Page 1

H O L L A N D A

D İ Y A N E T

V A K F I

A Y L I K

H A B E R

B Ü L T E N İ

HAZİRAN • 2010 SAYI 15

5

Büyükelçimizden HDV Utrecht Ulu Camii’ne Ziyaret

6

HDV Bergen op Zoom Ulu Camii Gençlik Derneği’nden Kosova Ziyareti

7

Amsterdam Arena Genel Müdüründen HDV’ye Ziyaret


HDV BÜLTEN ÖNSÖZ

Bu sayıda

Cevdet KESKİN

Hollanda Diyanet Vakfı İdari Koordinatör

aziran sayımızda yine birlikteyiz. HDV Bülten’in onbeşinci sayısı olan bu sayımızda 23 Nisan kutlamaları, camilerde düzenlenen açık gün organizeleri, kermesler, futbol turnuvaları, vb. gibi faaliyetlere dair dolu dolu haberleri bulacaksınız.

organizasyonu için bu iki aşamayı faydalı buluyoruz. Çünkü henüz fiyatların ve kontenjanın belirlenmemesi sebebiyle kesin kayıt yapamıyoruz. Ancak önkayıt yoluyla kontenjandan önce hacı adaylarının sayısını tespit etme imkanı buluyoruz. Kontenjan ve fiyatlar belirlendikten sonra da, kontenjan sayısına göre kesin kayıtları yapıyoruz.

Gençlik faaliyetleri olarak düzenlenen kültür seyahetleri, muhtelif camilerimizde, Din Hizmetleri Müşavirimiz ve Din Hizmetleri Ataşelerimiz tarafından verilen gençlik konferanslarına dair haberleri ve Hollanda Diyanet Vakfı sanat danışmanı Dr. M. Refii Kileci’yle yapılan bir ropörtajı yine bu sayımızda bulmanız mümkündür.

Hac organizayonumuzla ilgili bu yıl uygulanacak önemli kuralları 2010 yılı Hac Organizesi duyurumuzda okuyabilirsiniz. Çok önemli olan bir diğer husus da, bu yıl, Türkiye’den yakınlarını götürmek isteyenlere Suudi Arabistan’ın koyduğu sınırlama nedeniye olumlu cevap veremeyeceğimiz hususudur.

Ayrıca 2010 yılı Hac organizasyonumuzun başladığına dair duyuruyu bu sayımızda sizlere sunuyoruz. Buna göre, 2010 yılı Hac organizasyonumuz, iki aşamada yapılacaktır. Birinci aşama, önkayıtların yapılması, ikinci aşama ise kesin kayıtların yapılması. Başarılı bir hac

Son olarak, Hac önkayıtlarının Haziran ayının sonunda bitirileceğini hatırlatarak sözlerimi bitirirken, HDV bülten okuyucuları olarak sizlere, izne giden veya gitmeyen bütün HDV Bülten okuyucularına, hayırlı tatiller diliyor, Yüce Mevla’ya emanet ediyorum.

Değerli HDV Bülten Okuyucuları,

H

Hollanda Diyanet Vakfı Aylık Haber Bülteni SAYI 15 | HAZİRAN 2010 hdvbulten@gmail.com hdvbulten@diyanet.nl Islamitische Stichting Nederland Hollanda Diyanet Vakfı Javastraat 2 2585 AM Den Haag T. 070-3624481 F. 070-3644565 www.diyanet.nl info@diyanet.nl 2 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

Genel Yayın Yönetmeni Doç. Dr. Bülent Şenay Hollanda Diyanet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cevdet Keskin HDV İdari Koordinatörü HDV Bülten Yayın Kurulu Cevdet Keskin Sabri Gündoğan Abdullah Kaya Tasarım Bülent Yiğittop Baskı Drukkerij Dizayn 010-4254030

HDV Personeli Adı Soyadı

Cevdet Keskin 2 Sabri Gündoğan 3 Abdullah Kaya 4 Erdal Çetinkaya 5 Ali Korkmaz 6 Uğur Kaya 7 Orhan Yemenoğlu 8 Turgay Ergezen 9 Osman Ergin 10 İlhan Karataş 11 Önder Erkoç 1

Görevi

İdari Koordinatör Muhasebe Sekreter Cenaze Fonu İletişim&Medya Gençlik Koordinatörü Cenaze Fonu Cenaze Firması Cenaze Firması Cenaze Firması Muhasebe Yardımcısı


HDV BÜLTEN BAŞYAZI

Modern Çağda Din ve Peygamber mi? (VI) Doç. Dr. Bülent Şenay

Hollanda Diyanet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

İnsanın içinde yaşadığı çevrenin “yaratılmış bir dengesi-ölçüsü” vardır. Maddî hırslar etrafında oluşDV Bülteninin muhterem okuyucuları, muş sanayi ekonomisi ve bunu tüketim sonuçları, bu bundan önceki sayıda çevre kirliliğinin, ölçüye zarar vermektedir. “Gerçekten biz, her şeyi bir bir metafizik kirlenme olduğundan, çev- ölçü ve dengede yarattık.” (Kamer, 54: 49) Bu “ölçü” re kirliliğinin çözümünün, insanın yeniden eğitimiyle meselesine dikkat edilmediği zaman, toprak çoraklamümkün olduğundan bahsetmiştik. Ekolojik kri- şır, nehirler, göller kurur, denizler balıkların bile yazi azaltmak ve aşmak için, insanın eğitileceği husus, şayamayacağı bir kirliliğe bürünür. Sanayi atıklarının “geri dönüşüm” yöntemlerinin nasıl kullanılacağı gibi zararları kadar, kentsel yerleşim alanları oluşturmak konular değildir. Ekolojik krize karşı ilk çözüm, adına ormanları talan etmek de, medeniyetimiz için bizzat insanın fıtratı, tabiatı ve kaibir kriz anlamına gelir. “Biz bu Pikniğe giderken natı Allah’ın yarattığı emanetler oladünyayı atalarımızdan bir miras bile müzik setini rak görmeye başlamasıdır. değil, çocuklarımızdan ödünç alaracının bagajında dık” şeklinde düşünürsek, sorumlugötüren insan, kuş Modern insan tabiata olan saygı luk anlayışımız dengesini bulacaktır. ve sevgisini kaybetmiş durumdadır. sesini dinleme, ya da Pikniğe giderken bile müzik setini ağaç hışırtılarındaki İnsanın, çevre temizliğine özen aracının bagajında götüren insan, göstermesi, kendi özel hayatındaki, armoniyi, veya kuş sesini dinleme, ya da ağaç hışırbeş vakit abdest alan insanın “terüzgarın melodisini tılarındaki armoniyi, veya rüzgarın mizlik” duyarlılığına denk olmalıduyma melekesini melodisini duyma melekesini kaydır. Kişisel ibadet insanın kendi rûkaybetmiş demektir. betmiş demektir. Bu da tabiatı ve hunu imar etmesi, güzelleştirmesi, varlıkları Allah’ın âyetleri olarak görmekten uzaklaştı- ihya etmesidir. Kur’an-ı Kerim, aynen öyle, yeryüzüğı içindir. Fıtratına yabancılaşan insan, artık tabiat- nün de “imar edilmesi”ni emretmektedir. Bu manevi taki güzellik ve canlılığı yeterince takdir edemez hale bir sorumluluktur aynı zamanda. Yeryüzünü imar etgelir. Dolayısıyla doğal güzellikler en fazla bir resim mek, ekolojik dengeyi korumak için duyarlı olmakla tablosu gibi görünmeye başlar. Oysa doğada görüle- başlar. “Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sicek, algılanacak ne kadar çok güzellik vardır. Canlılar zin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yeryüzünden bu güzelliğin ifadesi olarak Allah’a şükrederler. Bu hu- (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli sus, bizzat tabiatın yaratıcısı olan Yüce Allah tarafın- (ve buna donanımlı) kıldı.” (Hûd, 11:61) dan pek çok âyette haber verilmiştir: İslam alimleri, bu ayete dayanarak, ağaçlandırma “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı çalışmaları, su kanallarının açılması, meskenlerin yatesbih ederler. Her şey O’nu hamd ile tesbih eder. Ancak, pılması gibi imar işlerinin, tabiatı özellikle tahrip etsiz onların tesbihlerini anlamazsınız. O, Halîm’dir (he- memek kaydıyla, topluma farz olduğunu söylemişlermen cezalandırmaz, mühlet verir), Çok Bağışlayandır.” dir. Dolayısıyla çevre duyarlılığı aynı zamanda bir ( İsrâ, 17: 44; Nur, 24: 41.) ahlâkî-manevî sorumluluktur. 3. İnsan ve ÇEVRE – II

H

>>

HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 3


HDV BÜLTEN Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz, çevreyi koruma konusunda Müslümanlara örnek olmuştur. Medine’de imar faaliyetlerine katılarak yaşadıkları şehrin mamur hale gelmesi için çalışmıştır. Ayrıca Mekke’nin yanında Medine ve Taif bölgelerini de harem alanı ilan ederek oralarda ağaç kesmeyi ve avlanmayı yasaklamıştır. (Ebu Davud, “Menasik”, 96) Mesela, Taif halkı Müslüman olmak üzere Medine’ye bir heyet gönderdiklerinde, Hz. Peygamber bir anlaşma hazırlatmış, anlaşma metninde Taif bölgesi vadilerinin de koruma altına alındığını kaydettirmiştir. Bu kayıtta, oradaki bitki örtüsünü tahrip etmenin, hayvan avlamanın yalnız yasaklanmadığı, bu yasağa uymayanların ayrıca “Kıyamet cezalandırılacağı da belirtilmiştir.

de sadakadır. Herkesin ondan yiyip eksilttiği mahsul de onu dikene ait bir sadakadır “ gibi hadis-i şeriflerde görülmektedir. Bu hadisler, çevre bilinci oluşturmaya konusunda teşvik etmektedir. Sonuç olarak, Ku’rân-ı Kerîm, ekolojik krizin temelinde manen bozulmayla başlayan bir ifsat ve israf kültürü bulunduğunu hatırlatmakta, çözüm olarak geridönüşüm medeniyeti değil, ıslah ve imar medeniyeti oluşturulmasını önermektedir: “Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.” (Hûd, 11: 117)

Çevre duyarlılığının metafizik bir temele dayanması, çevre yakınken elinizde ahlakını geliştirecek ve dolaylı olarak da insanın ve toplumların Ayrıca İslam Peygamberi (s.a.s), bir ağaç fidanı var zulüm ve şiddetten de uzak duryaşanılan mekanın ve suların temiz masını sağlayacaktır. Dua ediyor tutulması, (Buhari, “Vudu’”, 68; ve diyoruz ki, “Allahım! Takatimizi ve onu dikmeye Müslim, “Taharet”, 94–96; Ebu aşan güçlükleri ve yükleri bizim için Davud, “Taharet”, 36), hayvanlara vakit bulabilirseniz kolaylaştır. Nefsimizi ve çevremizi, iyi davranılması konusunda Müslüfesat ve fitneden muhafaza buyur. onu dikin” manlara tavsiyelerde bulunmuştur. Rahmet ve Kudretinle mazlumun O, susuz kalmış bir köpeğe kuyu“âh”ını dindir, zalimin zulmünü dan ayakkabısıyla su çıkarıp susuzluğunu gideren kişi- helâk eyle Ya Rabbi!. Şer odaklarını kendi şerlerinnin cennetlik olduğunu beyan eden bir Peygamberdir. de men eyle Allahım! Çocuklarımızın rıza-i ilahine (Buhari, “Bed’ü’l-halk”, 17; “Edeb”, 27). uygun salih ve muttaki kullarından olmalarını nasip eyle. Ruhlarımıza inşirah (ferahlık) ve sekîne (huzur), O’nun hayata dair örnekliği, “Kıyamet kopmaya ya- gönüllerimize merhamet ve meveddet (sevgi) lutfeyle. kınken elinizde bir ağaç fidanı var ve onu dikmeye vakit Unutarak ya da gafletle işlediğimiz günahlarımızı ve bulabilirseniz onu dikin”, ya da “Kim bir ağaç dikerse hatalarımızı dergâh-ı ilahinde mağfiret eyle. Rahmeonun için ağaçtan hasıl olan ürün kadar Allah sevap tine ve İlahi Sevgine ermiş kullarından eyle. Amin ve yazar” ve “Müslümanlardan bir kimse bir ağaç dikerse vel-Hamdü-lillahi Rabbi’l-Alemiyn”. o ağaçtan yenen mahsul mutlaka onun için sadakadır. Yine o ağaçtan çalınan meyve de onun için sadakadır. Selam ve dostlukla. Vahşi hayvanların yediği de sadakadır. Kuşların yediği

kopmaya

Hollanda Diyanet Vakfı Yönetim Kurulu

Adı Soyadı Doç. Dr. Bülent ŞENAY Veysel Kükrek Rahim Usan Nevruz Özcan Recep Erkoç Zekeriya Açkalmaz Abdurrahman Aydeğer 4 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

Vakıf Görevi

Görevi

Başkan Sekreter Muhasip Üye Üye Üye Üye

T.C. Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Den Haag HDV Ahi Evran Camii Din Görevlisi Heerhugowaard HDV Mimar Sinan Camii Başkanı Roermond HDV Fatih Camii Başkanı Kampen HDV Nebi Camii Denetleme Kurulu Başkanı Rotterdam HDV Eğitim Merkezi Koordinatörü Rotterdam HDV Mevlana Camii Başkanı


HDV BÜLTEN

Büyükelçimizden HDV Utrecht Ulu Camii’ne Ziyaret

T

.C. Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, beraberinde Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Doç. Dr. Bülent Şenay olduğu halde HDV Utrecht Ulu Camii’ni ziyaret etti. 13.05.2010 tarihinde gerçekleşen ziyaretlerinde kendilerine Ulu Cami Din görevlisi Muttalip Karataş tarafından Müslümanlara ve Hollandalılara yönelik kültürel faaliyetler ile camide yürütülen din hizmetleri

konusunda ayrıntılı bilgiler verildi. Cami Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Alaca ve Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından ise, şu anda hizmet vermekte olan Ulu Camii’nin, açılışından bugüne kadarki tarihi geçmişi hakkında da bilgi verildi. Yeni yapılmakta olan Ulu Cami inşaat ve projesiyle ilgili de Cami Muhasibi Muhsin Köktaş ayrıntılı bilgiler verdi. Yeni Cami projesinin gerek Utrecht Belediyesi, gerekse semt

sakinleri tarafından, memnuniyetle desteklendiğini söyledi. Lahey Büyükelçisi ve Din Hizmetleri Müşaviri bu ziyarette, Ulu Cami’den Müslümanlara ve mahalle sakinlerine yönelik daha faydalı hizmetin nasıl yapılabileceği ile ilgili değerlendirmelerini arzettiler. Büyükelçimiz Uğur Doğan ve Din Hizmetleri Müşaviri Doç. Dr. Bülent Şenay hizmetlerde başarı temennilerinde bulunarak camiden ayrıldılar.

