Page 1

Şubat 2012 Sayı: 2

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 14. Genel Kurulu Yapıldı.

DİSK 14. Genel Kurulunda ilk tur seçimlerinin sonucunda Erol Ekici Genel Başkanlığa, Adnan Serdaroğlu Genel Sekreterliğe seçildi. 10-11-12 Şubat 2012 tarihlerinde toplanan DİSK 14. Genel Kurulu, 12 Şubat’ta yapılan seçimlerin ardından yeni yönetimi belirledi. 9 kişiden oluşan Yönetim Kurulu’na Genel Başkanlığa Erol Ekici (Genel-İş), Genel Sekreterliğe Adnan Serdaroğlu’(Birleşik Metalİş) nun seçildiği Genel Kurul’da, diğer Yönetim Kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu: Celal Ovat (Gıda-İş), Alaaddin Sarı (Lastik-İş), Metin Ebetürk (Sosyal-İş), Ali Rıza Küçükosmanoğlu (Nakliyat-İş), Muzaffer Subaşı (Tekstil), İsmail Yurtseven (Genel-İş),Ergün Tavşanoğlu (Tümka-İş).

MERHABA Ocak sonu şubat başı sendikamız için yoğun bir gündemle geçti. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 14.Olağan Genel Kurulunu 10–12 Şubat 2012 de İstanbul da yaptı Bizimde katıldığımız Genel Kurulda DİSK yeni yöneticilerini seçerken, eski döneme ilişkin aksaklıkları, eksiklikleri tartıştı. Yeni dönemin ihtiyaçları konuşuldu. Aynı zamanda DİSK’in 45. kuruluş yıl dönümü kutlandı Elliden fazla ülkeden konfederasyon ve sendika temsilcilerinin de katıldığı, izlediği, genel kurulda Genel Başkan seçilen Sayın Erol EKİCİ ‘’ DİSK 45 yıllık geçmişine, ilkelerine, geleneklerine, mücadele anlayışına, işçi sınıfı ideolojisine sahip çıkarak 12 Eylül 1980 öncesi gücüne etkinliğine yeniden ulaşabilir’’ diyerek DİSK’e yeni dönemde nasıl bir yol çizecekleri konusunda açıklama yaptı. DEVRİMCİ TURİZİM İŞÇİLERİ SENDİKAMIZIN DİSK’e katılma kararı Enerji İŞ ve Spor Emek Sen’inde başvurularıyla birlikte Genel Kurul gündemine geldi. Genel Kurul başvuruları kabule yönetim kuruluna yetki verdi. DİSK yeni dönemde sendikasızlaştırmalara, güvencesizleştirmelere, 100 yıllık kazanılmış haklarımıza yapılan saldırılara karşı, işçi sınıfının amiral gemisi olarak, saldırıları püskürtmek ve yeni kazanımlar elde etmek, tarihi rolünü üslenmek ve başarmak sorumluluğundadır. DİSK’ten bunu başarmasını bekleyen işçiler dışında, Kamu Çalışanlarının ve geniş halk kesimlerinin de haklı ve doğru beklentileri vardır. Bunu DİSK’in yeni yönetiminin, bağlı sendikalarının ve DİSK’li işçilerin KESK’ le ve diğer demokratik kitle örgütleri ile meslek odalarıyla dayanışma içinde başaracağına inancımız tamdır. 5 Şubat 2012 Pazar günü ‘’Turizmde Çeşitlilik (Kültür Turizmi) Turizmde Emek’’ konulu bir panel düzenledik. Turizm işçilerinin ve tesislerinin 12 ay veya en azından uzun sezon çalışabilmesi önemli. Ucuz pazarlama, her şey içinde, ucuz emek, deniz kum güneşten ibaret bir turizmin ne işçilere, ne işletmelere, ne de ülkeye ve halka bir faydası olamaz. Olamıyor. Turizmin çeşitlendirilmesi, kalitenin ve fiyatların


