Issuu on Google+


4 MODA

ön planda Zerrin AKINCI

Kış mevsiminin varlığını hissettirdiği bugünlerde hem soğuktan korunmak hem de aksesuar olarak kullandığımız şapkalar gardırobumuzdaki yerlerini alıyor. Şapka deyip geçmeyin, mevsimler değişirken farklı şapka modelleri de yükselen trendler veya outlar listesinde sezon modasına yön çiziyor. 2013 kışında şapka modelleri daha çok deri, kadife ve kaşeden oluşuyor. Şüphesiz soğuklarda en çok örgü şapkalar tercih edilirken, rengârenk bereler kadınların stillerini tamamlıyor. Dökümlü ve ponponlu modeller daha salaş bir görüntü sağladıkları için bayanların en sık kullandığı modeller arasında. Şıklık arayan bayanlar ise tercihlerini daha çok KÜRK şapkalardan yana kullanıyor. 2-3 sezondur hükümdarlığını sürdüren kovboy şapkaları yerini bu

sezon CLOCHE şapkalara bırakmış durumda. Feminen ve sofistike bir görünüm sağlayan cloche şapkaları gerek günlük gerekse resmi olmayan davetler için ideal. Ne de olsa bu kış feminenliği abartmakta özgürüz! Spor şıklık arayan bayanlar DERİ şapkaları tercih ederken, daha çok küçük modelleri kullanıyorlar. Deri ceketinizle de kombine edebileceğiniz bu şapkalarda deri tamamında veya büyük kısmında kullanılıyor. Hem bayan hem de bayların severek taktığı Fötr şapkalar kış sezonunda da trendler arasında. 19. Yüzyılda erkekler için tasarlanan ve o dönemde fedora olarak adlandırılan bu şapkalar geçmişten günümüze taşınan modellerden. Beylerin tercihi şüphesiz spor ve abartıdan uzak modeller oluyor. Kulakları tamamen kapatan modeller ve kasket biçimindeki şapkalar erkeklerin INleri arasında.

17 Ocak 2013 Perşembe


8 MODA

Kış ayında nasıl giyinmeliyiz

17 Ocak 2013 Perşembe

Kış mevsiminin soğuk ve beyaz yüzünü gösterdiği şu günlerde hem üşümemek hem de terleyip hasta olmamak için nasıl giyinmeliyiz? Soğuk hava tek başına hasta etmemekle beraber vücut direncini düşürmekte ve hastalığa yakalanmayı kolaylaştırmaktadır. İşte bu noktada kışın giydiklerimize, özellikle çocukların giyimine ayrı bir özen gösterilmesi gerekiyor. Tek ve kalın bir kıyafet yerine üst üste birkaç kat giyinmek, hem yalıtım oluşturarak üşümeyi engeller hem de terleme halinde üzerimizi hafifletmemizi sağlar. Örneğin yetişkinler gömlek, body üzerine hırka, süveter tercih edebilir. Çocuklarda ise boyun bölgelerini de kapatan bir kazak ve üzerine yelek giydirilebilir. Yine aynı şekilde çocukların kot ve kadife pantolonlarının içine çok kalın olmayan eşofman, tayt giydirilebilir.

Yünlü ve pamukluları tercih edin

Sert ve karlı günlerde üşümeyi engellemek için termal iç çamaşırlar tercih edilebilir. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken nokta cildin yüne karşı hassas olup olmadığıdır. Isı tutma özelliği yüksek olan yün lifi bazı ciltlerde kaşıntı yapabilir. Bu durumda cilde direkt temas eden kıyafetlerde yüzde 100 pamuklu olanlar tercih edilmelidir. Sentetik elyaf karışımının çok olduğu kıyafetler özellikle hareketli olan çocuklarda terleme yapar, mekân değişikliğiyle beraber normalden daha fazla üşümeye sebep olur. Vücut ısısının en çok kaybedildiği bölge baş ve boyun bölgesidir. Donma tehlikesine maruz kalan yüz hatları bere, şapka ve atkı kullanılarak direkt çarpan rüzgâra karşı mutlaka korunmalıdır. Çocuklar için baş, boyun ve kulakları örten şapka modelleri tercih edilebilir. Yüzü rahatsız etmeyecek orta kalınlıkta atkılar da ağızdan soğuk hava girişini engeller.

Ayakkabılar su geçirmemeli

Soğuk havalarda kadınlar ve çocuklar ayaklarını üşütmemeye çok dikkat etmelidirler. Yalıtkan ve su geçirmeyen botlar tercih edilmelidir. Ayakkabı içine giyilen çorap çok kalın olup rahatsızlık vermemelidir. En ideali yüzde 100 pamuklu, terletmeyen çoraplardır. Çocuklara evde çorap üzerine altı kaymayan dikişli patikler giydirilebilir. Panduflar ayağı sıcak tutmakla beraber zamanla terleme ve kokmaya sebep olabileceği ve ev içinde çocuğun hareketini sınırladığından dolayı uzun süre kullanımından kaçınılmalıdır.

Rahat eldivenler kullanın

Soğuk havalarda moraran parmaklar üşümekle kalmaz hareketleri de sınırlar. Özellikle çocukların ellerinin üşümemesi için hareketlerini sınırlamayan, ele oturan, su geçirmeyen ve onların hoşuna gidebilecek dekoratif eldivenler giydirilmelidir.

Aşırı ağır paltolar almayın

Hareketleri sınırlayan bir palto özellikle çocukların hoşuna gitmez ve giymemek için direnirler. Ağır, aşırı bol veya aşırı dar, kaşındıran paltolar alınmamalı, hafif ve yalıtımlı olanlar tercih edilmelidir.

Giyimde dikkat edilmesi gerekenler

Vücut ısısının tutulmasını sağlayan yağ dokusu bebeklerde henüz gelişmediği için vücut sıcaklıkları hemen düşer. Bebeklerde ihtiyaç halinde battaniye de kullanılmalıdır. Üzerini çok açan çocuklara terletmeyen tulumlar giydirilebilir. Üzerine ince bir battaniye yeterlidir. Kalp hastaları da üşümeyecek şekilde giyinmelidir. Soğuk hava damarların daralmasına ve kalbin daha çok çalışmasına sebep olur.