Sliedrecht’de “Anneler Günü” Programı

H

DV Sliedrecht Ulu camiinde “Anneler Günü” programının üçüncüsü 09.05.2010 tarihinde gerçekleştirildi. Aygül Torun’un sunumunu yaptığı program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Sliedrecht Ulu Camii öğrencilerinden Işıl Tuzcu ile bayanlar adına Halime Tuzcu okudukları şi-

irler, minikler ilahi grubu da sōyledikleri ilahi ile programa renk kattılar. Din görevlisi Harun Durak’ın eşinin hazırladığı slaytlar ilgiyle izlendi. Din Görevlisi Harun Durak günün anlam ve önemi ile ilgili olarak yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Anne-Baba’ya itaat Allah’ın emridir. Annelerimiz, dünyada saygıya, sevgiye ve hürmete en lâyık olan varlıklarımızdır. Dünya ve âhiret mutluluğumuz için annelerimizle olan iletişimimize çok dikkat etmeliyiz. Anneler olarak çocuklarımızdan nasıl saygı ve sevgi bekliyorsak bizler de çocuklarımızı sevgi ve şefkatle en iyi şekilde yetiştirmeliyiz. Annelerimize karşı olan

sorumluluğumuzu sadece bir gün değil, ömrümüzün her anında yerine getirmeliyiz. Unutmayalım ki, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın bir yolu da anne-babamızı hoşnut etmektir.” Yoğun ilginin olduğu program, katılımcılara gül takdimi ile sona erdi. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 5


HDV BÜLTEN

HDV Bergen op Zoom Ulu Camii Gençlik Derneği’nden Kosova Ziyareti Hollandanın Bergen op Zoom şehrinde bulunan HDV Ulu Cami Gençlik Derneğinden 15 kişilik bir genç grup Hollanda Diyanet Vakfı’nın da desteğiyle, Kosova’yı tanımak, Hollanda’da tanıtmak ve dostluk bağlarının kurulması gayesiyle bir haftalık Kosova ziyareti gerçekleştirdiler.

G

ençler, yoğun bir hazırlık sürecinde Hollanda’da çeşitli etkinlikler ve yardım kampanyaları düzenleyerek Kosova’ya valizlerle oyuncaklar götürerek dağıttılar. Gençler ayrıca okulun tadilatını yapmak için gereken malzemeyi getirerek Vuçitırın şehrindeki “Ali Kelmendi” İlköğretim Okulunun tadilatını yaptılar. Bir hafta geceli gündüzlü tadilat ve temizlik çalışmasından sonra “Ali Kelmendi” İlköğretim Okulu yenileşmiş bir halde törenle hizmete açıldı. İkindi namazından sonra ise mevlit okutuldu. Vuçitırın Belediye Başkanı Bayram Mulaku, gençlere akşam yemeği verdi. Yemekte Vuçitırın sakinleri adına teşekkürlerini ifade eden Mullaku, bu tür kaynaşmaların önemine vurgu yaptı. Hollandalı gençler yoğun bir çalışma temposuna rağmen bazı tarihi ve kültür yerlerini de gezme fırsatı buldular. Sultan Murat Türbesi, Adem Yaşari Anıt Mezarı, Prizren’de Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanlığı’nın konuşlandığı Sultan Murat Kışlasını, Priz6 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

ren’de tarihi ve kültürel yerleri gezdiler. Prizren’de gelişlerinde Kosovahaber’e konuşan Ulu Cami Gençlik Derneği Başkanı Hasan Türk ve arkadaşları, Hollanda dışındaki faaliyetlerinden ilki olan bu geziden çok memnun kaldıklarını belirttiler. Hasan Türk duygularını şöyle ifade etti: “Okul tadilatında bizlere Vuçitırınli gençler yardımcı oldu. Çeşme Derneği gençleri ile yakından tanıştık ve dostluk ilişkilerini kurduk. Amacımız yerli halka ümit kapılarını aralamaktı. Hollanda’da tanıştığımız Florim Kamberi bizleri Kosova’ya davet etti. Çoğunlukta öğrenci olan gençlerimiz yol masraflarını kendileri karşıladığı gibi topladıkları yardımları da beraberlerinde getirdiler. Gezi masraflarının bir kısmı da Hollanda Diyanet Diyanet Vakfı tarafından karşılandı” dedi. Hasan Türk, Prizren’i ve Kosova’yı beğendiklerini ve yeniden geleceklerini de ifade etti. Vuçitırın’da

“Ali Kelmendi” İlköğretim Okulunun tadilatını yapan Hollanda’nın Bergen op Zoom şehrindeki HDV Ulu Camii Altın Ay Gençlik Derneğinin 15 üyesi, hafta sonu Kosova’dan ayrılmadan önce giderayak bir yardım etkinliğine daha vesile oldular. Hollandalı gençler, Vuçitırın’da tadilat projesinden artan parayı kendilerine her alanda yardımcı olan, Çeşme Kültür Sanat ve Spor Derneği’ne bağışlamayı uygun gördü. Çeşme Derneği üyeleri bu bağışı değerlendirerek 4 küçükbaş kurban kesti ve yardıma muhtaç ailelere dağıtımını gerçekleştirdi.


HDV BÜLTEN

Amsterdam Arena Genel Müdüründen HDV’ye Ziyaret

K

utlu Doğum Avrupa 2010 programının yapıldığı Amsterdam Arena Stadyumunun idarecileri Hollanda Diyanet Vakfı’nı ziyaret etti. Amsterdam Arena Genel Müdürü Henk Markering ve Pazarlama Müdürü Laurens de Graaf, 27 Mayıs 2010 tarihinde Hollanda Diyanet Vakfı Başkanı Doç. Dr. Bülent Şenay’ı HDV Merkezinde ziyaret ettiler. Ziyarette 4 Nisan 2010 tarihinde yapılan ve gayet başarılı olan Kutlu Doğum Avrupa 2010 programının

bir değerlendirilmesi yapıldı. Değerlendirmede tarafların bu başarıdaki katkısı konuşuldu. Karşılıklı memnuniyetler ifade edildi ve gelecekte birlikte çalışma istekleri dile getirildi. Gayet samimi bir ortamda gerçekleşen

görüşme sonunda Amsterdam Arena Genel Müdürü Doç. Dr. Bülent Şenay’a Arena Stadyumunun bir tablosunu hediye etti. HDV Başkanı Şenay da kendilerine HDV Yönetim Kurulu adına birer plaket takdim etti.

HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 7


HDV BÜLTEN

Hollanda Sivil Toplum Kuruluşları’ndan İsrail’e Kınama

H

ollanda Diyanet Vakfı (HDV), Hollanda İslam Merkezi Vakfı (SICN), Hollanda İslam Federasyonu (NIF), Eğitim ve Kültür Merkezleri Federasyonu (FECC), Hollanda Türk Federasyonu (HTF), Hollanda Türk İslam Kuruluşları Birliği (STNUTIO), Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu (TICF), Hollanda Nizam-i Alem Derneği (SNA), Hollanda Fas Camileri Kurulu (RMMN), Hollanda İslam Dernekleri Federasyonu (FION), Uluslararası Fakirlere Doğrudan Yardım Derneği (ISRAA), Filistin İnsan Hakları ve Dayanışma Platformu (PPMS), Hollanda Müslüman Boşnaklar Derneği (IVBN), Hollanda İmamlar Birliği (VIN), İnsani Barış İstişare Vakfı (HBV), Hollanda Azerbaycan Türk Kültür Derneği, Hollanda Uygur Federasyonu ve Avrupa Türk Demokratlar Birliği’nden oluşan, Hollanda’nın önde gelen sivil toplum kuruluşları, Den Haag’da yaptıkları bir basın toplantısıyla aşağıdaki kınama metnini basına duyurdu. Basın toplantısına Türk ve Hollanda basın mensupları iştirak ettiler. 8 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

KINAMA

İ

nsani yardım maksadıyla Gazze’ye ulaşmaya çalışan yardım konvoyundaki masum sivilleri hedef alarak, insan hayatını ve barışçı girişimleri hiçe saydığını açık bir biçimde bir kez daha göstermiş olan İsrail hükümetinin uluslararası denizlerde, uluslararası hukuku ihlal ederek gerçekleştirdiği kanlı saldırıyı şiddetle kınıyor; iki yüzlü ve kanlı politikaya son vermeye, İsrail’de vicdanlarının sesini hala duyabilenleri insan haklarından yana olmaya, Filistin/Gazze halkının insani dramına empati duymaya, “tüm dünya İsrail’e düşman” paranoyasına dayanarak şiddet politikası uygulamaktan vazgeçilmesine, ve uluslararası kuruluşları, Arap Dünyasını, Avrupa Birliği’ni, İnsan Hakları Komisyonunu, Birleşmiş

METNİ Milletler ve insani yardım filosunda vatandaşları bulunan ilgili ülkeleri, bu devlet terörüne karşı sorumluluklarını yerine getirmeye, Hollanda toplumunda dini-etnik köken farkı olmaksızın tüm insani sivil kuruluşları bu insanlık suçuna karşı demokratik seslerini yükseltmeye, ayrıca Gazze’ye insani yardım blokajının kaldırılmasına, sonuçta tüm dünyayı akl-ı selime davet ediyoruz. Bu kanlı saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılara acil şifalar diliyor, bu insani yardım filosuna katılan kahramanları yürekten kutluyor, gerekenlerin yapılarak zulmün durdurulacağına ve böylece dünya barışına ümit bağlıyoruz. Allah mazlumların yanındadır.


HDV BÜLTEN

HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 9


HDV BÜLTEN

Zwijndrecht’te Bayanlardan Hatim Merasimi

2

009-2010 Öğretim döneminde, HDV Zwijndrecht Yavuz Sultan Selim Camii’nde haftada 3 gün, Kur’an-ı Kerim ve Dini Bilgiler dersi

alan bayan kursiyerlerimiz, Hatim Merasimi düzenleyerek öğrendiklerini sergileme imkanı buldular. İlk defa gerçekleşen bu programdan herkes çok memnun

oldu. Mutlulukları gözlerinden okunan bayan kursiyerlerimiz, bu merasimlerin her sene daha da güzelleşerek devam etmesi gerektiğini vurguladılar.

HOLLANDA DİYANET VAKFI CENAZE YARDIMLAŞMA FONU ISLAMITISCHE STICHTING NEDERLAND ONDERSTEUNINGFONDS IN GEVAL VAN OVERLIJDEN FONA KAYIT OLMAYI İHMAL ETMEYELİM!!!! Meşhur, meşhur olduğu kadar da gerçek bir sözdür. “Acılar paylaşıldıkça azalır. Sevinçler paylaşıldıkça çoğalır.” Vatanımızdan, aile ve sevdiklerimizin birkısmından çok uzaklarda yaşadığımız şu gurbette, başımıza gelebilecek ve bize en çok acı verecek gerçek, ölümdür. Bu gerçekle karşılaştığımızda acımızı paylaşacak, bizi anlayacak ve hepsinden önemlisi yapılması gerekenleri bizim için yapacak bir hizmet kurumuna, ne büyük ihtiyaç vardı. İşte bu ihtiyaçtan doğdu Cenaze Yardımlaşma Fonu. Onun şemsiyesi altına girenler, en acılı gününde bir yardım eliyle karşılaşır, bu yardım eli cenaze sahibine hiçbir külfet yüklemeden gerekli bütün hizmeti görür. O yardım eli, Hollanda Diyanet Vakfı Cenaze Yardımlaşma Fonu’dur ve yirmiyedi yıldır bu hizmeti başarıyla sürdürmektedir. O halde bu fona kayıt olalım. Çevremizdekileri kayıt olmaya teşvik edelim. Bu mükemmel hizmetten hiçkimsenin mahrum kalmasına razı olmayalım. Sağlık ve mutluluklar dileriz. HOLLANDA DİYANET VAKFI CENAZE YARDIMLAŞMA FONU 10 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010


HDV BÜLTEN

HDV Zwijndrecht Yavuz Sultan Selim Camii’nde Kermes

H

DV Yavuz Sultan Selim Camii’nde bu yıl ilk defa gerçekleştirilen kermes büyük ilgi gördü. Katılan ve ilgi gösteren büyük, küçük, kadın, erkek herkes canla başla çalışarak yardımlaşmanın büyük örneklerini gösterdiler. Herkesin ortak görüşü, bu tür faaliyetlerin artarak devam etmesi yönünde oldu. Kermese gerek el emekleriyle, gerekse destek amacıyla güç veren kadın erkek bütün dost Yönetim Kurulu tarafından teşekkür edildi.