yükseltilmesi, sunulan hizmet ve ürün kalitesinin yükseltilmesi mümkün. Bu panel ve benzeri çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Turizmin iyi gitmesi, sürdürülebilirliği, doğru turizm politikalarının oluşturulması herkesten çok turizm işçilerini, turizm çalışanlarını ilgilendiriyor. İşler kötü gittiğinde bedelini en çok işçiler ödüyor. Devrimci turizm işçileri sendikamız işçilerin hak kayıplarına ve mağduriyetlere uğramaması adına ülke ve dünya politikalarıyla, turizm politikalarıyla doğrudan ilgilenecektir. Doğru ve işçiler yararına politikalar oluşması için kendini sorumlu görmektedir. Eğitim çalışmalarımız kendi büromuzda başladı ve devam etmektedir. İlk eğitim konumuz: Rakamlarla Türkiye gerçeği idi. Sömürü nedir, işçi kimdir, patron kimdir, sınıf nedir, kapitalizm nedir, kriz nedir, sendika nedir, haklarımız, iş yasası ve sendikalar yasası diye devam ediyor. İstanbul’dan gönüllü gelen eğitim uzmanları hocalarımızın özveri ve emekleri ile sosyal haklarımız, işçi sağlığı ve iş güvenliği, kadın işçiler ve kadın hakları şeklinde 4 ve 18 Mart da devam edeceğiz. Turizm iş kolumuzda ve diğer birçok işkolunda ne yazık ki uzunca bir zamandır işçi eğitimi yapılmamaktadır. Bu eksikliği gidermeye bir ölçüde katkımız oluyorsa mutlu oluruz. İşçiler kim olduklarını ne olduklarını ve neler yapabileceklerini, haklarını öğrenmelidirler. Örgütlü toplum çağdaş toplumdur, örgütlü insan çağdaş insandır. İşçi ve köleyi birbirinden ayıran en önemli fark, işçinin uluslar arası yasalardan sözleşmelerden iş yasalarından sendikalar yasasından doğan tarif edilmiş hakları olmasıdır. Bağımsız bir birey olarak tarif edilmiş insan haklarına sahip olmasıdır. Biz işçiyiz! Ancak bu hakları örgütlü olmayan bireyler ve örgütlü olmayan toplumlar kullanamazlar. Her ne kadar bu haklar insana doğuştan itibaren verilmişse de örgütsüzseniz bedel ödersiniz. Turizm de bir iş yerinde sendika yoksa muhtemelen personel müdürünün odasında iş yasası da yoktur. Çünkü hiçbir işçi iş yasasından doğan haklarını bile isteyemeyecektir. İsteyen işçilerde işten atılacaklardır. 8 saatten fazla çalışmak zorunda değilim diyebilir misiniz? Fazla çalıştırılırsanız ücretini isteyebilir misiniz? Ücretinizin zamanın ödenmesini isteyebilir misiniz? Kadın işçi hamile kalırsa yeni sezonda işe geldiğinde bir müddet sonra doğum yapacağı görüle görüle askıdaki işçi iş başı yaptırılır mı? En doğal insan haklarını, olmasa olmaz çocuk haklarını, kadın haklarını, işçi haklarını dahi kullanamazsınız. Kullanabilmenin tek yolu var: Örgütlü olmak, sendikalı olmak. İnsanca yaşayabilmenin, onurluca çalışabilmenin, Aynı iş yerinde yıllarca çalışabilmenin geleceğe güvenle bakabilmenin de tek yolu var. Örgütlü olmak, sendikalı olmak ve toplu iş sözleşmesi yaparak çalışmak. İtilip kakılmadan aşağılanmadan huzurlu verimli mutlu bir çalışma yaşamı dileklerimle.

