Page 1


ED‹TÖRDEN

De¤erli okuyucular›m›z, Son aylarda yo¤un olarak medyada yer alan, dünya g›da stoklar›n›n azalmaya bafllad›¤› haberlerinden sonra birçok ülkede tah›l ve bakliyat fiyatlar›n›n fahifl oranda yükselmesi, Yemen ve M›s›r gibi ülkelerde g›da fiyatlar› için ç›kan isyanlar, açl›k tehlikesinin dünyay› sarmaya bafllad›¤›n› ve tehlikenin artarak devam edece¤ini göstermektedir. Peki, g›da stoklar›n›n gerçekten tükenece¤i do¤ru mu? Dünyan›n baz› yerlerinde insanlar pervas›zca tüketirken baz› yerlerde de açl›k sorununun yaflanmas›, açl›¤›n bir kader de¤il uygulanan ekonomik ve siyasi politikalar›n bir sonucu oldu¤unu gösteriyor. Hakk› gözetmeyen, sömürüye dayanan anlay›fllar müreffeh ülkeleri beslerken yoksullu¤un yafland›¤› co¤rafyalar açl›kla karfl› karfl›ya kal›yor. G›da fiyatlar›n›n yükselmesi ve al›m gücünün düflmesiyle oluflan ve gittikçe yay›lacak olan açl›¤›n yoksul insanlar›n yaflad›¤› bölgeler için büyük bir tehlike olaca¤› ve halklar aras› çat›flmalara sebep olaca¤› da ekonomistler taraf›ndan s›kl›kla vurgulan›yor. Bu ay dergimizde açl›k konusunu iflleyerek, bir insan hakk› ihlali olarak açl›¤›, küresel boyutlar› ile açl›¤a sebep olan etkenleri ve yay›lan açl›k tehlikesini azaltmak veya ortadan kald›rmak için al›nmas› gereken tedbirleri dosya konumuza tafl›d›k. Dünya Gündemi bölümümüzde, sömürge döneminden sonra çat›flmalar ve iç kar›fl›kl›klardan kurtulamayan Afrika’n›n sorunlu ülkeleri Somali, Burundi ve Güney Afrika’ya yer verdik. Güney Afrika’da g›da fiyatlar›n›n yükselmesi bahanesiyle yabanc›lara karfl› bafllat›lan düflmanl›k sonucu ortaya ç›kan sald›r›lar, asl›nda Güney Afrika’da dengelerin nas›l bir anda altüst oldu¤unu gösteriyor. Güney Asya’n›n sorunlu ülkesi Myanmar’da meydana gelen Nergis kas›rgas›n›n ard›ndan cunta hükümetinin bu ola¤anüstü durumu görmezden gelerek kendi koltu¤unu sa¤lamlaflt›rmak için planlad›¤› referandumu ertelemeden, vatandafllar›n›n zor durumundan yararlanarak yapmas›, dünya kamuoyunda pek de yad›rganmad›. Ülke içinde yaflayan Arakanl›lara ve hatta kendi halk›na karfl› uygulad›¤› adaletsiz politikalardan bahseden makalemizi; Ortado¤u’da sürekli de¤iflen dengeleri; Balkanlar’da misyoner faaliyetleri sonucu Hristiyanl›¤›n yay›lmas›n› ve Kafkasya’da ad› konulamayan hastal›klar›n bafl göstermesini makalelerimizde sizlerle paylafl›yoruz. ‹yi okumalar…

DÜfiÜNCE GÜNDEM • SAYI: 43 • YIL: 4 • HAZ‹RAN 2008 ‹HH ‹nsan Hak ve Hürriyetleri ‹nsani Yard›m Vakf› ad›na sahibi: FEHM‹ BÜLENT YILDIRIM Genel Yay›n Yönetmeni: MURAT YILMAZ Editör: ZEL‹HA SA⁄LAM Yay›n Kurulu: AHMET EM‹N DA⁄, AM‹NE TUNA, ENSAR KILIÇO⁄LU,

H. ZEHRA ÖZTÜRK, OSMAN ATALAY, Z. TUBA KOR Redaksiyon: Ümmühan Özkan Kapak ve ‹ç Tasar›m: GNG Tan›t›m Bas›m: Mavi Ofset • Tel: 0212 549 25 30 Adres: Büyük Karaman Caddesi. Taylasan Sokak. No: 3 Fatih - ‹stanbul Tel: 0212 631 21 21 • Fax: 0212 621 70 51 • dusuncegundem@ihh.org.tr


DOSYA

Açl›k kader de¤ildir

• Dünyada ve Türkiye’de açl›k sorunu /23 • Küreselleflen açl›k /26 • Dünya açl›k haritas› /28 • Küresel g›da krizi: Nedenleri, sonuçlar› ve öneriler /30

• Çözüme, do¤ru tespitle bafllamak /32

ADANMIfi HAYATLAR /34

Allame Abdulvali Kari Mirzaev

Gelece¤in önüne kurulan bentler: Barajlar ‹KT‹BAS /36

Özgürlük savafl›n›n tarihi ad›: MORO ‹SLAM CO⁄RAFYASI /38

KISA KISA /4

D Ü N Y A 6\ Sonu gelmez yolsuzluklar›n baflkahraman›: BM Bar›fl Gücü askerleri 7\ Burundi tekrar iç savafl›n efli¤inde 8\ Somali’de bölgesel ve uluslararas› güçlerin tetikledi¤i insani krizler 10\ Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yabanc› düflmanl›¤› 12\ Kas›rgaya ra¤men referandum, cuntaya ra¤men yaflam: Myanmar gerçe¤i

G Ü N D E M ‹ Lübnan’da devr-i Süleyman /14 Yemen’de kuzeyden yükselen atefl, Sana’y› kuflatacak m›? /16 Vilayet seçimleri öncesi fiii gruplar aras› gerilim /18 Kafkas çocuklar›n› yiyip bitiren gizem /19 Ba¤›ms›z Kosova Hristiyanlafl›yor mu? /20


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

K

I

S

A

K

I

S

A

Irak Savafl›’n›n milyonerleri kimler? Savafl ve iflgal, bir yandan yüz binlerce insan›n hayat›na mal olurken di¤er yandan iflgalci güçlerin servetlerini art›r›yor. OMB Watch adl› kuruluflun yapt›¤› araflt›rma, ABD Kongresi’nin dörtte birinden fazlas›n›n Irak’taki iflgal ve y›k›mdan para kazand›¤›n› ortaya koydu. Yay›mlanan rapora göre; 151 Kongre üyesi Irak Savafl›’n›n ilk y›llar›nda Pentagonla anlaflmal› olarak Irak’ta faaliyette olan flirketlere yaklafl›k 196 milyon dolar para yat›rd›. Bu flirketlerin 2006 y›l›nda, Irak’taki fa-

aliyetlerinden dolay› ABD hükümetinden ald›¤› toplam mebla¤ ise yaklafl›k 275,6 milyon dolar. Irak’taki ihalelerden en fazla paray› kazanan Kongre üyelerinin 3,2 milyon dolarla Cumhuriyetçi James Sensenbrenner ve 2,6 milyon dolarla Demokrat Senatör John Kerry oldu¤u aç›kland›. Kongre’nin Irak Savafl›’n› izleyen organ› Senato D›fliflleri Komitesi üyelerinin de Savunma Bakanl›¤› ile çal›flan flirketlerdeki yat›r›mlar›ndan 44 milyon dolar gelir elde ettikleri belirtiliyor.

Pakistan’da Guantanamo benzeri hapishane The Guardian gazetesi, ‹ngiltere’nin Pakistan’da Guantanamo benzeri bir hayalet hapishane kurdu¤unu aç›klad›. ‹ngiliz yetkililerin terör zann›yla tutuklad›klar› ‹ngiliz vatandafllar›n› iflkence ederek sorgulad›klar›n› öne süren gazetenin haberine göre, gizli sorgulama merkezi, Ravalpindi flehrinin Saddar semtinde, yüksek duvarlarla çevrili ve kameralarla gözetim alt›nda tutulan bir bölgede bulunuyor. 2004 y›l›nda bu merkeze getirildi¤ini ve 10 ay boyunca iflkence gördü¤ünü söyleyen ‹ngiliz vatandafl› Selahattin Emin d›fl›nda onlarca kiflinin daha burada kötü muameleye maruz kald›¤› tahmin ediliyor. Her gün bir yenisi aç›klanan bu illegal hapishaneler için dünya sessizli¤ini bozabilecek mi, merak konusu.

SAYI 43

SAYFA 4


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

ABD 2500 çocu¤u tutuklad› Amerikan Sivil Özgürlükler Birli¤i (ACLU)’nin may›s ay›n›n ortas›nda yay›mlad›¤› bir rapora göre, Irak ve Afganistan’da 2002 y›l›ndan bu yana 18 yafl›ndan küçük 2500 çocuk, ABD güçleri taraf›ndan tutukland›. Rapora göre, Irak ve Afganistan’da çocuk yafltaki tutuklular, ABD güçleri taraf›ndan gözalt›na al›n›p delil gösterilmeksizin aylarca tutulabiliyor. Nisan 2008 itibar›yla, Irak’taki Amerikan askeri tesislerinde halen 500 çocu¤un tutuldu¤u belirtiliyor. Afganistan’da ise Bagram Üssü’nde halihaz›rda 10 çocuk tutuluyor. Raporun aç›klad›¤› bir di¤er vakaya göre, ABD güçleri taraf›ndan Afganistan’da tutuklanan çocuklardan sekizi, hukukun kara deli¤i olarak bilinen Guantanamo’ya sevk edilmifl.

Yüzer hapishanelerde iflkence yolculu¤u ‹ngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre; ABD, Guantanamo ve Diego Garcia gibi askeri üslerinin yan› s›ra, savafl gemilerini de hapishane olarak kullan›yor. ‹nsan haklar› kurulufllar›na göre, 2001’den beri ABD’nin en az 17 “yüzer hapishanesi” oldu¤u biliniyor. ABD Baflkan› Bush’un bu tür yap›lanmalar›n durduruldu¤unu aç›klad›¤› 2006’dan itibaren en az 200 tutuklunun bu hapishanelere nakledildi¤i ve sorgulanmak üzere ABD’den baflka ülkelere tafl›nd›¤› gelen bilgiler aras›nda. Yüzer hapishanelerde, ABD’nin 2007 y›l›nda Kenya, Somali, Etiyopya ve Cibuti’de gerçeklefltirdi¤i operasyonlar› s›ras›nda kaç›rd›¤› “terör zanl›lar›”n›n da tutuldu¤u san›l›yor. Halihaz›rda

K

I

S

A

I

S

A

ABD, 26 bin kifliyi gizli hapishanelerde sorgulamaya tabi tutuyor. 2001 y›l›ndan bu yana kaç›r›lan, tutuklanan ya da ABD’nin operasyonlar› esnas›nda “kaybolan” kifli say›s›n›n ise 80 bine ulaflt›¤› tahmin ediliyor.

Tibet’teki olaylarda 30 mahkumiyet Çin’in özerk bölgesi Tibet’te, geçti¤imiz mart ay›nda yaflanan fliddet olaylar›na kar›flt›¤› öne sürülen 30 kifli hapse mahkum edildi. Lasa Orta Halk Mahkemesi’nin verdi¤i kararla üç san›¤a ömür boyu, yedi san›¤a 15’er y›l ve 20 san›¤a 3 ila 14 y›l aras›nda de¤iflen hapis cezalar› verildi. 14 Mart’ta Çin karfl›t› protesto olarak patlak veren olaylarda 7 okul, 5 hastane, 120 ev ve 908 dükkan ya¤malanm›fl, yaklafl›k 244 milyon yenlik (35 milyon dolar) hasar meydana gelmiflti. Karar› duyuran resmi fiinhua haber ajans›, yaflanan olaylarda 18 sivilin ve bir polis memurunun öldü¤ünü, yüzlerce sivilin ve polis memurunun da yaraland›¤›n› haber vermiflti.

Misket bombalar›n›n kullan›m› yasaklan›yor, üretici ülkeler anlaflmaya kat›lmad› ‹rlanda’n›n Dublin kentinde misket bombalar›n›n kullan›m›n›n yasaklanmas› amaçl› gerçeklefltirilen konferansta 100’ün üzerinde ülke temsilcisi misket bombalar›n›n kullan›m› ve stoklanmas›n› yasaklayan anlaflmay› imzalad›. May›n özelli¤i tafl›yan misket bombalar› yüzünden dünyan›n birçok ülkesinde savafl bittikten uzun y›llar sonra bile insanlar yaralanma veya ölüm tehlikesi ile burun buruna yafl›yor. Silahlanman›n dünya ülkelerinin harcamalar›nda ön planda oldu¤u günümüzde bu anlaflma anlaml› görülebilir ancak misket bombalar›n›n üreticilerinin konferansa kat›lmamalar› kafalarda soru iflareti b›rak›yor. ABD, Rusya, Çin, ‹srail, Hindistan ve Pakistan gibi misket bombas› üreticisi ülkelerin anlaflmaya imza atmas›n› beklemek fazla iyimserlik olacak gibi. Zira Amerikan yönetimi, savafl bölgelerinde askerlerinin güvenli¤i için misket bombalar›n›n kullan›lmas›na devam edece¤ini bildirdi.

SAYI 43

K

SAYFA 5


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Sonu gelmez yolsuzluklar›n baflkahraman›:

BM Bar›fl Gücü askerleri Doç. Dr. BERDAL ARAL baral@fatih.edu.tr

Birleflmifl Milletler (BM) Bar›fl Gücü askerlerinin, görev yapt›klar› ülkelerde çat›flan taraflar aras›ndaki ateflkes hatt›n›n korunmas›n› sa¤lamak, çat›flmalar›n yeniden bafllamas›n› engellemek, gerekti¤inde isyanc› gruplar›n silahs›zland›r›lmas›n› sa¤lamak gibi “bar›fl” için büyük önem tafl›yan pek çok görevi var. fiu anda dünyan›n çeflitli çat›flma bölgelerinde 100 bin kadar BM Bar›fl Gücü askeri görev yap›yor. Ne yaz›k ki, son y›llarda bu askerlerin, en az›ndan bir bölümünün, görev yapt›klar› ülkelerde baz› yasa d›fl› faaliyetlere giriflti¤i ortaya ç›kar›ld›. Bu iddialardan birisi Pakistanl› askerlerle ilgili olan›. ‹ddiaya göre, BM’ye ba¤l› olarak görev yapan Pakistanl› askerler, 2005 ve 2006 y›llar›nda Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki (bundan böyle Kongo) baz› milis gruplar›na alt›n ve silah satm›fllar. Oysa, bu ülkedeki Bar›fl Gücü askerlerinin en öncelikli görevlerinden biri, birbirleriyle çat›flma halindeki isyanc› gruplar› silahtan ar›nd›rmakt›. BM yetkilileri, olaylar iyice ayyuka ç›kt›ktan sonra, kaçakç›l›k faaliyetlerine kar›flan askerlerin saptand›¤›n› ve bunlar›n cezaland›r›lacaklar›n› belirtti. Ne var ki, bir BM yetkilisi, tüm dünyadaki Bar›fl Gücü askerlerine en büyük say›sal katk›y› sa¤layan Pakistan’› ürkütmemek için, skandal›n önceleri BM’ce has›ralt› edilmek istendi¤ini ifade etti. Sonradan zoraki yap›lan BM soruflturmas›nda, en az›ndan alt›n al›flverifli ile ilgili iddian›n do¤rulu¤u kan›tland›. Bu skandal, asl›nda BM Bar›fl Gücü askerlerinin kar›flt›¤› skandallar›n ne ilki ne de sonuncusuydu. Bir zaman sonra, benzer iddialar, bu kez yine ayn› ülkede görev yapmakta olan Hindistan ordusuna mensup bir k›s›m askerle ilgili olarak ortaya at›ld›. Konu, BM’nin gündemine Temmuz 2007’den itibaren girmeye bafllad›. Hintli baz› askerlerin özellikle Kongo’nun do¤usunda kar›flt›¤› iddia edilen olaylar aras›nda flunlar var: Ruanda’da 1994’te gerçekleflen soyk›r›ma kar›flm›fl olup daha sonra Kongo’ya kaçan eski Ruanda ordusu mensuplar›ndan yasa d›fl› olarak alt›n sat›n al›nmas›; bu silahl› gruplara cephane tedariki karfl›l›¤› onlardan fildifli al›nmas›; BM’nin da¤›tt›¤› yiyeceklerin alt›n karfl›l›¤›nda bu gruba teslim edilmesi; bu milislerden uyuflturucu sat›n al›nmas›; bunlar›n silahs›zland›r›lmas› için hiçbir gayret gösterilmemesi. Yap›lan araflt›rma sonucu bu iddialar›n çok ciddi dayanaklar› oldu¤u kesinleflti.

SAYI 43

A

F

R

K

A

2005 y›l›nda, yine BM Bar›fl Gücü askerlerinin bu kez de Burundi, Haiti, Liberya ve baflka baz› ülkelerde çocuklara cinsel tacizde bulunduklar› belirlenmiflti. Bar›fl Gücü askerlerinin bu tacizleri aras›nda tecavüz de var. Bugüne dek BM Bar›fl Gücü askerlerinin görev yapt›¤› hemen her ülkede, söz gelifli Fildifli Sahili’nde, Sierra Leone’de ve Kosova’da, bu ve buna benzer suiistimaller ortaya ç›kar›lm›flt›. Bu tür skandallar›n ard›nda yatan en önemli faktör, bu birliklere yönelik gerekli denetim ve disiplinin mevcut olmay›fl› ve fleffafl›k ilkesine yeterince riayet edilmemesi. Çat›flmalar›n ve yoksullu¤un pençesinde k›vranan halklara, bir darbeyi de böylece onlar› korumas› gereken BM Bar›fl Gücü askerleri vurmakta. BM Bar›fl Gücü’nün bugüne kadar misyonunu lay›k›yla yerine getirdi¤ini iddia etmek kolay de¤il. Yukar›da sözü edilen skandallar bir yana, BM müdahalelerinin kimi zaman “bar›fla karfl› tehdit” haline geldi¤i söylenebilir. Genellikle ABD ve ‹ngiltere gibi emperyal nüfuz mücadelesini d›fl politikalar›n›n öncelikli hedefi olarak belirlemifl ülkeler, BM Güvenlik Konseyi arac›l›¤›yla, hangi çat›flma bölgelerine müdahale edilece¤ine karar veriyorlar. Lübnan örne¤inde oldu¤u üzere, Bar›fl Gücü misyonunun (görünen hedefinin ard›ndaki) as›l hedefi, emperyalist güçlerin planlar›na çomak sokan direnifl güçlerinin -Hizbullah- silahs›zland›r›lmas› olabilmektedir. ‹kincisi, Bar›fl Gücü askerlerinin varl›¤›, bu güçlerin konufllanmas›na yol açan çat›flma konusunun adeta kangren haline gelmesine yol açan bir faktör olabiliyor. Nitekim, K›br›s örne¤inde oldu¤u gibi, Bar›fl Gücü askerleri geldikleri topraklarda çok uzun süre kalabiliyorlar (1964’ten bu yana K›br›s’talar). BM, uzun süredir uluslararas› topluma yaflatt›¤› ciddi hayal k›r›kl›klar› ve bulaflt›¤› skandallarla çalkalan›yor. 1990’l› y›llar›n ilk yar›s›nda yaflanan Bosna ve Ruanda soyk›r›mlar› karfl›s›nda insan›n kan›n› donduran bir kay›ts›zl›¤a imza atan BM, Bar›fl Gücü askerlerinin kar›flt›¤› skandallar nedeniyle son y›llarda yolsuzluk, kötü yönetim ve disiplinsizlik suçlamalar›yla da karfl› karfl›ya. Bu iflin nereye varaca¤› bilinmez, ama flimdilik söylenebilecek fley, dünya bar›fl› yolunda ›slah edilmesi gereken uluslararas› aktörlerin en baflta geleninin BM oldu¤u.

