Issuu on Google+

İÇİNDEKİLER: Proje Özeti Rotamız Endüstri Toplumu ve Bisiklet Bağımlı Yolcu Kavramı Neden Bisiklet? Proje Faaliyetleri Teşekkür Yazısı


PROJE ÖZETİ Bir ulaşım aracı olarak bisiklet, bilindiği gibi kas gücüyle hareket eder ve minimum enerjiyle maksimum fayda ve mesafe kaydedilmesini sağlar . Demokrasilerde düşük enerji tüketimi esastır. Çok fazla enerji tüketmek ve teknolojinin pahalı olması -hatta fiyatı olması biletoplumda sınıflar yaratır ve bu insanın doğasına aykırıdır. Katılımcı demokrasi düşük enerjili bir teknolojiyi gerektirir ve özgür insanlar verimli toplumsal ilişkiler yolunda ancak bir bisiklet hızıyla hareket etmelidirler. Eğer çevre bilimciler metabolik olmayan gücün çevreyi kirlettiği konusunda haklıysa, belirli bir eşiğin ötesinde mekanik gücün çevreyi mahvetmesi kaçınılmazdır. Yüksek enerji kullanımının sebep olduğu toplumsal çözülme eşiği, enerji dönüşümünün fiziki yıkıma sebep olduğu eşikten bağımsızdır. Bugün dünyadaki petrol tüketiminin 48%’ i ulaşım sektöründen, sera etkisi yapan karbondioksit salınımının en az 28%’ i ulaşım araçlarından, bunun 8%4 ü de karayolu ulaşımından kaynaklanmaktadır. Bu oranlar ulaşım araçlarının çevre üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğunu göstermektdir. Amacımız, ulaşımda, özellikle de karayolu ulaşımında çevreye herhangi bir zarar vermeyen bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak, bireysel aktiviteyi arttırmak, dolayısıyla bireysel etkinliği ve katılımcı demokrasiyi desteklemek olacaktır. Hedefimiz bisikletle şehirler arası ve ülkeler arası olarak Haziran ve Eylül 2012 tarihleri arasında Türkiye’ den başlayarak sırasıyla İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal’ de bulunmak, bir ulaşım aracı olarak bisiklete dikkat çekmek ve her anlamda tüketici haline gelmiş olan topluma alternatif bir ulaşım aracı olarak bisikleti hatırlatmak, mevcut bulunan bisiklet algısını farklılaştırarak geliştirmektir.


Rota Planı Türkiye ● ● ● ●

Eskişehir - Ankara 230 km tren yolculuğu Ankara - Kars 1000 km (Doğu Ekspresi) Kars - Doğubayazıt 200 km Doğubayazıt - Gürbulak Sınır kapısı 30 km

İran ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ●

29 Haziran - 24 Temmuz 2012

Gürbulak Sınır Kapısı - Showt 90 km Showt - Qarahziyaeddin 65 km Qarahziyaeddin - Marand 105 km Marand - Tabriz 75 km Tabriz - Ahar 105 km Ahar - Meshkin Shahr 65 km Meshkin Shahr - Ardabil 100 km Ardabil - Astara 80 km Astara Talishi 75 km Talishi - Bandar Anzali 80 km Bandar Anzali - Astareh (Astarehye Astrafiyeh) 65 km Astareh - Tonekabon 100 km Tonekabon - Chalus 50 km Chalus - Tehran 120 km Tehran - Kerman 1000 km (Intercity Express) Kerman - Bam 185 km (Intercity) Bam - Zahedan 500 km (Otobüs)

Pakistan ● ●

25 Haziran 2012

24 Temmuz - 3 Ağustos 2012

Zahedan - Taftan Sınır Kapısı - Quetta, polis eskortuyla 650 km Quetta - Lahore 1000 km (Quetta Express)

Hindistan ● ● ● ● ● ●

Bhanu Chak Sınır Kapısı - Amritsar 30 km Amritsar - Jlandhar 85 km Jalandhar - Ludhiana 50 km Ludhiana - Ambala City 110 km Ambala City - Sharanpur 100 km Sharanpur - Muzaffarnagar 60 km