Kalın sağlıcakla DEV-TURİZM-İŞ Genel Başkanı

DİSK YÖNETİM KURULU: TÜRK-İŞ YÖNETİMİ BAŞBAKAN İLE NEYİN PAZARLIĞINI YAPTIĞINI AÇIKLAMALIDIR! Türkiye demokrasi tarihi açısından karanlık bir dönemden geçiyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin gölgesinde, konfederasyonumuz DİSK’e ve işçi sınıfının iradesine ket vurarak, işçileri örgütsüz bırakan, yalnızlığa ve çaresizliğe sürükleyen faşizan ruh kendisini bir kez daha ortaya koyuyor. Darbe günlerinde 12 Eylül’ün kudretli faşist generalleri ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu TİSK ile işbirliği yapan ve 12 Eylül cunta hükümetine genel sekreterini bakan veren TÜRK-İŞ konfederasyonu, bir kez daha kapalı kapılar ardında, işçi sınıfının örgütlenme özgürlüğünü pazarlık konusu yaparak bir ihanete daha imza atıyor. Kuruluşundan beri işçi sınıfının mücadeleci örgütü konfederasyonumuz DİSK’i bitirmeyi amaçlayan anlayış, 1970 yılında 15-16 Haziran günlerinde 150 bin işçinin katıldığı büyük direnişi ile püskürtülmüştü. Bu tarihten kısa bir süre önce de, Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk, yine bir TÜRK-İş Kongresinde "Çok yakında DİSK'in çanına ot tıkayacağız" demişti. Konfederasyonumuzun faaliyetlerine ancak 12 Eylül’ün baskıcı rejimi son verebildi. Konfederasyonumuz yeniden faaliyete geçtiği 1992 yılında yetki barajlarını yıkarak işçi sınıfının mücadelesinde tekrar yerini almıştır. Şimdi bir kez daha istatistiksel oyunlarla konfederasyonumuza ve işçilerin örgütlenme iradesine yönelik bir saldırı gündemdedir. 12 Eylül zihniyeti ile hesaplaştığını söyleyen siyasal iktidar işçi hakları söz konusu olunca Kenan Paşa’nın yasalarına sığınmakta bir sakınca görmemektedir.

Mustafa YAHYAOĞLU Devrimci turizm işçileri sendikası aylık ücretsiz bülten. Sahibi: Mustafa Safvet YAHYAOĞLU Yazı işleri Müdürü: Burhan KAYAOĞLU Basıldığı yer: Can Ajans

Adres: Üçgen mahallesi Anafartalar cad.Saraçoğlu iş merkezi 78/93 ANTALYA Tel: 0242 244 69 96- 0533 553 12 79 Web: http://devturizmis.org Mail: info@devturizmis.org


DEVRİMCİ TURİZM İŞÇİLERİ SENDİKASI – KADRO EĞİTİMİ PROĞRAMI DEVAM EDİYOR Şimdiye kadar turizm işçisi için çok yararlı olduğunu düşündüğümüz, eğitim programında 10. dersi geride bıraktık. Katılımcılar tarafından oldukça ilgi gören eğitim 4 Mart ‘’ Haklarımızı Öğreniyoruz: Sosyal Güvenlik Hak Mıdır?’’ ‘’Haklarımızı Öğreniyoruz: Sınıf Mücadelesinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği’’ konuları ile devam edecek. Programın ilki 18 Marta ‘’Haklarımız Öğreniyoruz: Kadın İşçiler ve Kadın Hakları ‘’ ve Genel bir toparlama ve forum la son bulacak.

Turizmde Çeşitlilik (KÜLTÜR TURİZMİ) ve Turizmde Emek Konulu bir panel düzenledik. ’Çözüm: kültür turizmi’’ kitabının yazarı, Disk in eski eğitim uzmanlarından Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinde öğretim görevlisi Turizm in duayeni ve uygulayıcısı Sayın Faruk PEKİN, Akdeniz üniversitesi öğretim üyesi turizmin uygulayıcısı Prof. Dr Tuncay NEYİŞÇİ ve İnsan kaynakları yöneticileri derneği başkanı Sayın Talat KANBİR panelist olarak katıldılar. Panelimizi yönetmek üzere Büyükşehir belediye başkan danışmanlarından Sayın Selami İNCE hem bir akademisyen hem de gazeteci kimliği ile bilgi ve tecrübesi ile panelimize katkılar sundu.