10 YAŞAM

17 Ocak 2013 Perşembe

Pasif sigara içiciliği bunama riskini artırabilir

Pasif sigara içiciliğinin bunama riskini artırabileceği belirlendi. Çinli bilim adamlarının İngiliz ve Amerikalı meslektaşlarıyla Çin'in 5 bölgesinde yaptığı, 60 yaşın üzerindeki yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı araştırma, sigara dumanına maruz kalan kişilerde bunama riskinin arttığını gösterdi. Araştırmacılar, pasif içicilerde ciddi bunama belirtileri gördü. Belirtilerin dumana maruz kalma oranı ve süresine göre değiştiği belirtildi.

Araştırmacılar, pasif içiciliğin bunama konusunda ciddi risk etkeni olarak görülmesi gerektiğini ve dumana maruz kalmaktan kaçınmanın riski azaltabileceğini vurguladı. Araştırma, “Occupational and Environmental Medicine” dergisinde yayımlandı. Pasif içiciliğin kalp-damar, solunum yolları hastalıkları ile akciğer kanseri riskini artırdığı biliniyordu. Ancak bunama riskini artırdığı ilk kez bilimsel olarak ortaya konuldu.


17 Ocak 2013 Perşembe

Yanlış aydınlatılan ofis göz bozuyor

Işık eşit dağılmalı

Gün ışığından en az yararlanılan kış aylarında evde veya ofiste aydınlatmalar altında geçirilen süre de artıyor. Bu nedenle göz sağlığı için aydınlatmanın önemi daha da ön plana çıkıyor. Zira, yanlış aydınlatılan ortamlarda uzun süre zaman geçirmek; gözde kuruluğa, baş ağrısına ve göz yorgunluklarına neden olabiliyor. Göz doktoru Mürüvvet Tüzünalp, ofislerde kullanılan ışığın odanın her bölümüne homojen dağılması gerektiğini belirtti. Tüzünalp, “Çalışma yüzeyinin parlaklığı, bakılan nesnenin parlaklığının en az üçte biri olmasına dikkat edilmeli. Bu nedenle ofis ortamlarında genel ışık veren aydınlatmalar, floresan veya kompakt floresanlı armatürlerin seçilmesini öneriyoruz. Halojen ve spot gibi direkt ışık veren aydınlatmaların ise sadece vurgulanmak istenen noktalarda kullanılmasına özen gösterilmeli.” dedi. Aydınlatmanın fazla olmasının da göz için sakıncalı olduğuna dikkat çeken Tüzünalp, “Işıklar ortamı ısıtır. Aşırı ısınma gözlerde kuruluğa neden olabilir. Kuruluk ise gözde kızarıklık, batma ve kum

YAŞAM 11

varmış gibi takılma ve yanmalara sebep olabilir. Göz kuruluğuna karşı önlem olarak direkt ışıklardan kaçınmak gerekir ancak bu mümkün değilse yüzümüzü sık yıkayarak, soğuk kompresler

uygulayarak ya da gözyaşı damlalarıyla gözyaşımızın kurumasına da engel olabiliriz.” ifadelerini kullandı. Bunun yanı sıra göze direkt gelen ışıkların bazı yatkın kişilerde migren ataklarını

tetikleyebileceği konusunda uyarıda bulunan Dr. Tüzünalp, “Migreni olan kişiler ağrıyı gözlerinde hissettiklerinden bunu göz ağrısı sanırlar, ancak ana neden migrendir. Böyle kişilerin gözlerini, direkt

ışıklardan mutlaka korumaları gerekir.” şeklinde konuştu. Özellikle gelişim çağındaki çocukların çalışma ortamlarında ışık düzeninin iyi planlanması gerektiğini belirten Tüzünalp, “Çocuğun çalışma masasındaki

aydınlatmanın gün ışığı gibi tüm renkleri doğru haliyle göstermesi, göz sağlıklarını korumak ve yorulmadan uzun süre çalışmalarını sağlamak için önemlidir. Az ışıkta veya halojen olmayan aydınlatma altında uzun süre çalışanın gözleri çabuk yorulur. Bu durum okuduğunu iyi görememe ve çabuk sıkılma ve yavaş algılama gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle çalışma ortamları aydınlık olmalı ve ışığın direkt gözlerine yansımamasına dikkat edilmelidir.” dedi. Göz sağlığı için televizyonun kesinlikle karanlıkta izlenmemesi gerektiğini de ifade eden Tüzünalp, nedenlerini şöyle açıkladı: “TV ekranı çok ışıklı, çevre karanlık olduğu zaman göz yorulur. Özellikle ışığın dengelenmesi açısından televizyonun bulunduğu bölümün aydınlatmasının iyi olması gereklidir. Evlerimizde tasarruflu lamba olarak da bilinen akkor halojen lambaların seçilmesi uygun olur. Yalnız bu lambaların çıplak olarak kullanılmaması ve ışığının doğrudan göze gelmemesi gerekir.”


Uzun ve bukleli

saçlar moda 12 MODA

2013 yılının saç rengi ve modelleri birbirinden farklı olacak… Esmer ve kumral kadınların saç rengi tercihlerinde ağırlıklı olarak kullanılan doğal kahve renkleri ve tonları gölgeli modelleriyle yine tercih edilecek. Beyaz tenli kadınların ağırlıklı olarak kullandığı ve çok iddialı bir saç rengi olan kızıl ve kızıl tonlarını kendine güvenen, girdikleri ortamlarda dikkat çekmek isteyen hanımlarda görmek mümkün olacak. Açık tene sahip kadınlar, sarı ve sarı tonlarını tercih ederken bu saç tercihinde platin sarı çok rağbet görecektir. Sıradışı görünmek isteyen özellikle genç kadınlar renkli saç uçları sayesinde farklı bir görünümle dikkat çekeceklerdir. Dişiliğini ön plana çıkarmak isteyen hanımların ağırlıklı olarak tercih ettiği saç renklerinden biri olan kömür karası 2013 trend saç renkleri arasında yerini alacaktır. Saçınızın şeklini değiştirirken dikkat edilmesi gereken en önemli ama en göz ardı edilen ayrıntı yüz şeklinizdir. Oval, yuvarlak, kare, kalp veya dikdörtgen yüzlerin öne çıkarmaları ve gizlemeleri gereken noktalar birbirinden ayrıdır. 2013’te yüz şeklinize göre saçlarınızda yapmanız ve yapmamanız gereken değişiklikleri yazıyoruz.

