Issuu on Google+

Aralık / December 2013 sayı/editie 186 - tiraj/oplage 5.000 Türkçe ve Hollandaca aylık enformasyon gazetesi Maandelijks informatieblad in het Turks en Nederlands

e-mail: dogus@dogus.nl www.dogus.nl ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Din Hizmetleri Müşaviri ve HDV Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ünver:

“Avrupa’daki varlığımızın geleceğini çok parlak görüyorum” Din Hizmetleri Müşaviri ve HDV Başkanı ile yapılan söyleşi sayfa 3 ve 4’te

Lider doğdular, lider oldular, lider olarak öldüler

SAĞLIK SİGORTALARI’NDA SON DURUM

S 13

“BU TÜR ETKİNLİKLER TOPLUMU DİRİ TUTUYOR”

İNSANIN KENDİSİYLE BARIŞIK OLMASI

S 14

Sağlık sigortasını değiştirmek gerekiyor mu?

S 26

Sayfa 07


redactie

02 yayın odası Editörden

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

adnan@dogus.nl

Adnan Şahin

Gündemi takip edebiliyor muyuz? Değerli okurlarımız, sizleri bir kez daha yüce Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Esselamualeykum. Çok yoğun bir bilgi veri bombardımanı altındayız. En çok vakitlerimizi alan ise facebook ve twitter olsa gerek. Mailler.. kısa mesajlar.. videolar vs. derken gerçekten başımızı kaşımaya vakit kalmıyor diyebiliriz. Olayları an be an takip ediyoruz. Hem de iki ülkenin gündemini aynı anda takip ediyoruz. Ama gerçekten takip edebiliyor muyuz? Orası biraz şüpheli… Hiç kuşkusuz hepimizin bir gözü bir kulağı burada, öbür gözü ve diğer kulağı ise Türkiye’de. Olayları çok yakından ve şaşkınlıkla takip etmekteyiz. Bilhassa son günlerde ortaya çıkan ya da bir şekilde çıkartılan dershanelerin kapatılması olayı hayli kafa karışıklığına yol açtı. Olayların perde arkasını tam bilemediğimiz için görünenlere bakıp onlar üzerine konuşuyoruz. Bunlar bizi gerçekten çok meşgul ediyor. Hatta gereğinden fazla meşgul olduğumuzu düşünüyorum. Bir kere daha anlaşıldı ki, gidişat hiç de göründüğü gibi süt liman değilmiş. Yarın nelerin olacağını kestirene ise aşk olsun. Her ne kadar kafamız uzaklarda olsa da gövdemiz burada ve gerçek olan da bu. Hollanda’da geçtiğimiz günlerde son on yılın en şiddetli fırtınası olacak dendi. Afet alarmları en son safha olan ‘Kırmızı’ya’ yükseltildi. Rizikolu noktalarda su bentleri olağan üstü korunmaya alındı. Bir su baskını korkusu yaşandı. Ama şükürler olsun ki, korkulan olmadı ve fırtına ucuz atlatıldı. Hollanda’nın deniz seviyesinden alçak olduğunu bilen herkes biraz irkildi denebilir. 1953 yılında bu korku bir kez yaşanmış ve belleklere yerleşmiş. Tabi bu arada kış mevsiminin soğuk yüzünü de görmeye başladık. İlk kara merhaba dedik. Uzun yol yapmak durumunda olan insanlar arabalarına kış lastikleri taktırmaya başladılar bile. Hatta bir şekilde arabasıyla yolu Almanya’ya düşebilecek olanlar kış lastiği taktırmak zorundalar. Allah göstermesin bir kaza durumunda suçlu durumuna düşmek ve aynı zamanda da istenilen lastikleri orada taktırmak zorunda kalabilirler. Bizden hatırlatması. Güney Afrika’nın efsane lideri öldü. Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela, ırk ayrımcılığı ile mücadelenin sembol ismiydi. Siyahların ırk ayrımcılığıyla mücadele etmek amacıyla kurduğu Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) 1948’de katılan Mandela 1950’de

başkanlığa seçildi. Güney Afrika’da beyazların ırkçılığa dayalı rejimine karşı sürdürdüğü mücadele nedeniyle ilk kez 5 Ağustos 1962 yılında tutuklanan Mandela, ömrünün 27 yılını cezaevlerinde geçirdi. 1992 yılında siyahlara eşit vatandaşlık hakkı verilmesinin ardından Güney Afrika Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Mandela 10 Mayıs 1994 yılında yemin ederek ülkesini yönetmeye başladı. 5 yıl görevde kalan Mandela yoksullukla mücadele ve sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına önem verdi. Cumhurbaşkanlığını bir dönem daha sürdürmesi yönündeki teklifi geri çevirdi. Daha sonra inzivaya çekilerek hayatının kalan kısmını doğduğu köy Qunu’da geçirdi. Mandela 2011 yakalandığı solunum enfeksiyonu nedeniyle tedavi görüyordu. Mandela, “Güney Afrika’daki ırk ayrımcılığına dayanan rejimin barışçı yollardan ortadan kaldırılması ve yeni bir demokratik Afrika’nın temellerini atmak” yönündeki çalışmaları nedeniyle 1993’te Klerk ile Nobel barış ödülüne layık görüldüler. Hollanda’da Ocak ayından itibaren gelebilecekleri beklenen Romanyalı ve Bulgar işçiler ile alakalı bir tedirginlik var. Bir yandan mahallelerde yığılmalar olabileceği ve dolayısıyla rahatsızlıkların ortaya çıkabileceği düşünülürken, yolsuzlukların artmasından da endişe ediliyor. Daha önce gelen Polonyalıların pek de iyi bir intiba bırakmadıkları söylenmekte. Galiba endişeler buradan kaynaklanıyor. Amsterdam’da Salih Türker adlı bir

Yarın nelerin olacağını kestirene aşk olsun. Her ne kadar kafamız uzaklarda olsa da gövdemiz burada ve gerçek olan da bu. Hollanda’da geçtiğimiz günlerde son on yılın en şiddetli fırtınası olacak dendi. Afet alarmları en son safha olan ‘Kırmızı’ya’ yüksel tildi. vatandaşımıza özel bir bankanın fazladan ödediği 20 bin Euro’yu tekrar bankaya iade etmesi aslında her dürüst insanın yapması gereken bir davranıştır. Ama maalesef bu tür davranışlar günümüzde parmakla gösterilir kadar azaldı. Bu kardeşimize bu örnek davranışından ötürü bizde sizler ve gazetemiz adına içtenlikle teşekkür ediyoruz. Salih sen çok yaşa! İyi ki, varsın!

Dost sohbetleri

Din Hizmetleri Müşaviri ve HDV Başkanı Prof.

“Avrupa’daki varlığımızın ge çok parlak görüyorum”

Görev süresinin ikinci yılını doldurması hasebiyle Din Hizmetleri Müşavirimiz Sayın Prof. Dr. Mustafa Ünver Hocamızı makamında ziyaret ettik. İki yıllık gözlemlerini, çalışmalarını, sorunlarımızı ve geleceğe dönük plan ve projelerini konuştuk. İlgiyle okuyacağınızı ve hayli istifade edeceğinizi umuyoruz.

H

ollanda’da ikinci yılı doldurmak üzeresiniz. Avrupa ilk yurtdışı deneyiminiz galiba. Neler umdunuz nasıl bir tablo ile karşılaştınız? Hollanda’da ikinci hizmet yılımızı dolduruyoruz. Uzun süreli olarak Avrupa’daki ilk görev yerimiz Hollanda. Daha öncesinde üç yıllık Kırgızistan tecrübemiz var. Öğretim Üyeliği, Bölüm Başkanlığı ve Türk Tarafı Dekanlığı görevinden sonra Hollanda’ya geldik. Gelmeden önce çok zor ve büyük problemleri olan bir yere, bir kurumun başına geldiğimin farkındaydım. Umduğumdan daha kolay bir ortam bulamadım maalesef. Ama hamdolsun Cenab-ı Hakkın lütfuyla, arkadaşlarımızın gayretleriyle çok büyük problemleri çözdüğümüzü, epey yara sardığımızı söyleyebilirim. Ama hala bitmedi. Geldiğimiz nokta itibariyle kurumumuzu geleceğe ve yatırımlarına güvenle bakan, yatırım ve faaliyetlerini eğitime ayırabilen bir kurum haline arkadaşlarımızla beraber getirdik hamdolsun. Avrupa’daki İslam toplumunun geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gençlerimiz iyi ve sağlıklı bir eğitim aldıklarında Avrupa’daki varlığımızın geleceğini çok parlak görüyorum. Yeter ki gençlerimiz kendilerine, değerlerine, kimliklerine ve Anadolu’dan tevarüs ettikleri maddimanevi birikimin üstünlüğüne ve bereketine inansınlar. Eğitim derken hem manevi, hem maddi eğitimi kastettiğim herhalde anlaşılıyordur. Zira tek kanatla uçulmaz. Bu bakımdan anne babalarımızın

çocuklarının eğitimlerine büyük önem vermelerini istirham ediyorum. Eğitim öğretimin daha ilk yıllarından itibaren çocuklarının eğitimleriyle yakından ilgilensinler. Bir yavrumuz üniversite okuyamazsa bunun sebebinin anne babasının yetersiz ilgisinden kaynaklandığını unutmasınlar. Çünkü bizim çocuklarımız, Hollanda kökenli bir çocuktan kesinlikle daha az zeki değildir. Buna inanıp ilgi duymaları lazım. Hafta sonları da camililerimize mutlaka çocuklarını getirerek dini eğitimlerini almalarını da sağalmaları lazım. İki kanatlı yetişmiş, terbiyeli, ahlaklı, büyüğüne saygılı, küçüğüne sevgili, bir karıncayı dahi bilerek ezmeyecek kadar zarif yavrularımız elbette Hollanda’da da tüm dünyada da varlığımızın yüz akı olacaklardır. Çok umutluyum, yeter ki millet olarak üzerimize düşeni yapalım. Hollanda’daki İslami gruplarla olan münasebetiniz nasıl, toplumsal meselelerle alakalı bir araya gelip istişare yaptığınız oluyor mu? Hollanda’daki tüm cemaat, kurum ve kuruluşlara kardeşlik hukuku çerçevesinde eşit mesafedeyiz. Hepsine muhabbet ve saygı besliyoruz. Çalışan, toplum yararına, huzur ve barışına yönelik proje üreten, gayret gösteren herkesten ve tüm kurumlardan Allah razı olsun, hepsiyle ilgi ve alakamız var, başarıları için dua ediyoruz. Cami hutbelerinin daha çok Hollanda gündemine dair ve gençlerin anlayacağı bir şekilde

düzenlenmesi noktasında bir çalışma içerisinde olduğunuz söyleniyor, nasıl bir uygulama başlatılacak? Özellikle hutbelerimizin Hollanda ortamına uygun düşen içerik taşımasını önemsiyoruz. Önemsediğimiz bir diğer husus da, hutbelerin Türkçe yanında Hollandaca olarak okunmasıdır. Rotterdam Mevlana Camimiz başta olmak üzere pek çok camimizde bu uygulama devam ediyor. Hutbelerimizi Bünyamin Yıldız, Hollandacaya çeviriyor ve facebook sayfasındaki Gençlik HDV sayfasında diğer din görevlisi arkadaşlarımızın istifadesine sunuyor. Ayrıca vakfımızın www.diyanet.nl adlı web sitesinde de Hollandaca hutbeler yer alıyor. Amersfoort Mevlana Camii imamı Davut Heyal hocanın görevinden alınması meselesi farklı yorumlanıyor. Nedir işin aslı? HDV Amersfoort Mevlana Camimizin içinde bulunduğu bazı konulardan dolayı Ankara’dan Diyanet İşleri Başkanlığımızdan bir denetleme ve rehberlik uzmanı gelmiş, yerinde ziyaretler ve çalışmalar yapmış, taraflarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmiş ve neticede o camide görev yapan bayan din görevlimizin ülke içinde yerinin değiştirilmesi, bay din görevlimizin de Türkiye’deki görevine geri çağrılması şeklinde karar alınmıştır. Biz de Başkanlığımızın aldığı bu kararları uyguladık. Bundan daha başka bir bilgiye emin olun biz de sahip değiliz. Elbette din görevlilerimiz de dahil hepimiz bizi bu makamlara görevlendiren üst makamların


agenda

gündem 03

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Kısa haber

Dr. Mustafa Ünver:

Yoksul sayısı artıyor

leceğini

kararlarına durumundayız.

saygılı

olmak

Okurlarımıza ve vatandaşlarımıza ileteceğiniz bir mesajınız var mı? Aracılığınızla tüm okurlarınıza ve vatandaşlarımıza saygı ve muhabbet duygularımla şu mesajı iletmek isterim: Anadolu Kültürü, Yunus Emre’siyle, Hacı Bektaşi Veli’siyle, Mevlana Celaleddin Rumi’siyle engin bir zenginliktir. Onların sundukları birlikte yaşama, ötekini kendi bilme formülü bugün Avrupa’da halen yoktur. Bize düşen değerlerimize sahip çıkmak, onları iyi anlayıp

özümsemek, kazanımlarımızı sadece Türk toplumunun değil, tüm Hollanda, Avrupa ve dünya toplumunun yararına, barışına ve mutluluğuna adamaktır. Konuşabilme, meselelerini kaba kuvvete başvurmadan tartışabilme, küfretmeden yorum yapabilme olgunluğuna sahip olmalıyız. Nitekim millî ve manevi değerleri özümsemiş gençlerimiz oturuş ve kalkışlarıyla, çalışkanlıkları, dürüstlükleri ve terbiyeleriyle eminim dikkat çekecek, tüm kesimlerce takdir edilecek, parmakla gösterilecektir. Kötü alışkanlıkları olmayan, kökeni ne olursa olsun sadece insan olduğu için

büyüğüne saygı gösteren, küçüğüne merhamet eden, hayvanları, otları, balıkları, kısaca tüm varlığı Yaratanın eseri olması hasebiyle kardeş bilen, kardeşlik hukukuna riayet eden nesil, elbette tüm dünyada hüsnükabul görecektir. Prof. Dr. Mustafa Ünver Kimdir? 1966 Çankırı doğumluyum. Ankara’da büyüdüm ve yüksek lisans çalışmam da dahil doktoraya kadar olan tüm eğitimimi Ankara’da aldım. Üniversite öğrenciliğim yıllarında İmam Hatip olarak görev yaptım. Ardından akademik hayata Samsun İlahiyat

Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladım. Doktora öncesinde bir yıl Mısır’ın başkenti Kahire’de yaşadım. Kur’an-ı Kerim’in Tefsiri İlmi akademik uzmanlaşma alanım oldu hamdolsun. Alanımla ilgili altı kitap, altmışın üzerinde makale yazma imkanımız oldu hamdolsun. Arapça, İngilizce ve Rusça yanında Kırgız Türkçesi biliyorum. Evli ve üç çocuk babasıyım.

Haber Merkezi Lahey

«

İstatistik Bürosu ile Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu tarafından hazırlanan raporda, yoksulluğun 2012 yılında da büyük artış gösterdiği yer aldı. Yoksulluk monitörüne göre Hollanda’da yüz binlerce kişinin beslenmek, giyinmek ve tatil için yeterli parası yok. Gelirin önemli bir bölümünün kira ya da kredi borcuna gittiğine işaret edildi. Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu, kirasını ya da ipotek borcunu ödeyemeyenlerin sayısında artış kaydedildiğini bildirdi. Yoksulluk risk grubunda bulunanların yaklaşık yüzde 80’inin ayın sonunu getiremediği ve sürekli borç almak zorunda olduğu ifade edildi. Rapora göre yoksulluk önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecek, ancak artış hızında biraz yavaşlama yaşanacak. İstatistik Bürosu ile Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu yoksulluk konusunda farklı kriterlerden hareket ediyorlar. İstatistik Bürosu’na göre geçtiğimiz yıl 1 milyon 329 bin kişi düşük bir gelirle geçinmek zorunda kaldı. Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu’na göre de 1 milyon 197 bin kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 2012 yılında yoksul kişi sayısının 152 bin kişilik artış gösterdiği belirtildi.


nieuws

04 haber Kısa haberler

Bütçe Kanunu Tasarısı meclisten geçti 2014 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı parlamentonun alt kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi’nden geçti. Planların büyük bir bölümü oybirliği ile kabul edildi. Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanlığı’nın bütçe taslağına GL (Yeşil Sol) ve PvdD (Hayvanlar Partisi) kalkınma işbirliği yardımlarında yapılacak kısıtlamalar nedeniyle karşı çıktılar. PVV (Özgürlük Partisi) ise diktatörler tarafından yönetildiğini savunduğu bazı ülkelere yapılmak istenen kalkınma işbirliği yardımına tepki gösterdi ve Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanlığı’nın bütçe taslağını kabul etmedi. Sudan’ın 150 milyon euroluk borcunun silinmesi planını eleştiren CDA (Hıristiyan Demokratlar), buna rağmen bu bakanlığın bütçe taslağına da onay verdi. 2014 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı’nın parlamentonun üst kanadını oluşturan Senato’dan da geçmesi gerekiyor. Liberaller (VVD) ile Sosyal Demokratlar (PvdA) Senato’da çoğunluğa sahip değiller. Koalisyon ortakları, Bütçe Kanunu Tasarısı konusunda anlaşma yaptıkları Sosyal Liberal D66 ile küçük sağ partiler CU ve SGP’nin desteğine güveniyorlar.

Yarısı iş bulamıyor 55 yaş ve üstündeki işsizler yeni bir iş bulmada çok zorlanıyorlar. Sosyal sigortalar kurumu UWV’nin bir araştırmasını kaynak olarak gösteren Volkskrant, 55 yaş ve üstündekilerin yüzde 48’inin işsizlik maaşı sona erdikten sonra da iş bulamadığını belirtti. Araştırmada işsizlik maaşı sonrasındaki 6 ay dikkate alındı. İşsizlerin yaklaşık yüzde 75’inin bu süre içinde yeni bir iş bulabildiği ve bunların büyük bir bölümünün gençlerden oluştuğu belirlendi. 55 yaş ve üstündekilerde ise iş bulma oranı yüzde 50’nin alında kaldı.

Ödenek ile intihar arasındaki bağlantı incelendi Sosyal ödenek ya da malulen emekli maaşı alanlarda intihar vakalarına nispeten daha fazla rastlandığı belirlendi. Belediye Sağlık Daireleri Birliği, İstatistik Bürosu ve Leiden Akademi Hastanesi tarafından ortaklaşa yapılan araştırmada, bu grupta intihar vakalarına yaklaşık 6 misli daha fazla rastlandığı sonucuna varıldı. Araştırma döneminde günde ortalama 4 kişinin hayatına son verdiği ifade edildi. Araştırmacılar, ödenekle geçinmenin intihar riskini arttırdığı şeklindeki bir yorumun gerçeği yansıtmıyor olabileceğini belirterek, kişinin depresif duygular sonucu işsiz kalmış olabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydettiler. Araştırmada kişilerin cinsiyeti ve ödenek durumu dikkate alındı. Ödenekle yaşamak ile intihar arasında bağlantıya en çok kadınlar ile malulen emeklilerde rastlandı. Malulen emekli kadınlarda intihar vakalarının 7,8 misli daha fazla olduğu saptandı. Aynı durumdaki erkeklerde ise bunun 5 misli olduğu belirlendi.

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

Gündem

Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı Müsteşarı Jetta Klijnsma:

“İşsizler sosyal öden karşılığında çalıştırılmalılar” “ Ödeneklileri bedavaya kullanacaklar “ Koalisyon tarafından önerilen, ödenek alan kişilerin bu ödeneklerine karşı topluma yararlı işler yapmasının önerilmesi tepki çekiyor. Bazı kesimler bu uygulamanın iş pazarına baskı yapacağını düşünüyor.

4

02 bin kişi sosyal ödenek alıyor Sosyal ödenek alanların sayısı yılın üçüncü çeyreğinde 402 bin olarak belirlendi. İstatistik Bürosu, bir önceki çeyreğe göre önemli bir değişiklik göstermeyen ödenekli sayısında, iki yıl öncesi ile karşılaştırıldığında 40 bin kişilik artış kaydedildiğini bildirdi. 27 yaş üstü ödenekli sayısı 3 ay öncesine göre yaklaşık 4 bin kişi ile artarken, 27 yaş altı gençler arasındaki sayı ise aynı miktarda azaldı. Geliri emeklilik açığı nedeniyle sosyal yardım dairesi tarafından asgari geçim düzeyine tamamlananlar, bu rakamlara dahil edilmediler. İstatistik Bürosu, 27 yaş üstü ödenekli kişi sayısındaki artışın, yılın ilk iki çeyreğindeki artıştan daha

düşük olduğunu kaydetti. Bu yaş grubundaki artışın birinci ve ikinci çeyrekte ortalama 9 bin olduğu ifade edildi. “Çalışmamış olana sosyal ödenek yok” Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fred Teeven, Hollanda’da hiç çalışmamış olan AB vatandaşlarının sosyal ödenek alamamalarını ve bir süreliğine “istenmeyen kişi” ilan edilmelerini istiyor. Teeven, konuyu Almanya, İngiltere ve Avusturya ile birlikte Avrupa Komisyonu’na taşıyacaklarını kaydetti. Sosyal ödenek alan AB vatandaşlarının sayısının hızla arttığına dikkati çeken Müsteşar Teeven, AB mevzuatının AB vatandaşlarının bir süreliğine istenmeyen kişi ilan edilmelerine

izin verip vermeyeceğini öğrenmek istediklerini belirtti. Zorunlu gönüllü çalışmaya karşı Amsterdam Belediyesi’nin iş ve gelirden sorumlu encümen üyesi Andrée van Es, sosyal ödeneklilerin maaşları karşılığında gönüllü çalışma yapmaya zorlanmalarına karşı olduğunu söyledi. Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Jetta Kleijnsma, ödeneklilere sosyal ödenek karşılığında gönüllü iş yapma zorunluluğu getirilmesini istiyor. Bir kongrede konuşan Van Es, ödeneklilerin çalışma hayatına dönmek için çaba sarf etmeleri gerektiğini belirterek, “Bu kişiler devletten para aldıkları için cezalandırılmamalılar” ifadesinde

bulundu. Encümen üyesi, gönüllü çalışmanın gönüllülük bazında olması gerektiğini ve gönüllü hizmeti kişinin çalışma hayatına dönmesine katkı sağlayabilecek olması durumunda desteklediklerini kaydetti. İşsiz gençlere daha sert kriterler uygulandığını belirten encümen üyesi, gençlerin tercihleri olmayan işleri de kabul etmek zorunda olduklarını ifade etti. Başkent Amsterdam’da gençlerin yüzde 20’si işsiz. Yabancı kökenli gençler arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 40 civarında.

“Sosyal ödenekli ucuz iş gücü olarak kullanılamaz” FNV İşçi Sendikaları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Ruud Kuin, işsizlerin sosyal ödenek karşılığında çalıştırılmalarını öngören planı

Serdar Tuncer ve Selahattin Yaylamaz 15 Ocak Çarşamba günü saat 19.00’da

UDEN’de düzenlenecek olan bir programa katılacaklardır.

İlgilenenler 00 31 643 19 16 80 numaralı telefondan bilgi alabilirler.


samenleving

toplum 05

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Foto haber

ek

Türk avukata arabuluculuk görevi

Hukukçu Tenzile Erdal, Güvenlik ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fred Teeven tarafından başlatılan ceza uyuşmazlıklarında arabuluculuk denemesi çerçevesinde Amsterdam, Haarlem ve Alkmaar Mahkemelerine atandı. Tenzile Erdal özellikle aile hukuku davalarında arabulucu olarak görev yapıyordu.

Rotterdam’a Göçmen İşçi Anıtı dikildi

Rotterdam Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Zeki Baran’ın önerisi ile gerçekleştirilen Göçmen İşçi Anıtı Rotterdam’da yapılan törenle açıldı. 1960’lı yıllarda Hollanda’ya gelen Türkler, Faslılar, Yunanlılar, İtalyanlar ve İspanyollar ile eski Yugoslavya’dan gelenler adına yapılan konuşmalarda, 50 yıllık göçmen işçi tarihi değerlendirildi ve onların sağladıkları katkılar dile getirildi.

eleştirdi. Temsilciler Meclisi’nin görüşüne başvurduğu Kuin, Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı Müsteşarı Jetta Klijnsma’nın planının sosyal ödeneklilerin ucuz iş gücü olarak kullanılmaları riskini beraberinde getireceğine vurgu yaptı. Kuin bu konuda şimdiden bazı ödeneklilerden şikayetler alındığını kaydetti. Bakanlığın ödenek karşılığı çalışma ile ilgili kuralları tam olarak belirlemediği eleştirisini yapan Kuin, tüm yetkinin böylece belediyelere verilmiş olacağı uyarısında bulundu. “Sosyal ödenek planı insan haklarına aykırı” Sosyal İşler ve İstihdam Bakanlığı Müsteşarı Jetta Klijnsma’nın işsizlerin sosyal ödenek karşılığında çalıştırılmaları planına bir eleştiri

de insan hakları avukatı Jelle Klaas’tan geldi. Aynı zamanda IS (Enternasyonal Sosyalistler) aktivisti olan Klaas, planın insan haklarına aykırı olduğunu söyledi. Temsilciler Meclisi’nin görüşüne başvurduğu kişiler arasında yer alan Jelle Klaas, bekleme süresi ile iş bulmayı engelleyebilecek kılık ve kıyafetin ödeneğin 3 aylığına durdurulması ile cezalandırılması planlarına dikkati çekerek, “3 ay ödenek verilmemesi kiranın, gaz, elektrik ve suyun ödenmemesi, yani insanların evlerinden atılmaları demek. Bu planlardan çocukların da etkileneceği göz ardı edilmemeli. Bu konuda açılacak tüm davaları kazanırım” ifadesinde bulundu.

Sosyal ödeneklilerin yüzde 60’ının ayın sonunu getiremediğine dikkati çeken Gıda Bankaları yetkililerinden Leo Wijnbelt, ödeneğin 3 aylığına durdurulmasının yepyeni sorunlara neden olacağı uyarısını yaptı. Sosyal Demokrat İşçi Partili (PvdA) Müsteşar Klijnsma, işsizlerin sosyal ödenek için 4 hafta beklemelerini ve bu süre içinde iş bulmak için ellerinden geleni yaptıklarını kanıtlamalarını istiyor. Müsteşarın planlarına göre, burkalılar başta olmak üzere kılık ve kıyafetinden dolayı iş bulamayanlar da ödenekleri en fazla 3 ay durdurularak cezalandırılacaklar.

Haber Merkezi

ECRI raporu ağır geldi

Başbakan Yardımcısı ve Sosyal İşler Bakanı Lodewijk Asscher, Hollanda’nın ırkçılığın önlenmesi çalışmalarını yetersiz bulan ECRI (Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu) tarafından hazırlanan rapora katılmadığını söyledi. Bir radyo programına katılan PvdA’lı (İşçi Partisi) Bakan, Hollanda’daki siyasi iklimin ırkçı olmadığını, suçlamaları çok ağır bulduğunu ve ülkeye yönelik göçün eleştirilmesinin yabancı düşmanlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

«

Hollanda’dan giden göçmen, gelenden çok!

“Müsteşarın planı facia”

Ana muhalefet partisi SP (Sosyalist Parti) milletvekili Tjitske Siderius, Sosyal İşler Bakanlığı Müsteşar Klijnsma’nın aralarında herhangi bir ilişki olmadan aynı evi paylaşanların da ödeneklerinin düşürülmesini öngören planlarını “facia” olarak tanımladı. Siderius, bu planların ailelerin dağılmasına, maddi sorunlara ve insanların yardıma muhtaç yakınlarına yardım edememelerine yol açacağını belirtti.