SAYFA 6


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Burundi tekrar iç savafl›n efli¤inde RODRIQUE BUVAYE

Burundi, farkl› isyanc› gruplar›n iktidara gelmeleri nedeniyle soyk›r›mlardan ve soyk›r›m suçlamalar›ndan bafl›n› alam›yor. Bir zamanlar›n isyanc›lar› gün gelip iktidar olunca di¤erleri isyanc› konumuna düflüyor. fiu anda iktidarda bulunan parti, Tutsilere karfl› soyk›r›mlar› ile bilinen bir Hutu organizasyonu. Burundi’nin baflkenti Bujumbura yak›nlar›nda ordu ile isyanc›lar aras›ndaki çat›flmalardan dolay› son bir kaç haftada 100’den fazla kifli öldürüldü, 30 binden fazla kifli de evlerini terk etti. Bu çat›flmalar, bölgede 2000 y›l›nda yap›lan Arusha Antlaflmas›’ndan bu yana bar›fl için elde edilen kazan›mlar› tersine çevirebilir. Ordu ile Ulusal Özgürlük Kuvvetleri (UÖK) isyanc›lar› aras›ndaki çat›flmalar daha çok baflkentin 20 km güneyindeki Kabezi’de yo¤unlafl›yor. Kabezi idarecisi Emmanuel Ntunzwenabagobo Kiremba; Mena, Ramba, Gitenga ve Mwara bölgelerinden 5000’e yak›n ailenin evlerini terk etti¤ini belirtiyor. Hükümetle isyanc›lar aras›nda, geçen nisan ay›nda bar›fl görüflmeleri bafllayacak ve görüflmeler temmuz ay›nda tamamlanacakt›. Ancak görüflmeler gerçekleflmeyince bölgede çat›flmalar bafllad›. ‹syanc›lar›n Tanzanya’daki lideri, Burundi’de kendilerine sa¤lanan güvenlik garantisinden emin olduklar›n› söyleyerek arabulucular› ön yarg›l› olmakla suçlad›. Ulusal Özgürlük Kuvvetleri’nin tekrar çat›flmalara bafllamas›n›n sebepleri aras›nda hükümetin zay›fl›¤›, halk›n isteklerine cevap verememesi ve sorunlar›n artmas› gösteriliyor. Bu durum siyasi muhaliflere güç verirken Ulusal Özgürlük Kuvvetleri’ne de meflruiyet kazand›r›yor. Öte yandan iktidar partisi kendi içinde de problem yafl›yor. Partinin ikinci adam› Hussein Rajabu, darbe planlamak suçlamas›yla hapsedildi. ‹syanc›lar›n, çocuklar› asker olarak kullanmalar› da uluslararas› kamuoyunda tepki topluyor. Bölgede yaflanan fliddetli ya¤›fllar nedeniyle 1000’in üzerinde evin bar›n›lamaz hale gelmesi yetmezmifl gibi bir de çat›flmalar bafllad›. Ya¤murlardan dolay› birçok tar›m arazisi zarar gördü. Üç y›l önce iktidara gelen parti, 300 bin kiflinin öldü¤ü 12 y›ll›k bir iç savafl› bitirmiflti. 1993 y›l›nda Burundi’nin ilk

SAYI 43

A

F

R

K

A

Hutu devlet baflkan› Melchior Ndodaye’nin öldürülmesi ülkeyi iç savafla sürükledi. Ulusal Özgürlük Kuvvetleri lideri Agathan Rwasa, Gabon gibi Frans›zca konuflan ülkeler toplulu¤u üyelerine de bu sürece dahil olmalar› ça¤r›s›nda bulundu. Rwasa, milyonlarca dolar para ve anayasaya UÖK’nin de girmesini istiyor. E¤er UÖK bu sürecin d›fl›nda b›rak›l›rsa yeni kurulacak Burundi hükümetinin sürekli olamayaca¤›n› vurguluyor. Ulusal Özgürlük Kuvvetleri de Ruanda’da soyk›r›m yapanlar›n oluflturdu¤u bir grup. BM Güvenlik Konseyi, isyanc›larla hükümete ça¤r› yaparak taraflar›n 2006’daki ateflkese uymalar›n› ve düflmanl›klar› sona erdirmelerini istedi. Hutu ço¤unlukla Tutsi az›nl›k aras›ndaki ac›mas›z iç savafl 2006’daki ateflkesle resmi olarak sona ermiflti. Ulusal Özgürlük Kuvvetleri ise bu iç savafl döneminden kalma son büyük isyanc› grup. BM Genel Sekreteri, hükümetle isyanc›lar aras›ndaki ölümcül çat›flmalar› k›nayarak, “Hiçbir fley masum insanlar›n hayatlar›n› kaybetmesini meflrulaflt›ramaz!” dedi. Eski askerler yoksulluk, iflsizlik oran›n›n yüksekli¤i, petrol ve g›da fiyatlar›n›n h›zl› art›fl› gibi sebeplerden dolay› insanlar›n tekrar fliddete yönelebileceklerini ve silahl› gruplara kat›labileceklerini söylüyor. Fakat bölgedeki çat›flmalar›n esas sebebi buradaki Uganda, Ruanda ve Burundi gibi ülkelerde çat›flan gruplara özellikle Fransa baflta olmak üzere çeflitli Avrupa ülkelerinin silah ve para yard›m› sa¤lamalar›. Çat›flan gruplar kereste baflta olmak üzere bölgedeki ciddi kaçakç›l›k olaylar›n› çat›flmalar› t›rmand›rarak örtmektedirler. Ülkedeki nüfusun %15’ini oluflturan Müslümanlar ise çat›flmalardan uzak duruyorlar. Önümüzdeki dönemde Burundi’deki istikrars›zl›k Büyük Göller Bölgesi’ndeki bütün ülkeleri etkileyebilir. Çünkü bu bölgedeki ülkelerin etnik yap›lar› birbirine girmifl durumda. Asl›nda buradaki etnik yap›lar› parçalayan en önemli faktör sömürgecilik olmufltur. Bölgedeki ülkeler farkl› ülkeler taraf›ndan sömürgelefltirildikleri için, belirlenen s›n›rlar sosyal dokuya göre de¤il sömürgecilerin menfaatlerine göre çizilmifltir. Bu suni s›n›rlar, sadece bu bölgede de¤il bütün Afrika’da yaflanan istikrars›zl›klar›n temel sebebidir.

SAYFA 7


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Somali’de bölgesel ve uluslararas› güçlerin tetikledi¤i insani krizler HASAN MUALL‹M hasanzam@emirates.net.ae

Somali’de 18 y›ld›r gittikçe kötüleflen insani durum ve bu durumun neden oldu¤u siyasi kargafla, on binlerce insan›n hayat›n› tehdit etmekte ve milyonlarcas›n›n da yerinden edilmesine yol açmakta. fiu anda bir milyondan fazla Somalili, komflu ülkelerdeki mülteci kamplar›nda zor flartlar alt›nda yaflamaya çal›flmakta. Mohamed Siad Barre’nin diktatör rejiminin 1991’de savafl lordlar› taraf›ndan devrilmesinden ve bunlar›n afliret yap›lanmas› içindeki milislerinin birbirleriyle iktidar mücadelesine girmelerinden bu yana güçsüzleflmifl Somali’de, merkezi yönetim bir türlü sa¤lanamad›. Ülkede birbiriyle savaflan farkl› güçlerin say›s› sürekli artt› ve bunlar Somali devletinin yeniden canlanmas›n›n önündeki en büyük engel haline geldi. Bunun en büyük sebebi ise bu gruplar›n, kendi ç›karlar› olmad›¤› sürece, ülkenin yeniden yap›lanmas›n› istemeyen yabanc› kaynakl› partiler ve komflu ülkelerle iliflkilerinin olmas›yd›. A¤›r silahl› Amerikan güdümlü on binlerce Etiyopyal› askerin Aral›k 2006’da, Union of Islamic Courts (‹slam Mahkemeleri Birli¤i/‹BM)’ne karfl›, geçici ulusal hükümeti desteklemeleri ve sözde “‹slami terörle savafl” gerekçe gösterilerek Somali s›n›r›n› geçmesinden sonra, baflkent Mogadiflu ve

M‹SYONUNU YER‹NE GET‹REMEYEN (AFRICAN UNION MISSION TO SOMALIA) AMISOM

‘‘

1,5 milyon kiflinin insani yard›ma muhtaç oldu¤u Somali’de güvenlik, Etiyopya iflgali öncesinde görece iyiydi. Etiyopya ve di¤er mihraklar, ülkeyi ve halk›n› rahat b›rakm›yor.

SAYI 43

A

güney bölgelerde durum daha da kötüleflti. Amerikan hava gücünün yard›m›yla Etiyopya ordusu, ‹MB güçlerini yenilgiye u¤ratmay› baflard› ve onlar›, ‹MB yönetiminin, ülkedeki Etiyopya askerlerine karfl› mücadele etti¤i bafll›ca flehirlerden kolayca sürdü. Ancak tüm dünyan›n dikkatini ‹MB’ye çeken olay, ‹MB’nin Mart 2006’da ABD’nin destekledi¤i ve Alliance for the Restoration of Peace and Counter-Terrorism (Bar›fl›n Yeniden ‹nflas› ve Terörle Mücadele/BY‹TM) olarak bilinen savafl a¤alar› koalisyonuna karfl› savafl açmas› oldu. BY‹TM’yi yenmeyi baflaran ve savafl lordlar›n› baflkentten e¤itildikleri yer olan Etiyopya’ya kaçmaya zorlayan ‹MB dikkate al›nmas› gereken bir güç olarak ortaya ç›kt›. ‹MB’nin baflkentte alt› ay süren yönetimi boyunca halk istikrar ve güvenli¤in yeniden sa¤land›¤›na tan›k oldu; fakat Etiyopya yönetimi, iki ülke aras›nda kronikleflmifl düflmanl›k ve Ogaden bölgesiyle ilgili toprak anlaflmazl›¤› yüzünden, karfl›s›nda istikrarl› ve güçlü bir Somali görmek istemiyordu. Somalililerin ço¤u, geçici hükümetin ülkenin istikrara kavuflmas›na destek olmas› için tarihi düflman›na yapt›¤› ça¤r›ya inanm›yordu. Tam aksine, Etiyopya’n›n baflkentte yapt›klar›, Etiyopya’n›n amac›n›n “ülkenin istikrar› için geçici hükümete yard›mc› olmak”la ba¤daflmad›¤›n› kan›tl›yordu. Son zamanlarda, ‹nsan Haklar› ‹zleme Örgütü, Etiyopya güçlerinin Somali’nin baflkentinin yo¤un nüfuslu bölgelerine yönelik gelifligüzel yapt›¤› bombalamalar› “savafl hukuku ilkelerinin ihlali” olarak tan›mlam›fl ve “savafl suçlar› komisyonu kurulmas›” önerisinde bulunmufltur. Zira, Etiyopyal› birlikler kasten sivilleri hedef alm›fl ve onlara zarar vermifllerdir.

F

R

K

A

Afrika Birli¤i, Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi’nin onay›yla 8500 Bar›fl Gücü askerini Somali’ye gönderme sözü verdi. Afrika Birli¤i Somali Bar›fl Gücü (AMISOM), geçici hükümet oluflumlar›n› desteklemek, ulusal güvenlik plan›n› uygulamak, Somali güvenlik güçlerini e¤itmek, insani yard›mlar›n da¤›t›m› için güvenli bir ortam oluflturmak ve

SAYFA 8


‹NSAN‹ DURUM Somali flu anda iç savafl›n bafllad›¤› zamandan çok daha kötü durumda. ‹flgal, Somali’de ortaya ç›kan insani ve çevresel felaketleri körükledi¤inden, olaylar›n ç›kmas›na zemin haz›rlamakta. Baflkent ve Somali’nin di¤er bölgelerindeki binlerce sivil öldürülmüfl ve di¤er yüz binlercesinin geçim kayna¤› ciddi zarar görmüfltür. Birleflmifl Milletler Mülteciler Yüksek Komiserli¤i k›sa bir süre önce yerinden edilen insanlar›n say›s›n›n bir milyonun üzerinde oldu¤unu bildirmifltir. Açl›k Erken Uyar› Sistemleri A¤› ve Birleflmifl Milletler G›da ve Ziraat Örgütü’ne göre, geçici hükümet ve Etiyopyal› birliklerin direnifl güçlerine açt›¤› savafl “temel geçimleri küçük tüccarl›k ile gündelikçi iflçili¤e dayanan yoksul kentli aileleri etkileyen ciddi anlamda bozulmufl ekonomik duruma” neden olmufltur. BM ve uzman kurumlar, Mogadiflu’nun d›fl›ndaki yerli topluluklarda ülkesinde yerinden edilmifl kiflilerin göçlerinin zaten afl›r› yüklenmifl bulunan kamu hizmetleri, piyasalar, konut edinme ve ifl imkanlar› için var olan rekabeti artt›rd›¤›n› ortaya koymufltur. BM ve uzman kurumlar› taraf›ndan ortaya konan bu

SAYI 43

O R T A D O ⁄ U

erken uyar›lar flu an Somali’de geliflmekte olan bir felaketin karamsarl›k yaratan belirtileridir. Görece bir sessizli¤in ard›ndan geçici hükümet, Etiyopyal› birlikler ve direnifl güçleri aras›ndaki kavga, fliddetlenerek kentte baflka bir kitlesel göçe neden olmufltur. BM’nin tahminlerine göre, Somali’de bir buçuk milyon kifli insani yard›ma muhtaç durumdad›r. Bu say› 2007’nin bafllar›ndan bu yana %50 oran›nda art›fl göstermifltir. Güney/Orta Somali’deki yaklafl›k her yedi çocuktan ikisi yetersiz beslenmekte veya ciddi anlamda açl›k tehlikesiyle karfl› karfl›ya bulunmaktad›r. Yerlerinden edilen Somalililer için, bölgedeki ihtiyaçlar› karfl›lamada çabalar› zaten yeterli olmayan insani yard›m gruplar›n›n insanlar›n gereksinimlerine etkili bir flekilde cevap verip veremeyecekleri merak konusudur. Çünkü ihtiyaçlar›n önemli ölçüde artt›¤› bir dönemde gerekli insani ürünlere eriflim sa¤lanamamakta ve güvenlik gittikçe kötüleflmektedir. Ülkede karmaflan›n derinleflmesinden Etiyopyal› birlikler sorumludur. Zaten kargafla içinde olan Somali siyasetini iyice bulan›k hale getirmifller ve kabile siyasetini daha da vahfli, insanl›k d›fl› ve barbar bir flekle sokmufllard›r. Ülkede güvenlik, Etiyopya iflgali öncesinde görece iyiydi. Gerçekte, Somalililer kendi hallerine b›rak›lm›fl olsalard› bar›fl ve diyalog için olumlu geliflmeler kaydedebilirlerdi. Fakat Etiyopya ve di¤er d›fl mihraklar ülkeyi ve halk›n› rahat b›rakmad›. * Selda fien taraf›ndan tercüme edilmifltir.

SAYFA 9

Somali’de bölgesel ve uluslararas› güçlerin tetikledi¤i insani krizler

Etiyopya güçlerinin yerini almak konusunda yard›mc› olmakla görevlidir. Ancak flu günlerde, yani AMISOM’un oluflumundan iki y›l sonra, Mogadiflu’da 1600 Ugandal› ve 192 Burundili asker bulunmaktad›r. Bunlar ana liman› ve Mogadiflu Havaliman›’n› kontrol etmekte, ancak baflkentteki Etiyopya operasyonuna karfl› etkili bir varl›k göstermemektedir.


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde

yabanc› düflmanl›¤› MUSTAFA EFE afrikaliefe@yahoo.com

Güney Afrika Cumhuriyeti, ikinci bir apartheid devrine do¤ru gidiyor. 1994’e kadar beyaz az›nl›¤›n siyah ço¤unlu¤a uygulad›¤› ›rkç› fliddet, flimdilerde Afrikal› göçmenler üzerinde yo¤unlafl›yor. Göçmenlere karfl› yap›lanlar, ülkede tam bir iç savafl görüntüsü oluflturuyor. Güney Afrika Cumhuriyeti göçmen politikalar› bak›m›ndan en liberal ülke olarak biliniyordu. 1994’te ülkede ilk defa herkesin oy kullanabildi¤i seçimler sonras›nda iktidar›n siyahlara geçmesi üzerine, bütün Afrika’n›n yönü Güney Afrika Cumhuriyeti’ne döndü ve Güney Afrika o günden bu yana sürekli göç almakta. Ülkede yaklafl›k befl milyonun üzerinde göçmen var. Bu göçmenlerin üç milyondan fazlas› Zimbabve’den gelenlerden, kalan› ise Mozambik, Malavi, Somali, Pakistan ve Hindistan’dan gelenlerden olufluyor. Güney Afrikal› siyahlar›n di¤er Afrikal›lara karfl› uygulad›klar› fliddet eylemleri tüm çevrelerde oldukça garipsendi. Çünkü Zimbabve baflta olmak üzere, neredeyse bütün Afrika ülkeleri, Güney Afrikal› siyahlara apartheid rejiminin en fliddetli flekilde uyguland›¤› zamanlarda ülkelerini açm›flt›. Zimbabve, o dönemde apartheid rejimi taraf›ndan ciddi bask›lara ve sald›r›lara maruz kalmas›na ra¤men yine de Güney Afrikal› siyahlara yard›m etti. O zamanlar di¤er Afrika ülkelerinde yaflayan Güney Afrikal›lardan bir tanesi bile böyle bir fliddete maruz kalmad›. Nobel ödüllü Güney Afrikal› siyahi rahip Desmond Tutu da bu durumu hat›rlatarak son günlerde Güney Afrika Cumhuriyeti’nde di¤er Afrikal›lara uygulanan fliddetin durdurulmas›n› istedi. Son yaflanan olaylar›n sebebi ise, medyaya yans›t›ld›¤› flekliyle sadece g›da fiyatlar›n›n yükselmesi vb. de¤il. Olaylar›n temelinde yatan as›l sebep, Güney Afrika’ya gelen Zimbabvelilerin ülkelerine geri dönmeye zorlanmalar›. Olaylar› kimlerin tetikledi¤i ise belli de¤il. Güney Afrika hükümeti de yaflanan fliddet olaylar›n› desteklemiyor. Olaylar›n ard›ndan Zimbabve muhalefet lideri Morgan Tsangarai fliddetin en fazla yo¤unlaflt›¤› Alexandra yerleflim bölgesine gitti. Burada Zimbabvelilere ülkeleri-

SAYI 43

A

F

R

K

A

‘‘

Göçmen politikalar› bak›m›ndan en liberal ülke olarak bilinen Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, Zimbabveliler baflta olmak üzere Afrikal› göçmenlere fliddet uygulan›yor. Oysa apartheid döneminde Zimbabveliler Güney Afrikal› siyahlara yard›m etmifl ve karfl› karfl›ya kald›klar› tüm bask›lara ra¤men onlara kap›lar›n› açm›fllard›.

ne dönmeleri ça¤r›s›nda bulundu. Tsangarai’nin taraftarlar› 1000 otobüs organize ettiklerini ve Zimbabve’ye dönmek isteyenleri götüreceklerini ilan ettiler. Hiç kimse, enflasyonun %1 milyon oran›na vard›¤› Zimbabve’ye geri dönmek istemiyor. Bat›l› güçlerin Zimbabve’de iktidar de¤iflikli¤ini sa¤lamak için uygulad›klar› ambargo yüzünden ülke çökme noktas›na geldi. ‹nsanlar ak›n ak›n komflu ülkelere gidiyorlar. Bat›l› ülkeler flimdilerde bu insanlar› tekrar Zimbabve’ye döndürerek ortal›¤›n daha fazla kar›flmas›na ve muhalefetin iktidara gelmesine u¤rafl›yorlar. Asl›nda yaflanan fliddet olaylar›n›n alt›nda büyük oranda Zimbabve’nin iç meselesi yatmakta.

SAYFA 10


SAYI 43

GÜNEY ASYA

Sadece bir polis merkezi çevresine her çad›rda yaklafl›k 15 kiflinin kald›¤› 2000 kiflilik bir çad›r kent kurulmufl durumda. Devlet Baflkan› Thabo Mbeki olaylar bafllad›ktan ancak 11 gün sonra ordunun müdahalesine izin verdi. Geciken bu karar›n bölgede yaflanan fliddeti durduraca¤› flüpheli. Olaylar›n zaman içinde yerli yabanc› herkesi etkileyece¤i ise muhakkak. Son yaflanan olaylarla Güney Afrika ekonomisi ciddi bir darbe alm›fl durumda. Birçok ülke buraya gidecek ya da yat›r›m yapacak olan vatandafllar›n› uyar›yor. Bu olaylar›n 2010 Dünya Kupas›’n›n yap›laca¤› ülke olan Güney Afrika için ciddi bir imaj kayb› oldu¤u da bir gerçek. Zaten daha önce de ülkedeki suç oran›n›n yüksekli¤i nedeniyle Dünya Kupas› organizasyonunun baflka bir ülkeye nakli gündeme gelmifl fakat Nelson Mandela’n›n hat›r›na karar de¤iflikli¤i olmam›flt›. Asl›nda Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yaflananlar t›pk› Kenya’da oldu¤u gibi Afrika ülkelerinde suni s›n›rlarla kurulan toplumsal yap›n›n ne kadar k›r›lgan oldu¤unun bir göstergesi. Çünkü Güney Afrikal› siyahlar, ülkeden ayr›lmalar›n› istedikleri Zimbabvelilerin ya da Mozambiklilerin birço¤u ile ayn› kabileden geliyor; hatta ayn› dili konufluyorlar. Ülkedeki tansiyon hâlâ çok yüksek ama durumun özellikle Zimbabve’deki devlet baflkanl›¤› seçimlerinin ikinci turundan sonra sakinleflece¤i umuluyor.