SENDİKAL HAKLARIMIZ ENGELLENEMEZ! Bakanlar Kurulunda bekletilen sendikalar yasa taslağı cağ dışıdır. Çünkü bu taslak Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu ILO sözleşmelerine aykırıdır. Bakanlar Kurulunda tutulan taslak, üyelik ve istifada noter şartı dışında olumlu bir değişiklik getirmemektedir. Hatta grev hakkı başta olmak üzere birçok yönden daha da olumsuz düzenlemeler içermektedir. Öngörülen %3 örgütlenme barajı İşçi sınıfını ucuz emek gücüne dönüştürme, köleleştirme girişimidir.

Örgütlenme barajlarına hayır Grev yasaklarına hayır


FAZLA MESAİ VE ÜCRETİ Turizm sektörünün en yoğun

da belirlendiği durumlarda, sözleşmeyi aşan ancak 45 saati aşmayan çalışma-

7-Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinde Çalışma:

siz turizm işçilerinin en

lar fazla sürelerle çalışmadır. Fazla

Cumhuriyetin ilan edildiği

önemli gündemi fazla çalışma sorunu-

çalışma ücreti= normal saat ücreti x

29 Ekim günü Ulusal bayram günüdür

dur. Bu sayımızda bu konu üzerinde

1.5 dur. Fazla sürelerle çalışma ücreti

ve 28 Ekim saat 13.00 den sonra (1.5

yerimiz yettiğince durmaya ve sizlere

x 1,25 dir (uygulamada çok sık olma-

gün) Ulusal Bayram tatilidir. 23 Nisan

pratik bilgiler vermeye çalışacağız.

dığı için fazla sürelerle çalışma konusu

(1 gün), 19 Mayıs (1 gün), 30 Ağustos

üzerinde durmayacağım).

(1

5-Serbest Zaman:

gün)

günlerinde

Fazla Mesai ve Ücreti, 4857 sayılı iş kanununun 41, 46 ve 47.maddeleri ile

gün),

Ramazan

Bayramı

(3,5

Kurban Bayramı (4,5 gün) ve

bu kanuna ilişkin çıkarılan Fazla çalış-

Fazla çalışma yapan işçi

ma ve fazla sürelerle çalışma yönet-

isterse yazılı olarak işverene başvura-

melikte düzenlenmiştir.

rak fazla çalışma ücreti yerine serbest

Ulusal Bayram ve Genel Tatil

zaman talep edebilir. İşveren de uygun

günlerine ait ücretler aynı hafta tatilin-

1-İşçiye Fazla Mesai Yaptırabilmek

görürse 6 ay zarfında işverenin uygun

de olduğu gibi bir iş karşılığı olmaksızın

İçin; İşe giren her işçinin iş akdine,

gördüğü tarihten itibaren her bir saat

işçiye ödenir. Eğer işçi bu günlerde

İşverenlerin;

Yılbaşı (1 gün) ise Genel Tatil günleridir.

“İşverenin talep ettiği tarihlerde ve

çalışırsa çalışmadan

saatler de İş kanununa uygun olarak

ücretine ilave olarak her çalıştığı saat

hak

kazandığı

fazla çalışma yapmayı kabul ve taah-

için normal çalışma ücreti x 1 katını

hüt ediyorum” ibaresinin veya benzeri

alır. Eğer bu tatilin olduğu hafta da

bir ibarenin yazılması gerekiyor. Ancak

45 saatlik çalışma süresini doldurmuş

bu da yeterli değil,

Çünkü konu ile

ise çalışmadan hak kazandığı ücretine

ilgili yönetmelikte bu onayın yazılı ola-

ilave olarak her çalıştığı saat için nor-

rak her yılbaşında tekrar alınması ve

mal çalışma ücreti x 1,5 katını alır.

özlük dosyasında saklanması gerektiği

Bu da normal mesai ücreti veya hafta

yazıyor.

tatili ücreti ile aynı tutara gelir.