CBS verilerine göre 2012 yılında Türkiye, Fas veya Irak gibi nüfusunun en az yüzde 50’si Müslüman olan ülkelerden Hollanda’ya göç eden kişi sayısı 22 bini buluyor. Hollanda gündemini zaman zaman meşgul eden haberler arasında buraya gelen yabancıların sayısının arttığına dikkat çekiliyor. Fakat Araştırmalara göre Hollanda’ya göç eden nüfustan çok bu ülkeden giden göçmen bulunuyor. Politikacıların ve bazı kanaat önderlerinin Hollanda’ya gelen göçmen sayısı konusunda alarm verdiğini belirten Merkez İstatistik Bürosu (CBS) yetkilileri “aslında sadece ön kapıya dikkat ediyorlar ama arka kapıya bakmayı

unutuyorlar” yorumunu yapıyor. CBS verilerine göre 2012 yılında Hollanda’ya gelen kişilerin sayısı buradan göç edenlerden çok daha az. CBS verilerine göre 2012 yılında Türkiye, Fas veya Irak gibi nüfusunun en az yüzde 50’sinin Müslüman olduğu bilinen ülkelerden Hollanda’ya göç eden kişi sayısı 22 bini buluyor. Fakat Flip van Dyke blog sitesi gibi bağımsız yapılan araştırmalarda geçtiğimiz yıl Hollanda’dan Fas, Türkiye ve Irak’a giden yabancı sayısının 24

bin kişi olduğunu gözler önüne seriyor. Öte yandan 2004 ile 2007 yılları arasında yapılan araştırma sonuçlarının aslında çok daha aşağı bir rakamı gösterdiği belirtiliyor. 2006 yılında 16 bin kişinin Hollanda’ya göç ettiği belirtilen açıklamada 24 bin kişinin de Hollanda’dan gittiğine vurgu yapılıyor. 2008 yılından bu yana ise birkaç yıl içinde Hollanda’dan giden kişi sayısı bu ülkeye gelenlerden çok daha yüksek olduğu vurgulanıyor.

Komşuyu rahatsız eden evden uzaklaştırılacak

PvdA (İşçi Partisi) milletvekili Ahmed Marcouch, belediye başkanlarına komşularını rahatsız edenleri bir süreliğine evden uzaklaştırma yetkisi verilmesini istiyor. Marcouch, komşularına büyük rahatsızlık verenlerin 10 gün evden uzaklaştırılmalarının etkili olacağını düşündüğünü belirtti.


Fırın makinaları - Restorant makinaları - Soğutucu dolaplar - Restorant mobilyaları

"İyi bir gelecek güzel bir fikirle başlar"

MONDI CONCEPT

T. 0031 613 610 486 (Erkan Turan) E. info@mondiconcept.com W. www.mondiconcept.com TVV BV, Rijnkade 12 1382 GS WEESP


dossier

dosya 07

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Haklarımız

Sigorta primlerini ucuzlatmanın yolu…

Sağlık sigortasını değiştirmek gerekli mi ? 2014 yılında başka bir sağlık sigortasına geçmek isteyenler için sayılı günler kaldı. Peki bu gerçekten gerekli mi? İşte bu durum, birçok vatandaşın kafasını halen kurcalamakta. Açıklanan 2014 sağlık sigorta primlerine bakıldığında tüm sigortalarda temel sağlık prim bedellerinin ucuzladığı fakat ek sağlık paketi prim miktarının arttığı gözlemlenmekte. Hizmet aldığı sağlık sigortası şirketini değiştirmeyi düşünenlere bazı önerilerimiz olacak. En düşük prim miktarları Açıklanan “2014 Sağlık Sigortası Prim miktarlarına” bakıldığında, VGZ şirketine ait olan Zekur sağlık sigortasının Naturapolis, temel sağlık sigortası priminin ucuzladığı görülecektir. Bu sigorta sisteminde kişi, sigorta şirketi ile anlaşmalı olan hekimleri ve hastaneleri seçmek zorunda olacağı için, prim miktarlarında da düşüş yaptığı görülmekte. Bunun nedeni ise, tüm işlemlerin internet üzerinden yapılması ve şirketin anlaşmalı olduğu hastane veya kurum sayısını (acil durumlar hariç) 16 ile sınırlanmasıdır. En düşük Restitutiepolis prim miktarı ise, 83,50 euro ile Menzis’e ait PMA’da görülmekte. (Restitutiepolis, yani tamamlayıcı ek sağlık sigortası primi. Bu sigorta sisteminde hastaların serbestçe hekim ve hastane seçmelerine izin veriliyor fakat ücreti, temel sağlık sigortası priminden fazla) Yeni sigorta şirketi Piyasaya giren yeni oluşumlar sigortacılık alanında rekabeti artırdı. Bunlardan ilki Menzis üzerinden yürütülecek olan Hema mağazalar zincirinin oluşturduğu sağlık sigortasıdır. Temel sağlık sigortası primlerinin 69 eurodan başlayacağını belirtilen Hema, müşterilerine Hema logolu sağlık kartları verecek. Hema’dan sağlık sigortası alan kişi ayrıca Hema dükkânlarındaki alışverişlerinde de yüzde 10 indirim hakkı elde edecek. Diğer bir girişim ise bazı hastanelerin ortaklaşa kurduğu ve ASR ile DSW üzerinden yürütülen BeterDichtbij sağlık sigortasıdır. Bunu yanı sıra belirli ölçüde ve başkalarına göre daha az anlaşması bulunan sigorta sistemleri de yeni dönemin trendi oldu. Bunların başında Achmea, CZ, Menzis ve VGZ gibi büyük şirketlerin oluşturduğu “seçici sigorta” sistemleri yer alıyor. Kendi ödemen gereken miktar 860 euroya kadar çıkabiliyor. Bu yıl artırılan kişinin kendi ödemesi gereken ek prim miktarlarının (360 euro) yanı sıra bazı vatandaşlar, bu miktarı da artırarak sağlık sigortası primlerinde (en düşük 62 euro) indirim almayı yeğliyor. Sigorta şirketlerine göre ek prim miktarları 860 euroya

kadar çıkartılabiliyor. Fakat bu uygulamada da bazı dezavantajlar bulunmakta. Sağlık paketinden çıkartılan bazı uygulamalar nedeniyle kişi, yapılan masrafı kendi cebinden ödemek zorunda. Yani sağlık sigortası değiştirmek isteyen vatandaşların neye ihtiyacı olduğunu ve paketten çıkartılanların buna dahil olmadığını iyi hesaplaması gerekmekte. 2014’de tasarruf yapmak isteyenler… Kendi ödemeniz gereken ek prim miktarını yükselterek normal prim miktarından tasarruf etmek isteyenler bazı

şekilde bu isteklerini yerine getirebiliyor. Bunun için neler mi gerekiyor ? Bu alandaki önerilenlerini şu şekilde sıralayabiliriz. Sigorta primlerini ucuzlatmanın yolu… İşte size önerilerimiz: Önümüzdeki yıl için planlanan sağlık sigorta prim miktarlarını açıklayan şirketler, vatandaşın kafasında onlarca soru işareti oluşturdu. Şirketlerin genelinde temel sağlık primi bedellerinde indirim uygulanırken ek sigorta primleri şirketten şirkete farklılıklar gösterdi. 1.İnternet üzerinden kendi sigortanızın primini araştırın Şuanda hizmet aldığınız sigorta şirketinin verdiği hizmetten memnunsanız ve bu şirketi değiştirmek istemiyorsanız yapabileceğiniz bir tek şey, internet üzerinden şirketinizin prim bedellerini araştırmaktır. Genelde sadece internet üzerinden yapılan başvurularda indirim uygulayan şirketler bulunmakta. Bu şekilde temel sağlık sigortası primlerinde onlarca euroya varan indirim elde etmeniz mümkün. 2. Farklı şirketlerden satın alın Yasal olarak vatandaşların temel sağlık sigortası ile ek sağlık paketini aynı şirketten alma zorunluluğu bulunmamakta. Bunun anlamı bir şirketten temel sağlık sigortası paketini başka bir şir-

ketten ise ek sağlık paketini satın alabilirsiniz. Bazı durumlarda bunun kişinin cüzdanı için daha faydalı olacağı belirtiliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin deneyebileceği bu imkân, hastalığı nedeniyle ek sigorta paketine alınmayan hastaları rahatlatabilecek bir durumdur. 3. Kendi ödeyeceğiniz miktarı artırın “Eigen risico” yani kişinin kendi cebinden ödemesi gereken ek prim miktarlarını yüksek tutarak, sigorta primlerinde indirim alabilirsiniz. Mecburi olarak her vatandaşın en düşük miktar olan 360

euroluk ek prim ödemesi gerekmekte. Bir çok sigorta şirketi ise bu miktarın yükseltilmesi karşısında (En fazla 860 euroya kadar) aylık primlerde indirim imkânı sunuyor. Yıllık olarak 250 euroya kadar indirim alabileceğiniz bu seçenek size sigorta primlerinde tasarruf imkânı sunabilir. 4. Sigorta şirketlerini farklı sitelerden karşılaştırın Özellikle son günlerde basında yer alan haberlerde, fiyat karşılaştırması yapan internet sitelerindeki prim bedelleri arasında farklılıklar olduğu dikkat çekiyor. Uzmanlar sigorta şirketlerini prim bedellerinin farklı internet üzerinden araştırılması gerektiğini, bir sitenin işlem şeklinin başka bir siteye uymadığının belirtiyor. Bu konuda dikkat etmeniz gereken konulardan bir tanesi de, her sitede tüm sigorta şirketlerine yer verilmemesi ve site yönetiminin sigorta şirketinden reklam mahiyetinde ücret almasıdır ki, bu da sağlıklı araştırmayı engellemektedir. Bu durum, sitedeki değerlerin objektiflikten çıkmasına neden olabiliyor. 5. İş, yaşam tarzı ya da sendika üzerinden indirim Çalıştığınız şirketin anlaşmalı olduğu sigorta şirketi, yaşam tarzınız veya üye olduğunuz sendika sayesinde şirketlerin uyguladığı indirimlerden yararlanmayı sakın ihmal etmeyin. Bu şekilde

onlarca euro tasarruf yapabilirsiniz. Bunu yanı sıra yaşlılar, öğrenciler, vejetaryenler, sağlık personeli veya sigara kullanmayanlar gibi değişik kategorilerdeki kişiler için indirim veren sağlık sigortası şirketleri de araştırılmaya değer düzeyde. Yalnız bu konuda dikkat etmeniz gereken bir husus, bir şirket veya sendika üzerinden alınan toplu sigorta paketinde yer alan ek hizmetlerin sizin isteğinize uyup uymayacağıdır. 6. Ödeme şekli Sigorta şirketini seçtiniz, istediğiniz paketi belirlediniz, tasarruf için geriye tek bir yöntem kaldı, o da ödeme şekliniz. Bazı sigorta şirketlerinde aylık, 3 aylık veya yıllık prim ödemelerinde uygulanan indirim, size yine onlarca euro kazanç sağlayabilir. Ucuz sağlık sigortasına dikkat edin! Sağlık Sigorta prim miktarında tasarruf yapmak isteyen vatandaşların sayısı bir hayli fazla. Ekonomik şartları zorlayan bu primlerde tasarruf yapacağım derken, bazı imkânların elinizden alınmamasına, haklarınızın kısıtlanmamasına dikkat edin. AD gazetesi ve independer fiyat karşılaştırması sitesi tarafından ortak yürütülen bir araştırmada, bazı sigorta şirketleri vatandaşı çekmek için sigorta primlerinde ucuzluğa gittiğini fakat bu ücrete karşı verilen hizmette de kısıtlamalar yaptıklarına dikkat çekildi. Her hastaneye gidilemeyecek Araştırmaya göre örneğin ayda 70 eurodan daha az prim ödeyen Rotterdamlı Achmea müşterileri , 2014 yılında mecburi olarak sadece Havenziekenhuis’de tedavi görmek zorundalar çünkü şirketin bu hastane ile anlaşması bulunmakta. Bu hastalar Maasstad, Ikazia veya Sint Franciscus hastanelerine gidemeyecekler. Bazı bölgelerde ise hasta bir tedavi için normal kat ettiği mesafeden daha uzun bir mesafe kat etmek zorunda kalacak. Örneğin Amersfoort’da oturan hastalar, şehirde bulunan Meander MC hastanesi yerine Utrecht’e gitmek zorunda kalacak. Aynı şekilde Den Bosch’da oturan bir kişi de Tilburg’da tedavi görecek. Anlaşmalı olan hastanelerin kalitesi orta düzeyde Achmea şirketinin uyguladığı sigorta paketlerinin arasında Take Care Now ve Zilveren Kruis Selectief bulunmakta. Bu sigorta paketleri kapsamında şirket 31 hastane ile anlaşma imzaladı. Univé şirketinin Zekur paketi kapsamında ise 16 anlaşmalı hastane yer almakta. Anlaşmaları bulunan bu hastaneler Hollanda sağlık sistemi kurallarına

göre temel tedavi yöntemlerinde oldukça iyi sonuçlar veriyor fakat özel bir tedaviye ihtiyacı olan hastalar ne yazık ki bu hastanelerde aradığını bulamıyor. Özel tedavi için başka bir hastaneye başvuru yapmak isteyen hastalar ise bu tedavi ücretlerinin bir kısmını kendi ceplerinden ödemek zorunda kalıyor. Önemli olan sağlık Bir çok hastane yetkilisi Achmea şirketinin sadece fiyatları kırmak için çaba sarf ettiğini halbuki önemli olanın insan sağlığı olduğunu belirtiyor. Hollanda Hastaneler Birliği Başkanı Wouter van der Horst “Hastane direktörlerinden duyduğumuz şey, ‘ne sağlık ne insan, önemli olan sadece fiyat’ cümleleri oluyor” diyor. Van der Horst bir çok hastanenin prensip icabı gelen bu teklifi reddettiğini de sözlerine ekliyor. Rotterdam Maasstad Hastanesinden Carla van Zuilen de normal bir sağlık paketi olan bir hastanın başka bir sigorta paketi olan hastaya tercih edilmesini doğru bulmadığını belirtiyor. Achmea bu konuda, kaliteyi, hastanelerdeki bekleme sürelerini ve fiyatı değerlendirdiklerini belirtirken, Univé fiyata göre bir seçim yapıldığı fikrine şiddetle karşı çıkıyor.

Her hastaneye gidilemeyecek Araştırmaya göre örneğin ayda 70 eurodan daha az prim ödeyen Rotterdamlı Achmea müşterileri , 2014 yılında mecburi olarak sadece Havenziekenhuis’de tedavi görmek zorundalar çünkü şirketin bu hastane ile anlaşması bulunmakta. Bu hastalar Maasstad, Ikazia veya Sint Franciscus hastanelerine gidemeyecekler. Bazı bölgelerde ise hasta bir tedavi için normal kat ettiği mesafeden daha uzun bir mesafe kat etmek zorunda kalacak. Örneğin Amersfoort’da oturan hastalar, şehirde bulunan Meander MC hastanesi yerine Utrecht’e gitmek zorunda kalacak. Aynı şekilde Den Bosch’da oturan bir kişi de Tilburg’da tedavi görecek.


nieuws

08 haber

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

AP adayı Kaya Turan Koçak:

Güncel

“Avrupa gençlerin güvenini kazanmalı”

“Girişimcilerimizin Avrupa düzeyinde sesi olmak istiyorum” ifadesini kullanan Turan Kaya Kocak, medeniyetler buluşmasını önemsediğini ve bu çerçevede Hollanda’yı konuya daha aktifleştirebilmenin gayreti içinde olacağını duyurdu.

CDA (Hristiyan Demokratlar Birliği) tarihinde ilk kez yabancı kökenli bir adayı Avrupa Parlamentosu milletvekili aday listesinde ilk 10 arasında gösterdi. 22 Mayıs 2014 tarihinde yapılacak olan Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri seçimlerine 6’ncı sıradan Kaya Turan Koçak ve 18.nci sıradan Alaattin Erdal’ı aday gösteren CDA, en son Hollanda meclis seçiminde Ebubekir Öztüre ve Turan Yazır’ı milletvekili adayı olarak göstermişti.

Günümüz koşullarında vatandaşlarımızın tatil döneminde saatlerce gümrük kapılarında beklemesi gerektiğine de işaret eden Koçak, “10 binlerce insanımız tatile gidiyor. Çağımızda teknolojik imkânlardan yararlanmak hepimizin hakkı. Vatandaşın sıkıntısına merhem olmak zorundayız. Bu konuda teknolojik imkân var. Bunu vatandaşa aktarmak zorundayız. İnsanların yolculuk öncesi geçecekleri güzergâhtaki trafik durumuyla ilgili olarak önceden bilgi edinebilmeleri mümkün” dedi.

Kaya Turan Koçak yaptığı açıklamasında, “CDA’nın tarihinde ilk defa ilk 10 içerisinde yabancı kökenli bir adayı hem de 6’ncı sıradan aday göstermesi sevindirici bir durumdur” dedi. Hıristiyan Demokratların (CDA) önümüzdeki yıl yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleriyle ilgili olarak hazırladıkları taslak aday listesinde 6’ncı sırada yer alan Turan Kaya Koçak, “Avrupa, gençlerin güvenini tekrar kazanmak zorunda” diye konuştu. Bir süre önce başlattığı seçim kampanyası çerçevesinde çeşitli kentlerdeki vatandaşlarla buluşan Koçak, yaptığı açıklamada, “Gençlerimizden çok şey istiyoruz. Şöyle olun, böyle olun diyoruz. Avrupa gençlerden bir şey istemeden önce gençlerin güvenini kazanmak zorunda. AB’nin önemini anlatmaya gerek yok, bunu gençlerimize hissettirip, yaşatmalıyız. Gençlerimizin okulunu bitirdiği zaman iş imkânı olmalı. Yalnızca lafla kalınmamalı, Avrupa imkân yaratmalı. AB somut adımlarla gençlerin güvenini kazanmalı” ifadesini kullandı. Gençlere staj olanağı sunulmamasının da ciddi sıkıntı yarattığını anlatan Turan Kaya Koçak, “Gençlerimizden ne istiyoruz? ‘Okulunu bitir, diplomanı al’ diyoruz. Gençlerimize daha okul sıralarında staj olanağı yaratılmalı. Özel projeler ortaya konulmalı. Hollanda’da yabancı gençler arasında işsizlik oranı yüzde 20’lerde bu sorunun çözümü için adımlar atılmalı” diye konuştu. AP’de toplumun tüm kesimlerinin sesi olmayı arzuladığını belirten Koçak, Hollanda’daki Türk toplumunun geçen 50 yıllık süreçte portresinin olumlu anlamda değişime uğradığını ifade ederek, girişimcilerimizin ülke ekonomisine ciddi katkılarda bulunduğunu kaydetti. Çeşitli iş kollarındaki girişimcilerimizin gurur verici başarı öyküleri bulunduğunu vurgulayan Koçak, “Bunca başarıdan sonra girişimcilerimize, Hollanda’nın yurtdışındaki ticari temaslarıyla ilgili olarak bakanlıklar tarafından oluşturulan heyetlerde yer verilmesinde geç kalındığı inancındayım” dedi.

Turan Kaya Koçak, seçim döneminde sıkça kullanacağı ilk ifadeyi Inter Ajans takipçileri ile paylaştı: “Avrupa’da yetişen Türk kökenli siyasetçilerin vatandaşın sorunlarına çözüm olması gerekiyor.” TURAN KAYA KOÇAK 1 Ocak 1971 tarihinde Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğan Turan Kaya Koçak, 1973 yılında aile birleşimi yoluyla Hollanda’ya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Eindhoven’de tamamlayan Koçak, 1996 yılında Eindhoven

AP’de toplumun tüm kesimlerinin sesi olmayı arzuladığını belirten Koçak, Hollanda’daki Türk toplumunun geçen 50 yıllık süreçte portresinin olumlu anlamda değişime uğradığını ifade ederek, girişimcilerimizin ülkeekonomisine ciddi katkılarda bulunduğunu kaydetti. Fontys Yüksek Meslek Okulu’nu bitirdi. Turan Kaya Koçak, 1996 yılında ülkenin önde gelen bankacılık kuruluşlarından Rabobank’ın Utrecht merkezinde finans uzmanı olarak çalışmaya başladı. 2002-2010 döneminde Eindhoven Belediye Meclisi üyeliği yapan Koçak, 2011 yılından bu yana Hıristiyan Demokratların (CDA) Merkez Karar Yürütme Kurulu’nda (MKYK) görev yapıyor. Evli olan Koçak, iki çocuk babası. Interajans.nl

Müslüman Yayın kurumu yıllık olarak 58 saat

Müslüman Yayın Kurumu (MO) Ya Başladı Hollanda Müslüman Yayın Kurumu (MO), kuruluş ve yayın çalışmalarıyla alakalı olarak Hollanda Türk basın mensuplarıyla buluştu.

G

eçtiğimiz Ağustos ayında yayın hayatına başlayan Hollanda Müslüman Yayın Kurumu (MO), kuruluş ve yayın çalışmalarıyla alakalı olarak Hollanda Türk basın mensuplarıyla bir araya geldi. Hollanda Müslüman Yayın Kurumu (MO), kuruluş ve yayın çalışmalarıyla alakalı olarak Hollanda Türk basın mensuplarıyla buluştu. Rotterdam Simit Sarayı’nda gerçekleşen basın toplantısına MO Yönetim Kurulu Başkanı Willem van der Meer Walcheren, Türkçe Yayın Yönetmeni Arif Yakışır, Arapça Yayın Yönetmeni Mustafa Aarab, Sekreter Fikri Demirtaş ile MO Yönetim Kurulu Üyesi Zekeriya Açkalmaz katıldılar.

MO yayın hayatıyla ilgili olarak kısa açıklamalarda bulunan Yönetim Kurulu Başkanı Willem van der Meer Walcheren, Müslüman Yayın Kurumu (MO)’nun Hollanda’da Müslümanlar arasında ve diğer Hollanda toplumuyla aktif bir şekilde diyalog yapmayı arzuladığın söyledi. Walcheren, MO’nun, Hollanda 2 (Nederland 2) TV kanalı ve radyo 5’de Müslümanlar ve diğer izleyici ve dinleyicilere yönelik Hollanda içinde ve dışında önemli aktüel ve diğer konularda yayınlar yapma politikasında olduğunu anlattı. Öte yandan MO’nun kuruluş aşamasından bahseden Müslüman Yayın Kurumu Türkçe Yayın Yönetmeni Arif Yakışır, “2009 yılı Eylül ayı sonunda 5 İslami kuruluş yayın hakkı için Commissariaat voor de Media- CvdM

(Yayın Komiserliğine) müracaat ettiler. Netice olarak, Yayın Komiserliği CvdM, Stichting Moslim Omroep SMO ve SMON- Hollanda Müslüman Kuruluşlarına birlikte çalışmaları şartıyla yayın hakkını verdi. Diğer 3 İslami kuruluş ise temsiliyet hakları olmadıklarından dolayı müracaatları reddedildi.”

“SMO ve SMON kurumları birlikte SZM (Stichting Zendtijd Moslim) kurumunu oluşturdular. Commissariaat voor de Media- CvdM (Yayın Komiserliği) Müslümanlar için yayın yapma hakkını 2013 Nisan ayından itibaren SZM kurumuna vermiştir.” “Müslüman Yayın Kurumu(MO), yayın hakkı verilen kurum (Stichting Zendtijd Moslim) SZM ile yapılan

Alenen yapılan ayrımcılık büyük tepki aldı Arnhem’de bulunan bir elektronik firmasına staj için başvuru yapan genç, derisinin renginden dolayı ayrımcılığa uğradı. Yapılan bu haksızlığın sosyal medyaya sızması, ortalığı karıştırdı. Hristiyan Birlik Partisi (CU) Milletvekili Ixora Balootje tarafından Twitter ve Facebook üzerinden paylaşılan bir ekran görüntüsü Hollanda gündemine bomba gibi düştü. Balootje’nin de ailece tanıdığı Jeffrey Koorndijk, Arnhem’de bulunan bir elektronik firmasına staj için başvuru yaptı. Bu başvurunun ardından şirket yetkililerinden birinin genç hakkında yazdığı e-mail mesajı rastlantı olarak dışarıya sızdı ve CU milletvekili de bu ekran görüntüsü-

nü kendi Twitter ve Facebok hesapları üzerinden yayınladı. Gönderilen mesajda açıkça yazılan şu sözler yazılıydı: ‘’Heb nog even gekeken is niks. Ten eerste een donker gekleurde (neger). En op zijn cv weinig tot geen ervaring met computers enz.”. (biraz baktım ama pek bir şey ifade etmiyor. İlk önce koyu ten renkli (Zenci) ve cv’sinde bilgisayarla az ya da hiç tecrübesi olmadığı vs. bulunuyor) Olayın üzerine giden Gelderland kanalı, olayda stajyeri bu şekilde aşağılayan şirketin konu hakkında cevap

vermediğini duyurdu fakat daha sonra yayına bağlanan şirketin yetkilisi Mike de Wilde “Çok büyük bir yanlış yaptık. Irkçılıkla ilgili her konudan kendimizi uzak tutuyoruz” dedi. Polis tarafından yapılan açıklamada ise, ırkçılık kokan bu maili gönderen şirket yetkilisinin bir çok kişi tarafından tehdit aldığı kaydedildi. Staj yeri başvurusu kabul edilmeyen Jeffrey Koorndijk’ın polise suç duyurusunda bulunup bulunmayacağı ise bilinmiyor.


n

actualiteit

aktüalite 09

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Analiz

TV yayını yapacak

Ergün Madak

Pasif Toplum ve İslami Eğitimin Yeniden Yapılandırılması

yına

‘yayın hakkını yapma’ sözleşmesine göre, NTR yayın kurumu işbirliğiyle TV ve radyo yayını yapmaktadır.” “MO bağımsız, ticari olmayan bir yayın kurumu olup, bütün Müslümanlara ve izleyicilere yönelik kaliteli yayın yapmayı arzulamaktadır. Hollanda yayın yasasının 2.42 maddesine göre SZM’e İslami konularda, kaliteli ve tarafsız yayın yapmak amacıyla verilmiş bir haktır.” “Yayın Komiserliği (Commissariaat voor de Media) İslami konularda yayın yapmak amacıyla (Stichting Zendtijd Moslim) SZM’e, Nisan 2013 ayından, 2015 yılı sonuna kadar İslami konularda yayın yapma hakkını vermiştir. SZM kurumu da, İslami konuda yayını yapmak için bir sözleşmey-

ergunmadak@hotmail.com

Müslümanların yaşadığı hemen her Avrupa ülkesinde, çocuklar ve gençler için cami ya da dernek çatısı altında İslami eğitimin verildiği herkesin malumu. Genel hatlarıyla ifade edebileceğimiz dersler, Kur’an öğrenimi, akaid, fıkıh vs. Acaba bu çalışmalar ihtiyaçlara yeterince cevap veriyor mu?

le (MO) Müslüman Yayın Kurumuna devretmiştir.” “MO yayın kurumunun önemli amaçlarından bazıları ise, İslami konularda kaliteli, doğru bilgiler ve programları yayınlamak, Müslümanlar ve diğer insanları, izleyicileri aydınlatmak. Geçmişteki Müslüman yayın kurumları hakkında toplumda oluşan olumsuzlukları, MO yapacağı kaliteli, tarafsız yayın ve idari politikasıyla tekrar yaşanmamasını sağlamaktır. Bunun içindir ki, MO, NTR yayın kurumu ile teknik alanda birlikte çalışmakta, destek almaktadır.” “MO, Müslüman Yayın kurumuna yıllık ‘58 saat Televizyonda’, ‘175 saat de radyoda’ yayın yapma hakkı verilmiştir. MO, 30 Ağustos 2013 ta-

rihinden itibaren her Cumartesi günü saat 12.00 -12.50 arası Nederland 2 TV kanalında önce MO aktüel konusu ve ardından da MO Doc. belgesel yayınlanmakta. Pazar günleri de yine Nederland 2 TV kanalında saat 12.30 – 12.55 arası 25 dakikalık program tekrarı yayımlanmakta. Hafta içi her gün saat 23.00- 24.00 arası radyo 5’de MO programları sunulmakta.” şeklinde açıklamalarda bulundu. Yapılan konuşmaların ardından MO yöneticileri basın mensuplarının sorularına yanıt verdiler. Müslüman Yayın Kurumu (MO) hakkında daha detaylı bilgi için www.moslimomroep.nl internet adresi ziyaret edilebilir. Mehmet Ali Topcu ROTTERDAM

Muhasebecinizi değiştirmenin artık şimdi tam zamanı

«

Türkiye’de İslami eğitimler, okul saatlerinde din dersleri ile verilirken, yaz tatillerinde çocuklara camilerde veriliyor. Bunun yanı sıra, toplumun genel ahlaki kodlarının da insanları eğittiğini söylememiz gerekiyor. Toplum içerisinde nasıl hareket edileceği; büyüklerle nasıl konuşulacağı, onlar dışarıdan gelince ayağa kalkmak, bacak bacak üstüne atmamak gibi sayısızca kuralları birey önce aile içerisinde öğrenir. Eğer aile bu tür konularda hassas değilse bile bireyin yaşadığı sosyal çevre zamanla ona bunu öğretir. Avrupa’da büyüyen gençlerde, ahlaki kurallar ve davranışlar açısından, yukarıda verilen örnekler esas alındığında Türkiye’de yetişen gençlerle aralarında ciddi uçurumlar olduğunu ilk bakışta bile görmek mümkün. Genel olarak ailede verilen ahlak ya da terbiye eğitiminin yetersizliğini, bunun başlıca nedeni olarak görebiliriz. “Bütün Müslüman aileler böyledir” demiyoruz ama genel olarak “İslami terbiye açısından” ciddi sorunların olduğu bir realite maalesef. Bu açıdan bakıldığında Avrupa’da, çarşı-pazarda, sokakta, cami ya da dernekte, Müslüman toplumun yetişen gençlerini eğitmek adına ortaya rol-model diyebileceğimiz temel unsurların eksikliği dikkat çekiyor.