Oval yüz

Çoğunluğun ideal yüz şekli

17 Ocak 2013 Perşembe

olarak benimsediği oval yüzlere yakışmayan saç şekli neredeyse yok gibidir. Ancak yine de herkes kendi yüz özelliklerini iyi tanıyıp kararlarını ona uygun vermelidir. Örneğin burnu büyük olan biri, saçını yandan ayırarak asimetri sayesinde ilgiyi direkt burnuna çekmekten kurtulabilir. Oval yüze sahip ama alnı geniş olan biri kaküllerle daha yumuşak bir görüntüye kavuşabilir.

Yuvarlak yüz

Yuvarlak bir yüzünüz varsa yüzünüzün genişliği uzunluğuna neredeyse eşit demektir. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki saçınız ister uzun ister kısa olsun eğer kakül kullanacaksanız düz bir kesimdense katlı kakülleri tercih etmeniz daha mantıklıdır. Uzuna yakın saçlarda saç uçlarına vereceğiniz hacimli ve katlı görüntü yüzünüzü daha uzun göstermeye yardım edecektir.

Kare yüz

Kare yüzlerde yüze daha yumuşak bir ifade vermek ve yüze sertlik katan yerleri ortadan kaldırmak için dikkati yüzün başka yerlerine çekmek gerekir. Uzun saçlara sahipseniz saç uçlarınızı katlı

kestirerek daha hacimli görünmesini sağlayabilir ya da yumuşak dalgalarla dikkati saç uçlarınıza çekebilirsiniz. Çene hizasının biraz altında biten asimetrik küt kesimler de yüzünüzün karakteristik özelliklerini ön plana çıkaracaktır.

Kalp yüz

Alnınız ve yanaklarınız gayet geniş fakat çeneniz incecikse yüzünüz kalp şeklinde demektir. Kalp şeklindeki yüzler çene hizasında kesilmiş küt saçlardan kaçınmalıdır. Yine aynı şekilde geriye sımsıkı taranmış atkuyruklarından ve saçın üst tarafına yapılmış krepelerden köşe bucak kaçmalılardır. Kaküllerle yakın dost olmalarında ise hiçbir sakınca yoktur.

Dikdörtgen yüz

Halk arasında uzun olarak nitelendirilen dikdörtgen bir yüzünüz varsa kulak ve yanaklarınızın oraya atılmış katlar dikkati yüzünüzün ortasına çekeceğinden yüzünüzün daha oval gözükmesini sağlayacaktır. Tam çene hizasında kesilmiş saçlar ise yüzünüzü daha da uzun göstereceğinden bu hizadaki saçlar kaçınılması gereken boylardan biridir.


14 MÜZİK

Calvin Harris

2012’ye damgasını vuran ve 2013’te de iyi bir çıkış grafiği yakalayacağına kesin gözüyle bakılan DJ ve producer Calvin Haris, MTV Müzik Ödülleri’ndeki performansıyla gündem oluşturmayı başardı. Haris’in şu an en çok ilgi çeken şarkısı ise “Sweet Nothing - Calvin Harris Ft Florence” oldu.

Demet Akalın

Pop müziğin Kraliçesi Demet Akalın, uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni albümü “Giderli 16”da 16 şarkıya yer verdi. İlk albümünü 1996 yıllında yapan sanatçı, 2012’de 16’ncı yılını doldurduğu için albümün adını “Giderli 16” koyduğunu belirtti. Sanatçı, albümünde ilk klipi “Yılan” adlı şarkıya ardından da “Türkan”a çekti.

17 Ocak 2013 Perşembe

Yabancı Top 5

1- DIAMONDS - RIHANNA 2- SWEET 3- DRINKS FOR YOU -PITBULL FT JENNIFER LOPEZ 4- JUST CANT HELP MYSELF - NE-YO 5- SCREAM & SHOUT - WILL I AM FT BRITNEY SPEARS Türkçe Top 5

1- KRALİÇE - HANDE YENER 2- TÜRKAN - DEMET AKALIN 3- DOKUNMA - GRUP 84 4- HERKES AYNI HAYATTA - MEHMET ERDEM 5- DAĞILMAK İSTİYORUM - MODEL

2012 En Çok Dinlenen Şarkılar

1- Hande Yener &Sinan Akçil 2- Can Bonomo - Love Me Back 3- Gökçe - Ne Yapardım 4- Halil Sezai - Olsun 5- Murat Boz - Kalamam Arkadaş 6- Gökhan Tepe - Söz 7- Ferhat Göçer - Unutmuş Çoktan 8- Yusuf Güney - İki Romantik Deli 9- Sıla - Tam Da Bugün 10- Halil Sezai - İsyan 11- Rafet El Roman - Senden Sonra 12- Model - Pembe Mezarlık 13- Zakkum - Anason 14- Kolpa - Yatağın Soğuk Tarafı 15- Fettah Can - Boş Bardak 16- Halil Sezai - Sonbahar 17- Ferhat Göçer - Ayrılsak Ölürüz Biz 18- Hadise - Aşk Kaç Beden Giyer 19- Kenan Doğulu - Doktor 20- Ozan Dogulu & Atiye - Aşkistan 21- SeksenDört - Şimdi Hayat 22- Demet Akalın & Erdem Kınay - Rota 23- Enbe Orkestrası - Senden Kıymetlimi 24 - Toygar Işıklı - Nergis 25- Emre Altuğ - Adını Söylerdim 26- Bengü - Kalbi Olan Ağlıyor 27- Mustafa Ceceli - Sensiz Olmaz Ki 28- Sertab Erener - Bir Çaresi Bulunur 29- Kolpa - Nasıl Öğrendin Unutmayı 30- Ajda Pekkan - Yakar Geçerim


