Issuu on Google+

Balıkçılar 3 Eylül’de de umduklarını bulamadı

İskenderun Kalesi yok olmak üzere

Avlanma derinliğinin 24 metreye çıkartılması balıkçıları eyleme götürmüştü. 3 Eylül’de gerçekleşen görüşmelerden balıkçıları sevindirecek bir karar çıkmadı. Balıkçıların tepkisi devam ediyor. >>3’te

M.Ö. 333 yılına dayanan İskenderun’un tarihi değerlerinden İskenderun Kalesi, yok olmak üzere. Hemen hemen tamamı harap olan kale yetkililerin sahip çıkmasını bekliyor. >>7’de

DESTAN

“İlk ve tek habercilik destanı”

www.destanhaber.com

Yıl: 1 Sayı: 10

Haftalık bağımsız siyasi gazete

Fiyatı: 1 TL 10 Eylül 2012

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Suriye’de yaşanan olaylar sonrasında Türkiye’ye gelen sığınmacıların rakamlarını açıkladı. AFAD tarafından yapılan açıklamada Hatay’daki kamplarda 11 bin 156 sığınmacının bulunduğu ifade edildi. AFAD, “Ülkemize gelen Suriye vatandaşlarının yerleştirilmeleri amacıyla Gaziantep Nizip, Adıyaman Merkez ve Osmaniye Cevdediye çadır kentlerinin kurulum çalışmaları da süratle devam etmektedir" açıklamasında bulundu.. >>2’de.

Homend Turnuvası’ndan renkli kareler

Antakya Belediyesi Gençlik Spor Kulübü ev sahipliğinde 7–11 Eylül tarihlerinde İskenderun İlçesi’nde düzenlenen Homend Hoşgörü Cup Basketbol Turnuvası renkli görüntülere sahne oluyor. 7–11 Eylül tarihlerinde Antakya Belediyesi ev sahipliğinde İskenderun’da düzenlenen ve Türkiye Kadınlar Basketbol 1.Ligi’nde mücadele eden 8 takımın katılımıyla gerçekleştiriliyor. >>6’da.

Fahri Sözüpek - YORUM

Hatay’daki kamplarda 11 bin 156 sığınmacı var

- 12 Eylül’ün söndürdüğü ocaklar ve bir kitap

04

Kocacık: “4+4+4, %100 okullaşma sağlayacak”

4+4+4 sistemiyle 2012 - 2013 eğitim ve öğretim yılı 17 Eylül’de başlayacak. İskenderun İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mustafa Kocacık sistemin yüzde yüz okullaşma getireceğini söyledi. İskenderun İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mustafa Kocacık, 4+4+4 sisteminin yüzde yüz okullaşmayı getireceğini söyledi. Destan Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Kocacık, yeni sistemle okumayan kimsenin kalmayacağını ve ilköğretimden ortaöğretime direk geçişlerin sağlanacağını ifade etti. 2012-2013 Eğitim ve Öğretim yılı 17 Eylül Pazartesi itibari

ile başlıyor. Okulların açılmasına yaklaşık olarak 1 hafta kala, öğrenciler artık 4+4+4 sistemi ile okuyacak. İlköğretime yeni başlayacak 1. Sınıf öğrencileri için durum biraz farklı. Onlar ise 10 Eylül Pazartesi günü, okula ve öğretmenlere alışabilmek adına 1 hafta erken başlıyor. Uygulanan oryantasyon sistemi ile yeni başlayan öğrencilerin okula adapte olmaları sağlanı-

yor. Planlamaların tamamlanıp 2012-2013 Eğitim ve Öğretim yılına hazır olduklarını ifade eden Kocacık, 4+4+4 ile okumayan öğrencinin kalmayacağını vurguladı. Kocacık, “4+4+4 ile öğrenciler artık direk ortaöğretime kayıtları yapılacak. Okumayan tek bir öğrenci bile kalmayacak. Okullaşma oranı %100 hale getirilecek.” diye belirtti. 7-10 Eylül tarihleri arasında orta-

öğretimler için ön kayıtlar gerçekleştirilecek. 4+4+4 planlaması çerçevesinde 12 yıllık zorunlu öğretim gelmiştir. Öte yandan Şube Müdürü Mustafa Kocacık, ilk atama öğretmen başvurularının Milli Eğitimden devam ettiğini söylerken, ücretli öğretmen başvurularının ise İskenderun-meb.gov.tr internet sitesinden yapıla bileceğini sözlerine ekledi. Haber - Fotoğraf: Burak Milli.


02 GÜNDEM

DESTAN

10 Eylül 2012

AFAD tarafından yapılan açıklamada, “Hatay’da 5, Şanlıurfa’da 2, Gaziantep’te 2 ve Kahramanmaraş'ta 1 olmak üzere toplam 10 çadırkent ve Kilis’te 12 bin kişilik 1 adet konteyner kent kurulduğu ifade edildi.

