Page 1

PTT ile hem paranız olacak hem de pulunuz

Küçük Sinem’den tamirhanede büyük işler

PTT Hatay Başmüdürü Dursun, 1 milyon 480 bin nüfusu olan Hatay’da amaçlarının en az 600 bin vatandaşın  Posta  Çek  Hesabı’na sahip olarak bundan faydalanmaları gerektiğini söyledi. >>2’de

Okuldan arta kalan zamanlarında tamirhanede babasına yardımcı olan Küçük Sinem, yaşı henüz 11 olmasına rağmen pekçok büyüğe de örnek oluyor. >>3’te

DESTAN

“İlk ve tek habercilik destanı”

www.destanhaber.com

Yıl: 1 Sayı: 7

Haftalık bağımsız siyasi gazete

Fiyatı: 1 TL 13 Ağustos 2012

Samandağ ilçesi ormanlık alanında 8 ayrı noktada çıkan yangın yaklaşık 3 gün süren çalışmalar sonunda kontrol altına alındı. Yangın sonucunda 500 hektarlık alan zarar gördü.

Cemil Yılmazlar iftarda vatandaşla buluştu Belen Belediye Başkanı Cemil Yılmazlar, diğer belediyelerin yaptığı iftarlardan farklı bir uygulamayla vatandaşla buluştu. 3 gün üstüste vatandaşlarla iftarda buluşan Yılmazlar, programları restorantlarda gerçekleştirdi. Vatandaşlarla iftar öncesi ve sonrası sohbet eden Yılmazlar, onların dertlerin ve isteklerini dinledi. İftar yemeğinin ilk günü Kurtoğlu restoranda verildi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen iftar yemeğinde vatandaşlar da oldukça memnun olduklarını ve bu farklı uygulamanın örnek olmasını istedi.

Fahri Sözüpek Bu ne haldir ağalar beyler >>4’te

Doğan Göçmen Medyayı tersten okumak >>4’te

Metin Güleryüz Türkçenin yazıyla buluşması >>4’te

Samandağ yangını sabotaj mı?

Samandağ’da 5 Ağustos günü 8 farklı yerde aynı anda başlayan ve kontrol altına alınması yaklaşık 3 gün süren yangında sabotaj ihtimali kafalarda soru işareti oluşturdu. Samandağ’da 5 Ağustos’ta aynı anda 8 farklı noktada çıkan yangın akıllara sabotaj ihtimalini getirdi. Yaklaşık 3 gün süren yangına, 3 helikopter, 2 yangın söndürme uçağının yanı sıra Hatay, Adana, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Kilis'ten gelen ekiplerle, iş makineleri, 400'e yakın orman işçisi ve köylü müdahale etti. Yangının bilançosu oldukça ağır oldu. Yangında 500 hektar alan zarar gördü. Konuyla ilgli soruşturma başlatan Hatay Emniyet Müdürlüğü edinilen bilgiye göre soruşturma kapsamında şu ana kadar 16 kişinin bilgisine başvurulduğu ancak

gözaltına alınan kimsenin olmadığı öğrenildi. Vali Mehmet Celalettin Lekesiz’e gazetecilerden “Sabotaj ihtimali var mı? Sorusu Yangın nedeniyle 400 ile 500 hektar arasındaki ormanlık alanın zarar gördüğünü tahmin ettiklerini söyleyen Hatay Valisi Lekesiz, gazetecilerin 'Sabotaj var mı?' sorusuna şu şekilde cevap verdi, “8 ayrı noktada aynı anda yangın çıkması akıllara sabotaj ihtimalini getiriyor. İlgili birimlerimiz tarafından tüm boyutlarıyla yangın ele alınıp inceleniyor. Şu ana kadar herhangi bir gözaltı söz konusu değil.

Olayın tahkiki ile ilgili olarak muhtelif vatandaşlarımızın ifadelerine başvuruyoruz. Ama herhangi bir gözaltı ve tutuklama yok.” Vali Mehmet Celalettin Lekesiz, “Köylerimizde can ve mal güvenlikleri için gerekli önlemleri aldık. 150’ye yakın iş makinesi, itfaiye, uçak, helikopter, dozer gibi araçlarla yangına müdahale ediyoruz. 400’e yakın orman işçisi, orman köylüsü de çalışmalara katılıyor. Eğer hava şartlarında olağanüstü bir gelişme olmaz ise sabaha karşı tamamen kontrol altına almayı tahmin ediyoruz.” diye konuştu. Haberin devamı >>3’te


02 GÜNDEM

DESTAN

13 Ağustos 2012

MKÜ, öğretim elemanları iftarda buluştu

Suların kesik olması modern evler sakinlerini hayır sever vatandaşın bahçe sulama suyuna yöneltiyor. Mahalle sakinleri su kesintilerinin oldu zamanlarda su ihtiyaçlarını bahçe sulama suyu ile karşılıyor.