SAYFA 11

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde yabanc› düflmanl›¤›

Güney Afrika istihbarat ve emniyet bakanl›klar›na bu konuyla ilgili üç ay önceden çeflitli bilgiler geldi¤ini ifade eden bakanlar, bu oranda bir fliddetin olabilece¤ini tahmin etmediklerini belirttiler. Öte yandan olaylar bafllad›ktan sonra durumu sert bir flekilde k›nayan ve müdahale eden aç›klamalar da yap›lmad›. Johannesburg’un bulundu¤u Gauteng eyaletinin varofllar›nda bafllay›p Johannesburg flehir merkezine s›çrayan olaylar, Kwa-Zulu Natal, Mpumalanga eyaletlerinden sonra Western Cape eyaletine de yay›ld›. Pakistan ve Hindistan kökenlilerin ifl yerleri baflta olmak üzere bölgeye di¤er Afrika ülkelerinden gelenlerin dükkanlar› ya¤maland›. Son iki y›ld›r Somalililere yönelik gerçeklefltirilen sald›r›larda 50’ye yak›n insan öldü, daha Somalililerin öldürülmeleriyle ilgili flüpheler ayd›nlat›lmadan da bu olaylar bafllad›. Müslüman olduklar› için gittikleri yerlere ‹slam’› da götüren Somalililer sadece flehir merkezlerinde de¤il k›rsal bölgelerde de ifl yerleri aç›yorlard›. Bir müddet sonra birer birer öldürülmeye bafllanan Somalililer k›rsal bölgelerden flehirlere çekildiler. fiiddet olaylar›n›n bafllamas›n›n ard›ndan 11 gün içinde resmi rakamlara göre 48 kiflinin öldü¤ü, 25 binden fazla kiflinin de evinden ayr›ld›¤› gelen haberler aras›nda. Yard›m kurulufllar› bölgede yiyecek, battaniye ve çad›r da¤›t›m› yap›yor. ‹nsanlar polis merkezleri çevresinde ve kiliselerde kurduklar› çad›rlarda yafl›yorlar.


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Kas›rgaya ra¤men referandum, cuntaya ra¤men yaflam:

Myanmar gerçe¤i TUBA NUR SÖNMEZ tsonmez@setav.org

Önce Bat›’n›n tan›mlad›¤› ad›yla Birmanya dedik, sonra dilimize Burma yerleflti, flimdi de mevcut cuntan›n bask›s›yla Myanmar oldu Güneydo¤u Asya’n›n bu fakir ülkesi. Alt›n Buda heykelleriyle dolu tap›naklar›nda bir avuç pirinç için dilenen insanlar, turistlerin etraf›nda pervane olup alacaklar› bir dolar karfl›l›¤›nda bir dolu hediyelik döken sat›c›lar flimdinin de¤il, y›llar›n tablosunu yans›t›yor. “Hazine üzerinde oturan dilenci” benzetmesi, do¤al kaynaklar› düflünüldü¤ünde Myanmar için canlan›yor gözlerimizin önünde. Myanmar 1962’den bu yana askeri rejim alt›nda. Yönetim; insan haklar› ihlalleri, demokrasi yanl›s› kifli, hareket ve partilerin bask› alt›na al›nmas›, dini ve etnik az›nl›klar›n haklar›n›n gasp›, çocuk asker istihdam› gibi konularda insan haklar› savunucular›nca y›llard›r elefltiriliyor. Geçti¤imiz y›l Budist rahiplerin sokak hareketiyle bafllay›p “safran yürüyüfllere” dönüflen, y›llard›r ev hapsine mahkum Nobel Bar›fl Ödüllü demokrasi yanl›s› Aung San Suu Kyi’nin serbest b›rak›lmas›n› dile getirerek temelde Myanmar için köklü de¤ifliklikler talep eden sesler, askeri rejimin bekas› için hükümetçe sert bir flekilde bast›r›lm›flt›. Ülkede büyük bir felakete yol açan Nergis kas›rgas›nda ölü say›s› 100 bini aflarken, kas›rgadan iki gün önce Hindistan’dan gelen uyar›lar›n dikkate al›nmamas› ve kendi halk›n›n felaketine seyirci kalan bir hükümetin her fley normalmifl gibi anayasa de¤iflikli¤i için referanduma gitmesi insan hayat›na verilen de¤eri (!) gözler önüne seriyor. Mevcut rejim taraf›ndan referandum için “demokrasiye giden yol haritas›” vurgusu yap›lsa da, bu denli ola¤anüstü bir hali bile f›rsata dönüfltüren cunta hükümeti, anayasal de¤ifliklikten sonra konumunu güçlendirmifl, askeri rejimin kozlar›n› sa¤lamlaflt›rm›fl olacak. Cunta hükümetinin konumunun güçlenece¤i bu referandumda, demokratik çevrelerce halka referandumda “hay›r” oyu vermeleri yönünde ça¤r›lar yap›lmaktayd›. Referandumdan bir ay önce aç›klanan anayasa tasla¤›n›n halk taraf›ndan okunmufl ve de¤erlendirilmifl olmas›na elbette ihtimal verilemez. Taslak metninin e¤itim seviyesi düflük, ço¤u k›rsal bölgelerde yerleflik olan insanlara bu sürede ulaflmas› da imkans›z. Gerçi halk›n oyu ne olursa olsun, referandum sonras› milletçe kabul (!) görecek yeni

SAYI 43

GÜNEYDO⁄U ASYA

anayasa ile 2010 y›l›nda genel seçimlere gidilece¤i, sürecin bafllang›c›ndan bu yana askeri hükümetçe dile getiriliyor. Bu da, cunta hükümetinin referandum sonuçlar›n›n kendi iste¤i yönünde olaca¤›ndan emin oldu¤unu gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi, referandumun özgür ve adil bir flekilde gerçekleflmesi için uyar›da bulunmaktan öteye gidememiflti. Sonunda beklenildi¤i gibi, referandum Nergis kas›rgas›n›n açt›¤› yaralara tuz biber ekercesine halka dayat›ld› ve askeri bir rejime giden yolda cuntan›n rahat yürümesi için %92,4 “evet” oyu ile Myanmar yeni anayasas›na kavuflmufl oldu (!). Kas›rgan›n fliddetli vurdu¤u flehirlerde daha sonra yap›lacak olan referandum maddeleri aras›nda, parlamentoda ordu mensuplar› için %25’lik bir sandalye ayr›lmas›, demokrasi yanl›s› muhalif lider Aung San Suu Kyi’nin devlet baflkan› olamamas› gibi cunta rejiminin yumru¤unu güçlendirecek maddeler yer al›yor. Salg›n hastal›k ve açl›kla mücadele eden felaketzedeler, cunta hükümetinin gelen yard›mlara el koymas›, uluslararas› yard›m ve kurtarma gönüllülerine kap›lar› kapatmas› ve bas›n› bölgeden mümkün oldu¤unca uzak tutmas› karfl›s›nda iyiden iyiye çaresiz. Bu geliflmelerle dünya, “içifllerine kar›flmama” ad›na, üzeri örtülen bölge gerçeklerini bir kez daha bütün ç›plakl›¤›yla görmüfl oldu. fiu günlerde ülkede yaflanan büyük felaketin ac›lar› sar›lmaya çal›fl›l›rken, ‹ngiliz sömürgesinden ç›k›ld›¤›ndan bu yana merkezi hükümet taraf›ndan türlü bask›lara maruz kalan Rohingya (Arakan) Müslümanlar› da her zamanki gibi oldukça zor flartlar alt›nda yaflam mücadelesi vermeye devam ediyor. Rohingyalar, Myanmar’›n Bengal Körfezi’ne bakan bat› k›y›s›ndaki Arakan eyaletinde yaflayan Müslüman bir halk. Arakan Müslüman etnik az›nl›¤›, 1982’de vatandafll›k haklar›n›n da ellerinden al›nmas›yla vatans›z ilan edildiler. Bugün ac›mas›z cunta rejiminin sistematik soyk›r›m uygulamalar›yla yok olma tehlikesiyle karfl› karfl›yalar. Askeri hükümetin Arakan Müslümanlar›na karfl› uygulad›¤› insanl›k d›fl› politikalar, bir zamanlar bu topraklar›n eflit unsurlar› olan Arakanl›lar›n göçmen ve s›¤›nmac› konumuna düflmelerine, zorla yerlerinden, topraklar›ndan edilmelerine yol açm›fl. Din ve ›rk temelli bu ayr›mc›l›¤› tetikleyen unsur ise, cunta rejiminin Arakanl›lar› gerçek Myanmar vatandafl› ola-

SAYFA 12


‘‘

100 binden fazla kiflinin hayat›n› kaybetti¤i Nergis kas›rgas›nda halk›n›n felaketine seyirci kalan cunta hükümetinin her fley normalmifl gibi anayasa de¤iflikli¤i için referanduma gitmesi, insan hayat›na verilen de¤eri (!) gözler önüne seriyor.

SAYI 43

suz b›rak›lan misafirlerine kap›lar›n› açmayarak onlar›, illegal ekonomik göçmen etiketiyle tan›mlay›p çok daha zor bir durumda b›rakacakt›. fiu anda Tayland, Malezya ve Bangladefl baflta olmak üzere çeflitli ülkelerde mülteci statüsünde yaflam mücadelesi veren vatans›z kalm›fl Arakanl›lar›n içinde bulundu¤u duruma, ordunun elinde bulundurdu¤u güç ve bu gücü besleyen kaynaklar da dolayl› yollardan destek vermekte. Mevcut durumu de¤erlendirirken Tai, Hint, Çin ve Rus hükümetleriyle Myanmar askeri rejiminin ekonomik ve siyasi ba¤lar›n› da dikkate almak gerekmekte. Cuntan›n insanl›k d›fl› uygulamalar›n› yerine getirebilmesi için gerekli silah, kaynak ve bölge ülkelerinin, bilhassa ASEAN örgütünün, yaflananlara seyirci kalmas› sonucunu do¤uran Çin’in siyasi deste¤i, kendi halk›na reva gördü¤ü insan hakk› ihlalleri göz önüne al›nd›¤›nda pek de flafl›rt›c› olmasa gerek. ‹nsan haklar› kurulufllar›n›n çeflitli yollardan dile getirdi¤i gibi silah ambargosu ile bu rejimin vahfli uygulamalar›n›n durdurulmaya çal›fl›lmas›, Myanmar hükümeti ile ekonomik iliflkilerin dondurulmas› ve bu sistemin can damar› olan ülkelerle s›n›rl› ya da flartl› ifl iliflkileri içinde kal›nmas›, de¤erli tafllar›n bu ülkeden ithal edilmemesi, (Ülkede bol miktarda de¤erli tafl rezervi olmas›na ra¤men halk fakirlik içinde yafl›yor. Askeri rejim bu tafllar›n gelirini egemenli¤ini sürdürebilmek için kullanmakta.), bankalarca finansal ambargo uygulanmas›, özellikle petrol ve do¤al gaz alan›na yo¤unlaflan yabanc› yat›r›m›n durdurulmas›, Myanmar için al›nacak önlemler aras›nda say›labilir.

SAYFA 13

Kas›rgaya ra¤men referandum, cuntaya ra¤men yaflam: Myanmar gerçe¤i

rak tan›mamas›. Bunun nedeni de onlar›n Müslüman olufllar› ve bu topraklara sonradan geldiklerinin varsay›lmas›. 1800’lerin bafllar›nda, yani ‹ngiliz sömürge düzeninin bölgede kurulufluyla beraber, Bangladefl’ten göçtükleri varsay›lan bu insanlara, bunca y›l sonra geçmiflten gelen yabanc› muamelesi yapan askeri cunta hükümeti, bir flekilde gözünün üstünde kafl›n var bahanesiyle “Art›k sizi burada istemiyorum ne de olsa güç bende.” diyordu. Etnik temizli¤e kadar uzanan ölçüsüz güç kullan›m› sonucu cunta, Arakanl›lar› topraklar›ndan, tarlalar›ndan, evlerinden ç›kart›p komflu Bangladefl’e s›¤›nmac› olmaya zorluyor. Tüm bu geliflmelerle dünya, Arakanl› Müslümanlar›n ülkede demokrasi mücadelesine verdikleri deste¤in a¤›r bir bedelle ödetilmesine ve bir cunta yönetiminin, vatandafllar›n›n bir k›sm›ndan vatandafll›klar›n› dahi al›p onlar› ulusdevletlerden oluflan bir dünya düzeninde yurtsuz b›rakarak intikam al›fl›na flahit oluyordu. 1990 seçimlerinde Arakanl› Müslümanlar, Aung San Suu Kyi’nin ço¤ulcu yap›daki farkl› dinlere ve ›rklara kat›l›m hakk› tan›yan Demokrasi ‹çin Ulusal Birlik Partisi (National League for Democracy) ile koalisyon kurmufllard›. Cuntan›n gelifli ile yar›da kalan demokratikleflme süreci ve bu harekete destek verenlerin cezaland›r›lmas› karar› sonucu asl›nda Arakanl› Müslümanlara karfl› izlenecek ac›mas›z politikan›n temelleri de at›lm›fl oldu. Vatans›z kalan Arakanl›lar, s›n›r komflular› olan Müslüman ülke Bangladefl’e s›¤›nmak istediler fakat zaten fakirlik, yolsuzluk, kendi nüfusuna yetemezlik gibi sorunlarla bo¤uflan Bangladefl, yurt-


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Lübnan’da devr-i Süleyman MUSTAFA ÖZCAN mustafaozcan@yeniasya.com.tr

Lübnan’da geliflmeler füze h›z›yla yaflan›yor. Hat›rlatma bab›ndan söyleyecek olursak; Sinyora hükümetinin alm›fl oldu¤u iki karar, Hizbullah’›n gayriresmi vetosuna tak›ld› ve Hizbullah milisleri Beyrut’a inerek flehri ele geçirdi. Bunu müteakiben Hizbullah, Doha müzakerelerinden sonra daha önce gayriresmi olarak haiz oldu¤u veto hakk›n› paz› gücüyle resmiyete geçirmifl oldu. Çok ilginç bir biçimde may›s ay› bafllar›nda Hizbullah ani bir hareketle Beyrut’u ele geçirmifl ve ard›ndan da ele geçirdi¤i mekanlar› orduya teslim etmiflti. Hizbullah’›n Beyrut’u çok rahat bir flekilde ele geçirmesi ve sonras›nda bu durumun tetikledi¤i artç› geliflmeler, Lübnan özelinde ve bölge genelinde güç dengelerini tamamen de¤ifltirmifltir. K›saca flunu söylemek mümkün, Nasrallah Sufeyr gibilerine göre Hizbullah May›s 2008’e kadar devlet içinde devletti, fakat Beyrut’un ele geçirilmesi ve takip eden geliflmelerle birlikte devlet üstü bir devlet haline gelmifltir. ABD’nin 2003 y›l›nda Irak’› iflgalinden ve Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irakl› fiiiler (z›mni olarak da ‹ran’›n mutabakat›yla birlikte) devletin idaresini ele geçirmifllerdir. Paul Bremer bunu aç›k bir flekilde ifade etmekten çekinmemifl ve Irak’›n hükümranl›¤›n› fiiilere alt›n bir tepsi içinde sunmufltur (Bkz: Al Muctama: Et-Taifiyye Fi’l Irak, fiirvan fiemirani, say›: 1800). Irakl› fiiiler “ifl birli¤i” çerçevesinde devletin kurumlar›n› ele geçirirken Hizbullah da “direnifl” üzerinden Lübnan’› ele geçirmifltir. Doha mutabakat› asl›nda bundan baflka bir fley de¤ildir. Michel Süleyman’›n daha sonra cumhurbaflkan› olmas› da asl›nda Lübnan’da Hizbullah ve onun ötesinde, bölgesel müttefikleri olarak, Suriye ve ‹ran’›n müflterek bir zaferidir. Muvalat ad›yla an›lan Sinyora ve müttefikleri her ne kadar uzlaflma çerçevesinde Michel Süleyman’›n ismini son seçenek olarak gündeme getirmifl ve aday göstermifl olsalar da netice itibar›yla Süleyman, Suriye-‹ran mihverine yak›nd›r. Amerikal›lar Michel Süleyman’dan yeni bir fiihap ç›karmak ve türetmek istemifl olsalar da buna imkan olmam›flt›r. Devran de¤iflmifltir. fiihap’tan farkl› olarak Süleyman bir denge ve hesap adam›d›r. Ayn› zamanda hem bir asker hem de bir akademisyen olarak Lübnan’›n jeopolitik dengesinin fark›ndad›r.

SAYI 43

O R T A D O ⁄ U

2005 y›l›nda Michel Süleyman, Nehrü’l Barid meselesinde aslan kesilirken, Hizbullah silah› karfl›s›nda deve kuflu gibi hareketsiz kalm›flt›r. Lübnan ve Irak’ta birtak›m fiii örgütlere mukabil Sünni örgütler terör örgütü olarak tasnif edilmektedir. Lübnan ordusunun Hizbullah silah›na yönelik olarak etkisiz kalmas›n›n temel nedeni, Lübnan’daki hassas dengeler ve ordunun içindeki mezhebi ve dini da¤›l›md›r. Ferid Zekeriya’n›n da dedi¤i gibi, asl›nda

‘‘

Lübnan’daki yeni seçim kanunu gelecekteki sürtüflmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortado¤u’nun minyatürü ve aynas›d›r ve may›n tarlas›d›r. Ortado¤u’daki karmafla ilk önce ona yans›r ve kozlar orada paylafl›l›r.

SAYFA 14


SAYI 43

konuflmas›nda, Suriye ile diplomatik münasebetlerin kurulmas›n›n lüzumuna temas etmifltir. Süleyman, Suriye’den Beyrut’ta bir elçilik açmas›n› istemektir. Herhalde bundan sonra fiam’a fazla sorun ç›kartmaz. Bununla birlikte, bu geçici bir mütarekeden baflka bir fley de¤ildir. Yine taraflar Lübnan’da dengeleri kendi lehlerine çevirmek için f›rsat kolluyorlar. Her an bir ink›lap ihtimali daha var. Bunu en yüksek düzeyde itiraf edenlerden birisi de Katar D›fliflleri Bakan› olmufltur. Her ne kadar Michel Süleyman’›n mazbata töreninde ‹ran D›fliflleri Bakan› Mutteki ile Suud D›fliflleri Bakan› Faysal bir araya gelse de bu, karfl›l›kl› iyi niyet görüflmesi ve anlaflma çabas›ndan öteye gitmeyecektir. Seçim kanunu gelecekteki bu sürtüflmeleri engellemeyecektir. Zira Lübnan Ortado¤u’nun minyatürü, aynas› ve may›n tarlas›d›r. Ortado¤u’daki karmafla ilk önce ona yans›r ve kozlar orada paylafl›l›r. ‹ngiliz The Times gazetesi Doha Antlaflmas›’n› daimi bir antlaflma de¤il geçici bir pazarl›k olarak tan›mlamaktad›r (26 May›s 2008). Hasan Nasrallah, “Galip ma¤lup yok, bundan sonra yaralar› sarma zaman›.” dese de Beyrut’ta silahlar konuflmufltur ve Doha’da galip ve ma¤lup ortaya ç›km›flt›r. Lübnan’daki gruplar veya bölgesel müttefikler aç›s›ndan bunun hazm› hiç de kolay olmayacakt›r. Belki de Michel Süleyman rüzgar›yla birlikte bu yaz fazla s›cak olmadan atlat›labilecektir ama Lübnan’da herkesin gönlüne göre bir çözüme ulafl›lamam›fl, bilakis güç gösterisi üzerinden bir zafer kazan›lm›flt›r. Doha, uzun yolda sadece bir ateflkestir ve yaralar› asla saramayacakt›r.

SAYFA 15

Lübnan’da devr-i Süleyman

Lübnan’da fiiilerin oran› %30 civar›ndad›r ama resmi veya anayasal kotalar› %18 civar›ndad›r. Ordu içindeki da¤›l›m oranlar› da yüksek oldu¤undan, netice itibar›yla kendi mezhebi topluluklar›na sadakatleri nedeniyle bir çekiflme s›ras›nda ordunun milli bütünlü¤ünün sars›laca¤› hesaplanm›flt›r. Bu itibarla Michel Süleyman, ordunun bütünlü¤ü ad›na da hareketsiz kalm›fl olabilir. Dolay›s›yla Hizbullah’›n yükselifli ard›ndan gelen Doha görüflmesi sonras›nda Michel Süleyman’›n seçilmesi, Amerika ve müttefiklerinin aleyhinde olmufltur. Dennis Ross gibi Amerikal› diplomatlar aç›kça bunu itiraf etmifllerdir. Doha görüflmelerinden sonra Sinyora’n›n siyasi kariyeri neredeyse bitmifltir, kendisi de siyasetten ayr›laca¤›n› söylemesine ra¤men hükümeti yeniden kurma görevi ona verilmifltir. Doha mutabakat›nda her ne kadar Hizbullah’›n silah› ve direnifl meselesi gündeme gelse de bundan böyle bu dosya bir daha aç›lamayacakt›r. Zira aksi bir durum, ihtilafl› s›f›r noktaya dönüfl olarak görülecektir. Bu meselenin diyalogla çözülmesinin imkans›z oldu¤u art›k taraflarca kabullenilmifltir. 2009 seçimlerinde, seçim kanununun tadiliyle birlikte; az›nl›k ço¤unluk, ço¤unluk ise az›nl›k haline gelecektir. Tablo ters yüz olacakt›r. Yani 2009 seçimlerini Hizbullah ve müttefiklerinin kazanaca¤› bugünden bellidir. ‹srail bas›n› da Hizbullah’›n Beyrut’taki silahl› hareketini ve onu takip eden geliflmeleri ‹ran ve Suriye’nin zaferi olarak nitelendirmifltir. Nitekim 26 May›s 2008 tarihli konuflmas›nda Nasrallah, ismen, her iki ülkeye de flükranlar›n› sunmufltur. Geride pürüzlü iliflki olarak Suriye ile iliflikler kalm›flt›r. Bu ba¤lamda, Michel Süleyman cumhurbaflkan› seçilir seçilmez yapt›¤› cülus


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Vilayet seçimleri öncesi

fiii gruplar aras› gerilim EMRE YILDIRIM

tak›nd›¤› herkesin malumu. Ancak, fiii partilerin etkin oldu¤u hükümetin, fiii baflka bir grupla çat›flmaya tutuflmas›, zaman içinde gruplar›n birbirleriyle mevzi savafllar›n›n, olaylar› önemli ölçüde etkiledi¤ini de gösterdi. Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararlar›, Amerika’ya kök söktüren Sünni afliretlerin, en az›ndan önemli bir bölümünün, Amerikal›lara karfl› savaflmaktan vazgeçme-

‘‘

Uzun süredir hükümeti boykot eden Sünnilerin hükümete yeniden dönme kararlar›, Amerika’ya kök söktüren Sünni afliretlerin, en az›ndan önemli bir bölümünün, Amerikal›lara karfl› savaflmaktan vazgeçmesi, Irak cephesindeki önemli de¤iflimleri ifade ediyor.