Toplumun genel ahlaki kodlarının da insanları eğittiğini söylememiz gerekiyor... Camii ya da vakıfların, ailelerin içine girme gayesi ve yetkisi olmadığına göre acaba neler yapabilir? - Evliliğini yapana kadar ki süreç içerisindeki bay ve bayan gençler üzerinde bir alan araştırması gençlerin arka planı ile ilgili yeterince bilgi sunabilecektir: Örneğin 15 yaşından sonra cami/vakıflardan uzaklaşan gençler acaba neden uzaklaşıyorlar ve alternatif olarak nereleri tercih ediyorlar? Eğer, küçük yaşlarda, Elif-cüzü, Kur’an vs. eğitimleri aldıktan sonra bile, eğlence mekanlarının ağır bastığı bir dünyayı tercih ediyorlarsa, bunu doğrudan onlarla konuşarak nedeni öğrenilebilir. - Alan araştırmasından çıkacak sonuçlar, hangi kuruma bağlı olursa olsun, eğitimciler tarafından

tartışılması kaçınılmazdır. - Tartışma sonrasında, hali hazırdaki eğitimin eksik yönleri iyileştirmeye gidilerek, eğitim daha nitelikli hale getirilebilir. İslami eğitim alıp da eğer İslami bir kimlik oluşmasında ciddi sorunlar yaşanıyorsa burada ya eğitimin kendisinde, ya eğitimci(ler)de ya da her ikisi üzerinde araştırmalar yapmak, bir zamanların moda tabiriyle beyin fırtınaları ‘koparmak’ çok faydalı olacaktır. Açıkçası burada içimdeki bir yarayı da sizlerle paylaşmak istiyorum: Yüzüne Kur’an okunması için hemen her yerde müthiş efor harcanır; hocalar bulunur, elif-cüzleri temin edilir, camilerde ve bölgelerde yarışmalar düzenlenir. Oysa Kur’an’ın anlamı ile ilgili yeterince ilginin, yarışmanın, tartışmanın olduğu kanaatinde değilim. Örneğin bu yarışmalara giren, Kur’an’ı enfes sesleri ile okuyan gençlere, Kur’an’da konusu geçen şu soruları da sormayı çok isterdim: - Hz. Musa’nın kaç mucizesi vardı ve mucizenin insanın iman etmesindeki rolü nedir? - Hz. Musa, Mısır’dan neden kaçtı ve sonra ne yaptı? - Hz. Muhammed’e inen ilk emir ‘İkra’ idi ama 40 yaşında, daha risalet bile gelmeden önce, dağın başında ne işi vardı? - Kur’an’da ismi geçen iki peygamberin hanımları iman etmediler. Kimdir bunlar ve getirdiği dine iman etmeyen biri ile evli olmak ile ilgili düşünceniz nedir? Bu hanımların sonları ne olmuştur? - 950 yıl yaşayan peygamber kimdir ve o dönemde herkes mi bu kadar uzun yaşıyordu acaba? - Kur’an’da, iyi ve kötü insan özelliklerinden 10 tanesi nelerdir? - Kitabı sağından ve solundan verilenler, canları alınırken cennetle müjdelenenler? Kimler olsa gerek? - Bu konular hangi surelerde geçiyor acaba? Tüm bu sorulara zannediyorum günümüzde öğrencilerden çok, olsa olsa bir kaç hoca cevap verebilir. Gazali, İslami eğitimin yolunu sıralarken, başlangıçta ezber eğitiminin önemini anlatıyor İhya’sında. Akabinde yazımızın konusu toplumun eğitmenliği zaten devreye giriyor. Gazali’nin(1058-1111) yaşadığı toplum 1000 yıl öncesinin toplumu. Kısacası; yaşadığımız çağın ve gençliğin analizinin yapılıp yeni eğitim politikaları üretmenin zamanı geldi de geçiyor. Bunun için de elimizdeki klasik kaynakları kullanmaktan vaz mı geçeceğiz? Bilakis, bu kaynakları daha etkili ve insanın davranışlarını da etkileyecek oranda istifade ederek, kimlikli, suçtan uzak, nitelikli gençlerin oluşması için İslami eğitimin yeniden yapılandırması artık bir zorunluluk halini aldı. Sözün özü bu.


nieuws

10 haber

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

Selahattin Yaylamaz:

“Hakikatle algımızı bütünleştirmemiz gerek” Aile Terapisti Selahattin Yalamaz Bey’le, Hollanda ziyareti sırasında kısa süren bir yolculuğumuz oldu. Biraz hal hatır ve tanışmanın ardından bazı konularda kısaca söyleştik. Sık sık Avrupa’ya gelip gittiğini söyleyen Yaylamaz gözlemlerini anlatırken Hollanda’da ve bilhassa Almanya’da yaşanan problemlerin Türkiye’nin on katından daha fazla olduğunu ifade etti. “Dolayısıyla burada büyük bir problem var ve problemin olduğu yerde de bir hizmet sahası var demektir. Defalarca geldim Almanya’ya Hollanda’ya. Burada hizmet veriyoruz. Hem konferans hem seminer hem de eğitimlerimiz var ve bunlar devam ediyor, etmelidir.” şeklinde bir açıklamayla sohbete kapı araladı Yaptığımız kısa söyleşiden istifade edeceğinizi umuyoruz... Aile içi sorunların oluşmasında varlık ve yokluk faktörünün rol oynadığını söyleyebilir miyiz? Bazen çok varlığın azdırabileceği de söylenir. Ben o kanaatte değilim. Varlık ve yokluk esasen bir algı farkıdır. Türkiye’deki sorunlar ile Avrupa’daki sorunlar aynı mıdır? Türkiye’deki kadın erkek arasındaki ilişki problemleri ile Avrupa’daki problemler arasında sebep, süreç ve sonuç açısından bir fark yok, aynı şeyler. İlişki sorunları aynı insani nedenlerle gerçekleşiyor. Sadece önemli bir fark var o da, burada yani Avrupa’da daha travmatik, daha yoğun ve daha acı geçiyor. Bunun nedeni ise, insanların gurbette olması ve bir göç travması yaşamış olmaları ve halen bunu yaşamaya devam ediyor olmalarıdır. Tabii ki, bu da sorunu katmerleştiriyor, kat kat arttırıyor. Mutlu olmanın esasen çok zor olmadığına vurgu yaptınız. Mutlu olmanın yegâne anahtarının “sevmek ve sevilmekle” olduğunu belittiniz... Evet, sevmek ve sevilmek en temel ihtiyacımızdır. Elbette bunlardan hali vakti yerinde olan insanlar istifade edebilirler. Ancak ay sonunda ev sahibine kirayı nasıl vereceğinin hesabını yapmak durumunda olan insanlar için neler söylersiniz? Maddesiz bir yaşamdan bahsetmiyorum. Mal canın yongasıdır. Elbette ki, temel biyolojik ihtiyaçlarımız gıda olarak bir sofraya; giyim açısından bir pantolona gömleğe ve barınak olarak bir eve ihtiyacımız vardır. Bununla beraber bu tür sorunlar birinci sırada değil. Yani kadın erkek arasındaki sevda maddeyi getirir, bir şekilde o kazanılır. Fakirlikten dolayı ilişki problemlerinin yaşanmasının yüzeysel olduğuna inanıyorum.

Gündem

Zenginlikten dolayı ilişki problemi yaşanması da bir şuur meselesidir. Varlıklı olan insanlarda problem yaşayabilirler. Ama ben varlık ve yokluk yüzünden derin bir ilişki sorunu yaşanacağına inanmıyorum. Zira her tür durumdaki insan bu problemleri yaşıyor. Kişinin ihtiyacını nasıl algıladığı önemlidir. Bir cep telefonunuz yoksa ya da ayakkabınız delinmişse, bu sizin, bunu ihtiyaç olarak nasıl algıladığınıza bağlıdır. Hakikatle algı farklı şeylerdir. Eğer yeşil yapraklara kırmızı camlı gözlükle bakarsak onu kırmızı görürüz. Bu bizim algımızdır. Ama hakikat değildir. Eğer hakikatle algımızı bütünleştirebilirsek bu muhteşem bir şeydir. Yaşanan ilişki sorunlarının özünde eğitimsizlik var mıdır? Tabi ki, Allah bize, ilk ayetinde “oku” derken neyi kastediyordu? Spor yapmamızı mı? Eğlence yapmamızı mı? Hayır. “Oku da kendini adam et” diyor. Allah insanoğlunu en güzel surette yarattığını beyan ediyor. Yani insanı muazzam bir potansiyelle yarattığını ve bunun da okuyarak ilimle geliştirilmesini istiyor. Eğer insan okuyup kendisini geliştirmez ise o zaman ilkel beyin, yani düz mantık düzeyinde kalır. Bu da günümüz teknolojisi bilgisayar diliyle, ana yazılıma yüklenmiş programların çalışmaması demektir. İlkel beyin düzeyinde kalmak ise mutsuzluğun garantisidir. Denebilir ki, profesörler de ilişki problemi yaşıyor. Bu başka bir şeydir. Biz beynimizin, yüreğimizin ta derinliklerinden bahsediyoruz. Hiç bir insanın zihinsel derinliği ölçülemez. Bu o kadar derindir.

Türkiye’deki kadın erkek arasındaki ilişki problemleri ile Avrupa’daki problemler arasında sebep, süreç ve sonuç açısından bir fark yok, aynı şeyler. Sizi dinleyenlerin anlattıklarınızı tam olarak anladığına inanıyor musunuz? Herkes seviyesine göre anlar. Bu şöyle bir şeydir. Ben bir tohum atarım her toprağın verimi gücü özelliği farklıdır. Her toprak kendi özelliğine göre o tohumu yeşertir. Kimi çok yeşertir kimi az kimi de hiç yeşertmez. Kimisi ise onu kocaman bir ağaç yapar. Her insanın öz geçmişi farklıdır. Her insanın eğitim düzeyi zihinsel süreci farklıdır. Konferanslarda her insana özel özel saniye saniye bir cümle ayarlayamazsınız; genel konuşmak zorundasınız. Kısaca herkes deryadan kabı kadar su alır diyorsunuz? Aynen öyle. Çok teşekkür ederim cevaplar için..

Aile Terapisti Selahattin Yaylamaz:

“En temel ihtiya sevmek ve sevilmektir” Hollanda İslam Federasyonunun konferanslar dizisi çerçevesinde Hollanda’ya gelen Selahattin Yaylamaz, biri Rotterdam’da diğeri Oss kentinde iki konferans verdi

H

ollanda İslam Federasyonunun konferanslar dizisi çerçevesinde Hollanda’ya gelen Selahattin Yaylamaz, biri Rotterdam’da diğeri Oss kentinde iki konferans verdi. Oss Camii imam vekili Alaaddin İnan’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim ile başlayan programda NIF başkanı Mehmet Erdoğan kısa bir konuşma yaptı. Erdoğan, Türkiye’den konferans için gelen Yaylamaz’a hoş geldiniz derken salondakilere ilgi ve katılımlarından dolayı teşekkür etti. Erdoğan çok faydalı olduğuna inandıkları benzer konferanslar serisinin ileriki tarihlerde de devam edeceğini haber verdi. Program, bölge tanıtma başkanı Bayram Altıntaş tarafından sunuldu. Her insan enerji yayar Salonda dolduran yaklaşık 200 kişi konferansı sonuna dek büyük bir ilgi ile izlediler. Sunumunda çok sade bir dil kullanan Yaylamaz öyküsel olarak

anlattığı konuları âdeta dinleyenlerin hafızalarına kalıcı olarak kazımaya çalıştı. Selahattin Yaylamaz, her insanın enerji yayarak çevresini etkilediğini, ancak herkesin enerjisinin bir sınırı olduğunu, bazı insanların ancak cüssesi kadar yeri, bazılarının girdiğinde bir salonu kimilerinin bir kenti kimilerinin ise tıpkı peygamberimiz gibi tüm dünyayı etkileyebileceğini söyledi. Yaylamaz salonda bulunan bir dinleyici üzerinde insandaki görünmez enerjinin nasıl etkilediğini göstererek; ayakta hareketsiz duran bir genci sırtından ve göğsünden yaklaştırdığı açık elleri ile yaptığı hareketler sonunda gencin arkaya doğru yatmasını sağladı. Daha sonra sunumunu yapmaya başlayan Yaylamaz son çıkan “Aile Terapisti” adlı kitabının içeriğini, kendine has akıcı bir üslup ile katılımcılarla paylaştı. Hayatında büyük bir değişime yol açan babaannesinin vefatını

ve o dönemde yaşadıkları acıları anlatan Yaylamaz babaannesinin vefatıyla, kendisine karşı beslediği “sınırsız ve koşulsuz sevgiden” ayrı kalışını çok ağır bir kayıp olarak değerlendirirdi ve “sevmek” denen duygunun o dönemlerde şuuraltına yerleştiğinin altını, kalın çizgilerle çizmeye çalıştı. İnsanı yönlendirenin duygunun aslında alt bilinç olduğunu ve bunun da yetiştirilme sürecinde yine insanlar tarafından yüklendiğini hatırlatan Yaylamaz, insanda oluşan alt bilincin çok güçlü olduğuna dikkat çekti. Bir annenin oğlunu okula yollarken, saçını taradığı sırada “Yarın evlenince beni unutursun. Elin kızı sana beni unutturur” şeklindeki sözlerinin hiç farkında olmadan alt bilince yerleşiverdiğini ve zamanı gelince de ortaya çıktığını söyledi. Yaklaşık iki saat ayakta sunum yapan ve zaman zaman dinleyicilere sorular yöneltip cevaplar alan Yaylamaz, günlük hayatta pek


het leven

yaşam 11

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

cımız

çok ailenin ‘aile içi ilişki ve iletişim’ çerçevesinde farkında olmadan yaşadığı pek çok önemli konuya parmak basarak, bunların nasıl farkında olunacağının ip uçlarını verdi. Kadınları anlamak üstün zekâ gerektirir Erkeklerin kadınları anlamakta zorlandıklarını iddia eden Yaylamaz, erkekleri sadece açma-kapama düğmesi olan kolay kullanılabilen bir aygıta, kadınları ise yüzlerce düğmesi bulunan bir uçağın kokpitine benzeterek, erkeklerin çoğu kez yanlış düğmelere dokunduğunu ve kadının vaveylayı koparması üzerine iletişimin koptuğunu söyledi. Erkeğin tartışmaları çok çabuk unuttuğunu, kadının ise o konuda âdeta roman yazdığını söyledi. Yaylamaz başlıca şu konularda konuştu: Günlük hayatımızda eşimizle, çocuklarımızla niçin problemler yaşıyoruz? Evlilik yaşamında günümüz

Groothandel in levensmiddelen Industrieweg 171, 3044 AS Rotterdam Tel. (010) - 810 40 23 Fax (010) - 465 00 76 Mob. 06-41 37 06 26 E-mail info@ozpas.nl www.ozpas.nl

iletişim sorunlarının çözümü nasıl olmalıdır? Aile ve iş hayatımızda elde edemediğimiz başarıya ulaşmak o kadar zor mu? Ailemizde yakaladığımız başarı ve mutluluğu nasıl tuzla buz ediyoruz? Yaşama daha sıkı tutunmak için neler yapmalıyız? Hızlı okuma rekortmeni yetiştirdi Selahattin Yaylamaz konferansın sonunda kısaca hızlı okuma konusunda yaptığı çalışmalara değindi. 2011 yılında büyük bir başarıya imza atarak Dünya Hızlı Okuma Rekortmeni yetiştirdiğini söyledi. 10 yaşındaki Tarık Yiğit adlı çocuğu keşfedip yetiştiren Yaylamaz bir dakikada 11 bin 725 kelime okuyuşuyla bir Amerikan vatandaşına ait olan “Dünya Hızlı Okuma Rekoru” nu Türkiye’ye taşıdı. Resmî noter huzurunda yapılan bu yarışma TRT-Haber ‘de yayınlandı. Bu konuyla alakalı olarak yetiştirdiği talebesi ile birlikte bir TV

programına da çıkan Yaylamaz, o görüntüleri katılımcılarla paylaştı. Selahattin Yaylamaz Kimdir? 1969 yılında Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde doğan eğitim uzmanı ve aile terapisti Selahattin Yaylamaz, yüksek eğitimini tamamladıktan sonra uzun yıllar yurdun değişik yerlerinde öğretmenlik yaptı. 15 yıl sonra bu görevinden ayrılarak 1998 yılından bu yana okuma, aile, zihinsel gelişim, terapisi ve ilişki konularında çalışmalar yapmaya başladı. Bu çalışmalarını daha metodolojik yapmak üzere; 2007 yılında Okuma Okulu’nu 2008 yılında’ da Aile Okulu���nu kurdu. Okuma Zekâsı, Eş frekans Yasası ve Aile Terapisi adıyla Yayınlanmış üç kitabı bulunuyor. Yaylamaz evli ve üç çocuk babası.

Doğuş Haber Merkezi

«

“Hükûmet etkili önlemler almalı” Gençler Arasında İşsizlikle Mücadele Elçisi Mirjam Sterk, aralarında İOT’nin bulunduğu Azınlıklar Gençlik Komisyonu üyeleriyle bir araya geldi. Gençler arasında yüzde 14 olan işsizlik oranının, yabancı gençler arasında yüzde 32 olduğuna dikkati çeken komisyon üyeleri, işsizliğin nedenleri olarak görülen düşük eğitim, gerekli ilişki ve becerilerin sağlanması ile ayrımcılık konularında çalışmalar yapılmasını istediler. Görüşmeyle ilgili olarak İOT tarafından yapılan yazılı açıklamada, Mirjam Sterk’in hükümetin yoğun bir çalışma içinde olduğunu, belediyelere de bu amaçlı planları için ek kaynak verildiğini anlattığı kaydedildi. Açıklamada Sterk’in ya-

bancı gençlere yapacakları çalışmalar için ilgili belediyelerin encümen üyeleri ile temasa geçmelerini önerdiği duyuruldu. CDA eski milletvekili Mirjam Sterk’in, gençlere bulundukları yerlerde aktif olmalarını, yakın gelecekte ihtiyaç duyulacak alanlara yönelik meslek eğitimini tercih etmelerini ve bu amaçla devlet kurumları tarafından yürütülen çalışmalara katılmalarını önerdiği bildirildi. Toplantıda Sterk’in gençleri tüm olumsuzluklara rağmen, kendi

içine kapanıp, bir kenara çekilmeden, sahip oldukları güç ve yeteneklerini kullanmaları konusunda daha katılımcı olmaya çağırdığı öğrenildi. 4 kişilik bir grupla görüşmeye katılan İOT Gençlik Komisyonu Başkanı Doğukan Ergin, fırsat sağlayabilecek iş çevreleri ile yabancı gençlerin buluşturulmaları konusundaki katkı istemine Mirjam Sterk’ten olumlu yanıt aldı. Taraflar yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçları değerlendirmek üzere 6 ay sonra yeniden bir araya gelecekler.


PARA TRANSFERİ MÜBAREK AYLARDA FİTRE, ZEKAT VE KURBAN PARALARINI EN HIZLI, GÜVENİLİR VE HESAPLI GÖNDERMENİN TEK ADRESİ HAVALEM. Beklemeye son havaleniz 10 dakikada Türkiye'de. İsme veya banka hesabına para gönderilir. Euro gönderin, Euro alınsın. Alıcı komisyon ödemez. Çeklerinizi ödeyebilirsiniz.

EN YAKIN ACENTAMIZA UGRAMAYI UNUTMAYIN!

www.havalem.com | facebook.com/havalem | +31(0)78 655 16 50 | info@havalem.com


financieel

ekonomi 13

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Gündem

Pusula

2015’te işsizlik yüzde 8,9’u bulacak

Osman Aslan

2014 yılı Sağlık Sigortaları’nda son durum

İşsizlik rakamları rekor kıracak

Değerli okurlar, bu yazımızda 2014 yılında sağlık sigortalarında yapılan değişikliklere değinmeye çalışacağım. Değişiklikler 6 kalemde söyle sıralanabilir: 1- Kişinin kendi ödemesi gereken yıllık katkı payı ‘Eigen risico’ € 350’den € 360’a yükseliyor.

Rapora göre rakamsal olarak bu yılki işsizlik yüzde 8,4 olacak. Bu sayı ekonomik gelişmenin yavaş gitmesinden dolayı önümüzdeki yıl yüzde 9,2’ye kadar çıkacak. 2015 yılında ise toplumun yüzde 8,9’u işsiz olacak. ABN’e göre 2016 yılında işsizlik 2013 seviyesine geri düşecek

A

BN Amro tarafından hazırlanan bir rapora göre önümüzdeki yıl Hollanda’da işsizlik rakamları rekor kıracak. Önümüzdeki iki yıllık döneme ilişkin olarak ABN Amro tarafından hazırlanan bir raporda, özellikle 2014 yılında işsizlik rakamlarının tavan yapacağı belirtildi. Rapora göre rakamsal olarak bu yılki işsizlik yüzde 8,4 olacak. Bu sayı ekonomik gelişmenin yavaş gitmesinden dolayı önümüzdeki yıl yüzde 9,2’ye kadar çıkacak. 2015 yılında ise toplumun yüzde 8,9’u işsiz olacak. ABN’e göre 2016 yılında işsizlik 2013 seviyesine geri düşecek. Hollanda ekonomisinin önümüzdeki yıllarda yavaş bir şekilde düzelmeye başlayacağı tahmininde bulunan banka, bunun daha çok küresel ekonomideki iyileşmeden kaynaklanacağını düşünüyor. Bunun yanı sıra Hollanda’daki yatırımların da gelişeceği belirtilen raporda tüketici harcamalarında fazla iyimser bir tablo sergilemiyor. ABN’e göre önümüzdeki yıl gelirde artış yaşansa da tüketici harcamalarında gerileme olacağı öngörülüyor.

Konut piyasasındaki fiyat düşüşünün halen daha vatandaşa yansımadığını savunan banka, bunu yanı sıra istihdamdaki daralma ve emeklilik konusundaki problemlerin olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Raporda vatandaşların ilk önce hane ekonomisini düzeltmeye çalışacaklarını bundan dolayı da büyük çaplı alışverişlere yönelmeyeceğini düşünüyor. Her ne kadar önümüzdeki dönemde harcamalarda kısıtlama yapılacak olsa da bankaya göre bu durum 2015 yılı sonunda değişiklik gösterecek. ABN’in öngörüsüne göre Hollanda 2014 yılında yüzde 0,5 ve 2015 yılında da yüzde 1,25 oranında büyüme sergileyecek. İşsizlik 674 bine düştü Hollanda’da işsiz sayısı ekim ayında 11 bin kişilik azalmayla 674 bine geriledi. İstatistik Bürosu işsizlik oranının yüzde 8,6’dan yüzde 8,5’e düştüğünü bildirdi. Son 3 ayda işsiz sayısında ayda ortalama 7 bin kişilik azalma kaydedildiği belirtildi. İşsizliğin özellikle erkekler ve gençler arasında azaldığı kaydedildi. İşsizlik Yasası (WW) çerçevesinde

maaş alanların sayısı ise sosyal sigortalar kurumu UWV’nin verilerine göre 8 bin kişilik artışla 408 bine yükseldi. ”Kriz henüz bitmedi” Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, “Krizin bittiğini söyleyemem” ifadesinde bulundu. Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı Asscher, işsiz sayısında kaydedilen düşüşün bayram havası estirmemesi gerektiğini kaydetti. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün de Hollanda ile ilgili beklentilerinin fazla olumlu olmadığına dikkati çeken Asscher, ekonomideki durumun birkaç aya kadar netleşmesini beklediğini belirtti. İstatistik Bürosu işsizlik oranının yüzde 8,5’e düştüğünü açıklamıştı . Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ise Hollanda’daki işsizliğin 2014 yılında büyük bir artış gösterebileceğini bildirmişti. SonHaber Lahey

oaslan@yilmaz.nl

«

2- Vergi Dairesi’nden düşük gelirli vatandaşların aldığı sağlık sigortası yardımı ‘zorgtoeslag’ 2014 yılı için düşürülüyor. Zorgtoeslag hesaplanırken geçtiğimiz yıllarda sağlık sigortalarının ortalama primlerinden yola çıkılıyordu. Bu hesap yapılırken kolektif indirimli primler değil, indirimsiz primler baz alınıyordu. 2014’ten itibaren Hollanda’da ödenen ortalama temel sigorta (basisverzekering) primi baz alınarak hesap yapılacağından bu yardım da doğal olarak prim düşüşünden fazla olacaktır. 3- 2014 yılında da acil durumlar için sağlık harcamalarınız ödenir. Bu, Avrupa Birliği ülkeleri haricindeki ülkeler için de geçerlidir. 4- Psikolojik tedavilerde 2014 yılında daha dolgun, daha fazla bir ödeme söz konusu. Geçtiğimiz yıllarda temel sigorta paketinde seans sınırlaması vardı ve ayrıca seans başına katkı payı vardı. Seans sınırlaması ve katkı payı 2014 yılından itibaren kaldırılıyor. 5- Ev işlerinde yardım (huishoudelijk hulp) için öngörülen bütçe kısıtlaması 2015 yılına ertelendiğinden 2014 için bir değişiklik yok. 6- Kronik rahatsız olanlar 2014 yılından itibaren daha fazla katkı payı ödeyecekleri gibi bazı sorunları da kendileri çözmek zorunda kalacaklar. Sigorta seçiminde dikkat edilmesi

gereken konuları da şöyle sıralayabiliriz: - Ekonomik durum: Ekonomik kriz birçoğumuzu etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. İş piyasasındaki güvensizlik sürüyor, fakat fiyatlar da artmaya devam ediyor. Harcadığımız her euro’nun hesabını yapar olmaya başladık. Sağlık sigortası da büyük harcamalardan birini oluşturuyor. - Geliriniz mi düşük, veya sağlık harcamalarınızın az veya hiç olmayacağını mı düşünüyorsunuz? O halde, sadece temel sigorta paketini almayı veya yıllık katkı payını yükselterek priminizi düşürmeyi tercih edin. Bu durumlarda birikmiş bir miktar paranızın olması beklenmeyen harcamaların ödenmesine yardımcı olur. - Geliriniz düşük ve yüksek sağlık harcaması mı bekliyorsunuz? Bu durumda, özellikle ek sigortaları iyi inceleyip beklediğiniz sağlık harcamalarını karşılayacağına emin olunuz. - Aile durumu: Bir çocuğunuz mu oldu veya bir çocuk mu bekliyorsunuz? Ya da ayrıldınız ve yalnız mı oturuyorsunuz? Bu tür aile değişikliklerinde yine ek sigortaları iyi inceleyip yeni duruma uyduğuna emin olunuz. - Sigorta primlerinin geçtiğimiz yılların aksine yükselme yerine düşmesini fırsat bilip size uyan bir sigorta tercih edip aylık giderlerinizin düşmesine bakın. Bu konuyla veya merak ettiğiniz diğer konularla ilgili bana 078-6551655 no’lu telefondan, www.yilmaz.nl sitesinden veya oaslan@yilmaz.nl adresinden ulaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere, hoşça kalın.

