Issuu on Google+

OLUYOR BAZEN BÖYLE $EYLER

ADAMLAR HAFTALIK E-MECMUA

SAYI: 1

ÇÜK YiYEN KORKUNÇ BALIK SONUNDA BULUNDU! ÜNLÜ ENTELEKTÜEL YAZAR WeReYdA’ya TECAVÜZ PLANI GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI! KONUK YAZAR: ERWIN BLUES

GREEN STREET HOOLIGANS GERÇEGi!

NICOLAS SARKOZY RÖPORTAJI: “barack’ın yanlışları oldu!” MUHAMMED ENSARÎ anlatıyor: yaratık gördük!

YAŞAYAN EFSANE: GÜMÜŞ DAYI BiZLERLE !


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

EDİTÖRDEN Çağatay Kavaz

Adamlar Dergi, yaklaşık bir buçuk yıldır bir blogda yazmakta olan Oluyor Bazen Böyle Şeyler (OBB$) Ekibi’nin ortak üretimidir. Türk mizahında çığır açmak gibi bir iddiası olmadığı gibi, gayet kendi halinde, amatör şartlarda ortaya çıkarılmış, bizce bir mizah dergisidir.

iÇiNDEKiLER

Haftalık e-mecmua olarak geçiyor olsa da, hiçbir şekilde her hafta yayınlanabilmek gibi bir iddiası yoktur. Çünkü dergi içeriğini oluşturan ekip, son derece disiplinsiz ve okur kitlesine zerre saygısı olmayan ADAMLAR’dan oluşmaktadır.

3 Adamlar Ekonomi Barışcan Ergül 4

Bu duyuruları yaptıktan sonra mevzua gelelim. Daha once blog ortamında ürettiğimiz, “üretmeye çalışılmadan üretilen ve okunma kaygısı gütmeyen” disiplinsizliğimizi başka bir platformda değerlendirme kararı aldık. Blogu daha çok, bir arkadaş grubunun kendi içinde geyik platformu şeklinde sürdürmüş ve herhangi bir istikrar sağlamamış olsak, da kısa sürede kendine uygun bir okur kitlesi oluşmuştu. Ve özünde bu, ‘Dergicilik Olayı’, ilk kez bir disiplin altına girmek anlamına gelebileceği için gayet radikal bir karar, zor bir icraat sayılabilir.

Berbat Bloglarınızı Kim Okuyor Çok Merak Ediyorum Doğan Öztürk 5 Bir Facebook Reklamıyla Anlam Bulan “Fazla Progresif” Hayatım Yasemin Yüksel

6 Wereyda Fırat Aydın

Hal böyleyken, ‘hele bir ilk sayıyı toparlayalım da, bakalım sonra’ fikri doğrultusunda bi’takım çalışmalar yaptık. İlk sayının içeriğini neredeyse bütünüyle blogumuzda yazdığımız yazıları derleyerek oluşturduk. İlk sayıyı sadece blog ekibi olarak çıkarmaya karar verdik. Daha sonraki sayılarda hem dergi için yazılmış taze yazılar çoğalacak, hem de ekibe yeni isimler katılacaktır. Bir de, muhtemelen, henüz gayet amatör durduğu düşünülebilecek tasarım hususunda kendimizi geliştireceğiz. Bunun için çaba göstereceğiz, hiç utanmadan, hiç sıkılmadan.

7 Green Street Hooligans Gerçeği Erwin Blues 8 Niyazi İsminde Biriyle Lüleburgaz’dan Sakızköy’e Yaptığım Bir Bisiklet Yolculuğu Onur Yanar

9

Adamlar Dergi askerlik gibidir, mantık aramayınız. Oturup ciddi ciddi içerikle ilgili eleştiri getirmeniz durumunda götümüzle gülmekten katiyen çekinmeyeceğiz, peşinen haberiniz olsun. Dergimiz yarrak gibi olabilir, canımız sağolsun :(

Gümüş Dayı Doğa Genç

10 Haftanın Röportajı Çağatay Kavaz

Hoşgeldik, hoşbulduk, sçs, bye.

12 Gülbey İnal’la Hayat Gülbey İnal, Yazar

Adamlar”, bir grup gencin kafalarına eseni yazdıkları bir dergidir. Bu dergide yazılanların hiçbiri doğru değildir, Yazarlar -çok afedersiniz- osurup osurup ipe dizmektedirler. Dergide yer alan bazı materyaller siber alemin kıyısından köşesinden toplanmış olup yazıların tümü ve bazı fotoğraflar ile çizimler blog katılımcılarına aittir. Dergide yer alan fotoğraf yahut yazılardan dolayı mağdur durumda olduğunu düşünenlerin adamlardergi@gmail.com adresine mail atarak şikayetlerini bildirmeleri durumunda ilgili içerik yayından kaldırılacaktır.

2


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

ADAMLAR

Ekonomİ sayın okurlar ben size açık konuşayım ekonomi yarrak gibi. ben ekonomiyle yakından alakası bulunan çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri okuduğum için biliyorum bunu. yaptığım derin analizler sonucunda bu yargıya varabiliyorum. ancak sizin çapınız küçük olduğu için bu tarz çıkarımlara varamıyorsunuz. ben sizin bu sıkıntınızdan haberdarım ama merak etmeyin. sizin algı düzeyinize inerek bu bölümde ekonominin neden yarrak gibi olduğunu ve yarrak gibi olmaması için yapabileceğimiz şeyleri açıklamaya çalışacağım. öncelikle şunu söylemeliyim ki dünyayı ve ekonomiyi yöneten 5 aile olduğu dedikodusu gerçek. bunlardan biri tahsildaroğlu familyası. diğeri futboldan da yakından tanıdığınız arveladze aşireti. diğer 3 aileyi de gizlilik sebebiyle açıklamayacağım. bu konuda bilgi almak isteyenler şahsım üzerinde yeterli güveni sağlayabilirlerse bu bilgiye vakıf olabilirler. şimdi biliyosunuz ekonomi bazı insanların tekelinde ve biz ne yapsak buna etki edemiyoruz. onlar ne istiyolarsa o oluyo. işte liberal ekonomi de, birey de, bilmem ne bunları geçeceksiniz. birey olarak yapabileceğiniz hiçbir sik yok. yani en fazla gelir birey olarak benim dalgayı emersiniz ben de size 5 lira veririm. bundan öteye geçemezsiniz demek istiyorum. konumuzdan sapmadan ekonominin neden yarrak gibi olduğunu açıklayayım, arkadaşlar bildiğiniz gibi ül-

kemiz çok amcık bir süreçten geçiyor. krizden yeni çıktık ve üretimde ayçiçeği ve şeker pancarını saymazsak sik gibi davranıyoruz. mesela fındığı ucuza italyanlara satıyoruz. böyle orospu çocukluğu görmedim ben ya niye satıyon sen fındığı ucuza italyanlara. piç, ihracat öyle mi yapılır. içerde değerlendirsene sen o fındığı. bize sat ucuza fındık yiyelim ülke kazansın sorosçu piç. mesela ithalat olayını düşünecek olursak, rusya’dan domates alıyoz. rusya’dan niye domates alıyoruz ya bence çok saçma. sen ver bize tohumu biz üretelim domates. yani şunu dünyanın en gay ülkesi malezya bile yapmıyo. sen git rusya’dan domates al sonra neden dış ticaret açığı verdim vay efendim bütçede neden sıkıntı var. almıcan abi rusya’dan falan. tüketim toplumu olduk sonra. eskiden böyle miydi ya, insanlar üretim konusunda teşvik edilirdi. mesela köy enstitüleri vardı. orda insanlar söz konusu maharetini sahasında geliştirirdi. şimdi am peşinde koşuyor insanlar. yani biz de koşuyoruz am peşinde yalan değil. tabi ki am peşinde koşmamak şu an için çözüm değil ekonominin yarrak gibi olmasına ama yine de bi adımdır yani. o konuda hepimizin duyarlı olması gerekiyor.

“Rodyum’u Bulan Türk: Gökberk Demirtuğ” röportajı

“Beni Türk Raptorlarına Emanet Edin...” * Msn ortamında uzun süre online kalmak entelektüel çevrede hoş karşılanmıyor. Bunun anormal bir durum olmadığı tez duyurulsun. Bill Gates çıkıp basın açıklaması yapsın.

Rodyum’u bulmak ne kadar sürenizi aldı Gökberk Bey? G.D: Dörtbuçuk yılımı felan aldı. Rodyum’u bulan kişi olarak bilime yaptığımız bireysel katkı mı sizin için daha önemli, yoksa bir element keşfeden ilk Türk olmanın milli hazzı daha mı ağır basıyor?

* Bill Gates’in kim olduğunu bilmesek, şaka yapamayacaktık. * ‘Tartaklamak’ kelimesini olayın ciddiyetini ayyuka çıkarmak açısından oldukça başarılı buluyorum.

Çağatay

G.D: Şaka şaka ben bulmadım :pP Fotoğrafa dikkatli bakarsanız aslında Çetin Çiftçioğlu olduğum anlaşılıyo ama baya dikkatli bakmanız lazım. İnce bi nokta var onu yakalamazsanız anlaşılmıyo.

