Page 1

mit deutscher Beilage

KURBAN

BAYRAMINIZ

MUBAREK

Aylık Gazete | Monatszeitung

Gazetem

Kasım | November 2010

3

HABER

Kur’an Ziyafeti 8

Sayı | Ausgabe: 22

OLSUN 23

Gratisexemplar

8

AKTUEL

10

GÜNDEM

Kurban Kesmek Allaha Yaklaştırır

DEUTSCH

Hadithkampangene für 2010

Aliya İzzey Begoviç Anılırken

Yeni Bütçe Tasarısı;

Daha Fazla Tasarruf

Avusturya Meclisinde yapılan bütçe görüşmeleri tamamlandı. Görüşmeler sonucunda tasarruf tedbirleri ve yeni zamlar yolda !

CAMİYE ÇİRKİN SALDIRI

A

vusturya’nın Tirol eyaletinin Schwaz kasabasında bulunan Atib Schwaz camisine çirkin saldırı. Geçen akşam meydana gelen olayı güvenlik kamerası kayıt etti. Saldırganlar kafaları sarılı olarak Cuma akşamı 22:40 da olayı gerçekleştirdiler.

Viyana’da Koalisyon Spö ve Grüneler arasında olacak

10

Ekimde yapılan seçimlerde çıkan sonuçlarla birlikte uzun süredir Viyana’da tek başına iktidarda bulunan Sosyalist Parti, (SPÖ) bu seçimde oy oranını düşürdü. Bu sonuçlar sonucunda Viyana Eyaleti koalisyonla yönetilicek. Koalisyon görüşmelerini

Yeşillerle(Grünen) yapan SPÖ, yönetimi beraber yürütecek olan Yeşillerle sıkı bir müzakereye girdi. Koalisyon görüşmelerinde artık sona gelindi. Bundan sonra 5 yıl boyunca Viyana’da (yüksek ihtimal) SPÖ-Grüne yönetimi söz sahibi olacak.

Sayfa 13

A

vusturya’da 9 ayrı eyalette yapılacak olan seçimler için İslam Cemaati (IggiÖ) bir basın açıklaması yaptı.Şuana kadar yapılan çalışmalardan bahseden Avusturya İslam Cemaati Başkanı Anas Shakfeh,

Köşem

2

Mag. Mehmet Turhan

Selam Olsun

Otizm Hastası Çocuk ve Ailesine Yeni Ev Bulma Kararı Çıktı

V

iyana’da yaşayan bir türk ailenin otizm hastası çocuğu Viyana Belediye Evlerinde rahatsız olan diğer komşularının mahkemeye vermeleri sonucu başka bir eve göç etmek zorunda kaldı. 4 çocuğuyla...

Sayfa 3

Avusturya İslam Cemaatinde(IggiÖ) Seçim Çalışmaları Hızlandı

Sayfa 4

Sayfa 4

Runder Tisch mit Bundesministerin für Inneres

D Sayfa 6

5

Dr. Fuat Sanaç

Acı bir gerçek

as Bundesministerium für Inneres lud in den vergangenen Tagen im Rahmen folgender Diskussionsthemen: „Islam.Meschen.Dialog“ Vertreter der IFW

7

Mag. Mustafa Mullaoğlu

Ameller yüze çarpılmasın

10

Av. Süleyman Boynukara

Hac İbadeti

Seite 20

17

Mag. Salih Aydın

İslam Düşüncesi...


2

Kasım 10

HABER - AVUSTURYA

Mehmet TURHAN

IFW Genel Başkanı

Selam Olsun

Kabe aşkıyla kavrulup, imkanla değil, yol bularak imanla gelen siAllah´ın evi Kabe-i Muazzama’da, yahi kardeşlerden size selam! Dünyanın kalbi Mekke-i Müker- Zenginle fakirin eşit olduğu, aynı remeden, Kuran’ın indiği Hira, safta durduğu, elini, gönlünü RabNur dağının eteklerinden, buram bine açarak ihtiyaçlı olduğunu bilburam Muhammed Mustafa ko- diren, kibiri, hasedi, kini sildiren kan vahyin kalbinden, Allah’ın gü- müsavi müslümandan Selam! 100 küsur bin sahabenin saf zel kulları olan sizlere Selam! İnsanlığın küçültülmüş bir aile tuttuğu, size Rasulün veda hutbefotoğrafını oluşturan bu kutlu sini irad buyurduğu Allahümme mekanı dolduran milyonlardan feshed le son bulduğu rahmet tepesinin eteklerinden Selam! size Selam ! Habeşli Bilalin izini aramak, çektiği Milyonların arafatta vakfe edip sıkıntıları kavramak üzere saf tu- anasından yeniden doğduğu, tup Lebbeyk Allahümme Lebbeyk dualarına sizi katmış olduğu diyen Etiyopya’lıdan, Somali’liden yerden Selam! Mahşerin prova edildiği, arafattan Selam! Okyanuslar ötesi anzaklar ülkesi sonra günahların gittiği, hacıların Avusturalya’da hidayete eren, ikinci vakfe için mes´eril harama ihramını giyerek Mekke’ye giren, indiği müzdelifeden Selam! muhtedi müslümandan sana Se- 72 mermi alarak içindeki zalim şeytanını taşlarcasına 3 günlam! İmkanı yok ama imanı çok olan, lük mücadele ve muharebenin açlık ve sıkıntı dolu Afrika’dan yapıldığı minadan Selam!

Nehirlerin gülü münevver Medineden, yeryüzü cenneti Ravza-i Mütahharadan huzuri müctebadan Selam! İstanbulun sahibi Eba Eyyubun, ev sahibiydi Medinede yüce Rasulün kusvanin çöktüğü mübarek topraklardan size Selam! Onbinlerce yıldızın yattığı, her Allah’ın günü ziyaret için Yüce Rasulün adım attığı Cennetül Baki’den Selam! Allah’ın Arslanı Hamza’nın destan yazdığı, ashabın 70 küsur sahabiye mezar kazdığı, Rasulullah’ın Mus´ab’ın mübarek bedeninin yanında göz yaşlarıyla mühür bastığı Uhuddan selam! Uhud dağı bizi sever, bizde uhudu diyerek övdüğü, kendi elleriyle kendi sevdiği ashabını toprağa gömdüğü okçular tepesinden size Selam! Avrupa’da açtığiniz mescidlerin ilham kaynağı, daha Medineye

gelmeden, yerleşik bir hayat kurmadan Kuba’da kurduğu Mescid-i Kubadan Selam! Milyonlarla duadayız, Avrupa’da dini mübini İslam için gayret edip koşuşturanlara Selam! 450 Avusturyayı temsil eden hacılarla, 6000 Avrupanın dörtbir yanından gelen hacılarımızla yad ediyoruz sizleri bu mübarek mekanlarda, diyoruz ki: Allah nasip eylesin sizlerede bu güzel mekanları ve diyoruz ki; Kabe-i Muazzama’dan, selam, selam sizlere Ravza-i Mutahhara’dan Selam. Mubarek Kurban Bayramınızı, Mubarek topraklardan tebrik ediyor dareyn saadeti diliyorum. Muhammed Turhan


HABER - AVUSTURYA

8. Kur’an Şöleni Viyana İslam Federasyonu(VİF) Avusturya’da yaşayan Müslümanlar için artık bir gelenek halini alan “Kur’an Ziyafeti” programlarının sekizincisi Avusturya’nın en büyük salonlarından Austria Center’da düzenledi Gönüllerde derin izler bırakan ve her yıl katlanarak artan bir çoşkulu bir katılımın olduğu Kur’an-ı Kerim şölenine bu yıl yaklaşık 2500 kişi iştirak etti.

ile başlayan programda sahneye ilk olarak açılış konuşmasını yapmak üzere VİF Başkanı Muhammed Turhan davet edildi. Turhan, Kur’an Ziyafeti programlarına olan ilginin her sene daha çok arttığını görmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek misafirlere şöyle seslendi: “Her ortamda doğru olanı, iyi ve faydalı olanı tercih eden, en güzel sese kulak veren şerefli bir topluluksunuz. Sözlerin en güzelini Viyana’dan başlayarak, Ana-

Programa başta Viyana İslam Federasyonu Başkanı Muhammed Turhan olmak üzere; TC.Viyana Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan,Avusturya Sosyal İşler Bakanı Rudolf H u n d s t o r f e r, T C . V i y a na Başkonsolosu Mete Yağlı,Avusturya İslam Cemaati Başkanı Anas Schakfeh, IGMG İrşad Başkanı Ahmet Özden , Diyanet İşleri Meclis Başkanı Dr. Fuat Sanac,TC.Din Hizmetleri Müşaviri Seyfi Boykuş katıldı. Her yıl birbirinden farklı hafızlarıyla dinleyenlerin kulaklarından kalplerine bir köprü kuran “Kur’an Ziyafeti” programlarının 8.sine, İran, Avusturya, Türkiye, Malezya, Mısır ve Suudi Arabistan’dan kariler iştirak etti.

dolu coğrafyasının dört bir yanına, Avrupa’nın en büyük metropollerinden, asırlar boyu dört bir yanı bu sedalarla sulanmış Balkanlara, Saray Bosna’ya, Sancak’a, Üsküp’e, kısaca kürse-i arza yayılmasına sizler vesile oldunuz. Cenab-ı Hakk bu Kur’an Ziyafetlerini daim kılsın.”

Turhan konuşmasında eğitimin önemine de vurguda bulundu. VİF Başkanı, “Viyana İslam Federasyonu olarak, toplum seviyemizin ancak eğitimle yükseleceğine inanıyorum“ dedi Sosyal Dayanışma Kampanyası’na da değinen Turhan, bu yıl 5.si yapılan kampanya kapsamında Avusturya’nın St.Pölten, Kerms,Wr.Neustadt, Baden ve Viyana şehirleri başta olmak üzere yüzlerce noktanın, elektronik bilbordlardaki ‘Sadaka malı azaltmaz” hadisleriyle donatıldığını ve bu çalışmaların amacının “İslam’ın evrensel mesajını asrın idrakine sunma çalışması”olduğunu söyledi. Muhammed Turhan konuşmasını programa katılan büyükelçilere, sivil toplum kuruluşları temsilcilerine ve diğer misafirlere katılımlarından dolayı teşekkür ederek bitirdi. Avusturya’da yaşayan Müslümanların yoğun ilgisine mazhar olan ve bu yıl da büyük bir dinleyici kitlesiyle buluşan “8. Kur’an Ziyafeti” programı, Seyh Abdullah Basfar ve VİF Başkanı Muhammed Turhan’ın karilere ve misafirlere plaket takdim etmesi ile sona erdi.

Kasım 10

3

Viyana’da Koalisyon Spö ve Grüneler arasında olacak

Viyana`da Koalisyon Spö ve Grüneler Arasında Olacak 10 Ekimde yapılan seçimlerde çıkan sonuçlarla birlikte uzun süredir Viyana’da tek başına iktidarda bulunan Sosyalist Parti, (SPÖ) bu seçimde oy oranını düşürdü. Bu sonuçlar sonucunda Viyana Eyaleti koalisyonla yönetilicek. Koalisyon görüşmelerini Yeşillerle(Grünen) yapan SPÖ, yönetimi beraber yürütecek olan Yeşillerle sıkı bir müzakereye girdi. Koalisyon görüşmelerinde artık sona gelindi. Bundan sonra 5 yıl boyunca Viyana’da (yüksek ihtimal) SPÖ-Grüne yönetimi söz sahibi olacak. • Viyana Meclisindeki Yeni Sandalye Dağılımı • SPÖ- 49 Milletvekili • FPÖ- 27 Milletvekili • ÖVP- 13 Milletvekili • Grüne-11Milletvekili • 10 Ekim 2010 Pazar günü yapılan seçimlerde oluşan tablo şöyleydi; SPÖ Viyana’da birinciliğini korurken FPÖ ikinci parti olarak yükselişini sürdürdü. Seçimlere katılım ise % 67,63 oldu. SPÖ %44,34 FPÖ %25,77 ÖVP %13,99 Grüne %12,64

Çeşitli tanıtım kliplerinin yayınlanması • Bazı Müslüman Adayların Durumları – Aldıkları Tercihli Oylar; • Al-Rawi, Dipl.-Ing. Omar ( 5712 )- (Viyana Eyalet Meclisine Seçildi) •

Bezirk adayları

• Arslan, Mehmet ( 601 )- (15. Viyana Belediye Meclisine Seçildi) • Polat-Sürel, Emine ( 587)- (20. Viyana Belediye Meclisine Seçildi) • Bölüktas, Baris ( 487 ) • Gönültas, Resul ( 387 ) • Koca, Bayram ( 354) • Emre, Hüseyin ( 310 ) • Kaymaz, Ing. Mustafa ( 234 ) • Uyar, Yusuf ( 77 ) • Titiz, Ing. Ibrahim ( 53 ) • Ersoy, Cihan ( 32 )

Künye

Sahibi | Herausgeber:

Metin Malçok; Thelemangasse 8/2 A-1170 Wien

Freie Mitarbeiter Layout & Graphics: Reklam | Anzeigen: Redaksiyon:

Adnan Akkaş Mikail Cerit Metin Malçok M. Mustafa Bıyık Sema Gümüşer Selma Gümüşer Sümeyye Gümüşer

a.akkas@dewa.at m.cerit@dewa.at m.malcok@dewa.at mm.biyik@dewa.at s.gunuser@dewa.at sl.gumuser@dewa.at su.gumuser@dewa.at


4

HABER - AVUSTURYA

Kasım 10

Aşırı sağ partilerden Türkiye 2011 Bütçesi-Daha Fazla Tasarruf karşıtı tavır Avrupalı aşırı sağcı partiler, Viyana'da yaptıkları toplantıda Türkiye'nin AB üyeliğine karşı ortak direniş kararı aldı. Avusturya Özgürlükçüler Partisi lideri Strache Türkiye'nin AB'nin sonunu getireceğini ileri sürdü. Toplantıya ev sahipliği yapan FPÖ lideri Heinz Christian Strache, toplantıda, Avrupa Birliğinin (AB) alacağı hatalı kararlara karşı daha etkili tepki göstermek üzere işbirliği kararı aldıklarını ifade etti. Strache, "Bu işbirliğinin ilk projesinin Türkiye'nin üyeliğine karşı AB genelinde halk oylaması yapılması olacağını" söyledi. Geçen yıl Aralık ayında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması'na göre, AB üyesi ülkelerden bir milyon yurttaşın yeni bir yasa talebinde bulunabileceğini be-

Otizm Hastası Çocuk ve Ailesine Yeni Ev Bulma Kararı Çıktı Viyana’da yaşayan bir türk ailenin otizm hastası çocuğu Viyana Belediye Evlerinde rahatsız olan diğer komşularının mahkemeye vermeleri sonucu başka bir eve göç etmek zorunda kaldı. 4 çocuğuyla beraber Viyana’da ikamet eden aile artık yeni bir eve geçme telaşında bulunuyor. Avusturya gündeminde günlerdir yer alan olay için Viyana Büyükşehir Belediyesi yeni çözümler arıyor.

lirten Strache, antlaşmada AB üyesi ülke sayısının belirsiz olduğunu bildirdi. Strache, Türkiye'nin birliğe tam üyeliğine karşı olduklarını belirterek, "Avrupalı olmayan ülkelerin birliğe üye olmasının AB'nin sonu olacağını" ileri sürdü. FPÖ'nün ev sahipliği yaptığı toplantıya İtalyan Kuzey Ligi (Lega Nord) partisinden Fiorello Provera, Danimarka Halk Partisi'nden Morten Messerschmidt, Belçika Vlaams-Bleang partisinin kurucusu Filip Dewinter ile partinin lideri Bruno Valkeniers, Slovakya eski devlet sekreteri ve Nasyonal Parti üyesi August Lang ile İsveç Demokrat parti temsilcisi Kent Ekeroth'un katıldıkları bildirildi.

Avusturya Meclisinde yapılan bütçe görüşmeleri tamamlandı. Görüşmeler sonucunda tasarruf tedbirleri ve yeni zamlar yolda ! Avusturyanın 2011 bütçesi sonunda belirlendi. Uzun süren görüşmeler sonucunda Tasarruf paketi belirlendi. Hükümet yeni bütçeyi açıklar açıklamaz tartışmalarda beraberinde geldi. Zira yeni bütçeyle birlikte bir çok alanda tasarrufa gidilecek.

olarak ise emeklilere verilen maaş zammı var. Emekli maaşları %1,2 oranında artıyor. Üniversitelere ise yapılan ödeneklerin 80 Milyon Euro arttırılması kararlaştırıldı. Özel bakım alanında , bakıcılar ve bakıma muhtaçlar için uygulanan bakım hizmetleri saatleri düşürüldü. Buna göre; ayda en fazla 50 ile 75 saat arasında bakım ücreti yardımı ödenebilecek.