HDV Zwijndrecht Yavuz Sultan Selim Camii’ne Öğrencilerden Ziyaret

B

ir grup öğrenci din dersleri kapsamında, İslam hakkında bilgi almak için HDV Zwijndrecht Yavuz Sultan Selim Camii’ne ziyarette bulundu. Ziyarette; Mihrap, minber, kürsü, mahfel gibi caminin bölümleri öğrencilere tanıtıldı. Sorularına uygun cevaplar verildi. Din görevlisi Muammer Yaman, öğrencilere genel olarak şu öğütte bulundu: “Sevgili öğrenciler! Değişik dinlere inanıyor olabiliriz. Ama ortak paydamız; insan olmak ve birbirimizi anlamaya çalışmak olmalıdır. Bugün dünya barışına çok ihtiyacımız var. Geleceğin dünyasında sizler, inançlı inançsız, şu dinden bu dinden ayırımı yapmadan bibirinizle anlaşabileceğiniz bir dünyayı mutlaka kurabilmelisiniz. Hepinizde bu ışığı görüyor ve ziyaretinize teşekkür ediyorum.” dedi. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 11


HDV BÜLTEN

Bu sayımızda Hollanda Diyanet Vakfı’nın sanat danışmanlığı görevini yapan, Hattat ve Ebru sanatkârı Dr. Mehmet Refii Kileci ile görüştük Dr. Mehmet Refii Kileci bir akademisyen olmasına rağmen toplumda daha çok sanatçı kimliğiyle tanınmaktadır. Dr. Kileci bir yıldan beri Hollanda Diyanet Vakfının sanat danışmanlığını yapıyor. Özellikle ebru ve hat sanatıyla ilgili olarak yaptığı çalışmalar ve verdiği kurslar büyük bir ilgi görüyor. İstanbul’da sanat camiasının merkezi sayılabilecek bir yer olan Fatih’te dünyaya gelen Kileci, içinde doğduğu çevreninde etkisiyle küçük yaşlarda sanata ilgi duymaya başlar.

D

aha ortaokul sıralarında iken alanlarında duayen olarak kabul edilen isimlerden hat ve ebru dersleri alan Kileci, ilerleyen yıllarda ise bu sanatları bizzat icra eder. Orta Asya’dan Orta Doğu’ya değin bir çok farklı ülkede uzun yıllar hem akademisyen hem de bir sanatçı olarak görev yapan Kileci, dokuz senedir de Hollanda’da çalışmalarını sürdürmektedir. Avrupa’da yaşayan Türk toplumuna geleneksel Türk-İslam sanatlarını ve özellikle de ebru’yu sevdirmek için geceli gündüzlü çalışan Dr. Kileci’yle bu bitmez tükenmez sanat sevdasını konuştuk.

Kimlerden ders aldınız? Benim, son dönem hocalarının hepsine de yetişme imkanım oldu. Mesela Hattat Hamid Aytaç. Kendileri Os12 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

manlıdan kalan en son ve en büyük hanımlar bu sanatlarla çok daha yahattattı. 1982’de vefat etti.. Bunun kından ilgileniyorlar. Ayrıca istendinyanı sıra rahmetli Hafız, Bestekar ve diği takdirde camilerimizin içini sanat Tamburi Kemal Batanay’dan da ders eserleri ile süslüyoruz veya camiye ait aldım. O da hat sanatında çok önemli bir odayı sanat odası haline getiriyobir isimdir. Aslında son dönem üstat- ruz. En son Rotterdam da bulunan ların hepsinden de ders aldım. Şimdi Ulu caminin yeni binasını hat, ebru, böyle bir imkan yok tabii. Ebru konu- tezhip eserleri ile donattık. Hollandasunda da önemli isimlerden dersler al- lılar sanata değer verdikleri için bu tarz dım. Ebru sanatının hizmetler çok alaka “Ebru suya en önemli temel taşçekiyor, camilerimizlarından kabul edilen le ve islam ile alakalı yüzmeyi Mustafa Düzgünman önyargıları azaltıyor. öğretmektir” ve Neyzen Niyazi SaŞu anda Rotterdam yın bunlardan bir kaçı. Bu ikisi içinde, Kocatepe Camii’nde ve Amsterdam Türk ebrusunun üstatları diyebiliriz. Hacı Bayram Camii’ndeki ebru kursEbruculukta dev isimlerdir. Allah’ın larımız devam ediyor. Yakında Amsbir lütfü olarak kabul ediyorum bu terdam Eyüp Sultan Camii’nde ve gibi ustalardan ders almayı. Hatta başka camilerde de hat ve ebru kurslabazıları duyunca inanmıyorlar. “Nasıl rımız başlayacak. yetiştiniz bu gibi üstatlara?” diye soruyorlar. Benim şansım bu işe çok erken Peki hocam özellikle ebru yaşlarda başlamamdır. Onun için yeti- sanatı nereden geliyor? şebildim bu isimlere. Ebru menşei olarak Orta Asya kökenli. Buhara Semerkant merkezli bir Hollanda Diyanet Vakfındaki sanat. Bir Türk sanatı olarak dünyaya göreviniz ile birikte camiler- yayılmış. 15. asırdan önce nerde, nasıl de ne türlü sanat faaliyetleri ve kim tarafından bulunduğu bilinyapıyorsunuz, sanat kursları- miyor. Ama gelişmesi ise daha ziyade na olan alaka arttı mı, cami- İslam’dan sonra olmuştur. Önce Analerdeki faaliyetler nasıl gidi- dolu ve ordan İstanbul’a, İstanbul’dan yor? da diğer ülkelere yayılmış bir sanat. Camilerde sanat ile alakalı sohbet, Bugün Amerika başta olmak üzere konferans, sergi ve canlı sanat göste- bir çok ülkede bu sanat icra edilmekrileri ayrıca özellikle kurslar organize te. Zaten 18. asra kadar Avrupa’da ediyoruz. Ebru, hat kurslarını ben- ebru’ya Türk kağıdı denilmiş. Daha deniz veriyorum. Ayrıca bir hanım sonra matbaanın gelişmesiyle birlikte arkadaşımız tezhip kursu veriyor. ebruculuk baskı haline gelmiş ve ismi Malumunuz tezhip sanatı, geleneksel değiştirilmiş. Şimdi Türk kağıdı deTürk süsleme sanatı demek. Özellikle ğilde daha ziyade mermer kağıdı diye


HDV BÜLTEN anılıyor. Ama bu işi bilen uzmanların, sanatçıların hepside bunun bir Türk sanatı olduğunu dile getiriyorlar. Hollandaca papiermarmeren deniyor. Ebru, Orta Asya kökenli ama daha ziyade Anadolu’da yaygınlık kazanmış. Şu an dünya üzerindeki kullanımı nasıl? Şu an Anadolu’da da çok yaygın değil maalesef, daha ziyade İstanbul’da rastlamak mümkün. Bursa ve Ankara’da da sanatçılar var ama merkez İstanbul. Buradan Avrupa’ya yayılmış. Ama bugün Avrupa’da görsel malzeme olarak kullanılmıyor. Daha çok ciltcilikte kullanılıyor. Kitap ciltlemede filan. Seri imalat yapıyorlar ve ciltcilikte çok yaygın. Aynı metodu kullanmalarına rağmen, mesela çiçek motiflerini yapamıyorlar. Yani bizdeki ebru’nun maksadı ile burdaki farklı. Biz tamamen görsel malzeme olarak kullanıyoruz. Bu açıdan Avrupa’da çok fazla gelişmemiş. Bugün bir iki usta var sadece bu işi yapan. Ebru’nun temel malzemeleri nelerdir? Türk ebru’sunda kullanılan malzemeler tamamen doğaldır. Yani kimyasal hiçbir malzeme kullanılmaz. Ebru’nun suyunu, Kitre diye adlandırılan doğal bir tutkal ile hazırlıyoruz. Kitre, Keven bitkisinin kökünden elde edilen ve suda eritilerek tutkal halinde kullanılan sıvı maddedir. Şu anda denizkadayıfı denilen bir toz var onu da kullanıyoruz.Bunun yanı sıra sahlep veya bamya suyuyla da ebru suyunu oluşturmak mümkün. Boyalar ise tabii kök boyalardır. Hatta toprak dahi kullanılabiliyor. At kılından hazırlanan bir fırçaylada şekil veriyorsunuz. Birde boyaların birbirine karışmasını önleyen ve sığırların içinden elde edilen öd denilen bir madde kullanıyoruz. Ebru demek, boyanın su yüzünde yüzdürülmesi demektir. Suya yüzmeyi öğretmektir. Avrupa’daki insanlarımıza sanat zevkini aşılamak için neler yapılmalıdır sizce? Bu konuda sivil toplum kuruluşları-

na vakıf ve dernekler ve de camiilere büyük görevler düşüyor. Bu vesile ile Müşavirimiz Doç. Dr. Bülent Şenay hocamıza teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten hocamızın bu konuda çok ciddi destek ve gayretleri var. Kendisi sanattan anlayan ve sanata ve sanatçıya değer veren gönül insanı. Onun desteği ile şu anda camilerde sanat kursları başladı ve inşaallah yakın zamanda semere verecek Ebru sanatı nedir kökü nereye dayanıyor? Ebru, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebru sözcüğüne köken olarak, bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü, Türkçe’de değişerek “ebru” biçimini almıştır. Gerçekten de ebru bulut izlenimi uyandıran bir görünümdedir. Ebru sözcüğü bir başka görüşe göre “yüz suyu” anlamına gelen Farsça “âb-rûy” tamlamasından gelmektedir.

Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı kaynaklara göre de ebru Türkistan’daki Buhara kentinde doğmuş oradan Anadoluya yayılmıştır. Batıda ebru “Türk Kâğıdı” diye adlandırılır. Avrupalılar öğrenmek için sizden destek istiyorlar mı? Fuar ve sergilerden sonra çok fazla talep oluyor. Kursa gelmek istiyorlar, veya bizi başka programlara davet ediyorlar. Yoğunlaştırılmış kurslar veya atölye çalışması istiyorlar. En son bir fuarda tanıştığımız Hollandalı yaşlı bir ebru ustası Türk tarzı ebruyu çok öğrenmek istediğini belirtti ve bizden bu konuda destek istedi. Avrupa da el yapımı özel cilt çok yaygın, çok iyi ustalar var. Sık sık fuar yapıyorlar ve bu klasik cilt ustaları ciltlerinde el ebrusu kullanıyorlar. Bu sebeple özellikle ciltçiler ebru sanatı ile çok ilgileniyorlar. Bunun dışında tabii ki gittiğimiz her yerde müze, sanatevleri, kütüphane vb. müesseselerden de ebruya çok ilgi var.

Kendi ağzından; 1962 İstanbul Fatih doğumluyum. Medine İslam Üniversitesi mezunuyum daha sonra Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tefsir dalında master ve doktora yaptım Yaklaşık 20 seneden beridir de değişik üniversitelerde öğretim üyesi olarak görev yaptım. 2007’de Rotterdam da kendime ait Rumii Sanat Enstitüsü adıyla bir sanat evi açtım. Aynı zaman da HDV sanat danışmanı olarak müşavirimiz Doç. Dr. Bülent Şenay hocamızın desteği ile camilerimizde sanat hizmetleri veriyoruz . HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 13


HDV BÜLTEN

Açılan sergilere ilgi nasıl? En son Finlandiya’da büyük bir sergi açtım. Sergilerde eserleri sergilemekle yetinmeyip aynı zamanda canlı ebru gösterisi yapıyoruz. Bu da çok ilgi çekiyor. Sergi ile birlikte ebru sanatını teorik ve pratik olarak tanıtmak için bilgisayar destekli ve görüntülü konferans veriyoruz. Böylece sergi, canlı ebru yapımı ve konferansı ile birlikte iyi bir ebru tanıtımı olduğu kanaatindeyiz. Bildiğim kadarı ile Avrupa’da bizden başka bu tarz çalışan sanatçı olmadığı için ciddi bir boşluk var ve alakada her geçen gün artıyor. Bizde bu Türk sanatına hizmet ettiğimiz için çok mutlu oluyoruz. Geçen hafta Utrecht turizm furında dört gün boyunca canlı gösteri yaptık. İnsanların çoğu ilk defa böyle bir şey gördüklerini ifade ettiler. Ebruyu öğrenmek zor mu? Ebru çok zor değil ama çok kolay da 14 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

değil. Zira ebruda fiziğin, kimyanın, matematiğin kanunları câri. Bütün bu kanunlara uymazsanız, hassas dengeleri, ayarları yapamazsanız boyaları yüzdüremezsiniz. 3-4 aylık yoğun kurslarla insan ebrunun temelini öğrenebilir. Daha sonra daha ileri seviye bir kursla veya kendisi çok çalışarak deneme-yanılma yoluyla kendisini geliştirebilir. Geleneksel sanatlarımızın Avrupa’daki önemi nedir, veya bu sanatlar sizce niçin önemlidir? Türkler olarak yaklaşık 40 yıldır Avrupa’dayız, ama malesef şartlar gereği milletimizi tam manası ile medeniyeti, kültürü, sanatı ile buralarda temsil edemedik. Gerçekten çok zengin bir geçmişe sahibiz. Musiki, mimari, çini, tezhib, nakış, hat, minyatür, cild, ebru vb. geleneksel güzel sanatlarımızla Avrupa toplumuna çok şeyler verebiliriz. Ama bu alanda ciddi bir gayret yok. Buradaki insanımızın özellikle 3. ve 4.

kuşağın eğitilmesi lazım. Kendi kültürünü, medeniyetini, ruh dünyasına ait zenginlikleri bilmeyen bir kuşak kimlik bunalımından ve kompleksten kurtulamaz. Bırakın Avrupa’ya faydalı olmayı, kendine hayrı olmaz. Biz tamamen şahsi gayretimizle kendi imkanlarımızla bu sanatları bir iddiamız olmadan temsil edip Hollanda içi ve dışı tanıtmaya ve sevdirmeye çalışıyoruz. Buradan Türkiye’de klasik sanatlarla uğraşan özellikle gençlere seslenmek istiyorum. Bu sanatları biran önce öğrenip Avrupa’ya hicret etmeliler, bu boşluğu doldurmalılar. Ulaştırmamız gereken kudsi mesajları sanat köprüsü ile rahat ulaştırabiliriz. Tabii vereceğimiz güzel şeyler olduğu kadar alacağımız güzellikler de var, teknik sistem, metod, intizam vs. Bu alış veriş neticesinde güzel ve yaşanılabilir bir Avrupa oluşabilir yoksa çatışmalar kavgalar artar gider.