Amerikan iflgalinin alt›nc› y›l›na giren Irak’ta, aradan geçen süre içinde de¤iflen dengeler öylesine flafl›rt›c› kombinasyonlar› bir araya getirdi ki, hiçbir flekilde bir arada bulunmalar› mümkün olmayan aktörler zaman içinde ittifak yapmak, birbirleriyle olaca¤› tahmin edilen aktörler de ölesiye çat›flmak durumunda kald›. Irak’ta halen devam etmekte olan Sadr-Hükümet çat›flmas› bu durumu ispatlayan en güncel de¤iflimi ifade ediyor. Sadr’›n öteden beri iflgalcilere karfl› bir tutum

SAYI 43

O R T A D O ⁄ U

si, Irak cephesindeki önemli de¤iflimleri ifade ediyor. Sadr’›n hükümetle çat›flmas› da Amerikan iflgali ile çat›flmaya girmenin ötesinde bir iç siyasi hesaplaflman›n izlerini tafl›m›yor de¤il. Irak’taki alt-orta fiii nüfusun en önemli temsilcisi durumundaki Sadr, siyasi taban olarak fiii kitle içinde %25 paya sahip ve grubun 60 bin silahl› militan› bulunuyor. Hareket, sosyoekonomik taban olarak genç, dinamik ama bir o kadar da umutsuz gecekondu mahallelerindeki kitleye dayand›¤›ndan ve 2003 y›l›yla birlikte gelen yeni dönem, onlar için Saddam döneminden daha iyi bir durum ortaya koymad›¤›ndan, Sadr’›n taban›ndaki hoflnutsuzluk hep süregelmifltir. Toplam 130 sandalyeli fiii blok içinde Sadr hareketi, 29 sandalye ile ikinci s›rada bulunuyor ve fiiiler içinde taban› %25 (Birinci %30 ve 36 sandalyeyle Hekim grubu.). Amerika deste¤indeki hükümette aktif olarak rol alan Hekim grubu ve Dava Partisi, iktidarlar›n› güçlendirmek ve tüm otoritelerini ekim ay›nda yap›lacak se-

SAYFA 16


SAYI 43

s›, ne Amerika’n›n ne de hükümetin ifline geliyor. Üstelik, tüm fiii gruplar›n bir flekilde uyum sa¤lad›¤› ABD’nin yeni güvenlik planlar›na tek karfl› ç›kan›n Sadr olmas› ve Amerikal›lara karfl› s›k s›k ayaklanmas›, tasfiye edilmesini kaç›n›lmaz hale getirmiflti. Ancak burada, Sadr’›n flah›s olarak, kazanma garantisi olmaks›z›n iflgal güçleri ile hiçbir çat›flmaya girme isteklisi olmad›¤›n›n fakat sahip oldu¤u çat›flma potansiyeli nedeniyle iflgalcileri rahats›z etti¤inin alt›n› çizmek gerekiyor. Bu duruma paralel olarak, fiii ve Kürt gruplar›n a¤›rl›¤›ndaki hükümet, siyasi, ekonomik ve etnik kayg›larla bir an önce tüm otoriteyi denetimine almak istiyor. Bu amaçla, say›s› 200 bini bulan ordu güçlerinin e¤itim ve ekipmanlar› için 22 milyar dolar harcad›¤› halde, milis güçlerinin halihaz›rdaki varl›¤› onlar aç›s›ndan olumsuz bir durum oluflturmakta. Sadr’›n kendi içindeki tart›flmalar ve yaflanan bölünmeler ile petrol özellefltirmeleri öncesinde Basra kentinin hükümetin tam kontrolüne al›nmas› gibi faktörlerin de önemli rol oynad›¤› son çat›flmalar›n, Sadr’›n askeri gücünü büyük ölçüde geriletti¤i görülüyor. Yak›n ve orta vadede Sadr’›n siyasete dönme ve silahl› direnifle yönelme aras›nda keskin bir seçim yapmas› ve bunun da grup içinde kesin bir bölünmeye yol açmas› büyük ihtimal.

SAYFA 17

Vilayet seçimleri öncesi fiii gruplar aras› gerilim

çimler öncesinde Basra ile baflkentin yan› bafl›ndaki mahallelere hakim k›lmak için Sadr’la uzlafl›lmas›n› istiyorlard›. Bu uzlaflma iste¤inin en önemli sebebi ise Sadr’›n güneydeki taban›n›n oldukça güçlü olmas› ve hükümetteki fiii gruplar›n orada kaybetmek istemeyiflleri. Ekim ay›nda yap›lacak olan vilayet meclisleri seçimleri, Sadr’›n taban›ndaki de¤iflimi ortaya koyaca¤› kadar, vilayetlere kimin hakim olaca¤›n› da belirleyecek. fiayet seçimler planland›¤› gibi yap›l›r ve güneyde Sadr tüm oylar› süpürürse, di¤er fiii gruplar›n ve Irak’›n gelece¤i için yepyeni bir dönemden bahsetmemiz için flartlar oluflmufl demektir. Bu arada ‹ran, fiii gruplara eflit uzakl›kta durmaya çal›fl›p arada uzlaflt›r›c› bir a¤abey rolü oynasa da iktidardaki gruplara daha yak›n durmas›, çekiflmede Sadr’›n elini zay›flatsa da, ailenin nüfuzu ve sayg›nl›¤› Mukteda’n›n silinmesini zorlaflt›r›yor. Son yap›lan yoklamalar, bafllardaki e¤ilimin aksine, art›k fiiilerin %75’inin ABD varl›¤›n› kendi güvenliklerini kötülefltirici bir unsur olarak gördü¤ünü ortaya koyuyor. Ekonomik aç›dan bak›l›nca da, 2003’ten bu yana hiçbir hükümet, fakir fiii halk›n ekonomik durumunu iyilefltirmede iyi bir performans gösteremedi, aksine durum daha da kötüleflti. fiii taban›n nabz›n› iyi biçimde tutan Sadr’›n, iflgalciler aleyhine söylemi ve bunu silahl› grubunun operasyonal gücüne güvenerek yapma-


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Yemen’de kuzeyden yükselen atefl,

Sana’y› kuflatacak m›? AHMED EL-KUREYfi‹ algorashil@yahoo.com

Uzunca bir süredir hükümet güçleriyle el-Husi aflireti taraftarlar› aras›nda, binlerce kiflinin hayat›n› kaybetti¤i silahl› çat›flmalar›n yafland›¤› Yemen, geçti¤imiz günlerde bir parlamento üyesi ve beraberindekilere düzenlenen suikastla kar›flt›. 2004 y›l›ndan beri devam eden fliddetli çat›flmalar›n ard›ndan böyle bir geliflme yaflanmas›, çat›flmalar›n daha da sertleflece¤i ve ülkenin yine bir iç savafla sürüklenece¤i yönünde görüflleri kuvvetlendiriyor. Ülkede çat›flmalarla beraber iç savafla zemin haz›rlayan gerginliklerin t›rmanmas› sonucunda, hükümet güçleri ve isyanc›lar karfl›l›kl› olarak y›¤›naklar› ve silahl› birliklerini artt›r›yor. Cumhurbaflkan› Ali Abdullah Salih’in olaylar› soruflturmak için görevlendirdi¤i komisyonlar baflar›s›z oldu ve komflu Katar’›n gönderdi¤i heyet de ayn› flekilde hedefine ulaflamad›. 2004 y›l›nda Suudi Arabistan’a s›n›r bölgelerde ortaya ç›kan el-Husi hareketi, ayn› y›l›n eylül ay›nda hareketin manevi lideri konumunda olan Hüseyin Bedreddin el-Husi’nin öldürülmesi sonras›nda ivme kazand›. Kabile üyesi birçok güvenlik güçleri mensubunun isyanc›lar›n taraf›na geçmesi, hükümet ve isyanc›lar aras›ndaki dengeyi oldukça de¤ifltirmifl bulunuyor. Ayr›ca hükümete karfl› yürütülen muhalif

‘‘

hareketler, siyasi talepler ve güvenlik kuvvetlerinin yaflanan kaosu bast›rmada gösterdi¤i zafiyet, el-Husi hareketinin mevcut askeri gücünü sona erdirmeyi zorlaflt›r›yor. 1997 y›l›na kadar parlamentoda iktidar partisinin bünyesinde yer alm›fl olan el-Husi hareketi, iktidar partisinin muhaliflerini harcamak için gerekçe olarak kulland›¤› bir parti görüntüsünden ziyade, daha büyük hedeflere sahip olan bir yap›lanma olarak görülüyor. ‹ç çat›flmalar› ortaya ç›karan sebeplere genel olarak bak›ld›¤›nda, temelinde el-Husi hareketinin dini niteli¤inden çok Yemen hükümetinin beklenmedik bir flekilde ortaya ç›kan bu muhalif hareketi sindirmek istemesi oldu¤unu görüyoruz. Yemen hükümeti el-Husi hareketinin hedeflerini ve isteklerini tüm yönleriyle de¤erlendirmekte baflar›s›z olmufl, güç kullanmadan sorunu çözme yönünde görüfl bildirenleri etkisiz hale getirmeye çal›flm›fl ve dolay›s›yla bugünkü noktaya ulafl›lm›flt›r. Yemen’i kuflatan bu savafl, insanlar› temel ihtiyaçlar›n› bile karfl›layamaz hale getirmifltir. Bölgede yaflam koflullar› gitgide zorlaflm›fl, iflsizlik oran› yükselmifltir. Devletin uygulad›¤› sansürden dolay› uluslararas› medya ve özellikle Arap medyas› Sa’da’da yaflanan olaylar› dünyaya duyuramamaktad›r.

2004 y›l›nda Suudi Arabistan’a s›n›r bölgelerde ortaya ç›kan el-Husi hareketi, ayn› y›l›n eylül ay›nda hareketin manevi lideri konumunda olan Hüseyin Bedreddin el-Husi’nin öldürülmesi sonras›nda ivme kazand›. SAYI 43

O R T A D O ⁄ U

SAYFA 18


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Kafkas çocuklar›n› yiyip bitiren gizem FEH‹M TAfiTEK‹N fehimtastekin@hotmail.com

Küçük Dinara okul koridorunda hissetti¤i bir kokunun ard›ndan nefes alamay›p yere y›¤›ld›. Kendine geldi gelmesine ama bir süre sonra bo¤az›nda fliddetli a¤r›lar hissetmeye bafllad›. Sonras›nda da geçici bir haf›za kayb› yaflad›. Durduk yere 盤l›k atmaya bafllad›. Halüsinasyonlar ars›z bir nöbet gibi gelip gitti. Bu sadece Dinara’n›n hikayesi olsayd› mesele de¤ildi belki. Ancak küçük k›z›n yak›n ve uzak bütün arkadafllar›, tam› tam›na 93 çocuk, gizemli bir hastal›¤›n pençesine düflmüfltü. Dinara, Rus iflgalinin nüfusunun dörtte birini, yani 250 bin ferdini yuttu¤u, felaketlerin kan›ksan›p katliamlar›n s›radanlaflt›¤› Çeçenya’n›n flanss›z evlad›, talihsiz neslin bir halkas›... 2005 sonunda fielkovski’de ö¤rencilere bir hal oldu. Evlerine yorgun arg›n geliyorlard›, tafl tafl›m›fl gibi. Yorgunluktur denilip üzerinde durulmad›. Ancak 16 Aral›k 2005’te birkaç ö¤rencinin gözleri karar›p bir bir yere y›¤›lmas›yla iflin rengi de¤iflti. Ö¤renciler ard› ard›na hastanelik oldu. Belirtiler ayn›yd›: nefes alamama, halüsinasyon, geçici haf›za kayb› ve 盤l›k atma. Resmi teflhis, savafl ve afl›r› stres yüklü flartlara ba¤l› “kolektif histeri”ydi. Sa¤l›k Bakanl›¤›’na göre, kimyasal ve radyasyon testlerinin sonucu zehirlenme ç›kmad›. Ama kimsenin “resmi tan›”ya inanacak hali yoktu. Çeçenya’da yaln›zca insanlar öldürülmedi. Rus ordusu 1994’ten bu yana bütün kimyasallar›n› Kafkasya’n›n bu güzel topraklar›na kustu. Bölgede denenmeyen silah neredeyse kalmad›. Tarlalar, ormanlar, bitkisel örtü zehirlendi, ekolojik yap› tahrip edildi. Bir nesil, belki birkaç nesil, bu cehennemi soluyacak. Kimse, Rus resmi erkan›ndan kalk›p da “Evet bu kirli savafl›n bir sonucudur.” demesini beklemiyordu. Kremlin güdümlü Çeçen yönetimine ba¤l› Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n yetkilisi Sultan Alimhaçiyev bu duruma “Çocuklar bombard›manlara, okul ve evlerin yand›¤›na flahit oluyor. Anne-babalar›n›, kardefllerini ve komflular›n› kaybediyorlar. Zehirlenme de¤il psikoz hali var.” diyerek yaflananlara bir izahat getirmeye kalk›flt›. Direniflçi cephenin kuflkular› ise farkl›yd›: “Rus güçleri okullarda sinir gaz› kullan›yor!” fielkovski’deki 2 Nolu Okul’un müdiresi Hazman Baçeyeva, hastal›¤›n ilk ortaya ç›k›fl›yla ilgili olarak flunlar› aktarm›flt›: “Gerçek flu ki çocuklar tedaviye cevap vermiyor. Kimse kesin

SAYI 43

K A F K A S Y A

aç›klama yapm›yor. O sabah çocuklar hastalanmad›. Teneffüse ç›kt›klar›nda sa¤l›kl›yd›lar. Geri döndüklerinde y›¤›ld›lar.” Ö¤rencilerin yedisinin kan›nda etilen glikol ç›km›flt›. Doktorlara göre ise kimyasal kirlili¤in yüksek oldu¤u Çeçenya’da bu sonuç sürpriz de¤ildi. Fakat bunun okul d›fl›nda görülmemesi de kafalar› kar›flt›r›yordu. Nitekim, fielkovski bölge yöneticisi Ruslan Kokanayev, “Bu hastal›k toplumsal strese dayan›yorsa neden okul d›fl›nda görülmüyor?” diye sormufltu. Okulda radyasyon kal›nt›s› bulunamazken velilerden Elim Nogamevzuyev kendi kafas›nda meseleyi çözmüfltü: “Çok aç›k, bu kimyasal zehirlenme. Ruslar çocuklar›m›z üzerinde yeni kimyasal silahlar deniyor.” diyordu. Hastanelerden taburcu edilen çocuklar›n bir k›sm› k›sa bir süre sonra yeniden benzer semptomlar göstermeye bafllad›. Sonuç itibar›yla ne Çeçen ne de Rus doktorlar Çeçenya’daki illetin gizemini çözemedi ya da s›rr›n çözülmesi istenmedi. Bunu flimdilik bilen yok. Çeçenya’y› meflgul eden bu hastal›¤›n fiubat 2007’de Çeçen mültecilerin bar›nd›¤› ‹ngufletya’ya, bu y›l da komflu cumhuriyet Karaçay-Çerkes’e s›çramas› kafalar› iyice kar›flt›rd›. ‹ngufl çocuklar›n hali de Çeçen çocuklara benziyordu: nefes darl›¤›, bilinç kayb›, periyodik olarak haf›za ve görme kayb›, mide rahats›zl›¤›, ayak ve kollarda kas›lma, bitkinlik. Mart ay›ndan beri de Karaçay-Çerkes’in Zelençuk bölgesindeki Dausuz kasabas›nda ad› konulamayan bu illete yakalanan dokuz çocuk tedaviye yan›t vermiyor. Bu çocuklar da bafl dönmesi, kusma, boyun ve s›rt bölgesinde kas›lmalardan mustarip. Dausuz Belediye Baflkan› Robert Gerbekov’un ifadesine göre, kasabaya iki kez uzmanlar gelip incelemeler yapt›, incelemeler sonras›nda ne radyasyon ne de baflka bir tehlikeli madde bulundu. Yerel doktorlar iflin içinden ç›kamad›. Federaller geldi, komisyon kuruldu ama netice al›namad›. Oysa, Rusya ve hükmetti¤i Kafkasya bölgesinde, en s›k›nt›l› günlerin yafland›¤› dönemde bile sa¤l›k sonusuna çok önem verilmekteydi. Kuflkusuz Rus devleti, bu gizemi çözebilecek teknik ve mali güce sahip. Ama bu yönde gösterilecek çaba, ortaya ç›kacak gerçe¤in kimin lehine kimin aleyhine oldu¤una ba¤l›. Kimse 250 bin Çeçen evlad›n› katletmekten geri durmam›fl bir gücün, birkaç yüz çocu¤un çekti¤i ac›y› önemsemesini beklemiyor.

SAYFA 19


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Ba¤›ms›z Kosova Hristiyanlafl›yor mu? ZEYNEP ÖZBEK zeynepozbek@gmail.com

17 fiubat 2008’de Kosova Meclisi, “Bizler halk›m›z›n demokratik yollarla seçilmifl liderleri olarak Kosova’n›n ba¤›ms›z ve hakim bir devlet oldu¤unu ilan ediyoruz.” sözleriyle Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›n› tüm dünyaya duyurdu. Bu olay, nüfusunun %90’› Müslüman olan bir Avrupa ülkesinin ba¤›ms›zl›¤›na kavuflmas› aç›s›ndan ‹slam aleminde sevinçle karfl›land›. Ancak öyle görülüyor ki, olay›n ard›nda dinin de ifle kar›flt›r›ld›¤› çok farkl› siyasi hesaplar yatmakta. Ba¤›ms›z Kosova bugün özgürlük ve insani yard›m maskesi alt›nda misyonerlerin hedefi haline gelmifl durumda. Yugoslavya Federasyonu’na ba¤l› iki özerk bölgeden biri olan Kosova, Federasyon’un da¤›lmas›n›n hemen öncesinde, 1989 y›l›nda S›rbistan’a ilhak edilmiflti. O günden bu yana S›rplar Kosova’da hemen her alanda ciddi bir bask› ve sindirme politikas› gütmüfl ve bu süreç 1998 fiubat ay›nda s›cak bir savafla dönüflmüfltü. NATO, ülkeye 1999 Mart ay›nda müdahale etmifl ve S›rplar›n çekilmesiyle yeni statü ve normalleflme süreci bafllam›flt›. Nihayet geçti¤imiz flubat ay›nda ba¤›ms›zl›¤›na kavuflan Kosova, baflta ABD olmak üzere pek çok Bat› ülkesi taraf›ndan ta-

‘‘

Misyonerler fakirlik, iflsizlik ve benzer ekonomik nedenlerle zor durumdaki Kosoval›lara burs, vatandafll›k ,ifl, e¤itim ve ekonomik anlamda cazip tekliflerde bulunuyor.