Hollanda’da her on kişiden biri yoksul Müreffeh bir ülke olarak tanımlanan Hollanda’da yoksulluğun yükselişi şu anda durdurulamaz gibi görünüyor. Merkez İstatistik Bürosu (CBS) ve Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu (SCP) tarafından yapılan 2013 Yoksulluk Raporu sonuçlarına göre Hollanda’daki yoksulluğun şuanda önüne geçmek mümkün değil gibi gözüküyor. Yayımlanan rapor sonucuna göre yüz binlerce Hollandalı şuanda yiyecek, içecek, giysi veya tatil için para bulamıyor. Özellikle oturulan evlerin kesin giderleri vatandaşın belini büküyor. Ev için alınan ipotekler ve kira bedellerini zamanında ödeyemeyenlerin sayısının arttığına dikkat

çeken CBS, her 10 haneden 8’inde yoksulluk ile karşı karşıya kalındığını mali problemleri çözemediğini ve genellikle borç almaya yeltendiklerini belirtiyor. Hız kesecek Her iki kurum da önümüzdeki yıllar içinde Hollanda’da yoksulluk girdabına düşen vatandaşların sayısını artacağını belirtirken, bu gelişmenin hızının geçtiğimiz yıllar kadar hızlı olmayacağını söylüyor. 2013 ve 2014 yılarında hızlı büyümede bir gerileme

olacağı tahminini yapan kurumlar, bu gerileme için farklı görüşler benimsiyor. Kötü bir haber ama… Alınan bu rakamların kötü haber olduğunu belirten kurum yetkilileri yine de bir ışık görebiliyor. Yoksulluk sayısının 2013 yılında eski yılarla göre fazla artmayacağı belirtiliyor. SCP bu yıl 16 bin kişinin yoksulluk sınırında yaşayanların yanına katılacağını belirtirken CBS bu sayıyı 40 bin kişi olacağını vurguluyor.

Oz&Er FOOD B.V.

Rooseveltstraat 39 2321 BL Leiden

E-mail info@ozener.com Tel. +31(0)71 - 589 09 99 Fax +31(0)71 - 589 20 26 www.ozener.com


uitzicht

14 panorama Ayna

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

kochavva@live.nl

Havva Koç

Burası çağdaş ve modern Avrupa 21 Kasım 2013 tarihinde okuduğum haberde, 74 yaşındaki Hollandalı bir kadının Rotterdam’daki evinde ölü bulunduğu yazıyordu. Buraya kadar her şey normal olabilir, ölüm Haktır. Asıl şimdi haberin, kanınızı donduracak, boğazınıza düğümlenecek kısmına ilginizi çekmek istiyorum: 74 yaşında evinde ölü bulunan kadının, yapılan araştırma sonunda aslında tam 10 yıl önce evinde tek başına, yapayalnız bir şekilde öldüğü anlaşıldı. Kadının ölümünden ne komşularının ne de belediyenin bugüne kadar haberi olmamış. Ve olay sokak çalışması nedeniyle inşaat işçilerinin yaşlı kadının evinin kapısını çalmasıyla ortaya çıkmış. İnşaat işçileri uzun süre çaldıkları kapının açılmadığını görünce durumdan şüphelenerek olayı polise bildirmişler. Polisin evde yaptığı arama sonucu da korkunç gerçekle ve evde tam on yıl önce öldüğü sanılan yaşlı bir kadın cesedi ile karşılaşmışlar. İşte bize yıllardır empoze edilmeye çalışılan “bireysel özgürlüğün”, “ben” merkezli yaşamın hazin sonu. Bütün imkânlarını, sosyal bir toplumdan, bireysel bir topluma geçiş için kullananların bu olay karşısında nasıl da duyarsız kaldıklarını üzülerek görmekteyiz. Görsel, sesli ve yazılı basınıyla, uyduruk kanunlarıyla, saçma sapan Avrupai dizileriyle bize benimsetilmeye çalışılan egoistliğin bir parçası bu olay. Şayet toplum olarak bu gidişe “dur” demezsek, bu ne ilk, ne de son olacaktır. Pes doğrusu (!) Bu yaşlı kadının hiç mi akrabası, eşi, dostu yok diye sormayacağım. Ne de olsa “ben” merkezli yaşamayı özendiren ve görüldüğü üzere başarıya da ulaşan bir sistem içerisindeyiz. Hayır, o değil de asıl anlamadığım bir şey var; Hollanda o kadar büyük bir ülke değil ki? Hani evler birbirinden çok uzak olsun ve uzak olduğundan dolayı da komşular birbirini görmüyor olsun. Avucumun içi kadar bir ülke Hollanda. Komşum kendi evinde öksürse ben evimde duyarım, o derece evler birbirine yakındır. Hiç mi kimse bu kadının yokluğunu hissetmedi? Genç Hollanda gitgide yerini yaşlı jenerasyona bırakıyor. Bu da, yukarıda bahsettiğim olayın farklı versiyonlarını yaşayacağımıza ve bu gibi durumlara sıkça şahitlik edeceğimizin sinyallerini veriyor; dolayısıyla endişemizin, kaygı ve korkularımızın artmasına neden oluyor. Bu gerçekten çok üzücü bir durum. Buna benzer bir olay yaşanmadan, yaşlı biri daha evinde

ölü bulunmadan devlet ve sivil toplum kuruluşları bu konuya bir an önce el atmalı. Komşuluk ilişkilerini canlandırmak için teşviklerde bulunulmalı. İnsanlar birbirlerinden korkar hale geldiler. Bırakın selamlaşmayı, tebessüm etmekten bile mahrum bırakıldık. İsterseniz şöyle bir özeleştiride bulunarak başlayalım; mesela kaçımız sabah evden çıkarken komşumuza selam verip, halini hatırını soruyoruz? Kaçımız birkaç gün perdesini açmayan komşumuzun ziline basıyoruz? Kaçımız camiye, derneğe, vakıfa ve benzeri yerlere giderken komşumuzu da davet edip birlikte gidiyoruz? Kaçımız komşumuzu arayıp “kahveleri hazırla, pasta aldım geliyorum birlikte yiyelim” gibi cümleler kuruyoruz? Bu örnekleri çoğaltmak tabi ki mümkün asıl mesele acaba kaçımız gerçekten hakiki komşuyuz? İslam dini komşuluk hakkına çok önem veren bir dindir ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir Hadis-i Şeriflerinde “Cibril bana komşu hakkında öylesine ısrarlı tavsiyede bulundu ki, neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.” buyuruyor. (Buhari Edeb 28, Müslim Birr 141)

Pes doğrusu (!) Bu yaşlı kadının hiç mi akrabası, eşi, dostu yok diye sormayacağım. Ne de olsa “ben” merkezli yaşamayı özendiren ve görüldüğü üzere başarıya da ulaşan bir sistem içerisindeyiz. Hayır, o değil de asıl anlamadığım bir şey var; Hollanda o kadar büyük bir ülke değil ki? Hani evler birbirinden çok uzak olsun ve uzak olduğundan dolayı da komşular birbirini görmüyor olsun.

Tanıtım

Özel Selçuklu Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi

“Bu tür etkinlikl toplumu diri tutuyor” Çeşitli kurumlarla temaslarda bulunan Dr. Seyit Karaca ile, Schiedam İslam Merkezi’nin düzenlediği bir etkinlikte buluştuk ve Özel Selçuklu Hastaneleri’ni konuştuk.

K

onya ve Karaman Selçuklu Hastaneleri Yönetim Kurulu Başkan yardımcısı Dr. Seyit Karaca ve beraberindeki ekip temaslarda bulunmak üzere Hollanda’ya geldiler. Çeşitli kurumlarla temaslarda bulunan Dr. Seyit Karaca ile, Schiedam İslam Merkezi’nin düzenlediği bir etkinlikte buluştuk ve Özel Selçuklu Hastaneleri’ni konuştuk. Yapılan sohbetimizden istifade edeceğinizi umuyoruz. Sık sık Hollandalı Türklerle buluşuyor, hasret gideriyorsunuz. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu buluşmaları? Tıpta, “işlemeyen organlar geriler, atrofiyo olur” diye bir tanımlama var. Bizler de buradaki insanlarımızla

bir araya gelince bedenen ve ruhen yenilendiğimizi, şarj olduğumuzu hissediyoruz. Bu nedenle özellikle bu tür etkinlikler vesilesiyle insanlarımızla buluşmaya çalışıyoruz. Hollanda bu anlamda bir hayli zengin ve önde. Hastanelerinizde bu günlerde ne gibi gelişmeler var? Mevcut hastanelerimizdeki hizmetlerimiz kesintisiz devam ediyor. Karamanlı hemşerilerimize bir müjde vermek isterim. Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Ceylan Erden Bey bünyemize katılarak hizmet vermeye başladı. Uzun yıllar Devlet Hastanesi’nde hizmet vermiş olan dahiliye uzmanı Fahri Arı Bey hekim kadromuza katıldı. Teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor ve hastanelerimiz sürekli bu anlamda

yenilenmekte. Konya’da başlatılan ve inşaatı süren çalışmamızın da inşallah bir yıl içerisinde bitirilerek hizmete açılacağı müjdesini de şimdiden vermek isterim. Sağlık Bakanlığı mevzuatından kaynaklanan hizmet veremediğimiz bazı branşlarda bu hastanede hizmet vereceğiz.

Ne tür hastalıkların tedavisi yapılacak Konya’daki hastanede? Özellikle kalp-damar hastalıkları Konya ve çevresinde oldukça yayığındır. Ve bu hastalıklar için insanlarımız Ankara ve İstanbul’a giderek tedavi olmaktalar. Buna yönelik ciddi kurumlar açıldı ama bizim projemiz büyük bir boşluğu dolduracaktır. Bunun haricinde plastik cerrahi de bizim bölgede eksikliği hissedilen

Komşuluk sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlık için gereklidir ki Hollanda’da komşuyla ilgili bir özlü sözde de “Beter een goede buur dan een verre vriend” denilmektedir. Yani “İyi bir komşu uzak bir arkadaştan iyidir”. İyi komşularla karşılaşmak ve iyi bir komşu olabilmek temennisi ile…


agenda

gündem 15

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Dr. Seyit Karaca:

Kısa haberler

ler

Avrupa’nın en iyi sağlık hizmetlerine sahip

Hollanda, Avrupa’da en iyi sağlık hizmetlerine sahip ülke olarak belirlendi. 35 ülkede yapılan araştırmanın sonuçları Brüksel’de düzenlenen toplantıda açıklandı. Hollanda sağlık hizmetlerine 1000 üzerinden 870 puan aldı. İsviçre’nin notu 851, İzlanda’nın notu 818, Danimarka’nın notu 815 ve Norveç’in notu 813 olarak belirlendi. En düşük not ise Sırbistan, Romanya, Letonya ve Polonya’ya verildi. Hollanda’da çok sayıda sağlık sigortası şirketi bulunması, hastaların iyi organize olmaları ve siyasetin sağlığa müdahalesinin sınırlı olması olumlu noktalar olarak belirtildi.

Gençler çift işte çalışıyor

bir başka brançtır. Plastik cerrahi hizmetlerimiz de yeni hastanemizde yerini alacaktır. Onun yanında fizik tedavisi ünitesini çok kapsamlı ve detaylı hale getireceğiz. 25 bin metrekarelik bir alana sahip olan yeni hastanemiz fiziki anlamda da büyük bir boşluğu dolduracak ve hizmet ağını, kapsamını genişletecek olması hasebiyle insanlarımız için bir cazibe merkezi haline gelecektir. Bu sektörde Türkiye ve Avrupa kıyaslaması yapılsa nasıl bir sonuç çıkar ortaya? Avrupa’da her ne kadar özel sağlık sigortası gelişmiş olsa da, devletin izlediği politikalar neticesinde hastanelerdeki yığılmalar, sağlık sektöründeki gerilemeler ve geç teşhisler ve bir de buradaki sağlık

giderlerinin pahalı olması yüzünden Türkiye bir adım öne geçmiş ve âdeta bu sektörde bir cazibe ülkesi haline gelmiş durumdadır. Bizde bu gelişmeye ayak uydurmaya ve insanlarımıza hizmetin en güzelini sunmaya çalışıyoruz. Sizin rahat ve düzenli olarak çalıştığınız bir sigorta şirketi var mı, yoksa hepsiyle de ortak bir anlaşmanız mı var? Burada yaşayan insanlarımızın, Türkiye’de sağlık hizmetini kolay alabilmeleri için bizim hangi sigorta şirketleriyle anlaşmamızın olduğunun bilinmesinde fayda vardır diye düşünüyorum. Biz hem Konya hem de Karaman’ da 2005 yılından beri özellikle AGIS

sigorta şirketiyle yapmış olduğumuz anlaşma çerçevesinde çok rahat bir çalışma içerisindeyiz. Hem komisyon almada hem hastalarımızın tedavilerine dönük ödemelerde bugüne değin hiçbir sorun yaşamadan birlikteliğimizi sürdürdük ve halen de bu rahat çalışmayı sürdürmekteyiz. Bugünlerde insanlarımız sağlık sigorta şirketlerinde bir değişiklik yapmak imkân ve hakkına sahipler. Bizde yakından takip ediyoruz, sigorta şirketleri arasında ciddi bir fiyat rekabeti başladı. İnsanlarımız hem bu yönüyle hem de Türkiye’deki hizmet yönüyle iyi düşünüp, kendi menfaatine olan sigorta şirketini seçmeliler.

Dr. Seyit Karaca Kimdir? 1965 yılında Konya’nın Kayadibi Köyü’nde doğdu. İlk, orta, lise ve yüksek öğretimimi Konya’da tamamladı. Mecburi hizmeti Batman’da, askerliğini Kıbrıs Güzelyurt’ta yaptı. 16 yıl kamuda hem hekimlik hem de çeşitli kademelerde idarecilik görevlerinde bulundu. Yaklaşık 20 yıldır özel sağlık sektöründe çalışıyor. Çeşitli mesleki ve sosyal dernek ve vakıflarda üye olan ve halen Özel Selçuklu Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi olan Dr. Karaca, evli ve dört çocuk babasıdır… Röportaj: Adnan Şahin

«

İşten çıkarma ve işsizlik ödeneğinde planlanan değişiklikler Esnek çalışanlar önümüzdeki yıldan itibaren 3 yerine 2 yılda daimi iş sözleşmesi hakkını kazanacaklar. Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı Lodewijk Asscher, işten çıkarma ile işsizlik ödeneğinde önemli değişiklikler yapılmasını öngören yasa tasarısını meclise sundu. Sosyal Demokrat İşçi Partili (PvdA) Bakan Asscher’in planlarına göre, işten çıkarmada yüklü tazminata son verilecek. 1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren işten çıkarılacak olanlar, bir an önce yeni bir iş bulmalarına yönelik çalışmalarda kullanılmak üzere bir miktar para alacaklar. Bu ücret çalışılan her

yıl için aylık maaşın üçte biri düzeyinde olacak. Aynı iş yerinde 10 yıldan fazla çalışanlar, 10 yılı aşan her yıl için aylık maaşın yüzde 50’si düzeyinde bir para alacaklar. Ödenecek miktar 75 bin euro ya da bir yıllık maaş ile sınırlandırılacak. 50 yaşın üstünde olup aynı iş yerinde en azından 10 yıl çalışanlara, 50 yaşın üstünde çalıştıkları her yıl için bir aylık maaş düzeyinde ödeme yapılacak. 2020 yılından itibaren başlatılacak uygulama, personel sayısı 25’in

altında olan kurum ve kuruluşlar için geçerli olmayacak. İşten çıkarmalarda işveren sosyal sigortalar kurumu UWV ya da mahkemeden izin almak zorunda olacak. Ekonomik nedenlerden işten çıkarmalarda UWV’ye, kişisel nedenlerden işten çıkarmalarda da mahkemeye başvurulacak. Esnek çalışanlar önümüzdeki yıldan itibaren 3 yerine 2 yılda daimi iş sözleşmesi hakkını kazanacaklar. İşsizlik maaşı (WW) süresi 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren aşamalı ola-

rak en fazla 38 aydan 24 aya indirilecek. İşsizlik maaşı alanlar 1 Temmuz 2015 tarihinden itibaren 6 aylık işsizlik süresi sonrası gösterilen her işi kabul etmek zorunda olacaklar. Bu süre şimdi 1 yıl.

Hollanda’da iki işte çalışanların sayısı 2012 yılında 12 bin kişilik artışla 544 bine yükseldi. İstatistik Bürosu, tek işi olanların haftada ortalama 34,1, çift işi olanların ise haftada ortalama 36,3 saat çalıştıklarını belirledi. Çift işi olanlara gençler arasında daha sık rastlandığını bildiren İstatistik Bürosu, en büyük artışın bir işte çalışırken kendi işini kuranlar arasında yaşandığını belirtti.

Kapılar Rumenlere 1 Ocak’ta açılıyor Hollanda, Rumenlere ve Bulgarlara uygulanan çalışma izni zorunluluğunu AB mevzuatı çerçevesinde 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren kaldırıyor. Kapıların Romanya’dan ve Bulgaristan’dan gelecek işçilere açılmasına SP (Sosyalist Parti) ve PvdD (Hayvanlar Partisi) ile birlikte karşı çıkan PVV (Özgürlük Partisi) lideri Geert Wilders’in, çalışma izni zorunluluğunun devam etmesini öngören önergesi reddedildi. Temsilciler Meclisi’ndeki oylamada 32 milletvekili “evet” derken, 114 milletvekili de ret oyu kullandı.

Ölüsü 10 yıl sonra bulundu Rotterdam kentindeki dairesinde ölen bir kadının ölüsü 10 yıl sonra bulundu. Kapıda yığılan postadan 10 yıl önce öldüğü belirlenen 74 yaşındaki kadını, ölüsü bulunana kadar kimsenin aramadığı anlaşıldı. Binadaki onarım çalışmaları nedeniyle kadının kapısını defalarca çalan inşaat işçileri polisten yardım istediler. Haber Jan Porcellis sokağındaki apartmanda yaşayanlar üzerinde şok etkisi yaptı. Kadının içine kapanık yaşadığı ve komşuları ile hemen, hemen hiç ilişkisi olmadığı belirtildi. Binada hiç koku da fark etmediklerini belirten apartman sakinlerinden biri, “Kadının odası ile çocuklarımın yatak odası arasında ancak iki sıra tuğla bulunuyor. Çocuklarım bunca yıldır aralarında iki sıra tuğla bulunan cesedin yanında yatmışlar” ifadesinde bulundu.


nieuws

16 haber

BU FIRSAT KAÇMAZ! AFRA TAPIJT BU YILI İNDİRİMLE KAPATIYOR TAŞINMA SEBEBİYLE % 40 ve 60’lara varan indirimler sizleri bekliyor. Kampanya 01-Aralık-2013 tarihinde başlıyor ve tam bir ay sürüyor. İndirimler 31 Aralık 2013’de sona eriyor sanmayın, yeni mağazamızda yenilikler yine sizleri bekliyor olacaktır.

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

Güncel

Araştırmalar, İslam okullarını “en iyiler” olarak

Ibn-i Sina’da iki bayram coşkus 1988 yılında Rotterdam Spangen’da açılan Al-Gazali ile 1989 Charlois’ta eğitime başlayan İbn-i Sina okullarının birleşmesi sonucunda SIPOR adlı çatı organı kuruldu. Disiplinli, planlı ve kaliteli bir çalışmanın sonunda 2004 yılında Dortrecht’te IKRA, 2005 yılında da Rotterdam’da NOEN adlı okullar hizmete başladılar. Bu dört okulun eğitim gören 1200 civarında talebesi ve 125 personeli var. SIPOR’a bağlı olan bu okullar bugüne kadar seviye testlerinde(Cito-toets) hep Hollanda ortalamasının üzerinde bir sonuç alarak kendisini ispat etmiştir. Bu okullardan biri olan Ibn-i Sina’da örnek bir bayram kutlaması gerçekleştirildi...

G

eçtiğimiz haftalarda Ibn-i Sina İslam okulunda görülmemiş bir bayram kutlaması düzenlendi. İlk bayramlarını, Maastricht Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir metotla cito-toets “eleme sınavları” sonuçları kıyaslamasına göre ülke çapında İslam okullarının “en iyiler” olarak belirlenmesiyle yaşayan ve kutlayan çocuklar, ikinci bayramlarını da Kurban Bayramı çerçevesinde yapılan kutlamalarla gerçekleştirdiler. Kutlama dolayısıyla okula getirilen bir deve çocukların ilgi odağını oluşturdu. Hac farizasının bütün ana aktiviteleri çocuklar tarafından okulda pratiğe dökülerek gerçekleştirildi. Şimdiden Safa ile Merve arası yürüyüşü gerçekleştiren öğrenciler unutamayacakları bir gün geçirdiler. Okul yönetimi kutlama dolayısıyla aileler tarafından

tebrik edildi. Aynı zamanda, okul bünyesinde başlatılan İslam ve Bilim projesi de çocukların İslam alimleriyle tanışmalarını sağlamakta. Geçmişi tanıyarak, anlayarak,, kavrayarak geleceği yeniden inşa etmenin bir projesi olan bu çalışma, çocukların ilgi odağını oluşturmakta. Bu proje dahilinde 7. ve 8. grup öğrencilerin önemli bazı İslam alimlerinin hayatlarını ve dünyaya kazandırmış oldukları bilimsel gerçekleri araştırmakta ve onların hangi membadan beslenerek böyle büyük insan olduklarını, böyle büyük eserler kazandırdıklarını öğrenmeye çalışmaktalar. Çocukların kimlik ve kişilik kazanımına, özgüvenle donatılmasına vesile olacak olan bu projenin genişletilerek ve yaygınlaştırılarak devam edileceği bildirildi.

İslam okulları “en iyiler” olarak belirlendi Maastricht Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir metotla cito-toets “eleme sınavları” sonuçları kıyaslamasına göre ülke çapında İslam okulları en iyiler olarak belirlendi. Hollanda basınında İslam okulları hakkında çıkan haberler genellikle olumsuzluklar üzerine inşa edilir. Ama az sayıda da olsa bu basının bir kısmında İslam okulları hakkında güzel haberlerin de yer bulabildiğini teslim etmek lazım. Hollanda’nın köklü ve saygın gazetelerinden Algemeen Dagblad, 15 Eylül tarihli haberinde Maastricht Üniversitesi tarafından yeni bir metotla yapılan ve Hollanda genelinde tüm okulların son üç yılda elde ettikleri citotoets puanlarının kıyaslayarak ortaya çıkardığı sonuca göre Schiedam’da bulunan El Furkan ve IBS Ababil İslam okullarının aldık-

Torunoğlu Eindhoven’de PvdA’yı sırtlayacak PvdA (İşçi Partisi), 19 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan belediye meclisi seçimlerine Eindhoven’de encümen üyesi Yasin Torunoğlu önderliğinde katılacak.

AFRA TAPIJT & MEUBELHUIS

Zwart Janstraat 79 81, 3035 AM Rotterdam Tel.: (010) - 285 74 64

Gorinchem Interieurhuis

Westwagenstraat 82, 4201 HJ Gorinchem Tel.: 010-2857464

Eindhoven doğumlu 31 yaşındaki Torunoğlu üyeler tarafından oybirliği ile seçildi. 30 kişilik aday listesinin 24’üncü sırasında Ali Koç yer alıyor. 6 ay önce encümen üyeliğine getirilen ve yedek listesinden milletvekilliğine çağrılmasına rağmen Eindhoven’de kalma kararı veren Yasin Torunoğlu, yaptığı konuşmada kentte istihdam artışı hedeflediklerini anlattı. Torunoğlu, güvenlik, bakım hizmetleri ve yoksullukla mücadelenin de öncelikli çalışmaları arasında yer alacağını

kaydetti. Başarılı politikacı, “Biz insanlar için buradayız, istatistikler için değil. Bu şehrin gerçek hikayelerini biliyoruz: hem başarıları hem de acı gerçekleri. Her ikisi için de güçlü bir programımız var” ifadesinde bulundu. Rotterdam CDA Türkleri start verdi Hristiyan Demokratlar Partisi’nin (CDA) Rotterdam adayları kesinleşti. 19 Mart 2014 yerel seçimlerinde Rotterdam anakent ve ilçe belediyelerinden, encümen üyeliği için yarışacak

CDA’nın Türk kökenli adayları seçildikleri takdirde özellikle Türk kökenli vatandaşlar için en önemli sorun olarak eğitim ve gençlerde çok yüksek olan işsizlik konusunda çalışmalar yapacaklarını ifade ettiler. Hristiyan Demokratlar Partisi’nin (CDA) Rotterdam adayları şu isimlerden oluştu: Feijenoord ilçesinden liste başı adayı Nafiz Koçak, Rotterdam Anakent’ten 4. sıradan Turan Yazır ve 16. sıradan Mehmet Evsen, Feyenoord ilçesinden Aliye Tecim de 8. sıradan aday oldu.


onderwijs

eğitim 17

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Doğukan Ergin

belirledi

da.ergin@gmail.com

Yapamıyorum, olmuyor!

inci su

Bildiğiniz gibi mevcut küresel kriz dolayısıyla işgücü piyasasında ciddi bir boşluk söz konusu. Birçok insan onlarca iş başvurusunda bulunmasına rağmen bırakın ret, gönderdikleri başvuruya cevap dahi alamıyorlar. Bu durumdan genelde Türk toplumu ama özelde Türk gençleri etkileniyor. Eğitim alanında yüksek öğrenimli gençlerin sayısının yükselmesinin toplum adına çok güzel bir gelişme olduğu aşikârdır. Fakat bu gelişmeye gölge düşüren Türk gençlerindeki işsizlik oranının yüzde 25-30’lara çıkmasıdır. Büyük bir umutla okuyan ve bir meslek edinmek için yıllarını veren Türk gençleri, eğitimini tamamladıktan sonra ya vaktini iş başvurularına harcıyor ya da işsizlikten ötürü yeni bir eğitim denemesine adım atıyor. İşsizlik oranının ciddi bir kısmı ayrımcılıktan oluştuğu bugün araştırmalar tarafından tespit edilmiş bulunmaktadır. Başta komik gibi gelebilir ama eşitsizlik ve ırkçılık bize sandığımızdan da yakın.

ları 8,2 ve 7,8’lik yüksek puanlar ile en iyi okullar olarak ortaya çıktığını sayfasına taşıyarak okurları ile paylaştı. Ibni-i Sina İslam ilkokulunun künyesi Adı: Ibn-i Sina Kuruluş Yılı: 1989 Adres: Zegenstraat 120 ve Overijselsestraat 49 Rotterdam İlk müdür: Ernst Vetter Talebe sayısı: 392 Öğretmen sayısı: 29 Okul/lokal sayısı: 19 grup

2 Alaaddin Durmuş Bağlı olduğu çatı organı: SIPOR Okul sayısı: Okul Müdürü:

Cito ortalaması: School 2012 Al-Ghazali 535,6 Ibn-i Sina 538,8 Ikra 536,1 Noen 535,8

2012 535,8 535,4 535,5 535,5

Hiçbir zaman ayrımcılığa uğramadığım düşünürken, acı gerçeği bende (geç) öğrendim: Geçtiğimiz günlerde ilkokulumu ziyaret ettim ve eski öğretmenlerimle hasret giderdim. Öğretmenlerle sıcak kahvemizi yudumlarken 8. sınıf öğretmenimi göremediğimi ve nasıl olduğunu sordum. Verilen cevap: ‘kovuldu’! şaşkın bir ifadeyle ‘Niçin kovuldu’ diye sorduğumda aldığım cevap beni derinden etkiledi. ‘Öğretmenin araştırma sonucunda sistematik ve bilinçli olarak yabancı uyruklu gençlere seviyesinden düşük tavsiye (studieadvies) verdiğinden dolayı kovuldu’.