Avusturya'da yapılan bütçe görüşmelerinin ardından Tütün ürünlerine getirilen vergi yükü, başta sigara olmak üzere tütün ürünlerini zamlandıracak. Akaryakıt ürünleri için de ek bir vergi zammı getirildi. 2011 bütçe çalışmasında pozitif

Tütün ürünleri ve Petrol ürünlerinin tüketim vergilerine eklenen zamlar tüketiciyi şimdiden düşündermeye başladı. Akaryakıt zammıyla beraber akaryakıtta litre başına 5-6 cent civarında artış yaşanacak. Sigaralara ise paket başına 20 cente varan zam yapılacak.

Avusturya Tarihi Konferansı büyük ilgi gördü

Avusturya İçişleri Bakanlığı Patlamayı Değerlendirdi

ISV(Interkulturelle Studentenvereinigun)tarafından geçtiğimiz günlerde düzenlenen Avusturya Tarihi konulu Konferans büyük ilgi gördü.

Avusturya İçişleri Bakanlığı, Taksim'deki terör saldırısında Avusturya yapımı fünye kullanıldığı haberleri üzerine bir açıklama yaptı. Bakanlık sözcüsü, "Fünye Avusturya yapımı olabilir, ancak şimdilik bu bilgiyi doğrulayamayız." ifadelerine yer verdi.

AA

Türk öğrencilerin tercihi Avusturya 2000'de 1710 olan Türk pasaportlu öğrenci sayısının 2010 yılında yaklaşık 3500 rakamına ulaştığı belirtildi. AvusturyaÜniversiteleri'nde okuyan Türk öğrencilerinin büyük çoğunluğunun Türkiye'den geldiği, diğerlerinin ise bu ülkede yaşayan ikinci nesil Türkler'den oluştuğu kaydedildi.

Dr.Yılmaz Öztürk tarafından sunulan konferansla, yaşadığımız ülkenin tarihi gelişimi, önemli savaş ve barış antlaşmaları, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Devletiyle ilişkileri anlatıldı. Katılımcılar tarafından dikkatle takip edilen Konferansa yaklaşık 100 kişi katıldı.

Taksim'deki terör saldırısında kullanılan, SCH marka olduğu belirtilen fünyelerin Avusturya yapımı olduğu bilgisinin medya tarafından duyurulması üzerine Avusturya İçişleri Bakanlığı sözcüsü Rudolf Gollia bir açıklama yaptı. Gollia, bilginin doğru olabileceğini ancak bunu henüz kesin olarak doğrulayabilecek durumda olmadıklarını bildirdi. Gollia, Türkiyeİçişleri Bakanlığı ile olay hakkında ortak hareket ettiklerini de söyledi.


HABER - AVUSTURYA

Dr. Fuat SANAÇ

ACI BİR GERÇEK İslam Alemi’nin geçmiş tarihteki en büyük başarısı ilime ve bilime verdiği önemle, yakın tarihte de tam tersi, en büyük başarısızlığı bu alanı ihmal etmesi ile olmuştur. Okumak, Allah (c.c.) Hazretlerinin emri, insanı geliştiren, yücelten bir çaba, başka hayatların, insanların, fikirlerin dünyasına yapılan bir yolculuk, ötekini hakkıyla bilmenin, tanımanın en etkili yolu olmasına rağmen...

görmektir; mesela, ‘’Okumuş’’ yada ‘’Oku, adam ol!’’ ifadeleri bu anlamına işaret ederler. Ayrıca ‘’Düşüncesini yüzünden okumak, yani aklından geçenleri bilmek’’ ifadeleri bunu göstermektedir. Tüm bunlarla birlikte okumanın en esaslı anlamlarından biri de, bir metnin, yorumlanması ve ne anlama geldiğinin belirtilmesidir. Kısaca, hepsinin temelinde okumak vardır.

Mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim’in ‘’oku!’’ emri ile başlamasına, ‘’bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını’’ müslümanlara ikaz etmesine ve peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’ in ilim tahsil etmenin her müslümana farz olduğunu bildirmesine rağmen müslüman toplulukların neden az veya bir çoğunun hiç okumadığını anlamış değilim.

Okumak insanın kendisini, dünyayı ve belli bir bilinçle olayları tanıyarak sorgulaması için gerekliliği son derece önemli bir tecrübe, hayatın zor ve sıkıcı gerçeklerinden kurtuluşun ilacı, daha iyi bir gelecek için kafa yoruşun ve bazen de tek başına yaşam mücadelesi vermenin erdemli öğesidir.

Halbuki okumayı seven, okuduklarından lezzet alan kişi, okudukça iyiye, güzele, doğruya adım adım yaklaşır. Okumak, bir yönüyle insanın kendini okumaktır. Zira, Kitaplarda kendimizi veya bir benzerimizi buluruz. Önemli bulduğumuz cümleler, paragraflar bizim de halen veya bir vakit düşündüklerimiz, tasavvur ettiklerimiz olabilir. Okuduklarımızdan kendimize, yüreğimize doğru bir adım daha atabiliyorsak; işte o kitabın bizdeki karşılığı daha güzel olmaktadır. Benim tahayyülüme göre iyi bir müslüman aynı zamanda iyi bir okuyucudur. Ve okurkende mana için okur. Zira, mana peşinde olmadıkça sadece şekiller görürüz. Bir metin sadece kelime ve cümlelerden oluşan bir yapı değildir. Kelime ve cümleler, manaları zihinde uyandıran birer sinyal vazifesi görür. Kitap kadar kitabın yazarı da önemlidir: Birisini anlamak için onun kelimelerini anlamak yetmez, onun düşüncesini ve niyetini de anlamak gereklidir. Bunu başaran insanın feraseti, önsezisi gelişir. Okumak insanın en temel erdemlerinden biridir. İnsan okumakla kendine gelir; yine okumakla kendinden geçer. Okuyarak bilinçlenmek de bilincinden olmak da söz konusudur. Okumak, pazardaki sebze ve meyvelere göz gezdirmeye benzer. Çeşitlerin hepsini aynı oranda incelemez, sadece ihtiyaçlarımız olan şeyleri arar ve inceleriz. Bunun gibi her kitap da aynı teknikle okunmaz. Gazete gibi okunmayacak kitaplar vardır, kitap gibi okunacak dergiler vardır... Okur-yazarlığı sadece gazetelerin günlük politika ve dedikodu sütunlarında sürdüren insanlar kendi alanlarının renksiz ve ruhsuz bir teknisyeni olmaktan kurtulamazlar. Okumadan ilk kasdedilen mana öğrenmek veya yazı metninin anlattığını öğrenmek; diğeri tahsil

Kutsal Topraklar doldu taştı

Kasım 10

5

Avusturyada Öğrenci Ayaklanmaları Tekrar Boy Gösterdi

Viyana İslam Federasyonu Hac Or- Avusturya’da hükümetin öğrencilerin ganizasyonunun Kafileleri dualarla ailelerine yapılan aylık yardımda kısıntı planı, Viyana’da binlerce öğrenci yolcu edildi. tarafından protesto edildi.

Hacı adaylarının büyük heyecanla beklediği kutsal yolculukta kafileler Mekke’ye ulaştı. Viyanadan hareket eden kafileler yolcu edildi.

Polis, Viyana Üniversitesinden Başbakanlık bürosunun önündeki meydana kadar yürüyüş düzenleyen protestocu öğrencilerin sayısının 1000’i geçtiğini bildirirken, gösterilerin organDualar eşliğinde yapılan törene, izatörleri katılımın 20 bini bulduğunu yoğun katılım gözlendi. Pasaport kaydetti. Uluslararası ajanslar da habve Bagaj işlemleri sonrası Viyana erlerinde binlerce öğrencinin protesİslam Federasyonu Genel Başkanı to gösterisi düzenlediğini duyurdu. Muhammet Turhan bir konuşma Avusturya’da halen devlet, yaşları 19 yaparak tüm hacı adaylarına ile 26 yaşları arasındaki öğrencilerin yapacakları bu önemli ibadetten ailelerine aylık ortalama 150 avro ödeme yapıyor. Hükümet ise harcadolayı bol sabır diledi. Konuşma, malarda kısıntı planları çerçevesinde yapılan dua ile sona erdi. ailelere ödemelerin, öğrenci 24 yaşına geldiğinde sona erdirilmesini hedefliyor.

Aslında her insan bir başına okunmamış kitaptır. Her insan farkında olmadan, kendisinin niçin yazıldığını merak ederek, kendisinin gerçek bir hazine olduğunu farkederek okumaya başlar. Okumak yaşama başka yaşamlar katarak hayatı renklendirmek, yepyeni bir evrende soluk almak olarak ta çerçevelenebilir. Güzel bir hobi olmakla birlikte, okumayı sadece hobi olmaktan çıkarıp yaşamın bir nimeti haline dönüştürmek bunun için gereklidir. Karanlık içinde bulunduğundan önünü ardını göremeyen, tökezleyen, yuvarlanan ve başkalarınca aşılanmış dogmalarla sürüklenen, seçme gücü olmayan kitleler yaratan sistemler ne yazık ki kendi çöküşünü de hazırlamaktadır. Kendi bulunduğu noktayı sorgulamayan “büyük gerçeği” okuduğu aynı yöndeki birkaç kitapta bulup, bir misyoner gibi onu başkalarına kabul ettirmeye çalışan katı inançlılara karşı mücadele vermenin tek yolu bilgidir. Bu anlamda çok yönlü bir okuma, okuduklarını yargılama ve onlarla hesaplaşma, kendi sözcüklerinle ifade edebilme ve eleştirel bir süzgeçten geçirebilme gereklidir. İçinde yaşadığı ülkede, geleceğini karartacak veya ağartacak önemde olan hiç bir seçime katılmayacak kadar vurdum duymaz binlerce, yüzbinlerce hatta milyonlarca müslümanın varlığı, her fırsatta aynaya bakıpta yüzüne tüküren mahluk gibi ‘‘Bizden adam olmaz!’’ diye sırıtarak kendi milletini hakir ve küçük gören, aslında kendi kendini küçülttüğünün bile farkında olmayan bu kadar zavallıların varlığı okumamaktan değilmi diye kendi kendime soruyor ve cevap arıyorum. Saygılarımla... Dr. Fuat SANAÇ

Prof.Dr. İlber Ortaylı Viyana´da Konferans Verdi Türk Günleri aktiviteleri kapsamında Viyana’ya gelen Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Tarihçi Prof.Dr.İlber Ortaylı “Türk Gözüyle 2. Viyana Kuşatması“ konulu bir konferans verdi. Viyananın Tarihi Mekanlarından Askeri Tarih Müzesinde gerçekleştirilen konferansa ilgi beklendiğinden daha fazla olunca salonda bir takım aksaklıklar meydana geldi. Ses sisteminde yaşanan aksaklıklar katılımcılardan tepki alırken, konferans sonunda sunulan ikramlarda Şarap ve Alkollü içkilerin olmasıda dikkat çekti. Bir kısım dinleyicilerin geri dönmek zorunda kaldığı konferansta Ortaylı, 1. ve 2. Viyana Kuşatmalarında yaşanan yenilgilerin nedenini anlattı.

Camilerden Korkmaya Gerek Yok Viyana'da Türk Kültür Günleri Programı kapsamında bir takım Sergi açılışlarına katılan Türkiye’nin Avusturya büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan, AB ülkelerinde cami ve minare bulunduğunu ancak bu eserlere aşırı sağcı çevrelerin tepki gösterdiğini belirtti. Tezcan, Türkiye’deki Müslümanlar'ın İstanbul veya ülkenin diğer bölgelerindeki kiliselere tepki göstermediklerini belirterek, ”Avrupalılar'ın da kendi ülkelerindeki cami ve minarelerden korkmaları için bir neden yok” dedi.


6

HABER - GÜNCEL

Kasım 10

Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi Yapıldı Saadet Partisi'nin Olağanüstü Büyük Kongresi, Milli Görüş tarihinde görülmemiş bir coşku ve heyecana sahne olurken, Milli Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, yeniden Saadet Partisi genel başkanlığına seçildi. Sabahın erken saatlerinde salonun tıklım tıklım dolduğu Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda, ilk andan son dakikaya kadar 'Mücahit Erbakan, Hocaya sadakat şerefimizdir, Hocam nerede biz oradayız' sloganları damgasını vurdu. Salon dolunca onbinlerce Milli Görüşçü, kongreyi bahçeye ve ana caddeye kurulan dev ekranlı televizyonlardan izlemek zorunda kaldı. Coşkunun doruğa çıktığı an ise, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın kürsüye çıkışında yaşandı. Salondaki ve bahçedeki onbinler dakikalarca, 'Efsane Başbakan Mücahit Erbakan, işte ordu işte komutan' sloganlarıyla Başkent'i inletti. HOCAMIZDAN ASLA! Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya akın eden Milli Görüşçüler, coşku ve heyecanlarını ellerindeki pankartlara taşıdılar. Birçok Milli Görüşçü ellerinde, Erbakan fotoğraflarıyla solanda dakikalarca slogan attı. İşte salonda açılan bazı pankartlar: Hocam İzindeyiz, Sen yol göster bize, Her şeyden vazgeçeriz Hocamızdan Asla, Hocam emrindeyiz, Akıncılar akında zafer yakında, Ne ezen ne ezilen geliyor adil düzen, Ahdine vefalı liderine sevdalı yolun yolumuzdur Hocam, Seni sevmeyen ölsün' Kongre salonunda Necmettin Erbakan'ın mücadelesini anlatan duygusal sinevizyon, coşkuyu doruğa çıkardı. Erbakan MSP kongresinde Milli Görüş'ü tarif eden konuşmasını ezberden okuyan 8 yaşındaki Abdusselam Ayaz, onbinlerin gözünü yaşarttı. Erbakan, Ayaz'ı alnından öperek tebrik etti. TEK YOL ADİL DÜZEN Genel merkez tarafından asılan pankartlarda şu ifadeler yer aldı: Tek çare Milli Görüş, Milli Görüşçüler, kongreden sonra ilk hedef İktidar, Ne komünizm ne kapitalizm Adil Düzen, Uydu değil lider ülke, Milli güçlü, süratli, yaygın kalkınma, 6'değil bir ve tekiz, Diğerlerinden biri değiliz, Muhteşem eserler Milli Görüş'ü bekliyor, Önce

ahlak ve maneviyat' TÜRKİYE ANKARA'YA AKTI Kongre nedeniyle Milli Görüşçüler, adeta Ankara'ya akın etti. Türkiye genelinden bine yakın otobüs Saadet Partilileri, muhteşem kongreye taşıdı. Kış şartlarının zorluğuna ve ve yoğun yağışlara rağmen, onbinlerce kişi bu tarihi güne ortak olmak için Türkiye'nin en ücra köşesinden Başkent'e koştu. PROGRAM VE TÜZÜK DEĞİŞTİ Kongrede Saadet Partisi'nin program ve tüzüğü, delegelerin oylarıyla değişti. 18 sayfalık yeni parti programında, Milli Görüş'ün temel ilkeleri 'Yaşanabilir Bir Türkiye', 'Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya'nın kurulması, Adil bir düzenin kurulmasına olan ihtiyaç, ahlak ve maneviyat, havuz sistemi ve D-8'e vurgu yapılıyor. Programda Avrupa Birliği'ne üyeliğe karşı çıkılırken, özellikle ABD'nin İslam ülkelerini işgaline gerekçe gösterdiği sözde savunma konsepti ve Büyük Ortadoğu Projesi'nden vazgeçmesi isteniyor. ERBAKAN: BÜYÜK KAHRAMANLARI SELAMLIYORUM 'Başbakan Erbakan, Mücahit Erbakan' sloganları arasında kürsüye çıkan Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, dakikalarca süren sevgi gösterileri sonrasında salonun içini ve dışını dolduran binlerce Mili Görüşçüye hitap etti. Erbakan, kongrede yaptığı tarihi konuşmada, salonu dolduranlara " Hepinizi büyük kahramanlar olarak, sağlam insanlar olarak saygıyla selamlıyorum" diye seslendi. Ankara'da unutulmayacak tarihi bir gün yaşandığını belirten Erbakan, " Kim Milli Görüş'ü bilmek istiyorsa, bu salona baksın. İşte milli görüş burada" dedi. Kongreyi olağanüstü tarihi bir adım olarak nitelendiren Erbakan, " Yeni bir dönemin ilk adımıdır. 3. şahlanışın başlangıcıdır" diye konuştu. USTALIK HİZMETLERİNİ YAPMAYA GELİYORUZ AKP'nin maneviyata yönelik yaptığı icraatların arkasında demokratur oyunu olduğunu anlatan Erbakan, " Efendim hanımı mesdure. Ne güzel tebrik ederiz. Kendisi İmam Hatip lise-

