Page 1


LM MERCEK - Nisan 2011-

Yayın Türü: Yaygın / Araştırma Yayıncılık adına imtiyaz sahibi: Bedri Edis Yılmaz, Adres: Kayışdağı Mah. Değirmen Sok. No: 3 Ataşehir - stanbul Sorumlu Yazı şleri Müdürü: Fatih Hikmet Müftüoğlu, Adres: Kayışdağı Mah. Değirmen Sok. No: 3 Ataşehir - stanbul Yönetim Adresi: Araştırma Yayıncılık, Kayışdağı Mah. Değirmen Sok. No: 3 Ataşehir - stanbul Tel: 0 216 660 00 59 Fax: 0 216 660 16 85 Abonelik Tel: 0216 4444441 Matbaa: Seçil Ofset, 100 Yıl Mahallesi MAS-ST Matbaacılar Sitesi, 4. Cadde No: 77 Bağcılarstanbul Tel: (0 212) 629 06 15 Baskı Yeri ve Tarihi: stanbul, 27.03.2011

içindekiler İslam Dünyası’nda Geçen Ay

İLMİ MERCEK

-Nisan 2011- SAYI: 82

KAPAK KONUSU

17

Türk İslam Birliği Yolunda 24 Ebcedlerde Ahir Zaman Nur Suresi

34

Ne Demişti? Ne Oldu?

42

Kuran’ın Bazı Sırları İnşirah Suresi

Fosiller Evrimi Yalanlıyor

50

2 YARATILIŞ DELLLER

Kuşların Keskin Görüşe Sahip Göz Yapıları

18

57 HAYVANLAR ALEM

Bu Ay Neler Var?

58

Tehlikeli Canlılar Bazı Küçük Canlılara Neden Zarar Vermezler? NCELEME

MAN HAKKATLER

Sıcak Su Kaynakları: Gayzerler

Alyuvarların Üretimini Denetleyen Hormon: Eritropoietin 44

36

MAN HAKKATLER

İslam Alimleri Sultan Baba

62

28

Şeffaf Görünen Böcek Kanatlarındaki Kusursuz Desen ve Simetri 52


İ

lmi mercek

İlmi Mercek, Nisan 2011

KAPAK KONUSU

2

Ahir zamanın kutlu şahsı Hz. Mehdi (a.s.)’ın çeşitli hurafeler, batıl inanç ve uygulamalara sahip olan yobaz çevrelerle de zorlu bir mücadelesinin olacağı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşılmaktadır. Hz. Mehdi (a.s.) yobaz çevrelerin tüm tepkilerine rağmen sevgi ve şefkat anlayışıyla insanların hidayetine vesile olacak, aslından uzaklaştırılmış olan dini özüne döndürecek,


www.Mehdiyet.net

Hz. İsa (a.s.) ile buluşacak, Allah’ın izniyle hak din olan İslam ahlakını yeryüzüne yerleşik kılacaktır. Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerdeki röportajlarında Hz. Mehdi (a.s.)’ın yobazlara karşı vereceği zorlu mücadeleyi anlatmış ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın iman gücü ve derin sevgisinin tüm dünyayı saracağını belirtmiştir.  Bazı yobaz çevreler sevgisiz yaklaşımları ile İslam dinine nasıl

zarar verirler?  Bu kişiler Hz. Mehdi (a.s.)’a neden tepki göstermektedirler?  Hz. Mehdi (a.s.) insanlara nasıl yaklaşacak ve onların

hidayetine nasıl vesile olacaktır?

www.ilmimercek.net

din ahlakına kendilerince ekledikleri bidatlar ve çarpık din anlayışları ile adeta okun yaydan çıkması gibi, İslam dininden uzak olacaklardır. Bu yanlış anlayışlarıyla Kuran’a ve samimi Müslümanlara karşı mücadele eden bir tavır içinde de olacaklardır. Kuran ahlakına uymayan sevgisizlikleri ve bidatlarla dolu din anlayışları Hz. Mehdi (a.s.)’a hased etmeleri, Ehli Kitab’a karşı Kuran’a uymayan nefret politikası izlemeleri ve deccalle iş birliği yapmaları ile bu kişiler çok net olarak tanınacaktır.

Nisan 2011, İlmi Mercek

“DOĞUDAN BAŞLARI TIRAŞLI KAVİMLER ÇIKACAK; DİLLERİ İLE KUR’ÂN OKUYACAKLAR (FAKAT) BOĞAZLARINDAN AŞAĞI GEÇMEYECEK. ONLAR DİNDEN YAYDAN OKUN ÇIKTIĞI GİBİ ÇIKACAKLAR.” (Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294) hadis-i şerifinde Peygamberimiz (s.a.v.), ahir zamanda Kuran’ı çok iyi bilen, saçları tıraş edilmiş, başları sarıklı bazı kişilerin ortaya çıkacağını haber vermiştir. Ancak bu kişiler yaptıkları izahlarla din ahlakını savunuyor görünseler de konuşmaları, açıklamaları,

3


İ

lmi mercek

KAPAK KONUSU

İlmi Mercek, Nisan 2011

Ehli Beyt’e Haset Eden Yobazlar Gibi Bu Devrin Yobazları da Hz. Mehdi (a.s.)’a Karşı Olacaklardır

4

“Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettiği (istediği) zaman; bid’at ehl-i ile ameli adet edinen, hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan şeyleri, dinin emri olduğunu zanneden bazı insanlar) hayretle şöyle diyecektir:  BU KİMSE (YANİ MEHDİ) DİNİMİZİ KALDIRMAK VE ŞERİATIMIZI İZALE (MAHVETMEK) İSTİYOR.” (Mektubat-i Rabbani, 1/535) hadis-i şerifinde belirtildiği gibi yobazlar Hz. Mehdi (a.s.)’a haset edecek ve bu hasetlerini Hz. Mehdi (a.s.)’a iftira atarak gündeme getireceklerdir. Bu iftiralarının

başında, Hz. Mehdi (a.s.)’ın dinlerini ortadan kaldıracağı iddiası olacaktır. Oysa Hz. Mehdi (a.s.) onların batıl dinlerine, bidatlarına göre değil Kuran’a ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine göre davranacaktır. Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerde konuyla ilgili şu açıklamaları yapmıştır:

Sayın Adnan Oktar, 19 Aralık 2010 tarihli TV Kayseri röportajında yobazların bu iftira dolu iddialarını şöyle deşifre etmiştir:



ADNAN OKTAR: Hz. Hasan (r.a)’ı, Hz. Hüseyin (r.a)’ı, Hz. Ali (r.a)’ı suçladıkları suç ne biliyor musun? Sünnete uymamak. Hz. Ömer’(r.a)’ın da Ehl-i Sünnet düşmanı olduğuna inanıyorlar. Yani sünnete karşı olduğuna inanıyorlardı, o devrin yobazları. Bu devrin yobazları da aynı kafayla Hz. Mehdi (as)’a karşı olacaklar işte. Çok haset ediyorlardı Hz. Hasan (r.a)’a, Hüseyin


www.gecesohbetleri.com

(r.a)’a, Hz. Ali (r.a)’a, Hz. Ömer (r.a)’a. Hz. Osman (r.a.); mübarek, “çift nurlu” diyordu Peygamberimiz (s.a.v) ona, Zinnureyn, iki nurlu. Azılı yobazlar, onu da öyle yine sünnete uymamak iddiasıyla şehit ettiler. Böyle alçak bunlar, böyle yobaz. Şimdi de asrımızda yine Alevi, Vehhabi düşmanlığı, Şii düşmanlığı yaparak, Müslümanları bölümlere ayırarak, Ehl-i Sünnet, Hanefi, hatta kendi tarikatından olmasına rağmen öldüresiye bir nefret duyan alçak yobazlar var.

Yobazlar Ehl-i Kitab’a Karşı Kuran Ahlakına Uymayan Bir Nefret Politikası İzleyeceklerdir

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

“Süveyd bin  Gafele (r.a.)’dan  aktarılan AHİR ZAMANDA TÜREMELER ÇIKACAK: BEYİNLERİ ÇALIŞMAYACAK. KONUŞURKEN ÇOK GÜZEL KONUŞACAKLAR. KURAN OKUYACAKLAR, FAKAT İMANLARI GIRTLAKLARINDAN AŞAĞIYA GEÇMEYECEK...” (Buhari, Sahih 3611, 5057, 6930, Müslim, 1066,

EBU Davud 4767, Ahmed  bin  Hanbel, Müsned 1, 81, 113, 131, 289; Tayalisi, el-Müsned, nr. 1984.) hadis-i şerifinde Peygamberimiz (s.a.v.) ahir zamandaki cahil sözde alimlerin akıllarının zayıf olacağına, konuşurken uzun konuşmalar yapacaklarına, saatlerce açıklamalarda bulunacaklarına ama anlattıklarını hayatlarına ve ahlaklarına yansıtamayacaklarına dikkat çekmiştir. Anlattıklarıyla yaşadıkları arasında uyum olmayacak, mesela Kuran ayetleriyle müminlerin fedakarlığını anlatacaklar, ama kendi rahatlarına çok düşkün   olacaklar veya sevgi ve şefkatten yoksun olacaklardır. Bu nedenle gerek farklı mezheplere mensup Müslümanlara gerekse Ehl-i Kitab’a karşı kin dolu bir nefret duyacaklardır. Allah yolunda hizmet etmenin önemini anlatacaklar, ama aileleriyle, işleriyle meşgul oldukları için ilmen mücadele içine girmeyecekler, Ehl-i Kitab’a Allah’ın birliğini anlatmaktan şiddetle kaçınacaklardır. Peygamberimiz (s.a.v.) “İmanları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek” derken bunu kast etmekte, bu kimselerin samimi bir tavır içinde olmayacaklarını haber vermektedir.

5


İ

lmi mercek

KAPAK KONUSU

Sayın Adnan Oktar 21 Ocak 2011 tarihli Kocaeli TV röportajında Ehl-i Kitab’a İslam dininin sevgi ve şefkatle anlatılmasının önemine şöyle dikkat çekmiştir:

İlmi Mercek, Nisan 2011



6

ADNAN OKTAR: Ahir zamanda bir dejenerasyon olacağını zaten Peygamberimiz (s.a.v.) söylemiş. Dejenerasyon olmadan zaten Hz. Mehdi (a.s.) çıkmıyor. Bu var. Fakat Hristiyanların “Allah” diyor olmasını zaten Kuran istiyor. Allah; “‘Allah birdir’ dedirtin onlara” diyor, “söyleyin” diyor. Hristiyanlardan Müslümanların ilk talep edeceği şey Allah’ın birliğidir ve Allah’tan bahsetmeleridir, “Allah” demeleridir. Onu diyorlarsa çok güzel, işte Kuran’ın emri yerine gelmiş. Birinci aşama tamam. Allah’a karşı kalplerinde bir sevgi oluşturulmuş. Allah’a karşı dost hale getirilmişler. Yani onlar kendilerini Allah’a dost biliyorlar. Şimdi Allah’ın onları dost bilmesi için “Muhammeden Resulullah” demeleri lazım inşaAllah. O aşamadayız inşaAllah. Şimdi “la ilahe illAllah”ı önce dedirteceğiz, sonra “Muhammeden Resulullah” dedirteceğiz inşaAllah. Ehl-i Kitab’a karşı bizim şefkatli yaklaşmamız gerektiğini Kuran bize açıkça ifade ediyor.

Bazı yobaz güruhu kendi kafalarına göre Kuran’ın dışında doğrudan bir nefret politikası izliyorlar. Böyle bir faaliyet, böyle bir çalışma Kuran’ın hükümlerine ters olur. Çünkü Kuran’da Allah; “en güzel tarzın dışında onlarla tartışmayın” diyor, Kuran ayeti var (Ankebut Suresi, 46). Vahşiyane tavırlar, hakaret etmeler, saldırmalar yasak; Kuran bunu yasaklamış. Cinayetler, şunlar bunlar; bunlar yobaz güruhunun oyunlarıdır. Bu oyunlara Müslüman gelmeyecek. Allah’ın emrini yerine getirecekler. Allah’ın bu emri çok açıktır. Onlara karşı şefkatli olup, en güzel tarzın dışında onlarla tartışmayacağız ve “gelin, ortak bir kelimeye gelin” diyeceğiz, “Allah birdir” diyeceğiz. Kuran ayeti bu. Bazı yobaz güruhu buna karşı. “Böyle değil” diyor. “Direkt asıp kesmemiz gerekiyor” diyor, “direkt nefret etmemiz lazım” diyor. Biz Kuran’a göre hareket ederiz, yobazlara göre hareket etmeyiz.


www.kutubisittedemehdiveisa.com

Yobazlar İslam’a Karşı Deccalin Ordusunu Oluşturacaklardır “Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.): “ÜMMETİMDEN BAŞI SARIKLI YETMİŞ BİN ALİM KİŞİ, DECCALE TABİ OLACAKLAR.” (İmam Ahmed Bin Hanbel, Müsned, sf. 796) hadisinde, deccale tabi olacak kişileri belirtirken, özellikle Müslüman ümmetinin içinden çıkacak olan ve kendini alim olarak gösteren kişilerden bahsetmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.), bu hadisiyle, deccal taraftarı olarak tüm Allah dostlarına karşı faaliyet yapacak olan, din ahlakına en çok zarar veren başlıca grubun, kendini Müslüman olarak gösteren yobazlar olduğuna dikkat çekmektedir.

Hz. Mehdi (a.s.) yobazların tüm direnmelerine ve karşı çıkmalarına rağmen İslam ahlakını barış ve sevgiyle yeryüzüne hakim edecektir. Hz. Mehdi (a.s.), hoşgörü, sabır, merhamet ve sevgiyle insanları sürekli olarak Allah’a bir ve tek olarak iman etmeye davet edecek, onları Kuran ahlakını ve sünneti yaşamaya çağıracaktır. İslam ahlakının dünyaya hakimiyetinin barış içinde olacağı hadislerde şu şekilde haber verilmektedir:

Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

www.ilmimercek.net

ADNAN OKTAR: “Taylesanlı yetmiş bin alim Hz. Mehdi’ye karşı deccale destek verecektir.” “Resullullah (s.a.v.) buyurdu; Deccal İsfahan Yahudilerinden çıkacaktır. Onunla beraber başlarında sarıklı yetmiş bin Yahudi vardır.” (Müsned 3. cilt, 224). “Yine Enes (r.a)’dan rivayet edildiğine göre, Resullulah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘İsfahan Yahudilerinden taylesanlı yetmiş bin kişi deccalin ardından gider.’” (Müslim Fiten 124). “Resullulah (s.a.v.) ümmetimden başları sarıklı yetmiş bin kişi deccale tabi olacaktır.” Bak “Resullulah (s.a.v.) ümmetimden başları sarıklı yetmiş bin kişi deccale tabi olacaktır.” Abdurrezzak Musannef’inde, 11. Cildin, 393. sayfasında. Suyuti, “yuvarlak taylesan” yani sarkıtmadan sarığın sarılması böyle şapka gibi sarığın sarılması. Taylesan sarık demektir. Yani sarıkta herhangi bir sarkma olmaksızın şapka tarzında sarığın sarılması “Yahudi kıyafeti olsa bile

Nisan 2011, İlmi Mercek

“(Hz. Mehdi (a.s.)’ın) Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır.” (El Kavlu’l

Sayın Adnan Oktar 21 Aralık 2009 tarihli Adıyaman Asu, Kral Karadeniz ve Ekin TV röportajında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu hadis-i şerifini şöyle açıklamıştır: 

7


İ

lmi mercek

İlmi Mercek, Nisan 2011

KAPAK KONUSU

8

Resul-u Ekrem (s.a.v.)’in daha farklı tipte taylesan giydiğini ileri sürmektedir.” Resulululah (s.a.v.) de iki omuzunun arkasından sarkıtıyor. Bazı rivayetlerde “önden” diyor ama doğru olan arkadan sarkıtılmasıdır. “Görünüşünü ispat etmek için de işte El Ehadülfisan Fi fazl-ı Taylesan adlı risalede yazmıştır” diyor. Ayrıca risale yazmış bu konuda. Ama burada Abdurrezzak Musannef’inde açık açık geçiyor, bak; “Resullulah (s.a.v.) ümmetimden başları sarıklı yetmiş bin kişi deccale tabi olacaktır.” Musevilerden de deccale tabi olanlar olacaktır, Hristiyanlardan da tabi olacak olanlar vardır. Ama Musevilerden de Hz. Mehdi (a.s.)’a tabi olanlar çok büyük bir yekündür. Hristiyanlardan milyonlarca Hristiyan Mehdi (a.s.)’a tabi olacaktır. Yüz milyonlarca Müslüman da yine Hz. Mehdi (a.s.)’a tabi olacaktır. Hatta Kuran’da o Musevilere de işaret edilir. Yani Hz. Mehdi

(a.s.)’a tabi olacak Musevilere Beni İsrail’den, Beni İsrail kavminden bir topluluk diyor: “Adaletle iş görürler” diyor; Allah, ayette. Bir topluluk, “adaletle iş gören bir topluluk vardır”, diyor; Allah. İşte bu gizli topluluk, gizli Müslüman Museviler bunlar. Yani Kuran’a tabi olmuş Museviler, inşaAllah. “Adaletle iş görürler” diyor. Her devirde olacağına Kuran işaret etmiş oluyor, inşaAllah.