Hem paranız olacak hem de pulunuz Hatay PTT Baş Müdürü  Dursun, Hatay’da 13 merkez, 34 Şube, 88 tane acente ile vatandaşlara hizmet verdiklerini söyledi. Dursun, vatandaşlara PTT’nin hizmetlerini anlattı. Destan gazetesi, Hatay PTT Baş Müdürü Şükrü Dursun’u makamında ziyaret etti. PTT’nin hayata geçirmiş olduğu faaliyetlerin değerlendirildiği ziyarette konuşan Dursun, Hatay’da 13 merkez, 34 Şube, 88 tane acente olduğunu ve Türkiye’de en fazla acente’nin Hatay’da bulunduğunu söyledi. Bunun dışında 34 tane ATM ile vatandaşlara hizmet verdiklerini vurgulayan Dursun, bankalarda yapılan işlemlerin % 70’inin ATM’lerden de yapıldığını belirtti. “Sosyal devlet anlayışıyla vatandaşa hizmet veriyorlar.” Dursun, “Bankacılık bazında yaklaşık olarak 300 işlem yapılmaktadır. Havale olsun Ucuz Para Transferi(UPT) olsun vatandaşlar hiçbir bankanın uygulamadığı kadar cüzi bir miktar para ödüyor. Tüm vatandaşların bir posta çek hesabına sahip olmaları ve yapacakları işlemleri buradan cüzi bir miktarda yapmalarını istiyoruz. Bizler vatandaş-

larımıza sosyal devlet anlayışı ile hizmet veriyoruz. Zengin’de olsa fakir’de olsa havalelerini bu cüzi miktarda gönderiyorlar.” şeklinde konuştu. Hatay’da yaklaşık olarak 62 bin Posta Çek Hesabı kullanan vatandaşın olduğunu ifade eden Dursun, 1 milyon 480 bin nüfusu olan Hatay’da amaçlarının en az 600 bin vatandaşın Posta Çek Hesabı’na sahip olarak bundan faydalanmaları gerektiğini söyledi. Öte yandan Dursun, “Sosyal Güvenlik Kurumu ile

bir bağlantımız var. Emekli olan vatandaşlarımız direk maaşını PTT kanalı ile alıyorlar. Vatandaşlarımız sıra beklemeden direk işlemini yapabiliyor. Eskidendi o kuyruklar onlar kalktı.”şeklinde konuştu. Dursu, “Hassa Aktepe beldemizde bir günlük Başkanlık ödemeleri oluyor. Bir günde 400 tane vatandaşımız geliyor PTT kartı ile parasını çekebiliyor.” dedi. Kişisel pul uygulamasına da değinen Dursun, geçen sene Hatay’da 100 vatandaşın kişisel pul yaptırdığını, yurt içi ve yurt dışına bu pulları yapıştırarak göndere bildiklerini, hem kişini reklamının olduğunu hem de nostaljik bir değer taşıdığını belirtti. Dursun, “Özelliklede buradan belediyelere sesleniyorum. Bulundukları bölgeni güzelliklerini daha da tanıtmak adına kendi adlarına pullarını bastırmaları gerektiğini düşünüyorum. Hem paranız olacak hem pulunuz” diye konuştu. Haber - Fotoğraf: Burak Milli.

Mustafa Kemal Üniversitesi öğretim elemanları iftarda bir araya geldi. MKÜ Öğretim Elemanları Derneği’nin verdiği iftar yemeğine MKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Salih Güder, rektör yardımcıları, fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarının öğretim elemanları katıldı. İftar yemeği sonrası konuşan Rektör Güder, “Üniversitelerde faaliyet gösteren öğretim üyeleri derneğinin genel itibariyle öğretim elemanlarının mesleki ve sosyal haklarını geliştirmek amaçlı bir eksen üzerinde faaliyetler yürüttüklerini, çalışmalar, aktiviteler gerçekleştirdiklerini hepimiz yakinen biliyoruz. Diliyor ve istiyoruz ki bu güzel atmosferi daha da artırarak esas amacı olan öğretim elemanlarının mesleki ve sosyal dayanışmasına katkı sağlayacak projelerle adını duyurması. Aktivitelerine bu yönde hız vermesi, faaliyetlerini artırarak devam ettirmesidir.” dedi. Ayrıca Rektör Güder, “Hepinizin son derece özverili katkılarıyla üniversitemizde yaşayan herkesin fikrini, düşüncesini, inancını ve yaşantısını serbestçe açıklayabildiği ve yaşayabildiği bir ortam oluştu.” şeklinde konuştu.

Suriyeli sığınmacılar polis vurdu

Hatay’ın Yayladağı ilçesindeki Suriyeli sığınmacıların konakladığı kampın önünde çıkan arbedede 3’ü polis 1’i Suriyeli olmak üzere 4 kişi yaralandı. İddialara göre, Yayladağı 1 No’lu Konaklama Tesisleri'nde kalmadıkları halde zorla girmek isteyen Suriyelilerle polis arasında tartışma çıktı. İçeriye alınmayan gruptaki Suriyelilerin kamp içindeki yakınları da olaya müdahale edince olay büyüdü. Yaşanan arbede sırasında bir polisin belindeki tabancayı alan bir Suriyelinin rastgele ateş açması sonucu polis memuru Ahmet A. kolundan yaralandı, diğer polis memurları Zülküf B. ve Lütfü Ç. de Suriyeliler tarafından darp edildi. Kavgada bir Suriyelinin de hafif şekilde yaralandığı bildirildi. Kavgada kolundan yaralanan polis memurunun hayati tehlikesinin bulunmadığı ve Antakya Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığı öğrenildi.


03 HABER

DESTAN

13 Ağustos 2012

Orhan ustanın kızı 11 yaşındaki Sinem, babasının çaresizliğinin farkına varar ve babasına dükkanda yardım etmek ister. Sinem Ara sıra uğradığı dükkanda artık okuldan arta kalan zamanlarda ve tatil günlerinde çalışmaya başlar.

