Page 1

» ALKOL KONTROLÜ POLİTİKALARI » İNTERNET DÜNYASININ YERLİLERİ VE GÖÇMENLERİ » ARAŞTIRMA: ÜLKEMİZDE SİGARA YASASI UYGULAMASI İLE HASTANELERE ASTIM BAŞVURUSU ARASINDAKİ İLGİ » KEREM GÖRSEV İLE RÖPORTAJ » TÜTÜN ÜRETİMİNİN SEBEP OLDUĞU ÇEVRESEL FELAKETLER » HİKAYE: KIRK YILLIK DOST

“SAĞLIKLI NESİL, SAĞLIKLI GELECEK”


EDİTÖRDEN

YAZA GİRERKEN Okullarda mezuniyet törenleri yapılırken, bir yandan da yaz partilerinin düzenlenmeye başladığını görmekteyiz. Ülkemizde Sigarayla her yönüyle mücadele ile önemli aşamalar elde ettik, ancak bu başarıyı alkol de gösteremediğimiz görülmektedir. Yeşilay olarak okullarda yoğun eğitim programları ve çeşitli etkinlikler düzenlemekteyiz. Ancak eğitim ve öğretimin sonunda mezuniyet törenlerinde alkol kullanımının oluşturduğu taşkınlıklar, bizim ne derece etkili olup olamadığımızı göstermektedir. Keza yaz partilerindeki alkol tüketiminin de sınırları ne kadar aştığını görmeye başladık. Sigara ile mücadelede gösterdiğimiz yoğun çabaların, daha fazlasını alkolde göstermemiz zorunluluğu tartışmasızdır. Dergimizin bu sayısı yine sizlerin istek ve katkıları doğrultusunda dopdolu bir içerikle çıkmaktadır. Bu sayımızda genel başkanımız Av. Muharrem BALCI’nın gündemi değerlendiren baş yazısı oldukça dolu bir şekilde bulunmaktadır. TAPDK Uzmanı, Dünyada ve Türkiye’de Alkol Kontrolü Politikaları kitabının yazarı Sebahattin KUŞ’un “Alkol Kontrolü Politikaları” konulu makalesi bulunmaktadır. Yönetim Kurulu Üyemiz Ecz. Tuba DURGUT’un hazırlamış olduğu “Sigara Her Yıl 5 Milyon İnsanın Canını Almakla Kalmıyor” konulu yazısı bulunmaktadır. Bu sayımızda projelerde Özel Zoğrafyon Lisesinin hazırlamış olduğu ve birincilik kazandıkları “Ülkemizde Sigara Yasası Uygulaması İle Hastanelere Astım Başvurusu Arasındaki İlginin Bir Ön Değerlendirmesi” konulu projeleri yer almaktadır. Dergimizin Kültür - Sanat kısmında bu sayıda değerli Sanatçı, yazar, yönetmenliği kimileri onu sesinden tanır sadece Semih SERGEN’in “Kırk Yıllık Dost” isimli sigara ile ilgili hikayesi yer almaktadır. Afrikalı bir Doktor Şabir BANUBHAY’ın Saray Bosna Savaşı sırasında Saray Bosna’ya yardım götürmeye çalışması ama bu gerçekleştirememesini anlatan şiiri yer almaktadır. Yine 1940 – 1987 yılları arasında yaşamış haziran ayı içerisinde anacağımz değerli yazar ve şair Cahit ZARİFOĞLU’nun “SAVAŞTIĞIMIZ GÜNLER KENDİMİZLE” başlıklı şiiri yer almaktadır. Bu sayımızda Kültür – Sanat kısmının röportajlarında Müzik hayatına, altı yaşında konservatuara girmesiyle başlayan ve Klasik müzik eğitimi almasına rağmen Caz müziğe yönelen Sanatçı Kerem GÖRSEV’in değişik yönleriyle “Emirgan’da Hoş Bir Sohbet” isimli röportajı yer almaktadır. Dergimize yeni eklediğimiz bölümümüzde kitapların tanıtımlarını yapmaktayız bu sayıda Handan DURGUT’un, yaz aylarına girilmesiyle birlikte herkesin okuyabileceği Can Yayınlarından çıkan Denize Düşen YILDIZ kitabına yer verdik. Genel Başkanımız Av. Muharrem BALCI’nın Yedikule Anadolu Lisesi’ne ziyareti esnasında fark ettiği güzel bir çalışma olan “Geçmişten günümüze Şifahanelerle İstanbul” isimli Yedikule Anadolu Lisesi öğrencilerinin 2004 yılında hazırladıkları kita-

bın tanıtımı yer almaktadır. Şube ve Temsilciliklerimizden taleple bulundukları yerlerin Kültürel açıdan değerli olan yerlerinin tanıtım yazılarını istedik, bu sayıda “Ahi Evran ve Kırşehirde Ahi Evran Geleneği” yer almaktadır. Faaliyetlerimizde Genel Başkanımız Av. Muharrem BALCI’nın Türkiye Buluşmaları kapsamında Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana ve Kırşehir ilinde yaptığı etkinlikler bulunmaktadır. İstanbul İl Milli Eğitim ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile imzalanan “Sağlıklı Nesil, Sağlıklı Gelecek” protokolü kapsamında düzenlenen Resim, Karikatür ve Kompozisyon yarışmalarının ödül töreni ve aynı zamanda İstanbul İl Milli Eğitiminin hazırladığı TAPDK kurumunun desteklediği Münazara yarışması ve ödül töreni görkemli bir şekilde yapıldı. “Alkolde Gelinen Son Nokta” Danıştay 13. Dairesinin 2011/185 Esas Sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı’na istinaden Yeşilay olarak 30 Mayıs 2011 tarihinde bir basın açıklaması düzenledik. Basın açıklamasında Av. Muharrem BALCI “7 Ocak 2011 tarihli ve 27808 Sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hakkında bilgi verirken Danıştay 13. Dairesinin bu konuda hukuk ürütebileceğini ama bunu yapmadığını dile getirdiği basın toplantısı yer almaktadır. Yeşilay Eğitim Sorumlusu Arif ÇİFCİ’nin yaptığı eğitim çalışmalarının da yer aldığı sayımızda İstanbul İl Milli Eğitim ile imzalanan protokolün bir parçası olan Rehber Öğretmenler Toplantıları tamamlandı. Seminerlerde büyük emeği geçen Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Yard. Doç. Dr. Vehbi ALTUNÇUL’a teşekkürlerimizi sunarız. Genel Merkezimizden Haberlerin bulunduğu kısmımızda ay boyunca yapılan faaliyetler çeşitli etkinlikler yer almaktadır. Bu sayıda basında Yeşilay kısmında Ulusal ve Yerel yazılı basında Yeşilay ile ilgili haberleri özetle bulabilirsiniz. Mayıs ayı içerisinde komuoyu ile paylaştığımız Basın Bültenlerimizde dergimizin içerisinde farklı yerlerde yer almaktadır. Eski sayılarımızdan derlediğimiz arşivden kısmında “İçki Müptelâları ve Bir Efsane” yazısıyla Prof. Dr. A. Süheyl ÜNVER’in yazdığı 1952 yılına ait yazısı bulunmaktadır. Bu Sayımıza eklediğimiz Dinleme Servisi kısmında Celal SANCAR’ın radyolardan dinleyip çözümlediği 31 Mayıs 2011 tarihli Amerikanın sesi radyosunda Hülya POLAT’ın “Sigaraya Hayır” konuşmasının yazısı bulunmaktadır. Dergimize katkılarını esirgemeyen tüm arkadaşlarıma teşekkür eder, yeni sayılarda buluşmak üzere sağlıklı ve mutlu bir yaz dönemi geçirmenizi dilerim.

Prof. Dr. İbrahim KELEŞ

Editörü Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Sekreteri

HAZİRAN 2011

3


İÇİNDEKİLER

PROJE

Ülkemizde Sigara Yasası Uygulaması İle Hastanelere Astım Başvurusu Arasındaki İlginin Bir Ön Değerlendirmesi... Özel Zoğrafyon Lisesi

MAKALE

Tütün Üretiminin Sebep olduğu ÇEVRESEL FELAKETLER... M. Pervin Tuba DURGUT

ŞİİR

SARAJEVO Güney Afrikalı Ş ŞABİR BANUBH

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Adına İmtiyaz Sahibi

Genel Başkan Av. Muharrem BALCI Editör

Prof. Dr. İbrahim KELEŞ Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Av. Osman Baturhan DURSUN Basın Danışmanı

Av. Adalet CANLI AKBAŞ Haber ve Fotoğraf

Abdurrahman ÇINAR Zeynep DEMİRKIRAN Ohanis SEVİM Reklam -Tanıtım Ve Organizasyon Sorumlusu

Ferdinaz KOYUNCU Muhammed Affan ORHAN Yayın Kurulu

Av. Muharrem BALCI Prof. Dr. İbrahim KELEŞ Prof. Dr. Haydar SUR Prof. Dr. Sefa SAYGILI Prof. Dr. İbrahim BALCIOĞLU Prof. Dr. Mustafa ŞENTOP Yrd. Doç. Dr. Vehbi ALTUNÇUL Av. Adalet Canlı AKBAŞ Av. Arzu BESİRİ Arif ÇİFCİ İdare Yeri

Nuruosmaniye Cd. No 17/1 Cağaloğlu - İSTANBUL T 0212 527 16 83 F 0212 522 84 63 www.yesilay.org.tr dergi@yesilay.org.tr Grafik - Tasarım

stepajans@stepajans.com.tr Baskı Cemre Ofset 0212. 544 85 19 Yayın Türü

Süreli ISSN 1330-3950 Yurtiçi Abonelik, Yıllık 60 TL Yurtdışı Aabonelik, Yıllık 120 TL Posta Çeki 1054174 Sirkeci - İST Yeşilay Dergisi, devletin tüm sorumlu mercilerine muntazaman ulaştırılmaktadır. Dergide yayınlanan makalelerin fikri sorumluluğu yazarlarına aittir.

4

I http://www.yesilay.org.tr

17 22

2


Şair HAY...

RÖPORTAJ

KEREM GÖRSEV İLE Emirganda Hoş Bir Sohbet... Adalet Canlı Akbaş

28 32

YARIŞMA

“SAĞLIKLI NESİL, SAĞLIKLI GELECEK” Münazara yarışması, Finali ve Ödül Töreni...

01 Editör’den 04 Başyazı 06 Makale

“Alkol Kontrol Politikaları” Sebahattin KUŞ

10 Röportaj

“İnternet Dünyasının Yerlileri Ve Göçmenleri” Mehmet DİNÇ

16 Basın Açıklaması 26 Kültür-Sanat - “ Kırk Yıllık Dost” Semih SERGEN - Kitap Tanıtımı

38 Kültür-Tanıtım “Ahi Evran” kimdir?

43 Türkiye Buluşmaları

- Gaziantep - Kahramanmaraş - Adana Ay’ların buluşması - Kırşehir

55 Eğitim Çalışmaları 56 Rehber Öğretmen Toplantıları 57 Genel Merkez - Marmara Üniversitesi Dumansız Kampüs - Esenler Kız Meslek Lisesi - Yıldız Teknik Üniversitesi - Metro İstasyonları Sigara Satış Büfeleri - Doğuş Üniversitesi - İstanbul Üniversitesi - Yedikule Anadolu Lisesi - Giresun öğrencileri – İBB gençlik festivali - Sultangazi Uçurtma Şenliği - 31 Mayıs Dünya Sigarasız günü – Taksim

50

64 Şube Ve Temsilcilikler 73 Dinleme Servisi 76 Arşiv’den 80 Bulmaca

HAZİRAN 2011

5


BAŞYAZI

DEĞERLİ YEŞİLAY DOSTLARI

Varlığımızın her zerresini adadığımız çalışma alanlarımızı ve zeminlerimizi önemseyiniz. Yaşam hakkının savunucuları ve bu uğurda her tür özveriyi gösteren ve gösterecek olan en büyüğünden en küçüğüne kadar tüm gönüllülerimizin önünü açınız. Randevu defterlerinizin güzide misafirleri arasına alınız. Acil durumlarda çat kapı samimiyetlerine saygı gösteriniz. Zararlı alışkanlıklarla ve bağımlılıklarla mücadelede bizleri yalnız bırakmayınız. Unutmayınız ki, Yeşilay Gönüllüleri, kendi çocuklarının ve geleceklerinin bağımsız olabilmesini tüm insanlığın çocuklarının bağımsız olmasında görmekte ve çalışmaktadırlar.

6

I http://www.yesilay.org.tr

Her tür siyasi, sosyal, ticari ve hukuki atmosferin en yoğun seviyede yaşandığı, gündemin tüm alanlarda bazen günde iki kere bile değişebildiği, baş döndürücü hızla yaşamımızın etkilendiği bir toplumsallık içinde bulunuyoruz. Böylesi bir devinime herhalde başka bir toplumda rastlanamaz. Devinimin bu yoğunluğu elbette ki, sivil toplumun sesi ve temsilcisi olan sivil toplum kuruluşlarını etkileyecek, toplumsal değişikliklerle neden olabilecek gelişmeleri okuyabilmek ve çözümleyebilmek, hatta yönlendirebilmek için gerekli donanıma sahip olmaya sevk edecektir. Geçen sayıdaki makalemizde bir sivil toplum örgütü olarak Yeşilay’ımızın misyon ve vizyonunu, top-lumsal muhalefet ve hukuk denetmenliği görevlerini, Yeşilay’ımızın sivil toplum kuruluşu olarak yapabileceklerini hatırlatmıştık. Esasen Kasım 2010’dan bu yana benzer vurguları yapıyor ve zararlı alışkanlıklar ve bağımlılıklarla mü-cadelemizi kamu ve özel tüzel kişiliklerle birleştirerek cephemizi genişletmeye çabalıyoruz. Zira gün-begün tespit ettiğimiz bir gerçek var ki bazı kamu ve özel tüzel kuruluşlarımız ticari kaygılar, siyasi gelenekler, popülizm gibi bildik nedenlerle Yeşilay’ın uğraş alanları gibi bir çok sosyal ve kültürel alanlarda gerçek STK’ları yalnız bırakabilmektedirler. Hatta o kadar ki, kendisinin varlık nedeni ve kuruluş kanunu zararlı alışkanlıkların ve bağımlılık yapıcı maddelerin üretim ve dağıtımında düzenleyicilik görevinin yanında kontrol görevi de yüklemesine, bu özellikleri ile dünyada tek olmaları ile övünmelerine rağmen bir başka zararlı alışkanlık ve bağımlılık yapıcı zemine fiili meşruiyet sağlamakta, hayat ve kan pompalayabilmektedirler. Ticari kaygılar ve siyasi göze girme/başarılı sayılabilme uğruna sosyal sorumluluk/Allah korkusu anlayışları gereği cirolarını 3,7 milyar TL’ de tutabilen (!) kumar kurumlarına destekçi olabilmektedirler. Bu kuruluşlarımızın varsa bağımlılıklarla mücadele anlayışlarını bir kere daha gözden geçirmelerini dileriz. Aksi halde varlıklarına ve varlık nedenlerine karşı mücadele ettiğimiz kurumlar arasına girmeleri kaçınılmaz olacaktır. Saniyen, Yüksek yargı kurumumuz Danıştay, yasal anlamda dayanak eksiklikleri olan bir düzenleme olmasını gerekçe göstererek TAPDK’nın Yönetmeliğinin iki önemli maddesinin yürürlüğünü durdurabilmekte, tatille birlikte artacak olan alkol tü


ketim çılgınlığının önünü açabilmektedir. Buna bir de ulusal basını-mızın temsilcilerinin kamuoyunu yanlış yönlendirmeleri ve alkolizmin laiklikle birlikte değerlendirme-leri eklenince, iş tamamen çığırından çıkmış bulunuyor. Gerçeği öldürmüyormuş gibi, sahtesinin öldürücülüğünü öne çıkarıp alkollü içki fiyatlarının düşürülmesini isteyenler, üreticilerin kasalarına para pompalamaya yol açacak güdümlü haber yapanlar, insanlığın öldürüldüğünü görmezden geliyorlar. Burada çok önemli gördüğümüz bir gelişmeyi aktarmadan geçemeyeceğiz. 6 aydır, bağımlılık yapan madde üreticilerinin insanlığa karşı suç işlediklerini seslendirirken, sesimizin bir aksisedasını bekledik. Nihayet aklıselim Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ’ın sesiyle çıkageldi. Muhtemeldir ki bizden daha önce düşünmüş olduğu hususu Ulusal Öğrenci Konseyi’nin ‘Dumansız Kampüs Projesi’nin tanıtım etkinliğinde Cevahir Otelde Kızılay ve Yeşilay Genel Başkanlarını plaketle onurlandırdıkları anda bini aşkın öğrenci topluluğuna karşı dillendirdi: “Bu devlet yıllarca tekelinde tuttuğu sigara ve alkolün satışını teşvik ederek, reklamını yaparak, özendirerek, gençlerimizi ve çocuklarımızı bağımlı hale getirerek; asker ocağında içen içmeyen her askere mecburi bir kilo sigara vererek (almamak emre itaatsizliktir) İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLEMİŞTİR” dedi. Değerli Yeşilay Dostları, Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kendilerine yaptığımız başvuru üzerine İstanbul Beledi-yesinin Ulaşım A.Ş. bünyesindeki metro istasyonlarında sigara büfeleri açan işletmeciye karşı, sözleşme maddelerini hatırlatan ve sözleşmenin iptalini öngören raporunu sevindirici gelişme olarak gördüğümüzü, sonucun takipçisi olduğumuzu, aynı şekilde şans oyunlarının da kredi kartı ile oynanabileceği büfelerin kaldırılmasının da takipçisi olduğumuzu önemle belirtmeliyim. Sigara ve kartlı şans oyunları büfeleriyle ilgileri ve katkıları için Hakan – Nuray Göktürk ve Aybüke Ekici gönüllülerimize de teşekkür ediyorum. Esasen Yeşilay, her kötülükle birebir ilgilenme, müdahale etme, dava açma kurumu değildir. Ancak gönüllülerimizin uyarıları ve taleplerini de değerlendirme, özellikle de bağımlıklarla mücadelede yanımızda olmasını, karşımızda, hedefimizde olmamasını dilediğimiz kuruluşları uyarma görevimizi ihmal edemeyiz. Gücümüzü başta gönüllülerimiz olmak üzere duyarlı insanlarımızdan, kuruluş kanunu ve varlık nedeni ile uyumlu özel ve kamu tüzel kuruluşlarımızdan alıyoruz. Uyarı ve eleştirilerimizin bu kapsamda değerlendirilmesini dileriz. Değerli dostlar, Yeşilay’ımız önümüzdeki aylarda, yaz tatili yerine yoğun bir çalışma dönemine girecektir. Özellikle eğitim çalışmalarımıza yön verecek Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı kuruluşları ile çalışmalar, siyasilerle görüşmelerimiz ve TBMM’de Yeşilay Grubu oluşturma çabamız, şube ve temsilciliklerimizle ilişkilerin, karşılıklı bilgi alışverişi ve faaliyetlerin organizesi, teşkilatlanma çabalarımız, STK’larla görüşmeler ve ortak faaliyetler için çalışmalar, yayın faaliyetlerimiz, yerel yönetimlerle ve partner kuruluşlarla, basın-yayın kuruluşları ile ilişkiler, sosyal sorumluluk projelerinde yer almalarımız hep bu yaz

döneminde icra edilecektir. Ana Rahminin özverili gönüllüleri, Unutmamaya çalıştığımız çok önemli hususu sizlere ve çalışma arkadaşlarıma ve tüm yukarıda saydığım kişi ve kuruluşlara bir kere daha hatırlatmakta yarar görüyorum. Gönüllülük temelli zeminlerimiz bizler için ailemiz gibi en değerli yaşam alanımızdır. Yer aldığımız tüm gönüllü birlikteliklerimizi ve zeminlerimizi bir ana rahmi gibi kutsal ve gerçekçi sayıyoruz. Ailemiz gibi çalıştığımız zeminlerin bizi insanlık onuru ile onurlandırdığına inanıyoruz. Gittiğiniz her zemin ve makamın sizlere sevgi ve saygı duyacağından emin olunuz. Birliktelik oluşturmak istediğimiz değerli kuruluşlar ve görevlileri; Varlığımızın her zerresini adadığımız çalışma alanlarımızı ve zeminlerimizi önemseyiniz. Herhangi bir arkadaşımızın eksiği ve hatası yüzünden bizleri ötelemeyiniz. Yaşam hakkının savunucuları ve bu uğurda her tür özveriyi gösteren ve gösterecek olan en büyüğünden en küçüğüne kadar tüm gönüllülerimizin önünü açınız. Randevu defterlerinizin güzide misafirleri arasına alınız. Acil durumlarda çat kapı samimiyetlerine saygı gösteriniz. Zararlı alışkanlıklarla ve bağımlılıklarla mücadelede bizleri yalnız bırakmayınız. Unutmayınız ki, Yeşilay Gönüllüleri, kendi çocuklarının ve geleceklerinin bağımsız olabilmesini tüm insanlığın çocuklarının bağımsız olmasında görmekte ve çalışmaktadırlar. Bu vesile ile tüm gönüllülerimize, birlikte çalışma zeminlerimizi oluşturacak, katkı sağlayacak kurum temsilcilerine ve çalışanlarına sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Av. Muharrem Balcı Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

HAZİRAN 2011

7


MAKALE

ALKOL KONTROLÜ POLİTİKALARI Sebahattin KUŞ Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Uzmanı

sebahattin.kus@tapdk.gov.tr

Alkol kontrolü politikası, halk sağlığını geliştirmek, alkolle ilgili zararları azaltmak, arz ve talebi kontrol etmek için hükümetler tarafından alınan önlemler olarak tanımlanabilir. Ayrıca, tüketime ve zarara yol açan, üretim seviyesi, politik liberalleşme, pazarlama, demografik durum gibi hükümetin kontrolü dışındaki diğer faktörler de vardır. Kısacası, alkol kontrol önlemleri alkole bağlı sosyal ve sağlık sorunları üzerinde etkisi olan alkol tüketim seviyesini ve içme alışkanlıklarını değişikliğe uğratma amacını güden önlemler bütünüdür. Yapılan araştırmalar, kapsamlı ve etkili alkol politikalarını geliştirme ve uygulamanın mümkün olduğunu göstermiştir. Son yirmi yıl içinde, alkol politikaları, bilimsel anlamda alkol tüketimi ve alkol ile ilgili zarar arasındaki ilişkide önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Alkol kontrolü politikası, son yıllarda alkolle ilgili sorunların yol açtığı hastalıklarla mücadelede faydalı bir araç olmuş ve karar vericiler alkol politikası üzerine geçerli bilimsel kanıtlar ışığında politika seçeneklerini yapmada artık daha bilinçli olarak donatılmaya başlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü kuruluşunun ilk yıllarında alkole bağlı problemlerin çözümüne öncelik vermiştir. 1975 yılında faaliyetlerine başladığında bir dizi kararlar ve yayınlarla alkole bağlı sorunları kontrole yönelik bir politika çerçevesi oluşturmuştur. 1975 yılında, “Halk Sağlığı Boyutunda Alkol Kontrol Politikaları” (Bruun et al., 1975) yayını, alkole bağlı problemleri azaltmak için alkol tüketimini ve erişimini etkilemek yoluyla kamu politika yaklaşımları için bilimsel temel 8

I http://www.yesilay.org.tr

sağlamada bir dönüm noktası olmuştur.1 Tarih boyunca alkol politikaları, toplumun sağlık ve güvenliğinde alkolün zararlı etkilerini azaltma yönündeki uygulamalarla ilgilenmiştir. Ancak son yıllarda bu politika ve stratejiler bilimsel yönleriyle de değerlendirilmeye başlanmıştır.2 Ekonomik kalkınma olduğunda, artan gelirle birlikte alkol tüketimi ve bunun neden olduğu sonuçların artması, alkole bağlı sorunların daha büyük seviyesiyle gelişmekte olan ulusların karşı durması ve etkili alkol politikalarını geliştirme yoluna gitmesi olasıdır. Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar, serbest ticaret ve serbest pazarın gelişmesi adına, devlet alkol monopolleri ve alkollü içki arzını sınırlayan diğer kısıtlamaları da içine alan etkili alkol kontrol önlemlerini ortadan kaldırmaya zorlanmaktadır.3 Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya genelinde alkollü içki üretimi 1970 yılından beri sürekli olarak arttığını ortaya koymaktadır. Ancak bu artış alkollü içki kategorileri arasında eşit oranda olmamıştır. Bira ve distile alkollü içkilerin artışına karşın şarap üretimi genel olarak düşmüştür. Alkol konusunda var olan kanunlar halkın sağlığından çok kamu düzeninin sağlanması veya alkol piyasasının düzenlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ancak bu durum, ortaçağ ve erken modern dönemlerde, endüstrileşme, iletişim olanaklarının artması ve kuvvetli distile içkilerin keşfi gibi bir dizi gelişmeyle değişmiştir. Öncelikle ispirtolu içkilerden duyulan kaygılara karşı oluşan, kapsamlı “içki karşıtı” hareketler,


19. ve 20. yüzyılın başlarında tüm alkollü içkilere karşı gelişerek Avrupa’nın büyük bir bölümüne yayılmıştır. Tümünde olmasa bile birçok ülkede alkol karşıtı hareketler 20. yüzyılın sonlarında daha az önemli bir noktaya gerileyerek yok olmaya başlamıştır.4 “Alkolizm“in bir hastalık olarak adlandırılması fikri 19. yüzyılda gelişmeye başlamış ve pek çok Avrupa ülkesinde “alkolikleri tedavi etmek için evler veya sığınaklar yapılmaya başlanmıştır. Son yıllarda alkole bağlı problemlerin tartışılmasında “yeni halk sağlığı hareketi” esas model haline gelmiştir. Bu da tartışmaların alkolikler gibi küçük bir grubun üzerine odaklanması yerine daha geniş boyutlarda tartışılmasına yol açmıştır. 19. yüzyılda modern tıbbın ortaya çıkması ve küresel alkol karşıtı akımların yükselmesi ile birlikte, alkol politikası (bazen alkol kontrol politikası olarak da adlandırılmaktadır) halk sağlığının geliştirilmesi için muhtemel bir araç olarak gösterilmeye başlanmıştır. “Alkol politikası” teriminin kökleri Kuzey Avrupa ülkelerine dayanmakta olup 1960’lardan beri kullanılmaya ve önemi hızla artmaya başlamıştır. Alkol politikasının tarihine bakıldığında, dar yasaklama perspektifinden basit alkol kontrolü görünümü mahzurlu olmuş olabilir. Geçen yüzyılda politika oluşumunun büyük bir kısmı itidalli olarak gençlerin alkol kullanımının kabulü artarak ihtiyatlı bir hale gelmiştir. Son yıllarda, alkole bağlı problemlerin hastalık etkileriyle mücadelede faydalı bir unsur olarak ve karar vericilerin alkol politikasının bilimsel kanıtları ışığında politika seçimini yapmada daha iyi donatıldığı, alkol politikasının bilimsel alandaki çalışmalarına artan bir ilgi oluşmuştur.5 Alkol problemleri, ulusal hükümetler ve uluslararası kuruluş ve örgütlerin etkin ve rasyonel alkol politikalarını şekillendirmesinde sağlam ve etkin bir rol almalısıyla önlenebilir. Alkol politikası, tutum değişikliği, sağlık eğitimi ve gayri resmî sosyal kontrol dışında tüm ilgili stratejilerin alkollü içkilerin mevcudiyetini etkilemek için hükümet tarafından başlatılan tüm ilgili stratejiler olarak tanımlanmaktadır. Alkol politikaları, alkolün vergilendirilmesi, alkollü içkilere ulaşılabilirliğe ilişkin yasal kısıtlamalar, alkollü içki satışlarında yaş kısıtlamaları, alkol eğitimi ve medya bilgi kampanyaları, belirli şartlarda içmeyi etkileyen tedbirler ve alkollü araç kullanma gibi belirli alkole bağlı sorunların önlenmesi gibi tedbirlerdir. Alkol politikası, toplumda eğitim ve tedavi programları, alkol kontrolü ve zararlarını azaltma stratejilerini de kapsayan alkollü içkilerin arzının kontrolü ve /veya talebini etkilemek için konan önlemlerdir. Alkol tüketimi, sağlık ve sosyal refah arasındaki ilişkileri belirlemek için kamu politika uygulamalarının aranması alkol politikaları olarak kabul edilebilir. Bu tanım, alkole bağlı problemlerinin, kültürel, ekonomik, fiziksel çevrenin, siyasal ve sosyal bağlamlar ile alkollü içkilerin bireysel kullanımı arasında karmaşık bir etkileşimin sonucu olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Alkol kontrolü politikaları: —Eğitim ve sağlığın iyileştirilmesi,

—Fiziki ulaşılabilirliğin düzenlenmesi, —Gençlere ulaşabilirliği sınırlama, —Monopol ve lisanslama sistemi, —Vergilendirme ve diğer fiyatlandırma düzenlemeleri, —Ürünlerin etiketlenmesi, —Promosyonların düzenlenmesi, —Caydırıcı politikalar, —Tedavi stratejileri, olarak sınıflandırılabilir. Alkol tüketiminin halk sağlığı yükünü azaltmak için uygun politika seçenekleri üç ana grupta sınıflandırılmıştır: a) toplum tabanlı politikalar, b) problem-yönlü politikalar ve c) direkt müdahaleler. a) Toplum tabanlı politikalar, toplumdaki alkol tüketim düzeyini değiştirmeyi hedefleyen politikalardır. Bu politikalar; — yasaklama, — miktarına kota koyma ve resmî tekeller, — düşük alkol dereceli veya alkolsüz içkileri teşvik, — alkol satış yoğunluğunun, satış saat ve günlerinin ve yerlerinin düzenlemesi, — minimum içme yaşı, — sağlığı teşvik kampanyaları, — okul-temelli eğitimi de içine alan vergilendirme, — reklâm ve ulaşılabilirliliğinin kontrolü, ile ilgili politikalardan oluşur. Bu stratejiler genellikle, göreceli olarak ‘körelmiş’ araçlar olarak görülür, çünkü sadece içme problemi olan insanlara yönelmekten ziyade, bütün içen kimseleri etkiler. Bununla birlikte, okul-temelli eğitim ve sağlığı teşvik kampanyaları için olanlar dışında bu stratejiler genellikle etkinliği çok net olarak kanıtlanmış politikalardır.6 b) Problem-yönlü politikalar, daha yaygındır ki bu yüzden problemli olmayan içicileri etkilemesi daha az muhtemeldir. —alkollü araç kullanımı (örneğin, sürücülerin habersiz olarak alkol kontrollerinin yaygınlaştırılmasını teşvik), —alkole bağlı cezalar, gibi belirli alkolle ilgili problemleri hedefler. c) Direkt müdahaleler, bireysel olarak içki içenlere yönelik müdahaleleri içerir. Bunlar, tedavi ve rehabilitasyon programları gibi kısa müdahalelerdir. Kısa müdahaleler dışında, bu tür ‘tedaviler’ sadece en ağır sorunları olan kişilere yöneltilmektedir. Başarılı müdahalelerin, bireyin yaşam kalitesini HAZİRAN 2011

9


artırması yönünde büyük bir etkisi vardır. Ancak, makro düzeydeki sorunlar üzerinde hissedilir bir etkiye sahip olması için bu grubun kayda değer bir nüfusu içine alması gerekir. Oysaki geçmişte yapılan çabalar, alkollü içkilerin kişi başına toplam tüketimini azaltmayı amaçlayan toplum tabanlı politikalara yoğunlaşmıştır. Toplumun genelinde sadece alkollü içki tüketimini azaltma yönündeki teşebbüsten belirli gruplardaki zararlı içmeyi ele alan çabalara doğru giden genel bir uluslararası eğilim vardır.7 Birçok ülkede ve küresel bir temelde gittikçe artan, ekonomik ve ticari çıkarlar ve politikayı etkilemede siyasi kabiliyetler de önemli bir rol oynamaktadır. Babor’un uluslararası ortak alkol incelemesine (2002) göre, serbest ticaretin ekonomik ve siyasi değerleri arasında temel bir uyumsuzluk göründüğü, başıboş pazarlama ve alkollü içkilere açık erişim, diğer taraftan talep azaltmasının halk sağlığı değerleri, zarar azaltma ve birincil önleme. Aslında bir kavram olarak alkol politikasının birçok ülkenin resmî terminolojisinde bile olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir. Genellikle, alkol daha seyrek olarak sağlık ve sosyal politikada, büyük ölçüde ise tarım ve sanayi politikası içinde tanımlanır.8 Alkol politikaları alanının geniş olduğu açıktır. Alınan önlemlerin alkole bağlı problemleri ve verdiği zararları önemli ölçüde azaltabilmeye hazır olduğu araştırmalardan bellidir. Bu politikalar ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamada farklı ülkelerde farklı usulde bir araya getirilir ve uygulanır. Bununla birlikte, tüm alkol problemleriyle mücadele eden ve azaltan tek bir politika önleminin de olmadığı açıktır. Daha ziyade, kapsamlı bir alkol stratejisinde yer alan farklı yöntemleri birleştirmede oldukça etkilidir. Bu, alkol tüketiminin bütün halk sağlığı yükünü azaltmada anahtar olan uygun dengeyi bulma veya karma politikadır (karma politika, belirli bir ekonomik hedefe ulaşmak amacıyla hükümetin benimsediği mali, parasal ya da başka politikalarının karışımı). Kapsamlı, etkili ve sürdürülebilir bir alkol politikasının amacı, bütün ilgili paydaşların etkin ve bağlı olmakla elde edebilmektir. Alkol stratejilerinin yüksek derecede halkın farkındalılığına ve başarılı şekilde uygulanılması için desteğe ihtiyacı vardır. Yeterli popüler destek olmaksızın, herhangi bir kısıtlamanın uygulanması veya sürdürülmesi riskli olabilir ve karşı çıkma ile engellemenin artması muhtemel olur. Bununla birlikte, geleneksel kamuoyu desteği olması halinde birçok tip kısıtlama halk sağlığına iyileşmeler getirecektir.9 Vergilendirme ve fiziksel ulaşılabilirliği kontrol, alkollü araç kullanımına karşı önlemleri destekleme ve alkol kullanım bozuklukları ve birinci basamak sağlık hizmetinde, reklâm kısıtlamaları ve halkın bilinç düzeyini ve farkındalığını yürütecek kampanyalara büyük ölçüde yatırım yapan bir karma politika tüm araştırma kanıtlarına dayanmaktadır ve alkol tüketimi sorunlarının düzeyini azaltmada başarı elde etmek olasıdır.10 Böylece, kapsamlı bir alkol politikasının etkili olması için, sadece alkolün zararlı kullanımı ve zararlarının tehlikeleri veya kendisinin ya da başkalarının sağlığını ve güvenliğini riske atabilecekleri tedavi etme veya cezalandırmayı hedefleyen müdahaleler hakkında halkı eğiten tedbirleri birleştirmemeli, aynı zamanda bir bütün olarak halkın sağlığını