Yasemin

PEDER EREKTE OLDU oturuyoduk. klip açtı bu. bi baktım sağ perspektiften bi şey kabarıyo. yeaaah! iktidar ve respect \m/

bu konudaki çözümleri bir dahaki yazımda paylaşacağım. şimdilik bu kadar ekonomi bilgisi size yeter. bunları iyice okuyup idrak edin. hatta siz de çözüm üretmeye çalışın. her şey daha güzel olacak emin olun.

BARBUNYA YERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ açıkçası hiçbi şeye dikkat etmemeliyiz barbunya yerken.

not: alın verin ekonomiye can verin. not2: alan delon juan sebastian veron. Barışcan Ergül

sizde karizma yok

Penis Batur Anlattı: “Bazı Kafalar Yasandı!” Dün gece döşeğe uzanmadan evvel Dr. Erdal Atabek’e [sonra doçent olmuştur dklfj] ait olan ‘Alkol ve İnsan’ ismindeki kitabı okurken, kitabın sahibi olan İstanbul Üniversitesi Farmakoloji bölümü asistanlarından Onur Yanar isimli şahsın bir müsveddeye okul kantininde yazdığını tahmin ettiğim “Kantinde Panik” isimli kısa öyküsünü okudum. “Türklük beni kantine kadar takip etti” diye başlayan eserde “Dodo naber lan? sdjklfljsdjfljsdfjlsdjkljsdf” gibi bir kısım vardı ki sizi de haberdar etmek istediğim kısım oluyor kendisi. Lan amınakoyim uçlu kalemle random gülünür mü enerjayzır? Bir PENTEL, bir BOLERO ile nasıl random gülünür? Vermut mu satıyolar sizin kantinde amınakoyim sdjkf

sizde karizma olmadığı için oradan kaybediyorsunuz. karizmanız örneğin bende karizma var. bu şekilde kaybettiğimi göremezsiniz. sizde bu olmuyor zira zamanında karizmanızı arttıracak öğeler üzerinde durmamışsınız. ayakkabılarınız ya da adidas fermuarlı şeyleriniz yok ve karizmanız eksik kalıyor. ortamlarda öne çıkamıyorsunuz. kız arkadaşınız olursa da o da başkasıyla sevişecek. ne yazık ki bu böyle. karizmanızı arttırıcı öğeler üzerinde durun.

Doğan

Kitabın bazı sayfalarında isim-şehir oynanmış, E harfinden Ünlü’ye Erol Büyükburç yazmışsın fantazisini siktiğim. Fırat

3

Gerçekten mi?


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

ROGER WATERS DAYIMA BENZİYOR!

UZUN İNCE BİR YOLDAYIM

berbat bloglarınızı kim okuyor çok merak ediyorum

ahahah ne alakası var amınakoyim :) saçma sapan konuşup adamı manyaklaştırmayın lan sfjklsdkjlfkjlsdf hay sikeyim hasta ruhlu pezevenkler sizi. ahaha. Doğan uzun ince bir yoldayım

BU BÖLÜM İÇİN AKLIMIZA ŞAKA GELMEDİ :((

gidiyorum gündüz gece bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece ...

UNUTMA,

iskorpit

UNUTTURMA!

iskorpit olsam balikligimi ya$ayamam. iskorpit diye diye yakalarlar zaten, onu gectim, “sen iskorpitsin” deseler, nefesimi tutarak olurum.

kurbaga prens oyle bi prens de yok. nerden uyduruyosunuz bunlari aminakoyim? Onur

ülkemizde amcığın gelişmesi için neler yapmalıyız? 1. semt semt dolaşıp müşkül durumdaki amcıklara yardım etmeliyiz. 2. amcıklara erzak ve kömür yardımı yapmalıyız. 3. amcıkların müreffeh bir yaşam sürebilmesi için gerekli olan altyapı çalışmalarına hız vermeliyiz. 4. amcıklara yat almalıyız. yat alamıyorsak yelkenli almalıyız. bot almalıyız. 5. amcık dilinden anlayan donanımlı bireyler yetiştirmeli, bu kişilere istihdam sağlamalı, amcık ve amcık dili ve edebiyatı mezunlarını çeşitli platformlarda buluşturabilmeliyiz. 6. ülkemizde amcıkçılığın ve genel manada amcık sanayinin gelişmesi adına gerekli kanunları çıkarmalıyız. 7. amcık vergisini arttırmalıyız. Doğan

Her Millet Hak Ettiği Şekilde Yönetilir

anadolu insanını çok seviyorum

adeta götümden sikizlesin istiyorum anadolu insanı benceğizi. popoma böyle şıpıldak şıpıldak çarptırıversin toşşaklarını istiyorum. memelerimi milim milim emizlesin de göbekceğizime boşalıversin istiyorum yahu :)) terrakemi sıvazlasın, ardından makatımda takırdatıversin istiyorum. ehey ehehe! Doğan

size geleyim de fallout 3 oynayalım yavşaklar amınakoyim kaldırmıyo benim makine. size geleyim işte, hem takılırız. dürüm alayım gelirken, bira alayım hatta. sikeyim ya, takılırız işte. fallout 3’ü alın siz ya da indirin ne bileyim, rapid’de vardı 42093402 part halinde. bi premium hesabı alamadınız siz de amcıklılar yahu. neyse, işte saat 3 gibi gelirim, dürümleri alıcam ben problem olmaz. bira da alıcam tamam. ev müsait di mi lan? o ye. Doğan

rastalı dergi yazarları

yoklar. bizde yok yani rastalı. o değil de, bugün taksim’de rastalı bi tip gördüm. adam rastalıydı bariz. yanına gidip kulağına “rast in peace” diyesim geldi. diyemedim. Barış

merhaba sevenler ve hep genç kalanlar. sizin ben ana nızı sikeyim yeni yıla girmemize saatler kalan şu vakitte. sizin ben mp3 player’larınızı gavurlara emdireyim de tükmük tükmük olsun aygıtlarınızın sağı solu hep. iğrenç olsun böyle, ıyyhhh, tutamayın e mi! onu düşündüm. “yahu” dedim, “kim okuyor bu çocukların birbirinden leş, birbirinden tiksinç, birbirinden lanet bloglarını acaba?”. düşündüm böyle ya. olcay’la takıldık falan, eve gelirken bunu düşündüm. siktiğimin lanet olasıca buzda dansçıları sizi, değerli nöronlarım bu düşünceleri analiz etmek uğruna çalıştı bi 10-15 dakika falan... hayal edebiliyor musunuz bunun üzerimde bıraktığı hasarı? edemiyorsunuz değil mi? çekyatlarınızda uzanayım be, klozetlerinize işeyeyim kapağı kaldırmadan! yordunuz. mesela ben okumuyorum. benim bildiğim onur da okumuyor. çağatay okuyor olabilir, onda bir tür “arada gebeş blogları okuyan sevimli gay” imajı var çünkü, çocuk o şekil davranmasa bile üzerine yapışmış o etiket, anlatabiliyo muyum? hah, etiket yapışmış o çocuğa. şimdi mesela sen desen, “yok canım, çağatay niye okusun o gerzek blogları, haha alemsin dodo :))” desen, ben de sana hak verebilirim. nihayetinde evime almışlığım var o adamı. DAYIMI YALADIK KOSKOCA ADAM UYURKEN BE, KELİNİ ISIRDIK ADAMIN, UYUYORDU ADAM DA AYAK PARMAKLARINI EMDİK YA! amcıklık yaratmayın, tabii ki ben de öyle düşünürüm. haaaa, şu var: klitorisleriniz çok tatlı :) bilmiyorum ya, bence yazmayı bırakın. iki film seyretseniz, sonra işte üç albüm dinleseniz, gelip burayı okusanız yeter bence size. ya bak ne diyorum abi, o kadar kötüsünüz ya! götünüzü yalıyorlar falan da, söylenenlerin doğru olmadığını biliyorsunuz siz de içinizde bir yerlerde. varlığınızın ne kadar gereksiz, ne kadar saçma olduğunu biliyorsunuz. iğrenç varoluşlarınızın ne denli boktan olduğunun farkındasınız değil mi? farkındasınız, evet, hissediyorum... söylediklerim -her daim olduğu gibi- bir kulağınızdan girip diğerinden çıkacak. o kadar aptalsınız çünkü. mal mal yazmaya devam edeceksiniz, lüzumsuz yaşamlarınızı sürdüreceksiniz aynı dongoz haleti ruhiye içinde. aslında düşündüm de, en iyisi intihar edin be! valla. bi koşu gidin de yapın onu. emin olun yaptığınız en mantıklı iş olacak ;) canlarım benim. nefret ediyorum hepinizden :) Doğan ÖZTÜRK

4


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

bir facebook reklamıyla anlam bulan “fazla progresif” hayatım.