si mezunu, tebrik ederiz. Müslüman ülkelerle iyi münasebetler kuruyor. Suriye ile vizeleri kaldırdı. Niye? Gel beraber Gazze'ye ambargoyu kaldıralım diye mi? Hayır ABD istediği için. Görüyorsunuz maneviyata hizmet ediyor. AKP'ye oy verin CHP gelmesin diyorlar. Ama atık bu oyun yürümeyecek. Bunu milletimize anlatacağız. Arkadaşlar, aldanmayın, bu kuşun canlısını isteyin, canlısı Saadet Partisi'dir. Saman dolu kuşla kimi kandırıyorsun, biz bu kuşun canlısını istiyoruz. Bugün itibariyle yaptığı çalışmalar, milletimiz kendisini tarihi inancını seçecek" diye konuştu. Kongrenin en önemli özelliğinin millete, artık saman dolu kuşun değil kuşun kendisini istemesi gerektiğini anlatmaya başlamak için ilk adımı atılan gün olduğunu vurgulayan Erbakan, "Geleceğiz ve inşallah şimdi ustalık hizmetlerini yapacağız" diye konuştu. SEVİNİN BOLLUK BEREKET GELİYOR Milli Görüş'ün1969'dan beri birçok

hizmetler yaptığını anlatan Erbakan, "Bunlardan en önemlisi, milletimizi temsil etmemizdir. İkincisi milletin kurtuluş ilacını muhafaza etmemizdir. Üçüncüsü gayri milli bütün tahribatları durdurmamızdır. Dördüncüsü Türkiye'yi İsraile vilayet yapma çabalarını önlememizdir. Beşincisi ise, milleti römürkor gibi çekmemizdir. Eğer bugün cumhurbaşkanı eşi başörtülü biriyse bu Milli Görüş'ün eseridir. Bunlar büyük hizmetlerdir" dedi. Bu hizmetlerin arkasından Refah Partisi döneminde efsanevi hükümeti kurarak, büyük hizmetler yaptıklarını vurgulayan Erbakan, Büyük Kıbrıs zaferi, manevi kalkınmanın plana bağlanması, kapatılan İHL'lerin üç defa yeniden açılması, din ve ahlak dersinin konulması, D-8 lerin kurulması, İslam ülkeleri ile ticarette doların kaldırılması, herkese refahın getirilmesi, denk bütçe ve havuz sisteminin bunlardan bazıları olduğunu kaydetti. Erbakan, " Bundan dolayı bu tarihi toplantıda aziz milletimize sesleniyoruz: Sevinin, geliyoruz, bolluk ve bereket geliyor" dedi.

Avusturya İslam Cemaatinde(IggiÖ) Seçim Çalışmaları Hızlandı Avusturya’da 9 ayrı eyalette yapılacak olan seçimler için İslam Cemaati (IggiÖ) bir basın açıklaması yaptı. Şuana kadar yapılan çalışmalardan bahseden Avusturya İslam Cemaati Başkanı Anas Shakfeh, 05 Kasım 2010 itibariyle toplam olarak 45.822 kişinin kaydının yapıldığını ve bunlardan 15.803 ünün oy kullanabileceğini belirtti. 21 Kasımda Seçimlerin başlayacağını belirten Shakfeh, tüm Müslümanların biran önce çoluk çocuk dahil İslam Cemaatine kaydolmalarını istedi.

05.11.2010 itibariyle genel durum ! Bölge Klagenfurt Salzburg St.Pölten Linz Innsbruck Bregenz Graz Eisenstadt

Kayit Oy kullanacak 2657 920 5456 741 8217 2941 7324 2580 9723 3289 9835 3451 2165 751 445 130

Toplam Sayi 45.822

15.803


HABER - GÜNCEL

Kasım 10

Hac-Beytullah`a Yol Almak

mustafa MUllaoĞlu

AMELLER YÜZLERE ÇARPILMASIN DİYE Abdullah ibn Mübarek naklediyor: Birisi Muaz bin Cebel'e: "Bana Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellemden duyduğun bir hadis söyle" der. Bunun üzerine Muaz bin Cebel (ra), öyle bir ağlamaya başlar ki soruyu soran hiç susmayacağını sanır. Sonra şöyle der: "Allah Resulünü ne kadar özlüyorum! Ah ona bir kavuşabilsem" Daha sonra sözüne şöyle devam eder: "Allah Resulü, sallallahu aleyhi vesellem bana şöyle demişti: 'Muaz! Sana bir söz söyleyeceğim. Ezberlersen Allah katında sana bir yararı olur. Ezberlemez de unutursan kıyamet gününde Allah huzurunda sığınacağın hiçbir mazeretin kalmaz. Muaz! Allah, gökleri ve yeri yaratmadan önce yedi melek yarattı. Sonra göğün her kapısında bir melek görevlendirdi. Hafaza melekleri (koruyucular) kulun sabahtan akşama kadar yaptığı amelleri yukarı çıkarır. Onun, güneşin ışığı gibi ışığı vardır. Birinci göğe / yakın semaya yükselince görevli meleğe kulun amellerinin çok ve tertemiz olduğunu söyler. Yakın semada görevli melek hafaza meleklerine şöyle der: 'Bu ameli sahibinin yüzüne çarpın! Ben gıybet meleğiyim. Rabbim bana bunun amelini buradan öteye geçirmemi emretti ve insanların dedikodusunu yapan bu kişinin amelini kabul etme' buyurdu. Sonra hafaza melekleri, başka bir kulun güzel bir amelini getirirler. Onun da ışığı vardır. İkinci göğe yükselinceye kadar bu amelin çok ve tertemiz olduğunu anlatırlar. İkinci gökte görevli olan melek onlara şöyle der: 'Durun ve bu ameli sahibinin yüzüne çarpın. O ameliyle dünya malını istemiştir. Ben kendini beğenme meleğiyim. Rabbim, bunun amelini buradan öteye geçirmememi emretmiştir. Bu adam bulunduğu meclislerde insanlara karşı övünüp dururdu. Hafaza melekleri başka bir kulun amelini göğe yükseltirler. Kul sadakalar vermiş, namaz kılmış, oruç tutmuştur, amelleri öyle aydınlıktır ki hafaza meleklerini mest eder. Üçüncü göğe kadar yükselirler. Üçüncü gökte görevli melek onlara şöyle der: 'Durun ve bu amelleri sahibinin yüzüne çarpın. Ben kibir meleğiyim. Rabbim bana, kibirlilerin amellerini buradan öteye geçirmememi emretti. Bu adam bulunduğu meclislerde insanlara karşı kibirleniyordu. Hafaza melekleri bir başka kulun amellerini göğe yükseltirler. Ameller,

parıldayan bir yıldız gibi pas parlaktır. Tesbih, namaz, oruç, hac ve umre gibi ibadetlerden dolayı bir de vızıltı vardır. Melekler dördüncü göğe kadar yükselirler. Orada görevli melek onlara şöyle söyler: 'Durun ve bu ameli sahibinin yüzüne çarpın. Ben kendini beğenme meleğiyim. Bu adam yaptığı işlerde kendini beğenirdi. Hafaza melekleri bir başka kulun amelini beşinci göğe kadar yükseltirler. Onun amelleri de gerdek gecesi için hazırlanan bir gelin gibidir. Orada görevli olan bir melek onlara şöyle der: ' Durun, bu ameli sahibinin yüzüne çarpın ve omzuna asın. Ben haset meleğiyim. Bu adam, öğrenenlere ve kendi gibi amel edenlere haset ediyordu. Kendisinde fazla ibadet edenlere de haset ediyor ve onlar hakkında ileri geri konuşuyordu. Rabbim bunun amelini buradan öteye geçirmememi emretti. Hafaza melekleri başka bir kulun amelini göğe yükseltirler. Kulun kıldığı namazdan, tuttuğu oruçtan ve yaptığı cihaddan ötürü amelleri güneş gibi aydınlıktır. Altıncı göğe kadar çıkarırlar. Görevli melek şöyle der: 'Durun ve bunun amelini suratına çarpın. O Allah'ın kullarından sıkıntıya düşen veya hastalanan kimseye acımaz, aksine sevinirdi. Ben rahmet meleğiyim. Rabbim bana bunun amelini buradan öteye geçirmememi emretti. Hafaza melekleri, başka bir kulun oruç, namaz, nafaka, cihad ve takva gibi amellerini yükseltirler. Amellerin arı vızıltısı gibi vızıltısı ve güneş gibi ışığı vardır. Ameller o kadar güzeldir ki üç bin melek eşlik etmektedir. Yedinci göğe kadar yükselirler. Görevli melek onlara şöyle söyler: 'Durun ve bu ameli sahibinin suratına çarpın, kalbini de mühürleyin. Ben zikir meleğiyim. Rabbimin rızasının kastedilmediği hiçbir ameli onun huzuruna sokamam. Bu adam ameliyle Allah'tan başka şeyleri dilemiştir. Fıkıh bilginlerinin kendisine değer vermesini, alimler arasında yer edinmeyi ve şehirlerde ün salmayı dilemiştir. Allah bana bunun amelini buradan öteye geçirmememi emretmiştir. Sadece ve sadece Allah için yapılmayan tüm ameller gösteriştir. Allah ise gösterişçinin amelini kabul etmez. Hafaza melekleri, başka bir kulun namaz, oruç, hac, umre, güzel ahlak ve zikir gibi amellerini göğe yükseltirler. Yedi göğün melekleri bu amelleri güzelce karşılayıp uğurlarlar. Ameller

bütün engelleri aşar ve Allah'ın huzuruna varır. Melekler, Allah'ın huzurunda durarak, o kişinin amellerinin ihlâslı olduğuna / sırf Allah rızası gözetilerek yapıldığına şahitlik ederler. Bunun üzerine Allah Teâlâ: Siz kulumun amellerini kaydeden meleklersiniz. Ben ise kalbinde bulunanları gözetleyenim. O, bu ameliyle benim rızamı gözetmedi, başka amaç güttü. Lanetim onun üzerine olsun. Bunun üzerine de bütün melekler: 'Lanetin ve bizim lanetimiz' derler. Yedi gök ve içindekiler ona lanet ederler. Sonra Muaz bir süre ağladıktan sonra şöyle devam etti: "Ben; 'Ey Allah'ın Resulü! Sen Allah'ın Resulüsün ben ise Muaz'ım. (Sıradan bir insanım) Ben bütün bunlardan nasıl kurtulabilirim' dedim. Hz. Peygamber (sav): "Bana uy Muaz! Amelinde eksiklik olsabile özellikle Kur'an hafızı olan kardeşlerin hakkında kötü konuşmaktan dilini tut. Günahlarını kendin taşı, başkalarına yükleme. Onları kınayarak kendini küçük düşürme. Onları aşağılayarak kendini yükseklerde görme. Dünya amelini, ahiret amelinin içine katma. Amelinle gösteriş yapma. Katıldığın meclislerde kibirlenme. Çünkü kibirlenirsen insanlar senin kötü huylarından çekinirler. Yanınızda üçüncü bir kişi varken arkadaşınla fısıldaşma. İnsanlara karşı büyüklenme ki dünya ve ahiret hayatın kesintiye uğramasın. İnsanları dilinle parçalama ki cehennem köpekleri kıyamet gününde seni paramparça etmesin. Allah Teâlâ; "Andolsun yavaşça çekenlere" buyuruyor. Bilir misin Muaz, nedir bunlar? "Anam babam sana feda ey Allah'ın Resulü" dedim. "Cehennemde eti kemikten ayıran köpeklerdir" buyurdu. "Anam babam sana feda ey Allah'ın Resulü! Bütün bunları kim yapabilir ve bütün bu kötülüklerden kim kurtulabilir ki" dedim. Allah Resulü (sav): "Muaz! Bunlar Allah'ın kolaylık verdiği kişilere kolaydır. Bütün bunların gerçekleşmesi için; kendine istediğini başkasına istemen, kendi adına hoşlanmadığın şeylerden başkaları adına hoşlanmaman yeterlidir. Bunu başarabilirsen kurtulursun" buyurdu. Halid bin Ma'dan şöyle demiştir: "Ben, Allah Resulünün bu hadisinden dolayı Kur'an'ı, Muaz'dan daha çok okuyan kimseyi görmedim."

7

Hac İslam’ın beş şartından biridir. Kur’an’da emredildiği şekliyle sıhhati ve maddi durumu elverişli olan her müslüman hac ibadeti ile mükelleftir. Kâbe İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s) tarafından inşa edilmiş, o zamandan bu yana bir toplanma ve ibadet yeri olagelmiştir: “Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi, “Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz” demişti.“.“ (Bakara Suresi, [2: 124]) İnsanın kendi benliğine gerçekleştirdiği bu manevi yolculuk bir çok safhadan oluşmaktadır. Hacılar mukaddes beldeye girmeden önce elbiselerini çıkartıp ihrama bürünürler ve böylece dünyaya ait her şeyi bir yana itip yaradana yönelirler. Erkeklerin ihramı iki parça dikişsiz beyaz bezden oluşurken, kadınlar da sıklıkla –şekli bağımsız olarak- beyaz elbise giyerler. Hacılar, haccın taçlandırıldığı yer olan Arafata da bu şekilde çıkarlar. Her namazda müslümanların kendisine yöneldiği Kâbe’nın tavafı da haccın şartlarından birisidir. Bu nedenle Kâbe, her milliyet ve cinsiyetten insanın ümmetin bir parçası olduğu bilincine vardığı ve „biz“ duygusunun kuvvetlendiği yerdir. Haccın bir başka rüknü ise bizlere İbrahim (a.s)‘ın hanımı Hacer annemizden miras kalmıştır. Hacılar İbrahim (a.s)‘ın ve Hacer annemizin hakka olan teslimiyetlerinin bilinci ile Safa ve Merve tepeleri arasında hızlı hızlı gider gelirler ve Hacer annemizin oğlu İsmail’e telaş içerisinde su aramasını yâd ederler. Efendimiz’in sünnetine riayet edilerek yapılan haccın sınırsız mükafatı vardır. Haccın dışında da insanın tamamen Allah’a ve kendine yönelmesi daha nadir gerçekleşmektedir. Hacıların Harem bölgesindeki gündelik işleri ise Allah ile olan münasebetlerine göre ayarlıdır. Bu nedenle Hac müslümanlara haz ve sürur veren bambaşka bir manevi dünyaya yolculuk manasına da gelmektedir.