10

I http://www.yesilay.org.tr

geliştiren düzenleyici ve diğer çevresel destekleri ortaya koyması gerekmektedir. Aşağıda yer alan alkol politikaları en iyi uygulamalar olarak öne çıkmaktadır: —en az yasal satın alma yaşı, —perakende satışların hükümet tekeli, —satışların gün veya saat üzerinden sınırlanmaları, —outlet yoğunluk sınırlamaları, —alkol vergileri, —alkol kontrol noktaları, —kandaki alkol seviyesi (BAC) limitlerinin azaltılması, —idari lisansın askıya alınması, —yeni sürücüler için aşamalı lisans verme, —tehlikeli içiciler için kısa müdahaleler. Alkol politikaları hem ulusal hem de toplumsal seviyede etkili olabilir. Bu seviyelerin her birinde, nüfusun geneli, yüksek riskteki içiciler ve hâlihazırda alkolle ilgili problem yaşayan insanlar hedeflenebilir. Alkol politikaları diğer önlemlerden bağımsız veya izole edilmiş olarak nadiren çalışır. Toplam içme ortamını yeniden yapılandırma yolları arayan tamamlayıcı sistem stratejileri büyük ihtimalle tek bir stratejiden daha etkilidir. En fazla nüfus etkisini başarmak için tam spektrumlu müdahalelere ihtiyaç vardır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2010 yılında yapılan 63. Dünya Sağlık Asamblesinde kabul edilen “Alkolün Zararlı Kullanımını Azaltma Stratejileri: Küresel Strateji”ye ilişkin ulusal eylem için kullanılabilecek alkol kontrol politikaları seçenekleri ve müdahaleleri, birbirini destekleyen ve tamamlayan unsurlar olarak ele alınması gereken 10 tavsiye edilen hedef alanlarına ayrılmıştır. Bu 10 alan şunlardır:11 (a) liderlik, farkındalık ve kararlılık (b) sağlık hizmetlerinin yanıtı (c) toplumun eylemleri (d) alkollü araç kullanma politikaları ve karşı önlemleri (e) alkolün erişilebilirliği (f) alkollü içkilerin pazarlanması (g) fiyatlandırma politikaları (h) alkol tüketiminin ve sarhoşluğun olumsuz sonuçlarını azaltma (i) yasadışı alkol ve yasal olmayan şekilde üretilmiş alkolün halk sağlığı üzerindeki etkilerini azaltma (j) izleme ve denetleme. Tavsiye edilen bu 10 hedef alanın her biri için politika seçenekleri ve müdahaleler, mevcut bilimsel bilgi birikimine, var olan etkinlik ve maliyet etkinliği kanıtlarına, deneyimlere ve iyi uygulamalara dayanmaktadır. Bütün politika seçenekleri ve müdahaleler bütün üye devletler için uygulanabilir veya ilgili olmayacaktır ve bazıları mevcut kaynakların ötesinde olabilir. Dolayısıyla önlemler, her üye devletin tasarrufunda,


ulusal, dini ve kültürel bağlamlara, ulusal halk sağlığı önceliklerine ve mevcut kaynaklara bağlı olarak ve anayasal ilkelere ve uluslararası yasal yükümlülüklere uygun şekilde uygulanmalıdır. Ulusal düzeydeki politika önlemleri ve müdahaleler, alkolün zararlı kullanımını azaltmak için harcanan küresel ve bölgesel çabalar ile desteklenecek ve tamamlanacaktır. Sonuç olarak, alkol kontrolü politikalarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;12 1) Alkollü İçkilerin Yasal Tanımlanması 2) Alkollü İçkilere Fiziki Ulaşılabilirliği Düzenleme 3) Alkol Kullanma Şartlarını Belirleme 4) Alkollü Araç Kullanımına Karşı Önlemler Alma 5) Fiyatlandırma ve Vergilendirme 6) Alkollü İçkilerin Reklâm, Promosyon ve Sponsorluğunu ve Düzenleme 7) Eğitim ve İkna Stratejilerini Uygulama 8) Tedavi ve Erken Müdahale Hizmetlerini Sağlama 9) Alkolsüz Ortamlar Oluşturma 10) Gençleri Alkol Tüketimine Alıştıran İçeceklere İlişkin Düzenleme 11) Diğer Politikalar Alkol kontrolü politikalarına giriş niteliğinde olan bu yazımıza, her bir politikaya ilişkin ayrıntılı bilgiler vermek üzere gelecek sayıda devam edeceğiz. KAYNAKÇA

1 World Health Organization, Global Status Report on Alcohol, 1999, s. 48. 2 Babor at al, Alcohol: No Ordinary Commodity – Resarch and Public Policy, A Summary of the book. Society For The Study Of Addiction, Blackwell Publishing, UK, 2003, s. 2. 3 Babor F. Thomas, Alcohol: No Ordinary Commodity – Resarch and Public Policy, Part I: Establishing the Need For Alcohol Policy, UK, 2003, (Powerpoint Sunum). 4 ANDERSON, P., BAUMBERG B. (2006). Alcohol in Europe - A Public Health Perspective: report for the European Commission, UK: Institute of Alcohol Studies. s. 1. Web: http://ec.europa.eu/health-eu/news_alcoholineurope_en.htm, Erişim tarihi: 03/05/2010. 5 World Health Organization, Global Status Report: Alcohol Policy, 2004, s.24, http://www.who.int/substance_abuse/publications/en/Alcohol%20Policy%20 Report.pdf, (Erişim Tarihi: 04/08/2009). 6 Godfrey C & Maynard A (1995). The economic evaluation of alcohol policies. In: Holder HD & Edwards G, eds. Alcohol and Public Policy: Evidence and Issues, pp. 238-260. Oxford, Oxford University Press. 7 Sewel K (2002). International Alcohol Policies: A Selected Literature Review. Health and Community Care Research Programme Research Findings No. 15. Edinburgh, UK: Scottish Executive Central Research Unit. Erişim Tarihi 7 Eylül 2009, http://www.scotland.gov.uk/Resource/Doc/158038/0042738.pdf 8 Holder HD, Kühlhorn E, Nordlund S, Österberg E, Romelsjö A & Ugland T (1998). European Integration and Nordic Alcohol Policies. Aldershot, Hants, Ashgate Publishing Ltd. 9 Edwards G, Anderson P, Babor TF, Casswell S, Ferrence R, Giesbrecht N, Godfrey C, Holder HD, Lemmens PH, Mäkelä K, Midanik LT, Norström T, Österberg E, Romelsjö A, Room R, Simpura J & Skog O-J Alcohol Policy and the Public Good. New York, Oxford University Pres (1994). 10 Edwards G, a.g.e. 11 Strategies to reduce the harmful use of alcohol: draft global strategy, SixtyThird World Health Assembly A63/13, Provisional agenda item 11.10, 25 March 2010, s:10. İlgili internet web sitesi adresi için bkz.; http://apps.who.int/gb/ebwha/ pdf_files/WHA63/A63_13-en.pdf, (Erişim Tarihi:07/06/2010) 12 KUŞ Sebahattin (2011), Dünyada ve Türkiye’de Alkol Kontrolü Politikaları, TAPDK Yayın No:2, Ankara.

ALKOL

POLİTİKALARINDA

ÖNE ÇIKAN UYGULAMALAR - En az yasal satın alma yaşı, - Perakende satışların hükümet tekeli, - Satışların gün veya saat üzerinden sınırlanmaları, - Outlet yoğunluk sınırlamaları, - Alkol vergileri, - Alkol kontrol noktaları, - Kandaki alkol seviyesi (BAC) limitlerinin azaltılması, - İdari lisansın askıya alınması, - Yeni sürücüler için aşamalı lisans verme, - Tehlikeli içiciler için kısa müdahaleler.

HAZİRAN 2011

11


RÖPORTAJ

İNTERNET DÜNYASININ

YERLİLERİ VE GÖÇMENLERİ

Röportaj: Adalet Canlı Akbaş

Psikolog MEHMET DİNÇ, İstanbul’da doğdu. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve rehberlik Bölümünde tamamladı. Eğitim alanındaki uzmanlığını RMIT Üniversitesinde, klinik psikoloji alanındaki uzmanlığını Okan Üniversitesinde tamamladı. Psikolojik Danışmanlar Platformu ve Avustralya Türk Enstitüsü Başkanlıklarında da bulunan Dinç, halen kurucusu olduğu Psikoloji Organizasyonları ve Eğitimleri Merkezi’nin genel koordinatörlüğünü yapmaktadır.

Çağın en önemli keşiflerinden biri olan internetin hangi yaş grubunu daha çok etkilediğini konuşarak başlayalım isterseniz… İnternetin göçmenleri ve yerlileri diye iki kullanıcı gurubu var. İnternetin olduğu bir dünyaya doğanlar internetin yerlileri, internetin olmadığı bir dünyaya doğanlar ve sonradan internete aşina olanlar internetin göçmenleri. Hiç şüphesiz bir yerde en iyi yerli adapte olur, orayı en iyi yerli bilir, orayı en çok yerli sever. Ama bir süre sonra göçmenler de yerli olabiliyor. Dolayısıyla yeni nesil, özellikle 15-20’li yaşlara kadar olan nesil, internetsiz bir dünya görmediler. İnternetsiz bir hayat nasıl yaşanır, internet olmadan insanlar birbirini nasıl buluyordu, nasıl irtibat kuruyorlardı, nasıl sosyalleşiyorlardı, bilmiyorlar. Bu anlamda hiç şüphesiz en kritik yaş grubu, şu anda internetin yerlileri olan 15-20’ye kadar olan yaş grubu. Ama ilerleyen zamanda, 15 yıl sonra 20 yıl sonra, tabi bu otuz-kırk yaş gurubu da risk altında olabilir. Günümüzde okul öncesi çağındaki, okuma yazma bilmeyen çocukların bile yetişkinlerden daha iyi internet kullandığını görüyoruz. İnternetin yerlisi olmanın bu bakımdan olumsuz yanları da var. Tabi tabi. İnternet şu algıyı değiştirdi. Normalde yaşla doğru orantılı olarak bilgi ve bilgelik beraber giderdi. Bu zamana kadar ölçü buydu. Bu gün artık o anlayış geçti. Gençler şu an yaşlılardan daha çok bilgi sahibi oluyorlar ya da olabiliyorlar. Yani öğretmenden daha çok daha hızlı bilgiye ulaşabiliyorlar. Daha çok bilgi öğreniliyor ama bilgelik de ortadan kalktı sanki… Tabi, bilgelik ayrı bir şey. O bilgi ne kadar faydalı, o da ayrı bir husus. Bütün bunlarla birlikte temel ölçü “internetin yerlisi” olmak. İnternetin yerlisi kim? İnternetin olduğu dünyaya doğanlar. Yani en çok zarar görenler. İlerleyen yıllarda 30 yaşındaki insanlar da 40 yaşındaki insanlar da 50 yaşındaki insanlar da internetle alakalı bugünkünden daha fazla problem yaşayacaklar, ama yine “çocukluk ve ergenlik dönemi” daha kritik dönem olacak. Çünkü yargılama ve soyut düşünme meselesi tam gelişmediği için interneti bir yaşam tarzı, kullanımı biçimi haline getirecekler ve o yargılama gelişene kadar da internet bağımlılı

12

I http://www.yesilay.org.tr


ğı dönemi gelişirse çok kritik bir sürece girilmiş olacak. Evet, teknolojinin faydaları olduğu gibi bu tür hızlı gelişmelerle birlikte büyük bir tahribat da yapıyor. Kesinlikle. Bilinçli kullanılmadığı zaman bombadan daha zararlı. Ama bilinçli kullanıldığında da çok çok faydalarını görüyoruz. Hocam, aslında bu konunun daha iyi kavranması için genelde bağımlılığın, özelde ise internet bağımlılığının tanımını yapsak iyi olacak. Memnuniyetle. Bu önemli bir soru. Çünkü interneti kullanmayalım mı? kullanacağız. İnternetsiz bir hayat çok makul, mantıklı bir hayat değil. Çok kolaylaştırıyor günlük hayatı. Zararı var mı? Var. Ama bilinçli kullanıldığı zaman o zarar minimuma indirilebiliyor. Bağımlılığı ikiye ayırıyoruz: kimyasal bağımlılıklar ve eylemsel bağımlılıklar. Kimyasal bağımlılıklar uyuşturucu, sigara, alkol vesaire, herkesin aklına gelen bağımlılıklar. Öte tarafta ise eylemsel bağımlılıklar var. İnsanlar bunları aklına getirmiyorlar, alışkanlık ya da geçer diye bakıyorlar, vesaire vesaire. Ama yaygınlığı açısından, zararı açısından belki zaman zaman eylemsel bağımlılık kimyasal bağımlılığın önüne geçebiliyor. Dolayısıyla eylemsel bağımlılığın üzerinde durmak lazım. Eylemsel bağımlılıkların altında “alışveriş”, “kumar”, “teknoloji”, “seks” bağımlılığı var. Teknoloji bağımlılığın altında ise “internet”, “bilgisayar”, “televizyon”, “cep telefonu”, “bilgisayar oyunları” bağımlılığı bulunuyor. Bununla da kalmıyor internet bağımlılığının da alt unsurları var: “Alışveriş”, “kumar”, “seks”, “oyun”, “sohbet bağımlılığı”. İnternet tek başına tüm davranışsal eylemsel bağımlılıkları kapsıyor. Dolayısıyla insan internet bağımlısı olduğu zaman çok kolay bir şekilde diğer bütün eylemsel bağımlılıklara geçebilir; böyle bir kimsenin sonraki durağı ise kimyasal bağımlılıklardır. İnternet kullanımının problem olması kullanım sebebine göre değişiyor… Bireyi internet bağımlılığına götüren sebepler nelerdir? İnternet bağımlılığının üç basamağı var. Birincisi, internetin kullanımı. Bunda hiç problem yok. Dengeli, sağlıklı bir şekilde, hayatını kolaylaştırmak için, hayatının kalitesini düşürmeyecek şekilde kullanılıyorsa herkes kullansın. Bunun hiçbir zararı yok. İkincisi, internetin kötüye kullanımı. İnsanın fizyolojik, psikolojik, sosyal, entellektüel olarak gelişimini engelleyecek şekilde kullanması, hayat kalitesini düşürmesi kötüye kullanımdır. Kötüye kullanım kişiye göre bir sene, bir buçuk sen ya da iki sene devam ederse o zaman

internet bağımlığı ortaya çıkıyor. İnternet bağımlılığı ortaya çıkıyorsa da o zaman ciddi olarak profesyonel müdahaleye, desteğe, ciddi rehabilitasyona ihtiyaç var. Belki ciddi ilaç tedavisine ihtiyaç var. En son Sırbistan’da sanırım bir klinik açıldı sırf internet ve ekran bağımlılığı için… Evet, pek çok yerde açılıyor. Merak ediyorum; ulusal ya da uluslararası tıp dünyasında internet bağımlılığının bir hastalık türü olarak kabul edildiğini görebiliyor muyuz, yoksa hala tartışılan bir husus mu? Tıp literatürü bunu söylüyor atık. Bu konuda yapılan çalışmaların sayısı da her geçen gün artıyor. Yalnız, bizim DSM diye bir kitabımız vardır. DSM kitabı, bütün ruh sağlığı bozukluklarının olduğu bir kitaptır. Beşincisi Haziran’da çıkıyor. İnternet Bağımlılığı’nın DSM’nin bu sayısına girip girmemesi çok tartışıldı. Haziran’da çıkacak olan sayıya girmedi, fakat DSM’ye muhakkak girecek. Çok tartışılıyor, ama tartışma nedeni bu bir hastalık mı değil mi değil. Hastalık olduğu artık kabul ediliyor. Ama hangi kategoride değerlendirileceği tartışmalı. Bu bağımlılığı kategorize etmek de oldukça zor görünüyor. Zira internet bağımlılığında kişisel sebepler ön planda. Oluşum süreci bireye göre değişiyor… Zaten bağımlılığın temelinde, alt yapısında ciddi bir fizyolojik alt yapı söz konusu. Depresyondaki insanların internet bağımlılığı diğer insanlara göre daha yüksektir. Sosyal fobisi olan insanların diğer insanlara göre daha yüksektir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan insanların internet bağımlılığı diğer insanlara göre daha yüksektir. Öyleki aile bireylerindeki herhangi bir bağımlılığa olan yatkınlık bile çocuğu riskli internet kullanımına itebiliyor… Evet tabi. Genetik olarak geçişkenlik varsa, ailede birisi bağımlıysa, anne bağımlıysa, baba bağımlıysa, dayı bağımlıysa, genetik olarak bu bireyde bir öz var demek. Peki bu bağımlılık, annede babada olan bağımlılık, illa ki anne baba internet bağımlısıydı, çocuk da internet bağımlısı olacak şekilde midir? Şöyle; “cross eduction” dediğimiz bir şey var. Bir insan bir şeye bağımlı ise başka bir şeye de çok kolay bağımlı olabilir. Bir insanın anne - babası uyuşturucu ya da alkol bağımlısıysa bu çocukta internet bağımlılığı görünümü daha kolay görülür. Ama burada çok ihmal edilen bir şey var, anne - babası televiz

HAZİRAN 2011

13


RÖPORTAJ

yon bağımlısı olan çocuklar daha çok internet bağımlısı olur. Eyvah! Yani, uyuşturucuyu, alkolü falan bir tarafa bırakalım, anne televizyon bağımlısıysa çocuk internet bağımlısı olur. Bu durumda, bizim toplumumuzda ekran ve internet bağımlılığı korkunç boyutlardadır!? Olayın iki boyutu var. Bir tanesi patolojik anlamda bağımlılık. Yani ciddi şekilde ele alınması gereken bağımlılık. Bu nedir? Bu bağımlılık hayatın tamamını kaplayan bir bağımlılık. Mesela adam işe gitmez, televizyonun başındadır, internetin başındadır. Bu en ileri noktası. Bir de hafif düzeyde bağımlılar vardır. Mesela alkol bağımlılığı için de aynısı geçerlidir. Adam işine gücüne gider, her akşam da bir kadeh de olsa içer. Bu adam bağımlıdır. Niye, çünkü her akşam içiyor. Şimdi herkes kendisine bakacak “her gün televizyon seyrediyor muyum” diye. Seyrediyorsa sıkıntı. Peki hocam buradan herhangi bir bağımlılığın bir diğerini tetiklediği sonucunu çıkarabilir miyiz? Tabi tabi. Bir insan bir şeye bağımlıysa başka bir şeye bağımlı olması çok kolaydır, hiç bağımlı olmayan bir insana göre. O halde internet bağımlılığıyla mücadele ederken

topyekûn bir mücadele gerekiyor. Kesinlikle. Mesele, bağımlılığı temelde ortadan kaldırmaya çalışmak. Çünkü bir insan bir şeye bağımlı olduktan sonra çok kolay ötekine geçebiliyor. Yani, bağımlı olmayan bir insan internet bağımlısı olursa, bağımlı olmayan birine göre daha kolay uyuşturucu bağımlısı da olur. Hocam, bahsettiğimiz insanlar herhangi bir hastalığı olmayan normal görünen kimseler. Peki bağımlılık geliştirmeye yatkın olan özel gruplar var mı? Temelde bir patoloji varsa bu insan daha çabuk bağımlılık geliştirebilir. Depresyon, sosyal fobi, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu vesaire. Aynı zamanda ailede bir problem varsa, aile içi huzursuzluğun olduğu, iletişimsizliğin olduğu, çatışmanın olduğu ortamlarda daha çok bağımlılık geliştirilir. Çocuk okulda veya okul dışında herhangi bir faaliyet yapmıyorsa, okulda başarısızsa, spor yapmıyorsa, sosyal çevresi yoksa; bu tür çocuklar daha çok bağımlılık geliştirir. Mesele burada şu; çocuğun kendini ifade edebilmesi, bir 14

I http://www.yesilay.org.tr

şekilde başarı kazanıp mutlu olabilmesi. Bu noktada sıkıntı yaşayan çocuklar daha çok bağımlı olabiliyorlar. Kritik zamanlarda üniversiteye hazırlanırken, SBS sınavına girerken, işe girememiş tür insanlarda daha çoktur mesela. Mesela babanın olmadığı bir ailede çocuk kendisine rol model arıyor ve bu genellikle şiddet içeren sanal oyun kahramanları, dizi oyuncuları oluyor. Bu eğilim çocuğu hem bağımlılığa hem de şiddete yönlendiriyor… Evet, Türkiye’de bir vaka vardı, çocuğun babası ölüyor, çocuk diyor ki “Aa babamın bir canı varmış”. Çünkü internet oyunlarında böyle. Kahramanların bir sürü canı var. Çocuğun algıları ciddi bozuluyor. Kötülük ve şiddet sıradanlaştırılıyor. Çocuklar hayatın bir yerinde sıkışıyorlar. Problem yaşıyorlar. Problem çözme becerileri gelişmediği için, çözüm olarak şiddeti görmeye başlıyorlar. Akıllarına ilk o geliyor ve kullanıyorlar. Peki hocam internet bağımlılığı cinsiyet gözetiyor mu? Genel olarak baktığımızda erkeklerde internet bağımlılığı bayanlardan daha fazla. Şiddet olayında da baktığımızda genelde erkekler daha internet üzerinden şiddet oyunları oynamaya meraklı. Bayanlar daha çok sohbet amaçlı kullanıyorlar. Literatür, internet teknolojisi bağımlılığında ve şiddet oyunları oynamada erkeklerin sayısının daha çok olduğunu

söylüyor. Fakat bu bağımlılığın kızlarda da oldukça yaygın olduğunu düşünüyorum. İnternet bağımlılığının bu kadar yaygınlaşmasındaki tek sebep teknolojinin bu kadar hızlı yayılması mı? En önemli sebep yeni bir hayat stilinin gelmiş olması. Dünya son elli - altmış yılda hiç değişmediği kadar değişti. Bu konuda küreselleşmeyle alakalı yapılan çalışmalar, belki dünya tarihindeki bütün buluşları saysanız, son elli - altmış yıldaki bütün buluşlar daha fazla sayıdadır diyor. Günümüz insanı bir dönemden yepyeni bir döneme geçmiş oldu. Önceden kuşak farkı elli senedir deniyordu. Sonra bu süre yirmi seneye indi. Şu an beş seneden, iki seneden bahsediliyor. Üç - beş senede kuşak farkı! Yani beş senelik yaş farkı olanlar birbirini anlamıyor. Bu kadar hızlı değişiyor dünya. Hiç şüphesiz her değişim bir yabancılaşmayı, bir şaşkınlığı beraberinde getiriyor. Bu bambaşka dünyaya adapte olurken de insan sorunlar yaşayabiliyor.


İnternetin ölçüsüz kullanılmasının bağımlılık olarak kabul edilmemesinin bir diğer sebebi de bunun masum bir alışkanlık olarak görülmesi galiba. Bu durumda alışkanlık ve bağımlılık arasındaki farkı bilmemiz gerekiyor. Alışkanlıkla bağımlılık arasında şöyle bir fark var; bağımlılık insanın yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürürken, alışkanlıklarda düşürmüyor. Bir alışkanlık yaşam kalitesini düşürmeye başladıysa, problem oluşuyor demektir, ona da bağımlılık olarak bakabiliriz. Mesela, bir şeyleri biriktirme alışkanlığı vardır. Bu biriktirme alışkanlığı patoloji hastalığa dönerse, diğer bütün işleri bırakır ona yoğunlaşırsa o zaman soru işareti var, üzerinde yoğunlaşmak gerekir. İnternet bağımlısı olan hastalarınız var mı? Bunlar size hangi gerekçe ile geliyorlar? Genelde anneler çocuklarını getiriyor. Ama yetişkinlerden de gelenler var. İnternet bağımlısıyım diye gelmiyor. Hayatım olumsuz yönde etkileniyor, mutsuzum, depresyondayım, vesaire vesaire. Bakıyoruz adamın hayatında internetten başka bir şey yok. Pek çok madde bağımlısı, bağımlı olduğunu kabul etmez. Bu durum internet bağımlılarında da söz konusu mu? Var, çok yoğun var. O tepki, internet bağımlılarına alkol bağımlılarından daha fazla. Çünkü alkol bağımlılarında görünen bir şey var. Alkol almadığı zaman adamın eli ayağı titremeye başlıyor, sarhoş oluyor, çevresine zarar veriyor. İnternet bağımlılığı o kadar yoksunluk belirtileri fazla olan bir şey değil veya yoksunluk belirtileri o kadar gözle görülür bir bağımlılık değil. Aslında ilerleyen süreçlerde benzer yoksunluk belirtileri de görünüyor. Mesela anne baba önlem olsun diye çocuğun internetini kesiyor, çocuk kendisini balkondan atıyor. Gerginlik oluyor, öfke patlamaları oluyor, içe çekilme oluyor, depresyon oluyor. Ama, internet bağımlılığında direnç, madde bağımlılığından daha fazla. İnternet bağımlılığında karşılaşılan en ciddi zararlar ve kurtulma yolları nelerdir? Bağımlılık o şey olmadan yaşayamamaktır. İnternet bağımlılığının fizyolojik, psikolojik olarak bir sürü sıkıntısı vardır, bunlardan bahsetmeyeyim. Ama şunu söyleyeyim, insanın yaşam kalitesini ciddi bir şekilde düşürüyor. Yani uzun süre

internette kalan insanların el ve ayaklarında “karpal tünel sendromu” görülür. Gözlerde sıkıntılar oluşur. Psikolojik olarak daha gergin, daha sinirli, daha depresif olmak gibi psikolojik sıkıntılar oluşur. Sosyal sorunlar baş gösterir; çevreyle yakın ilişkinin, insan sıcaklığının azalması, yakın çevrenin daralması gibi ciddi sıkıntılar oluşmaya başlar. Mekanikleşme durumu var. Evet, mekanikleşme durumu var. Entelektüel olarak genel kültürün azalması, daha çok popüler kültürün zihne doldurulması, daha somut düşünce, soyut düşünceyi engelleme gibi şeyler söz konusu olabiliyor. Ama, bütün bunlara baktığımda temelde gördüğümüz şey kişinin hayat kalitesi düşmesidir. Daha mutsuz, daha depresif veya internetle mutlu olan insan haline geliyor. Bu da uyuşturucuyla mutlu olan insandan farksız. Çünkü hocam insan fıtratı yerleşmeyi seviyor, yerleştiği yere ait olma duygusunu seviyor, fakat internet bunu bizden çalıyor. Çünkü, bir bakıyorsunuz yepyeni bir dil kuruyor internet. Özellikle çevremdeki gençleri takip etmekte ben gerçekten zorlanıyorum. Bir senede hatta bir ayda bir dil oluşturuluyor. Daha önce dediğim gibi iki senede kuşak farkı oluşuyor. Ama bu da büyük bir tatminsizlik duygusu oluşturuyor. O yüzden kitap okuyamıyorlar işte. Adam bir anda sonunu görmek istiyor olayın. Filmin bile sonunu seyretmeye mecali yok. İlerletiyor, sonuna bakıyor. Hatta meşhur bir şeydir ya, iki tane lise öğrencisini öğretmenleri kitap fuarına götürmüş. Diyor ki öğrenciler, “Aa, Yaprak Dökümü’nün kitabı çıkmış!”. Hayatları sanallaşıyor artık, gerçekten kopmuş oluyorlar. Aynen öyle. Hayat kalitesinde ciddi bir düşüşü oluyor. Uzun süreli ilişki kurmakta, ilişkiyi yürütmekte zorlanıyorlar. Bu evlilikleri parçalayacaktır?! Tabi, birçok evlilik yıkılıyor şu anda. İnternet yüzünden. Dedim ya, 20-30 sene sonra, 40-50 yaşların problemi olacak, evlilikler ya olmayacak ya da olanlar yaşamayacak. Sizin de pek çok hastanız var. İnternet bağımlılarının tedavileri diğer bağımlılık türleriyle benzerlik gösteriyor mu?

HAZİRAN 2011

15


RÖPORTAJ Tabi. Ciddi şekilde ilaç desteği gerekebilir. İlaç desteğinin çok faydası olabilir. Aynı zamanda ciddi bir rehabilitasyon programına dahil olması lazım bağımlı insanın. “İnternet Bağımlılığı” isimli kitabımda bu konuyu otuz madde halinde izah ettim. Bu tedavilerin uygulanmasından sonra sanırım sıkı bir iç denetim gerekir? İşte bu en büyük mesele. Neden biliyor musunuz? Bir insan bağımlı olduktan sonra o insanın yüzde yüz tedavisi yoktur. Her an tehlikenin içerisinde. Evet. Her an kendisini kontrol etmesi lazım. Nasıl şeker hastası tedavi olmuyor, bağımlılık da tedavi olmuyor. Sadece kontrol ediliyor. Bu durumda sadece bağımlının değil yakın çevresinin de tedavi sürecine katılması gerekiyor. Kesinlikle. Kişinin tekrar internet bağımlılığına dönmemesi için, ailesinin öncelikle televizyon ve sonrasında bütün ekran bağımlılıklarından uzak durması gerekiyor. Değilse kişinin kendisini kontrol etmesi güçleşir. Hocam röportajımızı internet uygulamalarındaki son gelişme hakkındaki yorumlarınızı alarak tamamlamak istiyorum. İnternette filtre uygulamasına bazı gruplar tepki gösteriyor. Bir hukukçu olarak ciddi tehlikeler olmadığını biliyorum ama bir doktor izlenimi ile siz ne dersiniz? Ben filtre uygulamasının iyi ayarlandığı, düzenlemenin iyi getirildiği takdirde faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü interneti kullanıcılarının büyük çoğunluğu maalesef bilinçli kullanıcı değil. Dolayısıyla kontrole muhtaç. İnternetin zararlı kullanımı hususunda dünyada belli örnekler var. Mesela internet bağımlılığında en sıkıntılı ülke Güney Kore’dir. İnternetin dünyada en hızlı yayıldığı ve en çok kullanıcı bulduğu ülke Güney Kore’dir, Amerika’dan daha hızlıdır. En çok bağımlı da Güney Kore’de vardır. İnternetten ayrılamadığı için üç aylık çocuğu açlıktan ölen insanlar var. Şu an Güney Kore devlet olarak önlemler almaya başladı, ama çok geç. O yüzden Türkiye’de önlemler alınması mutlaka lazım, bu konudaki bilincin artması lazım. Bu özgürlüklere müdahale değildir. Sonuçta filtrelerin basamakları var ve o basamaklarda yetişkin bir insan nasıl kullanmayı seçiyorsa o şekilde kullanabilir. Ama reşit olmayan bir insan için anne babasının söz sahibi olabileceği bir filtre kullanılması lazım. Çünkü halen gelişimini tamamlamış, olumsuz etkilenmeye çok açık bir gruptan bahsediyoruz. O grubun anne babası, geleceği ile alakalı veya yaşamıyla alakalı söz sahibi ise, o insanların o çocuğun hayatını olumsuz etkilerden korumak için gerekli tedbirleri alması lazım. Bu konuda filtre programının getirilmesi isabetli olacaktır diye düşünüyorum.

16

I http://www.yesilay.org.tr

Ben filtre uygulamasının iyi ayarlandığı, düzenlemenin iyi getirildiği takdirde faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü interneti kullanıcılarının büyük çoğunluğu maalesef bilinçli kullanıcı değil. Dolayısıyla kontrole muhtaç. İnternetin zararlı kullanımı hususunda dünyada belli örnekler var. Mesela internet bağımlılığında en sıkıntılı ülke Güney Kore’dir. İnternetin dünyada en hızlı yayıldığı ve en çok kullanıcı bulduğu ülke Güney Kore’dir, Amerika’dan daha hızlıdır. En çok bağımlı da Güney Kore’de vardır. İnternetten ayrılamadığı için üç aylık çocuğu açlıktan ölen insanlar var.


BASIN AÇIKLAMASI

TÜRKİYE DE İNTERNETE FİLTRE GETİRİYOR

Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu yeni sisteme göre internete BTK tarafından belirlenen aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket adıyla belirlenen 4 filtre tipinden biri seçilerek girilebilecek. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Filtrelerin aşılmasının önlenmesinden ise internet servis sağlayıcıları sorumlu tutulacak. Çocuk pornografisi ile baş edemeyen İngiltere’nin bu konuda çalışmalar yaptığını daha önce duyurmuştuk. İngiliz Hükümeti de sanal alemdeki zararlı içeriklerden toplumu korumak için benzer bir uygulamaya gitme hazırlığı içerisinde. Zira hızla gelişen teknolojinin denetlenmemesi durumunda meydana gelebilecek zararların telafisi mümkün olmayabiliyor. Filtre sistemi, özenle hazırlanmış bir düzenlemeyle, sadece çocuk pornosunun ve sanal fuhuşun önlenmesi kadar, en büyük tuzaklardan biri olan sanal kumarın da önlenmesi için büyük bir adım oluşturacaktır. Bu sebeple yapılacak düzenlemede konulacak sınırlar birey özgürlüğünü hedef almadan suçlarla mücadeleye ve toplum sağlığını korumaya yönelik olmalıdır. Bu kapsamda yapılacak olan düzenlemede porno sitelere erişimde sabıkalı olmamak gibi hükümlere de yer verilmesi uygulamanın amacına hizmet edecektir. Zira bu ve benzer bir suçtan sabıkası bulunan bireye internette özgürce dolaşma imkanı tanınmaması toplumun güvenliği ve sağlı açısından uygulanması gereken en önemli tedbirdir. Bununla birlikte zararlı içerik taşıyan sitelere erişimde yaş sınırlaması, bu sitelere erişmek isteyenlerin sağlık durumları gibi hususlar da incelemeye tabi tutulmalıdır. Filtre uygulamasının internet teknolojilerine entegrasyon sürecinde alınacak ve alınmakta olan büyük yaraların önlenmesine katkı sağlayacağını umuyoruz. Çocukları ve gençleri cinsellik, şiddet ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlara karşı korumakta ailelere de destek sağlayacak bu düzenleme, teknolojinin muazzam bir gelişme kaydettiği böyle bir yüzyılda internet güvenliğinin sağlanmasına da katkı sunacaktır. Yaşadığımız yüzyılda meydana gelen gelişmeleri yasaklayıcı bir tutumla karşılamanın etkili bir çözüm yolu olmayacağını her fırsatta belirtiyoruz. Hem çağın gerisine düşmemek hem de bu gelişmelerden toplum ve birey sağlığını korumamız gerekmektedir. Bunu yaparken ne özgürlüklere halel getirmeli ne de toplum ve bilhassa genç nüfusun sağlığı bu gelişmelerin insafına terk edilmelidir. Ayrıca, insanın üçüncü şahıslara zarar verememesinin yanı sıra kendi beden ve ruh sağlığına da zara verememesi, bağımlılık yapan ve zararlı içerikli (porno ve sanal kumar gibi) sitelere erişimin özgürlükler kapsamında değerlendirilememesi, yapılan düzenlemelerin yasal dayanaklarının başta anayasa olmak üzere silsile takip edilerek yapılmasını arzu etmekteyiz. Düzenlemenin, bilişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişme hızı karşısında yapılması gereken bir çalışma olduğunu düşünüyor ve düzenleme kadar uygulamanın da etkili olmasını temenni ediyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı HAZİRAN 2011 / 17 HAZİRAN 2011

17


BASIN AÇIKLAMASI

TÜRKİYE YEŞİLAY CEMİYETİ GENEL MERKEZİ

ANNELER GÜNÜ KUTLAMA MESAJI Kalplerine sınırsız merhamet ve sevgi duygularının bahşedildiği anneler dünyaya getirdikleri ve ilk eğitimlerini kendilerinin verdiği çocuklarla toplumu inşa etmek gibi büyük bir vazife ile görevlenmişlerdir. Bu bakımdan toplumun en önemli aktörü annelerdir. Sağlıklı annelerin yetiştirdikleri bireylerle sağduyulu, ilkeli, özgüvenli ve gelişmiş bir toplumun temeli atılabilir. Sağlıklı toplum ve sağlıklı geleceğin inşasının temelleri çocuğun psikososyal yönden en çok etkileşime uğradığı aile ortamında atılmaktadır. Aile ortamında kurulan ilişkiler bireyin kendine güvenmesini, kimlik kazanmasını, sosyal beceriler geliştirmesini ve topluma adaptasyon sürecini olanaklı hale getirir. Ailesinde, bilhassa annesinden aldığı eğitim ve etkileşimle kendini değerli ve güvende hisseden bireyin bu durumu, onun sosyal ve kültürel durumlarını olumlu etkiler. Bu şekilde sağlık bütünlüğü ile yetiştirilmiş bireylerin kuracağı aileler de sağlıklı toplumun temelini oluşturacaklardır. Anneler doğumla birlikte sadece kendi çocuklarını dünyaya getirmekle kalmıyor, toplumun sürekliliğini sağlayacak nesli devam ettiriyorlar. Toplumun birlik ve beraberliğinde, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi görevinde kendisine büyük payeler düşen annelerimizin sorumluluğunun bilincinde davranmaları ve dünyaya getirdikleri nesilleri korumak için, özellikle bu yüzyılda, daha fala özen göstermeleri gerekmektedir. Gençlere yönelik büyük bir tehdit oluşturan bağımlılıklarla ilgili her faaliyetimizde, yapılan çalışmaların neticeye ulaşmasında ailelere ve özellikle annelere büyük vazifeler düştüğünü vurguluyoruz. Ana kucağının ilk eğitim yeri olması nedeniyledir ki annenin çocuğuna yaklaşımı, eğitimi onun geleceğini birinci dereceden etkileyen en önemli husus olarak karşımızda duruyor. Yeşilay’ın 91 yıllık mücadelesinde en önemli görevler hep annelere düşmüştür. Anneler sayesindedir ki toplumumuz daha büyük felaketlere uğramadan bu günlere gelebilmiştir. 8 Mayıs Anneler Günü vesilesi ile bağımlıklarla mücadelede ilk vazifenin anneye düştüğü gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor ve tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.

Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

18

I http://www.yesilay.org.tr


PROJE

ÜLKEMİZDE SİGARA YASASI UYGULAMASI İLE HASTANELERE ASTIM BAŞVURUSU ARASINDAKİ İLGİNİN BİR ÖN DEĞERLENDİRMESİ Gün geçmiyor ki sigaranın zararlarını anlatan bir araştırma yapılmasın. İnsanların bundan haberi olmasın. Buna verilecek en güzel örneklerden birisi de Özel Zoğrafyon Rum Lisesi öğrencilerinin Türkiye çapında büyük bir başarıya imza atmalarını gösterebiliriz. Yarışma, yeni sigara yasasının ASTIM hastalığının görülme sıklığını etkileyip etkilemediğinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma biri devlet (Taksim İlkyardım Hastanesi ) ve biri özel (Balıklı Rum Hastanesi) olmak üzere iki yerde yapılmıştır. Araştırma sonucunda bir yıl içinde hastanelere astım başvurularında ciddi anlamda düşüşlerin olduğu görülmüştür. Aşağıda Okul Müdür Başyardımcısı Özcan Şabudak’ın konuyu özetleyen yazısını ve yarışmanın ön değerlendirmesini yayınlıyoruz “Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri ile Özel Zoğrafyon Rum Lisesi öğrencilerinin ortaklaşa oluşturdukları bir çalışma grubu ekim ayından itibaren " Ülkemizde Sigara Yasası Uygulaması ile Astım Başvurusu Arasındaki İlginin Bir Ön Değerlendirilmesi" konulu bir araştırma sürdürmüşlerdir. Bu araştırma adı geçen üniversitede 5-6 mayıs tarihleri arasında düzenlenen " Bilim Günleri" adlı yarışmalı kongresinde sunulmuştur. Yarışma 5 branşta gerçekleştirilmiş olup (Etkinliğe İstanbul, Marmara, Sabancı, Bilgi, Bilim, Maltepe, Université de Provence Aix-Marseille ve Kırıkkale gibi üniversitelerden katılım vardı, bunların arasında tek lise Zoğrafyon Lisesi idi.) Lisemiz kongreye (Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nden 4 öğrenci ile birlikte hazırladıkları

)‘Ülkemizde sigara yasası uygulaması ile hastanelere astım başvurursu arasındaki ilginin bir ön değerlendirmesi’ konulu çalışma ile katılmış ve 33 aday arasından "En İyi Araştırma" ödülüne layık görülmüştür.” 31 Mayıs Salı günü Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı ve Eğitim Sorumlusu Arif Çiftçi yarışmada ödül kazanan öğrencilere bu başarılarından dolayı birer teşekkür belgesi vermek için Zoğrafyon Lisesini ziyaret etmişlerdir. Eğitim sorumlusu Arif Çiftçi okul konferans salonunda öğrencilere bağımlılıklar konusunda bir sunum yapmış, daha sonra yarışmayı kazanan öğrenciler de ödül aldıkları projeyi dinleyicilere tanıtmışlardır. Proğramın sonunda Av. Muharrem Balcı, öğrencilerin bu çabalarını Yeşilay olarak önemli gördüklerini, başarılarını kutladıklarını söyleyerek her öğrenciye birer teşekkür belgesi takdim etmişlerdir. Av. Muharrem Balcı Zoğrafyon Lisesi’nin bu başarısını Yeşilay adına bir plaket vererek okul idarecilerini tebrik etmiştir. Toplantıda bulunan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Bilim Günleri Kongresinin düzenleyicisi Prof. Dr. Ersi A. Kalfoğlu etkinlikte bulunan öğrencileri tebrik ederek başarılarını kutlamıştır. Okul idaresi, öğretmenler ve öğrenciler Türkiye Yeşilay Cemiyetinin bu ziyaretinden çok memnun olduklarını belirterek Av. Muharrem Balcı’ya teşekkürlerini bildirmişlerdir.

HAZİRAN 2011

19


PROJE

ÜLKEMİZDE SİGARA YASASI UYGULAMASI İLE HASTANELERE ASTIM BAŞVURUSU ARASINDAKİ İLGİNİN BİR ÖN DEĞERLENDİRMESİ Sema AYKOL(1), Eda AKOVA(1), Dimitri ÇOKONAS(3), Özlem CEYLAN(2), Elina DEMİRCİOĞLU(3), Lina HAVYAROPULO(3), Pavlo VUÇAS(3), Kostas PRODROMİDİS(3), Şafak KAR(3), Umur ALPAY(2) , Özben YURTLU(2) 1. Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2. Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü 3. Özel Zoğrafyon Lisesi Giriş Dünyada 1.3 milyar kişinin sigara içtiği bilinmekte olup bu sayının yıldan yıla yükseldiği ve sigaraya başlama yaşının da düştüğü bildirilmektedir (1). Pasif içicilik, içicilerin soluk vermeleri ile ortama yayılan seyreltik sigara dumanına istem dışı maruz kalmaktır. Çevredeki bu sigara dumanına maruz kalmak ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir halk sağlığı sorunudur. Ulusların tümü bu sorunun önüne geçebilmek için çeşitli şekillerde çalışmaktadırlar. Sigara içmeyenlerin sigara dumanına maruz kalmalarından dolayı ABD de kardiyovasküler nedenlerle ölüm oranlarının 46000, akciğer kanserlerinin ise 3000 olduğu bildirilmektedir. Genel olarak pasif içicilerin temiz havada yaşayanlara oranla %30 daha fazla ölüm riski altında olduğu ise bir gerçektir (2-7). Tütün ve tütün ürünleriyle mücadele çalışmalarına yön vermek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi” hazırlanmış ve ülkemizin 20

I http://www.yesilay.org.tr

de içinde yer aldığı 165 ülke bu sözleşmeye taraf olmuştur. Ülkemizde de herkesin en temel haklarından biri olan temiz hava soluyabilmeyi sağlamak amacıyla 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun adı altında bir yasa 1996 da kabul edilmiştir. Daha sonra kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde ve lokantalarda tütün ürünlerinin tüketilmesine ilişkin olarak 5727 sayılı Kanunla gerçekleştirilen düzenlemeler 19 Temmuz 2009 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bu yasaların yürürlüğe girmesi ile yasa öncesi ve sonrası sağlık durumu ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Mont’ta yapılan bir çalışmada, sigara yasası uygulandıktan sonra kardiyovasküler hastalıkların %40 oranında azaldığı görülmüş, daha sonra iptal edildiğinde, eski oranlarına geri döndüğü bildirilmiştir (8). Pueblo da Bartecci ve arkadaşları tarafından 2005 te yapılan başka bir çalışmada hastaneye başvurularda düşüş oranı %27 olarak görülmüştür (9). New


York’un tamamında çok büyük bir denek sayısı ile yapılan bir çalışmada ise düşüş oranının %50 olduğu saptanmıştır (10). Sözü edilen çalışmalar genel anlamda kardiyovasküler olguları içermektedir. Bizler daha doğrudan etkilenen ve ilgili çalışmaların daha az olduğu bir hastalık türünü çalışmayı uygun bulduk: ASTIM Gereç ve Yöntem: Bu amaçla bir devlet (Taksim İlkyardım Hastanesi) ve bir özel hastanenin (Balıklı Rum Hastanesi) acil üniteleri ile polikliniklerine ‘astım’ teşhisi konmuş olguları 5 yıllık bir süre için değerlendirmeye aldık. Uluslararası hastalık tasnifleri temelinde ICD9 içinde astım başlık ve alt başlıklarını bir araya toplayarak inceleme yaptık (Tablo 1). Ayrıca kontrol grubu oluşturmak amacı ile astım ve sigara kullanımından tamamen bağımsız gelişen menüsküs olgularını kullandık.

Tablo 1

Uluslar arası hastalık tasnifleri temelinde ICD9 içinde astım başlık ve alt başlıkları. Tanı kodu Tanı adı

Balıklı Rum Hastanesinden elde ettiğimiz veriler çok daha detaylı olduğundan karşılaştırmalı çalışma yapabildik ve değerlendirebildik Tablo (3).

Tablo 3

İncelenen başvuru bölümleri ve hasta sayıları Acil

121

Dahiliye Poliklinikleri (1 ve 2)

532

Kulak burun boğaz Polikliniği

19

Çocuk Polikliniği

1693

Toplam

2365

Kadın erkek oranlarına bakıldığında kadınların 1154 iken erkeklerin 1211 olduğu gözlenmektedir. Çalışmamızın bu bölümünde KBB polikliniği sayısının az olması nedeni ile

değerlendirme dışı bırakılmıştır. Ayrı ayrı başvuru noktaları yükseliş veya düşüş acısından incelendiğinde Tablo 4-7 arasındaki bulgular elde edildi.

Tablo 4

Tablo 5

J45

ASTIM

J45.0

ASTIM ALLERJİK

J45.1

ASTIM ALLERJİK OLMAYAN

Yıl

Sayı

Yıl

J45.8

ASTIM KARMA

2007

5

2007

J45.9

ASTIM TANIMLANMAMIŞ

2008

11

2008

90

2009

39

2009

71

2010

35

2010

60

Acil Başvuruları

Bulgular ve Tartışma

Taksim İlk Yardım Hastanesi’nden elde ettiğimiz veriler ne yazık ki analiz yapabileceğimiz nitelikte değildi. Ancak toplam astım teşhislerini alabildik ve 5 yıllık süre içerisinde bariz bir düşüş tespit ettik (Tablo 2). Değerlerimiz tabloların tümünde normalize edilmiş şekilde verilmektedir.

Tablo 2

Taksim İlk Yardım Hastanesi verileri Yıllar

Sayı

Değişim oranı

2007

8566

2008

7293

% 5.17 düşüş

2009

4737

% 18.34 düşüş

2010

5225

%2.23 yükseliş

Dahilye Polikliniği 2

Düşüş oranı : 3,48%

Sayı

Düşüş oranı : 5.45%

Tablo 6

Dahilye Polikliniği 1

Tablo 7

Çocuk Polikliniği

Yıl

Sayı

Yıl

Sayı

2007

3

2007

149

2008

111

2008

445

2009

114

2009

542

2010

120

2010

533

Yükselme : %2.12

Düşüş oranı : 0,535

HAZİRAN 2011

21


PROJE Bu verilerimizin doğrulanması için bağımsız bir değişken ile kontrol grubu oluşturmamız gerekti. Bu nedenle hastanede gerçekleştirilen menüsküs operasyonlarını değerlendirmeye aldık ve elde ettiğimiz veriler herhangi bir anlamlı yükseliş veya düşüş göstermedi (Tablo 9).

Tablo 9

Kontrol Grubu Değişimi Yıllar

2007

Değişim

2008

2009

2010

-2.00

+0.89

+0.77

Ayrıca yükselme veya düşüşün genel hastane kabulünden mi yoksa incelediğimiz parametreden mi oluştuğunu araştırmamız gerekti. Eğer genel hasta kabulünde bir artış veya düşüş varsa bu bizim değerlendirmelerimizin yanlış olarak yükselir veya düşer görünmesi söz konusu olur. Bu nedenle genel hasta kabulü oranlarına baktık (Tablo 10).

Tablo 10

Genel Kabul Değişimi Yıllar

2007

Değişim

2008

2009

2010

8.4

11.4

12.3

Astım hastalığının çeşitli nedenleri sözkonusudur. Çevre etkenleri, aeroallergenler, konut içi ve konut dışı hava kirliliği, viral enfeksyonlar hatta genetik yatkınlık bunlardan bazılarıdır. Örneğin Glutatyon s transferaz M1 varyantına sahip olan kişiler daha kolay astım hastalığına yakalanabilirler (11). Ancak sigara dumanının bu hastalığı tetiklediği ve önlenmesinin çok yerinde olacağı ortadadır. Küçük bir örneklem grubu oluştursa da 10931 olguyu kapsayan çalışmamızda % 18.34 ile 0.54 arasında düşüş olduğu saptanmıştır. Dünya verilerine bakıldığında, çok geniş kapsamlı yapılmış olan çalışmalarda yasa öncesi %5 artış görülürken, yasa sonrası %18 dolaylarında düşüş görülmektedir. Sonuç: Her ne kadar halen “sigara yasası hak mı haksızlık mı?” konulu paneller düzenleniyorsa da, veriler sigara yasalarının dünya çapında olumlu etkileri bilimsel anlamda kanıtlanmaktadır.

Her ne kadar halen “sigara yasası hak mı haksızlık mı?” konulu paneller düzenleniyorsa da, veriler sigara yasalarının dünya çapında olumlu etkilerini bilimsel anlamda kanıtlandığını gösteriyor.

Kaynaklar

1- Brower V. Harms of Smoking and Health Benefits of Quitting Journal of the National Cancer Instititute 2006 2- Centers for Disease Control and Prevention. Annual smoking-attributable mortality, years of potential life lost and productivity costs—United States, 1997–2001. 3- The Health Consequences of Involuntary Exposure to Tobacco Smoke: A Report of the Surgeon General. Atlanta 2006 4- He J, ve ark. Passive smoking and the risk of coronary heart disease—a meta-analysis of epidemiologic studies. New Engl J Med;340:920–926. 1999 5- Pitsavos C, ve ark. Association between exposure to environmental tobacco smoke and the development of acute coronary syndromes: the CARDIO2000 case-control study. Tob Control.;11:220–225. 2002 6- Whincup P ve ark. Passive smoking and risk of coronary heart disease and stroke: prospective study with cotinine measurement. BMJ. ;329:200–205. 2004

22

I http://www.yesilay.org.tr

7- The Health Consequences of Smoking: Cardiovascular Disease: A Report of the Surgeon General. Washington, DC: US Government Printing Office; DHHS publication 84–50204. 1983 8- Sargent ve ark Reduced incidence of admissions for myocardial infarction associated with public smoking ban: before and after study BMJ 328 : 977 2004 9- Pueblo da Bartecci Reduction in the Incidence of Acute Myocardial Infarction Associated With a Citywide Smoking Ordinance Circulation. 115:425. American Heart Association 2007 10- Cigarette package health warnings and interest in quitting smoking 14 countries, 2008--2010. MMWR Morb Mortal Wkly Rep 2011 May 27; 60(20):645-51. 2011 11- A. J. Rogers ve ark. The interaction of glutathione S-transferase M1-null variants with tobacco smoke exposure and the development of childhood asthma Clinical & Experimental Allergy 39,11, pp1721–1729, 2009


HAZİRAN 2011

23


MAKALE

TÜTÜN ÜRETİMİNİN SEPEB OLDUĞU

ÇEVRESEL FELAKETLER M. Pervin Tuba DURGUT Halk Sağlığı Uzmanı Eczacı Her yıl 5 milyon ölüm ...Dünyada 8 saniyede bir ölüm ....Türkiye’de 5 dakikada bir ölümden sorumlu ...

Üreticisinin tavsiyesine uygun şekilde kullanıldığında, kullanıcılarının yarısını öldüren tek yasal ürün olan sigaranın zararlarını insan sağlığını bozmakla sınırlı sanıyorsanız lütfen bu yazıyı okuyun Dünyada 120 ülkeden fazla ülkede, 4 milyon hektar alandan fazla tarım alanında tütün yetiştirilmektedir . Uygun koşullarda tarım işiçisi istihdamı, tarım ilaçlarının uygun kullanımı veya çevresel zararları önlemeye yönelik düzenlemelerin çoğunlukla olmadığı geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler, çok uluslu tütün kartelleri için elverişli ve verimli alanlar demektir. Dünya’da zengin ülkelerde tütün yetiştiriciliği hızla azalırken, geri kalmış kaynakları kısıtlı ülkelerde hızla artmaktadır.1 Çok uluslu sigara firmaları için çok karlı olan tütün üretimi, küçük tütün üreticisini bir borç döngüsü içine sokan karı düşük zahmetli bir iştir. Her yıl milyarlarca dolar kazanan çok uluslu tütün firmaları muazzam karlarını artırmaya devam ederken geri kalmış ülkelerdeki küçük tütün çiftçisi gayri insani şartlarda çalışıp tütün üreticiliği yapmaktadır: Uzun çalışma saatleri gerektiren tütün tarımı zahmetli bir iştir, bu yüzden fakir ülkelerdeki tütün yetiştiricisi pek çok aile, okul çağındaki çocuklarını okuldan alıkoyup çalıştırmaktadır.2 24

I http://www.yesilay.org.tr

Üç ay gibi bir periyodda 16 kez ilaçlama gerektiren tütün tarımı3 , mesane kanseri, egzema gibi cilt hastalıkları, ilaçlama sonucu gelişen zehirlenmeler ve deriden nikotin emilimi sonucu gelişen ve yeşil tütün hastalığı (green tobacco sickness) gibi sağlık sorunlarına neden olmaktadır.4 Bugün dünyada tütün üretiminin neden olduğu çevre ve halk sağlığı felaketleri inanılmaz büyük boyutlardadır. Yaklaşık yarım kg tütün tütsülemek için yaklaşık 10 kg odun kullanılmaktadır. Her yıl tütün tarımı yüzünden 200 000 hektar orman YOK OLMAKTADIR. Tütün tarımı sonucu yok olan ormanların oranını gösteren çalışmaların sonuçları dehşet vericidir. 1990-95 yılları arasında bazı ülkelerde tütün tarımı sonucu yok olan ormanları gösteren çalışmalara göre tütün tarımı Güney Kore’de %45, Uruguay’da %40, Bangladeş‘te %30, Pakistan’da %19, Çin’de % 17 oranlarında ormansızlaşmadan sorumludur.5 Tütün tarımının doğaya ödettiği diğer maliyetler; ilaçlama sonucu su kaynaklarının kirlenmesi, erezyon ve toprak


ta verimsizleşmedir. Tütün topraktaki Potasyum, Fosfor ve Nitrojen‘i diğer ürünlerle mukayese ettiğimizde çok daha fazla tüketir. Mesela pirinç hektar başına 11 kg Nitrojen, 2 kg Fosfor, 12 kg Potasyum harcarken bu miktar tütün için sırasıyla 50, 14, 105 kg şeklindedir. Topraktaki değerli mineraller insan sağlığı için hiç bir değeri olmayan tütün için yok olmakta ve zaten açlık sınırında yaşayan geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin toprakları kısırlaşmaktadır. BUGÜN DÜNYADA TÜTÜN YERİNE BESİN ÜRÜNLERİ TARIMI YAPILSAYDI 20 MİLYON AÇ İNSAN BESLENEBİLİR VE 28 MİLYON AÇ İNSANIN SAYISI 8 MİLYONA DÜŞEBİLİRDİ.6

Bilimsel çalışmanın sonuçları tütüne alternatif tarımın desteklenmesinin çiftçileri tütün yetiştiriciliğinin getirdiği zararlardan korumanın yanında, çevreye zararı çok daha az, ekonomik açıdan daha faydalı olacağı konusunda birleşmektedir. Bununla beraber çok uluslu tütün firmaları lobisi, tütün tarımının ekonomiye katkılarını abartmakta tütün yetiştiricilerinin işsiz kalacağı propogandası yapmaktadırlar. Görüldüğü gibi tütün içildiğinde insanların akciğerlerini yakan bir madde değil değil dünyanın akciğeleri ormanların yok olmasında da rol almaktadır. Sigara sonucu ortaya çıkan orman yangınlarını hesaba katmadan bile meselenin vaha-

meti ortadadır. Hergün çevreye atılan tonlarca sigara izmaritinin oluşturduğu çevre kirliliği ayrı bir problemidir. Dünya Sağlık Örgütü, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nde tütün tarımına değinmiştir. Madde 4 tütün üreticilerinin ekonomik dönüşümüne katkının önemine işaret ederken, Madde 22 alternatif ürünler üretme konusunda tütün üreticilerine yardımın önemine işaret eder. Ülkesini seven, çevreye duyarlı, çok uluslu sigara firmalarının sömürü düzenini yıkmaya çalışan halk sağlığı savunucuları tütünün yol açtığı çevre felaketlerini gündemde tutmaya devam etmelidir.

1- Mackay, M Eriksen and O Shafey, The Tobacco Atlas (3nd ed, 2009) 48 2- FCTC AllienceAlternative Livelihoods and Environments: The Facts 3- Esson, K., and Leeder, S. (2004); Geist, H. J. (1999). 4- Schmitt N et al. Health risks in tobacco farm workers – a review of the literature. J Pub Health 2007; 15: 255-264 5- Geist HJ. Global assessment of deforestation related to tobacco farming. TobaccoControl, 1999, 8:18–28. 6- Otañez MG, Muggli ME, et al. Eliminating child labour in Malawi: a British American Tobacco corporate responsibility project to sidestep tobacco labour exploitation. Tobacco Control. 2006;15(3):224–30.

HAZİRAN 2011

25


BASIN AÇIKLAMASI

EFES PİLSEN’İN İSİM DEĞİŞİKLİĞİ KANUNU DOLANMAKTIR

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (TAPDK) alkollü içecek markalarının spor kulüplerine isim vermesini yasaklayan kararı sonrasında yeni isim arayışına giren Efes Pilsen Kulübü’nün, "Anadolu Efes" isminde karar kıldığı haberlere yansımıştır. 7 Ocak 2011 tarih ve 27808 sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 24. Maddesinin 2. Fıkrasının c-ç-g-h bentlerinde alkollü içeceklerin sportif faaliyetlerle anılamayacağına dair düzenlemeler içermektedir. Bilhassa 24/2-h hükmü ile vurgulanmak istenen husus, alkollü içkilerin hiçbir surette sportif faaliyetlerle aralarında bir bağ kurulmaması gerektiğine yöneliktir. Dünya Sağlık Örgütü çalışmalarında, Avrupa Bölge Ofisinin kampanyalarında ve düzenlemelerinde, gençlerin sağlığının korunmasına yönelik en önemli tedbirlerden birisi de alkollü içkilerin sportif faali-yetlerle arasında herhangi bir bağ kurulmamasına yönelik olmuştur. Sporun bir iletişim dili haline geldiği yüzyılımızda, bu dil içerisine alkolün girmesi ile gençliğin korunması tehlikeye düşmektedir. Ülkemizde de aynı kaygılarla hazırlanan yönetmeliğin 24/2-ç maddesinde, spor kulüpleri ve takımlarının isminde alkollü içki markalarını çağrıştıran isim, logo, amblem ve işaretler kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle Efes Pilsen Basketbol Kulübünün ismini Anadolu Efes olarak değiştirmesi, yönetmeliğin amacına ve genç neslin sağlığının korunması gayesine aykırı, hatta engelleyici niteliktedir. Esasen Kulübün markasındaki ‘Efes’ kelimesi artık tarihi bir yöremizden çok alkol markasını çağrıştır-maktadır. Hiç kimse bira alırken Pilsen kelimesini kullanmamakta, aksine ‘efes’ kelimesini kullanmak-tadır. Bira alırken söylenen söz, “bir Efes verir misin” şeklindedir. Dolayısıyla “Efes Pilsen” markasında öne çıkan da “Efes” olmuştur. Marka böylesine “Efes” ismiyle meşhur olmuşken, şu anda yapılan iş, açıkça “ kanunu dolanmaktır. Kanunu dolanmayı kanun himaye etmez. Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak bu konuda hassas davranılması gerektiğini defaatle hatırlatmış olma-mıza rağmen, kullanılacak olan yeni ismin alkollü içki markasını çağrıştıracak şekilde belirlenmiş olma-sını iyi niyetli bir tercih olarak kabul etmemiz mümkün görünmemektedir. Bu sebeple öncelikle ilgili spor kulübümüzü tekrar sağduyuya ve daha hassas davranmaya çağırıyor ve sivil bir toplum kuruluşu olarak mücadelemize her alanda devam edeceğimizi de ihtar ediyoruz. Yeşilay’ın kuruluş amacı olan alkolle mücadelede yol alınabilmesi, öncelikle kullanmayanların ve gençlerin bu tehlikeye karşı korunması ile mümkün olacağının bilincindeyiz. Bu sebeple bütün ilgilileri ve yetkili kuruluşları yapılacak olan bu büyük hataya karşı önlem alma konusunda uyarıyoruz. Kamuoyu ve ilgililere saygı ile duyurulur. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı 26

I http://www.yesilay.org.tr


19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

KUTLAMA MESAJI 19 Mayıs 1919 sadece Atatürk’ün Samsun’a çıkışının tarihi değil aynı zamanda ulusal bağımsızlık hareketinin de başlangıcıdır. Vatan topraklarımızda hür ve bağımsız yaşamak için binlerce şehit verdiğimiz milli mücadelemizin bu yıl 92. yıldönümünü kutluyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu karmaşanın yazgımız olmaması için “Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararlılığının kurtaracağı” inancı ile hareket eden kahraman insanların önderliğinde kurtuluş mücadelesinin meşalesi yakılmıştır. Samsun’dan başlayıp tüm ülkeye yayılan bu özgürlük mücadelesi genç şehitlerimiz sayesinde başarı ile neticelenmiş, bu cennet vatanı ve bağımsızlığımızı bize onlar miras bırakmışlardır. Bu değerli emaneti yaşatmak, sonsuza kadar korumak, gelecek nesillere en iyi şekilde aktarmak da yine gençlerimizin en başta gelen görevleri arasındadır. Bağımsızlığımızın gelecek nesillere en iyi şekilde aktarılabilmesi, Cemiyetimiz faaliyetlerinin toplum ve bilhassa gençler tarafından benimsenmesi ile gerçekleşecektir. Zira Türkiye Yeşilay Cemiyeti 91 yıldır her türlü bağımlılıkla mücadele ederek bireylerin ve toplumun özgürlüğü için çalışmaktadır. Bağımsızlık hususunda yapılacak faaliyetler bizlerin en önemli sorumluluğu olmakla birlikte bu ülke insanının bağımsızlığını armağan eden ecdadımıza karşı da yerine getirilmesi gereken vefa borcumuzdur. Bu sebeple bize bağımsızlığımızı armağan eden ecdadımıza yüz yıllık minnettarlık ve sonsuz bir hürmet ile bakıyor ve onlara karşı görevlerimizin bilincinde hareket ediyoruz. Bu görevimizi yerine getirirken dinine, diline, kültürüne bağlı, hür düşünceli, ülkesinden ve dünyadan haberdar, insanlığın geleceği ile yakından ilgili, sağlıklı gençler yetiştirmek sorumluluğumuzu da unutmuyoruz. Milli mücadele yıllarında düşman silahlarına, toplara, tüfeklere karşı gerçekleştirilen mücadelenin günümüzde seyrini değiştirmekte olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Günümüzde özgürlüğümüz, uyuşturucu maddelerle (sigara, alkol, uyuşturucu diğer maddeler) çalınmaktadır. Çağımızın en büyük tehlikesi olarak karşımızda bağımlılıkların bulunduğu bir vakıadır. Bireyleri bağımlı yaparak özgür iradesini kullanamayan bir nesil oluşturma ve herkesi köleleştirme arzuları ancak iyi yetiştirilmiş gençlerle önlenecektir. Atalarımızın mirası olan bağımsızlığımızın geleceğe aktarılması ancak bu şekilde gerçekleşecektir. Bağımsız geleceğimizin teminatı olan hür düşünceli gençlerimizin bu vesile ile “19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı”nı kutluyor, bağımlılıklardan uzak sağlıklı yıllar temenni ediyorum. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı HAZİRAN 2011

27


KÜLTÜR - SANAT

Bugün önemli bir yıldönümü. Sigarayı bırakalı dokuz yıl oldu. Demek ki tam kırk yıl içmişim bu zıkkımı. Sakın içenler alınmasınlar (Keyifleri bilir isterlerse alınsınlar) gerçekten zehir zıkkım. Kırk yıl yaz-kış, gece-gündüz, hasta-sağlıklı hep bu bağımlılıkla yaşadım. Mesleğimin en büyük düşmanı olmasına karşın, gene de okuma provalarında, genel provalara kadar elimden düşürmedim bu zehir çubuğunu. Üstelik keyifle, tutkuyla onsuz yaşayamayacağımı sanarak… Babam eve girer girmez gürledi: ‘’Bıraktım işte. Görelim bakalım, o mu bana hükmedecekmiş yoksa ben mi ona? Öyle alışılmamış bir kızgınlık vardı ki. Babam; bıyıklarını, başını, kuyruğunu mırıl mırıl bacaklarına sürten Gümüş’ün, geçen hafta hırsızlık yaptığını hatırladı birden. ‘’Hırsız sahtekar” diye tersledi. Sevilmeye alışkın Gümüş bu davranışa bir anlam veremeyip odun sobasının arkasına dolandı, babamı göz hapsine aldı. Annem neler olduğunu anlamıştı. Ama boy hedefi olmamak için anlamazdan geliyor, babamın dikkatini başka şeylere çekmeye çalışıyordu. Sofraya sığınmak belki de en iyi limandır diye düşünmüş olmalı ki, “İstersen sofraya oturalım Mazhar Bey” diye en tatlı sesiyle sofraya çağırdı babamı. Biz kaynamış çorbayı üflerken babam, “Gene buz gibi çorba” deyip tabağını tencereye boca etti. Atış sürüyordu. “Biraz da başka bir çorba denesen nasıl olur acaba? İçimizden tel şehriye ağacı çıkacak bir gün.” Oysa en çok terbiyeli şehriye çorbasını severdi babam. Kız kardeşimi “Kaşığı doğru tut”, beni “Höpürdetip durma, kahve mi içiyorsun çorba mı?” diye hafif tertip fırçaladıktan sonra sofraya inen sessizliği dağıtmak için sıralamaya başladı fabrikada olanları. “Tam merdivenin başındayım, elimi cebime attım baktım, çakmak ve sigara yok. Eyvah dedim hapı yuttuk. Nöbette bir ben bir de Ethem. O sigara içmez bilirsin. Baktım Hayri Usta geliyor ona seslendim “fazla sigaran var mı” diye. Yok dedi. Hay Allah dört saat bu, insan çıldırır alimallah. Saat geçmiş, yukarda olmam lazım. İndim merdivenlerden, bir yandan da söyleniyorum şu hale bak, rezil olduk diye. Postabaşına gidip fazla sigarası olup olmadığını sordum. Her zaman zulasında birkaç paket fazlası vardır biliyorum. Yok dedi it oğlu it. Üstelik saatini çıkarıp peltek peltek peltek tısladı. Üç dakika geçiyor, sen yukarıda olmalıydın. Çaresiz tırmandım tekrar. Merdiven başında son sigaramı yakmak üzere çıkarmıştım ki, içimden bir öfke kabardı. “Ulan sen mi bana hükmedeceksin yoksa ben mi sana” dedim, sigarayı ufalayıp, çakmağı da kaldırdığım gibi attım kazanın içine.” Bu öfke nöbetleri birkaç gün daha sürdü, sonra yavaş yavaş azalarak her şey eski normal haline döndü. Evde sigara içen yoktu. Yalnız annem, herkes yatıp el ayak çekildikten sonra balkona çıkar, bahar paketinden kırmızı uçlu ince, narin bir sigara çıkarıp yakardı. Ben balkonlu odada yattığım içim annemin bu keyif anını gizli gizli seyreder mutluluğuyla mutlu olurdum. Ortaokula başladığım yıl sınıfın en küçüğü bendim. Neredeyse bütün sınıf sigara içiyordu. Ders aralarında bahçedeki tuvaletin itiş kakış bir kalabalık oluşur, dumandan göz gözü 28