3 - 31 Ağustos 2012


● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ● ●

Muzaffarnagar - Meerut 60 km Meerut - New Delhi 70 km New Delhi - Bulandshahr 80 km Bulanshahr - Aligarh 70 km Aligarh - Etah 70 km Etah - Bewar 75 km Bewar - Kannauj 70 km Kannauj - Kanpur 80 km Kanpur - Lucknow 80 km Lucknow - Ayodhya 130 km Ayodhya - Gorakhpur 130 km Gorakhpur - Bhairahawa 100 km

Nepal ● ●

1

1 - 10 Eylül 2012

Bhairahawa - Butwal 30 km Kathmandu 300 km1

Dönüş, zaman kısıtlılığı açısından tamamen trenle gerçekleştirilecektir. Belirtilen yerler ve tarihler tahmini olarak hesaplanmıştır. Gidiş - dönüş 13200 km olup 4 ülke, yüzlerce şehir, köy ve kasaba bisikletle geçilecektir. Hayati tehlike bulunan yerler daha güvenli olması açısından polis eskortu ve trenle geçilecektir.


ENDÜSTRİ TOPLUMU ve BİSİKLET Demokrasilerde düşük enerji tüketimi esastır. Çok fazla enerji tüketmek ve teknolojinin pahalı olması -hatta fiyatı olması bile- toplumda sınıflar yaratır ve bu insanın doğasına aykırıdır. Özgür olarak nitelendirebileceğimiz insanlar sosyal ilişkilerini geliştirebilmek için en fazla bir bisikletin hızında hareket etmek zorundadırlar. Bu tüketim, insanların ihtiyacı olduğunu düşündüğü önceden belirlenmiş veya onlara dayatılmış kıstaslar altında oluşturulur. Günümüzde neredeyse bütün toplumlarda vardır ve bu seviyeye gelmesi yine toplum tarafından sağlanmıştır. Teknoloji, ne yazık ki kaçınılmaz bir şekilde sınıfsal ayrım içerir. Bunun en basit örneği trafikte gördüğümüz yüksek teknoloji ürünü otomobillerdir. Endüstri, daha çok satmak için sınıf çatışmasını körüklemekte ve insanların ihtiyaçlarına müdahale etmektedir. İnsanlara tek bir görüş dayatılır. O da: “Acı içinde, birilerinin kölesi olarak doğan insanın efendi olmayı öğrenmesi gerektiğidir.”

İnsanlar hemen hemen eşit derecede hareket kabiliyetine sahip olarak doğarlar. Doğal yetenekleri her insana istediği herhangi bir yere özgürce gidebilme imkânını vermiştir. Yolculuğa ayrılan zaman mümkün olduğu kadar yolcuya ait olabilmelidir. Motorlu taşımacılığın hızı, kişinin kendisinin yaptığı transit yolculuğa tabi olacak şekilde sınırlandırabilirse, trafiğe en elverişli olan ulaşım sistemi geliştirilmiş olacaktır. Genellikle gözden kaçırılan, enerji ve eşitliğin birlikte ancak bir noktaya kadar gelişebileceği