AFAD: “Hatay’da 11 bin 156 sığınmacı kamplarda yaşıyor” Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada Hatay’da bulunan 5 kampta 11 bin 156 Suriyeli sığınmacının barındırıldığı açıklandı. Açıklamada ayrıca diğer illerdeki sığınmacı sayıları da verildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Hatay’daki kamplarda 11 bin 156 sığınmacının bulunduğunu açıkladı. Suriyeli sığınmacıların kurulumu tamamlanan Gaziantep Karkamış ve Kahramanmaraş merkez çadır kentlerine okul ve yurtlarda kalan Suriye vatandaşlarının nakledilmesine başlandığını bildirdi. AFAD, "Ülkemize gelen Suriye vatandaşlarının yerleştirilmeleri amacıyla Gaziantep Nizip, Adı-

yaman Merkez ve Osmaniye Cevdediye çadır kentlerinin kurulum çalışmaları da süratle devam etmektedir" denildi. Hatay’da 5, Şanlıurfa’da 2, Gaziantep’te 2 ve Kahramanmaraş'ta 1 olmak üzere toplam 10 çadırkent ve Kilis’te 12 bin kişilik 1 adet konteyner kent kurulduğu anımsatılan AFAD açıklamasında şunlaar yer verildi: "Kamp merkezlerinin dışında Kahramanmaraş, Adana, Adıyaman, Malatya

ve Osmaniye’de bulunan yatılı bölge okulları, öğrenci yurtları ve spor salonlarında barındırılan yaklaşık 13 bin 500 Suriye vatandaşı da kurulmakta olan barınma merkezlerine yerleştirilecektir. Başkanlığımızın koordinasyonunda; ilgili kurum ve kuruluşlarca çadırkentlerde ve konteynerkentte barınma, yiyecek, sağlık, güvenlik, sosyal aktivite, eğitim, ibadet, tercümanlık, haberleşme, bankacılık ve diğer hizmetler

verilmektedir. Konteyner kent ve çadırkent lerde her türlü koordinasyon; ulusal ve uluslararası afet ve acil durumlarda ülkemiz adına yetkili kurum olan Başbakanlık AFAD tarafından sağlanmaktadır. Kamplarda, okul, cami, ticaret, polis ve sağlık merkezi, basın brifing birimi, çocuk oyun alanları, televizyon izleme üniteleri, su deposu, arıtma merkezi, trafo ve jeneratör gibi donatılar da yer almaktadır.”

İskenderun’da Afet bilinçlendirme semineri İskenderun Belediyesi’nin ev sahipliğinde Belediye Meclis Salonu’nda AKUT tarafından Arama Kurtarma Derneği “Afet Bilinçlendirme” semineri düzenledi. İskenderun Belediye Başkanı Dr.Yusuf H.Civelek, AKUT Mersin Ekip Lideri Hakan Topal, Türkiye Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezleri (ABİGEM) Ağının Sivas, Hatay, Batman ve Van’a Genişletilmesi Projesi Direktörü L.Yeşim Uçtum, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, askeri yetkililer, kamu kurum ve kuruluşlarından temsilciler, mühendisler katıldı. Arama Kurtarma (AKUT) Eğitmenleri Murat Bakan ve Ali Osman Özel, seminerin birinci bölümünde afet tanımı, deprem tanımı, Türkiye deprem haritası sunumunu yaparken, seminerin ikinci bölümde deprem öncesi,

deprem anı, deprem sonrası, enkaz altında yapılacaklar, üçüncü bölümde yangın tanımı, yangın öncesi, yangın anı, yangın sonrasını sundu. Dördüncü bölümde ise sel tanımı, sel öncesi, sel anı, sel sonrası yapılacaklar konusunda bilgilendirdi Özel, Büyük Önder Atatürk’ün “Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirler düşünmek lazım. Felaket geldikten sonra düşünmenin yararı yoktur.” sözüne dikkat çekti. Başkan H.Civelek, ise konuşmasında şu sözlere yer verdi, “Doğal tehditlerle ilgili ne kadar bilgi sahibi olur ve önlemini nasıl alacağımızı bilirsek, doğal afetlere karşı o kadar korunaklı olabiliriz diye düşünüyoruz. Bu toplantıyla, doğal afetlerle ilgili ne yapacağız, ne yapmak lazım, ne yapıyoruz bunlar konuşulacak.” Haber Merkezi.

Belen emniyeti kaçakçıklara göz açtırmıyor Belen İlçe Emniyet Müdürlüğü gerçekleştirdiği operasyonlarla kaçakçılara adeta göz açtırmıyor. İlçede bulunan 14 farklı dükkana arama kararıyla eş zamanlı operasyon gerçekleştiren emniyet güçleri çok sayıda kaçak sigara ele geçirdi. Öte

yandan, Kaçakçıların tek geçiş yolu olan Belen’den kaçak sigara geçirmek isteyen 31 HP 909 plakalı aracı kullanan Mustafa S. İsimli şahıs, kullandığı aracın bagajında 2 bin paket gümrük kaçağı sigara yakalattı Öte yandan bir diğer darbe ise 31 AN

707- 31 AJP 01 plakalı araçları kullanan Ercan E.- Taner K. İsimli şahısların kullandıkları otomobillerde 10 bin 250 paket sigara ele geçirildi.Kaçakçılara göz açtırmayan Belen İlçe Emniyet Müdürlüğü toplam 12 bin 250 paket kaçak sigaraya el koydu.