Ağrı yapıyor 16 YAŞAM

Uzun süre oturarak ya da ayakta çalışmanın çeşitli ağrıların yanı sıra ciddi sağlık problemlerine de yol açabileceği bildirildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bölümü Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kalaycıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insan vücudunun düzenli aralıklarla hareket etmesi ve dinlenmesi gereken bir mekanizma olduğunu söyledi. Uzun süre oturmanın ya da ayakta durmanın bazı sağlık problemlerini ortaya çıkarabileceğini belirten Kalaycıoğlu, “Uzun süreli ayakta durmak veya tam tersi oturmak anatomik yapımızı bozucu etkiler oluşturabiliyor. Günümüzde en büyük problemlerden biri masa başında uzun süre çalışmak. Bu durumda olan kişiler, 'boynum, sırtım ağrıyor, kollarım uyuşuyor' gibi şikayetlerde bulunuyor” dedi. Prof. Dr. Kalaycıoğlu, insan

17 Ocak 2013 Perşembe

Uzun süre bilgisayara bakıldığı veya masada çalışıldığı zaman boyun düzleşmesi ortaya çıkıyor

omurgasının belli eğrilikleri olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: “Boyunda ve belde öne, sırtta ise arkaya doğru eğrilik bulunmaktadır. Bu yapıyla sürekli olarak oturduğumuzu düşünürsek, kaslar bir dönem sonra normal fonksiyonlarını göremez hale geliyor ve problem oluşturmaya başlıyor. Özellikle boyundaki omurlarımız sıkışıyor ve aradan çıkan sinirleri de sıkıştırıyor. Buna bağlı olarak da kollarda uyuşmalar oluyor. Bu bir boyun düzleşmesi sorunudur. Uzun süre özellikle bilgisayara bakıldığı veya masada çalışıldığı zaman boyun düzleşmesi ortaya çıkıyor. Boyun düzleşmesi anatomik pozisyonu bozduğu için sinirlerde sıkışmalar, ağrılar ve sızılar olabiliyor. Sadece sinirlerin sıkışması değil, buradaki kasların hareketsiz ve gerginliği dolayısıyla kaslar sertleşmeye başlıyor ve kemikleşmeye kadar gidebilecek tablolar oluşabiliyor.”

Saat başı 5 dakika esneme hareketi yapılmalı

Biraz daha öne doğru eğilerek, hareketsiz ve aynı pozisyonda oturmanın belde de aynı problemleri ortaya çıkarabileceğini anlatan Prof. Dr. Kalaycıoğlu, şunları kaydetti: “Bu sefer de beldeki kaslar geriliyor ve bunları gevşetme şansı olmadığı için fibromiyozit, yani halk arasında kulunç diye tabir edilen tablolar oluşmaya başlıyor. Bunlar baştan başlayıp, kuyruk sokumuna kadar vuran ağrılar oluşturabiliyor. Beldeki mevcut eğrilik bir süre sonra düzleşmeye başlıyor, dolayısıyla bu düzleşme sonucunda belde de sıkışmalar, kas gerilmeleri oluyor. Bu da hem kas hem de kemiğin sinirleri sıkıştırmasıyla ilgili ağrılar oluşturabiliyor. Arada kalkıp esneme ihtiyacı duymamazın sebebi de kaslarımızın rahatlama isteğinden kaynaklanıyor. Masa başında

çalışan kişinin saatte bir kalkıp, 5 dakika esneme hareketlerini yapması gerekiyor.” Prof. Dr. Kalaycıoğlu, uzun süre ayakta çalışmak durumunda olanlarda ise ayak ve bel ağrıları görüldüğünü belirterek, “Hareket ederek ayakta durulduğunda, hareketsiz durulduğundaki kadar çok ağrı oluşmuyor. Bunun sebebi ise bacak bölgesindeki kaslarımızın çalışıyor olması ve bir miktar dolaşıma faydasının bulunması. Çok uzun süre ayakta durduğumuzda yer çekimi nedeniyle kan aşağıya doğru göllenmeye başlıyor ve aşağıdaki damarlarda yığılım yapıyor. Böylece kan miktarı arttıkça, damarlarda genişlemeye bağlı olarak varis oluşuyor” dedi.

“Sağlık için düzenli spor yapmak önemli”

Sürekli ayakta duran kişinin saat başı 5-10 dakika ayaklarını dinlendirmesinin ideal olduğuna dikkati çeken

Kalaycıoğlu, şunları kaydetti: “Kişinin yattığında ayağının altına destek koyarak, ayaklarını kalp seviyesinde tutması, bu durumu nispeten azaltabilir. Kişi ağrı hissetmese dahi bunları mutlaka yapmalı. Varisle ilgili bir sürü problemler ortaya çıkabiliyor. Dolaşımı bozulmuş olan kan damarda birikince pıhtılaşma başlayabilir ve hiç olmadık zamanda damardaki pıhtı kopup, gidip küçük bir damarı tıkayabilir. Bu hayati önem taşıyan bir damar olabilir ve ölüme kadar varabilecek sorunlar ortaya çıkabilir. Bu kişilerin arada bir oturup bacaklarını hiç değilse kasarak, kaslarını gererek içerideki kanı bir miktar

pompalamaları, biraz hareket etmeleri ve arada bir dinlenmeleri gerekiyor.” Prof. Dr. Kalaycıoğlu, herkese istikrarlı sağlık için düzenli spor yapmaları tavsiyesinde bulunarak, “Kasılmış kasları gevşetmek, iş görmeyen ve gevşemiş kasları bir miktar kasabilmek için vücudun bütün kaslarını fizyolojik koşullar içinde çalıştırabilmek için spor yapmayı öneriyorum. Koltuğun şekli, masanın yüksekliği, kişinin boy ölçüsüne göre ayarlanmalı. Kişi çalışırken fizyolojik olarak rahatlayacağı ergonomiyi sağlayarak, oluşabilecek problemleri bir nebze engelleyebilir” diye konuştu.


