Page 1


4

4

İÇİNDEKİLER

HAZİRAN 2013

8

Doğanın İyileştirici Gücü: Homeopati* ve Diş Hekimliği Yazan: Dr. Dt. Ebru Okan

18 CLARA AMRAM “Her gün bir gökkuşağı yemeliyiz”

21

Hafifleyin! Diş Hekimliği “Onunla Artık Daha Hızlı ve Kusursuz! Yazan: Doç. Dr. Erhan Çömlekoğlu Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı

DİŞ DOSTU Diş Dostu Derneği Adına İmtiyaz Sahibi Selda Alemdar Dinçer Diş Dostu Derneği Adına Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Şila Koen

Danışma Kurulu Dr. Berna Evrenol Prof. Dr. Betül Kargül Dt. Güngör Doğaner Prof. Dr. İlknur Tanboğa Dt. Mıgır Gülezyan Dr. Oktay Dülger Dr. Remzi Ülgen Dr. Seyhan Gücüm

Yayına Hazırlayan KORORA Kuzguncuk Mah. Yapraklı Çınar Sok. No:9 Kuzguncuk / Üsküdar www.korotanitim.com

DİŞ DOSTU DERNEĞİ

Levent Mah. Nispetiye Cad. Dost Apt. Kat:1 Daire:2 Levent/İstanbul Tel: 0212 240 7353 Faks: 0212 240 7301 info@disdostu.org www.disdostu.org

Baskı Ömür Matbaacılık A.Ş. Beysan Sanayi Sitesi Birlik Cad. No:20 Yayın Türü: Haramidere / Beylikdüzü / İstanbul Diş Sağlığı Projesi Tel: 0212 422 76 00

DİŞ DOSTU, 3 ayda bir yayınlanır. Derginin hiçbir bölümü izinsiz çoğaltılamaz, başka bir dergide ve web sitesinde yayınlanamaz. DİŞ DOSTU’nda yer alan yazılardaki fikirler yazarlarına aittir ve yayıncı yazının içeriğinden sorumlu tutulamaz. Yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.


HAZİRAN 2013

DİŞ DOSTU’NDAN

Türkiye – Avrupa Köprüsü Değerli Diş Dostu okurları, Küçüklüğümden beri Almanya’dan tanıdığım “Zahnmännchen” buradaki ismiyle “Diş Dostu” dergisinin okurlarına, şu anda bir diş hekimi olarak hitap etmek, benim için büyük bir mutluluk. İstanbul’da doğdum ve 40 günlük bebekken Almanya’ ya gittim. 35 sene sonra kendi mahalleme geri döndüm. Avrupa’ da, özellikle Almanya’ da, küçüklüğümden beri ailede ve okullarda diş sağlığı çok önemseniyor. Örnek verecek olursam “Grüner Zettel” adlı kurum sayesinde çocukların düzenli olarak diş hekimine gitmelerini sağlanır. Bunun dışında Almanya’ da diş bakımı konusunda hijyene çok önem verilir. Bu benim de kliniğimde önem verdiğim noktalardan en önemlisi.

Dr. Engin Aksoy, M. Sc.

Master of Science in Oral Implantology

Hayatımız boyunca sağlıklı dişlere sahip olabilmek için küçük yaştan itibaren, yani 4-5 yaşından itibaren, her hastanın diş sağlığına göre 3 veya 6 ayda bir yaptırması gereken 1 saatlik diş temizleme işlemiyle, diş ve diş eti sağlığını korumuş oluyoruz. Diş bakımı ve diş sağlığı için 1972 yılında, 15 senelik bir süre için, İsveç’te yapılan bir araştırmanın istatistiklerinden bahsetmek istiyorum: Birinci grup yaklaşık 180 hastadan oluşuyor ve diş sağlıkları için diş temizleme işlemi uygulanıyor. İkinci grup 375 hastadan oluşuyor ve diş sağlıkları için diş temizleme işlemi uygulanmıyor. Etik olmadığı düşünüldüğünden dolayı, 6 sene sonra araştırmaya son veriliyor. Neden mi? Çünkü şöyle bir sonuç çıkıyor: 1. Grup: Diş temizleme işlemi uygulanan grubun diş çürüğü hasta başına: 0.2 2. Grup: Diş temizleme işlemi uygulanmayan grubun diş çürüğü hasta başına: 14 Bu sonuçlarsa diş temizleme işleminin diş sağlığının en önemli temel taşı olduğunu göstermektedir. Ülkemizdeki istatistiklere bakacak olursak 2010 yılında Sağlık Bakanlığına bağlı çalışan meslektaşlarımızın yaptığı işlem sayısı ile ülkemizde ihtiyaç duyulan işlem sayısı aşağıda görülmektedir.

Yaptığı İşlem Sayısı İŞLEM ADI Dolgu Kanal Tedavisi Detertraj Çekim Protez(Hareketli) Sabit Protez

Ülkemizde İhtiyaç Duyulan İşlem Sayısı

ADET 4.739.103 752.206 4.954.240 6.369.715 944.276 3.043.235

İŞLEM ADI Dolgu Kanal Tedavisi Detertraj Çekim Protez(Hareketli) Sabit Protez

ADET 247.000.000 8.700.000 39.500.000 35.000.000 -----

Diş temizleme işlemi uygulanmadığından diş çürüğünün çok yüksek rakamlara ulaştığı görülebilir. Bu nedenle diş hekimleri olarak Avrupa’daki sistemi temel alarak, Türkiye’deki çocukları diş sağlığı konusunda eğiterek bu işe başlayabiliriz. Sık sık yaptırılacak diş temizleme işlemi, diş eti sağlığının korunması ve mümkün olduğunca az çürüklerle diş sağlının korunmasını sağlayacaktır. Hedefimiz sıfır diş eti iltihabı ve sıfır çürük olmalı! Hepinize mutlu günler ve sağlıklı gülüşler dilerim. Dr. Engin Aksoy, M. Sc. Master of Science in Oral Implantology

3


HAZİRAN 2013

HOŞ SOHBET

“Her gün bir gökkuşağı yemeliyiz” “Sağlık bir seçimdir ve o seçim bize

aittir.” diyen Clara Amram, Claritas Way

felsefesini ortaya koyarak yaşam koçluğu yapıyor. Amram sağlıklı yaşam reçetesinde ise “şükredin, dedikodu yapmayın, beslenirken doğadan esinlenin ve bol bol müzik dinleyin” önerileri yer alıyor. Röportaj: Güniz Acar Balcı

4

Clara Amram kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz? Peru’nun Lima şehrinde 1968’de doğdum ve daha çocukken ailemle Venezuela’nın Karakas şehrine taşındık. Şanslıydım ki evimizde oldukça büyük bir bahçe ve çeşitli meyve ağaçları, yaprakları, dalları, çiçekleri yemeklerde kullanılan birçok bitki vardı. Yemek yapma, doğa, spor ve sağlık tutkularım çok küçük yaşlarımda başladı. Babam bankacıydı ama bir sanatçı ruhuna sahipti ve mutfaktaki ilham kaynağıydı. Annem ise bahçeyle uğraşmayı, özellikle de orkide yetiş-


“Yemek yemek, ne ve nasıl yediğimize pek dikkat etmeden, hissedilen açlığı gidermektir. Beslenmek ise sağlıklı bir seçim yaparak vücuda faydalı besinleri yemek ve açlık hissi tatmin olduğu zaman sofradan kalkmaktır.”

tirmeyi pek severdi. Annem Polonya, babam ise Türkiye kökenlidir ve biz Güney Amerika’da yasıyorduk. Bu zengin kültürel ve etnik karışım, yaşadığım ortamın mutfağına da yansımıştı. İşte o günler, fit ve sağlıklı yaşam tarzı düşüncelerimin temellerinin atıldığı günlerdi. İstanbul’a geliş süreciniz nasıl oldu? Liseyi bitirdikten sonra hem dil öğrenmek hem de “Yüksek Mutfak” “Haute Cuisine” (Seçkin Yemek Pişirme) eğitimini almak için İsviçre’ye gittim. Venezuela’ya dönüşümün ardından Caracas’taki Santa Maria Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesini bitirdim. Sonra da eşimle tanıştım. Evlendikten sonra hem babamın hede

eşimin memleketi olan Türkiye’ye, İstanbul’a taşındım. Türkçe öğrendikten sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk diplomasının denkliğini kazandım. Avukat olarak çalışmaktan ziyade, suç ile kötü beslenmenin arasındaki bağı irdeleyen çeşitli araştırmalarının doğrultusunda, Claritas Way felsefesini geliştirerek sağlıklı yaşam koçu olarak kariyerime başladım. İki kitabım yayınlandı. Biri İngilizceye çevrildi. Eşim ve iki çocuğumla birlikte İstanbul’da yaşıyorum.

maddelerini çok çiğneyerek, zevk ve afiyetle yemek, sonra da yaptığımız seçimden gurur ve mutluluk duymaktır.