gerçeği. Eğer çevre bilimciler metabolik olmayan gücün çevreyi kirlettiği konusunda haklıysa, belirli bir eşiğin ötesinde mekanik gücün çevreyi mahvetmesi kaçınılmazdır. Yüksek enerji kullanımının sebep olduğu toplumsal çözülme eşiği, enerji dönüşümünün fiziki yıkıma sebep olduğu eşikten bağımsızdır. Beygir gücü olarak ifade edilirse, şüphesiz ikincisi daha düşüktür. Ülkeler artık toplumsal çöküş tehlikesinin sebebinin ne petrol kıtlığı, ne de mevcut enerjinin çevreyi kirleten müsrifçe ve akılcı olmayan bir şekilde kullanılması olmadığını; bu tehdidin, sanayilerin çoğu insanları alçaltan, yoksunlaştıran ve hüsrana uğratan enerji miktarını topluma dayatmasından kaynaklandığını görmelidir. Fakir bir ülke, daha dikkatli idare edilen daha fazla enerjinin her zaman daha fazla insan için daha fazla ürün ortaya çıkaracağı yönündeki öğretiyi kabullenir kabullenmez, maksimum sanayi ürünlerine köleleşme yarışına düşmüş olur. Fakir ülkeler enerjiye olan bağımlılıklarını artırarak sefaletlerini modernleştirmeyi seçtiklerinde, kaçınılmaz olarak akılcı teknoloji seçiminden vazgeçiyorlar. Katılımcı demokrasi düşük enerjili bir teknolojiyi gerektirir ve özgür insanlar verimli toplumsal ilişkiler yolunda ancak bir bisiklet hızıyla hareket etmelidirler. İnsanoğlu fiziksel ve kültürel olarak kozmik hücresiyle (niche) birlikte gelişmiştir. Hayvanlar için “çevre” olan şeyi, o, “evi” yapmayı öğrenmiştir. Onun benlik imgesi, tamamlayıcı olarak kendi hareket hızına ayarlı bir hayat-mekân ve bir hayat-zamanı gerektirir. Eğer bu ilişki insanların hareketinden ziyade motorlu araçların hızına göre düzenlenirse, “mimar insan” yalnızca her gün işten eve gelip giden birisi konumuna indirgenmiş olur. Enerji tüketiminde belirli bir eşik aşıldığında, ulaştırma sanayii toplumsal mekanların düzenlenmesini kontrol altına alıyor. Karayolları genişleyerek komşular arasına sınırlar koyuyor ve tarlaları çiftçilerin yürüyemeyeceği kadar uzağa atıyor. Ambulanslar klinikleri, hasta bir çocuğun taşınabileceği birkaç kilometrenin ötesine götürüyor. Doktorlar artık eve gelmiyor, zira araçlar hasta olunabilecek en iyi yere bir hastane konduruyor.

BAĞIMLI YOLCU KAVRAMI Ulaştırma sanayinin ürünü, “bağımlı yolcu” dur. O herkesin hala kendi gücüyle hareket ettiği bir dünyadan zorla çekilip alınmıştır. Bağımlı yolcu, ona her gün içinde bulunduğu alanın çapından veya çevresinden çok daha fazla alanları katettiren arabalara, trenlere, asansörlere, metrolara başvurmasından kaynaklanan çileden çıkarıcı zaman kıtlığının bilincindedir. Ayakları yerden kesilmiştir onun. İster metroda ister jet uçağında gitsin , kendisini başkalarından daha zavallı ve daha yavaş hisseder. Trafiğin sinir bozuculuğundan kurtulan ayrıcalıklı azınlığın sahip olduğu kestirme yollara içerler. İşe gelip giderken bindiği trenin tarifesinden karnına kramplar girerse, bir araba düşler. Trafiğin yoğun olduğu saatlerde yorulursa, trafiğe rağmen hızla araba kullanan kapitalisti kıskanır. Arabasının benzinini kendi cebinden ödemek zorunda kalırsa, şirket filolarının yöne ticilerinin benzin faturasını şirket namına aldıklarını ve kiralık arabayı masraf olarak gider gösterdiklerini çok iyi bilir. Bağımlı yolcu, artan eşitsizliğin, zaman azlığının ve kişisel güçsüzlüğün yanıltıcı gailesine tutulmuştur; ama bu çıkmazdan kurtulmak için aynı şeyden, yani ulaşımla daha fazla trafik istemekten başka yol göremez. Araçların, yolların ve tarifelerin tasarımında teknik değişiklikleri bekler ya da kamu otoritesinin kontrolünde hızlı toplu taşımacılığı gerçekleştirecek bir devrimi ümit eder. Her iki durumda da daha iyi bir geleceğe taşınmanın fiyatını hiç hesap edemez. Bilet ücreti veya vergi olarak faturayı ödeyecek olanın yine kendisi olduğunu unutur...

“Yolcu, hızla içinden geçtiği ama dokunamadığı manzarayı memleketi olarak görmeye başlamıştır. Onun için bir araya gelmek artık aynı araçta seyahat etmek anlamındadır.”


Bir toplumda ulaşımla ilgili bileşik zaman harcanması, birkaç kişinin hızlı yolculukla elde ettiği zaman tasarrufundan çok daha hızlı bir oranda büyüyor. Ulaştırma imkanlarının varlığı sayesinde trafik sınırsız bir şekilde ağırlaşıyor. Kritik bir eşiğin ötesinde, insanları taşıma amacıyla kurulan sanayi kompleksinin ürünleri, bir topluma tasarruf ettiği zamandan fazlasına mal oluyor. Az sayıda bir insan topluluğunun hızının marjinal faydasındaki bir artış, bedel olarak, bu hızlanmanın büyük çoğunluk için marjinal zararının artmasına yol açıyor.