2013 534,9 536,0 536,5 537,5

School 2012 2012 2013 Ülke ortalaması: 535,3 535,2 534,8

“Serbest avukat seçme hakkı mümkün”

Bende HAVO skoru almama rağmen, HAVO yaparsa başaramaz ve bunalıma uğrar diye VMBO Kader tavsiyesiyle ortaokula başlamıştım, şimdi ise HBO seviyesinde okuyorum ve 4. yılımdayım.

Avrupa Adalet Divanı’nın çok önemli kararı ile, Hukuksal Yardım Sigortası (rechtsbijstandverzekering) olan herkes, bundan böyle serbest avukat seçme hakkına sahip. Bu karar ile, hukuksal yardım sigortası şirketleri, hissedilir bir şekilde zarara uğradılar. Sigorta şirketleri, sigortalıların kendi davalarına bakmak üzere, seçecekleri avukat masrafları, sigorta şirketi tarafından karşılanmasını artık kabul etmek zorunda kalacaklar. Bu yeni durum; dava temsilcisinin bir avukat tarafından temsil edilmesi zorunluluğu olmayan durumlar olmak üzere, bütün davaları kapsıyor, Bu kararın sonucundan etkilenmiş olan sigortalar; toplamda üç milyon bireysel ve 400.000 şirket müşterile-

ri bulunmakta ve yılda 400.000 anlaşmazlık davası görülmektedir. Eğer sigortalılar, sigorta dışından fazla çok avukat tutarsa, o zaman hukuksal yardım sigortası masrafları da etkin bir şekilde yükselecek ve doğal olarak sigorta primleri de yükselecektir. Bazı büyük sigortalar, sigorta poliçelerine göre, başlangıçta kendi iç bünyesinden hukuk hizmeti vermekteler; eğer sigortalı dışardan bir hukuk hizmeti almak istemiyorsa. Diğer sigortalarda ise, sigortalılar davaları için avukat zorunluluğu olmasa bile, istediği avu-

katı seçme hakkına sahiptir. Sigorta Şirketleri DAS, SRK, ARAG, ACHMEA arasında farklı uygulamalar Hukuksal yardım sigortası şirketleri, uyuşmazlık davalarını, genelde avukat olmayan kendi hukuk çalışanları tarafından yürütmektedirler. Böylece masraf ve primleri ucuz tutmaktadırlar. Ancak; hak anlaşmazlığı, dışardan bir uyuşmazlık davası gibi durumlarda, serbest avukat seçme hakkı uygulamaları söz konusu olmaktadır.

Hukuksal yardım sigortalarının poliçe koşulları, serbest avukat seçme hakkına aykırıdır. ELFI Kaza Uzmanı, kendi bünyesindeki uzmanları, avukat ve sağlık kadrolarıyla, herhangi bir kaza sonrasında, mağdur kazazedelerin kendi dil ve kültüründe, hukuksal sürecini izleme, tazminat haklarını arama hizmetlerini sürdürmektedir. Daha geniş bilgi ve iletişim için www.kazauzmani.nl internet sayfamızı ziyaret ediniz. Ethem Emre ELFI Kaza Uzmanı

Tabi ki ırkçılığın ve ayrımcılığın arkasına saklanmak ve ‘ne yapalım arkadaş, iş vermiyorlar’ diyerek kenara çekilmek mümkün değil. Türk gençleri eğitim esnasında eğitimlerini dosdoğru ve itina ile gerçekleştirmeli, aynı anda gönüllü olarak çeşitli kurum ve derneklerde görev almalı ve ağını genişletip diplomasını aldıktan sonra kurduğu ağdan faydalanıp iş bulmalı. Yapamam, edemem, başaramam kelimeleri kullanılıyorsa eğer yapamamak, edememek, başaramamak kaçınılmaz bir son olur.

-----------------------------------------◄◄


introductıe

18 tanıtım

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

Camilerimizi tanıyalım (2) Ulft Milli Görüş Camii’nde özlenen tablo:

Hollandalılara İslam dersi veriliyor

Müslümanlar ve İslam hakkında dayanaksız bir şekilde yalan yanlış beyanlarda bulunanlara karşı hep; “gelin bizi bizden öğrenin” diye serzenişte bulunduk ve bulunmaktayız. İşte bu gün o gün galiba. Hollandalı liseli öğrenciler bizi bizden öğrenmek için şimdi camilerimizi dolduruyorlar, hamdolsun.

H

ollandalı liselilere 8 yıldır camide ders Yaklaşık 300 öğrenci Ulft Selahaddin Eyyubi Camii’ni doldurarak İslam hakkında ders yapıyorlar. Sekiz yıldan beri devam eden bu güzel uygulama ilk kez basına yansıyor. Merkezi Rotterdam’da bulunan Hollanda İslam Federasyonuna bağlı Ulft Selahaddin Eyyubi Camii Almanya sınırına yakın küçük bir kentte bulunuyor. 1991 yılında hizmet vermeye başlayan caminin ismi Millî Görüş lideri rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından konulmuş. Cami bu-

lunduğu kentte hep iyi bir imaj vermiş çevreye. Komşular ile ilişkiler hep sıcak tutulmuş. Böylece güzel şeyler ortaya çıkmaya başlamış. İşte bunlardan biri daha yaşanıyor. Kentin en saygın ve Hollanda’nın da sayılı okulları arasında bulunan İsala College Lisesi üçüncü yıl öğrencilerine, eğitim müfredatı içinde dinleri tanıtma çerçevesinde verilmekte olan dersin bizzat camide verilmesi kararlaştırılmış Diğer dinleri de öğrenen öğrencilerin sağlıklı bir kıyas yapabilmelerine imkân sağlanmaya başlanmış. Cemiyet başkanı bu dersler esnasında neler anlattıklarını

Ders başlıyor

Sabah saat 8.30’dan itibaren gurup gurup gelerek ders yapan öğrencilerin gayet olgun ve pür dikkat bir şekilde dersi izledikleri ve söylenen terimleri ve isimleri not almaya çalıştıkları gözden kaçmıyordu. Bu gün 270 öğrenci burada ders görecek. Gelecek yıl başka okulların da bu uygulamayı yapacaklarını öğreniyoruz.

Caminin içi ve namazın tarifi

Mihraba yakın bir şekilde topluca oturan öğrencilere caminin içindeki bölümler ve onların ne amaçla kullanıldıkları anlatılıyor. Ve sıra namazın nasıl kılındığının tarifine geliyor. İmam mahallinde duran sarıklı ve cübbeli bir genç; namazın kılınışını tarif etmek için hazır bekliyor.

Çocuklarımız İslam’ı doğru kaynaktan öğrenmeliler Önce camimizin kuruluş tarihini ve ne amaçla kurulduğunu anlatıyoruz. Sonra insanlığın ve dinlerin doğduğu üç kutsal mekân olan Mekke, Medine ve Kudüs’ten bahsediyoruz. Bu şehirlerin İslam’daki yerini anlatıyoruz. Sorular olursa onlara cevap veriyoruz. Örneğin bu gün zemzemi sordular. Onu dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık.

soruyoruz. Başkan Mehmet Şükrü Alakay sorumuzu cevaplıyor: “Önce camimizin kuruluş tarihini ve ne amaçla kurulduğunu anlatıyoruz. Sonra insanlığın ve dinlerin doğduğu üç kutsal mekân olan Mekke, Medine ve Kudüs’ten bahsediyoruz. Bu şehirlerin İslam’daki yerini anlatıyoruz. Sorular olursa onlara cevap veriyoruz. Örneğin bu gün zemzemi sordular. Onu dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Her yıl milyonlarca insanın oradan bidonlar dolusu su almalarına rağmen kaynaktan bir damla bile eksilmediğine dikkat çektik. Bunun ta Hz. İbrahim döneminden beri bu şekilde aktığını söylüyoruz. Gayet samimi, gayri resmi bir atmosferde yapılan derste mümkün mertebe güzel ve önemli bilgiler aktarılıyor” Çocuklarımız İslam’ı doğru kaynaktan öğrenmeliler Okul yetkilisi bir öğretmenle konuşuyor ve neden böyle bir uygulama yapmayı düşündüklerini soruyoruz. Bayan Christa Ruissen sorumuza şu manidar cevabı veriyor. “Biz okulumuzda verilen ders programımızda üçüncü yıl öğrencilerimize İslam hakkında ders veriyoruz. Bu çerçevede çocukların camiye gelerek bu dinin mensupları ile temas kurmalarını önemsiyoruz. Bu gün buraya geldiler yarın ise bir kiliseye gidecekler. Onlardan ödev olarak istediğimiz her iki ibadet yeri hakkında kıyas yaparak görüş bildirmeleridir. Çocuklarımıza İslam hakkında bir şeyler vermenin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Zira İslam hakkında çok çeşitli fikirler ortaya konmaktadır; buna saygımız var, ancak biz öğrencilerimizin bu dini doğru kaynaktan öğrenmesini ve konuşurken neden bahsettiğini iyi bilmesini istiyoruz. O nedenle buradayız” Ders başlıyor Sabah saat 8.30’dan itibaren gurup gurup gelerek ders yapan öğrencilerin gayet olgun ve pür dikkat bir şekilde dersi izledikleri ve söylenen terimleri ve isimleri not almaya çalıştıkları gözden kaçmıyordu. Bu gün 270 öğrenci burada ders görecek. Gelecek yıl başka

okulların da bu uygulamayı yapacaklarını öğreniyoruz. Ders konusu İslam’ın doğuşu ve Hac konusu Öğrencilere önce cami lokalinde büyükçe bir Kâbe ve Mescidi Nebevi tablosu önünde toplanıyorlar. Tablolardan da esinlenerek önce onlara İslam’ın doğuşu ve Mekke ve Medine’nin İslam’daki yeri anlatılıyor. İslam’ın diğer dinlerle olan münasebeti, peygamberlere olan saygısı ve peşinden de Hac farizası anlatılıyor. Eğer bu konularda sorular olursa cevaplandırılıyor ve daha sonra öğrenciler ayakkabılarını çıkararak caminin içine alınıyorlar. Caminin içi ve Namazın tarifi Mihraba yakın bir şekilde topluca oturan öğrencilere caminin içindeki bölümler ve onların ne amaçla kullanıldıkları anlatılıyor. Ve sıra namazın nasıl kılındığının tarifine geliyor. İmam mahallinde duran sarıklı ve cübbeli bir genç; namazın kılınışını tarif etmek için hazır bekliyor. Başkan Alakay, kız ve erkeklerden oluşan yaklaşık 25 kişilik guruba; isterlerse namazın kılınışını tatbik edebileceklerini teklif ediyor. Teklifin gençleri biraz heyecanlandırdığını ve yüzlerine ürkek bir tebessümün yayıldığını gözlemliyoruz. Önce hep birlikte “Allahu Ekber” diyerek tekbir alınıyor ve sonra rükû, secde, tahiyyat ve selam. Başkan dilinin döndüğü kadar tekbirde rükûda secdede ve tahiyyatta neler söylenmesi gerektiğini izah ettikten sonra “hepsi bu kadar. İşte bu bir rekât namazdır” diyor. Öğrencilerin rükû ve secdeye gitmeleri sırasında ilginç görüntüler sergiledikleri gözden kaçmıyordu. Elbette ki duamız tüm insanlığın kendi yaratıcısı önünde gerçekten secde etmeleridir. Ancak yarın öbür gün toplum içinde belli yerlere gelecek olan bu gençlerin İslam’ı yakinen tanımaları ve iyi bir imajla buradan ayrılmaları gelecekte İslam söz konusu olduğunda söyleyecekleri sözlere yansıyacağından hiç şüphemiz yok. Kadınların İslam’daki yeri ve görevleri Caminin içinde yapılan dersten sonra bir üst katta bulunan kadınlar bölümü

gösteriliyor ve daha sonra üst katta bulunan bir salonda derse devam ediliyor. Bu kez dersi Sultan Durmaz hanımefendi anlatıyor. Kendisi de aynı kentte bir başka okulda öğretmenlik yapmakta. Çok güzel bir Hollandaca ile gençlere bilhassa İslam’da kadının yerini, rolünü ve yapmaları ya da yapmamaları gerekenleri anlatıyor. Öğrenciler sürekli notlar alıyorlar. Söylenenlerin doğru bir şekilde kaydetmeleri sağlanıyor. Daha önceki yıllar da sorular önceden yazılı olarak gelirmiş ve ona göre de cevaplar hazırlanıp verilirmiş. Ancak o şeklin biraz monoton olduğunu düşünerek bu yıl değişiklik yapılmış ve soruların aynı gün spontane olarak sorulmasına karar verilmiş. Ama istenilen düzeyde soru gelmediğinden yine eskisi gibi çoğu şeyi kendileri anlatmak durumunda kalıyorlar. Durumdan gayet memnun olduklarını ifade eden Durmaz “gençlerin zihinlerine İslam’la alakalı doğru birkaç şey yerleştirebildikse ne mutlu bizlere” diyor. Bu arada öğle namazı vakti girince o sırada ders alan çocukların cemaatin namaz kılışını görmelerini teklif ediyoruz. Bu teklif uygun bulununca belleklerde “hoş bir seda” bırakmak adına ezanı şerifi okumayı da biz üzerimize alıyoruz. Böylece öğrenciler, gerçek namazın nasıl kılındığına şahit oluyorlar.

Bu örnek çalışma tüm Avrupa’ya yayılsın Bütün gün yağan yağmura rağmen hiç aksamadan devam eden ders programının iyi bir faaliyet olduğunu düşünüyor ve bu çalışmanın tüm Hollanda’da hatta tüm Avrupa’da zemin bulmasını diliyoruz. Bu arada başkana bir teklifte bulunarak, derse gelen her öğrenciye verilmesi amacıyla mütevazı bir çantanın hazırlanması ve içine bir çikolata veya benzer bir ikramın yanı sıra genel merkezin bu yıl Hollandaca olarak önemli konularda bilgi sunmak için hazırlatmış olduğu küçük broşürlerin konmasının çok uygun olacağını söylüyoruz. Bilhassa Sultan Hanım bu teklifi çok olumlu buluyor ve seneye uygulayacaklarını belirtiyor.

Adnan Şahin- Ulft


introductıe

tanıtım 19

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

gençlik gibi birçok birimden sorumlu encümen azası (wethouder) Mario Stam, yeni yapılacak olan eğitim merkezinin, bu çevrede yaşayan çocukları topluma kazandıracağından şüphesinin olmadığını ve bu kültürel pazarda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kültür Pazarı binleri ağırladı

Kültürel Pazar etkinliğinin açılışı Rotterdam başkonsolosu Togan Oral, Schiedam belediyesi gençlik ve entegrasyondan sorumlu başkan yardımcısı encümen azası Mario Stam (PvdA), Hollanda İslam Federasyonu Mehmet Erdoğan ve Schiedam Merkez Camii Dış İlişkiler sorumlusu Mustafa Aslan tarafından yapıldı.

T. C. Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral

“Biz, vefalı ve kadirşinas bir milletiz”

Ömer Döngeloğlu: “Eskiden insanların bir tek hocası olurdu, sormak istediği bilgileri ona sorar, öğrenir amel ederdi. Şimdi millet at yarıştırır gibi hoca yarıştırıyor”

H

ollanda İslam Federasyonu’na Schiedam Merkez Camii üç gün süren kültürel kermes etkinliği düzenledi Kültürel Pazar etkinliğinin açılışı Rotterdam başkonsolosu Togan Oral, Schiedam belediyesi gençlik ve entegrasyondan sorumlu başkan yardımcısı encümen azası Mario Stam (PvdA), Hollanda İslam Federasyonu Mehmet Erdoğan ve Schiedam Merkez Camii Dış İlişkiler sorumlusu Mustafa Aslan tarafından yapıldı. Başkonsolos önce Cuma cemaatini selamladı Schiedam Eğitim Merkezi Müdürü Hasan Koç’un yaptığı vaazın ardından başkonsolos, cuma cemaatini selamlamyan bir konuşma yaptı. Böyle güzel bir mekân içinde birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Oral, bu mekanın gelecek nesillere bırakabilecek çok değerli hediye olduğunu söyledi. Oral cemaatte çocuklarının dillerini ve dinlerini öğrenmeleri konusunda gereken hassasiyeti göstermelerini önerdi. Oral, “Muharrem ayı içindeyiz. Bu vesileyle Kerbela şehitlerimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” diyerek konuşmasını tamamladı. Gönüllülerin sayısı artırılsın Daha sonra açılış kurdelesi başkonso-

los ve diğer özel davetliler tarafından kesilerek kültürel stantların bulunduğu salona geçildi. Üç gün boyunca çeşitli etkinlik ve konuşmacıların yer aldığı kültür haftasının ilk günü de Zeybek gurubu ve semazen gösterileri yapıldı. Ardından açılış konuşmalarına geçildi.

Gönüllülere şükranlar

Encümen azası (wethouder) Mario Stam, yeni yapılacak olan eğitim merkezinin, bu çevrede yaşayan çocukları topluma kazandıracağından şüphesinin olmadığını ifade etti.

150’den fazla ayrı kültürün bir arada yaşadığını ve kentin nüfusunun yüzde otuzunu etnik kökenli insanların oluşturduğunu ve bu etnik gurup içinde ise Türklerin çok önemli bir yer edindiklerini belirterek bu kentte benzer etkinliklerin yapılmasının çok önemli olduğunun altını çizdi ve “Kendimizi, bu tür binalar içinde neler yaptığımızı komşularımıza anlatmamız çok önemlidir. Burası artık bizim de anavatanımız durumundadır. Türkiye ile gönül bağlarımızı hep sıcak tutacağız. Ancak artık hayatımız burada devam edecektir. O nedenle burada yapılan ve yapılacak kültürel çalışmalar çok önemli. Schiedam cemiyetimiz ve yöneticilerimiz bunu çok güzel yapmaktalar kendilerine teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı. “Önemli olan farklı kültürlerin birlikte yaşayabilmeleridir” Belediye başkan yardımcısı, uyum ve

“Tek isteğimiz ülkeyle olan gönül bağınızı sıkı tutun” T.C. Rotterdam başkonsolosu Togan Oral ise özetle şöyle konuştu: “Vefa ve kadirşinaslık Türk insanının en önemli hasletlerindendir. Biz, ‘bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ diyen bir kültürle yetişmişiz. Biz ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz topraklara öyle bir vefa ve öyle bir kadirşinaslıkla bağlanıyoruz. O yüzden bize bir bardak su vereni ve bir kere elimizden tutanı asla unutmayız ve ona o vefa ile bağlı oluruz. İşte Hollanda’da bundan elli yıl önce bizim gelecek kaygısı olan büyüklerimize o zaman el uzattı. Onun da ihtiyacı vardı elbette ve davet etti. O günlerde büyük bir misafirperverlik gösterdiklerini biliyoruz. Halen de göstermekteler. Biz bugün burada minareli kubbeli camilerimizin içinde ibadetlerimizi yerine getirebiliyoruz, dilimizi konuşabiliyoruz, toplantılarımızı yapıyoruz ve bunlara belediye başkanları destek veriyorlar. Ha, bazı sıkıntılarımız yok mu? Var. Dünyanın her yerinde sıkıntı var ve olmaya da devam edecek. Ama önemli olan, bizi olduğumuz gibi kabul eden bu insanlarla yöneticilerle el ele vererek bu güçlükleri aşmamız ve ülkenin refahı için gayret göstermemiz lazım. Schiedam belediyesi ve buradaki İslam merkezimiz daha öncede el ele vererek örnek bir çalışma sergilediler. Konuşmalarda bahsedildiği gibi bizim sorumluluğumuz sadece kendi milletimizle ilgili değil. Biz tüm toplumla, tüm komşularımızla ve tüm insanlıkla ilgi-

li bir sorumluluk hissediyoruz. Bizim beklentimiz, insanımızın bulunduğu apartmanda, oturduğu mahallede ve yaşadığı ülkede örnek olmasıdır. Ömer Döngeloğlu: “Şimdi millet at yarıştırır gibi hoca yarıştırıyor” Açılış sonrasında “Cultuur Markt” programında, konferans için Türkiye’den gelen bir de önemli misafir vardı. Tiyatro sanatçısı Ömer Atıf’ tarafından sunulan programda konuşan Ömer Döngeloğlu “Kerbela” konusunu ele aldı ve özetle şunlara değindi: “İslam aleminin yüreğinde her daim hissettiği bir acıdır aslında Kerbale. Peygamber Efendimiz (sav) bir cenazenin ardından uzun zaman yas tutmayı yasaklamıştır. Üç günden sonra cenaze sahiplerine “başın sağ olsun” demek mekruhtur. Üç günden sonra İslam dini bu olayı ayıp karşılıyor. “Sen üç gün boyunca o kardeşini görmedin öyle mi?” diyor İslam, “ yazıklar olsun senin Müslümanlığına, artık söylemene de gerek yok diyor”. ‘Kerbela olayını neden anlatıyorsunuz?’ derseniz, bu olayın akışını Müslümanların bilmesi lazım. Eskiden insanların bir tek hocası olurdu, sormak istediği bilgileri ona sorar, öğrenir amel ederdi. Şimdi millet at yarıştırır gibi hoca yarıştırıyor. Keyfine göre fetva bulabilmek için mezhep mezhep geziyor. Gençler internete girip orada sapık, saçma, yalan, hiç ipe sapa gelmez bin tane yalan okuyorlar. Dolayısıyla doğruyu nereden öğrenecekler? Bugünün alimleri susarsa kim söyleyecek bizim gençliğe doğruları? Kerbela olayı İslam ümmetinin en zor olayıdır.” Hollanda İslam Federasyonu irşat başkanı Halil Kaba hocanın yapmış olduğu kapanış duası ile program sonlandırıldı. Adnan Şahin / Havva Koç - Schiedam

Schiedam’da Kültürel Etkinlik Haftası Rotterdam Başkonsolosu tarafından açıldı…

“Toplumsal kaynaşmanın zeminini oluşturuyoruz” Başkan adına söz alan Mustafa Aslan bu programın düzenleme maksadına ilişkin bilgiler sundu. Schiedam İslam Kültür Merkezinin 20 yıldır konferanslar, kermesler, çocuk şenlikleri gibi çeşitli kültürel faaliyetler düzenlediğini belirten Aslan, bu yıl tema olarak bilgi alışverişini seçtiklerini hatırlatarak bunun da bilhassa toplumsal kaynaşmaya önemli katkılar sağlayacağını umduklarını söyledi. “Burası artık bizim de anavatanımız durumundadır” Hollanda İslam Federasyon Başkanı Mehmet Erdoğan Schiedam Merkezinin Camii’nin bünyesinde bulunan Eğitim Merkezinin daha yeni olmasına rağmen gördüğü büyük ilgi nedeniyle kısa bir süre sonra ihtiyaca cevap veremez hale geldiğini hatırlattı ve yapılan istişareler sonunda önümüzdeki yılın ilk ayında yeni bir eğitim merkezinin daha açılacağını duyurdu. Başkan Erdoğan, Schiedam’da

“Burası artık bizim de anavatanımız durumundadır”

NIF Başkanı Mehmet Erdoğan: Türklerin çok önemli bir yer edindiklerini belirterek bu kentte benzer etkinliklerin yapılmasının çok önemli olduğunun altını çizdi ve “Kendimizi, bu tür binalar içinde neler yaptığımızı komşularımıza anlatmamız çok önemlidir. Burası artık bizim de anavatanımız durumundadır. Türkiye ile gönül bağlarımızı hep sıcak tutacağız. Ancak artık hayatımız burada devam edecektir. O nedenle burada yapılan ve yapılacak kültürel çalışmalar çok önemli. Schiedam cemiyetimiz ve yöneticilerimiz bunu çok güzel yapmaktalar kendilerine teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.


nieuws

20 haber Dostça

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

muratgedik@muratgedik.nl

Murat Gedik

Anadilde eğitim konusunda vicdanen rahatım Ve nihayet karar açıklandı; mahkeme, ‘anadilde eğitim konusunda Hollanda Devletinin bu eğitimi vermeye mecbur olmadığı’ kanaatine vardı. Açıkçası bu karar pek de şaşkınlık oluşturmadı, daha da doğrusu bu karar bekleniyordu. Bekleniyordu da boşuna mı mücadele verildi? Elbette, hayır! Bu işin mahkeme sürecini başlatan kurumlara ve onlara destek olan hukukçularımıza tekrar bir teşekkür borcumuz var, bu vesileyle onlara bu borcumuzu da ödemiş olalım. Ve bunun yanında samimiyetleriyle koşturan kim varsa onlara da şükranlarımızı arz ederiz. Anadilde (Türkçe) eğitim, Hollanda Devleti tarafından elimizden alınan bir hak olduğu için bu iş geçte olsa mahkemeye taşındı. “Biz bu konunun neresinde olmalıyız, destek vermeli miyiz?” diye arkadaşlarla pek çok kez istişarelerde bulunduk. Görüş alışverişleri yaptık ama, çok kısa bir zamanda da karara vardık. “Bu işin öncülüğünü kim yapmış, kimler destek veriyor?” sorularını sormaktan ziyade “biz ne yapabiliriz?” sorusuna kilitlenmemiz gerektiği konusunda mutabakat sağlandı, ve kollar sıvandı. Sıvandı amma, gel görelim ki mahkemenin karar aşamasına varana kadar neler gördük, neler duyduk. İlk zamanlar da fotoğraf çekilip de “bizde bu işin içerisinde varız” deyip, kısa bir zaman sonra kaybolan nice şahıslar ve kurumlar gördük. Kağıt üzerine olup da, gerçekte olmayanları gördük. Pastadan kendilerine bir şey çıkmayacağını fark edip piyasadan çekilenleri de gördük. Birilerinin toplamış oldukları imzaları ele geçirip, “bu kadar imza topladık” diyenleri de gördük. İlk zamanlar da uzak durup da işin ciddiyetini anlayıp, “biz de varız” deyip güneş yüzüne çıkanları da gördük. Cüce olan, fakat kendini dev olarak gösterenleri de gördük. Ve niceler, niceler…. Ne güzel demişler: “Bir insanı tanımak için ya alışveriş etmeli, ya yola gitmeli” diye.” Ve daha da iyi tanıdık bazılarını, hem şahıs, hem kurum olarak. Anadilde eğitim için mücadele şarttı, hele mahkemeye gitmek çok yerinde ve isabetli bir girişim idi. Çünkü Devlet’i mahkemeye vererek hak mücadelesinde bulunmak benim bildiğim kadar Türkler için bir ilkti. Bunun yanında bu mahkeme süreci tam olmasa da Türk milletinin zaman

zaman bir araya gelebileceğini göstermiş oldu. “Birlikten kuvvet doğar” anlayışıyla yeri geldiğinde nasıl beraber hareket edilirmiş bir nebze olsa da böylece gösterilmiş oldu. Yani bu girişim baştan sona kadar isabetli olmuştur. Yazı da belirtildiği gibi niceleri ile tanış olduk, niceleri sayesinde âdeta yüzümüz kızardı. Millî bir konuda dahi reklam ve çıkar amaçlı girişimler hiçte güzel değildi; değildi ama, maalesef bu da bizim gerçeklerimizden. Daha önceleri bu konuyu açık bir biçimde yazmaya kalktım, fakat mahkeme aşamasına kadar olan çalışmalara zarar verir düşüncesiyle susup içime attım. Bu saatten sonra da zaten uzun uzun bu konuları yazmanın bir anlamı yok. Gerçi bu tür olayları gördükçe destek konusunda azmimiz artmaya da başladı. Olsun, “birileri mükâfat peşinde önde koşarken, bizlerde hizmet konusunda önde koşalım” dedik. Hem de sessiz sedasız. Bu sebepten dolayı, Anadilde eğitim konusunda vicdanen rahatım. En azından katkımız olduysa ne mutlu bize düşüncesiyle. Bundan sonra olacak, ona bakalım. Hukukçularımız bu işin peşini bırakmayacaklarını, gerekirse İnsan Hakları Mahkemesi’ne dahi gideceklerinden bahsettiler. Yılmamak lazım, “çok sürer” diyerek geri adım atmamak lazım. Senelerce de sürse bu işi takip etmek lazım. Bizler nihayetinde buralarda geçici değiliz, bizler “Avrupa Türkleriyiz”; yani her şeyi uzun vadeli olarak düşünmek lazım. “Anadilde eğitim” ya da diğer konularda milletimizin menfaati bir daha söz konusu olduğunda bizler ne mi yapacağız? Elbette dün olduğu gibi elimizden gelen desteği vereceğiz, fakat bu sefer daha tecrübeli olarak vereceğiz. Türk milletinin menfaatinin olduğu

İlk zamanlar da “bizde bu işin içerisinde varız” deyip, kısa bir zaman sonra kaybolan nice şahıslar ve kurumlar gördük.