FANTASY MUSIC Doğa GENÇ

Ayağıma prangalar taktılar Gözlerimi dağladılar yaktılar

facebook’ta, sağ frame reklamlarından nasıl olduysa yönlendiğim bir HEDİYELİK EŞYA sitesinde gördüğüm 1000 küsur sayfalı, MY LIFE STORY adlı günlük defterini görünce yaşadığım heyecanın boyutlarını anlatabilmek için sanırım halid ziya uşaklıgil dahi kem küm ederdi. hayır günlük tutma fikri ilk defa rastladığım bişey değil ama hayatının sonuna kadar yaşadığın her şeyi not alabileceğin bişey olması.. ıjgjdhgsthırth ya bu da o kadar yeni bi düşünce değilmiş aslında bakınca. neden hayvan gibi heyecanlandığımı bilmiyorum açıkçası fakat en kısa zamanda yediyüz yıl yaşayacağım varsayımıyla sayfalandırılmış bir defter almam gerektiğine gönülden inanıyorum. hayır bakıyorum da şimdi, 22 yaşındayım ve başından sonuna kadar hatırladığım çok az gün var. keşke beş altı yıl önce alsaydım o deteri mesela. günlük tutma girişimlerim de olmadı değil fakat işte o TEKBİYERDE TOPLAMA şeyi olmayınca o defterler bir dönemin defterleri oluyor. ortaokul dönemi defteri oluyor mesela, ZAFER HOCAMIZIN BAŞKA BİR OKULA GİDECEĞİNİ DUYUNCA DÜNYAM YIKILDI. SEN NEREYE GİDERSEN 6-A DA ORAYA GELECEK ZAFER HOCA!!!!! SEN BİZİM İKİNCİ BABAMIZSIN yazıyosun bitiyor. sonra lise dönemi defteri oluyor , işte ilerde avukat olucağıma dair KENDİNDEN EMİN yorumlar, en yakın arkadaşımın hoşlandığı ÇOCUKla benim hoşlandığım ÇOCUĞUN sınıfıyla bizim sınıfın futbol maçı yorumları, vay efendim öss’yi hiç kazanamayacağım için intihar edeyim, e üniversite dönemi defteri oluyor, tamam benim olayım bitti artık, aman allahım nasıl bi sevgi bu böyle birbirimize karşı nasıl da dürüst ve fedakarız, oh tanrım falan yazıyo, hiç BİRBİRİMİZE KARŞI PEK DE DÜRÜST OLMADIĞIMIZI DEFTERİN İLERLEYEN SAYFALARINDA GÖRECEKSİNİZ yazmıyo. her defter bi dönemini gösteriyo ve hepsine yabancısın. hepsine onları yazdıktan sonra yaşadıklarından öğrendiklerinin bilgeliğiyle gülümseyerek, yadırgayarak bakıyosun ve sanki başka birilerinin oluyo o defter. halbuki bi defterim olsaydı, ne olursa olsun devam etseydim yazmaya ve bişeylere yabancılaşırken ne yaşayıp da yabacılaştığımı da görseydim. evet evet, ben iyisi mi en kısa zamanda önümüzdeki yediyüz yılımı aktaracağım bir defter alayım. ha illa da siz bana almak istiyosanız o da olur. ldkolkthportkhportkhportkhpotkrhpokrthorh bunu alıp ilk yetmişdört sayfasına BUGÜN SENİ ALMAK İÇİN ÇALIŞTIM yazmak da..pff

İki koldan bir alnımdan çaktılar Çarmıha gerdiler sensiz iki gün

Kaale almadılar dileklerimi Yarasalar emdi iliklerimi

Bükülmez sandığım bileklerimi Kırk yerden kırdılar sensiz iki gün

Yasemin YÜKSEL

Muhammed Ensarî Anlatıyor...

Bundan üç sene evvel oldu bu olay. Çalıştığım firmaya bir altyapı işi geldi, ben de askerden gelmişim, yeni mühendisim, koşulacak her yere beni yolluyorlar. Bu gelen iş Azerbaycan’da... Üstümde de, allah rahmet ey lesin, çok sevdiğim bir ağabeyimdi, Sadullah Erenler var, o ekibi kurdu. Neyse uzatmayayım, gittik biz Azerbaycan’a. Uçağımız indi Bakü’ye, oradaki ortak firma oteli falan hazırlamış, bizi güzelce karşıladılar, kalacağımız yere gö türdüler. Gece odamdayım, birden bir ses geldi dışarıdan, ama nasıl bir ses! Sanki bir sabiyi boğazlıyorlar da ondan çıkıyor o ses, öyle bir ses! Yahu de dim, neler oluyor, allahım sen güç ver, pencereyi açmamla bir de ne göreyim! Allah yarabbî, böyle koca kafalı, zayıfça, kapkara gözlü, ağzı burnu olmayan yeşil bir yaratık. Kafamda bir acı hissettim, çöktüm yere, sanki biri elini beynime daldırmış sağa sola savuruyor organı. Ama nasıl bir acı, yok böyle bir acı... Allah rahmet eylesin, Murtaza Ağabey vardı, o benim sesleri duymuş, odaya girdi kapıyı tekmeyle kırıp. Heybetli adamdı... Bu yeşil yaratığı görünce “Amına koyayım!” dedi, yaratık yok! Yahu yaratık gider mi, gitti işte. Bu olayın ardından diğer arkadaşlar geldi, Sadullah Ağabey geldi, anlatıyoruz inanmıyorlar. Yok efendim öyle iş olur muymuş... Yahu oldu, sen neyi tartışıyorsun. Olmaz diyorlar. Allah allah... Ben uyuyamadım tabii. Neyse uzatmayayım, ertesi gün oldu, biz çalışmanın yapılacağı şantiyeyi görmek için yola çıktık. Araba tahsis etmişler bize, Sadullah Ağabey geçti önce, Murtaza Ağabey arkasından, yana da ben geçeceğim. Oturdum içeri, selamün aleyküm, ve aleyküm selam, şoför bana bir döndü, dün geceki yaratık! Nasıl attım kendimi arabadan dışarı inanın bilmiyorum... Böyle de bir anımız oldu Azerbaycan’da yani... Teşekkür ederim.

5

Muhammed Ensarî Hakkında Muhammed Ensarî, 1978 yılının Temmuz ayında KoLbAsTiSi ile meşhur Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinde doğdu. İlkokulu Çağatay’ın taşşaklarında okuyan Muhammed Ensarî, ortaokul öğrenimini benim eniştenin apartman varmış bir dönem orada, dede yapmış zamanında, orada tamamladı. Liseye gitmeyen Ensarî, 2000 yılında üniversite giriş sınavını kazanarak üniversiteye girmeye hak kazandı. İstanbul Üniversitesi Sakil Taşşağı Koklamacılığı ve İtlik bölümünü 8 senelik başarılı bir akademik süreç neticesinde sonlandıran Ensarî halen çeşitli olaylara karışmakta ve birtakım hadiseler yaratmaktadır. Doğan ÖZTÜRK


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

WEREYDA

KLASS...

Fırat Aydın

“otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın”

beyler $imdi bi olay var, onu $eyapicam. baba var, babanin babasi var. babanin babasi dede oluyor. heh, $imdi ilk harflerden ba$layayim. b dedigimiz harf alfabenin ikinci harfi, d ise be$inci harfi.

Ego savaşları, güç gösterileri, imaj kaygıları, tutunma çabaları, karakter yıkımları derken sadece bir anı olarak kaldığını görürsünüz o toplamın. Anı. Boş, bomboş bir kelime sözlükte. Muhakkak bir zengin piçi, bir yalaka sürüsü vardır. Silsile, silme puştluktur. Cinsel aşağılama, şaka adında rezillikler ve daha bir sürü ergen reaksiyonu.. Lise hayatı en iyi geçeninizin bile unutamadığı bir yarası vardır; benim de var. Sol koluma baktıkça anımsadığım bir halısaha maçı gibi. Bir lider muhakkak vardır. Onun borusunun sesi biraz fazla çıkar. Bu yüzden ya iyi anlaşacaksın, ya iyi anlaşacaksın. Aksi takdirde tutunmak, tahammül edebilmek günden güne güçleşir. Lider tek kişidir de, tayfası ile size uygulamış olduğu baskı (psikolojik, fiziksel vb.) bir ordudur. En sessiz, en çaresiz, en susuk olan bulunur ve ezilir. Göz göre göre ezilir. Erdi’yi hatırlıyorum, ya da bazen abartı sessizliğinden yoklamalarda “Burdayım!” bile demeyen Mustafa’yı. Dozajı iyi ayarlanmayan her şey, sonunda tiksinti verir. Mesela alay etmek, üzmek gibi. Kaspar’ın hissettiği artık buydu, bu büyümüşlük hissi ve farkındalık: Joseep’le alay etmemeliyim, artık ona saldıran sürüden kopmalıyım. Sürüden ayrılanları, sürü sevmez. Hayatta da böyle, farklılıklar kolay hazmedilebilir değişkenler olamayabiliyorlar. Lisede MTV izlemeyi bırakan ilk arkadaşınızı hatırlayın. Bir yol çizmek, en azından buna karar vermek, cesaret gerektirir. Tekilsinizdir ve bu yalnızlık demektir. Bazense, bir yol arkadaşınız olur. Beraber vakit geçirmeseniz de varlığını severs, varlık katkısını bir lütuf gibi görürsünüz. Belki beraber bir şeyler de yaparsınız; ama bilin ki artık hedefsinizdir. Hayatta da böyle. 1 sene boyunca Londra’da olacak dostumu düşünüyorum, lisenin ilk haftası bomboş sinema salonunda izlediğimiz o dandik filmi. Beraber geçirdiğimiz zamanın ağırlığını ve tartışılmaz kıymetini. O gün, buluşma yerine gelmeyen diğerlerini düşünemiyorum artık: Prima facie! Güçlü nedenlere dayalı ilk izlenim. Çoğunlukla doğru insandır. Takımdan ayrı düz koşu yaparak bireyleşeceksinizdir. Henüz bunun ayrımında değilsinizdir, tahmin etmek bile uzak bir ihtimaldir. Belki size arka çıkar, korur, ‘kavga’da yanınızda olur; anlarsınız. İşte o’dur. Belki sizinle ölüme bile gider.