Kritik bir hızın ötesinde, hiç kimse bir başkasının zararına olmaksızın zamanı tasarruf edemez. Hızlı bir araçta yer almak için hak talep eden birisi, kendi zamanının daha yavaş bir araçta seyahat eden bir başkasınınkinden daha kıymetli olduğunu iddia ediyor demektir. Belirli bir hızın ötesinde, yolcular başka insanların zamanını tüketmeye başlarlar ve hızlandırılmış araçlar, insan ömrünün net transferinin bir aracı haline gelir. Transferin derecesi hızın miktarıyla ölçülür. Bu zaman gaspı geride kalanların yağmalanmasına sebep olur. Bunlar çoğunluğu teşkil ettiğinden, böbrek diyalizinde veya organ naklinde olduğundan daha genel mahiyette ahlakî sorunlar ortaya çıkıyor. Belirli bir hızın ötesinde, motorlar yalnızca kendilerinin kısaltabileceği uzaklıkları peydahlıyorlar, uzaklıkları herkes için oluşturuyor ancak çok az sayıda kişi için kısaltıyorlar. Güncel bir örnek vermek gerekirse İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi’ nin feribot seferlerinde uygulamaya koyduğu “Öncelikli Geçiş Tarifesi” ni ele alalım. Tatil günleri ve bayramlarda oluşan kilometrelercelik kuyruklara bir şerit ayırıp oradan ekstra yirmi lira vereni geçirerek eşitsizliğe sebep oluyor. Zengin olan beklemesin diye fakir çoğunluk çok daha fazla beklemeye mahkum ediliyor. Yüksek teknoloji ve konfor için bütün insanlar çalışırken bunlar


sadece çok küçük bir kısma sunuluyor. Üstelik ulaştırmanın gizli maliyetlerinden de kimse bahsetmiyor. Trafik akışına uygun alanlarda yaşamanın yüksek kirası; veya bu alanları araçların neden olduğu gürültü ve kirlilikten, ölüm ve sakatlanma tehlikesinden korumanın maliyeti gibi çok derinlerde yatan maliyetlerin ölçüsü bilinmiyor. Bir toplumun ulaşıma harcadığı zaman, o toplumun sahip olduğu en hızlı kamu aracının hızına orantılı olarak artıyor. Ulaşım yetersizliği sorunu giderek, birisinin ancak diğerinin kaybetmesi sayesinde kazandığı “sıfıra sıfır” oyununa dönüşmeye yüz tutmaktadır. Böyle bir sorun olsa olsa “Mahkumların İkilemi” çözümüne fırsat tanır (Prisoner’ s Dilemma). “İki arkadaş cinayetle suçlanmaktadır. Savcı onlara şu öneri de bulunur: Biri itirafta bulunur ve fakat diğeri itiraf etmeze, itiraf eden hemen salıverilecek, diğeri ise 20 yıla mahkum edilecektir. Hiç biri itirafta bulunmazsa her ikisi de bir iki ay içinde serbest kalacaklardır. Buna karşılık ikisi de itiraf ederlerse, her biri 15 yıl hüküm giyecektir. Birbirleriyle görüşmeleri yasaklanmış olduğu için diğer tutuklunun itiraf edip etmediğini bilememektedirler. Bu durumda itiraf etmek, itiraf edenin yararına olmakla beraber, her ikisi birden yalnız kendi yararını düşünüp itirafta bulunurlarsa 15 yılı yiyeceklerdir.”

“Ulaşımın tekelinde bir dünyada yaşamayı kabullenen bir yolcu, uzunluk ve şeklini artık kontrol edemediği mesafelerin taciz edilen ve taşıyabileceğinden fazlasını yüklenmiş bir tüketicisi haline gelir.”


