kendi belirledikleri yolları takip ettikleri ispatlanmıştır. Bu yol bulma yeteneği köpek balıklarının yerkürenin manyetik alanından faydalanmalarıyla kazanılmıştır. Ancak diğer canlı türlerinden farklı olarak köpek balıklarının vücutlarında manyetik alıcılar bulunmaz. Köpek balıklarının yönlerini bulabilmeleri okyanustaki su akımları, su sıcaklığı ya da koku ile ilgili olduğu tahmin edilse de araştırmacılar köpek balıklarının yolculuklarının büyük bölümünün geceleri gerçekleşmesi sebebiyle bu faktörlerden ziyade manyetik alandan faydalanma ihtimallerinin güçlü olduğunu belirtmektedirler.

Her Yaratılış Delili Allah’a Yakınlaştıran Bir Vesiledir

www.ilmimercek.net

dir. Allah yeryüzünde, gökyüzünde, denizlerde kısacası tüm evrende üstün akıl gerektiren bu yaratılış delillerine çeşitli örnekler verir. Akıl ve vicdan sahipleri de bunları görüp tanırlar ve Allahʼa imanları artar. İman edenlerin Allahʼın ayetleri üzerinde düşündükleri ve Allahʼı tesbih ettikleri bir ayette şöyle haber verilir: “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allahʼı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yüceʼsin, bizi ateşin azabından koru.”” (Al-i İmran Suresi, 191)

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Dünya dev bir mıknatıstır ve bir çubuk mıknatıstaki gibi kuzey ve güney kutuplarına sahiptir. Bu, insanların yollarını bulması için önemlidir. Çünkü manyetik çekimin kanunlarını izleyen pusulanın manyetik iğnesi her zaman Dünyaʼnın manyetik kuzey kutbunu gösterir. Göç eden hayvanlar da yönleri hakkında emin olmak zorundadırlar ve kendilerini bir rotada tutmalıdırlar. Onlar da bu amaçla Dünyaʼnın manyetik alanına başvururlar. Ama onlarca yoğun araştırmalar yapılmasına rağmen bu yol bulucuların ne çeşit bir pusula kullandıklarını bulmak zordur. Gerçekte tüm bunlar yaratılışın delillerinden-

39


İ

lmi mercek YARATILIŞ GERÇEĞİ

Manyetik Alana Göre Yönlerini Belirleyen Bir Sürüngen Türü: Semender

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Semenderler araştırma sonuçlarına göre, yaşadıkları yerden uzaklaştırıldıklarında, evlerine dönebilmek için manyetik bir harita kullan��rlar. Dünyanın manyetik alanındaki yoğunluk ve küçük farklılıkları algılayabilmesi, semenderin bir pusuladan bile daha iyi yön bulucu olduğunu kanıtlar. Kırmızı benekli doğu semenderi (Notophthalmus viridescens), manyetik alandan elde ettiği harita bilgisinde, eşi görülmemiş türde bir duyumsal işlem sergiler. Her geçtiği yerde bu harita genişler. Manyetik altıncı hissin ardındaki bu mekanizma, hala çözülememiştir. Manyetik alan kimyasal tepkimeleri harekete geçirebilir ve bu, bazı türlerde tanımlanan biyokimyasal pusulanın temelini oluşturur. İşlem, görme sistemleriyle de doğrudan ilişkilidir. Bilim adamları hayvanların manyetik alanı görebildiklerini düşünmektedirler.

40

Yüce Allah, semendere yönünü rahatlıkla bulabilmesi için manyetik bir harita vermiş ve onu nasıl kullanması gerektiğini de ilham etmiştir. Semendere üstün bir konumlandırma yeteneği sağlayan manyetik algılama sistemi, bu sistemin birbiri ile tam bir uyum içinde çalışması, küçük bir beden içinde saklı olan mükemmel detaylar hiçbir şuuru olmayan tesadüflerin eseri olamaz. Tesadüflerin evrimcilerin iddia ettiği gibi böylesi muhteşem bir yapıya sahip canlıyı meydana getirmesi, bu canlıya fizyolojik sistemler eklemesi, mümkün değildir. İnsanların uzun yıllar boyunca uğraşarak bir benzerini elde edemedikleri bu sistemi, semenderler sonsuz bilgi ve kudret sahibi Yüce Allah’ın onlara bahşetmesi ile ilk ya-

ratıldıkları günden beri kullanmaktadırlar. Alemlerin Hakimi olan Yüce Allah, tüm kainatın sahibi olduğunu ve dilemesi ile tüm kainatı bir anda yaratıp, ona kusursuz bir düzen verdiğini bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:

“Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.” (Furkan Suresi, 2)

Canlıların Manyetik Alana Göre Yön Bulmaları Allah’ın Dilemesiyle Gerçekleşir Pusulalar, dünyanın manyetik alanını kullanarak yönleri gösterirler. Bu özellikleriyle de hava ve deniz yolculuklarında hayati bir önem taşırlar. Pusulanın icadı ve insanlar tarafından kullanımı belli bir birikim ve eğitim sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla beraber bazı canlı türleri uzun yolculuklarında “kendi pusulalarını” kullanırlar. Doğadaki birçok canlı türü yuvalarının, avlarının ve göç etmeleri gereken bölgelerin yerlerini hiç zorlanmadan bulabilir. Bu canlılar bir


www.harunyahya.org bilgiye sahip değilken ve bu konuda hiçbir eğitim almamışken bunu başarabilirler. Elbette ki bu canlıların vücutlarında yön ve uzaklık tayin etmelerini sağlayan dijital dedektörler, GPS sistemleri ya da pusulalar yoktur. Hepsinde etten kemikten ve sinirlerden oluşmuş organlar bulunur. Ancak bu canlılar, Yüce Allah’ın dilemesiyle yönlerini kusursuzca bulurlar. Çünkü bütün bu canlılar, yaratıldıkları ilk andan itibaren bu üstün özelliklerle donatılmışlardır. Ortada kör tesadüflerle açıklanabilecek sözde bir evrimsel süreç yoktur. Canlıların her birindeki birbirinden farklı bu şaşırtıcı özellikler, onların çok ince bir plan ve dengeyle, yaşayacakları ortama uygun

olarak yaratıldıklarını gösterir. Rabbimiz bir Kuran ayetinde bu gerçeği şöyle haber vermiştir:

“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.” (Hud Suresi, 56)

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

41


DARWİNİST PROPAGANDA YÖNTEMLERİ Bu kitapta, bilimsel anlamda dehşetli bir yenilgiye uğrayan Darwinistlerin özellikle basın yoluyla yaptıkları sahte propagandaları deşifre edilmektedir. Darwinistler uydurma gazete haberleriyle, sahte yayınlarla, aldatıcı çizimlerle artık insanları kandıramayacak, bu büyük sahtekarlığı insanlara zorla dayatamayacaklardır. Önümüzdeki nesil, insanların bu dev aldatmacaya nasıl inanmış olduğunu hayretle anacak ve insanların nasıl büyülendiklerini şaşkınlıkla izleyecektir.

KURAN, TEVRAT, ZEBUR VE İNCİL’DE HZ. MEHDİ (A.S.) Kuran'da İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden ayetlerle bildirilen Mehdiyet dönemi, diğer kutsal kitaplarda da haber verilmiş bir gerçektir. Tevrat, Zebur ve İncil'i incelediğimizde, ahir zamana ve Mehdiyet dönemine işaret eden, Kuran ayetleri ve hadislerle mutabık bölümlerin oldukça detaylı şekilde yer aldığı görülmektedir. Bu kitapçıkta, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruna işaret eden Kuran'dan ayetler ve diğer kutsal kitaplardan çeşitli bölümlere yer verilmiştir.