HDV BÜLTEN

HDV Enkhuizen Alaattin Camii’nde Çanakkale ve İstiklal Marşı Programı

1

2 Mart 2010 Cuma günü Cuma namazından evvel “Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı” konulu bir vaaz yapılmış, akabinde de Yasin-i Şerif ve sureler okunarak Gazi Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimiz için dua yapılmıştır. 12 Mart-2010 Cuma günü Cuma hutbesinde de, “Mehmet Akif ve İstiklal Marşı” konusu işlenmiştir.

Korkmaz ve Enkhuizen çevresinde yaşayan yaklaşık 200 kişinin katılımıyla Enkhuizen HDV Alaaddin Camii Gençlik Kolları tarafından “İnsanlığın savaşı yendiği yer ÇANAKKALE” adlı bir program düzenlemiştir. Programda misafir katılımcılarımızın konuşmalarının ardından “18 Mart Çanakkale Zaferi ve 12 Mart İstiklal Marşının kabulü” ile ilgili çeşitli slayt gösterisi, iki sahnelik piyes, şiirler, kız ve erkek gençlerimizin oluşturduğu koromuzdan müzikli kahramanlık türküleri okunmuştur. Şanlı ecdadımız ve tüm şehitlerimiz için cemaatimiz arasında hatim cüzleri dağıtmış ve 19 Mart 2010 Cuma günü yapılan programımızın sonunda duası yapılmıştır.

19 Mart 2010 Cuma günü Enkhuizen’de, New Doelen salonu kiralanarak T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Fevzi Hamurcu ile Hollanda Diyanet Vakfı Muhasibi, Heerhugowaard HDV Mimar Sinan Camii Başkanı Rahim Usan, Din Görevlisi Muzaffer Karaduman, Medemblik HDV Fatih Camii Başkanı Önder Şahin, Din Görevlisi Hüseyin HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 15


HDV BÜLTEN

HDV Delft Sultan Ahmet Camii’nde “Açık gün” Düzenlendi

3

0 Mayıs 2010 Pazar günü HDV Delft Sultan Ahmet Camii’nde, geleneksel hale gelen “Open dag” programı gerçekleştirildi. Nyama Festivali ile aynı zaman dilimine gelen “açık gün” etkinliğinde, Wereld reis programına katılan üç otobüs dolusu ziyaretçi HDV Sultan Ahmet Camii’ni de ziyaret ettiler.

Camii içerisinde din görevlisi tarafından ziyaretçilere bilgi verildi. Ayrıca Cami lokalinde yönetim kurulu, bayanlar ve gençlik kolları desteğiyle Türk kültürünü tanıtıcı ürünler sergilendi ve geleneksel Türk mutfağından yemekler misafirlerimize ikram edildi. 16 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010


HDV BÜLTEN

HDV Delft Sultan Ahmet Camii Kültürler Arası Festivale Katıldı

2

9 Mayıs 2010 Cumartesi günü Delft Poptahofta bütün kültürleri bir araya getirip kaynaştıran çok renkli bir festival organizasyonuna HDV Delft Sultan Ahmet Camii Yönetimi, bayanlar ve

gençlik kolunun yanısıra çok sayıda vatandaş da katıldı. Cami yararına hazırlanan, Türk kültürünün birbirinden lezzetli yiyecekleri, sarma, baklava, döner, lahmacun satışı yapıldı. Oldukça yoğun bir katılımın olduğu

bu özel günde Hollandalı ve diğer ülkelerin vatandaşları da kendi ülkelerine özgü yiyecek ve ürünlerini satma fırsatı buldular. Festivalde ayrıca Anadoluya özgü türkü ve eserler gençler tarafından başarıyla seslendirildi.

HDV Beverwijk Akşemsettin Camii’nde Kermes

2

3 Mayıs 2010 tarihinde HDV Beverwijk Akşemseddin Camii’nde Açık Kapı günü ve Kermes programı düzenlendi. Panayır havasında yapılan kermesde Caminin bahçesinde ve lokallerinde kurulan tezgahlarda kitap satışı, hediyelik eşya satışı, çocuklar için oyuncak satışı, kadınlar için takı, başörtüşü, şal vb. eşya satışı, faydalı bitkisel baharat satışı, Camimizin bahçesinde Türk mutfağında çeşitli yiyecek içecek satışları yapıldı. Cami yararına yapılan satışlara Beverwijk ve çevresinde bulunan şehirlerden Türk toplumunun ilgisi oldukça yüksek oldu. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 17


HDV BÜLTEN

Dini Bilgiler ve Genel Kültür Yarışması Finali Zaandam’da Yapıldı Hollanda Diyanet Vakfı camilerinde Kur’an-ı Kerim ve Dinî Bilgiler Kursuna devam eden öğrenciler arasında her yıl düzenlenen Dini Bilgiler ve Genel Kültür Yarışmasının bu yılki Hollanda finali 2 Mayıs 2010 Pazar günü Zaandam HDV Sultan Ahmet Camii’nde yapıldı.

1

7 Nisan 2010 Cumartesi günü yapılan bölge yarışmalarında birinci olan Oldenzaal HDV Fatih, Amersfoort HDV Mevlana, Doetinchem HDV Merkez, Tegelen HDV Sultanahmet, Roosendaal HDV Yeşil, Rotterdam HDV Mevlana ve Zaandam HDV Sultanahmet Camiilerinin öğrencileri Hollanda birinciliği için kıyasıya yarıştılar. Jüri üyeliğini Rotterdam HDV Gültepe, Vlaardingen HDV Eyüp Sultan, Almere HDV Sultanahmet ve Utrecht HDV Ulu Camilerinin din görevlileri Yusıf Kabakcı, Hüseyin Demirci, Abdullah Yılmaz ve Muttalip Karataş’ın yaptığı yarışma, Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Fevzi Hamurcu tarafından başlatıldı. Cami cemaatinin ve yarışmacı öğrencilerin ailelerinin de ilgi gösterdiği yarışma heyecanlı 18 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

ve tatlı bir rekabete sahne oldu. Dinî bilgiler ve genel kültür konularında 30 sorunun sorulduğu yarışmayı Betül Yavuz, Mevlüt Yıldırım ve Muradiye Yıldırım’dan oluşan Oldenzaal HDV Fatih Camii öğrencileri kazandı. Yarışmada ikinciliği ise Ebru Doğan, Osman Celil Zeylan ve Şerife Yıldız’dan oluşan Amersfoort HDV Mevlana Camii öğrencileri kazanırken, üçüncülüğü de yedek sorular neticesinde Okan Huy, Ö. Faruk Bal ve Emre Kumru’dan oluşan Doetinchem HDV Merkez Camii öğrencileri elde etti. Yarışma sonunda her bir yarışmacıya Hollanda Diyanet Vakfı tarafından verilen 50 şer Euro hediyeler Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Fevzi Hamurcu tarafından dağıtıldı. Ayrıca Zaandam HDV Sultanahmet Camii Yönetim Kurulu da dereceye giren öğ-

rencilere çeşitli hediyeler verdi. Hollanda genelinde HDV camilerinde 10 bin öğrencinin Kur’an-ı Kerim ve Dinî Bilgiler Kurslarında ders gördüğünü ifade eden Dr. Fevzi Hamurcu, bu yarışmalarla öğrencilerin çalışmalarının teşvik edilmesinin amaçlandığını da belirtti. Program, ev sahibi caminin tüm katılımcılara yiyecek ikramında bulunmasıyla sona erdi.


HDV BÜLTEN

HDV Zaandam Sultan Ahmet Camii’nde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Sultan Ahmet Camii konferans salonunda 24 Nisan Cumartesi akşamı coşku ile kutlandı. Programa T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ, T.C. Rotterdam Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi, Dr. Fevzi Hamurcu, basın mensupları, veliler ve çok sayıda çocuk katıldı.

A

çılış konuşmasını HDV Sultan Ahmet Camii Sekreteri Recep Ayaz yaptı. Ayaz konuşmasında, konuklara günün anlamını ve çocuklarımız için Hollanda’da Türkçe dili ve Kültürünün önemine değindi.

ama çocuklarımıza uykuya yatırırken bir Türkçe hikâye kitabi okuyalım ya da onu okuyamıyorsak lütfen bir Türkçe masal anlatalım. Ben bunun çok

önemli olduğuna inanıyorum. Bugün bizler fazla uzun konuşmayacağız söz çocukların tekrar hoş geldiniz.” dedi.

(Foto’s Copyright © Nico Roodhart 2010)

T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ kutlamada yaptığı konuşmada “Her çocuğumuz çok önemli. Eğitime önem verelim. Çünkü özellikle burada Hollanda’da yaşayan, çocuklarımızın iyi bir eğitim alması şart. Hepinizden çocuklarınızın eğitimi ile tek tek ilgilenmenizi okulla çok yakın bir işbirliği içinde diyalog içinde olmanızı rica ediyorum. Tabii Hollanda’daki eğitim çok önemli ancak çocuklarımızın Türkçesini de unutturmamamız lazım. Lütfen bugünden sonra, belki yapıyorsunuz HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 19


HDV BÜLTEN

HDV Rijen İmam-ı Azam Camii’nden Minikler Futbol Turnuvası

H

DV camiler arası minikler futbol turnuvası Rijen’de yapıldı. HDV Rijen İmam-ı Azam Camii’nin organize etmiş olduğu turnuvaya Hollanda’nın çeşitli bölgelerinden 24 Cami katıldı. Turnuvaya iştirak eden Rijen Belediye Başkanı da turnuva boyunca futbolseverlerle birlikte oldu ve yapılan organizeden çok mutlu olduğunu söyledi. Rijen İmam-ı Azam Camii Başkanı İsmail Aydın da turnuvaya katılanlara ve Belediye Başkanına teşekür etti. Rijen İmam-ı Azam Cami din görevlisi Mücahit Demirel, Şube dernek başkanı İsmail Aydın ve organizeyi düzenleyen fahri din görevlisi Mustafa Aydın da turnuvaya katılan camilere teşekür ettiler. Güzel bir organizasyonla düzenlenen ve bir festival havasında geçen Minikler Futbol Turnuvasında birinciliği, Drunen, İkinciliği Delft, Üçüncülüğü ise Oudenbosch camilerinden katılan futbol takımları aldılar. 20 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010


HDV BÜLTEN

21 Mayıs 2010 Pazar günü HDV Leiden Mimar Sinan Camii Toplantı Salonunda Vatandaşları Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi

T

oplantıya T.C. Rotterdam Başkonsolosu Esen Altuğ’un yanı sıra, Din Hizmetleri Ataşesi, Dr. Fevzi Hamurcu da katıldı. Ayrıca Başkonsolosluk görevlilerinden askerlik işleri, pasaport/vatandaşlık işlemleri ve Çalışma ve sosyal güvenlik işlemlerinin birim amirleri de toplantıya katılarak vatandaşlarımızın sorularını yanıtlayıp isteklerini dinlediler. Vatandaşlarımız genelde çalışma ve sosyal güvenlikle ilgili soru ve sorunlarına cevap bulmaya çalıştılar. Toplantıda konsolosluk işlemleri ve e-konsolosluk hakkında bilgi verilerek vatandaşlarımızın birçok işlemlerini internet yoluyla yapabilecekleri anlatılarak vatandaşlarımızın konsolosluk işlemlerini kolay ve hızlı bir şekilde kullanma yolları gösterildi. Başta Başkonsolos olmak üzere toplantıya katılanlar, memnuniyetlerini ve bu gibi toplantıların daha sık yapılması konusunda ki temennilerini dile getirdiler. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 21


HDV BÜLTEN

HDV Veghel Selimiye Camii’nde Açık Günü ve Kermes

H

DV Veghel Selimiye Camii tarafından 22 ve 23 Mayıs 2010 Cumartesi ve Pazar günleri düzenlenen Kermes ve Açık Kapı programı yerel toplum tarafından büyük ilgi ve alaka gördü. İlk defa iki gün süren kermeste ziyaretçilere çeşitli yemekler ve gösteriler sunuldu. Cumartesi günü saat 11.00’den, 22.00’a kadar ve Pazar günü saat 20.00’ye kadar süren açık kapı programı iki gün boyunca yoğun ilgi gördüVeghel Belediye meclis üyelerinin ve encümen azalarının da katıldığı programda cami içerisinde, din görevlisi

22 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

Resul Sağır ile yeni cami konusunda görüşmeler yapıldı. Mevcut caminin hizmet veremeyecek durumda olduğu için, üzerine yeni cami yapılacak arsa konusunda yardımcı olmaları talep edildi. Veghel’da ilk defa dışarıya öğle ve ikindi namazları vakitlerinde okunan ezan, tüm kentte duyuldu. Uzaktan ve yakından cami içerisinde düzenlenen açık kapı programına ilgi çoğaldı ve cami Hollandalı ziyaretçi akınına uğradı. Eğitimli gençlerimizin rehberliğinde cami içerisinde İslam hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Namaz sonrası din görevlisi tarafından Kur’ân ziyafeti verildi. Daha sonra Hollandaca meali

okundu. Ziyaretçiler bu bilgilendirmelerden çok memnun kaldıklarını hem sözlü hem de ziyaretçi defterine yazılı olarak ifade ettiler. Cumartesi günü ise podyumda genç türkücü Oktay Cürebal, Türk Halk Müziği ziyafeti verdi. Adana kebabı, döner, tavuk dürüm, künefe ve bayanlarımızın yaptığı çeşitli böreklerin tadı herkesin damağında kaldı. Sahneye çıkan Türk Okul-Aile Birliği öğrencilerinden oluşan komedi grubu izleyicilerden büyük alkış topladı. Programın sonunda, din görevlisi ve cami başkanı tarafından maddi ve manevi katkıda bulunan bütün Veghel halkına teşekkür konuşması yapıldı.