Yüz yıl önce bilya icat edildi ve sürtünme katsayısını bin kat azalttı. İnsanoğlu bugün artık atasının bir haftada öğüttüğü buğdayı iki neolitik değirmen taşının arasında güzelce ayar edilmiş bir bilyayı kullanarak bir günde öğütebiliyor. Bilya, bisikletin icadını da sağladı; ve büyük neolitik icatların muhtemelen sonuncusu olan tekerleğin kendi gücüyle harekette kullanılmasını mümkün kıldı. ● İnsanoğlu herhangi bir aletten yardım görmeden verimli bir şekilde hareket edebilir. Vücut ağırlığının 1 gramını 10 dakikada 1 km’den fazla taşımak için 0.75 kalori sarf eder. Ayaklarıyla hareket eden insan termodinamik açıdan birçok hayvandan ve motorlu taşıttan daha verimlidir. Ağırlığına göre, hareket halindeyken sıçan ve öküzden daha çok, at ve mersin balığından daha az iş ortaya çıkartır. İnsanoğlu bu verimlilik oranı sayesinde yerleşik olmuş ve dünya tarihini gerçekleştirmiştir. Bu verimlilikle köylü toplumlar zaman bütçelerinin %5’inden, göçebe toplumlar ise %8’inden daha azını evlerinin veya çadırlarının dışında harcar. ● Bisiklet üzerindeki insan, yayalardan 3-4 kat daha hızlı hareket etmesine rağmen 5 kat daha az enerji harcar. Yalnızca 0.15 kalori harcayarak vücut ağırlığının 1 gramını düz bir yolda 1 km’den fazla taşıyabilir. Bisiklet, hareketin özdirencine insanın metabolik enerjisini en uygun şekilde aktaran iletim sistemidir. Bu aletle mücehhez bir insan, bütün makineler bir yana, diğer bütün hayvanları da verimlilikte geride bırakır. ● Bisiklet yalnızca termodinamik açıdan verimli değil, ayrıca ucuz bir ulaşım aracıdır. Çok daha düşük maaşlı olan Çinliler, bir Amerikalının modası geçmiş bir araba satın almak için çalıştığı sürenin küçük bir kısmıyla dayanıklı bir bisiklet edinebilirler. Bisiklet trafiğini


kolaylaştırmak için gereken kamu hizmeti maliyetinin yüksek hız elde etmek için gereken altyapı maliyetine oranı, iki sistemde kullanılan araçların fiyat oranından daha da azdır. Bisikletli sistemde, mühendisler tarafından tasarlanmış yollara ancak bazı yoğun trafik noktalarında ihtiyaç duyulur.

Ayrıca, asfalt yollardan uzakta yaşayan insanlar, otomobil veya trene bağımlılıkları halinde olduğu gibi otomatik olarak izole edilmezler. Bisiklet, yürünemeyecek yollara saptırmadan insanın menzilini genişletir. İnsan, bisikletini süremediği yerlerde çoğu zaman itebilir. Bisiklet çok az yer kaplar. Bir arabanın park ettiği alana 18 bisiklet park edilebilir. Bir arabanın kapladığı alanda 30 bisiklet hareket edebilir. 40 000 kişiyi 1 saatte bir köprüden karşıya trenle geçirmek için 3, otobüsle geçirmek için 4, arabayla geçirmek için 12 şeride ihtiyaç varken bisikletle geçirmek için yalnızca 2 şeride ihtiyaç vardır. Bütün bu araçlar arasında yalnızca bisiklet insanların bir kapıdan diğer kapıya yürümeden gidebilmesini mümkün kılar. Bisikletçi, içine hapsolduğu yeni alanlar yaratmaksızın gitmek istediği yere ulaşabilir. Bisiklet, insanların sınırlı olan enerji, zaman ve mekânı aşırı şekilde tüketmeden daha hızlı hareket edebilmelerini sağlar. Bisiklet kullananlar her bir kilometre için daha az zaman harcar ve yine de her yıl daha fazla yol kateder; başkalarının planları, enerjileri ve mekânları üzerinde lüzumsuz taleplerde bulunmadan teknolojik yeniliklerden faydalanabilir; diğer insanların yollarını engellemeden kendi hareketlerinin efendisi olurlar. Araçları, yalnızca, kendi kendine karşılayabileceği türden talepler yaratır. Motorlu hızdaki her artış, zaman ve mekân üzerinde yeni talepler yaratır. Bisiklet kullanımı ise kendi kendini sınırlar. Bisiklet, insanların kendilerine miras kalan doğal dengeyi bozmadan hayat mekânları ve hayat zamanları arasında, çevreleriyle kendi varoluşları arasında yeni bir ilişkinin doğmasına imkân tanır. Kendi gücünü kullanmaya dayanan bir ulaşım sisteminin avantajları açıktır ama yok sayılmaktadır. Trafiğin hızlandıkça iyileşeceği iddiası hiçbir zaman ispat edilememiştir. Trafiği hızlandırmayı teklif edenler, insanlara bunun bedelini ödetmeden önce iddialarını destekleyecek delilleri ortaya koymaya çalışmalıdır.