Yobazlık Dünyayı Cehennem Gibi Yapacak Bir Zihniyete Sahiptir “İLİM, ALİMLERİN KALDIRILMASI (Vefat etmeleri, Allah’ın Katına alınmaları) İLE ORTADAN KALKAR. ORTALIKTA HİÇBİR ALİM  KALMAZ. NİHAYET İNSANLAR CAHİLLERİ REHBER VE ÖNDER EDİNİRLER; MESELELERİNİ ONLARA SORARLAR. ONLAR İLME DAYANMADAN HALKA FETVA VERİR;


www.Adnanoktar-hikmetler.com

İmam Rabbani Hazretleri ise “DÜNYALIK PEŞİNDE OLAN DİN ADAMLARININ SÖZLERİNİ DİNLEMEK, KİTAPLARINI OKUMAK ZEHİR YEMEK GİBİ ZARARLIDIR. KÖTÜ DİN ADAM-

www.ilmimercek.net

LARININ ZARARLARI BULAŞICIDIR. CEMİYETLERİ BOZAR, MİLLETLERİ PARÇALAR.” Tarihte İslam devletlerinin başlarına gelen felaketlere kötü din adamları sebep oldu. Devlet adamlarını doğru yoldan bunlar saptırdı. Peygamber Efendimiz, (Müslümanlar 73 fırkaya bölünecek. Bunların 72’si cehenneme gidecek, yalnız bir fırkası cehennemden kurtulacak) buyurdu.  Bu 72 sapık fırkanın reisleri, hep kötü din adamları idi.  Cehennemden kurtulacak olan tek fırka ise, ehl-i sünnettir.”  (47. Mektup) buyurarak Müslümanlara cahil sözde alimlerin peşinden gitmemeleri gerektiğini öğütlemiştir. “Onların sözlerini dinlemek zehir yemek gibi zararlıdır” diye Müslümanları uyarmıştır. Bu kimseler ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.) gelmeyecek diyerek adeta insanları fikren zehirleyecektir.

Nisan 2011, İlmi Mercek

SAPAR VE HEM DE HALKI SAPTIRIR.” (Buhari, nr. 100, 7307; Müslim, İlim 13 (nr. 2673); Tırmizi, İlim 5 (nr. 2652); Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, nr. 5907; İbn Mace, Mukaddime 8 (nr. 52); Ahmed, elMüsned, 2/162, 190; Darimi, es-Sünen, Mukaddime 26; İbn Hibban, es-Sahih, nr. 4571, 6719, 6723. Hadis-i şerif Abdullah b. Ömer’den (r.anhüma)) hadisinde dikkat çekildiği gibi yobaz, İslam adına ortaya çıkar. Fakat sevgisizdir, ruhu kapkaradır, bağnaz ve anlayışsızdır. Her türlü güzelliğe, estetiğe, sanata, bilime düşmandır. Hayata düşmandır; neşeye, sevince, mutluluğa düşmandır. Dolayısıyla bu zihniyetin hakim olduğu dünya adeta cehennem gibi sıkıcı ve karanlık olur.

9


İ

lmi mercek

KAPAK KONUSU

Sayın Adnan Oktar`ın 3 Şubat 2011 tarihli Samsun Aks Tv röportajında dünya yobazlığa teslim edilirse her şeyin adeta cehenneme döneceğini şöyle anlatmaktadır:

İlmi Mercek, Nisan 2011



10

ADNAN OKTAR: Allah sürekli Kuran’a dikkat çekiyor. Biz de geceli gündüzlü Kuran’a dikkat çekiyoruz. Kuran’ın yeterliliği eğer kabul edilmezse felaket bir türlü bitmez. Kuran artı hurafe, rezil olursun. “Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” (Müminun Suresi, 68) Hurafenin diğer açıklaması işte. “Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?” Bir vahye dayalı değil. “Nereden çıktı bu bilgi?” diyor Cenab-ı Allah. “Ya da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar?” (Müminun Suresi, 69) Çünkü Peygamber (s.a.v.) öyle bir şey söylememiş. Böyle bir vahiy yok, böyle bir hüküm yok. Peygamber (s.a.v.) adına yalan uyduruyorlar. “Yahut: “Onda bir delilik var” mı diyorlar?” (Müminun Suresi, 70) İlk yaptıkları şey budur. Allah yolunda mücadele eden birisi oldu mu ilk iddia delilik iddiasıdır. “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” (Müminun Suresi, 70) Hakla gelmek ne demek? Sürekli doğruyu söylüyor. Hz. Mehdi (a.s.) gelecekse mutlaka “Mehdi (a.s.) gelecek” diyor. İsa (a.s.) gelecekse, “gelecek” diyor. “Kuran yeterlidir” diyor, mesela “şunlar hurafedir” diyor, “şu sahtekardır” diyor, ispat ediyor, açıklı-

yor. Ne yapıyorlar adamlar o zaman ona karşı? “Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar.” “Kabul etmiyorlar” diyor. Ebcedi 2022 tarihini veriyor. Mehdiyet’e bakıyor. Demek ki nasıl olacakmış? “Hayır, o,” yani Hz. Mehdi (a.s.), “onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır.” Doğruları samimi olarak anlatıyor, “onların çoğu hakkı” doğru anlatımı, “çirkin karşılıyorlar.” Kendi hurafe, bağnaz ifadelerini daha doğru görüyorlar anlamına geliyor. “Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı,” yani yobazların dediği gibi olsaydı, hurafeye uygun olsaydı, “hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve her şey) bozulmaya uğrardı” (Müminun Suresi, 71) diyor Allah. Yani irticaya teslim edilmiş olsa dünya mahvolur, azılı münafık, üçkağıtçı sahtekarlar hayatı adeta cehenneme çevirirler. Ne sanat kalır, ne bilim, ne sevgi, ne şefkat, ne dostluk, ne arkadaşlık. Tam cehennem gibi olur, Allah vermesin. “Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz.” (Müminun Suresi, 71) Yani Kuran. “Kuran’ı getirdik Biz onlara” diyor Allah. “Fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.” “Kuran’ı beğenmiyorlar” diyor


www.Mehdi-deccal-masonluk.com

Allah. “Hurafeye dönüyorlar, kendi kafalarına göre hareket ediyorlar.” “Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun?” diyor Cenab-ı Allah. “Para mı istiyorsun, çıkar mı istiyorsun, hiçbir şey istemiyorsun” diyor Allah. “İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır.” Allah’ın dünyada vereceği nimetler ve ahirette vereceği nimetler daha hayırlıdır. “O, rızık verenlerin en hayırlısıdır” (Müminun Suresi, 72) diyor Allah.

Hadislerde verilen bilgilere göre Hz. Mehdi (a.s.), kendisinden önce gönderilmiş olan tüm müceddidlerden farklı birtakım özelliklere sahip olacak ve bu vasıfları taşımasıyla ahir zamanın Büyük Mehdisi olduğu anlaşılabilecektir. Hz.

www.ilmimercek.net

Bu vasıftaki büyük zatlar, İslam toplumlarına  örnek  olmuş, yol göstermiş, zamanın kutbu olmuş önderlerdir. Bu önderlerden kimi içtihat etme (hükümleri usulüne uygun olarak Kuran ve hadislerden istifade ile ortaya koyma) ve hüküm verme vasıflarından dolayı “mezhep önderleri” olmuşlardır; Müslümanlar da onlara uymuşlardır. İmam Hanefi, İmam Şafi, İmam Hanbeli, İmam Maliki bu önderlerden olup dört mezhebin kurucularıdır. Bütün ehl-i sünnet onların verdiği

Nisan 2011, İlmi Mercek

Hz. Mehdi (a.s.) Tüm Mezhepleri Kaldıracak, Bağnaz ve Tutucu İslam Anlayışına Karşı Kararlı Bir Mücadele Yürütecektir

Mehdi (a.s.)’ın bu önemli özellikleri arasında “en büyük müceddid” (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi) ve “en büyük müçtehid” (ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi) vasıflarını taşıması da olacaktır.

11


İ

lmi mercek

KAPAK KONUSU

İlmi Mercek, Nisan 2011

hükümlerle amel etmektedir. Bu müçtehid ve müceddidlerin en büyükleri ise Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır.

12

Her dönemde, peygamberlerin gelişinden ve çeşitli topluluklara gönderilen dönemin Mehdi’lerinin zuhurundan rahatsız olmuş ve onlara karşı mücadele etmiş olan deccal taraftarları olmuştur. Bu kişiler, tüm maddi güçlerini kullanarak, tüm imkanlarını seferber ederek, peygamberlere ve dönemin manevi liderlerine karşı yoğun mücadele içine girmişlerdir. Bu Rabbimiz’in adetullahındandır. Peygamberlerin ve elçilerin manevi mücadelelerinin değerinin ve öneminin anlaşılması, onlara tabi olanların ecirlerinin artması ve ahirette onlar için bir güzellik ve mükafat olması için, Allah dünyada böyle bir mücadele ortamı yaratır. Bu bir imtihandır; iman edenler için bir güzellik ve nimettir.

Bu da Hz. Mehdi (a.s.)’ın içtihat etme (hükümleri usulüne uygun olarak Kuran ve hadislerden istifade ile ortaya koyma) ve hüküm vermeye en yetkili kişi olarak, “tüm mezhepleri kaldıracağını” göstermektedir. Zira en büyük mezhep imamı olduğuna göre zaten tüm diğer mezhepleri kaldırması gerekir. Zamanında herkesin ona uyacağının bildirilmiş olması da bunu doğrulamaktadır. İslam tarihinin en büyük alimlerinden biri olan Muhyiddin Arabi ise “Fütühat-ül Mekkiye” isimli eserinde bu konuda şöyle bilgi vermiştir: ...HZ. MEHDİ (A.S.), DİNİ PEYGAMBER (S.A.V.)’İN ZAMANINDA OLDUĞU GİBİ AYNEN UYGULAYACAK. YERYÜZÜNDEN MEZHEPLERİ KALDIRACAK. HALİS HAKİKİ DİNDEN BAŞKA HİÇBİR MEZHEP KALMAYACAK. (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 186-187)

Bir hadis-i şerifte ise Hz. Mehdi (a.s.)’ın dine sonradan sokulan tüm yanlış inanç ve uygulamalardan arındırarak İslam dinini Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde yaşandığı gibi özüne döndüreceği, bağnaz ve tutucu yobazlara karşı kararlılıkla


www.Kehfsuresiveahirzaman.com

mücadele edeceği bildirilmiştir: “İNSANLAR HAKKA DÖNÜNCEYE KADAR MÜCADELESİNE DEVAM EDECEKTİR.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alametil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23) “HZ. PEYGAMBER (S.A.V.) EN BAŞTA İSLAM’I NASIL AYAKTA TUTTUYSA, HZ. MEHDİ (A.S.) DA EN SONUNDA AYNI ŞEKİLDE İSLAM’I AYAKTA TUTACAKTIR.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

Sayın Adnan Oktar 30 Ocak 2011 tarihli TV Kayseri röportajında bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklamıştır:



www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

ADNAN OKTAR: Evet, böyle bir dönemi Allah özellikle gösteriyor ki; aradaki ikinci dönemin farkını insanlar görüp hayretler içinde kalsınlar diye. Mesela şu anki insanların konumuna bir bakın, bir de Hz. Mehdi (a.s.) dönemindeki insanların konumuna bir bakın. Arada boyut farkı olacaktır, dağlar kadar fark olacaktır.

Tabii insanlar Hz. Mehdi (a.s.) beklentisi ile, bağnazlığın ve tutuculuğun çok yoğun olacağı bir dünya olarak bekliyorlar. Halbuki Hz. Mehdi (a.s.)’a gösterilen reaksiyonun nedeni, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zaten bağnaz olmamasıdır. Yani Hz. Mehdi (a.s.) bizim anladığımız anlamda bağnaz ve tutucu bir İslam anlayışında değil; üstümüzdeki zincirleri kaldıran, sıcak, sevgi dolu, özgürlükle dolu bir İslam anlayışını getirecektir. O yüzden zaten Medine’deki alimin onu mürtetlikle (Müslümanlığı bırakıp başka bir dine geçmiş olan kimse) itham etmesinin nedeni o, hadiste. Hz. Ömer (r.a.)’ın şehit edilmesinin nedeni odur yine. İslam’ın o sıcak, candan, dolu dolu tavrını savunmalarıdır. O devrin azgın yobazları vardı, şimdiki yobazların aynısı. Böyle eşgal bozuk, at hırsızı gibi tipler. Onlar Hz. Ali

13


İ

lmi mercek

(r.a.)’ı, Hz. Ömer (r.a.)’ı, Hz. Osman (r.a.)’ı ve on iki imamı teker teker şehit ettiler. Bunların kafası budur. Ve onlarda bir Ehli Beyt nefreti vardır ve Hz. Mehdi (a.s.) nefreti vardır. Hz. Mehdi (a.s.)’dan nefret ederler. Ehli Beyt’ten nefret ederler. Onun sonucunda doğrudan bu nefreti söyleyemeyince dolaylı yoldan, dillerini böyle eşek dili gibi uzatıp dolaylı yoldan anlatıyorlar. Yani konu bu. Yani Hz. Mehdi (a.s.)’ı istememelerinin nedeni Ehl-i Beyt’in dünyaya hakim olmasını istememelerinden kaynaklanıyor. Çünkü bunlarda ırkçı, faşist, deli bir kafa oluyor yobaz takımında. Asla istemezler o yüzden. Ama Hz. Mehdi (a.s.) İslam ahlakını yeryüzüne hakim edecek. Allah’ın yaratmasıyla, Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendi gücü yok, Allah’ın gücüdür o. Allah vesile edecek Hz. Mehdi (a.s.)’ı.

KAPAK KONUSU

İlmi Mercek, Nisan 2011

Hz. Mehdi (a.s.), İnsanların “Gerçek ve Derin Sevgiyi” Yaşamalarına Vesile Olacaktır

14

Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkışından önceki dönemde, Kuran ahlakından uzaklaşılmasından dolayı insanlar arasında sevginin, hoşgörünün, şefkat ve merhametin azalacağı Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde haber verilmiştir. Bu durum ancak Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle ortadan kalkacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın en önemli özelliklerinden biri, “Allah’a ve O’nun tecellilerine karşı duyduğu derin sevgi ve muhabbet” olacak; dünya çapında, insanların da birbirlerini çok sevmelerine vesile olacaktır. “HZ. MEHDİ (A.S)’IN ZUHURU HAKKINDA BUYURMUŞTUR. “DÜNYA İNATTAN SONRA YAVRUSUNA ŞEFKATLE DÖNEN

ISIRICI DEVE GİBİ ŞEFKATLE BİZE DÖNECEKTİR.” (Daha sonra şu ayeti okudu:) “Biz yeryüzünde zayıf bırakılanlara ihsanda bulunmak, onları imamlar ve varisçiler kılmak istiyoruz.” (Kasas Suresi, 5)” (Nech-ül Belağa Hikmetli Sözler 209)

Sayın Adnan Oktar Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu hadis-i şerifini 11 Şubat 2011 tarihli Kaçkar TV’deki röportajında şöyle açıklamıştır:



ADNAN OKTAR: Bediüzzaman diyor ya; “sanat, marifet ve ittifak” diyor. Bak, burada da hadiste “marifet” diyor. Aynı ifade geçiyor. Hz. Mehdi (a.s.) cemaati diyor, “dünya halkı, uyudukları halde yürütülen kervan ehline benzer” diyor. Yani “dünya uyuyordur ama onların kervanı sürekli yürür” diyor. Ama “bütün dünya derin bir uykudadır” diyor. “Hz. Mehdi (a.s.) talebeleriyle beraber, onlar emin adımlarla yol alırlar” diyor. (Nech-ül Belağa Hikmetli Sözler, 64.) “Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru hakkında buyurmuştur. Dünya inattan sonra yavrusuna şefkatle dönen ısırıcı deve gibi şefkatle bize dönecektir”. Yani “dünya önce inat edecektir” diyor insanlara, ama Hz. Mehdi (a.s.) devrinde, böyle saldırgan, ısırıcı deve nasıl inatçıdır, önce nasıl terstir, ama sonra şefkatle yavrusuna dönüyor ya, “Hz. Mehdi (a.s.) zamanında yeniden şefkatle dönecektir dünya” diyor inşaAllah. Yani dünya nimetleri, dünya güzellikleri. Önce tersine oluyor, yiyecekler bozuluyor, hayat bozuluyor, trafik bozuluyor, sokak bozuluyor, herşey bozuluyor. Ama Hz. Mehdi (a.s.) devrinde herşey geri en güzel şekle geliyor. “İnsanlar sonbaharın bulut


www.kiyametalametleri.com

parçaları gibi onun etrafına toplanırlar”. “Sonbaharda nasıl bulut parçaları toplanıyor, aynı onun gibi, onun etrafında toplanırlar” diyor. “Biz Ehli Beyt’ten muzaffer ve gizli bir imam çıkacaktır.” Bak, muzaffer, fakat gizli, halk tam bilmiyor, bilemiyorlar. “Bir imam yani Hz. Mehdi (a.s.) çıkacaktır. “Allah onun ortaya çıkmasını dilediği zaman kalbine ilham verir.” Yani “ortaya çıkması için onun kalbine ilham verir” diyor Allah. “Bunun üzerine ortaya çıkar Allah’ın emriyle imamlık emanetini ve tebliğini üstlenir.” Yani Allah onu mecbur ediyor, imam yapıyor inşaAllah.

Hz. Mehdi (a.s.) Devrinde Yobazlık Dirilmemek Üzere Yok Olacak ve Allah’ın Emri, Peygamberimiz (s.a.v.)’in Vasiyeti Olan İttihad-ı İslam Gerçekleşecektir “KIYAMETİN KOPMASI İÇİN SADECE BİR GÜNDEN BAŞKA VAKİT KALMAMIŞ DA OLSA, ALLAH BENİM EHL-İ BEYTİMDEN (SOYUMDAN) BİR ZATI GÖNDERECEK, YERYÜZÜ ZULÜMLE DOLDUĞU GİBİ, O YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURACAKTIR.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/92).

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

15


İ

lmi mercek

Hadislerde ve İslam alimlerinin yorumlarında bildirildiğine göre, İslam ahlakının hakimiyetinin en önemli aşamalarından biri İttihad-ı İslam’ın yani İslam dünyasının birliğinin sağlanmasıdır. Hadislerde haber verildiği üzere Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruyla birlikte İslam dünyasındaki dağınıklık son bulacak ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın önderliğinde Müslümanlar Kuran ahlakında ittifak edeceklerdir.