I http://www.yesilay.org.tr

görmezdi. Her gece büyüme düşleriyle uyuyup, büyüme düşleriyle uyanan benim için bundan daha uygun bir fırsat olamazdı. Artık büyüdüğümü, onlardan biri olduğumu ispat etmeliydim. Haftalıklarımdan biriktirdiğim parayla bir paket Birinci sigarası aldım ve ilk ders arasında ver yansın ettim dumanı. Bir kahkaha tufanı içinde az kalsın boğuluyordum. Sigarayla tanışıklığımız böyle başladı. Evde benden başka sigara içen olmadığı için paketi eve getiremiyordum. O yüzden okulun dağılmasını bekliyor, kimsenin beni gözlemediğinden emin olunca arka bahçe duvarındaki bir taşı yerinden çıkarıyor paketi saklayıp taşı yerine koyuyordum. Yaz tatili gelince işim kolaylaştı. Bütün gün dışarıda olduğum için sigara paketini değişik yerlere saklayabiliyordum. En çok istediğim, kalabalık yerlerde rahatça sigara içebilmekti. Ama ben ancak arka yollarda, top sahasının çimenliklerinde, plajın kazıkları arasında, Halkevi’nin sahne gerisinde içebiliyordum. Liseye başladığım yıl bu isteğim de gerçekleşti. Artık sigara paketi taşıyabiliyordum. Tabii eğer sigara alabilecek parayı bulabilirsem. Genellikle de bu parayı bulamıyordum. Allahtan Orhan yetişti yardımıma. Orhan sıra arkadaşımdı ve tabii o da benim gibi hızlı bir sigara tiryakisiydi. Babası jandarma albayıydı. Evlerinde emir erleri vardı. – O devirde her yüksek rütbeli subaya ev işlerinde yardımcı olmak üzere bir emir eri verilirdi. -Emir erine bedava verilen asker sigarasını üçümüz paylaşırdık. Sabah ilk derste karşılaşınca günlük payımı alıyor, son asker sigaramı, 71 numaralı Halas vapuru Büyükdere iskelesine yanaşırken söndürüyordum. Ağzımdaki sigara kokusunu gidermek için de maydonoz veya nane çiğniyordum. İlk flörtüme ilk havamı, cebimdeki Bafra paketiyle yapmıştım. Çünkü o yıllarda gerçek tiryakilerin sigarası Bafra idi. Sigara tiryakiliği de büyümek, yetişkin olmakla eş anlam taşıyordu. Liseyi bitirip Ankara’ya Tiyatro Okuluna gidince ilk kez aile kurallarının dışında olmanın şaşkınlığını yaşadım. Artık her istediğimi yapabilirdim. Karışanım görüşenim yoktu. Kurallar İstanbul’da kalmıştı.. Koridorda sigara içerken başmuavine yakalandım ve ilk cezamı aldım. “Oğlunuz okul kurallarını çiğneyerek koridorda sigara içerken görülmüş ve şimdilik bir ihtarla cezalandırılmıştır. Bilgilerinize sunulur.” Yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştum. İkinci ihtar cezası hemen onbeş gün sonra bu kez de piyano odasında sigara içerken geldi. Durumum kötüydü. Başmuavinin odasına çağrıldım. Bir kez daha kural dışı yerlerde sigara içerken görülürsem, bu kez uzaklaştırılma ile cezalandırılacağım müjdelendi! Üstelik bu müjde de evdekilere, toprak rengi bir resmi zarfla bildirildi. Okuldan uzaklaştırılmadım çünkü, sevgili sigaramı yine lavabo hollerinde içmeye başladım. O yıllar, Amerikalıların Türkiye’de yeni yeni fink atmaya başladığı yıllardı. Onların gelişiyle birlikte de Amerikan sigarası özentisi, her yanı bir çığ gibi kapladı. Artık ilgi çekmek için naylon gömleklerin cebinde bir “Camel” ya da “Luck Srike” boy göstermeliydi. Bir gün bu pahalı özentiyi denemek fırsatı bul


dum. Hiç de hoşlanmadım. Aşırı kokulu tütünü midemi bulandırdı. Alışmadık elde eldiven durmaz derler ya işte öyle… Evden gelen harçlıklarla ancak, günde bir paket Birinci sigarası alabiliyordum. Ama biz tiyatrocular gece geç saatlere kadar oturduğumuzdan gecenin bir yerinde sigara suyunu çekiyordu. O zaman hepimiz kıyıyı köşeyi dolanıp sigara izmarit “Gotik” arıyorduk. Her seferinde yere eğilmemek için baston boyunda bir sopanın ucuna toplu iğe oturtmuştuk. İğneyi izmarite saplıyor toplanan ganimeti paylaşıyorduk. Bu tertemiz ve sağlıklı yollarla! Can dostumuz sigaradan ayrı kalmama mutluluğuna ermiştik. Okulu bitirip sanatçı olmak onuruna erince, yasaklar cezalar ortadan kalktı. Artık rahatça istediğimiz yerde, istediğimiz kadar sigara içebilirdik. Sesi, hele hele nefes sistemini bozabileceğini hiç aklımıza getirmiyorduk. Tersine oynadığımız oyunda bile bir fırsatını bulur bulmaz bir sigara yakmak ne büyük bir keyif, hatta ne büyük bir rahatlıktı. “Dört Albayın Aşkı”nı oynarken Fransız Albayının dudak tiryakisi olduğunu duymak nasıl anlatılmaz bir zevk olmuştu benim için. Bütün oyun boyunca sigara içebilecektim. Provaları, tiryakisi olduğum sigarayla yaptım. Oyunun ilk gecesi, Fransız sefirinin gönderdiği “Gitane” sigarasını yakıp büyük bir fiyakayla sahneye girdim. O güne kadar hiç Gitane sigarası denememiştim. Konuşmak için ağzımı açtım fakat ne mümkün. Alışık olmadığım sigara dumanı felaket bir halde boğazıma kaçtı. Oyuncular ve seyirci benden söz bekliyor oysa ben yalnızca öksürüyordum. Öksürük krizinin ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum. Fakat seyirciye uzun ve sıkıcı geldiği kesindi. Aradan yıllar geçtikçe merdivenleri eskisi kadar çabuk çıkamadığımın, eskisi kadar uzun yüzemediğimin farkına varıyordum ama bahanem hazırdı. Olsun ne zararı var, bütün gün merdiven çıkıp, yüzmeyecektim ya! Sabahları uyanınca ağızlardaki koku, dildeki pas, öksürük, tıksırık, geçmek bilmeyen gıcık. Sahneye çıkmadan önce, sözde seyircinin duymayacağına inandığımız, karşılıklı kulislerden gelen, bitmek bilmeyen boğaz temizleme hazırlıkları. Bütün bunlar sürerken hepimizin bulduğu o ünlü bahane: “Eğer istersem hemen bırakırım. Ama zararını görmedim ki bırakayım. Tersine, yararını gördüm. Stresimi atmaya yardımcı oluyor. Bir kere geçenlerde bırakayım dedim, on günde tam sekiz kilo almışım. Tabii hemen yeniden başladım. Koku alma duyusunu köreltiyormuş. Sanki çok önemli. Ben de koklamayıveririm.” Dünya Sağlık Teşkilatına göre, yılda 160.000 kişi sigaradan ölüyormuş. Ne gam!.. Dünyaya kazık kakmağa gelmedik ya!.. Okulda tiyatro hocalığı yaparken, ders arasında teneffüse çıkmıyordum. Çocuklardan izin isteyip sınıfta içmeye başladım sevgili sigaramı. Benim keyfim yerindeydi ama nasıl kötü bir örnek olduğumu hiç fark etmiyordum ya da fark etmek işime gelmiyordu. Fakat çocuklarla konuşma temrinleri çalışırken bir şeyi fark ettim. Öğrenciyken 8-10 kere söyleyebildiğim temrinleri, ortasında nefes almadan iki kere bile söyleyemiyordum. Bu arada önemli bir oyunu oynarken, bir büyük ses kısıklığıyla burun buruna geldim. Ses kısıklığı gerilim yapıyor, gerilim içkiye, içki yakın dostu sigaraya teslim ediyordu beni. Sabahları kalkınca sesim ya hiç çıkmıyor ya da çıksa bile benim sesime benzemiyordu. Doktor, korkunç gerçeği açıkça söy-

ledi. “İki kez ses tellerinden kanama geçirmişsin. Ameliyat olman gerek. Ama sana şans tanıyacağım. 15 gün yüksek dozda ilaçla tedavi olacaksın. Tabii bu arada konuşmak, geç yatmak, içki ve…” İçim cız etti. Hastalığımı öğrendiğimden değil ve’nin arkasından sigara yasağı gelecek diye. “Ve…. Sigara içmeyeceksin.” Korktuğum başıma gelmişti işte. 15 gün hiç konuşmadan yazıyla ulaştım çevremdekilere. Uykusuz kalmadım, içki içmedim ama gizli gizli kendimi kandırıp birkaç sigara içtim. Şanslıymışım, iki hafta sonra ameliyata gerek kalmadan paçayı kurtardım. Ancak, doktor yine diretiyordu sigarayı bırakacaksın diye. “Bu mesleği seviyorsan, sürdürmek istiyorsan sigarayı bütün bütün bırakacaksın.” Ne çok seviyormuşum mesleğimi!… Yalvarıp yakardım, bin dereden su getirdim, sonunda otuz yıllık dostum Birinci sigarasını bırakıp, üç beş filtreli sigara içmeye razı edebildim hain doktoru!... Bir ay geçmedi aradan doktorların, hastalarının durumunu abarttıklar gerekçesine sığınarak üç beş filtreli sigarayı, onüç onbeş yaptım. Biraz daha geçince ateşe devam. Eski hamam, eski tas. Gene aksırıklar, gene gıcıklar, balgamlar. Sigarayla geçen “Kırkıncı Gümüş” yılıma yaklaşıyordum ki, bir gece sigarayı bırakmalıyım diye uyandım. Hangi korkunç düş sonunda, bilinçaltım böyle aptalca bir karara varmıştı bilmiyorum. Düşündüm taşındım düş filan hatırlayamadım. Bilinçaltım saçmalıyordu herhalde. Ertesi gün öğle üstü, üstelik herkesin içinde aynı çılgın bilinçaltı herzeleri döküldü ortaya. Hem de bu kez yüksek sesle dökülüyordu. “Ben bu sigarayı bırakmalıyım, bu pislikten kurtulmalıyım” diye. Artık engelleyemiyordum rezil bilinçaltımı. Sabah, öğle, ikindi… Hele geceleri… Sigarayı bırakma karabasanlarıyla fırlıyordum yataktan. Sonunda terk ettim sevgili vefakar dostumu. Durup dururken sigarasız yaşamaya mahkum ettim kendimi. Bugün kırk yıllık dostumdan ayrılışımın ondokuzuncu yıldönümü. Şaka bir yana çok mutluyum. Yeniden dünyaya gelmiş gibi hissediyorum kendimi…

HAZİRAN 2011

29


AH SARAYBOSNA BİR TEPEDEN BAKTIM SANA YALNIZ ÖLÜLER YAŞAR KORKUSUZCA UZAK UZAK YOLDAN GELDİM SENİNLE OLAYIM DİYE BU KIŞ AMA BU TEPEDE KISTIRILDIM VE BEYAZLAR İÇİNDE SEN ÖLÜMÜN RENGİ MAHPUSTUN AŞAĞILARDA DÜŞMANLARIN SİLAHLARINI DİKEN BİR TAÇ GİBİ DAYAMIŞLAR KAFANA AĞLADIĞINI DUYUNCA KUŞ OLUR AŞKIM UÇAR UÇAR GELİRİM SANA AMA HAİN BİR KURŞUN VURUP DÜŞÜRÜR O SENİN SIK SIK ÖLDÜĞÜN ÖLÜMLERDEN BİR ÖLÜMLE ÖLÜR BEYNİMDEN SENİN İÇİN YAPTIĞIM SAVAŞLARI DÜŞÜNÜYORUM SENİNLE ÇIKTIĞIM YÜRÜYÜŞLERİ KONUŞMALARIMIZI DÜŞÜNÜYORUM AMA GERÇEK ÇOK FARKLI ELİM KOLUM BAĞLI YARDIMINA GELEMİYORUM SANA DOĞRU BİR ADIM ATMAK İSTİYORUM ATAMIYORUM SARAYBOSNA AH SENİ GÖRÜYORUM BU TEPEDEN ÖLÜYORSUN AŞAĞIDAKİ, VADİDE ÇOK ÇOK SEYRETTİM ÖLDÜĞÜNÜ TELEVİZYONU AÇIP KAPATTIĞIMDAN DAHA ÇOK BU TEPEDEKİ SİLAHLILAR SİLAHLARINA UZANDILAR SENİ DAHA YAKINDAN GÖRMEK İSTEDİM ONLARIN ELLERİ TETİKTE DİKKATLE BAKTIM ACABA SENDE BİR NEFES CAN VAR MI DİYE ONLAR CANLARA KASTETTİLER AŞAĞIDAKİ SOKAKLARDA KATLETTİLER KORKUTULDUM DIŞARDA BÜTÜN ÖLEN KADINLARCA

30

I http://www.yesilay.org.tr

RAHİMLERİNDE LİME LİME ÇOCUKLAR VE ÇOCUKLARIN YARISI HASTAHANEDE ÖLÜR YARISI SOKAKLARDA VE ERKEKLER PARÇA PARÇA ÖLÜR KADINLARININ ÖLÜMÜYLE ÖLÜR ÇOCUKLARININ ÖLÜMÜYLE ÖLÜR ÖLÜRLER VE YİNE ÖLÜRLER GÜNEŞ DOĞUNCA ÖLÜRLER GÜNEŞ BATINCA ÖLÜRLER SARAYBOSNA AH SANA KARŞI MAHÇUBUM SENİ KORUDUĞUNU İDDİA EDENLER SON ON KM’Yİ GİTMEME MÜSAADE ETMİYOR ÇEVREM DÜŞMANLARINLA DOLU DÜŞMANLARIN ÖZGÜR SANA ÖLÜM YAĞDIRMADA UTANÇ GÖZYAŞLARI GÖZLERİMDEN AKAN SANA O KADAR YAKINIM Kİ ACİZİM KORUYAMIYORUM SENİ BİR MELEK GİBİ TASAVVUR EDİYORUM KENDİMİ UFUKTAN UFUĞA AÇMIŞ KANATLARINI KORUMAK İÇİN SENİ KUCAĞIMDA CANSIZ BEDENİNİ SALLIYORUM BEDENİNDEN GERİYE KALANI BİR ZAMANLARKİ ÇOCUKLUĞUNU SALLIYORUM KADIN OLAN BİR KIZI SALLIYORUM BÜYÜMÜŞ BİR ERKEK ÇOCUĞU SALLIYORUM KUCAĞIMDA SANA GETİRDİĞİM YİYECEKLERE BAKIYORUM İŞE YARAMAZ BİR SÜRÜ ÇİKOLATA BİR DOSTA BİR KAVONOZ BAL ÖLÜM ÖLÜMLERE ULANMAKTA VE BESLENMEDE KARNINI YAPRAKLARLA DOYURUYORSUN VE DOĞRADIĞIN AĞAÇLAR ISITIYOR SENİ SARAYBOSNA DÜŞMANLARINLA ÇEVRİLMİŞ BU TEPEDEN DUYUYORUM HIÇKIRIKLARINI DALGA DALGA KUŞATIYOR BENİ NEREDEYSE BOĞACAK GİBİ AMA BURDA ÖLMEK O KADAR KOLAY DEĞİL


SARAYBOSNA SEN BATININ KUDÜSÜSÜN ŞUNU ANLATACAĞIZ ÇOCUKLARIMIZ BÜYÜDÜĞÜNDE AYNI ELLERİN AYNI BIÇAĞI KULLANMASINA BIÇAĞIN BİR KEZ DAHA KALBİNE GÖMÜLMESİNE MÜSAADE ETTİĞİMİZİ İNCİTMEMEK İÇİN KENDİMİZİ SAVAŞMAK ZORUNDA KALMAMAK İÇİN UYKU NUMARASINA YATTIĞIMIZI ANLATACAĞIZ SARAYBOSNA EY SEN BAŞIMIZDAN ÇALINAN OSMANLI SARIĞINDAKİ SON MÜCEVHERSİN ÇOCUKLARIMIZ BÜYÜYÜNCE ŞUNU SÖYLEYECEĞİZ BİR ALBÜMDE FOTOĞRAFINI SAKLADIĞIMIZI AMA HIRSIZIN MÜCEVHERLERİ ÇALMASINA GÖZ YUMDUĞUMUZU SARAYBOSNA KERBELADAKİ HÜSEYİN GİBİSİN HER GÜN ÇOCUKLARINI TAŞIRSIN SU KENARLARINA YALVARIR YAKARIR SU İSTERSİN DÖNERSİN HERGÜN PARAMPARÇA CESETLERİYLE ÇOCUKLARININ ÇOCUKLARININ TEK İÇTİKLERİ KENDİ KANLARIDIR KARLI BİR TEPEDEN GÖRDÜM SENİ SENİ TUTTUM SENİ HİSSETTİM SOĞUKTUN YARALARINA RAĞMEN HAYATTASIN ÖLÜMÜNE MÜSAADE ETMİYECEĞİM DALLARI KIRIK BİR AĞAÇSIN KAR ÜSTÜNDE KORKUSUZCA AYAKTASIN HAVAYA UÇURULMUŞ CAMİİNİN SON DUVARISIN YIKILMAYI REDDEDEN YANMIŞ HASTAHANESİN YANACAK YANIN KALMAMIŞ ARTIK SENİN DİRENCİN OLMASAYDI GÜNEŞ DOĞMAZDI BAŞKA BİR GÜNÜ YAŞAMAK ZORUNDA KALMAZDIN SEVGİLİ SARAYBOSNA SEN HEPİMİZE İYİ BİR DERS VERDİN ZAYIF OLANLARINIZ ARANIZDA GÜÇLÜ OLANLARIN

EN GÜÇLÜ OLANIDIR BİZ KUVVETİN KAPANINDAYIZ SENİN ÖLÜN MİLYARLIK SAVUNMA BÜTÇELERİMİZDEN DAHA TESİRLİ MİLYONLUK ORDULARIMIZDAN AŞAĞILARDA ÖLEN BİR ÇOCUĞU BİLE KURTARAMIYORUZ UMUTSUZLUĞA KAPILMA SARAYBOSNA TÜM YAPILARIN EN GÜÇSÜZÜ ÖRÜMCEK AĞI YETERLİYDİ KORUMAK İÇİN PEYGAMBERİ MAĞARADA GÖNLÜNÜ RAHAT TUT SARAYBOSNA BİLİYORUM KARŞILAŞTIĞIN TÜM ZULÜMLERİ HERGÜN BASİT SEÇİMLERİ ACILAR İÇİNDE YAPMAK ZORUNDASIN GÜNLÜK SON LOKMANI YEMEK YA DA SAKLAMAK GİBİ SOĞUKTAN ÖLMEYİ GÖZE ALMAK YA DA BİRKAÇ ODUN PARÇASI İÇİN ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK BİRAZ ISINMAK İÇİN EN SEVDİĞİN HALIYI YAKMA YA DA EN SEVDİĞİN KİTABI BARDAĞINDAKİ SUYUN SON DAMLASINI VERMEK GİBİ DÜN KALLEŞ BİR KURŞUNUN VURDUĞU ÇOCUĞA YA DA BUGÜNKÜ SALDIRILARDA ÖLEN BİRİSİNE SON ANESTETİĞİ AYAĞI KESİLEN KIZINA VERMEK GİBİ YA DA BAĞRI DARMADAĞIN EDİLEN OĞLUNA SEN ÇOĞU KEZ BU SEÇİMLERİ YAPTIN TÜM BU SEÇİMLERİ YAPARAK ÖLÜM YERİNE HAYATI SEÇEREK BU TEPELERDE OTURUP SON SALDIRIYI BEKLEYEN AKBABALARI YENDİN NEFRET HAÇI TAŞIYANLAR İÇİN GÜNLÜK SEÇİM YAPMAK BASİT BİR İŞTİR BUGÜN HASTAHANEYE BOMBA YAĞDIRACAK MISIN DÜN YAPTIĞIN GİBİ YA DA BUGÜN HEPİNİZ AYNI KADININ MI IRZINA GEÇECEKSİNİZ BİR KOVA SU TAŞIYAN İHTİYAR ADAMI VURUR MUSUN

HAZİRAN 2011

31


YA DA TOPU CADDEYE KAÇAN ÇOCUĞUN BEYNİNİ DAĞITIR MISIN YOKSA YALNIZ BACAKLARINI MI KOMŞUNA İŞKENCE ETMEDEN KİLİSEYE GİDER MİSİN GÖZLERİNİ OYDUKTAN SONRA MI YOKSA HAYALARINI KESTİKTEN SONRA MI GİDERSİN DAĞILMIŞ BEYNİNDEN AKAN KENDİ KANLARINI İÇMEYE ZORLAR MISIN ANCAK BELKİ MÜSLÜMAN ÜLKELERİN LİDERLERİ YAPILACAK SEÇİMLERİN EN KOLAYINI YAPARLAR DE Kİ VAZİYET KÖTÜ BİR ŞEY YAPMA YA DA DURUMUNUN ÇOK KÖTÜ OLDUĞUNU SÖYLE BİR ŞEY YAPMA İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDEN DOLAYI BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİ SUÇLA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNİ YA DA HER İKİSİNİ MİLYARLIK SİLAH SİPARİŞLERİNİ VERMEYE KARAR VERMEK GİBİ FRANSA’YA YA DA İNGİLTERE’YE NE ZAMAN BULUŞULACAĞINA KARAR VERMEK ONLARIN NE YAPMAYA NİYETLİ OLDUKLARINA KARAR VERMEK GİBİ ONLARIN KARAR VERMEDE GECİKMELERİNİ UMARAK SARAYBOSNA’NIN YERİNDE YELLER ESİNCE ONLAR KARAR VERMEK ZORUNDA KALMAYACAKLAR DÜNYA CNN MUHABİRLERİNİ DİNLER BİR MİLYAR MÜSLÜMANIN FERYADINI DEĞİL BİR MİLYAR MÜSLÜMANIN LİDERLERİ ACILARINI DİNLER SESLERİNİ YÜKSELTEMEZLER CNN MUHABİRLERİ KADAR BİLE BATILI LİDERLER CİDDİ VE İLGİ GÖSTERİR GİBİ DURURLAR VE YENİ BİR DÜNYA DÜZENİNİ ANLATIRLAR SARAYBOSNA EY HANGİ YENİ DÜNYA DÜZENİ SANA HUZUR GETİRECEK YENİ DÜNYA DÜZENLERİ GERÇEKLEŞMEDEN SEN YIKILMASI GEREKEN BİR DÜZENİN TEMSİLCİSİSİN AVRUPAYA AİT OLMAK İSTEYENLERİMİZ NEREDEN ÇIKARTIYORLAR AVRUPANIN BİZE AİT OLMAK İSTEDİĞİNİ AH SARAYBOSNA BİZİ DE AVRUPA SENİN GİBİ BAĞRINA BASACAK DİKKAT SARAYBOSNA DİKKAT

32

I http://www.yesilay.org.tr

YENİ DÜNYA LİDERLERİNİN TEBESSÜMLERİNE DİKKAT TEBESSÜMLERİ ÜSTÜNE YAĞAN GÜLLELERDEN DAHA ÖLÜMCÜL ONLARIN BARIŞ PLANLARININ TRUVA ATINI İÇERİ ALMA SANA TOPLAMA KAMPLARINDA VE SİLAHLARIYLA YAPAMADIKLARINI BARIŞ MASASINDA YAPACAKLAR SENDEN ÖBÜR YANAĞINI ÇEVİRMENİ İSTİYORLAR AMA SENİN YÜZÜN PARÇA PARÇA SENDEN DOSTLUK ELİNİ UZATMANI BEKLİYORLAR AMA ELLERİNİ KESTİLER SENİN SANA AYAKLARININ ÜSTÜNDE KALMANA YARDIMCI OLMAYA SÖZ VERİYORLAR AMA ÖNCE ONLAR AYAKLARINI KESTİLER SENİN HEPİMİZ TERCİHİMİZİ YAPTIK SARAYBOSNA SEN ÖZGÜRLÜĞÜN HAYATINI SEÇTİN TERCİHİNLE KAL DİĞERLERİ ÖLÜMLE ARKADAŞLIĞI SEÇTİLER BİLMEMEK BİR ÖLÜM ARKADAŞIN NE DENLİ DEĞİŞKEN ÖLDÜĞÜNÜ BAZILARI KÖLELİK ALTINDA YAŞAMAYI TERCİH EDERLER UMUDUN ÇİÇEĞİNİ TAŞIRIM İÇİMDE RÜZGARDAN KARDAN YAĞMURDAN KORUDUM ONU GÖZLERİNİ AÇARSAN BU TEPEDE BU GECE KARANLIKTA PARLAYAN BİR YILDIZ GÖREBİLİRSİN ÇOK KAYBETTİN SARAYBOSNA AMA DÜŞMANLARININ KAYBI TAHMİNLERİNİN ÖTESİNDE SEVDİKLERİNİ YİTİRDİN ONLAR AŞKI YİTİRDİ SEN DIŞ GÜZELLİĞİ YİTİRDİN ONLAR AŞKI YİTİRDİ ONLAR HERŞEYE SAHİP OLADULAR AMA SENİN RUHUNA SAHİP OLAMADILAR ÇEVRENE BAK SARAYBOSNA PARLAYAN YALNIZ BİR YILDIZ GÖRMEYECEKSİN YILDIZLARIN AYDINLIĞI SANA ULAŞMAYA BAŞLADIĞINDA DAHA KİMSE İSMİNİ BİLE ÖĞRENMEDEN ALLAH KORUYUCUNDUR SARAYBOSNA İSİMLERİN KORUYUCUSU O İSMİNİ SONSUZLUĞA YAZDI GÖKYÜZÜNDE


HAZİRAN 2011

33


KÜLTÜR - SANAT

Müzik hayatı, altı yaşında konservatuara girmesiyle başladı. Klasik müzik eğitimi almasına rağmen Caz müziğe yöneldi. Dünya devleri ile ortak çalışmalara imza attı. Sanatında ve hayatında hiç popülist davranmadı. Erken başlayan müzik hayatına 14 albüm sığdırdı. Kalıcı olmanın yaşayan örneği Kerem Görsev’le son albümü Therapy’i konuştuk… Söyleşimizin sonunda Kerem Görsev’i piyanosunun başına geçirmeyi ve kimselerin duymadığı son bestesi “Emirgan”ı canlı olarak dinlemeyi de başardık.

röportaj: Adalet Canlı Akbaş

Son albümünüz “Therapy”i dinlemeye başladığımda hissettiğim şey bir masalın içerisinde olduğum hissi idi. Siz de bu albümü aynı hislerle mi oluşturdunuz? Ben de müzik dinlerken masal alabileceğim müzikler dinliyorum. Klasik müzikle doğdum ve büyüdüm. Dünyanın en büyük orkestralarını, caz orkestralarını, Robert Farnon olsun, Claus Ogerman olsun, Nelson Riddle, Johnny Mandel olsun hep bunları dinledim. Büyük orkestralar bana masal anlattılar. Benim dünyadaki modelim Bill Evans’tır, 1980’in 16 Eylül’ünde öldü. Dünyada en çok sevdiğim piyanist. O bana çok hikâyeler anlattı. Ben de onun hikâyelerini dinleyerek kendime bir hikâye yaratmaya çalıştım. Müzik budur yani. Müzik insanlarla kavga etmemeli. Yani dinlenebilir, takip edilebilir bir şey olmalı. Albümünüz Londra’daki meşhur Abbey Road stüdyolarında ve Londra Filarmoni Orkestrası ile kaydettiniz. Böyle büyük bir proje nasıl ortaya çıktı? Evet büyük bir prodüksiyon. Dünyada Beatles’ın var ettiği 1962 yılında dünyanın en tanınmış ve en değerli stüdyosudur orası. Ve içinde Ernie Watts ve Alan Broadbend diye iki tane dünya starı var. Bizim de arkadaşlarımız zaten. Buradaki en büyük değerlerden biri de Londra Filarmoni Orkestrası ve bir de benim kendi müziklerim var canım burada (gülüyoruz), kendi bestelerimizi çaldık.

34

I http://www.yesilay.org.tr


Böylesine büyük bir orkestra ile yapılmış ikinci albümünüz yanılmıyorsam? 1999’da St. Petersburg Filarmoni Orkestrası ile Rusya’da da yaptım. Projelerimde hep böyle zor şeyleri seviyorum. Bir şeyi yapmış olmak için yapmayı istemiyorum. Şimdi kafamda 2014 yılında yapmak istediğim bir proje var, bir dünya projesi. Ama ondan önce, gelecek sene New York’a gidip yeni bir kayıt daha yapacağım.

sigara içmeyiz. Sevmem ben sigara kokusunu, evimde de içirtmiyorum. İçmek isteyen varsa çıksın dışarıda içsin. O koku rahatsız ediyor beni. Ha içmedim mi çok içtim, ama 1994 yılında bıraktım sigarayı. İçki de kullanmıyoruz. Çok içki içmek de insanın dengesini bozuyor, kişiliğini bozuyor, tembel yapıyor, yarına işini bıraktırıyor. Benim dinamik bir yaşantım var. Ben altı buçuk yedide kalkıyorum her sabah, müzik çalışıyorum.

Müzik hayatınız altı yaşında başladı… Evet altı yaşında konservatuara başladım.

Az ve öz isimle çalışıyorsunuz. Peki, sizinle çalışmak isteyen pek çok genç müzisyen için haksız bir durum değil mi bu? Onlarla da çalıyorum, bazen Amerika’dan arkadaşlar geliyor. Birlikte çalışıyoruz. Şimdiii, siz ayakkabı almaya gidiyorsunuz. Bir ayakkabıyı çok beğendiniz, ayağınıza giydiniz ama ayağınızı çok sıkıyor onu almazsınız, bir başka mağazaya gider, daha az beğenseniz de ayağınızın daha çok rahat ettiği ayakkabıyı tercih edersiniz. Ben bunu sevdim, bununla rahat ediyorum dersiniz. Bu da öyle bir şey. Bizim kimyamız iyi tutuyor. Ben Kağanla 6 yıldır birlikte çalıyorum. Ondan önce başka bir arkadaş vardı, ama o kendi bir şeyler yapmak istedi. Ben gitmek isteyeni tutmam. Ama gidenlerin çoğu olmuyor. Buranın sihri ayrı. Allah bize bunu nasip etti, mutlu olduğum insanlarla çalışıyorum.

Ve aileniz sizi hep klasik müziğe yönlendirmiş. Benim babam entelektüel biriydi. Yazar, çizer ve iyi bir müzik dinleyicisiydi. Kundaktan beri ben Rachmaninoff, Beethoven, Tchaikovsky, Chopin, bunları dinledim. Bizim evde bunlar dinleniyordu. Evimizde babama ait beş bin – altı bin adet plak, kaset, CD vardı. 2006 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ne bağışladı. Bütün koleksiyonu orada şimdi. Gündoğan Görsev Kütüphanesi dünyada çok az karşılaşılabilecek bu arşivi öğrencilere açtı. Babam arşivini bana vermeyi düşünüyordu, ben bunun toplum ile paylaşılmasını istedim. Çünkü Türkiye’deki en büyük eksikliğin eğitim olduğunu düşünüyorum. Altı bin adetlik plak bende bir odada dursa, sadece ben dinleyeceğim bir de evime gelen üç beş misafir. Ama orada binlerce insan o nitelikli müzikleri dinleyip hikâyeler kuracaklar. Türkiye’nin gelişmesi için oluşturulacak fikirlerde de temel oluşturacak. Kerem bey klasik müzik eğitimi aldınız ama caz müzisyenisiniz. İkisi birbirine yakın müzikler mi? Birisi kuzey birisi güney. Benim ağabeyim de akademide okuyordu, ressam, heykeltıraş, entelektüel takılan arkadaşları vardı. 1950’lerde böyle insanların sayısı azdı. Caz dinliyorlardı ve ben o kimselerden etkileniyordum. Sonra bu dinlenen müzik benim de elime geçti. Plak yoktu, kasete çekiyorlardı o müzikleri. Onlardan dinleye dinleye çok etkilendim ve ilk görüşte aşk derler ya, bu müziğe âşık oldum ben de. Sonra rotamızı bu işlere çevirdik. Daha mutluyum böyle. İyi ki böyle yapmışım. İnsan hayatında mutlu olacağı işi yapmalı. Altı bin adetten oluşan çok özel bir arşivi toplumla paylaşma sorumluluğunu çalışma hayatınıza da taşıdığınızı görüyoruz. Therapy albümünüzde birlikte çalıştığınız Ferit Odman (davul) ve Kağan Yıldız (kontrbas) gibi genç isimlerle çalışarak bir okul vazifesi de üstlenmiş oluyorsunuz… Okul demeyelim. Pek çok kimse bizimle çalışmak istiyor elbette. Ama benim çok ağır kıstaslarım vardır çalışma hayatında. Ailemden gelen prensiplerim ve olmazsa olmazlarım var. Ferit ve Kağan benden yirmişer yaş küçükler. Ama ikisi de yüksek eğitimli, master yapmış, konservatuar mezunu, Amerika’da eğitimlerine devam etmiş virtüöz müzisyenler. Her şeyi bir kenara koyalım, hepsi temiz kalpli insanlar. Akıllarından husumet ve kötü niyet geçmeyen dikkatli kimseler. Ortak pek çok yanımız var. Mesela hiçbirimiz

Çevrenize topladığınız belli isimler var yani… Ee bizim de bir tarikatımız var. Caz tarikatı. Yani böyle çok darda kaldığımızda bir telefonla on – on beş müzisyeni yanımıza getirtebiliriz. Hepsi de dürüst ve namuslu adamlardır bunlar. Kalbi temiz olduğu zaman müziği çalarsın. Gerisi palavra. 1967’de müziğe başlıyorsunuz… Evet. Fakat 1990lı yıllarda beste yapıyorsunuz, daha sonra da albümler seri bir şekilde geliyor. Uzun bir bekleyişten sonra hemen her yıl albüm çıkarmanız müzik hayatınızın hasat zamanı olarak değerlendirilebilir mi? Bakın ben hayatımda hiçbir şeyi yapmış olmak için yapmadım bugüne kadar. Bir ses onu yap diyor. Doğum gibi düşünün bunu, dokuz ay on gün hazırlanır ve doğum olur sonra. Bu şey de böyle, tekme atıyor içinde, “ben doğmak istiyorum” diyor, “stüdyoya gir, kaydet beni, insanlara paylaştır” diyor. O süreyi de müzikal olgunluğuma hazır olmak için bekledim ben. İlk albümümü 1994 yılında çıkardım: Hand & Lips. Doğru dürüst bir şey yapmalı ve ondan sonraki inşaatın altının da üstünün de doğru gitmesi sağlanmalı diye düşünüyorum. Yaptıktan sonra “Ah! Şunu şöyle yapmasaydım.” diyemezsiniz, o durumda “Hadi şu cd’leri piyasadan toplayım, yok edeyim” diyemezsiniz. Adımları çok dikkatli atmak gerek. Şöhret olmak isteseydim çok daha önce olurdum. Ülkemizde şöhret olmak çok da zor bir şey değil! Eeee görmüyor musun binlerce insanın gidip katıldığı televizyon programlarını? Ben utanırım, oralara katılamam.

HAZİRAN 2011

35


Pek çok programa çağırıyorlar, bir evlilik ya da yarışma programına gideyim de ne yapayım? Ortak bir şeyler anlatmam lazım. Ben müzisyenim, benim işim bu, konumu anlatırım. Sporcu yanım var biraz, onu anlatırım. Fenerbahçeliyim onu anlatırım. (tebessüm ediyor) Şampiyonluğunuz kutlu olsun diyelim o halde. Dün Cüneyt Özdemir’in canlı yayınındaydım Fenerbahçe formamla. Görmediniz mi? (gülüyoruz) Bu müzikal olgunluk albümlerinizin seyrine de yansıyor… E tabii. İyi gidiyor. Dünyada ses getirdi. Dünyanın en büyük festivallerinden davetler aldık, gideceğiz. Yurtdışı konserlerimiz var. Dünyanın bütün mega star cazcılarının olduğu yerlerde biz de sahne alacağız. Bunlar beni mutlu ediyor. Bu albümlerin yapılışının iki sebebi var; biri kızım Nisan’a iyi bir soyadı bırakmak, diğeri ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yurt dışında en iyi şekilde temsil etmek. Benim iki tane derdim var, yoksa albüm yapmak bir şey değil. Allah’a şükür hiçbir zaman utanmadık gittiğimiz yerlerde, çünkü inancımızla yapıyoruz bu işleri. Blues ve caz birbirini besleyen müzikler midir? Caz, Blues’dan doğmuştur. Bakın, kısaca özetlemem gere-

kirse, New Orleans bölgesine, pamuk tarlalarına, Afrika’dan köle toplanıyor 1800lü yıllarda. 1870lerde ise Blues çıkıyor. Köleler tarlalarda, pamuklarını toplarlarken ağıtlar söylüyorlar, nasıl bizim Anadolu’daki âşıklar uzun hava söylüyorlar, Blues da onun bir başka türü. Hepsi hayatı anlatıyor, sıkıntıyı anlatıyor, mahvolduk diyor, kurtar Allah’ım diyor. Bizim için Aşık Veysel, Neşet Ertaş, Dede Efendi neyse, Blues da öyle. Benzer şeyler… Hayat hep benzerdir. İnsan Çinli de olsa, Kızıl derili de olsa, Afrikalı da olsa, Japon da olsa iki göz, burun, diş, dudak, el, ayak… Allah öyle yaratmış herkesi. Bu da oradan çıkan bir müzik. 1870lerde ilk Blues başlıyor fakat Avrupalı klasik müzik bestecileri bu müzik tarzını formel bir hale sokuyorlar. Yani işliyorlar. Sonra da devreye caz orkestraları giriyor ve caz müzik böyle doğuyor. Caz müziğin Afrikalı kölelerin ağıtlarından doğup günümüzde elitlerin müziği olması ironik değil mi sizce? Ben karşıyım bu fikre. Hep caz, elit müziği mi diye sorulu-

36

I http://www.yesilay.org.tr

yor? Değil! Caz dinlenmesi zor bir müziktir esasında. Eğitim alınması gerekir, ama eğitim başka elitlik başkadır. Peki insan yaptığı müziğin kültürünü de yaşamalı mı sizce? Benim böyle bir derdim yok. Ben o müziklerden etkilendim, o müziklerin ritim yapılarından, armoni sisteminden etkilendim, klasik müzik kökenimden etkilendim; ama ben kendi melodilerimi onların üzerine inşa ederek dünyada bir sihir bulmaya çalışıyorum. Amerikan kültürünü severim, çünkü dünyaya köklü ve güzel bir müzik katmışlar. Fakat o kültürden bana ne, alakam yok. Her gün eski caz müzikleri, belgesellerini vs seyrediyorum hayatım öyle geçiyor. Ama onları taklit etmiyorum. Beni kadın erkek ilişkileri, çocuğumla olan ilişkim, dünyanın ve ülkemin soysal ekonomik hali etkiliyor ve bu etkileşimler neticesinde bir müzik çıkıyor ortaya. Mesela en son bestem benim “Emirgan”. Şu Çınarlı Kahve var ya, orada yazdım. Ben her gün giderim oraya. Burada, Emirgan’da oturuyorum, ama Emirganlı değilim. Burada oturan 150 senelik aileler var. Osmanlı’dan kalma. Mesela şu yandaki ev 180 senelik bir aile. Büyük dedesinin mezarı yukarda. Emirgan’da böyle şeylere şahitlik ediyorsunuz, yoğun duygular hissediyorsunuz. Kendi kültürümü taşıyorum müziğime.