2-Süre Kısıtlaması :Haftalık 45 saati

Diğer Hususlar;

aşan çalışmalar fazla çalışmadır ve

Kıdem ve İhbar Tazmina-

fazla çalışma bir işçi için bir yılda 270

tının hesabında, bir iş karşılığı olarak

saatten fazla olamaz. Kanunda 270

verilen bu ücretlerin dikkate alınma-

saati aşan fazla mesai yapılması duru-

yacağı ise kesindir. Fazla mesai ücreti normal ücretin tabi olduğu bütün

munda cezasının ne olacağı yazılmadığı için bu konu hep tartışıla gelmiştir.

fazla çalışma karşılığını 1 saat 30 daki-

kesintilere tabidir. Yani bu ücretlerden,

Bu üst sınırın amacı sadece işçiyi koru-

ka, fazla sürelerle çalışma karşılığını da

SSK pirimi, İşsizlik sigortası pirimi,

maktır. İşçi fazla mesai yapmayı kabul

1 saat 15 dakika, serbest zaman ola-

Gelir Vergisi kesintisi ve Damga vergisi

ediyorum dese dahi 270 saatten fazla

rak kullanabilir.

kesintisi yapılarak geriye kalan tutar

çalışmaya zorlanamaz

6-Fazla Çalışma Ücretinin Hesap-

işçiye ödenir.

3-Fazla çalışmada diğer kısıtlama-

lanması:

lar:Günlük 11 saati aşan çalışma ve

Haftalık 45 saat çalışan işçi

Tüm bu yasal düzenlemelere

gece işlerinde fazla mesai yaptırıla-

hafta tatili ücretini bir iş karşılığı ol-

rağmen, siz işçilerin fazla çalışma ile

maz. Sağlık kuralları bakımından 7,5

maksızın hak etmiş sayılır (hafta tatili

ilgili konularda işverenin talimatlarını

saat ve daha az süreli çalışılması gere-

4857 sayılı kanunda herhangi bir gün

yerine getirmek zorunda olduğunuzu,

ken işlerde, Maden ocakları, kablo dö-

olarak belirtilmemiş en az 24 saatlik

psikolojik olarak baskı, işten çıkarılma

şemesi, kanalizasyon, tünel inşaatı gibi

kesintisiz dinlenme olarak tanımlan-

korkusu içinde olduğunuz da bir ger-

işlerin yer altı ve su altında yapılanla-

mıştır).

çekliktir.

rında fazla mesai yaptırılamaz. 18 ya-

45 saat/6 gün=7.5 saat, hafta tatili de

Bu korkuları yenmenin, hakla-

şından küçüklere, Hekim raporu bulu-

7,5 saat olarak varsayıldığında, aylık

rınız için mücadele etmenizin bir tek

nanlara, gebe, yeni doğum yapmış,

ücret 30 x 7,5 =225 saat karşılığı alın-

yolu vardır. Örgütlü yurtsever bir tu-

emziren ve kısmi süreli sözleşme ile

maktadır. Fazla

rizm işçisi olmak ve ülke sorunlarının

çalışan işçilere fazla mesai yaptırıla-

aylık ücret/225 saat*1.5 dur.

maz.

çalışma

ücreti=Brüt

Akşam çalışılması ile hafta

4-Fazla çalışma ile fazla sürelerle

tatilinde çalışılması arasında hiçbir fark

çalışmanın farkı:

yoktur. Her ikisi de 45 saati aşan çalış-

Haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır. Haftalık çalışma saatinin sözleşmelerle 45 saatin altın-

turizm sorunlarından farklı olmadığını anlayarak mücadele etmek gerekmektedir.

malar olup, normal çalışma ücretinin 1,5katıdır.

Av Bilal DOGAN


Merhabalar. Turizmde ‘ Kadın İşçi Olmak’ adı altında başlayacak olan yazı yolculuğumuza en doğrudan ve en baştan başlamak adına Türkiye kadın hakları kronolojisine kısa bir göz atmak gerekir diye düşünüyorum. Şöyle ki… 1913: Kadınlar ilk kez 1913 yılında devlet memuru olarak çalışmaya başladı. 1914: Kızlar için ilk yüksek öğretim kurumu, 1914 yılında 'İnas Darülfünunu' adı altında açıldı. 1922: Kadınlar bilim dünyasıyla ilk kez 1922 yılında tanıştı. Bu tarihte yedi kız öğrenci, Tıp Fakültesi'ne kayıt yaptırdı, 1926: Türk Medeni Kanunu'nu ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı. 1930: Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Doğum izni düzenlendi. 1933: Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu. Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi. 1934: Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1936: İş Kanunu yürürlüğe girdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi. 1937: Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan 1935 tarihli 45 sayı-