“Doğru yemek yeme alışkanlığı” nedir tam olarak? Doğru yemek alışkanlığı, vücudumuzu sevmek ve onurlandırmakla başlar. Öncelikle bu bilinç ve motivasyona sahip olmamız gerek. Gerçekten sağlıklı olmayı istemek ve bu doğrultuda yiyeceğimiz besinlere ve miktarlara dikkat etmek. Önemli olan doğru ve dengeli beslenmektir. “Doğru” derken de “doğal” ve “rafine edilmemiş”, lif içeren, birbirleriyle dengeli yiyeceklerden bahsediyorum. Doğru yemek yemenin en önemli unsurlarından biri de beyaz şeker, beyaz un, trans yağlar gibi zararlı maddeleri bünyemize katmamak ve bol su içmek.

Hangi renkler olmalı bir menüde? Mümkün olduğu kadar çeşitli... Yeşil sebzeler, sarı ve turuncu meyveler, kahverengi tahıllar, mor patlıcan, bej nohut... Yeter ki taze ya da dondurulmuş olsunlar. Rafine veya konserve değil. Son kitabım “Gökkuşağından Lezzetler” de okuyabileceğiniz gibi her gün bir gök kuşağı yemeliyiz ki dengeli ve çeşitli beslenelim.

Yemek yemek ve beslenmek arasındaki farkı anlatabilir misiniz? Yemek yemek, ne ve nasıl yediğimize pek dikkat etmeden, hissedilen açlığı gidermektir. Çoğu zaman bu sadece midedeki açlığı değil, ruhsal açlığı da gidermek için yapılan mekanik bir işlevdir. Duygusal açlık ile fiziksel açlık arasında çok fark var. Duygusal açlığı yemekle gidermeyi istemek yanlıştır ve sonu birçok açıdan hüsranla biter. Örneğin, yüksek karbonhidrat içeren rafine yemekler iki açlık hissini de giderebilirler fakat vücuda faydadan çok zararları vardır ve bir an için tokluk hissedilse bile sonradan pişmanlık duygusu yaratır. Beslenmek ise sağlıklı bir seçim yaparak vücuda faydalı besinleri yemek, açlık hissi tatmin olduğu zaman sofradan kalkmaktır. Beslenmek, vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin

5

Gökkuşağından Lezzetler kitabınızda yemek yemeyi renkler üzerinden anlatıyorsunuz. Rengarenk menü ne demek? Doğa, dengeden ibarettir. Denge = Renkli karışım. Her renkten yiyin. Yemeklerimiz ne kadar renkli ise, her çeşit vitamin, anti-oksidan aldığımızdan o kadar emin oluruz.

Peki, siz beslenirken nelere dikkat ediyorsunuz? Ben, üç öğünden ziyade acıkınca yerim. Yediklerimin doğal olmasına ve günde en az 2 litre su içmeye dikkat ederim. Sabahleyin mutlaka ılık bir bardak su ve meyve ile başlarım günüme. Yemeklerimi bol bol çiğnerim ki hem lezzetini hissedeyim hem de hazmı kolay olsun. Yemek pişirdiğim ve yediğim ortamın temiz, yalın ve huzurlu olması çok önemlidir. İç açıcı bir sofrada, güzel bir müzik eşliğinde yemek yemek hem bedenimi hem de ruhumu besler. Herkese de tavsiye ederim! Mutfak alışverişi için listenin olmazsa olmazları nelerdir? Fındık, fıstık, ceviz, badem gibi kuru yemişler, mevsimindeki meyveler, bol yeşil yapraklı sebzeler, esmer şeker, bal, doğal elma sirkesi, limon, maydanoz, muz, ananas, organik yumurta, soya sütü, esmer pirinç... Listeye daha çok şey ekleyebilirim ama bunları daima mutfağımda bulundurmaya önem veririm. Bir de bol miktarda doğal kaynak suyu.


bal ve avokado karışımı bir maske sürerim. Bir de doğada yürüyüşler yaparım ve müzik dinlerim! Mutluyum ki bunlar bana yetiyor. “Clarita’s Way” adlı kitabınızda bahsettiğiniz yaşamla barışık olmanın yolları neler? Ben rejim ve diyet kelimelerini hiç̧ kullanmam. Bu, bir yasaklamayı ortadan kaldırıp seçimlerde beni daha hür ve mutlu kılıyor. Sadece, zararlı besin ve düşünceleri kendimden uzak tutarım. Bu da bir süre sonra zaten bir alışkanlık haline gelir. Bence insanlar, kendi kendilerini kontrol etmeliler. Meditasyon şart. Yaşamla barışık olmak için beyin kontrolü gerekli. Bu da meditasyon ve dua ile olur. Dualar çok önemli, hayat kaynağı gibi. İnsan dualarında sadece kendisi için değil, insanlık için de taleplerde bulunmalı. İki çocuk annesisiniz, onların beslenmelerinde nelere dikkat ediyorsunuz? Bu konuda annelere tavsiyeleriniz nelerdir? Çocukları sağlıklı beslemeye yönlendirme küçük yaştan başlanmalı. Abur cubur yerine meyve, sebze sunulmalı ve 5-6 yaşından sonra kendi kendilerine yemeleri sağlanmalı. Gazlı içeceklere alıştırılmamalı ve fast-food tipindeki yemeklere özendirilmemeli. Önlerinden geçtiğim zaman sıklıkla fast-food mekanlarının çocuklarla dolu olduklarını görüyorum ve üzülüyorum. Çocuklarımız patates kızartmaları, işlenmiş burgerler, şekerli içecekler ile bünyelerine zarar veriyorlar. Ailelerin ve okulların sağlıklı beslenmeyi teşvik etmeleri gerekir.

“Doğru yemek alışkanlığı, vücudumuzu sevmek ve onurlandırmakla başlar. Öncelikle bu bilinç ve motivasyona sahip olmamız gerek. “

Peki, siz güzelliğinizi ve formunuzu korumak için neler yapıyorsunuz? Teşekkür ederim (Gülüyor). Sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşamın ve fit olmanın en önemli öğesi. Egzersiz yapmak, ruhumuzu ve iç dünyamızı zenginleştirmek, şükran duymak da sağlıklı yaşamın diğer olmazsa olmazları. Sağlık bir seçimdir ve o seçim bize aittir. Vücudumun ağırlığını kullanarak bir lastik bant ya da TRX ile yaptığım basit egzersizler, yürüyüşler, yoga ve meditasyon benim için bir hayat tarzıdır. Arada sırada yüzüme kendi hazırladığım ananas,

Sizden kısaca bir sağlıklı yaşam reçetesi alabilir miyiz? Erken yatıp erken kalkmak, uykuya önem vermek ve mutlaka yatak odasının bol oksijen almasını sağlamak. Ben yaz-kış pencerelerim açık yatarım. Tabii soğuk havada pencere aralığı daha az oluyor. (Gülüyor). Sağlıklı beslenme için öncelikle sabah kalkar kalkmaz iki bardak su içip, taze meyve yiyin, ardından kahvaltı yapın. Bir sorun yaşadığınızda, kendinize “Daha kötü olabilirdi” deyin. Başkalarının başarılarını kıskanmayın, model alın. Dedikodu yapmayın. Dedikodu ruh için boş bir yemek. Mükemmel bir makine olan vücuduna sahip çıkmak için doğaya paralel davranmak gerek; o nedenle işlenmemiş ürünler tüketin ve her meyvenin ayrı bir işlevi olduğunu unutmayın. Doğa gerçekten inanılmaz bir hazine. Meditasyon yapın, şükran duyun. Bir de tüm kaslarınızı çalıştıracak egzersizler ve açık havada yürüyüşler... Bol bol müzik dinleyin. Diş ve ağız bakımıyla ilgili neler yapıyorsunuz? Her yemekten sonra dişlerimi fırçalarım ve diş ipi kullanırım. Sabahları sadece dişlerimi değil, dilimi de güzelce fırçalamaya özen gösteririm. Altı ayda bir dişçime uğrarım. Bir de bol su içerim ve şekerlemeler ile şekerli gazlı içecekleri katiyen kullanmam. Sigara içmem.