Ülkemizden bisiklet ile ilgili istatistik verecek olursak, biz ulaşımımızın 90%’ ını karayolu, 4.7%’ sini demiryolu, 2.8%’ ini ise deniz yolu ile gerçekleştiririz. 1973 yılında motorlu araçların


34.8%’ ini otomobiller oluştururken bu oran 2002 yılında 53.7%’ ye yükselmiştir. İstanbul’ da otomobillerin 88.1%’ i hususi, 11.5%’ u ticari ve 0.4%’ ü resmi araçtır. Bu araçların hususi amaçlara yönelik kullanım oranı 98.5%’ dur. Trafik kazalarının 54%’ üne doğrudan otomobiller sebep olmaktadır. Dünyadaki petrol tüketiminin 48%’ i ulaşım sektöründen, sera etkisi yapan karbon salınımının 28%’ i ulaşım araçlarından oluşmaktadır. Ve bu ulaşımın 84%’ ü karayolu ile gerçekleştirilmektedir. Ülkemizdeki bu istatistiklere bakılırsa biz de bisiklete gerektiği önemi vermeyen, sanayileşmeye çalışan “fakir ülke” grubuna giriyoruz.

Amerika Birleşik Devletleri, toplam enerjisinin 45-25%’ ini araçları üretmek, yürütmek ve onların yürümesi, uçması ve park etmesi için gereken yolları açmak için harcamaktadır. 250 milyon Amerikalı, yalnızca insanları taşımak amacıyla, 1.3 milyar Çinli ve Hintli’nin toplam tüketiminden daha fazla petrol tüketir. Ortalama bir Amerikan erkeği, yılda 1600 saatten fazla zamanını arabası için harcar. Onunla hareket eder, rölantide bekler, park yeri arar, parkeder. Aylık taksitlerini, vergilerini, sigortasını, benzinini, bakım masraflarını, geçiş ücretlerini, trafik cezalarını karşılayabilmek için çalışır. Uyanık geçen 16 saatinin 4 saatini yola hazırlanarak veya yolda geçirir. Üstelik bu hesaba, ulaşımın zorunlu kıldığı diğer faaliyetlerde harcanan zaman dahil edilmemiştir: hastanelerde ve otoparklarda bekleme, trafik duruşmalarına katılma, bir sonraki alışverişin kalitesini arttırmak için otomobil reklamları seyretme, tüketici bilgilendirme toplantılarına katılma... Ortalama bir Amerikalı, 12000 km yol için 1600 saatini harcar. Bu da saatte 8 km’ den daha az bir hız demektir. Ulaşım endüstrisinin olmadığı ülkelerde insanlar gitmek istedikleri yere yürüyerek aynı zamanda ulaşmakta, ulaşıma, ülkelerinin zaman bütçesinin 28%’ i yerine yalnız 3-8%’ ini ayırmaktadırlar. Çoğunluk için zengin ülkelerdeki trafiğin fakir ülkelerdekinden farkı, her bir saatlik yaşam süresinde katedilen yolun fazlalığı değil, ulaşım endüstrisi tarafından ambalajlanıp eşitsiz dağıtılan yüksek düzeyde zorunlu enerji tüketimidir.


. Motorlu taşıtlar yaygınlaştıktan sonra insanların doğal hareketliliği bisiklet öncesi devirlere mahkûm edilmiştir. Bunun yerine; Kendilerini bisiklet selesine çıkararak günlük menzillerini üçe katlayanlara yol açılmalıdır. Bisikletin yeterli olmadığı durumlarda çeşit çeşit tabî motorların toplumsal eşitliği bozmadan kullanıldığı bir dünya, uzun yolculukların dünyası, her yerin kişinin kendi zevkine ve hızına göre açık olduğu, acele ve korkuya yer olmayan bir dünya, insanın binlerce yıl iki ayağıyla üzerinde yürüyerek katettiği topraklarla ilgisini kesmeyen araçlarla yol alabildiği bir dünya yaratılmalıdır. Dünyada çok az ülke farkında olarak veya olmayarak bu kirliliğin dışında kalmıştır. Bunlardan birisi olan Hindistan, her yıl 10 milyon bisiklet üretir. Bu toplam üretimin 10%’ una denk düşen bir rakamdır. Gene yıllık olarak Hint halkı 10 milyon bisikleti kendi ihtiyaçları için kullanır, bunun dörtte birini devlet talep eder.


