Issuu on Google+

Eylül/Ekim September/Oktober 2013 sayı/editie 183/184 - tiraj/oplage 12.000 Türkçe ve Hollandaca aylık enformasyon gazetesi Maandelijks informatieblad in het Turks en Nederlands

e-mail: dogus@dogus.nl www.dogus.nl ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yeni yasama yılı açıldı

Kemer sıkmaya devam >> İşsizlik artacak >> Alım gücü düşecek >> Halk sokaklara indi >> İzlenen politikalar krizi tırmandırıyor S 22 - 23 ÜCRETSİZ DANIŞMA HATTI

AVRUPA’DAN VİZE ÇIKMADI

S 02

‘‘BORÇLU İNSAN GÜNEŞİN ISISINI HİSSEDEMEZ’’

S 08

S 10

‘‘BİR VE BERABER OLURSAK BAŞARIRIZ’’

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

S 16

S 20


redactie

02 yayın odası Editörden

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

adnan@dogus.nl

Adnan Şahin

Siyasetin Keskin Virajları Değerli okurlarımız, birlikte olamadığımız süre zarfında, dünya genelinde, ülkeleri ve halkları yakından ilgilendiren, etkileyen olumsuz manada pek çok derin olay yaşandı, yaşanıyor. Bunlardan ikisi dünya tarihinde yeni bir milat oldu âdeta. Bunlara biraz değinmeden geçemeyeceğim. Birincisi Mısır’da yapılan darbe idi. Hem de ne darbe! İçi sırf, haklarını arama peşinde olan masum insanların kanları ile doldurulmuş bir darbe. Ama gel gör ki, bu darbe oğlu darbeye, ne Avrupa ne de ne Amerika “darbe” diyemediler. Bunu hepimiz ibretle ve hayretle takip ettik. Buna basit bir yorum farkı deyip geçmek mümkün mü? İşin içinde Müslümanlar olunca bir bakıyorsun ölçüler değişiveriyor, tartılar değişiveriyor. Hesaplar kitaplar alt üst oluyor. Bu aynı anda üç davalıdan ayrı ayrı rüşvet alan Kadı’nın hikâyesine benziyor. Yani tırnaklarına basan bir katır var. Kısacası Müslümanlar üzerinde çok çirkin oyunlar oynanıyor. Derin güçler Müslümanları yok sayarken bir yerleri koruma kollama gayretiyle çalışmalarına devam ediyorlar. Evet, Mısır halen kanayan bir yara. Akıtılan kanın nasıl ve ne zaman duracağı belli değil. “Birilerinin bir planı varsa Allah’ın da bir planı var” deyip bu konuyu noktalayıp bir diğer önemli olayı hatırlayalım istiyorum. Suriye’de yaşananlar… Burada da çok uzun vadeli çirkin planların keskin viraj alışlarını açık ve net bir şekilde görmek mümkün. Suriye’de başlayan olayların asıl amacının köhnemiş baskıcı Esad rejimini alaşağı etmek olmadığı, bilhassa İsrail’i çok rahatsız eden kimyasal silahları bertaraf etmek olduğu ortaya çıkmış gözüküyor. ABD’nin kimyasal silah kullanılması “Kırmızıçizgimiz” kumpasına bastırılan Esad’ın ağzım - gözüm demesine, kendisini savunmasına fırsat verilmeden kimin kullandığı esasen bir muamma olan kimyasal silahlar sonucu öldürülen onca masum çocuğun cesetleri üzerine basa basa, gurup gurup BM temsilcileri kimyasal silah devşirmeye ve güya onları imha etmeye gidiyorlar. Yesinler sizin insan hakları anlayışınızı. Aklımın almadığı sahneler var. Bu sahnelerin sahiplerini anlamaya çalışıyorum. Çok basit bir kurgulama yapacağım; lütfen siz de ciddiye alıp düşünün. Amerika Suriye’ye müdahale edebileceğini çok ama çok dayanılmaz bir şarta bağlıyor. Göz ucuyla da Rusya’ya bakarak diyor ki “sakın ha! Kimyasal silah kullanma!” Elinde daha bin bir çeşit öldürme, katletme imkânı olan Esad, Amerika’nın gücünü filan bildiği halde. Gelebileceğini gördüğü halde

artık diğer silahlarla öldürmekten sıkılmış olacak ki, başlıyor kimyasalla öldürmeye. Hem de değil insanları, hayvanları dahi ağlatacak kadar vahşice bir şahne sergileyerek yüzlerce çocuğu öldürüyor! “Ya sen geri zekâlı mısın, sen ne yaptın, en büyük destekçin Rusya’nın bile sesini çıkaramayacağı boyutta bir suç işledin; çocukları öldürdün ve Amerika’ya kapıları sonuna kadar açtın… Sen bunu mu istiyordun? Sen intihar ettin?” diye sormazlar mı adama. Aslında Esad “kimyasalı biz kullanmadık, muhalifler kullandı” filan dedi ama sesini duyuramadı. Her nasıl olduysa fena kumpasa düşürüldü ve iş oldubittiye getirilerek Esad’ın sur’unda delik açılmış oldu. Ve şimdi biraz geriye çekilip, Suriye’de kavganın hangi sebeplerle başladığını ve gelinen noktayı bir görmeye çalışalım. Masum bir Arap Baharı rüzgârı kimyasal temizleme hareketine dönüştü. Şuan durumu biliyorsunuz yukarıda ifade edildiği gibi, Birleşmiş Milletler heyeti çocuk cesetlerinin arasından geçerek Esad ile kol kola kimyasalları imha etmeye çalışıyorlar. Esad’ın en yakışıklı porteleri ile birlikte barış mesajları Avrupa televizyonlarında yerini alıyor ve onun “aslında biz kimyasalları zaten siz gelmeseniz de yok edecektik” teranelerine yer verilerek “aslında Esad sanıldığı kadar da kötü biri değil” imajı oluşturulmaya çalışılıyor sanki. Hocanın “yorgan gitti kavga bitti” sözü de burada en bariz bir şekilde “cuk” oturuyor. Kimyasal gitti savaş bitti! İyi de, ya ölen onca masum insanın hesabını kim verecek. Ya da İsrail’in Gazzeliler üzerine yağdırdığı kimyasalları ne zaman toplayacak Birleşmiş Milletler? Merak etmeyelim, ona da bir formül bulunur. Nasıl olsa artık hiç bir şey göründüğü gibi değil. Evet değerli okurlarımız, Doğuş olarak bu sayımızda da gündemi takip etmeye çalıştık. Hollanda’da kemerler sıkılmaya devam edilecek. Kral Alexander’ın yaptığı en son mali yıl açıklamasından bu anlaşılıyor. Maalesef bu yıl da kemer sıkmamız gerekecek... Canımız sağ olsun. Tabi bunu geleceğe dönük bir tedbir olarak düşünmek, hiç yoktan karamsar olmamızı engeller. “Ben şuan biraz yoksulluk çeksem de 20-30 yıl sonra bizden sonra gelenler rahat eder” türünde düşünmenin faydası olabilir. Ancak unutmayalım haklar mücadele ile elde edilir. Mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayalım. Bu günlerde Ana dilde eğitim yeniden gündemde 46 bin imza toplandı ve bu ilgililere iletildi, dava başladı. Hem bu konu da hem de buna benzer konularda birlikte hareket etmeye çalışalım. Gazetemizin yayına hazırlandığı sırada açıklanan “demokratikleşme paketi” için de şimdilik ‘hayırlı olsun’ bakalım diyoruz. Hepinize tatlı sonbahar gezintileri diliyorum. Ama aynı zamanda toplumsal sorunlarımız üzerinde açık havada fikir üretmenizi tavsiye ediyorum. İnsanlığın içerisinde bulunduğu kaosun, yozlaşmanın, sıkıntıların bayram hürmetine son bulmasını umuyor, insanlığın hak ettiği barışa, dostluğa, kardeşliğe, huzura bir an önce kavuşmasını diliyor, şimdiden bayramınızı tebrik ediyorum… İnterajans ve SonHaber’e özellikle bu sayıya yaptıkları katkılardan dolayı teşekkürlerimi sunuyor, başarılar diliyorum.

Haklarımız

Avukat Ejder Köse:

“Karara vatan üzüldüm” Hollanda’daki Türklerin AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması’ndan doğan hakları konusunda başarılı hukuk mücadelelerine imza atan avukat ve gazetemiz yazarlarından Ejder Köse, Leyla Demirkan davasında verilen kararla ilgili olarak, “Karara vatandaş olarak üzüldüm, ancak hukukçu olarak kararı anlayabiliyorum” ifadesinde bulundu. Sevgili Ejder Köse ile hem “Türk vatandaşlarına vize muafiyeti yok” kararını nasıl değerlendirmemiz gerektiğini hem de bundan sonra yapılacak olanları konuştuk.

A

BAD’ın “Türk vatandaşlarına vize muafiyeti yok” kararını nasıl okumalıyız? 24 Eylül 2013 tarihinde Avrupa Birliği Adalet Divanı, Demirkan Davası kararını açıkladı ve Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin olmadığını kararlaştırdı. Avrupa Birliği ve Türkiye arasında var olan Ankara Antlaşması’nı (Katma Protokoller, ve Ortaklık Konsey Kararları dahil) denetleyen AB Adalet Divanı (ABAD), Türk vatandaşlarına yönelik ‘vize muafiyeti’ konusunda önemli olan ‘Demirkan’ davası ile ilgili kararını verdi. Lüksemburg’daki Adalet Divanı, Leyla Ecem Demirkan’ı talebinde haksız buldu. Yani Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vize almadan azami 3 ay süreyle turistik amaçlı seyahat hakkı olmadığına karar verdi. Ejder Bey, neydi, Demirkan Davası’nın içeriği? Annesi Almanya’da yaşayan Leyla Ecem Demirkan, ağır hasta olan Alman üvey babasını ziyaret etmek istemiş, ancak, Demirkan’ın zamanında Alman Büyükelçiliği´ne yaptığı vize başvurusu, Almanya’da kalacağı kuşkusuyla reddedilmişti. Demirkan bunun üzerine vize almadan Almanya’ya gelmek istedi. Ancak buna da izin verilmeyince Demirkan, avukatı aracılığıyla Almanya’ya karşı dava başlattı. Davayı inceleyen Berlin Brandenburg Yüksek İdari Mahkemesi, Türklere aktif hizmette vize serbestisi tanıyan Avrupa Adalet Divanı´nın Soysal kararı ve Almanya´nın başka eyaletlerindeki mahkemelerin Türklere vize uygulanmasını hukuka aykırı bulan kararlarını da göz önünde tutarak, davayı Avrupa Birliği Adalet Divanı´na sevk etti. Hukukçu olarak kararla ilgili yorumuz nedir? 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol’ün 41/1 maddesi uyarınca yerleşme ve hizmet sunma serbestisi hakkında yeni sınırlamalar getirilemeyeceği açıkça ABAD’ın önceki içtihadında yer almaktadır.

Ankara Antlaşması ve Katma Protokol bazında Ortaklık Hukuku, ABAD’ın içtihadı ile gelişmektedir. Avrupa Birliği açısından da, Ortaklık Konseyi çalışamadığı için, vize meselesi maalesef Konsey’in öncelikleri arasında yer almamıştır. ABAD’ın yorumları ve içtihadı doğrultusunda aşağıdaki prensiplerin kabul edildiği açıkça ortaya konmaktadır: 1990 tarihli Sevince Kararı ile Ankara Antlaşması ve Katma Protokol’ün Avrupa Birliği Hukuku’nun ayrılmaz bir parçası olduğuna karar verilmiştir. Ortaklık Konseyi kararlarının da Avrupa Birliği Hukuku’nun ayrılmaz bir parçası olduğuna ve hatta bazı Ortaklık Konseyi Kararlarındaki maddelerin “doğrudan uygulanabilir” olduğuna karar vermiştir. Böyle olmasına rağmen, neden ABAD Demirkan Davası’nda olumsuz karar verdi? Her zaman olduğu gibi, detay ve nüanslar önemlidir. Demirkan Davası’nın temel gerekçesi, 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Katma Protokolün 41’inci maddesinin 1’inci fıkrası olan, ‘yerleşme ve hizmet sunma serbestisi hakkında yeni sınırlamalar getirilemeyeceği’ hükmüdür. Bunun yanı sıra, 31 Ocak 1984 ‘Luisi ve Carbone’ ABAD Kararı’nda, “hizmet alıcı, eşittir hizmet sunucu” yorumu mevcuttur. Yani bu 30 sene önce verilmiş kararda ABAD, AB mevzuatı çerçevesinde ‘hizmet alıcısıyla, sunucusunu’ aynı kapsam/ değerlendirme altına almıştır. Demirkan Davası da, bu belirttiğim iki hukuki unsuru birleştirme ‘operasyonuydu’. Yani Sayın Demirkan’ı, Türk vatandaşı olarak, hizmet alıcı ve aynı anda hizmet sunucu kapsamı altına alma operasyonuydu. Tez şöyle idi: Evet, Demirkan hizmet sunucu değil, ama Almanya’ya giriş yaptığı takdirde, hizmet alıcı olacak. 1984 ‘Luisi ve Carbone’ Kararı çerçevesinde, hizmet alıcı, eşittir hizmet verici yorumuna dayanarak, kendisi de hizmet sunucu statüsüne

geçmesi gerekmektedir. Yani, böylece 41’inci madde kapsamına yükselmesi talep edildi. Nitekim, Adalet Divanı ‘Luisi ve Carbone’ Kararı’ndaki yorumunu bizzat AB mevzuatı çerçevesinde ‘internal market’, yani kendi iç pazarının düzenlemesini ve güçlendirmesi ruhuyla kararlaştırdığını bildirmektedir. Türkiye’den Avrupa’ya göç sonucu ve göçün iyi bir şekilde yönlendirilmesi için T.C. ve AB arasında Ankara Antlaşması imzalanmış ve 1963 yılında yürürlüğe girmiştir. Antlaşmanın hedefi ise, zamanında öngörüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve vatandaşlarını AB’ne yakınlaştırmaktı. T.C. ekonomisine yardımcı olarak, AB standartlarına yükseltilmesi ve bu sürecin sonunda AB’ne üye ülke statüsüne getirilmesiydi. Ankara Antlaşması aynı hedefi amaçlamadığından ve AB iç pazarına yönelik olduğundan dolayı, böyle bir geniş yorumun maalesef söz konusu olmadığını kararlaştırmıştır. Karar verme aşamasında ebetteki siyasi bir baskı olmuş olabilir ve bu da ‘normaldir’, çünkü olağanüstü bir mesele. Davada 1 vatandaşımız 11 devlete (!) karşı mücadele etti. AB’nin en büyük üç ülkesi (Almanya, Fransa ve İngiltere) ve en önemli iki kurumu (AB Konseyi ve AB Komisyonu) bu davaya müdahil olarak katıldılar ve olumsuz olması için görüş bildirdiler. Böyle olmasına rağmen, kararı incelediğimde, ‘saçma’ bir karar olarak yorumlamıyorum. Katılmamakla beraber, neden böyle bir karar verildiğini anlıyorum. Karar, karardır. Vatandaş olarak üzülmekle birlikte, kabullenmemiz gerekir. Bu davada Türk milleti olarak, hiçbir şey kaybetmedik, zira, böyle bir hak zaten verilmiyordu. Yalnız, bir şey kazanamadık. Olmayan bir şeyi de zaten kaybedemezsin. ABAD’ın daha önce Türkler lehine verdiği birçok karar var. Nelerdi onlar? Evet, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın


agenda

gündem 03

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Kısa haberler

daş olarak Türklerin AB-Türkiye Ortaklık Anlaşması’ndan doğan haklarıyla ilgili olarak Türkler lehine daha önce verdiği kararların unutulmaması gerekir. ABAD’ın verdiği önceki kararlardan dolayı, Avrupalı Türkler çok faydalanmıştır. Birkaç örnek vereyim: Uyum zorunluluğu, vatandaşlığa geçiş şartlarının ağırlaştırılması, dul ve yetim ödeneklerinin ve çocuk parası miktarlarının düşürülmesi, aile birleşiminin de yaş ve gelir sınırları yükseltilerek, dil şartı getirilerek, oturum ve vize harçlarına zam yapılarak zorlaştırması/ imkânsızlaştırılması. Bu konularla ilgili ABAD’ın verdiği kararlar bizleri (Avrupalı Türkleri) çoğu zaman kurtarmıştır. Son olarak Demirkan Kararı’nın 2009 Soysal vize kararının herhangi bir zayıflamaya yol açmadığını belirtmek

istiyorum. Yerleşim ve hizmet sunucu olarak, vizesiz giriş hakkı, aynı şekilde devam etmektedir. Şu anda ise, Almanya, Hollanda gibi ülkeler böyle bir karar verilmesine rağmen, ABAD kararlarını uygulamamaktadır. Enerjimizi, aldığımız hakların uygulanması için harcayalım. Bundan sonra ne yapılabilir? Bu konuda atılması gereken adımları ve yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz: Avrupa Birliği ülkeleri ile yapılan vizelerin kaldırılması hakkındaki antlaşmalar incelenmeli ve ortaya çıkartılmalıdır. Önceden yapılan antlaşmaların tespit edilip uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Avrupa Komisyonu harekete geçirilmelidir. ABAD’ın 2009 Soysal kararına rağmen, örneğin Almanya,

Bedelli askerlik belli oldu: 6 bin euro Hükümet, yurtdışında yaşayan vatandaşların 10 bin Euro olan dövizle askerlik bedelinin 6 Bin Euro’ya düşürülmesini kararlaştırdı. Dövizle askerlik bedelinde yapılacak yüzde 40 oranındaki düşüşün yurtdışında yaşayan vatandaşların beklentilerine cevap vermese de uygun bir rakam olduğuna dikkat çekiliyor. Hükümet, dövizle askerlik uygulamasını geçen yıl 5 bin Euro’dan 10 Bin Euro’ya çıkartırken, yurtdışındakilerin Türkiye’ye gelerek 21 günlük askerlik yapması uygulamasını da kaldırmıştı. Özellikle, ABD ve Avustralya gibi ülkelerden gelirken yüksek uçak bileti fiyatı ödeyen vatandaşlar bu yükten kurtulmuş oldu. Dövizle askerlik bedelinin indirilmesi için yasal düzenlemeye gerek olmadığına dikkat çekiliyor. Kanunda, dövizle askerlik bedelini yüzde 50’ye kadar indirmeye Bakanlar Kurulu’nun yetkili olduğu belirtiliyor.

Hollanda, ABAD kararlarını uygulamamaktadır. Amsterdam Antlaşması’nın 232 ve 233. maddeleri uyarınca, Türkiye’deki bir Ticaret Odası, Avrupa Komisyonu’nu uyarabilir ve iki ay geçtikten sonra da Komisyon’un sessiz kalması neticesinde kendisi dava yoluna başvurabilir. Bu yolla ABAD Kararı’nın genelleşmesi sağlanabilir. Burada “toplu dava” konusu gündeme getirilebilir ve hangi Avrupa Birliği üyesi ülkelerde bu usulün ilgili ülkelerin usul kanunları uyarınca mümkün olduğu araştırılabilir. Avrupa

Birliği ülkelerinin uygulamalarının, 1 Ocak 1973 tarihindeki yerleşim ve seyahat koşullarına nazaran daha ağır olduğuna ilişkin bir tespit davası açılabilir. Böylelikle idare mahkemesi önünde bu koşulların kalkması dava edilebilir. Bu görev, artık o ülkelerdeki (Türk) hukukçulara kalmış olan meseledir. Ama daha çok çalışarak, inisiyatifi ele alarak, stratejik hareket ederek bu görev omuzlanmalıdır. Söyleşi Doğuş Haber Dairesi

«

İşverenlerden zam istemine tepki Önümüzdeki yıl maaşlara yüzde 3 oranında zam talep edileceğini açıklayan FNV İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na, işverenlerden tepki geldi. Hollanda Sanayicileri ve İş Adamları Derneği ile Hollanda Orta ve Küçük Ölçekli İşletmeler Birliği yetkilileri, yüzde 3 oranında bir zammı çok yüksek bulduklarını kaydettiler. İşverenler FNV’yi “sorumsuz” davranmakla suçladılar. FNV ayrıca maaş artışında oran yerine miktarın esas alınmasını istiyor. Maaşı düşük olanlar böylece daha yüksek bir zam alabilecekler. FNV İşçi Sendikaları Konfederasyonu, enflasyon hariç yüzde 3 oranındaki bir maaş artışı ile çalışanların alım gücünün korunmasını hedefliyor.

Gensoru önergesi reddedildi PVV (Özgürlük Partisi) lideri Geert Wilders’in II. Rutte kabinesi hakkında sunduğu gensoru önergesi reddedildi. Hükümeti izlediği politikalarla ekonomik krizin etkilerini derinleştirmekle suçlayan Wilders’in, 2014 yılı Bütçe Kanunu Tasarısı ile ilgili yapılan genel değerlendirme sırasında sunduğu önerge ancak SP (Sosyalist Parti) ve PvdD (Hayvanlar Partisi) tarafından desteklendi. SP ve PvdD grupları, önergenin zamanlamasını doğru bulmadıklarını, ancak içeriğine katıldıkları için destekleme kararı verdiklerini bildirdiler. Parlamentonun alt kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi’nde bugün başlayan genel değerlendirme yarın da devam edecek. Liberaller (VVD) ve Sosyal Demokratlardan (PvdA) oluşan koalisyon hükümetinin, yapmak zorunda olduğu 6 milyar euroluk ekstra kısıtlamaya senatoda da çoğunluğu sağlayabilmek için muhalefetin desteğine ihtiyacı var. Muhalefetteki partilerin farklı önceliklerinin bulunması hükümetin işini zorlaştırıyor.


zakenwereld

04 iş dünyası

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Turgut Torunoğulları:

“Güç birliği her kesimin ortak arzusu”

Gündem

geçen dönemde yaptığımız çalışma ve gelişmeleri değerlendirerek, gelecek dönemde atılacak adımları belirleyeceğiz” ifadesini kullandı.

DEİK-DTİK Avrupa Bölge Komitesi Başkanı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Onursal Üyesi Turgut Torunoğulları, sivil toplum kuruluşları arasında güç birliği sağlanmasının öneminin giderek artığına dikkat çekerek, “Sorunlarımızın çözümü için de etkili bir işbirliği, aynı anda hareket etmek ve birlik olmak artık bir zorunluluk haline gelmiştir” ifadesini kullandı.

Hollanda’da faaliyet gösteren STK’ların güç birliği yapmasının bir zorunluluk olduğuna vurgu yapan Turgut Torunoğulları, yazılı açıklamasında şunları kaydetti: “Hollanda genelinde faaliyet gösteren irili, ufaklı yüzlerce Türkiye kökenli sivil toplum kuruluşu bulunuyor. İlk bakışta çok örgütlü bir toplum görüntüsü vermemize karşılık, Hollanda’da yaşanan ekonomik krizin de etkisi ile daha ağır hissetmeye başladığımız sorunlar karşısında STK’ların etkinliği hep tartışıla gelmiştir.

Güç birliği yolunda geçtiğimiz yıl kendi inisiyatifi ile Türkiye kökenli STK’lar arasında 4 Haziran tarihinde ilk buluşmanın gerçekleştiğini ve ardından iki kez daha bir araya gelindiğini anımsatan Torunoğulları, “8 Eylül 2012 tarihinde Spijkenisse’de gerçekleştirdiğimiz üçüncü toplantıda ise, Hollanda’daki sorunlarımızın etkili biçimde hem Ankara hem de Hollanda’da gündeme getirilebilmesi amacıyla STK’lar arasında işbirliğine devam etme ve bu amaçla bir Yüksek İstişare Kurulu (YİK) oluşturulmasını benimsemiştik.

Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımız arasında işsizlik oranı yüzde 18’e çıkarak, bugüne kadarki en üst düzeye yükselmiştir, gençlerimiz arasında bu oran yüzde 34 gibi rekor bir düzeyde seyretmektedir. Çocuklarımızın eğitimdeki mağduriyeti devam ederken, yasal haklarımızın kısıtlanması, gençlerimizin askerlik sorunu ve yüksek pasaport harçları gibi Türkiye’den kaynaklanan sorunlarımızın çözümü için de etkili bir işbirliği, aynı anda hareket etmek ve birlik olmak artık bir zorunluluk haline gelmiştir.”

Geçen dönemde bu doğrultuda, STK Başkanı ve yöneticilerimizle karşılıklı görüşmelere devam ettik. Bu görüşmelerde bir kez daha gördüm ki, Hollanda genelinde bir araya gelerek, güçlerimizi birleştirmek, birlikte etkili hareket edebilmek, her kesimin ortak arzusu. Bu düşünceden hareketle, STK’ları bir araya getirme girişimlerimizi yeniden canlandırmak istiyoruz ve bu amaçla Kasım ayında bir araya geleceğiz. Bu toplantıda,

Daha önce yapılan toplantılara iletişim eksikliğinden dolayı bazı derneklerin davet edilemediğini belirten Torunoğulları, Kasım ayında gerçekleşecek buluşmada aynı sorunu yaşamayı arzu etmediklerini ifade ederek, toplantıya katılmak isteyen STK temsilcilerinden dulgerogluaydan@gmail.com adlı adrese mesaj göndermelerini beklediklerini duyurdu. -----------------------------------------◄◄

ÖZPAŞ B.V. sahibi Mehmet Ali Özyer :

“Hizmeti ve kaliteyi uygun fiyatla müşte sunuyoruz” Hollanda’da, irili ufaklı 20 bin civarında Türk kökenli işverenin/girişimcinin olduğu biliniyor. Her girişimci ortalama 4 kişiye iş imkânı sağlamış olsa, 80 bin insanın Türk işverenler tarafından istihdam edildiği gerçeği çıkıyor ortaya. Ve bu dört kişiden her biri dört kişinin geçimini sağlasa, bu da 320 bin insanın geçimin Türk işverenler tarafından sağlandığı anlamına geliyor. Yani, Türkler olarak Hollanda’ya yük olmadığımız gibi artı bir değer katmaktayız.

G

azetemizde bu sayıda başlatacağımız “İş Dünyası” adlı bölümde, işte bu girişimcilerimizi sizlere tanıtmanın gayreti içerisinde olacağız. Onlarla yapılacak olan sohbet ve söyleşilerimizde, onları yakinen tanımanın yanı sıra, onların iş hayatını, yaşama bakış açılarını, Hollanda’yla alakalı gözlemlerini, küresel krizle ilgili düşüncelerini öğrenmeye çalışacağız. İşte, bu sayıda, dört ayrı meslekte hizmet veren dört ayrı insanla hoş sohbetler gerçekleştirdik. Oluşturduğu istihdam imkânlarıyla, ödediği vergilerle Hollanda ekonomisine hayat veren işverenlerimizden biri de, ÖZPAŞ B.V sahibi Mehmet Ali Özyer idi. İstifade edeceğinizi ve ilgiyle okuyacağınızı ümit ediyor, sohbetimizle sizleri baş başa bırakıyoruz.

Mehmet Ali Özyer kimdir? 1965 Karaman doğumlu olan M. Ali Özyer, 1989 yılında Hollanda’ya gelir. İki farklı firmada 16 yıl çalıştıktan sonra 2005 yılında ÖZPAŞ Toptancı şirketini kurar. Hollanda TÜMSİAD’ın yönetim kurul üyesi olan Özyer, evli dört çocuk babasıdır. ÖZPAŞ’la alakalı kısaca okurlarımızı bilgilendirebilir misiniz… Kuru yemiş toptancılığı yapan ÖZPAŞ adlı şirketimizi 2005 yılında kurduk. 7 yıl Schiedam’da çalışmalarımızı yürüttük. 1 yıldır da Rotterdam’ın endüstri bölgesi olan Industrieweg adlı sokağında kuru gıda üzerine toptancılık yapıyoruz. Şirket bize ait ve 5 elemanla birlikte Hollanda’nın her yanına ürünlerimizi taşıyoruz. Son yıllarda ürün yelpazemizi biraz genişlettik, kuru yemişten sonra zeytin, helva, tahin, pekmez ve reçel gibi

ürünleri de pazarlamaya başladık. İç Anadolu’nun en saygın, ünlü ve belli bir ağırlığı, markası olan firmaların Hollanda bayiliğini yürütüyoruz. Ürünler kaliteli ve Türkiye’de çok tanınmış olsa da, Hollanda’daki tüketiciye ürünleri kabul ettirmek hemen mümkün olmadı. Ürünleri tanıtma hususunda epey gayret sarf ettik. Ve çabalarımız sonuç verdi, ürünlerimiz, marketlerden en çok talep edilen, aranan duruma geldi. Bayiliğini yaptığımız Pınar Kuruyemişleri, Türkiye’de ilk üç sırada yer almakta. Ve artık sadece Türkler değil, diğer milletlerde Pınar Kuruyemiş ürünlerinin daimi müşterileri haline geldiler. Cebel Zeytinleri ise 1956 yılından beri insanlarımızın sofralarını süsleyen bir marka. Pek çok isim yapmış, marka olmuş zeytinlere beş çekecek kaliteye sahip.

BORÇLARINIZDAN KURTULMAK MI İSTİYORSUNUZ ?

PA S

BURO

Juridisch / Financieel Advies

& Schuldhulpbemiddeling

Oz&Er FOOD B.V.

Rooseveltstraat 39 2321 BL Leiden

E-mail info@ozener.com Tel. +31(0)71 - 589 09 99 Fax +31(0)71 - 589 20 26 www.ozener.com

A: Slinge 584 1. Kat. 3086 EX Rotterdam T-F: (010) – 737 06 76 M: info@buropas.com

W: www.buropas.com


introductie

tanıtım 05

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

i, eriye Daha önce helva, tahin ve pekmez alanında girişimlerimiz oldu ama memnun kalmadık. Şimdi yine tadı ve kalitesini herkese kabul ettirmiş, 100 yılı aşkındır Anadolu insanına bu alanda ürünler sunan Hel-San adlı şirketin ürünlerini Hollanda’da pazarlamaya başladık. Wefa ise, ÖZPAŞ olarak bizim Avrupa’daki tescilli markamızdır. Türkiye’de bulunmayan veya Türkiye’nin ithal ettiği pek çok ürünü Wefa adı altında biz pazarlıyoruz. Wefa’nnı ürün çeşidi 25’i aşmakta. Bu alanda da hayli iddialıyız ve ürün yelpazesi en geniş olan firmalardanız. Bize gelen talepleri değerlendiriyor ve hizmeti, kaliteyi, uygun fiyatla müşterinin beğenisine sunuyoruz. Hedef kitleniz sadece Türkler mi? Her ne kadar Faslı ve Pakistanlı müşterilerimiz olsa da hedef kitlemizi Türkler oluşturmakta. Hollanda dışından da teklif alıyoruz ama biz, hizmetten ödün vermemek için şimdilik Hollanda içerisinde bulunan 300 civarındaki müşterimize hizmet sunmaya çalışıyoruz. Bizim ürünlerimizi Hollandalılar da tüketiyorlar. Geçen bir olaya şahit oldum, şaşırdım…

Groothandel in levensmiddelen Industrieweg 171, 3044 AS Rotterdam Tel. (010) - 810 40 23 Fax (010) - 465 00 76 Mob. 06-41 37 06 26 E-mail info@ozpas.nl www.ozpas.nl

Marketin birinde kuruyemiş reyonun yanındaydım. Yabancı bir bayan, ayçiçek paketlerini eline alıp geri yerine bırakıyordu. Ne aradığını sordum. Pınar’ın ay çekirdeğini aradığını söyledi. Reyonda kalmamıştı. Arabadan getirdim, ihtiyacı görüldü. Yani Türklerin dışındaki insanlar da artık alıştılar, arıyor ve tüketiyorlar. Hollandalılar hem Wefa hem de pazarladığımız diğer ürünlerle ilgili bilgi almak için sık sık arıyorlar. Ürünlerin kalori değerinden tutun, tuz oranına kadar bilgi almaya çalışıyorlar. Yani bilinçli bir tüketim ağı oluşuyor. Bundan sonra neleri hedefliyorsunuz? Mevcut pozisyonu muhafaza ederek; kaliteden ve hizmetten ödün vermeden yolumuza devam etmek istiyoruz. Piyasanın durum da belli zaten. Krizi biz de vatandaş gibi yakinen hissedebiliyoruz. Bu durumda farklı alanlara yönelmek, ya da mevcut ağı genişletmek pek akıl kârı olmasa gerek. Hollanda TÜMSİAD ile olan ilişkinizi öğrenebilir miyiz? Kısa adı TÜMSİAD olan Tüm Sanayiciler ve İş Adamları Derneği Hol-

landa TÜMSİAD 2008 yılında kuruldu. Merkez yönetimindeyim, başkan yardımcılığı görevini yürütmekteyim. TÜMSİAD başkanlığını Rıza Bora kardeşimiz yapmaktadır. Merkezimiz Den Haag’da. Hollanda’da 18 bin Türk kökenli girişimcinin varlığından söz ediliyor. Bunları örgütlemek, beraberce hareket etmek, haklarını aramak, daha iyi hizmet sunmalarına yardımcı olmak, uzmanlar tarafından bilgilendirmek amacıyla kurulan derneğimizin 70 civarında üyesi bulunmaktadır. Son söz ve mesajınız… ÖZPAŞ olarak sunduğumuz ürün ve hizmeti insanlarımız yakinen takip ediyorlar. Bundan büyük memnunluk duyuyor ve bundan dolayı müteşekkiriz. Ancak, daha iyi, kaliteli hizmet verebilmemiz için ürünlerimizle alakalı şikâyet ve taleplerini bizzat bize bildirmelerini istirham ediyorum. Yine ÖZPAŞ olarak, Doğuş okurlarının, eş-dost ve müşterilerimizin bayramlarını tebrik ediyor, insanlık alemine hayırlar getirmesini diliyorum. Röportaj Doğuş haber merkezi

«

Halk “dur” demek için sokaklara indi Hollanda’da binlerce insan hükümetin kemer sıkma politikalarına dur demek için sokaklara indi. Mitinge Sosyalist Parti lideri Emil Roemer ve Yaşlılar Partisi lideri Henk Krol ile Milletvekili Harry van Bommel de katıldı.Hükümetin halka hiçbir şey vaat etmediğini, kemer sıkma politikaları ile halkı bezdirdiğini söyleyen Roemer, son beş yıldır Hollanda’da ağırlığını gösteren ekonomik krizin yaşlıları, yatalak hastaları, öğrencileri, kiracı ve insanları zor durumda bıraktığını ifade etti. Roemer “Devlet İstatistik Enstitüsü (CBS) rakamlarına

göre aylık işsizlik oranı yüzde 8,5’e yükseldi. CBS’in verilerine göre 2013 yılında işsiz sayısı 700 bine çıktı. Her gün işsiz sayısı giderek artıyor. Artık bu hükümete dur deme zamanı geldi. Ödenek alan kişilerin sayısı ise 400 bini aştı. Bu durumda halkın yıllar sonra meydana inmesi ve bunu başkent Amsterdam’dan başlatması son derece önemli. Bu protestolar ülke genelinde dalga dalga yayılacak.” dedi. Gösteride, ‘Hollanda ağlıyor. Rutte

hükümeti gülüyor.’, ‘Halk kemer sıkma politikalarınızdan bıktı’, ‘400 bin çocuk açlık sınırında’, ‘Küresel krizin suçluları biz olmamalıyız’ yazılı pankartlar taşındı. Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB) Başkanı Mustafa Ayrancı da bugün başlayan gösterilerin ülke geneline dalga dalga yayılacağını söyledi. -----------------------------------------◄◄


ADVERTORIAL

De Entree’deki yeni evinize hoş geldiniz! Nog enkele woningen beschikbaar in fase 1!

Dit vinden de eerste kopers:

‘We hebben straks een prachtige jaren ‘30 woning aan het water, voor een zeer gunstige prijs!’

De verkoop van De Entree verloopt zeer voorspoedig. Bijna alle 12 woningen uit fase 1 zijn verkocht of onder optie! De Entree is dan ook een bijzonder project, waar groen wonen en stads leven perfect samenkomen. Het wordt een prachtige nieuwe wijk met karakteristieke jaren ‘30 woningen in een parkachtige omgeving, op een steenworp afstand van bruisend Rotterdam. Volgend voorjaar hier wonen of interesse in één van de 13 koopwoningen uit fase 2? Kijk dan snel op www.de-entree.nl.

WOON GROEN

Volg De Entree op Facebook

Ruime, luxe afgewerkte eengezinswoningen 12 koopwoningen in eerste fase 13 koopwoningen in tweede fase Prachtige jaren dertig architectuur

LEEF STADS

WEES WELKOM

Royale kavels tot wel 260 m2 Binnengebied met veel groen en water Inclusief luxe keuken en badkamer Oplevering fase 1 vanaf begin 2014 Koopsommen vanaf € 235.000,- v.o.n.