8

Kasım 10

Kurban

Derdin sendendir, fakat görmüyorsun dermanın sendedir, fakat bilmiyorsun koskoca alem içine yerleştirilmiş sen kendini hâlâ küçük bir şey sanıyorsun.(Hz.ali) Kurban sözlükte ´´yaklasmak ,Allah´a yakınlasmaya vesile olan şey ´´anlamlarına gelen kurban ,dini bir terim olarak ,ibadet maksadıyla ,belirli şartlari tasıyan hayvanı usulüne uygun kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder .Arapca´da bu şekilde kesilen hayvana ayri´ca udhiye denir .(Dini kavramlar sözlügü.D.i.b.) Kurban kimsesize destek olmaktir ….kurbanlarimiizla kardeşliğimizi güçlendirelim .. Kurban ; Allah´a yakinlaşma ve muhtaçlara destektir. Kurban, islâm dininin sembolüdür .. cenâb-i hakk, kevser sûresi’nde, “rabb’in için namaz kil ve kurban kes.” Buyuruyor. Bu âyet-i kerimedeki “namaz”dan maksat bayram namazi, “kesmek”ten kasit da, kurban kesme günlerinde kesilen hayvanlardır. Başka bir âyet-i kerimede ise, kurbanlık develerden şöyle bahsedilir: “kurbanlık develeri de size, Allah’in şeâirinden kildik.” (s. Hac, 36) Kurban; anlamı, insani allah’a yaklaştiran şey..allah’in rizâsina, o’nun sevgisine yükselten, takvâ duygusunu zenginleştiren, gönlü Allah’a bağlayan, fedâkârlık simgesi.. Allah için vazgeçemeyeceğimiz hiçbir şeyin olmadığının ve o’na her şeyimizi fedâ edebileceğimizin göstergesi… kurban cömertliği teşvik eder. Kurban yardımlaşma bayramıdır

DİN & AHLAK aynı zamanda. İnsanın vermesini, yardım etmesini kolaylaştırır, nefsin cimriliğe çağıran telkinlerini gözardı edebilmeyi öğütler. Dünya malından tutkunluğu önler. Fakirlere bir dayanak olur, hayata bağlar. Kurban; kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar. Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah’ın

malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıkli kullar aracıliğıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına, kendini toplumun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur. Kurbanın fıkhi hükmü Kurban imam-ı azam hazretlerine göre vaciptir imam-i ebu Yusuf ve imam-i Muhammed ve Şafii hazretlerine

emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir şekilde ortaya koymuş olur. Kurban; toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle et satın alma ihtimali hiç bulunmayan veya çok sınırlı bulunan yoksulların bulunduğu ortamlarda onun bu rolünü daha belirgin biçimde görmek mümkündür. Zenginin malını allah’ın rızası, yardımlaşma ve başkalariyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir. Onu cimrilik hastalığından, dünya

göre ise sünneti müekkededir. Kurbanin şartı Müslüman hür mukşm ve zengşn olmaktır zenginlikten maksad aslş ihtiyaclarından başka 80.18 gram altını veya bunun kiymetinde ticaret malı veya parası olan kimsedir. Kurban kesmek için bu servette nemâ(çoğalma) üzerinden bir sene geçmesi şart değildir . Bu sebeble kurban bayramının üçünçü günü nisaba malik olanların da kurban kesmesi vacipdir. Nisaba malik olmayan kimse kendi arzusu ile kurban kesebilir efendisinin kölesi babanin evladına

kurban kesmesi müstehaptır. Kurban olur gösterişli ve bakımlı olmak şartıyla 6 ayını doldurmuş olan kuzunun kurban edilmesi caizdir. Oğlak yaşını doldurmadıkça kurban olmaz bir koç ne kadar cüsseli olursa olsun birden fazla kişi için kurban edilmez deve ve sıgırda ise yedi kişiye kadar ortak olunabilinir. Müşterek kesilen hayvanların hükmü: Bir deve veya sıgırı ortak kesmek isteyenler arlarından birini vekil tayin edip bu hayvanı beraberce kurban eder . Ortak kesilen kurbanlarda ortakların hepsinin müslüman ve Allah rızası için kurban kesme niyetinde olmalari lazımdır. Ortaklar içerisinde vacip kurbana niyet edenden başka sünnet nafile nezir veya akika kurbana niyet edenler bulunursa kerahetle caizdir. Müstehab olan ortakların bir neviden olmasıdır ortakların biri ben kurbanı et ihtiyacımı karşılamak için kesiyorum dese tamamının kurbani geçersiz olur. Ortaklar kurbanın etini göz karari ile değilde mutlaka tartı ile eşit miktarda ayırmaları lazımdır. Göz kararıyla taksim ederlerse kurbanlariı kabul olup vucup yerine gelmiş olmakla beraber günahkar olurlar tevbe ve istiğfar etmeleri lazım gelir bütün ortakların taksim etmeden eti pişirip beraberce yemeleri caizdir bir kimse kendisi hanımı ve bütün çocuklari için bir sığır kurban etse hayvanın etinin taksimi şart değildir. Bir kimsenin önceden ortakliğa niyet etmeden almış oldugu deve veya sığıra sonradan başkalarını ortak etmesi kerahatke caizdir. Fakat hayvanı aldıktan sonra allah rızası için bu hayvanı kendim keseyim diye niyet etmiş olsa başkalarını ortak etmesi caiz olmaz. Fakir bir kimse kendisi için aldığı deve veya sigira sonradan başkalarını ortak edemez. Çünkü bu bir nezir mesabesindedir eğer ortak etmişse aldığı parayı tasadduk etmesi lazımdır. Bu meselede mustehap olan ortaklığin satın almadan önce olmasıdır. .


HABER - EĞİTİM

TEMEL EĞİTİM MÜFREDATI

45 yılı aşkın bir süredir batı Avrupa’da bulunan insanlarımız, son on yıl öncesine kadar hep anavatana geri dönüş planları yaparken, bugün artık bulunduğumuz ülkelerde kalıcı olduğumuz gerçeğini kabul etmekte ve ileriye dönük plan ve programlarını bulundukları ülkelerin yaşam şartlarına göre yapmaktadırlar. Elbette yapılan bu plan ve programın en önemli parçası eğitimdir. İnsanlarımız, nesillerinin tamamen kendi inancı ve kültüründen kopuk, asimile olmuş bir nesil olmasını değil, kendi inancı ve kültürünü de muhafaza etmekle birlikte Avrupa insanı ile karşılıklı hoşgörü ve anlayış çerçevesinde entegre olmuş nesiller olmasını arzu etmektedirler. Bunun tek yolu sosyal toplumda bireylerin sağlıklı eğitilmesinden geçmektedir.

Kasım 10

MEKTEP Eğitim Merkezi Çalışmalarına Devam Ediyor Kasım 2006’dan beri faaliyetlerini sürdürmekte olup, öğrencilerin daha modern ve temiz bir mekanda eğitim görmeleri amacıyla kurumda rengarenk sınıflarının kapılarını açtı. 200den fazla öğrenciye hizmet veren eğitim merkezi bu yeni yüzüyle öncelikle öğrenci ve velilerin, daha sonra tüm ziyeret edenlerin beğenisini kazandı. MEKTEP Eğitim Merkezi, İslami İlimler Okulu ve Nachhilfe birimleri ile öğrencilerin hem okul hem manevi eğitimlerine katkıda bulunmak üzere kolları sıvadı. Haftasonu İslami ilimler Okulu ile 5 yaşından 13 yaşına kadar talebelere eğitim vermekte olan kurum, Viyana İslam Federasyonu Eğitim Başkanlığı’nın bünyesinde sistemli bir şekilde, 8-15 kişilik sınıflarda,

pedagojik olarak onaylanmış geniş eğitim malzemeleriyle alanında yine önde olmak arzusunu taşımaktadır. Nachhilfe olarak haftaiçi Ödev Yardım Kurslarında Almanca dersi öncelikli olmak üzere öğrencilerin okul derslerinde başarılı olmalarını sağlanmakta, sınav öncelerinde birebir Özel Dersler ile takviye edilmelerini sağlayan olanaklar sunmaktadır. Kayıtlarına devam eden kurumun irtibat bilgileri: Mektep Eğitim Kurumları NACHHILFE - İSLAMİ İLİMLER OKULU Pernerstorfergasse 57/27, 1100 Wien Tel.:0660 / 766 66 70 www.mektep.at office@mektep.at

İşte bu gerçek gözönünde bulundurulduğunda, İslam Toplumu Milli Görüş yıllardan beri yaptığı bir çok eğitim faaliyetleri ve açtığı eğitim kurumlarıyla, yeni nesillerimize, asimile olmadan, içinde bulunduğu toplumla karşılıklı uyum ve anlayışla yaşamanın yollarını öğretmektedir. Yapılmakta olan eğitim çalışmalarımızın eksiklerinin tamamlanması, bir sistem çerçevesine alınması, eğitimde birliğin sağlanması, yöntem ve tekniklerden istifade edilebilmesi için “TEMEL EĞİTİM MÜFREDAT” kitabı hazırlanmıştır. Kitabın içeriğinde, 03 yaşında başlayan Ana Sınıfı’ndan, 18 yaşına kadar süren İhtisas Sınıfı’na kadar gerekli bütün müfredat bilgileri ve yıllık planlar bulunmaktadır.

MİNİKLER İÇİN TEMEL BİLGİLER

9

“Okul öncesi dönem insan kişiliğinin, kimliğinin yapılanmasının temelini oluşturur” Anaokulları, çocuğun sosyal toplum içerisindeki kişisel gelişimini sağlar. Aile içindeki eğitimlerini didaktik metodlar dahilinde gelişmesine katkıda bulunur. Ana Sınıflarıyla, içinde bulunduğumuz ülkelerin anaokullarının müfredatlarında inancımıza, kültürümüze, örf ve adetlerimize yer verilmemesi nedeniyle, bu eksikliğin hafta sonları cami ve eğitim merkezlerimizde yapılan eğitimle giderilmesi hedeflenmektedir. 03-06 yaş arası çocuklarımızın kimlik ve kişiliğinin oluşması, kendi inancı ile ilgili temel değerlere sahip olması için Ana Sınıfı çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bunun için IGMG olarak Ana Sınıfları çalışmaları başlatılmış ve bu sınıflarda çocuklarımıza bir plan dahilinde “MİNİKLER İÇİN TEMEL BİLGİLER” kitabı hazırlanmıştır. Kitabın içeriğindeki konular: İtikad, Siyer, Kur’an-ı Kerim, İbadet, Ahlâk, Özel Günler, Cami Tanıtımı, Dualar, Meslekler Amaçlar: Açılan Ana Sınıflarının tamamında müfredat ve konu birliğinin sağlanması Temel Eğitim Hazırlık Sınıfına ön hazırlık yapılması Çocukların yakın çevrelerinde yaşadıkları dini konuların seviyelerine uygun şekilde işlenmesi Elif Be’nin tanıtılması Ana dilinin geliştirilmesi Görgü ve nezaket kurallarının öğretilmesi Ahlâk anlayışı kazandırılması Ailesi, arkadaşları ve içerisinde yaşadığı sosyal topluma karşı olumlu yönlendirilmesi

IGMG Eğitim Başkanlığı olarak 2010-2011 çalışma yılı içinde Temel Eğitim Müfredat kitabının tanıtımı için bütün bölgelere programlar planlanmış olup, eğitim komisyonları ve eğitimcilerin tamamının katılımı ile yapılan toplantılar devam etmektedir.

Yeni Evlilere Evlilik Semineri Verildi

Ömür boyu mutlu olmayı hedefleyen eşler önce “tanışırlar.” Merakla birbirlerini “araştırırlar.” Hevesle “sözleşirler.” Umutla “nişanlanırlar.” Sonunda da “evlenirler.”

Evlilikle birlikte o güzelim duyguların, sevinçlerin, hayallerin ve umutların yerini başka duygular almaya başlar. Artık evlendiniz, nikâhla birlikte birbirinizi sahiplendiniz, evliliğin mahmurluğu içinde balayınızı da yaptınız. Şimdi ömür boyu sürecek olan bir beraberliğin gerçek yüzüyle karşı karşıyasınız. Gerçek kişiliğiniz, huylarınız, alışkanlıklarınız ve doğal yaşantınız yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayacaktır. Herkesin bir evlilik hikayesi vardır,öyle veya böyle gelişir olaylar ve bir bütünde

buluşur adaylar; Aile kavramının önemini yitirmeye başladğı günümüzde, Viyana İslam Federasyonu güzel bir faaliyetin altına imza atarak yeni evli çiftlere Evlilik Seminerleri başlattı. İlkinin geçtiğimiz haftalarda Viyana İslam Federasyonu Genel Merkezinde kahvaltılı olarak yapıldığı Seminere yaklaşık 25 çift katıldı. İlahiyatçı EğitimciYasin Tecer in sunduğu seminerle birlikte, yeni evli çiftlere Asr-ı Saadetten örnek evlilikler anlatıldı. Yeni Evlilere tavsiyelerde bulunan Tecer, yaşanacak kültür uyuşmazlıklarına dikkat çekerek bunları en aza indirmenin yollarını anlattı. Evlilik Seminerlerinin 2.si 28 Kasım tarihinde yapılacak. Evlilik Seminerine katılmak isteyen çiftler office@egitim. at adresinden başvuru yapabilirler.


10

HABER - AVUSTURYA

Kasım 10

Av. Süleyman BOYNUKARA

HAC IBADETI VE MANASI 1- HAC ISLAMIN PARLAK TARIHINI HATIRLATIR. 2- HAC GÜNAHLARDAN ARINMA ISLEMIDIR. 3- HAC ISLAM ALEMININ SIYASI,SO SYAL,SINAI,IKTISADI,ASKERI,KÜLTÜ REL VE HAYATIN HER SAHASINDA DAYANISMANIN PRATIK GÖSTERGESIDIR. 4-HACC ZORLUKLARA GÖGÜS GERIP,SABRI PRENSIP EDINMENIN ADIDIR. 5-HACC,ÜSTÜNLÜGÜN ANCAK TAKVA DA OLDUGUNU BIZE ÖGRETIR. 6-HACC,MÜSLÜMANLARIN USLARARASI KONGRESIDIR.

UL-

7-HACC,ALLAH´IN SONSUZ NIMETLERINE SÜKÜR IFADESIDIR. 8-HACC,KULA KULLUGU REDDEDIP ALLAH´A KUL OLMANIN ADIDIR. 9-SEYTAN´DAN UZAKLASIP ALLAH´TA YOK OLMAKTIR. 10-KIBIR PISLIGINDEN SOYUTLANIP, TEVAZU SUYUNDA YIKANMAKTIR. 11-ZULMUN KARSISINDA MAZLUMUN YANINDA OLMANIN ADIDIR. 12-ALLAH´I RAB,PEYGAMBERI ÖNDER,KUR´AN-I REHBER KABUL EDENLERIN VAHIY KÜLTÜRÜILE YOGRULUP,TEVHID BAYRAGI ALTINDA ÜMMET RUHUILE BIRLESMESININ ADIDIR. 13-´KALUBELADA´ ALLAH´A VERDIGIMIZ SÖZE SADIK KALISIMIZIN CESURANE HAYKIRISIDIR. 14-HACC,ENSAR ILE MUHACIR ARASINDA TESIS EDILEN KARDESLIK RUHUNU KALBIMIZIN DERINLIGINDE HISSETMEKTIR. 15-HACC MAHSERIN PROVASIDR.

AB, Bosna ve Arnavutluk’a sınırlarını açıyor Brüksel’de bir araya gelen AB içişleri bakanları, Bosna - Hersek ve Arnavutluk vatandaşları için vize uygulamasının kaldırılmasını kararlaştırdı. Uygulamanın, yılbaşı öncesinde yürürlüğe girmesi bekleniyor.

AB içişleri bakanları, Bosna - Hersek Hac ibadeti,maddenin ve Arnavutluk'a vizenin kaldırılmasına manada,cesedin ruhta yokolup onay verdi. Bu iki ülkenin vatandaşları rehmeti rahmana kavusmaktir. biyometrik pasaporta sahip olmak ve Ezelden süzülüp ebede yolculu- AB sınırları içinde en fazla 90 gün kalgun adidir.Bütün dünyevi kirlerden mak koşulu ile vizesiz uygulamadan soyutlanip,mana ikliminde,zemzem yararlanabilecek. Uygulamaya Noel suyuile yikanmaktir. öncesinde başlanması bekleniyor. İngiltere ve İrlanda'nın Schengen bölHac ibadeti kelimelerle ifade edgesine dahil olmaması nedeniyle vize ilmeyecek derecede büyük ve anlamli serbestisi, sadece 25 AB ülkesi ile bir ibadettir.Hac ibadetiile alakali bu güne dek yüzlerce kitap,makale yazil- AB üyesi olmayan, ancak Schengen di ama bu yazilari yazanlarin hepsinin antlaşmasına dahil edilen İzlanda, Norbirlestigi bir nokta varki o da Hac iba- veç ve İsviçre'yi kapsıyor. detinin anlatilamayacagini ancak yas- Bu iki ülkeye vize serbestisi sağlanması anarak yapilabilecek bir ibadet oldugu konusunda AB ülkeleri arasında noktasinda birlesmisler. görüş ayrılıkları vardı. Özellikle Hollanda ile Fransa, Bosna - Hersek ve Bizde burda Hac ibadetiile alakali aci- Arnavutluk'un gerekli koşulları yerzane temel bir takim noktalar üzerinde ine getireceğinden kuşku duyduğunu yüzeysel olarak deginmeye calistik ancak layik olmadigi halde bu ibadet 5 kez ifa etmeyi cenab-I Allah bana nasip etmis olmasina ragmen bu ibadeti anlatmakta zorlaniyorum.Dolayisiyle yediden yetmise bütün müslümanlara tavsiyem bu anlamli ibadeti mutlaka yerine getirerek fiilen bu ibadetin hazzini ruhumuzun derinliklerine kadar hissederk bu ibadetle Allah´la olan bagimizi yeniden percinlestirelim.Bu fani dünyadan mana aleminde Yüce rabbimize kavusalim,sevgililer sevgilisi hz.Muhammed(sav) le kucaklasalim.Yeniden insane olmanin seref ve izzetini günahlarimizdan soyutlanarak yeniden yasiyalim.