Küçük Sinem’den tamirhanede büyük işler Boş zamanlarında babasının tamirhanesinde çalışan küçük Sinem: “ Bu işleri seviyorum ve her zaman gelip babama yardım ediyorum. Bahçe işlerinde de çalışıyorum. Bazen traktörü bile ben yönlendiriyorum.” diyor. Hatay’ın Dörtyol İlçesi Yeşilköy beldesi Belediye sanayi dükkanlarında tamir ve torna işi yapan Orhan Usta, dükkana uzun süre çırak arar fakat işe hevesli veya işten anlayan çırak bulamaz. Bulduğu çıraklar ya kaçıyor yada Orhan ustayı iş bakımından tatmin etmiyordu. Orhan ustanın kızı 11 yaşındaki Sinem, babasının çaresizliğinin farkına varar ve babasına dükkanda

yardım etmek ister. Sinem Ara sıra uğradığı dükkanda artık okuldan arta kalan zamanlarda ve tatil günlerinde çalışmaya başlar. İş yerinde kısa sürede babasının eli ayağı olan Sinem, ev işlerinde de babasının en büyük yardımcısı. Bahçe ve tarla işlerinde nerdeyse bütün işleri yapan Sinem, babasına yardım etmekten oldukça memnun. Dördüncü sınıf öğrencisi olan Küçük Sinem: “ Bu işleri sevi-

yorum ve her zaman gelip babama yardım ediyorum. Bahçe işlerinde de çalışıyorum. Bazen traktörü bile ben yönlendiriyorum. Bundan çok mutluyum”. Diyen Sinem, çalıştığı yerde etraftaki esnafın beğenisi kazanmış. Babası birlikte yağlama yaptığı, tornada kendisine yardımcı olan ve aynı zamanda bahçe işlerinde de uzman olan Sinem için şöyle konuştu: “Küçük hanımla biz hem bahçe işle-

rinde hem atölye işlerinde dayanışma içerisindeyiz beraber çalışıyoruz.kendisi biz hiçbir zaman yalnız başımıza bırakmaz. Okuldan boşta kaldığı zamanlarda yardımcı olur. Ama okulunda da çok başarılıdır, her zaman ilklerdedir.” şeklinde konuştu. Küçük Sinem, çalışmak istemeyen veya herhangi bir meşguliyet edinemeyen birçok insana örnek teşkil ediyor. Haber - Fotoğraf: Uğur Yiğit.

“Yangının kasten çıkartıldığını saptadık”

Hatay’da 3 gün süren ve güçlükle kontrol altına alınan yangına ilişkin sabotaj ihtimalini Antakya Orman İşletme Müdürü Mehmet Harbi’nin açıklamaları da güçlendirdi. Yangının 3 yerleşim yerini tehtit ettiğini kaydeden Harbi, yangınların kasten

çıkarıldığını saptadıklarını belirterek, "Yangın Seldiren köyünün hemen doğusunda 8 ayrı uzak noktadan kasten çıkarılmış bir yangın. Bizde bir takım bilgiler mevcut. Fakat herhangi bir açıklama yapmamız söz konusu değil. Olay açığa

çıkınca kamuoyuyla paylaşacağız. "dedi Olay sonrası yangının çıktığı alanlarda inceleme yapan Hatay Valisi Celalettin Lekesiz ise yaptığı açıklamada sabotaj ihtimalini göz önünde tuttuklarını ve araştırma yapıldığını söyledi.