6


BEGO Diş Malzemeleri Ltd. Şti. Cumhurriyet Mah. Halaskargazi Cd. No:127 Kat: 5-9 Şişli / İstanbul Tel: 0212 296 37 92 • Fax: 0212 296 37 94 • www.begoturkiye.com


HAZİRAN 2013

TREND SAĞLIK

Doğanın İyileştirici Gücü:

Homeopati* ve Diş Hekimliği

Henüz minik topçukların mucizesini denememişseniz “homeopati” kelimesi sizde çaresiz kalmış insanların sarıldığı sayısız şifa yöntemlerinden biri düşüncesini uyandırabilir. Eğer bu aşamada araştırmayı bırakıp yolunuza devam ederseniz geleneksel tıp gibi insanlığa yardımı dokunabilecek çok yararlı bir yöntemden mahrum kalacaksınız demektir. Yazan: Dr. Dt. Ebru Okan Diş hekimi, Periodontolog, Homeopati Öğrencisi

A

Beni Homeopati ile tanıştıran ve her zaman destekleyen Homeopat Rita Kaya’ya teşekkürlerimle…

raştırmak için kurcaladığınızda 1700’lerde geliştirilmeye başlanan bu holistik (bütüncül) yöntemin geleneksel tıp bilimi kadar derin ve detaylı bilgi içerdiğini görüp şaşıracaksınız. Almanya’da 200 yıldan bu yana, Amerika ve Kanada’da ise 1900’lerin başlarından bu yana uygulanan, kraliyet aileleri ve olimpiyat sporcuları tarafından tercih edilen, ciddi eğitim kurumlarına sahip olan Homeopatik tedavi yöntemi sonunda Türkiye’de de sesini duyurmaya başladı. Homeopati, geleneksel tıp yaklaşımından oldukça farklı bir felsefe temeline dayanmaktadır. Öyle ki, bu felsefeyi özümsememiş birinin eğitimini almış olsa bile Homeopati tedavisini uygulaması sistemin işe yaramamasına, hatta sonuç alınamadığı için reddedilmesine neden olmaktadır.

Dr. Samuel Hahnemann

Çivi çiviyi söker mi?

Bilinen en eski yazılı metinlerden olan Veda’larda bahsedilen “similia similibus curantur” yani “benzer, benzeri

8

iyileştirir” ilkesi, Homeopatik tedavinin temelini oluşturur. Anadolu’nun yaygın deyişi “çivi çiviyi söker” boşuna söylenmemiştir. Tarih boyunca Hipokrat, Paracelsus ve İbn-i Sina gibi hekimler, aynı zamanda bir doğa kanunu olan bu prensibi tanımlamış ancak bu ilkeyi bilimsel bir sistem olarak kağıda döken Dr. Samuel Hahnemann (1755-1843) olmuştur. Birçok ilacı kendi üzerinde denedikten sonra Homeopatinin felsefe taşı olan “Organon der Heilkunst – Şifa Sanatının Kitabı”nı geliştirerek ölmeden önce 6. baskısına kadar getirebilmiştir. Bu nedenle, Almanya Homeopati’nin beşiğidir. 1900’lerin başında Amerika’da tıp hekimlerini etkileyip kendi safına çektiği için eğitimi üniversitelere kadar girmiştir. O kadar ki, tıp fakültesi öğrencileri geleneksel tıp ve Homeo-


pati arasında bir seçim yapmaktaydılar. Bu sistem Hindistan’da halen aynı şekilde uygulanmaktadır. 1900’lerin başında Almanya’da homeopat ve tıp hekimlerinin sayısı eşittir ancak penisilinin bulunuşu ve ilaç firmalarının verdiği burslar sayesinde bu oran geleneksel tıp lehine artışa geçer ve Homeopatinin yayılması durur. Doğadan kopuşun sancılarıyla yüzleştiğimiz günümüzde ise, bilginin sınırlarının aşılmasıyla insanlar daha fazla araştırır ve sorgular oldular. Ayrıca moleküler biyoloji, sibernetik ve kuantum fiziğindeki gelişmeler, nanoteknolojinin önem kazanması, dikkatin yeniden bütüncül yaklaşıma çekilmesini sağlamıştır.

Homeopatik yaklaşım tedavide insanı bütün olarak algılar

20. yüzyıl tıbbına, canlının biyokimyasal bir mekanizma olduğu görüşü hâkim olmuştur. Hastalıklara dış etkenlerin, virüs, bakteri gibi mikro organizmaların neden olduğu yaklaşımı benimsenmiştir. Yaşam gücü, uyum ve denge kavramları, bu mekanik görüşün dışında bırakılmıştır. Homeopatik yaklaşım geleneksel tıp uygulamalarından farklı olarak, tedavi için kişinin zihinsel, duygusal ve bedensel durumunu, sosyal ve doğal çevresini de katarak tümden yaklaşımı temel alır. İnsan bir bütün olarak hastalanır, organ sistemleri birbirine bağlı olarak çalışır. Canlıların kendi kendini iyileştirme gücü olduğunu ve tedavinin ancak bu gücün uyarılması ile mümkün olacağını savunan, bütüncül bir tedavi anlayışıdır. Potentize ve seyreltme yolu ile hazırlanan bitkisel, hayvansal, mineral gibi doğal kaynaklardan elde edilen ve toksik yan etkileri olmayan ilaçlar kullanır. En küçük dozda (dosis minima) ve hastalığa uygun olan tek bir ilaç kullanmak (Unitas remedii), klasik Homeopatinin olmazsa olmaz kuralıdır. Birden fazla etken madde ve yüksek dozda ilaç kullanımı yaşam enerjisinin dengesini bozar, iyileşmeyi engeller.

Hastalık isimlendirilmez, tarif edilir

Homeopati’de bizim alışık olduğumuz hastalık isimleri kullanılmaz; durum betimlenir ve ona göre rahatsızlık aynı gibi görünse de her birey farklı

bir ilaç kullanabilir. Örnekle anlatmak gerekirse, geleneksel tıp tedavisinde hipertansiyon hastalarına “antihipertansif”verilerek yükselen tansiyon bastırılmaya çalışılır ve bu kronik bir hastalık olarak ele alındığından hastanın buna benzer ilaçları ömür boyu kullanması gerekir. Homeopatik tedavi yaklaşımında ise hipertansiyon hastası nitelendirmesi yoktur. Hastanın kan basıncı yükseliyorsa yine zihin, beden ve materyal çevre bir bütün olarak ele alınıp ne kadar süredir devam ettiği, başlangıcından önce hastanın neler yaşamış olduğu, rahat-

vermek sadece ağızdaki mikroorganizma ve hastanın iyileşme potansiyelini baskılayacağı için öncelikle ağızdaki mikroorganizma sayısını azaltmaya, kötü dolgular ve çürükleri ağızdan uzaklaştırmaya, kapanış bozukluklarını, alışkanlıklarını düzeltmeye yönelik bir tedavi uyguladığımızda hastalarımız tedaviye yüksek oranda cevap vermektedir. Daha ileri durumlarda ise vücut, dolayısıyla yaşam gücü çok yorulduğu için kendini toparlamakta zorluk çekmekte, hatta bunu başaramamaktadır. Günümüzde diş eti hastalıklarının kronik hastalık-

Postoperatif komplikasyonlar, dış etkenlere bağlı travmalar ve akut hastalıklar Homeopati ile güvenli bir şekilde tedavi edilebilir, destek verilebilir. Bunlar diş hekimliği pratiğinde oldukça fazla karşılaştığımız durumlardır.

sızlığın nasıl bir gelişim gösterdiği, hangi durumlarda, ne zaman başlayıp ne kadar sürdüğü, kişinin tipi, genel davranışları, alışkanlıkları gibi birçok faktör süzgeçten geçirilir; rahatsızlığın asıl kaynağına ulaşılıp o ortadan kaldırılmaya çalışılır. Yaşanan rahatsızlık ne kadar uzun süredir varsa tedavinin sonuçlanması da o kadar uzun bir süreye yayılacaktır. Semptomların tek tek ortadan kaldırılması geçici bir iyileşme gösterse de, kalıcı sağlık ancak vücudun kendi kendini iyileştirme gücü ile sağlanabilir. Diş hekimliği uygulamalarından örnek vermek gerekirse, aslında biz diş hekimleri Homeopati felsefesine daha uygun tedaviler yapıyoruz denilebilir. Dişeti hastalığı varlığında, antibiyotik

9

larla ilişkisi çok kesin olarak kanıtlanmıştır. Bu gibi durumlarda nasıl genel vücuda bakmaya başladıysak Homeopatik tedavi yöntemi de her durumda genel sistemin incelenmesi gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca Homeopati, geleneksel diş hekimliği uygulamalarına destek olarak da çok işimize yaramaktadır.