Allah nasip ederse bu yil Viyana Bölgesi 1.Kafile baskani olarak bu güzel ibadeti yeniden yasamanin ve yüzlerce Allah´in misafirlere hizmet etmenin güzelligini yasiyacagiz. Rabbim bu güzel ibadeti en güzel sekilde hakkiile hayata gecirmeyi bizlere nasip etsin,milyonlarca Haci´nin hacc´ini Kabul etsin,bu güzel ibadeti yeryüzündeki bütün müslümanlara nasip etsin

Mübarek Kurban Bayramınızı Tebrik eder, Tüm İslam Alemine hayırlar getirmesini Cenab-ı Hakk’ tan niyaz ederim. Viyana İslam Federasyonu Genel Başkanı

Muhammet Turhan

kaydetmişti. Ek güvence verildi Ancak AB yetkilileri, bakanların uygulamayı onaylamadan önce hem AB Komisyonu hem de her iki Balkan ülkesinden sınır güvenliğinin sağlanmasına ilişkin ek güvence aldıklarına dikkat çekti. AB Komisyonu'nun göçmen akınından korkan Fransa ve Hollanda'ya süreci yakından izleyeceğine dair yazılı güvence verdiği belirtiliyor. Ayrıca organize suçlar ve yolsuzlukluk olaylarına karşı polis ve adli makamların güçlendirilmesi de kararlaştırıldı. “Tarihi bir gün” AB'nin İçişlerinden Sorumlu Komiseri Cecilia Malmström, kararı memnuniyetle karşıladığını belirterek "Bugün Bosna-Hersek ve Arnavutluk için tarihi bir gün. Her iki ülkenin vatandaşları yakın zamanda vize almadan biyometrik pasaportlarıyla Schengen ülkelerine seyahat edebilecek” dedi. AB geçen yıl da Sırbistan, Karadağ ve Makedonya'ya vizeleri kaldırmıştı.


KADIN & AİLE

Kasım 10

Kız çocuklarının değerini biliyor muyuz? Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yanında çocukların ayrı bir yeri vardı. Resulullah (sav) onlarla birlikte olmaktan büyük zevk alırdı. Onlarla yakından ilgilenir, hal ve hatırlarını sorar, sohbet ederdi. Maddi ve manevi bir sorunlarının olup olmadığını anlamak için onları izler, zaman zaman sorular sorardı. Problemleri, sıkıntıları varsa ihmal etmez. Hemen kalkar. Sorunla ilgilenerek halletmeye çalışırdı. Bu duruma göre bazen tatlı bir sözle gönül alma, bazen bir hediye bazen daha ötesi olurdu. Hem kendi çocuklarına karşı, hem de diğer çocuklara karşı ilgi ve alaka gösterirdi. Onu yakından tanıyan Enes bin Malik gibi sahabeler, ailesine ve çocuklarına karşı gösterdiği ilgi ve alakaya hayret ederler: "Allah Resulü (sav) kadar ailesine ilgi gösteren birini görmedik." derlerdi. Oğlu İbrahim doğunca onun sütanneye verilmesinden, bakımına kadar her şeyi ile yakından ilgilendi. Sütanneye verdikten sonra çok fazla işi olmasına rağmen onu görmek için çokça zaman ayırdı. Sık sık yanına gitti. Sevip okşayarak ilgilendi, ihtiyaçlarını karşıladı. Ağlama ey kızım! Sevgili Peygamberimiz kızlarının büyüme çağında iken insanları İslam'a davet ediyordu. Onun davetinden rahatsız olan müşrikler ise Peygamberimizi engellemeye çalışıyorlardı. Ona ve Müslümanlara sürekli baskı ve işkence yapıyorlardı. Bu baskı ve zulümler, bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Hatta bunun için za-

man zaman Mekke'den uzaklaşıp Hz. Ebu Bekir ile birlikte şehrin dışındaki mağaralara gitmek zorunda kalırdı. Ama o ölüm tehdidi altında yaşadığı bu yıllarda bile çocuklarını düşünür, üzülmelerini asla istemezdi. Üzüldüklerini gördüğünde kendi sıkıntısını, kaygılarını unutur, onları teselli ederdi. Müslümanlar ile müşrikler arasındaki amansız mücadelenin hızla devam ettiği günlerdi. Hz. Fatıma'nın yolu Kâbe'den geçiyordu. Yolda yürürken, Kâbe'nin bir tarafında halka kurmuş oturan müşriklerin hararetli hararetli konuştuklarını gördü. Onların bu hali dikkatini çekti. Babasına kötülük etmek için hazırlık yapıyor olabilirlerdi. Endişe ile sessizce yanlarına yaklaştı. Babası ve İslâm hakkında konuştuklarını fark etti. Kimseye görünmeden dinlemeye başladı. Konuşulanları tam olarak anlamadı. Ama bir ara Lât ve Uzzâ üzerine yemin ederek şöyle dediklerini duydu: "Muhammed buradan geçtiğinde, hep beraber üzerine atılıp onu öldürelim." Duydukları karşısında dehşete kapılan Hz. Fatıma büyük bir korkuya kapıldı. Durumu babasına haber vermek için hemen eve koştu. Hüngür hüngür ağlıyordu. Peygamberimiz kızının renginin kaçtığını ve ağladığını görünce üzülüp endişelendi. Şefkatle kızına sarılıp onu sakinleştirmeye çalıştı. "Ne oldu kızım niçin ağlıyorsun?" diye sordu. Hz. Fatıma gözyaşları içinde anlatmaya başladı: "Kureyşlilerin yanından geliyorum. Hicr mevkiinde toplanmışlar; Lât, Uzzâ, Menat ve Nâile'ye yemin ederek aralarında

anlaşma yapıyorlardı. Seni gördüklerinde hep birlikte kılıçlarını sıyırıp, üzerine atılarak öldüreceklerini söylediler" dedi. Müşrikler tarafından öldürülmesine karar verilen Peygamberimiz kendinden çok kızını düşünüyordu. Korkudan kalbi çarpan, üzüntüden gözyaşları döken yavrusunun halini görünce kızı ile ilgilendi. Önce kızının korku ve endişesini gidermeyi, gözyaşlarını silmeyi, teselli ederek sakinleştirmeyi tercih etti. Kızına döndü. Eşsiz bir iman ve teslimiyet ile: "Ağlama ey kızım! Allah onların bunu yapmalarına engel olur" buyurarak kızını teselli etti. Rahatlamasını sağladı. Sonra: "Ey kızım bana su getir" buyurdu. Gelen su ile abdest alıp dışarı çıktı. Sakince yürüyerek Kâbe'ye gitti. Yerden bir miktar toprak aldı. Orada oturup sohbet eden müşriklere yöneldi: "Yüzleri kara olsun!" diye dua ederek toprağı onlara doğru saçtı. Sonra yanlarından geçerek yoluna devam etti. Kâbe'de her zamanki yerine gidip namaz kıldı. Aralarında sözleşen müşrikler, o an ya onu görmediler ya da bir şey yapmaya cesaret edemediler. Canım feda olan kızım nasıl? Hz. Fatıma'nın hamile olduğunu duyunca sevinen Peygamberimiz, doğumuna kadar ona özel ilgi gösterdi. Doğum günleri yaklaşınca eşleri Ümmü Seleme ile Zeynep binti Cahş'a: "Fatıma'nın doğumu yaklaştı. Yanına gidip onun için Ayete'l-Kürsi ve Araf suresinin 54. ayetini okuyun! Ayrıca Felak ve Nas surelerini okuyun! Onun için Allah'a sığının!" buyururdu. Bun-

11

dan sonra kızının durumunu yakından takip ederek, sık sık evine gidip sormuştur. Sevde binti Misrah o günlere ait bir anısını şöyle anlatır: "Hz. Fatıma'nın doğumu yaklaştığında yanındaydım. Sancıları başladığı sırada Allah Resûlü (sav) kızının evine geldi. -'Canım feda olan kızım nasıl?' diye sordu. Ben: -'Doğumu yaklaştı, sancılanıyor' dedim. -'Fatıma doğum yapar yapmaz bana haber verin! Sakın ben gelmeden önce çocuk için bir şey yapmayın' diye tembihte bulundu. Fatıma'nın doğumunu haber alan Allah Resûlü (sav) vakit kaybetmeden hemen yanımıza geldi. Kapıyı çalınca ben çıktım. İlk sözü: "Canım feda olan kızım ne yapıyor, durumu nasıl?" diye sormak oldu... Ey Kızım! Eşine Hep Böyle iyi Davran Sevgili Peygamberimiz kızlarını evlendirdikten sonra onları ihmal etmedi. Onlarla yine yakından ilgilendi. Sık sık evlerine gider, hal ve hatırlarını sorar, eşleri ile iyi geçinmelerini öğütlerdi. Peygamberimiz bir gün kızı Rukiyye'nin hâl ve hatırını sormak için ziyaretine gitti. İzin alıp eve girdiğinde kızı Hz. Osman'ın başını yıkıyordu. Onun eşine zevkle hizmet ettiğini görünce çok sevindi. Ona: "Ey Kızım! Ebu Abdullah'a hep böyle güzel davran! Çünkü o sahabelerim içerisinde huyu bana en fazla benzeyen kişidir" buyurdu. Her zaman olduğu gibi kızı Rukiyye'yi eşine iyi davranmaya teşvik etti.


Aylık Gazete Monatliche Zeitung Kasım 2010 Sayı / Ausgabe: 19 Tanıtım Sayısı Gratisexemplar

Viyanada Güller Açtı Viyana İslam Federasyonu bu yıl yine bir hadis kampanyası başlattı. IFW, “Toplumsal dayanışmaya çağrı” başlığı altında yürüttüğü hadis kampanyası çerçevesinde, Avusturya’nın beş farklı şehrinde Peygamberimizin “Sadaka vermek malınızı azaltmaz” hadisiyle insanlara sosyal sorumluklarını hatırlatıyor. Viyana İslam Federasyonu’nun (IFW) “Toplumsal dayanışmaya çağrı” başlığı adı altında yürüttüğü hadis kampanyalarının 5’incisi bu yıl 23-30 Eylül tarihleri arasında başta Viyana olmak üzere St. Pölten, Wr. Neustadt, Baden gibi şehirlerde başladı. Adı geçen şehirlerin 490 farklı bölgesine Peygamberimizin “Sadaka vermek malınızı azaltmaz” hadisi asıldı. Peygamber efendimizi kendi sözleriyle topluma tanıtmak ve toplumsal dayanışmayı desteklemek amacıyla 2006 yılında başlatılan bu güzel çalışma bir gelenek halini alarak sürdürülmeye devam ediyor. Önceki yıllarda yürütülen kampanyalarda “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır”, “Komşusu aç iken,

kendisi tok yatan bizden değildir”, “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı iyi olanınızdır” gibi hadisler kullanılmıştı. Viyana İslam Federasyonu (IFW) bu hadis kampanyasıyla İslam’ın bütün güncelliği ile ortada durduğunu ve güncel sorunlara en güzel şekilde cevap verdiğini ortaya koymak istiyor. IFW Tanıtma başkanlığında alınan bilgiye göre Hadis Kampanyası bu yıl ışıklı panolarda da yayınlanacak. Peygamber Efendimizin evrensel çağrısını, Müslümanların yanı sıra diğer dinlerin mensuplarına da ulaştırılmasını sağlayan bu güzel kampanyanın, önemli bir boşluğu doldurduğu belirtiliyor. Lüks yaşam tarzının giderek yaygınlaştığı bir ortamda yardımlaşma kültürünün unutulduğuna ve özellikle kriz zamanlarında bağış yapmanın ve sadaka vermenin önemine dikkat çeken Viyana İslam Federasyonu’ndan, düzenledikleri hadis kampanyasının gelecek yıllarda da devam ettirileceğini açıklaması geldi.

CAMİYE ÇİRKİN SALDIRI olayı kınadılar ve şu görüşlerini aktardılar. Din görevlisi Durmuş Erbil şunları söyledi “Burada birbirimizin hak ve hukukuna saygılı olmak mecburiyetindeyiz. Dinimiz böyle şeyleri kabul etmez. Bu olay çok vahimdir. Her insan aynı olamaz,üç kişinin gerçekleştirdiği bu çirkin Avrupa’da gün geçtikçe dazlaklar olayı Avusturya’lılarda mutlaka camilere haince saldırmaya devam rahatsızlık duyacaktır. ediyor. Son olay Avusturya’nın Ti- Cemiyet başkanı Hüsnü Kaynak’da rol eyaletinin Schwaz kasabasında şunları aktardı. “Yaklaşık üç yıl bulunan Atib Schwaz camisine öncede camlarımız kırılmıştı. Biz yapıldı. Geçtiğimiz günlerde mey- Schwaz halkından menmunuz. dana gelen olayı güvenlik kamerası Bunu yapanlar insanlıkdan nasibini kayıt etti. Saldırganlar kafaları sarılı almamış kişiler. Elimizdeki bilgi ve olarak Cuma akşamı 22:40 da belgeler ve görüntüler polise vercamiye gelerek caminin kapılarını, ildi” dedi. duvarlarını “Kötü Türkler dışarı, Schwaz’da yaşayan gurbetçiler teMüslümanlar dışarı, İslamlaşmaya dirginler. Gurbetçiler bir an önce hayır” gibi yazılarla caminin suçluların tesbit edilmesi ve gerekli dışarısını boyadılar. Schwaz’da tüm cezanın verilmesini istiyorlar. Camimüslümanlar tepkili. Olayla ilgili ni dış cephesinin en kısa zamanda olarak din görevlisi Durmuş Erbil tekrar boyanması için en az 3000 ve cemiyet başkanı Hüsnü kaynak Euroya ihtiyaç var. Avusturya’nın Tirol eyaletinin Schwaz kasabasında bulunan Atib Schwaz camisine çirkin saldırı. Geçen akşam meydana gelen olayı güvenlik kamerası kayıt etti. Saldırganlar kafaları sarılı olarak Cuma akşamı 22:40 da olayı gerçekleştirdiler.


14

Kasım 10

İSLAM DÜNYASI

Aliya’yı rahmet ve saygı ile yad ediyoruz

Bosna-Hersek’in tarihe iz bırakan ve bütün Müslümanların sevgisine mazhar olan lideri Aliya İzzetbegoviç, vefatının 7’inci yılında tüm dünya Müslümanları tarafından rahmetle anılıyor. Bilgeliği ile Boşnak Müslümanlarını aydınlatan Aliya İzzetbegoviç siyasi ve askeri alandaki mücadelesiyle de Bosna Hersek’in bağımsızlık kazanmasında en büyük rolü oynadı. Mütevazı bir hayat yaşayan İzzetbegoviç, halkına mücadele dolu bir hayatın sonunda ışık tutan eserler bıraktı. Bosna-Hersek'in tarihe iz bırakan ve bütün Müslümanların sevgilerine mahzar olan lideri Aliya İzzetbegoviç, vefatının 7’inci yılında tüm dünya Müslümanları tarafından rahmetle anılıyor. Bilgeliği ile Boşnak Müslümanlarını aydınlatan İzzetbegoviç siyasi ve askeri alandaki mücadelesiyle de Bosna Hersek’in bağımsızlık kazanmasında en büyük rolü oynadı. Mütevazı bir hayat yaşayan İzzetbegoviç, halkına mücadele dolu bir hayatın sonunda ışık tutan eserler bıraktı. Mücadelesi 1940’larda başladı İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Bosna- Hersek'in de içinde bulunduğu Yugoslavya bağımsız oldu. 1925'te Bosna-Hersek'in kuzey batısında bulunan Bosanska Krupa şehrinde İslami duyarlılığına sahip bir ailede dünyaya gelen Aliya, 1949'da İslamcılık suçlamasıyla beş yıl hapse mahkûm edildi. Ancak O halkını İslami yönden aydınlatmak ve bilgilendirmek amacıyla faaliyet yürütmeye devam etti.