Önceki albümlerinizde şarkılarınıza isim olarak seçtiğiniz “Portakal Suyu”, “Sakızlı Muhallebi”, “Tramisu”’ya, yeni albümünüzde “Pazar”, “Mimaroğlu’na Mektup” isimleri eklenmiş. Bu tercihler caz müziğin yaşamdan kopuk olduğu algısını önlemek için mi seçildi? Elbette.“Orange Juice” albümümü, rahmetli Kenan Onuk’a ithafen yaptım mesela. Kenan Onuk biliyorsunuz, NTV’de “90 Dakika” programını sunuyordu. Çok nitelikli biriydi ve benim iyi bir arkadaşımdı. Kanserdi, çok zorluklar çekti. Öldü gitti çocuk. “Pazar” parçası da onunla yaptığımız Pazar sohbetleri üzerine yapıldı. “Portakal Suyu”nu, bir gün böyle taze sıkılmış portakal suyu içerken müthiş keyif aldım ve besteledim. Müzik uzun yaşanmışlıkların hikâyesidir. Her parçamın bir hikâyesi ve bir de gizli kahramanı var. Hatta bu albümde köpeğiniz Bebop bile bir parçanın ismi olmuş. Flashback. Son kapanış parçası. Evet onun için yazdığım üç parça daha var. 1995’te Bebop’ı 2 aylıkken almıştık. 29 Temmuz 2009’da da öldü. Bütün yatağıyla, tasmasıyla, yemek


taslarıyla, battaniyesiyle falan bahçeye gömdük. Üstüne begonvil ağaçları falan koydurdum. Mezar taşı da var böyle. Sizin için Bebop çok önemli… Benim için hayatta herkes çok önemli. Bakın ben altı buçuk sene Tv 8’de program yaptım. Son altı ay öncesine kadar TRT Müzik kanalında caz programım vardı. Anadolu’dan, oradan buradan pek çok insana, üniversite gençliğine ulaştık. Nitelikli müziği, sadece caz olmasına gerek yok, klasik müzik, Türk Pop müziği de olur, bir Bülent Ortaçgil, Mazhar-FuatÖzkan olabilir, popta da nitelikli müzikler var. Ama hokkabazlar da var. Ses zehirlenmesi onlar, onları dinlemeyelim. Neyse… Nitelikli müziği gençlere ulaştırabilirsem, gençler de anne baba olduklarında bu müziği çocuklarına dinletecekler. Nitelikli müzikler dinleyen insan, nitelikli kitaplar okumaya başlar, araştırır, vs. Bunların hepsi birbirine bağlı şeyler. Nitelikli müzikler dinlemeye başladığında bir zırh mekanizman oluyor ve o kötü müzikleri duymuyorsun. Siz nitelikli müzikler yapıyor ve bunu sunuyorsunuz. Bunun halkta yeterli karşılığı bulacağına inanıyor musunuz? Zira caz müzik pek de tanınan bir müzik değil bizim toplumumuzda. Evet değil, hiç değil. Ama ben hak ettiği ilgiyi göreceğini ve daha da iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Ekip arkadaşlarım çok kaliteli, akustik müzik yapıyoruz, elektronik alet kullanmıyoruz. İpek halının üzerine döşenmiş gibi müziğimiz. Dinleyen kimseyi rahatsız etmez, büyüler… Elektronik müzikten hoşlanmıyorum. Onun fişini çekerseniz ne olacak! Kim çalacak onu! Suni olanı sevmiyorum ve kalıcı olanı yapmak hoşuma gidiyor. Ama benim fişimi çekemezsiniz, akustik müzik teknoloji karşısında asla yok olmaz. Bir de yaptığınız işte samimi olacaksınız, insanlar da onda bir sihir bulacak. Verdiğiniz demeçlerde beni büyüleyen bir cümle var. “Gece mekânlarında çalmak istemiyorum, orada insanların bir şeyler yemesi, içki içmesi müziğime saygısızlık olarak geliyor” diyorsunuz. Aynen öyle, bıraktım ben bu işleri. Web sayfama bakarsanız konser programımı görebilirsiniz. Kültür sanat merkezleri, konser salonları, halka açık yerler. Mesela, 5 Haziran’da Kanyon’da çalacağım. Bedava halk konseri vereceğim. Belediyelerin organizasyonlarında yer alıyorum. Hiç caz dinlemeyen insanlara çalıyoruz. Üç - beş liraya biletlerimiz satışa sunuluyor. Halkın gelebileceği konserler düzenliyoruz. Çünkü ben, 25 küsur sene gece kulüplerinde, caz kulüplerinde, barlarda çaldım. Fakat şimdi müzikal çizgimiz değişti. Ben çaldığım her notaya emek ve ruh vererek, sevgiyle şefkatle basıyorum, bestemi çalıyorum. Öteki taraftan karşında birileri kız arkadaşıyla veya erkek arkadaşıyla geliyor dilediği ünüzde yemek yiyor, içki içiyor, garson önünden geçiyor, ben ise orada bir emek veriyorum... Benim hayatta aldığım bazı radikal kararlar vardır, üç sene evvel de gece mekânlarında çalmayacağıma dair bir karar aldım ve bütün maddi zararlarına rağmen içkili kulüpleri bıraktım.

Hayata ve müziğe hak ettiği şahsiyeti geri veren bir tutumunuz var… Ne yaşıyorsak o yansıyor. Tabi istiyorum ki bu müzik tarzını on binler, yüz binler dinlesin. Naif bir müzik, ince bir müzik… Özel bir çaba harcamıyorum, benim yapım neyse içimden çıkan odur. Bulunduğum ortama göre renk değiştirmiyorum. Gece hayatında da aynı titizlikle davranıyorsunuz. Oysa bu “müzik adamı” algımıza ters bir durum. Çoğu kimseye göre müzisyenler için gece geç biter ve gündüz geç başlar… Geç yatar, içki içer, uyanamaz… Ben gece onda falan uyukluyorum, bazen on bir. Konserleri takip etmeyi seviyorum. Genelde bizim evde hayat erken başlar. Kızım okula gider, eşim hazırlanır şirketine gider, ben de kahvaltımı edip biraz piyano çalıştıktan sonra spora giderim. Haftada üç dört gün spor yapıyorum. Öğleden sonra provalarıma devam ederim. Şehrin içine inmekten hoşlanmıyorum fazla, deniz kıyısına inerim. Sizi alkolden koruyan bu tercihiniz de olabilir değil mi? Zira gece hayatı genellikle alkolle örtüşüyor… Yok yok. Bazen ders alırsınız hayattaki bir takım olaylardan. Ondan sonra aldığınız dersler sizin o hatayı tekrar yapmamanız gerektiğini öğretir. Yani gece de olsa o hatayı yapmazsınız… Aynen. Benim ruhsal sağlığımı ve dengemi bozacak her şeyden kaçıyorum ben. İşin aslı bu. Gereksiz arkadaşlardan, kötü müzikten bile… Alkolle aramın açılması 15 seneye kadar uzanıyor, son üç senedir sigara da kullanmıyorum. Artık sıkıntı geldi. İçtiğin zaman, sabah kalktığında miden rezil oluyor, büyük bir baş ağrısına yakalanıyorsun, başının ağrısı geçsin diye bütün gün yatıyorsun, enerjin kalmıyor, müziğe küsüyorsun. Sanatınıza etki ediyor yani. Bravo. Aynen öyle. Her şeyime etki ediyor. Onun için böyle yaz mevsiminde, sodalı ayranı (harika bir şey mutlaka deneyin) ve limonatayı tercih ediyorum. Böyle iyi gidiyor. Kerem Bey bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Rica ederim.

HAZİRAN 2011

37


KÜLTÜR - SANAT

DENİZE DÜŞEN YILDIZ Handan Durgut Denize Düşen Yıldız (Roman)

Can Yayınları - Çağdaş Türk Edebiyatı Mayıs,2011 – İstanbul

Yazar Handan Durgut, yaz mevsimine girdiğimiz şu aylarda çocukların (itiraf etmeliyim ki yetişkinlerin bile) keyifle okuyacağı bir esere imza atmış. Can yayınlarından mayıs ayında çıkan kitap, bir grup arkadaşın yaz tatillerini geçirmek için kasabaya gelmelerini ve bir yabancı hakkındaki izlenimlerini konu alıyor. Önyargılı olunmaması gerektiğini sade ve eğlenceli bir şekilde anlatan yazar, çocukların anlayamayacağını düşündüğü tanım ve kavramları dipnotlarla izah etmiş. Bu sayede çocuklar okurken, kavram dağarcığını da zenginleştirme fırsatı bulabilecekler. Yazar 85 sayfalık bu kitabında, önyargılara, arkadaşlığa, kardeşlik ilişkilerine bolca yer vermiş. Sıkılmadan bir solukta okunacak bu kitabı herkes çocuğuna okutsun, okuma bilmeyenlere kendileri okusun. Yaz tatili bu kitabı okurken evinize gelmiş olacak! Kitap Tanıtım: Aybüke EKİCİ

“GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ŞİFAHANELERLE İSTANBUL” “Tabiplerin genel özellikleri: - Tıp ilminde ustalık - Tababet ve hikmetin bütün inceliklerini bilmek, - Kalbini tıp ilmi ile doldurmuş olmak - Hastalığın teşhisi konusunda usta olmak Kişisel özellikleri: - Zeki - Sağduyulu - Sezişi kuvvetli - İyi yetişmiş - Ahlaklı - Güler yüzlü Hastalara yaklaşım biçimleri: - Hastaların hal ve hatırlarını küçük büyük demeden soran - Hastalar arasında ayrım yapmayan ve onları ihmal etmeyen - Nezaket gösteren, - Hastalara onların ailesiymiş gibi davranan kişilerdir.” Günümüzde, pek çoğuna özlem duyduğumuz bu özellikler, şifahanelerde yani hastanelerde çalışacak doktorlar için getirilen şartlar olarak Osmanlı Devleti’nde kayıt altına alınmış. Bu ve benzeri daha pek çok bilginin yer aldığı “Geçmişten Günümüze Şifahanelerle İstanbul” adlı tanıtım katalogu, İstanbul Yedikule Lisesi öğrencilerinden bir grubun gayretleriyle ortaya çıkmış güzel bir eser. Yedikule Lisesi öğrencileri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıllarda düzenlediği bir proje yarışmasında, İstanbul’u daha iyi nasıl anlatabiliriz, geçmişin güzelliklerinden yola çıkarak günümüze nasıl ışık tutarız düşüncesiyle, 38

I http://www.yesilay.org.tr


İstanbul şifahanelerini tanıtan güzel bir katalog kitap hazırlamışlar. Bir grup başarılı öğrencinin hazırladığı bu eser, yine eseri hazırlayan öğrencilerin minyatür çalışmalarıyla zenginleştirilmiş. Zengin içerikli ve renkli bu katalogda, medeniyetin beşiği olan İstanbul’daki şifahaneler, Bizans döneminden örneklerle anlatılmaya başlanmış. Osmanlı Devleti’ne uzun yıllar başkentlik yapmış olan İstanbul’daki şifahanelerin dayandığı temelin anlaşılması için Selçuklu döneminde Anadolu’da kurulan Darüşşifalar ve Vakıflar da unutulmamış. Kısıtlı maddi imkânlarına ve genç yaşlarına rağmen, Yedikule Lisesi öğrencilerinin hazırladığı katalog, kütüphaneler başta olmak üzere kaynaklardan yapılan araştırmalardan edinilen bilgilerle oldukça faydalı bir eser niteliği taşıyor. Bizans İmparatoru Alexios I Kommenos’un soğuk algınlığından dolayı yatağa düşmesi, basit bir tedavi ile iyileşebilecekken yanlış uygulamalar sonucu sarayın uzak bir yerinde ölüme terk edilmesi, av meraklısı Isaakhios I Kommenos’un at üstündeyken tutulduğu bir titremeden kurtulamayarak doktorların beceriksizliği nedeniyle iyileşememesi ve tahtından vazgeçmesi, şifahanelerin bütün yönleriyle anlatıldığı katalog, tıp ilminin günümüze kadarki gelişimini de gösteriyor. Katalogda yer alan bilgiler hem aydınlatıcı hem de ilginç özellikler gösteriyor. Selçuklu döneminde Anadolu’da kurulan pek çok şifahanede, İslamiyet’i kabul etmiş olmalarına rağmen, duvarlarında ve kapı süslemelerinde ay ve güneş tanrısını simgeleyen figürlerin tılsım olarak yer alması en ilginç örneklerden birini teşkil ediyor. Pek çoğu hala ayakta olan ve günümüz sağlık siteminin temelini oluşturan Osmanlı dönemindeki hastaneler ise asıl olarak vakıf geleneğinden doğmuş nadide eserler olarak göze çarpıyor. Yoksullara ve düşkünlere yardımın kutsal sayıldığı İslamiyet’i tam anlamıyla benimseyen Osmanlı Devleti, vakıf kültürü ile pek çok imarethane, şifahane ve darüşşifa inşa ettirmiştir. Osmanlı Devleti’nde asıl olarak şifahanelerden yoksul, kimsesiz ya da miskin tabir edilen ağır hastalıklı kişilerin yararlandığı, bu kişilerin dışında doktorların evlere giderek tedavi yaptığının belirtildiği eser, 19. yüzyıl öncesinde şifahanelerin sayısının azlığını da ortaya koymaktadır. 19. yüzyıl sonrasında ise, savaşların artmasına paralel olarak hasta ve hastalıkların da artması günümüz hastane anlayışının oluşmasına neden olmuştur. Artık döneminin modern ameliyathaneleri, laboratuarları ve teşkilatı ile hastaneler kurulmuş, halkın çoğu bu hastanelerde tedavi edilmiştir. Cumhuriyet dönemi öncesinde azınlıklar da kendilerine ait pek çok hastaneler kurmuşlar, hemen hemen hepsi günümüze küçük değişikliklerle ulaşmıştır. Ruha şifa veren şehir İstanbul’un, şifahane geçmişi, yukarıda yer alan ve daha pek çok örnek bilgileriyle bu güzel katalog eserde işlenmiş. Yedikule Lisesi’nin bu çalışkan ve gayetli öğrencilerinin güzel eseri tanıtılmayı ve ilgi görmeyi hak ediyor.

SAVAŞTIĞIMIZ GÜNLER KENDİMİZLE Başın çok yükseklerde eğil selvi boylu Eğil bir kez nasıl bir şeysin göreyim Nasıl liman çocukları zalim Nağra atarlar gecenin koynuna Daha başkaları da var Tabiatlarını mayalarını açıklayan Ya sen selvi boylu nesisin Ya ben neyiyim körlüğün Eğil hakkımızla Birlikte bağıralım içine esirliğin Ben hırsız olayım kendi malıma ha! Ben yakalanayım eşkiyama Gardiyanların değişti de n'ooldu Haydi soyun bir kez daha kırbaçlan kendi dallarına Dağ özlemin sarı bir kanarya oldu Ötüşsüz uçtu uçamadı kondu konamadı Akıl ve hikmet emzirirdi mağara Yarasa doldu.Yüz çarpılır göz kayar Güneşin tozu yağmuru ateşleri taşları Gelse gelse elimin vuruşma özlemini alsa Selvi boylu eğil ikiye katlan Bak şairin yarım şiirin köle kaldı. CAHİT ZARİFOĞLU

HAZİRAN 2011

39


KÜLTÜR - TANITIM

AHİ EVRAN-I VELİ KİMDİR? XIII. yüzyılda horasan’dan Anadolu’ya göç ederek, Denizli, Konya ve Kayseri’den sonra durak yeri olarak Kırşehir’e gelen ve Kırşehir’e yerleşen Ahi Evran, kurduğu inanç düzeniyle şehir halkının çoğunluğunu meydana getiren esnaf kesimini uyarmış, ahlaki sosyal kuralları ile dayanışmayı sağlamış, el ve gönül birliği içinde Anadolu’ya aydınlık olmuş, yalnız gönülleri ve kafaları aydınlatmak üzere Anadolu’ya aydınlık olmuş, yalnız gönülleri ve kafaları aydınlatmak üzere Anadolu’yu bölünmez bir bütün olarak ayakta tutmayı sağlamıştır. XIII. yüzyılda Anadolu’da fikri hayatın iman ve inanç birliğini sağlayan, örütleyen, yöneten ve manevi güçle kuvvetlendiren esnaf ve sanatkarlarımızın piri ve debbağ sanatıyla uğraşan Ahi Evran’ı Veli’nin kimliği şöyledir: Asıl adı Şeyh Mahmut Nasurudin oluğu bilinen Ahi Evran takriben 1215 ila 1220’lerde horasan’da doğmuştur. 93 yaşında iken Kırşehir’de ölmüştür. Türbesi Kırşehir’dedir. Bugün Kırşehir’de Türk işçi – esnaf ve zanaatkarın XIII. Yüzyıldan bu güne dek andıkları esnaf önderi Ahi Evran’ı bir bayram havasında anmak, felsefesi, yaptığı çalışmaları ve hizmetleri hakkında konuşmalar yaparak halkı aydınlatmak, onu yaşatmayı sürdürmek amacıyla Ahilik Kültürü Haftası ve Esnaf Bayramı yapılmaktadır. AHİLİĞİN İLKELERİ Ahi Evran Veli’nin kurduğu ve ilkelerini belirlediği AHİ’lik kurum ve biliminin esaslarında “Ahlak, akıl, bilim, çalışma ve Devlet” kavramları daima ön planda tutulmuş, toplumumuzda da Zinadan sakınılması, İslam Dinince yasaklanmış yiyecek ve içeceklerden sakınılması, Yalan ve dedikodudan sakınılması, Görülmemesi ve duyulmaması gereken hususlara dikkat edilmesi, Kötülük etmekten sakınılması, Dünya nimetlerine ahireti unutturacak kadar bağlanılmaması konularında tavsiyelerde bulunmuştur. Edepli olunması ve edepli bir toplum meydana getirilmesi esas alınmıştır. 1-İyi huylu ve güzel ahlâklı olmak. 2-İşinde ve hayatında, kin, hasetlik ve gıybetten kaçınmak. 3-Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak. 4-Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak. 5-Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst olmak. 6-Cömert, ikram ve kerem sahibi olmak. 7-Küçüklere sevgi, büyüklere karşı edepli ve saygılı olmak. 8-Alçakgönüllü olmak, büyüklük ve gururdan kaçınmak. 9-Ayıp ve kusurlarını örtmek, gizlemek ve affetmek. 10-Hataları yüze vurmamak. 11-Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, güler yüzlü ve güvenilir olmak. 12-Gelmeyene gitmek, dost ve akrabayı ziyaret etmek. 13-Herkese iyilik yapmak, iyiliklerini istemek. 14-Yapılan iyilik ve yardımı başa kakmamak. 15-Hakka, hukuka, hakkaniyete riayet etmek “Kafirler, çevresinde iyi tanınmayanlar, kötü söz getirebileceği düşünülenler, zina ettiği ispatlananlar, katiller, hayvan öldürenler (kasaplar), hırsızlar, dellallar, cerrahlar, vergi memurları, avcılar, vurguncular örgüte katılamaz.” AHİLİK NEDİR? Ahi’lik bir Türk esnaf kuruluşudur. Ahi’lik temeli yardımlaşmaya dayanan esnaf teşkilatıdır. Köylere kadar yayılan en küçük örgütten en büyüğüne kadar milli birlik ve beraberliğe, karşılıklı saygı ve sevgiyi sosyal dayanışma ve yardımı temel ilke sayan, el birliği ve kardeşlik havası içinde din ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı, köklü, sağlam, düzenli ve milli bir toplum kurmayı amaç bilen bir kuruluştur. Bu kuruluş. XIII. Yüzyıldan XVII. Yüzyıla dek Ahi’lik daha sonra XX. Yüzyılın başlarına denk de “GEDİK” yani lonca örgütü olarak toplumun ekonomik kesimindeki oluşumları dü

40

I http://www.yesilay.org.tr


zenlenmiştir. Anadolu Ahi teşkilatı, kuruluşundan zamanımıza kadar, gerek kendi bünyesinde ve gerekse topluma karşı görevini yapmış bir müessesedir. Kendi içerisinde doğruluk, karşılıklı yardım ve saygı esasından hareket ederek Türkiye’nin ticari ve ekonomik hayatında büyük rol oynamış ustalar, çıraklar, kısacası zanaatkarlar yetiştirmiş ve yetişen bu esnaf tek taraflı çıkar endişesi ile hareket etmemiştir. Sadece mesleki fonksiyonunu yerine getirerek topluma hizmet etmekle yetinmemiş olan bu müessese, kuruluş devrinde yerleşme meselelerinde ve Anadolu’nun Türkleşmesinde ve yayılmasında, daha sonra da genişleme esnasında büyük rol oynamış bir teşkilattır. İşe deri işçiliği ile başlayan ahi’ler sanattaki kabiliyetleri ve yüksek ahlaki meziyetleri ile otoritelerini zamanla bütün öteki sanat kollarına da tanıtmıştır. Bu geleneğe, bütün tarihleri boyunca Osmanlı Sultanları da saygı göstermiş, tekelci tüccarlara karşı zanaatkarları korumuşlardır. Ahiliğin günümüze yansıması ise malın kalitesini onaylayan TSE ve hizmetin kalitesini onaylayan ISO belgelerinde görülmektedir. Yüzyıllar evvel hem insan, hem hizmet, hem de malın kalitesi konusunda bir takım kurallar bütününü en güzel şekilde işleten ecdadımıza şu anda ne kadar layık olduğumuzu düşünmeliyiz. Asırlar önce bu kuralları belirleyen ve uygulayan atalarımızın bu sistemini kopyaladıktan sonra günümüz sistemine uyarlayıp ve bize ISO serileri adı altında tekrar para ile satan batıya karşı söyleyecek ne sözümüz olabilir ki? Bizim sahip çıkamadığımız değerleri bir gün para verip satın almak ne kadar acı olsa da bu değerlerin bizim değerlerimiz olduğunu bilmekte bir o kadar gurur verici. Ahiliğin prensiplerinden bir kısmının şu anda İngiltere’de faaliyet gösteren ve zaman zaman iktidarda bulunan İşçi Partisinin Parti Tüzüğünde bulunması ise incelenmesi gereken bir konu olarak göze çarpıyor. AHİLİK TÖRENLERİ Ahi teşkilatlarında, teşkilatın yaşantısına yön veren birçok törenlerle karşılaşmaktayız. Bu törenler; 1- Yol atası ve yol kardeşi edinme töreni: Ahi’liğe giriş niteliğinde bir törendir. Daha sonra bu teşkilatların esnaflaşma ve sanatkarlaşma süreci içerisinde herhangi bir sanatta çıraklığa kabul edilme töreni haline gelmiştir. Çırak adayları düzenlenen bu törende kendilerine birlik içerisinden bir yol atası “USTA” ve iki yol kardeşi

“ARKADAŞ” seçerek çıraklığa başlamaktadırlar. 2- Yol sahibi olma töreni ise bağlı bulunduğu sanat kolunda çıraklık serisini tamamlamış olanların kalfalığa yükselme törenidir. Bu tören de Ahi’ye yol sahibi olduğunu gösteren bir kuşak bağlanmaktadır. 3- İcazet Törenine gelince; bu tören de ahi zaviyelerinde bütün ahilerin katılmasıyla düzenlenmekte ve en yaşlı ahi tarafından yönetilmektedir. Kalfa bağlı bulunduğu sanat dalında kalfalık süresini tamamladıktan sonra, ustasının kabul ve uygun görmesi ile ustalığa geçiş törenidir. Tören okunan çeşitli dualardan sonra icazet alan kimsenin, kendisine “Hakta ala kisbine bereket versin” diye dua eden şeyhin, ustaların ve ihtiyarların ellerini öpmesi ile sona ermektedir. Bu tören “peştamal kuşanma” töreni adı altında çeşitli esnaf ve sanatkarlar arasında yakın zamana kadar yaşamıştır.

AHİLİKTE, USTANIN ÇIRAĞA ÖĞÜDÜ Pirinden yüz döndürmeyesiz, farzı terk etmeyesiz, sünnete kehil olmayasız, dinin ve malını ve helalinizi saklayasız, evet dedüğünüzü lazım kılasınız, her kanda varırsanız izzet ve ikramla varasınız, elinizle koymadığınızı almayasız, sözü hikmetle söyleyiniz, yoksa kulak urarsınız. AHİ EVRAN VE KIRŞEHİR’DE AHİ EVRAN GELENEĞİ Ahi’lik yüzyıllar boyu koyduğu kurallara Osmanlı Ekonomisinde, bir ticaret ahlakı yerleştirmiş, esnaf ve sanatkarları korumuştur. Kırşehir’de her yıl Ekim ayının 2. haftası Ahilik Kültürü Haftası ve Esnaf Bayramı olarak kutlanmaktadır. Türk esnafının önderi, kooperatifler, işçi sendikaları, Sosyal Sigortaların fikir atası, esnaf dernekleri birlikleri, federasyonlar ve konfederasyonların öncüsü olarak bilinen Ahi Evran’ın çağdaş yaşam şartlarına uygun, törenlerini yaşatmak ve ticaret ve sanatta ahlaki temellere dayalı güzel geleneklerini, tüm esnaf sanatkarlarına ve tüm dünya esnaf sanatkarına duyurmak ve onların her yıl Kırşehir’de bir araya gelmelerine imkan hazırlamaktadır. Derleyen: M. Murat YILDIRIM Kırşehir TSO Genel Sekreteri

HAZİRAN 2011

41


BASIN AÇIKLAMASI

TÜRKİYE FİLTRE UYGULAMASINDA GEÇ BİLE KALDI Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yayınlanan Güvenli İnternet Yönetmeliği ülkemizde Ağustos ayında uygulamaya girecek. Yeni uygulama internet servis sağlayıcılarına yükümlülük getirerek, internette ailelerin talep ettiği çocuk koruma filtresinin ücretsiz alınabilmesini sağlayacak. Yani bu hizmetle, abonelerine internet erişim hizmeti veren şirketler, daha önce ücretli paketlerle temin edilen güvenlik filtrelerini müşterilerine ücretsiz olarak sunmak zorunda olacaklar. Filtre talep etmeyen kullanıcılar ise şuanda kullandıkları internet hizmetini hiçbir kısıtlama olmadan almaya devam edecekler. Çocukları ve gençleri hatta yetişkinleri bile internetin zararlı etkilerine karşı korumayı amaçlayan bu düzenlemenin “22 Ağustos İnternetin Ölüm Tarihi” gibi infial yaratıcı başlıklarla kamuoyuna duyurulmasının hüsnüniyetle ilgisinin olmadığını düşünüyoruz. Zira İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, düzenlemenin 60 ülkenin 2004 yılında almış olduğu “güvenli internet kullanımı”na ilişkin kararlar doğrultusunda yapıldığını açıkladı. Özeren’e göre; İngiltere’den Arjantin’e, Amerika’dan Japonya’ya kadar pek çok ülkede uygulanan ve temel amacı çocuk pornografisine, insan kaçakçılığına, terör propagandasına ve sanal kumara hizmet eden zararlı sitelerden halkı korumak olan internette filtreleme uygulamasında Türkiye geç bile kaldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer de konu ile ilgili bir açıklama yaparak, Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca çıkarılan Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin İnternetin Güvenli Kullanımı başlıklı 10. maddesinin, İşletmecilere “İnternetin Güvenli Kullanımı”na yönelik ücretsiz alternatif hizmet sunma yükümlülüğü getirdiğini ve Türkiye’de internetin güvenli kullanımına yönelik yapılan şikâyet ve talepler doğrultusunda güvenli internet ihtiyacının giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda filtreleme sistemi Türkiye’nin bulduğu bir icat olmadığı gibi diğer pek çok ülke de bizden çok daha önce uygulanmaya başlanmıştır. Özellikle çocukların pedagojik ve psikolojik gelişimlerinde meydana gelen olumsuz etkileri ortadan kaldırmayı hedefleyen uygulamanın, sanal kumar sitelerini, her türlü porno sitelerini, içki ve sigara ve sair uyuşturucu bağımlılığı üreten, satan, pazarlayan sitelerinde filtre uygulamasına dahil edilmesi gerekmektedir. Birey ve toplum sağlığına telafisi güç zararlar veren madde bağımlılığı, kumar ve fuhşun en kolay ve hızla yayıldığı alanlardan biri olan internetin kontrolsüz kullanılması bu uygulama ile azaltılacaktır. Bu hususta diğer dünya ülkelerinin uygulamaları da dikkate alınarak bir an evvel yürürlüğe girmelidir. Dünya ülkelerinden yıllarca geri kaldığımız bu uygulamanın daha fazla gecikmemesi için ilgili bütün kurumların dayanışma içerisinde çalışması, ailelerin doğru tercihler yapmak hususu üzerinde titizlikle durmaları gerekmektedir. Kamuoyu ve ilgililere saygı ile duyurulur. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

42

I http://www.yesilay.org.tr


DUMANSIZ HAVA SAHASI UYGULAMASI 3. YILINI DOLDURDU Kamu ve özel tüm binaların kapalı alanları başta olmak üzere, eğitim, sağlık, ticaret, sosyal, kültürel, spor ve eğlence yerlerinin kapalı alanları ile toplu taşıma araçlarında sigara kullanımını yasaklayan “Dumansız Hava Sahası” üçüncü yılını doldurdu. 19 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe giren, “Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun”un ilgili hükümleriyle, halkımızın daha temiz ve daha sağlıklı bir ortamda yaşaması yolunda en önemli adımlardan birisi atılmış oldu. “Dumansız Hava Sahası” ile ikamete mahsus konutlar hariç olmak üzere, kahvehane, kafeterya, birahane, nargile içilen mekânlar, dernek ve vakıflara ait lokaller gibi eğlence hizmeti verilen işletmeler ve lokantalar dâhil kamu ve özel hukuk kişilerine ait tüm binaların kapalı alanlarında tütün ürünleri tüketilmesi önlenmiş, halkımız ile birlikte gelecek nesillerin de sigaranın zararlarından korunması sağlanmıştır. “Dumansız Hava Sahası” uygulamasının kamuoyuna ve toplum sağlığına olan olumlu etkileri üçüncü yılında, Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu çalışma ile de ortaya konmuştur. Söz konusu bu çalışmada, Kanunun yürürlüğe girmesinden bu yana geçen sürede, tütün kullanımının erkeklerde yüzde 47'den 40'a, kadınlarda yüzde 15'den 13'e indiğini, kapalı ortamlarda sigara dumanına maruz kalma ise yüzde 38'den 14'e düştüğü tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı'nın 15 yaş üstünde 8 bin 342 kişi üzerinde yaptığı ve 2008 ile 2010 yılına ilişkin oranların karşılaştırıldığı bu çalışmada, tütün kullanım oranının hem erkekler hem de kadınlarda düşüşte olduğu tespit edilirken, sigarayı bırakma ve tütün kullanma oranının erkeklerde daha fazla olduğu dikkati çekmektedir. Sigara kullanımı ile ilgili verilerde, kadınların tütün kullanım oranları, her gün sigara tüketme oranı ve sigarayı bırakma oranındaki düşüşler mevcut olsa da bu oranların çok küçük yüzdeleri ifade etmesi maalesef olumsuz bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira özellikle son yıllarda sigara kullanımının yetişkin kadınlar başta olmak üzere artış göstermesi önemli bir husustur. Anne sütüne olan olumsuz etkileri nedeniyle doğmamış çocukların dahi sağlığına zarar veren sigara kullanımının, özellikle kadınlar başta olmak üzere azaltılması için, çalışmaların aralıksız devam ettirilmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı'nın çalışmasında yer verilen diğer hususlar ise, her gün sigara kullanma durumu, kapalı ortamda sigara dumanına maruz kalma, evlerde sigara içilmesine izin verme, toplu taşıma araçlarında sigara dumanına maruz kalma olup, bu oranlarda ciddi düşüşler olduğu da ortaya konmuştur. Bireyleri ve toplumu sosyal, ekonomik ve toplumsal alanda kısıtlayan, psikolojik ve biyolojik zararları her gün yeni veriler ve çalışmalarla ortaya konan sigara kullanımının önlenmesi için, “Dumansız Hava Sahası” çalışmalarına destek verilmesi, denetim mekanizmalarının iyi şekilde işletilmesi gerekmektedir. 3. yılını dolduran “Dumansız Hava Sahası” uygulaması ile birlikte, kanuni düzenlemelerin etkin bir şekilde yerine getirilmesi, sigaranın zararlarının önlenmesi ve sigara kullanımının en aza indirilmesi ilgili kurumların ve kamuoyunun desteği ile sağlanacaktır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI

HAZİRAN 2011

43


BASIN AÇIKLAMASI

DANIŞTAY’DAN TAPDK YÖNETMELİĞİNE AYAR Danıştay 13. Dairesi, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 7 Ocak 2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in, 22/4 maddesinde düzenlenen ''Hacmi 20 cl ve altında bulunan ambalajlardaki alkollü içkilerin bakkal ve marketlerde satılamayacağı'' ve 24/2-d maddesinde düzenlenen ''Çocukları ve gençleri hedef alan veya bu kişilerin ilgi alanına giren etkinliklerde alkollü içki satılamayacağına'' ilişkin hükümlerin yürütmesini durdurdu. Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bu yana yapılan düzenlemenin bu hali ile bile gençleri alkolizm tehlikesinden korumaya yetmeyeceğini vurguladık. Bu hususlarla ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa Bölge Ofisi’nin (WHO- EURO) kendi üyesi olan 52 ülkede alkole bağlı pek çok zararın azaltılması amacıyla birçok faaliyet yürütmekte olduğunu belirtmiştik. Bu kapsamda çalışmalar yapan ülkeler arasında olan İspanya, alkolle ilgili düzenlemelerine Ulusal Uyuşturucu Strateji Planında yer vermiştir. Danıştay ilgili kararında; “düzenleyici kurumların ilgili bulunduğu sektörde düzenleme, denetleme görevi üstlendiklerini, bu kuruluşların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik yaşamın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, bir takım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek görevi bulunduğu kuşkusuzdur” ifadelerine yer vermiştir. Buna rağmen TAPDK’nın ilgili yönetmeliğindeki alkollü içkilerin meydana getirdiği zararlı etkilerle mücadelede en etkili olacak iki maddenin yürürlüğünü durdurmuştur. Yürürlüğü durdurulan Yönetmeliğin 22/4 maddesinin düzenlenmesindeki amaç, hacmi 20 cl ve daha düşük hacimli olan ambalajlı ürünlerin fiyatlarının çok düşük ve ulaşılabilirliğinin kolay olması nedeniyle çocukların ve gençlerin korunmasıdır. Yine yürürlüğü durdurulan bir diğer madde olan 24/2-d hükmünün hedefi gençlerin yoğun olarak bulunduğu mekanlarda alkollü içki satışını teşvik niteliği taşıyacak böyle bir eylemin önlenmesine yöneliktir. Oldukça da isabetlidir. Zira 18 yaşından büyüklerin alkollü içki içme özgürlüğünden önce onların sağlığının korunması gelmektedir. Anayasa’nın 58. Maddesince de devlet gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumakla görevlendirilmiştir. Gençlerin yoğun olarak bulunduğu bu mekanlarda alkol kullanımının gençlerin sağlığını tehlikeye sokacak boyutlara ulaştığını pek çok vakıada gördük ve görmekteyiz. Son olarak 19 Mayıs tatilini fırsat bilen liseli gençlerin tekne partisinin alkolün dozunu kaçırması ile eğlencenin hastanede neticelendiğini esefle gördük. Bu gibi tehlikelerin önlenebilmesi için devletin görevlendirdiği düzenleyici bir kurum olan TAPDK’nın yaptığı düzenleme Danıştay tarafından hiçe sayılmıştır. Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak, Danıştay 13. Dairesinin kanunlarda bulunan boşluklara ve düzenleyici kurumların eksikliklerine dayanarak verdiği bu kararın, gençlerimizin sağlıklı bir geleceğe sahip olmaları yolundaki en büyük engellerden biri olarak hep karşımıza çıkacağını düşünmekteyiz. Her ne koşulda olursa olsun, alkolizmin dünya çapında soruna dönüştüğü bu yüzyılda, gençlerimizin sağlığının hiçbir şekilde tehlikeye atılmasına razı olmayacağımızı, Danıştay’ın dayandığı yasal boşlukların, dünya devletlerinin mücadelede dayandıkları yasal düzenlemelerle kapatılmasını; yasal düzenlemeler dışında, geleceğimizin teminatı gençlerimizin korunması için alkolizme ve insanlık suçu işleyenlerin eylemlerine karşı bilinç oluşturulması çağrımızı yinelediğimizi kamuoyu ve ilgililere saygı ile duyururuz.

Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

44

I http://www.yesilay.org.tr


FAALİYETLER

GAZİANTEP VALİSİ ZİYARETİ

Yeşilay Cemiyet başkanı Av. Muharrem Balcı Gaziantep’teki temaslarınına Valilik ziyaretiyle başladı. Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı’yı makamında ziyaret eden Balcı ve İl temsilcisi Fatih Tamer, Gaziantep’te bağımlılıklar ile ilgili son bilgileri vali Kamçı’dan aldı. Çeşitli kurumların mücadelelerinde iyi bir noktada olduğunu belirten Kamçı , Yeşilay Cemiyeti’nin de faaliyetlerine destek olacaklarını belirtti. Yeşilay’ın tarihçesi konusunda bilgiler veren Balcı, Gaziantep gibi büyük bir şehirde mücadelenin tek boyutlu olamayacağını, bu sebeple resmi ve sivil kuruluşların çalışmalarıyla daha iyi bir noktaya gelineceğini kaydetti. Gaziantep’teki çalışmaların olumlu olduğunu ancak asla yeterli olamayacağını belirten Balcı, bundan sonraki faaliyetlerde Yeşilay ile birlikte daha güçlü bir mücadele yapılabileceğini belirtti.

GAZİANTEP İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ

ZİYARETİ

Yeşilay Cemiyeti başkanı ve il temsilcisi, en önemli faaliyet alanı olan eğitim noktasındaki destekler ve çalışmalar için Gaziantep Milli Eğitim müdürü Ekrem Serin’i makamında ziyaret etti. Oldukça samimi bir havada geçen ziyarette Ekrem Serin, Yeşilay ile ilgili her türlü faaliyete gözü kapalı olarak gireceklerini Gaziantep Milli Eğitimi’nin bu noktada sonsuz katkılarının olacağını belirtti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüyle yapılan görüşmelerle birlikte bir protokol imzalanarak Yeşilay konusunda Rehber öğretmenlerin eğitildiğini belirten Balcı, benzer bir çalışmayı Gaziantep’te de yapabileceklerini iletti. Özellikle okullardaki genç neslin eğitimlerinin önemli olduğuna vurgu yapan Balcı, okul yıllarında Yeşilay kolu ya da kulübüne üye olmuş öğrencilerin gelecekte bağımlı olmadıklarını , bu noktada küçük yaşta bu mücadeleyle tanışıldığında sağlıklı sonuçlar alınabildiğine işaret etti. Sigara , alkol ve uyuşturucu dışında Kumar ve ekran bağımlılığının da özellikle çocukları ve gençleri derinden etkilediğini belirten Balcı, eğitim camiasına ve özellikle öğretmenlere bu konularda ciddi bir görev düştüğünü iletti. Rol model olarak alınan öğretmenlerin öğrencilerine iyi birer örnek olmaları gerektiğini belirten Balcı, ciddiyetle yapılacak projelerle kısa zamanda çok büyük sonuçlar alınabileceğini belirterek ziyaretini tamamladı.

GAZİANTEP BELEDİYE BAŞKANI ZİYARETİ

Yeşilay Genel Başkanı Balcı’nın gün içindeki son ziyareti Büyükşehir belediye başkanı Asım Güzelbey’e oldu. Balcı, Yeşilay’ın faaliyetlerini anlattıktan sonra Gaziantep’in büyük bir metropol olduğunu ve birçok bağımlılık noktasında kurumların ciddi çabalar göstermesi gerektiğini iletti. Özellikle son zamanlarda tarihi mekanlarda alkollü yerlerin çoğaldığına dair duyumları olduğunu büyükşehir belediyesinin bu noktada tavır alabilmesini gerektiğini belirtti. Güzelbey’se özellikle sokak çocukları ile ilgili yaptıkları çalışmalardan bahsederek, Gaziantep’te bağımlı ve evsiz çocukların belirli merkezlerde toplandığını, ciddi anlamda bir eğitim ve rehabilitasyondan geçirilerek yeniden topluma kazandırıldığını belirtti. Yeşilay’ın her türlü faaliyetlerinde sonuna kadar destek olacaklarını belirten Güzelbey ‘e teşekkürlerini ileten Balcı ve Yeşilay il temsilcisi ziyaretlerini tamamlayarak başkanlık makamından ayrıldı.

GAZİANTEP İL EMNİYET MÜDÜRÜ ZİYARETİ

Yeşilay Cemiyeti Başkanı Av. Muharrem Balcı ve İl temsilcisi Fatih Tamer’in son durağı il emniyet müdürü Süleyman Oğuz’un makamı oldu. Özellikle uyuşturucu madde konularında Emniyet güçlerinin ciddi çalışmaları bulunduğunu belirten Balcı, Gaziantep’te de hali hazırda yürüyen projeler ve gelecekte yapılacak çalışmalarda birlikteliğin önemli olduğunu vurguladı. Gaziantep’te madde bağımlılığı rakamlarının iyi olmadığını belirten Emniyet Müdür Oğuz, son zamanlarda yapılan çalışmalarla özelikle toplum polisinin gayretleriyle daha iyi bir noktaya gelindiğini belirtti. Yarı Yol evi projeleriyle tedavisi süren bağımlı gençlerin hayata yeniden kazandırılmaları için çabaladıklarını belirten Oğuz, bir yandan zehir tacirlerini engellemeye çalışırken diğer yandan da Önleyici çalışmalar yapılması gerektiğini belirtti. Balcı ise Yeşilay’ın zaten “felaketten önce” sloganıyla mücadelesini sürdürdüğünü ve gençlerin bağımlı olmalarını engelleyecek adımların atılmasında öncü olacağını belirtti. Gaziantep’te bundan sonra temsilciliğimiz ile birlikte daha güçlü bir mücadele olacağını belirten Balcı ve Tamer , ziyaretlerini tamamlayarak Emniyet Müdürlüğü makamından ayrıldı.

HAZİRAN 2011

45


FAALİYETLER

ZİRVE ÜNİVERSİTESİ ZİYARETİ

Balcı, ziyarette ``Dumansız Kampüs`` projesinden dolayı Rektör Prof. Dr. Adnan Kısa`yı tebrik etti. Balcı, ziyaretteki konuşmasında, Yeşilay temsilcilerinin üniversite mezunu olması konusunda yeni bir şart getirdiklerini belirtti. Zirve Üniversitesi akademisyenlerinin Yeşilay`a üye olmalarını isteyen Balcı, sadece alkol ve sigaraya değil tüm bağımlılıkların karşısında olduklarını kaydetti.

GAZİKENT ÜNİVERSİTESİ ZİYARETİ

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Muharrem Balcı Gaziantep’teki temaslarındaki ikinci durağı olan Gazikent Üniversitesinde Rektör İbrahim Özdemir’i makamında ziyaret etti. Ziyaret esnasında özellikle uluslar arası tecrübelerini paylaşan Balcı, birçok farklı ülkede sigara, alkol gibi maddeler hakkında ciddi çalışmalar yapıldığını ancak bütün bu maddelerle toplu halde savaşan dünya üzerinde sadece Yeşilay Cemiyeti olduğunu ifade etti. Gazikent üniversitesi hakkında bilgiler alan Balcı, Yeşilay’ın faaliyetleri arasında özellikle üniversite gençliğinin çok önemli olduğunu ve YÖK tarafından da başlatılan “Dumansız Kampus” projesiyle üniversitelerin bağımlılık noktasında daha aktif bir noktada bulunacağını belirtti. Aynı zamanda üniversite gençliğinin bilgi ve becerileriyle farklı projeler geliştireceklerini de belirten Balcı , gençlerle birlikte toplumun tüm sathına yayılacak eğitici faaliyetlerde bulunulursa bağımlılıklara karşı çok daha bilinçli bir toplum olacağımızı ifade etti. Ziyaret sonrasında Üniversite özel anı defterini de imzalayan Balcı ve İl temsilcisi Fatih Tamer , kendi yazdığı son kitabı Prof.Dr.İbrahim Özdemir’e hediye ederek Gazikent Üniversitesi’nden ayrıldı. 46

I http://www.yesilay.org.tr


OYA BAHADIR YÜKSEL REHABİLİTASYON MERKEZİ ZİYARETİ

Gaziantep büyükşehir belediyesinin katkılarıyla oluşturulan Oya Bahadır Yüksel Rehabilitasyon Merkezini yoğun gündemi arasında ziyaret etmek isteyen Balcı ve Tamer, yaklaşık bir saat boyunca merkez hakkında bilgiler alarak çalışmaları yerinde gördü. Merkez yetkilileri, özellikle tinerci ve çeşitli madde bağımlılıkları bulunan, başlangıç ve orta düzey bağımlı gençlerin bu merkez toplanıldığını ve kendilerine çeşitli periyotlarla 6 ay süreyle tedaviye dönük çabalar sarf edildiğini ilettiler. Özellikle gençlerin aileleriyle yaşadıkları problemlerden ötürü ciddi anlamda psikolojik desteğe ihtiyaçları olduğunu belirten yetkililer Türkiye’de örnek teşkil eden merkezde birçok profesyonel ile birlikte gençlerin sağlıklarına yeniden kavuşmaları için çabaladıklarını belirttiler. Merkezdeki çalışmaları birim birim gezerek gören Balcı ve Tamer özellikle ebru, taş işçiliği, takı ve resim atölyelerinden çalışmalar yapan gençlerle birebir sohbet etti. Merkezin çalışmalarının daha iyi bir gayretle Türkiye için büyük bir örnek olacağını belirten Balcı en yakın bir zamanda merkezi yeniden ziyaret edeceklerini ve Türkiye sathında duyurulması için Yeşilay Dergisinden gündem edeceklerini belirtti. Merkez içerisinde bağımlı gençlerle ilgilenen eğitmenlerden birinin daha önce bağımlı olup sonradan tedavi olan ve bağımlılıktan kopan biri olduğunu öğrenen Balcı “ İşte bu tür destekler çok önemli. Çünkü daha önce bağımlı olmuş birisinin burada kendi yaşadıklarıyla bu gençleri aydınlatması diğerlerine nazaran daha etkili bir yöntemdir. Eminim arkadaşımız birçok gencin hayata dönüşünü kolaylaştıracak ve bir örneklik teşkil edecektir” dedi.

ŞAHİNBEY BELEDİYE BAŞKANI ZİYARETİ

Yeşilay Genel Başkanı Av.Muharrem Balcı’nın gün içindeki temaslarından bir diğeri de Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’na oldu. Tahmazoğlu Balcı ve Yeşilay il temsilcisi Fatih Tamer’i makamında kabul ederek Yeşilay çalışmalarında ciddi anlamda destek olacaklarını iletti. Yeşilay’ın faaliyetlerini anlatan Balcı , özellikle belediyelerin park, cadde ve meydanlara Yeşilay adını vererek cemiyetin isminin yaygınlığını artırabileceklerini ve farkındalık oluşturabileceklerini belirtti. Yakın zamanda biten parklara isim vermek üzere olduklarını belirten Tahmazoğlu da , büyük bir jest yaparak açılacak parklardan birine Yeşilay Parkı adı verebileceklerini ve bundan mutluluk duyacaklarını iletti. Ziyaret sonunda Tahmazoğlu Balcı’ya sedef işlemeli bir hediye sandığını takdim ederek ve belediyenin sigara yasağıyla birlikte oluşturduğu tabelayı da gösterdi. HAZİRAN 2011

47


FAALİYETLER

YEŞİLAY CEMİYETİ GENEL BAŞKANINDAN STK TEMSİLCİLERİ İLE TOPLANTI

Gaziantep’te kurulu bir çok vakıf ve derneğin temsilcilerinin katıldığı Yeşilay toplantısı Mazlum-der’de yapıldı. Toplantı da Genel başkan Balcı ve il temsilcisi Fatih Tamer Yeşilay çalışmalarının daha yüksek sesle dile getirilerek sivil toplumla birlikte yüceleceğine vurgu yaptılar. Balcı birçok sivil toplum örgütünün kendi çapında bağımlılıklarla mücadele ettiğini belirterek, bu gücün birleştirilmesi ve zehir tacirlerinin insanımızın hayatını karartmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Belirli periyotlarla STK temsilcileriyle görüşülerek fikir ve proje alışverişinde bulunulması gerektiğini belirten Balcı, Yeşilay’ın tarihi itibariyle de farklı düşünce ve fikir akımlarından gelen akil insanların bir araya gelmesi ile oluştuğunu bu tecrübenin yaşadığımız zaman diliminde de kendini gösterebileceğini ve bu sebeple de sivil topluma bağımlılıkla mücadele konusunda ciddi bir sorumluluk düştüğünü belirtti. Toplantı STK katılımcılarının temenni ve görüşleriyle sona erdi.

2011 ALKOLLE MÜCADELE YILI

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Muharrem Balcı “Türkiye Buluşmaları ” projesi kapsamında Kahramanmaraşı ziyaret etti, ziyaret sonrasında sivil toplum kuruluşları Yağmur-sen, Merdan Ahlak Kültür ve Çevre Derneği, Rıdvan Hoca Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği, Mazlum-der, İHH, çeşitli derneklerin gönüllüleri ve temsilcilerinin de bulunduğu bir gruba açıklamalarda bulunan Balcı “Yeşilay 91 yıllık bir marka kuruluştur, bugüne kadar sağlık alanında hizmet veriyordu bundan sonra hem sağlık hem de sağlığın ve ailenin hukuksal korunması alanında hizmet vermeye devam edecektir ” dedi. Yeşilay alkole karşı 5 Mayıs 1920 de kurulmuş olup bugün hem alkol hem de sigara, uyuşturucu zararlı internet, kumar gibi toplumu tehdit eden her alanda hizmetini devam ettirmektedir diye sözlerine devam etti. Bugün, TV de sigara sansür yapılıyor ama alkole, kumara hatta ensest ilişkiye hiçbir sansür uygulanmıyor, bu çarpıklıklar topluma olağanmış gibi sunuluyor. Toplum ise bu konuda duyarsız, tarihe hakaret içeren bir diziye 1 günde 170 bin mail ve telefon tepkisi ile karşılaşan RTÜK , daha önemli konularda yeteri kadar tepki almıyor. Her yıl 7,5 katrilyon para sanal kumarlarda dışarı kaçırılıyor farkında değiliz. Bugün Yeşilaycılar bile kendi çocuklarının geleceğinden emin değil çünkü sanal tehlikenin boyutları çok büyük. Bütün bağımlılıklar insana en yakın arkadaşından gelir. Bu arada hukuki müracaatlarının devam ettiğini söyleyen Muharrem Balcı Türkiye’de 45 adet Milli Piyango Lisesi, Spor Toto Lisesi, Efes Filsen İ.Ö.Okulu olduğunu bunların isimlerinin değişmesinin gerektiğini dile getirdi. Devlet kumarı meşrulaştırmamalı ve yaygınlaştırmamalı. Yeşilay İnsan Haklarının en mukaddesi olan yaşam hakkını savunuyor.%98 ölüm sebebi Akciğer kanserinden tutunda siroza sebep olan sigara ve alkolün intihardanne farkı olduğunu dolayısıyla bunlara karşı en azından duyarlı olmamız gerektiğini ifade etti.Ötenazi yasak, intihar yasak peki üzerinde sigara öldürür diye yazan paketi hangi hakla gezdiriyoruz. Bağımlılık bir köleliktir. Avrupa da devlet alkol tüketimini azaltma adına kampanyalar düzenliyor. Kölenin hukuku yoktur. 3. sınıf insandır. Bugün entelektüel Müslümanların çoğu nargile içiyor. Halbuki 1 saat nargile 10 saat sigara içimine denk insan vücuduna zarar verir. Sigaraya karşı verilen mücadele meyvelerini vermeye başladı. 2010 yılında % 11 azaldı, bu ciddiyetle devam edersek 2068 yılında sigara tiryakiliği bitme noktasına gelecektir. Tüm halkımızı Yeşilay Kulüplerine üye olmaya davet ediyoruz. Ayrıca Birleşmiş Milletler 2011 yılını Alkolle Mücadele yılı ilan etmiştir. Bizde bu ciddiyetle mücadelemize devam edelim.

48

I http://www.yesilay.org.tr


“AY’LARIN BULUŞMASI ADANA’DA”

Adana Yeşilay Temsilciliği ile Adana Kızılay Şubesinin ortak çalışmalarıyla Ay'ların buluşması programı 06 Mayıs 2011 Tarihinde gerçekleşti. Programa Yeşilay Genel Başkanı Sayın Av. Muharem BALCI ve Kızılay Genel Başkanı Sayın Tekin KÜÇÜKALİ katıldı. Kamuoyunun büyük dikkatini çeken program Adana Seyhan otelinde gerçekleşti. Ay'ların buluşması programına Adana İl’inin bürokratları, STK'ları, iş adamları ve daha bir çok davetli katıldı. “Dünden Bugüne Türk Kızılay’ı ve Felaketten Önce Yeşilay” konulu konferansta konuşan Kızılay Başkanı Tekin KÜÇÜKALİ, daha önce yardım alan Kızılay’ın şimdi 60 ülkeye yardım götürdüğünü söyledi. Konferansta katılımcılara seslenen Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI’da insanın kendine zarar verme hakkı olmadığını, kendine zarar veren herkese müdahale edilmesi gerektiğini dile getirdi. Genel Başkan Balcı, “Tüm partilere mektup yazdık. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 'Yeşilay Grubu" oluşturmak istiyoruz. Bağımsız milletin bağımlı vekilleri olamaz. Bağımlı insan özgürlüğünü kaybetmiş insandır. Halen dergi ve gazetelerde içki reklamları yapılıyor. Oysa bağımlılık köleliktir, kölelik ise özgürlüğün elden alınmasıdır. Bu millet ne zaman katilini cebinde taşımaktan vazgeçecek?" diyerek, Yeşilay’ın yeni konsepti ve yapılacaklar hakkında bilgi verdi.

HAZİRAN 2011

49


FAALİYETLER

AY'LAR DOSTELLERDE DE BULUŞTU

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Sayın Av. Muharrem BALCI ve Türk Kızılayı Genel Başkanı Sayın Tekin KÜÇÜKALİ ve Adana Dosteller Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinde bir araya geldiler. Yeşilay Genel Başkanı Balcı "Adana Dostelleri faaliyetleriyle yakından takip ediyor ve kutluyoruz. Sosyal sorumluluk içerisinde hareket ederek yurt içi ve yurt dışı çalışmaları ile takdir toplayan bir dernek. Bu açıdan derneğinizi de cemiyetimizin ortak üyeleri arasında görmek istiyoruz " dedi. Kızılay Genel Başkanı KÜÇÜKALİ" ise yaptığınız hizmetler gerçekten büyük işler. Yapılması zor ve meşakkatli. Ortak bilgi bankası oluşturulması zaruri bir ihtiyaç. Bir kişiye birçok yerden yardım gitmesi israf niteliğinde. Adana şubemizle ortak bilgi alışverişinde bulanmanız bizi sevindirecektir. Bu afet bölgesi çalışmaları içinde geçerlidir. Bu konuda hazırladığınız Bilgi Bankası Projenizi de paylaşabiliriz" dedi.

50

I http://www.yesilay.org.tr


KIRŞEHİR POLİS MESLEK YÜKSEK OKULU'NDA 13 Mayıs Cuma günü Yeşilay Kırşehir Temsilcisi Müşerref Acer'in daveti ile Türkiye Buluşmaları'nda Kırşehir'e 2. ziyaretinde bulunan Genel Başkan Av. Muharrem Balcı öncelikle Kırşehir Polis Meslek Yüksek Okulu'nu ziyaret etti. Bir önceki ziyaretinde "Bağımlılık" konusundaki konferansından ve Sigara Bırakma Kampanyasını okul müdürü ile birlikte başlattıktan sonra sigarayı bırakan 24 öğrenciye Teşekkür ve Gönüllülük Sertifikalarını veren Balcı, öğrencilerin sigarayı bırakmalarının nedenini sordu. Öğrenciler sigarayı sağlık nedenlerinden ziyade bağımlılıkla mücadele kapsamında konuyu değerlendirdiklerini, bağımlılığın bir nevi kölelik olduğunu ve özgürlüklerinin çalındığını hissettiklerini söyleyerek, Yeşilay'ın amaçları yönünde mücadeleyi misyon olarak belirlediklerini ifade etmişlerdir. Balcı daha sonra Özel Kırşehir İlköğretim Okulu öğretmen ve öğrencilerine de konferans vermiş, bilahare Kırşehir Kütüphanesi Konferans Salonunda kamu görevlileri ve STK temsilcileri ne de konferans vererek, katılımcılara sertifikalarını imzalayarak takdim etmiştir. Günün etkinlikleri, Kırşehir Valisi Sayın Mehmet Ufuk ERDEN'in Belediye Sosyal tesislerinde Yeşilay Genel Başkanı ve Gönüllüleri onuruna verdiği yemekle sona ermiştir.

HAZİRAN 2011

51


“SAĞLIKLI NESİL, SAĞLIKLI GELECEK” MÜNAZARA YARIŞMASI FİNALİ VE ÖDÜL TÖRENİ

52

I http://www.yesilay.org.tr


FAALİYETLER

“SAĞLIKLI NESİL, SAĞLIKLI GELECEK” MÜNAZARA YARIŞMASI FİNALİ VE ÖDÜL TÖRENİ

Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü arasında öğrenci, öğretmen ve velileri zararlı alışkanlıklara karşı bilinçlendirmek amacıyla imzalanan 'Sağlıklı Nesil, Sağlıklı Gelecek' protokolün bir parçası olan Münazara Yarışmasının finali ve Resim, Karikatür ve Kompozisyon yarışmalarının ödül töreni 23 Mayıs’ta Etiler Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Konferans Salonunda yapıldı. Ataşehir TEB Anadolu Lisesi ile Esenler Çok Programlı Lisesi`nin karşılaştığı münazara yarışması finaline Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI, İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer YILDIZ, , İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Mukadder GÜRSOY, Necati ÖZÇOLAK ve Mustafa USLU, Türkiye Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu Başkan Danışmanı Şükrü CAN ve TAPDK Üyesi Uz. Sebahattin KUŞ ile ilçe milli eğitim müdürleri, yönetici, öğretmen ve öğrenciler katıldı. Ödül töreni saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ardından TAPDK Kurulu Başkan Müşaviri Şükrü CAN, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI ve İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer YILDIZ’ın açılış konuşmalarını yaptığı tören münazara ile devam etti. TAPDK Başkan Danışmanı Şükrü CAN, organizasyondan dolayı İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer YILDIZ`a teşekkür ederek, yıllar önce büyük rağbet gören münazara yarışmalarının yeniden yapılıyor olmasını ve gençleri son derece mühim bir konuda münazara yaparken görmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI da yaptığı konuşmada; Yeşilay Cemiyeti`nin, faaliyet alanı olarak her türlü bağımlılığı kapsadığını, sadece tütün ve alkol ürünleri ile mücadele etmediklerini, televizyon bağımlılığı, internet bağımlılığı gibi konuları da ele aldıklarını belirtti. Münazara finali konusunu çok beğendiğini belirten Av. Muharrem BALCI, bu gençleri görünce, gençlik yıllarının hatırlandığını, eskiden bu tür münazaraların çok revaçta olduğunu belirtti. Başkan Balcı; "Yeşilay Cemiyeti`nin faaliyetlerine tam destek veren İl Milli Eğitim Müdürümüz Dr. Muammer Yıldız`a ve yarışmalarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." dedi. İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer YILDIZ; münazara yarışmalarının öğrencilere gelecek adına önemli kazanımlar sağlayan bir etkinlik olduğunu vurgulayarak, nesillerin geleceği olan bir konuda münazara yapılıyor olmasının büyük anlam taşıdığını söyledi. Yıldız; Asıl önemli olan, duygu ve düşüncelerin medeni bir şekilde ortaya konuluyor olması. Eğitimdeki köklü etkinliklerimizden birisi olan münazarayı devam ettirmeyi planladıklarını belirterek önümüzdeki yıl hedefi daha da büyütme amacında olduklarını belirtti. HAZİRAN 2011

53


İstanbul liseler arası münazara yarışmasının finalinde, Ataşehir TEB Anadolu Lisesi ekibi Xhevrije Satka, Kübra Öztürk ve Merve Gedik "Yeni nesilleri her türlü bağımlılıktan korumada sorumluluk, öncelikle anne-babaya aittir." konusunu savunurken; Esenler Çok Programlı Lisesi ekibi Derviş Beyhan, Duygu Gedik ve Fatma Elifnur Yücel ise "Yeni nesilleri her türlü bağımlılıktan korumada sorumluluk öncelikle devlete aittir." konusunu savundu. Mustafa Ceyhan`ın sunduğu; Bağcılar İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Aziz Erdoğan, Fatih Edirnekapı İlköğretim Okulu Müdürü Durmuş Kahriman, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Eğitim Uzmanı emekli edebiyat öğretmeni Arif Çiftçi, Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi Edebiyat Öğretmeni Özlem Güneş ve Eyüp Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni Mine Tantalgiller`in jüri olarak görev yaptığı münazara yarışması oldukça heyecanlı ve çekişmeli geçti. Münazara yarışmasında öğrenciler 5’er dakikalık sunumlarla konuya hâkimiyetleri, beden dilini kullanma, konuşma becerileri, somut örneklerle katılımcıları da heyecanlandırarak büyük beğeni kazandılar. İstanbul liseler arası münazara yarışmasında birinci olan Esenler Çok Programlı Lisesi öğrencilerinin her birine netbook hediye edildi, hediyelerini Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Mecati ÖZÇOLAK ve Mukadder GÜRSOY’un ellerinden alan öğrenciler tüm ekiple birlikte fotoğraf çektirdiler. Münazara yarışmasında ikinci olan Ataşehir TEB Anadolu Lisesi öğrencilerinin her birine dijital fotoğraf makinesi hediye edilirken hediyelerini İl Milli Eğitim Müdürü Yardımcısı Mustafa USLU, TAPDK üyesi Şükrü CAN ve Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Halis İŞLER’den aldılar. Üçüncü olan Ümraniye Asiye Ağaoğlu Anadolu Lisesi öğrencilerine 16 gb usb hediye edilirken ödüllerini Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürü İlyas TEKİN, Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürü Bayram ERCAN VE Ümraniye İl Milli Eğitim Müdürü Saadettin GÜR’ün elinden aldılar. Ayrıca tüm ekip üyelerine 3 ciltlik Türkçe sözlük hediye edildi. Yarışmanın elektronik ödülleri Yeşilay Cemiyeti ve TAPDK tarafından karşılandı. Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından, ilimizdeki ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri arasında "Sağlıklı Nesil, Sağlıklı Gelecek" konulu karikatür, resim ve kompozisyon yarışmasının ödülleri de münazara yarışmasının ardından dereceye giren öğrencilere verildi. Ödüllendirmesi Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından yapılan "Sağlıklı Nesil, Sağlıklı Gelecek" konulu yarışmalarında birinci olan öğrencilere notebook, ikinci olan öğrencilere netbook, üçüncü olan öğrencilere dijital fotoğraf makinesi, mansiyon alan öğrencilere hediye paketi verildi. İlk ona giren öğrencilere ise bir yıllık Yeşilay dergisi aboneliği hediye edildi. 54

I http://www.yesilay.org.tr


BASIN TOPLANTISI

ALKOL DÜZENLEMELERİNDE GELİNEN NOKTA İLGİ : - 7 Ocak 2011 tarihli ve 27808 Sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik - Danıştay 13. Dairesinin 2011/185 Esas Sayılı Yürütmeyi Durdurma Kararı

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun 7 Ocak 2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in yayınlanması ile birlikte Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak düzenlemenin her maddesini ayrı ayrı değerlendiren bir rapor hazırlayıp basın toplantımızda sunmuş idik. Bu raporumuzda, yönetmelik Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi uygulamaları ve Avrupa Konferansı ile karşılaştırıldığında alkolün zararlı etkileri ile mücadelede etkili düzenlemeler getirmediğini belirttik. Buna rağmen Yönetmeliğin ''Çocukları ve gençleri hedef alan veya bu kişilerin ilgi alanına giren etkinliklerde alkollü içki satılamayacağına'' ilişkin 24/2-d maddesinin insafsızca eleştirildiğini açıkladık. Zira bu hüküm gençliğin sağlığını korumaya yönelik en etkili hükümlerden birini içermekteydi. Fakat Danıştay 13. Dairesi, ilgili Yönetmeliğin, 22/4 maddesinde düzenlenen ''Hacmi 20 cl ve altında bulunan ambalajlardaki alkollü içkilerin bakkal ve marketlerde satılamayacağı'' ve 24/2-d maddesinde düzenlenen ''Çocukları ve gençleri hedef alan veya bu kişilerin ilgi alanına giren etkinliklerde alkollü içki satılamayacağına'' ilişkin hükümlerin yürütmesini durdurdu. Kararın gerekçesinde 18 yaşını doldurmuş gençlerin alkollü içki içme özgürlüğünün korunduğu belirtilmiştir. Ancak Anayasamızın 58. Maddesi devleti, gençleri “alkol düşkünlüğünden” koruma yükümlülüğü ile görevlendirmiştir. 18 yaşını doldurmuş gençlerin alkollü içki içme özgürlüğünden önce onların sağlığının korunması gerekmektedir. İnsan sağlığı ve yaşam hakkı sadece insanın kendi özgürlük alanına terk edilemeyecek kadar önemlidir ve yasalar çerçevesinde devletin ve bireylerin müdahale ve sınırlama hakları vardır. Söz konusu raporumuzda, bireyi alkolizme götüren sebepler ve neticeleri üzerinde de ayrıca durduk ve çağın en büyük problemlerinden biri olduğunu vurguladık. Bu kapsamda 2010 yılı Avrupa’da alkol ile mücadele yılı olarak ilan edildi. Pek çok ülkede bu ulusal ve uluslar arası stratejiler geliştirildi. Hatta İspanya alkolle ilgili düzenlemelerine Ulusal Uyuşturucu Strateji Planında yer vermiştir. Polonya’da alkole karşı mücadelede oluşturulan kampanyalardan en etkili olanının ismi “ALKOL ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ ÇALAR”dır. Alkol kullanımının psikolojik, sosyolojik ve ailevi yapının bozulmasına sebebiyet verdiğini ve bunları önleyici tedbirlerin alınması, yaşamı sağlıklı sürdürmenin sağlanması için hukuki düzenlemelerin yapılması gerektiğini izah ettik. Gerek hukukta gerekse dini inançlarda kişinin kendisine zarar verme özgürlüğü yoktur. Kişi alkollü içkiler, uyuşturucu madde kullanımı, tütün mamulleri kullanımı tercihi ile kendisine istediği gibi zarar veremez. Bunu yaptığı takdirde devletin müdahale etme zorunluluğu doğar. Öyle ki bundan zarar görecek olan vatandaşlar ve kamu da buna müdahale edebilmektedir. Yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı (Any. Md. 17/1), dokunulamaz ve devredilemez bir haktır. O halde, devletin bu hakları ihlal etmemesi ve yaşamı korumak için zorunlu önlemleri alması zorunluluğu vardır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, alkol, sigara ve diğer uyuşturucu maddelerin satış ve üretimine kontrolsüzce devam edilmesinin insan haklarının ihlali ve İNSANLIĞA KARŞI SUÇ olduğunu düşünüyoruz. Yaptığımız basın açıklamaları ile; • Dünya sağlık örgütüne göre alkollü içkilerin neden olduğu hastalık ve kazalar nedeniyle her yıl 2,5 milyon insan hayatını kaybediyor. Yani Dünyadaki toplam ölümlerin % 3,8’i alkol kaynaklı. • Britanya Bağımsız Bilimsel Uyuşturucu Komitesi (ISCD) ve Avrupa Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) üyesi Bilim adamları tarafından yapılan araştırmada yeni bir “uyuşturucu zarar ölçeği” belirlendi. Merkezin araştırmasında bilim adamları, alkolün kokain veya tütünden yaklaşık 3 kat daha zararlı olduğunu ortaya koydular. HAZİRAN 2011