ONTWIKKELAAR

VERKOOP EN INFORMATIE

WIL JE OP DE HOOGTE BLIJVEN? LAAT JE GEGEVENS ACHTER OP WWW.DEENTREE.NL 010 – 233 02 02

|

entree@VenK.nl

De Entree’nin ilk evleri bir ay içinde satıldı

‘Yakında, su etrafında, uygun fiyatla harika evlerimiz olacak’ De Entree evlerinin satışı çok başarılı geçti. Bir ay içerisinde birinci safhanın hemen hemen 12 konutu ayırtılmış durumda. Rotterdam Overschie’nin batı girişindeki proje, yeşil ve özgür bir ortamda, büyük kentin yakınında ikamet etmek isteyenler için bir cazibe merkezi haline geldi. Evlerin ilk sakinlerinde olan Duncan en Melanie de Kovel çifti, buradaki ortamı görünce “Bizler, diğer bütün sakinlerle birlikte güzel bir şey inşa etmek ve birlikte çalışmak için sabırsızlanıyoruz” diye duygularını ifade ediyorlar. De Entree, tamamen yeni bir semt olmasının yanı sıra 30’lu yılların karakteristik özelliklerini taşımakta ve âdeta bir park ortamına sahip olarak

tasarlanmıştır. Köklü bir yapısal değişiklikle, yeni girişin bir parçası olarak bölge ulaşım yolu Burgemeester de Josselin de Jonglaan’a açılmaktadır.

Üç alana yayılmış yaklaşık 135 daire inşa edilecektir. Duncan en Melanie de Kovel çifti, mayıs sonunda ilk 12 konutun satışa çıktığını duyduklarında heyecanlanmışlar ve satın almak için acele etmişler. Duncan o günleri şöyle anlatıyor: “Biz o zamanlar 8 yaşındaki oğlumuzla birlikte Overschie’de oturuyorduk. Daha fazla yaşam alanı olan bir yer istedik. Eşim Melanie burada doğup yetişmiş. Ben Rotterdam’da çalışıyorum ve bisikletle 20 dakikalık bir mesafeye gidip geliyorum. Bizim burada kalmamız zorunluydu. De Entree, bizim aradıklarımızı tam olarak sunuyordu: köyünde, kendi mahallende özgürce otur” Krizin mutluluğu De Entree’nin seçilmesindeki en önemli faktör konut fiyatının uygunluğudur. € 235.000’den başlayan fiyatlarla konutlar satışa sunulmaktadır. Duncan, bu düşük fiyatı ‘krizin meydana getirdiği bir mutluluk, bir şans’

olarak tanımlıyor ve ‘yakında, 30’lı yılların mimarisine sahip, çok hoş arka bahçesi olan ve suyun kenarında uygun bir fiyata evimiz olacak. Ufak tefek işleriyle bile uğraşmadan yepyeni, mükemmel bir evinizin olması çok güzel. Biz, buraya gelecek olan diğer tüm sakinlerle buluşmak, birlikte çalışmak, güzel bir şey inşa etmek için sabırsızlanıyoruz’

Projedeki ilk konutlar 2014 yılı ilkbaharında teslim edilecektir. Bu aşama için hala satılık birkaç konut bulunmaktadır. İkinci aşama için, değeri € 235.000’den başlayan 13 tane konut satışı planlandı. Bu konu hakkında daha geniş bilgiye www.de-entree.nl adresinden ulaşabilirsiniz.


financieel

ekonomi 07

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Gündem

Hollandalılar dünya zenginleri arasında

2014 kabine planları Değerli okurlar, bildiğiniz gibi her yıl Eylül aynın üçüncü Salı günü kabine, bir sonraki yılın planlarını açıklar. Yaz tatilinden evvel 6 milyar Euro’luk bir bütçe kısıtlamasına gidilmesi gerektiği söylendiğinden yaz aylarının kabine için sıkıntılı geçeceği aşikârdı. Nihayet 17 eylülde planlar açıklandı. Bu kısıtlamanın toplumun hemen her kesimini etkileyeceği aşikâr. Planları şimdi baslıklar halinde sıralayalım:

2012 yılı bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasıla(GSYH) değerlerinin 4,1’ini oluşturduğu belirtildi.

Merkez İstatistik Bürosu (CBS) tarafından Cuma günü yapılan bir açıklamada 2012 yılı bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasıla(GSYH) değerlerinin 4,1’ini oluşturduğu belirtildi. Bu yılın birinci ve ikinci çeyreğindeki açık ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre daha az gerçekleşti. 2013 yılının, ilk altı aylık bölümünde açığın 2,5 milyar Euro olduğunu belirten CBS, birinci çeyrekteki fazlanın ise 4,5 milyar Euro olarak belirlendiğini açıkladı. Bu aradaki farkın 4G Netwerk’in satışının başlaması ile oluştuğu tahmin edilmekte. Hükümetin 4g sistemindeki açık artırma yöntemli satışı ile yaklaşık 3,8 milyar kazanç sağladığı belirtiliyor. Yılın ikinci çeyreğinde ise açık 7 milyar Euro olarak görülüyor. Devlet

borçları ise GSYH değerlerinin yüzde 73,9’unu oluşturuyor. Avrupa normlarına göre bu değerin yüzde 60’larda olması gerekmekte. Alınan bu değerlerle birlikte borç 442 milyar euroya çıkmış durumda. Hollandalılar dünya zenginleri arasında ABD ve Japonya dışında tüm dünya genelinde Hollandalılar en zengin halk arasında yer alıyor. Alman Allianz sigorta şirketi tarafından dünya çapında yapılan bir araştırmaya göre, Hollandalılar ellerinde bulundurdukları kapitale bakıldığında, Amerikan ve Japonların dışında Dünyada liste başlarında yer alıyor. “Global Varlık Raporu 2013” (Global Wealth Report 2013) adlı rapora göre, Hollandalıların ortalama finansal varlık değeri 119 bin euro ve buna sahip oldukları konutlar da dahil değil. Sadece İsviçrelilerin ortalama 218 bin euro varlığa sahip olduğu belirtilen rapor verilerine göre Amerika’daki

ortalama varlık değeri 133 bin euroyu bulmakta. Almanların 61 bin euro varlığa sahip olduğu belirtilen raporda, 1990 yılında batı ve doğu Almanya’nın birleşmesi ile oluşan sıkıntıyı aşamadığına dikkat çekildi. Allians Araştırmacısı Lorenz Weimann “Bu insanlar nispeten fakir” yorumunu yaptı. Weimann’a göre Hollandalıların daha zengin gözükmesinin diğer ülkelere göre daha fazla emeklilik fonlarına yatırım yapmasından kaynaklanmakta. Alınan rakamlara göre Hollandalıların yüzde 64’ü bir emeklilik fonuna yatırım yapıyor ve bunun dışında birikimi de bulunuyor. Kağıt üzerinde varlıkları çok gözüken Hollandalıların bu durumu aslında diğer açıdan bakıldığında soru işareti de oluşturmuyor değil. Çünkü kağıt üzerinde binlerce euroya sahip olan bu kişiler ne yazık ki sıkı mali kurallarının da mağduru oluyor.

«

oaslan@yilmaz.nl

Osman Aslan

Hükümetin 2014 bütçe planları

Bütçe açığı Avrupa normlarının altında 2012-2013 dönemindeki bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 2,5’i olduğuna dikkat çekildi. Bu değerin Avrupa değerlerinden yüzde 3 daha düşük olduğu belirtiliyor.

Pusula

Vergi indirimi Vergi indirimi 2014 yılında 99 Euro ile yükselerek €2100’e çıkacak. Geliri € 19645’in üzerinde olanlar için vergi indirimi bu miktarın üstü için % 2 azalacak. Çalışanlar için verilen vergi indirimi (arbeidskorting) 2014’te €374 ve 2015’te € 103 ile yükselecek. İş sahiplerine verilen genel vergi indirimi (zelfstandigenaftrek) toplamda € 300.000.000 azalacak. Araba vergileri 2014 itibariyle 40 yaşın üzerindeki araçlar için araba vergisi (motorrijtuigenbelasting) ödenmeyecek. 26 yaş ile 40 yaşı arasında olan bazı araçlar ise Aralık, Ocak ve Şubat aylarında yola çıkmamak şartıyla normal verginin dörtte birine ödeme imkânına sahip olacaklar. Ev tamiratı için vergilerin yükselmesi Geçici olarak ev tamiratlarında işçilik masrafları için verginin % 21’den, % 6’ya düşürülmesi 1 Mart 2014 tarihi itibariyle sona eriyor. Ev piyasası Vatandaşların bir eve sahip olmaları durumunda başka bir ev satın alıp taşınmak istediklerinde karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri ev fiyatlarının düşmesi sebebiyle satışta oluşacak olan zarardır. Kabine planlarında oluşacak zararın

yeni alınacak Ulusal İpotek Garantili (NHG=Nationale Hypotheek Garantie) bir borcun içerisine alınabilmesi öngörülüyor. Böylelikle kilitlenen ev piyasası da rahatlayıp harekete geçecektir. 2014 itibariyle Ulusal İpotek Garantisinin sınırı € 265.000’e ineceği önceden biliniyordu. Fakat şimdi 2016 itibariyle bu sınırın € 225.000’e inmesi planlanıyor. 2016’dan sonra da sınır piyasadaki ortalama konut fiyatlarına göre endekslenecek. Kira fiyatları 2014 yılında enflasyon oranından daha fazla artırılabilecek. Böylelikle yüksek gelirlilerin ucuz evlerde oturmasının önüne geçilmek istenecektir. Ulusal yatırım kurumu Emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve bankaların katılımıyla ulusal bir yatırım kurumu kurulacak. Bu kurum Hollanda’da sağlık, enerji, altyapı, eğitim ve emlak sektörlerinde yatırım yapacak. Kuruluşu esnasında ulusal bir ipotek kurumunun da mümkün olup olmadığı araştırılacak. Böylelikle ipotek bankaları daha stabil bir şekilde finansman sağlayabilecek ve muhtemelen faizler düşecektir. Çocuklara bağış 2014 yılında ebeveynler çocuklarına bir defalığına mahsus çocuklarının konut kredisini kısmen veya tamamen kapatmak üzere vergi ödemeden bağış yapma imkânına sahip olacaklar. İşten çıkarılma tazminatları 2014’ten itibaren işten çıkarılmadan dolayı verilen tazminatları sadece vergisini ödeyerek bir defada alma imkân kalıyor. Şu anda ayrıca tazminatı bir hesap veya sigortaya yatırarak aylık ödeme yapılmasını sağlayabileceğiniz gibi, bir şirket kurup iş yapabilirsiniz. Bu imkânlar ne yazık ki 2014 itibariyle kaldırılıyor.

Verilerle Hollanda ekonomisi Hollanda’da tüketici harcamaları geçtiğimiz temmuz ayında bir yıl öncesine göre yüzde 2,2 oranında düşüş gösterdi. İşsizlik rakamları şaşırttı İşsizlik oranı ağustos ayında düşüş göstererek şaşırttı. Temmuz ayında yüzde 8,7 olan oran yüzde 8,6’ya düştü. İstatistik Bürosu işsiz sayısını 683 bin olarak belirledi. İşsiz sayısında 11 bin kişilik azalma kaydedildi. İstatistik Bürosu işsiz sayısının özellikle gençler arasında düştüğünü bildirdi. Hollanda’da işsiz sayısı son iki yıl sürekli arttı. Hükümet işsiz gençlerin istihdamı konusunda bir süre önce çalışmalar başlattı.İşsizlik

maaşı (WW) alanların sayısı ağustos ayında 399 bin olarak belirlendi. İşsizlik maaşı alanların sayısı temmuz ayına göre yüzde 1, Ağustos 2012’ye göre de yüzde 31 oranında arttı. Tüketici harcamalarına kriz freni Hollanda’da tüketici harcamaları geçtiğimiz temmuz ayında bir yıl öncesine göre yüzde 2,2 oranında düşüş gösterdi. İstatistik Bürosu, haziran ayında yüzde 2,6 oranında bir düşüş kaydedildiğine dikkati çekerek, azalma hızı-

nın yavaşladığı vurgulandı. Tüketicilerin özellikle otomobil, beyaz eşya ve mobilya harcamalarını frenledikleri belirlendi. Bu harcamalarda temmuz ayında yüzde 7,5 oranında düşüş yaşandı. Gıda harcamaları yüzde 0,7, hizmet giderleri de yüzde 0,4 azaldı. Ev fiyatlarında düşüş sürüyor İstatistik Bürosu, konut fiyatlarının geçtiğimiz ağustos ayında bir yıl öncesine göre yüzde 4,4 oranında düştüğünü açıkladı.

Brouwersdijk 149 3314 GJ Dordrecht Tel. +31 (078) – 655 16 55 Fax +31 (078) – 655 16 56 E-mail: info@yilmaz.nl www.yilmaz.nl

Tatiliniz kabusa dönüşmesin. Arayın, seyahat sigortanızı yapalım.


nieuws

08 haber Kısa haberler

“İzlenen politikalar krizi daha da tırmandırıyor” Hollanda yayın kurumu NOS tarafından Ipsos’a yaptırılan araştırmaya göre halkın yüzde 80’i, II. Rutte kabinesi tarafından izlenen politikaların krizi tırmandırdığı görüşünde. Seçmenlerin ancak yüzde 17’si hükümetin kriz sorununu çözebileceğini düşünüyor. PvdA’lı (İşçi Partisi) seçmenlerin yüzde 89’u izlenen politikaları olumsuz bulduğunu belirtti. Bu oran SP’li (Sosyalist Parti) ve PVV’li (Özgürlük Partisi) seçmenler arasında yüzde 94, VVD’li (Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi) seçmenler arasında da yüzde 70 olarak belirlendi.

AB ve göçmen karşıtlığında işbirliği Fransız aşırı sağcı politikacı Marine Le Pen, Avrupa Parlamentosu seçim kampanyasını PVV (Özgürlük Partisi) lideri Geert Wilders ile birlikte yürütmek istediğini belirtti. Le Pen, NRC Handelsblad gazetesine verdiği röportajda, “Seçmene yalnız olmadığımızı göstermek önemli” ifadesinde bulundu. Ulusal Cephe partisinin lideri Marine Le Pen, seçimlerden sonra Avrupa Parlamentosu’nda AB ve göçmen karşıtı partilerin yer alacağı bir grup kurmak istediğini ifade etti.

Seçmenin kabineye güveni yerlerde TNS NIPO’nun araştırmasına göre, seçmenlerin Liberaller (VVD) ile Sosyal Demokratlardan (PvdA) oluşan kabineye güveni büyük ölçüde azaldı. Seçmenlerin ancak yüzde 12,5’inin II. Rutte kabinesine güven duyduğu belirlendi. Hükümete duyulan güven konusunda 1998 yılından bu yana araştırma yapan TNS NIPO, yüzde 12,5’in 15 yıldır belirlenen en düşük oran olduğunu bildirdi. Bugün seçimler yapılsa Geert Wilders’in siyasi oluşumu PVV (Özgürlük Partisi), anket sonuçlarına göre 33 sandalye ile sandıktan en büyük parti olarak çıkabilecek. VVD 41’den 24 sandalyeye, PvdA da 38’den 13 sandalyeye gerileyecek.

Encümen üyeliğini milletvekilliğine tercih etti PvdA (İşçi Partisi) milletvekili Myrthe Hilkens’in istifası sonrası göreve yedek listeden çağrılan Yasin Torunoğlu, Eindhoven Belediyesi’nde encümen üyeliğini milletvekilliğine tercih etti. Torunoğlu 2012 genel seçimlerinde partisi PvdA tarafından 45’inci sıradan aday gösterilmişti. 26 Mart 2013 tarihinde encümen üyeliğine getirilen Yasin Torunoğlu, Hilkens’in yerine göreve gelecek PvdA milletvekiline başarılar dilediğini belirtti.

------------------------------------------◄◄

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Gündem

Avukat Meral Soytekin:

“Hakkınızı aramakta asla vazgeçmeyin” Doğuş olarak her sayıda önemli misafirleri büromuzda ağırlıyor, onlarla önemli ve hoş sohbetler gerçekleştiriyor bunları da sizlerle paylaşıyor, güzel tepkiler alıyoruz. Bu sayıda da bizler bazı dostları ziyaret ederek hoş sohbetler gerçekleştirdik. Bunlardan biri de Avukat Meral Soytekin Hanımefendi idi. Uzun yıllar Oud-Beijerland kasabasında Schep avukatlık bürosunda hizmet veren Meral Hanım, Eylül (2013) ayı itibariyle Rotterdam-Zuid’de kendi bürosunu kurarak çalışmalarına başlamış. Hoş bir mekanda, sıcak bir ortamda ağırlıyor bizi Meral Hanım. Hakları bir bir budanan, türlü sorunlarla boğuşan insanlarımıza hizmet için böyle bir girişime kalkışan Meral Soytekin, yine bu alanda çok önemli ve hayırlı bir projeyi de hayata geçirmeyi hedefliyor. Meral Hanım, hizmet etmek için ideal bir alan ve mekanda sizleri ofisine bekliyor. Aile ve Ceza Hukuku alanında uzman olan avukatımız Meral Soytekin’le yapmış olduğumuz söyleşiden hayli istifade edeceğinize ve keyif alacağınıza inanıyor, sohbetimizle sizi baş başa bırakıyoruz…

M

eral Soytekin Kimdir? 1977 Rotterdam doğumlu olan Meral Soytekin, ilk ve ortaokulu RotterdamZuid’de tamamlar. Gymnasium ve ardından Erasmus Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesini bitiren Meral Soytekin, Oud-Beijerland Belediyesinde 5 yıl hukuk müşaviri olarak çalışır. Daha sonra bir avukatlık bürosunda 3 yıl stajyer olarak bulunan Meral Soytekin, ilk hayali olan avukatlığa başlar. Schep Avukatlık Bürosunda 6 yıl hizmet verdikten sonra kendi bürosunu kuran Meral Hanım, evli ve 2 çocuk annesidir. Daha önce Türklerin ve yabancıların pek fazla olmadığı bir yerde hizmet veriyordunuz. Şimdi nüfusunun yüzde 60’ına yakın bir kısmını yabancıların oluşturduğu

ve 15 bin Türk’ün ikamet ettiği bir semtte büro açtınız. Özel bir sebebi var mı? Hayır, özel bir nedeni yok. Daha önce de az sayıda da olsa Türk kökenli müvekkillerim vardı, ancak bundan sonra daha çok Türk insanına hizmet etmek istiyorum. Yaşadığım ve şahit olduğum olaylar beni böyle bir tercih yapmaya zorladı. Haklarını arama ve alma noktasında sıkıntı yaşayan insanlarımızın kendi dilinde hizmet veren bir danışmanla yola çıkması onların güven duygularının artmasına vesile oluyor. Sorunlar ve çözümler aynı ama kültürel farklılıklar bazen kararları olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Bu iki kültür arasındaki farklılığı bilmek ve ona göre savunma hazırlamak çok önemlidir. Bu anlamda, Türk avukatları olarak önemli bir hizmet verdiğimize inanıyorum.

Müvekkillerinizle alakalı izlenimlerinizi öğrenebilir miyiz? Türklerin, işleri düştükleri hatta zora girdikleri halde avukata başvurmadıklarına üzülerek şahitlik etmekteyim. Bu dil sorunuyla ilişkili değil, zira burada doğup büyüyen gençlerimizde de aynı durumu görmek mümkün. Bu tamamen kültürle alakalı bir durum. Bizler mahkemede bu gibi durumlarda kendimizden ve yaşantımızdan örnekler vererek davanın seyrini değiştirebiliyoruz. Zira aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyoruz. Hasta bir insanın doktor karşısında kendini düzgün olarak ifade etmesi zaten başlı başına bir tedavi şeklidir. İnsanın anlaşıldığını hissetmesi insanın psikolojik olarak rahatlamasını sağlıyor. Özellikle kadın müvekkillerim benimle konuşurken daha çok rahatlıyorlar, ben bunu hemen hissedebiliyorum. Bu kültürel farklılıkları

bilen ve o kültür içerisinde yaşayan Türk avukatları olarak, Türk kökenli müvekkillerimize diğer meslektaşlarımızdan daha çok yardımcı olduğumuzu düşünüyorum. Büroda tek avukat olarak siz mi çalışmaktasınız? Şimdilik evet. Ama burası çok büyük bir mekan. Hedefim, burada hem Türk hem de diğer ırktan olan meslektaşlarımla hizmet vermek. Önümüzdeki zaman diliminde bu aşamaya geçeceğiz. Uzmanlık alanınız olan Aile Hukuku’ndan ne anlamalıyım? Aile Hukuku, boşanma, mal varlığı, nafaka, çocuk ve velayet davalarının tamamını içermekte ve bu alanlarda uzman olarak hizmet yürütmekteyiz. Çocuk esirgeme kurumlarına çocuk yerleştirme davalarına da bakıyorum.

ADVOCATENKANTOOR SOYTEKIN 2 Eylül 2013 tarihinden itibaren Rotterdam’da değişik hukuk alanlarda hizmet sunmakta. Bunlardan bazıları: Ceza Hukuku, Bosanma Davaları, Aile Hukuku (nafaka, çocuklar ile şahsi münasebet ve velayet), Velayet ve Yerleştirme Davaları (çocuk esirgeme kurumu davaları), Kamu Hukuku, İş Hukuku, Kira Hukuku ve Para tahsili davaları. Ayrıca her ayın ilk cuma günü saat 18:00 - 20:00 arası, hukuksal sorunlarınıza ÜCRETSİZ danışma imkânı sunuyoruz. Bu günler için randevu almanız tercihimizdir. Advocatenkantoor Soytekin Adres Putselaan 133 (Kocatepe Camii yakını) 3072 CE ROTTERDAM Mobiel 06-44 82 12 86 E-mail info@advocatenkantoor-soytekin.nl Website www.advocatenkantoor-soytekin.nl


actualiteit

aktüalite 09

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Analiz

ergunmadak@hotmail.com

Ergün Madak

İbn-i Haldun ve İnsanın Bozulan ‘Asabiyesi’

an

Bunların dışında gelen davaları da işbirliği içerisinde olduğum meslektaşlarımla birlikte yürütüyoruz, beraberce çözmeye çalışıyoruz. Ve yahut da yine işinin uzmanı olanlara yönlendiriyorum. Vatandaşlarımızın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İnsanlarımız haklarını alma ve arama noktasında maalesef yeterli girişimde bulunmuyorlar. Bunun sebebinin de avukatların pahalı olduğu düşüncesinden kaynaklandığına inanıyorum. Bu, yaygın bir kanaat olmasına rağmen aslında pek doğru değildir. Hakkını aramak ve hakkını almak için ödenen bedel, mağdur hale düştüğün durumdan daha ucuzdur. Avukatlık masraflarında hiç de düşünüldüğü gibi bir aşırılık yoktur. Sırf bu sebepten hakkını aramayan ve bunun karşılığında daha büyük paralar, bedeller ödeyen insanların sayısı hiç de az değil. Zaten, bazi durumlarda avukatlık ücretlerinin büyük bir bölümünü devlet karşıliyabiliyor. Özellikle

İbn-i Haldun, Rotterdam’da yakında kapanacak olan İslam ortaokuluna verilen isimdir. Peki, bunun dışında bu ismin, bu şahsın kimliği hakkında bir bilgi sahibi miyiz acaba?! Kimdir İbn-i Haldun?

gelir düzeyi düşük olanlara zaten devlet belli bir katkı sağlıyor. Bu durumu sorun yaparak avukata başvurmamak, aslında sorunları büyütmek demektir. Belediyede güzel bir işiniz varken avukatlığa yönelişinizi nasıl açıklarsınız? Babamın ve ailemin bu yöndeki yönlendirme ve hedef koyması benim avukatlık mesleğimi seçmemde en etken faktördür. Benim de çocukken bu alanda bir isteğim vardı. Aileden de destek alınınca, sonuç genelde arzu edilen şekilde oluyor. Bu mesleği seçtiğimden dolayı da memnunum. Mahkeme salonunun havasını teneffüs etmeye alışınca duramıyorsunuz. Zira orada, hakkın hak edenlere teslim edilişine vesile oluyor ve şahitlik ediyorsunuz. Gelecekle alakalı düşünceleriniz nelerdir? İnsanların derdiyle dertlenmeyi ve onlara hizmet etmeyi seviyorum. Önümüzdeki zaman diliminde her ayın ilk cuma günleri halka açık olarak üc-

retsiz bir danışmanlık günü düzenleyeceğim. Vatandaşları dinleyeceğim, acizane, sorunlarını çözmeleri noktasında yol göstereceğim, tavsiyelerde bulunacağım. Haklarını alma ve arama hususunda yardımcı olacağım. Tertip edeceğimiz bu danışma akşamımızın ilki, 1 Kaşım Cuma günü 2013 saat 18.00’le 20.00 arası gerçekleşecektir. Bu manada sorunu olan vatandaşlarımızı bekliyorum. Son söz ve mesaj olarak neler söylemek istersiniz… İnsanlar haklarını aramaya devam etsinler ve bu mücadelelerinden asla vazgeçmesinler. İçinden çıkamadıkları durumlarda, çözemedikleri sorunlarda mutlaka işin uzmanına danışsınlar. Özellikle kendi lisanınızla hizmet eden bir uzmanla hukuksal sorunlarınızı paylaşın. Doğuş okurlarının Kurban Bayramını tebrik ediyor, sağlık, esenlik dolu günler diliyorum. Röportaj Zeynel Abidin Kılıç

«

45 yaş yasası 55 yaş sınırına çekildi Yasa, meclisin ardından Senato’ya gönderilmişti. Senato yasayı aynen onaylarken, 31 Aralık 2013 olan müracaat süresini 1 Temmuz 2014’e kadar uzattı. Bu yılın Ocak ayında Hollanda Meclisi’nde yapılan oylamada Sosyalist Parti (SP) ve Wilders’in Partisi (PVV)’nin karşı oy kullandığı yasa değişikliğine tüm partiler destek verdiler. Meclis’te yapılan oturumda çoğunluk, planlanan değişiklikleri ve ödenekli dönüşe 2025 yılında tamamen son verilmesini öngören tasarıyı da kabul etmiş oldular. Hollanda’da, ‘Geri Dönüş Yasası’ olarak adlandırılan herhangi bir işte çalışmayan yabancılara belirli bir ödenekle ülkelerine kesin dönüş yapma

olanağı sağlayan yasada değişiklik Meclis’te oy çokluğu ile kabul edildi. Yaş sınırı 45’ten 55’e yükseltildi. Meclis’te yapılan oylamada Sosyalist Parti (SP) ve Wilders’in Partisi (PVV)’nin karşı oy kullandığı yasa değişikliğine tüm partiler destek verdi. Meclis’te yapılan oturumda çoğunluk, planlanan değişiklikleri ve ödenekli dönüşe 2025 yılında tamamen son verilmesini öngören tasarıyı da kabul etmiş oldular. Yasanın içeriği ağırlaştırıldı Kesin dönüşte şuan 45 olan yaş sınırı

55’e yükseltiliyor. Geri Dönüş Yasası’na başvuruda bulunanlar Hollanda’da 3 yerine en az 8 yıl yaşamış olacaklar. İşsizlik süresi 6 aydan 1 yıla yükseltilecek. 2 bin Euro civarındaki taşınma parası uygulaması durdurulacak ve yasadan ancak birinci kuşak yabancılar yararlanabilecekler. Yasa; 18 yaşından sonra bu ülkeye gelmiş ve 55 yaşın üzerinde, en az bir yıldır işsiz olan ve iş bulma şansını yitirmiş yabancılar için geçerli olacak. Yasa 1 Temmuz 2014 tarihinde yürürlüğe girecek.

1332’de Tunus’ta doğmuş ve 1406’da Kahire’de vefat eden İbn-i Haldun’un uzmanlık alanları, iktisat, hukuk ve sosyolojidir. Bilinen en önemli eseri ise Mukaddime’dir. Böyle bir toplum bilimcinin isminin bir eğitim yuvasına verildiğini duyduğumda çok sevindiğimi hatırlıyorum. İbn-i Haldun’un bilinen en önemli teorisinin adı “Asabiye Teorisi’dir”. Teorinin açılımında ise asabiye şöyle tarif ediliyor: “Toplumların ilkellikten uygarlığa doğru ilerlemesini sağlayan temel, toplumsal bağdır… Bedeviler (köylüler), şehri bu bağ sayesinde ele geçirir, zamanla, kabile-grup büyüdükçe asabiye de zayıflamaya başlar ve asabiyesi güçlü başka bir bedevi grup gelip şehri fetheder.” Bir başka deyişle İbn-i Haldun medeniyetlerin doğduğunu, büyüdüğünü ve zamanı geldiğinde de öldüğünü ifade eder. Herhangi bir medeniyet, kavim, grup ya da toplum, birbirine ne kadar sıkı bağlarla bağlı kalırsa, ömrü de o kadar uzun olur, ta ki asabiyesi onlardan güçlü başka bir grup onları devirene kadar. Bu çerçeveden bakıldığında Rotterdam’daki İslam Ortaokulu’nun asabiyesi çok erken zayıfladı ve çok erken bozuldu. Arabayla sabah işe giderken radyodan haberleri duyduğumda ise, benim ‘asabım’ asıl o zaman bozulmuştu.

Bir başka deyişle İbn-i Haldun medeniyetlerin doğduğunu, büyüdüğünü ve zamanı geldiğinde de öldüğünü ifade eder. Herhangi bir medeniyet, kavim, grup ya da toplum, birbirine ne kadar sıkı bağlarla bağlı kalırsa, ömrü de o kadar uzun olur, ta ki asabiyesi onlardan güçlü başka bir grup onları devirene kadar. Öğrencilerinin tamamının Müslüman olduğu bir okulda yaşananlar “ilk haber”, “flash haber” dedikleri türden yayınlanıyor ve o sırada tepemden

kaynar sular dökülüyordu. “Efendim, münferit bir olay, bütün Müslümanlara mal edilemez” gibi cümleler kuramadım zihnimde, çünkü yüreğimden öyle hissedemiyordum. Adı İslam olan ne varsa, herkesin olması gerekenden daha fazla hassas hareket etmesi gerektiğini düşünürüm her zaman. Konu İslam ve Müslümanlar olunca, yaşananları kendi dışımda tutamam bir türlü. Geldiğimiz nokta tam bir fiyasko, rezalet ve bize yakışmayan bir görüntü. Sebebi ne olabilir? Çocuk eğitiminin yetersizliği, yanlışlığı, eksikliği ya da İslami bilginin içselleştirilememesi olabilir mi? Diller öğreniminde, eğer çocuk anadilini güzel konuşursa, sonradan öğrenilen dillerin daha kolay öğrenildiği ifade edilir. Aynı teori acaba dinler ve kültürler için de geçerli olabilir mi? Çocukluğunda ve gelişim döneminde dinî veya kültürel eğitimini zorlamadan, benimseyerek ve içselleştirerek alan çocuklar, ileriki hayatlarında suça bulaşmayan ideal insan olabiliyorlar mı? Sıcak yuvalarda yetişen, gereken ilgiyi gören çocukların acaba kaçta kaçı suça bulaşıyordur? Bu soruların cevabını siz verin. İslam ve medeniyetinin yaşadığı her topluma verdiği sayısız değerler varken, bugün bile batılı ülkelerle kıyaslandığında, Müslüman ülkelerdeki suç oranlarının daha düşük olmasına rağmen, Hollanda, Belçika ve Fransa gibi ülkelerdeki Müslümanların imajı yerlerde gezmiyor mu? İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım. En kötümser rakamlarla belki de Müslümanların % 90-95’ninin gerek çalışma ahlakları, gerek okullardaki başarıları göğüslerimizi kabartacak durumda olmasına rağmen, geride kalan % 5-10’luk dilimin bütün uğraşılarımıza limon sıkmalarından artık gına geldi. Hırsızlık, banka soymak, işsizlik gibi konular, üniversite bitirenlerden, gıpta edilecek görevlere gelen başarılardan daha fazla ilgi çektiği, haber sütunlarında yer bulduğu bir realite, hem de dünyanın her yerinde. Buna rağmen başarılarımızın yine Müslümanlar tarafından yeterince yansıtıldığını düşünmüyorum. Müslümanların sorunları hakkında Müslümanlardan başka herkes konuştu, konuşuyor. İbn-i Haldun; “geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer” demiş. Umarım Avrupa’da yaşayan Müslümanların tarih içerisindeki ilerleyişi bu söze denk düşmez. Atı alan çoktaaan Üsküdar’ı geçti ama sizce de artık sesimizi daha yüksek çıkarmanın vakti geldi de geçmiyor mu? Devir artık, okullarını dürüstçe bitiren, referanslarını İslam’da bulan, 5 vakit namaz kılan, Müslümanlığı ile gurur duyan, hayatında hırsızlığın ‘h’ sini bilmeyen, Allah’tan korkan, Müslüman olsun olmasın, çevresine ve dünyaya katkı sağlamak isteyen ‘gerçek Müslümanların’ devri. Yalnız sesleri az çıkıyor. Bağırın biraz da ortalık kopuklardan temizlensin artık....


nieuws

10 haber Foto haber

Birlikteliğimiz Dünya’ya Mesaj Olsun

T.C. Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral ve Din Hizmetleri Ataşesi İsmail Hilmi Bilgi, bayram namazı kılmak, cemaatle buluşmak, kucaklaşmak ve bayramlaşmak için İskender Paşa Camii’nde idiler. Namaz sonrası lokalde ikramlar eşliğinde cemaatle sohbet ettiler..

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Gündem

Büropas Vakfı Müdürü Fehmi Uzun:

“Borçlu insan ısısını hissed  “Allah, beni doğru zamanlarda doğru insanlarla karşılaştırdı”

Hizmeti vatandaşın ayağına götürüyoruz

Uzun yıllar insanlarımıza farklı alanlarda hizmet eden Benim Sigortam müdürü Mehmet Keskin’i, Den Haag’da açtığı yeni ofisinde ziyaret ettik. Keskin, hizmeti insanlarımızın ayağına götürdüğünü ve bundan sonra da bu uğraşlarına ivme kazandırarak devam edeceğini ifade etti.

Küresel ve bölgesel sorunlarla çalkalanıyor dünyamız. Hangisine el atmalı, hangi acıyı dindirmeli, hangi yaraya merhem sürmeli, bilemiyor, kestiremiyoruz. İnsani vasıflarla donatılanlar, bulundukları yerlerde bu olumsuz sürece müspet katkılar yapmanın çabası içerisindeler. İşte, onlardan biriyle bu sayı için hoş bir sohbet gerçekleştirildik. Büropas Müdürü Fehmi Uzun’la, hem sorunlarımızın kaynağını hem o sorunlara dönük çözüm önerilerini hem de genç yaşına rağmen yaşadığı tecrübeler, sıkıntıları konuştuk. İstifade edeceğinizi umduğumuz sohbetimizle sizleri baş başa bırakıyoruz…

O NİF imamlar toplantısı

Hollanda İslam Federasyonu’na bağlı camilerde görev yapan imamlar, mutat olarak yapılan toplantılarını bu ay federasyona ait binanın toplantı salonunda gerçekleştirdiler. Ağırlıklı olarak eğitim konusunun işlendiği toplantılarda, bu konuda yürütülen çalışmaların daha verimli olması için yapılacaklar istişare edildi.

EXIRE danışmanlık, sorunlara el atıyor

Toplumsal meselelere duyarlılığı ilen bilinen ve bu alanlarda hem fikir üreten hem de bedenen koşuşturan EXIRE danışmanlık bürosu müdürü Mehmet Akbulut, bugünlerde mecliste görüşülmesi planlanan Jeugdzorg’un yetkilerinin belediyeye verilmek istendiğini, bunun da sorunları daha da derinleştireceğini ifade etti. Akbulut, sorunun çözümüne dönük çalışmalar başlattığını da duyurdu.