Bilinen bir gerçektir ki bisiklete binmek eğlenceli, sağlıklı ve ekonomik bir aktivitedir. Bunun yanında bisikletle seyahat etmenin başka avantajları da vardır. ● BAĞIMSIZLIK Soyutlanarak bisiklet binmek gizlilik ve özgürlük sunar. Nerede, ne zaman istersen kendi insiyatifine bağlı olarak bisiklet kullanabilirsin. ● HIZ Bisiklette kilitlenmesi gereken kapılar, çalıştırılıp durdurulması gereken bir motor, takılıp çıkarılması gereken emniyet kemeri ve yola devam edebilmek için düzenli olarak benzin istasyonuna gitme gereği olmadığından neredeyse bütün şehirlerde bisiklet, diğer ulaşım araçlarından daha hızlıdır. Daha önce tecrübe ettiğiniz sinir bozucu ulaşım şekillerinden farklıdır. Bisiklet seyahati rüzgar sizi serinletecek kadar hızlı ve manzaranın tadına varabileceğiniz kadar da yavaş bir ulaşım yoludur.(bir şehirde, kasabada, küçük bir köyde, kırsalda yada doğada.) ● ESNEKLİK Otobüs seyahatlerinin aksine bisikletle seyahat edenler rotalarını değiştirebilir, yol üzerindeki küçük yollara sapabilir bir hevesle yollarını değiştirebilirler. Yorulduğunuzda, hava şartları kötüleştiğinde kolaylıkla bir otobüse, taksiye ve ya motorlu bir araca bisikletinizi atabilir ve yola devam edebilirsiniz. ● KARŞILANABİLİRLİK Araba kullanmak yerine bisiklet kullanmak, araba ücretleri ya da araba kiraları, benzin, park masrafları ve arabanın hasar görmesi ihtimalinin tedirginliğini ortadan kaldırmak demektir. Bisiklet, genel olarak maliyetleri düşürmek anlamına gelir. ● UYGUNLUK İstediğin yerden istediğin zaman ayrılabilir istediğin herhangi bir yerde bir restoranda ya da dinlenme tesisinde durup geçen süreye ve ayrılma zamanına sen karar verebilirsin.


● KÜLTÜR Bisiklet İlginç insanlarla tanışma şansı tanır. Otobüs ya da arabayla gezen turistler bölgesel kültürle birebir ilişki kurup tanışmakta ve birinci elden tecrübe edinmekte güçlük yaşarlar. ● YABAN HAYATI Bisiklet nispeten sakin doğada vahşi yaşamla karşılaşma olasılıklarını arttırır. Kuşları, bitkileri, böcekleri ve hayvanları fark edip görmek daha olasıdır. Bisiklet size geniş bir vizyon, renk ve hareketleri gözlemleme rahatlığı sağlar. Aslında bisiklet sizi yaban hayatının içine dahil eder ve çalılıkların altındaki çiçeklerin kokusunu almanızı ve hışırtılarını duymanızı sağlar. ● EGZERSİZ Kabul etmek lazım ki bir otobüs ya da araba koltuğunda seyahat ederek bisikletin sunduğu spor yapma ve sağlıklı olma avantajlarından yararlanamazsınız. ● MACERA Macera yolculuğu kulağa egzotik gelebilir fakat bisikletle seyahat etmenin asıl nedeni yolda edineceğiniz ve bisikletsiz kaçıracak olduğunuz tecrübelerdir. Macera her zaman hoş değildir fakat bir ömür edinilen hatıralarla zenginleştirilmelidir ve bisiklet size bu zenginliği vaat edebilir.