Klass ise, hayatımın şu ân’ına değin tanıştığım en enteresan insanı aklıma getiren ve bana bunları yazdıran Estonya filmidir.

Mutsuz biri yazmak istiyor. Dinlemek, okumak, dökmek. Çok konuşmamayı çok isterdim, daha az içeyim çok isterdim. Başka biri olmak değil, şu ankinden başka biri olmak isterdim. “aklıma yeni fikirler boca olunca bazen çok terliyorum, bazen ise kan! yahya kemal madrid’teyken...-yeni öğrendimmaalesef seni çok özlüyorum ben.” Şiirin bu kısmını gerçekten söylemek isterdim.

Aşk Gİbİ Ananı Sİkeyİm

b’den d’ye 3 harf atlama oluyor baba’dan dede’ye ciki$ta. eyvallah bu noktada. a alfabenin ilk harfi, e ise altinci harfi. $imdi sesli harflerde 1’den 6’ya, sessizlerde 2’den 5’e gecme ilgincligini atlayacagim. sadece seslilerin ve sessizlerin atlayi$ olaylarina gore dede’den eski nesle ula$maya cali$acagim. bakalim. d’den 3 harf atlarsak g olur. g’yi tut. e’den 5 harf atlarsak ı olur. ı’yı da tut. yani, dede’nin bi eskisi gıgı olur. bundan sonra boyledir arkada$lar, dedenizin babasi filan ya$iyosa, gıgıdır o. eyvallah. $imdi gelelim anne, anneanne, nine kismina. nine diye bi $ey yoktur. anneanne anneX2 oldugundan nine dediginiz $ey aslinda anneanneanne’dir. ona da eyvallah. gotlerinizi siksinler.

Kuğularından kaldı mı? Bir kitabın herhangi bir sayfasına düşüyor yağmur, buz mavisi buğularından kaldı mı? Neonları yanan kalplerden geriye, gökyüzünün muz kabuğuna basmış yıldızlar kaldı. Reklam panoları, aksak bacak birileri, zal, weltschmerz.. Merakımı bağışla, içimdeki longoz istifa etti: Jelatinli kuğularından kaldı mı.. Koltukaltlarına deodorant sıkan ayrılıklar eskitiyoruz, ilkel hayvanlar taştan bir nehirde yıkanıyorlar, üstelik Nuh da öldü. Şaşılacak iş. Yerini yadırgayası kelimelerle çatısı kurulmuş cümlelerine virgül oldu kalp hıçkırıkları. Güneş ay’ı kovalayan dolaysız tümleç de, bir yerlerde şiirsiz terk ettin beni. Yine de engel olunamayan sarih bir aldatmacaya girişkenim. Göz’altına alındığın, loş ışık altında sorgulandığın için soruyorum: Sahte Gülümseyiş’lerinden kaldı mı.. Azotsuz bir atmosfer diliyorum sana.

6

ayrica, annenin babasi da dede olmasina ragmen ilk teorimi degillememek icin buna deginmedim. yoksa annedeki dede’den sonra gelen ya$li ğ ile ba$liyor olacakti sdkjfsd

Onur


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

Konuk yazar: Erwin Blues (Millwall Post)

Vedat Okyar: Sergen, kosmuyosun diyolar. Kosmuyo musun Sergen?

Erwin Blues

Sergen: Yoruluyorum be Vedat abi.

Millwall Ekspresi

GREEN STREET HOOLIGANS GERCEGI ! Bir cogumuzun bildigi uzre, bundan 3-4 yil kadar once Ingiltere’de futbol holiganizmini yer yer sevimlilestiren ve hatta hakli/yararli (siz turkler nasil ifade ederseniz) cikaran bir film yapildi. Oncelikle sunu belirtmek zorundayim ki, bu filmi ceken arkadas koyu bir West Ham United taraftaridir, ve 80li yillarda kendilerinin mekanini bile basmisligimiz vardir. Biz de tabi ki genc olduk, biz de siradan bir Ingiliz Genci’nin gectigi yollardan gectik, bu ugurda birbirimize zararlar da verdik. Simdi geriye donup bakinca bana bir cogu cok manasiz geliyor olsa da Millwall fc’nin, hala ayri bir sevdigimiz, renklerine gonul verdigimiz, gencligimizde deplasman yollarini asindirdigimiz boylesine buyuk bir camiamizin, boylesine guzide bir kulubumuzun bu denli horlanmasina, aramizda yabanci yok, bu denli agzina sicilmasina daha fazla dayanamadim. Ve filmin cekilmesinden yillar sonra bunu Turkiye’den sevgili dostlarimin mecmuasında kaleme aliyorum.

Güntekin Onay: Bahis, gençler içinde de oldukça yaygınlastı, oynama yası cok düstü, genclere soylemek istedigin bir sey var mı? Rıdvan: Bundesliga’ya oynamasınlar. Çok sürpriz çıkıyo.

ne vakid 31 çekende kamiş arşa degende imam ezanı diyende başım alıp gidesim gelir

Simdi bir kere, Millwall taraftari sonuna kadar delikanli bir kitledir. Yani oyle bayani arabada kistirayim, yok efendim bu isten elini etegini cekmis adamlari sopadan hastanelik edeyim, londra sokaklarinda yanki sikeyim... Yok boyle bir sey arkadaslar. Aksine; West Ham taraftarlarinin gecmiste yaptiklari yanlislari saysam su anda bulundugum Londra’dan, su anda Onur Yanar’in bulundugu Icerenkoy’e yol olur dostlarim. Bayraklarimizi (ki kutsalimizdir) yakmalar mi diyeyim, stada doner bicaklariyla girmeler mi diyeyim? Hayir delikanliysan, o doner bicaklarini sadece youtube de gostermelik tasima arkadasim, cikar vur ulan! cikar vur!

muhtar adayi kapima gelende elime broşür verende benim oyum fatih’de diyende muhtarın sazın’ kırası gelir

Biraz gerilmis olabilirim bunun icin kusura bakmayin ama biz Millwall’lilar olarak gercekten sicakkanli, oldukca da misafirperver insanlariz arkadaslar. Filmde gordugunuz adamlarla bizi yargilamamaniz bizim icin cok onemli, inanin. Turkiye’yi yakindan takip ediyoruz. Bizim ‘it’s full of niggers’ bestemizi onlardan caldigimizi iddia eden bir kac car$i’li arkadas disindan kimseyle bir sorunumuz olmamistir. Gercekten cok delikanli bir taraftarimiz var bizim arkadaslar. Bakin ornegin, yine bu filmde, butun West Ham picleri (affiniza siginarak) centilmen adamlarken, bizim kardeslerimiz hep orospu cocugu gibi gosterilmislerdir! Tekrar affiniza siginiyorum ama, biz orospu cocugu degiliz, inanin! West Ham’li o sari cocuk ornegin metroda hamile bir bayana koltugunu veriyor, herkes bayiliyor o sahneye, bakin inanin, ben 48 yasima geldim henuz bir metroda oturmuslugum yok! Bakin genclikten nasil bir aliskanlik kaldiysa benden kucuk adamlara koltugumu veriyorum refleks olarak, omurilikten adeta.

Bu filmden sonra sizin ulkenizde ‘butun Millwall’lilar orospu cocugudur’ gibi yaygin bir kani olusmus. bunun duyumunu aldim ve turk medyasinda bir agirligi olan bu dergi sahibi arkadaslarim araciligiyla bu yanilgiyi butun samimiyetimle acikliyorum. Biz delikanli bir kitleyiz. Stat hoparlorunu acip bagiriyormus gibi yapanlar da West Ham’lilar, zenciye menciye tribunu emanet eden de onlar, car$i bestelerini calanlar da onlar. Bakin ozellikle car$ili kardeslerim, ‘i’m forever blowing bubbles’ bestesini bilmeyen kalmadi. Guya West Ham’inmis. Yahu ben biliyorum 1978 yilinda bir deplasman icin otobuse atlayip Istanbul’a geldigimizde Kazan’da car$ili kardeslerim soyluyordu bunu yahu! Umarim boylesine buyuk, guzide bir camia hakkindaki gercekleri dilim dondugunce anlatabilmisimdir dostlarim. Bu dergiden Turk Halki’na seslenmeme olanak saglayan dostlarima ve sizlere cok tesekkur ederek yazimi noktaliyorum. Tekrar gorusmek uzere, sevgi & esenlikler sizinle olsun. Erwin Blues North London