lı ILO sözleşmesi kabul edildi. 1945: Analık sigortası (doğum yardımı) 4772 sayılı yasa ile düzenlendi. 1949: Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi 5417 sayılı yasa ile sağlandı 1965: Gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımının serbest bırakılmasını ve tıbbi zorunluluk halinde kürtaj hakkı tanınmasını düzenleyen Nüfus Planlaması Hakkında Kanun çıkarıldı. 22 Aralık 1966: Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan 1951 tarihli 100 sayılı ILO sözleşmesi onaylandı. 1985: Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini (CEDAW) imzaladı ve sözleşme ertesi yıl yürürlüğe girdi. 24 Ocak 1989: İçişleri Bakanlığı kaymakamlık sınavlarına kadınların da alınacağını açıkladı. 29 Kasım 1990: Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun'un 159. maddesi Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildi. İptal karaTemmuz 1992 tarih ve rı 2 21272 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. 1 Ocak 2002: Yeni Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. 7 Ocak 2008: Avrupa Konseyi bünyesinde oluşturulan Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadele Gücü tarafından yürütülecek "Aile İçi Şiddet Dâhil, Kadınlara Yönelik Şiddetle Mücadele Kampanyası" çerçevesinde Avrupa Konseyi'nce nakdi hibe verilmesine ilişkin anlaşmanın yürürlüğe girmesi-

ne dair karar 26749 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Resmi olarak 1936 da kadınların iş yaşamına bir düzenleme getirildiğini görüyoruz. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranları son derece düşük. Erkeklerin hemen hemen yüzde % 70'i, kadınların ise sadece dörtte biri çalışıyor. Çalışan erkek sayısı yaklaşık 17 milyon iken çalışan kadın sayısı 6 milyon civarında, yani erkeklerin üçte biri oranında. Kadınlardaki işsizlik oranı yüzde 9,4 iken, erkeklerde işsizlik oranının yüzde 10,7 olması kadın işsizliğinin daha düşük olduğu kanısı yaratıyor. Ancak bunun nedeni, kadınların işgücüne daha az katılması. Türkiye'de tarım dışı kadın çalışanların oranı hızla artıyor. 1997 yılında yüzde 17,7 olan bu oran 2003 yılına gelindiğinde yüzde 20,6’ya çıktı. Tüm bunlara rağmen, kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği devam ediyor. Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayımlanan 2009 Küresel Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde, 134 ülke arasında 129. sırada yer almıştır. Gelecek sayımızda 8 Mart dünya kadınlar günü çerçevesinde Türkiye’de kadın olmayı inceleyeceğiz. Gelecek sayıda görüşmek üzere. Fatma KAYAOĞLU


OTELCİLİK SEKTÖRÜNDE KALİFİYE ELEMAN SORUNU YALANI! … 1980 sonrası Özal’la birlikte önü açılan ve hızla gelişmeye başlayan otelcilik sektöründe, ilk başlarda gerçektende yetişmiş elaman sorunu yaşanıyordu. 24 Ocak karları ile 12 Eylül öncesi mücadele ile kazanılan işçi hakları, faşist cunta tarafından gasp edilmiş ve sermayenin emrine verilmişti. Nerdeyse bedavaya verilen bu kredilerle birlikte sektöre bolca kara para aktarıldı, Güney Antalya projeleri gibi planlamalarla, çevre araştırmaları yapılmadan doğal ve tarihi güzellikler yıkılıp yerine otel yapıldı. Her koyda mantar gibi oteller yükselmeye başladı. Oteller yapılıyordu ama bu otellerde çalışacak sektörde yetişmiş, dil bilen eğitimli iş gücü yoktu. Bu açığı kapatmak için. O zamanın hükümeti, hemen her ile bir turizm lisesi, her üniversiteye turizm meslek yüksek okulu ve otel işletmeciliği fakültesi açtı. Ayrıca Turizm Eğitim Merkezi (TUREM) ve iş bulma kurumu gibi kurumlarda kısa dönem de turizm personeli yetiştirir ve sektörün emrine verir hale geldi. Yaklaşık 30 yıldır 100 binlerce genç Otelcilik ve Turizm eğitimi aldı ve sektörde çalışmaya başladı. Ama gelgelelim bu yetişmiş elamanların sektörde devamlı istihdamı sağlanamadı. Sektörün olumsuz çalışma koşulları