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Geçtiğimiz Mayıs ayı boyunca,

42

• www.harunyahya.org 3.514.736 kişi, • www.harunyahya.com 1.905.853 kişi, • www.harunyahya.net 937.338 kişi ve • www.harunyahya.tv sitesi 1.999.802 kişi olmak üzere tüm Harun Yahya siteleri toplam 15.409.288 kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Ayrıca internet sitelerinden; 1.345.153 adet kitap, 503.495 adet ses kasedi ve 2.109.493 adet film olmak üzere toplam 3.789.675 adet eser ücretsiz olarak indirilmiş ve 2.105.743 makale ve 525.342 güncel yorum, 704.244 yeni bilgi olmak üzere toplam 9.115.905 adet eser incelenmiş ve sadece www.harunyahya.tv’den 2.305.187 adet film izlenmiştir.


www.gecesohbetleri.com

Sayın Adnan Oktar, 12 Mayıs’ta İsrail’den gelen heyetle birlikte basın toplantısı düzenleyerek, tüm dünyaya barış, kardeşlik, mesajı vermiştir. Bu toplantıyı www.harunyahya.tv sitesinden izleyebilirsiniz. 20 Mayıs 2011 tarihli, Arif Arslan’ın konuk olduğu, ahir zaman alametleri, Bediüzzaman Hazretleri’nin Hz. Mehdi (a.s.) hakkında verdiği bilgiler, güncel ve kültürel konuların konuşulduğu sohbet programına da yine www.harunyahya.tv sitesinden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Sayın Adnan Oktar’ın sohbetlerini konu başlıklarına göre de izleyebilirsiniz. Bu başlıklardan bazı örnekler şöyledir: - Ahir zamanda kadınların üzerindeki baskı kalkacaktır - İltifat sevgiyi, muhabbeti artırır, aşkın tutkunun kökenidir - Cübbeli, 2003 yılında Beyan dergisi'nde Hz. Mehdi (a.s.)'ın Hicri 1400'de geleceğini söylüyordu - İmtihan olmadığında insan güzellikten zevk alamaz - İnsanlar, Bediüzzaman Hazretleri'nin verdiği tarihlerin doğru olduğunu görecekler - Şiddet uygulayan ailenin mutlaka adli denetimde olması gerekir - Türk-İslam Birliği olursa Kürt sorunu denen olay son bulur - Din münafığın dilinde vardır, kalbinde yoktur - İslam anlatılırken önce Allah sevgisi pekiştirilmelidir - Suriye bir an önce Türkiye'yle birleşmeli - Sebe Suresi'nden açıklamalar: Allah istese göktaşlarıyla dünyayı paramparça eder -Ölümü düşünmek kamil insan olmayı sağlar -Fethullah Hocamız çok mazlum bir insandır Sohbetlerdeki bu başlıkları, www.harunyahya.org sitesinden “Röportajlardan Seçme Bölümler” kısmından takip edebilirsiniz.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

43


DARWİNİZMİN KARANLIK BÜYÜSÜ (KİTAP) Darwinizm ya da evrim teorisi, inanılması imkansız, akıl ve mantık dışı bir inançtır. Ancak son 150 yıldır, birçok insan bu fikre garip bir şekilde bağlanmıştır ve hiçbir şey onları bu inançlarından vazgeçirememektedir. Gözlerinin önüne serilen tüm bilimsel deliller, apaçık gerçekler onların üzerindeki bu büyüyü kaldıramamıştır. Belki de şu an aklınızdan “Darwinistlerin içinde bulunduğu durumu büyü yerine akıl veya kavrayış yetersizliği ile açıklamak daha yerinde olur” diye geçiriyor olabilirsiniz. Ancak Darwinizm'e inanan insanların içinde eğitimli, profesör ünvanına sahip, hatta Nobel ödülü alan insanlar dahi olması, onların kavrayış yetersizliğinden ziyade adeta "bir büyünün etkisi altında" olduklarını göstermektedir. Bu kitabın amacı, Darwinizm büyüsünün yöntemlerini ve aynı zamanda bu büyünün etkisinin kaybolmaması için çaba harcayan Darwinistlerin tutumunu deşifre ederek, insanları bu olumsuz etkiden kurtarmaktır. Aynı zamanda bu insanların akıl ve vicdanları ile kendi iradelerini kullanarak düşünebilmelerine ve apaçık olan yaratılış gerçeğini görmelerine yardımcı olmaktır. Ücretsiz olarak okumak için: www.harunyahya.org sitesinde “Kitaplar” bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

GÜNÜMÜZDE YAŞAYAN FİRAVUN KARAKTERLERİ (BELGESEL)

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Tarih boyunca yaşamış olan inkarcıların önde gelenlerinden biri Firavun’dur.

44

Firavun; varlık içinde şımarmış, kibirli, alaycı, vicdan, merhamet, hoşgörü gibi insani tüm vasıflardan yoksun biridir. Bu nedenle de halkına, hiçbir rahatsızlık duymadan acımasızca eziyet edebilmiştir. Cehaletinin bir neticesi olarak üstünlüğü sadece mal ve güç zenginliğinde arayan, bunlara sahip olmayanları kendince aşağılayan Firavun, yaptıklarının sonucunu görülmemiş bir aşağılanma ile almıştır. Firavun sulara gömülmüş, ancak bu belgeselde de görüleceği gibi “Firavun karakteri” tarih boyunca hiç silinmemiştir. Ücretsiz olarak izlemek için: www.harunyahya.tv sitesinden “Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri” bölümünü ziyaret edebilirsiniz.


www.yasayanfosiller.com

TİLKİ KAFATASI

➜ KADIN BALIĞI (Elopidae) Yaş: 5-1.8 milyon yıllık Dönem: Pliosen Bulunduğu Yer: Asya Yaş: 95 milyon yıllık Dönem: Kretase Bulunduğu Yer: Hakel, Lübnan Fosil bulgularının evrim teorisini geçersiz kıldığını, evrimci fosil uzmanı David Pilbeam, şöyle itiraf eder: "Farklı bir bilim dalından zeki bir bilim adamını getirseniz ve ona elimizdeki yetersiz delilleri gösterseniz, kesinlikle 'Bu konuyu unutun, devam etmek için yeterli dayanak yok' diyecektir." (Richard E. Leakey, The Making of Mankind, London, 1981, s. 43) Darwinistlerin bu dayanaksızlığı görmemekteki ısrarının bir anlamı yoktur. Evrim teorisi, bilimsel bulgular karşısında yenilgiye uğramış, fosil bulguları evrimi yıkmıştır. Resimdeki 95 milyon yaşındaki Elopidae balığı fosili de evrimi yıkan bulgulardan biridir.

Tilki, Canidae (köpekgiller) familyası içinde bulunan bir memeli türüdür. Resimde görülen tilki kafatası fosili yaklaşık olarak 5 milyon yaşındadır ve günümüzdeki tilkilerle aynı özelliklere sahiptir. Dikkat edilirse, bulunan her yeni fosil, yıllardır süregelen "evrimci inançları" alt üst ediyor, o güne kadar ortaya attıkları senaryolara uymadığı için evrimcileri yeni senaryolar üretmek zorunda bırakıyor. Yeni üretilen senaryolar da hemen çürütülüyor ve evrimciler büyük bir çıkmaz içinde bocalamaya devam ediyorlar.

➜ FİLDİŞİ (Filin ön dişleri)

Yaratılış Atlası İçin Ne Dediler?