SAYI 43

B A L K A N L A R

n›nd›. Ba¤›ms›zl›¤› tan›mayan ülkeler aras›nda ise S›rbistan, Rusya, Çin ve ilginç bir flekilde ‹ran yer almakta. Kosoval› Müslümanlar, II. Dünya Savafl› süreciyle bafllayan yar›m as›rl›k komünist rejim boyunca dini kimliklerinden giderek uzaklaflt›r›ld›lar. Kosova ‹slam Cemiyeti’nin verdi¤i bilgiye göre, geçen savaflta 250’den fazla cami y›k›lm›flt›. S›rplar, ‹slam Cemiyeti’nin konsey binas›n›, zengin arfliv ve kütüphanesini yok etmifl, vak›f mallar›n›n tamam›na zarar vermifllerdi. Müslümanlara ait isimlerle an›lan 1200’den fazla sokak, okul ve kurum ismi S›rp isimleriyle de¤ifltirilmiflti. Çok az S›rp ö¤renci olmas›na ra¤men Prifltine Üniversitesi bahçesine devasa bir kilise infla edilmiflti. Öte yandan, savafl yaflanan birçok ülkede oldu¤u gibi Kosova’ya da ak›n eden Protestan misyoner gruplar, Kosoval› Müslümanlara farkl› bir Hristiyanl›k imaj›yla yaklaflmaktalar. Sosyal yard›m kurulufllar›, hastaneler, okullar, dil merkezleri, yetimhaneler gibi bilindik misyonerlik yöntemlerinin yan› s›ra, ABD’nin ülkenin siyasetindeki belirleyici rolü, Kosova’y› misyonerler için çok daha kolay bir av haline getiriyor. Dinin hayatlar›nda çok da önemli bir yer iflgal etmedi¤i Kosoval›lar aras›nda, burada faaliyet yürüten Hristiyan organizasyonlar tehlike olarak görülmüyor. Misyoner anne ve babas›yla Kosova’ya gelerek buradaki tecrübelerini filmlefltiren Amy Gattie, Kosoval› Müslümanlar hakk›nda flunlar› söylüyor; “Kosoval›lar bize kap›lar›n› aç›yorlar çünkü biz Amerikal›y›z ve Amerikal›lar NATO müdahalesinin bafl›n› çekti.” Bugün baflkent Prifltine’de büyük bir bulvara Bill Clinton’›n ad› verilmifl durumda. Kosova’da faaliyet gösteren Amerikal› misyonerler, Kosoval›lar›n Amerikal›lardan daha Amerikanc› olduklar›n› söylüyorlar. Ülkenin dört bir yan›nda iki bafll› Arnavut kartal›n›n yan›nda y›ld›zlar ve çizgiler uçufluyor. Binlerce insan 4 Temmuz’da Amerika’n›n ba¤›ms›zl›k sevincini, 11 Eylül’de de yas›n› paylaflmak için flehir ve köylerde sokaklara dökülüyor. Kosova’da flu günlerde “Gökte Tanr›, yerde Amerika” deyifli oldukça yayg›n. Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›na kavuflmas›ndan önce Amerika’da evanjelist gruplara uyar›da bulunan S›rp Ortodoks

SAYFA 20


‘‘

Ba¤›ms›z Kosova bugün özgürlük söylemleri ve insani yard›m maskesi alt›nda misyonerlerin hedefi haline gelmifl durumda.

SAYI 43

Protestan gruplar›n yan› s›ra Katolik kilisesi de bölgede siyasi ve sosyal olarak oldukça etkili. Ülkede Katolikleri temsil eden iki siyasi partinin yan› s›ra pek çok Katolik kilise ve okul bulunmakta. Yine Katolik piskoposlu¤unun merkezinin Prifltine’den Kosova’n›n siyasi ve sosyal hayat›n›n merkezi olan baflkent Prizren’e tafl›nacak olmas› önemli bir sembolik hareket olarak görülüyor. Kosova’da Katoliklerin kutlad›¤› dini günler resmi tatil olarak kabul ediliyor. Arnavutluk’ta oldu¤u gibi burada da Rahibe Teresa milli kahramanm›fl gibi gösteriliyor. Prizren’de Rahibe Teresa’ya adanm›fl bir katedral yap›m›yla ilgili yorumda Piskopos Dode Gjergji flunlar› söylüyor; “‹lk yüzy›ldan bu yana burada Hristiyanlar var. (Müslümanlar›n) baz›lar› ise flimdilerde Katolik kökenlerine dönüyorlar. Her gün köylerden delegeler vaftiz olmak için bize geliyor.” Öte yandan ülkede cami ve ‹slami merkez inflas›na çeflitli s›n›rlamalar getiriliyor. Örne¤in komünistler taraf›ndan 1954’te y›k›lan tarihi Yunus Efendi Camisi’nin yeniden infla edilece¤i yere 15. yüzy›lda Osmanl›lara karfl› verdi¤i mücadeleyle o dönemde Papa’n›n takdirini kazanm›fl olan ‹skender Bey’in devasa heykeli dikilmiflti. (Bugün Prizren’de bulunan Cizvitlere ait Loyola Lisesi ö¤rencilerinin %70’ini Müslümanlar teflkil ediyor.) Baflka bir devlet lisesine ise 16. yüzy›lda yaflam›fl Katolik rahip Gjon Bzuku’nun ad› veriliyor. Katolikler, bölgede 1999’da NATO müdahalesiyle birlikte S›rp birliklerin çekilmesinden bu yana güçlü bir varl›k sergiliyorlar.

SAYFA 21

Ba¤›ms›z Kosova Hristiyanlafl›yor mu?

Kilisesi Piskoposu Artemija, “Kosova’ya ba¤›ms›zl›k vermenin buradaki Hristiyan medeniyetinin y›k›lmas› ve yerine ‹slam devletinin kurulmas› anlam›na geldi¤ini” söylemiflti. Farkl› Protestan grup liderlerinin buna cevab› ise, Ortodokslar›n S›rbistan’da Protestanlara ayr›mc›l›k ve zulüm uygulad›¤› ve Müslüman Kosova’da evanjelistlerin S›rbistan’dan daha fazla hakka sahip oldu¤u fleklindeydi. Onlara göre e¤er ABD, Kosova’n›n ba¤›ms›zl›¤›na karfl› ç›karsa bu, afl›r› ‹slamc›lar için büyük bir zafer olurdu. Çünkü bu durumda hayal k›r›kl›¤›na u¤ram›fl olan halk, kolayca ‹slami propaganda için bir av olacakt›. Birleflmifl Milletler Kosova Misyonu ‹daresi (UNMIK) raporuna göre bugün Kosova’da 71 misyoner kurulufl yer al›yor ve bunlar›n ço¤unlu¤unu Kuzey Amerika ve ‹ngiltere’den gelen Protestan gruplar oluflturuyor. Örne¤in Balkanlar’da ilk kez 1991’de faaliyete bafllayan CrossWorld bugün Kosova’n›n farkl› flehirlerinde spor salonlar›na, e¤itim odalar›na, ofislere ve bilgisayar kurslar›na sahip. Bafllang›çta k›sa süreli insani yard›m sa¤layan ekipler fleklinde Müslüman ülkelere giren bu misyoner gruplar›n amac›, bu ülkelerde kilisenin temellerini atacak çal›flmalar› bafllatmak. Misyonerler; fakirlik, iflsizlik ve benzer ekonomik nedenlerden bunalan Kosoval›lara burs, vatandafll›k, ifl ve yabanc› ülkelere yönelik -özellikle Bat›- ekonomik anlamda cazip tekliflerle yaklafl›yorlar. fiuras› aflikar ki, sunduklar› imkanlar karfl›l›¤›nda fakir Kosoval›lara baz› flartlar da öne sürüyorlar.


DOSYA

Açl›k

kader de¤ildir Artan g›da fiyatlar› açl›k sorunun derinleflmesine neden olarak gösteriliyor; ancak g›da fiyatlar›n›n artmas› ve açl›¤›n yayg›nlaflmas› sadece g›da stoklar› ve iklim flartlar› ile ilgili de¤ildir. Bu durum, g›da borsas›ndan ve market spekülasyonlar›ndan, biyoyak›t üretiminden, do¤al kaynaklar›n tüketiminden, geliflmekte olan ülkelerdeki yer alt› ve yer üstü zenginliklerinin sömürülmesinden, dahas› kuzey ülkelerinin güney ülkeleri ile kurdu¤u iliflki biçiminden ba¤›ms›z düflünülmemelidir.

SAYI 43

SAYFA 22


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

DOSYA:

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

sa¤l›kl› olmas›na, sa¤l›kl› olmas› da iyi beslenebilmesine ba¤l›d›r. Asl›nda, israf edilmeden kullan›lmas› halinde, yeryüzünün kaynaklar› bugünkü dünya nüfusundan çok daha fazlas›n› beslemeye yeterlidir. Sanayi devriminden sonra ortaya ç›kan geliflmeler; tar›mda makineleflme, gübreleme, ilaçlama ve sulama imkanlar›n›n geliflmesi gibi nedenlerle tar›msal üretimdeki verimlilik inan›lmaz ölçülerde artm›flt›r. Yeryüzünde tar›ma elveriflli topraklar s›n›rl› olmas›na ra¤men, verimlilik art›fllar› sayesinde birim araziden elde edilen ürün miktar› büyük oranda art›r›labilmektedir. Buna son zamanlarda gen mühendisli¤i alan›nda kaydedilen geliflmeler de

Dünyada ve Türkiye’de açl›k sorunu Doç. Dr. MUSTAFA ACAR* ma@mustafaacar.com

‹nsano¤lunun tarih boyunca en büyük endiflelerinden birini açl›k sorunu oluflturmufl; yoksulluk, sefalet ve ölümle birlikte açl›k “mahflerin dört atl›s›”ndan biri s›fat›yla an›lm›flt›r. Bunun gayet anlafl›labilir nedenleri vard›r: ‹nsan, hayata tutunabilmek ve varl›¤›n› devam ettirebilmek için karn›n› doyurmak zorundad›r. Dahas›, sadece ölmeyecek kadar kar›n doyurmak yetmemektedir. ‹nsan›n hayat›n› anlaml› k›lacak ekonomik, siyasi, kültürel ve sanatsal faaliyetlere kat›labilmesi, üretebilmesi ve de¤er yaratabilmesi

‘‘

Dünyada her y›l 11 milyon kiflinin açl›k veya yetersiz beslenme yüzünden öldü¤ü tahmin edilmektedir. 300 milyonu çocuk olmak üzere, 800 milyon açl›¤a maruz insan›n 203 milyonu Sahra Alt› Afrika’da, 519 milyonu Asya ve Pasifik’te, 53 milyonu Latin Amerika ve Karayipler’de, 33 milyonu ise Yak›n Do¤u ve Kuzey Afrika’da yaflamaktad›r.

DOSYA

DÜNYADA VE TÜRK‹YE’DE AÇLIK SORUNU

SAYI 43

SAYFA 23


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

eklendi¤inde, asl›nda mevcut teknolojik olanaklar çerçevesinde yeryüzünde açl›k diye bir sorunun olmamas› gerekir. Oysa bugün yeryüzünün birçok bölgesi için böyle bir sorun vard›r ve gelece¤e iliflkin beklentiler son zamanlarda giderek kötümserleflmektedir. Acaba bunun nedenleri neler olabilir? Dünyada açl›k sorununun giderek derinleflmesinin ve bu konudaki endiflelerin artmas›n›n en önemli iki nedeni, küresel iklim de¤iflikli¤ine ba¤l› olarak artan kurakl›k ve bölgesel anlaflmazl›klardan do¤an çat›flmalard›r. Dünyada açl›ktan en çok etkilenen ülkelerin dörtte üçü savafllar›n tahrip etti¤i ülkelerdir. ‹nsano¤lunun hemcinsleriyle geçinememesi ve sald›rgan-tahripkar ideolojilerin pefline tak›larak komflular›yla kavgaya giriflmesi, birçok baflka maliyeti yan›nda, açl›k sorununu da kronik hale getirmektedir. Daha özelde, az geliflmifl ülkelerdeki g›da üretimi yetersizli¤i, bir yandan do¤al gelir kaynaklar›n›n yetersizli¤ine ve iklim koflullar›n›n elveriflsizli¤ine, öte yandan da nüfus yo¤unlu¤una ba¤lanmaktad›r. Ancak bu sat›rlar›n yazar›na göre, nüfus yo¤unlu¤unun açl›k nedeni olmas› sadece bir yan›lg›dan ibarettir. Açl›¤›n nedeni, çocuklar›m›z› iyi bir e¤itim ve terbiye ile yetifltirip nitelikli eleman haline getiremememiz, sahip oldu¤umuz zaman, enerji, para, sermaye, emek ve toprak gibi k›t kaynaklar›m›z› çekiflme, çat›flma, kavga ve savafllarda heba etmemizdir. DOSYA

DÜNYADA VE TÜRK‹YE’DE AÇLIK SORUNUNUN BOYUTLARI

DOSYA:

KADER

DE⁄‹LD‹R

oldu¤unu bildirmifltir. Bu rakam her y›l silahlanmaya harcanan yüzlerce milyar dolar›n yan›nda “devede kulak” mesabesindedir. Dünya G›da Program› (WFP), küresel sa¤l›k ve refaha en önemli tehdidi oluflturan “yoksulluk ve açl›k” olgusuna karfl›, tamamen gönüllülük esas›na göre çal›flarak mücadele eden; do¤al afetler, iç savafllar veya s›n›r çat›flmalar› gibi nedenlerle ani açl›¤a maruz kalan halk kitlelerine g›da yard›m› sa¤layan, bu alanda dünyadaki en büyük yard›m örgütüdür. Bunlar›n d›fl›nda, FAO, Dünya Sa¤l›k Örgütü (WHO) ve BM E¤itim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) teknik yard›mda bulunmakta, Uluslararas› Tar›msal Kalk›nma Fonu (IFAD) yat›r›m projelerine yard›m etmektedir (http://www.ekodialog.com/Makaleler/dunya_gida_programi.html#). Yoksulluk ve açl›k sorunu ülkemizde de belli ölçülerde hissedilen bir sorundur. Türkiye ‹statistik Kurumu (TÜ‹K) taraf›ndan yap›lm›fl olan 2006 Yoksulluk Araflt›rmas›’n›n sonuçlar›na göre, Türkiye’de yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayan nüfus oran› %17,8’dir. 2006 y›l›nda Türkiye’de fertlerin yaklafl›k %0,74’ü (539 bin kifli) sadece g›da harcamalar›n› içeren “açl›k” s›n›r›n›n, %17,8’i (12.9 milyon kifli) ise g›da ve g›da d›fl› harcamalar› içeren “yoksulluk” s›n›r›n›n alt›nda yaflamaktad›r. Sevindirici bir husus, sat›n alma gücü paritesine göre, Türkiye’de günlük harcamas› -dünyada açl›k s›n›r› kabul edilen- 1 dolar›n alt›nda kalan fert bulunmamaktad›r. Ayn› araflt›rmaya göre, 2002 y›l›nda %1,35

DÜNYADA VE TÜRK‹YE’DE AÇLIK SORUNU

Açl›k ve yoksulluk sorunu dünyada daha yo¤un olarak k›rsal yörelerde gözlemlenen bir sorundur. Yap›lan araflt›rmalar günümüzde dünya nüfusunun yar›s›n›n günde 2 dolardan, 1,5 milyar insan›n ise günde 1 dolardan daha az bir gelirle yaflad›¤›na iflaret etmektedir. Dünya genelinde açl›k çeken 800 milyonu aflk›n insan›n %80’ini, geliflmekte olan ülkelerin k›rsal yörelerinde yaflayanlar oluflturmaktad›r. Dünyada her y›l 11 milyon kiflinin açl›k veya yetersiz beslenme yüzünden öldü¤ü tahmin edilmektedir. 300 milyonu çocuk olmak üzere, 800 milyon açl›¤a maruz insan›n 203 milyonu Sahra Alt› Afrika’da, 519 milyonu Asya ve Pasifik’te (221 milyonu Hindistan’da, 142 milyonu Çin’de), 53 milyonu Latin Amerika ve Karayipler’de, 33 milyonu ise Yak›n Do¤u ve Kuzey Afrika’da yaflamaktad›r. Esasen yap›lacak küçük bir fedakarl›kla açl›k sorununu büyük ölçüde hafifletmek mümkün görünmektedir. BM G›da ve Tar›m Örgütü (FAO), 2015 y›l›na kadar dünyada açl›k çeken kifli say›s›n› yar› yar›ya azaltarak bugünkü 800 milyondan 400 milyona indirmek için, 24 milyar dolara ihtiyaç

SAYI 43

AÇLIK

SAYFA 24


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

olarak tahmin edilen açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflayan fert oran›, son y›llarda yaflanan ekonomik iyileflmeye paralel bir seyir izleyerek, 2006 y›l›nda %0,74’e, yoksul fert oran› da ayn› dönemde %27’den %17,8’e düflmüfltür. K›rsal yörelerde yoksulluk oran›, beklendi¤i üzere, kentlerden belirgin ölçüde yüksektir. 2006’da k›rsal kesimde yoksulluk oran› %32 iken, kentsel yerlerde ayn› oran %9,3 olarak hesaplanm›flt›r. Hane halk›nda yaflayan birey say›s› artt›kça yoksulluk oran›n›n da yükseldi¤i gözlenmifltir (http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=626). SORUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNEL‹K ÖNER‹LER Açl›k, insano¤lunun bafl›na gelebilecek en büyük felaketlerden biridir; bundan dolay› atalar›m›z, “Allah kimseyi açl›kla terbiye etmesin.” duas›n› dillerinden düflürmemifllerdir. Açl›¤›n yol açt›¤› sorunlar say›lamayacak kadar çoktur: hastal›klar, ölümler, ifl gücü ve üretim kayb›, verimsizlik, zihinsel geliflim sorunlar›, ruhsal çöküntü, suç iflleme ve fliddet kullanma e¤iliminin artmas› bunlardan baz›lar›d›r. Açl›k sorununu çözememifl bir toplumun sosyal huzurunu sa¤lamas›, kalk›nma yolunda h›zla ilerlemesi, uluslararas› alanda kendi menfaatlerini gözeten politikalar izleyebilmesi mümkün de¤ildir. O halde bar›fl ve huzur içinde bir dünya ortaya koyabilmenin ön koflullar›ndan biri de açl›k sorununun çözülmesidir. Artan nüfus ve yeryüzünde tar›ma elveriflli topraklar›n s›-

DOSYA:

AÇLIK

KADER

SAYFA 25

DOSYA

DÜNYADA VE TÜRK‹YE’DE AÇLIK SORUNU

n›rl› oluflu gibi faktörler dikkate al›nd›¤›nda, açl›k sorununun çözümü için son zamanlarda önerilen ç›k›fl yollar›n›n bafl›nda bio-teknoloji gelmektedir. Bio-teknolojik yöntemlerle, kendi türü d›fl›ndaki bir türden gen aktar›larak belirli özellikleri de¤ifltirilmifl bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara genel olarak Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmalar (GDO) ad› verilmektedir. Gen teknolojilerinin dünyan›n h›zla artan nüfusunun açl›k problemine çözüm olaca¤› gerekçesiyle, ABD baflta olmak üzere baz› ülkeler GDO’lu tar›m›n yayg›nlaflmas›n› desteklemekte, baz› ülkeler ise GDO’nun yan etkilerini düflünerek buna karfl› ç›kmaktad›r. Bio-teknolojinin günümüzde en çok kullan›ld›¤› alanlardan biri bitki ›slah› olup, transgenik tohum kullan›larak s›ras›yla en çok m›s›r, soya, pamuk ve kanola üretilmektedir. Açl›k sorununun çözümü de, öteki tüm sorunlarda oldu¤u gibi, nedenlerin ortadan kald›r›lmas›na ba¤l›d›r. Sorunun nedenleri aras›nda küresel ›s›nmaya ba¤l› iklim de¤iflikli¤i ve kurakl›k gibi, mücadele etmesi kolay olmayan, tek tek ülkelerin gücünü aflan, uluslararas› kolektif çabalar gerektiren sorunlar oldu¤u kadar; kabile savafllar›, iç çat›flmalar, ülkeler aras› savafllar, kaynak israf›, silahlanma yar›fl›, içe kapanma ve korumac›l›k politikalar› gibi nispeten daha kolay çözüm bulunabilir meseleler de bulunmaktad›r. Belirli bölgelerde kurakl›¤a neden oldu¤u için tar›msal üretimde düflüfllere yol açan küresel ›s›nma sorunuyla mücadele ba¤lam›nda, uluslararas› ifl birli¤i flart olup, Kyoto Protokolü dahil, sera etkisi yaratan gazlar›n sal›n›m›n› s›n›rlayan tedbirler titizlikle uygulanmal›d›r. Bunun yan› s›ra, ülke içi ve ülkeler aras› savafllar› en aza indirecek bar›flç›, özgürlükçü, hoflgörülü, d›fla aç›lmac›, serbest ticaretçi ve komflular›yla iyi geçinmeyi ve uluslararas› ifl birli¤ini ö¤ütleyen siyasi, iktisadi, dini, ahlaki, kültürel de¤erler ve ö¤retiler üzerinde ›srarla durulmal›, yeni nesiller daha bar›flç› bir dünya idealine dayal› yeni bir zihniyetle yetifltirilmelidir. Radikal-savaflç› ideolojiler yerini ›l›ml›-bar›flç› ideolojilere veya ö¤retilere b›rakt›kça silahlanma ihtiyac› azalacak, buradan tasarruf edilecek kaynaklar açl›k sorununun çözülmesine, tohum ›slah›na, verimlili¤in art›r›lmas›na, sulama olanaklar›n›n yayg›nlaflt›r›lmas›na, yeni ekim-dikimüretim tekniklerinin keflfedilmesine harcanabilecektir. Bunlara ilave olarak, geliflmifl ülkelerden açl›k sorunu yaflayan az geliflmifl ülkelere belirli bir gelir transferinin yap›lmas› da bu sorunun sanc›lar›n›n hafifletilmesine katk›da bulunacakt›r. * K›r›kkale Üniversitesi Ö¤retim Üyesi