(kış döneminde işsizlik,), personeli canından bezdiriyor, bulduğu ilk fırsatta sektör değiştirmesine neden oluyordu. Turizm ve otelcilik için yapılan onca eğitimlerde boşa gidiyordu. 1994 ‘ü takip eden yıllarda otelcilikte her şey dâhil konseptinin yaygınlaşmasıyla birlikte, yetişmiş elamanın önemi

zonun bütün yükü stajyerlere yükleniyor. Bu yüzdende daha başlangıçta pek çoğu sektör değiştiriyor. Daha ucuza çalıştıkları için çok kötü koşullarda kaçak işçi çalıştırılıyor. Diğer yandan . İnsanca yaşam için yeterli ücret talebi olan binlerce donanımlı, yetişmiş 35 yaş üstü turizm işçisi, iş bulamıyor. Artık sektörde çok çok ucuza çalışacak elamana ihtiyaç duyuluyor. Otel insan kaynakları departmanları personel bütçelerini çalıştıracakları stajyer veya kaçak işçi üzerinden yapmaya başladılar.

de daha az olmaya başladı. Artık oteller daha ucuza satılıyordu. Otel işletmeleri de faturayı işçilere çıkarıyor, daha az ücrete daha uzun saatler çalıştırıyorlardı. Yine bu durum birikimli, donanımlı çalışan bir sürü insanın sektör dışında çalışma alternatifleri aramasına neden oldu. Günümüzde üniversiteler, turizm liseleri ve meslek kursları sektöre kalifiye elaman yetiştirmeye devam ediyor. Her yıl stajyer adı altında bedavaya çalışacak gencecik insanlar vahşice çalıştırılmak için sektörün emrine veriliyor. Maliyeti düşürmek adına yoğun se-

Kalitesizliği de beraberinde getiren bu durumun sürdürebilirliği yoktur. Sektörün önde gelen işletmeleri dışındakilere bakarsak turizmin ne hale geldiğini görebiliriz. Turizm işçisinin yok sayıldığı bir turizm politikasının ne turizme nede ülke ekonomisine faydası olmaz. 30 milyar dolar turizm gelirinden bahsedilen günümüzde turizm işçisi insanca yaşam için bu gelirden hak ettiği payı almalıdır. Bu duruma son vermenin tek yolu da turizm işçisinin örgütlenmesi, kendi sorunlarına sahip çıkmasıdır.


TÜKETİCİ HAKLARI MERHABA Kimi zaman gıda maddesi, kimi zaman beyaz eşya, kimi zaman bir garsonun yemek servisi veya bir seyahat acentasının seyahat programı, kimi zaman da içme suyundan toplu taşımacılığa kadar Belediyelerin sunduğu kamusal hizmetler tümüyle birer tüketim ürünüdür. Bu yelpazeyi sonsuza kadar genişletebiliriz. Nefes alıp verdiğimiz sürece bütün bu tüketim ürünlerinden faydalanmak zorundayız. Yani YAŞIYORUZ, ÖYLEYSE TÜKETİCİYİZ. Yaşıyor olmamızın sonucu olarak tüketmek zorundaysak, tüketim sürecinde bir takım sorunlarla karşılaşmamızda kaçınılmazdır. Satın aldığımız bir gıda maddesinin bozuk çıkması, çamaşır makinesinin fonksiyonlarından her hangi birisinin çalışmıyor olması, içme suyumuzun temiz ve hijyenik olmaması, bir ürün veya hizmeti edinmek için hazırlanmış olan sözleşmelerde haksız maddelerin yer alması sonucu zarara uğramamız tüketim sürecinde karşılaşabileceğimiz olası sorunlardan sadece bir kaçı. Bu yelpazeyi de sonsuza kadar genişletebiliriz. İşte tam bu noktada, sorunların nasıl çözümleneceği veya tüketimde sorun yaşanmaması için hangi önlemlerin alınması gerektiği sorusunu yanıtlamamız gerekiyor. Bu sorunun yanıtı Evrensel Tüketici Haklarında veriliyor. EVRENSEL TÜKETİCİ HAKLARI