04 YORUM

DESTAN

SÖZÜN ÖZÜ

DİL DOKTORU

METİN  GÜLERYÜZ

Bu ne haldir ağalar beyler e-mail: f.sozupek@destanhaber.com

FAHRİ SÖZÜPEK İbrahim peygamber zamanında dönemin kudretli padişahı Nemrut, emriyle büyük bir ateş yaktırır. Harıyla yeri göğü titreten ateşin yakılma amacı İbrahim peygamberi yakarak yok etmektir. Gönüller bu zalimliğe tahammül edemez. Lakin gel gör ki bu ateşi söndürmeye, bu zulmü durdurmaya hiçbir adem oğlunun kudreti de yetmez. Ama bir kısım canlının kalbi İbrahim’le atar. Bunlardan biri de ufacık bir karıncadır. Ağzına alabildiği bir su damlasıyla ateşe ne kadar yaklaşabiliyorsa yaklaşır ve ateşi söndürmeye meyleder. Tabi sonuç yok. Çevresindekiler ‘ne yapıyorsun, bu ateşi söndürmeye kimin gücü yeter. Sen ufacık bir karıncasın dediklerinde tarihe geçecek bir söz söyler: ‘Biliyorum söndüremem, ama saflar belli olsun.’ Hemen dibimiz kazan gibi kaynıyor. Yüzlerce binlerce insan canından oldu. Bir iktidar savaşıdır gidiyor. Hangi cepheden bakarsan, kimin safındaysan o haklı gibi geliyor. Bu tür acıları en iyi bilenlerden biri de biziz. Neredeyse 40 yıl oldu bir beladır gitmiyor başımızdan. Zaman zaman Suriye’deki olaylar ve Türkiye’nin olaylar karşısındaki tavrıyla ilgili öyle açıklamalar duyuyoruz ki aklıma karıncanın hikayesi geliyor. Neymiş, iç savaşın müsebbiblerinden biri de bizmişiz. Silah, mühimmat, yiyecek, sağlık, istihbarat yardımları yaparmışız. Vay efendim bizim ne işimiz varmış Suriye’yle (duyan da Suriye’ye girdik oralarda fink atıyoruz sanacak). Sanki kendi elimiz kendi başımızı tarıyor da başkasına himmet uzatacağız. Garip olan ise bu açıklamaların bizim insanımız tarafından, bu memleketin rical-i devleti tarafından yapılması. Ve açıklamaların zirvesi: “Türkiye, Suriyeli muhaliflere Reyhanlı üzerinden ambulanslarla mühimmat taşıyor.” Gördün mü? -Yok, duydum. Kimden? -Köylüden. Kim bunlar? -İsim vermeyeceğim güvenlik için. Ama güvenilir insanlar. Atalarıma kurban olayım. Ne de güzel demişler ‘Olsayı bulsaya vermişler hiç doğmuş.’ Türkiye’de pek ciddiye alınmayan, yalanlanan, mesnedi bulunmayan gerçek olsa bile bu şekilde ulu orta aleme ilan edilmemesi gereken bu türden açıklamaların Suriye tarafından nasıl ciddiye alındığını tahmin etmek hiç de zor değil. Açıklamayı yapan sıradan bir adem olsa neyse. Koskoca vükeladan bir zat! Çok yakın bir zamanda, memlekete birkaç ay bile olsa başbakanlık yapmış bir devletlünün “90’larda Yunanistan ormanlarını talimatımızla biz yaktırdık” yollu talihsiz açıklamalarına şahit olmuştuk. Bu tür haddini fersah fersah aşan açıklamaların uluslar arası siyasette ülkemize ne kadar zarar vereceğini idrak için mürekkep yalamaya veya onbinlerin oyunu almaya gerek yok. Azıcık izan, idrak, insaf olsa yeter.

MEDYA YAZILARI

e - mail: m.guleryuz@destanhaber.com

TÜRKLÜĞÜN BENGÜ TAŞLARI Ülkemizden binlerce kilometre uzakta, şimdiki Moğolistan devleti sınırları içerisinde, üzerine -bugünkü bilgilerimize göre- ilk kez Türk adının kazındığı kitabeler bulunmaktadır. Göktürk devleti zamanında dikildiği için Göktürk yazıtları, Orhun ırmağı kenarında bulunduğu için ise Orhun Abideleri adıyla da anılan yazıtlar Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği –bilinen- ilk Türkçe metin olması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Abideler üç yazıttan oluşur. Bunlardan birincisi 720- 725 yıllarında Göktürk devletinin vezirliğini yapmış ve aynı zamanda hükümdar Bilge Kağan’ın kayınpederi Tonyukuk tarafından bizzat diktirilmiştir. Bu yazıtta bizzat vezir Tonyukuk konuşmaktadır. Diğer iki yazıt ise kardeş olan Kül Tigin (731) ve Bilge Kağan (734) adlarına dikilmiştir. Kül Tigin yazıtını Bilge Kağan kardeşi adına diktirmiş ve ona olan şükranını ortaya koymuştur. 735’te dikilen Bilge Kağan Yazıtını ise kendisinin ölümünden bir yıl sonra oğlu diktirmiştir. Bu yazıtın anlatıcısı Bilge Kağan’dır. Orhun yazıtları Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'a karayoluyla yaklaşık 6 saatlik mesafedeler. Yazıtların bulunduğu alana ulaşmak için TİKA (Türkiye İşbirliği ve Kalkınma Ajansı) 46 kilometrelik asfalt yol yaptırmış. Moğolistan'da toplam asfalt karayolunun 1500 km olduğu düşünülünce 46 km’lik yol hiç de az sayılmaz. Orhun yazıtlarının bulunduğu alanda yeni bir müze inşa edildi ve bu ecdad ve tarih hazinesi sonunda kötü hava şartlarından korunmaya çalışıldı. Yazıtların dikili bulundukları alanlar duvarla çevrilip birer kopyaları eski yerlerine konuldu. Varlıkları uzun süredir bilinmesine rağmen hangi millete ait olduğu hakkında kesin bir şey söylenemeyen yazıtları okumak ve Türklere ait olduğunu tespit etmek de Danimarkalı dilbilimci V. Thomsen’e nasip olur. Thomsen’in bu çalışması Osmanlı devletinde de karşılık bulur ve dönemin padişahı Sultan Mehmet Reşat, Vilhelm Thomsen’e Mecidiye Nişanı tevdi eder. Muharrem Ergin Orhun Abideleri isimli

eserinde kitabelerden övgüyle söz ederken haklı olarak ‘Türk edebiyatının ilk şaheseri. Yalın ve keskin üslubunun şaşırtıcı numunesi, Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. Bir kavmi millet yapabilecek eser. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı’ der. Bugün yeryüzünde varlığını devam ettiren birçok millet Orhun yazıtları gibi bir şahesere sahip olabilmek için kimbilir neler vermezdi. Taşa değil aslında tarihe kazınan bu Türk mührünü nesillere öğretmek bizim için milli bir görev olmalıdır. Nesillerimiz nereden gelip nereye gittiğini ancak bu tür abide eserleri öğrenerek, okuyarak bilebilir. Türklüğün bengü taşlarını anlatmak, tanıtmak bizim dar sütunlarımıze sağmaz. Siz iyisi mi yukarıda alıntı da yaptığım Prof. Dr. Muharren Ergin’in hazırladığı Orhun Abideleri (Boğaziçi yayınları) adlı eseri okuyun. Bu eserden mahrum kalınmamalıdır.