SAYI 43

DE⁄‹LD‹R


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

Küreselleflen açl›k Yrd. Doç. Dr. SADIK ÜNAY sadikunay@hotmail.com

DOSYA

KÜRESELLEfiEN AÇLIK

“Küresel açl›k” konusu da hazin bir son olarak tart›flma gündemimize girdi nihayet. Sistemik meflruiyet kazan›m› noktas›nda gösterilen tüm çabalara ve yapay söylem/politika inflalar›na ra¤men, kapitalizmin yap›sal sorunlar› ve hiç de insani olmayan s›n›rs›z kâr eksenli irrasyonalitesi, insanl›¤› 21. yüzy›l›n bafl›nda küresel açl›k tehlikesini konuflur bir noktaya sürüklemifl bulunuyor. Son dönemdeki küresel g›da krizi veya “açl›¤›n küreselleflmesi” üzerinden, küresel ekonomik sistemin yönetiflim sorunlar›na dair çok sarih bir okuma yapmak da mümkün. Örne¤in Braudel’e kadar giderek, konvansiyonel piyasa iliflkilerinin ötesine geçen kapitalist örgütlenme biçimlerinin tekelci, tahakkümcü ve rekabete karfl› tabiat›n› hat›rlayarak yola koyulabiliriz. Bu meyanda, sosyo-tarihi gerekçelerle tam kapitalistleflmenin sadece Anglosakson dünya, Avrupa ve Japonya’da gerçekleflti¤ini düflündü¤ümüzde, gerek uluslararas› gerekse ülke içi sosyoekonomik statü gruplar› aras›ndaki derin eflitsizlikleri ve bu eflitsizlikleri yap›sal olarak tahkim eden güç iliflkilerini normal karfl›lamam›z gerekecektir. Ancak bütün bunlara ra¤men, “beyaz adam›n yükü”nden “küreselleflerek birlikte zenginleflmek” dönemine uzanan bir çizgide, küresel ekonominin, kapitalizmin merkezi ile çevresindeki ülke ve toplumlar›n kabaca “kapitalist bir sosyoekonomik çerçeve içinde refah ve huzura kavuflacaklar›” tezinin farkl› biçimlerde ifllene geldi¤i de unutulmamal›. 20. yüzy›lda, Bretton Woods sistemi ve BM’nin ekonomik kollar› üzerinden, kapitalizmin tarihsel olarak ispatlanan y›k›c› etkilerini s›n›rlayacak etkin bir yönetiflim mekanizmas›n›n kurulaca¤› yönünde umutlar yeflermiflti. Küresel hegemon rolüne soyunan ABD ve mihmandar› ‹ngiltere’nin ekonomi-politik ç›karlar› do¤rultusunda, 1950’li ve 60’l› y›llar›n geliflmekte olan ülkelerin umutlar›n› besle-

SAYI 43

DOSYA:

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

yen görece bir istikrar dönemi olmas› da bu erken iyimserli¤i destekledi. Ancak küresel sistemin kurumsallaflan yönetiflim mimarisinin yerleflmesi için, dekolonizasyon sürecinde ba¤›ms›zl›klar›n› kazanan az geliflmifl ülkelerin “afla¤›dan” meflruiyet sa¤lay›c› katk›lar›na ihtiyaç vard›. Büyük plan, sistemin “taflra”s›ndan bak›ld›¤›nda kabaca flöyleydi: Egemen dünya güçlerinin sömürgeci sistemlerine yüzy›llard›r cebren eklemlenen ve dekolonizasyon sürecinde ba¤›ms›zl›klar› kerhen tan›nan “üçüncü dünya” ülkeleri, liberal ticaret ö¤retisinin buyruklar›n› takip ederek küresel ekonomik oyuna kat›lacaklard›. Aktif ticaretteki “mukayeseli avantaj”lar›n› takip ettiklerinde, kazankazan prensibinin gere¤i olarak, kendilerine göre bir kalk›nma ve öndekilere yetiflme (catch-up) yolu tutturacaklar ve kolonyal efendilerinin lütfettikleri borç ve yard›mlara ihtiyaç duymadan varl›klar›n› sürdürebileceklerdi. Dönemin popüler ö¤retisi olan “modernleflme teorisi” taraf›ndan siyasi ve sosyal dönüflüm boyutlar›yla desteklenen bu de¤iflim projeleri manzumesi, Afrika ülkeleri baflta olmak üzere ard› ard›na pek çok ülkede “liberal demokrasi-piyasa ekonomisi” formülüyle hayata geçirilecek

ve “ba¤›ms›zlar hareketi”nden ilhamla, daha adilane yeni bir “uluslararas› ekonomik düzen” dahi talep edilecekti. Fakat küresel kapitalizmin uzun süreli tarihsel devinimi içinde, iki savafl aras› dönemin s›k›nt›lar›, büyük buhran›n yol açt›¤› sistemik çalkant›lar ve II. Dünya Savafl›’n›n

SAYFA 26


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

DOSYA:

‘‘

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

Açl›¤›n küreselleflmesi riski alt›nda iflas eden as›l unsur, küresel kapitalist paradigman›n kendisidir.

SAYI 43

leri; M›s›r, Senegal, Hindistan, Yemen ve Meksika dahil 33 ülkede açl›ktan kaynaklanan siyasi-sosyal kaos, toplu ayaklanma ve ya¤malama tehlikesinin had safhada oldu¤unu belirtmekteler. Tony Blair gibi mesiyanik liderlerin gayretleriyle çal›flmalar›n› 2015 y›l›nda dünyada fakirli¤i yar›ya indirmek dahil, pek çok abart›l› hedef içeren “Milenyum Kalk›nma Hedefleri”ne endeksleyen BM ile, yaklafl›k 20 y›ld›r “fakirli¤i azaltma” flark›lar› söyleyen Bretton Woods kurulufllar›n›n tüm inand›r›c›l›k ve güvenilirliklerini yitirdikleri de ortada. Açl›¤›n küreselleflmesi riski alt›nda iflas eden as›l unsurun küresel kapitalist paradigman›n kendisi oldu¤u daha derin bir analizle görülebilir. Kâr ve verimlilik söylemleri ile gerçek rekabeti yok eden; yaflam hakk› dahil cari tüm insani ihtiyaçlar› imtiyazl› bir “yat›r›mc›lar” grubunun ç›karlar›n›n türevi olarak gören; spekülasyon ve fliflirilmifl kazanç alanlar› üretme noktas›nda s›n›r tan›mayan ve hiçbir ahlaki nosyon ile s›n›rlanamayan kapitalist bir paradigma bu. Dünya üzerinde epey bir zamand›r açl›¤›n kaderin bir cilvesi olmad›¤›n›n ve sessiz sedas›z kitlesel cinayetlere do¤ru yol alan bu paradigman›n en büyük zaaflar›n›n en büyük kuvvetlerinde yatt›¤›n›n da fark›nday›z.

SAYFA 27

DOSYA

KÜRESELLEfiEN AÇLIK

y›k›c› etkilerine karfl› bir restorasyon dönemi olarak görülen Keynezyen aral›¤›n›n, kapitalist geniflleme dinami¤inin yap›s›n› de¤ifltirmedi¤i k›sa zamanda anlafl›ld›. 1970’lerin bafl›ndan itibaren patlayan uluslararas› petrol ve borç krizleri, geliflmekte olan dünyan›n erken geliflme umutlar›n› süpürüp, sistemin tepesindekiler ile dibindekiler aras›ndaki fark› daha da keskinlefltiren neoliberal çerçeveli finansal (gazino) kapitalizmin de önünü açt›. Sanal ortamda sürgit ticari ifllemlerin yap›ld›¤›; yerkürenin finansal sermayeye ev sahipli¤i yapan birkaç flehri aras›ndaki hisse senedi, tahvil, bono, türev ticaretinin üretime dayal› ekonomi ile iliflkisinin koptu¤u ve t›pk› petrol ile de¤erli tafllarda oldu¤u gibi tah›l ve yiyecek maddelerinin de uluslararas› spekülasyon konusu oldu¤u bir dünyada, açl›¤›n yay›lmas› de¤il küreselleflmemesi sürpriz olurdu. Geldi¤imiz noktada, Türkiye dahil geliflmekte olan ülkelerin pek ço¤unda küresel ›s›nmaya paralel olarak artan kurakl›k, spekülatif etkiler, biyoyak›t üretimi gibi sebeplerle tah›l ve temel g›da fiyatlar›, özellikle düflük gelir gruplar›ndaki milyonlarca insan›n geçimini tehdit eder bir noktaya do¤ru h›zla ilerlemekte. Buna ba¤l› olarak küresel yönetiflim sisteminin baflar›s›z aktör-


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

Küresel g›da krizi: Nedenleri, sonuçlar› ve öneriler BATTAL DO⁄AN bttldogan@yahoo.com

Petrolü kontrol ederseniz uluslar› kontrol edersiniz; g›day› kontrol ederseniz insanlar› kontrol edersiniz. Henry Kissinger

DOSYA

KÜRESEL GIDA KR‹Z‹: NEDENLER‹, SONUÇLARI VE ÖNER‹LER

Yeryüzünde matematiksel olarak herkese yetecek miktarda g›da üretiliyor. Tar›m›n makineleflmeyle gelifltirilmesi, verimin artt›r›lmas›na yönelik bilimsel araflt›rmalar ve sulu tar›m›n yayg›nlaflmas›yla insanl›k tarihinde öncesi görülmemifl bir g›da üretim ve bollu¤u söz konusudur. Hatta kifli bafl›na düflen g›da miktar›n›n yaklafl›k 2,5 kg oldu¤u göz önünde bulundurulursa, açl›¤› bir kenara b›rak›n, insanlar dengeli beslenecek ve belki de afl›r› kilolar›ndan yak›nacaklard›. Fakat, gerçekler ve mevcut durum bunun tam tersidir. Yeryüzünde yetersiz beslenen insan say›s› 888.280.854; bir gün içinde açl›ktan ölen insan say›s› 17.330; bu y›l açl›ktan ölen insan say›s› 4.178.911’dir. Di¤er yandan, flu anda yeryüzünde 1.122.995.850 insan afl›r› kilolar›ndan flikayetçiyken, obezite hastal›¤›na yakalananlar›n say›s› da 334.610.467’dir. Neticede insanlar, dünyada yeterince g›da olmad›¤› için de¤il, al›m güçleri ve paralar› olamad›¤› için, yani yoksul olduklar› için açl›k riski alt›nda hayatlar›n› sürdürüyorlar; yani bir yandan baz› insanlar açl›ktan ölürken, di¤er yandan baz›lar› da obez hastal›¤›na yakalan›yor. Durum böyleyken yaflanan bu adaletsizli¤in, eflitsizli¤in ve dengesiz g›da da¤›l›m›n›n sebeplerini ve müsebbiplerini araflt›rmak ve bilmek, açl›k sorununu çözmede yerinde ve sa¤l›kl› bir yaklafl›m olur. Do¤al afetler ve savafllar, açl›¤›n tarihsel olarak bilinen ve kabul edilen sabit nedenleri aras›nda yer al›r. Fakat bu yaz›da, g›da ürünlerinde yaflanan küresel fiyat art›fllar›n›n sebepleri ele al›nacakt›r. Bu ba¤lamda açl›¤›n nedenlerini iki gruba ay›rmak mümkündür. Her iki nedenler grubu aras›nda en belirgin özellik, birinci grupta yer alan nedenlerin bölgesel, ikinci grupta yer alanlar›nsa küresel etkisinin oldu¤udur.

SAYI 43

DOSYA:

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

2006 y›l›nda tar›m ürünlerinin tümünde bafllayan fiyat art›fllar›, 2008 y›l›na gelindi¤inde astronomik rakamlara ulaflt›. Örne¤in, 2006’da g›da ürünlerinde yaflanan %9’luk art›fl›n 2007 y›l›nda %40’lara ulaflt›¤› kaydedildi. 2008 Ocak ay›nda Amerikan bu¤day›n›n ihracat fiyat› 375 dolar/ton iken mart ay›nda 440 dolar/ton bir yükselifl kaydetti. Tayland pirincinin ocak ay› ihracat fiyat› 365 dolar/ton iken, may›s ay›nda bu rakam 562 dolar/ton gibi bir art›fl gösterdi. Son 36 ayda bu¤day›n fiyat›nda %181’lik fiyat art›fl› yaflan›rken, genel olarak g›da ürünlerinde %83’lük bir art›fl gözlendi. Bu küresel astronomik fiyat art›fllar›, günde üç ö¤ün yemek yiyenleri iki ö¤üne, iki ö¤ün yiyenleri tek ö¤üne, tek ö¤ün yiyenleri de açl›¤a mahkum etti. Bu, ani olmayan, beklenen fiyat art›fllar›ndan en çok etkilenen ülkeler, güney yar›m kürede yer alan ve geliflmekte olan ülkeler oldu. Bu ülkelerin bir di¤er ortak özelli¤i, ekvator hatt›na yak›n ya da hatt›n güneyinde yer alan ülkeler olmalar›d›r. Bir di¤er ifadeyle, bu ülkeler ekilebilen arazilerin s›n›rl› oldu¤u, do¤al su kaynaklar›n›n yetersiz oldu¤u ve nüfusun kalabal›k oldu¤u ülkelerdir. Endonezya, Çin, M›s›r, Peru, Yemen, Tunus, Haiti, Bolivya, Hindistan, Kamerun, Senegal, Moritanya ve Bangladefl gibi ülkeler söz

‘‘

‹nsanlar dünyada yeterince g›da olmad›¤› için de¤il, al›m güçleri ve paralar› olmad›¤› için, yani yoksul olduklar› için açl›k riski alt›nda hayatlar›n› sürdürüyorlar. Yaflanan adaletsizli¤in, eflitsizli¤in ve dengesiz g›da da¤›l›m›n›n sebeplerini ve müsebbiplerini araflt›rmak ve bilmek, açl›k sorununu çözmede yerinde ve sa¤l›kl› bir yaklafl›m olacakt›r.

konusu özelliklerin en az birine sahiptir. Dünya açl›k haritas› incelendi¤inde, son döneme kadar, bu ülkelerin açl›kla baflar›l› bir mücadele verdikleri görülecektir. Ancak son fiyat art›fllar›, bu ülkelerdeki orta s›n›f› olumsuz bir flekilde etkileyerek açl›k s›n›r›na getirmifltir. Zaten protesto gösterilerini düzenleyen ve soka¤a dökülen de bu orta tabaka olmufltur. Açl›klar›na açl›k kat›lanlarsa bu protesto gösterilerini sessizce izlediler. Fiyat art›fllar›ndan etkilenen geliflmifl ülkelerin tüketicileri de süpermarketlerde dudaklar›n› ›s›rarak mutfaklar›na Haitili aç çocuklar›n posterlerini ast›lar. Bu yeni küresel açl›k dönemini açan aktörler ve faktörler kimlerdir ve nelerdir?

SAYFA 30


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

1. AMER‹KALILARIN VE AVRUPALILARIN B‹YOYAKIT ÜRET‹M‹NE GEÇMES‹ Biyoyak›t genel bir terim olup organik maddelerden elde edilen tüm yak›tlar› tan›mlar. En yayg›n türleri bio-etanol ve bio-dizeldir. Bio-etanol bu¤day, m›s›r ve fleker kam›fl› gibi flekere doymufl ürünlerden elde edilir. Yeni nesil araçlar›n ço¤u, motorlar›nda herhangi bir de¤ifliklik yapmadan, %10 etanol kar›fl›m› benzinle çal›flabiliyor. Hatta son y›llarda sadece etanolla çal›flan araçlar da üretildi. Bio-dizel ise baflta soya fasulyesi, hurma ve ayçiçe¤i ya¤›ndan elde edilmekte. Dizel araçlar›n motorlar›nda de¤ifliklik yapmadan kullan›labilir. Yükselen petrol fiyatlar›na alternatif bir enerji kayna¤› olarak düflünülen biyoyak›tlar Amerika’da ve Avrupa k›tas›nda son y›llarda dev sektörler haline geldi. 2006 y›l›n›n sonunda ABD’de 116 etanol rafinerisi tam kapasite ile üretim yaparken, 73 rafineri de yap›m aflamas›ndayd›. 2007 y›l›nda 6,5 milyar varil etanol üreten ABD, 2008 y›l›nda etanol üretimini dokuz milyar varile ç›karmay› hedefliyor. M›s›r üreticilerini teflvik ve destekleme karar› alan Bush yönetimi, bu sektörü çiftçiler için daha cazip k›ld›. Daha önceleri bu¤day üretimine tahsis edilen arazi-

DOSYA:

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

ler, destekleme politikalar›yla daha kârl› hale gelen m›s›r üretimine ayr›ld›. Bu da, dünya bu¤day ve m›s›r pazarlar›nda fiyatlar›n t›rmanmas›na neden oldu. Avrupa k›tas›nda da bio-dizel üretimi 2005 y›l›nda 890 milyon galona ulaflt› ki bu, dünya bio-dizel üretiminin %80’ini oluflturur. Neticede, kimilerinin benzin depolar›n› kimilerinin de kar›nlar›n› doyurmaya çal›flt›¤› ucube bir ça¤da yafl›yoruz. 2. DÜNYA BANKASI VE ULUSLARARASI PARA FONU (IMF)’NUN GEL‹fiMEKTE OLAN ÜLKELERE DAYATTI⁄I EKONOM‹K POL‹T‹KALAR

GIDA KR‹Z‹NE NASIL MÜDAHALE ED‹LMEL‹ ‹lk olarak k›sa vadede, geliflmekte olan ülkelerin hükümetleri fakir insanlar için sosyal koruma ve yard›m programlar›n› yayg›nlaflt›rmal›d›r. Fiyat art›fllar›ndan do¤rudan etkilenen yoksullara acil g›da yard›mlar› ulaflt›r›lmal›d›r. ‹kinci olarak geliflmifl ülkeler, dünya g›da pazar›n› altüst eden biyoyak›t üretimini durdurmal›d›r. Üçüncü olarak IMF ve Dünya Bankas›, geliflmekte olan ülkelerin borçlar›n› flarts›z olarak silmelidir. Son olarak da, uzun vadede, geliflmekte olan ülkeler tar›ma yönelik kalk›nma politikalar› gelifltirmelidir.

SAYI 43

SAYFA 31

DOSYA

KÜRESEL GIDA KR‹Z‹: NEDENLER‹, SONUÇLARI VE ÖNER‹LER

IMF ve Dünya Bankas›’n›n geliflmekte olan ülkelere flartl› olarak yap›sal uyumland›rma veya yat›r›m kredileri sa¤lad›klar› bilinen bir gerçektir. Bu flartlar›n bafl›nda da uluslararas› sermaye ve mallar›n serbest dolafl›m›n› sa¤lamak için gümrük tarifelerinin kald›r›lmas› gelir. Öne sürdükleri bir di¤er flart da özellefltirme politikalar›yla devletin tüm sektörlerden elini çekmesine yöneliktir. Bu flartlara imza atarak kredi alan Üçüncü Dünya Ülkeleri genellikle bu yap›sal uyumland›rma politikalar›na ve yeni ekonomik düzene uyum göstermede zorlanm›fl ve beklenilen kalk›nmay› da sa¤layamam›flt›r. Kredi borçlar›n› ödeyebilmek için de ihracata yönelik tar›ma geçilmifltir. Bu¤day ve m›s›r gibi g›da ürünlerinin yerini pamuk ve kahve alm›flt›r. G›da ürünlerinde yaflanan son küresel fiyat art›fllar›ndan etkilenen birçok ülke, g›da ürünlerinin ihracat›n› ya s›n›rlad›lar ya da tamamen yasaklayarak soruna çözüm arad›lar. Örne¤in Çin, pirinç ve m›s›r ihracat›n›, Hindistan süt tozunun ihracat›n› yasaklad›. Etiyopya ise temel g›da ürünlerinin ço¤una ihracat yasa¤› getirirken M›s›r, pirinç ihracat›n› yasaklad›. Fas bu¤day ithalat›na uygulanan %130’luk gümrük vergisini %2,5’e indirmek zorunda kald›. Neticede, IMF ve Dünya Bankas›’n›n geliflmekte olan ülkelere yönelik ekonomik politikalar› sert bir dille elefltirilirken, yayg›n olarak dile getirilen tek fley: “Sundu¤u ilaç hastal›ktan da kötü.”