Tedavide son gelen ilk gider yaklaşımı

Geleneksel tıpta hastalıkların başlamasında ve gelişiminde birçok durumunun sebebi henüz açıklanamamaktadır. Grip olan birinin yanında duran herkesin neden hasta olmadığı, etkeni belli mikroorganizmalar olarak bilinen bazı diş eti hastalıklarında eşlerin


“Dişim ağrıyor bana homeopatik bir ilaç verir misiniz?” sorusunun maalesef bir cevabı yoktur. Ancak ani ve yeni başlayan bir durumsa, yine bazı sorular eşliğinde acil ilaçlar içerisinden birini seçmek söz konusu olacaktır. her birinde aynı diş eti hastalığının görülmemesi gibi… Ya da yapılan tedaviler aynı olduğu halde, aynı kanser tedavisinin ya da aynı flap operasyonunun sonucunun farklı kişiler için farklı olması gibi… Homeopati aynı hastalık görülen iki farklı bireyde genel durum, davranış, zihinsel yapı ve alışkanlıkların ele alınıp, her iki bireye farklı ilaçların uygulanmasını savunur. Rahatsızlık basit ya da komplike olsa da fark etmez, aynı şekilde çok detaylı bir anamnez alınır. Tedavide “son gelen ilk gider” kuralı geçerlidir. Sağaltıma kişiyi en çok rahatsız eden semptomla başlanır ve tüm rahatsızlıkların teker teker ortadan kaldırılmasına çalışılır. Hastalık ne kadar kısa süre önce başlamışsa, o kadar çabuk yok edilebilir. Bu mantıkla “Dişim ağrıyor bana homeopatik bir ilaç verir misiniz?” sorusunun maalesef bir cevabı yoktur. Ancak ani ve yeni başlayan bir durumsa, yine bazı sorular eşliğinde acil ilaçlar içerisinden birini seçmek söz konusu olacaktır. Burada ilaç seçimi yine ‘son gelen ilk gider’ prensibine bağlı kalarak seçilmelidir. Ağrı uzun zamandır ara ara da olsa var ise, kronik bir durum olarak görülmeli ve ona göre detaylı anamnez alınmalıdır. Bu mantıkla yaklaşıldığında, diş hekimliği kliniğinde karşılaştığımız durumları akut ve kronik rahatsızlıklar olarak ele alabiliriz. Daha önce de

belirttiğim gibi akut durumlarda ilaç seçimi daha kolay olacaktır. Ancak diş hekimi kliniğine gelen hastaların büyük bir çoğunluğunun aslında kronik bir hastalık sonucu rahatsız olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Çürük, diş eti hastalıkları, diş sıkma, TME sorunları, hatta akut bir problem gibi görünse de diş kırıkları kronik rahatsızlıklara işaret eder. Postoperatif komplikasyonlar, dış etkenlere bağlı travmalar ve akut hastalıklar Homeopati ile güvenli bir şekilde tedavi edilebilir, destek verilebilir. Bunlar diş hekimliği pratiğinde oldukça fazla karşılaştığımız durumlardır. İltihaplanma ve safhaları, cerahat, pulpitis, endodontik tedavilerde destek olarak; basit bir çekim sonrasında, operasyon öncesi ve sonrasında, iyileşme bozukluklarında; alerjik reaksiyonlarda; kalp ve dolaşım bozuklukları varsa; hemorajiye eğilimde; hastanın şuur kaybı yaşaması gibi akut durumlarda rahatlıkla kullanılabilir. Korku, diş-yüz ağrıları, premedikasyon, dentisyon bozuklukları, dildeki problemler (dil yanması gibi), ağız kuruluğu, aşırı tükürük salgısı, bulantı refleksi, gingivitis ve periodontitis, aftlar, diş gıcırdatma, dentin hassasiyeti gibi sorunlar ise kronik durumlar olarak ele alınmakta, detaylı ve geriye dönük bir anamnez ve değerlendirme, dolayısıyla eğitimli bir Homeopatın bilgisini gerektirmektedir.

10

Her işte olduğu gibi tecrübe bazı değerlendirmeleri çabuk yapabilmemize yarar. Korkunun çeşitleri vardır. Diş hekimi koltuğunda yaşanan ağır korkular ölüm korkusu benzeridir. Bunu değerlendirip, korkan hastamıza bu sorunu halledebilmesi için tedaviden 15 dakika önce doğru ilacı vermek sakinleşmesini sağlamaktadır. İlacınız doğru ise, aynı sorun diğer seanslarda gittikçe azalarak, sakinleşmenin devam etmesini sağlayacaktır. Beyazlatma sonrası gerçekleşen aşırı hassasiyet oluşumunu gidermeyi her diş hekimi ister. Diş çekimi sonrası kanama ve yara iyileşmesi için vereceğiniz, hatta kızarıklık geçene kadar devam ettireceğiniz ilaç fazla kanamayı, şişliği dolayısıyla ağrı oluşumunu engelleyecektir. Eğer uyguladığınız işlemde bistüri ile kesi yapılmışsa, kızarıklık azaldığı zaman vereceğiniz başka bir ilaç mikro düzeyde skar oluşumunu engellemeye yönelik çalışacak ve yaşam gücünün üzerindeki fazla yükü alacaktır. Dikkat edilmesi gereken ilaçların hep tek tek ve en küçük dozlarda verilmesi gerektiğidir. İstenen etki biyokimyasal değildir. Vücuda sorunu nasıl halledebileceğine dair bilgi gönderilmektedir. Burada ilaç tabiri kullanılsa da, verilen preparatlar geleneksel tıp farmakolojisinde olduğu gibi korkunun bastırılması, kanamanın bastırılması, vücuda yara iyileşmesi için kortizon gibi ilaç verilmesine eş değildir. Muayenehanelerde sıklıkla başvurulan antibiyotiklerin mikroorganizmayı baskılarken yara iyileşmesini, dolayısıyla vücudun iyileşme potansiyelini (yaşam gücünü) de baskıladığı unutulmamalıdır. Böyle bir nimet varken, bize düşen onun yararlarından faydalanmaya çalışmak olmalıdır. Hem hastamız hem kendi iyiliğimiz için… *Homeo (benzer) patheos (rahatsızlık)

Kaynaklar:

Rita Kaya- Gudrun Thielmann. Homeopatiye Giriş. Homeopati ile Sağlıklı Yaşam. 2012, Tibyan Yayıncılık – İzmir, Türkiye. Dietrich Volkmer. Homöopathie und Phytotherapie in der Zahnärztlichen Praxis. 2007, Spitta Verlag – Balingen, Germany. Heinz-Werner Feldhaus. Homöopathie bei Zahnerkrankungen. 4. Auflage 2007, Hippokrates Verlag – Stuttgart, Germany. www.organon-homeopati-dernegi.org


HAZİRAN 2013

ONAYLI KLİNİK RÖPORTAJI

Klinik 32

Diş Dostu Sordu, Onaylı Klinikler Cevapladı

Diş Dostu Onaylı Klinik olmaya nasıl ve neden karar verdiniz? Biz kendini sürekli geliştiren ve hastalarına en kaliteli hizmeti vermeyi kendine ilke edinmiş bir ekibiz. Kendi alanında ilk akla gelen ve arkadan gelecek meslektaşlarına örnek teşkil edebilecek bir klinik olmak hedefimiz çerçevesinde; bu süreci diş dostu klinik standartlarında sürdürmenin doğru olacağına inandık. Bu doğrultuda da hizmetimizin kalitesini belgelemeyi ve bunu ibra etmeyi istedik. Diş Dostu Onaylı Kalite Belgesi size ne ifade ediyor? Diş hekimliğiDiş Dostu Kalite Belgesi ile kliniğimizde verilen hizmetin uluslararası kabul görmüş hijyen ve koruyucu hekimlik kurallarına uygun olarak sunulduğunu belgelemekteyiz. Bu belge, bizler için, doğru ve kaliteli hizmet vermiş olduğumuzu gösterirken, hastalarımız için de gönül rahatlığıyla güvenebilecekleri ve sağlıklarını teslim edebilecekleri bir klinik olduğumuzu belgeliyor. Sağlık herkes için çok kıymetlidir. Emin ellerde olduğunuzu bilmeniz gerekir. Hastalarımıza emin ellerde olduklarını göstermenin bir başka yolu da diyebiliriz.