DİL TARİHİMİZDEN Göktürk Yazıtlarını Yazıcısı Kimdir? Sonsuza kadar kalması ve gökkubbe var olduğu müddetçe Türklüğü aydınlatması temennisiyle adına ‘bengü taş= ebedi taş’ denilen Göktürk yazıtlarından Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarını Kül Tigin’in yeğeni (atısı) Yollug Tigin yazmıştır. (Atı= yeğen) ifadesinden akrabalık derecesi tam olarak bilinemeyen Yollug Tigin, yazıtlardan anlaşıldığına göre devrinin önemli bilgelerindendir. Yine yazıtlardaki kayda göre Yollug Tigin, Kül Tigin yazıtının yirmi günde, Bilge Kağan yazıtını otuz günde bitirmiştir. Yazıtların ve çevresindeki türbelerin inşasında ise Türk ve Çin sanatkarlar birlikte görev almışlardır. İşte tarihi yazandan yapana Türk şaheseri olan yazıtların kısaca tanıtımı bu şekildedir.

Yangınlar ve medyayı tersten okumak

D

DOĞAN GÖÇMEN

06 Ağustos 2012

üzden okumak kolay sevgili okur, medyayı düzden okumak ise daha kolay. Mühim mesele tersten okuyabilmek. Geçenlerde Adalet Bakanı Sadullah Ergin, katıldığı bir iftar programında Suriye’yle ilgili değerlendirmelerde bulunduktan sonra, “Hatay üzerinde bir takım dezenformasyonlar seziyorum” dedi. Dezenformasyon en bilindik

haliyle medya aracılığıyla yapılır. Sayın bakan eminim bu konuda değerlendirmelerde bulunurken bölge üzerinde oynanan oyunlar ve bir takım çıkar odaklarının yaptıklarını ve yapmak istediklerini vurguladı. Bir de sayın Bakanın bahsettiği dezenformasyonun medya ayağı var. İşte medyayı tam da bu noktada tersten okumak gerekiyor. Hatay’da üst üste yangınlar çıkıyor. En son Sa-

mandağ’da 8 farklı noktada yangın çıktı. Sabotaj ihtimali üzerinde duruldu. Samandağ yangınlarının ardından dün de bir yangın daha çıktı. Tüm bunları iyi okumak gerekiyor. Sıradan bir yangın deyip geçmemek gerekiyor. Elbette yetkililer konuyu araştırıyor ancak bizler, vatandaş olarak haberleri okurken genel anlamıyla değil de tersten okumalıyız. Sıradan bir yangın olarak görülme-

meli bu olay. Hatay üzerinde bir takım oyunlar oynandığına ben tersten okumalarımla kesin bir kanaat getirdim sevgili okur. Sizden de ricam haberlere düz bir mantıkla bakmamanız. Ve mutlaka bir haberi tek bir kaynaktan değil de pekçok kaynaktan incelemeniz. Netice de medya bu, dezenformasyonu çok sever. Sizlere iyi tersten okumalar. e-mail: d.gocmen@destanhaber.com


05 HABER

06 Ağustos 2012

Bu atölyede çocuklar sanal ortam yerine sanat ortamında yetişiyor.Meryem Yıldırım’a ait resim atölyesi 7 ila 15 yaş arası çocuklarla dolu.

Sanal ortamda değil sanat ortamında yetişiyorlar Meryem Yıldırım’a ait Işıltı Sanat Atölyesi 7 ile 15 yaş arası çocuklara sanat eğitimi veriyor. Onların akranları internet başında vakit geçire dursun, bu çocuklar tuval başında ustaları aratmayacak işler çıkartıyor. İçinde bulunduğumuz Teknoloji çağı en çok çocuklara ve gençlere zarar vermekte. Sosyal ağlar ve bağımlılık yaratan oyunlar çocukların bilgisayar başında vakit öldürmesine sebep oluyor. Ama bu durum İskenderun’da faaliyet gösteren Işıltı Sanat Atölyesi öğrencileri için biraz farklı. Bu atölyede çocuklar sanal ortam yerine sanat ortamında yetişiyor. Meryem Yıldırım’a ait resim atölyesi 7 ila 15 yaş arası çocuklarla dolu. Bu kursta çocuklar internetten, bilgisayardan hatta televizyondan bile uzak. Sadece resim ile ilgilenen çocuklar çizdikleri resimler ile de

ustaları aratmıyor. Aileler çocuklarının evde bilgisayar yada televizyon başında vakitlerini boşa geçirmesi yerine onların hem hayal güçlerini hem de geleceklerini aydınlatmak için bu kursa gönderiyor. Akranları internet başındayken onlar tuval başında Çocuklar da hallerinden oldukça memnun. Akranları internet kafelerde oyundan oyuna koşarken, onlar tuvallerinin başında resim yapmakla meşgul. Duruşları, fırçayı tutuşları ve birbirleri ile olan sohbetleri bile, sanat ruhuyla büyüdüklerini göstermekte. Kimi daha iyi karikatür çize-