11 Nisan 2008 Yönetici Warsh, Harun Yahya’nın kaleme almış olduğu Yaratılış Atlası adlı eseri kendisine göndermekteki nazik düşüncenizden dolayı ne kadar müteşekkir olduğunu size iletmemi rica etti. Saygılarımla, Robert deV. Frierson Kurul Müsteşar Yardımcısı

www.ilmimercek.net

Yaş: 60 milyon yıllık Dönem: Paleosen Bulunduğu Yer: Yun Nan, Çin Resimde görülen fosil, 60 milyon yıllık bir file ait bir diş örneğidir. Bundan 60 milyon yıl önce yaşamış fillerin, günümüzde yaşamakta olan örnekleriyle aynı yapısal özelliklere sahip olduğunu ortaya koyan bu fosil, evrimi yalanlayan bulgulardan yalnızca biridir.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Kevin Warsh adına Kurul Müsteşar Yardımcısı - Merkez Bankası (Federal Rezerv Sistemi) Yöneticiler Kurulu ABD

45


İ

lmi mercek

İlmi Mercek, Temmuz 2011

GÜNCEL

46

İnsan hayatının çok önemli bir parçası olan ve hayat kalitesini yükselten özgürlük, ancak demokrasi anlayışının egemen olması ile mümkündür. Çünkü demokrasi, tüm insanların sosyal adalet, eşitlik, hak ve özgürlüklere sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Demokrasi peygamberler vesilesiyle Yüce Allah’ın kullarına Hak Kitaplarda vahyettiği bir nimettir. Tüm Hak Kitaplarda özgürlük, sevgi, merhamet, adalet, herkesin özgürce yaşayacağı, özgürce fikirlerini anlatacağı barış içinde yaşanan bir ortam emredilmiştir. Bu nedenle demokrasinin ilk geliştiği yer olarak kabul edilen eski Yunan toprakları veya günümüzde demokrasinin merkezi kabul edilen Avrupa ülkeleri demokrasiyi Hak dinlerden öğrenmişlerdir. Ancak demokrasinin en gelişmiş şekli İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması ile yaşanacaktır.


www.peygamberlerimiz.org

İ

slam ahlakını tanımayan veya İslam hakkında yeni bilgi edinen kimi insanlar İslam’ı yanlış kaynaklardan öğrendikleri için yanlış önyargı ve kanaate sahip olabilirler. Bu insanlar, hiçbir doğruluğu olmadığı halde, İslam’ın yaşam alanlarını kısıtlayacağını, özgürlüklerini engelleyeceğini, düşüncelerini kontrol altına alacağını, sanatı ve bilimi sınırlandıracağı yanılgısına kapılırlar. Oysa İslam insanlara düşünce, ibadet ve ifade özgürlüğü sağlayan, onların her türlü hakkını koruma altına alan ve insanlara gerçek özgürlüğü

sunan bir dindir. Nitekim Kuran’da bildirilen, “Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: “Benim yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım.” (Yunus Suresi, 41) ayeti Yüce Allah’ın kullarına demokrasiyi emrettiği ayetlerden biridir. Bu ayette kimseye baskı ve zorlama yapılmaması herkesin fikir ve inanç özgürlüğüne sahip olmasının önemi çok açık olarak bildirilmiştir.

İslam Dininde Özgürlüğe Önem Verilmiş, Zorlama ve Baskı Yasaklanmıştır Her Müslüman Kuran ahlakının gereği olarak insanlara doğru yolu göstermekle, onları iyiliğe davet etmekle ve kötülükten men etmekle yükümlüdür. Ama bu hiçbir zaman bir insanı kendisi gibi düşünmeye, kendisi gibi yaşamaya, kendisi gibi davranmaya, kendisi gibi giyinmeye mecbur etmek anlamına gelmez. Müslüman doğruyu gösterir, seçimi karşısındaki kişiye bırakır. Bu, Allah’ın Kuran’da, “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur... (Bakara Suresi, 256)” ayetiyle bildirdiği hükümdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Yüce Allah’ın bu emrine uygun olarak Arap Yarımadası’nın güney kısmındaki Hıristiyan Necran Halkı ile antlaşma yapmıştır. Bu İslam dininin demokrasilerdeki düşünce ve inanç özgürlüğünün asıl kaynağı olduğunu açıkça gösterir. Antlaşmanın maddelerinden biri şöyledir:

Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hıristiyan, Musevi ve müşrik topluluklarla imzaladığı Medine Vesikası da İslam’daki demokrasi anlayışının en güzel örneklerinden www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

“Necranlıların ve maiyetindekilerin canları, malları, dinleri varları ve yokları, aileleri, kiliseleri ve sahip oldukları herşey Allah’ın ve Allah’ın Peygamberinin güvencesi (himayesi) altına alınacaktır.” (Majid Khoduri, İslamda Savaş ve Barış, Fener Yayınları, İstanbul, 1998, s . 209210)

47


İ

lmi mercek GÜNCEL

biridir. Farklı inançlara sahip topluluklar arasında adaletin sağlanması ve her topluluğun çıkarlarının gözetilmesi için hazırlanan bu vesika sayesinde yıllarca düşmanlık içinde yaşayan topluluklara barış getirilmiştir. Medine Vesikası’nın en belirgin özelliklerinden biri inanç özgürlüğü sağlamasıdır. Bu konu ile ilgili madde şöyledir: “Ben-i Avf Yahudileri, müminlerle beraber aynı ümmettirler, Yahudilerin dinleri kendilerine, Müslümanların dinleri de kendilerinedir.” (Muhammed Hamidulllah, İslam Müesseselerine Giriş, Düşünce Yayınları, İstanbul, 1981, s.128)

Medine Vesikası’nın 16. maddesinde

ise, “Bize tabi olan Yahudiler, hiçbir haksızlığa uğramaksızın ve düşmanlarıyla da yardımlaşmaksızın, yardım ve desteğimize hak kazanacaklardır” (İbn Kesir, El-Bidaye, III/224-225; Hamidullah, El-Vesaik, No:1, s.39-44; Yrd. Doç. Dr. Orhan Atalay, DoğuBat�� Kaynaklarında Birlikte Yaşama, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999, s.40) diye bildirilmiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.)’den sonra da sahabeleri, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in antlaşmaya koydurduğu bu hükme sadık kalmışlar ve aynı hükmü, Berberi, Budist, Brahman ve benzeri inançlara sahip kişiler için de uygulamışlardır. (Muhammed Hamidulllah, İslam Müesseselerine Giriş, Düşünce Yayınları, İstanbul, 1981, s.162-163)

Demokrasinin Her Şartı Ancak İslam Ahlakının Yaşanmasıyla Uygulanabilir

İlmi Mercek, Temmuz 2011

1-SOSYAL ADALET: Yüce Allah Sosyal Adaleti ve Paylaşımı Emreder

48

Gerçek demokrasilerde sosyal adalet demokrasinin temel ilkelerinden biridir. İnsanlar sosyal adaleti Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Nuh (a.s.)’dan öğrenmişlerdir. Dini kaynaklara göre Hz. Nuh (a.s.) tufandan sonra gemi karaya oturduğunda çok az kalan nohut, mercimek, üzüm, incir, bulgur gibi yiyeceklerin hepsini karıştırıp pişirmiş ve aşure yapmıştır. Sonra gemide bulunan herkesle birlikte hazırladığı yemeği yemiş-

tir. Bu sosyal adalettir. Çünkü herkese eşitlik, yardımseverlik ve ikramı öğretmekte ve insanlara yiyecek dağıtmanın önemini hatırlatmaktadır: “Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldikleri zaman; “Selam” dediler. O da: “Selam” dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.” (Hud Suresi, 69) ayetinde haber verildiği gibi Hz. İbrahim (a.s.) da misafirleri


www.sonpeygamberhzmuhammed.com

geldiğinde hemen bir buzağıyı kesip pişirmiş ve misafirlerine ikram etmiştir. Hz. İbrahim (a.s.)’ın hiç tanımadığı kişilere ikramda bulunmasıyla Yüce Allah yemek ikram etmenin güzel bir davranış olduğunu, ayrıca mümkün oldukça fakirlere de yiyecek ikram etmenin önemini hikmetli bir örnekle bildirmiş ve sosyal adalete dikkat çekmiştir.