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

Çözüme, do¤ru tespitle bafllamak AHMET EM‹N DA⁄ ahmetemin@ihh.org.tr

DOSYA

ÇÖZÜME DO⁄RU TESP‹TLE BAfiLAMAK

‹nsanl›k tarihinin son 2000 y›l›nda, bilinen büyük k›tl›k vak›alar›n›n say›s› 160’t›r. Bu k›tl›klarda 200 milyonu aflk›n insan açl›k sebebiyle hayat›n› kaybederken, açl›ktan en büyük ölümlerin 20. yüzy›lda meydana gelmesi ise bu tablonun as›l çarp›c› yönünü ve çeliflkisini oluflturuyor. Açl›¤›n yol açt›¤› kitlesel ölümlerin en az yar›s›n›n sadece 20. yüzy›lda meydana gelmesi, üstelik bunun, tüm uluslararas› kurumlar›n insan hayat›n›n onurunu korumaya yönelik en büyük at›l›mlar› yapt›¤› bir ça¤da yaflanmas› ayr› bir ironi olsa gerek. Bu kadar insan bir savaflta, katliamda ya da bombal› sald›r›da hayat›n› kaybetse idi, kuflkusuz o savafl›n aktörleri savafl suçlar› mahkemesinde yarg›lan›p, t›pk› II. Dünya Savafl›’ndan sonra Nazi yöneticilerine yap›ld›¤› gibi a¤›r cezalara çarpt›r›l›rlard›. Yani uluslararas› hukuk iflletilip benzer bir durumun bir daha yaflanmamas› için önlemler al›nmaya çal›fl›l›rd›. Ama ayn› say›da insan açl›ktan hayat›n› kaybetti¤i halde bununla ilgili hiçbir yapt›r›m olmamas›; bu ölümlerde hiç kimsenin sorumlulu¤u olmad›¤›ndan de¤il, bununla ilgili uluslararas› düzenlemelerin yeterli olmamas›ndan kaynaklanmaktad›r. BM raporlar›, açl›k sorununun her geçen y›l katlanarak artt›¤›n› ortaya koyarken, ömrünün ilk y›llar›nda yeterli

DOSYA:

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

beslenemeyen çocuklar›n ya erken yaflta hayat›n› kaybetme ya da kronik zay›fl›k sebebiyle ömür boyu birtak›m hastal›klardan muzdarip olma gibi sonuçlara maruz kald›¤›n› ortaya koymaktad›r. Her iki halde de “yaflam hakk›” tehdit alt›na girmektedir. Tehditten öte, milyonlarca insan bilakis hayat›n› kaybetmekte ya da sakat kalmaktad›r. Bu insanlar›n her birinin birer ülke vatandafl› oldu¤u gerçe¤ini düflündü¤ümüzde de “vatandafl” olmalar›ndan kaynaklanan temel ve medeni haklar› oldu¤u unutulmamal›d›r. “Yaflamak, özgürlük ve kifli güvenli¤i herkesin hakk›d›r.” ifadesi ‹nsan Haklar› Bildirgesi’nin üçüncü maddesidir. Yaflam hakk›n› garanti alt›na alan tüm BM sözleflmeleri ve özellikle insan haklar› bildirgelerinin, hâlâ neden açl›ktan ölüme sebebiyet veren siyasi otoriteler, çarp›k kalk›nma modelleri ile Afrika ve Asya’daki ülkelere on y›llar› kaybettiren Bat›l› hükümetlere herhangi bir yapt›r›m öngörmedi¤i, tart›fl›lmas› gereken önemli bir problem ve sorunun çözümünde ciddi bir engel olmay› sürdürmektedir. “Hiç kimse kölelik veya kulluk alt›nda bulundurulamaz, kölelik ve köle ticareti her türlü biçimde yasakt›r.” ayn› bildirgenin dördüncü maddesidir. Milyonlarca insan›n açl›k ya da buna ba¤l› sebeplerle istismara aç›k hale gelmesi ya da çok kötü koflullarda çal›flmaya mecbur kalmas› gerçe¤i, bu ça¤›n köleli¤i olarak yorumlanmayacaksa, bu maddede belirtilen kölelik nas›l bir köleliktir ki, daha yaz›ld›¤› ça¤da hiçbir iflleve sahip olmamaktad›r. ‹nsanlar›n ömürlerinden çal›nan y›llar›n tazminat›n› ödemeye kimse mecbur b›rak›lmad›¤› gibi, daha iyi imkanlarla çal›flmak için Avrupa’ya gitmek üzere yollara düflen milyonlarca göçmenin, e¤er Avrupa s›n›rlar›nda ölmedilerse, yolda ve Avrupa içinde istismar›n›n faturas›n› da sadece insan kaçakç›lar›na kesmek ne derece tutarl› olacakt›r. “Herkesin, anayasa ya da yasayla tan›nm›fl temel haklar›n› çi¤neyen eylemlere karfl› yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yarg› yoluna baflvurma hakk› vard›r.” diyen sekizinci

‘‘

Bugün tüm uluslararas› sözleflmelerde de belirtildi¤i gibi, insan›n en önemli hakk› “yaflam hakk›”d›r. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açl›k ise bu en önemli hakk› tehdit eden bafll›ca düflmand›r. ‹nsan hayat› korunacaksa, açl›k sorununa bir insan hakk› ihlali olarak bakman›n vakti çoktan geldi ve geçiyor. Sorunun temelinde insan hayat› oldu¤u müddetçe açl›k bir hak ihlalidir.

SAYI 43

SAYFA 32


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

SAYI 43

AÇLIK

KADER

DE⁄‹LD‹R

bir trilyon dolar faiz gelirini kendi zenginlerinin cebine pompalayan Bat›l› hükümetler hukuken sorumlu tutulamayacaksa, k›sacas› açl›k felaketinin insan eliyle olan k›sm› konusunda hiç kimse ceza almayacaksa, bundan sonra da milyonlarca insan›n ölümünü beklemekten baflka hiçbir seçene¤imiz kalmam›fl demektir. Geliflmekte olan ülkelerdeki milyonlarca çiftçi, Avrupal› g›da devlerinin insaf›na terk edilmifl bir flekilde, insanl›k d›fl› koflullarda köle gibi çal›fl›p dururken, birkaç kilometre ötesinde kendi yurttafllar›n›n açl›ktan ölümü karfl›s›nda hiçbir fley yapamayan bu insanlar›n haklar›n› kim savunacakt›r? Kendi emekleri üzerinden Avrupal› ve Amerikal› g›da da¤›t›c›lar› milyarlar kazan›rken, hayatta kal›p kalmama aras›nda gidip gelen milyonlarca insan›n hakk›n› “bir insan hakk› ihlali” olarak görmeyeceksek bu durumu hangi kelimerle ifade edece¤iz? Bugün tüm uluslararas› sözleflmelerde de belirtildi¤i gibi, insan›n en önemli hakk› “yaflam hakk›”d›r. Tüm haklar bundan sonra gelir. Açl›k ise bu en önemli hakk› tehdit eden bafll›ca düflmand›r. ‹nsan hayat› korunacaksa, açl›k sorununa bir insan hakk› ihlali olarak bakman›n vakti çoktan geldi ve geçiyor. Sorunun temelinde insan hayat› oldu¤u müddetçe, açl›k bir hak ihlalidir.

SAYFA 33

DOSYA

ÇÖZÜME DO⁄RU TESP‹TLE BAfiLAMAK

madde, açl›¤a mahkum edilmifl ve hayatta kalma, onurlu yaflama ve güvenli bir yaflam haklar› ellerinden al›nm›fl olan insanlar için, yani dünya nüfusunun yedide birini aflk›n insan için, uygulanmayacak ise kim için tatbik edilecektir? “Herkesin çal›flma, iflini serbestçe seçme, adaletli ve elveriflli koflullarda çal›flma ve iflsizli¤e karfl› korunma hakk› vard›r.” diyen 23. madde ile “Herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yarafl›r ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmifl bir yaflam sa¤layacak adil ve elveriflli bir ücret hakk› vard›r.” diyen üçüncü f›kra, bugün bir milyar› aflan iflsizin ve 800 milyonu aflan aç insan›n hak arama mücadelesinde temel kaynakl›¤› oluflturmam›flsa, buna uygun hiçbir uluslararas› önlem düflünülmemiflse, bu bildirgenin göstermelik bir slogandan ibaret oldu¤u sav›n› kim çürütecektir? BM’nin resmi istatistiklerine göre 800 milyondan fazla insan›n aç oldu¤u ve her befl saniyede bir çocu¤un açl›k ve açl›¤a ba¤l› sebeplerden hayat›n› kaybetti¤i dünyam›zda, “Bunun sorumlusu kim?” sorusunun yan›t› net olarak verilemiyorsa; bütçelerinin %20’sini silahlanmaya ay›rd›klar› halde, halka ifl imkanlar› oluflturmak için %1’i bile çok gören yönetimler herhangi bir yapt›r›ma u¤ram›yorsa, ya da geliflmekte olan ülkeleri borç bata¤›na saplay›p her y›l

DOSYA:


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

A D A N M I fi

H A Y A T L A R

Allame Abdulvali Kari Mirzaev

MUHAMMED TÜRK‹STAN‹

Abdulvali Mirzaev, 1950’de Özbekistan’›n Andican flehrinde dünyaya gelmifl 20. yüzy›l›n önemli ‹slam alimlerinden biridir. Babas› iflçi, annesi ev han›m›yd›. II. Dünya Savafl›’ndan sonra Sovyet hükümeti dindarlara karfl› sürdürdü¤ü kat› tavr›n› de¤ifltirmemiflti, hâlâ dini konularla ilgilenen insanlar› hapse at›yor veya Sibirya’ya gönderiyordu. O dönemde özellikle, dini e¤itim vesilesi olan Arap alfabesiyle yaz›lm›fl kitaplar toplat›lm›fl veya ellerinde bulunduranlar taraf›ndan gizlenmekteydi. Yedi yafl›nda ilkokula bafllayan Abdulvali, çok çal›flkan bir ö¤renciydi. Ortaokul s›ralar›nda komflu o¤lu Rahmatullah Rasulov’la birlikte okul kütüphanesindeki kitaplar› okumaya bafllad›. Ortaokul sonlar›na do¤ru okul kütüphanesindeki kitaplar› okuyup bitirdiler. Sonra flehir merkezindeki il kütüphanesinde bulunan kitaplara s›ra geldi. Günün birinde burada ellerine ald›klar› bir kitab›n içinde eliften ye’ye Arap alfabesi yazan bir ka¤›t yapra¤› gördüklerinde bu onlar›n hayat›n› de¤ifltirdi. Her ikisi de ortaokulu alt›n madalyayla bitirdi. Herkes üniversiteye girmelerini beklerken, onlar Andican’dan 45 km uzaktaki Mar¤ilan flehrinde, yeni aç›lmaya bafllayan gizli medreselere gittiler. Orada üstatlar› Hakimcan Kari’den sarf, nahiv, f›k›h, belagat ve tefsir dersleri ald›lar. Orada ald›klar› dört-befl senelik e¤itim sürecinde, 10 kadar da ö¤renci yetifltirdiler. Abdulvali Kari daha sonra Kur’an’› ezberlemeye bafllad› ve dokuz ayda ezberini tamamlad›. Sonra Arap ülkelerini gezen iki arkadafl bir süre de Mekke’de kald›. Burada Hindistani lakab›yla meflhur olan Molla Muhammed’den az da olsa tahsil gördüler. Sonra memleketleri Andican’a geri dönüp gizli medreseler açarak buralarda gençlere yönelik dini e¤itim çal›flmalar›na bafllad›lar. Allame Abdulvali Kari, bu medreselerde haf›z ve alimler yetifltirdi. Komünizmin esaretinden bunalan ve okulda baflar›l› olan ö¤renciler, Allame Abdulvali Kari’nin derslerine kat›lmaya bafllad›lar. fiimdilerde Orta Asya genelinde yay›lm›fl olan ‹slami hareketlerin ilk ad›mlar› o günlerde at›ld›. 1982 y›l›nda Andican’dan 35 km uzakl›ktaki Yazyavan çöllerinde, Kari’nin en yak›n arkadafl› Allame Rahmatul-

SAYI 43

‘‘

Komünist düzenden b›km›fl insanlar, Abdulvali Kari’nin kiflili¤i ve çal›flmalar› sonucunda yeni bir hayat› seçti. lah istihbarat elemanlar›n›n düzenledi¤i bir trafik kazas›nda vefat etti. O, bu yeni ‹slami hareketin ilk kurban› oldu. Allame Abdulvali Kari, en yak›n arkadafl›n› kaybetmenin ac›s›n› yaflad› ama bu onu korkutmad› ve yolunda durmadan devam etti. Gün geçtikçe ö¤renci say›s› artt›. Kad›nlar aras›nda da ilim ve irfan›n yay›lmas› için çal›flmalar yapt›. Allame Abdulvali Kari, ‹slami dava yolunda kad›nlar›n rolünün büyük oldu¤unu her zaman dile getirdi ve bu yönde han›m›na -2007 Ramazan ay›nda

SAYFA 34


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

umre yapmak için o¤lu ve torunuyla Medine’den Mekke’ye giderken geçirdi¤i trafik kazas› sonucu vefat eden, fierife Mirzaeva- genç k›zlar› bilgilendirmesi için medreseler açt›. Aç›lan bu medreselerin maddi sponsorlu¤unu da bizzat kendisi üstlendi. O dönemde ilk olarak baflörtü takan genç k›zlar›n, komünizmin 60-70 sene hüküm sürdü¤ü bir ülkede sokaklarda bu flekilde gezmeleri, adeta bir ihtilal niteli¤indeydi. Sovyetler Birli¤i istihbarat birimi KGB elemanlar›, 1983 y›l›nda Allame Abdulvali Kari’yi sorgulamak için Andican flehir emniyet müdürlü¤üne götürdüler ve orada sekiz gün süreyle göz alt›na ald›lar. Abdulvali Kari, emniyet ve istihbarat elemanlar›yla birlikte, ideolojik propagandayla ifl yürüten felsefe ve ictimai fen doktorlar› taraf›ndan sorguland›. Bu sorgulama s›ras›nda özellikle, bir doktorun ›srar› üzerine, Allame Abdulvali Kari serbest b›rak›ld›. Ev ve ifl yeri her zaman gözetim alt›nda olmas›na ra¤men, Allame Abdulvali Kari dava yolunda durmadan çal›flt›. Ömrünün her an›n› inand›¤› davay› anlatmak için geçirdi ve bunun için vesileler bulmaya çal›flt›. Nihayet, Sovyetler Birli¤i’nde genel yap› olarak ›slahatlar bafllad›. Tarihi aç›l›m “perestroyka” hayata geçti. Tüm halklara kendi inançlar›na göre yaflama imkan›n› sa¤layan kanunlar ç›kart›ld›. Tarihi dini müesseseleri açma imkan› olufltu. Bu hay›rl› ifllere gönüllü olarak kat›lanlar›n en ön saf›nda Allame Abdulvali Kari vard›. O, Andican’da Çar döneminde, 1885’lerde yap›lm›fl, ama Sovyetler döneminde ibadete kapat›l›p depo olarak kullan›lan ve büyüklük aç›s›ndan Orta Asya’n›n ender görülen külliyelerden biri olan Cami Medrese Mescidi’nin aç›lmas›na katk›da bulundu. Cami aç›ld›ktan aylar sonra ise, Allame Aldulvali Kari halk taraf›ndan imam seçildi. Gizli olan bu toplumsal hareket böylece aç›ktan bafllam›fl oldu. Cami aç›ld›ktan sonra cemaatin say›s› ço¤ald›. Komünist düzenden b›km›fl insanlar, Abdulvali Kari’nin verdi¤i vaaz ve dersler sayesinde, ‹slam dinini seçti. Özellikle kumar, fuhufl, uyuflturucu bata¤›na saplan pek çok kifli, ‹slam’› benimsemeye bafllad› ve bu, uzaklarda da yank› buldu. Allame Abdulvali Kari’nin teflebbüsüyle cami bünyesinde aç›lan medresede Özbekistan, K›rg›zistan ve Tacikistan gibi Orta Asya cumhuriyetlerinin yan› s›ra, Rusya Federasyonu, özellikle Kafkasya ve Tataristan bölgelerinden, Ukrayna gibi uzak cumhuriyetlerden ge-

SAYI 43

ALLAME ABDULVAL‹ KAR‹ M‹RZAEV

len ve çeflitli dillerde konuflan 200’den fazla ö¤renciye dini ilimlerin yan›nda befleri ilimlerde de e¤itim verildi. Allame Abdulvali Kari’nin derslerine kat›lanlar›n say›s› 2000 ile 10 bin aras›nda de¤ifliyordu. Kat›l›mc›lar›n %70’i gençlerden olufluyordu. Allame, yurt d›fl› gezilerine de ç›k›yor ve dünya genelinde ‹slami hareketleriyle meflhur olan ulema ve davet önderleriyle görüflüyordu. Abul Hasan Nedvi, Muhammed Kutup, Abdulaziz ibn Baz, Muhammed Salih Useymin, Ebu Bekir Cezairi, Abdulmacid Zindani, Muhaysini, Said Kahtaniy gibi ulemalar bunlardan baz›lar›d›r. Suudi Kral› Fahd ona büyük bir kütüphane hediye etmiflti. Topluma huzur getirecek her fley için can›n› feda etmeye haz›r bir alim olan Abdulvali Kari, Tacikistan’daki savafl›n bölgeye istikrar getirmek yerine, Sünni-fiii savafl› boyutuna ulaflmas›ndan endifle ediyordu. Tehlikeyi anlatmak için Tacik muhalefete gönderdi¤i mesajlar hükümet taraf›ndan hofl karfl›lanmad›. Bu geliflmeler, hükümetin Allame Abdulvali Kari yönetiminde olan Cami ehline karfl› yapt›r›mlar uygulamas›na sebep oldu. 1992’den sonra Cami’ye bask›lar bafllad›. Özellikle geceleri çevik kuvvet (OMON) bask›nlar yaparak caminin mülkü olan ses cihazlar›n› ve hoparlörleri götürdü ve kas›tl› olarak caminin hal›lar›n› kirletti. Bu olaylar her ay tekrarlanarak camidekilere psikolojik bask› uygulanmaya baflland›. Bu yaflananlar Allame Abdulvali Kari’nin bafllatt›¤› ‹slami, ilmi, marifi hareketin yükselmesini engellemek için bafllat›lan operasyonun ilk göstergeleriydi. Allame Abdulvali Kari’yi emniyet müdürlü¤üne ça¤›rman›n halk aras›nda hükümete karfl› tav›r al›nmas›na sebep olaca¤›n› bilen istihbarat elemanlar›, camiye gelerek Allame Abdulvali Kari’yle görüfltüler. 1995 y›l›n›n 29 A¤ustosunda Moskova’da uluslararas› bir konferansa kat›lmak üzere yola ç›kan ‹mam Allame Abdulvali Kari Mirzaev, Taflkent havaalan›nda Milli ‹stihbarat ajanlar› taraf›ndan kaç›r›ld›. O günden bu yana ondan hiçbir haber al›namad›. Derslerinin kaydedildi¤i bantlar-kasetler, CD’ler halk aras›nda da¤›t›l›yor. O, Bat› Türkistan hudutlar›nda yaflam›fl olsa da, sesi Do¤u Türkistan’da da yank› bulmaya bafllad›. Çünkü sesinin kaydedildi¤i kaset ve CD’ler kendi memleketinde yasaklansa da oralarda elden ele dolaflmakta.