1980'de diktatör Tito'nun ölmesinden sonra Yugoslavya biraz daha rahatlamış görünüyordu. Bu dönemde 1983 yılında İzzetbegoviç'in oğlu onun daha önce yayınlanmış İslami

slavya Federasyonu'nun içinde bulunan Bosna-Hersek'in cumhurbaşkanı oldu. Dönüşümlü olarak yapılan Yugoslavya Cumhurbaşkanlığı Aliya’ya geleceği sırada Slovenya ile

Manifesto adlı kitabını genişleterek yeniden yayınladı. Bunun üzerine yönetim İslami bir yönetim amacında çalışmakla suçlayarak Aliya’yı 14 yıl hapse mahkûm etti. Daha sonra 1988'de çıkarılan bir afla da serbest bırakıldı. Yugoslavya’nın iyiden iyiye dağılma sürecine girdiği bu dönemde İzzetbegoviç, Müslümanların haklarını savunmak için Demokratik Eylem Partisi (SDA) adlı bir parti kurdu. İzzetbegoviç, o zaman henüz Yugo-

Hırvatistan ayrılma kararı aldı. 1 Mart 1992'de ayrılıp ayrılmama konusunda referanduma giden katılanların yüzde 62,8'i bağımsızlığı tercih edince Bosna-Hersek de bağımsızlığını ilan etti. Ama bu kararın alınmasından hemen sonra Sırp çetnikler Müslümanlara karşı oldukça kanlı bir katliam hareketi başlattılar. Dayton dayatması... Müslümanları, Avrupa'nın üçüncü büyük ordusu durumundaki Yugoslavya Federal Ordusu'nun bütün

imkânlarını kullanan Sırp çetnikleriyle savaşa sokmamak için bütün yolları denedi. 1994'ün sonuna gelindiğinde Müslümanlardan 250 bin kişi öldürülmüş, bir milyon kişi de göçe zorlanmıştı. Kamuoyunun giderek artan tepkisi üzerine AB ve ABD 1995'te tamamen Sırpları kollayan ve Müslümanlara haksızlık eden Dayton Anlaşması'nı Aliya’nın önüne koydu. Anlaşma nüfus bakımından azınlık durumundaki Sırplara Bosna-Hersek’in yüzde 49'unu veriyor, kalan yüzde 51'ini de Müslümanlarla Hırvatlara bırakıyordu. Oysa 1991 sayımına göre Müslümanlar nüfusun yüzde 44'ünü, Hırvatlar yüzde 17'sini ve Sırplar ise yüzde 31'ini oluşturuyordu. İzzetbegoviç, bu anlaşmanın taraflı ve haksız olduğunu bilmesine rağmen Bosna-Hersek'teki Müslümanların var oluşla yok oluş arasında bir tercihle karşı karşıya bırakıldıklarını gördüğünden kabul etmek zorunda kaldı. Anlaşmanın imzalanmasından sonraki ilk Cumhurbaşkanlığı Konseyi seçimlerinde İzzetbegoviç 729 bin oy alarak üçlü konseyin başkanı oldu. Dayton Anlaşması cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili bir de böyle üçlü konsey uygulamasını getirmişti. Hem devlet başkanı hem komutan hem de bilge Özgür Bosna’nın temellerini inşa eden Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç'i bütün dünya Müslümanları, davasında samimi, kararlı ve bilge bir kişi olarak tanıdı. O hem önderliğiyle hem de fikirleriyle çevresini etkiledi. Devlet başkanlığı ve komutanlığının yanında entelektüelliği ile de Boşnak halkının yol göstericisi olan Aliya, 19 Ekim 2003 yılında 78 yaşındayken Saraybosna’da vefat etti.


HABER - AVUSTURYA

Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.

INTERNATIONALE HUMANITÄRE HILFSORGANISATION AUSTRIA

100 €

15

2010 KURBAN ORGANİZASYONU Kasım 10

Bu yılda Pakistan ile sende Türkiye destek ol Afrika ve Balkanlardaki Kardeşlerimizi UNUTMAYALIM 00510039688

60000

IHHA Internationale Humanıtäre Hilfsorganization Austria

00510039688 IHHA Internationale Humanıtäre Hilfsorganization Austria

60000

Kurban Zekat Sadaka Bağış

00510039688+ 00060000>

10+


Yüzyılların sanatı Ebru Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü'nde her yönüyle 'Ebru sanatı' anlatıldı. Ebru Sanatçısı Nedim Sönmez'in yönettiği etkinlikte ebru sanatı ile ilgili birçok bilgi verildi. Ebrunun sadece bir Türk geleneği olmadığı ve dünyada da birçok örneklerinin olduğu katılımcılara gösterildi. Nedim Sönmez; "Ebru sanatını hayatında herhangi bir zamanında ilgi duyan birçok insan yapabilir. Önemli olanın doğru yerde, doğru şeyle bu eylem gerçekleştirmektir. Ebru sanatı eğitimi konusunda ben kendi kendimi eğittim. Yani kuralı yok bu işin, herkes kendi tecrübesi ile bu işi yapabilir" dedi. Sönmez ebru sanatı ile ilgili ilk örneklere

eski Çin kaynaklarında rastlandığını belirtti. Sönmez ebru sanatının dünyaya yayılmasında izlediği yolu şöyle tarif etti: "Ebru sanatının ilk örnekleri Çin kaynaklarında görülür. Sırası ile Japonya'da suminagaşi ismiyle sulu vasatta yapılan bir takım çalışmalar, sonrasında ise Türkmenistan, Hindistan, İran gibi devletlerde rastlanıyor. 1560 yıllarda ise İstanbul'da görülen ebru, Avrupa'da ise birkaç yıl sonra İstanbul'a gelen tüccarların yardımı ile gerçekleşti" dedi. Batıda ebru "Türk Kağıdı" olarak adlandırılıyor. Koyulaştırıcı bir madde ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılmış, suda erimeyen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin bir kağıda geçirilmesi ile yapılıyor.

200,-

Bizi ısrarla tercin edin!

euro

EFLATUN EN İYİ FİYAT GARANTİSİ

Dijital Video Kamera Çekimi Görüntülerin Düzenlenmesi DVD Menü oluşturma DVD‘ye aktarım/çekim Foto Baskılı DVD Foto Baskılı DVD Cover/Kabı

Çekimlerin Blu-Ray BluÜzerinde Yedeklemesi ile Teslimi Çekimlerin şirketimizde 20 sene muhafaza arşiv garantisi

Kurban Bayramınız Mübarek olsun… Bu günler, o büyük teslimiyet ve sabır örneğini büyük şahsiyetlerin hatıralarının yadedildiği mevsimin içinde bulunduğu günlerdeyiz. Hac ve Kurban günleri.. Bu günlerde müslümanla rın içinde Hacca giden milyonlarca insan “lebbeyk-işte geldim Allah’ım” nidaları ile Beytul lah’ı ziyaret ederken, dünyanın diğer mekanlarında yaşayan müslümanlarda İbrahim aleyhis selamın sünneti olan ve Yüce Peygamberimizin uyguladığı ve ümmetinden yapmasını istedi ği Kurban kesme ibadetini yerine getirme heyecanını yaşıyor.

EFLATUN bir dewa markasıdır Profesyonel Video Çekimleri, Clip & Grafik Tasarımları

istek halinde FULL HD çekim Blu-Ray + Menü Authoring ile teslim

+100,-

istek halinde 2 kamera ile çekim

2 kamera çekimler kesilerek çok açılı daha zengin bir görüntü elde edilmesini sağlar

2. DVD seti

yine birincisi gibi foto baskılı dvd ve foto baskılı kablı

Kasetten DVD‘ye aktarım

euro

+200,-

euro

+40,-

euro

+10,-

daha önce yaptığınız veya yaptırdığınız çekimleriniz de mini dv kasetlerinizin kaset başı aktarımı

Çok Yakında DAVETiYE

Thelemangasse 8/2 EFLATUN 1170 Wien 069917870087 Liman Restaurant

EFLATUN bir dewa markasıdır Karşısı

office@eflatun.at WWW.EFLATUN.AT VIDEO I BROADCASTING I CLIP-TASARIM I GRAFIK-TASARIM

euro


ECO Migra Fuarı

Dewa gazetesi olarak18- 20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan Eco Migra Fuarı hakkında Eda Ünal ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Yaklaşık 6 senedir Medya sektörü içerisinde olan Eda Ünal , 2 aydır Wirtscahftsverlag ile çalışmalarını sürdürmekte ve Eco Migra fuarı´nın arka plan organize işlerinde yer almakta. Wirtscahftsverlag ve düzenlecek olan Eco Migra fuarı hakkında bilgi veren Ünal şunları ifade etti: “Wirtschaftsverlag daha öncelerde Wirtschaftskammer´in bir koluydu ancak yaklaşık 2002 yılından bu yana Alman bir şirketin Wirtschaftsverlag´ı alması ile bu ikisi birbirinden bağımsız olurak çalışmakta. Wirtschaftsverlag Wirtscahftkammer ´e bağlı olan kolların gazetelerini çıkarıyor. Yani her sektörün kendine ait aylık ya da haftalık olmak üzere ayrı bir gazetesi var. Wirtscahftverlag bunu magazin seklinde Ekonomi ağırlıklı sunuyor. Eco Migra Avusturya´da ilk Etno

Business´i yapan ilk Magazin. Eskiden Esnaf olarak çalışmaktaydık ancak şimdi ise Eco Migra olarak çalışmaktayız. Fuar Eco Migraya ait olduğu için bu ismi almış bulunuyoruz. Eco Migra ile amacımız Avustuya´da yaşayan yurt dışından gelen etnik kökenli işverenleri bir araya getirmek ve geleceğe yönelik daha da profesyonelleşmek. Bu Fuarın tanıtımını reklam yani televiyozyon aracılığı ile, gazete aracılığı, el ilanları ile internette bir çok site aracılığı ile yaptık. Girişlerimiz ücretsiz ancak buna rağmen giriş kartları ile fuar alanına girilmesi gerekiyor. “ Daha sonra Sayın Eda Ünal Eco Migra nın geleceğe yönelik yeni projeleri olduğunu ifade etti ve şunları belirtti: “Her sene yapmış olduğumuz çalışmalarda eksiklerimizi ve ihtiyaçlarımızı görerek diğer yıla daha verimli bir şekilde çalışıyoruz. Amacımız etnik kökenli bütün işverenleri bir araya getirerek bir birimizle geleceğe yönelik daha verimli çalışmak tanışmak ve fikir alış verişinde bulunmaktır” dedi. Eda hanım ticaret sektörü içerisnde olan ya da olmayan herkesi Fuara davet ederek sözlerini bitirdi. Dewa gazetesi olarak yapmış olduğumuz bu söyleşiden dolayı Eda Ünal hanıma teşekkür ediyor ve çalışmalarında başarılar diliyoruz.

ec

Yaz Saati Kış Saati derken… 31 Ekim’de Saatler tekrar bir Saat geri alındı. Her yıl yaz kış derken Saatlerde bir ileri bir geri değişiyor. Yaz – Kış Saatler uygulamaları nasıl belirleniyor, hangi ülkeler bu uygulamayı gerçekleştiriyor. 28 Mart 2010 tarihinde başlayan yaz saati (ileri saat) uygulaması, çalışma saatlerinin günün güneşli bölümüne alınması suretiyle, gün ışığından daha fazla yararlanılması, elektrik enerjisinin aydınlatmada kullanılan bölümünden tasarruf sağlanması amacıyla yapılıyor. Yaz saati uygulamasıyla, enerji tasarrufu, AB üyesi ülkeler ile saat birlikteliği ve uyum sağlama yanında, akşam saatlerinde en yüksek değerine ulaşan enerji tüketim talebinin (puant gücünün) azaltılması amaçlanıyor. Öte yandan uygulama ile her yıl ''orta ölçekli'' bir hidroelektrik santralin yıllık üretimi kadar tasarruf sağlanıyor.

ve Mısır uyguluyor. ABD, Kanada, Avustralya ve Brezilya gibi yaz saati uygulayan ülkelerde ise bazı eyalet ve bölgelerinde yaz saati uygulaması yapılmıyor. Her ülke kendisine uygun bir meridyeni saat uygulamasında referans meridyeni olarak alıyor. Dünya üzerindeki ülkelere bakıldığında, mümkün olduğunca ülkenin doğusundan geçen meridyenleri referans olarak aldıkları görülüyor (Örneğin Yunanistan ve Bulgaristan İzmit'ten geçen 30 derece doğu boylamını referans olarak alıyor. Yaz saati uygulaması yaparken de Iğdır'dan geçen 45 derece doğu boylamını kullanıyorlar). İlginç olan ise, Türkiye, dünyadaki durumun tersi olarak AB ülkelerine uyum sağlamak için batı bölgesinden geçen 30 derece doğu meridyenini referans olarak alıyor. Türkiye'de yılın 5 ayı kış saati, 7 ayını ise yaz saati uygulaması yapıyor.

Yaz saati uygulaması, AB ülkeleriyle birlikte Mart ayının son pazar günü başlayıp, Ekim ayının son pazar günü bitiyor. Buna paralel önümüzdeki yıl yaz saatine, 27 Mart 2011 Pazar günü saat 03.00'te saatlerin bir saat ileri alınmasıyla yeniden geçilecek. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 77'si (yaklaşık 4,5 milyarı) yaz saati uygulaması yapmıyor. Yaz saatini AB ülkeleri, ABD, Kanada, Meksika, Şili

MIGRA

Fach m e ss e Fü r wi rtschaFtlich e u n d ku ltu r e lle B e z i e h u ng e n

www.ecomigra.com

Ihr Eintrittsgutschein für die ecoMIGRA IeN W se 10 s 0 e 2 M V. O N 0. 2 – le c er d l 18. a h g

Foy g an

ein

Eine erfolgreiche Kooperation von:

ecoMIGRA_A6Karte_Messe-V02gg.ind1 1

06.10.2010 12:29:52


18

HABER - TÜRKİYE

Kasım 10

Erbakan'ın yaşına değil söylediklerine bakın... Turan Güneş anlatmıştı. Sırrı Atalay'la sohbet ederlerken Turan Güneş "Ne zaman siyasetten emekli olacağız" diye sorar. Atalay ona "Siyasetten gönül rızası ile emeklilik yoktur. Siyasetçi resen emekli edilinceye kadar bu mesleği sürdürür" diye cevap verir. İnsanın yaşama ilişkin en büyük bilinmezi ne zaman öleceğini bilmemesi değil midir? Yani Sayın Erbakan'ın yaşına ve bedensel yeteneklerindeki zayıflıklarına bakarak Saadet'in başına geçmesini "El insaf" diyerek yorumlamak pek doğru olmaz. Celal Bayar'la Çiftehavuzlar'daki evinde son sohbeti yaptığımda o 100 yaşını geçmişti. Bana Demokrat Parti'nin kurulması sürecinde, 1946 başında Çankaya'da Cumhurbaşkanı ve "Milli Şef" İsmet İnönü ile yaptığı pazarlığı anlattı. İnönü'nün uyarıları İnönü, "Güneydoğu'da Demokrat Parti'nin örgütlenmesi ocak bucak düzeyinde olmamalı. Kürtçülüğü alevlendirirsiniz" benzeri uyarılarda bulunmuş. Bayar bunları anlatırken "İzin verirseniz bunları yazayım ve hemen haberleştireyim" dedim. Sağ elini kaldırarak itiraz etti, - Olmaz, ileride bunları ben kitaplaştıracağım, dedi. "İleride" diyen kişi 100 yaşını geçmişti. Yani mesele insanın yaşının ne olduğu meselesi değildir. Yaşama heyecanı daha önceliklidir. Ömer Asım Aksoy Türk Dil Kurumu'nun Genel Yazman'ıydı ve Türk Dili dergisinde öz Türkçe kelimelerle dolu yazılar yazardı. 1970'lerin sonunda bir tanıdığım Bülent Ecevit'e "Ömer Asım Aksoy'un yazılarını okuyor musunuz" diye

Hatice Nermin Erbakan'ı ölümünün 5'inci yılında rahmetle anılıyor.