HDV BÜLTEN

Zwijndrecht’te Çocuk Şenliği

Z

w i j n d r e c h t’ l i bayanların organize edip, belediye ve ev bürosunun katkılarıyla gerçekleştirilen “Çocuk Şenliği” renkli görüntülere sahne oldu. Cami Kur’an Kursu öğrencilerinden bir grup kız öğrenci de folklor gösterileriyle şenliğe katıldılar. Gösteriler ilgiyle izlendi. Her yıl Mayıs ayının sonunda gerçekleştirilen bu şenlikle, çocuklarımıza hoş zamanlar yaşatabilmek ve Hollandalı çocuk ve ailelerle Türk aileler arasında tanışma ve kaynaşmayı sağlamak amacı güdülüyor. Şenlik, Zwijndrecht’te bir gelenek halinde devam ediyor. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 23


FIKIH KÖŞESİ

Abdest A) MAHİYETİ ve ÖNEMİ Farsça âb (su) ve dest (el) kelimelerinden oluşan ve “el suyu” anlamına gelen abdest, belirli ibadetlerin ifasının ön şartı olan ve kendisi de ibadet mahiyetinde görülen bir nevi hükmî temizliktir. Arapça karşılığı güzellik, temizlik ve parlaklık anlamına gelen «vudû»dur. Fıkıhta abdest, «belli uzuvları usulüne uygun olarak su ile yıkamak ve bazılarını da eldeki su ıslaklığı ile meshetmek» şeklindeki ibadet temizliği olarak tarif edilir.

roplara en açık uzuvlar günde birkaç defa su ile temizlenir. Bu sayede vücudun sinir sistemi ve kan dolaşımı daha düzenli hale gelir ve vücuda fizikî-tıbbî birçok fayda sağlar. Ayrıca abdest, namaz ibadetini ifa için yüce Allah’ın huzuruna çıkacak müminin mânevî ve ruhî hazırlık ve temizliği de demektir. Bu yüzden abdest, maddî temizlikle mânevî temizliği birleştirici, müslümana mânevî yönden destek ve güç sağlayıcı bir anlam ve öneme sahiptir.

Abdestle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başınızı meshedin ve topuklara kadar ayağınızı yıkayın. Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin” (elMâide 5/6) buyurulur. Bu âyet Medine döneminde nâzil olmuş ise de, müslümanların Mekke döneminde mi‘rac gecesinde namazın farz kılınmasından itibaren namaz öncesinde mendup bir davranış olarak abdest aldıkları bilinmektedir. Âyet bunu müstakil bir hükümle teyit etmiş, ayrıca abdestin her amel için değil namaz için farz kılındığını açıklamıştır. Hz. Peygamber de hem müslümanlara fiilî olarak abdestin nasıl alınacağını göstermiş hem de abdestsiz olarak kılınacak hiçbir namazın Allah katında kabul olunmayacağını belirtmiştir (Buhârî, “Vudû”, 2; İbn Mâce, “Tahâret”, 47).

B) ABDESTİN GEREKLİLİĞİ Abdest başlı başına ve bizzat amaç olan bir ibadet değil belli ibadetleri yapmayı mubah kılan, kulun bu ibadetlere mânen ve ruhen hazırlanmasına ve bu ibadetlerden âzami verim elde etmesine yardımcı olan vasıta (vesile) ibadettir. Bazı ibadetler ve fiiller içinse abdestli olmak dinen gerekli görülmemiş olsa bile, taşıdığı birçok maddî ve mânevî faydalar sebebiyle tavsiye edilmiştir. Bundan dolayı abdestin dinî değer ve bağlayıcılık hükmü farz, vâcip ve mendup şeklinde üç çeşittir. Namaz kılmak, Kâbe’yi tavaf etmek, tilâvet secdesi yapmak, Kur’an’a dokunmak için abdest dinen gereklidir. Sünnî mezheplerin çoğu bunların farz olduğunda görüş birliğinde olup yalnız Hanefîler Kâbe’yi tavafta abdesti vâcip görürler. Kur’an’a dokunmak için abdestin farz olduğu hükmü, Kur’an’a ve Sünnet’e de (el-Vâkıa 56/79; Beyhaký, Sünen, I, 87-88) dayandırılmakla birlikte esasen müslümanların Kur’an’a atfettikleri önemi ve ondan istifadeyi âzami ölçüye çıkarma gayretlerini yansıtan ve bünyesinde birçok sosyal ve psikolojik gerekçeyi barındıran kolektif şuur konumundadır. Yatmadan önce abdest almak, vakit namazları için ayrı ayrı abdest almak, ezan okurken abdestli bulunmak mendup görülmüştür. Hatta mümine mânevî destek sağladığı, âdeta müminin silâhı olduğu, ayrıca

Abdest başlı başına maddî temizlik özelliği de taşıyıp sağlık açısından bir dizi faydalar içermekle birlikte esasen hükmî temizlik işlemi ve arınma yoludur. Bunun için de fıkıh dilinde maddî kirlilikten temizlenme «necâsetten tahâret» olarak anılır; hükmî kirlilik olan hadesten temizlik ise birer hükmî temizlik usulleri olan abdest ve gusülle olur. Abdest ile ağız, diş, burun, el, yüz ve ayaklar gibi kirlenmeye ve dışarıdan gelecek mik24 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

Hz. Peygamber’in mümkün olduğu ölçüde abdestli halde bulunduğu göz önünde tutularak İslâm âlimleri müminin imkân ölçüsünde her işe abdestli olarak başlamasını ve abdestli bulunmasını tavsiye etmişlerdir. Abdestin yukarıda özetlenen bu dinî hükmünün tabii sonucu olarak abdestsiz kimsenin, cenaze namazı da dahil namaz kılması, şükür ve tilâvet secdesi gibi namaz hükmüne tâbi fiilleri yapması, Kâbe’yi tavaf etmesi, Kur’an’a dokunması ve onu elle tutması câiz görülmez. Abdestsiz olarak Mushaf ’a bakarak veya ezberden Kur’an okumak ise câizdir. Kur’an yüce Rabbin kelâmı olduğu için ona her zaman âzami saygı göstermek, sû-i edeb olarak algılanacak davranışlardan kaçınmak gerekir. Kur’an tilâveti, öteden beri sünnet değer hükmü atfedilen bir ibadet olarak telakki edildiği için, Kur’an tilâvet ederken hem bu kolektif şuuru incitmemek ve hem de esasen her çeşidiyle ibadetin abdestli olarak ifasının ibadeti tamamlayan bir boyut olması sebebiyle böyle davranıp ibadet lezzetini daha derinden almak için abdestli olmaya özen göstermelidir. Fakihlerin Kur’an tilâvetini sünnet olarak nitelendirip ona ibadet içeriği yüklemeleri bu anlamda doğrudur ve bunun için abdestli olmanın şart koşulması da yerindedir. Ancak Kur’an okumaktan asıl maksat mânasını anlamaksızın okuma değil, anlamak ve gereğini yerine getirmek üzere okumadır. Zaten Kur’an’ın indirilişinin aslî amacı da budur. Birinci okuyuşta ibadet niteliği ön plana çıktığı, ikincisinde ise anlama önem kazandığı için iki tür okuyuş arasında abdest açısından bir ayırım yapmak mümkündür. Bu ayırım sebebiyle olmalı ki, bazı bilginler, ikinci tür okuyuş biçiminde abdest almayı şart koşmamışlardır.

(Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı İlmihali)


HDV BÜLTEN

Enkhuizen’de Kermes

H

DV Enkhuizen Alaaddin Camii’nde 24-25 Nisan 2010 tarihlerinde Camiimiz yararına bir kermes düzenlendi.

Enkhuizen de gelenek haline gelen ve cemaatin kadın, erkek, genç, yaşlı bütün kesimlerinin destekleriyle düzenlenen kermeste, kültürümüze has yiyecek ve içecekler Enkhuizen halkının damak zevkine sunuldu. Gençlik Kollarının orjinal fikirleriyle ortaya koydukları çeşitli oyunlar da kermese neşe kattı. Enkhuizen ve çevresinden Hollandalı ve Türklerin yoğun bir şekilde iştirak ettikleri bu programda hanımlarımız yiyecek ürünlerinde maharetlerini sergileyerek, gençlerimiz değişik eğlenceleriyle, erkeklerimiz de hanımlarına pişirme ve satışta ki yardımlarıyla tam bir işbirliği örneği sergileyerek Camii bütçesine katkıda bulundular. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 25


HDV BÜLTEN

HDV Utrecht Ulu Camii’nde Diploma Töreni

6

Haziran 2010 tarihinde HDV Utrecht Ulu Camii’nde Kur’an-ı Kerim’e geçen 15 öğrenci için diploma töreni düzenlen-

di. Törene öğrenci velileri başta olmak üzere çok sayıda insan katıldı. Cami din görevlisi Muttalip Karataş törende Kuran-ı Kerim’in ve din eğitiminin

öneminden bahsetti. Tören 15 öğrenciye diplomaların ve hediyelerin verilmesiyle sona erdi.

HDV Utrecht Ulu Camii Öğrencilerinden 23 Nisan Kutlaması

2

5 Nisan 2010 tarihinde HDV Utrecht Ulu Camii yönetim kurulu, din görevlisi, Kadın ve Gençlik Kolları tarafından cami öğrencilerinin milli değerlerinin canlı tutulması maksadıyla 23 Nisan kutlaması tertip edildi. Programa cami öğrencilerinin yanısıra çok sayıda insan katıldı. Programa İstiklal Marşı okunarak başlandı. Ardından 23 Nisan’ın anlamı çocuklar tarafından anlatıldı. Programda ayrıca çocukların çok sevdiği çeşitli yarışmalar da yapıldı. Program öğrencilerin ve katılımcıların büyük beğenisini kazandı. 26 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010


HDV BÜLTEN

Ali İmran Suresi 7. Ayet Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: “Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır” derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür.

11. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine gö re Resûlullah sallalla hu aleyhi ve sellem şöyle buyurd u: “Bir kimsenin câm ide cemaatle kıldığı namaz, işye rinde ve evinde kıldığı namazdan yirmi küsur derece daha sevaptır. Şöyleki bi r ki sonra başka hiçbir şi güzelce abdest alır, m namaz kılmak üzer aksatla değil, sadece e câmiye gelirse, câ girinceye kadar at miye tığı derece yükseltilir her adım sebebiyle bir ve bir günahı bağı şlanır. Câmiye girince de , namaz kılmak iç in orada durduğu sürece, tıp kı sevap kazanır. Birin namaz kılıyormuş gibi iz namaz kıldığı ye rden ayrılmadığı, kimse ye eziyet etmediğ i ve abdestini bozmad ığı müdde Allahım! Ona mer tçe melekler: hamet et! Allahım! Onu bağı şla! Allahım! Onun tövb esini kabul et! diye ona dua ed Buhârî, Salât 87, Ez erler. ” ân 30, Büyû` 49; Müslim, Tahâret 12 , Mesâcid 272. Ayrıca bk. Ebû Dâvû d, Sa 48; İbni Mâce, Tahâ lât ret 6, Mesâcid 14 HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 27


HDV BÜLTEN

İslâm’ın Okuma-Yazmaya Verdiği Önem

V

ahyedilmeye başladığı günden itibaren insanlığın sorunlarına ve ihtiyaçlarına çözümler sunan Kur’an-ı Kerim’in öncelik verdiği şeylerin başında okuma-yazma gelmektedir. Vahyedilen ilk ayetlerin muhtevası bunu açıkça göstermektedir: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alak’tan yarattı. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.” (Alak suresi, ayet 1–5) Bu ilk vahyin ardından gelen “Hokkaya, kaleme ve satır satır yazdıklarına and olsun” (Kalem suresi, ayet 1) diye kaleme ve yazıya kasem edilen bu ayette de aynı noktaya vurgu yapılmaktadır.

“Allah beni sizlere bir muallim olarak gönderdi” (İbn Mâce, Sünen, Mukaddime, No: 299) diyen Hz. Peygamber (s.a.s.), hayatı boyunca bu konuda en güzel örnek olmuştur. O, Medine’ye hicret eder etmez inşa ettirdiği Mescid-i Nebevî’nin bir bölümünü eğitim-öğretim için ayırtmıştır. (Ahmet Çelebi, İslâm’da Eğitim Öğretim Tarihi, İstanbul 1983, s. 211) Suffe denilen bu bölümün sevk ve idaresiyle bizzat kendisi ilgilenmiş, 28 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

orada ilim tahsil edenlerin geçimlerini de kendi üzerine almıştır. Suffe’de Hz. Peygamber’in rahle-i tedrisinden geçen sahâbîler, ileriki yıllarda dünyada eşine rastlanmayan bir medeniyetin kurucuları olmuşlardır. Sistemli ders verilen okulların İslâm tarihindeki ilk örneği olarak kabul edilen Suffe, diğer ilimlerin yanı sıra okuma-yazmanın da öğretildiği bir yer olmuştur. Okuma-yazma bilenler, Hz. Peygamber’e vahyedilen ayetleri yazmakla görevlendirilerek “vahiy kâtibi” olma onurunu kazanmışlardır.