Bu süreç kliniğinize neler kattı? Biz genç ve farklı bir ekibiz. Bu ekibin içerisinde Türkiye’nin ilk özel diş hastanesini kuran insanlar var. Kısacası ilkleri gerçekleştirmiş insanlar var. Bu kadar tecrübeli bir ekiple farkımızı ortaya koyan bir yapı kurmak istedik. Zaman içerisinde sadece Türkiye için değil Avrupa ve Ortadoğu’da tercih edilen bir yapı haline dönüşmek istiyoruz. Ayrıca geçmiş ve gelecek tecrübelerimizle birlikte ülkemizde ve çevre bölgelerde olabilecek potansiyel yatırımlara danışmanlık vermek istiyoruz. Bu çerçevede, sürecin gelişebilecek işletme körlükleri karşısında bizlerin destekçisi olacağına inanmaktayız.

Diş Dostu onayı ile hastalarınıza verdiğiniz mesaj nedir? Hastalarımıza, ağız ve diş sağlığı bakımı, doğru beslenme bilincini oluşturmak, geliştirmek konusunun önemini dünyanın bir çok ülkesinde aynı hedef doğrultusunda çalışmalar yapan derneğin işbirliği ile daha direkt anlatabileceğimize inanıyoruz. Ayrıca pek çok diş kliniğinin arasından bizi seçtikleri için onların güvenlerine layık olduğumuzu, emin ellerde olduklarını ve kendini sürekli geliştiren, yenilikleri takip eden ve bunları belgeleyebilen bir klinik olduğumuzu ifade etmek isteriz.

Sevgi Ağız ve Diş Polikliniği Diş Dostu Onaylı Klinik olmaya nasıl ve neden karar verdiniz? Kurumsal büyüme, gelişim sürecinde ve meslek hayatı içinde en önemli hedeflerden bir tanesi çalışma kalitesini yükseltmektir. Hastalarımıza güven içerisinde hızlı ve kaliteli hizmeti verdikçe bunun ölçülüp değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirdik. Diş hekimliği hizmetlerini uluslararası değerlendiren bir kurumdan, özellikle koruyucu diş hekimliği hizmetlerini geliştirmeyi hedefleyen ortak vizyo-

na sahip olduğumuz ve yıllardır üyesi olduğumuz Diş Dostu Derneği tarafından geliştirilen, Diş Dostu Derneği onaylı klinikler projesine katılmaya karar verdik.

ğünü yaşamımıza engel oluyor; güven içinde daha hızlı ve kaliteli çalışmamızı destekliyor, kontrol süreçleriyle bunu bütün personele kontrol ettiriyor, benimsetiyor.

Diş Dostu Onaylı Kalite Belgesi size ne ifade ediyor? Diş hekimliği hizmetlerini kurumsal çatı altında üreten kurumumuza, hizmet üretim aşamalarında dikkatimizden kaçan konularda dışardan bir gözün bizi inceleyerek işletme körlü-

Bu süreç kliniğinize neler kattı? Diş Dostu Klinikler Kalite Belgesi, alınması sürecinde polikliniğimizin kurumsal işleyişini baştan sona tekrar gözden geçirme fırsatı doğdu. Dikkatten kaçan dokümantasyon ve bazı üretim süreçlerinin kayıt altına

12


alınması gerektiği hissedildi. Personelin sürekli meslek içi eğitimden geçirilmesi kalite bilincini geliştirdi. Hijyen ve koruyucu hekimlik bilinci, personelden hastaya daha iyi ağız bakım motivasyonu verilmesini sağladı. Meslek içi eğitim seminerleriyle meslek içi iletişim alanına dâhil olarak kendi kendimizi değerlendirmemize yardımcı olarak daha iyiyi oluşturma arayışını ve motivasyonunu sağladı. Diş Dostu Onaylı Kalite Belgesi ile hastalarımıza ürettiğimiz hizmetin uluslararası seviyede kaliteli bir hiz-

Universal Dent Clinic Diş Dostu Onaylı Klinik olmaya nasıl ve neden karar verdiniz? Diş Dostu Onaylı olmak kliniğmizle ilgili bir sertifikasyona sahip olma isteğimiz üzerine gerçekleşti. Sertifikasyon bize hem profesyonel anlamda bir prestij kazandıracak hem de kendi kendimizi bir sertifikasyon düzeyinde kontrol edebilecektik. Bu yüzden önce çok bilinen JCI sertifikasyonuna başvurmayı düşündük, ancak polik-

met olduğunu ve bu hizmeti sürekli kontroller ile aynı düzeyde standardize ettiğimizi gösteriyor ve koruyucu diş hekimliğini topluma daha iyi benimsetiyoruz. Diş Dostu onayı ile hastalarınıza verdiğiniz mesaj nedir? Hastalarımıza sunduğumuz kaliteli hizmeti her geçen gün arttırdığımızı, daha önce aldığımız ISO kalite belgelerinin yanı sıra diş hekimliği sahasında imajı yüksek uluslararası bir örgüt olan Diş Dostu (Toothfriendly)

liniğimizin bulunduğu binanın yaşlı olması daha işin başında bizim o yolu tercih etmemizi engelledi. Yaptığımız araştırmalarda orijinal ismi “Tooth Friendly” olan bu sertifikasyon programını bulduk ve Türkiye’de de temsil edildiğini duyunca bu yönde bir karar aldık. Diş Dostu Onaylı Kalite Belgesi size ne ifade ediyor?

Derneği kalite belgesini de alarak kurumumuzun uluslararası düzeyde bu sektörde önde gelen prestijli aktörlerden biri olduğu mesajını veriyoruz. Diş dostu derneği ile geliştireceğimiz yeni ortak projelerle de ortak misyon ve vizyonda toplum ağız ve diş sağlığını daha yüksek düzeylere taşıyacağımıza inanıyoruz. Diş hekimliği sektöründe istikrarlı olarak büyümek ve hizmet kalitesini arttırmayı düşünen sektör firmalarını ve diş hekimi meslektaşlarını da bu çatı altında örgütlenmeye ve buluşmaya davet ediyorum.

Kalite belgesi hastalarımız açısından çok önemli. Sertifikasyona sahip olmak için uygulanan kriterler, kliniğimiz içerisindeki prosedürleri hastalarımıza anlatabilmemiz açısından önemli bir yol. Hastalarımı bu sertifikasyonu gördüklerinde kliniğimizdeki titiz hijyen protokollerinin göstermelik olmadığına emin olacaklardır. Bu süreç kliniğinize neler kattı? Diş Dostu sertifikasyonuna sahip olmak süreci kliniğimizde önceden de uyguladığımız prosedürlerin daha da sistematikleşmesini sağladı. Sertifikasyonun zorunlu tuttuğu protokoller oldukça iyi tasarlanmış olup uygulandıkları kliniklerde hijyen kalitesini oldukça yüksek bir düzeye taşımaktadır . Diş Dostu onayı ile hastalarınıza verdiğiniz mesaj nedir? Diş Dostu sertifikasyonu ile hastalarımıza verdiğimiz mesaj: “Kliniğimizin hijyen ve hasta korunmasına yönelik protokolleri oldukça yüksek düzeydedir ve bu düzeyi Diş Dostu sertifikası ile de onaylanmıştır.”