Aradan geçen 5 yıla rağmen Milli Görüş Teşkilatı mensupları Hatice Nermin Erbakan'ı hâlâ arıyor. Hayattayken yaptığı teşkilat çalışmaları ile birçok kişiye örnek olan Nermin Erbakan, birçok hayırlı işlerde Erbakan'ın değişmezliği de yer almasıyla biliniyordu. Sadece yazılarından tanıdığı Aksoy, Milli Görüş Teşkilatlarında bil üslubu ile Ecevit'e genç görünüyordu fiil çalışan hanımları çok seven, demek ki. hanımefendiliğinden dolayı hiçbir Erbakan'ın üslubuna gelince. zaman ön plana çıkmayan Nermin Bu üslup hep aynı. Dün Saadet Kongresi'nde söyledikler- Erbakan, Müslüman toplumların kurtuluşu için sürekli dua ederdi. ine bakın: "- Bizi AB'ye almayarak okşaya okşaya Her zaman fakirin yanında yer alırdı sormuş. Ecevit de "Okuyorum, Sayın Aksoy çok yetenekli bir genç" demiş. 1898 doğumlu Aksoy, demek ki o sıralarda 70'li yaşlardaydı.

yutuyorlar. Tarihin en şerefli milletini zincirle AB'nin kapısına bağlamışlar, bunlar hangi milletin çocuğu? Milli Görüş boşu boşuna çıkmamıştır. Batı'ya köle olmaya isyan eden bir düşüncenin adıdır Milli Görüş. - AKP ve diğer partiler, hepsi birbirinin benzeridir. Bunlar vergi koyup zam yapıp emperyalistlere ödüyorlar. Siyonizmin tahsildarıdırlar. AKP ve CHP birbirinin benzeridir. Tutturmuşsunuz AB diye, niye sizi almıyorlar? Hâlâ anlamadınız mı? Niçin İslam birliğini kurmuyorsunuz? Abiniz istemiyor ondan mı? İnşallah biz geleceğiz AB'nin üstünü çizeceğiz. Yetenekli genç - 1945 yılında çok partili hayata geçildi. Bu tarihten itibaren liberal, sağcılık ve solculuk ortaya çıktı. Bunların tamamı batı taklitçileridir. Size soruyorum Sultan Fatih solcu muydu, liberal miydi? Tabii ki Milli Görüşçüydü." Erbakan bunları 40 yaşındayken de, 60 yaşındayken de aynen böyle söylemiyor muydu? Yani şimdi 84 yaşında olması önemli değil. O hâlâ yetenekli bir genç! (Mehmet Barlas)

Millî Görüş Lideri ve Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın muhterem Eşi Hatice Nermin Erbakan, vefatının 5. yıldönümünde rahmetle anılıyor. Nermin Erbakan, mübarek bir Ramazan günü 23 Ekim 2005 tarihinde Hak'kın rahmetine kavuştu. Aradan geçen zaman Hatice Nermin Erbakan'a olan hasret ve özlemi her geçen gün artırıyor. Hatice Nermin Erbakan, birçok güzel hasleti kendisinde barındırıyordu. Her zaman fakir ve yoksulun yanında oldu. İhtiyaç sahiplerini gözetirken, yardımlarını hep gizliden gizliye yaptı. Davanın en büyük destekçisiydi O, Millî Görüş davası liderinin en büyük destekçisiydi. Davasına büyük önem verirdi, son nefesine kadar onun için çalıştı. Kadın teşkilatlarına her zaman destek oldu. Ama hiçbir zaman ön plana çıkmayı istemedi. Vefatından sonraki günlerde kendisi adına bastırılan kitapçıkta eşi Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan şu cümleleri kullandı: "Kendisi tam bir hanımefendiydi. Başsağlığına gelen tüm ziyaretçilerin ilk ifade ettikleri özelliği de hep bu olmuştur. İnsan bazı şeylerin değerini kaybedince anlıyor. Bilhassa yediklerine çok dikkat eder, yediklerinin helal olduğundan emin olmak isterdi. Ekmeğini dahi kendi pişirirdi" Eşine ilk o inandı En zor günlerinde, hep yanında oldu. 40 yıl önce yola çıkarken, ilk

önce o inandı, bu davanın zafere ulaşacağına. Ama gün geldi, Emri Hak vaki oldu. Yaratanın emri, gelip çattı. Dava kadını olarak tarihe geçti. Milli Görüş Lideri 41 yıl önce Bağımsızlar Hareketi ile ortaya çıkarken, ilk o inandı. Eşinin ortaya koyduğu hareket yıllardır Türkiye'ye damgasını vurdu. Bu harekete ilk o inandı. Eşine ilk desteği de o verdi. Birlikte çalıştıkları Türkiye Odalar Birliği'nde tanışan Nermin-Necmettin Erbakan çifti, 1967 yılında evlendiğinde Nermin Hanım 24, Necmettin Erbakan ise 41 yaşındaydı. İki kız ve bir erkek çocuk dünyaya getiren Nermin Erbakan, 38 yıllık evlilikleri boyunca eşinin zorlu siyasi hayatına kendisine en büyük desteği o verdi. Seçim çalışmalarında eşi ile birlikte kapı kapı dolaştı. Necmettin Erbakan'ın başbakan yardımcılığı ve başbakanlığa getiren başarılı seçim sonuçlarında, partili kadınlarla birlikte büyük rol oynadı. Milli Görüş Lideri Erbakan, sık sık parti kapatmayla ve siyasi yasaklarla karşı karşıya kaldı. 12 Eylül döneminde yaklaşık bir yıl cezaevinde kalan eşinin serbest bırakılmasını bekleyen Nermin Hanım, Necmettin Erbakan'ın bir konuşması nedeniyle 2000 yılında verilen bir yıl hapis ve ömür boyu siyaset yasağı kararını da metanetle karşıladı. Cenazesine 50 bin kişi katıldı 1943 yılında Balıkesirli Saatçioğlu ailesinin kızı olarak dünyaya geldi. İktisat eğitimi aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)'nde uzman olarak görev yaparken tanıştığı ve danışmanlık yaptığı TOBB Sanayi Dairesi Başkanı Necmettin Erbakan ile 10 Ocak 1967'de evlendi. 1967'de Zeynep, 1974'de Elif, 1979'da Muhammet Fatih adlı çocukları dünyaya geldi. 23 Ekim 2005'te Ankara'da Yüksek İhtisas Hastanesi'nde hayatını kaybeden Nermin Erbakan, İstanbul'da Merkez Efendi Mezarlığı'na defnedildi. Cenaze namazına 50 bini aşkın kişi katıldı.


ntrum

ngsze u t a r e B s- und g n u d l i B WA-

k r i z e B . 4 1 im

g n u n f f ö r e Neu

JU

MA 11 d n u 0 1 A M rch Förderung du

Unser Angebot

Wir legen besonderen Wert auf die ganzheitliche und altersentsprechende Förderung, Bildung und Erziehung durch kompetente PädagogInnen. JUWA-BBZ berücksichtigt die Individualität und Persönlichkeit des Kindes. Unser Kindertagesheim fördert unter anderem noch folgende Bereiche: -

Sprache Religiöse Werte Soziale Kontakte Kreativität Bewegung Musikalität

JUWA-BBZ Kindergruppe Kuefsteingasse 17-19 1140 Wien Öffnungszeiten: Mo bis Fr: 08:00 - 17:00 Tel.: 0699/172 017 81 www.juwabbz.at

n

Beso

INFORMATION

en

eit h r e d

-Vorschulprogramm -Eigene Küche -Soziale Aktivitäten -Ausflüge


20

Kasım 10

DEWA - DEUTSCH

Runder Tisch mit Bundesministerin für Inneres Das Bundesministerium für Inneres lud in den vergangenen Tagen im Rahmen folgender Diskussionsthemen: „Islam.Meschen.Dialog“ Vertreter der IFW (Islamische Föderation in Wien) und ebenso weitere Mitglieder verschiedener Vereine ein, dessen Leitbilder und Interesse ua. in der Integration von Menschen mit Migrationshintergrund liegen. All die angerissenen Diskussionsthemen befinden sich in jener Ebene, die nur funktionieren können, wenn man bereit ist gemeinsame Dialoge zu führen und daraus positiv resultierend: gemeinsame Entscheidungen für eine friedlichere, bildungsorientiertere und vor allem harmonisierende gemeinsame Zukunft zu sorgen. Ebenso aus diesem Anlass ausgehend hat das BMI über derartig wichtige Anliegen, eine Zusammenkunft organisiert, wo Vertreter verschiedener muslimischer Organisationen teilnahmen, ua. wurde auch die Islamische Föderation in Wien durch zwei Repräsentanten, aus dem Kollegium für Öffentlichkeitsarbeit, vertreten. Das Zusammenkommen ermöglichte den Anwesenden über ihre Ideen, Projektalternativen, Erfahrungen und deren Erfolge zu berichten und ihre dazugehörigen Ansichten Meinungen zu äußern, wodurch neue Ziele, Chancen und Perspektiven des Zusammenlebens zwischen Muslimen und Nicht-Muslimen erörtert und für ein besseres Zusammenleben ermittel werden konnten. Nichtsdestotrotz schafft man es,

dieses wohlgesinnte Zusammenkommen und die angesprochenen Aspekte mit „Unruhe unter den Muslimen“ zu benennen, welches wieder den Beweis für den Anreiz zur Unruhestiftung, ausgehend durch eine Ausgabe einer wohlbekannten Zeitung, an sich darstellt. Es ist Fakt, dass zahlreiche Mächte aus den verschiedensten Bereichen, wie zum Bsp. die Berichterstattung in den Medien, die Sensibilität der Menschen im negativen Sinne beeinflussen können und wollen und somit deren Alltag und deren täglichen sozialgesellschaftlichen Denkmuster-/gänge steuern, unabhängig davon, ob diese weiterhin fortbestehende Art und Weise unter dem Decknamen „informierenden“ Berichterstattung der realen Tatsachen entsprechen oder nicht! Die Islamische Föderation in Wien begrüßt diese Zusammenkunft und dankt Frau Dr. Fekter für diese gemeinsame Diskussion, da wir seit Jahrzehnten durch unsere ehrenamtlichen Dienstleistungen stets bemüht sind, unseren Beitrag für das Wohl und friedliche Zusammenleben der Menschen in der Republik Österreich aufrecht zu erhalten. Wir hoffen, dass dies der Beginn kontinuierlicher, zielgerichteter Bemühungen ist, wodurch die Lebensbedingungen der Muslime, nicht nur in der Mikrowelt, sondern auch in der Makrowelt Anklang und hoffentlich zukünftig eine friedvolle Beständigkeit finden und dabei gemeinnütziger Harmonie verbunden bleiben werden. Islamische Föderation in Wien

Die erfolgreichen muslimischen Migranten Wie heißt es so schön: „Hinter jedem erfolgreichen Mann, steckt eine erfolgreiche Frau“. Wenn wir diese Aussage erweitern, kann gesagt werden, dass der Erfolg eines Menschen auf die Unterstützung eines bzw. mehrerer anderer Menschen basiert. Die ersten Gastarbeiter aus der Türkei und weiteren Ländern sind vor ungefähr vor 50 Jahren nach Österreich gekommen. Eine neue Welt, neue Umgebung, neue Menschen, neue Sprache und vieles mehr. Warum haben unsere Eltern diesen großen Stritt gewagt? Um ihren Kindern eine bessere Zukunft schenken zu können. Wie auch die heutigen Studien zeigen, legen die türkisch- stämmigen Migranten einen großen Wert darauf, dass ihre Kinder eine gute Bildung bekommen. Sie wollen ihren Kindern, die Schwierigkeiten und Probleme im Leben ersparen, indem sie ihnen eine bessere Zukunft schaffen wollen, und dies geschieht dadurch, dass sie ihren Kindern einen guten Bildungsweg ermöglichen. „Wir haben uns im Leben von anderen Menschen unterdrücken lassen, aber unsere Kinder sollen dies nicht erleben“ ist die Meinung jener Eltern, die für ihre Kinder arbeiten. Wenn wir uns die die Lage genau anschauen, ist zu bemerken, dass unsere Eltern entweder Analphabeten sind oder nur die Pflichtschule abge-

schlossen haben. Und viele von uns, die Kinder von Hilfsarbeitern haben es geschafft, in eine bessere Position zu kommen. Einige von uns haben nur eine Lehre abgeschlossen, andere haben die Matura. Und ein Großteil von uns, die Kinder der Arbeiter, haben es sogar gewagt, zu studieren. Aus den Kindern der Arbeiter sind jetzt JuristInnen, ÄrztInnen, TechnikerInnen, LehrerInnen, JournalistInnen, etc. geworden. Diesen Erfolg haben wir unseren Eltern zu verdanken. Deswegen ist es nicht nur unser Erfolg, sondern auch der Erfolg unserer Eltern, die uns immer unterstützt haben, die in guten und schlechten Zeiten an uns geglaubt haben und uns die Wege für eine gute Ausbildung eröffnet haben. Danke an den Vater von der Frau Özmen (Lehrerin), danke an die Mutter vom Herrn Vural (Jurist), danke an den Vater von Al- Rawi (Dipl. Ing. und Gemeinderat), danke an die Mutter von der Frau Polat – Sürel (Lehrerin und Bezirksrätin), danke auch an alle anderen Eltern. Trotz allem haben die Eltern diesen schwierigen Schritt für ihre Kinder und für deren Zukunft gewagt und leben in der „neuen Heimat“. Abschließend möchte ich auch meine Eltern danken, danke Anne, danke Baba! Esra Erdogan (Soziologin)


DEWA - DEUTSCH

Tod - Zeichen der Integration? Wenn wir gefragt werden, was wir unter „Integration“ verstehen, hat jede und jeder von uns eine eigene Meinung. Sehr oft wird in den Medien und diversen Berichterstattungen über die Integration berichtet. Von einem „einfachen“ Bürgerin bzw. Bürger bis hin zu den IntegrationsexpertInnen werden integrationsspezifische Fragen und Probleme unterschiedlich aufgefasst und dargestellt. Natürlich sollten wir unsere Politiker auch nicht vergessen, welche je nach Tagesthema eine unterschiedliche Stellungnahme abgeben. Je nach alltäglichen Geschehnissen ist die Rede von einer gelungenen, aber auch von einer misslungenen Integration. Dieser Artikel hat nicht die Funktion die Definition des Begriffes darzustellen und auch nicht sich mit den diversen Problembereichen auseinander zu setzten. Mit diesem Artikel soll eine „unangenehme“ Perspektive des Lebens angesprochen werden. Es geht um den Tod! Was passiert mit den Menschen mit Migrationshintergrund, wenn sie sterben? Sind wir Migranten und Migrantinnen damit einverstanden, uns im fremden Lande, in die „fremde“ Erde begraben zu lassen? Für viele von uns ist es unvorstellbar, nicht im Herkunftsland bestattet zu werden. Warum ist es unvorstellbar? Gehört diese Vorstellung zu unserem kulturellen Gedächtnis, als Verstorbene zu unserem Herkunftsort zurückzukehren? Die ersten Gastarbeiter kamen in den 60er Jahren, mit der Absicht wieder in die Heimat zurückzukehren. Die „Gastarbeiter“ sind schon fast ein halbes Jahrhundert lang in Österreich. Wir sind keine Gäste mehr. Vielleicht gilt dies für die erste Generation, aber nicht mehr für die zweite und gar nicht für die dritte Generation der Migranten und Migrantinnen. Einer der wichtigsten Schritte im langen Prozess der

Migration, ist die Entscheidung für das Begräbnis in “fremder“ Erde. Durch diese Entscheidung, den eigenen Körper in dem neuen Land betten zu lassen, werden auch die nachfolgenden Generationen an dieses Stück Erde gebunden. Im Weiteren, mit der Entscheidung sich in der neuen Heimat begraben zu lassen, wird auch die Bindung an die alte Heimat gelockert und endgültig eine neue Heimat geschaffen. Dadurch wird auch eine Neuordnung gezwungen und ein neuer Abschnitt der Geschichte aufgeschlagen, die ab nun zu dem neuen Land gehört. Zwar ist der Tod ein Geschehen, welches im öffentlichen Blickwinkel am äußersten Rande steht, aber dennoch wirkt es auf das soziale Zusammenleben aus. Nun ist die Frage, ob wir MigrantInnen den Schritt wagen uns im fremden Lande, im Falle des Todes betten zu lassen? Oder wollen wir hier nur leben und mit dem Eintritt des Todes uns von den GastgeberInnen verabschieden und in der alten Heimat bestatten werden? Erde ist Erde! Wir Muslime glauben an das Leben nach dem Tod, so ist es unwichtig wo wir bestattet werden. Wichtig ist, wie und von wem wir bestattet werden. Es gibt in Wien seit dem 3. Oktober 2008 einen islamischen Friedhof, wo die islamischen Sterberituale eingehalten werden. Wie uns allen bekannt ist, wünschen sich auch die Verstorbenen, dass wir, ihre Kinder, Verwandte und Freunde, sie besuchen. Wollen wir nicht an einem schlecht gelaunten Tag, wo wir mit unseren Eltern reden wollen zu denen hin? Wie soll dies möglich sein, wenn sie in der alten Heimat liegen? So sollten wir uns mit dem Gedanken anfreunden, uns in unserem neuen Land bestatten zu lassen. (Esra Erdogan)