bilmek için gelmiş bu kursa kimi de hiperaktifliğini bastırmak için. Atölyenin en farklı öğrencisi ise 17 yaşındaki Ali. Ali doğuştan duyma yetisini kaybetmiş hiperaktif bir çocuk. Annesi Alinin kurstan önce iletişimi zayıf, içe kapalı bir çocuk olduğunu ifade etti. Kursa geldikten sonra Alinin hayatındaki değişiklikleri annesi şöyle anlatıyor: “Ali işitme engelli. 17 yaşında. Hiperaktifi olan bir oğlum. Fakat resme başladıktan sonra resme başladığı zaman hiperaktifliğini kesinlikle unutuyor. O yönden çok mutluyuz. Resim yapmayı çok seviyor. Kursu ve öğretme-

nini çok seviyor. Çok memnunuz .” dedi. Bütün bu güzelliklerin mimarı olan Resim Öğretmeni Meryem Yıldırım ise çocukları sanatla buluşturduğu için oldukça memnun. “Üç yıldır bu atölyeyi işletmekteyim. Ve yediden yetmişe öğrencilerim bulunmaktadır, Özellikle çocuk ve genç öğrencilerimi takdirle karşılıyorum. Çünkü onlar dışarıda bir sanal ortam yerine burdaki sanat ortamını tercih ediyorlar. O beni mutluluğa eriştiriyor. Ve eriştirecek de.” Sanal ortama savaş açan bu kurs, daha birçok ailenin ve çocuğun ilgisini çekeceğe benziyor. Haber-Fotoğraf: Uğur Yiğit.

Kaymakam Ali İhsan Su, dereceye giren Kur’an kursu öğrencilerine tam altın verdi Hafızlık yarışmasında dereceye giren Kur’an kursu öğrencileri nin başarısına Kaymakam Ali İhsan Su’dan ince davranış. Kaymakam Su, hafızlık yarışmasında dereceye giren Kur’an kursu öğrencilerine tam altın

hediye etti. Kaymakam Su’yu ziyarete gelen İskenderun İlçe Müftülüğüne bağlı Kemal Seher Özkan Kur’an Kursu öğrencilerinden, 20 yaş altı yüzüne Kur’an’ı Kerim okumada Cemile Çiftçi Türkiye finaline kalarak 4. oldu,

aynı kursta Kur’an Kursu öğreticisi olan Elif Cengiz de Hoca Hanımlar Hafızlık yarışmasında Türkiye finaline kalarak 4. oldu. Başarılarından dolayı Kaymakam Ali İhsan Su, kendilerini tebrik ederek tam altınla ödüllendirdi.


06 HABER

DESTAN

06 Ağustos 2012

Aileler sofraları hazırlarken çocuklar ise iftar vaktine kadar çimenlerde oyun oynadı. Renkli karelerin oluştuğu iftarda Afrika’ya yardım için çekilişler düzenlendi.

İftar sonrası ortaoyunuyla yüzler güldü İskenderun Belediyesi’nin geleneksel olarak düzenlediği Ramazan Etkinlikleri, Dumlupınar Mahallesi ile devam etti. Dumlupınar Mahallesi Atatürk İlköğretim Okulu’nda düzenlenen Ramazan Etkinliği’ne, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Dönmezer, Dumlupınar Mahallesi Muhtarı Muhsin Cerrahoğlu ve mahalle sakinleri katıldı. Çocuk etkinlikleri, yarışmalar, Hacivat ve Karagöz ortaoyunu, tiyatro gösterimi, Aşuk ile Maşuk, Palyaçolarla Animasyon, yarışmaların yer aldığı Geleneksel Ramazan Etkinliğinde, büyük, küçük herkes eğlendi. Haber Merkezi.

İftar programıyla vatan sevgisine vurgu yapıldı Modernevler Mahallesi Ticaret ve Sanayi Odası İlköğretim Okulu’nda düzenlenen Ramazan Etkinliği’ne, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Dönmezer, Yunus Emre Mahallesi Muhtarı Ahmet Mücahitoğlu ile Modernevler ve diğer bazı mahallelerden sakinler katıldı. Hacivat ve Karagöz, tiyatro gösterimi, çocuk etkinlikleri, palyaçolarla balon dağıtımı, animasyon, çeşitli yarışmalar, Aşuk ile Maşuk Dans Show’un yer aldığı program, halkımızı eğlendirdi. Gösterilerde, vatan, bayrak sevgisi, kardeşlik vurgusu yapılırken, belediyenin bazı çalışmaları da dile getirildi. Maçlarda, düğünlerde, meskun mahalde havaya rastgele ateş açmanın telafisi imkansız ve üzücü bir durumla sonuçlandığına dikkat çekilen gösterilerde, çocuklardan bu konuda büyüklerini uyarması istendi ve dişlerini fırçalamalarının önemine vurgu yapıldı. Ramazan Etkinliği’nde, diğer ilçelerimizden kentimizdeki akrabalarına misafir gelen bazı vatandaşlar da yarışarak, eğlenme fırsatı buldu. Haber Merkezi.

İskenderun için sahilde iftar vakti ÇAYED tarafından düzenlenen Sahil İftarı programına aileler yoğun ilgi gösterdi. Evlerinde yemeklerini hazırlayarak sahilde buluşan vatandaşlar birlikte iftar yaptı.