13


DİŞ DOSTU Onaylı Klinikler Bu klinikler, hijyen ve koruyucu hekimlik uygulamaları konularında denetlenerek Diş Dostu Kalite Markası almaya hak kazanmışlardır. Aynı zamanda Diş Dostu Derneği üyesidirler. Dr. Şule Ünal Ağız ve Diş Sağlığı Muayenehanesi: Tel: 0312 426 28 80 Adres: Tunalı Hilmi Cad. No:81/2 Kavaklıdere / ANKARA

Dr. Seyhan Gücüm - Dentalife: Tel: 0212 283 93 93 Adres: Çamlık sok. No:6 3. Levent / İSTANBUL

Dt. Funda UGÜN Ağız ve Diş Sağlığı Muayenehanesi: Tel: 0266 241 04 54 Adres: Yeşilli Abdulgafur Efendi Cad.Mekik Sok.Hilmi Çakır İş Hanı No:5 K1 Merkez / BALIKESİR

Dt. Mıgır Gülezyan: Tel: 0212 230 59 71 Adres: Şair Nigar Sok. No:84 Örnek İş merkezi Kat:4 Daire:7 Şişli / İSTANBUL

Dt. Gülçin Ada Çavdar: Tel: 0224 241 41 10 Adres: FSM Bulvarı Gimpaş Apt. No:143 Kat:1/3 Nilüfer / BURSA

Dr. Ilgaz ÖZER Klinik 32: Tel: 0212 258 32 32 Adres: Süleyman Seba cad. Akaretler Sıra evler No: A9 Beşiktaş / İSTANBUL

Dt. Buket Tuzcu Ağız ve Diş Sağlığı Muayenehanesi Tel: 0258 24242 28 Adres: Saraylar Mah. Saltak Caddesi Kaşıkçı İş Merkezi Kat:4 Daire:24 DENİZLİ

Dr. Serdar Gözler Universal Dent Clinics: Tel: 0212 343 49 90 Adres: Valikonağı Cad. No:32 Kat:2 Nişantaşı / İSTANBUL Doç. Dr. Tosun Tosun Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği: Tel: 0212 224 52 21 Adres: Valikonağı Cad. Şair Nigar Sok. Halit Kehale İş Merkezi No:4/4 Nişantaşı / İSTANBUL

Prof. Dr. Hakan Özyuvacı – Dental Forum İstanbul: Tel: 0212 231 28 48 Adres: Hakkı Yeten Cad. Doğu Plaza Kat:2 Fulya / İSTANBUL

Dt. Binnur Artkıy Erfidan Ağız ve Diş Sağlığı Muayenehanesi: Tel: 0232 342 76 56 Adres: Kazım Karabekir Cad. No:19/17 Bornova İZMİR

Dr. Oktay Dülger Ağız ve Diş Sağlığı Muayenehanesi: Tel: 0212 351 55 55 Adres: Zeytinoğlu Cad. Selçuklar Sok. Eti Apt. No:14/A1 Etiler / İSTANBUL Dr. Berna Evrenol İzmirli Ortodonti Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği Tel: 0212 283 57 90 Adres: Nispetiye Cad. Kerem 2 Apt. No.30 D:17 Levent / İSTANBUL

Dt. Oya Ağca Med House Clinic: Tel: 0232 464 82 82 Adres: Cumhuriyet Bulv. Ata Apt. No:182/3 Alsancak / İZMİR Dr. Kemal Kavut Sevgi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği: Tel: 0282 654 44 44 Adres: Omurtak Cad. Fabrika Sk. Göveren Apt. No:1 Kat:3 Çorlu / TEKİRDAĞ

Dr. Remzi Ülgen – Dentarem: Tel: 0216 361 75 47 Adres: Kozyatağı Mah. Şemsettin Günaltay Cad. Şafak Apt. No: 48/14 Şenesenlerevler Bostancı / İSTANBUL

14


2. Dijital Diş Hekimliği Sempozyumu 27-28 Eylül 2013

“Dijital diş hekimliği geleceğin anahtarı olacaktır. Bilgisayar teknolojisi, diş hekimliğinde yalnızca restorasyon yapımına olanak sunmaz; hastalarla iletişim aracı olarak ve diş hekimliğinin tüm alanlarında tanı, tedavi planlaması ve yönlendirilmiş cerrahi için kullanılabilir. Ulusal ve uluslararası tüm katılımcıların bilgi ve deneyimlerini paylaşma olanağı bulabileceği bu kongrenin eşsiz bir fırsat olacağına inanıyor ve tüm hekimlerimize yararlı olmasını diliyorum.” Prof. Dr. Celal ARTUNÇ - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı

27 Eylül 2013 Ana Salon SEANS SAYISINI AZALTIRKEN KALİTEYİ ARTTIRMANIN ALTIN ANAHTARI Doç.Dr. Erhan Çömlekoğlu, Ege Üniversitesi, İzmir, Türkiye DİJİTAL LABORATUVARLARIN ABC...VYZ’Sİ CDT. Mohammed Al-Zu’bi, Özel Dijital Laboratuvar, Toronto, Kanada IMPLANTOLOJİDE LAZER UYGULAMALARI Doç.Dr. Tosun Tosun, Özel Klinik, İstanbul, Türkiye KILAVUZLU İMPLANTOLOJİYİ BİR SONRAKİ SEVİYEYE TAŞIMAK: CAD/CAM ve CBCT ENTEGRASYONU Prof. Dr. Hakan Özyuvacı, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, Türkiye Doç. Dr. Lutz Ritter, University of Cologne, Köln, Almanya CAD/CAM DÜNYASINDA SON GÜNCELLEMELER Dr. Galip Gürel, Özel Klinik, İstanbul, Türkiye

Workshop Salonu CEREC KULLANAN KLİNİKLER İÇİN YARDIMCI PERSONEL EĞİTİMİ Kontenjan: 50Kişi CDT. Mohammed Al-Zu’bi, Özel Dijital Laboratuvar, Toronto, Kanada

“77 yaşındaki Güney Afrikalı meslektaşımız Dr. Josephson'ın “benim playstation'ım” dediği CEREC, benim için de heyecan verici ve renkli çalışmaların kaynağı oldu. Hem klinik hem de laboratuvar çalışmasını aynı gün içinde yapabilmek hekime çok artılar kazandırıyor, bu özelligi nedeniyle ile hastalar tarafindan da tercih ediliyor. CEREC Türkiye’deki 10. yılını kutlarken bu yıl Sirona Türkiye öncülüğünde ikincisi yapılacak olan Dijital Diş Hekimliği Sempozyumu’nun hepimiz için eğitici ve motive edici olmasıni diliyorum.” Doç.Dr. Murat DİKMEN - Özel Klinik, Ankara

28 Eylül 2013 WORKSHOP SALONLARI İLERİ DÜZEY CEREC ve INLAB YAZILIM KURSU Kontenjan: 50 Kişi Saat: 10:00 - 17:00 CDT. Mohammed Al-Zu’bi, Özel Dijital Laboratuvar, Toronto, Kanada CBCT GÖRÜNTÜLERİNİN ANALİZİ ve İMPLANT PLANLAMASI Doç. Dr. Lutz Ritter, University of Cologne, Köln, Almanya

Kontenjan: 10 Kişi Saat: 10:00 - 13:00

ÖNGÖRÜLEBİLİR ESTETİK SONUÇLAR İÇİN DİJİTAL PLANLAMA Kontenjan: 10 Kişi Saat: 10:00 - 13:00 CDT. Çoşkun Kasapoğlu, Ivoclar Vivadent Marketing Office, İstanbul, Türkiye DİREKT ve İNDİREKT ESTETİK KOMPOZİT UYGULAMALAR Doç.Dr. Arzu Aykor, Özel Klinik, İstanbul, Türkiye

Kontenjan: 15 Kişi Saat: 10:00 - 17:00

ÇAĞDAŞ KLİNİK SÜREÇLERİ ve YÖNETİMİ Kontenjan: 30 Kişi Saat: 14:00 - 17:00 Dr. Cem Uygur, Özel Klinik, İstanbul, Türkiye PEMBE / BEYAZ ESTETİK VAKA SUNUMLARI ve TARTIŞMA Kontenjan: 20 Kişi Saat: 14:00 - 17:00 Doç.Dr. Erhan Çömlekoğlu & Dt. Osman Er & Dt. Murat Karabıyık

www.dijitaldishekimligi.com adresinden bu gün kaydolun.


2. Dijital Diş Hekimliği Sempozyumu 27-28 Eylül 2013

KAYIT VE KONAKLAMA BİLGİLERİ KONAKLAMA ÜCRETLERİ

KAYIT VE WORKSHOP ÜCRETLERİ AÇIKLAMA Sempozyum Katılım Bedeli Workshop Katılım Bedeli

30 Haziran 2013 30 Haziran 2013 Öncesi Sonrası 345 TL

420 TL

180 TL

230 TL

30 Haziran 2013 Öncesi

30 Haziran 2013 Sonrası

390 TL

430 TL

OTEL ADI Point Hotel Barbaros

Tek Ki ilik Çift ki ilik Tek Ki ilik Çift ki ilik Oda Oda Oda Oda 440 TL

485 TL

Workshop katılım bedeli TEK kurs katılımı içindir.