KAPAK KONUSU

Sayın Adnan Oktar 1 Ocak 2011 tarihli Kocaeli TV ve Aba TV’deki canlı röportajında İttihad-ı İslam konusunda şöyle müjde vermiştir:



İlmi Mercek, Nisan 2011

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam’ı mutlaka oluşturalım. Türk İslam Birliği’ni mutlaka oluşturalım. Uçsuz bucaksız coğrafyada, bütün Türki devletlerin tamamını birleştirip bir kere Turani bir birlik, tamamını, bir kavim olarak Türkleri, topluca bir birleştirelim. Bu necip millet; ahlaken, ırk demiyorum, bu necip millet, İslam aleminin lideri. Onun için “Türk-İslam Birliği” diyoruz. Çok kararlı ve yaman bir millet. Cesur, kaliteli, vefalı, akıllı bir millet. Türk Milleti’nin öncülüğünde Türk İslam Birliği’ni oluşturup, Türkiye’nin ağabeyliğiyle, liderliğiyle, öncülüğüyle bu güzel

16

vazifeyi bitirelim. Bütün dünya bir kurtuluşa kavuşsun. Avrupa da ferahlasın, Amerika da ferahlasın, Rusya da ferahlasın. Anarşi, terörü kökünden bir kazıyalım. Silahlanmaya ayrılan paralar da bir ortadan kalksın. Onu fakire, fukaraya dağıtalım. Katrilyonlar harcanıyor silaha. Katrilyonları fakire, fukaraya dağıtalım, ev yapalım onlara, yiyecek verelim, yollar yapalım. Bu bela kalksın dünyanın üstünden. Bir de İslam’ın sıcaklığını, sevgisini, güzelliğini, medeniyetini, sanatını, bilgisini, özgürlük anlayışını, neşesini ve sevincini insanlara gösterelim. Ve Türk İslam Birliği’nin en güzel yönlerinden biri, Mehdiyet’in en güzel nimetlerinden bir tanesi de, yobazlığın bir daha dirilmemek üzere yok edilmesidir. Bakın yobazlık bir daha dirilmemek üzere yok ediliyor, Allah’ın izniyle. Yobazlığı kazıyacak Hz. Mehdi (a.s.) aynı zamanda. Yani gericiliği kazımış olacak, inşaAllah. Böyle zinde, pırıl pırıl, aydın, sıhhatli bir gençlik ortaya çıkacak. Sıhhatli bir toplum, neşeli bir toplum meydana gelecek. Böylece Atatürk’ün vasiyeti de yerine gelmiş olacak, inşaAllah. Allah’ın emri, Peygamberimiz (s.a.v)’in sünneti, Atatürk’ün de vasiyetidir İttihad-ı İslam ve Türk-İslam Birliği, inşaAllah.


Tunus'ta Camiler Tek Tek Açılıyor Tunus'ta halk, diktatörlüğün sona ermesiyle birlikte dinini özgürce yaşamaya başladı. Bin Ali döneminde sadece namaz vakitlerinde açık olan camilerde artık cemaat sokağa taşıyor. Diktatörlük döneminde doğan gençlerin İslam'a ilgisi de dikkat çekiyor. Tunuslular, 14 Ocak'ta diktatörlüğün sona ermesiyle birlikte, 55 yıl sonra İslam'la yeniden barışıyor. Zeynel Abidin bin Ali zamanında sadece namaz vakitlerinde açılan camiler artık 24 saat açık. Kullanılmayan birçok cami de yeniden ibadete açılıyor. Başkent Tunus'un merkezindeki El Fetih Camii'nde cemaat cuma namazında sokaklara kadar taşıyor. Bin Ali döneminde polislerin namaz kılanları kameraya alması nedeniyle camiye gelmeye çekinen kesimler, yeniden cumalarda toplanmaya başlamış. Tarik Marzuki, "... Bugün oluşan özgürlük rüzgârı, her kesimden insanın camilere akın etmesine neden oluyor." sözleriyle bu durumu açıklıyor. Halkın vakit namazlarına ilgisi de büyük oranda artmış. Eskiden sadece namaz vakitlerinde açılan camiler büyük oranda boş kalırken, bugün özellikle gençler yoğun ilgi gösteriyor. 24 saat açık camilerin büyük kısmında artık akşamları halka açık dini sohbetler, tefsir ve hadis dersleri yapılıyor. Özellikle, Bin Ali rejiminde doğan gençlerin İslam'a ilgisi dikkat çekiyor. Tunus'ta devlet bugüne kadar hiçbir dini yayın yapmamış. Ancak son 10 yılda uydu kanallarının yaygınlaşmasıyla dini programlara ilgi artmış. www.zaman.com.tr

Rusya: İslamiyet ve Demokrasi Örtüşüyor Rus televizyonlarında konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Radikal grupların bölgedeki ayaklanmaların arkasında olduğu ve yönetimlere gelebilecekleri yönündeki iddiaların doğru olmadığını kaydeden Lavrov, "İslamiyet ve demokrasi örtüşüyor. Bunun en güzel örneğini de Türkiye oluşturuyor." dedi.

www.risalehaber.com

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Radikal gruplarla ilgili yaklaşımlara değinen Lavrov, "İslami gelenekler tabii ki bu süreçlerde ortaya çıkacak. İslami güçler Orta Doğu’nun her ülkesinde var. Onlar da kendi konumunu güçlendirebilmek için durumdan yararlanacak. Ama ben bu durumu dramatize etmek istemiyorum. Tecrübe şunu gösteriyor; İslam ve demokrasi tamamen bağdaşıyor. Türkiye bunun en güzel örneği. İran’ı da örnek verebiliriz. Ki her ne kadar bazı sözlere, söylentilere rağmen İran’da demokratik süreçler yine de gelişiyor.” dedi.

17


İ

lmi mercek

YARATILIŞ DELİLLERİ

Kuşları diğer canlılardan ayıran Avcı görme özellikleri kuşlar nasıl nelerdir? görürler?

İlmi Mercek, Nisan 2011

Gece avlanan kuşların görüş keskinliğini nasıl elde ederler?

18

U

Suya dalış yapan kuşların göz yapıları nasıldır?

çan bir canlı için en önemli duyu görmedir. Çünkü başlı başına bir mucize olan uçma, üstün bir görme yeteneği ile desteklenmediği sürece son derece tehlikeli olacaktır. Bu yüzden Yüce Allah kuşlara, uçma yeteneğinin yanı sıra üstün bir görme kabiliyeti de vermiştir .

Kuşları Diğer Canlılardan Farklı Kılan Görme Özellikleri ➔ Kuşlar insanlardan daha hızlı görüş gücüne sahiptirler ve daha geniş bir açıyı çok daha detaylı tarayabilirler. Bir kuş, insanın parça parça görererek algıladığı birçok görüntü karesini, tek bir bakışta bir bütün


www.darwinvekuslar.com

olarak görebilir. Bu nedenle kuşlar kara hayvanlarına göre daha karmaşık kompleks görme sistemlerine sahiptirler. Nitekim insanlara göre çok küçük gözlere sahip olan serçelerin gözlerindeki fotoreseptörlerin yoğunluğu bile insanlarınkinin iki katıdır. Serçelerin gözlerinde milimetre kare başına 400.000 fotoreseptör bulunmaktadır.var

➔ İnsan gözünün aksine kuşların gözleri göz yuvalarına sabit oturmuştur. Ama kuşlar başlarını ve boyunlarını hızla çevirerek görüş alanlarını büyütürler. ➔ Bazı kuş gözleri çok iyi uzak görüşe sahiptir. Akbabalar gibi büyük avcı kuşlar, 3000 ya da 4000 metre mesafeden bir avı görebilir. Kartallar da aynı mesafeden bir balığı görebilirler. Bu kadar yükseklikten insanlar bir kuşu dahi görmezler.

➔ Bütün büyük kuşların çok yüksek yoğunlukta fotoreseptörleri vardır. Bu, daha çok görüntü hücresi ve daha iyi görüntü anlamına gelir. Örneğin avcı bir kuşun gözünde bir milyondan fazla görüntü hücresi bulunur. ➔ Bu yazıyı okumakta olduğunuz son bir dakika içinde, gözünüzü yaklaşık olarak 22 kere kırptınız. Bu sayede gözünüzün temizliği ve nemliliği sağlandı. Gözünüzü kırptığınız anda gözünüz saniyenin bir bölümü için vazifesini yerine getiremez. İnsan için büyük bir önem taşımayan bir anlık görüntü kaybı yüzlerce metre yükseklikte, büyük bir hızla uçan bir kuş için önemli bir problem teşkil edebilir. Oysa, bir kuş gözünü kırparken hiçbir zaman görüntüsünde kesinti olmaz. Çünkü kuşun, göz kırpma zarı denilen üçüncü bir göz kapağı vardır. Bu zar şeffaftır ve gözün bir yanından diğer yanına doğru hareket eder. Böylelikle kuşlar gözlerini tamamiyle kapamadan kırpabilirler. Suya dalan kuşlar için bu zar, dalgıç gözlüğü görevini görür ve göze zarar gelmesini engeller. Yani bazı kuşlar doğuştan dalgıç gözlüklerine, bazıları da pilot gözlüklerine sahiptirler. ➔ Tohum ve böceklerle beslenen küçük kuşlar, besinlerini kolayca bulabilmek için renkleri görme yeteneğine sahip olmalıdırlar. Geniş alanı görebilme zorunluluğu da vardır. Gözleri başlarının yan taraflarında olduğundan, her iki tarafta da besin arayarak büyük bir alana hakim olurlar. Bu sayede düşmanlarını da tespit ederler.

yüksekte uçan kartallar, bu mesafeden yeryüzünü bütün detaylarıyla tarayacak gözlere sahiptirler. Gelişmiş savaş uçaklarının binlerce metreden hedeflerini tespit

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Üstün Özelliklere Sahip Kuş Gözlerine Örnekler: ➔ Kartal Gözleri: Binlerce metre

19


İ

lmi mercek

etmesi gibi, kartal yer üzerindeki en küçük hareketi, en küçük renk farkını algılayarak avını tespit eder. Bu yeteneğini gözünde bulunan çok özel yapılara borçludur.

YARATILIŞ DELİLLERİ

İnsan gözüne gelen ışık mercekte kırıldıktan sonra, retina üzerine düşer ve görüntü burada oluşur. Kartalların gözlerinde ise iki retina vardır. İki retinaya sahip olmak son derece keskin bir görüş kabiliyeti sağlar. Keskinliğin yanı sıra hem ön hem de arka taraf aynı anda fark edilir.

İlmi Mercek, Nisan 2011

Ustaca kamufle olmuş bir avı bulabilmesi için kartalın gözündeki retina hücreleri bir damla renkli sıvı ile boyanmıştır. İşte bu sayede kartal, binlerce metreden renkler arasındaki küçücük bir kontrastı ayırt eder

20

ve avının bulunduğu yeri saptar. Bir damlacık yağla böyle bir işlevin gerçekleşmesi hiç şüphesiz Allah’ın sonsuz hikmetinin bir göstergesidir. Kartal gözü aynı anda hem 300 derecelik geniş bir açıya sahiptir, hem de istediği görüntüyü 6 ila 8 misli oranında büyütebilir. 4.500 m yüksekte uçarken 30.000 hektarlık bir alanı gözleriyle tarayabilir. 1.500 metreden tarladaki otlar arasında kamufle olmuş bir tavşanı çok rahat ayırt edebilir. Kartalların sahip olduğu bu yüksek çözünürlülük ve uzak mesafeyi iyi görebilme yeteneğini insanlarınkine göre çok daha küçük bir beyin kullanarak yaparlar. İnsan gözleri kartalınki gibi keskin değildir. Bunun bir nedeni de kartalın gözlerinin vücuduna olan oranıdır. Eğer insanda kartalın gözlerinin görevini yapan bir çift göz olsaydı büyüklüğü bir greyfurt kadar olacaktı. İnsanın binlerce metre uzaktan bir tavşa-


www.kuslarinveucusunkokeni.com

nı tespit etmek gibi bir ihtiyacı olmadığından Yüce Allah insanı şu andaki gözleri ile son derece estetik olarak yaratmıştır. Bu, Allah’ın yaratmasındaki güzelliğin eşsiz örneklerinden yalnızca biridir. Bir ayette yaratılıştaki kusursuzluk şöyle ifade edilmiştirhaber verilmiştir:

“O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca varedendir, “şekil ve suret” verendir...” (Haşr Suresi, 24)

➔ Şahin

Gözleri:

Şahinler görüş özellikleri bakımından kartallara benzerler. Onlar da uzak mesafelerdeki avlarını rahatlıkla görürürler ve hedef saptırmadan onları kolaylıkla yakalayabilirler. Şahinin gözünde yaratılmış

www.ilmimercek.net

“Kendisine Rabbinin ayetleri öğütle hatırlatıldığı zaman, sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdikleri (amelleri)ni unutandan daha zalim kimdir? ” (Kehf Suresi, 57)

Avcı kuşların uzağı çok iyi gören gözleri vardır. Bu sayede avlarına doğru hamle yaptıklarında mesafe ayarını çok iyi yapabilirler. Bazı kuşların gözleri insanla kıyaslandığı zaman 6 kat uzağı görebilir.

Nisan 2011, İlmi Mercek

Saatte 200 mil (yaklaşık 320 km) hızla dalış yapabilen bu kuşların gözleri süratli hareketleri ile uyum sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Bu gözler yüksek bir çözünürlük kabiliyetine ve süratli hareketlerine uyum sağlayan hızlı düzeltme yapabilme yeteneğine sahiptir. Şahinlerin görüşleri de oldukça keskindir. Bu kuşların gözlerinde milimetre kare başına bir milyon fotoreseptör bulunur. Bu bugünün video kameralarında kullanılan CCD görüntü algılayıcılarına göre çok daha yüksek bir yoğunluktur. Nitekim insanların 6 metreye kadar görme yeteneği olmasına rağmen şahinlerin görme yeteneği 48 metreye kadar varır. Yani şahinlerin insan gözüne oranla sekiz 8 kat daha fazla çözünürlüğe sahip gözleri vardır.

olan bu muhteşem sistemle ilgili bilgi sahibi olmak, insanın kendisini yaratanın gücünü ve ilmini görüp O’nu gereği gibi takdir edebilmek için bir vesiledir. İnsana düşen tüm evrenin yaratıcısı olan Allah’a şükretmek ve O’nu hoşnut edecek davranışlarda bulunmaktır. Allah bir ayetinde ayetlerinden yüz çevirenleri “zalim” olarak nitelendirmektedir:

21


İ

lmi mercek

YARATILIŞ DELİLLERİ

➔ Baykuş

Gözleri:

İlmi Mercek, Nisan 2011

Baykuşların gece avlanmak için özel olarak yaratılmış hassas gözleri vardır. Vücutlarının genel boyutlarına göre oldukça büyük olan bu gözler gece insanların gördüğünden 10 kat daha net görür. Gece besin arayan bu kuşlar, hızla hareket eden küçük hayvanları avlarlar. Avlarını yakalamak için küçük hareketleri görmeleri gerekir. Bu nedenle baykuş gibi gece avlanan kuşlar için en iyi göz, grinin tonlarını görendir.

22

Bu gözlerin diğer özelliği, içlerinde yüksek sayıda çubuk (ışığı karşı hassas) hücreleri bulunmasıdır. Gözde ne kadar çubuk varsa geceleri o kadar iyi bir görüntüye sahip olur. Gece karanlıkta avlanan bir hayvanın renkleri görmeye ihtiyacı yoktur, bu yüzden gözlerindeki koni hücrelerinin sayısı azdır. Gece avlanan bu kuşların iki gözü arasındaki mesafe de özel olarak yaratılmıştır. Bu iki göz arasındaki mesafe baykuşların derinlik algısını çok oldukça kuvvetlendirir. Ayrıca baykuşun 80 derecelik bir görüş

alanı, -türlerine göre değişmekle birliktekafasını 360 dereceye kadar döndürmesi ile daha da artar. Böylece baykuş, kafasını dairenin dörtte üçü kadar çevirerek tüm çevresini hızlı bir şekilde görebilir. Eğer baykuşun gözleri özel bir yaratılışın değil de tesadüflerin sonucunda var olmuş ise, gözlerin arasındaki mesafe nasıl derinliği arttırmak için özel bir ölçü içerirdi? Baykuşlar gece avlandıkları için renklere ihtiyacı olmadığına fakat gece görüşünü arttırmak için çok sayıda çubuk hücrelerine gereksinim olduğuna nasıl karar verebilirlerdi? İşte evrim bunun gibi binlerce basit soruya cevap verememektedir.

Sinek Kuşlarının Gözleri: ➔

Sinek kuşları yakın mesafeden de uzak mesafeden de çiçekleri görebilir. Bu onların yakın ve uzak nesnelere oldukça iyi bir odaklanma yetenekleri olduğunu gösterir. Bu kuşlar büyük ihtimalle böceklerdeki gibi UV spektrumlu renkli görüşe sahiptirler ve polarize edilmiş ışınları da rahatlıkla algılayabilirler. Bu kuşların gözleri çok hızlı hareket eden kanatları ile oldukça koordineli olarak çalışır. Üç boyutlu navigasyon sistemine sahip beyinleri de hızlı değişimleri çok kolay olarak kontrol edebilir. Böylece görme güçleri eksiksiz bir şekilde çalışır.


www.kuslar.net

➔ Deve-

kuşunun Gözleri: Deve kuşuları kuşlar içerisinde en büyük göze ve en uzun boyuna sahip olan canlılardandır. Bu uzun boyun ve büyük gözler devekuşlarının görüşünün küçük hedeflere ve daha yakına çevrilmesine olanak sağlar. Deve kuşlarının gözleri yükseklerde uçan kuşlar veya kartalların sahip olduğu çok yüksek çözünürlülüğe veya keskin görüşe sahip değildir. Her canlıya ihtiyacına yönelik gözler bahşeden Yüce Allah devekuşlarına uçmadıkları için uzak mesafeleri görmesine yarayacak keskin bir görüş vermemiş, ancak bu canlının gözlerini yakın mesafeyi ve küçük hedefleri çok detaylı algılayabilecek şekilde yaratmıştır. Devekuşunun sahip olduğu bu sistemin elbette yaratılış dışında başka herhangi bir güçle gerçekleşmesi imkansızdır. Devekuşunun gözleri Yüce Allah’ın yaratma sanatının eşsiz bir örneğidir.