Çağatay KAVAZ

chuckoğlan der göynüm zengin gülbey gel de bana kerkin ne vakid sen bize huzur verdin hanene me$k ile varasim gelir.. Çağatay

dergimizin kurucu kadrosunu düşünüp mastürbasyon yapıyorsanız o sizin yanlışınızdır. kişiliğinize saygı duyarım, ses etmem; ama şunu bilin, bu le$ tavrınızdan ötürü sizi takdir edecek değilim. fikirlerinize katılmasam bile onları ifade etmeniz için ölmeye hazırım sdfksdjfksdjf YARRAK HAZIRIM YARRAK. siktirin gidin eriyin amınakoyim zerre umrumda olursa en adi gebeş dölüyüm. hahaha. bu post’u, dergimizi okuyan hanım kişilere adıyorum. kızlar naber? sdfksdşlf. ya bi siktirin gidin siz de amınakoyim “hayatınız kimin çükünü elime alsam” ı irdelemekle geçiyo be. iki kitap okuyun, film izleyin. yok vazgeçtim, film izlemeyin; çünkü o vakit de “işletme falan okuyup bütün gün film izleyen karılar” diye yaftalarım sizi. ya bende de hata var, eyvallah. ben zaten çok yanlış bi adamım. benim dediklerimi ciddiye alanın annesini asayım tavana. almayanın da belasını katayım çaya, kahveye, karıştırayım. artık siz bi çıkar yol bulacaksınız ;) adam şarkı yapmış adı terminal amınakoyim. otogar yapsaydın orospu çocuğu. böyle adamlara prim vermeyin. Doğan

kaptan, seyir defterini okumaya ba$ladigim gunden beri sana buyuk saygi duymu$tum yazinin guzelligi dolayisiyla. fakat gun bu gundur. gun makine dairesinde simit oynayan tayfanin gunudur. gun, senin o silli suratini sikme gunudur. el yazinin aynisini internette buldum. buyuk orospu cocuguymu$sun. amina koyayim 6 aydir acik sulardayiz, 3 ay haydarpa$a’yi uzaktan seyredip geri donduk, meger tek derdin kelepir karbon kagidi bulmakmi$. cekmeceni kari$tirdim ve karaya son ayak bastigin gun macit internet kafeden bu yazi tipini kullanarak “abcçdefghıijklmnoöprstuüvyz” diye cikti aldigini gordum. benim bildigim seyir defterine her gun bi $eyler i$lenir. haftada bir tek paragraf yazip birakmanin nedeni ciktiyi karbon kagidinin ustune koyup seyir defterine aktarman miydi yani? hay rezil herif, sol ust ko$eye de minicik harflerle “DERS:”, “KONU:” yazmi$sin. kaptan, soruyorum sana, biz nasil bir kuru yuk gemisiyiz? sen ne sakincali bir adamsin? $u an neredeyiz? 3 ay trakya cam sanayii’nde cali$tim lise donemimde, hayatta yaptigim en buyuk yanli$ bir kutu “ince belli ama normalden biraz daha buyuk cay bardagi” calip eve goturmekti. allah belani versin kaptan. allah belani versin. Onur YANAR

7


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

Niyazi Isimli Biriyle Luleburgaz’dan Sakizkoy’e Yaptigim Bir Bisiklet Yolculugu

Merhaba, ben Haberci’nin logosu. Benim annem bir osteosit. Uzun zamandir vurgulamadigimiz bir degere isaret ediyorum bu yazimda. Bilen var bilmeyen var elbet, sonucta siz bu blog’u bastan sona takip etmek zorunda degilsiniz ibneler. Tarihe taniklik edin istiyorum. Bakalim. $oyle idik: Olm bisikletleri alinca gidelim hemen. $oyle olduk: Borekleri getirdin mi? Bakin, Luleburgaz-Sakizkoy arasi 20 dakika falan bisikletle. Diyeceksiniz ki Luleburgaz icinde bi’ tur atsaydiniz daha iyi olurdu falan. Kafaniz cok calisiyor cunku. Calis calis bitmiyor kafaniz. Amina koyim bizim de bi’ bildigimiz var herhalde. Gelmisiz ortaokula, bilecegiz elbet, sikeyim, medeniyet akiyordu masanin altinin olmadigini bilmeyen matematik ogretmenimizin bacaklarindan, bilecegiz elbet. Luleburgaz-Sakizkoy yolundaki bisiklet yolculugu dunyanin en ekstrem 4. sporu sayilabilir. Sayilmayabilir de. Size seruven sonunda yasadigimiz kucuk ve uzucu hadiseyi soylemeden gecemeyecegim. Niyazi duran bir aracin altina girdi bisikletle. Gotu falan da girdi isin garibi. Kayiyo boyle yerde :/ Neyse, aldik bizim emektarlari, basladik giy giy gitmeye. Niyazi’nin $opar fobisi vardir. Sakizkoy yoluna da $opar mahallesinden cikilir. Oraya gelmeden 5 dakika once basladi, “kanka oraya girdigimiz anda basiyoruz gaza, beyazlari olduresiye dovuyorlarmis orada polis falan bile giremiyormus”. Amini siktigimin denyosu, 51. Bolge’den kovulan uzuk birim gibi. Sikeyim insan bi’ bisiklet sertifikasi falan verir be. Yok simdi bakma oyle bir onceki cumleyle alakasi yok bunun ama bisikletle ilgili bi’ konu vardi, o mevzuya takigim ben. Ok? kdsjfkjsdfsd ben sizin beyninizi sikeyim. “ABI HALA GULDURMEDIN ABI” kdfjksdjfjksdfsd. Buraya kadar nasil okudunuz amina koyayim? Hayir yaptik boyle bir yolculugu. “Orasi bayir gibi vitesi kucult”unden tut benim yarragima kadar yolunuz var. Msn’de annenizi bekliyorum. fahi$e anne aylin: bebegimmmmmmmmmmm Onur: evladini siktim.

ÇÜK YİYEN KORKUNÇ BALIK BULUNDU!

Devoaaaam. Niyazi ya, giymis bu yirtilmasin diye ic ice gecirilen 3 poset gibi esofmanlardan, hi$ir hi$ir pedal ceviriyor yanimda amina kodumu pi$igi. “BUNU SONRA 5-6 KISI YAPALIM YA” falan diyor bi’ yandan da. Be amini siktigimin daha ortaokuldayken 80 kilo olan adami! Sakizkoy’e vardigimizda “agabey burada peynir alabilecegimiz bir yer var mi” diye sordun ya$liya. Adam gidip geldi amina koyim. Hala 5-6 diyor yavsak.

masum görünüşüne aldanmayın sevgili okurlar! bu balık, ki latince ismi acipenser sturio (çük yiyizleyen) olmakta, insanlar için son derece tehlikeli bir türün üyesi. akdeniz’de, ege’de ve marmara’da sürüler halinde avlandıkları belirtilen “çük yiyen balıkları”, gerek turistler gerekse de geçimini denizden sağlayan balıkçılarımız için büyük bir tehdit oluşturmakta. çükü algılayabilen “çük yiyen balığı”, avı haline gelen pipi deniz yüzeyinde dahi olsa fırlayıp saldırabilmekte, ivedilikle çüke, toşağa yapışıp emizleyebilmekte. birkaç saniyede çükü kurutup geriye işe yaramaz bir posa bırakan “çük yiyen balığı”, bilim adamları tarafından yapılan titiz araştırmalar neticesinde öğrenildiği üzere çağımızdan 10.000.000 yıl öncesine ait bir başka deniz canlısının çeşitli mutasyonlar geçirmesiyle bu hale ulaşmış. bilim adamları bu balıkların niye özellikle insan sikine merak duyduklarını ise açıklayamıyor. Doğan

Sikeyim, Sakizkoy yoluna da dikmisler iki tane direk boyle, baz istasyonu mudur ne sikimse artik boyle uzunca seyler hep. Durmus dibinde bakiyor bunlara. Acmis agzini kulik gibi. “helenktrink carpar helenktrink carpar gidelim kanka helenktrink carpar” Su yuzune cikmamis gercek. Bisiklet sacma bi’ defa. Amina koyim senin baban yillarca Sakizkoy’de okul mudurlugu yapsin, bahcede kabak cekirdeklerini gor, yillarca git gel bolgede bi’ sikim olmadigini bil ama Niyazi diye bir efsaneyle beraber bisiklete atlayip oraya git. Suc bende degil, suc benim gotumde, suc benim amimda, yarragimda suc benim. Bakiyosunuz ya. Her yere bakiyosunuz amina koyim. $OPARLAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAR!!!!!!!!!!!!! deh$et deh$et deh$et. Ah be Niyazi, sen universiteye git, kireyzi bi’ adama donu$, Luleburgaz’a don, moruk icelim dagitalim tribiyle beraber bizim evden cikip Anadolu Lisesi’nin orada yola i$e, otobusten adamlar cikip senin agzini yuzunu siksin sirf artistlik yapip kacmadigin icin. Dayagi yedikten sonra arkadaslarinla bulus tekrar, “abi gozum nasil” diye sor ve “be Niyazi gozun yok ki be kardesim” cevabini al, uzul, babanin seni nasil sikecegini sorgula o Mad Niyazi olaraktan. Sonra zamanda yolculuk yap, ortaokul yillarina don ve $oparlardan korktugunu ifade et. Olacak is mi be Niyazi? Hayir, adamdan kil degil reflektor cikiyor. Evet, adamdan kil degil reflektor cikiyor. Amina koyim siz de buyuklerinizle konusun olaylari, Buyukler - Genclik nereye gidiyor be? Sakizkoy’e gidiyor amina koyayim, Sakizkoy’e!