Kasım 10

21

Die Smartphone-Welt Vor wenigen Jahren brachte Apple das iPhone auf den Markt, das die Smartphone-Welt revolutionieren sollte. Seit jeher wird versucht bei Smartphones weniger auf die Hardware und mehr auf eine benutzerfreundliche Oberfläche zu achten. Google hat rechtzeitig reagiert und hat sein offenes Betriebssystem namens Android auf den Markt gebracht. Bis heute sind diese beiden Systeme, die Maßstäbe am Smartphone-Markt. Apple ist in sich geschlossen, produziert seine eigenen iPhones mit dem Betriebssystem „IOS“. Diese System ist quasi geschlossen, da man Anwendungen nur aus dem AppStore herunterladen und installieren kann. Das ist auch der Grund, warum viele das System illegal jailbreaken, um Software von Drittanbietern installieren zu können. Im Gegensatz ist das Android-Betriebssystem ein offenes und freies System, welches zwar über einen AndroidMarket vefügt, aber dennoch jeder

Apps auch von draußen installieren kann. Firmen wie HTC, Sony Ericsson, Samsung und LG vermarkten ihre Handys mit fremden Betriebssystemen wie Android, Windows Mobile, Windows Phone, Bada, ect. Microsoft und Nokia hatten nicht rechtzeitig reagiert und hinkten mit ihren veralteten und weniger ansprechenden Betriebssystemen nach, bis Microsoft sich entschied seinem bisherigen Smartphone-Betriebssystem „Windows Mobile“ den Rücken zukehren und an einem neuen Betriebssystem zu arbeiten. Das Projekt ist nun erfolgreich unter dem Namen „Windows Phone7“ gestartet. Nokia hat sehr spät reagiert, aber letztendlich auch wie Microsoft ihrem alten Betriebssystem „Symbian“ den Rücken zugekehrt und arbeitet jetzt gemeinsam mit Intel an einem neuen Betriebssystem namens „MeeGo“ welches 2011 auf den Markt kommen soll.


22

Kasım 10

DEWA - DEUTSCH

Für 2500 Gäste war es wieder so weit! Es war der Tag einer Zusammenkunft von zahlreichen Besuchern, welche die Kunst des Rezitierens von weltberühmten Rezitatoren aus sechs verschiedenen Nationen (TR, Saudi Arabien, Iran, Malaysia, Pakistan, Ägypten) genossen. Eine gigantische Veranstaltung, bei der international – populäre Persönlichkeiten und hochrangige Politiker gemeinsam mit den Gästen im AVC feierten. Sozialminister Rudolf Hundstorfer Viele Ehrengäste bereicherten den Abend mit ihrer Anwesenheit, unter anderem auch war Rudolf Hundstorfer, Bundesminister für Arbeit, Soziales und Konsumentenschutz bei der Veranstaltung dabei, wobei er in seiner Begrüßungsrede auf die Hadithkampagne der Islamischen Föderation in Wien einging, dessen Wichtigkeit und großen Beitrag für das gesellschaftliche Zusammenleben in Österreich, als auch weltweit betonte. Konsulate, Botschafter, Vertreter verschiedener Organisationen Die IFW durfte nicht nur seine Excellenze – u.a. Ibrahim Mete Yagli, Kadri Ecvet Tezcan - verschiedener Republiken empfangen, sondern auch den Präsidenten der IGGiÖ Prof. Anas Schakfeh, den Vorstandsvertreter und Leiter der Irschadabteilung der IGMG Ahmed Özden. Auch Dr. Fuat Sanac Vorsitzender des Schura Rates der IGGIÖ, der Vorsitzender der ATIB Union Seyfi Bozkus, sowie Vertreter der WKO und AK und viele weitere bekannte Persönlichkeiten beehrten diese Veranstaltung. Zum achten Mal Es war das achte erfolgreiche Festival in der Hauptstadt, in dem Muhammed Turhan – Vorsitzender der IFW – mit seiner Rede folgende Punkte ansprach: Mit viel Liebe, Freude und Leidenschaft gegenüber dem erleuchtenden Koran wiederholen wir dieses wundervolle Ereignis. Im Jahre 2003 begann eine Arbeit, die viel Mühe verlangt hat. Die Grundidee war ein Modellkonzept für die ganze islamische Gemeinschaft, für alle Länder und Städte auf Erden, die sich wie Lauffeuer verbreiten sollte. Anfänglich waren wir skeptisch, weil so eine Art des Konzepts nie zuvor gegeben hatte und mit dem Zweifeln, ob Interesse bestehen würde oder ob die Interessenten zufrieden sein würden. Ob.. ob… Aber Dank gebührt Allah! Wer Ihm vertraut bleibt nie auf der Strecke. Wir ließen bereits sieben Veranstaltungen hinter uns und genießen die 8. Veranstaltung! Eine Gruppe von Menschen versuchen stets mit allen Mitteln un-

sere Beziehung zum Koran zu zerstören. Mit der Begründung des 11. September wollten sie die wertvollen Seiten des Koran ver-

Menschen, die von unserer Veranstaltung nur positives berichten. Ja für uns wurden von dem Propheten 2 große Schätze hinterlassen.

brennen. Wir gehen diesen Weg ohne zu pausieren seit dem Jahr 2003! Dank gebührt Allah! Der unsere Grundgedanken zu verwirklichen verholfen hat und nun jetzt diese Besonderheit in Wien die Menschen auch begeistert. Wenn wir ins Ausland reisen, begegnen wir

Diese sind: 1) der Quran und 2) die Sunnah! In unserer Veranstaltung verwirklichen wir das 8. Zusammentreffen. Unsere zweite große Quelle ist die Sunnah, für die wir bereits die 5. Kampagne zustande gebracht haben. Im Jahr 2006 angefangenes und

durchgeführtes Projekt „Aufruf zur gesellschaftlichen Solidarität“ haben wir auch dieses Jahr ohne Unterbrechung den 5 Hadith veröffentlicht. Im Jahre 2006 wurde der Ausspruch „Der beste Mensch ist derjenige, der dem Menschen am nützlichsten ist.“ gewählt. Im Jahre 2007 wurde der Ausspruch „Schlafe nicht satt, während Dein Nachbar hungert“. gewählt. Im Jahre 2008 wurde der Ausspruch „Angesehen ist jener, der seine Familie achte“. gewählt. Im Jahre 2009 wurde der Ausspruch „Zum Guten anzuleiten, ist, wie Gutes tun.“ gewählt. Der diesjährige Hadith lautet: „Spenden vermindert nicht das Vermögen“ Dieser Hadith spricht jeden einzelnen Menschen an, damit er seiner Verantwortung gerecht wird, insbesondere in einem Zeitalter, wo Umweltkatastrophen am häufigsten in Betracht kommen kann. „Spenden vermindert nicht das Vermögen“. Die authentischen Aussagen des Propheten (f.s.m.i.) dienen bereits von Anfang an des Projekts als Grundlage. Dieser Hadith wird ganz Österreichs Straßen mit seinem Lichte verschönern. In dieser Angelegenheit bedanke ich mich bei allen, die bei diesem Projekt mitgewirkt und ihre Zeit dafür geopfert haben. Anlässlich der Wahlkampagne, in der wir uns gerade befinden, wird eine negative Atmosphäre geschaffen, die aber nicht dazu ausreichen wird, die Balance und das Gleichgewicht dieser Gesellschaft zu zerstören. Aus diesem Grund bitte ich alle am 10. Oktober ihre Stimme abzugeben, um unsere Zukunft auch mitzugestalten. Im Namen der Islamischen Föderation in Wien möchte ich hier betonen, dass wir nicht in Bauvorhaben finanzieren, sondern in Bildung und der beste Weg dorthin ist die Bildung selbst. Zu diesem Thema folgende Punkte: 1. Drei Kindergärten 2. Zehn Jugendzentren 3. islamisches Institut 4. Das Gymnasium Und heute werde ich Ihnen zwei erfreuliche Nachrichten mitteilen: 1. Koranschule: Ist die Frucht der Koranrezitation 2. Bildungsinstitut an Prein an der Rax in Größe von 37.000 m2 steht Ihnen bald zur Verfügung. In diesem Sinne wünsche ich Euch allen in diesem Raum, umgeben von Engeln, eine lebenslange Glückseligkeit und Freudenschaft. Möge Allah’s Segen und Friede mit euch sein!“


DEWA - DEUTSCH

Hadithkampagne für 2010 in Wien und Niederösterreich Die Islamische Föderation in Wien veröffentlichte, schon zum fünften Mal, unter dem Motto „Aufruf zur gesellschaftlichen Solidarität“, auch dieses Jahr wieder einen Hadith des Propheten Mohammed (Friede sei mit ihm) – „Spenden vermindert nicht das Vermögen“. Die authentischen Aussagen des Propheten (f.s.m.i.) dienen bereits von Anfang an des Projekts als Basis für diese Kampagne. 490 Citylights trugen die Überlieferung in 5 Städten Die Veröffentlichung der Hadithe erfolgte über Citylights. Diese Kampagne erstreckte sich über 8 Tage und wurde in verschiedenen Städten Österreichs ausgestrahlt, unter anderem auch in Wien, St. Pölten, Wr. Neustadt, Baden und Krems. An 490 Stellen wurden die Aussagen des Propheten Muhammed (f.s.mi.) positioniert. Der Islam ist zwar uralt, aber hochaktuell, denn die Überlieferungen des Propheten Muhammed (f.s.m.i.) zeigten auch diesmal, dass der Islam jede Antwort auf jede Frage des alltäglichen Lebens geben kann. Der Islam ist somit keine Religion des weit entfernten Orients, sondern bestätigt mit der Aussage „Spenden verringert nicht das Vermögen“ seine Existenzberechtigung für die gesamte Menschheit. Überblick Im Jahre 2006 wurde der Ausspruch: „Der beste Mensch ist derjenige, der dem Menschen am nützlichsten ist.“ gewählt. „Schlafe nicht satt, während Dein Nachbar hungert.“ war der Slogan im zweiten Jahr und im darauffolgenden Jahr wurden die Plakate mit dem Zitat „Angesehen ist jener, der seine Familie achtet.“ versehen.

Letztes Jahr fand die Kampagne mit der Aussage „Zum Guten anzuleiten, ist, wie Gutes tun.“ seine Fortsetzung. Das Jahr 2010 Die fünfte Plakataktion trug mit dem Ausspruch „Spenden verringert nicht das Vermögen“ einen weiteren erheblichen Beitrag zur gesellschaftlichen Solidarität bei, dessen Bestätigung die Islamische Föderation in Wien durch die zahllosen „Leserbriefe“ erhielt. Die Überlieferung appellierte an jeden einzelnen, der seiner Verantwortung gerecht werde möchte, unabhängig davon, welcher Religion oder Nation es angehört. Wie können wir uns sonst als fortschrittliche Zivilisation bezeichnen, wenn so große Bedürftigkeit auf dieser Welt herrscht? Die Finanzkrise und der Islam In Zeiten der Krise erfreuen sich Luxusgüter ungebrochener Beliebtheit, während die Spendenfreude zunehmend nachlässt, mit dem Argument, das Vermögen zu wahren zu müssen. Doch der Islam sagt: „Spenden vermindert nicht das Vermögen.“ Wir als Österreicher sind stolz, dass dieser Hadith in Österreich seit eh und je gelebt wird. Einerseits gehört die österreichische Bevölkerung zu den Weltbesten auf diesem Gebiet. Leider ist seit der Krise eine kleine Trendwende bemerkbar, wir sind aber zuversichtlich, dass sich dies bald wieder ändern wird. Auch der österreichische Staat versteckt sich nicht vor seiner sozialen Verantwortung. So ist Österreich ein Vorbild für die gesamte Welt.

Das Opfern– Tradition Abrahams (as) Die Tradition des Opferns reicht bis zu den beiden Söhnen Adams (as) zurück, die Allah von ihrem Besitz opfern sollten. Während das Opfer Abels (Hâbîl) aufgrund seiner reinen Absicht (Niyya) angenommen wurde, wies Gott Kains(Kâbîl) Opfer zurück. Dies weist auf einen der wichtigsten Aspekte des Opferns: die reine Absicht. Das Opfertier (Kurbân) in der heute bekannten Form wurde allerdings erstmalig von Abraham (as) dargebracht. Er wünschte sich so sehr einen Sohn, dass er Allah versprach diesen für ihn auch zu einem bestimmten Zeitpunkt zu opfern. So schenkte ihm Allah Ismael (as). Abrahams (as) Opferbereitschaft sollte seine Gottergebenheit und sein Gottvertrauen (Takwâ) beweisen. Kurz bevor er seinen Sohn opfern wollte, erbarmte sich Allah ihm und schickte ihm ein Opfertier, welches er stattdessen opfern konnte. Somit wurde er von der Qual erlöst, seinen geliebten Sohn zu verlieren. Seit jeher opfern Muslime in Anlehnung an diese Tradition zum Abschluss der jährlichen Pilgerfahrt (Hadsch) Tiere und verteilen mindestens zwei Drittel und manchmal auch das ganze Fleisch an Nachbarn, Verwandte, Arme und Bedürftige. Vor diesem Hintergrund ist es wichtig sich klar zu werden, worum es beim Opfern geht. Im Koran heißt es: „Weder ihr Fleisch noch ihr Blut erreicht Allah, jedoch erreicht ihn eure Frömmigkeit. […]“ (Sure Hadsch, [22:37]) So ist jeder Muslim, der finanziell in der Lage dazu ist, verpflichtet ein Opfertier darzubringen bzw. den Geldbetrag dafür bereitzustellen, um seine Gottergebenheit zu zeigen, Armen und Bedürftigen zuzuwenden und Solidarität zu üben.

Kasım 10

23

Ein Kind Ein Kind, das ständig kritisiert wird, lernt zu verdammen. Ein Kind, das geschlagen wird, lernt selbst zu schlagen. Ein Kind, das verhöhnt wird, lernt Schüchternheit. Ein Kind, das Ironie ausgesetzt wird, bekommt ein schlechtes Gewissen. Lob und Anerkennung Aber ein Kind, das ermuntert wird, lernt Selbstvertrauen. Ein Kind, dem mit Toleranz begegnet wird, lernt Geduld. Ein Kind, das gelobt wird, lernt Bewertung. Ein Kind, das Ehrlichkeit erlebt, lernt Gerechtigkeit. Ein Kind, das Freundlichkeit erfährt, lernt Freundschaft. Ein Kind, das Geborgenheit erleben darf, lernt Vertrauen. Ein Kind, das geliebt und umarmt wird, lernt Liebe in dieser Welt zu empfinden. (nach Dorothy Law Nolte)

Bir çocuk Sürekli eleştirilen bir çocuk, beddua etmeyi öğrenir. Dövülen bir çocuk, dövmeyi öğrenir. Dalga geçilen bir çocuk, utangaçlığı ögrenir. Alay edilen bir çocuk, vicdan azabı çeker.

Övgü, takdir Ama tevşik edilen bir çocuk, kendine özgüveni öğrenir. Hoşgörüyle karşılanan bir çocuk, sabırı öğrenir. Övülen bir çocuk, kendi değerini ögrenir. Dürüstlük yaşatılan bir çocuk, adalet ve hakkaniyeti öğrenir. Dostluk yaşayatılan bir çocuk, Arkadaşlığı öğrenir. Korunan ve kollanan bir çocuk, güven duymayı öğrenir. Sevilen ve kucaklanan bir çocuk, dünyayı ve icindekileri sevmeyi öğrenir.


Dewa Gazetesi Kasim 2010 Sayisi  

Dewa Gazetesi Kasim 2010 Sayisi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you