“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “OL” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)

➔ Karabatak Gözleri:

www.ilmimercek.net

“O, biri diğeriyle “tam bir uyum” (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir “çelişki ve uygunsuzluk” göremezsin. İşte gözü çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?” (Mülk Suresi, 3)

Yüce Allah’ın İlmi Sınırsızdır İnsanın çevresinde görebildiği ve göremediği herşeyi Yüce Allah örneksiz olarak yaratmıştır. Çeşitli kuş türlerinin Allah’ın dilemesi ve ‘Ol’ demesiyle, sahip olduğu kusursuz özellikler içeren gözleri de bu benzersiz yaratış örneklerindendir. Allah her kuş türüne yaşadığı koşullara ve beslenme ihtiyaçlarına göre en uygun göz çeşidini bahşetmiştir. Gözlerin her kuş türüne göre çeşitlilik gösteren özellikleri Rabbimiz’in belirlediği kanunlarla işlev kazanır. Allah hiçbir örnek yokken bu gözleri ve sahip olduğu her ayrıntıyı yaratmıştır. Rabbimiz’in herşeyi yaratan olduğu ayetlerde şöyle haber verilmektedir:

“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.” (Nur Suresi, 45)

Nisan 2011, İlmi Mercek

Karabataklar suya dalış yaptıklarında net görebilmeleri için gözleri fotoğraf makinesindeki optik düzeltme özelliğine sahiptir. Beyni de gözlerinin bu hızlı işleyişiyle bağlantılı olarak doğru ve hızlı kararlar alabilmektedir. Karabatak havadayken bir balığı hedef alır, arkasından dalışa geçer., dDaldıktan hemen sonra görüşünü çok hızlı bir şekilde değiştirir. sSuyun içindeki değişken basınç ve farklı odaklama gereksinim-

leri nedeniyle gözler muhteşem bir optik tasarım adaptasyonu gerçekleştirir. İnsanların ürettiği fotoğraf makinalarının hiçbiri karabatak gözleri kadar hızlı bir adaptasyon yapamaz ve odaklanamaz. Birbirleriyle uyum içinde yaratılan karabatak gözlerinin su ve havada farklı bir odaklanma özelliğine sahip olması ve gözlerin farklı ortamlarda gönderdiği sinyallerin, yine büyük bir uyum ile yaratılan beyin tarafından değerlendirilmesi sonucunda kusursuz bir görüntü elde edilir. Böyle bir sistemin varlığını tesadüflerle açıklamaya imkan yoktur. Allah’ın yaratışındaki kusursuzluk bir ayette şöyle ifade edilir:

23


Orta Doğu’nun Yükselen Yıldızı Türkiye Ekonomik ve Soysal Etüdler Vakfı (TESEV), Dış Politika Programı çerçevesinde hazırlanmış olan, ‘’Orta Doğu’da  Türkiye  Algısı 2010’’ araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Araştırmanın öne çıkan sonuçlarına değinen  TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker,  Türkiye’ye duyulan sempatinin geçen yıla göre 5 puan artarak bu yıl yüzde 80’e çıktığını,  Türkiye’nin arabulucu rolüne olan desteğin devam ettiğini, 8 ülkede Türkiye’ye yüksek seviyede ilgi duyulduğunu ve Türkiye’nin ekonomik

olarak bölgenin önemli güçleri arasında görüldüğünü kaydetti. Paker, araştırmanın 25 Ağustos-27 Eylül 2010 tarihleri arasında Mısır, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Suriye, Irak ve İran’da toplam 2 bin 267 kişiyle görüşülerek gerçekleştirildiğini aktararak, “Sözü edilen bölgede son günlerde Tunus, Lübnan, Mısır, Cezayir ve Ürdün’de yaşananların gösterdiği gibi dengelerin her an değişebileceği göz önünde bulundurulmalı” dedi.

İlmi Mercek, Nisan 2011

Türkiye’ye Sempati Artıyor

24

Araştırmada bölgedeki ve bölge dışındaki aktörlerle karşılıklı algılamaların ölçülebilmesi için katılımcılara aralarında ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Rusya, Brezilya ve Venezuella gibi bölge dışından isimlerin de yer aldığı 17 ülke hakkında ne düşündükleri de soruldu. Verilen cevaplardan çıkan en


www.turk-islamkulturu.com

çarpıcı sonuç; bölgede diğer ülkelerin aksine Türkiye’ye olan sempatinin artması. Bölge ülkelerinin Türkiye’ye sempatisi 2009 yılına göre yüzde 75’ten yüzde 80’e yükselirken; cevaplara İran dahil edildiğinde bu oran yüzde 85’e kadar çıkıyor.

Türkiye ve Orta Doğu TÜRKİYE  İSLAM VE DEMOKRASİNİN BAŞARILI BİR BİRLEŞİMİDİR Araştırmanın  Türkiye  ve  Orta Doğu  algılamalarının araştırıldığı sorulara verilen cevaplardan ise çok çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Bu sorular ve verilen cevapların oranları sırasıyla şöyle:

-“Türkiye son yıllarda  Orta-Doğu  siya-

setinde her geçen gün daha da etkili oluyor” sorusuna ise yüzde 73 oranında “Katılıyorum” yanıtı verilirken;

www.ilmimercek.net

- “Türkiye, Ortadoğu  ülkeleri için bir model olabilir” ve “Türkiye, İslam ve demokrasinin başarılı bir birleşimidir” diyenlerin oranı ise 2009 sonuçlarına göre yüzde 61’den yüzde 66’ya kadar yükseldi.

MÜSLÜMAN KİMLİĞİ NEDENİYLE TÜRKİYE MODEL OLABİLİR Katılımcılara sorulan “Türkiye neden model olabilir?” sorusuna ise “Müslüman

Nisan 2011, İlmi Mercek

-“Türkiye’nin Orta Doğu’da barışın sağlanmasına nasıl bir etkisi vardır?” sorusuna yüzde 75 oranında “Büyük/Orta”, yüzde 16 oranında “Küçük/Hiç yok” cevabı verildi.

“Katılmıyorum” diyenlerin oranı yüzde 12’de kaldı.

25


kimliği”, “Ekonomisi”, “Demokratik bir rejime sahip olması” ve “Filistinlilerin ve Müslümanların Hakkını Koruması” başlıkları öne çıkan faktörler oldu.

Türkiye Ekonomisi 10 Yıl Sonra Lider Araştırmaya katılanların yüzde 14’ü bugün Türkiye’yi bölgenin en güçlü ekonomisi olarak değerlendirdi. Türkiye’nin, tüm katılımcıların dörtte biri tarafından bölgenin 10 yıl içinde ekonomik lideri olarak görüldüğü ortaya çıktı. www.haberturk.com

İslam Ülkeleri Türkiye’yi Ümit Olarak Görüyor

İlmi Mercek, Nisan 2011

Medeniyetler İttifakı Türkiye Eşgüdüm Komitesi Başkanı Prof. Dr. Bekir Karlıağa, Türkiye’nin İslam dünyası için model olduğunu belirterek, “İslam ülkeleri Türkiye’nin ortaya koyduğu örneği bir ümit olarak görüyor” dedi.

26

Karlıağa, Tunus ve Mısır’da yaşanan olayların Orta Doğu’nun yeni bir dönemece girdiğinin işareti olduğunu söyledi. Uzun yıllar dikta rejimlerle idare edilen ülkeler-

de insanların ellerinden bütün haklarının alındığını belirten Karlıağa, şunları kaydetti: “Bu yeni dönemde öncü rolü Türkiye üstlenmektedir. Türkiye İslam dünyası için bir modeldir. Geçmişinde böyleydi bugün de böyledir. Özellikle ‘medeniyetler ittifakı’ tezi de Türkiye’nin hem Orta Doğu’da hem de İslam dünyasında etkin rol üstlenmesinin sembol kuruluşudur. O bakımdan Orta Doğu ülkelerinin hepsinde demokrasi ve özgürlüklerinin geliştirilmesi önem ifade eder.” www.stargazete.com


www.turkislambirligimujdesi.com

İtalya Vizeleri Kaldırmak İstiyor İtalyan kaynaklar, İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini’nin AB içinde Türkiye’nin üyeliğine güçlü destek veren diğer üyelerle (İngiltere, İspanya, Polonya, İsveç, Finlandiya ve AB Komisyonu) oluşturulan gayrı resmi Türkiye Odak Grubu’nu toplayarak Türkiye’nin AB sürecinin nasıl hızlandırılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduğunu aktardı. Gayrı resmi toplantıda İtalya tarafından diğer üyelere sunulan belgede, bu yılın ilk yarısında enerji ve rekabet politikası fasıllarının müzakerelere açılması ve geri kabul anlaşması karşılığında vizelerin kaldırılması için görüşmelerin başlatılması istendi.

www.8sutun.com

ABD Türkiye’yi Daha İyi Dinlemeli ABD’li gazeteci ve yazar Stephen Kinzer’in analizinde, Washington’un yeni yaklaşımlara ve yeni ortaklara ihti-

www.ilmimercek.net

www.hurriyet.com.tr

“Türkiye, İslam Dünyasındaki Tek Örnek” Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulunda (SAIS) “Avrupa, Orta Doğu ve Ötesinde Türkiye” başlıklı konferans verdi. Türkiye’nin son yıllardaki dış politikasına değinen Tan, Türkiye’nin dünyada en fazla sorunların olduğu bir bölgede bulunduğunu ve burada olan her şeyin Türkiye’yi doğrudan etkilediğine dikkati çekti. Tan, bu nedenle barış ve istikrar isteyen Türkiye’nin çevresinde yaşananlara kayıtsız kalamayacağını ifade etti. Ayrıca Büyükelçi Tan, “Türkiye’nin parlamenter yapısı, laikliği ve serbest piyasa ekonomisiyle İslam dünyasındaki tek örnek” olduğunu belirterek, “Türkiye’nin Orta Doğu’daki ülkelere hiçbir şeyi empoze etme konumunda olmadığını, ancak bu ülkelere ilham verebileceğini” söyledi www.haberturk.com

Nisan 2011, İlmi Mercek

Belgede, ortak çıkarı ilgilendiren dış politika konularında AB’nin Türkiye ile düzenli diyaloğa girmesi talep edildi.

yacının olduğu savunularak, “Müslüman Orta Doğu’daki en yakın ABD müttefiki olan Türkiye’yi daha dikkatli dinlemek iyi bir başlangıç olur” ifadesi kullanıldı. Analiz yazısında  ABD’nin, Orta Doğu’da yanlış bir stratejiyi sürdürdüğü, olayları etkileyemediği öne sürüldü.

27


İ

lmi mercek

HAYVANLAR ALEMİ

Temizlikçi canlılar ile avcı konumundaki canlılar arasındaki işbirliği nasıldır? ✳

Canlıların birçoğu aralarında büyük bir dayanışma içerisindedirler. Özellikle sürüler veya koloniler halinde yaşayan canlılar, toplu yaşamanın birçok avantajına sahiptirler.

İlmi Mercek, Nisan 2011

28

Ancak zaman zaman türler arasında hatta bazı zamanlarda pek çok canlı için büyük tehdit oluşturan canlılar arasında dahi dayanışma, işbirliği gibi davranışlar görmek mümkündür.

Pek çok canlı türü için tehlikeli olan türler niçin beraber yaşadıkları küçük dostlarına zarar vermezler? ✳

Canlılardaki dayanışma ve işbirliği gerektiren akılcı davranışların kaynağı nedir?


www.darwinnedenyanildi.com

E

vrimcilerin, tüm doğanın kıyasıya bir mücadele içinde olduğu, hayatta kalabilmek için tüm canlıların birbirleriyle rekabet etmek zorunda oldukları iddialarını, canlı topluluklarının yaşantıları kesin olarak geçersiz kılmaktadır. Canlılar, çoğunlukla rekabetin değil, dayanışmanın, işbirliğinin, birbirinin çıkarlarını kollamanın ve fedakarlığın avantajlarını kullanmaktadırlar.

Müren Balığı ve Karides Arasındaki İş birliği:

www.ilmimercek.net

Bu iki canlı arasında hiçbir anlaşmazlığa ve birbirlerine zarar verici bir olaya rastlanmamıştır. Karidesler yaptıkları temizlik işlemi ile mürenlerin dişlerini rahatsız edici ve hastalıklara yol açıcı canlılardan ve maddelerden arındırırlar. Mürenler de karideslerin bu özelliğini bildikleri için son derece uysal bir biçimde temizleme işleminin bitmesini beklerler. Diğer taraftan karidesler, temizleme işlemi esnasında gıda ihtiyaçlarını karşılamış olurlar. Buraya kadar anlatılan temizleme işlemi kuşkusuz hayvanlar aleminde yaşanan şaşırtıcı davranışlardandır. Çünkü son derece yırtıcı bir balık olan müren, karideslerin kendisine fayda sağlayacağını nereden ve kimden öğrenmiştir? Karidesler ise pek çok canlının yanından dahi geçmeye cesaret edemeyeceği mürenin kendilerine bir zarar vermeyeceğini nasıl öğrenmişlerdir? Bu soruların tek cevabı bu canlıların milyonlarca yıldır, hiç şaşırmadan, tek bir sefer bile disiplini bozmadan kendilerine emredileni kusursuzca

Nisan 2011, İlmi Mercek

“Lysmata seticaudata” isimli karidesler beslenme ihtiyacını gidermek için temizlik faaliyetinde bulunurlar. Bu faaliyeti gerçekleştirmek için son derece tehlikeli, sivri dişlere sahip, “Murene helena” isimli yırtıcı balıkla birlikte yaşarlar. Karidesler mürenin ilk önce başının arka kısmında kalan göğüs yüzgeçlerine dokunarak tepkisini ölçerler. Müren bu hizmete rıza gösterirse, karidesler mürene hemen tırmanır ve makaslarıyla mürenin üzerindeki parazitleri toplarlar. Bu sırada baş kısmına doğru da ilerlerler. Mürenin bir işaretiyle -isteksiz sallanması veya ani hareket etmesi- onu derhal terk ederler. Ancak müren sert bir tepki vermezse mürenin başına ulaşırlar. Bu sırada müren ağzını açar. Gayet sakin bir tavır alıp kendi ağız ve solungaç kısmını karideslerin “temizlemesini” bekler. Pek çok canlı

için ölüm anlamına gelen bu ağız, temizlikçi karidesler için rahatlıkla hareket edecekleri bir yerdir.

29


İ

lmi mercek

HAYVANLAR ALEMİ

İlmi Mercek, Nisan 2011

Evrimin iddiasına göre tek başına bir yaşam mücadelesi içinde olması gereken canlılar, evrim mantığının tam tersine birbirleriyle yardımlaşmaktadırlar. Evrimcileri sıkıntıya düşüren bu canlılar birbirleriyle büyük bir uyum ve düzen içinde yaşarlar. Bu ortak yaşam sürecinde her canlı kendi görevini bilir ve eksiksiz olarak yerine getirir. Yapılan işlemler öylesine komplekstir ki asla tesadüfe yer vermez. Canlıların büyük bir uyum içinde gerçekleştirdikleri bu ortak yaşam biçimi tek bir gerçeğe işaret eder. Allah tüm canlıları üstün bir yaratışla yaratmıştır ve bu üstün gücünü bize Kuran‘ın pek çok ayetinde haber vermiştir:

30

“Göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır. Şüphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O’na ait)tir. Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah’ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Lokman Suresi, 26–27)

uygulamalarıdır. Onlar Yaratıcımız olan Yüce Allah’a teslim olmuşlardır ve O’nun ilhamı ile hareket ederler. Bu örnekteki canlılar gibi tüm canlıların Yüce Allah’a olan teslimiyetleri Kuran’da şöyle bildirilir:

“... Oysa göklerde ne varsa -istese de, O’na teslim olmuştur dürülmektedirler.” Suresi, 83)

ve yerde her istemese deve O’na dön(Al-i İmran

Hani Balığı ve Küçük Ördek Balığı Arasındaki İş birliği: Büyük balıkların etrafında cesur bir şekilde dolaşan, kimi zaman bu canlıların ağızlarının içine kadar giren küçük balıklar son derece dikkat çekici bir görüntü oluşturur. Deniz canlıları arasında çok sık rastlanan bu tip ilginç birlikteliklerin nedeni balıkların temizlenme ihtiyacıdır. Mercan kayalıklarında temizlikçi ördek balıkları ve temizlikçi karideslerden oluşan bir grup her zaman bu işlem için hazır bulunur. Hani balığı ya da papağan balığı gibi balıklar geldiğinde küçük ördek balığı


www.evrimefsanesi.com

gibi temizlikçi balıklar, büyük balıkların ağzının içine doğru yüzer ve ölü deri parçalarını temizleyerek, balıktaki mantar istilasını durdururlar. Birçok balık bu temizlik duraklarına birkaç günde bir uğrar. Temizlikçi balıklar bu gibi yerlerde 6 saat içinde 300 kadar balığı temizleyebilirler.

Anemon Bitkisi ve Anemon Balığı Arasındaki İş birliği: Anemon bitkilerinin duyargalarının üzerinde bulunan çok sayıdaki yakıcı kapsül, kendilerine herhangi bir şey dokunduğu veya sürtündüğü anda hemen açılır ve etkisi çok güçlü olan bir zehir salgılar. Bu, çoğu zaman zehiri alan canlının felç olarak ölmesine sebebiyet verecek kadar güçlü bir sıvıdır. Ancak anemon bitkilerinin etki etmediği canlılar da vardır. Anemon balıkları, Anemon bitkilerinin yakıcı kapsüllerinin arasında yaşayabilen nadir canlılardandır. Anemon balıklarının üzerinde bulunan “saydam madde” bitkideki bu

yakıcı kapsülleri durdurabilecek niteliktedir. Bitkiye yaklaşan balık, gövdesini yavaş yavaş anemonlara değdirmeye başlar. Balığın amacı yakıcı kapsüllerin üzerinde patlamasını sağlamaktır. Anemon balığı birkaç denemenin sonunda zehire bağışıklık kazanır ve bitkinin dokunaçlarının arasına yerleşir. Yeni doğan ve anemon bitkilerine karşı hiçbir bağışıklığı bulunmayan balıklar da, diğerlerinin geçtiği aşamalardan tek tek geçer. Tek bir anemon bitkisi tüm hayatı boyunca anemon balıklarını tehlikelerden korumak için yeterlidir. Bu ortaklık balığa peşindeki avcılardan korunma imkanı sağlar. Buna karşılık olarak da anemon bitkisi, balığın ardında bıraktığı yiyecek parçalarından faydalanır. Bu canlıları birbirine uyumlu yaratan Yüce Allah’tır. Pek çok canlının yaklaşmaya cesaret edemediği anemon bitkisi balık için korunaklı bir yuvadır. Balık da anemon bitkisi için besin kaynağıdır.