Bu ayetlerin geldiği günlerde Mekke’de okuma-yazma bilenlerinin sayısının parmakla sayılacak kadar az olduğu hatırlanmalıdır.

Bu ayetlerin geldiği günlerde Mekke’de okuma-yazma bilenlerinin sayısının parmakla sayılacak kadar az olduğu hatırlanmalıdır. İslâm’ın okuma-yazmaya büyük önem vermesi, ilme verdiği büyük değerden kaynaklanmaktadır. Çünkü dinimize göre bilgi, insanoğlunun maddî ve manevî ihtiyaçlarını giderme yollarının başında gelmekte, ilerlemenin ve gelişmenin en büyük etkenlerinden sayılmaktadır. Bu sebeple, okuma-yazmaya ve eğitim-öğretime öncelik ve önem verilerek o günlerde başlatılan seferberlik, tarih boyunca da devam etmiştir.

Dr. M. Fevzi Hamurcu Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi

Bedir savaşında müşriklerden elegeçirilen esirler, belli bir fidye karşılığında salıverilirken, içlerinden okumayazma bilenler, 10 Müslümana okuma-yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılmışlardır.

Bilindiği gibi, insanlık için hayatî önem taşıyan ve içinde yaşadığımız bilgi çağında daha da önem kazanan bilgi, kişiler ve toplumlar arasında çeşitli vasıtalarla aktarılır. Bu vasıtalar, tarihten günümüze gelinceye kadar büyük gelişmeler ve çeşitlenmeler göstermiş olsa da, okuma ve yazı, eskiden olduğu gibi günümüzde de önemini ve değerini korumaktadır. Konunun uzmanlarınca kabul edilmektedir ki, radyo, televizyon, sesli ve görüntülü diskler, kasetler ve benzeri bilgi aktarma araçları ne kadar çoğalırsa çoğalsın “okuma” ve “yazı” hâlâ en önemli bilgi edinme ve aktarma araçlarıdır. Okuma ve yazı; ekonomik, sosyal, kültürel, bilimsel ve diğer alanlarda kalkınmanın, gelişmenin ve ilerlemenin temel şartlarından olduğu bilinmektedir. Bu şartları yerine getirenler aynı zamanda Allah’ın ilk vahyettiği “oku” emrini de yerine getirmiş olacaklardır.


HDV BÜLTEN

Hesap Verme Şuuru (1)

Dr. Mustafa Kahraman Deventer Din Hizmetleri Ataşesi

“H

esaba çekilmezden önce kendinizi kendiniz hesaba çekiniz, amelleriniz tartılmadan önce amellerinizi siz tartınız.” Yukarıdaki söz farklı kaynaklarda farklı şekilleriyle ifade edilmiş olsa da sözün kendisinin anlamının ne olduğu önemlidir. Bu sözün farklı bir formu Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e atfedilirken, sözün bu şekli ile Hz. Ömer’e (ra) ait olduğu kaynaklarımızda yer almaktadır. (İbn-i Ebi Şeybe, Kitabu’l-Musannef, 7/96, No:34459)

kolay olmaktadır. İnsan günün meşgalesinden kendini bir tarafa çekip birkaç dakika düşündüğünde yukarıdaki sorumluluklarımızdan hangisini yerine getirdiğini yada uzak durması gerekirken uzak durmadıklarını çok kolay bir şekilde hatırlayabilmektedir. Öyleyse Müslümana düşen iş işten geçmeden, eyvah demeden, dönülmez yola girmeden kendine çeki düzen vermesidir. Kul hakkını sahibiyle helalleşerek diğer konularda ise tevbe istiğfar ederek içinde bulunduğumuz mübarek üç ayları da fırsat bilerek kendisine yeni bir başlangıç yapmalıdır.

Kur’an’da insanın yaratılış gayesi Zariyat suresi 56. Ayette “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” şeklinde belirtilmiştir. İnsanlar yaratılışları itibarı ile bir yaratıcıya iman etmeye meyilli olarak yaratılmıştır. En ilkel ya da ücra topluluklarda bile insanların bir şeylere inanmış olmaları kişide yüce bir yaratıcıya inanma duygusunun fıtri olduğunu gösteren en açık delildir. Tarihen görülmüştür ki, çok mükemmel olan insan aklı, tek başına Allah’ı bulmada yeterli olsa da, onun sıfatları konusunda ve detaylarda yolunu şaşırmış ve çoğunlukla da Yüce yaratıcıyı müşahhaslaştırıp elle tutulur gözle görülür hale getirmiştir. Bu ise yanlıştır. Doğru olan ise yüce yaratıcıyı ve inanılması gereken şeyleri doğru kaynaktan öğrenmektir ki bu da Kur’an ile mümkün olmaktadır.

İslam kişinin bütün hayatını ihata etmektedir. Müslümanın sadece inandım demesi ona yememekte tam tersine onun bütün hayatını, yani doğumdan ölüme kadar olan süreci kapsamaktadır. Bunun sonucunda da yapıp ettikleri ahrette karşısına çıkacaktır. Doğumda anne- babanın çocuğuna güzel bir isim vermesi, çocukluğunda ona dinini öğretmesi, daha sonra da buluğ çağından itibaren bütün her şeyi ile ömrünün sonuna kadar dinin bütün boyutları ile muhatap olmasıdır. İşte kişi bu dünyadaki kısacık hayatını yaşarken sonsuz hayatı olan ahiret hayatını mahvetmemelidir. Dünyayı ahiretin tarlası gibi kullanabilmelidir. Çünkü dünya hayatı ahiret hayatının yanında bir gün ya da daha kısa bir zaman dilimini içermektedir. Bu durum Mü’minün suresi 112-114 ayetlerde şöyle ifade edilmektedir. “Allah (inkarcılara) «Yeryüzünde kaç sene kaldınız?» diye sorar. Onlar, «Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor» derler. Allah şöyle der: «Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.»” Kişi bu dünyada en küçük bir iyilik yada kötülük yapsa onu muhakkak karşısında bulacak ve ahirette “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecek (İsra, 17/14) ve böylece hesaba çekilecektir.

Kur’an da iman esasları detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Bunlardan birisi ise ahirete imandır. Ahiret hayatı bu dünya hayatından sonra başlayan bir hayat olsa da esas olan bu dünya hayatıdır. Çünkü insan bu dünya hayatında yapı ettiklerine göre hesaba çekilecektir. Onun için güzel bir söz olan “Dünya ahiretin tarlasıdır” sözü bizlere çok şey ifade ederken, yukarıdaki hesaba çekilmeden önce kişinin kendisini hesaba çekmesi de büyük bir önem atfetmektedir. Allah’ın insana verdiği en büyük nimet ona verdiği akıl nimetidir. İnsana vermiş olduğu akıl sebebi ile de onu sorumlu tutmuştur. İnsan genel olarak bulüğ çağına eriştikten sonra ana hatları ile ne yapıp ettiğini kolaylıkla hatırlamaktadır. Hele bunlar, namaz, oruç, hac, zekat, ana babaya iyilik, yetimlere yardım, işini doğru ve dürüstçe yapma, emanete riayet gibi Allah’ın emirleri ve Allah’a ortak koşmak, adam öldürmek, ana babaya karşı gelmek, yetim malı yemek, dürüst kadınları iffetsizlikle suçlamak, sihir ve büyü yapmak, yalancı şahitlikte bulunmak, içki içmek, kumar oynamak, yalan söylemek, iftira etmek, dedikodu yapmak ve zina etmek gibi Allah’ın yasak ettiği şeyler olunca çok daha

Ahiret hayatına hazırlıklı olmak dünya hayatından uzaklaşmayı gerektirmez, tam tersine dünya hayatımızı düzgün bir şekle koymamıza yardım eder. İslam, dünya hayatını asla ihmal etmememizi, dünyadaki nasibimizi unutmamamızı emrederken, ahiret yurdunu da aramamızı emreder. “Allah›ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah›ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” (Kasas, 28/77). Allah Kur’an’da hesap vermekten kaçmanın ve yaptıklarımızı orada gizlemenin mümkün olmadığını (yasin, 36/65) ve hesapta kimseye haksızlık yapılmayacağını (Enbiya, 21/47), kimseye zulmetmeyeceğini (Kehf, 18/49) fakat cezayı hak edenlerinde cezasını en şiddetli bir şekilde çekeceğini (Nisa, 4/56) haber vermektedir. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 29


HDV BÜLTEN

Uden’de Futbol Turnuvası

3

0 Nisan 2010 tarihinde HDV Uden Yıldırım Beyazıt Camii ve Yıldırım Beyazıt Gençlik Uden’in 4. kez düzenlemiș olduğu salon futbol turnuvasına Hollanda genelinde toplam 24 takım katıldı. Düzenlenen turnuva, bu yıl kapalı bir spor salonunda yapılan en büyük salon futbol turnuvalarından biri oldu. Yașlısı genci yaklașık 400 spor sever turnuvayı takip etti. Turnuva 4 gruptan oluștu. 2 grup sabah ve 2 grup ögleden sonra birbiriyle kıyasıya mücadele ettiler. Her grubun grup birincisi ve grup ikincisi olan takımları çeyrek finale gitmeye hak kazandı. A grubunda Hatayspor ve Dadașspor, B Grubunda Yıldırım United ve Tiel Ahmet Yesevi Camii, C grubunda Oda Koeriersdiensten ve Druten Gençlik, D grubunda, TZN Veghel ve Veghel Selimiye Camii çeyrek finalde mücadele etmeye hak kazandılar. Turnuva sonunda Tiel Ahmet Yesevi Camii turnuva dördüncüsü ve Oda Koeriersdiensten turnuva üçüncüsü oldular. Son iki yıldır üst üste șampiyon olan Veghel Selimiye Camii yine çok güçlü bir takım olduğunu kanıtladı ve final’e 30 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

kaldı. Final maçına adını yazdıran diğer takım ise Hatayspor oldu. Final maçı çok yüksek bir tempoda oynandı. Hatayspor’lu gençler zoru bașardılar ve Veghel Selimiye Camii gibi zor bir ekibi mağlup edip turnuva şampiyonu oldular. Turnuvanın en centilmen takımı ise Hollandalı arkadaşlarımızdan oluşan Tegelhandel Verwijst oldu. Turnuva sonunda dereceye giren takımlara kupalarını Uden belediye meclisi üyesi Sultan Günal hanımefendi takdim

etti. Turnuva sonunda Yıldırım Beyazıt Gençlik Başkanı Seyfullah Yüksel turnuvaya katılan bütün takımlara şükranlarını bildirdi. Yıldırım Beyazıt Yönetimi ve Yıldırım Beyazıt Gençlik büyük bir jest yapıp turnuvaya katılan bütün takımlara günün anısına birer kupa takdim ettiler. Bu turnuva vesilesiyle gençlerimiz birbirlerini biraz daha yakından tanıma fırsatı buldular. Dostlukla başlayan bir gün yeni doslukların kurulmasıyla sona erdi.


HDV BÜLTEN

HDV Sliedrecht Ulu Camii’nde Gençlere Konferans Sliedrecht HDV Ulu Camiinde 25.04.2010 tarihinde gençlere yönelik bir konferans düzenlendi. Rotterdam Din Hizmetleri Ataşesi Dr. M. Fevzi Hamurcu tarafından verilen konferansı çok sayıda gencin yanı sıra cami yönetimi kurulu da izledi.

H

ollanda’da yaşayan Türk gençlerinin karşılaştıkları sorunlara dikkat çeken Fevzi Hamurcu, farklı kültür atmosferinde yaşamaktan kaynaklanan sorunların, kimliğine sahip çıkmakla daha kolay çözüleceğini ifade etti ve özetle şunları söyledi: “Dil ve kültür birbirinden bağımsız değildir. Anadilimiz, bizi biz yapan değerlerden birisidir ve kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sebeple Hollanda’daki gençlerimizden, Türkçeyi çok güzel konuşacak ve kullanacak düzeye gelmelerini istiyor ve bekliyoruz. Özdeğerlerini benimseyemeyen ve bunları iftiharla sunamayan gençlerimizin Türk toplumuna da Hollanda toplumuna da fazla bir katkısı olamayacaktır.” “Farklılıklarımız, toplumların uyum içinde yaşamasına engel teşkil eden hususlar değildirler. Hayat paylaşılın-

ca daha güzeldir. Bilgiyi paylaşmak da çok önemlidir. Hayat bir öğrenme sürecidir. Kuşaklar arası çatışma, birbirlerini daha iyi tanıdıklarında ve anladıklarında daha kolay önlenebilir.” “Gençlerimizin, Hollandaca’yı da bir Hollandalı kadar güzel konuşmalarını ve eğitimlerini en üst noktaya

kadar tamamlamalarını istiyoruz” diyerek sözlerini tamamlayan Hamurcu, bir başka programda buluşmak dileğiyle konferansı bitirdi. Sliedrecht HDV Ulu Camii yönetim kurulu başkanı Asım Gürsoy ve din görevlisi Harun Durak’ın teşekkür konuşması ile program sona erdi.