GENEL BİLGİLER TOPLANTI MERKEZİ Point Hotel - Barbaros Adres: Esentepe Yıldız Posta Cad. No:29 Șișli / İstanbul - TURKEY Telefon: +90 212 337 3000 Fax: +90 212 337 3030

ÖNEMLİ TARİHLER İndirimli Kayıt ve Konaklama Ücreti Tarihi 30 Haziran 2013 öncesi

KAYIT VE KONAKLAMA ÜCRETLERİ İÇİN HESAP BİLGİLERİ Hesap Adı Banka ube IBAN No

BD TANITIM ORGANIZASYON H ZM.T C.LTD. T .

Hesap Adı

Garanti Bankası

Banka

Yeniköy ubesi - 462 TR90 0006 2000 4620 0006 2989 78(TL)

ube IBAN No

BD TANITIM ORGANIZASYON H ZM.T C.LTD. T . Yapı Kredi Bankası Nispetiye ubesi - 953 TR24 0006 7010 0000 0091 3208 01(TL)

“2. Dijital Diş Hekimliği Sempozyumu, maalesef diş hekimliği eğitiminde yer almayan ancak mesleğimizde major değişiklikler yaratan bu yeni teknolojileri tanımak, eğitimlerini almak, sistem seçiminde önemli konuları öğrenmek, uygulamaların ne kadar basit olduğunu görmek ve bilgilerini paylaşacak değerli bilim adamlarını dinlemek için bir fırsat olacaktır.” Prof. Dr. Gürcan ESKİTAŞCIOĞLU - Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı

ORGANİZASYON SEKRETERYASI

SPONSORLAR

Event Org. Hizm. Tic. Ltd. Ști. Nispetiye Cad. Ece Apt. C Blok No:51 D:7 Etiler / İstanbul Cenk TOLAY : ct@3genevent.com Mobil : 0 532 296 67 11 Telefon : 0 212 351 70 51 Faks : 0 212 351 70 37

www.dijitaldishekimligi.com adresinden bu gün kaydolun.


HAZİRAN 2013

DİŞİMİZE TAKILANLAR

Diş Hekimliği “Onunla” Artık Daha Hızlı ve Kusursuz! İletişimde konuşmanın ve gülüşün ne kadar etkili olduğu düşünülecek olursa diş hekimliğindeki gelişmelerin topluma katkısının önemi de açıktır. Son zamanlarda diş hekimliği alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler; bilgisayar tasarımlı sistemler yönünde olmaktadır.

D

üşününüz ki çapraşık, renklenmiş ya da eksik dişleriniz diş hekiminize gittiğiniz seansta günümüzde bilinen en dayanıklı malzemelerden kendi dişleriniz gibi görünen ve ömür boyu kullanabileceğiniz şekilde tamamlansın! Bu, artık hayal olmaktan çıkıyor. Hayatımıza bilgisayar destekli tasarım ve üretim teknolojisi, yani, CAD/CAM giriyor. Malzemelerdeki gelişmelerden çok bu yazımda ekipmanlardaki en çarpıcı iki gelişme olan Lazer ve CAD-CAM teknolojilerinden, CAD-CAM’i sizlere açıklamaya çalışacağım.

Hastalarımıza önceleri dişler kesilerek sadece yapıştırıcı ile tutunabilen kaplama türünde restorasyonlar yapılabilirken bugün en üst kalitede prefabrike materyaller, bilgisayar program desteği ve hazırlama ünitesi ile dişi tamamen kesmeden dişe kimyasal olarak maksimum tutunabilen estetik, koruyucu ve sağlam dolgular ve protezler yapılabilmektedir. CAD/ CAM ile malzeme kaybının azalması, zaman kazanımının yanı sıra hastanın hekime geldiği gün dişini kazanarak aynı seansta gidebilmesi konforu da hasta ve hekim memnuniyetini arttır-

18

Yazan: Doç. Dr. Erhan Çömlekoğlu Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı makta; verim artışı da sağlanmaktadır. Ayrıca hastaya sağlanacak olan sonuç tedavi şekli bilgisayar ortamında sanal olarak gösterilebilmekte, hastanın beklentileri ve hekimin sunabilecekleri tartışılabilmekte ve tedavi planı sürprizlere olasılık bırakmadan, hekim-hasta güven ilişkisi pekişerek yapılabilmektedir. Hepsinden önemlisi ise tüm bu üretim teknikleri ile hata payı 10-15 kat daha aza indirgenerek yapılan işlerin kalitesinde hekimlerin farklılıklarından kaynaklanabilecek kötü sonuçlar ortadan yok olmaktadır.


CAD/CAM teknolojisi hangi alanlarda kullanılıyor?

Bilgisayar Destekli Tasarım ve Üretim (CAD-CAM), diş hekimliğinde otuz yıldır kullanılmakla birlikte ancak son gelişmelerle ülkemizde yeni sayılabilecek kullanım alanı bulmuştur. Hastalarımız internet ve medya aracılığı ile bilgilenmekte ve bu tür tedavi yaklaşımlarını hekimlerinden talep etmektedir. Bu teknoloji ile hastaya en aza indirgenmiş hata ile tek seansta prefabrike estetik materyaller ile estetik dolgular, tek diş kaplamaları, tüm ağız köprüleri, estetik implant-üstü protez uygulamaları üretilip teslim edilebilmektedir. CAD/CAM teknolojisi, dental implantoloji alanında ise görüntüleme, tedavi planı ve uygulama açısından da kolaylıklar sağlamaktadır. Ayrıca CAD/ CAM teknolojisindeki son gelişmeler ile birlikte implantlarda estetik sorunlara neden olan titanyumun gri yansıyan rengi, kişinin dişeti dokusunu taklit edebilen ve destek diş görevi gören cam seramik ya da zirkonya gibi estetik malzemelerden üretilen protezler ile sorun olmaktan çıkmıştır.

Kullanılan malzemeler ise yüksek dayanıklılıktaki estetik porselen bloklar. Bu şekilde diş ile aynı renkte ve görünüşte; diş minesi ile aynı dayanıklılıkta protezleri tek seansta uygulamak mümkün olabiliyor.

Dijital teknoloji ile gelecek

Sistemlerin hem maddi hem emek yönleri ile bir miktar yatırım gerektirmesi yanı sıra, kullanıcılar ileriye dönük olarak CAD/CAM sistemlerinin aslında ekonomik yatırımlar ve gülen

“Türkiye’de özellikle genç nüfusun artışı göz önünde bulundurulacak olursa özellikle gençlerde dental kaygının giderilmesi, toplumumuzun yaşam kalitesi ve bireylerin özgüvenlerini de olumlu yönde etkileyecektir.” yüzleri olan hastalar anlamına geldiğini belirtmektedir. Bu anlamda gelecek, insan iş gücünün fiziki işlevinden çok mental yönde daha verimli kullanılabileceği ve hataların en aza indirgendiği bilgisayar ve otomasyon destekli “akıllı sistemler” kurulması ile şekillenecek gibi görünmektedir.

Sistem nasıl işliyor?

Hastamız kliniğimize geliyor, ağızda diş üzerindeki hazırlıklar tamamlanıyor (örneğin çürük varsa temizleniyor ya da kaplama yapılacak ise diş düzenleniyor) ve sonra küçük bir kamera şeklindeki ağız içi tarama cihazı ile saniyeler içerisinde dişlerin ölçüsü alınıyor. Bu şekilde, eskiden olduğu gibi kötü duygular yaşamamıza neden olan ve bulantı hissi yaratan soğuk metal kaşıklar ile tatsız silikon ölçü maddeleri ile ağızdan ölçü alınması işleminden kurtulmuş oluyoruz.

Aynı zamanda, genç popülasyonda diş hekimi korkusu ve kaygısının daha yüksek oranda görüldüğü bilinen bir gerçektir. Türkiye’de özellikle genç nüfusun artışı göz önünde bulundurulacak olursa özellikle gençlerde dental kaygının giderilmesi, toplumumuzun yaşam kalitesi ve bireylerin özgüvenlerini de olumlu yönde etkileyecektir. Dijital teknolojinin bu bağlamdaki rolü, tedavilerin tek seansta ve daha hızlı yapılabilmesi ve hastaların tedavi sürecini gözlerinde büyütmemelerinin sağlanmasıdır.