Yeyden ve Yazır’ın istifaları kabul edildi

Fijenoord ilçe belediyesinde 2010 yılından beri görev yapan Seyit Yeyden (PvdA) ile Turan Yazır’ın da (CDA) aralarında olduğu dört kişilik yönetimin istifaları , 11 hayır, 13 evet oyuyla kabul edildi. Fıjenoord’da, benzer tartışmalar sonrasında Serdar Çiçek de, görevine bağımsız devam etme kararı almıştı.

kurlarımıza birkaç cümleyle Fehmi Uzun’u tanıtır mısınız… 1974 Karaman doğumluyum. İlk, ve ortaokul tahsilimi Türkiye’de tamamladım. 1991 yılında Hollanda’ya geldim. Lisan kurslarının ardından Yüksek Meslek Eğitimi işletme bölümünü tamamladım. Özel idarecilik kursları aldım. Evlendikten sonra zorunlu olarak ticaret hayatına atıldım. Önce bir hediye eşya dükkânı ardından emlakçılık alanında uğraş verdik. Karaman’ın en genç gazeteci unvanına sahiptim, bu mesleği 1996 yılına kadar Hollanda’da sürdürdüm. 2000-2007 yılları arasında emlakçılık alanındaki ticari hayatımız krizle birlikte sona erdi ve bu süreç Büropas adlı vakfımızın kuruluşuna zemin hazırladı. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Büropas Vakfı nasıl oluştu, hikâyesi nedir Büropas’ın? Emlakçılık alanında yürüttüğümüz çalışmalar krizle dibe vurdu. Bu durumdan kurtulmak için eşimle birlikte çok uğraş verdik. Farklı girişimlerde bulundum; Türkiye’ye malzeme bile ihraç ettik, ama olmadı. Epey borçlanmıştık. Bu borç batağından kurtulmak için belediyelerden ve çeşitli kurumlardan destek istedik; vergi borcu olduğumuzdan dolayı hiçbir yerden yardım alamadık. Bu durumdayken bile pek çok insanımıza yardım ediyordum. İşverenle, hastalık, emeklilik, sosyal gibi kurumlarla sorunu olanların yardımına koşuyordum. Tanıdığım bir avukatın yardımıyla bu süreçten kurtulmanın yollarını da arıyordum. Elimizdeki ilacı kendi başımıza süremiyordum ama başkalarına faydamız dokunuyordu. Benim yaptığım bu işi çevremde amatörce yapanların varlığına da şahit olmuştum. Hatta bende onların birinden medet ummuştum. İşlerim düzelmediği gibi çarpma/dolandırma durumuna düşünce, bu işi kendim yapıp yapamayacağımı düşünmeye başladım. İki yıl boyunca ciddi bir ara��tırma yaptım. Araştırma sonrasında 1 yıl da bu işi amatörce yaptım. Sorunumun çözümü için hukukçu bi-

riyle tanıştım. İşini düzgün yapıyor, girişimlerinden sonuç aldığını gözlerimle görüyordum. Bu hukukçu kişiye birlikte çalışma teklifi yaptım. Kardeşim de hukukçuydu. Yine tevafuken Faslı bir hukukçu ile daha tanıştım. Üç hukukçuyu bir araya getirerek, 2011 Kasım’ında eşimle birlikte Stichting Büropas’ı kurduk. Böyle bir iş için yola çıktığımı duyanlar şaşırıyorlardı. Bir tek hukukçu kardeşim bana destek oluyor ve yapacağımız işin önemini kavrayabiliyordu. Ben hala kendi sorunlarımı çözebilmiş değildim. Vergi Dairesine yüklü bir borcum vardı ve evim bu borç karşılığında satışa çıkarılmıştı. Bu işin uzmanı olan birini tavsiye etmişlerdi, ama bunca zamandır ona ulaşamamıştım. Tam bu icra sırasında kendisine ulaştım ve işimi halletti. Ben de kendisine birlikte çalışma teklifi yapınca şaşırdı ve aynen şunları söyledi: “Eğer sen bu sorunlar ve bu psikoloji içerisinde böyle bir girişimde bulunan bir insansan, sana ancak saygı duyulur, senin gibi insanın yanında olunur ve seninle her yola çıkılır”. Ve o günden sonra bu arkadaşla da birlikte çalışmaktayız. İlk zamanlar, bizim ne iş yaptığımızı en yakınımız bile anlayamadı. Tanıtım noktasında basınımızın değerli mensupları bizlere büyük destek oldular, sağ olsunlar. 6 ay sonra Büropas’ı tanıtmak için yemekli bir toplantı organize ettik. O toplantıdaki konuşmamın katılımcıları bir hayli etkilediğini öğrendim. Ve ardından da, her geçen gün müşteri ve dosya sayımız artmaya başladı. Kurumlarla, belediyelerle sorunlarını çözmeye çalışan insanlarımız bürokratik düzenlemeler yüzünden daha ağır bedeller ödemekle karşı karşıya kalıyorlardı. Adam borcunu ödemek için gitmiş, parayı alacak olan kurum, “şu evrak eksik, şu imza noksan” diye geri gönderiyor. O gün borcunu ödeyemeyen adama ya icra konuyor, ya elektriği kapanıyor, ya da evden atılıyor, ya sigortası durduruluyor… Beklenenden hızlı büyüdük.. İlk ofisimiz 21 metrekarelik bir yerdi. 4 ay sonra 70 metrekarelik bir büro-

ya taşındık. Beklediğimizden daha hızlı bir şekilde büyüdük. Talep arttıkça yetişmiş eleman ihtiyacı doğdu. Elemanları yönlendirecek uzmanları bünyenize katmazsanız işinizi düzgün yapamaz, verim alamazsınız. Bu yüzden Büropas olarak bu konuda çok hassas davrandık ve işini bilen, düzgün yapan, insanlara hizmet etmeyi seven elemanlarla bu yolculuğu sürdürüyoruz. Bu yıl itibariyle de 275 metrekarelik bir mekanda, Hollanda genelinde hizmet veren bir vakıf haline geldik. Büropas içerisinde iki grubumuz var. Biri kendi ekibimiz, diğeri de tamamen uzmanlardan oluşan hukukçu kadromuz. Toplam sekiz kişiden oluşan bir ekibimiz var. Ancak, bizim yetişemediğimiz, bizim içerisinden çıkamadığımız farklı branşlarda görev yapan üç avukat arkadaşımızla da birlikte çalışmaktayız. Büropas, Hollanda’da yaşayan insanlarımız için ne manaya geliyor? Büropas’ın dört tane sloganı var. Eğer bunlardan biri sizin için bir anlam ifade ediyorsa, büromuz sizin için önem arz etmektedir ve kapısı size sonuna kadar açıktır. - Borçluysanız ve borçlarınızdan bir şekilde kurtulmak istiyorsanız… - Vergi borçları ki, bunları diğer borçlardan ayrı tutmak lazım, bu alanda uzman olan elemanlarımızla çalışmaktayız. - IND ile probleminiz varsa, eşinizi yasal yollardan Hollanda’ya getirmekte zorlanıyorsanız… - Hukuk sorunlarınızı aşamıyorsanız; Büropas’ı aramanız, yeterli olacaktır. Vatandaşın borcunu satın alarak, borçlarının vadesini ve süresini uzatarak, ödeme limitini düşürerek büyük bir rahatlık sağlıyoruz. 100 bin Euro’luk borçla bize geldiği halde, borcunun yüzde 90’lık bölümü kapanmış olarak gönderilen insanlarımız var. IND ile birebir çalışıyoruz, Büropas’ı direkt muhatap alıyor. Önümüzdeki günlerde ofisimizde IND yetkilileri bize bir brifing verecek. Bu bilgilendirme sonrasında işlerin daha da hız-


interview

söyleşi 11

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Kısa haberler

İslam partisi kuruluyor

n güneşin demez”

Rotterdam’da İslam partisi kurma çalışmaları başlatıldığı belirtiliyor. AD’nin haberine göre yerel parti Mart 2014’te yapılacak belediye meclisi seçimlerine katılmayı hedefliyor. PvdA’lı (İşçi Partisi) belediye meclisi eski üyesi Mohamed Talbi’nin kaynak olarak gösterildiği haberde, kentte çok sayıda Müslüman’ın Sosyal Demokratların (PvdA) artık merkez sağda yer aldıkları eleştirisini yaptığı ileri sürüldü. Mevcut siyasi partilerin Müslümanların haklarını yeterince savunmadıkları görüşünün de hakim olduğu ifade edildi.

Hollanda’nın en iyi üniversitesi seçildi

lanacağına inanıyoruz. “Borçlu insan güneşli havayı hissetmez…” Ben bunca zamandır çok acı olaylara şahit oldum. İnsan eğer borçluysa, dışarıdaki güneşin ısısını duymaz, ışığını göremez. Etrafında açan çiçeklerin rengini görmez, kokusunu almaz. Kuşların ötüşünü, çocukların cıvıltısını duymaz. Onların hayatları hep eksi 5 derecededir. Temmuz sıcağı bile onlar için soğuk ve ayaz gibidir. Soru sorarsınız, cevap alamazsınız ya da dakikalarca sonra sizin konuştuğunuzu duyar. Çünkü onun aklı hep başka yerdedir. Depresyon ve stres onların en yakın dostudur. Borçlu insanlar, posta kutusuna bakmaya ve adlarına gelen zarfları açmaya çekinirler. “Damdan düşenin halinden damdan düşen ablar” derler ya, işte ben bunları yaşadım ve yardımcı olmaya çalıştıklarımızda da aynı şeyleri görüyorum… Refah toplumu iken maddi sıkıntıya duçar olduk, bu sıkıntıları neden yaşarız, eksikliklerimiz nelerdir? Türk insanı çok iyi niyetlidir, ama genel itibariyle hayat prensiplerimiz yoktur. Müşterilerim içerisinde evraklarını bilinçli olarak takip edenlerin yanı sıra bilinçsiz bir şekilde dosyalayanlar hatta evraklardan haberi olmayanlar da var. Bunun haricinde, maddi sıkıntıya düşenlerin, borçlananların sebeplerini gruplama yaparak anlatmak istiyorum. Birincisi, ekonomik krizin sonucunda iflas eden girişimciler… Bunun için yapılacak pek bir şey yoktur. Adam girişimde bulunmuş, başaramamıştır. İkincisi, iş kaybından dolayı sıkıntıya düşenler… Adam 30 yıl çalışmış, işyeri iflas etmiş, hastalanmış, çıkış almıştır. Üçüncüsü, bilinçli borçlanma. Gelirgider dengesine dikkat etmeden yapılan borçlanma. Dördüncüsü, kasıtlı borçlanma. Bizlere yakışmayan bir durum ve maalesef bu gibi vakıalar toplumumuzun kanayan bir yarasıdır. Adam, boşayacağı eşini önceden zorla borçlandırı-

Eindhoven Teknik Üniversitesi (TU/e), Hollanda’nın en iyi üniversitesi seçildi. Elsevier dergisi tarafından üniversite ve meslek yüksekokulu öğrencileri ile doçent ve profesörler arasında yapılan araştırmaya 230 bin öğrenci, 2 bin de öğretim üyesi katıldı.Üniversitelerinden en çok TU/e öğrencilerinin memnun olduğu ve öğretim üyelerinin yüzde 40’ının Eindhoven’de kaliteli eğitim verildiğini söylediği belirtildi. Rotterdam Erasmus ile Leiden Üniversitesi’nin de öğrenciler arasında popüler olduğu belirlendi. Öğretim üyelerinde ise Utrecht ve Tilburg üniversiteleri ikinci ve üçüncü sırada yer aldılar.

yor ve ardından da bütün borçları eşinin üzerine yıkıp ülkeyi terk edip gidiyor. Bu gibi durum hiç de azım-

sanmayacak derecede çoktur. Erkek mağdurlar da var ama çoğunluğunu kadınlar oluşturmakta. Üstelik, çocukları da kadınların üzerine bir yük gibi atıp kaçıyorlar. Beşincisi, evrak takipsizliğinden, zarf açma fobisinden dolayı yapılan borçlanmalar…. Özelikle esnaflarımız bu konuda bir hayli bilinçsiz. Yoğunluğundan dolayı zarfın içini görmeden mektubu muhasebesine teslim ediyor, o da işini düzgün ve vaktinde yapamıyorsa, borçlanma ve hatta cezalandırılarak iki-üç katına çıkarılması kaçınılmaz oluyor. Altıncısı, babalar ve anneler… Belli bir yaştan sonra sorumluluk duygusuyla yetiştiremedikleri çocuklar da borç batağındalar. Çocuklarına kıyamıyorlar ama çocuklar büyüyünce anne ve babalarına kıyıyorlar. O yaşlarda çocuklarına sorumluluk bilincini aşılayamayan ebeveynlerin, yaşları 30’lara dayanan koca koca çocuklarının yaptıkları borçları ödemekten, zararlarını örtbas etmekten canları çıkıyor. Çocuklara para harcama kültürünü, evrak dosyalama alışkanlığını, kendine ait harcamalarda dengeyi sağlamasını, çeklerini vaktinde ödemesini öğretmeliyiz. Aksi halde, bugüne kadar sırtını ailesine yaslayan 30’luk gençler, onların çekilmesiyle yere düşecek, devrileceklerdir. Kendi ayakları üzerine basacak bir nesil yetiştirmemiz lazım. Evlilikler de sırf bu yüzden gecikiyor, boşanmalar sırf bu yüzden çoğalıyor. Dayanışmayı yanlış anlıyor, yanlış uyguluyoruz. Bu, sıkıntılı bir yaşam kültürüdür. Bir pedagog iki kültür arasındaki yanlışlığa dikkat çekerek diyor ki,

Hollandalı aile, merdivene tırmanan çocuğunu bir başına bırakır, onun yalnız başına çıkmasını ve hatta düşüp sağını solunu kırmasını seyreder; Türk aile ise, onu merdivenlere kendi başına çıkmasına müsaade etmez, kucağında çıkarır. Her iki davranışta yanlıştır. En uygun olanı, onu basamaklara bırakıp ardından onu takip etmektir. Aşırı sevginin, aşırı duygusallığın ve aşırı bağlılığın bedelini ağır ödüyoruz. Asıl sevmek, onları özgüven sahibi bireyler olarak hayata hazırlamaktır. Posta ülkesi olan Hollanda’da mutlu olmak istiyor ve bu gibi durumlara düşmek istemiyorsanız, haftanın bir gününün belli saatini evraklara ayırmalısınız. Dosyalamayı iyice öğrenmelisiniz. Teknolojinin imkânlarından yararlanmalısınız. Şahit olduğunuz ve unutamadığınız yaşanmışlıklar var mı? Pek çok acı olaya şahitlik ediyoruz. Unutamadığım birkaç olayı kısaca anlatayım: Haciz bürosuna yirminin üzerinde farklı borcu olan bir aile vardı. Erkek, durumdan kurtulması için bizi aradı. Kadın hiç kimseye güvenemediği için bizimle görüşmek istemiyor. Her kapıya geleni, zile basanı haciz bürosundan geliyor diye, korkudan kapıya bakmıyor, açamıyor. Bizi de bu nedenle içeri almadı, kovdu. Psikolojisi tamamen altüst olmuş. İlk zamanlarımdı, gece gündüz üzerinde çalıştım ve pek çok borcunu dondurdum. Kadın bu rahatlamayı gördükten sonra, ofisimizi çiçekle ziyaret ederek özür diledi, teşekkür etti. Ailenin dağılmasını önlemiştik… İkinci bir olay ise, 24 yaşında bir oğlu olan an-

nenin yaşadıkları… Oğul kendi adına aldığı telefon faturalarını ödemiyor. Aynı evde kalıyor diye çok yüklü bir cezayla haciz bürosu anneyi tehdit ederek borcu kadına ödettiriyor. Annenin geliri zaten kendine zor yetiyor. Bu borcun kadına ödettirilmesini de girişimlerimizle durdurduk. Kadının memnuniyeti görülmeye değerdi. Ben müşteri olarak size geldiğimde nasıl bir yol haritası izlenir? Büropas’a gelen müşteriyi önce iyice bir dinleriz. Hiçbir ücret talep edilmez. Ardından, problemlerin kaynağı gibi görülen dosyalara bakılır. Dosyalar, size gelen kişinin karakteri ve neden o duruma düştüğü noktasında önemli ipuçları verir. Ve artık onu tanımaya başlarsınız. Ve ondan sonra da onun için belirlediğiniz yol haritası hakkında bilgi verirsiniz. Kişiye sunulan yardım sadece maddi boyutuyla sınırlı kalmıyor, onun ruhsal durumuna yönelik de bir terapi sunuyoruz. Bu aşamadan sonra hayata nasıl bakması, nasıl yol alması noktasında da bir ruhsal danışman gibi tavsiyeler sunuyoruz. Yaşadığımız, edindiğimiz tecrübeleri kendileriyle paylaşıyor ve bir gönül köprüsü kurmaya, dost muhabbeti yapmaya çalışıyoruz. Ve geriye dönüp baktığımızda da bunu başardığımızı görüyor, mutlu oluyoruz… Kısacası biz, insanlarımızın sorunlarına alternatif çözümler sunuyoruz… Söyleşi Zeynel Abidin Kılıç

«

Dijital yayınlar zirveye koşuyor Ülke genelinde yayınlanan günlük gazetelerin tirajlarında yılın ikinci çeyreğinde de bir yıl öncesine göre düşüş yaşandı. De Telegraaf gazetesinin tirajı 525 bin 760’dan 475 bin 339’a, Algemeen Dagblad’ın tirajı 381 bin 257’den 370 bin 446’ya ve Nederlands Dagblad’ın tirajı da 25 bin 107’den 23 bin 801’e düştü. De Volkskrant yaklaşık 233 bin olan tirajını korumayı başardı. Trouw gazetesinin tirajı 91 bin 389’dan 91 bin 845’e yükseldi. NRC Next başta olmak üzere bazı gazetelerin ücretli dijital yayınlarına abone olanların sayısında ise artış kaydedildi. Friesch Dagblad ile Het Parool’un dışındaki yerel gazetelerin tirajlarında da düşüş kaydedildi. Ücretsiz gazeteler Metro (yüzde 24,5) ile Spits’in (yüzde 23,6) tirajları da geriledi.

İş bulan ödenekli oranı geriledi 2010-11 yıllarında yüzde 9’a yükselen iş bulan sosyal ödenekli oranı, geçen yıl yüzde 8’e geriledi. Bu oran 2007 yılında yüzde 15 olarak belirlenmişti. İstatistik Bürosu, 2012 yılında toplam 367 bin sosyal ödenekliden 28 bininin yeniden çalışmaya başladığını açıkladı. Geçen yıl gençlerin istihdamında düşüş yaşandı. 2011 yılında sosyal ödenekli gençlerin yüzde 33’ünün iş bulabildiğini, bu oranın 2012’de yüzde 20’ye gerilediğini bildirildi.


PARA TRANSFERi MÜBAREK AYLARDA FÍTRE, ZEKAT VE KURBAN PARALARINI EN HIZLI, GÜVENÍLÍR VE HESAPLI GÖNDERMENÍN TEK ADRESÍ HAVALEM.

Beklemeye son, havaleniz 10 dakikada Türkiye'de. İsme veya banka hesabına para gönderilir. Euro gönderin, Euro alınsın. Alıcı komisyon ödemez. Çeklerinizi ödeyebilirsiniz.

EN YAKIN ACENTAMIZA UĞRAMAYI UNUTMAYIN ! www.havalem.com | facebook.com/havalem

+31(0)78 655 16 50 | info@havalem.com


nieuws

haber 13

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Gündem

En sevimli amel, bir Müslümanın kalbine sevinç sokmaktır

350 Kurban Gözlemcisi 74 Ülkeye Gidiyor IGMG, 2013 Kurban Kampanyası’nı 74 ülkede, 350 gözlemci nezaretinde gerçekleştiriyor. IGMG Sosyal Yardım Derneği Hasene 2013 Kurban Kampanyası’nı 74 ülkede, 350 gözlemci nezaretinde gerçekleştiriyor. Dernek, gözlemciler görev yerleri olan ülkelere gitmeden önce bir eğitim programı düzenledi. Köln’de gerçekleştirilen programa Avrupa’nın değişik ülkelerinden ve şehirlerinden gelen gözlemciler kampanya hakkında detaylı olarak bilgilendirildiler. Program Bekir Tanrıkulu’nun Enam Sûresi’nin 160 – 163cü ayetlerini okumasıyla başladı. Manevi bir atmosferle başlayan toplantıda Hasene Derneği Başkanı Mesud Gülbahar açılış konuşması yaptı. Yaptığı konuşmada Nahl Suresi’nin 71ci ayetini hatırlatarak, rızık konusunda imtihan gereği kimilerinin kimilerine üstün kılındığını söyleyen Gülbahar, “Zenginlerin de fakirlerin de olduğu bir dünya tarih boyunca hep olagelmiştir. Bu bir sosyal olgudur. Yaşadığımız dünyada, geçmişte olduğu gibi bugün de ihtiyaç sahibi insanlar var. İşte kurban kampanyamızın amacı bir yönüyle bu fakirleri düşünmek, onlara umut olmaktır” dedi.

İçinde yaşanılan dünyada kan ve göz yaşının dinmediğine, Suriye’deki iç savaşın büyük mağduriyetler oluşturduğuna değinen Gülbahar sözlerine şöyle devam etti: “Mazlumiyet ve mağduriyet içerisinde, umutsuz bir bekleyişe mahkum edilmiş insanlar var. Geçtiğimiz hafta Gülpınarı’ndaki mülteci kamplarını ziyaret ettik. Oradaki yaşamlara şahit oldum. Savaştan önce kendi evlerinde huzurlu bir hayatı devam ettiren bu insanlar şimdi kamp köşelerinde hayata tutunmaya çalışıyorlar. İşte kurban kampanyası ile bu umutsuz bekleyişe bir nebze olsun cevap vermiş oluyoruz. Yaptığınız, çok hayırlı bir iştir. Hepinize yolculuklar diliyorum.” Programa onur konuğu olarak katılan İslam Toplumu Millî Görüş Genel Başkanı Kemal Ergün yaptığı kısa konuşmada kurban gözlemcilerini görevlerinden dolayı tebrik etti ve şunları söyledi: “Abdullah ibni Ömer’den

rivayet edilen sahih bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: ‘İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Allah’a en sevimli amel de bir Müslümanın kalbine sevinç sokmaktır ya da bir Müslümanın sıkıntısını gidermektir ya da onun borcunu ödemektir veyahut da açlığını gidermektir. Bu şekliyle bir insan yola çıkarsa, benim mescidimde bir ay boyunca itikafa girmiş gibi sevap alır.’ Sizler bu şekilde yola çıkıyorsunuz. İnsanların açlığını, susuzluğunu dert edinerek yola çıkıyorsunuz. Sizleri kutluyorum.” Hasene Derneği Başkan Yardımcısı Mustafa Uyanık, IGMG İrşad Başkanlığı’ndan Zeki Şeker Hoca, Hasene tanıtım biriminden Kerem Erdoğan ve IGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü programda söz alarak, birikimlerini katılımcılarla paylaştılar.

NİF Gençlik’ten Eğitim Semineri ve “İnsanların Hidayete Ulaşması” gibi çok önemli üç başlık altında topladıklarını ve bu temalara dönük çalışmalar yapacaklarını duyurdu. Seminerin misafir hatibi Bahaddin Budak ise yöneticilerde bulunması gereken özellikler ve yöneticinin yapması gerekenler hakkında bir sunum yaptı. Özellikle takva konusuna değinildi. Kısa bir molanın ardından sınıflara geçilerek BET (Birim Eğitim Çalışması) gerçekleştirildi. Program, NIF Başkanı Mehmet Erdoğan ve NİF Gençlik Teşkilatlanma Başkanı Mustafa Akta-

“Jeugdzorg’a bilgi vermek zorunda değilsiniz” Hollanda Türk Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ejder Köse, Gençlik ve Aile Merkezleri (Centrum voor Jeugd en Gezin) tarafından son sınıf ortaokul öğrencilerine sağlık durumlarıyla ilgili gönderilen soru formları konusunda yaptığı açıklamada, “Bu formların doldurulması zorunluluğu yok” uyarısında bulundu. Konuyla ilgili olarak vatandaşlardan çok sayıda şikayet geldiğine dikkati çeken avukat Ejder Köse, “Son sınıf ortaokul öğrencilerine resmi yazı gönderilerek, çocukların bu formu doldurması gerektiği belirtilmektedir. Bu formda çocukların genel sağlığı ve gelişmesiyle ilgili çok özel sorular yer almaktadır. Formla ilgili kullanılan dille ‘katılımın mecburi’ olduğu izlenimi yaratılmaktadır. Endişeye kapılan vatandaşlarımızdan ‘söz konusu formu doldurma mecburiyetimiz var mı?’, ‘formu doldurmamanın herhangi bir cezai yaptırımı var mı?’,

lan seminer hakkında değerlendirme konuşmasının ardından sona erdi. Tebrik Öteyandan, NIF Gençlik Teşkilatı tarafından yapılan istişare sonucu, Eindhoven Mevlana Camii Gençlik Başkanlığına Mehmet Erdoğan atanmıştır. Yeni görevinden dolayı kendisine hayırlı olsun diyor ve yapacağı çalışmalar için başarılar diliyoruz. Erdoğan Yılancı

‘formu doldurduğumuz takdirde, elde edinilen bilgiler gelecekte başımıza dert açar mı?’ türünden sorular gelmekte” ifadesini kullandı. Vatandaşların endişeye kapılmalarına gerek olmadığının altını çizen Hollanda Türk Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı avukat Ejder Köse, şunları kaydetti: “Bu konuyla ilgili olarak huzursuz olmaya gerek yok. Böyle bir soru listesini cevaplamaya hiç kimse mecbur tutulamaz. İsteyen veliler çocuklarının katılmasını teyit ederler, istemeyenler de herhangi bir gerekçe sunmadan geri çevirebilirler. Bu tür araştırmalara katılım kesinlikle kişinin kendi isteğine ve gönüllülük ilkesine bağlı olarak yapılır. Alınan bilgiler ise her zaman size geri dönebilir. Çocuğun sağlıksızlığı söz konusu olursa, devlet kurumuna yetkilerini kullanma hakkı doğurur. ‘Ben çocuğumun böyle bir şeye katılmasını ret ediyorum’ yanıtından dolayı rahatsız edilen olursa veya herhangi başka ‘tehditkar’ üslup kullanılırsa, bize başvurmalarını rica ediyoruz. Böylesi bir durumda HTHB olarak gereken cevabı yasal zemin çerçevesinde sizin adınıza veririz. Bu meseleyi ‘toplumsal bir konu’ olarak değerlendirdiğimizden dolayı, herhangi bir ücret veya masraf söz konusu olmayacaktır.”

Protesto

Ayrancı’dan YTB’ye tepki Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB) Başkanı Mustafa Ayrancı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’na tepki gösterdi.

Güney Hollanda Millî Görüş Gençlik Federasyonunun idarecilere yönelik gerçekleştirdiği seminerde, gündemdeki konular masaya yatırıldı. Geniş bir katılımla gerçekleştirilen seminerin açılış konuşmasını Başkan Vekili ve Gençlik Federasyonu Tanıtma Başkanı Abdullah Aşıran gerçekleştirdi. Aşıran konuşmasında, idarecilerin üzerindeki sorumluluğun ağırlığının farkında olarak daha fazla çalışmalarının gerektiğine, topluma örnek ve takva sahibi bireyler olmalarının önemine vurgu yaptı. 20132014 çalışma sezonunun temalarını da açıklayan Abdullah Aşıran; bunları “Çocuğun Anne ve Babasıyla İlişkisi”, Futbolun Putlaştırılması”

HTHB Yönetim Kurulu Başkanı Ejder Köse:

Ayrancı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç’a gönderdiği ve basına da dağıttığı yazıda şu ifadeleri kullandı: “Şahsınızın başkanlığında üst düzey bir YTB heyetinin geçtiğimiz günlerde Hollanda’ya bir çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini basında çıkan haberlerden öğrenmiş bulunuyoruz. Hollanda’nın Tiel şehrinde katıldığınız toplantıda, Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelen sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcilerine proje eğitimi semineri verilmiş. Aslında kurulduğu 4 yıl öncesinden beri değişik YTB heyetlerinin Hollanda’ya geldiğini ve buradan da zaman zaman bazı STK temsilcilerinin Ankara’ya toplantılara davet edildiğini biliyoruz. Bilmediğimiz ise, bu toplantılara hangi sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin neden davet edildiği ve söz konusu STK’ların bugüne kadar hangi toplumsal

soruna yönelik ne gibi çalışmalar yaptıklarıdır. Genel Başkanı olduğum Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği’nin (HTİB), kurulduğu 1974 yılından beri buradaki toplumsal sorunların çözümü amacıyla etkili çalışma yapan bir STK olduğu herkes tarafından bilinir. Ancak son dönemlerde YTB’nin değişik amaçlarla gerek Ankara, gerekse de Hollanda’da gerçekleştirdiği toplantılardan haberimiz olmamaktadır. Sadece HTİB’in değil, birlikte çalıştığımız çok sayıda diğer Türkiye kökenli STK’nın da bu faaliyetlerden haberi olmuyor.” YTB’nin kurumlara farklı yaklaşım gösterdiğini öne süren HTİB Başkanı Mustafa Ayrancı, “Biz, Türkiye halkının vergileriyle oluşturulan bir kurumun her kesime eşit mesafede olmasını zorunluluk olarak görüyoruz. YTB’yi Avrupa’da faaliyet gösteren tüm STK’lara eşit davranmaya çağırıyoruz. YTB’nin sunduğu hizmetlerden her kesimin eşit şekilde yararlanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

-----------------------------------------◄◄


nieuws

14 haber Misafir Kalem

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

oflaz-aliya@hotmail.com

Mehmet Şükrü OFLAZ

Ya Kuyunun Dibi Ya Ahlak Ölümlü ve unutkan varlıklarız. İki kutuplu bir yapımız var. İçimizde barındırdığımız ve beslediğimiz, koruyup kolladığımız, iğrendiğimiz, üzüldüğümüz uçurumlarımız ve dağlarımız var. Yenilgilerimiz, zaferlerimiz var. Pişmanlıklarımızla yoğurduğumuz tecrübelerimiz var. Bu kadar herc-ü merc içeresinde şu anda olup bitenler bizlere neler söylüyor?... Hakikati kavramamıza yarayacak bir firak acısı hala içimizde var mı? Yoksa Yusuf’un atıldığı kuyu gibi derin bir kuyunun içine atıp üzerine taşlar mı yığdık? Nereye kadar kaçacağız? Bütün yekûnu ile hayatımız, bu kaçışı makul hale getiren bir hayatmıdır? Orta yaşlı iki bayan, Ankara’nın en yüksek binasından Ankara’nın en uzak neresinin görülebileceği üzerine konuşurlarken, konuşmayı duyan bir genç “Ankara’nın en yüksek binasından ancak cehennemin dibi gözükür” demiş. Bu sözün bizi ilgilendiren bir tarafı var mı? İman, kabulün, tasdikin, bütünüyle teslimiyetin ifadesidir. Amel ise bunun hareketidir. Bu sebeple iman harekettir. İman ile amelin arasında terazi ise ahlaktır. Ahlak bize, cüz’iyyattan külliyata kadar süregelen hareketin içinde (Sünnetullah), denge ve bilinç kazandırır. Ahlak, yaratma, fıtrat kavramları aynı kökten gelmektedir. Kur’an’ın bize verdiği en önemli kavramlardan biri olan ahlak, içi boşaltılmış olarak hala kullanımdadır. Ahlaklı olmak, görgü ve nezaket kurallarıyla yüzeysel ifade edilemez. Ahlaklı olmak, insanın ilk asli sözüne sadakati bilinçli olarak sürdürebilmesidir. Fıtratına uygun bir hayatı vücuda getirmesini ve sürdürmesini ifade eder. Zira irade ahlakı, ahlak ise mesuliyeti doğurur. Hz. Aişe validemiz, gözleri görmeyen sahabi Abdullah İbn Ummi Mektum yanına girdiğinde tesettürüne bürünürdü. Yanındakiler Ummi Mektum’un gözlerinin görmediğini söylediklerinde “Evet O’nun gözleri görmüyor ama benim görüyor” cevabını vermiştir. Şimdi burada ince bir hadise var. Olayların, çevrenin kısacası harici baskıların değil, bizatihi insanın kendisinin bilinçli bir tercihle, iradesiyle tavır almasını görebiliriz. Buna benzer bir çok örnekten hareketle vücuda gelmiş bir kültürün, medeniyetin tarihte insanlığa söylediği esaslı prensipler vardı. Bu prensipler aile, iş ve toplum hayatını yaşanabilir kılıyordu. Bu prensipler ile insanlık nitelikli bir hayatın mümkün olabileceğini gösteriyordu. Aile hayatından kadın erkek ilişkilerine, iş hayatında ahilik ve lonca teşkilatlarıyla cemiyetin içinde insana, fıtrata uygun bir alan sağlanıyordu. I. Ahmet devrinde yapılan bir çeşmenin, o devrin yapı ustaları ve halkı tarafından sarayın taşlanmasını gerektirecek bir zevksizliğe sahip olduğu söylenebiliyordu. Ahmet Cevdet Paşa Bosna’ya ıslah için vali olarak atandığında, ahalinin alışverişte senet kullanmadığını fark eder. Nedenini sorduğunda, senetin ne olduğu hakkında bir fikirlerinin olmadığını görür. Zira ahlaklı bir insanın senete ihtiyaç duymayacağını, sözün yeterli olacağını hayatın içinde yaşayarak gösteriyorlardı. Şimdi bu örnekler günümüzde birer afakî olay olarak kabul ediliyor.

Bu ülkede yaşayan bizler Hz. Peygamber’in (AS) hayatını menkıbe olarak geçmişte bıraktığımız, hayatın içine çekemediğimiz, ahlakî bir tavra dönüştüremediğimiz için büyük bir manevi kargaşanın tam ortasındayız. Bu kargaşanın bizde oluşturduğu ve bugün pek fark edilmeyen ruhi sıkıntılarımızı, maddi beklentilerimizi ön plana çıkararak ötelemeye çalışıyoruz. Camilerimiz ve derneklerimiz, Türkiye’de resmî ideolojinin şekillendirmesiyle ortaya çıkmış camilerimize ve derneklerimize benziyor. İmamlarımız ve dernek başkanlarımız yaşatma aşkından ve gönül işçiliğinden uzak, namaz kıldırmakla, fıkhî bir takım kuralları tekrar etmekle, kendi konumlarını sağlamlaştıracak bürokratik bir yapı vücuda getirmekle kifayet etmeyi uygun görmektedirler. Gördüklerimiz ve göremediklerimizle, olumsuzlukları bertaraf edecek bir ağırlığımız yoktur. Mensubu olduğumuzu iddia ettiğimiz dinin önümüze koyduğu itikadî ve fıkhi prensipleri hayatın içine nüfuz edecek bir kıvamda anlayamıyoruz. İmanımız irademize, irademiz ahlaka, ahlakımız mesuliyete dönüşmediği için kaba ezbercilik, kör taklitçilik ve hakikate ulaştıracak ızdıraptan mahrumuz. Hz. Peygamber (as) veya sahabi efendilerimiz niye böyle yaptılar, “Allah(cc) acaba bu işime ne der?” diye kendimize soru sormaktan itina ile kaçıyoruz. Bütün faaliyetlerimizi ve çabamızı, esaslı soruları gözden kaçırmak üzerine inşa ediyoruz. Dinin tasvip etmediği bir işin başına İslam ekleyerek meşrulaştırmaya çalışıyoruz. İslamî Otel, İslamî Banka, İslamî Evlilik Siteleri, İslamî Güzellik Yarışmaları vs. Bu meşrulaştırma çabaları sebebiyle, özden, hakikatten uzaklaşıyoruz. Sanal bir dinî yaşantı içerisinde avunuyoruz. Gerçekler, hayatın kendisi, ahiret, hesap günü ise bizi rahatsız etmeyecek şekilde, itinayla raflarda tutulmaktadır. İman ile amel arasındaki büyük uçurumu kapatmadıkça, imanımızı ahlakî bir tavra dönüştürmedikçe bu durum devam edecek. Bu sebeple durmamız ve düşünmemiz gerekiyor. Kendimizden başlayarak, aile hayatımızı, iş hayatımızı, cemiyet hayatımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Eşine karşı merhametsiz dışarıda büyük laflar konuşmayı, işyerinde işçisinin ücretinden çalıp, cuma vaazında ilahî vahyin uyarısını vicdanı sızlamadan dinlemeyi, mürid olup karşısında ki muhatabının kalbini incitmemeyi önemsemeyen, Doğu Türkistan’ın haline üzülüp faillerini de kınadıktan sonra, başına ucuz olduğu için Çin malı takke takmayı sünneti ihya etmek olarak algılayan çarpık tavırlardan kendimizi temizlemeliyiz. Bu anlatacağım olayı ilk gördüğümde beni çok etkilemişti ve her fırsatta anlatmaya çalışıyorum... Televizyonda gezelim görelim türü bir programda, sunucunun yolu Anadolu’nun bir köyüne düşer. Bu köyde kadınlar büyük taşları çekiç yardımıyla küçülterek kaldırım taşı haline getiriyorlardı. Sunucu, tepeden bir tavırla işçi bayana en son ne zaman makyaj yaptığını sorar. Bayan aynen şu cevabı verir; “Ben Allah’ın boyasının üzerine boya sürmem” Bu kadın okur-yazar değil. Diploması yok. Dinî eğitimi, küçümseyeceğimiz bir düzeyde. Fakir fukara bir Anadolu kadını. Ama cevabı bizi eritecek kıratta. Kaybettiğimiz, o büyük ruh ve ahlakî tavırdır. Gerisi teferruattır.

Haber

İGMG Eğitim Başkanı Ekrem Kömürcü:

“Sizler Gıpta E İnsanlarsınız” NIF 2013-2014 çalışma yılının ilk toplantısını Oss kentinde düzenledi. Güney Hollanda Millî Görüş yeni sezona ‘merhaba’ dedi.