Düzenli olarak bisiklet kullanımı doğadaki karbon ayak izimizi yok eder. İnsanlara daha taşınabilir olmayı, kolay adapte olmayı öğretir. Ulaşıma para vermek istemeyenler için ve motorlu taşıt kullanmak istemeyenler için iyi bir alternatiftir. Bisiklet kullanmak, bel ve sırt ağrıları çeken insanları hareketlendirir ve yaşama kazandırır. Bisiklete binmek yürümekten ve zaman zaman motorlu taşıtlardan bile daha hızlıdır. Bisiklet, etkin enerji kullanımı konusunda icat edilen en önemli araçtır. Sağlıklı bir egzersiz yöntemidir. Bisiklete binmek benzin parası, sigorta, tamir, bakım, yıkama, park gibi masraflardan kurtulmanızı sağlar. Bisiklet, insanın aklını ve ruhunu bir araya getirerek eğlendirir. Bisiklet, kalp ve damar hastalıkları için iyi bir iyileştiricidir. Düzenli bisiklete binmek yağ oranını, kemik gelişimini iyi yönde etkiler, cildi temizler. Kilo yönetimine yardımcı olur. Bisiklet, obezite sorunu olan insanların sağlıklı yaşama attıkları ilk ve en etkili adım olabilir. Düzenli olarak bisiklete binmek sağlık harcamalarını azaltır, tatil için daha fazla para ayırmanızı sağlar. İnsanların çevresindeki şeylerin ince ayrıntılarını fark etmelerini,


doğayı daha yakından tanımalarını sağlar. Bisikletle işe gidip gelmek günün en kötü zamanı olmaktan çıkıp en iyisi haline gelir. Bisikleti günlük yaşamda kullanmak okulda ve çalışma hayatında yaratıcılığı arttırır. Kendine güveni arttırır. Bisiklet neredeyse hayat boyu süren bir aktivitedir. Bisiklet arkadaşlar arasında ve aile içerisinde mükemmel bir spordur. Bisiklete binmek komşularla ve toplulukla ilişkilerinizi güçlendirir. Bisikletli olarak trafik sıkışıklığı raporlarında yer almadan şehrin trafiğinden uzakta bisikletin verdiği özgürlüğü yaşayabilirsiniz. Tembel insanlar için yürümek yerine en iyi kapıdan kapıya ulaşım şeklidir. Yeni yollara olan talebi azaltır, dünyamızın asfaltla kaplanmasının önüne geçer. Park alanlarına olan talebi azaltır. Enerji tüketimini azaltır. Hava kirliliğini azaltır. Sekiz kilometrelik bir bisiklet turu atmosferden yaklaşık sekiz kilogram zehirli gazın yok edilmesini sağlar. Su kirliliğini azaltır. Bisiklet, arabalar gibi fren yağı, antifriz ve zehirli atık içermez. Gürültü kirliliğini azaltır. Suç oranını azaltır. Cinayetlerin büyük bir kısmı motorlu araçlarla, trafik ve trafik kazalarıyla ilgilidir. Bisiklet, daha az kaza olmasını, dolayısıyla hayvanların telef olmasını önler.

Sonuç olarak sanayileşme yolunda büyük adımlarla ilerleyen ülkemiz ve dünya ülkelerine teknoloji yolunda üzerinden atlayıp, hak ettiği değeri vermeden geçtikleri bisikleti ulaşım sektöründe ve insan hayatında nasıl anlamlandırabileceklerine dair bir örnek teşkil etmek, gün geçtikçe artan dünya enerji sarfiyatının geleceğimiz için oluşturabileceği sorunlara ve öngörülebilir iyileştirme koşullarına dair bireylerde, toplumda ve karar alıcılarda soru işaretleri oluşturmak amacındayız.


Proje faaliyeti kapsamında gittiğimiz yerlerde tuttuğumuz günlüklerden, fotoğraflardan ve video kayıtlarından oluşan yazıları blog sayfamızda yayınlayacağız. bisikletlegidiyoruz.wordpress.com

Süleyman Bayraktar ve Doğa Can Yaman | Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü öğrencileri Bulut Dönmez | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji bölümü öğrencisi

Teşekkür Yazısı Bu projeyi oluşturmamızda bize ilham kaynağı olan, cesaret veren, tecrübelerini bizimle paylaşan tüm gezginlere; Bisiklet ve ekipman desteği sağlayan Delta Bisiklet’ e; Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanlığı’ na Ve en çok da özgün fikirleriyle ufkumuzu genişleten Avusturyalı ünlü filozof, toplum bilimci Ivan Illıch’ e teşekkür ederiz.


Bisikletli Demokrasi Projesi