03 HABER

DESTAN

Denizde avlanma derinliğinin 24 metreye çıkartılmasının ardından eyleme giden balıkçılar. 3 Eylül’de bekledikleri karar çıkmayınca teknelerinin onarımını yaparak yavaş yavaş avlanmaya başladı.

10 Eylül 2012

Jandarma Bölge komutanından Kaymakam Su’ya ziyaret

Balıkçılar 24 metre kararını durduramadı Denizde avlanma derinliğinin 24 metreye Ancak beklenen karar 3 Eylül’de de çıkçıkartılmasının ardından balıkçılar 3 Ey- mayınca balıkçılar, karara itiraz etseler lül’e kadar avlanmama kararı almıştı. bile mavi suların yolunu tutmaya başladı. 1 Eylül Cumartesi günü kalkan avlanma yasağı ile birlikte gelen 24 metre sınırı, balıkçıları 3 gün boyunca eylem yapmaya yöneltmişti. 3 Eylül Pazartesi günü görüşülen toplantıda balıkçıları sevindirecek sonuç çıkmadı. Balıkçılar, büyük bir umutla yasanın kaldırılmasını beklerken, karar değişmedi. 24 metre sınırına takılan balıkçıların bir kısmı karar değişmeyince, teknelerinin bakımını yaparak mavi sulara açılmaya başladı. İskenderun Balıkçılar Barınağında kimi balıkçı teknelerini onarırken, kimi ise bu eylemi sürdürebilmek adına halen avlanmaya çıkmıyor. Küçük tekne sahipleri mevcut düzenlemenin kendilerini zor duruma soktuğunu söylüyor. 24 metre ısrarının devam edeceğini

düşünen kimi balıkçılar ise teknelerini ve ağlarını yeni derinlik seviyesine göre düzenleme yoluna gitti. Balıkçı Rıfat Keser, bekledikleri kararın

Güder: “Hatay’da vatandaşlar huzur içerisinde yaşıyor.” Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güder, ‘a Haber’ kanalında yayınlanan “Deşifre” programına konuk oldu. “Hatay’da neler oluyor?” konulu programda Mehmet Ali Önel’in konuğu olan Güder, bilim adamı kimliği ile burada bulunduğunu ifade ederek sözlerine başladı. Güder, Hatay’ın 12 ilçesinde örgütlenmiş bir eğitim kurumun yöneticisi olarak burada bulunduğunu belirterek, “Herkesin bildiği gibi Hatay ili, 1 mi-

lyon 500 bin nüfusu ile çok kültürlülüğün Türkiye’de en önemli temsilini sağlayan illerden bir tanesidir” dedi. Hatay’da karışıklık olduğunu yansıtan medyaya itafen konuşan Güder, Hatay’da vatandaşlarımızın huzur içerisinde yaşadığını vurgulayarak, toplumsal hayatın Ankara’dan. İstanbul’dan, Bodrum’dan, Trabzon’dan farklı bir şekilde cari yan etmediğini rahatlıkla ifade edebiliriz diye belirtti. Haber Merkezi.

değişmemesini şu sözlerle anlattı, “Beklediğimiz sonucu alamadık. Önümüzdeki senelerde bu 30-35 metre civarına çıkar ve balıkçıların avlanacak alanı hiç kalmaz. Bundan sonra yapacak bir şeyimiz yok, ekmeğimiz için mecbur avlanmaya çıkmamız gerekiyor.” Getirilen yasanın en çok ufak tekne sahiplerini etkilediğini vurgulayan Şinasi Mert Parlak, ufak tekneleri olan arkadaşlarının teknelerini satmayı düşündüklerini ifade etti. Parlak, “Getirilen yasa büyük teknelerin etkilemiyordu zaten. Mağdur olan küçük tekneler oldu. Birkaç küçük teknesi olan arkadaşlarım, bu yasa ile birlikte teknelerini satmayı düşünüyorlar.” dedi. Haber - Fotoğraf: Burak Milli.

Adana Jandarma Bölge Komutanlığına atanan ve 30 Ağustos 2012 tarihi itibariyle Tuğgeneral rütbesine terfi eden Hamza Celepoğlu, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere İskenderun'a geldi. Tuğgeneral Hamza Celepoğlu, İskenderun Kaymakamı Ali İhsan Su’yu da makamında makamında ziyaret etti. Kentin ekonomik, sosyal, ticari, sanayi, tarihi ve kültürel potansiyeli hakkında bilgi paylaşımında bulunan kaymakam Su, kentin birçok ilden daha büyük olduğunu da ifade etti. Sohbet ortamındaki ziyarette kaymakam Ali İhsan Su, Tuğgeneral Hamza Celepoğlu’na yeni görev yerinde başarıl diledi ve İskenderun hatırası olarak fincan takımı hediye etti. Haber Merkezi.