18 YAŞAM

17 Ocak 2013 Perşembe

Günde 5-6 öğün yiyebilirsiniz ama tüketecekleriniz önemli

G

ünlük hayatta sıkça sorulan sorulardan biri de sabah, öğle ve akşam yemekleriyle ilgilidir. Halbuki biz beslenme ve diyet uzmanları, her zaman az ve sık yeme prensibinin, bireyin açlık hissi yaşamadan, kilosunu ve kan şekerini kontrol edebildiğini savunuruz. Beslenme programlarımızı da kişiye özel olacak şekilde hazırlarız. Beslenme programları hazırlanırken kişinin yaşam tarzı, sevdiği besinler, çalışma hayatı ve seyahat planlarını dikkate alarak 5-6 öğün şeklinde düzenlemesini öneririz. Alınması gereken toplam kalorinin gün içine dağıtılmasının pek çok avantajı vardır. Öğün sıklığının artması ve doğru besin seçimi diyetin kalitesini artırmaktadır. Yapılan araştırmaların sonuçları da bunu desteklemektedir. 20 yaşın üzerindeki 11 bin bireyle yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre; ara öğünlerin sayısının artmasıyla vücuda A, C, E, D vitaminleri, kalsiyum, potasyum, demir ve magnezyum alımını artmaktadır. Ara öğünleri düzenli tüketmek aynı zamanda bireye enerji sağlamaktadır. 65 yaş üzeri kişilerdeyse ara öğünlerde tüketilen içeceklerle yeterli sıvı alımı daha rahat sağlanmaktadır. Genelde meyveler, yağlı tohumlar, tam tahıllılar, süt ve süt ürünleri sıklıkla ara öğün olarak tercih ediliyor. Hem pratik olan hem de kolay bulunabilen bu besinler, doğru miktarda tüketildiğinde kaliteli beslenmenin önemli parçası haline geliyor. Çalışmanın genel sonuçları değerlendirildiğinde de öğün sıklığındaki artışın

Diyetisyen

Zaliha KİRAZ ÖNCE SAĞLIK

info@cypruslightlife.com

diyet kalitesini olumlu yönde etkilediği görülüyor.

İnce bel için ara öğün yapın

Genç kızlar üzerinde yapılan bir diğer çalışmada daha sık ara öğün yapanların bel çevrelerinin daha ince olduğu bulunmuştur. Az ve sık yemek yemeyen kişilerin ağırlıkları 3,6 kg daha fazla olduğu görülmüştür. Araştırmacılara göre; sık aralıklarla öğün alımının bireyin daha uzun süre tok hissetmesini sağlayarak, fazla kilo alımını engellediği bulunmuştur. Daha önceki çalışmalarda da, sık besin tüketiminin daha düşük kiloyla bağlantılı olduğu ortaya konmuştu. Ancak ara öğünde tüketilen besinin çesit ve miktarı doğru seçilmelidir. Düzenli beslenmede ideal saatler Metabolizmamızın çalışma sistemini göz önüne aldığımız zaman; Kahvaltı: 07.00-09.00 arasında Kuşluk Ara Öğünü 10.00-11.00 arasında, Öğle Yemeği 12.00-13.00 arasında, İkindi Ara Öğünü 16.00-17.00 arasında, Akşam Yemeği 19.00-20.00 arasında, Gece Ara Öğününün ise 21.0021.30 arasında olması en idealidir. İkindi ara öğünü kahvaltı öğünü

kadar önemli Öğle yemeğiyle akşam yemeği arasında uzun bir süre olduğu için mutlaka 16.0017.00 saatlerinde bir ara öğün yapılmalıdır. İkindi ara öğününü, tıpkı kahvaltı gibi günün en önemli öğünü olarak kabul edebiliriz çünkü bu ara öğün atlandığında akşam yemeğinde açlığı kontrol etmek çok zor olmaktadır. Akşam saatlerinde metabolizma hızımız yavaşlamaya başlar, bu nedenle saat 20.00’den sonra yüksek kalorili öğünlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Yatmadan 2 saat öncesinde ise yeme işlemine son verilmelidir.

Gece acıkanlar için sağlıklı ara öğünler

Gece televizyon önünde çoğu zaman hepimizin canı atıştırmalık besinler çekrmektedir. Zararlı abur cubur yemek yerine aşağıdaki besinlerle sağlıklı ara öğünler yapabilirsiniz. * 1 porsiyon meyve, yağsız yoğurt, tarçın. * Çiğ sebzeler (salatalık, kırmızı biber, domates gibi). * 1-2 grissini, Etimek ve 1 dilim yağsız peynir. * 2 yemek kaşığı müsli ve yağsız süt. * 1 avuç beyaz leblebiyle 1 yemek kaşığı kuru siyah üzüm.


20 YAŞAM

Eğlenceli bir kadın mısınız? İnsanlara nasıl bir elektrik veriyorsunuz? Kötü bir durumda bile çıkış yolu bulabiliyor musunuz? Cevapları test sonuçlarında gizli. 1- Bir arkadaşınızın düğünündesiniz ve ortam çok durgunlaştı. Ne yapardınız? a) Arkadaşlarınızı kaldırıp, doğru dans pistine yönelirsiniz. b) Erken kalkmayı planlarsınız. c) Herkesin sizi dinlemesini isteyip, eğlenceli bir oyun önerirsiniz. 2- Arkadaşları vazgeçtiği için sevgiliniz sizi Küba seyahatine davet etti. Ne yaparsınız? a) Pahalı bir bikini almak için harekete geçersiniz. b) Gitmek için can atar, ancak zaman ayarlayıp ayarlayamayacağınızdan endişe duyarsınız. c) Seyahatte başınıza kötü bir şey gelebilir diye reddedersiniz. 3- Bir partiye gittiniz. Sizi karşılaması gereken kişinin orada olmadığını görünce nasıl davranırsınız? a) Eve dönersiniz. Zaman kaybetmeye hiç niyetiniz yok. b) Duruma hiç aldırmadan eğlenmeye bakarsınız. c) İlk anda biraz moraliniz bozulsa da, yine de içeri girersiniz. 4- İlkbahar ... için en uygun zamandır. Size uygun olan şık hangisi? a) Dışarı çıkıp arkadaşlarla buluşmak b) Uyumak c) İşyerinde bulunan seksi kızlarla rekabet etmek