G

enç nesiller ve Hollandalılar hedefte… Bölge ve şube yürütmek kurullarının davet edildiği ve kadın-erkek 233 kişinin katıldığı toplantıda, federasyon yöneticilerinin yeni sezonda yapmayı planladıkları programlar değerlendirildi. Mustafa Aktalan tarafından sunulan program, Oss kentinden Harun Tekin’in okuduğu Kur’an’ı Kerim ile başladı ve Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla devam etti. Mehmet Erdoğan yaptığı kısa konuşmasında yeni bir çalışma dönemine girildiğini hatırlatarak özetle şunları söyledi: “Yüce Rabbimiz yeni çalışma dönemimizi hayırlara vesile eylesin. Azmimizi şevkimizi artırsın. Kendi rızası doğrultusunda çalışmalar yapmayı bizlere nasip eylesin. Geride dolu dolu ve bereketli bir ramazan bıraktık. Bu dönemde tüm cemiyetlerden mazlumlara önemli destekler sağlandı. Yüce Rabbimiz emeğinizi zayi etmesin ve sizlerden razı olsun. Biz Millî Görüş Teşkilatları olarak nerede bir mağdur ve mazlum varsa onların yanında yer almışızdır. Bu çerçevede Mısır’daki kardeşlerimizin de yanlarında oldu-

ğumuzu, miting ve basın bildirileriyle dünyaya duyurduk. Yüce Mevla’m bu kardeşlerimize bir an önce huzur ve barış içinde yaşayacakları bir ortam nasip eylesin. Yeni sezonda tüm şubelerdeki eğitim çalışmaları arttırılarak devam edecektir. Şubelerde toplam 2 bin 800 çocuğumuz eğitim almaktadır. Genç nesillere yönelik yatırımlara bu yıl daha ağırlık verilecek. Hollandalı komşulara yönelik tebliğ çalışmaları da İslam Color aracılığı ile yapılmaya devam edecektir. Biz yine bu salonda benzer bir toplantı yapmakta iken, 27 Şubat 2011 yılında dava liderimiz merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın vefat haberi ile sarsılmıştık. Bu salona tekrar geldiğimde o günü hatırladım. Yüce Mevla’m hocamıza gani gani rahmet eylesin ve bizlere onun yolunda ve idealleri çerçevesinde çalışmalar yapmayı nasip eylesin” Konuşmanın ardından ekrana yansıtılan bir video klipi ile Millî Görüş lideri merhum Erbakan’ın veciz sözlerinden

v e n ve k

müteşekkil bir demet görüntü sunularak dava lideri yâd edildi. Daha sonra başkan yardımcısı Dr. Bahri Bulut BYK üyelerinden gelen bilgiler ışığında hazırladığı sunumuyla tüm bölge yöneticilerinin ileriye dönük yapmayı planladıkları programlarını özet olarak anlattı. “Niçin bu teşkilata geliyoruz?, Hedefimiz nedir?” Sorularını soran Bulut, bu soruların iyi anlaşılması ve algılanması gerektiğinin altını çizdi. Hepimizin hedefinin kurtuluşa ermek olduğuna işaret eden Bulut, anlayanlar için bu teşkilatların bu hayırlı amaca yönelik olarak ortaya çıkmış büyük bir fırsat olduğuna işaret etti. “Mazlum ve mağdura uzanan dost el…” İGMG Teşkilatlanma başkan yardımcısı Mehmet Ateş bir sunum yaparak teşkilatlardaki son durum hakkında bilgi verdi. Ateş, konuşmasında şunlara değindi: “Avrupa’da yaşayan İslam’a hizmet etme noktasında, gelişigüzel değil planlı, programlı disiplinli ve hiyerarşik yapıya uygun hizmet etmekte olan siz kardeşlerimizden Allah razı olsun.

a l i te Oz&Er FOOD B.V.

Rooseveltstraat 39 2321 BL Leiden

E-mail info@ozener.com Tel. +31(0)71 - 589 09 99 Fax +31(0)71 - 589 20 26 www.ozener.com


onderwijs

eğitim 15

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Misafir Kalem

eyupdemirdas16@hotmail.com

Eyüp Demirdaş

“Ben de Kartal Olmak İstiyorum”

dilecek Bu düzenli çalışan teşkilat sayesinde aynı zamanda dünyanın pek çok yerinde yaşayan mazlum ve mağdurun yanında olmaktasınız. Genel Merkez verilerine göre Güney Hollanda bölgesinin 15 cemiyeti, 655 idarecisi, 66 teşkilatı, 5 bin 480 üyesi ve 8 binin üzerinde cemaati bulunmaktadır.120 bin Türk nüfusunun bulunduğu bölgede cami başına düşen potansiyel üye sayısı 15 bin. Güney Hollanda Bölgesi, 3 bin 682 notuyla bölgeler arası puanlamada birinci derecede hizmet vermektedir. Bu teşkilatın mensupları geleceği şekillendireceklerdir. Bu gün okullardan bahsediyoruz. Eğitim merkezlerimiz yurtlarımızdan söz ediyoruz. Çeşitli yerlerde çok güzel sözleşmeler yapılmaktadır”

Bu başarıların kurban kampanyasına da yansımasını arzu ettiklerini söyleyen Yaramış, bu yıl Hollanda’dan 16 gönüllünün kurban kesim görevlisi olarak çeşitli ülkelere gideceklerini duyurdu.

Daha sonra Hollanda Hasene Derneği başkanı Mehmet Yaramış bir sunum yaparak Hasene’nin çalışmalarına ilişkin bilgiler verdi. Başarılı bir ramazan çalışmasını geride bıraktıklarını belirten Yarmış, Güney Hollanda’nın kendisine verilen kumanya hedefini aşarak Avrupa genelinde birinci olduğunu ifade etti.

Kömürcü özetle şunları söyledi: “Aciz insanlar iftira eder, tembel insanlar eleştirir, akıllı insanlar ise çözüm üretir. İşte biz bu düstur ile bu gün buradayız. Yeni sezonumuzu bu düstur ile açıyoruz. Yani akıllıca davranacağız, akıllı insanlar olacağız ve ne eleştireceğiz ne iftira atacağız sadece ve sadece çözüm üreteceğiz,

“Akıllı insanlar çözüm üretir” Toplantıda, Bölge Gençlik Başkanvekili Abdullah Aşıran, Kadınlar Teşkilatı Başkanı Necla Erdoğan ve Kadınlar Gençlik Teşkilatı Başkanı Ayşe Taner birer sunum yaparak önceki sezonda yaptıkları faaliyetler ve yeni dönemde yapmayı planladıkları programlar hakkında bilgiler verdiler. Öğle namazını müteakip başlayan ikinci bölümde ise Genel Merkez Eğitim Başkanı Ekrem Kömürcü bir konuşma yaptı.

çalışacağız. Kısaca yaşadığımız ülkelerde neyin lehimize neyin aleyhimize olduğunu iyi bilip, adımlarımızı ona göre atacağız. Geride kalan sezon içinde çok hayırlı çalışmalar yapıldı. Sizler gıpta edilecek insanlarsınız. Zira bunu Peygamber Efendimizin hadislerinden anlıyoruz. Efendimiz, “iki durumdaki insana gıpta edilir. Bunlardan birincisi, malı olup da bunu Allah yolunda harcayanlardır. İkincisi ise, ilmi olup da bunu Allah yolunda amel ederek, yaşayan ve başkalarına aktaranlardır” buyuruyor. Hamdolsun sizler hem malınızla hem de ilminizle bu yolda gece gündüz koşturuyorsunuz. Allah hepinizden razı olsun.” Program, dilek ve temenni bölümünün ardından Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan’ın değerlendirme konuşması ve Oss Cami cemaatinden Alaattin İnan’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim ile son buldu.

Haber Adnan Şahin

«

‘‘Dul ve yetim ödeneklerinde kesinti yapılamaz’’ Mağdurların ocak ayından bu yana kesilen maaşlarının geriye dönük olarak yasal faizi ile birlikte kendilerine ödenmesine karar verdi. Amsterdam Mahkemesi, Hollanda’da çalıştıktan sonra farklı nedenlerle ülkelerine giden göçmenlere verilen dul ve yetim ödeneklerinde, kesinti yapılamayacağına karar verdi. Türk ve Faslı bir grup mağdur aile tarafından açılan davada hakim, Ocak ayında yürürlüğe giren ve kesintiye olanak tanıyan yasanın, uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu ve mağdurların ocak ayından bu yana kesilen maaşlarının geriye dönük olarak yasal faizi ile birlikte kendilerine ödenmesine karar verdi. Mahkeme sonrası söz ko-

nusu kesintilerle birlikte bu yılsonunda 16 milyon euro tasarruf yapmayı hesaplayan hükümetin davayı yüksek mahkemeye intikal ettirmesi beklenmekte. Bu yılın başında yürürlüğe giren yeni uygulamada, ülkesine dönen kişiye verilecek ödenek miktarı o ülkenin ekonomik koşullarına göre ayarlanması esas alınmıştı. Bu amaçla ülkelerine dönenlere verilen dul ve yetim ödeneği, malulen emeklilik ek ödeneği, kısmî iş göremezlik ödeneği ve çocuk paralarında yüzde 40’a varan kesintiler yapılmaya başlanmıştı.

Söz konusu davayı açan avukatlardan Ejder Köse ve Ali Durmuş, mahkemenin aldığı bu kararın bir öneme sahip olduğunu, yürürlükteki yasanın geçersiz hale geldiğini ve mahkemeden bu yönde bir karar çıkmasını beklediklerini söyledi. Amsterdam Mahkemesinin aldığı son karar ilk etapta davayı açanları kapsıyor fakat bundan sonra yapılacak başvurulara bir emsal de teşkil ediyor. Davanın bir sonraki süreçte, Avrupa Adalet Divanı’na intikal etmesi ve buradan alınacak sonuç ise konunun nihai sonucunu belirleyecek.

Bir çiftçi, yerde bulduğu bir kartal yumurtasını, tavuk yumurtası sanarak çiftliğine götürmüş. Kuluçkaya yatan tavuğun altına koymuş. Tavuk, kartal yumurtasını da kendi yumurtası sanarak kuluçka döneminde koruyucu kanatları altında tutmuş. Civcivler ve kartal yavrusu yumurtadan çıkmış. Kartal yavrusu, tavukların ve civcivlerin davranışlarını taklit ederek kanat çırpmış, eşinmiş, darı tanelerini ve solucanları yemiş. Kendisinin bir tavuk olmadığını düşünmek aklına bile gelmemiş. Bir gün küçük kartal gökyüzünde uçan kocaman bir kuş görmüş. Bu olağanüstü yaratığa hayranlıkla bakmış. En yakınındaki tavuğa bu kuşun ne olduğunu sormuş. Ona “kartal” derler yanıtını almış. “Ben de kartal olmak istiyorum” demiş küçük kartal. “Saçmalama” demiş tavuk ve devam etmiş: “Haddini bil!. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et.” Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. “Galiba haklısın” demiş. Küçük kartal yaşamı boyunca tavukların arasında yaşamış, gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilmeden. Kendi gücünü görmeden, beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini hiç düşünmemiş. Bir eğitmen olarak bir çok kez öğrencilerimin gün yüzüne çıkmamış kapasitelerini fark ettikçe, hayretler içerisinde kalıyorum. Yukarıdaki hikâyede bahsi geçen kartal yavrusu gibi, kendisine ancak dikte edileni yapan ve fazlasına cesaret edemeyen veya cesareti her defasında fütursuzca kırılan evlâtlarımızın okul, iş veya sosyal hayatlarında kapasitelerinin çok altında bir performans göstermeleri çokta yadırganmaması gereken bir olgu gibi geliyor bana. Kapasitesinin farkında olan, özgüven sahibi, bireyler yetiştirme konusunda bizler ne kadar hassasiyet gösteriyoruz? Esas cevaplanması gereken can alıcı soru budur diye düşünüyorum. Öncelikle böyle bireyler yetiştirmenin neden önemli olduğunu bilmek gerekiyor. Yaşadığımız bu Avrupa coğrafyasında dünyaya gözlerini açan evlâtlarımız, her ne kadar Hollanda vatandaşı olsalar bile, göçmen çocuğu nitelemesine maruz kalıyor. Okul hayatında sürekli olarak, dil geriliği gibi bir safsatalardan dolayı, problemli veya öğrenme güçlüğü çeken çocuk muamelesi görüyor. Bu bir iddia değil, tam aksine benim yıllar içerisinde edindiğim tecrübelerimin bir sonucudur. Okulda, evde, iş yerinde, sokakta dışlanan, başarısı küçümsenen veya dikkate alınmayan evlâtlarımızın kendisine güvenen bir birey olarak yetişmesini beklemek, sizce

gerçekçi bir düşünce midir? Bundan dolayıdır ki, bizler çocuklarımıza hayata başlamadan önce karşılaşacağı her türlü zorluklar karşısında, yılmadan, usanmadan mücadele edebilmesini sağlayacak olan özgüveni evlerde kazandırmalıyız. Özgüvenli birey yetiştirmenin bana göre bir çok kuralı var. Ben burada benim için önemli olduğuna inandığım bir kaç kuralı sizlerle paylaşmak istiyorum. Acımasız ve hiç bir hedefi olmayan eleştiri kültüründen vazgeçmek. Evlâtlarımızın olumlu yönlerini on plana çıkarma ve olumsuz yönleri sıkça dillendirmeme. Mesalar matematik dersinden çok yüksek bir not alan, fakat aynı başarıyı Hollandaca dersinde gösteremeyen evladınıza. “Evladım seninle gurur duyuyorum. Matematik dersinde gerçekten çok başarılısın ve Hollandaca dersi için de gayret gösterdiğinde aynı başarıyı yakalayacağına inanıyorum.” Bu, çocuk için çok hoş ve olumlu bir mesaj olacaktır. Yaşına ve kapasitesine uygun sorumluluk verme. (odasını düzenli olarak toplaması, alışverişte ödemeyi ona yaptırarak, bulaşıkları kurulamasına yardımcı olmak, bahçede otları temizlemeye yardımcı olması, gibi) İltifatta bulunma (sen yardım etmeseydin bu işi bitiremezdim. Çok güzel bir fikir, ben düşünemezdim bunu, gibi) İlgilendiği alanlar hakkında onlarla konuşmak ve bu alanlara olan ilgisini artırmaya çalışmak. Gerçekçi olmayan, sanal beklentiler içine girmemek. Her çocuk özeldir ve farklı meziyetlerle donatılmıştır. Motorik becerisi olmayan bir çocuktan motorik beceri isteyen bir işi yapmasını beklemek, çocuk için zulümdür. Yapacağınız bir iş için onun fikrini sorun. Ancak fikri sorulan, çocuklar kendilerini değerli hissederler. Mesela; “evlâdım bu sene izine arabayla mı yoksa uçakla mı gidelim?” Bu tarz sorular çocuğun kendisine değer verildiği hissini verecektir. Evler, çocuklarımızın kaçtığı değil aksine güven, sevgi, muhabbet ve huzur bulduğu bir nevi rehabilite merkezi olmalıdır. Özgüvenin gelişmesi ancak böyle mekânlarda mümkündür. “Babam bugün yine neyimi eleştirecek” diye düşünen bir çocuğun evinde kendi rahat ve huzurlu hissetmesini beklememeliyiz. Son olarak, çocuklarımızın Yüce Yaratıcının bize teslim ettiği emanetler olduğunu ve onları yetiştirmekle sorumlu olduğumuzu unutmadan, gayretle çalışmalıyız. Geleceğimiz ancak özgüven sahibi çocukların varlığına bağlıdır.


nieuws

16 haber Kısa haberler

Rutte’den değişim çağrısı Başbakan Mark Rutte, Hollanda’nın yeni bir refah düzeyine kavuşabilmesi için değişime açık olması gerektiğini söyledi. Elsevier dergisi tarafından düzenlenen H.J. Schoo konferansında konuşan Başbakan Rutte, değişime kapalı olmanın Hollanda’ya kazanç sağlamayacağını ifade etti. Mark Rutte, Hollanda’nın geleceğe özellikle teknolojik ve jeopolitik değişimlere ayak uydurarak daha iyi hazırlanabileceğini söyledi. Rutte, insanların kendi sorumluluklarını üstlenmeleri ve her şeye yeniden başlamaktan korkmamaları gerektiğini belirtti. Başbakan, değişim isteminin toplumun yanı sıra siyaset için de geçerli olduğunu ifade etti. Mark Rutte, kabinenin ne istediğini iyi bilmesi, kendi haklılığına takılı kalmaması ve uzlaşmaya hazır olması gerektiğini kaydetti.

“Bir dönem daha” dedi Rotterdam Belediye Başkanı Fas kökenli Ahmed Aboutaleb bir dönem daha görev yapmak istiyor. 52 yaşındaki Aboutaleb, yerel kanallardan RTV Rijnmond tarafından hazırlanan belgeselde 5 yıl daha görev yapmayı arzuladığını belirtti. Rotterdam Belediye Başkanlığı’na 2009 yılında getirilen Ahmed Aboutaleb’in görev süresi önümüzdeki yıl doluyor. Aboutaleb daha önce Amsterdam Belediyesi’nde encümen üyesi ve Sosyal İşler Bakanlığı Müsteşarı olarak görev yapmıştı. RTV Rijnmond’un 3 bölümden oluşan belgeselinin birinci bölümü 21 Eylül tarihinde yayınlanacak.

“Seçimlerde 5 milletvekili çıkarabiliriz” İslam karşıtı PVV’den (Özgürlük Partisi) ayrıldıktan sonra Müslüman olan ve şimdi de İslam partisi kurma çalışmaları başlatan Arnoud van Doorn, hedefinin 5 milletvekili çıkarmak olduğunu belirtti. Lahey Belediye Meclisi’ndeki çalışmalarına PVV’den ayrıldıktan sonra bağımsız üye olarak devam eden Van Doorn, ülkede yüzde 70’i 18 yaş üstü 1,5 milyon Müslüman’ın yaşadığına dikkati çekerek, “Önümüzdeki genel seçimlerde yaklaşık 5 milletvekili çıkarabiliriz” ifadesinde bulundu. Siyasilerin ve medyanın Müslümanları karalamaya çalıştıklarını savunan Van Doorn, Müslümanların kendi haklarını korumaları gerektiğini kaydetti. Savcılık Arnoud van Doorn hakkında soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. Van Doorn geçtiğimiz ocak ayında belediyeye ait gizli belgeleri AD/Haagsche Courant’tan bir gazeteciye sızdırdığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Arnoud van Doorn’un Hint keneviri ticareti yapmak, gizlilik ilkesini ihlal etmek ve kuru sıkı tabanca bulundurmak suçlarından yargılanacağı bildirilmişti. Van Doorn, “Bir yıldır sesi çıkmayan savcılık, İslam partisi kuracağımı açıkladıktan bir gün sonra hakkımda soruşturma başlatıldığı açıklamasını yaptı” diye konuştu.

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Söyleşi

SIPOR Müdürü Cihan Gerdan:

“Bir ve beraber ol başarırız” “Hollanda medyası günah çıkartıyor” Kısa adı SIPOR olan Rijnmond İslam İlkokulları Vakfı Müdürü Cihan Gerdan’la Hollanda basınında İslam okullarıyla alakalı çıkan haberleri değerlendirdik.

İ

slam okulları Cito’da başarılı, başlığı altında verilen haberde, sınav sonuçları incelenen 43 İslam ilkokulunun not ortalamasının 7,6 olarak belirlendiği açıklanıyordu. Hollanda basını adeta günah çıkartıyordu. Hollanda’daki iki İslam ortaokulunun bitişine zemin hazırlayan Hollanda medyası, RTL’in yaptığı araştırmayı görmezden gelemedi ve ilk kez doğruları yazmak zorunda kaldı. Bozuk ve durmuş bir saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiği gibi, çifte standardı kendisine yayın ilkesi haline getiren Hollanda basını, ilk kez doğrularla yüzleşmeye başladı. Bizde Doğuş olarak bu haber ekseninde SIPOR Müdürü Cihan Gerdan’la hoş bir sohbet gerçekleştirdik. İstifade edeceğinizi ve ilgiyle okuyacağınızı ümit ediyoruz.

Meslek Eğitimi (HBO)’ni bitirdikten sonra Erasmus Üniversitesi’nde iki yıl kamu yönetimi kursu alır. 17 yaşından beri hem iş hayatını hem de eğitimini sürdüren Gerdan,

yıl Rotterdam Belediyesi’nde proje başkanı ve danışman olarak çalışır. 1 Ocak 2006 yılından beridir Rijnmond İslam İlkokulları Vakfı (SIPOR’un) müdürlüğünü yapan Cihan Gerdan evli ve 3 çocuk babasıdır. SİPOR hakkında biraz bilgi verebilir misiniz 1988 yılında Rotterdam Spangen’da açılan Al-Gazali ile 1989 Charlois’ta eğitime başlayan İbn-i Sina okullarının birleşmesi sonucunda SIPOR adlı çatı organımız kurulmuştur. Disiplinli, planlı ve kaliteli bir çalışmanın sonunda 2004 yılında Dortrecht’te IKRA’yı, 2005 yılında da Rotterdam’da NOEN adlı okullarımız hizmete başladılar. Bu dört okulumuzda eğitim gören 1200 civarında talebemiz ve 125 personelimiz var. SIPOR’a bağlı olan okullarımız bugüne kadar seviye testlerinde(Citotoets) hep Hollanda ortalamasının üzerinde bir sonuç almışlardır. Müfettişler, okulumuzdan hep memnun ayrılmışlar ve okullarımız hakkında

Cihan Gerdan Kimdir? 1960 Sivas doğumlu olan Cihan Gerdan, 1970 yılında Hollanda’ya gelir. İlk, ortaokul ve Yüksek

2 0

hazırladıkları raporlarını sürekli kamuoyuyla paylaşmışlardır. Bu gözlemleri sonrasında müfettişlerin bize ve okullarımıza olan güvenleri giderek artıyor ve artık, daha kaliteli bir eğitim sunmak için bizim onlara ilettiğimiz talepler anında yerine getiriliyor. Bu kalite ve bu güven ilişkisi elbette kolay kazanılmadı. Geçen hafta Cuma günü emekli bir müfettiş bazı tavsiyelerde bulunmak için okulumuzu ziyaret etti. Giderken söyledikleri ve edindiği izlenimler çok olumluydu. Bizi tebrik etti, böyle bir kaliteyi beklemediğini, oysa isim yapmış okulların dengine ulaşıldığını, işe odaklanarak üretim yapıldığını ifade etti. İki yıl önce Kanada’dan, İslam okullarıyla alakalı araştırma yapmak için bir profesör gelmişti. Okulumuzu ve ders anında sınıfları gezdirdik. Gördüğü manzara karşısında hayranlığını ve şaşkınlığını saklayamayan kadın profesör, “Ben böyle kaliteli, seviyeli eğitim veren bir başka müessese görmedim” diyerek takdirlerini belirtti. Bu ve bu gibi gözlemlerden hareketle ben de şunu açık bir yüreklilikle ifade edebilirim ki, SIPOR’a bağlı okullar artık kendini ispat etmiş, koşar adımla hedefine doğru ilerlemektedir. Geleceğe dönük projelerinizi öğrenebilir miyiz? Rotterdam’ın Müslüman nüfusuna bakacak olursak, bu kentte en az 10 tane İslam okulumuzun olması gerekiyor. Ama ne yazık ki, Müslüman ebeveynler İslam okullarına tam olarak güvenemiyorlar. Kimileri medyanın tesirinde kalıyor, korkuyorlar, kimileri daha fazla zahmet ve külfete katlanamıyorlar, kimileri de, cami içerisinde verilen derslerin İslam okullarında da verildiğini zann e d i y o rlar; bu sebepten dolayıdır ki, yeni bir okul açma giri-


samenleving

toplum 17

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Foto haber

lursak

THY, Rotterdam uçuşlarına başlıyor...

Türk Hava Yolları Rotterdam Bölge Müdürü Ferhat Yerli, Hollanda İslam Federasyonu ve gazetemizi ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi verdi. THY’nin Rotterdam seferlerinin başladığı müjdesini veren Ferhat Yerli’ye başarılar diliyoruz…

Güle güle gidin, güle güle dönün…

şiminde bulunmaya cesaret edemiyoruz. Halbuki müracaat için beklemeye aldığımız projelerimiz var. Elbette bunca karalama kampanyası karşısında bir velinin ruh halini anlayabiliyorum ama o çocuk seninse geleceğini de düşünmen gerekiyor. Geliniz, okulu geziniz, bilgi alınız, okula giden velilerle görüşünüz, onların düşüncelerine başvurunuz, bakanlığın ve yerel müdürlüklerin okullarla alakalı yaptıkları araştırma raporlarına göz atınız, ondan sonra kararını veriniz. Sadece başarı ve kalite için mi bir veli sizin okulunuzu seçmelidir? Elbette hayır. Bizden daha kaliteli eğitim veren kurumlar var. Ancak, çocuk bizim okulumuzda kendi evindeymiş gibi rahat ediyor. Okul çocuğa, kimlik ve kişilik kazandırıyor. Doktor olacaksa, onun Müslüman bir doktor olmasına zemin hazırlıyor. Kendi değerlerini bu topluma dayatmayan, o değerlerden utanmayan, ama o değerleri de bir şeref levhası gibi taşıyıp, topluma bir zenginlik kattığına inanan bir nesil yetişiyor bu okullarda. Bu ülkeyi ve insanlarını sevecek, haramdan kaçınacak, kötülükleri elinin tersiyle itecek, hak ve adaleti savunacak, etrafına sevgiyi, barışı, huzuru yayacak, insanlığa hizmeti esas alacak. Kumardan, içkiden, uyuşturucudan, fuhuştan, şiddetten, vandalizmden uzak duracak, kimlik, kişilik, ahlak sahibi olacak, hakkını arayacak, sorgulayacak, okumayı erdem bilecek, kariyer sahibi olacak, aile bağlarını koparmayacak, büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi duyacak bir neslin oluşması bu okulların kuruluş felsefesini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, kalite, başarı ve kimlik kazanımı için okullarımız seçilmelidir. Kendinizi anlatmada, kurumunuzu tanıtmada yeterli bilgilendirme yapıtınıza inanıyor musunuz? Pek çok yolla insanlarımıza ulaşmaya çalışıyor, okullarımız hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Açık Kapı Günleri adı altında velileri okulumuza davet ediyor, bilgi veriyoruz. Ama buna rağmen medyanın empoze ettiği korkuyu yenmelerini sağlayamıyoruz. Her İslam okulu kötü, kalitesiz diye bir şey yoktur. Elbette işini yapamayanlar

mevcut. Bu sadece bizimle alakalı bir husus değil ki, diğer okullarda da bu tür olumsuzluklar sık sık duyulmakta. Ama medya onlarla alakalı haberleri görünmez bir yerden verirken, İslam’la alakalı bütün olumsuzlukları(!) günlerce manşetten düşürmüyor. Ben burada sürekli yaptığım bir çağrıyı yineliyorum: Ey Müslüman kardeşim! Hakkımızda duyduğun olumsuzluklar nedeniyle çocuğunun geleceğini karartma. Gel, okulumuzu ziyaret et, müdürle görüş, öğretmenle görüş, dersleri takip et, okulda çocuğu olan velilerle görüş ve hakkımızda hazırlanan, yayınlanan müfettiş raporlarını oku, kalbin mutmain olsun, ondan sonra kararını ver. Eğitim Bakanlığı Devlet Sekreteri Sander Dekker, Cito-toets sonuçlarının bakanlığın sitesinden kamuoyu tarafından takip edilebileceğini söyledi. Bir de, www.onderwijsinpectie.nl adlı siteden okulların son yıllarda gerçekleştirdiği test sonuçlarına ulaşılabilir. Ne cito-toets sonuçlarını ne de müfettiş raporlarını gizlemek mümkündür. Basında yayımlanmıyor ama hepsini arşivde görmek mümkün. Çocuklarının geleceğini düşünen veliler lütfen bunları takip etsinler. ICA ve Ibn Ghaldoun okullarının kapanması için gece gündüz uğraşan, pireyi deve yapan Hollanda medyası sizin ortaya koyduğunuz bu başarı tablosunu nasıl görmezden geliyor, siz bu güzelliği basın bildirileriyle onlarla paylaşmıyor musunuz? Elbette Hollanda medyasına basın bildirilerimizi, müfettiş raporlarını, başarı grafiklerini ulaştırıyoruz. Ama yayımlamıyorlar. “Neden yayımlamıyorsunuz?” diye sorduğumuzda da, aldığımız cevap karşısında donup kalıyoruz: “Onların nesini yayımlayalım ki, işiniz zaten o değil mi?. Havaalanına her gün 100 tane uçak iniyor, bunların her birinin inişlerini haber yapamayız ki; uçak kaza yaparsa bizim için haber sayılır ” diyorlar. “İyi de, Hollanda okullarında bir başarı olayı olunca hemen duyuruyorsunuz” dediğimde, konuşma anında kesiliyor. Biz bizim reklamımızı yapacağız artık.

İslam okullarının başarısıyla alakalı basında çıkan son haberi de, Hollanda medyasının günah çıkartması olarak değerlendirebiliriz. İbn Ghaldoun meselesini nasıl okumalıyız? Geçmişte yapılan hatalara, soruları çalanlara lanet okumanın, suçlu aramanın kimseye bir faydası yoktur artık. Bakanlık karar aldı ve 1 Kasım 2013 tarihinden sonra İbn Ghaldoun’un sübvansiyonu durdurulacak. Okul maddî destek alamayınca iflas bildirimi yapılacak ve süreçten sonra da okulun ne yönetimi ne de çalışanı, personeli kalacak. Sadece okuldaki talebeler açıkta, ortada kalacaklar. Bana göre iki yol var, birincisi, bu okulun ayakta kalmasını isteyenlerin bir olması ve beraberce hareket etmesidir. Bir ve beraber olunmayınca, İbn Ghaldoun’da eğitim gören 600’ü aşkın çocuğumuz eriyip gidecektir. Zira o çocuklar, bundan sonra gittikleri okulun kurallarına ve eğitim sistemine, göre şekillenecektir. Oysa belli bir gücü olan Müslümanlar, anayasanın 23’üncü maddesi gereği kendi dinleri doğrultusunda kendi eğitim müesseselerini oluşturma haklarına sahiptir. 650 öğrenci sayısı az bir rakam değildir. Meseleyi geçici olarak değerlendirmek bizlere vakit ve öğrenci kaybettirir. Bir süre farklı okulların bünyesinde 650 talebeyi barındırmak nihai bir çözüm değildir. İbn Ghaldoun ismini, o büyük insanın adını yeteri kadar incittik, rencide ettik. Bundan sonra yeni bir oluşumda bu ismi anmamak lazım. Geçici olarak çocuklarımızı başka okullara yerleştirebiliriz ama çözüm bu olmamalıdır. Başka bir isimle, birlik ve beraberlik içerisinde İslam ortaokulunu Hollanda’da devam ettirmek zorundayız. Bu bir yıl içerisinde ayaklarımızın üzerinde durmayı başarmalı, diğer okullardan çocuklarımızı almalı, profesyonelleşerek yolumuza devam etmemiz lazım. Bunu da ancak sorumluluğunu bilen fedakar insanlar yapabilirler. Herkes elini taşın altına koymalıdır. Kısacası, bir olmalı, beraber hareket etmeliyiz… Röportaj Zeynel Abidin Kılıç

«

Hollanda İslam Federasyonu ve Kuzey Hollanda Millî Görüş Teşkilatları bu yıl toplam 373 kişiyi 19 Eylül 2013 Perşembe günü kutsal beldelere yolcu etti. Amsterdam havaalanında yakınları tarafından göz yaşları içinde uğurlanan hacılar hiçbir sorun yaşamadan yolcu edildiler.

Kalite ve uygun fiyatın adresi: “Autorbedrijf DADAŞIM”

Yıllardır araba tamir-alım-satım sektöründe kalite, güven ve uygun fiyatla hizmet veren Dadaşım Autobedrijf sahibi Vahdettin Şahin’le bu sektörün gidişatını konuştuk. Büyük bir duraklamanın yaşandığı sektörün bir süre daha böyle gideceğine, canlanmanın ancak 2015 yılı başlarında olabileceğine dikkat çekti.

Hollandalı Müslümanlardan Mısır’a destek mitingi

Hollanda’nın Lahey kentinde, Mısır’da seçimle göreve gelen ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin askeri darbeyle görevden uzaklaştırılmasına karşı çıkmak, Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki katliamı protesto etmek, hak ve özgürlük düşmanları olan cuntayı kınamak için Hollanda Millî Görüş Teşkilatları tarafından “Mısır için El Ele” mitingi düzenlendi.

Türk Hukukçular Birliği kuruluyor

Avrupa’da, özellikle Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın kısılmaya çalışılan sesini yükselten, budanmaya çalışılan haklarını iade ettiren avukat Ejder Köse, çok önemli, anlamlı ve hayırlı bir oluşumun temelini atmakla meşgul. Bu oluşumun sayesinde Türk insanının sesi daha gür çıkacak, haklarına göz dikilmeyecek…


nieuws

18 haber Hukuk

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

agcahukuk@gmail.com

Av.Özlem Ağca

Yurt Dışı Borçlanmada Bilinmesi Gereken Noktalar -Vatandaş çoğunlukla emeklilik ile borçlanmayı karıştırıyor. Yurtdışı borçlanma işlemi ayrı, emeklilik ayrıdır. Borçlanmayı her zaman yapabilirsiniz ama borçlanma ile emekli olabilmek için yurda kesin dönüş şarttır. Kesin dönüş ise eşyalarını kamyona yükle Türkiye’ye gel demek değildir. 1.Yurtdışında çalışmamak 2.Yurtdışından işsizlik parası almamak 3.Yurtdışında ikamete dayalı sosyal yardım almamak demektir. -Çok fazla rastlanmasa da bazı durumlarda vatandaş yatırdığı parayı geri çekmek istiyor. Peki bu mümkün müdür? Yurtdışı borçlanması yapanlar, bankadan veya PTT’den emekli aylıklarını çekmemek şartıyla diledikleri zaman ödedikleri paralarını da her zaman geri isteyebilirler ve para kendilerine geri ödenir. -Kafa karıştıran sorulardan biri ise, ‘hangi şartlarda BAĞKUR’lu, hangi şartlarda SSK’lı olabiliyorum?’ Sözde sadece SGK var ama altında eskiden olduğu gibi SSK (4/A), BağKur (4/B) ve Emekli Sandığı (4/C) ayrımı aynen devam ediyor. Gurbetçilerimizin Türkiye’de hiç sosyal güvenliğe tabi çalışması olmayanların borçlanacağı sürelere 4/B’ye yani Bağ-Kur’a sayılır.

Türkiye’de çalışmaları olanlar için ise en son hangisi ise oraya sayılır. Bu sebeple Bağ-Kur’dan kurtulmak isteyenler önce birkaç gün SSK’lı çalışsınlar sonra yurtdışı borçlanması yapsınlar. Öte yandan, SSK çalışmaları mutlaka Türkiye’de bulundukları sürelerde olsun zira pasaport giriş çıkış kayıtlarına göre Türkiye’de olduğu belli olmayanların SSK çalışmaları daha sonra SGK tarafından iptal edilir. -Yurtdışında ikamet edip de çalışma hayayı içerisinde bulunmayan kadınlarımızda pekala borçlanabilirler. Erkekler sadece yurtdışında geçen çalışma süreleri ile çalışma sürelerinin aralarındaki birer yıllık boş geçen işsizlik sürelerini borçlanabilirler. Hangi ülke olursa olsun fark etmez, kadınlarımız ise yurtdışında ikamet ederek geçirdikleri süreleri borçlanabilirler ve Türkiye’den borçlanma yoluyla emekli olabilirler. Öte yandan kadınlar isterse çalışma süreleri ile çalışma sürelerinin aralarındaki birer yıllık boş geçen süreleri de borçlanabilirler. Borçlanılacak süreler de yaş konusunda ise 18 yaş kuralı vardır. İster çalışma olsun ister ikamet 18 yaşından sonraki süreler borçlanılır.