2-EŞİTLİK: Yüce Allah Irkların Birbirine Üstünlüğü Olmadığını Kuran’da Bildirmiştir Yüce Allah bir Kuran ayetinde haber verdiği gibi “üstünlüğün takvaya göre olacağını” bildirmiştir. Ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve ka-

bileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.” (Hucurat Suresi, 13) Yüce Allah’ın emrettiği bu gerçeği Peygamberimiz (s.a.v.) ise hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktan yaratılmıştır. İnsanlar muhakkak ve muhakkak ırklarıyla övünmeyi bırakmalılar.” (Sünen-i Ebu Davud, 4/331) “Sizin şu soyunuz-sopunuz kimseye üstünlük ve kibir taslamaya vesile olacak şey

İnsanlara demokrasiyi öğreten Yüce Allah’tır. Hz. Adem (a.s.)’dan bu yana tüm peygamberler özgürlüğün, hür düşüncenin, fikirlere saygının gerçek temsilcisidirler. Demokrasi denildiğinde insanların aklına gelen özgürlük, adalet, kimseye baskı yapılmaması, her insanın birinci sınıf vatandaş olması, insanlara saygı duyulması, güven duyulması, insanların fikrinden dolayı yargılanmaması gibi tüm kavramların özü din ahlakında mevcuttur. İnsanlar bunları tarih boyunca Allah’ın indirdiği Hak dinler vesilesiyle öğrenmişler ve en güzel örneklerine de Hak dinlerin yaşandığı dönemlerde şahit olmuşlardır.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

49


İ

lmi mercek

değildir. (Ey insanlar)! Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Hepiniz bir ölçek içindeki birbirine müsavi (denk) buğday taneleri gibisiniz... Halbuki, hiç kimsenin kimseye din ve takva müstesna üstünlüğü yoktur. Kişiye kötü olması için; başkalarını yermesi, küçük görmesi, cimri, kötü huylu, had ve hududu aşmış olması yeter.” (Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 4/158, İbnu Kesir, 4/128)

GÜNCEL

verdiği hükümler, hem diğer din, dil, ırk ve kavimlerden olan kişilere karşı adil ve şefkatli tutumu, hem de Allah’ın ayetinde bildirdiği gibi zengin, fakir ayırmaksızın herkese eşit davranması demokrasi anlayışına güzel bir örnek oluşturur. Allah bir ayetinde Resulüne şöyle buyurmaktadır:

Peygamberimiz (s.a.v.) Veda Hutbesi’nde de Müslümanlara şöyle seslenmişti: “Soylarla övünülmez. Araplar, Arap olduklarından Acemlerden; Acemler de, Acemi olduklarından Araplardan üstün sayılamazlar. Çünkü Allah Katında en yüce olanınız, ona karşı gelmekten en fazla kaçınanınız (en takvalınız)dır.” (www.enfal.de/veda.htm)

3-ADALET: Yüce Allah Adaleti Emreder

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Allah Kuran’da müminlere “... Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın...” (Nisa Suresi, 135) şeklinde buyurmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in, hem Müslümanlar arasında

50

Peygamberimiz (s.a.v.) bu ayetin hükmüne uyarak zorlu bir kavmin içinde dahi, Allah’ın emrini yerine getirmiş ve hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir. Daima ayette bildirildiği üzere “Rabbim adaletle davranmayı emretti...” (Araf Suresi, 29) diyerek her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.


www.turkislambirligimujdesi.com

Demokrasi Allah’ın Emrettiği Ahlak Anlayışının Yaşanmasıyla Olur Görüldüğü gibi İslam’ın özünde düşünce, inanç ve ifade özgürlüğü vardır. Bazı insanlar demokrasinin insanlık tarihine Eski Yunan‘la birlikte girdiğini zannederler. Oysa insanlara demokrasiyi öğreten Allah’tır. Hz. Adem (a.s.)‘dan bu yana tüm peygamberler özgürlüğün, hür düşüncenin,

fikirlere saygının gerçek temsilcisidirler. Demokrasi denildiğinde insanların aklına gelen özgürlük, adalet, kimseye baskı yapılmaması, her insanın birinci sınıf vatandaş olması, insanlara saygı duyulması, güven duyulması, insanların fikrinden dolayı yargılanmaması gibi tüm kavramların

Diğer tüm peygamberler gibi Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliği süresince demokrasi anlayışına örnek teşkil eden birçok olay yaşanmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaşadığı coğrafyada çok çeşitli din, dil, ırk ve kabileden insan birarada yaşıyordu. Bu toplulukların birarada huzur ve güven içinde yaşamaları, aralarına nifak sokmaya çalışanların etkisiz bırakılmaları çok zordu. En küçük bir sözden veya tavırdan hemen bir grup diğerine karşı öfkelenip saldırabiliyordu. Ancak Peygamberimiz (sav)’in demokrasi anlayışı, adaletle hükmetmesi, Müslümanlar için olduğu kadar bu topluluklar için de bir huzur ve güvence kaynağı olmuştur. Asr-ı Saadet döneminde Arabistan Yarımadası’nda Hıristiyan, Musevi, putperest, ayırt etmeksizin herkese adil davranılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.) Allah’ın  “Dinde zorlama (ve baskı) yoktur...”  (Bakara Suresi, 256) ayetine uyarak, herkese hak din ahlakını anlatmış, ancak seçimlerini yapmak konusunda serbest bırakmıştır.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

51


İ

lmi mercek

özü din ahlakında mevcuttur. İnsanlar bunları tarih boyunca Allah’ın indirdiği Hak dinler vesilesiyle öğrenmişler ve en güzel örneklerine de Hak dinlerin yaşandığı dönemlerde şahit olmuşlardır.

GÜNCEL

İnsanlara düşüncelerinden dolayı zulmedildiği, farklı ideolojilere sahip olanların ezildiği, farklı din mensuplarının aşağılandığı, sanatın, bilimin, mimarinin öldüğü, insanların yaşama sevinçlerini yitirip adeta birer robota dönüştürüldükleri, kitap yakmaların, cinayetlerin, katliamların, soykırımların yaşandığı dönemlere baktığımızda ise ya dinsiz, ateist ideolojilerin ya da din ahlakını özünden kopararak radikal bir zihniyetle yanlış şekilde yorumlayanların etkisini görürüz. Yüce Allah’ın Hak dini, Allah’ın emrettiği şekliyle yaşandığında insanların özlemi içinde oldukları gerçek adalet, demokrasi, saygı ve sevgi yaşanır. Allah’ın izniyle pek yakında demokrasi, kardeşlik, sevgi, dostluk, barış tarihte eşi görülmemiş bir şekilde tüm dünyaya hakim olacak, insanlar imanın neşesini, sevincini, bereketini doya doya

yaşayacaklardır. Ayetlerin işaretlerinden, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinden ve büyük İslam alimlerinin sözlerinden açıkça görüldüğü üzere içinde yaşadığımız dönem ahir zamandır. Ahir zamanın çileli, sıkıntılı, zor günleri Hz. İsa (a.s.)‘ın ve Hz. Mehdi (a.s.)‘ın vesilesiyle bu yüzyılda son bulacak, dünya yepyeni aydınlık bir döneme girecektir. Allah’ın varlığını ve birliğini en güzel ve hikmetli şekilde anlatmak ve insanlara Kuran’daki ve Asr-ı Saadet dönemindeki İslam’ı tanıtmak ise yakın gelecekte kavuşacağımız aydınlık günler için çok önemli bir zemin hazırlamaktadır. Temennimiz Allah’ın bu yazıyı da söz konusu güzelliklere vesile kılması ve “insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini” gördüğümüz günlerin bir an önce gelmesidir. Allah’ın bu müjdesi Kuran’da şöyle haber verilmektedir:

“Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman, ve insanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi, 1-3)

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Sayın Adnan Oktar 1 Mart 2011 tarihli Kaçkar TV röportajında demokrasinin kökeninin Hak dinler olduğunu ve tam anlamıyla demokrasi, huzur ve güven ortamının Hz. Mehdi (a.s.)‘ın devrinde yaşanacağını şöyle anlatmıştır:

52

ADNAN OKTAR: Demokrasi ne zaman ortaya çıktı? Zamanı belli. Din ne zamandan beri var? Çok çok öncesinden var. Demokrit, demokrasiyi ortaya çıkartan zat. Bu nereden öğreniyor? Bir kaynağı var, bir kitap var okuyor. Demokrasinin kaynağı yine kutsal kitaplardır. Demokrasi ne demek?  İnsanların fikirlerinde özgür olması, yani kalben bir rahatlık, suhulet, ferahlık olması, insanların eziyet çekmemesi. Allahʼın bizden istediği budur. Özgür, sevinç

dolu bir ortam. Gerçek demokrasi budur. Gerçek demokrasiyi de Hz. Nuh (a.s.)ʼın Kitabʼı, Hz. İbrahim (a.s.)ʼın Kitabʼı, suhufları öğretmiştir dünyaya. Marx, sosyal adaleti Tevratʼtaki Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili detaylı açıklamalardan öğrenmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)ʼın sosyal adaletini, Kral Mesihʼin sosyal adalet anlayışını, dinsiz sosyal adalete çevirmek istemiştir. Karl Marx hem anneden, hem babadan hahamdır. Dolayısıyla Tevratʼtan öğrendiklerini ha-


www.adnanoktar-hikmetler.com

yata geçirmeye kalkmıştır, kendi kafası değildir. Demokrasiyi de kutsal kitaplardan öğrenmişlerdir. Allah bizim özgür olmamızı ister. Mesela ben demokratım, ama Kuranʼdan öğrendim ben demokrasiyi. Demokrasi anlaşılsın diye, başka kelime karşılığı yok da onun için söylüyorum. Şimdi sandalyenin karşılığı nedir? En fazla iskemle falan dersin, işte sandalye. O özgür düşüncenin adı demokrasi bilindiği için, Kuranʼda demokrasi olarak geçmiyor ama Kuran onu bize tarif ediyor. Bizim mutlu olmamız, sevgi dolu olmamız, kafamızın rahat olması, psikolojik olarak baskı altında olmamamız, Kuran bizden bunu istiyor. Bunun adı demokrasidir. Komünistler Rusyaʼda demokrasi getirdiler, nasıl demokrasiydi? Tam bir kepazelikti, tam bir acı sistemi ve şiddet, panik sistemiydi, dehşet sistemiydi. Komünistler demokrasiyi en şiddetli savunan adamlardı. Hep demokratik bilmem ne cumhuriyeti; nerenin demokrasisi? Sürünüyor halk. Çinʼde halka bir bakın, gözleri ayna gibi adamların, bitmiş. Öyle demokrasi olur mu? Demokrasinin ölçüsü insanların yüzüdür. İnsanların yüzünde bir neşe varsa, huzur varsa, sevinç alameti varsa, orada demokrasi vardır. İnsanların suratı asıksa, orada demokrasi yoktur. Konu budur, ölçüsü budur, ondan gerisi hikaye. Onun için mühim olan sevilen, seven, dostluğun, kardeşliğin olduğu, özgürlüğün olduğu, şiddetin, acının olmadığı bir ortamdır. Bunu sağlayan sistem işte İslamʼda var.

olmuyor, adam yerine dahi koymuyor. Yaşlı amcalar, yaşlı dedelerin hepsi huzur evinde yaşıyorlar. Muhatap dahi olmuyorlar onlarla. Demokrasi bunu getiriyor işte. Ve suratlarında en ufak bir neşe ifadesi yok, mutluluk ifadesi yok. Bazen televizyonu açıyorum, böyle neşelenmiş gibi yapıyorlar, parmaklarıyla çeşitli işaretler yaparak, elinde bir şişe var mesela onu gösteriyor, ışıklar yanıp sönüyor, kardeşim sen nihayetinde zehir gösteriyorsun, ne gösteriyorsun, neyine neşelensin adamlar? Sen parayı vermesen o genç kızlar orada o neşeyi gösterecekler mi sana? Hiçbirinde gerçek neşe olduğunu görmedim. Hiçbir yerde sevinç yok. Hepsi suni ve çok ürküntü verici ortamlar, kimin ne olduğu belli değil, bayağı tedirgin edici bir ortam. Adam orada nasıl mutlu olsun? Orada demokrasi olsa kaç yazar, ne olur yani? Demokrasinin insana hakikaten derin bir neşe getirmesi lazım, derin güven getirmesi lazım, kafa dinçliği olması lazım, gönlünün ferah olması lazım. Burada yok. Ne demek demokrasi o zaman? İslam işte benim dediğim pozitif unsurları, güzel unsurları getiriyor. Bu da Mehdiyetʼle gelir.

Mehdiyetʼe baksın, Mehdiyetʼin bütün detaylarına bakın, bize nefis bir hayat, nefis bir ideal, nefis bir ortam sunuyor. Buna demokrasi denir işte. Biz komünist modeli demokrasi istemiyoruz. Avrupa tipi demokraside de insanlar mutlu olmuyorlar. Avrupaʼda kimse kimseyle dost değil. Mesela oğlan çocuğu veya kız çocuğu 18 yaşına geliyor evden ayrılıyor. Babasını, atasını, kimseyi tanımıyor, muhatap dahi

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

53


(Belalar, dertler, hastalıklar insanları Allah’a yaklaştırır) Sayın Adnan Oktar’ın 19 Nisan 2011 A9 Tv ve Olay Tv’deki Canlı Sohbetinden ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Zuhruf Suresi, 28. ayet “Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah’a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldıbıraktı.”

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Ebcedi; 1999 tarihini veriyor. 29. ayet, “Hayır; Ben onları ve atalarını, kendilerine hak ve açıklayan bir elçi gelinceye kadar yararlandırdım-yaşattım.”