“4+4+4 çocuklara büyük kötülük” Eğitim-Sen İskenderun Şubesi Başkanı Coşkun Selçuk, İskenderun İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamasında “4+4+4 çocuklara yapılabilecek en büyük kötülüktür” dedi. Selçuk açıklamasına şöyle devam etti; “Evrensen bir gerçek olan 72 ay öncesi çocukların gelişimini tamamlamadan ilkokula alınması çocuklara yapılacak en büyük kötülüktür. Ancak Bakan Dinçer'in 66-72 aylık çocukları zorla ilkokula kaydetmeyi 'bilimsel tercih' olarak nitelendirilmesi dikkat çekicidir. Bakan Dinçer'in Avrupa ülkelerinde okulöncesi eğitime başlayan çocukları örnek vererek, ilkokula başlama yaşının erkene almayı meşrulaştırmaya çalışması ise, içinde düştüğü çaresizliğin somut bir yansımasıdır.”Coşkun Selçuk, 4+4+4 eğitim sistemini protesto etmek amacıyla 11 Eylül'de başlayacak ve 15 Eylül'de Ankara'da son bulacak bir yürüyüş yapılacağını da duyurdu. Protestoya, Cumhuriyet Halk Partisi İskenderun İlçe Başkanı Süleyman Uyar'ın da katılarak, destek verdi. Haber Merkezi.


04 YORUM

DESTAN

SÖZÜN ÖZÜ

10 Eylül 2012

DİL DOKTORU

METİN GÜLERYÜZ

12 Eylül’ün söndürdüğü ocaklar ve bir kitap

e - mail: m.guleryuz@destanhaber.com

e-mail: f.sozupek@destanhaber.com

FAHRİ SÖZÜPEK Devrin kudretli generali ve sonrasının Cumhurbaşkanının ifadesiyle ‘olgunlaşması için bir müddet beklenen’ 12 Eylül üzerinden tam 32 yıl geçti. Yani Türkiye Cumhuriyeti nüfusunun yarıdan fazlası bu ihtilali bilmiyor, yaşamadı. Ancak bu acıyı ta ciğerinde yaşayan ve o gün bugün üzerinden atamayan nice insanlar var. İskenderun basınının önemli şahsiyetlerinden gazeteci Akın Bodur’un Eylül 2010’da yayımlanan kitabı ’12 Eylül Karanlığında Dört İdam Bir Tanık’ adlı kitabı bu kanlı ve acı ihtilali hâlâ yüreğinde yaşayan 4 ailenin 4 ciğerparesinin hazin hikâyesini anlatırken geldiğimiz gün itibariyle darbeden medet umanlara da onun gerçek yüzünü göstermeye çalışıyor. Adana Sıkıyönetim Mahkemesinin 12 Eylül’de idam kararı verdiği dört siyasinin infazlarına katılan bir görevlinin gözlemleriyle o sürecin bilinmeyen noktalarının aralanmasına katkı sunmayı amaçlayan Bodur’un eserinde Serdar Soyergin, Mustafa Özenç, Ali Aktaş, Ahmet Kerse adlı farklı ideolojilere mensup ama suçları sabit olmayan dört gencin idam sehpasına yürüyüşleri anlatılıyor. Hem de birinci ağızdan. Bu gençlerin öyle yürek burkan hikayeleri var ki… Bunlardan Ali Aktaş İskenderunluydu. İdam istemiyle cezaevine gönderildiğinde ise İskenderun Lisesi öğrencisiydi. Bir lise öğrencisi. Beraati istenen genç Ali, 23 Ocak 1983’te idam sehpasında son nefesini verdi. Hem de ‘Kurşunlar büyük ihtimalle sanığın silahından çıktı’ gibi kan dondurucu, hukuk skandalı bir gerekçeyle. Ailesine yazdığı son mektubu devrin cezaevi yönetimi tarafından ailesine ulaştırılmadı. Tarihi belge niteliğindeki bu mektup yine Akın Bodur’un himmetleriyle 26 yıl sonra İskenderun Hüyük köyündeki aileye ulaştırıldı. Ali Aktaş’ın gözyaşı dinmeyen annesinin geçen yıl gazetecilere verdiği demeçte sarfettiği ‘Kenan Evren evlat sahibi olmadığı için evlat acısı nedir bilmez.’ Sözü üzerine eklenecek ne var ki? Darbe o kadar acımasızdır ki idam ettiği kişilerin son isteklerini bile yerine getirmez. Son isteği sorulan gençlerin ailelerine helallik için yazdıkları mektuplar – biri hariçailelerine ulaştırılmadı. Asılanların defin işlemleri hiçbir dini tören ve vecibe yapılmadan gömüldü. Ne yıkama ne kefen ne namaz. Ülkücü Ahmet Kerse ise tekbir getiremeden apar topar idam edildi. 22 yaşındaki Serdar Soyergin’in suçlu olduğundan o kadar emindiler ki yargılaması sadece 12 saat sürdü ve asıldı. ‘Adana Cezaevinde idam gerçekleşeceği gün mönüde helva hazır olurdu. İnsanları asmadan helvasını kavuran bir yaklaşım vardı.‘