Onur YANAR

8

DİREK OTURSAM MI YOKSA DUYARLI KARAKTERİME YAKIŞANI YAPIP BEKLESEM Mİ? HEMEN OTURMAK ÇOK AVAM FAKAT OTURMAZSAM SEYAHATİMİ AYAKTA SÜRDÜRECEĞİM :( ben hiçbişeyin içinde bulunduğu toplu taşıma aracında ayakta giderken tek kulaçlık mesafeleri dahilinde bi koltuk boşalan insanlar arasında oluşan negatif enerji kadar kanserojen olduğuna inanmıyorum. Yasemin SİKERLER Şey var şimdi böyle bloglar arası gezinmece illa ki yapılıyor. Yapılmıyor değil. Türlü türlü bloglarınız var sizin. buna hiçbir lafım olmayacak. ama biraz daha özgün şeyler yapın amınakoyim. en kaliteli bloglar ibne blogları olduğu bir blogger topluluğu olmuş gidiyorsunuz. sikeyim sizleri. he zaten “KIZ BLOĞU” diye bir olgu var ki, çözemedim onu hala. Hatun yazmış “ eski sevgilim ağzıma verdi ama yeni sevgilim aklımdaydı o ara =/ “ siz hemen izlemeye almışsınız. asşudhaş. leş heriflersiniz. Onur kardeşim. Annen nasıl? (ehe ehe) mnskym. Gel de klan yapalım. Gelmezsen klan yapamayız. asudhkdhasd Son olarak; klan isimli nezih ortamı “leş” diye tabir eden insanlar gördüm. sakilleşiyorsunuz.

Ümit

Uzun yol otobus mola yerlerinde, camlari silen adami ilgi ile izleyen adam nezihligi? O adam huzurlu, o adam mutlu. O adam ilginc buluyor. Çağatay

Elumuze Verduler...


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

SEVGİLİ GÜNLÜK

GÜMÜŞ DAYI

Barışcan Ergül

1. gün; ilk defa uyum markette görmüştüm seni. benzerlerinin arasında öylece bakınıyordun, seni alıpla almamak arasında karar verme sürecim cebimdeki paranın miktarıyla harmanlandığında zor da olsa karar vermiştim. alacaktım seni ey hınzır 212 rainbow. o anda kalbimi çalmıştın, sade şişenle, o kaçamak sıkışlardan aldığım tarifi mümkün olmayan kokunla. benimdin artık. doyasıya sıkacaktım seni. sıkacaktım. tanışmamız işte böyle gerçekleşti. ilk intiba olarak harikaydın. 2. gün; seni ilk defa bugün sıktım hınzır rainbow. ilk tepkileri bugün aldım. biliyor musun, bir arkadaşım seni sordu. hangisi bu dedi, çok güzelmiş diye de ekledi. senin adına çok gururlandım. hiç ayrılmayalım istiyorum. sana giderek alışıyorum sanırım. ehehe.

Aslında var ya peruk takacaksın. Bomba olur. Renklileri falan da var onların, onlardan takacaksın aslında. On numara olur bak. Tarlabaşı’nda falan satıyorlar ya Faruk Peruk var mesela, gideceksin oraya peruk isteyeceksin. Aslında var ya adam verir vermez kafana geçirirsin peruğu, süper olur. Sokakta gezerken perukla oynayacaksın, mis gibi.

6.gün; biraz zayıfladın mı sen? eskisi kadar doldurmuyorsun elimi sanki? bir derdin falan mı var 212’m? nivea stick’le anlaşamıyor musunuz yoksa? eheh hadi ama, sen aklı başında bi deodorantsın, yapma böyle. arkadaşlarınla iyi geçin tamam mı, ayrıca şu zayıflamana da bi son ver, kötü görünüyorsun. Aslında var ya o kadar biriktirdiğim tasoları Halil’e vermeyecektim. Ona hiç gitmedi tasolar. Ömer’e vereceksin aslında tasoları var ya, offf düşünemiyorum. Çok tatlı be olurdu bee. Vallahi.

11. gün; 212? o ses ne? fısıfısıfısı diye ses geldiyor senden? eskisi kadar güzel kokutmuyorsun da beni, hayrola? husumetimiz nedir? lütfen böyle yapma. eskisi gibi olalım istiyorum, biraz gayret et lütfen. ilk günler nasıl da gözümü kamaştırır, aklımı alırdın. hadi ama. 23. gün; bugün ilk defa seni sıkmadan gittim okula. sanki artık hayatımda olmasan da olur ha? sen de böyle düşünüyorsun değil mi. bakma bana öyle o raftan. ikimiz de artık birbirimizin hayatında yer işgal ediyoruz. hadi in kitaplığımdan artık. ait olduğun yere git. çöpe git. gidemiyor musun? atacağım seni 212. yaptıklarının bedelini ödeyeceksin. beni yalnız bırakmanın, bitmenin bedelini ödeyeceksin!

Aslında var ya o merdivenler ne çıkılır be, offff olaya gel. Hiç dinlenmeyeceksin böyle, çıkacaksın. Sonra inerken yaşadığın o zevki düşün, hassiktir yaa çok iyi olur aslında var ya. Doğa GENÇ

46. gün;

wereyda’ya tecavüz planı!!1

şu 212’yi atsa ya biri. amınakoyim.

elime geçmiş pilan! vereydağ’ya tecavühüz edecek iler! nasıl mı? işte şöyle;

78. gün; uzun bi aradan sonra elime aldım seni. ikinci bir şans için. olmadı. bittiğini unutmuşum. yerine koydum tekrar. atamadım, bir güç engelledi beni sanki. kopamıyorum yahu senden. ne senle ne sensiz. 159. gün; oha lan hala duruyo amına kodumun şişesi. 365. gün; 1. yaşın kutlu olsun kopamadığım şişem. artık sen de evimizin bi ferdisin. atılması gereken vefakat atılmayan nesneler arasına girdin. bu saatten sonra vücuda gelip ev işlerine yardım edeceksin. merak etme, oturma iznini ayarladım. annem de dokunmayacak sana. gerçi zaten dokunmuyordu. bizdensin artık 212, boş 212. vazgeçilmezsin be.

“ağabi, ben albüm grafiklerini falan hazırladım. izlanda’dan gelen bi post rok grubunun elemanlarıymış gibi davrancaz. miyi miyi konuşçaz zaten anlamıyo bi bok. kıyafetleri falan ayarladım ben... msn’i ekleyecek bahadır, oradan ayarlıcak bunu. konserden önce bira içelim muhabbeti dönecek, mekandan çıkarken ensesine vurup bayıltıcam ben bunu. post sikicez yani hahaha.”

Doğan

--atılamayan bir deodorant şişesinin nasıl bir evin ferdi haline geldiğinin öyküsünü okudunuz. tamamıyla gerçektir. ve hala evimizde ikamet etmektedir. atsam mı? yok yok atmayayım, dursun. vardır bi hikmeti. eyvallah.

9

SONRA KRiZ VAR DiYOLAR!


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

HAFTANIN RÖPORTAJI: Nicolas Sarkozy

Çağatay Kavaz

Bu yazi dizimizde dunya halkina mal olmu$, kultur-sanat ve sosyoekonomik platormlarda belli bir yer sahibi oldugunu rahatlikla soyleyebilecegimiz bazi tanıdık simalar ile roportajlar, ho$ sohbetler yapiyoruz. İlk hafta konugumuz Fransa başbakanı Nicolas Sarkozy. Kendisiyle serin bir paris aksami course la reine caddesinde mutavazi bir kafede karsilikli kahvelerimizi yudumlayarak gerceklestirdik sohbetimizi. Son derece güleryüzlü ve sıcak bir şekilde bizleri ağırladı kendisi. Kendisine bu samimi ve eğlenceli sohbeti icin tesekkur ediyoruz, vakit kaybetmeden bu keyifli söyleşiyi yayinliyoruz...

Fakat ben biraz duygusal bir insanim, acikcasi benim icimde kaldi biraz Barack’in bu hareketi. Sonucta dogma buyume Paris cocuguyuz biz, serde delikanlilik var. Benim oraya cikardigim bir bayan arkadasin -gotu her ne kadar guzel olsa da- mahrem yerlerine kitlenmek yurek ister. Barack orada yanlis yapti. Ayni yanlisi ben Washington’da yapsam; ha istesem yapamam mi, yaparim, oval ofiste ust duzey yetkilileri dahi kuskuleyemez miyim? kuskulerim. O ayri mevzu. Fakat bunu ben orada yapmis olsam bizim ulkemize fuze yagardi, fuze! Biz na’ptik? Hosgoruyle karsiladik. Paris cocuguyuz biz, misafirperveriz. Zaten istesek fuze atamayaiz cunku cok fuzemiz yok siker bizi Amerika. Kulturdu, sanatti; o film festivali senin, bu tiyatro benim; sigur ros’du, tom waits’di, wereyda’ydi derken boyle islerle ugrasa Sarkozy neden siyasi acilimlari, temel uyguugrasa elimizde bi benim fuze kaldi. ben bu lamalari, ulke politikasindan ziyade gundedevletin basiyim, ben bile hala anlamadim me kari ile, kiz ile, tatil ile, eller havaya ile, ne sikim bi ulke oldugumuzu. ha nukleer serdar ortac ile geliyor? Bu durumdan hosbaslikliyi da cok sukur verimli kullaniyorum. nut musunuz? bir avrupayi siktim. pervasizca veriyorum kuskuyu, veriyorum kama Sarkozy: Bu isten ekmek yedigim yi, veriyorum zekeri, veri surece memnunum elbet. Daha yorum ayari alayına. elit dune kadar elimi sikiyordum, Barack orada yanlis sikiyorum ben. artik elit sikiyorum. yapti. Bunun ne anlama geldigini biliyor Anliyorum. Anlasilan bu musun? Fransiz burjuvazisini Aynı yanlışı ben konuda epey bir bastan basa sikertmenin keyfini Washington’da yap dertlisiniz. Peki Turk tayahhül edebiliyor musunuz? sam ülkeme füze kadinlari? yağardı! (Gulusmeler) Sarkozy: Hadise’de iyi got var. Acikcasi hak vermemek elde degil. Peki Obama’nin sizin ulkenizde bir Peki bu sene Turkcell super ligden hankari gotu kesme mevzusu var? Bu konuda kendisine karsi bir kizginliginiz/kuskunlugu- gi takimlar duser? nuz var mi? Sarkozy: istanbul Belediye, Ankaraspor, Diyarbakirspor. Sarkozy: Simdi oncelikle belirtmek isterim ki bu olagan bir durumdur, biz de yeri geliyor gote kilitlenip kaliyoruz, irganamiyoruz. Bir Evrimcinin Portresi: Selami Özgüvenç “Kendimi bildim bileli evrimciyim. Bu konuda uzun yıllar süren araştırmalar yaptım, pek çok eseri bizatihi okudum ve kendimi ziyadesiyle geliştirdim. Gönül rahatlığıyla diyebilirim ki evrim gerçektir ve insanlar doğal seçilim, mutasyon, gen sikişi gibi hadiseler neticesinde çeşitli maymunsu (monkenoid) varlıklardan evrimleşerek bugünkü homo sapiens sapiens dediğimiz varoluşsal noktaya ulaşmışlardır. Beni rahatta dinleyiniz. Teşekkür ederim.” Doğan