54

Bakın, “Ben onları ve atalarını, kendilerine hak ve açıklayan bir elçi gelinceye kadar yararlandırdım-yaşattım.” Ayetin ebcedi; 2015 tarihini veriyor bu ayet, 29. ayet. 30. ayetin ebcedi; o da 1990 tarihini veriyor. Çok acayip değil mi, bakın, 1999, 2015, 1990 3. ayette. 30. ayet; “Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: “Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız.” 1990’da demek ki Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı da tavır alacaklar, inşaAllah. “Ancak kendilerine hak gelince,

dediler ki: “Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız.” “Biz onu reddediyoruz” diyorlar. 1990 Mehdiyet’in en şiddetli mücadele zamanlarından birisi, inşaAllah. 33. ayet, “Eğer insanlar (Allah’a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı (Allah’ı) inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık.” diyor Allah. ‘Muazzam bolluk verirdim’ diyor Allah. ‘Ama Allah’a karşı isyanda birleşip tek bir ümmet olurlardı, büyük bir dinsizlik hakim olurdu’ diyor. ‘Onun için ekonomik kriz meydana getiriyorum, ekonomik refahta insanlar azıyorlar’ diyor Cenab-ı Allah. Bakın, devam ediyor ayet, “Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp-dayanacakları koltuklar, Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının metaıdır. Ahiret


www.Kurandaebcedtarihleri.com

ise, Rabbinin Katında muttakiler içindir.” ‘Benim için çok kolay, istesem hepinizi zengin kılardım’ diyor Allah. ‘Ama beni unuturdunuz, sapıtır ve azıtırdınız, o yüzden vermedim’ diyor. Ekonomik kriz, ekonomik zorluk insanları Allah’a yaklaştırıyor. Belalar, dertler, hastalıklar Allah’a yaklaştırıyor. Her Allah’a yaklaşmayan insana dikkat edin, bela ve hastalıkla karşılaştığında Allah’a yaklaşmıştır, bu herkes tarafından bilinir. “Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur.” ‘Üzerini bir şeytan kaplar, sürekli şeytanın etkisinde kalır, eğer Allah’ın zikrini yapmazsa, zikri yerine getirmezse’ diyor Allah. 37, “Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alı-

koyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.” Hidayette olduklarını sanıyorlar. Adam sarığı sarıyor, cübbeyi giyiyor, kendini hakikaten hidayette zannediyor, hakikaten mümin, muttaki zannediyor. Halbuki üzerini bir şeytan kaplamış, şeytanın esiri olmuş. Ne diyor bakın Allah; “Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar,” ‘Gerçekten hidayette ve gerçekten Müslüman olduklarını sanırlar’ diyor Allah, haberleri bile olmaz’ diyor. Mesela, adam İtthad-ı İslam’ı savunmuyor, Müslümanların birliğini savunmuyor, zulmün ortadan kalkmasını istemiyor, ne konumda olduğundan haberi bile yok.

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

55


İ

lmi mercek

BİTKİLER DÜNYASI

• Bitkilerin nesillerini devam ettirmek veya düşmanlarından korunmak için geliştirdikleri taklit yöntemleri nelerdir? • Görecek gözleri, düşünecek akılları olmayan bitkiler bu taklitleri nasıl gerçekleştirirler? • Bitkiler taklit yeteneğini nesilden nesile nasıl aktarmışlardır?

B

İlmi Mercek, Temmuz 2011

itkiler nesillerinin devamını gerçekleştirmek veya düşmanlarından korunmak için son derece ince taktikler kullanırlar. İnsanların bile uzun araştırmalar sonucunda elde edebildiği fiziksel ve kimyasal özellikleri son derece başarılı yöntemlerle elde eden bitkiler kendi nesillerinin devamını

56

da bu sistem üzerine kurmuşlardır. Kuşkusuz bitkiler için hayati önem taşıyan bu özellikler, alemlerin Yaratıcısı olan Yüce Allah’ın üstün yaratış delillerinden sadece bir tanesidir.

Kaya Taklidi Yaparak Kendilerini Koruyan Çöl Bitkileri: Çöl bitkileri, aşırı sıcakla ve susuzlukla başa çıkmak için iki yola başvururlar. Birincisi, sahip oldukları dayanıklı yapıyı kullanmak, ikincisi de uykuda kalmaktır. İlginç ve özel yapıları sayesinde kurak iklimlerden zarar görmeyen bu bitkilerde yaprak; hem gövde, hem fotosentez organı, hem bir


www.bitkilerevrimicurutuyor.imanisiteler.com besin ve su deposu hem de kalın yapısıyla bir savunma organıdır. Bazı depo görevi gören yapraklar ise etrafta bulunan kayaları taklit eden yapılarıyla birer kamuflaj uzmanıdırlar. Bu bitkinin, çöl ortamını çok iyi bilmesi, çevre koşullarından haberdar olması buna göre etraftaki bazı hayvanlardan kurtulmak ve aynı zamanda aşırı sıcaklara karşı koymak için belirli bir şekil ve savunma sistemi planlaması elbette çok büyük bir mucizedir. Bitki, adeta kayaların kendisi için en ideal model olduğuna karar verir. Kendini kayalara benzetirse göze batmayacağını ve taş gibi hacimli bir yapının depo görevini rahatça yerine getirebileceğini düşünür ve bütün kimyasal yapısını bu kararına göre değiştirir. Ancak ne bir akla, ne bir şuura, ne bir göze sahip olmayan bitkilerin, kendileri için böyle hayati önemi olan kararlar alamayacakları ve bu kararlarını uygulayamayacakları çok açıktır. Tüm canlıların tesadüfler sonucunda meydana geldiğini iddia eden evrimciler, kaya taklidi yapan çöl bitkilerinin de, bu özelliğe tesadüfen sahip olduklarını iddia ederler. Tesadüfen meydana gelen hangi olay, bir bitkiye kusursuz bir taklit yeteneği ve çöl sıcağında en çok ihtiyacı olan su de-

posunu kazandırabilir? Bu sorunun cevabı çok açıktır. Çöl bitkilerine taklit yeteneğini ve zor şartlarda yaşama özelliklerini veren âlemlerin Yaratıcısı olan Yüce Allah’tır.

Yaban Arısı Taklidi Yaparak Neslini Devam Ettiren Orkideler Yaban arıları diğer arıların aksine toprakta yaşarlar ve sadece erkekleri uçabilir. Bu yüzden neslini devam ettirmek isteyen dişilerin bitkilerin yüksek gövdelerine tırmanmaları gerekir. Ancak bundan sonra “bir koku” yayar ve erkeğin onu bulmasını beklerler. Erkek yaban arılarının özelliği ise dişilerden iki hafta önce yumurtadan çıkmalarıdır. Bu, Güney Avustralya’da yaşayan Çekiç orkidesi için bir avantajdır. Çünkü bu orkidenin özelliği yaban arısının dişisine benzemesidir. Erkek yaban arıları ortada gözükmeye başlayınca orkide de bu

Çekiç Orkidesi

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

57


İ

lmi mercek

fırsattan yararlanarak çiçeklerini açar ve dişi yaban arısınınkine çok BİTKİLER DÜNYASI benzeyen bir koku yaymaya başlar. Erkek yaban arısı çiçeği dişi yaban arısı zanneder ve çiçeğin içine düşer. Çiçeğin içinden çıkmaya çalışırken polen keseleri arının vücudunun çeşitli kısımlarına yapışır. Polenleri taşıyan yaban arısının diğer çiçeklere gitmesiyle de çiçek döllenmiş olur.

Canlı kendisini başka bir canlıya benzetecek iradeye, güce ve tekniğe nasıl sahip olabilir? Bilinçsiz bir bitkinin böyle bir gücü olabileceğini düşünmek ne kadar akılcıdır?

Şuursuz bir bitki bir böceğin şeklini, özelliklerini ve hatta cinsiyetini nereden bilebilir?

• Bu soruların hepsine arka arkaya “tesadüf” diye cevap veren bir evrimcilerin inanılırlığı, güvenilirliği ne olabilir?

• Orkidenin erkek yaban arısını bir şekilde tanıdığını ve bildiğini varsayalım.

Bu orkideyi yaratan güç onu da, dişi ve erkek yaban arısını da çok iyi bilmekte ve birbirlerine uygun olarak yaratmaktadır. Bu güç, tüm evrenin ve tüm canlıların yaratıcısı olan Allah’tır.