17 Ocak 2013 Perşembe

5- Aşağıdaki cümlelerin hangisini erkeklerden en sık duydunuz? a) "Harika bir akşamdı. Tekrar edelim, olur mu? b) "Sen gerçekten eğlenmeyi biliyorsun." c) "Bu kadar çabuk mu gideceksin?" 6- Bir açılışa davetlisiniz, ama ertesi sabaha çok önemli bir toplantınız var. Ne yaparsınız? a) Davet bitene kadar orada olursunuz. b) Bir gece önceden hazırlanırım c) Gidersiniz ama çok fazla durmadan, erken çıkıp dönersiniz. 7- Sevgiliniz sizi kaya tırmanışına veya dalmaya götürmek istiyor. Nasıl bir tepki verirsiniz? a) İlk önce güvenli olup olmadığını araştırırsınız. b) Pikniğe gitmeyi teklif edersiniz. c) Hasta olduğunuzu söylersiniz. 8- Gittiğiniz spor salonu yeni bir alet almış veya yeni bir derse başlamış. Ne yaparsınız? a) Erkenden gidip yer kaparsınız. b) Onu günlük rutininize dahil edersiniz. c) Dersi seyreder, severseniz katılırsınız. 9- Arkadaşlarınızla bir seyahattesiniz ve yolunuzu kaybettiniz. Hiç tanımadığınız bir şehre geldiğinizde, hava karardığında öneriniz ne olur? a) Gecelemek için düzgün, ufak bir otel ararsınız. b) Bir motele gidip, gece boyunca korku senaryoları yazarsınız. c) Derhal geri dönersiniz. 10- 70'li yılların anısına düzenlenen bir kostüm partisindesiniz. Ne giyersiniz?

a) Eski moda bir jean, boynunuzda da kocaman bir kolye. b) Normal kıyafetler. c) Saten pantolon, seksi omuzları açık bir bluz, elinizde uzun bir kılıç.

Değerlendirme a) 1 a) 0 a) 1 a) 2 a) 0 a) 1 a) 2 a) 2 a) 0 a) 0

b) 2 b) 2 b) 0 b) 1 b) 1 b) 0 b) 0 b) 1 b) 1 b) 2

c) 0 c) 1 c) 2 c) 0 c) 2 c) 2 c) 1 c) 0 c) 2 c) 1

15 puan ve daha fazlası Tam gaz bir eğlence düşkünü

Yüksek bir enerjiye sahipsiniz. Etrafınızdan insanlar hiç eksik olmaz. Siz bir heyecan fırtınasısınız ve sizinle olan herkes bu heyecanı hissedebilir. Ancak arkadaşlarınız için bu temponuz yorucu olabilir. Ayrıca dinlenmeyi de bilmelisiniz. Haftada en az 1 günü kendinize ayırın. Sıcak bir banyo yapın, uzanın,

kitap okuyun... İlk başta zorlanacaksınız ve eğlenmek yerine dinlenmeyi kabul etmeniz zor olacak. Ancak buna alıştıktan sonra, dinlenmenin de önemli olduğunu anlayacaksınız ve bundan keyif almaya başlayacaksınız.

7-14 puan arası Eğlenceli kadın

Siz eğlenceyi gerçekten seviyorsunuz ama ölçüyü kaçıracak kadar değil. Aynı zamanda, hayatınızı devamlı bir eğlence içinde sürdürmek zorunda olmadığınızı bilecek kadar da özgüven sahibisiniz. Her şey planlandığı gibi gitmediğinde de pozitif bakış açınızı koruyup eğlenmeyi bilirsiniz.

6 puan ve daha azı Somurtkan kadın

"Eğlence" denildi mi tüyleriniz diken diken oluyor. Biri size bir teklifte bulunduğunda, 1 dakika sonra onu yanlış değerlendirir ve hemen reddedersiniz. Yanınızda kimse olmadan asla bir yere gitmezsiniz. Risk almaktan korkarsınız. Küçük olayları büyütürsünüz. Her şeye "Yok olmaz" cevabı vermeden önce, kafanızda değerlendirin. Belki de çok eğleneceksiniz, denemeden bilemezsiniz.


22 MAGAZİN Orhan İSMAİLOĞLU

Abla kardeş gecelerde

Her zaman şık

Colony Otel Halka İlişkiler Sorumlusu Mehibe Cangil, her zaman şıklığıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Geceli gündüzlü çalışan Mehibe Hanım, yeni gözlükleriyle bu yılın trendini yakaladı.

Süper Model sahibi Pınar Ataman, geçen hafta eğlenmek için gittikleri Tango To Budha Restoran&Bar’da İngiltere’den gelen ablası ile eğlendi. Abla kardeş uzun bir aradan sonra hasret giderdi.

Nermin kendinden emin

2010 Miss Kuzey Kıbrıs ikincisi Nermin Dağaştı, 2013 yılında birçok projede yer alacağını söyledi. Kendine her zaman güvendiğini belirten Nermin, “Allaha şükür Allah vergisi fiziğim var” dedi.

2013’e iddialı girdiler

Başpınar Rent Car Direktörü Saffet Başpınar ve çalışanları, 2012 yılında gösterdiği performansı 2013 yılında göstereceklerini belirtti. Ofiste bir araya gelen şirket direktörü ve çalışanlar, küçük bir kutlama yaptı.

İmaj yeniledi

17 Ocak 2013 Perşembe

Oğuzhan, iki aydır sahne aldığı Golden Cage Otel’de farklı tarzıyla dikkat çekti. Yurt dışından aldığı bin TL’lik ayakkabılarıyla sahneye çıkan sanatçı, ‘’2013 yılında“ farklı bir Oğuzhan göreceksiniz” dedi.

Eşi her zaman yanında

Başman direktörlerinden Osman Başman, Tango To Buddha Restoran&Bar’daki etkinliğe katıldı. Kendi mekanları olan Tango’da gönüllerince eğlenen Osman Başman, eşi Aslı’nın her zaman kendisine destek olduğunu belirtti.