10

O degil de bizi niye almiyonuz lan AB’ye? Sarkozy: Inan bilmiyorum lan. bu konuda en muhalif benim biliyosun. bu muhalefetin tek sebebi de sizin o hafif kel biyikli uzun cocuga -adi neydi?- bi turlu kanimin kaynamamasi. ben almayalim deyince de ciddi sebeplerim var saniyolar, almiyolar galiba. Anliyorum. peki sizin yolunuzu izlemek isteyen, sizin gibi basarili birisi olmak isteyen turk genclerine onerileriniz neler? tek cumleyle aciklamak gerekirse? Sarkozy: Ana bir baci iki, gerisine cal siki. Öyle degil, siyasi anlamda... Sarkozy: ... Alin bunu. kıvanch tatlıtuğ dostumuzun basketbol oynayamamasını reklamlarda “boş zamanlarımda basketbol oynarım...” gibi bir takım kelamlar ederek saçma sapan hareketler yapmasından anladım. Deli Yürek geçenlerde kanal 7 de gördüm. çok delikanlı çocuk olduğuna tekrar inandım. durmuyor deli yüreğim. Ümit


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

onu bunu bıraktım da Cihangir’de anneniz sikilse “bir dur ağabey” demeyeceksiniz hemen deviantart’a koyacaksınız ya oraya takılıyorum biraz. Ümit

kanka umit kurtardi hayatini bak $imdi nasil rahat kafasi ben diyom o cocuk puma’ya girdiginden beri belli bir duzene oturttu hayatini. bak parasini kazaniyor, okulunu okuyor, yedigi onunde yemedigi arkasinda. tum bunlardan dolayi kafasi rahat. kafa muhimdi ba$langicta ama umit puma’ya girince degi$ti her $ey. helal olsun vallahi, bu tarz cali$kan insanlari cok takdir ederim ve etmeye de devam edecegim. umit, seni ben takdir ediyorum. sen puma’ya girdiginden beri senin icin her hafta per$embe gunu havai fi$ek gosterisi yapiyorum luleburgaz yaman otel’de. seni takdir ettigimin gostergeleri bununla da bitmek bilmiyor tabii ki. ama diyorum ya, umit puma’ya girdiginden beri kafasi o kadar rahat ki benimkinin. bak bi.

mevzuya karıştık dostlar problem oldu bizim sokakta. çok fazla uzatmayacağım ama bizim sokağın kanlı abisi cemşit ve delikanlı kızı nurbanu yukarı mahalledeki hasımlarıyla kavga ettiler. gerçekten çok kanlı bi kavga oldu. bizim cemşit’in ağız burun dağıldı, nurbanu’yu da sikmişler bi güzel. dedim ya baya bi sorun yaşadık gençler. işte bizim tayfa olarak yukarı mahalleye dalmaya karar verdik, birkaç adama ihtiyacımız var. duydum ki fakatiyiuyudum grubu da çeşitli dövüş sporlarına aşina yazarlardan oluşuyormuş. açıkcası yardımınızı istemeye geldim. karşılık verirseniz teşekkür ederim. AYIK OLUN.

Onur

Ben Sözlükte (bkz: benim sabır taşlarım var) diye ayar vermeyi bekliyorum. Şakacı beni! :D :D :D Doğa

Merhaba Amınakodumun Kültürsüzleri Kültürlü biri olarak ebenizi sikerim sizin. Her yanınız kültür olur. Paçalarınızdan Özdemir İnce akıtırım, ağzınızı yüzünüzü sikerim. Kültür ulan! Yarına kadar Jules Laforgue - Paulownia ilişkisini metalinguistikle bağdaştırıp bana sununuz. Yoksa biliyorsunuz.. anneniz :) Daha flakon ne onu bilmiyorsunuz be yarrak kafalılar.. Hem atyarışı hem de sinema hakkında konuşabilin bi’, mizah dergisi filan okuyun amcıkağızlı süneler. Lan, soruyorum böyle sizin gibilere, bir tekiniz yok ki “ağabeyim ben cenk koyuncu’yu tanıyorum!” desin. Anca mükerrersiniz kamışımın pulları. Sizi sevmesem böyle derdim. Sevdiğim için sadece, sizden bir bok olmaz, diyorum. Bestamiler sizi. Not: Buna yorum olarak “Sevgiler......” diyecek Gülbey kardeşimin de şimdiden imiğine attırayım. Fırat

wereyda’nın “muro: nalet olsun içimdeki insan sevgisine” adlı film hakkındaki düşüncelerini de içeren yazı bu yazı değil :\ Doğan

Hayatım Bok Gibi Ama Burada Taşşak Yapıyorum : ) Siz de yapın, inanabiliyorlar. Pygmalion Etkisi midir, kendi kendini gerçekleştiren kehanet midir, kırk kere deli dersen deli olur mudur bilmem; aklımı bir miksere sokup tuşa basmanız için bekleyebilirim. Şovmen ruhluyum, logaritmik ölçekte ele alırsanız ruh hastasıyım. Kerterizi koydum, kendinize bakın.

Histogramlarınızı verniklesem? “Kerhane sahibinin vergi rekortmeni olduğu ülkede yaşıyorum” Yalçın Küçük, Manukyan’ı kastederken.. (ki ettiği tek doğru kelamdır, o da tek yönlü bir doğru olduğundan, biz ona doğru parçası deriz.) Doğru parçayı seçin kardeşlerim. Fırat

Barış

chesterfield insan olanın arkadaşına ikram etmemesi gereken sigara.

‘o’ adam. sayko ilkokul ogretmenim. gugilda arattirirken bile insan geriyorsun pic. bak kufur ediyorum. ogretmenler gununu sikeyim senin ogretmenim. kurban bayraminda kurbanini sikeyim. $eker bayraminda $ekerini sikeyim. kabotaj bayraminda gemini sikeyim orospu cocugu!

orospu çocuğu az önce yağmur yağarken yanımdan koşarak geçip havaya haykıran bir adamın sarf ettiği küfürdür. Ümit

cok dovdun beni fakat. cogunun ‘neden?’ sorusunun bir cevabi yoktu, biliyorum. wereyda’ya soyleyecegim bu konuda hzuunlu bir $eyler yazacak. ben anlatamiyorum olayi. bir de zorla sinif ba$kani yapmi$tin ki, hayatimi siken hamle o oldu. neden amina koyim neden? kel. Çağatay

fırat #3

LaNeTLeNmİ$ KoMoDiN #1

“merhaba, ben fırat! ağzıma asabi yarrağı alızlıyorum :D” Doğan

Doğa Genç Başkan İle: “Bu Grup Çok Başarılı” Aslında tarzın değil ama tüm sololarını atıyorsun değil mi başkanım!? Fırat

EyÜplÜ ÜnlÜler 1) Wereyda’nin babasi 2) Wereyda

lanetlenmiş komodin gerçekten de çok lanetlenmişti ya böyle nasıl var ya uf. inanılmaz bi lanetli komodindi lanetlenmiş komodin ve duruyodu bi evin odasında. yanında yatak var düşünsene gece yatıyo tipler yanlarında LANETLENMİŞ KOMODİN!!!!!! nası korkulu rüyalar falan görüyolar böyle misal rüyasında götünü yemiş bir canavar ki bu uyanıyor bakıyor götü harbiden YARA! işte lanetlenmiş komodin bu tarzda gerçekten de çok korkunç ve birçok kötü şeye sebep olan dehşetli bir obje olarak varlığını sürdürüyordu.

Çağatay

[c=65]son nefesine kadar hiçbir ortamda siklenmemeye mahkum adam[/c]: bence okan bayülgen çok zeki ama aynı zamanda sivridilli. seyircilerini aşağılıyor. o programdaki telefon bağlantıları kurmaca. kendi adamlarına arattığını düşünüyorum. yoksa kimse o kadar lafı kaldırmaz.