Deniz yengeci (Pagurus) ile deniz gülü tehlikeli dostluklara bir başka örnektir. Yengeç, deniz gülünün yakıcı dokunaçla-

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Yengeç ve Deniz Gülleri Arasındaki İş birliği:

31


İ

lmi mercek

HAYVANLAR ALEMİ

rı ile kendisine koruma sağlar. Bu arada yakıcı dokunaçlar yengece hiçbir zarar vermez. Deniz gülü de yengecin yakaladığı besinlerin artıklarından faydalanır.

İlmi Mercek, Nisan 2011

Timsah ve Timsah Bekçisi Kuşu (Pluvianus Aegyptius) Arasındaki İş birliği:

32

Timsahlar en tehlikeli canlılar arasında yer alırlar. Bu nedenle çevrelerine kendi türleri dışında pek canlı yaklaşmaz. Ancak bu tehlikeli avcıların kendi türünden olmadığı halde hiçbir zarar vermediği bir canlı vardır. Bilimsel adı Pluvianus Aegyptius olan timsah kuşu timsahlar için diş fırçası, diş macunu veya kürdan görevi görürler. Timsahlar avlandıktan sonra dişlerinin aralarında et parçaları kalınca ağızlarını açarlar. Timsah kuşları da, adeta evlerinde dolaşır gibi büyük bir rahatlık içinde timsahın açık olan ağzından içeri girip dişlerinin arasındaki kalıntıları temizlerler. Kuş timsahı rahatsız etmesine rağmen, yaptığı temizlik işlemi nedeniyle timsah da bu hizmete nankörlük etmez ve ağız bakımını yapan bu küçük kuşlara herhangi bir zarar vermez. Küçücük bir canlının dünyaya geldiği andan itibaren hiç durmadan ve yorulmaksızın temizleme işlemini yapması, üstelik bu temizleme işlemine büyük bir itina göstermesi

Darwinistler hiçbir şekilde yaşanmamış bir evrim sürecini savunmaktadırlar. Yaşanmayan bir süreç için hikayeler üretmek elbette bilimselliğe uymamaktadır. Birbirleriyle dayanışma ve iş birliği içinde olan canlıların bu şekilde hareket etmeleri de evrimcileri açmaza sürüklemektedir. Oysaki bu canlıların davranışlarındaki uyum ve iş birliği onları yaratan Allah’ın benzersiz ve üstün aklıdır. Allah Kuran’da şöyle buyurmuştur: “Gaybın anahtarları O’nun Katındadır, O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır.” (En’am Suresi, 59)


www.yaratilisdelilleri.com

avcının ise temizleme işlemi esnasındaki kayıtsızlığı bu canlıların üstün Yaratıcı Allah’ın ilhamı ile hareket ettiklerinin apaçık bir göstergesidir. Yüce Allah bu gerçeği Kuran’da şöyle bildirir. “Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp- denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” (Hud Suresi, 56)

Oxpecker Kuşu ve Büyük Av Hayvanları Arasındaki İş birliği: Oxpecker adı verilen kuşlar; Afrika bufalosu, gergedanlar ve diğer büyük av hayvanlarının derilerinin üzerindeki kenelerle beslenirler. Bu ortak yaşamda her iki taraf da karşılıklı çok fazla fayda sağlarlar. Bu şekilde av hayvanları hem parazitlerinden kurtulmuş olur, hem de herhangi bir tehlike durumunda kuşlardan yüksek sesli bir uyarı alırlar. Kuşlar ise kolaylıkla besin bulmuş olurlar.

Herşeyin Melekutu (mülkü ve hükümdarlığı) Olan Allah Çok Yücedir Canlıların birbirleriyle içiçe yaşam sürmeleri, birbirlerini kollamaları, birlikte hareket etmeleri her insanın üzerinde düşünmesi gereken konulardır. Çünkü burada söz konusu olan canlılar, şuurlu, zeki insanlar değildir. Aklı, bilinci olmayan, kuşlar, balıklar, bitkiler ve diğerleridir. Elbette canlıların bu iş birliklerini kendi iradeleriyle gerçekleştirdiklerini söylemek akıl sahibi bir insan

için mümkün değildir. Akıl sahibi bir insanın bu gerçekler karşısında varması gereken sonuç şudur: Doğadaki herşey sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Yüce Allah’ın eseridir. Tüm canlıları, insanları, hayvanları, böcekleri, bitkileri, canlı cansız tüm varlıkları yaratan Rabbimiz üstün kudret, şefkat, merhamet, akıl, ilim ve hikmet sahibidir. Kuran’da bu gerçek şöyle bildirilir:

“Şu halde hamd göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’ındır. Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Casiye Suresi, 36-37)

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

33


İ

lmi mercek EBCEDLER

Alllah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir... (Nur Suresi; 35 )

İlmi Mercek, Nisan 2011

Sayın Adnan Oktar, 25 Aralık 2010 tarihinde Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv’de canlı olarak yayınlanan sohbetinde, Nur Suresi’nin 35. ayetini ebced hesaplarıyla birlikte açıklamıştır. Ayette, hayatımızın her anında kullandığımız, büyük bir nimet olan “elektrik”ten bahsedilmektedir.

34

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım,

“Allah göklerin ve yerin nurudur.” 1959 tarihini veriyor, Bediüzzaman’ın vakti, Risale-i Nur’un serbest bırakıldığı devir. Bakın “Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir ki; sırça sanki incimsi bir yıldızdır.” 2037 tarihini veriyor. Bakın, “çerağ bir sırça içerisindedir, sırça sanki incimsi bir yıldızdır ki;” ‘incimsi bir yıldız’ Hz. Mehdi (a.s.)’a bakıyor, 2037.


www.Kurandaebcedtarihleri.com

var ama ısı yok. Bir elektrik lambası yandığında kibritle yakmıyoruz, düğmeye bastın mı yanıyor. Ayet ne diyor? “Neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir.” Bastın mı yanıyor.

“Doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) nerdeyse ateş ona dokunmasa bile yağı ışık verir.” Burada da Allah açık açık elektrikten bahsediyor ayette. Bakın, “doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır.” Hiçbir yere ait olmayan bir ağaç. Elektrik şebekesi nasıl? Kökten bütün şehre yayılıyor ağaç dalları gibi, “nerdeyse ateş ona dokunmasa da” ateş dokunmadan yanan nedir? Elektriktir. Ateş; kablolu elektrikte elektrik

“(Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir.” “Allah kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip iletir.” 1980 tarihini veriyor. Hz. Mehdi (a.s.)’ın vazifeye başladığı tarihi veriyor. “Allah kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip iletir.” 1980, Risale-i Nur’a da bakıyor bu ayet aynı zamanda. Bediüzzaman’ın zamanına da bakıyor. Hakimiyet devrine de bakıyor, Hz. Mehdi (a.s.)’ın vazifeye başladığı tarihe de bakıyor.

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

35


İlmi Mercek, Nisan 2011

lmi mercek

İ İNCELEME

36


www.imanvetefekkursiteleri.com/

G

ayzerler suları aralıklı ve kuvvetle fışkırarak çıkan sıcak su kaynaklarıdır. Gayzerler kaynağın oluşumu, suyunun aralıklı çıkışı, çevresinde var olan yaşamlar gibi özellikleriyle Yüce Allah’ın detay sanatının inceliklerine sahiptirler.

Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (Furkan Suresi, 1-2)

Yer altı suyunun toplandığı doğal kuyulardaki detaylar:

Basınç arttıkça suyun kaynaması için daha yüksek bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. Bu nedenle derinde yer alan bölümlerin içindeki sular, daha büyük bir basınç altında olduklarından daha çabuk kaynarlar. Bu şekilde en üst bölümdeki su önce kaynar ve oluşan buhar basıncı nedeniyle kuyunun ağzına yükselir, hatta dışarı çıkar. Bu durum altta yer alan bölmeler içindeki suların üzerindeki basıncı azaltır ve kısa sürede büyük bir buhar basıncı ile su ve buhar sütunu kuyunun ağzından dışarı püskürür.

Yer altı suyunun toplandığı toprak ve kayalar bilinci olmayan cansız varlıklardır. Bu maddelerin dünyanın farklı bölgelerinde aynı yer altı sistemleri oluşturmak için adeta kararlaştırmış gibi hareket etmeleri, aynı kanal sistemi ve kuyu şekilleri oluşturmaları ise elbette imkansızdır. Dünyanın farklı bölgelerinde böylesi karmaşık sistemlerin oluşması yalnızca Yüce Allah’ın dilemesiyle gerçekleşir. Rabbimiz toprağa ve suya emretmiş, onlar da bu emre boyun eğmişlerdir. Kuran’da bu gerçek şöyle bildirilir:

Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan'ı indiren (Allah) ne yücedir.

Basınç farkının oluşturduğu detaylar:

Zamanlamadaki detaylar: Püskürmenin ardından gayzer bir süre duraklar ve yer altı bölümlerinde yeniden su toplanmasına bağlı olarak belirli bir süre sonra tekrar püskürür. Ancak gayzerlerin tekrar püskürme süreleri hep belli bir aralıkla olur. Örneğin ABD’nin Wyoming

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

37


İ

lmi mercek

eyaletindeki Yellowstone Ulusal Parkı’nda 100 kadar gayzer ve 3.000’den çok kaynarca vardır. Bunlardan Old Faithful gayzeri her saatte bir püskürür ve yaklaşık 5 dakika süreyle 30 metre yüksekliğinde bir su sütunu oluşturur. Aklı ve şuuru olmayan saat kavramına sahip olmayan tonlarca ağırlıktaki su kütlesinin son derece dakik bir zamanlama ile püskürmesi elbette kendisinin yapabileceği bir özellik değildir. “Göklerde ve yerde olanlar O’nundur; hepsi O’na boyun eğmiştir (Rum Suresi, 26)” ayetinin hükmü gereği Yüce Rabbimiz’in emriyle hareket etmektedir.

İNCELEME

Bulundukları ortamdaki detaylar:

İlmi Mercek, Nisan 2011

Gayzerler dünya üzerinde hidrojeolojik koşulların uygun olduğu birkaç yerde görülen oluşumlardır. ABD’de Yellowstone Milli Parkı, Meksika, Japonya, Yeni Zelanda ve İzlanda yeryüzünde gayzerlerin görüldüğü başlıca alanlardır. Gayzerler bu ülkelerde hep aynı morfolojik özelliklere sahip yerlerde faaliyet gösterirler. Buralar volkanik faali-

38

yetlerin aktif olduğu ve suyun toplandığı kuyuların magma ile bağlantılı olduğu yerlerdir. Kuyu genel olarak yerin 2000 metre altına kadar uzanır ve buradaki sıcak kayaçlarla temas halinde olur. Gayzerlerin volkanik arazilerde yer almalarının en büyük nedeni; yanardağlar ve volkanik faaliyetlerin aktif olduğu alanların gayzer oluşumu için gerekli yüksek ısıya sahip olmasıdır. Bu yüksek ısı normal atmosfer basıncından daha yüksek bir basınç oluşturduğunda suyun buhar halinde püskürmesini kolaylaştırır. Ayrıca volkanik alanlar suyun yer altına sızmasını ve püskürerek dışarı çıkmasını kolaylaştıracak fay kırıkları, yarık ve çatlaklarla kaplıdır. Tüm bu özellikler, gayzerlerin yaratılışlarındaki detaylardır. Yüce Allah dileseydi dünyanın her yerinde her türlü ortam koşulunda hiçbir sebep olmadan da bu suları çıkartırdı. Fakat detay sanatını ve bu detaylardaki hikmetleri ve üstün aklı görebilmemiz için bu su kaynaklarını özel bir ortamda yaratmaktadır.

Canlı yaşamındaki detaylar: Gayzerlerin bulunduğu alanlarda sıcak koşullara dayanıklı olan bazı bakteri türleri yaşar. Hipertermofilik bakteriler olarak adlandırılan bu bakteri türleri, 11080°C gibi yüksek sıcaklıklar-


www.detaysanati.net

da yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilirler. Bu canlıların yaşamlarını sürdürmeleri ısıya dayanıklı enzimler üretmelerine bağlıdır. Gayzerlerin pek çok canlı türü için uygun koşullara sahip olmamasına rağmen bazı bakteri türleri için uygun yaşam koşulları içermesi Yüce Allah’ın sonsuz ilmindeki detayları görmek için büyük bir imkandır. Bir ayette şöyle buyrulur:

“...Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O’ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır.” (Sebe Suresi, 3)

Gayzerler yeryüzüne düşen suyun yer altında belli katmanlarda toplanması ve tekrar yer üstüne çıkması için belirli şartların gerçekleşmesi ile meydana gelirler. Tüm bu şartlar, yer altı sularının hep belli bir plan ve düzen üzerine oluştuğunu göstermektedir. Yüce Allah Kuran’da bu düzeni şu şekilde bildirmiştir:

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

“De ki: “Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olsa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir?” (Mülk Suresi, 30)

39


İ

lmi mercek İNCELEME

Yaratılışındaki Bazı Hikmetler Yüce Allah’ın gayzerleri yaratmasında pek çok hikmet vardır.

İnsanların Faydalanacağı Özelliklere Sahiptir Gayzerler günümüzde jeotermal enerji olarak adlandırılan yeni, yenilenebilir, tükenmez, ucuz, güvenilir ve çevreye zarar vermeyen bir enerji türünün ana kaynağıdır Yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısı, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlar gayzerlerin püskürmesi ile açığa çıkar ve bir enerji oluşturur. Bu enerjiden doğrudan veya dolaylı yollarla faydalanılır. Gayzerlerden:

➔ Elektrik enerjisi üretimi, ➔ Merkezi ısıtma, sera ısıtması, ➔ Proses ısısı temini, kurutma işlemleri

İlmi Mercek, Nisan 2011

gibi endüstriyel amaçlı kullanımlar,

40

➔ Karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen gibi kimyasal maddelerin ve minerallerin üretimi, ➔ Termal turizmde kaplıca amaçlı kullanım,

➔ Düşük sıcaklıklarda (30 °C’ye kadar) kültür balıkçılığı, ➔ Mineraller içeren içme suyu üretimi,

gibi alanlarda faydalanılmaktadır. Ayrıca bu yüksek sıcaklıkta yaşayabilen canlıların yapıları incelenerek sıcaklığa dayanıklı enzimlerinden biyoteknoloji uygulamalarında yararlanılmaktadır. Nitekim “Taq Polimeraz” enzimi, yüksek sıcaklıkta gerçekleşen PCR (Polimeraz Zincir Tepkimesi) tekniğinde kullanılmaktadır. Gıda maddelerinin yüksek ısıda bozulmadan korunmalarında da bu enzimden yararlanılır.

Estetik Görünüm Oluşturan Doğal Manzaralara Sahiptir: Gayzerlerin ağzı genellikle kireçtaşı, silis gibi minerallerin oluşturduğu tümseklerle çevrilidir. Çünkü sıcak su, arasından geçtiği kayaçlardaki mineralleri kolayca çözer ve yüzeye çıkıp yayıldığı ya da gölcükler oluşturduğu yerlerde bu minerallerin çökelmesine yol açar. Gayzerlerin çevresindeki bu sıcak su birikintilerinde yaşayan suyosunlarının kalıntıları da zamanla mineral çökeltilerine karışır. Böylece gayzerlerin yakınında, minerallerle ve su yosunlarıyla renklenmiş çok güzel görünümlü gölcükler oluşur. Yüce Allah’ın renk sanatını sergilediği bu göletler insanın ruhunda güzel bir duygu oluşturur. Gayzerlerin burada dikkat çekilen birkaç özelliği Yüce Allah’ın kullarına karşı merhametinin açık bir kanıtıdır. Rabbimiz’in, uzun işlemler sonucunda farkında bile olmadığımız bir sistem ile hizmetimize verdiği sular, sadece su ihtiyacını gidermek amacıyla sınırlı olmayıp diğer yaşamsal ihtiyaçların sürdürülmesine de vesile olur. Yüce Rabbimiz’in kullarına sunduğu bu nimetin yararlarına bir ayette şöyle dikkat çekilir:


www.imangercekleri.com

“Görmüyor musun; gerçekten Allah, gökyüzünden su indirdi de onu yerin içindeki kaynaklara yürütüp-geçirdi. Sonra onunla çeşitli renklerde ekinler çıkarıyor...” (Zümer Suresi, 21)

Su, Yüce Allah’ın Yarattığı Çok Büyük Bir Nimettir: Yaşamımızın bir parçası olan su, ne kadar tüketirsek tüketelim, bize mutlaka geri döner. Yüce Allah’ın yeryüzünde müthiş bir denge unsuru olarak yarattığı su döngüsü ile buharlaşan sular, tazelenmiş olarak bize ulaşırlar. Sıcak havanın etkisi ile yerden yükselen ve bulutlara ulaşan su, yabancı maddelerden kurtulmuş, arınmış sudur. Bulutların muhafaza ettiği bu arınmış su, bir süre sonra yağmur, kar veya dolu olarak yeryüzüne dönecektir. Allah ayetinde bu büyük iman hakikatini insanlara şöyle bildirir:

“Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?” (Vakıa Suresi, 68-69)