DİLİN SİYASETİ OLUR MU? İlk bakışta aralarında pek de ilgi yok gibi görülen iki kavramdır dil ve siyaset. Ama dilin siyasi tarihle oldukça sıkı bir ilişkisi olduğu bilinmektedir. Hemen her siyasi akımın uğraştığı, ilgi duyduğu ve üzerinde birtakım tasarruflarda bulunduğu bir alan da dildir. Bugün Türkiye Türkçesinde tarihi münasebetlerden dolayı çok sayılmasa da 3 yüz civarında Rusça kelime bulunduğu işin uzmanları tarafından ortaya konulmuştur. (Konuyu dağıtmak istemem ama Rusça’da üç bin civarında Türkçe kelime bulunmaktadır.) Peki hal böyleyken Türkistan’daki (Orta Asya) Türk Cumhuriyetlerinde konuşulan Türk lehçelerinde neden bu kadar Rusça kelime vardır? Sadece kelime alış verişiyle ifade edilebilir mi bu kadar fazla kelime? O bir tarafa Türkçemizde erkeklik dişilik ifade eden ekler yokken Türk Cumhuriyetlerinde kişi adlarına ve soyadlarına eklenen erkeklik dişilik belirtileri nedir? İşte bu dil siyasetidir. Bir milletin dilini kendinleştirmek ve onu kendi siyasetine uydurmak gayesidir. Son zamanlara kadar ülkemizdeki şucu bucu görüş ayrılıkları fikir sahiplerinin dillerine öyle yansımıştı ki ‘kelime’ dedi şucu ‘sözcük’ dedi bucu anlayışı bilmem hâlâ üzerimizden atılabildi mi? Ama ülkemizin siyasi çalkantılarla neredeyse ikiye bölündüğü yıllarda dil maalesef tam bir araç olarak kullanıldı. Öğretmenin ‘konut sorunu’ adlı bir ödev istemesi üzerine, ödev başlığını ‘mesken meselesi’ diye değiştiren, çünkü öğretmenin ödev başlığını ideolojik yaklaşım olarak gören ve mesken meselesi başlığı kendi siyasetlerine daha yakın bulan gençler yetişti. ‘Örnek’ dersen şu ‘misal’ dersen

bu, ‘olasılık’ dersen şu ‘ihtimal’ dersen bu, ‘izin’ dersen şu ‘müsaade’ dersen bu (oysa ki ikisi de Türkçe değildir) gibi birbirini soyutlamalarla dil siyasetin ana malzemesi oldu. Bir zamanlar ülkemizde dil öyle bir siyaset malzemesi haline geldi ki bir kesim, öztürkçecilik akımı adı altında hayatımızın içindeki nice kelimeleri çıkarmaya kalkınca koca Türkçe Sözlük üç bin kelimeye düştü. Evet 10. Yüzyılda Kaşgarlı Mahmut’un 8 bin kelime derlediği Türkçe bin yıl sonra 3 bin kelimeye düşürüldü, o kadarcık kelimeyle sınırlandırıldı. Buna tepki olarak da bir kesim binlerce yıldır bizim olan kelimelere sırf bu taraf sahip çıktı diye karşı çıktı ve onları uydurmacılıkla itham etti. Yani sokaktaki terör dilde de vardı ve uzun zaman devam etti. Konuyla ilgili farklı görüşleri yansıtan kitaplar yazıldı. Doğan Aksan’ın Tartışılan Sözcükler, dilci olmamasına rağmen Kadir Mısırlıoğlu’nun Bin Uydurma Kelimeyi Boykot, iyi bir dil bilgini olan Faruk Kadri Timurtaş’ın Dil Davası kitapları konuyla ilgili bir solukta okunabilecek keyifli eserlerdir. Dildeki kelime seçimi bir alışkanlığın ürünüdür. Cevap- yanıt, sebep- neden, imkan- olanak gibi kelime tasarruflarını ideoloji olarak görmekten ziyade kullanıcının yetiştiği muhite ve alışkanlığa bağlamak daha sağlıklı olur. Geldiğimiz nokta itibariyle üzerimize düşen görevlerden biri belki de en önemlilerinden biri dili fikir ayrılıklarına ayrımcılığa malzeme olmaktan kurtarmaktır. Diğer türlü bilimi hayatımıza hakim kılmak hayal olur.

Yok artık diyorsanız Akın Bodur’un’12 Eylül Karanlığında Dört İdam Bir Tanık kitabını 12 Eylül arefesinde okuyun daha fazlasını bulacaksınız. Maalesef.

“Hatay’da karışıklık var!” haberlerinden kimler nemalanıyor?

DOĞAN GÖÇMEN

Medya Yazıları

H

atay üzerinde oyunlar oynanıyor. Birileri her fırsat bulduğunda bölgedeki bir takım hassas dengeleri bozma çabasında. Sayın Vali Lekesiz, çeşitli platformlarda bu konuyla ilgili açıklamalarda bulunmasına rağmen “Hatay’da karışıklık var” havası estirmeye çalışıyor. Sayın Vali, en son, “Ancak aşağı yukarı 1 aydır yoğunlaşan, bunların neredeyse ta-

mamına yakını asılsız iddia ve söylentilerin ilimizde yaygınlaşıyor olması çok düşündürücü. Bizler bunların sistematik bir şekilde belirli bir merkezden gerçekleştirildiğini biliyor ve değerlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı. Bir takım medya gerçekten de sistematik bir şekilde bu türden haberlere yer veriyor. Hatay insanı kültürel çeşitliliğiyle yıllardır kardeşlik havası