Bu aşamadan sonra ağız bilgisayar ekranında beliriyor ve yapacağımız protezi veya dolguyu yüksek çözünürlükte, yaklaşık milimetrenin %1’i biri hassaslığında, sistem otomatik olarak tasarlıyor. Son aşama olarak da bilgisayardan verdiğimiz komut ile dolgu ya da protez 10 dakika gibi bir sürede üretim cihazında hazırlanıp parlatma işlemlerinden sonra ağza yerleştiriliyor.

Toplumun dinmeyen bir sağlık sorunu olarak her dönem yer etmiş ağız ve diş sağlığı sorunlarını giderebilmek için bütçe ve araştırma desteği verilmesi beklenmektedir. Bu durum sadece topluma sağlık hizmeti olarak geri dönmeyecek; diş tedavileri için harcanan emek ve zaman ile birlikte malzeme, teknoloji masrafının da azalmasının önüne geçecek ve verimliliğimizi de arttıracaktır.

19


Nano-optimize 4-mm kompozit

Zamandan

kazandıran yeni kompoziti

keşfedin

4 mm.’de başarıyı yakalayın • Patentli ışık reaksiyon başlatıcısı Ivocerin sayesinde büyük parçalar halinde dolgu yapılabilir. • Özel doldurucu teknolojisi sayesinde büzülme stresi düşüktür. • Posterior bölgede en estetik sonuçlar, en hızlı ve etkili şekilde elde edilir.

Ivoclar Vivadent Pazarlama Ofisi Teşvikiye Mah. Şakayık Sok. Nişantaşı Plaza No:40 K:5 D:24 34021 Şişli - İstanbul Tel : 0212 343 08 02 • Fax : 0212 343 08 42 web : www.ivoclarvivadent.com.tr


HAZİRAN 2013

Hafifleyin!

YAŞAMA AÇILAN PENCERE

Evet, doğru okudunuz. Hafifleyin! Ancak bu, “yaz geldi kilolardan kurtulun” anlamına gelmiyor elbette. Ruhen, bedenen ve yaşam tarzı olarak hafifleyin! Böylece hayatın yükü omuzlarınızdan kalksın, keyiflenin, mutlu bir insan olarak yaşamınıza devam edin. Nasıl mı? İşte size derlediğimiz birkaç öneri…

K

ocaman bir kış geçti gitti. Kışın getirdiği o ağırlık, içine dönme, tembellik zamanları geride kaldık. Yaz geldi! Güneşli günlerin getirdiği enerjiyle insan kendini sokaklara atma isteği ile dolup taşıyor. Hal böyleyken ağırlıkları atmanın da tam zamanı! Kimi zaman bu hafifleme sadece kıyafetlerin azalmasıyla olsa da yemeden içmeye, sosyal yaşamdan özel yaşama kadar 360 derece hafiflemek mümkün.

gelmenin tam zamanı. Yaz günlerinde büyük masalarda kalabalık sohbetlerin edildiği akşamlar, sabah kahvaltıları, toplantılar yaz neşenizi ikiye katlayacaktır.

Müzik dinleyin, dans edin

Evet, çok basit bir öneri. Belki her gün yaptığınız bir şey. Ama bunu yapar-

Sosyal hayatınızı canlandırın

Araştırmalar arkadaşlara geçirilen vakitlerin ve güçlü sosyal ağlar içinde yer almanın insan sağlığı ve mutluluğuna büyük katkısı olduğunu kanıtlamış çoktan. O nedenle araştırmaları da dikkate alarak yazın enerjisiyle dışarı çıkmanın, gezmenin, dolaşmanın, sevdiğiniz dostlarınızla bir araya

21

ken müzik hayatınızın fonuymuş gibi davranmayın. Mümkünse ve kimseye rahatsızlık vermiyorsanız, müziğin sesini biraz açın, ritme ayak uydurun, hatta dans edin. Nasıl bir terapi olduğunu göreceksiniz. Belki bu dans alışkanlık halini alırsa fazla kilolar içinde çözüm olabilir! Fazla zaman kaybetmeden en yakın konser tarihlerine bakarak konsere gidin. Bilmediğiniz duymadığınız kültürlerin müziklerini dinlemeyi deneyin. Nerde nasıl olursa olsun müzik kimi zaman hayat kurtarır, yaşamın yükünü alır, unutmayın!


Yogayı denediniz mi?

Yoga bütün kışın yorgunluğunu, ağırlığını ve stresini atmak için yapılabilecek en yararlı aktivitelerden biri. Yaz mevsiminin bedeninize yansıttığı hafifliği yoga ile ruhunuza da yansıtabilirsiniz. Çünkü yoga hem bilim dalı hem de felsefi bir öğreti olarak günümüz şehir hayatının stresini yenebilmenin ve vücudun dengeye ulaşabilmesinde en önemli egzersiz şekillerinden biri olarak uygulanıyor.

Spor olmazsa olmaz

Ruh halinizi sağlıklı şekilde korumak ve olumlu düşünmeye başlamak istiyorsanız spor olmazsa olmazınız! Hafiflemekten bahsetmişken yüzmek en ideal spor olacaktır bu sıcak mevsim için. Suda ağırlığımızın yüzde 99’unu kaybettiğimiz için yüzmek gibisi yok gerçekten. Hem serinlemek hem de rahatlamak için ideal. Ayrıca suyun psikolojik olarak rahatlatıcı etkisi de bilindiğinden, yüzmenin mutluluk hormonları üzerinde de etkisi var. Ama her zaman buna imkan yoksa akşamları güneş çekildikten sonra yapılan yürüyüşler de günün yorgunluğunu atmanızı sağlayacaktır. Özellikle müzik eşliğindeki yürüyüşler size bir terapi gibi gelecek, üzerinizdeki tüm yükün gitmesini sağlayacaktır.

Kıyafetleriniz de hafiflesin

Yaz boyunca hafif kıyafetler giymek mecburi… Hal böyleyken açık tonlarda kıyafetler tercih ederek renklerde de hafifleme sağlayabilirsiniz. Özellikle bol, hafif, açık renkli, ince, hava geçirgenliği iyi olan kumaşlardan yapılmış kıyafetleri tercih ederseniz kendinizi hafif hissetmemeniz için pek neden kalmaz. Erkekler çok zoraki durumlar haricinde, yazları kravat yerine daha smart casual bir tarzla da gayet resmi ve şık görünebilirler. Özellikle yazın serin tutan keten kumaşlardan tercih edilmiş bir kombinasyon sıcak yaz günleri için ideal olabilir. Beyazlar, açık maviler, bejler, lila tonları hatta kimi zaman pembeler bile çok şık görünmenizi sağlar. Tatil günlerinde ise bir tişört, bermuda şort ve bez ya da spor ayakkabılar sıcak günlerde rahatlık sağlayacaktır. Kadınların işi daha kolay elbette. Askılı bir bluz ya da tiril tiril bir elbise bile çoğu zaman kurtarıcı olabilir. Genel olarak yapılması gereken kışın getirmiş olduğu koyu renkleri terk etmek ve daha iç açıcı renklere yönelmek.

Yaza uygun beslenin

Sıcak havaların vazgeçilmezi hafif yemeklerdir. Beslenme listenizde vücudu yoran gıdaları yani fazla yağı, alkolü, kolalı içecekleri ve katkı maddeli tüm ürünleri çıkartırsanız metabolizmanız rahatlar siz de hafiflemeye doğru yelken açabilirsiniz. Hafif yemekler denildiğinde sakın aklınıza lezzetsiz yemekler gelmesin! Mesela besinleri pişirirken kızartmak yerine haşlama, ızgara, buğulama ya da sebze suyunda pişirme yöntemlerini kullanarak birbirinden leziz yemekler yapmak ve yemek mümkün. Ayrıca gün boyunca atıştırmak içinde yanınızda bulundurduğunuz taze meyveler sayesinde de kendinizi daha dinç ve zinde hissedeceksiniz emin olun. Ve tabii hafiflemenin bir başka kuralı da su tüketmek! Yazın kaybettiğimiz su oranını dengelemek için su içmeyi es geçmeyin. Su hem ferahlatır hem de rahatlatır unutmayın.

22

Ağız sağlığını da ihmal etmeyin!

Yaz döneminde iyi görünmek, kendini iyi hissetmek için yapılacaklar arasında diş sağlığına dikkat etmek de var. Hem beslemeye dikkat ederek hem de doğru bakımla dişlerin korunması yönünde süreklilik gösteren bir eylem olmalı. Yaz başına denk gelecek bir diş hekimi ziyareti sizi yeniler, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak.


Haziran dis dostu 2013  

Diş Dostu dergisi, haziran sayısı, diş

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you