11

Yasemin

Doğan

WEREYDA’NIN HOLLYWOOD’A TEPKİSİ hollywood yildizlarinin ayak izlerinin bulundugu yere cimento dokup kurumami$ cimentoya sikini sokmak suretiyle iz birakmasi ve ayni esnada “BEN TEKNOLOJIDEN NE ANLARIIIIIIIIIIIIIIM NE ANLARIM BEN TEKNOLOJIDEEEEEEEEN” diye bagirmasi $eklinde vuku bulmu$tur. Onur


haftalık e-mecmua

oluyor bazen böyle şeyler

Gülbey İnal’la Hayat... BAŞLARKEN...

30 olduk be

oncelıkle merhaba arkadaslar. bılıyorsunuzkı artık dergı çıkarıyoruz ve bu dergıden takıp edeceksınız artık benı ve yazılarımı. arkadaslarım gercekten gırısken ve bır o kadarda saygılılar. dergı cıkarmak ıstedıklerını ve benı de orada gormek ıstedıklerını soyledıler. aslında bır bakıma tukurduklerını yalamak oluyor bu yaptıkları:)) bılmeyenler ıcın olayı kısaca anlatayım. bu arkadaslar bır sıtede yazıyorlardı ve gereksız kufurler ve hakaretler kullanıyorlardı bazı hassas konularda, bende onlara yorum atmıstım guzel bır dılle once, sonrada onlar cevap verdı yorumlarıma bana hakaret falan ettıler tabı bıraz sınırlendırdıler benı ama bana orada buyukluk yapmak dustu ve onları kenara cekıp duzgunce anlattım gercı ılk basta cabamın bosuna oldugunu zannedıyordum ama daha sonra benım soyledıklerımı kayda deger seyler bulmuslarkı benı sıtelerınde yazmaya davet ettıler. o sıtenın takıpcılerı durumu hatırlar zaten ben bılmeyenler ıcın anlattım. ıste boyle oldu arkadaslar vede bu arkadaslarla tanıstım ve bır sure sonra bende yaptıkları seyı sadece eglenmek ıcın yaptıklarını anladım

vallahı arkadaslar ne yalan soylıyım tam 30 yasıma bastım ayın 4unde. daha lıseye gıttıgım ılk gunu hatırlıyorumda ne cabuk gecmıs zaman arkadaslar bılemezsınız. benım sıze tavsıyem genclıgınızın degerını bılın. bakın aramızda o kadarda cok fazla yas oldugunu zannetmıyorum ama sız bıraz daha aktıf, bıraz daha heycanlı ınsanlarsınız, o yuzden belkıde benım yasımda benden daha genc hareketler sergıleyeceksınızkı bence boyle yapın. cunku benım aldıgım egıtım,gordugum aıle ortamı bu tarz bır hayatı gelıstırdı. benım yasımda olupta hala genc gıbı yasayan arkadaslarımda var tabı bende oyle olmak ısterdım ama benım aldıgım egıtım bu yonde oldugu ıcın o kadarda etkılemıyor bu dusunce acıkcası benı:))

ve onlara bıraz hak verdım ama yaptıkları seyın gercek oldugunu zannedenlerde olur dıye ben de sıtede bunu acıklar duzeyde seyler yazmaya basladım. oncelıkle bu arkadaslara tesekkur edıyorum cunku yazmayı gercekten sevıyorum hatta bır tane gunlugum var onu hep yanımda tasırım ve hergun olmasada bazen ona bırseyler karalamak gercekten hosuma gıder ama bu arkadaslar sayesınde bırcok kısının okudugu bır yerde yazılar yazdım ve ınsan tepkı almadıkca yazdıgının bır anlamı olmuyormus onu ogrettı bana. artık bu dergıde bazı bıldıgım konularda sızlerıde bılınclendırmeye calısacagım ve yasadıgım olaylardan veya yasanmıs olaylardan ders cıkarmanızı ısteyerek sızlere onları anlatacagım. dergımızın ısmı bıldıgınız gıbı adamlar. ılk basta garıp gelsede emınım dıger dergıler gıbı alısacaktır ınsanlar cunku dıger dergılerde ılk cıktıgı zamanlar ısmı garıp gelır hep ama bır sure gectıkce o ısım dergıyle butunlesır ve baska bır ısım dusunulmez hale gelır. ınsallah bızım dergımızde boyle olacaktır kı ben ınanıyorum oyle olacagına ve arkadaslarıma sonuna kadar guvenıyorum:))) ayrıca dergıyı sadece benım ıcın okuyan arkadaslarada bır seslenısım olacak, arkadaslar bu dergıde yazan kımsenın bos ınsanlar olmadıgını dusunuyorum. o cocuklar gencler bırazda farklılar ama ben gercekten cok dolu seyler yazdıklarına tanık oldum ve eglenmek ısteyen bırısı sadece yazdıklarınıda eglence olarak alırsa emınımkı gulup eglenecektır. ben kardeslerımın sonuna kadar arkasındayım ve onlarla aynı yola bas koymaktan dolayı mutluyum. emınımkı onlardan bırer beyaz, bırer cem yılmaz cıkabılecek potansıyel var ama bu ısler her zaman yetenege gore yurumuyor bılıyorsunuz ısın ıcınde baska ısler de yuruyor. dergıde yazdıgım ılk yazımı bıtırırken dergımızın hayırlı olmasını dılıyorum ve sız okuyucularında yeterınce ıyı vakıt gecırmenızı ıstıyorum. tekrardan hayırlı olsun arkadaslar.

SAYGISIZ GENÇLİK yahu arkadaslar artık butun gencler mı saygısız olmus? adam gıbı hıcbır sey yapamayacakmıyız bız artık? sokaga cıkıp rahatca dolasamayacakmıyız, bır caybahcesınde rahatca cayımızı ıcemeyecekmıyız he? gecen gun babam eve geldı, betı benzı atmıs. ne oldu baba dıye sordum, sorma oğul dedi. sormadım ben de. aradan 1-2 saat gectı yıne moralı bozuk, bende artık yeter dedım ve babama sordum olayları o da anlattı. taksım’de ısmaıl abı ve erhan abı(ıs arkadasları) ıle yururken bırden bıre 2 tane genc arkadan kosarak gelmıs ve bırısı babamın omzuna dıgerı de ısmaıl abının ensesıne vurarak kacmıslar. bır de olay taksım meydanında oluyor. hanı nerede bu devletın polısı falan demeyecegım. bu genclerın yaptıgı sey sımdı ne anlama gelıyor. neden yasını basını almıs 2 tane adama saldırırsın aksam vakti? sımdıkı genclerın kafasındakıler anlamak neredeyse ımkansıza yakın. hanı dusuk bır ıhtımal ya belkı okurlar dıye onlara seslenıyorum. olum benım yerım bellı yurdum bellı ıcınızde bırazcık erkeklık varsa gelın benı bulun, kac kısıyle neyle geldıgınız de onemlı degıl tamam mı?;))))

12

sız sız olun degerlı yasayın genclıgınızı yanı derım. yazımıda tam 30. yasıma bastıgımda yazdıgım bır sıırle bıtırıyorum: Bak nasıl da gectı bu zaman, Hep kahırdı, hep aman, Senden uzaktayken gulum, Yelkovan ve akrep cok yaman. sen yokken yollar daraldı, geceler uzadı, günler karardı, en yakın yerler uzak oldu, mühürler vuruldu, kalbim kapandı.

İŞTE GELDİK GİDİYORUZ... avusturya grıbı dıye bırsey dolasıyor arkadaslar kendınıze dıkkat edın bu aralar aklınızda bulunsun. normal grıp gıbıymıs ama normal grıp gıbı hemen gecmıyormus. sen gectıgını zannedıyorsun ama o hastalıklar vucuttan cıkmıyormus ve bellı surelerde kendını tekrar edıyormus. vallahı kendımıze dıkkat etmek lazım. birde arkadaslar bu aralar ıstanbula annemlerın yanına gelebılırım eger sızde musaıt olursanız bırgun oturup soyle bır guzel ıcelım:))) hem degısıklık olur hemde sızınle tanısmıs oluruzkı gercekten bunu ısterım. ben gercı az cok tahmın edebılıyorum nasıl tıpler oldugunuzu. kesın boyle saclı sakallı arkadaslarsınızdır. ya acık konusayım aslında yolda boyle tıpler gordugum zaman dovesım gelıyor onları ama sızın gıbılerı cok yok bence. sız bellı seylerı asmıs saygılı cocuklarsınız. tabı bu yazdıgımada kufur edeceksınız ama bılıyorum sırf geyık makara olsun dıye yaptıgınızı bunları. makara olsun dıye yapmayacagınız sey yok valla sızın:)) cakallar ya. neyse arkadaslar mesaım yenı bıttı desem ınanırmısınız? yarında ıs var erkenden gulbey abınız yatsın. dergıde yazdıgım ılk yazımı bıtırırken dergımızın hayırlı olmasını dılıyorum ve sız okuyucularında yeterınce ıyı vakıt gecırmenızı ıstıyorum. bu yazımı saymıyorum cunku bu gırıs yazısı oldugu ıcın onemlı mevzulara ve bılgılendırmelere degınemedım. bu haftadan sonra en guzel yazılarımla yıne bu dergıde olacagım, benı zaten bılen bılır, bellı bır kıtlem vardır. neyımdır ne degılımdır, bılmeyenlerde yakında ogrenecekler. haftaya gorusmek uzere, tekrardan dergımız hayırlı olsun…

Saygılar... Gülbey İnal, Yazar


ADAMLAR