Özlem Ağca kimdir? Ankara Barosu Avukatlarından olan Özlem Ağca, 1982 İstanbul doğumlu. İlk, orta ve liseyi İstanbul’da bitiren Ağca, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2004-2005 yıllarında stajyer olarak çalışan Ağca, 2005’den -2013’e kadar İstanbul’da çeşitli Avukatlık Bürolarında görev yapar. 2013’de evlenerek Ankara’ya yerleşen ve Ağca Hukuk Bürosu adlı kendi ofisini kuran Ağca, üç avukat arkadaşıyla birlikte çalıştırmaktadır. AĞCA Hukuk Bürosu İstasyon Mah. Hikmet Özer Cad. 2309 Sk. No: 2 Kat: 3 Daire: 13 Etimesgut / Ankara Tel: 0312 244 75 35

Sağlık

Karaman Özel Selçuklu Hastanesi Fizik Tedavi ve R

‘‘Hilterapia sonra ağrı ve ödemler yok olur’’ Ameliyatsız Ağrı tedavisinde çığır açan teknik; LAZERLE AĞRI TEDAVİSİ HİLTERAPİA Karaman Özel Selçuklu Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nermin Kömek, eklem ve kas ağrılarının tedavisinde lazer kullanarak; ancak ameliyatla ulaşılabilecek kas ve eklem gruplarına bile ani ve etkili tedavi sağlayan Hilterapia yöntemini tanıttı. Türkiye’de çok az merkezde uygulanan Hilterapia tekniğinin Konya ve Karaman bölgesindeki ilk uygulayıcısı olan Dr. Kömek, tekniğin diğer tedavi yöntemlerine göre çok fazla avantajının olduğunu vurguladı. Dr. Nermin Kömek, 2003 yılında hilterapia’nın hem teknolojik bir yenilik, hem de terapötik bir metod olduğu için ABD’de patent aldığını belirterek, lazerle ağrı tedavisi sağlayan tekniğin ameliyatsız ağrı tedavileri arasında en etkili ve hızlı teknikler arasında yer aldığını belirtti. Teknikle alakalı daha detaylı bilgiler veren Dr. Kömek; ‘Hilterapia ile güvenli bir şekilde tepki vermeyen dokuları canlandırma ve

diğer tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı patolojileri başarılı bir şekilde tedavi etmek mümkündür.’ dedi. Lazerle diğer yöntemlerin ulaşamadığı eklemlere ulaşıyor Hilterapia’nın gerçek dikey enerji olarak tanımlanabileceğini söyleyen Dr. Kömek, Hilterapia’da kullanılan lazer enerjisinin diğer tedavi tekniklerinin ulaşmasının imkansız olduğu derin bölgelere etki ettiğini bildirdi. Hilterapia’da kullanılan yüksek lazer enerjisinin en derin tabakalara ulaşırken, tedavi edici etkisini de sürdürdüğünü belirten Dr. Kömek, derin patolojileri tedavi etmek ve ağrıyı tamamen yok etmek için en etkili ameliyatsız ağrı tedavisi yönteminin Hilterapia olduğunu savundu. Hilterapia hangi hastalıklarda kullanılıyor Hilterapia sonrası ağrı ve ödemin yok

olduğu, ilk seansın sonunda bile hareket kabiliyetinin geri kazanıldığını belirten Dr. Kömek, FDA onaylı Hilterapia tekniğinin hızlı, güvenli ve etkili bir terapi yöntemi olmasının yanı sıra kullanım alanının genişliğiyle de birçok kişinin derdine derman olduğunu vurguladı. Hilterapia ile tedavi edilebilen hastalıkları sıralayan Dr. Kömek, ‘Hilterapia; Topuk dikeni, Bel ve kalça ağrıları, boyun ve sırt ağrıları, diz ağrıları, bel ve boyun fıtığı, omuz ağrıları, dirsek ağrıları, ayak ve el bileği ağrıları, ezilme-çarpma ağrıları ve ödem tedavisinde kullanılır. Seans sayısı hastanın durumuna ve rahatsızlığına göre hekim tarafından belirlenir, ortalama 5 seans tamamen iyileşme sağlayabilmektedir. Ancak ilk seanstan itibaren yüzde 60 oranda ağrı azalması görülür.’ ifadelerini kullandı. -----------------------------------------◄◄

Kurban bayramınız m Al-Ghazali

Van Lennepstraat 17 3027 SP Rotterdam Tel. (010) - 415 21 67 Fax (010) - 262 45 35 E-mail directiealghazali@gmail.com www.al-ghazali.nl

Ibn-iSina

Zegenstraat 120 3082 XZ Rotterdam Tel. (010) - 428 25 90 Fax (010) - 428 20 91 E-mail adurmus@sipor.nl www.ibn-i-sina.nl

331 Tel. ( Fax ( E-ma

SIPOR De Stichting Islamitisch Primair Onderwijs Rijn

Postadres: Postbus 51188, 3007 GD Rotterdam Bezoekadres: Zegenstraa


panorama

panorama 19

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

ehabilitasyon Uzmanı Dr. Nermin Kömek:

Ayna

Havva Koç

İslam, erkeğe sorumluluk, kadına değer vermiştir!

ası

Modern dünya, İslam’da kadının baskı altında tutulduğunu, insan yerine konulmadığını ve sadece ev işleri için kullanıldığını düşünür ve bunu iddia eder. Maalesef, İslam dünyasında modern dünyanın bu yargılamalarını doğrulayan pratik bir dizi örnek var. Dinini ve Peygamberini pek de iyi tanımayan binlerce Müslüman erkek, Peygamber Efendimizin tavsiye ettiği, Kur’an’ın emrettiği değeri ve saygıyı kadına göstermiyor. Bilindiği üzere Peygamber Efendimiz, güzel ahlakı, sabrı, şefkati ve güvenirliliği ile tanınırdı. Onu özel kılan özelliklerinden birisi de eşlerine karşı anlayışlı, saygılı, şefkatli ve adaletli davranmasıydı. Aynı zamanda onlarla dinî konularda dahi istişarelerde bulunurdu ki, o dönemde kadınlarla bırak istişare etmeyi, insan yerine dahil konulmazlardı. Bu yönü ile Peygamber Efendimiz bugünün Müslüman erkeğine önemli mesajlar veriyor. Maalesef bu mesaj henüz tam anlamı ile anlaşılıp uygulanmıyor. Bu nedenle, bu yazımda Peygamber Efendimizin eşi Ümmi Seleme ile Hudeybiye antlaşması esnasında yaşadığı, günümüze ışık tutan, tutacak olan yaşanmış ibretlik bir olayı sizlerle paylaşacağım.

müberak olsun Ikra

Spirea 3 17 JP Dordrecht (078) - 639 01 51 (078) - 639 04 21 ail ikra@sipor.nl www.ikra.nl

nmond

Noen

Rusthoflaan 56 3034 XM Rotterdam Tel. (010) - 240 90 46 Fax (010) - 240 99 53 E-mail info.noen@sipor.nl www.ibsnoen.nl

at 120, Rotterdam T. (010) - 495 15 80

kochavva@live.nl

Peygamber Efendimiz bir çok konuda ashabı ile görüş alışverişinde bulunduğu gibi eşleri ile de istişare ederdi. Hudeybiye Antlaşması’nın sonrasında Rasulullah, “ashabına tıraş olup kurban kesmelerini” emrettiği halde dinlememeleri sonrasında yaşadığı sıkıntıyı eşi ile paylaştı. Peygamber (sav) hem üzüntüsünü ifade etmek ve hem de fikir sormak için Hudeybiye’de çadırda bulunan eşi Ümmü Seleme’nin yanına gitti. Rasulullah Efendimiz(s.a.v) durumu Ümmü Seleme (ra)’a anlatınca, Ümmü Seleme şöyle karşılık verdi: “Ya Rasulullah, bunların yapılmasını istiyorsan, çık ve hiç kimseye bir şey söylemeden kendi deveni kes ve sonra berberini çağır ve tıraş ol” dedi. Ümmü Seleme Peygamber Efendimize yol gösterip, takip etmesi gerektiği yön doğrultusuyla öğüt verdi. Hz. Muhammed (s.a.v) Peygamber de olsa sonuçta o da bir beşerdi. O’nun da zaman zaman teselliye ve öğüde ihtiyacı oluyordu. İlk vahiy geldiğinde, Hz. Hatice ile yaşadıkları gibi. Efendimiz, yapmış olduğu bu davranış ile biz insanlara, Müslümanlara eşlerle istişare etme konusunun önemini vurguluyordu. Bu gibi mühim konularda kadınlarla istişare etmenin önemine işaret ederek, kadına verdiği değeri gösteriyordu. 21. asırda yaşıyoruz; hangi devlet reisi en kritik anında hanımıyla istişare ediyor/eder? Bırakın devlet reisini kaç Müslüman erkek alacağı kararda eşi ile istişare ediyor? İslam’ın kadını esir ettiğini söyleyen bütün İslam düşmanlarını, hatta tüm

cahil/cühela, Müslüman geçinen insancıkları umarım bu hadise düşünmeye sevk eder. Bu ve bu gibi hadiselerde büyük nimetler ve çok büyük dersler vardır. O zamanki cahiliye döneminde yaşamış, cahiliye adetleri ile büyümüş insanlar için bu gibi hadiseler büyük bir devrim niteliğindedir. Cahiliye devrinde bırak kadına akıl danışmayı, ona insanca muamele yapılmaz, teselli bile aranmazdı. Rasulullah bu ve benzer davranışlarıyla o dönemin gelenek ve göreneklerini yerle bir etmiş, bildikleri tüm ezberleri bozarak büyük bir devrim gerçekleştirmiştir. O dönemde kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğünü hepimiz biliriz. Kadınlar hiç bir konumda saygınlık görmez iken, aynı dönem içerisinde böyle bir hadisenin gerçekleşmesi Müslümanlar için yol gösterici müspet bir olaydır. Günümüzde her fırsatta İslam’a saldırmak için Müslüman kadınlar üzerinden oyunlar oynanıyor. Maalesef biz Müslüman kadınlarda, kendi inandığımız dinimizi, bize verilen hakları bilmediğimizden kendimizi savunamıyoruz. Bizi bizim yerimize, bizi doğru dürüst tanımayan, evlerimize hapseden -sözüm onahocalar(!) savundular, savunuyorlar. Tarih boyunca ve hatta halen günümüzde Müslümanlar arasında kadını İslam düşmanlarına karşı savunan hep erkekler olmuştur. Tabii pek çoğu da dinî hükümleri kendi işine, çıkarına göre ele almış, yorumlamış ve uygulamış; halen uygulanmaktadır. Tarihte bunun örnekleri çok. Bu yüzden ben –güya- kadın haklarını savunan erkekleri körlere benzetiyorum. Halk arasında bilinen meşhur bir fil hikâyesi vardır... Bazılarının kadın hakkındaki dinî görüş ve düşünceleri, hayatında fili görmeyen körlerin tarif etmesine benziyor. Körün biri, filin bacağına dokunur ve “fil direk gibi” der. Bir başka kör karnına dokunur ve “fil davul gibi” der. Diğer bir kör de filin hortumuna dokunur ve “fil yılan gibi” der. Günümüzün kadını, İslam’ın kendisine vermiş olduğu konumu, rahatı, huzuru, hürriyeti bilseler hemen iman ederdi. Her ne kadar bazı yobaz, cahil ve dinini bilmeyen Müslümanlar tarafından olumsuz imaj oluşturulmuş olsa da, İslam dini, erkeklerin üzerine mesuliyet yüklemiş, kadına ise değer vermiştir. Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsak ilk yapmamız gereken şey, Allah Resulünün hayatını örnek almak, hayatımıza uygulamak ve inandığımız dini öğrenme gayreti ile çalışmak ve bu uğurda bilinçlenmektir. Bunun gerçekleştirileceği temennisi ile….


berichten

20 mesajlar

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Mesajlar “Bayramlar, kurtuluşa vesile olsun!” Saygıdeğer Doğuş okuyucuları, bir yaz dönemini geride bıraktık ve yaz dönemi ile birlikte mübarek Ramazan ayını ve Ramazan Bayramını da yaz dönemi içerisinde ihya etmiş olduk yüce Allah yaptığımız mali ve bedenî ibadetlerimizi kabul eylesin. 2 Eylül itibariyle okulların açılmasıyla birlikte, teşkilat çalışmalarını da başlatmış olduk. 15 Ekim 2013 Salı günü inşallah Kurban Bayramını idrak etmiş olacağız. Bu vesileyle Hollanda’da yaşayan bütün Müslüman kardeşlerimizin kurban bayramını tebrik ediyor, ailenizle beraber sağlık, esenlik içerisinde bir bayram geçirmenizi yüce Allah’tan temenni ve niyaz ediyorum, Bu kurban bayramının, İslam dünyasında ve Ortadoğu’da akıtılan kanın durmasına, yapılan zulümlerin biran önce son bulmasına, mağdur ve mazlumların kurtuluşuna, bütün insanlığın, huzur, refah, ve barış, içerisinde yaşamalarına vesile Yüce Allah, kurban ibadetinizi dergahı izzetinde kabul eylesin. Bayramınız mübarek olsun. Vefat etmiş olan büyüklerimize ve bütün geçmişlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kurban kampanyasına katılmış olan siz değerli kardeşlerimiz, mağdur ve mazlumların yanında olduğunuzu gösterdiniz. Bu vesileyle Millî Görüş Teşkilatlarımız adına sizlere şükranlarımızı sunuyor, hayırlı ve sağlıklı bir ömür geçirmenizi yüce Allah’tan temenni ediyoruz. Bu vesileyle, Hollanda gündemiyle alakalı gelişmeler hakkında teşkilat olarak görüşlerimizi de sizlerle paylaşmak isterim: İbn Ghaldoun’da neler oluyor? Hollanda’da bildiğiniz gibi 43 tane İslam ilkokulu var. Bunun dışında, Rotterdam’da, İbn Ghaldoun adında bir tane de İslam ortaokulu var. Hepinizin malumu, okul tatilinden önce İbn Ghaldoun ile ilgili yoğun

karalama kampanyaları başlatılmıştı. Okul öğrencilerinden birkaçının sınav sorularını çalması ile bu durum medyada yoğun bir şekilde gündeme getirilmişti. Bundan dolayı da, son sınıf öğrencilerin imtihanları iptal edilmiş ve yeniden öğrenciler imtihana tabii tutulmuştu. Şimdi ise 10 Eylül tarihinde Eğitim bakanlığının aldığı karar ile İbn Ghaldoun okulunun 1 Kasım 2013 tarihi itibarı ile tüm ödeneklerinin kesileceği kararı alındı. Bu karar bizleri derinden üzmüştür, Belediye ve okul yönetimi ile yapılan görüşmelerde NİF Başkan Danışmanı ve NİF Dış İlişkiler Başkanımızın da katıldığı toplantılarda, İbn Ghaldoun’nun başka bir okulun bünyesine entegre edilmesi ve aynı statüde derslerinin devam etmesi kararı alınmış ve bu durum, 670 öğrencinin velilerine iletilmişti. Bu konu, Rotterdam ve çevresindeki bütün camilerimizde duyuruldu, cemaatimiz ve veliler bilgilendirildi. Burada bir öz eleştiri yapmak gerekirse, bu okulun önceki yöneticileri görevini tam manası ile yapamamıştır. İşe alınan bazı öğretmenlerin işinin ehli olmaması okulun kalitesini ve istikrarını zedelemiştir. Ümidim ve temennim bu okulumuzun bu süreç içerisinde başarılı bir performans göstermesi ve eski yapısına tekrar kavuşmasıdır. Okulun, kaliteli bir eğitim verecek duruma gelmesi için Müslümanlar olarak destek vermeliyiz. İslami İlkokulların başarısı… Böyle üzücü bir durumdan sonra, İslami ilkokullarla ilgili bir de sevindirici haberin gelmesi bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir. Cito imtihanların neticesinde, başta Schiedam’da bulunan Ababil ve El Furkan okulları olmak üzere diğer bütün İslami ilkokulların “en başarılı” okullar seçilmesinden dolayı bu okullarımızın genel müdürlerini, yöneticilerini ve eğitmenlerini tebrik ediyor bu tür başarıların artarak devam diliyorum. Ekonomi krizin etkileri sürüyor… 2008 yılından bu yana süregelen ekonomi kriz halen Hollanda’da ve bazı Avrupa ülkelerinde devam etmektedir. Bu krizden biz Müslümanlar olarak da ciddi bir şekilde etkileniyoruz. Hollan-

da hükûmetinin aldığı ekonomi önlemlerden dolayı da 2014 yılında da bir hayli sıkıntı çekileceğe benziyor. Her sene olduğu gibi bu seneki Prenses Günü’nde de, önümüzdeki yıl 6 milyar euro kesintiye gidileceği açıklandı. Ve bu kısıtlamaların bütün alanlarda uygulanacağı belirtildi. Zor günler bizleri bekliyor. Yüce Rabbimiz, bu sıkıntıları hissedecek olan bütün insanlara sabır ve kolaylıklar versin. Anadili Eğitimi için mücadele devam ediyor… 2004 Yılında bütün ilkokullarda yabancılara yönelik anadili eğitiminin yürürlükten kaldırılmasından sonra, çocuklarımız ilkokullarda anadillerinde eğitim alamamaktadırlar. Bu yıl HTİB’in açtığı dava neticesinde, NİF’in de içerisinde bulunduğu üst federasyonlar bir araya gelerek, anadili eğitimi hakkında müşterek hareket etme kararı aldılar. Alınan karardan sonra bazı eylem planları uygulanmaya kondu. Hollanda İslam Federasyonu olarak bütün şubelerimizi gerek mektupla gerek sözlü olarak konunun ehemmiyeti hakkında bilgilendirdik. Başlatılan imza kampanyası çerçevesinde, imza formları bir mektup ile bütün camilerimize gönderilmiştir. Ve aynı zamanda üye ve cemaatimizin dijital olarak bu imza kampanyasına katılması yönünde yoğun bir çalışma temposu ortaya konmuş, mesele tabanımıza iletilmiş ve gereği yerine getirilmiştir. Form üzerinde imzalanmış olan evraklar ilgili mercilere iletilmiştir. Mahkeme süreci 30 Eylül tarihinde başladı. Ümit ediyoruz ki bu davada, çocuklarımızın anadilini öğrenme hakkı tekrar iade edilir ve kazanan hukukun üstünlüğü olur. Koruyucu Aile ve Jeugdzorg’la alakalı gelişmeler… Hollanda Devleti ve Jeugdzorg eliyle anne ve babasının himayesinden bir şekilde alınmış olan çocukların, koruyucu aile adı altında bir başka aileye verilmesi konusu gündemdeki yerini halen koruyor. Bu konuda bizlere düşen görev, insanımızı, gençlerimizi evlilik öncesinde iyice bilinçlendirmektir.

Evlilikte mutlu bir aile hayatı nasıl olmalı, eşlerin birbirine karşı sorumlulukları nelerdir, gibi meselelerde insanlarımız eğitilmelidir. Eşler, çocuklarının geleceği için birbirlerine müsamaha göstermeli, ufak tefek sorunlar nedeniyle yuvalarını yıkmamalıdırlar. Cenabı Allah’ın emaneti olan çocuklarımızı, anne şefkatinden ve baba sevgisinden mahrum etmemeli, dilimizi, dinimizi, kültürümüzü öğretmeliyiz. Diğer taraftan bir Müslüman olarak ortada kalmış Müslüman çocuklara da sahip çıkmalıyız. Her bir Müslüman aile bir koruyucu aile olmak için çaba göstermeli ve ilgili kurumlarla irtibat geçerek bilgi almalı, adım atmalıyız. Kimsesizi sahiplenmek, yetimin başını okşamak, şefkat ve merhamet göstermek dinimizin bir emridir ve bizim sorumluluğumuzdur. 2014 yılı yerel seçimlere yaklaşırken… Hollanda’da da, 2014 yılı Mart ayında yerel seçimler yapılacaktır. Mutlaka tecrübeli kardeşlerimiz belediye meclislerinde yer almalıdır. Bu konuda şimdiden altyapı çalışması yapılmalı, yabancıları ilgilendiren konular tespit edilmelidir. Her şehirde partilerin durumları, söylemleri ve icraatları sıkı takibe alınmalı, Müslümanlara, göçmenlere karşı takındıkları tavırları göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Hollanda’da Müslümanlar olarak bir bütünlük içerisinde hareket etmeli ve insanımızın tamamının sandık başına gitmesini sağlamalıyız. Yapılacak olan yerel seçimlerin, Hollanda halkına ve bizlere hayırlar getirmesini dilerim. Mehmet Erdoğan - NIF Başkanı

“Ülkeye ve insanlar arasına nifak tohumu eken gruplara fırsat vermemeliyiz” Bir Kurban bayramını daha milletçe birlik, beraberlik, kardeşlik duyguları

içerisinde kutlamaya hazırlanıyoruz. Bizler, yurtdışında yasayan Türkler olarak da farklı düşüncelerde olsak bile, birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları içerisinde birbirimize saygı ve sevgi anlayışı çerçevesinde yaklaşmakta, birlikte çalışmalara imzalar atmaktayız. Ama bazılarının oyunlarına alet olan bir avuç insan, ülkemizin ve insanlarımızın huzurunu bozarak, birlik ve beraberliğimizi zedelemek istemektedirler. Hangi etnik gruptan, hangi dinden olursa olsun, ülkemiz insanları bu tip oyuna gelmemeliler, gelmemeliyiz. Ülkeye ve insanlar arasına nifak tohumu eken gruplara fırsat vermemeliyiz. Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu olarak, siz dostlarımızın, sevdiklerimizin, bütün muhterem kardeşlerimizin mübarek Kurban Bayramını en içten dileklerimizle kutlar, bu bayramın Türk toplumuna, İslam alemine ve bütün dünya insanlığına hayırlara vesile olmasını diler, birlik, kardeşlik, barış, refah, sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini temenni eder, selam ve saygılarımızı sunarız. Arif Yakışır HTİKDF Başkanı

Savaşın ve kaosun bittiği bir dünya temennisiyle… Dünyada bütün insanlığın bağrının yandığı şu günlerde, aileden millete, milletlerden devletlere kadar her yerde bunalım ve krizlerin oluştuğu bir dönemde yaşıyoruz. Bayramları bir umut kapısı olarak gözleyen gönüllere fer, titreyen dizlere derman , yanan yüreklere serpilen bir su olması dileğimizle, bunca bayramlardır Rabbim kendi rızası için kesilen kurbanlar hürmetine bu dünyada insan kanı akıtmayı kendine zevk edinen zalimlerin soluğunun kesildiği,


meningen

görüşler 21

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

T.C. Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan

İsmaillerin boğazlanmadığı, İbrahimlerin yakılmadığı, Yusufların kuyulara, zindanlara atılmadığı, Meryemlerin, Asiyelerin iffetine dokunulmadığı bir dünyanın oluşması özlemiyle; bir diğer yandan başta Hollanda olmak üzere gerek siyaseten gerekse ekonomik bunalımlara düşmeden ülkeler sorumluluk makamında olanlara izan ve insaf gelmesi dileğimizle, iblis ve nefsin dost olmadığı, savaşlar ve kaosun kol gezmediği bir dünya temennisiyle bütün bu temennilerimizin de kabul olmuş bir duaya dahil edilmesi dileğimizle kurban bayramınızı tebrik eder tüm İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ederiz. Abdullah Güven(HTİKB)

Dargınlıklara son verin! Bayramlar, dargınlıkların unutulduğu, insanların barıştığı, kardeşçe kucaklaştığı günlerdir. Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma bilincinin şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Kurban Bayramınız kutlu olsun! Yunus Belet (T.C. Deventer Başkonsolosu)

Sevgiyle kucaklaşalım! Dostluğu, sevgiyi ve geleceği... Aşımızı, ekmeğimizi, soframızı... Hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi,

kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz ve millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerden biri olan mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, mutluluklar dilerim. Hikmet Gürcüoğlu (HOTİAD)

Mazlumlara el uzatalım! Kurban Bayramının ulusumuzun diriliğine, mazlumların kurtuluşuna, insanlığın huzur, barış ve hidayetine vesile olmasını dileriz Her şeye kadir olan Yüce Allah, bizleri İslam dininin gösterdiği doğru yoldan ve sevdiklerimizden ayırmasın! Hayırlı ve bereketli ömürler dileği ile bayramınızı tebrik ediyorum, huzurlu nice bayramlar geçirmenizi diliyorum. Mehmet Malkoç (Deventer Din Hizmetleri Ataşesi)

Ortak hareket edelim! Avrupa’daki Müslümanlar ileriye dönük çalışmalarını yaparken birlik ve beraberliklerini korumaya özen göstermek zorundalar. Siyasi, iktisadi ve kültür alanlarında çok önemli mesafeler kat etmiş olan insanlarımızın güç birliği içinde ortak hareket etmesi, genelde yabancıların ve özelde Müslümanların üzerinde oluşturulan bir dizi olumsuz baskıların kendiliğinden kalkmasını sağlayacaktır. Müslümanların Kurban Bayramlarını tebrik eder, esenlikler dilerim. Fikri Demirtaş(SICN)

‘‘Bayramlar kardeşlik ve dostluğu pekiştirir’’ Bir Kurban Bayramına daha hep birlikte eriştiğimiz bugünlerde birlik, beraberlik, kardeşlik ve dostluk duygularımızın daha da pekişeceğine yürekten inanarak sizleri sevgiyle selamlıyorum. Türkiye’den uzakta yaşıyor olmanız hasebiyle, bayramların, akraba, aile ve memleket özlemi çeken siz değerli vatandaşlarımızın gönlünde ayrı bir yeri olduğunu biliyorum. Bu özel günlerde sevdiklerimiz ve yakınlarımızla beraber bayram coşkusunu yaşamanın; kültürümüzün önemli bir öğesi olan bayram örf ve adetlerini idame ettirmenin, aynı zamanda genç nesillerimizin ülkemizle olan bağlarını kuvvetlendireceğine inanıyorum. Bu duygularla, Hollanda başta olmak üzere yurtdışındaki bütün vatandaşlarımızın, tüm İslam aleminin Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutluyor, Bayramın tüm dünyaya ve insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum. Togan Oral (T.C. Rotterdam Başkonsolosu)

‘‘Birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu canlı tutun’’ Mübarek Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım. Bayramlar kutsal değerlerimizin derinden hissedildiği, dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma duygularımızın öne çıktığı, toplumumuzu güçlendiren ve bir arada tutan sevgi, saygı ve kardeşlik bağlarının pekiştiği müstesna günlerdir. Bu müstesna günlerde, Hollanda’daki vatandaşlarımızın birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu canlı tutarak, geçmişine bağlı, anavatanıyla iletişim halinde ancak yaşadığı Hollanda toplumuna, ekonomisine, siyasetine ve sosyal hayatına önemli katkılarda bulunan bireyler olarak ön plana çıktıklarını görmek bizi gururlandırmaktadır.

Kurban Bayramını müteakiben Cumhuriyetimizin 90. yılını da kutlayacak olmamız bizim için ayrı bir kıvanç kaynağıdır. Bu anlamlı günde, öncelikle Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi sonsuz minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz. Devletimiz Cumhuriyet’in getirdiği kazanımları korumayı, ekonomik ve sosyal alanlarda sürdürdüğü kalkınmayı devam ettirmeyi ve böylelikle halkımızın refahını üst seviyelere taşımayı kararlılıkla sürdürecektir. Türkiye Cumhuriyeti, bulunduğu bölgede, demokratik değerleri, ekonomisi ve askeri gücüyle barış ve istikrarın teminatıdır. Bu vesileyle, Hollanda’daki Türk toplumunun değerli mensuplarının, sevgili çocuklarımızın ve gençlerimizin Kurban Bayramını ve Cumhuriyet Bayramını bir kez daha içtenlikle kutluyor; huzur, mutluluk, barış ve kardeşlik dileklerimle selam ve saygılarımı sunuyorum.

HDV Başkanı Prof. Dr. Mustafa ÜNVER

Sıkıntılarımız son bulsun! İslam ümmetinin yeryüzünde türlü sıkıntılara maruz kaldığı şu günlerde, şuurlu bir şekilde hareket edip birlik ve beraberliğimizi en üst seviyeye çıkarmak inancımız gereğidir. Bu vesile ile değerli milletimizin ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramını tebrik eder, hayatlarını sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geçirmelerini Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim. Uğur Arısoy (BATİM)

Yetimleri unutmayalım Acımızı-sevincimizi, birlikteliğimiziyalnızlığımızı paylaştığımız; birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde hissedeceğimiz mübarek Kurban Bayramınızı tebrik eder, insanlığın huzuruna, barış ve esenliğine vesile olmasını dilerim. Hastaları, yaşlıları, yetimleri, çocukları, büyüklerimizi, akrabalarımızı, sevdiklerimizi ve özellikle anne-babamızı unutmayalım. Oktay Dalmaz (KHMG Başkanı)

-----------------------------------------◄◄

“Bayramlar, sorumluluklarımızı hatırlatır” Kurban, içinde pek çek sembol, anlam ve değer taşıyan ibadetlerimiz arasında yer almaktadır. Hac vesilesiyle Arafat’ı dolduran Müslümanlar, Allah’la misaklarını yenilerken, kurbanlarını sadece O’nun adıyla kesenler de ubudiyetlerini tahkim etmektedirler. Gündelik hayatın gelip geçici hevesleri arasında yer yer ihmallere maruz kalan Rabbimizle ilişkimiz bu mübarek günlerin feyz ve bereketiyle yeni bir şevk ve heyecan kazanmaktadır. Hiç kuşkusuz kestiğimiz kurbanların arkasında yatan mana ve hikmet bizi Allah’a yaklaştırmakta, bu yakınlaşma, insanlığımızı daha da derinleştirmekte, merhamet duygularımızı harekete geçirmekte, kendimize ve çevremize karşı sorumluluklarımızın farkına varmamızı sağlamakta, sıradanlaşan ilgi ve tercihlerimizi bir kere daha gözden geçirmemize ve sıratı müstakim üzerinde sebat etmemize vesile olmaktadır. Esasen bu günler, Hz. İbrahim’den son peygamber Hz. Muhammed(s.a.v)’a kadar, Rabbü’lÂleminle olan yakınlığımızın ölçü ve kıstaslarını belirleyen müstesna günlerdir. Arafat’ta ihrama bürünen Müslümanlar artık orada Allah’tan başka sığınılacak bir melcenin olmadığına, farklılıkların birer rahmet olduğuna, tutku ve isteklerin geçici olduğuna; buna karşılık asıl emek verilmesi ge-

rekenin takva olduğuna bilfiil şehadet etmektedirler. Allah’ı birlemenin ve ona teslimiyetin bir nişanesi olarak Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i Rabbine kurban etmeye hazırlanırken, aslında bütün bir insanlık tarihine sevdiklerinden vazgeçebilme iradesini göstermiştir. Bu mesaj o gün bugündür Rabbimizle aramızdaki irtibatın nasıl olması gerektiği konusunda bize sayısız ölçü, hikmet ve işaretler sunmaktadır. Kurban vesilesiyle her birimiz Cenab-ı Allah’a daha fazla yakınlaşma fırsatları arıyoruz. Kur’an-ı Azimüşşan ve Sünnet-i Nebevi’de her fırsatta te’yid edildiği gibi, bu yakınlığı, anne ve babalarımızı ihmal ederek, konu komşuyu göz ardı ederek, ahde vefayı unutarak, sorumluluk sahibi olduğumuz insanlara karşı hak ve adaletten ayrılarak sağlamak hiçbir şekilde mümkün değildir. Müslüman olarak Allah’a olduğu kadar insanlığa hatta tüm mevcudata karşı da büyük sorumluluklarımız vardır. Bayram, bu sorumluluklarımızı hatırlama ve aynı zamanda da bu adımları atma konusunda hepimize yeni bir bilinç yüklemektedir. Bu vesileyle kulluk dünyamızı hapsetmeye çalışan iradelerin ortaya koyduğu baskı ve kısıtlamaların kalkması için de Rabbimize niyaz ediyoruz. Bu duygular içinde Hollanda’daki tüm Müslümanların, Arafat’ta Cenabı Allah’a mülaki olmaya çalışan kardeşlerimizin, tüm İslâm âleminin mübarek Kurban bayramını kutluyor, bu bayramın iç dünyamıza, hanelerimize, yaşadığımız ülkeye, dünyamıza huzur ve mutluluk getirmesini Cenab-ı Allah’tan diliyorum.


nieuws

22 haber Dostça

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

muratgedik@muratgedik.nl

Murat Gedik

Bir bayramı daha kucaklarken… Hak Teala nasip etti bir Kurban Bayramı’nı daha kucaklamaktayız, son kutlanan Kurban Bayram’ı sanki dün gibiydi, ne çabuk geçti bir yıl. Dopdolu bir yıldı. Güzel haberlerin yanı sıra (küresel) sorunlar da eksik değildi. Fakat bütün olumsuzluklara rağmen bizler güzel günlerin habercisi olarak tanımladığımız bayramları dopdolu yaşayıp, umutlarımızı tazeleyeceğiz ve asla umudumuzu yitirmeyeceğiz. Nitekim Cenâb-ı Hak, bu fani dünyada insanların nefsi ile sınandığını bizlere iletmiş, hayata olumlu bakmamızı, çalışkan, ahlaklı ve yardımsever olmamızı buyurmuştur. Peki bayramı kucaklarken, güncel sorunlarımız nelerdir? Bunun da muhasebesini yapmamız gerekiyor. Yaşamış olduğumuz Hollanda’ya insanımız bir yandan katkı sağlamaya çalışırken diğer yandan da, elinden alınan anadili eğitim hakkı için mücadele vermekte, ülkenin kemer sıkma politikasına ayak uydurmaktadır. Ekonomik sıkıntıların gitgide çoğaldığı, işsizliğin arttığı bir ortamda buhranlı bir hayat sürülmekte. Edinilen haklar teker teker elden alınmak istenirken, kararı mahkemeden dönen, dulluk ödeneklerini kısıtlama çabaları nasıl bir şekilde uygulamaya konulacak, bekleyip göreceğiz. Başta Ortadoğu olmak üzere İslam Coğrafyası insan kanı ile sulanmaya devam etmekte. Tarihten alınan kin ve hınç ile bu coğrafyayı rahat bırakmayan zihniyet emellerine ulaşmak için her türlü oyunları oynamakta. “Arap Baharı” diyerek ülke insanlarını birbirine düşüren oyunlar sonucunda, kanlar oluk oluk akmakta, kan içiciler Müslüman kanı içmeye halen doymamaktadır. Suriye’de kaos ortamı sürmekte. Geleceğinin ne getireceği belli değil. Bu belirsiz süreçte Suriye halkı her türlü katliam ve tecavüze layık görülmekte. Suriye’de iktidarı elinde tutana diktatör gözü ile bakılırken, diğer ülkelerdeki diktatörlere ses çıkarılmıyor. “Arap Baharı” deyip sözde demokrasi getirilen Mısır’da ise halkın seçtiği bir iktidar alaşağı edilebiliyor. Myanmar, Filipin, Filistin gibi ülkelerde hatta İslam coğrafyasının her yerinde Müslümanların gözyaşları ve kanları akarken bir Bayramı daha kucaklamaktayız. Ağlayan, kanı akıtılan İslam Coğrafyasının belki de en sahipsizi Türklerin yaşamış olduğu coğrafyadır. Türkmeneli (Irak) ve Doğu Türkistan (Çin) başta olmak üzere Müslüman Türk için çırpınanlar ise sadece bir avuç millî şuura sahip insanlardan ibaret. Her gün buralarda insanlar öldürülmekte, her gün buralarda kadınlarımıza her türlü saldırılar düzenlenmektedir. Başta Ankara olmak

üzere kimsenin bir ses çıkardığı yok. Ramazan ayında oruç tuttukları için idam edilen Uygur Türkleri’ne ve tecavüze uğrayan Türkmen kadınlarına sahip çıkılmamasının tek sebebi de Türk olmalarındandır. Güzel ülkemiz, ve başta Türk Dünyası olmak üzere mazlumların umudu Türkiye’ye baktığımızda işlerin hiç de iyiye gitmediğini görmekteyiz. İçeride kutuplaşmanın, dışarıda giderek yalnızlaşmanın çoğalması hiç de güzel ve hayırlı günlerin habercisi olmasa gerek. Yolsuzluk ve yoksulluk maalesef gün geçtikçe çoğalmaktadır. Örtülü ödeneğin rekor üstüne rekor kırması, sorumsuzluğun ve hesap vermeme niyetinin belgesidir. Sıcak para ile zorla ayakta tutulmaya çalışılan ülke ekonomisi can çekişirken, ekonominin, rantiyenin başkalarının elinde olduğunu da bizlere açıkça göstermektedir. Cari açık, dövizin hızla yükselişi, istihdamın artmaması zor günlerin habercisi olsa gerek. Teröre teslim edilen ve terör odaklarının ağzına bakıp harita belirleyen ülke görünümü haline gelen bir Türkiye görmekteyiz. Her türlü sıkıntı millet eli ile çözülebilir, fakat en tehlikeli oyun ise kutuplaşma oyunudur. İşte özellikle bu konuda çok hassas davranılması gerekmektedir. “Allah katında tek ve Hak Din İslam’dır” ayetinin gizlenmek istenen Türkiye’mizde İslam’a aykırı girişimler halen devam etmekte. Henüz zina gibi günahın serbest bırakılmasını hayretle karşılarken bu sefer de domuz üretimi ve tüketimi serbest bırakıldı. Oysa Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bu iki konu hakkında hükümleri çok açık ve nettir. Yukarıda özet olarak sıralamaya çalışılan konularla bir bayramı daha kucaklamaktayız. Sorunlar, kötü gidişatları belgeleyen kaynaklar daha çoktur ama şimdilik bu özet yeter diyorum. Diyorum, fakat umutlarımı

“Allah katında tek ve Hak Din İslam’dır” ayetinin gizlenmek istenen Türkiye’mizde İslam’a aykırı girişimler halen devam etmekte. da yitirmiyorum. Umutsuz olan hiç kimseye, hiç bir zaman umut olamaz, inanan kişiye umutsuzluk yakışmaz. Bir Kurban Bayramı’nı daha kucaklarken Yaradan’a her zaman olduğu gibi şükretmeyi eksik etmemeliyiz. Çünkü onun içindir yukarıda yazılı olanları dile getirip bir şey yapma çabasında olmak ve onun içindir Kurban kesip Bayramı kutlamak. Kurban Bayramı’nın başta İslam alemi olmak üzere bütün mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Allah’a bu ibadetle bir daha yaklaşmanın huzuru ve mutluluğu ile aziz Türk milletinin bayramı mübarek olsun!

Gündem

Yeni yasama yılı açıldı

Hollanda’da kemerler yine Kral Willem-Alexander, yeni yasama yılının açılışı nedeniyle düzenlenen geleneksel törende ilklere imza attı. 123 yıl boyunca kraliçeler tarafından yönetilen Hollanda’da parlamentonun Şövalye Salonu’nda düzenlenen törene eşi Kraliçe Maxima ile birlikte altın payton ile gelen Willem-Alexander, Amsterdam Belediyesi tarafından 1898 yılında Kraliçe Wilhelmina’ya hediye edilen ve 1903 yılından itibaren kullanılmaya başlayan araca binen ilk kral oldu.