Resepsiyon

Uğur Doğan Malezya Büyükelçiliğine atandı

DTIK’ten Büyükelçiye veda yemeği 2009 yılından bu yana görev yaptığı Lahey Büyükelçiliği’nden Malezya Büyükelçiliği’ne atanan Uğur Doğan ve eşi Manolya Doğan onuruna verilen veda yemeğinde seçkin davetli topluluğu bir araya geldi.

D

ünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Bölge Komitesi’nin, 2009 yılından bu yana görev yaptığı Lahey Büyükelçiliği’nden Malezya Büyükelçiliği’ne atanan Uğur Doğan ve eşi Manolya Doğan onuruna verdiği veda yemeğinde seçkin davetli topluluğu bir araya geldi. Brabant Eyaleti’ndeki Nuland Hotel’deki davete koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat İşçi Partisi (PvdA) milletvekili Selçuk Öztürk, Hıristiyan Demokratlar’ın eski milletvekillerinden Coşkun Çörüz, Deventer Başkonsolosu Yunus Belet, Rotterdam Başkonsolosluğu Ticaret Ataşesi Tuba Sander, Beratiye Öncü, Rotterdam Anakent Belediye Meclisi Üyesi Zeki Baran, Hıristiyan Demokratların Avrupa Parlamentosu seçimleri için hazırladıkları taslak aday listesinde yer alan Turan Kaya Koçak, Hollanda Türkiyeli İşçiler

Birliği Başkanı Mustafa Ayrancı, Hollanda Türk Federasyonu Başkanı Murat Gedik, Komfly Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun Avrupa Bölge Komitesi Üyeleri, Hollanda Türk İş Adamları Derneği (HOTİAD), Arnhem Türk İşadamları Derneği, Leiden Türk İşadamları Derneği yöneticileri ile çeşitli kurum ve kuruluşlardan temsilciler katıldılar. Yemekte bir konuşma yapan DEİK Avrupa Bölge Komitesi Başkanı ve Yurtdışı Türkler Akraba Topluluğu Onur Kurulu Üyesi Turgut Torunoğulları, Büyükelçi Doğan’ın görev süresi boyunca Hollanda’daki Türk toplumuna değerli hizmetler verdiğini, önemli katkı sağladığını anlattı. Torunoğulları, “Büyükelçimiz, Hollanda’daki sivil toplum örgütlerini bir araya getirme, birleştirme ve bütünleştirme adına oldukça

önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Büyükelçimizin ayrıca 1612 yılından günümüze kadar devam eden Türkiye-Hollanda arasında dostluk ve işbirliğinin 400.yıl etkinlikleri ve şenliklerine de önemli hizmetleri oldu. Büyükelçimiz Uğur Doğan’ın konuyla ilgili hassasiyetini dikkate alan Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda’yı ziyaret ettiler. Bu, Büyükelçimizin bizlere armağan ettiği bir başarıdır. Öte yandan, yine Hollanda Kraliçesi Beatrix ile Hollanda Başbakanı Rutte’nin Türkiye’ye yapmış olduğu ziyaretlerinde iki ülke arasındaki dostluk ve ticari ilişkilere önemli katkıları olan Büyükelçi Uğur Doğan’a gerek Hollanda Türk İş Adamları Derneği (HOTİAD) Başkanı olarak görev yaptığım dönemde ve gerek hala başkanlığını yürüttüğüm Dünya Türk İş Konseyi (DEİK) Avrupa Komitesi ve şahsım adına çok teşekkür ediyorum”

yerde, kimler, nasıl, niçin diye sorgulama ve geride durma lüksümüz yok. Bu konularda her şeyden evvel fedakârlık öne çıkarılmalı, kalpler ve vicdanlar hep beraber atmalıdır. Biz, dün olduğu gibi, bugün de yarında her zaman hazırız. Biz ayran içip kendinden geçenlerden değiliz. Biz, “Varlığımız Türk varlığına armağan olsun” derken şaka yapmadık. Bu sözü vicdanımıza kulak vererek, ve kaderimize sahip çıkarak söylemeye devam etmekteyiz. Birileri bu sözden rahatsız olurmuş, o da onların derdi. Yolumuz açık olsun, yeter ki samimi olalım. Tekrar tekrar bu son yapılan mücadelede katkı sahibi olan herkese teşekkür ediyorum. Sıra da hangi girişim var acaba?


meningen

görüşler 21

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Sağduyu

yerden@tiscali.nl

Dr. İbrahim Yerden

Dünün çocukları bugünün yaşlıları: “İkinci kuşak”

ifadesini kullandı. Konuşmasının bir bölümünde kutuplaşma endişesini dile getiren Turgut Torunoğulları, şunları kaydetti: “Yapılacak Cumhurbaşkanı seçimlerinde oy kullanacağız ve devamında genel seçimlerde seçeceğiz. Sıcakkanlı bir toplum olduğumuzdan dolayı, Avrupa’daki Türkler arasında kutuplaşma yaşanmasından endişe duyuyorum. Bu nedenle sivil toplum kuruluşlarının birleşip aynı çatı altında toplanmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yönde çalışmalarımız var. Haklarımızı korumak için sivil toplum kuruluşlarının öncelikle yaşadığımız ülkede, daha sonra Avrupa’da mutlaka beraber hareket etmeleri gerekmektedir. Toplumumuzun haklarını ararken yaşadığımız ülkelerde, özellikle o ülkenin hukukunu ve toplum yapısını da göz önünde bulundurmak gerekiyor ve aynı şey Türkiye için de geçerlidir.”

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun Türkiye’nin küresel ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla kurulduğunu anlatan Turgut Torunoğulları, “Başkanımız M.Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ‘DEİK, bünyesinde faaliyet gösteren 114 İş Konseyi, 42 Kurucu Kuruluş’u, ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile gerçekleştirdiği etkin işbirlikleri sayesinde Türk özel sektörüne geleceğin kapılarını açmaktadır. DEİK, dünya düzeni yeniden şekillenirken Türk özel sektörünün küresel pazarlara entegrasyonu için çalışmaya devam etmektedir. DEİK, üyeleri, kurucu kuruluşları, geniş ulusal ve küresel ağı ile Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisine girmesi için takip edeceği yeni küresel ekonomik entegrasyon diplomasisinin arkasındaki vizyoner iş dünyası kuruluşu olacaktır’ mesajı DEİK’in önemini açık bir şekilde ortaya koymakta. Başkanımızın

Avrupa’daki oluşuma sağladığı katkı, güç birliğimize boyut kazandırdı” dedi. Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan davette yaptığı konuşmada DEİKDTİK Avrupa Bölge Komitesi Başkanı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Onursal Üyesi Turgut Torunoğulları’nın Hollanda’daki Türklerin rehberi ve örneği olduğunu anlattı. Büyükelçi Doğan, “Bu ülkedeki başarılarımızda sizlerin önemli katkısı var” dedi. Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları çerçevesinde ortaya konan çabanın, Türk toplumunun değerinin daha iyi anlaşılmasına önemli katkı sağladığını belirtti. Interajans.nl

«

Sevgili okurlar, geçen sayıdaki “Küreselleşen Dünya” adlı yazımdan dolayı almış olduğum eleştiri ve yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Bazı okurlarımız duygusal davranarak “Bizim kimliğimizi hiçe mi sayıyorsun” diye sitem ediyorlar. Ben kimsenin kimliğini hiçe saymadım ve sayamam da. Her insanın ve her toplumun mutlaka bir kimliği vardır. “Kimlik” dediğimiz kavram; sürekli kendisini toplumsal koşulların özelliklerine göre yeniler ve geliştirir. Araştırmacı olarak gözlemlerimi sizlerle paylaştım. Bir sonraki sayımızda sorularınıza ve yorumlarınıza cevap vermeye çalışacağım. Bu sayımızda yaşlanan ikinci kuşağı irdeleyeceğim. Daha önceki sayılarda “Hollanda’da Yaşlanmak” konusunu geniş bir şekilde işlemeye ve incelemeye çalıştık. Özellikle birinci kuşağı irdeledik. Bu konudaki çalışmalarımın araştırma sonuçları “Gelenekler Baskı Altında” adıyla yayımlandı. Bu araştırmadan dolayı, yaşlılarla ilgili bir çok kurum ve kuruluşun düzenlediği seminer ve konferanslara konuşmacı olarak çağrıldım. Bu konudaki deneyim ve izlenimlerimi sizlerle de paylaşacağım. Hollanda’da son zamanlarda geliştirilen yasal politikalara ve yaşlılarla ilgili kurumların beklentilerine bakarsak; şöylesi bir düşünce hâkim: Birinci kuşak yaşlandı; bakım sürecini tamamladı ve sayıları yok denecek derecede

Tabular gelenekler imizin devam etmesini sağlayan özelliklerdir. Bazı tabularımızı ikinci kuşak olarak gözden geçirmeliyiz. Yaşlılık bizde tartışılmayan bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçimi yaşadığımız ülkenin koşullarında tabu olmamalıdır. azaldı. Bu kuşağın kurumlardan beklentileri zaten yoktu. Aile içi geleneklerine uygun biçimde çocukları anne-babalarına bakmakla yükümlüydüler. İkinci kuşak ise Hollanda’da doğdu ve büyüdü. Hollandaca dil sorunları yok. Bu konuda herhangi bir düşünce veya yasal politika geliştirmeye de gerek yoktur. Hükûmetin yaşlılarla ilgili genel politikasını bir kaç ay önce hepimiz duymuşuzdur: “Katılımcı toplum” (participerende samenleving). Bunu birazcık açarsak;

“dayanışma toplumu” anlamına gelmektedir. Yani hükûmetten, kurumlardan beklenti yerine; herkes kendi yaşlı anne-babasına veya yakın komşusuna bakmak zorundadır. İlk etapta güzel gibi gözüken ve adım adım gerçekleştirilen yasal politika; süreç içerisinde büyük sıkıntılar doğuracaktır. Genel olarak her kesimden yaşlının olumsuz anlamda etkileneceği bir yasal düzenlemedir bu. Özellikle etnik kökeni Türk ve Faslı olan yaşlı kuşağı zor günler beklemektedir. Bu kuşak, yani ikinci kuşak şuanda yaş ortalaması elli veya elli üzeri olan kesimdir. Hükûmet, sosyal-refah devletten dayanışma toplumuna geçiş yaparak toplumun yeniden şekillenmesini sağlamaktadır. Bundan önceki kuşakların elde etmiş oldukları haklar bir bir yok edilirken; kimse bunu sorgulamıyor. “Nereye gidiyoruz?” Buna uygun bir atasözü aklıma geldi; “Sanki toplumun üzerine ölü toprağı serpilmiş” gibi duyarsız bir şekilde bekliyoruz. Sevgili okurlar, özelliklede ikinci kuşak olarak kendi geleceğimize kendimizin sahip çıkması gerekiyor. Biz bu toplumun bir parçasıyız. Hollanda’da yasal politikalar uzun vadeli olarak yapılmaktadır. Politikalar geliştirilirken on yıl veya on beş yıl sonrası düşünülmektedir. Bugün duyarlı olmazsan; o gün geldiğinde geç kalmış olacaksın. Kültür sadece Hollandaca dili ile sınırlı değildir. Kültür değişken bir kavram olmasına rağmen; bazı özellikler belirleyicidir: Farklı bir damak tadı, farklı bir inanç, farklı bir geleneğimiz var. Bunlar kişiliğimizi belirleyen özelliklerdir. Ben duyarlı olmasam, sen duyarlı olmazsan; nasıl hazırlarız geleceğimizi. Tabular geleneklerimizin devam etmesini sağlayan özelliklerdir. Bazı tabularımızı ikinci kuşak olarak gözden geçirmeliyiz. Yaşlılık bizde tartışılmayan bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçimi yaşadığımız ülkenin koşullarında tabu olmamalıdır. Tam tersine bu konuları aile içeresinde konuşmalıyız, derneklerimizde tartışarak düşünceler üretmeliyiz. Üretilen düşünceleri bulunduğumuz kurumlara, belediye ve (merkezi) hükûmete iletmeliyiz. Bunların uygulanması konusunda çeşitli yöntemler geliştirmeliyiz. Bizler nasıl bir yaşlılık istiyoruz? Kurumlardan beklentilerimiz nelerdir? Örf ve adetlerimizi kurumlara tanıtmalıyız. Kendimizi anlatmalıyız. Bu devlet, hükûmet ve kurumlar bizimdir. Bizi temsil ediyor ve bizler hakkında karar alıyorlar. Alınan kararlarda belirleyici ve etkileyici olmalıyız. Şubat veya Mart 2014’de “İkinci Kuşak Yaşlılar” adlı konferans hazırlığı içerisindeyiz. Bu programlara,bir katkım olması bilinciyle ben de katılacağım. Sevgili okurlar; her başlangıcın bir sonu vardır. Bu köşe yazımızın da sonuna gelmiş durumdayız. Sizlerle bir sonraki yazımızda buluşmak üzere; geleceğin bizim ellerimizde olduğunu unutmayalım…


Spaanse polder ve Ijsselmonde şubelerimiz pazar günleri saat 13:00 - 17:00 arası açıktır. Acil durumlar için bize 06-543 110 96’dan ulaşabilirsiniz. Groothandel Zoetermeer Edisonstraat 125 2723 RT Zoetermeer Tel: 010-342 28 85

Spaanse Polder Linschotenstraat 74 3044 AW Rotterdam Tel: 010-485 43 30 Fax: 010-415 00 99

Delfshaven Nieuwe Binnenweg 421 3023 EM Rotterdam Tel: 010-276 30 04 Fax: 010-244 75 26

Afrikaanderplein Pretorialaan 50A 3072 EP Rotterdam Tel: 010-485 77 54 Fax: 010-486 50 33

Waalhaven Sluisjesdijk 86 3087 AJ Rotterdam Tel: 010-294 02 40 Fax: 010-429 99 40

Vlaardingen George Stephensonweg 19 3133 KJ Vlaardingen Tel: 010-434 60 14 Fax: 010-434 50 58

Ijsselmonde Ridderkerkstraat 41 3076 JT Rotterdam Tel: 010-291 74 68 Fax: 010-291 74 69

Kralingen Crooswijk Jonker Fransstraat 84-86 3031 AW Rotterdam Tel: 010-411 11 95 Fax: 010-411 98 00

Breda Boschstraat 110 4811 GK Breda Tel: 076-520 93 53 Fax: 076-514 98 23

Dordrecht Van Oldenbarneveltplein 14 3317 EP Dordrecht Tel: 078-651 52 53 Fax: 078-618 40 76

Schiedam Van Berckenrodestraat 17 3029 AT Rotterdam Tel: 010-473 47 46 Fax: 010-473 86 08

Ridderkerk Mandenmakerstraat 17B 2984 AS Ridderkerk Tel: 0180-48 77 88

aod

Auto Onderdelen Depot Nederland

Free-Parts

Yedek parça ithalatı ve BENELUX bölgesine dagıtımı


samenleving

cemiyet 23

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Toplum

“Müslüman bir öğrencimiz Eğitim Bakanı olur”

Ahmet Akgündüz’den Diyanet Vakfı’na ziyaret

HTF’den eğitim seminerleri

İslam okullarının, 25’inci kuruluş yıldönümü vesilesiyle Utrect’te düzenlediği programa 200’e yakın davetli katıldı. Çocuklar tarafında gerçekleştirilen gösterilerin coşkuyla izlendiği programda, okulların kurucuları ve yöneticileri de birer konuşma yaptılar. Mehmet Akbulut, ISBO Başkanı Kamal el Addouti ve SIS El Amal’dan Mohamed Bhoelan yaptıkları konuşmalarda 25 yıllık süreci değerlendirdiler. ISBO Müdürü Yusuf Altuntaş, bütün olumsuz girişim ve dikkat çekmelere rağmen İslami eğitimin ayakta kalışını, başarılı oluşunu ‘mucizevi’ olarak niteledi ve gelecekle alakalı başlıktaki dileğini katılımcılarla paylaştı.

Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz ve Üniversite Sekreteri Ertuğrul Gökçekuyu, Hollanda Diyanet Vakfı’nı ziyaret etti. Prof. Dr. Akgündüz, ziyaret sırasında Rotterdam İslam Üniversitesi’nin çalışmaları hakkında Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ünver’e bilgiler aktardı. Mustafa Ünver’i Rotterdam İslam Üniversitesi’nde ders vermeye davet eden Akgündüz, ziyaret sırasında bir süre önce yayınladığı Hollandaca Kur’an mealini de hediye etti.

Hollanda Türk Federasyon (HTF) tarafından kadınlara ve gençlere yönelik seminerler düzenlendi. Kadınlara yönelik verilen ve 50 kadının katıldığı üç günlük seminerde teşkilatçılık, ülkücü hareket, kadının toplumdaki yeri, eğitim ve öğretim gibi konular ele alındı. Türk Federasyonu’nun gençlere yönelik düzenlediği eğitim semineri de ilgi gördü. Eğitimci-yazar Gazi Karabulut gençlere Türk’ün tarihi misyonu, ülkücü dünya görüşü ve Hz. Muhammed’in hayatına ilişkin bilgiler aktardı. Seminere Hollanda Türk Federasyon Başkanı Murat Gedik, Gençlik Kolları Başkanı Ahmet Çömlekçi ile dernek başkanları da katıldılar.

NİF Gençlik’ten eğitim kampı

HOTİAD Türk öğrencilerle buluştu

Sivas’ı konuştular

Güney Hollanda Millî Görüş Gençlik Federasyonunun idarecilere yönelik gerçekleştirdiği kampta, gündemdeki konular masaya yatırıldı.Geniş bir katılımla gerçekleştirilen kamp açılışında NIF GT Başkanı Erkan Turan ve NIF GT Eğitim Başkanı Mehmet Öztürk birer selamlama konuşması yaptılar.Kampın misafir konuşmacısı Bahaddin Budak ise verdiği seminerde “Ehl-i Sünnet, Mezheplerin oluşumu, mezheplerin günümüzdeki önemi, ve mezhepsizlerin tehlikeleri ”konularını işledi. NIF Eğitim Başkanı İsmail Kızılırmak ve Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı Abdullah Aşıran toplantıyı değerlendiren konuşma yaptılar.

Hollanda Türk İş Adamları Derneği tarafından düzenlenen “HOTİAD öğrencilerle buluşuyor” konferanslarının beşincisi, öğrenci dernekleri Mozaik ve TDLS katkılarıyla Rotterdam Erasmus Üniversitesi’nde yapıldı. Rotterdam Başkonsolosluğu Ticaret Ataşesi Tuğba Sander, Hollanda Türkiye ticaretin ilerlemesinde Türk kökenli işadamlarının büyük faydası olduğunu söyledi. HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu konuşmasında “HOTİAD Hollanda’daki üst düzey şirketlerinin üye olduğu büyük işadamları kuruluşudur. HOTİAD’a üye 30 işadamımız bulunmaktadır. 1,5 milyar euro ciroya sahiptir” dedi.

Hollanda Sivaslılar Platformu Başkanı İbrahim Çitil, Sivas Belediye Başkanı Doğan Ürgüp’ü ziyaret etti. Sivas’ın gelişmesinin ve Hollanda Sivaslılar Platformu’nun çalışmalarının ele alındığı ziyaret sonrası yapılan yazılı açıklamada İbrahim Çitil’in şu ifadelerine yer verildi: “Başkanımıza Sivas’a yaptığı hizmet ve çalışmalardan ötürü çok teşekkür ediyorum. Göreve geldiği günden itibaren yapmış olduğu çalışmaları yakından takip ediyoruz. Memleketimize her geldiğimizde Sivas’ımızın çehresinin daha değişmiş ve güzel olduğunu görüyoruz. Sivas’ta yaşayan hemşerilerimiz bu değişimin farkındadır”

THY Hollanda’da ödül kazandı

Bayramda yüzler güldü

Samsun Çarşamba’ya 42 akülü araç gitti

Hollanda’da düzenlenen ‘MICE & Business Travel 2013’ etkinliğinde Türk Hava Yolları yılın en başarılı havayolu ödülünü kazandı. Benelüks’te yayımlanan en büyük dergi olan M!CE & Events Travel’ın bu yıl 8’incisini düzenlediği Hilversum kentindeki törene, kongreler ve seyahat dünyasından 350’nin üzerinde davetli katıldı. Yapılan oylamada havayolunun toplam ürün kalitesinin yanı sıra Hollanda’daki hizmetleri açısından pazarlama, satış, operasyonel hizmet kalitesi ve acente destek hizmetleri gibi kriterler de dikkate alındı. Ödül, THY Amsterdam Müdürü Ahmet Şahin’e verildi.

Sosyal-kültürel-yardım-sanatsal-eğitim ve sportif faaliyetler yapmak amacıyla oluşturulan ‘BizBize Karaman Vakfı’ ve ‘BizBize Hollanda Platformu”, önemli bir etkinliğe daha imza atarak; ailesi yanında olmayan, öğrenci, yaşlı ve yalnız kimselere yönelik ‘bayram yemeği’ düzenledi. Yemeğe başta Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral olmak üzere 200 civarında vatandaşımız katıldı. “Yapılmayanı yapmak, her şeyden önemlisi toplumumuzun faydasına çalışmalar tertip etmek” parolasıyla kurulan BizBize Karaman Vakfı, bu amaçla bayramın ilk günü Rotterdam Mevlana Camii’nde ‘bayram yemeği’düzenlediği

Hollanda’da yaşayan hayırseverlerin katkılarıyla Samsun’un Çarşamba İlçesi ve köylerinde bulunan ihtiyaç sahbi olanlara 42 akülü araç gönderildi. İlçedeki Kaymakamlık binası önünde düzenlenen törenle 42 akülü araç ihtiyaç sahiplerine teslim edildi. Çarşamba Bedensel Engeliler Şube Başkanı Kerim Deniz, Hollanda Sivaslılar Platformu Başkanı İbrahim Çitilin ve Hollanda Çarşambalılar Dayanışma Platformu Başkanı İsmail Asma’nın da katıldığı törende Çarşamba Kaymakamı Caner Yıldız, “Herkes bir engelli adayıdır.Bu araçları engelli arkadaşlarımıza ulaştıran hayırseverlere teşekkür ederiz.


wetenschap

24 bilim

G

üneş, Güneş Sistemimizin süpergücü. Muazzam patlamalarla püsküren bir termonükleer yüksek fırındır. Güneş’ten fışkırıp uzaya saçıIan kütle miktarı Everest dağın kütlesine eşdeğer olabilmektedir. Ve Güneş’in gazabından 149 milyon kilometre uzakta güvende olduğumuz düşünülebilir. Ama öyle miyiz? Güneş’in ne yaptığı, özellikle modern zamanlarda bizim için önemlidir. Güneş merkezinin döndüğünde yöneldiği cephe imha bölgesidir. Bazı uzmanlar modern zamanlardaki en şiddetli Güneş etkinliğinin başlayacağını öngörüyorlar. Güneş’in sırlarını anlamak, hiç bu kadar önemli olmamıştı. Evren’de milyarlarca yıIdız var. Ancak kozmik havalimize yalnızca biri hakim: Güneş. Milyonlarca derecede yanan kızgın plazmaya dönüşmüş çoğunluğu Hidrojen ve Helyumdan oluşan cehennem gibi bir küre. ÖIümcül radyasyon fırtınalarını milyonlarca kilometre boyunca uzaya kustukça, yüzeyi şiddetli patlamalarla gazaba geliyor.