HDV Rotterdam Mevlana Camii’nde Hatim Merasimi

2

8 Mayıs Cuma günü Rotterdam HDV Mevlana Camii`nde, Kur`an-ı Kerim Kursuna katılan 57 bayan öğrenciye Hatim ve Mezuniyet merasimi düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan din görevlisi Bayram Danacı, camide bayanlara yönelik Kur’an Kursunun açılmasının Kur’an’a hizmet olduğunu, Kur’an’a hizmetin de en büyük hizmet olduğunu hatırlatarak, Kur’an-ı Kerimi öğrenmek için bu kurslara katılan hanımefendilerin, Peygamber efendimizin “Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir” hadis-i şerifindeki müjdeye nail olduklarını, Kur’anın gönüllere huzur ve hayat getiren, bütün bir beşeriyetin önünden ve arkasından karanlık-

ları kaldırıp bertaraf eden ilahi bir hidayet kaynağı olduğunu söyledi. Daha sonra program Hoca Hanımın başkanlığında Kursa katılan bayanlardan oluşan ilahi grubunun ilahiler

söylemesiyle devam etti. Program, bayan hoca Aslı Danacı’nın Kura’nı Kerim kursuna katılan kursiyerlere teşekkür etmesiyle ve yapılan hatim duasıyla son buldu.

HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 31


İSLÂM BÜYÜKLERİ

İMÂM-I EBÛ YÛSUF (r.a.):

İ

mâm-ı a’zamın talebelerinin en başta gelenlerinden, Hanefî mezhebinde yetişmiş müctehidlerin en büyüğüdür. Asıl adı, Ya’kub bin İbrâhîm’dir. Ebû Yûsuf künyesidir. 113 (m. 731) senesinde Kûfe’de doğdu. 182 (m. 798)’de Bağdâd’ta vefât etti. İmâm-ı Ebû Yûsuf ’un soyu Eshâb-ı kirâmdan Sa’d bin Hâtem el-Ensârî’ye dayanır. Peygamber efendimiz (s.a.v.) hazret-i Sa’d bin Hâtem’e hayır duâ etmiştir. Küçük yaşta iken Uhud Savaşı’na katılmak için Peygamber efendimizden izin istedi. Peygamber efendimiz başını okşayıp, “Küçüktür, gazaya gidemez” buyurdu. Sa’d bin Hâtem Kûfe’ye yerleşip orada vefât etti. Ebû Yûsuf önceleri bir müddet Ebû İshâk Şeybânî, Süleymân Temimî, Yahyâ bin Sa’îd el-Ensârî, Süleymân bin Mihran el-A’meş, Hişam bin Urve gibi büyük fakîh ve muhaddislerin derslerine devam etti. Muhammed bin Abdurrahman bin Ebî Leylâ’nın derslerine de devam ettiği sırada, bu zâtın ba’zı müşkil mes’elelerde İmâm-ı A’zama müracaat ettiğini ve onun talebelerinin ilimde daha üstün yetişmekte olduğunu görünce İmâm-ı A’zamın büyüklüğünü anlayıp, ona talebe oldu. Yetim olup fakîr bir ailenin çocuğu olmasına rağmen, İmâm-ı A’zamın derslerine büyük bir gayretle devam etti. İmâm-ı A’zam, onun keskin zekâsını görüp derslere sürekli devam etmesi için fakîr olan ailesinin geçimini de kendi üzerine aldı. Ailesini rahatlıkla geçindirip ilme yönelmesi için ona devamlı yardımda bulundu. Birgün İmâm-ı Ebû Yûsuf hazretleri çok hasta oldu. Birisi gelip İmâm-ı A’zama Ebû Yûsuf ’un öldüğünü söyledi, İmâm-ı A’zam “O ölmedi” buyurdu. Ölmediğini nereden bildiniz dediklerinde: “İlme çok hizmet etti, meyvalarını toplamadan ölmez” buyurdu. Hakikaten ölüm haberinin doğru olmadığı anlaşıldı. 32 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

İlmi, üstünlüğü ve talebeleri her tarafa yayılıp, meyvalarını aldıktan sonra vefât etti. İmâm-ı A’zam hazretleri bir defasında “Bu genç hayatta iken ona muhalefet eden bulunmaz” buyurdu. Ebû Yûsuf; Ebû Hanîfe’den, İshâk Şeybânî’den, Hişam bin Urve’den, Abdullah bin Amr-ı Ömerî’den, Hanzala bin Ebû Süfyân’dan, Ata bin Sa’ib’den, Muhammed bin İshâk bin Beşâr’den, Haccâc bin Ertat’den, Hasen bin Dinar’dan, Leys bin Sa’d’den, Ebû Eyyûb bin Utbe’den ve daha birçok âlimlerden hadîs-i şerîf dinledi ve öğrendi. Bir hadîs dersinde elli, altmış hadîs ezberler, dersten çıkınca bunları yazdırırdı. Muhammed bin Hasen Şeybânî, Amr bin Muhammed-i Nâkıd, Ahmed İbni Müni, Ali İbni Mûsâ-i Tûsî, Abdüs bin Bişr, Hasen bin Şebib ve daha birçok âlimler de Ebû Yûsuf ’dan hadîs-i şerîf rivâyet etmişlerdir. Ebû Yûsuf İmâm-ı A’zamın derslerine onaltı yıl devam edip, ilimde yüksek dereceye ulaştı ve müctehid oldu. İmâm-ı a’zamın fıkhını ve mezhebini yayan talebelerinin başında Ebû Yûsuf gelir. Bu hususta ilk kitap yazan da odur. Ebû Yûsuf, hakkında nass bulunmayan bir mes’eleyi hükme bağlarken önce hocası İmâm-ı a’zamın ictihâdına bakar, bulursa ona göre hüküm verirdi. Bulamazsa kıyas ve kendi re’yi ile hareket ederdi. Bu hususta da hocasının koyduğu usûl ve kaidelere bakarak mes’eleyi hükme bağlardı. Tefsîr, ûkıh ilimlerinde yüksek dereceye sahip ve üçyüzbin hadîs-i şerîfi ezbere bilen Ebû Yûsuf (r.a.), hocası İmâm-ı A’zamın vefâtından sonra onun ba’zı talebelerine ders vererek onları ilimde yetiştirmiştir. Ayrıca İmâm-ı A’zamın fıkhını ya’ni Hanefî mezhebini nakletmiş ve bu hususta kitaplar yazmıştır. Ebû Yûsuf ’un muasırlarına göre üstünlüğünü gören Abbasî halifesi Mehdî onu kadılığa ta’yin etti. Abbasî halifelerinden Hâdî ve Hârûn Reşid

zamanlarında da kadılık yaptı. İlk defa “Kâd-ül-kudâd” unvanını alan Ebû Yûsuf (r.a.), Hârun Reşid zamanında bütün kaza (hâkimlik) işlerinde, hüküm verdiği için “el-Kâd-ül-Kudâd-üd dünyâ” unvanı ile anılmıştır. Onaltı yıl kadılık yaptı ve bu vazifesi sırasında da halkın suâllerine fetva verip müşküllerini hallederdi. Hanefî mezhebinde fetva verilirken İmâm-ı a’zamın sözüne uygun olarak fetva verilir. Aranılan husus onun sözlerinde açıkça bulunmazsa İmâm-ı Ebû Yûsuf ’un sözü alınır ve bu hususdaki usûl takip edilerek fetva verilir. Eserleri: 1- Fıkıh ve usûle dâir eserleri şunlardır: Kitâb-üs-salât, Kitâb’uz-Zekât, Kitâb’us-Siyam, Kitâb’ül Ferâiz, Kitâbül-buyu’, Kitâb-ul-hudûd, Kitâb-ulvekâle, Kitâb’ül vesâyâ, Kitâb’ül sayd ve’z-zebâyıh, Kitâb-ul-gasb ve İstibra, Kitâb-ül-ihtilâf-ul-emsâr. 2- Kitâb-ul-haraç: Halife Hârun Reşîd’in isteği üzerine yazdığı bu kitapda: Devletin mâlî kaynaklarını, devletin gelir yollarını geniş bir şekilde anlatmaktadır. Bu hususta Kur’ân-ı kerîme, Peygamberimizden (s.a.v.) rivâyet olunanlara ve Sahâbe fetvalarına dayanmaktadır. Bu eser Fransızcaya, İngilizceye ve başka dillere de tercüme edilmiştir. er-Ritâc adlı şerhi Bağdâd’da 1980 yılında yayınlanmıştır. 3- Kitâb-ul-Âsâr: İmâm-ı A’zamdan rivâyet ettiklerini topladığı bir kitaptır. 4- İhtilâf-u Ebû Hanîfe ve İbn-i Ebî Leylâ: Bu kitapta Ebû Hanîfe ve Ebî Leylâ’nın ihtilâf ettikleri mes’eleleri toplamıştır. Bu kitabı ondan İmâm-ı Muhammed nakletmiştir. Ba’zı ilâveler yapmış ve bölümlere ayırıp bir tertibe tâbi tutmuştur. 5- Kitâb’ur red âlâ Siyer-i Evzâî: Bu kitabında İmâm-ı Evzâî ile İmâm-ı a’zamın ihtilâf ettikleri mevzuları anlatmıştır. 6- Kitâbu İhtilâf-ül-emsâr, Kitab-ülGevâmi, El-Emâli, El-İmlâ, En-Nevadir gibi eserleri vardır.


HDV BÜLTEN

HDV Maassluis Yeni Camii’nde Kermes ve Açık Gün HDV Maassluis Yeni Camii’nde 22-24 Mayıs 2010 tarihlerinde cami yararına gelir elde etmek amacıyla bir kermes düzenlendi. Camii Yönetim Kurulu ve Kadın Kolları tarafından hazırlanan Türk mutfağına ait çeşitli yiyecekler, geliri cami yararına olmak üzere satışa sunuldu.

K

ermesde yiyecek satışının yanısıra, şark odası, Türkiye’nin tanıtımına yönelik tablolar, Anadolu yöresine ait halk oyunları ve kolbastı oyunu gibi etkinlikler de düzenlendi. Çocuklara yönelik oyunlar çekilişler ve zıp zıp balonlarda (springkussen) kermese ayrı bir renk kattı. Kermese Maassluis ve çevresindeki şehirlerde yaşayan Türk, Marokkaan ve Hollandalı ziyaretçiler yoğun ilgi gösterdiler. Ayrıca kermesin 3. günü olan 24 Mayıs 2010 tarihinde “açık gün” düzenlendi. Açık gün vesilesiyle cami 10:00-18:00 saatleri arasında açık bulunduruldu. Gelen ziyaretçilere İslam dini, cami ve dini yaşantı hakkında bilgiler verildi. Aynı gün camide misafirlerle ilgilenmek ve gerekli tanıtımı yapmak üzere başta din görevlisi Sait Yozgat ve tercümanlık yapan dernek görevlilerimizden Tekin Ateş de hazır bulundular. Açık günde ayrıca gelen misafirlere zengin Anadolu mutfağından çeşitli yiyeceklerde ikram edildi. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 33


ŞİİR KÖŞESİ

İlahî bir güneşsin, nûruna pervânedir âlem, Yakan uşşâkı ol muhrık sadâsın yâ Rasûlallâh! A. Ulvi Kurucu Kudûmün rahmet ü zevk u safâdır yâ Resûlallâh. Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır yâ Resûlallâh. Aziz Mahmud Hüdâî Muhammed’den mahabbet oldu hâsıl, Muhammed’siz mahabbetten ne hâsıl! Mechul Müjdecim, kurtarıcım, efendim, Peygamberim, Sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim! Necip Fazıl Kısakürek Namazım yok, niyâzım yok, benim bir kuru âhım var; Ümîdim kesmezem Hak’tan, Muhammed gibi şâhım var… Mechul Perîşân sözlerimden bıkma, hoşgör yâ Rasûlallâh! Kulun şeydâdır ammâ, açtığın vâdîde şeydâdır. Mehmed Âkif Sana Ahmed mi Muhammed mi mahabbet mi diyem, Yoksa mahbûb-ı Hudâ şâh-ı melâhat mi diyem! Nigârî Sen bildirdin kimdir Allâh Sensiz kimdir O’ndan âgâh Fuzûlî Sen ol şâhinşeh-i levlâk-mesnedsin ki bin Mûsâ, Asâ ber kef kapında pâsbândır yâ Rasûlallâh! Kâzım Paşa

34 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010


HDV BÜLTEN

HDV Helmond Fatih Camii’nde Kermes

2

9/30 Mayıs tarihlerinde Helmond Fatih Camii’nde 2 günlük kermes etkinliği düzenlendi. Hollandalı ve Türk misafirlerin iştirak ettiği kermeste çok değişik program sunumuyla gelen ziyaretçiler hoş vakit geçirdiler. Cumartesi günkü programa katılan Ozan Çelebi muhteşem bir konserle bilhassa birinci kuşak vatandaşlarımıza duygulu anlar yaşattı. Kardelen grubu da ikinci günde verdiği konserler ve muhteşem sema gösterileri ile hem Hollandalılar hem de Türk ziyaretçiler tarafından ilgiyle izlendi. HDV Helmond Fatih Camii minikler folklor ekibi de gösterilere ayrı bir renk kattı. Kadınlar kolunun hazırlamış olduğu Türk mutfağından güzel örnekler de gelen konuklar tarafından afiyetle yenildi. Kermeste ayrıca Ebru sanatı ve kitap stantına ilgi büyük oldu.

Dordtrecht’ de Örnek Davranış

H

ollanda Diyanet Vakfı’na bağlı camiler arasında yapılan “Ezanı Güzel Okuma” yarışmasına HDV Dordrecht

Mevlana Camiini temsilen katılan ve bölge birincisi olan Abdullah Enes Uysal isimli öğrencimize, Dordrechtli Türkler Platformu Başkanı ve Güler Advisering’in sahibi hayırsever işadamı Bahattin Güler ile Advocaten Kantoor Sarıer’in sahibi Avukat Gökhan Sarıer bir adet laptop bilgisayar hediye ettiler. İşadamı Bahattin Güler ile Avukat Gökhan Sarıer hediye takdimi sıra-

sında bu başarıda büyük payı olan din görevlisi Hakan Açıkgöz ve birinci olan Abdullah Enes Uysal’ı tebrik ederek, bundan sonra da başarılı olan gençlerimizi teşvik amacıyla ödüllendirmekten mutluluk duyacaklarını ifade ettiler. Din görevlisi Hakan Açıkgöz de kendilerine teşekkür etti ve başarılı öğrencilerin bu tür hediyelerle ödüllendirilmelerinin onları gelecekte daha başarılı olmaları noktasında motive edeceğini, diğer öğrencilerin de teşvik edilmesine çok büyük katkı sağlayacağını vurgulayarak bu anlamlı davranışın herkese örnek olması temennisinde bulundu. HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 35


HDV BÜLTEN

HDV Vakıf Kupası Finali Rotterdam’da Yapıldı Hollanda Diyanet Vakfı tarafından her yıl HDV Şube Gençlik Kolları futbol takımları arasında düzenlenen Vakıf Kupası Turnuvası’nın finalleri, 6 Haziran 2010 tarihinde Rotterdam Kocatepe Spor Tesislerinde yapıldı.