Ş

övalye Salonu, parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclis ile üst kanadı Senato’nun ortak oturumu ile başlayan yeni yasama yılının açılışında 1904 yılından bu yana kullanılıyor. Kral Willem-Alexander, hükümet programını Şövalye Salonu’nda okuyan ilk kral, Kraliçe Maxima da tören sırasında eşinin yanında oturan ilk kraliçe oldu. 19’uncu yüzyılda kraliçeler yeni yasama yılının açılış törenlerine katılmıyorlardı. Kral Willem-Alexander, konuşmasına 33 yıl tahtta kalan annesi Prenses Beatrix’e teşekkür ederek başladı. Kardeşi Friso’nun ölümüne de değinen Kral Willem-Alexander, ailesinin bu zor günlerde verilen destek için müteşekkir olduğunu ifade etti. Tören sonrası Temsilciler Meclisi’ne sunulan 2014 Yılı Bütçe Kanunu Ta-

sarısı’nda toplam gelirler 249,1 milyar Euro, giderler de 267 milyar Euro’ya bağlandı. Hollanda’da kemerler yine sıkılacak Liberaller (VVD) ile Sosyal Demokratlardan (PvdA) oluşan koalisyon hükümetinin 2014 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı dün meclise sunuldu. 6 milyar euro ekstra kısıtlama yapacak olan hükümet çeşitli vergilerin yükseltilmesinden 400 milyon euroluk bir gelir elde etmeyi hedefliyor. Planlara göre alkol vergisi yüzde 5,75 oranında yükseltilecek. Bu oranın daha önce planlanandan az olması nedeniyle meşrubat vergisine zam yapılacak. Bir şişe kola böylece 2 cent zamlanacak. Tütün vergisine zam ise 2014 yerine 2015 yılından itibaren uygulanacak. Temel sağlık sigortası priminde yılda

24 euroluk bir düşüş olması bekleniyor. Sigorta şirketleri tarafından belirlenen yıllık toplam primin 1.226 euro olacağı tahmin ediliyor. Gelire göre yapılan sağlık yardımı, uygulanmaya başlanacak yeni hesaplama yöntemi nedeniyle düşecek. Bilimsel araştırmalara 25 milyon euro ayıran hükümet, meslek liselerinde eğitim kalitesinin yükseltilmesine 250 milyon, ilkokul, ortaokul ve liselerin eğitim kalitesine de 344 milyon euroluk bütçe sağlayacak. Master öğrencilerinin bursu Eylül 2014’ten itibaren krediye dönüştürülecek. İşsizlik sigortası priminin yükseltilmesinden 1,3 milyar euroluk bir gelir elde edilmesi hedefleniyor. Çocuğa bağlı yardım miktarları dondurulacak, çocuk paraları en küçük çocuk için ödenen miktar düzeyine çekilecek.


dossier

dosya 23

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Kısa haberler

4 bin kişiye ötanazi yapıldı

sıkılacak Yoksullukla mücadeleye 80 milyon euro ayrılacak. Hükümet kısmi iş göremez 5 bin kişinin istihdamını hedefliyor. Bankadan kredi alamayan küçük işletmelere 30 milyon euroluk ekstra bütçe ayrılacak. Geliri yüksek olanların kirası bu yıl olduğu gibi önümüzdeki yıl da ekstra arttırılabilecek. Konut kredilerinde evin değeri ile satış fiyatı arasındaki fark yüzde 104 ile sınırlandırılacak. Konut için kullanılması koşuluyla geçici bir süre 100 bin euroya kadar vergiden muaf bağış yapılabilecek. Siber suçlarla mücadelede polis ve savcılığın yetkileri genişletilecek, elektronik kelepçe sistemi 2014 yılından itibaren uygulanmaya başlanacak. Yaşlı sürücülere zorunlu sağlık kontrolü 70 yerine 75 yaşından itibaren uygulanacak. Kalkınma İşbirliği

yardımlarında kısıtlama yapılacak. Bazı ülkelerdeki büyükelçilikler kapatılacak, bazı ülkelerde elçilik hizmetleri Belçika ile aynı binadan sunulacak. İşsizlik artacak, alım gücü düşecek Hükümetin 2014 yılı bütçe kanun tasarısını inceleyen Devlet Planlama Dairesi (CPB), alım gücünde ortalama yüzde 0,5 oranında düşüş yaşanacağını, ekonomik büyümenin yüzde 0,5’te kalacağını, bütçe açığının yüzde 3,3’e, işsizlik oranının yüzde 7,5’e, hatta İstatistik Bürosu kriterlerine göre yüzde 9,25’e kadar yükseleceğini belirtti. 2014 yılı bütçe kanun tasarısı yarın açıklanacak. CPB, bu verileri esas alarak yaptığı hesaplamaların özel kanallardan RTL’e sızması üzerine açıklamayı öne aldı.

Liberaller (VVD) ile Sosyal Demokratlardan (PvdA) oluşan koalisyon hükümetinin planları, özellikle emekliler ile tek gelirli ailelerin alım gücünde önemli bir düşüşe neden olacak. CPB tarafından hazırlanan raporda bu grubun alım gücünde ortalama yüzde 1,5 oranında azalma olacağı yer aldı. Çalışanların alım gücünün korunacağı, ödeneklilerin alım gücünde ise yüzde 0,5 oranında düşüş yaşanacağı ifade edildi. Çocuklu ailelerin alım gücünde de yüzde 0,25 oranında düşüş bekleniyor. “İzlenen politikalar krizi daha da tırmandırıyor” Hollanda halkı kabineye sırtını döndü Hollanda yayın kurumu NOS tarafından Ipsos’a yaptırılan araştırmaya göre halkın yüzde 80’i, II. Rutte kabinesi tarafından izlenen politikaların krizi tırmandırdığı görüşünde.

Seçmenlerin ancak yüzde 17’si hükümetin kriz sorununu çözebileceğini düşünüyor. PvdA’lı (İşçi Partisi) seçmenlerin yüzde 89’u izlenen politikaları olumsuz bulduğunu belirtti. Bu oran SP’li (Sosyalist Parti) ve PVV’li (Özgürlük Partisi) seçmenler arasında yüzde 94, VVD’li (Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi) seçmenler arasında da yüzde 70 olarak belirlendi.

InterAjans

«

Jeugdzorg çocuk avında! Geçen yıl hastaneyi ziyaret eden 1,3 milyon çocuktan 10.097’si hakkında ihbar yapıldığı belirtiliyor. AD gazetesinin hazırladığı ve önümüzdeki cumartesi günü yayınlanacak olan “Top 100 hastane” araştırması sonuçlarına göre, genç hastalar arasında her 120 hastadan biri şiddet görüyor fakat bir çok hastane, çocuklara uygulandığı tahmin edilen bu şiddet olayları nedeniyle gerekli kurumlara başvuru yapmıyor. Araştırmanın sonucunu onaylayan Hollanda Gençlik Daireleri Merkezleri ikinci başkanı Jan Dirk Sprokkendreef, “Hollanda’da şiddete maruz kalan ve kurtarılması gereken birçok çocuk var, has-

tanelerde ve aile hekimlerinde olan bilgileri iyi araştırıp bulmak gerek” açıklamasını yaptı. Doktorların şiddet konusunda sessiz kaldığını ve ihbarda bulunmaktan korktuğunu iddia eden Jeugdzorg, bu iddiasıyla uzmanları da zan altında bırakıyor. Jeugdzorg’a göre, uzmanların bu çocuklar hakkında ihbarda bulunmamasının nedeni ise, çocukların tedavilerinde aksama olacağı düşüncesi, fakat yapılan işlemler hiç de öyle değil. Jeugdzorg, “Doktorlar gerekli olan tedavileri uygular, aracı kurumlar ise bize ih-

barda bulunur” ifadesiyle, doktorları ihbar konusunda ikna etmeye çalışıyor. Sağlık Müfettişliği de bu konuda Jeugdzorg’a destek veriyor. Sağlık Müfettişliği basın sözcüsü yaptığı açıklamada, hastanelerin işlerini düzgün yapmalarını ve çocuğa uygulanan şiddet vakalarını ciddiye almaları gerektiğini belirtiyor. Sözcü, bu konuda yardımcı olmayan hastaneler hakkında da soruşturma başlatılacağını vurguluyor. Geçen yıl hastaneyi ziyaret eden 1,3 milyon çocuktan 10.097’si hakkında ihbar yapıldığı belirtiliyor.

Şiddete maruz kaldığı tahmin edilen bir genç hakkında, normal prosedüre göre hastanelerin ilgili bölümlerinin veya aile hekimlerinin Jeugdzorg’a ihbarda bulunması gerekmekte. Yetkililere göre, hastaneler özel bir protokol uygulayarak, şiddete maruz kalan çocukların sayısında artış olduğunu ispatlaması gerekmekte. Jeugdzorg, okullardan sonra şimdi de hastane ve aile hekimleriyle yürüteceği özel programla, kendilerince “kurtarılması gereken çocukları” ailelerinden koparmaya hazırlanıyor.

(İnterAjans) – Hollanda’da geçtiğimiz yıl 3 bin 965 kişiye ötanazi yapıldı. Doktorların ötanazi vakalarını bildirmek zorunda oldukları bölge denetleme komisyonları, hayatına son vermek isteyen 223 kişiye de yardım sağlandığını belirledi. Kurtulma umudu olmayan ve dayanılamayacak acı çeken hastalara kendi istekleri üzerine ötanazi uygulayan doktorlar hakkında, bunu denetleme komisyonuna bildirmeleri koşuluyla 2002 yılında yürürlüğe giren yasaya göre herhangi bir işlem yapılmıyor. Ötanazi isteyen hastaların büyük bir bölümünü kanser hastaları oluşturdu. Ötanazi vakaları bir yıl öncesine göre yüzde 13 oranında artış gösterdi. Denetleme komisyonu 10 olayda doktorların kurallara tam olarak uymadıklarını belirledi ve durumu savcılık ile Sağlık Müfettişliğine bildirdi. Bu doktorlar hakkında soruşturma başlatılıp başlatılmadığı konusunda bilgi verilmedi. Mart 2012’de Lahey’de kurulan Ölüm Kliniği de 32 kişiye ötanazi yardımı sağlandığını açıkladı. Ölüm Kliniği, kendi doktorlarının ötanazi yapmayı kabul etmedikleri kişilere yardım sağlıyor.

DSW, yeni prim miktarını açıkladı DSW, 2014 yılı temel sağlık sigortası prim miktarını açıklayan ilk sigorta şirketi oldu. DSW bu yıl ayda 102,50 euro olan primi 95 euroya düşürdü. DSW müşterileri temel sağlık sigortasına yıl bazında 1230 yerine 1130 euro ödeyecekler. Sigorta şirketi ek sigorta primlerinde değişiklik yapılmayacağını duyurdu. İlaçların ucuzlaması ve sigorta şirketleri arasındaki rekabet primlerin düşürülmesine neden olarak gösterildi. Yıllık katkı payının bu yıl 210 eurodan 350 euroya yükseltilmesinin de prim indiriminde rol oynadığı belirtildi. Sağlık Bakanı Edith Schippers, 2014 yılı temel sağlık sigortası primlerinin 1226 euro civarında olmasını beklediğini söylemişti. DSW, ruh sağlığı hizmetlerinin dışındaki harcamalarda düşüş kaydedildiğini belirterek, bu miktarı yüksek bulduklarını bildirdi. Tüketiciler Birliği ise sigorta şirketlerinin büyük kârlar yaptıkları ve rezervlerini çok yüksek tuttukları eleştirisinde bulundu. Temel sağlık sigortası priminin yıl bazında 300 euro düşürülebileceğine dikkati çeken Tüketiciler Birliği, imza kampanyası başlattı.

Ev fiyatlarında düşüş sürüyor İstatistik Bürosu, konut fiyatlarının geçtiğimiz ağustos ayında bir yıl öncesine göre yüzde 4,4 oranında düştüğünü açıkladı. Temmuz ayında konut fiyatlarında yüzde 5 oranında bir düşüş kaydedilmişti. Hollanda’da konut fiyatları 2003 yılı başlarındaki düzeye indi. İstatistik Bürosu, konut fiyatlarında Ağustos 2008’e göre ortalama yüzde 20 oranında bir düşüş yaşandığını bildirdi.


BESTE DE

scholen van

SCHIEDAM

&

EL- FURKAN

ABABIL ibs

De beste scholen van Schiedam hebben een Islamitische grondslag: El Furkan en IBS Ababil. Zij scoren respectievelijk een 8,2 en 7,8. Het cijfer werd toegekend door Universiteit Maastricht.

voor meer info

www.elfurkan.nl

www.ababil.nl


samenleving

cemiyet 25

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Toplum

Schiedam’da hayaller gerçeğe dönüyor…

IUR, uluslararası akreditasyona sahip

İsmail Hilmi Bilgi’den Hollanda’ya veda

25 yıldır bölge halkına, dinî millî, sosyal ve kültürel alanda hizmet veren Schiedam İslam Merkezi, bünyesinde oluşturduğu Eğitim Akademisi ile önemli bir hizmetin altına imza attı. 7 ila 12 yaşları arasındaki, kız ve erkek 23 çocuğun hafızlığa başlama merasimi, merkezin salonunda büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen ‘taç giyme’ programı, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kız çocuklarının okuduğu İstiklal Marşının ardından Camii Başkanı Zekeriya Budak, Eğitim Başkanı Mustafa Aslan ve Eğitim Merkezi müdürü Hasan Koç, davetlilere çalışmalarıyla alakalı bilgiler verdiler.

1997 yılından beri uğraş veren Rotterdam İslam Üniversitesi (İUR) Rektörü, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz düzenlediği basın toplantısında İUR’un Avrupa genelinde uluslararası akreditasyona sahip tek üniversite olduğunu söyledi. Yeni eğitim öğretim dönemi hazırlıklarına başlayan İUR, 200 öğrenciyi yeni dönemde bünyesine katmayı hedefliyor. Rektör Akgündüz, İslamî, Manevî Rehberlik ve İslam İlahiyatı bölümleri Hollanda’da resmen tanınan okullarına ilginin giderek arttığını açıkladı. Akgündüz, yakın zamanda YÖK Yürütme Kurulu’ndan üniversitelerinin resmen tanındığına dair rapor aldıklarını hatırlattı.

2011 yılında Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi olarak göreve başlayan Dr. İsmail Hilmi Bilgi 30 Eylül 2013 tarihi itibariyle görev süresinin dolması sebebiyle yapılan bir törenle Hollanda’ya veda etti. Veda törenine Lahey Din Hizmetleri Müşaviri ve H.D.V. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ünver, Deventer Din hizmetleri Ataşesi Dr. Mehmet Malkoç, HDV Yönetim Kurulu Üyeleri, Hollanda’da görev yapan din görevlileri ve şube yöneticileri katıldı. Deventer Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Mehmet Malkoç’un Rotterdam’a atanacağı, Deventer bölgesi için yeni bir Ataşenin geleceği de verilen bilgiler arasındaydı.

Zeki Hoca Hakk’a yürüdü

“Kültürel zenginliğe sahip çıkmak önemli”

Hasene gönüllüleri bir arada

Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Erdoğan ve çalışma arkadaşları, saygın iş adamlarımızdan Metin Yılmaz’a taziye ziyaretinde bulundular. Eylül ayı başında vefat eden Zeki Yılmaz’ın vefatı üzerine evinde ziyaret edilen Metin Yılmaz, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Merhum Zeki Yılmaz, Hollanda’ya 1964 yıllarında gelen ilk kuşaktan idi. “Hafız Zeki” veya “Zeki Hoca” olarak bilinen merhum, bir süredir çektiği rahatsızlığına yenik düşerek 79 yaşında doğum yeri Kayseri’de hakkın rahmetine kavuştu. Zeki Yılmaz’a Allah’tan rahmet, geride kalan kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından düzenlenen II. Sivil Toplum Kuruluşları Kapasite Geliştirme Eğitim Programı’na 16 ülkeden katılan 117 temsilci sertifika aldı. Başkan Kemal Yurtnaç, yaptığı konuşmada kültürel zenginliğe sahip çıkmanın önemine değinerek şunları kaydetti: “Kültürel zenginliğine her ülkenin sahip çıkması gerekmektedir. Kültürel zenginliğinize sahip çıktığınızda dış dünyada ve uluslar arasında birer değersiniz. Bu alanda verilen desteklerle sizlerin kendi alanlarınızda kendinizi daha iyi ifade edebilmenizi sağlıyoruz.”

Hollanda Hasene Başkanı Mehmet Yaramış, Kuzey Hollanda temsilcisi Murat Kurt, yardımcısı Hüseyin Karataş, Hollanda temsilcisi vekili Bünyamin Karaman ve çok sayıda bay bayanın katıldığı toplantı Leiden cemiyetinde düzenlendi. Toplantıda, hem Ramazan kumanya kampanyası, hem başlatılan ve halen süren kurban kampanyası hem de devam eden su kuyusu, katarak ve yetim projeleri hakkında bilgiler verildi. Güney Hollanda’nın 3713 adet kumanya paketiyle bölgeler arasında birinci olduğu duyurulan toplantıda, ülkelere gidecek olan 16 gözlemciye, ana hatları ile genel bilgiler verildi.

Havva ve Refik dünya evine girdiler

Deventer din görevlileri toplandı

BizBize Karaman’la kahvaltı

HOTİAD Başkanı Hikmet Gürcüoğlu’nun oğlu Refik, hayatını muhteşem bir düğünle Havva İpek ile birleştirdi. Turistik sahil kasabalarından Noordwijk’teki Huis ter Duin Hotel’de yapılan düğüne, aile yakınlarının yanı sıra Büyükelçi Uğur Doğan, Başkonsolos Togan Oral, iş, siyaset, sanat ve spor dünyasından, sivil toplum kuruluşları ile medyadan çok sayıda davetli katıldı. Müesser ve Hikmet Gürcüoğlu ile Hüsniye ve Halil İpek, konuklarını kapıda karşıladılar. Türk halk müziği sanatçısı Sevcan Orhan geceye ayrı bir renk kattı. Havva ve Refik’i tebrik ediyor, iki cihan saadeti diliyoruz.

T.C. Deventer Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği hizmet bölgesinde görev yapan din görevlileri, yeni çalışma sezonunun ilk toplantısını Deventer Merkez Camii konferans salonunda gerçekleştirdi. “Tecrübe Paylaşımı” konulu toplantıda, Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Mehmet Malkoç eğitim sezonu öncesinde camilerimizde dikkat edilmesi gereken hususları zikrettikten sonra tüm camilerimizde cito sınavına hazırlık kurslarının yapılacağını söyledi. Görev süresi biten din görevlileri söz alarak beş yıllık tecrübe ve birikimlerini göreve devam edecek meslektaşlarıyla paylaştılar.

Tamamen gönüllülük esası üzerine çalışmalar yapan Bizbize Karaman Vakfı yönetimi, başta STK temsilcileri olmak üzere, köy dernekleri yöneticileri ve gönüllülerle kahvaltı sofrasında bir araya geldi. Rotterdam El Mercan Restoran’da düzenlenen kahvaltıda Bizbize Karaman Vakfı Başkanı Fehmi Uzun, Vakfın bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve yeni projeler konusunda bilgi verdi. Karaman’da engelli vatandaşlar için dağıttıkları akülü sandalyelerden sonra, Hollanda’daki yalnızlara bayram yaşatmak istediklerini belirten Uzun, “Bayram yemeği organizesi ile yalnızlarla buluşacaklarını” dile getirdi.


jeugd

26 gençlik Spotlar Zihni Güraltaylar zihniguraltaylar@gmail.com

Siz Türkler hep böylesiniz. Hasta olmadan hasta kalırsınız. Karşınızdakine hep bağırır çağırırsınız. Kendinizde kusur aramaz hep başkasını suçlarsınız. ‘Bana kocam öldü’ dedin, oysa ölmemiş, öldürülmüş. Bana doğruyu söylemedin.

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Hollanda’dan insan(!) manzaraları… Hollanda Nereye Gidiyor? Temeli, masum ve mazlum insanların kanları, canları ve malları üzerine inşa edilen sömürge devletlerin akıbetinin çok acı olduğunu tarih bize bildirmekte; adeta haykırmaktadır. Robin Hood anlayışını tersten yürüten Batı, farklı kıtalarda yaşayan fakirin elindeki ekmeği alıp, kendi ülkesindeki orta halliler hatta zenginler arasında paylaştırmıştır. Kendi menfaati için karşısındakini ezmeyi esas alan ve her yolu mubah sayan Makyavelist bir anlayış, Batı’nın fikir, ruh ve değerler yapısını ortaya koymakta, hatta onun karakterini belirlemektedir. Batı şuan, “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” sözünün gerçeğe döndüğü anı yaşamaktadır. Batı ile, yarım asırlık beraberliğimiz ve tanışıklığımız var. Emek, alın teri ve işgücümüzün karşılığında bize sunduğu nimetleri küçümseyecek kadar nankör değiliz elbette. Ancak bizim emek ve alın terlerimiz üzerinde yükselen, yücelen dev bir ülkeyi görünce de, emeğimizin hakkının tam da ödendiğini söylemek pek mümkün değil. Bundan hak talep edecek değiliz zira, karşılıklı anlaşma sonucunda yürütülen bir işbirliğimiz var. Amma, beni kullandıktan ve işi bittikten sonra bir kenara atmaya kalkarsan, hem hak talep ederim hem de yakana yapışır davacı olurum... Göç sürecinde pek çok hak ihlali yaşandı. Buna bazen bizler zemin hazırladık. Yalan, entrika, dümen ve dolaplar çevirdik, kendi kuyumuzu kendimiz kazıdık, bize en büyük kötülüğü yine biz kendimiz yaptık. İçerisinde yaşadığımız ülke insanının itimadını yitirdik, güven duygularını sarstık. Batı, sadece suçluları cezalandırma yolunu seçmedi, herkesi cezalandırıl-

Genç Yorum Kurban Bayramı… Bu Kurban Bayramını, Müslümanların dağınıklıkları ve sahipsizliklerinin giderilmesi için Allah(c.c)’dan vesile kılmasını dilerim. İslam aleminin Kurban Bayramını kutlar, Hac ve Kurbanlarımızın kabulünün ve Müslümanların her türlü afet ve felaketten korunmasını Cenabı Hak’tan en içten dualarımla dilerim. Alperen Çetin Benim ömrümde ırmaklar vardır sularında hayallerimi yüzdürdüğüm, Benim ömrümde sevdiklerim vardır bay-

dı. Adalet tam olarak sağlanamadığı için de, insanlık akıl almaz bir çürüme, yozlaşma yaşamakta, toplum tam bir kaos ortamına sürüklenmekte. Ben de bu adaletsizlik ve haksızlıktan payını alanlardanım. Ama mesele benimle alakalı değil. Geçenlerde duyduğum ve hala tesirinden kurtulamadığım bir olayı sizinle ve kamuoyuyla paylaşmak istedim... İnsanlık, madde çarmıhında can çekişiyor... F.D, 40 yaşlarında 2 çocuk annesi bir kadın. 21 yıldır X adlı bir temizlik firmasında çalışmaktadır. Bu süre

içerisinde işini temiz, düzenli bir şekilde aksatmadan yapmaya çalışan ve bu yüzden de görev verenler tarafından sürekli övgüyle anılan F.D’nin hasta kalma oranı bile neredeyse sıfır düzeyde. F.D, 2013 yılı başlarında eşini bir cinayete kurban veriyor. Başına böyle bir olay gelmeyenler, bu sürecin nasıl işlediğini bilemezler. Acını bile yaşamaya müsaade etmezler, ‘soruşturma, kovuşturma, otopsi, defin işlemleri’ derken yaşadığın acılar yüreğinde, ruhunda tamiri imkansız, onulmaz derin izler bırakır. Eşini kaybetmişsin, 21 ve 18 yaşında iki evladın var. Babalarının katili yakalanmamış, ortalıkta dolaşıyor. Kocanın acısı daha taptaze iken, evlatlarının sonunu düşünüyorsun. Bu durumdaki bir kadının ruh halinin nasıl bir çöküntü içerisinde olduğunu takdir edersiniz elbette. Nitekim bu büyük acıyı, bu büyük sarsıntıyı yaşa-

ramlar ayrı gelince üzüldüğüm. Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Resulullah (s.a.v): “Günahtan tövbe eden kimse, hiçbir günahı olmayan kimse gibidir.” Buyurmuştur. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan Kurban Bayramınız mübarek olsun!! Nurullah Budak Değerli Müslüman kardeşlerim, Kurban bayramınızı sağlıklı, huzurlu ve hayırlı bir şekilde geçirmenizi Cenabı Allah’tan (C.C) dilerim. Unutmayalım ki bayramlar dargınlıkların unutuldu-

yan, bir kadın. Ama bunu anlayamayan, hissedemeyen hatta bu durumdan kendi art niyet ve kötü düşüncelerine malzeme bile çıkartanlar bulunmakta. F.D, cinayet sonrası çalıştığı firmayı arar, kocasının öldüğünü söyler ve izin ister. Firma 5 günlük izin verir, izin sonrası adeta çalışmasını bekler. Oysa aileden birinin normal vefatında bile işveren, çalışma durumunu tamamen içsisinin kendisine bırakır. Bütün işlemlerin tamamlanması F.D’nin iki haftasını alır. Bu süre içerisinde uykusunu ve sağlığını kaybeden, hareketlerinde depresif izler taşıyan F.D, çalıştığı işyerine hasta bildirir. Firma patronu, “hasta olmadan hasta kalınamayacağını” bildiren bir mektupla F.D ‘yi bürosuna çağırır. Randevuya eşinin yeğeniyle giden F.D duydukları karşısında korkunç bir şok yaşar. F.D’in karşısında oturan, onun işini beğenen, sürekli övgüler yağdıran 21 yıllık patronu değil, adeta onun kocasının katilinin suç ortağıdır. Bu adam müsveddesi, eşini korkunç bir cinayette kaybeden, ruh hali bozulan 21 yıllık işçisine aynen şu sözleri söylemekten çekinmemiş ve ahlaksızlığın, saçmalığın zirvesine tırmanmıştır: “Siz Türkler hep böylesiniz. Hasta olmadan hasta kalırsınız. Karşınızdakine hep bağırır çağırırsınız. Kendinizde kusur aramaz hep başkasını suçlarsınız. ‘Bana kocam öldü’ dedin, oysa ölmemiş, öldürülmüş. Bana doğruyu söylemedin. Kocanın cesedini televizyonda gördüm, kafası korkunçtu, kanlar içerisindeydi ve koskoca olmuş, büyümüştü. Daha önceleri ‘kocamla sorunum var’ demiştin, sorunlu bir insan için üzüntü duyulur mu? Yalan söylüyorsunuz. Ben senin hastalığına inanmıyorum, bu yüzden de hasta bildirmiyorum” Bu ve buna benzer bir sürü hakaretler karşısında neye uğradığını şaşıran F.D ve yeğeni, tepki vermemek için

ğu, insanların barıştığı ve kardeşçe kucaklaştığı günlerdir. Bu vesileyle büyüklerimizin ellerinden küçüklerimizin gözlerinden öperim. Osman Karasu

Fıkra Salak ve Zekinin Farkı Çocuk bir gün öğretmenine sorar: - Hocam salakla zeki arasındaki farklar nelerdir? Öğretmen: Salaklar her zaman kesin konuşur ama zekiler daima şüphecidir. Öğrenci: Emin misiniz hocam? Öğretmen: Kesinlikle...

kendilerini zor zapt ederler. O adam müsveddesini haklı çıkarmamak için sabrederler, susarlar. Fakat F.D’nin sağlık sorunu yaşadığını, katil zanlısının henüz dışarıda olduğundan dolayı gece ve gündüz uyuyamadığını, depresyonda olduğunu, kısacası hasta olduğunu güzel ve sakin bir dille anlatmaya çalışmışlar. Ama o koskoca firmanın sahibi olan ve insanlıktan nasibini alamayan adam, kadının yarasına adeta tuz basmış, yeniden kanatmıştır. Çalışmadığı için maaşı durdurulmuş olan F.D’e izinli olduğu ve hasta bildirdiği günlerin bedeli de ödenmemiştir. Siz böyle acılı bir kadının bu gibi katı uygulamalarla ne hale getirildiğini kestirebiliyor musunuz... Bu gibi durumlarda işverenin işçisinin yanında olması, acısını paylaşması, ortak olması gerekirken, ona hakaretler yağdırması, onu suçlaması, adeta katille işbirliği yapmışçasına aciz, biçare bir kadını yüreğinden vurması anlaşılır gibi değil. Bu gibi davranışlara pek alışkın olmamakla beraber rastlamak mümkün. Ama böyle gayr-i insanî tutumlarla pek karşılaşmadık... Böyle bir davranış, katilin vurduğu bıçaktan daha çok acı veriyor, daha çok kanatıyor. Zira karaşında, seni yalancılıkla suçlayan, kocanın ölümü ve cesediyle alay eden, Türkleri kavga-gürültü sevdalısı gibi tanıtan, 21 yıllık emek verdiğin işyerinin patronu duruyor. İşveren denilen o adamın konuşmaları, suçlamaları yukarıdakilerle sınırlı değil, dahası ve daha ağırı var... Bu kadarıyla yetinelim ve yazı girişinde sorduğumuz soru başlığını yineleyelim ve soralım... “İnsanlık nereye gidiyor?” Sahi siz bu durumu nasıl yorumlarsınız? Allah muhafaza, böyle bir durumla karşılaşsanız siz ne yapardınız? Ya da sizin yaşadığınız, şahit olduğunuz bu ve benzer olaylar varsa, yazın, gönderin, yayımlayalım ve ilgililerle birlikte çözüm arayalım… , Bekliyoruz….


jeugd

gençlik 27

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Perspektif Doğukan Ergin da.ergin@gmail.com

Fitness Fitness kelime anlamı olarak sağlıklı ve formda olmaktır. Fiziksel uygunluk anlamına gelir. (Physical Fitness) Genel sağlık düzeyini

arkadan itişli iki kişilik Coupe, iki yıl önce Cenevre Otomobil Fuarı’nda beğeniyle karşılanan konsept aracın tarzını sürdürüyor.

Grand Theft Auto V

Alfa Romeo benim için her modeli ile sıra dışı olmuştur, hiçbir modele benzemeyen ilginç tasarımları ile her zaman etkileyici gelmiştir bana.

Grand Theft Auto V (kısaca GTA V veya GTA 5), Rockstar

Hız ve atraksiyon için tercih edilebilecek bir model olduğunu düşünüyorum.

artırmak için yapılan aletli aletsiz tüm egzersizlerdir. Fitness Programlarının Kişi Üzerindeki Etkileri -Fazla kilolardan arınmak -Stresten arınmak -Eğlenmek -Esnekliği ve çevikliği artırmak -Kalp ve damar sistemini güçlendirmek gibi kişide olumlu etkiler yaratır.

Alfa Romeo 4C hakkında teknik bilgiler şu şekilde verebiliriz: Ağırlık: 850 kg’dan az Boyutlar: Uzunluk yaklaşık olarak 4 metre, aks mesafesi 2.4 metreden az Çekiş: Arka Motor: 4 silindir, 1750cc Turbobenzin Şanzıman: TCT (İkiz Kavramalı Aktarım), ikiz kuru kavramalı

Fitness Programına Yeni Başlayanların Dikkat Etmesi Gerekenler: Vücuda fazla yüklenilmemelidir. Fazla yüklenip erken verim alma düşüncesi kişi vücudunda sakatlık ve sorunlara yol açabilir. Düşük şiddette çalışmalar yapılmalı egzersizin şiddeti kademeli olarak artırılmalı sabırlı davranılmalıdır.

Alfa Romeo 4C Alfa hayranlarının neredeyse 20 yıldır hayal ettiği bir araç olan

otomatik şanzıman Süspansiyon: Önde çift yüksek çatal; arkada McPherson Güç: 200 HP üzerinde En yüksek hız: 250 km/s’nin üzerinde 0’dan 100 km/s’ye hızlanma süresi: 5 saniyeden daha az Ağırlık-güç oranı: 4 kg/HP’den daha az Ağırlık dağıtımı: ön aksta 40%, arka aksta 60%.

North tarafından geliştirilen açık uçlu aksiyon-macera tarzı video oyunudur. Bu tarz oyunlarda oyuncular kurgulanmış masal senaryosuna göre oyunda ilerleyebiliyorlar. Birçok politikacıların ve yazarların ilgisini çeken bu oyun ve bundan öncekileri, çoğunlukla içerisi dehşet ve ahlak dışı sahneleri içerdiği ve genç yaştaki çocukları kötü yönden etkilememesi için yasaklanması istendi. GTA 5 çıktığı günden beri, ilk üç günde satışlardan elde edilen 1 milyar Amerikan doları ile, eğlence üzerine yapılan oyunlar/filmler arasında rekor kırmıştır. Oyunda kapitalist düzen yerden yere vuruluyor ve hele Amerikalılar tarafından abartılarak anlatılan “Amerikan Rüyası”nın, yani “ne kadar çalışırsan, o kadar yükselirsin” hedefinin, ne kadar büyük bir yalan olduğu gösteriliyor. Oyunda ilerledikçe, o kadar çok zevk almaya başlıyorsun. GTA 5, bu dünyada nasıl bir sistemin işlediğini görmek ve öğrenmek açısından gelmiş geçmiş en başarılı oyunudur.

Merakla beklenen iPhone 5S çıktı 64 bit ve A7 işlemciyle gelen iPhone 5S ilk iPhone’dan tam 40 kat, iPhone 5’ten de 5 kat daha hızlı. iPhone 5S’te kullanıma sunulan yenilikler arasında; iOS 7 işletim sistemi, parmak izi sensörü, yüksek hızlı işlemci ve gelişmiş kamera özellikleri ön plana çıktı. Apple’ın yeni “amiral gemisi” olarak adlandırılan iPhone 5S’in parmak izi sensörü, çift LED flaşlı 12 megapiksel kamerası, yenilenen batarya sistemi ve retina ekranıyla teknoloji meraklılarının karşısına çıktı

Film

The Conjuring (Korku Seansi) Ailenle tenha bir yerde bulunan eve taşınmak, yapman gereken belki en son şeylerden biridir. Bu filmde yapılan iş aynen budur. Ardından gelen olaylar ise bir korku filminde olanlardır. Evde yaşanan olaylar akıl almaz bir hale geldikten itibaren, bizim avam tabirimizle ‘cinci hocaları’ (hakaret olarak algılanmasın) andıran Ed ve Lorraine Warren isimde bir çift çağrılır. Ed ve Lorraine Warren gerçek karakterlerdir ve 60’lı, 70’li yıllarda, ABD’de yaşamış olan ve ailelere ‘normal üstü’ olaylarda yardımda bulunan iki araştırmacıdır. Yaklaşık 10.000 aileye yardım ettikleri söyleniyor. Doğrudur veyahut değildir, fakat bu ‘gerçek’ olaydan uyarlanan filmin, ilave bir korku oluşturduğunu inkar edemeyiz. Filmin hikâyesi, kişilerin başlarından geçen bir hadiseyi canlandırmaktadır. Perron ailesi 5 çocuklu

bir ailedir ve bir ‘cin’ tarafından rahatsız edilmektedir. Ve bu cin, ailenin çocuklarının ruhlarını zapt etmeye çalışmaktadır. Bir korku filmi olarak “Korku Seansı”nın yenilikler getirdiğini söyleyemeyiz. Bir korku filminin gidişatının nasıl olması gerekiyorsa, bu filmin hikayesi de aynen o şekilde ilerliyor. Klişelerin azınlığından şikayet edecek bir seyirci bulamayız: dalgalanan perdeler, ‘cinlenmiş’ bebekler, parıldayan lambalar ve ters duran haçlar. Kurbanlar, evdeki sesleri ve bir takım başka gariplikleri ilk anda görmezden gelseler bile, evde bir ‘garipliğin’ olduğuna inandıktan sonra aslında geç kalınmıştır. Bütün bu klişelere rağmen yönetmenin filmde bir balans ayarı yaptığını söylememiz gerekir. Filmdeki korku düzeyini yavaş yavaş yükseltmesi ve çok aşırıya kaçmadan beklenmedik anlarda seyirciyi korkutmaya çalışması, filmin en kuvvetli yönüdür. Bu klişelerin çok güzel canlandırılması, filmi seyretmeye değer bir film kılıyor. Özellikle filmin son

yarım saatindeki korku düzeyini kanlı sahnelerle ayarlaması, gerçekten takdire şayandır. Özellikle konuyu çok ciddiye alan film yapımcıları ve başrol oyuncularını da burada zikretmeden geçemeyeceğim. Çok aşırı korkuya kapılmadan, abartmalardan kaçınmaktadırlar. Yönetmen: James Wan | Oyuncular: Vera Farmiga (Lorraine Warren), Patrick Wilson

(Ed Warren), Lili Taylor (Carolyn Perron), Ron Livingston (Roger Perron), Shanley Caswell (Andrea) | Süre: 112 dk. | Sene: 2013 Son yılların en iyi korku filmlerinden biri olduğu aşikâr olan “Korku Seansı”nın hakkettiği notu vermek lazım diye düşünüyorum.