Eğer Allah, yeryüzünde var olan suyu kurutup giderse, onu bir daha geri getirebilecek hiçbir güç yoktur. Allah, bulutlara çektiği suyu bir daha geri indirmese, onu tekrar yeryüzüne indirebilecek bir güç yoktur. Su döngüsü, gerçekte Yüce Allah’ın yarattığı bir sebeptir. Büyük ve eşsiz bir mucizedir. İnsanların hiçbir şekilde var edemedikleri bu en büyük ihtiyaç, Yüce Allah’ın yarattığı kusursuz bir sistem sayesinde kesintisiz olarak ikram edilmektedir. İnsanlara sunulan her nimet gibi bu büyük nimet de Allah’tandır. Allah dilediği an bunların tümünü yok edip giderebilir. Kuşkusuz bu, Allah’a göre güç değildir. Allah bir ayette bu gerçeği insanlara bildirmiştir:

“Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.” (Müminun Suresi, 18)

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

41


Kırgızistan Başbakanı: “Türkiye bizim kutup yıldızımızdır”

İlmi Mercek, Nisan 2011

TASCA, 21 Kasım 2008

42

Adnan Oktar: Halbuki İSLAM’IN ÖZÜNDE SEVGİ VAR, MUHABBET VAR, HUZUR VAR, KAFA RAHATLIĞI VAR, İÇ AÇILMASI VAR, SEVİNÇ VAR. BAYRAM FERAHLIĞI VAR. DOSTLUK VAR. BUNLARI MÜSLÜMAN ÜLKELER ARASINDA OLUŞTURMAK, TÜRK DEVLETLERİ ARASINDA OLUŞTURMAK. TÜRK DEVLETLERİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE TÜRKİYE’NİN LİDERLİĞİNDE BİR TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ OLUŞTURMAK. BURADA İYİ NİYETİN HÂKİM OLMASI, SAMİMİYETİN HÂKİM OLMASI, KARŞILIKLI SANAYİDE, BİLİMDE, TEKNOLOJİDE, HER TÜRLÜ YATIRIMIN TAMAMEN ÖZGÜRCE UYGULANABİLMESİ, BUNUN İÇİN DE BİZ PASAPORT VE VİZE SORUNUNUN KALKMASINI İSTİYORUZ. Bu zorunluluğun kalkmasını istiyoruz ki rahat rahat ticaret olsun, rahat rahat yatırım olsun, rahat rahat sevgi ve dostluk alışverişi olsun. Yani KİMLİĞİNİ ÇIKARTAN SINIR-

DAN İÇERİYE GİREBİLSİN. ASLINDA KİMSEYE GÖSTERMESİNE BİLE GEREK YOK. YANİ BEN NÜFUS CÜZDANIMI ALIP AZERBAYCAN’A GİDEBİLMELİYİM. SURİYE’YE GİDEBİLMELİYİM. KAZAKİSTAN’A GİDEBİLMELİYİM. FAS’A, TUNUS’A, CEZAYİR’E GİDEBİLMELİYİM. BURADAN GEMİYE BİNERİM BEN, TUNUS’A, CEZAYİR’E GELİRİM. Ve orada kardeşlerimle sohbet ederim. Akşam yemek yeriz birlikte, Allah’ı anarız. Ertesi gün dönerim. Ve ticaret de yapmam gerekiyorsa ticaret de yaparım. Böyle bir sistem, yani sevgi birliği. Ama tabi hazır devletler varken, hazır işleyen bir sistem varken onlar niçin bozulsun? Zaten belediyeler mükemmel görevini yapıyor, hükümetler mükemmel görevini yapıyor, taşkınlığa zaten izin vermiyorlar. Bu sevgi ortamında, terör de, kargaşa da, kavga da, fakirlik de hepsi kalkar. Yani dayatma değil de sevgi esastır ve samimiyet esastır.


www.Adnanoktarnedemistineoldu.com

Çay TV, 23 Temmuz 2008

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Adnan Oktar: Bu kadar doğal. Dinimiz bir, dilimiz bir, her şeyimiz bir, aynı köklerden geliyoruz. Kardeşiz fakat ayrıyız. Bugün Azerbaycan’a desek ki hadi birleşelim. Bir gün düşünmezler kabul ederler. Yani bunun sadece resmi olarak talep edilmesi gerekiyor. Yani iki devlet bir millet olarak, çok rahat birleşebiliriz. HİÇBİR ENGEL YOK. KAZAKİSTAN DA ÖYLE KIRGIZİSTAN DA ÖYLE TÜRKMENİSTAN DA ÖYLE, DOĞU TÜRKİSTAN DA ÖYLE HEPSİ RAHATLAR..

43


İ

lmi mercek

VÜCUT MUCİZESİ

Eritropoietin niçin hayati öneme sahip bir hormondur? 

Eritropoietin hangi durumlarda devreye girer ve alyuvar üretimini nasıl başlatır? 

İlmi Mercek, Nisan 2011

K

44

andaki alyuvarların içinde bulunan hemoglobin molekülü kanda oksijen ve karbondioksitin taşınmasında görev alır. Alyuvarların, dolayısıyla hemoglobinin azalması, “kansızlık” veya “anemi” olarak isimlendirilen bir hastalığa neden olur. Kansızlık insan için ciddi sorunlara yol açan bir hastalıktır. Çünkü çabuk yorulma, halsizlik, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ciltte solukluk, kalp yetmezliği ve kalp ritm bozukluğu gibi rahatsızlıklara sebep olur. Bu nedenle alyuvarlar hayatın devamı için gereklidirler. Belirli seviyelerin altına indiklerinde ise yaşamın devam etmesi mümkün olmaz. Alyuvarların bu kadar önemli olmasının sebebi, içlerinde hemoglobin moleküllerinin bulunmasıdır. Alyuvarların yapım yeri kemik iliğidir. Kırmızı ilikte üretilen alyuvarların üretimi hassas bir şekilde kontrol edilir ve milimetre küpte 4.5-5 milyon olan alyuvar

sayısının bu seviyede kalması için son derece karmaşık ve hassas işlemler gerçekleşir. Eğer kırmızı ilikteki kan üretiminde biraz azalma olursa, vücuttaki hücreler oksijensiz kalarak ölürler. Bu nedenle kemik iliğindeki üretimin sürekli olması zorunludur. Bu kadar önemli bir görevde aksama olmaması için vücutta çeşitli önlemler alınmıştır. Bu önlemlerden biri vücuttaki alyuvar yapımını kontrol eden ve düzenleyen bir hormondur. Eritropoietin adı verilen bu hormon dokulara yeterli oksijen verilip verilmediğini kontrol


www.kanvekalpmucizesi.com

den bir insan bu yüzden büyük bir yanılgı içindedir. Rabbimiz bir ayette bu gerçeğe şöyle dikkat çeker: “Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)

Otomatik İşleyen Acil Durum Sistemi

eder. Dokuların oksijensiz kalması durumunda kemik iliğinde alyuvar yapımını hızlandıran bir maddenin sentezini ve kana salınmasını sağlar.

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Görüldüğü gibi insan, kendi bedeninin çok kısıtlı bir bölümüne -o da ancak kısmen- hakimdir. Örneğin bedenini kullanarak yürüyebilir, konuşabilir veya ellerini kullanarak bir iş yapabilir. Ancak bedeninin derinliklerinde binlerce kimyasal ve fiziksel olay, insanın bilgisi ve iradesi dışında gerçekleşmektedir. Eritropoietin buna tipik bir örnektir. Kendi bedenine ve kendi yaşamına hakim olduğunu zanne-

Eritropoietinin insan vücudunda en önemli kaynağı böbrektir. Bu hormonun yaklaşık %90’ı böbrekte, %10’u başta karaciğer olmak üzere diğer dokularda üretilir. Böbreklere pompalanan kandaki alyuvar miktarı, böbrekler tarafından sürekli olarak ölçülür. Hassas algılayıcılar ile tespit edilen veriler hemen değerlendirilmeye alınarak gerekenler yapılır. Böbrek dokusuna gelen oksijen miktarı azaldığında (ki bunun en önemli sebebi kanda alyuvar sayısının dolayısıyla hemoglobinin azalmasıdır) böbrekte eritropoietin sentezi artar. Hormon, etkisini böbrek dışında bir yerde kemik iliği üzerinde gösterir. Eritropoietin kemik iliğini etkileyerek ana kan yapıcı hücrelere alyuvar sayısının azaldığını bildirerek alyuvar yapımını artırır. Böylece hemoglobin miktarı da arttığı için, böbreğe gelen oksi-

45


İ

lmi mercek

VÜCUT MUCİZESİ

jen miktarı normale döner ve alyuvar dengesi sağlanmış olur. Bir alyuvar hücresi bedende yaklaşık 120 gün dolaşır. Bu sürenin sonunda görevini tamamlar ve makrofaj adlı savunma hücreleri tarafından yok edilir. Bu kayıp, sürekli tekrarlanan bir üretimle dengelenir. Normal koşullarda, saniyede 2,5 milyon alyuvar üretilir. Ancak gerektiğinde bu sayı artırılabilir.

İlmi Mercek, Nisan 2011

Görüldüğü gibi böbrek bir laboratuvar gibi ölçüm yapmakta, verileri değerlendirmekte ve gerekeni uygulamaya sokacak şekilde inisiyatif kullanmaktadır. Kemik iliğindeki hücreler de böbreklerden gelen bir hormon ile gönderilmiş olan mesajı nasıl çözeceklerini bilmekte ve bu mesaja göre harekete geçmektedirler.

46

Üstelik bu işlemlerin tümü, milyarlarca insanın her birinde aynı şekilde gerçekleşmekte, bu uyum bütün insanlarda aynı şekilde sürmektedir. Bütün bu işlemlerde hücreler çok açık bir akıl gösterisinde bulunmaktadırlar. Bu durumda bu aklın kaynağının ne olduğu

Eritropoitein hormonu ile Yüce Allah insan vücudunda bir güvenlik sistemi yaratmıştır. Şüphesiz bu, Allah’ın yaratma sanatının bir örneği olduğu gibi, aynı zamanda da evrim aldatmacasının iç yüzünü gösteren bir delildir. Çünkü vucüttaki tüm sistemlerin ortak bir amaç uğruna hareket etmek için programlanmış olmaları ve bu programı çalıştıran merkezi bir sistem bulunması, evrim teorisinin tesadüf masalının geçersizliğini bir kez daha gösterir. Kuran’da Allah bu gerçeği şöyle bildirmiştir: “...Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin? Fakat, O Allah benim Rabbim’dir ve ben Rabbim’e hiç kimseyi ortak koşmam.” (Kehf Suresi, 37-38) sorusunun cevaplanması gerekmektedir. Hücrelerin böyle bir akla kendi kendilerine ya da tesadüfen sahip olduklarının iddia edilmesi mümkün değildir. Hücrelere bu aklı yerleştiren, nasıl davranmaları gerektiğini onlara ilham eden herşeyi kontrolü altında tutan Allah’tır. Allah’ın göklerde ve yerde gerçekleşen her olaya hakim olduğu ve herşeyin O’nun kontrolünde gerçekleştiği Kuran’da şöyle bildirilmiştir; “Göklerde ve yerde bulunanlar O’nundur; hepsi O’na ‘gönülden boyun eğmiş’ bulunuyorlar. Yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O’dur; bu O’na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O’nundur. O, güçlü


www.hormonalsistem.com

ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Rum Suresi, 26-27)

Otomatik İşleyen Acil Durum Sistemi Hangi Durumlarda Devreye Girer? Kaza sonucunda oluşan ağır kanamalarda ya da herhangi bir sebeple meydana gelen kan kayıplarında vücudumuzun bu otomatik sistemi devreye girer ve kayıp hızla dengelenir. Ayrıca alyuvarların ek üretimi, solunan havadaki oksijen miktarının düşmesi durumunda da gerçekleşir. Yüksekçe bir dağa tırmanırken vücutta meydana gelen değişiklikler de bu titiz denetim

ile tespit edilir. Vücutta değişiklikler meydana gelmesinin nedeni, yükseklik arttıkça oksijenin azalmasıdır. Bu sınırlı oksijeni yakalamak için ekstra alyuvar üretme işlemi çok kısa bir süre içinde başlar. Dağın yüksek yamaçlarına çıkıp, nefesinizin sıkıştığını hissettiğiniz hatta bayılmak üzere olduğunuz bu rahatsızlık döneminden yaklaşık birkaç saat sonra, vücut yeni ortam için kalıcı bir tedbir alınması gerektiğine karar verir. Bu karar üzerine, böbrek ve kısmen karaciğer “eritropoietin” hormonunu salgılamaya

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

47


İ

lmi mercek

VÜCUT MUCİZESİ

İlmi Mercek, Nisan 2011

başlar. Bundan sonraki işlemler yukarıda belirtildiği gibi büyük bir hızla kemik iliğine daha fazla alyuvar üretilmesi yönünde mesajlar gönderilmesi ile devam eder.

48

3 ila 5 gün içinde “destek kuvvetleri” denebilecek yeni alyuvarlar kanın içine dağılırlar. 15. günden sonra eritropoitein üretimi artık azalır. Çünkü vücut bulunduğu ortama uyum göstermiş, bedenin alarm durumu sona ermiştir. Bedenimizde tecelli eden bu akıl ve planlama da, eritropoietin hormonu da, insanı yoktan var eden, insanı alyuvarlara muhtaç bir şekilde yaratan, sonra bu ihtiyacın karşılanması için kusursuz bir sistem var eden, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan Allah’ın eseridir. Allah’ın Şanı çok Yücedir: “Allah... O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilmin-

den hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.” (Bakara Suresi, 255)

Alyuvarların Denetimini Biz Yapmak Zorunda Olsaydık... Kandaki alyuvar miktarı insanın hayatta kalabilmesi için son derece önemli bir faktördür. Bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için nasıl nefes almaya ve su içmeye ihtiyacı varsa, kanında belli bir miktarda alyuvar bulunmasına da ihtiyacı vardır. Kandaki alyuvar miktarı olması gerekenin altına düştüğünde, insan yaşamını yitirir. Şimdi şu hayali örnek üzerinde düşünelim: Önünüze özel bir şişe içinde 1 litre kan konulmuş olsun. Ve bu kanın ameliyatta bekleyen bir hastaya nakledileceği, ancak bir problem olduğu söylensin. Bu kanın içinde alyuvar eksik olsun ancak ne kadar eksik olduğunun tespit edilemediği belirtilsin. Sizden eksik miktarı tahmini olarak tamamlamanız istense ve size kullanmanız için alyuvar dolu büyükçe bir kap


www.proteinmucizesi.com

Sonsuz akıl ve ilim sahibi olan Yüce Allah, eritropoitein hormonunun çalışma sistemlerini belirleyen programı ve bu programı okuyan ve değerlendiren kemik iliği hücrelerini en mükemmel şekilde yaratmıştır. Bu sistem Allah’ın yaratmasındaki kusursuzluğu bir kez daha ispatlamaktadır. Allah Kuran ayetlerinde yeryüzünün her noktasında görülen bu uyum ve kusursuzluğu şöyle bildirmiştir: “O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4) verilse acaba ihtiyacın ne kadar olduğuna nasıl karar verirdiniz? Bu durumda öncelikle yapmanız gereken, önünüzdeki kanda ne kadar alyuvar bulunduğunu ölçmek olacaktır. Ancak bunun için çok gelişmiş teknolojik aletler gereklidir ki, buna zaman ve imkan o an için yoktur. Bu durumda oldukça çaresiz kalırsınız. Önünüzdeki kanda bulunan alyuvar miktarını ölçemeyecek olmanız, bir insanın ölümüne neden olabilir.

Bütün bu sorulardaki detayları iyice

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Örneğimizi biraz değiştirelim. Bu kanda hiç alyuvar olmasın. Yapmanız gereken, en ideal miktarda alyuvar eklemesi olsun. Acaba bu sefer nasıl bir karar verirdiniz? Önünüzdeki alyuvar dolu kabın ne kadarını kana karıştırırdınız? Eksikliği ölümle sonuçlanacak olan alyuvarın bu eksikliğini gidermek için kabın bir litre kana karıştırılması gereken en ideal miktarını nasıl belirlerdiniz? Bu sorulara verebilecek bir cevabınız elbette olmayacaktır.

düşündükten sonra eritropoietinin gerçekleştirdiği mucizeyi daha iyi anlayabiliriz. Kanda bulunan alyuvar miktarı düştüğü zaman, eritropoietin hormonu akıl almaz bir şuur gösterir ve kemik iliğini uyararak alyuvar üretimini başlatır. Yeterli alyuvar üreyince süreç durdurulur. Eritropoietin hormonunda gözlemlenen şuur, insan vücudunun yaratılmış olduğunun açık birer delilidir. Çünkü gözle görülemeyecek kadar küçük tek bir molekül, birçok özelliğe, yeteneğe ve sorumluluğa sahiptir. Bu molekülün bunları yerine getirebilmesi için tüm bu özelliklerle birlikte yaratılmış olması gerekir. Eritropoietin hormonunun tesadüfen bu niteliklerle oluştuğunu iddia etmek, büyük bir cehalet ve akılsızlık örneğidir. Bu hormon, Allah’ın yaratmasındaki uyumun ve kusursuzluğun delillerinden biridir: “… Rabbim, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” (En’am Suresi, 80)

49


Sayın Adnan Oktar’ın, İnşirah Suresi’nin 7. ve 8. Ayetlerine Dair Açıklamaları: (ADNAN OKTAR’ın 03 Mart 2011 Kahramanmaraş Aksu TV; Kaçkar TV röportajından) 7- “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et” Yani boş durma. Boş durmak zarar verir. Sağlığa da zarar verir, akla da ruha da zarar verir. Sürekli hareketli olmak gerekiyor.