55


• Ülkenin en büyük alkollü içki üreticilerinden olan Efes Pilsen ismini eğitim yuvalarında görmek istemiyor, alkollü içkilerin eğitim kurumlarına isim olarak verilemeyeceğinin altını çiziyoruz. • Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğrencilerin yaptığı resimlerden oluşan serginin açılışında öğrencilere kazanda kaynatılan şaraplardan ikram edildi. Fakülte içerisinde sergi salonunun bulunduğu alana önce içerisi şarap dolu bir kazan ile tüp getirilmesi ve bunun, çoğunluğu üniversite öğrencileri olan katılımcıların gözü önünde kaynatılarak törenleştirilmesi masum bir kutlama olarak kabul edilemez. Yeşilay olarak, eğitim kurumlarında öğrencilerin bu şekilde ödüllendirilmesini, katılımcı olan öğrencilere sıcak şarap ikramını şiddetle kınadık. • Korkunç trafik kazalarına, boşanmalara, her türlü taciz ve tecavüz, cinnet ve cinayete neden olan alkol kullanımının engellenmesi için, kişilerin ciddi bir eğitimden geçmesi gerektiği kuşkusuzdur. Akaryakıt istasyonlarında alkollü içecek satılmasını tehlikeli bulduğumuzu ve istasyondan akaryakıt alıp yoluna devam etmesi gereken yolcunun alkol teminini kolaylaştıracak bu durumun düzenlenmesini, akaryakıt istasyonlarında alkollü içecekler satılmasının yasaklanması gerektiğini, bu güne kadar bu yöndeki taleplere kulak tıkamanın daha vahim sonuçlara yol açabileceğine dikkatleri çektik. • 7 Ocak 2011 tarih ve 27808 sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 24/1, 24/2-c-ç-g-h maddeleri hükmünün, alkollü içkilerin hiçbir surette sportif faaliyetlerle aralarında bir bağ kurulmaması gerektiğine yönelik olmasına rağmen Efes Pilsen bir basketbol kulübüne isim olmuştur. Bunun değiştirilmesi için bütün hukuk yollarını tüketeceğimizi bildirdik. • Ülkemizde de yapılan 27808 sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile dünya ülkelerinde uygulanan kriterlere uygun düzenlemeler getirilmiştir. Yaptığımız basın açıklamaları ve toplantılar ile bu düzenlemelerin aktif ve etkili olabilmesi için başta bireylere, ailelere, eğitimcilere, akil insanlara, kanaat önderlerine, sporculara ve sanatçılara; denetlenmesi için ise ilgili bakanlıklara ve emniyet birimlerine çok önemli vazifeler düştüğünü vurguladık. • Yönetmeliğin 10/3 maddesine göre öğrenci yurtları, spor kulüpleri, her türlü öğretim ve eğitim kurumları, kahvehane, kıraathane, pastahane, bezik ve briç salonlarında alkollü içkilerin satışı için satış belgesi verilemeyeceği düzenlenmiştir. Üniversite Sosyal Tesislerinde alkol satış ve sunumlarındaki dikkatlerinden dolayı ilgili rektörlerin davranışlarını destekledik. Yaptığımız bütün açıklamalarda ve basın toplantılarında alkolün zararlı etkilerine karşı mücadelede sağlıklı bir netice alınabilmesinin, yapılan düzenlemelerin uygulanabilir olmasına bağlı olduğunu söyledik. Bunun için de ilgili kurumların üzerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirmesi ile mümkün olacağını vurguladık. Bu bağlamda emniyet güçlerini, eğitim birimlerini ve diğer bütün kamu kuruluşlarını, kanaat önderlerini, sanatçıları ve sporcuları her fırsatta duyarlı olmaya çağırdık. Fakat bu dayarlılık çağrımız ilk olarak yargı organlarınca ihlal edildi. Danıştay 13. Dairesi 2011/185 Esas Sayılı kararı ile ''Hacmi 20 cl ve altında bulunan ambalajlardaki alkollü içkilerin bakkal ve marketlerde satılamayacağı'' ve ''Çocukları ve gençleri hedef alan veya bu kişilerin ilgi alanına giren etkinliklerde alkollü içki satılamayacağına'' ilişkin yönetmelik hükümlerinin yürütmesini durdurdu. TAPDK’nın yapmış olduğu ve gençleri alkole karşı korumaya yönelik olan bu düzenlemenin kanunla yapılması veya kanuna açıkça dayandırılması gerektiği bir gerçektir. Fakat Danıştay tarafından kanuni bir boşluğun gençler aleyhine doldurulması da kabul edilebilir değildir. Devletin düzenleme yetkisi verdiği bir kurumun, gençlerin ve toplum sağlığının korunmasına yönelik hazırladığı yönetmeliğin en etkili iki maddesinin bu şekilde yürürlüğünün durdurulması hukuk mantığına, vicdana ve ülke gerçeklerine aykırıdır. Yürütmenin durdurulması kararı sadece hukuk mantığı açısından değil, verildiği zaman açısından da bünyesinde büyük sıkıntıları barındırmaktadır. Zira yaz aylarına girdiğimiz ve gençlere yönelik pek çok aktivitenin gerçekleştirileceği bir dönemde bu kararın verilmiş olması oldukça manidar görünmektedir. Yıllarca karara bağlanmayı bekleyen dosyaların aksine, alel acele karar verilmiş olması da düşündürücüdür. Efes Pilsen’in alkolsüz bira reklamlarının, alkollü içki reklamlarının basın yayında boy boy verildiği bu dönemde böyle bir kararın verilmiş olması, insanların iradelerini çözmeye yönelik adeta savaş kampanyası yürüten alkol üreticilerini daha da cesaretlendirecektir. Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin yürürlükte olduğu 19 Mayıs günü, tatili fırsat bilen lise öğrencilerinin düzenlediği tekne partisi alkolün fazla kaçırılması sebebi ile hastanede neticelendi. Var olan düzenlemelerle dahi gençleri korumanın zor olduğu bir dönemde alkollü içki üreticilerine gün doğmuş gibi görünüyor. Bütün faaliyetlerimize ve yaptığımız tüm çağrılarımıza rağmen Türkiye Yeşilay Cemiyeti alkolün zararlı etkileri ile mücadelede yargı organlarımızca da yalnız bırakılmıştır. Fakat Cemiyetimiz adına şu gerçeği bir kez belirtmeliyiz; hangi kanaldan engellenmeye çalışırlarsa çalışsınlar hiçbir güç odağı karşısında mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. İnsanlığa karşı suç işleyenleri ifşa etmeye, alkolizme karşı insanlığı bilinçlendirmeye devam edeceğiz. İptal edilen yönetmeliğin yerine daha sağlıklı sonuçlar alacak kanunların çıkarılması için çalışacağımızı, bu hususta yetkili kurumları harekete geçirecek çağrılar yapmaya devam edeceğimizi, gençliğin geleceğini ve sağlığını hiçe sayan bu tür uygulamalarla bütün ulusal ve uluslar arası mekanizmaları ve yasa yollarını tüketeceğimizi saygılarımızla kamuoyuna duyururuz. Av. Muharrem BALCI Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı

56

I http://www.yesilay.org.tr


EĞİTİM ÇALIŞMALARI OKULLARDA KONFERANSLAR MAYIS AYINDA DA DEVAM ETTİ

Türkiye Yeşilay Cemiyeti eğitim çalışmaları mayıs ayında da devam etti. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik çalışmalar okulların Yeşilay Cemiyetinden konferans talep etmeleri üzerine hız kesmeden faaliyetlerini sürdürmektedir. Okullarımızda daha çok sigara, internet, ekran ve cep telefonu bağımlılığı üzerinde durularak öğrencilerimiz bilgilendirilmektedir. Genellikle okullarımızın konferans salonlarında bazen bir bazen de talep üzerine iki sunum yapılmaktadır. Sunumlar üç aşamada gerçekleştiriliyor. Birinci bölümde Yeşilay’ın tarihinden örnekler verilerek bağımlılıkla nasıl mücadeleye başlandığı anlatılırken, ikinci bölümde animasyon ve video gösterileriyle sigaranın zarar verdiği insanların hayatlarından kesitler sunulmakta, devamında internet ve ekran bağımlılığının bir ailenin fertleri arasında nasıl bir olumsuz durumlarla karşılaşıldığı tiyatro şeklinde sahneye yansıtılmaktadır. Üçüncü bölümde de öğrencilerin ve öğretmenlerin karşılıklı soru-cevaplarıyla program bitirilmektedir. Yapılan değerlendirme konuşmalarında konferansın öğretmen ve öğrenciler tarafından ilgiyle izlendiğini, sunumun kendilerini fazlasıyla etkilediğini, beklentilerinin üstünde bir çalışmanın ürünü olduğunu, Yeşilay’ın eğitim faaliyetlerini önemli bulduklarını söyleyerek teşekkür ve takdirlerini belirtmişlerdir. Okulların kapanmasına az bir zaman kalmasına rağmen haziran ayında da konferanslara devam edilecektir. MAYIS AYINDA KONFERANS VERİLEN OKULLARIMIZ 1) Güngören Anadolu Lisesi, 2) Eyüp Anadolu İmam-Hatip Lisesi, 3) Esenyurt Nakipoğlu Cumhuriyet Anadolu Lisesi, 4) Büyükçekmece Ahmediye Doğuş İlköğretim Okulu, 5) Büyükçekmece Aşiret Dalcı İlköğretim Okulu, 6) Büyükçekmece Mimar Turgut Cansever İlköğretim Okulu, 7) Gaziosmanpaşa 23 Nisan İlköğretim Okulu 8) Büyükçekmece Güzelce Kız Teknik Meslek Lisesi, 9) Şişli Ermeni Karagözyan İlköğretim Okulu, 10) Büyükçekmece Sudi Özkan Kız Teknik Meslek Lisesi

HAZİRAN 2011

57


REHBER ÖĞRETMEN SEMİNERLERİ

REHBER ÖĞRETMEN TOPLANTILARI 2010-2011 Eğitim öğretim yılında, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin “Sağlıklı Nesil, Sağlıklı Gelecek” projesi kapsamında planlanan rehber öğretmenler seminer çalışmaları sona erdi. Seminer çalışmasının yedincisi 04.05.2011 Çarşamba günü Beşiktaş İsmail Tarman İlköğretim Okulu konferans salonunda Beşiktaş, Beyoğlu, Kağıthane, Sarıyer ve Şişli ilçelerinde görev yapan rehber öğretmenlerle, sekizincisi 10.05.2011 Salı günü Kadıköy Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi konferans salonunda Kadıköy, Şile ve Ümraniye ilçelerinde görev yapan rehber öğretmenlerle, dokuzuncusu ise 16.05.2011 Pazartesi günü Gaziosmanpaşa Prof. Dr. Gazi Yaşargil İlköğretim Okulu konferans salonunda Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Sultangazi, Esenler ilçelerinde görev yapan rehber öğretmenlerle yapıldı Program kapsamındaki son seminer ise 23.05.2011 Salı günü Kartal Burak Bora Anadolu Lisesi konferans salonunda yapıldı. Toplantıya Kartal, Sultanbeyli, Sancaktepe ve Tuzla ilçelerinde görev yapan rehber öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Bütün toplantılara katılan ve Yeşilay eğitim sorumlusu olan Arif Çiftçi konuşmalarında, Yeşilay’ın tarihini anlatırken, gençlerimizi zararlı alışkanlıklara karşı bilgilendirmemiz gerektiğini, Yeşilay Cemiyeti ile rehber öğretmenlerin işbirliği yapması gerektiği üzerinde durdu. Bu mücadelenin hep birlikte yapılması gerektiği, ötekinin hakkını savunmadan kendi geleceğimizin olamayacağı, Yeşilaycılığın ötekinin hakkını savunmaktan geçtiği de konuşmalarda sıkça belirtildi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti yönetim kurulu üyesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Vehbi AltunçulUn da “ Bağımlılık ve Ergenlik” konulu konuşmalar yaptı. Ulusal ve uluslararası karikatür dalında birçok ödülü olan hocamızın konuşmasını kendi çizdiği karikatürlerle canlandırması dinleyicilerin konuyu dikkatli bir şekilde izlemesini sağladı. Vehbi Altunçul yaptığı sunumda; “Anayasanın 58. maddesine göre devlet, vatandaşını zararlı alışkanlıklardan ve cehaletten korumak zorundadır ve buna bağlı olarak tedbir almak durumundadır.” Diyerek eğitimcilere sorumluluklarını hatırlattı. Bağımlılığın, “onsuz yapılamayan, yoksunluğunda belirli emareler gösteren durumlar olduğunu” belirtirken, bağımlılara karşı nasıl davranmamız gerektiğini, anne babanın, çevrenin ve ergenlik yaşının olumsuz etkilerini, gençlere kötü örnek olmanın yanlışlarını, hayattan yaşanmış deneyimlerle anlatması ve anlatırken espriler yapması rehber öğretmenler tarafından ilgiyle dinlendi. Ayrıca alışkanlık, bağımlılık, bağımlılığa iten sebepler, bağımlılık etmenleri, bağımlılığın evreleri, ruhsal belirtiler, ergenle iletişim, alkol ve sigaranın zararları, pasif içicilik, uyuşturucu, televizyon ve internet bağımlılığı konularında açıklayıcı bilgiler verildi. Konferanslarda, Vehbi Altunçul’un sunumunu yaptığı konulara uygun düşen fıkralarla örneklendirerek anlatması, dinleyicilerin sunumu oldukça dikkatli dinlemelerini sağladı. Sunumun sonunda rehber öğretmenlerin flaş belleklerine Vehbi Altunçul’un yaptığı konuşmanın örneğini almaları için sıraya girmeleri ayrıca dikkat çeken ayrıntılardandı. Toplantıların sonunda karşılık soru-cevap bölümleri yer aldı. Toplantıya katılan öğretmenlere Yeşilay Cemiyeti tarafından birer “Katılım Sertifikası” verildi. Ayrıca öğretmenlerin kendi görüş ve düşüncelerini yazmaları için verilen katılım formlar, yine öğretmenler tarafından dolduruldu. Gelecekte yapılması düşünülen çalışmalara ışık tutacak olan katılım formlarındaki çeşitli fikirler, Yeşilay Cemiyeti tarafından dikkatle incelenmesi için eğitim birimine teslim edildi. Bu çalışmalarla İstanbul’un pek çok ilçesindeki okullarda, rehber öğretmenlerle Yeşilay eğitim birimi olarak ulaşıldı ve mümkün olduğunca, bütün okullara Yeşilay’ın sesi, kıt imkanlara rağmen duyurulmaya çalışıldı. Eğitimlere katılarak duyarlılık gösteren, Yeşilay’ın sesine kulak veren, İstanbul’un her türlü ulaşım zorluğuna rağmen toplantılarımızda yer alan fedakar öğretmenlerimize ve Yeşilay Cemiyeti ile protokol imzalayarak bizlere bu imkanı sunan başta İstanbul Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’a ve kültür bölümünün değerli yöneticilerine teşekkür ederiz. Yrd. Doç. Dr. Vehbi Altunçul’a eğitim çalışmalarına yaptığı katkılardan dolayı saygılarımızı sunar, teşekkür ederiz. Diğer konferanslarımıza katkılarından dolayı Genel Başkan Yardımcımız Sayın Prof. Dr. Haydar Sur hocamıza da teşekkür ederiz. Ayrıca rehber öğretmenler toplantılarının planlanmasında ve yürütülmesinde emeği geçen Yeşilay Eğitim sorumlusu Arif ÇİFCİ’ye ve eğitim faaliyetlerimize destek veren, bizleri cesaretlendiren Genel Başkanımız Av. Muharrem Balcı’ya teşekkür ederiz.

58

I http://www.yesilay.org.tr


YEŞİLAY, MARMARA ÜNİVERSİTESI GÖZTEPE KAMPÜSÜNDE

Marmara Üniversitesi Yeşilay Kulübü öğrencileri “Dumansız Kampüs” projesi kapsamında bir faaliyet düzenledi. Öğrenciler, Göztepe kampüsünde açtıkları sergide Yeşilay tanıtım kitabı, dergisi ve broşürü dağıttılar. Aynı gün içerisinde yine Yeşilay Kulübü öğrencilerinin düzenlediği, Mustafa Necati Konferans Salonu’ndaki “SÖYLEŞİ” programına birçok öğrenci katıldı. Programda, Yeşilay Genel Başkanı Av. Muharrem Balcı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Teknik Direktörü Abdullah Avcı ve Yeşilay Eğitim Sorumlusu Arif Çiftçi birer konuşma yaptılar. Programa katılan konuşmacılar, deneyimlerini de paylaştıkları söyleşide, öğrencilere zararlı maddeler hakkında bilgiler verdiler. İlgiyle izlenen program sonunda öğrenciler, konuşmacılara zararlı maddeler hakkındaki sorularını yönelttiler. Programın ardından, üniversite önünde kurulan “Dumansız Kampüs” çadırının açılışı yapıldı. Yeşilay gönüllüsü olmak isteyen kırk dokuz kişiye, Yeşilay Genel Başkanı Muharrem Balcı tarafından “Gönüllülük Belgesi” verildi.

ESENLER KIZ MESLEK LİSESİ ZİYARETİ

Türkiye Yeşilay Cemiyeti ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yapılan Münazara yarışması öncesi, yarışmaya katılacak okullardan Esenler Kız Meslek Lisesi Türkiye Yeşilay Cemiyetinin ziyaret etti. Ziyaret öncesinde İstanbul Emniyeti Narkotik Suçlar ile Mücadele Müdürlüğü’ne de gittiklerini söyleyen öğrenciler, bu yarışma için ilgili kurumların hepsine gittiklerini ve çok iyi hazırlanmaları gerektiğini söylediler. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Av. Muharrem BALCI ve Yeşilay Eğitim Sorumlusu Arif ÇİFCİ’den Yeşilay’ın tarihi hakkında ve söylemleri hakkında bilgi alan öğrenciler daha sonra Yeşilay Başkanı ile fotoğraf çektirdiler. Yeşilay Başkanı Av. Muharrem BALCI Esenler Kız Meslek Lisesi Öğretmen ve Öğrencilerine göstermiş oldukları gayret ve azim için tebrik etti ve yarışmada başarılar diledi.

DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ PANELİ

Yeşilay Genel Başkanı Muharrem BALCI, Doğuş Üniversitesi tarafından düzenlenen “Uyuşturucu Madde Bağımlılığıyla Mücadele ve Ceza Hukuku” konulu panele katıldı. Genel Başkan Muharrem BALCI, 09.05.2011 tarihinde, Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen “Uyuşturucu Madde Bağımlılığıyla Mücadele ve Ceza Hukuku” konulu panelde önce bir açılış konuşması yapan Başkan, konuşmasında uyuşturucu madde bağımlılığının nedenleri ve devletin bu husustaki sorumlulukları üzerinde durdu. Hukuk fakültesi öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği panel, konuşmaların ardından son buldu.

HAZİRAN 2011

59


Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak 06 Mayıs 2011 tarih 2011/99 sayılı İstanbul Ulaşım A.Ş.’ye “Metro İstasyonlarında Sigara Büfeleri açılmasına izin verilmesinin hukuka uygun olmadığının ihbarı ve bu işlemin acilen durdurulması” konulu şikayet dilekçemize, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanlığı ve İstanbul Ulaşım A.Ş. tarafından cevap verildi. 07 Ocak 2011 tarihli ve 27808 sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte yönetmelik kapsamında, tütün mamullerinin markalarını çağrıştıracak şekilde sözcükler, şekiller, resim, renk kombinasyonları ve harfler ile her türlü alametlerin, iş yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, tabelalarında ve satış ünitelerinde bulundurulmayacağı da açıkça belirtilmiştir. İstanbul Ulaşım A.Ş. tarafından ilgili büfelerin işletmesinin verildiği TURYAP YAPI SANAYİ ve TİCARET A.Ş. arasında yapılan sözleşmenin 3.3 maddesinde ise “Satış kabinlerinde satışa sunulan ürünler ilgili mevzuatına uygun olsa bile ULAŞIM A.Ş. görüntü, koku, duman ve benzeri şekilde çevreye veya insanlara rahatsızlık verdiği veya ULAŞIM A.Ş.’nin kurumsal imajını etkilediğini düşündüğü ürünlerin/hizmetlerin satışına engel olabilir. Böyle bir durumda ULAŞIM A.Ş. satıştan kaldırılmasını talep ettiği ürünü TURYAP’a bildirecek ve TURYAP, ULAŞIM A.Ş.’nin bu talebinin derhal yerine getirilmesini sağlayacaktır.” ibaresi yer almaktadır. İstanbul ULAŞIM A.Ş. yetkilileri yazımız üzerine bir inceleme yaparak rapor hazırlamış olup, raporda birlikte söz konusu Satış noktalarının ilgili yönetmeliğe uygun hale getirilmesi ya da sigara satışının durdurulması konusunda TURYAP YAPI SANAYİ ve TİCARET A.Ş.’ye gereğini ivedilikle yerine getirilmesini bildiren yazısını göndermiştir. İstanbul Ulaşım A.Ş.’nin TURYAP YAPI SANAYİ VE TİCARET A.Ş.’ye göndermiş olduğu 16.05.2011 tarih ve 715 sayılı ilgili uyarı yazısı dergimizde yer almaktadır. Konuya gösterdikleri hassasiyet dolayısı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kaynak Geliştirme ve İştirakler Daire Başkanlığı’na ve İstanbul Ulaşım A.Ş.’ye teşekkürlerimizi sunarız.

60

I http://www.yesilay.org.tr

METRO İSTASYONLARINDA SİGARA SATIŞ BÜFELERİ


Yıldız Teknik ÜniversitesiDavutpaşa Kampüsü’nde düzenlenen “Dumansız Kampus” projesinde, etkinliğe Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI, Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi M. Sırrı ARVAS ve Yeşilay Eğitim Sorumlusu Arif ÇİFCİ katılım gösterdi. Yeşilay’ın açmış olduğu bilgilendirme çadırına yoğun ilgi gösteren öğrenciler, sigaradan kurtulmanın yollarını ve yeni neslin sigaradan nasıl uzak tutulması gerektiği hakkında bilgi aldılar. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde, sigarayı bırakma sözleşmesi imzalayan öğrenciler arasında yapılan çekiliş sonucunda Melika Yakut, Yunus Emre Günaydın, Kemal Aydoğan’a, zamanın ne kadar değerli olduğunu unutmamaları için birer adet kol saati hediye edildi. Etkinlik kapsamında, konferans salonunda yapılan konuşmada, Yıldız Teknik Üniversitesi FenEdebiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Ulvi AVCIATA bundan sonra üniversite kampusü içerisinde sigara içenlere göz yummayacaklarını söyledi. Yeşilay Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI ise, sigaranın gençler üzerinde bıraktığı etkiyi ve beraberinde getirdiği diğer bağımlılıklardan bahsederken, insanın kendisine zarar verme özgürlüğü olmadığını, kendisini öldürecek olan silahı cebinde taşımaması gerektiğini söyleyerek uyarılarda bulundu. Etkinlik itfaiyecilerin sigarların üzerine su sıkarak söndürmesiyle sona erdi.

Avcılar Kampüsünde, Türkiye Yeşilay Cemiyeti, 13 Mayıs 2011 Cuma günü İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsünde düzenlenen “Dumansız Kampüs Projesi” kapsamındaki şenliklere katıldı. Yeşilay çadırının açıldığı alanda, Yeşilay Güngören Temsilcisi Tacettin VARBOZ öğrencilere karbondioksit (CO) ölçümü yaptı. Yeşilay ve Dumansız Kampus Projesi gönüllüleri tarafından, şenliklere gelen öğrencilere sigarayı bıraktırma sözleşmesi imzalatıldığı etkinliklerde Yeşilay gönülleri gün boyu çalışmalarını sürdürdü. HAZİRAN 2011

61


Yeşilay Başkanı Av. Muharrem Balcı, 18.05.2011 günü Yedikule Anadolu Lisesi'ni ziyaret etti. Ziyaretinde okul müdürü Sayın Dilek Gülay ile görüşen Balcı, öğrencilerin yaptıkları resimlerin yer aldığı resim sergisini öğretmenlerle birlikte gezdi, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Okul öğrencilerinin 2004 yılında yaptıkları ve kitap olarak yayınladıkları "ŞİFAHANELERLE İSTANBUL" adlı eseri de inceleyen Balcı, Yeşilay olarak bu eserin ikinci baskısını yapmayı ve çalışmanın hafızalardan silinmeyecek ve kütüphanelerde sürekli okunacak hale gelmesini istediğini ifade etti.

YEŞİLAY GENÇLİK FESTİVALİNDE

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu’nun her sene “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı”nda gerçekleştirdikleri Caddebostan’daki gençlik festivalindeydi. Yeşilay Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI’nın da katıldığı organizasyonda, İstanbul Öğrenci Kulüpleri Platformu'na üye kulüplerle birlikte çeşitli sivil toplum kuruluşları ve kurumlar da stant açtılar. Stantları gezen Başkan Balcı, katılımcılarla tek tek sohbet ederek Yeşilay dergisi ve broşürlerinden dağıttı. Etkinliklerin başladığı saatlerde Yeşilay standında ziyaretçilerin sorularını cevaplayan Başkan Balcı, bu tür organizasyonların gençlerle bir araya gelmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Gün içindeki birbirinden farklı etkinliklerle renklenen festivalde, akşam saatlerinde sanatçılar Nev ve Yalın da bir konser verdiler. Konserin ardından düzenlenen havai fişek gösterisiyle festival ihtişamlı bir şekilde sona erdi.

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ ZARARLI ALIŞKANLIKLARLA MÜCADELE TOPLULUĞU “GÜZAM” YEŞİLAY’I ZİYARET ETTİ

Giresun Üniversitesi öğrencilerinin kurduğu, kısa adı “GÜZAM” olan “Giresun Üniversitesi Zararlı Alışkanlıklarla Mücadele Topluluğu”nun akademik danışmanı Öğr. Gör. Recep YAĞCI, topluluk başkanı Serkan Gökçe ve topluluk üyesi bir grup öğrenci, 20 Mayıs 2011 Cuma günü Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezini ziyaret ederek Genel Başkan Av. Muharrem BALCI ile görüştü. Giresun ilinde ve üniversitelerinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Recep YAĞCI, “Amacımız zararlı alışkanlıklarla etkin bir mücadele sergileyip insanımızı madde ve ekran bağımlılığından kurtarmaktır. Bu nedenle Yeşilay’ın tecrübe ve birikiminden faydalanmak ve devamlı işbirliği içinde olmak istiyoruz. Gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan kurtarıp spora, sosyal ve kültürel aktivitelere yönlendirmek temel amacımızdır.” dedi. GÜZAM başkanı Serkan GÖKÇE de, Giresun Üniversitesi’nde Yeşilay’ın misyonunu temsil ettiklerini ve bundan sonra yapacakları çalışmalarda Yeşilay’ın desteğini beklediklerini söyledi. Yeşilay Genel Başkanı Muharrem BALCI ise, Yeşilay’ın kuruluş amacını anlattığı konuşmasında bugüne kadar devam eden süreci özetledi. Üniversitelerde kurdukları Yeşilay Kulüpleri ile “Dumansız Kampus Projesi”ni hayata geçirdiklerini belirten Genel Başkan BALCI, okulların yaptıkları proje ve etkinliklere tam destek olduklarından bahsetti. Daha önceden mücadelelerinin alkol, sigara ve uyuşturucu olduğunu belirten Recep YAĞCI, Genel Başkan BALCI’dan aldıkları bilgilerle, çalışmalarını daha geniş bir yelpazeye yayacakları ve faaliyet alanlarına ekran bağımlılığını da katacaklarını söyledi. Bu konuda daha aktif olabilmeleri için Yeşilay Başkanı’ndan, Giresun’da bir Yeşilay temsilcisi görevlendirilmesi ricasında bulundu. Giresun Üniversitesi’nde de “Dumansız Kampus Projesini” başlatmak ve faaliyetlerde bulunmak için Genel Başkan BALCI’yı Giresun’a davet eden Recep YAĞCI ve GÜZAM öğrencileri, toplu fotoğraf çekimiyle ziyaretlerini tamamladılar.

62

I http://www.yesilay.org.tr


YARD. DOÇ. DR. VEHBİ ALTUNÇUL’A TEŞEKKÜR

2010 - 2011 Eğitim Öğretim Yılında Yeşilay Genel Merkezi ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokole istinaden yapılan Rehber Öğretmenler Toplantılarında üstün performans gösteren Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Yard. Doç. Dr. Vehbi ALTUNÇUL’a Yeşilay Yönetim Kurulu adına Yeşilay Genel Sekreteri Prof. Dr. İbrahim KELEŞ tarafından Dr. Hatice AKSU’nun hazırlamış olduğu İstanbul Silueti tablosunu hediye ettiler. Yeşilay Genel Sekreteri Prof. Dr. İbrahim KELEŞ, Yrd. Doç. Dr. ALTUNÇUL’un göstermiş olduğu ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ederken, kendisinin çok yoğun çalıştığını ve özverili olduğunu söyledi. Yapmış olduğu katkılar için kendisine teşekkür etti.

SULTANGAZİ DE UÇURTMA ŞENLİĞİ

Sultangazi Kaymakamlığı ve Sultangazi Belediyesi 25.05.2011 tarihinde ortaklaşa düzenlendiği “Uçurtma Şenliği” ile çocukların bahar sevincine ortak oldu. Sultangazi Kaymakamlığı ile Sultangazi Belediyesi organizasyonuyla Uçurtma Şenliği düzenlendi. Gazi Şehir Parkı’nda düzenlenen programa Sultangazi Kaymakamı Yusuf Ziya Çelikkaya, Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay ve eşi İlknur Altunay, öğretmenler, engelli vatandaşlar ile öğrenciler katıldı. Türkiye Yeşilay Cemiyeti de Sultangazi Kaymakamlığı ve Sultangazi Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği Uçurtma Şenliğine katıldı. Şenlikte uçurtma uçurmaya çalışan ve uçuran çocuklara Yeşilay dökümanları ve materyalleri dağıtarak Yeşilay hakkında bilgilendirme yapıldı. Yeşilay çadırını ziyaret eden Sultangazi Kaymakamı Yusuf Ziya Çelikkaya “Yeşilay etkinliklerini yakından takip ettiğini, çalışmalara her zaman destek verdiklerini” söyledi.

HAZİRAN 2011

63


HABERLER

YEŞİLAY VE DUMANSIZ KAMPÜS

31 MAYIS’TA TAKSİM DE

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Bağımlılığa ve Sigaraya Hayır Derneği, Dumansız Kampus ve Ulusal Öğrenci Konseyi 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü’nde Taksimde yürüyüş düzenledi. Taksim Galatasaray Lisesi önünde Çadır ve Stant açan Türkiye Yeşilay Cemiyeti, İstanbul’un en işlek caddesi olan İstiklal Caddesinde vatandaşları bilgilendirmek için eğitim dökümanları ve çeşitli materyaller dağıttı. Yeşilay görevlileri İstiklal Caddesini temizleyen temizlik araçlarına ve nostaljik trenleri balonlarla ve “Sigarayı At, Hayatı Tat” yazılı pankartlar ile süslendiler. “Sigarayı At, Hayatı Tat sloganları” ile İstiklal caddesini baştan aşağıya dolaşan Yeşilay gönüllüsü Hızır ARDAL İstiklal caddesindeki vatandaşlara “Yeşilay’ın önemini, Yeşilay’a neden destek verilmesi gerektiğini, bağımsız bir ülkenin evlatlarının bağımlılığa mahkum olmamalarını” megafonu ile bütün İstiklal Caddesine duyurdu. 14:30’da Taksim Galatasaray Lisesi’nin önünden başlayan yürüyüş sloganlar eşliğinde Yeşilay gönüllüleri, Bağımlılığa ve Sigaraya Hayır Derneği, Dumansız Kampüs ve Ulusal Öğrenci Konseyi öğrencileri ile birlikte Taksim Meydanına kadar yürüdüler. Yürüyüşte Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu üyelerinden Yeşilay Genel Sekreteri Prof.Dr. İbrahim KELEŞ, Yeşilay Yönetim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Cahit BABUNA ve Gazeteci – Yazar Mehmet Sırrı ARVAS, Yeşilay Güngören Temsilcisi Tacettin VARBOZ da bulunuyordu. Bağımlılığa ve Sigaraya Hayır Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Orhan KURAL ve yönetim kurulu üyeleri de yürüyüşe katıldı. Yürüyüşe ses sanatçısı olan Erol EVGİN’in oğlu Murat EVGİN de bulunuyordu. Yürüyüş esnasında sigara şekline girmiş iki öğrenci ellerindeki ipler ile bağımlıları peşlerinden sürükleyen sembolik bir çalışma sergilediler. Etkinliğin sonunda sigara şekline bürünen öğrencilerin üzerlerinde süngerler parçalanarak özgürlüklerine kavuşturuldular. Taksim Meydana ulaşıldığında Ulusal Öğrenci Konseyi adına Nihat Buğra AĞAOĞLU 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü ile ilgili olarak basın açıklamasında bulundular. Bağımlığa ve Sigaraya Hayır Derneği Başkanı Prof.Dr. Orhan KURAL da sigaradan yapılan bir yelek giyerek basın açıklamasında bulundu. Daha sonra üzerindeki yeleği çıkartarak yere atan KURAL ile birlikte gönüllüler sigara izmaritlerini ayakları ile çiğnediler. 64

I http://www.yesilay.org.tr


HAZİRAN 2011

65


HABERLER

Beykoz Diyanet Görevlileri

BEYKOZ BAĞIMLILIKLARA KARŞI BİLİNÇLENDİRİLİYOR

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Beykoz İlçe Temsilcisi Fizyoterapist Ziya Gümüş, Beykoz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Müftülüğü ve diğer kurumlar ile protokoller imzalayarak, eğitim seminerlerine aralıksız devam ediyor. Beykoz İlçe Temsilcisi Ziya Gümüş ve Beykoz İlçe Müftülüğü, “Sağlıklı Yaşam” başlığı altında imzaladıkları protokol kapsamında bir seminer düzenledi. Beykoz ilçesinde bulunan ve değişik unvanlarda çalışan yüz seksen üç Diyanet personeline seminerde, tüm zararlı alışkanlıklar, bağımlılıklar ve bunlara karşı mücadele yolları anlatıldı. Beykoz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Yeşilay Beykoz İlçe Temsilcisi Ziya GÜMÜŞ arasında imzalanan protokol kapsamındaki, Beykoz ilçesinde bulunan okullarda düzenlenen seminerler de devam ediyor. Bir ay içerisinde binden fazla öğrenciye ulaşan Ziya GÜMÜŞ’ün seminer düzenlediği okullardan bazıları; Beykoz Ahmet Ferit İnal Lisesi, Beykoz Boğaziçi Anadolu İmam Hatip Lisesi, Beykoz Barbaros Hayrettin Paşa Endüstri Meslek Lisesi oldu. Beykoz ilçesindeki okulları dolaşarak çalışmalarının sürdüren temsilcimiz Ziya GÜMÜŞ, Yeşilay’ın faaliyetlerini, sigara, alkol, uyuşturucu ile ekran ve internet bağımlılığı konularında bilgilendirme yapmış, bu bağımlılıklarla mücadele yollarını öğrencilere anlatmıştır.

Ferit İnal Lisesi

Barbaros Hayrettin Paşa Lisesi

Boğaziçi Anadolu İmam-Hatip Lisesi

66

I http://www.yesilay.org.tr


ADANA - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Adana İl Temsilcisi Mehmet ASLANBABA, Adana’daki faaliyetlerine her geçen gün bir yenisini ekliyor. Mehmet ASLANBABA’nın çalışmalarının da desteğiyle, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı münasebeti ile Adana’da, AGİAD Bayan Basketbol takımı, maça “YEŞİLAY DOSTU OLAN KAZANIR” pankartı ile çıktı. AGİAD Bayan Basketbol takımına, göstermiş oldukları duyarlılıktan dolayı teşekkürlerimizi sunarız.

ÇORUM, YEŞİLAY ETKİNLİKLERİNE HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR Türkiye Yeşilay Cemiyeti Çorum Temsilcisi Atilla ALPAY etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor. Yaptığı çalışmalarla şube ve temsilcilikler için örnek teşkil eden ALPAY, Üniversitelerin bahar şenliklerinde sergi ve stantlar, okullarda ve camilerde konferanslar vermeye devam ediyor. Çorum Temsilcisi ALPAY Kızılay gibi kardeş kuruluşlar ile de iş birliği yaparak yeni kampanyalar başlatmayı hedefliyor bu kampanyalardan bir tanesi, kan vermeye gelenleri, sigarayı bırakmaya ikna etmeye çalışmak olacağını söyledi. Onkolojki Hastaları Yardımlaşma ve Savaşma Derneği (ONKOSAV) ile birlikte de Çorum Atatürk Lisesinde Bağımlılık hakkında panel düzenleyen ALPAY, “genç kardeşlerimiz zaten anlattıklarımızı aşağı yukarı biliyorlar, bizde sadece reklamların etkisi altında kalan genç nesil sigara, alkol ve bağımlılık yapıcı maddeler hakkında biraz daha bilgilendirdik” dedi.

SUNGURLU - Sungurlu Yeşilay Temsilciliği, sigarayı bırakanlara ve Yeşilay’ın amaçlarına hizmet eden kurum, kuruluş ve şahıslara teşekkür ederek, ödüllendirme çalışmaları yapıyor. Sungurlu’nun Sesi Gazetesi ve İhlas Haber Ajansı (İha) muhabirlerinden Serkan Şansever, 19 Aralık 2010 tarihi itibariyle sigarayı bırakarak Yeşilay ailesine katıldı. Sungurlu Yeşilay Temsilcisi Bekir Sami Ünsal, sigarayı bırakan Şansever’e “Teşekkür Sertifikası” verdi. Ünsal, “Genç bir arkadaşımızın sigarayı bırakması bizi çok sevindirmiştir. Şansever’in, verdiğimiz “Yeşilay Gönül Dostları Sertifikası” ile aramızda olduğunu tescilliyoruz” dedi.