24 KÜLTÜR

17 Ocak 2013 Perşembe

İngiltere’de 11’inci yüzyıldan beri sürdürülen bir gelenek

Fotograflar / REUTERS

İngiltere’de sülün avı 11’inci yüzyıldan beri sürdürülen bir gelenek. Geçmişlerine ve geleneklerine bağlı İngilizler günümüzde hala özel av çiftliklerinde sülün avı organize ediyorlar. Bazen av köpeklerinin de dahil edildiği bu geleneksel alışkanlığa çevre örgütleri, hayvan koruma dernekleri sert tepki gösteriyor. Buna karşın, çok pahalı bir “spor” olmasına rağmen ülkenin bir çok bölgesinde hala sülün avı yapılıyor. Avcılar, özel çiftliklerde vurdukları her sülün için ücret ödedikleri gibi, avladıkları hayvanı isterlerse, onun için de para ödemek zorunda kalabiliyor. 11’inci yüzyılda ok ve yayla başlanan sülün avcılığı, 16’ncı yüzyılda ülkeye ateşli silahların girmesiyle, değişik bir “vurulma stiline” de kavuştu. Büyük Britanya İmparatorluğu’nun en ünlü isimlerinden biri olan Kral VIII. Henry’nin bu avın en ünlü tutkunu olduğu biliniyor. Günümüzde, “keeper” denilen görevlilerin tarlalardan havalandırdığı sülünler, karşı istikametten Kıbrıslı avcıların “banya” dediği “yay şeklinde dizilmiş bir yürüyüş koluyla gelen avcılar tarafından vuruluyor. Bu avcılık türünün çok katı kuralları var. Örneğin alçaktan gelen hayvana ateş açılamıyor, yere oturan sülün de vurulamıyor.


26 SAĞLIK

17 Ocak 2013 Perşembe

Teste var mısınız? Her cildin yapısı birbirinden farklıdır ve her biri farklı bakım gerektirir. Ama önce cildimizin hangi yapıda olduğunu test edip ona göre bakım planı uygulamak gerekir Yüz deseni trendi cildin birçok rengi vardır. Koyu, esmer, buğday, sarı, beyaz. Bu cilt renkleri, cildin dokusunu etkiler. Cildin dört dokusu vardır. Yağlı, kuru, dengeli (normal) ve karma... Cilt durumu ise cildin hassas ya da pürüzlü olmasıdır. Cildimizin türüne karar verebilmek için şimdi söyleyeceğimiz testi uygulayabilirsiniz. Bu test için size gerekenler: İnce ve emici bir kağıttan hazırlanmış 2 cm eninde ve 5-6 cm boyundaki şeritler...

Cilt Türünü Belirleme Testi

İlk aşama Yüzünüzü bol su ile ve cildinize uygun bir sabunla yıkayın. Daha sonra temiz bir havlu ile kurulayın. Fakat

yüzünüze krem, nemlendirici ve ya losyon sürmeyin. İkinci aşama Şerit halinde kestiğiniz kağıtların yazılabilir yüzeylerine ALIN, BURUN, ÇENE ve YANAK yazın. Üçüncü aşama Kağıt şeritlere yazdığınız bölge isimlerine göre yüzünüze yerleştirin. Yaklaşık 20 saniye bekledikten sonra sonuçlarımıza bakın. Değerlendirme Eğer cildinize uyguladığınız şeritlerin tüm yüz bölgenize yapıştıysa ve kağıt üzerinde büyük lekeler oluştursa, sonuç: CİLDİNİZ YAĞLI. Eğer şeritler hiçbir şekilde yüz bölgenize yapışmıyorsa ve burun bölgeniz dışında hiçbir şeritte leke yoksa, sonuç: CİLDİNİZ KURU VE SUSUZ Eğer şeritler hiçbir şekilde yüz bölgenize yapışmıyorsa ve burun bölgeniz dışında hiçbir şeritte leke yoksa, sonuç: CİLDİNİZ KURU VE

SUSUZ. Eğer şeritler “T” bölgesi; yani alın, burun ve çene bölgesine yapıştıysa ve kağıt üzerinde lekeler oluştuysa, göz çevresi ve yanaklara yapışmadıysa, sonuç: KARMA CİLT.

Kuru cilt

Vücudunuzda yeterince su olmaması, cilt altındaki yağ bezlerinin yeterli çalışmaması ve yaşlanmaması cildimizin kurumasına sebep olur. Kuruma açık tenli insanlarda daha fazladır. Cilt genelde gergin ve pürüzsüzdür. Kuru ciltler çabuk çatlar, pul pul olur ve soyulur. Bu tip cilde sahip olanlar genç yaşlarda yüz cigileri ile tanışırlar. Bu duruma sebep olan diğer etkenler ise, sert sabunlar, güneş, rüzgar, kaloriferli evler ve havalandırma tertibatları gibi dış etkenlerdir. Ve en önemlisi cilde uygun olmayan kozmatik kullanımıdır. Kuru cildi korumak için su kaybını önlemek şarttır. Ve mutlaka cildine uygun bir nemlendirici ile korunmalıdır.

Yağlı cilt

Yağ bezlerinin fazla çalışması cildimizin yağlı olmasına neden olur. Fazla sebum salgılanması koyu renkli ciltlerde daha fazla görülür. Ancak kimi zaman açık renk bir cilt de bu yüzden soluklaşabilir. Yağlı ciltlerin derileri kaba, gözenekleri açıktır. Cilt daima parlaktır. Bu tip ciltlerde siyah noktalar, sivilceler çıkar ve akne görülür. Yağlı cilt diğer cilt tiplerine göre yaş ilerledikçe güzelleşir. Genç görünümü uzun ömürlüdür. Çizgiler daha az olur. Yüzümüzü temizlerken yüzdeki tüm yağları temizlemek cildimizin daha çok yağlanmasına neden olur. Yüz temizleyicileriyle yüzü yıkayıp temizlemek çoğu kez cildin kurumasına ve kızarmasına neden olur.

Karma cilt

Çoğu insanın cildi karma cilde yakındır. 'T' bölgesi; yani alın, burun ve çene bölgesi yağlı, göz çevresi ve yanaklar ise kurudur. Karma ciltler için uygun bakım ürünü bulmak zordur. Dengesi bozulur. Örneğin, ağır bir nemlendirici kullanıldığında cilt hemen sivilcelenir. Tahriş edici bir temizleyici kullanılırsa, yanaklar pullanır. En doğru çözüm, her bölge için ayrı ürünler kullanmaktır.