1- Tüketicinin Temel Gereksinimlerinin Karşılanması Hakkı: Barınma, ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanılacak su bulma, ulaşım, haberleşme, tüketicilerin en temel haklarıdır. Her tüketici bu hakları talep edebilmeli, bu haklara ulaşabilmeli ve bunları etkin bir şekilde kullanabilmelidir.

2- Sağlık ve Güvenliğin Korunması Hakkı: Tüketilmek üzere satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin yaşam ve sağlık açısından kullanıcılarına zarar vermeyecek durumda bulunması hakkıdır.

3- Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Tüketicilere çok çeşitli ve kaliteli mal ve hizmetlerin ucuz fiyattan sunulması, satış sonrası hizmetlerin yeterli düzeyde olması yanında; satıcının suiistimalini gösterir tek taraflı sözleşmeler, sözleşmelerdeki haksız hükümler, zorlayıcı kredi şartları ve baskı yaratan satış yöntemlerine karşı korunma hakkıdır.

4- Bilgilendirme Hakkı: Mal ve hizmeti satın alırken doğru karar vermeye yardımcı olacak bilgilerin edinilmesi hakkıdır.

8- Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Sağlık koşullarına uygun fiziksel çevrede yaşama, çevresel tehlikelerden korunma, günümüz ve gelecek nesiller için doğayı koruma hakkıdır. Ülkemizde ise, bütün dünya ülkelerinin kabul ettiği ve uyguladığı bu evrensel hakların yanı sıra 1995 yılında çıkartılarak, 2002 yılında, benimde içerisinde bulunduğum on kişilik bir komisyon tarafından hazırlanan değişikliklerle daha koruyucu ve çağdaş hale getirilen 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile tüketicinin haklarının korunması ve tüketicinin örgütlenmesi için yeni bir dönem başlatıldı. Şimdi önemli olan, tüketicinin hakkını arama kararlılığında olması, sesini yükseltmesi ve evrensel ve yasal boyutlarda kendisine verilen haklara sahip çıkmasıdır. Tükenmeden tüketebileceğimiz günleri birlikte yaratmak dileğiyle,

5- Eğitilme Hakkı: Yanlış, yanıltıcı, eksik reklam, etiket ve ambalaja karşı korunma ve bilinçli, sorumlu tüketici olmak için eğitim kurumlarında eğitilme hakkıdır.

6- Tazmin Edilme Hakkı: Satın alınan ürünlerin bozuk, eksik veya hatalı çıkması durumunda kusurlu malın geri alınması, yenisi ile değiştirilmesi, kusurlu hizmetin yeniden görülmesi, gerekirse tazminat ödenmesi hakkıdır. 7- Temsil Edilme Hakkı: Hükümetin ekonomik politikalarının oluşturulmasında dikkate alınma, kamu organlarında temsil, firmalarda; özellikle ürün geliştirme aşamasında görüşü alınma hakkıdır.

hoşçakalın. Ali Ulvi Büyüknohutçu Tüketici ve Kiracı Hakları Derneği (Tükider) Genel Başkanı Kent Konseyi Tüketici Hakları Çalışma Grubu Başkanı


Size dair ne çok şey var hayatlarımızda... Hayatlarımız, 'sizinle' bir 'hayat' sayılıyor aslında. Yalnızca 8 Mart'ta değil, varlığınızın sonsuz bir bahar armağan ettiği yaşamın, her anında...

Gününüz, varlığınız ve ömrünüz kutlu olsun.


BÜLTEN-2 (SUBAT)  

DEV-TURİZM-İŞ

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you