• Bu benzediği böceğin karşı cinsini cezbedecek kokuyu nasıl bilebilir? Bir şekilde bilse bile, bunu kendinde nasıl üretebilir? • Dişi yaban arısına benzeyen şeklin biçimini ve pozisyonunu kendisi mi belirlemiştir?

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Türünü Devam Ettirmek İçin Ölü Kokusu Yayan Orkideler

58

Saldırıya uğradıklarında bulundukları ortamdan uzaklaşmalarını sağlayacak ayakları veya savaşacak herhangi bir organı olmayan bitkiler düşmanlarına karşı sadece salgılarla karşılık vermezler, bunun yanı sıra pek çok savunma mekanizması ile birlikte yaratılmışlardır.

Güney Afrika’da bulunan Satyrium pumilum türü orkide, polenlerini taşıyacak sinekleri kendine çekebilmek için ölü hayvan kokusunu taklit eder. Bu şekilde çoğalır ve türünün devamını sağlar. Orkidenin çiçekleri, Yüce Allah’ın yaratma sanatının incelikleriyle doludur. Bu çiçekler çevrelerindeki sinekleri çekip tozlaşmayı başlatmak için ölü kokusu yayarlar. Ancak tek yetenekleri kokularıyla sinekleri çekmekle sınırlı değildir. Bunu yaparken ideal boyutlarda sinekleri tam doğru pozisyonda yapraklarında içeriye doğru çekmeleri gerekir. Leş kokusuyla sinekleri kandırmayı başarırlar. Ancak çiçeğin içine girdikleri zaman dahi farklı kokular salarak sineğin tam poleni almak için en uygun noktaya gelmesini sağlarlar. Taklit


www.bitkidunyasi.net yetenekleri o kadar gelişmiştir ki bir dişi sineğin leş zannettiği çiçeğe larvalarını bıraktığı bile olur. Her aşamasında ince bir plan, hesap olan bu çoğalma yöntemi, elbette ki bilinçsiz bir bitki tarafından geliştirilemez. Her parçası tam bir uyum içinde çalışmadığı sürece bitkinin çoğalması da mümkün değildir. Yani bu bitki evrim teorisinin iddia ettiği gibi zaman içinde, yavaş yavaş gelişerek bu sistemi kazanmış olamaz. Bitkinin ilk oluştuğu anda tüm bu mekanizmanın tam teşekküllü biçimde bulunmaması orkidenin kesin ölümüyle sonuçlanacak ve türün devamı da söz konusu olmayacaktı. Başından sonuna kadar büyük bir düzen ve intizam içinde çalışan bu mekanizma, Allah’ın yaratışının ve canlılar üzerindeki hakimiyetinin açık bir göstergesidir. Evrimcilerin bu “tesadüf eseri gelişmeler” olarak tanımladığı detaylar mevcut sistemi bozar, çalışmaz hale getirir ve yok eder. Bir bitkinin “tesadüf eseri” sinekleri çekecek bir kokuyu salgılayabilmesi ve tozlaşmanın

olacağı noktaya kadar sineği çekmesi elbette mümkün değildir.

Savunma Amacıyla Hasta Taklidi Yapan Bitki Ekvador’un yağmur ormanlarında döşemeci güveler olarak bilinen bitki zararlılarının, yapraklarını yememesi için hasta numarası yapan bitkiler vardır. Bu bitkiler hasta taklidini yapraklarına alacalık vererek gerçekleştirirler. Çünkü döşemeci güveler larvalarını yapraklara yayarlar ve kurtçuklar larvadan çıktıklarında arkalarında verdikleri zarara istinaden beyaz bir iz bırakarak bitkinin yapraklarını yemeye başlarlar. Alacalı desenlerle larvaların bıraktıkları bu izlerdeki benzerliği taklit eden bitkiler, bu şekilde döşemeci güveleri yumurtalarını yaymaktan vazgeçtirirler.

Satyrium pumilum

www.ilmimercek.net

Temmuz 2011, İlmi Mercek

Alacalı bitkilerin yapraklarının yüzeyinde, çeşitli nedenlerden kaynaklanabilen farklı renklerde desenler gözlenir. Bunlardan en sık rastlanılanı, yapraktaki hücrelerin klorofillerini ve dolayısıyla fotosentez kabiliyetlerini (klorofil; bitki hücrelerinde fotosentezin

59


İ

lmi mercek

BİTKİLER DÜNYASI

yer aldığı kloroplast hücrelerinde, bulunan renk pigmentidir. Işıktan fotosentez için gereken enerjinin elde edilmesini sağlar ve yapraklara yeşil rengini verir) kaybetmesiyle oluşan beyazlıklardır. Teorik olarak, yapraklarında alacalılık bulunduran bitkiler, besin üretimi için gerekli olan, fotosentez yapma yetenekleri sınırlanmış olduğundan dezavantajlı gibi görünürler. İşte bu bitkiler, bitkilerin sahip olduğu tüm bu özellikleri bilmekte, yapraklarında beyaz lekeler oluşturmakta ve kendilerini zararlılardan korumaktadır. Bu bitkinin ne kendi varlığından, ne de gerçekleştirdiği bu mucizevi işlemlerden haberi bile yoktur. Çünkü o, sahip olduğu her özelliği planlayan, kainattaki herşey gibi kendisini de yaratmış olan ve her an yaratmaya devam eden Allah’ın kontrolündedir. Yüce Allah Kuran’ da şu şekilde bildirmektedir:

Kelebeklerden Kendini Koruyan Asma Bitkisi Orta ve Güney Amerika’da yetişen bir asma bitkisi siyah ve yeşil tırtıllar ve kırmızı kelebekler için çok ideal ve çekici bir yiyecek türüdür. Öyle ki bu böcekler, yavrularının yumurtadan çıkar çıkmaz bu lezzetli yiyecekle beslenebilmeleri için, yumurtalarını asma bitkisinin yaprakları üzerine bırakırlar. Yalnız burada çok önemli bir nokta vardır. Bu kelebekler yumurtalarını bırakmadan önce asmanın yapraklarını iyice kontrol ederler. Eğer bir başka hayvan yumurtalarını yerleştirmişse, aynı bitkinin yapraklarından birden fazla ailenin bireylerinin beslenmesi zor olacağından, orayı tercih etmez ve boş olan başka yaprakları ararlar.

Asma

İlmi Mercek, Temmuz 2011

“Bitki ve ağaç (O’na) secde etmektedir.” (Rahman Suresi, 6)

60

Böceklerin tercihinin bu yönde olması bitki için oldukça büyük bir avantajdır. Çünkü asma bitkisi saldırıdan korunmak için böceklerin bu seçiciliğinden faydalanır. Asma bitkisinin bazı cinsleri, yapraklarının üst kısımlarında, yeşil yumrucuklar oluştururlar. Bazı türleri ise, yaprağın altında bulunan, dal ile birleşme yeri üzerinde, kelebeklerin yumurtalarına


www.harunyahya.org benzer renkte lekecikler meydana getirirler. Bunu gören tırtıl ve kelebekler, başka böceklerin kendilerinden evvel bu yaprakların üzerine yumurtladıklarını zannederler ve bitkiye yumurtlamaktan vazgeçerek, kendilerine yeni yapraklar aramaya başlarlar. Yeryüzündeki tüm canlılarda olduğu gibi, bitkilere savunmaları için gerekli bilgileri öğreten, hiç kuşkusuz ki her şeyi eksiksiz yaratan, her türlü yaratmadan haberdar olan Yüce Allah’tır. Allah bu gerçeğe bir ayette dikkat çekmiştir:

“İşte Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka ilah yoktur. Her şeyin Yaratıcısı’dır, öyleyse O’na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir.” (Enam Suresi, 102)