Çalışanlar Yardımlaşma ve Eğitim Derneği(ÇAYED) tarafından 4.sü düzenlenen Geleneksel Sahil İftarına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Sahil iftarına Hatay Milletvekili Orhan Karasayar, Adalet ve Kalkınma Partisi(AK Parti) İskenderun İlçe Teşkilat Başkanı Uğur Feriz, ÇAYED çalışanları ve üyeleri, kurum ve kuruluş temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıltı. Aileler sofralarını hazırlarken çocuklarda iftar vaktine kadar çimenlerin üzerinde oyun oynadı. Böyle bir organizasyonu düzenleyen ÇAYED çalışanlarına teşekkür eden vatandaş Gülsüm Şimşek, “Gerçekten değişiklik oluyor

sahilde iftar yapmak çok huzur verici. Bütün ailelerle sofralarımız yan yana. Bu etkinliklerin devam etmesini istiyorum.” ifadelerini kullandı. Bir başka vatandaş Mehmet Kale ise, ilk defa böyle bir organizasyona katıldığını, çok değişik bir atmosferin olduğunu, vatandaşların iftarını böylesine çimlerde yan yana açmasının hoş kareler oluşturduğunu vurguladı. Evinde yemek hazırlayamayanlar içinde özel bir yemek firması ile vatandaşlara yemek dağıtıldı. Hoparlörler eşliğinde huzur verici fonların seslendirildiği iftar yemeğinde Afrika’ya yardım için çekiliş düzenlendi. Haber - Fotoğraf: Burak Milli.

Kanaat önderlerinden ortak açıklama: Hatay, fitne ve fesatla karıştırılamayacak Suriye'de yaşanan iç karışıklığın Hatay'ı da etkilememesi için kanaat önderleri vatandaşları sağduyuya çağırdı. Antakya’nın bir barış ve kardeşlik okulu olduğunu söyleyen Hatay İl Müftüsü Mustafa Sinanoğlu, Müslim ve Müslüman'ın barışa giden insan manasına geldiğine işaret etti. Bu barışı her yerde yaşamanın aslında Allah'ın insanlara verdiği bir emir olduğunu vurgulayan Sinanoğlu, Kur'an-ı Kerim'de 'Ayrılığa düş-

meyin' sözüyle birlik ve beraberlik üzerinde durulduğunu dile getirdi. Antakya Ortodoks Kilisesi Ruhani Lideri Jan Delüller, Kan dökülmesinin her dinde haram olduğunu kaydeden Delüller, "Kutsal kitaplar güzel değerlerden bahsederken komşu ülkede yaşananlar bizleri derinden yaralamaktadır. Biz şehrin ileri gelenleri olarak cemaatlerimizi fitne ve fesattan korumalıyız. Medeniyetlerin buluştuğu, birçok din ve dilin özgürce yaşadığı şeh-

rimizde cemaatlerimizi sağduyuyla yönetmek asli görevimizdir." ifadelerini kullandı. Vakıflı Köyü Ermeni Cemaati Başkanı Cem Çapar ise Hatay’ın etnik yapısıyla dünyaya örnek bir model olduğunu söyledi. Alevi cemaati önderlerinden Nasrettin Eskiocak ise Hatay'da huzur ve barışın en yoğun olması gereken zamanlarda olunduğunu kaydetti. İnsanların aklıselim ile hareket etmelerinin birlik ve beraberlik açısından büyük bir önem arz et-

tiğine işaret etti. Musevi Cemaati Başkanı Şaul Cenudioğlu bütün çocukluğunun eski Antakya'da geçtiğini ve mahallenin içinde değişik dinlere mensup arkadaşlarla birlikte bir yaşam sürdüklerini ifade etti "Hiçbir zaman birbirimize karşı bir takıntımız yoktu. Yani biz asırlardır kendimizle barışığız." diyen Cenudioğlu, sevgi ve hoşgörü içinde Antakya’da yaşamaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Kaynak: Cihan Haber Ajansı


DESTAN

07 HABER

06 Ağustos 2012

Yılmazlar, yapılan iftar yemeğinin diğer siyasi partilerin yaptığı iftar yemeğinden farklı gördüğünü vurguladı. Yaklaşık olarak 350 kişinin katıldığı iftar yemeği organizasyonu ile büyüledi.

Cemil Yılmazlar’dan tüm belediyelere örnek iftar

Belen Belediye Başkanı Cemil Yılmazlar tarafından yardıma muhtaç vatandaşlara 3 gün üst üste iftar yemeği verildi. Restorantta düzenlenen yemeğe katılan vatandaşlar mahalle muhtarları tarafından belirlendi.  Belen Belediye Başkanı Cemil Yılmazlar tarafından durumu iyi olmayan ailelere üç gün üst üste iftar yemeği düzenlendi. İl genelinde pekçok parti tarafından düzenlenen iftar yemeklerinden farkı ise çadırda değil de restorantlarda düzenlenmesi. İftar yemeğinin ilk günü Kurtoğlu Restoranda verildi. Durumu iyi olmayan ve evinde yemek yapamayan ailelerin mahalle muhtarları tarafından belirlenerek davet edilmesi üzerine, organizasyona yaklaşık olarak 350 kişi katıldı. Destan gazetesine verdiği açıklamada Yılmazlar, stratejik olarak diğer partilerin verdiği iftar yemeğinden farklı gördüğünü belirtti. Yılmaz-

lar, bunun sebebini de şu sözlerle açıkladı, “Bunun sebebi de şu; İnsanlar birbirini davet etmemeliler. İnsanlar şunu yapmalıdır yani şu iftar yemeklerini, şuanda biz devlet adına bir iftar yemeği veriyoruz. Dolayısıyla buradaki iftar yemeğinin manası şöyle ortaya çıkıyor. Bu yemekte gerçekten çok dar vatandaşların daha müteşekkür bir iftar yapmalarıdır. Yoksa birbirimizi çağırmıyoruz. Yani burada eli ekmek tutan, ya da yemeğini yiyebilecek insanlardan değil de gerçekten bu yemeği evinde yapamayacak durumda olan insanlardan müteşekkir bir topluluk var şuan burada.” Haber - Fotoğraf: Burak Milli.