HAZİRAN 2011

67


HABERLER

SUNGURLU YEŞİLAY TEMSİLCİLİĞİNDEN SEMİNER Sungurlu Emniyet Müdürlüğü, Sungurlu Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türkiye Yeşilay Derneği Sungurlu İlçe Temsilciliği tarafından, Memiş Pekmezci İlköğretim Okulu’nda zararlı madde kullanımıyla ilgili bir seminer verildi. Türkiye Yeşilay Derneği Sungurlu İlçe Temsilcisi Bekir Sami Ünsal tarafından verilen ve yaklaşık elli dakika süren seminerde, zararlı madde kullanımıyla ilgili bilgiler öğrenci ve öğretmenlere slayt eşliğinde anlatıldı. Bekir Sami Ünsal, Yeşilay’ın kuruluş amacının toplumu alkol, sigara, uyuşturucu, tiner, bali gibi uçucu maddelerin verdiği zararlardan korumak olduğunu belirterek, “Bir kez denemekle bir şey olmaz!” demenin en büyük yanılgı olduğunu söyledi. Bağımlılık yapan bütün maddeleri örümcek ağına benzeten Ünsal, bu alışkanlığa yakalananın kurtulmasının zor olacağını, özellikle arkadaş çevresine dikkat edilmesini, özenti ve merak gibi duyguların bağımlılıkta önemli etkenler olduğunu ifade etti. Sağlam kafanın sağlam vücutta bulunduğunu belirten Sungurlu Emniyet Müdürü İsmail Maden ise, alkol, tiner, bali, sigara ve uyuşturucu gibi maddelerin insan vücuduna, topluma ve aile yapısına büyük zararlar verdiğini, bir kez denemek şöyle dursun, kesinlikle uzak durulması gerektiğini söyledi.

Eskişehir İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet YAPICI, altı meclis üyesine sigarayı bıraktırarak onları birer çeyrek altın ile ödüllendirmiştir. Yeşilay Eskişehir şubesi de, YAPICI'nın bu örnek davranışından dolayı kendisine "Yeşilay Gönül Dostları Sertifikası” vermeyi kararlaştırmıştır. Başkan YAPICI'nın daveti üzerine İl Genel Meclisi toplantısına katılan İl başkanımız Mehmet GÜRSES ile ikinci başkanımız Suat ULUDAĞ, il genel meclisi başkanı YAPICI'yı tebrik ederek kendisine “Yeşilay Gönül Dostları Sertifikasını” takdim etmişlerdir. Meclis üyelerine hitaben bir konuşma yapan ikinci başkan Suat ULUDAĞ, Yeşilay'ın amacı ve faaliyetleri konusunda üyeleri bilgilendirmiş, sigarayı bırakanları Yeşilay'a üye olmaya çağırmış, diğer sigara içen üyelerin de en kısa zamanda bu zararlı alışkanlıktan kurtulmalarını tavsiye etmiştir. Başkan YAPICI da yaptığı konuşmada, "Yeşilay'ın çalışmalarını yakından takip ettiğini ve takdirle karşıladıklarını, diğer meclis üyelerinin de sigarayı bırakmaları konusunda teşvik edeci olmaya devam edeceğini” belirtmiştir.

YEŞİLAY ESKİŞEHİR ŞUBESİ’NDEN ÖDÜLLÜ YARIŞMA

Eskişehir Mareşal Fevzi ÇAKMAK İlköğretim Okulu ikinci kademe öğrencileri arasında düzenlenen Yeşilay konulu afiş yarışması ile Metin SÖNMEZ İlköğretim Okulu öğrencileri arasında düzenlenen Yeşilay konulu şiir yarışmasında, ilk üç dereceye giren öğrencilere Yeşilay Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu tarafından çeşitli hediyeler verildi. Yeşilay Eskişehir Şubesi, ödül kazanan öğrencilerin okul yönetimlerini ve öğretmenlerini tebrik ederek, yararlı çalışmalarının devamını dilediklerini belirtti. 68

I http://www.yesilay.org.tr


GAZİANTEP’TE YEŞİLAY’IN İLK SEMİNERİ - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Gaziantep Temsilciliği’nin

ilk semineri, Mehmet Çolakoğlu İlköğretim Okulu’nda İl Temsilcisi Fatih Tamer tarafından verildi. Geçtiğimiz günlerde Gaziantep`te temsilcilik kurarak faaliyetlerini temsilcilik kapsamında sürdüreceğini duyuran Yeşilay Cemiyeti, Mehmet Çolakoğlu İlköğretim Okulu’nda ilk seminerini düzenledi. Özellikle liseye geçmek üzere olan 8.sınıf öğrencilerine yönelik hazırlanan seminer, il temsilcisi Fatih Tamer aracılığıyla verildi. Çevre ve ekonomik koşullarla birlikte televizyonun da ciddi bir şekilde etkilediği gençlerin, bağımlılık yapan maddeler-

le çok kolay bir şekilde karşılaştıklarını düşünen okul yetkililerinin talebiyle düzenlenen seminerde, yaklaşık dört yüz öğrenciye iki ayrı grup halinde bağımlılık konusunda bilgiler verildi. Gaziantep İl Temsilcisi Fatih Tamer, sigara, içki, uyuşturucu, kumar ve internet bağımlılığı olarak beş farklı bağımlılık bulunduğunu ifade ederken, her bağımlılığın bir diğerini tetiklediğini bu sebeple gençlerin bağımlılıktan korunması için en temel şartın bu tür alışkanlık veya davranışlara hiç başlanmaması gerektiğine vurgu yaptı. Dünya sağlık örgütü tarafından yayınlanan verilerde, sigara dolayısıyla her altı saniyede bir kişinin öldüğünün bildirildiğini belirten Tamer, alkolün insan beynini küçülterek uyuşturduğunu, uyuşturucu ile birlikte tüm bu maddelerin kişiyi yavaş yavaş intihar ettirdiğine vurgu yaptı. "Devlet eliyle oynatılan kumarla birlikte sizler doğal yaşantınızdan koparak tüketen ve birilerine köle olan insanlar haline geliyorsunuz. Özellikle doğum günleri, mezuniyetler gibi masum görünen etkinliklerde farkına varmadan en yakın arkadaşlarınız sizleri kötü şeylere alıştırıyor. Bu noktada, bu konularda duyarlı olacak ve gerekirse öğretmenlerinizden büyüklerinizden yardım isteyeceksiniz." diyen Tamer, öğrencilerden birinin "Ama hocalarımız sigara içiyor, onlar içerken biz nasıl başlamayalım?" sorusuna da; "Elbette bu konuda ilk görev büyüklerin. Onlar size kötü örnek olmamak zorundalar. Eğer bu tür bağımlılıklara onların da zaafı varsa önce onlar kendini düzeltmek zorunda. Yoksa bizim söylediklerimizin size bir etkisi olmayacaktır. Buradan da rehber öğretmenlerimize çağrı yaparak bu konuda duyarlı olmalarını rica ediyorum. Gelecek öğretim yılı başında zaten genel kapsamlı bir çalışma da başlatacağız. Bu noktada herkesin duyarlı olması ve gençlerimizin hayatlarına kasteden bu zehirlere karşı topyekun bir mücadele verilmesi gerekiyor." diyerek sözlerini tamamladı. Program sonunda öğrencilere, anlattığı konularla ilgili sorular soran Tamer, doğru cevap veren öğrencilere Yeşilay tişörtü ve Yeşilay dergisinden oluşan çeşitli hediyeler verdi.

YEŞİLAY, İZMİR EĞİTİM BİLİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ FESTİVALİ METEF 2011'DE İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, 17-18-19 Mayıs 2011 tarihleri arasında İzmir Uluslararası Fuar Merkezi'nde "İZMİR EĞİTİM BİLİM KÜLTÜR SANAT TEKNOLOJİ FESTİVALİ" düzenlendi. Düzenlenen festivalde Türkiye Yeşilay Cemiyeti İzmir Şubesi de yer aldı. Özellikle öğretmen ve öğrenciler tarafından yoğun ilgi gösterilen standa gelen ziyaretçilere dergi, broşür, pano, pankart ve Yeşilay İzmir Şubesi tarafından hazırlanan cd ve broşürler hediye edildi. HAZİRAN 2011

69


Yeşilay Gebze Şubesi Osman Hamdi Bey Kültür Salonunda “31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü” nü görkemli bir şekilde kutladı. Katılımın yoğun olduğu programa Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI , Gebze Kaymakamı Salih KARABULUT, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı Nermin TOL, Gebze Belediye Başkanı Adnan KÖŞKER, Kocaeli Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Füsun YILDIZ Gebze Emniyet Müdürü Şevket KARAYĞİT, İl Sağlık Müdürü Hasan AYDINLIK, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Zihni AYDIN,Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şube ve Temsilciliklerden sorumlu Başkan Danışmaları Mehmet VAROL ve Aykut OKUR , Gebze Kent Konseyi Sekreteri Esat URAL, daire amirleri, muhtarlar, çok Sayıda Gebzeli ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programın sunuculuğunu Yeşilay Gebze Şubesi Kurucu Başkanı Gürbüz Kuru yaptı. İlk konuşmayı Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI yaptı. Yeşilay derneğinin sigara başta olmak üzere bütün zararlı alışkanlıklarla mücadele ettiğine değindi. “ Ben kullanmıyorum demek yetmez, kullanan arkadaşımız, annemiz, babamız ve tüm insanlar için bir şeyler yapmalıyız” dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı Nermin TOL ise her zaman Yeşilay’ın yanında olduklarını belirtti. Yeşilay Derneğinin çalışmalarını yakından takip ediyorum diyen Adnan KÖŞKER “ sigara kullanan kişi sadece kendine değil bütün çevresine ve doğa yada zarar vermiş oluyor” dedi. Sigara ile mücadele de herkese görev düşmektedir diyen Gebze Kaymakamı Salih KARABULUT ise “ her yıl 100 bin insanımız sigara yüzünden hayatını kaybederken 50 Milyar dolar da ekonomik zarar vermektedir” diye konuştu. Kocaeli Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Füsun YILDIZ ise, Gebze’de ki sigara içme oranının Kocaeli ortalamasının altında olduğuna dikkat çekti. Gebze’de ki bu oranın düşük olmasında Yeşilay’ın yaptığı çalışmaların etkili olduğu gerçeğinin ortaya çıktığına dikkat çekti. Prof. Dr. Füsun YILDIZ “ sigara içenlerin ağır metallerin yanı sıra egzoz gazı, DDT, bütan gazı, böcek öldürmede kullanılan ilaçlar başta olmak üzere yaklaşık 4 bin çeşit zararlı madde bulunmaktadır” diye konuştu. Unutmayınız ki sigara en ucuz kitle imha silahıdır diye ekledi. Yapılan programa Çolakoğlu Kız Meslek Lisesi öğrencilerinin “Birde bizden dinleyin” adlı tiyatro oyunu tam not aldı. Yunus Emre İlköğretim Okulu öğrencilerinin hazırladığı halk oyunları gösterisi ile izleyenleri coşturdu. Özel Hisar İlköğretim Okulu öğrencilerinin hazırladığı aşık atışmasında izleyenleri hem eğlendirdi, hem düşündürdü. Programın sonunda ise Yeşilay Derneğinin Gebze’de 10. Yılı olması sebebiyle dertsek verenlere plaket sunumu ile program son buldu.

70

I http://www.yesilay.org.tr


MUĞLA YEŞİLAY EĞİTİMLERİ DEVAM EDİYOR

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Muğla Temsilcisi Muhittin TURGUT, azmi ve yılların vermiş olduğu tecrübesi ile çalışmalarına ve Yeşilay eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor. Eğitim için gittiği okullarda zararlı alışkanlıkları anlatan Muhittin TURGUT, zararlı alışkanlıkları olan okul yöneticilerini de bu alışkanlıklarından kurtarmak için ikna etmeye çalışıyor. Emir Beyazıt İlköğretim Okulu’nda yaptığı seminer sonrası, okulun müdürünü sigarayı bırakması için ikna eden Muhittin TURGUT’a, öğrenciler tarafından çiçek hediye edildi. Okul müdürünü yapmış olduğu örnek davranıştan dolayı kutlayan Muhittin TURGUT, geleceğimizi yetiştiren öğretmenlerimizin kötü alışkanlıkları olmaması gerektiğini dile getirdi. Yeşilay çalışmalarının hızla devam ettiği Muğla’da, Merkez Türdü 100. Yıl İlköğretim Okulu öğrencilerine zararlı alışkanlıklarla ilgili bilgi sunumu yapıldıktan sonra 5/C sınıfı öğretmeni Mehmet Işık’a, 38 senedir içtiği sigarayı bıraktığı için, öğretmenler, yöneticiler ve 1650 öğrencinin huzurunda Yeşilay adına plaket verildi.

ZEHİR BÜFE, OYUNCAK BÜFE OLDU

Yıllardır Muğla’daki sokaklarda ve okullarda düzenlediği konferanslarla, sigara ve alkole karşı mücadele veren Yeşilay Muğla İl Temsilcisi Muhittin Turgut, Türkiye'de belki de ilk defa örnek bir uygulamanın başlangıcının yapılmasına vesile oldu. Yeşilay Temsilcisi Turgut, sigara ve alkol satan bir büfe sahibini ikna ederek, büfe sahibini bu ürünlerin satışından vazgeçirirken, büfe, kırtasiye ve oyuncak mağazası oldu. Yeşilay İl Temsilcisi Muhittin Turgut, Devlet Hastanesi karşısında hizmet veren ve devlet hastanesinden emekli, yerel sanatçı Mehmet Ali Kırlı'nın sahibi olduğu büfeyi her ziyaretinde, sigaranın zararlarını ve toplumda açtığı derin izleri anlattı. Büfe işletmecisi Kırlı, sonunda ikna oldu ve büfe yerine kırtasiye ve oyuncak sektöründe hizmet vereceğini söyledi. Alkol ve sigara içmediğini, ancak içen insanlara saygı duyduğunu belirten Kırlı, ''Muhittin Turgut, Yeşilay'ın ilkeleri çerçevesinde gönüllü olarak bu çalışmaları yapıyor. Sayın Turgut'un çalışmaları ile gurur duyuyorum ve kendisini kutluyorum. Bu çalışmayı yaparken yanlış anlaşılma olmasın. Alkol ve sigara satanlar toplumu yöneten mevcut yasalar çerçevesinde bu işlerini sürdürüyorlar. Alkol ve sigara satanların yanı sıra, tüketenler bu maddelerin sağlığa verdiği zararlar konusunda bilinçlendirilmeli. Özellikle aileler çocuklarına sigara ve alkolün zararları konusunda eğitimler vermeli.'' diye konuştu. Sigara içilen yerde nikotinin iki saat boyunca havada kaldığını ifade eden Yeşilay İl Temsilcisi Muhittin Turgut, alkol ve sigara satışını bırakan Mehmet Ali Kırlı'ya teşekkür etti. Yeşilay İl Temsilcisi Turgut, ''Sayın Kırlı kendisini tanıdığımız günden bu yana Yeşilay'ın çalışmalarını yakından takip ediyor. Kendisi doğal bir Yeşilaycı. Kendisi devlet hastanesinde görevliyken bizim çalışmalarımıza hep destek olurdu. Ancak emekli olduktan sonra alkol ve sigara satan bir büfe açtı. Ben de kendisine her zaman, bu büfe için zehir büfe diye söyleniyordum. Buraya gelen müşteriler ellerindeki sigaralarla içeri giriyorlardı. Sigaranın içindeki nikotin iki saat boyunca havada kalıyor. Bu nikotin herkese büyük zarar veriyor. Kendisine yaptığım telkinlerden sonra Sayın Kırlı, büfeyi kapatarak, aynı işyerini kırtasiye ve oyuncak mağazasına çevirerek iş sektörüne devam etme kararı aldı. Ben de Yeşilay İl Temsilcisi olarak kendisine hazırladığım plaketi verdim. Kendisini bu örnek davranışı nedeniyle kutluyorum.'' diye konuştu.

HAZİRAN 2011

71


BASIN AÇIKLAMASI

AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ SİGARA YASAĞI GÜN GEÇTİKÇE GENİŞLETİLİYOR Ülkemizde 2008 yılında yürürlüğe giren Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun ile “Dumansız Hava Sahası” uygulamasına geçilmiş, pek çok kapalı alanda ve toplu taşıma araçlarında sigara kullanımını yasaklanmıştı. Üçüncü yılını dolduran Dumansız Hava Sahası, halen bazı kesimlerce haksız eleştirilere maruz kalsa da pek çok Avrupa ülkesinde bu yasak açık alanları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Avrupa’da sigara yasağının uygulandığı ülkelerden biri olan İspanya, geçtiğimiz günlerde dikkati çeken bir düzenlemeye gitti. İspanya parlamentosu sigara yasağının açık alanlar olan çocuk parkları, hastane ve okul bahçelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören yasa tasarısını kabul etti. Türkiye’de ise üç yıl önce uygulamaya geçilen Dumansız Hava Sahası ile spor ve eğlence yerleri gibi kapalı alanlarında sigara yasağının uygulanması büyük ses getirmişti. Ancak İspanya, söz konusu kanuni düzenlemeyle bütün bar ve lokantaları da kapsayan kapalı alanların yanı sıra, açık alanlarda da sigara kullanımını yasaklayarak örnek olacak bir düzenlemeye imza attı. Getirilen bu yeni düzenlemeyle bar ve lokanta sahipleri müşteri kaybedeceklerini ileri sürerken, İspanya Sağlık Bakanlığı benzer yasaların İngiltere, Fransa ve İtalya’da da kabul edildiğini, iddia edilen olumsuzlukların yaşanmadığını ifade ederek yasanın uygulanmasındaki kararlılıklarını göstermiştir. İspanya başta olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerinde de yapılan bu düzenlemeler ülkemiz için de olumlu örnek teşkil edecektir. Sigara yasağı ile ilgili yasaların uygulanmasında hemen her ülkede benzer tepkilerin görüldüğü İspanya örneğinden anlaşılmaktadır. Sigara kullanım yasağının açık alanları da kapsayacak şekilde genişletilmesi büyük önem arz etmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalar, açık havada bile, sigara içen bir kişinin 1 metre kadar yakınında bulunanların, pasif içici durumuna düştüğünü, pasif içicilik yüzünden akciğer kanserine yakalananların ve hayatını kaybedenlerin her geçen gün arttığını ortaya koymaktadır. “Dumansız Hava Sahası” uygulamasının hız kesmeden devam etmesi, halkımızın ve özellikle gençlerimizin sağlıklı bir ortamda yaşamlarını devam ettirebilmeleri için yasaların titizlikle uygulanması, denetim ve kontrollerin arttırılarak bu yöndeki kararlılığın gösterilmesi gerekmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI

72

I http://www.yesilay.org.tr


SİGARANIN TAMAMEN YASAKLANMASI HAYAL DEĞİL İnsan sağlığını tehdit eden en önemli sorunlardan sigara ile savaşta devletler her geçen gün yeni düzenlemelere gidiyor. Sigara bağımlılığı ile ilgili sevindirici haberlerden birine Avustralya’daki gelişmeler de eklendi. Halkının %17’si sigara bağımlısı olan, her yıl 19 bin kişinin sigaranın neden olduğu hastalıklardan dolayı hayatını kaybettiği, sigara kaynaklı hastalıkların tedavisi için milyonlarca dolar harcayan Avustralya’da hükümet, sigara karşıtı gruplarla birlikte, büyük sigara şirketlerine karşı büyük kampanyalar düzenliyorlar. Tüm dünyada ve de ülkemizde sigara yasaklarının uygulanmasında ve sigara kullanımının azaltılmasında en büyük engel olan sigara şirketleri, Avustralya’da da sigara yasaklarına dair yeni kanun değişliklerine şiddetle karşı çıkıyorlar. Sigara şirketleri, Avustralya Hükümeti’nin önümüzdeki günlerde Avustralya Yüksek Mahkemesine giderek sigara paketleri üzerindeki şirket reklamlarının kaldırılması için anayasa değişikliği istemesinin önüne geçmek için hem hükümetle hem de sigara karşıtı gruplarla büyük bir mücadele veriyor. Avustralya Sydney Üniversitesi’nden Prof. Simon Chapman ise, ülkede önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde sigaranın yasaklanmasının bir hayal olmadığını dile getirirken, yapılan araştırmalar sigara yasağının uygulanmasındaki haklılığı gözler önüne sermektedir. Avustralya başta olmak üzere pek çok ülkede yapılan bilimsel araştırmalar, sigara bağımlılığının ve buna bağlı olarak sigaranın neden olduğu hastalıklara bağlı ölümlerin arttığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, sigaraya bağlı hastalıklarla mücadelede devletler mali yönlerden zarara uğramakta, her yıl bu hastalara harcanan milyonlarca dolar tedavi giderleri de artış göstermektedir. İnsan sağlığını ve neslini tehdit eden en zararlı alışkanlıklardan sigarayla savaşta en büyük sorunlardan biri olarak, küresel sermaye gücüne sahip sigara şirketlerinin hükümetler ve kamuoyu üzerindeki baskısı devam etmektedir. Mali güçlerini kullanarak reklam piyasasında ve medyada etkinliklerini sürdüren bu şirketler, çıkarlarının devamı için insan sağlığıyla oynamakta, devletlerin sigara bağımlılığına karşı mücadelesine zarar vermeye çalışmaktadırlar. Ancak, bilim insanlarının araştırmaları, halkının sağlığını ve gelecek nesillerin bağımlılıktan uzak yaşamasını temine çalışan Avustralya örneğindeki gibi ülkelerin çalışmaları, bilinçli ve duyarlı kesimlerin de desteğiyle sigarayla ve sigara şirketleriyle savaşın, insanlık tarafından kazanılacağını göstermektedir. Her yeni gün gelen sevindirici gelişmelerle birlikte, ülkemizdeki sigara bağımlılığı başta olmak üzere bütün zararlı alışkanlıklara karşı mücadelenin, Cemiyetimiz başta olmak üzere devam ettirildiğini, hukuki ve idari düzenlemelerin hız kesmeden devam ettirilmesi gerektiğini, kamuoyuna saygı ile duyururuz. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI

HAZİRAN 2011

73


BASIN AÇIKLAMASI

31 MAYIS DÜNYA SİGARASIZ GÜNÜ Sigaranın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bilinmesine rağmen, tütün piyasası genişlemeye devam ediyor. Günümüzde tütün; alkol, AIDS, trafik kazaları, uyuşturucu, cinayet ve intiharlardan daha fazla can almaktadır. Buna rağmen sigaradan elde edilen karlar ve satışlar sürekli artıyor. Yani sigara, her gün kendisine yeni kurbanlar bulmaya devam ediyor. Ülkemizde her yıl sigaraya bağlı akciğer kanserinden 120 bin, dünyada ise 5 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Sigara üretimi ve kullanımının bu denli yaygınlaşmasının en önemli sebeplerinden birisi firmaların yasal boşluklar bulunan ülkelerde insafsızca hareket etmeleridir. Mesela firmaların gençlere sigarayı özendirmesinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmayan Endonezya'da 21 milyon çocuk tiryaki bulunmaktadır. Böyle yerlerde üretici firmalar, eğlence mekanlarına genç kullanıcılar çekmek için sponsor olmakta, kadınları etkilemek için mücevher kutusu şeklindeki paketlerde ürün sunmaktadırlar. Ülkemizde de neredeyse her okul çevresinde sigara satan bakkal ve büfeler var, binlerce insanın her gün kullandıkları metro istasyonlarında dahi sigara büfelerine rastlar olduk. İstanbul’da Ulaşım A.Ş.ye ihtar çekilmesine rağmen uygulama devam etmektedir. Toplumun bilhassa gençliğin sağlığını hiçe sayan bu tür uygulamaların, sigara bağımlılığı ile birlikte birçok bağımlılığı da insanlara kazandırdığı bir gerçek. Maalesef her bağımlılık bir diğerini tetikliyor. Diğer bağımlılıklarla mücadele etmeden sigara bağımlılığına karşı koyamayacağımız gerçeğini her fırsatta dile getirmemize rağmen Cemiyetimiz, sigara dışındaki bağımlılıklarla mücadelede kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarınca yalnız bırakılmaktadır. Zararlı madde bağımlılığına karşı bir mücadele verilecekse bu bütün ilgili kurumlarla birlikte ve bütün bağımlılıklara karşı verilmek zorundadır. Yapılacak yasal düzenlemelerin oluşturulması aşamasında birlikte hareket edilmelidir. Bütün kamu kurumları ile birlikte hareket etmemiz gerektiğini vurgulasak da Danıştay 13. Dairesi’nin 2011/185 esas sayılı kararı ile alkol bağımlılığı ile mücadelede geri adım atıldı. Gençlere yönelik getirilen iki önemli düzenlemenin yürütmesi durduruldu. Bu sebeple doğan yasal boşluk sebebiyle zararlı madde üreticilerine de gün doğmuş oldu. Alkolün zararlarından koruyamadığımız gençlerimizi sigara tehlikesine karşı korumamız ise bu sebeple daha da güçleşti. Dünya uygulamalarına baktığımızda ise gelişmiş ülkelerde sigaranın plajlar ve parklar gibi açık alanlarda dahi yasaklandığını görüyoruz. Benzer tedbirler alkollü içkiler için de söz konusu. Bu hususlar dikkate alındığında ülkemizde yapılan düzenlemelerin ve alınan kararların yetersizliğini daha iyi görebiliyoruz. Her gün insanların ölümüne sebep olan, ucuz iş gücü kullanan, toplum sağlığını sabote etmek için hiçbir fırsatı kaçırmayan zararlı madde üreticilerinin normal tüzel kişiliklermiş ve bunu yapmak en doğal haklarıymış gibi davranmalarına engel olmalıyız. Daha fazla gencimizi, insanımızı bu düşmana kurban etmeyeceğimizi, bu konuda bütün ulusal ve uluslararası kanun yollarını tüketeceğimizi, Dünya Sigarasız Günü’nü kutladığımız bugünden itibaren bütün kurumlarımız, yetkililer ve duyarlı vatandaşlarımızla birlikte hareket etmek istediğimizi bir kez daha kamuoyu ve ilgililere duyuruyoruz. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Av. Muharrem BALCI

74

I http://www.yesilay.org.tr


DİNLEME SERVİSİ

Dinleme servisi: Celal SANCAR

Sigara tiryakileri bu başlığa eminim tepki gösterecekler. Ancak bu yıl sonuna kadar dünyada 6 milyon kişinin sigaranın yolaçtığı hastalıklar yüzünden öleceğini, bunların 600 bininin de pasif içiciler olacağını düşünürseniz, sigarayı hayatınızdan çıkarma zamanı geldiğini göreceksiniz. Bunlar, benim değil Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği rakamlar. Tek tek bakarsak gerçekten de son derece dehşet verici. 2030 yılına kadar sigaranın yolaçtığı hastalıklar yüzünden sekiz milyon kişinin öleceği tahmin ediliyor. Düşünün ki sevdikleriniz de bir istatistik haline gelebilir, ya da siz, bir rakam olup yakınlarınızı üzebilirsiniz. Değer mi? Sigaranın kalp krizi, felç, kanser, nefes darlığı gibi hastalıklara yolaçtığını biliyoruz. Amerika’da 43 eyaletteki 500’den fazla kentte parklarda ve halka açık alanlarda sigara içmek yasak. Bunlardan biri de başkent Washington. Washington (DC ya da District of Columbia) Belediyesi, 5 Ocak 2006’da lokanta, gece kulübü ve otel gibi halka açık yerlerde sigara içilmesini Belediye Başkanı Anthony Williams döneminde yasakladı. Belediye Meclisi 18 Mayıs 2011’de de özellikle gençleri hedefleyen reklam kampanyalarına sınırlama getiren ve sigara içim yasaklarını sıkılaştıran yeni bir yasaya onay verdi. Yasaya göre, 18 yaşın altındaki gençler sigara satın almaya kalkışırlarsa 50 dolar ceza verecekler. Yaşlarını kasıtlı olarak gizleyenlerin cezası daha büyük, 200 dolar. Sokak satıcılarına ise sigara sattıkları taktirde verilecek ceza 250 dolar. Başkentte bütün işyerlerinde sigara içmek yasak. Bu benim gibi duman altı olmak istemeyenler için harika bir olay. Yıllarca sigara içilen mekanlarda çalıştıktan sonra dumansız ortam cennet gibi geliyor insana. Lokantaların ve

barların büyük bölümünde de sigara içme yasağı uygulanıyor. Washington’daki tiryakiler sigara paketi başına 2 dolar 50 cent vergi ödüyorlar. Bu caydırıcı bir önlem tabii. New York’ta da bu Mayıs’ta park, bahçe ve plajlarda sigara içmek yasaklandı. Central Park, Times Square gibi kentin turistik yerlerinde ya da diğer açık alanlarda sigara tüttürenlere 50 dolar para cezası kesilecek. Ancak yeni yasaya göre kaldırımlarda sigara içmek hala serbest. New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg’ün önerdiği yasa, halkı ikinci el sigara dumanından korumayı amaçlıyor. New York’taki ofis binaları, kamu ulaşım araçları, dükkanlar, lokanta ve barlarda sigara içmek sekiz yıl önce yasaklanmış ve New York, sigarayla mücadelede büyük başarı elde etmişti. Zaten Washington’daki yasa da New York’taki örnek alınarak hazırlandı. New York eyaletinde 1,722 park ve 22 kilometrelik sahil şeridi var. Buralarda artık tiryakiler istedikleri gibi sigara tüttüremeyecek. Amerika’da 22 eyalette hala halka açık her yerde sigara içmek serbest. Doktorlara göre bu da kamu sağlığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre bazı ülkelerde tütün ürünlerinin kullanımı ya aynı, ya da azalıyor. Örgüt bu eğilimi birçok ülkenin altına imza attığı Tütün Ürünlerinin Kontrolü Anlaşması’nın uygulanmasına bağlıyor. Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Başkanı Doktor Thomas Frieden, hükümetlerin aldığı önlemlerin önümüzdeki yıllarda yüz milyon kişinin hayatını kurtaracağını söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı ve 2005’te devreye giren anlaşmayı 170‘den fazla ülke onayladı. Bunlardan Avustralya, Norveç ve Meksika’da sigara kullanımı, yüzde 5, Uruguay’daysa iki yıl içinde yüzde 25 azaldı. Yeni bir araştırmaya göre, Çin bu açıdan çok kötü durumda, önümüzdeki 20 yıl boyunca Çin’de her yıl üç buçuk milyon kişinin sigara yüzünden öleceği tahmin ediliyor. Bu sayı mevcut istatistiklerin üç katı. Üstelik ölenlerin 100 milyonu gençler olacak. Çin Sağlık Bakanlığı bu ay halka açık alanlarda sigara içilmesini yasakladı. Dünya Sağlık Örgütü sigaranın bu yıl tüm dünyada 6 milyon kişinin ölümüne neden olacağını, bunlardan 600 bininin ikinci el sigara dumanının yol açtığı hastalıklardan öleceğini bildiriyor. Sigaranın kurbanlarından biri siz olmayın. Yakınlarınızı düşünün, onlara bu acıyı yaşatmayın. Ne dersiniz? Bu riski göze almaya değer mi sizce? (Hülya POLAT, Amerikanın sesi, 31 Mayıs 2011) HAZİRAN 2011

75


ZAMAN / 27.05.2011 MİLLİ GAZETE / 15.05.2011

BASINDA

76

I http://www.yesilay.org.tr


VATAN / 06.05.2011

İSTANBUL / 12.05.2011

YENİ ŞAFAK / 15.05.2011


BULMACA Hazırlayan: Yard.

Doç. Dr. VEHBİ ALTUNÇUL

SOLDAN SAĞA

YUKARDAN AŞAĞI

1. Gökay soyadlı Prof. Dr. Unvanlı eski Yeşilay Başkanlarından (Orta Resim) 2. Hukukçular Derneği Genel Başkanı. Anmak. 3. Türkçemizde bir takı. Bir harf. Sessiz bir harf. Kükürt elementinin simgesi. Aşçılarıyla ünlü ilimiz. 4. Tersi; bir soru takısı. Soruda sunulan şıklar. Ecdadım anlamına gelen sözcük. 5. Kutsal en küçük insan topluluğu. Kromozomlardaki benzer yapı. Alfabede ilk harf. 6. Metrenin simgesi. Yapma. Duygu ve düşünebilme yeteneğine sahip canlı. 7. Öğrenebilme, araştırma duygusu. Alfabede son harf. Tersi; Sivil Toplum Kuruluşunun kısa yazılımı. 8. Tarlaya tohum atılmış hali. Bir harf. Bir soru takısı. 9. Tenis sporunda kullanılan bir aparat. İtalya’nın ünlü bir TV kanalı. Bir harf. 10. Sessiz bir harf. Bir harf. Hatırlamak 11. Sıcaklık. Av’ın peşinden koşan silahlı kişi. Bir harf. Paraları ve değerli eşyaları saklamaya yarar. 12. Bir harf. Dört bir çevresi eşit uzunlukta olan geometrik yapı. Kar sağlamak amacıyla yapılan bir teşebbüs. 13. Dentist’in kısa yazılımı. Kükürt elementinin simgesi. Dakika’nın kısa yazılımı. Bir nota. Fosfor’un simgesi. 14. Diş ile parçalamaya yönelik hareket. Bahçe ve balkonlarda ızgara türü pişirmelerin yapıldığı mangalımsı yapı. 15. Genellikle uyuşturucu türü zararlı alışkanlık ürünü aparatlar için kullanılan sözcük. Bilgilendirme amacıyla yapılan bilimsel konuşmalar, bir tür seminer.

1. Flor elementinin simgesi. İstanbul İl Milli Eğitimin doktor müdürü. 2. Usta olmayan. Başına “S” harfi gelirse selüloz, kâğıt v.s. ile uğraşan kurum anlaşılır. Kükürt’ün simgesi. Türk Standartlar Enstitüsünün simgesi. 3. Allah’ın adlarından. Edebiyat’ta bir şiir türü. Başına “S” harfi gelirse güzel anlamına gelir. Başına “M” harfi gelirse atın nalını çakmaya yarayan çivi anlaşılır. 4. Kan gruplarından pozitif ve negatiflik faktörünü ifade eden simge. Yokluk, yoksulluk anlamı. Asırlarca anlamı. 5. Avrupa’da bir göl. Sözleşme. Namus. Tıpta ileri bir görüntüleme tekniği. 6. Türk Telekom’un kısa yazılımı. Tersi; tok olmayan. Peygamber efendimizin son hutbesi. 7. Önemli günlerde düzenlenen ve protokolün katıldığı bir tür gösteri. Bir vitamin. Kara Kuvvetleri komutanlığının simgesi. 8. Emare ip ucu. Sodyum elementinin simgesi. İyot elementinin simgesi. Oksijen’in simgesi. 9. Tersi; Kaynama noktasının kısa yazılımı. Bir uzvumuz. Bir harf. Bayan’ın simgesi. 10. Trafikte bir sigorta. Bir görüşe sahip olma. 11. Boy değil. Anlaşılması çok güç. Eski Mısır Tanrısı. Salatalarda kullanılan baharatlı bir bitki. 12. Bir harf. Baryum elementinin simgesi. Azot elementinin simgesi. Ses’in geri dönüşü, aksi. Brom2un simgesi. 13. Deniz’de bulunan bir element. Son kullanmanın kısa yazılımı. Mimari oluşum, yapı. Ortasına “L” harfi gelirse bir göz rengi anlaşılır. 14. Sıva yapımında kullanılan kısa saplı kürek. Bankaların küçük işlem üniteleri. Sonuna “R” harfi gelirse Yüzyıl anlamına gelir. Ortasına “L” harfi gelirse kılıç kabı anlaşılır. 15. Yeşilay’ın Üniversite öğrencilerini dumandan korumaya yönelik kampüslerde başlattığı yeni bir proje.

82

I http://www.yesilay.org.tr


www.yesilaymarket.com siparis@yesilaymarket.com


YEŞİLAY  

Sayı 929 / Haziran 2011

Advertisement