SAYFA 35


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

‹KT‹BAS: GELECE⁄‹N ÖNÜNE KURULAN BENTLER: BARAJLAR

Gelece¤in önüne kurulan bentler: Barajlar BARBARA ROSE JOHNSON*

Dünyada açl›k bir kriz halini alm›fl durumda. Kontrol edilemeyen fliddet olaylar› ve savafllar milyonlarca insan› yaflad›klar› yerlerden uzaklara göç etmeye, yaflamlar›n› kalabal›k mülteci kamplar›nda sürdürmeye zorluyor. Depremler, kas›rgalar ve di¤er do¤al afetler hükümetleri, insanlar›n en basit yaflamsal ihtiyaçlar›n› karfl›layabilmede bile aciz, yetersiz b›rak›yor. Küresel ›s›nma ve bunun sonucu olarak yerel iklim flartlar›ndaki de¤ifliklikler de dünya genelinde g›da arz›n› olumsuz etkiliyor. Hava, su, toprak ve denizler hayatlar›m›z› sürdürmemizi zorlaflt›ran, tehlikeli hale getiren zehirlerle kirlenmifl durumda. Salg›n hastal›klar ve önlenebilir hastal›klar›n yay›lmas›yla oluflan insani krizler toplumlar› derinden sars›yor. Dünya genelinde fakirlikle bo¤uflan insanlar›n say›s› vahim boyutlara ulaflm›fl durumda. Dünya nüfusunun beflte biri temiz suya eriflimde s›k›nt› çekiyor, çocuklar›n dörtte birinden fazlas› yetersiz besleniyor. Yine dünya nüfusunun yar›s› flehirlerde yafl›yor ve bunlar›n üçte biri gecekondu semtlerinde hayatlar›n› sürdürüyor. ‹nsanl›¤›n yar›s› günde iki dolardan az bir gelirle hayatta kalmaya çal›fl›yor. Acil çözüm bekleyen ve her gün çeflitlenen bu sorunlardan sonra neden büyük barajlar›n kurulmas›n›n insani yaflam alanlar›na etkilerini dikkate alal›m? Çünkü hidroelektrik enerjinin toplumsal ilerlemeyi h›zland›rd›¤› yönündeki yayg›n kan›n›n aksine, büyük barajlar›n inflas› insan topluluklar›n› ve yaflad›klar› çevreyi yok ediyor

SAYI 43

ve dünya genelindeki yoksulluk oranlar›n›n artmas›nda da etkili oluyor. II. Dünya Savafl›’ndan bu yana, dünyada elektrik arz›n›n yaklafl›k %20’sini karfl›layan ve g›da üretiminin yap›ld›¤› topraklar›n %10’unun sulanmas›nda kullan›lan 54 bin büyük baraj infla edildi. Bu barajlar ayn› zamanda dünyan›n en verimli topraklar›n›n bir k›sm›n›n da sular alt›nda kalmas›na yol açt›. Suyun ak›fl yönündeki de¤ifliklikler bal›kç›l›¤›n yap›ld›¤› alanlar› etkiledi. Su kenarlar›nda yaflayan ve sudan beslenen hayvanlar›n yok olmas›na yol açt›. Göl ve nehir kenarlar›nda yaflayan ya da bal›kç›l›k yap›lan alanlar›n yok olmas›ndan etkilenen milyonlarca insan dikkate al›nd›¤›nda barajlar›n inflas› insan topluluklar›n›n sa¤l›k ve ekonomik durumlar›n› etkiledi, bu topluluklar›n kültürel özelliklerinin tam anlam›yla yok olmas›na yol açt›. Peki buralarda yaflayan milyonlarca insana ne oldu? Geçimlerini sa¤lad›klar› verimli topraklar› ellerinden al›nan ve yeni bir hayata bafllamak için gerekli imkanlardan yoksun olan milyonlarca insan, kamplarda ve “yeniden yerleflim” bölgelerinde korkunç bir yoksulluk içinde hayatta kalma mücadelesi veriyor ya da “kalk›nma ma¤duru mülteciler” olarak k›rsal alanlardan flehirlere göç ediyorlar. Son tahminlere göre sadece Hindistan’da, 2000 y›l›ndan itibaren 60 milyona yak›n insan su projeleri çerçevesinde k›rsal alanlardaki evlerinden zorla ç›kar›ld›lar ve bu insanlar›n büyük bir k›sm›na hayatlar›n› tekrar kurabilmeleri için yeterli tazminat ödenmedi ve

SAYFA 36


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

gerekli yard›mda bulunulmad›. Söz konusu rakamlar Çin için de geçerli. Ayn› flekilde dünyan›n farkl› yerlerinde 40 milyona yak›n insan genifl barajlar›n inflas› s›ras›nda zorla yerlerinden edildi. Geçti¤imiz yüzy›lda her y›l 15 milyon insan ayn› sebepten yaflad›klar› yerleri terk etmek zorunda b›rak›ld›. Uzmanlar›n de¤erlendirmelerine göre, dünya genelinde baraj yap›m› dolay›s›yla mülteci durumuna düflmüfl insanlardan önceki yaflam flartlar›na denk bir hayata kavuflan ya da hayat flartlar›nda görece iyileflme sa¤lanan tek bir örnek bulunmuyor. Peki, yerinden edilen bu insanlar kimler? Bal›kç›lar, çiftçiler, geçimlerini topraktan sa¤layan ve nesiller boyu kendi imkanlar›yla hayatlar›n› sürdüren topluluklar. Bu insanlar›n büyük bir k›sm› etnik az›nl›klara ya da yerel halklara mensup ve toplumsal, kültürel anlamda ve yaflam tarz› olarak ulusal formlardan ayr›flan gruplar. Günümüzde el de¤memifl yeni su kaynaklar›n›n bulundu¤u topraklarda yaflayan yerel halklar, etnik az›nl›klar ve di¤er görece güçsüz gruplar “ekonomik alanda kalk›nma”n›n önünde engel olarak görülüyor. Bu gruplar ekonomik projelerin ne flekilde uygulanaca¤› ve bunlardan kimlerin yararlanaca¤› yönünde al›nan kararlara karfl› koyabilecek siyasi güçten de yoksunlar. Örne¤in 1952’de 57 bin Tongal›, Büyük Britanya ve Dünya Bankas› taraf›ndan o zamanki ad›yla Rodezya olan Zimbabve’nin Zambezi Nehri üzerine yap›lacak Kariba Baraj›’n›n inflas› için yaflad›klar› yerleri terk etmeye zorland›. Kendilerine yeterli tazminat›n ödenmedi¤i, flimdi say›lar› 250 bini bulan Tongal› a¤›r bir yoksulluk içinde yafl›yor. Sömürge dönemi sonras› Zimbabve ve Zambiya’n›n oluflturulmas›yla Tongal›lar parçaland› ve mülteci bir halk durumuna düflürüldü. Bu insanlar karfl› karfl›ya kald›klar› izolasyon nedeniyle yoksullaflt›lar. Bu durumun sonucunda dilleri, akrabal›k ba¤lar› ve kültürleri de yok olmaya yüz tuttu. BM ‹nsani ‹fller Koordinasyon Ofisi’ne göre, bugün Zimbabve’deki en yüksek iflsizlik ve fakirlik oranlar›na Tongal›lar aras›nda rastlan›yor. Nüfusunun ço¤unlu¤unun geçici çiftçi olarak geçimini sa¤lad›¤› Zambiya’da da Tonga mültecileri en yoksul grubu oluflturuyor. Ayn› durum Guatemala’daki Chixoy Baraj› nedeniyle yerinden edilen Maya halk› için de söz konusu. ‹ç savafl s›ras›nda infla edilen baraj›n yap›m›na 1976 y›l›nda baflland›. Bu esnada bölgede yaflayan halk, proje hakk›nda bilgilendirilmemifl ve bölge sakinleri için herhangi bir yeniden yerleflim plan› da oluflturulmam›flt›. Baraj›n inflas› 1982’de tamamland›¤›nda, civar köyler boflalt›lm›fl, evler ve tarlalar yak›lm›fl ve bölge sakinleri katledilmiflti. Hayatta kalanlar ise askeri birliklerin kontrolü alt›ndaki, ulafl›m›n çok s›n›rl› ol-

‹KT‹BAS: GELECE⁄‹N ÖNÜNE KURULAN BENTLER: BARAJLAR

du¤u “model” bir köye yerlefltirildi. Y›llar sonra BM’nin himayesinde kurulan araflt›rma komitesi, burada sivil halka karfl› ifllenen katliamlar›n devlet himayesinde gerçeklefltirildi¤i ve bir soyk›r›m örne¤i teflkil etti¤i karar›na vard›. Köyü gözetim alt›nda bulunduran askeri üssün “model” köylerle beraber kapand›¤› ve benzer flekilde ma¤dur edilmifl di¤er topluluklar›n ulusal ve uluslararas› alanda yaflad›klar›n› belgelemek için çal›flmalara bafllad›¤› 2003 y›l›n›n aral›k ay›na kadar, Maya halk›n›n hayatlar› ordu taraf›ndan kontrol edildi. Üç senelik bir müzakere sürecinin ard›ndan var›lan noktada, bu topluluklar hâlâ elektrik ve temiz içme suyu olmaks›z›n, geçimlerini sa¤layacaklar› topraklar›ndan, yaflamlar›n› sürdürecekleri evlerden yoksun, a¤›r yoksulluk flartlar›nda ve açl›k içinde hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Son birkaç y›l içinde dünya genelinde binlerce yeni devasa hidroelektrik baraj›n›n yap›m›na baflland›. Hidroelektrik enerji kullan›m› birçok ülke taraf›ndan küresel ›s›nmayla mücadele etmeye elveriflli bir strateji ve öngörülen su k›tl›klar›na karfl› bir önlem olarak benimseniyor. Barajlar›n inflas›yla alt›n, gümüfl, uranyum ve do¤algaz gibi yer alt› kaynaklar›n›n ç›kar›lmas› için de gerekli enerji kayna¤› sa¤lanm›fl oluyor. Sadece Çin’de, binin üzerinde büyük baraj projesinin yap›laca¤› ilan edildi. Himalaya bölgesinde yer alan nehirler üzerinde de benzer projeler uygulanacak. Türkiye de yak›n zamanda, su kaynaklar›n›n gelifltirme ve kontrol haklar›n› 49 seneli¤ine özel kurulufllara kiralayarak özellefltirme niyetinde oldu¤unu aç›klam›fl bulunuyor. Brezilya’da Amazon bölgesinde yer alan Xingu Nehri üzerinde kurulmas› planlanan Belo Monte Baraj› gibi, sosyal ve çevresel anlamda olumsuz etkileri oldu¤u için daha önce iptal edilen projeler tekrar gündeme getiriliyor. Baraj›n yap›m›n› finanse eden Dünya Bankas›, Amazon yerlilerinin tepkileri sonucu deste¤ini geri çekmiflti. fiimdi Brezilya hükümetinin baraj›n yap›m› için kaynak bulmas›yla 15 bin Kayapo ve di¤er Amazon yerlilerinin yerlerinden sürülmesinin önündeki engeller kalkm›fl oldu. Bu geliflmeleri küresel ölçekte düflünecek olursak, tabloya bu barajlar›n nerelerde infla edildi¤ini, sorunlu kriz bölgelerini ve geriye kalan yerli gruplar› ve etnik az›nl›klar›, henüz ç›kar›lamam›fl maden ve enerji rezervlerini ekleyelim. Aradaki paralel iliflkiyi görmemiz zor olmayacakt›r. Etnik az›nl›klar ve yerel halklar yerlerinden sürülerek kültürel çeflitlilik tehdit ediliyor. Peki bu insanlar bu duruma nas›l tepki gösterecek? Tepkilerinin yetersiz oldu¤u durumlarda nereye gidecek? Nas›l hayatta kalacak? Ve bu durum küresel yoksulluk, sefalet ve fliddet oranlar›na nas›l etki edecek?

* Antropolog ve UNESCO Su ve Kültürel Çeflitlilik Projesi’nde uzman olarak görev yap›yor. Barbara Rose Johnston, “Dam Legacies, Damned Futures”, http://www.counterpunch.org, 24 May›s 2008. Amine Tuna taraf›ndan k›salt›larak Türkçeye çevrilmifltir.

SAYI 43

SAYFA 37


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

S

L

A

M

C

O

R

A

F

Y

A

S

I

Özgürlük savafl›n›n tarihi ad›:

MORO ZEL‹HA SA⁄LAM zelihasaglam@ihh.org.tr

Filipinler, Güneydo¤u Asya’da Büyük Okyanus ve Güney Çin Denizi aras›nda bulunan 7100 adadan oluflan bir ada devleti. Austronesian (Okyanusya ve Güney Asya, Tayvan halk›)’dan göçen Malay ›rk›na mensup birçok etnik grubun oluflturdu¤u Filipin halk› farkl› dini inan›fllara sahip. Filipinler’de ülke nüfusunun %5,25’ini oluflturan Moro Müslümanlar› ise adalar toplulu¤unun en büyük ikinci adas› Mindanao’dan baflka, Sulu ve Palavan adalar›nda yafl›yor. Ülkedeki befl vilayette de (Tavi-Tavi, Sulu, Basilan, Maguindanao ve Lanao del Sur) nüfusun ço¤unlu¤unu ve ülkenin en büyük alt›nc› etnik grubunu oluflturan Moro halk›, çok dilli ve çok kültürlü bir yap›ya sahip. Ülkedeki Hristiyanlardan daha eski bir tarihe sahip olan Müslümanlar, dil ve etnik yap› bak›m›ndan da 12 gruba ayr›l›yor. Zengin do¤al kaynaklar› ve stratejik konumu nedeniyle önemli bir yer teflkil eden bölgede demir, kurflun, çinko, krom gibi madenler bulunuyor. Tar›m›n yayg›n oldu¤u ülkede bal›kç›l›k da ekonomide önemli bir yer tutuyor. K›y›lar› düzgün olmayan ülke, s›k a¤açlar›, engebeli arazisi, dereleri ve ovalar›yla farkl› bir yap›ya sahip. Bölge, tropikal iklim kufla¤› üzerinde yer ald›¤›ndan iklimi s›cak, nemli ve bol ya¤›fll›.

SAYI 43

‹slam’›n bölgeye gelifli 1300’lerde Arap tüccarlar›n bölgeye gelmesiyle ‹slam’la tan›flan halk Müslüman olur. Sonraki dönemde Malaylar ile yap›lan ticaret ise ‹slam inanc›n›n burada yerleflmesini sa¤lar. 1457’lerde bölgede geliflmesine devam eden ‹slam dini ile birlikte, Mindanao ve Sulu’da birçok sultanl›k kurulur. ‹slam kültürünün etkisiyle datu lakab›yla bilinen yöneticilere sultan ad› verilir. ‹slam’›n bölgedeki varl›¤› Moro’nun kültürel yap›s›n› ve yaflant›s›n› tamamen etkiler.

Uzun y›llar süren sömürge dönemi 1565’te ‹spanyollar›n bölgeye gelifli ‹slamiyet’in yay›lmas›n› durdurmufl ve sömürgeci güç taraf›ndan bafllat›lan Hristiyanlaflt›rma çabalar› sonucu halka zorla baflka bir din dayat›lm›fl. ‹spanyol iflgali öncesi bölgedeki Filipin yerleflimcilerinin ço¤u Müslüman olarak adland›r›lm›fl. 333 y›l süren ‹spanyol hakimiyetine karfl› halk›n bafllatt›¤› çeflitli ayaklanmalar olduysa da bunlar kanl› bir flekilde bast›r›lm›fl. ‹spanya’n›n bölgedeki varl›¤› 1858’e kadar sürmüfl. Kolonilefltirme sürecinde ‹spanyollar Moro’da askeri üs ve garnizon-

SAYFA 38


lar›n› sivil yerleflimlere konuflland›rm›fllar. Bu durum Morolu Müslümanlar›n mücadele karar› almalar›na sebep olmufl. ‹spanyollar›n Filipinler’e ayak basmas›yla Müslümanlar›n özgürlüklerini geri almak, kültür ve inançlar›n› kaybetmemek için verdikleri mücadele, 1898’de Amerika’n›n oldukça tan›d›k bir söylemle, “terörle mücadele” ad› alt›nda, bölgeye gelmesiyle yerini yeni bir sürece b›rakm›fl. Filipinler’in ba¤›ms›zl›k mücadelesi içinde oldu¤u ‹spanya ile ABD’nin bölgede savaflt›¤› bu dönemde, Filipinler ‹spanya’dan ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etmifl. Ancak ba¤›ms›zl›k ilan›n›n ard›ndan ‹spanya’n›n 20 milyar dolar karfl›l›¤›nda Filipinler’i Amerika’ya satmas›, ilan edilen ba¤›ms›zl›¤›n, asl›nda hâlâ sömürgeci güçlerin elinde oldu¤unu gösteriyor. Ba¤›ms›zl›¤›n›n ABD taraf›ndan tan›nmas›n› isteyen Filipinler’in talepleri kabul edilmeyince bölge halk› yeni bir ba¤›ms›zl›k mücadelesine giriflmifl. Bundan sonra ABD’nin “‹nsanl›k Savafl›” olarak tan›mlad›¤› ve Filipinler’e karfl› bafllatt›¤› savaflta ço¤unlu¤u Müslüman, bir milyon masum sivil öldürülür. ABD’nin 1946 y›l›na kadar bölgede sürdürdü¤ü politikalar sonucu ise birçok insan katledilir. Bu katliamlar›n en fliddetlisi 1906 y›l›nda gerçekfletirilen “bud dajo” harekat›d›r. 1946 y›l›nda bölgeden çekilen Amerika, Filipinler hükümetine yard›m ederek Müslümanlara ait olan yerlerin de Filipinler Cumhuriyeti içine dahil edilmesini sa¤lar. Bu tarihten sonra Filipin hükümetinin bask›lar›na maruz kalan Moro, 1946 y›l›ndan itibaren Hristiyanlar ve yerel dinlere mensup olanlar›n sistemli olarak Müslümanlar›n yo¤unlukta yaflad›klar› güney bölgesine yerlefltirilmesini engelleyemez. Müslümanlar›n ellerinde bulunan topraklar üzerinde varl›klar›n›n ve güçlerinin zay›flat›lmas› ve bölgenin Hristiyanlaflt›r›lmas› düflüncesiyle bafllat›lan göçe teflvik, daha sonra Moro’nun ba¤›ms›zl›k sürecinde önemli bir problem oluflturacakt›r. Çünkü ba¤›ms›z ve özerk olmak isteyen Müslüman Moro halk›n›n istekleri, Müslüman olmayanlar taraf›ndan olumlu karfl›lanmaz; farkl› inançlara sahip Morolular Müslüman bir devletin idaresi alt›nda olmay› istemezler. Çünkü bölge kaynaklar›n›n kontrolünü kaybetmekten korkarlar.

‘‘

Morolular, bölgeye ait bir enstrüman olan gonglar›yla özgürlü¤e adanm›fl tarihleri, yok olmamas› için ellerinden geleni yapt›klar› kültürleri ve öz de¤erleri için a¤›tlar yak›yor…

Ba¤›ms›zl›k mücadelesi sürüyor 1970’lerde Hristiyan milisler, hükümetin yard›m›yla Müslümanlara yönelik sald›r›lar bafllat›r. Hristiyan askerlerin 30 Müslüman askeri katletmesi ve 1971’de bir caminin kundaklanmas› sonucu 70 kiflinin yanarak can vermesi, Müslümanlar aras›nda infiale yol açar. Gerilimin t›rmanmas›n›n ard›ndan 1972 y›l›nda bölgede s›k›yönetim ilan edilir. Bütün bu olaylar›n sonucunda, Müslümanlar 1972’de Moro Ulusal Kurtulufl Cephesi (MNLF) ad›yla bir örgüt

SAYI 43

SAYFA 39


HAZ‹RAN’08

DÜfiÜNCE

GÜNDEM

Ba¤l› bulundu¤u ülke : Filipinler Resmi ad› : Bangsomoro Nüfusu : 5,000,000 (resmi), 10,000,000 (gayriresmi) Dil : Filipince, ‹ngilizce (resmi), Maguindanao, Maranao, Tausung, Malay, Cahabacano, Cebuano Dini : ‹slam

kurar ve ba¤›ms›zl›k mücadelesinin silahl› çat›flmalarla devam edece¤i düzgün bir yap› olufltururlar. Bu yap›lanma, Müslüman direniflçi küçük gruplar› tek bir çat› alt›nda toplayarak ortak bir sesin ç›kmas›na da olanak sa¤lar. Dünya kamuoyuna yaflad›klar›n› ve mücadele süreçlerini anlatan grup, ‹slam Konferans› Örgütü (‹KÖ) taraf›ndan da destek görür. Kurucusu

SAYI 43

‹ S L A M

C O ⁄ R A F Y A S I :

M O R O

Filipinler Üniversitesi’nde ö¤retim üyeli¤i yapan Nur Misvari, daha sonra laik dünya görüflüne sahip oldu¤u gerekçesiyle elefltirilere maruz kal›r. Bu ortamda yeni bir yap›lanmaya gidilir ve ba¤›ms›zl›k mücadelesinde ikinci bir örgüt daha kurulur. Moro ‹slami Kurtulufl Cephesi (MILF) ad›yla Selamet Haflim önderli¤inde kurulan bu yeni oluflum, dindar söylemleri ile tam ba¤›ms›zl›¤a kadar mücadelenin devam edece¤i mesaj›n› verir. Müslümanlar›n kararl› tutumlar› sonucu hükümet, 1976’da Müslümanlar›n yaflad›¤› 13 vilayeti içine alacak özerk bir bölgenin kurulmas›n› öngören Trablus Antlaflmas›’n› imzalar. Fakat antlaflmay› 10 vilayet ile s›n›rl› tutan hükümet, bu vilayetlerde referanduma gidece¤ini bildirince çat›flmalar yeniden bafllar. MNLF ile Filipinler hükümeti aras›nda Ekim 1992’de ateflkes sa¤lan›r. 1993’te de Endonezya’da bar›fl görüflmeleri bafllat›l›r fakat bir sonuç al›namaz. 1970’lerden bu yana Müslümanlar›n verdi¤i ba¤›ms›zl›k mücadelesinde 15 binden fazla insan hayat›n› kaybetmifltir. Bugün her ne kadar Filipinler hükümeti Müslümanlar›n dini bayram günlerini resmi tatil kabul etse ve medeni hukukta Müslümanlar için düzenlemeler yapsa da ba¤›ms›z olamayan Moro halk› ön yarg›lar nedeniyle yerleflim, e¤itim, istihdam ve ifl imkan› gibi haklardan faydalanam›yor. 1981’de kurulan Müslüman ‹flleri Bakanl›¤› 1984’te Office of Muslim Affairs and Cultural Communities (Müslüman ‹flleri ve Kültürel Cemaatler Dairesi)’e dönüfltürülür; ancak tüm bu düzenlemeler kendi topraklar›n› kaybetmifl ve yurtlar›nda az›nl›k duruma getirilmifl, temel hizmetlerden yararlanamayan Müslümanlar için pek bir fley ifade etmiyor.

SAYFA 40


Düşünce Gündem 43  

Düşünce Gündem