Müslümanlar hiçbir şeyi başaramazlar! Hepimiz, geçtiğimiz aylarda İslam okullarının sürekli olarak konuşulduğunu, basına hep olumsuz yanıyla yansıdığını müşahede ettik. İlk okullarımızın kalite standartlarından söz edilirken, Hollanda’nın ilk ve tek İslam orta okulu İbn Ghaldoun’ın ismi Hollanda tarihinin en büyük sınav yolsuzluğu ile tarihte yerini aldı. Son olaylar toplumuzda sarılması zor, derin ve büyük yaralar meydana getirirken, belki de ikinci bir İslam orta okulunun açılmasında da engelleyici faktör olacaktır. Şimdi ise yine Hollanda tarihinde bir ilk olarak, Eğitim Bakanı İbn Ghaldoun’a yapılan mali yardımı durduracağını ifade etti. Hollanda kamuoyunun ilgisi altında ezilen İbn Ghaldoun’un geleceğini garanti altına almak için önümüzdeki 5 sene CVO adındaki Hristiyan Orta Okulları kurumunun altında faaliyetlerini yürüttükten sonra tekrar kendi hür yönetimi ile yollarına devam edecek. Bütün bu süreçte Hollanda basınının takip ettiği yol ve sindirme politikaları beni hiç şaşırtmadı. Fakat toplumumuzun bir kısmının tavrı beni derinden yaraladı ve şoke etti. Kabul etmek gerekir ki okulun kalite noktasında ciddi eksiklikleri vardı ve önceki yönetim kadrolarının, okulu amatörce yönetip bir dizi yanlış kararlar aldığı bir gerçektir. Maalesef toplumumuzun bir kısmı burada takılı kalıyor, bir adım öteye geçemiyor. Mevcut yönetim kadrosunun son 1,5 yıl içerisinde attığı olumlu adımlar ve kat ettikleri başarılı yol, Eğitim Bakanlığına bağlı teftiş kurulu tarafından görülüyor ve teftiş raporunda defalarca dile getiriliyordu; fakat toplumumuz bu gelişmeleri maalesef göremiyor, zannımca görmek istemiyordu. Maalesef yine bizim insanlarımız ‘Müslümanlar hiçbir işi başaramaz’ fikrinin tesiri altında kalmış durumda. Ama olaylardan fazla bir zaman geçmeden toplumumuz, Müslümanların her zaman olduğu gibi günümüzde de gayet başarılı işlerin altına imzalarını attıklarını İslam ilkokullarının elde ettiği başarılarla gördüler. Ayrıca bütün negatif gelişmelere rağmen İbn Ghaldoun, önümüzdeki senelerde kalitesinin arttıracak ve başarılı olacaktır. Nasıl bakarsanız öyle görür, nasıl görüşeniz öyle değerlendirirsiniz.. Değerlendirmeleri, bakış açılarının oluşturduğu aşikârdır. İbn Ghaldoun yeni süreçte, yepyeni bir isimle, sıfır borçla ve yeni nesil kaliteli öğretmenlerle kaldığı yerden yoluna devam edecek ve yolu umutla beklenen geleceğin neslini yetiştirecektir.


Türkiye’ye para göndermek hiç bu kadar kolay olmamıştı

’ 0 € 3.9layan baş

den tlarla * fiya apın y e l a hav

da dahil olmak üzere Türkiye’de binlerce teslim alma noktası Müşteri Hizmetleri: 0800 0205926 (Sabit hatlara ücretsizdir)

moneygram.com Gönder:

Teslim al: Ve MoneyGram işaretini gördüğünüz her yerde

CS7440

*Bir işlem için alınan aktarma ücretininIn yanı sıra MoneyGram veya bir acentesi tarafından eklenen döviz kuru da tahsil edilmektedir. PostNL ve Kaah Express MoneyGram International Limited’in para transferi hizmetleri alanındaki acenteleridir. Diğer bütün markaların kendi sahipleri bulunmaktadır. MoneyGram Bringing you closer ve the Globe MoneyGram’ın ticari markalarıdır. MoneyGram International Limited, Birleşik Krallık’ta Finansal İdare Makamı tarafından kurulan yetkili bir ödeme yapma kuruluşudur. © 2013 MoneyGram. Tüm hakları saklıdır.

CS7440_Denizbank_press_ad_398x278_P_tr_v2_aw.indd 1

27/09/2013 17:19


advertorial

tanıtım 29

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Gündem

Kurban kesim dağıtımları için farklı ülkelere yüzlerce gözlemci katılıyor.

Kurban gözlemcilerinin izlenimleri I

GMG Sosyal Yardım Derneği Hasene’nin 2013 Kurban Kampanyası’na değişik yaşlardan, değişik meslek gruplarından, değişik ülkelerde yaşayan ve kurban kesim dağıtımları için farklı ülkelere gidecek olan yüzlerce gözlemci katılıyor. Kurban gözlemcilerinin kampanya öncesi hissiyatlarını aldık: “Böyle bir kampanyaya ilk defa katılıyorum. Ailem, çevrem ve cemaatimiz Arjantin’e kurban gözlemcisi olarak gitmemden dolayı çok sevindiler. Farklı bir kıta, farklı bir ülke. 4 yıldır Hasene Derneği’nin Kurban Kampanyası’na destek vermek için çalışıyorum. Bu sene kurban gözlemcisi olmak bu çabanın hediyesi oldu.” İbrahim Yazıcı (31) / Araştırmacı Hamburg - Almanya Arjantin Kurban Gözlemcisi “Aşırı derece heyecanlıyım. İlk tecrübem olacak. Burkina Faso’daki ihtiyaç sahiplerini sevindireceğim günleri iple çekiyorum. Böyle güzel bir hizmete bulunacak olmaktan dolayı Allah’a şükrediyorum. Bu göreve seçilmeme çevrem de olumlu tepkiler verdi. Hatta kurban gözlemcisi için gittiğimi duyan bazı arkadaşlarım kurbanlarını Hasene’ye verdiler.” Mehmet Sarıoğlu (44) / Abdichter Kassel - Almanya Burkina Faso Kurban Gözlemcisi “Yıllardır bu tür kampanyalara katılırım. Bayramı ailemden uzak farklı coğrafyalarda geçirdim. İçimde bir burukluk olsa da, diğer taraftan sevinç var. Kan bağı ile değil ama inanç bağı ile akraba olduğumuz kardeşlerimizi görmeye gidiyoruz. Anne-babamızı ziyarete gider gibi, kardeşlerimizi görecekmiş gibi bir heyecan taşıyorum. Her gittiğimde bizi görünce bir şey söyleyemeyen ama sadece yüzümüze bakıp ağlayan ihtiyar amcalarla karşılaşıyorum. Yıkık duvar diplerinde, herkesten uzak, yalnız, ne olduğunu sadece kendisinin bildiği o oyunu oynayan, tozlu saçla-

rının gölgesinde kara bir çift gözle bakan, bakışı cehennemden azat ettiren, ayağı çıplak, elleri yaşına göre çokça nasırlı, rabbinden başka kimsesi olmayan o yetim çocuk aklıma geliyor.” İbrahim Doğru (35) Makina Mühendisi Brighton - İngiltere Hindistan Kurban Gözlemcisi “Allah rızası için çalışacağımdan ve bir nebze de olsa yardımda bulunacağımdan dolayı çok mutluyum. Çevremdeki tanıdıklarım benim için hayır duada bulunuyorlar.” Ruhi Gürbüz (45) / Oto tamircisi Paderborn - Almanya Kamboçya Kurban Gözlemcisi “Cenab-ı Hakka şükrediyorum, böyle güzel bir kampanyada yer alabildiğim için. Her sene kurbanımızı veriyoruz. Kurbanlarımızın oradaki insanlara nasıl ulaştığını hep merak etmişimdir. Bu sene inşallah bu merakım giderilecek. Çok heyecanlıyım ve gideceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyorum. Ailem ve çevrem, benim bu kampanyaya katılmamla birlikte kampanyayı daha çok benimsediler ve tanıttılar. %10’u Müslüman bir ülkeye gidiyorum. Kenya’ya gideceğim belli olduktan sonra, ülke ile ilgili birçok belgesel izledim, bilgi topladım.” Abdullah Orhan (25) / Satıcı Solingen - Almanya Kenya Kurban Gözlemcisi “Önceki yıllarda organize edilen kurban kampanyasına da katıldım. Daha önce Benin, Togo, Çad ve Kamerun’da bulundum. Bu sene ise Mali’de gözlemcilik yapacağım. Gittiğimiz ülkelerde açlık ve sefalet had safhada. Kimi zaman zor şartlar altında yardımları ulaştırıyoruz. Bir defasında, bulunduğumuz ülkede sel felaketi olduğu için gideceğimiz köylere sandallarla yardımı götürdüğümüzü hatırlıyorum. Ekili alanlar ve evler yok olmuştu. Umutlarını ve tüm imkanlarını kaybetmiş bir

halde bizleri karşıladılar. Bu derecede mağdur insanlara kurban yardımlarını ulaştırmamız, onlarla birlikte olmamız umut saçtı.” Bekir Şahin (50) / İşadamı Strasburg - Fransa Mali Kurban Gözlemcisi “Böyle bir kampanyaya katılacak olmak benim için gurur duyulacak bir hadise. Yapacağımız çalışma sadece yardım götürmek değil, aynı zamanda kardeşliği de pekiştiren bir çalışma. Bu kampanyaya katılacak olmamız hasebi ile çok dualar aldık. Kurban kampanyasına dönük çalışmalarda eşim başta olmak üzere, çevremin çok büyük destekleri oldu. İnsanların Hasene’ye güvenip kurbanlarını bağışlamaları çok güzel bir olay. Kiosk’una girdiğim bir Türk vatandaşının bana 9 adet kurbanını teslim ve emanet etmesi, hatıramda beni duygulandıran bir olay olarak kalacak. ” Fevzi Güler (37) / Araba satıcısı Goslar - Almanya Romanya Kurban Gözlemcisi “Allah nasip etti, böyle hayırlı bir işte bizim de payımız ve katkımız olacak inşallah. Senegal’deki yaşam şartlarını görüp, buradaki kardeşlerimize aktarma fırsatı bulabileceğim. Heyecanla birlikte tarifsiz bir sevinç içerisindeyim. Senegal’de karşılaşacağım durumları şimdiden merak ediyorum. Allah’ın yardımı ile bizlere emanet edilen kurbanları hakkıyla yerine ulaştıracağız. Çevremden birçok kişi böyle bir hizmette bulunacak olmamdan dolayı bana gıpta ettiklerini söyledi. Gençlerin kurban kampanyasına olan ilgisi beni ziyadesiyle memnun etti. ” Bilal Akçöltekin (24) / Üniversite Öğrencisi Osnabrück - Almanya Senegal Kurban Gözlemcisi “İzmitli olduğum için yardım edilmenin nasıl bir duygu olduğunu bilirim. Sierra Leone ile ilgili fotoğraf ve videolar-

dan gördüklerime göz yaşı dökerken acaba oraya vardığımda nasıl bir ruh hali içerisinde olacağım konusunda bir heyecan taşıyorum. ‘Hayra vesile olan hayır yapmış gibidir’ hadisinden yola çıkarak duygu ve heyecanımı anlatmakta zorlandığımı ifade etmek isterim. Türkiye’ye kesin dönüş öncesi böyle bir hizmette bulunacak olmam beni fazlasıyla duygulandırdı. Bana böyle bir hizmet alanı sunan Hasene Derneği’ne sonsuz teşekkür ederim. Her ne kadar bayramda yakınlarımdan ayrı olmanın hüznü olsa da, ihtiyaç sahiplerine yardım edebilecek olmanın sevinci ile yola çıkacağım. ” Ahmet Kılıç (33) / Tır şoförü Lübeck - Almanya Sierra Leone Kurban Gözlemcisi “Daha önce Uganda, Kamerun ve Çad’da hizmette bulundum. Oralarda gördüğümüz yaşam şartları bizleri şok etmişti. İnsanlar oralarda yaşam mücadelesi veriyor; bizlerin Avrupa’daki yaşamının ise lüks içerisinde olduğunu fark ettim. Daha önce gittiğim ülkelerde gördüklerim şükretmeme vesile oldu. Aza kanaat etmeyi de oradaki insanlardan öğrendik. Kurban kampanyasına tekrar katılacak olmanın memnuniyetini yaşıyorum.” Ali Eyertaş (30) Bilgisayar Mühendisi Ravensburg - Almanya Sri Lanka Kurban Gözlemcisi “Hasene Derneği’nin kurban kampanyasına ilk defa 2011’de, Gana ülke gözlemcisi olarak katıldım. Gana’da yaşadıklarımı ömür boyu unutamam. 2012 yılında ise Kenya’da yine aynı kampanya çerçevesinde bulundum. Kenya’da bir köye uğramış, oradaki çocukları şeker ve balonlarla bayram sevincini yaşamalarına vesile olmuştuk. Çocukların sevinci ve memnuniyeti zihnimde hâlâ canlı olarak yer alıyor. Bu sene ise Sırbistan Preşova’da görev yapacağız. Çevremdeki insanlar beni artık kurbanla, mazlum ve mağdurlarla özdeşleştirmeye başladı.”

Kadir Terzi (44) “Dünyanın diğer bir ucundaki muhtaç insanlara yardım götürecek olmak güzel bir duygu. Beni tanıyanlar, kurban gözlemcisi olmamdan dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler ve kurbanlarını verdiler.” Lokman Karabulutoğlu (53) Satış Elemanı Mannheim - Almanya Endonezya Kurban Gözlemcisi “Daha önce bu kampanyaya katılan arkadaşlardan bilgi edindim. Ufak da olsa bu kampanyaya bir yardımımın dokunabileceği için çok memnunum. Ailem bu kampanyaya katılmamı destekledi. Hatta çevremde, Hasene’yi daha önce duymamış olup da, kurban gözlemcisi olmamla duyan kişiler Hasene Derneği hakkında araştırma yaptılar.” Sami Öztürk (34) / Doktor İngiltere Gana Kurban Gözlemcisi “Tatlı bir heyecan şimdiden başladı diyebilirim. Kurban Kampanyası gibi kapsamlı ve hayırlı bir çalışmanın içerisinde yer almaktan dolayı ayrı bir mutluluk duyuyorum. Gözlemci olarak Kosova’ya gideceğimi ailem memnuniyetle karşıladı. Çocuklarıma Kosova’ya gideceğimi ve ne tür çalışmalar içerisinde yer alacağımı söylediğimde, onlardan ‘Baba o zaman ne duruyorsun, erkenden gitsene’ cevabını almam bana duygulu anlar yaşattı.” Celil Serçe (37) Depo görevlisi Bregenz Vorarlberg - Avusturya Kosova Kurban Gözlemcisi “Kendimi çok şanslı hissediyorum. Böyle bir kampanyada yer almak gurur verici bir şey. Allah hayırlı bir şekilde görevimizi îfa etmeyi nasip eder inşallah.” Mustafa Çetinkaya (20) / Öğrenci Hamburg - Almanya Benin Kurban Gözlemcisi


nieuws

30 haber Kısa haberler

Hollanda’da yalnızlık raporu Hollanda’da halkın yüzde 40’ı kendini yalnız hissediyor. 18 yaş üstü 370 bin kişi arasında yapılan araştırmada halkın üçte biri kendini zaman, zaman yalnız hissettiğini belirtirken, yüzde 10’luk grup da “çok yalnız” olduğunu söyledi. Araştırma Belediye Sağlık Daireleri, İstatistik Bürosu ve Devlet Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü tarafından yapıldı. İnsanlardaki yalnızlık duygusunda kişinin yaşı ile sağlık ve ekonomik durumunun önemli rol oynadığı belirlendi. 90 yaş ve üstündekilerin yüzde 65’i kendisini yalnız hissettiğini belirtti. Bu oran engelliler arasında yüzde 62, geçim sıkıntısı çekenler arasında da yüzde 34 olarak belirlendi.

Yaşlıların rahat yaşadığı ülkeler Hollanda, yaşlıların rahat bir yaşam sürebildiği ülkeler sıralamasında 4’üncü oldu. Birinci sıradaki İsveç’i, Norveç, Almanya ve Hollanda takip etti. Araştırmada gelir, sağlık, iş ve eğitim olanakları ile yaşlıların büyük sorunlar yaşayıp yaşamadıklarına bakıldı. Bazı ülkelerdeki hızlı ekonomik gelişmenin yaşlıların yaşam kalitesinin yükselmesini sağlamadığı belirlendi. Dünya genelinde 60 yaş üstü 900 milyon insanın yaşadığı ve 2050 yılına kadar bu sayının 2 milyarı aşmasının beklendiği belirtildi. Birleşmiş Milletler 1 Kasım tarihini Dünya Yaşlılar Günü ilan etmişti.

Seçenek bolluğu psikolojilerini bozuyor Sürekli bir tercih yapmak zorunda olmalarının ve seçenek bolluğunun gençlerde psikolojik sorunlara yol açtığı belirtildi. Algemeen Dagblad gazetesinin haberine göre uzmanlar, ekonomik krizin de gençlerde psikolojik destek ihtiyacını tırmandırdığı görüşündeler. Gençlerin hemen, hemen her alanda çok sayıda seçenek arasından bir tercih yapmak zorunda olduklarına işaret edilerek, seçenek bolluğunun yarattığı stresten dolayı psikolojik sorunların daha çabuk ortaya çıktığı kaydedildi. Psikolojik destek alan genç sayısının 2009’dan bu yana yılda ortalama yüzde 8,5 oranında arttığına vurgu yapıldı. Yetişkinler arasındaki artış oranının yüzde 5, 65 yaş üstü kişiler arasındaki artış oranının da yüzde 3,8 olduğu belirtildi. Büyük çoğunluğu 16-18 yaş grubunda yaklaşık 166 bin gencin psikolog ya da psikiyatr desteği aldığı ifade edildi.

Kurban bayramınızı tebrik ediyor, sağlık, huzur esenlikler diliyoruz. ------------------------------------------◄◄

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Hollanda Tarihi

Willem van Oranje (Turuncu Hanedanından Willem) 1533 - 1584

İsyankâr Bir Asilde ‘Vatanın Atası’na Birlikteliğimiz 50 yıl öncesine rastlasa da, içerisinde yaşadığımız ülkeye ve topluma olan yabancılığımız halen sürmekte. Bu sayıdan itibaren bu ülkeye, bu ülke insanlarına dair güzellikleri paylaşmaya çalışacağız. Ülkenin, tarihi, kültürü, sanatı, siyaseti, felsefesini ve bu alana katkı yapanları tanımaya, tanıtmaya çalışacağız. Bu serimizin ilk bölümünü, Hollanda Devleti’nin kurucusu ve Vatanın Atası payesi ile onurlandırılmış olan Willem van Oranje-Nassau’ya ayırdık. istifade edeceğinizi umuyor, bu bölüme katkılarınızı bekliyoruz...

H

ollanda Devleti’nin kurucusu, ‘Vatanın Atası’ payesi ile şereflendirilmiş ama bağımsız Hollanda Devleti’ni kendi gözleriyle göremeyen talihsiz bir kral: Willem van Oranje-Nassau Willem van Oranje, idareye karşı başlayan isyanın lideri konumuna gelen ve daha sonra da yeni Hollanda Devleti’nin kurucusu olarak ‘Vatanın Atası’ payesi ile şereflendirilmiş başarma hırsı olan bir asilzade idi. Fakat ona, söz konusu bağımsız devleti kendi gözleriyle görmek nasip olmadı. Willem, 1533 yılında Dillenburg Şatosu’nda (bugün Almanya sınırları içinde) dünyaya geldi. Anne ve babası, Protestan (Lüter öğretisi) mezhebine mensuptular, fakat 1544 yılında Oranje (Turuncu) Prensliği (bugün Fransa

sınırlarında) miras yoluyla Willem’e geçince, bu tarihten itibaren ‘prens’ unvanını kullanmaya hak kazanınca, V. Şarl, bu genç prensin bundan sonra Katolik inancına gore yetiştirilmesini istedi. Bu nedenle, Willem, on iki yaşından itibaren Brüksel’deki İmparatorluk sarayında yaşamaya başladı. Girdiği yeni ortamda, yeni unvanına uyumlu olacak biçimde Fransızca temelli yaşam ve davranış tarzıyla yetiştirildi. 1555 yılından itibaren Prens Turuncu (Oranje), yüksek makamlara getirilmeye başlandı. Askeri güçlerin başında komutan, Devlet Konseyi üyesi, Altın Post Cemiyeti’nin Şövalyesi, Hollanda, Zeeland ve Utrecht vilayetlerinin valisi sıfatlarıyla Aşağı Ülkeler’in nüfuzu en fazla olan asilzadelerinden biri oldu. Fakat bu arada, V. Şarl’ın halefi II. Filip ile olan mü-

nasebeti çok çabuk kötüleşti. Willem, böylece asillerden oluşan muhalefet birliğinin en önemli sözcüsü konumuna geldi. Katolikliğe karşı çıkanlara karşı alınan önlemlerin (kâfirlerin izlenmesinin, kovuşturulmasının) yumuşatılmasında ısrar etti ve ülke yönetiminde profesyonel memur sayısının artırılmasına muhalefet etti. Bu yeni memurların göreve getirilmesi, asillerin eskiden beri sahip olduğu bilinen konumlarını kaybetmeye başlamaları anlamına geliyordu. İkonoklastik isyanın yarattığı çöküşten sonra Prens Turuncu, Dilleburg’a kaçtı. 1568’den itibaren, birçok defa, Dük Alvarez (Dük Alva) rejimine son vermek amacıyla, buradan Aşağı Ülkeler’e askeri seferler düzenledi. Bu mücadelede propaganda araçlarından da (bildiri, savaş şarkıları, çizim ve

gravürlerden) yararlandı. Bu faaliyetin ürünlerinden biri, Hollanda milli marşı Wilhelmus’tur. Başlangıçta Willem’in başarısı bahsedilmeyecek kadar azdı. Ta ki 1 Nisan 1572’de Deniz Korsanları (Watergeuzen: Deniz Dilencileri) tesadüf eseri Den Briel kasabasını ele geçirdikten sonra, Toplu Ayaklanma (de Opstand) daha geniş tabanlı bir destek buldu. Beklentilerin tersine, asiler, Prens Turuncu’nun sebat ve dayanma kabiliyetinin de etkisiyle Hollanda ve Zeeland vilayetlerinde direnç gösterip tutunmaya başladılar. 1576’daki Gent Barış Anlaşması sayesinde diğer bölgelerle barış ortamını temin etmeyi başardılar. Böylece Prens Turuncu’nun (Oranje) ideali gerçek oluyor gibi göründü, yani 17 Burgondiya vilayetinin (Burgondiya’ya ait Aşağı Ülkeler’in) tek bir fe-

Stichting Yeni Çınar Cenaze Vakfı Postbus 3699, 3003 AR Rotterdam T. (010) - 471 68 47 F. (010) - 471 95 13 Mob. 06-53 639 338 (Bij spoedgeval) E-mail cinar@nifonline.nl www.nifonline.nl


het leven

yaşam 31

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

n

Anadil davası başladı Hollanda hükümetinin entegrasyonun önünde engel oluşturduğu gerekçesiyle parasal yardımı kesmesi sonucu ilköğretimde verilemeyen anadili eğitiminin tekrar okul çatısı altına dönmesini sağlamak amacıyla devlet hakkında açılan davanın ilk duruşması Lahey’de görüldü. Hollanda Türkiyeli İşçiler Birliği (HTİB), Avrupa Akdeniz Göç ve Gelişmeler Merkezi (EMECMO), Türk Danışma ve Eğitim Vakfı (SIOT) tarafından açılan, başta Türkler olmak üzere ülkedeki tüm azınlıkları da yakından ilgilendiren dava öncesi Lahey Adliye Sarayı önünde küçük çaplı bir gösteri düzenlendi. Adliye Sarayı önünde toplanan grup, “Kültürümüzü öğrenmek ve anlamak istiyoruz”, “Kültür için anadil eğitim şart” yazıları bulunan pankartlar açtı. 2 saat süren duruşmada Türk hukukçular Fadime Kılıç ile Nazmi Türkkol, anadili derslerinin tekrar Hollanda eğitim müfredatına alınması gerektiğini ve azınlıkların bu haklarıyla

odal yönetim altında toplanması ve dinsel farklılıkların hoşgörü temelinde çözümlenmesi. Fakat yeni birlik maalesef uzun sürmedi.

latinghe) ile yanıt verdi. İki yazının da içeriği aynıydı: Direnmelerinde haklıydılar, çünkü kral despotça hareket ediyordu.

1580’de II. Filip, Prens Willem van Oranje’nin başına ödül koydu. Willem buna bir savunma yazısıyla (Apologie) ve ayaklanan vilayetlerin Genel Meclisleri de (Staten-Generaal) Ayrılma Bildirgesi (Plakkaat van Ver-

Temmuz 1584’te Katolik Balthasar Gerards, tabanca kurşunuyla Willem van Oranje’nin yaşamına son verdi. Yaşarken hiçbir sonuç elde edememiş gibi gözükse de, ayaklanan vilayetlerin, Prens Turuncu’nun ölümünden 25

Doğuş haber

«

Yukarıdaki sayacın gösterdiği rakam, 5 Ekim 2013 itibariyle İstatistik Bürosunun kayıtlarına göre Hollanda nüfusunu göstermekte.

Hafta sonlarına nazaran hafta içinde, kış aylarına göre yazları daha çok doğum oluyor. Ekonominin iyi işlediği, geleceğe güvenle bakıldığı zamanlarda da doğum artışı gözleniyor. Hollanda nüfusunda günde ortalama 80 kişilik bir artış olduğu gözleniyor. Her gün ortalama 480 çocuk doğuyor. Ve yine ortalama olarak 380 in-

san ölüyor. Hollanda, günlük olarak ortalama 425 göç alırken, 395 insan Hollanda dışına göç ediyor. Nüfus artışındaki temponun sürekli değişmesinden dolayı, günlük net bir sayı belirlemek hemen hemen imkansızken, yıl bazında günlük 130 kişinin artışı gözlenmekte. Bu konudaki gelişmeleri ve detaylı rakamları ‘statline’ sitesinden takip edebilirsiniz. Hollanda’nın aktif nüfus sayımı, Belediye Kişi Temel Kayıt Verilerine göre yapılıyor. Belediye, bu bilgileri direkt

Duruşmada Hollanda tarafı anadil eğitiminin entegrasyona engel olduğu ve bu nedenle parasal yardımın durdurulduğu görüşünü savundu. Lahey Mahkemesi konuyla ilgili kararını 13 Kasım tarihinde açıklayacak. Konunun parlamentonun alt kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi’nde de gündeme alınmasını sağlamak amacıyla başlatılan ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun desteklediği kampanyada 50 bin imza toplandı. İmzalar yakında meclise sunulacak.

-----------------------------------------◄◄

yıldan az bir süre sonra, kendinden emin bir cumhuriyete dönüştükleri ve Willem van Oranje’yi bu yeni devletin kurucusu olarak kabul ettikleri gerçeği ortaya çıkmıştır.

Hollanda nüfusu istikrarlı büyüyor... 16.813.837 Nüfus artışı her zaman aynı tempoda sürmüyor. Günlük, aylık ve yıllık olarak değişim gösteriyor.

ilgili Hollanda’nın da imzaladığı çok sayıda uluslararası sözleşmenin bulunduğunu anlattılar. HTİB Başkanı Mustafa Ayrancı, davadan olumlu sonuç çıkmaması halinde konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacaklarını belirtti.

Parasız saadet olmaz mı? Sosyal Kültürel Planlama Bürosu verilerine göre vatandaşlar, ekonomi ve kendi cebine girecek paranın azalmasını, entegrasyon, güvenlik veya yasa dışı suçlardan daha fazla önemsiyor. Sosyal Kültürel Planlama Bürosu (SCP) tarafından yapılan bir açıklamada 2008 yılında patlak veren ekonomik krizden bu yana ilk kez vatandaşlar ekonomiyi sosyal sorunlardan daha önemli görmeye başladı.

olarak Merkezi istatistik Bürosu’na ulaştırıyor. Bu uygulama da, nüfusun tamamını yansıtmıyor olabilir. Belediye Nüfus Kayıt Bölümü’ne zamanında kayıt yapılmayanlar, sınır dışı edilen ilticacılar, kaçak durumda olup sonradan oturum müsaadesi alanlar kesin bilgiye ulaşmayı engelliyor. Son olarak da CBS, Belediyeden aldığı bilgileri güncelleştirmede geciktiriyor ve sayımı tahmini yapıyor olabilir.

SCP tarafından yapılan ve sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklanan ankete göre halkın yüzde 47’si Hollanda ekonomisi için “yeterli” cevabını erirken yüzde 55’i “önümüzdeki aylarda bu durumun daha da kötüye gideceğini” yüzde 29’u ise kendi “hane ekonomisinin kötüleşeceğini” düşünmekte. Buna karşı her beş kişiden dördü ise şuanda kendi ekonomisinin yerine olduğunu belirtiyor.

-----------------------------------------◄◄

Hangisi daha önemli? Vatandaşların yüzde 19’u Hollan-

da ekonomisinin ülkenin en büyük sorunu olduğunu düşünürken, yüzde 16’lık bir kesim toplumsal meselelerin liste başında olduğunu belirtmekte. Bunun arkasından gelen konular ise şu şekilde sıralanmakta: siyasete ve yönetime olan güven, yüzde 12, sağlık ve yaşlıların bakımı, yüzde 10 ve istihdam yüzde 8. Sürekli olarak her çeyrekte yapılan, SCP Vatandaş Bakış Açısı Araştırmasında ortaya çıkan sonuçlar, vatandaşın 80’lerin başında olduğu gibi ekonomik sorunları ülkenin en büyük ve çabuk çözüm bulunması gereken konuların başında gördüğünü de ortaya koymuş durumda. Hükümete güven SCP verilerine göre, hükümete ve siyasete olan güven giderek azalmaya devam ediyor. Vatandaşların yüzde 39’u hükümete “yeterli” düzeyde güvendiğini belirtirken, yüzde 45’i meclise güvendiğini kaydetti. AB üyeliğini destekleyenlerin oranı yüzde 40, buna karşı olanların oranı ise yüzde 28 oldu.

-----------------------------------------◄◄


Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, esenlikler diliyoruz...

Spaanse polder ve Ijsselmonde şubelerimiz pazar günleri saat 13:00 - 17:00 arası açıktır. Acil durumlar için bize 06-543 110 96’dan ulaşabilirsiniz. Groothandel Zoetermeer Edisonstraat 125 2723 RT Zoetermeer Tel: 010-342 28 85

Spaanse Polder Linschotenstraat 74 3044 AW Rotterdam Tel: 010-485 43 30 Fax: 010-415 00 99

Delfshaven Nieuwe Binnenweg 421 3023 EM Rotterdam Tel: 010-276 30 04 Fax: 010-244 75 26

Afrikaanderplein Pretorialaan 50A 3072 EP Rotterdam Tel: 010-485 77 54 Fax: 010-486 50 33

Waalhaven Sluisjesdijk 86 3087 AJ Rotterdam Tel: 010-294 02 40 Fax: 010-429 99 40

Vlaardingen George Stephensonweg 19 3133 KJ Vlaardingen Tel: 010-434 60 14 Fax: 010-434 50 58

Ijsselmonde Ridderkerkstraat 41 3076 JT Rotterdam Tel: 010-291 74 68 Fax: 010-291 74 69

Kralingen Crooswijk Jonker Fransstraat 84-86 3031 AW Rotterdam Tel: 010-411 11 95 Fax: 010-411 98 00

Breda Boschstraat 110 4811 GK Breda Tel: 076-520 93 53 Fax: 076-514 98 23

Dordrecht Van Oldenbarneveltplein 14 3317 EP Dordrecht Tel: 078-651 52 53 Fax: 078-618 40 76

Schiedam Van Berckenrodestraat 17 3029 AT Rotterdam Tel: 010-473 47 46 Fax: 010-473 86 08

Ridderkerk Mandenmakerstraat 17B 2984 AS Ridderkerk Tel: 0180-48 77 88

aod

Auto Onderdelen Depot Nederland

Free-Parts

Yedek parça ithalatı ve BENELUX bölgesine dagıtımı


meningen

görüşler 33

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Muştular Raşit Bal rasit.bal@inholland.nl

Ibn Ghaldoun’ a veda Hollanda’nın tek İslami lisesi kapanıyor. Kapanma süreci oldukça karmaşık. Organize boyutu var. Eğitim boyutu var. Dinî boyutu var; Hollanda toplumunun Müslümanlara alışık olmaması, yani göçmenlik, boyutu var. Keşke, bunların hepsinin tartışılabileceği bir platform olsa da konuşulsa… Tartışma olmazsa, doğruyu bulmakta oldukça zor oluyor. Ya da “doğru”, bir kaç kişinin ‘buldukları’ ile aynı oluyor. Amsterdam’daki ‘İslami’ lise kapandı, nedenini kolektif olarak bilmiyoruz. Ibn Ghaldoun lisesinin kapanıyor ve bunun nedenini de bilemeyeceğiz. Münferit açıklamalar hariç. Bu yazı da öyle bir şey işte… Lisenin açılmasında gayreti hiç kimse tarafından inkâr edilmeyen kişi hiç kuşkusuz, eski başkanlardan Kasım. Naas’dır. En az beş sene mücadele etti. Okulu açtıktan sonrada, okulu kendi ‘çocuğu’ gibi ‘koruması’ altına aldı. Herkesten sakındı. O belirledi, neyin, nasıl ve ne zaman yapılacağını. Diğer insanlar ise, onun araçları oldu. Ona itaat etmeyenleri uzaklaştırdı. Okulun konumu ‘kırılgandı’ ve herkes onun dediğini yapmalı idi. Daha sonrakilerde benzer bir yöntem takip ettiler. Belki, çevreye karşı (bunlar genelde medya, belediye, müfettişlik, diğer okullar) güçlü olmak istediler ve gücü ‘sadakatte’ aradılar. Tartışmanın kendilerini ve okulu zayıflatacağını düşündüler. “Fitne” dediler, “yeteri kadar düşmanlarımız var zaten, birde siz uğraştırmayın” dediler ve kendi içinde tartışmaya imkân vermediler. ‘Sadakati’ yeterli bildiler. Bu durumda, herkes, öğretmenler ve müdürler idarenin ‘talimatı’ ile hareket eder oldular. Halbuki, ‘talimatla’ hareket edilen yerde ‘kalite’ oluşmaz. Hele profesyonel olan birisinin (ki öğ-

retmenler ve idareciler profesyoneldirler) talimatla iş yapması, kendisini intihar etmesidir. Yaptığı işten ne zevk alır ne de netice. Pasifleşir ve talimatı bekler. Profesyonel bir kurum uzun süre böyle idare edilirse, sahip olduğu profesyonel donanımı tüketir ve geriye ‘iş çıkartamayan’ bir kadro kalır. Bu aşamadan sonra, tartışmak pek anlamlıda da değildir. Benim şahsi gözlemim. Ibn Ghaldoun lisesinin sorumlu kişileri daha yakın zamana kadar, belki de kapanma kararı verilene kadar böyle düşünüyorlardı. “Aman tartışma açmayın, işlerimizi karıştırmayın, okulu kurtarmak için son gayretlerimizi harcıyoruz, siz bizi destekleyin yeter” dediler. Halbuki, Amsterdam İslam Koleji(ICA) benzer gerekçelerle kapandı. Orada da ‘küçük’ bir grup, böyle karmaşık bir konuda, kendilerini yeterli gördüler. ‘İslam’ın dediğini uygula, gerisini Allah’a bırak’ anlayışıyla Hareket ettiler. İlişkiler gerildi, sürekli kendilerini yeterli gördüler. Etkin çözümler üretmediler. Amsterdam’daki cemaatler okuldan soğudu ve yabancılaştı. Okulun, kalitesi düştü, onlar kedilerini hep yeterli gördüler. Öğrenci sayısı iyice düştü, Müslümanların çoğunluğu, “Bizim bu okulla bir alakamız yok” dediler, ama okulun sorumluları, ‘Bizim dediklerimiz doğrudur, çünkü biz İslam’ın dediğini yapıyoruz’ dediler. Ve okul kapandı; idareciler “Müslüman olduğumuz için kapatıldık, yeniden açalım” dediler. Ibn Ghaldoun’un idarecileri de, aynı süreci yaşadılar. Amsterdam’daki lisenin kapanması Ibn Ghaldoun için bir şansa dönüşebilirdi. Onların, ‘yanlışları’ (bilinseydi), Ibn Ghaldoun lisesinin ‘doğruları’ olsa idi, yola devam et-

mesi için ciddi bir şansı olabilirdi. Ama maalesef. Burada da, küçük bir grup, kendisini kapattı ve kendi ürettikleri çözümleri yeterli gördü. Kendilerini ‘müstağni’ bildiler… Ve okul kapanıyor. Okulun kapanması belli olduktan sonra bir grup veli ve okulun açılmasında çok emeği geçen okulun ilk başkanı olan K. Naas, ‘Pauw en Wiiteman’ adlı televizyon programına çıktı. Yanlarında birde milletvekili vardı. Program sunucusu hem K. Naas’a hem de velilere “Müfettişin raporu doğru mu, okulun kalitesi bu kadar düşük mü, sizce niçin kapanıyor okulunuz?” diye sordular. Bu soruya hem Naas ve hem de veliler cevap vermek yerine, ‘Bunlar bizim başımıza Müslüman olduğumuz için geliyor, okulumuzu da ‘İslami’ kimliğinden dolayı kapatıyorlar’ dediler. Katılımcılar bu soruyu bir kaç defa tekrar ettiler ama nafile, ‘bizimkiler’ hep aynı şekilde, ‘Ibn Ghaldoun İslami bir okul olduğu için kapatılıyor’ diye cevap verdiler. Halbuki bu, açık ve seçik saçma bir açıklamadır. Kandırmaya ve manipülasyona yönelik bir ifadedir. Sanki asıl nedenleri ve sorumluları korumak ve hedef saptırmaya yönelik bir açıklama gibi. Okulun kapanması İslami oluşundan olsa idi Ibn Ghaldoun’u açtırmazlardı. Bu okulu Müslümanlar açabilsin diye, Hollanda meclisi kanun değişikliği yaptı. Bu kanun değişikliği K. Naas’ın bir başarısıdır. Halen Hollanda meclisinde, bakanlıklarda ve bölge meclislerinde, Hollanda’daki Müslümanların kendi dinleri ile uyumlu eğitim veren okulların açılmasını isteyen büyük bir kesim var. Mevcut kanunlar, cari politikalar ve uygulamalar bu yönde. Sadece, aşırı sağcılarla sosyalist parti karşı

çıkmaktadırlar. Fakat nasıl oluyor da, K. Naas böyle yalan söylüyor da, bir çok veli de buna kanıyor? Bunun açıklaması belli. Önceki idarenin sorumluluğu altında okul açıldı ve bütün gayretlere rağmen, hedeflenen başarı sağlanamadı. Özellikle idare, gecesini gündüz yaptı, her sene bir müdür değiştirdi ama netice alamadı. Başkan, diktatör oldu, kurallar koydu, talimatlar verdi, imamları işe aldı, okulda çalışan öğretmenleri hep ‘takva’ Müslümanlardan seçti. Hepsi de gayret ettiler, hatta hafta sonları dahi çalıştılar. Önceki müdür (iki oğlu da imtihan sorularını çalmaktan tutuklandılar) hafta sonları ailesi ile okulda yattı. Ama yine netice alamadı. Kalite düştü. Para bitti. Öğrenci sayısı azaldı. Şimdi, idare çıkıp da ne diyecek?!. “Konferans ve toplantılar düzenleyelim de problemin nerede olduğunu bulalım mı” diyecek? Hata bende diyebilir mi? Bu iş ‘ehliyet’ işi imiş, ve ‘emanet ehline verilmeli imiş’ diyebilir mi? Yani, kendi sorumluluğunu üstlenebilir mi? Elbette hayır. Televizyona çıkıp ne diyecek? Tabii ki ‘uçuk ve irrasyonel’ bir şeyler söyleyecek. Ancak bu oldukça garip açıklamanın faturası da var. Şöyle ki: Netice ortada. Okul kapanıyor. Okulun idaresi, bir takım veliler bu konuda söz söyleyenler diyorlar ki “Müslüman olduğumuz için bu başımıza geliyor, bizi istemiyorlar”. Hollanda’daki kamuoyu ise okulun kapanmasını ‘kalitenin yetersizliğine, öğrenci sayısının azlığına ve hem de okulun kendi öğrencileri tarafından soyulmasına’ bağlıyorlar. Bizimkiler, ‘Müslüman olduğumuzdan dolayı kapatılıyoruz’ diyorlar, onlar ise, ‘Müslüman olduğunuzdan dolayı kalitesizsiniz, beceremiyorsunuz’ di-

yorlar. Okulun kapanmasını İslam’la/ Müslümanlıkla açıklarsan, başkası da (müfettiş değil) ‘kalitesizliği’ İslam’a bağlar. Bu mantığı ilk yürüten sensin. Şimdi size soruyorum: İslam’ın ve Müslümanların konumunu zayıflatmak için ilk adımı atan kimdir? Maalesef, yine fatura ‘İslam’a çıkartılıyor. Halbuki, problem belli. Başkan bu iş için ehil değildi, sahip olduğu sadece uzun bir sakal ve bir miktarda ‘takva’ idi. Zamanla, başkanın ‘ehil olmayışı’ ve ‘takva vurgusu’ okulun her tarafına yayıldı. “Emaneti ehline vermezseniz’ kıyameti bekleyin” diyor peygamberimiz. Ibn Ghaldoun’un kıyameti geldi işte. Tabii ki kopacak. Ne bir saat ileri ne de bir saat geri. Ancak, burada ve bu gibi durumlarda ‘emaneti ehline kim verecek’? Sanki bunun yolu yok gibi geliyor bana. Hele ki, bunu deneyen ‘fitneci’ olursa, iyi niyetle yapılanlar, hemen Müslümanlara ‘düşmanlık’ şeklinde anlaşılırsa. Halbuki, durum belli. Pratik ve pek çok ‘ehil’ olanın katkısı zorunlu. Bir kişinin donanımı da yeterli değil. Yani, çözüm için geniş katılım lazım. Herkesin katkısını istemek, çözüme ortak etmek, bunun için ortam hazırlamak ve çaba sarf etmek artık ‘ehil’ olmanın bir yönü ve yolu oldu. Sorumlu olanın, konumuna mal olsa dahi. Şeffaf bir platformda ve şeffaf bir şekilde. Bunu yapabilirler mi Müslümanlar? Bilemiyorum. ◄◄


Kurban Bayram覺n覺z覺 tebrik ediyor, esenlikler diliyoruz... 379,-

nu 999,-

Boxerbed Wolga incl. bodem wit/zwart 140x200cm ook in maten 160/180x200cm leverbaar!