DESTAN GAZETESİ Sahibi Burak Milli

Genel Yayın Editörü Uğur Yiğit

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Burak Milli

Muhabir Mehmet Geyik Erhan Öz

“İlk ve tek habercilik destanı”

Hukuk Danışmanı Av. Ayşegül Dalgalıdere

İletişim Fatih Mahallesi, Kanuni Sultan Süleyman Caddesi, Mekan Kent Sitesi, A - Blok Belen - Hatay Tel: 0543 343 99 44 haber@destanhaber.com www.destanhaber.com Baskı Ulaş Ofset, Büyükçarşı İş Hanı, B - Blok Zemin Kat NO: 420 Gazetemizdeki yazı ve fotoğraflar izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


DESTAN

“İlk ve ve tek tek “İlk habercilik habercilik destanı” destanı”

www.destanhaber.com

Haftalık siyasi bağımsız gazete

Yıl: 1 Sayı: 7

Destan gazetesinde yayınlanmasını istediğiniz reklam ve ilanlarınız için; Reklam ve İlan Sorumlusu: 0543 343 99 44

13 Ağustos 2012

‘Adana’dan Anadolu’ya Türk Sineması Yollarda’ İskenderunlularla buluştu 19. Altın Koza Film Festivali kapsamında İskenderun’a gelen Adana Büyükşehir Belediyesi gezici tırı, gösterimde bulundu. Atatürk Anıt Alanı’nda düzenlenen etkinlikte dev Türk bayrağı açıldı. Adana Büyükşehir Belediye Başkanvekili Zihni

Aldırmaz, İskenderun Belediye Başkanı Dr.Yusuf H.Civelek, Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Dönmezer, Muhtarlar Birliği Başkanı Soner Şimşir, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Etkinlikte konuşan Şehir Tiyatrosu Sanat Yönetmeni İsmail Tumiçin, 19. Altın Koza Film

VİZÖRDEN HAYATA

Festivali kapsamında‘Adana’dan Anadolu’ya Türk Sineması Yollarda’ sloganı ile 17 Temmuz’da başlatılan gezici tır projesinin, 25. noktasının İskenderun olduğunu söyledi. Etkinliğin ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle, Ramazan Şenliği şeklinde de kutlandığını belirtti.

e- mail: b.milli@destanhaber.com

Gülümse masum çocuk biz seni öyle sevdik

Fotoğraf: Burak Milli

BURAK  MİLLİ

Her şey vizörden hayata bakmak kadar geniş ve renkli değil. Ya da ufak bir çocuğun gülümseyişi kadar masum... Benim de hayatımı anlatan bir fotoğraf karesi olsaydı, eminin gözlerim kapalı çıkardı. Etrafım flu. Hem gözlerim kapalı hem de etrafım bulanık. Ben net görünsem bile olan biteni göremezdim. Arkada dönen 10 yaşındaki gülümseyen

çocuğun bindiği dönme dolap değil. Etrafta lunapark yok. Sadece görmek isteyip göremediğim, söylemek isteyipte söyleyemediklerim var. Belki siz şimdi merak ettiniz! Bu söylemek isteyipte söyleyemediklerin ya da görmek isteyipte göremediklerin nedir? İşte bütün mesele burada başlıyor. Körebe oynamıyoruz fakat gözlerimiz kapalı.

Ağzımızda ise cam parçaları barındırıyoruz ne zaman kanatacak diye bekliyoruz, onun için konuşamıyoruz. Oysa o içimizdeki sözler tıpkı bir kurşun gibi söylediğimiz zaman geri dönüşü olmayacak bunu da biliyoruz. Mutluluk sahnesine benzetin biraz anlattıklarımı, başta bahsettiğim o gülümseyen masum çocuk gibi. Fotoğrafçının gül sesi

ile güldüğü ve flaşın patlayıp oyunun bittiği. O çocuğa da bizlere anlatılan masallardan anlattılar. Fakat ne uyuyan güzel uyandı ne de pamuk prensesi öperek uyandıracak prens geldi. Zaten pinokyo da hep kukla kaldı. –Oğlum büyüdün sen! Ne masal ne de oyuncak yakışmaz sana. – Evet anne büyüdüm ben mutluluk yakışmaz bana.

Su içen çocuk: Henüz 8 yaşındaki bu çocuk, yaz sıcaklarında oldukça bunalmış. Arkadaşının tuttuğu hortumdan akan suyla serinliyor. Gözlerini kapatmış, kim bilir ne rüyalar görüyordu? Şelaler, denizler...

13 ağustos 2012  

13 ağustos 2012

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you