H

DV Şube Gençlik Kolları arasındaki dostluk ve kardeşlik duygularını geliştirmek, gençliği kötü alışkanlıklardan uzaklaştırarak spora yönlendirmek amacıyla düzenlenen Vakıf Kupası Turnuvası, her yıl olduğu gibi bu yıl da sporcu gençlerimizin ve takım sorumlularının olgun ve centilmen davranışları sayesinde olumsuz bir olay yaşanmadan sporun ruhuna uygun bir şekilde tamamlanmıştır. 6 Haziran 2010 tarihinde Rotterdam Kocatepe Spor Kulübü tesislerinde yapılan Vakıf kupası Finali ve Kupa törenine katılan Lahey Din Hizmetleri Muşaviri ve HDV Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Bülent Şenay, Turnuvaya katılan 36 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010


HDV BÜLTEN

takımlara ve turnuvada emeği geçen herkese teşekkür ederek, turnuvanın güzel bir organizasyonla tamamlanmasına yardımcı olan seyirci, yönetici ve katılımcıları kutladı. Kupa birincisi Veghel takımı oldu 30 Mayıs’ta yapılan musabakalarda Yarı Finale kalan dört takım hava şartlarının müsait olmaması nedeniyle yarı final ve final maçlarını tamamlayamamış, organize ekibi tarafından final karşılaşmaları bir hafta sonraya ertelenmişti. 6 Haziran’da karşılaşan dört takımdan, Rotterdam Kocatepe, Den Haag Ah-i Evran, Veghel Selimiye ve Nijmegen Eyup Sultan takımları yapılan karşılaşmalar sonunda yarı finale yükseldiler. Yarı final karşılaşmaları Rotterdam Kocatepe – Den Haag Ah-i Evran ve Veghel Selimiye – Nijmegen Eyup Sultan takımları arasında yapıldı. Bu karşılaşmalar sonunda rakiplerini eleyen Den Haag Ah-i Evran

ile Veghel Selimiye takımları finalde karşılaştılar. Büyük heyecan ve çekişmenin yaşandığı maçın normal süresi 0-0 bitti. Seri penaltı atışları sonunda rakibine üstünlük sağlayan Veghel Selimiye Camii futbol takımı Turnuva şampiyonu olarak HDV 2010 Vakıf Kupası’nı almaya hak kazandı. Turnuvada ikinciliği Den Haag Ah-i Evran Camii futbol takımı alırken, Rotter-

dam Kocatepe futbol takımı ise rakibini yenerek turnuva üçüncülüğünü kazandı. 2010 Yılı Vakıf Kupası Turnuvasında, Vakfımızın çok önem verdiği ve Futbol Turnuvasını Organize ederken amaçladığı dostluk, kardeşlik, saygı ve sevgi gibi özellikleri sergileyen takımlar arasından seçilen HDV Groningen Eyup Sultan futbol takımı ve yönetimi Centilmenlik kupasına layık görüldü.

HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 37


HDV BÜLTEN

2010 Yılı Hac Organizasyonu 1 Haziran’da Başladı

Avrupa Din Hizmetleri Müşavirliklerinin düzenleyecekleri Hac Organizasyonlarında takip edecekleri çalışma takvimini düzenleyen ve Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından gönderilen talimat gereği, Din Hizmetleri Müşavirliğimiz ve Hollanda Diyanet Vakfı tarafından düzenlenecek 2010 Yılı Hac Organizasyonu ile ilgili aşağıdaki konuların, din görevlilerimiz ve şube dernek yöneticilerimiz tarafından iyice anlaşılıp vatandaşlarımıza duyurulması ve Hac önkayıtları esnasında dikkate alınması önem arzetmektedir. Bu itibarla; 1. Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığımızın talimatıyla yurtdışından sadece aşağıdaki kategorilerde hac organize edilecektir. Bu kategorilerin fiyat ve şartları kesin kayıtlar esnasında hacı adaylarımıza bildirilecektir. Bununla birlikte bahsedilen bu tiplerin genel özellikleri şunlardır; I. Normal Yemekli 1.Tip; Binadaki ikamet durumu genelde oda sistemine uygun olan “Normal Yemekli 1.Tip”te, en fazla 6 kişiye 1 wc-banyo düşecek şekilde yerleşim yapılabilen, fiziki yapısı iyi, asansör sayısı yeterli, lobisi geniş ve ferah, müstakil yemekhane/irşat salonu bulunan, ortak kullanım mekanları hacı sayısına göre yeterli, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı odalarda en çok 5 kişinin birlikte kalacağı ve genel olarak değerlendirildiğinde diğer normal tip standardındaki binalara göre daha olumlu özellikleri ve rahatlığı bulunan, Mekke’de Hareme en fazla 7 km, Medine’de ise Merkeziye’de en fazla 700 38 | SAYI 15 | HAZİRAN 2010

metre mesafede yer alan binalarda, konaklama yaptırılacaktır. II. Müstakil Odalı Tip; Diğer Normal Tip Hac organizasyonlardan farkı; sadece tuvaleti ve banyosu içerisinde olan iki veya üç kişilik odalarda konaklanmasıdır. Diğer hizmetlerden, Normal Tip Hac Organizasyonlarını tercih edenlerle aynı sekilde yararlanacaklardır. Bu tip hac organizasyonunda otel hizmeti (oda servisi vs.) verilmez. Geçmis yıllarda olduğu gibi bu yıl da bu tipte kontenjan sınırlı olduğundan, kontenjanın dolması halinde yedekte kalanlar, yer açılması durumunda kesin kayıt yaptıracaklardır. 2. 2010 Yılı Hac Organizasyonu kesin kayıtları, Diyanet İşleri Başkanlığımızın 2010 yılı Yurtdışı Hac Yönergesinin yayınlanmasından sonra 10 Agustos 2010 tarihinden itibaren başlayacaktır.


HDV BÜLTEN 3. Bu sebeple, 2010 Yılı Hac Organizasyonu ile ilgili kontenjan ve fiyatlar henüz belli olmadığından bu yıl da, Hollanda’dan Organizasyonumuzla hacca gidecek hacı sayısının tespit edilmesi amacıyla ön kayıt sistemiyle kayıt alınacaktır. 4. Kontenjan belli olduktan sonra ön kayıt yapılan hacı adaylarının sayısının kontenjandan fazla çıkması durumunda, hacı adayları ön kayıt numarasına bakılmaksızın aşağıdaki ölçülere göre öncelik sırasına tabi tutulacak ve şartları tutmayan önkayıtlılar yedek olarak kaydedilecektir. Kesin kayıtlarda tercih edilecek ve öncelik verilecek özellikler sırasıyla şunlardır. a) Hollanda Diyanet Vakfına bağlı camilerimizden birine üye olmak veya kaydadeğer katkıda bulunmuş olmak. b) Hollanda Diyanet Vakfı Cenaze fonu üyesi olmak. c) İlk defa hacca gidecek olmak. 5. Ön kayıtlar, 01.06.2010 tarihinde başlayacak, 30.06.2010 tarihinde de sona erecektir. 6. Hacı adaylarımız, 01.06.2010 tarihinden itibaren din görevlilerimiz ve cami yöneticilerimizin yardımıyla ekte hazırlanan ön kayıt formunu doldurarak imzalayacaklar ve herbir hacı adayı ön kayıt için 250 Avro Hac hesabına ödeyecektir. 7. Daha sonra kesin kayıt esnasında yapılan bu ön ödeme fiyattan düşülecektir. Ön kayıt yaptırdığı halde geçerli bir sebep olmaksızın vazgeçenlerden 50 Avro kesinti yapılacaktır. 8. Önkayıtlı sayısının kontenjandan az olması durumunda ise, ön kaydı yapılan bütün hacı adayları daha sonra kendilerinden istenilen belgeleri zamanında teslim etmeleri halinde kesin kayıtları yapılacaktır. 9. Hollanda’da yasal oturumu olmayanlar ile Türkiye’den müracaat edenlerin müracaatları –(Suudi Arabistan Hac Bakanlığı tarafından)- kabul edilmeyecektir. Kayıt için Hollanda’da yasal oturumlu olmak şarttır. 10. Hollanda dışında herhangi bir Avrupa ülkesinde oturumlu olan veya Hollanda ikamet edip Türk vatandaşlarıyla herhangi bir akrabalık bağı bulunma-

yan, Faslı, Iraklı, Afganistanlı, Somalili vb. gibi diğer ülke vatandaşı müslümanlar, Hollanda pasaportu olsa dahi (Suudi Arabistan Hac Bakanlığı kabul etmediği için) kayıt yapılmayacaktır. 11. 45 yaşın altında olup mahremi bulunmayan bayanlar, hac vizesi Suud Hac Bakanlığının kararı nedeniyle alınamayacağından kesinlikle kayıt yapılmayacaktır. 12. Sağlık yönünden, hac ibadetini kendi başına yapabilmesine mani durumu olanların ve yürüme engeli bulunanların ve tekerlekli sandalye kullananların hac müracaatları kesinlikle kabul edilmeyecektir. Bu durumda olanlar vekalet yoluyla hacca teşvik edilecektir. Hac ibadetini kendi başına yapabilmesine mani durumu olduğu halde kayıt yaptıran kişilerin durumu tespit edildiği an yapılan müracaatlar iptal edilecektir. 13. Hacca hangi pasaportla gidilecekse o pasaportun verileri müracaat formuna doldurulacaktır. Hollanda pasaportu olanların bu pasaportla müracaat etmeleri daha uygundur. Türk pasaportuyla müracaat edenler oturum kartı, veya Hollanda pasaportunu yanında götürmek durumundadırlar. 14. Doldurulup imzalanmış önkayıt formu ve 250 Avro’luk ön ödemenin yapıldığına dair belge Hollanda Diyanet Vakfının, 070-3644565 nolu faksına, hac@diyanet.nl e-mailine veya mektup adresine gönderilecektir. Vakfımıza ulaşan müracaatlara önkayıt numarası verilecek ve önkaydı yapılan hacı adaylarımız internet aracılığıyla ilan edilecektir. 15. 2010 Yılı Hac Organizasyonu ile ilgili güncel bilgi ve gelişmeler www.diyanet.nl internet adresinden duyurulacaktır. 16. Önkayıtta ödenecek ücretin yatırılacağı hesap numarası bu yıl değişmiş olduğundan yeni hesap numarası ve bilgileri aşağıda verilmiştir. Hac Hesap No Hesap İsmi Şehir Banka

: 55.84.78.948 : Bureau van Sociale Zaken : Den Haag : ABN-AMRO Bank HAZİRAN 2010 | SAYI 15 | 39


T.C.

Lahey Büyükelçiliği DİN HİZMETLERİ MÜŞAVİRLİĞİ ile

HOLLANDA DİYANET VAKFI tarafından

KAMPANYASI

Dergilerimize abone olmak için; 1. Yıllık abone ücretini Bureau van Sociale Zaken adına ABN AMRO bankası, Den Haag şubesindeki 51.77.34.958 nolu hesabına yatırınız. 2. Adres bilgilerinizin yer aldığı ekteki formu doldurarak Din Hizmetleri Müşavirliğine gönderiniz veya bölgenizdeki HDV Camii Din Görevlisine veya yöneticilerine teslim ediniz. ABONELİK MÜRACAATI

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI SÜRELİ YAYINLARI YURTDIŞI YILLIK ABONE ÜCRETLERİ

Tarih : .......... / .......... /2010

Derginin Adı

HOLLANDA DİYANET VAKFI’NA Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından süreli yayınlar olarak çıkarılan dergilerden aşağıdakilere abone olmak istiyorum. (Abone olmak istediğiniz dergiyi/dergileri işaretleyiniz.)

1. Diyanet Avrupa Aylık Dergi (24 Avro) 2. Diyanet Çocuk Dergisi (24 Avro) 3. Diyanet Aylık Dergi (30 Avro) 4. Diyanet İlmi Dergi (20 Avro) Bir yıllık abonelik ücretini, Bureau van Sociale Zaken adına ABN AMRO bankası, Den Haag şubesindeki 51.77.34.958 nolu hesabına ödedim. Ödeme belgesinin fotokopisini ekte gönderiyorum. Adres bilgilerim aşağıda verilmiştir. Aboneliğimin bugünden itibaren başlatılmasını talep ediyorum.

Yıllık Abone Ücreti

Diyanet Avrupa Aylık Dergi

24 Avro

Diyanet Çocuk Dergisi

24 Avro

Diyanet İlmi Dergi

20 Avro

Diyanet Aylık Dergi

30 Avro

Abonenin:

Adı :....................................................................................................................................... Soyadı :....................................................................................................................................... Adresi :....................................................................................................................................... Posta Kodu :....................................................................................................................................... Şehir :....................................................................................................................................... E-mail adresi :....................................................................................................................................... Telefonu

: +31-......................................................................................................................

HDV BULTEN SAYI 15  

HDV BULTEN SAYI 15

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you