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

cak yerdir. Ayrıca inanıImaz derecede yoğundur. Çok yoğundur. Kurşundan 10 kat daha yoğundur. Bu yoğunlukla katı olduğunu düşünürsünüz, ama değildir. Çünkü öyle sıcaktır ki plazma hâlinde kalır. Bir gazı yeterince yüksek sıcaklığa maruz bırakırsanız atomlardan dökülen elektronlar bu karışımda yüzmeye başlar. Ve hareket tarzı bir gazın hareket tarzından farklı olur. Bu yüzden onu karşılamak için farklı bir sözcük kullanıyoruz. Ona “plazma” diyoruz. Ancak güneş’in çekirdeğindeki

basınç ve yoğunluk o kadar yüksektir ki iki nesnenin çarpışması birleşmelerini sağlayacak cinstendir. Güneş’te bu nesneler, Helyum atomları oluşturmak üzere muazzam bir basınçla birbirine çarpan Hidrojen atomlarıdır. Bu füzyon işlemi neticesinde oluşan atom, onu oluşturan atomlardan bir parça daha hafiftir. Kaybolan kütle enerji olarak yayıIır. Her saniye, Güneş’te 600 milyon tonluk Hidrojen füzyonla 595 milyon tonluk Helyuma dönüşür. Bu işlem sonucunda kaybolan 5 mil-

Sarı Cüce Güneşimiz “Sarı Cüce” olarak bilinen bir yıIdız türündendir. Yüzeyinin rengi sebebiyle “Sarı” ve bir yıIdız için küçük olduğundan “cüce” denir. Ancak küçüklük görecelidir. Çünkü gerçekte güneş’in içine bir milyon dünya sığdırabilirsiniz. Güneş Sistemimizde, Güneş’ten daha büyük bir yıIdız yoktur. Milyonlarca kilometrelik muazzam bir göksel alanda Güneş, kapalı gişe oynar. Güneş, gerçekten çok büyüktür. Güneş Sistemimize hükmediyor. Yalnızca Güneş Sistemimizdeki en büyük yıIdız değil, Güneş Sistemimizdeki tek yıIdızdır. Gezegen, uydu, kuyruklu yıIdız dediğimiz daha küçük birtakım nesnelerle çevrelenmiştir. Fakat güneş, bizim yıIdızımızdır. YıIdızımız muazzam bir ısı ve enerji kaynağıdır. Yüzey sıcaklığı 10.000° Fahrenayt ve 380 milyar x milyar megavatlık enerji üretir. Bu, insan ölçeğindeki her şeyi gölgede bırakır. ABD’nin Nevada’daki Hoover Barajı yalnızca 2080 megavatlık enerji üretir. Güneş’in bir saniyede ürettiği enerji, tüm insan uygarlığı boyunca kullanıImış enerji miktarından fazladır. Tüm o enerji, göz açıp kapayana kadar inanıImaz. Milyarlarca yıIdır bu şekilde yanıp duruyor. Eski gökbilimciler, güneş’in o kadar uzun bir sure bu kadar enerjiyi nasıI ürettiğini tam olarak anlayamamışlardı. Hidrojen bombası Güneş’le ilgili ilk gizem, enerjisini gerçekte nasıI ürettiğiydi. 19. yüzyıIın başlarında bilim insanları güneş’in, tıpkı Dünya’daki herhangi bir ateş gibi işlediğini farzetti. Buna göre, Güneş’in yavaş yavaş tükenen bir yakıt kaynağı vardı. Ancak 1920’lerde bilim insanları, bilmecenin cevabını sonradan Hidrojen bombası yapımında kullanılacak bir işlemde buldu: Nükleer füzyon. Füzyon, atomların birbirine yüksek hızlarda çarpıp gerçek anlamda birleşmesiyle meydana gelir. Bunun gerçekleşebilmesi, şartların son derece uygun olmasına bağIıdır. Pozitif elektrik yüklü olmaları sebebiyle birbirini iten iki proton arasında herhangi bir etkileşim olabilmesi için onları birbirine yeterince yaklaştırmak gerekir. Parçacıkların hızlı hareket etmesini sağlamak için ortamın sıcak ve birbirlerine çarpmalarına yetecek kadar yoğun olması gerekir ki, birbirine yakınlaşıp gerçekten birleşebilsinler. Güneş’in çekirdeği nükleer füzyon için mükemmel bir kazandır. Burası, 27 milyon° fahrenayt gibi bir sıcaklıkla Güneş Sistemi’ndeki en sı-

yon tonluk kütle, 1 milyar 1 megaton Hidrojen bombasına eşit enerjiye dönüşür. Bu her saniye tekrarlanır. Evren’e baktığımızda bize karşıIıksız en yüksek enerji getirisi sağlayan sürecin Güneş gibi yıIdızların merkezinde cereyan etiğini görüyoruz. Günümüzde Güneş’in, enerjisini nükleer füzyondan aldığını biliyoruz. Güneş’te yeterince uzun süre yanarak Dünya’daki yaşamı milyarlarca yıI devam ettirmeye muktedir bildiğimiz tek yakıt budur. Güneş ışığı: Yaşam için ne kadar

önemli olduğunu tereddütsüz biliriz. Ancak ışığın oradan buraya geliş hikâyesi inanıImazdır. Füzyon işlemiyle oluşan enerjiyi “foton” adı verilen ışık ve ısı parçacıkları çekirdekten dışarı taşır. Güneş’in ısıtan ışınlarını Dünya’ya taşıyan onlardır. Kor hâlindeki bu gezginler, en yakın yıIdızdan gezegenimize ulaşmak için önce Güneş’in tüm katmanlarında dolambaçIı bir yolculuk yapmak zorundadır. Önce, bir foton 298 km kalınlığındaki ışınımsal bölgeye girer. Bu bölge öylesine yoğundur

Güneş ve Dünyamızın kıyaslaması Karede görülen Güneş fotoğrafı orijinal olmakla birlikte, Dünya’nın görüntüsü ikisi arasında bir kıyas yapma maksadıyla, fotomontaj yöntemiyle bir araya getirilmiştir. İçerisinde yaşadığımız Dünya’nın büyüklüğünü henüz kavrayamazken, akıl, sır erdiremezken, Güneş’in yanında Dünya’mızın nasıl da küçüldüğüne bu fotoğraf la bir kez daha tanıklık ediyor ve bu sistemi yaratanın gücünü yeniden, tekrar tekrar idrak ve tasdik ediyoruz. Yapılan son bilimsel araştırmalar, güneşin küre olarak gezegenimiz dünyamızdan 1 milyon kez daha büyük olduğunu ortaya koymaktadır.


wetenschap

bilim 25

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Evrenin merkezine yolculuk (2) - Güneş ki foton, sürekli Hidrojen ve Helyum atomları gibi diğer parçacıklarla çarpışır. Düzensiz zikzaklar yaparak kaçmaya çalıştığı bu evreye bilim insanları “rastgele yürüyüş” adını verir. Bir fotonun defalarca kez atomlar tarafından emilip tekrar salıverilerek etkileşime girmeden kaçması mümkün değildir. Milyonlarca kez emilip tekrar salınabilir. Yoğunluk azalıp Güneş’te daha yukarılara çıktıkça çarpışma ve etkileşimler azalır ve işler kolaylaşır. Foton, sonunda yüzeyin 210.000 km yakınına

ulaştığında “konvektif bölge”ye girmiş olur. Tempo aniden hızlanır. Saatte yüzlerce kilometer hızla, kocaman bir tür kaynar gaz sütunları tarafından yukarı taşınır ve yalnızca 10 günde Güneş’in yüzeyinde belirir. Foton, Güneş atmosferindeki ince gazlardan yükseldiğinde yolculuk neredeyse bitmiştir. Oradan 149 milyon km’lik mesafeyi aşıp gezegenimize ulaşması sadece 8 dakika sürer. İnanıImaz bir biçimde, Güneş ışığı Dünya’ya ulaştığında varoluşta geçirmiş olduğu zaman yüzbinlerce hatta milyonlarca yıIdır. Güneş için bir milyon yıI bile küçük bir “bip” sesi kadar kısadır. Günbatımındaki sade ve mükemmel disk yıIdızımızın uzun ve şiddetli tarihini gizleyen bir maskedir. Büyük Patlama Güneş, milyarlarca yıI önce “süpernova” olarak bilinen muazzam bir patlamayla meydana gelmiş bir ateş topudur. Güneş’ten çok daha büyük bir yıIdızın patlaması ardında Güneş Sistemi’nden kat-be-kat büyük bir gaz bulutu bırakmış olmalıydı. Bu kocaman bulutun içinde küçük madde kümeleri azar azar bir araya geldi. Yaklaşık 5 milyar yıI once bilim insanlarının Evren’in başlangıcı kabul ettiği Büyük Patlama’dan ortalama 10 milyar yıI sonar bu bulut, kütleçekimin etkisiyle çökmeye başladı. Güneş Sistemimiz, büyük ihtimâlle kendi çekim etkisiyle bir araya gelen bu tür bir gaz bulutundan vücuda gelmiştir. Bulut yavaşça dönmeye başlayıp bir patinajcının dönme esnasında kollarını içe çekmesi gibi bir yıIdız ve etrafında çeşitli gezegenler oluşana dek içe çökmüştür. Sonunda yıIdız yeterli yoğunluğa ulaşınca füzyon başlamış, parlaklık ve güneş ışığı saçmaya başlamıştır. Ve bilim insanları güneş’in, bir süpernovanın küllerinden doğduğunu düşünüyor. Burada, Güneş’ten 149 milyon km uzaktayız ve burada olduğumuz için mutlu ve şanslıyız. Bir bakıma burada olma sebebimiz, uygun koşulların burada olmasıdır. Dünya, Güneş Sistemi’ndeki en uygun yerde olabilir ama aynı zamanda Güneş’e, hiddetine hedef olacak mesafedeyiz. Her yıI binlerce devasâ patlama Güneşimizi sarsıyor. Bu patlama kuvvetinin çekirdekteki nükleer reaksiyonlardan geldiğini düşünebilirsiniz. Ama gerçekte, Güneş’in tüm şiddetli infilaklarına güç veren manyetizmadır. Kuzey ve Güney Kutbu Dünya bir bütün hâlinde döndüğünden manyetik alanımız basittir. İki Kutbumuz var: Kuzey ve Güney. Pusulayı gezegende yön bulurken faydalı yapan da budur. Ancak iki kutup yerine 1 ilâ 10 milyon kutup olduğunu düşünün. Güneş’te cereyân eden de budur. Güneş’in manyetik alanı karmakarışık bir ağdır. Çünkü, kütleçekim sâyesinde bir arada kalmasına rağmen plazma dengeli biçimde dönmez. Ekvatordaki plazma bir dönüşü 25 Dünya gününde tamamlarken kutuplardaki plazmanın bir dönüşü yaklaşık 35 gün sürer. Güneş’te “diferansiyel rotasyon” adını verdiğimiz şey gerçekleşir. Bütün o çalkalanıp dönen plazma, manyetik alan kuşaklarını burkup birbirine geçiriyor ve düzeni bozuyor. Bu plazma yayları öyle yüksek ve geniş ki Jüpiter büyüklüğünde bir gezegeni içlerinden rahatlıkla geçirebilirsiniz. Manyetik alanlar bazen, Güneş atmosferindeki plazmayı burkarak “akı halatı” denen görkemli spiral şekillere sokar. Bu da daha fazla depolanmış serbest manyetik enerji verir. Bu plazma prominensleri haftalar hatta aylar sürebilir. Ancak eninde sonunda biriken enerji serbest kalmak

zorundadır. Ve kütle uzaya saçıIır. Güneş’in manyetik alanının en fazla burkulup karmaşıklaştığı yerlerde altta fokurdayan sıcaklık hapsolur ve sıcaklık 1.000° kadar düşer. Bunun sonucunda Güneş yüzeyinde “Güneş lekeleri” denen göreceli koyu lekeler oluşur. Güneş lekeleri yalnızca etraflarındaki parlak kütleye oranla koyudur. Bu lekelerden birini bir şekilde tek başına uzayda asıIı tutabilseydiniz dolunaydan 10 kat daha parlak olduğunu görürdünüz. Bu küçücük görünen lekeler gerçekte Dünya kadar büyük plazma kraterleridir. Güneşin dönüşüne ait bulgular Galileo, Güneş lekelerini gözlemleyen ilk bilimadamlarından biridir. Bir kağıda, teleskopla aldığı Güneş görüntüsünün izdüşümünü alarak lekeleri takip etti. Lekelerin yıIdızın yüzeyinde boydan boya hareket ettiğini fark etti. Bu, Güneş’in dönmekte olduğuna dair ilk bulguydu. Yalnızca Güneş dönmüyor güneş lekelerinin kendileri de Güneş yüzeyinde fırtına gibi fırıI fırıI dönebiliyor. Döndüklerinde, manyetik alan kuşakları had safhada burkulur. Burkulmuş manyetik alan kuşağı daha çok enerji demektir. Daha çok enerji de devasâ patlama ihtimâlini artırır. Bir lastik bandı manyetik alan kuşağı şeklinde düşünün. Yeterince çevirirseniz bütün enerjiyi tutacaktır. Bıraktığınızdaysa enerji serbest kalacaktır. Burkulmamış bir lastik bandı alıp serbest bıraktığınızda uçmaz. Güneş lekeleri, manyetik enerjilerini serbest bıraktığında sonuçları, Güneş Sistemi’ndeki en müthiş patlamaları doğurur: Güneş püskürtüleri. Bir tek püskürtü, 1 milyar megaton kadar enerjiyi serbest bırakır. Bu, Yeryüzü’ndeki bir milyon volkanik patlamanın toplam gücü kadardır. Çok parlak bölgeler şeklinde görünüyorlar. Sıcaklık çok yüksek olduğu için çok parlaktırlar 10 milyon derece kadar. Saatlerce sürebilirler. Ancak enerji muazzamdır. Patlamanın tamamı Güneş’in yüzeyinden aynı anda fışkıran milyonlarca nükleer bombaya eşdeğerdir. Güneş püskürtüleri sadece uzaya sıçramaz. Aynı zamanda, yüksek enerji parçacıklarını Güneş’in “kromosfer” denen bir alt tabakasına bir huni gibi çekerler. Hesaplara göre bu enerji neredeyse, Dünya’daki tüm karaları yaklaşık 1 metre kalınlıkta dinamitle kaplayıp hepsini aynı anda patlattığınızda elde edeceğiniz enerji miktarıyla aynı. Bu patlamalar küçük değil. Güneş’te, Dünya’daki doğal felaketlere benzer tek olay depremler değildir. Bir püskürtü Güneş’te tsunamiye de sebep olabilir. Güneş atmosferindeki plazma dalgalarının kamçıladığı tsunami saatte 1 milyon 130 bin km hızla yıIdızın tüm yüzeyine yalnızca birkaç saatte yayıIır. Güneş depremleri ve tsunamileri Dünya için tehlike arz etmezken bir patlamanın şiddetli etkisi çoğunlukla “koronal kütle atımı” ya da “CME” denen, tehlikeli püskürmelere yol açar. Güneşten uzaya püskürtülen kütle Bir CME’de püskürtünün enerjisi, oldukça yüklü radyoaktif plazma kütlesini Güneş atmosferinin dışına fırlatır. Koronal kütle atımlarının hızları değişmekle birlikte saniyede 1250 1450 km hızla atılabilirler. Bu da son derece hızlıdır, ve muazzam miktarda kütleyi dışarı atarlar. Güneş’ten uzaya püskürtülen kütle miktarı Everest Dağı’nın kütlesine eşdeğer olabilmektedir. Güneş’ten kopan bu kızgın radyoaktif plazma kütlesi nereye gider? Bazen zararsız biçimde uzayda yolculuğa çıkar. Bazen de yuvamızın yakınlarına yönelebilir. Güneş’ten gelen koronal

Güneş muazzam patlamalarla püsküren bir termonükleer yüksek fırındır.

Güneş, çoğunluğu Hidrojen ve Helyumdan oluşan cehennem gibi bir küredir.

Güneş lekeleri, manyetik enerjilerini serbest bıraktığında, sistemi’ndeki en müthiş patlamaları doğurur.

Güneş’in çekirdeğinde basınç o kadar yüksektir ki iki nesnenin çarpışması birleşmeyi sağlayacak cinstendir.

Bir milyon kez dünyamızdan büyük olan Güneş ile aramızdaki mesafe 149 milyon kilometredir.

Güneş’ten fışkırıp uzaya saçıIan kütle miktarı Everest dağın kütlesine eşdeğer olabilmektedir.

Güneşin iç bölgesi öylesine yoğundur ki foton, sürekli Hidrojen ve Helyum atomları gibi diğer parçalarla çarpışır.

Dünyamız etrafında koruma görevi üstlenen manyetik katmanlar, gezegenimizi güneş fırtınalarından korur.

kütle atımları belki de şu ana kadar duyduğunuz en tehlikeli tehdittir. “Güneş fırtınası” olarak da bilinir ve aşırı yüklü büyük parçacık kütlelerini uzayda 149 milyon km fırlatırlar. Çoğunun Güneş’ten Dünya’ya ulaşması birkaç gün sürer. Ama bir kısmı, Güneş Sistemi’nde saatte 9 milyon km’ye varan hızlarla yol alır ve gezegenimize ulaşması 16 saatten kısa sürer. Bu fırtınalar, atmosferin dış katmanlarında akıma yol açıp uyduları ve boydan boya güç nakil şebekelerini bozarak, altyapımıza en az bir kasırga veya tornado kadar zarar verebilir. Güneş’in manyetik alanının yönü her 11 yıIda bir tersine dönüyor. Dolayısıyla her 22 yıIda bir dönüp olduğu yere geri geliyor. Biz her 11 yıIda bir olan bu dönüşe yaklaştıkça güneş lekelerinin sayısı artıyor ve güneş aktivitelerinde doruk noktaya ulaşıyoruz. Bu döneme “solar maksimum” diyoruz. Bu dönemden 5 yıI sonra “solar minimum dediğimiz dönem gelir. 11 yıllık bir gidiş-geliş dönemi vardır. Güneş son derece gürültülü bir yerdir. Güneş yüzeyinin tamamını, şu ana kadar bulunduğunuz en gürültülü rock konseri kadar yüksek ses veren hoparlörlerle kapladığınızı düşünün. Güneş yüzeyinin gerçekte ne kadar gürültülü olduğunu bununla kıyaslayabilirsiniz. Güneş’in çalkantıIı yüzeyi, koronayı milyonlarca derecede kızdırmaya yetecek kadar ses enerjisi üretiyor. Güneş Sistemimizin ışıIdayan yıIdızı Güneş hem şaşırtıcı güzelliğe hem de acımasız şiddete muktedirdir.

İnanması imkânsız gibi görünse de sonsuza dek var olmayacak. Eninde sonunda Güneş bile ölmelidir. Güneş’in çekirdeğinde belirli miktar yakıt vardır. Hesaplayabileceğiniz bir oranda füzyon gerçekleşiyor. Denklemde yakıt harcama sıklığı ve yakıtın miktarı var. Dolayısıyla Güneş’in ölüm zamanını hesaplamak kolay. Bu da yaklaşık 5 milyar yıI sonradır. Maalesef Güneş bir patlamayla sönmeyecek. Süpernova patlaması için Güneş oldukça küçüktür. Helyumun yanmasıyla oluşan fazladan sıcaklıkla yıIdız, genişleyip “KızıI Dev” adı verilen kocaman gök cismine dönüşecek. O kadar büyüyecek ki Merkür, Venüs ve Dünya yörüngelerinin tamamını yutacak. Bunlar olduğunda burada olmak istemezsiniz. Bunlar gerçekleşmeden çok önce güvenli bir yere tüymenin bir yolunu bulmak lâzım. YıIdız genişledikçe Dünya, yutulmamak için muhtemelen yörüngesini biraz değiştirir. Küresel ısınmadan söz etmişken, orada bulunmayı kimse istemez. Güneşimizin dış katmanları öyle kararsız hâle gelecek ki sonunda uzaya saçılacak. Geride Dünya büyüklüğünde küçük bir çekirdek kalacak. 1 milyon 600 bin km genişliğindeki Güneş’in büyük kısmının, yaklaşık 9.600 km genişliğindeki Dünya’nın boyutuna büzüleceğini unutmayın. Bir zamanlar büyük olan yıIdızımız yavaşça soğuyan küçük bir kora dönüşecek. Dünya’da bildiğimiz yaşam son bulacak. Bu Güneş’in ölümüdür. Tüm bunlar insan ırkı için kötü haber. Fakat iyi tarafından bakalım. Bu felâkete hazırlanmak için 5 milyar yıIımız var.


leven en religie

26 yaşam ve inanç Hikmet Pınarı Hüseyin Kerim Ece kerimece@hotmail.com

İnsanın kendisiyle barışık olması

Buna isterseniz insanın kendisiyle barış anlaşması yapmak deyiniz. Soru şu: İnsan kendi kendisiyle kavga eder mi? Tabii ki eder. Zaten anlaşmazlıkların en kötüsü de insanın kendi kendisiyle olanı değil midir? Başkalarıyla olan kavgaların, anlaşmazlıkların, hatta savaşların asıl sebebi bazı insanların kendileriyle kavgalarıdır. Bir kimse kendi içinde barış havasını oluşturamamışsa, dışarıya nasıl barış çağrıları yapabilir ki? Kendi içinde huzura ermeyen bir kimse çevresine nasıl huzur taşıyabilir ki?

yanlış kullanmakla ve -O’ndan gafil olmanın sonucunda- kendi ruhî potansiyelini boşa harcamak suretiyle.” (M. Esed, Meal: 1134)

İnsanın kendi kendisine kavgalı olmasıyla, Kur’an’ın “Allah’ın kendilerine kendilerini unutturduğu” kimseler arasında bir benzetme yapılabilir. Kur’an şöyle buyuruyor: “Siz ey iman edenler! Allah’a karşı takvalı olun (O’na karşı sorumluluk bilinciyle hareket edin). Şimdi herkes (kendisine) malum olmayan yarın için ne hazırladığına baksın! Ve (bir kez daha): Allah’a karşı sorumlu olduğunuzu bilin. Çünkü Allah her yaptığınızdan haberdardır. Aman ha, kendileri Allah’ı unutan, bunun sonucu olarak da Allah’ın bizzat kendilerine unutturduğu sorumsuzlar gibi olmayın. İşte onlar, evet onlardır yoldan sapanlar.” (Haşr 59/18-19)

Allah’ı ve kendilerini unutanlar, şüphesiz hem bir gaflet içindedirler, hem de büyük zarara uğrarlar. Bunu da kendi tercihleri yüzünden hak ederler. Onlar Allah’ı ve O’na karşı sorumlu davranmayı, yapması gereken insanlık görevlerini, nereden gelip nereye gittiğini unutursa; Allah da ona kendi gerçeğini, varacağı yeri, hayatın anlamını unutturur. Ya da Allah’ın kendisine bahşettiği yetenekleri boşa harcamış olur.

Yani, “Allah’ın insana bağışladığı akıl melekesini kasıtlı bir şekilde

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

Halbuki bu ruhi potansiyel ona; doğru ile yanlışı, hak ile batılı, faydalı ile zararlıyı, iyi ile kötüyü, cennet gibi olan ile cehennem gibi olanı gösterir. İçindeki bu potansiyelin değerini bilmeyenler şaşırır, sapıtır, yanlış yapar. Yanlışlar sorunları doğurur. Sorunlar baş edilemez hale gelince de can sıkıntısı, bunalım, stres, kendi kendisiyle kavgalar başlar.

“Onlar hakkı unuturlar, Allah (cc) da onları unutkanlardan yapar. Bundan dolayı kendilerine fayda verecek şeylerin arkasından gidemezler.” (Zamahşerî, Tefsir, 4/496) “Kendini unutan kendine yabancılaşır, kendisine yabancılaşan giderek kendisiyle kavgalı hale gelir. Kendini unutandan, şahda-

marından yakın olan Allah’ı hatırlaması beklenmez. Dolaysıyla insanın kendinden uzaklaşması, aynı zamanda Allah’tan uzaklaşması anlamına gelir. Tıpkı tersinin de doğru olduğu gibi. İnsanın Allah’ı unutmasından Allah zarar görmez, fakat bu kendine yabancılaşmayı getirdiği için, insan zarar görür ve hepten kaybeder.” (M. İslâmoğlu, Meal s: 1108) Bu bir başka açıdan şu demektir: Siz Allah’ı zikretmeyi unutmayın ki Allah da size salih amel (faydalı iş) işlemeyi, faydalı iş yapmanın hayırlı ve güzel sonuçlarını görmeyi, salih işlemekle elde edilebilecek iç huzuru (itmi’nan bulmayı) unutturmasın. Burada “Allah’ı unutmanın” yaptırımı ve sonucu “Allah’ın da onları kendilerini unutturması” (Haşr 59/19) şeklinde ifade edilmiştir ki bu, Allah bilincine sahip olmayan kişinin kâmil manada insan olma şuurunun da zayıflayacağı anlamına gelir. Allah’ı unuttukları, emirlerini terk ettikleri için Allah’ın da kendilerini kendilerine unutturduğu, yani kendileri lehine hayır işlemeyi unutturduğu, ya da Allah’ın hakkını unutup Allah’ın da kendilerine kendi haklarını unutturduğu kimseler gibi olmayın anlamında olduğu da söylenmiştir. İnsan bazen ahsen-i takvim üzere (en güzel bir biçimde) olduğunu, dolaysıyla da kendi değerini unutur. Kendisine sunulan bu yüce değeri, insanlık onurunu, kâinatın efendisi olma pâyesini nasıl koruyacağını aklından çıkarır.

Bununla da kalmaz ya inançsızlık iddia eder, ya da gider uydurma ilahlara kulluk eder. Öleceğini, hesaba çekileceğini, işlediği suçlardan dolayı ceza alacağını unutur. Allah’ı unutmak, insanın kendisini unutması demektir. Çünkü O’nun kulu olduğunu unutan kimse, bu dünyadaki konumunu yanlış değerlendiriyordur. Sırf bu temeldeki yanlışlık dolayısıyla onun tüm hayatı yanlış bir yolda harcanır gider. İnsanın bu dünyadaki asıl konumu kulluktur. İnsan mutlak anlamda özgür değildir. Fakat o sadece ve sadece bir tek Allah’ın kuludur ve başka hiç kimsenin kölesi değildir. Bunu idrak etmeyen bir kimse, gerçekte kendini, kendi konumunu unutmuştur. Kendi varlığının farkına varmayan, varlığını borçlu olduğu Mutlak Varlığı da unutur. Bir kimse “eşhedü en lâ ilâhe illah” diyerek Allah’ın bir tek olduğuna şahitlik yaparken aynı zamanda “ben kendi varlığıma da, kendimin Allah’ın kulu olarak bir gerçek olduğuma da tanıklık ediyorum” demiş olur. Bu da insanın kendi unutmaması demektir. Rabbi ile bağını güçlü tutan kendi içindeki kavgaları, çalkantıları, gel-gitleri, anlaşmazlıkları en aza indirir, kendisiyle barış anlaşması imzalar. Bir kimsenin Allah ile arası iyi ise herkesle ve her şeyle arası iyi olur. Allah ile arası açılan kimsenin iç dünyasında barış olmadığı gibi, önce kendisiyle sonra herkesle ve her şeyle kavgalı olur. ◄◄


görüşler 27 Haklarımız Mehmet Sevim msevim@csgb.gov.tr

Yurtdışı Hizmet Borçlanması Türkiye’den emeklilik konusu, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için güncelliğini yıllardır korumaktadır. Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşlarının da Türkiye’den emeklilik konusuna geçmişe göre çok daha yoğun ilgisi bulunmaktadır. Bu yoğun ilginin üç temel nedeni vardır. Bunlardan ilki, Türkiye’den emekli olmanın ekonomik olarak halen diğer yatırım araçlarına göre çok cazip olması, ikinci olarak Hollanda’da dar gelirlilere sağlanan gelir desteklerinin koşullarının çok ağırlaştırılmış olması, üçüncüsü de çalışma yaşamı dışında bulunanların uzun süre Türkiye’de bulunma isteği ve bu dönemde Türkiye sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanabilmektir.

meningen

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Amaç Yurtdışında bir süre çalıştıktan sonra Türkiye’ye kesin dönüş yapmış olan vatandaşlarımıza, yurtdışındaki çalışmaları karşılığında Türk sosyal güvenlik kurumlarına prim ödeyerek Türkiye’de de sigortalı olma hakkı tanınmıştır. Bu mevzuatın amacı belirli bir yaştan sonra Türkiye’ye kesin dönüş yapmış olan vatandaşlarımızı sosyal güvenlik kapsamına almaktır. Bu nedenle hizmet borçlanması hakkında kanunun sadece kesin dönüş yapmış vatandaşlarımıza uygulanması gerekir. Bugün de kanunda kesin dönüş şartı bulunmaktadır. Pozitif ayrımcılık Hizmet borçlanması yaparak emekli olma imkânı sadece yurtdışında bulunmuş vatandaşlarımıza tanınan bir haktır. Yurtiçinde bulunan Türk vatandaşları sadece askerlik ve doğum borçlanması yapabilmektedir. Yurtdışı çalışması bulunan erkek vatandaşlarımız ile yurtdışında çalışma veya ikameti bulunan kadın vatandaşlarımız Sosyal Güvenlik Kurumu hesabına belirli miktar para ödeyerek sosyal güvenceye sahip olmaktadır. Bu sosyal güvence emekli aylığı ile Türkiye’de ikamet edenler için ücretsiz sağlık sigortasını kapsar. Emekli aylığı sahibinin vefatı halinde geride kalanlarına gerekli koşullara sahip iseler dul ve yetim aylığı bağlanmaktadır. Kimler hangi koşullarda hizmet borçlanması yaparak emekli olabilir? Türk sosyal güvenlik sisteminde sigortalılık süresi ve prim ödeme süresi iki temel kavramdır. Sigortalılık süresi ilk defa sigortalı olunan tarihten günümüze kadar geçen süredir. Bu sürenin tamamında çalışma şartı yoktur. Prim ödeme gün sayısı ise sigortalı bulunulan dönemde ödenen prim süresini gösterir. Emekliliğe hak kazanabilmek için herkes için geçerli aynı sigortalılık süresi, prim ödeme süresi ve emeklilik yaşı yoktur. Emekliliğe hak kazanabil-

me kişinin tabi olduğu sosyal güvenlik statüsüne (SSK, BAĞ-KUR, Emekli Sandığı) ilk defa sigortalı olduğu tarihe, prim ödeme gün sayısına ve kişinin cinsiyetine bağlıdır. Kadınların 20 yıl (7200 gün), erkeklerin 25 yıl (9000 gün) sigortalılık süresine ihtiyacı bulunmaktadır. BAĞ-KUR ve Emekli sandığı mevzuatına göre (yaşa bağlı istisnalar dışında) bu sürelerin tamamında prim ödenmiş olması gerekir. Ancak SSK için bu sürelerin tamamında prim ödenmiş olması gerekmez. Yurtdışında bulunan veya Türkiye’ye kesin dönüş yapmış vatandaşlarımız, borçlandıkları gün sayısı kadar Türkiye’de çalışmış sayılır. Bu kimselerin emeklilik şartlarıyla, hiç yurtdışında çalışması olmayan Türk sigortalılarının tabi olduğu şartlar aynıdır. Yurtiçi yurtdışı emeklilik koşulları diye iki farklı koşul bulunmamaktadır. Sigortalılık başlangıcı ve tabi olunacak sigortalılık statüsünün belirlenmesi Sigortalılık başlangıcı, ilk defa sigortalı olunan tarihtir. Üç farklı şekilde belirlenir. 1- Hollanda’ya gelmeden önce Türkiye’de çalışması bulunanlar için sigortalılık başlangıç tarihi Türkiye’deki tescil tarihidir. 2- Türkiye’de hiç çalışması bulunmayanlar için sigortalılık başlangıç tarihi borçlanılan süre kadar geriye gidilerek bulunulan tarihtir. 3- Türkiye’de hiç çalışması bulunmayan ancak Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra fiili bir çalışması bulunan kimselerin sigortalılık başlangıç tarihi Hollanda’daki sigortalılık başlangıç tarihidir. Bu belirleme Türkiye Hollanda Sosyal Güvenlik Sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Hangi sigortalık statüsü Hangi sigortalılık statüsüne tabi olunacağının tespiti şu şekilde yapılmaktadır. Başvuru sahibinin; 1. Hizmet borçlanması başvurusu yapmadan önce Türkiye’de en son tabi

olduğu sigortalılık statüsüne tabi olur, 2. Hizmet başvurusu yapmadan önce Türkiye’de çalışması bulunmayanlar BAĞ-KUR’a tabi olur. Hollanda’da ikameti bulunan vatandaşlarımızın bu ülkedeki istihdam durumu ne olursa olsun (işçi, işveren, kendi hesabına çalışan, bir ödenek alan veya ev kadını) Türkiye’de geçici olarak bulunduğu dönemde (izinde) çalışması mümkün değildir. Hollanda’daki sigortalılık süreleriyle, Türkiye’de geçen sigortalılık sürelerinin çakışması halinde Türkiye’deki sigortalılık süreleri iptal edilir. Kesin dönüş şartı 3201 Sayılı Kanunda halen kesin dönüş şartı bulunmaktadır. Kesin dönüş şartı vatandaşlarımızın zarar görmemesi amacıyla esnek biçimde tanımlanmıştır. Örneğin çifte vatandaş olan bir kimsenin Hollanda vatandaşlığını bırakması istenmemektedir. Vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğü de dikkate alınarak kesin dönüş şu şekilde tanımlanmıştır. “Kesin dönüş” ibaresi, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade etmektedir. Kesin dönüşte esas olan kişinin yurtdışında çalışmamasıdır. Yurtdışında çalışması devam eden bir kimse belli ki kesin dönüş yapmamıştır. İkinci koşul, ikamete bağlı olarak bir sigorta ödeneği ya da sosyal yardım almamaktır. Bu durumda da kişinin kesin dönüş yapmadığı açıktır. Hollanda’da ikamet eden vatandaşlarımız bakımından kesin dönüş şartının üç istisnası bulunmaktadır. Konumu bu üç istisnai durumdan birisine uyan vatandaşlarımız Hollanda’da ikamet etseler bile kesin dönüş şartını yerine getirmiş sayılır. 1. Hollanda yaşlılık aylığına (AOW) hak kazanmış olmak (kişi artık istihdam piyasasında değildir.) 2. En az % 80-100 oranında malul

olmak (kişi artık istihdam piyasasında değildir.) 3. Ev kadınları (kişi istihdam piyasasında değildir.)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği veya Ataşeliklerinden alacakları “hizmet belgesi” ile şahsen veya posta ile başvurularını yapabilirler.