28 YAŞAM

17 Ocak 2013 Perşembe

Nevruz TAYDEMİR Vücut Güzelliği

ntaydemir@hotmail.com

K

adınları güzelleştirmek, gençliğin verdiği dinamik ışıltının kaybolmaması için geceli gündüzlü çalışan kişiler de gerçeği zaman zaman itiraf ediyorlar: Kadının gerçekten güzel sayılması, ancak iç güzelliğiyle sağlanabilinir. Şu açıdan bakın hanımlar...Bol rakamlı bir etikete sahip şık bir elbise giymişsiniz veya çok gösterişli saç ve makyaj kombinasyonu yapmışsınız fakat hissel dünyanız tam tersine bir o kadar gösterişsiz ve fakir...Ne oluyor o zaman? Işıldamayan gözler, donuk bir cilt, omuzları düşmüş, yorulmuş bir bedenin isteksiz hareketleri ve bu sendromal durumun yansıması ile ne giyerseniz giyin veya ne yaparsanız yapın ne yakışacaktır ne de dikkat çekecektir. Çünkü ruhen siz parlamıyorsunuz. Unutmayın ki dış ambalaj ruhun yansımasıdır. Bir de şöyle düşünün, çok sıradan bir şeyler var üzerinizde, öylesine şekillenmiş saç ve makyaj ile birlikte fakat içinizde güneşler açıyor....O zaman neler oluyor? Bu gün bir başka güzelsin... Saçını mı değiştirdin, cildine bir şey mi yaptırdın yoksa estetik mi? Gibi içinizde doğan güneşin ışıltılarının etkisiyle sıralanan sorular...Oysa her iki durumda da fiziken bir değişim yok sadece ruhen var. Peki. İç güzelliği nedir? Bir kadının iyi huylu, yumuşak, dost canlısı ve anlayışlı biri olması mıdır? Hayır. İç güzelliği, kadının içinden gelen duygularla sağlanır. Bu durumda sonuç olarak ne var elimizde, polyanna oyunları mı? Kesinlikle hayır.Gülümsemeyi gerçekten sevebilmek hanımlar, hayat ne getirirse getirsin veya götürürse götürsün onu her şekliyle her rengiyle kabullenmek ve her zaman tebessümü eksik etmemektir gerçek güzellik.Birde buna artı olarak, uzmanların görüşüyle de, iç güzelliğin yapısallaşmasını başlıca dört maddede tanımlanabilinir.

Safiyet

Su, katkısızlığın simgesidir. Uzmanlar kadının iç güzelliğine kavuşmasının suyla olan ilişkisinin derinliğine bağlı olduğunu

belirtiyorlar. Su, vücudu en iyi temizleyen maddedir. Ayrıca yaşamamızı da yeterli miktarda su almaya borçluyuz. Ne kadar çok su içerseniz, organlarınızın düzenli çalışmalarına o kadar katkıda bulunursunuz. Safiyet yani katkısız olmak vücudun sık sık suyla temas etmesine bağlıdır. Tertemiz bir vücudun vereceği iç huzuru sizin yüzünüze yansıyacaktır. 19. yüzyılda, dünyaca tanınmış doktor William Winternitz, suyun sinir uçlarını harekete geçirdiğini ileri sürmüştü. O zaman Dr. Winternitz'in bu iddiası ilgi görmedi. Ama bugün, o iddianın gerçeği yansıttığını biliyoruz. Basınçlı suyla yapılan bir duşun kişiyi birdenbire canlandırdığına hepimiz zaman zaman tanık oluyoruz.

Huzur

Stres içindesiniz. Şu anda başka bir yerde ve başka koşullar altında yaşıyor olmayı çok isterdiniz. Durmayın! Hayal gücünüzden yararlanın. Gözlerinizi kapatıp, insanın içine huzur veren bir ortamda dinlendiğinizi hayal edin. Belki bir

deniz kenarında dalgaların sesini dinleyerek uyukluyorsunuz, ya da yeşillikler arasında oturmuş kitap okuyorsunuz. Böyle sakin ve huzur verici bir ortamda bulunduğunuzu düşünmeniz sizi mutlaka gevşetecektir. Gözlerinizi açıp gerçeklere döndüğünüz zaman da derin derin soluk alıp durumunuzu daha sakin bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Budist rahiplerin çok sık uyguladıkları bu yöntem size iç huzuru vermekle kalmayıp iç güzelliğe kavuşmanızda da önemli bir rol oynayacaktır.

Uyum

Hindistan’da 5000 yıldan beri uygulanan ayurveda, insanların daha uzun ve daha huzurlu yaşamalarını sağlayan bir yöntem olarak biliniyor. Zihin ile vücudun uyum içinde olması, insana ayrı bir güzellik kazandırıyor. Fiziksel ve ruhsal bakımdan kendimizi sağlıklı hissettiğimiz zaman sorunlarımızın üstesinden gelebiliyoruz. Ama fiziksel sağlık ile ruhsal sağlığın birbirine eşit olması gerekiyor. Uyum denildiği zaman beyin ile vücudun diğer organlarının uyumu kastediliyor.

Canlılık

Enerji dolu bir insanın gözlerinin bakışları bile farklı olur. İnsanın içinden taşan enerji, ona güzellik verir. Enerji kazanmak için de güne gözünüzü açarken dilinize “Bugün yeni bir gün, bana neler sunacağını bilmiyorum ama ne olursa olsun tadını çıkaracağım.” kelimelerini tekerleme gibi dolayın. Bir de fizyolojik enerjinin düşünsel gücünüze enerji katması için mutlaka doğru beslenmeye özen gösterilmeli. Taze sebze ve meyveler, vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri depolamamızı sağlar. Sabahleyin yatağınızdan dipdiri kalkabiliyorsanız, yüzünüzde yorgun ve bezgin bir ifade olmayacak. Bu iki ifade, güzelliğin en amansız düşmanları. Ne kadar makyaj yaparsanız yapın, en kaliteli kozmetik kremleri sürün içinizdeki enerji yüzünüze yansımamışsa, güzel görünemezsiniz.

Sonsuz güzellik için

Rahatlatılmış bir ruhun bizlere bir o kadar daha ömür kazandıracağı veya bizleri her daimi güzel ve yakışıklı tutacağını hepimizde çok iyi biliyoruz....Önemli olan nokta bunu yaşamınıza uyarlayabilmenizdedir.Yeni bir haftanın sizleri gülücüklerle kucaklaması dileğiyle...



Sayı5