içinde yaşamını sürdürüyor. Bu havayı bozmak isteyenler. Esad yanlısı bir takım odaklar olabilir. Ya da daha büyük güçler tarafından özellikle organize ediliyor olabilir. Her kim olursa olsun yapılan şey apaçık ortada. Medya aracılığıyla bölgedeki kardeşlik ve hoşgörü havası bozulmaya çalışılıyor. Karışıklık en çok kimin işine yarayacak sorusuna? Cevap bulduğunuzda kimle-

rin bu işten nemalanmak istediğini de çok rahat görebilirsiniz. Şuna inanıyorum ki, amaçlarına hiçbir zaman ulaşamayacaklar ancak bizler de hoşgörü ve çok kültürlülüğü benimsemiş bireyler olarak bu tip haberlere ve oyunlara prim vermemeli, her zamanki bizlere yakışan hassasiyetle kardeşlik havasını yaşatmaya devam ettirmeliyiz. e-mail: d.gocmen@destanhaber.com


05 HABER

10 Eyl端l 2012


06 HABER

İDÇ Spor G.Osmanpaşa: 1-1

DESTAN

Hoşgörü Cup Basketbol Turnuvası 7 Eylül Cuma günü başladı. Turnuvada renkli kareler oluşuyor. 11 Eylül Salı günü bitecek turnuvaya İskenderun kapalı spor salonunda gerçekleştiriliyor.

İDÇ Spor ile Gaziosmanpaşa Spor, İskenderun 5 Temmuz Stadında karşı karşıya geldi. 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden iki takımda da karşılıklı goller vardı. İDÇ Spor sahaya “Ulusumuzun başı sağ olsun” pankartıyla çıktı. Afyonkarahisar’da şehit olan 25 askerimiz için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından başlayan maçta, 6. Dakika’da Gaziosmanpaşa Sporlu 18 numara ile Nuh Aşkın’ın yaptığı harekete hakem penaltı noktasını gösterdi. Yaptığı hareketten dolayı kırmızı kart gören Aşkın, sahadan çıkartıldı. 10 numaralı forma numarası ile Salih Kardeşgiden penaltıyı gole çevirdi ve ilk yarı 1-0 İDÇ sporun üstünlüğü ile tamamlandı. İkinci yarıda 10 kişi kalmasına rağmen yüklenen taraf Gaziosmanpaşa spor oldu. Dakikalar 77’yi gösterdiğinde Gaziosmanpaşa spor Sertaç’ın attığı golle beraberliği sağladı. Karşılaşma 1-1 sona erdi. Haber: Burak Milli.

Homend Hoşgörü Cup’tan renkli kareler Antakya Belediyesi ev sahipliğinde 7–11 Eylül tarihlerinde İskenderun’da düzenlenen Homend Hoşgörü Cup Basketbol Turnuvası renkli görüntülere sahne oluyor. 7–11 Eylül tarihlerinde Antakya Belediyesi ev sahipliğinde İskenderun’da düzenlenen ve Türkiye Kadınlar Basketbol 1.Ligi’nde mücadele eden 8 takımın katılım gösterdiği Homend Hoşgörü Cup Turnuvası’nın açılış maçı Homend Antakya Belediyespor ile Ted Ankara Kolejliler arasında oynandı. Homend Hoşgörü Cup Turnuvasının resmi açılış törenine İskenderun İlçe Kaymakamı Ali İhsan Su,

Amanoslarda 1 kg C4 patlayıcı ele geçirildi Hatay'da bölücü terör örgütüne yönelik Amanos Dağları'nda sürdürülen arama tarama çalışmalarında patlayıcı madde ele geçirildiği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre Hatay İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekiplerin, Hatay'ın Hassa ilçesindeki kırsal alanda yürüttüğü arama tarama çalışmalarında, arazide, içinde 1 kilo C4 patlayıcı, çok sayıda mermi, 2 adet el bombası ve yaşamsal malzeme bulunan sırt çantası ele geçirdi. Bölgede operasyonların devam ettiği bildirildi. Cihan Haber Ajansı.

MKÜ’yü 8 bin 487 öğrenci tercih etti Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) 2012 sonuçlarına göre Mustafa Kemal Üniversitesi 8 bin 487 yeni öğrenci ile 2012–2013 yılına başlıyor.20 yaşında rüştünü ispatlamış ve verdiği ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimleri ile Hatay bölgesi başta olmak üzere tüm Türkiye ve yabancı ülkelerden üniversite adayı öğrencilerin tercihi olan MKÜ, Hoş görü ve bilimin adresi olarak öğrencilerine hizmet vermeye devam ediyor.

10 Eylül 2012

Antakya Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı Homend Hoşgörü turnuvasına İskenderun Kaymakamı Ali İhsan Su da Katıldı. Renkli karelerin oluştuğu turnuva sonrası, Belen Belediye Başkanı Yılmazlar takımları yemekte ağırladı.