Hoogslaper Dico mat zwart, incl. bodem, bureau, kast en trap aan de zijkant 90x200cm.

Beste service

Gratis bezorgd

179,-

199,-

Stapelbed Sandra incl. bodems 90x200cm splitsen mogelijk!

Slaapkamer Rita compleet (2m kast, bed 160x200cm, 2 nachtkastjes, kommode met spiegel)

Wandkast Joly compleet zoals afgebeeld (zonder accessoires en tafel) 300cm

gratis gelegd en d! gratis gemonteer om 1000 m showro

Boxerbed Diamant incl. bodem wit/zwart 140x200cm ook in maat 160x200cm leverbaar.

199,-

1099,-

Duizenden tapijt op voorraad

p. m

2,99

Sura Woninginrichting Nieuwe Binnenweg 355 B 3023 EJ Rotterdam

Duizenden vinyl op voorraad

p. m

Honderden laminaat soorten op voorraad

2,99

Meer info: www.surameubel.nl info@surameubel.nl (010) - 477 29 34

p. m

4,99


leven & religie

yaşam ve inanç 35

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013

Kurban; verebildiğin kadardır Allah’a yakın olmak Bir hadise göre insan Rabbine yaklaşabilir. Bunun yolu da öncelikle Allah’ın emrettiği şeyleri (farzları) samimiyetle yapması, ya da yasakladığı şeyleri sırf O hoşlanmadığı için yapmamasıdır. Bu farzlara nafileler eklenince Allah’a olan yakınlık ve O’nun böyle kullara olan sevgisi ve yardımı artar da artar. (Buhârî, Rikak/38 no: 6502) Allah’a yakınlık hiç bir zaman mekan açısından düşünülmez. Zira Allah (cc) zamandan ve mekandan münezzehtir. Burada Allah’a yakınlıktan maksat O’nun lütfuna ve keremine, affına ve bağışlamasına, rızasına ve sevgisine, ikramına ve nimetlerine yakın olmak, yani layık olmak, O’nu her an yanında hissetmek, O’na karşı sorumluluk bilinciyle yaşayabilmektir. Kimileri Allah’a yaklaşmak için O’nun öğrettiği yolları bırakıp kendilerine göre başka metodlar denerler. (Zümer 39/3) Allah’ı bırakıp onun dışında uydurma tanrılara ibadet edenlerin gerekçesi de kendilerine göre uzakta olan bir İlaha, onlar aracılığıyla yaklaşmakmış. Halbuki Allah (cc) insana kendisinden daha yakındır. (Kaf 50/16) Buradaki sorun, Allah’ın yakın veya uzak oluşu değil, insanın O’na yaklaşma çabası, O’nu algılama biçimidir. Allah’ı hakkıyla takdir edemeyenler, elbette O’nunla ilgili her konuda yanılırlar, yanlış yaparlar. Kurban ve Allah’a yaklaşma Kurban kavramı, Arapçadaki (yakınlık

Kurban ibadetinde şu hikmet gizlidir: Bir insanın Allah’a yakınlığı dünyalıklara yakınlığı ile ters orantılıdır. Kim dünyayı Allah’tan çok severse o Allah’tan uzaklaşır. Kim de Allah’ı dünya ve içindekilerden daha çok severse Allah’a yakınlığı artar.

anlamına gelen) ‘karuba/kurbet’’ten ‘fu’lan’ vezninde bir kelimedir. ‘Karu-be’ sözlükte, uzaklığın zıddı olarak mekân, zaman, nisbet, mesafe, ilgi ve kök/asıl açısından yakınlaşmayı ifade eder. (R. el-Isfehânî, el-Müfredât, s: 601) Hadislerde de Allah’a yaklaşmak aynı fiille anlatılıyor. Peygamber (sav); “Allah (cc) kul için, onun Allah’ı nasıl düşündüğü gibidir” buyuruyor. O Allah’ı hatırlarsa, Allah da onu hatırlar (Bekara 2/152). Kim Allah’a yakın olursa, Allah ona ondan daha yakın olur diye haber veriyor. (Buharî, Tevhid/15 no: 7405, 50 no: 7536. Müslim, Zikr/1 no: 6805, Tevbe/1 no: 6952) Kurban, İslam’da esasen her türlü ibadet, dua ve zikir kulu Allah’a yaklaştırır. Bilinen ‘kurban kesme ibadeti’ne aynı mananın yüklenmesi; onun ciddi bir sunum, önemli bir bağış, derin bir sorumluluk bilinci ve Hz. İbrahim’in (as) fedakârlığını sembolize etmesindendir. İslâm fıkhına göre ‘kurban’; şekli ve zamanı belli bir hayvanın feda edilmesiyle yerine getirilen ve Allah’a yakınlık kazandıran bir ibadettir. Kurban ibadeti ulvî bir amaca ulaşmak için, geçici ve fâni ve aynı zamanda da asıl sahibinden insana emanet edilen varlık’ın, dünyalıkların bir kısmından vazgeçebilmeyi anlatır. Burada insan kesinlikle iki tercih arasında değildir. Yani Allah (cc) kuluna, “Ya ben, ya malın” demiyor. “Malının tümünü benim için bırakmıyorsan bana yakın olamazsın” demiyor. Sanki şöyle diyor: “Sana verdiklerimden bir kısmını zekât, sadaka, infak veya kurban olarak vermeye, bir kısmından benim için vazgeçmeye hazır mısın? O zaman gönlünden koptuğu kadar vazgeç, yani Allah yolunda ver. O zaman bana yakınlık kazanabilirsin”. Kurban ibadetinde şu hikmet gizlidir: Bir insanın Allah’a yakınlığı dünyalıklara yakınlığı ile ters orantılıdır. Kim dünyayı Allah’tan çok severse o Allah’tan uzaklaşır. Kim de Allah’ı dünya ve içindekilerden daha çok severse Allah’a yakınlığı artar. Bu ibadet Allah’ı sevme iddiasının isbatı, Allah’a yakınlığı gerçekleştiren fedakârlıktır. Kurban bir taraftan Allah’a yaklaşma

vesilesi, diğer taraftan da Allah için en sevilen şeylerden vazgeçebilmeyi sembolize eder. Kurbanların etleri veya kanları değil, samimiyeti (takvası) Allah’a ulaşır. Türkçe’de ‘kurban’ kelimesi biraz da feda etmeyi, feda olmayı, vazgeçmeyi, vermeyi anlatır. Türkçe’de “kurban olmak”, “kurban vermek”, kurban almak” gibi tabirler vardır. Çok sevdiğimiz birisi için “sana kurban olurum” demek, senin için her şeyi, hatta kendimi bile feda ederim demektir. Demek ki kurbanın aslı fedakârlık yapabilmektir. Kurban ibadetinde üç önemli şey daha var: 1-Müslüman kurban ibadetiyle mülk’ün (sahip olunan her şey’in) Allah’a ait olduğunu itiraf eder, bunu kendi nefsine ve çevresine bir daha duyurur. 2-Mü’min kurbanla, varlık hiyerarşisindeki yerini ve haddini bir daha hatırlar. O bir insandır, insanın da bu kainat düzeni içerisinde belli bir yeri ve görevleri vardır. “Kendi sınırını bilen, başkalarına ait sınırlara daha çok dikkat eder” düşüncesinden hareketle sınırını aşıp zalim olmaz. 3-Kurban ibadeti Müslümana Allah’a ait mülkten insan olarak, O’nun izniyle ve O’nun adıyla istifade edebilmeyi hatırlatır. Bundan dolayı o kurbanı Allah için ve O’nun adıyla “bismillahi allahu ekber” diyerek keser. O’nun yolunda infak ederken de O’nun rızası için ve besmele ile verir. Hz. Adem’in çocuklarının kurban adama olayını anlatan âyette (Mâide 5/27) hem kurban ibadetin ilk örneğini, hem de bu ibadetin arka planındaki hikmeti görüyoruz. Bu âyet kurbandaki ‘takva bilincine’ özellikle vurgu yapıyor. Buradaki vurgu ile Hacc/37. âyet arasında bir bağlantı vardır. Bu âyete göre kesilen kurbanların etleri veya kanları değil, hakkıyla ibadet eden kulların

Hikmet Pınarı Hüseyin Kerim Ece kerimece@hotmail.com

samimiyeti (takvası) Allah’a ulaşır. Allah (cc) etlere değil kuldaki niyete ve samimiyete değer verir. Her iki kardeşin neye kuvvetli bir biçimde bağlı olduklarını ortaya koyan ölçü Allah’a adadıkları ‘kurban’ idi. Kurban adama denemesi, kimin neye daha kuvvetle bağlı olduğunu, neye ve kime daha yakın durduğunu, kim için nelerden vazgeçilebileceğini gösteriyor. Öyleyse kurban; yani Allah’a yaklaşma sebebi; kulun Rabbi için vazgeçebildiğidir, O’nun yoluna verebildiğidir. Kurban bayramında kesilen kurbanlık hayvanlar buna sadece bir vesiledir, bir semboldür. Allah için vazgeçilen, verilen, infak edilen, fi-sebîlillah harcanan, insanın yüreğinde sakladığı, değer verdiği şeylerdir. Asıl bunlardan vermek fedakârlıktır, takvaya daha uygundur, babayiğitliktir. Kurban ibadetinin tipik örneği Hz. İbrahim’ in (as) oğlu İsmail ile denenmesi olayıdır. (Saffat 37/102-108) Burada gerçek bir mü’minin en sevdiği şeyi, kalbinin en müstesna köşesinde sakladığı en değerli şeyi; daha çok sevdiği, varlığın asıl sahibi Allah (cc) yolunda feda edebilmesini, ondan içinde hiç bir burukluk olmadan vazgeçebilmesini, buna ek olarak da vazgeçtiği zaman kavuşabileceği ecri, şerefi, ulvi makamları görmekteyiz. İnanan kimse en sevdiği, ya da

kavuşmak için derin istek duyduğu şeye kavuşabilmek için sevdiğini feda etmesi gerekir. İbrahim (as) İsmailine tam kavuşabilmek için onu Allah için feda etmeyi göze almıştı. Kurbanla ilgili âyetler, bilinçli şekilde kurban kesmeyi ve ihsan sahibi olmayı öne çıkarıyorlar. Kurban Müslümanlığın sembollerindendir. Bu sembollere saygı, Müslümandaki takva ve ihsan bilincinin sonucudur. (Maide 5/2. Hac 22/36-37) Takva bilincinin Allah’a yakın olmakla güçleneceğini, ya da insanın ancak takva bilinci ile Rabbine daha yakın olabileceğini, O’nu yakınında daha diri, daha güçlü, daha içten hissedebileceğini ekleyelim. ◄◄


Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, esenlikler diliyoruz...

Devren kiralık Oto Garajı 300 metrekareye sahip olan, 2 köprü ve 2 kantoru bulunan oto garajı devren kiralıktır... Rotterdam’ın en işlek yerinde bulunan tamirhaneyi kiralamak isteyenler aşağıdaki iletişim bilgilerinden bize ulaşabilirler...

DADAŞIM AUTOBEDRIJF

Grafstoomstraat 33, 3044 AN Rotterdam

Tel. 06-14 50 68 58


Bayramınızı tebrik ediyor, esenlikler diliyoruz...

» Software problemen in Windows verhelpen » Componenten in uw computer vervangen bij upgrade » Randapparatuur installeren & configureren » Installeren van compleet ADSL of kabel internet pakket » (UPC, KPN, Telfort, Ziggo enz.) » Volledig thuisnetwerk installeren incl. backup functies » Draadloos internet installeren of hulp bij storingen/klachten » Antivirus Software » DATA Recovery » Online Backup » LCD en Plasma TV reparatie » Saratech PC Service geeft support aan alle versies van Microsoft: Windows 98/ME/2000/XP Vista/Windows 7 en Windows 8

SARATECH ICT Klarendalseweg 17, 6822 GA Arnhem Tel. +31 649 77 76 78 E-mail info@saratech.nl www.saratech.nl

spooeedd VVoooorr sp kkuunntt uu /7 bbeelllleenn!! 2244/7 78 76 77 76 49 77 06 06 -- 49

78


ons pagina

38 bizim sayfa

Söz sizde A2 karayolunda soygun var, sakın o yolu kurulanmayın!

Bir ay içerisinde bu yol güzergahında 1000 euro’ya yakın bir ceza kesildi bana. Hız limitine dikkat etmeme rağmen, böyle bir kumpasa nasıl düştüm anlayamadım. Daha sonra basına yansıyan şu bilgilerden sonra ne dolaplar döndüğünü anladım ama olan bizim 1000 Euro’muza oldu. Asgari ücretle geçimini temin eden biri olarak bu ağır ceza şimdiden omuzlarıma bir yük gibi bindi. Vaktinde ödenmediğinde cezalar iki katına çıkıyor, bir kez daha ödeyemezsen, bittiğinin resmini çiziyorlar. Gazetelere yansıyan haber aynen şöyleydi: “Bölüm kontrolü (Trajectcontrole) bahanesiyle ülke insanına kumpas kurarak soyup soğana çeviren Hollanda Hükûmeti, Temmuz ayında başlattığı kontrollerde, aşırı hız nedeniyle toplam 336 bin ceza kesti. Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında 2.8 milyon ceza kesildi. Geçen yıl bu aylarda kesilen ceza miktarı 2.6 milyon euro idi. Kırmızı ışıktan geçme cezası, park cezası ve trafik kurallar ihlalinden dolayı da bu yaz boyunca 3.4 milyon euro’luk ceza kesildi. Trafik cezalarında hedef 1,07 milyar II. Rutte kabinesinin trafik cezalarında bu yılki hedefi 1,07 milyar euro. Güvenlik ve Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda, bu yıl ceza toplamında 2012 yılına göre yüzde 30 oranında bir artış beklendiği kaydedildi. Ocak-Mayıs döneminde 330 milyon euro tutarında toplam 3,7 milyon adet ceza kesildiği ve bunun bir yıl öncesi aynı döneme göre bir milyonluk artışa eşit olduğu belirtildi. “Vatandaş inek gibi sağılıyor” Hollanda Karayolları danışma ve Ulaşım Yardımı Kurumu (ANWB) ile polis sendikaları ACP, ANPV ve NPB, hükümetin nispeten güvenli karayollarında hız kontrolleri yaptırmak suretiyle sürücüleri ‘inek gibi sağdıkları’ için kızgın olduklarını söylüyorlar. ANWB ve polis sendikaları yaptıkları ortak açıklamada II. Rutte Hükûmetinin bu trafik cezası furyasına bir son vermesini istediler. ANWB ve polis sendikaları, sorunun saatte 130 kilometreye çıkarılan yeni maksimum hız sınırının belirsizliğinden kaynaklandığı ve neden başlayıp nerede bittiğinin belli olmadığı görüşü savundular. ANWB sözcüsü Ad Vonk, “Nerede saatte kaç kilometre hızla araç kullanacağı şaşırtılmış birçok insan var’’ dedi. NPB Federal Polis memurları sendikası, polislerin ‘vergi toplayıcısı’ konumuna düşürülerek aşağılandıklarını söyledi.”

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 183/184 - 2013

Tebrik Taziye Şifa dileği Abonelerimizden ve Seatsking BV’in sahibi Sevgili Abdurrahman Yazır’ın kıymetli validesi

Ümmühan Yazır’ ın vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet, başta Abdurrahman Yazır olmak üzere bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz… Abonelerimizden ve Yılmaz Finans BV’in sahibi Sevgili Metin Yılmaz’ın değerli babası

Zeki Yılmaz ’ın vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, başta Metin Yılmaz olmak üzere bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz… Abonelerimizden ve Jasmijn Wonen sahiplerinden Sevgili Mihrali Şentürk’ün kıymetli validesi

Suna Şentürk ’ün

vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet, başta Mihrali Şentürk olmak üzere bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz… Abonelerimizden ve ICM Watersysteem sahibi Mehmet Ali Kıran’ın sevgili babası

Cemal Kıran ’ın

vefatını teessürle ö��renmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, başta Mehmet Ali Kıran olmak üzere bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz Abonelerimizden Sevgili Hüzeyfe Turan’ın sevgili sevgili babası Kaffar Turan’ın vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, başta Hüzeyfe Turan olmak üzere bütün aile, eş-dost tanıdıklara sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz Tebrik Abonelerimizden, Sancak B.V sahibi ve HOTİAD Başkanı Sevgili Hikmet ve Müesser Gürcüoğlu’nun mahdumu Refik ile Halil ve Hüsniye İpek’in kerimesi Havva, 28 Eylül 2013 tarihinde düzenlenen görkemli bir merasimle dünya evine girdiler. Gürcüoğlu ve İpek ailelerini tebrik ediyor, Havva ve Refik’ i kutluyor, iki cihan saadeti diliyoruz.

Tebrik Abonelerimizden Sevgili A. Kadir ve Nermin Ayıran’ın mahdumu Emre ile İsmail ve Seher Kaya’nın kerîmesi Derya, 28 Eylül 2013 tarihinde düzenlenen bir düğün töreniyle dünya evine girdiler. Ayıran ve Kaya ailelerini tebrik ediyor, Emre ve Derya’yı kutluyor, mutluluklar diliyoruz. Tebrik Hoş Geldiniz Bebekler! Yaşama sırası sende… Abonelerimizden Sevgili Nurhani ve Gülsüm Turan’ın Akif ve Ekrem adlarını verdikleri ikiz çocukları dünyaya gelmiştir. Turan ailesini tebrik ediyor, Akif ve Ekrem’e hoş geldin’ diyor, adına yaraşır, hayırlı bir ömürler diliyoruz… Tebrik Hoş Geldiniz Bebekler! Yaşama sırası sende… Doğuş emektarlarından ve halen Ekin Dergisi Haber Dairesi Müdürü Sevgili Mehmet Ali Topcu’nun Abdullah Enes ve Ahmet Akif adlarını verdikleri ikiz çocukları dünyaya gelmiştir. Topcu ailesini tebrik ediyor, Abdullah Enes ve Ahmet Akif’e ‘hoş geldin’ diyor, adına yaraşır, hayırlı bir ömürler diliyoruz…

Şimdi bu kadar aykırı ses yükselirken, benim sessiz kalmam beklenilemezdi… Ben de avazım çıktığı kadar bağırıyor ve diyorum ki, “Lütfen vatandaşı sağmal inek gibi görmekten vaz geçin. Devlet kasasına giren bu gibi paralardan hayır çıkmaz. Suçluyu elbette cezalandır ama, suçlunun suçunun bedelini halka ödettirme. Tabii ki sürücüler olarak bizler de bu kumpasa gelmekten sakınalım ve daha dikkatli olalım”.

Uitgever/Sahibi Stichting Dogus/Doğuş Vakfı Hoofdredacteur/Yayın Yönetmeni Adnan Şahin Eindredacteur/Yazı İşleri Müdürü Zeynel Abidin Kılıç Art Directeurs/Görsel Düzenleme Hamza Gök, Osman Akın Advertenties/İlan- Reklam Servisi dogus@dogus.nl Mob. 06-43 85 74 32 Afdeling Nieuws en Tips/Haber Dairesi Mustafa Uyanık Abonnement / Abone Servisi dogus@dogus.nl Oplage/Tiraj 12.000 Verspreiding/Dağıtım Alanı Landelijk/Hollanda Geneli Adres Strevelsweg 700 unit 413, 3083 AS Rotterdam Tel. (010) 471 68 47 Fax (010) 471 95 13 / Mob. 06-43 85 74 32 E-mail dogus@dogus.nl Website www.dogus.nl Ingezonden artikelen vallen niet onder de redactionele verantwoordelijkheid. Alle auteursrechten van deze uitgave worden uitdrukkelijk voorbehouden. Druk/Baskı Wegener

MACHTIGINGSKAART

Doğuş is een maandelijks informatieblad in het Turks en af en toe Nederlands o.a. kunst, cultuur, politiek, educatie, wetenschap, literatuur en filosofie.

Abone Ondergetekende verleent hierbij tot wederopzegging aan de STICHTING DOGUS (Dogus) om van zijn/haar hierondergenoemde (giro-)rekening het bedrag af te schrijven voor jaarlijksabonnement maandblad Dogus. (Abonesi olduğum Doğuş gazetesi için, bağlı olduğu Doğuş Vakfı'na aşağıda belirtilen abone ücretin banka hesap numaramdan çekilmesi için yetki vererek bu formu imzalıyorum. Tenzij ik mijn abonnement schriftelijk opzeg, zal mijn abonnement automatisch 1 jaar verlengd zijn en de kosten hiervan van mijn bank of girorekening afgeschreven worden. (Aboneliğim yazılı olarak iptal edilmediği sürece, abone sürem 1 yıl otomatik olarak uzatılmış olur.

Over te schrijven / stortingsbedrag: € (abone ücreti)

2 9 ,-

Giro of bankrekening: (banka numarası)

Naam en Voorletters: (Adınız ve Soyadınız)........................................................................................................................ Adres:................................................................................ Geb. datum: (Doğum tarihi)........................................ Telefoon:..........................................................................

Colofon

Bu formu doldurduktan sonra mektup zarfına Postcode: (Posta kodu)............................................................ uygun pulu yapıştırıp posta ile aşağıdaki adresimize Woonplaats: (Şehir).................................................................. gönderiniz: Maandblad Dogus afd. abonnementen Datum: (Tarih)............................................................................ Strevelsweg 700 unit 413 3083 AS Rotterdam

E-mail:............................................................................... Handtekening: (İmza)..............................................................


puzzels - raadsels

bilmece - bulmaca 39

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 183/184 - 2013 2 KASIM 2008 PAZAR

Çengel bulmaca

4 Kare bulmaca 3

Çengel bulmaca Alttaki sanatç›m›z

Kum tafl›

Bitkiye yeflilli¤i veren madde

Hademe

Kar›fl›k renkli 2

Ses yitimi Saymaca

Bir tarafa atma

Da¤ selvisi

10

Do¤u Anadolu'da bir ›rmak

Bir soruna bak›fl biçimi

Etçil Birdenbire

Fiyat

Ya¤hane

Kars'ta ki tarihi harabelik Allah'a (cc) kulluk etme

‹talya'da yanarda¤

Büyük kay›k

Nil mavisi Tesir Bafll›ca içece¤imiz

Ac›kl› Geri karfl›t› 8

Bir sinir hastal›¤›

Tasdik etme

Leyle¤e benzer bir kufl

Bafllangݍta yer alan

Anlam, mana

Yüz k›zart›c› olay

Gezici tiyatro toplulu¤u Binek hayvan›

Kans›zl›k hastal›¤›

Dereden tepeden konuflma

Halk›n afla¤› tabakas›

Akci¤erin patolojik sesi

‹lâç, deva

Bir nota

Çift, ikiz

Gümüflün simgesi

Rütbe, derece

At›n eflkin yürüyüflü

Bir nota

Hollanda plakas›

Tek hücreli canl›

Kuran'da bir sure

Macera Germen mitolojisinde bir dev

Afrika'da bir ülke Bilgisayar ve daktilonun yaz›m yeri

Bir jimnastik arac›

Sevinç ünlemi

Ekip Boksta yenilgi

Padiflah

3

Döfleme, taban

Kesici alet k›l›f›

Sanat Yay ile at›lan çubuk

Kuram, nazariye

Görkem, heybet

Bir fleye düflkünlük

Millet Erzurum'un bir ilçesi

4

ABD (‹ng. K›saltma)

Piyangodan ç›kan para

14

Kraliçe

‹kiyüzlülük

Manisa lâlesi

Kal›ml› olmayan, ölümlü

1

‹ri bir deniz memelisi

Aksama, aksakl›k

Üstteki flairimiz

Eziyet

Hafif esen rüzgâr

Duvardaki tu¤la s›ras›

Dantel

Temelsiz, as›ls›z söz

Genel kültür...

Küçük bitki

Sanat

Çok i¤neli bal›k oltas›

Fikir

FAZIL HÜSNÜ DA⁄LARCA

Salg›n hastal›k

Kabaca evet Familya

Arap alfabesinde bir harf

Nijer'in baflkenti Dost, arkadafl

Küçük bitki

Ve Saire (k›sa)

‹syan eden

Favori

Bir besin maddesi

Evrensel al›c› kan grubu

Bir çeflit çiriflli bez

fiey

Kemalpafla'n›n eski ad› Uzaklaflma Ünlü bestecimiz

ZEUGMA

Teklif Bir filmin yaz›l› metni

5

S›k dokunmufl patiska

Uçaklar ya da gemiler toplulu¤u

Avc› kulübesi

Otlak, mera

Hay›r anlam›nda ünlem

Elâz›¤'›n eski ad›

Tellürün simgesi Papa¤ana benzeyen bir kufl Parlakl›k (E. Dil)

O¤uz Türklerinin bir boyu Baston

Mersin'in bir ilçesi

A¤abey

Yemek

Tören

Helyumun simgesi

Yer çatla¤›

Samsun'un merkez ilçesi

Zeybek

Yeryüzü parças›

Urlar› inceleyen bilim

Sonuca ba¤lanmam›fl

Tarlada kalm›fl köklü sap

Suriye baflkenti

Dernek toplant› yeri

‹ri bir papa¤an türü

Zab›t Sa¤l›k kontrolü

Güç, kudret

Tasa, keder

6

Durum, vaziyet

Yapma, etme Kenar süsü Züppe

Nota durak iflareti Ortadaki antik kent

Kalori

Bir kemik hastal›¤› 9

Bir Afrika ülkesi

Bir Güney Amerika ülkesi Plastik de¤nek

Yayla evi Bir nota

Tembih sözü

Avuç içi

Dirgen, yaba

Büyük çuval

Kalsiyumun simgesi

7

Dünyan›n uydusu Araba oku

Gidilecek yol üzerinde olmayan

Boks yap›lan minder

Olmam›fl meyve 13

A¤›rl›¤› eflit olan

Büyük pulluk Bencil

Küçük manyat a¤›

fiart edat›

Bir meyve Üzeri balmumu kapl› Hollanda peyniri

KKTC'de sorunlu bölge

Bilgili, görgülü, kâmil

Alay iflareti

‹pekli kumafl türü

Nikelin simgesi

Güzel kokulu kahve

Oldukça

Az miktarda

14

13

12

11

11 9

7

6

5

4

3

2

1

fi‹FRE KEL‹ME

Türk Mal› (k›sa)

10

F.S. Mehmed'in yapt›rd›¤› tersane

Vatan

Motor güç birimi

Beyaz Eski Türklerde hakan

8

12

Hararet

Koca

Geleneksel

‹yice yanm›fl kömür, odun parças›

Cetvel türü

Keçeden yap›lm›fl kal›n kumafl

Hat›ra

Gizli tutulan fley Yass› bir bal›k

GENEL KÜLTÜR SORULARININ DOĞRU CEVAPLARI

AL‹YE RONA

Tedavi etmek

1- 46 adet * 2- Botanik * 3- Caz Şarkıcısı * 4- Akce * 5- Hurma * 6- Kazan * 7- Bayern Münih * 8- Hirfanlı barajı * 9- Turnike * 10- Garnitür * 11- Sapanca Gölü * 12- Marşandiz * 13- Karaciğer * 14- Akciğer * 15Pinara * 16- Concorde * 17- Köroğlu * 18- Kaşeksi * 19- Descartes * 20- Dördüncü Mehmet 21- Üç dalda * 22- Lökasit * 23- Hoşap kalesi * 24- Şahkulu ayaklanması * 25- 1908 * 26- Elbistan ovası * 27- Panzehir. *

Bir renk

Mevsimlerden biri

Bir say›

1- İnsan hücrelerinde kaç adet kromozon bulunur? 2- Eski adı “Nebatat” olan ve bitkileri inceleyen bilim dalına ne ad verilir? 3- Sinema tarihinde ilk sesli film hangisidir? 4- Osmanlı İmparatorluğun da kullanılan para birimi hangisidir? 5- Ata sporumuz cirit’te kullanılan sopaların yapıldığı ağaç hangisidir? 6- Tataristan’ın başkenti neresidir? 7- Futbol da Avrupa Şampiyon kulüpler kupasını 1974, 1975 ve 1976’ da üst üste üç kez kazanan Alman takımının adı nedir? 8- Kırşehir ilinde yer alan barajımızın adı nedir? 9- Basketbol da, üç adım’ın diğer adı nedir? 10- Asıl yemeğin yanında süsleyici olarak kullanılan sebze türünden yiyeceklere ne ad verilir? 11- Sakarya ilindeki gölümüzün adı nedir? 12- Yük treni’nin daha çok bilinen karşılığı nedir? 13- İnsan vücudundaki en küçük iç organ hangisidir? 14- Eski dilde, Rie ve Şüş de denen organımızın adı nedir? 15- Fethiye yakınlarındaki antik kentin adı nedir? 16- Saatte 2333 kilometre hız yapabilen ve sesi aşan, İngiliz-Fıransız ortak yapımı, ilk yolcu uçağının adı nedir? 17- Asıl adı Ruşen Ali olan ve Bolu Beyi ile yaptığı kavga ve atışmalarla ünlü, Türk Halk hikayesi kahramanı kimdir? 18- Aşırı zayıflığa tıpta ne ad verilmektedir? 19- Düşünüyorum, öyleyse varım... Sözünün sahibi filozof kimdir? 20- Avcı Mehmet olarak da bilinen Osmanlı Padişahı, kaçıncı Mehmet’tir? 21 - Eskrim sporu kaç dalda yapılmaktadır? 22 - Akyuvarın diğer adı nedir ? 23 - Van ilimizde 1643‘de Süleyman Paşa tarafından yaptırılan ünlü kalenin adı nedir? 24 - 1511’de Şii Türkmen aşiretlerinin, Osmanlı devletine karşı başlattığı ayaklanmanın adı nedir? 25 - 1918 yılında sona eren İkinci Meşrutiyet, hangi yıl ilan edilmiştir? 26 - Kahramanmaraş ilinde bulunan, Doğu Anadolu bölgemizin önemli ovalarından biri olan ovanın adı nedir? 27 - Zehirlenmelerde zehrin vücuttaki etkisini kırarak yayılmasını önleyen, zehirlenmeyi önce durdurup sonrada ortadan kaldıran, eski dildeki tanımı: TİRYAK olan maddenin adı nedir?

Sudoku Geçen sayının cevapları 6 9 2 7 1 8 3 4 5

1 4 5 2 6 3 8 7 9

7 3 8 9 4 5 2 6 1

2 6 3 5 9 4 7 1 8

8 5 9 1 3 7 4 2 6

4 7 1 8 2 6 5 9 3

3 2 6 4 8 1 9 5 7

9 1 7 3 5 2 6 8 4

5 8 4 6 7 9 1 3 2

1 7 2 9 3 4 8 5 6

5 4 8 6 7 2 9 3 1

6 3 9 1 5 8 7 4 2

7 8 1 3 4 5 2 6 9

4 6 5 2 9 1 3 7 8

2 9 3 7 8 6 4 1 5

9 5 4 8 6 7 1 2 3

3 1 6 4 2 9 5 8 7

8 2 7 5 1 3 6 9 4

9 8 1 2 6 7 3 4 5

4 3 7 1 8 5 6 9 2

5 6 2 9 4 3 8 7 1

6 1 4 3 2 9 7 5 8

3 5 8 7 1 4 2 6 9

7 2 9 8 5 6 1 3 4

1 9 3 4 7 8 5 2 6

2 4 5 6 3 1 9 8 7

8 7 6 5 9 2 4 1 3

6

5 9

4 1

1 7

2 9

9 6 2 1

2

8 2

8

4 9

5 3 9 8

2

2

5 4

9 6

2

5 8

9 5

9 1

7

2

3 2

3

1 7

6 9

4

9 7 9 8

8

5

5

5 1 3 6

3

2 7

1 7 8

4

5 2 3

2 5

4

6

8 9

2 3

4

3 8

9

7 3 9 5 8

1 6 3


“Kesilen kurbanların etleri de, kanları da Allah’a ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır...” (Hac suresi, 22:37)

Kurban

allah’a yakınlaşmak, mazlumlarla paylaşmaktır. Kurban bedeli

100 €

*

Kurban Kampanyası 31.08. – 13.10.2013 tarİhlerİ arasında yürütüleceKtİr. *

Tüm masraflar kurban bedeline dahildir.

banKa bİlgİlerİ

İrtİbat

Hesap Sahibi: Banka: Amaç:

STICHTING IGMG HASENE NL ABN AMRO Kurban 2013, [Adresiniz]

STICHTING IGMG HASENE NL Strevelsweg 700 Unit 413 l 3083 AS Rotterdam

IBAN: BIC:

NL72ABNA0407566783 ABNANL2A

T K. Nl +31 626 21 07 61 G. Nl +31 630 35 76 0 kurban@hasene.org

www.hasene.org

/haseneorg

Mazlum ve Mağdurlar İçin El Ele. CMYK:100,0,100,0 - HKS:HKS 54 - PANTONE:347 EC - PANTONE solid coated: 355 C


184