İlmi Mercek, Nisan 2011

8- “Ve yalnızca Rabbine rağbet et”

50

Sadece Allah’a tevekkül et, Allah’a kendini bırak. Öbür türlü insan sıkılır ve hasta olur. Allah’a tam teslim olursa kafası dinç olur, ruhu dinç olur. Gerilim içinde olmaz. Öbür türlü oldu mu, ne yapacağız, ne edeceğiz diye düşünmeye başlar. Mesela içinde biraz sıkıntı duyar. “Acaba ben kalp hastası mı oldum?” Al sana bir sıkıntı konusu. Saçını tarıyor, saçı biraz dökülüyor, “gitti saçlar” diyor. Vesvese ediyor. Biri bir şey söylüyor, alınıyor, saatlerce onun etkisinde kalıyor. Hatta bahane bulmada hiç güçlük çekmeyecek hale geliyor. Her şeyden rahatsız olur, her şey onu rahatsız ediyor aklına gelen.


www.harunyahya.org

Tevekkül eden müminde bunların tamamı toptan yok oluyor. Hepsi gidiyor. Dolayısıyla Müslümana sağlık sıhhat gelmiş oluyor. İnsana en büyük düşmanı yine kendisidir. İnsana en büyük kötülüğü yine kendisi yapar. Hiç kimse dışarıdan insana bu kadar eziyet edemez, bizzat kendisi kadar. En büyük acıyı insan kendisi verir. Ayette Cenab-ı Allah, “...Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.” (Al-i İmran Suresi, 117) diyor. Acayip zulmediyorlar kendilerine. Korkutur, tedirgin eder, vesveseye sokar, ümitsizliğe kaptırır, sabırsızlık verir. Ruh da bedene hakim olduğu için ruh bedeni yıpratmaya başlar. Ruh bedene saldırır bu durumda, tevekkül edilmediğinde. Ruh emrediyor biz kolumuzu kaldırıyoruz. Ruh emrediyor kolumuzu indiriyoruz. Ruh emrediyor ağzımızı açıp konuşmaya başlıyoruz. Kas ne anlar? Ağız etten kemikten oluşmuş bir şey. Çene kasları, ağzı, değil mi? Ruh emredince harekete geçiyor. Kas bir şeyden anlamaz, kas durur, bekler de bekler. Ama ruh “hadi konuş” dediğinde konuşuyor. Bu yüzden Müslüman Allah’a tam tevekkülü çok

önemli bir hedef haline getirecek. Onu unutması zehir etkisi yapar. İlaç almayı unutan adam nasıl hastalanıyor, tedavisi var adamın, sürekli ilaç kullanması gerekiyor. İlacı kestin mi hastalanıyor. Suyunu kestiğinde susuzluktan perişan olur. Yemeğini yemezse hasta olur. İnsan da tevekkülünü kestiğinde hasta olur. “Geçen hafta tevekkül etmiştim” diyor. Tevekkül kesintisiz devam eder, ibadet kesintisiz, namazlar kesintisiz, güzel ahlak kesintisiz, sabır kesintisiz devam eder. Dalgalanmalar şeklinde olmaz. Hayatının bir bölümünde var, bir bölümünde yok, o şekilde olmaz.

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

51


İ

lmi mercek

İMAN HAKİKATLERİ

Şeffaf gibi görünen böcek kanatlarının gerçekte son derece estetik desenlere ve renklere sahip olduğunu biliyor muydunuz? 

İnsan gözünün görmediği bu desenler, neden yaratılmıştır? 



İlmi Mercek, Nisan 2011

B

52

irçok sinek ve arı türünün kanatlarını genellikle donuk ve şeffaf yapısı ile tanırız. Ancak Lund Üniversitesi’nden böcekbilimciler Ekaterina Shevt-sova ve Christer Hansson, bu böceklerin insanlar üzerinde hayranlık uyandıran kelebek ve kınkanatlıların sahip olduğu kanatlarda olduğu gibi göz alıcı şekil ve desenlere sahip olduğunu ortaya koymuşlardır. Bilindiği gibi böceklerin vücutlarının dışını çevreleyen bir iskeletleri vardır. Bu dış iskelet yumuşak bir dokuya sahip olan sert tabakalardan oluşur ve zırhlı bir elbiseye benzer. Bu sert tabaka “kitin” maddesinden oluşmaktadır. Kitin maddesi aynı zamanda böceklerin kanatlarının üzerini de kaplaya-

Kanatlardaki renkler ve desenler nasıl oluşur?

rak muhteşem desen ve renklerin oluşmasını sağlar.

Böceklerin Kanatları Mükemmel Kaplama Malzemesi Olan Kitinden Meydana Gelmiştir Kitin son derece hafif ve incedir. Bu nedenle böcekler onu taşımakta hiçbir zaman zorlanmazlar. Kitin böceğin bedenini dışarıdan sarmasına karşın, iskelet işlevi görecek kadar sağlamdır. Ama aynı zamanda da son derece esnektir. Vücut içinden uçları kendine bağlı olan kasların kasılıp esnemesi ile hareket edebilir. Bu, böceklere hareketlerinde çabukluk kazandırdığı gibi, dışarıdan gelecek darbelerin etkisini de azaltır. Üzerindeki özel kaplama maddesi nedeniyle dışarıdan içeri su geçirmez.


www.yaratilisdelilleri.imanisiteler.com

Vücut içindeki sıvıları da dışarı çıkarmaz. Sıcaktan hatta bazı türlerde radyasyondan etkilenmez. Çoğu zaman etrafa tam uyum sağlayacak bir renktedir. Bazen de caydırıcılık sağlayacak kadar parlak olabilir. İşte böceklerin kanatlarını da kaplayan bu benzersiz madde onlara bazı üstün özellikler kazandırır.  Kolay Uçma Yeteneği: Sinek ve bazı arı türlerinin kanatları sağlam ama son derece hafif ve ince olan bu kitin malzemesi ile kaplanmıştır. Eğer kitin bu derece ince ve hafif olmasaydı böceklerin uçması imkansız hale gelebilirdi. Ancak kitin maddesi, sağlamlığı, esnekliği, hafifliği, inceliği ve izolasyon gücüyle her yönden mükemmel bir malzemedir. Bu kadar dikkat çekici özelliklere sahip olan bir madde insanın aklına, “Eğer uçaklar ve uzay gemileri kitinin özelliklerine sahip bir maddeden yapılsalardı nasıl olurdu?” sorusunu getirecektir. Açıkçası bu malzeme havacılık uzmanlarının hayalini kurdukları bir yapıya sahiptir. Ancak insanlar teknoloji alanındaki gelişmelere rağmen henüz kitine benzer bir malzeme yapmayı başaramamışlardır. Oysa, 21. yüzyıl teknolojisi ile benzeri üretilemeyen kitin maddesi böcekler ilk ortaya çıktıkları andan itibaren vardır. Ve bu

madde, yukarıda da belirttiğimiz gibi, bir böceğin sahip olabileceği en ideal kaplama malzemesidir. Canlıyı her türlü tehlikeden koruyacak özelliklerdeki bu maddenin, tesadüfen ortaya çıkması ise elbette imkansızdır. Hiçbir böcek kendi iradesiyle karar verip kendine böyle ideal bir koruma malzemesi üretmiş olamaz. Özel bir yapıya sahip olan bu madde doğadaki taşın, toprağın kararıyla da ortaya çıkmamıştır. Bu maddeyi, kapladığı böceklerin tüm olağanüstü özellikleriyle birlikte tam bir uyum içinde Yüce Allah yaratmıştır.

“Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O’nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir.” (Şura Suresi, 29)

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

53


İ

lmi mercek

 Benzersiz Bir İMAN HAKİKATLERİ Renk Şöleni: İki şeffaf kitin

İlmi Mercek, Nisan 2011

tabakasından meydana gelen arı ve sinek kanatları uygun ışık koşulları oluştuğunda her iki tabakadan seken ışınların etkisiyle adeta sabun köpüğündekine benzer bir renk şöleni sunarlar. Bu renk şöleni kitin yüzeyi boyunca var olan farklılıklar nedeniyle yanardöner etki meydana getirir. Üstelik renkler her zaman sabit kalırken, hangi yönden bakılırsa bakılsın yanardöner görüntü devam eder. Bu renk şöleni ve yanardöner etki kanatlardaki elmas benzeri prizmatik yapıdan kaynaklanır. Çıplak gözle görülemeyen bu elmas benzeri kristal yapı, Yüce Allah’ın son derece ince böcek kanatlarında yarattığı estetik sanatını gösterir. Allah’ın kanatları kusursuz bir komplekslikle yaratması çok önemli bir hikmet üzerinedir. Allah, var olan herşeyin en küçük zerresine kadar Kendi üstün sanatının eseri olduğunu göstermektedir. Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, Yaratılış gerçeğini kabul etmek istemeyen kişiler bu mükemmellik karşısında bir açıklama getirememekte, çaresizliğe düşmekte ve karşılarındaki yaratılışa hayranlık duymaktan kendilerini alamamaktadırlar. En küçük bir zerrede bile böyle üstün bir sanatın var olması, insanların tümüne Allah’ın dışında hiçbir gücün olamayacağını açıkça kanıtlamaktadır. Yüce Allah bu gerçeği ayetlerinde şöyle bildirmiştir:

54

“Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’ındır. Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Casiye Suresi, 36-37)

Böceklerin Kanatlarındaki Renkler Bir Hikmet Üzere Yaratılmıştır Böceklerin kanatlarındaki kristallerin yapısı, düzeni, yansıma, kırılma gibi ışık olaylarının ortaya çıkmasına ve muhteşem

güzellikteki renklerin doğmasına neden olur. Böyle olağanüstü güzellikteki bir görünümün varlığı hiç kuşkusuz tüm bunları yaratan Allah’ın üstün kudretinin ve sonsuz sanatının delillerinden biridir. Ayrıca böceklerin kanatlarındaki renklerin ve desenlerin bir süs olarak yaratılmış olmalarının yanında, bu canlılar için başka pek çok hayati fonksiyonu vardır.

Açık renk zeminde neredeyse görünmez olan ancak siyah zeminde veya mikroskop altında görünen renkler ve kanat desenlerinin yaratılmasındaki bazı hikmetleri bilim adamları şöyle açıklamaktadırlar (Doğrusunu Allah bilir).  Kanatlardaki renk ve desenler tıpkı başka canlılarda olduğu gibi eş seçiminde önemli rol oynar.  Böcek türlerinin birbirlerinden ayrılmalarını sağlar. Nitekim bu yöntemle üç yeni yabani arı türü tespit edilmiştir. Böceklerin sahip oldukları bu çeşitlilik sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah’a aittir. Allah her canlıya ihtiyacı olan özellikleri verendir.


www.hayvanlardakamuflaj.com

Böceklerin incecik ve şeffaf kanatlarına mikroskop altında veya siyah bir zeminde baktığınızda ne kadar karmaşık olursa olsun, her iki taraftaki desenin ve renklerin tıpatıp birbirleriyle aynı olduğunu fark edebilirsiniz. En ufak bir çizgi dahi her iki kanatta birden yer alır, dolayısıyla ortaya kusursuz bir düzen ve simetri çıkar. Bu desen ve renkler, diğerine hiçbir şekilde karışmaz ve var olan renkler keskin çizgilerle birbirlerinden ayrılır. Oysa bu renkler, sadece elmas benzeri kristal yapının oluşturduğu geometrik şekillere ışığın yansıması ile oluşur. Sadece geometrik bir şekil ve ışığın yansıması ile oluşan bu kusursuz renk ve desenler, sonsuz akıl, sanat ve ilim sahibi Yüce Allah’ın eseridir.

Böceklerin Kanatlarını Mükemmel Renk ve Desenlerle Süsleyen Yüce Allah’tır Herşeyin kendi kendine gelişen tesadüflerin sonucunda ortaya çıktığını iddia

www.ilmimercek.net

eden evrim teorisi, böceklerin kanatlarında sergilenen sanat, renk çeşitliliği ve uyum karşısında tam bir çıkmaz içindedir. Mikroskop altında veya siyah bir zemin üzerinde şeffaf ve çok ince görülen ve küçük olan bu kanatlar, her türde kendine özgü renk ve desenlere sahiptirler. Evrendeki herşeyin kendi kendine gelişen tesadüfler neticesinde ortaya çıktığını iddia eden evrim teorisi savunucuları, bu renk çeşitliliği ve desenler karşısında açıklama getirememektedirler. Böylesine

Nisan 2011, İlmi Mercek

“Allah. O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun Kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kavrayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.” (Bakara Suresi, 255)

55


İ

lmi mercek

İMAN HAKİKATLERİ

kusursuz bir düzenin kendiliğinden kör tesadüfler ile ortaya çıkmayacağı açıktır. Evrimciler öne sürdükleri hiçbir iddia ile böcek kanatlarındaki renklerin, desenlerin, simetrinin oluşumunu açıklayamazlar. Bu akıl sahibi her insanın hemen göreceği çok

Helikopter böcekleri, çekirgeler ve hamamböcekleri gibi çok fazla sayıdaki böcek türünün kanatlarında da tıpkı sinek ve arılarda olduğu gibi kusursuz bir dizayn ve çeşitlilik vardır. Böceklerin sahip oldukları bu çeşitlilik, sonsuz güç sahibi olan Yüce Allah’a aittir. Allah her canlıya ihtiyacı olan özellikleri kusursuzca verendir. açık bir gerçektir. Böcek kanatlarındaki bu güzellik ve estetik Yüce Allah’ın Müzeyyin (süsleyen) isminin tecellisidir. Yüce Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. O’ndan başka ilah yoktur. Ayetlerde şöyle buyrulur:

“Şüphesiz müminler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 3-4)

İlmi Mercek, Nisan 2011

Yüce Allah Böcek Kanatlarındaki Estetik Görüntüyü Kelebek Kanatlarında da Yaratmıştır

56

Kelebekler aslında saydam olan bir çift zar kanada sahiptirler. Bunlar, yoğunlukları farklı pullarla kaplı olduğu için zar kanatların saydamlıkları belli olmaz. Kelebek kanatlarının aerodinamiğini (hava akımlarından faydalanarak yapılan hareketler) artıran, onlara rengini veren işte bu pullardır. Dokunulduğu anda yerlerinden kopacak kadar hassas olan pulların, kelebeğin kanadına saplanan sivri uçları vardır. Bu sayede pullar dökülmeden durabilirler. Kanadın üstüne bir damın kiremitleri gibi dizilmiş olan her pulcuk ya kimyasal pigmentlerle ya da sabun köpüğündeki gibi, üstüne düşen ışığı gökkuşağı renklerine kıran yapısı ile renk kazanır. Ayrıca laboratuvar araştırmaları, farklı renklerin farklı kimyasal maddelere bağlı olduklarını da göstermiştir. Örneğin

“pteridin” denilen boya maddesinin türevleri kelebeklerde genelde görülen pembe, beyaz ve sarı renkleri sağlayan maddelerdir. Çok sık rastlanan “melanin” adlı boya maddesi ise kanatlardaki siyah beneklerde bulunur. Ayrıca kelebeklerin kanatlarındaki renkler her zaman göründükleri gibi değildirler. Örneğin yeşil renkli pullar, siyah ve sarı pulların karışımından oluşmaktadır. Kele-beklerin kanatları üzerinde yapılan son incelemeler, pigmentlerin pulcuklarda sentezlendiğini ve melanin üretimi için gerekli olan enzimlerin pulcukların üst derisinde bulunduğunu göstermiştir. Kelebek kanatlarındaki bu renk, desen ve simetri kesinlikle üstün bir akıl ve ilim gerektirmektedir ve Yüce Rabbimizʼin Sani (sanatçı) isminin tecellileridir.


www.yasayanfosiller.com

➜ SOMON BALIĞI KAFASI

LADİN TOHUMU

Yaş: 15 milyon yıllık Dönem: Miosen Bulunduğu Yer: Stewart Valley,

(Çift Parça)

Nevada, ABD

Yaş: 1.8 milyon - 11 bin yıllık Dönem: Pleistosen Bulunduğu Yer: Kamloops, British Columbia, Kanada Somon balıklarının farklı jeolojik dönemlere ait pek çok fosil örneği bulunmaktadır. Bu dönemlerde yaşamış somon balıklarının hepsi günümüzde yaşayan örnekleriyle aynıdır. Bulunan her fosil, Darwinistleri yalanlayarak, diğer canlı türleri gibi somonların da hiçbir zaman değişmediği gerçeğini ispatlamaktadır.

Ladin; Picea cinsine dahil olan, dört mevsim yeşil kalan, yaklaşık 35 ayrı ağaç türüne verilen genel isimdir. Fosil kayıtları, ladinlerin milyonlarca yıldır aynı olduklarını, herhangi bir evrim geçirmediklerini göstermektedir. Resimde görülen ladin tohumu fosili 15 milyon yıl öncesine aittir. Bu fosilin de ispatladığı gibi, aradan geçen milyonlarca yıl boyunca, ladinler hep aynı kalmışlar, herhangi bir ara aşamadan geçmemişlerdir. Günümüzdeki ladinlerle, 15 milyon yıl öncekiler arasında bir fark yoktur.

DENİZ İĞNESİ

Yaratılış Atlası İçin Ne Dediler? Piero Melazzini - Sondrio Halk Bankası Başkan ve Yönetici İtalya 4 Nisan 2008

Kitaptaki başarınızdan ve yayınevinizin süregelen başarısından dolayı tebrik eder, saygılarımızı sunarız.

Piero Melazzini Not: Kitap cildinin Kütüphanemiz L.Credaro'ya yerleştirileceğini belirtiriz.

www.ilmimercek.net

Yaş: 23-5 milyon yıllık Dönem: Miosen Bulunduğu Yer: Marecchia Nehri Oluşumu, Paggio Berni, İtalya Deniz atlarıyla aynı takımdan olan deniz iğneleri, ince ve uzun bir vücut yapısına sahiptirler. Deniz iğneleri de evrimi geçersiz kılan yaşayan fosil örneklerinden biridir. Resimdeki deniz iğnesi fosili 23–5 milyon yaşındadır ve günümüzdeki deniz iğneleriyle tıpatıp aynıdır.

Nisan 2011, İlmi Mercek

Harun Yahya’nın saygıdeğer yayınevinizce basılan Yaratılış Atlası yayınını sürpriz bir şekilde teslim aldık. Bağışınız ve ilginiz için teşekkür ederken, eserin açık öğretici mesajı, aydınlık ve muhteşem baskısı, hoş bir şekilde gerçekleşmesinden dolayı memnun olduğumu belirtiriz.