Antakya Belediye Başkanı Doç.Dr. Lütfü Savaş, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek, İskenderunlu İşadamı Recep Atakaş ile basketbol severler iştirak etti. Turnuva Şehitlerimize saygı duruşu ile başladı Karşılaşma öncesinde tüm şehitlerimiz anısına saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı hep bir ağızdan söylendi. Antakya Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü

Savaş, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye Kadınlar Basketbol 1. Liginde mücadele veren 8 takımın katılım gösterdiğini, bu turnuvanın ilimize hayırlı uğurlu olmasını dileyerek, Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel ve yönetim kurulu üyelerine, İskenderun Kaymakamı Ali İhsan Su’ya, İskenderun Belediye Başkanı Dr. Yusuf Civelek’e, Gençlik Spor İl Müdürü Emrullah Taşkın’a,

İşadamı Recep Atakaş’a ayrı ayrı teşekkür etti. Turnuvanın açılış karşılaşmasını Homend Antakya Belediyespor 85-75 kazandı. Karşılaşmayı baştan sona üstün götüren Homend Antakya Belediyespor ilk çeyreği 21-14, ilk yarıyı 4439, üçüncü çeyreği 62-57 maçı da 85-75 kazanmasını bildi. Maç sonrası heyeti Belen Belediye Başkanı Cemil Yılmazlar yemekte ağırladı. Haber Merkezi.


DESTAN

07 HABER

10 Eylül 2012

İskenderun Liman Kalesi harap haliyle adeta bir gecekonduyu andırıyor. Çevredeki vatandaşlar kalenin biran önce restore edilmesi ve turistlik açıdan ziyarete açılmasını talep ediyor.

İskenderun Kalesi sahip çıkılmayı bekliyor İskenderun Liman Kalesi tarihe karışıyor. Vatandaşlar ise bu tarihi değerin tamamen yok edilmeden restore edilmesi gerektiğini söylüyor. Tarihi kaleden bugün geriye kalan sadece bir kaç taş ve yarım bir duvar. İskenderun’un Liman Kalesi’nin ot yığınına dönmüş hali vatandaşlar tarafından üzücü bir durum olarak karşılanıyor. İskenderun-Antakya E-91 Karayolu üzerinde bulunan İskenderun Liman Kalesi tarihe karışıyor. Eski adıyla CitadellerAlexandrette olarak bilinen kaleden geri ye kalan sadece bir duvar bulunuyor. Tarihi değeri olan kaleyi 1998 yılında İskenderun Mimarlar Odası tarafından restore edilmek istenmiş ancak bu girişim başarısız olmuş. Tar-

ihi kaleden geriye kalan ise bir kaç taş ve sadece bir duvar. Vatandaşlar bu durum üzücü olduğunu ifade ediyor. Vatandaş Eşref Yılmaz, tarihi değerlerimizin tamamen yok olmadan restore edilmesi gerektiğini, restore edilemez durumda olsa bile yerine maketini yapıp dışarıdan gelen ve İskenderun tarihini bilmeyenlere, bu değerlerin anlatılması gerektiğini belirtti. Edinilen bilgilere göre İskenderun, M.Ö. 333 yılında Pers Ordu’larını yenerek Büyük İskender

tarafından kurulmuş bir şehirdir. Kale o zamanlarda Liman Kalesi olarak kullanılmaktaydı. Vatandaş kalenin harap halinden rahatsız olduğunu söylüyor Muhabirlerimiz kale etrafında bulunan vatandaşlarla yaptığı röportajda kimi kalenin 3 parçadan oluştuğunu söylerken kimi vatandaş ise İskenderun’un kalesi olduğunu dahi bilmediğini ifade etti. Vatandaş Seher Apaydın, 36 yıldır İskenderun’da yaşadığını fakat İskenderun’da kale

olduğunu dahi bilmediğini belirtti. Apaydın, “İskenderun’da kale olduğunu bilmiyordum. İlk defa sizlerden duyuyorum. Böyle bir değer varsa bu değere elbette sahip çıkılmalı. 36 yıldır İskenderun’da yaşıyorum ve kale olduğunu bilmiyorum. Dışarıdan gelenler bunu nereden bilebilir.” şeklinde konuştu. Kale’nin yan tarafında şuan, İskenderun Belediyesi tarafından genişletilmiş yol var. 2. Ayağı olan köprü çalışmaları ise devam ediyor. Haber - Fotoğraf: Burak Milli

www.iskenderunpostasi.com “İskenderun’un tarafsız haber sahası” İşte bu haber olur dediğiniz her şey için: info@iskenderunpostasi.com

DESTAN GAZETESİ Sahibi Burak Milli

Genel Yayın Editörü Doğan Göçmen

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Burak Milli

Muhabir Mehmet Geyik Erhan Öz

“İlk ve tek habercilik destanı”

Hukuk Danışmanı Av. Ayşegül Dalgalıdere

İletişim Fatih Mahallesi, Kanuni Sultan Süleyman Caddesi, Mekan Kent Sitesi, A - Blok Belen - Hatay Tel: 0543 343 99 44 haber@destanhaber.com www.destanhaber.com Baskı Ulaş Ofset, Büyükçarşı İş Hanı, B - Blok Zemin Kat NO: 420 Gazetemizdeki yazı ve fotoğraflar izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.