Bitkilere Taklit Yeteneğini İlham Eden Yüce Allah’tır Bitkiler, soylarını devam ettirebilmeleri veya kendilerini koruyabilmeleri için çeşitli yöntemlere sahip olarak yaratılmışlardır. Bir bitki herhangi bir akıl, hafıza ve teşhis kabiliyetine sahip değildir. Kendisinden tamamen farklı bir canlının, bir böceğin özelliklerini, tercihlerini, yumurtalarının şeklini bilmesine kesinlikle imkan yoktur. Ama bitkiler böceklerin hangi şartlarda kendile-

rine yaklaşacağını veya uzaklaşacağını bilmekte, kendi yapraklarında veya çiçeklerinde böceklerin şeklini sevdiği kokuyu üretmekte veya hasta görünümü vererek ya da böcekleri uzaklaştıracak çeşitli desenler oluşturarak kendilerini savunmaktadırlar. Taklit, zeka gerektiren bir yetenektir. Bu nedenle bitki bir zekaya sahip olmalı, şekli, görüntüyü ve kokuyu idrak etmeli ve hafızasına bunu yerleştirmelidir. Daha sonra bu özelliklerini, bazı sanatsal kabiliyetleri ile birleştirip, kendi bünyesinde çeşitli değişiklikler oluşturup böyle bir taktik geliştirmelidir. Elbette ki bu saydıklarımızın bir bitki tarafından gerçekleştirilmiş olması, ya da çeşitli tesadüfler sonucunda ortaya çıkması mümkün olan şeyler değildir. Gerçek şu ki, bitkiler bu özelliklere sahip olarak yaratılmışlardır. Bu, onlara Allah’ın bahşettiği özel olarak verilmiş bir savunma sistemidir. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar planlayan Allah yeryüzündeki tüm bitkilerin bulundukları ortamda gereken her türlü ihtiyaçlarını yaratmıştır. Allah her şeyin hakimidir. Tüm evrende olan biten her şeyden haberdardır. Yüce Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirmektedir:

“Gökten yere her işi O evirip düzene koyar...” (Secde Suresi, 5)

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

61


Türkiye Ortadoğu'yu Birleştiriyor

İlmi Mercek, Temmuz 2011

ABD'nin tanınan gazetelerinden New York Times (NYT), Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleriyle vizeleri kaldırarak ''Ortadoğu Ticaret Bölgesi''nin oluşumunu teşvik ederek ve popüler kültürünü bölgeye ihraç ederek bölgeyi yeniden bütünleştirmeye çalıştığı'' yorumunu yaptı.

62

New York Times'ın, ''Türkiye, Araplar'ı Birleştirmeye Yardımcı Olabilir mi?'' başlıklı yorum yazısında, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun görüşlerine de yer verildi. Davutoğlu'nun Türkiye'nin bölgedeki vizyonuyla ilgili olarak tarihin normalleşmesinden söz ettiğini yazan haberde Davutoğlu'nun, ''Türkiye'nin hiçbir sınırı doğal değil, neredeyse tümü suni. Elbette bu sınırlara ulus-devletlerin sınırları olarak saygı duymalıyız ama aynı zamanda da doğal devamlılıklar olduğunu anlamalıyız. Bu yüzyıllardır bu şekilde olmuştur'' dediğini kaydetti. Gazete, Davutoğlu'nun bölgeye yönelik vizyonunu ''bölgedeki tarihi ve doğal çevrenin yeniden yaratılması'' olarak tanımladığını da belirtti.

Türk milliyetçiliğinin Türkiye'nin bölgede rol oynamayı hak ettiği anlayışını taşıdığını da yazan gazete, Türklerin bunu emperyalizm olarak değil, bölgeyle barışçıl bir ortaklık olarak gördüklerini belirttiklerini de bildirdi. Haberde ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ekibinden akademisyen Yusuf Yerkel’in ''Yaklaşık 100 yıldır suni sınırlar, suni kültürel ve dini sınırlarla birbirimizden ayrıydık, şimdi Ürdün'e, Suriye'ye ve Lübnan'a vizeleri kaldırarak ulusal sınırları kaldırıyoruz. Türkiye 20. yüzyıldan beri uygulamada olan Ortadoğu'da geleneksel politika anlayışına meydan okuyor'' şeklindeki görüşüne de yer verildi. haber.mynet.com


www.Turk-İslamkulturu.com

İtalya da Türkiye’ye Vizeyi Kaldırmak İstiyor Bölgeye Açılan Kapı Schengen uygulamasının bir parçası olan İtalya, Türkiye ile vizeleri kaldırmak için Avrupa Komisyonu'na başvuruda bulundu. İtalya Ankara Büyükelçisi Gianpaolo Scarante, "Aralıkta başvuru yaptık, etki analizleri yapılıyor. AB'nin karmaşık bürokrasisinde yol almaya çalışıyoruz" dedi. Geçtiğimiz yıl Türkiye'den vize isteyen kişilerin yüzde 99'una olumlu yanıt verdiklerini söyleyen Scarante, "Bugün Türkiye dinamik ekonomisi ile AB için itici güç olabilecek bir ülke, vizeler kalkarsa göçmenlik konusunda da bir problem yaşanacağına inanmıyorum" dedi.

Türkiye'nin komşularıyla vizeleri kaldırma politikasının İtalyan şirketleri için farklı bir açılımı da beraberinde getirdiğini kaydeden Scarante, "Eskiden Türkiye'yi 80 milyonluk bir pazar olarak görüyorlardı. Yeni açılımla, 1 milyar insana ulaşma imkânı olduğunu gördüler. Türkiye bölgeye açılan bir kapı konumunda" dedi. Öte yandan Türkiye'nin AB sürecini desteklediklerini anlatan Scarante, "Eskiden Türkiye için iyi olacağını düşünüyorduk. Şimdi ise hala AB'ye girişinizi destekliyoruz ama sebebimiz değişti: AB için daha iyi olacak. Mesela şundan çok eminiz ki eğer Türkiye AB'de olsaydı, AB karşı karşıya kaldığı ekonomik krizle çok daha iyi başa çıkabilirdi" dedi. www.sabah.com.tr

Temmuz 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

63


Gürcistan'la Pasaportsuz Geçiş Başlıyor Türkler ve Gürcüler artık Sarp Sınır Kapısı'ndan sadece kimlik göstererek geçebilecek. Komşuları başta olmak üzere 56 ülkeyle vizeleri kaldıran Türkiye şimdi de pasaportları kaldırıyor. Bu kapsamda ilk adım Güney Kafkasya'da atılıyor ve Gürcistan'la pasaportsuz geçiş başlıyor.

İlmi Mercek, Temmuz 2011

Türkiye'den Gürcistan'a, Gürcistan'dan Türkiye'ye gidiş gelişler pasaport yerine artık sadece nüfus cüzdanıyla yapılacak.

64

Gürcistan’ın Sarpi Sınır Kapısı'nda modernizasyonun tamamlanması sonrasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikheil Saakaşvili, Başbakan Nika Gilauri ve iki ülke bakanları bugün bir araya geliyor. Sarp Gümrük İdaresi'nin açılmasıyla iki ülke arasındaki pasaportsuz geçişler resmen başlayacak.

Artvin-Hopa’ya bağlı Kemalpaşa beldesinde bulunan Sarp Sınır Kapısı'nın karşısında Gürcistan tarafında bulunan Sarpi’de modernizasyonun bitmesiyle birlikte beş kilometreye varan TIR kuyruklarına da son verilmesi planlanıyor.

www.stargazete.com


İlmi Mercek Temmuz 2011 Sayısı