Gerçeğe uygun beyan ve önemi Hizmet borçlanması yaparak Türkiye’den emekli olmak isteyen her vatandaşımız, önce “Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi”ni, ödemeyi yaptıktan sonra, “Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi”ni doldurmak zorundadır. Bu belgeler birer formalite değildir. Vatandaşlarımız imzaladıkları bu belgeleri dikkatle okumalı ve neyi taahhüt ettiklerini çok iyi anlamaları gerekir. Beyan edilen bilgi ve belgeler mutlaka gerçeğe uygun olmalıdır. Hollanda ve Türk sigorta kurumları sürekli olarak birbirleriyle irtibat halindedir. Her iki tarafın sigorta kurumları (SGK/ SVB) müşterek sigortalıları hakkındaki bilgileri paylaşırlar.

Unutulmaması gereken en önemli husus, Türkiye’den emeklilik konusunda, her bireyin durumunun farklı olduğu ve hiçbir işleme başlamadan önce bu emekliliğin, ekonomik ve sosyal sonuçları hakkında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği veya Ataşeliklerinden bilgi alınmasıdır.

Türkiye’de tatilde sağlık hizmetlerinden faydalanma Hollanda’da ikamet eden ve Türkiye’den emekli aylığı alan vatandaşlarımız, tatillerini geçirmek için Türkiye’de bulundukları sırada sağlık hizmetlerinden (ilaç almak dahil) faydalanmaları gerektiği durumlarda kendilerinin Hollanda’da ikamet ettiğini belirtmek zorundadır. Türk Sosyal Güvenlik Kurumu emekli aylığı bağladığı kimselerden sadece ikameti Türkiye’de bulunanların sağlık giderlerini karşılamak zorundadır. İkameti Hollanda’da bulunan vatandaşlarımızın sağlık giderlerini Hollanda sigortasının karşılaması gerekir. Dolayısı ile Hollanda’da ikamet ettiğini belirtmeden SGK hesabına sağlık hizmeti alan vatandaşlarımızın daha sonra ciddi ekonomik sıkıntılarla karşılaşacağı beklenmelidir. Türkiye’den alınacak emekli aylıkları Hollanda’daki gelirlerinize ilave edilecektir. Kesin dönüş yapmadan Türkiye’den emekli aylığına sahip olan vatandaşlarımızın Hollanda’daki geliri artmış olacaktır. Diğer bir ifade ile Türkiye’den alınacak aylık Hollanda’daki vergi matrahınıza dahil edilecektir. Geliriniz yükseleceği için gelir desteği niteliğindeki birçok ödeneğiniz ya kesilecek ya da Türkiye’den elde ettiğiniz gelir kadar azalacaktır. Bilgi alınmalıdır Türkiye’den emekliliğin ekonomik ve sosyal sonuçları hakkında bir bilgi kirliliği yaşanmaktadır. Vatandaşlarımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği ve Ataşelikleri dışında bilgi veren, aracılık yapan, vaatlerde bulunan kişi ve kuruluşları dikkate almamalıdır. Hizmet borçlanması ve emeklilik işlemleri için aracı kişi ve kuruluşlara ihtiyaç yoktur. Hizmet borçlanması yapmak isteyen her vatandaşımız

◄◄

Hollanda’da ikamet eden ve Türkiye’den emekli aylığı alan vatandaşlarımız, tatillerini geçirmek için Türkiye’de bulundukları sırada sağlık hizmetlerinden (ilaç almak dahil) faydalanmaları gerektiği durumlarda kendilerinin Hollanda’da ikamet ettiğini belirtmek zorundadır. Türk Sosyal Güvenlik Kurumu emekli aylığı bağladığı kimselerden sadece ikameti Türkiye’de bulunanların sağlık giderlerini karşılamak zorundadır.


HOLLANDA’DA Zuidergracht 47/6, 3763 LS Soest T/F (030) - 699 34 33 Mob. 06 19 202 699

K aza Uzmanı’ Letselschade & Advies

nız

İş ve trafik kazalarında uzman kadrosuyla Hollanda genelinde hizmet vermekteyiz. Yürüyen davalarınız ücretsiz incelenir ve uzman görüşü sunulur.

Daha fazla bilgi için:

Torku Hollanda’ya

tat katacak

Türkiye’nin sevilen markası TORKU şimdi Hollanda’da. Marketinizden ısrarla isteyiniz…

ROOSENDAAL: AMSTERDAM: ROTTERDAM:

Nieuwe Markt 65A, 4701 AD Tussen Meer 1B, 1068 EX OSDORPPLEIN ‘s Gravenlandseweg 285, 3125 BK SCHIEDAM

Tel. 0165-39 13 34 Tel. 020-410 94 94 Tel. 010-242 41 24

Mob: 06-39110241 / 06-39110243

info@kazauzmani.nl

www.kazauzmani.nl

tasarım: www.websayfa.nl

ULU IMPEX tarafından Hollanda ve Belçika’da bölge bayilikleri verilecektir.


ons pagina

30 bizim sayfa

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 186 - 2013

Söz sizde

Hırsızlık olayları çığ gibi büyüyor Hollanda Sigortacılar Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre, hırsızlık hasarı ödeneğine başvuru yapanların sayısı geçen 5 yıl içinde yüzde 40 oranında artış gösterdi. Bu duruma göre her 88 evden birisi hırsızların uğrak yeri haline gelmiş bulunmakta. Yapılan açıklamalara göre 2008 yılında aylık 2 bin 500 hırsızlık hasarı ödenek başvurusu yapılırken, bu rakam 2012 yılında 3 bin 500’e ulaştı. Kuzey Brabant bölgesi en çok hırsızlığın yaşandığı bölge olurken, Groningen, en güvenli bölge oldu. Hollanda’da 7 milyon 250 bin ev bulunuyor. Polis verilerine göre geçtiğimiz yıl 91 bin eve hırsızlık girişiminde bulunulmuş ve bunların 60 bininde hırsızlık gerçekleşmiş. Başka bir deyişle, her 88 evden birisi her sene hırsızların uğrak yeri oluyor. İlgilileri göreve çağırıyor, devletin varlık sebeplerinden olan insanın, canını, malını, namusunu, aklını ve vicdanını korumaya çağırıyoruz. Umarız bundan sonra başka canlar yanmaz, mallara zarar gelmez, namuslar lekelenmez, akıllar bulanmaz, vicdanlar kirletilmez… -----------------------------------------◄◄

Sadullah Ata

Colofon Doğuş is een maandelijks informatieblad in het Turks en af en toe Nederlands o.a. kunst, cultuur, politiek, educatie, wetenschap, literatuur en filosofie. Uitgever/Sahibi Stichting Dogus/Doğuş Vakfı Hoofdredacteur/ Yayın Yönetmeni Adnan Şahin Eindredacteur/Yazı İşleri Müdürü Zeynel Abidin Kılıç Art Directeurs/Görsel Düzenleme Osman Akın Advertenties/İlan- Reklam Servisi dogus@dogus.nl Mob. 06-43 85 74 32 Afdeling Nieuws en Tips/Haber Dairesi Mustafa Uyanık Abonnement / Abone Servisi dogus@dogus.nl Oplage/Tiraj 8.000 Verspreiding/Dağıtım Alanı Landelijk/Hollanda Geneli adres Strevelsweg 700 unit 413, 3083 AS Rotterdam tel. (010) 471 68 47 fax (010) 471 95 13 / Mob. 06-43 85 74 32 e-mail dogus@dogus.nl website www.dogus.nl

Ingezonden artikelen vallen niet onder de redactionele verantwoordelijkheid. Alle auteursrechten van deze uitgave worden uitdrukkelijk voorbehouden. Druk/Baskı Wegener

Doğuş Gazetesinin değerli yayın kurulu üyeleri, Yıllardır çok önemsediğim bir konuyu sizlerle paylaşarak istiyorum. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi kurum, kuruluş ya da şirketlere ulaştırabilmek için kendi kendime yıllardır hayaller kurdum. Son yaptığım bir yolculuk bardağı taşıran son damla oldu artık. Türkiye’ye seyahat esnasında ya da Hollanda’ya geri dönüşte, uçakta içilen alkol beni ziyadesiyle rahatsız etmektedir. Aslında rahatsız olan ben değil, benim gibi alkol içmeyen bir çok insan aynı rahatsızlığı yaşamaktadır. Ancak uçakta alkol yasağının olmaması bizim rahatsız olmamıza bir çözüm getirmiyor. İnsanların özgür iradeleriyle yaptıkları şeylere yasaklama getirilsin anlamında bir tavır aldığım anlaşılmasın. Herkesin istediği gibi yaşama hakkı vardır. Ancak; uçak içerisinde hoş olmayan durumların yaşandığına defalarca şahit olmuşumdur. Ayrıca indiğimiz havalimanında pasaport kontrollerinde alkol alıp sarhoş olan kişiler yüzünden uzun süre bekleyişler ve yine görevli polisler tarafından müdahale edilerek nahoş durumlar yaşanmaktadır. Küçük bir örnek vermek gerekirse; bir çok insan sigara içiyor. Bu onların kendi özgür iradeleriyle yaptıkları şeydir. (keşke hiç içmeseler). Sigara içme konusu getirilen bir düzenlemeyle kaldırıldı. Aşırı tiryaki olan pek çok insan biliyor ve tanıyorum. Bunlar “eğer böyle bir yasak gelirse ölürüz, dayanamayız, ben mecburen sigara içmek zorundayım” diye feryatlar koparıyorlardı. Şimdi o insanları görüyorum hala sigara içiyorlar. Ama uçağa binince, kapalı yerlere girince içemiyorlar. Fakat bunlar ne ölüyorlar ve ne de hasta oluyorlar. Hollanda’dan uçağa bindiğimizde en uzak noktanın Kayseri havaalanı olarak biliyorum. Yaklaşık dört saat sürüyor. Hiç kimse sigara içmiyor. Sigara içmeyenlerse sağlıklı bir şekilde seyahatlerini yapıyorlar. Alkol içen kardeşlerimizde bu isteklerini uçaktan indikten sonra yerine getirebilirler diye düşünüyorum ve daha sağlıklı ve güvenli bir uçuş gerçekleşeceğine inanıyorum. Bu konuyla ilgili kurum, kuruluş ve şirketlerin, hatta duyarlı olan herkesin ilgi ve katkılarını bekliyor, sizlere de Gazeteniz de bu yazıya yer verdiğiniz için teşekkür ediyorum. -------------------------------------◄◄ Canbolat Çeçen

Esra & Ömer mutluluğa ilk adımı attılar

Taziye Abonelerimizden ve Hollanda İslam Federasyonu eski başkanlarından Sevgili Ömer Baler Hoca’mızın ağabeyinin vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, başta Ömer Baler olmak üzere bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz… Taziye Abonelerimizden ve Hollanda Mehteran Tuğcularından Sevgili Emrullah Köse’nin kardeşinin elim bir kaza sonucu genç yaşta vefat ettiğini öğrendik. Merhuma Allah’tan rahmet, geride gözü yaşlı, gönlü yaslı kalan sevenlerine sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz. Taziye Abonelerimizden Sevgili Adil Çiftçi’nin amcasının vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz… Taziye Abonelerimizden ve Hollanda Mehteran zurnazenlerinden Sevgili Doğan Kayabal’ın değerli babasının vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz… Şifa Dileği Son Media Genel Müdürü Sevgili Ömer Aşıran ve NIF Teşkilatlanma Başkan yardımcısı Abdullah Aşıran'ın babasının rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi gördüğünü öğrendik. Hastamıza ve sevenlerine geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. Şifa Dileği Abonelerimizden Sevgili A. Lütfi Çelikkaya’nın rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi gördüğünü öğrendik. Hastamıza ve sevenlerine geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. Şifa Dileği Abonelerimizden ve Eurocar Garage sahibi Sevgili İlhan Özpolat’ın rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi gördüğünü öğrendik. Hastamıza ve sevenlerine geçmiş olsun diyor, acil ve hayırlı şifalar diliyoruz. Tebrik Abonelerimizden ve Sevgili İbrahim Şahin mahdumu Tahsin ile Mehmet Koçak’ın kerîmesi Ayşe, 19 Ekim 2013 tarihinde düzenlenen sade bir nişan töreniyle evliliğe ilk adımı atarak nişanlandılar. Şahin ve Koçak ailelerini tebrik ediyor, Tahsin ve Ayşe’yi kutluyor, mutluluklar diliyoruz. Tebrik Abonelerimizden ve NUHR Seyahat sahiplerinden Sevgili Enis ve Meral Kamber’in mahdumu Korhan ile Nihat ve Tülay Metin’in kerîmesi Suzan, 24 Kasım 2013 tarihinde düzenlenen görkemli bir düğün töreniyle dünya evine girdiler. Kamber ve Metin ailelerini tebrik ediyor, Korhan ve Suzan’ı kutluyor, mutluluklar diliyoruz. Tebrik Abonelerimizden Sevgili Adil ve Kete Çiftçi’nin kerimesi Merve ile İncekara ailesinin mahdumu Fatih, 16 Kasım 2013 tarihinde düzenlenen sade bir merasimle dünya evine girdiler. Çiftçi ve İncekara ailelerini tebrik ediyor, Merve ve Fatih’i kutluyor, iki cihan saadeti diliyoruz. Tebrik Abonelerimizden ve Güven Mobilya Sahiplerinden Sevgili Yunus ve Elif Kartaler’in kerimesi Emine ile Cengiz ve Sadegül Altun ailesinin mahdumu Alper, 30 Kasım 2013 tarihinde düzenlenen sade bir merasimle dünya evine girdiler. Kartaler ve Altun ailelerini tebrik ediyor, Elif ve Alper’i kutluyor, iki cihan saadeti diliyoruz. Tebrik NIF yönetim kurulu üyelerinden İrşad başkanı Halil Kaba’nın mahdumu Ömer ile Bölge Sekreteri İdris Kandemir’in kerimesi Esra, Schiedam Merkez Camii salonunda yapılan mütevazi bir törenle nişanlandılar. Nişanda hazır bulunan NIF Başkanı Mehmet Erdoğan yeni çiftlere bu ilk adımlarında mutluluklar diledi. Doğuş Gazetesi olarak bizlerde yeni çiftlere iki cihan saadeti diliyoruz...

Abone

MACHTIGINGSKAART

Kapınız her an çalınabilir! Her geçen gün artan hırsızlık olayları insanların ruhsal sıkıntılarını da arttırıyor. Her an evlerine birinin gireceği endişesiyle yaşayan insanların evlerine kapanmaları bu tür sıkıntıların temel kaynağını oluşturmakta. Geçen gün kamuoyuna yansıyan bir olay insanın kanını donduracak türdendi. Bu tür olaylarla karşılaşanların Allah yardımcıları olsun, zira devletin bu konuda yaptığı yapacağı hiçbir şey yok. Senin malına ve canın kasteden birine el kaldırmanın bile suç sayıldığı bir ülkede bu tür suçlar âdeta teşvik edilmekte ve yakalanan hırsızlar 3-5 saat dinlendirildikten sonra yeni bir mala, cana, namusa tecavüz için salıverilmekteler. Kamuoyuna yansıyan ve Türk kökenli olduğu sanılan bir ailenin başına gelen olay şöyleydi: Eşini işe uğurlayan X adlı kadın, eşinin ayrılışından henüz bir dakika bile geçmeden kapı zili çalınır. Kadın gelenin eşi olduğunu sanır ve kapıyı açar. Polonyalı ya da Romanyalı olduğu sanılan iki kişi kadına olmadık eziyet, işkence ve tacizde bulunduktan sonra evi soyup kaçarlar. Kadının hastanede müşahede altında tutulduğu bildiriliyor. Erkeğin durumunu yazmaya gerek var mı bilmiyorum. Bunu yazmanın bile zorluğunu yaşıyor insana, o durumda kalanların Allah yardımcısı olsun. Açlık ve yoksulluk yaşayanların gittikçe arttığı bir ortamda bu ve buna benzer binlerce hadise yaşanmakta ve yaşanacaktır. İlgililer gerekli tedbirleri almadıkça, daha çok canlar yanacak, aileler dağılacaktır. Mahallemizde her gün en az iki arabanın camı kırılıyor, soyuluyor. Her gün etrafımızdan onlarca evin soygun haberini alıyoruz. Yapılan araştırmaların bu gerçeği gözler önüne sermesine rağmen, ilgililerin gerekli önlemleri almamaları, yaptırım uygulamamaları dikkatlerden kaçmıyor.

Tebrik - Taziye - Şifa Dileği

Uçakta içki servisi yapılmalı mı?

Ondergetekende verleent hierbij tot wederopzegging aan de STICHTING DOGUS (Dogus) om van zijn/haar hierondergenoemde (giro-)rekening het bedrag af te schrijven voor jaarlijksabonnement maandblad Dogus. (Abonesi olduğum Doğuş gazetesi için, bağlı olduğu Doğuş Vakfı'na aşağıda belirtilen abone ücretin banka hesap numaramdan çekilmesi için yetki vererek bu formu imzalıyorum. Tenzij ik mijn abonnement schriftelijk opzeg, zal mijn abonnement automatisch 1 jaar verlengd zijn en de kosten hiervan van mijn bank of girorekening afgeschreven worden. (Aboneliğim yazılı olarak iptal edilmediği sürece, abone sürem 1 yıl otomatik olarak uzatılmış olur.

Over te schrijven / stortingsbedrag: € (abone ücreti)

2 9 ,-

Giro of bankrekening: (banka numarası)

Naam en Voorletters: (Adınız ve Soyadınız)........................................................................................................................ Adres:................................................................................ Geb. datum: (Doğum tarihi)........................................ Telefoon:..........................................................................

Hırsızlık olayları korkunç boyutlara ulaştı

Bu formu doldurduktan sonra mektup zarfına Postcode: (Posta kodu)............................................................ uygun pulu yapıştırıp posta ile aşağıdaki adresimize Woonplaats: (Şehir).................................................................. gönderiniz: Maandblad Dogus afd. abonnementen Datum: (Tarih)............................................................................ Strevelsweg 700 unit 413 3083 AS Rotterdam

E-mail:............................................................................... Handtekening: (İmza)..............................................................


puzzels - raadsels

bilmece - bulmaca 31

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 186 - 2013

Çengel bulmaca Emmek emir ---------------Bir gaz

Valide ---------------Boyut

Cetvel ---------------Doktor

Mehterde çalgı ---------------Gelir

Oksijen ---------------Nota

Genel kültür...

Suya girmek ---------------Nikel simge

Asmak ---------------Fotoğraftaki idam edilen Başbakan

Hazırlayan: Mücahid Çeçen

Fotoğraftaki ölümü şüpheli T.C. Cumhurbaşkanı

 

 Argon ---------------Merhametli

Geçen sayının çözümü

Hidrojen ---------------Helyum

Kuzu sesi

Kalay / kurşunla yapıştırma

Sınır ---------------Argon

Ağırlık ---------------Bir ilimiz

Argon ---------------Telli çalgı

Hala ---------------Bir harf

Argon ---------------Uranyum

İbadet etme

Hayvan ---------------Temiz

 

Eksiklik ---------------Huzur

 

Utanma ---------------Kumaş

Kamer

Bir harf

Azot simge

Meta

Yavaş ---------------Gümüş

Ajans ---------------Uranyum

Azot ---------------Giderme

Kükürt ---------------Bir harf

Argon ---------------Fasıla

 

Kanmış ---------------Oksijen

Balık ---------------Af

Belge ---------------Seçkin

Karatede derece

 Hakkı gözetme

Nota ---------------İki eş

Zaman ---------------Hazır

İyod simge

Argon ---------------Fiilde ek

Tayin ---------------Cahil

Masal dağı ---------------Kuzu sesi

Mey ---------------Duman

Kur'an da süre

İyot ---------------Övme

Gıda ---------------Lakırdı

Karbon ---------------Harf

Argon ---------------Kırmızı

Miktar ---------------Bağlaç

Radyum ---------------Harf

Puan ---------------Dolaylı

Sürme ---------------Kırmızı

Gizlenmek ---------------Oksijen

Nota ---------------Durgun

Nikel ---------------Sayı

Azot ---------------Su

Sarık sarma ---------------Uzaklık

Potasyum ---------------Metre

Üslup ---------------Sancak taşıyan

Argon ---------------Bağ

Barınak ---------------Baş

Gönül borcu

Cilthastalık ---------------Azot

Doktor ---------------Biçimlemek

Kükürt ---------------Kalay

Bir sahabe ---------------Yaren

Kripton

Kifayet ---------------Oksijen

Annenin annesi ---------------Beyaz

Azot ---------------Erkek keçi

İlgili ---------------Oturmadan

İtriyum ---------------Yoğurt içecek

Eklem ---------------Potasyum

Potasyum ---------------Abide

 

Bir nota ---------------Yürekli

Hayvan barınağı

Bulamaç ---------------Yapıt

Seyrü sefer ---------------Nota

Aşırı ---------------Yarar

Dingil ---------------Harf

İş arası ---------------Hayvan

Karar ---------------Erbap

Basınç ---------------Fakat

1- Antalya’nın Alanya ilçesin de bulunan ünlü mağaranın adı nedir? 2- Bir tiyatro oyununun ayrıldığı büyük bölümlerden her birine ne ad verilmektedir? 3- Otomobillerdeki yedek lastiğe ne ad verilir? 4- İlk büyük Türk devleti olan büyük Hun İmparatorluğunu kim kurmuştur? 5- İnsan vücudunda pankreas’ın salgıladığı ve kan şekerini azaltıcı bir hormon olan maddenin adı nedir? 6- Çanakkale boğazında 4 Nisan 1953 de 81 denizcimizin şehit olmasına yol açan ve tarihe batan geminin adıyla geçen kazanın bilinen adı nedir? 7- Septe boğazı, bu günkü hangi boğazın eski adıdır? 8- Sinemada bir aktörün veya tiyatroda bir oyuncunun kamera karşısında veya sahnede yapması gereken hareketlerin tümüne ne denir? 9- Hartum, hangi ülkenin başkentidir? 10- İlk Türk kadın karikatüristi kimdir? 11- Vurun kahpeye kimin eseridir? 12- 1946 yılından bu yana dağıtılan Cannes film festivalinde verilen ödülün konusu olan ağacın adı nedir? Genel Kültür Sorularının Doğru Cevapları 1-Damlataş (mağarası) 2- Perde 3- Stepne 4- Teoman 5- İnsülin 6- Dumlupınar(faciası) 7-Cebelitarık 8- Rol 9- Sudan 10- Selma Emşroğlu 11- Halide Edip Adıvar 12- Palmiye

Küçük birlik ---------------Askeri

Bir çalgı

Sudoku Geçen sayının cevapları

*

* *

* * *

2 6 5 1 9 7 3 4 8

3 7 9 6 8 4 5 2 1

8 4 1 5 3 2 7 9 6

7 1 8 9 5 6 2 3 4

5 2 3 8 4 1 9 6 7

4 9 6 2 7 3 8 1 5

6 3 4 7 2 8 1 5 9

1 5 7 3 6 9 4 8 2

9 8 2 4 1 5 6 7 3

2 7 6 3 5 4 8 1 9

4 9 3 2 8 1 5 7 6

8 1 5 7 9 6 4 3 2

5 8 7 6 2 9 3 4 1

9 4 1 5 3 7 6 2 8

3 6 2 1 4 8 7 9 5

7 3 8 9 1 5 2 6 4

1 2 4 8 6 3 9 5 7

6 5 9 4 7 2 1 8 3

4 1 3 8 7 2 5 6 9

5 8 6 9 3 1 2 7 4

9 7 2 4 5 6 1 8 3

2 4 1 7 6 3 8 9 5

6 3 5 2 9 8 7 4 1

8 9 7 1 4 5 3 2 6

7 2 9 3 1 4 6 5 8

3 5 8 6 2 9 4 1 7

1 6 4 5 8 7 9 3 2

*

8 9

4 6

7

9 6

7

7 2 9

4

4 2 6 5 3

3

5

1 5 2

4 3

3 8

7 3

7 4

1

7

**

4 7

2

7

2 9

5 5 8 1 7

1 7

1

3 6

8 9 7

***

2 8

1

5 6

3 9

8

7

1 2

2 4 2

4 9

6

7 2

4

8 8

8

6 6 7

5

9

1 4

9

5 9



186