57


www. Adnanoktarnedemistineoldu.com Bugüne kadar Sayın Adnan Oktar’ın Türk İslam Birliği, teröre net çözüm, şehitlerimiz ve şehit yakınları, iç ve dış siyasetteki gelişmeler, vizelerin kaldırılması, dünyada dine dönüş, hukuk sistemindeki gelişmeler, ekonomik gelişmeler, deprem, sağlık ve yoksullara yardım konularıyla ilgili vermiş olduğu bilgilerin hemen ardından 1500’e

yakın hadise gerçekleşmiştir. Bu internet sitemizde, Sayın Adnan Oktar’ın yapmış olduğu açıklamaları ve bununla ilgili gazete kupürlerini takip edebilirsiniz.

www.Abdulkadirgeylanihazretleri.com Abdulkadir Geylani Hazretleri, evliyanın sultanı olup, hem Seyyid hem de Şeriftir. Bu

İlmi Mercek, Nisan 2011

SOHBETLER- CİLT 1

58

Sayın Adnan Oktar'la yapılan röportajlar, 2007'den bu yana, içlerinde ABC, BBC, Al Jazeera, The Washington Post, Reuters, Wallstreet Journal gibi ünlü yabancı basın kuruluşlarının da olduğu çok sayıda gazete, dergi ve televizyonda yer almıştır. Bununla birlikte 2008 tarihinden itibaren de farklı televizyon kanallarında Sayın Adnan

Oktar'ın sohbetleri yayınlanmaktadır. Sizlerin beğenisine sunulan bu kitap da, Sayın Adnan Oktar'ın bazı televizyon sohbetlerinin metinlerinin bir araya getirilmesiyle hazırlanmıştır. Hadislerde ve ayetlerde haber verilen bilgiler doğrultusunda, önümüzdeki yıllarda yaşanacak kutlu gelişmelerin birer müjdesi olan bu sohbetler,


www.harunyahya.tv

mübarek insan, Gavsül Azam, Velayetin Sultanı, Sultanü’l Evliya, Sertacü’l Evliya, Kutbu’r Rabbani, Gavsü’s Samedani gibi yüce sıfatlarla anılır. Maddi ve manevi ilimlerdeki derinliği ve üzerindeki manevi lütuf ve rahmetle dinin esaslarını yeniden dirilttiği için kendine “dinin dirilticisi” anlamında “Muhyiddin” de denmiştir. Bağdat'ta dönemin tanınmış âlimlerinden hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimi alan Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin hayatı, eserleri ve önemli açıklamaları hakkında detaylı bilgilere bu siteden ulaşabilirsiniz.

www.risalemalumat.com www.risalehavadis.com Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarından Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Risale-i Nur Külliyatı ve Nur talebeleri ile ilgili bölümlere; bazı Nur talebelerinin yanılgılarına verilen cevaplara; ve Risale-i Nur Külliyatı’nda yapılan değişikliklere, Bediüzzaman Hazretleri’nin vekilleri olan Risale-i Nur talebelerinin Hz. Mehdi (a.s.)’ı, ahir zamanı ve İttihad-ı İslam’ı anlattığı kısa filmlere bu sitelerden ulaşabilirsiniz.

aynı zamanda tarihi bir belge niteliği de taşımaktadır. Allah'ın izniyle bundan yaklaşık 1520 yıl sonra, İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olduğu dönemde, şu an 1. bölümü yayınlanan bu külliyatı arşivlerinde bulunduranlar, "Sayın Adnan Oktar tüm bunların gerçekleşeceğini yıllar önce haber vermişti" diyeceklerdir.

Acrobat pdf dosyası 6,096 KByte

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

Ücretsiz olarak okumak için: www.harunyahya.org sitesinde “Kitaplar” bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

59


ÇÖZÜM KURAN AHLAKI (KİTAP) Dünyadaki adaletsizliğin, kargaşanın, terörün, katliamların, açlığın, sefaletin ve zulmün tek bir çözümü vardır: Kuran ahlakı. Zayıf bırakılan, çaresiz, kimsesiz ve korunmaya muhtaç insanların tek kurtuluşu, Kuran ahlakının tüm dünya insanları arasında yayılıp yaşanmasıdır. Öyle ise tüm insanlara Kuran ahlakını anlatmak, tebliğ etmek her Müslüman için çok önemli ve aciliyetli bir ibadettir. Ücretsiz olarak okumak için: www.harunyahya.org sitesinde “Kitaplar” bölümünü ziyaret edebilirsiniz. (Acrobat pdf dosyası 4,074 KByte)

AHİR ZAMAN ALAMETLERİ BİR BÜTÜNDÜR (BELGESEL) İçinde bulunduğumuz dönem, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahir zamana yönelik hadislerinde bildirdiği çok önemli olaylara sahne olmaktadır. Ahir zamanla ilgili alametler birbiri ardınca ve hadislerde tam tasvir edildikleri biçimde ortaya çıkmaktadır. Ahir zaman alametleri olarak adlandırılan olaylar, "küçük ve büyük alametler" olarak ele alınmaktadır. Ancak bu alametlerden her biri diğerinden ayırt edilemeyecek derecede önem taşır ve İslam dünyasının geleceğine ışık tutar. Bu filmde, Peygamberimiz (s.a.v.)'in 14 yüzyıl önceden en ince ayrıntılarıyla haber verdiği bu alametlerin her birinin gerçekleşmesinin ne kadar büyük bir mucize olduğunu göreceksiniz.

İlmi Mercek, Nisan 2011

Ücretsiz olarak izlemek için: www.harunyahya.tv sitesindeki “Ahir Zaman ve Kıyamet Alametleri” bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

60

25 Şubat’ta Yeni Asya Gazetesi yazarı Serap Akıncıoğlu Hanımefendi, 26 Şubat’ta Nihat Doğan, 2 Mart’ta Mustafa Keser ve 7 Mart’ta Mahmut Tuncer, Sayın Adnan Oktar’ın ahir zaman ve Mehdiyet konularını anlattığı sohbet programlarına konuk oldular. Bu programlara www.harunyahya.tv sitesinden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. Her gece ekranlarda sizlerle buluşmaya devam eden Sayın Adnan Oktar’ın sohbetlerini konu başlıklarına göre de izleyebilirsiniz. Konu başlıklarından birkaç örnek:


www.gecesohbetleri.com

Geçtiğimiz Şubat ayı boyunca, • www.harunyahya.org 3.135.461 kişi, • www.harunyahya.com 1.783.154 kişi , • www.harunyahya.net 795.434 kişi ve •www.harunyahya.tv sitesi 1.925.331 kişi olmak üzere tüm Harun Yahya siteleri toplam 14.723.167 kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Ayrıca internet sitelerinden; 1.304.285 adet kitap, 488.617 adet ses kasedi ve 1.999.893 adet film olmak üzere toplam 3.603.745 adet eser ücretsiz olarak indirilmiş ve 2.005.651 makale ve 495.726 güncel yorum, 687.034 yeni bilgi olmak üzere toplam 8.989.793 adet eser incelenmiş ve sadece www.harunyahya.tv’den 2.065.047 adet film izlenmiştir.

 Zümer Suresi'nden açıklamalar: “Allah'ın hidayete erdirdiği kişi deccalin etkisine girmez.”  “Ermeni faşistler yüzünden koskoca bir Ermeni toplumunu, Ermeni kardeşlerimizi düşman ilan edemeyiz. Bu şeytanın oyunu olur.”  “Cinin kendine ait müstakil bir gücü yoktur. Her ne yaparsa Allah yaptırır.”  “Hz. Mehdi (a.s.)'ın yapacağı herşeyi biz de yapmaya gayret edersek Hz. Mehdi (a.s.)'ın talebesi olmuş oluruz.”

 

“Din gerçekten doğru olduğu için Müslümanlar inanıyor.”

“Allah'tan uzun ömür istenir. Ne kadar uzun ömrümüz olursa o kadar çok hizmet ederiz, o kadar çok Allah'ın rızasını kazanırız.” Sohbetlerdeki bu başlıkları, www.harunyahya.org sitesindeki “Röportajlardan Seçme Bölümler” kısmından takip edebilirsiniz.

Harun Yahya temsilcileri dünya çapında Yaratılış gerçeğini anlatan ve Darwinizmi yerle bir eden konferanslar vermeye devam ediyorlar. Geçtiğimiz aylarda çeşitli ülkelerde gerçekleştirilen konferanslardan bazıları şöyledir:

www.ilmimercek.net

Nisan 2011, İlmi Mercek

• 8-10 Ocak 2011 tarihleri arasında Dubai Zayed Üniversitesi • 18 Şubat 2011 tarihinde Makedonya Tetova Devlet Üniversitesi ve başkent Üsküp'te bulunan Üsküp Arnavut Tiyatrosu • 19 Şubat 2011 tarihinde Arnavutluk'un Elbasan şehrindeki Imperial Otel • 21 Şubat 2011 tarihinde Arnavutluk Milli Müzesi • 2 Mart 2011'de Texas A&M University Corpus Christi adlı eğitim kurumu Harun Yahya konferanslarını takip etmek için www.dunyadanyankilar.com internet sitesinden “Konferans ve Fuarlar” bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

61


İ

lmi mercek

İSLAM ALİMLERİ Merhameti, yardımseverliği, adaleti dolayısıyla çok sevildiği için çevresindekiler tarafından “Baba” ismiyle anılan, İslam ahlakına uygun yaşamı ve Kuran’a bağlılığı nedeniyle taşıdığı manevi kudretinden ötürü ise “Sultan Baba” lakabını alan H. İhsan Tamgüney Hoca Efendi, 1904 yılında Artvin’in Arhavi ilçesinde dünyaya gelmiştir. 2 yaşında babasını, 6 yaşında ise annesini kaybetmiştir. 1954 yılında İstanbul’da yerleşen Sultan Baba, Dağıstanlı Şeyh Şerafeddin-i Veli (R.A.) Hazretleri’nin nazarında yetişmiş, Şeyh’in vefatının ardından ise halkı irşad ederek mürşitlik vazifesi ile yüzlerce talebe yetiştirmeye başlamıştır.

Bakkal Dükkanında Manevi Okul

İlmi Mercek, Nisan 2011

Hoca Efendi, Zeytinburnu’nda ikamet etmeye başladıktan sonra, burada kendisine bir bakkal dükkanı açmıştır. Herkesin derdini dinleyen, sıkıntısı olan kimselerin dertlerinin çözümüne vesile olmak için gayret eden Hoca Efendi’nin bakkalı bir süre sonra manevi dersler okutulan bir akademiye dönüşmüş, evi ise her gün gelen onlarca misafire yemekler pişirilen, iftar sofraları kurulan bir dergah haline gelmiştir. Hoca Efendi bir süre sonra ise binanın üst ve alt katlarında Kuran Kursu vererek hafız yetiştirmeye başlamıştır.

62

Sultan Baba’nın talebelerinden o günlere dair bir anı: “Adnan Oktar bizdendir evladım!” “Biz Adnan Oktar’ı bilmiyoruz ama Sultan Babamın bakkal dükkanına geldiğimizde, bize ilk verdiği kitap Harun Yahya kitabıydı. Biz tabii tarikat, fıkıh kitapları okuyoruz, tasavvuf kitapları okuyoruz. “Siz bunları bırakın bunu okuyacaksınız” dedi… Onu okuduktan sonra bizim hakikaten bakışımız değişti. Nasıl o; “hayatınızı değiştirecek” ifadesi var ya, aynen öyle. Şahsımda bunu yaşadım. Kitabı okuduktan sonra İslam’a ve topluma bakışım değişti… Bu nasıl olacak? Bu medyada tanıtılan kişi ile bu kitabı yazan o aslan mücahit nasıl çakışacak bunu en iyi Sultanıma sorarak öğrenebilirdim, çünkü Sultanım verdi kitabı. Dedim ki; “Sultanım Harun Yahya, Adnan Oktar’mış öyle diyorlar, Adnan Hoca nasıl birisidir?” diye sordum kendisine, 1987 yılıydı, şöyle döndü ve tek kelime dedi: “Bizdendir evladım!”

Sultan Baba’dan Türk-İslam Birliğine Destek: Sultan Baba hayatı boyunca İslam Birliği’ni savunmuş, bu birliğin kurulması için elinden gelen çabayı harcamıştır. Müslümanlar arasında nifak çıkaranları kınayan,


www.harunyahya.org

ihanet edenlerin çok büyük bir azaba düşeceklerini dile getiren Sultan Baba Allah’a niyazda bulunurken dahi hiçbir zaman kendi nefsi için dua etmemiş, dualarında, ümmet-i Muhammed’in esaretten, sıkıntılardan ve baskılardan kurtuluşu için yalvarmıştır. Tüm yaşamı süresince Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetinin tevhid sancağı altında toplanmasını, Allah yoluna dönmesi, ümmet-i Muhammed’in başına adil, imanlı, Hakk’a riayet eden amirlerin, hükümetlerin gelmesi için dua etmiştir.

İhsan Hoca Efendi’nin ağzından; Tarikatların Uyması Gereken Kurallar: “İslâm’da milliyetçilik olsaydı, Kuran-ı Kerim Arapça indiğine göre Arapları methetmesi gerekirdi. Oysa ‘Cahil Arapların yeryüzünde fesat çıkardıklarını söylüyor Cenab-ı Allah. İkincisi renk ayrımı yapmayın, siyah, beyaz, sarı diye. Üçüncüsü mezhep ayrımı yapmayın, Şafi, Hanefi, Maliki. Mezhepler amelidir,

herkes kendi amelinden sorumludur. Bunu bir dava haline getirmeyin. Dördüncüsü, Nakşiymiş, Kadiriymiş... Benim şeyhim, senin şeyhin, gibi ayırımlar ümmeti parçalayan unsurlardır. Çizgisi Hakk’a dayanan ve Hak nizamın devlet nizamı olmasını arzulayan her tarikat sağlayanın temel şartı bu dört unsura riayet etmektir.”

İman Yolunda Mücadele Etmek Güzel Sözle Allah’a Çağırmaktır Sultan Baba’nın derslerinde en çok dikkat çeken konulardan biri ise iman mücadelesi Allah yolunda çaba harcamaktır. Hoca Efendi, Allah’ın sadece takva ve ibadet yönünü rehber edinmeyip, aynı zamanda Kuran ahlakının bütünüyle uygulanmasının gerekliliğini vurgulamıştır. Daima yapıcı ve toparlayıcı olmayı tavsiye etmiş, en güzel ve en tatlı bir üslupla konuşulmasını istemiştir. Kendisi, basın yayın organlarının ümmeti parçalamak için zaman zaman birer menfi propa-

Nisan 2011, İlmi Mercek

www.ilmimercek.net

63


İ

lmi mercek

İSLAM ALİMLERİ

ganda aracı olarak kullanıldığını onun için önce bu organların sahiplenilmesi gerektiğini söylemiştir.

Sultan Baba’nın Oğlu Ahmet Tamgüney’in ağzından; Allah Yolunda Mücadele Edenler Koruma Altındadır “Sultan Baba Allah yolunda mücadele edenlerin koruma altında olduklarını, hiçbir zaman kimsenin onların gayretlerini, azmini kesemeyeceğini söylemiştir. Ve hakikaten de öyle, mesela bakın, o kadar hakaret gördüğü halde, işkenceler gördüğü halde, kendisine akla hayale gelmeyecek iftiralar atıldığı halde Adnan Oktar davasından bir milim bile şaşmadı, Allah yolundan ayrılmadı, ilmi mücadelesine devam etti ve hala da devam ediyor. Biz de kendisine dua ediyoruz.”

Hz. Mehdi (a.s.)’ın Alametleri Zahiridir Sultan Babamız 1985, 1990 yılları arasında bir konuşmasında Hz. Mehdi (a.s.)’ın şu anda vazifesine devam ettiğini ve emanet-i Resullullah burada olduğu için iman mücadelesinin de İstanbul’dan baş-

layacağını bize bildirmişti. Hatta dedi ki, burada makamı vardı kendisinin, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın alametleri vardır. Zahiridir, onun için siz ne vazife verildiyse vazifenize devam edin, o sizi muhakkak bulacak.” dedi. Hz. Mehdi (a.s.)’ın askerleri (talebeleri) denen kimselerin, kendisini mutlaka bulacağını söylerdi. Hatta elini vururdu koltuğa, “Bu koltuğa gelecek, buraya gelecek, ondan sonra ilmi mücadelesine devam edecek” derdi. Merhameti, yardımseverliği, adaleti ve Kuran’ın emrettiği vasıfları üzerinde taşıma gayretiyle hayatını Allah’a adayan Sultan Baba, İslam`a olan bağlılığıyla örnek olmuştur. Bu mübarek insan 24 Kasım 1991 yılında vefat etmiş, binlerce seveni tarafından tekbirler eşliğinde önce Zeytinburnu’ndan Yalova’nın Güneyköy’üne götürülmüştür. Sultan Baba’nın naşı, Güneyköy Camii’nden sevenleri tarafından omuzlarda taşınarak şeyhi Şerafeddin Bingöl’ün türbesine yakın bir yerde toprağa verilmiştir. -------------1. http://www.ilahi-tr.org/islam-buyukleri/31330ihsan-tamguney-hocaefendi-sultan-baba.html 2. http://www.milligazete.com.tr/haber/okul-gibidukkan-144248.htm

İlmi Mercek, Nisan 2011

Sayın Adnan Oktar`ın 31 Ekim 2010 tarihli Samsun Aks Tv ve Tv Kayseri röportajından:

64

ADNAN OKTAR: Şimdi yukarıda Sultan Baba’nın talebelerinden gelmişlerdi de, onlarla konuştuk. Çok acayip sevimliler, maşaAllah. Sultan Baba Hocamız “O bizdendir” demiş o zamanlar benim için. Oradan dolayı müthiş sevgileri var. Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini müjdelemiş, “Hz. Mehdi (a.s.) gelip benim bu koltuğuma oturacak” demiş. Koltuğunu muhafaza ediyorlarmış kardeşlerimiz. “İnşaAllah, bir gün ziyaretinize geliriz” dedik, konuştuk. Bayağı şevkliler maşaAllah. Çok vefalılar, tertemiz, Anadolu insanları...

İlmi Mercek Nisan 2011  

İlmi Mercek Nisan 2011

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you