DESTAN

“İlk ve tek habercilik destanı”

www.destanhaber.com

Haftalık siyasi bağımsız gazete

Yıl: 1 Sayı: 10

Destan gazetesinde yayınlanmasını istediğiniz reklam ve ilanlarınız için; Reklam ve İlan Sorumlusu: 0543 343 99 44

10 Eylül 2012

Öğrenci servis şoförleri uyarıldı İskenderun Şoförler ve Otomobilciler Odası yöneticileri, öğrenci taşıyacak şehir içi servis şoförleri ile yaptığı toplantıda, uyulması gereken kurallar konusunda uyarılarda bulundu. Hatay'ın İskenderun Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Erol Akın, servis şoförleri ile yaptığı bilgilendirme top-

lantısında " Sizden istirhamım, talebelere önem vermeniz, trafik kurallarına uymanızdır. Zaten trafik kurallarına uyuması halinde sorun olmaz. Yeni bir talebe almışsanız çocukların özelliklerini bilmeniz gerekir. Bu bağlamda çocuklarımıza özen göstermeliyiz. Yeni eğitim öğretim yılının servis şoförleri

için kazasız ve kazançlı bir yıl olmasını diliyorum." dedi. Akın, açıklamasının devamında ise şöyle konuştu: "Her anne baba canlarından çok sevdiği çocuklarını sizlere emanet edecektir. Sizlerin bu emanetlere en iyi şekilde sahip çıkmanızdır. Sizler öğrencilere örnek olmalısınız. Sizler servisçilik hizmeti verir-

ken, güvenilir, inisiyatif sahibi kendine güvenen iyi ahlaklı, düzgün konuşan, asla alkol kullanmayan, çocukların önünde asla sigara içmeyen, giyimine dikkat eden araçlarınızı okul servis araçları yönetmeliğinin öngördüğü düzenlemelere göre donatılmasını sağlamalısınız.” Cihan Haber Ajansı.

VİZÖRDEN HAYATA

e- mail: b.milli@destanhaber.com

Gözyaşlarım beni aç bırakacak

Fotoğraf: Burak Milli

BURAK MİLLİ

Şehrin dar sokaklarında, karton kutular üzerinde yaşıyorum. Senin isyan edip beğenmediğin o hayat benim hayalim. Geceler senin için kısadır, fakat benim için çok uzun. Adım çıkmış işte “Sokak Çocuğu” diyorlar. Bu kimlikten kurtulmak için sokaklarda yaşamamam mı gerek? Kötü dediğiniz o sokaklardan sizler geçmiyor musunuz? Her doğan güneşle kaçıyorum bu sokaklardan fakat ne fayda, sokaklar bitmiyor işte. Aslında biz kötü değiliz, adı kötüye çıkmış sokakların. Kötü diye benzettiğiniz o sokak çocukları yerine sokak lambalarını kötüleyin. Sonuçta onlarda sokak-

Mendilci coçuk: Mendilci çocuk, yüzünü saklıyor. Saçları alelade kesilmiş. Gözlerinde hayata karşı büyük bir nefret var. Güneş tenini kavurmuş. Umudunu satacağı mendillere bağlamış.

lara ait. Geriye baktığımda size anlatacağım siyah - beyaz bir hikâyeden başka hiçbir şeyim yok. Yoldan kalkan toz ve duman, soğuk gecelerde bana battaniye oluyor. Senin çöpe attığın yarım ekmekle 2 karın doyuyor. Evet, yanlış okumadın yarım ekmek… Her şeyimiz yarım kaldı, sen evinde eksik bir şeyin bulunmasını istemezken, ben o hayatı yarım yaşıyorum. Beni yanlışta anlamayın hiçbir şeyinizde gözüm yok, sadece çocuklarınıza bizi kötü diye anlatmayın. Bak��n bende çalışıyorum sizler gibi. Peçete satıyorum. Bari buna müsaade edin. Gözlerimden yaş akmadan

satayım şu peçeteleri, yoksa gözyaşlarım gene beni aç bırakacak. Hey! Arkadaşlar, bizlere neden kötü gözü ile bakıyorsunuz? Yaşadığın hayatla neden ellerimdeki tozu kıyaslıyorsun? Asıl görmek istediğiniz akşam olunca bir bankın köşesinde yatmakta olmam mı? Anneleriniz mi uyardı gene, bana neden öyle bakıyorsunuz? Gene başaramadım sanırım. Dün gibi bugünde yarım kaldı. “Evet, bizler annelerinizin evden çıkarken uyardığı kötü çocuklarız.” Duymak istediğiniz buydu madem onu da bizlerden duydunuz. Yazımın bu kısmına kadar okuduklarınız bir

sokak çocuğunun gözünden. Onların yerine koydum kendimi. Köşemin adı da “Vizörden Hayata” değil mi? Onların hayatına önce vizörden baktım sonra da onlar gibi düşünmeye çalıştım. Onların içine karıştım, onlarla oturdum, kalktım. Onların ekmeğini paylaştım. Gördüklerim, hüzünlendirdi. Kederlendim... Onlar bu şehrin masum çocukları, kim sokaklarda yaşamak ya da sokakta mendil satmak ister ki? Emin olun onları bu hayata zorlayan pekçok neden var. Eğer onlardan birine rastlarsanız, bir mendil satın alın ve onlara bir de bu gözden bakın.


DESTAN GAZETESİ 10 EYLÜL 2012 (10. SAYI)